TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                19’uncu Birleşim

                                                                                            9 Kasım 2012 Cuma

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, ana dilde eğitim konusuna ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa işçisinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi (4/70)

2.-  MHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın,  338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinde MHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin işlemlerinin kapalı oturumda yapılmasına ilişkin önergesi

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 23 milletvekilinin, 2000 yılında gerçekleştirilen Hayata Dönüş Operasyonu’nun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/400)

2.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ve 26 milletvekilinin, Van ilinin yeniden yapılandırılarak insanların sosyal ve ekonomik hayatlarının iyileştirilmesi için nelerin yapılıp yapılmadığı ile ilgili konuların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/401)

3.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 22 milletvekilinin, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde hukuki olmayan ve usulsüz yapılan işlemlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/402)

 

C) Gensoru Önergeleri

1.- MHP Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, vatandaşları ve üreticileri son aylarda doğal gaz ve elektrikte yüksek oranlı zamlarla karşı karşıya getirdiği, sağlıklı bir enerji politikası oluşturamadığı, enerji arz güvenliği için gerekli tedbirleri sağlayamadığı ve enerji KİT'lerinin şeffaf, verimli ve etkin işletilmesini temin edemediği iddiasıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/22)

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 10/10/2012 tarih ve 6285 sayı ile uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 9 Kasım 2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, 3/2/2012 tarihinde Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 23 milletvekilinin, istihdam ve sosyal alanlarda cinsiyet ayrımcılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 9 Kasım 2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Hükûmetin taşeronluğu kaldırması gerekirken kendine yakın şirketler aracılığıyla taşeronluğun kaldırıldığı İzmir Büyükşehir Belediyesine de taşeronluğu geri getirmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’un, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Ahmet Tevfik Uzun’un, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

9.- İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

10.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Afet Kanunu’nun acilen değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, hiç kimsenin şahsıyla alakalı ve hakaret amacı olan bir söylemi olmadığına ilişkin açıklaması

12.- Ankara Milletvekili Fatih Şahin’in, sarf ettiği bazı ifadelerle ilgili olarak sözlerinin arkasında olduğuna ve özür dilemesi gerekmediğine ilişkin açıklaması

13.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, sarf ettiği bir ifadesinden dolayı özür dilediğine ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, sarf ettiği bazı ifadelerle ilgili olarak sözlerinin arkasında olduğuna ve özür dilemesi gerekmediğine ilişkin açıklaması

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)

5.- Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/488) (S. Sayısı: 240)

6.- Türkiye Cumhuriyeti ile Lübnan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/562) (S. Sayısı 196)

 

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Başkanlık Divanında bulunan 2 kâtip üyenin de aynı siyasi partiden olması nedeniyle Genel Kurul çalışmalarına bu şekilde devam edilmesinin İç Tüzük’e aykırı olup olmadığı hakkında

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un kapalı oturum önergesi verildiğini Genel Kurula ifade ettikten sonra Genel Kurul salonunda bulunabilecek şahıslar dışındaki herkesi çıkartması gerekirken salonu boşaltmadığı için tutumunun İç Tüzük’e aykırı olup olmadığı konusunda usul görüşmesi yapıldı.

 

XI.- KAPALI OTURUMLAR

     SEKİZİNCİ OTURUM

               (Kapalıdır)

 

XII.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’a, sarf ettiği kaba ve yaralayıcı sözlerden dolayı İç Tüzük’ün 160 ve 163’üncü maddeleri uyarınca kınama cezası verilmesi

2.- Ankara Milletvekili Fatih Şahin’e Meclisten geçici çıkarma cezası verilmesi, yapılan oylama sonucu kabul edilmedi

3.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’ya kınama cezası verilmesi, yapılan oylama sonucu kabul edilmedi

 

 

XIII.- OYLAMALAR

1.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 18’inci maddesinin oylaması

2.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin oylaması

 

XIV.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Başbakanın eski danışmanının Amasra’da termik santral sahalarını incelediği iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/9425)

2.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, termik santrallerin ve ağır sanayi tesislerinin halkın sağlığına ve çevreye duyarlı hale getirilmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/9427)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, elektrik özelleştirmeleriyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/9430)

4.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, İran’dan yapılan petrol ve doğal gaz ithalatına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10605)

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’un bir turizm merkezi olarak yurt içinde ve yurt dışında tanıtılmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı  (7/11118)

6.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki Karagöl’ün turizme kazandırılmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/11120)

7.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Yusufeli ilçesindeki bir köyde turizmin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/11121)

 

9 Kasım 2012 Cuma

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce iki sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, ana dilde eğitim konusunda söz isteyen Mardin Milletvekili Erol Dora’ya aittir.

Buyurun Sayın Dora.

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, ana dilde eğitim konusuna ilişkin gündem dışı konuşması

 

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir halkın kendi varoluşu, kültürel ve sosyal yaşayışı içinde ana dil son derece önemli bir yerde durmaktadır. Ana dil, insanın bilinç altına inen, kimliğinin temel taşı sayılan ve bireylerin toplumla en güçlü bağlarını oluşturan öğe olarak tanımlanmaktadır. Ünlü Avusturyalı filozof Wittgenstein, “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.” der. Kişi ana diliyle düşünür, ana diliyle hayal kurar ve üretir. Bu nedenle bir insanın doğduğu andan itibaren kullandığı, zamanla benimsediği ve kendinden bir parça olarak gördüğü ana dilinde eğitim görmesinin yasaklanması kabul edilebilir bir anlayış değildir. Bir insanın önüne engeller koyularak ana dilinden koparılması dahi tek başına bir insan hakkı ihlalidir. Peki, ana dilde eğitim neden önemlidir? Neden ana dilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılmasını ısrarla dile getiriyoruz? Meselenin birbirinden önemli üç boyutu olduğunu düşünüyorum. İlk olarak ana dilde eğitimin pozitif hukuk boyutu bulunmaktadır. İkinci olarak ise pozitif hukuktan öte, bir insan hakkı olmasıdır ve son olarak, Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi süreci düşündüğümüzde çok önemli politik bir boyutu vardır.

Sayın milletvekilleri, ana dilde eğitimin evrensel bir insan hakkı olduğuna dair söylemler birçok uluslararası anlaşmada mevcuttur. Helsinki Nihai Senedi’nin 4’üncü maddesinin 3’üncü bendi, “Devletler, mümkün olduğu kadar, azınlıklara mensup kişilerin ana dillerini öğrenmeleri veya ana dillerinde eğitim görmeleri için yeterli imkânlara sahip olabilecekleri gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirir...”

Ana dilde eğitim ile ilgili bahsedilmesi gereken diğer konu ise, bunun tabii bir insan hakkı olmasıdır. Hiçbir insan kendi varlığının bir parçası olan dilinden koparılamaz çünkü her milletin ana dili, toplumsal ve insani varoluşundan koparılamaz. Herhangi bir öğrenim yöntemi kullanmaksızın doğal bir süreç içinde öğrenildiği için, insanlar kendini, toplumu, dünyayı, ana dilin simgeleriyle, sesleriyle sembolleriyle anlamlandırırlar. Tüm bunlardan dolayı ana dil, yalnız bireyler için değil, toplumlar için de büyük önem taşır. Konuyla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar ana dilde eğitimin okul başarısıyla bağlantısının ne kadar kuvvetli olduğunu göstermektedir. UNESCO’nun 2005 yılında yayınladığı raporda, “Eğitim dilini okul dışında asla duymayan çocuklar öğrenme güçlüğü çekmekte, sınıf tekrarı yapmakta ve ilköğretim 3’üncü sınıfa geçmeden okulu bırakmaktadırlar.” denmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak değinmek istediğim nokta ise, bugün Türkiye'nin gündemini işgal eden cezaevindeki siyasi tutsak vatandaşlarımızın başlatmış oldukları açlık grevleridir. Bu arkadaşlar, kendileri veya cezaevlerinin daha rahat koşullara sahip olması gerektiğiyle ilgili olarak açlık grevine girmiş değillerdir. Türkiye'de yaşanan çatışmaların ve akan kanın durması için tek seçenekleri olan yaşamlarını ortaya koymuşlardır. Talepleri ana dilde savunma ve ana dilde eğitim, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılarak diyalog ve müzakere sürecinin başlatılmasıdır. Bu talepler, insani, vicdani ve barışçıl taleplerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizin huzurunda Sayın Başbakana sesleniyorum. Bugün elli dokuzuncu gününe giren açlık grevleri çok tehlikeli bir sürece girmiştir. Durum çok acildir ve vahimdir. Bu nedenle, içerden ölüm haberleri gelmeden bir an önce bu talepler karşılanmalıdır. Çünkü, bu taleplere olumlu yanıt verilmesi durumunda, Kürt sorununun demokratik, siyasi, barışçıl çözümünün önü açılacak, yıllardır yaşanan acıların, çatışmaların yol açtığı ölümlerin daha da artmaması için olanak yaratılmış olacaktır. Bu konuda gereken adımların atılması Türkiye'ye nefes aldıracaktır.

Bizler, Kürt sorununun askeri ve güvenlikçi politikalarla çözülemeyeceğini ısrarla vurguluyoruz. Bu güvenlikçi politikalar eninde sonunda halkları birbirinden ayrıştıracak olan politikalardır. Bu nedenle, bir an önce diyalog ve müzakere sürecine geçilmelidir. Evet, bugün Suriye başta olmak üzere Orta Doğu kaynıyor. Bu nedenle biz diyoruz ki, Türkiye, Kürtlere artık dostluk elini uzatsın. Uzatılacak bu dostluk eli, halkların gerçek ve onurlu birlikteliğine, kardeşliğine ve Türkiye'nin Orta Doğu'da gerçek bir aktör olmasına hizmet edecektir. Vurguladığımız bu düşüncelerimize yürekten inanıyoruz. Belirtmiş olduğumuz bu düşünceler çerçevesinde geliştirilecek politikalar, insanlarımızın ve ülkemizin hasret kaldığı barışı bizlere kazandıracaktır.

Bu duygularla tekrar hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, Manisa işçisinin sorunları hakkında söz isteyen Manisa Milletvekili Özgür Özel’e aittir.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

 

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa işçisinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Manisa’nın, Manisalının sorunlarını dile getirmek üzere buradayım.

Manisa bir işçi kenti, Manisa bir çiftçi kenti, Manisa bir emekli kenti. Manisa’nın işçisi, geçtiğimiz günlerde çıkardığımız son Sendikalar Yasası’yla artık eskiye göre çok daha güvencesiz. Manisa’da kapıdaki binlerce işsizliğin yarattığı baskıyla içeride çalışan işçiler güvencesiz bir şekilde sendikanın “s”sini anmaktan korkar bir şekilde çalışıyorlar ve en ufak bir örgütlenme girişimlerinde kapı önünde oluyorlar.

Manisa çiftçisinin derdi boyunu aşmış durumda. Biz Manisa milletvekilleri olarak Manisa’da çeşitli etkinliklere katıldığımızda dile getirdiğimiz konularda hep bunun Plan Bütçe Komisyonunda Manisa milletvekilleri tarafından ortak olarak dile getirilmesi ve çözüm aranmasını söylemiştik. Geçtiğimiz günlerde Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker’in Plan Bütçe Komisyonundaki sunumu sırasında hep birlikte oradaydık. Ben, Manisa’da zeytinciliğin ne kadar perişan olduğunu anlatmaya çalıştım. Sekiz sene önce 2 liraya satılan zeytinin fiyatının 70 kuruşa düştüğünü, orada Manisa milletvekilleri olarak Manisa’da söz verdiğimiz gibi çiftçiye yapılacak iyileştirme için iki elimizi birden kaldıracağımızı söylemiştik ama Manisa’da verilen sözler unutuldu. Biz bunları ifade ederken Manisa Milletvekilimiz Sayın Uğur Aydemir, Manisalı tütüncüyü tütün çilesinden kurtarmakla övünüyordu. Tütün çilesinden kurtarmak dediği tütüncüyü bitirmekti. Manisa’nın dağ köylerine gittiğimiz de yaşlı bir hacı amca bana şöyle sormuştu: “Oğlum, 70’lik rakının fiyatı ne oldu?” Ben de döndüm dedim ki: “Amcacığım eskiden içer miydiniz?” “Yok, benim babam hacıydı. Bizim ne evimize girdi ne dudağıma değdirdim.” dedi. “O zaman sana ne 70’lik rakının fiyatından?” dedim. Dedi ki: “Eskiden Tekel 70’lik rakı kaç paraysa tütüne o fiyatı verirdi.” Bugün 45 lirayla 50 lira arasında 70’lik rakının fiyatı ama bir kilo tütün 10 liradan, 7 liradan, 8 liradan alınıyor. İşte Manisa milletvekillerinin “Tütüncüyü kurtardık tütün üretme derdinden.” dediği mesele bizim “Tütüncüyü bitirdiniz.” dediğimiz meseleyle aynı.

Bir başka Manisa milletvekilimiz Manisa’da üzüm piyasası açılırken demişti ki: “3,5 lira olacak bu sene üzüm ve herkesin yüzü gülecek.” O gün alkış aldı, hatta biz dedik ki: “Ya, olmazsa?” “Olmazsa çiftçi gelsin, beni bulsun.” dedi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Üzümü de söyle, üzümü.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Mehdi Eker’e onu sordum, dedim ki: “3,5 lira sözü var Manisa milletvekillerinin, faiz kıskacındaki üzümcü 2,5 liradan satıyor üzümünü tefecinin elinden bir an önce kurtulabilmek için. Bu konuda bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz, bu söze kefil misiniz? Zeytine prim sözü verdik biz Manisa’da, dane zeytine 50 kuruş dedik, ama 20 kuruş, 30 kuruşa söz verdiler, siz buna kefil misiniz?” Mehdi Eker güldü geçti “İlerleyen senelerde bakarız.” dedi. Böyle sıkıntılarla karşı karşıyayız.

Yarın 10 Kasım, Ata’mızın aramızdan ayrılışının 74’üncü yılı. Onun Türk çiftçisine değer veren, Türk aydınlanması için de köylerden başlayan o eğitim için köy enstitüleri çalışmasında, bakınız, köy enstitülerindeki Çiftçi Marşı neler söylüyor o zaman.

Diyor ki:

“Sürer, eker, biçeriz, güvenip ötesine,

Milletin her kazancı milletin kesesine.

Toplandık baş çiftçinin, Atatürk’ün sesine,

Toprakla savaş için ziraat cephesine.”

Ve o uzun, güzel marş şöyle bitiyor:

“Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz,

Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz.”

Atatürk’ün köylüyü milletin efendisi yaptığı noktadan bugün köylüyü ne noktalara getirdiğimiz, her birini borçlandırdığımız, faiz çektiği yabancı bankaların topraklarına el koyar duruma geldiği bir noktadayız.

Ve 74’üncü yılında Ata’mızın aramızdan ayrılışının, yarın bir kez daha 10 Kasımda onun huzurunda olacağız. 29 Ekimi büyük ayıplarla atlattık. 10 Kasım yarın. Yine milyonlar Ata’sına doğru yürüyecek.

29 Ekimde gizli bir genelgeyle buna engel olmaya çalışan, Ata’sının huzuruna yürümek isteyenlere biber gazı sıkan, tazyikli su sıkanlar, bu sefer gizli bir genelge yayınlamaya cesaret edemediler, çünkü korkunun ecele faydası yok, biz onu da buluyoruz, vatandaşımızın önüne çıkarıyoruz. Bu sefer açık bir genelge yazmışlar, ama demişler ki bu sefer de genelgede: “Gürültü ve çevre kirliliğine yol açmadan yürüyünüz.”

Efendiler, 29 Ekimde nasıl sizin genelgenizle yasaklanmasına rağmen sizden izin almadıysak ve Atatürk’ü nasıl anacağımızı, cumhuriyete nasıl sahip çıkacağımızı size sormadıysak, gürültü yapma falan değil, siz gölge etmeyin de biz Ata’mızı nasıl anacağımızı biliriz.

Saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

“Başkanlığın Genel Kurula sunuşları” vardır.

Komisyondan istifa tezkeresi vardır, okutuyorum:

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi (4/70)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Üyesi bulunduğum Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.09.11.2012

                                                                                                                                  Nursel Aydoğan

                                                                                                                                      Diyarbakır

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 23 milletvekilinin, 2000 yılında gerçekleştirilen Hayata Dönüş Operasyonu’nun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/400)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

19-22 Aralık 2000 tarihleri arasında 20 hapishaneye eşzamanlı olarak düzenlenen ve "Hayata Dönüş" olarak adlandırılan operasyonlar sonucunda 28 tutuklu ve hükümlü ile 1 uzman çavuş ve 1 er yaşamını yitirmiştir. Operasyon sonucunda yüzlerce kişi yaralanmış ve onlarca insan sakat kalmıştır. Adli tıp verilerine göre operasyon sırasında bazı hapishanelerde kimyasal içerikli silahların/bombaların kullanıldığı rapor edilirken "yaşam hakkının" ihlal edildiği yönünde tazminat ödenmesi kararları bulunmaktadır. Dolayısıyla yukarda bahsi geçen olaylar dizisi henüz tam anlamıyla açığa kavuşmamıştır. Can güvenlikleri devlet tarafından sağlanılması gereken tutuklu ve hükümlülerin öldürülmesi veya sakat bırakılmasıyla sonuçlanan olaylarla ilgili olarak yargı süreci de oldukça yavaş işletilmektedir ve zaman aşımı kaygısı kamuoyu tarafından dile getirilmektedir. Yaşanan olayların araştırılması ve gerçeklerin açığa çıkarılması için Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

19-22 Aralık 2000 tarihleri arasında, tutuklu ve hükümlülerin F Tipi Hapishanelere nakledilmesi için bir dizi operasyon gerçekleştirilmiştir. Bu operasyon öncesinde tutuklu ve hükümlüler ile hükümet arasında bir anlaşmaya varılması amacıyla aydınlardan oluşan bir heyet operasyonun yapıldığı gün dâhil olmak üzere bir dizi görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşmeler devam ederken ve anlaşma noktasına yaklaşılmışken 20 hapishaneye eşzamanlı olarak operasyonlar düzenlenmiştir.

Operasyonlar binlerce asker, çevik kuvvet ve gardiyanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. 20 binin üzerinde gaz bombası kullanılan operasyonlarda 28 tutuklu ve hükümlü ile Ümraniye Kapalı Cezaevi'nde Uzman Çavuş Nurettin Kurt ile Çanakkale Kapalı Cezaevi'nde Mustafa Mutlu adlı iki asker de yaşamlarını yitirmiştir. Dönemin hükümet yetkilileri ölümleri "mahkûmların birbirini öldürmesi" olarak kamuoyuna duyurmuştur. Ancak adli tıp raporları koğuşlardan ateş edildiğine dair bir emareye rastlanmadığını ve ölümlerin çoğunun öldürücü düzeyin üzerinde kullanılan gaz bombalarından, kimyasal bombalardan veya ateşli silahlardan çıkan kurşunlardan dolayı gerçekleştirildiğini belirtmektedir.

Bayrampaşa Hapishanesinde 6'sı kadın, tam 12 kişinin yukarıdaki nedenlerden öldürüldüğü dile getirilmektedir. Özelikle kadın mahpuslar kimyasal niteliği bilinmeyen gazlar nedeniyle tamamen yanmışlardır. Şefinur Tezgel ile Seyhan Doğan adlı 2 kadın tutuklunun kimlikleri bile tespit edilememiş, ailelerine bir poşete sığacak kadar küçülmüş ve kömürleşmiş "cesetler" verilmiştir.

Devam eden süreçte, ölüm orucu eylemlerinde hayatını kaybedenlerin sayısıyla birlikte ölü sayısının 100'ün üzerine, sakat sayısının 600'ün üzerine çıktığı bilinmektedir. Olay muhtelif şehir ve tarihlerde yargıya taşınmıştır. Olaylardan kısa bir süre sonra mahpuslar hakkında dava açılmış ve takipsizlikle sonuçlanmıştır. Mahkûmların yakınları tarafından olayların ardından çeşitli davalar açılmıştır. Bazı davalar beraatle ya da küçük cezalarla sonuçlanırken, Bayrampaşa ve Ümraniye cezaevleri gibi bazı cezaevlerinde yaşanan süreç ise hâlen yargı aşamasındadır. Bayrampaşa Cezaevine yönelik gerçekleştirilen operasyonlar için sahte tutanaklar hazırlandığı, uydurma sicil numaralarına yer verildiği mahkeme heyetinin yetkili askerî kurumlardan talep ettiği belgelerden anlaşılmıştır. Bayrampaşa Cezaevinde askerlerin öldürdüğü Murat Ördekçi'nin ailesinin İçişleri ve Adalet Bakanlığı aleyhine açtığı davada ise İstanbul 2. İdare Mahkemesi, yaşam hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 109 milyar lira para cezasına hükmetmiştir.

En temel hak olan yaşam hakkı, devletin güvencesi altındayken bizzat devlet tarafından ortadan kaldırılmıştır ve operasyonlar bizzat bakanlıklar, üst düzey bürokratlar tarafından yönetilmesine rağmen yargı karşısına sadece erler çıkartılabilmiştir. Örneğin Bayrampaşa Cezaevine yönelik açılan davada sadece 40 er yargılanmaktadır. Kamuoyu baskısı ve mahkeme heyetinin talepleri sonucu 2 de astsubayın adı mahkemeye gönderilmiştir. Yukarıda anlatılan olaylarla ilgili olarak gerçeğin açığa çıkarılması için Anayasa’nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

 

1) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

2) Tufan Köse                                                          (Çorum)

3) Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

4) Sena Kaleli                                                          (Bursa)

5) Aykan Erdemir                                                      (Bursa)

6) Yıldıray Sapan                                                      (Antalya)

7) Mehmet Hilal Kaplan                                            (Kocaeli)

8) Mehmet Ali Ediboğlu                                             (Hatay)

9) Ercan Cengiz                                                       (İstanbul)

10) Sakine Öz                                                          (Manisa)

11) Binnaz Toprak                                                    (İstanbul)

12).Aytuğ Atıcı                                                         (Mersin)

13) Nurettin Demir                                                    (Muğla)

14) Aykut Erdoğdu                                                    (İstanbul)

15) Hülya Güven                                                       (İzmir)

16) Malik Ecder Özdemir                                           (Sivas)

17) Emre Köprülü                                                     (Tekirdağ)

18) Recep Gürkan                                                     (Edirne)

19) İlhan Cihaner                                                     (Denizli)

20) Erdal Aksünger                                                   (İzmir)

21) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

22) Aydın Ağan Ayaydın                                            (İstanbul)

23) Ayşe Nedret Akova                                              (Balıkesir)

24) Melda Onur                                                        (İstanbul)

 

2.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ve 26 milletvekilinin, Van ilinin yeniden yapılandırılarak insanların sosyal ve ekonomik hayatlarının iyileştirilmesi için nelerin yapılıp yapılmadığı ile ilgili konuların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/401)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin coğrafi olarak bulunduğu konum itibariyle neredeyse tamamının 1. derece deprem bölgesi olduğu bilimsel bir gerçekliktir. Son 110 yılda gerçekleşen 9.200 deprem de bu durumun somut kanıtıdır.

Ülkemizde hemen her gün deprem olmaktadır. Bina kalitesi açısından bakıldığında şiddeti 5’in üzerindeki depremlerin yıkıcı olduğu açıkça görülmektedir. 5-5.9 depremlerin 22 günde bir, 6-6.9 depremlerin 8 ayda bir, 7-7.9 depremlerin 40 ayda bir ortalamasıyla gerçekleşebildiği göz önüne alınırsa, ülkemizin can ve mal kayıplarının korkunç boyutları açıkça ortaya çıkmaktadır.

Bugüne kadar yaşanan tüm depremlerde, uzmanların ortak görüşü; can ve mal kayıplarına, depremlerde hazırlıksız olmanın ve çürük binaların yol açtığıdır. Ne merkezî yönetimin ne de yerel yönetimlerin bu konuda sorumluluklarını yerine getirmedikleri acı bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.

Daha da vahim olanı yıllardır halktan toplanan "Deprem Vergilerinin" nerelere ve ne amaçla harcandığının bilinmemesidir. Hükümet de bu konuda mantıklı ve güvenilir bir açıklama yapmamaktadır.

En son yaşanan Van depremi ile gerçekler bir kez daha, yadsınamaz bir şekilde kendisini göstermiştir. Kaybedilen canların, yok olan bir şehrin hesabı ülkemizi yönetenler tarafından verilmemekte, ya da verilememektedir.

Geldiğimiz bu noktada;

1- Bugüne kadar toplanan deprem vergileri nerelere, ne amaçla harcanmıştır?

2- Merkezî yönetim ve yerel yönetimler depremlere önlem olarak bugüne kadar ne yapmışlar ve ne yapmayı düşünmektedirler?

3- Plansız kentleşme, göç ve hızlı nüfus artışının getirdiği sorunlar nasıl önlenecektir, yoksa hâlâ "Millet plan değil, pilav istiyor" mantığı ile mi hareket edilmektedir?

4- İmar yapı ve denetim kurumları tam olarak ne zaman işler hale gelecektir?

5- Bu güne kadar olduğu gibi, Van depremi sonrası toplanan yardımlar amacına ulaştırılmayacak mıdır?

6- Van depremi sonrası ne kadar ayni ve nakdi yardım toplanmıştır ve nerelerde kullanılmıştır? Yardım dağıtımında hangi kriterler göz önünde tutulmuştur?

7- Van depreminde hangi kamu binaları hasar görmüş ya da yıkılmıştır? Halen hasarlı olduğu için kullanılmayan yada yıkılması gereken kamu binaları hangileridir?

8- Van'dan göç eden yaklaşık 400.000 kişinin yeniden hayatlarını kurabilmeleri için neler yapılmıştır, neler planlanmaktadır?

9- Göç edenlerin yeniden Van'a dönüşlerini özendirmek için neler planlanmaktadır?

10- Deprem sonrası Van halkına reva görülen muamele Hükümet tarafından nasıl karşılanmaktadır?

11- Okuluna gidemeyen çocuklar ve 100. Yıl Üniversitesinde okuyan gençler eğitimlerini nasıl devam ettireceklerdir?

12-  Van'da depremle birlikte yıkılan ve hatta yok olan ekonomi yeniden nasıl canlandırılacaktır? İnsanlar işlerine yeniden nasıl sahip olacaklardır?

13- Maaş alamayan, işyeri yok olmuş, bütün birikimini depremde kaybeden insanlarımız borçlarını, kredilerini nasıl ödeyeceklerdir?

Ülkemizin 1. Dereceden deprem kuşağı olması ve Van depremi ile bir kez daha ortaya çıkan gerçekler, yukarıdaki soruların cevapları, Van ilinin yeniden yapılandırılarak insanların sosyal ve ekonomik hayatlarının iyileştirilmesi, nelerin yapılıp, yapılmadığı ile ilgili olarak gerekli araştırmaların yapılması, alınabilecek tedbirlerin ve çözüm önerilerinin, belirlenmesi ve uygulanması konularında Yüce Meclisimizin ve halkımızın bilgilendirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'nci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 104 ve 105'nci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Mevlüt Dudu                                                         (Hatay)

2) Erdal Aksünger                                                     (İzmir)

3) Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

4) Hülya Güven                                                        (İzmir)

5) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

6) Kadir Gökmen Öğüt                                               (İstanbul)

7) Namık Havutça                                                     (Balıkesir)

8) Gürkut Acar                                                          (Antalya)

9) Aylin Nazlıaka                                                      (Ankara)

10) Muharrem Işık                                                    (Erzincan)

11) Mustafa Serdar Soydan                                       (Çanakkale)

12) Bülent Tezcan                                                    (Aydın)

13) Emre Köprülü                                                     (Tekirdağ)

14) Turgut Dibek                                                      (Kırklareli)

15) Durdu Özbolat                                                    (Kahramanmaraş)

16) Sabahat Akkiray                                                 (İstanbul)

17) Ayşe Nedret Akova                                              (Balıkesir)

18) Ali Serindağ                                                       (Gaziantep)

19) Hurşit Güneş                                                      (Kocaeli)

20) İhsan Özkes                                                       (İstanbul)

21) Ali Rıza Öztürk                                                   (Mersin)

22) Ali Demirçalı                                                      (Adana)

23) Ali Haydar Öner                                                  (Isparta)

24) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

25) Tolga Çandar                                                     (Muğla)

26) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                    (Kayseri)

27) Mehmet Şeker                                                    (Gaziantep)

 

3.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 22 milletvekilinin, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde hukuki olmayan ve usulsüz yapılan işlemlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/402)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatları ile, 14/6/1935 talihinde, 2819 sayılı yasayla kurulmuş olan Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü (EİE), ülkemizin en köklü kurumları arasındadır.

