TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                39’uncu Birleşim

                                                                                        13 Aralık 2012 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/698) (S.Sayısı: 361)

2.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki Kamu İdarelerinin 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/649, 3/1003) (S.Sayısı: 362)                                                                                        

 

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

1) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

H) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI

1) Gümrük Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

J) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

K) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

L) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

M) DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI

1) Denizcilik Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

N) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

O) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

1) İçişleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ö) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

P) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

R) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞII

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Uluslararası Sergiler Bürosu EXPO Genel Sekreteri Vicente Gonzalez Loscertales’e Başkanlıkça “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu’nun, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in verdiği bazı bilgilere ve fındık üreticisinin 2004 yılında meydana gelen don afetinden kaynaklanan alacağının hâlen ödenmediğine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in OECD desteğiyle ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 4/12/2012 tarihinde Şile’de meydana gelen deniz kazasında kaybolan cesetlerle ilgili arama faaliyetlerinin ne durumda olduğunu ve kurtarma faaliyetlerinde bir zafiyet olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

4.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın, Şile’de meydana gelen deniz kazasıyla ilgili arama ve kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklaması

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli-İğneada’ya nükleer santral yapılacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11938)

2.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Kocaeli ve Sakarya’daki elektrik kullanıcılarının geçmiş dönem fatura borçları nedeniyle yaşadıkları mağduriyete ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11940)

3.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu’nun, Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı bir beldede inşası planlanan termik ve nükleer santrallere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11941)

4.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, elektrik tüketimindeki azalmanın nedenlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11942)

5.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Rekabet Kurumunun Erzincan’daki bazı firmalar hakkında başlattığı soruşturmaya ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/12160)

6.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Irak’ta ortak olduğu şirketlere ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/12161)

7.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, tarım ürünlerinin ihracatındaki azalmadan kaynaklanan mağduriyetin giderilmesine,

Tarım politikalarını geliştirmeye yönelik çalışmalara,

- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, zeytin üreticilerine verilen desteğin artırılmasına,

Çeşitli afetler sebebiyle  60 ilde zarar gören tarım ve hayvancılıkla uğraşanların mağduriyetlerinin giderilmesine,

- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Uşak’taki çiftçilerin destekleme prim bedellerinin ödenmemesine,

- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, şap hastalığına,

- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye,

İlişkin soruları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/12274), (7/12275), (7/12276), (7/12277), (7/12278), (7/12279), (7/12280)  

8.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Tuzluca ilçesindeki ekolojik zenginliğin dünyaya tanıtılması için yapılacak projelere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12326)

9.- İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu’nun, Keysun Ovası Sulama Birliği üyelerine Birliğin elektrik borçları nedeniyle icra takibi yapılmasına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12661)

10.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de kaçak avcılığın önlenmesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12663)

11.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da ithal edilen hayvanlarla ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12666)

12.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul Maslak’ta devam eden bir konut projesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12667)

13.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, TBMM Etik Komisyonunun aldığı iddia edilen bir taslak karara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/13507)

13 Aralık 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih ŞAHİN (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 39’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2013 Yılı Merkezi Yönetim  Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca, bugün iki tur görüşme yapacağız.

Beşinci turda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu bütçe ve kesin hesapları ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Gümrük Müsteşarlığı kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/698) (S.Sayısı: 361)

2.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki Kamu İdarelerinin 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/649, 3/1003) (S.Sayısı: 362) (x)                                              

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

1) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

H) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI

1) Gümrük Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerindedir.

Bu turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekilleri sisteme girebilirler.

Beşinci turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum:

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek, Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Karahan Uslu, Trabzon Milletvekili Safiye Seymenoğlu, İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Hakkâri Milletvekili Esad Canan, Mardin Milletvekili Erol Dora; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz, Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz, Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker, Iğdır Milletvekili Sinan Oğan; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Tokat Milletvekili Orhan Düzgün, Muğla Milletvekili Tolga Çandar, Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt.

Şahısları adına, lehinde İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır; aleyhinde Adana Milletvekili Muharrem Varlı.

Şimdi, ilk olarak Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan.

Buyurunuz Sayın Erdoğan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlarım.

Dün, başkent Ankara’nın köylerine yol götüremeyen bir Türkiye vardı; bugün, Ankara’nın da, Hakkâri’nin de, Edirne’nin de köylerine yol götürmüş, su götürmüş bir Türkiye var. Dün, yardım alan, IMF kapılarında bekleyen bir Türkiye vardı; bugün, dünyanın her yerine merhamet elini uzatan, yaraları saran bir Türkiye var. Dün, seçim ekonomisi diyerek popülizm yaptılar, milletin kaynaklarını çarçur ettiler, milletin emanetine haksızlık ettiler. Merkez Bankasına talimat verildi, karşılıksız para basıldı. Bedeli, sonuçları, faturası hiç hesaba katılmadan bol keseden dağıtıldı. Vaatler havada uçuştu. Enflasyon bu ülkede 3 haneli rakamlara yükseldi. Bütçe açığında rekorlar kırıldı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Şiir mi, şiir mi?

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) - Faizler astronomik seviyelere tırmandı. Zamlar ardı ardına geldi, kaşıkla verilen kepçeyle geri alındı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazreti Mevlânâ der ki: “Hangi tohum toprağa atıldı da toprak onu kabul etmedi ki? Her an iyilik tohumu ekedur, ekmedikçe hiçbir şey biçemezsin.” 2002 yılından beri, artık bu topraklarda AK PARTİ ile Hazreti Mevlânâ’nın gönül zenginliğini, Yunus’un hoşgörüsünü birbirimize aktarıyor, Hacı Bektaşi Veli’nin diliyle, gönül diliyle konuşuyoruz. Âkif’in irfanıyla var olacak Asım’ın neslini inşa ediyoruz.

Biz barış ve kardeşlik tohumları ekerken muhalefet rüzgâr ekmeye devam ediyor ama bilmeliler ki rüzgâr eken fırtına biçer. Yanlış yapanlara, hortumlanan yüzlerce milyar dolara, batırılan bankalara göz yumanlar, ses çıkarmayanlar, millete rağmen vesayetçi sistemi alkışlayanlara millet en güzel cevabı verdi. Evet, rüzgâr ekmiştiniz, fırtına biçecektiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Seçimlerde, sandıklarda fırtına sizleri biçmeye devam etti ve ediyor. Ya kendinizi değiştirecek ya da yokluğa mahkûm olacaksınız.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Tarıma gel, tarıma!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – 8 bin liralık inekler 2 bin liraya satılıyor Sayın Erdoğan!

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Değerli dostlar, tarım, ülkemiz ekonomisi ve sosyal yapısında önemli bir sektör.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sen Besni’deki çiftçinin yüzüne bakabiliyor musun?

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Tarım, Hükûmetimizin ve Bakanlığımızın kararlı politikaları ve sağlanan desteklerle, son on yıllık dönemde ekonomiye önemli katkılar sağlar.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sen Besni’ye git de çiftçilerle bir konuş. Besni’deki çiftçi acından ölüyor acından! Haberin yok senin!

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Anguslara gel, anguslara!

MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Yapılan desteklemelerle gelişen tarım sektörünün millî gelire katkısı 3 kattan fazla artarak, 2002 yılında 36 milyar TL’den 2011’de 103,6 milyar TL’ye ulaşır. 186 ülkeye 1.586 çeşit tarımsal ürünü ihraç eden bir ülkeyiz. Tarımsal üretim değeri itibarıyla dünyada 7’nci, Avrupa Birliğinde 1’inci sıradayız. On yıllık iktidarımızda toplam 50,7 milyar TL tarımsal destek verildi.

Yıllardır tarım ülkesiyiz diye oyalayanlara sormak lazım. Cumhuriyetin Tarım Kanunu, Tohumculuk Kanunu, tarım ürünleri sigortası neredeydi? İşte, AK PARTİ’yle seksen üç yıldır beklenen Tarım Kanunu’nun da içinde bulunduğu 14 temel kanun hayata geçirildi.

Tarım havzaları, kırsal kalkınma hamlesi, sulama yatırımlarına hibe desteği, arazi toplulaştırması, yem bitkileri, tohumculuk destekleri yapılan çalışmaların birkaçı.

Hele son günlerde ne kadar önemli olduğunun farkındasınız, tarladan sofraya, çiftlikten çatala güvenilir gıdanın insanlarımıza sevkiyatı noktasında ne kadar da hassas ve dikkatli davranılıyor değerli dostlar.

Bunlar, ancak bir kısmını söyleyebildiğim bu destek ve çalışmalar. İşte, bunlarla bitkisel ve hayvansal üretimde çok önemli artışlar sağlandıysa da daha yapacağımız, katedeceğimiz mesafeler var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında toplam tahıl üretimi 30 milyon 800 bin tondan 33 milyon 400 bin tona çıktı. Toplam meyve sebze üretimimiz 39 milyon tondan 46 milyon tona çıktı. İşte biz, 2023’e doğru ilerlerken hedefimiz, dünyada tarımsal ekonomik büyüklükte ilk 5 ülke arasında yer alan, tarımsal değeri 150 milyar dolara ulaşmış, ihracatı 40 milyar doları aşan, dünyada ve bölgesinde tarımsal alanda söz sahibi, arazi toplulaştırmasını tamamlamış, sulanabilir alanlarının tamamını sulamaya açmış bir Türkiye hedefliyoruz.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; bütçenin hazırlamasında emeği geçenlere, Sayın Bakanımız Mehdi Eker’e ve Bakanlık bürokratlarına teşekkür eder, bütçenin hayırlara vesile olmasını diler, sizleri saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Bayburt milletvekili Bünyamin Özbek. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Buyurunuz Sayın Özbek.

AK PARTİ GRUBU ADINA BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 2013 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime özellikle tütün mamullerinin insan ve toplum sağlığına zararlı olduğunu hatırlatmakla başlamak istiyorum.

Hükûmetimiz döneminde sigaranın zararlarından korunmaya yönelik birçok tedbirler alınmıştır. 2008 yılında 4207 sayılı Kanun’da değişiklik yapan…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bünyamin, bırak bunları sen, Kop’tan bahset, Kop’tan, Kop Tüneli’nden bahset.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Devamla) – …5727 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun sizlerin oylarıyla kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir. Pasif içicileri korumaya yönelik dumansız bir Türkiye oluşturmak adına, 19 Temmuz 2009 tarihinde Türkiye’de tüm kapalı alanların dumansız hâle getirilmesi sağlanmıştır. Bunun neticesinde, 15 yaş üzeri nüfusun sigara içme oranı 2006 yılında yüzde 33,4 iken…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bayburtlular Kop’u istiyor Bünyamin, bırak onu sen, Kop’tan bahset.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Devamla) …bu oran 2012 yılında yüzde 27,1’e gerilemiştir. 2008 yılına göre yaklaşık 2 milyon 200 bin kişi sigarayı bırakmış, kapalı alanlarda sigara dumanına pasif maruziyet yüzde 60 ve yasak olmamasına rağmen evlerde sigara içenlerin oranı yüzde 35 azalmıştır. Tütünle mücadelede ülkemiz dünyada başarılı ilk 4 ülke arasında yer almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer yandan, tarımı kalkındırmadan ülkenin kalkınmasının mümkün olmayacağı anlayışıyla, tarımda kalkınma hamlesine gidildiğinden, burada altını çizmek isterim ki tarımsal kalkınma hamlesi doğrultusunda, bütçe içerisinden çiftçilerimize karşılıksız olarak dağıtılan tarımsal destek miktarı 2002 yılında 1,9 milyar TL iken, 2012 yılında 6,5 milyar TL olmuştur. Tarımdaki bu kalkınma hamlesi ilimize çok daha net bir şekilde yansımış olup son on yılda Bayburt çiftçilerine toplam 73 milyon 200 bin Türk lirası üretim desteği ödenmiştir.

Diğer yandan, dün Sayın Başbakanımız tarafından açılan Demirözü Barajı ile yaklaşık 11.260 hektar tarım arazisi suya kavuşmuş olacaktır. Yine, Demirözü Barajı sulama sahasını da içerisine alacak şekilde, 16 köyü kapsayan yaklaşık 20 bin hektarlık alanın arazi toplulaştırma ihalesi yapılarak toplulaştırma çalışmaları başlamıştır.

Çiftçilerimiz faiz yükü altında ezilmekten kurtarılmış olup Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri aracılığıyla, çiftçilerimize, hayvancılık ve sulama yatırımları için yedi yıla kadar vadeli, sıfır faizle kredi verilmektedir. Son on yılda ilimizdeki tarımsal kooperatiflere kullandırılan işletme ve yatırım kredileri tutarı 10 milyon TL’yi geçmiştir.

Şimdi, Haydar Bey Kop Tüneli’nden bahsediyor. Arkadaşlar, gerçekten bir hayalimiz vardı. Erzurum-Bayburt arasında ciddi bir dağ vardı. Burada özellikle kışları gidiş-gelişler çok zor oluyordu. Hayal ediyorduk, rüyasını bile göremiyorduk ama bugün gerçek oldu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hayırlı rüyalar!

BÜNYAMİN ÖZBEK (Devamla) – Sayın Başbakanımıza ve Ulaştırma Bakanımıza ve Karayolları bürokratlarına teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Rüyadan uyanmayın, devam edin rüyaya!

MUHARREM VARLI (Adana) – Helal olsun vallahi, iyi yetiştirmişsiniz!

BÜNYAMİN ÖZBEK (Devamla) – Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, 4733 sayılı Kanun’la, 2002 yılında, tütün ve alkol piyasalarını düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuştur.

Dünya pazar payında tütün üretimimiz önemli bir yere sahiptir. Şöyle ki: Dünyada şark tipi tütün üretiminde yüzde 28’lik pazar payıyla 1’inci sırada yer almaktayız. Ülkemiz için önemli bir ihracat ürünü olan şark tipi tütün 2012 yılının Ocak-Ekim döneminde, 2011 yılının aynı dönemine göre yüzde 15 büyüyerek 378 milyon dolara ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurumun 2013 bütçesinin tütün mamulleri piyasasına izin gelirleri toplam 9 milyon 500 bin Türk lirasıdır, alkollü içkiler piyasası izin gelirleri 9 milyon Türk lirasıdır. Malların kullanılmaya veya faaliyette bulunmaya iznine ilişkin 38 milyon Türk lirası gelir tahsil edileceği tahmin edilmektedir.

2013 mali yılında kurum bütçesinin toplam 64 milyon 620 bin Türk lirası olacağı görülmüştür.

Bu vesileyle sizleri tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özbek.

Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Bakbak.

AK PARTİ GRUBU ADINA DERYA BAKBAK (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın bakanlarım ve değerli milletvekili arkadaşlarım; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz binlerce yıllık tarihin zengin mirasını topraklarında taşımakta. Aynı zamanda, sahip olduğu özel konum, doğal güzellikleri, ev sahipliği yaptığı uygarlıkların kültür hazineleri ile dünyada kültür ve turizm zenginliği bakımından sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Bunun bilinciyle on yıllık iktidarımızda bizler önemli kültür ve turizm hamleleri gerçekleştirdik. Yapılanlar meydanda; sayılar, rakamlar ortada. 2002’de 13,2 milyon kişi ile  dünyada 17’nci sırada olan ülkemiz, 2011 yılında 31,5 milyon kişi ile gelen turist sayısı bakımından 6’ncı sırada. Turizm gelirleri bakımından ise 23 milyar dolar ile dünyada 9’uncu sıraya yükselmiş durumdayız.

Ülkemiz yakın geçmişe kadar kültür ve turizm konusunda hiç bu kadar mesafe katetmemişti. Bugün ilk defa, makro düzeyde, uzun ve orta vadeli hedeflere sahip, entegre bir ulusal kültür ve turizm politikasına bizim iktidarımız zamanında ulaşabilmiştir. Bakanlığımızın çalışmalarıyla turizm algımız son on yılda “deniz-güneş-kum” üçgeninden çıkmış, bunun yanı sıra ülkemizin kültürden sağlığa, gastronomiden kongre turizmine kadar birçok alanda sahip olduğu zenginliği ve çeşitliliği doğru tanıtım araçlarıyla en güzel şekilde kullanılarak kapsamlı bir turizm politikası hâline getirilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yaptığımız çalışmalarla çağdaş, yenilikçi faaliyetlere önem vererek “müze kütüphanesi” gibi yeni kavramları turizme kazandırıyoruz. Turizmde engellilere yönelik çalışmalarımızı yoğunlaştırıyor, çoğaltıyoruz. Çocuklar için müzeleri daha ilginç hâle getirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Kültürel mirasımızın korunması için gerekli teknik elemanların yetiştirilmesine öncelik veriyoruz. Millî müze kompleksleri kurarak depolarda kalan eserlerimizin sergilenmesini sağlayacak çalışmalar yapıyoruz. Daha sektörel turistik mağazalar açıp daha geniş kitlelere ulaşabiliyor, kârlılığımızı artırıyoruz. Öte yandan, Türkiye’den yasa dışı yollarla çıkarılmış çeşitli hazinelerimizi ülkemize geri kazandırıyoruz. Sinema sektöründe de ülkemizin adından uluslararası arenada söz ettirmeye; tiyatroda, operada, balede, konser ve resitallerde temsil ve etkinlik sayımızı her geçen gün artırmaya başladık.

Değerli milletvekilleri, şehirlerimizin kültürel kimliklerini geliştirerek turizme kazandırdık. İşte, bunun en güzel örneği, Gaziantep. Sadece Gaziantep değil, bugün ülkemizin pek çok şehri turizm alanında hızla gelişiyor. Daha önce çöplük olan, dökülen, yıkılan eserlerimiz turizme kazandırılıyor. Bu yeni yüzleriyle şehirlerimiz, yaşanabilir marka şehirler hâline geliyor.

Şu bilgileri de özellikle ve de gururla paylaşmak istiyorum sizlerle: Uluslararası turizm sektörünce önemli addedilen Dünya Seyahat Ödüllerinde Kültür ve Turizm Bakanlığımız Avrupa’nın en iyi turizm kuruluşu ödülüne layık görüldü. Ayrıca, Gaziantep için gurur kaynağı, UNESCO’nun 2012 Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’ne giren Zeugma da 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.

Değerli milletvekilleri, üstün performanslar aynı hedefe yönelmiş takım oyunundan çıkar. Bizler, ortak akılla, gönül birliğiyle hareket ederek ülkemizi on yılda muazzam bir noktaya taşıdık. Türkiye’miz, ekonomik anlamda, demokratik anlamda, siyasi anlamda yaptığı reformlarla, uyguladığı politikalarla, güçlü duruşuyla, kalkınma ve  çağdaşlaşma düzeyiyle komşu ülkelerimize model gösterilen bir ülke oldu. Bu başarıyı çok daha öteye taşıyacağımıza inanıyor, muasır medeniyet yolunda bu büyük millete hizmeti geçen, eser bırakan, taş üstüne taş koyan bütün devlet ve siyaset adamlarına ve aziz milletimize şükranlarımı sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakbak.

Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Karahan Uslu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Uslu.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEYNEP KARAHAN USLU (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün 2013 mali yılı bütçesi üzerine söz almış buluyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, altmış üç yıldan beri, bu köklü kurumun aracılığıyla opera ve bale sanatlarında dünya birikimini ülkemize taşımakta ve kendi birikimimizi de dünyaya ihraç etmekte, en geniş ölçekte insanlığa aktarmaktadır. Bu çerçevede, sanat ve kültürün ürettiği birleştirici kültürel zeminler arasında özgün bir yere sahip olan opera ve bale sanatlarına, birçok mesnetsiz ön yargının aksine, cumhuriyet tarihi boyunca en fazla sahip çıkan iktidarın AK PARTİ iktidarı olduğu da belirtilmelidir. Bu sahiplenişe sadece birkaç örnek verirsek: Bakanlar Kurulu kararı 1993 yılında alınmasına rağmen, ancak kuruluşu 2008 yılında gerçekleşen Samsun Devlet Opera ve Balesi; yine, 2007 yılından beri düzenlenen İzmir Genç Solistler Yarışması; 2008 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası İstanbul Bale Yarışması; 2010’dan itibaren de Uluslararası İstanbul Opera Festivali kurumumuzca düzenlenmekte; yine, 2008 yılından bu yana da Bilim Dans Topluluğu, 2011’de İstanbul Modern Dans Topluluğunun kuruluşu gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. 2002 yılından bu yana da kuruma 606 yeni kadrolu sanatçı alınmak suretiyle kurumun gücü ve dinamizmi artırılmıştır.

Diğer taraftan, ilk kez sadece Türk sanatçıları tarafından üretilmiş sanat eserlerinin halka sunulduğu Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri’nin düzenlenmeye başlanması, 9 Türk cumhuriyetinin katılımıyla TÜRKSOY bünyesinde ülkemiz liderliğinde Türkiye Cumhuriyetleri Opera Birliğinin oluşturulması ve ilk kez bir Türkiyeli sanatçının, Selman Ada’nın bestelediği bir operanın Alman Devlet Opera ve Balesi tarafından sergilenmeye başlanması da artık farklı sanat dallarında da rüştünü ispat eden, dünyaya kendi kültürünü bu alanda da ihraç etmeye başlayan güçlü Türkiye'nin iz düşümüdür.

Ulusal ve uluslararası turneler, temsil sayıları, geçmiş dönemlerde hiç ulaşılamayan düzeyde artmıştır. Sanatı sadece imkânı olanlar için olmaktan çıkaran, sanatı herkes için ulaşılabilir kılan bir yaklaşım sergilenmiştir. 2009’da 242 yerli eser seyirciyle buluşurken 2012’de bu rakam 392 olmuştur. Yine, toplam sergilenen eserlerin 2009’da sadece yüzde 29’u ülkemiz sanatçılarına aitken bu rakam 2012’de yüzde 41’e ulaşmıştır ve işte, sanatta gerçek millîlik de budur, kendi değerlerini sahipleniş de budur. Bu yaklaşımın artık bir toplumsal karşılığı olduğu da ifade edilmelidir. Bir zamanlar -işte, çeşitli iller versiyonu vardır- iline opera gelmiş, izlemişler, çıkışta sormuşlar “Nasıldı?” diye, “Bu ilimiz il olalı böyle zulüm görmemişti.” diyerek ancak sanat dallarına nasıl yabancı olduğumuz hususunun espri konusu olabildiği günlerden, Anadolu’nun, artık kendi hikâyelerine sahip çıktığını, sanata da, evrensel kültürün ürünlerine de ilgisinin giderek arttığını her yıl gişe gelirleri ve seyirci sayısındaki artış üzerinden de gösterebiliyoruz. Rakamsal verilerle ifade edersek, bir önceki yıla göre 50 bin yeni seyircinin daha eklendiğini, bir yılda 439.619 kişi tarafından Devlet Opera ve Balesinde sergilenen eserlerin izlendiğini ve sanatı yerelle buluşturan bu perspektif sayesinde sürekli bu rakamın arttığını görüyoruz.

Devlet Opera ve Balesi sadece bir sanat kurumu değil, bir eğitim kurumu olarak da çocuklara ve gençlere çeşitli eğitimler vermekte, 2010 yılından beri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığıyla imzalanan anlaşma çerçevesinde, devlet koruması altındaki çocuklarımızın da sanat kariyeri almasına fırsat tanınmaktadır. İlk kez bir çocuk opera ve balesi olarak düzenlenen bir sahneye de AK PARTİ iktidarı döneminde sahip olunduğu ifade edilmeli. Bugüne kadar opera ve baleye en büyük yatırımı yapan hükûmetlerin AK PARTİ hükûmetleri olduğunu, 2002 yılından 2012 yılına kurum bütçesinin yüzde 203 arttığını, 2012’den 2013’e yüzde 19’luk bir artışla 212 milyon Türk lirasına ulaştığını ve bir ülkede sanatta kaydedilen gelişmelerin ve gösterilen başarıların kamu bilincinin gelişmişliğine, düşünce gücünün ve özgürlüğün artışına…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEYNEP KARAHAN USLU (Devamla) - …toplumun ortak bir estetik düzeye ulaşmışlığına işaret ettiğini belirtiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uslu.

Trabzon Milletvekili Safiye Seymenoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Seymenoğlu.

AK PARTİ GRUBU ADINA SAFİYE SEYMENOĞLU (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı bütçe görüşmelerinde, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kültürün ülkemizin sosyoekonomik kalkınmasına ve bölgesel gelişmesine katkılarının artırılması yönünden Devlet Tiyatroları önemli bir görev üstlenmiştir ve bu görevi yerine getirebilmek için repertuvarını büyük bir titizlikle tamamlayarak oyunlarını ülkemizin her bir köşesinde başarıyla sergilemektedir.

Devlet Tiyatroları, sanatsal yaratıcılığın en etkin şekilde topluma aktarıldığı tiyatro sahnelerinde 1949 yılından beri temsillerini sürdürmektedir. Tiyatrolarımız 2002 yılında 12 il, 28 sahnede hizmet verirken bugün 23 il, 60 sahnede hizmet vermektedir.

Türkiye’nin her noktasında olmanın önem ve gereğini yerine getirmek azim ve kararlılığında olan Devlet Tiyatrolarımıza, bu amaçla, 2013 yılı içerisinde Devlet Tiyatroları ailesine Manisa, Kayseri, Çanakkale, Mardin ve Şanlıurfa’da da açılacak olan yeni sahnelerimiz de katılacaktır.

Devlet Tiyatroları, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Trabzon, Diyarbakır, Antalya, Erzurum, Konya, Sivas ve Van illerindeki tiyatro izleyicisinden yoğun ilgi görmüş olup Gaziantep, Maraş, Elâzığ, Malatya, Samsun, Çorum, Zonguldak, Aydın, Rize ve Ordu illerinde de aynı başarıları göstermiştir.

En önemli amacı, herkesi temsil verilebilecek her yerde ve her şartta tiyatro sanatına ulaştırmak olan Devlet Tiyatroları, yurt genelinde yılda ortalama 6 bin temsil yapmakta ve 2 milyon seyirciye ulaşmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ulusal tiyatro ödüllerinin her yıl önemli bir bölümünü alan Devlet Tiyatroları, uluslararası arenada kazandığı ödüllerle de dünya çapında onurlandırılmaktadır. Birçok uluslararası festivale ve etkinliğe davet edilen Devlet Tiyatroları, programı dâhilinde oyunlarıyla ve projeleriyle bu organizasyonlara katılmaktadır.

Devlet Tiyatrolarının en önemli faaliyetlerinden biri de uluslararası tiyatro festivallerini gerçekleştirmektir. Bu kapsamda, benim ilim olan Trabzon’da da “13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali”ni düzenlemiştir.

Amacı sadece perde açmak olmayan Devlet Tiyatroları, her yıl olduğu gibi bu yıl da sosyal sorumluluk projeleri kapsamında çok önemli hizmetleri sürdürmüştür. Bu kapsamda “Bütün Çocuklar Tiyatroya” projesiyle, daha önce hiç tiyatro izlememiş çocuklarımızın ücretsiz olarak tiyatro izlemeleri sağlanmıştır. “Her Okul Bir Tiyatro” projesiyle de öğretmenlerimize tiyatro sanatçılarımız tarafından eğitim verilerek kendilerinin hazırladığı oyunlar ilköğretim öğrencilerimizce başarıyla sahnelenmiştir.

Sokakta çalıştırılan çocukların okula dönmeleri amacıyla başlatılan “Çiçekleri Soldurmayalım” projesiyle sokak çocuklarının oyunlarda rol almaları sağlanarak sorumluluk bilinci ve  öz güven duygularının oluşumuna katkıda bulunulmuş ve onların topluma kazandırılmasında önemli bir adım atılmıştır.

Engelli çocuklara ve yetişkinlere yönelik tiyatro çalışmaları yapılarak bu oyunlar repertuvara alınmıştır. Türkiye'de ilk kez görme engelli çocuklara yönelik “Okuma Tiyatrosu” da Devlet Tiyatroları bünyesinde gerçekleştirilmiştir.

Devlet Tiyatroları, mahkûmların sosyal ve kültürel gelişimine katkıda bulunmak, topluma kazandırılmalarını sağlamak amacıyla onlarla birlikte tiyatro çalışmalarında bulunmuş ve cezaevlerinde de ücretsiz temsiller vermiştir.

Ülkemize gelen Suriyeli mültecilere Hatay ve İskenderun’da moral ve motivasyonlarını sağlamak amacıyla Diyarbakır Devlet Tiyatrosunun 1’i çocuk oyunu olmak üzere 2 farklı oyun temsilinde yoğun bir ilgiyle yüzde 100’lere varan doluluğa ulaşılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne ayrılan bütçeyle, tiyatro sanatıyla toplumda birlik, beraberlik ve barış kavramlarının hayata en gerçekçi ve en etkili şekilde yansıtılacağı inancıyla bütçenin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Seymenoğlu.

İstanbul Milletvekili İsmet Uçma. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Uçma.

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMET UÇMA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, ülkelerin çeşitli ihraç ürünleri ve kaynakları vardır; kimisi doğal gaz zenginidir, kimisi petrol zenginidir, kimisi yetişmiş insan gücüne ya da teknolojik imkânlara sahiptir, çağın trendlerini iyi yönetir. Ama, bizim elimizde başka hiçbir toplulukta ve toplumda bulunmayan, dünyaya ihraç ettiğimiz zaman medeniyet bileşkesinde ağırlık teşkil edebileceğimiz ve geleceğin medeniyetini yeniden kurgulayıp oluşturabileceğimiz önemli bir envanter var; bu da yazma eserlerimiz.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 30/12/2010 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6093 sayılı Kanun uyarınca kurulmuş, bugün başkanlık teşkilatı 3 bölge müdürlüğüne bağlı 17 müdürlük ve 4 memurluk olarak hizmet vermekte olan özel bütçeli, döner sermayeli, İstanbul merkezli bir kuruluştur.

Türkiye, başta İslami ilimler olmak üzere, diğer bütün ilimlerde yazma eserlerin dünyada en çok olduğu ülkedir. Türkiye genelinde, başta Arapça, Türkçe, Farsça, Ermenice, Süryanice ve diğer bazı dillerde olmak üzere, 500 bine yakın yazma eser bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu envanter, devir teslimlerle ve tespitlerle net olarak önümüzdeki günlerde inşallah tespit edilmiş olacaktır.

Sevgili milletvekilleri, bugün, dünyada bir rahmet dili kullanılamıyorsa, ortak iyi ihya edilemiyorsa, dünya barışı lineer olarak sağlanamıyorsa ve bugün dünyada İslamofobi ve isminin sonuna “terör” eklenmiş bir ümmet algısı varsa bunda derin tarihî ve kültürel kökleri bulunan bir milletin çocuklarının terörle özdeştirilemeyeceğini ve İslam’ın bir korku aracı olamayacağını ifade için, yazma eserler elimize tarihî bir fırsat vermekte ve belge niteliği taşımaktadır. Eğer yazma eserler bugün dünyaya olması gerektiği gibi açılabilir ise kendi medeniyet kodlarımızın insanlığa ve evrensel mesaja neler katabileceğini açıkça görmek mümkündür. Zira, tarih Hacer’in ve Sara’nın çocukları arasında kısır döngülerle varlığını devam ettirip sürdürürken evrensel mesaj taşıyıcıları olarak bu eserler sayesinde “küllün nâs” diyebilen tek topluluk, tek insanlık âlemi gerçekten de bu medeniyetin mensupları ve müntesipleridir. Dünyanın sorunlarını, kaosu, kaostan kozmosa ulaşmayı sağlayabilecek olan, mevzii davranışlar, kliksel yaklaşımlar, ideolojik yaklaşımlardan ziyade “bütün insanlar” diyebilen bir anlayışın yeryüzüne hâkim kılınmasıdır.

Yazma eserler de sevgili arkadaşlar, organik madde oldukları için tıpkı insan gibi zamanla hastalanır, yaşlanır, ayrıca temizliğe ve cilt bakımına ihtiyaç duyarlar. Eserlerimizin bu yeni kurumsallaşma sayesinde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması, sağlıklı bir şekilde intikal ettirilmesi büyük bir önem arz etmektedir.

Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan en eski eserimiz Arap şiiri konusundadır ve yaklaşık 1.380 yaşındadır sevgili arkadaşlar. 1.000 yaşını aşkın yaklaşık 400 eserimiz mevcuttur. Yazma eserlerimizin genel yaş ortalaması 400-500 yıl kadardır.

Yazma Eser Başkanlığımızın çalışmaları arasında, özellikle kütüphanelerin yeniden restorasyonu, depolama işlemleri, daha iyi hizmet verebilmek açısından modern tekniklerle restore...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMET UÇMA (Devamla) – …edilmeleri ve okurların…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uçma. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İSMET UÇMA (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir.

Buyurunuz Sayın Demir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL YILMAZ DEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar gibi çalkantılı bir coğrafyanın ve aynı zamanda dünyanın en önemli ticaret ve enerji hatlarının kesiştiği bir kavşak noktasında yer almaktadır. Zor ama bir o kadar da fırsatlarla dolu bir coğrafyada bulunuyoruz. Bölgemizde barışı, istikrarı, dayanışmayı ve demokrasiyi savunuyoruz. Bölgedeki sorunların çözümü hâlinde sadece Türkiye’nin değil, bölgedeki tüm ülkelerin kazanacağını her zaman, güçlü bir biçimde ifade ediyoruz.

Bildiğiniz gibi, iktidara geldiğimiz Kasım 2002’den bu yana hem siyasi hem de ekonomik alanda çok önemli reformlara imza attık, attığımız adımların ne kadar isabetli olduğunu küresel krizde test etmiş olduk.

Biz, yeni bir yaklaşım getirerek paradan para kazanma devrinin bitmesi gerektiğine inandık. O nedenle, reel sektörün yeniden canlanmasını ve ülke ekonomisine güvenmesini, yatırımlarına hız vermesini sağlayacak tedbirler aldık. Diğer pek çok ülkenin aksine IMF’den destek almadan, kendi dinamiklerimizle, kendi insanımıza güvenerek bunu aştık.

Sağlanan siyasi istikrar sonucu elde edilen güven ortamı, yabancı yatırımcıların ülkemize küresel kriz ortamında dahi yatırım yapmalarına imkân sağlamıştır. Ülkemize son on yılda yaklaşık 100 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye girişi gerçekleşmiş ve bunun yarısına yakını küresel krizden sonra gelmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı hızla gerçekleştirdiği yeniden yapılanmayla ülkemizi dünyanın en kolay ve güvenli ticaret yapılan ülkelerinden biri hâline getirmektedir. Yurt dışındaki yatırımcının Hükûmete, politikalara, açıklanan programlara güven duymasını sağladık ve bu sayede dünyada çok farklı bir konuma yükseldik.

Türkiye’nin AB tanımlı bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2001 yılında yüzde 2,6 ile 18 AB ülkesinden daha iyi konumda gerçekleşmiş ve yüzde 3 olan Maastricht kriterini gerçekleştirmiştir. 2011 yılında merkezî bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 1,3 olmuştur. Bu sonuç 23 AB ülkesinden daha iyidir. Türkiye’nin borç oranı 2011 yılı itibarıyla Maastricht kriteri olan yüzde 60’ın oldukça altında, yüzde 39,4 düzeyindedir ve 21 Avrupa Birliği ülkesinden daha düşüktür.

Gümrükler, yasal ticareti kolaylaştırarak ülkelerde teşebbüs ve rekabet gücünü artırmaktadır. Bu noktadan hareketle, dünyanın en güvenli ve en hızlı işleyen gümrük idarelerini oluşturarak müteşebbislerimizin rekabet gücünü artırmak amacıyla çalışmalar hızlı bir şekilde sürmektedir. Sonuç olarak gümrüklerde işlem süreleri kısalmıştır. 2012 yılının ilk altı aylık döneminde ithalatta işlem gören gümrük beyannamelerinin yüzde 72’sinin işlemleri ilk yirmi dört saat içinde tamamlanarak eşyası teslim edilir hâle gelmiştir. Toplam 8 milyon 797 bin 785 aracın giriş ve çıkış işlemleri bu dönemde gerçekleştirilmiş, ülkemize giriş-çıkış yapan yolcu sayısı 71 milyon 907 bin 263 olmuştur. 2012 yılı Eylül ayı itibarıyla 176,5 milyar dolar ithalat, 153 milyar dolar ihracat olmak üzere, dış ticaret hacmi yaklaşık 289,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2012 yılında ticari hayatımızı önemli ölçüde etkileyen yeni Türk Ticaret Kanunu, yeni Türk Borçlar Kanunu ve Hal Kanunu yürürlüğe girdi. Ekonomimizin temel dinamiği olan esnaf ve sanatkarlarımıza yönelik olarak bilgi sistemi ESBİS oluşturuldu. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir strateji belgesi hazırlandı ve uygulamaya kondu.

Burada, bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Esnafımızın kullandığı kredi faizleri AK PARTİ hükûmetleri döneminde yüzde 47’den yüzde 5’e düşürülmüştür. Sübvansiyon oranını yüzde 20’den yüzde 50’ye çıkardık. Kredi üst limitlerini 100.000 TL’ye, kredi miktarını 42 katına çıkardık. Esnafımızın borçlarına ödeme kolaylığı getirdik. 2008 yılının Eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan finansal kriz, kısa sürede küresel krize, küresel durgunluğa dönüştü. Bu krizin tahrip ettiği bir diğer alan da iş gücü piyasasıdır. Krizin iş gücü piyasası üzerindeki etkisi hâlâ devam etmektedir. Dünyada 2010 yılında yaşanan ekonomik toparlanmaya rağmen, pek çok ülkede işsizlik oranı artmaya devam etmektedir. Türkiye için istihdam rakamlarına baktığımızda, 2009 Nisanında yüzde 14,9’a çıkan işsizlik oranı 2012’nin 2’nci çeyreğinde yüzde 8,2’ye kadar gerilemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEMAL YILMAZ DEMİR (Devamla) - Bu vesileyle konuşmama son verirken bütçenin hazırlanmasında emeği geçen başta Sayın Bakanımız olmak üzere tüm Bakanlık çalışanlarına teşekkür eder, bütçenin hayırlı olmasını diler, Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Yemişçi.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖZLEM YEMİŞÇİ (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 mali yılı bütçe kanunu kapsamında Rekabet Kurumu bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Anayasa’mızın 167’nci madde hükmü, devlete piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemeleri için gerekli tedbirleri alma, tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevi vermektedir. Bu hüküm çerçevesinde, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u uygulamakla yükümlü olarak yaklaşık on beş yıl önce Rekabet Kurumu kurulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eleştirmek iyidir, eleştirilmek kötüdür, ana muhalefet iyidir, muhalefet iyidir, iktidar kötüdür. Bu mantığı bir iki dakika bir kenara bırakalım. Çalışmanın ürünü icraattır. On senedir size eleştirmeniz için aralıksız icraatlar verdik, bir teşekkürü çok gördünüz ama biz sizi dinlemekten vazgeçmedik. Siz bize lazımsınız biz de size. Birisi konuşacak, birisi çalışacak. On yıldır siz konuştunuz, ekonomi büyüdü; on yıldır siz konuştunuz, Rekabet Kurumu gelişti. Biz iyi bir ekibiz.

Rekabet Kurumu, mal ve hizmet piyasalarında rekabetin sağlanması, korunması ve geliştirilmesi amacıyla faaliyet göstermektedir. Kurum kendisine başvuruda bulunulduğunda ya da tamamen kendi inisiyatifiyle harekete geçerek kanunun kendisine vermiş olduğu yetkiler dâhilinde, teşebbüsler hakkında inceleme, araştırma ve soruşturmalar yapmaktadır. Rekabet savunuculuğu kapsamında yapılan bu faaliyetler yoluyla, kurum, salt bir denetim işlevi görevinin dışında, kamuoyunu daha rekabetçi bir ülke ekonomisine doğru yönlendirmekte ve olası rekabet ihlallerinin önüne geçmekte bir vazife üstlenmektedir.

Bilindiği üzere, Avrupa Birliğiyle olan müzakere sürecimizdeki fasıllardan biri rekabet politikası faslıdır. Rekabet Kurumu, 8 numaralı rekabet politikası faslının “antitröst hukuku” ve “birleşmeler” olarak tanımlayabileceğimiz rekabet kurallarının kamu teşebbüsleri ve özel teşebbüslere uygulanmasından sorumludur. Rekabet politikası faslının önemli bir ayağını oluşturan rekabet kuralları da bu fasıl kapsamında incelenmektedir.

Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan 2012 İlerleme Raporu’nda ülkemizin antitröst ve birleşmeler konusundaki mevzuat uyumunun ileri bir düzeyde olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, komisyon raporunda, Rekabet Kurumunun Mart 2012’de yayınladığı Rekabet Raporu ile 11 sanayi sektöründe rekabetin önündeki engellerin altı çizilmekte, bankacılık sektöründe olduğu gibi, alınan birçok kararla uygulama sicilinin güçlendirildiğine de yer verilmektedir. Rekabet Kurumu, rekabet konusundaki farkındalığı artıran, aynı zamanda rekabet kültürünü yaygınlaştıran örnek bir kurumdur.

2009 yılında yayınlanmaya başlanan ve 4’üncüsünü de 2012’de yayınladıkları rekabet mektupları ile bir yandan kamuoyunu Rekabet Kurumu ve faaliyetleri hakkında bilgilendirmişler, diğer yandan da on beş yıllık deneyimlerini paydaşlarıyla paylaşmışlardır.

Önemle hatırlatmak ve altını çizmek gerekir ki görev alanıyla ilgili olarak uluslararası gelişmeleri yakından takip eden Rekabet Kurumu 2012 yılında yurt dışında çok sayıda etkinliğe katılmıştır. Özellikle İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı, Uluslararası Rekabet Ağı gibi çeşitli uluslararası platformlarda ve bölgesel ikili platformlarda da ülkemizi aktif bir şekilde, başarıyla temsil etmişlerdir.

Sözlerimin sonunda, Rekabet Kurumunun sahip olduğu bütçeyi etkin bir şekilde kullanarak kendisine verilen görevleri en iyi şekilde ifa etme azim ve çabasını takdirle karşıladığımızı belirtmek isterim. AK PARTİ Grubu olarak bu yöndeki desteğimiz kendilerine tamdır.

Bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar).

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yemişçi.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Ağrı Milletvekili Halil Aksoy. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Aksoy.

BDP GRUBU ADINA HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 Yılı Bütçe Yasa Tasarısı hakkında Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, geniş bir etki alanına sahip olması nedeniyle tarım politikaları ülkelerin siyasal, ekonomik ve sosyal politikalarının en önemli unsurunu oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra, istihdam, tüketim harcamaları, diğer sektörlere ham madde temini, millî gelir ve ihracattaki payı tarım sektörünün sosyoekonomik açıdan sahip olduğu önemi daha da artırmaktadır.

Dünya gıda talebi her yıl yüzde 2 artmakta ancak arz bu artışa yanıt verememektedir. Son on yılda, gıda talebi yüzde 20 artmışken gıda üretim kapasitesi ancak yüzde 8 artabilmiştir. 2023 yılında nüfusu yaklaşık 85 milyona ulaşacağı tahmin edilen Türkiye’de tarıma elverişli toprakların azalması, su kaynaklarının çevre kirliliği ile özelliğini yitirmesi önemli bir husustur şüphesiz. Tarım, sürdürülebilir nitelikte, güvenli ve yeterli gıda üretimi, gıda güvenliği ve kaliteli bir yaşam ortamı oluşturmak açısından önümüzdeki yıllarda önemli bir yere sahiptir. Ulusal gelire göre yüzde 9, istihdama göre de yüzde 25 katkı koyan, kırsal alanın hemen hemen tek ekonomik kaynağı olan, doyuran, barındıran bir sektördür de.

Son on yılda Türkiye nüfusu yaklaşık 8 milyon artarken tarım alanları maalesef dramatik bir şekilde azalmış, bitkisel ürünlerin çoğunda üretim ya gerilemiş ya da hiç artmamıştır. Uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle, işlenen tarım alanlarında da 2,5 milyar hektarlık alan azalmıştır.

AKP döneminde tarım, maalesef en istikrarsız sektör hâline geldi. Bu dönemde tarımdaki yıllık ortalama büyüme yüzde 2,2 oysa aynı dönemde ekonominin genelinde büyüme oranı ise yüzde 4,6 oranında gerçekleşti.

Türkiye tarımda kendi kendine yeten bir ülke durumundayken  ne yazık ki son on yılda net ithalatçı konumuna düşmüştür. 2011 yılında tarım ürünleri ithalatı cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmış ve tarım ürünleri dış ticaret açığı 2,3 milyar dolara varmıştır. Ne yazık ki Türkiye yılda ortalama 8 milyar doların üzerinde tarım ürünü ham maddesi ithal eder noktaya gelmiş bulunmaktadır. Tarım ülkesi olan Türkiye tarihinde ilk kez saman dahi ithal etmek durumunda kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, biraz önce de ifade ettim, Türkiye'de istihdamın yaklaşık olarak yüzde 25,5'ini tarım sektöründe çalışan insanlar oluşturmaktadır. Bu, çok önemli bir rakam. Amerika Birleşik Devletleri'nde tarımın istihdamdaki payı yüzde 1,6 Avro Bölgesi’nde veya Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 3,6 OECD ülkelerinde yüzde 5,1 ama Türkiye'de bu oran yüzde 25,5'tir.

2000 yılında tarımdan geçimini sağlayan çiftçi sayısı 7,8 milyon iken 2011 yılında 6,1 milyon kişi olmuş yani 1,7 milyon kişi tarımdan kopmuştur. Ha, bu düşüş yaşanırken Türkiye modern tarıma geçtiği ya da sanayi ülkesi olduğu için değil, çiftçi ezildiği ve borç batağında boğulduğu için üretimden vazgeçmiştir.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetin sürekli övünerek dile getirdiği destekleme primleri, bugün tarım sektörünün fişini çekme girişiminden başka bir anlam taşımıyor. Tarım desteklemeleri 2012 yılında 7,2 milyar Türk lirası, 2013 yılı öngörüsü ise 9 milyar olarak karşımıza çıkmaktadır.  Tarımda yılda yaklaşık 3,5 milyar/litre mazot kullanılıyor ve her litre mazotta 2,5 lira vergi alınıyor. Yalnızca mazottan alınan ÖTV ve KDV tutarı 8 milyarı geçiyor. Burada ne yapılıyor? Çiftçiye 7 milyar verip yıl içerisinde 8 milyar geri alınıyor. Çiftçiye verdiğiniz bir şey yok böylelikle. Üstelik sözde çok önemsediğiniz çiftçiye mazotu bu bedelle verirken lüks yatlara vergisiz yakıt veriyoruz.

Bugün, çiftçinin kullandığı krediler, çiftçiyi yüksek faizlerle borç altına ve bataklığına sürüklemiştir. Çiftçinin son on yılda kullandığı kredilerin oranı yüzde 30'lara varmıştır. Bu da çiftçiye daha çok faiz yüklemek anlamına gelmektedir. Bugün, çiftçi, maalesef yüksek kredi faizleri altında âdeta ezilmektedir.

Bakınız, şeker pancarını ele alalım, 22 milyon ton olan üretim, 16 milyon tona düştü. Şeker pancarının birim fiyatı on yılda değişmedi. Üreticiler kan ağlıyor. Muş, Ağrı, Bingöl, Bitlis'teki üreticiler, hâlâ şeker pancarının kilosunu 12,2 kuruştan satmaktadır. Bu 1 ton şeker pancarının taban fiyatı 122 liradır.

Peki, bugün mazot, gübre fiyatları ne kadar? Bunu göz önüne aldığımızda trajik bir durum ortayı çıkıyor. 2002 yılında Türkiye'de buğday 30 kuruştu, mazot 1 liraydı; 3,5 kilo buğday satan bir üretici, 1 litre mazot alabiliyordu. Bugün ise mazot 4 lira, buğday 60 kuruştur; 1 litre mazot alabilmek için 7 kilogram buğday satmak gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, tarımda verimliliğin en önemli engellerinden biri de işletme küçüklüğü ve arazilerin parçalı olması konusudur. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye tarımı daha uzun süre bununla boğuşacaktır. Türkiye'nin ihtiyacı olan arazi toplulaştırması 13 milyon hektardır. 2003-2011 arası dönemde AKP’nin yaptığı toplulaştırma ise yalnızca 1,3 milyon hektardır. Yine birçok yerde yanlış politika ve uygulamalar nedeniyle arazilerin toplulaştırılması çalışmaları köylüyü ve çiftçiyi karşı karşıya getirmiş, amaçlananın tersine olumsuz sonuçlar doğurmuştur.

Tarımda olduğu gibi hayvancılıkta da durum hiç de iç açıcı değildir. Hayvancılıkta oldukça elverişli bir ülke olmamıza rağmen, Türkiye, canlı hayvan üretiminde de ihracatçı konumundan ithal eden ülke durumuna düşmüştür. Ülkemiz bir tarım ve hayvancılık ülkesiyken, şimdi dünyanın en pahalı etini yiyen bir ülke durumuna geldik. Otuz yıllık hayvancılık politikasının geldiği nokta 1980'lerde 16,5 milyon olan büyükbaş hayvan sayısı 10,5 milyona düşmüş, 50 milyon olan koyun sayısı 25 milyona, 16 milyon olan keçi sayısı ise 5 milyona düşmüştür.

Bir başka konu da Türkiye'deki hayvan üreticilerinin içinde bulunduğu hazin durumdur. Hayvan üreticileri, başta ithal edilen canlı hayvan ve karkas et ile birlikte ülkeye giren kaçak hayvan nedeniyle, ellerindeki hayvanları yok pahasına satmak durumunda kalmışlardır, hatta süt hayvanlarını bile kesime göndermektedirler. Diyarbakır, Ağrı, Kars, Van, Bitlis ve birçok ilde üretici, kış aylarının gelmesiyle birlikte artan yem ve saman fiyatları nedeniyle besicilik yapmaktan vazgeçmiş ve hayvanlarını zararına satmaya başlamıştır.

Değerli milletvekilleri, yanlış tarım politikaları ve özelleştirme politikaları sonucunda, tütün ve tütün mamullerinden geçinen binlerce aile işsiz kalmıştır ve bu insanlar üretim ilişkilerinden koparak zorunlu göçe mecbur kılınmıştır. 2000-2002 yılları arasında tütün ve tütünden geçinen aile sayısı 119 bin 728'dir. Adıyaman, Bitlis, Muş, Diyarbakır, Malatya, Batman ve Siirt illerini kapsayan bu rakamsal veri, diğer tütün ve tütün mamulleri üretilen iller de hesaba katıldığında devasa bir rakama, nüfusa tekabül etmektedir.

AKP Hükûmetinin geçmiş DSP, MHP ve ANAP hükûmetlerinden devraldığı özelleştirme politikaları sonucunda neredeyse satılan bütün tütün fabrikalarına kilit vurulmuş ve yeniden üretim gerçekleştirilememiştir. Dolayısıyla, tütün ve tütün mamulleri anlamında yabancı sermayeye bağlı bir durum meydana gelmiştir.

Toplamda geçimini tütün ekiminden kazanan 1 milyonu aşkın insan yok sayılarak işsiz bırakılmıştır. Bu nüfusun hangi şartlarda, nasıl yaşadığını da siz tahmin edin.

Aynı şekilde, üretilen tütün miktarında da kayda değer bir biçimde azalma meydana gelerek toplam üretim dokuz yıl içerisinde 160 bin tondan 45 bin tona gerilemiştir. Şu anda, tütünü üreten değil ithal eden bir konumda olduğumuz göz ardı edilemez.

TEKEL fabrikalarının özelleştirilmesi binlerce emekçinin işsiz kalmasına neden olmuştur.

Bir başka önemli husus da, AKP Hükûmetinin özellikle sigara ve alkolü bir zam aracı olarak görmekle beraber, ekonomik krizden çıkış için sigara ve alkoldeki ÖTV'yi kullanmasıdır. Bu anlamda, AKP Hükûmeti her ekonomik kriz döneminde ya da ekonomik hedeflere ulaşmadaki yetersizliklerinde ilk olarak sigara ve alkole zam yapmaktadır. Bu da diğer kalemlerdeki 6,3'lük pay ile ÖTV oranı çerçevesinde açıkları yamalama politikasıdır.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aksoy.

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder.

Buyurunuz Sayın Önder. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, gayet az sayıda olan kıymetli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Artık, Sayıştay denetiminde gelinen nokta bakanlık bütçelerini teknik, yerindelik, verimlilik gibi açılardan değerlendirmeye tabi tutmayı anlamsız ve imkânsız kıldığı için, Kültür Bakanlığının “turizm” kısmını pas geçip biraz kültürle ilgili hasbihâl edelim. Bundan sonra bütçeler böyle geçecek.

Burada, iktidar partisine mensup değerli konuşmacılar zaten bakanlık bülteni gibi çıkıyorlar, insan bundan muazzep oluyor gerçekten. Yani, bunları Sayın Bakan ve elimizdeki bültenler, bize dağıtılan belge, bilgi ve dokümanlar yeterince söylüyor. Çıkıp beş dakika burada bunları yazılı bir metinden tekrar etmekten daha fazlası bekleniyor. Yani, burada çıkıp, kültüre, sanata belki turizme dair kendi şahsi deneyimlerini paylaşsalar Genel Kurul bundan daha müstefit olur. Erik çalmışlarsa çocukken o bile bundan makbuldür. Bakanlık bülteni gibi konuşmak gerçekten hiçbir etki yaratmıyor, bir yönetmen gözüyle söylüyorum, sadece yabancılaştırma efekti. Nedir bu? Ellerine bir kâğıt veriliyor, çıkıyorlar, birbirinin tekrarı şeyleri söyleyip duruyorlar.

Bugün, Türk olduğu daha kuvvetli bir rivayet olan, El Birûnî'nin ölüm yıl dönümü. Bu tarihten yaklaşık bin küsur yıl önce yaşamış, bari biz biraz kültür ve sanattan bahsedelim, onun Sanskrit dilinden Arapçaya çevirdiği “Potancali” adlı eserde yazdığı bir söz var: “İnsanların düşünceleri türlü türlüdür, dünyadaki esenlik ve gelişmişlik de bu farklılığa dayanır.”

Şimdi, Sayın Kültür Bakanı, saklamaya gerek yok, benim saygı ve sevgi duyduğum, kişisel dostluğum da olan birisi. Fakat bu saygı ve sevgiyi bir kenara bırakırsak bu politik alanda ülke ne durumda, kendisi Bakan ve Bakanlık olarak ne durumda, buna dair birkaç farklı şey söylemek istiyorum çünkü iktidar “Meclis kürsüsünde en aykırı şeyleri söyleyebilirsiniz.” diye lütfetti, biraz aykırı şeyler söylemek istiyorum. Eminim ki, kendisi de eğer bizim tanıdığımız Sayın Ertuğrul Günay ise bundan sıkıntı duyuyordur bu anlatacağım şeylerden ya da duymalıdır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sonra cezaevine atıyorlar.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şimdi, bir sayın vekil çıktı, “Tiyatrolar şöyle, böyle. Okullara gittik, şunu ettik, bunu ettik falan.” diye bir sürü, sade suya tirit şeyler  söyledi. Bundan iki üç gün önce İzmir’de Yenikapı Tiyatrosu Gogol’un “Palto” adlı oyununu sergilediği için vicdani retçi İnan Suver’e destek amacıyla, yargılandılar.  Sanırım bundan üç gün önce, Nimet Nazlı Masatçı, tiyatronun sanat yönetmeni de dâhil olmak üzere altışar ay hapis cezasına mahkûm edildiler. Eğer ben bu ülkede Kültür Bakanı olsaydım bundan fena hâlde rahatsız olurdum, çok mübalağalı bir şey söyleyeyim, istifa ederdim. Normalde, normal bir tepki olurdu bu ama günümüzde artık mübalağalı sayılıyor.

Dostoyevski, malum, onun için “Hepimiz onun paltosunun altından çıkmışız.” der Gogol için. Akaki Akakiyeviç’tir kahramanı, bir yoksulu anlatır. Tir tir titremektedir, parasını zor şer bütün bir ömür -Petersburg’da geçer hikâye- biriktirir ve bir palto alır. Sonra bir gece haydutlar bunu gasbederler. Bir mühim adamın yanına gider, bunun için adam onu tersleyerek -bütün dünyası paltosu- başlar: “Bu ne cürettir!” Oyunun en önemli repliğidir.  Çünkü, o adam, önemli olduğunu düşünmektedir; onun yanına böyle paldır küldür herhangi bir dert için girilemez. Daha sonra terslenir, o kapıdan çıkar ve soğuktan donarak ölür. Akabinde memur Akaki’nin hayaleti dolaşmaya başlar ve insanların paltosunu gasbeder. Yani seyrettiğiniz bir oyunu paylaşsaydınız bundan faydalıydı. İnsanların paltosunu gasbeder ve o mühim adamın da paltosunu gasbeder. Oyun, çok kıymetli, tiyatro literatürüne geçmiş bir oyundur; yoksulun hakkını alma biçimine, mazlumun hakkını arama ve alma biçimine en şahika eserlerden birisidir. Kalinkin Köprüsü, bu anlamda, hep yoksulların geçtiği, yoksulların gezdiği ve bir gün, zenginlerin elinden o paltolarını alacağını yani mazlumun zalimden hakkını alacağı bir şeydir.

Mahkeme, bu “Palto” oyununu halkı askerlikten soğutmak olarak yorumlamış. Bu da “Al sana bir kaya nerene dayarsan daya.” misali yani oyunun yasaklanması ayrı bir vahamet, askerlikten soğutma gibi… Bu nasıl bir şey ki… Gören de beller bu halk can atıyor. İşte, durmadan yeni teklif getiriyorsunuz bedeli düşürsek, yaşı azaltsak, aman bak şu bakayalar, yoklama kaçaklarını toparlarsak diye. Bu ithamla bir sanat eserini sergileyenlere de hapis cezası veriliyorsa ben Kültür Bakanı olsam gerçekten istifa ederdim. Bir daha da…

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Bence Gogol’ü yargılayanlar istifa etmeli.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şöyle olurdu…

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) –  Yani bence  Dostoyevski’yi yargılayanı söylemek lazım.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) –  Bu daha vahim Sayın Bakan -süremi ben verimli kullanayım- yargılanan Gogol’dür tam tersine çünkü…

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Olamaz, bu ülkede ben  kırk yıldır izliyorum Gogol’ü, böyle bir şey olamaz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – İşte, bakın, siz tıpkı o “Palto” hikâyesindeki muktedir gibi bir tepki verdiniz şimdi. Yargılanan Gogol’dür elbette, cezayı alan bunlar. Elinizden gelse rahmetliyi de mezarından çıkıp bundan dolayı verirsiniz, bugünkü mahkemeler böyle.

Kazım Koyuncu Kültür Merkezi kapatılıyor.

İkinci şey “Burada da yargılanan Kazım Koyuncu değil.” demeyin. Niye? Ücretsiz orada sanat ve kültür çalışmaları yapılıyor; efendim, burası lokal gibiymiş gerekçesiyle kapatılıyor. Sonunda bu karar durduruldu ama iki üç ay bununla cebelleşmek zorunda kaldı. Niye? Ölçüye bakar mısınız? Parasız orada çay vermeyi, dayanışmayla, imeceyle bu ülkenin en güzel, en has Laz evlatlarından birini yâd etmek, şad etmek ve onun sanatını, kültürünü yaymak için uğraşan bir şeye “Siz para almıyorsunuz, bu olabilemez.” diyor çünkü neoliberal sistemin dini, imanı, Allah’ı, kitabı paradır; bunun dışında başka bir şeye idraki yetmiyor, kendisi parasız hiçbir şey yapmadığı için bunun parasız da olabileceğine akıl sır erdiremiyor.

Şimdi, vaktimiz olsa kültürel kimlik hakkı konusunda Kültür Bakanlığı, Sayın Kültür Bakanı ne düşünüyor, bunları konuşmak isterdik ama partisinin ne düşündüğünü biliyoruz. Anayasada kültürel kimlik hakkını reddettiler yeni anayasa komisyonunda. Bu çağın nasıl bir kavramı olduğunu ve nelere şamil olduğunu en iyi Sayın Bakan bilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Senede bir iki tane Kürtçe kitap yayınlayarak -hayırlı bir iştir, onu teslim ederek söylüyorum- bu sorumluluktan kurtulmuş sayamazsınız kendinizi. Bütün bunlar bir araya geldiğinde bir tepki vermeniz bekleniyor Sayın Bakan.

Tekraren de teessüf ediyorum “Orada yargılanan Gogol değil.” yaklaşımı çok vahim bir yaklaşım. Peki, tiyatrocu yargılanabilir mi, tiyatrocu yargılanabilir mi; Gogol’ün öyle bir oyununu sergilediği için yargılanabilir mi? Üstelik sizin İzmir’de oluyor bu; bu da vehameti artıran ayrı bir olay.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Esas konuşmayı yirmi dakika İçişleri bütçesinde yapacağım. Kolay gelsin. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Önder.

Hakkâri Milletvekili Esad Canan.

Buyurunuz Sayın Canan. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA ESAD CANAN (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı Yazma Eserler Başkanlığı bütçesi üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ülkemizin kültür ve turizm gibi iki önemli alanında çalışma yürüten Bakanlığın bu alanın önemine uygun bir bütçeye sahip olamadığını, ne yazık ki 2013 bütçesiyle bir kez daha üzülerek görüyoruz. Bu durum, Hükûmetin sanata, kültüre ve turizme ne kadar önem verdiğinin açık bir göstergesidir. Aslında bu yaklaşım, sadece mevcut Hükûmete mahsus değildir. Gelmiş geçmiş bütün hükûmetlerin kültür politikalarına bakıldığında aynı durum söz konusudur. Bu durum, demokrasi kültürümüzün ne kadar olgunlaşmış olduğunu göstermesi bakımından bence çok önemlidir.

Sayın milletvekilleri, kültürel değerlerimizin çok önemli bir bölümünü içinde barındıran yazma eserler, tarih, sanat, edebiyat, din ve diğer pek çok alanda kaleme alınmış taşınır kültür varlıklarıdır. Bu el yazısı yazma eserler yazıldığı döneme ve yere ait temel bilgileri bünyesinde toplayan, bilim ve sanat dünyasının ilk elden kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu eserlerin gün yüzüne çıkarılarak korunması, çok kültürlü kimliğimizin dünyaya tanıtılması, gelecek nesillere aktarılması elbette büyük önem taşımaktadır.

Bu önemli görevin yerine getirilmesi amacıyla, 2010 yılında çıkarılan 6093 sayılı Kanun’la Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kurulmuştur. Özel bütçeye sahip olan Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından yazma eserlerin orijinal hâliyle hizmete sunulması, kütüphanecilik işlemleriyle birlikte çeviri sadeleştirme, araştırma çalışmalarının yapılması ve yazma eserlerle ilgili hizmetin ülke geneline yaygınlaştırılması için bütçeden önemli bir paya ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, ayrılan bu bütçe payıyla konuya yeteri kadar önem verilmediği de açıkça anlaşılmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bütçeler ekonomik ve mali durumu değil aynı zamanda iktidarların siyasal tercihlerini de yansıtır. Bir ülkenin çağdaş uygarlık düzeyini anlamak için o ülkenin kültür politikalarına bakmak bence yeterlidir. Çünkü, kültür politikaları sadece tiyatroyu, baleyi, operayı, yazma eserleri, sanat ve edebiyat alanlarını değil, bunlarla beraber yaşam biçimlerini, temel insan hak ve özgürlüklerini de kapsayan bir bütündür. Bu nedenle, ülkenin kültür politikaları aynı zamanda o ülkenin demokrasi seviyesini de yansıtır.

Evet, tiyatro sayısı artmıştır, temsil sayısı artmıştır, seyirci sayısı da artmıştır. Bunlar gerçekten önemli gelişmelerdir. Ama, sanatçılar özgür değilse, sanata yaşam hakkı tanınmıyorsa, kitaplar toplatılıyorsa, farklı ana dilde eserler ortaya konulamıyorsa orada doğru bir kültür politikası olduğundan söz etmek mümkün değildir.

Yine, eğer bir ülkede bulunan önemli iki grup toplumdan birinin ana dili hâlen kamu alanlarında yasak ise, ana dilde yazılan dergi, gazete, kitap yasaklanıyorsa; düşünce ve ifadeleri nedeniyle aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler, sanatçılar cezaevinde ise veya sürgün ediliyorsa o zaman o ülkede kültür politikası, enine boyuna tartışılması gereken bir kültür politikası hâline gelir. Aslında bu konular, genel bütçeden Kültür Bakanlığına ne kadar pay ayrıldığından daha önemli konulardır. Çünkü, bunlar ülkenin bakış açısını, demokrasi kültürümüzün seviyesini de ifade eder.

Değerli arkadaşlar, kültür, bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bir bütünüdür. Ancak her toplum kendi kültür ve sanatını icra ederken kendi kültürel gerçekliği üzerinden yola çıkar. Bugün ülkemizde uygulanan devletin resmî kültür politikası ne yazık ki bu gerçeklikten uzaktır. 36 uygarlığın gelip geçtiği ve 27 etnik grubun yaşadığı Anadolu kültürlerinin bu muhteşem kültürel zenginliğini, tekil bir kültüre, yani bir kültüre indirgemeye çabalamak, çoğulcu ve demokratik kültür açısından bu ülkenin gerçeğine yapılacak en büyük kötülüktür. Çünkü, çoğulcu kültür, ülkemizin bir sosyal olgusudur, gerçeğidir. Bu yüzden tek dile, tek renge mahkûm edilmiş bir kültür anlayışının artık zamanı geçmiştir. Bu nedenle yapılacak yasal değişimlerle çoğulcu kültür anlayışının hızla hayata geçirilmesi, ülkenin bütünlüğünün güçlendirilmesi için önem arz etmektedir.

Onun için, ülkede din, dil, ırk ve etnik köken ayrımı yapmadan, sanata ve kültüre katkısı olan tüm eserlerin orijinalliğine sadık kalınarak, insanlığın ortak mirası anlayışıyla gelecek kuşaklara aktarmaya çalışmak bakanlığın en önemli görevi olmalıdır. Bu çerçevede, örneğin Ahmedi Hani’nin "Nubehara Bıçukan" ve Fakiye Teyrân'ın "Hespe Reş" adlı muhteşem yazma eserlerinin de Türkçeye çevrilerek kültür mirasına kazandırılması sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, son olarak bir de seçim bölgem olan Hakkâri ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum o da şu: Seçim bölgem olan Hakkâri, bilindiği gibi zengin bir tarihî kültür ve turizm potansiyeline sahip olan bir ildir.  Ancak bölgede uygulanan güvenlik politikaları nedeniyle, ilimizin bu zengin kültürel ve turizm alanları ne yazık ki halktan koparılarak birer güvenlik alanı hâline getirilmiştir. Bunlardan biri olan tarihî Hakkâri Kalesi, hâlen bir askerî birlik tarafından üs olarak kullanılmaktadır. Askerler tarafından kullanılan Hakkâri Kalesi, bugün sadece çıplak bir kayadan ibaret bırakılmış olsa bile, etrafında yaşayan halkın en büyük kültür miraslarından biridir. O mirası sahiplerinin kullanımına yeniden açmak bir insanlık ve uygarlık gereğidir. Hiçbir çağdaş ve demokratik bir hukuk devleti, 21'inci yüzyılda bu doğal hakkı vatandaşlarından esirgemez.

Yine, aynı zamanda dört mevsimi bir arada yaşayan Sat Gölü, Berçelan Yaylası ve buna benzer bir çok tarihî ve turistik yaylalar yasak bölge kapsamına alındığından turizme ve halkın hizmetine kapatılmıştır.

Yüksekova ilçemizde ise 1993 yılında temeli atılan kültür merkezi, aradan on dokuz yıl geçmesine rağmen henüz yapımı bitirilmediğinden hizmete açılamamıştır. Öncelikli olarak Hakkâri Kalesi ile Yüksekova Kültür Merkezinin halkın hizmetine sunulması konusundaki talebimizi, bir kez daha burada Sayın Bakana hatırlatmak istiyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken sosyal devlet gereği, ülkemizin, gerçekliğine uygun, demokratik bir kültür sanat politikasına ihtiyacı olduğu inancındayız. Bütün kesimlerin kültürel değerlerinin korunup kollanması gerekliliğinin esas alınarak sanatın herkes için üretilmesi ve yurt genelinde toplumun bütün kesimlerinin faydalanabildiği alanlar hâline getirilmesi, farklılıklarımızla övünmemize gerçekçi bir boyut kazandıracaktır.

Bu duygularla bütçenin hayırlı olmasını diliyor, yüce kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Canan.

Mardin Milletvekili Erol Dora.

