TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 21’inci Birleşim

                                                                                            11 Kasım 2012 Pazar

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’ın, 8 Kasım 1829 tarihinde Uzun Mehmet’in taş kömürünü buluşuna ve taş kömürünün Zonguldak ekonomisine katkısına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, 12 Kasım 1999’da yaşanan depremin yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’de yaşanan sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

4.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu’nun, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin ilinin Erdemli ilçesinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, şehit olan Mehmetçikleri rahmetle andığına ve Mersin ilinin Erdemli ilçesinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’da çevre ve doğa tahribatına neden olacak havaalanı projesine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, şehitleri rahmetle andığına ve sel felaketi nedeniyle Şanlıurfa’nın Bozova ve Viranşehir ilçelerinde çiftçilerin mağdur durumda olduklarına ilişkin açıklaması

9.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, şehitler için ulusumuza ve ailelerine başsağlığı dilediğine ve Hükûmetin dış satım konusunda tıkanan kanalları derhâl açmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Adana’da İmamoğlu ile Sarıçam derelerinin ıslah çalışmalarının yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök’ün, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve ölümünün 74’üncü yıl dönümünde Ulu Önder Atatürk’ü saygı, şükran ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, TRT’nin şehit olan 17 askerimizin cenaze törenini naklen yayınlaması sırasında törene katılanları tek tek sayarken Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini anmadığına ve tarafsız olmadığına ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 17 şehide saygının gereği olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarını iki gün erteleyerek milletvekillerinin illerindeki şehit cenaze törenlerine topluca katılmalarının temin edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, İç Tüzük’ten ve hukuktan kaynaklanan haklarını kullanmalarının meşru olduğuna ve özellikle Milliyetçi Hareket Partisine mensup milletvekillerine yapılan saldırıları, hakaretleri kınadığına ilişkin açıklaması

15.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Siirt Pervari’de meydana gelen helikopter kazasında şehit olan 17 askerin yarın memleketlerinde toprağa verileceklerine ve bu nedenle 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin ertelenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, terörle mücadele konusunda yapılması gereken ne varsa en etkili ve en kararlı şekilde yapılacağına ama devletin çalışmalarının normal bir şekilde devam etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

 

17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Siirt Pervari’de meydana gelen helikopter kazasında şehit olan 17 askerin yarın memleketlerinde toprağa verileceklerine ve bu nedenle 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin ertelenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, şehit cenazelerine katılmak isteyen milletvekillerinin hassasiyetlerini bildirmeleri için yerlerinden söz taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

19.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır’ın Meclis çalışmalarının ertelenmesiyle ilgili talebinin dikkate alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

20.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, 17 şehit verilen bir ülkede milletvekilleri olarak milletin acısını birlikte paylaşmaları gerektiğine ilişkin açıklaması

21.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, şehit cenazelerine katılmanın uygun olacağı kanaatinde olduğuna ilişkin açıklaması

22.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, isteyen milletvekilinin şehit cenazelerine gidip sonra da çalışmalara yetişebileceğine ve İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre söz verme yetkisinin takdire bağlı olduğuna ilişkin açıklaması

23.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, kendi ilinde şehit olmadığına ama tüm milletvekillerinin bir duruş sergilemesi gerektiğine ve Meclisin çalışmasını bir gün ertelemesinin milletin vicdanında da bir karşılık bulacağına inandığına ilişkin açıklaması

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, milletvekillerinin şehit cenazelerine katılmasının teröre verilecek en iyi cevap olduğuna ve Meclisin çalışmalarını erteleme konusunda Başbakandan haber beklenmesini yürütmenin yasama üzerindeki vesayeti olarak gördüğüne ilişkin açıklaması

25.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, pazartesi günü 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili görüşmeler yapılmazsa Kahramanmaraşlı şehidin cenaze töreninde bulunmak istediğine ilişkin açıklaması

26.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin Meclis çalışmalarının teröre göre yönetilmemesi gerektiğini ifade ettiğini ama Türkiye’de geçmişte ulusal bayramların ve resepsiyonların terör nedeniyle iptal edildiğini herkesin bildiğine ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, şehitlerin cenazesinde bulunmanın önemli olduğuna, bu nedenle Meclis çalışmalarına ara verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, şehit cenazelerinde olmaları gerektiğine, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birkaç gün sonra çıkmasının hiçbir şey kaybettirmeyeceğine ilişkin açıklaması

29.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, şehitlerden birinin de Gaziantep’ten olduğuna ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın, Genel Kurulda bulunan muhalefet milletvekillerinin sayısının zaten çok fazla olmadığına, istiyorlarsa şehit cenazelerine gidebileceklerine ama çalışmalara devam edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

31.- Elâzığ Milletvekili Şuay Alpay’ın, Meclisin çalışmasına ara vermesinin çok anlaşılır olmayacağını düşündüğüne ilişkin açıklaması

32.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, şehit cenazelerinde bulunmanın herkesin görevi olduğuna, gidecek milletvekilleri için kolaylık sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

33.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Hükûmetin siyasi iradeyi ortaya koyup terörle mücadele etmediği için bu şehitlerin verildiğine ve Meclis çalışmalarına ara vermenin rutin çalışmanın kesilmesi gibi gösterilmesinin anlayışsızlık olduğuna ilişkin açıklaması

34.- Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin, şehit cenazelerine gidebilmenin Başbakanın iznine bağlı olmasının acı verici olduğuna ilişkin açıklaması

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, cenazelerinde şehitlerin yanında olmanın hem millet hem insanlık adına hem de dinî açıdan gerektiğine ilişkin açıklaması

36.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, şehitlerin acısı yüreklerde yaşarken Meclisi çalıştırmaya kalkışmanın cinayete eş değer bir olay olduğuna ilişkin açıklaması

37.- Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’ın, Meclisteki çalışmaların da memleket için olduğuna ve partilerinin şehit cenazelerine katılacaklarla ilgili gerekli programı yaptığına ilişkin açıklaması

38.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın muhalefet milletvekilleriyle ilgili sözlerini incitici bulduğuna ve AKP Grubu milletvekillerinin gerçek anlamda yasama faaliyeti yapmadıklarına ilişkin açıklaması

39.- Adana Milletvekili Fatoş Gürkan’ın, şehit cenazelerinin polemik konusu yapılmasını doğru bulmadığına ilişkin açıklaması

40.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, 17 şehidin cenazelerinde bulunmak taleplerini siyasi bir atraksiyon olarak değerlendirmenin sığ bir düşünce olduğuna ilişkin açıklaması

41.- Siirt Milletvekili Afif Demirkıran’ın, Hükûmetin her ile havaalanı yaptığı için sabah cenaze törenlerine gidip sonra da grup toplantılarına yetişilebileceğine ilişkin açıklaması

42.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Meclisin çalışmalarını Başbakanın talimatına göre belirlemesinin kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğuna ve şehitlerin cenaze törenlerine katılanlar arasında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini ısrarla söylemeyen TRT yetkililerini kınadığına ilişkin açıklaması

43.- Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin, dün gece Denizli’de şehit ailesinin yanında olduğuna, şu anda Meclis çalışmalarına katıldığına ve Meclis çalışmaları kaçta biterse bitsin Denizli’deki şehit cenazesine katılacağına ilişkin açıklaması

44.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, bu ortamda Meclisin sağlıklı bir toplantı yapabileceği kanısında olmadığına ilişkin açıklaması

45.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, milletvekillerinin şehitlerin cenazelerinde bulunmayı istemelerine rağmen Genel Kurula katılmak durumunda kalmalarının Meclisin dışında bir güçle açıklanması gerektiğini düşündüğüne ilişkin açıklaması

46.- Siirt Milletvekili Osman Ören’in, olayı duyar duymaz Siirt’e gidip olay hakkında bilgi aldığına, bugün sabah da Diyarbakır’daki törene katıldıktan sonra Meclise geldiğine ilişkin açıklaması

47.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, ağıt tutulacak bir günde Mecliste çalışma yapılmasının gruplarda gerginliğe yol açtığına ilişkin açıklaması

48.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kamu misafirhanelerinin amacına uygun kullanılması gerektiğine, konut olarak kullanan milletvekili olduğuna ilişkin açıklaması

49.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanunun bir an önce çıkarılması için şehitler olsa da çalışmalara devam edilmesinin mantığını anlayamadığına ilişkin açıklaması

50.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, şehit cenazelerine gidilmesi gerekirken Meclisin çalıştırılmasını doğru bulmadığına ilişkin açıklaması

51.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem’in, şehitlerinin cenaze törenlerine gitmeyi engelleyen iktidar partisini şiddetle protesto ettiğine ilişkin açıklaması

52.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, bu vahim tablo karşısında Meclisin iki günlük çalışmasının elzem olmadığını düşündüğüne ilişkin açıklaması

53.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, bütün milletvekillerin şehitlerin cenaze törenlerine katılmasını sağlamanın bu Meclisin millî görevi olduğuna ilişkin açıklaması

54.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın kamu misafirhaneleriyle ilgili ileri sürdüğü iddianın araştırılması ve gerçeğin ortaya konulması gerektiğine ilişkin açıklaması

55.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, iktidar partisi milletvekillerine kula kulluktan kurtulup Allah’a kulluk etmeleri çağrısında bulunduğuna ilişkin açıklaması

56.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar’ın, MHP Grubunun Meclis kapalıyken Meclisi toplamanın teröre taviz vermek olduğu düşüncesi ile şu anki düşüncesini tutarlılık anlamında milletin vicdanına bıraktığına ilişkin açıklaması

57.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, kavaslara bir itimatsızlıklarının söz konusu olmadığına, çabalarının İç Tüzük’ün uygulanmasını sağlamak olduğuna ilişkin açıklaması 

58.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, somut bilgi ve belge olmadan iddiada bulunulmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

59.-  Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

60.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

61.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

62.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

63.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

64.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem’in, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

65.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

66.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

67.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

68.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, yapılan usul görüşmesiyle ilgili konuya ilişkin açıklaması 

69.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı’na ilişkin açıklaması

70.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı’na ilişkin açıklaması

 

 

71.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı’nın milletimizin seçme hakkını, yönetim hakkını, demokrasiyi ve devletimizin birliği ve bütünlüğünü haleldar edecek bir düzenleme olduğuna ve MHP Grubu milletvekillerinin yapılması gereken tüm uyarıları yaptıklarına ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 23 milletvekilinin, SEKA Balıkesir işletmesinin özelleştirme yöntemi, süreci, yasal dayanakları ve sonuçlarının, özelleştirilen işletmenin çalışanlarının bugünkü durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/403)

2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 23 milletvekilinin, ülkemizdeki tohumculuk sektörünün mevcut yapısı, üretimi, ithalatı, tüketimi ile üreticinin sorunlarının ve destekleme yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/404)

3.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ve 24 milletvekilinin, ASELSAN'da çalışan 5 mühendisin şüpheli ölümlerinin, ölümlerin arkasındaki gerçeklerin ve iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/405)

 

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığını temsilen bir heyetin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Hasan Bozer'in vaki davetine icabetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümü kutlamalarında bulunmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1046)

 

C) Önergeler

1.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ ve 34 arkadaşının, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesi üzerinde CHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 arkadaşının, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerinde CHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 arkadaşının, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerinde MHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

 

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Kuzey Afrika ile Orta Doğu’daki protestolar sonucu oluşan yeni ortamın ve Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerdeki değişimlerin Türkiye’ye ve bölge ülkelerine etkilerinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi hakkında, 2/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği genel görüşme önergesinin Genel Kurulun 11/11/2012 Pazar günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve 28 milletvekilinin belediyelere sağlanan olanakların tespiti ve belediyelerin denetimlerinin objektifliğini sağlayacak önlemlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla 13/6/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11/11/2012 Pazar günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287),

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)

5.- Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/488)(S. Sayısı: 240)

6.- Türkiye Cumhuriyeti ile Lübnan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/562) (S. Sayısı 196)

7.- Türkiye Cumhuriyeti ile Morityus Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/539) (S. Sayısı: 195)

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu 1/374) (S. Sayısı: 108)

 

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Kapalı oturumda kavasların dışarı çıkartılmasının gerekip gerekmediği hakkında

2.- 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın geçici 1’inci maddesinin 15’inci fıkrasıyla ilgili önergenin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle görüşülüp görüşülemeyeceği hakkında

 

XII.- KAPALI OTURUMLAR

       BEŞİNCİ, YEDİNCİ, SEKİZİNCİ ve DOKUZUNCU OTURUMLAR

               (Kapalıdır)

 

 

 

 

XIII.- OYLAMALAR

1.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesinin oylaması

2.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesinin oylaması

3.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 23’üncü maddesinin oylaması

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 24’üncü maddesinin oylaması

5.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 25’inci maddesinin oylaması

6.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 26’ncı maddesinin oylaması

7.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 27’nci maddesinin oylaması

8.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 28’inci maddesinin oylaması

9.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 29’uncu maddesinin oylaması

10.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 30’uncu maddesinin oylaması

11.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesinin oylaması

12.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesinin oylaması

13.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesinin oylaması

14.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın Geçici 2’nci maddesinin oylaması

15.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümünün oylaması

11 Kasım 2012 Pazar

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21'inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, 8 Kasım 1829 tarihinde Uzun Mehmet’in taş kömürünü buluşu ve taş kömürünün Zonguldak ekonomisine katkısı hakkında söz isteyen Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’ın, 8 Kasım 1829 tarihinde Uzun Mehmet’in taş kömürünü buluşuna ve taş kömürünün Zonguldak ekonomisine katkısına ilişkin gündem dışı konuşması

 

ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Kasım Uzun Mehmet’i Anma ve Kömür Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 74’üncü yıl dönümü dolayısıyla bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyorum.

Ayrıca, dün Siirt’in Pervari ilçesinde, terörist saldırılara takviye amacıyla görevlendirilen jandarma özel harekat timini taşıyan askerî helikopterin yoğun sis dolayısıyla düşmesi sonucu 3’ü subay, 4 astsubay, 1 uzman çavuş ve 9’u uzman erbaş olmak üzere 17 askerimiz şehit olmuştur. Milletçe derin üzüntü içindeyiz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, ben, maden mühendisi değilim, kömür ile ilgili bir çalışmam da olmadı. Niçin bu konuyla ilgili söz aldım diye içinizden bir soru geçebilir. Ben, madenci değilim ancak kömür tozunun sokakta bile insanların ciğerini kararttığı, kömür madenlerinde hayatlarını kaybeden madenci şehitlerinin acılarının hemen hemen her evde yaşandığı, sokaklarında gezerken, her türlü mekânlarındaki sohbetlerinde maden ve madencilik ile ilgili konuların konuşulduğu, özetle hayatın kömür olduğu acılarla yoğrulmuş bu cennet vatana büyük katkılar sağlamış bir ilin yani kara elmas diyarı Zonguldak’ın temsilcisi olarak aranızda bulunduğum için bu konuda gündem dışı söz aldım.

Osmanlı da kömürü dışarıdan alıyor ve ihtiyaç giderek artıyor, zaten çökmekte olan ekonomisinin parasının çoğu kömür alımına aktarılıyordu. Bu zor ve çaresiz durumda, askerden izne gelen Uzun Mehmet, Zonguldak’taki Karadeniz Ereğli ilçesinin sınırları içerisinde bulunan Neyren Deresi civarında bulduğu taşları ocağa atması ve taşların yandığını görmesiyle taş kömürü bulduğunu anlamış ve bunları İstanbul’da saraya götürmüş, padişah tarafından kendisine 5 bin kuruş verilmiş ve hayat boyu 600 kuruş aylık bağlanmıştır. İşte, Uzun Mehmet’in Neyren Deresi’nde kömürü bulduğu tarih 8 Kasım 1829 olarak kayıtlara geçmiştir.

Uzun Mehmet’in hayatı kimi tarihçiler arasında tartışılagelen bir hikâyedir. Her ne kadar doğruluğu, kesinliği tartışılsa da Uzun Mehmet Zonguldak halkının hafızalarına kazınmıştır ve hak ettiği değere kavuşmuştur. Burada asıl olan, Türkiye’de metalürjik özelliğe sahip taş kömürünün yalnızca Zonguldak ve civarında üretildiğidir ve cefakâr Zonguldak halkı yüz seksen dokuz yıldır bu taş kömürünü canını vererek, kanı dökerek üretiyor, Türkiye ekonomisine büyük katkıda bulunuyor.

Zonguldak, kömür sayesinde büyümüş ve kömür sayesinde tanınmıştır. Zonguldak insanı, yeri geldiğinde kanunlarla, zorunlu olarak asker dipçiğiyle ocaklara sokulmuş, kömür üretimi yaptırılmıştır. Zonguldak kömür sayesinde o kadar önem kazanmıştır ki Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, kanunla ilk kurulan vilayet olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sırasında, dönemin ülke yöneticileri, müttefiklerin yanında Almanya’ya karşı savaşa girmek için öne sürdükleri koşulların başında Ankara, İstanbul ve Zonguldak illerinin Alman hava saldırılarına karşı korunmasını istemişlerdir. Yani, Zonguldak, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde koruma altına alınması gereken en önemli üç ilden biriydi. Nasıl olmasın ki! Türkiye’de üretilecek demir-çelik için olmazsa olmaz olan, tek stratejik önem taşıyan maden taş kömürüydü. Zonguldak halkı da bu önemli maden için her zaman gereğini yapmış ve bu uğurda bugüne kadar 5 binden fazla maden şehidi vermiş, on binlerce insan sakat kalmış, taş tozu ve kömür tozunun sebep olduğu hastalılardan dolayı yüz binlerce insan hayatını kaybetmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi bitirirken, bugüne kadar madenlerde hayatını kaybetmiş bütün maden şehitlerine Allah’tan rahmet dilerken, yüz seksen dokuz yıl önce Zonguldak’ta taş kömürünü bulan Uzun Mehmet’i saygıyla anıyorum. Madenlerde canı pahasına alın teri döken tüm madencilere Yüce Yaradan’ın kolaylıklar vermesini diliyorum. Sabahları her gün evden çıkarken, çoluk cocuğuyla helalleşip işe giden, ocaktan her çıkışta “geçmiş olsun” sözleriyle çıkan Zonguldak halkı ve madenciler adına yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, 12 Kasım 1999 yılında yaşanan depremin yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Bolu Milletvekili Tanju Özcan’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, 12 Kasım 1999’da yaşanan depremin yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, ebediyete intikalinin 74’üncü yıl dönümü münasebetiyle rahmetli Atatürk’ü saygıyla ve rahmetle anıyorum.

Yine, sayın milletvekilleri, 12 Kasım depreminden bahsetmeden önce, dün haber aldığımız, maalesef son derece de bizleri ve toplumu üzen, 17 şehidimizle ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum. Gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti ordusunun çok önemli mensuplarından 17’sini acı bir kazada kaybettik, şehit oldular. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine de başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, aynı zamanda seçim bölgem olan Bolu’yu da yakından ilgilendiren, Bolu’nun da yaşadığı 12 Kasım 1999 depreminin yıl dönümü olması sebebiyle bugün sizlere gündem dışı olarak birkaç hususa değinerek sözlerime başlamak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, hatırlarsınız, 17 Ağustos 1999’da Türkiye’nin çok önemli bir coğrafyasını ve nüfus yoğunluğunun çok olduğu bir coğrafyayı vuran, dünyanın en büyük depremlerinden bir tanesi meydana gelmişti. Hâlâ depremin büyüklüğü tartışılıyor. 7,8 miydi, 7,9 muydu yoksa 8  büyüklüğünde bir deprem miydi? Hâlâ bu depremde kaç insanın öldüğü tartışılıyor, hâlâ tam olarak bir sayıya ulaşılamamış. Tabii, daha Türkiye bu depremin yaralarını saramamışken biz bu depremden yaklaşık üç ay sonra 12 Kasım 1999 saat 18.57’de merkez üssü Düzce’nin Kaynaşlı ilçesi olan büyük bir depremle daha karşı karşıya kaldık.

Sayın milletvekilleri, gerçekten bu deprem yaşamayanlar açısından belki çok farklı olarak yorumlanıyor. Allah kimseye yaşatmasın, sizlere ve çoluğunuza çocuğunuza yaşatmasın. Ancak az önce söyledim, biz üç ay arayla çok büyük iki deprem yaşadık. 12 Kasım depremi, size izah ettiğim gibi saat yediye üç kala olmuştu. Ben araçtaydım ve aracın lastiği patladı zannettim önce. Sonrasında -aracı devirecek kadar şiddetli bir depremdi neredeyse- dikiz aynasından geriye doğru baktığımda Bolu’nun merkezine, binaların ışıklarının kademeli olarak söndüğünü, binaların birbirine çarptığını ve bunun sonucunda da Bolu’yu çok büyük bir toz bulutunun kapladığını gördüm. Öyle bir an ki değerli milletvekilleri, dua etmekten başka yapacağınız hiçbir şey kalmıyor. Açık alandaysanız yakınlarınız için dua ediyorsunuz, kapalı alandaysanız kendiniz ve yakınlarınız için dua ediyorsunuz; onun dışında yapacak, söylenecek hiçbir şey kalmıyor, gerçekten sözün bittiği an oluyor.

Deprem sonrasında da şunu görüyorsunuz: Zengin açısından da deprem, deprem; fakir açısından da deprem, deprem; hiçbir şey değişmiyor. Bu deprem vesilesiyle birçok insan aynı zamanda kefenin de cebi olmadığını görüyor. Öldüğünüz zaman sadece cansız bir bedenle gömüldüğünüzü, servetinizi öbür dünyaya taşıyamadığınızı da görmüş oluyorsunuz. Zengin de fakir de bu depremde ölüyor arkadaşlar, depremlerde ölüyor. Sağ çıkan zengin de fakir de aç kaldığı için, bir kuru ekmek için saatlerce sırada bekliyor depremden sonra. Zengin de çadırda kalıyor günlerce, fakir de çadırda kalıyor, çok fazla değişen bir şey olmuyor. O anlamda, önemli olan, depremlerin oluşumundan sonra o depremleri yaşayan binaların insanları öldürmemesini sağlamak.

Sayın milletvekilleri, bu deprem sonucunda Düzce’de yaklaşık 782 vatandaşımız, Bolu’da da yaklaşık 50 vatandaşımız hayatını kaybetti. Binlerce vatandaşımız da yaralı hâlde kaldı, bazıları da sakat kaldı bunların. Düzce’de oran daha büyük ancak benim seçim bölgem olan Bolu’da binaların yüzde 52’si hasar gördü, yüzde 52’si; az hasarlı olan vardı, orta hasarlı olan vardı, ağır hasarlı olan vardı. Hasar gören binaların çok az bir kısmı yıkıldı, “Diğer binaları onaracağız.” dedi devlet yetkilileri ve bu binalar onarıldı ancak bu binalar onarıldıktan sonra yeni bir deprem görmedi.

Bu binaların onarımının binaları güçlendirip güçlendirmediği konusunda da bilim adamları ikiye bölündü, kimi dedi ki: “Bu yapılan onarımlar binaların statiğini bozdu, yeni bir depremde daha büyük bir faciayla karşılaşabiliriz”; kimi de dedi ki: “Evet, bu onarımlar fayda sağladı.” Ancak yeni bir deprem yaşamadığımız için hâlen bu onarımların fayda sağlayıp sağlamadığını dahi Bolu kamuoyu ve Düzce kamuoyu bilmiyor. Şu anda Bolu’da ve Düzce’de binlerce konutun güvenli olup olmadığı hâlen tartışma konusu sayın milletvekilleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TANJU ÖZCAN (Devamla) – O anlamda, ben, size, buradan, şu çağrıda bulunmak istiyorum: Lütfen, özel iletişim vergilerinden elde edilen gelirleri depreme uygun olarak; özellikle binaların yenilenmesinde, yeniden yapılmasında, hasarsız bina kalmaması noktasında kullanmayı öneriyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, Mersin’de yaşanan sel felaketi hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’a aittir.

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’de yaşanan sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçen hafta, daha doğrusu, işte, bu hafta içerisinde Mersin’in Erdemli ilçesinde, merkezinde ve çevresinde 1 metrekareye çok aşırı miktarda yağış düşmesi sonucunda çok ciddi bir sel felaketi yaşandı. Üreticilerimiz, çiftçilerimiz, buralarda oturan insanlarımız çok büyük bir tehlike altında varlıklarını, mahsullerini kaybettiler. Bu konuyu, geçen  de burada, tüm milletvekillerimizin, Mersin milletvekillerimizin de katılımıyla Genel Kurulumunuz dikkatine sunmuştuk ancak Sayın Bakanlarımız da buradayken bu konuda yapılması gereken bir hususu tekrar gündeme getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, sel felaketi, dolu yani “tabii afetler” dediğimiz hadise bizim ülkemizin çok doğal bir hadisesi, olayı hâline geldi. Hemen hemen ülkemizin her bölgesinde, her vilayetinde birçoğu da ölümlü sonuçlar getiren afetler yaşanmakta ve insanımız binbir zahmetle ürettiklerini, emeklerini, mahsullerini bu afetlerde kaybetmekte, hayvanları telef olmakta. Bu, hemen ülkenin her bölgesinde ve her yıl yaşanan bir hadise. Her mevsim demesek bile her yıl mutlaka ülkemizin birçok vilayetinde, kazasında, köyünde bu türlü felaketleri yaşıyoruz. Her milletvekilini  ilgilendiren bir konu. Ama felaket Allah’tan geldi diyebiliriz, sabır gösterebiliriz, şükredebiliriz olana, hâle. Ancak felaketin sonrasında yapılması gerekenler konusunda maalesef devletimiz -tüm hükûmetleri kastederek söylüyorum- devletin yetkisini kullanan siyasi iktidarlar bu konuda laf üretmenin ötesinde fazla bir şey üretmiyor.

Değerli milletvekilleri, Erdemli’yi bildiğim için söylüyorum, içerinizde Erdemli’yi bilen değerli arkadaşım karşımda. Erdemli, ekmeğini taştan çıkaran insanların yaşadığı bir yer; taşları kırıcılarla düzeltirler, önüne duvar, set örerler, parasını verip toprak taşırlar, üstüne sera kurarlar ve orada bana göre Türkiye’nin en güzel sebzesini hatta meyvesini üretirler. Artık meyveciliği bile serada yapacak kadar ileri teknolojileri kullanarak o Toros Dağlarının başında, çoluk çocuklarıyla, onurlarıyla yaşamanın gayretini gösterirler ve bu insanlar burada yaşamaya inat ederler, ısrar ederler, göçmezler buradan. Bu insanların bu gayretini bizim ödüllendirmemiz gerekir. Yaşanan bu afetlerin sonrasında uygulanan hukuk, 1977 tarihinde çıkartılan 2090 sayılı Kanun’dur; otuz beş yıl olmuş, birkaç defa değiştirilmiş ama özüne dokunulmamış. Sayın bakanlar özü şu: “Canlı, cansız üretim araçlarının ve tesislerinin değer itibarıyla en az yüzde 40’ı oranında zarar görmesi hâlinde ve bu zararı başka tarımsal ürünleriyle karşılamayacak veya bankalardan kredi alamama durumunda ancak devlet bu afetin karşılığını, zararın karşılığını verebilir.”

Değerli arkadaşlar, bu kanun maddesi olduğu sürece yaşanan bu afetlerin sonrasında vatandaşlarımızın mağduriyetinin ortadan kaldırılması mümkün değildir. Beyanatlar veriyoruz, hasar tespit raporları düzenliyoruz, vilayetlere gönderiyoruz, Fak Fuk Fonu’ndan üç beş yardım ediyoruz ama o çiftçi, dişiyle tırnağıyla kurduğu o tesisi maalesef tekrar kuramıyor. Erdemli’de yaşanan hadise budur. Toprağıyla birlikte alıp götürmüş, yalnız serası, mahsulü değil, yalnız üzerindeki ağacını değil, tabanındaki toprağını da alıp götürmüş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Bu insanlara yardım etmek bana göre bir insanlık sorumluluğudur. Hükûmetimizin ve Parlamentonun bunu dikkate almasını istirham ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Hamzaçebi, söz talebiniz var, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybeden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin 17 mensubunun bugün cenaze törenleri var. Şehitlik mertebesine ulaşan askerlerimize, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Allah’tan rahmet diliyorum; ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Canikli, buyurun.

2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bizde AK PARTİ Grubu olarak, dün elim bir helikopter kazasında şehit olan, ebediyete intikal eden askerlerimize, kahramanlarımıza Allah rahmet etsin diyoruz, mekânları cennet olsun. Cenabı Hak bu tür hadiseleri göstermesin ve inşallah, en kısa sürede, milletimiz bu beladan bir an önce kurtulsun diyoruz. Milletimizin başı sağ olsun, ailelerine başsağlığı diliyoruz. Cenabı Hak, böyle kötü olaylardan bizleri muhafaza etsin.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şandır…

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

 

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak öncelikle bu elim kazada hayatını kaybeden şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyoruz. Başta aileleri olmak üzere milletimizin başı sağ olsun. Ancak şunu da ifade etmek gerekiyor: Bölücü terör örgütüyle mücadelede kaybettik biz bunları. Bir trafik kazası değil bu, terör şehidi bu insanlar. Dolayısıyla, Türkiye’nin, Parlamentonun, Hükûmetin, devletin, toplumun en önemli meselesi, bu bölücü terör belasını bu ülkenin başından uzaklaştırmaktır. Bölücü terör konusunda bir toplumsal mutabakat olarak, bir millî mutabakat olarak ne yapılması gerekiyorsa onu yapmak gerekir. Farklı sebeplerden oluşan mutabakatları bozmak yerine, bölücü terörle mücadelede oluşan mutabakatı sahiplenip güçlendirmek dururken; maalesef gündeme başka konular getirerek oluşan mutabakatları parçalamanın hiçbir şekilde akılla, izanla ifadesi mümkün değildir. Bu sebeple, bu felaketi de vesile kılarak, bölücü terörle mücadelede toplumsal mutabakatı güçlendirecek gayreti göstermek üzere; Sayın Hükûmeti, İktidar Grubunu insafa davet ediyorum, gayrete davet ediyorum.

Tekrar şehitlerimize rahmetler diliyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı konuşmalara Hükûmet adına, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap vereceklerdir.

Buyurun.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’de yaşanan sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (Devam)

 

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, tabii, dün şehit düşen 17 kahraman askerimiz için milletimizin başı sağ olsun; ruhları şad olsun, Allah rahmet eylesin.

Tabii, üzüntümüz büyük, onun farkındayız. Terörle ilgili zaten ne gerekiyorsa yapılacaktır.

Bu konuda özellikle ikinci bir konu, Sayın Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın gündem dışı konuşmasına cevap vermek üzere söz aldım.

Efendim, tabii, biliyorsunuz, küresel iklim değişikliği neticesinde bütün dünyada maalesef zaman zaman kuvvetli yağışlar oluyor. Amerika’dan tutunuz da Asya’ya kadar, Japonya’ya kadar. Maalesef Türkiye de -bu gündem dışı konuşmada belirteceğim üzere- aşırı yağışlardan ve sel baskınlarından yeteri kadar zarar görüyor. Özellikle şunu belirteyim: Bazı yerlerde özellikle anlık yağışlar oluyor, hatta dört beş ayda yağacak yağışın, yirmi dört saatte bir yere düştüğünü görüyoruz. Tabii, bu konuda Hükûmetimiz, Bakanlığımız gerçekten çalışma yapıyor. Esasen, biz şu anda sel baskınları ve taşkınlarıyla ilgili büyük bir eylem planı hazırladık, inşallah onu da kısa zamanda sizlere arz edeceğim. Ama şunu ifade edeyim: Son dokuz yılda 643 tane dereyi ıslah ettik ve 225 bin hektarlık alanı taşkınlardan koruduk; çok sayıda yerleşim alanı, mahalle, köy, ilçe, hatta il taşkınlardan korunmuştur. Bugüne kadar DSİ’nin yaptığı tesisler ise 5.930’u geçmektedir.

Bu konuda, Hükûmetimiz özellikle taşkınlarla ilgili mücadelede, birincisi dereleri ıslah ediyor; ikincisi, dereler üzerine birtakım “sel kapanı” dediğimiz tersip bentler inşa ediyor. Ayrıca şu anda bir de orman teşkilatının Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünü devreye soktuk çünkü taşkınların önlenmesinde sadece dere ıslahları yeterli değil, özellikle çıplak arazilerin ağaçlandırılması çok büyük fayda sağlıyor. Çünkü yağan yağmur, eğer arazi çıplaksa Sayın Vekilim, aniden akışa geçiyor ve bu sel baskınlarına sebep oluyor ama arazide bitki örtüsü varsa, ağaçlandırılmış bir araziyse, o zaman akış katsayısı dediğimiz katsayı çok azalıyor, neredeyse üçte 1’e, dörtte 1’e, beşte 1’e iniyor ve akış süresi, dereye intikal süresi de epeyce uzuyor yani sel baskınlarını önlüyor. Bu konuda da büyük bir seferberlik başlattığımızı ifade etmek isterim.

Bunun dışında, bazen, maalesef, mahallî idareler olsun, özel idare ve devletin değişik kurumları tarafından geçmiş dönemde yapılmış birtakım sanat yapıları -menfezler, köprüler, yollar vesaire- bunlar, dolayısıyla da bazen galiba yetersiz oluyor, o bölgede şişe ağzı gibi bir daralmaya sebep oluyor ve geriye doğru sel baskınlarına sebep olabiliyor. Bunları önlemek için de ciddi bir çalışma başlatıldı.

Mersin’le ilgili ben “Geçmiş olsun.” diyorum, yakinen takip ediyoruz. Zaten Mersin Valimiz -DSİ’nin, diğer kamu kurumlarının ekipleri, hatta AFAD ekipleri orada- hemen hadiseye müdahale ettiler, ben de konuyla ilgili bilgi aldım.

Bu konuda şunu ifade edeyim: Tabii, Mersin’le ilgili, özellikle… Mersin de biliyorsunuz topografik yapısı itibarıyla taşkınlara maruz. Bunu önlemek için ne yapmamız lazım? Birincisi, mutlaka dere ıslahlarını yapmamız lazım. İkincisi, mutlak surette baraj, gölet gibi biriktirme yapılarıyla hem rüsübatı kontrol etmek hem taşkınları önlemek gerekir. Bir de açık alanlar varsa bunları mutlaka ağaçlandırmak, yeşillendirmek gerekir. Son olarak da -şu anda arkadaşlar inceliyor- kesitlerde herhangi bir daralma yani derelerde veya diğer kesitlerde bir daralma söz konusuysa, -Şişe ağzı diyoruz- onların tespiti ve onların kurumlar marifetiyle derhâl kaldırılması konusunda çalışma yapılıyor.

Özellikle, Sayın Vekilim, bu vesileyle, Mersin’e şu ana kadar kısaca yaptıklarımızdan bahsedeyim.

Mersin içme suyunu, Tarsus’la beraber, isale hatlarını biz tamamladık. Göksu İkinci Merhale Projesi, Gökçeburun pompaj sulaması, Mersin-Mut Projesi -biliyorsunuz o çok önemliydi, siz de bahsetmiştiniz- Mersin Alaköprü Barajı’yla ilgili çalışmalar devam ediyor, hem Mersin'deki Anamur Ovası’nı sulayacağız hem de, biliyorsunuz, Kıbrıs’a yılda 75 milyon metreküp su ileteceğiz. Bunun dışında, Aslanköy Göleti sulaması tamamlandı. Gülnar Köseçobanlı Bardat Göleti sulaması, gene Gülnar’da Baldat Göleti rezervuar ıslahı tamamlandı.

 Dere ıslahlarına gelince: Mersin'de biz şu ana kadar, son sekiz yılda tam 22 adet dereyi ıslah ettik. Bunların isimlerini söyleyeceğim. Yani 20 meskûn mahal, 350 dekar alanı taşkınlardan koruduk. Bakın, Erdemli’de Alata Deresi birinci kısım tamamlanmıştı. Gülnar Ovacık Büyük Eceli Arazisi Taşkın Koruma Tesisi, Erdemli Arpaçbahşiş beldesiyle ilgili Arpaçbahşiş Deresi ıslahı, Bozyazı’da Akkaya köyü arazisi Akkaya Deresi ıslahı, Erdemli’de Kocahasanlı köyündeki Çaltılı ve Mutlu Bucak dereleri ıslahı, Erdemli’de Töbük kasabası Töbük Deresi ıslahı, Silifke ilçe merkezi Bebek Deresi ıslahı, Erdemli’de Kocahasanlı beldesi Kuruçay Deresi ıslahı, Aydıncık Büyükalan Deresi ıslahı, Aydıncık’ta Küçükalan Deresi ıslahı, Erdemli’de Alata Deresi ikinci kısım ıslahı, yine Erdemli’de Arpaçbahşiş Deresi’nin ikinci kısmı, Erdemli’de Kızkalesi beldesi Mintan Deresi ıslahı, Mersin merkezde Mezitli Deresi ıslahı, Tarsus’ta Kusun Deresi ıslahı ikinci kısım, Silifke’de Akdere kasabası Akdere ıslahı, Tarsus Kusun Deresi ıslahının üçüncü kısmı da tamamlandı, merkez Efrenk Çayı ıslahı tamamlandı, yine merkezde Mezitli kasabası Mezitli Deresi ıslahı birinci kısmını tamamladık, ikinci kısım yapılacak; Akdere kasabası Akdere ıslahı, Bozyazı Akkaya köyü arazisi Aksaz deresi ıslahı, Mersin Tarsus Kusun Deresi ıslahı olmak üzere 22 tane tamamladık. Ama şu anda hızla eksikleri tamamlamaya çalışıyoruz, her şeyi bitirdiğimiz söylenemez elbet ama çalışmalar hızla devam ediyor.

Biliyorsunuz, Mut Ovası sulamasıyla ilgili çalışmalar bitmek üzere, inşallah kısa zamanda tamamlayacağız.

Ayrıca, hem taşkın koruma hem de Tarsus’ta verimli arazileri sulamak maksadıyla biliyorsunuz –ben kendim de katıldım- Tarsus’ta Pamukluk Barajı inşaatı yıldırım hızıyla ilerliyor, çok kısa zaman da geçmesine rağmen şu anda yüzde 65’i tamamlandı Sayın Vekilim. İnşallah, önümüzdeki yıl bunu da bitireceğiz; açılış tarih, saatini ilan ettik.

Göksu Sol Sahil Cazibe Sulaması ve Drenajı…

Bir de, Sorgun Barajı’yla ilgili şunu ifade edeyim: İnşallah, Sorgun Barajı’nın da bir an önce tamamlanması için… 65 bin dekar arazi sulanacak, bunun da müjdesini veriyorum.

Ayrıca, Alaköprü Barajı’yla ilgili yeniden yerleşim çalışmaları devam ediyor. Mut Dereyurt Göleti, Mut Dereyurt Göleti sulaması, Mersin merkez Değirmendere Göleti, merkezde yine Değirmendere Göleti sulaması ve Toroslar Değnek Göleti sulaması; bunlar da devam ediyor.

Ama daha önemlisi şunu ifade edeyim: Hakikaten Mersin’de çok dere ıslahı yapılması gerekiyor. Özellikle Sayın Vekilim şu anda, bakın, tam 28 derede ıslah çalışmaları devam ediyor yani taşkını önlemek için. Bunlardan Aydıncık, Kamaş ve Köşk dereleri ıslahı, Erdemli’de Lamas Çayı ıslahı, Erdemli Sarıyer köyü Diniker Deresi, Gülnar’da Ovacık Büyükeceli kasabasıyla ilgili dere ıslahı, Kandak Deresi ıslahı, Silifke’de merkez Soğanlı Deresi ıslahı, Silifke Akarca Deresi ıslahı, Bozyazı Yuva Deresi ıslahı, Erdemli’de Arpaçbahşiş beldesinde üçüncü kısım taşkın koruma, Erdemli’de Tömlük Deresi ıslahı ikinci kısım, Bozyazı Akkaya Köyü arazisi Aksaz Deresi ikinci kısım, gene Bozyazı’da Gözce köyü arazileri taşkın koruma tesisi inşa hâlinde, Erdemli’de Akdeniz Mahallesi Madenler Çayı ıslahı, Gülnar’da Sipahili köyü arazilerinin Babadıl Deresi ıslahı, Mezitli Tece Deresi ıslahı, Mersin Merkez Efrenk Deresi ıslahı ikinci kısım, Erdemli’de Kodaman Çayı ıslahı, Bozyazı’da Yuva Deresi ıslahı ikinci kısım, Mersin’de Toroslar ilçesi Soğucak beldesi Enligeçit, Keşlik deresi ıslahı ve Mut ilçesi Mut Deresi ıslahı, Silifke’de Bolacalı Koyuncu köyü Kocapınar Deresi ıslahı, Tarsus Kusun Deresi ıslahı dördüncü kısım, Erdemli’de Tömük Kasabası Tömük Deresi ıslahı, Erdemli’de Kargıpınar beldesi Gilindires Deresi ıslahı, Mersin Merkez Efrenk ikinci kısım taşkın koruma, Bozyazı Akkaya Köyü arazileri Aksaz Deresi ıslahı, Silifke İmamuşağı köyü Boğsak Deresi ıslahı ve Aydıncık Köşk, Büyükalan, Küçükalan ve Kamaş dereleri yan kollarının ıslahı olmak üzere bunlardan 28 tane şu anda inşa hâlinde, devam ediyor. Bunlar için de herhangi bir ödenek sıkıntısı yok. Hatta ben arkadaşlarıma talimat verdim: “Yani ne kadar hızla… Üç vardiya gerekirse çalışsınlar. İlave para ihtiyacı olursa onları karşılayacağız.” dedik.

Bunun dışında, ben özellikle şunu ifade edeyim: Tabii, bunları tutmak için barajlarda, Sorgun ve Tarsus barajları dışında, çok sayıda gölet yapmak lazım ki taşkını tutsun. Bu maksatla tam 19 adet göletin planlaması yapıldı, bir kısmı inşa hâlinde. Mesela, Toroslar Dernek Göleti sulaması inşa hâlinde, Gülnar Köseçobanlı Bardat Göleti Rezervuar ıslahı taşkın korumak için, onlar şu anda yapım hâlinde. Yapımı devam eden -proje yapımı- 2 tane gölet var: Merkez Değirmendere Göleti ve sulamasında proje yapımı devam ediyor. Mut Dereyurt Göleti ve sulaması proje yapımı devam ediyor.

Gene proje yapımı devam eden 15 tane daha gölet var, bunların isimlerini söylemeyeceğim ama arzu ederseniz, bunların isimlerini size ayrı ayrı verebilirim.

Bunun dışında, tabii, sadece dere ıslahları için şunu ifade edeyim: Mersin’de ve diğer illerde ne kadar dere ıslahı varsa, hatta yatırım programı beklemeden, ek yatırım programına dahi almak suretiyle, çalışmaları sürdürüyoruz.

Bunun dışında, ağaçlandırmayla ilgili çalışmalar devam ediyor çünkü ağaçlandırma olmadan taşkınları kontrol etmek mümkün değil, onu özetle belirtmek istiyorum Sayın Vekilim.

Bunun dışında, tabii, taşkınlarda önceden ikaz, uyarının çok önemli olduğunu ben burada ifade etmek istiyorum. Çünkü aşırı bir yağmur yağacağı zaman, bunun önceden ikaz edilmesi hâlinde mal ve can kayıplarında gerçekten büyük bir azalma, hatta çoğu kere mal, can kayıpları olmuyor. Mühim olan, mal ve can kayıplarının olmaması, bilhassa, can kaybının olmaması çok daha önemli bizim için. Bu bakımdan, biz Mersin’e altı tane otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurduk. Hemen, anında uyarı yapıyoruz, hatta uyarıları bütün kurum ve kuruluşlar, belediyelere ve ilgili birimlere bildiriyoruz. Mersin, Anamur, Silifke, Erdemli, Tarsus ve Mut’a 6 tane otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurduk, anlık yağışları İnternet’ten görmek mümkün. Bunun dışında, 4 yere daha otomatik meteoroloji kurma talebi bize iletildi, bunların da çalışmaları sürüyor; Çamlıyayla-TAGEM, Aydıncık, Gülnar, Uzuncaburç’a kurulacak ve böylece 5 yere daha yeni bir meteoroloji ölçüm istasyonu kuracağız.

Bununla ilgili, özellikle vurgulamak istediğim şudur: Yani hakikaten bu sel baskınları ülkemizde son yıllarda görülmeye başlandı, dünyada olduğu gibi. Bu konuda gereken ne varsa el birliğiyle yapmamız gerektiğine inanıyorum. Biz de yatırımlara hız verdik, dere ıslahlarına, ağaçlandırma, erozyon kontrolüne. Ayrıca, birtakım kritik kesitlerin kontrol çalışmaları da yapılıyor. İnşallah, birlikte bu konuda ne yapılması gerekirse yapacağız, bunu özetle vurgulamak istiyorum.

Diğer, Bolu Milletvekilimizle ilgili de bir hususu belirtmemde fayda var. Biliyorsunuz, afete maruz veya riskli alanlarda kentsel dönüşüm çalışmaları başladı, hatta 2/B’yle ayrılan paranın neredeyse yüzde 90’ına yakını da bu maksatla sarf ediliyor. Tabii ki Türkiye’de gerçekten depreme dayanıksız pek çok yapı var, yapı stoku var. Zaman içinde bunları mutlaka yenileyeceğiz, depreme dayanıklı hâle getireceğiz, bunun için çalışmalar zaten başladı. Kaldı ki -depreme maruz olanlarda- mesela 19 Mayıs 2011 tarihinde, biliyorsunuz, Simav depremi oldu. Orada Başbakanımız bizzat benim ilgilenmem talimatı vermişti ve bir yıl zarfında Simav’da -ne gerekiyorsa- bütün binalar yeniden yapıldı, okullar, hükûmet binaları, vesaire, bunların hepsi, yapılması gereken binaların tamamı yapıldı. Bunun gururunu yaşıyoruz. Ayrıca, biliyorsunuz, daha sonra Van’da deprem oldu. Daha geçenlerde Sayın Başbakanımız Van’a giderek bir yılda TOKİ’nin yaptığı kalıcı muhteşem konutların açılışını yaptı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Pahalıya mal oluyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) - Elbette Türkiye deprem açısından dünyadaki riskli bölgelerden birisi, çok sayıda fay var dolayısıyla bu konuda da Hükûmetimiz kentsel dönüşüm çalışmalarıyla tarihteki en büyük adımı atıyor. Bu gerçekten takdire değer bir husustur, bunu zaten milletimiz görüyor.

Ben bu duygularla, Cenabı Allah, başka bela, kaza, afetlerden, ülkemizi terör belasından korusun temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. Sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sel felaketi nedeniyle söz isteyen sayın milletvekilleri var.

Sayın Türkmenoğlu…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu’nun, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında 17 askerimizin şehit olmasına ilişkin açıklaması

 

 

 

AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de dün Siirt’te elim bir kaza sonucu hayatını kaybeden 17 askerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum. Tüm ulusumuzun da başı sağ olsun. Onlar, bu vatan için, bu vatanın birlik ve beraberliği için görev yapan, kar kış demeden dışarıda, belki de taşta uyuyan askerlerimiz. Hepsini şükran ve minnetle anıyorum. Allah rahmet eylesin, ulusumuzun başı sağ olsun diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şandır…

5.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin ilinin Erdemli ilçesinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, verdiğiniz tafsilatlı bilgiye -taşkınların önlenmesi için- teşekkür ederim. Ayrıca Mersin’de yaptıklarınıza da teşekkür ederim. Ancak bir husus var: Demek ki, yeterli değil yaptıklarınız, Alata Deresi’nin yarısı yapıldı, yarısı yapılamadığı için, şimdi, Alata’yı sel aldı götürdü, Arpaçbahşiş’de öyle, Erdemli’nin içi de öyle, diğerleri…

Benim konum bu değil, Allah yapılanlardan razı olsun ama başka bir şey söylüyorum, buradaki konuşmada da onu söyledim. Bakınız: otuz beş yıl önce çıkarttığınız bir Kanun’la afetlerin sonrasındaki zararın karşılanmasında; varlıkların en az yüzde 40’ının kaybedilmesini bir şart olarak ortaya koyuyorsunuz. Böylelikle Allah’tan gelen veya iktidarın eksik yaptığından dolayı doğan zararı karşılamak noktasında bu Kanun uygulandığı takdirde çitçinin zararı karşılanmıyor. Benim teklifim şu: Gelin, bu 2090’ı, otuz beş yıllık bu Kanun’u, değiştirelim, yüzde 40 oranını yüzde 20’ye düşürelim ki varlığını kaybetmiş, toprağını kaybetmiş yani… Benim, Erdemli’de seraların gitmesi önemli değil, seranın toprağı gitmiş, limon bahçelerinin altındaki toprak gitmiş, bu insanların zararını karşılamamız lazım yoksa… Yani tamam ,yaptıklarınıza teşekkür ediyoruz ama bir şey ifade etmiyor, o insanlar şu anda evsiz, barksız ve mahsulünü kaybetmiş durumda devlete bakıyor, size bakıyor, bir şey söylemeniz lazım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Hükûmete tevcih ederiz bu hususu.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gelin, bu Kanun’u değiştirelim, bu çiftçinin zararını karşılayalım efendim. Yoksa, Valinin yaptığı Afet Fonundan veya işte Fak-Fuk’un yaptığı yardımla bu zararlar karşılanmıyor, ben buna bir cevap beklerdim sizden.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Sayın Öz…

6.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, şehit olan Mehmetçikleri rahmetle andığına ve Mersin ilinin Erdemli ilçesinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Öncelikle 10 Kasım günü büyük bir felaketle kaybettiğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları Mehmetçiklerimizi, rahmet, şükran ve minnetle anıyorum. Yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Ben de yine Sayın Bakana, özellikle söylemek istediğim şu: Sayın Bakanım, Sayın Şandır’ın da ifade ettiği gibi, biz şu anda Mersin’e daha önce Hükûmetin bir programı ve proje dahilinde yaptıklarından bir memnuniyetsizlik ifade etmedik ama bugün gerçekten saat 11.00’le veya 12.00’yle bir buçuk saat arasındaki bir süre içerisinde Mersin’de, Erdemli ağırlıklı olmak üzere Kocahasanlı, Limonlu, Üçtepe mevkisindeki insanlar gerçekten bugün topraklarını kaybetmiş durumdalar. Dolayısıyla, burada devletin tüm imkânları kullanılarak Kaymakamlığın ve Valiliğin aldığı önlemlerle hasar tespit çalışmaları yapılmaya başlanmış ancak orada hasar tespiti aşamasında o köylü insanların çoğuna tarlalarının tapusu sorulmakta. Dolayısıyla, hasar tespit çalışmalarında da tam hasar net olarak ortaya konamayacak. O insanlar gerçekten mağdur durumda. Dolayısıyla, daha bir duyarlı olmanızı temenni ediyoruz. Yoksa o bahsetmiş olduğunuz ıslah çalışmalarından dolayı elbette biz de teşekkür ediyoruz ama durum şu anda geçmiş yapılanlar değil, ortaya gelen felaketin mağduriyetinin giderilmesi için biraz daha kapsamlı düşünüp farklı şeyler yapmak.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Eyidoğan…

7.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’da çevre ve doğa tahribatına neden olacak havaalanı projesine ilişkin açıklaması

 

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Sayın Bakan, bu resme lütfen iyi bakınız. Bu, 1/100.000’lik İstanbul Çevre Düzeni Planı’nın üzerine 13 Ağustosta AKP’nin İstanbul’a yerleştirdiği ve büyük bir çevre ve doğa tahribatına neden olacak Büyükşehir, Yenişehir ve 9 bin hektarlık havaalanının yeridir. 9 bin hektarlık havaalanının yüzde 80’i orman alanıdır. Bu konuda ne söyleyeceksiniz merak ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Eyidoğan.

Sayın Tanal…

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, şehitleri rahmetle andığına ve sel felaketi nedeniyle Şanlıurfa’nın Bozova ve Viranşehir ilçelerinde çiftçilerin mağdur durumda olduklarına ilişkin açıklaması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, şehitlerimizi Allah’tan rahmetle anıyorum, ulusumuzun başı sağ olsun.

Şanlıurfa’da sel felaketi nedeniyle Bozova ve Viranşehir’de çiftçilerimizin mahsulleri ve evleri su altında kalmıştır ve Şanlıurfa’daki çiftçilerimiz gerçekten mağdurdur. Şanlıurfa seksen bir ilimiz arasında bir vilayetimizdir. Mersin’de ve diğer illerimizde yaşanan sel felaketleri nedeniyle üvey evlat muamelesini Şanlıurfalılar niye görüyor? Aynı ilgi ve alakayı Şanlıurfa’ya niye göstermiyorsunuz?

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Acar…

9.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, şehitler için ulusumuza ve ailelerine başsağlığı dilediğine ve Hükûmetin dış satım konusunda tıkanan kanalları derhâl açmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

 

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

10 Kasımda 17 şehidimiz için ulusumuza ve ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Uzun süren, AKP’nin yanlış politikalarının bir sonucu olduğunu da unutmayalım.

AKP İktidarının dış politikası duvara toslamıştır. Bu nedenle, öncelikle Suriye, Irak, İran, Rusya’ya yapılan dış satımlar son derece azalmıştır. Dış politikanın Amerika Birleşik Devletleri doğrultusunda götürülmesi, bütün komşu ülkelerle ilişkilerimizi zedelemiştir. Bu durum, özellikle tarımsal ihracatımızı vurmuş bulunmaktadır. Antalya’da domates, biber ve patlıcan gibi ürünlerde korkunç bir fiyat düşüklüğü yaşanmaktadır. Domates 50 kuruşa, patlıcan 40 kuruşa, biberin kilosu 70 kuruşa düşmüştür. Aynı şekilde meyve ihracatı da düştüğünden, narın kilosu 45 kuruşa, portakalın 140 kuruşa kadar gerilemiştir. Üreticiler perişandır; üretim maliyetlerini karşılayamaz, borçlarını ödeyemez duruma düşmüşlerdir. Hükûmetin dış satım konusundaki tıkanan kanalları derhâl açmasını talep ediyoruz, üreticiye destek sağlamasını diliyoruz.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaman…

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Adana’da İmamoğlu ile Sarıçam derelerinin ıslah çalışmalarının yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkan, teşekkür ediyorum.

17 şehidimizin birisi Adanalı, Fekeli. Hepsine birlikte Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun diyorum.

Bir de, -Sayın Orman Bakanımız buradayken- Adana’da sel felaketi devam ediyor. Adana’nın -bir tanesi merkez ilçe, bir tanesi çevre ilçe sayılıyor- İmamoğlu, Sarıçam derelerinin ıslah çalışmaları yapılmadığı için bugüne kadar, sel, o alandaki topraklara çok zarar vermiştir; bu bölgenin yapılmasını Bakan Bey’den rica ediyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

Sarıçam, İmamoğlu…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Son söz, Sayın Gök.

11.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök’ün, şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ve ölümünün 74’üncü yıl dönümünde Ulu Önder Atatürk’ü saygı, şükran ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

 

ABDULKERİM GÖK (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben de 17 şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine ve milletimize sabırlar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk, “En büyük eserim.” dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak, birlik ve beraberlik içinde, güçlü, müreffeh bir devletin temellerini atmıştır. Bizler, bu güzel vatanın ve cumhuriyetin emanetçileri olarak milletin refahı ve huzuru için var gücümüzle çalışacağız. Bizlere hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma idealini gerçekleştirmek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yüzüncü yılında, yani 2023 yılında; dünyanın her alanında gelişmiş 10 ülke arasında olmasını sağlamak, O’nun mirasına sahip çıktığımızın en büyük göstergesi olacaktır. Ayrıca belirtmek isterim ki bizleri savaş meydanlarında yenemeyen düşmanlarımız, bizleri kardeş kavgasıyla zayıflatmak istiyorlar; her zaman bizlerin zaafını bulup kendilerine farklı şekilde bağımlı hâle getirmeye çalışıp oyunlar oynuyorlar.

Bu duygu ve düşüncelerle, cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 74’üncü yıl dönümünde saygı, şükran ve minnetle anıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 23 milletvekilinin, SEKA Balıkesir işletmesinin özelleştirme yöntemi, süreci, yasal dayanakları ve sonuçlarının, özelleştirilen işletmenin çalışanlarının bugünkü durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/403)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Kamu iktisadi Teşebbüsleri'nin (KİT) özelleştirilmesi 1984 yılına kadar uzanmaktadır. Bu zamana kadar uzanan özelleştirme uygulamalarının ne ölçüde başarılı olduğu, kim ya da kimlere yarar sağladığı, ulusal ekonomiye beraberinde sosyal dayanışmaya ne kadar katkısı olduğu kamuoyunda sürekli tartışılan bir konudur.

Bu bağlamda ülkemiz için önemli KİT'lerden biri olan SEKA'nın özelleştirilme süreci incelenmesi ve araştırılması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde kağıt sektörü 1980'li yıllara değin SEKA ile özdeşlemiştir.

Gerekçe:

SEKA Balıkesir Fabrikası'nın temeli 15.10.1976 tarihinde atılmıştır. 8.1.1981 tarihinde Balıkesir'de ilk kâğıt üretimine geçen işletme 198 milyon dolara mal olmuş, kuruluşundan sonra yedi yıl içerisinde de, fabrika, Dünya Bankası'na olan borcunu ödemiştir.

SEKA Balıkesir İşletmesi'nin varlık satışı yoluyla özelleştirilmesine ilişkin ihale 25.03.2003 tarihinde teknik olarak tamamlanmış ve ihale komisyonunun nihai devre ilişkin kararı Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 13.05.2003 tarih ve 2003/25 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Piyasa değeri 51.2 milyon dolar olan Balıkesir SEKA Kağıt Fabrikası özelleştirme ihalesine katılan tek firma olan Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret A.Ş'ne 1.1 milyon dolara 24.06.2003 tarihinde de devredilmiştir.

Türkiye Selüloz İş Sendikası 22.05.2003 tarihinde Bursa 2. İdare Mahkemesi'ne dava açmıştır. Bursa 2. İdare Mahkemesi 28.07.2003 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar vermiş, ancak karar Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanmamıştır. Bursa 2. İdare Mahkemesinin ilk yürütmeyi durdurma kararı verdiği 28.07.2003 tarihinde Balıkesir SEKA Kağıt Fabrikası'nı geri almak zorunda olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yaklaşık 3 yıl yargı kararlarını uygulamamıştır.