EİE, ülkenin hidrolik, rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları öncelikli olmak üzere tüm enerji kaynaklarının değerlendirilmesine yönelik ölçümler yapmak fizibilite ve örnek uygulama projeleri hazırlamakla ve enerji verimliliği çalışmalarını sürdürmekle mükellef bir kurumdur.

Seçim öncesinde çıkarılan yetki yasasına dayanılarak, 2 Kasım 2011 tarihli 662 karar sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Elektrik İşleri Etüd İdaresi teşkiline dair kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

Hukuki olmayan ve usulsüz yapılan işlemler;

6223 sayılı Yetki Kanununda, 3154 Sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve EİE kanununda değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmemiştir.

EİE ile ilgili olarak 2 Kasım 2011 tarihinde iki kanun hükmünde kararname yayınlanmıştır Bunlardan KHK/657 ile EİE'nin kuruluş yasasında görev değişikliği yapılmıştır. Aynı tarihli KHK/662 ile Elektrik İşleri Etüt İdaresi kapatılmıştır. Buna rağmen KHK/662'den bir gün sonra EİE'ye ait bir yönetmelik çıkarılmıştır.

KHK/662 ile EİE'nin hidrolik ile ilgili olarak görevleri, Orman ve Su Bakanlığına bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne (DSİ) devredilmiştir. Aynı kararname ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Kapatılan ilan EİE'nin DSİ'ye devredilen görevleri ve diğer tüm görevleri yeni kurulan bu kurama vakfedilmiştir.

Halen bu görevleri hangi kurumun yapacağı çelişkilidir.

6223 sayılı yetki kanununda belirtilen hususların dışına çıkılarak kariyer ve liyakata aykırı atamalar yapılmıştır.

En bariz örneği; KHK/662 ile EİE'de sınavda başarı göstermiş ve asaleten atanmış olan Şube Müdürleri Araştırmacı kadrosuna atanmış sayılmıştır.

Araştırmacının ek gösterge, ek ödemesi ve özel hizmeti oldukça düşük olup şube müdürlüğünden araştırmacı kadrosuna atananlar mali hak kayıpları yaşamaktadır. '

Şube Müdürlerinin özlük hakları elinden alınmakla kalmamış bundan sonraki maaş artışlarından yararlanmasının da önü kesilmiştir. Özellikle teknik kökenli Şube Müdürlerinin mali hak kaybı küçümsenmeyecek değerdedir.

KHK/662 kararnameye göre DSİ devredilecek personel EİE'nin iş tanımından yapılmıştır. Bundan hareketle devredilecek işler ve gidecek personel sayısı hususlarında tutarsızlıklar bulunmaktadır.

KHK/662'nin geçici 10. maddesine göre EİE'de çalışan "657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi memurlar ile sözleşmeli personel ve 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa tâbi personel, bu maddenin yayımını takip eden altıncı ayın sonunda Dsi’ye devredilmiş sayılır."

Bu maddeye göre altı ay gibi uzun bir süre boşluk yaratılmıştır. Bu durum kamu yönetim birçok belirsizliklere yol açmaktadır. Bu durum hukukun temel ilkelerine ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır.

Kapatılan EİE'nin DSİ'ye devredilen görevleri, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü adı altında sürdürülmektedir.

3 Mayıs 2011 tarihli yetki kanunu ile EİE'nin kapatılacağının bilindiği varsayımı ile o tarihten bugüne kadar EİE’de ve KHK/662’den sonra kurulan Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü'nde kaç adet ihale yapıldığı bilinmemektedir, dolayısıyla kamunun ne kadar zarara uğratıldığının ortaya çıkarılması gerekir.

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü Enerji Uzman, Uzman Yardımcısı, Denetçi ve Denetçi Yardımcısı kadroları KHK/662 ile ihdas edilmiştir. Buradan hareketle tüm bu yeni yapılanmanın asıl maksadının kadrolaşma olduğu açıktır.

Yukarıda saydığımız nedenlerle ve idari yönetimin kanunsal yapıda yürütülmesi için Anayasa’nın 98., içtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 13.12.2011

 

1) Ali İhsan Köktürk                               (Zonguldak)

2) Veli Ağbaba                                       (Malatya)

3) Ali Serindağ                                      (Gaziantep)

4) Durdu Özbolat                                   (Kahramanmaraş)

5) Gürkut Acar                                       (Antalya)

6) Hülya Güven                                      (İzmir)

7) Engin Altay                                        (Sinop)

8) Sabahat Akkiray                                 (İstanbul)

9) Ayşe Nedret Akova                             (Balıkesir)

10) Kadir Gökmen Öğüt                          (İstanbul)

11) Hurşit Güneş                                    (Kocaeli)

12) İhsan Özkes                                     (İstanbul)

13) Bülent Tezcan                                  (Aydın)

14) Ali Rıza Öztürk                                 (Mersin)

15) Mustafa Serdar Soydan                    (Çanakkale)

16) Ali Demirçalı                                   (Adana)

17) Ali Haydar Öner                               (Isparta)

18) Candan Yüceer                                (Tekirdağ)

19) Muharrem Işık                                  (Erzincan)

20) Tolga Çandar                                   (Muğla)

21) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                  (Kayseri)

22) Mehmet Şeker                                  (Gaziantep)

23) Erdal Aksünger                                (İzmir)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Bir gensoru önergesi vardır. Önerge bugün bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

 

C) Gensoru Önergeleri

1.- MHP Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, vatandaşları ve üreticileri son aylarda doğal gaz ve elektrikte yüksek oranlı zamlarla karşı karşıya getirdiği, sağlıklı bir enerji politikası oluşturamadığı, enerji arz güvenliği için gerekli tedbirleri sağlayamadığı ve enerji KİT'lerinin şeffaf, verimli ve etkin işletilmesini temin edemediği iddiasıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/22)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ekonomik politikaların aile bütçelerine önemli yükler getirdiği, reel sektörün rekabet gücünün azaldığı, maliyetlerinin arttığı bir dönemde vatandaşımızı, üreticilerimizi son aylarda yüksek şok zamlarla karşı karşıya getiren, sağlıklı bir enerji piyasası oluşturamayan, enerji arz güvenliği için gerekli tedbirleri sağlayamayan, Enerji KİT'lerinin şeffaf, etkin ve verimli işletilmesini temin edemeyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız hakkında anayasanın 98 ve 99'uncu, TBMM İçtüzüğünün 106'ncı Maddeleri uyarınca Gensoru açılmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına arz ederiz.

                 Mehmet Şandır                                     Oktay Vural

                       Mersin                                                İzmir

              Grup Başkanvekili                              Grup Başkanvekili

Gerekçe:

Türkiye ekonomik politikalarının etkileri ve endişelerinin yoğunlaştığı böyle bir ortamda reel sektörün artan maliyetlerine, kaybolan rekabet gücüne, azalan istihdamına çözüm paketleri oluşturulması, vatandaşlarımızın içine düştüğü borç krizinden kurtulmasını, satın alma gücünü korumasını sağlayacak tedbirler alması gerekirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının uyguladığı enerji politikaları sonucunda bugün, vatandaşlarımız ve üretim sektörü elektrikte ve doğalgazda yapılan son zamlarla haksız ve büyük bir bedel ödemekle karşı karşıya bırakılmıştır.

Esasen, doğalgaz ve elektrik enerjisinde vatandaşa yansıyan zamların arkasında, ayrıca tartışılması gereken uygulanan enerji politikalarıdır. Elektriğin, doğalgazın, petrol ve petrol ürünlerinin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması hükümetin sorumluluğundadır.

Bunun için alınması gereken tedbirleri yeterince ve zamanında alınmamasının faturasının vatandaşa ödettirilmesi en azından bir "siyasi sorumluluk" getirmelidir. Hükümet, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve rekabet gücü yüksek şeffaf bir enerji piyasası oluşturamamıştır. Enerji piyasasında bağımsız bir düzenleme ve denetim sağlanamamıştır. Bunun sonucunda halkımız enerjiyi ucuz kullanamamış ve firmalarımızın uluslararası rekabet güçleri zayıflamıştır.

Enerjide arz güvenliğini sağlayacak kaynak ve ülke çeşitlendirmesi sağlanamamış, 5015 sayılı yasaya göre oluşturulması gereken ulusal petrol stoku ve doğalgazda arz güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirler zamanında alınmamıştır. Böylece tüketiciler şok zamlarla karşı karşıya bırakılmıştır.

Ülkemizin birincil enerji tüketimi açısından dışa bağımlılığı 2002 yılı sonu itibariyle %68,3 iken, bu oran %72,3 oranına çıkmıştır. Bunun sonucu olarak doğalgaza olan bağımlılığımız artarak devam etmiş ve ülke hazinesi milyarlarca dolar yurtdışına fazla ödeme yapmak durumunda kalmıştır.

Rusya Federasyonundan alınan doğalgaz için belirlenen formül değiştirilmiş, hükümetçe yapılan yeni sözleşme ile ülkemiz aleyhine ve Rusya lehine fiyat oluşmasının önü açılmıştır.

BİL'deki usulsüz atamalara göz yumulmuş, genel kurulunun uzunca süre yapılması sağlanamamıştır. BİL'in işletme anlaşmasındaki olumsuzluklara göz yumulmuştur. BOTAŞ yönetim kurulu bu anlaşmayı imzalamaktan imtina ederek BİL ve BOTAŞ menfaatlerini korumak şartıyla yetkiyi BİL yönetim kuruluna devretmiştir. BİL yönetim kurulu da BOTAŞ yönetim kurulunca istenen talepler doğrultusunda yetkiyi genel müdüre devretmiştir. Genel müdür ise belgeyi imzalamıştır. (2011 Aralık) İmzalanan bu belge Türkiye menfaatlerine açıkça aykırı hükümler içermektedir.

6353 sayılı torba yasaya konulan maddelerle Başkent Doğalgaz piyasa değeri arttırılmış ancak bu artış vatandaştan tahsil edilmek üzere düzenlenmiştir.

AKP'nin iktidar olduğu bu dönemde; elektrik fiyatlarının düşürülmesi ve verimliliğin arttırılması, elektrik enerjisi arz güvenliği ve talebinin karşılanmasının sağlanması ve arz kalitesinin artırılması, dağıtım sektöründeki teknik kayıpların OECD ülkeleri ortalamalarına indirilmesi ve kaçakların önlenmesi, dağıtımda tahakkuk oranlarının yükselmesi ve elektrik faturalarının tahsilatında iyileşme sağlanması, gerekli yenileme ve genişleme yatırımlarının kamu tüzel kişilerine herhangi bir yükümlülük getirilmeden yapılmasını sağlayacak kamu ve piyasa duyarlılığı sağlanamamıştır. Bu dönemde, enerji sektöründe ülkemiz, "alım garantileri" kıskacından kurtarılamamıştır.

Bu dönemde, Bakanlık ve enerji KİT'leri, verimsiz yönetilmiş, gereken kamu yatırımları yeterince ve zamanında yapılmamıştır. Enerji KİT'leri süresi geçen borçlarını ödeyebilmek için Bankalardan Ticari Kredi kullanma cihetine gitme durumunda kalmıştır. TETAŞ ise alım garantili aldığı enerjinin bedelini vadesinde ödeyememiş ve şirketlere sözleşme gereği gecikme cezası ödemek zorunda kalmıştır.

Bakanlık ve bağlı kuruluşların çeşitli projelerinde ve yapılan ihalelerde yanlış, yanlı uygulamalarla rekabet ortamı sağlanamamış, kamu zararı oluşmuş, kamu alacakları zamanında tahsil edilmemiştir. Bütün bu politikaların sonucunda sağlıklı ve verimli bir enerji piyasası oluşmamıştır. Bakan ve Bakanlığın yanlış politikalarının getirdiği ilave maliyetin faturasını vatandaşlarımız ödemek durumunda kalmıştır.

Neticede bugün vatandaşlarımız kış öncesi, ülkemizin "Üretim sektörü" ise küresel finans krizinin reel sektöre yansıması tehdidi altında yaşadığımız şok zamlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu Enerji Politikalarının siyasi sorumlusu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız 'dır. Bu bakımdan bu politikaları uygulayan siyasi sorumlusu Sayın Bakan hakkında Gensoru Önergesi verilmiştir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur, gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmenin gününü de kapsayan Danışma Kurulu önerisi daha sonra onayınıza sunulacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 10/10/2012 tarih ve 6285 sayı ile uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 9 Kasım 2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

09.11.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 09.11.2012 Cuma günü (bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                                   Mehmet Şandır

                                                                                                                                        Mersin

                                                                                                                           MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

10 Ekim 2012 tarih ve 6285 sayı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiğimiz "Uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla" verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 09.11.2012 Cuma günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Reşat Doğru, Tokat Milletvekili (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığının sorunlarının araştırılmasıyla ilgili olarak vermiş olduğumuz araştırma önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde uyuşturucu madde bağımlılığı her geçen gün daha fazla artmaktadır. Uyuşturucu kullanma yaşı neredeyse on bir yaşlara, yani ilköğretim öğrencilerine kadar yaygınlaşmış durumdadır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de önümüzdeki yıllarda en önemli sorunların başında madde kullanımı ve bağımlılığı olacaktır. 21’inci yüzyılda yeni dünya düzeninin oluşması ve toplumda sosyal yaşamdan beklentilerin değişmesi, aile yapısındaki bozulmalar bu durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu sorunu sadece ülkelerin kendi  sorunuymuş gibi değerlendirmek de doğru değildir. Bütün dünyadaki toplumların ortak sorunu olmuş, acil müdahale durumuna da geçilmeye başlanmıştır. Konu bir insanlık problemi hâline gelmiştir. Ülkemizde bu sorun gün geçtikçe büyümekte, yaşlı, genç, fakir, zengin, erkek, kadın, toplumunun bütün fertlerini ilgilendirmektedir. Yani madde bağımlılığı yoğun bir şekilde artarak devam etmektedir.

Tabii, bununla ilgili, özellikle bunu bir, yani madde bağımlılığını bir hastalık olarak değerlendirmek mecburiyetinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum çünkü bağımlık bir hastalıktır. Dolayısıyla bunun birinci derecede sorumlusu Sağlık Bakanlığı olmalıdır. Yani Sağlık Bakanlığının böyle önemli bir konunun çok ciddi manada değerlendirmesini yapması ve bunu önemseyerek toplumun dertlerinin çözümlenmesi konusunda, bu sorunun çözümlenmesi konusunda ciddi adımlar atmalıdır. Ama enteresandır, Sağlık Bakanlığı maalesef bunu sadece “AMATEM merkezleri” dediğimiz, alkol ve madde bağımlılığıyla ilgili, kurmuş olduğu, çeşitli illerdeki merkezlere bırakmış, oradaki merkezlerde de bir kaç tane doktora, hekime veya oradaki çalışan arkadaşlara bu işi havale etmiştir, enteresandır.

Tabii, ikinci sorumlu olan, özellikle aileler, Aile Bakanlığı sorumludur. Bu işten en fazla sıkıntı çeken… Çocuklarımız çekmektedir, ailelerimiz çekmektedir, buna bulaşmış olan özellikle ailelerin ne duruma gelmiş olduğunu bilhassa bu maddeden bağımlı olan insanlar çok iyi görmektedir. Yani Aile Bakanlığı da bu işi çok önemsemelidir. Ama enteresandır, Aile Bakanlığı da maalesef üç beş tane, yazılı basına verilen demeçlerle veya kitapçıklarla veyahut da üç beş tane broşürle, bununla mücadele ettiğini sanmaktadır. Değerli arkadaşlar, bu da yeterli değildir.

Üçüncü önemli, sorumlusu olması gereken, Millî Eğitim Bakanlığıdır. Bakınız, Millî Eğitim Bakanlığı, maalesef bu konuda, çok ciddi manada, başarılı bir sınav vermiş değildir. Yani Millî Eğitim Bakanlığı, kendisi, okulların hepsinde “Madde kullanımı dediğimiz, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı acaba ne durumdadır? Çocuklarımız hangi oranda bunları kullanıyorlar?” şeklinde bir değerlendirme içerisinde maalesef olmamıştır.

Bakınız, özellikle Avrupa’da uygulanan, ülkemizde de uygulanması istenilen ESPAD Projesi diye bir proje vardır, Avrupa Gençlerde Madde Kullanımı Değerlendirme Projesi. Bu proje, 2003 yılından itibaren maalesef Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanmaya konulmamıştır. Bunu, müteaddit defalar biz gündeme getiriyoruz. “Gelin, çocuklarımızın durumunu görelim. Acaba ülkemizdeki madde kullanımı yani sigara, alkol, uyuşturucu durumu nedir? Bununla ilgili neler yapabiliriz? Avrupa Birliği kriterleri içerisinde, Avrupa Birliği ülkelerinin hepsinde o araştırmalar yapılırken bizim ülkemizde neden yapılmıyor?” şeklinde bunu sorduğumuz zaman maalesef Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri bize doyurucu bir şekilde bilgi vermiyorlar. Yani bu noktada da, değerli arkadaşlarım, biz ısrarcı bir şekilde bunu yapmak mecburiyetindeyiz. Yani uyuşturucuyla mücadele sadece belirli insanların değil veya belli bir toplumun değil, Millî Eğitim Bakanlığının esas görevleri içerisinde olmalıdır. Ama Millî Eğitim Bakanlığı bunu maalesef önemsememiş ve beraberinde de hâlâ, şu ana kadar, benim geçen dönem de dâhil olmak üzere üç dönem çeşitli müteaddit defalar sormuş olduğum sorularımıza veya gündem dışı konuşmalarımıza rağmen bununla ilgili en küçük bir ilerleme olmamış olduğunu üzülerek görüyorum. Yani Millî Eğitim Bakanlığı çocuklarımızı önemsemiyor. Yani okulların önlerinde şu anda her tarafta uyuşturucu satışları vardır. Şu anda büyük şehirler başta olmak üzere büyük şehirlerin hepsinde yoğun bir şekilde madde kullanımıyla ilgili çok ciddi sorunlar vardır, ailelerin yürekleri yanmaktadır. Ama Millî Eğitim Bakanlığının yani Bakanlık bürokratlarının maalesef yürekleri yanmamaktadır, onlar da gerekli adımı atmamaktadırlar.

Tabii, dördüncü sorumlular İçişleri Bakanlığıdır. İçişleri Bakanlığı  TUBİM vasıtasıyla bunu yürütmeye çalışıyor. TUBİM’de çalışan arkadaşların hepsini candan tebrik ediyorum. Hakikaten, şu anda neredeyse dört bakanlığın görevini tek başına yapan emniyette küçük bir birim vardır, o birimde çalışan arkadaşlar ellerinden gelen bütün gayreti göstererek burada uyuşturucuyla mücadele etmenin yoğun bir şekilde mücadelesini veriyorlar, onları candan tebrik ediyoruz ama yeterli değildir. Yani, dört bakanlığın ortak bir şekilde buna bir çözüm bulması, çare bulması gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, Birleşmiş Milletler verilerine göre  dünyada 200 milyona yakın insan uyuşturucu kullanmaktadır. Bunlardan 150 milyon kişinin kullanımı, esrar başta alınırken, amfetamin ve uyuşturucular, kokain, eroin gibi maddelerin yoğun bir şekilde kullanıldığı görülmektedir.

Uyuşturucu kullanımı istatistiklerinin doğruya yakın tespit edildiği ABD’de uyuşturucudan her yıl yaklaşık olarak 20 bin kişinin öldüğü görülmektedir. Bu durumun benzerlerini Avrupa Birliği ülkelerinde de görüyoruz. Toplumun yapısını zedeleyen, insanların amaçlarını ve umutlarını yok eden bu maddeleri en çok gençler kullanıyor. Bunu incelediğimizde yoğunluğun on beş-yirmi beş yaş arasında olduğunu görüyoruz. Ancak ülkemizde özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgemizde  bu yaşın yani uyuşturucuya başlama yaşının altmış yaşlarında olduğunu da görüyoruz; enteresandır. Avrupa Birliği ülkelerinde bile otuz beş yaşın üzerinde insanlar başlamamışken bizim ülkemizde altmış yaşı geçmiş olan insanlar da uyuşturucuya bağımlı hâle gelebiliyorlar.

Ancak, şurası da gerçektir ki, hiçbir aile, çocuğunu esrar içerken, damarına eroin enjekte ederken ya da extacy hapı, tableti içerken hayal edemez. Ancak, araştırmalar göstermiştir ki gençlerin uyuşturucu kullanmaya başlamalarıyla bu durumdan ailelerinin haberdar olması arasında epey bir mesafe vardır.

Türk Psikoloji Derneği tarafından ülkemizde yapılan madde kullanımı ve profili araştırmasında on beş-yirmi dört yaş grubunda 7.681 denekte, kişide yapılan incelemede; yüzde 27,4 düzenli sigara kullanıyor -ilk defa 14 yaşında yazılmış- yüzde 9,2’si alkol kullanıyor, yüzde 2,9’u arkadaşlarından en az birinin madde kullandığını ifade ediyor. Ayrıca Ankara’da yedi farklı lisede yapılan araştırmada da lise öğrencileri yüzde 12,2 sigara, yüzde 23,5 alkol, yüzde 2,3 hayatta en az bir kere madde kullandığını ifade ediyorlar. Ancak, son yapılan çalışmalar, ülkemizdeki sigara kullanımının çok yaygın olduğunu göstermektedir. Bilhassa kadın nüfusta erkeklere oranla ciddi bir yükseliş vardır. Ayrıca, toplumda alkol, uyuşturucu ve uyarıcı kullanımı da maalesef giderek artıyor. Bilhassa evlerde legal olarak kullanılan maddelerde de ciddi artışlar vardır, bunların başında tiner geliyor. Tiner kullanan çocuklar belki de sokaklardan daha fazla evlerimizde kullanıyorlar.

Uyuşturucu olarak adlandırılan bütün maddeler, beyin ve merkezî sinir sisteminden başlamak üzere vücudun bütün organlarını tahrip ederek onları zehirliyor, akıl ve iradeyi etkisine alarak işlemez hâle getiriyor, kişiyi dengesiz yapıyor, normal yaşamdan uzaklaştırıyor. Maddi boyutunun ağırlığı yanında beyin ve akıl sağlığının da en büyük düşmanı olduğu, sağlığın en büyük düşmanı olduğunu da unutmamamız gerekmektedir.

Çok zeki, çalışkan, başarılı bir çocuğu, hayattan zevk almayan ruhi sıkıntılar ve kaoslar içerisinde görebiliyorsunuz yani akıl ve zihnin iflas etmiş olduğu bir tabloyla çocuklarımız karşı karşıya kalabiliyor. Hatta, enteresandır, ülkemizde yapılan bir araştırmada, madde ve uyuşturucu bağımlılarının yaklaşık olarak 2/3’ünün suç işlediği tespit edilmiştir. Bakınız, çok ciddi bir istatistiktir, 24/2/2008 tarihinde yapılan; ceza infaz kurumlarındaki 94.277 hükümlünün, tutuklunun, yaklaşık olarak bunların 13.280 tanesi uyuşturucu suçlarından dolayı hapistedir. Yani uyuşturucu suçlarının oranı şöyle bir bakmış olduğumuz zaman -ben şu anda daha fazla arttığı kanaatindeyim- neredeyse toplumun yüzde 15’i civarında olduğunu ve süratli bir şekilde ivme kazanarak devam etmekte olduğunu görüyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, tabii, bu konuyla ilgili söylenecek çok söz var. Bakınız, mesela, uyuşturucudan dolayı şu anda ülkemizde çok büyük para da kazanılıyor. PKK terör örgütü militanları, yaklaşık olarak bundan 10 milyar doların üzerinde para kazanıyorlar. Yaklaşık olarak diyorum çünkü o hat üzerinden geçen yani ülkemizin bir hattından bu “organik uyuşturucular” dediğimiz eroindir veya diğer uyuşturucu maddeler, onların geçtiği bölgeler, yine sentetik uyuşturucuların geçmiş olduğu bölgelerde yaklaşık olarak PKK terör örgütü 10 milyar doların üzerinde bir parayı da gelir kaynağı olarak elde ediyor. Yani burada da suçla mücadele etmek, bu suçlularla mücadele etmek, özellikle madde bağımlılığıyla mücadele edilirken esasında terörle de mücadele etmek durumuyla karşı karşıya kalacaksınız. Dolayısıyla mutlaka bu konuda da iş birliği yani diğer ülkelerin hepsiyle iş birliği yapılmalı ve terör örgütlerinin elindeki bu maddi kaynakların, para kaynaklarının da kurutulması gerekmektedir.

Tabii bu yönlü olarak, bakınız, Meclisimiz bir araştırma komisyonu geçmiş tarihlerde kurmuşlardır. Meclis araştırma komisyonumuzda çok değerli arkadaşlarımız çalışmışlardır. Çok Değerli Hocam Sayın Necdet Ünüvar Hocam’a teşekkür ediyoruz. Kendisi zaten şu anda o araştırma komisyonunun tek yetkilisi olarak, tek başına, ben biliyorum, şu anda o komisyonun eski başkanı olarak çalışmalarına devam ediyor. Kendisine teşekkür ediyorum, sağ olsun. Hakikaten onun da gayreti olmasına rağmen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REŞAT DOĞRU (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Uygulamamızda yok Sayın Doğru.

REŞAT DOĞRU (Devamla) – Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

İyi günler diliyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Necdet Ünüvar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Madde bağımlılığı gerçekten çok önemli bir problem. Biraz önce çok değerli çalışma arkadaşım Sayın Doğru gerçekten son derece doğru ifadelerle konuyu izah ettiler. Teşekkür ediyorum.

Tabii, olay uyuşturucunun ötesinde “madde bağımlılığı” dendiği zaman sigara, alkol, uçucu maddeler gibi geniş bir perspektifte değerlendirilmesi gereken bir husus ve olayın tabii hukuki, toplumsal, tıbbi, rehabilitasyon, kaçakçılık, terör boyutları var. Zaman zaman bunlar farklı şekillerde karşımıza da çıkabiliyor. Toplumda gerçekten yürek burkan birtakım öykülerle de karşı karşıya kalabiliyoruz.

Geçenlerde Zaman gazetesinin birinci sayfasında, Diyarbakır Bingöl kırsalında –ki, değerli arkadaşlarımın verdiği araştırma önergesinde de ona vurgu yapılmış- o kenevir ekilmiş alanlar vardı ama kısa zaman içerisinde güvenlik kuvvetlerinin o kenevir ekilen bölgeleri yok ettiği haberini de daha sonra gördük. Tabii, olay sadece toplumda bu maddeyi kullanan, maddeye müptela olan, alışkanlık olan, sağlığını, huzurunu, ailevi yaşantısını bozan insanlardan ibaret değil. Bunun çok ciddi bir ekonomik boyutu var, milyar dolarlar civarında ki dünyada yaklaşık 300 milyar dolarlık bir hacme ulaştığını da biliyoruz.

Dolayısıyla, konuyu gerek arz gerekse talep noktasından değerlendirmek lazım, yani arz dediğimiz zaman olay kaçakçılık boyutuyla Emniyet Genel Müdürlüğü, Gümrük Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı gibi birimleri, asıl güvenlik kuvvetlerini ve bu kaçakçılığın yakalanmasıyla ilgili birimleri ilgilendiriyor ve memnuniyetle şunu ifade etmeliyim ki güvenlik güçlerimiz topyekûn, neredeyse son dört yıl, her yıl Avrupa Birliğinin 27 ülkesinden daha fazla uyuşturucu yakalıyor. Aslında bizim güvenlik kuvvetlerimiz sadece Türk insanının, Türk gençliğinin zehirlenmesini değil, dünya gençliğinin zehirlenmesini de önlüyor ama Türkiye bir geçiş güzergâhı üzerinde. Birleşmiş Milletler Suç Ofisinin verilerine göre, doğal uyuşturucuların yüzde 95’i Afganistan’da üretiliyor. Son yıllarda azalmış olmakla beraber hâlâ o oran geçerli ve onun en kullandığı cazip güzergâh, geçiş güzergâhı Türkiye üzerinde; yani, Türkiye üzerinden Balkanlara ve Türkiye’nin batısına doğru hareket ediyor. Dolayısıyla, Türkiye bu anlamda ciddi bir risk altında. Türkiye’de uyuşturucu üretilmiyor, her ne kadar araştırma önergesinde bu şekilde ifade edilmiş olmakla beraber üretilmiyor ama Batı’da üretilmiş captagon, extacy gibi sentetik uyuşturucuların yine Türkiye'nin güneyi ve Türkiye'nin doğusuna geçişte önemli bir güzergâh olduğunu ifade edebilirim.