Buyurunuz Sayın Dora. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP ustalarınca ekonomide yeniden yapılanma düsturuyla oluşturulan, gaz sesleriyle fren seslerinin birbirine karıştığı, çok sesli ekonomi korosunun önemli enstrümanlarından birisi de Gümrük ve Ticaret Bakanlığıdır. Daha önce mevcut olan gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ile mülga Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesindeki iç ticaret ile ilgili 4 genel müdürlük bu bakanlığın bileşenlerini oluşturmaktadır. Ekonomi alanındaki çok başlı ve çok parçalı yapının devamını arzulamadığımızı, bilakis ekonomi yönetiminde bütünlük sağlanması gerektiğini bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim. Ancak bütünlüğün sağlanması adına iç ve dış ticaretin ayrı bakanlıklar bünyesinde toplanması yanlış olmuştur. Bu bakımdan, sorumluluğu iç ticaretle sınırlandırılmış olan bir bakanlığa, dış ticaret alanında yer alması gereken gümrük idarelerinin zorla yamanmış olmasını doğru bulmuyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, bilindiği üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin 2011 genel seçimlerine iki ay kala aldığı yetki kanununa dayanarak çıkardığı 03/06/2011 tarih ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulmuştur. Hükûmet kendi çıkardığı kararnamenin daha mürekkebi kurumadan tam 3 kez değişiklik yapma ihtiyacı duymuş ve her zaman olduğu gibi, yine kervan yolda düzülmüştür.

AKP Hükûmeti, ne hikmetse kuruluş kararnamesindeki ilk değişikliği personel alımı konusunda yapmış ve yeni atamaları ÖSYM’nin yürüttüğü merkezî yerleştirme dışına çıkarmıştır. Kadrolaşma ve kayırmacılıkta gelmiş geçmiş bütün hükûmetlere rahmet okutan AKP Hükûmetinin yaptığı bu düzenleme malumun ilamıdır.

Yine, yapılan ilk değişiklikte göze çarpan önemli hususlardan birisi de gümrüklerde çalışan 200 civarındaki başkontrolör, kontrolör ve stajyer kontrolörlerin bir gecede müfettiş kadrolarına atanmalarıdır. Mevcut personele ilişkin bu düzenlemeyi yapan AKP Hükûmeti, gümrük sahalarında en ağır koşullarda görev yapan gümrük muhafaza memurlarının çalışma koşulları ve özlük hakları konusunda hâlen tek bir adım bile atmamıştır.

Asli görevleri kaçakçılıkla mücadele etmek olan ve yedi gün yirmi dört saat kesintisiz hizmet veren gümrük muhafaza memurları silahlı olarak çalışmak zorundadır. Ancak, yıpranma payı, silah tazminatı, görevin zorluğuna göre düzenlenecek tazminatlar gibi yasal haklardan yoksun bırakılmaya devam edilmektedir. Orman muhafaza memurları dahi silah tazminatı alıyor olmasına rağmen, gümrük muhafaza memurları, bırakın tazminat almayı, hurdaya çıkarılması gereken silahlarla görev yapmaya zorlanmaktadır. Bu durum, gümrük muhafaza personelinin çalışma azim ve şevkini son derece zedelemektedir.

Sayın milletvekilleri, gümrük idarelerinin bağlı olmasından kaynaklı olarak bakanlığın en önemli görevlerinden birisi, kuşkusuz, kaçakçılıkla mücadeledir. Kaçakçılık, toplum güvenliği ve sağlığının yanı sıra rekabetçi piyasa için de büyük tehdit oluşturmaktadır. Çok yönlü olan bu tehdidin önlenmesinde ekonomik tedbirler, mali tedbirler ve siyasal kararlılıkla birlikte gümrük sahaları ve sınır kontrolleri de önemli yer tutmaktadır. Ancak, ne var ki, Türkiye, AKP Hükûmetinin uyguladığı politikalar neticesinde kaçak işçiden cep telefonuna, sigaradan içkiye, çaydan şekere, akaryakıttan büyükbaş ve küçükbaş hayvana kadar tam bir kaçak cennetine dönüştürülmüştür. Emniyet Genel Müdürlüğü kaçakçılık raporlarında yer alan verilere baktığımızda, yakalanan kaçak mallardaki artışın yıllar itibarıyla giderek yükselmekte olduğu gözlenmektedir. Vahametin ulaştığı noktaya dikkat çekmek adına rapora konu edilen kaçak mallardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Yakalanan kaçak sigara 2009 yılında 10 milyon paket iken bu sayı her yıl giderek yükselmiş ve 2010 yılının ilk sekiz ayında 159 milyonu aşmıştır. Yakalanan kaçak cep telefonu 2010’da 39.809 iken bu sayı 2011’de 119.918’e çıkmıştır. Yakalanan kaçak et 2009’da 4.585 kilogram iken bu rakam 2010’da 74.947 kilograma, 2011’de ise 82.503 kilograma çıkmıştır. Yakalanan kaçak çay 2010 yılında 862 ton iken bu rakam 2011 yılında 2.352 tona ulaşmıştır. Son dört yılda yakalanan kaçak çay miktarı -bizzat Sayın Bakanın açıklamalarına göre- 15.576 tondur. Yakalanan kaçak akaryakıt -bizzat Sayın Bakan tarafından yapılan açıklamaya göre- 2011 yılında 37.200 ton iken bu rakam 2012 yılının ilk altı aylık döneminde 30.800 tona ulaşmıştır. Sayın Bakan yakalanan akaryakıtın yapılan etkin çalışma ve önlemler neticesinde gerçekleştiğini söylese de ya büyük resmin farkında değil ya da resmî gizleme gayreti içerisindedir. Çünkü, emniyet kaynakları, uluslararası suç trafiği ve dünya suç ortalamaları resmî istatistiklerine göre, yakalanan kaçak malın en az 5, çoğunlukla da 10 katı miktarda kaçak malın piyasada olduğu kabul görmüş bir tahmin yöntemidir. Bu durumda yakalanan kaçak mal miktarlarının en az 5 katının Türkiye piyasalarında cirit attığı gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır.

Uygulamakta olduğunuz ekonomik ve mali politikaların bir sonucu olarak bu durumu bizzat siz yarattınız. Açıklarınızı yamamak için sıkça başvurduğunuz maktu vergi, özel tüketim ve gümrük vergi artırımlarıyla Türkiye’yi âdeta kaçak cennetine çevirdiniz. Bu yolla cazip hâle getirdiğiniz akaryakıt, içki, sigara, çay ve elektronik eşya gibi ürünlerdeki yasa dışı ticareti neredeyse toplam pazarın beşte 1’ine ulaştırdınız.

Sayın milletvekilleri, Bakanlığın görev alanında olan gümrük kapılarına ilişkin diğer bir husus, hem gümrük kapılarının azlığı hem de bürokratik formaliteler yüzünden yaşanan aksaklıklar ve gecikmelerdir. Özellikle yaz aylarında, Avrupa ülkelerinde yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızın tatillerini geçirmek üzere geldiği dönemlerde, onlarca kilometreyi bulan araç kuyruğu ve yaşadıkları çileler, geçtiğimiz yaza da damgasını vurmuştur. Yaşanan kuyruk çilesi yalnızca gurbetçilerle sınırlı değildir. Geçtiğimiz ekim ayının 11’inde bilgisayarlarını güncelleyen idare, 7 kilometreyi aşan tır kuyruğu oluşturmaya yetmiştir.

Gümrük kapılarına ihtiyaç duyulan veya planlandığı ileri sürülen yerlerde henüz açılmayan gümrük kapıları, diğer bir konu olarak ortada durmaktadır. AKP Hükûmetinin her seferinde “Açıyoruz.” dediği, Sayın Başbakanın, genel seçimler için 21 Mayıs 2011 tarihinde Hakkâri’de yaptığı açıklamada “Sınır kapılarını açıyoruz, Derecik sınır kapısını bu yıl 14 Şubat’ta açtık.” sözleriyle açıldığını iddia ettiği sınır kapısı hâlen açılmış değildir. Bunun yanı sıra Çukurca Üzümlü ve Şırnak Gülyazı sınır kapıları da hâlen açılmayı bekleyen ve bölge ekonomisine sağlayacağı katkılar bakımından oldukça önemli sınır kapılarıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplumda “AVM yasası” olarak bilinen yasanın ertelenmesi, bir yönüyle sermayenin siyaset üzerindeki baskısını artırmakta, diğer yönüyle de AVM’lerde yaratılan veya yaratacağı öngörülen ekonomik rant nedeniyle kimi siyasilerin iştahını kabartmaktadır. Bu döngü, kimi zaman belediyeler kimi zaman da Özelleştirme İdaresi eliyle siyasetin odağına oturtulmaktadır. Milyonlarca küçük esnaf ve sanatkârımızı, AVM’lerin haksız ve hukuksuz rekabeti altında ezdirmeye devam eden bu zihniyet için adalet kavramı, parti tabelasının sınırlarında sona ermektedir. Yıllardır bu yasanın çıkacağı beklentisiyle avutulan küçük esnafın neredeyse yüzde 25’i masraflarını dahi çıkaramadan kepenk indirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakanlığın görev alanında bulunması nedeniyle değinmekte fayda bulduğum bir diğer konu da esnaf ve sanatkârlarımızın geriye dönük sigortalılık, tecil ve borçlanma sorunudur. Bilindiği üzere, vergi mükellefiyeti bulunması kaydıyla, geçmiş dönemlerin borçlanılması ve bu sürelerin sigortalılık süresinden sayılması konusunda çeşitli mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. Ancak yapılan bu düzenlemelerden herhangi bir sebepten dolayı yararlanamayan ve yararlandığı hâlde sistemden çıkmak zorunda kalan esnaf ve sanatkârlarımızın sayısı bir hayli kabarıktır.

Özellikle 2000 yılından önce vergi mükellefi olan esnaf ve sanatkârlarımızdan sigortalılık tecil şartı aranmaksızın mükellefiyet sürelerinin sigortalılık süresi olarak kabul edilmesi ve bu süreler için borçlanma hakkı tanınması esnaf ve sanatkârlarımızın en büyük beklentisidir.

 Bütçe görüşmeleri vesilesiyle bu beklentiyle ilgili olarak bir kez daha Sayın Bakanın dikkatini çekmek istiyor, bu vesileyle tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dora.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz.

Buyurunuz Sayın Durmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tarım ve gıda, insanımızın yaşamını idame ettirebilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Tarımın, gıda üretiminin nesillerin devamı için stratejik bir sektör olduğu bütün dünya tarafından kabul edilen bir gerçektir.

AKP iktidarları dönemindeki yanlış uygulamalarla tarım sektörü ihmal edilmiş, çiftçimiz, üreticimiz yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Sayın Bakanın övündüğü Toprak Koruma Kanunu’na rağmen, on yılda tarım alanlarında 2,5 milyon hektar bir azalma söz konusudur.

Sayın Bakan, tarım alanlarını azaltarak tarımda iddialı hâle gelemezsiniz. Köyler boşaldı, gençler köyleri terk etti, tarım alanları boş kaldı, üretim yapılamıyor maalesef ve bu insanlar varoşlara gidiyor, oralarda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor. İş bulamayanlar suça bulaşıyor. Böyle de bir sosyal sonucu olan bir durumla karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarı döneminde tarımsal ürün fiyatlarındaki artışlar enflasyonun altında kalırken, tarımsal girdi fiyatları enflasyonun çok çok üzerinde artış göstermiştir. AKP yönetimindeki on yılda, sadece buğday üreticisinin uğradığı kayıp 13 katrilyon liradır. Dikkatinizi çekmek istiyorum sayın milletvekilleri, sadece buğday üreticisinin enflasyon nedeniyle uğradığı kayıp 13 katrilyon liradır eski parayla yani aksini iddia eden herkese bu hesabı yapabiliriz.

Değerli milletvekilleri, çiftçinin eline geçen gelir azalırken mazot, gübre, enerji, ilaç, tohum gibi tarımsal girdilerin fiyatlarında çok yüksek oranda artışlar olmuştur. 2002 yılında iktidara geldiğinizde 1 litre mazot 1 lira, 1 kilogram buğday ise 35 kuruş ediyordu yani 3,5 kilo buğdayla 1 litre mazot alınabiliyordu. Bugün, mazot 4 lira 24 kuruş, buğday 60 kuruş; 7 kilo buğdayla ancak 1 litre mazot alınabiliyor; bu, yüzde 50 kayba işaret ediyor. Aynı şekilde, 1 kilogram buğdayla 1 kilogram DAP gübresi alınabiliyorken 2002 yılında, bugün ancak 2 kilo 700 gram buğdayla 1 kilogram DAP gübresi alınabiliyor yani bu da çiftçinin harmandan kalktığının somut bir delilidir.

Tarımda kullanılan mazot için çiftçinin ödediği ÖTV ve KDV vergisinin tutarı 7 milyar 840 milyon lira, eski parayla yaklaşık 8 katrilyon lira. Peki, buna karşılık çiftçiye ödediğiniz mazot desteği ne kadar? 600 milyon lira yani eski parayla 600 trilyon lira. 8 katrilyon lira çiftçiden para alıyorsunuz, çiftçiye mazot desteği olarak sadece 600 trilyon lira veriyorsunuz. Çiftçiden aldığınız verginin onda 1’ini bile çiftçiye çok görüyorsunuz. 2002’de işbaşına gelmeden önce Sayın Başbakan, her gittiği ilde çiftçinin kullandığı mazottaki ÖTV’yi, KDV’yi kaldırarak mazotu yarı yarıya ucuzlatacağını söyledi mi, söylemedi mi?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Söyledi, yeşil mazot.

SADİR DURMAZ (Devamla) – On yıldır çiftçi, Sayın Başbakanın ve AKP’nin sözünü tutmasını bekliyor, on yıl.

Çiftçinin borcu her geçen gün katlanmakta, çiftçi haciz ve hapis kıskacındadır. Yerköy’ün sadece bir köyünden 22 kişi şu anda haciz kıskacında ve bunların 6’sı için de hapis cezası kesinleşmiş durumda değerli milletvekilleri.

Buradan çiftçiye verilen desteklere gelmek istiyorum. Bildiğiniz üzere, Sayın Bakan ne zaman söz alsa tarıma ve hayvancılığa ayrılan desteklerden bahisle “2002’de şu kadardı, biz şu kadar artırdık.” diye övünüyor.

İşin doğrusu, sayın milletvekilleri, on yıl tek başına iktidar olmuş bir Hükûmetin, bir partinin, on yıl önceye giderek hâlâ daha oraya atıflarda bulunmasını ben bir âcziyet olarak görüyorum, kimse kusura bakmasın. On yıldır işbaşındasınız. 2005 yılını baz aldığımız zaman, sizin de üç yıllık döneminizi dikkate aldığımız zaman bugünkü rakamların dörtte 1’ine ancak ulaşmışsınız. E, o zaman siz -aynı mantıkla- 2005’te çok çok başarısız bir iktidarsınız. Yani bu mantık… Şimdi, on yıl önce doğmuş bir çocuk, bugün 10 yaşında. Yani dönüp dönüp “Ya, sen on yıl önce sıfır yaşındaydın ya da 1 yaşındaydın.” demenin bir mantığı var mı Allah’ınızı severseniz.

Siz, bugünü söyleyeceksiniz, bugünü ve sabit fiyatlarla söyleyeceksiniz, rakamlarla oynayarak milleti kandırmayacaksınız.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Olması gerekene endekslenerek konuşacaksınız.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Elbette.

2006 yılında Tarım Kanunu’nu çıkardınız, “Gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamaz çiftçiye verilecek destek.” dediniz.

Peki, 2006’dan bugüne kadar bu rakamı tutturabildiniz mi? Tutturamadınız. 2002’de o beğenmediğiniz hükûmet dönemindeki rakama bile ulaşamadınız.

Kendi rakamınızı artırmak için arazi toplulaştırma çalışmalarına yapılan harcamaları devlet desteğine ekliyorsunuz, sulama harcamalarını devlet desteğine ekliyorsunuz, rakamınızı şişirip artırıyorsunuz.

Peki, biraz dürüst olalım: 2002’deki bu rakamları niye göz ardı ediyorsunuz? 2002’de DSİ’nin hiç mi sulama amaçlı yatırımı yok?

2002’nin rakamlarını verirken bunları da mutlaka dikkate almanız lazım. Şimdi, bu çıkardığınız kanuna göre, değerli milletvekilleri, kendi çıkardığınız kanuna uymamanın sonucunda Türk çiftçisinin kaybı 27 katrilyon lira. Bakın, buğdayda 13 katrilyon, desteklemelerden kaybı 27 katrilyon lira. 40 katrilyon lira, sadece 2 kalemde söylüyorum size.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan destekten bahsettiği zaman mutlaka OECD’ye bir atıf yapıyor, OECD’den yardım istiyor. OECD rakamlarına göre de bizim desteğimizin miktarının yüzde 2,2 olduğunu söylüyor. Bakan böyle söyleyince Müsteşar durur mu; Müsteşar da diyor ki: “Bu rakam yüzde 3,7’dir.”

ALİM IŞIK (Kütahya) – Tabii, Bakanı geçmesi lazım, gelecekte nasıl bakan olacak.

SADİR DURMAZ (Devamla) - Şimdi, Sayın Bakan, TÜİK’e mi inanalım, OECD’ye mi inanalım, size mi inanalım, Sayın Müsteşara mı inanalım, yoksa cebinde çay parası olmayan Türk çiftçisine mi inanalım?

Sayın Bakan, emin olun ki OECD Türkiye’ye Fransız, siz de Türk tarımına ve hayvancılığına Fransızsınız! Emin olun, yani nitekim Fransa hayvancılığının sıkıntıya girdiği bir dönemde, Fransa’dan 250 milyon dolarlık canlı hayvan ve et ithal ettiniz, Fransızlar da “Türkler hayvancılığımızı kurtardı.” diye size şövalyelik nişanı verdi. Size verilen nişan ve Sırbistan çiftçilerinin size bağlı Et Balık Kurumuna hitaben yazdığı “Satışında sıkıntı çektiğimiz etlerimizi, hayvanlarımızı satın aldığınız için, halkımızı rahatlattığınız için size teşekkür ederiz.” yazısı ortadayken otu, samanı, kurbanlığı ithal edip de hayvancılığı gelişen bir ülke var mı Allah aşkına ya, bir söyler misiniz bana?

Yani, aynı şekilde, patateslerin hayvanlara yem olarak yedirildiği, domatesin yollara döküldüğü, soğanın dereye atıldığı, karpuzun tarlada bırakıldığı, salatalığın, patlıcanın çöpe döküldüğü bir dönemde, Amerika’dan fındık, Şili’den elma, Bulgaristan’dan nar, Çin’den sarımsak ve fasulye, İran’dan karpuz ve lahana, İspanya’dan marul ithal edildiği bir ortamda Türk tarımının geliştiğini, köylüsünün, çiftçisinin refah seviyesinin yükseldiğini nasıl söyleyebilirsiniz?

3 defa hayvan sayımı yaptınız, 3’ünde de farklı sonuç çıkardınız. Saman ithalatı rakamlarını bir haftada 2 kere farklı verdiniz. Sayın Bakan, takla attırdığınız rakamlarla sonunda Başbakanı da çileden çıkardınız ve Sayın Başbakanın “Bana matematiği unutturdun.” dediği basına yansıdı. Sayın Bakan, kusura bakmayın ama –tırnak içerisinde söylüyorum- siyaseten yalancı çoban gibi geziyorsunuz ortalıkta, sadece kepeneğiniz eksik. (MHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, çoban demişken biraz da hayvancılıktan bahsedelim. AKP döneminde can çekişen hayvancılıkta neler oluyor, ona bir bakalım.

Sayın Bakan “İlkleri başardık.” diyor ya, bakalım hangi ilkleri başarmış. Sayın Bakanın döneminde -cumhuriyet tarihinde- hem de iki yıl üst üste kurbanlık ithal ettik. Yetmedi, onlara bir de saman ithal ettik.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bu da ilktir.

SADİR DURMAZ (Devamla) - On altı yıl aradan sonra canlı hayvan ve et ithal ettik, hem de Sayın Başbakan çıktı “İthalata gerek yoktur, yeteri kadar besi materyali mevcuttur.” dedi, dediğinden iki ay sonra ithalata karar verildi. Sayın Başbakan talimatı verdi, Sayın Bakan da uydu.

Başka bir ilki daha başardı, domuz eti marketlerde satılır hâle geldi. Domuz çiftliklerinde ve domuz eti tüketiminde de rekorlar kırdı.

Son üç yılda canlı hayvan ve et ithalatı nedeniyle 5 katrilyon lira yabancı ülkelerin çiftçilerine kaynak aktardınız. Peki, bu kadar ithalata rağmen et ucuzladı mı? Et de ucuzlamadı. Yani, ne üreticiye yaradı, ne tüketiciye yaradı. Üreticiyi mahvettiniz, tüketici de ucuz et yiyemiyor. Hatta öyle bir şey oldu ki, ithal etleri yerli et diye marketler pahalıya satıyorlar, bir de oradan vatandaş kazıklandı.

Elinizde hayvan varlığını gösteren doğru dürüst bir bilgi dahi yokken, plansız programsız bir şekilde hayvancılığa sıfır faizli kredi uygulamasını başlattınız. Plansız programsız bir şekilde başlattınız, altyapısını hazırlamadan başlattınız.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yandaşları zengin etmek için oldu o.

SADİR DURMAZ (Devamla) - 4 bin liralık düve…

ALİM IŞIK (Kütahya) – 8 bin liraya mal geldi…

SADİR DURMAZ (Devamla) - Sektöre yabancı olan yatırımcı bir anda piyasaya girince 4 bin liralık düve 7 bin liraya çıktı. Şimdi bu, Allah’ınızı severseniz sıfır faizli mi oldu?

ALİ HALAMAN (Adana) – Şimdi kaç lira?

SADİR DURMAZ (Devamla) - Şimdi kaç lira? Şimdi tekrar 3.500 lira…

ALİM IŞIK (Kütahya) – 2... 2… Nerede 3.500 lira? 2 bin liraya satamıyor.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Alan yok, satan yok.

SADİR DURMAZ (Devamla) - …kesemiyor, kasaba götüremiyor.

ALİM IŞIK (Kütahya) – 2 bin liraya satamıyor.

SADİR DURMAZ (Devamla) - Peki, Sayın Bakana daha önce de sordum, cevap vermedi. Sayın Bakan bir kez daha soruyorum: Bu krediyi kimler kullandı? Bu krediden kimler yararlandı? Yani, bütün hayatını, geleceğini tarıma, çiftçiliğe, hayvancılığa bağlamış olan gariban çiftçi mi kullandı, yoksa yandaşlar mı kullandı? Burada samimiyseniz ilçe ilçe bir listeyi yayınlarsınız, kime verdiğinizi de bütün millet de görür, samimiyetinizle ortaya koymuş olursunuz. Bu listeleri bekliyoruz sizden Sayın Bakan. Bakın, bu krediyi gariban Anadolu çiftçisi kullanamadı. Yozgat’ın çiftçisinden, köylüsünden Yozgat’ta tapu istediniz, Yozgat’ın merkezinde tapu istediniz. Yetmedi…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Şehir merkezinde olacak, kefil lazım olacak, memur kefil hem.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Şehir merkezinde tabii ki yani.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SADİR DURMAZ (Devam) – Şehir merkezinde tapu istediniz. Yetmedi, efendim, 2 tane de memur kefil istediniz ama bu krediyi Ürdünlü Hijazi kullandı, Hijazi. Ona kullandırdınız, bu kaynağı ona aktardınız Sayın Bakan.

Şimdi, söyleyecek çok söz var ama maalesef sürem sınırlı. Bütçenin hayırlı olmasını diliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Durmaz.

Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz…

Buyurunuz Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bütçeleri konusunda Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesi görüşülüyor, Türk çiftçisinin sorunları görüşülüyor fakat AKP sıraları bomboş. AKP’nin Türk çiftçisine, besicisine vermiş olduğu değer bu sıralardan anlaşılıyor.

Değerli milletvekilleri, son on yıldır pek çok sektör gibi tarım sektörü de iyi yönetilememiştir. Çiftçilerimiz ürettikleri ürünün hakkını alamamışlar, borç, kredi, ipotek, haciz kıskacı içerisinde çırpınır hâle gelmişlerdir. Türk tarımının, çiftçisinin, besicisinin hâli yürekler acısıdır. Bunları görmemek için kör ve sağır olmak lazımdır. Ben buradan, bu milletin kürsüsünden, on yılda nereden nereye getirdiğiniz tarımımızın çok kötü durumundan ziyade, bu kötü durumdan kurtulmak için acilen neler yapmalıyız, izninizle onları paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu ülke hepimizin. Önemli bir sektör olan tarımımızın, hayvancılığımızın ayağa kaldırılması, rahat bir nefes alabilmesi için çiftçilerimizin beklentilerini dile getirmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, üreticimiz uygulanan yanlış tarım politikaları sonucu, biraz evvel ifade ettiğim gibi, borç, faiz, haciz, icra, tefeci, ipotek ve hatta hapis kıskacındadır. Sayın Bakanım, çiftçilerimizin Ziraat Bankasına, Halk Bankasına ve özel bankalara olan zirai kredi borçları ile tarım kredi kooperatiflerine ve pancar kooperatiflerine olan borçları acilen yeniden yapılandırılmalı, bu suretle çiftçilerimizin rahat bir nefes almaları temin edilmelidir. İnsanımızın üretim yapabilmesi için tarlası, traktörü, ahırı, hayvanı öncelikle ve acilen hacizden ve yedieminlerden kurtarılmalıdır. Fazla değil, çiftçilerimize üç yıllık bir opsiyon verin yeter. Kanaatkâr, vefakâr, çalışkan, ahde vefalı olan çiftçilerimiz, verdiğinizin en az 10 katını sizlere verecektir.

Saygıdeğer milletvekilleri, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de et meselesi süt meselesidir ve aynı zamanda da, son zamanlarda gündemden düşmediği gibi, ot meselesidir. Türkiye’de süt üreticisi acilen ve hak ettiği desteği almalıdır. Şunu unutmayalım ki ot olmadan süt olmaz, süt olmadan da et olmaz. Diğer taraftan da, Anadolu tabiriyle, ana olmadan da dana olmaz.

Gerekli ve adam gibi desteği devletimiz sağlamaz ise insanımız ithal ete, ithal süte, ithal gıdaya, hatta ithal ot ve kurbanlığa mahkûm olmaya devam eder. Çiftçilerimizin başı dinç, gönlü rahat olsun ki, traktörünü, tarlasını hacizden kurtarabilsin ki tarlasını işlesin, eksin ki saman ithal etmek zorunda kalmayalım.

Değerli milletvekilleri, tarımın en önemli girdileri olan mazot, gübre, yem, ilaç, tohum ve sulamada kullanılan elektrik en az Avrupa ülkelerindeki kadar sübvanse edilmelidir ve acilen bu girdilerdeki ÖTV ve KDV kaldırılırsa çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin üretme şevk ve heyecanı, çalışma heyecanı artacaktır.

Şunu unutmayalım ki: Dört çeker cipe konulan mazot ile karda, kışta, kıyamette, soğukta, sıcakta, çamurda, tozda üretim yapmak durumunda olan traktöre, biçerdövere, patpata konulan mazot aynı fiyatta olmamalıdır. Denizcilik sektöründe yatlara, şileplere, gemilere verilen ucuz mazottan tarım sektörü de acilen istifade ettirilmelidir. Bunlar yapılırsa, hele bir de bunun yanında yağ ve yem bitkilerinde alım garantili üretim yapılırsa Türkiye’de boş tarla kalmayacaktır. Yağ ve yem ham maddesi ithalatı için her yıl ödemek zorunda kaldığımız 5-6 milyar dolar cebimizde kalacaktır. Çiftçimizin el emeği göz nuru da bu surette değerlendirilmiş olacaktır.

Verimli topraklarımız, sularımız, güneşimiz ve çalışkan insanlarımız Türkiye için çok ciddi bir kaynaktır, israf etmemeliyiz. Doğru zamanda doğru adımlar atarsak çiftçimizin yüzü gülecektir. Çiftçide olacak ki esnaf ile alışveriş yapabilsin, esnafın çarkı dönsün ki fabrikalar üretimi sürdürebilsin. Bu döngünün temeli tarımdır.

Değerli milletvekilleri, tarım sektörünü yönetmek üzere görevli olan Bakanlık, kanun hükmünde kararnamelerle yeniden yapılandırılmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemelerle maalesef yapı daha da bozulmuştur. Üst düzey görevlerde hizmet etmiş yaklaşık 330 civarında Bakanlık bürokratı bankamatik memuru konumuna getirilmişler ve bu görevler hâlâ vekâletlerle yönetilmektedir. Bu durum çalışanların çalışma şevk ve heyecanını olumsuz etkilemektedir. Onun içindir ki gerek iller bazında gerekse ülke bazında kayıtlar sağlıklı tutulamamaktadır. Biraz evvel konuşmacıların ifade ettiği gibi, “Kime inanalım?” demek zorunda kalmaktayız. Kontroller gerekli şekilde yapılamamakta, kaçakçılık önlenememekte, merdiven altı ve kayıt dışı üretim piyasaya hâkim olmaktadır. Bu durum, haksız kazancın yanında insanlarımızın sağlığını da tehdit etmektedir.

Bu ülke hepimizin; çiftçimizin, besicimizin, süt üreticimizin, sebze üreticimizin, patates, pancar üreticimizin derdi, sorunu hepimizin derdi, hepimizin sorunu. Onları bu sorunlarla baş başa bırakamayız. Biz buradan, zamanımızın elverdiği ölçüde, önerilerimizi paylaştık.

Sayın Bakan, bunlar bilinmeyen öneriler değil ama neden çözmüyorsunuz? Bakın, tek başınıza iktidar olduğunuzun farkında değil misiniz? Size şu veya bu şekilde engel olmak durumunda olan koalisyon ortaklarınız mı var, yoksa Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, İsrail’deki tarım baronları size izin mi vermiyor? İktidar sizsiniz. Önerilerimize kulak verirseniz ne âlâ, yoksa can çekişmekte olan tarım ve hayvancılığımız ölüme mahkûm olur. Bunu da herhâlde kimse istemez.

Besicimiz ahırına 14-15, hatta 16 liradan bağlamış olduğu hayvanlarını şu anda 13-14 liraya kestiremiyor. Kombinalarda on beş on altı günlüğüne sıra veriyorlar. Sayın Bakanım, lütfen, Allah rızası için, şu Türkiye’ye yapılan canlı hayvan ve et ithalatını durdurunuz, kaçakçılığı önleyiniz. İthalatla belki bugünü kurtarabiliyorsunuz ama Türkiye’de tarımı ve hayvancılığı bitiriyorsunuz. Çiftçilerimiz, üreticilerimiz canından bezmiş vaziyettedir. Öyle ki çiftçilerimiz Suriyeli mültecilere verdiğiniz değerin onda 1’ini bile göremiyorlar. Yakında çiftçilerimiz Suriye vatandaşlığına başvurup mülteci olarak Türkiye’ye gelmek isterlerse şaşırmayınız.

Bu duygu ve düşünceler içerisinde, Türk çiftçisine desteğinizi bekliyor, Bakanlığınızın bütçesini hazırlarken göz ardı ettiğiniz çaresiz hâldeki çiftçilerimizi hatırlamanızı dileyerek yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker... (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Şeker.

MHP GRUBU ADINA BAHATTİN ŞEKER (Bilecek) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2013 yılı bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Dünyanın kalbi ve medeniyet merkezi olan ülkemizin Kültür ve Turizm Bakanlığının faaliyetleriyle dünyaya sesini duyurması, insanlığa tanıtılması ve bununla birlikte, Türkiye'nin dünyaya vereceği mesajı belirleyip ulaştırması hepimizin isteğidir ve temennisidir. Bu konuda her birimizin katkıda bulunması gerekiyor. Ancak, daha da önemlisi, doğru değerler üzerinden doğru bir kimlik ve vizyon tercihi yapılması gerekmektedir.

Biz biliyoruz ki, tek başına Sayın Bakanın gayretiyle bu ülkenin tanıtımı yapılamaz. Bir ülkenin mesajı elbette bir kişinin sorumluluğunda değildir. Bu anlamda Kültür ve Turizm Bakanlığının yanında Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık Tanıtma Fonu, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, TRT ve Anadolu Ajansı gibi kurumlarımızın da hem yetki sahası hem de stratejik olarak sorumlulukları vardır. Altını çizdiğimiz husus, dikkat edilirse koordinasyon eksikliği, proje uygulamalarındaki disiplin ve imajla ilgilidir.

Türkiye, kendi enerji dinamikleriyle birçok  proje üretip hayata geçirebilecek güce sahiptir. Bunu hem devlet kurumlarının koordinasyon hâlinde çalışmasıyla ve hem de özel sektör aracılığıyla uygulayabilecek birikime de sahiptir.

Türkiye'nin dünya ekonomisiyle bütünleşme yolunda son yıllarda en başarılı olduğu sektörlerden biri turizmdir. Bu başarıyı dikkate alan Türkiye, sahip olduğu bu potansiyeli iyi değerlendirmeli, uluslararası turizm gelirinden pay almak yolunda yenilikler yapabilmeli, yeni pazarlar? stratejilerini hayata geçirebilmelidir.

Dört mevsimin bir arada yaşandığı Türkiye, dünyanın en nadir turizm cennetlerinden biridir. Ülkemiz tarihî, kültürel ve doğal değerleriyle büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Bu zenginliğin ülkemizin gelişmesine katkısı da çok büyüktür. Dünyada genel turizm eğiliminin kültür turizmine yöneldiği ve Türkiye'de önemli bir potansiyel bulunduğu, gelen turisti Anadolu kültür turlarına çıkarmak gerektiği kanaatindeyim. Bu sayede turizmin Anadolu’da yayılacağına inanıyorum.

Doğru bir yönlendirme bir bölgenin kültürünü ortaya çıkaracak, yaşatılmasına vesile olacak ve o bölge için yeni bir çekicilik katacaktır. Böyle bir anlayış içerisinde, örneğin, turizmin çeşitlendirilmesi kapsamında, yat, golf, termal ve sağlık turizmi, kış ve doğa sporları, avcılık gibi pek çok turizm imkânları olduğu görülecektir. Ancak bunlardan yeterince faydalanamıyoruz.

Turizmi artıran başka bir etmen de tarihî anıtların çokluğudur. Eski kent harabeleri, ünlü anıtlar, camiler, kiliseler ve benzeri yapılar her zaman insanların ilgisini çekmiştir. Bunun yanı sıra, doğal güzellikler de değerlendirildiğinde önemli bir ilgi kaynağı hâline gelmektedir. Ancak temel sorun olarak, “Her şey dâhil” sistemiyle nispeten düşük gelirli turistlerin ülkemize geldiği ve bu sistemin halka ve esnafa faydasının olmadığı görülmektedir.

Turizm sektörünün sahip olduğu dinamizm, yeni istihdam alanlarının meydana getirilmesinde ve dolayısıyla da işsizliğin azalmasında etkisi olduğu gibi ekonomik gelişmeye, döviz ihtiyacının karşılanmasına yönelik katkısıyla da genç nüfuslu ülkemiz için önemli bir rol oynamaktadır.

Bu kadar çalışmanın arasında turizm politikalarının arasında da birtakım sorunlar vardır. Her yıl artan sayıda turist ağırlanırken ne yazık ki gelen misafirlerin kişi başına yaptıkları harcama her geçen gün azalmaktadır, rakamlara bakıldığında da bu gözükmektedir. Turist sayısı artmasına rağmen kişi başına düşen döviz girdisinde azalma yaşanmaktadır.

Dış politikamız sebebiyle, 2012 yılı dâhil, İran, Suriye ve İsrail pazarından büyük bir ziyaretçi düşüşü gözükmektedir. OECD ülkelerinden gelen misafirlerin sayılarında bir düşüş gözükmektedir.

Türkiye’de “Her şey dâhil” adı verilen sistemin uygulanması nedeniyle havaalanı ile konaklama tesisi arasında yolculuk yapan turistler tesislerin yakınlarındaki yerleşim bölgelerine gitmemekte ve böylece, bölgeye ekonomik katkı sınırlı kalmaktadır. Fiyatlar düşük olduğundan, bu tesislerde sunulan yiyecek ve içecekler düşük standartlara sahiptir. Bakanlık olarak bu konuda daha sıkı denetim yapılmalıdır.

Tanıtım konusuna daha çok değer verilmeli, katılınan fuarlara daha çok destek ve ilgi gösterilmelidir. Tanıtıma yönelik film ve reklamlar çekilmelidir.

Bazı seyahat acentelerinin yurt içi ve yurt dışı turları sırasında vaatlerini yerine getiremeyişleri yüzünden vatandaşlarımız büyük mağduriyetler yaşamaktadır. Bu konuda daha sert tedbirler alınmalıdır.

Geniş bir alanda hizmet veren Bakanlığımızın bütçesinin az olduğunu ve senelerdir bu durumun devam ettiğini görmek üzüntü vericidir. Hem kültür hem de turizm konularında çalışma yapması beklenen bir Bakanlığın bütçesi daha çok olmalıdır. Sanata, kültüre yatırım yapmak isteyen Bakanlığımızın bu bütçeyle beklentilere cevap veremeyeceği de açıkça görülmektedir. Bu kadar dar bir bütçeyle eksikleri de olsa bir şeyler yapmaya çalışan Sayın Bakanı ve çalışma arkadaşlarını da kutlamak gerekir.

Kültür ve Turizm Bakanlığının bu ülkenin değeri olan tarihi eserleri yurt dışından Türkiye’ye, gerçek sahibine getirmek için büyük bir çaba sarf ettiğini biliyoruz. Bu konuda bilhassa batı Avrupa ülkelerinde yapılan çalışmaların sonuç vermesi sevindiricidir. Ülkemizin değerlerinin ve eserlerinin çalınarak bu ülkelere gitmiş olması zaten o ülkeler adına da utanç vericidir. Kendi tarihlerine de bir kara lekedir. Sayın Bakanı da bu çalışmalardan dolayı kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kültür denildiğinde aklımıza ilk önce ve elbette millî kültürümüz gelmelidir. Bir milleti oluşturan, varlığının devamını sağlayan temel olgu millî kültürdür. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, farklı nesiller karşısında, özellikle yeni nesillerin kültür şokuna ve kimlik bunalımına düşmesine mâni olacak, kaliteli ve ihtiyaçlara cevap verecek millî kültür değerlerine sahip eserler verilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, sanata ve sanatçıya değer verilmeli, sanatın sanat için ve sanatın hakkını vermek için yapılması sağlanmalıdır. Sanatçının önüne engeller çıkarılmamalı, sanatçıların birlik hâlinde hareket edebilecekleri örgütlenme ve sendikalar oluşturmasına katkı sağlanmalıdır.

Cumhuriyetin kurucusu Atatürk, devrimlerle beraber, “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözüyle sanata ve sanatçıya verdiği önemi, değeri göstermiştir. Sanatımız ve sanatçımız bugün de belirleyiciliğini korumakta ve toplumun gelişimine yön vermektedir. Kültürel değerler ve sanat, dünya çapında, toplumları birbirlerine yaklaştıran bir niteliğe sahiptir. Bir toplumu tanımanın ve anlamanın yolu, kültür ve sanat faaliyetlerinde hangi noktada olduğunu görmekten geçmektedir. Bizler de sahip olduğumuz eşsiz kültürümüzün ve zenginliğimizin kıymetini bilmeli ve gelecek nesillere taşıyacak çalışmaların gayretinde olmalıyız.

Türk sinemasının bu kadar ivme kazandığı ve yapımlarının uluslararası camiada ilgi gördüğü bir dönemde, Bakanlığın organizasyonuyla Türkiye'nin imajını zedelemiş olan yapımlara da cevap niteliğinde çalışmalar yapılmalıdır.

Son zamanlarda tarihî dizilerin yanlış ve çarpıtılmış olduğu yönünde tartışmalar başlamıştır. Doğru bir tarih süzgecinden geçmiş ve değerlerimizi yansıtan yapımların gerçekleşmesi yönünde Bakanlığımızın adım atması gerekmektedir, o zaman yapılan tenkitlerin de bir anlamı ve değeri olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; başka bir önemli hususu da hatırlatmak isterim. Yıllardan beri yurt dışında diaspora, Ermeni lobisi tüm imkânlarıyla soykırım propagandası yapmaktadır. Tarihî gerçekleri saptırarak, Türkiye'yi suçlu ve mahkûm gibi göstererek, Türk insanına hakaret ederek, toprak bütünlüğümüze alenen kastetmektedirler. Geçmişte bakanlık yapmış bir siyaset adamı olarak, Sayın Bakanımızın da benim sahip olduğum bu hassasiyetleri taşıdığına inanıyorum ve biliyorum. Bu yöndeki iddialara ve iftiralara karşın, Sayın Bakanımızdan yeni çalışmalar bekliyoruz.

Örneğin, bu yıl Balkan savaşlarının, daha doğru bir ifadeyle Balkan faciasının 100’üncü yıl dönümü. 2 milyondan fazla Müslüman Türk nüfusu vahşete, kine, nefrete, hakarete ve katliama maruz kalmış, göç yollarına düşmüş, ana vatan toprağına gelerek canlarını zor kurtarmıştır. Ecdadımızın yaşamış olduğu Balkan faciasıyla ilgili, yeni nesillere aktarılması ve unutulmaması için yeni çalışmalar ve anıtlar yapılmalıdır.

Kuruluş ve kurtuluşa beşiklik etmiş olan tarihî ilimiz, memleketim olan Bilecik’imizin de Bakanlığınızca yapılacak çalışmalarda gerekli desteği alacağını ümit ediyorum.

Bilecik il kültür merkezimiz devam etmekte, ama bunun yanında 70 bin nüfuslu olan Bozüyük ilçesine de yeni bir kültür merkezi yapılması en büyük temennimizdir.

Ayrıca, Bilecik ilinde kütüphanelerle ilgili eksikliklerin giderilmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAHATTİN ŞEKER (Devamla) – …ve bunlarla ilgili çalışmaların yapılmasını istiyor, sözlerime son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bütçenin hayırlı olmasını istiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şeker.

Iğdır Milletvekili Sinan Oğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Oğan.

MHP GRUBU ADINA SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli muhalefet milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarında oturan 17 adet değerli milletvekili; Gümrük ve Ticaret Bakanlığının ve Rekabet Kurumunun hâlihazırda görüşülmekte olan 2013 yılı bütçesi için…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sizde kaç adet var? Ne bu saygısızlık!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – MHP’de kaç adet var, baktın mı oraya sen hiç? Burada 1 adet kişi konuşuyor, burada kaç adet var?

SİNAN OĞAN (Devamla) – …Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, konuşmama 27 Mayıs 1980 yılında, 12 Eylül öncesinde ülkemizde oynanan karanlık oyunlar içerisinde, hain bir pusuda kurban verdiğimiz Gümrük ve Tekel Bakanımız, Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ı saygıyla, rahmetle anarak ve örnek siyasi kişiliğini, örnek Gümrük ve Tekel Bakanlığını hatırlatarak başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yalnız, her ne kadar Gümrük ve Tekel Bakanlığını konuşsak da, Rekabet Kurumunu konuşsak da bir şey göstermek istiyorum.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Gümrük ve Ticaret Bakanlığı.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Adalet ve Kalkınma Partisinin bakanlıklarıyla ilgili değişik bir örnek, herhâlde buna bir cevabınız vardır: Şu gördüğünüz Ulaştırma Bakanlığımızın kimlik kartı, üzerinde Türk Bayrağı var, Türk Bayrağı. Önceki uygulamadaki kimlik kartının üzerinde Türk Bayrağı var. Bunu da yeni sitelerine koydukları -teyit de ettim- yeni kimlik kartında Türk Bayrağı kalkmış.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Niye?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Efendim, Türk Bayrağı’ndan niye rahatsızsınız? Mevcut Türk Bayrağını niye kaldırıyorsunuz? Bunu, gelin, burada bir izah edin Allah aşkına.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Ulaştırma Bakanlığı yok, öğleden sonra bütçesi.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Fark etmez, sizin Bakanlığınız değil mi, başka bir Bakanlık mı Sayın Bakan?

RECEP ÖZEL (Isparta) – “Ulaştırma Bakanlığı” dedin ama.

SİNAN OĞAN (Devamla) – “Ulaştırma Bakanlığı” diyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ulaştırma Bakanı var mı orada?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Niye, farklı bakanlıklarda mı? Farklı bakanlık mı? Ulaştırma Bakanlığına sahip çıkmıyor musunuz, sizin Bakanlığınız değil mi? Yeri gelmişken ifade edeyim, Ulaştırma Bakanı da gelir, burada cevabını verir.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Öğleden sonra. Tamam tamam.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Sayın Ulaştırma Bakanı, niye acaba Türk Bayrağı’ndan rahatsız, gelir bunun cevabını verirsiniz.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Kimse Türk Bayrağı’ndan rahatsız olmaz.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Ters yerden girdin!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Bu arada, Yerli Malı Haftası’nı kutluyorum değerli milletvekilleri. İçinde bulunduğumuz hafta Yerli Malı Haftası. Biliyorsunuz, yerli malını korumak gümrüklerden başlar. Bu sebeple, Gümrük Bakanlığımızın, âdeta kaçakçılığa yol verme bakanlığına dönüşmüş Gümrük Bakanlığımızın bunu da dikkate almasını öneriyorum kendisine.

Şimdi, Sayın Başbakan, geçtiğimiz günlerde burada bir konuşma yaptı ve dedi ki: “Kaçakçılığa geçit vermiyoruz.” Sayın Başbakan ve hemşehrisi Sayın Gümrük Bakanımızın, bir hemşehrisinin raporuyla bunu nasıl yalanladığını, kendi hemşehrisini, Rizeli hemşehrisini nasıl yalanladığını size okuyayım müsaade ederseniz. Rize Ticaret Odası tarafından 2012 yılının başında “Çay Sektörü-Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir rapor hazırlanıyor. Raporda deniyor ki: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kendine has yapısı nedeniyle çay kaçakçılığı olağan ticaret hâline gelmiştir.”

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Canlı hayvan kaçakçılığı da olağan hâle geldi.

SİNAN OĞAN (Devamla) – “Yapılan tüm uyarı ve önlemlere rağmen kaçak çay ticareti engellenememiş ve hatta kaçakçılık artarak devam etmektedir.”

Sayın Başbakan, birkaç gün önce burada, pazartesi günü “Kaçakçılığa geçit vermiyoruz.” demişti. Sayın Başbakanımıza ve Sayın Gümrük Bakanımıza, sayın hemşehrisinin, sayın hemşehrimizin, Rizeli hemşehrilerimizin bu raporunu okumalarını tavsiye ediyorum.

Şimdi, Hükûmetin memlekette bir gümrük kapısı var, bir de âdeta PKK’nın sınırlarımıza getirip tahsilat yaptığı gümrük mıntıkaları var. Şimdi, nasıl kaçakçılığa geçit vermiyorsunuz? Daha bugün basına yansıyan kaçakçılıkla ilgili raporlarda, sadece petrol kaçakçılığından yılda 3 milyar dolar hükûmetin yani devletin, yani Türkiye’nin bir kaybının olduğu ifade ediliyor. On yıllık iktidarınız boyunca da yaklaşık 25 milyar dolar paranın sadece akaryakıt kaçakçılığından devletin cebine değil, terör örgütü PKK’nın cebine ve yandaşların cebine girdiği daha bugünkü gazetelerde ifade ediliyor. Böylesine sıkıntılı bir Bakanlıkta çalışan gümrük memurlarımızın, gümrük muhafaza memurlarımızın can güvenliğinin olmadığının bizzat ben şahidiyim. Nerede şahidiyim? Iğdır Dilucu’da vatandaşlarımızın âdeta belli gruplarca kaçırılmasının, gümrük memurlarımızın orada rahat faaliyet gösterememesinin ve sesini çıkardıklarında da sürüldüklerinin ben bizzat şahidiyim.

Şimdi, öyle bir devirde yaşıyoruz ki eskiden katırlarla kaçakçılık yapılırdı, şimdi  boru hattı döşemişler. Evet, boru hattı, sınırımıza 3 kilometre boru hattı döşemişler, yetmemiş -hakikaten şaka gibi- bir de rafineri kurmuşlar. Sayın Bakan, rafineri kurmuşlar ya, sınırımıza 3 kilometre boru hattı döşemişler, ucuna da rafineri kurmuşlar. Siz ne iş yapıyorsunuz, bunlardan nasıl haberdar değilsiniz? Böyle bir şey nerede olur ya? Bugünkü Türkiye’de sınırımıza rafineri kuruyorlar, sınırımıza 3 kilometrelik boru döşüyorlar ama Bakanlığınızın bundan haberi yok.

Şimdi, yetmedi, kalkıyorsunuz, bir de -kaçakçılık konusunda bakanlığınızın koordinasyonunda yeni bir şey hazırlanıyor- diyorsunuz ki: “Hapis cezasını ispat için yükümlülük kamu kurumlarına verilecek.” Sayın Bakanım, bunu da bir daha düşünmenizi istirham ediyorum.

Ve tabii, Gümrük Bakanlığının önemli -hem de Ticaret Bakanısınız- işlevlerinden birisi de bizim tüccarı korumak, bizim nakliyeciyi korumak. Bugün İran’da bizim yüzlerce tırımız İran gümrüğü tarafından mahkemeye veriliyor sudan sebeplerle. Yüzlerce, binlerce tırımıza değişik vesilelerle, “Yok, deponun boyutu şöyleydi; yok, böyleydi.” diye cezalar kesiliyor, mahkemeye veriliyor, rüşvetler alınıyor, yol parası alınıyor, toprakbastı parası alınıyor ama aynı ülkenin tırları Türkiye’de cirit atıyor; 1 depoyla değil, 3-4 depoyla gelip cirit atıyor. Bunun da bizim Türk tırlarının, Türk nakliyecilerinin özellikle rekabet şansını azalttığını ifade etmem lazım ve tabii, özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’nda Türk tırlarına, Iğdırlı vatandaşlarımıza uyguladığınız bu haksız durumu da dile getirmem lazım.

Hakkâri’de, Van’da, Doğu Beyazıt’taki diğer gümrük kapıları size bağlı değil mi Sayın Bakan? Bir tek Iğdır’daki gümrük kapısı mı size bağlı? Nasıl oluyor, bir memlekette 2 ayrı uygulama oluyor? Iğdırlı vatandaşların 3 litre, 5 litre fazla mazotuna milyonlarca lira ceza yazıyorsunuz, tırlarına el koyuyorsunuz, hemen yanı başımızda millet gidip oradan… Doğu Beyazıt’ta sokaklarda satılan kaçak mazota sesinizi çıkarmıyorsunuz. Aynı şekilde, Hakkâri’de… Şimdi, yeni istatistikleri yine okudum, Türkiye’de en çok kaçak mazotun geçtiği sınır kapısıdır Hakkâri, oradakine göz yumuyorsunuz. Eğer biz bu memlekette yaşıyorsak, eğer bu memleketin kanunları hepimiz için geçerliyse o zaman bu durum nedir? Yok, hepimiz için geçerli değilse, memleketimizin bir bölümünü siz görmezden geliyorsanız ve başka bir planınız varsa onu da söyleyin, onu da biz bilelim.

Boralan Sınır Kapısı vardı. Tabii, Boralan Sınır Kapısı yıllardır yılan hikâyesiydi, o da yalan hikâyesine döndü, hâlâ açılabilmiş değil.

Hayvancılık, özellikle Iğdır’da hayvancılık bitme noktasına geldi. Neden? Çünkü sınırdan o kadar çok kaçak et geçiyor, kaçak hayvan geçiyor ki Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da -ki geçim kaynağının önemli bir kısmı hayvancılıktır- sınırlarımızdan geçen kaçak et dolayısıyla hayvancılık da bitme noktasına geldi. Piyasada satılan kaçak sigaranın, alkolün haddi hesabı yok. Normal piyasada satılan ürünlerin beşte 2 oranındaki kısmı kaçak yani öylesine bir durumdayız ki memlekette her şeyin kaçağını… Hiç uzağa gitmeyin, şuradan Meclisten çıkın, Kızılay’a doğru gidin Sayın Bakan,  her şeyin kaçağını Kızılay’ın göbeğinde bulabilirsiniz. Dolayısıyla da buna bir bakmanızda fayda var.

Tabii, Mersin Limanı’nda PKK’nın nasıl kaçakçılık yaptığı, Barzani’yle nasıl ortak çalıştığını da hepimiz yakından biliyoruz. Gümrük Bakanlığı binasını sel alıyor, Sayın Bakan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİNAN OĞAN (Devamla) – …yeni yaptırdığınız daha. Samsun’u sel almıştı bunu ekranlardan görmüştük, biliyorduk. Vatandaşın normal oturduğu binayı sel alıyordu da Bakanlığınız binasının sel alması, alttan Bakanlık binasının su çekmesi…

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

SİNAN OĞAN (Devamla) – … bu da ilginç bir durum.

Rekabet Kurumuyla ilgili de aslında söylenecek çok şey var ama maalesef vaktimiz buna yeterli olmadı.

Yeni bütçemizin, her şeye rağmen, buna rağmen de hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

Sayın milletvekilleri, saat 14.00’e kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.13

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih ŞAHİN (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 39’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2013 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi sıra Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda.

İlk konuşmacı Bursa Milletvekili İlhan Demiröz. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Demiröz.

CHP GRUBU ADINA İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi ve ekran başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Kanun hükmünde kararnameyle kurulan, bakanlık koridorlarını idarecilik yapmış müşavirlerle dolduran, yapılanmayı iki yılda henüz tamamlayamayan bir bakanlığın bütçesini görüşmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, tarım, Türkiye için, sosyal, ekonomik, politik bakımdan son derece önemli ve ülkemizin gerçek sosyal sigortasıdır. Ulusal gelire yüzde 9, istihdama yüzde 25 katkı koyan, doyuran, barındıran bir sektörün durumunu görüşüyoruz.

Değerlendirmelere girdilerle başlamak istiyorum: Mazot, gübre, tohum, yem, sulama ücretleri. Çünkü, son on yılda Türk çiftçisinin en büyük sorunu girdi fiyatlarıdır.

Değerli milletvekilleri, dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyoruz. Avrupa Birliği ve diğer ülkelerde zirai amaçlı mazotun bize göre yüzde 50 daha ucuz olduğunu biliyoruz. Hava ve deniz ulaşım sektörlerine tanınan imtiyazlar maalesef tarıma uygulanmamaktadır.

Akaryakıtta başka bir konuyu da sizlerle paylaşmak isterim. Türkiye’de 1 litre mazot için ödenen 4,3 TL’nin 2,2 TL’si ÖTV ve KDV’dir. Biz çiftçiler, tarımcılar yılda 3,5 milyar litre mazot kullanıyoruz. Bunu 2,2 ile çarptığınız zaman değerli izleyenler, 7,7 milyar TL olmaktadır. Dolayısıyla, üretici, tarım desteğinden daha fazlasını yalnızca mazot üzerindeki vergilerle geri ödemektedir.

AKP iktidarının bugün bütçede tarımsal destek diye çiftçinin bir cebine koyduğu parayı zaten diğer cebinden aldığını görmekteyiz. Ürün-akaryakıt karşılaştırması yaptığımızda… Benden önceki arkadaşlarımız buğdayla ilgili söylediler, 3,5 kilogram buğdayla 2002’de 1 litre mazot alındığını, 7 kilogram buğdayla 1 litre mazotu 2012’de aldığımızı ifade ettiler.

Ben, ayrıca, bir de bölgemizle ilgili armut konusunda bir örnek vermek istiyorum. 2002’de 1 kilogram armut, 2 litre mazot, 12 kilogram DAP gübre alıyordu; 7 kilogram armutla 1 işçi yevmiyesi ödüyordunuz, 10 ton armutla 1 traktör alıyordunuz. Bugün, 2012’de 1 kilogram armutla 0,25 litre mazot, 2 kilogram DAP gübre; 50 kilogram armutla 1 işçi yevmiyesi; 50 ton armutla 1 traktör alıyoruz. Son on yılda gübrede ortalama fiyatta yüzde 360 artış olmuş ama bütçeden gübreye verilen desteğin, çiftçinin verdiği paranın yüzde 16’sı kadar olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk çiftçisi devletten destek almıyor, Türk çiftçisi devlete destek veriyor. Çiftçinin gübre ve elektriğe yüzde 18, tarım ilaçlarına ve yeme yüzde 8 KDV ödediğini ifade edersek kimin kimi desteklediği ortaya çıkar. Bugün çiftçimiz mazot kullanırken maliyeye, gübre ve ilaç kullanırken tüccara, elektrik kullanırken TEDAŞ’a çalışmaktadır.

Sulama ücretlerine gelince: 2002-2010 yılları arasında sulama ücretleri yüzde 230 artmıştır. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik ücreti de Türkiye’de, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’ne göre yüzde 100 daha pahalıdır.

Çiftçilerimiz banka borçlarının yanı sıra, bugün sulama birlikleri ve TEDAŞ’a olan borçları nedeniyle icralarla uğraşmaktadır. Bunun bir örneğini Niğde’de patates üreticileri, Mersin’de narenciye üreticileri yaptıkları eylemlerle göstermişlerdir.

Bölgemiz Bursa Karacabey’in 13 ova köyünde, bugün jandarma tarafından 45 çiftçimiz aranmaktadır, 300 çiftçi ise icralık durumdadır. Köy kahvelerinde, sarı taksilerin gelmesi konusunda birbirlerini haberdar eden çiftçilerimizin bulunduğunu Sayın Bakana iletmek isterim.

2002 ve 2012 yıllarında yem fiyatlarını araştırdığımızda, etlik piliçte, yumurta tavuğunda yeminde, süt yeminde, besi yeminde ortalama yüzde 250’nin üzerinde artış olduğunu görürüz. Buna karşılık hayvancılık 2003’ten beri uygulanan yanlış politikalar sonucu ithalata yönelmiştir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa 2005 yılında kuru pancar küspesi ithal edilmiş, 2010 yılında hayvan ithalatına izin verilmiş ve kurbanlık hayvan ve hayvan ithalatı başlamıştır. Bu yıl da arkadaşlar, saman ve ot ithal etmeye başladığımızı ifade etmek istiyorum.

Hayvancılıkta çözüm, küçük üreticiyi yok ederek yalnızca büyük üreticiyi desteklemek değildir. Hele kasaplık hayvan, et ithalatı hiç değildir. Ne yazık ki yanlış politikalarla hayvancığı darboğaza sokan zihniyet, çıkışı da yanlış politikalarda görmektedir.

Tarım Bakanlığının yayınlarında gösterilen kırmızı et üretimi artışı TÜİK verilerinin yöntem değiştirmesinden ötürüdür. Bir anda, 2009 yılında 413 bin ton olan et üretimi, 777 bin ton olmuştur 2012’de. Etteki sıkıntı saklanamaz boyuta gelince, Sayın Tarım Bakanı "Efendim, AKP döneminde refah o derece arttı ki insanlarımız çok daha fazla et yemeye başladı, onun için sıkıntı çekiyoruz." gibi ülke gerçeği ile bağdaşmayan bir açıklamada bulunmuştur.

Değerli milletvekilleri, 2011 yılı sonu itibariyle 2 milyon çiftçimiz tarımdan uzaklaşmış; 2,5 milyon hektar tarım alanı işlenmemektedir. Türkiye artık tarımda net ithalatçıdır. Tarımda kendine yetebilen bir durumda olan Türkiye, maalesef bu özelliğini yitirerek net ithalatçı konuma gelmiştir. 2002 yılında 102 milyon dolar fazla veren tarım ürünleri dış ticareti, 2003 yılından itibaren sürekli açık vermiş ve 2011 yılında 3 milyar 589 dolar ile rekor düzeye ulaşmıştır.

Değerli arkadaşlar, buğday, pamuk, mısır, çeltikte ödediğimiz, ithalatta ödediğimiz paranın 27 milyar 105 milyon dolar olduğunu ifade ederek fındıkta sıkıntıların olduğunu, FİSKOBİRLİK’in çalıştırılmaz hâle getirildiğini, çayda da aynı oyunların oynandığını ve çay taban fiyatını açıklayan Hükûmet… Ancak, Sayın Başbakanın “Ben özel sektöre karışmam.” diyerek çay üreticilerini sıkıntılarıyla baş başa bıraktığını ifade etmek istiyorum.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Patates, patates…

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) - Kaçak çayın da çay üreticilerinin ayrı bir sorunu olduğunu ifade etmek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) - Zeytin ve zeytinyağı üreticilerimizin bölgeler itibarıyla girdi maliyetindeki artışlar, destekleme primlerinin yetersizliği ve piyasa koşulları düşünüldüğünde üreticinin emeğinin karşılığını almadığını görmekteyiz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Bitiriyorum efendim. Şu son cümlemi müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Ama, süremiz bu kadar efendim.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Peki, efendim.

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Tokat Milletvekili Orhan Düzgün…

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, 12 Eylül cuntasının tam otuz iki yıl önce yaşını büyülterek astığı Erdal Eren’i sizlerin huzurunda saygıyla anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) O gün bu kararı veren mahkemelerin bugün de Silivri’de görev başında olduğunu da üzülerek gördüğümü belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 2013 yılı bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bu kurumun bütçesiyle ilgili konuşmadan önce, bugün ülkemizdeki tütün üretiminin ve alkol üretiminin ne durumda olduğuyla ilgili kısaca size bilgi vermek isterim. 2002 yılında toplam 472 bin tütün üreticisi vardı, bugün bu sayı sadece 70 bin kişidir. 2002 yılında tütün ekilen alan 230 bin hektar idi, bugün 110 bin hektara gerilemiştir. Ocak 2003’te en düşük sigara fiyatı 0,85 liraydı, en yüksek sigara fiyatı ise 2,75 liraydı, 70’lik Yeni Rakı 8 liraydı; şu anda en düşük sigara fiyatı 5 lira, yüzde 588 artış; en yüksek sigara fiyatı 8,5 lira, yüzde 310 artış; Yeni Rakı 51,50 lira, yüzde 640 artış olarak gerçekleşmiş bulunmaktadır. Sigara ve alkolde 2002’den bugüne kadar ortalama olarak yüzde 500 zam yapılmıştır.

İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) - Rakı içmesinler diye…

ORHAN DÜZGÜN (Devamla) – Sayın Vekilim, “Rakı içmesinler diye zam yaptık.” diyorsunuz ama viskinin de keşke vergisini düşürmeseydiniz ben de size katılırdım o zaman. Siz “Rakı içmeyin de viski için.” demeye getiriyorsunuz, onu biliyorum ben.

Evet, değerli arkadaşlarım, TEKEL’in özelleştirilmesinin ardından TEKE’'e ait 6 sigara fabrikasının yanı sıra, 110 adet yaprak tütün işletmesi, 19 alkollü içki üretim tesisi, 84 pazarlama müdürlüğü, 10 tuz işletmesi, 1 kibrit fabrikası ve 1 sung ipek viskoz fabrikası kapatılmıştır. Bu kapatılan fabrikaların arasında Tokat Sigara Fabrikası da vardır. Sayın Tokat vekilim de burada, kendisinin Tokat’ta bir sözü var: “Eğer bu fabrika kapatılırsa Başbakanlığa ilk önce ben giderim.” diyordu. Sayın Vekilimden bu sözünü gerçekleştirmesini bekliyorum.

ENVER YILMAZ (İstanbul) – Dediğini yapar.

ORHAN DÜZGÜN (Devamla) – Ben de inanıyorum.

Alkollü içkilerde 17 fabrika mülkleriyle birlikte Kasım 2003 tarihinde Nurol Limak Özaltın Tütsab Girişim Grubuna 292 milyon dolar bedelle satılmıştır. Bu girişim grubu iki yıl sonra yüzde 90 hissesini ABD’li Texas Pacific’e 810 milyon dolara, Texas Pacific ise 2011 yılında İngiliz Diageo firmasına 2,1 milyar dolar bedele satmıştır.

Değerli arkadaşlarım, yüce Meclisin saygınlığı açısından sizlerin de çok hoşunuza gitmediğini bildiğim “peşkeş çekme” sözcüğünü kullanmak istemiyorum ama Türkçe’de de böyle bir satışı ifade edecek başka bir kelime de bulamıyorum. Bu nedenle de özür diliyorum.

Bugün, gelmiş olduğumuz koşullarda sigara piyasasında kaçak sigara oranı yaklaşık yüzde 20-25 oranındadır. Peki, değerli arkadaşlarım, bu kaçakçılık işini kim yapıyor bu ülkede? Bunu hepimiz biliyoruz, terör örgütü yapıyor yani bugün bu ülkede satılan sigaraların her biri bizim çocuklarımıza kurşun olarak yağdırılıyor. Daha öncesinde Meclise verdiğimiz terörün finansmanın engellenmesiyle ilgili yasa çıkarılmış olsaydı belki bugün, bu sigara kaçakçılığı da engellenmiş ve satılan sigaralar bizim çocuklarımıza kurşun olarak dönmezdi diye düşünüyorum.

Bu arada Sağlık Bakanlığımıza da tavsiyem odur ki sigara paketlerinin üzerine yazılan spotlara bu konuyu da eklerse sanırım halkımıza sigarayı bıraktırma konusunda etkili olacaktır diye düşünüyorum.

Yine, değerli arkadaşlarım, bugün sizlerin reddimirasta bulunduğu ANAP’lı yıllarda, Sayın Özal en çok sigara kaçakçılığını engellemekle övünürdü, derdi ki: “Bizden evvel sigara kaçakçılığı vardı.” Sizin uygulamış olduğunuz tütün politikaları sonucunda maalesef sigara kaçakçılığı yeniden hortlamış durumda.

2012 Temmuz ayında Bilgi Üniversitesinde bir festival düzenleniyor, bu festivalden sonra da konuklara içki ikram ediliyor. Tabii, bu içki ikramından sonra Sayın Başbakanın bir anda gazabı bu kuruma yöneliyor. Hâlbuki, bu kurumun hiçbir yerde alkol ruhsatı vermek gibi bir yetkisi yok, bu yetki tamamen Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı fakat Sayın Başbakanımız sanırım bu konuyu bilmiyor.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Tam tersine, yanlış.

ORHAN DÜZGÜN (Devamla) – Yine Deniz Feneri, Deniz Fenerinin… Bu kurumun depoları Deniz Fenerine depo olarak kullanılıyor, umut ediyorum ki Sayın Başbakanın bundan da haberi yoktur. Bu olayın sonucunda değerli arkadaşlarım, Sayın Babacan bir Bakanlar Kurulu toplantısının sonucunda bu kurumun kapatılacağını söylüyor. Kapatılacak olan bir kuruma neden bütçe yapıldığını anlayabilmiş değilim açıkçası. Anlaşılan o ki ölüme sebebiyet verenler cenaze masraflarını üstlenmek istiyorlar. Biz ülkede tütünün öldürülmesi için herhangi bir rol üstlenmedik, bu nedenle de cenaze masraflarına iştirak edemeyeceğiz, kusura bakmayın.

Bu nedenle, kurumun bütçesine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak “hayır” oyu vereceğimiz açıklıyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Düzgün.

Muğla Milletvekili Tolga Çandar. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Candar.

TOLGA ÇANDAR (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve boş iktidar koltukları…

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Biz de varız.

TOLGA ÇANDAR (Devamla) – Evet, siz neyse ki buradasınız, Allah’tan.

2013 yılı için Kültür ve Turizm Bakanlığına 1 milyar 851 milyon 734 lira para ayrılmış, güle güle harcayınız; binde 47, yani bütçenin binde 47’si. 

Şimdi, bunun üzerinde çok da… Dün arkadaşlarımızdan bir tanesi şey demişti: “Bütçe siyasi bir şeydir.” ben de işin bu tarafıyla ilgileniyorum doğrusu, bunu komisyonlarda konuştuk zaten. Binde 47’yi nereye harcamışız, ne yapılmış bununla, ne yapılmamış, yetmiş mi, yetmemiş mi artık bunu önümüzdeki sene inşallah, ölmez, sağ olursak… Bunu konuşmanın bir yararı yok çünkü zaten biraz sonra oylama zamanı gelince, “Kabul edenler, etmeyenler... Perde…” bu şey, böyle bitecek, onun için biz bugün…

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, burada, yıllarca egemen güçlerin saldırısına uğrayan ve uğramaya devam eden sanatçılardan, edebiyatçılardan, yazarlardan konuşalım istiyorum. İktidar partisi gibi düşünmediği için yani muhalif olduğu için tutuklanan, Silivri zindanlarında çürümeye mahkûm edilmiş yazarlardan söz edelim. Bugün 100.000’e yakın insan Silivri’ye gitti biliyorsunuz Türkiye’nin dört bir tarafından; biraz bunlardan konuşmak lazım. Sekiz yüz yıl önce yazılmış bir rubaiyi, bir medya ortamında kullanarak bu rubaiden hareketle yorum yapıp iktidarı eleştirdiği için mahkemeye verilen dünyaca ünlü, ülkemizin yüz akı, çağdaş Türkiye’nin yüz akı denebilecek Fazıl Say’ı konuşalım Sayın Bakan. Bugün, aslında, biraz bunları konuşmak lazım. Mesela, ben, siyasal görüşlerine katılmıyorum bunu komisyon çalışmaları sırasında da söyledim, ama bir sanatçı sahnede düşüncesini ifade etti diye, Ferhat Tunç’a Grup Yorum’a, Pınar Sağ’a yapılan uygulamaları burada konuşmayacağız da nerede konuşacağız? Bir kültür insanı olarak yerinin de tam burası olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda, işsiz veya… Okullar açmışsınız, arkeoloji okulları, mezun etmişiz insanları, ondan sonra iş bulmaya gelince “Bizde iş yok.” demişiz, nereye gitsin bu? Yunanistan’a mı gönderelim? Yani Yunanistan, bizim arkeologlarımıza iş verin mi diyelim? O hamile arkeologlar mesela benim bölgemde 2 hamile arkeolog kış günü işinden çıkartılıyor. Bunları konuşmak lazım aslında.