Bununla birlikte Bursa 2. idare Mahkemesi'nin işlemin iptali ile ilgili verdiği karar doğrultusunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 19.02.2004 tarihli yazısı ile Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret A.Ş' ye bildirimde bulunularak Balıkesir İşletmesi'nin SEKA'ya iadesi istenmiş, ancak iade işlemi yapılmamıştır. 10.06.2003 tarihli sözleşme kapsamında alıcıya devredilen taşınmaz mallar ile irtifak ve kullanım haklarının bir kısmının Balıkesir, bir kısmının da Bigadiç tapu sicilinde kayıtlı olduğu dikkate alınarak, bu taşınmaz ve irtifak/kullanım hakları ile alıcıya devredilen taşınırların SEKA'ya iadesi talebiyle, 11.02.2005 tarihinde Albayrak Turizm Seyahat inşaat Ticaret A.Ş. aleyhine, Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/59 E. ve Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/50 E. sayılı dosyalarında iki dava içilmiştir.

Bu davalarda İdare ve SEKA'nın talebi doğrultusunda, Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 25.02.2005 tarihinde, Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesi'nce de 28.03.2005 tarihinde işletmenin kullanımındaki tüm taşınır ve taşınmaz mallar ile irtifak ve kullanım hakları üzerine ihtiyati tedbir konulmuştur.

Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/50 E. sayılı dosyasında görülen davada mahkeme, 09.05.2007 tarihinde davanın kabulüne, Bigadiç tapu sicilinde Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret A.Ş. adına kayıtlı 15 adet taşınmaz ile 16 adet taşınmaz üzerinde adı geçen şirket lehine kurulan irtifak haklarının iptal edilerek, SEKA (Sümer Holding A.Ş.) adına tesciline karar vermiştir.

Bu kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nce onanarak kesinleşmesine müteakip, söz konusu taşınmazlar ile irtifak haklarının Sümer Holding A.Ş. adına tapudan tescil işlemleri 07.06.2010 tarihi itibariyle tamamlanmıştır.

Bütün bunlardan görüldüğü üzere 28.07.2003 tarihinden itibaren SEKA Balıkesir İşletmesini elinde tutan Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret A.Ş'nin, işletmeyi elinde tutmasını meşrulaştıracak yasal bir dayanak bulunmamaktadır. 28.07.2003 tarihinden beri işletme hukuka aykırı bir şekilde bu şirketin elinde tutulmaktadır. O günden bugüne Balıkesir SEKA, Balıkesir'in kanayan yarası oldu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, halen fabrikayı Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret AŞ' den geri alabilmek için mücadele vermektedir.

Bütün süreç bu dikkate alındığında, SEKA Balıkesir İşletmesinin özelleştirme uygulamasının başlangıcından günümüze kadar; özelleştirme yöntemlerinin bir bütün olarak incelenmesi, SEKA Balıkesir işletmesinin özelleştirme uygulama sonuçlarının saptanması,   özelleştirilen    işletmenin   çalışanlarının bugünkü durumlarının belirlenmesi, SEKA Balıkesir İşletmesinin özelleştirmesinin yasal dayanakları ve bu konudaki yargı karalarının ele alınması ve özelleştirme sürecinin kapsamlı ve derinlemesine araştırılması için Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması açılması için gereğinin yapılmasını arz ederiz.

 

1) Namık Havutça                                                             (Balıkesir)

2) Erdal Aksünger                                                            (İzmir)

3) Durdu Özbolat                                                              (Kahramanmaraş)

4) Hülya Güven                                                                (İzmir)

5) Candan Yüceer                                                             (Tekirdağ)

6) Gürkut Acar                                                                  (Antalya)

7) Veli Ağbaba                                                                 (Malatya)

8) Ayşe Nedret Akova                                                       (Balıkesir)

9) Aylin Nazlıaka                                                              (Ankara)

10) Sabahat Akkiray                                                         (İstanbul)

11) Kadir Gökmen Öğüt                                                     (İstanbul)

12) Engin Altay                                                                (Sinop)

13) Ali Serindağ                                                               (Gaziantep)

14) Hurşit Güneş                                                              (Kocaeli)

15) İhsan Özkes                                                               (İstanbul)

16) Bülent Tezcan                                                            (Aydın)

17) Ali Rıza Öztürk                                                           (Mersin)

18) Mustafa Serdar Soydan                                               (Çanakkale)

19) Ali Demirçalı                                                              (Adana)

20) Ali Haydar Öner                                                          (Isparta)

21) Muharrem Işık                                                            (Erzincan)

22) Tolga Çandar                                                             (Muğla)

23) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                            (Kayseri)

24) Mehmet Şeker                                                            (Gaziantep)

 

 2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 23 milletvekilinin, ülkemizdeki tohumculuk sektörünün mevcut yapısı, üretimi, ithalatı, tüketimi ile üreticinin sorunlarının ve destekleme yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/404)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki tohumculuk sektörünün mevcut yapısı, üretimi, ithalatı, tüketimi,  üreticinin  sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi,   destekleme   yollarının   araştırılması, idari ve kurumsal yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince ekte yer alan gerekçeye istinaden bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

 

1) Ramazan Kerim Özkan                                                  (Burdur)

2) Kadir Gökmen Öğüt                                                      (İstanbul)

3) Durdu Özbolat                                                              (Kahramanmaraş)

4) Veli Ağbaba                                                                 (Malatya)

5) Gürkut Acar                                                                  (Antalya)

6) Hülya Güven                                                                (İzmir)

7) Ayşe Nedret Akova                                                       (Balıkesir)

8) Sabahat Akkiray                                                           (İstanbul)

9) Aylin Nazlıaka                                                              (Ankara)

10) Engin Altay                                                                (Sinop)

11) Ali Serindağ                                                               (Gaziantep)

12) Ali Haydar Öner                                                          (Isparta)

13) İhsan Özkes                                                               (İstanbul)

14) Hurşit Güneş                                                              (Kocaeli)

15) Bülent Tezcan                                                            (Aydın)

16) Ali Rıza Öztürk                                                           (Mersin)

17) Mustafa Serdar Soydan                                               (Çanakkale)

18) Ali Demirçalı                                                              (Adana)

19) Candan Yüceer                                                           (Tekirdağ)

20) Muharrem Işık                                                            (Erzincan)

21) Tolga Çandar                                                             (Muğla)

22) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                            (Kayseri)

23) Mehmet Şeker                                                            (Gaziantep)

24) Erdal Aksünger                                                           (İzmir)

 

Gerekçe:

Türkiye, nüfusunun sürekli artış göstermesi nedeniyle daha fazla bir nüfusu barındırmak ve beslemek zorunda olduğundan, gıda güvenliğinin sağlanması en temel gereksinim olarak ortaya çıkmaktadır. Tohum üretim zincirinde yer alan faktörlerden yetiştirme tekniği, hasat, işleme, muhafaza ve kalite kontrollerinin tam olarak uygulanmadığı görülmektedir. Yetiştirme tekniği açısından tohumluk üreten özel kuruluşlarda sorunlarla karşılaşılmamaktadır.  Ancak  üretimin  daha  fazla yapıldığı türlerde ve çiftçi seralarında da üretim yapılıyor olması bazı dezavantajları da beraberinde getirmektedir.

Tohumculuk sektöründe bir kanun ve çok sayıda yönetmelik ve mevzuat uygulaması yapılmaktadır. Gerek Dünya Ticaret Örgütünün uyguladığı dünya ticaretinin daha çok serbestleştirilmesi politikası, gerekse Uluslararası Tohum Federasyonunun ticarette koyduğu kuralların uygulanması sırasında başta zirai karantina olmak üzere, tohumculukla ilgili uygulanan politikalar tohumculuğun gelişmesini teşvik edecek ve destekleyecek durumda değildir.

Tohumculukta destek sistemi faydalı olmaktadır. Desteklerin stratejik ürünlerde, sertifikalı tohumluk kullanımının yaygınlaştırılmasında bir tedbir olarak kullanılmasına devam edilmesi önem arz etmektedir. Destekten faydalanacak olan özel sektör kuruluşlarının belirli kriterlere sahip olması, daha titiz bir şekilde kontrol edilmelidir. Tarımsal üretimde kaliteli tohum kullanılması, hem tarımsal işletmeler hem de bölge ve ülke ekonomileri açısından önemli faydalar sağlamaktadır. Türkiye zengin bir tarım potansiyeline sahip olmasına rağmen, bazı temel bitkisel ürünlerde bile kendi kendine yeterli olma özelliğini korumakta zorlanmaktadır. Gelecek yıllarda en azından nüfus ve talep veya talep artışına paralel ilerlemeler gerçekleştirmesi için verim yönünden olduğu kadar ürün kalitesi yönünden de rekabet gücü yüksek bitkilerin yetiştirilmesi zorunlu hale gelmektedir. Bu nedenle;

Türkiye tarımının yapması gereken atılımları gerçekleştirebilmesi için tohumluk ve tohumculuk endüstrisine daha çok önem verilmesi kaçınılmazdır. Tohumculuk sektöründe, Türkiye'nin büyük tarım potansiyeli, alternatif ürünleri ve tohumculuk için uygun ekolojik şartları ve bölgesel konumun elverişliliğine karşın verim azalmaktadır. Sürekli dışarıdan tohum ithal etmek yerine yeni çeşit geliştirmek için araştırma ve geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılması gereklidir. Ekim zamanı ve kullanılan yöntemlerin doğru seçilmemesi, çeşit ve tohumluk seçimindeki hatalar ve yöresel yetiştirme tekniklerinin ortaya konulmaması tohumluktaki verimsizliğe yol açmaktadır. Sertifikalı tohum fiyatlarının yüksekliği çiftçinin kaliteli üretim yapmasını engellemekte, çiftçilerimizin sertifikalı tohumluk kullanım oranlarının artırılmaması nedeniyle de, üretimden beklenen verim alınamamaktadır. Yerli tohumculuk endüstrisi geliştirilebilir, bu konuda dışa bağımlılık azaltılabilir, yerli üretim teknolojisi ihtiyaca cevap verebilecek hâle getirilebilirse, tohumculuk sektörü ile ilgili verimlilik de artacaktır.

Türkiye'nin ekilebilen alanlarını, genişletmek mümkün görünmediğine göre bu alanlardan elde edilecek ürünün artırılmasında birinci faktörün kaliteli tohumluk olduğu kaçınılmazdır. Büyük bir tarımsal potansiyele sahip olan Türkiye ihracatının düşük olması; yasal ve bürokratik engellerin fazla olduğunu, sertifikalı tohum kullanımında gerekli eğitim, yayım çalışmalarına gereken önemin verilmediğini göstermektedir. Tohumculuk sektörünün dış ticarete olan katkısı hesaplanırken büyük kısmı ithal tohumdan elde edilen bitkisel ürün özellikle yaş sebze, konserve ve dondurulmuş sebze ihracatından elde edilen yıllık dış satım gelirinin dikkate alınması gerekir. Ancak burada ükemizin bitkisel üretim potansiyeline rağmen mevcut tohum pazarı iç talep yetersizliğinden dolayı düşüktür. Bu nedenle tohumculukla ilgili politikalar belirlenirken Türkiye'nin bitkisel üretimi için gerekli tohumlukların yanı sıra dış satıma yönelik tohumlukların üretilmesi hedeflenmelidir.

3.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ve 24 milletvekilinin, ASELSAN'da çalışan 5 mühendisin şüpheli ölümlerinin, ölümlerin arkasındaki gerçeklerin ve iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/405)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aselsan'da çalışan mühendislerden Hüseyin Başbilen 7 Ağustos 2006 tarihinde boğazı ve bileği kesilerek aracının içinde ölü bulundu. Halim Ünsem Ünal 16 Ocak 2007 tarihinde başına tek kurşunla ateş edilmiş olarak ölü bulundu. Evrim Yançeken 24 Ocak 2007 tarihinde 6. kattaki evinden düşerek can verdi. Burhaneddin Volkan 9 Ekim 2007 tarihinde askerlik görevini yaptığı Ankara Bando Okul Komutanlığında nöbet sırasında şüpheli bir şekilde öldü. Zafer Oluk 5.5.2008 tarihinde askerî görevini yaptığı birlikte trafo bakımı sırasında elektrik çarpması sonucunda öldü.

Ölen bu genç insanların tümünün ortak özellikleri çok başarılı olmaları ve Aselsan'da stratejik nitelikli askeri projeler üzerinde çalışıyor olmalarıydı. Bu genç mühendislerin ölümleri tümüyle şüpheli olmasına rağmen önce Savcılıklar tarafından takipsizlik kararı verildi. Ancak son dönemde Hüseyin Başbilen'in Babasının başvurusu sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Hüseyin Başbilen'in ölümüne dair yeniden soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Hüseyin Başbilen'in ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma dosyasında ilk alınan Adli Tıp raporunda 10 üyeden 7 si intihar, 3 ü cinayet derken ve boğazındaki 20 cm lik kesi 2-3 cm olarak gösterilirken, daha sonra alınan bilirkişi raporunda ölümün kesinlikle cinayet olduğu saptandı. Bilirkişi raporunda Başbilen'in aracının içinde başka kişilere ait parmak izlerinin de bulunduğu, çantasının sonradan arabaya konduğu ve çalıştığı projeye ait belgelerin çantasından alınmış olduğu belirtildi. Hatta intiharına dair bıraktığı mektubun önce bilgisayarında denmesine rağmen, bilgisayarında bulunmadığı, ilk incelemeyi yapan soruşturma ekibi tarafından çantasındaki flash bellekte bu mektubun olduğu belirtilmesine rağmen, flash belleğin de çantasında olmadığı anlaşıldı.

Şüpheli bir şekilde ölen Hüseyin Başbilen'in Milli tank projesinde görev aldığı, bu çalışmanın ise Türkiye'nin savaş teknolojisinde dışa bağımlılığını ortadan kaldıracak nitelikte bir çalışma olduğu, öldüğü gün bu konuda bir sunum yapacağı belirtildiği gibi Başbilen'in F-16 savaş uçaklarının sinyal kırıcı sisteminde de çalıştığı bilinmektedir.

Yine şüpheli bir şekilde ölen Halim Ünsem Ünal ve Evrim Yançeken'in de Hüseyin Başbilen gibi şifre çözümü konusunda uzman oldukları, uçak tanıma sistemlerinin millileştirilmesi, ABD güdümlü elektronik kontrol sistemlerinin kontrol dışı bırakılması çalışmalarını yaptıkları ve bu proje üzerinde çalışırken öldükleri belirtilmektedir.

Aynı şekilde Aselsan'da stratejik nitelikli askeri projeler üzerinde çalışan Burhaneddin Volkan ve Zafer Oluk'un da ölümlerinin şüpheli olduğu kamuoyunda dillendirilmektedir.

Aselsan'da stratejik nitelikli askeri proje ve araştırmalar üzerinde çalışan 5 genç mühendisin ardarda şüpheli bir şekilde ölmeleri bir tesadüf olamaz. Bu ölümlerin tesadüf olmadığı Hüseyin Başbilen'in ölümünün cinayet olduğuna yönelik bilirkişi raporuyla da anlaşılmıştır.

Bu nedenlerle Aselsan'da çalışan 5 genç mühendisin şüpheli ölümlerinin tüm yönleriyle irdelenmesi, ölümlerin arkasındaki gerçeklerin ve suçluların saptanması, şantaj ve askeri casusluk olduğu iddialarının aydınlatılması ve kamuoyunda bu konularda oluşan soruların yanıtlanması için Anayasanın 98.maddesi ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105.maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygıyla arz ve teklif ederiz.

 

1) Dilek Akagün Yılmaz                                             (Uşak)

2) Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

3) Mehmet Volkan Canalioğlu                                    (Trabzon)

4) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                          (İstanbul)

5) Bülent Kuşoğlu                                                     (Ankara)

6) Celal Dinçer                                                         (İstanbul)

7) Ali Özgündüz                                                        (İstanbul)

8) Musa Çam                                                            (İzmir)

9) Muharrem Işık                                (Erzincan)

10) Mahmut Tanal                              (İstanbul)

11) Ali Serindağ                                 (Gaziantep)

12) Faik Tunay                                   (İstanbul)

13) Gökhan Günaydın                         (Ankara)

14) Mehmet Hilal Kaplan                    (Kocaeli)

15) Mehmet Şevki Kulkuloğlu              (Kayseri)

16) Ümit Özgümüş                              (Adana)

17) Vahap Seçer                                (Mersin)

18) Ayşe Nedret Akova                       (Balıkesir)

19) Haluk Eyidoğan                            (İstanbul)

20) Erdoğan Toprak                            (İstanbul)

21) Alaattin Yüksel                             (İzmir)

22) Mustafa Moroğlu                          (İzmir)

23) Adnan Keskin                               (Denizli)

24) Kemal Değirmendereli                  (Edirne)

25) Ali Haydar Öner                           (Isparta)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığını temsilen bir heyetin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Hasan Bozer'in vaki davetine icabetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümü kutlamalarında bulunmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1046)

 

                                                                                       09 Kasım 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Hasan Bozer'in vaki davetine icabetle, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 29. Kuruluş Yıldönümü Kutlamaları'na, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'nı temsilen bir heyetin resmi ziyarette bulunması hususu; 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

 

                                                                                                . Mehmet Sağlam

                                                                                              TBMM Başkanı Vekili

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                                  Kapanma Saati: 15.01

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21'inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Başkanlık Tezkeresi’nin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Katip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, tezkere kabul edilmiştir.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım  ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, Kuzey Afrika ile Orta Doğu’daki protestolar sonucu oluşan yeni ortamın ve Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerdeki değişimlerin Türkiye’ye ve bölge ülkelerine etkilerinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi hakkında, 2/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği genel görüşme önergesinin Genel Kurulun 11/11/2012 Pazar günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 11.11.2012 Pazar günü (bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim. Saygılarımla. 

                                                                                                                   Mehmet Şandır

                                                                                                                          Mersin

                                                                                                           MHP Grup Başkan Vekili 

 

Öneri:

02 Kasım 2012 tarih ve 6550 sayı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiğimiz "Kuzey Afrika İle Orta Doğu'daki Protestolar Sonucu Oluşan Yeni Ortamın Ve Arap Baharının Yaşandığı Ülkelerdeki Değişimlerin Türkiye'ye Ve Bölge Ülkelerine Etkilerinin Ve Sonuçlarının Değerlendirilmesi hakkında" verdiğimiz Genel Görüşme önergemizin 11.11.2012 Pazar günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde sözde isteyen Sinan Oğan, Iğdır Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle 17 askerimizin şehit olması dolayısıyla Türk milletine başsağlığı diliyorum.

17 ocağa yine ateş düştü, 17 ocak yine söndü. Son dönemlerde bu şekildeki kazaların, son dönemlerde benzer hadiselerin artması, asker sevkiyatlarında kayıp vermemiz, operasyona giden askerlerimizin bu şekilde kazaya kurban gitmesi, şehit olması, ister istemez insanın aklına birtakım soru işaretlerini de getirmiyor değil. 17 asker, kolay değil. Her ne kadar Türkiye'de artık 3, 5, 6, 8 askerimiz şehit olduğunda gündem olmuyor. Artık onarlı sayılar ancak Türkiye’nin gündemine oturabiliyor, onarlı sayılarla askerlerimiz şehit olduğunda ancak gündeme oturabiliyor bu. Yine onarlı sayılarla askerlerimiz şehit oldu, 17 askerimiz şehit oldu. Hiç olmazsa bu defa bunun Meclis tarafından da Genelkurmay tarafından da araştırılması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekillerim; bir işsiz genç Tunus’ta kendisini yakıyor, üniversite mezunu işsiz bir genç kendisini yakıyor ve bu hadise bugün binlerce insanın ölümüne sebep olan milyonlarca insanın ayaklanmasına sebep olan büyük bir coğrafyanın yeniden şekillenmesine vesile oluyor. Adına kiminin “Arap Baharı” dediği, ancak görünürde daha çok kışa dönüşen, Orta Doğu ve Kuzey Afrika için kışa dönüşen bu sürecin etkilerinin araştırılması lazım.

Arap Baharı dediğimiz hadise nedir, ne değildir? Arap Baharı dediğimiz hadise sadece gözüktüğü gibi midir? Arap Baharı dediğimiz hadisede Türkiye’nin hesabına ne kalmıştır görmek lazım. Arap Baharı öncesinde Türkiye’nin bölgeyle ticari ilişkileri son derece yüksek seviyedeyken, bugün Türkiye’nin bölgeye olan ithalatı ve ihracatı neredeyse durma noktasına gelmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, bir Arap Baharı süreci başlatılmış, ancak bu süreci başlatanlar bir kenarda oturmuş bekliyor, bir kenarda oturmuş bu pazarların bir gün açılacağını, Mc Donalds’ların, bilgisayar firmalarının, şunların bunların oralara iyice sirayet edeceği günleri bekliyor; ancak bugün bu işin taşeronluğunu acaba kim yapsa diye düşünüyor.

Tabii, büyük güçlerin bu kadar düşünmesine gerek kalmadı. Neden gerek kalmadı? Çünkü bu işe çok hevesli bir Sayın Dışişleri Bakanı ve onunla beraber kendisini Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanı zaten çoktan ilan etmiş bir Başbakanla karşı karşıyayız. Dolayısıyla da böyle bir taşeronu artık ne Amerika’nın ne başka güçlerin aramasına gerek yok, zaten bu taşeronlar kendilerini çok önceden ilan etmiş durumdaydılar.

Değerli milletvekilleri, Büyük Orta Doğu Projesi dün ortaya çıkmış değil, konuşmamın başında ifade ettiğim  Buazizi isminde işsiz bir Tunuslu gencin kendisini yakmasıyla da ortaya çıkmış değil. 2003 tarihinde dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice aynen şu ifadeleri kullanmıştı: “Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya kadar 22 tane ülkenin sınırı ve rejimi değişecek.” demişti. Rice elbette müneccim değil, Rice’ın elinde bir sihirli küre de yok. Ancak bu hazırlıkların olduğunu, Büyük Orta Doğu Projesi’nin işler hâle getirilmesi için Amerika’daki düşünce kuruluşlarının hatta Rice’den çok daha önce çalışmaya koyulduklarını biz zaten biliyorduk. Naçizane, bir düşünce kuruluşunda çalışan bir arkadaşınız olarak bu çalışmalardan biz haberdardık ancak haberdar olmayan zannediyorum Sayın Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’ydu. Zira haberdar olmadığı için âdeta bu meselenin üzerine atlamıştır. Sayın Dışişleri Bakanımız atlar da, Dışişleri personeli geride kalır mı, kalmaz. Libya’da ertesi gün kıyamet kopacakken bir gün öncesinde Libya Büyükelçiliğimizin İnternet sitesine: “Değerli vatandaşlar, herhangi bir sıkıntı gözükmemektedir, herhangi bir uygunsuz durum yoktur, bütün iş adamlarımız işine gücüne bakabilir.” şeklinde açıklama yapmıştır. Bu kadar kör bir zihniyet, bu kadar kör bir zihniyet ancak Adalet ve Kalkınma Partisi  Hükûmeti döneminde rastlanılan bir zihniyettir.

Tabii, Dışişleri memuru bunu yazar da Başbakanı bundan geri kalır mı, kalmaz. Ne demişti Sayın Başbakan? “Bizim Libya’da ne işimiz var.” demişti. Kaç gün sonra biz apar topar Libya’nın deniz güvenliğini sağlar hâle geldik? Sadece üç gün sonra. Ben bu arada Dışişleri Bakanlığımıza yazılı soru önergesi verdim dedim ki: “Siz, madem böyle Orta Doğu Projesi’nde büyük işler yapıyorsunuz, hiç olmazsa bir bakalım kaç tane Orta doğu ülkesinde Arapça bilen büyükelçimiz var?” Tahmin edin kaç tane var değerli milletvekilleri. Yok, sıfır tane. On senedir iktidardasınız, on sene boyunca en az 100 Arapça bilen büyükelçi yetiştirebilirdiniz ama sizin öyle bir kaygınız olmadığı için, siz taşeronluğa ancak hevesli olduğunuz için bugün, Büyük Orta Doğu Projesi’nde bir numaralı taşeron olduğunuz hâlde 1 tane dahi o coğrafyada Arapça bilen büyükelçimiz yok. Yüz senedir neredeyse Ermeni sorunuyla uğraşıyoruz -2’nci sorum da oydu- 1 tane sadece Ermenice bilen büyükelçimiz varmış. Ee, bu zihniyetle Ermeni sorunuyla uğraşamazsınız. Zaten uğraşamadığınız için de Ermeni açılımını hemen açıverdiniz. Siz açtınız ama Sarkisyan peşinden ne dedi? Gençlere dedi ki: “Biz Karabağ’ı işgal ettik. Size de Ağrı Dağı’nı hedef gösteriyorum.” Sizin zaten bütün açılımlarınız böyle değil mi? Açılım yapıp Habur’dan davulla zurnayla teröristleri içeri aldığınız günden itibaren zaten başladı Mehmetçiklerimiz şehit olmaya. Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarı döneminde bir senede sadece ve sadece 8 şehit verilmişken bugün maalesef bir günde 10, 15, 20 şehit verir duruma gelmiş durumdayız.

Değerli milletvekilleri, Büyük Orta Doğu Projesi’nin bu arada taşeronu Türkiye ama en çok kaybedeni de Türkiye’dir. Büyük Orta Doğu Projesi’nin bütün maliyeti Türkiye'nin üzerine yüklenmiştir. Hiç uzağa gitmeyin, Suriye meselesinin bütün eziyetini Türk halkı çekmektedir. Suriye meselesinde milyonlarca dolar kaybımızı Türk vatandaşlarına yüklenen doğal gaz zamlarıyla, Türk vatandaşlarına yüklenen petrol zamlarıyla ve diğer bilumum zamlarla vatandaşlarımız ödemektedir. Sizin Orta Doğu’daki heveslerinizin, sizin Orta Doğu’daki maceralarınızın, sizin yanlış, sizin burnunun ucunu görmeyen politikalarınızın maalesef neticesi Türk vatandaşlarımıza, milletimize yol, su, elektrik olarak değil zam, zam, zam olarak geri gelmektedir.

Geçenlerde bir milletvekiliniz burada çıkmış kürsüde “Dandini, dandini dastana, danalar girdi bostana.” diyordu. Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi bostan değil. Kendisini bostanda görenler varsa, onlara diyecek bir sözüm yok. Onlar kendisini bostana girmiş -kendi ifadeleri- gibi görebilirler. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Ve son olarak şunu da ifade etmek istiyorum: Burada bir arkadaşımız size yemininizi hatırlattı diye, milletvekili olmanıza bakmayarak her türlü hakarette bulundunuz…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ayıp be!

SİNAN OĞAN (Devamla) – …ve bu hakaretleri de parmaklarınızla onayladınız.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ayıp be!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Yazıklar olsun size! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) – Sana yazıklar olsun!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Yazıklar olsun sizin vicdanınıza!

BAŞKAN – Lütfen Sayın Oğan. Sayın Oğan, lütfen…

SİNAN OĞAN (Devamla) – Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) – Utanmaz!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Burada “hayvan” kelimesini kullanıp o kelimeyi parmaklarıyla affedenlere yazıklar olsun! “Şerefsiz” kelimesini kullanıp parmaklarıyla affedenlere yazıklar olsun! Burayı Türkiye Büyük Millet Meclisi değil bostan zannedenlere yazıklar olsun! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) – Utanmaz herif! Otur yerine!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir ve biz de burada Milliyetçi Hareket Partisi olarak dimdik ayaktayız. Sizin bölünme yasalarınıza karşı da dimdik ayaktayız.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Utanmıyor bu ya! Yalan söyleme!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Siz istediğiniz kadar “hayvan” kelimesini aklayabilirsiniz, siz istediğiniz kadar “şerefsiz” kelimesini aklayabilirsiniz ama milletin vicdanında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Dürüst ol, dürüst!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Oğan.

SİNAN OĞAN (Devamla) - …mahcup olmaya elbette her zaman mahkûm olacaksınız. (MHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – O kelimeler yakışıyor mu?

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Emrullah İşler, Ankara Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin, Arap Baharı’yla ilgili vermiş olduğu önergenin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle dün sabah vermiş olduğumuz helikopter şehitlerine Allah’tan rahmet, yakınlarına ve yüce milletimize başsağlığı diliyorum. Terörle mücadelemiz kararlılıkla sürmektedir. Hakkâri Valisinin üç günlük neticeyi açıkladığı, üç günde 42 teröristin öldürüldüğünü açıkladığı bir günde veya arifesinde böyle bir olayın olması millet olarak hepimizi üzmüştür. Ancak Hükûmetimiz kararlılıkla, hiçbir zaman olmadığı kadar koordinasyon içerisinde terörle mücadeleyi sürdürmektedir ve terörün belini kıracağız. Bunu, bu kürsüden açıklamaktan dolayı da ayrıca onur duyuyorum.

Değerli milletvekilleri, Arap toplumuna baktığımızda şunu görüyoruz: Arap toplumu İslam’dan önce kendisinden çok bahsedilen, tarihe kayıt düşmüş bir millet değil. Ancak İslam’la birlikte, Hazreti Peygamber’in bu toplum içerisinden çıkmasıyla birlikte Arap toplumunda bir devrim yaşanmış ve ondan sonra İslam’ı üç kıtaya yaymışlar, öncü olmuşlardır, önder olmuşlardır, Endülüs devletini kurmuşlardır. Hicri 8’inci yüzyıldan sonra da Arap toplumları maalesef tarih sahnesinde özne olarak yer almamışlar, nesne olmuşlardır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra da Araplar daha zor duruma düşmüş, emperyalistlerin sömürgesi olmuştur pek çok ülke. Emperyalistlerin sömürgesinden kurtulduktan sonra da maalesef emperyalistlerin atamış olduğu despotların, diktatörlerin yönetiminde geri kalmış, fakir kalmış, yoksul kalmış, eğitim seviyesi düşmüş, okuma yazma bilmeyenlerin oranlarının çok yüksek olduğu bir toplum hâlinde 20’nci yüzyılda hayatını sürdürmüş ve 21’inci yüzyıla gelmiştir.

Arap toplumlarında gerçekten Körfez ülkeleri dışında baktığımız zaman ciddi manada yoksulluk var, fakirlik var. Örnek vereyim, Mısır’daki okuma yazma bilmeyenlerin oranı günümüzde yüzde 40’tır, fakirlik oranı da aynı şekilde yüzde 40’tır. Dolayısıyla, Arap toplumlarının bu devriminin arka planına baktığımız zaman, işte, bu geri kalmışlığa, bu ezilmişliğe, bu diktatörlere bir başkaldırı vardır.

Zaman zaman bu kürsüde Büyük Orta Doğu Projesi’nden bahsedilmektedir. Evet, 90’lı yıllarda konuşulmaya başlayan ve 2003 yılında Amerika’nın tekrar Irak’ı işgalinden sonra gündeme getirdiği Büyük Orta Doğu Projesi nedir ne değildir bir bakalım. Bir akademisyenin çalışmasından Büyük Orta Doğu Projesi’yle ilgili amacı ve hedefleri konusunda şunları okumak istiyorum: “ABD, 2003 yılında Irak’a saldırmasının ardından 1990’lı yılların başından itibaren tartışılmaya başlanan projeyi kamuoyunda tartışmaya açmıştır. Proje, bölge ülkelerinin geri kalmışlığının giderilmesi amacıyla ekonomik, sosyolojik ve siyasi bağlamda yeniden yapılanma hamlesinin başlatılmasını öngörmektedir. Projenin öncelikli hedefi I. Dünya Savaşı sonrasında Batılı devletler tarafından sınırları cetvelle çizilen, anti demokratik yönetimlerin bugüne kadar desteklendiği Ortadoğu’da demokratikleşmeyi gerçekleştirmektir. Bu hedefe ulaşmak için siyasi alt yapının hazırlanması, serbest ve özgür seçimlerin yapılması ve teknik yardımların verilmesi öngörülmektedir. Bu süreçte kamuoyu desteğinin sağlanabilmesi için sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi, projeyi destekleyen kamuoyu önderi niteliğindeki kişilerle işbirliğinin yapılması, medya bağımsızlığının gerçekleştirilmesi, din ile devlet işlerinin ayrılması hedeflenmektedir. Projede kadınlara da özel bir yer verilmektedir. Bu çerçevede kadınların siyasette aktif olarak yer almasının teşvik edilmesi, bu bağlamda gerekli eğitim atağının alt yapısının oluşturulması planlanmaktadır.”

Büyük Orta Doğu Projesi, kısacası, bu bölgeye, sözde -diyorum tırnak içerisinde- birileri tarafından demokrasiyi getirmek için ortaya atılan bir proje. Ancak bu Proje maalesef akamete uğramıştır. Neden uğramıştır? Çünkü o despot yönetimlerin yöneticileri ve diktatörler, neticede belli ülkeleri, egemen güçleri çıkarlarının zarar göreceğini kendilerine anlattıklarında geri adım atmışlar ve maalesef 2011 yılına kadar da bu bölgede demokratikleşme adına bir adım atılmamıştır.

Sayın milletvekilleri, 2011 yılı başında Tunuslu bir gencin kendisini yakmasıyla başlayan Arap Baharı, aslında bu ezilmişliğin, bu geri kalmışlığın, bu fakirliğin ve başkaldırının bir sembolü olmuştur. Ve Tunus’ta kısa zamanda neticeye ulaşmıştır. Ardından Mısır’a sıçramıştır.

Mısır’a baktığımızda: Arap dünyasının lider ülkesi, en büyük ülkesi olan Mısır’da milyonlar sokaklara dökülmüş ve âdeta “Nasıl olur da Tunus halkı, küçük bir Tunus bizden önce bu devrimi başarır?” dercesine, milyonlar sokaklara dökülerek, Mısır’da da çok az kan dökülerek bu süreç başarıya ulaşmıştır. Libya’da bildiğiniz gibi, maalesef, çatışmalar olmuş, kan dökülmüştür. Yemen’de, Fas’ta, Ürdün’de de reformlar devam etmektedir; bu süreç devam etmektedir. Ta ki Suriye’ye geldiğimizde, Suriye’de maalesef çok kan dökülmüştür. Biz bu kan dökülmesin diye Türkiye olarak, Türkiye Hükûmeti olarak çok çaba sarf ettik. Bu süreçte, Suriye’de olayların başlamasından önce de çabamızı sürdürdük, başladıktan sonra da yine çabalarımızı sürdürdük. Maalesef bütün muhataplarımız âdeta kapıları kapattılar ve maalesef gerekli adımları atmadılar, reformları yapmadılar ve Suriye’de kötü senaryo maalesef hayata geçti ve bugün bir iç çatışma sürmektedir.

Ancak Suriye’de gelinen son noktaya baktığımızda şunu görüyoruz: Artık son günlerde Suriye askerinden, Suriye ordusundan büyük üst rütbeli subaylar veya subaylar, astsubaylar son günlerde yine ülkemize çok sayıda sığınmacı gelmektedir. Dolayısıyla bir çözülme söz konusudur. Dün bana gelen haberlere, Suriye içerisinden gelen haberlere baktığımızda şunu görüyorum: Şam’daki Alevi, Nusayri vatandaşlar Şam’ı terk etmeye başladılar. Bu şunun göstergesi: Artık bundan sonra çatışmalar Şam’da yoğunlaşacak demektir. Tabii, biz bunu arzu etmiyoruz ama maalesef sona gelindiği için artık bir şekilde bu çatışmalar yapılacak.

Değerli arkadaşlar, burada zaman zaman, biraz önceki konuşmacı da onu ifade etti, bizim taşeronluk yaptığımız konusunda ifadeler kullanıyorlar. Ben şunun altını tekrar çizerek söylüyorum: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir dönemde bizim kadar şahsiyetli dış politika yöneten, yürüten bir hükûmet olmamıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bizden önceki hükûmete baktığımız zaman…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başbakan “Bu projenin eş başkanı benim.” dedi ya, daha ne olsun yani.

EMRULLAH İŞLER (Devamla) – Onu söyledim, eğer dinlediyseniz.

Şimdi, bakın, biz demokrasiyi getirdiği için o projeye sahip çıktık ama maalesef egemen güçler orada geri adım attılar, demokrasiyi bölge halklarına çok gördüler Sayın Milletvekilim.

Ama taşeronluk konusuna geldiğimiz zaman, bizden önceki hükûmete baktığımız zaman; buyurun: “MHP’li Bakanın İsyanı” Neye isyan ediyor? “Bütçeyi gelsin Cottarelli yapsın.” diyor, IMF’nin müdahalesine… Taşeronluk nedir arkadaşlar? Buyurun. Sayın Tanrıkulu şu anda da vekiliniz, isyan ediyor bulunduğu Hükûmete “Yeter artık, bu baskılara.” diyor.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Emsal teşkil etmez ki! Sizin ne yaptığınız önemli.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Gazete haberi sizin için ders olmuyor, bizim için ders oluyor, değil mi?

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - Bir başka bakanınız Enis Öksüz müdahalelere sabredemediği için, taşeronluğa “Hayır.” dediği için Hükûmetten istifa ediyor. Buyurun belgesi.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yalan… Yalan… Yalan…

EMRULLAH İŞLER (Devamla) – Niye yalan? Belgesi burada Sayın Milletvekili.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Gazete haberi sizin için yalan oluyor, bizim için doğru oluyor, değil mi?

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - Biraz önce sayın konuşmacı burada dedi ki bize: “Yazıklar olsun bu Meclise.” Bu ifadeyi Cumhuriyet Halk Partisinden de bir milletvekili kullandı, Milliyetçi Hareket Partisinden de kullanıyor. Öncelikle, tırnak içerisinde söylüyorum, böyle bir ifadeyi bu kürsüden sarf etmeyi ben saygısızlık olarak görüyorum.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Arkadaşınızın söylediklerini saygısızlık kabul etmediniz, kınama cezası vermediniz.

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - Buraya çıkıp o konuşmayı yapan arkadaşımız, bizim onurumuza, bizim haysiyetimize, bizim şerefimize dil uzattı. Ondan sonra, bu kışkırtma sonucunda da o arkadaşlarımız o ifadeleri kullandılar.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Peki, niçin kınamadınız? Buradaki arkadaşınızı kınadınız da onu  niçin kınamadınız?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Asıl saygısızlık o değil mi yani?

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - Ama kışkırtıyorsunuz, hakaret ediyorsunuz. Bu üslubunuzu gözden geçirmeniz gerekir arkadaşlar.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Kınama cezası verirken onu niye akladınız? Onu niye akladığınızı ifade edin.

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - Bakın, biz burada konuşuyoruz. Size karşı herhangi bir saygısız ifadede bulunuyor muyuz? Lütfen, muhalefete sesleniyorum buradan: Bu kürsü kutsal bir kürsü, bu çatı kutsal bir çatı.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Arkadaşınızı aklarken hiç mi bunları düşünmediniz?

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - Bu çatının altında birbirimize saygısızlık yapacak ifadeler kullanmayalım ve bunlar kayda geçiyor. Yarın torunlarınızın, çocuklarınızın utanacağı ifadeleri bu çatı altında kullanmayalım diyorum.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Evet, aynı oylamada yaptığınız gibi…

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyor…

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Oylamada gösterdiniz saygınızı.

EMRULLAH İŞLER (Devamla) - …MHP grup önerisi aleyhinde olduğumuzu ifade ederek saygılar sunuyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Hamzaçebi, bir söz talebiniz var.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

 

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, TRT’nin şehit olan 17 askerimizin cenaze törenini naklen yayınlaması sırasında törene katılanları tek tek sayarken Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini anmadığına ve tarafsız olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, şu nedenle söz talebinde bulundum: Dün Siirt’in Pervari ilçesindeki helikopter kazası sonucu şehit olan 17 askerimizin cenaze töreni bugün Diyarbakır’da öğle namazı sonrası kılınan cenaze namazında yapıldı, cenaze namazları kılındı. Şehitlere ilişkin töreni radyo ve televizyonlar olabildiğince naklen vermeye çalıştılar. TRT cenaze törenini naklen verdi ve TRT bu cenaze törenine ilişkin naklen yayında törene katılan protokolün, bakanların, valinin isimlerini  tek tek sayarken törende bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini anmamıştır. 4 kez bu tekrarlama işlemi yapılmıştır, törene katılan protokolün isimleri 4 kez sayılmıştır. Vali ismi de dâhil olduğu hâlde, yapılan uyarıya rağmen, TRT bu taraflı yayınından vazgeçmemiştir.

TRT bu tutumuyla tarafsız bir kurum olmadığını, Hükûmetin kontrolünde bir kurum olduğunu açıkça ilan etmiştir. Şehitlerin cenaze töreni gibi, “bütün ulusun ortak paydası” diyebileceğimiz bir duyguyu yaşadığımız bir törende TRT’nin politikaya bulaşması ve ucuz bir politik söylemin içerisine girmiş olmasını kınıyorum.

Bu tutumuyla TRT, onun görevlileri ve Sayın Genel Müdürü Anayasa suçu işlemiştir. Anayasa’nın 133’üncü maddesinin son fıkrası TRT’ye yayınlarında tarafsız olma görevini ve sorumluluğunu vermiştir. Şüphesiz, bu suçun gereğini yargı organları takdir edecektir, Cumhuriyet Halk Partisi bu tutum karşısında seyirci kalmayacaktır. Ancak bu tutumu Parlamentonun da bilgisine sunuyorum ve TRT’yi kınıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cevap versin efendim, Hükûmet cevap versin.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Bakanlar bir cevap versin.

BAŞKAN - Sayın Şandır…

13.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 17 şehide saygının gereği olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarını iki gün erteleyerek milletvekillerinin illerindeki şehit cenaze törenlerine topluca katılmalarının temin edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bekir, cevap versene!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – …bu vesileyle ben de Meclis Başkanlığının dikkatine…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bekir, kalksana, bir cevap ver! TRT Genel Müdürüne bu talimatı veren sensin.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – …sayın Hükûmetin dikkatine, sayın iktidar…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cevap versene Bekir! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz baştan alayım yani.

BAŞKAN – Baştan alın Sayın Şandır, buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Önemli bir şey söyleyeceğim çünkü.

BAŞKAN – Buyurun, baştan alın.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, öncelikle Meclis Başkanlığımızın dikkatine, sayın Hükûmetin dikkatine, sayın iktidar partisi grubu ve ana muhalefet partisi grubunun dikkatine bir hususu sunmak istiyorum.

Gerçekten, ülkemiz bugün bölücü terörle mücadele konusunda çok yoğun bir gayretin içerisinde, bu mücadeleyi başarmak mecburiyetinde. Bunun için oluşan millî mutabakatın gücünü de kullanarak, yapılması gereken ne varsa yapıldığından eminim. Bu mücadelede dün 17 şehit verdik. Bu şehitlere saygının gereği, bu mücadeleyi desteklemek adına Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak biz bugün ve yarın çalışmalarımızı ertelememiz ve milletvekillerimizin illerindeki bu şehit cenaze törenlerine topluca katılmalarını, iktidarıyla muhalefetiyle birlikte katılmalarını temin etmemiz, bunun kararını almamız gerekmektedir. Buradaki çalışmaların iki gün sonra yapılmış olması Türkiye’ye fazla bir şey kaybettirmez ama bölücü terörle mücadelede hayatını ortaya koyan şehitlerimize saygının ve bu mücadelede Türkiye’nin kararlılığını ifade etmenin anlamında bu işi başarmamız lazım. İktidarıyla muhalefetiyle, hükûmetiyle ve Meclis Başkanlığıyla bu noktada bugün bir karar çıkartarak Meclisin komisyon ve Genel Kurul çalışmalarını salı gününe ertelememiz bence yakışır, doğru ve şehitlere saygının gereği bir mecburiyettir.

Bunu takdirlerinize ve gereğinin yapılması hususunda gayretlerinize sunarım.

Gerekirse salı günü gensoruyu da çekeriz yani bu konuyu bir muhalefet atağı olarak da görmeyiniz. Gerçekten, terörle mücadele konusunda bir kararlılık ifadesi olarak, bir birlik ifadesi olarak bunu başarmamız gerekiyor. Hem sayın Başkanlığın hem sayın Hükûmetin hem sayın iktidar grubunun ve ana muhalefet grubunun dikkatine sunuyorum. Gelin, bu kadar önemli bir konuda her şeye rağmen bir mutabakat temin edelim, millet bizden bunu beklemektedir. Bu bir kararlılık ifadesidir, bu gerçekten Meclisin boynunda bu şehitlere karşı bir borçtur, bir yükümlülüktür.

Dikkatinize sunarım Sayın Başkanım. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Grup önerilerinden sonra sayın grup başkan vekillerini davet edeceğim içeriye.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Tamam, davet ediyorsanız… Ben o çerçevede konuşacaktım.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- MHP Grubunun, Kuzey Afrika ile Orta Doğu’daki protestolar sonucu oluşan yeni ortamın ve Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerdeki değişimlerin Türkiye’ye ve bölge ülkelerine etkilerinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi hakkında, 2/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği genel görüşme önergesinin Genel Kurulun 11/11/2012 Pazar günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Hurşit Güneş, Kocaeli Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kuşkusuz, sözlerime başlamadan önce, dün kaybettiğimiz, ebedî dünyaya tevdi ettiğimiz 17 tane fidanımızı rahmetle anıyorum. Hepsine Allah rahmet eylesin, geride kalan tüm Meclise ve milletimize de başsağlığı diliyorum.

Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Akif Hamzaçebi’yi izledim, çok üzüldüm. Oturum başladığı zaman keşke bu baştan dile getirilseydi ve bu hata bir an önce giderilseydi. Ana muhalefet partisinin lideri Türkiye Cumhuriyeti protokolünde Başbakandan sonra gelir. Kuşkusuz, tüm muhalif partilerin isimlerinin, böylesi bir acılı günde, eğer cenazeye gittilerse zikredilmesi, isimlerinin telaffuz edilmesi gerekirdi. Gerçekten çok üzüldüm. Bu konuda eminim Hükûmet gerekli önlemi alacak. Hem muhalefet partisine yani Cumhuriyet Halk Partisine hem de Meclisimize bu konuda bilgi verileceğini umuyorum, diliyorum.

Değerli milletvekilleri, 2010 yılının sonlarına doğru Arap dünyasında bir yeni rüzgâr esmeye başladı; buna, bildiğiniz üzere “Arap Baharı” denmeye başlandı. İlk Tunus’ta oldu -biraz önce MHP’li Milletvekili Arkadaşım dile getirdi- bir gencin kendisini yakmasıyla ortaya çıktı; buna “Yasemin Devrimi” dendi ve hem Başbakan hem Cumhurbaşkanı uzaklaştırıldı. Gerçi onlara birtakım güvenceler verilerek uzaklaştırıldı ama uzaklaştılar. Sonra Cezayir’de aynı şey oldu, Cezayir’de bir değişim oldu. Cezayir’deki bir anlamda daha da iyi oldu çünkü anayasal bir değişim de oldu, o on sekiz yıldır süren olağanüstü hâl kalktı. Bu önemli bir demokratik gelişmeydi. Lübnan’da bir deneme oldu, sonuç alınmadı. Ürdün’de bir deneme oldu, Ürdün’ün kendi düzeyinde, kendi çapında bir değişim oldu, hükûmet yenilendi. Tabii kral vesaire mevcut rejim kaldı. Önemli demokratik ilerlemeler sağlanamadı ama hükûmet yenilenmiş oldu. Umman’da birtakım değişiklikler oldu, yine benzer ayaklanmalar oldu ve bu ayaklanmaların sonunda belediye başkanları görevden alındı, meclise yasama yetkisi verildi, bu son derece önemli. Yemen’de oldu ayaklanmalar, hükûmet yenilendi, başbakan geldi, 2011 yılının başında. Bunların hepsi bir-iki ay içinde oldu ve toplu olarak olduğu için biz buna bir “genel siyasi hareket” diyoruz.

Mısır’da oldu ve en çok kamuoyunda yer alan olay o oldu. Çünkü Mısır’da Tahrir Meydanı’na yüz binlerce insan aktı. Mısır’daki değişim, kısmen ordunun da içinde bulunduğu bir biçimde oldu, ordu işe el koydu ve değişimin önünü açtı ve meclis dağıtıldı, seçimlere gidildi. Biliyorsunuz, Müslüman Kardeşler seçimden çıktı, Mursi cumhurbaşkanı oldu. Fas’ta oldu hemen bir ayaklanma, orada bir netice olmadı. Irak’ta oldu, Irak’ta böyle bir hareket olduğu zaman çok sınırlı oldu, Maliki bir daha aday olmayacağını açıkladı Başbakan, fakat daha sonra bu değişti.

İşin en ilginci Bahreyn’de oldu. Bakın, Bahreyn’deki çok önemli, Bahreyn’dekinin altını çizmek istiyorum. Çünkü hükûmet, Arap Baharı’nın çok olumlu ve demokratik bir gelişme olduğunu, Suriye’nin de tıpkı Mısır gibi, çok önemli bir siyasal değişimi olduğunu söylüyor. Mısır’da ve Libya’da iktidarlar değişirken, iktidardakilerin Sünni olduğunu ve onların indirilmesine yardım ettiklerini söylüyor. Dolayısıyla bir mezhepçi yaklaşımda olmadığını söylüyor. Fakat Bahreyn’de ayaklananlar Şii’ydi, Bahreyn’de ayaklananlar Şii’ydi ve Bahreyn’deki ayaklanmalar çok zalimce bastırıldı. Tıpkı Suriye’deki gibi bastırıldı, kimse sesini çıkartmadı. Burası son derece kritik bir nokta. Bahreyn’i bu Mecliste hiç duymadınız, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun dilinden hiç duymadınız; Bahreyn’de kaç kişi hunharca, rejim tarafından, devlet tarafından öldürüldü, hiç duymadınız.

Biraz önce, benden önceki konuşmacı Libya’yı dile getirdi. Kuveyt’i biliyorsunuz.

Şimdi, Arap dünyası çok farklı bir dünya; hepsi Arapça konuşuyor, tabii ki kültürel farklılıklar var, büyük bir çoğunluğu Müslüman fakat aralarındaki ayrılıklar yani sınır ayrılmaları doğal ayrılıklar değil, şartların, siyasi gelişmelerin getirdiği ayrılıklar. Dolayısıyla, ülkelerin içi de her an kaynamaya hazır ve bu kaynama, bir biçimde, uzun yıllardır otokratik rejimlerle durdurulmuş. Fakat ilginç bir şey var; şimdi, bunların bazılarına, Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, Hükûmet karşı çıkıyoruz, mesela diyoruz ki: “Suriye’deki rejim demokratik değil.” Doğru; uzun yıllardır da böyle, doğru. Şimdi, Katar’daki rejim demokratik mi? Suudi Arabistan’daki rejim demokratik mi? Suudi Arabistan’da bir kadın diyor ki: “Ben araba kullanmak istiyorum ya. Ben kraliyet ailesinin mensubuyum, araba kullanma hakkım yok.”

Şimdi, bir Hükûmet, eğer ki Suriye’de demokrasi istiyorsa ve demokrasi için, sözde, Suriye’deki muhalefeti silahlandırıyorsa aklına Suudi Arabistan’daki bu kadının talebi gelmez mi? Kadın hakları, en önemli insan hakları. Bırakınız oy vermeyi, bırakınız seçilmeyi, bırakınız demokrasinin olmasını, “Ben araba kullanmak istiyorum yolda ve böyle bir hakkım yok.” diyor.

Şimdi, tahmin edersiniz ki, bu durumda Sayın Davutoğlu gidecek, Suudi Arabistan’da şöyle bir demeç verecek: “Ya, bu ne kepazeliktir; sizin ülkenizde niye kadınların araba kullanma hakkı yok?” diyecek yani daha önce, Hatay’dan İdlib’e yahut Halep’e silah kaydırmadan önce bunun aklına gelmesi gerekiyordu değil mi? Hayır, gelmiyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, bu Arap Baharı sürecinde çok önemli bir fırsatı kaçırdı çünkü Türkiye, bu bölgede, hemen hemen bir yüzyıla yaklaşan bir süreçte laik bir sistemle yönetiliyor ve kendi ülkesinde giderek gelişen bir demokrasisi var yani bir rol model ama Türkiye, ne yazıktır ki, bu ülkelere gidip nasıl bir rejime sahip olmaları gerektiğini söylemiyor. Bir defa söyledi, Sayın Başbakan gitti, Mısır’da söyledi. Dedi ki Mursi’ye: “Laik bir sisteme kavuşun.” Bir defa söyledi, bir ikincisi olmadı; kaçırmadım, önemsedim ama devamı gelmedi. Oysaki bu Hükûmetin, sürekli, bu Arap Yarımadası’nda yahut bütün Arap coğrafyasında, bu Arap Baharı’na bir biçimde yardım etmesi gerekiyor. Nedir o yardım? Türkiye modelini sunmak, anlatmak; silahla değil, barışla, siyasal yöntemlerle, diplomasiyle anlatması gerekiyor.

Kadınların özgürlüğü konusunda Türkiye bir rol model. Türkiye’de elbette kadınların sorunu var, toplumsal sorunları var, siyasal sorunları var ama hiç kuşku yoktur ki Orta Doğu ülkelerine göre kadınların rolü Türkiye’de daha ileri. O nedenle, Türkiye’nin hükûmetinin gidip bu ülkelerde kadın özgürlüğünü savunması gerekir, eğitim reformunu savunması gerekir. Büyük bir eğitimsizlik var Kuzey Afrika’daki Arap ülkelerinde yahut da Arap Yarımadası’nın güneyindeki ülkelerde, Körfez ülkelerinde önemli bir eğitim sorunu var, toplumun büyük bir kesimi eğitimsiz. Türkiye’nin, eğitim düzeyi yüksek olan bir Türkiye’nin bunu savunması gerekir. Anayasal reformu savunması gerekir. Suriye’de birinci savunacağımız şey, sonuna kadar savunacağımız şey, anayasal reformdu, silah vermeden önce anayasal reformdu.

Biraz önce, benden önceki konuşmacı dedi ki, Sayın İşler: “Bakın, Şam’dan da terkler başladı. Orada artık iyi haberler var. Artık orada da çatışma yoğunlaşacak.” Ben üzüldüm. Ben, hiçbir Arap ülkesinde, hatta hiçbir Arap ülkesinde değil dünyanın hiçbir ülkesinde çatışmanın olmamasını istiyorum. Hiçbir yerde çatışma olmamalı, insanlar ölmemeli. Sadece Müslüman kardeşlerimiz değil, bizim din kardeşimiz olmayan ülkelerde de çatışma olmamalı. Barışçılık bu, medeniyet bu, çağdaşlık bu.

Bizim ülkemizde tek parti yok, bizim ülkemizde çok partili yaşam var. Aksıyor, şikâyet ediyoruz, eleştiriyoruz ama her şeye rağmen çok partili bir rejim var. Bu Hükûmete düşen, bu ülkelere yani Arap Yarımadası’ndaki Arap Baharı’nı yaşayan veya yaşamaya çalışan ülkelere çok partili yaşamı, özgürlükleri, demokrasiyi ve laik rejimi yollamaya çalışması; silah yollamaya çalışması değil. Silahla ancak uzun vadede, bu komşu ülkelerimiz, din kardeşlerimiz bizi ileride büyük bir husumetle anabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HURŞİT GÜNEŞ (Devamla) – Bunun olmaması için, geçmişin yaşanmaması için bu politikayı değiştirmek gerekiyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Adem Tatlı, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADEM TATLI (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP Grubu önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Ben de dün Siirt Pervari’de helikopter kazası nedeniyle şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına, milletimize, halkımıza başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar, benden önce söz alan Emrullah arkadaşımız Arap Baharı’yla ilgili birçok açıklamalarda bulundu. Ben de tabii Meclisin yoğunluğu nedeniyle -çünkü cumartesi, pazar, pazartesi demeden devamlı çalışıyoruz- MHP Grubu aleyhine söz almış bulunuyor ve MHP Grubu aleyhinde olduğumu belirtiyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler)

SİNAN OĞAN (Iğdır) – “Grubunun aleyhinde” olmaz, “grup önerisinin aleyhinde” olur.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım, yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Dinçer, Sayın Güler, Sayın Gümüş, Sayın Eyidoğan, Sayın Edipoğlu, Sayın Acar, Sayın Aksünger, Sayın Işık, Sayın Yüksel, Sayın Özkoç, Sayın Öner, Sayın Ekinci, Sayın Güneş, Sayın Akova, Sayın Özgümüş, Sayın Canalioğlu, Sayın Yıldız ve Sayın Değirmendereli.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- MHP Grubunun, Kuzey Afrika ile Orta Doğu’daki protestolar sonucu oluşan yeni ortamın ve Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerdeki değişimlerin Türkiye’ye ve bölge ülkelerine etkilerinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi hakkında, 2/11/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği genel görüşme önergesinin Genel Kurulun 11/11/2012 Pazar günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN - Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sayın Başkan, grubu… Önergeye değil, gruba karşı olduğu için grubu oylamaya sunun lütfen.

BAŞKAN - Diğer öneriyi okutuyorum:

2.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve 28 milletvekilinin belediyelere sağlanan olanakların tespiti ve belediyelerin denetimlerinin objektifliğini sağlayacak önlemlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla 13/6/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11/11/2012 Pazar günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 11.11.2012 Pazar günü (Bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

 

                                                                                                                             Emine Ülker Tarhan

                                                                                                                                        Ankara

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve 28 Milletvekili tarafından, 13.06.2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  “Belediyelere sağlanan olanakların tespiti ve belediyelerin denetimlerinin objektifliğini sağlayacak önlemlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (457 sıra nolu), Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 11.11.2012 Pazar günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Alaattin Yüksel, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, belediyelere sağlanan olanakların tespiti ve belediyelerin denetimlerinin objektifliğini sağlayacak önlemleri araştırarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması önergesi vermiştir ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına bu önerge üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, biraz sonra yine bir temel kanun görüşeceğiz. AKP Hükûmeti, Parlamentoyu sürekli devre dışı bırakmak için Parlamentoda kanun hükmünde kararnamelerle, torba kanunla ve istisna olması gereken ancak çok kapsamlı tasarılarda ve ülke için çok önemli tasarıların kanunlaşmasında kullanılması gereken temel kanun yöntemini de esas hâline getirip hemen hemen her kanunda, yedi maddelik kanun tasarılarında bile temel kanun yöntemini kullanmaya başladı ne yazık ki.