Tabii, esasında ben bu önergeyi destekliyorum. Bu gayet güzel bir önerge. Böyle bir komisyonun kurulması gerekir diyebiliriz. Ama ne tesadüftür ki -Sayın Doğru kısmen ifade etti- bakınız, bu komisyonun, araştırma komisyonunun kurulmasıyla ilgili önergenin adı “Uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla” diye başlıyor. Hâlbuki, biz Sayın Doğru’yla beraber de, 16 milletvekilimizle çok güzel bir çalışma yaptık. Üç ay çalıştık, sonra bir ay daha uzattık. Sonra rapor aşamasında da Sayın Doğru’nun çok ciddi katkılarını, maddi ve manevi desteklerini de gördük ve 2008 yılında 486 sayfalık bir Komisyon çalışması yaptık. Komisyonun adını okuyorum: “Uyuşturucu Başta Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan” diye bir Komisyon ve bu Komisyona… Sayın Doğru hatırlayacaktır; aslında ben, bütün, 550 parlamenterimize de gönderdim. Böyle de bir güzel çalışma yaptık. Belki de araştırma komisyonlarının ilk kez böyle yaptığı, 40 sayfalık, renkli baskı, Türkçe ve İngilizce versiyonunun da olduğu… Dünyaya da gönderdik.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bize gelmedi.

NECDET ÜNÜVAR (Devamla) – Ben size tekrar göndereyim Sayın Başkanım.

Bütün, 550 milletvekilimize de gönderdik. 40 sayfalık bir öneri paketi ve bu öneriden sonra -Sayın Doğru yine hatırlayacaktır- ben, Emniyet Genel Müdürü, Aile ve Sosyal Politikalar Müsteşarı, Sağlık Müsteşarı ile beraber zaman zaman bir araya geldim ve konunun takipçisi olmaya çalıştım. Biraz sonra araştırma komisyonlarıyla ilgili… Aslında bu vesileyle onları da ifade etmek isterim değerli Genel Kurula. Takip ettik ve zannediyorum bir buçuk yıl kadar önce, Sayın Doğru’ya da bizzat TUBİM Başkanı gelerek brifing verdi ve Sayın Bakanımız da, Sayın Doğru da bundan memnuniyetini ifade etti. Biz gerçekten çok yoğun çalıştık ve problemleri ortaya koyduk.

Peki, böyle bir, yeni bir komisyonun kurulma maslahatı nedir? Zannediyorum şöyle bir açmaz var değerli arkadaşlar: Yani böyle bir Komisyon çalıştı. Esasında Komisyonun yaptığı çalışmalar makes de buldu. Mesela bu komisyon çalışmaları esnasında 4207 sayılı Yasa’da değişiklik yapıldı ve kapalı ortamlarda sigara içilmesi yasaklandı. Geçen yıl, özellikle on sekiz yaş altı çocuklarda nargile ve benzeri ürünlerin tüketilmesiyle ilgili bir yasak getirildi. Uçucu maddelerle ilgili ki su bazlı uçucu maddelerin özellikle eğitim amaçlı okullarda kullanılmasının yasaklanmasıyla ilgili -ki çok önemli- uçucu maddelerle ilgili çok mühim bir yasal düzenleme yapıldı. Ama Meclis, belki derli toplu olarak bu komisyon çalışmalarının neticesinden çok fazla haberdar olamadı. Belki de bundan mülhem böyle bir araştırma komisyonu kurulması zaruret oldu. Yani o yüzden, biz bu Komisyon çalışması yaptığımız için -Değerli Başkanım, Sayın Doğru gerçekten benim çok değer verdiğim çalışma arkadaşım- yani buna karşı olmamın sebebi, bu çalışmanın aynı isimle kurulmuş ve çalışmış olması ve o çalışmanın yapılmış olması.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Başkanım, maksadımız, Kanun’un gündeme gelmesi.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gündeme getirerek dikkati çekmek.

NECDET ÜNÜVAR (Devamla) – Tabii ki.

Burada araştırma komisyonlarıyla ilgili, değerli arkadaşlar, şöyle kısa bir araştırma yaptım: Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde 117 araştırma komisyonu kurulmuş, 20 kadarı son on yılda yani AK PARTİ döneminde. Ben de bu komisyonların 6’sında –acizane- 3’ünde başkanlık, 1’inde başkan vekilliği ve 2’sinde üyelik olmak üzere 6 araştırma komisyonunda görev yaptım yani bir hayli deneyimliyim. Dolayısıyla araştırma komisyonlarıyla ilgili bir iki kelime yapıp süremi o şekilde bitirmek istiyorum.

Araştırma komisyonları gerçekten çok değerli bir çalışma yapıyor. 16 tane, şimdi 17 oldu; 17 milletvekili, 20 kadar uzman, her bir araştırma komisyonu en az 30 tane oturum yapıyor. her bir oturum 2 saat sürüyor ve 60 saatlik bir çalışma ki bazı komisyonlar yurt dışına da gidiyor, mesela Üstün Yetenekli Çocuklar gibi şanslı birtakım komisyonlar da üç ayrı ülkeye gidip orada incelemeler yapıyorlar ve bu şekilde her birisi en az 500 sayfalık bir rapor yapıyor yani o rapor yapıyor. Bir kısmı komisyonlarda böyle özetler yapıyor ve onun takibini de yapıyor.

Peki, niye bu çalışmalar çok fazla makes bulmuyor? Şöyle basit bir eksik var, o eksiği de Meclisimizin gidermesinin çok yararlı olduğunu düşünüyorum: İngiltere’de çok güzel bir örnek var, araştırma komisyonları çalışıyor -aynı Türkiye’de olduğu gibi- ve Avam Kamarasına teslim ediyorlar, sonra Hükûmete gönderiyorlar. Hükûmet altmış gün içinde bir memorandum veya görüş yayınlıyor, bildiriyor ve bu İnternet  ortamında da hem de parlamenterlere bildiriliyor. Ama Türkiye’de, çalışma yapıldıktan sonra Meclis Başkanlığına veriliyor, yayınlanıyor, ilgili kurumlara gönderiliyor ama ilgili kurumlar herhangi bir şey yapmakla veya bilgilendirmekle yükümlü değil. Esasında, bu basit ayrıntıyı biz giderirsek -Yani Türkiye’de ne olabilir?- makul bir süre, altı ay içerisinde, her altı ayda bir Hükûmet veya ilgili kurum Parlamentoyu veya Meclis Başkanlığımızı bilgilendirse… Ki birtakım çalışmalar da yapılıyor gerçekten. Mesela bu şeyle ilgili size arz etmek isterim: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından… Ki Bakan Hanım beni çağırdı -iki saatlik brifing verdim- ve şöyle bir yol haritası belirlemiş yani hem önleme ve sosyal hizmet, tedavi ve rehabilitasyon ve arzla mücadele konusunda bir yol haritası belirlemiş ama bu yol haritasından Parlamentonun haberi yok. Hâlbuki, Parlamento bundan haberdar edilse belki de böyle tekrar çalışılmış bir konuda mükerrer yeni bir komisyonun kurulma zarureti olmaz.

Dolayısıyla, ben, bu komisyon kurulma önergesinin ruhuna katılmakla beraber, maalesef, yapılmış bir çalışmanın yeniden yapılmasının bir zaman kaybı olacağı kanaatiyle karşı olduğumu beyan ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tutanaklara geçmesi açısından bir şey ifade etmeme lütfen müsaade ediniz. Bizim bu…

BAŞKAN – İsterseniz oturun, sistemi açalım.

Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Rica ederim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Hocam’a da teşekkür ederim.

Yani bu araştırma önergelerinin gündeme alınmasıyla ilgili Danışma Kurulu grup önerisindeki amacımız, gerçekten, ülkemiz, toplumumuz açısından önemli gördüğümüzü konulara Genel Kurulumuz -yani Türkiye Büyük Meclisi- ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinden hükûmetin, devlet kurumlarının ve de toplumun dikkatini çekmek amacıyla veriliyor. Yoksa komisyon kurulması tabii ki meselenin ifadesinde amaç olarak gösteriliyor ama esas amacımız bu konuda toplumun dikkatini çekmek.

Şimdi bir şey söylemek lazım, Hocam keşke onları da söyleseydi. Toplumda, özellikle çocuklarımız açısından, küçük çocuklarımız, okul çocuklarımız açısından madde bağımlılığı gittikçe artıyor; yaşı düşüyor, sayısı artıyor. Bu hepimiz açısından önemli bir konu. Bu konuya toplumun dikkatini çekmek, devletin dikkatini çekmek, yetkililerin dikkatini çekmek ve sizin ifade ettiğiniz gibi varılan sonuçları izlemek bence önemlidir. Bu öneme binaen biz böyle bir Danışma Kurulu grup önerisi verdik. Maksat da hasıl oluyor; kırk dakika üzerinde konuşuyoruz, toplumun dikkatini çekiyoruz, milletin gündemini tartışıyoruz, amaç buydu.

Çok teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Şimdi, sürem yetmediği için ifade edemedim. Ben şöyle bir çalışma yapmanın da benim üzerime vazife olduğunun farkındayım. Bu Komisyon raporunu, özetini, hatta TUBİM’den -yıllık yayınladık- raporlar var. O raporların da hepsini temin edip, ben bütün parlamenterlerimize göndermeyi bir vazife addediyorum. En azından orada yapılmış çalışmalar, hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı bu çalışmayı ben Parlamentoyu bilgilendirmek adına onlardan rica edeceğim ve o Komisyonun Başkanı olarak da sizlere ileteceğim efendim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Yıldıray Sapan, Antalya Milletvekili.

YILDIRAY SAPAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehine söz aldım. Bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, uyuşturucu Türkiye’nin şimdiki ve gelecekteki en önemli sorunudur ve hatta o kadar büyük sorundur ki, bana göre terörden daha önceliklidir. Zira terörle mücadele edebilirsiniz, terörü ortadan kaldırmak için birtakım politikalar üretebilirsiniz, teröristi yok edebilirsiniz ama uyuşturucuyu yok etmek, uyuşturucu bağımlılarını eski hâline döndürmek o kadar kolay değil.

Bir uyuşturucu bağımlısının yoksunluktan ötürü nasıl acı çektiğini ve onu bulmak için, bulabilmek için neler yapabileceğini bir uyuşturucu bağımlısının ağzından şu ifadelerle anlayabiliriz: “Ben o maddeyi eğer hamile birinin karnında olduğunu bilirsem, biliyor isem onu kesip çıkartırım; işte o benim için o kadar değerlidir.” Uyuşturucu böyle bir şey arkadaşlar ve değerli milletvekilimizin dediği gibi on bir yaş değildir, son günlerde uyuşturucu kullanım yaşı maalesef ve maalesef sekize inmiştir. Yani bugün itibarıyla uyuşturucu kullanım yaşı sekiz ile altmış beş yaş arasındadır.

“Sekiz yaş” dedim yanlış duymadınız; bunu bizatihi ben biliyorum, kendi bölgemden biliyorum. Bu konuya dikkat çekmek için bir süre önce, hatırlarsınız turizm bölgesi olan seçim bölgemde, Antalya’da uyuşturucunun ne kadar kolay elde edilebildiğine dair, ne kadar kolay satın alındığına dair  ve kamuoyunun, Hükûmetin ve emniyetin dikkatini çekmek için o mahalleye girdim. Uyuşturucu satılan bölgeye girdim. Uyuşturucu satılan bölge, öyle sanıldığı gibi Antalya’nın en ücra köşelerinde falan değil. İstanbul’da da öyle bu, burada da öyle. Benim bölgemdeki uyuşturucu merkezi valiliğe yani şehrin merkezine tam tamına 2 kilometre yani yürüyerek varabilirsiniz, yürüyerek alabilirsiniz, çok rahat bir şekilde elde edebilirsiniz, elde edebilirler, kullanabilirler, satabilirler, alabilirler vesaire.

Uyuşturucu artık okulların çevresinde satılmaya başlandı arkadaşlar. İlköğretim okullarının çevresinde uyuşturucu şu sıralar satılıyor, şu sıralar… Bir veli geldi, bir baba geldi acılı, onu sizinle paylaşmak istiyorum izin verirseniz, dedi ki: “Oğlum 20 yaşında. Tam 12 yaşında uyuşturucuya başladı. Artık evde yeni bir şey bulunduramıyorum, ceketimi dahi asamıyorum, zira ceketimi alıp satıyor ve kendisine uyuşturucu temin ediyor.” “Bu kadar vahim mi?” “Evet, bu kadar vahim.” “Nerede burası?” “Şurada.” Çok ciddi bir risk alarak oraya gittik ve bu olayları orada görüntüledik. İnanır mısınız daha oraya, sokağa daha girmeden etrafımı çevirdiler “Ne istiyorsun?” diye. Onlara göre bir de isimlendirmişler orayı. Bu da tutanaklara geçecek artık. 12, 13, 20, 25 yaşındaki çocuklar hemen çevreliyorlar sizi: “Ne istersin? Peynir mi, taş mı?” Eroin peynir oluyor, taş kokain oluyor ve çok cüzi miktarda bir ücretle pazarı artırmak adına, herkesin alabilmesi adına bu kadar pervasızca etrafta dolanarak satmaya kalkıştı. Ve ben, bunu aldım Meclise getirdim, hepiniz biliyorsunuz, kamuoyunun dikkatini çekmek için. Orada gördüğüm manzara şaşırtıcıydı. 80 yaşlarında birinden aldım kokaini, yaşlı bir bayan ve yine -o çevrede anlatılanlar, benim de gördüğüm- 8 yaşında, evet, 8 yaşında minik eller eroin paketliyor arkadaşlar. Buna bir dur demek lazım. 8 yaşında eroin paketlemekten bağımlı hâle geliyor. Bir değil iki değil… Kanunlar caydırıcı değil, mevcut yasalar caydırıcı değil, en yükseği on yıl, o da üçte 2’sini şimdiki yasalarla yatıyorsunuz ve çıkıyorsunuz. Bağımlı hâle gelenler muhtemelen tedavi olmadan gidiyorlar çünkü doğru dürüst bir tedavi merkezi yok, olsa da birtakım nedenlerden dolayı tedavi olmaktan vazgeçiyor ve yine eski dünyasına dönüyor.

Boşanmalar uyuşturucu kullanmayı arttırıyor. Sosyal yaşamdaki sıkıntılar; işsizlik, parasızlık, yoksulluk, bu belayı insanların başından uzaklaştırmaktan alıkoyuyor maalesef, sosyal yaşantıdaki sıkıntılar.

Birleşmiş Milletler raporlarına göre, arkadaşlar, 180 milyon insan dünyada şu anda uyuşturucu kullanıyor. Türkiye’de de durum hiç de iç açıcı değil. 2004 yılında uyuşturucuya bağlı ceza alan, arkadaşlar, şu anda, sayısı 25 bini bulmuş durumda. Bu ne demek? Aşağı yukarı 5 katı bir artış demek. Şimdi, Türkiye’de ne kadar uyuşturucu kullanıldığını, kullanan insan sayısını bilemeyiz ama şu anda cezaevinde 25.400 kişi uyuşturucu kullanmak, satmak vesaireden dolayı ceza alan arkadaşların aşağı yukarı sayısı bize ne kadar uyuşturucu kullanan kişi sayısını verebilir.

Değerli arkadaşlar, tabii, sadece bu değil çarpıcı olan. Türkiye’de uyuşturucuya bağlı ölümler teröre bağlı ölümlerden daha fazla. Bir örnek vereyim. 2007 yılında uyuşturucudan ölen kişi sayısı 153, terörden ölenler 146 kişi. 2009’da bu sayı, uyuşturucu kullananlardan ölen sayısı 153, terörden ölenler, şehit olanlar 80 kişi. 2010’da da 150 kişi uyuşturucudan ölmüş, 106 kişi de terörden. Dolayısıyla uyuşturucu terörden daha önceliklidir kanımca.

Değerli arkadaşlar, İstanbul’da bu ölüm 77’yle 1’inci sırada; Antalya’da -benim bölgem- 2’nci sırada, 18 kişi; Antep’te 9, Adana’da 8. Bu iller de uyuşturucu kullanımı olarak en fazla uyuşturucu kullanan iller arasında ilk dörde giriyor. Kaynak da Emniyet Genel Müdürlüğü.

Peki, buna bağlı olarak cezalarımız nasıl? Cezalarımız hiç de caydırıcı değil arkadaşlar. Bununla ilgili bir yasa teklifi verdim. Umarım, bu yasa teklifi Hükûmet tarafından, komisyon tarafından kabul edilir. Caydırıcılık için özellikle hapis cezalarının artırılması zorunlu hâle gelmiştir. Uyuşturucunun temini, özellikle yaşı küçük çocuklara satılması, yaşı küçük çocuklara uyuşturucu sattırılması ve tedavi ve sosyal yardımların niteliği gibi konularda da yeni düzenlemeler yapılması şarttır arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bir örnek daha vereceğim kendi bölgemden. Uyuşturucuyla ilgili Zeytinköy’de şu anda, hemen gün itibarıyla dönen para 5 trilyon liradır. Bu 5 trilyon sadece alım satımla ilgili değildir arkadaşlar. Bu parayı cazip gören, raydan çıkan insanlar da vardır. Bu bakımdan da bu konuyu da dikkatlerinize sunmak istiyorum. En kısa zamanda, inşallah, bu Meclis uyuşturucuyla ilgili yeni düzenlemeler yapacaktır.

Bu vesileyle hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Nurdan Şanlı, Ankara Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURDAN ŞANLI (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin, madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum ve bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Evet, uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığı ile mücadele edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması, özellikle de çocuklarımızın korunması anlamında gerçekten çok önemli. Hep birlikte elimizden gelenin yapılması da yine ayrıca bir önem arz etmektedir.

Biraz önce Sayın Milletvekilimiz, Değerli Hocamız Necdet Ünüvar yapılan çalışmaları, kurulan araştırma komisyonunu ve orada yapılan çalışmaları detaylı bir şekilde sizlere aktardı. Dolayısıyla, bu konuda -evet aynen katılıyorum- hassas bir şekilde üzerinde durulmalı ve gerekli önlemlerin alınması için de çalışmaların içerisinde hep birlikte olmalıyız diyorum. Ancak 338 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu Tasarısı’nın görüşülmesine devam edilmesi nedeniyle Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu bu önergenin aleyhinde olduğumuzu belirtiyoruz.

Bir kez daha saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şanlı.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.11

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.22

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik oylamayla…

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

 

2.- CHP Grubunun, 3/2/2012 tarihinde Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 23 milletvekilinin, istihdam ve sosyal alanlarda cinsiyet ayrımcılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 9 Kasım 2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

                                                                               09.11.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 09.11.2012 Cuma günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

 

                                                                                                                             Emine Ülker Tarhan

                                                                                                                                        Ankara

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

 

Öneri:

Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 23 Milletvekili tarafından, 03.02.2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “İstihdam ve sosyal alanlarda cinsiyet ayrımcılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (232 sıra nolu), Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 09.11.2012 Cuma günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde

yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Sena Kaleli, Bursa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SENA KALELİ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarih boyunca bilinen bir gerçek vardır. Tarih boyunca yapılan ilk sömürü ve baskı düzeni cinsiyet ayrımcılığına dayalı iş bölümüyle başlamış ve zamanla kadının emeğinin, bedeninin sömürülmesine ve baskılanmasına dönüşmüştür. Aslında, Anadolu kadını tarih boyunca üretim ve ticaretle uğraşmış ve kendi iç üretimiyle, en azından kendi aile ekonomisine katkı sunmuştur. Hayme Ana’dan bu yana kadınlar Ahilik geleneğini sürdürmüşler; dayanışma kültürüne, ekonomiye, üretime katkı sunma kültürüne her zaman hizmet etmişler ve Ahilik geleneğini Anadolu’dan itibaren geldikleri her noktada yaşatmaya devam etmişlerdir. Oysaki kadının iş gücüne katılım oranı o dönemlerde olduğundan giderek gerilemeye devam etmiştir. Osmanlıda kadın mum ticareti yaparak kayıtsız çalışmasını sürdürüyor ve şikâyet ediliyor olmasaydı kadının çalıştığını kayıtlara da maalesef geçiremeyecektik.

Bu büyük toplumsal sorun, kadına bakış açısı, zihinsel gerileme ne yazık ki giderek gelişmeye devam etmiştir. Günümüzde ücret ya da yevmiye karşılığı çalışan 4 kadından 1’i informel çalışmaktadır.

Evet, sıradan konuları sıra dışı kavrayabilen kadınlarımızın ekonomiye, siyasete katılımları dünyaya ve Türkiye’ye, barış ve ekonominin gelişimine katkı sunacaktır ama ne yazık ki yetersizliği kanıtlanana kadar her erkek ehil, ehliyetini kanıtlayana kadar her kadın yetersiz kabul edilmektedir. Bu bahtsız kadınlar kendi tahtlarını da yapamamaktadırlar, bahtlarına da ne yazık ki erkekler karar vermektedir.

Kadınların gelişimiyle ilgili, istihdama katılımıyla ilgili, ekonomik anlamda söz sahibi olmasıyla ilgili CEDAW’ın raporlarına, Dünya Ekonomik Forumu’nun raporlarına bakmamız… Cinsiyete dayalı gelişmişlik endeksinde, insani gelişmişlik endeksinde, maalesef, Dünya Ekonomik Forumu’nun Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda, küresel raporlarda kadın-erkek eşitliğinde hep geri sıralarda olduğumuz görülmektedir. Bu âdeta bir zihinsel gerileme ve bu meselenin toplumsal sorun olarak kabul edilmemesinden, kadının ve erkeğin birbiriyle eşit görülmemesinden, bu eşitliği fırsat eşitliği olarak algılamamızdan ve ne yazık ki evde cinsiyetlendirilmiş işleri bu kadınların üzerinde bırakan cinsiyet körü politikalar nedeniyle kadınlarımız, ne yazık ki bugün gelişmeye, ekonomik gelişmeye katkı sunmaktan alıkonulmaktadır. Kadının yerini aile almıştır, eşitliğin yerini fırsat almıştır.

Evet, AB ilerleme raporuna baktığımız zaman da sosyal koruma konusunda bazı ilerlemeler olmakla birlikte -yüzde 84’ten 86 gibi bir ilerleme mevcuttur- ne yazık ki kayıt dışı özellikle kadın işçiler için çaba göstermemiz gerektiği konu edilmektedir. Ayrımcılıkla mücadelede ilerleme kaydedilmemiştir. AB müktesebatında kapsanan ayrımcılığın bütün türleri ne yazık ki ele alınmamıştır. Cinsel kimlik ve yönelim konusunda ayrımcılıklar hâlâ mevcuttur. Evet, hâlâ AB müktesebatına uygun eşitlik anlayışı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini kavrayış anlayışımız geliştirilememiştir. Kadın erkek fırsat eşitliği konusunda, maalesef, fazla bir ilerleme kaydedilememiştir. İşe alımlarda ayrımcılık riski olduğu gibi, şikâyet mekanizması da geliştirilemediğinden bu risk 2 kat artmaktadır ve yüzde 35 istihdama katılım hedefimiz yüzde 28 olarak duyurulmakta, bu aslında yüzde 23, yüzde 24 oranındadır.

Evet, çalışma hayatımıza geçişimizle, çalışma yaşamımızda, maalesef, iş yaşamımızla aile yaşamımız arasında dengeler de oluşturulamamıştır. Hatta, öyle bir anlayış söz konusudur ki “Kreş eken huzurevi biçer.” anlayışıyla, kadının çocuğunu teslim edeceği kreşlerin yapılmasının bile doğru olmadığı konusunda fikir yürüten kesimler mevcuttur. Namus cinayetlerinde, aile içi şiddette ve zorla yapılan evliliklerde, çocuk evlilikleri için de hâlâ yeterli çaba maalesef gösterilememiştir.

Evet, hâl böyle iken, baş kamu denetçisi ve yardımcılarının seçileceği şu günlerde, kendi uzmanlığında gelişmiş ve aynı zamanda katılımcılığa inanmış, demokrat, uzlaşmacı kimliği olan, barışı çağrıştıran kadınlarımızın ne kadar bu denetçilik kurumunda yer alacağı da bizim vereceğimiz bir sınav olacaktır.

Sayın milletvekilleri, yeni bir düzenleme gündeme geldiğinde -bir kadın olarak- doğal olarak kadınların ve engellilerin ve cinsel yönelim farklılıklarının bu düzenleme içinde ne kadar yer alacağı konusunda endişeler doğuyor çünkü erkek egemen düzlemde, erkek parlamenterlere bile danışılmadan oluşturulan yasa tasarıları ve teklifleri kadınları bilerek ya da bilmeyerek hep göz ardı edecektir diye bir kaygı duymaktayım. Evet, görüşülmekte olan bütünşehir yasası da bunun somut bir örneği olacaktır.

Bu tasarı, devredilecek personel açısından en başta kadınları vuracaktır, engellileri vuracaktır. Öncelikle, bu tasarı kime, nasıl ve niye hizmet edecektir? Getirisi nedir, götürüsü nedir? Bunlarla ilgili doğru veriler elimizde mevcut değildir. Bu tasarı yalnızca siyasi hedefler amaçlanarak da yapılmamıştır. Afet Riski Yasası’na ve 2/B Yasası’na bağlı olarak rant ve ekonomik rantı da içeren bir düzenleme olarak gerçekleştirilmiştir.

Tasarıda yer alan geçici madde 1, tasfiye ve paylaştırmayı düzenlemektedir. Bu devir yapılırken kadın ve engelli çalışanların karşılaşacağı sorunlarla ilgili ne gibi önlemler alınmıştır veya alınacaktır? Geçici madde 1’in (d) fıkrasında “Bu fıkra kapsamında nakledilen personel bakımından nakil tarihinden önce doğmuş ve nakil tarihinde ödenmesi gereken borçlardan nakledilen kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır.” denmektedir. Burada, alacaklı olan personelin durumu ne olacaktır? Zaten ödenekleri yetersiz olan, kapatılacak olan belde belediyelerinden alacaklı konumunda olan personel düşünülmekte midir? Bir yandan “Taşınır-taşınmaz alacak ve verecekleriyle devrediliyor.” denilmekte, öte yandan, sorumluluk kabul edilmemektedir. Bu fıkra çok önemli sorunlara gebedir.

Bir sonraki (e) fıkrası da bunu öngörmekte, doğacak tereddütlerle ilgili adres olarak Devlet Personel Başkanlığını göstermektedir. Devredilecek personel toplu iş sözleşmesine dâhilse yine aynı hükümler içerisinde kalacaktır ama toplu iş sözleşmesi olmayanlar, bireysel iş sözleşmesi imzalayacaklardır. Buradan sormak lazım: Kapatılan belediye ve köylerde ne kadar personel çalışmakta ve bunların ne kadarı toplu iş sözleşmesine dâhil olmaktadır? Yani bireysel iş sözleşmesine geçiş, iş güvencesi açısından her türlü istismara ve keyfiyete açıktır.

Bu düşüncelerle araştırma önergemin kabul edilmesini teklif ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Kemalettin Aydın, Gümüşhane Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Sena Kaleli’nin, cinsiyet ayrımcılığı, kadının toplumun her kesiminde ve her alanda eşit olmasını sağlayacak mesleki ve sosyal ayrımcılığı önlemeye yönelik Meclis araştırması isteği üzerine söz almış bulunuyorum.