Sayın milletvekilleri, Bakanlığın çeşitli orkestraları var, çeşitli grupları var. Ben bunları konuşacağım bugün, tiyatroyu ve operayı başka bir arkadaşımız konuşacak. Yani parasını bizim devletin ödediği, vergilerimizle ödenmiş bu sanatçıları siyasi düğünlere göndermenin Türkiye'nin, çağdaş Türkiye'nin kültür, sanat yaşamına ne gibi bir katkısı olduğunu konuşmak lazım. Yani bunun için mi kurduk, siyasilerin, iktidar milletvekillerinin yakınlarının düğünlerine veya o belediye başkanlarının festivallerine karşılıksız bu sanatçıları gönderelim diye mi biz bu orkestraları kurduk? Bunları konuşmak lazım.

Telif haklarını konuşalım. Sanatçılar yıllarca çalışıyor. Sanatçı ürünlerinin yani kültür ürünlerinin telif hakkını gerektirecek bir ürün olup olmadığını konuşmak lazım. Albüm yapıyor sanatçılar. Daha ertesi gün, piyasaya çıktığı gün alınıyor birisi tarafından, dijital ortama veriliyor ve bütün o emek sömürüsü gırla gidiyor. Bunun önüne geçemiyor mu Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı? Neden yıllardır bu bir türlü yasal statüye kavuşturulamıyor, çok merak ediyoruz sanatçılar olarak değerli milletvekilleri.

Bakınız, hepiniz düğün yaptınız ve düğün çalgıcıları kullandınız, önüne bahşiş bıraktınız. Bu bahşişten vergi alınır mı? Köyde oturan bir müzisyenden, seyyar müzisyenden vergi almıyorsunuz ama şehirde oturandan vergi alıyorsunuz. Bu nasıl bir şey? “Bütün hepiniz köye yerleşin.” mi demek istiyorsunuz? Bunları kaldırmak lazım. Bu insanların, bu seyyar müzisyenlerin vergi yükünü üstünden alınız yani o bahşişten hiç değilse vergi almayınız. Bana çok ayıp geliyor doğrusunu isterseniz.

Bir başka konu –hemen kısa kısa geçiyorum, altı dakikada ne anlatayım başka- ben yıllarca Avrupa konserlerine giderken konsolosluklar önünde bekledim vize alayım diye, şimdi arkadaşlarım beklemeye devam ediyorlar. Bu bir sanatçı için yaşanabilecek en büyük onursuzluk ama Avrupalı müzisyen Türkiye’ye geleceği zaman elini kolunu sallaya sallaya geliyor, burada… 5’inci sınıf, bizim yarımız, beşte 1’imiz bile etmeyen sanatçılar, oradaki sokak çalgıcıları gelip burada Rachmaninov muamelesi görüyor, ondan sonra da çuvalla parayı götürüyor ama biz oraya konsere giderken sendikalara para yatırmak… Niye bizim sendikamıza para yatırmadan girebiliyor elini kolunu sallaya sallaya? Neden vizesiz gelebiliyor, nasıl oluyor bu Batı hayranlığı? Bunu bir türlü anlamış değiliz değerli dostlarım.

Ben bu konularla ilgili yasal düzenlemeler için çalışmalar yaptım, yapmaya da devam ediyorum: Sayın iktidar partisi milletvekillerinden, vicdanlarına seslenerek, rica ediyorum: Yarın öbür gün ben bu yasa tasarılarını Meclis Başkanlığına verdiğim zaman, “Bu nasıl olsa CHP’li bir milletvekilinden geldi, biz bunu olduğu gibi, külliyen reddedelim.” mi diyeceksiniz yoksa arkadaşlar, “Bu ülkenin sanatçılarının bu yasalara ihtiyacı vardır, buna destek olalım hep beraber, vicdan bunu gerektirir.  Evet, doğrudur Tolga Çandar, gelin, bunu beraber yapalım.” mı diyeceksiniz, bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz sayın milletvekilleri.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çandar.

Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Sapan.

CHP GRUBU ADINA YILDIRAY SAPAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’ye gelen turist sayısı artsa da elde edilen gelire doğru oranda yansımamaktadır. 2011’de ziyaret sıralamasında 6’ncı olmamıza rağmen gelirde 11’inciyiz. Küçücük bir Hong Kong bile gelirde bizden öndedir.

2002 yılında 1 turist ülkemize 697 dolar bırakıyor iken bu rakam 2011’de 568 dolara düştü. Bu da gösteriyor ki AKP döneminde turizm kişi başına 129 dolar gerilemiştir. Sayın Günay her ne kadar “Türkiye turizm hedeflerinin gerisinde değildir.” dese de rakamlar onu maalesef yalanlamaktadır.

2011’de Afrika pazarı karışmasına rağmen ve ekstradan 3 milyon turist gelmesine rağmen hedeflenen rakam gerçekleşmemiş ve 1 milyar dolar eksi sapma olmuştur. Aslında bu eksi sapma ilk değildir. Bakınız, DPT 2012 yılında 26 milyar dolar hedeflemiştir fakat bunun 22 milyar dolarda kalacağı ve –4 milyarda gerçekleşeceği gün gibi ortadadır. Bu rakamlar, kendini her platformda öven Sayın Bakanın ne kadar başarısız olduğunun çok önemli göstergeleridir.

Sayın milletvekilleri, Türk turizmi SOS veriyor, sektör önünü göremiyor çünkü bir planımız yok. Her önüne gelen, her yerde yatırım yapıyor, sektör hacimsiz büyüyor. Maalesef, Sayın Bakan turizmin geleceğini planlayabilen bir bakan olmayı başaramamıştır. Plansızlık, sahillerimizi giderek betonlaştırıyor. Sektör öncüleri “Kemer ile Alanya arasına tesis yapılmasın.” diyor, “Zira 2030 yılında, bu gidişle, ancak yaşlı Polonyalılar, fakir Polonyalılar ülkemizi ziyaret edecek.” diyor ama Bakanlıktan tıs yok; tam tersine, tesis yapımına izin var.

Değerli arkadaşlar, tesis enflasyonu ucuzluğa, ucuzluk da sektörü zarara götürüyor. Turizm sektörü uzun zamandır rekabet edemiyor. Rekabet edemeyişinin sebebi, maliyetlerin giderek artmasıdır. Özellikle, her yıl artırılan alkollü içeceklerdeki ÖTV oranı maalesef rekabeti zorlaştırıyor. Bu da turizmciyi kayıt dışı ya da merdiven altı üretime itiyor. Maalesef, kaçak içki sebebiyle ülkemizde çok sayıda turist ölümü yaşanmıştır ve bu gidişle bunlar son olmayacaktır, öyle görülüyor. Hükûmet vakit kaybetmeden ÖTV konusunda rakip ülkeleri örnek almalıdır.

Değerli arkadaşlar, sektörün, ayrıca, ciddi bir tanıtım sorunu vardır. Bakanlığın bütçesinde turizme ayrılan pay 2002’de yüzde 34 iken 2013’te yüzde 30’a düşmüştür. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Tanıtım Fonu’na 40 milyon TL eklenmesini önerdik ama AKP bunu reddetti. Yine, yatırım harcamalarına ek olarak 160 milyon TL önermemize rağmen AKP bunu da reddetti. Sadece bu 2 konu bile turizmi üvey evlat olarak gördüğünüze ciddi kanıttır. Sayın Günay’ın sektöre bakışı da sonradan katıldığı AKP ile uyum sağlamaktadır.

Turizm sektörünün önemli bir sıkıntısı da kış turizminin olmaması nedeniyle 100 binlerce çalışanın kışın işsiz kalmasıdır. Bu konuda AKP hiçbir adım atmamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kış aylarında, turizm çalışanlarının SSK’larının devlet tarafından ödenmesini önerdik ama maalesef bu da reddedildi.

Sahillerdeki tesislerin, yılın yarısında kapanmasının nedeni turizmin çeşitlendirilememesidir. Antalya’ya gelen 10 milyon turistin yüzde 83’ü altı aya sıkışmaktadır. Bu oran, diğer ülkelerde yüzde 70’e 30’dur.

Değerli arkadaşlar, dünyada 3 trilyon dolar harcama potansiyeli bulunan 125 milyon yaşlı turist olduğu biliniyor. Bunların da yüzde 20’si Avrupa’daki üst gelir grubudur. Bunların, özellikle yaşlılara çok uygun olan iklimi nedeniyle Antalya’ya çekilmesi sağlanmalıdır. Bunun için, ciddi insanlar ciddi planlar yapmalıdır. Kışın, ören yerlerini ve müzeleri saat 16’00’da kapatan bir zihniyetin, böyle uzun vadeli bir plan yapacağından açıkçası kuşkuluyum. Zira turizmin gelecekteki açılacağı doğal güzellikler, ormanlar, vadiler taş ocakları ve HES’lerle yok edilirken susan ve çözümden uzak bir bakan portresi var.

Değerli arkadaşlar, daha önce de söylediğim gibi, turizm sektörü bir çıkmazdadır ve bunun sonucunda tesisler ve acenteler el değiştirmeye, yabancıların eline geçmeye başlamıştır. Geleceğe yönelik bir planı olmayan, yapısal sorunları çözülmeyen sektörde, maalesef iflaslar kapıdadır. Hükûmet bu gidişe “dur” demelidir. Turizmcileri dinlemeli ve kangren hâle gelen sorunlara acilen el atmalıdır. Aksi takdirde, her sene cari açık makasını biraz kapatan bu değerli argümandan yoksun kalacaksınız.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sapan.

İstanbul Milletvekili Sayın Binnaz Toprak, buyurunuz.

CHP GRUBU ADINA BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, sevgili milletvekili arkadaşlarım; Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Konuşmama şöyle başlamak istiyorum: Bugünkü küreselleşme literatürüne baktığımızda, şu denmekte:  “Herhangi bir ülke, eğer küresel rekabette önemli bir aktör olmak istiyorsa bilim ve sanata önem vermesi gerekiyor.” Yani ekonomik güç, alışveriş merkezleri, işte toplu konut binaları, geniş bulvarlar falan yetmiyor. Eğer bu yetseydi, mesela Katar, adam başına 86 bin dolar geliriyle dünyanın en önemli ülkelerinden biri olurdu. Aynı şey, mesela ABD için de söyleniyor, deniyor ki: “Asıl gücü sadece ve sadece ekonomik ve silah alanındaki gücü değil, bilim ve sanattaki gücü.” Yani bugün bilim ve sanattaki hegemonyasını ABD buna borçlu ve küresel rekabetteki büyük şirketlerde artık meta üretenler değil, fikir üretenler, mesela Microsoft gibi, mesela Walt Disney gibi.

Şimdi, bu bilim meselesini Millî Eğitim ile YÖK bütçeleri geldiğinde ayrıca tartışacağız, ben, burada sanata değinmek istiyorum. Önce şunu belirtmek istiyorum: Fikir beyan etmek, bu ülkede bedel ödemek demektir. Hakkınızda dava açılır, hapis yatarsınız. Türkiye Cumhuriyeti devleti, fikirlerden korkar. Kalem, daktilo, bilgisayar, kâğıt, bunların hepsi suç aletidir ve silaha eşittir. Düşünce özgürlüğü bu ülkede yoktur.

Şimdi, AKP’li arkadaşlarım burada çok az sayıdalar yani 3-5 kişi ama birisinin kalkıp şunu demesini bekliyorum: “Efendim, sizin döneminizde, 1930’larda vesayet vardı, böyleydi ama şimdi ileri demokrasi geldi, herkes istediğini rahatça yazıp çizebiliyor.” Bir kere, bu doğru değil ama ona girmeyeceğim. Evet, eskiden de bu baskılar vardı ama düşünce ve sanata saygısızlık yoktu eskiden. Hiçbir Başbakan, tiyatro kapamaya kalkışmamıştı, heykele “ucube” deyip yıktırmamıştı, tiyatro sanatçılarına ne tür eserler sergileyeceklerini buyurmamıştı, dizilerin içeriğinin tarihsel gerçeklere uygun olup olmadığını sorgulamamıştı ve uygun bulmadığı için de kapatılması için emir vermemişti. Hiçbir belediye başkanı “Böyle sanatın içine tükürürüm.” dememişti. Şimdi, bu yıkıcı bakış açısının arkasında ben şunu görüyorum: Adalet ve Kalkınma Partisi bugün tüm bir devlet bürokrasisini, siyaset alanını ve toplumsal yaşamı vesayeti altına aldı. Baş edemediği tek alan sanat çünkü sanatçılar bu ülkede, yaratıcılığı olan sanatçılar AKP yandaşı çevrelerden çıkmıyor. Popüler sanatta bile bu böyle. Muhteşem Yüzyıl, mesela sadece buradaki seyircisi değil bütün dünyada seyirci rekorları kırarken buna panzehir olarak gündeme gelen “Bir Zamanlar Anadolu” yayından kalkıyor çünkü izleyicisi yok. Dolayısıyla fikir şu: Rekabet edemiyor musun? Yasakla gitsin. Şimdi, Devlet Tiyatroları yılda 150 temsil ortaya çıkarıyor, 6 bin temsil vermekte, 500 değişik il, ilçe ve köyde turnelere çıkmakta, yedi ulusal ve uluslararası festival düzenliyor, 40 yabancı tiyatro topluluğunu ağırlıyor, yurt dışında 3 temsil veriyor, 2 milyon izleyicisi var. Buna karşılık bütçeleri nedir? Bütçesi bu yıl, geçen yıla göre yüzde 12 artışla sadece ve sadece 173 milyon 695 bin. Bunu diğer büyük, 16’ncı olmayan büyük ekonomilerle bir karşılaştırın, aradaki farkını göreceksiniz. Aynı şekilde, kadro verilmiyor, Devlet Tiyatrolarına, baleye ve operaya. Otuz yıldır tiyatrocular maaş artışı alamıyorlar, herhangi masa başındaki bir devlet memuru gibi artışlarla yetinmek zorundalar, hâlbuki alanları çok özel bir alan. Devlet Opera ve Balesi de aynı durumda, bu yılki bütçesi 211 milyon 885 bin. Şimdi dolayısıyla küresel aktör olmak mı? Bir kere geçiniz onu, o faslı. Bu ülke, sanatçısına, bilim insanına saygıyı öğrenmedikçe küresel aktör falan olamaz.

Son olarak bir hikâyeyle bitirmek istiyorum, bu, Atatürk’le ilgili bir hikâyedir. Biliyorsunuz, Muhsin Ertuğrul bu ülkede tiyatroyu kurmuş olan büyük bir ustadır. Sahneye koyduğu bir piyese o zaman Cumhurbaşkanı olan Atatürk’ü davet ediyor. Atatürk’ün yaveri gündüzden Muhsin Ertuğrul’a geliyor ve diyor ki: “Reisicumhurumuzun işi varmış, acaba perdelerinizi saat sekiz yerine sekizi çeyrek geçe açabilir misiniz?” Muhsin Ertuğrul’un cevabı, diyor ki: “Sayın Reisicumhurumuza hürmetlerimi bildiriniz ancak burası Deniz Kızı Eftalya’nın gazinosu değildir. Saat tam sekizde perdelerimizi açıyoruz.” Ve Atatürk sekize beş kala yerine oturur ve sekizde de perdeleri açılır. Bunu niye anlatıyorum? Aynı şey bugün olsa, Başbakana mesela Devlet Tiyatroları böyle bir cevap verse ne olurdu, onu bir düşünün diye; bu bir.

Bir de sanata saygıyı ifade ediyor ve devlet ciddiyetini ifade ediyor; bu da iki.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Toprak.

Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt.

Buyurun Sayın Kurt. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KAZIM KURT (Eskişehir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve bağlı kuruluşların bütçeleriyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Saygılarımı sunuyorum.

Bir kanun hükmünde kararname operasyonu olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı hâline dönüşen ve aslında Gümrük Müsteşarlığının üzerine usulen “ticaret”in eklenmesiyle meydana gelen bakanlık yasal anlamda örgütlenmesini de tamamlayamamıştır.

81 ilde kurulmak durumunda olan il ticaret müdürlükleri henüz tamamlanamamıştır.

Oluşturulup çalışmaları sağlaması gereken gümrük ve ticaret konseyi kurulup çalıştırılamamıştır.

Yetkilendirilmiş yükümlü müessesesi oluşturulup hayata geçirilememiştir.

Esnaf ve sanatkârlar şûrası toplanamamıştır.

Büyük bir değişim hedefi olarak düşünülen MERSİS tam anlamıyla gerçekleştirilememiş, pek çok alanda aksamalar ve eksiklikler devam etmiştir.

ESBİS tamamlanamamıştır.

5362 sayılı Kanun güncellenememiş, Bakanlık, Başbakanlığın Türkiye Odalar Birliğine sattığı ikiz kulelere kiracı olarak taşınmıştır.

Yanlış dış politikalar iç ve dış ticareti doğrudan etkilemekte ve böylece sınır güvenliği ortadan kalkmaktadır. Şu anda Suriye ile olan 877 kilometre, Irak ile olan 331 kilometre, İran ile olan 454 kilometre olmak üzere, toplam 1.662 kilometre sınırda güvenlik yoktur, gümrük güvenliğinden söz etmek hiç mümkün değildir. Kaçakçılık çok büyük oranda artmıştır. Zaten kayıt dışı ağırlıklı olan ekonomi böylece kaçak ekonomiye dönüşmüştür. Bakanlığın kaçakçılıkla mücadelede yetersiz kaldığı net bir şekilde ortadadır. Dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanan Türk tüketicileri, akaryakıt üzerinde büyük oranda KDV ve ÖTV ödemesi nedeniyle cazip hâle gelen kaçak akaryakıtı kullanmaktadır. Bakanlık organize ederek çözmesi gereken bu sorunu çözememektedir. En son Türkiye-İran sınırına 3 kilometre uzunluğunda kaçak boru hattı döşeyerek yapılan kaçakçılığın farkına yeni varılmıştır. Şimdi Sayın Bakan’a sormak gerekir: 1.662 kilometre içerisinde kaç tane kaçak petrol boru hattı daha vardır? Şimdiye kadar bu kaçak hatlardan ne kadar akaryakıt kaçırılmıştır? Bu işle mücadele etmesi gereken ekipleriniz neler yapmaktadır?

Anayasamız tarafından korunması gerektiği kabul edilen kooperatifçilik, tüketici, esnaf ve sanatkârlar doğrudan ticareti ilgilendirdiği için Bakanlığınızla ilişkilidir. Peki, Bakanlığınız 2012 yılında bu Anayasayla korunması gereken kurumlara neler yapmıştır, 2013 yılında neler yapacaktır, çok düzgün bir biçimde bütçeden anlaşılması gerekir. Geçmiş uygulamalara bakılırsa bunların yanıtları olumsuzdur. “2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı” olarak ilan edildiği hâlde, Türkiye, bu yıl da, kooperatifçiliğin geliştirilmesi için ciddi hiçbir adım atmamıştır. Daha önce yayınlanan 2010-2014 Eylem Planı, neredeyse hiç değiştirilmeden “2012-2016 Kooperatifçilik Stratejik Eylem Planı” olarak 17 Ekim tarihinde Başbakan tarafından açıklanmıştır. Kooperatifçileri memnun etmeyen bu plan, kooperatiflerin sorunlarına çözüm olamayacaktır. Örneğin, kooperatiflerin özel yasaları ve özel statüleri olmasına rağmen, hâlen, ticaret odalarına kayıt olmaları zorunluluğu ortadan kaldırılamamıştır. Eskimiş kooperatif yasalarının değiştirilmesi yönünde adım atılamamıştır. Üniversitelerin kooperatifçilik bölümü kurulamamıştır. Kooperatifler meslek lisesi ya da kooperatifler kolejleri açılamamıştır. Kooperatiflerin denetlenmesi sırasında seçilmiş denetçilere rağmen, atanmış memurların seçilenleri görevden almaları, aldırmaları engellenememiştir.

Esnaflarımızın korunması, kollanması amacıyla ısrarla istedikleri yasalar gündeme dahi getirilememiştir. “Küçük esnaf” dediğimiz emeği ve sermayesiyle çalışan ve Sayın Bakan tarafından “Türkiye ekonomisinin mütevazı ama samimi temsilcilerisiniz.” diye tanımlanan esnaflarımızın, büyük bir beklentiyle bekledikleri perakendecilik sektör yasası veya büyük alışveriş merkezlerinin düzenlenmesiyle ilgili yasa yapılamamıştır. Esnafımızın, vergi, sigorta, sosyal güvenlik primi, sosyal güvenlik destek primi yükü altında ezilmesi önlenememiştir. Çok küçük işletmelerin basit usullerle vergilendirilerek korunması dahi sağlanamamıştır. Küçük esnafların, ticaret odalarına kayıtları da mümkün olabildiğinden, meslek odalarına kayıtlarda ciddi anlamda azalmalar meydana gelmiş, meslek odalarının yetkinliği, etkinliği, demokratik temsil ve katılım özelliği azalmıştır. Küçük esnafın ticari defterlerinin meslek odaları tarafından onaylanması konusunda ciddi bir adım atılmalıdır. Böylece, meslek erbabı küçük esnafın odayla bağlantısı daha kolaylaşmış olacaktır.

Yine, meslek kuruluşlarının birleştirilerek meslek komitelerine dönüştürülmeye çalışmasını esnaf ve meslek odalarının gücünü azaltacak girişimler olarak değerlendiriyoruz ve vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Halk Bankası, esnafın bankası olmalı, esnaf kredileri esnaf kefalet kooperatifleri kanalıyla genişletilerek sağlanmalıdır.

Esnaflarımızın yanlarında çalıştırdıkları işçiler için ödedikleri prim karşılığında onların sağlık, çalışamama güvenceleri sağlandığı hâlde kendilerinin yatırdığı primler hastalandıklarında, bu nedenle iş yerlerine gidemediklerinde, yani iş göremez duruma geldiklerinde yaşamlarını devam ettirecek bir gelir sahibi olamamaları gariptir.

Daha dün, Plan ve Bütçe Komisyonunda CHP üyelerinin teklif ve çabalarıyla esnaf temsilcilerinin Sosyal Güvenlik Kurumunun Yönetim Kurulunda temsili sağlanabilmiştir.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, 2013 bütçesinde kurumlar vergisi dışında her türlü vergi artacağından, doğrudan esnafımızı etkileyecek olan durum, 2013 yılının esnaf açısından zor geçeceğini göstermektedir.

Geçmiş yıllarda, ciddi anlamda Rekabet Kurumunun çalıştırılamaması, çalışamaması bugün de devam etmektedir. Sayın Başbakanın “Bitaraf olan bertaraf olur.” cümlesi ciddi anlamda haksız rekabet sağlayan bir olgudur ve üstüne gidilmesi gerekir.

Son olarak, 4/12/2012 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan Dahilde İşleme Rejimi Kararında Değişiklik Yapılması Hakkında Karar kimin için çıkarılmıştır? Bunun da Sayın Bakan tarafından anlatılmasında yarar vardır.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kurt.

Şahsı adına, lehinde, İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2013 mali yılı bütçe görüşmeleri üzerinde söz almış bulunuyorum. Şahsım, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’de müzecilikten kütüphaneciliğe, sanat kurumlarından sinemaya kültür varlıklarımızın korunması, iadesi ve tanıtımından, yeni yapım ve restorasyon çalışmalarına, turizm planlamasından tanıtım faaliyetlerine kadar birçok alanda yurt içinde ve yurt dışında yapılan çalışmaların neticeleri malumunuzdur. Uluslararası düzeyde elde edilen başarılardan en önemlisi, yurt dışında bulunan kültür mirasımızın eşsiz örneklerinin ülkemize iadelerinin sağlanmasıdır. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’den toplam 64 adet eserin ülkemize iadesi sağlanmıştır.

Ülkemiz coğrafyasında geçmişten günümüze kadar tüm kültürlere ait eserlerin kalıplaşmış, durağan sergileme anlayışından uzaklaşılarak, modern teşhir yaklaşımıyla sergileneceği 190 müze, 141 türbe ve 134 adet ören yeriyle müzecilik hizmeti verilmeye çalışılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, eski eserlerin bakımı ve restorasyonunun yapıldığı konservasyon merkezi bugüne kadar sadece İstanbul ilimizde vardı. Şimdi ise, 8 Eylül 2012 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, İstanbul’un yanı sıra, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Nevşehir ve Trabzon’da da restorasyon ve konservasyon bölge müdürlükleri kurulması planlanmıştır. Böylece, Türkiye sathında eserlerin bakımı konusunda önemli bir adım atılmış olacaktır.

Ülkemizde 84 adet kültür merkezi faaliyette olup, 2012 yılında yapımı tamamlanarak hizmete açılan 3 kültür merkezi, Bartın, Mardin Ömerli ve Zonguldak Çaycuma kültür merkeziyle birlikte 68 adet kültür merkezi Bakanlığımıza bağlı olarak hizmet vermektedir.

Ayrıca, Elâzığ, Hakkâri Yüksekova, Konya Karapınar ile Tunceli Ovacık kültür merkezlerinin de yakında açılacak olmasının, ülkemiz ve özellikle yöre halkı açısından da önemli olacağı kanaatindeyim.

Kültürün ülkemiz sosyoekonomik kalkınmasına ve bölgesel gelişmesine katkıların artırılması yönünden Devlet Tiyatroları önemli bir görev üstlenmiş ve bu görevi yerine getirebilmek için repertuvarlarını büyük bir titizlikle hazırlayarak oyunlarını ülkemizin her bir köşesinde başarıyla sergilemeye devam etmektedir. Bu amaçla 2011-2012 Türk tiyatro sezonunda 152 nitelikli tiyatro eserini 6 milyon kez perde açarak yaklaşık 1 milyon 800 bin seyirciye ulaştırmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin ilk tiyatro ihtisas kütüphanesi olan Refik Ahmet Sevengil Tiyatro Kütüphanesi’ni açarak gelecek kuşakların bilgi edinebilmesi ve kültürel alanda gelişimine katkıda bulunabilmesi konusunda çok önemli bir hizmeti bakanlığımız gerçekleştirmiştir.

Değerli milletvekilleri, bakanlığın özel tiyatroların projelerine verdiği desteği de hatırlatmak isterim. 2001-2002 sanat sezonunda 66 tiyatroya 319 bin TL destek verilirken, bu yıl 2012-2013 sanat sezonunda 178 tiyatroya 4 milyon TL destek verilmiştir.

Son olarak, ülke turizmimiz hakkında yaşadığımız başarıları kısaca paylaşmak isterim. Dünya turizminde gelen ziyaretçi sayısında 2002 yılında 17’nci sırada yer alan ülkemiz, 2011 yılı sonu verilerine göre 11 ülkeyi geçerek 6’ncı sırada yer almaktadır. Göz ardı edilemeyecek bu başarı,  Hükûmetimizin ve bakanlığımızın politikaları sayesinde gerçekleşmiştir.

Konuşmamı bitirmeden önce İstanbul Milletvekili olarak, İstanbul ili ile ilgili birkaç husus özellikle belirtmek istiyorum: İstanbul Atatürk Kültür Merkezi binalarının ve müştemilatının Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ve görüşleri doğrultusunda onarım ve restorasyon işlerine başlanmış olup, 2013 yılı Ekim ayında merkezin açılması planlanmaktadır.  İstanbul Maslak Ayazağa Kültür ve Kongre Merkezi üzerinde bulunan tescilli yapıların restorasyonlarının ve yarım kalan kongre merkezinin tamamlanarak kentimizin kültürel ve sanatsal mekânlarına bir yenisinin daha kazandırılacağını buradan iletmek isterim.

Türkiye Turizm Stratejisi ve Türkiye Turizm Strateji Eylem Plan’ında Ankara, İzmir ve Antalya iliyle birlikte seçim bölgem olan İstanbul ilimizin de şehir turizmi geliştirilerek marka kentler arasında belirlenmiştir. Bu kapsamda turistik ürün çeşitliliği sağlanacak, şehir müzeleri kurulacak, kültürel yapılar restore edilecek, kent içindeki tarihî yerler bölgesel olarak geliştirilecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçemizin hayırlı olmasını diler, emeği geçenlere, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarıma teşekkür eder, heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Satır.

Hükûmet olarak ilk önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker konuşacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakanım, bu kitapta yer almayan, dağıttığınız kitapta yer almayan arpa, pamuk, tütün, mercimek, patates, soğan üretimlerini de söyler misiniz lütfen?

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Eker.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, sizlere dağıttığımız 2013 yılı bütçe kitapçığında tarımda geride bıraktığımız on yılda gerçekleştirilen bütün faaliyetler orada ayrıntılarıyla anlatılıyor. Esasen biraz önce Tarım Bakanlığı bütçesiyle ilgili olarak, Bakanlığımın bütçesiyle ilgili olarak söylenen hususların çoğu da burada değişik vesilelerle, en son geçtiğimiz haftalarda iki ayrı gensoruda defaatle dile getirilmiş tekrarlardan ibaret. O nedenle ben hem yüce Meclisin aslında zamanını tekrar tekrar aynı konularla, aynı mesnetsiz iddialarla ve soyut gerçekte değerlendirmelerle, onlara verilecek cevapla geçirmek istemediğim için kitap olarak ben bunu dağıttım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç konuşma daha iyi o zaman.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben size burada dile getirilen bazı hususlarla ilgili cevap vereceğim ve vaktimin elverdiği ölçüde de bundan sonra bu bütçeyle yani eğer yüce Meclis Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesini kabul ederse biz bu parayla ne yapacağız, hangi projeleri hayata geçireceğiz, ben onları vaktimin elverdiğince anlatacağım.

Şimdi, burada tabii, kimi armuttan kimi herhangi bir üründen… Türkiye’de 150 tane ürün yetişiyor, bunların herhangi birini biriyle işinize geldiği gibi mukayese edersiniz. Dolayısıyla…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Siz de başka ürün verin Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, bakın ben de size bir mukayese yapayım.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Tamam, yapın.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, çiftçinin mesela kullandığı en önemli girdilerden bir tanesi mekanizasyondur. Mesela New Holland marka bir traktör satın almak için on sene önce çiftçi…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Samana kaç para ayırdınız Bakan?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Geleceğim, geleceğim merak etme.

2002 yılında 65 ton buğday satıyordu bir çiftçi 1 traktör almak için. 2011’de 45 ton.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Mazotu da söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2002’de 76 ton mısır satıyordu, 2011’de 48 ton satıyor. Bakın, aradaki farkı görüyor musunuz?

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Mısır ithalatını söyleyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hepsi icralık. İcraları söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yani şimdi bunu istediğiniz gibi istediğiniz şekilde söylersiniz.

“Tarımsal gayrisafi hasıla, efendim, sabit fiyatlarla söyleyin.” diyor. Sabit fiyatlarla söyleyeyim size: Yüzde 19,2; 1998 fiyatlarıyla Türkiye’deki tarım sektörünün gayrisafi hasıla büyümesi sabit fiyatla yüzde 19,2. Şimdi, bir arkadaşımız “Efendim, çiftçi kredi kullanamıyor, perişan, hacizde, vesaire.” diyor. Şimdi ben Yozgat’ı söyleyeyim örnek olarak: 2002 yılında Yozgat çiftçisi 1,8 milyon tarımsal kredi kullanıyor, geriye dönüş oranı ne biliyor musunuz?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Burayı iyi dinleyin. Bak…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İcra dosyalarını söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Dinleyin, dinleyin…

Yüzde 6,92 oranında geri geliyor, yüzde 6,92.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Doğru değil o rakam.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yani aldığı kredinin ancak 100 lirasının 7 lirasını geri veriyor.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Doğru değil Sayın Bakan. İşte rakamlarla böyle oynuyorsunuz. Doğru değil.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bugün 2012… 2012…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Doğru değil o rakam.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2012; 236 milyon lira Yozgat kredi kullanıyor…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sizin işiniz rakamlara takla attırmaktı, şimdi vatandaşa takla attırıyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 236 milyon ve geriye dönüş oranı yüzde 98,43. Şimdi…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Yüzde 98 doğru bir rakam değil, geneli söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Doğru, çok doğru.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – 2003’ü, 2004’ü de söyleyin, ben burada çıkıp sizden özür dileyeceğim. Yüzde 98 yalan bir rakam.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, “fındık” dendi burada. Bakın, ne kadar ayıp bir şey! Ne kadar ayıp bir şey!

Ekonomi Bakanlığının…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Yüzde 98 yalan. Ben çıkıp sizden özür dileyeceğim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ekonomi Bakanlığının Ticareti Serbest Ürünler Listesini alıp…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Samimiyseniz geneli söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …ondan sonra buraya çıkıp “Türkiye şu ürünü, şu ürünü ithal ediyor.” dedikleri ne biliyor musunuz? Çoğu bunların gerçek dışı. Sadece listede ismi var ama fiiliyatta yok. Kaldı ki fiiliyatta da olabilir, Türkiye serbest ekonomi uygulanan bir ülke; ticaret yapılıyor, satacaksanız alacaksınız, bunun bir şeyi yok.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Belli işte, belli! Ondan sonra çıkıp kauçuğa sığınıyorsunuz ithalat niye fazla deyince.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, şimdi, fındıkla ilgili dediler ki: “Amerika’dan Türkiye fındık ithal ediyor.” Burada söylendi. Değerli arkadaşlar, Türkiye 2011 yılında 230 bin ton iç fındık ihraç etmiş, 230 bin ton iç fındık. 1 milyar 820 milyon dolar bundan para kazanmış. Bu bir rekor, bunu da kaydedelim, 1 milyar 820 milyon dolar. Bunu yazın bir tarafa. Bunun içerisinde 40 ton evsafa uymadığı için iade edilmiş, 40 ton yani 230 bin ton ihraç etmişsiniz, 40 tonu evsafa uymadığı için ticari sebeple bir şekilde geri gelmiş. Şimdi, bunu ithalat diye “Türkiye Amerika’dan fındık ithal ediyor.” diye gelip burada söylüyorlar. Yani doğrusu ben hem üzülüyorum hem seviniyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Diyarbakır Et Balığı anlat.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Patatese gel, mazota gel

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Üzülüyorum, Türkiye’nin gündeminin, Türkiye’nin siyasetçilerinin bir sektör hakkında bu kadar gayriciddi mülahazalarla değerlendirme yapması beni üzüyor…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Türkiye Ziraatçılar Derneğinin mülahazası bu, bizim değil.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak. Seviniyorum, iyi ki siz bu şekilde muhalefet yapıyorsunuz, bu şekilde de millet sizi görüyor. Burada da zaten başka bir söze hacet yok.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Millet sizi de görüyor.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sizi de görüyor.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Yaşıyor millet yaşıyor…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bunları siz söyledikten sonra milletimiz zaten bunları değerlendiriyor.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Hapse düşen çiftçi seni izliyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi, burada Sırbistan’dan et ithalatı söylendi. Ne kadar ayıp bir şey biliyor musunuz?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Niçin ayıp?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Çok ayıp.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Teşekkür belgesi var, gazetelerde yer aldı.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – İthal ettiniz, dışarıdan getirdiniz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Ben size söyleyeyim, bakın, sabredin, sabredin söyleyeyim.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkür mektubu basında yer aldı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; Sancak bölgesi Sancak Müslümanlarının ve Türklerin yaşadığı bölgedir, orada bir özerk bölge.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Oraya sığınma, Fransa’da mı öyle, Yeni Zelanda’da mı öyle?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Sancak bölgesi… Oraya da geleceğim sabret bak. İddiayı ortaya attın, cevabını al.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Angus oradan mı geldi, Angus? Angusu nereden ithal ettiniz? Sırbistan’dan mı ithal ettiniz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Sancak bölgesinden Türk Kızılayı Pakistan’daki sel felaketine vermek üzere sadece 300 ton…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Teşekkür belgesi var.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sadece Müslüman yok.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Türk Kızılayı Sancak’taki Müslümanlardan, oradaki Türklerden, Boşnaklardan et almış, Pakistan’a vermiş. Olay bu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sancak’ta Sırp dolu sadece Müslüman yok.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bize gelen bununla ilgili teşekkür mektubu. Diyor ki: “Siz, Sırbistan’dan Sırplardan et aldınız.” diye gelip burada söylüyorlar. Ne kadar ayıp bir şey.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Evet, aynen doğru.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – “Sırplar” demedim. Saptırma. Saptırma. Saptırma. Yakışmıyor. “Sırplar” demedim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Sizin milliyetçiliğiniz bu işte.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – “Sırbistan” dedim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Çakma milliyetçilik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Saptırma. Yalan söyleme!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Angus ithal ediyorsunuz. Hayvancılık ülkesinde hayvan ithal ediyorsunuz, bir de konuşuyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi, bakın, saman ithalatı bir dakika… Bakın, geçen gün burada ana muhalefet partisinin liderine de bunu söylettiniz. Saman ithalatını şimdi size söyleyeyim…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Belgesi burada belgesi. Belgesi burada.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Bakan, haddini bil.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, 28,5 milyon ton Türkiye’nin saman üretimi var. 2012 yılı itibarıyla ben size ithalatı söylüyorum. Bak, ne ithal ettiğimi söyleyeceğim.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sen milliyetçiliğe kelime olarak bile alerjisi olan bir adamsın. Senden milliyetçilik mi öğreneceğiz biz!

ÖNDER MATLI (Bursa) – Arkadaşlar, dinleyelim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Söyleyeceğim bak.

Bulgaristan’dan 19 ton, Moldova’dan 20 ton, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden 277 ton.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Doğruyu söylesin dinleyelim. Vallahi yalan söylüyor.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Yalan söylüyor, yalan!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bak, tamamı 316,9 ton. İyi dinleyin. 316 ton. Türkiye’nin saman ithalatı bu. 316 ton.

28,5 milyon ton üretimi var Türkiye’nin. 316 ton, bunun da 277’sini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden almış, iki kamyon Bulgaristan’dan, iki kamyon Moldova’dan.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Kaç para ödediniz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 32 bin dolar. 32 bin dolar karşılığı.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Bir haftada iki kere yanlış bilgi verdin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bir şey daha…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ama doğruyu söyle Sayın Bakan!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bitmedi… Bitmedi…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Samanın kilosu ne kadar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bir şey daha söyleyeceğim. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Mazotun litresi ne kadar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sabredin. Dinlemesini öğrenin. Bak ben sizi dinledim, siz de dinlemesini öğrenin. Edebinizle dinleyin. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler) Edebinizle dinleyin. Oradan o şekilde konuşmayın. Mahkemede hesaplaşırız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Mahkemeler elinde. Onun için diyorsun mahkemede hesaplaşırız diye.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, Türkiye 2012 yılı Ekim ayı itibarıyla Hollanda, Macaristan, Lübnan, Irak, Ürdün ve Suudi Arabistan’a da 4.740 ton saman ihracatı yapmıştır.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Saman Türkiye’de 1 lira, 1… Süt ne kadar? Mazot ne kadar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, 316 ton ithal etmiş, 4.740 ton saman ihracatı yapmış. İthalata verdiği para 32 bin dolar, ihracattan da kazandığı para 766 bin 749 dolar.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Komisyonda farklı söylüyorsun, şeyde farklı söylüyorsun.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, dönüp dolaşıp “Türkiye saman ithal ediyor, Türkiye saman ithal ediyor.” dediğiniz olay bu. Ne kadar ayıp! (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ne kadar ayıp! Böyle bir şey olur mu ya?

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Saman kaç lira, kaç lira?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yani sizin, Türkiye’nin tarım sektörüyle ilgili tasavvurunuz bu mu ya? Siz Türkiye’nin tarım sektörünü böyle mi geliştireceksiniz? Bu ufukla mı geliştireceksin?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Bakan, yanlış bir şey mi söyledik? Yapmadınız mı!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hepsi doğru.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Neyi doğru? Hepsini yanlış söylüyorsun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu iktidarın en başarısız bakanı olarak konuşuyorsunuz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – İstifa etmelisiniz, istifa.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Böyle çok iyi. Bu kısmı sevindirici. Bu kısmı bizim açımızdan siyasi olarak sevindirici ama millet adına üzücü.

Şimdi, bir şey söyleyeyim. “Fransa” diyorlar. Bakın, değerli arkadaşlar, Fransa geçtiğimiz hafta… Bu, şahsi bir şey. Bunu burada söylemek mecburiyetinde kaldığım için de üzgünüm.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Bakan, 10 kilo patates 1 kilo saman…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Söylememem gerekiyordu ama madem söylediniz, bunu da Türkiye’nin aleyhine bir durum olarak ortaya attınız, ona da cevap vereyim.

Geçtiğimiz hafta Fransa, Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanına tarımsal başarılarından ötürü bir; iki…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Allah Allah! Ne kadar güzel! Hep öyle bu işler. Tabii, işlerine geliyor değil mi?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bak söyleyeceğim başarıları. Açıkladı orada, dinleyin.

İki: “G20 sürecine Meksika’daki…”

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Fransa seni zaten övüyorsa bir şey var demektir bunda.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sizi çok seviyorlar! Türkiye’de tarımı bitirdiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin dinleyiniz. Lütfen…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – “…Dünya Gıda Güvenliği Zirvesi’ne dünya gıda güvenliğiyle ilgili Türkiye’nin yapıcı kararları sebebiyle, kararlardaki etkin rolü sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’e tarım alanında şövalye liyakat nişanı verdi.” [AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından “Bravo”(!) sesleri]

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Fransa, dedelerine de öyle madalya veriyordu, dedelerine!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, bak, başarı bu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Şövalye oluyorsunuz Türkiye’de haberiniz yok!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, bir dakika, niye başarı onu da söyleyeyim… Bak, ihracatı da söyleyeceğim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo, seni alkışlıyorum!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Zaten sorun orada. Fransızlar övüyor seni, tarıma Fransızsın! Sen Türkiye’ye Fransızsın!

ALİ ÖZ (Mersin) – Kaddafi’yle Esad da ödül vermişti size!

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz sayın milletvekilleri.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, bir dakika... Geldiler dediler ki burada: “Efendim, Türkiye Fransa’dan çok ithalat yapıyor, onun için verdiler.” Bak, bu da ayıp, bu da gerçek dışı, yalan! Bak, rakam burada. Söyleyeyim, sabredin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, o Fransızlar kapitülasyonlar için dedelerine de madalya veriyorlardı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Dinleyin, dinleyin.

ÖNDER MATLI (Bursa) – Rakamlara bakmıyorlar Bakanım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Rakamlara bakın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Türkiye’nin Fransa’ya ihracatı 488 milyon dolar. Türkiye’nin Fransa’dan ithalatı 360 milyon dolar. Türkiye Fransa’ya net 128 milyon dolar dış ticaret, tarımda, fazlaya sahip. Peki, başarı neydi biliyor musunuz?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Canlı hayvanlara gel, canlı hayvanlara!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, değerli kardeşlerim, Fransa…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Fransa’yı bırak da Çukurova çiftçisini bir anlatın Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …sizin devri iktidarınızda, o dönemde, 2002 yılında dünyanın 5’inci büyük tarım ekonomisiydi, Avrupa’da 1’inciydi. Ama bizim devri iktidarımızda Türkiye Cumhuriyeti Fransa’nın önüne geçti, Avrupa’nın 1’incisi oldu, dünyanın 7’ncisi oldu. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Yalan bunlar. Şu rakamları bir söyler misiniz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Fransa bunu biliyor. Fransa’nın “başarı” dediği şey bu. Fransa bunun için veriyor.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – OECD’ye göre ne kadar bizim desteğimiz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ha, şimdi, ben sizin sıkıntınızı anlıyorum. Siz neticede muhalefet yapacaksınız. Ha, biz de o zaman diyeceğiz ki…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Ya, hele bir mazota gel, gübreye gel, ilaca gel!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yani şöyle mi diyelim, ben onu demek istemiyorum: Yani muhalefettir, ne söylese yeridir. Böyle mi diyeceğiz? Hayır, böyle demek istemiyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Bir madalya da biz verelim sana, ne olacak sanki!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Çünkü bunlar gerçek dışıdır. Söyledikleriniz, iddiaların hiçbirisi doğru değildir.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Çukurova’ya bir gitsene Sayın Bakan, orada da bir ödül versinler sana!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bizim bütün rakamlarımız TÜİK’in rakamlarıdır.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – İstediğin ile beraber gidelim seninle.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Hangi rakamı söylediysek diyoruz ki…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Yalanname, yalanname!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – “Bu rakamın kaynağı şudur.” TÜİK’se TÜİK…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Biz de aynı şeyi söylüyoruz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -  …Türkiye İhracatçılar Meclisi ise Türkiye İhracatçılar Meclisi, OECD ise OECD, FAO ise FAO. Hepsini biz söylüyoruz.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Hepsi birbirinden farklı.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Burnunuz uzadı Sayın Bakan, burnunuz!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi, bir kardeşimiz dedi ki: “Efendim, bu paraları, bu zirai kredileri kime verdiniz?” Değerli kardeşim, 172 bin üreticiye, Türkiye sathında üretim yapan 172 bin üreticiye faizsiz kredi verildi.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Samimiysen bir listesini ver.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Onun listesi Ziraat Bankasının kayıtlarında.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Tamam, ver bir bakalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Belgeler orada. Hepsi, onların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Kaçma, kaçma!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup bankadan kredi almaya ehil ise Ziraat Bankası da buna veriyor. Bakın, hangisinin ne…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Çiftçi hariç herkese verdin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -  Büyükbaş besicilik 28.536 kişi, büyükbaş yetiştiricilik 32.315 kişi, süt sığırcılığı 119 kişi, küçükbaş yetiştiriciliği 145 kişi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Burnunuz uzadı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bütçenin hayırlı olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Eker.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, konulara da Fransız kalmışsınız!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir dakikanızı rica edeceğim sayın milletvekilleri, lütfen…

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Uluslararası Sergiler Bürosu EXPO Genel Sekreteri Vicente Gonzalez Loscertales’e Başkanlıkça “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

BAŞKAN - Uluslararası Sergiler Bürosu EXPO Genel Sekreteri  Sayın Vicente Gonzalez Loscertales Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir. Kendilerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu adına hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/698) (S.Sayısı: 361) (Devam)

2.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki Kamu İdarelerinin 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/649, 3/1003) (S.Sayısı: 362) (Devam)                                                                                                               

 

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

H) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Gümrük Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN - Şimdi, buyurunuz Sayın Demiröz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, Sayın Bakan tekrarlarla, mesnetsiz iddialarla konuştuklarımızı ifade etti. Bu konuda sataşma var, söz istiyorum.

ÖNDER MATLI (Bursa) – İsim zikretmedi ki!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Bakan farklı bir fikir söyledi.

BAŞKAN – Sayın Demiröz, buyurunuz, iki dakika içinde düzeltiniz efendim.

AHMET YENİ (Samsun) – Neyi düzeltecek?

BAŞKAN – Öğreneceğiz efendim, neyi düzelteceğini beyan etti.

 

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan buraya, kürsüye çıktığı zaman, her zaman kelimelerle, rakamlarla oynayarak cevap vermeye çalışıyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Onlar gerçek rakamlar, gerçek!

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Biz ne söyledik? Bizim söylediğimiz, mazotla ilgiliydi, lütfen ona cevap versin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Resmî rakamlar...

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Biz ne söyledik? Tarım Kanunu’yla ilgili söyledik, 2006’da çıkardınız. Bugün 27 milyar borcunuz var çiftçiye. Bunlara niçin cevap vermiyorsunuz Sayın Bakan? Hep başka taraflara çekiyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Kredi, kredi!

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) –  Samanı ithal etmediniz mi? 491 milyon TL samana para ödemediniz mi? Arkadaşlar…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Kredi!

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Faiz var.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Ne faizi var?

Bankalarla övünüyorsunuz. Bankalara, lütfen…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Yüzde 98’i geri ödeniyor, kredi.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Sayın Bakan Fransa’da şövalye ödülü almış, kutluyoruz, takip ediyoruz. Ben diyorum ki Sayın Bakana: O zaman, gelin hep beraber Karacabey’de, Gemlik’te, Niğde’de sizinle beraber, çiftçilerimizle beraber olalım. Pamuğu soralım, zeytini soralım…

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Onlar da ödül verdiler.

ÖNDER MATLI (Bursa) – Onlarlayız, Karacabey’deyiz.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – …buğdayı soralım, hepsini soralım, beraber orada bunları gezerek yapalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Seçimle soruyoruz, seçimle.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Bankalarla ilgili söylüyoruz Sayın Bakan. Bankaya çiftçi yatırım yapmak için gitmiyor arkadaşlar, bankaya çiftçi borcunu kapatmak için gidiyor. Daha önceki dönemlerde 30 milyon olan borçları 39 milyara çıktı. Bu mudur?

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Siz hiç Karacabey’e gittiniz mi?

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Veya hangi noktada bununla ilgili…

AHMET YENİ (Samsun) – Ödüyorlar, vadesi gelince tıkır tıkır ödüyorlar.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Kim ödüyor?

AHMET YENİ (Samsun) – Hepsi ödüyor, yüzde 98’i ödüyor, haberin yok!

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Gel o zaman beraber gidelim arkadaşım.

AHMET YENİ (Samsun) – Hiçbir problem yok, hepsi ödeme yapıyor.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Şu anda Karacabey köylerinde, 10-13 tane ova köyünde 47 kişi jandarma tarafından aranıyor. Köylüler kahveye çıkmıyor.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Karacabey’e gittin mi, Karacabey’e?

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) –  Lütfen, bu konularla ilgili konularda…

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Hiç gittin mi oraya?

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Gelin beraber gezelim.

AHMET YENİ (Samsun) – Hepsi ödemesini yapıyor Ziraat Bankasına.

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) – Çiftçiyi bu şekilde kandırmaya hakkınız yok. Görünen köy orada. Lütfen, gelin bizimle beraber gezelim gücünüz yetiyorsa, varsa durumunuz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

Sayın Durmaz, sizi dinleyeyim. Ne için istiyorsunuz?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Efendim, Sayın Bakan bizim ifade ettiğimiz rakamların gerçeği yansıtmadığını, soyut olaylar üzerinden değerlendirme yaptığımızı yani yalan söylediğimizi, yanlış söylediğimizi ima etti.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Ben “Yalan.” Demedim.

BAŞKAN – Buyurun.

Yani öyle demediniz ama düzeltme istiyor.

Buyurunuz Sayın Durmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan, konuşmamda da ifade etmiştim, Sayın Bakan ne zaman bu kürsüye çıksa rakamlara takla attırıyor, rakamlarla oynuyor ama son dönemde AKP klasiği hâline geldi, vatandaşa da takla attırıyorlar.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Rakamlar gerçek, devletin resmî rakamları. Oynayan sizsiniz!

SADİR DURMAZ (Devamla) – Bakın, ben söyleyeceğim. Burada tutanaklar var. Sayın Bakan, müsteşarınız “Yüzde 3,7” diyor, siz “Yüzde 2,2” diyorsunuz, TÜİK diyor ki: “Yüzde 1’e ulaşamadınız.” Niye yalan söylüyorsunuz! Yalan söylüyorsunuz! (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Hiç biri doğru değil!

SADİR DURMAZ (Devamla) – Yüreğiniz yetiyorsa, samimiyseniz, herhangi bir ilin, herhangi bir ilçesini, köyünü seçelim, beraber gidelim. Çiftçi size mi inanıyor, bana mı inanıyor!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Biz her gün köydeyiz!

SADİR DURMAZ (Devamla) – Mahkemeleri elinize almışsınız, burada bizi mahkemelerle tehdit ediyorsunuz. Aleyhinize bir yazı yazdım, 4 bin lira tazminata mahkûm oldum.

Buradan itiraf ediyorsunuz, itirafınız şudur: Biz mahkemelere veririz, size tazminat ödettiririz. İstediğini yap! Hodri meydan! (MHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Mahkemeler senin ama hüküm Cenab-ı Allah’ındır. Yalan söyleyerek çiftçiyi mahvettiniz. Çıktığınız her platformda yalan yanlış bilgilerle çiftçiyi kandırıyorsunuz. Çiftçi bugün haciz ve borç kıskacında, hapiste yatan dünya kadar çiftçi var. “Krediler yükselmiş” krediler yükselse ne olur ya! Kredinin yükselmesi iyi bir şey mi? Kredinin yükselmesi yatırıma gidiyorsa, yatırıma dönüşüyorsa iyi bir şeydir ama bu kredilerle borcun faizini ancak ödüyor. “Traktör satışları artmış, Sigortacılık Kanunu’nu getirmişsin.” Yüzde kaçını sigortaladın sen büyükbaşların? Yüzde 3. Peki, toplam tarımsal alanların ne kadarını sigortaladın? Yüzde 4,5. Yani övündüğün, her çıktığında söylediğin şey bu. (MHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Bakan, sen cumhuriyet tarihinin en başarısız Tarım Bakanısın ama Diyarbakır kontenjanından burada duruyorsun!

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Hesabını vereceksiniz!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Durmaz.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in verdiği bazı bilgilere ve fındık üreticisinin 2004 yılında meydana gelen don afetinden kaynaklanan alacağının hâlen ödenmediğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’ıncı maddeye göre kısa bir söz talebim var efendim.

Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşmasında, dağıtmış olduğu metinde bütçeden tarımsal desteklemelere ilişkin rakamları veriyor. Ancak bu yılki tablonun bugüne kadar olan tablolardan önemli bir farkı var. Tarım sektörüne bütçeden yapılan desteklemeler daima millî gelire oranıyla ölçülür, öyle kıyaslanır. 2002’yle ile yapılan kıyaslamada ilk kez bu yıl, Sayın Bakan, millî gelire oran ölçüsünü bir kenara bırakmış durumda, onu kullanmıyor. Bunun nedeni, 2012 yılı tarımsal destekleme ödemeleri, 2002 yılı tarımsal destekleme ödemelerinin ilerisinde değil yerinde saymış gözüküyor.

Bir ikinci konu, bütçenin faiz harcamalarını bir kenara bırakırsak, kalan faiz dışı harcamalar içerisinde tarımsal destekleme harcamalarının payı nedir diye bakarsak 2002 yılında bu payın oranı yüzde 2,75; 2012 yılında yüzde 2,44. Yani geriye gitmiş durumda.

Bir de şunu ilave ederek konuşmamı sonlandırmak istiyorum. 2004 yılında fındık üreticisinin yaşadığı bir don afeti oldu. Bu afetten dolayı üreticinin 2004 yılından bu yana 169 milyon Türk liralık alacağı bekliyor. Ben bunu önceki bütçelerde sordum “Devlet bunu gasbetti.” dedim. “Sayın Bakan veya Hükûmet bu alacağı gasbetmiştir. Tekrar söylüyorum, çok ağır bir iddiada bulunuyorum. Sayın Bakandan şöyle bir cevap bekliyorum: “Devlet, vatandaşın, üreticinin alacağını gasbetmez, devlet borcunu öder.” Bu cevabı Sayın Bakan verebilecek mi acaba, bekliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Buyurunuz Sayın Eker, siz açıklamak istiyordunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sataşmadan dolayı.

BAŞKAN – Evet biliyorum.

Buyurunuz.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; biraz önce buraya çıkan muhalefet partilerinden bir milletvekili hakarette bulundu, sataşmada bulundu, benim yalan söylediğimi iddia etti. Benim söylediğim hiçbir şey yalan değildir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Doğru değil.

İDRİS YILDIZ (Ordu) – Yanlış nedir?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Burada söylediğim bütün bilgilerin kaynağı vardır.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Benim söylediklerim de doğru.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Eğer zahmet edip gidip OECD’nin 2012 yılında yayınladığı Türkiye’yle ilgili tarım raporuna bakarsanız…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Doğru okudum. Okudum akşam raporu.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …kaynağın, tarım sektörüne Türkiye'de verilen desteklerin millî gelire oranının ne olduğunu orada görürsünüz.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Okudum akşam.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, bunları…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Senin müsteşarın farklı şey söylüyor, tutanaktan söylüyorum. Bu Meclis tutanağı, Meclis.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bak, yüzde 2,18 yani yuvarlak rakamıyla yüzde 2,2. Biz milletimize hiçbir zaman yalan söylemedik.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Hep söylüyorsunuz.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Müsteşar niye “yüzde 3,7” diyor?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Milletimiz, bunun için her seçimde de oylarımızı arttırdı. Siz de her seferinde soyut iddialarda bulunuyorsunuz, milletin karşısına bu şekilde çıkıyorsunuz. Bunun hesabını, muhasebesini millet yapıyor.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Doğru söylemiyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – “Yalancı” sözünü size iade ediyorum.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ben de size iade ediyorum. Doğruyu söylemiyorsunuz. Belgesi burada.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben öyle bir şey söylemedim. Siz hakaret ettiniz, ben sizi mahkemeye verdim. Eğer o davayı kazanırsam parayı Türk milleti adına…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sucuk dağıt.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – “Afyon sucuğu dağıtacağım...”

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Yok… Yok… Madem benim Diyarbakır kontenjanından bakan olduğumu söyledi, Diyarbakır’da otistik çocuklarla mücadele eden, onların sorunlarıyla ilgili bir dernek var, Otizmle Mücadele Derneği var -daha önce de oraya…- o derneğe bağışta bulunacağım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Helal parandan ver.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunu da huzurlarınızda arz ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eker.

Sayın Hamzaçebi, buyurunuz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in OECD desteğiyle ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu sorduğum konulara tekrar girmeyeceğim, onlara yanıt vermedi Sayın Bakan ancak şu OECD desteği rakamını açıklamakta yarar var.

Sayın Bakan diyor ki: “Biz, bir kısım tarımsal ürünlerin ithalinde vergi koyduk.” Vergi var, öteden beri vergi var. Bazı tarım ürünlerini ithal ederseniz vergi ödersiniz. “Bu vergi de üreticiye destektir.” diyor. O OECD rakamı içerisindeki destekler bunlardır, yüzde 2,2’lik desteğin içinde bunlardır. Bugüne kadar bu rakamı Hükûmet kullanmıyordu. Ne zaman ki bütçe destekleri kötüye gitti, şimdi OECD rakamlarına sarıldılar. Üreticiyi bununla avutmaya çalışıyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Orada şap hastalığından da bahsediyor, niye demiyorsun?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Rakamlar karın da doyurmuyor.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Verimliliğin düştüğünden bahsediyor OECD raporunda.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Bakın, burada, 109’uncu sayfa.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Biz de okuduk Sayın Bakan, biz de okuduk.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – 109’uncu sayfa.

BAŞKAN - Şimdi, Hükûmet adına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay konuşacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ya, biz de okuduk, biz de okuduk.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – 109’uncu sayfa…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, öyle değil. Köye gidelim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – OECD’ye değil köye gidelim, gel, köye, Erdemli’ye gidelim.

BAŞKAN – Lütfen sessiz olalım. Şimdi, Kültür Bakanlığının…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ne zaman Meclise gelsen karıştırıyorsun, bu nasıl bir şey?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Eker…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Tahammüllü olacaksınız ya.

BAŞKAN – Lütfen… Şimdi, kürsüde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay var.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bakan, muhalefete tahammüllü olacaksınız, ayıptır.

BAŞKAN – Şimdi onu dinleyiniz. Yeni bir bahse geçiyoruz.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/698) (S.Sayısı: 361) (Devam)

2.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki Kamu İdarelerinin 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/649, 3/1003) (S.Sayısı: 362) (Devam)                                                                                                               

 

A) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI (Devam)

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

C) TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ç) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

E) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

H) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

I) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Gümrük Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

İ) REKABET KURUMU (Devam)

1) Rekabet Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Rekabet Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyesi arkadaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bütün bu bütçe görüşmeleri süreci içinde Plan Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarım ve Parlamentoda bir grup arkadaşım önemli bir mesai sarf ediyorlar. Emek verip bütçemizle ilgili konuları irdeleyen ve bu konuda konuşma, okuma, fikirlerini söyleme lütfunda bulunan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, benim notlarıma göre, 11 arkadaşım -kişisel konuşan bir arkadaşım da dâhil olmak üzere- Bakanlığımızın bütçesi üzerinde görüşlerini söylediler. 3 arkadaşım, belki bazı bilgi eksiklerinden kaynaklanan, belki bazıları da siyasi konumlarından kaynaklanan eleştirilerde bulundular. Elbette eleştiride bulunmak çok doğal bir haktır ve biz de yapıcı eleştirilerden her zaman yararlanmaya çalışıyoruz.

Ama bu kısa süre içinde, izin verirseniz, birkaç konuya öncelikle        -bütçeye girmeden önce- değinmek istiyorum. Biraz önce, burada, Sayın Loscarteles -Uluslararası Sergiler Bürosunun Sayın Genel Sekreteri- geldi ve Parlamentomuzu selamladı. Türkiye'nin önünde önemli bir hedefi var ve biz, Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, elbette İzmir Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve bütün sivil ve resmî örgütleriyle bu hedefe ulaşmak için bütün gücümüzle çalışıyoruz çünkü Türkiye'nin önüne bir büyük proje koyduk. 2013 yılının kasım ayında Paris’te karar verilecek ve geçen sefer Milano karşısında kaybettiğimiz yarışı, inşallah, bu kez kaybetmemeye çalışacağız ve böylece, eğer 2013’ün Kasımında yapılan yarıştan başarıyla çıkarsak Türkiye dünyaya bir bölgesini, bir destinasyonunu çok özel olarak tanıtma imkânını bulacak.

Ben Şanghay EXPO’sunun açılışına katılmıştım. Şanghay EXPO’ya 50 milyondan fazla ziyaretçi geldi. Eğer İzmir de 2020 EXPO’sunun yarışından başarılı çıkabilirse, sanıyorum sadece İzmir için değil, Ege Bölgesi için, hatta giderek Türkiye'nin tamamı için çok önemli bir tanıtım fırsatını elde etmiş olacağız. Bu alanda, bütün siyasi ayrımların ötesinde büyük bir iş birliği içinde çalışıyoruz.

Şimdi, önümüzde bir başka yakın hedef var. Orada bir başka değerlendirmede öne çıktık; Eskişehir, 2013 yılında, hemen önümüzdeki yılın mart ayının nevruzunda başlayacak ve Türk Dünyası Kültür Başkenti olacak. Türk Dünyası Kültür Başkenti geçen yıl Astana’ydı, Kazakistan’ın başkenti. Açılışına katılmıştım. Son derece görkemli gösterilerle dolu bir kültür yılı oldu. 2013 yılının Martından başlayıp Kasım ayına kadar, bu kez Eskişehir’i bütün Türk dünyasının ilgi odağı hâline getirmeye, hem Türkiye’de daha fazla bilinir hâle getirmeye hem de dünyaya tanıtmaya, bir yandan Eskişehir’in turizm, kültür altyapısını geliştirirken bir yandan da Türk dünyası arasındaki kültür alışverişini çoğaltmaya çalışacağız.

Türk dünyası arasındaki kültür alışverişinden söz ederken bugün müstesna bir şahsiyeti de minnetle ve rahmetle anmak istiyorum. Bugün sabah on bir toplantısına ucu ucuna yetişebildim ben çünkü Bilkent Otel’de hâlen bir toplantı devam ediyor, Bilkent Üniversitesinin katkılarıyla. Azerbaycan’ın Devlet Başkanı -1993-2003 arasındaki Değerli Devlet Başkanı- Sayın Haydar Aliyev’in dünkü tarih itibarıyla ebediyete intikalinin 9’uncu yılını idrak ettik ve bugün, onun döneminde Azerbaycan’ın ve Türk dünyasının kültür alanındaki gelişmeleri konusunda bir sempozyum düzenliyoruz.

Sayın Aliyev –tarih bilgim beni yanıltmıyorsa- 1994’te bu kürsüden konuşurken -milletimizin ve Parlamentomuzun misafiri olarak- “İki devletiz ama bir milletiz.” sözünü ilk defa ifade etmişti. Bu söz, bir anlamda bir atasözü gibi, bir veciz söz olarak hepimizin hafızasına nakşedildi. Gerçekten, bizim bir yandan Avrupa Birliği doğrultusunda bir hedefimiz var, coğrafi olarak Orta Doğu’yla büyük yakınlıklarımız var ama tarihen Türk dünyasının bu derin ummanına girdiğiniz zaman, nasıl büyük bir medeniyetin ve nasıl büyük bir tarih kökünün içinden geldiğimizi çok iyi anlıyoruz ve bizim bu anlayışımızı en fazla teşvik eden, en veciz biçimde ifade eden isimlerden bir tanesi Sayın Aliyev olmuştu. Bugün kendisini bu vesileyle bir kez daha rahmetle anıyorum.

Bir değerli arkadaşım da 12 Eylül döneminde yaşadığımız acılardan söz etti. Bugünkü tarih galiba, basının da yazdığına göre, 17 yaşında bir çocuğun yaşının büyütülerek ve herhangi bir tıbbi özel inceleme yapılmaksızın bir anlamda 12 Eylül tuzağını kuranlar ve ülkeyi o tuzağa düşürenler tarafından katledildiği günün yıl dönümü. Ülkemizin bir talihsiz döneminin, bir tuzak döneminin, iç politikadan, dış politikadan, ekonomik politikadan kaynaklanan bir tuzak döneminin bedelini ne yazık ki bu ülkenin o dönem sağ-sol gibi ayrımlara, yapay ayrımlara sürüklenen yoksul çocukları ödediler. Onların hepsini de Allah’tan mağfiret dileyerek anıyorum ve hem geçmişte yaşadığımız darbelerin müsebbiplerini hem de her dönem darbe tahrikçisi, şakşakçısı, teşvikçisi, yardakçısı olanları lanetle bu kürsüden işaretlemek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, arkadaşlarımız elbette birtakım eleştirel şeyler söylediler ama ben de size birtakım metinler dağıtmaya çalıştım. O metinlerin çok derinine bile girmeksizin yüzeyinden baktığınız zaman, son yıllarda yaptıklarımızın –ki, ben sadece bir yılın değil, geriye doğru beş yılın sorumluluğunu taşıyorum- muhasebesi bu metinlerde açıkça gözüküyor. Mesela, bizim bütçe sunumu kitabımızın kapağında bir levha var, bir çini levha. Bu, Bursa Yenişehir Sinan Paşa Camisi kapısından çalınarak İngiltere’ye götürülmüş bulunan dört yüz elli yıllık bir müstesna İznik çinisi, gerçek, müstesna bir İznik çinisi. Bunu, arkadaşlarımızın gayretleriyle, bunu ve buna benzer birçok örneği… Geçen hafta, Urfa’dan götürülmüş bulunan bir mozaiği geri getirdiğimiz gibi ya da Antalya Müzesi’nden, Perge’den götürülmüş bulunan bir heykel yarısını Başbakanımızın uçağına alarak getirmiş olduğu gibi ya da Troya Hazinelerinin bir parçasını alıp Amerika’dan bir müzeden getirmiş olduğumuz gibi nice eseri ülkemize yeniden kazandırmaya çalışıyoruz. Ama, üzüntüyle söylüyorum bunu, büyük bir övünçle söylemiyorum, geçmiş yıllarda, geçmiş yıllarda derken de, bizden önceki on yıldan, bizden önceki yirmi yıldan söz etmiyorum, bizden önceki yüz elli yıldan söz ediyorum, ne yazık ki geçmiş yüz, yüz elli yıl içinde dünya müzeciliğin değerini, arkeolojinin değerini, tarihin değerini, toprağın altındaki nice varlığının değerini bilirken, biz “Bu taştan bizde çok var, kefere alsın götürsün, ne olur” anlayışıyla bunları ziyan etmişiz. Şimdi, bir fermana, bir belgeye dayanıyorsa, onları istemek konusunda uluslararası mevzuat önümüzü tıkıyor henüz, çünkü dünya bence Batılıların kendi müzelerini korumak için yaptıkları bir mevzuatla henüz yol alıyor, daha bir ortak evrensel mevzuat, daha insanî bir mevzuat henüz oluşmuş değil. O yüzden “şimdilik” diyorum, ama bunun dışında hiçbir belgeye dayanmayan, çalıntı olduğu açıkça belli olan ne varsa, ister bir cami mihrabı olsun, ister bir lahit kapağı olsun, ister Romalılardan kalmış olsun, ister Selçukilerden kalmış olsun, ister Urartulardan, ister Osmanlılardan kalmış olsun, bunların hepsini alıp getirmeye çalışıyoruz son zamanlarda. ve yine biraz iftiharla söylemek istiyorum, geçmiş yıllarda çok büyük bedeller bu konularda sarf edilirken, son yıllarda, biraz da Yaradan’ın yardımıyla, biraz da belki bizim Bakanlığımızın bütçesinin imkânlarının çok geniş olmadığını bilen birçok hamiyetli yurttaşımızın veya dünya yurttaşının yardımlarıyla bunları hemen hemen hiçbir büyük maddi kaynak ayırmaksızın ülkemize kazandırmaya, getirmeye çalışıyoruz.