Yine, Büyükşehir Yasası da Türkiye için çok önemlidir, ama bu biçimiyle bu tasarı, önce dokuz maddeden oluşan bu tasarı daha sonra Plan ve Bütçe Komisyonundan ve Anayasa Komisyonundan kaçırılarak Meclise otuz dokuz madde hâline getirilmiştir. Yine temel kanun olarak getirilmiştir. Yerinden yönetimin, yerel demokrasinin idam fermanı olan bu tasarıyı biraz sonra gece yarılarında halkın görüntüsünden, izlemesinden, görmesinden uzak bir şekilde görüşmeye başlayacağız.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, bilmem farkında mı milletvekilleri ama Osmanlı döneminde kurulmuş yüz yıllık belediyeler mahalleye dönüştürülmektedir. Türkiye’de mevcut belediyelerimizin yarısı kapatılmaktadır. Kültür yoksunu AKP dünya mirası yerleşimleri belediyesiz bırakıyor kapatarak. Tarihî Kentler Birliği üyesi belediyeler İzmir’de Çandarlı, Bademli, Konaklı gibi; dağın, ormanın ve gölün buluştuğu Bozdağ gibi, İmam Birgivi’nin kutsal kenti Birgi gibi, Yenişakran ve antik kent merkezlerinin en önemlilerinden biri olan dünyadaki Sart gibi, Ören gibi, Güllük belediyelerini kapatıyor. Yine tarihî, turizm gelişme bölgesi olan yüz otuz üç yıllık Alaçatı Belediyesini; kış nüfusu 10 bin olan, yaz nüfusu 200 bine çıkan turizm gelişme bölgesi olan Alaçatı Belediyesini kapatıyor ve Kültür ve Turizm Bakanımız da sanıyorum bu arada uyumaya devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı seçim sonuçlarını AKP lehine çevirme gibi bir anlayış da taşıyor tabii ki. En önemli aslında neden bu, bu tasarının getirilmesinde ama herhâlde bundan ders almamış AKP Hükûmeti 2009 öncesi bu yola başvurarak İzmir’de oluşturduğu Bayraklı gibi, Karabağlar gibi ilçelerde, İstanbul’da Ataşehir gibi ilçelerde kaybettiğinin farkında değil. Bu yöntemleri uyguladığında halk tarafından cezalandırıldığının farkında değil.

Değerli arkadaşlar, böyle önemli bir tasarıda, böyle belediyeleri kapatma kararında referandum yöntemine başvurması gereken Hükûmet böyle bir yönteme başvurmamıştır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 430 beldede buna başvurduk ve 361.720 oy kullanıldı. 351.908 hayır, 9.126 evet çıktı. İzmir’de yirmi beldede AKP’li, CHP’li, MHP’li, DP’li beldelerde aynı şekilde referandum yaptık ve 25.580 katılım oldu, 25.230 hayır, 291 evet, 59 geçersiz oy aldık.

Millî iradeyi görmezden geliyorsunuz. Hoş, böyle bir endişeniz olsa 8 milletvekili bugün hapishanede değil, Parlamentoda olurdu; altına imza attığınız protokolü uygulardınız; İzmir’de birlikte, aynı bölgede 600 bine yakın oy aldığımız Mustafa Balbay bugün burada, bu Parlamentoda olurdu ama Mustafa Balbay’ın enerjisini demir parmaklıklar arasına kapatamıyorsunuz, oradan bu ülkenin sorunlarına katkı vermeye devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, denetimle ilgili… İstanbul 15 milyonluk bir kent, 20 denetmenle denetleniyor. Ankara 4,5 milyonluk kent, 10 denetmenle denetleniyor. İzmir 4 milyonluk kent, 96 denetmenle denetleniyor ve 52 vergi denetmeni sürekli çalışıyor, belediye şirketlerinin -pek âdet olmamak üzere- son beş yılını denetliyor sözde ve İzmir’de inanılmaz bir rahatsızlık yaratarak bu şirketlere fatura kesmiş herkesi sorguya çekiyor ve belediye aleyhine tanıklık yapmaya zorluyor.

Değerli arkadaşlar, İzmir, kamu yatırımlarından aldığı payda seksen bir il arasında 12’nci sıralardan 72’nci sıraya gerilemiştir bu Hükûmet döneminde. 2002’lerde yüzde 6 olan payı yüzde 3’e düşmüştür. Vergide yüzde 10,86’yla 3’üncü sıradayken kamu yatırımlarından aldığı payda 72’nci sıradadır. Adana bu konuda en kötü ilimizdir -bütün muhalif belediyelere çünkü bunu uyguluyor Hükûmet- Adana 10’uncu sırada vergi öderken kamu yatırımlarından aldığı payda 81’inci sıradadır.

İzmir’de dokuz yılın toplamı 4 milyon 393 bin 244 TL kamu yatırımı yapılmıştır. Bakan çıkıp çıkıp “Yılda 8 milyar veriyoruz.” diyor ama buna devletin kendi sitelerinden bakabilirler, rakam budur. “Özelleştirme ne kadar yaptınız?” diye sorduk. Başbakanın verdiği yanıtta, 2 milyar 779 bin dolar, yani 5 trilyon özelleştirmeden, İzmir’deki özelleştirmeden kamuya kaynak aktarılmıştır, kamu bütçesine. 4 milyon 393 bin kamu yatırımını çıkarırsanız, İzmir’den 609 milyon kâr etmiştir bu Hükûmet. Maliye Bakanı “30 milyar kâr ettik.” diyordu özelleştirmelerden, aynı anlayış İzmir’de de ne yazık ki sürüyor. İzmir’in ödediği vergiler de bu arada, 28 milyar civarındadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi, koskoca devletten çok daha fazla yatırım yapıyor İzmir’e.

Değerli arkadaşlar, İzmir’de geçen hafta 27 açılış ve 7 temel atma töreni için Genel Başkanımız geldi. Bu törenleri küçümseyen milletvekilleri oldu, AKP milletvekilleri oldu. Bunların her biri çok önemli projelerdi. Ama  ben daha önce, Başbakanın il kongresi sonrasında 771 proje açılışıyla, AKP il kongresi sırasında 771 proje açılışıyla ilgili bir soru önergesi verdim. Gelen yanıt çok düşündürücü, çok komikti. Bu 771 projeden 705’i, bizim iktidarda bulunduğumuz il genel meclisleri tarafından yapılmış köy projeleridir. Bunların içinde tartı istasyonları vardır yol kenarında kurulan, bunların içinde ambulans alımları vardır, bunların içinde yanık merkezi vardır ve yanık merkezine alınan robotik el cihazı da ne yazık ki bir açılış olarak sunulmuştur. Ben “Tuzluk da, eldiven de var mı?” diye soruyorum değerli arkadaşlar.

İzmir’in projeleri, Çamlı Barajı, kentsel dönüşüm projeleri, tramvay projesi, fuar projesi denetimlerle, operasyonlarla kilitlenmeden sonra şimdi İzmir’de yeni bir şey başlatıldı, ihalelere, İzmir’in kendi olanaklarıyla yaptığı ihalelere, yandaş müteahhitler gönderme dönemi başladı. Yazın başında İzbeton’a, İzmir’in asfalt işini yapan İzbeton şirketine gönderilen iki müteahhitle İzmir’in yaz boyunca asfalt yapması engellendi. Şimdi de değerli arkadaşlar, bizim ESHOT şirketimizde, 3.317 şoförün çalıştığı ESHOT’ta, İzelman şirketimiz her sene ihaleyi alır ve ESHOT’un işini görürdü.

Değerli arkadaşlar, İzmir Büyükşehir Belediyesinde, biliyorsunuz, taşeronluk bitirilmişti. Şimdi, Deniz Feneri sanıkları, İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki itfaiye eri ihalesinden sonra, Lapis Eğitim Organizasyon, şimdi, İzmir’de ortaya çıktı. “Etkin Eğitim Organizasyon” adı altında, Beyaz Holdingin o kurucularından, ortaklarından Zekeriya Karaman ve İsmail Karahan -ortakları arasında olan- yüzyılın soygunu Deniz Feneri sanıkları bu ihaleye de girerek düşük teklif vermişlerdir. Kamu İhale Kurumu, kendisi bir yolsuzluklar kurumu hâlindedir ama şikâyetleri inceleme, sonuçlandırma sürecinde, İzmir’in projeleriyle ilgili yapılan şikâyetlerde, 56’ncı maddeye göre yirmi günde karar vermesi gerekirken seksen beş gün sonra sadece yazı yazmakla yetiniyor.

Değerli arkadaşlar, bu Hükûmetin anlayışı büyükşehir belediyelerinde de hâkim. Tıpkı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde, Ataşehir Belediyesi üç yıldır imar planlarının onaylanmasını bekliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALAATTİN YÜKSEL (Devamla) – Ankara Büyükşehir Belediyesi Çankaya Belediyesinin yaptığı parkı gece yarısı gelerek 2 kez yıkıyor, yıktıktan sonra Meclis kararı alıyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ALAATTİN YÜKSEL (Devamla) – Bu ayrımcılıkları, on dakika değil, on saat anlatsanız yetmez. Onun için, süremi doldurdum.

Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Recep Özel, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; CHP’nin vermiş olduğu grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, şehit olan kardeşlerimize, askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Çare bul, çare! Başsağlığı dileyip durma,  çare bul!

RECEP ÖZEL (Devamla) – CHP’nin grup önerisinde konuşan arkadaşımız, grup önerisi içeriğinden ziyade, İzmir’in sorunları, İzmir ilinde yapılan yatırımlarla ilgili, millî gelirden ya da bütçeden, genel bütçeden aldığı payların eksikliğiyle ilgili konuştu. Grup önerisinin Meclis araştırma içeriğine baktığımızda da belediyeye sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamaların yapıldığına dair uygulamanın oluşturduğu sorunların tespiti amacıyla… Konusu buydu. Acaba, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu ve iddia ettiği gibi, soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmakta mıdır? Şimdi, size vereceğim rakamlarla ve bilgilerle, bunun böyle olmadığı açık ve net bir şekilde de görülecektir.

Biliyorsunuz, belediyelerin rutin denetimleri, teftişleri, üç yıllık periyotlar hâlinde bütün belediyelere yapılmaktadır. Gerek bu rutin denetimlerde ve gerekse şikâyetler üzerine yapılan incelemelerde, İçişleri Bakanlığının ön inceleme onayı veya soruşturma izni verdiği olayları, belediyelerin partilere göre dağılımını verecek olursak, vereceğimiz rakamlar şu anda mevcut belediyelerin göreve başladığı 29 Mart 2009 ile 1 Ekim 2012 tarihleri arasını kapsamaktadır. Bu tarihler arasında, toplam, Bakanlık makamınca 3.391 ön inceleme onayı verilmiş, bu 3.391 ön inceleme onayından 1.535’i AK PARTİ, 1.026’sı CHP, 415’i MHP, 158’i BDP, 257’si ise diğer partilere mensup belediyelere aittir.

Yine, aynı tarihler arasında soruşturma izni verilen toplam olay sayısı 1.449 olup bunun 585’i AK PARTİ, 421’i CHP, 218’i MHP, 93’ü BDP, 132’si ise diğer partilere ait belediyelere aittir.

Yine aynı tarihlerdeki araştırma onayları ise, toplam 39 araştırma onayından 22’si AK PARTİ, 12’si CHP, 1’i MHP, 2 BDP, 2’de diğer partilere aittir.

27 adet özel teftiş onayının ise 16’sı AK PARTİ, 3’ü CHP, 1 MHP, 3 BDP, 4’de diğer partilere ait belediyelere aittir.

Peki, görevden alma, belediye başkanları arasında durum nedir? Ona da bakacak olursak 29 Mart 2009 ile 22 Ekim 2012 tarihleri arasında toplam 32 belediye başkanı görevden uzaklaştırılmıştır. Bu 32 belediye başkanının 4’ü AK PARTİ, 4’ü CHP, 1’i MHP, 19’u BDP. BDP’nin 19’u, KCK soruşturma kapsamında, belediye başkanlığında tutuklandıktan sonrasında görevden uzaklaştırılanlardır. 1 Bağımsız Türkiye Partisi ve 2 Demokrat Partili belediye başkanı görevden uzaklaştırılmıştır.

Tüm bu rakamlar, açıkça, denetim ve soruşturmalarda farklı uygulamaların yapılmadığının açık bir göstergesidir ancak belediye başkanlarının ve belediye yönetimlerinin işlemiş oldukları soruşturulması ve kovuşturulmasında herhangi bir izne gerek olmayan suçlardan ve olaylardan dolayı cumhuriyet savcılıklarınca resen veya şikâyet üzerine yapılan işlemler herhâlde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olsa gerek. Eğer yargının dediğimiz anlamda bir yanlış uygulaması var ise kendi içerisinde, yargı sistemi içerisinde denetimi de bulunmaktadır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yargıçların tazminat ödeme yükümlülüklerini kaldırdınız.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Türk milleti adına karar veren yargının kararlarına da hepimizin saygı duyması gerekmektedir.

AK PARTİ’li bir belediye ve belediye başkanı hakkında yargı makamlarınca verilmiş olan tutuklama, gözaltına alma ve açılan davalar neticesinde hiçbirimizce gidip destekler mahiyette basın toplantıları ve açıklamalar yapılmamıştır, gerekli disiplin işlemleri ve partiden ihracına kadar giden işlemler de derhâl yapılmıştır.

Belediyeye sunulan gerek İller Bankası gerekse diğer bakanlıkların imkânlarından faydalanmada ise tamamen objektif esaslar geçerli bulunmaktadır. Hiçbir kimse, hiçbir belediye bu konuda aksini düşünemez.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının belediyelere dağıtmış olduğu çöp konteyneri, itfaiye ve diğer araç ve ekipmanlar, katı ve sıvı atık tesislerine vermiş oldukları destekler, bütün belediyelerin ihtiyaçları ve projeleri uygulanabilir ve rantabl olmaları ölçüsünde objektif kriterlere göre devletin bütün kaynakları dağıtılmaktadır; bütün  belediyelere -şuradan şu alındı- partisine bakılmaksızın objektif bir şekilde yapılmaktadır.

Verilmiş olan bu araştırma önergesinin içi boştur. Gündemimizde, bugün, Büyükşehir Belediye Kanunu’nda da belediyelere ne kadar önem verdiğimiz, Türkiye’yi daha nasıl güzel imar edebiliriz, daha nasıl modern belediyecileri Türkiye gündemine getirebiliriz mücadelesi verilmektir. 

Bu nedenle, gündemimiz belli olduğundan dolayı, CHP’nin gündemi değiştirmeye yönelik bu önerisine katılmadığımızı bildiriyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Sadir Durmaz, Yozgat Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyasi iktidarın muhalefet belediyelerine karşı uyguladığı baskı, yıldırma, itibarsızlaştırma ve bu belediyelerin halka hizmet sunmasını engellemeye yönelik uygulamalarının tespiti maksadıyla Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilmiş grup önerisinin lehinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında helikopter kazasında kaybettiğimiz 17 vatan evladına Cenabı Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize de başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, yerel yönetimler, yöre halkının ihtiyaçlarını etkin bir biçimde karşılamak üzere hizmet veren, halkın kendi seçtiği organlarca yönetilen kamu kurumlarıdır. Kamu yönetiminde halkla en yakın ilişki içerisinde olan birim yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler, yerel halkın istek ve ihtiyaçlarını yerine getirmek amacıyla oluşturulmuş tüzel kişiliklerdir. Çağımızda halkın beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verme görevinde olan kamu ve yerel yönetimler sürekli olarak yeniden yapılanma ve etkinliğini artırma çalışmalarına ihtiyaç duymaktadır. Bir ülkenin gelişmesi, yerel yönetimlerin varlığı ve gelişme düzeyiyle yakından ilgilidir. Günümüz toplumunun yükselen değer olarak gördüğü katılımcı, şeffaf, demokratik, insan ve hizmet odaklı yönetim anlayışı vatandaşlarımızın en önemli beklentisidir.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetleri döneminde muhalefet belediyelerine karşı baskı, sindirme, itibarsızlaştırma ve hizmet vermelerini engellemeye yönelik gayretlerde artış gözlenmektedir. Ağırlıklı olarak da vatandaşla bütünleşerek kaynaklar ve ihtiyaçlar dengesini oluşturup insan sevgisine dayalı çalışma esasını benimsemiş ve başarılarını her geçen gün artıran Milliyetçi Hareket Partili belediyelere karşı sistematik bir saldırı başlatılmıştır. Gün geçmiyor ki bir belediyemize, teşkilatımıza, rutin belediyecilik faaliyetleri kapsamında yapılan konuşma ve görüşmeler üzerinden bir soruşturma açılmasın, bir operasyon yapılmasın. Kasıtlı olarak aylarca sürdürülen müfettiş çalışmaları, inceleme ve soruşturmaları belediyelerimizi hizmet veremez hâle getirmiştir. Dilekçe Kanunu’na aykırı olarak isimsiz, imzasız, adres bulunmayan veya sahte isim ve imzalı ihbar mektupları işleme konularak belediye yetkilileri zan altında bırakılmakta, gelecekte kullanılacak siyasi argümanlar elde edilmeye çalışılmaktadır. Bilinçli bir şekilde “Çamur at, izi kalsın.” mantığıyla, bu insanlar, aile hayatları ve toplumsal statüleri dikkate alınmadan küçük düşürülmeye çalışılmaktadır. Gece yarıları evlerinden alınarak çoluk çocuğunun gözleri önünde boyunları büktürülüp zorla araçlara bindirilen yöneticilerden bazılarının bu psikolojik baskıyı kaldıramadıkları da bir gerçektir. Gözaltında intihar eden ve ilk duruşmada haklarında tutuksuz yargılanma kararı verilen belediye görevlilerinin varlığı dikkate alındığında, yapılan uygulamanın sadece haysiyet ve şeref cellatlığıyla açıklanamayacağı, aynı zamanda insanların hayatına kasteden rezil bir sürece dönüştüğü gözükmektedir.

Bu sürecin bir diğer amacının da partimize mensup başarılı belediye başkanlarını partimizden koparmaya çalışmak ve bunların iktidar partisine geçmesini sağlamaya yönelik tezgâhlar olduğu apaçık ortadadır. Bu maksatla belediyelerimizin bazı mali, hukuki ve siyasi yaptırımlarla karşı karşıya bırakıldıkları tarafımızdan bilinmektedir.

Esasen Milliyetçi Hareket Partisinin belediyecilik anlayışının özünü oluşturan temel unsur, belediye başkanının şehrin emini olduğu ve bu anlayışla kamunun bir kuruşuna dahi halel getirmeyerek, aldığı sorumluluğun gereği olarak herkese eşit mesafede duran ve hizmetin odağına insan sevgisini koyan bir anlayıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak buna aykırı işlem ve eylemlerde bulunan hiçbir yetkiliyi hoş görmeyeceğimizi ve aramızda barındırmayacağımızı defaatle kamuoyuna açıklamış bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, partimizin bu konudaki samimi beklentisi, zor şartlarda hizmet üretmeye çalışan belediye başkanlarının ve belediye yetkililerinin haysiyet ve şereflerine, aile hayatlarına yönelmiş olan siyasi linç kampanyasının durdurulmasıdır. Kendi haysiyet ve şerefine düşkün olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

İktidar partisi, başta MHP’li belediyeler olmak üzere başarılı buldukları ve seçimle uzaklaştıramayacaklarını anladıkları birçok belediye başkan ve meclis üyelerine yönelik bu itibarsızlaştırma çalışmalarına hız vermiş görülmektedir. Benden önce söz alan ve daha önce de dinlediğimiz çok değerli iktidar partisi mensubu arkadaşlarım sürekli olarak AKP iktidarlarının yerel yönetimlerde ne denli tarafsız ne denli objektif hizmet vermeye gayret ettiklerini, herkese eşit mesafede durduklarını ifade etmektedirler.  

Ben, şimdi, burada yüce Meclisin takdirlerine ve vicdanlarına bir-iki belgeyi arz etmek istiyorum.

Bakınız, bu, bir bilgi notu. Bir büyükşehir belediye başkanına AKP iktidarı tarafından yapılmış olan uygulamaların izahatını içeren bir belge. “82 müfettiş görevden uzak olduğum otuz aylık sürede yirmi sekiz yıl geriye giderek yüzlerce inceleme ve soruşturmalarıyla aile fertlerimin mal varlıkları, yurt içi, yurt dışı banka hesapları dâhil belediyenin de bütün iş ve işlemlerini inceledi; hâlen suç bulunmadı. Bugünkü tarih baz alındığında sadece beş davam etmektedir. Bu davalar da bitme aşamasına gelmiştir. Bütün belgeler ve sanıklar dinlenmiştir. Danıştayda bekleyen bir dosyam ve İçişleri Bakanlığında bekleyen üç dosyam mevcuttur. Bu dosyalar da incelenmiş, bütün evraklar tamamlanmış, karar aşamasındadır. Bugüne kadar aşağıdaki davalardan beraat ettim.” diyor. Sayfalarca beraat yazısı, beraata ilişkin açıklamalar var; bunu, isteyen milletvekili arkadaşlarıma takdim edebilirim.

Şimdi, bu davalardan bir tanesine ilişkin olarak, hakkındaki suçlama ve bu suçlamaya verdiği cevabı yine yüce heyetinizin vicdanlarına ve takdirlerine sunuyorum:

“Suç: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, özel hayatın gizliliğini ihlal, kamu kurum ve kuruluşunu dolandırarak zarara uğratmak, izinsiz mermi bulundurmak.

Açıklama: Yazılı savunmamı dosya hâlinde bilahare takdim edeceğim.” Bu, mahkemeye verilen açıklama değerli arkadaşlar. “Ancak özetlemem gerekirse, hakkımda açılan bütün davalar, maalesef, âdeta, talimatla hareket eden birtakım muakkipler tarafından soruşturma metni hâline getiriliyor. Bilahare emniyet görevlilerince, muakkiplerin hazırladığı bu metinler ‘kes, kopyala, yapıştır’ yöntemiyle fezleke hâline getiriliyor. Yüzlerce sayfalık, çok teferruat içeren bu fezlekeler de mahkemelere iddianame olarak sunuluyor. Mahkemenize intikal eden davamızda da, özel yetkili savcılıkça hazırlanan iddianame gereğince, örgüt davasının lideri konumuna getirildim. Ne var ki 21’i tutuklu toplam 73 sanıklı bu davayla benim ne ilgim olabilir ki? Diğer sanıklar, suç örgütü kurmak, ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet almak, vermek, tehdit, darp, irtikâp gibi iddialarla yargılanırken hakkımda bu suçlamalarla hiç ilgisi olmayan üç komik iddiayla beni bu davada örgüt lideri yaptılar. Böyle dava mı olur?

Görülmekte olan davada şahsımla ilgili iddialara gelince:

Bir: 2 şahsa ait üç adet korsan billboard’dan para almayarak, kamu zararına sebep olmak suçu. Oysa bu iddiayla ilgili ‘Soruşturmaya gerek yok.’ diye Danıştay kararı var. Kaldı ki Adana şehrinin binlerce afiş ve billboard yerleri, bütünüyle, 26 trilyon 250 milyar liraya ihale edilmiştir. Varsa zarar, ihaleyi alan yükleniciye aittir.

Bir şahsın kaldırımda yürürken görüntüsünün çekilmesinden doğan özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçu.” MOBESE kameralarıyla devlet zaten bu suçu her gün işliyor.

Değerli arkadaşlar, bir de “Ruhsatsız birkaç mermi bulundurmak… Oysa mermilerin de, silahın da ruhsatı var.

Böylece üç billboard’dan 2 kişi, kaldırımda görüntü çeken 1 kişi daha, etti 3, mermi de var, ‘etti 4’ diyemiyoruz, ‘etti örgüt.’” İşte AKP’nin hukuk anlayışının tezahürü olan somut bir belge.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SADİR DURMAZ (Devamla) – Adana halkının, Adana şehrinin  iradesine ipotek koyan AKP’nin ne denli tarafsız olduğunu ortaya koyan bir belge.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SADİR DURMAZ (Devamla) – Onun için, buraya çıkıp Andersen’den masallar anlatmayın. Biz sizin uygulamalarınızı biliyoruz ve biz, Cenabı Allah ömür, imkân verdiği sürece, bu hesaplar ters döndüğünde, bugün bunlara sebebiyet verenlerden bu hesapları soracağımızı da burada, bir kez daha ifade ediyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yüksel.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, biraz önce önergemizin aleyhinde söz alan AKP Milletvekili yanıltıcı bilgiler vermiştir. Ege Bölgesi’nde 21 belediyeye operasyon düzenlenmiştir, tutuklamayla sonuçlanan. Bunun 1’i büyükşehir olmak üzere, 18’i CHP’li belediyedir; 1 MHP’li belediyedir, Edirne; 1 Demokrat Partili, Bodrum; bir de Denizli’de 2 işçiyi tutuklayan bir operasyon düzenlenmiştir.

Ayrıca, benim belediyelere yapılan ayrımcılıkla ilgili bilgi vermediğimi söyledi. Ankara’nın yedi kentsel dönüşüm projesi bir günde onaylanırken, ortalama, AKP belediyelerinin on beş günde onaylanırken, İzmir’in kentsel dönüşüm projeleri hâlen -üç tanesi- altı yüz otuz dokuz gündür Bakanlar Kurulunda onay beklemektedir.

Ayrıca, denetimle ilgili, 15 milyonluk İstanbul’u 20 kişi, 4 milyonluk İzmir’i 96 kişi denetliyor.

Bunu da bilginize sunmuş olayım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen  Salih Koca, Eskişehir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH KOCA (Eskişehir) – Sayın Başkanım, değerli milletvekillerimiz; ben de Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve yüce milletimize başsağlığı  dileklerimi ifade ediyorum.

Toplumlar, ilerlemelerinde katkısı olanları asla unutmazlar ve gereken değeri verirler. İlerlemeyi sağlayan o gün iktidar iseler, halk, onların iktidarını güçlendirerek ve kendisinden sonrakilere örnek göstererek bu değeri verir; yok, iktidar değilseler ilerlemeyi sağlayan, önce fikirlerini iktidar yapar, sonra da ismini nesiller boyu yaşatırlar.

Bugün bu halk AK PARTİ’yi ilerlemenin mimarlarından görüyor. Bu ilerleme ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda gerçekleşen ilerlemelerdir. Bu ilerlemelerden bir tanesi de demokrasi alanında sağlanmıştır. AK PARTİ ile ileri demokrasi önündeki engeller bir bir kaldırıldı, hukuka müdahale mekanizmaları devre dışı bırakıldı. Artık yargı tam bağımsız hareket edebilen bir yapıdadır. Halkımız 12 Eylül referandumuyla yargıya bizzat kendisi müdahale etmiş ve dışarıdan hiçbir müdahaleyi kabul etmeyeceğini açık olarak göstermiştir.

Yaşanan bu gelişmeler ışığında Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisinin gerçeklerin saptırılması amacı taşıdığını düşünüyorum çünkü yolsuzluk ile alakalı iddialara Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu kapsamında doğrudan ilgili başsavcılık tarafından işlem yapılması mümkündür ve bu tür çalışmaları bağımsız yargı yürütmektedir. Bu nedenle, görüşmelerini yaptığımız, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu önergenin Hükûmetimiz ve AK PARTİ ile alakalandırılmaya çalışılması geçersiz hâle gelmektedir.

Bir diğer noktadan, soruşturma izni verilen belediyelerle ilgili olarak gerek disiplin işlemleri, inceleme, ön inceleme ve soruşturma konularını kapsayan rakamları Değerli Milletvekilimiz burada tek tek verdiler. Bu verilen rakamlara bakıldığında, merkezî yönetimin konuya parti farkı gözetmeksiniz tüm belediyelere objektif ilkelere göre eşit davrandığını ve devlet hassasiyet ile yaklaştığını göstermektedir.

Ayrımcılık konusuna gelince; ayrımcılığın her türlüsüne karşı olduğumuz herkesin malumudur. Bu konuyu demokratikleşmenin önündeki en büyük engellerden birisi olarak görüyoruz. Bu nedenle, ayrımcılığın ortadan kaldırılması hususunda bugüne kadar yaptıklarımız ortada. Bu konuda sadece iki örnek vermem yeterli olacaktır. Bir tanesi: İzmir’in hafif raylı sisteminin gerçekleşmesinde, parti farkı gözetmeksizin, Hükûmetimizin vermiş olduğu destekle bu proje birlikte gerçekleştirilmektedir. Bir diğeri de seçim bölgem olan Eskişehir’e, sadece Eskişehir Büyükşehir Belediyesine Orman ve Su İşleri Bakanlığımız tarafından sağlanan, vahşi çöplük depolama tesisinden modern depolama tesisinin hayata geçmesi için verilen hibe desteğidir. Bu durumlar bize AK PARTİ’nin şehirlerimize verdiği değerin ölçüsü olarak belediye başkanlarının partilerinin değil, bu milletin bizatihi kendisi olduğunu gösteriyor.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Elâzığ Belediyesi, Elâzığ, Elâzığ… Elli tane sayarım sana.

SALİH KOCA (Devamla) – Sevdası millet olan ve bunu ispatlayan bir anlayışın ayrımcılık yaptığını söylemek, halkımız tarafından hep reddedildi ve reddedilmeye devam edilecek.

Bu gerçekler ışığında Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisinin işleme alınmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını düşünüyor; görüşmelerine başladığımız, yerinden ve bütüncül yönetimi sağlayacak, vatandaşlar için hizmet kalitesini geliştirecek, vatandaş memnuniyetini artıracak, kamu yönetimine daha fazla katılımı sağlayacak, kamu yönetiminin etkinliğini…

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Belediyeleri kapatarak mı, 16 bin köyü kapatarak mı sağlayacaksınız kamu yönetiminin etkinliğini?

SALİH KOCA (Devamla) – …verimliliğini ve vatandaşın artan hizmet beklentilerini karşılayacak, demokrasinin daha da gelişmesini sağlayacak, şehrin tüm il sınırlarıyla planlanmasına imkân sağlayacak olan ve halkımızın heyecan ile çıkmasını beklediği büyükşehir belediye kanununun görüşmelerine bir an evvel geçmeyi uygun görüyor, bu duygularla yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım.

Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim:

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Dinçer, Sayın Güler, Sayın Gümüş, Sayın Demiröz, Sayın Ören, Sayın Acar, Sayın Işık, Sayın Moroğlu, Sayın Yüksel, Sayın Özkoç, Sayın Özel, Sayın Öner, Sayın Genç, Sayın Topal, Sayın Akova, Sayın Canalioğlu, Sayın Yıldız, Sayın Tanal.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve 28 milletvekilinin belediyelere sağlanan olanakların tespiti ve belediyelerin denetimlerinin objektifliğini sağlayacak önlemlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla 13/6/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11/11/2012 Pazar günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN- Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 16.35

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21'inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan üyelik için Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (X)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - 9 Kasım…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bir hususu arz etmek istiyorum müsaadenizle.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, İç Tüzük’ten ve hukuktan kaynaklanan haklarını kullanmalarının meşru olduğuna ve özellikle Milliyetçi Hareket Partisine mensup milletvekillerine yapılan saldırıları, hakaretleri kınadığına ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu büyükşehir yasasıyla ilgili İç Tüzük’ten, hukuktan kaynaklanan bütün haklarımızı kullanıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim İç Tüzük’ten ve hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanmamız meşrudur.

BAŞKAN – Doğrudur.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bu hakları kullanırken, özellikle Milliyetçi Hareket Partisine mensup milletvekillerine saldırıları, hakaretleri kınadığımı ifade etmek istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, milletin bize verdiği iradeyi bu kürsülerde kullanmaya, hakkımızı, hukukumuzu korumaya kararlı olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Tek bir endişemiz vardır, bu endişemiz de Cenabı Hakk’ın bize verdiği bu vatan gibi nimetleri, büyük Türk milleti ailesinin kardeşliği gibi nimetleri korumaktır. Bunu koruma doğrultusunda hukuktan kaynaklanan sözünü ve hakkını kullanan milliyetçi ve ülkücü harekete mensup milletvekillerine saldıranlar, hakaret edenler esfelisafilinlerdir.

Bunu arz etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben de bir söz alabilir miyim efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

15.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Siirt Pervari’de meydana gelen helikopter kazasında şehit olan 17 askerin yarın memleketlerinde toprağa verileceklerine ve bu nedenle 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin ertelenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce oturuma ara verdiniz.

Dün Siirt Pervari’de meydana gelen helikopter kazasında şehit olan askerlerimizin bugün cenaze törenleri yapıldı, yarın da memleketlerinde toprağa verilecek şehitlerimizin cenazeleri. Birçok milletvekilimiz şehit cenazelerine katılmak üzere kendi memleketlerine gittiler. Şüphesiz bütün siyasi partilerden, bu cenaze törenlerine katılmak üzere milletvekilleri ilgili illere, memleketlerine gitmişlerdir. Siz de olumlu bir yaklaşım gösterdiniz. Bu yaşadığımız acı gün nedeniyle, bu acı olay nedeniyle görüştüğümüz tasarının görüşmelerinin ertelenmesi yönünde bir mutabakatı aramaya çalıştık. Bu konuda şüphesiz iktidar partisine büyük bir görev düşüyor. İktidar Partisi Grubu da buna olumlu yaklaştı ama nihai olarak henüz bu karar verilebilmiş değil. Arzu ederiz ki ilerleyen saatlerde, ilerleyen dakikalarda tasarının ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler sürerken bu nihai karar ortaya konulur ve bu acı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da paylaşırız, milletimizin acısına ortak oluruz ve görüşmelere ara veririz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, Sayın Canikli, buyurun.

16.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, terörle mücadele konusunda yapılması gereken ne varsa en etkili ve en kararlı şekilde yapılacağına ama devletin çalışmalarının normal bir şekilde devam etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, gerçekten, dünkü kazada 17 şehidimizin olması, 17 vatan evladının toprağa düşmesi hiç kuşkusuz hepimizi çok derinden etkiliyor, üzüyor bütün milletimizi. Ancak burada şu hususu da göz önünde bulundurmak gerekiyor: Terörle yapılan mücadele ve terör bizim normal faaliyetlerimizi etkilememeli, yönlendirmemeli, oradan yola çıkarak bizim hareketlerimizi belirlememeli. Genel olarak söylüyorum. Terörle mücadele dün de devam ediyordu, bugün de devam ediyor, yarın da devam edecek. Dolayısıyla, terörle mücadele konusunda yapılması gereken ne varsa o en etkili bir şekilde, en kararlı bir şekilde yapılacaktır, yapılıyor ama terörün belki amaçlarından bir tanesi de bu, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Hükûmet olarak veya siyasi partiler, her ne ise, aynı zamanda normal faaliyetlerimizi, normal icraatlarımızı da yönlendirmek, etkilemek, dengeyi bozmak, düzeni sarsmak; amaçlarından bir tanesi de bu. Bu açıdan bakıldığında, o noktada yapılması gerekenleri yapması gerekenler, Hükûmetimiz, görevliler, her ne ise, kimse, onlar yapıyor, yapacak, ilave alınması gereken tedbirler varsa da onlar alınmalıdır. Bu mücadele bu çerçevede yürütülecektir ama devlet de çalışmalarında bu terörün amaçlarından biri olarak ortaya çıkan bir şekilde etkilenmemeli, yönlendirilmemeli, normal faaliyetlerine devam etmelidir.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu işin terörle ne ilgisi var? Bir kaza olmuş, 17 tane şehit var.

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurun…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, şimdi, bu işin terörle ilgisi yok. Bir helikopter kazası olmuş, 17 tane şehit var. 17 tane şehidin cenazesi bugün kaldırılırken, bu işin de hiçbir acelesi yokken, iktidar partisi… Şimdi, bu kadar millet gerilim içindeyken, burada birbirimize küfredeceğiz, birbirimize hakaret edeceğiz, ondan sonra millet de acı acı bizi seyredecek.

BAŞKAN – Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Anladım da yani Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Genç, Sayın Hamzaçebi bu düşünceleri dile getirdi efendim.

Teşekkür ederim.

Sayın Şandır, buyurun.

17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Siirt Pervari’de meydana gelen helikopter kazasında şehit olan 17 askerin yarın memleketlerinde toprağa verileceklerine ve bu nedenle 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin ertelenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bakınız, bugün acımız büyük, 17 tane şehidimiz var. Bölücü terörle mücadelede verdik bu şehitleri, trafik kazası değil bu ve bölücü terörle mücadele o dağlarda amansızca devam ediyor. Güvenlik güçlerimiz, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, çocuklarımız bedenlerini siper ediyorlar ve ölüyorlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, bu mücadeleye destek anlamında, bir irade beyanı olarak, bugün eğer iktidarıyla muhalefetiyle çalışmaları erteleyerek, topluca, tüm milletvekilleri olarak, illere, şehit cenaze törenlerine katılmamız hâli o mücadeleyi güçlendirecektir, arzumuz budur. Rutin işlerimizi yaptık ama şimdi, üzerinde birtakım iddiaların olduğu, hatta bölücü terör örgütünün talepleri doğrultusunda hazırlandığı yönünde ithamların olduğu bir kanun görüşmesine başlamayalım. Karar verilmesi için gerekiyorsa yani bu konuda iktidar grubunun karar verip danışması için gereken süreyi de verelim, o süre içerisinde bu çalışmalara başlamayalım, erteleyelim, kararı bekleyelim, sonra devam edelim. Zaman telafisi, eğer kanunun çıkması için bir zaman hesabı yapılıyorsa, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bu işin siyasetinde değiliz, bugünün telafisini salı günü yapalım. Verdiğimiz gensoruların görüşüleceği gün olan salı günü gensoruları çekelim, grup önerisi de vermeyelim, diğer denetim konuları da görüşülmesin, salı günü başlayalım, bugünü telafi edelim. Yani siz bu kanunu çıkarmak istiyorsanız bir gün sonra çıkarmış olasınız. Ama burada bir şeyi başaralım: Bölücü terörle mücadelede, bu kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin en acılı gününde, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, siyaset kurumu olarak, siyasi partiler olarak, kendi arasında sürekli tartışan, bazen kavga eden siyasi partiler olarak hiç olmazsa bu konuda bir ortak payda oluşturarak bir duruş ortaya koyalım. Bu bir fırsat, bu fırsatı değerlendirelim. Yoksa, tabii ki terör devam ediyor, terörle mücadele devam ediyor ama bugün özel bir gün, 17 şehidimiz var. Operasyona giderken dağa çakıldılar ve o gencecik insanlar toprağa düştü. Acılar, ateşler evleri yakıyor. Şimdi biz burada çok tartışmalı bir kanunu görüşürken o şehitlerin evlerinde ve o çevrelerde canhıraş çığlıklar yükselecek.

Şimdi, gelin, bir duyarlılık gösterelim ve -bir talep bu, bir davet- gelin, bir ortak nokta, bir fırsat, bir mutabakat… Yoksa biraz sonra yine başlayacağız bağırıp çağrışmaya. Gelin, bu fırsatı değerlendirelim.

Benim teklifim şu: İktidar grubunun karar vermesine kadar geçecek süreyi erteleyelim. İnanıyorum ki bir saat içerisinde karar verilecektir. Muhtemel, kendi içinizde, kurullarınızda büyüklerinize soracaksınız, sorun. Bir karar verin, ondan sonra devam edilecekse de devam edelim.

Arz ederim efendim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - 9 Kasım 2012 tarihli 19’uncu Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölümünde yer alan 20’nci madde üzerinde değişiklik önergesi işleminde kalınmıştı.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkanım, benim bu talebime bir cevap verilsin.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sen burayı yok sayıyorsun!

BAŞKAN - Sayın Başkan, lütfen… İçeride toplantıyı yaptık Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ara verin efendim, ara verin! Bir fırsat verin.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bir Grup Başkan Vekili bir şey söylüyor, sanki bir şey söylenmemiş gibi devam ediyorsunuz.

BAŞKAN - Yani bu toplantı…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Anladım, anladım. Bir cevap verilsin ama.

BAŞKAN - Buna karar verecek ben değilim ki, buna -konuştuk- Genel Kurul karar verecek.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - O zaman, müsaade edin, karar verecekler versin.

BAŞKAN - Yani üç siyasi partimizin sayın grup başkan...

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir saat ara verin tekrar.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Elinizdeki yetkiyi kullanın hiç olmazsa.

BAŞKAN - Hayır efendim, ben ara veremem ki bu vesileyle.

OKTAY VURAL (İzmir) - Kayseri’den de 3 şehidimiz var.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani iktidar grubuna, sayın bakanlara hitaben bir şey söylüyorum.

BAŞKAN - Bu vesileyle ben ara veremem ki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kayseri’den 3 şehidimiz var ya.

BAŞKAN - Böyle bir şey mümkün değil ki, olsa vereceğim yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ara verebiliyorsunuz istediğiniz zaman.

BAŞKAN - Fikrimi de belirttim, siz talep edince ara verdim, sizi davet ettim içeri yani. Genel Kurulun karar vereceği, üç siyasi partinin…

OKTAY VURAL (İzmir) – Danışacaklarını söylediler.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Danışılsın yani o…

BAŞKAN – …sayın grup başkan vekillerinin anlaşarak buraya getireceği bir konu yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Danışma süresinde hiç olmazsa oturmayın.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani bu duyarsızlık…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulun oylamasına sunun, Genel Kurul bir karar verecek.

BAŞKAN – Madde üzerinde verilen üç önergeden ikisinin işlemi tamamlanmıştı.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – 20’nci maddede bizim önergemiz tamamlanmadı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Şimdi, madde üzerindeki üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 20. maddesinde geçen “Meclisin ilk toplantısında” ibaresinin “en geç bir ay içinde yapılacak Meclisin ilk toplantısında” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Mehmet Erdoğan                                               Enver Erdem                                        Alim Işık

     Muğla                                                                 Elâzığ                                              Kütahya

Sadir Durmaz Mustafa Kalaycı                           Zuhal Topcu

     Yozgat                                                                Konya                                               Ankara

 S. Nevzat Korkmaz                                           Lütfü Türkan

    Isparta                                         Kocaeli                

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce 17 şehit dolayısıyla…

BAŞKAN – Sayın Genç, bitti bunlar.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim… Tutumunuz çok kötü.

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika… Beni dinler misiniz?

BAŞKAN – Böyle bir usul var mı! Böyle bir tartışma usulü var mı!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet, var efendim.

Siz biraz önce dediniz ki: “Grup başkan vekillerini arka odaya davet ediyorum.” Yani bu 17 şehidin cenazesine katılmak için milletvekillerinin, grupların böyle bir düşüncesi olduğunu… Siz arkadaşları topladınız, e, şimdi, ne çıktı orada?

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekilleri biraz önce ifade ettiler.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, hangi parti karşı çıktı? AKP “Bu şehitler değersizdir, bunlar için millî bir yas tutmaya gerek yoktur…”

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) – Sana ne ya!

BAŞKAN – İfade etti efendim burada, grup başkan vekilleri ifade ettiler düşüncelerini.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, kim karar verdiyse burada açıklayacaksın!

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) - Orada grup başkan vekilin var senin!

BAŞKAN – Evet, Komisyon önergeye katılıyor mu? Sayın Komisyon…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, burada açıklayacaksın Sayın Başkan! Burada açıklayacaksın efendim, açıklayacaksın!

BAŞKAN – Sayın Komisyon…

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, ne oldu da… Yani onu bir açıkla Sayın Başkan, ne oldu da yani bu kararınızdan döndünüz!

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekilleri bu konudaki düşüncelerini, biraz önce söz verdim, ifade ettiler.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, ne oldu da kararınızdan döndünüz Sayın Başkan!

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bunu temin etmezseniz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, Sayın Başkan, ben sana bir laf söylüyorum.

Şimdi, bir milletvekili olarak öğrenmek istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Onun için ara verdiniz.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen yerinize oturur musunuz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Niye oturacak yerine ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, niye oturayım yerime?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Siz cevap verir misiniz!

BAŞKAN – İçerideki toplantının sonucunda, burada sayın grup başkan vekilleri düşüncelerini ifade ettiler.

OKTAY VURAL (İzmir) – AKP Grubu istemedi mi, onu söyleyin. Mutabakat mı oluşmadı?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, kim istemedi?

BAŞKAN – Evet, istemediğini söyledi efendim burada.

OKTAY VURAL (İzmir) – İstemediğini söyledi bak AKP Grubu da.

KAMER GENÇ (Tunceli) – E söyle!

BAŞKAN - İfade etti kendisi Sayın Grup Başkan Vekili.

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman de ki “AKP Grubu bunu istemiyor.” de!

BAŞKAN – Tutanaklara geçti, dağıtayım tutanakları size.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, söyle onu o zaman.

BAŞKAN - Düşüncelerini ifade etti yani.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

 

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Şehitlerimize Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarının ve Türk milletinin başı sağ olsun.

Tasarı ile hizmet yerinden yönetim yerine yerel ve bölgesel merkezler oluşturulmaktadır. Bir yandan merkezî idarenin yetkileri zaafa uğratılırken, bir yandan bölgesel merkezler, derebeylikler oluşturulmaktadır. Tasarı, yerel alanda yeni bir merkeziyetçilik üretmekte ve bölgesel güç odakları oluşturacak düzenlemeler içermektedir; bu durum üniter devlet yapısına aykırıdır. Üniter devlette egemenlik parçalı değildir, ademimerkeziyeti sağlayan mahallî idareler merkezî idarenin vesayet denetimine tabidir. İl sınırına genişleyen yetkileriyle, seçilmiş büyükşehir belediye başkanları, il coğrafi sınırında geçerli olacak yetkileriyle aşırı güçlü idari otoriteler hâline gelecektir.

Bu tasarı ile Türkiye Cumhuriyeti dilimlenerek eyaletleşmenin, özerkliğin yolu açılmaktadır. Özerklik, eyalet, federasyon taleplerinin PKK terör örgütünden, İmralı’dan, Kandil’den, bölücü ve yıkıcı çevreler ile dış destekçilerinden geldiğini sağır sultan bile biliyor. Bunun için son birkaç yıllık gelişmelere bakmak yeterlidir. Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal’in 2009 yılı Mayıs ayında -bir hafta boyunca yayımlanan- Kandil’de Murat Karayılan ile yaptığı röportajda “Demokratik özerklik… Mahallî İdareler Kanunu değişir, yerel yönetimler güçlendirilir.” şeklinde talebi yer almaktadır. 24 Temmuz 2009 tarihli Sabah gazetesinde yayımlanan İmralı’daki teröristbaşının 10 maddelik yol haritasının 7’nci sırasında “Yerel yönetimler güçlendirilsin, demokratik özerklik kabul edilsin.” talebi yer almaktadır. Aksiyon dergisinde 9 Temmuz 2012 tarihli sayısında Sayın Başbakan ile Leyla Zana arasında 2012 Haziran ayında yapılan görüşmenin ayrıntılarına yer verilmiş olup görüşmenin aslında Oslo görüşmelerinin devamı olduğu belirtiliyor ve demokratik özerklik maddesinin görüşmenin ana temasını oluşturduğu ifade ediliyor. Zaten derginin manşetinde de aynen “Zana’nın ajandasından demokratik özerklik çıktı.” diyor. Dolayısıyla, çıkarılmak istenen bu kanunla, PKK talepleri karşılanmakta, Oslo’da PKK’ya verilen vaatler yerine getirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, PKK yandaşlarınca yönetilen belediyelerin, kamu kuruluşu oldukları hâlde, yasaları nasıl hiçe saydığı, terör üssü hâlinde nasıl pervasızca çalıştığı, güvenlik güçleriyle girdiği çatışmalarda ölen terörist cenazelerini örgüt bayrağı altında nasıl kaldırdığı, taziye odaları açtığı, hasılı, bölücü terörü nasıl tırmandırdıkları bilindiği hâlde yetkilerinin daha da artırılmasının hangi sonuçları doğuracağı ortada değil mi? Bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletine meydan okuyan, Sayın Başbakana bile hakaret edenlerin burada isteğinin yerine getirildiğini görüyoruz. Kim istiyor? Daha yakında verdiği demeç: “BDP’li Osman Baydemir açık açık özerklik istedi.” diyor.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar yapıldığında, bölgede PKK’nın tam anlamıyla hâkimiyet kuracağı, milyonlarca insanımızın örgütün insafına terk edileceği belli değil mi? Bunun da uluslararası hukukta ciddi sonuçlarının olacağı bilindiği hâlde, PKK açılımı adı altında yerel yönetimlerin gücü hangi ihtiyacın gereği olarak artırılıyor? PKK, şartlarını kabul ettirdikçe, meşruiyet ve güç kazanmak istemektedir. Açılım paketinin gereği yapıldığında, devletin hukukuna dâhil olacak ve etnik kimliğiyle temsil noktasına çıkacaktır. Bu kazanımlarla düşman saydığı Türkiye’yi gerilettiğine, vura vura mevzileri düşürdüğüne inanarak daha büyük boyutlu saldırıları düşünecektir. Kandil’den inen teröristlerin Habur’da zafer işareti yapmaları bunun bir delilidir. Terör örgütünün kazandığını düşündüğü bir sırada saldırıları durdurmasını beklemek safça bir davranış olur. Hiç şüphe yok ki, PKK, hedeflerine ulaşıncaya kadar teröre devam edecektir. Bu gerçek iyi bilinmelidir. İlk hedefi Türkiye Cumhuriyeti’ne ortak olmaktır. Sonra, 1978 kuruluş bildirisinde açıklandığı gibi bağımsız, birleşik, demokratik Kürdistan cumhuriyetinin kuruluşuna geçmektir. Bu tasarı da buna hizmet etmektedir. Tekrar sizleri uyarıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkanım, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Şandır, Sayın Durmaz, Sayın Korkmaz, Sayın Vural, Sayın Halaman, Sayın Türkoğlu, Sayın Erdem, Sayın Işık, Sayın Demirel, Sayın Öz, Sayın Kalaycı, Sayın Halaçoğlu, Sayın Uzunırmak, Sayın Oral, Sayın Öztürk, Sayın Başesgioğlu, Sayın Özensoy, Sayın Öğüt, Sayın Uzunırmak, Sayın Kutluata.

BAŞKAN – Evet, bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

BAŞKAN – 20’nci maddenin oylanmasında…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, söz talebim vardı.

S.NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkanım, söz talepleri vardı.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım, söz talebim vardı, kapandı şeyden dolayı.

BAŞKAN – Maddeyi oylayacağız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yerinden söz talepleri var.

BAŞKAN – 20’nci maddenin oylanmasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır.

Şimdi istem sahibi sayın milletvekillerinin adlarını tespit ettireceğim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yerimden söz talebim vardı Sayın Başkan.

ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkan, benim de söz talebim var yahu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, milletvekillerimizin yerinden söz talebi vardı. Daha önce…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hayır, ta baştan beri vardı.

BAŞKAN - Ali Serindağ, Gaziantep?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, var.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Var efendim.

BAŞKAN – Celal Dinçer, İstanbul? Burada.

Birgül Ayman Güler, İzmir? Burada.

Özgür Özel, Manisa? Burada.

İlhan Demiröz, Bursa? Burada.

Mahmut Tanal, İstanbul? Burada.

Alaattin Yüksel, İzmir? Burada.

Engin Özkoç, Sakarya? Burada.

Kerim Özkan, Burdur? Burada.

Mustafa Moroğlu, İzmir? Burada.

Gürkut Acar, Antalya? Burada.

Sedef Küçük, İstanbul? Burada.

Ecder Özdemir, Sivas? Burada.

İdris Yıldız, Ordu? Burada.

Ayşe Danışoğlu, İstanbul? Burada.

Haluk Eyidoğan, İstanbul? Burada.

Ramis Topal, Amasya? Burada.

Hasan Ören, Manisa? Burada.

Hurşit Güneş, Kocaeli? Burada.

Kemal Değirmendereli, Edirne? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 20’nci maddenin açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan Oy Sayısı

:

224

 

Kabul

:

223

 

 

 

 

 

 

 

           Ret                                   :                     1(x)

 

Kâtip Üye

Tanju Özcan

Bolu

Kâtip Üye

Mine Lök  Beyaz

Diyarbakır”

 

Böylece, 20’nci madde kabul edilmiştir.

1’inci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölümün…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan… Sayın  Başkan…

BAŞKAN –  Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, sayın milletvekillerimizin yerinden söz talepleri olduğunu size ifade etmiştim yoklamadan önce.

BAŞKAN –  Evet, doğru.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama münasebetiyle silindi. Lütfen söz talebinde bulunan milletvekillerimize İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesi gereğince yerinden açıklama yapma imkânını tanıyınız.

BAŞKAN –  Sayın Vural, bir önerge işlemi yaptık. Önerge üzerinde kimlere nasıl söz verilir belirli.

Şimdi, ikinci bölüm üzerine işlem yapmaya başladık…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, 60’ıncı maddenin bununla alakası yok Sayın Başkan. Lütfen, milletvekillerimize söz verin.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Milletvekili isterse 60’a göre… Yani kısa bir söz istiyor. Yani, illa önergeyle ilgili konuşacak diye  bir şey yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bunu da  mı esirgeyeceksiniz ya?

BAŞKAN –  Bu İç Tüzük’teki hakları kullanmak…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan...

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, malum, biraz önce şehit cenazeleri…

BAŞKAN –  İsterseniz sisteme girin.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, şehit cenazelerine katılmak isteyen milletvekillerinin hassasiyetlerini bildirmeleri için yerlerinden söz taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce, şehit cenazeleriyle ilgili bir değerlendirme yaptık, tekrar o konuya dönmeyeceğim. Umarım, iktidar partisinin konuya ilişkin değerlendirmesi olumlu sonuçlanır ve bu görüşmeleri erteleriz. Ancak görüşmeler devam ettiği süre içerisinde, şehitlerimizin olduğu illerin milletvekilleri, konuya ilişkin olarak hassasiyetlerini yerinden ifade etmek istiyorlar efendim. Bu konuda söz talebinde bulunan arkadaşlara söz vermenizi talep ediyoruz.

BAŞKAN –  Ama gündem dışı konuşmalardan sonra  da onlara yeteri kadar, her kim talep ettiyse söz verdim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, gündem dışı konuşmalar  sırasında arkadaşlarımızın önemli bir bölümü…

BAŞKAN –  Peki, Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Peki, teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Sayın Halaman, buyurun.

Bunlar İç Tüzük içi filan değil, buyurun.

Birer dakika söz veriyorum.

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  İç Tüzük’e uygun değilse, o zaman söz vermeyin. Yani o zaman uygulamayın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Uygulamayın o zaman.

BAŞKAN –  Hayret bir şey! Ne yapmamızı istiyorsunuz? O zaman sabaha kadar bunları konuşalım burada.

OKTAY VURAL (İzmir) – İç Tüzük’e uygun değilmiş!. İç Tüzük’e bu uygun. Neyi uygun değil?

BAŞKAN –  Ama İç Tüzük belli Sayın Vural. “İç Tüzük” diyorsunuz,  İç  Tüzük belli, ortada.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, kürsüde, muhalefetin isteğine “İç Tüzük’e uygun değil.” diyerek İç Tüzük’ün aleyhinde niye davranıyorsunuz?

BAŞKAN – Hayır, değil, öyle değil. Gündem dışı konuşmalarda sonuna kadar hangi arkadaşımız, hangi sayın milletvekili söz istediyse verdim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bizimki gündemle ilgili.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – 60’ıncı madde…

BAŞKAN – Hem sel felaketiyle ilgili verdim hem şehitlerle ilgili verdim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah Allah!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama lütufmuş gibi sunmayın.

BAŞKAN – Ama şimdiye kadar uygulamalarda gündem dışı haricinde söz isteyen sayın milletvekillerine…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, öyle bir uygulama yok.

BAŞKAN – …bir dakikanın haricinde söz verildi mi? Kim verdi bunu? Yapmayın bunu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, öyle bir uygulama yok.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – 60’a göre…

BAŞKAN – Sayın Halaman, yeniden söz veriyorum.

Buyurun.

19.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır’ın Meclis çalışmalarının ertelenmesiyle ilgili talebinin dikkate alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Mersin) – Başkanım, teşekkür ediyorum ben.

Şimdi, deminden beri de söylemiştik, 17 tane şehit cenazesi var, Allah’tan rahmet diliyoruz, bunun içinden bir tanesi Adanalı, Fekeli. Biz de bunların cenazesine katılmak için akşamüstü gideceğiz. Dolayısıyla Şandır Başkanımız demin bu kanunun bir gün sonra ertelenmesiyle ilgili gayet açık, net konuştu. Bunu gündeme alırsanız memnun oluruz.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Ben gündeme aldım. Arkada toplantı yaptık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oturmayın Başkanım, oturmayın. Oturtan zorla mı oturtuyor?

BAŞKAN – Sayın iktidar partisinin Grup Başkan Vekili değerlendirip fikrini bildirecek.

Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaçoğlu…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Genel Kurulun oyuna sunulur Sayın Başkan, iktidar partisinin sözcüsünün lafına göre hareket edilmez ki!

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, buyurun.

20.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, 17 şehit verilen bir ülkede milletvekilleri olarak milletin acısını birlikte paylaşmaları gerektiğine ilişkin açıklaması

 

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biliyorsunuz, helikopter kazası sonucunda 17 askerimiz şehit oldu, 2’si Kayseri’den, biri Sarız, biri Bünyan ilçelerimizden. Yarın nasip olursa onların cenaze törenlerine gideceğiz, cenaze namazlarını kılacağız, defnedeceğiz.

Aslında, 17 şehit verilen bir ülkede, Meclisin, normal şartları dışında çalışmalarının doğru olmadığını düşünüyorum. Milletvekilleri olarak en azından milletimizin acısını birlikte paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda gereğinin yapılmasını rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

21.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, şehit cenazelerine katılmanın uygun olacağı kanaatinde olduğuna ilişkin açıklaması

 

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Aynı hassasiyetle, helikopter kazası sonucunda Mersin’de de bir şehit vardır; dolayısıyla bu şehitlerin cenazesine katılmamızın uygun olacağı kanaatindeyim.

Bir grup Parlamento üyesi sadece kendi isteği dışında, uzlaşmasız,  her şeye hayır diyorsa, bunun adı demokrasiyse, herhâlde ileri demokrasi nasıl, onu da yüce Parlamentonun takdirine bırakıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Canikli…

22.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, isteyen milletvekilinin şehit cenazelerine gidip sonra da çalışmalara yetişebileceğine ve İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre söz verme yetkisinin takdire bağlı olduğuna ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle şu hususu belirtmek ve Meclisimizi bilgilendirmekte fayda var. Şehit cenazelerimiz yarın öğlen namazından sonra inşallah defnedilecek. Bu bilgiyi sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum çünkü katılmak isteyen arkadaşlarımız bugün değil de yarın katılabilirler; önce onu söyleyelim.

Bir de efendim, biraz önceki tartışmayla ilgili, 60’ıncı madde. Orada bu çerçevede söz vermek sayın başkanın takdirindedir yani 63’teki gibi bir zorunluluk söz konusu değildir çünkü ifade şu: “Pek kısa bir sözü olduğunu belirten üyeye Başkan, yerinden konuşma izni verebilir.”

Bu bir takdirdir, yöneten Sayın Başkanların takdiridir, bir zorunluluk yoktur, verebilir, vermeyebilir.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Siz isterseniz verir, biz istersek vermez!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sadece bilgilendirmek için söylüyorum çünkü hep, doğal olarak, bütün faaliyetlerimizi, icraatlarımızı İç Tüzük’e uygun olarak yapmamız gerekiyor.