Kadınların iş gücüne katılımını, sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir unsuru olduğunu kabul eden bir Hükûmetin üyesi olarak, Hükûmetimizin, iktidar olduğundan beri, özellikle kadın istihdamının ve toplumdaki kadının yerinin artırılması konusundaki çalışmalarını kısa birkaç cümleyle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikli olarak, Avrupa Birliği görüşmelerinde de önümüze sıkça sorun olarak çıkan, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinde kurulmamış olan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun kurulması Hükûmetimiz zamanında sağlanmış, şahsım da dört yılı aşkın süredir bu Komisyonda bir erkek olarak kadın erkek fırsat eşitliği konusunda çalışmalarda bulunmaktayım. Bu, yeterli kılınmayarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulup, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çalışması içerisinde öncelikli olarak yine kadının, toplumsal statüsünün yükseltilmesi, iş gücünde ve istihdamda yüksek oranda yer alması ve ailenin bir parçası olarak evlatlarına anne-babalık pozisyonunda görev alması en büyük çalışma alanlarından birisidir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, kurulduğu andan itibaren, öncelikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla yapmış olduğu 10 Şubat 2012 tarihli, İŞKUR tarafından iş gücü yetiştirme kurslarının açılmasına bağlı eğitim modüllerinin toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik protokol imzalanmış ve bu konuda da kadınlarımıza yönelik olarak istihdamı artıracak projeler yürütülmektedir.

Yine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yapmış olduğu 10 Şubat 2012 tarihinde kadına yönelik girişimcilik faaliyetlerinin artırılması protokolü çalışmaları doğrultusunda, KOSGEB’den de önemli oranda kadınlara artı sağlayacak, pozitif ayrımcılık sağlayacak destekler verilmektedir. Belki de birçoğunuz, bugün duyacağınız, belki de bugün bu söylediğimizi duyduktan sonra, verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin kendiniz tarafından çekileceği… Özellikle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın iş merkezleri yoluyla Kadın Girişimciliğinin Desteklenmesi Projesi kapsamında İstanbul Pendik’te, Nevşehir Hacıbektaş’ta, Kütahya ve Çorum illerinde kadın iş geliştirme merkezleri başlatılmış ve kadınlar burada hem çalışma alanları hem de tüm harcamaları açısından devlet tarafından hibe ile desteklenmektedir. Benzer İŞGEM Projesi milletvekili olduğum Gümüşhane ilinde de yaklaşık 6,5 milyon Euro, Bilim ve Sanayi Bakanlığı tarafından, ilimize hibe olarak gönderilmiş; bu hibe olarak gönderilen çalışmalarda kadına pozitif ayrımcılığın gösterilmesi de ayrıca istenmektedir.

KOSGEB’in çalışmalarında da –sizler de takip ediyorsunuz ki- birçok proje desteklemelerinde ve kredi desteklemelerinde kadınlar erkeklere göre, erkek işletmecilere göre bir adım daha öndedir ve yüzde olarak da daha fazladır.

Yine, Kalkınma Bakanlığımızın yürüttüğü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ve Doğu Anadolu Bölgelerinde SODES projeleri, sosyal destekleme projeleri doğrultusunda da sosyal gelişmenin sağlanması amacıyla birçok proje yürütülmektedir. Bu projelerden de küçük bir il olmakla beraber, her yıl, yaklaşık eski parayla 5 trilyon karşılıksız destek Gümüşhane ili de almaktadır ve Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu illerindeki, bu projeden de, birçok kadın sivil toplum örgütü yararlanmaktadır.

Kalkınma ajansları kurulmuştur ve kalkınma ajanslarının desteklediği projelerde de kadın içerikli ve kadının sosyal gelişmesi ve istihdamını artıracak projeler ayrıca bir protokolle, özenle desteklenmektedir.

Yine, Millî Eğitim Bakanlığımızın halk eğitim merkezlerinde, kadının iş gücüne ve sosyal hayata katılmalarını artırmak amacıyla mesleki kurslar oldukça yüksek sayıda devam etmektedir İŞKUR tarafından da iş gücü yetiştirme kursları kapsamında ve iş garantili kapsamlarda da kadının istihdamda yer almasına öncelik sağlanmış olup tüm bu çalışmalar ile Hükûmetimizin 2023 hedefleri içerisinde planlanan ve “yüzde 35, kadının istihdamda yer alması” hedefi… İnşallah, 2015 yılında bu hedef gerçekleşecektir ve Avrupa standartlarına hızla ilerleyen bir ülke konumuna gelecektir.

Sadece bunlarla mı kalmış? Bu Meclis araştırma önergesini veren siyasi partinin de “hayır” dediği Anayasa oylamasında, “kadına pozitif ayrımcılık” maddesi Anayasa’ya konulmuştur. O gün “hayır” diyenlerin bugün istihdamın artırılmasını isteme arzularının nasıl bir paradoks olduğunu da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün Anayasa’mızda kadına pozitif ayrımcılık tanınmaktadır. Bununla beraber, kadına yönelik olarak şiddet açısından “Alo 183” hattı, yine yeni, bugünlerde tartıştığımız Belediye Kanunu’nda da zorunluluk hâline getirilen kadın sığınmaevleri söz konusudur.

Yine, kadına yönelik -24 Kasım- şiddetin önlenmesi konusunda Avrupa Birliğiyle yapılan sözleşme ilk olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde imzalanmıştır.

Yine kadına yönelik, hepimizin bir erkek olarak da o günleri gördüğümüz, kadınların büyük sorun yaşadığı hamilelik ve doğum durumlarında hem süt izinleri hem nöbetlerden muafiyet hem de bu arada doğum öncesi ve doğum sonrası izinlerinde 2 kat artış sağlanmıştır. Emzirme ödeneğinden on haftalık iş görmezlik ödeneğine, kadar yine kadına yönelik. Yine, kadına yönelik, seksen bir ilin valiliklerine gönderilen genelgeyle mikrokrediyle desteklenmesi.

Yine sadece bu alanda değil, kadının yüzde 100 siyasette yer alması da AK PARTİ İktidarında ve son iki dönemlik Meclis aritmetiği içerisinde bu söz konusu olmuştur ve bugün de yüzde 100 kadının siyasette yer almasında AK PARTİ öncülük etmiş. Buna da paralel olarak, bunu güzel bir örnek kabul edip diğer siyasi partiler de bu yönde hamle yapmıştır. Bu da bize ayrıca memnuniyet vermektedir.

Şimdi, bu Meclis araştırmasıyla ilgili son birkaç cümleyi de şöyle söyleyelim: Özellikle Meclis araştırmaları istekleri, bu konuda çalışma olmadığı zaman verilmesi ve Türkiye gündeminde yer alması büyük bir doğruluktur, büyük bir anlam ifade etmektedir.

Bugün burada konuşmamız bir anlamdır ama konuştuğumuz konu konusunda Sayın Kaleli, eğer kendi partisinde bulunan Sayın Sedef Küçük ve Sayın Gürkut Acar’la da bu konuyu görüşmüş olsaydı, o arkadaşlarımızın da içinde bulunduğu Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, iki aydır bu çalışmayı sürdürüyordu ve dün bu konuda özellikle her alandaki kadın istihdamının artırılması ve çözüm önerileri alt komisyonunu kurmuştur. Bu alt komisyonda da CHP’den 2 milletvekili -Meclis aritmetiği doğrultusunda- yine MHP’den Mesut Dedeoğlu’nun da bulunduğu bir alt komisyon kurulmuştur ve Meclis bu anlamda da üç aylık bir süre içerisinde çalışmalarını sürdürecektir.

Kısacası, Hükûmetimiz döneminde, kadının toplumsal varlığının artırılması, fırsat eşitliği konusunda, kayıplarının ve eksikliklerinin giderilmesi konusunda yoğun çalışmalar sürdürülmüş, bu çalışmalar doğrultusunda hem komisyonlar hem de Bakanlık kurulmuştur. Bu Bakanlığın da Sayın Fatma Şahin’in önderliğinde diğer bakanlıklarla ortak protokollerle kadın istihdamının cumhuriyetin 2023 yılında yüzde 35’lerin üzerine, planlanan sürenin 2015-2016 yılında sağlanması da bizim için memnuniyet verici olacaktır.

Fikrî olarak, kadınların istihdamı, toplumsal statüsünün yükseltilmesi, siyasetteki varlığının artırılması konusundaki tüm çalışmalara yürekten katılıyorum. Tüm istekleri gönülden alkışlıyorum ama Meclis gündemi içerisinde bu çalışmaların yürütüldüğünü, Hükûmetin yürütmesi içerisinde de önemli çalışmaların yapıldığını, çok ciddi oranda yol alındığını 2002’de iktidara gelindiğinde yüzde 26’larda olan kadın istihdamının bugün yüzde 29’lara ulaştırıldığını, kriz yıllarında özellikle sosyal güvenlik primlerinin, işsizlik fonundan ödenerek 25-28 yaş arası kadın istihdamının artırıldığını da, önemli bir oranda arttığını da dünyada krizlerden kadın ve çocukların mağdur olduğu bir yerde 2008-2009 global krizinde Türk kadınlarının burada bir mağduriyet yaşamadığını ve istihdamının da önemli bir oranda Hükûmetimizin politikaları doğrultusunda artırıldığını sizlerle paylaşıyor, çalışmaların sağlıkla sürdürülmesi açısından Meclis araştırması açılmasının gerekliliğine inanmadığımı, Meclisin bu konuda yoğun çalıştığını bilgilerinize saygılarımla sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygılarımla selamlıyorum.

Değişen toplum düzeni ve beraberinde getirmiş olduğu şartlar, kadını iş dünyasında yer almaya zorlamaktadır. Sanayi devrimine kadar kadınların görevleri, çok belirgin bir şekilde, ev veya el işi olarak belirlenmişken, sonraki dönemlerde kadınların toplumdaki yerinde önemli değişiklikler olmuştur.

Özellikle 1980’li yıllardan itibaren Türkiye’de kadınlar ekonomik ve sosyal alanda daha aktif bir şekilde yer almaya başlamışlardır. Batılı ülkelerdeki kadar olmasa da, kadın yalnızca belli bir mesleğin uygulayıcısı veya çeşitli kesimlerde, tarlada beden gücüyle görev yapan bir çalışan olarak değil, aynı zamanda bir girişimci olarak da yeteneklerini ortaya koymalıdır.

Kadının iş gücüne katılımıyla ilgili çalışmalar, 1980’li yıllara kadar ekonomik büyümeye katkıları açısından olumlu olarak değerlendirilen küçük işletme girişimciliğinin desteklenmesi şeklinde olmuştur.

Değerli milletvekilleri, yapılan araştırmalara bakıldığında, kadınların sahibi olduğu işletmelerin bazı kriterler açısından oldukça başarılı oldukları görülmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmalarda, özellikle kırsal alanda ekonomik faaliyetlerde yeterince yer almayan kadınların küçük finansman teşvikleriyle iş gücüne katılmaları sağlanmalıdır.

Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı oldukça düşüktür. Bunun tek nedeni “Evin geçimini erkek sağlar.” anlayışı ile kadınların iş hayatına çok geç katılmaları olmaktadır. Zaten ülkemizde eğitime olan erişim, kızlar açısından önemli bir sorun yaratmaya hâlâ devam etmektedir. Özellikle kırsal kesimde kızlarımızın eğitim ve öğretime bütün çabalara rağmen istenilen düzeyde ulaşılamaması, kadınların hem eğitimden hem de istihdamdan yoksun kalmalarına sebep olmaktadır.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2000 yılı sonuçlarına göre Türkiye’nin toplam nüfusu 73 milyon 722 bin 988 olarak belirlenmiştir. Toplam nüfusun yüzde 50,2’sini erkekler, yüzde 49,8’ini ise kadınlar oluşturmaktadır yani erkek nüfusuyla kadın nüfusumuz neredeyse birbirine eşittir. Nüfusumuza göre, erkek ve kadının dağılımı bu şekilde iken, ülkemizde kadınların iş gücüne katılım oranı ise çok düşük seviyelerde kalmıştır. Türkiye’deki kadınların iş gücüne katılım oranı, erkeklerin iş gücüne katılım oranının üçte 1’i civarındadır.

Kadın istihdamı konusu bugün sadece ülkemizde değil, tüm dünyada tartışılmaktadır. Ülkemizde kadınların iş gücüne katılım oranı kent ve kırsal arasında farklılık göstermektedir. Kentlerde kadınların iş gücüne katılımı daha düşüktür. Kırsal kesimde kadınların iş gücüne katılım oranı, tarımda ücretsiz aile işçisi olarak çalışması nedeniyle yüzde 34 civarındadır. Kadın, kırsaldan kente geldiğinde aile baskısı gibi nedenlerle iş gücü piyasasından çekilmektedir ve ev hanımı olarak hayatını idame ettirmeye çalışmaktadır. Bu nedenle, kadın istihdamına ilişkin veriler, ev işleriyle meşgul olduğu için iş gücüne katılmayan kadınların sayısında artış yaşanacağını göstermektedir.

Türkiye İstatistik Kurumunun 2011 yılı Ekim ayı verilerine göre 11,9 milyon civarındaki ev hanımı sayısı, Kasım ayında 150 bin kişilik artış kaydederek 12,1 milyon düzeyine çıkmıştır yani kadınlarda işsizlik oranında -çalışmada yer alması gereken yerlerde- geriye düşüş başlamıştır. Oluşan rakamlar kasım ayında kadınlarda iş gücüne katılım oranında düşüşe bağlı olarak kadın işsizlik oranında da düşüş yaşandığını göstermektedir ama genel anlamda bakıldığında kadın işsizlik oranı çok yüksektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu idarelerindeki dolu kadroların cinsiyetlere göre dağılımı da her 100 memurun 66’sının erkek, 34’ünün de kadın olduğunu ortaya koymaktadır. Buna göre devlette 1 milyon 148 bin erkek, 592.923 de kadın memur görev almaktadır. Ülkemizde kadınlar maalesef üst düzey görevlerde kendilerine yer bulamamıştır, bunu da üzülerek belirtmemiz gerekmektedir.

Aile baskısının yanı sıra evlenmesi ve çocuk sahibi olması da kadının iş gücüne katılımını engellemektedir. Kadının iş gücüne katılmış olması, bunların kurumda ve görevde ilerlemeleriyle bir üst göreve getirilmeleri kariyerleri açısından büyük önem taşınmaktadır. Kariyer, iş gücünün ilk gününden itibaren emekliliğe kadar devam eden bir süreçtir. Kadının aile sorumlulukları, iş gücüne ara vermesine yol açmaktadır, bu da kadının kariyerinde ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu konularla ilgili kanunlar çıkarmak mecburiyetindeyiz.

Ülkemizde kadınların en yoğun olarak çalıştıkları meslek gruplarından turizm, reklam, eğitim, tekstil alanları ilk göze çarpan meslek gruplarıdır. Bugün kadınlar her sektörde, sayıları az da olsa, çalışır hâle gelmişlerdir. Kadının ekonomiye katkısı adına teşvikler verilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, ülkemizde özellikle kadınlara karşı artan şiddete de değinmeden geçmek mümkün değildir. Hükûmet tarafından ekonomik ve sosyal alanlarda uygulanan yanlış politikalar, toplumun pek çok kesiminde büyük yaralar açmaktadır. Tüm dünyaya örnek teşkil eden Türk aile yapısında bugün maalesef, üzülerek ifade etmeliyiz ki, kadına karşı işlenen şiddet olayları artmıştır, maalesef ki artarak da devam etmektedir. Ülkemizde kadına karşı şiddet fiziksel olarak görüldüğü gibi, ekonomik, sosyal, sözel, psikolojik ve cinsel olarak da farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından, 51 ilde 24 bin kişiyle görüşülerek ülkemizde kadına yönelik aile şiddeti konusunda bir araştırma yapılmış. Bu sonuçlara göre, Türkiye genelinde kadınların yüzde 39’u hayatlarında en az bir defa fiziksel şiddete, yüzde 15’i cinsel şiddete, yüzde 23’ü ekonomik şiddete, yüzde 44’ünün de duygusal ve psikolojik şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, eğitim seviyesi düşük kadınların yüzde 56’sı şiddete maruz kalırken lise ve üzeri okul mezunları kadınlar da şiddete maruz kalmaya devam etmektedir.

Refah seviyesinin düştüğü ailelerde kadının şiddete maruz kalma oranı da yüzde 53 olarak gerçekleşmektedir. Kadının sırf kadın olmasından dolayı şiddete maruz kalmasının temelinde yatan nedenler ülkemizde pek çok kurum tarafından araştırma konusu olmuştur. Bugüne kadar gerçekleştirilen sosyal düzenlemeler ve açılan kadın konukevleri kadına karşı şiddetin yapılmasına engel olamamıştır.

Kadına uygulanan şiddet belirli bir süre sonra bazı ailelerde cinayetlere dönüşebilmektedir. Kadın cinayetleri, son on yıl içerisinde ülkemizde maalesef ki çok şiddetli bir şekilde artmaktadır. Gazete ve televizyon ekranlarında “Devlet yine koruyamadı!” şeklinde haberlere sık sık şahit oluyoruz. Devlet koruması isteyen kadınların bile cinayete kurban gitmesi insanı daha fazla üzmektedir. Bu nedenle hükûmet programları, uyguladıkları ekonomik ve sosyal politikalarda refah artırıcı faaliyetlere ve kanunlara ağırlık vermek durumundadır. Toplumu ve aile yapısını olumsuz yönde etkileyecek ve yarının kaygısına düşürecek düzenleme ve uygulamalardan kaçınmak mecburiyetindeyiz. Sonuçta şiddetin önlenmesi için, önce eğitim, sonra ekonomik rahatlama sağlanmalıdır.

Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, benim adımı geçirerek Sayın Konuşmacı, AKP Sözcüsü söz söyledi. Bu bakımdan söz istiyorum.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Komisyon üyesi olduğunu söyledim.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – “Gürkut Acar şahittir.” dedi.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – “Komisyon üyesi.” dedim.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – “Bu konuda sana sormadan çalışmış arkadaşlarınız.” dedi. Burada bir yanlış anlama var efendim. Ben o konuyu açıklamak için söz istiyorum lütfen. Şahsıma dönük olarak…

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle, iki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşım AKP Sözcüsü Kemalettin Aydın, benim adımı söyleyerek “Bu araştırma önergesini veren Cumhuriyet Halk Partili Sözcü Sena Kaleli eğer Gürkut Acar’a sorsaydı, bunun hazırlandığını ve bu konuda komisyon kurulduğunu bilirdi.” dedi. Ben onun için söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten de Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun da -bir üyesi olarak- biz geçen hafta alt komisyonlar kurduk. Bunlardan bir tanesi de kadın istihdamı konusunda kurulmuş olan alt komisyondur, doğrudur. Yalnız, bizim bu araştırma önergemizin verildiği tarih daha eskidir yani komisyonlar kurulmuştur, doğrudur ama daha eskidir.

Yalnız, ben burada birkaç şey daha söylemek istiyorum eğer izin verirseniz. Şimdi, bizim, siyasi parti olarak söyleyeceklerimiz belki incitici olabilir ama Türkiye’de kadının durumuyla ilgili uluslararası raporlar yayınlandı. Bunlardan bir tanesi Avrupa Birliği değerlendirme raporudur, bir tanesi Dünya Ekonomik Forumu’nca (WEF) yayınlanmış olan 2012 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’dur. Biz, objektif olan bu raporlara bakarak değerlendirmek zorundayız. Eşitsizliğin Türkiye’de gittikçe arttığı bir vakıadır. Bu, objektif bir olgudur. Ben “Burada çalışma yapılmıyor.” demiyorum. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda yapılan her çalışmayı, biz, kadınların eşitliğini sağlaması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak gönülden destekliyoruz. Yapılan işleri de küçümsemiyoruz ama raporlara bakalım: Türkiye, kadın erkek eşitliğinde 135 ülke arasında 124’üncü durumdayız değerli arkadaşlarım. Hem çalışma yapıyoruz hem de 135 ülkede 124’üncü sıradayız. 2006 raporunda 115 ülke arasında 105’inci sıradayken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜRKÜT ACAR (devamla) - …124’üncü sıraya gerilemiştir.

Değerli arkadaşlarım, bunun gibi ekonomik hayatta aynı şekilde 106’dan 129’uncu sıraya düşüş var, eğitimde düşüş var. Yani, bizim burada yaptığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çalışmaların maddi hayata yansımadığını görüyoruz, bunun üzüntüsünü çekiyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yüksel, bir söz talebiniz var.

Buyurun.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Efendim, bir dakikalık konuşmalarla ilgili.

BAŞKAN – Hayır, bir dakikalık konuşma yok.

Söz talebiniz var, bir şey söyleyecekseniz buyurun.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Hükûmetin taşeronluğu kaldırması gerekirken kendine yakın şirketler aracılığıyla taşeronluğun kaldırıldığı İzmir Büyükşehir Belediyesine de taşeronluğu geri getirmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

 

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Evet, tamam pardon.

Tarihin en büyük yolsuzluk davası Deniz Feneri sanıklarından, Beyaz Holding kurucularından Zekeriya Karaman ve İsmail Karahan, şimdi de İzmir’de ortaya çıktılar. Lapis Eğitim Organizasyonla, İstanbul Büyükşehir’de aldıkları ihalelerden sonra, Etkin Eğitim Organizasyonla İzmir Büyükşehir Belediyesinde de ihale almak için ihalelere soyundular ve ESHOT’un yaptığı –bunlar organize işler arkadaşlar dikkat ettiğiniz gibi, hep “organizasyon”la biten şirketler- 3.317 şoförün çalıştığı ESHOT’ta, İZELMAN şirketten daha düşük fiyat teklifi vererek İzmir’e taşeronluğu geri getirmeye çalışıyorlar. Hükûmet, taşeronluğu kaldırması gerekirken, kendine yakın şirketler aracılığıyla herhâlde taşeronluğun kaldırıldığı İzmir Büyükşehir Belediyesine de taşeronluğu geri döndürmeye çalışıyor. Bu arada İzmir’i, İzmir Büyükşehir Belediyesini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, 3/2/2012 tarihinde Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 23 milletvekilinin, istihdam ve sosyal alanlarda cinsiyet ayrımcılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 9 Kasım 2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi hakkında söz isteyen Hasip Kaplan Şırnak Milletvekili.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin önergesinin konusu cinsiyet ayrımcılığı. Şüphesiz, böyle bir konuda partimizin bakışı çok net ve çok açık. Sadece istihdam ve sosyal alanda değil, siyasal ve tüm alanlarda bu ayrımcılığa karşı durmak için etkili bir çalışma yapılması Meclisin görevidir. Böyle bir çalışmanın yapılmasında fayda görüyoruz çünkü dünyadaki uluslararası kuruluşların değerlendirmelerinden sonra, bu gelişmişlik indeksinden tutun diğer alanlara kadar, kadına şiddet konusundan tutun sosyal güvenlik alanına kadar ve en son Avrupa Birliği ilerleme raporunda Türkiye'nin durumunun iyi olmadığı çok net anlaşılıyor. Mecliste yüzde 50 kadın kotası uygulayan Barış ve Demokrasi Partisinin… 17 kadın belediye başkanından 14 kadın belediye başkanının partimizden olması, yine milletvekili oranı olarak da Meclisteki milletvekili sayımızın yüksekliği, yerel yönetimlerde istihdamda ve sosyal alanda hayata geçirdiğimiz iş sözleşmeleriyle aldığımız kararlar gösteriyor ki, AK PARTİ’nin bizim sınırlarımıza erişmesi için daha çok fırın ekmek yemesi gerekiyor. Kadının 3 çocuk doğurup evde durmasını daha çok öngören bir anlayış muhafazakârlığının bu soruna çözüm bulacağını da pek  düşünmüyoruz.

Onun için, ayrımcılığa karşı çok ciddi bir çalışma yapılmalı, bu da Meclis araştırmasıyla mümkündür. Buna destek veriyoruz, böyle bir araştırmanın yapılması gerektiğini söylüyoruz.

Değerli milletvekilleri, dün burada önemli bir iki noktaya değinmiştim.

Bugün akşama kadar eğer Hükûmet verdiği sözlerin altını dolduramazsa, somut adımlar atamazsa, 59’uncu günündeki açlık grevinin, 707 kişiyle başlayıp cezaevlerinde 10 binleri bulan açlık grevinin geldiği kritik aşamada, partimizin, çok haklı olan bu talepler ve olabilirliği olan bu siyasi talepler konusunda sessiz kalamayacağını… Bütün diyaloglarımızda, görüşmelerimizde ve çabamızda, bunu bir an önce sonlandırmak için yaptığımız bütün gayretlere rağmen, maalesef, şu ana kadar, dördüncü güne girmiş bulunuyoruz ve dördüncü gününe rağmen, Hükûmet kanadından sadece ana dilde savunmayla ilgili bir teklifin hazırlıklarından başka elimize ulaşan bir şey yok. Bu, bizleri, hepimizi kaygılandırması gereken bir durumdur. Bu, çok ciddi bir durumdur, vahim bir durumdur, insanlığın ve vicdanının sınavda olduğu bir durumdur. Ona karşı elbette ki partimiz, yarın saat 11.00’de eş başkanlarımız Diyarbakır’da bu konuda çok çok önemli açıklamalarda bulunacaklardır. Böylesi bir duruma karşı sessiz kalamayacağımızı, ne halkımızın ne bizim ne partimizin ne de kendine insanım diyen hiç kimsenin sessiz kalamayacağını buradan hatırlatmak istiyorum ve bunun baş sorumlusu Hükûmettir.

Başbakan Endonezya’ya gitmiş, Sayın Başbakan, Endonezya’dan, bu konuda açıklamalarda, çözüm için birtakım çabalarda bulunması gerekirken idam cezasını gündeme getiriyor. Gerçekten, düşündüğümüz zaman, insan “Ne alaka?” diye soramadan edemiyor. AK PARTİ, 2002 yılında, Sayın Gül Başbakanken 6 No.lu Protokol’le idam cezasının kaldırılmasına imza atan bir Hükûmet. Sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geldi ve 13 No.lu Protokol imzalandı, 2006 yılında da 13 No.lu Protokol’ü imzalayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde sözleşmeleri yasaların üzerine koyan Başbakan, iktidar yine AK PARTİ Hükûmeti. Peki, ne oluyor da şimdi durup dururken Başbakan iki gündür bir suni gündem yaratarak idamı tekrar tekrar gündeme getiriyor? Daha dün, yaptıkları açıklamada, Avrupa Konseyi Parlamenter Başkanlığı döneminde Sayın Çavuşoğlu Parlamento Başkanlığı açıklamalarında, Başbakan müteaddit açıklamalarında idam cezasının kaldırılmasının ne kadar önemli olduğunu ve bunu desteklediklerini açıklıyordu. Şimdi 20’nci yüzyılda kalan, 20’nci yüzyılın ötesinde kalmış, 21’inci yüzyılda kaldırılmış bir sorunu neden gündeme getirmek istiyor? Sayın Başbakana şunu sormak gereğini duyuyoruz: Acaba idam cezasını getirerek Kürtlere gözdağı mı vermek istiyorsunuz? Yani sizin amacınız… Bütün isyanlarda istiklal mahkemelerinde idam cezaları verildi. Şeyh Sait’i astınız, Seyit Rıza’yı astınız, bilmem kimi astınız… Kürtleri yüz yıldır bu yöntemle susturmaya çalışıyorsunuz, terbiye etmeye çalışıyorsunuz. Vallahi, 21’inci yüzyılda terbiye edebileceğiz Kürt halkı karşınızda kalmadı.