Bunun dışında, bir başka kitapçık var elimde. Bu kitabın bir de arka sayfasında, evet, Dünya Turizm Örgütünün Bakanlığımıza bu yıl için, bundan önceki çalışmalar dolayısıyla vermiş olduğu bir belgenin fotokopisi var. Bu da, Avrupa’da, Portekiz’de yapılan bir değerlendirme sonucunda ekim ayının başında bir ödüllendirme yapıldı. Dünyadaki turizm kuruluşları, dünyada turizm alanında çalışan resmî, özel kuruluşların hepsi derecelendirmeye tabi tutuldu. Bu evrensel bir yarışma. “Avrupa’nın en iyi turizm örgütü” sıfatı Kültür ve Turizm Bakanlığına verildi. Bu, milletimize verilmiş bulunan bir armağandır. Bu, hükûmetimizin, benim Bakanlığımın şahsında Türk milletinin ve Türkiye’nin kazanmış olduğu bir armağandır, onu da size iftiharla sunmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Burada bazı arkadaşlarım Türkiye turizminin rakam olarak büyüdüğünü ama ne nitelik olarak ne de zenginlik olarak çok büyümediğini söylediler. Doğru değil. Belki daha da zenginlik olarak büyümesi, daha da çeşitlenmesi, elbette daha uzun mevsimlere yayılması gerekiyor, bu eleştirileri kabul ederim ama “Türkiye sadece dünyadaki yoksullara servis yapıyor. Türkiye’ye varlıklı çevreler gelmiyor, Türkiye’ye kültürlü çevreler gelmiyor.” iddiası doğru bir iddia değildir. Türkiye’ye kültürlü çevreler geliyor ki Türkiye’nin müzeleri son yıllarda dünyanın dikkatini çekmeye başladı. Örneğin, bizim İstanbul Arkeoloji Müzemiz de, Gaziantep Zeugma Müzemiz de, yine uluslararası önemli kanaat sitelerinden, İnternet ortamındaki, dijital ortamdaki kanaat sitelerinden mükemmellik ödülleri almaya başladılar. Bunlar, Türkiye’nin dünya tarafından dikkatle izlendiğini ve dünya tarafından doğru değerlendirildiğini gösteriyor.

Şimdi, Türkiye’nin turizm gelirleri konusunda bir yeni hesaplama yöntemi ihtiyacı içinde olduğumuzu ben defaatle söylüyorum. Plan ve Bütçe Komisyonunda söyledim, burada da tekrar etmek isterim. Bu benim şahsi kanaatim de değil, öteki kamusal birimler de böyle bir ihtiyacı tespit ettiler ve 2013’ün Ocağından itibaren bu yeni yöntemlere gideceğiz çünkü şu ana kadar Türkiye'nin turizm gelirleri oldukça eskimiş bir yöntemle yapılıyor değerli arkadaşlarım. Yılda 4 kez sınır kapılarında anketör genç arkadaşlarımızın eline bir anket formu veriliyor ve “Kaç paraya Türkiye’ye geldin?” diye soruluyor. Onlar da sadece tura verdikleri fiyatı yazıyorlar ama onun dışında aldıkları hediyelik eşyayı, yediklerini, içtiklerini, gezdiklerini ek bir kalem olarak yazmıyorlar. Zaten elimizde bilgiler var ve TÜİK’in bu yolda yakınmaları var, biraz sosyal sınıfı yüksek olan kültürlü ya da varlıklı çevrelere o anketörler gittiği zaman, anketörler onlardan bir yanıt alamıyor, kendi sosyal seviyelerine göre bir grup arkadaştan bilgi alıyorlar ve TÜİK’in bulduğu ve açıkladığı 23 milyar dolar “olsa olsa hesabıyla” hesaplanan asgari gelirdir.

Maliye Bakanımız da defaatle söyledi, tekrar etmek istiyorum: Bütçe kalemlerindeki “Net hata ve noksan” payında 11 milyar dolar vardı geçen yıl, asgari yarısının turizm geliri olduğu ekonomi yöneticileri tarafından ifade ediliyor. Şu andaki yöntemlerle marinalar hesaba katılmıyor, VIP’ler, CIP’ler hesaba katılmıyor. Uluslararası taşıma şirketlerinin rasyosundan yüzde 40 turizm geliri aktarılıyor, hâlbuki bu hesapların yüzde 50’lerin üzerinde olduğunu bugün herkes kabul ediyor.

Şimdi, bu yeni hesaplama yöntemleriyle 2013’ten itibaren yola çıkacağız ve geriye doğru bir projeksiyon yapacağız. O zaman Türkiye'nin turizm gelirlerinin 25 değil, 26, 27, 28 civarında bir yerde olduğu resmî rakamlarla ortaya çıkacak. Bunu şunu için söylüyorum: Bizim topyekûn bir öz güven ihtiyacımız var ve öz güvenimizi haklı olduğumuz konularda karartacak olan birtakım kara propagandalara teslim olmamamız gerekiyor.

Türkiye büyük bir turizm ülkesi. Bakın, biz 2000’li yıllarda hem gelenlerde hem gelirlerde 15’lerin gerisindeyken şu anda gelenler itibarıyla İngiltere’yi geçtik, 6’ncı sıradayız. Gelir itibarıyla Çin’i 3’e bölerek hesapladıkları için bazen 11’lerde gösteriliyoruz, hâlbuki Çin’i tek parça olarak hesapladığınız zaman 9’uncu sıradayız. Yani, dünyada şu anda hem gelen itibarıyla hem gelir itibarıyla Türkiye turizmde ilk 10’a girmiş vaziyette.

Şimdi, bu başarı. Milletimizin başarı öykülerine ihtiyacı var. Türkiye’nin 40 milyondan fazla gencecik, 30 yaşın altında nüfusu var. Bu genç insanlar… Türkiye bir alanda başarılıysa bence onu teslim edelim. İnsanımızın öz güvene, insanımızın geleceğe umutla bakmaya ihtiyacı var. Çünkü, gelecek umut üzerinden kuruluyor, gelecek korku üzerinden, karalama üzerinden, kötüleme üzerinden değil umut üzerinden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günay.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – İktidar umutları gerçek yapmaya çalışacak, muhalefet de toplumun korkularını değil yeni umutlarını yeşertmeye çalışacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı…(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Yazıcı.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 mali bütçe kanunu dolayısıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bütçesi çerçevesinde Bakanlığımın çalışmaları ve geleceğe yönelik projelerini sizlere takdim etmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 3 milyonu aşkın müteşebbisimizin 1 trilyon dolar üzerinde mal ve hizmet ürettiği ülkemizde, 380 milyar dolara yakın dış ticaret hacmi, 75 milyon insanımızın mal ve hizmetlerden yararlanması ve sınırlarımızda her yıl milyonlarca insan, araç ve ürün çıkışı olmakta. İşte bu alanların tamamında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ekibimizle birlikte, büyük bir hassasiyet içerisinde hizmet üreterek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ben, bu bağlamda, elbette ki söylenecek çok şey var ama, daha çok projelerimizi bu vesileyle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten Gümrük ve Ticaret Bakanlığı çalışmalarını gerçekleştirme doğrultusunda çok yeni projeleri hayata geçirmektedir. Bunlardan söz etmek istiyorum:

Bu projelerden bir tanesi, yeni, özet beyan uygulaması, 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş ve ticaret erbabımız bu uygulama sayesinde muazzam bir zaman tasarrufu ve maliyet tasarrufu sağlamıştır. Bunu hatırlatmak istiyorum.

Bir diğer projemiz, Türkiye artık Ortak Transit Sözleşmesi’ne taraf olmuş bir ülke. 1 Aralık 2012 tarihinde, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin uyguladığı ortak transit sisteme Türkiye dâhil oldu ve uygulamaya geçti. Nedir bu sistem? Bu sistem şu: Örneğin Londra’dan yola çıkan bir tırın varış yerine kadar geçeceği güzergâhlarda hiçbir gümrüğe ayrıca beyanda bulunma ihtiyacı duymadan tek beyanla varış yerine erişimini sağlamak. Gene Konya’dan yola çıkan bir tırın Londra ya da Paris’e tek beyannameyle varışını sağlamak. Dolayısıyla bu projeyi de değerlendirdiğimizde, maliyet ve zaman tasarrufunu dikkate aldığımızda, toplamda, Türkiye’de müteşebbislerimizin yıllık 100 milyon avronun üzerinde bir tasarruf sağladıklarını göreceksiniz.

Değerli milletvekilleri, “onaylanmış kişi statüsü”nü bir proje olarak devreye koyduk. Bu, gerçekten gümrük işlemleri bakımından son derece önemli bir proje ve onaylanmış kişi statüsüne sahip müteşebbislerimiz, gerçekten tüm gümrük uygulamalarını mavi hattan gerçekleştirmek suretiyle çok seri bir şekilde ürünlerini pazarlarına eriştirebilmektedirler ve Türkiye’de bu statüye sahip 1.410 tane kişi, tacir bulunmaktadır.

Demin burada konuşmalarda söz edildi, henüz uygulamaya geçilmediğinden bahsedildi; o proje de şu: Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü. Bu uygulama zaten dünyada çok yaygın değil ama Türkiye’de dünyadaki uygulamalarını dikkate aldığımızda, yetkilendirilmiş yükümlü statüsünü inşallah bu ayın 27’sinde İstanbul'da gerçekleştireceğimiz bir lansmanla kamuoyuna takdim edeceğiz. Türkiye 27 Aralık tarihinden itibaren, özellikle yetkilendirilmiş yükümlü uygulamasını devreye sokmak suretiyle, bu statüye sahip tacirlerimiz dış ticaret işlemlerini, ihracat işlemlerini kendi iş yerlerinde, fabrikalarında gerçekleştirmek suretiyle gümrük işlemlerine hız kazandırmış olacağız.

Değerli milletvekilleri, gümrüklerde dünya ülkeleriyle iş birliği içerisindeyiz. 57 ülkeyle gümrük alanında idari yardım anlaşması imzaladık, bunlardan 40 tanesi de Meclisten geçti, yürürlüğe girmiş bulunuyor. Bunun da ötesinde, İpek Yolu, gerçekten dünya ticaretini dikkate aldığımızda çok önemli güzergâhlardan bir tanesi ve Türkiye, 2008 yılında İpek Yolu güzergâhındaki ülkelerin gümrük idareleriyle başlattığı yıllık toplantıları sürdürüyor ve bu toplantıların 5’incisini bu sene yine Türkiye'de gerçekleştirdik. Bu projenin amacı, bu güzergâhta yer alan ülkelerin gümrük idarelerinin uygulamalarını aynı düzeye getirmek, mevzuat birlikteliğini sağlamak, uygulama entegrasyonunu gerçekleştirmek. Bu konuda da Kervansaray Projemiz bu çalışmamamızın somut uygulamalarından bir tanesi.

Diğer bir projemiz, Tek Pencere sistemin Türkiye gümrüklerini geçirmektir. Nedir Tek Pencere sistemi? O da şu: Ticaret yapan arkadaşlarımız bilirler, gümrüklerden mal ve ürünlerinizi geçirirken birçok  kamu kuruluşlarıyla muhatap olmak durumundasınız ve bu uygulama zaman kaybına yol açmaktadır. Tek Pencere uygulamasında bütün bu prosedürler bir yerden iletilecek, bir yerden toplanacak, sonuç oradan alınmak suretiyle büyük bir zaman tasarrufu sağlanacaktır.

Gümrük laboratuvarlarını modernize ettik. Elbette ki, Türkiye'nin ithal ettiği ürünlerin sağlık kontrolünü ve denetimini yapmak bakımından son derece teknolojik imkânlarla donatılmış laboratuarlara ihtiyaç var. Bunları modernize ettik, bölge laboratuarlarına dönüştürdük, çok değişik yerlere dağılmış işlevsel olmayan bu uygulamaya son verdik ve modern laboratuarlarla daha etkin sonuçlar almaya başlamış bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, Ticaret Kanunu uygulamaya geçti. İhracat alanını açayım biraz daha. Ticaret Kanunu’nun 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren uygulamaya geçtiği günden bu yana, Bakanlığımın çıkarmakla yükümlü olduğu ikincil düzenlemelerin yüzde 80’i tamamlanmış, yayımlanmış, bunlardan birkaç tane yönetmelik… Bir tanesi Bakanlar Kurulunca çıkarılacak, o da hazırlanmış, önümüzdeki hafta Başbakanlığa sunulacak, inşallah süremiz dolmadan onu da çıkarmış olacağız.

Türk tacirleri, işletmeleri, genel kurullarını artık elektronik ortamda icra ediyorlar.

Yine ticaret alanında çok önemli projelerimizden bir tanesi, burada konuşmacı arkadaşlarımdan birisi temas etti, değindi “MERSİS Projesi hayata geçirilmedi.” dedi, şayet sorsaydı, tabii ki Bakanlığımdaki arkadaşlarım MERSİS Projesi’yle alakalı çok detaylı bilgi verirlerdi.

MERSİS şu: Merkezî sicil kayıt sistemi. Bunun çok önemli bölümü bu yıl sonunda tamamlanmış olacak. Ticaret sicil müdürlükleri tamamen bu sistem üzerinden işlem ve süreçlerini yönlendirmeye, gerçekleştirmeye başlayacaklar ama bu proje çok geniş kapsamlı, sadece tacirleri falan değil, meslek kuruluşlarını, odaları, sendikaları, hatta apartman kapıcılığını da bünyesine alacak kapsamda bir proje. Bunun tamamı da inşallah, 2013 yılı sonunda bitecek. Ama bu proje, Türkiye'nin en önemli projelerinden sonra

projelerinden sonra 4’üncü önemli veri tabanlı proje. İnşallah bunun da önemli bir kısmını bu sene sonunda tamamlamış olacağız.

Değerli milletvekilleri, kooperatifçilikle alakalı olarak burada konuşan milletvekili arkadaşım kısaca söz etti Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırladık. Bu, dünyada ilk ve bu sene Birleşmiş Milletlerin kooperatif yılı ilan ettiği bir zaman dilimi içerisinde Türkiye’nin kooperatifçilikle alakalı eylem planı ve strateji belgesini onaylamış olması başlı başına özgün faaliyetlerden bir tanesi. Elbette ki, bu proje ve eylem kapsamında önemli hedeflerimiz, önemli etkinliklerimiz var, devam ediyor.

Hal Kanunu’nu uygulamaya koyduk 1 Ocak 2012’de.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama çok kötü sonuçları var Sayın Bakanım.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Hayır, bakın, Türkiye’nin en yoğun şekilde kayıt dışılığın devam ettiği bir alanı yeniden düzenliyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Doğru ama çok kötü sonuçları var.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Bugünkü rakam itibarıyla 74 milyar TL’lik bir alan meyve sebze alanı.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Alan doğru da düzenleme eksik.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Hal Kanunu’nu yürürlüğe koyduk, hal kayıt sisteminde aksama var, doğru. İnşallah ürün kimliği ve diğer aparatları da devreye sokmak suretiyle bu alanda yaşanan, bize aktarılan aksaklıkları gidererek bu alanı kayıt altına alacağız. Dolayısıyla, bunun gerçekleşmesi hâlinde hem üretici hem tüketici hem tüccar elbette ki kayıtlı bir vaziyette hizmet alacak, hizmetlerini sürdürecek, tüketecek ve bunun sonucu olarak da ekonomimiz güç kazanmış olacaktır.

Değerli milletvekilleri, Bakanlığımızın önemli faaliyet alanlarından birisi de tüketicinin korunması. Gerçekten, bu alana ilişkin olarak da Tüketicinin Korunması Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğündeki arkadaşlarımla birlikte ve elbette ki üniversitelerimizin de katkılarıyla çok önemli, etkin bir çalışma sürdürüyoruz. Tasarımızı hazırladık, taslağımız tartışılıyor, inşallah yakın zamanda onu Meclise taşıyacağız. Yine bu alana ilişkin 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren ithal ettiğimiz ürünlerin, tüketicinin sağlığı ve güvenliği bakımından denetimlerini sadece piyasada değil, gümrük girişlerinde de yapmaya başlayacağız, böyle bir uygulama içerisindeyiz.

Değerli milletvekilleri, esnaf ve sanatkârlarımızla alakalı, bana göre, burada Hükûmetimize söylenecek fazla bir söz bulunmadığı kanısındayım. Yani 2002 yılıyla bugünü kıyasladığımızda, 2002 yılında yüzde 57 oranında bir faizle esnaf ve sanatkârımız toplam 157 milyon TL kredi kullanırken, bugün faiz oranı yüzde 5, yüzde 6,5 ve total kullandığı kredinin toplamı 6,6 milyar TL ve bu sene faiz desteği olarak da bütçeye 513 milyon TL ödenek koymuş bulunuyoruz.

Bütçenin hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma, Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Başkan ve üyelerine, eleştirileriyle, önerileriyle katkı veren tüm milletvekillerine teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yazıcı.

Aleyhinde Adana Milletvekili Muharrem Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Varlı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; beşinci turun aleyhinde şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada bir muhalefet milletvekili olarak değil, gerçekten çiftçilikle uğraşan, ekip diken, ektiğinin biçtiğinin karşılığını alamayan, hayvancılıkla uğraşan, hayvancılığı neredeyse terk etme noktasına gelen bir arkadaşınız olarak, yani yüreği yanan bir insan olarak konuşuyorum. Onun için, söyleyeceklerimi lütfen muhalefet milletvekiliymiş gibi değerlendirmeyin, Türkiye'de yaşayan çiftçilerimizin sıkıntılarını dile getiren bir insan olarak değerlendirirseniz memnun olurum.

Arkadaşlar, Nasrettin Hoca damdan düşmüş, “Haydi doktora götürelim.” demişler. Demiş ki “Ya yok, ne doktoru, bana bir tane damdan düşen getirin.” Şimdi, ben damdan düşen bir insanım. Sayın Bakan da damdan düşen insanları çok fazla bilmediği için, görmediği için bu ülkedeki çiftçilerin sıkıntıları bitmiş gibi,her şey tükenmiş gibi, hiçbir sıkıntıları kalmamış gibi burada çıkıyor, o kadar güzel rakamlarla insanlarımızı hâlâ uyutmaya devam ediyor. Sayın Bakan, bu ülkenin çiftçilerinin hâlâ çok büyük problemleri var, bu ülkenin çiftçileri artık topraklarını ekmekten vazgeçer hâle geldiler. Çiftçilerimiz yeterince destek bulamadıkları için, ürettiklerini dışarıya satamadıkları için benim size bir teklifim var: Gelin, çiftçilerimizi ihraç edelim Avrupa’ya, Amerika’ya da hep beraber kurtulalım, siz de kurtulun biz de kurtulalım; bu ülkeyi çiftçinin derdinden de kurtarmış olalım.

Bakınız, pamuk üreticileri, mısır üreticileri, buğday üreticileri, hepsi sıkıntı içerisinde. İçinizde, biliyorum, pamuk üreten arkadaşlarım da var, AKP milletvekilleri içerisinde de var, buğday üreten, mısır üreten arkadaşlarımız var. Yahu “Pamuk üretip de para kazanıyorum.” diyebilen var mı?

Desteklerden bahsediyorsunuz, dünyadaki gelişmiş ülkelerin desteklerinin kaçta kaçını veriyorsunuz siz? Gelin, dünyadaki gelişmiş ülkelerin, Avrupa’daki ülkelerin vermiş olduğu desteği bu çiftçiye verelim, bakın bu çiftçimiz Avrupa’ya, Amerika’ya pamuk satıyor mu, satmıyor mu o zaman bir görelim. Ama biz şu anda dünyanın en büyük pamuk ithalatçısı hâline geldik. Dünyanın en fazla pamuk üreten ülkelerinden birisiyken, dünyanın en büyük pamuk ithalatçısı bir ülke hâline geldik.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten mısır geçen yılki fiyatın altında gitti bu sene, buğday geçen yılki fiyatın altında gitti bu sene ama mazot fiyatlarına bakıyorsunuz, alimallah! 2002’le karşılaştırıyorsunuz, 2002’den bu yana mazot fiyatları yüzde 400, yüzde 500 arttı, haberiniz var mı bundan? Ama mısır fiyatları belki yüzde 50’yi bile bulmadı, buğday fiyatları belki yüzde 50’yi bile bulmadı artışı. Pamuk ise 2002 fiyatlarıyla aynı seviyede hâlâ. Yahu, insan biraz bunları anlatırken, burada gelip rakamlardan bahsederken geçmişe şöyle bir bakar ama Sayın Bakan damdan düşmediği için bunları bilemez. Ben, damdan düşen bir arkadaşınızım. Ah, ah, yüreğim yanıyor benim, yüreğim! Mazot alamıyoruz, gübre alamıyoruz. Gübre fiyatlarına bakalım, ne kadar zamlandı biliyor musunuz 2002’le bugünkü rakamlar arasında? O da yüzde 400’e, yüzde 500’e varan rakamlarla zamlandı ama pamuk aynı yerinde sayıyor, mısır üreticisi geçen yılkı fiyatın altında mısırını satıyor, buğday üreticisi geçen yılki fiyatın altında buğdayını satıyor. Yazıktır, günahtır, Allah’tan korkun biraz ya!

Hep diyorlar ki: “Önerileriniz nedir? Ne yapmamız lazım? Niye önerilerden bahsetmiyorsunuz?” Ha, sizin için çok bir faydası yok bunun ama yine de söyleyeceğim, kayıtlara geçsin, belki ufkunuz açılır diye söylüyorum.

Sayın Bakan, tahılda KDV oranı yüzde 1, lüks eşyada, makyaj malzemesinde, altında, gümüşte KDV’yi sıfırladınız. Gübrede KDV hâlâ yüzde 18. Gelin gübredeki yüzde 18 KDV oranını sıfırlayalım, bu çiftçiye katkı sağlayalım; bu bir.

İki: Gelişmiş ülkelerden bahsediyorsunuz. Gelişmiş ülkelerde, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Avrupa’nın birçok ülkesinde tarımsal mazot 1,7 lira ile 1,8 lira arasında. Gelin “mavi mazot” diye, “ucuz mazot” diye söz verdiğiniz mazotu ucuzlatalım, 1,7 lira ile 1,8 lira seviyesine getirelim, çiftçiye katkı sağlamış olalım. O zaman bakın bakalım bu çiftçi kâr ediyor mu etmiyor mu?

Prim desteklerinden bahsediyorsunuz. Gelin, prim desteklerini de Avrupa seviyesine, Amerika seviyesine çekelim. O zaman bizim çiftçimiz Avrupa çiftçisinden daha iyi, bizim çiftçimiz Amerikan çiftçisinden daha iyi üretiyor mu, daha çok satıyor mu, onu hep beraber görelim. Ama bunu yapmaya niyetiniz yok. Yapmaya niyetiniz olmadığı gibi de hâlâ rakamlarla insanlarımızı aldatmaya ve kandırmaya çalışıyorsunuz. Allah’tan korkun.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Varlı.

Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap bölümüne geçiyoruz. Süre yirmi dakikadır, on dakikasını sorulara ayıracağım. Bir dakikayla sınırlıdır soru sorma süresi.

Sayın Korkmaz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Tarım Bakanına sorum. Belki de “tarım ürünleri ithalatından sorumlu Bakana” demem daha doğru olacak.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, Türkiye, Çin’den fasulye, kayısı, sarımsak, İtalya’dan ıspanak, ABD’den fındık, Güney Afrika’dan mandalina, Şili’den üzüm, İran’dan karpuz, İtalya ve Şili’den elma ithal ediyor. Birleşmiş Milletlerin verdiği bu bilgileri fındığını satamayan Karadenizli kardeşim, kayısısına pazar bulamayan Malatyalı ve Iğdırlı vatandaşım, elmasını satamadığı için buzhanede çürüten Ispartalı hemşehrim bilsin istedim.

Bu ürünler, değerli milletvekilleri, üretimde ülke olarak 1’inci olduğumuz ürünler. Bunları değerlendirip çiftçimizin emeğinin karşılığını vermek yerine, âdeta onları cezalandırmak için ithalat yapıyoruz. “Tarımı şaha kaldırdık.” diyen Sayın Bakana şaha kaldırmak ile tepesinin üstüne dikmek arasında dağlar kadar fark olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Korkmaz.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorularım Sayın Tarım Bakanına: Sayın Bakan, ben Muğla Milletvekiliyim. Şu an yöremizde zeytin hasadı devam etmektedir. Zeytinyağı fiyatları üreticinin elinde 3-4 lira aralığına kadar düşmüştür. Üretici bu fiyatlarla ürününü toplayacak yarıcı bile bulamamaktadır. Zeytin ve zeytinyağı fiyatlarıyla ilgili bir çalışmanız var mıdır?

Yöremizdeki seracılık faaliyeti tarım faaliyeti midir, sanayi faaliyeti midir Sayın Tarım Bakanı? Seracılarımızın kullandığı elektrik niçin tarım tarifesi yerine sanayi  tarifesinden ücretlendirilmektedir?

Bu yıl üretici narını 15-35 kuruş aralığında sattı. Portakal fiyatları şu anda 30-50 kuruş aralığında. Güzlük domates fiyatları da ortalama 25-30 kuruş idi. Bu fiyatlar üretim maliyetlerini kurtarmamaktadır. Bu gidişe dur demeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Sayın Yüceer…

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum  Sayın Başkan.

Sayın Mehdi Eker’e sorum: Tekirdağ Hayrabolu’nun Emiryakup köyünde yaşayan ve geçimini tarım ve hayvancılık yaparak kazanan köylüler, Hayrabolu Süt Üreticileri Birliğinin ABD’den gebe düve getireceğini duymuş, yurttaşlarımız gebe düve almak için de başvuruda bulunmuşlardır. Hayvanları alabilmek için de bankadan 150.000 lira kredi çekmişlerdir. Köylülere hayvanların ağırlıkları ve verecekleri süt miktarının çok fazla olacağı, aksi takdirde hayvanları geri alacakları vadedilmiştir. Gelen düvelerin yirmi bir gün karantinada bekletilmesi gerekirken, hayvanlar hastalanıp ölmeye başlayınca, karantina süresi beklenmeden köylülere hayvanları teslim edilmiştir. Teslim edilen hayvanların ne ağırlık ne de cins olarak vaad edilen düvelerle uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığı, hemen her gün hayvanları hastalıktan ölen köylüler ilçe tarım müdürlüğüne başvurarak inceleme talebinde bulunmuşlardır ama birtakım tehditlerle karşılaşan köylüler tehdit nedeniyle haklarını aramaktan bile korkar hâle gelmişlerdir.

Sayın Bakan, yurt dışından gelen hasta düveler gümrükten nasıl geçmiştir? Bakanlığınız, Hayrabolu Emiryakup köyündeki köylülerin mağduriyetinin giderilmesi için bir girişimde bulunacak mıdır? Köylülere hayvanları ve paraları geri verilecek midir? Türkiye’de süt birlikleri aracılığıyla hayvan almak için başvuran ve aldıkları hayvanı hastalıklı çıkan kaç köylü vardır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüceer.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tarım Bakanına benim de sorum: Sayın Bakan, 5996 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi gereğince takviye edici gıdalar ve özel tıbbi amaçlı diyet gıdalarının üretimi, ithalatı, ihracatı ve kontrolüne ilişkin esaslar tanımlanmıştır. Ancak, piyasada gıda takviye edici ürünler değişik tanıtımlarla obezite tedavisinde kullanılmakta ve zaman zaman ölümle sonuçlanan vakalar olmakta, tanı da ancak otopsiyle konmaktadır. Bu durumun önüne geçmek için “farmasötik şekil” adı verilen ürünlerin ruhsatlandırılmasını Sağlık Bakanlığına devretmeyi düşünüyor musunuz? Bu devri engelleyen bir baskı var mıdır? Bu ürünlerin ilaç takip sistemine kaydını neden yapmıyorsunuz? Bu ürünlerin piyasada her yerden temini yerine eczanelerde satılması ile imha ve toplanmasının daha doğru olacağı fikrine katılıyor musunuz?

İkinci bir sorum: Suriye’yle yaşadığımız olumsuz ortamdan Mersin tarımı ciddi derecede etkilenmiştir, çiftçiler mağdur olmuştur ve üretici fiyatları çok düşmüştür. Bu durumu da gözeterek çiftçilerin borçlarının yapılandırılmasını düşünüyor musunuz?

9 Kasım 2012’de Erdemli’de yaşanan sel felaketiyle yapılan tespit sonucunda ne kadar tarımsal hasar tespit edilmiştir? Çiftçilere ne kadar yardım yaptınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Sayın Çınar…

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim sorum da Tarım Bakanına: Tarımı geliştirme amaçlı TARGEL’i kurdunuz ve buradaki personelin köylerde çalışacağını defaten açıkladınız. Kastamonu’da 87 TARGEL personeli mevcuttur. Resmî görevlendirme olmamasına rağmen çoğu il merkezlerinde görevlidir. Bu personeller taşıt görevlendirme emriyle ilçe görevlendirmelerine gitmektedirler. Bu yaklaşım doğru mudur?

TARGEL personelinin bir kısmı 2011 yılında yapılan atamalarda kadro almış, bir kısmı gün farkıyla kadro alamamıştır, sözleşmeli olarak çalışmaktadır. Sözleşmeli çalışanlara kadro vermeyi düşünüyor musunuz?

Geçen yıl Kastamonu’da yaşanan don olayından dolayı il merkezinde çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 3.000 çiftçinin 2.000’i borç erteleme dilekçesi vermiştir. Bazı ilçelerimizdeki raporlar hububat olarak tutulurken, bazı ilçelerimizde ve il merkezinde tüm ürünler “Dondan etkilenmiştir.” diye tutulan raporlardan dolayı 500’den fazla çiftçimizin yem bitkisi destekleri yüzde 30 ve yüzde 40 oranında kesintiye uğramaktadır. Çiftçinin bu yanlış…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çınar.

Sayın yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Türkiye tarımının can damarı Çukurova bölgesinde her geçen gün uygulanan yanlış politikalar sonucu ölmek üzere olan tarım ve hayvancılığın yeniden canlandırılması sağlanmalıdır. Adana ve Çukurova bölgesinde bitkisel ve hayvansal üretimde uzmanlaşmayı ve entansif üretimi ön plana alan yeni politikalar uygulamayı düşünüyor musunuz?

Sayın Bakan, biraz önce Urfa MHP İl Başkanım aradı. Harran, Akçakale ve Siverekli çiftçilerle beraber izliyor, sizi izleyince kendi sıkıntılarını bana aktarmamı ilettiler. 2009 ve 2010 yılında Urfa’da verilen destekler faiziyle birlikte geri isteniyor. Çiftçilerin bunu ödeme şansı hiçbir şekilde yok, çok mağdur durumdalar, bununla ilgili görüşünüz nedir?

Yine, buğday desteklerinde Urfa olmak üzere 27.000 çiftçinin desteklenmeleri ödenmemiş, çiftçi mağdur, bunu ne zaman ödemeyi düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yılmaz.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Tarım Bakanına sormak istiyorum: Zeytin ve zeytinyağı üreticilerimizin bölgeler itibarıyla girdi maliyetlerindeki artışlar, destekleme primlerinin yetersizliği ve piyasa koşulları düşünüldüğünde üreticinin emeğinin karşılığını almadığını görmekteyiz. Örneğin, 2010-2011-2012 yılları Bursa zeytin üreticileri için çok zor yıllar olmuştur. Gemlik, İznik ve Orhangazi’de 2010 yılında afetle ilgili 3.100 zeytinci üreticinin zararlarının bir dilimi hâla ödenmemiştir. Sayın Bakan ne zaman ödeyeceksiniz?

İkinci sorum: Bütçe konuşmasında söz verdiğiniz TARGEL atamaları ne zaman yapılacak, hangi oranlarda alınacak?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

Sayın Kaplan…

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Benimde sorum Sayın Mehdi Eker’e. Türkiye de son yıllarda, Sayın Bakanım, hızlı bir sanayileşme sürecinde ve bu sanayileşmeyle beraber OSB’ler organize edilirken, sanayi bölgelerinde bir yapılanma yapılırken sizin katkınız var mı diye merak ediyorum. Doğrusu, neden merak ediyorum: Trakya’da Ergene Havzası Türkiye’de birinci sınıf tarım arazisi ama Çorlu, Çerkezköy, Malkara’da OSB’ler kurarak bölgenin tarımını etkilediniz; Kocaeli’de, Gebze’de, Sakarya’da, tekrar Gediz Ovası’nda, Çaldağı’nda nikel ararken… Merak ettiğim bir şey var: Bakanlık sanayiyle ilgili yerleri oluştururken, tahsis ederken, planlama yaparken, siz, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak “Bu bölge tarıma uygundur, verimlidir, burada sanayi oluşmasın.” diye bir fikir beyan ediyor musunuz?

2’nci sorum: Gebze Organize Sanayi Bölgesinin, küçük sanayinin hemen altında, arıtma yapılmadan derelere deşarj yapıldığını biliyoruz. Bu bölgede, son süreçte, Kirazpınar Mahallesi sakinlerinin 8-10 tane büyükbaş hayvanı telef olmuştur. Bununla ilgili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Sayın Yıldız…

İDRİS YILDIZ (Ordu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, fındık ihracatından geçen yıl 1 milyar 800 milyon dolar döviz girdisi sağlandığını ve serbest piyasada satıldığını söylediniz. Bu yıl 5,40 dolardan satıyoruz geçen yıl 8 dolardan sattığımız fındığı ve yaklaşık olarak 1 milyar 200 milyon dolar döviz girdisi olacak. 600 milyon dolar döviz kaybımızı, devletin olup milletin kaybını nasıl karşılayacaksınız? Vicdanen bunun sorumluluğunu nasıl üstleneceksiniz?

Fındığı desteklemediğiniz için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İRDİS YILDIZ (Ordu) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Sayın Yeniçeri’ye söz vereceğim bir dakika.

Buyurun Sayın Yeniçeri son olarak.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Adalet herkese hakkını vermektir. Kültür ve Turizm Bakanı Günay’a, ülkemizden kaçırılan tarihî eserlerin geri getirilmesinde gösterdiği gayretler için öncelikle teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, Türkiye’den yağmalanarak yurt dışına kaçırılan tarihî eserlerle ilgili olarak açılan dava sayısı nedir? Kaçırılan eserleri geri getirmek için yapılan harcamaların miktarı nedir? Türkiye’de yazma eserlerin envanteri çıkarılmış mıdır? Yazma eserlerin fotokopi ya da dijitalleştirme çalışmaları yapılmakta mıdır? Yazma eserleri Osmanlı Türkçesinden Türkiye Türkçesine çevirmek için yapılan herhangi bir faaliyet var mıdır?

Tarım Bakanı milliyetçilikten söz ettiğinden kendisine tarım bakımından milliyetçiliğin ne anlama geldiğini de söylemek isterim. Türk köylüsünün, hayvan yetiştiricisinin ve çiftçisinin hakkını yabancı köylülere ve çiftçilere yedirmemeye milliyetçilik denir Sayın Bakan. (MHP sıralarından alkışlar) Siz, hayvan ülkesi Türkiye’de hayvan, meyve ülkesi Türkiye’de meyve, tarım ülkesi Türkiye’de saman ithal eden bir bakan olarak tarihe geçtiniz, size sorum yok.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yeniçeri.

Evet, şimdi Sayın Bakan, Sayın Eker, en çok soru size… Sonra, bir kısa süre de size vereceğim Sayın Günay.

Önce size, buyurunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Tamam, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, Türkiye’de tarım arazilerinin artık işlenmediği, köylünün çiftçiliği bıraktığı iddia edildi. Tabii değerli arkadaşlar bu doğru değil, bunun gerçeği şu: Doğrudur, Türkiye’de tarım arazilerinin aşırı derecede bölünmesi, atomize olmasından ötürü çok küçük parsellere sahip olanlar artık bunu ekonomik olarak işletemiyor. Bu bir sorundur, Türkiye’nin sorunudur ve bu sorun 1926 yılındaki Medeni Kanun’dan beri gelen, biriken, gelişen bir sorundur.

Şimdi, biz buna birtakım tedbirler aldık, bu tedbirlerin bir kısmı uygulanıyor, yine bizim hükûmetimiz aldı bu tedbirleri. Bundan sonraki süreçte de siz de eğer bu konuda gerçekten bundan muzdaripseniz ve bunun düzeltilmesini istiyorsanız, biz buraya kanun tasarısını getirdiğimizde buna destek verirsiniz ve sizin desteğinizle biz Türkiye’nin bu sorununu çözeriz. Böylece, Türkiye’de, aslında kullanılabilir, ekilebilir ama işletilmeyen, şu anda çok küçük parçalara bölünmüş olmasından ötürü işletilmeyen arazilerin de işlenmesi imkân dahiline gelecek.

İthalatla ilgili pamuktan başlayıp sonra diğer ürünlerle ilgili arkadaşlarımızın bazı görüşleri, ifadeleri oldu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Türkiye 2002 yılında 988 bin ton lif pamuk üretiyor, 549 bin ton da ithalat yapıyor, 79 bin ton ihracat yapıyor, pamuğa dayalı tekstil ihracatı da 4,5 milyar dolar. Şimdi bunları bileceğiz. Şimdi, ikide birde böyle hani söylendiğinde, konuyu bilmeyenler bunu gerçekte çok farklı bir şekilde algılayabiliyor. Arkadaşlarımın yine iyi niyetle bunu sorduğunu varsayıyorum, öyle kabul ediyorum ve buna onun için bir açıklama getiriyorum.

2011 yılında Türkiye 1 milyon ton lif pamuk üretmiş yani 2002’ye göre daha fazla lif pamuk üretmiş; ithalatı 612 bin tona çıkmış, 70 küsur bin ton artmış; ihracatı 106 bin tona çıkmış ama Türkiye’nin pamuğa dayalı tekstil ihracatı 4,5 milyar dolardan 11 milyar 451 milyon dolara çıkmış.

Şimdi, Türkiye’nin tekstil ihtiyacı, tekstil ihracatı, tekstil ham madde ihtiyacı artmış. Türkiye’nin bütün bu ihtiyaca paralel olarak bütün diğer ürünlerle birlikte bunu aynı şekilde artırma imkânı yok çünkü Türkiye’nin alanı belli. Türkiye’nin alanında, sonuçta, aynı alanda mısır da yetişiyor, pamuk da yetişiyor, ayçiçeği de yetişiyor, buğday da yetişiyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin sulanabilir alanlarının miktarı artırılmadığı sürece mutlaka bunlardan bir tanesinde bir farklılık olacak.

Türkiye 2002 yılında 2,2 milyon ton mısır üretiyordu, bugün 4,6 milyon ton mısır üretiyor yani alanın bir kısmı doğal olarak oraya gitti. Dünya fiyatları izleniyor, takip ediliyor, üretici de bu dünya fiyatları paralelinde buna göre ürün tercihini, ekiliş tercihini yapıyor ve değerlendirmesini yapıyor. Yani böyle hani işte “Pamuk öldü, yetmiyor.” falan filan öyle değil, Türkiye yine bu kadar pamuk üretiyor ama bir şartla; tekstil ihracatı o kadar büyüdü ki Türkiye’nin, dolayısıyla bunun hepsini karşılayacak ham maddenin hepsi Türkiye’de üretilmiyor, bunun bir kısmını ithal ediyor.

İkinci husus şu: Bakın, pamukta bizim gerçekte verdiğimiz destek çok önemli bir destektir yani işletme maliyetinin önemli bir kısmını biz destek olarak ödüyoruz pamuk üretiminde.

Şimdi, değerli arkadaşlar, üçüncü husus şu: Türkiye'nin ithalatından bahsedildi. Bakın, ben demin size fındıktaki hikâyeyi anlattım yani evsafına uygun olmadığı gerekçesiyle 40 ton sınırdan geri geliyor. Türkiye'nin ihraç ettiği fındık, bunu biz ithalat olarak değerlendiriyoruz burada. E, bu doğru değil.

Şimdi, diğer ürünlerle ilgili olarak da ben size söyleyeyim: Türkiye'nin tarım ürünleri ithalat ve ihracatı. İşte, Türkiye net ithalatçıdır falan filan, bu doğru değil arkadaşlar. Ham madde… Bakın ben size söyleyeceğim şimdi kalemleri ve sizler de bunu bu şekilde değerlendirin. İşlenmemiş kösele, deri ve kürk 409 milyon dolar. Bu, tarımda görünüyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sorulara gel Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Ham kauçuk… Kauçuğu tarım sektörü mü kullanıyor? Hayır, lastik sanayisi kullanıyor. Türkiye eskiden kauçuk üretiyordu da şimdi üretmekten vaz mı geçti? Hayır. Eskiden beri Türkiye kauçuğu ithal ediyor. 1 milyar 650 milyon dolar, bu da tarımda görünüyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Bakan, şu sorulara cevap verin. Şu sorulara bir gelin, sorulara.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Türkiye'nin sanayisi büyüdü arkadaşlar, sanayisi. Sanayisi büyüyünce, ekonomisi büyüyünce bu ham maddeleri Türkiye ithal etmek durumunda çünkü Türkiye ham kauçuk üretmiyor.

Şimdi, mantar, odun ve kereste 605 milyon dolar.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Bakan, bir sorulara gelsek…

BAŞKAN – Sayın Eker, son üç dakikayı Sayın Günay’a vermem lazım ama… Bütün soruların hepsini nasıl yapacağız?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – O öyle yapar hep Sayın Başkan, o hep öyle yapar. Konuşur, konuşur sonunda süreyi bitirir yani.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – 2 bakan daha var.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, cevap veriyorum. Evet, cevap veriyorum yani. Bir sürü soru soruldu.

BAŞKAN - Buyurun, peki. Ama süremizi daha kullanmak zorundayız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Kâğıt hamuru ve kullanılmış kâğıt 603 milyon dolar. Dokuma elyafı ve bunların artıkları 3,3 milyar dolar. Şimdi, Türkiye'nin tarım ithalatının 6,6 milyar doları bu saydığım ham maddeler. Bunu çıkarın, Türkiye, gıdada ve diğer tarım ürünlerinde 3,5 milyar dolardan daha fazla net ihracatçıdır. Türkiye, gıda açısından dışa bağımlı değil; 75 milyon insanını besliyor, 31-32 milyon turistin karnını doyuruyor, üstüne, 15,4 milyar dolar gıda maddesi ihraç ediyor. Ama bu ham maddeler sanayinin kullandığı ham maddeler ve Türkiye sanayi için, ihracat için bunları vermek zorunda. Dolayısıyla, işin tarım ithalatıyla, ihracatıyla ilgili kısmı bu.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Tarımdaki cari açığı söyleyin, kabul edelim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Değerli arkadaşlar, fındıkla ilgili “fındık üretimi” dedi arkadaşımız, 600 milyon dolar zarar… Arkadaş, böyle bir şey yok.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Süt kaç para?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Bakın, 2011’de Türkiye'nin üretimi 430 bin tondu, 2012’de 660 bin ton.

İDRİS YILDIZ (Ordu) - Rekolteyi Tanrı veriyor ama bizim de devlet olarak bunu kontrol etmemiz lazım. Geçen sene 8 dolardan sattık fındığı.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Şimdi, biz, fındığa alan bazlı destek ödedik, alan bazlı destek üç sene ödedik, yılda 700 milyon lira ortalama ödedik. Önümüzdeki üç yıl için de her sene yine aynı oranda, üstelik 2013, 2014’te artırmak suretiyle -2013, 2014 için- biz alan bazlı destek ödemesine fındık üreticilerine devam ediyoruz, bu da kilogram başına 1 liradan daha fazla bir destek yapıyor. Eskiden bunların hiçbirisi yoktu.

İDRİS YILDIZ (Ordu) – Sayın Bakan, geçen sene 8 dolardan sattığımız fındığı 5,40 dolardan satıyoruz şu anda. 600 milyon dolar devletin kaybı var, üreticinin kaybı var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan, afet ne oldu afet? Sayın Bakan, fındık afetini sorduk, fındık afetini.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, devam edebilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Eker, lütfen…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Zeytinyağıyla ilgili İlhan Bey’in söylediği bir şey var. Zeytinyağı primleriyle ilgili aralığın 3’üncü haftasında 30 milyon TL olarak toplam zeytinyağı priminde ödeme olacak. Biz, yıl sonu itibarıyla 7,5 milyar liranın üzerinde tarım sektörüne doğrudan destek ödemesi yapacağız. Bizim diğer desteklerimiz OECD’nin, vesairenin söylediği, -uluslararası kriterlere göre söyledik- Türkiye'nin millî bütçesinden çiftçiye nakit destek olarak ödediğimiz para 7,5 milyar liranın üzerinde, önümüzdeki sene öngördüğümüz bütçede 9 milyar Türk lirası. Ama, bunun içerisinde diğer destekler, sübvansiyonlar, fiyat destekleri, vesaire bunlar yok. Dolayısıyla, bunları da hesaba kattığımız zaman… Ki bunlar da destektir, çünkü hazineden çıkıyor.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Orhangazi’deki zeytin afetini sordum.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Dolayısıyla, siz bunlara “Hayır, bunlar destek değildir.” diyemezsiniz, böyle bir şey yok. Biz bunu söylüyoruz. İlave olarak da bunlar var.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Eker.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Diğer sorulara da yazılı cevap vereceğim.

BAŞKAN – Peki, süreniz bitti.

Şimdi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Afet, afet… Sayın Bakan, fındık alacağını söylemediniz, alacağını.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olalım.

İki dakika Sayın Günay size söz vereceğim, iki dakika da Sayın Yazıcı size süre vereceğim.

Buyurunuz.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim. Sayın Yeniçeri’ye bu nazik teşekkürü için ben de hassaten mukabele ediyorum.

Bizim dönemimizde, 2007’den bu yana benim görev yaptığım dönemde 3.500’den fazla, Türkiye’ye, yasa dışı yollarla çıkarılmış olan eser geri döndü. Bu rakam 2003-2007 arasında 1.000’in altındadır, 800 civarındadır, Ondan önceki on yılda da yine 1.000’in altındadır. Yani biz bu son dönemde, beş yılda; geride bıraktığımız on beş yılda getirilen eserden daha fazlasını ülkemize getirdik demin söylediğim çeşitli manevi yardımlar sayesinde ama hemen hemen bir ciddi kalem olarak hiçbir sarfiyatımız olmadı yani bunlar için özel bir ödeme yapmadık, özel bir avukat tutmadık, özel bir dava açmadık, tamamen Türkiye’nin elindeki diplomatik imkânları dikkatli ve kararlı kullanarak bu eserlerin ülkemize dönüşünü sağlamaya çalışıyoruz. Açtığımız yeni dava yok, o yüzden yeni masraf yok ama geçmiş yıllarda yüksek ücretlerle açılmış davalar var, onları da dikkatle takip ediyoruz ama çok sayıda hâlâ ülkeye gelmesi gereken eserimiz var; birincisi bu.

İkincisi: Yazma eserler konusunda biz fiziki mekânları Süleymaniye Kütüphanesini büyüterek, -Doğumevini çıkararak- Darüşşifayı Süleymaniye Kütüphanesine dâhil ederek, Koca Ragıp Paşa Kütüphanesini Yazma Eserlere çevirerek misli misline artırmaya çalışıyoruz ama tabii yazma eserler konusunda daha fazlasını yapmak gerekiyor.

Dijital ortama çok büyük oranda geçtik, kataloglama çalışmalarımız var; onları da ciddi biçimde hızlandırıyoruz ve 2013 içinde envanter, kataloglama ve dijitale kaydetme konusunda yazma eserlerde çok büyük mesafeler kaydedeceğiz.

Kalan süre içinde bir noktaya ayrıca, izin verirseniz, değinmek istiyorum. Genel sorular sırasında bir değerli arkadaşım, Sayın Önder, İzmir’de bir tiyatro topluluğunun Gogol oynadığı için cezalandırıldığını söyledi. Ben mahkeme kararını getirttirdim. Mahkeme kararında herhangi bir tiyatro oyununa en küçük bir atıf yok. Sokakta yapılmış bir gösteri, sokakta yapılmış gösteride bir grup genç halkı askere gitmemeye teşvik ve tahrik ettikleri gerekçesiyle cezalandırılmışlar beş ay.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sokakta tiyatro oynadıkları için mi?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Konak’ta sokakta, halka açık mekânda, kamuya açık mekânda… Cezalandırılmışlar, burada mahkeme kararı; tiyatro, Gogol, oyun bir tek satır geçmiyor, bakın, burada, elimde resmî belge.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sokakta da oynanır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tiyatro oynadıkları için.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Efendim? “Tiyatro oyunundan ötürü.” demiyor, halkı askerlik hizmetinden soğutmaya dönük ve… Mahkeme “Tiyatro oynadıklarından dolayı.” demiyor, slogan attıkları…

ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Bakan, “sokak tiyatrosu” diye bir kavram var.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Onu ben biliyorum kardeşim! Yani tiyatro tabii sokakta da oynanır ama tiyatrodan dolayı değil, orada yaptıkları propagandadan ötürü beş ay… Ve mahkeme bu cezayı ertelemiş. Mahkeme bu cezayı açıklamamış…

ADİL KURT (Hakkâri) – Oyun sergilemişler, ondan dolayı da ceza almışlar.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – …cezayı, hükmü erteleme kararı vermiş. Bunu bilginize sunmak isterim.

Teşekkür ederim efendim, sağ olun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Bakan siz yapmayın. Bir dünya klasiği, Gogol’den çevrilmiş ve mahkeme cezalandırıyor.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Oyunla ilgili değil.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günay.

Buyurunuz Sayın Yazıcı.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, arkadaşlar belki mikrofondan soru yöneltemediler ama bana ilettikleri soru şu: “Borçlar Kanunu’nun 584’üncü maddesinin gereği işin kefalet izni konusunu ne yapacaksınız?” diyorlar. Bu konuyla alakalı, bu konunun çözümüyle alakalı bakanlığımda çalışma yürütülüyor ve bu çalışmayı Adalet Bakanlığıyla paylaşıyoruz. Sanırım çok fazla bir zamana terk etmeden uygun bir düzenlemeyle bunu çözeceğiz.

Son olarak şunu da ifade etmek isterim: Bu kaçakçılıkla alakalı, özellikle ispat külfetinin yer değiştirdiğine ilişkin kesinlikle öyle bir düzenlememiz yok. Mücadeleyi etkin hâle getirmek için 4458, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu ve 5015 sayılı Petrol Kanunu’nda değişiklik içeren taslağımız hazır. Pazartesi günü büyük bir ihtimalle Bakanlar Kuruluna takdim edeceğiz, ondan sonra Meclise gelecek.

Ben de teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yazıcı.

Görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, sırasıyla beşinci turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Bölümleri okutuyorum:

30) GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  126.397.650

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               3.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                    12.827.363.030

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      05                                     Çevre Koruma Hizmetleri                                                                                                  1.850.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                           102.042.750

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      09                                     Eğitim Hizmetleri                                                                                                             43.178.220

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      10                                     Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri                                                                11.898.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                     13.116.229.650

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                 2.258.188.624,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                      2.212.491.713,95

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                                  1.027.908,36

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                46.724.818,41

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

 

 

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                 7.449.601.191,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                      7.447.002.315,86

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                                       49.860,97

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                  2.648.736,11

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabınınn bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4) Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    234.189.275,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         234.047.999,55

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                     141.275,45

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.09) TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

1) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    18.655.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           45.965.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            64.620.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                        57.020.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                     3.400.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      06                                     Sermaye Gelirleri                                                                                                               4.200.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            64.620.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                      54.292.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                           51.741.643,96

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                  2.550.356,04

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)    CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Gelir Tahmini                                                                                                                                                   50.592.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                                51.741.643,96

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                  118.878,92

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

21) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  443.574.240

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                           1.148.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                             12.611.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                         457.141.350

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                                    42.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                              937.217.410

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                       1.851.734.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                 1.684.812.282,08

Bütçe Gideri                                                                                                                                                      1.495.819.456,37

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                              188.992.825,71

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                                             142.613.140,59

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2013 merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.16) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    20.200.800

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               1.352.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                                  717.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                              189.615.200

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          211.885.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                          4.100.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  207.320.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                        465.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          211.885.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    174.787.817,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         172.037.176,17

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                  2.750.640,83

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Gelir Tahmini                                                                                                                                                 166.970.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                              175.078.603,04

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                         900,00

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.15) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    22.002.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               2.450.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                              149.242.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          173.695.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                          8.109.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                  165.511.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                          75.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          173.695.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2)Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    146.743.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         143.685.972,08

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                  3.057.027,92

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Gelir Tahmini                                                                                                                                                 136.761.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                              140.567.987,16

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                    20.268,00

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.53) TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                      3.557.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                               1.302.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      08                                     Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri                                                                                14.128.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            18.987.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                               15.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler                                                                    18.884.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                          88.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            18.987.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir

Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

31) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                  432.074.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                                  5.500

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      03                                     Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                                                                             45.385.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           33.764.150

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                          511.228.650

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    170.017.690,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         137.746.689,09

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                32.271.000,91

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gümrük Müsteşarlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2) Gümrük Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                    209.253.899,50

Bütçe Gideri                                                                                                                                                         209.558.295,43

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                                                     408.379,49

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                     103.983,56

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gümrük Müsteşarlığı 2011 yılı merkezi yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir:

Rekabet Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

42.07) REKABET KURUMU

1) Rekabet Kurumu Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                                    34.201.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                           23.199.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            57.400.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelini okutuyorum:

GELİR CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      03                                     Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                                                                             818.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      05                                     Diğer Gelirler                                                                                                                   56.582.000

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                            57.400.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Rekabet Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(A)    CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                                      56.599.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                                           44.993.787,88

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                                11.605.212,12

BAŞKAN – Kesin hesap (B) cetvelini okutuyorum:

(B)    CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                                                  45.750.000,00

Net Tahsilat                                                                                                                                                                46.130.046,13

Ret ve İadeler                                                                                                                                                                  570.676,86

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Rekabet Kurumu 2011 yılı merkezî kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Böylece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumunun 2013 yılı merkezî yönetim bütçeleri ile 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesapları ve Türkiye Yazma Eserleri Başkanlığının 2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ve Gümrük Müsteşarlığının 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesapları  kabul edilmiştir.

Hayırlı olmasını diliyorum.

On beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 16.34

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 39’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2013 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerine başlayacağız.

Altıncı turda, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçe ve kesin hesapları ile Denizcilik Müsteşarlığı kesin hesabı yer almaktadır.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/698) (S.Sayısı: 361) (Devam)

2.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki Kamu İdarelerinin 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/649, 3/1003) (S.Sayısı: 362) (Devam)                                                           

              J) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

K) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

L) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

M) DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI

1) Denizcilik Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

N) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

O) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

1) İçişleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ö) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

P) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

R) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞII

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, turda yer alan bütçelerle ilgili olarak soru sormak isteyen milletvekilleri sisteme girebilirler.

Altıncı turda şahısları adına söz alan sayın üyelerin adlarını okuyorum:

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili İhsan Kalkavan, Bursa Milletvekili Kemal Ekinci, İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, İzmir Milletvekili Musa Çam, İstanbul Milletvekili Celal Dinçer; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, Çorum Milletvekili Cahit Bağcı, Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel, Tokat Milletvekili Dilek Yüksel, Kars Milletvekili Ahmet Arslan, Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci, Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, Sivas Milletvekili Ali Turan, Nevşehir Milletvekili Ebu Bekir Gizligider; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Muş Milletvekili Demir Çelik, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak, Adana Milletvekili Ali Halaman, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, Elâzığ Milletvekili Enver Erdem.

Şahsı adına, lehinde İzmir Milletvekili Aydın Şengül; aleyhinde Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu.

Şimdi, ilk söz olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili İhsan Kalkavan. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Kalkavan.

CHP GRUBU ADINA AHMET İHSAN KALKAVAN (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2013 yılı bütçesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım, grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Denizci bir ailenin ferdi olarak da konuşmama denizcilik sektörünün 2008 kriziyle başlayan ve devam eden sorunlarıyla başlamak istiyorum. Gemi inşa sektörü ve finansmanı konusunda Avrupa Birliği ve Uzak Doğu ülkeleriyle ilgili devletler tarafından kendi tersanelerine verilen destek ve teşvikler göz önüne alındığında ülkemizde gemi işletme sanayine verilen finans desteğinin yeterli olmadığı, Türk tersaneciliğinin mevcut kapasitesinin yüzde 15’in altında çalıştığı ve son üç yılda 30 bin kadar kişinin istidam kaybına uğraması devlet desteğinin olmasının gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Türk tersanelerinin gemi inşasını özendirmeye yönelik ürün odaklı teşvik kapsamsında yüzde 19 oranında prim sistemi tanımlanması, kredi garanti fonu sistemine yeni alınacak gemi inşa siparişlerinin dâhil edilmesi, Avrupa Birliğinde denizcilik sektörüne yönelik nitelikli gemi sanayisini destekleyen unsurların kendi mevzuatımızda da yer alması koster filosunun yenilenmesine kaynak sağlanması ve tüm kamu ile ilgili kuruluşların yeni gemi siparişlerinde Türk tersanelerine uygun rekabet alanının sağlanması sorunlarının giderilmesinde denizcilik sektörüne katkı sağlayacaktır.

Limanlarımızın yalnız tahmil-tahliye odakları olmaktan çıkarıp lojistik merkez hâline gelmesi hedefinizi destekliyoruz fakat tersanelerimizin  iflasın eşiğinde bulunduğu bu ortamda 52 tane yeni tersanenin tasarı aşamasında olduğunu söylemeniz övünç kaynağı değildir. Bu, sadece, kapatılan tersaneden çıkartılan işçilere karşı yapılan bir hakarettir.

Türkiye’de gemi siparişi vermeyi düşünen yabancı armatörlere, benzerleri Kore, Çin, Japonya, Almanya, Hollanda ve İspanya’da uygulanmakta olan on-on beş yıl vadeli gemi işletme dönemi finansmanı sağlanmalı. Gerekirse, buradaki kredilerin teminatlandırılması ve Eximbank tarafından risk yükünün azaltılması için, Norveç veya İsveç’tekinin benzeri aracı garantör kuruluşlar kurulmalıdır. Sektöre uygulanan kredi paketi içerikleri ve teminat oranları da gözden geçirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; deniz yolu taşımacılığında da durum çok iç açıcı görünmemektedir. Türk dış ticaret yüklerinin taşınmasında Türk bayraklı gemilerin 2011 yılındaki payı yüzde 17’yken 2012 yılındaki payı ise yüzde 14’lere gerilemiştir. Koster tipi gemilerle bir zamanlar Akdeniz’de hâkimiyet kurmuş Türk deniz ticaret filosunda günümüzde 1.500 ila 7.500 dwt aralığında 256 gemi mevcuttur. Bunların 31 adedi 10 ila 19 yaş aralığında, 183 adedi ise 20 yaşın üzerindedir.

Türkiye'nin Avrupa Birliği uyum sürecinde, bu gemilerin diğer ülke gemileriyle rekabet gücü kalmayacaktır. Bundan dolayı, 1.500 ila 12.000  dwt arasında yeni gemiler inşa edilerek Türk koster filosu yenilenmeli ve koster taşımacılığının canlandırılması sağlanmalıdır.

Yabancı bayrağa geçişin önlenmesi için gerekli tedbirlerin bir an önce alınması gerekmektedir. Denizcilik Müsteşarlığınca 2006 yılında yapılan Kabotaj Taşımacılığı Saha Etüt Çalışması Projesi ivedilikle hayata geçirilmeli, final raporunda belirtilen yatırımlar gerçekleştirilmelidir.

Sadece deniz yolu taşımacılığından alınan serbest sağlık resmî ücretleri kaldırılmalı, fener ücretine indirim sağlanmalı, 1 Ocak 2011 tarihinde hayata geçirilen Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi de Deniz Ticaret Odasının da görüşleri alınarak yeniden hazırlanmalıdır.

Türk armatörlerin yabancı bayrağa geçişini önlemek için, rekabetçi navlun ile piyasada çalışmalarını engelleyen yüksek SGK gelirleri azaltılmalıdır. Aksi takdirde son beş yıldan beri Türk limanlarına yük taşıyan yabancı bayraklı gemilerin sayısı süratle artacak; buna karşılık da son dört-beş yıldır Kumkapı, Ahırkapı, Tuzla, Kartal, Samsun, Amasra gibi limanların açığında, denizde bekleyen Türk bayraklı gemiler yavaş yavaş söküm yerlerine hurda olmak için satılacaktır.

Sorunlarını ve çözüm önerilerini sizlerle paylaştığım denizcilik sektöründe kriz devam etmektedir. Denizcilik sektörü, özel anlam taşıyan, özel önem taşıyan sektörler arasına alınmalıdır; eğer alınmazsa başta tersaneler ve armatörler yok olacaktır. Acilen teşvik ve banka kredileriyle destek sağlanmalıdır.

Plan Bütçe Komisyonunda, 19/11/2012 tarihinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında, Sayın Bakanımız Binali Yıldırım sunuş konuşmasında denizcilik sektörünün sorunlarıyla ilgili en ufak bir açıklamada bulunmamıştır. Sadece, milletvekili arkadaşlarımızın denizcilikle ilgili sorularına yanıt vermiştir. Basından izlediğimiz kadarıyla oğlunun da denizcilik sektöründe iş yaptığı Sayın Bakanımızın bu sektörün sorunlarıyla daha yakından ilgilenmesini bekliyor ve daha inandırıcı çözüm önerileri getireceğine inanmak istiyoruz.

Bu arada bir konuya da değinmek istiyorum. Bir “hızlı tren” tutturmuş gidiyorsunuz. Defalarca söylememize rağmen niçin normal tren yollarını seçmiyorsunuz? Örneğin, bir Poti, Batum, Trabzon, Samsun tren yolu inşa etmekle hem kara yolundaki kazaları azaltacak hem de kara yollarının yolcu ve yük taşıma yoğunluğunu azaltırsınız, ayrıca ülke ticaretine de katma değer katmış olursunuz. Hızlı tren ve kara yollarına yaptığınız yatırımlarla bu iki yatırımın şemsiyesi altında denizciliği üvey evlat kabul ederek eritmektesiniz Sayın Bakanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; denizcilik sektörünün kurtulması için tek yol, bünyesinde limancılığı, deniz taşımacılığını, yat turizmini, su ürünlerini ve balıkçılığı, gemi inşa sanayisini bulunduran, özünden çıkan ehil kişilerle yönetilen özerk bir Denizcilik Bakanlığıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET İHSAN KALKAVAN (Devamla) - İşte o zaman, denizli bir millet değil, denizci bir millet, denizci bir ülke oluruz.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kalkavan.

Bursa Milletvekili Kemal Ekinci.

Buyurunuz Sayın Ekinci. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KEMAL EKİNCİ (Bursa) – Sayın Başkanım, nezdinizde yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.

Altmış iki yıllık geçmişi olan çok güzide bir kuruluş.;özellikleri olan, liyakati olan, kendi ilkesi olan bir kuruluş; bugüne kadar önemli hizmetlerde bulunmuştur.

Teşkilatta emeği geçenlerden altmış iki yıl içerisinde bütün ölenlere rahmet diliyorum, yaşamda olanlara sağlık diliyorum, çalışanlarına da kolaylık diliyorum.

Siyasetin yönlendirmesiyle zaman zaman Karayolları birtakım kesintili ve dejenere yapıya dönüşmüştür ama kendi ilkeleri o dejenerasyondan çabuk çıkmasına neden olmuştur. Çok muhtemel ki, siyasetin elbette yatırımcı bir kuruluş üzerinde etkinliği olur ama bu etkinlik, ilkesiyle, onun da siyasetin kendi stratejisiyle, Karayollarının kuruluş amacıyla ve Karayolları stratejisiyle paralellik arz ettiğinde hem üretim kolay olur hem de siyaset, üreten bir yapıya çok müdahale etmemiş sayılır.

Değerli arkadaşlar, Karayolları için sadece kamuoyunun veya siyasetin beklentileri yok; önce kendi çalışanları var, o çalışanlarının beklentilerinin olması lazım. Son zamanlarda söyleniyor. İtibar etmekte zorluk çekiyorum. Bu siyaset, tarikat, cemaat işlerinden süratle Karayolları uzaklaşmalıdır; bir.

İki; Karayolları çalışanlarının, teknik düzeyde hizmet edenlerin ücretlerinde bir değişiklik yapılması zorunludur. Aksi hâlde kalifiye elamanları orada tutmakta zorlanırsınız.

Bir başka şey de “karayolculuk ruhu” diye Karayollarının geleneğinde vardır. Karayolları personelinin arasında sosyal bir dayanışmanın oluşturulması lazım. Bütün bunlar, çalışan ve hizmet edenler açısından beklentilerimiz bizim. Bir kere yapımına diyecek yok fakat bakım-onarım konusunda son zamanlarda yapılmış yollarda doğru bir seyahat etmek olası değil; otobanlarda da, bölünmüş yollarda da tonaj kontrolü yeterince yapılmadığı için. Özellikle sağ şeritlerde müthiş bir deformasyon var. Bunun önüne geçmenin yolu da ya kapasiteyi belirleyeceksiniz ya da yol gövdesindeki kalınlığı taşıyıcı yükü karşılayabilecek şekle getireceksiniz. Karayolları Genel Müdürünün yaz aylarında bir lafı vardı Boğaz Köprüsü’nün onarımı için, “İstanbullular seyahate gitsin.” dediler; ben onu duymazlıktan geldim, belki başka amaç için kullanmıştır. Eğer, yol, kullanmak ve ulaşımı doğru kullanmaksa insanları tatile çıkararak işlevinizi yapamazsınız. Bakım-onarım için ihaleli yollarla bu işi hâlledemezsiniz. Kendi eğitilmiş personeliniz olmadan, kurum içinde yetişmiş personel olmadan bakım-onarımı yapamazsınız.

Bir de süratle Sayın Bakandan istediğimiz şey Karayolları camiası içinde teknolojinin üstün olduğu yerlerde yol bakımları nasıl yapılıyorsa hangi iş makineleri kullanılıyorsa derhâl Karayolları böyle bir makine parkını oluşturmalıdır. Tip makineler olursa… Atölyeleri atıl kaldı, Karayolları bu konuda sıkıntı çekiyor, biliyorum. Bu atıl kalan atölyelerde tip makineler, teknolojik özelliği olan makineler eğer kullanılırsa çok daha Karayollarının işi kolay olur.

Şimdi, bir başka şey de bu eleman yetiştirme konusunda Karayollarının ciddi bir eğitim politikası vardır fakat kurum içindeki eğitimle bu yetmiyor. Benim özellikle ricam, eğer becerebilirlerse, üniversitelerle koordinasyon içerisinde çalışırlarsa kara yolculuk konusunda, yol konusunda bir yüksekokul seviyesinde bir okul açılırsa önümüzdeki zaman için bu gerekli olur. Şöyle ki önümüzdeki zaman içerisinde -göreceksiniz- belediyelerin ihtiyacı olacak. Bütünşehir kapsamı içerisinde belediyeler geniş çaplı yol yapımına ihtiyaç duyacak. Biz kurum olarak onlara da eleman yetiştirmek durumundayız.

Değerli arkadaşlar, eleştirdiğim bir başka şey de Karayolları süratle kendi içindeki, elindeki taşınmazları devrediyor. Ben Sayın Bakana soruyorum: Bir, Kavacık’taki Karayollarına ait arsanın devri neye göre yapıldı, merak ediyorum. İkincisi, Küçükyalı’daki Karayolları bölge müdürlüğü binasının devri yapılmak üzere. Bunun da gerekçesini bilmiş değilim.

Bir başka şey de güzergâh tespitiyle ilgili. Ne hikmetse birtakım atmacalar herkesten önce o güzergâhın nereden geçeceğini biliyor ve spekülatörler arsa kapatıyorlar. Buna müdahale eden, içeride veya dışarıda siyaseten veya teknik olarak kim varsa bunlar hakkında da bir soruşturma yapılırsa iyi olur diye düşünüyorum.

Bütün bu olanlara rağmen, Karayollarının konsolide bütçe içerisindeki aldığı pay çok az; bu payla ulaşım hizmetini gerçekleştirmek olası değil. İnşallah, bir başka zaman, önümüzdeki zaman içerisinde daha çok pay ayrılır konsolide bütçeden diyorum ve bu bütçeyle umudunu gerçekleştirecek olan Sayın Genel Müdüre ve çalışanlara kolaylık diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ekinci.

İzmir Milletvekili Erdal Aksünger.

Buyurunuz Sayın Aksünger. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde söz aldım. Bütün Divanı ve milletvekili arkadaşlarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli Bakanım, aldığım bu son duyumlara göre, önümüzdeki yerel seçimler olabilir veya ondan sonra olabilir, bilemiyorum ama, galiba Bakanlığı bırakacaksınız gibi görünüyor. Gitmeden önce, bence, yapacağınız en hayırlı iş, bir bilişim bakanlığının kurulmasını mutlaka teşvik etmektir. Çünkü benim gördüğüm kadarıyla kabine içerisinde en azından, bu işi sizden daha iyi bilen birisi yok. Ama bir de yanınızdaki Sayın Bakana da bir şeyler anlatırsanız –İçişleri Bakanına- bu Redhack davalarında Ankara Emniyet Müdürlüğüne yapılan girişimlerin aslında bir suç olmadığını siz benden daha iyi biliyorsunuz. Bir anlatırsanız, bu çoluk çocuğu boşuna telef etmesinler; insanları da içerilerde böyle dokuz ay, on ay boşuna yargılamasınlar.