Bir de görüşme sırasında Hükûmetten veya Komisyondan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim. 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Demirel…

23.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, kendi ilinde şehit olmadığına ama tüm milletvekillerinin bir duruş sergilemesi gerektiğine ve Meclisin çalışmasını bir gün ertelemesinin milletin vicdanında da bir karşılık bulacağına inandığına ilişkin açıklaması

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Öncelikle bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, hepimize de başsağlığı diliyorum ancak evet, ben Eskişehir Milletvekiliyim, belki bizim ilimizde şehit yok diye görülüyor ama bu şehitler hepimizin şehitleri. O yüzden, ben “İlimizdeki şehit cenazeleri…” sözünden öte hepimizin burada bir duruş sergilemesi gerektiğine inanıyorum.

Ayrıca, Van depreminde, muhtelif şehit cenazelerimizde millî bayramlardaki törenler bile iptal edilmişken Meclisin bir günlük oturum ertelemesinin milletin vicdanında da bir karşılık bulacağına inanıyorum ve burada, yalnızca hükûmet eden parti milletvekillerinin değil, milletin iradesinin geçerli olması kanaatindeyim ve lütfen, partimizin bu talebine karşılık vereceğinize umuyorum.

Teşekkür ederim. 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özel…

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, milletvekillerinin şehit cenazelerine katılmasının teröre verilecek en iyi cevap olduğuna ve Meclisin çalışmalarını erteleme konusunda Başbakandan haber beklenmesini yürütmenin yasama üzerindeki vesayeti olarak gördüğüne ilişkin açıklaması

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

17 şehidimiz var. Bu acılardan bir tanesi de Manisa ilinin Turgutlu ilçesinde otuz bir yaşındaki Anıl Barış Çetin’i, Pilot Yüzbaşımızı kaybettik, yüreğimiz yandı. Yarınki cenazede hem biz bulunmak istiyoruz hem civar illerdeki milletvekillerimizin, her partiden milletvekilinin orada bulunacak olması teröre verilecek en iyi cevaptır diye düşünüyoruz. Bu konuda yüce Meclis üzerine düşeni yapacaktır diye düşünüyoruz ama Sayın Başbakanın yurt dışından “Hafta sonu çalışacak arkadaşlar.” talimatıyla gece gündüz çalıştığımız bir ortamda hâlâ daha “Başbakandan haber bekliyoruz.” deyip Meclisi o haber gelene kadar çalıştırmaya çalışmayı da yürütmenin yasama üzerindeki vesayeti olarak görüyorum ve bundan çok rahatsız olduğumu, bu davranışı gösteren Başbakanı ve iktidar partisi grubunu da kınadığımı ifade etmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özbolat…

25.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, pazartesi günü 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili görüşmeler yapılmazsa Kahramanmaraşlı şehidin cenaze töreninde bulunmak istediğine ilişkin açıklaması

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bugün helikopter kazasında şehit olan askerlerimizden Uzman Çavuş Ömer Büyükköse de Kahramanmaraşlı. Şehidimizin ailesi, bir ay yirmi gün sonra düğünü olacak bu askerimiz için Siirt’te bulunuyorlardı. Cenaze bugün Kahramanmaraş’a geldi ama eğer bu kanunla ilgili bu görüşme pazartesi olmazsa Kahramanmaraş’a gitmek istiyorum, o acılı günde ailenin yanında bulunmak istiyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öztürk…

26.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin Meclis çalışmalarının teröre göre yönetilmemesi gerektiğini ifade ettiğini ama Türkiye’de geçmişte ulusal bayramların ve resepsiyonların terör nedeniyle iptal edildiğini herkesin bildiğine ilişkin açıklaması

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, Siirt’in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasındaki şehitlerimizden bir tanesi de Mersinlidir. Terörle mücadele sırasında gün geçmiyor ki ya terör örgütünün doğrudan saldırıları ya da terörle mücadele sırasında meydana gelen kazalar nedeniyle insanlarımız şehit düşmesin.

Şimdi, Sayın Canikli açıkladı: “Meclisin çalışmalarını teröre göre yönetmememiz lazım.” dedi ama Türkiye’de ulusal bayramların ve kimi resepsiyonların sırf terör nedeniyle geçmişte iptal edildiğini hepimiz biliyoruz. Öte yandan, cenazelerin yarın oluyor olması “Sabah saat onda gidebilirler…” Yani biz burada gece 01.00’e, 02.00’ye,03.00’e kadar çalışacağız, yarın saat onda Mersin’e yetişeceğiz! Nasıl olacak o? Onu da anlamış değilim Canikli bunu açıklarsa sevinirim. Ben bir an önce şehitlerimizin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özgündüz…

27.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, şehitlerin cenazesinde bulunmanın önemli olduğuna, bu nedenle Meclis çalışmalarına ara verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Pervari’de, düşen helikopterde şehit olan 17 askerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, bu şehitlerimizin bir tanesi de bizim Kars ilinin Selim ilçesi nüfusuna kayıtlı Pilot Üsteğmen Yakup Çınar’dır. Hassaten kendisine de Allah’tan rahmet diliyorum. Efendim, şehitlerimizin cenazesinde bulunmamız, herhâlde, yarın burada yapacağımız oylamadan daha önemlidir diye düşünüyorum. Zaten yarın olağanüstü bir çalışma günüdür, İç Tüzük’e göre Meclisin normal çalışma günü değildir. Bu nedenle yarın şehitlerin cenazesine katılmamız için Meclis görüşmelerine ara verilmesini saygıyla arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmaz…

28.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, şehit cenazelerinde olmaları gerektiğine, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birkaç gün sonra çıkmasının hiçbir şey kaybettirmeyeceğine ilişkin açıklaması

 

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Şehitlerimizden birisi de Adana ilimizin Feke ilçesinden Uzman Çavuş Erdal Tekin.

Biliyorsunuz, Feke ilçesi Adana’ya iki, iki buçuk saat sürüyor. Yaptığımız görüşmelerde… Yani şehitlerimizin bugün yanında olmayacağız da ne zaman olacağız? Ama böyle, bir yasayı zorlayarak, çalışma saatleri dışında” illaki geçireceğim” anlayışıyla yapılan çalışmayı doğru bulmuyoruz. Şehitlerimizin yanında olmamız gereken bu günde, onların yanında olmak zorundayız. İki gün sonra çıksa, üç gün sonra çıksa ne kaybederiz? Yani bir yere verilen bir söz mü vardır da bu kadar alelacele, gece yarılarına kadar, cumartesi, pazar, pazartesi çalışmak gibi bir zorunluluk içerisindeyiz? İktidar partisinin tekrar bu konuyu düşünerek bu konuda bir karar almasını bekliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğan…

29.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, şehitlerden birinin de Gaziantep’ten olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, şehitlerimizden bir tanesi de Gaziantep’ten Serkan Perişan. Şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın İncekara…

30.- İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın, Genel Kurulda bulunan muhalefet milletvekillerinin sayısının zaten çok fazla olmadığına, istiyorlarsa şehit cenazelerine gidebileceklerine ama çalışmalara devam edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Başkanım, şehitlerimiz karşısındaki muhalefetin gösterdiği duyarlılığa ve hassasiyete teşekkür ediyorum. Fakat biz, muhalefetin zaten her gün Genel Kurul salonunda üçer beşer kişi, en fazla, yoklama almak için 20 kişi olduklarını biliyoruz. Buna rağmen, bugün buraya gelip, gidememe mazeretlerini şehitlere bağlamalarını doğrusu anlamış değilim. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Arkadaşlarımız arzu ediyorlarsa gidebilirler şehirlerine. Bizim de arkadaşlarımız…

OKTAY VURAL (İzmir) – Şehitlere hakaret eden zihniyete bak ya!

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Şimdi, bu memleketi o kadar kötü yönetmişler ki yoksulluk ve terörü artırmışlar, onların bıraktığı mirası temizlemeye çalışan bir ekibin hızını kesmek ihtirasıdır bu.

Çalışmaya devam edelim efendim. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Barzani sizinle gurur duyuyor! 

BAŞKAN – Sayın Alpay…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – On yıldan beri devletin misafirhanesini kullanıyorsun, on yıldan beri! Yazık! Günah değil mi? On yıldan beri devletin misafirhanesini kullanıyorsun!

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayıp! Ayıp!

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Alo, alo…

BAŞKAN – Sayın Alpay, buyurun, sesiniz geliyor.

31.- Elâzığ Milletvekili Şuay Alpay’ın, Meclisin çalışmasına ara vermesinin çok anlaşılır olmayacağını düşündüğüne ilişkin açıklaması

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Sayın Başkan, ben teşekkür ediyorum.

Ben de şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, milletimize ve ailelerine başsağlığı diliyorum.

Milletvekili arkadaşlarımızın şehit cenazelerine katılmasının anlaşılır tarafı var, bunu da haklı buluyorum. Ancak bu Meclis, İstiklal Harbi sırasında, Polatlı’dan top seslerinin duyulduğu esnada bile çalışmalarına ara  vermeksizin devam etmiştir. Terörle mücadele sırasında yaşanan bu talihsiz işle ilgili olarak Meclisin çalışmasına ara vermesinin çok anlaşılır olmayacağını düşünüyorum.  (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Teşekkür ediyorum.

CELAL DİNÇER (İstanbul) - O zaman vatanı kurtarmak için çalışmışlardı…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – O zaman Meclis vatanı kurtarmak için Kurtuluş Savaşı’nı yapmıştı, şimdi Kurtuluş Savaşı’nda değiliz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sen Oslo görüşmelerini getiriyorsun buraya. Terörle mücadele ediyorlarmış!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Vatanın bölünmesi için çalışmadı, o zaman vatan kurtarılıyordu Beyefendi. Şimdi vatanı bölüyorsunuz! Bu kanunla vatanı bölüyorsunuz! Utanmadan bir de burada…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Aradaki fark bu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ayıp ya! Bu yaptığı ayıp!

BAŞKAN – Sayın Canalioğlu…

32.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, şehit cenazelerinde bulunmanın herkesin görevi olduğuna, gidecek milletvekilleri için kolaylık sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, ben de şehitlerimize, vatan evlatlarına, Allah’tan rahmet, şükran duygularımızı ifade etmek istiyorum ve Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde de Uzman Çavuşumuz Yusuf Tüfekçi bu helikopter düşmesinde şehit düşmüştür. Sayın Canikli “Yarın gidebilirler.” diyor ama Sayın Canikli şunu biliyor ki: Trabzon’da veya bölgede öğle vakti 11.15 civarındadır. Sabah uçakla gitmek için 9.15’te yola çıkmak lazım ya da gideceklerin taksiyle, karadan araçla gitmeleri lazım, nasıl yetişeceklerdir? Onu da onun takdirine bırakıyorum. Ancak şehitlerimizin yanında olmak, elbette ki hepimizin görevidir. Gidecek olan arkadaşlarımız için bu kolaylığı sağlamak durumunda olduğunuzu söylüyor, tekrar şehitlerimize Allah’tan rahmet ve milletimize başsağlığı diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Uzunırmak…

33.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Hükûmetin siyasi iradeyi ortaya koyup terörle mücadele etmediği için bu şehitlerin verildiğine ve Meclis çalışmalarına ara vermenin rutin çalışmanın kesilmesi gibi gösterilmesinin anlayışsızlık olduğuna ilişkin açıklaması

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, öncelikle Meclis bir mantık inşa etmeli. İktidar, terörle mücadele etmiyor, siyasi iradeyi koyup terörle mücadele etmediği için bu şehitler veriliyor. 2002’de devraldıklarında, sıfır terörle devraldılar. On yıldır ülkeyi onlar idare ediyorlar. Önce, akıllarını başlarına toplasınlar, ne konuştuklarını bilsin arkadaşlarımız.

İkinci olarak: Meclisin rutin çalışması İç Tüzük’e göre salı, çarşamba, perşembe günleridir. Bugün, Meclis rutin dışında çalışıyor. Dolayısıyla, “Meclisin rutin çalışmasını kestiği.” gibi göstermek anlayışsızlıktır ve arkadaşlarımıza şunu ikaz ediyorum: AKP Grubundan, acaba, bir tane “Şehit cenazesine katılacağım.” diyebilen milletvekili yok mu? Bu çok acıdır, çok endişe vericidir, endişe vericidir, çok acıdır. Onun için, sayın milletvekillerinin, milletvekili gibi davranmalarını rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Köse…

34.- Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin, şehit cenazelerine gidebilmenin Başbakanın iznine bağlı olmasının acı verici olduğuna ilişkin açıklaması

 

TUFAN KÖSE (Çorum) – Şehit cenazelerine gitmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, milletvekillerinin AKP’li Grup Başkan Vekilinin, onun da Başbakan’ın iki dudağına bakmasının ne kadar acı olduğunu düşünüyorum. İnsan, acaba “AKP milletvekillerinin şehit ailelerinin yanında bulunmaya, onların acılarını paylaşmaya yüzleri yok mu?” diye düşünmeden edemiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Öğüt…

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, cenazelerinde şehitlerin yanında olmanın hem millet hem insanlık adına hem de dinî açıdan gerektiğine ilişkin açıklaması

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; insan hayatında sadece bir defa insanların yanında olma durumu vardır, o da ölümdür. Ölüm, insanlarda bir defa oluyor. Bir defa olduğu için, üstelik de şehit olduğu zaman, bizim şehitlerin yanında olmamızın hem millet adına hem insanlık adına hem de dinî açıdan gerektiğine inanıyorum.

Bırakın, lütfen, bu insanların hepsinin arzusunu yerine getirelim. Bir defa dahi olsa bu şehitlerimizin yanında olalım. Kars’tan 2 tane şehit var, biri üsteğmen, biri uzman çavuş. Yani şimdi, 2 tane şehidimiz var, biz buradayız, görev yapacağız. Bırakın, gidip şehitlere son görevimizi yapalım. Bu, insanlık açısından da, İslamiyet açısından da çok önem taşıyor.

Hepinize teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Çetin…

36.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, şehitlerin acısı yüreklerde yaşarken Meclisi çalıştırmaya kalkışmanın cinayete eş değer bir olay olduğuna ilişkin açıklaması

 

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, ben de öncelikle, şehit olan 17 askerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, çalışma ilişkileri evrenseldir. Eğer bir insan “Moralim bozuk, çalışamıyorum.” diyorsa ve gerçekten böyle acı bir olayı yüreğinde yaşayan insanlar bugün çalışmaktan imtina ediyorsa, böyle bir Meclisi çalıştırmaya kalkışmak, tek kelimeyle söylüyorum, cinayete eş değer bir olaydır. Yani orada ahlak dersi vermeye kalkan arkadaşın, üç günlük ücreti mukabili, bir hafta süreyle on yıldır misafirhane kullanmasını da hatırlatmak istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Atalay…

37.- Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’ın, Meclisteki çalışmaların da memleket için olduğuna ve partilerinin şehit cenazelerine katılacaklarla ilgili gerekli programı yaptığına ilişkin açıklaması

ORHAN ATALAY (Ardahan) – Teşekkür ederim.

         Sayın Başkanım, şehitlerimize Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Ancak bu Meclis, en kötü günde, yedi düvelle savaşırken bile gece gündüz çalışıyordu. Burada yaptığımız iş, o şehitlerin yaptığı iş gibi memleket içindir. Burada biz, bir eğlence programı yapmıyoruz. Partimiz şehit cenazelerine katılacak arkadaşlarımızla ilgili gerekli programı yapmıştır. Bizim de burada memleket için çalıştığımızı, gecemizi gündüzümüze kattığımızı arkadaşlarımız biliyorlardır.

Tekrar şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz.

38.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın muhalefet milletvekilleriyle ilgili sözlerini incitici bulduğuna ve AKP Grubu milletvekillerinin gerçek anlamda yasama faaliyeti yapmadıklarına ilişkin açıklaması

 

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Sayın İncekara’nın söylediklerini çok incitici buluyorum.

Sayın İncekara diyor ki: “Zaten muhalefet milletvekilleri burada mıydı ki! Burada bulunmasınlar. En fazla 20 tane bulunuyorlardı, diğerleri gitsinler.”

Biz, AKP Grubunun nasıl çalışma içerisinde olduğunu ve gidip salonlarda, vesair yerlerde dinlendiğini, sadece oylamalara geldiklerini, burada gerçek anlamda yasama faaliyeti yapmadıklarını, sabaha kadar yapılan görüşmelerde uyuduklarını gözlemledik. Asıl, kendi çalışma biçimlerini ve aldıkları emir ve talimatları yerine getirmek amacıyla burada bulunduklarını bir kere ben kendilerine yeniden hatırlatmak istiyorum.

17 şehidimiz varsa efendim ve ben Uşak Milletvekili olarak Denizli’deki şehidimizin cenazesine, Turgutlu’daki şehidimizin cenazesine katılamayacaksam, o zaman o cumhuriyet resepsiyonları neden iptal edilmiştir? O zaman Başbakan neden Endonezya’da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Hanımefendi, resepsiyonda değilsiniz, Türkiye Büyük Millet Meclisindesiniz. Siz resepsiyonlara yeminle mi gidiyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Gürkan.

39.- Adana Milletvekili Fatoş Gürkan’ın, şehit cenazelerinin polemik konusu yapılmasını doğru bulmadığına ilişkin açıklaması

FATOŞ GÜRKAN (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Adana’dan da 1 şehidimiz var, Feke ilçemizden Erdal Tekin. Grubumuzdan 1 arkadaşımız yarınki cenazeye katılmak üzere görevlendirildi, Adana’ya gitti. Her grup arzu ederse, muhalefet grubu da şehit cenazelerine katılabilir, hiçbir mahzur yok. Kimsenin şehit cenazelerini polemik konusu yapması doğru değil, doğru bulmuyorum ki şehit cenazelerine de her muhalefet grubu tüm vekilleriyle katılmıyor. Mecliste yapılacak görev de milletimiz için çok önemli bir görevdir. Resepsiyonlarla da bu görevi karıştırmamak gerekiyor.

Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum ve başsağlığı diliyorum şehit ailelerimize.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Siz çalışmaya alışmamışsınız. Çarşıya, pazara gidemediniz bu hafta!

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

40.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, 17 şehidin cenazelerinde bulunmak taleplerini siyasi bir atraksiyon olarak değerlendirmenin sığ bir düşünce olduğuna ilişkin açıklaması

 

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, lütfen, sol tarafımıza bakın, buradaki milletvekilleri yoklar şu anda. Dağdaki eşkıyanın attığı kurşuna hukuk zemininde haklılık kazandırmak üzere insan vücudunu kullananlara destek için gitmişlerdir. Bu şartlarda, bizim, 17 tane şehidimizin cenazelerinde bulunmak gibi bir talepte bulunmamızı siyasi bir atraksiyon olarak değerlendiren arkadaşımızı da bu sığ düşünceden kurtulmak üzere davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarında alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Sayın Demirkıran…

41.- Siirt Milletvekili Afif Demirkıran’ın, Hükûmetin her ile havaalanı yaptığı için sabah cenaze törenlerine gidip sonra da grup toplantılarına yetişilebileceğine ilişkin açıklaması

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Seçim bölgem Siirt’in Pervari ilçesinde bir kaza sonucu düşen helikopterde şehit olan 17 canımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Acımız gerçekten büyüktür, ülkemizin başı sağ olsun ve hepimize Allahuteala’dan sabrı cemil niyaz ediyorum.

Ben, sabahleyin gittim, Diyarbakır’daki cenaze törenine katıldım, şu anda da Meclisteki çalışmalardayım. (AK PARTİ sıralarında alkışlar) Sayın Başbakan da oradaydı, Sayın Kılıçdaroğlu da oradaydı. Diğer illerden giden arkadaşlarımız var.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Görün!

AFİF DEMİRKIRAN (Devamlı) – Dolayısıyla, bildiğiniz gibi Değerli Başkanım, İktidarımız her ilimize havaalanı yaptığı için, sabahleyin arkadaşlarımız atlarlar, giderler, cenaze törenlerine katılırlar, ondan sonra gelip salı günkü grup toplantılarına da yetişirler.

Tekrar şehitlerimize rahmet diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar!)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yapma ya…Yapma ya… Böyle bir konuşma, milletvekiline yakışmaz! Yazıklar olsun! Hiç konuşmasan daha iyiydi be!

Hangi illerde havaalanı var? Söyle bakalım. Ayıp ya!

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) –Yazıklar olsun ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir de gülüyorsun orada değil mi? Bir de gülüyorsun!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ar damarınız çatlamış, ar…

BAŞKAN – Sayın Ağbaba…

42.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Meclisin çalışmalarını Başbakanın talimatına göre belirlemesinin kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğuna ve şehitlerin cenaze törenlerine katılanlar arasında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini ısrarla söylemeyen TRT yetkililerini kınadığına ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

17 şehidimize rahmet diliyorum, ailelerine sabırlar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, isteyen herkesin bu şehit cenazelerine katılması gereken bir durum var. Başbakan 4+4+4’te Meclise talimat verdi. Bu, açıkça kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlalidir. Başbakan bizim amirimiz değildir. Bu karara yüce Meclis karar verir. Ben merak ediyorum Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan üyeleri milletin iradesine, Meclisin iradesine sahip çıkmayacaklar mı? Bunu çok merak ediyorum.

Bir de, bugün yaşanan bir utanmazlığı da burada kınamak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ısrarla ismini söylemeyen TRT’dekilerin, o utanmazların hepsini buradan kınıyorum! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Zeybekci…

43.- Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin, dün gece Denizli’de şehit ailesinin yanında olduğuna, şu anda Meclis çalışmalarına katıldığına ve Meclis çalışmaları kaçta biterse bitsin Denizli’deki şehit cenazesine katılacağına ilişkin açıklaması

 

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Denizli’de de Afyon doğumlu bir yavrumuzu kaybettik. Denizli’de inşallah yarın cenaze töreni yapılacak. Ben, dün gece ailenin yanındaydım ve yarın da inşallah cenazesinde olacağım. Dün gece cenazesinden sonra, bu sabah Denizli’den çıktım, buraya geldim, Meclis çalışmasındayım. Sabah kaçta biterse bitsin yine çıkıp şehit cenazesinde olup akşam yine, tekrar inşallah Meclis çalışmalarında olacağım.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Gelmene gerek yok, sahte oyla senin burada olduğunu gösteriyor zaten bunlar!

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Yalnız, o “sahte” diyen sahtekâr, önce kendine baksın!

Lütfen, bakın, niyetlerinin ne olduğunu görüyorsunuz. Niyetlerinin ne olduğunu, her şeyin ticaretini yapmak istediklerini de görüyorsunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sahte oy kullanıldığı zaman niye konuşamadın!

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ticareti siz bilirsiniz, ticareti siz bilirsiniz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – “Ben burada yoktum, sahtekârlık yaptılar.” diye niye soramıyorsunuz?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Kimse ticaret falan yapmıyor. Ahlaklı olun!

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Bu Meclis eğer pazartesi, cuma ve pazar çalışıyorsa sizin yüzünüzdendir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Senin ar damarın çatlamış! Utanmıyorsunuz!

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sahtekârlık da burada engellemek istemeniz yüzündendir. Önce kendinize bakın. Orada oturup da yoklamada…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – …”Yok” diyenler sahtekârdır! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Gönderdiğiniz pusularla ortaya çıktı kimin sahtekâr olduğu!

BAŞKAN – Sayın Acar…

44.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, bu ortamda Meclisin sağlıklı bir toplantı yapabileceği kanısında olmadığına ilişkin açıklaması

 

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sağlıklı bir toplantı yapabileceği kanısında değilim çünkü Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekillerinin burada söyledikleri kabul edilebilir değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17 tane…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kars’ın kaç kilometre olduğunu biliyor musun sen?

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – 500 kilometre, gittim ve geldim. Ticaret yapıyorsunuz burada!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Hadi be! Ne konuşuyorsun sen!

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ne yapayım Sayın Acar?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Oy pusulası hatırlatılınca mı sinirleniyorsun? Niye yoksun o zaman burada?

BAŞKAN – Sayın Acar, lütfen devam edin siz.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Lütfen…

Başlayabilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Buyurun devam edin, tabii.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Meclis Başkan Vekili mi sahtekâr o zaman? O açıkladı. Neredeydin sen o zaman? Sahte pusula verilirken niye konuşmadın?

BAŞKAN – Sayın Acar, sizin konuşmalarınız tutanaklara geçiyor, devam edin lütfen.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; müsaade ederseniz, söylemek istiyorum. Bugün, Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekillerinin söylediklerini kabul etmek mümkün değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 17 tane ocağa ateş düşmüşken burada, 17 şehit için topluca…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdemir…

45.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, milletvekillerinin şehitlerin cenazelerinde bulunmayı istemelerine rağmen Genel Kurula katılmak durumunda kalmalarının Meclisin dışında bir güçle açıklanması gerektiğini düşündüğüne ilişkin açıklaması

 

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bizlerin özgür ve güven içinde yaşamı için hayatlarını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Şu anda Mecliste bulunan üç parti grubuna mensup tüm milletvekillerinin, yarın Genel Kurulda olmak yerine şehitlerimizle birlikte bulunmayı arzuladığına inanıyorum.

Milletvekillerimizin iradesi bu yöndeyken yarın zorla Genel Kurula katılmak durumunda kalmamızın, Meclisin dışında bir güçle açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Hangi güç Meclis iradesinin üzerindedir ki tüm milletvekilleri yarın şehitlerimizle birlikte olmak isterken Genel Kurul yarın zorla toplanacaktır? Bu gücü düşünmemiz, Türkiye’de de demokrasinin önündeki en büyük engeli gözümüzün önüne getirecektir diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ören…

46.- Siirt Milletvekili Osman Ören’in, olayı duyar duymaz Siirt’e gidip olay hakkında bilgi aldığına, bugün sabah da Diyarbakır’daki törene katıldıktan sonra Meclise geldiğine ilişkin açıklaması

 

OSMAN ÖREN (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benim seçim bölgem olan Siirt’te dün sabahki olayı duyar duymaz ilk Siirt uçağıyla oraya intikal ettim. Dün Tugay Komutanlığını, Alay Komutanlığını, Sayın Valimizi ziyaret ederek olaydan bilgi aldık. Akşam Siirt Havaalanı’ndan Diyarbakır Havaalanı’na tüm şehit askerlerimizi uğurladıktan sonra, bugün sabah Diyarbakır’daki törene katıldıktan sonra buraya geldik.

Tüm aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Kişisel reklamları dinlemeye gelmedik ki Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

47.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, ağıt tutulacak bir günde Mecliste çalışma yapılmasının gruplarda gerginliğe yol açtığına ilişkin açıklaması

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ulusumuzun başı sağ olsun. Ailelere sabır diliyorum. Ağıt tutacağımız bir günde, gergin bir ortamda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışma yapmamız gruplarda gerginliğe yol açmıştır. Çalışmaya ara vermemizi rica ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Tanal…

48.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kamu misafirhanelerinin amacına uygun kullanılması gerektiğine, konut olarak kullanan milletvekili olduğuna ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Ankara’daki misafirhaneler, Ankara’ya gelip geçim durumu kötü olan, geliri az olan, devlet memurlarına ayrılmış olan misafirhanelerdir. Üç dönemden beri milletvekili olup sadece üç günlük ücret ödeyip odayı boşaltmayanlar sahtekârlardır. Bu sahtekârların, öncelikle, misafirhaneleri konut olarak orayı kullanmamalarını istirham ediyorum. Misafirhaneleri misafirhane amacı doğrultusunda kullanmalarını, milletvekili nüfuzunu da kötüye kullanmamalarını….

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Öyle utanmazlar mı var? Kim o ya? Açıklayın lütfen.

MAHMUT TANAL (Devamla) - …Meclis Başkanlığını da bu konuda duyarlı davranmaya davet ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Acar… (CHP sıralarından alkışlar)

49.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanunun bir an önce çıkarılması için şehitler olsa da çalışmalara devam edilmesinin mantığını anlayamadığına ilişkin açıklaması

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, biraz önce konuşamadım.

Ben arkadaşlara şunu sormak istiyorum, AKP Grubuna: Acaba, burada çalışmalara ara vererek koyacağımız toplu bir tavır, Büyük Millet Meclisinin Türkiye’deki tümüyle, bütün düşüncede ve siyasi partilerle birlikte koyacağı bir tavır olmayacak mıdır? Böyle bir tavırdan Türkiye Büyük Millet Meclisi neden kaçınmaktadır? Bu kanundaki acele nedir? Kamuoyunda tartışılmadan kabul edildi, hiçbir sivil toplum kuruluşunun fikri alınmadı, oldubittiye mi getirilmek isteniyor, bundan mı korkuyor yani AKP Grubu? Bunu merak ediyorum.

Yani 1.582 belediyeyi kapatıyoruz, 16.082 köyün tüzel kişiliğine son veriyoruz; kamuoyunda tartışılmadı. “Birdenbire olsun bitsin, bir an önce gitsin, pazar günü de, pazartesi de çalışalım, şehitler olsa gene çalışalım.” Bu anlayışı mantığıma sığdıramıyorum. Lütfen, AKP’li arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinden bu konuda anlayış bekliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu…

50.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, şehit cenazelerine gidilmesi gerekirken Meclisin çalıştırılmasını doğru bulmadığına ilişkin açıklaması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17 şehit her ülke için önemlidir, bizim ülkemiz için çok daha önemli olması gerekmektedir.

Terörü destekliyor havası, şehitlerin cenazesine katılmayarak verilmez. Bunlar, bizim çözemediğimiz bir mesele yüzünden can vermiş insanlar ve bizler bunların en acı günlerinde en azından ailelerinin yanında durarak, bu insanlardan en azından özür dilemeliyiz.

İktidarın yaklaşımı doğru değildir, yarın milletvekillerinin burada çalıştırılması doğru değildir. Bence hepimiz buradan ayrılıp şehit cenazelerine katılmak üzere yola çıkmalıyız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Erdem…

51.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem’in, şehitlerinin cenaze törenlerine gitmeyi engelleyen iktidar partisini şiddetle protesto ettiğine ilişkin açıklaması

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben de şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Tabii, ateş düştüğü yeri yakıyor, göründüğü kadarıyla. Ben “Terörist cenazesine ağlamayan insan değildir.” diyen mantığı koruyan, kendi şehitlerinin acısını paylaşmak üzere cenaze törenlerine gitmeyi engelleyen iktidar partisini şiddetle protesto ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

52.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, bu vahim tablo karşısında Meclisin iki günlük çalışmasının elzem olmadığını düşündüğüne ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

3 Kasım 2002’de sıfır terörle alınan Türkiye, bugün, ne yazık ki her gün her eve ateş düşen bir Türkiye hâline geldi. Artık genç fidanlarımızın, bu çocuklarımızın DNA testleriyle kimliklerini tespit ediyoruz. O kadar vahim bir tabloyla karşı karşıyayız.

Ben de 17 şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum. Geride kalan yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı diliyorum. İnşallah bu son olur diyorum.

Bugün yapmış olduğumuz ve yarın yapacağımız çalışmaların da bu kadar vahim bir tablo karşısında elzem olmadığını düşünüyorum ve kararınızı yeniden değerlendirmenizi istiyorum.

Milletvekillerinin deminden beri yaptığı konuşmaların fazla bir önem arz etmediğini düşünüyorum. Sayın Başbakana bir daha sorarsanız, belki Meclis çalışmalarına son verdirir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Türkoğlu…

53.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, bütün milletvekillerin şehitlerin cenaze törenlerine katılmasını sağlamanın bu Meclisin millî görevi olduğuna ilişkin açıklaması

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Anadolu’da, insanlar doğum yaptığında gitmeyebilirsiniz, sözlerine gitmeyebilirsiniz, nişanlarına gitmeyebilirsiniz, düğünlerine gitmeyebilirsiniz ama cenazelerine gitmediğiniz gün, sizi affetmezler.

Terör kurbanları, bir siyasetin neticesinde ortaya çıkmış kurbanlardır. Bu Meclisteki bütün vekillerin bu törenlere esenlik içerisinde katılmasını sağlamak bu Meclisin millî görevidir. Cenazelere günübirlik gidip gelmekten bahseden arkadaşlarımız, herhâlde Türkiye coğrafyasını bilmiyorlar ya da insan hayatını bu kadar riske atmanın hiç gereği olmadığını anlayamıyorlar.

Geçenlerde, gizli tanıklık yapmış olan bir terörist diyordu ki: “Askere gideceğim.” Gazetecinin birisi de manşet atmış “Askerler seni bekliyor.” diye. Ben de diyorum ki: “Bu şehitlerin bu kadar hatırını saymayanları, ahirette şehitler bekliyor.”

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Korkmaz…

54.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın kamu misafirhaneleriyle ilgili ileri sürdüğü iddianın araştırılması ve gerçeğin ortaya konulması gerektiğine ilişkin açıklaması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Evet, biraz önce Sayın Mahmut Tanal bir iddiada bulundu. Kamu misafirhanelerinde öksüz, yetimin hakkını yiyerek üç dönemdir kaldıkları misafirhanelere üç günlük para ödedikleri gibi bir iddiada bulundu. Gerçekten, bu iddianın ortaya konulması lazım. Bir milletvekili olarak bundan son derece rahatsızlık duyuyorum ve bu gerçeği öğrenmek istiyorum.

Kimdir bu utanmazlar? Ve bu işi yapanlar “Büyükşehir belediyesini niye getiriyorsunuz?” sorusuna, “Efendim, kamu kaynakları israf oluyor. O yüzden biz bu büyükşehir yasasını getiriyoruz.” diye iddia edenler ise doğrusu bunu da vatandaşın öğrenmesini istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özgündüz…

55.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, iktidar partisi milletvekillerine kula kulluktan kurtulup Allah’a kulluk etmeleri çağrısında bulunduğuna ilişkin açıklaması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Ben özellikle iktidar grubundaki arkadaşlara bir şey söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, arada bir görüyorum, aşağıda namaz kılıyorsunuz. Her namazda Fatiha Suresi okunur, zorunludur. Fatiha Suresi’nin 5’inci ayetinde “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn” diyorsunuz. “Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dilerim.” Ya, Allah’a verdiğiniz bu sözü tutun, kula kulluktan kurtulun da Allah’a kulluk edin diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ne alakası var?

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Sen Allah’tan korkmuyor olabilirsin, biz korkuyoruz ya! Lafını doğru söyleyeceksin ya!

BAŞKAN - Sayın Gülpınar…

56.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar’ın, MHP Grubunun Meclis kapalıyken Meclisi toplamanın teröre taviz vermek olduğu düşüncesi ile şu anki düşüncesini tutarlılık anlamında milletin vicdanına bıraktığına ilişkin açıklaması

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – Evet, Sayın Başkanım…

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Bizde kula kulluk çıkmaz. Kendine gel!

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – …ben de şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Dinle uğraşma bari ya! Bizim dinimizle, inançlarımızla uğraşma bari adam!

BAŞKAN – Evet, Sayın Gülpınar, devam edin lütfen.

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım, konuşmaya çalışıyorum ama…

BAŞKAN – Tutanaklara geçiyor Sayın Gülpınar. Lütfen…

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Sen bizim dinimizle ne uğraşıyorsun? Sen kendine bak!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Konuşma, otur yerine!

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Her namazda değil, her rekâtta Fatiha okuyoruz. Sadece Allah’a kulluk ederiz biz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sakal bırakmakla Müslüman olunmaz! Namaz kılmakla olunmaz!

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Sen bizim inancımızı…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Namazını düzgün kıl! Kıldığınız namaz…

BAŞKAN – Sayın Gülpınar, lütfen konuşun.

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Zorunuza mı gitti? Ne oldu, bir yerine mi battı, bir yerinize mi battı?

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Git be!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Zorunuza mı gitti? Terbiyesiz herif.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Allah’tan kork! Allah buradadır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Siz de Allah’tan korksanız zaten bu hâle gelmezsiniz.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Git, işine bak sen!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Oturun yerinize, terbiyesizler.

BAŞKAN – Sayın Gülpınar, buyurun.

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım, ben de şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Yazın, biliyorsunuz bu terör olayları çok şiddetli bir şekilde yaşandı, yine çok sayıda, miktarda şehidimiz oldu. Ben “Meclis kapalıyken Meclisi toplamak teröre taviz vermek olur.” diye düşünen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Gülpınar, bekleyin.

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – Evet, “Yazın Meclis kapalıyken Meclisi toplamak teröre taviz vermektir.” diye düşüncesini ifade eden sevgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun şu anda da “Meclis açıkken Meclisi kapatmak ne anlama gelir?” ifadesini… Ben bunu tutarlılık anlamında milletin vicdanına bırakıyorum, arkadaşlar… (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Bunda bir mantık yok ki ne tutarlılığından bahsediyorsun be! Aynı şey mi? Senin mantığında sorun var. Alakası yok, hiç alakası yok. Aynı şeyi siz söylemediniz mi?

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm geçici 1’inci ve 2’nci maddeler dâhil 21 ila 37’nci maddeleri kapsamaktadır.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kendi ağzından çıkanı kulağın duymuyor herhâlde! Ne dedi Başbakan? Sen ne konuştuğunu biliyor musun?

MEHMET KASIM GÜLPINAR (Şanlıurfa) – Ben biliyorum, çok iyi biliyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yazıklar olsun!

BAŞKAN - İkinci bölüm üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Birgül Ayman Güler, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Güler. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şehitlerimizle beraber olmak üzere çalışmalara ara vermek en doğrusu olurdu. Neden acele ettiklerini bir türlü anlamadığımız İktidar milletvekillerinin bu konudaki ısrarları…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Onlar kırk dakika arayı verdi, şimdi. Oylamaya kadar hepsi giderler, hiç merak etmeyin.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) – Öyle görünüyor, evet.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Evet, Mecliste çalışmak isteyen arkadaşlar, dışarıda ne işiniz var?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hocam, az bekleyin, çıkanlar çıksın, ondan sonra konuşun.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) – Bu tasarıyla ilgili olarak İktidarın neden acele ettiğine ilişkin bir fikrimiz vardı, demiştik ki: “Yerel seçimleri erkene almak istiyorlar, o yüzden bizi bu kadar sıkıştırdılar.” Sonra, yerel seçim için oylama 360’da kaldı, yerel seçim erkene alınamadı. O zaman “İyi, çalışma ve düşünme fırsatımız var.” demiştik ama çok ilginç bir durum ortaya çıktı. Şimdi, açıklayabildiğimiz, anlamlı bulabildiğimiz bir gerekçe yokken, “Şehit cenazelerine katılmak daha uygun olmaz mı?” dememize karşın, iktidar partisi, pazar günü, yani normal çalışma saatleri dışında olmamıza karşın, hiçbir öneriyi dinlemiyor ve çalışmaları sürdürmekte inat ediyor.

Bu tasarıda neden acele ediyorsunuz? Ben, gerçekten, samimi olarak bu soruya cevap istiyorum. İki şey olabilir: MHP Grubunun dediği gibi, Oslo’da verilmiş bir söz olabilir. Eğer öyleyse, onu duymak isteriz. Bir başka şey olabilir: Halkın bu tasarıda ne dendiğini anlamasını istemiyor olabilirsiniz. Zaman halka tasarıyı anlatmak için bize imkân verecek. Nasıl gizlenerek gelmişse şimdiye kadar, bundan sonra da gizlenerek çıksın istiyor olabilirsiniz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – İkisi de doğru, ikisi de doğru.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) – Ama bunlar bizim söylediklerimiz. Bu acele neden? Sizin grubunuzdan gerçekten bir açıklama duymayı çok arzu ederiz.

Değerli milletvekilleri, ikinci bölümünü görüşeceğimiz bu tasarı, öncelikle mülki sınırları belediye sınırı yapan bir tasarı, pergelli büyükşehri terk edip mülki sınırlı büyükşehri Türkiye'nin gündemine getiren bir tasarı, bunu -defalarca söyledik- Anayasa’ya aykırı bir şekilde yapan bir tasarı çünkü Anayasa “Mahallî idareler” maddesinde der ki: “Özel yönetim biçimi ancak büyük yerleşim merkezlerinde olabilir.” Oysa siz özel yönetim biçimi olarak büyükşehir belediyesini illerde kuruyorsunuz. İl, büyüklü küçüklü çok sayıda yerleşim merkezi demektir; büyük yerleşim merkezi demek değildir. Bu nedenle mülkili büyükşehir modeli Anayasa Mahkemesince -en ufak bir şüphem yok- iptal edilecektir.

İkinci olarak, bize yapılan açıklamalarda, “Neden mülkili büyükşehir, pergelli değil de?” dediğimizde dediniz ki: “Geniş ölçek iyidir kardeşim. Köyler işlerini göremiyorlar, beldeler işlerini göremiyorlar; şu ölçeği bir genişletelim de köylüsüne, şehirlisine aynı hizmeti verelim.” Olabilir, bu gerçekten tartışılabilir ama “ölçek” dediğiniz şeyin bir türdeşliği vardır. Bir ölçek belirlemişseniz o ölçeğin içine attığınız her örneğin bir ortak özelliği olmalı. Bizim görüşümüz şu ki: Ortak özellik yok. Ben iktidardan, iktidar milletvekili arkadaşlarımdan bunu açıklamalarını rica ediyorum. Kocaeli ili 3.635 kilometrekare, 1 milyon 600 bin nüfuslu; Mersin ili bunun 4 katı, 15.737 kilometrekare, yine 1 milyon 600 bin nüfuslu; Konya, Kocaeli’nin 10 katı, 40.824 kilometrekare ve yalnızca 2 milyon nüfuslu. Ortak ölçü ne? Nüfus ölçüsünü mü aldınız? Nüfusu da tutsam olmuyor, metrekare, kilometrekareyi alsam da değerli arkadaşlarım. Bu geniş, acayip geniş ölçeğin 3 binden 40 bin kilometrekareye doğru bir genişlik oluşturduğu görülüyor. Şimdi, ölçek eğer bir ortak, türdeş yapı göstermiyorsa bir sorun var. Neden yalnızca bir ölçü ilin nüfusu 750 binden fazla ise büyükşehir olacak? Tek ölçümüz bu. Bir çalışma var mı diye sordum, İçişleri Komisyonunda sordum, burada tekrar soruyorum: Neden mülki büyükşehri 750 bin nüfus eşiğinde kurdunuz? Bunun bir araştırması olmalı, araştırmasının olmadığı bilgisini aldım. “750 bine kim hükmetti?” sorusunun cevabını gerçekten alamadım, almayı ve nasıl bir mantıkla bu mesele üzerinde sonuca varılmış, bunu görmeyi bütün grubumuz olarak çok arzu ederiz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Padişahımız böyle istedi! Sultanımız böyle buyurdu!

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) - Dendi ki: “Kocaeli’de, İstanbul’da var kardeşim. Orada yaptık, bak, memleket ne federalleşti ne de kötü işler oldu. Şimdi, o iki yerde yaptığımızı başka yerlerde yapıyoruz.”

Değerli arkadaşlarım, biraz önce verdiğim kilometrekare ve nüfus meselesini bir kere daha tekrarlamayacağım. Metropolitan Marmara Bölgesi’nin iç içe geçmiş İstanbul ve Kocaeli’sini memleketin tarımsal illeri olan Şanlıurfa ve Konya’sıyla kıyaslayamazsınız, aynı modeli oralarda başarılı olacak diye uygulayamazsınız. TÜPRAŞ’la karşınıza Kocaeli çıkar, İstanbul da dünya kenti diye çıkar. Şanlıurfa ve Konya’yı onlardaki modelle yönetebileceğinizi sanmak akıl işi değil.

Öte yandan, mülki büyükşehir belediyesini kuruyorsunuz ve hep bir soruyu sorduk, onun asla açıklaması gelmedi, “Bence öyle değildir.” cevabını aldık. “Bu, Türkiye’nin idari yapısını değiştiriyor, üniter devlet yapısına aykırıdır. Bu, Türkiye'yi idari federalizme sürükler.” dedik. Çok basit olarak söyleyeceğim, niye sürükler? Başkanlık sistemi yani şimdi AKP’nin “Anayasa’da istiyorum.” dediği şey, çok basit bir temel gerektirir: Devlet tüzel kişiliği olmasın. O yüzden de bizde bugün bakanlıkların tüzel kişiliği yoktur mesela, bizde valiliklerin, kaymakamlıkların tüzel kişiliği yoktur mesela; bunların hepsi devlet tüzel kişiliğidir. Vali, kaymakamlık tüzel kişiliği olmadığı için bizde il ve ilçenin de tüzel kişiliği yoktur. Siz, il ve ilçeye mülkili büyükşehri getirince tüzel kişilik verdiniz. Dolayısıyla, bizim mülki sistemimiz kendi tüzel kişiliğine sahip kılınırsa o sistemin adı “idari federalizm” olur.

Bir sorum var: AKP idari federalizmi hedefliyor mu, hedeflemiyor mu? Hedeflemiyorsa uyarımızı dikkate alın, rica ediyorum çünkü bilimsel bilgi bize bu dönüşümün idari federalist bir yapı kurduğunu gösteriyor. Bunu tartışmanıza açıyorum, birdenbire redde vardırmaya gerek yok. Çok karmaşık olduğunu, çok tartıştığımızı biliyorum yani yalnızca sizinle değil, biz kendi içimizde de tartışıyoruz, başkalarıyla da tartışıyoruz ama bu saptamamızı dikkate almanızı rica ediyorum.

Pergelli büyükşehir terk ediliyor, mülki büyükşehre geçiliyor. O kadar temel bir değişiklik yapılıyor ki, il özel idareleri kaldırılıp yirmi dokuz ilde mülki sistem boşluğa düşüyor. O yüzden yatırım izleme koordinasyon başkanlığı kuruyorsunuz. Bakın, bunu da çok tartışıyoruz. Bir kısım arkadaşımız diyor ki: “Merkezîleştiriyor sistemi.” Bana sorarsanız, il genel idaresinin altını boşaltıyor. Alternatif bir il genel yönetimi kuruyor âdeta. Ve ne daha önemlisi? Değişikliği 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nda değil de -olacak iş değil değerli arkadaşlarım- İçişleri Bakanlığı kuruluş kanununda yapıyor. İl genel idaresini değiştiriyorsunuz; ister güçlendiriyorum deyin, ister zayıflatıyor, önemli değil. İl genel idaresini, 5442’de değişiklik yaparak değiştirebilirsiniz, İçişleri Bakanlığı kurucu kanununda değiştirmek ne demek?

Değerli arkadaşlarım, ikinci bölüm olarak konuştuğumuz bu tasarıyı, en baştan söylediğimiz gibi, geri çekiniz.

Saygılar sunarım.(CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye Milletvekili.

MHP GRUBU ADINA HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri, Siirt Pervari’de hayatını kaybeden şehitlerimize Cenabı Allah’tan rahmet dileyerek sözlerime başlıyorum.

338 sıra sayılı Tasarının ikinci bölümü üzerine, Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz edeceğim.

Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı, sizlere ve kamuoyuna takdim edildiği gibi yeni yerel yönetimlerin kurulması ya da idari sınır değişikliğine ilişkin basit bir yasa tasarısı değildir. Önümüzdeki yasa tasarısı, bir yandan demokrasinin yerel düzeyde tabana yayılması ve yerel yönetimlerin evrensel demokratik kriterlere kavuşturulması, diğer yandan kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde vatandaşa ulaştırılması bağlamında taşıdığı sorunlar ve marazlar bakımından mutlaka tartışılması gereken önemli bir yasa tasarısıdır. Bundan daha önemli bir boyutu ise tasarının Türkiye’nin millî güvenliği, milletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü bağlamında, maddeleri arasında maharetle gizlenen millî risk ve tehditlerdir.

Yerel yönetimler, demokrasinin temel yapı maddeleri, âdeta demokratik toplumun siyasal hücreleridir. Bu bağlamda, yerel yönetimler halkın kendi yararları doğrultusunda alınacak kararlar sürecinde gündemi belirleyebilmesini, kararlara katılabilmesini ve yönetenlerden hesap sorabilmesini, halk denetimini mümkün kılan, kısaca, yönetenlerin yönetime etkin siyasal katılımını mümkün kılan en hayati demokratik kurumlardır. Demokratik toplumda yerel yönetimlerin merkezî idareye göre yönetilenlere coğrafi yakınlığı ve kapsam itibarıyla daha küçük ve daha sınırlı sayıda yönetilene hizmet sunması nedeniyle bir yandan halkın demokratik kültürünün gelişimine katkı sağlarken, diğer yandan halkın yönetime katılımını daha gerçekçi ve daha etkin hâle getirmekte ve “demokrasi” kavramıyla basitçe ifade edilen halkın kendi kendisini yönetme idealini optimum ölçekte realize etmektedir.

“Hizmetlerin, vatandaşa en yakın kamu idareleri tarafından görülmesi” ilkesi, ancak yerel yönetimler aracılığıyla hayata geçirilebilmektedir. Bu nedenle, merkezî idare, yerel yönetimlerle ilgili alacağı genel ve sisteme ilişkin kararlarda, hem “yerel demokrasi” hem de “hizmetin yerelleşmesi” ilkelerini göz önüne almak durumundadır. Bu husus, aynı zamanda, Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın da bir gereğidir.

Büyükşehir sınırlarının il sınırını kapsayacak şekilde genişletilmesi, her iki ilke açısından da hastalıklı bir durum ortaya çıkarmaktadır. AKP, 2002 yılında iktidara gelirken iki kavramı diline pelesenk etmişti: Bunlar “demokratikleşme” ve “yönetişim” kavramlarıydı. Üzerinde görüşmeler yaptığımız tasarı, her iki kavram bağlamında, AKP’yi 2002’den bile geriye götüren bir tasarıdır. AKP, her netameli alanda olduğu gibi yerel demokrasi, siyasal hürriyetler ve yönetime katılma alanında da geri vitese takmış durumdadır. Çünkü yerel demokrasinin ve yönetime katılmanın en önemli kriteri, yönetim biriminin olabildiğince vatandaşa yakın olması ve vatandaşların da bu yönetim biriminin karar mekanizmalarına dâhil edilmesi, hesap sorabilmesidir. Hükûmet, bu birimleri vatandaşa daha da yakınlaştıracağı yerde, aksine uzaklaştırmaktadır. Vatandaşın elini uzattığında ulaşabileceği, bağırdığında sesini duyurabileceği belediye yönetimlerini kaldırıp yerine devasa, kilometrelerce uzakta yeni birimler oluşturmaktadır.

Bir belde halkının, bu dev boyutlu idarelerin karar organlarının seçimine veya alınacak kararlara katılamayacağı, yönetilenlerden hesap soramayacağı, bu idarelerin belde yönetimleri kadar şeffaf olamayacağı açıkça ortadadır.

Hani demokrasiyi tabana yayacaktınız, hani vatandaşla yönetişecektiniz, hani birlikte yönetecektiniz? Ne oldu da demokrasiden, yerelleşmeden vazgeçtiniz?

Binlerce belediye başkanımız, akşam yatağına yatarken belediye başkanı olarak uyuyacak, sabah mahalle muhtarı olarak uyanacak, belki muhtar bile olamayacak. Vatandaşın hâli belediye başkanlarından daha vahim olacak. Evine su bağlatmak isteyen vatandaş, sabah yoldan geçen muhtarı ya da belediye başkanını çevirip talebini söyleyebilirken, bu yasa çıktığında, talebini büyükşehirdeki memurlara anlatana kadar kilometrelerce yol gidecek, günlerce tanıdık birilerini bulmak için uğraşacak; üstüne üstlük, belediyenin şerefiyelerine, asfalt katkı paylarına, çöp vergilerine muhatap kalacak.

Hatay’ın Erzin Gökdere köyünden Dörtyol’un Çat köyündeki bir vatandaşın evine su getirmek için, Antakya merkezde kurulacak büyükşehir belediyesine dilekçe verebilmek için tam 150 kilometre yol gitmek zorunda kalacağını dikkatlerinize sunuyorum. Köydeki bakkalına ruhsat almak için büyükşehirde işini takip edecek ahbap çavuşlar arayacak. Bu mudur sizin yerelleşme anlayışınız, bu mudur sizin insana saygınız? Siz, halka hizmet yerine zulüm öneriyorsunuz. AKP, bu tasarıyla yerel demokrasiyi katletmeye, taammüden cinayete hazırlanmaktadır. Dolayısıyla, bu tasarı, bir cinayet aletidir.

Bu tasarı, yerel yönetimlerin merkezîleştirilmesi yanında bir diğer yanıyla, AKP Hükûmetinin 2005 yılında örtülü, 2009 yılında aleni ve resmî olarak yürüttüğü yıkım projesinin yeni bir aşamasıdır. AKP, bir taşla iki kuş vurmanın peşindedir. Bir yandan muhalif belde belediyelerinin işini bitirirken, diğer yandan PKK’nın taleplerini karşılamaya çalışmaktadır. Bu gerçeği, İmralı canisinin “Demokratik özerkliğin devletle, sınırlarla bir problemi olmaz. Bir çeşit, yerelin kendini devlet içinde ifade etmesi anlamına gelir.” sözlerinde ve İmralı’da hazırladığı yol haritasında, 2/12/2007 tarihinde KCK Yürütme Konseyi ve KONGRA-GEL Başkanlık Divanının silahların bırakılması ve Kürt sorununun çözümü için yayınladığı yedi maddelik deklarasyonda, KCK iddianamesinde, Demokratik Toplum Kongresi’nin ilan ettiği Demokratik Özerklik Bildirisi’nde ve PKK ile AKP arasında yapılan Oslo protokolünde açıkça görmek mümkündür.

PKK’nın AKP Hükûmetine dayattığı çözüm önerilerinin 6’ncı maddesinde, yerel yönetim yasalarının değişmesi ve sözde Kürdistan coğrafyasında, yerel yönetimlerin merkezî yönetim yetkileriyle donatılması istenmektedir. PKK’nın siyasi uzantılarının 2009 yerel seçimleri sonrasında yaptıkları “Sandıkla, bölgenin siyasi haritası çizilmiştir.” sözleri ve arkasından ilan edilen demokratik özerlik açıklaması, daha o günden, böyle bir tasarının önümüze geleceğini müjdelemişti. PKK’nın dün sandıkla çizdiğini iddia ettiği sınırlar, bugün siyasal iktidarın eliyle belirgin ve yasal hâle getirilmeye çalışılmaktadır. AKP Hükûmeti, Oslo müzakerelerinde terörist elebaşlarıyla vardıkları anlaşmanın gereğini yerine getirmektedir. Çünkü bu tasarı, bir yerel yönetim yasa tasarısı değil, ülkenin belli bir etnocoğrafyasında yarı otonom, bölgesel idari bir oluşumu gerçekleştirmeyi amaçlayan bir tasarıdır. Ancak hiç kimse, bu talebin PKK’nın nihai çözümü olduğu düşüncesine kapılmasın. Bu sadece stratejik ve taktiksel bir mevzi kazanımı, sözde bağımsız Kürdistan’a giden yolda bir ara hedeftir. Aksini iddia edenler, Hollanda ve Belçika devletlerinin toprak büyüklüğüne denk, İstanbul’un 7,5 katı, Kocaeli’nin ise yaklaşık 9 katı büyüklüğünde bir büyükşehir belediyesinin neden kurulduğunu bu millete izah etmek zorundadır.

Büyükşehir belediyelerinin sınırlarının il mülki sınırlarına kadar genişletilmesine ilişkin bu düzenlemenin etnik, coğrafi ve kültürel sınırlar çizmesi yanında, bu sınırlar içerisinde özel idareleri kaldırmanın, merkezî idare ve Türkiye Cumhuriyeti’ni taşrada temsil eden valileri yetkisizleştirmenin de ciddi sonuçları olacaktır.

Hükûmet, bu tasarı ile Türkiye topraklarının bir bölümü üzerinde Türkiye Cumhuriyeti devleti merkezî yönetimine paralel otonom bölge yönetimlerine zemin hazırlamaktadır, millî egemenlik ve devletin hükümranlık alanı dışında etnisiteye dayalı yeni egemenlik ve hükümranlık alanları yaratılmaktadır.

Başbakanın sekiz yılda “siyasi çözüm”, “Kürt sorunu benim sorunumdur.” söylemiyle milletimiz üzerinde yaratmaya çalıştığı etnik ayrışma, bugün coğrafi ve siyasi ayırma çabalarına dönüşmüştür. Aslında bu çabalar AKP için beklenmeyen bir durum değildir. Bu çabalar, aslında AKP’nin siyasi mirasını devraldığını iddia ettiği Turgut Özal hükûmetlerinin “Federasyonu tartışmalıyız, bir koyup üç alacağız.” söylemleriyle başlamıştır. Türkiye'nin otuz yıldır muhatap olduğu terör belası sürecinin yaklaşık yirmi beş yılı, bugün AKP zihniyetinin iktidar olduğu hükûmetlerle geçmiştir. Otuz yıl önce terör sorununu çözmekle görevli ve yetkili olan iktidar, bugün de işbaşındadır ve terör sorunu hâlâ devam etmektedir. O gün Özal Hükûmetinde bakan olanlar bugün on yıllık AKP İktidarında da bakanlık yapmış, AKP’nin üst kademelerinde görev yapmıştır, hâlen de yapmaya devam etmektedir.

Bu nedenle, AKP İktidarının ikide bir milletin önüne getirdiği “Bu sorun bizim iktidarımız döneminde çıkmamıştır, otuz yıldır çözülemedi, biz hemen nasıl çözelim?” mazeretinin artık kıymetiharbiyesi kalmamıştır. Başbakanın fikrî murislerinden devraldığı zihniyetin gerisinde var olan farklı egemenlik alanları, siyasal söylemlerine de yansımaktadır. Kendi tanımıyla, Fırat’ın batısında nutuk irat eylerken Türkçü gömleğini giyerek “Ya sev ya terk et; Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır.” Demektedir; Fırat’ın doğusuna geçtiği zaman Kürtçü gömleğini giyerek “Kürt sorunu benim sorunumdur.” deyip Türk milletini otuz yedi etnik gruba ayırmaktadır.

Her nabza ayrı şerbet veren Hükûmet ve onun başı, milletimizi bu tasarıyla da aldatmaktadır. Bu ihanet tasarısı da o aldatmalardan biridir ve hemen geri çekilmelidir. Milletin hayrına olan budur.

Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şahsı adına söz isteyen Mehmet Ersoy, Sinop Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkanım, değerli milletvekillerimiz; ben de Siirt’teki elim kazada kaybettiğimiz aslanlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet, bütün milletimize başsağlığı dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı önümüze geldiğinden bu tarafa günlerdir, yüzlerce saattir üzerinde çok tartıştığımız konular var. Tabii, bu beş dakikalık bir sürede bunların birçoğuna cevap verme şansımız da yok. İnşallah, tartışmalar devam ediyorken sırası geldiğinde söz alarak bunları da gidermeye çalışabiliriz.