SIRRI SAKIK (Muş) – Kendilerini terbiye etsinler, kendilerini!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Terbiye etmeye kalkanlar terbiye edilir arkadaşlar, bu böyledir. Yani süreç, yaşam bunu dayatır. 21’inci yüzyılda bunun şakaya gelir tarafı yoktur. Kalkacaksınız, bir taraftan evrensel hukuktan bahsedeceksiniz, demokrasiden bahsedeceksiniz, bir taraftan 12 Eylül darbecilerini yargıladığınızı söyleyeceksiniz… Bu Meclisin en son verdiği idam cezaları, kararları 12 Eylül askerî darbesinin, Kenan Evren’in verdiği kararlardır ve o dönemin milletvekillerinin imzaları vardır. Şimdi siz, darbecilerin yaptığı idam cezalarını devam mı ettirmek istiyorsunuz? Bu devam ettirme üzerinden kalkmaya çalışırsanız şu yanlışı yaparsınız, size şunu hatırlatırız: Zaten sizin döneminizde binlerce kişi faili meçhul cinayete kurban gidiyor, bunların yaşam hakları ihlal ediliyor. Zaten sizin döneminizde 500’ü aşkın çocuk öldürüldü. Bakın, öldürüldü diyorum. Bu, resmî rakamlarla, İnsan Hakları Derneğinin, MAZLUMDER’in envanterinde var. “Vur-dur yasası”yla, sadece durmadığı için, sokakta, İzmir’de, şurada burada yürüyen vatandaşlarımızın kaç tanesi öldürüldü? Zaten yaşam hakkı ihlal ediliyor. Zaten yargısız infazın hüküm sürdüğü bu ülkede bir de kalkıp bunun üzerinden, Norveç’te bir tane delinin yaptığı katliam üzerinden yola çıkarak idam cezasını tekrar Türkiye’nin gündemine taşımak anlaşılır bir şey değildir.

Bu bir anayasa tartışması konusudur. Anayasa tartışması konusu olan bir konuyu başkanlık sisteminin gündeme atıldığı, bir de böylesi bir dönemde gündeme getirmek açıkça şu demektir: Açlık grevinde bugün  60’ıncı gününü, 59’uncu gününü dolduran insanlarımızın dünyadaki en büyük sivil itaatsizlik eylemini hayata geçirdiği gerçeğini örtbas ederek -bir tarafta- açlık grevlerindeki haklı talepleri, üstelik de avukat görüşmesi gibi anayasal bir hak olan, yasal bir hak olan, uluslararası sözleşmelerde yer alan, adil yargılanma hakkının en temel şartı olan avukat-müvekkil görüşmesinin en zaruri olan, en haklı olan, en hukuki alanında kalkıp hukuku çiğneyeceksiniz, bir buçuk sene suç işleyeceksiniz, hakkınızda savcılar işlem yapmayacak, hakkınızda Adalet Bakanlığıyla ilgili işlem yapılmayacak, hakkınızda hiçbir şey yapılmayacak, sizin Anayasa’yı çiğneme hürriyetiniz olacak, yasaları çiğneme hürriyetiniz olacak, hukuksuzluğu yürütme ehliyetiniz olacak, bunu bir buçuk sene sürdüreceksiniz ve bu bir buçuk sene karşısında açlık grevine bedenini yatıran, başka hiçbir imkânı olmayan insanların vicdani kalkışı karşısında da hâlâ suç işlemeye devam edeceksiniz.

Bu, suç işlemeye devam zihniyeti tehlikelidir. Toplumu hırpalar, gerginliği artırır, çatışmaları artırır, bu kanunsuzluk kimsenin keyfinde olamaz. İktidar olmak suç işleme imtiyazını vermez, iktidar olan bir başbakana “Ben hukuku çiğnerim, istediğim yasayı uygularım, istemediğim yasayı uygulamam.” deme hakkını vermez. Bu yasa dışılık, hukuk dışılık kabul edilmez bir davranıştır. CPT’nin kararları var, Avrupa Birliğinin kararları var. Bütün bunların ışığında, bir avukat görüşmesini bir buçuk senedir engelleyerek 707 kişinin 12 Eylülden bu yana başlayan açlık grevini -on binlerin katıldığı dikkate alınacak olursa- Hükûmetin bir kez daha değil, bin kez daha, milyon kez daha düşünmesini, düşünmesini, düşünmesini buradan uyarıyoruz. Gerçekten uyarıyoruz ki acı sonuçları olmasın, birlikte buna çözüm bulalım diyorum.

Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunacağım…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

HALUK KOÇ (Samsun) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Koç, Sayın Kesimoğlu, Sayın Akar, Sayın Güler, Sayın Eyidoğan, Sayın Acar, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Öner, Sayın Dinçer, Sayın Susam, Sayın Aydın, Sayın Genç, Sayın Ediboğlu, Sayın Yüksel, Sayın Köprülü, Sayın Fırat, Sayın Kurt, Sayın Tayan, Sayın Çetin, Sayın Kaleli.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Seyit Eyyüpoğlu, Şanlıurfa? Burada.

Mehmet Erdem, Aydın? Burada.

Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, 3/2/2012 tarihinde Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 23 milletvekilinin, istihdam ve sosyal alanlarda cinsiyet ayrımcılığının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 9 Kasım 2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)(X)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, efendim, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu Büyükşehir Yasası’nın üniter devlet yapımıza ne kadar zarar vereceğine ilişkin görüşlerimizi bütün imkânlarla dile getirmeye devam edeceğiz, devam ettik.

Yalnız, burada, tarih ve millet önünde, bu konuda, parti taassubu içerisinde değil ama bireysel sorumluluklarınızı düşünerek, Sayın Başkan siz, Sayın Komisyon Başkanı, hiç olmazsa bu endişeler doğrultusunda bu Genel Kurul toplantısını siz yönetmekten ve siz de Komisyonu temsil etmekten vazgeçiniz. Sizin vicdani sorumluluğunuza havale ediyoruz. Bu mesele parti meselesi değildir. Hepimizin, hep beraber, birlikte mücadele etmemiz lazım. Kapalı kapılar ardında bunlarla ilgili endişeler belirtilip, burada parmakları vicdanlara dolaştırarak karar vermekle çözüm bulunmaz. O bakımdan, Sayın Başkan, tarih ve millet huzurunda, tehlikeli bir sürece götürecek böyle bir Genel Kurul toplantısını yönetmekten vazgeçin. Sayın Komisyon Başkanı, bunca yıllık devlet tecrübenize ve vicdanınıza sığınarak diyorum ki böyle bir kanunun görüşüldüğü toplantıda Komisyonu temsil etmekten vazgeçin. Eğer İçişleri Bakanı olsaydı ona da söylerdim bunu. O bakımdan, tarih ve millet önünde bu bireysel sorumluluklarınızı yerine getirmeye davet ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – 13’üncü madde üzerinde iki adet vardır, okutup işleme alıyorum.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 13. Maddesindeki “5216 sayılı Kanunun” sözcüklerinden sonra gelen “6. Maddesi ile” sözcüğünün madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Birgül Ayman Güler                                Muharrem Işık                               Mehmet S. Kesimoğlu

                        İzmir                                               Erzincan                                            Kırklareli

                   Ali Serindağ                                       Celal Dinçer                                     Namık Havutça

                     Gaziantep                                            İstanbul                                             Balıkesir

                  Emre Köprülü

                     Tekirdağ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının 13. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

          Hasan Hüseyin Türkoğlu                           Mehmet Erdoğan                                    Enver Erdem

                     Osmaniye                                             Muğla                                                Elâzığ

                     Alim Işık                                        Sadir Durmaz                                   Yusuf Halaçoğlu

                      Kütahya                                              Yozgat                                               Kayseri

                Nevzat Korkmaz

                       Isparta

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Vural, önerge üzerinde söz isteyen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Yusuf Halaçoğlu.

BAŞKAN – Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün birtakım tarihî yanlışlıklar yapıldı. Buraya bir vekil çıktı, Selahaddin Eyyubi’den bahsetti, Kürtlükten bahsetti vesair.

Şimdi, insanlar, hangi milletten olacaklarını, hangi ırktan olacaklarını kendileri tespit edemezler. Cenabı Allah’ın yarattığı bir soydan gelirler ve bunun için de herkesin buna saygı duyması gerekir. Bu ülke bir imparatorluk bakiyesidir ve dolayısıyla da bu imparatorluk içerisinde Türklerden gayrı, başka soylara mensup insanlar da yaşar. Bu, tabii bir durumdur. Ama şurasını belirteyim: Selahaddin Eyyubi’nin Kürt olduğunu söylemekle aslında bir ırkçılık yaptıklarını da özellikle belirtmek istiyorum. Bunu hangi tarihî bilgiye dayandırdıkları konusunda da çok ciddi bir eleştiriye tabi tutmak gerekir. Her şeyden önce, İbni Attar, Arapların ünlü tarihçisi, bunu, Fatımilerden sonra, bu bölgedeki hükümdarlığı Türk sultanlığı olarak yazar. Selahaddin Eyyubi’nin kardeşlerinin adını sadece söyleyeyim, başka bir şey söylemeye ihtiyaç duymuyorum. Bir tanesi “Tâcü’l-Mülük” yani devletlerin tacı, baş tacı; “Böri” ismini taşıyor yani kurt ismini taşıyor; “Seyfülislam” yani İslam’ın kılıcı unvanını almış olan Tuğ Tekin kardeşlerinden birinin ismi; diğer bir kardeşinin ismi “Turan Şah”; diğer bir kardeşinin ismi “Melikü’l Âdil”, âdil melik; “Ebubekir”; diğeri de “Şehinşah” yani Farsça olan şahların şahı unvanını taşıyor. Dolayısıyla, Kürt müdür, Türk müdür, bunun tartışmasını bile yapmaya gerek kalmaz bunlardan sonra. Dayısının ismi de “Mahmut Tokuş.”

Şimdi, bütün bunları bir yana bırakalım ama şurası daha önemliydi: Dün “Sadece Batı’dan federatif sistemleri örnek veriyorsunuz, Doğu’da işte Gürcistan…” dedi. Gürcistan’da o Osetya’nın ne hâle geldiğini hepiniz biliyorsunuz, Rusya’nın baskısıyla Gürcistan Osetya’dan çıkmak zorunda kaldı.

Diğer taraftan, Rusya’yı federatif bir sistem içerisinde göstermekle sanki demokratik bir ülkeymiş gibi Rusya’yı değerlendirdi ama 1878’den sonra bütün Türk illerini işgal eden Rusya, tabii olarak orada “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği” adı altında, farklı cumhuriyetleri bir araya getiren bir devlet sistemi kurdu.

Çin’e gelince, Doğu Türkistan’ı işgal etti ve “Uygur Özerk Bölgesi” adı altında bir özerk bölge meydana getirdi ama bütün resmî dili, eğitim dilini de Çince olarak kabul etti.

Ama bunların ötesinde Batı’da çok ciddi örnek verilebilecek ülkeler var. Mesela, Belçika. Demokrasinin beşiği denilen, Avrupa Birliğinin merkezi olan Belçika üç federatif bölgeden meydana gelmektedir ve daha düne kadar birbirinden kopma raddesine gelmiş, şu an bile çatırdamaktadır.

Keza, Yugoslavya’yı düşünecek olursanız, farklı milletleri bir araya getirmiş Yugoslavya Tito’nun başkanlığında birleşmiş ama sonuç olarak bugün, Yugoslavya on çeşit parçaya bölünmüştür.

Keza, “Çekoslovakya.” dedik. Çekoslovakya sonuç olarak ne oldu? “Çek Cumhuriyeti” ile “Slovakya Cumhuriyeti” adı altında bölündü.

Doğu illerinden, nereden verirseniz verin, meselenin özünde şu vardır: Federatif sistemler, aslında, farklı düşünceleri, farklı kültürleri bir araya zorla getiren ve başkanlık sistemiyle bunu yöneten bir sistemdir. “Amerika Birleşik Devletleri” diyoruz, elli iki devletin birleşmesinden meydana gelmiş bir federatif yapıdır, evet ve onun için, bizim “eyalet” dememize rağmen, aslında Amerika eyalet sistemiyle yönetilmez; Amerika devlet sistemiyle yönetilir ve her biri de bir devlettir. Bunun için de “Amerika Birleşik Devletleri” deriz. Keza, Federal Almanya, federatif sistemdir ama Almanya’daki prenslikler 1848 yılına kadar birbirinden kopmuş ve ayrı olarak birbiriyle çatışan bir hüküm altındadır. Ama 1848’de Alman birliği sağlanmış ve Almanya Federatif Devleti ortaya çıkmıştır ve başkanlıkla yönetilmiştir. Dolayısıyla, başkanlık sistemleri genelde hep federatif yapıya bağlıdır.

Şimdi, siz böyle bir yasayı getiriyorsunuz, şehir devleti hâline getiren il sınırları içerisine hapsediyorsunuz onu, o kontrol altına alacaksınız, ardından tam başkanlık sistemini istiyorsunuz, Amerika’daki yapıyla aynı başkanlık sistemini ön plana çıkarıyorsunuz. Sonuçta, bir kanunla eğitimi, valiyi seçilmiş vali hâline getirecek bir kanunla meseleyi çözersiniz. Ama biz size zaten güvenmiyoruz. Niye güvenmiyoruz biliyor musunuz? Söylediklerinizin hepsinde yanlışlar var, hatalar var, aldatmalar var.

Gelecek konuşmamda bunları devam ettireceğim.

Hepinize teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… (CHP ve MHP sıralarından “Yok.” sesleri)

HALUK KOÇ (Samsun) – Başkan, yok, ara ver.

BAŞKAN – Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

Evet, bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Açılmadı Başkanım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir dakika doldu Başkan, bir dakika doldu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gelecekleri de mi varsaydınız?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ne bekliyorsunuz? Niye başlatmadınız?

Ya, çok taraf tutuyorsunuz. Taraf tutuyorsunuz! Niye hemen koymadınız?

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yoklama değil ki bu.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Siz de görüyordunuz ki yoktu burada çoğunluk yani.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama mı yapıyoruz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, yoklama mı bu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, “yoklama” açıldı bu, “oylama” açılması lazım, “işari oylama” açılacak.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, bu, karar yeter sayısı.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, biraz önce 30 saniye vardı, 59’a çıkarttınız tekrar. Nasıl oluyor?

BAŞKAN – Sayın Vural, “yoklama”yı açmış teknik ekip yanlışlıkla. Onu kapattırdık, yeniden…

OKTAY VURAL (İzmir) – Söylesenize bir Genel Kurula.

BAŞKAN – Söylüyorum, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kendi kendinize istediğiniz zaman “yoklama”…

BAŞKAN – Genel Kuruldan söylediler “yoklama” açıldığını Sayın Vural. Kendi kendine hareket eden yok burada. Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim? Ne diyorsun?

BAŞKAN – Genel Kuruldan söylediler. Kendi kendine hareket eden yok burada diyorum. Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Kendi kendinize yapıyorsunuz…

BAŞKAN – Hayır, kendi kendimize hareket etmiyoruz. Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) - …değiştiriyorsunuz, kapatıyorsunuz, yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Hayır, kendi kendimize hareket etmiyoruz, usul neyse ona uyuyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah Allah!

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Nerede usul canım, nerede!

BAŞKAN – Bu kadar da olmaz yani, lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Usulsüz davranmayın!

BAŞKAN – Başkanlık sizin baskınız altında mı hareket edecek?

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru düzgün yönetin!

BAŞKAN – Siz de doğru dürüst konuşun!

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru düzgün yönetin!

BAŞKAN – Ben doğru dürüst yönetiyorum!

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru düzgün yönet!

BAŞKAN – Hareket tarzınıza bak, yakışmıyor yani; ne Meclise ne size yakışıyor ya!

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Yakışıyor, yakışıyor! Sayın Başkan, tam yakışıyor!

OKTAY VURAL (İzmir) – Size yakışıyor!

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 13. Maddesindeki “5216 sayılı Kanunun” sözcüklerinden sonra gelen “6. Maddesi ile” sözcüğünün madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                              Birgül Ayman Güler (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) –Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Emre Köprülü, Tekirdağ Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu yasa tasarısıyla 29 tane büyükşehir belediyesinden 1.023 tane belde belediyesinin kapatılması, 16.082 köyün tüzel kişiliğinin hükmi şahsiyetinin ortadan kalkması ve 2 binin altına düşen 509 tane belde belediyesinin de kapatılması öngörülüyor ve tüm bu kapatılmalara rağmen, yasa AKP tarafından “reform” olarak adlandırılıyor. Şimdi, bir yasaya “reform” diyeceksiniz ve mevcut yapıyı böleceksiniz, ortadan kaldıracaksınız, hiç kimseye danışmadan, sormadan kaldıracaksınız.

Şimdi, köyler hükmi şahsiyeti olan kurumlar, köy ile mahalleyi birbirinden ayıran olgu da bu. Hükmi şahsiyetle, tüzel kişilikle kendi adlarına taşınmazlar var, kendi mal varlıkları var, kendi bütçeleri var, daha da önemlisi köy muhtarının köyü temsil etme kabiliyeti var. 16.082 tane köyün artık bu yasayla beraber temsil edilmeyeceğini anlıyoruz çünkü mahalle muhtarı, mahallesini temsil etme olgusuna sahip bir kişi değil. Temsil kabiliyetinin olmaması nasıl bir sonuç doğuracak? Şimdi, temsilcisi olmayan, tüzel kişiliği olmayan, merkeze kilometrelerce uzaklıktaki 300 nüfuslu, 400 nüfuslu, 200 nüfuslu bir köy 10 bin, 50 bin, 100 bin nüfuslu, yüksek nüfuslu merkezlerin altında ezilecek. Bize, hep İstanbul’daki, Kocaeli’deki uygulamadan bahsediliyor ama değerli milletvekilleri, İstanbul’un kırsal nüfus oranı yüzde 1’in altında, Kocaeli’nin kırsal nüfusu yüzde 5-6 düzeyinde; bugün, yüzde 40’lar, 50’ler, 55’ler düzeyinde kırsal nüfusu olan Konya, Balıkesir, Tekirdağ, Urfa, Trabzon, İstanbul ve Kocaeli’yle ölçülebilecek, değerlendirilebilecek yerler değil. Bu, o kadar basit ve o kadar basit bir mantıkla algılanabilecek bir olgu ki ama işte buradan asıl amacı zaten çıkartmak mümkün. Bu yasanın amacı hizmet etmek değil. Hizmet etmeyi düşünen bir anlayış Konya’yla İstanbul’u, Urfa’yla Koceli’yi aynı kefede değerlendirmez. Amaç ne? Amaç, çok açık olarak köy tüzel kişiliğini kaldırarak köyün taşınmazlarına göz dikmek. Köyün tüzel kişiliğini kaldırıp mahalle hâline getirerek köylerde yaşayan bütün insanları emlak vergisi ödeyebilecek pozisyona sokmak, çevre temizlik vergisi almak bu insanlardan. Vergilendirme usulünü değiştirip basit usulden gerçek usule döndürerek yüksek oranda vergi toplamak. Hayvanına su verdiği, bahçesini suladığı, kullandığı suyu şebeke suyu hâline getirerek bu vatandaşlardan katbekat fazla vergi toplamak. Amacın hizmet olmadığı o kadar açık ki. Şimdi, köy tüzel kişiliklerinin yanında 29 büyükşehir belediyesinde 1.023 belde belediyesi kapatılıyor.

Değerli milletvekilleri, bu 1.023 tane belde nasıl kuruldu? Bunların çok büyük bir kesimi, sayıca çok büyük bir kısmı köyden belde olurken o belde halkına sorularak, o beldede yapılan referandumla belediye hâline geldi. Sandıklar kuruldu, halka soruldu, halk dedi ki: “Benim köyüm belediye olsun.” Şimdi, halk iradesini dilinden düşürmeyen, demokrasiyi dilinden düşürmeyen AKP, bu yasayla halkın karar verdiği 1.023 tane belde belediyesini ortadan kaldırıyor. Biz söylüyoruz, diyoruz ki: “Referandum yapın, halka sorun.” “Hayır, biz kaldırıyoruz.” diyorlar. Çok açık olarak şunu görüyoruz: Halkın iradesine saygısı olmayan, demokrasiye saygısı olmayan, kendini halktan daha üstün, daha yüce olarak gören bir makam, belde belediyelerini sormadan kaldırıyor.

Şimdi, çok açık olarak söyleyelim: AKP’nin demokrasiye inancı yok, AKP’nin halka inancı yok, halk iradesine inancı yok; halktan kopmuş, kendisini halktan daha yüksek görüyor. Eğer halk iradesine saygısı olsa referandumla kurulan o beldelere gene o sandıkları kurardı.

Ben, bir kez daha Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı...

HALUK KOÇ (Samsun) – Karar yeter sayısı Başkanım.

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yok.

On dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati:16.36

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesi üzerinde Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü ve arkadaşlarının verdiği önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14'üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır; okutup işleme alıyorum:

                                                                   

                                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 14. Maddesi ile değiştirilen 5393 sayılı Belediye Kanununun 8. Maddesinin 4. Fıkrasında yer alan 50.000 rakamının "2.000 (yazıyla yalnızca ikibin)" biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet S. Kesimoğlu                               Muharrem Işık                                Birgül Ayman Güler

                     Kırklareli                                            Erzincan                                               İzmir

                 Namık Havutça                                     Celal Dinçer                                       Ali Serindağ

                     Balıkesir                                             İstanbul                                            Gaziantep

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin, Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu  ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının 14. maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ederiz.

              Mehmet Erdoğan                        Hasan Hüseyin Türkoğlu                           Enver Erdem

                       Muğla                                            Osmaniye                                            Elâzığ

                     Alim Işık                                       Sadir Durmaz                                 Nevzat Korkmaz

                     Kütahya                                             Yozgat                                              Isparta

             Kemalettin Yılmaz                             Yusuf Halaçoğlu

                Afyonkarahisar                                       Kayseri

“3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “50.000” ibaresi “10.000” şeklinde değiştirilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. 

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)  

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; saygıyla selamlıyorum.

Demin, konuşmamın sonunda “Sizin yaptıklarınıza güvenmiyoruz.” diye bitirmiştim. Hangi sebeple güvenmediğimizi anlatmak istiyorum.

Şimdi, hem Millet Meclisinden hem milletten gizleyerek yaptığınız birtakım olaylar var. Bunlar, sizi inandırıcı olmaktan çıkarıyor. Bu yasayı da hâliyle bu çerçeve içerisinde değerlendirmek mecburiyetinde kalıyoruz. Mesela, Oslo görüşmeleri veya Abdullah Öcalan’la görüşmeleri yapmadığınızı ve… Hatta Başbakan “şerefsizlikle” suçlamıştı fakat daha sonra kendisi Oslo görüşmelerinin bizzat kararını ve emrini kendi verdiğini ifade etti ve hatta “Gerekirse yeniden görüşme yapabiliriz.” dedi. O zamana kadar niçin saklamıştınız?

Kürecik meselesi: Kürecik’e radar istasyonu kuruldu. Peki, bunu neden “NATO adı altında” diye gizlediniz ve ardından, altı ay sonra ancak NATO’ya devri söz konusu oldu. Kürecik’te hangi sebeple yapmıştınız ve 150 Amerikan askerinin oraya gittiği neden saklanmıştı? Amerikalılar açıklamasaydı siz bunları söylemeyecektiniz. Hâlbuki ülkeye giren yabancı askerlerle ilgili, Anayasa’nın 72’nci maddesine göre, Büyük Millet Meclisinden izin alınması gerekirdi ama bu izin de alınmadı. Buna benzer, mesela Hatay üzerinde veya Kıbrıs üzerinde uçan İsrail uçaklarıyla ilgili neden millete bilgi vermediniz ve bununla ilgili sorularımızı yanıtsız bırakıyorsunuz?

Yani buna benzer o kadar değişik şekilde gizlediğiniz konular var ki bugün ortaya çıkardığınız bu yasaya biz nasıl inanacağız? Orada diyorsunuz ki: “İdari ve mali özerklik veriyoruz, bütün ili kapsayacak şekilde bir belediye başkanına.” Peki, vali ne iş yapacak? İki gün sonra yasa çıkarıp valiyi “seçilmiş” bir kişi olarak mı nitelendireceksiniz? Veya onu da bir yana bırakıyorum… Bunun dışında, önceki taslağınızda “eğitim kurumları açmak” gibi bir ifade kullanmıştınız, şimdi kaldırdınız. Bir yasayla eğitim kurumları açma konusunu, yeniden, geri getirmeyeceğinizi nereden bileceğiz? Nasıl inanacağız buna? Yaptığınız bütün şeyler bu çerçeve içerisinde.

Bakın, Sayın İçişleri Bakanımız da burada, Millî Mücadele sırasında Yunan komutanının gelip karargâh olarak belirlediği Zeytinbağı kasabasını, şehrini, ilçesini neden Trilye yaptınız yeniden ve Sayın Bakan neden bunu imzaladı?

Ayrıca, elli bir tane kilise açtınız. Hani, bu, sadece tarihî nitelikte bir onarımın ötesine geçti. Hatta Alaçatı’da caminin yanını, bir tarafını da kilise yaptınız. Onu da bir yana bıraktım, Batı Trakya’daki müftünün atanmasını bile sağlayamazken, siz, tuttunuz, Bursa’ya, Kütahya’ya, Isparta’ya metropolit atadınız ve bunlara ayin yaptırdınız orada Hristiyan nüfus olmamasına rağmen, taşımayla. Bana söyler misiniz; Selanik’i işte, dün itibarıyla kaybedişimizin 100’üncü yılıydı, elimizden çıktığının 100’üncü yılıydı 100’üncü yılında Atina’da, Selanik’te niye bir cami açtırıp da buna karşılık bir cuma namazının kılınmasına bile müsaade ettiremiyorsunuz?

Şimdi, niye, gizli olarak yapıyorsunuz bu kiliseleri? Metropoliti atarken bunları gizli olarak yapıyorsunuz. Niye açıktan söyleyemiyorsunuz bunları? Çünkü böyle yaptığınız zaman, demek ki kendi psikolojinizde, kendi içinizde de birtakım konularda sıkıntılar duyuyorsunuz. Bunu, bu şekilde yapmanız, açık açık yapmamanız, sizin, aslında, demokratik olmadığınızı gösteriyor. Sizin, aslında, böyle hareketiniz, “saman altından su yürütme” şeklinde nitelendirilebilecek bir konuyu gündeme getiriyor. O zaman, siz, büyükşehir belediyesiyle ilgili yapmış olduğunuz bu yasada hem korucuları hem orada yaşayan askerleri -oradan çıkmış, o köylerden çıkmış askerleri- mahalle hâline getirmekle, büyükşehire bağlıyorsunuz ve onların baskısı altında bırakacaksınız. Hangi köy korucusu kalacak o zaman bu büyükşehirlerin güdümünde veya onların altında kalan bir şekilde nasıl görev yapacaklar?

Diğer taraftan, yine, buna bağlı olarak, büyükşehirlerde öyle bir şey yapıyorsunuz ki kültür denilen bir anlayışı da ortadan kaldırıyorsunuz. Eskiden bir köy kültürü vardı. Bütün literatürümüzden artık köylülerle, köyle ilgili bütün kayıtlar çıkacak, “köylüm” kelimesi kalkacak artık ortadan. Bununla bağlantılı pek çok kültür değerlerimiz ortadan kalkacak. Mahalle hâline getirdiğinizde, kozmopolit olarak herkes gidip oturacak. Hâlbuki bir köyde, o köyün kendi akrabaları ve çerçevesi ancak oraya getirip, yerleştirilebilir. Gidin bakalım, bir köyden arazi alabilir misiniz? Alamazsınız çünkü vermezler. Ama şimdi mahalle hâline getirdiğinizde garip bir topluluk yaratacaksınız.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Kabul edenler…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Arayacağım.

Kabul etmeyenler…

Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

On beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati:16.56

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesi üzerinde Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve arkadaşlarının verdiği önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 17.12

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesi üzerinde Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve arkadaşlarının verdiği önergenin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 14. Maddesi ile değiştirilen 5393 sayılı Belediye Kanununun 8. Maddesinin 4. Fıkrasında yer alan 50.000 rakamının "2.000 (yazıyla yalnızca ikibin)" biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                      Mehmet S. Kesimoğlu (Kırklareli) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN –  Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Sarıbaş, Çanakkale.