Efendim, tabii, ben sizi geçmişten beri tanıyorum da bir konuda çok üzüntülerimi dile getirmek istiyorum. Bu Türk TELEKOM’un özelleştirilmesi konusunda siz karşı çıkmadınız mı, çıktınız da sizi dinlemediler mi? Çok merak ettiğim bir konu.

2003-2011 arasında Türk TELEKOM’un kârı 24 milyar dolar, 80 küsur milyar dolar ciro yapmış. Öyle bir kurumu özelleştirdiniz ki hem ülkenin altyapısını elinde tutuyor, iletişimini elinde tutuyor, haberleşmeyi elinde tutuyor ve adında “Türk” yazıyor –önünde- ama Türkiye’nin değil. Ya, burada şöyle bir soru gelmiyor mu insanın aklına? Bu TRT’yi niye  özelleştirmiyorsunuz o zaman? Bu TRT’nin neyi var? 8 bin çalışanıyla, üstelik yaptığı bütün işlerin çoğunu dışarıya yaptıran bir kurumu özelleştirmiyorsunuz.

Şuna aslında aklım da ermiyor: Eskiden olsa, “TRT, hükûmetlerin borazanlığını yapar.” diyorlardı. Bu kadar çok özel kanalın olduğu yerde TRT borazanlığı bırak, düdük bile çalamaz bence. Niye özelleştirilmiyor burası da, böyle bir yer, Türk TELEKOM gibi çok önemli, stratejik bir yer özelleştiriliyor? Ve üstelik de nasıl özelleştiriliyor? 1,5 milyar dolar peşin, 6,5 milyar dolara özelleştiriliyor. Toplamda da bu dokuz sene içerisindeki kârı 24 milyar dolar. Dışarıdan gidip, dünya kadar yerden özel sektörün veya kamunun ihtiyacı olan kredileri de bir düşünürseniz, bunun ne kadar büyük bir sıkıntı olduğunu hepimiz daha iyi anlarız.

BTK konusunda, geçenlerde basında da çok yer bulan bir konuyu özellikle anlatmak istiyorum. Sayın BTK Başkanını da arayarak, bu konuyla ilgili kendisine aslında hangi tehlikeleri ülkenin beklediğini anlattım. Özellikle dışarıdan, yurt dışından gelen bir şirketin, Türkiye’de İnternet üzerinden dinlemeler yaptığını anlattım kendisine. Aradan üç hafta geçti, beyefendi dönüp bir kere bile “Bu konuyla ilgili şunları yaptık.” demedi. Bana soruşturma açtığını söyledi. Ya böyle bir konunun soruşturmaya ihtiyacı var mı? Böyle bir şeye ihtiyaç yok ki. Sayın BTK Başkanı Tayfun Bey de, en az benim kadar akıllı olduğunu düşündüğüm, konuların hepsini bilen bir arkadaş. Yani öyle görüyorum, öyle biliyorum ben de. İki günde idrak edilecek konuyu bir ayda insan dönüp bir şey söylemez mi?

Bakın, bu konu çok önemli bir konu diye anlattık. Türkiye dinleniyor, izleniyor. Bu konuyla ilgili Anayasa’ya aslında, normalde sizlerin gidip, bu konuda nasıl bir güvence altına alınacağını söylemeniz gerekirken. Hiç bu tarafında, dâhilinde bile yoksunuz konunun. Bu olacak iş midir?

Ayrıca, Türk TELEKOM’u özelleştirdikten sonra… Şimdi, Türkiye’de aynı TRT’nin yaptığı şekilde Türk TELEKOM da aynısını yapıyor. TRT, 1 milyar TL, yani eski parayla 1 katrilyonu hem elektrik faturaları üzerinden alıyor hem de bandrolle alıyor. Bu bandrol de nasıl olduysa bir standarda döndü. Herkes de artık bunu kanıksıyor yani, “Bandrol olacak.” diyor. Niye olsun kardeşim? TRT’yi yaşatmak için böyle bir bandrol olur mu ya? Her ithal ettiğiniz televizyona, ses kaydı cihazına, ona, buna da bandrol koyuyorsunuz TRT’nin bütçesini karşılamak üzere. Ayrıca bu yetmiyor, elektrik faturalarının üzerinden vatandaştan bu parayı toplayıp TRT’ye aktarıyorsunuz. Peki, bunlar oluyor da Türk TELEKOM’u özelleştirdikten sonra içeride İnternet’i ucuzlattınız mı millete? Dünyanın en pahalı İnternet’ini kullanıyoruz neredeyse. Bakın, Güney Kore’de, bugün kullandığımız İnternet’in 10 katı hızındaki İnternet’i Türkiye’nin üçte 1 fiyatına kullandırtıyorlar. Neden böyle oluyor? Aracı da, işte, İnternet servis sağlayıcılarının hepsi Türk TELEKOM’a mahkûm zaten. E, onlar da düzenin parçası olmuş durumdalar. Zannediyor ki hiç kimse… Daha önce itiraz ettiler ama baktılar bir şey olmayacak bu işten çünkü devlet arkasında konunun. E, devletle de kötü olmayalım diye artık onlar da sesini kapattılar, kestiler. Ee, rekabete açılmıyor. Biraz önce arkadaşlar, rekabetle ilgili konuyu konuştular. Ya, Türk TELEKOM rekabete açık olmayan bir ortamda diye hiç kimse bahsetmiyor. Ya, böyle bir şey olabilir mi yani? Resmen vatandaş haraca bağlanmış vaziyette. Sadece vatandaş değil, diğer tür “leased line” hatlar, daha önceden “optik”e dönüşler, bunların hepsi, özel sektördeki insanların hepsi de haraca bağlanmış vaziyette.

Sürem azalıyor, sivil havacılıkla ilgili bir iki konu söylemek istiyorum, benim çok ilgi alanımda değil ama bildiğim bir konu var, İzmir’de gördüğüm için söyleyeyim. Bu sektörün gelişmesi açısından, ara eleman ihtiyacını karşılayacak meslek yüksekokulu bir tane görmüştüm. Müthiş, 400 tane öğrenci ilk etapta mezun verecekken ilk birinci senenin sonunda bu çocukların yüzde 90’ı hem Türkiye’deki özel şirketler tarafından hem de yurt dışındaki şirketler tarafından işe alınır vaziyetteler. Ama bir eksikleri var bence, bunun çok da üzerinde durulmalı bence. Sivil havacılıkla ilgili meslek yüksekokulları açılmalı, teşvik edilmeli ama sadece öğretmeyle olmamalı. Bir yıl, bence, öncesinden bir yabancı dil eğitimi almalı, iki yıl meslek okulunu tamamladıktan sonra da bir yıl bence öğretimle ilgili geçmeli. Tabii, yabancı dil mümkünse Arapça olmayacak, İngilizce olsun. Onun da önemli bir konu olduğuna inanıyorum.

Bu vesileyle ben bütçenin, genelinde, hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bütün hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aksünger.

Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ. 

Buyurunuz Sayın Serindağ. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına İçişleri Bakanlığı bütçesi ile Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. Bakanlığın ve bağlı kuruluşların tüm personeline başarı, sağlık ve esenlik diliyorum.

Sayın Başkan, Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlı bir kolluk birimidir. Kökleri Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. 2962 sayılı Kanun’la da  bugünkü şekle gelmiştir. İçişleri Bakanlığına bağlı, biraz evvel de söylediğim gibi, bir güvenlik birimidir, sefer durumunda ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesine dâhil edilmektedir. Güvenlik birimlerinin sahip olduğu tüm görevlere, kendi görev alanlarında da bu komutanlık sahiptir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan önceki turlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Öğleden önceki turda üç bakanlığın bütçesi görüşüldü. Üç bakanlığın bütçesi üzerinde gruplara kırkar dakika süre verildi. Yaklaşık olarak her bütçe için on üç dakika gruplar söz alabildiler. Şimdi, düşünebiliyor musunuz… Bütçe nedir? Bütçe, bir kurumun veya devletin yıllık faaliyetlerinin nasıl olacağı konusunda bize fikir veren bir belgedir. Yani toplanan gelirlerin nasıl harcanacağına ve harcama usullerinin ne olacağına dair kurallar koyan bir belgedir. Ancak her bakanlık bütçesine ancak on üç dakika ayrılabilmiştir. Bu neyi gösteriyor sayın milletvekilleri? Parlamentonun görevini yerine getirmediğini gösteriyor. Yani Parlamentonun işlevsiz bırakıldığını gösteriyor. Parlamentonun bir formalite kurum olarak görüldüğünü gösteriyor. Gelin bu Parlamentoyu daha işlevsel kılalım, Parlamentoyu yasama faaliyetini ve denetim faaliyetini daha iyi yapar bir duruma getirelim.

Değerli milletvekilleri, zaten AKP’nin başkanlık sistemiyle ilgili ısrarı da bundan kaynaklanıyor. Biraz evvel, daha doğrusu birkaç gün evvel Adalet ve Kalkınma Partisinin Anayasa Uzlaşma Komisyonuna başkanlık sistemiyle ilgili önerdiği hususlar basında yer aldı. Bakınız bu önerilerde neler yer alıyor yani AKP’nin önerdiği başkanlık sistemi nasıl bir düzenleme getiriyor:

Başkan Meclise karşı sorumlu olmayacak.

Meclisin başkana soru, gensoru gibi yöntemlerle soru sorması ve güven oylaması söz konusu olmayacak.

Başkan kabinesini Parlamento dışından seçecek, bakanların dokunulmazlığı olacak.

Üst düzey devlet görevlileri Meclisin onayı aranmaksızın, başkan tarafından atanacak.

Bakın, buna dikkatinizi çekiyorum: Başkan istediği zaman kanun gücünde kararname çıkarabilecek, bu kararnameler Meclisin denetimine bağlı olmayacak.

Başkan gerekli gördüğü hâllerde Parlamentoyu feshedebilecek.

Evet, Adalet ve Kalkınma Partisinin önerdiği başkanlık sistemi bu. Hani derler ya: Dervişin fikri neyse zikri de odur. Değerli arkadaşlar, AKP Parlamentoyu görmek istemiyor.

Şimdi, hep Amerika’yı örnek veriyoruz ya, biraz da Amerika’daki başkanlık sistemine bir göz atalım. Orada başkan dilediği zaman kongreyi feshedebiliyor mu? Kesinlikle… Orada başkan Parlamentoyu yani kongreyi dilediği gibi yönlendirebiliyor mu? Başkan dilediği gibi üst düzey kamu görevlilerini atayabiliyor mu? Bakınız, yıllar evvel Obama ilk seçildiğinde Türkiye’ye bir büyükelçi atamak istedi, atadığı büyükelçi Senato Dış İlişkiler Komisyonunda onay görmedi ve Başkan o büyükelçiyi Türkiye’ye atayamadı. Ne zamana kadar? Kongre tatile girene kadar. Değerli arkadaşlarım, bu konuya özellikle dikkatinizi çekmek istedim. Niye? Çünkü iktidar partisinin nasıl bir Türkiye görmek istediğinin açık bir kanıtıdır bu. Gelin, Parlamentoya sahip çıkalım. Türkiye Büyük Millet Meclisini halk iradesinin, millet iradesinin tezahür ettiği yer hâline getirelim.

Sayın milletvekilleri, kamu yönetimi yapısı içerisinde köklü bir yeri olan İçişleri Bakanlığı, toplum ve devlet yaşamında önemli işlevi olan bir bakanlıktır. Bakanlığa verilen görevler, il sistemi içerisinde vali, kaymakam ve bağlı kuruluşların personeli tarafından yerine getirilmektedir. Her kademede görev yapan personelin, görevini tam bir tarafsızlıkla ve görev tanımına uygun olarak yerine getirmesi hepimizin ortak beklentisidir. Elbette bu konuda en büyük görev Sayın Bakana ve merkezde görev yapan üst kademe yöneticilerine, taşrada ise valilere düşmektedir. Üst kademe yöneticileri ve valilerin, görevlerini konjonktürel siyasi rüzgarlara göre değil, adaletle ve mevzuata uygun olarak yerine getirmeleri ülkenin huzuru, halkın mutluluğu için büyük önem taşımaktadır ancak üzüntüyle belirtmem gerekir ki son yıllarda, belirttiğim bu makam sahipleri görevlerini yaparken Anayasa ve kanunlara uygun hareket etmek yerine Sayın Bakanın kanunsuz ve hatta konusu suç teşkil eden emirlerine göre hareket etmeyi tercih etmişlerdir. Bunun en yeni örneği, Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinliklerine katılmak isteyen halkımıza reva görülen işlemdir. Hükûmet –dikkatinizi buna da çekmek istiyorum- millî bayramların stadyumlarda değil, sokakta ve halkın katılımıyla kutlanması gerektiğini ifade etmiş, bunu değişik şekillerde belirtmiş ve bunun için yönetmelik değişikliğine gittiğini ifade etmiştir. Ama ne olmuştur sonunda, sonunda ne olmuştur? Cumhuriyet Bayramını sokakta kutlamak isteyen yurttaşlarımıza biber gazıyla ve başka müdahale yöntemleriyle engel olunmak istenmiştir. Hani biz millî bayramları sokakta ve halkın katılımıyla kutlayacaktık? Öyle değil miydi? Yönetmelik değişikliğinin sebebi o değil miydi? Yoksa bu ad altında 23 Nisan törenlerine çocuklarımızın katılmasını mı önlemek istiyordunuz? Veya 19 Mayıs törenlerinin gençlerimiz tarafından kutlanmasını mı engellemek istiyordunuz? Çıkardığınız yönetmelik bunu öngörmesine rağmen daha doğrusu böyle bir gerekçe ileri sürmenize rağmen ne oldu da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinliklerine yurttaşlarımızın katılmasını engellemek istediniz? Cumhuriyet Bayramını kutlamak ne zamandan beri suç oldu Sayın Bakan?

Değerli milletvekilleri, halkımız tüm engellemelere rağmen, konulan barikatlara rağmen Cumhuriyet Bayramını büyük bir katılımla, büyük bir coşkuyla kutlamış, daha sonra da Büyük Atatürk’ün manevi huzuruna çıkmıştır. Bunu önlemeye kimsenin gücü şimdiye kadar yetmemiştir, bundan sonra da yetmeyecektir. Sayın Bakan anayasal suç işlemiştir, maalesef kamu görevlilerini de suçuna ortak etmiştir. Şunu hepimizin bilmesi lazım: Konusu suç teşkil eden emir hiçbir şekilde yerine getirilmez. Konusu suç teşkil eden emri yerine getiren kamu görevlileri sorumluluktan kurtulamaz.

Bakınız, size bir örnek veriyorum: İzmir’de bir üniversite öğretim üyesi, o zamanki kılık kıyafet yönetmeliğini gerekçe göstererek bir öğrenciyi derse almadığı gerekçesiyle hürriyeti bağlayıcı cezaya çarptırılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, şunu hatırlatıyorum hepinize: Keser döner sap döner, gün olur hesap döner. Bunu hiç kimse aklında çıkarmasın.

Sayın milletvekilleri, İçişleri Bakanlığında çok iyi yetişmiş personel vardır ancak İçişleri Bakanlığı ve Sayın Bakan, bu personeli yeteri kadar değerlendirmemektedir. Görevlendirmelerde ve üst görevlere getirmede liyakate, ehliyete, deneyime ve birikime önem verilmemektedir.

Bakanlık merkez birimlerinde ve taşrada, özellikle de Mülkiye Teftiş Kurulunda pek çok deneyimli mülki idare amiri ve başka personel bulunmasına rağmen bunlar değerlendirilmemekte, personelin değerlendirilmesinde şuna veya buna yakınlık göz önünde bulundurulmaktadır. Deneyimli personel bir kenara itilmiş bulunmaktadır. Merkezde görevlendirilen valilerin birikimlerinden, deneyimlerinden yararlanılmamaktadır.

Sayın Bakan bu bakanlıkta yetişmiştir. Sayın Bakan bakanlığı bilen biridir, daha doğrusu, bilmesi gereken biridir. Bunların mutlaka göz önünde bulundurulması lazım.

Sayın Bakan, yerel yönetimler üzerindeki vesayet denetimi de devlet adına İçişleri Bakanlığı tarafından yerine getirilmektedir. İçişleri Bakanlığı, maalesef, bu denetim yetkisini kötüye kullanmaktadır. Muhalefete mensup belediyeler üzerinde korkunç bir baskı uygulanmaktadır ve özellikle CHP’li belediyeler kıskaç altına alınmaya çalışılmakta, itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Siz ne yaparsanız yapın, vatandaşlarımız, yurttaşlarımız bunun gereğini yapacaklardır. Tüm suç duyurularına rağmen ve yalanlamalarınıza rağmen Kayseri Büyükşehir Belediyesine mülkiye müfettişi gönderilmemiştir, bunda çok ısrarcı olmuşsunuzdur. Acaba gizlediğiniz bir şey mi var Sayın Bakan?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili, Sayın Başkan hakkında istenen ön inceleme iznini neden vermiyorsunuz? Ben müteaddit defalar bunu size sordum. Şayet öyle bir durum yoksa söyleyin, “Mülkiye müfettişleri öyle bir talepte bulunmamışlardır.” veya “Bakanlık kontrolörleri öyle bir talepte bulunmamışlardır.” deyin.

Ankara Büyükşehir Belediyesinden Eskişehir yolundaki demir yığınının ve büyük bir kamu zararına sebebiyet veren Gökkuşağı’nın hesabı sorulmamıştır. Bakın, Sayın Bakan yanınızda oturuyor. Ankara’daki 3 metro hattını Ulaştırma Bakanlığı devralmak zorunda kalmıştır. Yanınızdaki Sayın Bakana sorun, bunun ne kadar kamu zararına sebebiyet verdiğini lütfen Sayın Bakandan öğrenin ve gereğini yapın Sayın Bakan.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sen sor, görelim böyle.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Sayın Bakan, başta da söylediğim gibi İçişleri Bakanlığının en büyük görevi, en önemli görevi, ülkede emniyet ve asayişin ve huzurun temin edilmesidir ama maalesef ülkemizde ciddi güvenlik problemleri yaşanmaktadır. Her gün şehit haberleriyle insanların yüreği yanmaktadır. İnsanlarımız ayrıştırılmış, kamplaşmalarına sebebiyet verilmiştir.

Hükûmet, can ve mal güvenliğini sağlamakta aciz kalmıştır. Size ibret verici bir örnek veriyorum: Son olarak, hâkimler ve savcılar, kendilerini korumak için bireysel silahlanma yoluna gitmişlerdir. Bu, ciddi bir devlete yakışır mı? Bu, ciddi bir devlete yakışıyor mu Sayın Bakan? Hâkimini, savcısını koruyamayan bir devlet, ciddi bir devlet olabilir mi? Bu, üzüntü verici bir durumdur.

Bakınız, dört yılda, 2008-2012 yılları arasında 27 bin çocuk kaybolmuştur, 62 bin çocuk suç işlemiştir. Adaletsizlik, yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluklar artmıştır. Ülkede bu duruma çözüm aranacağına, Hükûmet bu duruma çözüm arayacağına maalesef yapay gündemler oluşturmaktadır. Bütçe Kanunu’na eklenmesi gereken Sayıştay raporlarını eklememek suretiyle bütçeyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – …bütçenin meşruiyetini tartışılır hâle getirdiniz ve ülkeyi bu duruma getirdiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Ben bütçenin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu.

Buyurunuz Sayın Kesimoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün 13 Aralık 2012. Bütün Türkiye Silivri’ye kilitlenmiş durumda. Milletvekillerimizin, aydınlarımızın, bilim adamlarımızın ve ömrünü terörle mücadeleye adamış Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımızın yargılandığı bir dava görülüyor Silivri’de.

Halk orada ancak her zamanki bilindik görüntüler de var; biber gazı, cop, tazyikli su, polisin orantısız güç kullanımı…

Orada tutuklu olarak yargılananlar kimler? Orada Atatürkçüler, cumhuriyetçiler, aydınlar, çağdaşlar, o ya da şu partiye mensup kişiler, daha doğrusu, AKP’ye muhalif olanlar.

Peki, nasıl yargılanıyorlar? Beş yıldan bu yana tutuklu olarak yargılananlar var.

Peki, neye dayanarak yargılanıyorlar? Artık, dilimizin “delil” demeye varamayacağı, üretilmiş –tırnak içinde- belgelerle yargılanıyorlar. Terör örgütünün iki numaralı isminin gizli tanıklığıyla yargılanıyorlar. Demokratik ülkelerde, aslında, bu durum hükûmetin istifa sebebidir ama söz konusu AKP’nin devri iktidarı olduğunda, uzaktan yakından ilgisi olmayan bir konu olarak algılanıyor.

On binler bugün Silivri’de. Biz de yüreğimizle oradayız. Milyonların yüreği orada. Ben buradan, bu kürsüden Silivri’yi selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Silivri’dekileri özgürlükte buluşmak üzere beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Özgürlükte buluşacağımıza da gönülden inanıyorum ama bu tabloyu bu ülkenin önüne koyanlarla da er ya da geç hesaplaşacağımıza olan inancımı, bu kürsüden bir kez daha ifade etmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bütçesini görüşmekte olduğumuz Emniyet Genel Müdürlüğünde bir ekibin bu davaya katkısı malum. “Delil demeye dilim varmıyor.” dedim çünkü pek çok olayda kanıtlandı ki orada delil diye sunulan şeyler, Emniyette malum birim tarafından imal edilmiş. Hatırlayacaksınız, her şey Ümraniye’de bir çatı katında başlamıştı. Bakın, TÜBİTAK’ın yapmış olduğu ses analizinden alıntı yapmak istiyorum sizlere. İki polis kendi arasında konuşuyor:

“– Yav olay yeri tutanağı bilgisayarda yazılır mı?

– ‘Olay yeri tutanağı’ diyorum, bilgisayarda yazılabilir.

– Hı hı. Bir şey olmaz diyorsun. Olur mu?

–    O zaman şimdi yaz.

–    Şey dersin ya, daktiloda, bilgisayarda.

–     Elle mi yazalım?

–    Hani adam diyor ki, ‘Bilgisayarı nereden olay yerinde?’ diyecek.

–     Olay yerinde elle yazılır.

–    Tamam, bu şekilde yazalım.

–     Ama şöyle de düşünülür. Orada not bir şekilde alınmış, burada yazılmış olabilir.”

Devam ediyor…

Bu ses kaydı Ümraniye’de karakolda yapılmış, video kaydının ses kaydı. TÜBİTAK’ın yaptığı analizin örneğini paylaşıyoruz. Ne görüyoruz burada? Ümraniye’de bulunan el bombalarıyla ilgili olay yeri tutanağının, ilgili polisler tarafından nasıl tutulduğunu görüyoruz. TÜBİTAK Raporu 2010 yılına ait. Aradan iki yıl geçmiş. Ben bu kürsüden şimdi Sayın Bakana sormak istiyorum. Bu usulsüz ve hukuksuz tutanakları tutan polislerle ilgili bugüne kadar ne yaptınız? Ben söyleyeyim, hiçbir inceleme başlatmadınız Sayın Bakan.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Terfi ettirdi bir de.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Evet, terfi ettirdi.

Sayın Bakan, sizin başında bulunduğunuz bakanlığa bağlı emniyette yaşanan skandallar bununla da kalmıyor elbette ki. Eski Genelkurmay Başkanı da dâhil, tutuklu yargılanan pek çok sanığın tutuklanmasına delil olarak gösterilen 51 no.lu DVD, ele geçirilmeden önce emniyette kopyalanabildi. Dikkatinizi çekiyorum, ele geçirilmeden önce. Hatta daha sonra da kırık olduğu hâlde tekrar kopyalanabildi. Ortada olmayan bir DVD’yi kopyalayanlarla ilgili ne yaptınız Sayın Bakan, bir soruşturma başlattınız mı? Elbette ki başlatmadınız.

Polisin, ABD büyükelçiliğine brifing verdiğini Wikileaks’ten öğrendik, bunlarla ilgili de bir şey yapmadınız. Ergin Saygun’un kitabından öğrendik; Emniyet, Genelkurmayın yazışmalarını izletmek için 2009 yılında bir birim kurmuş. Bu birim hâlâ görevde mi Sayın Bakan? Bu usulsüz, haksız, yerinde olmayan brifingleri verenlerle ilgili bir soruşturma başlattınız mı?

Sayın Bakan, tabii, yedi dakikada bunları anlatabilmek mümkün değil ama emniyet mensuplarınız, teşkilatınız sizden özlük haklarıyla ilgili güzel şeyler duymak istiyorlar. Bunlarla ilgili siz ne yaptınız? Onu da söyleyeyim, gene hiçbir şey yapmadınız. Özlük haklarını geliştirmediniz. Polislere ekonomik durumlarını düzelteceğinize dair söz verdiniz ama sözünüzü tutmadınız. Emniyet mensupları emekli olduğunda maaşları yarıya iniyor ama ihtiyaçları yarıya inmiyor, aynı biçimde devam ediyor. Gösterge sorunlarını çözmediniz ama örgütlenmek isteyenlere de yapmadığınızı bırakmadınız. Sosyal medyada yorum yapanlar için soruşturmalar açtınız. Sendika kurmak isteyen polislere tehdit, soruşturma dâhil her türlü baskıyı yaptınız ve yapıyorsunuz. Sayın Bakan, sendika kurmak anayasal bir haktır. Kanuni olmayan, sendika değil, sizin sınırlamalarınız ve baskılarınızdır.

Bütçede Sayın Başbakan birtakım kıyaslamalar yaptı. Ben de hırsızlık, dolandırıcılık ve benzeri konularda 2002 ile 2012 arasında bir kıyas yapmak için rakamlara baktım ama maalesef öyle bir uygulama hayata geçirilmiş ki, o kıyası yapabilecek rakamlar ortada yok. AKP gerçeği demek ki istatistiklerin arkasına sığınmış.

Son söz: Değerli milletvekilleri “Türkiye’de hiç mi iyi bir şey olmuyor?” diyeceksiniz; var. 13 Aralıkta Silivri’de savcının iddianamesini okuduğu özel bu günde tüm Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren güzel bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu yapılacaklara bakar mısınız: “Tüm binalarda birbirlerini görmelerine, açıkça görsel olarak etraflarını araştırmalarına ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) - …doğal davranışlarına imkân tanıyacak yeterlilikte aydınlatma seviyesi sağlanacak, pencereler ışığı eşit şekilde dağıtılmasına imkân verecek, ses seviyesi asgari düzeyde olacak, havalandırma fanları en düşük düzeyde ses yapacak, belirgin sağlık problemleri olanlar derhâl tedavi edilecekler.” Ne güzel değil mi?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kesimoğlu.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Ama tüm bu olanaklar, kimler için biliyor musunuz? Çiftlikteki hayvanlar için, özellikle tavuklar için.

Sayın Bakan, siz hayvanlara verilen değerin yüzde 1’ini insanlara vermeyen bir anlayışın takipçisisiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Ama bilin ki, ilk hükûmet değişikliğinde orada değil, en arkada oturacaksınız, ellerinizin arasına başınızı alacaksınız ve “Ah, keşke!” diyeceksiniz.

Saygıyla selamlıyorum, bütçenin hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İzmir Milletvekili Musa Çam.

Buyurunuz Sayın Çam. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi partim Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Suçun önlenmesinden suçla mücadeleye, iç güvenliğimizden mal ve can güvenliğimize, kaçakçılıktan, trafikten sınır güvenliğine kadar gece gündüz demeden görev yapan görevlilere Cumhuriyet Halk Partisi olarak başarılar diliyoruz. Ülkemizin toplam nüfusunun yüzde 78’i polis görev ve sorumluluk bölgesinde, geriye kalan yüzde 22’si ise jandarma bölgesinde yaşamaktadır. Aynı zamanda ülkemiz yüz ölçümünün yüzde 87’si jandarma sorumluluk bölgesinde bulunmaktadır. Bugün itibarıyla, Jandarma Genel Komutanlığında 209.748, Emniyet Genel Müdürlüğünde ise 255.590 kişi görev yapmaktadır. AKP’nin on yıllık iktidarı döneminde 104.246 polis alınmış, önümüzdeki yıl ise 12.440 polise işbaşı yaptırılacağı, Bakanlık çalışmalarından edindiğimiz bilgiler arasında.

Kamu güvenliği hizmeti sunulurken hukukun üstünlüğü öncelik olmak zorundadır. Güvenlik kavramı ile hukuk kavramı ve insan hakları arasındaki denge bozulur ise sürekli karşılaştığımız toplumsal olaylarla karşı karşıya kalırız. Parasız eğitim isteyen öğrencileri, grevli, toplu sözleşmeli sendika yasası isteyen işçiyi, ILO standartlarında toplu sözleşmeli sendika yasası isteyen kamu emekçilerini, insanca bir emekli ücreti isteyen emeklileri, mahsulüne emeğinin karşılığını isteyen çiftçiyi, “Çocuklar öldürülmesin, analar ağlamasın!” diye haykıran anaları, kısacası sizi eleştiren ve tepki koyan, gösteri yapan insanları anlamaya çalışmak, eleştiri hakkına saygı duymak zorundasınız ve buna mecbursunuz. Bu demokrasimizin olmazsa olmaz gereklerinden bir tanesidir. Buna tahammül edemiyorsunuz. Bu insanlar hoşunuza gidecek biçimde davranmıyor diye şiddet ve orantısız güç kullanıyorsunuz. Siz demokrat değil, olsa olsa işkenceci olursunuz.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylara müdahalesinde ciddi sorunlar ve problemler vardır. Bunun en canlısını 9 Ekimde, şurada 1 kilometre ileride, Akay Caddesi’nde ben ve diğer milletvekili arkadaşlarım DİSK eski Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve HARB-İŞ eski Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili İzzet Çetin birlikte yaşadık. İşçiler, emekçiler, grevli ve toplu sözleşmeli sendika haklarını Parlamentoya iletmek için buraya gelmek istediler. Bizler de sendika kökenli 3 parlamenter olarak gidip kendileriyle dayanışma içerisinde bulunduk. Tüm polis telsizlerinde o alanda 3 tane milletvekilinin olduğu olmasına rağmen, emniyet güçleri geldi, bana, bir milletvekiline, gözlerime biber gazı sıktı arkadaşlar ama biber gazı sıkan bu güvenlik güçleriyle ilgili hiçbir işlem yapılmadı ve Sayın Bakandan bu konuda bir açıklama bile duymadık arkadaşlar.

Yine, 29 Ekimde, yaşlısıyla genciyle, çoluğuyla çocuğuyla, engellisiyle, kadınıyla kızıyla, gazisiyle, malulüyle herkes, cumhuriyetimizi kutlamak üzere Anıtkabir’e binlerce insan geldi ama o binlerce insan biber gazı ve suyla püskürtüldü. Âdeta bir Kerbela yaşandı orada arkadaşlar. İşte, AKP’nin “ileri demokrasi” dediği düzen, bu düzendir ve bunun sorumlusu ve müsebbibi de “Bizim gazımız organiktir, hiçbir zararı yoktur.” diyen İçişleri Bakanı da burada oturmaktadır. Eğer bir içişleri bakanı “Benim gazım organiktir.” diyorsa ve birtakım kolluk kuvvetleri de bundan cesaret alıp da bunu yapıyorsa… Ama, Sayın Bakan da orada, ne güzel, pişkin pişkin gülüyor arkadaşlar. İşte gördüğümüz durum, tablo budur arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu kabul etmek mümkün değildir. At sahibine göre kişner. At sahibine göre kişner. Eğer sahibi böyle yapıyorsa at da ona göre kişniyor arkadaşlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, valiler… 29 Ekimde, Türkiye'nin değişik yerlerinde, insanlar kendi ceplerinden otobüsler tuttular, buraya gelmek istediler arkadaşlar. Vermiş olduğu talimatla, illerde valiler, emniyet müdürleri, kaymakamlar otobüsleri sudan gerekçelerle bağladılar ve sefere çıkartmadılar arkadaşlar. Şu anda, Türkiye’de -birçoğunu belki tenzih ederek söyleyebilirim ama- birçok vali, kaymakam ve emniyet müdürü, âdeta -tek parti dönemini eleştiriyorsunuz ya- tek parti dönemi gibi, âdeta parti başkanı gibi görev yapmaktadırlar arkadaşlar.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ondan kötü… O zaman insanlarda vicdan vardı.

MUSA ÇAM (Devamla) – Nereden cesaret alıyor? Sayın İçişleri Bakanından cesaret alıyor.

Değerli arkadaşlar, bugün, ülkemizde, emniyet mensuplarının isimlerinin karıştığı dinleme skandallarıyla karşı karşıyayız. Yasak olduğu hâlde emniyetçe vatandaşa, basına servis edilen belgeler var. Bir cemaatin emniyet içinde, özellikle istihbarat şubesinde yapılandığına ilişkin çok ciddi iddialar vardır ve bunlar konuşuluyor. Cemaate mensup kişilerin, devlet içinde devlet gibi davrandıklarını her gün  çeşitli gazetelerde bunları okuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde sürmekte olan pek çok  soruşturmada insanlar, önce suçlu ilan edilmekte ve suçlanandan da masumiyetini ispatlaması istenmektedir. İşte bugün Silivri’de yaşanan da budur. 1.379 gündür tutuklu olan Mustafa Balbay ve arkadaşları, bugün orada bunun ceremesini ödemektedirler.

Yine bugün İstanbul'da Çağlayan adliyesinde 1999 yılından beri yargılanan Sosyolog Pınar Selek’in de davası, yine aynı şekilde orada devam etmektedir. Kısacası, devletin içerisinde bir komplo olarak devam etmektedir.

Değerli arkadaşlar, bunun bu şekilde devam etmesi mümkün değildir. Jandarmanın ne kadar güç ve zor koşullar altında çalıştığını biliyoruz, emniyet görevlilerinin de ne kadar zor ve güç koşullar altında çalıştığını biliyoruz. Bunların önündeki sendikal örgütlenmelerin yasak olmadığını, ILO standartlarına, Avrupa Birliği müktesebatına ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesi çerçevesinde sendikalaşmalarının önünde hiçbir engel yoktur.

Jandarma dedik, 1970’li yıllarda, öğrencilik dönemimizde hepimizin poliste görmüş olduğumuz zahmetlerden ve eziyetlerden dolayı jandarmaya daha sevecen, daha sıcak bakıyorduk ve jandarmayı gördüğümüzde de şu marşı söylüyorduk:

(İzmir Milletvekili Musa Çam, aşağıdaki metni marş formunda okudu)

“Jandarma biz sosyalistiz

Dostuz yalnız biz sana

Kurtuluşun bizimledir

Elini uzatsana

Jandarma sen ah bir bilsen

Sana ne iş verdiler

Belki bir gün ‘Bakan’ sana

‘Köylünü kurşunla.” der.” (CHP sıralarından alkışlar) 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çam.

MUSA ÇAM (Devamla) – Bundan bir yıl önce Uludere’de Bakan ve Başbakanın vermiş olduğu talimatla 9 yaşından 19 yaşına kadar  çocuklar bombalanıp öldürüldü. Onların kan izleri ve parmak izleri, Başbakanın ve İçişleri Bakanının alınlarında durmaktadır arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çam.

MUSA ÇAM (Devamla) – Hepimize 2013 yılının barış, özgürlük ve demokrasi getirmesini diliyor, savaşsız bir  dünya dileğiyle hepinize saygılar sunuyor, yeni yılınızı kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, Meclisin seviyesini muhafaza edin lütfen.

BAŞKAN – Tövbe ya… Yani, ilk defa Genel Kurulda şarkı söylendiğini duyduk. Böyle, olacak bir şey değil ama…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Seviyeyi muhafaza etsek iyi olur.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Karakelle.

AK PARTİ GRUBU ADINA SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ana yurdu bir baştan bir başa demir ağlarla ören, ulaştırma meselesini bir medeniyet meselesi ve kalkınmanın öncelikli hedefi olarak gören cumhuriyetimizin kurucularını hayırla yâd ediyorum ancak üzülerek tespit etmek gerekir ki, bağımsız Türkiye'nin kurucularının gelecek nesillere bir ödev, bir hedef, bir prensip olarak bıraktıkları mirasa, geçmişte, uzun yıllar sahip çıkılamamış, ihmal edilmiştir. Şimdi ise takdir edersiniz ki, ulaşım ve iletişimin her alanında ezberlerin bozulduğu, destanların yazıldığı bir dönemi yaşıyoruz.

Şair diyor ki:

“Yokuşlar kaybolur çıkarız düze.

Kavuşuruz sonu gelmez gündüze.”

Ferhat’ın sevdası misali dağlar delinmiş, yokuşlar kaybolmuş, sulara gem vurulmuştur. Bu başarının sırrı geceleri gündüz, yıldızları çıra yapmaktan geçmektedir.

Bu anlayış neticesinde, son on yılda Bakanlığımızın yaptığı yatırım tutarı, yap-işlet-devlet projeleriyle birlikte 140 milyar Türk lirası yani 140 katrilyondur. Bu süreç içerisinde Türkiye'nin çehresini değiştirecek, uluslararası arenada değerine değer katacak dev projeler hayata geçirilmiştir. Osmanlıdan beri hayali kurulan Ovit Tüneli’nin temeli atılmış, bu tünel Karadeniz’le Kafkasları kucaklaştıracaktır. On yıl içerisinde, kara yollarında 74 ilimiz, bölünmüş yollarla birbirine bağlanmış. Yolları böldük ama gönülleri, hayatları birleştirdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan çalışmalar kara yolu yatırımıyla sınırlı kalmamış, cumhuriyetin kuruluşu sonrasında âdeta ikinci defa ana yurt demir ağlarla baştan başa örülmeye başlanmıştır. 1951-2003 yılları arasında yani yarım asırdan fazla bir dönemde 945 kilometre demir yolu yapılmış iken, on yıllık bir süreçte 1.086 kilometre yeni demir yolu yapılmış ve 3.434 kilometre demir yolu yapımı ise devam etmektedir. Ankara-Eskişehir ve Ankara-Konya yüksek hızlı tren hatları hizmete başlamış; Ankara-İstanbul, Ankara-Sivas, Sivas-Erzincan, Ankara-İzmir, Ankara-Bursa projeleri devam etmektedir. 1860 yılında taslağı hazırlanan ve hayali kurulan Marmaray Projesi’ni gerçekleştirmek de AK PARTİ iktidarına nasip olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçmişte hava yolu taşımacılığı sanki bir zümrenin tekeline bırakılmış ve bir sınıfa tanınan imtiyaz niteliğinde idi. Bugün ise hava yolu sektöründe yaşanan gelişmeler âdeta Türkiye’yi kanatlandırmıştır. Hava yolu taşımacılığında devlet tekeli anlayışından vazgeçilmiş, devletin hava yolu şirketinin serbest piyasanın rekabet ortamı içerisinde kalitesini yükseltmek adına yarış içerisinde olması sağlanmıştır. Bugün, aktif havalimanımızın sayısı 26’dan 48’e çıkarılmıştır. Nereden nereye. Artık 7 hava yolu şirketi tarafından, 7 merkezden 49 noktaya gerçekleştirilen uçuşlarla 16 milyon insanımız uçakla tanışmış, hava yolu, halkın yolu olmuştur.

Bir deniz ülkesi olan Türkiye’nin ve denizci bir millet olan Türk milletinin bu kimliği, AK PARTİ iktidarıyla yeniden hayat bulmuştur.

Bilişim sektöründe ise alınan mesafeler ortadadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bürokrasinin esiri olmayan, kendi dinamizmini bütün kadrosuna yansıtan, “Aşılmaz.” denilen engelleri aşan, yarım asra sığmayan projeleri on yıla sığdırarak milletimizin hizmetine sunan, hizmet adamı, gönül adamı Sayın Bakanımız, medarıiftiharımız Binali Yıldırım ve ekibine, şahsım ve aziz milletimiz adına şükranlarımı sunuyorum.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın 2013 yılı bütçesinin hayırlı, uğurlu olmasını Allah’tan niyaz ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karakelle.

Çorum Milletvekili Cahit Bağcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Bağcı.

AK PARTİ GRUBU ADINA CAHİT BAĞCI (Çorum) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı bütçesi ile 2011 yılı kesin hesabı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ulaştırma ve haberleşme, sanayi, tarım, turizm gibi sektörlerin altyapısını oluşturarak, ekonomik gelişme yanında köy-şehir entegrasyonu, kültür birliği, dengeli nüfus dağılımı gibi birçok sosyal ve ekonomik faydayı da sağlayan önemli fonksiyonlara sahip stratejik bir sektördür. İşleyen bir ulaşım ve iletişim sistemi, toplumsal kaynakların dengeli dağılımıyla bölgesel dengesizliği ortadan kaldıran, maliyetleri düşürerek ekonomik gelişmeyi ve rekabet edilebilirliği sağlayan bir özelliğe de sahiptir.

AK PARTİ hükûmetlerinin işbaşına geldiği 2002 yılından itibaren ortaya konulan Acil Eylem Planı, hükûmet programları ve sektörel stratejiler sayesinde, ülkemizin ulaşım ağlarında ciddi mesafeler alınmıştır.

Bakanlığın 2013 yılı bütçe teklifi 19 milyar 182 milyon TL olup, bunun yaklaşık 8,5 milyar TL’si yatırımlara ayrılmıştır. Bakanlığa bağlı kuruluşların bütçeleri de dikkate alındığında, bu bütçe 35 milyara ve yatırımlara ayrılan pay da 14,5 milyara yaklaşmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 2003 yılında 6.100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğu, 22.100 kilometreye, otoyol uzunluğumuz bugün 2.236 kilometreye, aktif havaalanı sayımız 26’dan 48’e, 2003 yılında 34,5 milyon olan hava yolu yolcu trafiği ise yüzde 243 artışla 118 milyona ulaşmıştır. 61’inci Hükûmet Programı’nda demir yolu yatırımlarına hız kazandırılmasına yönelik açık bir hedef de ortaya konulmuştur. Bu çerçevede 3.434 kilometre demir yolu yapımına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Önümüzdeki dönemde yapılacak demir yolu yatırımlarının illerimizin rekabet gücüne ve ekonomimizin büyümesine katkı sağlayacağı kuşkusuzdur.

Değerli milletvekilleri, TÜRKONFED’in Ağustos 2012 tarihli “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler: Çorum Modeli ve 2023 Senaryoları” isimli raporunda yer alan bazı hususları hem ilimizin hem de Karadeniz Bölgesi’nin demir yolu talebine ilişkin olarak dikkatlerinize de sunmak istiyorum. Bu raporda en önemli fırsat Samsun üzerinden Rusya pazarına erişim kolaylığı, zayıf yön olarak da demir yolu bağlantısı olmayışı zikredilmiştir. Çorum ilimizin imalat sektöründeki ihracat artış hızı Türkiye ortalamasının da üzerindedir. Öz kaynak, yerel girişimcilik, esnek üretim özellikleri ve ilişkileri, dayanışma, güven ve örgütlenme kapasitesi gibi içsel faktörlere dayalı olarak gelişen özelliği nedeniyle ilimiz ülkemizde yeni bir sanayi odağı olarak ortaya çıkmıştır. Çorum, birikimlerini ve girişimci gücünü örgütleyerek özgün bir sanayi kapasitesine sahip bir ildir. 2011 yılı trafik hacim verilerinde ise Ankara güzergâhında 4 milyon, Samsun hattında 2 milyon, Amasya hattında ise yaklaşık 1 milyon adet araç hareketi olmuştur. Ankara hattında günlük 11.500, Samsun hattında ise 5.650 araç hareketi olmaktadır. Bunun yarısını yük, yarısı da yolcu taşımacılığı amaçlıdır. Çorum Ticaret ve Sanayi Odası 2011 yılı verilerine göre ilimizden yılda 15 milyon tona yakın yük sevkiyatı iç pazarlara ve ihracat amaçlı olarak limanlara taşınmaktadır. Taşıt trafiğine ek olarak nüfus kriterini de dikkate aldığımızda bölgemizde yaklaşık 2,8 milyon nüfus yaşamaktadır. Sinop, Ordu, Giresun, Trabzon, Amasya illerinde yaşayan nüfusun demir yolu ihtiyacını karşılayacak avanproje çalışmaları DLH tarafından tamamlanmış olup uygulama projesi çalışmalarının 2013 yılı yatırım programında ele alınması beklenmektedir.

Çorum sanayisinin gelişmesinin, sıçramasının önündeki tek engel demir yoludur. Bu çerçevede, ülkemizin 2023 hedeflerini yakalamasında Çorum’un katkısını sunabilmemiz için demir yolu talebini tekrar Genel Kurulumuzun ve Bakanlığın dikkatine sunuyorum.

Sözlerime son verirken, Bakanlık bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bağcı.

Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel…

Buyurunuz Sayın Karayel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YAŞAR KARAYEL (Kayseri) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Karayolları Genel Müdürlüğümüzün 2013 yılı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Şahsım ve grubum adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Karayollarımız, kurulduğu günden bugüne kadar Türkiye’ye çok büyük hizmetler etmiş önemli kurumlarımızdan birisidir. Karayollarının yapmış olduğu hizmetleri tüm milletimiz hem geçerek hem de fiilen yaşayarak görmektedir.

“Yol medeniyettir.” dedik. Bu medeniyeti Türkiye’ye getirmek için AK PARTİ olarak on yıldan beri milletimize hizmet etmeye devam ediyoruz. “Gidemediğin yer senin değildir.” düsturunu rehber edindi Karayollarımız, Türkiye’de gidilmedik yer bırakmadı. AK PARTİ iktidarında, on yıllık dönem içerisinde Türkiye'nin ulaşımla alakalı gidilmedik yeri kalmamıştır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Kara yollarına baktığımızda, ülkemizde 65.435 kilometre yol ağımız bulunmaktadır. Bu yol ağımızın 2.236 kilometresi otoyol olarak hizmet vermektedir. 522 kilometrelik kısmı ise AK PARTİ iktidarı döneminde yapılmıştır. Otoyol projelerinin en önemli kısmı 421 kilometre uzunluğundaki Körfez Geçişi, Gebze-İzmir Otoyolu Projesi’dir. Bu proje bittiği zaman Türkiye çok büyük bir ulaşım kolaylığına kavuşmuş olacaktır. Bunun beş yılda tamamlanması beklenmektedir.

Bir başka önemli otoyol projesi ise İstanbul’da yapılacak üçüncü köprünün de içinde yer alacağı Kuzey Marmara Otoyol Projesi’dir. Bu proje bittiği zaman da yaklaşık 6 milyar civarında paraya mal olacaktır. Çanakkale Boğazı köprüsünün de içinde olacağı Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyol Projesi, Niğde-Ankara, Ankara-Samsun, Ankara-İzmir otoyol projeleri de 2023 yılı hedeflerimiz içerisindedir.

Kara yollarımızın yaklaşık 32 bin kilometresi devlet yolu, 31 bin kilometresi ise il yolu standardındadır. Bu yolların 22 bin kilometresi bölünmüş yol olup 6.100 kilometresi geçen iktidarlar döneminde yapılmış, 16.103 kilometresi de AK PARTİ iktidarı döneminde tamamlanmıştır.

2003 öncesi 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirlerine bağlı iken bugün 74 ilimiz birbirlerine bağlı hâle gelmiştir. Bu yollardan yurt içi kara yolu taşımacılığımızın yüzde 90’ı yapılmaktadır. Yurt içi kara taşımacılığının toplamda 182 milyon ton kısmı da bu yollarımızdan geçmektedir. Ülkemizdeki bu taşıma 430 bin civarında K belgeli taşımacılık firmaları tarafından yürütülmektedir.

Bu yollarımız yapılırken dağlar tepelerden aşılmıyor, onlarca tünellerle dağlar ovalara kavuşuyor. 3 kilometrelik bir Bolu Tüneli’ni on yedi yılda yapan bu ülke 2003-2012 yılları arasında 103 kilometrelik tünel de yapmıştır. Daha önce yapılan 49,6 kilometrelik tünel uzunluğuna bakıldığında yüzde 200’lük bir artışın olduğu herkes tarafından görülecektir. “Bu tüneller neresidir?” diye sorduğumuzda, Karşıyaka, Iğdır, Bolu, Çiftalan, Pozantı, Tatvan Kuzgunkıran, Hopa Cankurtaran, İspir Ovit, Manisa Sabuncubeli, Ilgaz, Kop, Kahramanmaraş Püren ve Malatya Erkenek tünelleri olarak sayabiliriz. Bunlar da iki yıl içerisinde tamamlanacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, son on yılda 84 kilometre uzunluğunda 1.239 adet köprü ve viyadük yapılarak milletimizin hizmetine sunulmuştur. Deprem kuşağında bulunan ülkemizdeki, başta İstanbul Boğaz Köprüsü olmak üzere, 125 adet önemli sanat yapısı ve viyadüğün sismik takviyeleri yapılmış, 141 adedinin ise takviyeleri devam etmektedir. Ülkemizdeki tescilli 16 milyon 826 bin aracın kullandığı yollar da işte bu yollardır. Ülkemizdeki trafik kazalarının yoğun olarak yaşandığı 910 kaza kara noktası yeniden gözden geçirilerek kazaların önüne geçilmiştir.

Bugüne kadar doğu-batı ekseninde yapılan bölünmüş yollar kuzey-güney eksenine kaydırılmış, bu kuzey-güney ekseninin de 8.700 kilometrelik kısmı tamamlanmıştır. Bu yol ağımız bittiğinde Akdeniz, Karadeniz’e daha yakın bir yer alacak ve böylece mesafeler kısaltılacaktır. Hedefimiz, Türkiye'nin 100’üncü kuruluş yıl dönümünde 70.000 kilometre bölünmüş yola kavuşmasıdır. AK PARTİ iktidarı olarak da bunu şimdiden hedeflerimiz arasına koymuş bulunuyoruz.

Yeni yollarımızın yapımı yanında, mevcut yollarımızın da BSK’lı olarak kalitesini artırmak için Ulaştırma Bakanlığımız çalışmalarına devam etmektedir. Kayseri civarındaki bütün ulaşım yollarımız 6. Karayolları Bölge Müdürlüğümüz tarafından 750 trilyon lira harcanarak BSK’lı olarak yapılmaktadır. Emeği geçen, başta Başbakanımız olmak üzere, bakanlarımıza, Karayolları Genel Müdürlüğüne ve tüm Karayolları çalışanlarına teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karayel.

Tokat Milletvekili Dilek Yüksel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Yüksel.

AK PARTİ GRUBU ADINA DİLEK YÜKSEL (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı verilerine göre 40 milyar dolar büyüklüğünde olan ve 2012 yıl sonu itibarıyla 44 milyar dolar büyüklüğüne ulaşması beklenen bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü, ekonomimize doğrudan yaptığı katkının yanı sıra, diğer sektörlerde etkinliği artırarak bir lokomotif görevi üstlenmektedir.

2000 yılında kurulan ve Türkiye'nin ilk sektörel düzenleyici kurumu olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının belirlediği politikalar doğrultusunda yapılan düzenlemelerle bugün ülkemizde yüksek hızlı fiber İnternet hizmetlerine vatandaşlarımızın uygun fiyatlarla erişimi mümkün hâle gelmiş, üçüncü nesil mobil telekomünikasyon hizmetlerinin gelişimiyle birlikte mobil İnternet günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuş, bundan yedi sekiz sene önce oldukça pahalı olan mobil telefon hizmetleri ucuzlamış ve aylık ortalama 299 dakikalık mobil görüşme süresiyle Türkiye Avrupa lideri konumuna gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülke olarak refah seviyesinin yükselmesi, bilişim okuryazarlık oranının artması, kalkınmamızın sürdürülmesi ve FATİH Projesi gibi geniş bant abone sayısını 1 kat daha artıracak devlet destekli bilişim projelerinin devam etmesiyle önümüzdeki süreçte bu alanda yeni atılımlar yaşanacağını öngörmekteyiz.

2023 hedefleri kapsamında bilişim pazarının 160 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmasını, her eve yüksek hızlı geniş bant altyapılarıyla geniş bant abone sayımızın 60 milyon seviyesine gelmesini planlamaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ iktidarı olarak, iletişimde, ulaşımda ve her alanda ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmada milletimizden aldığımız güçle çalışıyor, Türkiye’yi dünyayla rekabet edebilir noktaya taşıyoruz. Bakanlığımızın “Yol medeniyettir.” anlayışıyla ülkemizi doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bölünmüş yollarla bağlamasının, dört bir yanını demir ağlarla örmesinin, hızlı trenlerle ülkemizi buluşturmasının, hava yollarını halkın yolu, milletin yolu hâline getirmesinin mutluluğunu hep beraber yaşıyoruz.

Bu bağlamda, Tokat’ımızın ve bölge insanımızın kırk yıllık hayali, Doğu Karadeniz’i  Akdeniz’e bağlayacak olan Ordu-Tokat yolunun 1’inci etap Niksar-Tokat yol ihalesi 30 Kasımda gerçekleştirildi. İnşallah, en kısa sürede çalışmalar başlayacak ve yine olabilecek en kısa sürede tamamlanacaktır.

Yine, Tokat’ımızın iktidarımız öncesinde sürekli ötelenen ve ertelenen otuz iki yıllık hayali çevre yolunun, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımızın katılımlarıyla yarın yani 14 Aralıkta açılışı yapılacaktır. İlimize ve bölgemize şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

Tokat havaalanımız için bakanlığımızın çalışmaları devam etmektedir.

Bölgemizin ve Tokat’ımızın hayalini gerçeğe dönüştüren, başta Sayın Başbakanımıza, Hükûmetimize, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’a, ekibine ve emeği geçen herkese, özellikle Tokat ve Tokatlılar adına teşekkür etmek istiyorum.

Hükûmet olarak insanımızın alın terini, emeğini ve ülkemiz kaynaklarını yine milletimiz için kullanıyor, 75 milyon insanımıza hizmet götürüyoruz. Milletimizin hedeflerini, hayallerini tek tek ele alıyor ve gerçeğe dönüştürüyor ve diyoruz ki: “Hayaldi, gerçek oldu.”

Sözlerime son verirken 2013 yılı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, AK PARTİ Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yüksel.

Kars Milletvekili Ahmet Arslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Arslan.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2013 yılı bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii ki havacılık sektörü, insanların erişiminde sağladığı hız, güven, emniyet ve hatta aynı zamanda, son zamanlarda AK PARTİ hükûmetleriyle ekonomiklik de bunun içine girdi, ulaşım sektörü içerisinde önemli bir yer almakta. Özellikle global ekonominin veya küreselleşen dünyanın sınırları kaldırdığı bir ortamda, havacılık, olmazsa olmaz bir sektör. AK PARTİ hükûmetleriyle rekabete açılan bu sektör özellikle Türk Hava Yolları tekelinden çıkarılmış, birçok hava yolu şirketi bununla birlikte kurulmuş ama aynı zamanda Türk Hava Yolları da büyümüş ve bu sektör, dünyanın “2015’lerde, hatta 2015’ten sonra erişebilir.” dediği hedeflere, çok daha önce, bugünden erişmiş durumda.

160 olan uçak sayısı, bugün, 2 kattan fazla artarak 372’ye çıkmış. Koltuk kapasitesi yüzde 137 artışla 27.600’lerden 65 binlere çıkmış. Kargo kapasitesi hakeza bundan daha fazla artmış. Yaklaşık, son on yılda 100 bine yakın istihdam oluşturularak bu sektörde 151 bin kişiye istihdam sağlanmış durumda. Bu sektör 30 milyar Türk lirası civarında ekonomiye katkı koyar hâle gelmiş.

Yine, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yaptığı denetimlerle özellikle Avrupa’da kendinden söz ettirir hâle gelmiş. Uluslararası anlaşmalar bazında 81 ülkeyle anlaşma varken, havacılık anlaşması 141’e çıkarılmış.

Yine, özellikle Türkiye’deki havacılık ve sivil havacılık sektörünün gelişmesine bağlı olarak, Türkiye artık bu sektörde, sadece oyuncu değil, kural koyan hâle gelmiş. D-8 Sivil Havacılık Komisyonu Başkanlığı, ECAC Başkan Yardımcılığı, EUROCONTROL Geçici Konsey Koordinasyon Komitesi Başkan Yardımcılığı, yine EUROCONTROL SRC Emniyet Düzenleme Komisyonu Başkan Yardımcılığı, JAA-TO Başkan Yardımcılığı, ICAO Avrupa Kuzey Atlantik Bölgesel Havacılık Emniyet Grubu Başkan Yardımcılığı gibi birçok görevleri üstlenmiş ve böylece, artık, bu sektörde, kural koyan ve sektörü yönlendiren oyuncu hâline gelmiş.

Yine, SAFA/SANA denetimleriyle, özellikle, Türkiye 0,62 puanla Avrupa’daki 0,97’nin çok çok altında bir değerle yer almış ve örnek hâle gelmiş.

Bununla birlikte, özellikle sivil havacılık sektörü 2023’te önemli hedefler önüne koymuş: Uçak sayısının 750’ye çıkarılması, yolcu kapasitesinin 386 milyona çıkarılması ve yolcu sayısının yıllık 350 milyona çıkarılması hedeflenmiş. Ancak biliyoruz ki ulaştırmada sektörler arası entegrasyon çok çok önemli. Sadece havaalanı değil, havaalanı götürdüğünüz yere demir yolu götürüyorsanız, kara yolunuzun standardını çok daha yüksek hâle getiriyorsanız, limanlara erişebiliyorsanız ve denize erişebiliyorsanız ulaştırma sektöründe çok daha iyi verim elde edersiniz. İşte, bu bakış açısından hareketle, şehrim olan Kars da bu anlamda nasibini alıyor. Havacılık sektörü 3.000/45’lik pisti ve yeni terminaliyle göz kamaştırıyor.

Bunun yanı sıra Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Projesi ülkemizin gururu olarak hayata geçmek üzere çalışmalara devam ediliyor.

Yine, Kars-Iğdır-Nahçıvan demir yolu, buna paralel olarak ülkemiz üzerinden Nahçıvan’a, İran’a, belki de İslamabad’a gidecek şekilde planlanıyor ve bunun çalışmaları yürütülüyor.

Yüksek hızlı trenler hepimizin gururu, Kars’a kadar adım adım geliyor, bunun da farkındayız ve yine bu üç yol, demir yolu anlamında, bu üç yol ağzında Kars’ta bir lojistik merkezi yapılmasıyla ilgili, yatırım programında yer alıyor. Bakanlığın ve Demiryolları Genel Müdürlüğünün bu anlamdaki çalışmaları devam ediyor.

Bölünmüş yolların sıcak asfaltlı hâle getirilmesi Kars’ın her tarafında devam ediyor.

Ben Kars’ı örnek verdim, eminim ki sizler bu örneği alıp 81’le çarparsınız. Türkiye’nin her yeri bundan nasibini alıyor.

Ben hükûmetlerimize, Sayın Bakanımıza ve ekibine çok çok teşekkür ediyorum.

Bütçenin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Arslan.

Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Zeybekci.

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 2013 yılı İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunuyor, bu vesileyle yüce Meclisi grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Son günlerini yaşadığımız 2012 yılı, Türkiye’de yerel yönetimler ve devletin yerinden yönetim taahhüdü açısından Meclis tarihimizin en önemli reformlarının yapıldığı yıl olmuştur. İlk olarak 1984’te 16 ilde farklı kıstaslar ile uygulanan büyükşehir, bu Meclis tarafından 29 ilde tüm il sınırları büyükşehir belediyesi hâline getirilerek cesur bir reform adımı atılmıştır. Bu reform talebi, bugüne kadar olduğu gibi 29 il ile sınırlı kalmayacak, diğer 52 il tarafından en geç 2014 Mart yerel seçimlerinden hemen sonra gündeme getirilecek ve yoğun bir şekilde talep edilerek, değişmeyen tek gerçek olan değişim, demokrasi ve evrensel hukuk kurallarıyla hüküm sürecektir.

Gelecek seçimleri değil gelecek nesilleri düşünerek, ilk seçimlerde yoğun olarak suistimal edileceğini bile bile bu cesur adımın atılmasını sağlayan Sayın Başbakanımız, Bakanımız ve Hükûmetimizle birlikte tüm milletvekillerimize ülkem ve gelecek nesiller adına teşekkür ediyor, minnet ve şükranlarımı arz ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adil olmayan hiçbir uygulama uzun süre hayat bulamaz. Düzeltilmez ve devamlılık arz ederse bu bir zulüm hâline gelir. 1999-2002 yılları arasında kriz, istikrarsızlık, uluslararası baskı ve içerideki malum darbecilerin zorlamalarıyla kurulan koalisyon hükûmeti KİT’ler ve kamu bankalarını aralarında nasıl paylaştılarsa, aynı mantık ile Meclis kürsüsünüde paylaşarak yapılan Meclis İçtüzüğü’nden bahsediyorum.

Bu İç Tüzük’te süreler adil değildir, kurallar adil değildir ve en basit vicdan ölçülerinden en ufak bir eser yoktur. 35 kişiye on dakika, 325 kişiye on dakika konuşma süresi veren bu İç Tüzük’ün adil olduğunu bir kişi bile iddia edebilir mi? Her on dakikada yoklama isteyip de Genel Kurulda oturduğu hâlde yok sayılmayı “Demokrasi ve millî iradeye uygundur.” diyebilir miyiz? Söyleyecek hiçbir sözü kalmayıp da millet iradesinin namusu sayılabilecek kürsüyü işgal edebilmeyi, gasbedebilmeyi, hatta bir acziyet tezahürü olarak elindekini ülkenin, milletin vicdanı diyebileceğimiz kürsüye çarpmanın siyasi terbiye ve ahlak dâhilinde olduğunu söyleyebilecek bir kişi var mı?

MUSA ÇAM (İzmir) – Muhalefetin sesini mi kısacaksınız? Konuşmayalım mı?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu arkadaşa muhalefetin ne kadar önemli olduğunu birisinin anlatması lazım.

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) - Bakın, üstat Necip Fazıl Kısakürek bizim bu hâlimizi nasıl dramatize ediyor: “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul/ Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Her rejimde iktidar var, sadece demokrasilerde muhalefet var.

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) – “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa.”

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Gençliğinde öğrenmiş olduğu şiirleri okuyor.

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) - Yazıktır, günahtır, zulümdür, hatta kul hakkıdır. Buna sebep olan, sürdüren herkese hakkımızı helal etmiyoruz ve edemeyiz çünkü bu, milletin gasbedilen hakkıdır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Biz de etmiyoruz, kul hakkını yiyenlere helal etmiyoruz.

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) - Siyasetin milletin sorunlarının çözümünde tek umut olabilme özelliğini, siyasetin dışında hiçbir kurum sağlayamaz. Siyaseti, ancak siyasetçiler temiz, ahlaklı, söz söylediğinde doğru söyleyen, söz verdi mi sözünü tutan, emanete ihanet etmeyen, yalan söylemeyi siyaset yapmanın olağan malzemesi, hâli yapmayan kurumlar hâline getirebilir. Hangi siyasi parti, rakibi siyasi partinin itibar ve onurunu kaybettiğinde kendi itibarının yükseleceğini düşünebilir? Hangi vicdan, bu kutsal çatı altında milletin kürsüsünden diğer milletvekilinin namusuna, itibarına, haramına, helaline dil uzatır, ona hakaret eder ve bundan rakip milletvekili olarak memnuniyet duyar? Milletin vekillerinin, eline tutuşturulan her bilgiyi zerre araştırmadan rakip partinin vekiline çamur atan açıklamaları yapmadan önce kendi hassasiyet ve şerefini düşünmesi beklenmektedir. Millet, bu yüce Meclis çatısı altında, bir muhalefet partisi liderinden, yine eline tutuşturulan yalan yanlış bir bilgiye dayanarak milletin vekillerinin onur ve şereflerine saldırırken en basit standartlarda sorumluluk ve duyarlılık göstermesini beklemektedir. Millet, aynı genel başkandan hiç bilmediği, hatta geleneksel karakterleriyle uzaktan yakından ilgisi olmadığı Ege’nin zeybeği gibi milletin Kurtuluş Savaşı kahramanlarını siyasete malzeme etmeden efe ve zeybeği iyi bilen arkadaşlarından sorup öğrenmesini beklemektedir. Bu millet, Denizli Çınar Meydanı’nda on yıldan bu yana her seçim akşamı aslanlar gibi zeybek oynayanların kimler olduğunu gayet iyi bilmekte ve aynı akşamlarda ortadan kaybolanlardan bu zaferin gerçek sahibi millet iradesine saygı göstermesini beklemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle “ne pahasına olursa olsun temiz ve ahlaklı siyaset” diyerek 2013 bütçesinin hayırlı olmasını, ülkemize huzur, refah, barış ve kardeşlik getirmesini diler, ülkemin tek umudu olan yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Zeybekci.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan…

Buyurunuz Sayın Çam.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın hatip konuşmasıyla Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na…

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Ana muhalefet partisi denmedi.

MUSA ÇAM (İzmir) – Söyledi, “Muhalefet partisi” söyledi. Genel Başkanımızı kastetmiştir. Buna mutlaka burada bizim cevap vermemiz gerekir Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Yani, cevap vermeniz gerekiyor da kim cevap vermeyi talep ediyor? Siz mi?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Sayın Musa Çam.

MUSA ÇAM (İzmir) – Evet, ben vereceğim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Çam. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli parlamenterler; tabii ki burada bizler eleştirilerimizi muhalefet partisi olarak yapacağız, ana muhalefet partisi lideri de burada bunu yapacak.

Biraz önceki konuşmamda da söyledim, iktidar partisinin bu konuda daha hazımlı ve daha hoşgörülü olması gerekiyor. Özellikle Denizli eski Belediye Başkanımızın, bu konuda deney ve tecrübe sahibi olarak, bir ana muhalefet partisi liderine burada konuşurken cümlelerini ve söylediği kelimeleri özenle ve dikkatle seçmesi gerekiyor.

Sayın Genel Başkanımıza cevap vermesi gereken, yanıt vermesi gereken kişi iktidar partisinin Genel Başkanıdır, iktidar partisinin herhangi bir parlamenteri değildir. Biz de kalkıp bunu yapmayız. Dolayısıyla, siz, bu kadar siyasette deneyimli ve tecrübeli bir kişi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına buradan üstünkörü cümlelerle hakaret edemezsiniz ve bunu yapmamalısınız; bunun size yakışmadığını söylemek istiyorum. Üstelik de bir belediye başkanı olarak marifetiniz de ortadadır; yaratmış olduğunuz bütünşehirle birlikte önümüzdeki seçimlerde Denizli’deki sonuçları da göreceksiniz. Orada da Cumhuriyet Halk Partisinin bayrağı dalgalanacaktır ve sizden, bir kez daha, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanını konuşurken ağzınızdaki cümleleri ve kelimeleri çok dikkatli ve özenli seçmenizi istirham ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çam.

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zeybekci.

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkanım, şahsıma hitap edilerek, bahsetmediğim… Çünkü benim yazdığımda genel siyasi bir nezaket anlamında kullandığım cümleleri… “Ana muhalefet partisi” diye, tutanaklara bakarsanız, asla demedim.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hayır, sadece CHP’yi değil, bütün partileri nezaketsizlikle itham ediyor.

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Ama Sayın Genel Başkanın grup toplantısında “Nihat Zeybekci, Denizli eski Belediye Başkanı Denizli’de zeybek oynamasın bundan sonra.” diyerek adıma ithaf ettiği o konuşmasına nezaket kuralları içinde bir cevap verdim. Dolayısıyla, değerli milletvekili burada onu bilmeden bunu konuştuğu için yanlış olmuştur. İzin verirseniz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Keşke bütün Meclisi töhmet altında bırakmadan isim verseydin bari.

BAŞKAN – Tutanaklara geçti Sayın Zeybekci. Meramınız da gayet net şekilde anlaşıldı.

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkanım, ama biraz önce, ben ismen asla hitap etmediğim hâlde söz verdiniz Sayın Başkanım. Bu çifte standarttır.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bütün muhalefeti suçladı.

BAŞKAN – İsmen değil, muhalefet olarak söylediği için, muhalefet grubu olarak onlar talep ettiği için verdim. Siz de söylediniz, herkes dinledi ve tutanaklara geçti.

Teşekkür ederiz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Demokrasi layihası olarak kitaplara yazacağım.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Muhalefete niye daha çok söz vermiyorsunuz, bir de bu kayıtlara geçsin.

 

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/698) (S.Sayısı: 361) (Devam)

2.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki Kamu İdarelerinin 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/649, 3/1003) (S.Sayısı: 362) (Devam)                                                      

J) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

K) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

L) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

M) DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Denizcilik Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

N) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

O) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) İçişleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ö) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

P) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

R) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞII (Devam)

 1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

                                                                      

BAŞKAN – Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Ulupınar.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz aldım. Sizleri ve aziz milletimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

İki gün önce İstanbul Gaziosmanpaşa’da uğradığı saldırı sonucu şehit olan polisimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Konu İçişleri Bakanlığı olunca polislerimizden, askerlerimizden, ayrıca öğretmenlerimizden bu vatan uğruna can vermiş şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anmak istiyorum.