Ancak burada üzerinde en çok tartışılan bir konuyu, ömrünü mülki idare amiri olarak harcamış bir kardeşiniz olarak açıklığa kavuşturmak istiyorum.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Harcamışsın!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Bizim bugün bu tasarıyla yaptığımız en temel şeylerden bir tanesi ne? İl özel idarelerinin kapatılması. İl özel idareleri ne iş yapar arkadaşlar? İl özel idarelerinin iki temel fonksiyonu vardır: Bunlardan bir tanesi, il özel idareleri, belediye hudutları dışında kalan yerleşim birimlerinde tıpkı belediyelerimiz gibi o halkın mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak için yerel hizmetleri sunarlar ve organları, il genel meclisi seçimle gelir. Başındaki vali atanmıştır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – İnandığını söyle Mehmet Bey, inandığını söyle.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Encümeni de yine atanmışların çoğunlukta olduğu bir yapıdan oluşur. Şimdi, il özel idarelerinin bu bütçesini il genel meclisi yapar. İkinci yaptığı iş il özel idarelerinin, genel idarenin o il sınırları içinde, belediye sınırları dâhil-hariç bütün il sınırları içinde genel idarenin yapacağı yatırımlara aracılık etmektir. Bu yatırımların da valilik teklifini yapar, ilgili bakanlıklar ödeneğini gönderirler ve il özel idaresi bu hizmetlerin yapılmasına aracılık eder.

Sonuç itibarıyla şunu söylemeye çalışıyorum: Valilerin aslında il özel idarelerinde yaptıkları bir bütçeleri yoktur, valilerin aslında kendi takdirlerinde hizmet için kullanabildikleri tek bir kuruşları yoktur. Ayrıca, yine yetkilerini kaybettiğini söylediğimiz kaymakamların da kendi ilçelerinde tek bir kuruşluk bütçeleri yoktur. Ya ne yaparlar?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Köylere hizmet götürme birliklerini unutma.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Köylere hizmet götürme birliğine genel idareden, maliyeden ödenek gönderilirse harcanır, gönderilmezse harcanmaz. Öz gelirleri var mıdır, tüzel kişilikleri var mıdır ayrıca il özel idaresinin temsili olarak? Hayır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Başka nasıl olacak?

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Başka ne olacak?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Şimdi, il özel idareleri bu hizmetlerini… Biz bu düzenlemeyle ne yapıyoruz? İki şey yapıyoruz. Bir: İl özel idarelerinin belediye hudutları dışında yaşayan insanların mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmetlerini belediyelere devrediyoruz sadece; çok basit arkadaşlar, başka hiçbir niyetimiz yok. Aynı mahiyetteki hizmetler, seçilmiş bir merci tarafından yürütülsün; belediye hudutları içindeki yolu bir merci, belediye hudutları dışındaki yolu başka bir merci yapmasın.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – İl genel meclisleri seçilmiş değil mi?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Hepsini, kaynaklarımızı, imkânlarımızı ve akıllarımızı birleştirerek tek bir merci tarafından sunalım diyoruz. Bizim niyetimiz bu kadar basit, bu kadar açık, bu kadar yalın.

İkincisi: Değerli arkadaşlar, bu ülkenin üniter yapısının esas temelini, 5442 sayılı Yasa’dan aldıkları yetkiyle vali ve kaymakamlar temsil ederler. Bu düzenlemeyle vali ve kaymakamların 5442 sayılı Yasa’dan aldıkları yetkilerin hiçbirinde bir düzenleme yapılmamıştır ki.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – O yetkiyi nerede kullanacaklar Sayın Ersoy?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Öyleyse valiler, bugün, hâlâ Hükûmetin de, Cumhurbaşkanının da, devletin de temsilcisi olma sıfatlarını devam ettirmektedirler. Bayrağı da bu hâliyle dalgalandırmak…

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Büyükşehirlerde kaymakamlık yaptın, yapma Allah aşkına!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Başka bir şey daha söyleyeceğim, sürem çok kısa.

Değerli arkadaşlar, AK PARTİ yola çıkarken bir şey söyledi. Hepimiz buna inandığımız için buradayız. “Tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek millet.” dedik.

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Adı ne, adı?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Hangi millet, hangi?

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Milletin adını söyle.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Bu söylemimize aykırı olabilecek hiçbir çağrışıma bu grup asla izin vermeyecektir. Siz zannediyor musunuz ki bugün otuz yıldır o bölgede mücadele eden, terörün her türlü acısını çekmiş, terörün her türlü vahşetine muhatap olmuş oradaki kardeşlerimizi, devletinin yanında bunca yıldır mücadele etmiş kardeşlerimizi sahipsiz bir şekilde…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Diyarbakır Valisini bir arayıver bir arayıver Diyarbakır Valisini.

MEHMET ERSOY (Devamla) –…korumasız bir şekilde terörün zalim yüzünden beslenen siyaset anlayışına teslim edeceğiz? Böyle bir şeye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ERSOY (Devamla) –…ne niyetimiz olabilir, ne bu grup böyle bir şeyi düşünebilir.

Süre olsa da cevap versem keşke. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Kaybettik oraları zaten Mehmet Bey, sayenizde kaybettik.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sen de inanmıyorsun da hadi zaman kurtardı seni, kurtuldun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Diyarbakır Belediye Başkanına bir şey diyebildin mi Mehmet Bey?

BAŞKAN – Başka söz talebi yok.

Bölüm üzerinde on beş dakika süreyle soru…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben söz istiyorum. Kişisel söz, kişisel.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Genç. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediye Yasa Tasarı ve Teklifi üzerinde, ikinci bölüm üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün hakikaten Türkiye’de bütün milletin içine ateş düşmüş, 17 tane askerimiz şehit. Şimdi, bu 17 şehit bir trafik kazasından, bir helikopter kazasından meydana gelmiş ve bu kaza sonucunda başka bir ülkede olsa o ülkede yas ilân edilir. Ama şimdi Tayyip Erdoğan’ın çocuğu ölseydi veya sizin birinizin çocuğu ölseydi bu yine yas ilân edilirdi. Fakat kardeşim, bu ne utanmazlık, Bu ne duyarsızlık? Yani, bu kadar büyük bir acının olduğu bir yerde hiçbir sebep yokken “Biz bunu kanunu çıkacağız…” Yahu, bu kanunun acelesi ne?

Şimdi, biraz önce Başkana sordum: “Topladın bu grupları, e niye cevap vermedin?” “Efendim, AKP Grubundan bir ses çıkmadı.” dedi. Şimdi, AKP Grubuna bakıyoruz; Bakanda kişilik yok, Grup Başkan Vekilinde kişilik yok, Komisyon Başkanında kişilik yok.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen şu sözlerinize dikkat edin. Sayın Genç…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne biçim konuşuyorsun, kişiliksiz sensin! Ayıptır ya, ne biçim insansın sen!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, bu Tayyip yarına ölürse siz dağılacak mısınız?

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu, kişilik varsa karar ver.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne biçim konuşuyorsun!

BAŞKAN – Yakışıyor mu, Meclis kürsüsüne yakışıyor mu Sayın Genç?

KAMER GENÇ (Devamla) – Kişilik varsa karar ver.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne biçim konuşuyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ver, karar ver.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne biçim konuşuyorsun! Böyle konuşulur mu?

BAŞKAN – Kendinize yakıştırıyorsunuz da Meclis kürsüsüne yakışıyor mu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Meclise yakışmıyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla) – Kişilik varsa karar ver. Kişilik varsa karar ver.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle konuşamaz Sayın Başkan, böyle konuşamaz!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani, arkadaşlar, yani bir memlekette bir grup karar veremiyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Aynen, iade ediyoruz sana. İki katıyla iade ediyoruz, bin katıyla iade ediyoruz!

BAŞKAN – Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) – Komisyon Başkanı karar vermiyor.

BAŞKAN – Lütfen, temiz bir dille konuşun Sayın Genç, uyarıyorum sizi.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakan karar vermiyor. E, kim karar verecek? Tayyip karar verecek. E, Tayyip yarına öldü, dağılacak mısınız? Yahu, Tayyip yarın öldü, arkadaşlar, ne olacak bu işin hâli?

CEVDET ERDÖL (Ankara) – Sizin ruh sağlığınızdan şüphem var.

KAMER GENÇ (Devamla) – O zaman, yani siz, böyle bir… Yani, arkadaşlar, parya statüsünde olmamak lazım; özgürce, bağımsızca karar vermek lazım.

CEVDET ERDÖL (Ankara) – Sizin ruh sağlığınız bozuk.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, böyle bir şeyde, memleketin en ciddi bir konusunda, bir millî yas ilan edilmesi gereken bir konuda nasıl oluyor da ondan sonra bu Parlamento böyle… Birisi, efendim Tayyip şeylere, kayıplara karışmış, ulaşılmıyor, ondan sonra böyle… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi, arkadaşlar, bakın, kaç gündür biz bu kanunu müzakere ediyoruz. Tayyip Erdoğan nerede?

AHMET YENİ (Samsun) – Sana ne!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sana ne!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben sorarım.

AHMET YENİ (Samsun) – Sana ne!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Diyarbakır’da şimdi, cenazede.

KAMER GENÇ (Devamla) – Benim verdiğim vergiyle karısını, çocuklarını toplamış gitmiş, en lüks saraylarda yaşıyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Sana ne!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu saraylarda yaşıyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Seni ne ilgilendirir!

KAMER GENÇ (Devamla) – Dün burada Atatürk’ün ölümünün yıl dönümü vardı. Atatürk bu…

AHMET YENİ (Samsun) – Sana ne!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bana ne… Beni ilgilendirir. Onu çek…

AHMET YENİ (Samsun) – Kimsin sen?

KAMER GENÇ (Devamla) – O Başbakanlıktan istifa etsin, beni hiç ilgilendirmez.

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi oradan be!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ondan sonra, bu devletin kurucusu Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde, bugüne kadar, bu devletin kurucusunun anma gününde başta Meclis Başkanı çıkardı kürsüye. Sırf Cemil Çiçek Tayyip’in şeyinden korktuğu için kürsüye çıkmıyor. Tayyip nerede? Saraylarda keyif çatıyor.

AHMET YENİ (Samsun) – İstismar edemezsin!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayıp!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben soruyorum, orada, o 22-23 milyar dolar serveti olan bir adamı ziyarete gitmiş, bir herifi ziyarete gitmiş, bir sarayı ziyarete gitmiş; gazeteler yazıyor: Acaba oradan ne kadar hediye aldı? O hediyeler nereye gidiyor?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Var mı bir bildiğin? Varsa söyle.

KAMER GENÇ (Devamla) – O hediyeleri getirin, arkadaşlar, şu şehit ailelerine verelim. Hani, bakın, bu kadar memlekette şehit var. Tayyip gitti, Kaddafi’den insan hakları ödülünü aldı, bir de 25 bin dolar para aldı, dedi ki: “Şehit ailelerine yardım edeceğim.” Etti mi? Etti mi? Ne zaman etti bunu? Bir görelim arkadaşlar yahu!

Şimdi, onun için, maalesef, bu Meclis özellikle AKP Grubu kişilik bakımından çok ciddi bir sıkıntı çekiyor. Ya arkadaşlar, bu memlekette bir bakan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, böyle bir konuşma olamaz. Böyle bir kişi bu Meclise yakışmıyor.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya tabii ki, karar vermiyorsunuz ya!

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen, kürsüden ayrılmaya davet ediyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) – Karar vermiyorsunuz, sabahtan beri karar vermiyorsunuz.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Haysiyetsiz!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle bir şahsiyet, başka kelime kullanmak istemiyorum, bu Meclise yakışmıyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen…

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu kadar bu Meclis fuzuli olarak işgal ediliyor. Her milletvekili acısını dile getiriyor, memleketimizin her tarafında acı dile geliyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu ne biçim konuşma, ne biçim insansın sen?

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, Tayyip yokmuş diye karar veremiyoruz. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben sana soruyorum: Sen de ahlak var mı, sen de vicdan var mı, sen de insanlık var mı; sen de ne var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben de her şey var. Bende olanın sende zekâtı yok, bende olanın zekâtı yok! Sen bir defa otur yerine, otur yerine, otur!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Elinde bir belge varsa konuş, elinde bir bilgi varsa konuş! Yoksa sus.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sayın Başkan, bunu oturtacak mısınız?

BAŞKAN – Siz de İç Tüzük gereği temiz bir dille konuşun, terbiyeli konuşun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır, oturacak mısınız? Oturtun yerine, müdahale ediyor efendim.

BAŞKAN – 67’nci madde gereğince terbiyeli konuşun, temiz bir dille konuşun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Terbiyeyi senden öğrenecek değilim, senden öğrenecek değilim!

BAŞKAN – İç Tüzük gereği söylüyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sen bir defa terbiyeli konuş!

BAŞKAN – Benden öğreneceğin çok terbiye var senin.

KAMER GENÇ (Devamla) – Orada kişilik sergileyemiyorsun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – …kendi başına karar vermiyorsun, keyfî yönetiyorsun.

BAŞKAN – Öğrenecek çok şeyin var. Lütfen yerine geç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Kaç defa usul tartışması açtın, ne bilgin var? Hiçbir şey yok!

BAŞKAN – Geç yerine lütfen.

CEVDET ERDÖL (Ankara) – Sayın Başkan…

KAMER GENÇ (Devamla) – Sayın Başkan, bu Meclisi doğru düzgün yönetecek ne gücün var ne kabiliyetin var ne bilgin var? Hiçbir şey yok! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Geç yerine, geç!

KAMER GENÇ (Devamla) – Boşu boşuna bu Meclisi… Böyle bir şey olmaz ya!

BAŞKAN – Yani kompleksin Meclis Başkan Vekili olmadığın için mi? Lütfen yerinize geçiniz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Boşu boşuna zamanımı geçirdiniz.

BAŞKAN – Kesmedim ben zamanını, zamanı falan kesmedim ben.

KAMER GENÇ (Devamla) – Olur mu böyle şey? Müdahale ettiler. (CHP sıralarından alkışlar)

CEVDET ERDÖL (Ankara) – Sayın Başkanım, ben Meclisin Sağlık Komisyonu Başkanı olarak beyefendinin ruh sağlığından şüphem var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ruh sağlığı problemli olan sensin, sen! Sen evvela git kendini doktorda muayene ettir.

CEVDET ERDÖL (Ankara) – Çok sağlıklı bir ruh hâli değil.

BAŞKAN – Sayın Canikli, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; esasında öyle bir konuşmayı yapan kişiye cevap vermek gerekmez, muhatap almak da gerekmez. Cevap vermek ve muhatap almak onun olmayan değerini yükseltebilir, bu nedenle cevap vermek gerekmez.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) -  Değmez, değmez…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ama o kadar fütursuz, o kadar dengesiz bir saldırı söz konusu ki, en azından, çıkıp bu söylediklerinin tamamının iftira, tamamının yalan… Ha şunu söyleyeyim bakın değerli arkadaşlar, herhâlde, dünyada bir cümleye, bir kelimeye bu kadar fazla yalanı sığdıran başka bir insan var mıdır, iftirayı sığdıran başka bir insan var mıdır çok merak ediyorum gerçekten. (CHP sıralarından “Vardır, vardır”. sesleri)

Ve bize yaptıkları hakaret ve iftiraları katıyla, kat kat fazlasıyla kendisine iade ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, sataşmadan söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Gel.

KAMER GENÇ (Tunceli) – “Buyurun.” de, “Gel.” deme. Bak onun hitabet tarzı var İç Tüzük’ü oku da….

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – “Gel.” denmez, “Buyurun.” denir Sayın Başkan. “ Gel.” denmez, olur mu yani!

2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, biraz önce burada çıkıp da beni değersiz kabul eden, benim sözlerime cevap verilmeyecek kadar değersiz söylediğimi, yalan söylediğimi bu Nurettin söyledi.

Ben, bu Nurettin’i iyi tanırım. Ben de maliyeciyim, sen de benim yanımda çok kıdemsiz maliyecisin, tamam mı?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne alakası var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Tabii, tabii, çok alakası var, çok alakası var.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben maliye müfettişiyim, sen nesin onu söyle?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, evvela, maliyecilikte bir kural vardır, bir terbiye kuralları vardır, kendisinden daha kıdemli olanlara karşı saygı duyulur. (CHP sıralarından “Üstat” sesleri) Ben, burada hiç yalan söylemedim. Hangisini yalan söyledim ya? Hangisini söyledim, hangisini söyledim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Burada hakaretten başka bir şey yapmıyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir defa, şimdi, Tayyip Erdoğan’a ulaştınız mı ulaşmadınız mı?

ŞUAY ALPAY (ELÂZIĞ) – Hiçbir şeye inancın yok mu senin?

Siz niye bugünkü Meclisi tatil etmediniz? “Efendim, Genel Başkana ulaşmadık.” denildi mi, denilmedi mi?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – O bizim talebimiz değil… O bizim talebimiz değil… Hiç mi edep yok sende?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ee, Tayyip ortadan kayboldu. Tayyip kayboldu diye bu Meclis karar vermeyecek mi, AKP Grubu karar vermeyecek mi?

Şimdi, biz diyoruz ki, 17 tane şehit bizim için çok büyük bir acıdır, bir ülke için çok büyük acıdır ve yıkımdır. Burada insanların acılarıyla oynamayın siz, acılarıyla oynuyorsunuz. Tayyip Erdoğan, bu devletin kurucusu olan Atatürk’ün anma törenlerine katılmıyor, Anıtkabir’e gelmiyor, ondan sonra… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) O zaman bu cumhuriyete inanmıyorsanız, bu cumhuriyetin kanunlarına göre bu memleketi yönetmeye kalkmayın ya. (AK PARTİ sıralarından “Hiç mi iraden yok?” sesi) O bakımdan yani burada çıkıp da…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Başbakanımız hakkında böyle hakaretler…

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, yüzlerce, sizinle ilgili soygun davasını, durumunu dile getirdim. En basiti yahu, Rize’de, Rize’de… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bak Canikli, Rize’de ÇAYKUR’da 2 bin tane işçi sekiz ay oturuyor, ayda 3 bin 600 lira para alıyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Başbakan bugün Diyarbakır’da törendeydi,  şehitlerimizin cenaze törenindeydi, haberin yok mu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, niye dün burada yoktu? Niye burada yoktu dün?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Kaç defa şehit cenazesine katıldın? İstismar etme!

KAMER GENÇ (Devamla) - Dün, sırf Atatürk’ün anma törenine Tayyip katılmamak için  seyahat süresini uzattı.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Haydi oradan!

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Hiçbir değerin yok mu senin!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bunu herkes biliyor. Bunu halk da biliyor. Onun için, niye inkâr ediyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – Günün gerçeklerini inkâr etmeyin… (CHP sıralarından alkışlar)

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Kamer Genç, hiçbir tane değerin yok mu)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne? Kimin?

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Hiçbir tane değerin yok mu senin!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Gel, bu tarafa gel.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sen gel buraya, sen, sen! Yerinden konuşacağına kürsüde, gel, konuş. Kürsü burada, kürsüden konuş. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

BAŞKAN – İç Tüzük 72’nci maddeye göre görüşmelerin devam etmesine dair önerge vardır, okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına İçtüzüğünün 72. maddesi uyarınca, görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2. bölümü üzerindeki görüşmelerin devam ettirilmesini arz ve talep ederiz.

        Mehmet Akif Hamzaçebi                            Ali Serindağ                                     Celal Dinçer

                     İstanbul                                          Gaziantep                                           İstanbul

                   Özgür Özel                                      Veli Ağbaba                                    Muharrem Işık

                      Manisa                                             Malatya                                            Erzincan

                                                                         Mahmut Tanal

                                                                              İstanbul

Gerekçe:

Altkomisyon, gerçekte bir Tasarı değil Taslak üzerinde çalışmak zorunda bırakılmıştır. Bilindiği gibi Taslak, yasaların Hükümet kararına kadar geçen süredeki adı, Tasarı ise TBMM Başkanlığı'na sunulduğunda kazandığı sıfattır. Görüşülen Tasarı, kamuoyunda yaklaşık bir yıldan bu yana söylenti halinde dolaşan, ancak üzerinde çalışma yapılabilecek bir metin olarak ilgili taraflarca ulaşılamayan bir metindir. Altkomisyon çalışmalarında, Tasarı'nın yasama sürecinin gerekleri doğrultusunda kamu kurum ve kuruluşlarından da görüş alınmaksızın hazırlandığı anlaşılmıştır. Bu durum, Hükümet tarafının görüşmeler sırasında 27 önerge vererek metnin içeriğine de etki eden değişiklikler yapması ile kanıtlanmıştır.

Tasarı'nın Komisyon inceleme süreci eksik bırakılmıştır. TBMM Başkanlığı, Tasarı'nın tali komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu, ana komisyon olarak İçişleri Komisyonu tarafından görüşülmesini kararlaştırmıştır. İçtüzük gereğince ana komisyon çalışmalarının, makul süre içinde tamamlanacak tali komisyon raporunu da temel alarak yürütmesi gerekir. Ana komisyonda dile getirilen bu durum karşısında Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan "işlerin yoğunluğu nedeniyle görevin yapılamayacağı yazısı" getirilmiştir. Oysa Tasarı, Maliye Bakanlığı temsilcilerinin verdiği bilgiye göre, bütçeye aylık 250 milyon TL yılda toplam 3 milyar TL ek maliyet getirme özelliğine sahiptir. Yönetimler arası mali paylaşım sisteminin ilkelerine ve oranlarına ilişkin değerlendirilmeye muhtaç değişiklikler getirmektedir.

Tek komisyon olarak çalıştırılan İçişleri Komisyonu, Tasarı'yı TBMM Başkanlığı'na (8 Ekim 2012) sunulduktan sonra 48 saatlik bekleme süresinin hemen sonunda 10 Ekim 2012 günü görüşmek zorunda bırakılmıştır. Partilere metin üzerinde görüşme ve hazırlanma süresi tanınmamış, bunun yanı sıra Komisyon'un çalışmalarını beş gün içinde tamamlamak zorunda olduğu bildirilmiştir.

İçtüzüğe şeklen uyan, ancak ruhunu derin biçimde zedeleyen bu tarz, Hükümet temsilcilerinin her türlü oylamayı kendi oylarıyla istedikleri gibi sonuçlandırma olanağına sahip bulunmaları nedeniyle her türlü uyarıya karşın terk edilmemiştir.

Tasarı metni, yasa yazım kurallarına aykırı bir metindir. Tasarı, kamuoyunun görüş ve eleştirisine kapatıldığı için yasamanın demokratik yol ve yöntemlerinden yoksunluğun ve yasama hazırlığının bürokratik gereklerinden uzaklığın sonucunda, yasal metinlerde yerleşik hale gelmiş her türlü kuralı ihlal eden bir metin olarak sunulmuştur. Tasarı, ikisi yürütme-yürürlük olmak üzere toplam 7 Madde ile 2 Geçici Madde'den oluşmakla birlikte, toplam 20 sayfa uzunluğunda bir ana metin ve 60 sayfalık eklerle 80 sayfadır. Örneğin Madde 4 üç sayfa, Madde 5 altı sayfa uzunluğunda tek maddedir. Bu özelliğe başka bir örnek, "çeşitli hükümler" başlığının tek temalı ana düzenlemelerden önce Madde 3 olarak yerleştirilmiş olmasıdır.

Tasarı bir "seçim kanunu’dur. Tasarı, Hükümet'in yerel genel seçimleri Mart 2014'ten Ekim 2013 tarihine çekme amaçlı Anayasa değişikliği ile birlikte gündeme gelmiştir. Tasarı açıkça seçim çevrelerini değiştirmektedir. Yeniden ve köklü değişikliklerle yeniden belirlediği seçim çevrelerinin, erkene alınmaya çalışılan ilk yerel seçimlerde uygulanması amaçlanmaktadır. Günümüzde söz konusu seçimlere bir yıllık bir zaman kaldığı göz önüne alındığında, Tasarı'nın bir seçim koşullarını yeniden belirleme özelliğine sahip olduğu akılda tutulmalıdır.

Tasarı'nın TBMM görüşmelerinde izlenen takvim bakımından görüşmelerin verimliliğini dramatik biçimde düşürecek kadar kısa bir zaman dilimine sıkıştırılmasının yakın nedeni bu durumdur.

Bu gerekçelerle, Tasarının 2. bölümü üzerindeki görüşmelere devam edilmesi büyük önem taşımaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza…

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – … sunacağım.

Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Dinçer, Sayın Güler, Sayın Gümüş, Sayın Eyidoğan, Sayın Altay, Sayın Özgündüz, Sayın Acar, Sayın Işık, Sayın Topal, Sayın Canalioğlu, Sayın Ediboğlu, Sayın Genç, Sayın Akova, Sayın Toprak, Sayın Tamaylıgil, Sayın Köse, Sayın Özdemir, Sayın Yılmaz.

Evet, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bölüm üzerinde on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sisteme giren sayın milletvekilleri: Sayın Türkmenoğlu, Sayın Türkoğlu, Sayın Işık, Sayın Halaman, Sayın Serindağ, Sayın Acar, Sayın Erdem, Sayın Yılmaz, Sayın Öz, Sayın Erdoğan, Sayın Erdemir, Sayın Özel, Sayın Kurt, Sayın Işık, Sayın Dinçer, Sayın Akçay, Sayın Özkan, Sayın Ağbaba, Sayın Değirmendereli, Sayın Öztürk, Sayın Durmaz, Sayın Genç, Sayın Köse, Sayın Demiröz, Sayın Öner, Sayın Dedeoğlu, Sayın Ediboğlu ve Sayın Şimşek.

Bu okuduğum sıralamaya göre söz verilecektir. Lütfen sisteme girsin sayın milletvekilleri.

Sayın Türkmenoğlu, girin lütfen, ilk söz sizin.

Evet Sayın Türkmenoğlu, buyurun.

AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ben de tüm şehitlerimize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Konya’da da şehidimiz var, şehidimizin ailesine başsağlığı diliyorum.

Bizler her zaman şehit ailelerimizle birlikteyiz, acılarında, kederlerinde yanlarındayız. Sadece cenazelerinin olduğu gün değil, sonrasında, her daim biz teşkilatlarımızla beraber şehit ailelerimizle birlikteyiz, bunu özellikle söylemek istiyorum. Bizlerden arkadaşlar şehit cenazelerine gittiler ama Meclis çalışmasını engellemeye çalışmadılar. Burada da dileyen milletvekillerimizin gidebileceğini düşünüyorum ben. Bizler yine yarın gidip geleceğiz.

BAŞKAN – Sayın Türkmenoğlu, soru sorun lütfen.

AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) – Efendim, ben daha önce bunun için söz istemiştim. Teröre karşı ortak tavrımızın olduğunu düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin)- Sayın Başkanım, bu bir istismardır.

BAŞKAN – Sayın Türkoğlu…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Bakanım, İl Özel İdare Kanunu’nun 4’üncü maddesi -ki bu kanun sizin devri iktidarınızda çıkarıldı- il kapandığı zaman il özel idarelerinin kapanacağını amir hüküm altına almaktadır. Şimdi, bu kanunla 29 il özel idaresi kapatılmakta, bu iki kanunu nasıl bağdaştıracağız?

Geçtiğimiz günlerde, Diyarbakır Valisi, açlık grevine destek vermeyen, kepenk indirmeyen esnaf üzerinde Büyükşehir Belediyesinin zabıtalar göndererek baskı kurup ceza verdiğini ifade etmişti. Bu yasayla devlet yanlısı köyler, aşiretler, esnaf, korucular bu tür etnik siyaset yapan belediye başkanlarının insafına mı terk edilecek? Bunları nasıl koruyacaksınız?

Jandarma teşkilatı ne olacak? Bu büyükşehir belediyesi ilan edilen illerde jandarma teşkilatı -özellikle Doğu ve Güneydoğu’da- tasfiye mi edilecek?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bilindiği gibi, tasarıyla, 31/12/2011 tarihine göre nüfusu 2 binin altında bulunan çok sayıda belediye kapatılmaktadır. Kapatma yerine, kişi başına düşen gelir payını artırarak bunları yerinde bırakmayı düşünmediniz mi?

2) 31/12/2012 tarihi itibarıyla nüfuslar otomatikman güncellendiğine göre, yayım tarihi yerine bu tarihi dikkate alarak bazı belde belediyelerinin tüzel kişiliğinin devamına imkân sağlanabilir mi?

3): Birbirine yakın, kapatılmış ama birleşme kararı alınmış belde belediyelerinin bir araya gelerek 2 binin üzerine çıkarılması hâlinde tüzel kişiliklerinin devamını sağlayacak bir düzenleme düşünülmekte midir?

4)Turizm bölgelerindeki Anayasa Mahkemesi kararıyla iade edilen tüzel kişilikleri iade etmeyi siz de düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Şimdi, Amerika çok benimsenen bir devlet. Onun yanında bir Teksas var, eyalet. Coğrafyası, nüfusu Türkiye’den büyük. Orayı bir vali yönetiyor. Türkiye coğrafyasının oradan küçük olmasına rağmen, Türkiye’yi bu kadar bölüp, parçalayıp yönetmeyi niye düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Halaman.

Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında mülkiye müfettişlerince veya İçişleri Bakanlığı kontrolörlerince kaç defa ön inceleme izni istenmiştir? Bakanlığınızca kaç talebe izin verilmemiştir?

Ayrıca, Ankara Büyükşehir Belediyesince yaptırılan ve Eskişehir yoluna giden herkesin gördüğü demir yığını şimdi Belediye tarafından söktürülmektedir. Bu şekilde kamu zararına sebebiyet verilmektedir. Sayın Bakana soruyorum: Kamu zararını buna sebebiyet verenlerden tahsil edecek misiniz? Bunun için ne yapacaksınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu yasayla kapatılacak köy ve beldelerde yaşayan, iktisaden zayıf halka ve dar gelirli esnafa, buraların mahalleye dönüştürülmesi nedeniyle ilave yükler getirilmektedir. “Belediye vergileri;

a)İlan ve reklam vergisi, eğlence vergisi, akaryakıt tüketim vergisi, çeşitli vergiler, haberleşme vergisi, elektrik ve hava gazı tüketim vergisi, yangın sigortası vergisi, çevre temizlik vergisi, belediye harçları, temizlik ve aydınlatma harcı, işgal harcı, tatil günlerinde çalışma ruhsatı, kaynak suları harcı, tellallık harcı, hayvan kesim, muayene ve denetleme harcı, ölçü tartı aletleri harcı, bina inşaat harcı, çeşitli harçlar, kayıt ve suret harcı, imar ile ilgili harçlar, parselasyon harcı, ifraz ve tefrit harcı, plan proje teslim harcı, zemin ölçme izni ve toprak hafriyat harcı, iş yeri izni harcı, muayene ve ruhsat rapor harcı, sağlık belgesi harcı, esnaf muaflığı harcı” yükletiyorsunuz.

Bu kadar yükü yurttaşa yüklerken tasarıyı Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışılmadan neden Genel Kurula getirdiniz? Tasarının kamuoyunda tartışılmasından mı korkuyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdem…

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, büyükşehir belediye sınırları mülki sınırları olan özerk veya federal yönetim olmayan bir model dünyada var mıdır?

İkinci sorum: Sayın Cumhurbaşkanı “Bu reformları biz yapmazsak birileri gelir, yapar.” demişti. Görüşmekte olduğumuz bu tasarı da Cumhurbaşkanımızın dediği reformlardan birisi midir?

Yine, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 14’üncü maddesi, 3067 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi, Anayasa’nın 163’üncü maddesinin son fıkrasına göre bu düzenlemenin bütçeye yük getirip getirmediğini araştırdınız mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmaz…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben Sayın Bakana bu tasarıdaki ihtiyaç fazlası personelle ilgili düzenlemeyi sormak istiyorum. İhtiyaç fazlası işçilerle ilgili, Hükûmetin gönderdiği metinde, bu  metinde ihbar tazminatı ödeneceği belirtilmiş, ancak Komisyondan çıkan metinde “İşi kabul etmeyen işçilerle ilgili ihbar tazminatı ödenmez.” koşulu vardır. Bu nedendir?

Aynı şekilde, gelen metinde “Kıdem tazminatıyla ilgili toplu iş sözleşmeleri hükümleri devam eder.” denmesine rağmen Komisyondan çıkan metinde bu konuya herhangi bir açıklık getirilmemiştir. Toplu iş sözleşmesi sahibi işçilerin haklarına el konulmuştur.

Onun yanında, “Kıdem tazminatıyla ilgili ya da diğer alacakları ile  ilgili devralan kurum sorumlu olmaz deniyor. Peki, devreden kurumların da tüzel kişiliği ortadan kaldırıldığına göre işçilerin izin ücretleri, ulusal bayram ve pazar ücretleri, kıdem alacakları ne olacaktır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Siirt Pervari’deki helikopter kazasında 17 askerimiz maalesef şehit olmuştur. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, ailelerine ve Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Bu kazada saldırı, sabotaj ihtimali var mıdır, sadece hava şartları mı etkendir? Helikopterlerin bakımı ve kontrolü zamanında yapılmış mıdır? Sadece kötü hava şartlarında 17 askerimizi şehit vermek ülkeye yakışıyor mu? Bu helikopterler ne zaman alınmıştır? Bu helikopterlerde, en eski araçlarda bile bulunan sensörler yok mudur? Metal yorgunluğu söz konusu mudur?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Son soru, Sayın Erdoğan…

TUFAN KÖSE (Çorum) – Beni unuttunuz, Sayın Başkan, ben de sisteme girmiştim.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, “Terörist cenazesi için ağlamayan insan değildir.” diyen Emniyet Müdürüne sahip çıkmaya devam ediyorsunuz. Şehitlerimize ne zaman sahip çıkacaksınız?

Ülkemizin rejimini değiştiren, üniter yapısını bozan bu kanunu çıkardığınızda bu vatan için şehit olan kahramanlarımıza hem bu dünyada hem ahirette nasıl hesap vereceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, buyurun.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkan, sisteme girdim, Çorum’la ilgili bir dakikalık bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, on beş dakika soru-cevap işlemi. Bilmeden konuşuyorsunuz, kusura kalmayın!

TUFAN KÖSE (Çorum) – Bilmediğimi nereden biliyorsunuz? Biliyorum ama bir dakika istisna istiyorum.

BAŞKAN – Süreye bakın, dokuz dakika soru sorma süresi verdim.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Bakın, bir kere “Bilmeden konuşuyorsunuz.” diye bir söz söylemeyin.

Alacahöyük’le ilgili bir dakika…

BAŞKAN – Ne yapmamız gerekiyor Sayın Milletvekilim? Hep mi size kullandıralım?

TUFAN KÖSE (Çorum) – Ne var ki bunda bir istisna olsa. Her şey sizin dediğiniz gibi olacak, maşallah yani!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Herkes istisna ister o zaman.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan…

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Bakanım, beş bin yıllık tarihi barındıran Alacahöyük’ü var, bununla ilgili bir cümle söyleyeceğim, bunu dikkate almanızı istiyorum.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) - …değerli milletvekillerimizin cevaplandırılmak üzere yönelttikleri soruları cevaplamak üzere sözlerime başlıyorum.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Alacahöyük’ün beş bin yıllık bir tarihi var Çorum’da, UNESCO’nun tarihî değerler listesinde var.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Milletvekili, izin verin, biz de dinleyelim.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Dinleyelim de benim söylediğim de çok önemli Ahmet Bey yani.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Türkoğlu’nun 5442 sayılı Kanun’a göre iller kapanınca il özel idarelerinin de kapanacağına dair sorusu doğrudur. İller kapanınca il özel idareleri kapanır ama il özel idaresi kapanınca iller kapanmaz.

Jandarmanın ne olacağı sorusu… Jandarma aynen görevine devam edecek, sorumluluk alanında bir değişiklik olmayacak. Büyükşehir belediyesi düzenlemesi olmasaydı nasıl bir çalışma alanı yürütecekse aynı tarzında çalışmasına devam edecek.

“Etnik siyaset yapan belediye başkanlarına ne gibi tedbirler alınacak?” sorusu… Bugün ne gibi tedbirler alınıyorsa yarın aynı tedbirler, belki daha fazlasıyla alınacaktır.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bir şey yapılmayacak yani.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Yani Diyarbakır Belediye Başkanı örneği gibi.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Nasıl anlıyorsanız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Meşenin dalları ne olduysa bu da öyle olacak.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Işık’ın 2 binin altındaki belediyelerin payını artırma suretiyle varlıklarının devamı noktasındaki sorusu… 2 bin nüfusun altındaki belediyelerin paylarını artırarak varlıklarını devam ettirmeleri de bir tercihtir ama doğru tercih değildir. Onların paylarının kapandıkları illerin özel idarelerine aktarılması suretiyle ile aktarılan kaynak miktarında bir değişiklik olmamakta, aksine kaynakların işe aktarımı konusunda bir rasyonel düzenleme yapılmaktadır.

Yayım tarihinde nüfusların esas alınmasına yönelik sorusu… Yayın tarihinde eğer TÜİK verebilirse…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yıl sonu itibarıyla, 2012, güncellenmiş…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Ki veremiyor, veremediği anlaşıldı. Dolayısıyla 2011 yılı son kesinleşmiş nüfus sayımını esas almak durumundayız.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Bu da bir vizyon ha? Sayın Bakan, üç gün önce bu yok muydu aklınızda? Biz gittik taşrada bunun aksini söyledik siz söylediniz diye. Ayıp ya!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Birleşmek için 2011 yılında karar almış olanlar var ise yayım tarihine kadar birleşme işlemlerini bitirmiş olan ve birleşme sonucu 2 bin nüfusu aşmış olan belediyeler kapanma işlemine tabi tutulmuyorlar.

Sayın Halaman’ın sorusu, Amerika’da bir eyaletin tek valiyle idare edilmesi hususu… Amerika’nın yönetim tarzı ve idari rejimi ile Türkiye'nin birbirine benzer yönleri varsa da benzemeyen yönleri de vardır. Türkiye’deki yönetim Türkiye’ye hastır ve il yönetimi, illerin yerel ve merkezî idare bakımından nasıl yönetileceği hususu bizim mevzuatımızda belirlenmiştir. Bugün de yaptığımız, bu mevzuatta bir yenilik, bir mevzii değişimden ibarettir.

Sayın Serindağ’ın, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında kaç defa inceleme istenmiştir?” sorusu tarih içermiyor ama ben 2009’dan bugüne olduğunu varsayarak cevaplamak istiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında 2009 seçimlerinden bugüne kadar otuz üç araştırma ve ön inceleme yapılmıştır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Bakan, sorum şöyle: Ön inceleme istenmiş ancak verilmemiş kaç dosya vardır, onu soruyorum ben.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada yanlış bilgi veriyor efendim. Yanlış bilgi veriyorsunuz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan ,sorulara gerçek cevaplar vermiyor, yanlış cevaplar veriyor Sayın Bakan. Cevap vermiyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Serindağ, ben, Sayın Bakanı yönlendiremem ki şu şekilde cevaplayasın diye, benim böyle bir yetkim yok ki.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Ankara Büyükşehir Belediyesinin Eskişehir yolunda yapmış olduğu, demir, metal malzeme kullanılarak yapmış olduğu iş merkezi inşaatıyla ilgili sorusuna cevabımız şu: Eskişehir yolu üzerindeki iş merkezinin yanlışlığı…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Danıştayın soruşturma açma şeyi var, siz hâlâ açmıyorsunuz. Doksan altı tane ihalede yolsuzluk yapıldığına dair Danıştayın kararı var, niye uygulamıyorsun?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – …tarafımızdan da, şahsen benim tarafımdan da, parti mensuplarımız ve parti yönetimimiz tarafından da eleştirilmiş bir konudur.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Orada doğru cevap vermek zorundasın. Orada doğru cevap ver.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Burası Büyükşehir Belediyesi Başkanı hakkında başlatılmış bir inceleme esnasında, kamu zararına sebebiyet vermeyecek şekilde projede revizyon yapılmış ve burası kamunun elinden kamu zararına sebebiyet vermeyecek şekilde çıkarılmıştır. Takip ettiğiniz gibi zannediyorum yıkım işlemi de gerçekleşmektedir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Kamu zararı gözümüzün önünde.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Kamu zararına sebebiyet vermeyecek şekilde satışı gerçekleştirilmiştir.

Sayın Acar’ın belediye vergileriyle ilgili, Büyükşehir Belediyesi sınırlarına alınacak ve mahalleye dönüşecek köylerden belediye vergileriyle ilgili sorusunun cevabı birkaç kez burada verildi; kanunda da çok açık, tasarıda da çok açık olmasına rağmen bir kez daha açıklayım: Soruda sayılan değişik isimlerdeki belediye gelirleri vergi ve harçlarının -ki ana kanun 2464 sayılı Kanun’dur.- bu kanuna göre alınacak vergi ve harçların beş yıl süreyle bu illerimizde, köyden şehre dönüşen mahallelerde alınmayacağı hususu kanunda vardır. Ayrıca bir kez daha ifade etmiş olayım.

Bunun yanında, soru-cevap bölümlerinde ve kürsü konuşmalarında da ifade edildiği üzere…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonunda niye getirmediniz, onu soruyorum.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – …emlak vergisi konusu dile getirilmiştir.

GÜRKUT ACAR (Antalya) - Plan ve Bütçe Komisyonunda niye tartışmadınız?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Emlak vergisinden de köylerden mahalleye dönüşecek büyükşehir sınırlarındaki yerleşim yerlerinde oturan emlak sahiplerinin yani mevcut köylerde oturan vatandaşlarımızın beş yıl süreyle muaf olması konusunda da Hükûmetimizin ve parti grubumuzun, muhalefetin de dile getirdiği hususa katılımıyla değişiklik söz konusu olacaktır. Önergesini hazırlatmış durumdayız.

Sayın Erdem’in “Niye mülki sınırlar büyükşehir belediyesine dönüşüyor?” sorusunun cevabı: Büyükşehir belediyeleri aynı zamanda bir yerel yönetim birimi olarak kabul edildiği için. Esas itibarıyla il özel idareleri birer yerel yönetim birimidir ve…

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Sayın Bakan, dünyada hiç örneği var mı?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – …yerel yönetimler itibarıyla il özel idareleri il sınırlarında birer yerel yönetim birimi olarak hizmet verebildiğine göre, büyükşehir belediyesinin de il sınırlarında yerel yönetim birimi olarak hizmet verebilirliğinin kabulü üzerine bu düzenleme yapılmaktadır.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Sayın Bakan, dünyada benzer örnek var mı, onu soruyorum.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – “Bu düzenlemenin bütçeye yük getirmesi söz konusu mudur?” Evet, söz konusudur.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Ne kadar Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Bunu, yasanın genel takdimi esnasında açık seçik, rakamını vererek ifade etmiştim, bir kez daha ifade ediyorum: 2 milyar 900 küsur milyon lira yani 3 milyar lira mertebesinde, 2011 yılı gerçekleşen bütçe rakamları itibarıyla…

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Yani 3 katrilyon yük getiren bir konu Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmemiştir.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi toparlar mısınız.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – …3 milyar liralık yük getirmesi söz konusudur ama gelecek yükün kanunda sayılması söz konusu değildir. Nereden geldiğini anlamak çok rahattır zira yüzde 5 olan genel bütçe vergi gelirleri payı yüzde 6’ya çıkıyor, yüzde 2,5 olan büyükşehir ilçe belediyeleri genel bütçe vergi gelirleri payı yüzde 4,5’a çıkıyor. Bu artışların bütçeden yerele bir pay aktarmaya sebep olduğu aşikârdır, bunun da karşılığı bugün için 3 milyar lira mertebesindedir.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Gider artırıcı, gelir azaltıcı görüşme yapılamaz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) - Sayın Yılmaz’ın ihbar ve kıdem tazminatlarına ilişkin konusu… Burada çalışanların herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir. Devralan ve devreden makamların, kurumların ihbar ve kıdem tazminatları konusunda düzenlenmiş yükümlülükleri vardır. İş hukukundan gelen haklar saklıdır, hiçbir personelin mağduriyeti söz konusu değildir. Sadece, iş yerinin değişikliği gibi bu yapısal değişikliğe bağlı bir zorunlu düzenleme yapılacaktır, yapılmaktadır.

Sayın Öz’ün helikopter kazasıyla ilgili sorusu… Bu kaza, doğrusu, eminim ki 75 milyon milletimizin her ferdini üzmüştür; yurt dışındaki vatandaşlarımızı da derinden üzmüştür. Bu kazanın haberinin dün –enteresan- 10 Kasım gününe, bir özel üzüntü günümüze rastlaması da üzüntümüzü doğrusu daha da artırmıştır.

Helikopterler her alanda, güvenlik hizmetlerinde, askerî hizmetlerde, sağlık hizmetlerinde kullanılan araçlardır. Helikopterlerin ve uçakların, sivil havacılık taşımacılığı dâhil kullanım şekli, bakım hizmetleri son derece katı kurallara tabi olarak gerçekleşmektedir, gerçekleştirilmektedir. Metal yorgunluğu gibi bir husus asla söz konusu değildir. Zira bu tür araçlar, belli ömre, belli kilometreye, belli saate tabi olarak çalıştırılmaktadırlar. Görünürde parçalar, bu araçların parçaları yorulmamış, yıpranmamış olsa bile, saati gelince, süresi dolunca kendiliğinden, otomatik olarak değiştirilmektedir. Kaldı ki dün kaza yapan helikopterimizin öngörülen kilometresi çok daha başlangıçlarda, 2 bin kilometrenin altında, bakım sonrası yol hizmet etmiş bir helikopterimizdir, kazaya maruz kalan. Ancak, kazanın oluşu helikopterin teknik özelliğinden değil, maalesef, pilotaj ve hava şartlarına, iklim şartlarına bağlı olarak gerçekleşmiş bir kazadır. Nihai sebebini şu anda açıklamamız zaten mümkün değildir, bunun kaza kırım raporu netleşince ortaya çıkacaktır.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’e göre beş dakika geçti. Beni bilmemekle itham ettiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın milletvekili soru soruyor, cevabını istiyor.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Üzüntümüz büyüktür.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Cevabı da… Cevabı da zaten yirmi dakika içerisinde değil mi İç Tüzük’e göre?

BAŞKAN – Uyardım Sayın Bakanı.

TUFAN KÖSE (Çorum) - İç Tüzük’e göre öyle değil mi?

BAŞKAN – Hayır efendim. Dokuz dakika soru sorma süresi verdim.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sabahleyin, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanımız, kuvvet komutanlarımız ve Millî Savunma Bakanımız, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız, Millî Eğitim Bakanımız, Başbakan Yardımcımız ve bendeniz, birlikte, Diyarbakır’da, bu 17 genç subay, astsubay, uzman çavuş şehitlerimizin cenaze törenine katıldık. Şahsımız adına katıldığımız gibi hem Hükûmet adına hem Türkiye Büyük Millet Meclisi adına gerçekleşen, iktidar muhalefet olarak gerçekleştirilmiş bulunan bu katılım, mutlaka acıları dindirmesi mümkün değildir ama eminim ki acıları azaltan bir katılım olmuştur. Hepimizin üzüntüsü büyüktür. İnşallah, bu tür kazalar bir kez daha tekrarlanmaz. Bunu hem temenni ediyoruz hem de varsa bir eksiklik tedbir noktasında, onu da almak noktasında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN –Teşekkür ediyorum.

Sayın Köse…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Serindağ, siz sorunuzu sordunuz.

Sayın Bakan cevap verdikten sonra tekrar açıklama yapma hakkı yok ama vereceğim.

Buyurun Sayın Köse.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkanım, şimdi “İç Tüzük’ü bilmiyorsunuz, bilip bilmeden konuşuyorsunuz.” diyerek benim şahsımı yaraladınız. O konuda söz istiyorum.

BAŞKAN – Efendim…

TUFAN KÖSE (Çorum) – “İç Tüzük’ü bilmiyorsunuz, bilmeden konuşuyorsunuz.” dediniz bana orada. Ben yirmi bir yıllık…

BAŞKAN – Hayır. Lütfen Sayın Köse…

TUFAN KÖSE (Çorum) – Tutanaklara bakın o zaman, tutanaklara bakın.

BAŞKAN – Hayır. Tamam, bakabilirim tutanaklara.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Bakın tutanaklara, aynen dediğiniz bu: “İç Tüzük’ü bilmiyorsunuz.”

BAŞKAN – “Soru-cevap işlemi on beş dakikada yapılacaktır.” diye açıklama yaptım. Dokuz dakika soru sorma hakkı verdim.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Bakan on beş dakika zaten kendisi konuştu. Orada İç Tüzük çalışmıyor mu?

BAŞKAN – Ama Sayın Bakanın cevap verme işlemi sayın milletvekillerinin soru sorma süresinden kısılmış değil ki.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Bakın, Sayın Başkanım, aynı süre içerisinde hem milletvekili soru soracak hem Bakan cevap verecek.

BAŞKAN – Sayın Serindağ… Sayın Serindağ, buyurun.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkanım, iki dakika ben sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Sataşma söz konusu değil ki.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Benim şahsıma, siz, hukukçu kimliğimi rencide ettiniz, sataştınız. İki dakika söz istiyorum bu konuda.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Cahillikle suçladınız milletvekilini.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Köse. (CHP sıralarından alkışlar)

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkanım, söyleyeceğimiz şeyler önemli. Yani Sayın Bakanım birçok soruya zaten cevap da vermedi, işin doğrusunu konuşmak lazım, bana göre eyyamcılık da yaptı.

Şimdi, benim söyleyeceğim şu: Bizim memleketimizde, Çorum’da 24 beldemizin 22 tanesi kapatılıyor. Bu 22 tane kapatılan beldeyle ilgili bizim Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bir yasa teklifimiz var, tamamının kapatılmaması yönünde. Ancak burada 5 bin yıllık bir tarihi barındıran, UNESCO’nun da dünya kültür mirasında yer alan, ülkemizde de 34 tane bulunan millî parkların içerisinde yer alan “Alacahöyük” isimli bir beldemiz var, burası Hitit İmparatorluğu’nun başkenti. Şimdi, buraya dünyanın bütün yörelerinden devlet adamları geliyor, turistler geliyor. Bunlar geldiğinde bunları orada mahalle muhtarı mı karşılayacak, köy muhtarı mı karşılayacak? Ben bunu merak ediyorum. Bununla ilgili Bakanlığınızın bir düzenlemesi olacak mı? Bunu soracaktım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, şimdi, Sayın Bakana bir sorum oldu. Sayın Bakanın burada sorulan soruları doğru yanıtlaması lazım. Benim sorum şu, tekrar yineliyorum, diyorum ki: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında mülkiye müfettişlerince veya İçişleri Bakanlığı kontrolörlerince -kendisine bağlı iki kurum- ön inceleme izni istenmiş midir? Ön inceleme izni istendiği hâlde kaç defa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında ön inceleme izni verilmemiştir?” Soru bu kadar basit ve net. Varsa var, yoksa yok efendim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Serindağ. Soruyu daha önce de sormuştunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, aslında İstanbul Belediye Başkanıyla ilgili verdiği bilgilerin hepsi yanlış.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.04

 

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21'inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

21’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 21. Maddesindeki “dair” ibaresinin “ilişkin” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ali Serindağ                                   Candan Yüceer                                  Muharrem Işık

                    Gaziantep                                          Tekirdağ                                           Erzincan

                  Celal Dinçer                                  Ali Haydar Öner                             Kadir Gökmen Öğüt

                     İstanbul                                             Isparta                                             İstanbul

            Birgül Ayman Güler                             Namık Havutça                           Mehmet S. Kesimoğlu

                        İzmir                                              Balıkesir                                           Kırklareli

             Gökhan Günaydın

                      Ankara

Türkiye Büyük Millet Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 21. Maddesi'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Değişiklik Önergesi:

Madde 21 - "5302 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiştir. "Denetim komisyonu çalışmalarına, il özel idaresi dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilenlere 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 25. Maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen miktarı geçmemek üzere, il genel meclisince belirlenecek miktarda günlük ödeme yapılır. Denetim komisyonunun emrinde görevlendirilecek kişi sayısı, 3 kişiyi geçmemek üzere ve gün sayısı il genel meclisince belirlenir. Uzman kişilerde aranacak nitelikler il genel meclisinin çalışmasına dair yönetmelikle düzenlenir." Şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

 

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                   İdris Baluken

                       Şırnak                                                Iğdır                                                Bingöl

                    Altan Tan                                          Erol Dora

                   Diyarbakır                                  Mardin

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 21. maddesinin tasarı metinden çıkartılmasını arz ederiz.

Necati Özensoy                        Enver Erdem             Mehmet Erdoğan

       Bursa                                     Elâzığ                          Muğla

 

Alim Işık                                  Sadir Durmaz

 Kütahya                                       Yozgat

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) –Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Necati Özensoy, Bursa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Türk milletinin başı sağ olsun.

Meşhur bir misal vardır: Deveye sormuşlar “Neren eğri?” diye. O da demiş ki: “Nerem doğru?” Şimdi, bu kanuna baktığımızda, hakikaten, doğru olan bir tarafı yok, Anayasa’ya aykırı, kanunlara aykırı, İç Tüzük’e aykırı. Sayın Meclis Başkan Vekilinin de “Yetkim olsaydı geri çekerdim.” dediği bir kanunu görüşüyoruz.

Tabii, bütün bunlara baktığımızda, kanunun da içeriğine baktığımızda, aslında, bu millete çok da katkı sağlayacak bir kanun da olmadığı bir gerçek. Kanunun genel gerekçesinde “Bu ilke ve değerler bir yandan vatandaşlar için hizmet kalitesini geliştirerek vatandaş memnuniyetini artırmayı…” diye ifade ederek devam ediyor.

Bakın, bütün arkadaşlarımız çıktığında ifade ettiler “Bu başka bir projenin altyapısıdır, federasyonlaşmayı getirecektir.” vesaire. Eğer bunlar olmasa, gerçekten böyle bir projenin peşinde olmasa İktidar, bu kanun gerçekten görüşülmeyecek, geçmeyecek bir kanun. Sebebine gelince, bakın, iktidar partisi –ben, ikinci dönemim, beş yılı aşan bir süredir buradayım- kolay kolay, kendisine oy kaybettirecek bir kanunu Meclisten geçirmez.

Bakın, bu kanun mevcut iktidar partisine oy kaybettirecek bir kanun. Neden? Burada ifade etmişsiniz “vatandaş memnuniyeti” diye ama ilk büyükşehir olan illerden bir tanesi Bursa’nın milletvekiliyim ben, 2008’de de çıkan kanunla, “pergel yasası” diye ifade edilen o maddeyle de 30 kilometre sınırlarının içerisine giren birçok köy oldu, dört tane de ilçe oldu. Şimdi        -Bursa milletvekillerimiz de var- o pergel yasası dâhilinde, Ankara, Bursa, Adana, Samsun gibi illerin, köyden mahalleye dönüşen yerlerde yaşayanlardan “Allah razı olsun bu İktidardan. İyi ki bizi köyken mahalleye dönüştürdü, bizim bu köy, bu yasa geçtikten sonra, mahalleye dönüştükten sonra abat olduk.” diyen bir tane vatandaş gösterin, ben bu yasaya “Evet.” diyeceğim.

Bakın, Mudanya’nın, Gemlik’in, Kestel’in, Gürsu’nun köylerini karış karış geziyoruz, vatandaş diyor ki: “Bu yasa geldikten sonra ben kendi imkânlarımla, imece usulüyle getirdiğim suya şimdi ben büyükşehre para ödüyorum.” Bu ifade ettiğimin başka bir tezadı da var, bu yasayla şimdi köyden mahalleye dönüşeceklerden beş yıl ertelediler, onu da Sayın Bakana soruyorum: Geçtiğimiz 2008’de çıkan yasayla bugüne kadar su parası ödeyenler ne yapacak, onların paralarını geri verecek misiniz, onu da buradan sormak istiyorum.

İşte, Toprak Koruma Kanunu’na göre, dönüm başına 900 lira ücret ödüyor oradaki, köyden mahalleye dönen vatandaş. Yine diyor ki: “İki göz, bir oda ev yapacağım, çocuğumu evlendireceğim veya üste bir kat daha atacağım.” E, belediyeye gidiyor, 25-30 bin lira imar parası! Yahu, Allah aşkına, birisi çıksın, şuradan desin ki: “Bu yasa geçtikten sonra köyden mahalleye dönüşen oradaki vatandaşlara şu artıları var.” Bir Allah’ın kulu,

bu yasayı getirenler, tasarıyı hazırlayanlar söyleyemezler yani bu yasa vatandaşın lehine, vatandaşın refahını artırıcı, vatandaşın işlerini kolaylaştırıcı bir yasa değil. Bu beş dakika içerisinde birçok örnekler verebilirim ama beş dakikayla sınırlı olduğu için belki bir başka önergede köylerden mahallelere dönüşen bu yerlerdeki sıkıntılardan çok örnekler vereceğim size. Belde olup da beldesi kapanan, o yörede yaşayan insanlardan “İyi ki belde belediyesi kapatıldı, biz de rahat ettik. İlçeden veya büyükşehirden daha fazla hizmet alıyoruz.” diyen yine bir Allah’ın kuluna ben rastlamadım.

Bakın, ben “Bu ihanet yasası”, vesaire, falan filan demiyorum; vatandaşın lehine olmayan bir yasa. Onun için bu yasayı bir an önce geriye çekmenizde fayda var ama hiç de niyetinizin olmadığını görüyorum. Hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Bir dakika süre veriyorum. Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 21. Maddesi'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Değişiklik Önergesi:

Madde 21 - "5302 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiştir. "Denetim komisyonu çalışmalarına, il özel idaresi dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilenlere 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 25. Maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen miktarı geçmemek üzere, il genel meclisince belirlenecek miktarda günlük ödeme yapılır. Denetim komisyonunun emrinde görevlendirilecek kişi sayısı, 3 kişiyi geçmemek üzere ve gün sayısı il genel meclisince belirlenir. Uzman kişilerde aranacak nitelikler il genel meclisinin çalışmasına dair yönetmelikle düzenlenir." Şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) –Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Tasarı maddesine eklenen "3 kişiye geçmemek üzere ibaresi", kanuna hem netlik kazandırmak için hem de yolsuzlukların önüne geçmek için önerilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım…

 

III. YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getiriyorum.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Özdemir, Sayın Erdoğdu, Sayın Acar, Sayın Kaplan, Sayın Işık, Sayın Aksünger, Sayın Akova, Sayın Özgündüz, Sayın Ediboğlu, Sayın Öner, Sayın Canalioğlu, Sayın Yıldız, Sayın Tamaylıgil, Sayın Toprak, Sayın Özgümüş, Sayın Özbolat, Sayın Tanal.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, 21’inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup milletvekillerince verilen önergenin kapalı oturumda görüşülmesine dair İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır.