Sayın Sarıbaş imza atar mısınız, önergede imzanız yokmuş.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, bildiğiniz gibi Yüce Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlamamızın üzerinden yetmiş dört yıl geçti. Her zaman olduğu gibi sevgi ve özlemle anıyor, aynı inanç ve kararlıkla eserlerinin yılmaz bekçisi olduğumu belirtiyor, manevi huzurunda hasret ve minnetle eğiliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun özünde, hızlı bir şekilde, diğer kanunlarda olduğu gibi hızlı bir şekilde geldi. Bakın, çok enteresan, özellikle buna dikkatinizi çekmek istiyorum: “Büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde ayrılma yoluyla yeni bir belde kurulması için belde nüfusunun -bir daha tekrar ediyorum- yeni bir yerde belde kurulması için belde nüfusunun 100 binden aşağı düşmemesi ve yeni kurulacak belde nüfusunun 50 binden az olmaması şarttır.” Bir daha tekrar edeyim mi arkadaşlar? Belde belediyesi… Hâlbuki kanunda ne diyor? “Bütünşehir kurulan, yani büyükşehir kurulan yerlerde belde kurulması kesinlikle yasaktır.” diyor.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – İlçe kurulabilir.

ALİ SARIBAŞ (Devamla) – “Ancak ilçe kurulabilir.” diyor.

Şimdi, o kadar hızlı, alelacele getirilmiş bir kanun taslağı ki, burada, bu hazırlanışa sizin dikkatinizi çekmek istiyorum. Yani böyle bir anlayış var mı? Birbiriyle çelişen, birbirini okumadan bu kadar hazırlıksız böyle bir kanun metnini buraya nasıl getiririz?

Değerli arkadaşlar, onun için burada bu önergeyi verdim. Ben de dikkatinizi çekmek için dedim ki, bu önergede şunu söylüyorum: O zaman gelin, bunu 2 bine çekelim. Madem yasanın özüne aykırıysa, çelişkilerle doluysa, birbirine tezatlık varsa o zaman -kalan parça- 2 bin nüfusa çekelim ki belde belediyelerinin hiçbirisi kapanmasın ve bütünşehir, yani Büyükşehir Yasası’nda da bu 2 bin nüfus kalsın. Yani önce bir okuyalım. Bu kadar hızlı, aceleyle nereye gitmek istiyoruz?

Değerli milletvekilleri, ülkemizde bugün bu çıkarmak istediğimiz yasayla… 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu merkez nüfusu 750 bini geçen şehirleri zaten “büyük” statüsüne kavuşturuyordu. Biz bunu destekliyoruz. Hatta gelin, isterseniz, bütün Türkiye’yi bütünşehir yapalım. Gelin. Niçin 750 bin nüfusu kıstas alıyorsunuz, hangi kritere göre, neye göre karar verdiniz, niçin? Bunun gerekçesini bir bana anlatır mısınız? Yirmi yıllık bir belediye başkanı olarak, yıllarca, burada, gerçekten halkın içinden seçilmiş biri olarak, bunun kriterinin niçin olduğunu bana bir kişi izah etsin, ben de olumlu oy vereceğim. Yani niye kıstas 750 bin? Niye bunu 300 bin almıyoruz, 200 bin almıyoruz? Türkiye’nin hepsini bütünşehir yapalım, büyükşehir yapalım. Gelin, bu kanunu özünde beraber tartışalım. Yapacaksak doğru yapalım. Niye bazı yerlerde, böyle bir kanun tasarısını veriyoruz, 750 bin? Eğer Türkiye’de bir yeni çığır, bir yeni anlayış getirmek istiyorsanız, Türkiye’de gerçekten yerel yönetim anlayışını, dünyada yeni bir sistemi, yeni bir demokratik anlayışı getirmek istiyorsanız önce Türkiye’yi bir bütün olarak doğru ele alıp Türkiye’de yerel yönetimi kökten bir reform tasarısıyla geliştirmek lazım. Burada “Ben söz verdim, ben yeni bir seçim anlayışı içerisine giriyorum, ben burada yeni ülkede, maliyeye yük olarak 3,5 milyar liralık yeniden bir –arkadaşlarıma, bütünşehir yaparak, söz verdim, oy alacağım- yük getireceğim.” diyerek böyle bir anlayış içerisinde yaklaşamayız.

Türkiye’nin elli iki tane ilini niye reddediyoruz onların nüfusu yoktur diye? Bugün, gene, 2011 nüfusunu alarak 2 binin altındaki belediyelerde niye 2012 nüfusunu kriter almıyoruz? Niye bu insanların bugün doğup öldüklerini son hâliyle ele almıyoruz ve 2011’i alıyoruz? Niye düzgün yasa yapmıyoruz arkadaşlar?

Hukuku geri çalıştırmayın. Gelin… Bunu, doğru –günün- yasalaşması itibarıyla, bu yıl itibarıyla niye almıyorsunuz? Biz burada bu yerinden yönetim yasasını yaparken niçin yerindeki insanlara, yerel yönetimde yaşayan, kendi kendini idare edebilecek halkımıza sormuyoruz? Biz, bu kuvveti, ben de dâhil olmak üzere, orada iç içe yaşayan, yerinden yönetime ihtiyacı olan insanlara gerçekten bu yasa yapma yetkisini niçin sormuyoruz?

Değerli milletvekilleri, çok önemlidir; bir defalık bu seçimlerde belki gece yarısı operasyonu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SARIBAŞ (Devamla) – Çok teşekkür ederim, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – 60’ıncı maddeye göre kısa bir söz hakkı istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun yerinizden.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Sayın Başkanım, hatibin şimdi sorduğu çok önemli bir soru var. Bu açıklanmadan devam edebileceğimiz kanısında değilim. Biz, gerçekten bunu anlamadık çünkü bu, komisyon tartışmaları sırasında yoktu ve bir AKP milletvekilinin teklifi olarak geldi. Burada büyükşehir belediyelerinde ayrılma yoluyla yeni belde kurulmasından söz ediliyor. Ama kanun, büyükşehir olan yerlerde belde yapılanmasına izin vermiyor. Büyükşehir belediyesinde belde belediyesi olamaz, ilçe ancak kurulursa o varlık kazanabilir. Dolayısıyla, kanunun tüm terminolojisine aykırı bir hükümdür. Bu konu açıklanmadan görüşmelerin devamı bence mümkün değildir efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın Şandır, söz talebiniz vardı sel felaketi nedeniyle.

Diğer sayın Mersin milletvekillerinin de talepleri olduğu takdirde söz verilecektir.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, bizim Mersin’in Erdemli ilçesinin çevresinde çok aşırı bir yağış, yağmur afeti yaşanıyor. Çok sayıda vatandaşımız şu anda selin altında. Şu ana kadar bir ölüm haberi yok Allah’a şükür, ancak özellikle Erdemli merkezli Kocahasanlı, Limonlu, Elvanlı beldelerinde ve çevresindeki köylerde aşırı yağıştan kaynaklanan, çiftçinin mahsulünü bütünüyle alıp götüren bir afet yaşanmaktadır.

Ben devletimizin yetkililerine, Hükûmete buradan ricada bulunuyorum. Tez günden, Sayın Kaymakamın, sayın valiliğin gerekenleri yaptığını biliyoruz ancak gerçekten büyük bir afet. Bütün limon bahçelerini, seraları, bütün ekili mahsulü alıp götüren, muhtemel can kaybı şu ana kadar yok ama hayvan telefine de sebep olan bir afetle karşı karşıyayız. Allah ülkemizi bu türlü afetlerden korusun. Hiç kimseye, hiçbir milletvekilimize kendi bölgesinde böyle bir acı yaşatmasın.

Mersin’e, Erdemli halkına Parlamento olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Milliyetçi Hareket Partisi olarak geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ve Hükûmetimiz yetkililerini de bu konuda acil davranmalarını, acul davranmalarını da rica ederek saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bozkurt…

 

3.- Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt’un, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

NEBİ BOZKURT (Mersin) – Efendim, benim de bu selden sabahtan bu yana haberim oldu. İki günden beri, maalesef, Erdemli yöresinde yoğun bir yağış var. Güzeloluk yolu kısmen kapanmıştı, açıldı. Kaymakamımızla yakın irtibattayız ve çiftçilerimizin özellikle zararlarının tespiti yapılıyor.

Ben Mersin halkımıza geçmiş olsun diyorum ve inşallah zararlarını kısa zamanda karşılayacağımızı ümit ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

 

4.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün öğlen saatlerinde, saat 13.00 civarında başlayan, Erdemli’den başlayıp Erdemli Mersin arasındaki beldelerimizde daha yoğun hissedilen, insan kaybımızın olmadığı, ancak bugüne kadar bölgede görülmemiş çok ciddi bir afetle, felaketle Mersin ve Erdemli halkı karşı karşıya kalmıştır. Biz de Erdemli Sayın Kaymakamıyla görüşmelerimizi yaptık. Kendileri bugünden itibaren kriz masalarının oluşturulacağını ve çok ciddi olduğunu ifade ettiler.

Ben, bu vesileyle, başta Erdemli olmak üzere özellikle Kocahasanlı ve Limonlu ve onlara bağlı köylerde, özellikle domates seralarının çok ağır hasar gördüğünü, ciddi tespitlerin, hasar tespitlerinin yapılması gerektiğini, yetkililerin de gereğini yapacağı inancıyla, Erdemli ve Mersin halkına geçmiş olsun diyorum.

Allah ülkemizin her yerinde böyle başka afet göstermesin diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Canikli…

 

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biz de şu anda Mersin Erdemli’de meydana gelen sel felaketi nedeniyle buradaki vatandaşlarımıza, kardeşlerimize öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Allah beterinden saklasın. İnşallah bir can kaybı olmaz. Tabii, mal bir şekilde telafi edilir ve Hükûmetimizin de burada zarar görecek olan, gören vatandaşlarımız için gereken her türlü desteği sağlayacağını da burada ifade etmek istiyoruz. Cenabı Hak inşallah böyle afetleri ülkemize hiçbirimize, hiçbir bölgemize, hiçbir ilçemize, köyümüze, beldemize göstermesin. Tekrar, oradaki vatandaşlarımıza AK PARTİ Grubu olarak  geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öztürk…

 

6.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, Erdemli gerçekten çok ciddi bir afetle karşı karşıya gelmiştir. Bugüne kadar siyasi iktidarın çiftçilere ve Erdemli köylülerine verdiği zarar yetmezmiş gibi bir de afet Erdemli halkını vurdu. Önemli olan, bundan sonra sadece geçmiş olsun dilekleriyle yetinmeyip siyasi iktidarın “cektir, caktır” söylemini de bir kenara bırakarak gereğini yapması gerekiyor. Erdemli çiftçisine, üreticisine, esnafına bu afetin verdiği zararı bir an önce gidermesi ve bununla ilgili gerekli önlemleri alması gerektiğini düşünüyorum ve derhâl afet bölgesi ilan edilmelidir.

Bu anlamda da, Erdemli halkına bir kez daha geçmiş olsun diyorum Cumhuriyet Halk Partisi adına.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Uzun…

 

7.- Mersin Milletvekili Ahmet Tevfik Uzun’un, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

AHMET TEVFİK UZUN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de bölgemizde yaşanan sel felaketi ve dolu dolayısıyla Erdemli halkına, Mersin halkına geçmiş olsun diliyorum. Vali Bey’le görüştük, Kaymakam Bey’le görüştük ve yetkililer elinden geldiğince ilgileniyorlar ama ben de Hükûmetimizin bir an önce hasar tespit çalışmaları yapıldıktan sonra çiftçilerimizin zararının karşılanması noktasında desteklerini istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Seçer…

 

8.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

VAHAP SEÇER (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün akşam saatlerinden bu yana Mersin’de yoğun yağış sonucu bir sel felaketi meydana geldi. Hepinizin de bildiği gibi, Mersin bir tarım kenti. Dolayısıyla özellikle Erdemli yöresinde seracılıkla uğraşan, narenciye üretimiyle uğraşan, muz seracılığıyla uğraşan yurttaşlarımız önemli zarar gördüler. Sadece Erdemli bölgesinde değil, Mersin merkezde de önemli zararların olduğunu haber aldık. Kentin muhtelif yerlerinde sel baskınları söz konusu. Ben, ilgili kurumların bir an önce harekete geçmesini istiyorum.

Ayrıca, özellikle son aylarda, son yıllarda yöre üreticilerinin tarımsal üretimden ciddi kayıpları olduğunu hepimiz biliyoruz; bir de doğal afetten kaynaklı kayıpların olması gerçekten çok üzücü. Bu sebeple, ilgili kurumların orada hasar tespiti yapıp vatandaşlarımızın zararlarını karşılamak adına tedbir almaları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Açıklamalara bir cümleyle cevap vermek istiyorum müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

 

9.- İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

 

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; Mersin Erdemli ilçesinde meydana gelen sel felaketi dolayısıyla o bölgede özellikle tarımla uğraşan bir kısım çiftçilerimiz, çiftçi ailelerimiz can kaybına uğramamış, ancak maddi yönden zarara uğramışlardır. Seraların, seracılığın yoğun olduğu bir bölge olduğu için seraların yakınında bulunan sera çalışanlarının barınma evlerinin bir kısmı oturulamaz hâle gelmiştir. Bunlara yönelik olarak Mersin Valiliğimiz, Erdemli Kaymakamımızın başkanlığında oluşturduğu heyetle, evleri oturulamaz hâle gelen 80’e yakın aileyi İller Bankasının sosyal tesisine yerleştirerek geçici barınma imkânını sağlamış; yine tespitlerimize göre bir kısım aileler, tarım işiyle uğraşan aileler akrabalarının yanına yerleşmeyi tercih etmişlerdir. Zarara yönelik tespit çalışmaları devam etmektedir. Her zaman olduğu gibi, Hükûmetimiz afete uğrayan köylülerimizin, insanlarımızın yanında olma hassasiyetini ve çalışmasını bu afet dolayısıyla da yürütmektedir, gösterecektir.

Geçmiş olsun diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

10.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Afet Kanunu’nun acilen değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, tutanaklara geçmesi açısından, Sayın Bakanın bu konuda gösterdiği duyarlılığa çok teşekkür ediyorum. Ancak, özellikle iktidar grubuna hitaben tüm Parlamentomuza da şunu söylüyorum: Sayın Bakanım, problem Afet Kanunu. Afet yardımı alabilmek için çiftçinin varlığının yüzde 40’ını kaybetmesi gerekiyor. Böyle bir akıbeti çiftçiye reva görmek haksızlık. Gelin, bu oranı yüzde 20’ye düşürelim ki çiftçinin bu afet sonrası kaybettiği mahsulünü, uğradığı zararı karşılayabilelim. Böyle bir kanun teklifi hazırlayalım bir maddelik yani en kısa zamanda da bunu geçirelim, çiftçimizin bu derdini… 2090’ı bu anlamda değiştirelim.

Duyarlılığınıza teşekkür ediyorum ama bu konuda da sizden bir irade bekliyorum, bir aciliyet bekliyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - 15’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 15. Maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 9. Maddesine eklenen cümlede yer alan “500” ibaresinin “250” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Celal Dinçer                                 Birgül Ayman Güler                                Muharrem Işık

                      İstanbul                                               İzmir                                               Erzincan

                 Namık Havutça                                     Haydar Akar                                    Ali Haydar Öner

                     Balıkesir                                             Kocaeli                                               Isparta

                                                                        Gökhan Günaydın                                           

                                                                               Ankara

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan önergeleri birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde de önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunparmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu”nu ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının 15. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                Mehmet Erdoğan                           Hasan Hüseyin Türkoğlu                              Enver Erdem

                       Muğla                                             Osmaniye                                              Elâzığ

                     Alim Işık                                        Sadir Durmaz                                     Özcan Yeniçeri

                      Kütahya                                              Yozgat                                               Ankara

                                                                       S. Nevzat Korkmaz                                          

                                                                                Isparta

BAŞKAN - Diğer önergenin imza sahipleri:

                    Sırrı Sakık                                        Hasip Kaplan                                         Erol Dora

                         Muş                                                 Şırnak                                               Mardin

                  İdris Baluken                                        Altan Tan                                          Nazmi Gür

                       Bingöl                                             Diyarbakır                                               Van

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu şey, taslak, tasarı, neyse, elimize verdiğiniz bu metnin, bir defa, ihtiva ettiği unsurlar bir yana, cümlesi bozuk, kelimesi bozuk, Türkçesi bozuk. Onun için bunu bir kenara koyuyorum. Türkçeye ve Türkçenin daha iyi ifade edilmesine, özellikle kısa cümlelerle yazılmasına dikkati çektikten sonra içeriğinden biraz bahsetmek istiyorum.

Türkiye'nin idari yapısında ihtilal sayılabilecek bir değişimle bizi karşı karşıya getiriyor bu teklif. Yapılması düşünülen düzenleme idari yapıyı altüst edecek büyük bir kargaşa ve kaosa neden olacaktır. Türkiye'nin idari yapısına “Biz istiyoruz, böyle olacak.” yaklaşımıyla âdeta suikast düzenlenmiştir. İdari yapısı değiştirilen şehirlerde yaşayanların bu değişimden haberleri yoktur. Bu değişimin hayatlarına ne ilave edeceği ve hayatlarından neyi eksilteceği konusunda bu insanların doğru düzgün, nitelikli bilgileri yok. Bu yasanın içinde kısaca, millet yok. İçinde milletin olmadığı, tepeden inmeci (jakoben) bir dayatma ile Türkiye'nin idari yapısı değiştiriliyor. AKP, Türkiye'nin değil, kendi özlem ve ihtiyaçlarına göre Türkiye'yi sözüm ona yeniden dizayn ediyor. Halka sormadan, halkın tabi olacağı bir idari yapı ortaya konuluyor. Türkiye AKP’nin dayattığı idari bir terörle karşı karşıyadır.

Bu yasa öncelikle üniter yapıya aykırıdır. Bu yasa Anayasa’ya aykırıdır. Bu yasa demokrasiye aykırıdır. Bu yasa bir çoğunluk dayatmasıdır. Değerli milletvekilleri, hem Anayasa’ya hem de milletvekillerinin yaptıkları yemine aykırı bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Dahası, milletvekili olmak için milletvekillerinin yaptığı devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruma yeminini de aykırıdır. Bu yasa tasarısında il özel idareleri işlevini yitiriyor. Bu yasa tasarısıyla belediyeler devlet içinde devlet hâline geliyor. Köyler büyükşehir belediyelerine bağlanıyor, bu da demektir ki köylü ve çiftçi bitiriliyor. Bütün bunlar kaos, kargaşa ve karmaşa demektir. Halk dostu olmayan bir tasarıyla karşı karşıyayız. Bu yasa tasarısı, bizim nezdimizde yok hükmündedir ekselansları! Bu yasanın varacağı ilk yer Anayasa Mahkemesi olacaktır. (MHP sıralarından alkışlar)

Bu yasa çıkmamalıdır, çıkarılmamalıdır. Bu yasa tasarısı büyük kaygılara ve tartışmalara neden oluyorsa, demek ki tartışmalı ve kaygılı bir yasa tasarısıdır. “Var ki ‘var’ sesi var; böyle buyruldu.” denilerek dayatılan bu tasarıyı geçirmek demokrat ve vatansever bir tutum değildir. Askerlik yapanlar bilecektir, askerlikte bir çavuş çıkar, dinlenilecek, “Dinlen.” der ya da yemek yenilecek, “Ye.” der; yürüyüş kararı sayılacak, “Say.” der. (MHP sıralarından alkışlar) Şimdi, siz de çıkmışsınız, bu yasa geçirilecek, “Geçir.” diyorsunuz.

Bu yasa bu kafa yapısıyla totaliter bir dayatmayı, yalnız Türkiye Büyük Millet Meclisine değil üniter devlete ve millete yönelik de yapmaktadır. “İşlerin ve hizmetlerin etkinleştirilmesi”, “üretkenlik”, “verimli hâle getirilme” gibi hususlarla da uzaktan yakından alakası yoktur.

Büyükşehir belediyelerine yani merkezî belediyeye yetki vermek çağdaş yönetim anlayışına da terstir. Yetki ve sorumluluğun dengeli bir biçimde dağıtılması yerine yetkinin merkeze çekilmesi çağ dışı bir yaklaşımdır. Kaldı ki -yüce Meclisin önüne getirilen- tasarı, ciddi ve bilimsel altyapısı hazırlanmadan, maliyet-fayda, getir-götür analizi yapılmadan, pilot uygulamalar deneyiminden geçirilmeden Meclisin önüne getirilmiştir. Bu yasa tasarısının, kendisini demokrasiden daha aziz bilen Sayın Başbakanın yüksek iradesinin ürünü olduğu da açıktır.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı dört ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Birincisi; bu tasarıyla tasarlanan, kentlerden alınan oyla büyükşehir belediye başkanlığını ele geçiremeyen iktidarın, kırsalı da işin içine dâhil ederek büyükkent belediyelerinin yönetimini büyük ölçüde ele geçirmek istemesidir.

İkincisi; David Phillips’in Başkanlığını yaptığı Atlantik Konseyinin Kürt açılımı bağlamında ifade ettiği “Özerk Kürt bölgesi kurulması için yasaları ve Anayasa'yı değiştiriniz bölünme havası vermemek için bunu ‘yerinden yönetim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi’ adı altında yapınız.” projesinin hayata geçirilmesidir.

Üçüncüsü de; Kürt sorununu -tırnak içinde söylüyorum- çözmek amacıyla yapıyorsunuz. Hakan Fidan’ın Oslo’da PKK’lılara verdiği ve taahhüt niteliğindeki şu sözleri özü itibarıyla bunu anlatır...

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Oslo”suz bir tek cümle kuramazsın, varsa yoksa Oslo.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Öğretmen alıyorsunuz, adam ertesi sene gitmek istiyor. Niye? “Benim orada yaşam şartlarım iyi değil.” diye. İktidar beş sene önce dedi ki: “Biz yerel yönetimler yasasını getiriyoruz, belli şeylerin mahallî teşkilatlarını kaldırıyoruz, Millî Eğitim, şu, bu bakanlıklarını kaldırıyoruz, valiliklere ve belediyelere veriyoruz. İlk önce valiliklere, uzun vadede belediyelere gidecek.”

Asıl olan şudur yani şimdi, Hakkâri’de yol yapılacak, Ankara’da Devlet Planlama Teşkilatıyla görüşülüp -şeye çıkıyor- işte, Çemişgezek’te ne olacak, şurada ne olacak; bu adamı şimdi öğretmen alacaksınız, oradaki valiliğe kontenjan getirilecek... Bunları tasarlamak amacıyla yapılıyor; tehlikelidir, uyarıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Meydana gelecek felaketlerden, çatışmalardan ve kandan sorumlu tutulacaksınız.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bravo doğrusu, tarihî bir nutuktu[!]

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe

5393 sayılı belediyeler kanununun ikinci fıkrasında değişiklik öngörülen “Belediye sınırları içinde nüfusu 500’ün altında mahalle kurulamaz.” İfadesinin eklenmesi uygulamada ciddi sorunlar ortaya çıkaracaktır. Özellikle büyükşehir belediyeleri sınırları çerçevesinde yer alan köylerin mahallelere dönüştürülmesi nedeniyle nüfusu 500’ün altında olan köyler, başka bir köy ile birleşerek bir mahalle oluşturmak zorunda kalacaktır. Nüfusu 500’ün altında olan köylerin birleşeceği köyler ile arasındaki mesafenin uzaklığının ne kadar olacağı hesaplanmamıştır.

Bu nedenle seçilecek olan muhtarın, hangi köyde olacağı belirsizdir. Her halükarda köylüler yasal işlemleri için muhtara ulaşmakta zorlanacaklar ve bu zorlanma nedeniyle de uygulamada aksaklıklar olacaktır. Vatandaşlara külfet olacak olan bu uygulama aynı zamanda köylerde seçmenlerinin bulunmamasına da neden olacaktır. Gerek yazışmalar nedeniyle gerekse de gerekli evrakların alınması için muhtarların köylerde bulunması ve bulunacağı köy tarafından seçilmesi gerekmektedir. Aksi durumda yerindenlik ilkesi çiğnenecektir. Nüfusun 500’ün altında olduğu birçok köy vardır. Bunlar toplumla doğa arasındaki dengenin bozulmaması adına aynı zamanda çaba harcamaktadırlar. Köydeki nüfusun kaç olduğundan bağımsız olarak, köylerin korunması ve tüzel kişiliklerinin devamı şarttır. Özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu’da zorla göç ettirilmeler, köy yakmalar, köy boşaltmalar vb. uygulamalar nedeniyle birçok köy boşaltılmıştır. Yaşanan bu göç sonrasında toplumsal anlamda doku bozulmuş ve günümüzde de halen zorunlu göçün yeni sorunlarıyla da karşılaşmaya devam etmekteyiz. Köye dönüş yasası gibi yasalarla insanların köylerine dönüşü teşvik edilirken, köylerin mahallelere çevrilmesi uygulaması yerinde bir uygulama değildir. Nüfus esasına göre köylerin kurulması veya kaldırılmasının öngörülmesi de yanlış bir yaklaşımdır. Köyler eko-sistemin korunması ve sürekliliği için hayati önemdedirler. Bu nedenle de köy tüzel kişiliğini kaldırılıp mahallelere dönüştürülmesi, nüfus esasına göre kurulup kaldırılması, insan doğa ilişkisini bitirmeye yönelik uygulamalardır. Bu nedenle de nüfusu 500’ün altında olan yerlerin mahalle olamayacağı önerisi gerçekçi ve uygulanabilir ve de doğru bir öneri değildir.

BAŞKAN – Evet, önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 15. Maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 9. Maddesine eklenen cümlede yer alan “500” ibaresinin “250” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Celal Dinçer                                                    Birgül Ayman Güler                                Muharrem Işık

İstanbul                                                                 İzmir                                               Erzincan

Namık Havutça Haydar Akar                                Ali Haydar Öner

Balıkesir                                                              Kocaeli                                               Isparta

                                                                        Gökhan Günaydın

                                                                               Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Haydar Akar, Kocaeli Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Mersin’de yaşanan sel felaketinden dolayı Mersinli vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor ve en kısa zamanda da Hükûmet tarafından mağduriyetlerinin giderilmesini diliyorum.

Şimdi, bir başarı öyküsü anlatıyor Başbakan her yerde büyükşehir ve bütünşehirlerle ilgili ve İstanbul’la Kocaeli’yi örnek alıyor. Ben Kocaeli Büyükşehrin başarı öyküsünü anlatmadan önce Kocaeli’de yapılan bir uygulamanın yanlışını ve düzeltilmişliğini söyleyeceğim şimdi.

Kocaeli’de bundan önceki dönemde bütünşehir uygulaması yapılmasına rağmen köyler -iki yüz doksan iki tane köy- büyükşehre oy kullanabilirken kendi bağlı bulundukları ilçelere, sınırları içerisinde bulundukları ilçelere oy kullanamıyorlardı, şimdi kullanacaklar.

Yalnız bir şeyi kaybettiler; köy statüsünü kaybettiler, orman köyü olma statülerini kaybettiler.

Şimdi diyeceksiniz ki: “Ne var bunda?” Evet, bir şey var; bakın, bir şey anlatayım ben size: İki yüz doksan iki tane orman köyü olan Kocaeli’de Balaban köyü var. İki yüz doksan biri Büyükşehre teslim oldu ama Balaban köyü Büyükşehre teslim olmadı. Niye teslim olmadı biliyor musunuz? Orman köyü olması gerekçesiyle, Büyükşehir, üzerinde hiçbir yaptırım uygulayamadı. Bu nedenle de -zannediyorum, bunu Kocaeli milletvekilleri verdi, AKP’li milletvekilleri verdi- özel bir maddeyle, orman köyü tüzel kişiliğine sahip köylerden su parası alınmasına ilişkin bir madde konuldu.

Şimdi, bu köy 1877’de kurulmuş, Kafkas göçmenlerin yaşadığı bir köy ve yüz otuz yıllık bir köy. Onların bir Balaban Deresi var. Kırk yıl önce bu dereden evlerine suları getirmişler ve aynı zamanda bu suyun fazlalığını hayvanlarını, işte bahçelerini sulamakta, tarımda kullanmışlar. Artan su da Sapanca Gölü’ne akmakta ama Büyükşehir Belediyesi “İlla bu suyu sizden alacağım.” diyor ve muhtar suyu vermiyor.

Ne yaptı biliyor musunuz? Birer fatura yolladı bütün ailelere, altı yüz seksen haneye. Ahırları saymıyorum, biraz sonra ahırları da anlatacağım. Altı yüz seksen haneye birer fatura yolladı, resen 10 liralık fatura yolladı. “Ödemiyorum.” dedi köy ve ödemedi.