İçişleri Bakanlığımız, Anayasa ve yasalarımıza uygun olarak ülkemizin bölünmez bütünlüğü, iç güvenliğinin ve asayişinin sağlanması, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması, mülki idare bölümlerinin kurulması, kaldırılması ve düzenlenmesiyle ilgili çalışmaların yapılması, mahallî idarelerin yönlendirilmesi, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerinin yürütülmesi, yurt sathında sivil savunma, kaçakçılığın men ve takibi gibi çok önemli görevleri üstlenmiştir. Bu nedenle, İçişleri Bakanlığımız, emniyet teşkilatı, jandarma, sahil güvenlik birimleriyle ülkemizdeki asayişi sağlamak adına üstün çaba göstermektedir.

Hükûmetimizin desteğiyle emniyet teşkilatımız sürekli yenilikleri takip etmekte olup polis meslek yüksekokulları ve polis meslek eğitim merkezleri aracılığıyla son on yılda toplam 104.246 gencimizi polis teşkilatına kazandırmıştır. Bununla birlikte, üniversite mezunu gençlerimize de polis olmanın yolu açılmıştır.

Suçla mücadelede oldukça önemli katkı sağlayan MOBESE sisteminden azami oranda yararlanılmış, 80 ilimizde ve büyük ilçelerimizde bu altyapı kurulmuş ve bütün ülkede yaygınlaştırılmıştır. Karada icra edilen asayiş faaliyetlerine ilave olarak, denizlerimizde de tüm faaliyetler, 65 farklı limanda konuşlu, Sahil Güvenlik Komutanlığınca yüzer ve hava unsurları tarafından üstün uğraşlar verilerek yerine getirilmektedir.

 Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında, AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde suç örgütleriyle mücadelede yasal boşlukları gidermeye yönelik olarak başta TCK olmak üzere mevzuat düzenlemeleri yapılmış, ağır cezalar ve caydırıcı hükümler getirilmiştir. Vergi kaçakçılığıyla mücadelede operasyonlar neticesinde devletin yaklaşık 215 milyon TL değerinde vergi kaybına engel olunmuştur. İçişleri Bakanlığımız önümüzdeki süreçte de PKK, KCK gibi terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla sürdürecek, güvenlik güçlerimizin fedakârlığı ve üstün hizmet anlayışı ile terörle mücadelemiz son terörist yok edilinceye kadar devam edecektir.

Bütün illerimizde valilikler bünyesinde şehit ve gaziler bürosu kurulmuştur. Köy korucuları dâhil bakanlığımız mensuplarından terörle mücadelede şehit olanların yakınları ile yaralananlara tazminat ödenmektedir. Öte yandan, 3713 sayılı Kanun kapsamındaki kamu görevlileri, er, erbaş, geçici köy korucuları ve gönüllü köy korucularından terör eylemleri nedeniyle şehit olanların yakınlarıyla gazilerimize, çalışamayacak durumda olan gazilerimizin yakınlarına verilmiş olan kamuda iş hakkının kapsamı 6353 sayılı Kanun’la genişletilerek 2’ye çıkarılmıştır.

Bakanlık olarak, otoyollardaki denetimi artırmak amacıyla da kapsamlı bir çalışma başlatılmış, trafik kazalarındaki can ve mal kaybının en aza indirilmesine yönelik olarak otoyol polisi uygulamasına hız verilmiştir.

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi kapsamında yeni yasal düzenlemeler yapılmış olup mahallî idareler alanında yapılan bu değişikliklerle hem bu alanı düzenleyen temel mevzuat çağdaş esaslara göre yenilenmiş hem de mahallî idare sistemimizin uluslararası normlara ve özellikle de Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na uyumu sağlanmıştır.

İçişleri Bakanlığımızın vatandaşımıza yönelik temel hizmetlerinden birisi de nüfus ve vatandaşlık işlemleridir. E-devletin en önemli ayaklarından birisi olan Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) kapsamında çok önemli 2 proje hayata geçirilmiştir. Bunlardan birisi kimlik paylaşım sistemi, diğeri ise adres kayıt sistemidir. Yeni nesil, makinede okunabilir, çipli pasaportlar bakanlığımız tarafından Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm bu çalışmaların yürütülmesinde emeği geçen başta İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin olmak üzere, İçişleri Bakanlığı çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bütçenin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyor, bütçemizin kurumlarımıza, milletimize hayırlı olmasını, ülkemizin güçlü ve aydınlık geleceğine emin adımlarla yürüyüşünün hızlanarak devam etmesine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN ULUPINAR (Devamla) - …vesile olmasını temenni ediyorum ve heyetinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ulupınar.

Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Köksal.

AK PARTİ GRUBU ADINA OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı merkezî yönetim bütçe kanununda yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, birkaç gün önce İstanbul Gaziosmanpaşa’da hain saldırıda şehit olan polis memuru Mücahit Daştan’a ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve gazilerimize sağlık ve sıhhat diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temel kamu hizmetlerinden birisi olan güvenlik hizmetlerinde gerek nicelik gerekse nitelik olarak önemli değişimler yaşanmaktadır. AK PARTİ iktidarı olarak güvenlik politikalarıyla yerleşik güvenlik anlayışında köklü bir paradigma değişikliği yapılmış ve özgürlük için güvenlik yaklaşımı benimsenmiştir.

Emniyet teşkilatı, kamu düzenini bozan, insan hayatı ve sağlığı için tehlike arz eden siyasi, ekonomik ve sosyal düzeni olumsuz yönde etkileyen, toplumsal yapıyı derinden zedeleyen ve haksız rekabete yol açan, toplumun huzurunu bozan bütün suçlarla mücadele ederek başarıdan başarıya koşmaktadır. Bu doğrultuda, toplum destekli asayiş hizmeti, terörle mücadele, uyuşturucu madde ve kullanımıyla etkili mücadele, bilişim suçlarıyla mücadele, yasa dışı göç, organize suçlar, kriminal altyapının güçlenmesi, trafik güvenliği ve MOBESE uygulamalarının etkin yürütülmesi gibi pek çok projeyi yürürlüğe sokmuş ve ona göre çalışmalarını sürdürmektedir.

Emniyet teşkilatı asayiş olaylarından teröre, terörden diğer alanlardaki mücadeleyi etkin ve kalıcı bir şekilde sürdürürken bir taraftan da toplumsal huzur ve barışı getirme gayreti içerisindedir. Bu kapsamda, Toplum Destekli Polislik Projesi, Güvenli Okul-Güvenli Eğitim Projesi, güven timleri, yıldırım ekipleri gibi halkın çok dolaştığı, alışveriş yaptığı pazar yerleri, hastaneler gibi yerlerde sivil mücadele eden ekipleriyle, ayrıca -son günlerde maalesef çokça görülen- aile içi şiddet ile mücadelede gene şube müdürlüğü kurmak suretiyle ve Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı hazırlamak ama her şeyin ötesinde, 81 ilimiz de MOBESE sistemine kavuşturularak suçları aydınlatma yönünde yoğun bir çalışma içerisindedir.

Tabii, polis teşkilatının son yıllarda büyük yeniliklerini, değişikliklerini burada anlatmaya beş dakika içinde sürem yetmediği için bu ana hatlarıyla bunu söylemek istiyorum sayın üyeler.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu uygulamaların ülke genelinde yaygınlaştırılması ile toplumun polise bakış açısı olumlu yönde değişmiş ve bu anlamda yapılan anketlerde ve araştırmalarda toplumun güvenlik hizmetlerinden memnuniyet düzeyinin son yıllarda en üst düzeye çıktığı görülmektedir. Bu durum göstermektedir ki polis teşkilatı vatandaşla arasında âdeta bir gönül köprüsü kurmuştur.

Tabii, bu anlamda Sayın Çam’ın da polis teşkilatından bir özür dilemesi gerektiğini düşünerek sözlerimi sürdürmek istiyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) – Senin yaptığın bu işkenceler ne olacak?

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) - Sayın Çam, polis teşkilatımız ne attır, ne de sahibi vardır. Polisimiz gücünü Anayasa, kanunlar ve hizmet etmekten gurur duyduğu yüce Türk milletinden alan yüz altmış sekiz yıllık köklü bir teşkilattır.

MUSA ÇAM (İzmir) – Yaptığın işkencelerin çıkartırım hepsini.

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Devamla) - Bunu burada ifade edip zabıtlara geçirmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, teşkilatımız özveriyle görevini yaparken başarıdan başarıya koşmaktadır. Sadece içeride değil, yurt dışında da polis teşkilatımız AGİT, NATO, AB gibi kuruluşların dikkatini çekmiş ve başta Afganistan polisi olmak üzere pek çok ülkenin eğitimini vermiştir.

AK PARTİ hükûmetleri göreve başladığında 189 bin olan polis teşkilatının sayısı bugün 250 bini geçmiştir. Bu noktada, baktığımızda, polis teşkilatı vatandaşın huzur ve güveni için gece gündüz demeden büyük özveriyle görev yapan ve fedakârlıkları hiçbir şeyle ölçülmeyen bir teşkilattır. Bu bağlamda, polislerimizin askerliğini, birinci dereceye çıkmasını, başpolis ve kıdemli başpolis gibi yükselme unvanlarının sağlanması, bazı yerlerden imkânlar sağlanması ve… Özellikle on yıllık iktidarımızda tedricî maaş ve özlük hakları artırılmış. Ancak bu yeterli midir? Elbette ki yeterli değildir, bunu da burada ifade etmek istiyorum. Umut ediyorum ki İçişleri Bakanlığımızın sürdürmekte olduğu çalışma kısa zamanda sonuçlanır ve her şeye layık olan polis teşkilatımıza da yeni imkânlar sağlanır.

Ben bu duygu ve düşüncelerle başta İçişleri Bakanımız ve Emniyet Genel Müdürümüz olmak üzere, her kademede görev yapan teşkilat mensuplarına başarılar diliyor, bütçemizin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar).

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Köksal.

Sivas Milletvekili Ali Turan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar).

Buyurunuz Sayın Turan.

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ TURAN (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı Jandarma Genel Komutanlığı bütçesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Jandarma teşkilatı her zaman yurda, yurduna, ulusuna ve cumhuriyetine sadakatle bağlı, fedakârlık örneği olan bir güvenlik birimidir. Ülkenin huzuru, güvenliği, refahı ne kadar emin ve güvence altında ise devletin ekonomisi, dış siyaseti ve ticareti de o derecede güçlüdür.

Ülkemiz sınırları içerisinde emniyet ve asayişin sağlanması İçişleri Bakanlığı sorumluluğundadır. Bu görev, şehir merkezlerinde polis, kırsal kesimde ise jandarma tarafından yerine getirilmektedir. Jandarmanın görevi ve sorumluluk alanları, mülki görevleri, adli görevleri, askerî görevleri, diğer görevleri vardır. Ülke nüfusunun yüzde 78’i polis, yüzde 22’si jandarma görev ve sorumluluğundadır. Türkiye yüz ölçümünün ise yüzde 7’si polis, yüzde 93’ü jandarma sorumluluğunda bulunmaktadır.

Jandarma Genel Komutanlığı bugün itibarıyla 188.589 personelle hizmet vermektedir. Jandarma teşkilatında toplam 1.892 ihtisas timi, 14 çocuk ve kadın kısım amirliği, 11 asayiş bot komutanlığı olmak üzere, toplam 1.917 emniyet ve asayiş birimi bulunmaktadır.

Asayiş Daire Başkanlığı bünyesinde kadına yönelik şiddetle daha etkin mücadele etmek amacıyla Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Şube Müdürlüğü kurulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülke genelinde 330 sivil cezaevinde yaklaşık 15 bin jandarma personeli görev yapmaktadır. Havaalanları, barajlar, hidroelektrik santralleri, petrol üretim sahaları, verici istasyonları, petrol ve doğal gaz boru hatları gibi kritik tesislerin güvenliğini sağlamaktadır. Bunların sorumluluk alanlarında ikamet eden ve koruma kararı bulunan kişilerin korunması için koruma birliklerinde yaklaşık 3 bin personel görev yapmaktadır.

Ülke genelindeki devlet kara yollarının yüzde 26’sı, il yollarının yüzde 86’sı, köy yollarının tamamı olmak üzere, toplam 340.523 kilometre kara yolu jandarma trafik birimlerinin sorumluluğu altındadır.

Karakolların güvenliği kapsamında, 64 adet hizmet binası TOKİ Başkanlığı tarafından güvenli karakol olarak yeniden inşa edilmiştir. 89 adet hizmet binası inşaatı devam etmekte, 70 adedinin ise ihale işlemleri sürmektedir.

Jandarmanın uyuşturucu ile etkin mücadelesi sonucu 49,5 ton esrar, 996 kilo eroin, 51 kilo diğer uyuşturucu madde ile 18 milyon 421 bin kök kenevir ele geçirilmiştir. 2012 yılında ele geçirilen uyuşturucu maddelerin tutarı yaklaşık 2 milyar TL  civarındadır. Jandarma, bu konuda görevini yerine getirirken şeffaflık ve hukuk kuralları içerisinde, insan haklarına saygıyı temel ilke olarak kabul etmektedir.

Suriye’de yaşanan olaylar sonucu ülkemize sığınan Suriyeliler için yapılan barınma merkezlerinde güvenliğin sağlanması amacıyla 434 jandarma görev yapmaktadır.

2013 bütçesinde Jandarma Genel Komutanlığına ayrılan ödenek miktarı bir önceki yıla göre yüzde 18,90 artışla 5 milyar 843 milyon 453 bin TL olmuştur. Bu bütçe içerisinde personel giderleri, sosyal güvenlik giderleri, mal ve hizmet alımı giderleri ile cari transfer giderleri bulunmaktadır.

Jandarma Genel Komutanlığındaki yiğitler daha önce Çanakkale’de, Sakarya’da, Sarıkamış’ta Allahuekber dağlarında, İstiklal Savaşı’nda ülkemizin bölünmez bütünlüğü uğruna nasıl kahramanlık destanı yazdı ise bugün de birlik ve beraberliğimize, ülke bütünlüğüne kasteden teröre karşı aynı inanç ve kararlılıkla mücadele eden kahramanlarımızdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle, ülkemizin en ücra köşesinde zor şartlar altında görev yapan jandarmamıza ve ailelerine şükranlarımı sunuyorum. Vatandaşımızın ve milletimizin bölünmez bütünlüğü için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor, 2013 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Turan.

Nevşehir Milletvekili Ebu Bekir Gizligider, buyurunuz efendim.

AK PARTİ GRUBU ADINA EBU BEKİR GİZLİGİDER (Nevşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığımızın bünyesindeki Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almam vesilesiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sahil Güvenlik Komutanlığımız, deniz yetki alanlarımızda her yıl yüzlerce arama kurtarma faaliyeti yürütmüş, insan kaçakçılığı, akaryakıt, sigara, içki ve tarihi eser kaçakçılığını engellemiş ve gerekli idari cezaları tesis etmiştir.

AK PARTİ hükûmetleriyle her alanda kendini gösteren öz güven ve millîleşme, savunma sanayisinde de Türk tankı Altay’la, Fırtına obüsleriyle, tüfeğiyle, Göktürk Uydusu’yla, insansız hava aracıyla, helikopteri ve sayamadığımız birçok alandaki yenilikle devam etmektedir.

Millî savunmamızın, partimizin iktidarına kadar eksik olan “millî” kısmı inşallah kısa sürede tamamlanacak ve ne zaman dost ne zaman düşman olacağı belli olmayan güçlere, yani kısaca ele güne muhtaç olmayacağız.

Bu kapsamda Sahil Güvenlik Komutanlığınca denizlerin MOBESE'si olacak ve 50 milyon avro bütçeli Sahil Gözetleme Radar Sistemi Tedarik Projesi beş yıl içinde tamamlanacaktır. Komutanlığımızın bu yılki bütçesi 432 milyon 35 bin lira olarak öngörülmüştür.

Sayın milletvekilleri, bütçe görüşmelerinin ilk gününde, yanlış bilgilendirildiğine inandığım Sayın CHP Genel Başkanı tarafından ve diğer muhalif milletvekilleri tarafından dillendirilen bir konuda bölge milletvekili olmam hasebiyle bilgi vermek istiyorum. Patates çiftçilerimize dair olacak açıklamam.

Öncelikle, geçtiğimiz yıl yaşanan don olayı sebebiyle dekar başına 200 TL olmak üzere karşılıksız olarak yani hibe vasfıyla toplam 8 milyon 630 bin TL ödeme yapılmış, çiftçi mağdur edilmemiştir.

Yine, geçmişten beri var olan ve bir yıl abat ederken birkaç yıl istenen fiyat aralığında pazarlanamayan patates sorununa girişimlerimiz ile Sayın Başbakanımızın ve Tarım Bakanımızın meseleyi sahiplenmesi neticesinde kalıcı çözümler için Nevşehir ve Niğde illerinde Patates Çalıstayı yapılmıştır. Enerji girdilerinden ekim alanlarına ve pazarlamaya kadar, bakanlık bürokratlarının ve sektörün bütün katılımcılarının katkılarıyla sorunlar masaya yatırılmış ve çözümlerde fikir birliğine varılmıştır. Kısa vadeli çözümlerden ilki olan ihracat noktasındaki sıkıntı aşılmış olup fiyat hızla artmaktadır. Bütçe açılışında iddia edilen “10 kuruş” iddiası kesinlikle doğru değildir.

Yine, enerji girdilerine destek verilmesinden alternatif enerji kaynaklarının kullanımına ve ekim alanlarının tanzimine kadar diğer orta ve uzun vadeli çözümler hususunda çalışmalar başlatılmıştır. Bu meselenin özü, doğrusu budur.

Saygıdeğer milletvekilleri, muhalefeti dinlerken “Ülkemden mi bahsediyorlar?” diye zaman zaman  şaşırıyorum. Zira AB Uyum Komisyonu üyesi olmam hasebiyle katıldığımız Avrupa'daki bütün toplantılarda Avrupalı mevkidaşlarımızın ülkemize olan gıptası bizi gururlandırmakta. En son geçtiğimiz hafta, Viyana’da bir kısım milletvekillerimizle katıldığımız Hoşgörü Sempozyumu’nda bir Fransız Milletvekili bize şunu dedi:  “Aslında bu hastalıklı Avrupa Birliği yapısına sizin hiç de ihtiyacınız yok, çok daha üst bir seviyedesiniz.” Tabii, bunlar bizim için gurur veriyor ama bir yandan da şüphe ettim, acaba o da yandaş bir Fransız milletvekili mi!

Yine, en son Asya'da Myanmar'da Arakan’da idim ve orada, hiç bilmediğimiz milyonların saygıdeğer AK PARTİ milletvekilleri, sizlere göz- yaşlarıyla dua ettiklerine bizzat şahit oldum. Bu örnekleri onlarca verebilirim. Demek ki İngiltere'de trafikte ters yönde ilerleyen Temel gibi olmamak lazım. Bütün dünya takdirlerini bildirirken muhalefetimize sorarsanız iyi yaptığımız neredeyse hiçbir şey yok. Biri ters yönde ama acaba hangi taraf? Tabii, hakkı teslim ederlerse herhâlde bu bütçe görüşmelerinin de pek tadı tuzu olmazdı.

Saygıdeğer AK PARTİ milletvekilleri, zamanım oldukça azaldı, birtakım istatistiki veriler var, bunları geçiyorum.

Bu düşüncelerle 2013 yılı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gizligider.

Şimdi, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Demir Çelik.

Buyurunuz Sayın Çelik. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA DEMİR ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; sizleri şahsım ve partim adına saygıyla selamlarken Ulaştırma Bakanlığı bütçesine ilişkin grubumuzun düşüncelerini paylaşacağım.

Özelde Ulaştırma Bakanlığı, genelde 2013 bütçesinde, toplum dinamiklerinin temel ihtiyaçlarının açığa çıkarıldığı, onların karşılanmasına dönük bir sürecin tüketildiği söylenemez; aksine, ilgili bakanlıkların bürokratları ve teknokratlarına dayalı şablon bütçelerin 2013 versiyonu olarak okumak, görmek mümkündür. Bu çerçevede de bu bütçe, her şeyden önce katılımcı değil, şeffaf değil, hesap verebilir olmaktan uzaktır. Bu yönüyle de denetime açık değil, dolayısıyla da Meclisin bütçe üzerindeki denetim fonksiyonu baypas edilmiştir,  Meclisin görevleri bir kısım kurumların erk ve odaklarına hapsedilmiştir. Bu anlayış, tarafınızdan, yeni görülen, izlenen bir anlayış değil elbette ki; 1980’li yılların ikinci yarısından sonra Türkiye'nin hızla içine girdiği küresel emperyal güçlerin neoliberal politikalarının bir uzantısı, devamı olarak görmek, okumak mümkündür.  Özellikle de özelleştirmede, -AKP’nin on yıllık iktidarında yüzde 80’ler oranında gerçekleştirdiği özelleştirmeyle- bir bütçenin, ancak ticari açığın, cari açığın kapatılmasına hizmet edecek bir yamalı bohçaya dönüştürüldüğü de malumunuzdur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; neoliberalizm olarak ifade edilen siyasal akım özelleştirmedir, piyasalaştırmadır, taşeronlaştırmadır. Neoliberalizm, bu yönüyle, özgürlüklerin reddedildiği, sömürünün, baskının ve şiddetin topluma rağmen topluma dayatıldığı siyasal sistemin ideolojisidir. Yüzde 80’e varan özelleştirme politikalarıyla günümüz uygulamalarını birleştirdiğimizde, AKP’nin ve iktidarının da yapmak istediği, tam da özgürlük karşıtı siyasal erkin ve iktidarın geleceği tahayyül eden tasavvurlarıdır. Bütçe, âdeta özgürlükleri, meşru, demokratik talepleri es geçen, aksine yasağı, inkârı, baskıyı, dolayısıyla da güvenlikçi ve asayişçi politikaları topluma dayatan, o yönüyle de bir savaş bütçesi olmaktan uzak duramamıştır. Olması gereken barıştı, olması gereken toplumun ekonomik, demokratik, siyasal, sosyal, kültürel taleplerinin karşılanabildiği, demokratik ülkenin meşru ve denetlenebilir, şeffaf bütçesi olmalıydı. Ama bunu, bütçede olduğu gibi, hayatın her alanında görmek ve gördüğümüzde de alışılagelen bir uygulama silsilesi olmaya başladığını da üzülerek belirtmek istiyorum. Bunu, telefon dinlemelerinden siyasete, siyaset diline yaklaşımına, bu toplumsal temel taleplerin karşılanmasından dezavantajlı gruplara, bu toplumun her türlü meşru, demokratik taleplerinin yaklaşımında gördüğümüz, izlediğimiz ve yaklaşım olarak kriminalize, terörize edildiğimiz uygulamaların da bizatihi şahitliğini yapan bir siyasal gelenekten ve partiden geliyor olmaktan dolayı da ifade etmek istiyorum.

Özellikle 2009’dan bu yana, bu ülkenin on yıllardır savaş ve çatışmanın kayıpları üzerine yeni bir yaşamı özgürlük adına, adalet adına, eşitlik adına şekillendirmesi gerekirken, yine yasakçı, tekçi, katı merkeziyetçi devlet algısıyla soruna yaklaşılmış, bir halk 2009’dan bu yana topyekûn düşmanlaştırma hukukuna tabi tutulmuş, iradesi kırılmış, teslim alınmaya çalışılmıştır.

Bilim ve teknoloji, insanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasına dönük olması gerekirken eğitimden sağlığa, üretimden istihdama her alanda onun olanakları ve imkânlarıyla toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya dönük bir işlevi yüklenmesi gerekirken ortam dinlemeleri, teknolojik avantajlarla teknik takiplere tabi tutulan siyasetçiler, fişleme, izleme, en nihayetinde de baskı ve şiddetin dayatıldığı, bu yönüyle de toplumun esaret altına alınmaya çalışıldığı bir dizi uygulamayı hep birlikte 2009’dan beri görüyor ve yaşıyoruz.

Bu anlamıyla da ulaşımdan kentsel yaşama, dezavantajlı gruplardan çalışanlara dönük uygun olmayan, olumsuz koşulları birebir sıralamak mümkündür. Her şeyden önce, sanayileşmenin ve kentselleşmenin yol açtığı, günümüz dünyasının en temel problemlerinden biri olan ulaşımı, bugün bilim ve teknolojinin olanaklarıyla giderebilmenin bir kısım koşullarına kavuşmak mümkünken üretimden ticarete, barınmadan sosyal yaşama, özellikle başta işçiler, emekçiler, öğrenciler olmak üzere, bu kentsel dokunun ulaşım sektöründen faydalanamamakta, yararlanamamakta, ciddi mağduriyetler yaşamaktadırlar.

Kentselleşme, iktidar odaklarının iktidar karargâhlarına dönüştürüldüğü için, kadınından engellisine, gencinden sıradan vatandaşının her türlü ihtiyacını meşru demokratik zeminde karşılayabildiği bir formattan uzaklaştırılmıştır, mağduriyetler silsilesine dönüşmüştür. Bunu kara yollarında, demir yollarında, deniz yolu taşımacılığında ve hava yolu taşımacılığında da görmek mümkündür. Büyüyen rakamlarla, büyütülen filolarla bir kısım gelişmişliğin işareti olabilecek araçlar edinebilirsiniz ama bunlar, toplumun hizmetinde değilse, toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaksa tartışma konusudur da. Elbette ki her ülke gibi Türkiye de dinamik bir toplumdur. Onunla birlikte, söz konusu olan sektörler de değişmek, gelişmek durumuyla karşı karşıyadırlar. Ne demir yolu ne kara yolu ne deniz yolu ne de hava yolu statik değildir, günün ihtiyaçlarına uyarlanmak, değişimi derinliğine hissetmek durumuyla karşı karşıyadırlar. Ama 1950’li yıllarda demir yolunun toplam yük taşıma kapasitesi yüzde 78 iken yolcu taşıma oranı yüzde 42 iken, bugün yükte yüzde 48’e, yolcuda yüzde 24’e gerilemiş olması izaha muhtaç bir konudur.

Demir yolu benzeri uygulamayı deniz yolunda da görmek mümkün 3 tarafı denizlerle çevrili ülkemizde deniz yolunun hem güvenilir hem az hasarlı hem hızlı olabilme olanaklarının toplumun hizmetine sunulması gerekirken yine küresel güçlerin çıkarına olacak tarzda kara yolu taşımacılığı önemsenmiştir, öne çıkarılmıştır. Ona uygun bir seyahat, bir ulaşım politikası geliştirilemediği için de her gün “trafik canavarı” olarak ifade ettiğimiz trafiğe, onlarca vatandaşımızın ölümüne neden olmaktayız. Bunlar sorgulanmaya muhtaç konulardır.

Bu yönüyle de 1990’lı yıllardan bu yana, bir halkın kendi kültürünü, kendi dilini, kendi kimliğini anayasal güvenceye tabi tutmak yönlü meşru zeminleri kullanarak yürüttüğü demokratik meşru zemini terörize ederek, Terörle Mücadele Kanunu adı altında, demokratik anayasalarda ve yasalarda olması mümkün olmayan bir yargı ve hukuki kuşatmayla halk iradesi teslim alınmıştır. İçinde milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve seçilmişlerin olduğu aydınından entelektüeline, gazetecisinden yazarına, öğrencisinden hukukçusuna -ama on binlerle ifade edilebilecek- birçok insanımızın bu kanun maddesi çerçevesinde düşman hukukuna tabi tutularak sorgulandığı, gözaltına alındığı, tutuklandığı ve iddialarının bile hâlâ su yüzüne çıkmadığı sorgu sürecini hepimizin unutmaması gereken bir Türkiye gerçekliği olarak görmemiz gerekiyor.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; gerek kara yolları gerek demir yolları gerek havayolları gerekse deniz yollarındaki kapasite gelişimi ve gelişmişlik bir ülkenin ekonomik gelişmişliğinin de önemli göstergeleridir  ama bu göstergeler Kürt coğrafyasına gittiğinde farklı okunabilmekte, Kürtlerin yaşadığı coğrafyadaki uygulamalarla yüzleştiğimizde farklı ve acı bir tablo ile karşılaşmamız mümkündür. 1930’dan 1950’li yıllara kadar demir yolu ağı Kürt coğrafyasının güneyinden kuzeyinden güvenlik amaçlı, daha çok da askerî mühimmat ve teçhizatın taşınmasına hizmet edecek bir durumla karşı karşıya iken kara yolları yakın zamana kadar yol geçmez, kervan geçmez konumundaydı. AKP iktidarıyla “duble yollar projesi” olarak başlatılıp bitirilemeyen âdeta köstebek yuvası durumuna gelmiş kara yollarıyla da ulaşım ve seyahat neredeyse günlük işkenceye dönüşmüş bulunmaktadır.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) –  Hangi memlekette yaşıyorsunuz Sayın Vekilim?

DEMİR ÇELİK (Devamla) – Tarih boyunca, doksan yıllık cumhuriyet tarihinin inkârcı, merkeziyetçi uygulamaları bu anlamıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kendisini, kendisiyle birlikte toplumun geleceğini de karartan bir tabloyla bizi karşı karşıya bırakmıştır.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Hayret ediyoruz, hayret!

DEMİR ÇELİK (Devamla) – Öncelikle, birçok siyasetçi ve devlet aklı “Kürt sorunu yoktur, Kürt meselesi yoktur, bölgenin geri kalmışlık sorunu vardır.” demelerine rağmen, doksan yıldır bu bölgenin geri kalmışlığı giderilememiş, ekonomik gelişmişlik seviyesi karşılanamamış, feodalite tasfiye edilememiş, ağalık, beylik ve şeyhlik giderilememiştir. Acaba neden? Aklınızda bunu izah edebilecek bir gerekçe mutlaka olmalıdır. Türkiye'nin batı yakası kapitalist üretim ilişkileriyle emperyal pazarlara entegre olmuşken, bu yönüyle bölgesel gelişmişlik farkıyla güneyi ve doğuyu katbekat aşmışken acaba bu bölgeye altyapı hizmetleri, sosyoekonomik gelişmeye fırsat verecek dinamikler niye seferber edilememiştir? Bunun tek bir izahatı vardır; bölgeyi insansızlaştırmak, bölge insanını Türkiye'nin batı yakasına, başta İstanbul olmak üzere, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, İzmit’e göçürtmek. Buradan da arzulanan fayda, Kürtleri asimilasyona tabi tutarak hızlı entegrasyonla sistem içine çekmek, ehlileştirmektir. Bu politika neticesinde Kürt nüfusunun yüzde 70’i, doksan yıl boyunca siyasal ve sosyal koşullardan kaynaklı göçürtüldü, hâlâ da göçürtülüyor. Yakın zamanda 4 bin köy boşaltıldı, yakılıp yıkıldı; köylerin insanları, yoksulları metropol kentlerinin varoşlarında yaşamlarını ikame etme durumuyla karşı karşıya kaldılar. Biz, bu ve benzeri uygulamalarla Kürt sorununu nasıl ki öteleyip erteleyerek, çözümsüz ve karşısında çaresiz kaldığımız bugünlere taşıdıysak aynı zamanda, İstanbul’da, Bursa’da, Mersin’de, Adana’da, İzmir’de ve hissettiğimiz kentten çevreye, sosyal travmadan siyasal travmaya, etnik ayrışmadan çatışmaya, ulaşımdan trafiğe, yoksulluktan açlığa kadar her türlü sorunun da yaşandığı mega kentler yarattık. Hâlbuki, Türkiye’yi Ankara’dan, Türkiye’yi İstanbul’dan yürütmek, yönetmek yerine, meşru demokratik noktada 20-25 bölgesel yönetimle herkesin kendisini, kendisiyle birlikte kentini yönetebildiği bir siyasal mekanizmayla; idari, mali, siyasal özerklikle, demokratik ortak vatanda birlikte yaşamak mümkündür. Bu birlik iradesi Türk’ün de, Kürt’ün de yararınadır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelik.

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Önder.

BDP GRUBU ADINA SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi partim ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sabah Kültür Bakanlığı bütçesinde söyledik; işin bütçe ve bütçe denetimiyle ilgili kısmı artık boşluğa düştüğü için, bari bu faslı bir hasbihâl etme, içinde yaşadığımız sorunlara bir çözüm perspektifi geliştirme doğrultusunda kullanacağız.

Şimdi, en yakından ilgili olduğumuz bir bakanlığın bütçesi görüşülüyor. Karşı karşıya olduğumuz mesele sosyal, kültürel, inançsal, insanî bir sürü veçhesi olan bir mesele ama ta ezelden beridir Kürt meselesi. Aldığı bütün eğitim, dost kuvvetler-düşman kuvvetler, suçlu ya da sanık-masum gibi iki keskin hatta ayrılmış, doğası gereği de böyle olmak zorunda olan birimlere emanet ediliyor bu sorun. Bunun adına “güvenlik konsepti” deniliyor, işin sonuna “konsept” takınca da matah bir şeymiş gibi kulağa geliyor. Şimdi, biraz bunu değerlendireceğiz.

Buna geçerken Emniyet Genel Müdürlüğünün bir hukuk dışı tavrının altını çizerek geçmek istiyorum. Polisler, malum, sendika kurmak istiyorlar ve Emniyet Genel Müdürlüğü bir genelge yayınladı uluslararası hukuka göre bunun yasal olarak mümkün olmadığını belirten. Bizim, başta polis de olmak üzere, jandarma, asker de dâhil olmak üzere, tüm kamu çalışanlarının sendikalaşma mücadelesinin sonuna kadar yanında olduğumuzu ve onların bu çabalarını selamladığımızı belirterek başlayayım konuşmaya.

Yaygın çevrilen iki tane sakız var ağızlarda. Bunlardan birincisi: “BDP siyaset yapmıyor.” Bu bizim çok sık karşılaştığımız, çok sık söylenince de gerçekmiş gibi zannedilen bir itham. Peki, siyasetin yeri burası…

İçişleri Komisyon Başkanımız şekerlemeyle meşgul. Ağabey sen devam et… (BDP ve CHP sıralarından gülüşmeler)

Nerede siyaset yapacağız, nasıl yapacağız? Siyasete bir alan açılmış mı burada? Şu sıralara bakın, muhalefet iktidardan daha fazla. Dersiniz ki “Bu bütçeyi biz kullanacağız, biz idare edeceğiz.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hükûmeti göster, Hükûmet var mı?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Hükûmet zaten yok.

Şimdi, BDP’nin siyaset yapmadığını, BDP hariç şöyle şu blok olduğu gibi dile getiriyor. Niye? Niye böyle deniyor? Bunda bir gerçeklik payı var mı? Gerçekten biz de düşünüyoruz -Biz, siyaset yapma sözü ve vaadiyle halktan oy istemişiz, buraya gelmişiz, eksik bıraktığımız bir şey var mı- diye.

Siyaseti size unutturdular. 12 Eylül… Herkes kendi siyasal partisinin 12 Eylülden önceki politika yapış tarzına, biçimine, içeriğine baktığında bunların tümünün en kristalize hâlini BDP’nin bugün yaptığını görecektir. Sizin yaptığınız siyaset olmayınca siz, bizim yaptığımızı siyaset dışı bir şey zannediyorsunuz. Ne yapıyor bir BDP’li vekil; bir BDP’li vekilin bir günü, bir haftası, bir ayı nasıl geçer? Burada, tüm komisyonlarda, vekil az, komisyon çok olduğu için fazladan diğer komisyonlarda da görev almak şeklinde en devamlı üyeleriz ve hepsinde birer vekille temsil ediliyoruz.

Kabul edin ki, şurada dişe dokunur, batne cila, ufuk açan, perspektif geliştiren, özgünlüğü olan, yaygara yapmadan derdini derli toplu anlatan en nitelikli önermelerin sahibidir bu grup.

Başka ne yapar? Yaklaşık 3 milyon seçmenimiz var. Sizin birçoğunuzu seçmeniniz tanımaz, sizin partilerinize oy verdiler -önseçimle gelen belli milletvekili arkadaşlarımızı bundan vareste tutuyorum, sistemin kendisi böyle, medyada bilinirliği olan birkaç milletvekilini de çıkarsak- İstanbul özelinde, gidin bir AK PARTİ’li seçmene, bir CHP’li, bir MHP’li seçmene sorun, vekillerinin belki en fazla ismini bilirler.  Bir BDP’li vekil bu 3 milyon seçmen tarafından tanınır; ismiyle, şahsiyetiyle, özelliğiyle, erdemiyle, zaafıyla, her yönüyle bilinir bu vekiller. Biz de bunları ev ev, sokak sokak, cezaevi cezaevi -çünkü artık olağan suçlu durumundalar, kriminalize edildiler- hepsini biliriz. Siyaset böyle yapılır. Bizlerin gaza, değişik fiziksel şiddete, itibarsızlaştırma operasyonlarına muhatap olmamız olağan bir uygulamaya dönüştü, size de doğal geliyor. BDP’li vekil varsa gaz yer zaten. İşte, mesela, bir BDP’li vekil kendisi gaz yemeden o itiraz alanı neyse, o dile getirme alanı neyse seçmenine bir tek gaz yedirmez, kenara çekilmez; onun meydana gelmemesi için her şeyi yapar ama eğer yenilecekse de ilk gazı o yer. Siyaset böyle yapılır. Derdiyle ağlayıp, sevinciyle hemhâl olarak yapılır siyaset. Birçok siyasi parti artık bir şirket hüviyetinde. Bir ikbal, bir istikbal umudu olmadan sizde bir bardak suyu şuradan şuraya götürecek az adam bulursunuz, herkesin bir hesabı vardır. Bunlar da mermiye kafa atıyorlar; seçmeniyle, vekiliyle, yöneticisiyle biz. “Kürtler, BDP siyaset yapmıyor.” BDP siyasetin en hasını yapıyor.

Mesela, ağzınızdaki bir diğer sakız “Kürt milliyetçiliği” BDP blok olarak seçimlere girdi Kürt milliyetçisi olmayalım, bu tehlikeye düşmeyelim diye. Kaçınız bunun farkına vardınız? Bakın sosyalistler var bu bloğun içerisinde, sosyal demokrat olanlar var, değişik inanç grubundan arkadaşlarımız var, değişik inançlara mensup arkadaşlarımız var.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – En fazla kadın vekil var.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Hanginizde bu çeşitlilik var? Homojen, birbirine benzeyen… Şuradaki konuşmalar bile öyle yani birbirini tekrar eden, muhtemelen danışmanlar elinden çıkmış ya da bakanlık bürokrasisi tarafından verilmiş metinler okuyorsunuz.

Siyaset böyle yapılır. Bakın, bir parti, bir siyasal anlayış kendini milliyetçilik tuzağına düşürmekten alıkoymak için böylesine geniş ve hiçbir sayısal hesap yapmadan siyasal bir tutum alabiliyor. Bu mu BDP’nin siyaset yapmaması?

Bu toprakların –Allah aşkına söyleyin, elinizi vicdanınıza koyun söyleyin- en kadim meselesinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Yıllardır birçok evladımızın canına sebep oldu. Hepsini rahmetle anıyorum; gerillasını, askerini, polisini, din görevlisini, hepsini. Şimdi, peki, hangi parti bu işe bir çözüm önerisi geliştirdi?

TÜLİN ERKAN KARA (Bursa) – AK PARTİ.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Öyle mi?

TÜLİN ERKAN KARA (Bursa) – Evet.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – AK PARTİ’nin çözümü Saygıdeğer Hanımefendi, biraz önce o söylediğim güvenlikçi yaklaşım. “Benim artık Kürt sorunu diye bir şeyim yok, Kürt kardeşlerimin sorunu var.” dedi. Ve Kürtler inanın bu “kardeş” lafından tiksiniyorlar, kusacaklar artık. Kardeşlik falan istemiyorlar. Niye istemiyorlar biliyor musunuz? Size göstereyim. Normalde sakin bir konuşma yapmayı, ufuk açıcı bir konuşma yapmayı düşünüyorum.

Bakın, bu bir tabut. Bu bir tabut. Ölüden ve deliden hüküm kalkar. Bakın, burada TOMA’lar gazlı su, gaz bombalarıyla iki tabuta müdahale ediyorlar. Talep ne? Karşı çıkış noktası ne? Talep şu: “Biz şu 500 metrelik yoldan yürüyerek bu cenazemizi defnedeceğiz.” diyorlar. Diyarbakır polisi Kürtçe anons yapıyordu Şafiilikte cenaze bekletilmez diye. İtikadınız varsa -ilahiyatçı arkadaşlar var, size yardımcı olabilirler- “Ölüye rıfk ile muamele edin.” der, yumuşaklıkla.

Ben size başka bir tarihimizden… Bu yakın tarih, bundan on gün önce. Bu da annesi.

Şimdi, General Bridges diye birisi var -hiç duydunuz mu bilmiyorum- Çanakkale Savaşı’nda. Burada çıkıp “Çanakkale” demek kolay. Biraz iki dakika tefekkür etseniz. Çanakkale Savaşı’nda Fransız generali -asker bürokratlar var burada, bilirler; hatıratını yazdı- bir kolu ve bir bacağını kaybetmişti. Hatıratını yazdı, bir anekdot anlatır, onu paylaşmak istiyorum.

“Bir Fransız er yaralanmıştı, bir yoksul Türk askerini, derbeder bir Türk askerini gömleğini yırtarak onun yarasını sararken gördüm.” der. Bir tercüman bulurlar “Niye böyle yapıyorsun?” diye sorar. “Fransız askerinin yarası ağırdı. Elinde bir fotoğraf vardı, baktım, annesinin fotoğrafı herhâlde, yaşlı bir kadın fotoğrafıydı.” der. “Benim annem yok, hayatta değil, onun annesi var, bari o ölmesin dedim.” der, o gömleğiyle ona pansuman yapar. Bir Fransız askeri, bu topraklarda işgalcilikten başka hiçbir hüviyeti yok; ne tarihsel olarak ne coğrafi olarak ne kültürel olarak onun burada bulunmasının hiçbir gerekçesi yok. General ağlar çünkü bakar ki aynı süngü yarası Türk askerinde de var ve oraya ot tepmiş. Hikâyenin sonu çok hazindir, ikisi birden ölürler orada.

Bu, Fransıza reva görülen, bu da sizin “Kardeşim” dediniz mi Kürt’ün sövüyor gibi algıladığı Kürt kardeşinize reva görülen muamele. Siz, biz -ben de Türk’üm- bu topraklara gelmeden önce, Kürtler bu toprakların kadim halklarından birisiydi. Ne zaman öğrendiniz bu dilleri, kim öğretti size, nasıl bu kadar kaybettiniz endazeyi? Cenazeye bu yapılır mı, cenaze cemaatine bu yapılır mı?

Şimdi, “Sendikalaşma çabasını destekliyoruz.” dedik, şunun için: Bu, bölünme… “Kürtler siyaset yapmıyor.” meselesinde, Kürtler siyaset yapıyorlar; ilk defa bunun için derli toplu bir şey önerdiler: “Demokratik özerklik” dediler. Bunu detaylandırdılar, hâlen de detaylandırmaya çalışıyorlar. Her türlü öneriye, katkıya, itiraza açık bir noktada duruyorlar. Siz ne yaptınız? Herkes. “Akil adamlar” diyor muhalefet, “Bunun yeri Meclisti.” diyor. Peki, Mecliste ne yapacağız yani? Ben, Sayın Hamzaçebi, Sayın Şandır, Sayın Ünal oturup bunu konuşacak mıyız? Böyle yürümez, siyasi bir programla geleceğiz. Demokratik özerklik, bu ülkede, bölünmüş olan bu ülkede Kürtlerin bu ülkeyi bütünleştirme çabalarıdır. Kürtler, federasyon ya da ayrılık ya da başka bir şey isteseler bunu söylemekten imtina edecek adamlar değil. Hâlini siz biliyorsunuz, herhâlde hepiniz buna kefil olursunuz. Motamot, neyi düşünüyorlarsa onu söyleyip bunun bedelini de bir gün “gık” demeden çeken insanlar. Kardeş kardeşe bunu yapar mı ya? Olmaz olsun böyle kardeşlik. Uzak akraba olalım bundan iyi eğer kardeşlik buysa. İşte onun için, Kürt’e “kardeşlik” dediniz mi aklına bu fotoğraflar geliyor. “Eşitlik” diyeceksiniz. Bırakın şu kardeşliği ya da manikürcü terimlerini, etmiş, tırnakmış falan… Bunlarla sosyolojik bir mesele çözülemez. “Eşitlik” kardeşim, en tılsımlı şey budur. Sık sık bu kürsüde dile getiriyorum. Horasan erenleri bu topraklara geldiklerinde atları yoktu, pusatları yoktu, silahları, orduları yoktu, hepi topu 100-150 kişilerdi. Bir tek sözle bütün Anadolu’ya yayıldılar: “Biz 72 millete bir nazarla bakarız.” Dediler, 72 millete bir nazarla bakılmadığı için de karşılık buldular. Siz ne yapıyorsunuz? Bir Çamlıca camii rezaleti var. Herhâlde benim itikatlar konusundaki hassasiyetimi biliyorsunuz. Oradaki mimar abla diyor ki: “72,5 metre yaptık minarenin boyunu çünkü 72,5 millet var burada.” Buçuk olarak herhâlde Çingeneleri kastediyorsunuz.

TÜLİN ERKAL KARA (Bursa) – Öyle bir şey yok.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Öyle dedi Abla. Şimdi, bak, şey var, ben kendimden uydurmuyorum.

Hâlen daha buçukların derdinde olan bir anlayış. Bununla çözülmez.

Özerkliği Kürtler kendileri için istemiyorlar. Kürtler gerçekten, bizden daha bağımsız, bizden daha özgür bir hayat sürüyorlar çünkü sistemin bir adım da dışına çıktılar. Sistemin dışında durup yan yana durana yoksulluk yoktur, eziyet vız gelir, zulüm kâr etmez. Dibin dibinin dibi! Kürt’ün en yoksulu bu harekete sürekli can suyu veriyor çünkü “kardeşlik” derken, bölgede ağzından yellenen sizin o valileriniz, yöneticileriniz kol gezerken “Olağanüstü hâl kalkmış.” diyorsunuz, “BDP siyaset yapmıyor.” diyorsunuz. Peki, el insaf! Size düşer bunun hakkını aramak. Biz BDP olarak -Bakanlık burada, yetkilileri burada- Diyarbakır’da, seçildiğimiz günden bugüne; İstanbul’da, seçildiğimiz günden bugüne izinli -ki izin almak bile saçma- izin verilmiş, müsaade edilmiş bir tek toplantı yapamadık, bir tek basın açıklaması yapamadık. Bu mu “BDP siyaset yapmıyor.” Şiddetle arasına mesafe koyacakmış! Bununla mı koyacak? Siz siyasete alan açmazsanız, bu alan bir polisin zırhı ya da bir TOMA’nın süpürgesi mesafesinde olursa Kürt’ten neyi bekliyorsunuz, BDP’liden neyi bekliyorsunuz? Bir tek şunu murat ediyorsunuz: “Dokunulmazlıkla korkuturuz, hapisle korkuturuz, baskıyla korkuturuz.” Bitmedi bu KCK operasyonu çünkü bütün Kürtler, BDP’ye oy veren bütün Kürtler, politik kimliğe, ulusal demokratik kimlik bilincine sahip bütün Kürtler bitmeden de biteceği yok. “Biz bunu yaparız, bunlar da korkarlar, eksilirler.” falan…

Bakın, açlık grevi sırasında en yoğun kitlesel katılımlı mitingleri yapan -ne tesadüfse- üç yerde tekrar KCK operasyonları yapıldı; belediye başkanlarının, seçilmişlerimizin de içinde olduğu gözaltılar oldu.

Bununla olmaz. Kürtler özgürleşmişler. Gerçekten artık umurlarında değiliz. Ummayı bırakmışlar, ümit etmeyi bırakmışlar, bir de korkmayı bırakmışlar. Bir tek bir şey istiyorlar “Hâlen bütünleşebiliriz.” Diyorlar, bunun için de canını dişine takmış. Mahkemelerde suç delili olarak sayılan önermeleri ile özerkliği önermek, neoliberal sistemin fazileti üzerine burada saatlerce dil dökmek hiçbir suç teşkil etmeyecek. Bu gücü bu kadar…

Bak, ben sana bir şey demiyorum, sen de bana bir şey deme. Oradan laf atıp durma.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sen benim valime söylediğin sözü bir düşün.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Valinizin bir vilayet…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bir basın açıklaması için bütün meydanları yasaklamış bir vali sadece ağzından yelleniyordur.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Önder.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Cevabını alacaksın, o kadar.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Sadece ağzından yelleniyordur. Bunun başka hiçbir açıklaması yok. (BDP sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Terbiyeli konuş!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Orada 15 tane seçilmiş vekil vardı. Biraz siz de kendi kendinize düşünün. Ya, bunları nereye kadar sıkıştıracaksınız, nereye kadar derdest edeceksiniz? Bak, şu sıra, yüz on sekiz sene hapis yatmışız biz; görmediğimiz eziyet, işkence kalmamış.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Başka bir yol bulun, bununla olmaz. Bizim derdimiz bütünleşmek, bu ülkenin ortak bir vatan…

BAŞKAN – Sayın Önder, lütfen…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Terbiyeli olmak lazım, o kadarını söyleyeyim, cevabını alacaksınız. (BDP sıralarından gürültüler)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Önce sen terbiyeli ol!

BAŞKAN – Sayın Önder, lütfen yerinize geçiniz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, uyarın bu bakanı ya!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Terbiyesiz! Önce sen terbiyeli ol! Ayağımın yarası hâlâ burada, senin valinin attığı gaz bombasıyla yaralandım ben.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Nişan alındı resmen, nişan!

(Komisyon sıraları önünde toplanmalar)

BAŞKAN – Sayın Önder, lütfen yerinize geçiniz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Ben de yanındaydım, yalan söylemiyoruz, görüntüleri de var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Sayın Önder konuşmasını yaptı, düşüncelerini açıkladı.

“Terbiyeli ol.” demek sizin haddiniz değil!

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Terbiye size lazım!

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Hayır, Vekilim, ben oradaydım, bakın…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yirmi dakika dinledik, kimse bir cümle cevap vermedi. Herkes kendi yerini bilsin.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Çıksın, özür dilesin. Bakansa bakanlığını yapacak!

BAŞKAN – Lütfen yerinize geçiniz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Bir gün Kürtler “Haydi, Allah’a ısmarladık.” derler, ondan sonra oturup çok dövünürüz hepimiz. Haydi, Allah ısmarladık! (AK PARTİ sıralarından “Güle, güle” sesleri)

BAŞKAN – Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan.

Buyurunuz Sayın Kaplan.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, sizin Sayın Bakanı terbiyeye davet etmeniz lazım. Burada Sayın Önder düşüncelerini açıklayacak şekilde bir konuşma yaptı. Bu konuşmada da herhangi bir şekilde bir hakaret unsuru yoktu.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Hakaret ediyor!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Bakanın Sayın Önder’e “Terbiyeli ol, terbiyesizlik yapma.” gibi ithamlarına sizin müdahale etmeniz lazım ve terbiyeye davet etmeniz lazım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bir vali için “ağızdan yellenme” ifadesi hangi terbiyeyle bağdaşır?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi konuşmacıyı kürsüye çağırdım.

Buyurunuz Sayın Kaplan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Bunların terbiyesiyle bağdaşıyor!

SIRRI SAKIK (Muş) – Ya, yeter artık ya, buramıza getirdin! Allah aşkına yeter artık ya!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Yani bütün Meclisi siz geriyorsunuz ya! Gayet normal bir şekilde bir konuşma yapılıyor.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – İşgal altındaki bir yerde olur bu manzaralar. Ben terbiyeyi bilirim ama…

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Önder, lütfen… Konuştunuz, lütfen şimdi Sayın Kaplan’ı dinleyelim.

Buyurunuz Sayın Kaplan.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe hakkı anayasal bir hak. Kamu kaynağının edinilmesi, kullanımı, harcanması, meşruiyeti parlamentoların varlık nedenidir. Vatandaşın hazineye koyduğu her kuruş verginin hesabını sormak ana muhalefet olarak, demokratik ana muhalefet olarak Barış ve Demokrasi Partisinin de boynunun borcudur.

Biz, şu an aslında skandal bir bütçe görüşmesi yapıyoruz. Bütçe mali raporu yetmiş beş gün önce sunulmadı. Hükûmet, Anayasa 163’e aykırı olarak merkezî yönetim bütçesine kanun hükmünde kararnameyle müdahale etti, yeni bakanlıklar kurdu. Kesin hesap mali yılın sonundan başlayarak yedi ayda, Nisan’da sunulması gerekiyordu, sunulmadı. Sayıştay raporları, yine 4 Temmuz 2012 torba kanun öncesi kesin dönem bölümünü kapsayan raporları -132 tane- Meclise sunulmadı. Genel uygunluk denetimi için bunlar şarttı, Meclis adına denetim yapılıyordu. Meclis de milletin iradesini temsil ediyor. Hükûmete bunun hesabını soracağız yürütmeden aldığınız parayı nereye harcadınız diye. Kesin hesap raporu ise 2013 bütçe tasarısı ile aynı anda sunulmaydı, sunulmadı.

Şimdi, bakın, sayın milletvekilleri, bu bütçe görüşmelerinde Avrupa Birliği Bakanlığının kesin bütçe hesabı sunulmamıştır bu Meclise, sadece Avrupa Birliği Genel Sekreterliği yani Bakanlığa bağlı bir Genel Sekreterliğin bütçesi sunulmuştur. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kesin bütçesi bu Meclise sunulmamıştır. Sunulmayan bütçeleri görüşüyoruz farkında mısınız? Gençlik ve Spor Bakanlığının kesin bütçe hesabı bu Meclise sunulmamıştır. İddia ediyorum, 3 tane bakanlığın kesin bütçe hesabı bu Meclise sunulmadı. Şimdi, sunulmayan bütçenin nesini görüşeceksiniz arkadaşlar, söyler misiniz? Peki, savunma, güvenlik, istihbarat alanında yerindelik, düzenlilik, performans denetimleri Sayıştay Kanunu ile kaldırılmadı mı?

 Bakın, gizli bir yönetmelik var, bu gizli yönetmeliğe sizin dikkatinizi çekmek istiyorum. Bakın, Meclise güvenlikle ilgili -Millî Savunma, MİT, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığı, MGK Genel Sekreterliği, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü bütçeleri- sunulan bir rapor var mı? Yok. Komisyona sunulan var mı? Yok. Gizlilik kararı var mı? Yok. Ama “Sayıştay Kanunu değiştirildi.” deniliyor. Sayıştan Kanunu’nda değiştirilen hükümler var ama bu, rapor vermeyi bazı durumlarda engellemiyor.

Bakın, bir gizli yönetmelik var. Girin Internet’e, şöyle karşınıza çıkar, bu gizli yönetmeliktir, bakın. Bu gizli yönetmeliğin peşine düştük, bakanlık vermedi; Meclis Başkanından istedim, vermedi; sonra gittik bulduk, 8 maddelik bir genelge, gizli yönetmelik. Gizli yönetmelik bu değil. Girin artık Google’a, İnternet’ten çıkarabiliyorsunuz arkadaşlar ve gariptir, burada, gizli bir şey yok bu Sayıştayın gizli yönetmeliğinde. Bu ülkede gizli yönetmelik yok, derin yönetmelik var derin, derin. Derini konuşacağız şimdi biz.

Bakın, gizli yönetmelik madde 4 “Taslak denetim raporları gizlilik esaslarına göre ilgili kuruma verilir, 30 gün içinde de cevap verir.” diyor. Sonra da “Sayıştayın ilgili daire ve Genel Kuruluna sunulur.” diyor. Yok. “Oradan da Meclise gelir.” O da yok.

Şimdi, bakın, devam ediyoruz. Gizli yönetmelik madde 5, sadece bir noktada gizlilik kaydı var. “Devletin mallarının yeri, teknik özellikleri, miktarı, nasıl, nerede kullanılacağı gizlidir.” diyor, o kadar; başka yok arkadaşlar. Buraya dünyanın bütçesini ayırıyoruz, en fazla bütçe ayrılan bakanlığı konuşuyoruz şu an. Şimdi, bu derin yönetmelikte şöyle bir şeyi var İçişleri Bakanlığının. Normal olarak, bütün bu güvenlik kalemlerinin bağlı olduğunu saydık. Ortada olmadığına göre, bütçede olmadığına göre şimdi neyi sorgulayacağız, söyler misiniz?

Bizim Mardin Lisesinde okurken öğretmen sözlüye bir öğrenciyi çıkarmıştı, şöyle bakmıştı. “Ya, top ense, uzun favori, düşük kemer, İspanyol paça, yüksek topuk, senin nerene soru sorayım?” demişti. “Sen bana soru sor.” Ben sizin nerenizi denetleyeyim? Siz bizi denetleyin, siz! Siz bu keyfiyeti, bu gücü, bu hesapsızlığı elinizde bulundurduktan sonra, bu derin yönetmelikle siz bizi denetleyin kardeşim. Biz Meclisin, milletin iradesi falan değiliz karşınızda; olsaydık bu hesabı bu Meclise verirdiniz, milletin kuruşunu nereye harcadığınızın hesabını verirdiniz. İşte, hukuk devletlerinde, demokrasilerde böyle bir denetimsizlik yoktur arkadaşlar. Bu olsa olsa totaliter rejimlerde olur, bu olsa olsa korsan bütçe görüşmelerinde olur, başka yerde olmaz.

Sayın milletvekilleri, güvenlik ve özgürlük sadece silahlı güvenlik güçlerine bırakılmayacak kadar yaşamsaldır, önemlidir. Aksi takdirde, Meclisin, yasamanın, yargının denetimi dışına çıkan bir güç, kontrolsüz, tehlikeli bir güçtür. AK PARTİ Hükûmeti artık kontrolsüz bir güce dönüşmüştür. Parlamenter demokrasilerde de bunun yeri yoktur arkadaşlar. 2013 bütçesinde en yüksek, en artan kalem bakanlığın. Emniyette yüzde 21,93; jandarmada yüzde 18,9; 24 milyar vesaire; bunların örtülü ödeneği, ekleri hariç.

Şimdi, bütçesi artan ama denetlenemeyen, hesap vermeyen bakanlığın bazı uygulamalarına bakalım. Bazıları Nazilerinkine benziyor, bazıları da El Kaide ile Taliban’ı andırıyor; daha çok da Sedat ile Esad’ın Baas rejiminin aynısının uygulamalarını güvenlik politikalarında takip ediyor. Enteresan olan bir güvenlik politikası ve bütçesi var.

Şimdi AKP derin devletini oluşturdu. Bütçenin de kaynağı, en büyük kaynağı bu bakanlık. Görünen ve görünmeyen bir derin yüzü var bu bakanlığın. Bir, şemada, İnternet’te görünen bir İçişleri Bakanlığı var, bir de İnternet’e girmeyen, derin, özel masalardaki bir İçişleri Bakanlığı var; yani paralel devlet örgütlenmesi var; poliste var, jandarmada var ve silahlı güçlerin örtülü ödeneğinin bütün birimlerinde bu var. Bu cemaat örgütlenmesi modeliyle hayata geçirilen yasal bütçenin dışında, paralel, illegal bir bütçe var.

Bakın, bunun 3 eksen noktası var, 3 eksende bu birleşiyor.

Bir: Dışarıda emperyal sermayeyle iş birliği yapan bir yanı var bunun. MİT, CIA, MOSSAD, TSK, NATO, IMF, Washington, yine Tel Aviv, Suudi Arabistan, Katar gizli özel büroları, örgütlenmeleri var. Bir taraftan ESAM karşıtı -bu krizde- anlayış yükselirken, diğer taraftan da İslami radikal gelişmeleri, Müslüman Kardeşler Örgütü gibi Mısır’dan başlayarak Suriye'de ve Orta Doğu’nun yeni rejimlerinde radikal İslam’ı iktidar yapma                  -diktatörlerinin yerine- anlayışını küresel kriz sonucu sermaye teşvik eder oldu. İçeride de ırkçı, milliyetçi bir cephe geliştiriliyor ve bütün muhalefete kan kusturan ırkçı, milliyetçi -geçmiş dönemlerde örneklerini gördüğümüz- bir faşist cepheleşmeye doğru gidiliyor. Bu çok tehlikeli bir tırmanıştır, bakın.

3’üncüsü, militarizmle iş birliği olayıdır. Jandarmanın JİTEM’i neyse bugün aynen devam ediyor. JİTEM’in başındakiler bugün Genelkurmayın başındadır. JİTEM’in yaptığı faali meçhullerden, köy yakmalarından, AİHM’deki kaybettikleri davalardan tutun hepsine kadar. İlerleme raporunu çöpe atan bu Hükûmet, dikkat edin, polis, jandarma ve güvenlik güçleri konusunda 23 ve 24’üncü fasılları geçememektedir. Demokratik hak ve özgürlüklerin en büyük tehlikesi işte böyle bir noktada gelişiyor.

Bakın, şu an kar yağıyor dağlarda. Şırnak’tan yeni geldim ve karlı dağlarda operasyon var. Aynı, Sarıkamış’ta Enver Paşa’nın yaptığının benzeri, şu an Şırnak dağlarında, Cudi dağlarında, Cilo dağlarında yapılıyor. Bunu size söylemeyi de görev olarak biliyorum.

Arkadaşlar, Kürt sorununa terör gözüyle baktığınız zaman bu ülkenin sorunlarını çözemezsiniz, barışı da, kardeşliği de getiremezsiniz. Bu ülkeye yanlış teşhis koyduğunuz zaman bu ülkede yanlış metotlar uygularsınız, 1990’lardaki günlere, yönteme dönersiniz; bugün yapılan, yaşanan budur. Maalesef, Orta Doğu’da Kürtlerin dostluğunu kazanma stratejisi yerine, düşmanlığını kazanma olayı geliştiriliyor. Ana dilde eğitim, eşit yurttaşlık, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, özerklik gibi masum, meşru, hukuki, haklı, doğuştan gelen talepler bölücülük sendromuyla karşılanıyor ve şiddetle bastırılmaya çalışılıyor. 10 binin üzerinde siyasetçi bu nedenle içeridedir arkadaşlar. 6 milletvekili, 36 belediye başkanı, 10 binin üzerinde siyasetçi… Ve her gün 3-4 ilde, sabah kalktığınız zaman alt yazı televizyonlarda, KCK soruşturmaları… En son KCK soruşturması, Mardin’de barış çalışmaları yapan, ileri gelenlerin oluşturduğu halkla ilişkilere yapıldı. İhbar ediyorum, Viranşehir’de bugün Ahmet Türk 2 büyük aşiretin barış yemeğine gitti. Mutlaka o da komitedendir, ona da bir fezleke hazırlayabilirsiniz!

Şimdi, bakın, Orta Doğu’daki bu çalışmaların ötesinde, AKP’nin derin devletinin hedefi muhalefeti susturmaktır, stratejisini bunun üzerine kurmuştur. Kürtleri, onların siyasi partilerini, sendikalarını, derneklerini değil, Türklerin de muhalif olanlarını, diğer sol partileri de, sosyalist partileri de, sendikaları da, bütün herkesi de düşman görüyor. Öyle ki Kızılay Meydanı daha düne kadar parfüm kokarken şu an gaz kokuyor; Ankara, başkentin göbeği, Meclisin 100 metre ötesi.

Bakın, Kürt sorununda güvenlik konseptinin çıkması, açılım sürecinde oy kaybetmeye başlamayla başladı AK PARTİ’de arkadaşlar. Benim şimdi bunları sayacak vaktim yok. Sayın Sırrı Süreyya kardeşimiz çok güzel anlattı cenazelere saldırma olayını. Şimdi, şehirlere giriş çıkışımız yasaklanıyor. İl başkanımız trafik kazasında hayatını kaybetmiş, ben Diyarbakır’dan cenaze konvoyuyla geliyorum, Cizre’de eşkıya gibi önümüzü kesiyorlar zırhlı araçlarla, “Şehre giremezsiniz.” diyorlar. Benim partimin il başkanının cenazesini götürürken böyle bir anlayışla karşılaşıyoruz.

Demin Sayın Önder bir de camideki saldırıları verdi. Ben tabii ki burada, Başbakan veya bakanın bu yaklaşımının ne anlama… Bakın, cami içinde saldırı, görüyor musunuz? Cami içinde cenazeye saldırıyorsunuz. Bunu hangi ahlak, hangi din, hangi usul, hangi örf kabul eder? Ölenler artık öldükten sonra Allah’ın katındadır, onlar Allah’a kavuşmak için son vecibeleri beklerler.

Bakın, burada bir kadın milletvekilini sakat bıraktınız Silopi’de. Bakın, ikimizin saldırıya uğradığımız an. Bu saldırıdan sonra o TOMA’nın adını “Silopi Ejderi” olarak değiştirdiler. Bu Roboski, icraatınız. Hâlâ fezlekeler, infial falan bakmayın. Toplum infilaka doğru gidiyor, infilaka doğru gidiyor.

Gördüğünüz şu manzaranın üzerinden… On gün sonra yıl dönümleridir bunların. Ne Meclis İnsan Hakları Komisyonu bir şey yapabildi ne de hiç kimse.

Bakın, işte, Hükûmetin adaleti, Türkiye cezaevine döndü. Bakın, görüyor musunuz? Açık cezaevi şu an Türkiye.

Bu da kalkınmalarınız her tarafta! Bu da Sayın Bakanın Cizre’de, kaymakamlık yaptığı Cizre’de, bir hafta önceki, Sayın İdris Baluken’le beraberken gaz bombalarıyla saldırı. En ufak açıklama, en ufak toplantıya sürekli saldırı.

Bu da sıfır tolerans işkenceye arkadaşlar! Hükûmetin icraatı.

Şimdi, bu icraatların hepsini ortaya koyduktan sonra benim bir önerim var, oylamaya sunuyorum: Diyarbakır’da büyük bir cezaevi konsepti yapıyorlar, adını “Recep Tayyip Erdoğan”, F tiplerinin de “İdris Naim Şahin” olarak öneriyorum, tıpkı barajlar gibi. Kabul edenler ellerini kaldırsın. Muhalefet çoksunuz.

Bakın arkadaşlar, cezaevlerine de adlarını vermek lazım; öyle baraja, okula mokula değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şırnak’ta, en son, Emniyet Müdürlüğünün önüne 3 katlı perde beton çekildi, dört taraflı, biliyor musunuz. 3 kat boyunca perde beton çekildi.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, teşekkür ediyoruz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Perde betonun fotoğrafını -bütün basına duyuruyorum- gidin çekin.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, o perde beton, Berlin Duvarı’ndan ve Gazze’deki duvardan sonra, Şırnak’taki utanç abidesi olarak duruyor. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kaplan, süreniz bitti.

Teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, kırk beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.43

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara),  Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 39’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2013 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak.

Buyurunuz Sayın Torlak. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA D. ALİ TORLAK (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 yılı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, insan hayatının vazgeçilmez bir parçası hâline gelen ulaştırma sistemi ekonomik ve sosyal yönden toplumu sürekli etkileyen bir yapıya sahiptir. Günümüzde küreselleşmeyle birlikte dünyadaki ticaret hacminin hızla artması ulaşım sektörünü dünya ekonomisinin en önemli aktörlerinden biri hâline getirmiştir. Günümüz ulaştırma teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, ulaştırma sektöründe önemli gelişme ve değişimlere yol açmıştır. Bu nedenle, küresel ve bölgesel bağlamda ulaştırma sektörünün uyumu ile ulusal altyapılarda daha etkin, rekabetçi ve güvenli bir hizmet sunumu için ortak politikalar belirlenmektedir. Bu kapsamda ulaştırma alanında büyük yatırımlar tesis edilirken ülke kaynaklarının ulaştırma sistemleri arasındaki dağılımının verimlilik esasına göre planlanması esas olmalıdır. Bu planın başarısı ise, hiç kuşkusuz, sistemlerden birine ağırlık vermek yerine kombine taşımacılık ile mümkün olacağı açıktır. Bu da ülkemizin üç yanı denizlerle çevriliyken, ülke içi deniz yolu yolcu taşımacılığının yaklaşık yüzde 1’i, demir yolunun ise yüzde beş seviyesinde olması, kara yolu taşımacılığının ise yüzde 90’ın üzerinde seyretmesi Türkiye’deki ulaştırma politikalarının sorgulanması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. Gelişmiş ülkelere baktığımızda ulaşım çeşitlerinden deniz yolu ve demir yolu ön plana çıkarken ülkemizde her iki taşımacılıkta da maalesef henüz arzu edilen seviyeye gelinememiştir.

Bakanlık olarak uygulanan ÖTV’siz yakıt desteği kabotaj taşımacılığının canlanmasına önemli bir destek sağlamıştır, bunu inkâr edemeyiz ancak denizlerle çevrili ülkemizin denizlerden sağlayacağı ekonomik menfaatler için bu desteğin yeterli olmadığı kanaatindeyim. Kaldı ki ayrıca kara yolları yolcu taşımacılığındaki oran da bu düşüncemi teyit etmektedir.

Diğer bir husus, kruvaziyer turizmi son yıllarda cazibe merkezi olan bu gemilerle ülkemize gelen yolcu sayısında son beş yılda büyük artış olurken maalesef kruvaziyer gemilerin yanaşacağı liman yatırımları talebi karşılayacak düzeyde değildir. Kruvaziyer turizminin önemli mali getirileri dikkate alınmalı ve acilen İstanbul, İzmir ve Antalya’ya yakışır bir kruvaziyer limanı yapılarak hizmete açılmalı ve kruvaziyer turizminde İstanbul, İzmir ve Antalya önemli ana limanlar hâline bir an önce getirilmelidir.