Kapalı oturum istemine dair önergeyi okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ ve 34 arkadaşının, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesi üzerinde CHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı tasarının 21. maddesi üzerinde grubumuz adına vermiş olduğumuz önergenin kapalı oturumda görüşülmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ali Serindağ                                     Celal Dinçer                                Birgül Ayman Güler

                    Gaziantep                                          İstanbul                                               İzmir

           Mehmet Ali Ediboğlu                            Haluk Eyidoğan                                    İzzet Çetin

                       Hatay                                              İstanbul                                             Ankara

                   Ensar Öğüt                                      Engin Özkoç                                  Ali Haydar Öner

                     Ardahan                                            Sakarya                                             Isparta

                 Hurşit Güneş                               Ayşe Nedret Akova                         Ayşe Eser Danışoğlu

                      Kocaeli                                            Balıkesir                                            İstanbul

              Mustafa Moroğlu                         Kemal Değirmendereli                      Dilek Akagün Yılmaz

                        İzmir                                                Edirne                                                Uşak

                  Sedef Küçük                         Mehmet Volkan Canalioğlu                        Osman Kaptan

                     İstanbul                                            Trabzon                                             Antalya

                   İdris Yıldız                                       Kamer Genç                                      Özgür Özel

                        Ordu                                               Tunceli                                             Manisa

                Muharrem Işık                                  Alaattin Yüksel                                   Kemal Ekinci

                     Erzincan                                              İzmir                                                 Bursa

                  Gürkut Acar                                    Binnaz Toprak                                    Veli Ağbaba

                      Antalya                                             İstanbul                                            Malatya

                   Engin Altay                                  Ömer Süha Aldan                                  Melda Onur

                       Sinop                                               Muğla                                              İstanbul

                 Hülya Güven                                Osman Oktay Ekşi                               Aykut Erdoğdu

                        İzmir                                               İstanbul                                            İstanbul

           Malik Ecder Özdemir                            Namık Havutça

                       Sivas                                             Balıkesir

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, kapalı oturumda Genel Kurul salonunda bulunabilecek sayın üyeler dışındaki dinleyicilerin ve görevlilerin dışarıya çıkmaları gerekmektedir.

Sayın idare amirlerinden salonu boşaltmalarını temin etmelerini rica ediyorum.

Aynı zamanda, yeminli…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, daha önce de bu konuda görüşlerimizi bildirdik. İç Tüzük uyarınca kavasların dışarı çıkartılması gerekiyor. Bu konuda ben bir usul tartışması yapılmasını istiyorum. Yine aynı şekilde…

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, bu, 3’üncü, 4’üncü defa gündeme geldi. Efendim, yeminli…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Efendim, siz İç Tüzük konusunda yanlış yapıyorsanız biz defalarca getirmeye devam edeceğiz.

BAŞKAN - …hem stenografların hem de yeminli görevlilerin…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Lütfen, bu konuda usul tartışması istiyoruz efendim. Söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Kapalı oturuma geçtik, usul tartışması istiyorsunuz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Efendim, ben kavasların dışarı çıkartılması konusunda… Talebimiz bu zaten. Burada bir usul hatası yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

İki dakika söz…

Lehte, aleyhte?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Lehte.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Lehte.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lehte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aleyhte.

BAŞKAN – Siz de mi lehte?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkan.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Lehte ben dedim, ben dedim lehte.

BAŞKAN – Siz aleyhte. Siz de aleyhte mi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aleyhte.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Aleyhte

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Kapalı oturumda kavasların dışarı çıkartılmasının gerekip gerekmediği hakkında

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, siz, bu İç Tüzük’teki ihlali yapmaya devam ettiğiniz sürece biz de bu tartışmayı açmaya devam edeceğiz.

İç Tüzük hükümleri çok açık efendim, madde 70 uyarınca kapalı oturum önergesi verildiği takdirde kapalı oturumda bulunma hakkı olanların dışında herkes dışarı çıkartılır. Kapalı oturumda bulunabilecek olanlar kimlerdir? Sadece Genel Kurul kararıyla yeminli stenograflardır, onun dışında hiç kimse bu kapalı oturumda bulunamaz. Kavaslara yemin ettirmekle bu hakkı getiremezsiniz.

Şimdi, bununla ilgili daha önceki tartışmalarımızda gerekçede bahsedilen “kamu personeli” kavramı dikkate çekilmiştir. Ama biz gerekçeleri hiçbir zaman oyluyor muyuz arkadaşlar? Biz madde metnini oyluyoruz. Madde metninde ne diyor? “Stenograflar.” diyor. Siz stenografları bir tarafa bırakıp… Onlar buradalar zaten, o konuyu oylayabilirsiniz ama kavasları burada bulunduramazsınız. Gerekçeler hiçbir zaman bu Mecliste oylanmıyor, okunmuyor dahi, gerekçeleri tartışmıyoruz bile. Böylesi bir hukuksuz, İç Tüzük’e aykırı bir işlemi yaparken gerekçeyi hiçbir zaman gerekçe gösteremezsiniz.

Siz bir hukukçusunuz Sayın Başkan. Daha önce de söyledik, yasaların yapılma şeklini benden çok daha iyi biliyorsunuz. Madde metninde böylesi bir konu yok ise siz bu varmış gibi hareket edemezsiniz. İç Tüzük’e aykırı, Meclisin çalışma düzenine aykırı bir şekilde bu kavasların burada bulunması konusunu Genel Kurulda oylamaya sunamazsınız Sayın Başkan. Böyle bir şey yaptığınız takdirde bu Genel Kurulun hem iradesine hem İç Tüzük’e aykırı davranmış oluyorsunuz. Hukukçu olarak sizden talep ediyorum, lütfen madde metnine uygun davranınız, İç Tüzük’e uygun davranınız, yaptığınız çok ciddi bir hatadır.  Bu konuda gereken şekilde duyarlı davranmanızı istiyorum. Eğer yapmadığınız takdirde grubumuz tarafından sürekli olarak bu konu gündeme getirilecektir,  getirilmeye devam edilmelidir çünkü siz Anayasa’ya, yasaya ve İç Tüzük’e uygun davranmak durumundasınız. Hukukçu olarak da bu konuda sorumluluğunuz var. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Evet, aleyhte söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ben lehte istemiştim Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Efendim?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Lehte istemiştim, lehte, Aleyhte istememiştim, lehte istemiştim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Efendim, tutanaklar gelsin, bu lehte aleyhte meselesindeki tartışmaları bitirin.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Önce de lehte konuşulurdu, aleyhte konuşulmazdı; önce, siz aleyhte söz verdiniz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Sayın  Başkanım, tutanaklara bakalım.

BAŞKAN –  Hayır, ben aleyhte diye… Buraya aleyhte yazılmış da onun için.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ben lehte istedim, önce…

BAŞKAN –   O  zaman bir oturacaksınız, önce aleyhtekine söz vereceğim.

NURETTİN CANİKLİ  (Giresun) –  Efendim, aleyhte ben istemiştim.

BAŞKAN –  Sayın Canikli, aleyhte…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Canikli, siz aleyhte istediniz, ben lehte istedim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yazdırın…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Tamam, ama ben de  bir şey demiyorum.

BAŞKAN –  Sayın Aydın, aleyhte...

AHMET AYDIN (Adıyaman) –  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Evet Başkanım, bu konuyla alakalı olarak zannediyorum bu üç ya da dördüncü usul tartışması ve aynı konuyla alakalı daha önce yapılan usul tartışmasında Başkanlık Divanı kararını açıkladı, gerekli görüşler sarf edildi lehte, aleyhte aynı şekilde. Yine, aynı konuyla alakalı olarak bir daha, bir daha usul tartışması açılmasını ben yerinde bulmuyorum. Yani, bunun için aleyhte de söz almış oluyorum.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – İç Tüzük’e aykırı davranılıyor Ahmet Bey.  Yani, defalarca da yapılabilir bu.

AHMET AYDIN (Devamla) – Doğal olarak, değerli arkadaşlar, tabii, bu biraz da, işte bu işi ne kadar daha çok sürdürebiliriz, usuli birtakım itirazlarla Meclise daha ne kadar çok zaman kaybettiririz, onun hesabı içerisinde.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Biraz daha zaman geçsin belki doğru yola gelirsiniz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – O senin görüşün Ahmet Bey.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bu konuyla alakalı olarak, dediğim gibi, daha önce açılmış usul tartışması var ve bu usul tartışmasında da Meclis Başkanlık Divanının vermiş olduğu karar var ve Meclis Başkanlık Divanı bu kararı uygulamak durumunda.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Meclis Başkanlık Divanı İç Tüzük’e aykırı karar veremez.

AHMET AYDIN (Devamla) – Aynı konuyla ilgili olarak yeniden usul tartışmasının açılmasını yerinde bulmadığımı ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Lehte söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu konuyla ilgili ilk defa usul tartışması açılıyor, Sayın Aydın atladı sanıyorum. İtirazlar oldu ama usul tartışması açılmadı, ilk defa yapılıyor.

Öncelikle hemen şunu belirtmek istiyorum: Bizim kavaslara güvenimiz tamdır, kavaslarla hiç problemimiz yoktur. Önemli olan Meclis İçtüzüğü’nün Meclis çalışmalarında esas alınmasıdır. Burada Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetilirken esas alınması gereken temel ilke Genel Kurul kararı değildir, İç Tüzük’tür. Aksi takdirde İç Tüzük’ü bir kenara koyarsanız çoğunluk partisi milletvekilleriyle Meclisi istediğiniz gibi yönetme olayı ortaya çıkar ki bu doğru değildir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu kapalı oturumlara ilişkin 70’inci maddede diyor ki: “Yukarıdaki fıkrada söz konusu görüşmelerin tutanakları kâtip üyelerce tutulur. Ancak Genel Kurul uygun görürse, -Yani ne yaparmış? Genel Kurul uygun görürse. Ne yaparmış? Yeminli stenolar bu görevi yerine getirebilir.” Kim getirirmiş? Yeminli stenolar. Hangi görevi? Kâtiplerin tutacağı tutanak görevini. Burada kavaslar var mı? Yok.

Ya, Allah aşkına, Sayın Meclis Başkanım, siz okuma yazma bilmiyor musunuz ya?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bilmez, bilmez.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Burada yazıyor bu.

Şimdi, peki, bir şey söylemek istiyorum. Madem öyleydi de, geçen, terörle ilgili yapılan kapalı oturumlarda niye buraya sağır ve dilsiz kavas getirdiniz? Niye getirdiniz o zaman?

Şimdi, niye açık sözlü değiliz? Siz dün o, Meclisin arkasında, sağır ve dilsiz kavas getiremeyeceğiniz nedenle böyle bir uygulamaya yöneleceğiniz konusunda veya yöneldiğiniz konusunda tartışma yaptınız mı, yapmadınız mı? Yani buradaki gerçek mesele şu: Siz sağır ve dilsiz kavas bulunduramadığınız nedenle “Ben yaptım, oldu.” mantığıyla hareket ediyorsunuz. Eğer sizin uygulamanız doğru olmuş olsaydı Hükûmetin yaptığı kapalı oturumlarda sağır ve dilsiz kavaslar getirmezdiniz buraya, derdiniz ki “Yeminli kavaslarla bu işi götürürüz.” Burada kavas yok bir kere. 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Yani burada siz bunu oylarken “görevliler” diyorsunuz. Ne görevlisi? Burada “görevli” demiyor “görevi” diyor,  bu görevi…

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Onun için İç Tüzük ihlalidir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – En cahil Meclis başkan vekili bile yapmaz bunu ya!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Yani Meclis Başkanı İç Tüzük’ü ihlal ettiği için…

BAŞKAN – Evet, sözleriniz tutanağa geçti Sayın Genç “En cahil Meclis başkan vekili bile böyle yapmaz.” Tamam.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada kavasların bir görevi var. Bu görevi de sağır ve dilsizler yapıyor. Yıllarca böyle yahu! Hiç burada çalışmadın mı sen?

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurun, aleyhte söz istediniz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, benim aleyhte söz talebim yok. Bundan sonra usul tartışmalarını  tutanaklardan takip edin efendim, lütfen.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Benim vardı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, ne yapalım o zaman Sayın Şandır şu anda?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tutanakları bekleyeceksiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, lehte benim vardı.

BAŞKAN – Tamam, şu anda ne yapalım yani nasıl çözelim?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tutanaklara bakacaksınız, kim lehte, kim aleyhte istedi bakacaksınız.

Ben, ne lehte ne aleyhte istemedim.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Evet, Sayın Başkanım, önce lehte konuşulması lazım, önce aleyhtekiler konuştu.

BAŞKAN – Anladım da ben yazmadım ki Sayın Kâtip Üye yazdı burada Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yazmış mı? Bana lütfetmiş, konuşayım.

BAŞKAN – Sayın Şandır, Sayın Kâtip Üye yazdı.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tamam, konuşayım.

BAŞKAN – Lütfen… Yani elinizi kaldırdınız diye Sayın Kâtip Üye…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değerli arkadaşlar, kimse kusura bakmasın yani…

AHMET YENİ (Samsun) – Yazık, yazık!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – “Yazık” demeyin yani bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi…

AHMET YENİ (Samsun) – Ayıp!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Ahmet Bey, o “Ayıp” dediğiniz şey başka bir şeydir, o size mahsus bir hadisedir.

AHMET YENİ (Samsun) – Çok ayıp oluyor!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Tamam… Lütfen oturun oturduğunuz yerde.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ayıbı gösteririz ona!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bizim bu kanuna muhalefet edeceğimizi biliyorsunuz, İç Tüzük’ün tüm imkânlarını kullanacağımızı biliyorsunuz. Niye yadırgıyorsunuz bu türlü gayretleri? Çünkü biz bu kanunu milletimizin birliği, devletimizin siyasi birliği açısından, vatanın bölünmez bütünlüğü açısından muhtemel zamanlarda, ileri zamanlarda çok ciddi tehdit ve tehlikeler getireceğine inanıyoruz, bunu ifade ediyoruz size. Siz bizi ikna edemediniz bu konuda, ne Komisyonda ikna ettiniz ne burada getirdiğiniz beyanlarla ikna ettiniz.

Şimdi, Sayın Başbakanın televizyonlardaki konuşmasını hazırlatıyorum, burada size dinleteceğim. Diyor ki: Başkanlık sistemi.” E,

başkanlık sistemi olunca tabii ki federal yapı olacak.” diyor. “Üstü kaval altı şişhane olmaz tabii.” diyor. Yani, bu meseleyle siz Türkiye’ye bir federal yapı getireceğinizi Sayın Başbakanın ifadesiyle itiraf ediyorsunuz. Biz de bunun Türkiye’yi böleceğini söylüyoruz. Bu kadar açık, net değerli arkadaşlar. Birbirimizle akıl yarışına girmeyelim. Sizin -biliyorsunuz bilmiyorsunuz- niyetiniz belli, Sayın Başbakan tarafından ifade edilen niyetiniz var.

          Bir başka iddia daha var, bu husus, Oslo’da konuşulmuş ve taahhütte bulunulmuştur, yayınları çıktı bunun. E, şimdi, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Anayasa üzerine yemin etmiş, bu vatanın bölünmez bütünlüğü üzerine yemin etmiş kişiler olarak, bir siyasi parti olarak bu yasayı engellemek bizim için namus, haysiyet meselesidir.

Değerli arkadaşlar, işin özü bu. Bu yasayı, ümit ediyoruz ki aklınız başınıza gelir geri çekersiniz, yeniden düzenlersiniz, gelirsiniz beraber çıkartırız. Bunun için bu konulardaki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …İç Tüzük ihlallerine dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyor, saygılar sunuyorum.(MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Canikli, buyurun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, kayıtlara geçmesi için. İç Tüzük’ün 70’inci maddesinde belirtilen stenolarla ilgili husus sadece kâtip üyelerin yerine bu görevi yeminli stenoların yapabileceğini düzenlemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, Nurettin senin aklın ermez buna ya! Sayın Başkan, bu konuşulana bunun aklı ermez. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sayın Başkan bu Tüzük konuşmasına aklı ermez bunun. Ya burada önemli olan bu Mecliste milletvekilleri dışında kimsenin olmamasıyla ilgilidir, bunun anlamı o ya.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, burada kavaslarla ilgili herhangi bir düzenleme yok. Bakın, yıllarca sağır ve dilsiz kavaslar tarafından bu görev yerine getirildi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani, burada milletvekilleri dışında kimse olamaz, kavas da sağır ve dilsiz olmadıktan sonra olmaz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Peki, soruyorum: Sağır dilsiz kavaslarla ilgili bu İç Tüzük’te herhangi bir hüküm var mı? Soruyorum var mı? Yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Var.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Nerede? Söyleyin, maddesini söyleyin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sen anlamıyorsun? Anlayışın kıt, anlayışın.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – “Milletvekillerinin dışında herkes dışarı çıkartılır.” diyor. Yanlış yorumluyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani, daha önce sağır ve dilsizlerin yaptığı görevin şimdi yeminli kavaslar tarafından yerine getirilmesi Genel Kurul kararıyla kayıt altına alınabilir ve uygulanabilir. Yapılan da budur ve doğrudur Sayın Başkan.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Nurettin Bey salon boşaltılır diyor, boşaltılır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Daha önce niye çıkardınız o zaman Sayın Canikli?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri…

Buyurun, Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, affedersiniz.

Sayın Canikli, konuşunca bir meseleyi Genel Kurulun dikkatine sunmak mecburiyetindeyim, kayıtlara da geçmesini istiyorum.

Sayın Canikli arada, televizyonlara bu şehitlerimiz dolayısıyla çalışmaların ertelenmesi konusu kendilerine sorulduğunda “PKK da Meclisi kapatmak istiyor, muhalefet de Meclisi kapatmak istiyor.” yönüyle bir beyanatta bulunmuştur.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Nerede? Ne zaman?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bugün televizyonlarda çıkan beyanatınız.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ne zaman beyanatta bulundum? Bunun dışında başka beyanat yok. Meclis Genel Kurulundaki açıklamalarımızdır, başka yok.

MEHMET ŞANDIR  (Mersin) – Eğer bu doğru değilse ifade etmesini gerekli görüyorum ama böyle bir ifadesi varsa bunu şiddetle kınıyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, Sayın Başkanım, Genel Kurulda yaptığımız konuşmaların dışında bu konuda dışarıda hiçbir ya da arkada, odada yaptığımız konuşmalar dışında…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tweet’te geçen, haberlerde geçen, altyazılarda geçen bu. “Muhalefet de Meclis kapatmak istiyor, PKK da…” böyle bir beyanınızın…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Şandır, burada yaptığım beyanların dışında kesinlikle…

BAŞKAN – Sayın Şandır, Sayın Canikli lütfen yerlerinize oturun.

MEHMET ŞANDIR  (Mersin) – Sayın Canikli böyle bir beyanınızın olmadığını ifade etmeniz yeterli.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Var var, öyle diyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kesinlikle söylüyorum ki burada yaptığımız konuşmanın dışında herhangi bir beyanımız söz konusu değil. Ne konuştuysak burada konuştuk.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, kapalı oturuma geçtik mi?

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Canikli oturur musunuz yerinize. Sayın Şandır, böyle bir usul yok, oturun yerinize lütfen.

Sözleriniz tutanaklara geçti, anlaşıldı konu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, gizli oturumun amacı ne?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Nasıl bir ciddiyetsizliktir Sayın Başkan, buraya bakar mısınız. Kapalı oturumda mıyız şu anda?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Gizli oturumun amacı milletvekilleri dışında ve hükûmet dışında…

BAŞKAN – Oturun okuyacağım ben size, oturun.

Sayın Milletvekilleri, “Genel Kurul salonunda stenograflar dışında kavaslar, ses ve oylama, yoklama sistemiyle ilgili teknik personel, Kanunlar ve…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Bakın, karşıya bakar mısınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Kavası nereden çıkarıyorsun?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Kavaslar nerede yazıyor Sayın Başkan?

BAŞKAN – Henüz geçmedik ki. Henüz geçmedik ki Beyefendi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, nerede yazıyor kavas?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ya, nerede yazıyor kavaslar?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Orada “Stenograf” yazıyor. Stenograf da ancak şeyden dolayı…

BAŞKAN – Kapalı oturuma geçeceğiz…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Kavaslar nerede yazıyor Sayın Başkan Tüzük’te?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Elli senelik uygulamayı nasıl değiştirirsin?

BAŞKAN - … Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı görevlileri de bulunmaktadır.”

70’inci maddenin ikinci fıkrasında, kapalı oturum tutanaklarının yeminli stenograflarca tutulmasından söz edilmektedir.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Başkan, 70’inci maddede kavaslar nerede yazıyor? İç Tüzük’te kavaslar nerede yazıyor?

BAŞKAN – Buradaki tutanak hizmeti dışında, diğer hizmetleri yürütecek personele de ihtiyaç bulunmaktadır.

Madde gerekçesinden de kamu personelinin şimdiki tatbikatın aksine dışarı çıkarılamayacağı belirtilmektedir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Oradaki kamu personeli Hükûmetin arkasında oturan…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, Gerekçeye mi bakılıyor her zaman? Gerekçeyi mi oyluyoruz biz?

BAŞKAN – Mecliste görev yapan üç işitme ve konuşma engelli personel vardır. Bu personel farklı birimlerde görev yapmaktadır. Her birleşimde kapalı oturum ihtimaline karşı bu personelin hazır bulundurulması yerine…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, terör toplantılarında niye sağırları getirdiniz?

BAŞKAN – …ve kapalı oturumdaki hizmetlerin aksamaması için kavaslara da diğer personel gibi yemin ettirilmiştir.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, soruma cevap ver cevap!

BAŞKAN - Uygulama İç Tüzük’e uygundur.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Terör toplantılarında niye sağırları getirdiniz?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) –  Gerekçeyi niye okuyorsunuz?

BAŞKAN – Evet, kapalı oturumda Genel Kurul salonunda bulunabilecek sayın üyeler dışındaki dinleyicilerin ve görevlilerin dışarıya çıkmaları gerekmektedir.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ya sağır mısın Sayın Başkan sen ya, duymuyor musun? Duymuyor musun sen! (AK PARTİ sıralarından “Bağırma” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın idare amirlerinden salonun boşaltımını temin etmelerini rica ediyorum.

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Bağırma!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Duymuyor musun! Ya, duymuyor musun!

BAŞKAN – Duymuyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – AKP’nin Başkanısın, geç buraya!

BAŞKAN – Yeminli stenografların ve yeminli görevlilerin salonda kalmalarını oylarınıza sunuyorum...

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Geç buraya AKP’nin Başkanıysan! Doğru söylemiyorsun!

BAŞKAN - … Kabul edenler…

AHMET YENİ (Samsun) – Saygısıza bak ya!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Saygısız sensin!

BAŞKAN - …Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, şimdi, kabul edip etmemekle ben…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Terör toplantısında, niye o zaman sağır dilsizleri getirdiniz, onu açıkla? Nerede yazıyor kavaslar orada, olmayan şeyi okuyorsun. Meclisi kandırıyorsun!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, hayır, sağır ve dilsiz kavas niye kadroya alınıyor?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sen yakışmıyorsun Meclis Başkanlığına, yakışmıyorsun!

KAMER GENÇ (Tunceli) –  Hayır, şimdi, sağır ve dilsiz kavas niye kadroya alındı? Başkan, bir açıklar mısın, sağır ve dilsiz kavaslar niye kadroya alındı? Bir söyler misin.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sağır ve dilsiz kavasları ne zaman kullanacaksınız?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, arkadaki memur arkadaşlar neden duruyor? Onları da mı oyladınız, onları da mı oyladınız?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sağır ve dilsiz kavas, niye Meclisin gündemine alındı?                                                           Kapanma Saati: 20.39

 

XII.- KAPALI OTURUMLAR

                        BEŞİNCİ OTURUM

               (Kapalıdır)

                                           

ALTINCI OTURUM

                                          Açılma Saati: 20.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir ara verin. Kapalı açık… Kapalı oturum önemli bir müessesedir. Siz hâlâ bunu anlamadınız. Yani ne için kapalı…? Ara verin; yani böyle bir şey olmaz. AKP iktidarına böyle hizmet edilmez, kendini küçültüyorsun. Yani ara vermen lazım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, bir hususu açıklamak istiyorum izin verirseniz. Bir dakikalık…

BAŞKAN – Hangi konuda açıklayacaksınız Sayın Serindağ?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, kapalı oturuma girildi mi bir ara verilir, salon boşaltılır, açık oturuma geçince açık oturum şartları aranır. Sen hiçbir şey yapmadan kapalı oturuma geçiyorsun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

57.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, kavaslara bir itimatsızlıklarının söz konusu olmadığına, çabalarının İç Tüzük’ün uygulanmasını sağlamak olduğuna ilişkin açıklaması 

 

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, bizim tüm çabamız İç Tüzük’ün uygulanmasıdır. Yoksa kavas arkadaşlarımızla ilgili herhangi bir güvensizlik sorunumuz yoktur. Tam tersine biz onlara sonuna kadar güveniyoruz. Yalnız şunu soruyoruz: Acaba Hükûmetin önerdiği grup toplantılarında bu kavaslara itimadınız yoktu da mı değiştirdiniz? Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, Sayın Serindağ.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

BAŞKAN – Evet, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 21. Maddesindeki “dair” ibaresinin “ilişkin” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Aykut Erdoğdu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN –  Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde tartıştığımız 338 sıra sayılı Tasarı’nın mahiyetini anlamak için bu tasarıyı memleket gündemine getiren siyasal hareketin geçmişini ve uygulamalarını birlikte hatırlamamız gerekiyor. İktidar partisinin siyasal köklerini oluşturan millî görüş hareketi kamunun kaynaklarıyla ilk 1994 yerel seçimlerinde tanıştı. Bu seçimlerde ele geçirilen belediyelerden İstanbul Belediyesi yeni yöneticilerine imar izinleri, kamu ihaleleri, imtiyazlar ve ruhsatlar üzerinden inanılmaz fırsatlar sunuyordu. İstanbul Belediyesinin genç ve umut vaat eden yeni Belediye Başkanını, Hocasının yerine geçirmek fikri de o zaman oluşmaya başladı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – İSKİ’den bahset.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Yapılan plana göre dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, millî…

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Seçimle kazanılan bir şeyi ele geçirmek olamaz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – …görüş hareketinin başına geçecek ve Başbakan olacaktı. Bu büyük amaca ulaşırken her yol mübahtı, haktı ve helaldi. Bu büyük projenin gerçekleştirilmesi için kapsamlı bir plan hazırlandı.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Anlat, hırsızlıklarınızı anlat!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bu planın ekonomik boyutuna göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi kaynakları imar…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Anlat, İSKİ’yi miskiyi anlat.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – …ve ihaleler üzerinden seçilmiş şirketlere aktarılacak ve bu emanetçi şirketler gelecekte uygulanacak büyük planın finansörü olacaktı. Model başarıyla uygulandı.

AHMET YENİ (Samsun) – Aykut Bey, İSKİ’den başla, İSKİ’den.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şu konuda sizinle anlaşalım: Biz, yolsuzluk konusundaki her suçlamayı ahlakımıza kabul ederiz. İSKİ dâhil, bugün, bütün Cumhuriyet Halk Partisinin belediyeleri dâhil olmak üzere, en ufak bir şaibe varsa, bütün Cumhuriyet Halk Partisi adına söz veriyorum, sonuna kadar biz gideceğiz ama aynı sözü Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinden bekliyorum. En ufak iddiada geliyorsunuz, belediyeleri basıyorsunuz, kameralarla basıyorsunuz ve bu insanların onurlarıyla oynuyorsunuz.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Uzmansınız, uzman!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bugün, Ankara Büyükşehir Belediyesinin sadece 16 katrilyon ihalesinin yarısı açık ihale, kalan ihalelerinin 4 katrilyon lirasını şirketlerine vermiş değerli arkadaşlar. 2 katrilyon lirasını hiç kimse duymadan istisnai ihalelerle yapmışsınız değerli arkadaşlar. Bugün, hep birlikte bağırıyorsunuz “İSKİ’nin hesabını verin…” İSKİ’nin hesabını, yapan ahlaksızlar zaten yargıda verdi, gitti, kendisini ihbar etti.

Peki, bugün bu yasa tasarısını gündeme getiren Sayın Menderes Türel’e soruyorum. Sembol İnşaat’ın yaptığı Harbiye Kongre Merkezi işi var değerli arkadaşlar. Harbiye Kongre Merkezi işi açık ihale yapılmaksızın pazarlık usulü ihaleyle yaptırılıyor. Alan şirket sahibi kim? Fettah Tamince, grubunuza son derece destek veren bir iş adamı, değil mi bu? 300 trilyon para ödeniyor 200 trilyonluk işe. Sonra bir ihale yapılıyor tekrar, buranın işletilmesi ihalesi. Üç tane şirket giriyor bu ihaleye. Üçü de Fettah Tamince’nin, üçü de Fettah Tamince’nin. 300 trilyonluk binayı “60 bin lira artı yüzde 15” diye bilinmeyen bir kavramla veriyorsunuz ve ondan sonra çıkıyorsunuz, 330 tane adam… Biraz vicdan, biraz değer arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Yargıda ceza aldı mı da konuşuyorsun?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne bağırıyorsunuz?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Değerli kardeşim, Deniz Feneri ihalesini, Deniz Feneri işini yargıya götürdüğümüzde, savcıları görevden alan bir iktidarın milletvekillisiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Bir tane dosyası yok.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Deniz Feneri savcılarını dışarı çıkaran bir iktidarın milletvekillerisiniz. Ben, size, yargıya iletilen dosyadan bahsettim.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Yalan söylüyorsun. Belgelerini göster…

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Üç yıldır, iki milyar dolarlık kömür yolsuzluğu ihalesini…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Bir tanesini göster.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Hanımefendi bilmediğiniz bir konuda konuşuyorsunuz, bilmiyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Devam, devam, hadi devam…

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bakın, sayın milletvekilleri, buradaki sayın milletvekili diyor ki “Belgelerini çıkar.” Değerli milletvekili kardeşim, belgelerini çıkartamazsam, bu milletvekilliğinden istifa edeceğim, hep söylüyorum, kapısından bile geçmeyeceğim. Peki, çıkartırsam, burada benden özür diler misiniz?

SADIK BADAK (Antalya) – İspat et ama burada insanları suçlayamazsın. Doğru olmaz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bütün milletvekilleri şahittir, beyefendinin adını bilmiyorum. Söz veriyorum, söylediğim iddiaları belgelendiremezsem istifa edeceğim. Peki, ben, belgeleri size sadece gönderirsem…

SADIK BADAK (Antalya) – Yolsuzluk olduğunu ispat etmeniz lazım.

 AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Değerli kardeşim, yolsuzluk olduğunu ispat edeceğim. Ben boşuna konuşmam.

SADIK BADAK (Antalya) – İspat et o zaman. Yargıya gideceksiniz, ispat edeceksiniz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bakın, şu yaptığınız… O zaman yürekli olacaksınız, yürekli olacaksın, çıkacaksın “İstifa edeceğim.” diyeceksin, yoksa bu suçun şerikisiniz.

SADIK BADAK (Antalya) – Çıkacaksın buraya, karalayacaksın! Bakın, böyle şey olmaz ki! Milletvekili dokunulmazlığının arkasına sığınıyorsun.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bakın ben söylüyorum, hiç gürültüye getirme. İstifa edeceğim, istifa edecek misin?

SADIK BADAK (Antalya) – Edeceğim, evet.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bakın değerli arkadaşlar, tutanaklara girdi, “istifa edeceğim” dedi. Ben, Harbiye Kongre Merkezi ile kömür yolsuzluğunun belgelerini getireceğim.

SADIK BADAK (Antalya) – Yargıya götür. Yargıda ispat et.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Evet, yargıya giden Deniz Feneri’nde ne yaptınız? Bütün grubunuz ne yaptı? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Deniz Fenerinde olanları görmediniz mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SADIK BADAK (Antalya) – Milletvekili dokunulmazlığının arkasına böyle sığınılır mı?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – …namuslu ve dürüst insanları tenzih ediyorum ama bu utanç bir partinin üzerine kalmamalı diyorum.

SADIK BADAK (Antalya) – Milletvekili dokunulmazlığını kötüye kullanıyorsun.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bu konuşmada daha çok şeyler söyleyecektim ama takipçisi olacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP Sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce Menderes Türel’in bir suistimalinden bahsetti. Menderes Türel çıksın, suistimali olup olmadığını buradan  açıklasın. Yani bu Meclisin geleneklerinde o var. Menderes Türel suistimal yapmış mı yapmamış mı? Çıksın burada söylesin. Değil mi? Doğrusu o değil mi arkadaşlar?

Menderes, neredesin yahu! Çık, burada konuş.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Demiröz, Sayın Cengiz, Sayın Acar, Sayın Aksünger, Sayın Işık, Sayın Özel, Sayın Öner, Sayın Ediboğlu, Sayın Özgündüz, Sayın Genç, Sayın Ağbaba, Sayın Canalioğlu, Sayın Gürkan, Sayın Çıray, Sayın Aydın, Sayın Değirmendereli.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Menderes Türel sataşmaya cevap verecek mi vermeyecek mi? Ben utanırım birisi bana karşı böyle bir suistimal ithamında bulunursa.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

22’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, 21’inci madde üzerinde BDP Grubunun önergesi var mıydı? Peki, Sayın Başkan, bir şey söylemek istiyorum, bakın, bir parti grubu burada yok. Türkiye Büyük Millet Meclisi gruplardan oluşur. Bir parti grubu yoksa burada, siz müzakerelere devam edemezsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Yahu, sizin daha aklınız ermiyor ki bu gibi şeylere. Burası dört gruplu bir Meclis.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sisteme girin, sesler anlaşılmıyor gürültüden Sayın Canikli.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada bir grup… Sayın Başkan, bakın, bir grup yoksa müzakereye devam edemezsiniz.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Allah Allah, kapatalım Meclisi!

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Genç, ya bunu, lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim ama yani Parlamento...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

58.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, somut bilgi ve belge olmadan iddiada bulunulmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim, Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, biraz önce, bir konuşmacı bazı iddialarda bulundu. Tabii, bu iddialarla ilgili ortaya koyduğu hiçbir somut bilgi, belge yok; sadece boş bir iddia, boş bir iddia. Tabii, eğer iddia söz konusu olursa iddia üretmek çok kolay Sayın Başkanım, herkes, herkes hakkında iddia üretebilir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, Canikli, sen hep “iddia” diyorsun. Kendi akrabanı getirdin Halk Bankası genel müdür yardımcısı yaptın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Herkes, herkes hakkında her şeyi söyleyebilir. Burada samimi yaklaşım, ciddi yaklaşım şudur: Gerçekten elinizde bilgi, belge varsa; gerçekten bu noktada herhangi bir olayı somut…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, evvela, o Tayyip’in… O Çalıklara çok büyük krediler verdi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – …olarak ortaya koyabilecek bir husus varsa, onu getirir konuşursunuz ya da…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi o Çalıklar 3 milyar 375 milyon dolarlık krediyi kimden aldı?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – …söz konusu bahsi geçen isimlerin hiçbir tanesinin dokunulmazlığı yok, varsa samimiyet götürün yargıya, yargı kararı versin. Bu kadar basit.

Onun dışında hiçbirinin anlamı yoktur…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – …hiçbirini ciddiye almak mümkün değildir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekili daha önce de bunu yaptı. Bu meseleyi Sayın Grup Başkan Vekiliyle bu Meclis kürsüsünde tekrar konuştuk. Kendisine kömür ihaleleri yolsuzluğundan bahsettim, kendisi “yok” dedi, basın aracılığıyla kendisini istifaya çağırdım, cevap bile vermedi.

Bugün tekrar ediyorum, ben yine söylüyorum, ben iddialarımın belgelerle birlikte arkasındayım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sözleriniz tutanağa geçti zaten.

Teşekkür ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan Vekilinin görevi, halkı doğru bilgilendirmektir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben yine söylüyorum, ispat edemezsem istifa edeceğim. O arkadaş istifa edecektir…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Mahkemeye götür, yargı orada, yargıya götür, yargı karar verir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Deniz Feneri Davası yargıya gitti beyefendi. Tarafınızdan yapılan müdahaleyle yetimin hakkının yenildiği yolsuzluğu kapattınız. Bu ayıp da size yeter.

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu, anlaşıldı.

22’nci maddede CHP ve MHP gruplarına mensup milletvekillerince verilen önergelerin kapalı oturumda görüşülmesine dair İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır.

Kapalı oturum istemine dair önergeyi okutuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Çalıklara 375 milyon dolar krediyi veren Canikli’nin akrabası bir kişidir. O,Halk Bankasının Ankara şubesindeydi, sonra getirdi genel müdür yardımcısı yaptı.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tam anlamıyla bir yalandır! Yalan serilerinden bir tanesidir. Böyle bir durum söz konusu değildir!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, yalan değil!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ama Sayın Başkan, sürekli yalan üretiyor, yalan üretiyor!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, yani bu çok önemli…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yalan, resmen yalan! Açıkça söylüyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, yalan değil, doğrusunu söylüyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yalandır! Yalandır!

KAMER GENÇ (Tunceli) – 375 milyon dolar Çalıklara Halk Bankasında kredi veren Canikli’nin akrabasıdır, Ankara’da verdi, ondan sonra getirdiler genel müdür yardımcısı yaptılar. Böyle bir şey olur mu ya!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, burada söylüyorum, ilan ediyorum, kayıtlara da geçiyor, söylediği yalandır, hem de kuyruklu yalan! Ayıptır ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Kuyruklu yalan değil, doğru.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kuyruklu yalan! Söylüyorum, gitsin dava açsın. Yalan üretme makinesi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Kuyruğunu sen taktın, doğruya kuyruk taktın.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen oturun.

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler (Devam)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 arkadaşının, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerinde CHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

Kapalı oturum önergesini okutuyorum: 

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 S. sayılı Kanun Tasarısının 22. maddesi üzerinde verilen CHP grubu önergesi müzakerelerinin İçtüzüğün 70. maddesi gereği ekli gerekçede belirtilen hususlardan dolayı “Kapalı oturum” usulü ile yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN – Mehmet Şandır, Mersin? Burada.

Sadir Durmaz, Yozgat? Burada.

Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye? Burada.

Mehmet Erdoğan, Muğla? Burada.

Enver Erdem, Elâzığ? Burada.

Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş? Burada.

Cemalettin Şimşek, Samsun? Burada.

Emin Çınar, Kastamonu? Burada.

Seyfettin Yılmaz, Adana? Burada.

Ali Öz, Mersin? Burada.

Zuhal Topçu, Ankara? Burada.

Alim Işık, Kütahya? Burada.

Ruhsar Demirel, Eskişehir? Burada.

Mustafa Erdem, Ankara? Burada.

Mustafa Kalaycı, Konya? Yok.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Takabbül ediyorum.

Yusuf Halaçoğlu, Kayseri? Burada.

Celal Adan, İstanbul? Burada.

Ali Torlak, İstanbul? Burada.

Bahattin Şeker, Bilecik? Burada.

Erkan Akçay, Manisa? Yok.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) - Takabbül ediyorum.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum.

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 arkadaşının, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerinde MHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 S.sayılı Kanun Tasarısının 22. Md. üzerinde verilen MHP grup önergesi müzakerelerinin İçtüzüğün 70. Md. gereği ekli gerekçede belirtilen hususlardan dolayı “Kapalı oturum” usulü ile yapılmasını arz ederiz.

Mehmet Şandır, Mersin? Burada.

Sadir Durmaz, Yozgat? Burada.

Mehmet Erdoğan, Muğla? Burada.

Ali Uzunırmak, Aydın? Burada.

Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye? Burada.

Enver Erdem, Elâzığ? Burada.

Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş? Burada.

Cemalettin Şimşek, Samsun? Burada.

Emin Çınar, Kastamonu? Burada.

Seyfettin Yılmaz, Adana? Burada.

Ali Öz, Mersin? Burada.

Mustafa Kalaycı, Konya?

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) - Takabbül ediyorum.

Yusuf Halaçoğlu, Kayseri? Burada.                   

Mustafa Erdem, Ankara? Burada.

Celal Adan, İstanbul? Burada.

Ali Torlak, İstanbul? Burada.

Bahattin Şeker, Bilecik? Burada.

Sümer Oral, Manisa? Burada.

Necati Özensoy, Bursa? Burada.

Erkan Akçay, Manisa?

REŞAT DOĞRU (Tokat) - Takabbül ediyorum.

Ali Halaman, Adana? Burada.

BAŞKAN – Kapalı oturumda, Genel Kurul salonunda bulanabilecek sayın üyeler dışındaki dinleyici ve görevlilerin dışarıya çıkmaları gerekmektedir.

Sayın idare amirlerinden salonun boşaltılmasını temin etmelerini rica ediyorum.

Yeminli stenografların ve diğer yeminli görevlilerin salonda kalmalarını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                                                               Kapanma Saati: 21.03

 

XII.- KAPALI OTURUMLAR

YEDİNCİ, SEKİZİNCİ ve DOKUZUNCU OTURUMLAR

(Kapalıdır)

 

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21’inci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, böyle açamazsınız. Oturumu açmak için önce dışarı çıkıp, sonra gelip açacaksın. Bunu biraz öğrenin. Çok eziliyorsun, yazık sana, acıyorum. Oturumu açmak için evvela dışarı çıkıp ondan sonra gelip açacaksın.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – 22’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 22. Maddesi'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Değişiklik Önergesi:

Madde 22- "5302 sayılı Kanunun 25’inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"il encümeni valinin başkanlığında, genel sekreter ile il genel meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından seçeceği dört üye ve valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği iki üyeden oluşur."

Hasip Kaplan                                      Pervin Buldan                                   İdris Baluken

       Şırnak                                     Iğdır                                      Bingöl

    Erol Dora                               Altan Tan

         Mardin                                           Diyarbakır

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 22. maddesi ile değiştirilen 5302 sayılı Kanunun 25. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "üye ve valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği iki" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ                                    Birgül Ayman Güler                              Muharrem Işık

      Gaziantep                                             İzmir                                              Erzincan

Ali Haydar Öner                                Candan Yüceer                                   Celal Dinçer

         Isparta                                            Tekirdağ                                            İstanbul

Gökhan Günaydın                              Namık Havutça                           Mehmet S. Kesimoğlu

         Ankara                                            Balıkesir                                           Kırklareli

Ömer Süha Aldan

         Muğla

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 22. maddesinin Tasarı metninden çıkartılmasını arz ederiz.

Mehmet Erdoğan                                 Enver Erdem                                        Alim Işık

         Muğla                                               Elâzığ                                              Kütahya

   Sadir Durmaz                                 Nevzat Korkmaz                         Hasan Hüseyin Türkoğlu

         Yozgat                                              Isparta                                            Osmaniye

                                                           Özcan Yeniçeri

                                                                 Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerine söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzde devlet yetkili Büyükşehir Belediyesi Yasa Tasarısı var, onun üzerinde konuşuyoruz. Tabii, bu Genel Kurulda ne konuşulursa konuşulsun, eğer konuşanlar muhalefetten geliyor ise onu dinleyen ya da onu dikkate alan bir iktidar veya sorumlu bir algı yok. Onun için, “Can ararsan, cansın / Nan ararsan, nansın / Bu nükteyi anla ki / Ne ararsan, ondansın!”. Mevlânâ öyle diyor ve bu söylemden şunu çıkarmamız mümkün: Demek ki burada meydana gelen hadiseler, doğrudan doğruya körler sağırlar diyaloğuna Türkiye Büyük Millet Meclisini çevirmenin sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Şimdi, dünyada büyük bir gelişme ve büyük bir dizayn var. Her tarafımız dizayn ediliyor. Suriye dizayn ediliyor. Libya, Tunus -aklınıza gelecek- Bahreyn’den tutun ve bugün içinde bulunduğumuz coğrafyanın neredeyse tamamına yakını yeni operasyonlarla karşı karşıya. Zannediyor musunuz ki Türkiye bu operasyonlar dışı tutuluyor ve bu operasyonlardan hiç etkilenmeyecek şekilde yürütülüyor? Hayır, Sayın Cumhurbaşkanı zamanında ifade etti: “Siz kendinizi değiştirmezseniz, daha doğrusu siz yapmazsanız başkaları gelir yapar.” O hâlde ne yapılması gerekiyor? Biz kendi ellerimizle nasıl dizayn edilmesi gerekiyorsa bunu yapalım. Bunun programını kim koydu oraya? David Phillips koydu. Ne dedi David Phillips? Dedi ki: “Eğer siz ‘özerk Kürdistan, demokratik özerklik’ derseniz halk bunu kabul etmez. Bunu bu şekilde söylemeyin. ‘Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi’ adı altında bu meseleyi gündeme getirirseniz hem halkın tasvibini alırsınız hem de bazı şeyleri gözden kaçırırsınız.” Türkiye bugün yasal, yapısal, siyasal, anayasal bir biçimde değiştiriliyor ve kendi ellerimizle kendi ayaklarımızı bağlıyor, kendi bastığımız dalı kesiyoruz. Bu, çok açık ve net. Getirilen tasarı… Yani biz mi vehim içindeyiz? Biz mi hiçbir şeyi görmüyoruz? Biz mi anlamıyoruz olup biteni ya da sizin mi gözleriniz kör, kulaklarınız sağır hâle geldi? Şimdi, bunu çok açık bir şekilde söyleyelim: Eğer bundan sonra olayların daha şiddetli bir şekilde gelişmesi söz konusu olursa doğrudan doğruya bu tasarıların altına, bu yasaların altına imza atanlar bundan doğrudan sorumlu olacaklardır. Biz Osmanlıyı böyle kaybettik, biz o topraklardan böyle çekildik. Meclisi Mebusanda da sizin gibi insanlar vardı ve ne söylenirse onlara, tamamen kör ve sağır davranıyorlardı ama gittikten sonra… Bulgaristan öyle gitti, Makedonya öyle gitti, Girit öyle gitti, gitti de gitti. Ve dolayısıyla, her şeyin bir başlangıcı, her şeyi yerinden oynatan bazı unsurlar var. Bunları dikkatli bir biçimde irdeleyerek cevap vermek gerekiyor.

Şimdi, bu tasarı üzerinde biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylenmesi gereken ne varsa söyledik, söylemeye devam ediyoruz, sakıncalarını anlattık. Bu yasa tasarısıyla bölgesel, merkeziyetçi bir yapı meydana getiriliyor, otorite içinde otorite oluşturuluyor. Dağların, tepelerin ardındaki köylere bu yasayla hizmet götürme imkânı büyük ölçüde yok olacaktır. Onlarca yıllık deneyime dayanan mevcut idari yapı bir anda değiştiriliyor. Yeni yetkiler, yeni sorumlular, yeni yapılar oluşturuluyor. Yeni yasayla vatandaşların sorunlarının muhatabının kim olduğunu öğrenmesi bile başlı başına bir sorun olacaktır. Köylerin, mahallelerin, ilçelerin, yeni düzende, kendilerini tanıma ve tanımlamaları bile bir sorun hâline gelecektir. Birikim ve deneyim bu yasayla anlamsız hâle getirilmiş oluyor. Hâlbuki tecrübe parayla satın alınamayacak kadar önemli bir olgudur. Bu yasanın güneydoğuda yaracağı kâbus inanılmaz olacaktır. Daha bir hafta önce Diyarbakır Belediye Başkanının veya Diyarbakır Belediyesinin kepenk kapatmayan esnafa zabıtalarını göndererek ceza tehdidinde bulunduğunu ilin valisi söyledi. Bu yasayla devlet yetkisiyle donatılmış olacak olan Diyarbakır, Mardin, Van belediyelerinin ülkenin bütünlüğü bakımından nasıl bir sonuç ortaya çıkaracağını söylemeye bile gerek yoktur.

Ey Hükûmet! Size defalarca hem televizyondan hem de basın toplantılarıyla seslendik: “Şu Suriye’ye frensiz kamyon gibi dalmayın. Suriye’yi tanımıyorsunuz, oraya karışırsanız oradan Türkiye’ye ancak sorun, sıkıntı, bela ithal edersiniz.” dedik, dinlemediniz. Şimdi, Türkiye’deki mülteci sayısının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - …300 bine çıkabileceği söylenmeye başlandı. Aynı uyarıyı bu yasa tasarısı için yapıyoruz. Gözlerinizi, kulaklarınızı açın. Buradan yüksek sesle, defalarca söyledik.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Bu tehlikeli bir tasarıdır, bu tasarı ülkenin… Yarın, çatışmaya sebep olacak, etnik problemlere sebep olacak sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bundan da doğrudan doğruya siz sorumlu olacaksınız.

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri, Lütfen. (MHP sıralarından alkışlar)

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 22. Maddesi ile değiştirilen 5302 sayılı Kanunun 25. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "üye ve valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği iki" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Serindağ (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ömer Süha Aldan.

BAŞKAN – Ömer Süha Aldan, Muğla Milletvekili… (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu tasarı iki temel anlayışın ürünüdür. Bunlardan birinci grubun niyeti sahil kentlerindeki yerel yönetimleri ele geçirmeye odaklıdır. Bunun yolu açık. “Madem çoğu kentin bütününde en çok oyu alan partiyiz, o hâlde belediye başkanını da en yüksek oy alan partiye kazandırmanın yolu bütünşehirden geçer.” mantığından yola çıkılmış.

Öte yandan, yıllardır bakanlık yapmış ve bir kez daha milletvekilliği yapamayacakları anlaşılanlara da eski koltuklarını aratmayacak, yeni cakalı yerler açma çabası da işin diğer bir yönüdür.

Bir de, Recep Tayyip Erdoğan’ın ikbali meselesi var. Onun Çankaya’ya taşınmak gibi, şiddetli bir arzusu malum. Lakin, o gidince AKP’nin ikbali endişe konusu. Öyle ya, Recep Tayyip Erdoğan, partisinin önünde bir kimlik. Plan belli:  Önce yerel seçimi gücümüzü koruduğumuz 2013’ün sonbaharında ve de bütünşehir projesini içerecek biçimde yapalım. Bedelli askerlik, 2/B, köprü, yol satışından elde edilen gelirleri harcayarak seçmenin gözünü boyayıp, milliyetçi söylemler ve idam ipini devralma girişimleriyle, keza, muhalefete ağır baskılar, şantajlar ve CD operasyonları uygulayarak 29 derebeyi yaratalım. Arkasından, bu oy gücü ve yeni derebeylerinin kent üzerindeki hâkimiyetine dayalı olarak sıra gelsin içinde partili devlet başkanlığı da bulunan yeni anayasa referandumuna. İdam ipinin ucunu tutarak, sahte özgürlük ve milliyetçi söylemlerle, 12 Eylül 2010 günü yapılan referandumda olduğu gibi, pek çok aymazı kandırabilirsek geriye tek bir şey kalır, o da partili devlet başkanının da seçileceği erken bir genel seçim. Recep Tayyip Erdoğan Çankaya’ya avdet eder, onun sayesinde parti de erozyona uğramaz!” AKP milletvekillerinin çoğunluğunun içine sinmese de tasarıya verdikleri destek bundandır.

Evet, plan bu. Lakin bu yola çıkıldığında son Anayasa değişikliğine ilişkin oylama sonucuna bakılırsa arabanın bir lastiği patlamıştır. Şimdi, B planının izlerini görüyoruz. Anlaşılan o ki yeni anayasa referandumu ile yerel seçim takvimi yer değiştirmiştir. Lakin şu unutulmasın ki gelen günler bu arabanın diğer lastiklerinin de patladığı günler olacaktır.

İkinci çıkar odağının niyeti Türk köylüsünü köyünden kopararak topraksızlaştırma ve kent varoşlarında geçim derdine düşmüş ucuz iş gücü hâline dönüştürmektir. Tarım ve hayvancılıkta son on yıldır uygulanan ve her geçen gün köylüyü bitiren, sosyal yardımlara muhtaç eden projeler tesadüf değildir. Yabancılara toprak satışı alanının köylere uzanması, 2/B arazilerinin hak sahiplerince alınamayacak bir ortama getirilmesi, tarım ürünü ve hayvan ithalatına mahkûm edilmemiz de tesadüf değildir. Dolayısıyla bu tasarının altında yatan anlayış da köylünün marabalaşarak çağdaş egemenlerin ucuz iş gücü hâline dönüşmesine aracılık etmekten ibarettir.

Bu tasarının içeriğine ilişkin görüşlerime gelince: Tasarının gerekçesinde yer alan ve tanımlamada bulunan “yerinden yönetim”, “katılımcı”, “saydam” ve “yurttaş odaklı” gibi kavramlar birer palavradan ibarettir. Aslında, bu tasarıyı; “finansman”, “büyük yatırım” ve “rant” kavramlarıyla değerlendirmek daha doğrudur. Belediyeciliği sadece parasal boyutta gören bir anlayışın yerinden yönetime bakış açısının ne denli sığ olduğunu ifade etmek isterim. Bu tasarıda birey yoktur kırsalda yaşayanların özgürlüğü ellerinden alınmaktadır, bireyin seçtiği kişiyle olan teması kesilmektedir. Yine, bu tasarıda hizmeti yurttaşın ayağına götürmek yerine, yurttaşı hizmet verilen yere gelmeye zorlama yaklaşımı vardır. Bu tasarıyla gerçekleşmesi arzulanan proje, kentleri köyleştirme projesidir. Oysa, kent ve köy kültürleri birbirinden ayrıdır. Kırsalda yaşayanlar, yeterince hizmet alamayınca, hizmetin yoğunlaştığı kent merkezlerine göç etmek zorunda kalacaklardır. Bu, kentlerin gelişmesi değil, şişmesi sonucunu doğuracaktır. Bu şişme, ekonomik, kültürel ve sosyal farklılığa sahip kitleler arasında çatışma ortamı yaratacak ve önü alınamayan sosyal olaylarla karşılaşılacaktır. Oysa, Türkiye’nin tersine göç dalgasıyla karşılaşacağı bir ortam yaratılmalıdır. Gelecekte büyükşehir belediyelerinin tek işi aç yığınları doğurmak olursa hiç şaşırmayalım diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 22. Maddesi'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Değişiklik Önergesi

Madde 22- "5302 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"il encümeni valinin başkanlığında, genel sekreter ile il genel meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından seçeceği dört üye ve valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği iki üyeden oluşur."

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Demokrasilerde seçilmişlerin iradesi, atanmışlardan üstündür. Karar mekanizmalarının seçilmişler ve atanmışlar şeklinde oluştuğu yapılarda, seçilmişlerin çoğunlukta olması bir zorunluluktur.

Bu nedenle maddede vali ile birlikte 3 e 3 olarak belirlenen dengenin seçilmişler yönünde bozulması, demokratik mekanizmaların sağlamlaştırılması açısından, il genel meclisinden ekstra bir üye encümene eklenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım.

III. YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Güler, Sayın Aldan, Sayın Ediboğlu, Sayın Gümüş, Sayın Işık, Sayın Aksünger, Sayın Özbolat, Sayın Acar, Sayın Cengiz, Sayın Akova, Sayın Genç, Sayın Çıray, Sayın Tamaylıgil, Sayın Kaleli, Sayın Kaplan, Sayın Erdoğdu, Sayın Canalioğlu, Sayın Öğüt.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim usulle ilgili bir konuyu dikkate getirmek istiyorum.

Biraz önce iki adet önerge dağıtıldı. Bu önergelerden birincisi tasarının 26’ncı maddesinde değişiklik öngörüyor. Bir diğeri geçici 1’inci maddede değişiklik öngörüyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 28…

BAŞKAN – 28’di galiba Sayın Hamzaçebi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 28’inci madde…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Pardon, 26 değil, 28’inci madde.

28’inci maddeyle ilgili değişikliği ayrıca tartışacağız. Onun hangi belediyeye yönelik olarak getirildiğinin açıklamasını isteyeceğiz. Yani bu sürekli oynanan bir önerge. Biraz önce dağıtılan ilk önerge setinde, iktidar partisi grubu o maddenin, tasarıdaki 28’inci maddenin tasarıdan çıkarılması yönünde bir önerge getirmişlerdi, dağıtılan önerge setinde o vardı. Şimdi, öyle anlaşılıyor ki, birtakım görüşmeler sonucunda o maddede bir başka değişiklik öngörülüyor. Bunu konuşacağız.

Ancak dağıtılan geçici 1’inci maddeye ilişkin önergede eksiklik var. Şimdi, önerge dağıtıldı zannediliyor, “Dağıtıldı.” denecek ama ekindeki listeler dağıtılmış değil. Ya bu önergeyi dağıtmayın Sayın Başkan ya da tam dağıtın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz verdik, ekli liste var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, eki listeler dağıtılmış değil.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Burada yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, biz verdik oraya da… Biz verdik.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye… İktidar partisi  grubu “Verdik.” dediği hâlde dağıtılmamasının gerekçesi nedir, onu öğrenmek istiyoruz o zaman.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz verdik.

BAŞKAN – Kanunlar da dağıtıldığını söylüyor ama bilmiyorum.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Yok burada.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, burada yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu özeti zaten. Daha önce dağıtıldı.

BAŞKAN – Dağıtıldığını söylüyorlar Sayın Hamzaçebi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu özeti.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, burada dağıtılan önerge seti serisinde onu görmüyoruz.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Önergeler burada. Bunun içinde de yok Nurettin Bey.

BAŞKAN – Özetinin dağıtıldığı söyleniyor Sayın Hamzaçebi.  Beş yüz kelimeyi geçtiği için…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, tasarıya ekli birtakım cetvelleri değiştiriyor önerge.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) –  Ama değişikliği görmüyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama yani gerekçe beş yüz kelime olacak Sayın Başkan. 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – O beş yüz kelimeyi geçtiği için önerge özeti... Üzerinde baktığınız zaman görürsünüz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, gerekçenin özeti, gerekçe beş yüz kelime olacak.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, gerekçede sayıyor değişikliği ama cetvelin kendisini görmüyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, dağıtıldı. Daha önceki…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, hayır, dağıtılan önerge seti içerisinde yok.

Sayın Başkan, bu dağıtılan önerge setiyle işlem yapılması mümkün değildir efendim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır efendim, o maddenin görüşmelerine kadar dağıtılabilir, değiştirilebilir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ayrıca İç Tüzük’e göre…Tabii o maddede hangi tutumu takınacaksınız bilemiyorum, Emlak Vergisi Kanunu’nda değişiklik öngören bir önergedir bu. Emlak Vergisi Kanunu söz konusu tasarıda yoktu. İç Tüzük’e göre, 87’nci maddeye göre, tasarıda yer almayan herhangi bir kanunla ilgili bir değişikliğin önergeyle getirilmesi mümkün değildir.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Menderes Türel iddia etmişti burada, kürsüde “Emlak vergisi de yok.” demişti. Yoksa, bu önerge niye geliyor?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, madde gelince tartışılır bunlar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdiden dikkatlerinize sunuyorum.