Şimdi, vatandaş suyuna sahip çıkmış. Bir kuruşluk katkısı olmayan, hiçbir emeği olmayan Büyükşehir Belediyesi “Bu Büyükşehir Kanunu’yla bu su benim ve parasını ödeyeceksin.” diyor. Vatandaş, köylü de diyor ki: “Sen neredeydin bu suyu ben getirirken? Sen yoktun piyasada ve bir emeğin de yok. Bunu da bana orman tüzel kişiliğim nedeniyle sağlanmış olan haklardan dolayı ödemiyorum.”

Şimdi, bunun önüne geçebilmek için özel bir madde getirdiniz ve ne yaptınız bu maddeyle? Hayvanlarını barındırdıkları ahırlara saat takarak, tavuklarını barındırdıkları kümeslere saat takarak hayvanların içtikleri sudan bile artık ücret alacaksınız.

Bakın, bir örnek daha vereyim: Avluburun köyünde siz iktidara gelmeden önce 3 bin büyükbaş yaşıyordu, şimdi 200 tane büyükbaş hayvanları var. Bir ahırda iki tane büyükbaş hayvanı, ineği olan vatandaş, geçen gün bana Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin kesmiş olduğu faturayı gösteriyor. Bu fatura tam 200 TL’lik fatura.

Şimdi, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz, derdiniz ne? Köylüyü biraz daha mağdur etmek mi, yoksa mazot 4 bin liraya ulaştığı yerde köylü ürününü değerlendiremezken, karşılayamazken cebindeki 5 kuruşu da alabilmek mi? Kaç tane daha vergi bindireceğinizin hesabını yaptınız mı? Kaç tane daha köylüye bu kanunla vergi getireceğinizin hesabını yapmanızı diliyorum.

Şimdi, arkadaşlar, beldeler birleştirildi, Kocaeli’de de birleştirildi ama iki tür uygulama yapıldı. Üç tane beldemiz ilçe yapıldı: Darıca, nüfusu 150 bindi, gerçekten doğru bir karardı. Niye doğru bir karardı? Çünkü hizmeti vatandaşın ayağına getirmek anlamında doğru bir karardı. Ama bir de Kartepe yapıldı, on tane ayrı beldeden, birbirinden farklı yaşam tarzları olan on ayrı beldeden “Kartepe” diye bir ilçe yapıldı. Ne oldu biliyor musunuz? Bir beldede ilçe emniyet teşkilatı var, bir beldede ilçe millî eğitim müdürlüğü var, bir beldede kaymakamlık var, bir beldede belediye başkanlığı var. Vatandaş eskiden evinden çıkıp belediyeye gidip işlerini halledebilirken, vatandaş evinden çıkıp bir vasıtayla tüm idari ve sosyal işlerini halledebilirken şimdi üç tane vasıta değiştirmek zorunda kalıyor. Niye kalıyor biliyor musunuz? Çünkü ne bir kentte ring var, ne bir kent meydanı var, ne de bir kent olma özelliği var, böyle bir özellik yok.

Bakın arkadaşlar, sadece bununla da bitmiyor, zamanım çok az kaldı, aslında anlatabilirim size sıkıntılarımızı, büyükşehrin çoğu şeyi yapmadığını da söyleyebilirim ama şu var: O beldelerde ekonomi çöktü. Eskiden bir beldede, saydığım on beldenin her birinde on tane, yirmi tane esnaf varken üç veya beş esnafa düştü. Her beldede 30-40 kişi ekmek yerken, şimdi sadece belediye başkanının bulunduğu beldedeki vatandaş yiyor. Sadece, o belediye, belediye başkanının bulunduğu beldedeki esnafla ticaret yapıyor. Gerçekten mağdur oldu. Sosyal yaşam bitti, ekonomik yaşam bitti.

Bunları göz önünde bulundurmanızı diliyor, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 16 ncı maddesindeki “İlçe belediyesine” ibaresinin “Bir belediyeye” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Nurettin Canikli                                     Öznur Çalık                                 Mehmet Doğan Kubat

                      Giresun                                              Malatya                                              İstanbul

                 Adem Yeşildal                                     Yılmaz Tunç                                       Ramazan Can

                        Hatay                                                Bartın                                              Kırıkkale

                   Hilmi Bilgin                                       İsmail Aydın                                       Yusuf Başer

                        Sivas                                                 Bursa                                                Yozgat

              Akif Çağatay Kılıç                               Osman Aşkın Bak                                   İsmail Tamer

                      Samsun                                              İstanbul                                              Kayseri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 16. Maddesi ile değiştirilen 5393 sayılı Kanunun 12. Maddesine eklenen fıkrada yer alan “mahalle sakinleri” ibaresinden sonra “sonradan mahalleye yerleşen kişiler” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Celal Dinçer                                 Birgül Ayman Güler                                Muharrem Işık

                      İstanbul                                               İzmir                                               Erzincan

                 Namık Havutça                                 Gökhan Günaydın                                    Kazım Kurt

                     Balıkesir                                             Ankara                                             Eskişehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 16. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

“Orman köylerinin tüzel kişilikleri ile mevzuatta kendilerine sağlanan hak ve imtiyazlar aynen devem eder.”

  Alim Işık                                                         Mehmet Erdoğan                                   Sadir Durmaz

    Kütahya                                                                Muğla                                                Yozgat

S. Nevzat Korkmaz                                                Enver Erdem                                    Seyfettin Yılmaz

       Isparta                                                               Elazığ                                                Adana

                                                                   

                                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir belediyesi kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun Tasarısı'nın 16. Maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Hasip Kaplan                                                          Erol Dora                                         İdris Baluken

  Şırnak                                                                    Mardin                                               Bingöl

Altan Tan                                                               Nazmi Gür

Diyarbakır                                                                  Van

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; böylesine önemli bir madde üzerinde sürekli olarak söz alıyoruz ve elimizden geldiği kadar bu çalakalem geçirilmeye çalışılan yeni kanun tasarısının yanlışlıklarını, eksikliklerini tamamlamaya çalışıyoruz.

Benim altını çizmek istediğim bu konuşmamdaki en önemli nokta, büyükşehirlerde ve büyükşehirlere bağlı olan ilçelerdeki otoparklarla ilgili düzenlemelerin yine burada belirsiz ve muğlak bir şekilde bırakılması. Mevcut bu düzenlemede büyükşehir belediyelerinin otoparklardan gelen gelirleri alacağı ve bunları yine onlarla ilgili olarak kullanacağı belirtilmiş ama bunun sınırları nedir, boyutları nedir, nereye kadar bu uygulamaları yapabilir, ne kadar yapabilir; yine sınırları belirsiz, yetkileri tam olarak tanımlanmamış ifadelerle geçiştirilmiş bulunuyor. Hâlbuki bugün büyükşehirlerin en önemli sorunlarından birisi otopark sorunudur, belki de baştaki sorunu otopark sorunudur. Öyle bir noktaya geldi ki bu otopark sorunu da, şu an birçok cadde ve sokaktaki park etme yetkisi de belediyelere verildi veya belediyeler mevcut kanunu kendilerince yorumlayarak cebren el koydular. “Cebren el koydular.” diyorum çünkü öyle bir noktaya gelindi ki artık, kendi apartmanınızın, evinizin önündeki sokağa gelip arabanızı park ediyorsunuz ve para ödemek zorunda kalıyorsunuz.

Bu, şehrin yirmi, otuz, kırk yıl evvel imara açılmış ve şehirleşmiş bölümlerinde, meskûn yerlerinde tam bir fecaate dönüşmüş durumda çünkü o gün yapılan imar planlarına göre mevcut binalar arsaların bazen yüzde 60’ına, 70’ine, 80’ine oturtulmuş durumda, hatta bitişik nizam olarak yapılan evlerde bazen yüzde 100’üne oturtulan binalar var. Yani, dolayısıyla bugün yeni yapılmakta olan imar planlarında dikkat edildiği gibi arsanın yüzde 25’ini, 20’sini, 15’ini kullanabilirsiniz, otopark yeri bırakabilirsiniz gibi hükümler o tarihlerde uygulanmamış. Uygulanmadığı için de binalar o günkü anlayışa göre ve o günün trafik şartlarına göre, ihtiyaçlarına göre inşa edilmiş. Bugün gelinen noktada ise bu arabaların park yeri yok. Hâlbuki bunun birinci sorumlusu bugün belediyeler, vatandaş değil. Ben bugün Kızılay’ın merkezinde bir konut veya iş yerini kullanıyorsam, bunun imar planlarını yapan, işte, ruhsatını veren yirmi, otuz, kırk yıl, elli yıl önceki belediyeler bunu hesaplamadığından dolayı, bugün bunun ceremesini ben çekmek durumundayım, bu da asla adil bir mevzu değil.

Peki, ne yapmak lazım? Birincisi: Sevgili arkadaşlar, mutlaka bu caddelerdeki uygulamalara bir son verilmesi lazım, yani özellikle bu sokaklara bakan binaların bir rüçhan hakkının olması lazım. Yani, kişinin kendi binasının önüne, kendi iş yerinin veya evinin önüne parayla arabasını park etmemesi lazım. Hatta günde eğer birkaç sefer çıkıp gidip geliyorsa, ki iş adamlarının önemli bir kısmı aynı durumda, hatta konutları mesken olarak kullananlar da aynı durumda, sabah çıkıyorlar akşam tekrar geliyorlar, günde en az iki sefer bu parayı ödemek zorunda kalıyorlar. O hâlde yapılacak olan, öncelikle bütün bu eski imara açılmış ve sorunlu olan bölgelerde belediyelere bir yükümlülük getirmek. Mutlaka bu yükümlülüğün doğru düzgün tarif edilmesi lazım ve gerekli istimlakleri yaparak o mahallelerde ihtiyaca binaen, gerekirse kartla, vesikayla, iskâna dayalı hakları belirleyen bir otopark düzeni kurulması lazım. Ondan sonra dışarıdan gelenlerden para alıyorsanız, bunu da alabilirsiniz, en meşru hakkınızdır ama orada oturan insandan bir de ikinci bir haraç gibi para almak asla doğru bir şey değil. Bütün bu düzenlemelerin de bu yasanın içerisinde doğru düzgün belirtilmesi lazım ki bu mağduriyetlere son verilsin.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair Kanun Tasarısının 16. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

“Orman köylülerinin tüzel kişilikleri ile mevzuatta kendilerine sağlanan hak ve imtiyazlar aynen devam eder.”

Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısını Türk devletinin geleceği açısından bir tehdit unsuru olarak görüyoruz. Üniter yapıyı sulandırarak federalizmin yolunu açacak bir yasa tasarısıdır bu yasa tasarısı. Bin yıllık kardeşliğimizin temeline dinamit koyan bir yasadır.

Evet, değerli milletvekilleri, bu coğrafya hassas bir coğrafyadır. Bu coğrafyada bin düşünüp bir söyleyeceksiniz. Bunları niye söylüyoruz? Bunları biz söylemiyoruz. Bakın, Sayın Başbakanınız Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1991 yılında, İstanbul İl Başkanıyken hazırlattığı bir Kürt raporu var. Bu raporda aynen bugünleri gösteriyor ve tarif ediyor ve şöyle diyor: “Kürdistan’ın bir kısmı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dur. PKK terörü kadar devlet terörünü de kınamalıyız. Bölge halkının, özellikle özel harekâtın işkencesi ve baskısı altında kaldığını söylemeliyiz. Kemalist devletin terörle mücadelesi iflas etmiştir.” Ve son söz, bugün, aynı, 1991’de söylüyor: “Merkezî devlet küçülmelidir, yerel parlamentolar kurulmalıdır.” Ve bir soruya, “Kürtler ‘Biz ayrı yaşamak istiyoruz.’ derlerse ne olacak?” sorusuna verdiği cevap: “Eyaletler sistemi benzer bir şeyler yapabiliriz.” diyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, 2010 yılında İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı ve dönemin Ankara Büyükelçisi aynen şu ifadeleri kullanıyor, Erdoğan’ın Kürt politikasını şöyle değerlendiriyor 13 Eylül 2010’da: “Erdoğan bir Kürt eyaleti yaratmaya ya da en azından Türkiye'nin Kürtlerini ulusal bir azınlık olarak tanımaya hazır fakat ülkesi değil.” Yani, ülkesi buna hazır değil diyor. “Kürt misyonunu tamamlamak için bir görev dönemine daha ihtiyaç vardır. Haziran 2011 seçimlerini kazanırsa bu ihtimal bir gerçek hâline dönüşebilir.” diyor. Evet, Haziran 2011 seçimlerini kazandınız ve iktidar oldunuz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, şunu çok iyi bilmenizi istiyorum. Eğer bu siyasal çizgi ve anlayış devam ederse 2015 yılında, Türkiye idari federalizme geçmiş ve siyasi federalizme adım atan bir ülke olacaktır, Öcalan hapisten çıkmış olacaktır, Türk milletinin adı Anayasa’dan çıkmış olacaktır. Yani, değerli milletvekilleri, görüyorsunuz, bu sürece kendiliğinden gelinmedi. Bu yasa bir ihtiyaçtan doğmadı. Bugün Anadolu’nun hiçbir coğrafyasında sizin getirdiğiniz bu yasaya ihtiyaç yok. Adana’ya 250 kilometre uzaklıktaki köyde, Mersin’e 300 kilometre uzaklıktaki köyde, Konya’ya 400 kilometre uzaklıktaki köyde bu yasaya ihtiyaç yok. Bu yasa, 1991 yılında planlanan, hani “Değiştim.” diyor ya, değişmediğinin göstergesidir.

Bakın, adım adım, alıştıra alıştıra bu sistemlerinizi uyguluyorsunuz. Bunu görmeniz lazım, bunu görmemiz lazım. Bugün gücü elinizde bulundurabilirsiniz, bugün siyasi ikbal peşinde olabilirsiniz, bugün beklentileriniz olabilir, bugün çoluğunuz çocuğunuz bürokraside bir yerlere gelmiş olabilir, eşleriniz kamuda önemli yerlere gelebilir; iş alabilirsiniz, ihale alabilirsiniz, bunlarla susarsanız Türkiye'nin geleceğini tehlikeye atıyorsunuz.

Adım adım alıştırıyorsunuz. Evet, bas bas bağırsanız da, Sayın Başbakanınız demiyor muydu? Oslo’daki görüşmelerden dolayı, bırakın görüşmeyi kabul etmeyi, “Bizim görüştüğümüzü ispat etmeyen şerefsizdir.” diyordu. Ne oldu? Görüşüldüğü ispat edilince ne oldu? “Görüşmedim.” dedi. “Görüşmedim.” dedi. “Görüşmedim.” dedi. Görüşüldü.

Peki, bugün, soruyorum size, o gün onu söyleyen Başbakan, o gün onu söyleyen Başbakan…

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Ne alakası var ya…

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Osmaniye Milletvekili, dinleyeceksin! Sen önce Osmaniye’den bir icazet al.

Onu söyleyen Başbakan, bugün 5 bin kişinin katlinden sorumlu Abdullah Öcalan’la, İmralı’yla, Kandil’le görüşmekten bahsediyor. Söyledi mi, söylemedi mi bunu? Size soruyorum: Söyledi mi, söylemedi mi? Siz, kimden alıyorsunuz bu hakkı? 5 bin kişinin katlinden sorumlu Abdullah Öcalan’la görüşme yetkisini kimden alıyorsunuz? O dağlarda bu vatan uğruna şehit olan Mehmetçikten, polislerden, onların ailesinden bu yetkiyi aldınız mı? Almadınız.

Şimdi, kuru milliyetçilik söylemleriyle bu insanları kandıramazsınız. Kuru milliyetçilik söylemleriyle, siz, Türk milliyetçiliğinin yanından geçemezsiniz.

AKP içerisindeki, milliyetçilik duyguları olan milletvekillerine sesleniyorum: Bu yasa tasarısı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – …bir ihanet yasasıdır. Yarın çocuklarınız bunun hesabını vermek zorunda kalırlar.

Bakın, şunu açık ve net söylüyorum: Her nefis ölümü tadacaktır. (MHP sıralarından alkışlar)

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Sen de tadacaksın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 16. Maddesi ile değiştirilen 5393 sayılı Kanunun 12. Maddesine eklenen fıkrada yer alan “mahalle sakinleri” ibaresinden sonra “sonradan mahalleye yerleşen kişiler” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                    Celal Dinçer (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kazım Kurt, Eskişehir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarı, ciddi bir hazırlık yapılmadan ve yeterli incelemeleri de sağlamadan önümüze gelmiş bir tasarı. Komisyona geldiği zaman  5 madde, 2 geçici maddeyken, Komisyonda 37 madde, artı, 2 geçici maddeye dönmüş ve bazı maddelerde 20’den fazla fıkra eklenmiştir. Dolayısıyla, bu göstermektedir ki, iyi çalışılmamış, ezbere ve acele hazırlanmıştır. Bunu hem Komisyonda iktidar partisinin  vermiş olduğu önergelerden hem de Genel Kurulda gece yarısı verilen önergelerden anlıyoruz. Sanıyorum bundan sonraki maddelerde de yeni, sürpriz önergeler gelecek ve değişiklikler olacak.

Biz, bu maddeyle ilgili vermiş olduğumuz önergede şunun netleştirilmesini ve biraz daha hukuka uygun hâle getirilmesini talep ediyoruz: O orman köylerinde bulunan mahalle sakinleri  ya da köy sakinlerinin hakları devam edecekse, bundan sonra o yöreye yerleşecek olan insanların ne olacağıdır. Eğer, gerçekten, demokratik ve hukuka uygun bir tavır içerisinde bir yasayı yapacaksak hiçbir ayrıntıyı boş bırakmamamız lazım. 9.652 orman köyü bu işten sıkıntı çekecek, zarar görecek ve ileride bazı sorunların doğmasına sebep olacak. Özellikle kaosun, kavganın ve anarşinin yaratılacağı bir ortam doğuracaktır ki bunu bir an önce toparlamak ve düzeltmek görevimizdir, hepimizin bu konuya daha dikkatli olması gerekir. Zaten, belediye yasalarıyla ilgili her belediye seçimi öncesinde bir değişiklik yapmak suretiyle, yeni yeni ilavelerle bazı seçim çevreleri yaratılmakta. 5393 sayılı Kanun 2004’te çıkmış, 2005’te uygulamaya geçmiş, 2007’de değişmiş ve 2008’de bir kez daha değişmiş; yeni ilçeler, yeni beldeler, yeni yeni seçim operasyonları gerçekleştirilmiştir. Bugün de Yenimahalle’de, Şişli’de yapılan operasyonlar devam etmektedir ama bunlar çare olmayacaktır çünkü hangi operasyonu yaparsanız yapınız bu insanlar size oy vermeyecek ve ne Şişli’de, Yenimahalle’de ne diğer bölgelerde emelinize ulaşamayacaksınız, aynı Eskişehir’de olduğu gibi.

Eskişehir’de belde belediyelerimizden Bozan, Osmaniye, Gümüşkonak, Kayakent, Alpagut, Laçin, Dinek, Yunusemre, Kırka, Dümrek, Kaymaz, Nasrettin Hoca, Gündüzler ve Doğançayır olan on dört beldeyi kapatıyoruz ama zannetmeyin ki bu beldeleri kapattığımız zaman bu insanlar size tekrar oy verecek ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesini kazanacaksınız. Bu, mümkün değildir çünkü yapmış olduğumuz referandumlarda yüzde 99 oranında halkımız belediyeyle yönetilmek istediğini ve kendi belediyesini talep ettiğini vurgulamıştır. Bunları dikkate almadan gerçekleştirilen herhangi bir uygulama size yarar getirmeyecek, getirmediği gibi demokrasimize de zarar verecektir. Hem Anayasa’ya aykırı hem demokratik ilkelere aykırı bir uygulamayı lütfen geri çekiniz. Anayasa, idari yapılanmayı il, köy ve belediye olarak ayırmış, ama 29 ilde, Türkiye'nin neredeyse üçte 2’sinde köyü ortadan kaldırmak suretiyle anayasal bir idari yapıyı ortadan kaldırıyorsunuz. Bunu sanıyorum Anayasa Mahkemesi dikkate alacaktır, ciddi değerlendirmeler yapacaktır ve Türkiye'de hukukun, hukuk devletinin varlığını size bir kez daha göstermek suretiyle işi düzene sokacaktır.

Türkiye'de olduğu gibi Eskişehir’de de 12 taşra ilçesi kalıyor, ama 8’inde adliyeleri kapattık, 14 tane de belediyeyi kapatmak suretiyle işlevinizi yerine getiriyorsunuz. Bizim önergemize desteklerinizi bekliyoruz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Tarhan, Sayın Güler, Sayın Dinçer, Sayın Ören, Sayın Özkan, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Acar, Sayın Genç, Sayın Özgümüş, Sayın Dibek, Sayın Ekinci, Sayın Öner, Sayın Değirmendereli, Sayın Susam, Sayın Aydın, Sayın Köktürk, Sayın Yalçınkaya, Sayın Danışoğlu, Sayın Kurt, Sayın Tayan.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 16 ncı maddesindeki “İlçe belediyesine” ibaresinin “Bir belediyeye” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bir belde belediyesinin veya köyün tüzel kişiliğini sona erdirerek mahalle olarak belediyeye bağlanması hâlinde mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinlerinin 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmamaya devam etmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17’nci maddede üç adet önerge vardır, okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Tasarının çerçeve 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Nurettin Canikli                                    Ahmet Aydın                                Mehmet Doğan Kubat

                      Giresun                                            Adıyaman                                            İstanbul

               Osman Aşkın Bak                                    İlyas Şeker                                   Pelin Gündeş Bakır

                      İstanbul                                              Kocaeli                                               Kayseri

                    Recep Özel                                        Öznur Çalık                                     Tülay Kaynarca

                       Isparta                                              Malatya                                              İstanbul

                  Nesrin Ulema                               Hacı Bayram Türkoğlu                                Mehmet Sarı

                        İzmir                                                 Hatay                                              Gaziantep

                Türkan Dağoğlu                                  Zülfü Demirbağ

                      İstanbul                                               Elâzığ

“MADDE 17- 5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı bende aşağıdaki cümleler eklenmiş, fıkranın (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;" ibaresinden sonra gelmek üzere "mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir;" ibaresi eklenmiş, ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açabilirler."

Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdî yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararıyla ödül verebilir."

"Belediyelerin birinci fıkranın (b) bendi uyarınca, sporu teşvik amacıyla yapacakları nakdî yardım bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeleri için tahakkuk eden miktarın binde yedisini geçemez."

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 17. m                    addesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mahmut Tanal                                   Celal Dinçer                                Birgül Ayman Güler

                     İstanbul                                            İstanbul                                               İzmir

               Ali Haydar Öner                                    Oktay Ekşi                                        Engin Altay

                      Isparta                                             İstanbul                                              Sinop

Mehmet S.  Kesimoğlu                                  Ali İhsan Köktürk                                    Atilla Kart

                    Kırklareli                                         Zonguldak                                            Konya

Madde 17-

5393 Sayılı Kanunun 14'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı bende aşağıdaki cümleler eklenmiş, fıkranın (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan “Sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;" ibaresinden sonra gelmek üzere "beldede yaşayan ve maddi durumu uygun olmayan muhtaç öğrenciler için millî eğitim mevzuatına uygun olmak ve gerekli izinleri almak kaydıyla orta öğretime ve üniversiteye hazırlık dershanesi açabilir, öğrencilere burs verebilir ve öğrenci yurdu açabilir, mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir;" ibaresi eklenmiş ve ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 25.000'in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açabilirler."

“Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararı ile ödül verebilir." Bu maddedeki mabet tanımı cami, kilise, sinagog ve cemevini içerir.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair Kanun Tasarısının 17. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

Madde 17- 5393 sayılı Kanunun 14.üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı bende aşağıdaki cümleler eklenmiş, fıkranın (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan “sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ibadet yerlerinin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir,” ibaresi eklenmiş ve ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açabilirler. “

“Gerektiğinde, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurtiçi ve yurtdışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararıyla ödül verilebilir,"

 

                Mehmet Erdoğan                                    Bülent Belen                                         Alim Işık

                       Muğla                                              Tekirdağ                                             Kütahya

                Seyfettin Yılmaz                                        Ali Öz                                         Mesut Dedeoğlu

                       Adana                                               Mersin                                         Kahramanmaraş

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben Komisyondan bir şey öğrenmek istiyorum. Buradaki “Mabetler” kelimesi içinde cemevleri var mıdır efendim, onu öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon, “’Mabetler’ kelimesinin içerisinde cemevleri var mı?” diyor Sayın Genç.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, “mabetler” kelimesi Komisyonda “ibadet yerleri” olarak zikredildi. Bu kadar…

KAMER GENÇ (Tunceli) – İbadet yerlerinde cemevi var mıdır, yok mudur, açıkça soruyoruz efendim.

Sayın Bakan, siz söyleyin, cemevleri var mı, yok mu?

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, efendim, söylesinler yani cemevi var mı, yok mu? (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, bir korkmayın ya, korkmayın arkadaşlar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cemevi var mı, yok mu? Söyleyin efendim, cevap versinler Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

BAŞKAN – Sayın Şandır, bir saniye, yanlışlık olabilir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bizim sorumuza cevap versinler efendim. Cemevi var mıdır yok mudur?

BAŞKAN – Sayın Hükûmet, katılıyor musunuz önergeye?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Soruya cevap versinler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, bir soru soruyorum, çok önemli bir soru.

BAŞKAN – Sayın Genç, verdi cevabını yani ben Sayın Komisyona “Şu şekilde cevap ver.” diyemem ki!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır ama cevap vermiyor.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Vermedi, cevap vermedi.

BAŞKAN – Sorunuzu yönelttim ben Sayın Komisyona.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama efendim, bakın, böyle bir şey olmaz yani “mabet” kelimesinin içinde cemevi var mıdır, yok mudur diyorum. Yani ya “vardır” ya “yoktur” desin.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Açıklama istiyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama söyleyin yani niye korkuyorsunuz?

BAŞKAN – Evet, sordum soruyu. Ben “söyle” diye zorlayamam ki sizin gibi.

Sayın Şandır, buyurun lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, diliniz yoksa size bir dil verelim. Ya, böyle bir şey olur mu?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, sükûneti sağlayın ki konuşabileyim.

BAŞKAN – Benim görevim değildir zorlamak Sayın Şandır.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – 20 milyon kişiyi ilgilendiren bir soru bu, 20 milyon kişiyi ilgilendiriyor Türkiye’de.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani cemevi var mı, yok mu, söyleyin canım.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen, Sayın Hatip kürsü…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, ama Sayın Başkan, bu çok önemli yani burada cevap vermek zorunda. Bir Komisyon susarak bir kanun… Bu kanun yarın öbür gün yorumlanır. Efendim, bu var mıdır, yok mudur, biz de soruyoruz.

BAŞKAN – Sayın Başkan, lütfen cevap verin siz de, var veya yok.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, Komisyon görüşmelerinde de bu konu dile getirildi. “Mabet”lerin “ibadet yeri” olarak ifade edildiği, zikredildiği, Diyanet İşleri Başkanlığınca da ibadet yeri olarak kabul edilmediği için bunun kapsama alınmadığı ifade edildi. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, tamam.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Nasıl kabul etmiyorsun ya?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Diyanet İşleri Başkanlığının görüşünü belirttim. 

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, olur mu, sen Diyanet İşleri Başkanının emrinde misin?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Değilim tabii ki ama benim takdirimde değil.

BAŞKAN – Sayın Şandır, o zaman siz ayakta beklemeyin lütfen orada.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Diyanet İşleri Başkanının emrinde mi efendim, olmaz ki Sayın Başkan.

BAŞKAN – Olmadığını söyledi, ne istiyorsunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Olmaz efendim yani bugün Alevi vatandaşlarının ibadet yerinin mabet, sayılmaması, ibadet yeri sayılması kadar geri zekâlı bir düşünce var mıdır?

BAŞKAN – Sayın Genç, bir soru sordunuz, cevabını verdi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89’uncu maddesine bir ilave yaptılar.

BAŞKAN – Lütfen konuşmalarınıza da dikkat edin yani şu kelimeler Türkiye Büyük Millet Meclisinde kullanılacak, sayın milletvekillerine, Sayın Başkana söylenecek sözler mi Sayın Genç?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bakın, Sayın Başkan, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi ise burası şeriat devleti değildir, burası şeyhülislam devleti değildir.