Yine dünya konteyner trafiğinin 2013 ve sonrası yıllara ait olumlu öngörüler, global liman yatırımcılarını, gelişmekte olan veya gelecek vaad eden yeni bölgelerdeki alanlara yatırıma yönlendirmektedir. Bu noktada, yeni konteyner limanlarına ihtiyaç duyulacağından ülke olarak bu gelişmelere daha hazırlıklı olmamız gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda ulaştırma yatırımları üzerinde en çok konuşulan ulaşım aracı hızlı tren yatırımlarıdır. Yolcu taşımacılığında hızlı tren yatırımı öne çıkarken yük treni ve konvansiyonel trenlerle yolcu taşımacılığı istenen seviyede değildir. Konvansiyonel hatların yetersiz oluşu, iller arası ulaşım süresinin fazlalılığı demir yoluna olan talebi önemli ölçüde azaltmıştır. Bu durum, trafiğin kara yollarına kaymasına ve demir yollarının atıl kalmasına sebep olmaktadır. Üstelik, mesafenin uzaması demir yollarında ulaştırma maliyetlerinin de artmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra -hızlı tren hattı hariç- demir yolunun çok büyük bir kısmının tek hatlı olması nedeniyle optimum sefer sayısına ulaşmak mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla, demir yolu taşımacılığında yaşanan bu durum Türkiye'nin ulaşım politikalarının eksikliğinin en açık delili olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 4 Aralık 2012 günü Karadeniz Şile’de meydana gelen deniz kazası nedeniyle geçtiğimiz hafta sonu Şile’deydim. Bu hadisede görünen -kaza anında yaşanan vahim olayı görenlerin verdikleri bilgiye dayanak şunu söylemeliyim ki- bu olayda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü yöneticilerinin büyük bir görev ihmali ve görevi kötüye kullanması söz konusudur çünkü eğer kaza yapan o tekne yerine –ki, ben bunu çok iyi biliyorum kıyı Emniyetinin böyle çok ciddi teknelerinin olduğunu- Kıyı Emniyeti teşkilatına ait daha donanımlı bir kurtarma gemisiyle müdahale edilmiş olsaydı ya da kaza anında, kaza bölgesine gelen keşif helikopteri yerine kurtarma helikopteri gelmiş olsaydı yaşanan bu acı olay yaşanmayabilirdi. Dolayısıyla, denizin çok şiddetli dalgalı anında o tekne ile kurtarma çalışmasına çıkılması doğru olmamıştır. Üstelik, mevcut kurtarma ekibinin “Bu havada denize çıkılmaz.” demesi üzerine, izinli oldukları hâlde diğer Kıyı Emniyeti kurtarma ekibinin zorla göreve gönderildiği iddiaları mevcuttur. Eğer durum böyle ise bu büyük bir suçtur. Bu kazadan ise sadece Ahmet Kasarcı yaralı olarak kurtarılabilmiştir. Teknede bulunan kaptan Cemil Özben ile mürettebat Turgay Sarıboğa ise hayatlarını kaybetmişlerdir. Yardım etmek isteyen balıkçı Mümin Akgün ile mürettebattan, benim de uzun senelerdir çok yakın arkadaşım olan Mehmet Genç ise hâlâ bulunamamıştır. O nedenle, arama kurtarma çalışmalarının yoğunlaştırılması ve kaybolan denizcilerimizin bulunması gerektiğini önemle belirtmek istiyorum. Çünkü aileleri hiç olmazsa cenazelerini almak ve onlara mezarlarında dua etmek istemektedirler.

Bu üzücü olaya neden olan yabancı bayraklı gemi 1976 yılında inşa edilmiş, 36 yaşında bir gemidir. Avrupa limanlarına, yaşlı olmaları nedeniyle alınmayan bu gemilerin Türk boğazlarından geçmesi büyük bir risk taşımaktadır. Bu riskin ne derece büyük olduğu, denizlerimizi ve Türk boğazlarını nasıl hoyratça kullandığımız bu deniz kazası ile sanırım daha iyi anlaşılacaktır. Bu nedenle, denizlerimizin gemi mezarlığına dönüşmemesi için ve böyle üzücü olaylar yaşamamamız için uluslararası kuralları mutlaka uygulamamız gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, denizcilik sektörüne birinci derecede önem veren ülkeler, ekonomisi dış ticarete bağlı olan ülkeler, denizlerdeki menfaatlerini ve ülke ekonomisinin büyük parçası olan denizcilik faaliyetlerini muhtemel tehlikelerden korumak için etkin deniz gücü oluşturmaktadırlar. Bu deniz gücünü meydana getiren gemi, araç ve silah sistemlerinin ülke ekonomisine katkıda bulunması ve teknolojik bağımsızlığı sağlamak amacıyla yurt içinde imal edilmesi yönünde politikalar geliştirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, on beş yıl önce tartışmasız bir üstünlüğe sahip olan, gittikçe yaşlanan ve küçülen koster filomuzun mutlaka yenilenmesi gerekmektedir. Bakanlık, “Türk Yıldızı” adı verilen koster filomuzun yenilenmesi yatırımını hayata geçirerek uygun inşa şartları sağladığı takdirde hem armatörü cezbetme hem tersanelerimiz tarafından seri olarak inşa edilebilme hem de filoya katıldığında uygun şartlarda yük bulabilme potansiyeline sahip olacaktır. Bunun için de bir kredi imkânı oluşturularak bu gemilerin mevcut tersanelerde inşasının yapılması sağlanmalıdır. Böylece, hem yaşlı koster filomuzun yenilenmesi sağlanmış olacak hem de tersaneler yaşamakta olduğu finansman ve sipariş krizini atlatmış olacaklardır.

Buradan hareketle, şahsi düşüncem odur ki, tersanelerimizin uluslararası arenada daha sağlıklı bir yapıya kavuşması ve rekabet gücünü artırmak için bugünkü dünya düzeninde devletin sağlayacağı özel teşvik ve teknoloji desteğiyle mevcut tersanelerin birleşerek büyük tersaneler hâline gelmesi mecburiyet olmuştur. Aksi takdirde, kısa dönem içerisinde ülkemiz gemi inşa sektörünün ayağa kalkması mümkün görülmemektedir. O nedenle, tersanelerin güçlendirilerek sağlam bir mali yapıya kavuşması için ortak çalışma yapılmasının  daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Sayın Bakanım, bir ay evvel, yaklaşık 5-6 tane AK PARTİ milletvekiliyle Arabistan’da, Riyad’da bulunduğumuzda büyükelçilikte bazı arkadaşlarımızın, insanlarımızın bize bir hassasiyeti söz konusu oldu -size daha evvel arz etmiştim- oradaki ölen insanlarımızın Türk Hava Yolları uçaklarıyla buraya getirilmesi noktasında çok büyük rakamların, 8-10 bin riyal gibi bir paranın istendiği ifade edilmişti. Ben buradan arkadaşlarımızın düşüncelerini sizlerle paylaşarak, ölen insanlarımızın Türk Hava Yolları uçaklarıyla bir bilet karşılığı veya bedel ödenmeden getirilmesi noktasındaki hassasiyeti sizlerle paylaşmış olayım.

Bu vesileyle, bütçenin hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyoruz Sayın Torlak.

Adana Milletvekili Ali Halaman…

Buyurunuz Sayın Halaman. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİ HALAMAN (Adana) – Teşekkür ediyorum.

Önce, İstanbul’da şehit düşen polisimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına yüce heyetinizi ve büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Karayolları Genel Müdürlüğü, 1950 yılında kurulan, 15-16 bin çalışanı ile ülkemize yol, köprü konusunda hizmet etmeyi planlayan bir kurumdur. Bir ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel değerlerini besler, ölü yatırım gibi gözükür ama esas anlamda üretimin yani ekonominin temelini oluşturur. Siyasi iktidarın inisiyatifinde şekillenir, biçimlenir, her yıl bütçesi Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür. Yaptıklarını iktidar anlatır, yapamadıklarını, muhalefet “yapamadınız” der, müzakere edip sorgular.

Şimdi, on yıllık iktidar, Karayollarının ana işi olan yolun, bir kısmını “yeni yapılandırma” diyerek özel idareye, “Bir kısmını KÖYDES’e, bir kısmını BELDES’e verdik.” diyebilir ama hepsini, ülkemizin köprüsünü, yolunu, tünelini yapmak iktidarın işidir. Yaptığı işlerden dolayı, yol yaptıysa yoldan, köprü yaptıysa köprüden, tünel yaptıysa tünelden ve araç geçişlerinden dolayı dolaylı, dolaysız iktidar para alır.

Son on yıldır, ülkemizin kara yollarının sorunları kat kat artmışken, iktidarın sözcüsü, Adana’dan başlayarak ulaşımın iyi olduğunu, kara yollarında sıkıntı olmadığını, kara yolları üzerinde seyir hâlinde olan araçların ve gereçlerin rahat olduğunu söyleyerek Başbakana, Bakana, siyasi aktörlere övgüler yağdırdı. Keşke bu övgüler doğru olsaydı.

Ankara-Adana kara yolunda on yıldır gidip geliyoruz. Bütün vatandaşlar şahit, “Duble yol yaptık.” deyip arasına beyaz bir çizik çektiler. Şimdi, bu çizik çekildiğinden bu tarafa Adana yolunda tamirat bitti mi? Tadilat bitti mi? Trafik yönlendirmesi bitti mi? Dalgalı yoldan kaynaklanan trafik kazaları azaldı mı? Yine, dört beş yıldır süren Adana-Kozan kara yolu yapıldı mı? Kozan-Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli yolu, yol bile değil, viraj düzeltmesi gösterildi ama kenarlarındaki bütün ormanların kesilmesine rağmen beş senedir yol bitmedi.

Yine 90 kilometrelik yolun kamu bedellerinin ödenmesine rağmen on yıllık iktidarınızda Kayseri-İnderesi-Feke-Kozan-İskenderun yolu yapıldı mı, bitirildi mi? Yine Ceyhan-Yumurtalık-Adana-Mersin arası sahil ve turizm yoluna önem verildi mi, yapıldı mı, gayretiniz oldu mu?

Yine “Adana’nın metrosunu yapacağız.” demenize rağmen metroyu yaptınız mı? Yapanı ve yapmaya çalışan Belediye Başkanını siyasi sebeplerden dolayı görevden aldınız, mahkemeye verdiniz. Adana’ya çivi mi çaktınız? Havaalanını Mersin’e götürdünüz. Üretim alanlarını teşvikten mahrum edip, çevre illere teşvik verip, Adana’yı ekonomide, sanayide 4’üncü sıradan 18’inci sıraya çıkarttınız. İşsizliği yüzde 20-25 yaptınız. On yıldır, Adana’nın bütün ilçeleri, Kozan, İmamoğlu, Karaisalı, Ceyhan, Pozantı, Aladağ, Feke, Karataş, Saimbeyli, Tufanbeyli, Sarıçam, Yüreğir, Seyhan geçmiş yıllarda Milliyetçi Hareket Partisinin yaptığı yollardan başka, on senenin içinde, doğru düzgün bir yol yaptınız mı?

Yine, Ceyhan-İmamoğlu-Sağkaya bağlantı yolunu yaptınız mı? Her seçimden iki üç ay önce KÖYDES adına bir kısım muhtarlara “Yollarınızı yapacağız.” dediniz, yaptınız mı?

Bir de mevcut kara yolları üzerinde taşımacılık yapan kamyoncuyu, otobüsçüyü, şehir içi taşımacılık yapanları, uluslararası taşımacılık yapanları on senedir “Disipline edeceğiz.” diyerek, “K1, K2, K3, C2, SRC” diyerek sınıflandırdınız. Belgelerin alınmasını mecbur kılıp yollarda kamyoncuyu, otobüsçüyü, tırcıyı Bakanlığın denetçilerine, jandarma trafiğine, emniyetin trafiğine teslim edip sürekli ceza kestirdiniz, mazot fiyatlarını artırıp taşımacıyı kaçak mazotçuya teslim ettiniz.

Türkiye’de kara yolu taşımacılığında 1990-2000 yılları arasında verilen teşviklerle beraber sektörde bir büyüme olmuştu. Taşıma firmalarının yüzde 65’i o dönemde kurulmuştu, devletin sağlamış olduğu teşvikten dolayı taşımacılar güç kazanmıştı ama son on yıldır teşviklerin kalkması, kotaların konması, vizedeki zorluklar, mazot fiyatlarının artması, araç fiyatlarının yükselmesi, kiraların düşük olması, ekonominin ithal mal üzerine kurulması lojistik filocuları, tırcıları zora sokarken -gümrük birliğine üye olmamızdan dolayı yabancı plakalı araçların vizeden, kotadan, cezadan muaf olması- yabancıların taşımacılık paylarını yüzde 30-35’e çıkardınız. Taşımacılığa teşvik verilmediği için rekabet ortamı tek taraflı oluştu, gümrük kapıları mobil hâle gelmediği için yurt dışına çıkarken kuyruklar oluştu ama yabancı araçların kuyruk sıkıntısı olmadı.

Kara taşımacılığının yanında demir yolu taşımacılığı, on yıllık iktidarınızda söylediğiniz gibi iyi değil. Cumhuriyet döneminde yapılan ray döşemesi 20 senede 3.208 kilometre iken sizin 10 yıllık döneminizde 1.085 kilometredir. “Hızlı tren yaptık.” dediniz, kazaya sebebiyet verdiniz; trenleri raydan çıkardınız. Ülkemizin her tarafına, on yıllık iktidarınız döneminde, taşımacılık yapan ne kamyon ne tır ne de otobüs işletmeleri rahat, güvenli gidemiyor. Ülkeyi rahatlatmak, kara yollarının üzerinde seyir hâlinde olan kamyonların, otobüslerin, tırların yaktırılmadan, yıktırılmadan yoluna devam etmesi iktidarın görevidir. Hükûmet olarak bu görevi yerine getirmediniz.

Şimdi, Anayasa’yı değiştirmek istiyorsunuz. Siyasi sorunları Oslo’ya, Avrupa Parlamentosuna taşıyıp Türkiye’yi tartışılır ülke hâline getiriyorsunuz.

Türkiye, NATO ülkesi değil, üyesidir, “Ben Türk’üm, Müslüman’ım” diyenlerin ülkesidir. Diyorsunuz ki: “Biz büyük ülkeyiz. Barzani bizim dostumuz, onunla gurur duyuyoruz.” Kurultayınıza çağırıyorsunuz ama dost gördüğünüz insan, sizin uçağınızı, bakanınızın uçağını havaalanından aşağı indirmiyor.  Bunları değiştirmekten, dönüştürmekten, sihirli kabul ettiğiniz ileri demokrasiden, otuz altı etnik yapıdan vazgeçip yol yapın, taşımacıların sorununu bitirin, yol için kamulaştırdığınız yerlerin, yaptırdığınız yolların, müteahhitlerin parasını verin yeter. Devletin bütün mallarını satıp, dışarıdan yüklü borçlar alıp dolaylı vergiyi yüzde 80’e çıkarttınız. Elin parasıyla yüklü faizler vererek kalkınma olmaz. Sürekli borçlanarak böyle bir bütçenin kalkınması da olmaz.

Bu bütçenin, bütün olumsuzluklara rağmen, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını Cenab-ı Hak’tan diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Kütahya Milletvekili Alim Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Işık.

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuyla Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2013 yılı bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle sizleri ve bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizdeki telekomünikasyon sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesi amacıyla 2000 yılında kurulan telekomünikasyon kurumunun adı 2008 yılında çıkartılan bir kanunla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak değiştirilmiş ve kuruma tüketicinin ve son kullanıcının korunması, kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunması ve benzeri gibi konularda düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

Kısaca BTK olarak isimlendirilen bu kurum, hepinizin yakından bildiği gibi, 12 Haziran 2011 genel seçimleri öncesinde Milliyetçi Hareket Partisinin Meclis dışında bırakılması için kaset komplosuyla karşı karşıya kaldığı ve siyasetin âdeta vatandaşların  yatak odalarına girilerek yapıldığı bir dönemde, olayları sessizce izlerken “sıranın AKP’li yöneticilere de geleceği” iddialarının ortaya atılması üzerine, hemen yirmi dört saat İnternet  başında nöbet tutma kararı alarak adını kamuoyuna duyurmuş, böylece kamu vicdanında bağımsızlığını yitirerek kendini âdeta Hükûmetin ve AKP’li yöneticilerin bekçisi ilan etmiştir. Kamu tüzel kişiliğini haiz özerk yapıdaki BTK, bu özerkliği âdeta “başına buyrukluk” olarak anlamaktadır. Kurumun teşkilat yönetmeliğinde son yıllarda sık sık yapılan değişiklikler hem çalışanları mağdur etmiş hem de kurumsallaşmayı engellemiştir. Genel olarak vatandaşlarımızın güvenli İnternet  kullanımından sorumlu olan BTK, bırakın vatandaşlarımızın İnternet  güvenliğini sağlamayı, kendi İnternet  sitesinin güvenliğini bile sağlayamamıştır. Nitekim, bu yılın şubat ayında “Redhack” ve “Anonymous” gibi gruplar tarafından kurumun İnternet sitesinin kırılarak tüketicilerin, TC kimlik numaraları dâhil, birçok kişisel bilgilerinin ele geçirildiği haberleri hepimizin hafızasındadır.

BTK, daha önceki dönemlerde göreve gelmiş yöneticileri istifaya zorlamak, temizlik ve güvenlik firması çalışanlarını yandaşlarla değiştirmek, kurum yapısıyla sürekli oynamak ve personeli oradan oraya sürmek yerine, enerjisini kurumların ve vatandaşlarımızın İnternet  güvenliğini sağlamaya yönelik faaliyetlerde harcamalıdır.

BTK, faaliyette bulunduğu birçok ülkede, kişisel verilerin ve iletişimin gizliliğini ihlal ettiği, temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı davrandığı gerekçesiyle, Avrupa Parlamentosunun Türkiye’yi de içeren bir kararıyla, AB sınırlarında faaliyetlerini yasakladığı şaibeli “Phorm Solution” isimli bir şirketin Türkiye’de faaliyete başlamasına ve Türkiye'nin tekel durumundaki servis sağlayıcısı TTNET ile anlaşmasına onay vermiştir. Bu konuya ilişkin eleştiriler artınca da gereğini yapma yerine kendi resmî İnternet  sitesinde kısa bir açıklama yapmakla yetinmiştir. Bu onay acilen iptal edilerek vatandaşlarımıza ait bilgilerin başka firmalara pazarlanmasına engel olunmalıdır. BTK’nın kurulduğu 2000 yılında 4 olan sektördeki mobil işletmeci sayısı AKP döneminde 3’e düşmüştür. ARİA ve AYCELL’in “AVEA” olarak birleşmesinin devlete maliyeti yaklaşık 1,1 milyar dolar olmuştur. Bu süreçte ARİA şirketine ortak olan İtalyan TELEKOM şirketinin ne zaman, kimlerin aracılığıyla ve hisselerini kaça satarak ayrıldığı mutlaka açıklanmalıdır.

Sayın Bakan, sorumluluğunuz altında bulunan bu kurum ve sektörle ilgili aşağıdaki sorularımızın mutlaka cevaplandırılmasını beklemekteyiz.

Türk TELEKOM’un özelleşmesi sırasında yaklaşık 68 bin dolayında olan kurum çalışanı sayısı şimdi kaça düşmüştür ve bu süreçte kaç kişi farklı kurumlara sürülmüştür?

Alanı dışında çalıştırılarak atıl bırakılan iş gücüne şimdiye kadar kaç para ödenmiştir? Bu miktar özelleştirme geliriyle karşılaştırıldığında bu satıştan net ne kadar kazanılmıştır?

Türk TELEKOM’un özelleştirilmesinde ihale şartnamesine çalışanlar ve yıllık yatırımlarla ilgili hangi şartlar konulmuştur? Özelleştirme öncesi her yıl rutin yapılan yatırımlar ile özelleştirme sonrası yapılan yatırımlar arasında nasıl bir fark oluşmuştur?

Tük TELEKOM tarafından, kullanılmadığı hâlde sabit hatlı telefon abonelerinden alınan hat ücretleri toplamı ne kadar olmuştur, bu ödemeye daha ne kadar devam edilecektir?

Türk TELEKOM özelleşmesi sonrası imzalanan imtiyaz sözleşmesine yetkililerin muhalefet şerhi koymalarına karşın sayın kurum başkanı bu imtiyazı imzalamış mıdır, imzaladıysa daha sonra mahkeme kararıyla düzeltilen bu yanlış işlemi tesis eden kurum başkanına idari yönden nasıl bir işlem yapılmıştır?

Özelleştirme sonrasında da sektördeki fiilî tekel yapısını sürdüren Türk TELEKOM’a alternatif bir yapı bugüne kadar neden oluşturulamamıştır?

Son dönemde Türk TELEKOM’a ait taşınmazların satılarak TELEKOM’un içinin boşaltıldığı ve 2026 yılında geri alındığında boş bir TELEKOM’a kavuşulacağı iddiaları doğru mudur?

BTK’nın düzenlemeler hakkında Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan raporda yer alan eleştirilere ilişkin ne tür işlemler yapılmıştır? Bu raporda açıkça eleştirilen ve başarılı bulunmayan bir kurum başkanı hangi kriterler dikkate alınarak ikinci kez başkanlık makamına atanmıştır?

BTK’nın ikinci başkanlığına seçilen şahsın göreve başlamasından bu yana kaç kişiye yer değişikliği, görevden alma, tayin, atama veya taciz yapılmıştır? Bu psikolojik tacize karşı Bakan olarak sessiz kalmanızın sebepleri nelerdir?

Kurumun icra makamları olan daire başkanlıklarına ve kurum başkan yardımcılıklarına yapılan atamalarda en az on yıl memuriyet şartına neden uyulmamıştır?

Kurumda yıllardır yetkili olan sendikanın son dönemde isim değiştirmesinde yapılan siyasi kadrolaşmanın bir etkisi olmuş mudur?

Sayın Bakan, kurum gelirlerinden elde edilen payla oluşturulmuş Evrensel Hizmet Fonu kullanımında haberleşme hizmeti dışı harcamalar yapıldığı ve Apo’nun ziyaretçilerinin İmralı’ya gidişinde kullanılan vapurun masraflarının bu fondan karşılandığı iddiaları doğru mudur?

Genellikle büyük şehirlerde gece yarısından sonra mahalle aralarına kurulan baz istasyonları çöplüğüne ne zaman dur denilecektir?

Köprü ve kara yolu geçişlerinde HGS’ye geçişin amacı ve sebebi nedir? Bu yolla kimlere yeni iş imkânları yaratılmış ve vatandaşlarımızın cebinden ne kadar para çekilmiştir?

Özetle; kurumun düzenlemesi ve denetlemesi gereken devasa bir sektörün sorunlarının çözümü yerine, çalışanlarıyla ve partizanca kadrolaşmayla uğraşması bu kuruma yakışmamaktadır. Yapılan bu yanlışlar aziz milletimiz ve Milliyetçi Hareket Partisi tarafından not edilmekte ve mutlaka bir gün hesabı sorulmakta kararlı bir tavır sergileneceğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün faaliyetleriyle ilgili de birkaç cümle söylemek istiyorum. Her ne kadar, bu sektördeki sayısal artışlarla ve kârla övünülmekle birlikte sektörün gerçek sorunları göz ardı edilmektedir. Son dönemde sivil havacılıkta meydana gelen kazalara ve kazaya neden olan uçuşlara ilişkin istatistikler sektörün durumunu açıkça göstermektedir.

Sivil Havacılık Akademisinin uluslararası sivil havacılık kaza raporlarına dayanarak verdiği veriler incelendiğinde, 2010 yılında Avrupa Birliği ve Amerikan havacılık şirketlerinin 1 milyon kalkış için ölümlü kaza oranları, sırasıyla 0,17 ile 1,36 arasında değişirken, Türkiye’de bu oranın 3,60 olması sektörün gerçek durumunu göstermektedir. Bu oran ile Türk sivil havacılığı ölümlü kazalarda Avrupa 1’incisi, dünyada ise dünya 3’üncüsü olmuştur. Bu oranın azaltılmasına yönelik önlemlerin acilen alınması gerekmektedir. Ülkemizde bu sektördeki sayısal büyümeye karşın şirketlerin kalifiye eleman ve teknik altyapı yönünden bu büyümenin gerisinde kaldığı açıktır. Mevcut yapı ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün sivil havacılığımızı kayıt altına alması ve denetlemesi mümkün görülmemektedir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün uluslararası standartlar göz önüne alınarak acilen yeniden yapılandırılması sağlanmalıdır. Yeniden yapılandırma sürecinde mutlaka sektör deneyimi olan, yabancı dil bilgisine sahip, uzman ve kalifiye personel ile çalışılması kaçınılmaz olmalıdır. Uçuş güvenliğini doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren tüm alanlardan seçilmiş eğitimi ve tecrübesi ile uzman kişilerden oluşan bir uçuş emniyet kurulu kurulmalıdır. Ayrıca bu kurulun özerk ve bağımsız çalışması sağlanmalıdır.

Yine sivil havacılığımızda tamamen özerk bir şekilde yapılanmış bir denetleme kuruluna ihtiyaç vardır. Bakanlık şemsiyesi altında paydaşların bir araya getirileceği sivil havacılık üst kurulu ve havacılık şurası oluşturulmalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle 2013 yılı bütçesinin ülkemize ve tüm kurumlara hayırlı olmasını diliyor, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Muğla milletvekili Mehmet Erdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Erdoğan.

MHP GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasama yılında çıkarılan en önemli kanun yeni Büyükşehir Belediyesi Kanunu’dur. Bu kanun, ülkemizi şehir devletlerine ayırmış, idari yapımızı değiştirmiş, federalizmin temellerini atmış, ülkemizin rejiminin değiştirilmesinin altyapısını oluşturmuştur. Bu kanun, beş bin yıllık devlet geleneğimizi, altı yüz yıllık imparatorluk tecrübemizi ve bir asra yaklaşan cumhuriyet dönemi devlet tecrübelerinin hepsini yok saymıştır. Açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki bu düzenleme İçişleri Bakanlığının talebi değildir, milletvekillerinin talebi değildir. Bu düzenleme belediye başkanlarının, sivil toplum kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının, seçilmiş il genel meclisi üyelerinin, köy muhtarlarının, vatandaşlarımızın talebi değildir. Nihayetinde bu talep Türk milletinin talebi hiç değildir. Pekâlâ, bu düzenleme kimin talebidir? Ben size söyleyeyim; bu düzenleme Kandil’in talebidir, bu düzenleme Oslocuların yani Oslo’daki görüşmeye katılanların talebidir, bu düzenleme eli kanlı teröristlerin, KCK’nın talebidir, bu düzenleme Orta Doğu’da milyonlarca Müslüman’ın kanının dökülmesi pahasına Orta Doğu’yu yeniden dizayn etmek isteyen Büyük Orta Doğu Projesi’nin mimarlarının talebidir, İmralı’nın talebidir; kısaca, Türk milletinin birliğini, dirliğini bozmaya çalışan, bin yıllık kardeşliğimizin temellerini yıkmaya çalışan, ülkemizi şehir devletlerine ayırarak etnik milliyetçiliği körükleyip ülkemizi parçalamak isteyen bütün iç ve dış mihrakların ortak talebidir. Bu nedenle de ne AKP ne de Sayın Cumhurbaşkanı bu talebe karşı duramamış ve kanun tasarısı olduğu gibi geçmiş ve kanunlaşmıştır. Oslo’da verilen, valilerin seçimle iş başına getirilmesi sözü de hemen kamuoyunun gündemine getirilmeye çalışılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, eğer Anayasa Mahkemesi yeni Büyükşehir Kanunu’nu iptal etmezse ülkemiz karanlık bir yola girmiş demektir. Maalesef ülkemizin en önemli gerçeği şudur: Sayın Başbakan “Haydi, herkes trene binsin.” deyince çoğunluk trene biniyor ama kimse trenin nereye gittiğini sormuyor.

Tabii, bu kanunun başka sonuçları da var arkadaşlar. Bu kanunla birlikte terörle mücadele etkisizleşecek, vesayet yetkisi tamamen ortadan kalkacaktır çünkü bu Büyükşehir Kanunu valileri ve kaymakamları etkisiz ve yetkisiz hâle getirmektedir. 29 ilde valilerin özel idare eliyle kullandığı imar, çevre, tarımın geliştirilmesi, iş yerlerinin ruhsatlandırılması ve denetlenmesi, başta yol, su ve kanalizasyon olmak üzere kırsal altyapıya ilişkin bütün yetkileri ellerinden alınmıştır.

Kaymakamlar açısından ise köylere hizmet götürme birlikleri aracılığıyla kullanılan kırsal altyapının geliştirilmesi kapsamındaki yol, su ve kanalizasyon, tarımsal hayatın geliştirilmesi ve desteklenmesi, iş yerlerinin denetimi gibi bütün görev ve yetkiler sona ermektedir. Yine, 29 ilde il genel meclisi kalmadığı için valilerin il genel meclisi kararları üzerindeki vesayet yetkisi de ortadan kalkmıştır ve belediye meclislerinin kararları üzerinde de valinin hiçbir vesayet yetkisi kalmadığı için belediye meclisinin alacağı kararlar üzerindeki merkezî idarenin vesayet yetkisi de ortadan kalkmıştır.

Bilindiği gibi, Anayasa Mahkemesi, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, Meclis kararlarının kesinleşmesine ilişkin hükümleriyle belediye meclis kararları üzerindeki mülki idare amirlerinin vesayet yetkisi kullanması ve özellik taşıyan bazı belediye meclis kararlarının mülki idare amirleri onayına tabi olmasını gerekçe göstererek iptal etmiştir. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesine uygun olarak, belediye meclis kararları üzerindeki vesayet yetkisi yeniden Meclis gündemine getirilerek düzenlenmemiştir. Burada, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda değişiklik yapmayan, bilerek ve isteyerek belediye meclis kararlarındaki hukuksuzluklara göz yuman iktidar zihniyetini de kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidar terörle mücadele konusunu teröristlerle müzakereyle karıştırmaktadır. Dünyada bizim dışımızda hem terörle mücadele ettiğini söyleyen hem de değişik platformlarda eli kanlı teröristlerle müzakere eden başka bir ülke yoktur. Şimdi, pazarlıkçı zihniyete sormak istiyorum: 13 Ağustos 2011 tarihinde kaçırılan kaymakam adayından bugüne kadar bir haber alınabilmiş midir? Yine, teröristler tarafından bir buçuk yıldır rehin tutulan Astsubay Abdullah Söpçeler’den haber var mıdır? Bu nasıl bir zihniyettir ki kendi kaymakamına, kendi güvenlik görevlisine dahi sahip çıkamamaktadır. Tabii ki pazarlıklarla şımartılan teröristler de dur durak bilmeden polisimize, askerimize acımasızca saldırmaktadır. Siz Oslo’da yapmış olduğunuz pazarlıkların neticesinde terör örgütünün taleplerini bir bir yerine getireceksiniz. Nedir bu talepler? Önce TRT Şeş’i açacaksınız, Habur rezaletini yaşatacaksınız bu millete, üniversitelerde Kürtçe enstitüleri kuracaksınız, 4+4+4 eğitim sistemiyle Kürtçeyi seçmeli ders yapacaksınız, AKP kongresinde Barzani’yle gurur duyup onu onur konuğu yapacaksınız, Büyükşehir Kanunu’nu çıkaracaksınız ana dilde savunma imkânı veren kanunu Meclis gündemine getireceksiniz, ardından kamuda çok dilliliği Meclis gündemine taşıyacağınızı ilan edeceksiniz, ondan sonra da çıkacaksınız: “Biz terörle mücadele ediyoruz, bu BDP’li milletvekilleri de çok ileri gitti, dokunulmazlıklarını kaldırıp onları hizaya getirelim.” diyerek kayıkçı kavgası edeceksiniz. Bu durum sizin terörle mücadele niyetinizin olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Terörle mücadele önce niyet sonra kararlılık gerektirir. Terörle müzakerede gösterdiğiniz kararlılığı, terörle mücadelede göstermiş olsaydınız, geçtiğimiz yaz başta Hakkari olmak üzere birçok ilimiz yangın yerine dönmezdi; askerlerimizin, polislerimizin, masum vatandaşlarımızın anaları, bacıları, eşleri, çocukları ağlamazdı.

Yeri gelmişken şunu da ifade etmek isterim: Şehit ailelerimizi, gazilerimizi inciten, hepimizin insanlığını sorgulayan açıklamalarda bulunan Diyarbakır Emniyet Müdürü ve Tunceli Emniyet Müdürü hakkında bugüne kadar bir işlem yapılamaması, terörle mücadele eden güvenlik birimlerinin moral ve motivasyonunu bozmuş, vatandaşımızın devlete bakışını da maalesef olumsuz yönde etkilemiştir.

Terörle mücadeledeki en önemli unsurlardan birisi de terörün finansman kaynaklarının kurutulmasıdır arkadaşlar. Bu konuda da gerekli tedbirlerin alınmadığı herkesçe bilinmektedir. Terörizmin en önemli finansman kaynağı maalesef “kaçakçılıktır” ama ülkemizin çok geniş bir alanında alenen ucuz mazot adı altında, kaçak mazotun satıldığı da herkesin malumudur. Bu konuda, başta İçişleri Bakanı olmak üzere bütün sorumluları terörün finansman kaynaklarının kurutulması için göreve davet ediyorum.

Artık, ülkemiz yavaş yavaş bir mahallî seçim atmosferine gitmektedir. Bu süreçte, iktidar gözünü muhalefet belediyelerine dikmiş, taşrada vatandaşın teveccühünü kazanarak göreve gelmiş ve her birisi birer hizmet abidesi olan Milliyetçi Hareket Partili belediye başkanlarımıza acımasızca saldırmakta ve belediye başkanlarımızı itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Sayın Bakan, siz belediye başkanlarımızı ve onların hizmetlerini engellemekle sadece onları değil orada yaşayan vatandaşlarımızı da cezalandırmaktasınız. Bu art niyetli davranışınızı yüce milletimizin vicdanına şikâyet ediyorum ve size tekrar sesleniyorum: Seçimlerde vatandaş sizin de onların da değerlendirmesini yapacaktır. Size tavsiyem, vakit geçmeden Milliyetçi Hareket Partili belediyelerin üzerinden ellerinizi çekmenizdir.

Kendisi de mülki idare amirliği mesleğinden gelen Sayın İçişleri Bakanının, bakanlığı döneminde çıkartılan kanun hükmünde kararname ve Büyükşehir Belediye Kanunu’yla vali yardımcısı ve kaymakamlarımızın özlük hakları maalesef geriye gitmiştir. Taşrada, devletimizi ve hükûmetimizi temsil eden mülki idare amirlerinin özlük haklarının kendileriyle benzer şartlarda görev yapan hâkimlerle eşit hâle getirilmesi bir an önce sağlanmalıdır.

Demokrasimizin en küçük birimi olan köy ve mahalle muhtarlarımızın özlük haklarında da maalesef bugüne kadar ciddi bir adım atılamamıştır. Hem vatandaşlarımızın hem de kamu görevlilerimizin rehberliğini yapan köy ve mahalle muhtarlarımızın emekli kesenekleri bütçeden karşılanmak kaydıyla, en az asgari ücret kadar bir maaşa kavuşturulmaları sağlanmalıdır. Yine, kırsal alana hizmet götürmek için önemli gayretleri olan il genel meclisi üyelerimizin özlük haklarının da görevleriyle mütenasip bir hâle getirilmesi de zorunluluk arz etmektedir.

Bugün, tabii ki asayiş olaylarında ciddi bir artış vardır. Bunun sebebi, aslında, tek başına İçişleri Bakanlığının uygulamalarındaki zafiyetten kaynaklanmamaktadır; bunun sebebi, artık, AKP’nin on yıllık iktidarından kaynaklanan toplumdaki ekonomik sosyal gerginliktir. Artık, toplum sosyal patlama noktasına gelmiştir. Bugün yaşadığımız olayları basit asayiş olaylarının ötesinde değerlendirerek bunlarla ilgili geniş çaplı sosyal tedbirler alınmasının zamanı geçmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle 2013 yılı bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, yüce heyetinizin saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Elâzığ Milletvekili Enver Erdem. (MHP sıralarından alkışlar) 

Buyurunuz Sayın Erdem.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının 2013 yılı bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Emniyet Genel Müdürlüğünün ve Jandarma Genel Komutanlığının bütçesi görüşülürken, açılım politikalarının ülkemizdeki bölücü terör ve asayiş olaylarında meydana getirdiği artışın sebeplerine ve sonuçlarına değinmeden geçmemiz elbette mümkün değildir. Ne yazık ki, AKP’nin terörle mücadele yerine müzakereyi seçmiş olması ve teröre karşı teslimiyetçi tavırları nedeniyle, son on yılda 1.200’den fazla şehit verilmiştir. Ben, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Hemen hemen her alanda 2002-2012 yılları karşılaştırması yapan AKP, terörde geldiğimiz bu vahim aşama ve sonuçlarını maalesef milletimizin gözünden kaçırmak istemektedir; 2002 yılında, iktidara geldiğinde 10 olan şehit sayısının bugün 200’lü rakamlara yükseldiğini ifade etmekten kaçınmaktadır.

Özellikle açılım politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllardan itibaren terörle sonuç alınabildiğini gören bölücü terör örgütünün eylemlerini artırdığı görülmektedir. Bölücü terörün gerekçesini hak talebi, kimlik sorunu, bölgesel az gelişmişlik meselesi olarak görüp daha fazla demokrasiyle, açılımlarla veya terörle mücadele yerine teröristle müzakereyle, alan hakimiyeti yerine karakollarda savunmaya çekilerek, teröristlerin taleplerinin silah bırakılırsa kabul edileceğini ifade ederek, Habur’da, Oslo’da, İmralı’da teröristlerle görüşerek, Irak’ın kuzeyine dokunulmadan elinde silah olan teröristlerle konuşarak, kendi askerini cezaevlerine doldurarak çözülemeyeceğini ve terörün hiçbir hâl ve şartta mazur görülemeyeceğini ifade etmeden terörle mücadelede başarı sağlanamayacaktır.

AKP’nin uyguladığı terör politikaları sonucunda, maalesef bugün, ülkemizde can ve mal güvenliği kalmamıştır. Artık ülkemizin doğu ve güneydoğusunda kara yoluyla güvenli bir ulaşım imkânı yoktur. AKP, çözüm olarak asker nakillerini havadan yapmayla övünür olmuştur. İlk defa, ülkemizde bazı şehirlerin bulunduğu coğrafyanın PKK terör örgütünün alan hâkimiyetinde olduğu iddia edilmiş, bazı ilçelerin tamamen bölücü örgüt tarafından ele geçirilme girişimleri yaşanmıştır. Sayın Başbakan Ankara’da Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Türk Bayrağı’nın taşınmasına “Sıkıysa Türk Bayrağı’nı Hakkâri’de taşı.” diyerek ülkenin terörde geldiği noktayı kendi ağzıyla özetlemiştir. AKP’nin bölgede uygulamış olduğu yanlış dış politikalar sonucunda da İran, Irak, Suriye terör örgütüne tam destek verir hâle gelmiştir.

Ben konuşmamın bu bölümünde ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımıza hitap etmek ve onların dikkatini şu hususlara çekmek istiyorum:

Değerli vatandaşlarım, saygıdeğer milletim; AKP iktidarları bir taraftan suni gündemlerle, yapay gündemlerle, algı yönetimi metodu kullanarak sizlerin ilgi duyacağınız ama tartışılmasından hiçbir faydanızın olmayacağı hususlarla gündeminizi işgal etmektedir. Diğer taraftan da ülkemizin idari ve siyasi rejimini, milletimizin birliğini ve bütünlüğünü, milletimizin bekasını alakadar eden düzenlemeler Meclisin gündeminden teker teker, sessiz sedasız geçirilmektedir. Sizlerin gündemi olmaması gereken idam tartışmaları, kürtaj tartışmaları, dokunulmazlık tartışmaları, Muhteşem Yüzyıl dizisi tartışmaları, okullarda serbest kıyafet düzenlemesi gibi konular zorla gündeminizde tutulmaktadır. Sizlerin gündemi olması gereken adına “Büyükşehir Yasası” denilen ama gerçekte büyükşehir olması gereken illeri büyükşehir yapmayan, nüfusu 410 bini geçtiği halde Elâzığ gibi, Sivas gibi, Batman gibi illeri büyükşehir yapmayan, köy nüfusuna göre büyükşehir yapan, özerklik ve federalizmin yolunu açan, idari sistemimizi bozan, millî birlik ve beraberliğimize, üniter yapımıza zarar verecek düzenlemeler Meclisten geçiriliyor. Yine, “ana dilde savunma” denilen, gerçekte, Kürtçe yargılanma talebi veya Kürtçenin ikinci resmî dil olarak kabul edilmesi sonucunu doğuracak düzenlemeler de Meclisin gündemine getiriliyor.

Değerli milletvekilleri, sorunların çözümü dururken vatandaşlarımıza hiçbir şey kazandırmayacak yapay gündemlerle meşgul edilmesi veballi bir uygulamadır. Tabii, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ülkenin iyi yönetilmediğini, dış politikanın iyi olmadığını, ekonominin kötü olduğunu, üreterek büyümediğimizi, sermayenin tabana yayılmadığını, bunları ifade ediyoruz. Ya bu tespitlerimize, eleştirilerimize kulak verin veyahut da bu ülke büyüyorsa buradan pay alması gereken emniyet, jandarma, diğer kamu görevlilerinin haklarını verin.

Değerli milletvekilleri, 2013 yılı bütçesinin, incelendiğinde polisimizin ve jandarmamızın sorunlarını çözecek bir bütçe olmadığına şahit oluyoruz. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen polis ve jandarmamızın sorunlarını bir kez daha gündeme getirmekte de fayda görüyoruz. Polisimiz ve jandarmamız, bir taraftan her türlü tehlikeli ve zor şartlarda görev yaparken, diğer taraftan da uzun mesai saatleri, yetersiz özlük hakları, yetersiz sosyal haklar, yetersiz emekli maaşları, yanlış ödüllendirme yöntemleri, şehit yakınlarına ve ailelerine yakışır bir hayat seviyesinin sunulmaması gibi sorunlarla karşı karşıyalar.

Kamuda çalışan diğer personel haftada kırk saat çalışırken, polis ve jandarma teşkilatında mesainin başlangıcı belli, ama bitişi maalesef belli değildir. Haftada en az yetmiş iki saat çalışan bu görevliler, diğer kamu görevlilerinde olduğu gibi veya bizim gibi böyle sıcak koltuklarında görev yapmıyorlar, ciddi hayati riskler taşıyan, dağda, pusuda, sokakta, zor tabiat ve iklim şartlarında bu görevlerini yerine getiriyorlar.

“Polisin ve jandarmanın fazla çalışmayla ilgili talebi ne?” diye baktığımız zaman, analarının ak sütü gibi helal olan fazla çalışmalarının karşılığını istiyorlar, diğer devlet memurlarının almış olduğu fazla çalışmanın da kendilerine verilmesini istiyorlar.

Bütün memurlar 8’inci aylık derecesinden itibaren ek gösterge alırken, emniyet hizmetleri sınıfında olanlar 4’üncü aylık derecesinden itibaren bu ek göstergeyi alabiliyorlar. Emekli aylığını doğrudan etkileyen bu durumun bir an önce düzeltilmesini istiyorlar.

Yine, birinci sınıf emniyet müdürlerinin sadece bir kısmına verilen makam ve görev tazminatlarının, yine geçtiğimiz dönemde yapılan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname doğrultusunda, Emniyet Genel Müdürlüğünde sadece daire başkanları ve il emniyet müdürleri için verilen bu ödeneklerin bütün emniyet müdürlerine yaygınlaştırılmasını istiyorlar. Hani eşit işe eşit ücret diyordunuz, nerede eşit işe eşit ücret? Emniyet müdürleri arasında bile ayrım yapıyorsunuz.

İstihbarat, terörle mücadele, organize suçlar birimlerinde çalışan polisler ile asayiş, karakol, trafik, karargâh polisleri arasında farklı ücret uygulamalarına son verilmesini istiyorlar.

Üniversite mezunu polis memurları, komiser yardımcıları, komiserler, başkomiserler, emniyet amirleri, 1’inci dereceden emekli olmalarının yolunun açılmasını istiyorlar. Polis Akademisini bitirmiş komiser yardımcısı, komiserler ile başkomiserlerin polis memuruyla maaş farkı yok. Bunu, anlamlı olabilecek şekilde bir farklılığın olmasını istiyorlar.

Uzman çavuşluktan ayrılıp memuriyete geçmek isteyen binlerce hatta on binlerce gencin bu haktan istifade edemediğine, “bir ümit” diye kamu kurum ve kuruluşlarının kapılarında beklediğine, üniversitelerin kapılarında beklediğine, belediyelerin kapılarında beklediğine, milletvekillerinin peşinde dolaşarak sorunlarına çözüm aradıklarına şahit oluyoruz. Ya “Böyle bir hakkınız yok.” deyin ya da böyle bir hakları varsa, öncelikli olarak kamu görevlerine alınmalarının yolunu açın değerli milletvekilleri.

Her seçimde söz verilmesine rağmen seçim bitince vaatlerinin unutulması, emniyet teşkilatı, jandarma teşkilatı mensuplarını gerçekten derinden üzmektedir. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak polisimizin ve jandarmamızın sorunlarını gündeme getirme konusunda duyarlı olduk, duyarlı olmaya da devam edeceğiz. Bu hususta verilmiş kanun tekliflerimiz, soru ve araştırma önergelerimiz mevcuttur. İktidar partisinin bu düzenlemelere destek vermesini istiyoruz.

 Emniyet Genel Müdürlüğünün ve Jandarma Genel Komutanlığının 2013 yılı bütçelerinin de hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Erdem.

Şahıs olarak, lehinde, İzmir Milletvekili Aydın Şengül. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Şengül.

AYDIN ŞENGÜL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı bütçesi görüşmelerinin altıncı turunda görüşlerimi ifade etmek üzere şahsım adına lehte söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı ve bazı kuruluşlarla alakalı partili arkadaşlarım gerekenleri rakamlarla ifade ettiler. Ben, gecenin bu saatinde sizleri rakamlarla meşgul etmeyeceğim.

Değerli arkadaşlarım, ulaştırma ve haberleşme bir medeniyet işidir. Bugün, demokrasinin, ekonominin gelişmesinin, kültürler arası kucaklaşmanın en temel amacı ulaşımdır. Bu yüzden kara yolu, hava yolu, deniz yolu, demir yolu, İnternet aracılığıyla gönülleri buluşturduk, artık uzaklar yakın oldu. Şimdi birbirimize samimi olalım.

Bizden önce Ulaştırma Bakanlığına baktığımızda, âdeta ulaştırmama bakanlığı gibi hareket ediyordu. Yani ülkeyi birbirine demir yoluyla, deniz yoluyla, hava yoluyla ulaştırmamak adına geçmişte her şey yapıldı.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sizden önce Türkiye yok muydu?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Siz nasıl gelip gidiyordunuz Ankara’ya o zaman? Neyle gelip gidiyordunuz Ankara’ya acaba? Yürüyerek mi geliyordunuz Ankara’ya?

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Bizim dönemimizde, 2002’den sonra hava yolu artık belli bir kesimin değil, halkın yolu oldu. Eskiden havaalanlarının hâlini hepiniz biliyorsunuz.

Bunun dışında, kara yollarını biliyorsunuz. Uzun ince yollarda, dar şeritlerde, tırların arkasına geçip saatlerce yaptığımız yolculukları unutmuyoruz. Sadece bizim dönemde, hepinizin bildiği gibi, 16.000 kilometre duble yol yapıldı.

Eskiden, kendisi gelmeden dumanı gelen kara trenler vardı. Bizim dönemimizde ilk defa, ülkemiz, hızlı trenle şehirler arası seyahat etmenin keyfine vardı. Bizden öncesinin Türkiye'sinde kavuşamama, hasret ve çaresizlik vardı. O kadar ki bu kavuşamama, hasret ve çaresizlik türkülerde, şiirlerde ve manilerde yer aldı. Bu türküleri hepimiz biliyoruz: “Kara tren gecikir, belki hiç gelmez.”

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – 1930!

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Değerli arkadaşlar “Dağlar dağlar, kurban olam, yol ver geçem/ Sevdiğimi son bir olsun yakından görem.” Bugün dağları deldik, geçtik, tünelleri inşa ediyoruz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – “Leyla ile Mecnun”u da koy oraya, Leyla ile Mecnun’un hikâyesini de ekle.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – “Yollar seni gide gide usandım/ Ayağıma diken battı, gül sandım.” Malatya yöresi türküsü. Daha bunun gibi sayabileceğimiz yüzlerce türkü var.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – “Kerem ile Aslı” var daha.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Bugün böyle hasretler yok, böyle sitemler yok. Yollar artık engel değil; aksine, birleşmenin en temel aracı. Aslında Sayın Bakanımız bu kültürün…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yani şimdi “Ferhat ile Şirin”i okumayacak mısınız, dinlemeyecek miyiz?

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bugün “Gidemediğin yer senin değildir.” mantığıyla hareket eden ve bu noktada vatan toprağının en ücra köşelerini bile yollarla birbirine bağlayan bir anlayış hâkim.

Şimdi, Türkiye’de ulaşım alanında çağ atlatan hizmetler varken aynı hizmetleri vekili olduğum İzmir’de görmek ne yazık ki mümkün değil.

Şimdi, İzmir hakkında ulaştırma faaliyetleriyle ilgili birkaç kelime söyleyeceğim: Siz belki İzmir’e rahat ulaşabiliyorsunuz; Türkiye’nin her yerinden, hava yoluyla, deniz yoluyla, kara yoluyla… Ancak, İzmir’e ulaştığınızda, İzmir’in içinde bir noktadan bir noktaya ulaşmakta ciddi sıkıntılar çekersiniz.

MUSA ÇAM (İzmir) – Meclis Başkan Vekili de İzmir Milletvekili. Dikkatle izliyor sizi.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanı metro yapmak istedi. Yıllardır, on yıldır iktidarda, metro yapmaya çalışıyor değerli arkadaşlar. Metronun bitirilmesiyle ilgili 16 kez bitirme tarihi verdi. En sonunda bitiremeyeceğini kendisi de anladı, tarih vermekten vazgeçti.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – En azından Ulaştırma Bakanlığına devretmedi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ankara için mi konuşuyorsun, Ankara için mi diyorsun bunları?

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Hâlâ sıkılmadan “Türkiye’nin en ucuz metro hattını biz yaptık.” diyorlar.

Değerli arkadaşlar, size soruyorum: Bitmeyen metronun maliyetini nasıl hesaplıyorsunuz, nasıl ucuza mal ediyorsunuz?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ya, Ankara’daki bitti mi?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Keçiören metrosu mu, Keçiören Belediyesi mi?

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Benim bildiğim, İzmir’de aynı metroyu…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ankara’yı mı anlatıyorsun?

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – …Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı 4 kez ihale etti. Her ihalede de fiyatını artırarak yaptı.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Keşke girmeseydin ya, bak şimdi!

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Evet, bir de, değerli arkadaşlar, son günlerde İzmir’de…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Metrolar karanlık yerler ha, kaybolursun.

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Vaktim de kalmadı. Çılgın proje… Sayın Kocaoğlu…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Aman çıldırmayın ha!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bak şimdi ya!

MUSA ÇAM (İzmir) – Aydın, burası İzmir değil ya, Türkiye Büyük Millet Meclisi ya!

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Metroyla işi yürütemeyeceğini anlayınca altyapıya 250 milyon lira yatırım yaptı; bütün kanalları, dereleri tıkadı, İzmir’i sel aldı. Herhâlde İzmir’in içerisine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Samsun’u unutma, Samsun’u unutma. Canlar gitti. Samsun’u unutma.

MUSA ÇAM (İzmir) – Aydın, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bütçesini  konuşmuyoruz. Ulaştırma Bakanlığıyla İçişleri Bakanlığı bütçesini konuşuyoruz şu anda. Yapmayın!

AYDIN ŞENGÜL (Devamla) – Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şengül.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – 2011’deki çılgın projeleri kim açıkladı?

BAŞKAN – Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, biz şu anda burada Ulaştırma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının bütçelerini görüşüyoruz. Sayın konuşmacının her iki bakanlık bütçesiyle ilgili yapacağı ve bize yapacağı eleştirilerin başımızın üzerinde yeri var ama burada yeri olmayan, burada olmayan…

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Bağlantılı, bağlantılı!

MUSA ÇAM (İzmir) – ...İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıyla ilgili hakaret etti ve bunu mutlaka burada kayıtlara geçirip düzeltmemiz gerekiyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ankara Büyükşehirle ilgili de konuştu. Melih Gökçek’i kim savunacak şimdi arkadaşlar?

MUSA ÇAM (İzmir) – Sataştı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanını basiretsizlikle, beceriksizlikle suçladı Sayın Başkan.

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Öyle mi dedi?

MEHMET ÖNTÜRK (Hatay) – Biz öyle bir şey duymadık.

MUSA ÇAM (İzmir) – İhalelerde yanlışlık yaptığını söyledi ve dolayısıyla burada olmayan biri hakkında bizim İzmir Milletvekili olarak konuşma hakkımız var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz de “Beceriksiz değildir.” dediniz, kayıtlara geçti efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tutanaklara geçti.

MUSA ÇAM (İzmir) – Dolayısıyla partimize sataşma yapmıştır.

BAŞKAN – Kayıtlara geçti, beceriksiz olmadığını söylediniz. Konu kapanmıştır.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, partimize sataşmada bulunmuştur böylelikle. Lütfen bunu düzeltmemize izin verin.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Sayın Başkan, yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile bağlı, ilişkili kuruluşların 2013 yılı bütçe teklifinin görüşülmesi vesilesiyle huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Türkiye'nin kalkınması için, büyümesi için, Türk milletinin refahı için yollar yapan, tren yolları yapan, deniz limanları yapan, hava limanları yapan, akıl yolları, iletişim yolları yapan ve bu ülke insanına, az veya çok, hizmeti, emeği geçmiş bütün ulaştırma, denizcilik, haberleşme camiasını burada şükranla anıyorum, hayatta olmayanlara Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, ulaştırma ve haberleşme çok önemli bir sektördür. Bunu söylemek bile gereksiz. Örneğin, eğer ulaşım olmazsa, eğer iletişim olmazsa insanlar açlıktan ölürler. Yine, ulaşım olmazsa, iletişim olmazsa insanlar soğuktan ölürler. Yani insanların yaşamını, temel yaşamını geçirmek için bile ulaşıma, iletişime ihtiyaç var. Bu sektör üretimi artırır, ekonomiyi hareketlendirir, iş alanları oluşturur, üretim verimliğini artırır, bölgeler arası kalkınma dengesizliğini ortadan kaldırır, bölgesel servet dağılımına yardımcı olur. Ayrıca, küresel ve yurt içi rekabeti geliştirir. Neden az gelişmiş ülkeler daha çok iletişim ve ulaşım maliyetine katlanıyorlar? Çünkü yolları yok, erişemiyorlar, ulaşamıyorlar. İşte, Türkiye’nin dünya rekabetinden, dünyadaki acımasız yarıştan geri kalmaması için, cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne, bütün hükûmetler ellerinden geldiğince çalışmış, çabalamış, bu ülkenin imarı için hizmet etmişlerdir. Ancak hizmetlerin kalıcı olması, sonuç alınması için de güven ve istikrar çok önemlidir. Türkiye güven ve istikrarı yakaladığı dönemlerde sıçramasını gerçekleştirmiş, ara dönemlerde, zayıf siyasi iradelerin hakim olduğu yönetimlerde de maalesef kazanımlarını tekrar kaybetmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Bu bakımdan, yollara yatırım geleceğe yatırımdır. Akıl yollarına, iletişime yatırım geleceğe yatırımdır. Geleceğe yatırım, Türkiye’ye, Türk insanına yatırımdır. Geleceğe yatırım, büyük Atatürk’ün bize işaret ettiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak için yapılan yatırımdır.

Çok değerli milletvekilleri, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı çok geniş görev alanı olan bir bakanlıktır. Yirmi beş dakikada bakanlığımızın son on yılda yapmış olduğu hizmetleri bütün detaylarıyla anlatma imkânı yoktur.

Burada bütün partilerden konuşmacılar değerlendirme yaptılar; yapılanları, yapılmayanları söylediler. Biz bunların hepsini not ettik, bunların hepsinin de cevabı var ancak, burada, bunlara tek tek cevap vermeye, maalesef zaman olarak imkânım yok. Ancak, bazı konular, toplumda yanlış algılamayı ve haksız, gerçek olmayan değerlendirmeleri de içerdiği için, onlara mutlaka cevap vermem gerekiyor.

Bu fasla geçmeden önce, kısaca Türkiye’nin son on yılında, insanlarımızın hayatında ne değişti, neler daha farklı hâle geldi, bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.

11’inci bütçeyi huzurlarınızda sunuyorum. 19 Kasım 2002’de atandığım bu görevde, 4 hükûmette de aynı görevi devam ettiren 2 bakandan biriyim. Dolayısıyla, bakanlığın kurumsal hafızası bakımından herhangi bir problemimiz yok. Buradaki değerlendirmelerde, bazen 2002 ile bulunduğumuz anı değerlendirirken bazı arkadaşlarımız alınganlık gösteriyor. Onun için, ben bu sefer kendi dönemimizi kendi içinde kıyaslamaya karar verdim. Yani, 2003 sonu itibarıyla alacağım. 2012 sonu itibarıyla nereden nereye geldik, bunun cevabını sizlerle paylaşmak istiyorum.

2003 yılından bugüne kadar ulaştırmaya, haberleşmeye yaptığımız yatırımların tutarı 140 milyar Türk lirasıdır. Bu 140 milyarın yüzde 64’ü kara yoluna, diğeri de diğer bölümlere gitmiştir, detayına girmiyorum. Bunun içinde 21 milyar yap-işlet-devret yani bütçe dışı kaynaklarla yapılan işler, 119 milyar da bütçe kaynaklarıyla yapılan işler vardır. Toplam 3.668 projede çalıştık ve hâlâ da çalışıyoruz. Devam eden projelerimizin tutarı 168 milyar Türk lirasıdır. Bunun 82 milyar lirası bugün itibarıyla tamamlanmış, 86 milyarlık kısmıda hâlen devam etmektedir.

Bir yılda, ortalama, bakanlığımızın bütün birimlerinin kullandığı bütçe miktarı 17,5 milyardır. Bu kalan miktarı buna böldüğümüzde, artırma da yapmadan, beş yılın biraz üzerinde bir süreye tekabül eder. Bunu niye söylüyorum? Biz göreve geldiğimizde bütçe rakamlarına baktık, yatırıma konan projelere baktık, bunların bitirilme sürelerine baktık, maalesef otuz-otuz beş yıl arasında ortalama bitirilme sürelerini gördük, bu ortalamadır. Size samimiyetle söylüyorum, ikiz yüz otuz yılda bitecek projeler var, insanların ömrü bile bu kadar değil; otuz beş yıl bile insan hayatında uzun bir süre. İnsan, yapılan bir işin semeresini dünya gözüyle görmek ister. Onun için, değerli arkadaşlarım, işe öncelikleri belirlemeden başladık. Türkiye'nin ihtiyacı ne? Türkiye büyüyecekse, Türkiye kalkınacaksa, millî gelirini 3 kat artıracaksa, ihracatını, ithalatını, toplam ticaretini 300 milyarın üzerine çıkaracaksa mutlaka ulaşımda ana arterleri geliştirmesi lazım. Doğudan batıya, kuzeyden güneye bu arterleri geliştiremezse, bu büyüme, bu ihracat olamaz.

Nitekim, son on yılın büyüme rakamlarına bakıyoruz: Türkiye 1 birim büyümüşse, ulaştırma 2 birim büyümüş, iletişim 3 birim büyümüş yani ulaşımdaki, iletişimdeki büyüme Türkiye'nin ortalama büyümesini hep yukarıya çeken bir rol oynamış. Bunun sonuçlarını da görüyoruz. Eğer yolunuz olmasaydı bu ihracatı yapamazdınız, eğer yolunuz olmasaydı bu millî geliri 270 milyardan 774 milyara çıkaramazdınız. Kişi başına millî geliri 10 bin doların üzerine taşıyamazdınız.

Tabii, buradaki konuşmacılarımız, sağ olsunlar, değerlendirmeleri yaptılar. Her değerlendirmenin bizim için çok büyük anlamı vardır. Ama bazı konuşmacılar maalesef son on yılda ne kara yollarında, ne hava yollarında, ne bilgi iletişim teknolojilerinde hiçbir iyi iş yapılmadığını ifade ettiler. Ben bunu büyük bir haksızlık olarak görüyorum. Ne söylenirse söylensin, siz bir şey söylersiniz insanlar gördüğüne inanır, yaşadığına inanır. Eğer birisi Kemerhisar-Pozantı yolunda, Ulukışla yolunda otoyolda gider gibi gidiyor ise ve bu yolda hiçbir şekilde hız kesmeden Pozantı’dan Adana’ya iniyorsa demek ki bu yolda çok şey yapılmış. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben, bir lise öğrencisiyken radyo anonslarında bu yolda şu duyuruyu hep duymuşumdur: “Pozantı-Ulukışla-Kemerhisar yolunda çalışma vardır, kamyoncuların takozlarını, çekme halatlarını yanında bulundurmaları, işaret ve işaretçilere dikkat etmeleri…” diye sürekli anons geçerdi. O yoldan gittiyseniz görmüşsünüzdür, dağları dize getirdik, vadileri viyadüklerle geçtik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) O yolda 9 tane tünel, 29 tane viyadüğü yaparak Türkiye'nin standardı en yüksek yolunu Türk insanına kazandırdık. Helal olsun! İnsanımıza yapılan her türlü hizmet helal olsun! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Çok değerli arkadaşlar, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının bütçesi genel bütçe içerisinde 2003 yılında yüzde 17’ydi. Peki, şimdi nedir? Yüzde 47. İşte hizmetin adı budur. Yüzde 17’yle aldık, yüzde 47’ye çıkardık. Yani merkezî idarenin yaptığı yatırımların neredeyse yarısını yapar hâle gelmiş bir bakanlık var. Bugün, Türkiye'nin doğusundan batısına 16.108 kilometre yol yapmışsak, seksen yılda yapılan 6.100 kilometrenin 2,5 katından fazla yolu açmış isek işte bu bütçelerle oldu. Aslında konuşmacı, bir yandan bir şeyler yapılmadığını söylerken, diğer yandan da “Kamulaştırma paralarını ödemiyorsunuz, müteahhitlerin paralarını geciktiriyorsunuz.” demek suretiyle yapılanları bir anlamda ikrar eder, kabul eder durumdaydı. Eksik yapıldığını söyleyebilirsiniz, yanlış yapıldığını söyleyebilirsiniz ama “Bir şey yapmadınız.” diye burada çıkıp söylerseniz, bu büyük haksızlıktır. Bu, gerçekleri bile bile görmemektir. Siyasetin bu olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Çok değerli milletvekilleri, tabii, Türkiye’de sadece kara yollarında son on yılda yaptığımız yatırımların ülkemize geri dönüşü 15 milyar Türk lirasıdır. Eğer bu bölünmüş yolları yapmasaydık yolda beklemekten, fazla yakıt yakmaktan ve havaya verdiğimiz 2,5 milyon ton egzoz gazından bunun ülkeye maliyeti 15 milyar Türk lirasıydı. Bu yollarla, 15 milyar… Yapılan tüm harcamayı buna böldüğünüzde çıkan süre nedir, biliyor musunuz? Üç buçuk yıl. Bölünmüş yollara harcadığımız para 49,5 milyar. Üç buçuk yılda geri dönen bir projeden bahsediyoruz. Bundan kârlı bir iş mi var?

Yol, tek başına para kazanmaz; yol, para kazanmak için, ticaret yapmak için, insanları, doğuyla batısını ülkenin birbirine birleştirmek için, kardeşliği, birliği, beraberliği pekiştirmek, hısım akrabalığı geliştirmek için yapılır. Yol, medeniyet için yapılır, gelecek nesiller için yapılır ama bu işler o kadar geç kalmış ki maalesef, yol bile kendi başına en kârlı yatırım hâline geliyor. İşte böyle bir Türkiye var.

Bugün, Türkiye’de seksen yılda 50 kilometre tünel yapılmış, on yılda bunun üzerine 103 kilometre tünel koymuşuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dünyanın en uzun çift tünelini Türkiye’de yapıyoruz; Ovit Dağı Tüneli, 14,6 kilometrelik 2 tünel yapıyoruz.

Cankurtaran Tüneli: Hopa’yı Artvin’e bağlayan, kış aylarında orada canların, hayatların yok olmasına sebep olan bu bölgede 4 bin metrenin üzerinde 2 tane tüneli yarı ettik, iki sene sonra onu da açıyoruz.

Kop Dağı: Ruslara “Orada dur.” diyen, şehitler veren ecdadımızın o dağlarda donmasını bu millet hazmedemezdi. O, geçit vermeyen Kop Dağı’na da 2 tane 4,5 kilometrelik tünel yaparak oraları da erişilir, ulaşılır hâle getiriyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Saymakla bitmez; Ilgaz Dağı Tüneli, Püren Tüneli, Göksun’la Maraş’ı birbirine bağlayan tünel… Doğrusu, zamanımız…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teknoloji de çok gelişti.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Efendim, teknoloji tabii gelişti ama teknolojinin gelişmesi yetmez, o teknolojiyi kullanabilen, o teknolojiyle hizmet üreten bir anlayış lazımdır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Efendim, daha kara yollarının yüzde 20’sindeyiz. Şimdi, kara yollarını bir tarafa bırakalım, demir yollarına gelelim.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, Palu-Genç-Muş demir yolundan bahsedecek misiniz?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Bak, demir yollarına… Güzel söylediniz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bingöl demir yoluna gelelim Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Demir yollarında yapılan işler bir destandır arkadaşlar, destan. Neden söylüyorum biliyor musunuz? Bakın, demir yollarında en büyük hamle cumhuriyet kurulduğu yıldan 1946’ya kadar yapılmıştır. 3.700 kilometre yol tırnakla, kazmayla, kürekle yapılmıştır çünkü Büyük Atatürk’ün önderliğinde bir seferberlik gerçekleşmiştir ama aynı Türkiye, 1951’de kazmayı da bırakmış, küreği de bırakmış, demir yollarını da kaderine bırakmıştır.

Ta, elli yıl geçmiş aradan, 2003 yılında demir yollarına baktığımızda, demir yolları bütün imkânlarını kaybetmiş, altyapısı işlemez hâlde, araçları 40 yaşını aşmış, demir yolları bu ülkenin yükünü taşıması gerekirken bu ülke demir yollarının yükünü taşır hâle gelmiş.

İşte, Büyük Atatürk’ün de “Refah ve ümran tevlit eder.” dediği, ülkenin demir yollarını ayağa kaldırmak da yine bize, AK PARTİ’ye nasip olmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan… Sayın Bakan…                        Palu-Genç-Muş demir yolu hattını soruyorum, Palu-Genç-Muş! Duymazlığa gelmeyin!

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bugün, devam eden…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Duyduğunuzu biliyorum, cevap vermiyorsunuz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - …yüksek hızlı demir yolu ağıyla, Osmanlının…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – 744 trilyon para gitti Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - …Selçuklunun yüzyıllarca başkentliğini yapmış 14 büyük şehrini birbiriyle birleştiriyoruz, bu şehirlerde 35 milyon insanımız yaşıyor; Ankara, Eskişehir, Afyon, Uşak, Manisa, İzmir, Konya, Bursa, Sakarya, İzmit, Yozgat ve Sivas. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bugün bu şehirlerimizin bir kısmında demir yolu bağlantısı bitmiş, diğerlerinde de birkaç seneye kadar yüksek hızlı tren bağlantısı tamamlanmış olacak. Sadece bir örnek veriyorum: Ankara-Eskişehir arasında hızlı tren yokken bu yolda trafiğin yüzde 8’i sadece eski demir yoluyla yapılıyor idi, şu anda yüzde 73’ü yapılıyor. Hızlı tren, şehirleri birbirine komşu yapıyor; hızlı tren, ülke insanının ülkesine olan güvenini artırıyor. Bugün dünyada 8’inci, Avrupa’da 6’ncı sırada hızlı tren işletmeciliği yapan bir ülkenin adıdır Türkiye. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Amerika Ulaştırma Bakanı geldiğinde kendisini Ankara’dan Eskişehir’e trenle gitmeye davet ettim. Trenle gittikten sonra “Amerika büyük bir ülke, dünya lideri ama şunu seninle paylaşmak istiyorum: Böyle bir tren yolumuz maalesef yok.” dedi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Amerika’yı geçen, Türk insanının elli yıllık hızlı tren özlemini gerçeğe dönüştüren bir AK PARTİ iktidarı var, milletin iktidarı var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) -  Sayın Bakan… Sayın Bakan… Sayın Bakan, Oktay Vural’a, bir de Faik Öztrak’a teşekkür eder misiniz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, yüz yıldır…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Eğer gerçekten güveniyorsanız, Oktay Vural’a, Faik Öztrak’a teşekkür edin.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Haydar Bey, bir dakika… Zamanım azaldı, bir dakika

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Faik Öztrak’a ve Oktay Vural’a teşekkür edin.