BAŞKAN – Tamam, hay hay, peki.

Evet, 22’nci madde oylamasının, açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır, önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 S. Sayılı Kanun Tasarısının 22’nci Md.sinin oylamasının İçtüzüğün 143 Md. gereği ekli gerekçede belirtilen hususlardan dolayı açık oylama  usulü ile yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN – Mehmet Şandır? Burada.

Sayın Oğan? Yok. 

ALİ HALAMAN (Adana) – Tekabül ediyorum.

BAŞKAN –  Sayın Halaman tekabül etti.

Sayın Durmaz? Burada.

Hasan Hüseyin Türkoğlu? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Enver Erdem? Burada.

Mesut Dedeoğlu? Burada.

Cemalettin Şimşek? Burada.

Emin Çınar? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

Ali Öz? Burada.

Zühal Topcu? Yok.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Tekabül ediyorum.

BAŞKAN – Tekabül edildi.

Alim Işık? Burada.

Ruhsar Demirel? Burada.

Mustafa Erdem? Burada.

Mustafa Kalaycı? Burada.

Yusuf Halaçoğlu? Burada.

Kemalettin Yılmaz? Burada.

Celal Adan? Burada.

Bahattin Şeker? Burada.

Ali Torlak? Burada.

Erkan Akçay? Burada. 

Evet, açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

İki dakika süre veriyorum.

 (Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338 sıra sayılı Tasarı’nın 22’nci maddesinin açık oylama sonucu:

 

“Oy Sayısı

:

238

 

 

Kabul

:

236

 

 

Ret

:

2(x)

 

 

 

Kâtip Üye

Mine Lök Beyaz

Diyarbakır

Kâtip Üye

Tanju Özcan

Bolu”

 

Böylece 22’nci madde kabul edilmiştir.

23’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutacağım ancak bu önergeler aynı mahiyette.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, konuşmalarınızı hiç dinleyemiyoruz, duymuyoruz, biraz sesin çıksın. Eğer sağlığın müsait değilse bırak burayı ya!

BAŞKAN - Bu önergeleri okutacağım ve birlikte işleme alacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir şey olmaz ya!

BAŞKAN - Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde….

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Kâtip Üye biraz yavaş okusun efendim, anlamıyoruz.

…Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 23. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yavaş oku Hanımefendi, yavaş oku ya!

İHSAN ŞENER (Ordu) – Kulağın sağır, kulağın…

    …Mehmet Volkan Canalioğlu                       Ali Serindağ                               Birgül Ayman Güler

                     Trabzon                                          Gaziantep                                            İzmir

                Muharrem Işık                                 Ali Haydar Öner                                Candan Yüceer

                     Erzincan                                            Isparta                                             Tekirdağ

                  Celal Dinçer                                 Gökhan Günaydın                               Namık Havutça

                     İstanbul                                             Ankara                                            Balıkesir

          Mehmet S. Kesimoğlu

                    Kırklareli

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, okuduklarını anlamıyoruz efendim, böyle bir şey olur mu? Yavaş okusun.

…Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                 Enver Erdem                                 Mehmet Erdoğan                                     Alim Işık

                       Elâzığ                                               Muğla                                              Kütahya

                 Sadir Durmaz                                         Ali Öz                                        Mustafa Kalaycı

                      Yozgat                                              Mersin                                              Konya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Ali Öz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Okunan önerge anlaşılmıyor, Başkanın konuşmaları anlaşılmıyor.

Sayın Başkan, vallahi istirahat et ya, konuşmaların anlaşılmıyor!

BAŞKAN – Ali Öz, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 23’üncü maddeyle ilgili önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Görüştüğümüz yasa, yaklaşan mahallî idareler seçimi öncesinde, yerel yönetimlerin farklı kademelerinde çok ciddi sorunlara yol açacaktır. Pek çok kesimin görüş ve düşünceleri alınmadan özensiz bir şekilde, âdeta milletten ve milletvekillerinden kaçırılarak hazırlanıp yüce Meclise sunulmuştur.

Yasa tasarısına baktığımızda 1.582 belde belediyesinin bir kısmı büyükşehir kapsamına alınarak, bir kısmı da nüfusu 2 binin altında kaldığı gerekçesiyle kapatılmaktadır. Ayrıca, büyükşehir yapılan 29 ildeki il özel idareleriyle, bu illerdeki 16.082 köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülmektedir. 29 ilin büyükşehir belediye sınırı il mülki sınırı olacak şekilde genişletilmekte, yeni büyükşehir olacak 13 ilde 23 yeni ilçe kurulmaktadır.

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesine, hizmetlerini sunmasındaki hız, kalite ve kapsamı makul seviyeye çıkarmak maksadıyla alınacak iyi niyetli tedbirlere ve yeni oluşacak olan büyükşehirlere karşı çıkmak elbette imkânsızdır. Ancak tasarıyla ülkemiz, mahallî idareler üzerinden bir ayrışma tuzağına çekilmektedir. Türk yönetim sisteminin temel dayanağı olan merkezî kontrol ve üniter özellikler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Büyükşehir kanun tasarısıyla, federe devlet modelinin altyapısı oluşturulmak istenmektedir. Pek çok açıdan Anayasa’ya aykırılıkların söz konusu olduğu bu düzenleme, Türk idare sisteminin esaslarıyla taban tabana zıtlıklar içermektedir.

Bu düzenlemeyle 29 ilde il özel idareleri kaldırılmakta, büyükşehir sınırları il sınırlarına genişletilerek il idaresi sistemi zaafa uğratılmaktadır. Büyükşehir belediye sınırlarının il sınırları ile örtüştürülmesi, resmen bölge sistemine geçiştir. Bu sistem, yerelleşme iddiasıyla genelleşme yapan bir sistemdir.

Tasarıyla 1582 belde belediyesi lağvedilmekte, belde halkının hizmete erişimi engellendiği gibi, en tabii hakkı olan yönetime katılım ve hesap sorabilme hakkı da elinden alınmaktadır.

Aynı şekilde, 29 büyükşehir bünyesindeki 16.082 köy tüzel kişiliği kaldırılarak sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan ciddi sıkıntılara kapı aralanmaktadır.

Köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle köy tüzel kişiliklerine ait olan köy varlıklarına el konulmakla kalınmayıp köylünün, köye ait maddi ve manevi değerleri koruma direnci yok edilerek, yağma ve talana zemin hazırlanmaktadır.

Aidiyetleri, hatıraları ve manevi izleri ortadan kaldıracak bu düzenlemeyle, köylünün şehirlilerle aynı vergi ve yükümlülüklere tabi kılınması yoksullaşmaya, köylerin boşalmasına ve zaten zor şartlarda yapılan tarım ve hayvancılığın bitmesine sebebiyet verecektir.

Değerli milletvekilleri, bir kez daha ısrarla belirtmek isterim ki biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak il belediyelerinin büyükşehir yapılmasına karşı değiliz, büyükşehir belediye sınırlarının il mülki sınırlarına genişletilerek bölgesel yönetimlerin oluşturulmasına karşıyız. Köylerin tüzel kişiliğinin kaldırılmasına karşıyız ve il özel idareleriyle belde belediyelerinin kapatılmasına karşıyız.

İl encümeni, ihale komisyonu olarak yapacağı toplantılarda 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 14’üncü maddesi uyarınca eksiksiz toplanmak zorundadır. Bu tasarıya ilave edilen bu kanundaki, maddedeki 5302 sayılı Kanun’un 2’inci fıkrasında "Encümen üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Oyların eşitliği durumunda başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır. Çekimser oy kullanılamaz.” denilmektedir. Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 23’üncü maddesiyle, bu fıkraya "Encümenin ihale komisyonu olarak yapacağı toplantılarda da bu fıkra hükümleri geçerlidir." ibaresi eklenmiştir. İhale komisyonu toplantılarına hâkim olması gereken şeffaflık ve adalet duygusunu zedeleyici bu maddeye, vermiş olduğumuz önergeyle karşı olduğumuzu ifade ediyoruz.

Suistimallere zemin hazırlanmayacak mıdır bu maddeyi kabul etmekle? Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu duruma şiddetle karşı olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Türkiye'nin sonu belirsiz bir ortama sürüklenmesi ve millî varlığının coğrafi düzlemde dağıtılmaması amacıyla en başta Adalet ve Kalkınma Partisi olmak üzere herkes sorumlu, duyarlı ve vicdanlı davranmak mecburiyetindedir diyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Volkan Canalioğlu, Trabzon… (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Trabzon…

BAŞKAN – Trabzon dedim, Sayın Canalioğlu.

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası Tasarısı’nın 23’üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum, verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu söylemek istiyorum: Sizler, basketbol, voleybol ya da futbol maçında maç başlamadan önce saha ortasında kafa kafaya vererek galibiyet kararlılığı sergileyen sporcuların ruh hâli içerisindesiniz. Bu psikolojiyle, sizlere eleştiri getiren herkesi gerçekleri görmemekle suçluyorsunuz. Öncelikle bu psikolojiden kurtulmamız lazım.

Ayrıca yasalar niçin yapılır? Toplumun huzuru, rahatı, sorunlarının çözümü için yapılır. Ancak, bu getirdiğiniz büyükşehir yasası -ki biz buna “bütünşehir” diyoruz- çok alelacele bir şekilde İçişleri Komisyonuna getirilmiş ve yine, oradan alelacele geçirilip, yine, çarçabuk Genel Kurula getirilmiştir.

Şimdi, Sayın Bakanımız ve sizler Doğu Karadeniz Bölgesi’ni çok iyi bilen insanlarsınız ve oralara gittiğinizi, gördüğünüzü biliyorum. Şimdi, Karadeniz Bölgesi’ne baktığınız zaman, köylerimiz çok dağınıktır, bir evimiz bir uçta bir evimiz bir uçta, camimiz merkezî yerde, kahvehanemiz başka yerdedir. Siz, böyle bir ortamda köyleri kaldırmak, onların tüzel kişiliğini kaldırmak, oraya hizmet getirmek amacıyla bu yasaları getiriyorsunuz ve köylerin ve beldelerin tüzel kişiliğini kaldırıyorsunuz.

Şimdi, Karadeniz’de, soruyorum, nasıl hizmet getireceğiz? Karadeniz’de, bir Şolma Yaylası’na ve Akçaabat’ın Kuruçam’ına, Hıdırnebi Yaylası’na nasıl hizmet getireceğiz? Öncelikle, buraların zaten altyapısı yapılmamış, imar planları yapılmamış, kadastrosu geçmemiş, orman kadastrosu tamamlanmamış. Böyle bir ortamda siz diyorsunuz ki: “Biz, merkezden büyükşehir yapıyoruz ve büyükşehir başkanı buraya hizmet getirecek” Nasıl hizmet getireceğini, bunu yasa çıktıktan sonra göreceğiz. Getiremeyeceksiniz arkadaşlar, getiremeyecekler ve ne yazık ki bizim Trabzonlu milletvekillerimiz, bizim ilçe kurma noktasında verdiğimiz önergeye belki de ne olduğunu bilmeden ret oyu vermişlerdir, ama onları Trabzon’da ben bile savunamayacağım, Volkan Ağabeyleri olarak onları ben bile savunamayacağım, bunları gayet iyi bilsinler. Çünkü niye? 305 bin nüfuslu ilçe merkezinde, merkez ilçede, ilçe kuruyoruz. Sevgili arkadaşlar, 305 bin en azından Karadeniz’de en az dört-beş ilin nüfusuna eşittir. Böylesine bir anlamda, nasıl, tek ilçeyle merkeze hizmet vereceğiz? Bunun da hesabını iyi yapmak durumundadırlar.

Şimdi, bir de baktığınız zaman diyorsunuz ki: “Bu külfet getirecek.” Nereye külfet getirecek? Niye diğer illerde kuruluyor, ilçelerde külfet getirmiyor da Trabzon’a gelince mi külfet getirecek? Onu da bu milletvekili arkadaşlarımızın çok iyi dinlemesi gerekiyor. Önce belediyeleri kapatıyorsunuz, belediyelerden önce zaten banka şubelerini kapattınız; daha sonra PTT’yi, daha sonra elektrik kurumunu, tarım kredi kooperatiflerini, sağlık ocaklarını kaldırdınız, şimdi diyorsunuz ki:”Biz buraya hizmet getireceğiz.” Bakalım nasıl getireceksiniz?

Sevgili arkadaşlarım, bakınız, bu nereye benziyor biliyor musunuz? İki kişi oturmuşlar, konuşuyorlarmış. Biri demiş ki: “Arkadaş, Descartes diyor ki…” ve anlatıyormuş, diğeri diyormuş ki: “Arkadaş, Sokrates diyor ki…” ve anlatıyormuş, diğeri diyormuş ki: “Arkadaş, sofist diyor ki…” ve anlatıyor. Şimdi, o da demiş ki “Arkadaş, tamam onlar diyor da sen ne diyorsun, sen ne diyorsun?” Şimdi, sevgili arkadaşlarım, AKP’li milletvekili arkadaşlarımız, Sayın Başbakan diyor da yapıyorsunuz; peki, siz hiçbir şey söylemeyecek misiniz, siz ne diyorsunuz? Sizin de dediğinizi bilelim.(CHP sıralarından alkışlar)

Geldiğimiz noktada zaten… Geldiğimiz nokta şunu gösteriyor sevgili arkadaşlarım…

AHMET YENİ (Samsun) – Trabzon’un büyükşehir olmasın mı?

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Devamla) – Bu, büyükşehre karşı değiliz, bütünşehre karşıyız. Burada, Doğu Karadeniz Bölgesi’ni en iyi bilenlerden biri de Ordu Milletvekili olan İçişleri Bakanımız. Sayın Bakanımız bunu çok iyi bilir ama geldiğimiz nokta da şudur arkadaşlar, sizin yönetiminizdeki ülke şunu gösteriyor, bakın açık ve net söyleyeyim. Bu ülkede sınavı şaibeli, mizahı sansürlü, futbolu şikeli, paşası içeride, teröristi dışarıda, askeri, polisi şehit ve siz şehit cenazelerine gitmelerini de bu Yüce milletin bu milletvekillerine yasaklıyorsunuz, bunun da hesabını da yarın sandıkta insanlar size soracak.(CHP sıralarından alkışlar) 

Ve dahası gazetecileri tutuklu ve dahası millî irade içeride. Her fırsatta millî irade diyorsunuz, millî iradeye soruyorsunuz ama beldelerin köylerin kapatılmasına gelince siz millî iradeye sormuyorsunuz. İşinize gelince böyle, işimize gelince böyle. Yok öyle şey değerli arkadaşlarım, bunun hesabını kimse veremez ve siz de veremezsiniz. Bu ülkenin üniter yapısıyla oynamaya da hakkınız yoktur diyor, yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – Trabzon’un büyükşehir olmasını istemiyor musun?

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Olsun diyorum ama böyle olmasın.

BAŞKAN – Evet, aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Açık oylama önergesi var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Maddede ama…

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Yalnız, tasarının 23’üncü maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair iki önerge vardır; önergenin birini okutup, diğerinde de isimleri okutacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 S. Sayılı Kanun Tasarısının 23. Maddesinin oylamasının İçtüzüğün 143. Md. gereği ekli gerekçede belirtilen hususlardan dolayı açık oylama usulü ile yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN – Mehmet Şandır? Burada.

Sadir Durmaz? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Hasan Hüseyin Türkoğlu? Burada.

Enver Erdem? Burada.

Mesut Dedeoğlu? Burada.

Cemalettin Şimşek? Burada.

Emin Çınar? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

Ali Öz? Burada.

Zuhal Topcu? Burada.

Alim Işık? Burada.

Ruhsar Demirel? Burada.

Mustafa Erdem? Burada.

Mustafa Kalaycı? Burada.

Yusuf Halaçoğlu? Burada.

Celal Adan? Burada.

D. Ali Torlak? Burada.

Bahattin Şeker? Burada.

Erkan Akçay? Burada.

S. Nevzat Korkmaz? Burada.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ekli gerekçeler dediniz ama

gerekçeyi okumadınız.

          BAŞKAN – Sayın Genç, burada gerekçe de yok, gerekçe de okutulmaz.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani niye açık oylama isteniyor; oku ekli gerekçeyi.

BAŞKAN – Evet, diğer önergenin imza sahiplerini okutuyorum:

Ali Serindağ? Burada.

Celal Dinçer? Burada.

Birgül Ayman Güler? Burada.

Özgür Özel? Burada.

İlhan Demiröz? Burada.

Mahmut Tanal? Burada.

Sedef Küçük? Burada.

Mustafa Moroğlu? Burada.

Engin Özkoç? Burada.

Gürkut Acar? Burada.

Recep Gürkan? Burada.

Muharrem Işık? Burada.

Melda Onur? Burada.

İdris Yıldız? Burada.

Dilek Akagün Yılmaz? Burada.

Haluk Eyidoğan? Burada.

Kemal Değirmendereli? Burada

Hurşit Güneş? Burada.

Ayşe Nedret Akova? Burada.

Sena Kaleli? Burada.

Namık Havutça? Burada.

Haydar Akar? Burada.

Erdal Aksünger? Burada.

BAŞKAN – Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazından yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 23’üncü madde açık oylama sonucu:

 

“Oy sayısı

:

236

 

Kabul

:

234

 

Ret

:

2

 

                                                           (x)

Kâtip Üye

Mine Lök Beyaz

Diyarbakır

Kâtip Üye

Tanju Özcan

Bolu”

Böylece 23’üncü madde kabul edilmiştir.

24’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 24. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Ali Serindağ                               Birgül Ayman Güler                              Muharrem Işık

                    Gaziantep                                             İzmir                                              Erzincan

               Ali Haydar Öner                                Candan Yüceer                                   Celal Dinçer

                      Isparta                                            Tekirdağ                                            İstanbul

                Namık Havutça                           Mehmet S. Kesimoğlu                           Erdal Aksünger

                     Balıkesir                                           Kırklareli                                              İzmir

             Gökhan Günaydın

                      Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                 Enver Erdem                                 Mesut Dedeoğlu                               Mehmet Erdoğan

                       Elâzığ                                       Kahramanmaraş                                       Muğla

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                              Alim Işık                                       Sadir Durmaz

                    Osmaniye                                          Kütahya                                             Yozgat

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; dün, 17 tane güvenlik görevlimiz doğuda şehit olmuştur. Ben de buradan hepsine Allah’tan rahmet diliyorum, Türk milletine ve kederli ailesine baş sağlığı diliyorum. Temenni ediyorum ki bir daha böyle şehitlerimiz olmaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım, yüce Meclisi tekrar saygılarımla selamlıyorum.

Bu Kanunu iki türlü değerlendirmek istiyorum: Birincisini, Türkiye genelinde kapatılan 1.591 beldemiz, 16.082 köyümüzle ilgili ve en önemlisi de Türkiye'yi bir ayrıştırmaya götüren sebep olarak. İkinci yönüyle baktığımız zaman, uzun zamandan beri Kahramanmaraş’ımızda büyükşehir olma beklentisi içerisindeydik. Bununla beraber, yine Kahramanmaraş’ımızda “Elbistan” ve “Afşin” adı altında bir şehir kurulması ve o bölgeye hizmet vermesi noktasında ikinci bir şehrin kurulmasıydı ama maalesef şimdi görüyoruz ki, her ikisi de mümkün olmamıştır, Kahramanmaraş bu beklentiyi sağlamamıştır.

Şimdi, Kahramanmaraş’ımızın kapatılan beldelerine bakıyoruz: Baydemirli, Döngele, Fatih, Fatmalı, Ilıca, Kale, Kürtül, Karadere, Önsen, Şahinkayası, Tekir, Alemdar, Altunelma, Arıtaş, Bakraç, Büyüktatlı, Çobanbeyli, Çoğulhan, Dağlıca, Esence, Tanır, Geben, Yeşilova, Bozlar, Düzbağ, Akbayır, Bakış, Büyükyapalak, Demircilik, Doğan, Izgın, İğde, Karaelbistan, Söğütlü, Bozhüyük,  Büyükkızılcık, Çardak ve Değirmendere. Bunlarla beraber, Ericek, Kanlıkavak, Taşoluk, Barış, Kullar, Tatlar, Büyüknacar, Evri, Narlı, Yumaklıcerit, Beyoğlu, Kılılı, Şekerobası, Yeşilyöre.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biz bu beldeleri Kahramanmaraş’ta kurabilmek için, cumhuriyet döneminden beri, başta büyüklerimiz olmak üzere ve Kahramanmaraş halkı olarak çok büyük mücadele verdik. Neden verdik? Bu bölgelerin büyük bir bölümü dağlık bölgelerimiz, özellikle kuzey kazalarımızdaki bölgeler ve şimdi, üç günlük veya dört günlük bir Meclis çalışmasıyla bu beldelerimiz ve buradaki köylerimizin tamamı kapanacak. Kahramanmaraş halkı bunu asla istemiyor. Dört beş günden beri fakslarımız, maillerimiz, telefonlarımız ve gelen heyetlerimiz bunu gösteriyor. Hiç kimseye sorulmadı. İşin garip tarafı, bu beldelerimiz büyük bir çoğunluğu İktidar Partisinin elinde bulunan beldeler. Hepsi isyan hâlindeler, Kahramanmaraş isyan hâlinde.

Temenni ediyorum ki, bu yasa tasarısı Meclis gündeminden çekilir. Bunun iki sebebi var. Birincisi, Türkiye genelinde ayrıştırmaya bir sebep olan bir yönetim şekli; ikincisi, hizmet verilecek noktalarda, özellikle Kahramanmaraş’ımızda hizmeti aksatacak noktadaki beldelerimizin, göz bebeği beldelerimizin kapatılmasıdır. Buna Kahramanmaraş halkı razı değildir.

Bu tasarının tekrar gözden geçirilmesini temenni ediyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önerge üzerinde…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Erdal Aksünger…

BAŞKAN -  Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

24’üncü maddede vali konusunda tanımlamalar ve yetkiler getirilmiş vaziyette. Ben, öncelikle şuna değinmek istiyorum: Zaten ondan önce Türkiye’de, aslında çok büyük bir belediye kanunu çıkarıldı, bütün yetkiler de TOKİ’ye verildi. Hangi belediyelerle ilgili? Büyükşehir belediyeleriyle ilgili, özellikle, İstanbul, Ankara ve İzmir.

Şimdi, belediye dediğiniz, sosyal bir kurumdur ve ekonomik bir kazançla ilgili kurulmaz. Devlet de öyle bir teşekküldür ama bakıyoruz İstanbul’da Zincirlikuyu’daki Karayolları arazisini alıyorsunuz, öyle veya böyle birilerine bunu -Peşkeş çekeceksiniz diyeceğim ama iş biraz sıkıntıya varacak- kentin ortak yaşam kültüründen, ortak yaşam alanlarından olan yerleri ticari bir faaliyet yapmak üzere birilerine devrediyorsunuz.

Şimdi, kentleri kent yapan meydanları, yeşil alanları ve sembolleridir. Şimdi, akıl tektir. Gittiğiniz zaman, işte, Avrupa’nın kentlerine gittiğinizde ve Amerika’ya gittiğinizde, birtakım kentlere gittiğinizde oraların sembollerini turistler gelip görüp buralarda kenti incelemek üzere ciddi paralar bırakırlar. Aslında, ticari mantık olarak da yaptığınız yanlış. Karayolları arazisinin olduğu yerle Çamlıca Tepesi’nin olduğu yere herhangi bir teleferik planı yapsaydınız, aslında oraya da turistler için bir sembol dikseydiniz, bir Amerika’daki Empire State’e verilen 40-50 doları elli kere kişi başına alırdınız ama böyle düşünmüyorsunuz; iş, rant tarafından bakılıyor konuya.

Şimdi, belediyenin diğer tarafında, aslında TOKİ’yi belediyelerin başına kılıcını sallayan bir kurum olarak koydunuz, arkasından valileri getiriyorsunuz tepelerine. Şimdi, buradaki temel şey, aslında, bütün yetkileri kısılmış bir yerel yönetim sürecine doğru gidiyor. Burada bir örnek vereceğim kendi ilimizden, madem böyle vizyonel bir konuyla ilgileniyorsunuz, şunu örnek vereceğim: “Özdere” diye bir beldemiz vardı, daha sonra bu Özdere’nin beldeliği iptal edildi, 20-25 bin nüfuslu bir yer. Sekiz ay boyunca 20-25 bin nüfusluydu ama yazın 150 bin nüfuslara erişen bir yerdi burası. Neden iptal edildi bu? Sizin orayı daha öncesinden bölmeye çalıştığınız dönemlerde, o beldeleri iptal ettiğiniz dönemde iptal edildi ama şöyle düşünmek lazım: Bu beldelerdeki problem şu: Bütün sahillerdeki problemlerin aynısı Özdere’de var. Nasıl var? İzmir’in, Muğla’nın veya daha aşağı inin, Antalya’nın, Mersin’in dertleri hep aynı, az nüfuslarıyla kış nüfusları arasında ciddi bir problem var, ciddi bir uçurum da var. Peki, burada nasıl hakkaniyetli olarak iş yapılabilirdi? MERNİS diye bir proje çıkarttınız. Çıkarttığınız bu projede teknolojik olarak yapıyı elde tutuyorsunuz madem, dört ayı da tanımlasaydınız bununla, insan hareketlerini tanımlayın.

Ben şunu demiyorum, merkezî bütçeden aktarılan paraların adaletsizliğinden bahsetmiyorum. Yazın oralarda insanlar, bu belediye başkanları, belde başkanları 150 bin nüfusa göre merkezî idareden para alıyorlar, net öz gelirleri hariç, bunlar o insanların altyapısal giderlerini karşılamakta bir kere zorlanıyorlar. Buraya geldiğinde bunlara “Vizyonumuz var.” diyorsunuz, varsa bunu yapın. Bu çok basit bir olay, niye yapmıyorsunuz diye sormak lazım bununla ilgili.

Ayrıca, burada çok üstünde değinilmesi gereken bir konu var. 12 Eylül 2010’da referanduma gidildi, halka Anayasa’yla ilgili konuları sordunuz. Neyi sordunuz? “HSYK’nın yapısı nasıl olsun?” diye sordunuz mesela. Bu belediye, özellikle halkı direkt ilgilendiren bir konuda niye halka sormuyorsunuz bu konuyu? Halkın HSYK’nın yapısı konusunda bilgisi var da bu konuda yok mu? Sordunuz oradaki yapının nasıl değişmesi gerektiğini, kamuoyuna gittiniz, anayasa değişikliklerini orada yaptınız, burada niye sormuyorsunuz? Burada halka güvenmiyor musunuz bu tarafından?

Bu ülkede çok ilginç şeyler bu tarafından yaşanıyor. Neden yaşanıyor? Öncelikli olan kanunlar, aslında herkesin daha önce geldiğinde söylediği kanunlar, Siyasi Partiler Kanunu var, inançla ilgili özgürlüklerin Anayasa’da tanımlanması konusu var, bunların hiçbirisi önceliğiniz değil, bunu acilen öncelikli olarak getiriyorsunuz, aynı 4+4+4 sisteminde olduğu gibi.

Söylediklerinizin hepsini yediniz orada aslında. Biz baştan beri söyledik, “Siz bu ihaleyi yapamazsınız, Türkiye'de böyle şeyler üretemezsiniz.” dedik, ama siz bunların hepsine karşı durdunuz, bugün geldiğiniz noktada ne ihaleler yapılabildi ne de yerli üretim olabildi. Bunların hepsini aşikâr en baştan biz halka anlattık, ama siz farklı bir şekilde anlattınız konuyu, konunun içine başka şeyler sokarak anlattınız.

Şimdi, burada, tabii, özellikle yereldeki yerleşim birimlerinde, bu İstanbul dâhilinde, yavaş yavaş İzmir’e doğru kayıyor. İzmir’e kayarken şunu yapmaya çalışıyorsunuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Şimdi, İzmir’de bu iş olmadı bir türlü, başka bir yasayla o İzmir’in tepesine çökmeye çalışıyorsunuz. Yani bugün diyor ki, bütün merkezi yönetimi yerel yönetimlerin tepesine bindireceksiniz. Bunun halkımız tarafından böyle algılanması gerektiğine inanan bir insanım.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar.)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım. Yoklama talebi var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Aygün, Sayın Güler, Sayın Ediboğlu, Sayın Dinçer, Sayın Özkoç, Sayın Özdemir, Sayın Işık, Sayın Aksünger, Sayın Ağbaba, Sayın Acar, Sayın Özgündüz, Sayın Genç, Sayın Çıray, Sayın Yıldız, Sayın Tamaylıgil, Sayın Kaleli, Sayın Kaplan, Sayın Öztürk, Sayın Güven ve Sayın Yılmaz.

Evet, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

24’üncü madde üzerinde oylamanın açık oylama şeklinde yapılmasına dair iki önerge vardır. Birincisini okuduk, diğerinin de isimlerini okutacağım...

Sayın milletvekilleri, sistemdeki arıza nedeniyle beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 22.36

 

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem Yemişçi (Tekirdağ), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21'inci Birleşiminin On Birinci Oturumunu  açıyorum.

338 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

24’üncü  maddenin oylamasında açık oylama şeklinde bir talep vardır.

Şimdi isimleri okutuyorum:

Hasan Hüseyin Türkoğlu? Burada.

Sadir Durmaz? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Zühal Topcu? Burada.

Alim Işık? Burada.

Ruhsar Demirel? Burada.

Mustafa Erdem? Burada.

Kemalettin Yılmaz? Burada.

Reşat Doğru? Burada.

Mustafa Kalaycı? Burada.

Yusuf Halaçoğlu? Burada.

Ali Uzunırmak? Burada.

Celal Adan? Burada.

Necati Özensoy? Burada.

D. Ali Torlak? Burada.

Ali Öz? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

Sinan Oğan? Burada.

Emin Çınar? Burada.

Mesut Dedeoğlu? Burada.

Bahattin Şeker? Burada.

Diğer önergenin imzaları:

Ali Serindağ? Burada.

Celal Dinçer? Burada.

Birgül Ayman Güler? Burada.

Özgür Özel? Burada.

İlhan Demiröz? Burada.

Mahmut Tanal? Burada.

Mehmet Volkan Canalioğlu? Burada.

Engin Özkoç? Burada.

Aykut Erdoğdu? Burada.

Ali Rıza Öztürk? Burada.

Gürkut Acar? Burada.

Veli Ağbaba? Burada.

Malik Ecder Özdemir? Burada.

İdris Yıldız? Burada.

Ayşe Nedret Akova? Burada.

Haluk Eyidoğan? Burada.

Sedef Küçük? Burada.

Kemal Değirmendereli? Burada.

Hülya Güven? Burada.

Dilek Akagün Yılmaz? Burada.

Melda Onur? Burada.

Doğan Şafak? Burada.

Ömer Süha Aldan? Burada.

BAŞKAN – Evet, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 24’üncü madde açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

250

 

 

Kabul

:

240

 

 

Ret

:

10

(x)

 

Kâtip Üye

Özlem Yemişçi

Tekirdağ

Kâtip Üye

Tanju Özcan

Bolu”

Böylece 24’üncü madde kabul edilmiştir.

25’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 25. Maddesi ile değiştirilen 5779 sayılı Kanunun 2. Maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “il özel idarelerine” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yüzde 1’i köylere” ibaresi olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.

  Muharrem Işık Namık Havutça                          Ali Serindağ

     Erzincan                                                          Balıkesir                                          Gaziantep

Birgül Ayman Güler                                      Mehmet Kesimoğlu                                Celal Dinçer

       İzmir                                                              Kırklareli                                            İstanbul

  Ali Haydar Öner                                               Mevlüt Dudu                                    Emre Köprülü

      Isparta                                                               Hatay                                             Tekirdağ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 25. Maddesinin (3) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Değişiklik Önergesi:

Madde 25. (3) "29 Büyükşehir belediyesinin sınırları içerisinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplam tutarının %6'sının Büyükşehir Belediyeleri arasında nüfusları oranında aktarılması ve genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden büyükşehir ilçe belediyelerine ayrılan payların yüzde 30'u büyükşehir belediye payı olarak ayrılır."

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                   İdris Baluken

                       Şırnak                                                Iğdır                                                Bingöl

                    Erol Dora                                          Altan Tan

                      Mardin                                           Diyarbakır

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu" nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 25’inci maddesinin tasarı metinden çıkartılmasını arz ederiz.

                 Enver Erdem                                 Mehmet Erdoğan                                     Alim Işık

                       Elâzığ                                               Muğla                                              Kütahya

                 Sadir Durmaz                                    Erkan Akçay                            Hasan Hüseyin Türkoğlu

                       Yozgat                                              Manisa                                           Osmaniye

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Erkan Akçay, Manisa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Maalesef şu anda da bir talihsizliği yaşıyoruz. 10 Kasım 2009’da bu Mecliste AKP’nin önce “Kürt açılımı” adını verdiği, bizim ise “Yıkım ve ihanet projesi” olarak ifade ettiğimiz görüşmeler bütün muhalefetimize rağmen inatla 10 Kasım 2009 tarihinde yapılmıştı.

Bugün de Siirt’te 17 şehidimizin hatırasına hürmeten, hep birlikte ortak bir tavır koymak adına iki gün ara verme talebimize inatla karşı gelindi ve talihsiz bir şekilde bu tasarı görüşülmeye devam ediyor.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, şekil açısından, usul açısından, esas ve içerik bakımından, siyasi yönleriyle, idari yönleriyle, yönetim teknikleri bakımından, ekonomik ve mali yönleriyle, sosyal yönleriyle, kültürel ve hukuki bakımdan çok mahzurları olan bir tasarıdır ve akıl dışı bir tasarıdır. Bu kanunun ruhunu şu mısralar çok iyi yansıtmaktadır, eskiden okul kitaplarında okutulurdu ilkokullarda, Ahmet Kutsi Tecer’in:

“Orda bir köy var uzakta,

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür.

 

Orda bir yol var uzakta,

O yol bizim yolumuzdur.

Dönmesek de varmasak da

O yol bizim yolumuzdur.”

Değerli milletvekilleri, bu kanunla, milyonlarca insanımızı, yüz binlerce insanımızı PKK’nın insafına terk edeceksiniz. İdari ve siyasi bakımdan gidemediğiniz yöreler, şehirler, köyler ve mahalleler oluşturacaksınız.

Değerli milletvekilleri, Sayın Hükûmet ve Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, bu tasarıyı İçişleri Komisyonunda savunamamıştır. Burada, Mecliste savunamıyorsunuz, medyada savunamıyorsunuz, Başbakan savunamıyor, bakanlar savunamıyor, parti teşkilatlarınız savunamıyor, milletvekilleriniz savunamıyor, alanda savunamıyorsunuz, meydanda savunamıyorsunuz, yandaş medyada savunamıyorsunuz, dergâhta savunamıyorsunuz, bargâhta savunamıyorsunuz çünkü bu tasarının yanlış olduğunu biliyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, yasalar ihtiyaçlardan doğar. Türkiye'nin bu yasaya ihtiyacı olmadığını biliyorsunuz. Bu yasanın Türkiye’ye faydası olmadığını, bilakis zararı olduğunu da biliyorsunuz. İnanmadığınız bir yasaya sırf Başbakanın kişisel ihtirası ve talimatına boyun eğdiğiniz için ezik ve mahcupsunuz. O yüzden bize karşı daha hırçın davranıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı ile köylerimize ve kırsal kesime ağır vergi ve harç yükümlülükleri getirilmektedir. Köylerimiz emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, ilan reklam vergisi, haberleşme vergisi, yangın sigorta vergisi ödeyecekler. Bina inşaat harcı, imar harçları, iş yeri açma harcı, hafta tatili çalışma ruhsatı harcı, hayvan kesimi, muayene denetleme, ölçü tartı aletleri muayeneleri ücretlerini ödeyecekler. Hatta mezar yeri ücret tarifelerini ödeyecekler. Toplu taşıma araçları hat ücretlerini ödeyecekler. Köylüler, kırsal kesim insanları yol, su, kanalizasyon harcamalarına katılım paylarını ödeyecekler. Bu vergileri hâlen ödeyen il merkezi, ilçeler ve beldelerdeki vatandaşlarımız ise yüzde neredeyse iki yüze varan fazladan ödeme yapacaklardır. Bu kanunla ne çiftçi çiftçilik yapabilir ne ev, dam yapabilir ne de köyde yaşayabilir. Köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak, mahalleye çevrilmesi sonucunda köyler tamamen korunaksız ve talana açık hâle getirilecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum.(MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 25. Maddesinin (3) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Değişiklik Önergesi:

Madde 25. (3) "29 Büyükşehir belediyesinin sınırları içerisinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplam tutarının %6'sının Büyükşehir Belediyeleri arasında nüfusları oranında aktarılması ve genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden büyükşehir ilçe belediyelerine ayrılan payların yüzde 30'u büyükşehir belediye payı olarak ayrılır."

                             Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

.

 

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Gelir İdaresi Başkanlığı verileri incelendiğinde vergi gelirleri tahsilatına ait %80'lik kısmın içinde İstanbul ve Kocaeli'nin bulunduğu 5 ilde gerçekleştiği görülmektedir. Bunun önemli nedenleri arasında Kurumlar vergisi gibi gelirlerin şirketlerin merkezlerinin İstanbul ve Kocaeli'nde bulunması ve Bankaların merkezinin İstanbul'da bulunması gösterilebilir. Sadece İstanbul'a ait oran % 43'tür. Bu durumda 2012 yılına ait 284 milyar TL'lik paydan ayrılan 17 milyardan 13 milyar TL'si bu gruba aktarılmaktadır. Kayseri'de üretim yapan bir işletmenin merkezi İstanbul'da olması durumunda buradan gelecek vergi payı Kayseri Büyükşehir Belediyesi yerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi aktarılmış olacaktır. Aynı durum Van, Mardin, Gaziantep, Erzurum, Eskişehir gibi diğer iller için de geçerlidir. Bu durum Belediyeler arası gelir adaletsizliğine neden olmaktadır. Nüfus oranında gerçekleşecek paylaşım bu adaletsizliğe kısmen çözüm olacaktır. Değişiklik ile Genel Bütçe Vergi Gelirleri toplamından Büyükşehir Belediyelerine aktarılan payın sosyoekonomik gelişmişlik endeksine göre 1. grubun dışında yer alan illerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları payın artırılması amaçlanmıştır.

 

III.- YOKLAMA

 

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yoklama talebimiz var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ancak yoklama talebi var.

Sayın Şandır, Sayın Durmaz, Sayın Korkmaz, Sayın Doğru, Sayın Türkoğlu, Sayın Akçay, Sayın Erdoğan, Sayın Erdem, Sayın Yeniçeri, Sayın Dedeoğlu, Sayın Şimşek, Sayın Öz, Sayın Bulut, Sayın Işık, Sayın Demirel, Sayın Topcu, Sayın Halaçoğlu, Sayın Adan, Sayın Başesgioğlu, Sayın Yılmaz.

İki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 25. Maddesi ile değiştirilen 5779 sayılı Kanunun 2. Maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “il özel idarelerine” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yüzde 1’i köylere” ibaresi olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Muharrem Işık (Erzincan) ve arkadaşları.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Mevlüt Dudu.

BAŞKAN – Mevlüt Dudu, Hatay Milletvekili.

MEVLÜT DUDU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün şehit olan 17 Mehmetçiğimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve ulusumuza başsağlığı diliyorum. Bugün çalışmaların başlangıcında Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi tarafından bir öneri getirildi. Şehit cenazeleri nedeniyle Meclis çalışmalarına bir gün ara verilmesi istendi. Ancak, bu öneri Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından terörle mücadeledeki kararlılığımızı gösterme gerekçesiyle reddedildi ve Meclisin çalışmaya ara vermesi uygun bulunmadı.

Değerli milletvekilleri, biz, Adalet ve Kalkınma Partisinin terörle mücadele konusundaki kararlılığını biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Habur’dan biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Oslo’dan biliyoruz ve bu tasarının siparişinin Oslo’da verildiğini de biliyoruz aynı zamanda. Nereden mi biliyoruz? “Birkaç Mehmet ölmekle Meclis mi toplanır?” demenizden biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, şehit olan Mehmekçiklerimize “birkaç Mehmet” diyerek onları küçük düşürenlere bu millet Ahmet’in, Mehmet’in ne olduğunu gösterecektir, bundan hiç kuşkunuz olmasın.

Bu tasarı yaklaşık bir aydır Parlamento gündeminde, yerel yönetim sistemi konusunda önemli değişiklikler getiriyor. Siz buna “reform” diyorsunuz, ancak bir düzenlemenin reform olarak nitelendirilebilmesi için ülkeyi ileriye götüren düzenlemeler getirmesi gerekir ama ne yazık ki bu düzenleme ülkeyi ileri götürecek değişiklikler getirmiyor.

İl özel idarelerini kapatıyorsunuz, yerine vali başkanlığında atanmışlardan oluşan yatırımları izleme ve koordinasyon merkezleri oluşturuyorsunuz yani yetkiyi seçilmişlerden alarak atanmışlara veriyorsunuz. Köy tüzel kişiliklerini kaldırıyorsunuz, köyleri mahalleye çeviriyorsunuz ve bundan doğacak boşlukların getireceği sakıncaların ne olduğunu bile bilmiyorsunuz. Belde belediyelerini Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 5’inci maddesine ve aynı zamanda, dolayısıyla Anayasa’nın da 90’ıncı maddesine aykırı olarak kapatıyorsunuz ve tüm bunları milletten kaçırarak, gizleyerek yapıyorsunuz. Ne bir meslek kuruluşunun ne bir sivil toplum örgütünün ne de muhalefetin görüşüne ve bilgisine başvuruyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, siyaset ve devlet adamlığı sorumluluk ister. Siyasetçinin görevi toplumu bütünleştirmektir, ayrıştırmak değil. Ancak bu tasarı ile birkaç belediye fazla kazanmak uğruna, oy avcılığı uğruna milleti bölme yolunda ciddi adımlar attınız. Önceki gece sabaha karşı korsan bir önergeyle Yenimahalle’yi böldünüz. Size bu hakkı ve yetkiyi kim verdi? Buna nasıl cüret ettiniz? Ne ilgili belediyelerin ne de halkın bilgisini ve görüşünü almadan, bunu yaptınız ama bunun cevabını Ankara ve Yenimahalle halkı size verecektir.

Gelelim Hatay’a. Öncelikle, şunu söylemek istiyorum: Hatay’da yeni ilçe oluşumlarıyla ilgili, ilçelerin sınırlarıyla ilgili İçişleri Komisyonunda birkaç değişiklik yapıldı. İlçe olmayı çoktan hak etmiş Payas beldemizin ilçe yapılması da Genel Kurulda kabul edildi, bunlar olumlu değişikler oldu. Ancak Hatay’da bunun dışında insanların arasına mezhep duvarları örüldü. Sadece yüzde 100’ü –inanın- Alevi inancına mensup yurttaşlarımızdan oluşan ilçeler oluşturuldu. Sizi uyarıyorum: Bunu yapmaya hakkınız yok. Bu halkı daha fazla bölmeye, devlete, millete daha fazla zarar vermeye hakkınız yok.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

III.- Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Havutça, Sayın Özgümüş, Sayın Ediboğlu, Sayın Dinçer, Sayın Gümüş, Sayın Özkoç, Sayın Demiröz, Sayın Yıldız, Sayın Özdemir, Sayın Özbolat, Sayın Acar, Sayın Genç, Sayın Tamaylıgil, Sayın Akova, Sayın Kaplan, Sayın Yılmaz, Sayın Akar, Sayın Eyidoğan, Sayın Kaleli.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının 25’inci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir işlem vardır.

Şimdi, istem sahibi milletvekillerin adlarını tespit ettireceğim:

Ali Serindağ? Burada.

Celal Dinçer? Burada.

Birgül Ayman Güler? Burada.

Özgür Özel? Burada.

İlhan Demiröz? Burada.

Mahmut Tanal? Burada.

Mehmet Volkan Canalioğlu? Burada.

Engin Özkoç? Burada.

Aykut Erdoğdu? Burada.

Ali Rıza Öztürk? Burada.

Gürkut Acar? Burada.

Veli Ağbaba? Burada.

Ejder Özdemir? Burada.

Sedef Küçük? Burada.

Nedret Akova? Burada.

Haluk Eyidoğan? Burada.

Kemal Değirmendereli? Burada.

İdris Yıldız? Burada.

Hülya Güven? Burada.

Dilek Akagün Yılmaz? Burada.

Melda Onur? Burada.

Doğan Şafak? Burada.

Ömer Süha Aldan? Burada.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, sadece okunuyor isimler, yoklama yapılmıyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim sizden.

Sayın Kâtip Arkadaşımız isimlerimizi okuyor ama orada başta bir metin var, o metnin okunup… Altında imzamız var, metin okunmadan isim okunmaz ki. Bu, usule aykırı. Ne olur yani…

BAŞKAN – Sayın Tanal, İç Tüzük’ün 143’üncü maddesinin ikinci bendini okuyorum…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Anladım ama yani oradaki…

BAŞKAN - “Açık oy istemi olduğunu bildirir ve önerge sahiplerinden en az 15’inin Genel Kurul…”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama o şekilde…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, hangi kanunun hangi maddesinin…

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, üstte bizim metin var, metin okunmadan…

BAŞKAN – “…salonda bulunup bulunmadığını tespit eder.”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, metin okunmadan…

KAMER GENÇ (Tunceli) – İstemimizi belirtiyoruz orada.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani sadece o şekilde yanlış olur. İsmini niçin okuduğu…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Olmaz ya!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kayıtlarda anlaşılmıyor o. Metnin okunmasını istirham ediyorum sizden.

BAŞKAN – İç Tüzük böyle söylüyor Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, metnin okunmasını istirham ediyoruz sizden, ne olur.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkan, bugüne kadar okunuyordu. Niye şimdi okunmuyor?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 143 bunun için uygulanamaz, 143 ayrı bir şey, diğer durumlar için. Bunun için 20 imza gerekir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi kanunun hangi maddesinin açık oylamasını istediğimizi burada belirttik.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Başkanım, bu isimler niye okundu? Bizim ismimiz niye okunmuyor? Bizim başımız kel mi!

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Önergelerimizi okuyun lütfen Sayın Başkan!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, 143 değil, 87 olacak, 20 imza arıyoruz.

BAŞKAN – Hepsini okutuyoruz zaten Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kanun maddesi oyluyoruz efendim.

BAŞKAN – İsimlerin hepsini okutuyorum diyorum.

Evet, iki dakika süre veriyorum.

Bundan sonra okutacağım.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, hangi kanunun hangi maddesinin açık oylamasını istediğimiz o önergede belirtiliyor. Siz nasıl bunun yarısını okuyup yarısını okumazsınız! Doğru dürüst görev yap ya! Hakikaten utanıyoruz senin davranışlarından ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, buna hakkınız yok! Önergelerimizi tam olarak okutun lütfen.

BAŞKAN – Sayın Genç, tutanaklara bakarsanız 25’inci maddenin açık oylamasını yapacağımızı ifade ettim efendim, tutanaklarda kayıtlı.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır ama demediniz ki… Divan kâtibi isimleri okudu.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yoklama yapılmadı ya! Yani o imza sahipleri Genel Kurulda mı, değil mi diye tespit edilmedi.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338 sıra sayılı Tasarı’nın 25’inci maddesinin açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı:            238

Kabul:                                  238 (x)

              Kâtip Üye                                                Kâtip Üye

          Özlem Yemişçi                                           Tanju Özcan

              Tekirdağ                                                    Bolu”

BAŞKAN – Böylece 25’inci madde kabul edilmiştir.

26’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Önergeyi okutuyorum.

                         Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika ya, bir şey söylüyorum.

Şimdi, Sayın Başkan, orada Divana gelen önergeyi aynen okumak zorundasınız. Biz burada açık oylama önergesini veriyoruz. Açık oylama istediğimiz önergede…  “falan sayılı yasa tasarısının falan maddesinin açık oylama yapılmasını istiyorum. Bakın, tutanakları getirelim. Birçok şeyleri yutuyorsunuz, konuşmuyorsunuz. Ne aceleniz var ya? Onun için…

BAŞKAN – Tüzük öyle değil ama okutacağım Sayın Genç, tamam, konu anlaşıldı.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim, tutumunuz hakkında usul tartışması açıyorum.

BAŞKAN – Devam edin.

                         Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim. Bir dakika…

BAŞKAN – El hareketinizi bırakın hanımefendiye karşı lütfen!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sonra, Divan Kâtibiniz…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Otur yerine, seni mi dinleyeceğiz!

BAŞKAN – Lütfen yani…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Doğru dürüst orada yöneteceksen yönet! Yöneteceksen yönet be! Böyle oradan olmaz ya! Bu Meclisi rezil ettin be! Daima hata yapıyorsun, keyfî hareket ediyorsun.

BAŞKAN – İç Tüzük’ü okudum biraz önce, açın okuyun siz de.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, bu kadar talimatla hareket edilmez yahu!

BAŞKAN – 143’üncü maddeyi siz de açın okuyun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İnsan o kürsüyü biraz dürüst temsil eder yahu! Yani okunan önergeler… Divan Kâtibi…

BAŞKAN – Okuyun lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Okunan önergeyi biz anlamıyoruz.

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 26. Maddesi ile değiştirilen 5779 sayılı Kanunun 5. maddesinin 4’üncü fıkrasında yer alan yüzde 60 ibaresinin yüzde 50 olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

                Muharrem Işık                                 Namık Havutça                                   Ali Serindağ

                     Erzincan                                           Balıkesir                                          Gaziantep

            Birgül Ayman Güler                          Mehmet Kesimoğlu                                Celal Dinçer

                        İzmir                                              Kırklareli                                            İstanbul

         Emre Köprülü

             Tekirdağ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 26. Maddesinin (2) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Değişiklik Önergesi:

Madde 26. (3) “(2) Birinci fıkrada belirtilen gelişmişlik endeksine göre dağıtılacak miktar için Kalkınma Bakanlığı tarafından tespit edilen en son veriler esas alınır. Bu endeksin kullanımında, belde belediyeleri için bağlı bulunduğu ilçenin endeks değeri uygulanmak üzere, il, ilçe ve belde belediyeleri gelişmişlik katsayılarına göre en az gelişmiş olandan en çok gelişmiş olana doğru ve eşit nüfus içeren beş gruba ayrılır. Eşitliği bozan ilçe, denge kurulacak şekilde beldeleriyle birlikte bir önceki gruba veya bir sonraki gruba ilave edilir. Birinci fıkraya göre belirlenen miktarın yüzde 27'si birinci gruba, yüzde 24'ü ikinci gruba, yüzde 20'si üçüncü gruba, yüzde 16'sı dördüncü gruba ve yüzde 13'ü beşinci gruba tahsis edilir. Bu tahsisat, her grup içinde, gruba giren belediyelerin nüfuslarına göre dağıtılır.”

 

                Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan                                    İdris Baluken

                        Iğdır                                                Şırnak                                               Bingöl

                    Altan Tan                                          Erol Dora

                   Diyarbakır                                           Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 26. maddesinin Tasarı metninden çıkartılmasını arz ederiz.

                 Enver Erdem                                 Mehmet Erdoğan                        Hasan Hüseyin Türkoğlu

                       Elâzığ                                               Muğla                                            Osmaniye

                     Alim Işık                                       Sadir Durmaz                                    Erkan Akçay

                     Kütahya                                             Yozgat                                              Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26’ncı madde üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

26’ncı maddeyle belediye paylarının tahsisine ilişkin esaslar düzenleniyor ve mevcut uygulamaya göre büyükşehir belediye payının yüzde 70’i doğrudan ilgili büyükşehir belediyesi hesabına aktarılırken, kalan yüzde 30’luk kısmı büyükşehir belediyeleri arasında nüfus esasına göre dağıtılmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, büyükşehir belediye payı yüzde 5’ten 6’ya çıkarılırken, büyükşehir belediyelerin payına aktarılan oran yüzde 70’ten 60’a düşürülmüştür. Kalan yüzde 40’lık kısmın yüzde 70’i nüfusa, yüzde 30’u yüzölçümü esasına göre büyükşehir belediyeleri arasında dağıtılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, il mülki sınırları belediye sınırları hâline getirilmektedir. Tüm insanlarımıza ama özellikle il merkezi dışında yaşayan insanlarımıza yeni vergiler, yükümlülükler getirilmekte, külfetler yüklenmekte ve vatandaşlarımız karar mekanizmalarından ve hizmetten âdeta uzaklaştırılmaktadır.

Biraz evvel genel yükümlülükleri sayarken süre yetmediği için tamamlayamadık. Bu artan yükümlülükler artık köyleri yaşanmaz hâle getirecektir, bu nedenle köyden kente göçler artacaktır. Bu tasarının en önemli mahsurlarından birisi de köyden kente göçleri artıracak olmasıdır.

Yine, Türkiye’de yaklaşık 700 bin basit usulde vergi mükellefi bulunmaktadır. Bunların tamamı küçük esnaf ve dar gelirli insanlardır. Bu kanunla, yüzbinlerce basit usuldeki vergi mükellefi, gerçek usulde vergi mükellefi hâline gelecekler. Bunlar daha çok vergi ödeyecekler, defter tutacaklar, çeşitli beyannameler verecekler, muhasebe ücreti gibi yükümlülüklerin altına gireceklerdir. Bu mülki sınırın belediye sınırı olarak belirlenmesi, eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu mülki sınır devlet yönetimi ile ilgilidir ve bir ilin topyekun idaresini kapsar ve aynı zamanda bir siyasi anlamı vardır. Alan bazlıdır, belediye sınırları ise yerleşim bazlıdır. Yerleşim varsa belediye vardır, yerleşim yoksa belediye olmaz.

Bu tasarıyla, yetkilerin valilerden alınıp büyükşehir belediye başkanlarına verilmesi, Oslo’daki PKK’lı teröristlerle Hükûmetin yaptığı görüşmelerde yer almaktadır. Bunu artık hiçbiriniz, Hükûmet yetkilisi ve Sayın Başbakan da inkâr etmemektedir. Oslo’da Başbakanın temsilcisi, “Bu yetkileri önce valilere, sonra belediyelere devredeceğiz.” demektedir. Dolayısıyla, bu tasarı, AKP’yle PKK arasındaki görüşmelerin bir sonucudur, tıpatıp uymaktadır.

Bu görüşmeler, varılan mutabakatlar gayrimeşrudur, yasa dışıdır, suçtur! Hükûmetin ve Başbakanın, her şeyiyle suç teşkil eden bir görüşmede terör örgütüne verilen sözler sonucu bu tasarı getirildiği için bu tasarı da gayrimeşrudur. Hükûmeti uyarıyorum, terör örgütüyle yaptığınız pazarlık sonucu kanun çıkarmaya çalışmak, sizi gayrimeşru yapar! Bu tasarıyı millet istemiyor, bu tasarıyı bölücüler istiyor, terör örgütü istiyor! Bu tasarı, Anayasa’nın 3, 10, 123, 126, 127, 160, 170’inci maddelerine aykırıdır. Anayasa’ya açıkça aykırı olan bu düzenleme, üniter yapıyı bozan bir düzenlemedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıyla büyükşehirlerdeki sınırları içine alan ilçe, belde ve köylerdeki yükümlülüklerin ve sorunların daha da artacağını ifade ettik. İnşallah, geri kalanını da bundan sonraki maddelerde ifade ederiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 26. Maddesinin (2) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Değişiklik Önergesi:

Madde 26. (3) “(2) Birinci fıkrada belirtilen gelişmişlik endeksine göre dağıtılacak miktar için Kalkınma Bakanlığı tarafından tespit edilen en son veriler esas alınır. Bu endeksin kullanımında, belde belediyeleri için bağlı bulunduğu ilçenin endeks değeri uygulanmak üzere, il, ilçe ve belde belediyeleri gelişmişlik katsayılarına göre en az gelişmiş olandan en çok gelişmiş olana doğru ve eşit nüfus içeren beş gruba ayrılır. Eşitliği bozan ilçe, denge kurulacak şekilde beldeleriyle birlikte bir önceki gruba veya bir sonraki gruba ilave edilir. Birinci fıkraya göre belirlenen miktarın yüzde 27'si birinci gruba, yüzde 24'ü ikinci gruba, yüzde 20'si üçüncü gruba, yüzde 16'sı dördüncü gruba ve yüzde 13'ü beşinci gruba tahsis edilir. Bu tahsisat, her grup içinde, gruba giren belediyelerin nüfuslarına göre dağıtılır.”

                                                    Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN –  Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman)  – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Değişiklik ile gelişmişlik endeksine göre dağıtılacak miktardan en az gelişmiş belediyelere ayrılan payların arttırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN –  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 26. maddesi ile değiştirilen 5779 sayılı Kanunun 5. Maddesinin 4'üncü fıkrasında yer alan "yüzde 60" ibaresinin "yüzde 50" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                           Muharrem Işık (Erzincan) ve arkadaşları

BAŞKAN –  Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman)  – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Mehmet Ali Ediboğlu…

BAŞKAN –  Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Ali Ediboğlu, Hatay Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ EDİBOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz yasada illerin büyükşehir yapılmasının amacı bütünlük sağlamak ve ilin idaresini kolaylaştırmak olarak  belirtilmektedir.

Bu yasa Hatay’da Defne ve Arsuz isimlerinde iki yeni ilçe oluşturulmasını öngörüyor. Defne ve Arsuz sınırları içerisinde yaşayan halkın böyle bir talebi yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Bunun aksine, Payas beldemizde yaşayan 40 bin vatandaşımızın yıllardır özlemi olan ilçe olma hayali, tüm siyasi partilerin desteği ve talebine rağmen bu yasa taslağı içerisinde yer almamış idi. Birkaç gün önce tüm siyasi parti milletvekillerinin ortak verdiği önergeyle Payas’ın ilçe olması yasaya eklendi. Payas halkına hayırlı olsun diyorum.

Antakya ve İskenderun’da belediye seçimlerine yönelik oy hesaplarıyla tasarlandığı açık olan Defne ve Arsuz ilçeleri, Hatay’a yapılacak en büyük kötülük olacaktır. Bundan önceki dönemlerde nüfusu 2 binden fazla olan köyleri belde yaparken halka sordunuz. Birçok köy nüfusu 2 binden fazla olmasına rağmen “hayır” oylarının fazla olması nedeniyle belde yapılmadı. Yani bu kararı halka bıraktınız. Şimdi yeni ilçe oluştururken neden halka sormayı düşünmüyorsunuz? Burada asıl sorulması gerekenler de şunlar olmalıdır: Hatay’da Defne ve Arsuz isimli iki yeni ilçeye neden ihtiyaç duyulmuştur? Bu ihtiyaç kime ve neye göre belirlenmiştir? Bu konuda uzman görüşü alınmış mıdır? En önemlisi: Vatandaşın fikri sorulmuş mudur? Bölgede yaşayan vatandaşların bunu istemediğini bilerek neden ısrar ediyorsunuz? Eğer bilimsel, sosyal bir çalışma varsa bunun kamuoyuyla paylaşılması ve gerekçeleriyle anlatılması daha uygun olmaz mıydı? Hayır, böyle bir çalışma yoksa, ne amaçla, kimlerin hangi yönlendirmeleriyle yapıldığını vatandaşların bilme hakkı vardır.

Değerli milletvekilleri, toplumların yaşantılarını etkileyecek değişimler iyice araştırılmadan, üzerinde ciddi olarak tartışılmadan yapılmamalıdır. Öte yandan Hatay’da insanların hayatını bu kadar etkileyecek bir konuda halkın bilgisi yok. Milletvekillerinin, belediye başkanlarının, Valinin, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin bile fikrinin sorulmadığını görüyoruz. Hiç kimsenin fikrinin alınmadığı belliyken, yeni kurulacak Defne ve Arsuz ilçelerinin sınırlarına baktığımızda iktidarın bugüne kadar sözleriyle ifade ettiği bir gerçeği yasayla uygulamaya koymuş olduğu görülmektedir. Bu durum Hatay’da var olan barış ve kardeşlik ortamını baltalayacaktır. Etnik ve mezhepsel ayrım yapıldığı gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

Değerli milletvekilleri, eğer bu yasa Mecliste düzeltilmezse çok yazık olacak. Bu hataya bilerek veya dolaylı olarak izin verenler, çocukları ve torunlarına iyi bir miras bırakmamış olacaklar. Bu ayrıştırma projesi tamamen siyasi ve ideolojik sebeplere dayandığı izlenimini vermektedir, geçerli veya makul hiçbir gerekçesi de yoktur. Üstelik Antakya Belediye sınırlarından koparılmaya çalışılan mahalle ve beldelerin siyasi tercihlerine ve kimliklerine bakılırsa bu projenin toplumsal barışa ve Antakya’nın bir kültür mozaiği olma özelliğine büyük zarar vereceği açıkça görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, Antakyalılık önemli bir bilinç barındırır. Bu bilinç, kültürlerin, dinlerin, mezheplerin kardeşliğini temsil eder. Bu tarihsel gerçeğe zarar verecek girişimleri yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Tüm bu uyarılara rağmen bu hatayı yapanlar tarih önünde de affedilmeyecektir. Daha bugün İstanbul’da 2012 Yılı Birlikte Yaşama Ödülleri birlikte yaşama kültürüne katkısından dolayı dünyada bu anlamda marka olan Antakya Medeniyetler Korosu’na verildi. Bu yanlıştan en kısa zamanda dönülmelidir. “Ben yaptım oldu.” derseniz ve yaparsanız daha sonra öngörülemeyen sorunlarla boğuşursunuz. Bu yasa, Antakya halkına rağmen zorla hayata geçirilse bile vicdanlarda ve akılda kabul görmeyecektir. Antakya, binlerce yıllık geleneğin, kültürün ve kardeşliğin adıdır. Bu şehir ayrıştırılmamalıdır. Ayrıştırma, şehrin sosyal dokusuna da aykırıdır. Bu hatadan bir an önce dönülmeli ve yasanın düzeltilmesi sağlanmalıdır. Bu çerçevede Antakya’nın sınırlarıyla oynanmaması doğru olacaktır.

Değerli milletvekilleri, yasanın geneline ilişkin de bazı endişeler taşıyorum ve sorularım olacak. Toplumla paylaşılmadan, kimseye danışılmadan büyükşehir kapsamına alınan illerde nüfusu değil 2 bin, 10 binin üzerinde olan binlerce, onlarca belde, yine nüfusu binin üzerinde olan ve ilçe merkezine mesafesi bir hayli uzak olan binlerce köy muhtarlığını kapatmanın Oslo süreciyle ilgisi var mıdır? Yine Oslo’da verdiğiniz sözlerden biri bundan sonraki seçimlerde ilçeleri de kapatarak seksen bir il belediye başkanı seçmek ve fiilen eyalet sistemini hayata geçirmek midir?

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ALİ EDİBOĞLU (Devamla) – Bu hizmetlerinizden dolayı emperyalistlerin darphaneleri yirmi dört saat çalışsa bile herhâlde size madalya yetiştiremeyecektir. Ne yaparsanız yapın, bu oyunları bozacak bilinç, kararlılık ve irade Türk halkında vardır, ama Türk halkı, sergilenen bu taşeron tiyatroyu sahneden kaldıracak kararlılığı da gösterecektir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Ediboğlu, Sayın Gümüş, Sayın Özkoç, Sayın Demiröz, Sayın Akar, Sayın Aksünger, Sayın Dudu, Sayın Acar, Sayın Özbolat, Sayın Özdemir, Sayın Canalioğlu, Sayın Gürkan, Sayın Akova, Sayın Yılmaz, Sayın Kaleli, Sayın Kaplan.

Evet, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

26’ncı madde oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair önerge vardır, okutup imza sahiplerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Kanun Tasarısının 26. maddesinin oylamasının ekli çerçevede belirtilen hususlar doğrultusunda İç Tüzük 143. maddeye göre açık oylama usulüyle yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN – Hasan Hüseyin Türkoğlu? Burada.

Sadir Durmaz? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Zuhal Topcu? Burada.

Alim Işık? Burada.

Ruhsar Demirel? Burada.

Mustafa Erdem? Burada.

Kemalettin Yılmaz? Burada.

Reşat Doğru? Burada.

Mustafa Kalaycı? Burada.

Yusuf Halaçoğlu? Burada.

Ali Uzunırmak? Burada.

Celal Adan? Burada.

Necati Özensoy? Burada.

Ali Torlak? Burada.

Bahattin Şeker? Burada.

Ali Öz? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

Sinan Oğan? Burada.

Emin Çınar? Burada.

Nevzat Korkmaz? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338 sıra sayılı Tasarı’nın 26’ncı maddesinin açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

248

 

 

Kabul

:

233

 

 

Ret

:

15

(x)

 

 

 

                              Kâtip Üye                                              Kâtip Üye

                         Özlem Yemişçi                                        Tanju Özcan

                              Tekirdağ                                                  Bolu”

   Kâtip Üye                                                       Kâtip Üye

Özlem Yemişçi                                               Tanju Özcan

   Tekirdağ                                                            Bolu”

Böylece 26’ncı madde kabul edilmiştir.

27’nci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 27. Maddesi ile değiştirilen 5779 sayılı Kanunun 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde 65'ini" ibaresinin "yüzde 60'ını" olarak, "yüzde 35'ini" ibaresinin de "yüzde 40'ı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Muharrem Işık                                 Namık Havutça                                   Ali Serindağ

                     Erzincan                                           Balıkesir                                          Gaziantep

            Birgül Ayman Güler                         Dilek Akagün Yılmaz                               Celal Dinçer

                        İzmir                                                 Uşak                                               İstanbul

                 Emre Köprülü                         Mehmet Siyam Kesimoğlu

                     Tekirdağ                                           Kırklareli

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 27. Maddesinin (1) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 27. (1) "(1) Kesinleşmiş en son genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamının binde biri Maliye Bakanlığı bütçesine nüfusu 10.000'e kadar olan belediyeler için kullanılmak üzere denkleştirme ödeneği olarak konulur. Maliye Bakanlığı, bu ödeneği, Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksit halinde dağıtılmak üzere, İlbank A.Ş. hesabına aktarır. İlbank A.Ş. hesabına aktarılan ödeneğin yüzde 70'ini eşit şekilde, yüzde 30'unu ise nüfus esasına göre dağıtır."

                Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan                                    İdris Baluken

                        Iğdır                                                Şırnak                                               Bingöl

                    Erol Dora                                          Altan Tan                                                

                      Mardin                                           Diyarbakır

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 27'nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                 Enver Erdem                                        Alim Işık                                     Mehmet Erdoğan

                       Elâzığ                                             Kütahya                                              Muğla

                 Sadir Durmaz                          Hasan Hüseyin Türkoğlu

                       Yozgat                                           Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu efendim.

BAŞKAN – Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aziz Türk milleti, vekillerinden oluşmuş olan bu yüce çatı altında kurmuş olduğun devletin bekası, seni oluşturan unsurların birliği, üzerinde yaşadığın toprağın bütünlüğü konusunda taşıdığımız endişeler artık vekillerine değil, doğrudan sana hitap etmemizi gerektirmektedir. Bugüne kadar karşılaştığımız tehditlere yüksek sesle itiraz ettik. Ancak bugün üniter yapıyı değiştiren, bölücü taleplere göre hazırlanan bu düzenlemenin bundan öncekilere hiç benzemediğini, artık, etnik temelli fiziksel ve coğrafi ayrışmanın kapısında olduğumuzu görmekteyiz.

Bu uyarılarımızı senin en çok tercih ettiğin iktidar partisine yönelttik. Çünkü bizler “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” hadisine olan bağlılığımızla hareket eden bir anlayışın mensuplarıyız. Ancak iktidar partisinden uyarılarımıza karşılık aldığımız tepki, daha çok Necip Fazıl’ın “Yağmurdan korkan ürkek başlı karınca/ Hakan sanmış kendini tepelere varınca” mısralarını hatırlatırcasına ve Yüce Yaradan’ın Araf Suresi’nin “Onların gözleri vardır görmezler, kulakları vardır işitmezler” ayet-i kerimesindeki hükme yakışır tavırlar şeklinde gerçekleşmiştir.

Hakkını yemeyelim, bazı AKP’li vekiller köşede bucakta iken, yalnız iken “Bu düzenleme tehlikeli, bizi böler.” diyebilmişlerdir. “Bu düzenlemeyi Kızılcahamam’da değiştireceğiz.” demişlerdir. Ancak düzenleme Meclis gündemine gelince kendilerine “Yahu, hele bir çıksın, seçimlere daha çok var, bakarız.” denildiğini ifade etmişlerdir. Bu yaklaşımın sadece safları ve zihinsel özürlüleri ikna edebilecek bahaneler olduğunu tabii ki bilmektesin.

Aziz Türk milleti, İslam’la şereflendiğin günden bu yana İslam’ın bayraktarı olarak İslam’a etmiş olduğun hizmetlerden dolayı “necip” sıfatını kazandın.

Sana kem gözle bakanın, senin birliğini ve dirliğini bozanın, seni Türk milleti olarak oluşturan Arap, Kürt, Türkmen, Laz, Çerkez gibi alt kimliklerini ayrıştırmaya çalışanların Cenabı Allah’ın el-Kahhâr adıyla kahredeceğine gönülden inanmaktayız.

Dün senin “milleti sadıka” dediğin ve senin dostluğundan uzaklaştırılanların sonu, bu coğrafyanın en fakir ve en sefil devleti olan Ermenistan’da yaşamak olmuştur. Bugün de senin bir kardeşini ayırmak isteyenler, buna bu yasayla hizmet edenler Cenabı Allah’ın el-Kahhâr sıfatını göreceklerdir.

Biliyorum, Türk milliyetçilerinin seni sevdiğinin farkındasın, biz de senin bize verdiğin gücün farkındayız. Bir ozanın sözleriyle sana seslenmek istiyorum:

“Ey Türk evladı, kendine gel, kendine!

Devletini deliyorlar, kör müsün?

Düşmeyelim şu Batı’nın fendine,

Kırk elekten eliyorlar, kör müsün?

 

Batı hep böyledir, borç verir önden,

Vatan ister vatan, yurt ister senden.

İktisadî yönden, coğrafi yönden,

Kuşatmaya alıyorlar, kör müsün?

 

Türkiye, Türklerden nasıl alınır?

Hesabı yapanla dost mu olunur?

Hangi dağda hangi maden bulunur,

Bizden iyi biliyorlar, kör müsün?

 

Batılı diyor ki şu kanun gerek,

Biz de sanıyoruz bal ile börek.

İnsan hakkı, demokrasi diyerek,

Ne hainler buluyorlar, kör müsün?

 

AB için her bağımız hiç artık,

Kan bağıymış, dil bağıymış, geç artık,

Türkiye'de Türküm demek güç artık,

Türk adını siliyorlar, kör müsün?

 

AB ne yapıyor, bak vurup vurup?

Mozaik diyorlar mermeri kırıp!

Kürt'ü Türk'ten, Türkü Kürt'ten ayırıp,

Dilim dilim diliyorlar, kör müsün?

 

Sonra Kürt'ün çocuğunu kandırıp,

Hasan Sabbah gibi tam inandırıp,

Büyütüp, besleyip, silahlandırıp,

Üstümüze salıyorlar, kör müsün?

 

Bırak be milletim, gafleti bırak!

Aç gözünü artık, şu piçlere bak!

Vatanında bayrağını yırtarak,

Ay-yıldızı yoluyorlar, kör müsün?

 

Açık artık felakete gittiğin,

Günden güne tükendiğin, bittiğin!

Davul zurna ile asker ettiğin,

Evlatların ölüyorlar, kör müsün?

 

Kör müsün diyorum, hiç kızma, affet;

Zıvanadan çıktım, nedir bu gaflet?

Savaş var karşında, devlet yok devlet,

Sinsi sinsi geliyorlar, kör müsün?

 

Bakın Yankilerle verip el ele,

Çakalken it oldu iki hergele!

Talabani bile, Barzani bile,

Paçamıza dalıyorlar, kör müsün?

 

Zaten PKK'yı kuran da Batı,

Kurup arkasında duran da Batı,

Bizi sırtımızdan vuran da Batı!

Ensemizde soluyorlar, kör müsün?

 

Bitsin artık dostuz mostuz mavalı,

Gördük işte en dost olan düveli!

Başımıza kim geçirdi çuvalı?

Bir de kıs kıs gülüyorlar, kör müsün?”

İnandığımız Türk milleti olarak gücümüzü senden alıyoruz ve senin için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarında alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 27. Maddesinin (1) fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Değişiklik Önergesi:

Madde 27. (1) "(1) Kesinleşmiş en son genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamının binde biri Maliye Bakanlığı bütçesine nüfusu 10.000'e kadar olan belediyeler için kullanılmak üzere denkleştirme ödeneği olarak konulur. Maliye Bakanlığı, bu ödeneği, Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksit halinde dağıtılmak üzere, İlbank A.Ş. hesabına aktarır. İlbank A.Ş. hesabına aktarılan ödeneğin yüzde 70'ini eşit şekilde, yüzde 30'unu ise nüfus esasına göre dağıtır."

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile nüfus sayısı düşük olan belediyelerin gelirlerinin arttırılması amaçlanmıştır. Zira nüfusu düşük belediyeler haksız olarak hizmetlerini yerine getirebilmek için yeterli finansmanı alamamaktadırlar. Bu haksızlığın giderilebilmesi, küçük nüfuslu belediyelerin de etkili hizmet sunabilmesi için madde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 27. Maddesi ile değiştirilen 5779 sayılı Kanunun 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde “65'ini" ibaresinin "yüzde 60'ını" olarak, "yüzde 35'ini" ibaresinin de "yüzde 40'ı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Muharrem Işık (Erzincan) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Dilek Akagün Yılmaz, Uşak Milletvekili.

Buyurun.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) –  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizlere ne söylesek ikna edemeyeceğiz, bunu biliyoruz ama en azından ben Uşak’ta, nüfusu 2 binin altında kalan beldelerimizin, başkanlarımızın, halkımızın söylediklerini burada size iletmek durumundayım, tarihe not düşmesi için burada bunları anlatmak zorundayım.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, iki tane fotoğraf göstereceğim size. Şimdi, bu, Ulubey Kışla beldesinin köy olduğu zaman ki fotoğrafı. Bakarsanız, sevgili arkadaşlar, bunlar sizin için çok önemli. Çünkü, diğer milletvekilleri biliyor ama sizin asıl görmeniz lazım. Bu, köy olduğu zamanki fotoğrafı; bu da köy olmaktan çıkıp belde olduğu zamanki fotoğrafı. Aradaki farkı görüyorsunuz değil mi arkadaşlar?

AHMET AYDIN (Adıyaman) -  AK PARTİ’den sonra, AK PARTİ’den sonra… [AK PARTİ sıralarından alkışlar (!) ]  

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) -  Şimdi, arkadaşlar, yine aynı şekilde, bakın, köyken ne durumda, beldeyken ne durumda. Yani, bunları belki görürseniz içiniz biraz sızlar. Geriye dönemeyeceksiniz bu yasadan, anlıyorum ben sizi, emir ve talimatlar böyle gelmiş ama biraz vicdanlarınıza seslenmek istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi, Uşak’ta 2 bin nüfusun altında kalan 12 beldemiz var. Bu beldeler değişik partilerden ve hepsi de size oradan tepkilerini ve protestolarını gönderdiler. Çünkü, hepsini ben tek tek dolaştım. Hangi beldeler bunlar? Banaz Büyükoturak beldesi, AKP’li Belediye Başkanı, size protestolarını gönderdi. Eşme Ahmetler, MHP’li Belediye Başkanı, size aynı şekilde protestolarını gönderdi. Eşme Güllü, MHP; Ulubey Hasköy, DSP; Ulubey Avgan, CHP; Ulubey Omurca, CHP; Ulubey Kışla, CHP; Karahallı Karbasan, AKP; Merkez Güre, AKP; Merkez İlyaslı, AKP; Sivaslı Yayalar, AKP; Sivaslı Ağaçbeyli, AKP; hepsi de, hiç ayrımsız, arkadaşlar, bu konudaki sitemlerini özellikle sizlere, AKP Grubuna iletmemi istediler.

Şimdi, ben bu belgelerle ilgili tasarının sunuş gerekçesine baktım. Nedir bu 2 bin nüfusun altında kalmış olan beldelerle ilgili gerekçe, mantıklı bir gerekçe var mı, bunu biz de öğrenelim diye baktım. Tasarının gerekçesinde hiçbir şey yok, madde gerekçesinde hiçbir şey yok. Bu, Uşak’ta kapatılan 12 beldemizin hepsi de çok eski beldeler ama tümünü birdenbire yok ediyorsunuz arkadaşlar. Siz bunları yok ediyorsunuz, hiçbir gerekçe göstermiyorsunuz, belde halkına sormuyorsunuz.

Belediye Yasası madde 4 çok açık,  madde 8 çok açık. Belediyeler kurulurken siz plebisit yapıyorsunuz, birleşmelerde, katılmalarda plebisit yapıyorsunuz, hatta köy birleşmelerinde, yasa gereği, plebisit yapıyorsunuz ancak bu beldelerin kapatılmasında, kadim beldelerin kapatılmasında belde halkının, o yöredeki halkın hiçbir şekilde düşüncesini dikkate almıyorsunuz. “Bizim kazanılmış hakkımız yok mu Avukat Hanım? Kazanılmış hak diye bir şey yok mudur hukukta?” diyorlar bana. “Yok. Bunu, lütfen, AKP’li milletvekillerine ve Grubuna sorun.” diyorum.

Sevgili arkadaşlar, aynı şekilde, sizler sormadınız ama biz bu beldelerde tek tek referandum yaptık ayın 14’ünde ve 21’inde; hepsinde de neredeyse yüzde 80-90 katılım oldu -size oy veren beldeler de dâhil olmak üzere- ve hepsinde de verilen oylar çoğunlukla “Beldemiz kapatılmasın.” diyeydi sevgili arkadaşlar. Siz bunların hepsini yok saydınız.

“Yalan” diyenler, giderler, orada, hem CHP’li hem AKP’li hem MHP’li belediye meclis üyelerinin huzurunda yapıldı bu referandumlar, onları görürler. İlçe başkanlarınızı ararsınız, belde başkanlarını ararsınız, onlardan sorarsınız.

Sevgili arkadaşlar, kapatılan bu beldelerden Büyükoturak Belediye Başkanı -AKP’li- diyor ki: “Benim okulum kapatıldı, tarım ve kredi kooperatifim kapatıldı, bankam kapatıldı, şimdi de belediyem kapatılıyor.” Artık gerisini siz düşünün, protestolarını size gönderiyor.

Avgan ve Güllü Belediye Başkanları -2 bin nüfusun altında- kilitli parke taşı üretiyorlar, sadece kendi köylerine, kendi beldelerine değil, çevrelerindeki sekiz on köye de maliyetine bu kilitli parke taşını döşüyorlar ve onlar kendileriyle beraber en az sekiz on köye bu hizmetlerini veriyorlar.

Başka ne hizmeti veriyorlar arkadaşlar? 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) - Bu belde belediye başkanları itfaiye, arazöz, cenaze ve yolcu taşıma hizmeti veriyorlar.

Bunlar, sadece kendilerine gelen ödenekten değil, kendi ceplerinden de bu hizmetleri veriyorlar ama siz bu emeği, bu fedakârlığı yok sayıyorsunuz, onlar da sizi bir dahaki seçimlerde yok sayacaklar, bundan emin olabilirsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Cengiz, Sayın Özgümüş, Sayın Çıray, Sayın Gümüş, Sayın Acar, Sayın Ediboğlu, Sayın Aksünger, Sayın Özbolat, Sayın Özkoç, Sayın Yıldız, Sayın Canalioğlu, Sayın Akar, Sayın Genç, Sayın Gürkan, Sayın Kaleli, Sayın Demiröz, Sayın Akova.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Tasarının 27’nci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir istem vardır, okutup imza sahiplerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzun Irmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Tekliflerinden ve

İçişleri Komisyonu Raporu doğrultusunda görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 27. maddesinin oylamasının açık oylama ile yapılmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi iç tüzüğünün Kanun Tasarı ve Tekliflerinin Genel Kurulda görüşülmesini konu alan 81. maddesinin e) fıkrasındaki "Tasarı veya teklifin tümü oylanır." ifadesi ve maddenin geneline hükmeden "Anayasa değişiklikleri hariç, kanun tasarı ve tekliflerinin tümünün veya maddelerinin oylanması, açık oylamaya tâbi işlerden değilse, yirmi üyenin talebi halinde açık oyla, aksi takdirde işaretle yapılır" hükmü gereğince açık oyla yapılmasını teklif etmekteyiz. Teklifimizin Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğü gereğince incelenerek gereğinin yapılması hususunu Başkanlık Divanının takdir ve değerlendirmelerine arz ederiz.

BAŞKAN - Ali Serindağ, Gaziantep? Burada.

Celal Dinçer, İstanbul? Burada.

Birgül Ayman Güler, İzmir? Burada.

Özgür Özel, Manisa? Burada.

İlhan Demiröz, Bursa? Burada.

Mahmut Tanal, İstanbul? Burada.

Mehmet Volkan Canalioğlu, Trabzon? Burada.

Engin Özkoç, Sakarya? Burada.

Aykut Erdoğdu, İstanbul?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yerine Ramazan Kerim Özkan…

BAŞKAN – Evet, Sayın Özkan tekeffül etti.

Ali Rıza Öztürk, Mersin? Burada.

Gürkut Acar, Antalya? Burada.

Veli Ağbaba, Malatya? Burada.

Malik Ecder Özdemir, Sivas? Burada.

İdris Yıldız, Ordu? Burada.

Ayşe Nedret Akova, Balıkesir? Burada.

Haluk Eyidoğan, İstanbul? Burada.

Sedef Küçük, İstanbul? Burada.

Kemal Değirmendereli, Edirne? Burada.

Hülya Güven, İzmir? Burada.

Dilek Akagün Yılmaz, Uşak? Burada.

Melda Onur, İstanbul? Burada.

Ömer Süha Aldan, Muğla? Burada.

Doğan Şafak, Niğde? Burada.

Kamer Genç, Tunceli? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338 sıra sayılı Tasarı’nın 27’nci maddesinin açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı:              249

 Kabul:                                   231

 Ret:                                       18(X)

                    Kâtip Üye                                         Kâtip Üye

               Mine Lök Beyaz                                  Tanju Özcan

                   Diyarbakır                                            Bolu”

Böylece 27’nci madde kabul edilmiştir.

28’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutacağım. Ancak, Sayın Hamzaçebi’nin söz talebi vardı.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, önemli bir maddeyi görüşüyoruz. Maddeyle ilgili bir hususu Genel Kurulun dikkatine sunmak istiyorum.

Madde, Belediye Gelirleri Kanunu’nun 86, 87 ve 88’inci maddelerinde değişiklik öngörüyor. Belediye Gelirleri Kanunu’nun söz konusu maddeleri, belediyelerin, yol, su ve kanalizasyon yatırımlarında yapmış oldukları harcamalar nedeniyle gayrimenkullerinin değeri artan vatandaşlardan bu harcamalara katılma payı almasını düzenlemektedir. Belediye Gelirleri Kanunu’nun söz konusu maddeleri, yürürlükte olan maddeleri bu konularda belediyelere bir takdir hakkı tanımamış olup belediyeler bu katılma payını almak zorundadır.

Tasarı, 28’inci maddesiyle, bu harcamalara katılma payının alınması konusunu zorunlu olmaktan çıkarıp ihtiyari hâle getirmekte, yani belediyelerin takdir alanına bırakmaktadır. Şimdi görüşeceğimiz iktidar partisi önergesi ise bu harcamalara katılma payından yol harcamalarına katılma payını muhafaza ederek, kanalizasyon ve su harcamalarına katılma payına ilişkin düzenlemeyi maddenin dışına çıkarmaktadır. Buna ilave olarak, geçici 1’inci maddeye ilişkin olarak verilen bir önergede de, geçmişe yönelik olarak yol harcamalarına katılma payının, alınması zorunlu olan katılma payının herhangi bir şekilde tarh edilmemiş olması hâlinde alınmasını da belediyelerin takdir alanına bırakmaktadır.

Bu düzenleme objektif bir düzenleme değildir; doğrudan doğruya bir veya -belki bilemediğimiz- birden çok belediyeyi hedefleyerek onların sorunlarını çözmeye yönelik, belki soruşturma var ise bu soruşturmaları ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenlemedir. Yol harcamalarına katılma payını kaldırırken -daha doğrusu belediyelerin takdir alanına bırakırken- diğer ikisini, kanalizasyon ve su harcamalarına katılma payını kanunda olduğu gibi muhafaza etmenin mantığını anlamış değilim. İktidar partisinin en son dağıtılan önergesinden önce, şu önerge setinde dağıtılan ve şu an işlem görmeyen, iktidar partisinin geri çektiği önergesi ise tasarının 28’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasına yönelikti. Şimdi, bir anda bu fikir değişikliği, politika değişikliği neden meydana gelmiştir? Doğrusu merak ediyorum. Önergeler dağıtıldığında iktidar partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi 28’inci maddenin tasarı metninden çıkarılmasını, kanunun mevcut hükümlerinin olduğu gibi uygulanmasını savunurken, şimdi verdiği önergeyle “Sadece yol harcamalarına katılma payına ilişkin kısmını muhafaza edelim, diğerlerini kaldıralım.” diyor ve ilave olarak, geçici 1’inci maddede verdiği önergeyle de yol harcamalarına katılma payına ilişkin  geçmişe yönelik olarak alınması gereken katılma payının da alınmasını belediyenin ihtiyarına bırakmaktadır. Bu düzenleme, objektif bir düzenleme değildir. Soruşturma konusu olmuş olabilir, bilemiyorum, hangisiyse, iktidar partisi veya Hükûmet bunu açıklasın. Hangi belediyelerin sorunu bu maddeyle, bu önergeyle çözülmektedir? Bunu bilelim, buna göre değerlendirelim, oy kullanalım.

Bu düzenlemeyi doğru bulmuyoruz efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Durmaz…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de aynı konuya ilişkin olarak, yapılan düzenlemenin objektif olmadığını, adrese teslim bir düzenleme yapıldığını ifade etmek için söz aldım.

Sayın Başkan, ben adresi de vereyim isterseniz. Ankara Büyükşehir Belediyesi, 2001-2006 yılları arasında yol harcamalarına katılma payı olarak asfalt katılım paylarını tahakkuk ettirmiş ancak tahsilini beş yıllık zaman aşımına uğratmış, süresinde yapmayarak 25 trilyon lira kamunun zararına sebebiyet vermiştir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Soruşturma konusu bu.

SADİR DURMAZ (Yozgat) - Hatta, bu soruşturma konusudur. Bir müfettişe verilmiş, müfettiş rapor hazırlamış, Belediye Başkanı bu raporu henüz işleme koymamıştır. Daha sonra, iç denetim birimine göndermiş ve bu konuyu biz, Belediye Meclis üyelerimiz vasıtasıyla takip ediyoruz, takip etmeye de devam edeceğiz ancak burada bir husus daha var ki onu da ifade etmem gerekiyor: Bazı vatandaşlarımızın bir kısmından alınan bu yol harcama paylarına katılma payı, bir kısmından alınmamıştır. Bu da adaletli bir uygulama değildir, bunu hatırlatmak istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Soruşturmada olan bir konuyu burada önergeyle düzenliyorsunuz!

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Tarh edilmemiş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aklama yeri mi burası ya!

BAŞKAN – Sayın Canikli…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Önerge sahibi olarak arkadaşlarımızın da sorularına cevap vermek açısından bazı açıklamaların yapılması gerekiyor.

Öncelikle şunu belirtelim: 86’ncı madde çerçevesinde yolların genişletilmesi ya da yeni bir yol ortaya çıkarması nedeniyle gayrimenkul sahiplerinden alınması gereken harcamalara, yol harcamalarına katılma payının tahsilatında hemen hemen tüm belediyelerde ciddi sorunlar yaşanıyor. Burada sorun şu: Kanuna göre, şu andaki uygulamaya göre, 86’ncı maddeye göre katılma payı alınması zorunlu. Tahakkuk yapıyorlar fakat tahsil edemiyorlar belediyeler. Tahsil edemiyor yani bu tamamen… Herhangi bir şey değil, bu binlerce insanı ilgilendiriyor, binlerce kişiden tahsil edemiyor. Sadece Ankara ya da İstanbul değil, Türkiye’deki tüm belediyeler için geçerli. Fakat burada sorun şu, çok açık, net olarak ifade ediyorum: Sayıştayın bu tahsil edilemeyen paraların belediye başkanlarından tahsil edilmesi yönünde bir eğilimi söz konusu. Çok açık, yani tartışmasız böyle ve bütün belediyeler için geçerli ama belediye başkanlarının burada yapacağı bir şey yok, tahsilatı yapamıyor, yani bütün yönleri deniyor. Ne özel bir ayrıcalık söz konusu… Gayrimenkul anlamında söylüyorum, para anlamında söylüyorum, hepsi aynı durumda, tahsil edemiyorlar ama…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Tahsilat yapanlar var.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, tahsil edemiyorlar. Bakın, bu mümkündür yani vergide de, başka gelirlerde de idare bütün elinden gelen gayreti gösterir, yüzde 100 tahsilat sağlanamaz. Bu bir realitedir, bu bir gerçektir yani.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Tahsilat yapılanlar ne olacak?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Dolayısıyla, burada bir sıkıntı tamamen tahsilatla ilgili, başka bir şey değil. Yani harcamayı yapıyor belediye ama bu kanuna göre harcamaya katılma, yol harcamalarına katılma payını tahsil edemiyor. Tamamını değil tabii, bir kısmını tahsil edemiyor…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Tahsil edilenleri geri ödeyelim o zaman. Nurettin Bey, tahsil edilenler ne olacak?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Nasıl edemiyor ya?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tahsil edilenlere yapacak bir şey yok.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ama nasıl bir şey yok yani? 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, o ayrı bir şey, bir geçici madde… İzin verirseniz, neden getirildi, önce onu ben arz edeyim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama işte yazık o zaman.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Dolayısıyla yani burada bir mağduriyet söz konusu. Belediye başkanları bütün yöntemleri deniyor ama tahsil edemiyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye? Vatandaşlar da öyle mağdur oluyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – O zaman, bütün Türkiye’deki vergi dairesi müdürlerini, tüm belediye başkanlarını, şu veya bu şekilde tahsilat yapmak durumunda olan tüm görevlileri bu kapsamda cezalandırmak gerekir yani onlardan tahsil etmek gerekir. Böyle bir şey olabilir mi? (MHP sıralarından gürültüler) Ha, bakın, ihmali varsa…

OKTAY VURAL (İzmir) – Cezalandırın o zaman, ne olacak ki!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İzin verir misiniz.

…genel kurallar geçerlidir zaten. Yapması gereken çabayı sarfetmemişse onlar genel hükümler çerçevesinde elbette takip edilir ya da cezalandırılır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye? Yandaşlardan tahsil edilmedi!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ha, neden 87 ve 88’de böyle bir şey yok? Şimdi, 87 ve 88’de yok, neden? Çünkü orada sorun yok, tahsilat yapılıyor orada. Eğer ihtiyari yapılırsa bu sefer bunların tahsil edilememe durumu ortaya çıkabilir çünkü doğal olarak, ihtiyari bırakınca meclis kararına bırakmanız gerekiyor. E, orada da tabii, şu veya bu nedenle           -popülist gerekçeler demeyeceğim ama- meclisten bu tür kararlar çıkmayabilir yani…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Tümden kaldıralım!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ama o zaman kim ödeyecek? Bir rakam var, bir bedel var, şu anda belediyelerin böyle bir gelirleri var. Karşılığını koymadan…

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Ödemiş olanların hakkı ne olacak yani?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – …karşılığı rakamını sağlamadan, alternatifini ortaya koymadan böyle bir şey yaptığımız zaman belediye gelirlerinde ciddi azalmalar meydana gelir, dolayısıyla sıkıntıya girerler. Olay budur, başka bir şey yok, çok net bir şekilde söylüyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

28’inci madde üzerinde üç adet…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Popülist kararlar alabilecek bir belediye meclisine terk ediyorsun bütün ili yahu! Bak, ilin kaderini belediye meclisine terk ediyorsun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 87 ve 88’deki zorunlu hâle geliyor, şu andaki uygulamaya dönülüyor tekrar.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama burada biri tarif ediliyor, biri.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, kaçıncı defadır, Melih Gökçek’ten beri…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hiç alakası yok, hiç alakası yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ayıp ya!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Biri tarif ediliyor burada.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tabii, hepsi, bütün belediyeler yani bütün belediyeler aynı durumda, hepsi aynı durumda.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Menderes Bey de var mı?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani ben özel bakmadım ama bilmiyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yani oradan çıktı sanki!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir kısa açıklama daha yapabilir miyim Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, şu sorun dikkatten kaçıyor: Özellikle geçmişe yönelik olarak yol harcamalarına katılma payının tahakkuk ettirilip tahsil edilmesi konusunda belediyelere takdir hakkı verilmesi demek, belediyeler arasında eşitsizlik yaratılması demektir. Yani vergisini,daha doğrusu yol harcamasına katılma payını ödemiş olan mükellef, gayrimenkul sahibi bunu ödemekle kalmış olacak, ödememiş olan bundan kazançlı çıkacak. Bunun kabulü mümkün değil. Mevcut kanun hükmü daha doğrudur. Ya “Yol harcamalarına katılma payı alınır.” diyelim ya da vazgeçelim bundan “alınmaz” diyelim. Yani böyle bir düzenleme yapmaya gerek yok. Hele hele daha ileri gidip geçmişe yönelik olarak belediyelere takdir hakkı vermek kesinlikle eşitlik ilkesine, adalet ilkesine aykırı. O zaman, tahsil edilmiş olanların da yol harcamalarına katılma payı iade edilir şeklinde bir düzenleme yapmak gerekir ki eşitliğe uygun davranmış olalım.

Teşekkür ederim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani, Meclis kararıyla geçmişi aklama yolu açılıyor.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – İşiniz, gücünüz adaletsizlik yapma. Başka işiniz yok!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, birkaç cümle söyleyebilir miyim?

BAŞKAN –Buyurun Sayın Canikli…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, diyaloga dönüştürmek istemiyorum ama bunların her belediyenin kendi takdir yetkisine bırakılmasının açıkçası daha uygun olacağı düşünüyoruz. Nedeni şu: Tahsil kabiliyeti olan belediyeler bunu tahsil etsin çünkü seçmeni var seçimi var, bütün bu değişkenleri dikkate alarak eğer tahsil edebileceği kanaatindeyse etsin tahsilatı, yapsın. Ama başka nedenlerle… Sadece bu nedenlerle değil, objektif nedenler de olabilir, oradaki insanların gelir düzeyi, başka nedenler de olabilir. Bu çerçevede, bir tahsilat imkânı da yoksa tahsil etmesin. Esnek bir yapının oluşturulmasının açıkçası daha uygun olacağını düşünüyoruz.

Tekrar ifade ediyorum. Bunların hiçbir tanesinin bir gelir harcaması, suiistimal, bunlarla hiçbir alakası yoktur, tamamen bu paraların tahsiliyle ilişkilidir. Başka bir durum söz konusu değildir, tekrar belirtmekte fayda var.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, 28’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair kanun Tasarısı'nın çerçeve 28 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                  Ahmet Aydın                              Mehmet Doğan Kubat

                     Giresun                                           Adıyaman                                           İstanbul

                 Harun Karaca                                   Nurdan Şanlı                                      Oya Eronat

                     İstanbul                                             Ankara                                           Diyarbakır

               Menderes Türel

                      Antalya

 

"MADDE 28- 26/5/1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir."

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağababa ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu" nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 28. maddesinde geçen “alınabilir” ibarelerinin “alınmaz” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                 Enver Erdem                                 Mehmet Erdoğan                        Hasan Hüseyin Türkoğlu

                       Elâzığ                                               Muğla                                            Osmaniye

                     Alim Işık                                       Sadir Durmaz                                    Erkan Akçay

                     Kütahya                                             Yozgat                                              Manisa

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Tasarısının 28. Maddesiyle değiştirilen 2464 sayılı Kanunun 87. Maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "gayrimenkullerin sahiplerinden" ibaresinin "işyeri sahiplerinden" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Ali Serindağ                                   Namık Havutça                             Birgül Ayman Güler

                    Gaziantep                                          Balıkesir                                              İzmir

                Ümit Özgümüş                                   Haydar Akar

                       Adana                                              Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ümit Özgümüş konuşacak Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ümit Özgümüş, Adana Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben de sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bu madde üzerinde çok konuşuldu ve çok söylendi, ben bir kez daha söylemek istiyorum: Bu getirilen yasa, Türkiye’de idari ya da mali ihtiyaçtan doğmuş bir yasa değildir. Türkiye’de şimdi böyle bir idari yapılanma değişikliğine ihtiyaç yoktur, mali olarak da böyle bir değişikliğe ihtiyaç yoktur. Zaten getirilen yasa hazineye yük getirmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu yasa, fiilî olarak bölünmeye giden, fiilî olarak özerkliğe ve sonra bölünmeye giden Türkiye’nin idari bölünme altyapısını hazırlama yasasıdır. Osmanlı ve cumhuriyet döneminde bazı dönüşüm noktaları vardır, dönüşüm dönemleri vardır; Tanzimat Fermanı gibi, İttihat ve Terakki Dönemi gibi, Cumhuriyet, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül gibi; üzerinde çok kitaplar yazılmıştır. Bakın, son on yıl ve özellikle son üç dört yıl, yine biraz önce saydığım bu dönemeç noktaları gibi, önümüzdeki elli yılda üzerinde ihanet romanları ve ihanet belgeselleri yapılacak bir dönemdir. Türkiye çok kritik bir dönemden geçiyor.

Değerli arkadaşlar, PKK sol literatürde “kesintisiz devrim” ya da “sürekli devrim” denilen bir siyaset stratejisi uyguluyor. Kesintisiz devrimin üç aşaması vardır: Birinci aşama silahlı propaganda yöntemidir; vurulur, kaçılır. İkinci aşama, adına gerilla deyin, terörist deyin, militan deyin, militanların mücadelesidir. Bu mücadele içerisinde halk yoktur, sadece militan vardır, gerilla vardır. Üçüncü aşama, yerleşik düzene geçiş; isterseniz kurtarılmış bölge isterseniz halk savaşı deyin, halk savaşı aşamasıdır.

Yirmi sekiz yıl sonra, PKK birkaç ay önce, artık “kurtarılmış bölge” ya da “demokratik halk savaşı” aşamasına geçmeye başladı ve bunun mücadelesini veriyor. Hatırlayın, Şemdinli’de ilk kalkışmada, silahlı kuvvetler yirmi yirmi beş gün oraya giremediler. Şimdi, yirmi sekiz yıllık PKK mücadelesinden sonra, seksen dokuz, doksan yıllık cumhuriyet döneminden sonra, hem Şemdinli’den hem de Ankara’dan aynı atağın gelmesinin, eş zamanlı olarak aynı dönemde gelmesinin rastlantı olduğuna bize inandırmak istiyorsanız ben inanmıyorum. Yirmi sekiz yıl sonra Şemdinli’den başlayan hareketin idari altyapısının Ankara'dan  gelmesi eş zamanlıdır ve bunun üzerinde düşünülmesi gerekir. AKP’liler içerisinde, AKP milletvekilleri içerisinde benim gibi düşünen çok sayıda milletvekilinin olduğunu biliyorum. İnanmıyorsanız eğer, İç Tüzük’e göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan partilerle anlaşıp iki üç madde üzerinde gizli oylama yapın, gerçeğin ne olduğunu hepimiz göreceğiz arkadaşlar.

Bundan sonraki aşama, yani bu yasa bu şekilde geçtikten sonra, birkaç ilin birleştirilerek bölgesel bir yapının ortaya çıkması, bölgesel yapı ortaya çıktığı zaman da zımni olarak nerenin daha sonra ayrılacağının ortaya çıkmasından sonra Türkiye'nin ayrılması. Bu yasanın altyapısında, bu yasanın temelinde bu var. Yoksa bu, yerinden yönetim ya da ademimerkeziyetçi bir yapı değiliz. Zaten kapatılan belediyelerle, belde ve köy tüzel kişilikleriyle Türkiye'nin çeşitli yerlerinde merkezî olarak farklı yapılar oluşturuluyor. Son BDP kongresinde BDP Genel Başkanının “Türkiye’de 28 tane bölgeye ihtiyaç var.” demesiyle, bu çıkan ve bundan sonra gelecek olan yasaları birleştirirseniz, gerçekten, Şemdinli ve Ankara'nın, birisinin askerî strateji olarak, birisinin idari olarak aynı dönemde, eş zamanlı atak yaptığını göreceksiniz.

Değerli arkadaşlar, yasanın samimi olmadığının başka bir göstergesi, biraz önce Hatay milletvekili arkadaşımız söyledi, Hatay’da mezhep temeline dayalı coğrafi ayrım yapılıyor. Bu topraklar üzerinde mezhep temeline göre ayrım yapmak vatan hainliğidir ve ihanettir. Mahkemeye verecekseniz bir daha söylüyorum: Bu topraklar üzerinde mezhep temeline göre, etnik temele göre coğrafi, idari yapılanma yapmak vatan hainliğidir ve ihanetle eş değerdir arkadaşlar. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Onun için, bu yasanın altında neler yattığını çok dikkatli biçimde incelememiz gerekir diyeceğim ama bunun da bir yararı olmadığını biliyorum. En azından, bugün tarihe not düşme açısından söylüyorum. En azından ileride kafamızı duvara vurduğumuz zaman, hiç sevmediğim bir şey ama “Ben dememiş miydim?” demek için söylüyorum.

Tekrar sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

 

III.- Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Serindağ, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Gümüş, Sayın Dinçer, Sayın Özel, Sayın Çıray, Sayın Acar, Sayın Ediboğlu, Sayın Aksünger, Sayın Akova, Sayın Genç, Sayın Özgündüz, Sayın Demiröz, Sayın Tamaylıgil, Sayın Özbolat, Sayın Özgümüş, Sayın Toprak, Sayın Yılmaz, Sayın Değirmendereli.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, biraz önceki Hatip çok önemli bir konudan bahsetti, mezhep temelli bir idari yapılanmadan bahsetti. Acaba, Hükûmetin bu konuda söyleyecek bir şeyi yok mu? Yani çok önemli bir konu bu.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Öyle bir şey yapılmadığı için.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) - Yok öyle bir şey, söyleyecek bir şey yok.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakanım, Antakya’da var böyle bir şey.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani böyle bir şeye itiraz edilmemesi bile bu konuda etnik ve mezhep temelli bir idari yapılanmanın altyapısının hazırlandığı konusunu teyit ediyor.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) - Olmayan bir şeyin üzerindesiniz. Kabul anlamına gelmez.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hiç olmazsa bunlara karşı duramayan bir yürek yok ya! Söz söyleyemiyor, söz söyleyemiyor.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, Hatay’da var bu durum.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Olmayan bir şeyi niye söylesin?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Her konu üzerine konuşulmaz ki ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – “Yok” desenize. “Yok” diyecek yürek bile yok.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tannkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağababa ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının .28. maddesinde geçen “alınabilir” ibarelerinin “alınmaz” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                                                    Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 28’inci madde üzerine söz aldım.

Bugüne kadar, bütçe açıklarını kapatmak için 2/B, vergi barışı, özelleştirme gibi arızi gelir kaynaklarına başvuran Hükûmet, şimdi de bu büyükşehir kanunu ile vatandaşın sırtına ağır yükler yüklemektedir.

2012 bütçesinin 33,4 milyar Türk lirası açıkla kapatılması öngörülüyor. 2013 bütçesinin 33 milyar 893 milyon lira açıkla kapatılacağı bütçe kanununda öngörülüyor. Bu büyükşehir yasasının maliyetini bir türlü ortaya koyamadı Hükûmet, birtakım kabataslak hesaplarla 8 milyar liraya baliğ olacağı tahmin ediliyor. Muhtemelen de bundan daha fazla bir sonuç çıkacak, bu da bütçe açıklarını artıracak. Her bütçe açığı da ya borçlanma ya vergi ve harç olarak da bu vatandaşın sırtına yüklenecek. Peki, bununla yetiniliyor mu? Hayır, bunlarla da yetinilmiyor. Yine bu kanunda pek çok yükler var. Bunlardan biri de… Hâlihazırda, şu anda Özel İdare Kanunu’nda içme suyu, kanalizasyon, yol katılım payı alınmasına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak bu 28’inci maddeyle, büyükşehirlerde yol, kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına “katılım payı” adı altındaki ödemeler için Meclis kararı alınacağı öngörülmekte ve iktidar partisinin yeni verdiği önergeyle de bu içme suyu ve kanalizasyon katılım payından vazgeçildiği ifade edildi ve maalesef, bu zaman darlığı nedeniyle o önergeyi inceleme imkânım da olmadı.

Değerli milletvekilleri, hak var, adalet var, nefaset var. Bu Meclis kararı şartıyla, artık uygulama birliğinin kesinlikle belediyeler tarafından sağlanamayacağı, her belediyenin kendine göre ve çoğu zaman da politik ve keyfîliğe varan uygulamalara yol açacağı bu maddeyle anlaşılmaktadır ve bu ödemeler, belediyelerden doğru düzgün hizmet almayan vatandaşlardan da tahsil edilecek. Bütünşehir yasasıyla, geri kalmış ilçeler ve köyler de, köylerde yaşayan vatandaşlarımız da gelişmiş şehir merkezinde yaşayan vatandaşlarımızla aynı yükümlülüklere tabi olmaktadırlar.

Biraz önceki konuşmamızda da saydık; yeni vergiler, yeni yükler geliyor, mevcut yükler de artıyor. Bunları tekrar saymak istemiyorum. Yani bu yükleri az gördünüz, bir de “yol”, “su”, “kanalizasyon”, “katılım payı” adı altında birtakım paralar tahsil ederek ağır ekonomik şartlar altında üretim yapamayan insanlarımızı âdeta daha da ezmek istiyorsunuz. Ondan sonra da çiftçiye “Sen tarımsal üretim yap.” diyeceksiniz!

Dikkati çekmeyen, çok fazla konuşulmayan bir diğer husus da bugün köylerimizin genelde büyük çoğunluğu ya hiç su bedeli, su parası ödememekte ya da sondaj suyu kullanılan köylerdeki elektrik gideri köylülere muhtar tarafından eşit şekilde paylaştırılarak karşılanmaktadır ya da çok düşük bir rakam alınmaktadır. Örneğin, Manisa’nın bazı köylerinde en fazla 50 kuruşluk bir su bedeli tahsil ediliyor, bu da daha çok elektrik masrafını karşılamak için.

Bugün Ege Bölgesi’nde en ucuz suyu Manisa Belediyesi veriyor; metreküpü 2 lira 88 kuruş. Örneğin, Demirci Belediyesi 1,5 liraya veriyor. Yarın bu büyükşehir yasasından sonra göreceğiz ki bunların su bedelleri de köylüye ağır bir yük olarak gelecek. Bunlar maalesef hesaplanmış, öngörülmüş, “Hele bir çıksın çaresine bakarız.” anlayışıyla yaklaşılıyor. Bu köyler mahalle oluyor; artık, ilçede ve şehir merkezinde yaşayanlar kadar bu bedelleri ödeyecekler çünkü artık, köy kalmadı, köylü kalmadı, mahalleli var, hepsi büyükşehir mahallesi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Değerli milletvekilleri, maalesef süre sorunumuz var. Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair kanun Tasarısı'nın çerçeve 28 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                         Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

"Madde 28- 26/5/1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş olan harcamalara katılma paylarının alınmaması belediye meclisi kararına bırakılması amaçlanmaktadır.

 

III.- YOKLAMA

 

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Oylarınıza sunacağım…

Yoklama talebi var yerine getireceğim.

Sayın Kalaycı, Sayın Korkmaz, Sayın Durmaz, Sayın Vural, Sayın Erdoğan, Sayın Erdem, Sayın Akçay, Sayın Türkoğlu, Sayın Topcu, Sayın Kutluata, Sayın Yılmaz, Sayın Bulut, Sayın Yılmaz, Sayın Çınar, Sayın Halaman, Sayın Adan, Sayın Başesgioğlu, Sayın Özensoy, Sayın Türkkan, Sayın Oğan.

Evet, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 28’inci maddeyi oylarınıza sunacağım ancak açık oylama yapılmasına dair bir istem vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 28. maddesinin oylamasının ekli gerekçede belirtilen hususlar doğrultusunda iç tüzük 143. maddeye göre müzakerelerinin açık oylama usulüyle yapılmasını arz ederiz.

Sadir Durmaz, Yozgat? Burada.

Mehmet Erdoğan, Muğla? Burada.

Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye? Burada.

Zuhal Topcu, Ankara? Burada.

Alim Işık, Kütahya?

OKTAY VURAL (İzmir) – Tekeffül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Vural tekeffül ediyor.

Ruhsar Demirel, Eskişehir?

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Tekeffül ediyorum.

BAŞKAN – Tekeffül etti.

Nevzat Korkmaz, Isparta? Burada.

Kemalettin Yılmaz, Afyonkarahisar? Burada.

Reşat Doğru, Tokat? Burada.

Mustafa Erdem, Ankara? Burada.

Ali Uzunırmak, Aydın?

MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) – Tekeffül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Başesgioğlu tekeffül etti.

Mustafa Kalaycı, Konya? Burada.

Yusuf Halaçoğlu, Kayseri? Burada.

Celal Adan, İstanbul? Burada.

Necati Özensoy, Bursa? Burada.

Ali Torlak, İstanbul? Burada.

Bahattin Şeker, Bilecik? Burada.

Ali Öz, Mersin? Burada.

Seyfettin Yılmaz, Adana? Burada.

Sinan Oğan, Iğdır? Burada.

Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş? Burada.

Emin Çınar, Kastamonu? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338 sıra sayılı Tasarı’nın 28’inci maddesinin açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı:            272

Kabul:                                  228

Ret:                                      44 (x)

              Kâtip Üye                                                Kâtip Üye

         Mine Lök Beyaz                                          Tanju Özcan

             Diyarbakır                                                   Bolu”

Böylece 28’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime yarım saat ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati:00.40

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 01.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21’inci Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

29’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 29. Maddesi ile değiştirilen 2972 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinde yer alan "büyükşehir belediye" ibaresinin "il mülki" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Muharrem Işık                                 Namık Havutça                                   Ali Serindağ

                     Erzincan                                           Balıkesir                                          Gaziantep

            Birgül Ayman Güler                                Gürkut Acar                              Mehmet S. Kesimoğlu

                        İzmir                                               Antalya                                            Kırklareli

                  Celal Dinçer                                  Ali Haydar Öner                                 Emre Köprülü

                     İstanbul                                             Isparta                                             Tekirdağ

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağababa ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 29. maddesinin tasarı  metinden çıkartılmasını arz ederiz.

                 Enver Erdem                                     Sinan Oğan                                  Mehmet Erdoğan

                       Elâzığ                                                Iğdır                                                 Muğla

                     Alim Işık                                       Sadir Durmaz

                     Kütahya                                             Yozgat

BAŞKAN –  Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Efendim, önerge üzerinde konuşacak arkadaşımız henüz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sırasını değiştirebilir miyiz efendim, bir mahzuru yoksa?

ENVER ERDEM (Elâzığ ) – Geldi, geldi…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Sinan Oğan…

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, nedir bu acele ya? Allah Allah!

BAŞKAN –  Sinan Oğan, Iğdır Milletvekili…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yarıda bıraktık çorbayı Sayın Başkan, bir çorba alacağımız var sizden.

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, nedir bu aceleniz? Yemek yedik, bir ellerimizi yıkamaya fırsat vermiyorsunuz ya! Allah aşkına, nedir bu aceleniz ya? Hep beraber yemek yedik geldik, bir elimizi yıkamaya fırsat vermiyorsunuz ya! Başbakan sizi bu kadar mı korkutmuş ya? Bu kadar mı büyük talimat vermiş ya? Nedir bu hâliniz? (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne alakası var!

SİNAN OĞAN (Devamla) – Nedir bu hâliniz Sayın Başkan ya? (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

BAŞKAN –  Buyurun Sinan Oğan. 

SİNAN OĞAN (Devamla) – Niye gülüyorsunuz?

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Tembelliğinden…

SİNAN OĞAN (Devamla) –  Ayıptır ya, ayıptır!

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Süreyi yeniden başlat Başkanım.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Sayın  Başkan, süreyi de yeniden başlatın bu arada.

BAŞKAN –  Başlatayım, buyurun.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Süreyi yeniden başlat çünkü bunu hak etmiştin sen.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Bazı şeyleri hakikaten anlamakta insan güçlük çekiyor. Bölünme yasası olunca mesele burada beş dakikayı bile fırsat biliyorsunuz, sabahlara kadar burada insanları çalıştırıyorsunuz. Hiç olmazsa kadın milletvekillerini bence bundan azat etmeli. Hani biz bir şekilde dayanıyoruz ama kadın milletvekillerine Sayın Başkan hiç olmazsa pozitif ayrımcılık yapmak lazım. Gecenin saat biri olmuş, ikisi olmuş, kadın milletvekillerini burada esir tutuyorsunuz, bu tavrınızı da kınıyorum, onu da ayrıca ifade etmek istiyorum.

Mesele bölünme yasası olunca, mesele büyük zehir yasası olunca sabahlara kadar çalışıyorsunuz burada, hep beraber bizi de burada çalışmak durumunda bırakıyorsunuz ama şehitlerimizle ilgili -bugün 17 şehidimiz yine var- söz konusu, yasal düzenleme olunca aynı duyarlılığı göstermiyorsunuz. Öğretmenlerimiz var, atama bekleyen öğretmenlerimiz var. Gelin, o atama bekleyen öğretmenlerimiz için de burada sabaha kadar çalışalım. Var mısınız? Yoksunuz. Habur olunca mahkemeyi teröristin ayağına kadar götürürsünüz, bölünme yasası olunca burada banyoya gidip elimizi yıkamaya dahi fırsat vermiyorsunuz, her dakikanın kadrini, kıymetini biliyorsunuz ama şehitlerimizin, gazilerimizin durumunu iyileştirmek söz konusu olunca yoksunuz burada. Öğretmen atamaları söz konusu olunca yoksunuz burada. Milleti, hakikaten milleti, memleketi ilgilendiren diğer konular söz konusu olunca burada yoksunuz. Bu, bir bölünme yasasıdır; bu, Türkiye’nin belli bir bölgesini Türkiye’den ayırma yasasıdır; bu, bir federasyon yasasıdır.

Hatırlar mısınız, bence iyi hatırlıyorsunuz, bu belediye hâliyle bile Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir “Meşenin dalları” demişti size, onu göndermişti size. Bu yasadan sonra ne diyecek?

Sayın Başkan, Komisyon Başkanımız Mardinli, Mardin Milletvekilimiz. Sayın Başkan, Mardin’in hâli nice olacak bu yasadan sonra; hiç düşünüyor musunuz? Van’ın hâli nice olacak bu yasadan sonra, hiç düşünüyor musunuz? Yoksa, siz buraları gözden çıkardınız da milletten mi saklıyorsunuz? Evet, siz buraları gözden çıkarmışsınız, Mardin’i gözden çıkarmışsınız, Diyarbakır’ı gözden çıkarmışsınız, Van’ı siz gözden çıkarmışsınız. Zaten Başbakanınız daha 1991 yılında “Yerel parlamentolar oluşturulmalı.” diyordu, daha 1991 yılında. Yerel parlamentolara doğru bir gidişin büyükşehir yasasıyla önünü açtığınızın biz farkındayız ama televizyonları kapatsanız da, geceleri çalıştırsanız da bu Meclisi, emin olun ki milletin vicdanında siz mahkûm olacaksınız, milletin vicdanından bu mahkûmiyetinizi kaçıramayacaksınız.

Bu yasayla en çok mağdur olacak kesimlerimiz de köylülerimiz. Bir gecede siz, köylülerimize “Şehirli oldunuz artık.” demekle onların hiçbirisi şehirli olmayacak. Bugün birçok köylü vatandaşımız bize müracaat ediyor, diyor ki: “AKP’den zaten umudumuz kalmadı, hiç olmazsa Mecliste direnin, bu yasa geçmesin.” Birçok beldemiz aynı şekilde müracaat ediyor “Bu yasa geçmesin.” diyor.

Ben eminim ki sizin de içinizde vicdan sahibi insanlar vardır ve bu yasanın geçmesini vicdanına sığdırmayacak insanlarınız vardır, insanlarımız vardır, sizin de içinizde vardır ama bu ne büyük bir korkuymuş, Recep Tayyip Erdoğan korkusu ne büyük bir korkuymuş ki sizin için Allah korkusundan bile daha önce geliyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Kendine gel be, kendine gel! Ne karıştırıyorsun ortalığı?

SİNAN OĞAN (Devamla) – Nedir bu hâliniz?

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Kendine gel! Allah’ı ne karıştırıyorsun? Biz Allah’tan korkarız, senin gibi değiliz.

SİNAN OĞAN (Devamla) – Nedir bu hâliniz?

BAŞKAN – Sayın Oğan, lütfen ya! Lütfen Sayın Oğan…