BAŞKAN – Lütfen devam ediniz, karşılıklı konuşmayınız Sayın Bakan, devam ediniz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME  BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Ben peşin teşekkür ettim, sözlerimin başında, bu ülke için taş üstüne koyan herkese teşekkür ettim. Sen herhâlde o zaman dışarıdaydın, şimdi zamanımı alma da şu işleri bir konuşayım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, değerli arkadaşlar şimdi...

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, alkışlarla yolsuzlukları önleyemezsiniz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Şimdi, arkadaş, eğer bir yolsuzluk iddian varsa buraya getir. Yolsuzlukla en son itham edeceğin adam karşındadır. Buyurun, hodri meydan! İşte bu kadar! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

On yıldır alnımın akıyla hizmet yapıyorum, Türkiye’ye 200 milyarlık yatırım yaptım, hepsinin hesabını kuruş kuruş veririm, o kadar söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Öyle kabataslak laflarla, muğlak sözlerle beni yolsuzlukla itham edemezsiniz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) –  Kabataslak değil, açıkça söylüyorum, 744 trilyondan bahsediyorum Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, HABERLEŞME VE DENİZCİLİK BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Yolsuzluk yapan da yolsuzluğa vesile olan da alçaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu memleketin haklarına, yetimin hakkına tecavüz etmiş en aşağılık insandır. Burada bu kadar açık söylüyorum.

Arkadaşlar, şimdi, böyle gelişigüzel yolsuzluk ithamlarıyla, boş dosyalarla meydanlara siz çok gittiniz ama cevabını aldınız. Vatandaş “34,5 yetmez” dedi, “41” dedi, “47” dedi, “O da yetmez, 50.” dedi ve AK PARTİ’yi güçlendirerek tekrar iktidara taşıdı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Eğer bunun arkasında hizmet olmasaydı, eğer bunun arkasında iş olmasaydı, eğer bunun arkasında vatandaşın derdiyle dertlenen bir iktidar olmasaydı, dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı bunlar nasıl olacaktı soruyorum size. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bingöl’ü konuş Sayın Bakan, Bingöl’ü konuş. Her zaman oyların arkasına saklanmayın. 744 trilyondan bahsediyorum Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Sayın Başkan eğer süre verirse ben bunların hepsinin cevabını veririm. Cevabını veremeyeceğim hiçbir soru yok, o kadar açık söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öyle ortada bağırmakla olmaz, sinirlenmekle olmaz, sakin konuş.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, TELEKOM’u sattınız mı, kiraladınız mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sorularımıza cevap vermediniz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bu dediklerimiz yalan mı Sayın Bakan?

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, süreniz sona erdi.

Teşekkür ederiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Barış ve Demokrasi Partisi Milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk etti)

Sayın milletvekilleri, lütfen biraz sakin olalım ve biraz daha sessiz olursak daha iyi olacak.

Buyurunuz Sayın Şahin.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi, sözlerimin başında, 2011 yılı kesin hesabı ve 2013 yılı bütçe tasarısının görüşüldüğü şu anda sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Müsaadenizle, az önce bu kürsüde Hükûmetimiz adına bakanlığının bütçesini savunan Ulaştırma Bakanımıza çok teşekkür ediyorum. Açtığı yollardan, yaptığı demir yollarından, limanlardan herkes, hep birlikte, güven içerisinde, huzur içerisinde yararlanıyoruz. 75 milyon Türk milleti yararlandığı gibi bu ülkeyi ziyaret eden her misafirimiz de bu güzel eserlerden yararlanıyor ve ben de o yollara hazır girmişken oradan çıkmadan, o güzel yollardan, otoyollardan, demir yollarından, hava limanlarından, hava işletmelerinden devam edeyim isterim. Ama bu devam da, bu devam da bazı yerlerde, bazı yollarda, bazı köprülerde, bazı menfezlerde istenmeyen eylemler, istenmeyen kişilerle de ne yazık ki bu ülkede karşılaşıyoruz.

Sayın Bakanım, size ve ekibinize ben de çok teşekkür ediyorum. Bugün, sabahleyin Afganistan Cumhurbaşkanımızla birlikte Sivas iline erken saatte bir seyahat gerçekleştirdik. Orada 500 Afgan polis adayını eğitiyoruz, ikinci dönem eğitim veriyoruz ve Afgan polislerine Türk polisi başarılı bir şekilde…

KAMER GENÇ (Tunceli) – El Kaide’nin ne kadar…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …başarılı bir şekilde eğitimlerini veriyor. (Gürültüler)

Yalnız, Sivas kadromuz dolu, yeni bir okul açacağım…

KAMER GENÇ (Tunceli) – El Kaide’yi, Taliban’ı ve Müslüman Kardeşleri…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …sizi de oraya kaydedebilirim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, lütfen, sükûneti sizden istirham ediyorum. Çünkü çok önemli bir görüşmedeyiz ve ben başlangıçta siz değerli milletvekilleri arkadaşlarımdan ve aziz milletimden de bir miktar özür dileyeceğim, şunun için: Çok sistematik bir bakanlık faaliyeti sunmak üzere kürsüye gelmiştim ama Bakanlığımızla ilgili olarak şu anda Meclisi terk ettiklerini gördüğüm… Acaba gizlendiler mi, bilemiyorum; sıraların altına mı oturdular, bilemiyorum. Bir kontrol etmek lazım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Senden korkuyorlar…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bir partinin milletvekilleri başta olmak üzere yine ana muhalefet partisinin bazı milletvekillerinin Bakanlığımızın faaliyetleri üzerine yerli yersiz, asıllı asılsız geliştirdikleri değerlendirmeler, ifade ettikleri değerlendirmeler üzerinde sistematik konuşmak yerine değerlendirmelere cevap vermek durumunda olacağım. Sayın milletvekilleri, bakanlık olarak görevli ve sorumlu olduğumuz alanlarda benimsediğimiz hizmet anlayışımız, son bir yılda yaptığımız çalışmalar ve aldığımız sonuçları esas itibarıyla sizler gündelik hayatınızda yaşıyorsunuz, aziz milletimiz bunu yaşıyor. Milletimizin huzur içerisinde yaşaması için ve milletimizin vatandaşlık hizmetlerini, birey olmanın erdemini  fark edebilmesi için Bakanlığımız tüm birimleriyle, başta güvenlik birimlerimiz olmak üzere elinden gelen her türlü gayreti gösteriyor.

Güvenlik hizmetlerini biz, bağlı kuruluşlarımız olan Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığımız eliyle yürütmekteyiz. En temel görevimiz güvenlik hizmetidir ve bu hizmeti sunarken ilkelerimiz; hukukun üstünlüğüdür, açıklıktır, şeffaflıktır ve hesap verebilirliktir ve vatandaş memnuniyetini en üst düzeyde sağlamaktır. Birilerinin iddia ettiği gibi ne işkencedir ne haksızlıktır ne hukuksuzluktur ne de izinsiz, korsan dinlemelerdir.

Saygıdeğer milletvekilleri, suçla mücadelede önleyici tedbirlere hep ağırlık veriyoruz, ağırlık vermeye devam ediyoruz. Toplum destekli polislik ve jandarma uygulamaları 81 ilimizde ülkemizin her yerinde dikkatli ve başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Biber gazı eşliğiyle.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Ayrıca, teknik ve idari kapasite geliştirilerek, modern kriminal laboratuvarlar geliştirilerek dünya standardında suçu ve suçluyu objektif şartlarda delile dayalı olarak belirleme çalışmalarını örnek bir çalışma olarak yürütmekteyiz. Bugün dünyaya örnek gösterilen 11 adet polis ve 4 adet jandarma kriminal laboratuvarımız faaliyetini sürdürmektedir.

Yine, MOBESE uygulamalarımız 81 ilimizde ve pek çok ilçemizde faaliyetine devam etmektedir. Bu sayede de pek çok olayı, pek çok suçu ve suçluyu aydınlatmaktayız.

Yine, iletişim sistemi olarak jandarmamızda muhabere sistemi ve aynı sistemin sahil güvenliğe uygulanmış şekli olan sistemi kurmuş ve bu sistemle çalışmalarımızı yürütmekteyiz.

Saygıdeğer milletvekilleri, planlı operasyonlarla suç örgütleri, organize suç örgütleri etkisiz hâle getirilmekte ve bu sayede de vatandaşımızın devlete olan güveni pekiştirilmektedir.

Aile içi şiddetle de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığıyla birlikte Bakanlığımız müştereken ve çok dikkatli ve titiz bir çalışmayı sürdürmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, daha etkin ve kaliteli hizmet üretilebilmesi için gerek yasal gerekse idari düzenlemeleri sürekli yapmakta, teşkilatımızın bina, araç gereç ve diğer ihtiyaçlarını karşılama konusunda devletimizin ve milletimizin imkânlarıyla azami gayreti göstermekteyiz.

Teşkilat bünyesinde, özellikle güvenlik hizmetlerinde nitelikli personelin istihdamı önceliklerimiz arasındadır ve emniyet teşkilatımızda yüzde 85 oranında, yükseköğrenim görmüş personelle çalışmaktayız. Aynı nitelik değişiminin diğer kolluk kuvvetlerimiz jandarma ve sahil güvenlikte de gerçekleştirildiğini ve oranının arttığını söylemek isterim. Önümüzdeki yılda, 2013 yılında polis meslek yüksekokullarımızdan 8.400 ve diğer kurslarımızdan da 4.040 olmak üzere 12 bin 440 yüksekokul mezunu polis memurunu emniyet teşkilatına kazandırmayı planlamaktayız ve bu eğitim devam etmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, biraz önce ifade ettiğim gibi başka ülkelere de Türk polisi, jandarması ve silahlı kuvvetleri olarak eğitim vermekteyiz.

Teşkilatlarımızın araç ve gereç ihtiyaçları, hava araçları, orta hafif tip, orta büyük tip helikopterler olmak üzere devletimizin imkânlarıyla karşılanmaktadır. Yine “hafif zırhlı kobra araçları”, “kirpi araçları” tabir ettiğimiz araçlarla jandarmamız ve polisimiz desteklenmektedir. Sahil Güvenlik Teşkilatımızın da sahil güvenlik botlarıyla ve yine arama kurtarma gemileriyle donatılması ve gücünün artırılmasına çalışmaktayız.

Saygıdeğer milletvekilleri, korku ve endişeden uzak, huzur ve güven içinde bir yaşam sürmesi için vatandaşlarımızın sürekli emrinde olan güvenlik teşkilatlarımızın ana ve temel görevi itibarıyla, toplumun huzurunu bozan, korku ve endişeye sebep olan, yaygın suçlar olan asayiş suçlarıyla sürekli mücadele etmek gelmektedir ve bu mücadele yapılmaktadır. Bütün illerimizde güven timleri ve yıldırım ekiplerle sokak hâkimiyeti, alan hâkimiyeti tesis edilmekte ve yine istihbarat birimlerimizle de sokak güvenliği, ülke güvenliğini sağlamak için bütün gayret gösterilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet olarak en etkili mücadele ettiğimiz alanlardan biri de devlet ve vatandaş arasındaki güven bağını zedeleyen organize suç örgütleriyle ve her türlü kaçakçılık suçlarıyla mücadele gelmektedir. Yaptığımız çalışmalarla, toplum yapısını çürüten her türlü illegal yapılanmaların cesareti kırılmış, kamu düzenini bozmaya yönelik pek çok suç yapılan operasyonlar sayesinde işlenmeden önlenmiştir. Organize suçlarla mücadeleyi sistematik ve etkin kılmak için ilgili kurumların katılımıyla 2012-2015 Organize Suçlarla Mücadele Eylem Planı hazırlanıp yürürlüğe konulmuştur.

Uyuşturucu madde kaçakçılığıyla mücadelede de güvenlik birimlerimizin göstermiş olduğu başarılar sayesinde ülkemiz büyük ölçüde transit ülke olma konumundan çıkarılmış ve uluslararası suç örgütleri kendilerine yeni rotalar aramaya başlamışlardır. Birçok uluslararası platformda ve raporlarda ülkemizin bu başarısından övgüyle söz edilmektedir.

Değerli arkadaşlar, terör örgütleri, uyuşturucu ticaretinden ve göçmen kaçakçılığından önemli oranda finans desteği sağlamaktadır. Bakanlık olarak, son dönemde bölücü terör örgütü PKK, KCK’nın bu alandan sağladığı finansman kaynağını önleme amacıyla çok önemli ve büyük çalışmalar yapılmış, yapılan operasyonlarla bölücü terör örgütünün uyuşturucu ticaretinden sağladığı finansman desteği önemli ölçüde engellenmiştir. Söz gelimi, geçtiğimiz aylarda, temmuz ve ekim aylarında Diyarbakır’da Hint keneviri yetiştiren ve elde ettiği uyuşturucudan milyar doları aşan gelirler elde eden terör örgütüne düzenlenen operasyonlarla büyük darbe vurulmuştur. Bölücü terör örgütü ve onun uzantıları bu ülkede taş üstüne taş koymazlar, koymamışlardır, 1 metre yol yapmamışlardır, 1 dönüm tarla ekmemişlerdir. Yapılan iş yıkmaktır, öldürmektir, kan dökmektir ama bir şeyi yaparlar ve yapımına yardımcı olurlar, o da Hint keneviri ekimi. Haklarını yememek lazım, Hint keneviri ekimini yapıyorlar, yapmak için büyük mücadele ediyorlar. BDP, acaba bir gün buraya gelip kaçak Hint kenevirini dile getirseydi diye bekliyorum ama galiba nafile bir bekleyiş.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terörle mücadele konusunda yıllardan beri devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, anayasal düzenine kasteden iç ve dış destekli terör örgütleriyle mücadele etmekteyiz. Hükûmet olarak millî birlik ve beraberliğimizi, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, devletimizin bekasını ve üniter yapımızın korunmasını en büyük öncelik olarak görüyoruz. Terörle mücadelenin kolay olmadığını, bu beladan kurtulmak için her alanda çok boyutlu ve kapsamlı bir mücadele gerektiğini geçmiş tecrübelerimizden biliyor ve entegre bir mücadelenin içerisinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Hükûmetimiz terörle mücadelede bütün imkânları seferber etmekle vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlamak, ülkemizin birlik ve beraberliğini güçlendirmek için güvenlik başta olmak üzere her türlü tedbiri almaktadır.

Terörle mücadelede operasyonel faaliyetlerle birlikte terörü besleyen kaynakların kurutulması ve sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik önleme ve bilgilendirme çalışmalarına da ağırlık vermekteyiz. Son dönemlerde istihbari çalışmalar doğrultusunda, şiddet eylemlerini artıran bölücü örgüte karşı operasyonel faaliyetler etkin ve başarılı bir şekilde devam ettirilmektedir. İçişleri Bakanlığı olarak önümüzdeki süreçte de PKK, KCK bölücü terör örgütüyle ve diğer bölücü örgütlerle mücadelemiz güvenlik güçlerimizin her zamanki fedakârlığı ve üstün hizmet anlayışıyla, kararlılıkla sürdürülecektir. Terör örgütleri eylem yapamaz hâle gelinceye kadar, kan dökemez, insan öldüremez hâle gelinceye kadar, Türkiye topraklarında, bu ülke topraklarında son terörist kalmayıncaya kadar güvenlik güçlerimizce ve Hükûmetimizce kararlılıkla sürdürülecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu mücadeleyi büyük bir fedakârlık ve azim içerisinde sürdüren güvenlik birimlerimize kara, hava ve deniz kuvvetlerimizin unsurlarına, polis ve jandarmamıza, Sahil Güvenlik Teşkilatımıza ve bu teşkilatlarda bugüne kadar görev almış herkese teşekkür ederken, yüce Allah’ın rahmetine kavuşmuş aziz şehitlerimize bir kez daha bu vesileyle rahmet diliyorum ve kahraman gazilerimizi de hasretle, minnetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar, terörle mücadelede ekonomik ve sosyal tedbirler paketi de uygulanmaktadır. Söz gelimi KÖYDES ve BELDES paketleri bunun en önemli örnekleridir. Diğer taraftan şehit aileleri ve gazilerimizle yakından ilgilenilmekte, her iki bakanlık olarak bu konuda önemli yasal çalışmaları ve uygulamaları yürütmekteyiz.

Son olarak, kamuda iş hakkı kapsamı şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için genişletilmiş, birden ikiye çıkarılmıştır değerli oylarınızla ve onayınızla. Uygulama yönetmeliği de 11 Aralık tarihinde yayınlanmıştır bu yasanın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kadir İnanır’ın montu duruyor mu Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, terörle mücadelede, Türkiye Cumhuriyeti devleti, Hükûmetimiz ve güvenlik güçlerimiz, önündeki, takibindeki terör örgütü militanlarıyla mücadelesini, her türlü hukuki ve teknik tedbirlere başvurarak sürdürmektedir. Bu mücadele, yerine göre silaha karşı silahla olmaktadır, yerine göre ekonomik içerikli mücadele olmaktadır, yerine göre sosyal içerikli bir mücadele olarak yürümektedir. Terörle mücadele, sadece teröristlerin, terör örgütü militanlarının alanda gerçekleştirdiği eylemlerden ibaret değildir. Terörle mücadele, topyekûn bir destek görmektedir ülkede ve dünyada. Bu desteğin, kimin tarafından ne zaman verildiğini tespit etmek, bazen terör örgütü militanlarını yakalamaktan, tespit etmekten daha da zor olmaktadır ve terörle mücadeleyle biz önümüze dönüp mücadelemizi yürütürken, arkamızda -arka tarafta- kimin hangi tezgâhı kurduğunu, hangi iftirayı kaleme aldığını bilmemiz bazen mümkün olamamaktadır. Ama ortaya düşenler -yazılanlar, çizilenler, söylenenler, bu kürsüden söylenenler dâhil- yeteri kadar kendini ele vermeye kâfi gelmektedir

Terörle mücadelede, değerli arkadaşlar, biz, üç yüz altmış derecelik bir açıdan “Her yerden ve herkesten -terörle mücadele konusunda- terör tehlikesi teşkil edebilir.” bakışı içerisinde olmak durumundayız güvenlik güçleri olarak, millet olarak, milletvekilleri olarak.

Değerli arkadaşlar, biraz önce, bu vesileyle kürsüden söz alan sayın milletvekillerinin dile getirdikleri terörle ilgili konular ve diğer konulardaki bazı hususlara açıklık getirmek istiyorum.

Sayın Kesimoğlu, Türk polisi, bugüne kadar, bir kez daha söylüyorum, hiçbir şekilde Amerika Birleşik Devletleri makamlarına gidip Ergenekon konusunda brifing, bilgilendirme yapmamışlardır.

Sayın Kesimoğlu ve Sayın Serindağ; polis teşkilatımızın özlük hakları konusundaki hassasiyetinize teşekkür ederiz, diğer arkadaşlarımızın da Sayın Oğuz Kağan Köksal’ın da dile getirdiği hususa aynı teşekkürü ifade ediyorum.

Güvenlik teşkilatımız mensuplarının ücretlerinin iyileştirilmesi için Hükûmetimiz bugüne kadar büyük değişiklikler yapmıştır. Örneğin, 2002 yılında 665 lira olan bir polis memurunun ücreti bugün 2.349 lira olarak ödenmektedir. Artış oranı yüzde 250’dir ve bu yeterli midir? Değildir fakat bu ülkenin imkânlarıyla bu verilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama on bir yıldır…

 İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bunu yok saymak ve bunun üzerinden tahrikkâr konuşmalar yapmak insafla bağdaşmaz diye ifade etmek istiyorum.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Emekli maaşları…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Sayın Serindağ ve aynı konuyu dile getiren bazı arkadaşlarımız 27 bin çocuğun kayıp olduğu haberi bu ülkede bir kısım gazete tarafından yazılmakta ve…

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Bir kısım gazete kalmadı, hepsi sizden yana oldu.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …o yalan haberler üzerine de bazı milletvekillerimiz tarafından dile getirilmektir. Açıklık getiriyorum, açıklıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Açıklayın!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında, yani dört yıllık dönemde ülkemizde 27 bin çocuğun kayıp olduğu haberi ve değerlendirmesi var. Bu şu anlamda doğrudur: 2008-2011 arasında 27 bin çocuk kaybolmuştur. Buraya kadar doğrudur ama bundan sonrası başka bir doğrudur. Kaybolan bu çocuklar kayda alındıktan sonra bulunmuştur. 27 bin çocuk önce kayıp raporuna bağlanmış, daha sonra da bulunmuştur. Ben şimdi söylüyorum ve ilan ediyorum, kaybolduktan sonra bulunan çocuk sayısı 27 bindir. Peki, kayıp çocuk sayısı ne kadardır? Jandarma ve polis bölgesi dâhil, bugün itibarıyla kayıp çocuk sayısı 1.142’dir. Bu konudaki haberler ve bu haberleri tekrarlayanların sözleri radikal bir yalandır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Bravo!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bilmiyorum, bundan sonra, kalkıp birileri bir özür dileyecek mi? Teşekkür beklemiyoruz ama aziz milletimize yalan haber vermekten ve o yalan haberi tekrarlamaktan ümit ediyorum bir özür çıkar.

Yine aynı şekilde Sayın Kemal Ekinci’nin biber gazı stokuyla ilgili değerlendirmesi, yine radikal yalanlardan birisidir. Biber gazının normal raf ömrü dört yıldır. Biz, raf ömrü dört yıl olan biber gazını on sekiz yıl stoklayacak kadar öngörüsüz değiliz. Eğer öyle yapmışsak bundan şikâyet etmemeniz lazım, beşinci yılda o gazlar etkisiz olacak demektir.

Sayın Serindağ, imar mevzuatı konusunda Kayseri Büyükşehir Belediyesiyle ilgili 4 ön inceleme yapılmıştır. Sayın Serindağ, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş Bey’le ilgili olarak 33 ön inceleme yapılmış ve bu 33 ön inceleme sonucunda…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hepsi radikal yalan!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …30’una soruşturma izni verilmemiştir, 2’sinde ise soruşturma izni verilmiş ve 5 konu hakkında adli makamlarda soruşturması devam etmektedir. Ön incelemede soruşturma izni teklif edildiği hâlde verilmeyen soruşturma izni Adalar ilçesindeki bir olayla ilgilidir. Adalar İlçesi Belediye Başkanı CHP’li Sayın Farsakoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Topbaş’ın birlikte şüpheli oldukları bir soruşturmadır; her ikisini de içine alan bu soruşturma sonucunda soruşturma izni verilmemesi kararı verilmiştir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kartepe’yi açıkla Sayın Bakan, Kartepe’yi... Şevki Yılmaz’ın size nasıl fırça attığını açıkla!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Sayın Serindağ, Söğütözü Ankara’daki hadise Bakanlığımız tarafından 7 Şubat 2012 tarihinde ön incelemeye alınmış, savcılığa tevdi raporu yapılmış; savcılık, işlemden kaldırma kararı vermiş. Bu arada da, o bizim de tasvip etmediğimiz inşaatın ortadan kaldırılma çalışmaları başlamıştır.

Sayın Serindağ, Bakanlığımızın ehliyet, liyakat konusundaki personel görevlendirme hatalarına yönelik değerlendirmeniz; bu konuda kısmen haklılık payınız var. Şöyle; zatıaliniz 2008 yılı mayıs ayına kadar bu ülkede valilik yaptınız, eylemli valilik ve daha sonra da merkez valiliğine gelmiştiniz. Doğrudur yani ehliyet noktasında zatıaliniz örneğinde olduğu gibi bazı hatalarımız olabilir (AK PARTİ sıralarından alkışlar) bu “olabilir” şöyle açıklamak istiyorum: 28 Mayıs 2008, yer şu anda milletvekili olduğunuz partinin genel merkezi, görüştüğünüz o günün genel sekreteri ve soru: “Bolu’daki siyasi atmosfer nasıl? “

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Dinleme mi bu?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Dinlenmiş, dinlenmiş.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Vali: “İşiniz çok da kolay değil ama zor diye teslim olmak da doğru değil.” Soru: “Kararlı, dikkatli, siyasi iradeyi arkasına alan bir siyasi yapılaşmayı sağlayacak personel malzemesi var mı?” Vali: “Çok az da olsa var ama çok fazla olmadığını bilmek lazım.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cemil Çicek ile Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını söylesene.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) -   Soru: “Bolu’yu nasıl görüyorsunuz, özellikle siyasi açıdan neler yapılabilir?” Vali yani bizim, devletin valisi o gün: “Bolu’nun temelinde Cumhuriyet Halk Partisi var, özellikle de belediye seçimlerinde CHP’nin oyunun yükseldiğini görüyoruz. Bolu’da ciddi bir organizasyon olursa CHP adına bir toparlanma olur, seçimi alabilecek duruma da gelebilir.” diyor sayın vali.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – AKP’nin valileri de var hem de çok, ona bakarsan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Tabii, 2009 seçimleri oluyor, bilmiyorum Cumhuriyet Halk Partisi mi aldı Bolu’yu? Yerel yönetimlere bakmak lazım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cemil Çicek ile Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını söylesene.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Evet. Demek ki vali Bakanlıkta ehliyetsiz olduğu gibi, siyasi genel merkezde de bir ehliyetsizlik ortaya koymuş, “alabilir.” diye bir umut vermiş genel merkez yöneticisine.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bolu Belediyesi soruşturmalarını ne yaptın, niye imzalamıyorsun?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Sayın Musa Çam, Jandarma Marşına gelecektim ama… Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün jandarma sözüyle bitiriyorum. 1 Kasım 1929 yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kürsü bu kürsü: “Jandarma her zaman yurt, ulus ve cumhuriyete aşk ve sadakatle bağlı, tevazu, fedakârlık ve feragat örneği bir kanun ordusudur.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Jandarmamız kanun ordusudur, polisimiz nizam teşkilatı, sahil güvenliğimiz de Barbaros’un evlatlarıdır. Bu ülkenin güvenliği için, topyekun çalışmaktayız ve çalışmaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BDP’ye de soru-cevaplarda geleceğim.

Hepinize saygılar sunuyorum, bütçemize vereceğiniz destek için teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Reytingin çok düşük oldu.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şahin.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan ismimi zikrederek tam beş dakika benim sorularıma güya yanıt verir gibi yaptı ancak gerçeğe aykırı beyanda bulundu. İzin verirseniz bu hususu düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, değerli milletvekilleri, hepinizin huzurunda şunu açıklıkla söylüyorum… (AK PARTİ sıralarından “İtiraf et” sesi)

Şimdi, bakın, beni tanıyan arkadaşlarım da var, Sayın Bakanı tanıyan arkadaşlarınız da var, sizin aranızda olanlar da var -Sayın Bakan da burada- gitsinler, ikimizin görev anlayışını incelesinler, ona göre gelsin Sayın Bakan o zaman çok büyük hata yaptığını anlar, birincisi o.

İkincisi…

RECEP ÖZEL (Isparta) –  Konuşmayı yaptın mı, yapmadın mı?

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Bir dakika… Bahsettiği somut olaya değinmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir dakika, bir dakika… Bu çok söylendi, geçen gün Sayın Bülent Arınç da söyledi.

Bakınız, ben bir defa sizin iktidarınız döneminde vali olmadım, bunu bilin, ben üçlü koalisyon döneminde vali oldum…

MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) – Belli oldu, belli oldu.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – …ve valiliğim devam etti. Kırklareli’de dört yıl valilik yaptım, Bolu’da dört yıl valilik yaptım. Aranızda Kırklareli milletvekilleri de var, Bolu milletvekilleri de var. Siz gidin Kırklareli’ye ve Bolu halkına sorun.

Bir başka soru... (Gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sakin dinleyiniz.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Evet, ben merkeze geldikten sonra o zamanki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Sayın Önder Sav’la bir sohbet ettim ve bu sohbetten de büyük bir gurur duyuyorum, siz ne derseniz deyin. (CHP sıralarından alkışlar) Orada bizim dile getirdiğimiz hususlar soruşturmaya konu edildi. (AKP sıralarından gürültüler)

Bakınız, dinleyin de…

Bakınız, Sayın Bakan önce 2 müfettiş görevlendirdi. O müfettişler suç unsuru bulamadılar. Sayın Bakan o raporu beğenmedi, başka 2 müfettiş gönderdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Onlar da aynı şekilde rapor verdiler          -Bolu milletvekili arkadaşım da burada- onlar da suç unsuru bulamadı. (AKP sıralarından gürültüler) Ama Sayın Bakan eksik söyledi.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Efendim, bu konu çok polemik konusu oldu. İzin verirseniz bunu açıklamak istiyorum. Sözlerimi tamamlamak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sözünüzü tamamlayınız, konu netlik kazansın.

Bir dakika daha süre veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar!)

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Şimdi, bakınız… (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri… Lütfen…

Sayın milletvekilleri, çok rica ederim, lütfen, burada yönetme tarzım ve şeklim konusunda bu şekilde davranmayınız. Sessiz bir şekilde konuşmacıları dinleyiniz. Bir… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Tarafsız olun!

BAŞKAN – Ben tarafsız oluyorum.

Bir konuya netlik getirmek için, her zaman sizin de ihtiyacınız olan bir açıklama hakkı için ben Sayın Milletvekiline bir dakikalık ek süre verdim. Lütfen…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Beş dakika ver, beş dakika.

BAŞKAN - Buyurunuz.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, şimdi, Sayın Bakan iyi dinlesin. Bu konuyla ilgili sizin Bakanlığınızın arşivinde 4 tane rapor var, 4 tane. Belki siz bilmiyorsunuz, ben biliyorum ama bunları. Orada 4 tane rapor var, 4 raporu okuyun bakalım. 4 raporda mülkiye müfettişleri ne demişler, sizin en son yaptığınız değerlendirme raporunda ne deniyor? Siz insanları orada, görüşlerine göre, inançlarına göre fişlemişsinizdir. Gidin bakın Sayın Bakan, gidin bakın.

Değerli arkadaşlarım, bakın, ben ciddi bir şey söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Gel, bunlara laf söyleme!

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Kanıt yok, kanıt yok!

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Senin aklın ermez! Ben ciddi bir şey söylüyorum.

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Doğru konuş! Aklı ermeyen sensin.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Bakın, Sayın Bakan orada oturuyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Aklı eren bunları konuşmaz!

(Mikrofon elektronik cihaz tarafından kapatıldı.)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Hesabını veremeyeceğimiz işler yapmadık.

BAŞKAN - Sayın Serindağ, teşekkür ediyoruz, lütfen yerinize geçiniz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Biz her zaman alnımızın akıyla görev yaptık…

BAŞKAN – Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - …ve bunun hesabını da her zaman verdik.

BAŞKAN - Beni duyuyor musunuz Sayın Serindağ? Yerinize geçiniz lütfen.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Utanması gereken orada oturandır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Teşekkür ederim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başbakan da bunları söylesin.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. Böyle bir şekilde davranınca müzakerelerimizi devam ettirmemiz güçleşiyor.

Buyurunuz Sayın Kesimoğlu.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan yaptığı konuşmada benim ismimi zikretti, dolayısıyla bana savunma hakkı doğdu.

BAŞKAN – Ne söylemişti efendim sizin aleyhinize?

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Türk polisinin Amerikan Büyükelçiliğinde brifing verdiğini ifade etmiştim; kendisi, vermediğini söyledi ve “Radikal bir yalandır.” dedi bizim bütün iddialarımızla ilgili. Bu konuya açıklık getirmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kesimoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

6.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu’nun, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bir cumhuriyet hükûmetinin bakanına yakışmayacak bir tarzda bir konuşma gerçekleştirildi. Muhalefet milletvekillerinin iddialarına “Radikal bir yalandır.” yaftası asılı, bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Sayın Bakana oturduğu koltuğun gereklerini yerine getirmesini öneriyorum. Çünkü, Sayın Bakan o koltukta otururken polis lojmanları soyuldu. Polis lojmanlarında üç eve girildi, kapalı otoparktan araç çalındı. Çalanlar aracı terk ettikten sonra yakalandı. Sayın Bakan gitsin lojmanlarını korusun. Ben vatandaşın hâlini düşünemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) 

On yılda, devri iktidarınızda 320 emniyet mensubu intihar etti. Sayın Bakan biraz önce bu kürsüden 500 Afgan polisine eğitim verdiğini ifade etti. Afgan polisini bırakın siz Türk polisine sahip çıkın Sayın Bakan, 320 kişi niye hayatına kendi elleriyle son veriyor siz bunu araştırın, onlara moral olun, onlara destek olun. (CHP sıralarından alkışlar) 

Bir depremde felakete uğramış yurttaşların çadırına girdiğinde “Oo, sarayda yaşıyormuşsunuz(!) ‘gel’ dediğiniz yok.” dediğiniz, dalga geçtiğiniz ailelerden gidin siz özür dileyin Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar) 

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Van’a hiç gittin mi?

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – “Biber gazı organiktir, insan sağlığına zararsızdır.” dediniz ama Çayan Birben ama Metin Lokumcu ve diğer yurttaşlar hayatlarını kaybetti o biber gazından. O biber gazından hayatını kaybeden insanların ailelerinden siz özür dileyiniz Sayın Bakan.

Terör saldırısında 4 yurttaşla birlikte bir katır hayatını kaybetti, Sayın Bakan 4 yurttaşın hayatını yok saydı, devlet olarak katırın hesabını soracağını ifade etti. Siz gidin o ailelerden özür dileyin.

Ve Sayın Bakan, siz son kurultayda MKYK’a giremediniz, o koltukta oturma problemleriniz var, bu, alkışlardan da anlaşılıyor. Bence, siz Sayın Başbakanın karşısına gidin, bir takla atın, kendisini ne kadar sevdiğinizi gösterin, koltuğunuzu koruyun. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kesimoğlu.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi, sizin talebiniz nedir?

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 4/12/2012 tarihinde Şile’de meydana gelen deniz kazasında kaybolan cesetlerle ilgili arama faaliyetlerinin ne durumda olduğunu ve kurtarma faaliyetlerinde bir zafiyet olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Ulaştırma Bakanı gündeme ilişkin veya Bakanlığın faaliyet konularına ilişkin olarak çok çeşitli bilgiler verdi. Ancak, İstanbulluların, Şilelilerin çok merak ettiği, belki bütün Türkiye'nin merak ettiği bir konuda bilgilendirme eksik kaldı, sanıyorum zamanı yetmedi. Ben, onu Sayın Bakana hatırlatmak istiyorum.

BAŞKAN -  Soru cevap bölümünde de sorarsınız Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, şöyle ki, yalnız…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Soru-cevap kısmında sorarsınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, şunu hatırlatmak istiyorum: Geçen hafta salı günü Şile’de meydana gelen bir deniz kazasında bir yabancı bandıralı yük gemisinin batması sonucu 7 mürettebatı kayboldu. Onu kurtarmaya giden Kıyı Emniyetine bağlı bir kurtarma botu denizin aşırı dalgalı olması nedeniyle dalgaların sürüklemesi sonucu kayalıklara çarparak parçalandı. Bu geminin kaptanı Cemil Kaptan hayatını kaybetti, yine Turgay Sarıboğa isimli bir personelimiz hayatını kaybetti. Onların cenazeleri aileleri tarafından alındı ve defnedildi. 2 kişi, 1 balıkçı, Mümin Akgün ve Kıyı Emniyeti personeli Mehmet Genç’in cesetleri henüz bulunabilmiş değil, kendilerine ulaşılabilmiş değil.

Bu konudaki arama faaliyetleri ne olmuştur, ne durumdadır? Bunu öğrenmek istiyorum.

İkinci olarak da kurtarma faaliyetinde bir zafiyet mi vardır? Yani o havada kurtarma botunun…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bunları soru-cevap kısmında sorabilirler efendim.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, bu konu dile getirildi.

Sayın Bakan, herhâlde bunu soru-cevap bölümünde cevaplarsınız diye düşünüyorum çünkü o bölüme geçiyoruz şimdi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu konuda bir eksiklik mi vardır? Sayın Bakana bunu hatırlatmak istiyorum.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz, gündemde olan bir konu olduğu için, soru-cevap kısmına geçmeden önce bu fasılda kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Peki, iki dakika da siz bu konuya bir açıklık getirin o zaman lütfen.

Buyurun.

4.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın, Şile’de meydana gelen deniz kazasıyla ilgili arama ve kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklaması

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 Aralık tarihinde Boğaz’ın Karadeniz girişinin Şile tarafında ağır deniz şartlarından Ukrayna bayraklı bir gemi, nehir tipi gemi batmış, ikaz alınamamasına rağmen, radardan kaybolduğunu gören Kıyı Emniyeti Boğaz İstasyonu hemen harekete geçmiş, olay mahalline gelerek batan gemiden 4 tane Ukraynalı personeli sağ olarak kurtarmış, 1 tanesinin de cesedine ulaşmış, 7 personel de kayıp. Aynı özellikteki bot tekrar deniz üzerinde yeni kazazedelerin olabileceği ihbarını alınca bu sefer, daha kısa mesafede olan Şile’den aynı, eş botun çıkmasını istemiş. Oradaki personel, hava şartları iyi olmadığından, kaptan çıkamayacağını ifade etmiş, yedek vardiyayı göreve çağırmışlar, çağırılan kaptan da personelini alarak çıkmış ve bu olay meydana gelmiştir. Olayın kusurdan mı, eksiklikten mi, hatadan mı kaynaklandığı şüphesiz, yapılacak idari ve adli soruşturmalarda kesinlikle açığa çıkacaktır. Bir kere, bunu ifade etmemiz lazım.

Olayda hayatını kaybeden kaptanımıza, gemicimize Allah’tan rahmet diliyorum. Evlerine de ziyarete gittim, Ahmet Kasarcı, gemici sağ kurtuldu. Cemil Kaptan’ı kurtarmaya çalışan bir balıkçımız da maalesef dalgaların vurmasıyla onu da içeri aldı, o da kayıp.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Aynı şekilde, diğer gemici de aranıyor. Arama aralıksız devam ediyor. Tabii ki, deniz şartlarına bağlı olarak buluncaya kadar gerekli çalışmalar yapılacaktır. Bunu ifade etmek istiyorum. Bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Aleyhinde…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir dakika, ben bir şey arz etmek istiyorum… Biraz önceki…

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Ben bir şey eklemek istiyorum. Hiçbir kaptan denizde, havada hiçbir göreve zorla gönderilemez. Son karar kaptanındır. Eğer kaptan “Çıkmıyorum.” derse ne uçaklarda ne de gemilerde genel, uluslararası kural kaptanın kararıdır. Dolayısıyla, bunun bilinmesinde yarar var. Bunlar, her hâlükârda adli ve idari soruşturma sonucu olay netlikle ortaya çıkacaktır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, efendim, biraz önce, İdris Şahin bir telefon konuşmasından bahsetti. Tayyip Erdoğan’la Cemil Çiçek arasında yapılan bir konuşma var, metni de onda var. Cemil Çiçek’e diyor ki “Sen Zapsu’yla görüştün mü?” “Evet, görüştüm.” diyor. 4,5… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, bunun konumuzla, bütçemizle ne ilgisi var efendim? Yani hangi usule…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bunları açıklasana! Hadi açıkla burada!

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tayyip Erdoğan’la Cemil Çiçek neyin pazarlığını yaptı? Hadi anlat!

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hadi anlat!

BAŞKAN –Sayın Genç, teşekkür ediyoruz söylediğinize.

III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/698) (S.Sayısı: 361) (Devam)

2.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki Kamu İdarelerinin 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/649, 3/1003) (S.Sayısı: 362) (Devam)    

J) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

K) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

L) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

M) DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1) Denizcilik Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

N) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

O) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) İçişleri Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ö) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

P) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

R) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞII (Devam)

 1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – Aleyhte Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Türkoğlu.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın altıncı tur görüşmeleri sonunda şahsi görüşlerimi paylaşmak üzere huzurlarınızdayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün bütçesi üzerinde müzakere ettiğimiz Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulmuştur.

Kanun hükmünde kararnameler, Anayasa’nın 91’inci maddesi çerçevesinde hükûmete verilen yetki kanunuyla çıkarılmaktadır. Komisyon ve Genel Kurulda öncelikle ve ivedilikle görüşülmekte ve kanunlaşmaktadır.

Yetki Kanunu’yla çıkarılan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, yine Anayasa’nın 91’inci maddesinin yedinci fıkrası çerçevesinde Resmî Gazete’de yayımlandığı gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmakta, komisyon ve Genel Kurulda öncelikle ve ivedilikle görüşülmektedir, oysa bu yapılmamıştır.

Anayasa’ya uygun olarak gereği yapılmayan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle teşekkül etmiş olan bu Bakanlık, hukuki olarak teşkilat kanunu tartışmalı bir Bakanlıktır ve bu Bakanlığa 10 milyar TL’den fazla harcama yetkisi verecek olan bir bütçeyi müzakere etmekteyiz.

Bu Bakanlığın görev alanında bulunan Türk Hava Yollarının grev yapan çalışanlarının işine nasıl son verdiği hâlâ hafızalarımızdadır. Çalışanın zam talebini işten atarak cevaplayan Türk Hava Yolları, İspanya’da, İngiltere’de, Avrupa’da birçok spor kulübüne ve lige sponsor olmuştur. Türk Hava Yolları çalışanlarına zam vermemiş, ama İspanyol çocuğuna, İngiliz çocuğuna, Fransız çocuğuna, hülasa Avrupa çocuğuna milyon dolarları verebilmiştir. Bu konuya ilişkin bilgi edinme taleplerimiz ise, Türk Hava Yollarının yüzde 51’inin özel sektör alanında olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Yüzde 51’i özel sektöre ait olduğu gerekçesiyle harcamalarından bilgi alamadığımız Türk Hava Yolları, Hükûmetin her vesileyle böbürlendiği bir kurumdur. Şimdi soruyorum hükümete: Türk Hava Yolları özel bir kurum ise siz niye böbürleniyorsunuz? Türk Hava Yolları ile niçin hava atıyorsunuz? Size ne Türk Hava Yollarının işlerinden? Değil ise, kamuya ait ise Türk milletinin çocuklarından esirgeyip İspanyol çocuğuna, Amerikan çocuğuna, İngiliz çocuğuna verdiğiniz milyon dolarları niçin bizden saklıyorsunuz? Türk Hava Yolları uçaklarında AKP’nin lehinde yazmayan gazetelere yer verilmemektedir. “Uçmayan kalmasın.” denilmekte ama Yeniçağ, Ortadoğu gibi gazeteleri uçakta okumak nasip olmamaktadır.

Seçim bölgem Osmaniye’de, Kadirli-Sumbas, Kadirli-Andırın, Kadirli-Osmaniye, Düziçi-Osmaniye yolları maalesef hâlâ düzeltilmemiştir. Düziçi-Andırın arasında 10 kilometrelik bir yolun kara yolu ağına alınması, 100 binden fazla insanı rahata kavuşturacaktır. Bu konuya tenezzül edilip bakılmamaktadır.

Diğer yandan, iç güvenliğin birinci derecede sorumlusu İçişleri Bakanlığıdır. On yılı AKP ile geçen yirmi sekiz yıllık terör belamız 61’inci Hükûmet Programı’nda maalesef yer almamıştır. Hükûmet teröristle mücadele yerine müzakereyi tercih ettiği için programında da yer vermemiştir. İçişleri Bakanlığını ise bu açıdan tebrik etmek gerekir. Başbakanın Hükûmet Programı’nda yer vermediği terörle mücadeleye, komisyonda bütçe sunuş konuşmasını yaparken dokuz sayfa ayırmıştır. Asıl olarak ise bir miktar sivil-asker bürokratla terörle mücadele etmeye çalışmaktadır. Bu yüzden, teröristlerin ve onların siyasi uzantılarının tepkisini çekmektedir. Başbakan ise terörist başı ve onun siyasi uzantılarından iltifat almakta, birbirlerine karşılıklı komplimanlar yapmaktadırlar.

Bugün, bölücü terör hâlâ Türk devletinin birinci sorunudur ancak bölücü terörün taleplerine uygun olarak AKP hükûmetleri Türkiye’yi çok dilli, çok başkentli, çok bayraklı, çok milletli bir istikbale taşımaktadır. Artık bunu hem Başbakan hem de başbakan yardımcısı açıkça ifade edebilmektedirler. Türk milleti, Kürt kökenli kardeşlerinden başlayarak 36 etnik gruba AKP hükûmetleri eliyle bölünmeye çalışılmaktadır. Terör örgütü ise hem kanlı eylemlerine devam etmekte hem de hükümete talimat vermektedir. Başbakan terör örgütüne ve liderine teslim olmuştur. PKK, Başbakanı âdeta vesayeti altına almıştır.

Terör örgütü bazı alanları kontrol altına almış, kimlik kontrolleri yapar hâle gelmiş, bazı yerlerde üniformalı iç güvenlik personeli sokakta gezemez duruma gelmiştir. Başbakan ise Anayasa’nın 120’nci maddesinde düzenlenen “şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hâllerinde ilan edilmesi gereken olağanüstü hâl” uygulamasına “Siyaseten oy kaybederim.” kaygısıyla yanaşmamaktadır. Yani Sayın Başbakan “Ben oy kaybetmeyeyim ama asker, polis, korucu şehit olsun.” anlayışına sahiptir.

Terörle mücadele eden polis teşkilatının çalışma şartları, özlük hakları, ek göstergeleri hâlâ düzeltilmemiştir. Hâlâ, İçişleri Bakanlığının başta mülki idare amirleri olmak üzere tüm çalışanlarının özlük hakları, benzer görevleri yapanlara göre aşağıdadır.

Bu gerekçelerle Hükûmetin bütçesinin karşısında olduğumuzu ifade eder, Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Türkoğlu.

Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Mersin Gözne-Aslanköy arası 55 kilometre yol, söz verilmesine rağmen hâlen yapılmamış ve yolun 5 kilometresine tadilat yapılmıştır. Bu yolun 30-35 kilometreye indirilerek yeniden yapılacağı sözü verilmiştir. Bu yolla alakalı bir yatırım planınız var mıdır?

2013 Akdeniz Olimpiyatları’na yedi ay kalmıştır ve Mersin’de yapılacaktır. Tarsus-Yenice Havaalanının yapımı ne zaman tamamlanacaktır ve ne aşamadadır?

Üçüncü sorum: Kara yolları yapımı sırasında kamulaştırılan arazilerin bedelleri vatandaşlarımıza ödenmemektedir. Mağduriyeti gidermek için ödemeler konusunda bir çalışmanız var mıdır?

İçişleri Bakanına da bir sorum: Bugüne kadar terör örgütü tarafından kaçırılan kamu görevlilerinin akıbeti ne olmuştur? Hâlen örgütün elinde kaç kamu görevlisi vardır? Bunların kurtarılmasına yönelik nasıl bir çalışma yapmayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öz.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorularım Sayın Ulaştırma Bakanına. Köyceğiz-Dalaman bölünmüş yol inşaatı yılan hikâyesine döndü. Siz bu yolu bitirmeyi gerçekten düşünüyor musunuz? Bitirmeyi düşünüyorsanız ne zaman biteceğini de bize lütfeder misiniz?

Yine, Yatağan ilçemize giriş kavşağı aynı zamanda Milas ve Bodrum’un da giriş kavşağıdır. Dünya standartlarına göre çok komik bir kavşaktır. Bu kavşağı ıslah etmeyi düşünüyor musunuz?

Yine, çok övündüğünüz bu duble yollarda inşaatın bittiğini görebilecek miyiz? Bugüne kadar, ben Muğla’dan Ankara’ya gelinceye kadar yol çalışması nedeniyle defalarca tek şeritten geldim. Bir gün Muğla’dan çıkıp Ankara’ya kadar hiçbir yol çalışması tabelasını görmeden bölünmüş yoldan gelebilecek miyim?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdoğan.

Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, terör örgütü tarafından kaçırılan Astsubay Abdullah Sökçeler ve Uzman Çavuş Zihni Koç tam 523 gün, kaymakam adayı Kenan Erenoğlu 489 gün ve polis memuru Nadir Özgen 460 gündür terör örgütünün elindedir. 16 Kasım 2012 tarihinde basında yer alan haberde, teslim olan 16 yaşındaki “O.K” kod adlı teröristin, polisteki ifadesinde, yaklaşık bir buçuk yıldır kendilerinden haber alınamayan evlatlarımızın PKK’nın Zap kampında tutulduklarını ve psikolojik işkenceye maruz kaldıklarını belirtmiştir. Haberde geçen PKK’lının ifadeleri doğru mudur? Doğru ise bugüne kadar bu evlatlarımızın kurtarılmaları için ne gibi çalışmalar yaptınız? Yoksa 522 gün gibi uzun bir süredir terör örgütünün elinde olan bu evlatlarımız kaderlerine mi terk edilmiştir? Niçin, Oslo’da seçim için yaptığınız görüşmeyi bu ülkenin evlatları için yapmadınız?

Sayın Ulaştırma Bakanı, Sapanca-İzmit yolu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de İçişleri Bakanımıza sormak istiyorum. Bu Emniyet Genel Müdürlüğünde başarılı personelin ödüllendirilmesi iyi bir uygulamadır fakat burada genellikle üst düzeyde görev yapan, il müdürleri, daire başkanı gibi kişiler yüksek miktarda alırken; alt kademede yani sokakta, karakolda, polis merkezlerinde çalışanlara da buradan pay vermeyi düşünüyor musunuz?

Yine, polislerin çalışma saatleriyle ilgili bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz? Yıllardır polisin özlük haklarını gündeme getiriyorsunuz, polisleri umutlandırıyorsunuz. Yine “Çalışmalar hâlâ devam ediyor.” mu diyeceksiniz? Eş durumundan dolayı mağdur olan personelin tayinleriyle ilgili bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

Bir de, teşkilatta rütbe çeşitliliği olarak akademili, kolejli, üniversite mezunu ve memuriyetten geçme şeklinde çeşitlilik bulunmakta, bu da personel arasında ikilik ve dava konusu olmaktadır. Bu şekilde 4 bine yakın dava gündemdedir. Bunları  düzeltmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Karaahmetoğlu…

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sorum Sayın Ulaştırma Bakanına: Geçtiğimiz yıl bütçe görüşmelerinde, seçim bölgem Giresun’da, partinizin seçim vaadi Eğribel Tüneli’ni sormuştum. 5’inci sırada söz almama rağmen sürenin yetmediği gerekçesiyle yanıt vermediniz. Giresun’un güneydeki ilçeleri Alucra, Çamoluk ve Şebinkarahisar ile komşu iller Erzincan ve Sivas’a ulaşımı kolaylaştıracak ve Giresun Limanı’na ivme kazandıracak Eğribel Tüneli bakanlığınızın 2013 yatırım programında var mıdır?

Ayrıca, alınmış olan K belgeleri iptal edilmektedir. Kazanılmış hak geri alınır mı? Binlerce insanın mağduriyetinin söz konusu olduğunu söylüyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karaahmetoğlu.

Sayın Aksünger…

ERDAL  AKSÜNGER (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan ilk defa böyle ilginç bir üslupla aslında konuştu. Ben de hayretle karşılıyorum aslında kendisini.

Türk TELEKOM konusunda sorduğum sorulara cevap vermediniz. Onunla ilgili, İnternet’in gerçekten rekabete açılması çok önemli bir konu.

Biraz önce aslında bir facia da burada yaşandı. Yasal olmayan dinlemelerle ilgili bu kürsüde bir bakan bunu açıkça herkese anlattı. Aslında bu herkes için geçerli bir konu iken, BTK konusunda bunu biz çoğu sefer uyardık, bundan sonra da uyarmaya devam edeceğiz.

Son iki yıl içinde çeşitli hava yolu firmalarının faaliyetlerini sürdüremez hâle geldiği biliniyor, özel hava yolu şirketlerinin. Bunların Devlet Hava Meydanlarına ve Eurocontrol gibi kurumlara olan borçları ödenmemiş vaziyette, hatta işçilerin kıdem tazminatları ödenemez hâldedir. Bununla ilgili bir eylem planınız ve dâhilî bir çalışmanız var mıdır?

Anadolu Jet’in Ankara merkezli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aksünger.

Sayın Türkoğlu…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Bakanım, Adana halkının seçerek beş yıl için görev verdiği Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sizden önceki İçişleri Bakanı tarafından henüz birinci yılında görevden uzaklaştırılmıştır, hâlen açıktadır. Açığa alınma sebebi olan soruşturmalar bir bir Danıştaydan dönmekte, davalar takipsizlik veya beraatla sonuçlanmaktadır. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı şu ana kadar sonuçlanan davaların hiçbirinden mahkûm olmamış, hepsinden beraat etmiştir. Adana’nın ve Aytaç Durak’ın cezası bitmedi mi? Bu işlemi İçişleri Bakanlığına yaptıran irade halk nezdinde beraat edebilecek mi! bu kul hakkı ödenebilecek mi? Terörle Mücadele Kanunu’nun 19’uncu maddesi çerçevesinde terörle mücadelede başarılı personele ödül verilmesine ilişkin bir yönetmelik var mıdır? Yirmi bir yıl önce yürürlüğe giren bu kanun kapsamında terörle mücadelede başarı gösteren kaç personele ödül verilmiştir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Türkoğlu.

Sayın Belen…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İçişleri Bakanına soruyorum: Sayın Bakan, ülke genelinde çok güzel hükûmet konakları yapıyorsunuz. Seçim bölgem Tekirdağ’ın Çorlu ve Çerkezköy ilçelerindeki binalar çok eski ve nüfus artışından dolayı hizmette sıkıntılar çekiliyor. Önümüzdeki yılda yapılacak hükûmet konakları arasına bu ilçeleri de alacak mısınız? Ayrıca, Çorlu ilçesi emniyetinin personel sayısı yetmiyor, personel takviyesi yapacak mısınız? Gazilere sıfır kilometre araç alımında uygulanan ÖTV ve KDV indiriminden şehit yakınlarını da faydalandırmayı düşünüyor musunuz?

Ulaştırma Bakanına soruyorum: Tekirdağ ilinde, bilhassa Çorlu ilçesinde posta hizmetlerinde çok sıkıntılar yaşanıyor. Şehir merkezinden atılan bir mektup bile ancak on beşinci gününde sahibine ulaşıyor, bunu ben de yaşadım. Bu sıkıntıyı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Belen.

Sayın Çınar…

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Ulaştırma Bakanına.

10 kilometrelik Kastamonu Doğu Çevre Yolu 2007 yılında ihalesi yapılmasına rağmen hâlen neden tamamlanamamıştır? Çankırı-Kastamonu devlet yolunun Çankırı çıkışındaki 5 kilometrelik bölünmüş yolun çalışmaları iki yıldır devam etmektedir, ne zaman tamamlanacaktır?

TELEKOM’U -özelleştirildikten sonra- satın alan şirkete, TELEKOM’UN taşınmazlarını satma yetkisi de verilmiş midir? Satılan bu taşınmazlardan elde edilen gelir hazineye mi şirketin kasasına mı kalmaktadır?

Bir diğer sorum Sayın İçişleri Bakanına. Büyükşehir Yasası sonrası kırsalda güvenlik görevi yapan jandarma ve köy korucularının hukuki statüsü nedir?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çınar.

Sayın Erdem…

ENVER ERDEM (Elazığ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle Ulaştırma Bakanımıza soruyorum: Elazığ’ın merkezinden geçen demir yolunun Meryem Dağı güneyine alınması çalışması hangi aşamada, bu projeyi hayata geçirecek misiniz?

İkincisi: Yapımı yarıda kalan Ağan Köprüsü’nü ne zaman yapacaksınız? Ödenek koydunuz mu, ne kadar ödenek koydunuz?

Bu soruyu da Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz adına soruyorum. Isparta-Antalya Dereboğazı yolunu ne zaman duble yol yapacaksınız? Ispartalıya verilen sözü ne zaman tutacaksınız?

Sayın İçişleri Bakanımıza soruyorum. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı personelinin özlük haklarıyla ilgili bir düzenleme çalışmanız var mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdem.

Buyurunuz Sayın Bakan, önce Sayın Yıldırım, buyurunuz.

Siz mi konuşacaksınız önce, buyurunuz Sayın Şahin.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Müsaade ederseniz ben cevap vereceğim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimizin sordukları sorulara açıklık getirmeye, cevaplamaya çalışıyorum.

Sayın Akar’ın ifade ettiği bölücü terör örgütü tarafından kaçırıldığını bildiğimiz ve tespit ettiğimiz 2 astsubay, 1 kaymakam adayı ve 1 polis memurumuzun akıbetiyle ilgili çalışmalar aralıksız devam etmektedir. Bölücü terör örgütü tarafından kaçırılmış olan başka vatandaşlarımız da vardır. Zaman zaman öğretmenlerimizi kaçıran, zaman zaman şantiye işçilerini kaçıran bölücü terör örgütünün, bu personelimizi psikolojik işkenceye tabi tuttuğuna dair bir istihbari bilgi söz konusudur. Fakat, bu personelimizin ve kaçırılan herkesin bulunması için ve onları kaçıran terör örgütünün enterne edilmesi için güvenlik güçlerimiz istihbarat ağırlıklı olmak üzere çalışmalarını devam ettirmektedirler.

Güvenlik güçlerimiz kapsamına, doğal olarak, iç güvenlik hizmetini yürüten silahlı kuvvetlerimiz unsurları da dâhildir. Bu ülkenin evlatları için terör örgütüyle görüşme yapıldığını sorarken Sayın Akar, sanırım kastı aşan bir değerlendirmede bulundu.

Biz, terör örgütü tarafından kaçırılmış olan personelimiz veya vatandaşımız için bölücü terör örgütüyle veya onların herhangi bir uzantısıyla görüşme yapmadık, yapmıyoruz ve yapmayacağız.

Sayın Yılmaz…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ölüme mi terk ettiniz?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Yılmaz…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye? Seçim zamanı yaptınız görüşme.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Akar, mugalata yapacaksak ben çok iyisini yaparım ama Türkiye Büyük Millet Meclisindeyiz ve onun cevabını veriyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ölüme mi terk ettiniz? Onun cevabını ver. İtiraf et, oradan söyle, “Ölüme terk ettik.” de.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Onun cevabını veriyorum. Lütfen… Sizi Meclis adabına davet ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Cevap vermiyorsun.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan da herhâlde aynı tavrı ortaya koyacaktır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Oslo’da seçim için görüşme yapmadınız mı? Yaptınız.

BAŞKAN – Lütfen karşılıklı konuşmayınız.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Yılmaz, Emniyet Genel Müdürlüğünde başarılı personelin ödüllendirilmesinde üst rütbeli personelin daha öncelikli ödüllendirildiğine yönelik değerlendirmede bulundu. Böyle bir ayrım söz konusu değildir. Başarının sahibi kimse, hangi rütbedeyse ödülünü alır, almaktadır. Bu ödül bazen maddi ödüldür bazen de takdirname, teşekkürnameyle taltif edilmek suretiyle manevi ödüldür.

Çalışma saatleri, güvenlik teşkilatının çalışma saatleri kendine özgüdür. Çalışma saatleri 12.00-24.00, 24.00-48.00 şartlara göre, ihtiyaca göre yapılır. Nüfus idaresi gibi çalışmazlar, tapu dairesi gibi çalışmazlar. Bir kez daha söyleyeyim -bilindiğini biliyorum ama ifade edeyim- güvenlik teşkilatı yirmi dört saat, yirmi beşinci saate ulaşacak şekilde hizmetin icabına göre çalışır.

Eş durumu tayinlerinde mümkün olduğunca mağduriyet yaşatılmamaktadır. Eşleri farklı kurumlarda çalışan personelimizin geçici yaşadıkları sıkıntılar söz konusudur. Hele hele yargı kararıyla düzeltilmesi gereken eş durumu tayinlerinin düzeltilmesinde hiçbir bakanlığımız en ufak bir gecikmeye mahal vermemektedir.

Sayın Türkoğlu… Adana Büyükşehir Belediyesiyle ilgili soru bir kez daha geldi önümüze. Adana Büyükşehir Belediyemizle ilgili olarak açılmış, savcılıkça yürütülen 3 tane dava var. Bunun dışında bakanlığımızca yürütülen yine fazlaca ön inceleme ve soruşturmalar var. Görevden uzaklaştırılmış olmasını hiçbir zaman biz kimse için arzu etmeyiz, etmiyoruz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hiç başka bir büyükşehir örneğiniz var mı Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Ancak, bu kadar davanın tamamının konusu kendi şahsi konusu değil, belediye başkanlığıyla ilgili olarak ve belediyesinde, başkan olduğu belediyede cereyan etmiş olaylarla ilgili iddialardır.

Görevden uzaklaştırmayla ilgili olarak kendisinin idare mahkemesine açtığı ve Danıştay nezdinde de temyiz ettiği bütün davaların tamamı -memnun değiliz ama- reddedilmiştir.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – O ayrı bir olay. Siz iki ayda bir uzatıyorsunuz. İki ayda bir niye uzatıyorsunuz?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Yani yargı da görevden uzaklaştırma işlemini bugüne kadar bütün kararlarıyla onaylamıştır.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – İki ayda bir uzatmayın o zaman Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Bir kez daha paylaşmış olayım. Çok mutlu olduğumuz bir paylaşım da değildir bu paylaşım.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – AKP’den olsa alacak mıydınız görevden?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Belen, Çorlu Çerkezköy hükûmet konaklarını dile getirdiler. Hükûmet…

BAŞKAN – Sayın Şahin, süreniz doldu, beş dakikanız ama…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Tamamlıyorum, Sayın Bakandan da izin alarak.

BAŞKAN – Buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Belen’in hükûmet konakları talebi: Bütün talepler gibi bunu da dikkate almak durumundayız ama söylenen hususun karşılığını teknik olarak inceletmek ve bütçe imkânlarıyla program çerçevesinde çözüm üretmeyi biz de arzu ederiz. Bu konuyu değerlendirmemiz bölümüne aldık.

Sayın Çınar, Büyükşehir Belediyesi Kanunu’ndan sonra 2014 yılında gerçekleşecek olan yerel yönetimler seçimlerini müteakip ülkemizde 13 büyükşehir daha teşkilatlanacak ve bu büyükşehir belediyesinin mahallesine dönüşen köylerde -bir değişik ifadeyle, bugünkü tabirle kırsal alanda- güvenlik hizmeti kimin tarafından yürütüleceği sorusu… Şu anda kimin tarafından, hangi teşkilatımız tarafından yürütülüyorsa -ki jandarmamız tarafından yürütülüyor- jandarmamız tarafından yürütülmeye devam edilecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şahin

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Ben teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sorular varsa herhâlde gerisini yazılı cevaplarsınız.

Buyurunuz Sayın Yıldırım.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Öz’ün sorusuna cevap veriyorum: Mersin-Gözne yolu 21 kilometre; 17 kilometresi bitti, 4 kilometresi de 2013 yılında bitmiş olacak.

Çukurova havalimanı ihalesi yapıldı, öz kaynaklarıyla firma işe başladı, yakın zamanda da kredi görüşmelerini tamamlayacak ve işler hızlanacaktır. Yap-işlet-devret projesidir. Bölgedeki illere ve ilçelere hizmet verecek modern bir havaalanı olarak planlanmaktadır.

Sayın Erdoğan, Muğla-Köyceğiz-Dalaman yolu 53 kilometre; 45 kilometresi bölünmüş yol olarak tamamlandı, 8 kilometrede çalışmalar devam ediyor, 2013’te bitecek.

Sayın Erdoğan, Yatağan kavşağıyla ilgili bir sorundan bahsetti, buna da bakacağız.

Yolların bitmediği… Yolların bitmemesinden doğal bir şey yok. Ömür biter yol bitmez, biri biter biri başlar, bitenlerin de bakımı devam edecek. Dolayısıyla, önemli olan trafiğin devamlılığını sağlamak, bunun için de gereken çalışmaları yapıyoruz.

Giresun Milletvekili Sayın Karaahmetoğlu, Eğribel Tüneli, o bölge, Şebinkarahisar, Alucra, Suşehri ve o aksı, kuzeyi güneye bağlayacak çok önemli bir yoldur; benim de bildiğim bir yer, o bölgedenim. Burada proje çalışmaları devam ediyor, arazi hem çok apik hem de heyelan bölgesi olan bir arazidir. Güzergâh arayışı için epeyce vakit kaybettik. Proje tamamlandığında inşaatı için de gereken yapılacaktır.

K belgesiyle ilgili konu, esasında yasada belirlenen hususlar dâhilinde yenilenmektedir ancak şartları yerine getirilmediğinde iptal olmaktadır. Özel bir durum varsa, bunu da her zaman inceleyip, yanlış bir işlem varsa değerlendirebiliriz.

Kadirli-Osmaniye toplam 41 kilometre. Maalesef burada müteahhitten yaşanan ciddi sorunlarımız oldu ama onu da aştık; 34 kilometresi bitti, 7 kilometresi de 2013’te bitmiş olacak.        Kadirli-Andırın-Göksun yolu da 103 kilometredir, 42 kilometresi bitmiştir, 61 kilometresinde de çalışmalar devam edecek ve 2015 yılında da bu yol tamamen bitmiş olacaktır.

Sayın Aksünger, sizin sorunuz biraz uzun ama kısaca şunu söyleyeyim: Bir kere daha önce sorduğunuz TTNET ile Phorm isimli firma arasındaki yapılan bu anlaşma ile ilgili inceleme tamamlanmış, yarın itibarıyla BTK bu konuda kararını verecek. İkincisi…

ALİM IŞIK (Kütahya) – İptal edecek mi Sayın Bakan? İptal olacak mı?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Efendim, kurul ne karar verecek bilmiyorum ben.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Siz ne derseniz onu yapar kurul, şimdiye kadar onu yaptı çünkü.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Kurul yarın raporu görüşecek ve bir karar verecek. Ben kurul yerine burada, iptal edecek mi, etmeyecek mi, diye bir şey söyleyemem.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, Sayın Yıldırım, süreniz doldu ama iki dakika daha süre verirsem cevaplar tamamlanacak mı acaba?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yol önemli bizim için, Tunceli’nin yolları da çok bozuk.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Yol önemli, yolsuzluk çok kötü.

BAŞKAN – Buyurunuz.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Devlet Hava Meydanlarının ve EUROCONTROL’ün borçlu şirketlere ne yapacağını sordunuz. Bir kere, bu borçlar teminatlardan karşılanıyor ve personelin alacakları öncelikle ödeniyor. Şu ana kadar, 2010 yılında işletmeyi durduran Turkuaz Havayolu şirketi dışında böyle bir sorun gözükmüyor bizim kayıtlarımızda.

Bir şey daha var, o da bu İnternet özgürlüğü. İnternet özgürlüğü konusunda, siz de biliyorsunuz, dünyada zaten çok şiddetli bir tartışma var. Amerika Birleşik Devletleri’nin oluşturduğu ICANN ile Uluslararası Telekomünikasyon Birliğinin inisiyatifiyle başlatılan çalışma iki haftadır… Geçtiğimiz iki hafta bu konu enine boyuna Dubai’de görüşüldü, konuşuldu ama çok daha konuşulacağa benziyor. İnternet bugün, hiç kimsenin malı değildir; İnternet insanlığın ortak malı hâline gelmiştir, İnternet çok büyük hizmet veren bir mecradır. Buraya sınırlama getirmek, özgürlüklerini engellemek akla ve ilme aykırı bir durumdur.

Dolayısıyla, burada küresel bir konvansiyon ve etik değerlerin oluşturulması doğru bir çözüm olacaktır. Aksi hâlde, İnternet’i, herkesin kendi İnternet’ini, kendi sahipliğini ilan etme gibi bir risk vardır.

Sayın Enver Erdem, Elazığ Milletvekili, Ağın Köprüsü bir proje değişikliğinden dolayı biraz gecikmiştir ve Ağın Köprüsü 2013 yılı sonunda tamamen trafiğe açılacaktır; bunu ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, aslında biz soru sormadık ama Tunceli’nin bir tek Çemişgezek yolu iyi, onun dışındaki hepsi bozuk. Tunceli’nin Çemişgezek dışında bütün ilçelerinin yolları bozuk. Sayın Bakanım, siz de bilirsiniz, sizinle telefonla konuştuk, Nazımiye yolu çok berbat. Yani rica ediyorum, siz bizi zorlamayın size sormaya, bunu bir zahmet yaparsanız memnun olurum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Genç.

Şimdi, sırasıyla, altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım:

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

34) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu

Açıklama

(TL)

      01                                     Genel Kamu Hizmetleri                                                                                               6.004.894.400

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      02                                     Savunma Hizmetleri                                                                                                              703.300

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

      04                                     Ekonomik İşler ve Hizmetler                                                                                      4.684.850.200

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

      07                                     Sağlık Hizmetleri                                                                                                                  151.100

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                                                                                                                           TOPLAM                     10.690.599.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2013 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

(B)     CETVELİ

 

(TL)

Toplam Ödenek                                                                                                                                               16.067.251.779,00