BAŞKAN – Bunları söyleyebilirsiniz tamam ama usul kaidesi içerisinde ve…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada müspet hukuka göre diyor ki: “Diyanet İşleri Başkanı bunu kabul etmemiştir -cemevini ibadet yeri olarak- ben de kabul etmiyorum mabet yeri olarak. Nasıl olur, böyle bir saçma düşünce olur mu efendim?

BAŞKAN – Diyanet İşleri Başkanlığının görüşünü söyledi Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir saçma düşünce olmaz! Kişiliğine göre karar vermek zorundasın. İbadet yeriyle…

BAŞKAN – Teşekkür  ediyoruz Sayın Genç.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin)  – Sayın Başkanım, benim takdirime bağlı bir konu değil.

BAŞKAN – Tamam Sayın Başkanım.

Evet, buyurun Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tamam mı efendim tartışma?

BAŞKAN – Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne dedi?

O zaman kişilik kazanarak gel buraya, kişilik kazanarak!

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, ne elini sallıyorsun be! Cemevi ibadet yeri değil midir? Cemevi ibadet yeri değil midir he? (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen oturur musun yerinize!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne diye elini sallıyorsun? Gel bakalım lan! Gel, sen gel!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Gel!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Gel, sen gel! Gel,sen buraya gel!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Gel, gel!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, sen buraya gel!

BAŞKAN – Sayın Genç, şu tarzınıza bakın, lütfen, doğru mudur yani!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir şey olur mu yani ya? Ya, bu Meclis bunların oyuncağı hâline mi gelmiş be!

Senin böyle el yapmaya hakkın var mı? Gaz bombasını, gel, at bakalım! Onu getirip senin burnuna sıkacağım! Şimdi getireceğim, şimdi! (AK PARTİ sıralarından “Otur yerine, otur!” sesi, gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – O hangi herif!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çoban gibi bağırma oradan, çoban!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Kölelikten kurtulmadınız be! Tayyip Erdoğan memleketi bölecek Oscar ödülünü alacak değil mi? Gitti, Yahudi ödülünü aldı, Yahudilerden cesaret ödülünü aldı, şimdi de ülkeyi bölecek Oscar ödülünü alacak ve siz de ona hizmet ediyorsunuz, aferin size! (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurun lütfen.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu son örnekte de görülmektedir ki bu yasa milletin arasındaki birliği, huzuru bozacak mahiyette bir yasa yani tanımlar doğru ama yani tanımları doğru tanımlayacaksınız. Zaten toplum arasında devam eden birçok tartışmayı geliştiren bir yasa getiriyorsunuz. Ne diyeceksiniz şimdi Alevi vatandaşlarımıza? Nasıl anlatacaksınız? Dolayısıyla burada çıkardığımız hukuk eğer bir toplumsal karşılık olarak huzuru sağlamıyorsa, birliği geliştirmiyorsa o yasada hayır yok demektir ya. Tartışmayı arttıran bir yasadan nasıl hayır bekliyorsunuz?

Bu sebeple ısrarla bir şey söylüyoruz: Bu yasayı geri çekin, yeniden değerlendirelim. Aceleye gerek yok, seçimler zamanında yapılacak, 29 Mart 2014’te yapılacak. 29 Mart 2013 tarihine kadar bu yasayı daha çok tartışarak, daha çok bilinmeyenleri doğru tanımlayarak… Bakın farkında mısınız iktidar grubu hemen her maddede önerge veriyor. Halbuki bu yasa, bir yıldan bu yana bir yerlerde hazırlanıyor. Komisyonda yüz saate yakın tartışıldı ama hâlâ iktidar grubu burada, bu yasayı düzeltmek için önerge veriyorsa, demek ki acele etmeye gerek yok değerli arkadaşlar.

ENVER ERDEM (Elazığ) – Daha önce görmemişlerdi ki!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Daha önce görmediler onlar da bizim gibi yeni görmüşler.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Yani, burada bazı arkadaşlarımızın yüksek sesle söylediği bir hususa haklılık kazandırıyorsunuz. Yani, Sayın Başbakan emrediyor… Ya lütfen ya! Durun efendim ya! Biraz itiraz edin. Nedir bu? Acelede hayır mı var? Acele giden nereye gider biliyorsunuz.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Cesaret ister, cesaret.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Şimdi, bakın, değerli arkadaşlar ben bunları söylemek için gelmemiştim kürsüye. Bu yasanın toplumsal karşılığı nedir? Vatandaş açısından değeri, anlamı nedir? Bir de bu yönden düşünün ya. Toros Dağlarının 80 kilometre yukarısındaki, beldesi kapatılan, mahalleye dönüştürülen Arslan köyünün köylüleri açısından bu yasa ne getiriyor ?

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Çok şey getiriyor, israfı önlüyor.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Allah aşkına ya vergi getiriyor, zam getiriyor…

ALİM IŞIK(Kütahya) – Zulüm getiriyor, zulüm.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Bana göre zulüm getiriyor zulüm. Zulüm getiriyor bu yasa. Bakın size okuyorum, listesini okuyorum değerli arkadaşlar; bu yazı benim değil, Profesör Doktor Şükrü Kızılot Hoca’nın yazısını okuyorum; diyor ki: “İlan ve reklam vergisini arttırıyor, köylere geliyor. Eğlence vergisi, haberleşme vergisi, elektrik ve havagazı tüketim vergisi, yangın sigorta vergisi, işgal harcı, tatil günlerinde çalışma ruhsat harcı, kaynak suları harcı, tellallık harcı, hayvan kesimi muayene ve denetleme harcı, ölçü ve tartı aletleri muayene harcı, bina inşaat harcı, imar harçları, açma izni, toprak hafriyatı dökme harcı, iş yeri açma izin harcı, muayene ruhsat rapor harcı.” Okumaktan yoruluyorsunuz değerli arkadaşlar. Köylü bu harçlarla muhatap değil şimdi. Köyünde, dişiyle tırnağıyla, o dağın başında çocuklarını beslemenin, onuruyla yaşamanın gayretindeyken, şimdi, siz köyü medenileştireceğiz, şehirleştireceğiz diye… Bunun toplum nezdinde toplumsal hiç bir karşılığı yok. O köylü köyünden de memnun, köylülüğünden de memnun. Sizin derdiniz ne? Benim bu köylümden ne istiyorsunuz değerli arkadaşlar? Bir sürü yeni vergi getiriyorsunuz, mevcut vergileri 2 katına çıkartıyorsunuz. Ruhsatlar isteyeceksiniz, inşaat ruhsatı. Yani 1 tane –affedersiniz- ineği vardır, ona bir ahır yapacaktır oraya, ona ruhsat isteyeceksiniz, proje isteyeceksiniz, harç isteyeceksiniz.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – En az 800 lira para, harç.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, elinizi vicdanınıza koyun milletvekilleri. Siz, bu milletin vekillerisiniz, bu millete zulmetmeyin. Zulmün karşısı, inancımıza göre Allah’ın lanetidir. Zulmediyorsunuz vatandaşlara. Benim köylüm köyünden de memnun, köylülüğünden de memnun. “Onu şehirli yapacağız, onu medeni yapacağız.” diye köylümüze zulmetmek haksızlıktır.

Akşamın şu güzel saatinde aklınızı başınıza toplayın, elinizi vicdanınıza koyun, bu kanunu geri çekin; yeniden değerlendirelim, beklentileriniz doğrultusunda yeniden düzenleyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Ama bu hâliyle bir zulüm yasası çıkartırız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Onların beklentisi doğrultusunda olmaz, milletin beklentisi doğrultusunda düzeltelim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 17. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mahmut Tanal (İstanbul) ve arkadaşları.

MADDE 17- 5393 sayılı Kanunun 14'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı bende aşağıdaki cümleler eklenmiş, fıkranın (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan “Sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;" ibaresinden sonra gelmek üzere "beldede yaşayan ve maddi durumu uygun olmayan muhtaç öğrenciler için millî eğitim mevzuatına uygun olmak ve gerekli izinleri almak kaydıyla orta öğretime ve üniversiteye hazırlık dershanesi açabilir, öğrencilere burs verebilir ve öğrenci yurdu açabilir, mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir;" ibaresi eklenmiş ve ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 25.000'in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açabilirler."

“Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararı ile ödül verebilir." Bu maddedeki mabet tanımı camii, kilise, sinagog ve cemevini içerir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Birgül Ayman Güler, İzmir. (CHP sıralarından alkışlar)

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz tasarı itirazlarımızın ötesinde 14’üncü maddede donmuştur.

Değerli milletvekilleri, 14’üncü maddede yapılan hata, Hükûmetin hazırladığı tasarının ne olduğunun farkında olmadığı anlamına gelir. Bu, yetersiz hazırlık diye en azından tanımlanabilir. Pergel kanunu geçerliyken söz konusu olan büyükşehirlerdeki birleşme ve ayrılmalar, mülki sınır söz konusu iken artık fiziken mümkün değildir. Büyükşehirleri mülki sınırlara oturtuyorsunuz ve hâlâ pergel zamanındaki gibi “Ayrılma, birleşme olduğu takdirde 50 bin mi olsun, 20 bin mi olsun nüfus?” diye burada düzenleme yapıyorsunuz. Şimdi, işin ruhuna hâkim olunmadığını gördüğümüz bir tasarıyı ciddiye almak gerçekten güç ama ciddiye alıyoruz çünkü Türkiye'nin idari ve siyasi yapısını derinden etkileyen bir tasarı önümüzde. Ben diliyorum ki iktidar milletvekilleri madde 14’ten itibaren muhalefet milletvekillerine daha çok kulak verirler ve bu önergeyi burada yersiz görüp Komisyonun “Katılıyoruz Sayın Başkan.” dememesini ömrüm boyunca hep hayretle hatırlayacağım. Kendi hatalarını değiştirme fırsatıydı, bunu dahi dinlememe eğilimi içerisinde eritip götürdüler.

Değerli milletvekilleri, 17’nci maddede tam dört konu var. İnanç yönetimi konusu var, kadın sorunu konusu var, çocuk konusu var ve aynı zamanda spor konusu var. İnanç, kadın, çocuk ve spor, bunların yerel yönetimlerle ilişkilerini düzenliyoruz. Biz bir maddede dört konuyu konuşuyoruz ama bunu temel kanun yaptığınız için bir önergeyle konuşmak zorunda kalıyoruz. Kadın sığınmaevleri için 100 bin… Neden 100 bin? Açıklama istiyorum. Neden 25 bin değil? Küçük yerlerde kadına yönelik şiddet sorunumuz daha da katlanılmaz boyutlarda değil mi bizim? Üzerinde daha fazla konuşamıyorum.

Spor konusuna geliyorum. Spor Bakanlığı, belediye ve kulüpler arasındaki ilişkilerde çok sorun var. Acaba daha iyi nasıl düzenlemeli? Bu yeterli mi? Üzerine konuşamıyoruz.

Ve inanç konusu… Burada, Diyanet İşleri Başkanlığının yorumunu temel alan bir Türkiye Büyük Millet Meclisi varsa biz Şeyhülislamlık dönemine döndük demektir. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye’de yorum, karar verme gücü Türkiye Büyük Millet Meclisindedir. Diyanet İşleri Başkanlığının ya da üniversitelerin ya da çok hatırı sayılır düşünürlerin tanımları bizi zenginleştiren girdi olabilir.

İçişleri Komisyonu “Mabet cemevlerini içermez; Diyanet İşlerinin yorumu böyle çünkü.” dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerinde bir Diyanet İşleri Başkanlığımız mı var?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bunlara göre var. Bunlar saltanat ya.

BİRGÜN AYMAN GÜLER (Devamla) - Bu değerlendirmenin geri çekilmesini istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürüldüğü kanaatindeyim. Kurumların hiyerarşisinin “Egemenlik milletindir.” sözünü bir tarafa bırakarak, milletin egemenliğini ikinci kademeye atarak yeniden mi kuruyoruz?

Değerli milletvekilleri, cemevleri ülkemizde çok sayıda yurttaşımızın talep etmesi üzerine ibadet yeri olarak kabul edilmelidir. İmar hukukunda ibadet yerinden bahsedip bu belediye kanunlarında “mabet” sözünü seçmiş olmanın açıklaması yapılmalıdır. Mabedin ibadet yeri olup olmadığı konusunda tereddüde düşebilecek olan belediye uygulamacılarına ne diyeceğiz?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Kelime anlamıyla mabet ibadet edilen yer demektir.

BİRGÜN AYMAN GÜLER (Devamla) - Bir teknik boyut söylüyorum: İmar Kanunu’nda “İbadet yeri.” diyorsunuz, mabet değil, burada “Mabet.” diyorsunuz ibadet yeri değil. İkisinin birbirinden farkının ne olduğunu gelin o zaman tekrar Diyanet İşleri Başkanlığına bir sorun, madem kaynak orasıdır.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Şeyhülislama sorsunlar, şeyhülislama!

BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) - Bu tasarı geri çekilmelidir sayın milletvekilleri.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… (CHP ve MHP sıralarından “Yok.” sesleri, AK PARTİ sıralarından “Var, var” sesleri)

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var, elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu İdris Naim Şahin niye burada oturuyor? Diyor ki: “Ben karar verecek ehliyette değilim.”

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) - “Diyanet İşleri Başkanı bana emreder, ben onu yaparım,” diyor, Komisyon Başkanı Muammer de öyle diyor.

BAŞKAN – Sayın Genç, böyle bir usulümüz yok, lütfen oturun ya, lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – E, peki, bunlar neyi temsil ediyor burada? Bunlar neyi temsil ediyor, bir sorayım bunlara. O zaman, orayı terk edin yahu! Şerefli ve namuslu insanlar kendi iradesiyle -hâkim değillerse- hareket etmiyorlarsa o makamları terk etmeleri lazım başkalarından emir alıyorlarsa bu kürsülerde oturmaya hakları yok.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Tasarının çerçeve 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

                                                                                   

“MADDE 17- 5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı bende aşağıdaki cümleler eklenmiş, fıkranın (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;" ibaresinden sonra gelmek üzere "mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir;" ibaresi eklenmiş, ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000'in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konuk evleri açabilirler.”

“Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararı ile ödül verebilir."

“Belediyelerin birinci fıkranın (b) bendi uyarınca, sporu teşvik amacıyla yapacakları nakdi yardım bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeleri için tahakkuk eden miktarın binde yedisini geçemez.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Belediyelerin sporu teşvik amacıyla spor kulüplerine, sporculara yapacağı nakdi yardımlar için belli bir sınırlama getirilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

18’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 18. Maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 15. Maddesinin birinci fıkrasına eklenen r bendinde yer alan “istasyonlarına” ibaresinden sonra “yerleşim yerlerinde konut alanlarına 25 metreden yakın olmamak üzere” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

    Celal Dinçer                               Birgül Ayman Güler                              Muharrem Işık

        İstanbul                                              İzmir                                              Erzincan

  Namık Havutça                              Gökhan Günaydın                                İlhan Demiröz

       Balıkesir                                            Ankara                                               Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağababa ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu" nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 18’inci maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ederiz.

                Mehmet Erdoğan                                    Enver Erdem                                  S. Nevzat Korkmaz

                       Muğla                                                Elazığ                                                Isparta

                     Alim Işık                                       Mehmet Şandır                                   Mustafa Kalaycı

                      Kütahya                                              Mersin                                                Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu)- Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Mustafa Kalaycı…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarıyı Konya boyutuyla dile getireceğim. Büyükşehir belediyeleriyle ilgili bu tasarıda ortaya konulan model Konya'ya asla uygun değildir. Diktiğiniz elbise İstanbul, Kocaeli gibi illerimiz için uygun olabilir ama bu elbiseye Konya sığmaz, dar gelir. Konya'nın birçok yeri çıplak kalır.

Konya'nın yüz ölçümü 40.814 kilometrekare, göller hariç 38.873 kilometrekare olup yaklaşık olarak İstanbul'dan 8 kat, Kocaeli'den 12 kat daha büyüktür. Konya dünyada birçok ülkeden de daha büyüktür. Konya ile hemen hemen aynı yüz ölçümüne sahip olan Hollanda'da da on iki ayrı bölge yönetimi bulunmaktadır.

Dört bir yönü bir ucundan öbür ucu 400 kilometreyi aşan Konya'da bu tasarıyla mahalli idare hizmetlerinde ciddi aksamalar yaşanacaktır.

Mevcut büyükşehir belediyesi, yaşanan göç nedeniyle her yıl daha da büyüyen ve genişleyen Konya merkezinde dahi başta şehir içi ulaşım olmak üzere yaşanan sorunların üstesinden gelememektedir. Yarım saat yağmur ya da 20 santimetre kar yağdığında bile trafiğin ne hâle geldiğini Konyalılar çok iyi bilirler.

Hâl böyle iken, kapatılacak 168 beldemizde günlük ihtiyaç duyulan belediye hizmetleri nasıl verilecek, çöpler nasıl alınacak, yol, su tesisi ve kanalizasyon onarımları nasıl yapılacak? Vatandaş 200 kilometreyi aşan uzaklıktan mı hizmet alacak; değilse, birçok iş makinesi ve personeli buralarda mı bulunduracaksınız? Büyükşehir belediyesinin ilçe ve beldelerde şubesini mi açacaksınız? Öyleyse, mevcut belediyelerimizi neden kapatıyorsunuz? Yanı başındaki belediyesi kapatılan vatandaş sorununu, derdini kime anlatacak?

Konya kent merkezinin nüfusu 1 milyon 073 bin 791 kişi olup, il merkezinde bulunan üç ilçemizden Selçuklu ilçemizin nüfusu, belde ve köyler hariç 517 bin kişiyi aşmıştır. Kent merkezi, Afyon-İstanbul yolu istikametinde giderek genişlemektedir. Gelinen durum itibarıyla başta Bosna ve Sancak mahalleleri olmak üzere bu bölge büyük bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.

Yaşanan nüfus artışı ve coğrafi olarak genişleme, kamu hizmetlerinin sağlıklı ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak üzere Konya merkezinde yeni ilçeler kurulmasını zorunlu hâle getirmiştir. Gelin hep beraber bu yönde düzenleme yapalım.

Konya'da yıllardır il olmayı bekleyen ilçelerimiz bulunmaktadır. Ereğli ilçemizin Konya'ya mesafesi 150 kilometre olup, 138 bini aşan nüfusa sahiptir. Akşehir ilçemizin Konya'ya mesafesi 135 kilometre olup, 95 bin nüfusa sahiptir. Bu ilçelerimizin coğrafi, ekonomik ve sosyal yönden hitap ettiği nüfus ayrı ayrı 200-250 bini geçmektedir. Bu ilçelerimizin yanı sıra bugün mevcut illerin birçoğundan daha büyük olan Seydişehir, Beyşehir, Karapınar, Ilgın, Çumra gibi büyük ilçelerimiz bulunmaktadır.

Konya’da, birçok beldemiz de yıllardır ilçe olmayı beklemektedir. Ancak bu tasarıyla bugün birçok ilçeden daha büyük olan Ladik, Yeniceoba, İçeriçumra, İsmil, Belkaya, Tavşançalı, Aşağıçiğil başta olmak üzere 168 beldemiz ve 585 köyümüz tarihe gömülmektedir. Bağlı olduğu ilçesinden daha büyük olan Akkise, Balcılar gibi beldelerimiz, ilçesine mahalle yapılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bakınız, bugün hepiniz okumuşsunuzdur. Konya Ilgın ilçemize bağlı Aşağıçiğil beldemizin AK PARTİ’li Belediye Başkanı isyan ediyor. “Başbakana hakkımı helal etmiyorum.” diyor. 6 bin nüfuslu yüz yıllık belediye kapatılıyor; 800 nüfuslu ilçe, Davutoğlu’nun doğduğu 1.500 nüfuslu ilçe duruyor. “İller Bankası dışında hiçbir yere 1 kuruş borcum yok. Milletvekillerinden rica ediyorum, yüz yıllık belediyemizi kapatmayın. Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.” diyor, AK PARTİ’li Belediye Başkanımız söylüyor bunu. Belediye Başkanımızın bu yürekli çıkışını takdir ediyor, kendisini kutluyorum. Sizleri de yürekli olmaya, vicdanınızın sesini dinlemeye davet ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

III.- YOKLAMA

 

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoklama…

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Vural, Sayın Şandır, Sayın Işık, Sayın Erdoğan, Sayın Erdem, Sayın Aydın, Sayın Kalaycı, Sayın Türkoğlu, Sayın Öz, Sayın Yılmaz, Sayın Oğan, Sayın Halaçoğlu, Sayın Akşener, Sayın Adan, Sayın Topcu, Sayın Özensoy, Sayın Demirel, Sayın Torlak, Sayın Başesgioğlu, Sayın Doğru.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 18. Maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 15. Maddesinin birinci fıkrasına eklenen r bendinde yer alan “istasyonlarına” ibaresinden sonra “yerleşim yerlerinde konut alanlarına 25 metreden yakın olmamak üzere” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                     Celal Dinçer (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İlhan Demiröz, Bursa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Bugün ülkemizin her noktasında emeği, hizmeti, tesisleri ve hatırası olan bir kuruluşumuzun kapatılmasıyla ilgili görüşlerimi ifade edeceğim. Bunun ne kadar zor olduğunu sözlerimin başında sizlerle paylaşmam gerekir çünkü 2005 tarihinde kabul edilen 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nda reform yaptıklarını anlatan AKP İktidarı, il özel idarelerinin ve il genel meclis çalışmalarının başarılı olmadığını ifade eden Sayın Başbakanın sözleri üzerine hızla yirmi dokuz ilde bu yasa ile il özel idarelerinin ve onun karar organı olan il genel meclislerinin kapatılmasını sağlamış oluyor.

İl genel meclisinin kapatılmasının yanlış olduğunu bir kez daha ifade ederek, il özel idare çalışanları ile il genel meclisi üye arkadaşlarıma bugüne kadar yapmış oldukları çalışma, gayret ve duruşlarından dolayı teşekkür etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, il genel meclis üyeleriyle seçim bölgenizde karşılaştığınız zaman onlara ne diyeceğinizi gerçekten merak ediyorum. Başarısız diyemezsiniz çünkü bölgenin, ilçesinin, köylerinin tüm sorunlarını bilerek, onlarla her gün iç içe yaşayarak çözümler üreten il genel meclisidir. Kırsal kesime hizmet eden il genel meclisleri, köylüye, çiftçiye sahip çıkan il genel meclisleri. İl genel meclis üyeleri, her ayın ilk beş günü toplantı yaparak, toplantı başına almış oldukları 100 TL ücretle bu işi yapmaktadırlar. İl genel meclis üyeleri bu ücretle siyaset üstü çalıştıkları için mi kapatılıyor? İl genel meclisi çalışmalarında doğruları söylemekten kaçınmadıklarından, il genel meclisinin iktidar ve muhalefet üyeleriyle, bu derecede konularına hâkim olduklarından mı kapatılıyor? İl genel meclis üyeleri ilçelerinin sulama, drenaj, kanalizasyon, asfalt sorunlarını milletvekillerine yansıtmadıkları için mi kapatılıyor? Bölge milletvekillerine tayin, terfi, iş bulma işi kaldığı için mi kapatılıyor? İl genel meclis üyeleri, bölgelerini kirleten taş ocaklarına, çimento fabrikalarına karşı çıktıkları için mi kapatılıyor? İl genel meclis üyeleri, kuraklıkla afet raporu hazırladıklarında, hiç çekinmeden, iktidar ve muhalefet ayrımı yapmadan ilgili bakanlıklara gönderdikleri için mi kapatılıyor? Plan değişikliklerinde, bölgenin ilçe ve köylerinin menfaatlerini korudukları için mi kapatılıyor? Yandaşlara çıkar kapılarını kapattıkları için mi il genel meclisleri kapatılıyor? İl özel idarelerine bağışlanan arsa, bina, otel, vesaire belediye başkanlarının iştahlarını kabarttığı için mi kapatılıyor? Su kaynaklarına, içme sularına sahip çıktıkları için mi kapatılıyor il genel meclisi? Ormanlarına, tarım arazilerine sahip çıktıkları için mi kapatılıyor?

Bursa’da beraber çalışmaktan onur duyduğum Bursa İl Genel Meclisi üyesi değerli arkadaşlarımı Mustafakemalpaşa Çördük, İnatlar için, Karacabey Şahinköy ve KOTİYAK için, Kestel’de BESOB için, Nilüfer’de İnegazi için dik duruşlarından dolayı bir kez daha kutluyorum. Tüm İl Özel İdare çalışanlarını ve İl Genel Meclisi üyelerini, Nazım Çakmakların, Nedim Akdemirlerin, Turgay Pekerlerin, Fuat Altunokların, Ahmet Bilgilerin, Nafiz Kayaların, Bekir Turunçların, Kahraman Atlıların, Ahmet Hulusi Aydınların, Hasan Arslantaşların şahsında AKP, MHP, CHP farkı gözetmeksizin kutluyor, gönüllerde her zaman hoş seda ile anılacaklarını ifade ediyor, bugüne kadar yapmış oldukları başarılı çalışmalarından dolayı da hepsini kutluyor, yüce Meclise saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının 18’inci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır, önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.  

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Madde oylamasının açık oylama ile yapılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Oktay Vural, İzmir? Burada.

Mehmet Şandır, Mersin? Burada.

Alim Işık, Kütahya? Burada.

Mehmet Erdoğan, Muğla? Burada.

Enver Erdem, Elâzığ? Burada.

Ali Öz, Mersin? Burada.

Seyfettin Yılmaz, Adana? Burada.

Zühal Topcu, Ankara? Burada.

D. Ali Torlak, İstanbul? Burada.

Ruhsar Demirel, Eskişehir? Burada.

Münir Kutluata, Sakarya? Burada.

Mustafa Kalaycı, Konya? Burada.

Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye? Burada.

Koray Aydın, Trabzon? Burada.

Mustafa Erdem, Ankara? Burada

Reşat Doğru, Tokat? Burada.

Necati Özensoy, Bursa? Burada.

Murat Başesgioğlu, İstanbul? Burada.

Yusuf Halaçoğlu, Kayseri? Burada.

Sinan Oğan, Iğdır? Burada.

BAŞKAN – Açık oylama şekli hakkında, Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 18’inci maddenin açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı   :    208

Kabul                        :    199

Ret                           :        9 (x)

 

    Kâtip Üye                                             Kâtip Üye

Mine Lök Beyaz                              Tanju Özcan

    Diyarbakır                                       Bolu”

Böylece 18’inci madde kabul edilmiştir.

Birleşime saat 20.10’a kadar ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.09

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

19’uncu madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair kanun Tasarısı'nın 19 uncu maddesi ile değiştirilen 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir."

Nurettin Canikli Öznur Çalık                            Mehmet Doğan Kubat

Giresun                                                             Malatya                                              İstanbul

Ahmet Berat Çonkar                                              İsmail Aydın                                       Yılmaz Tunç

İstanbul                                                               Bursa                                                 Bartın

Ramazan Can                                                         Hilmi Bilgin                                       Yusuf Başer

Kırıkkale                                                             Sivas                                                Yozgat

                                                                        Osman Aşkın Bak

                                                                        İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 19. Maddesi’yle değiştirilen (c) bendine "5362 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirilebilir." İbaresinden sonra gelmek üzere "ve yurt içi ve yurt dışındaki fon kuruluşlarına ortak proje sunabilir." İbaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

İdris Baluken                                                          Altan Tan                                           Erol Dora

Bingöl                                                             Diyarbakır                                            Mardin

Nazmi Gür                                                           Hasip Kaplan

Van                                                               Şırnak

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 19. Maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 75. Maddesine eklenen fıkranın madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Celal Dinçer                                 Birgül Ayman Güler                                Muharrem Işık

                      İstanbul                                               İzmir                                               Erzincan

                 Namık Havutça                                 Gökhan Günaydın                                 Candan Yüceer

                     Balıkesir                                             Ankara                                              Tekirdağ

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu”nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 19. maddesinin tasarı metinden çıkartılmasını arz ederiz.

                   Enver Erdem                                    Mehmet Erdoğan                                    Reşat Doğru

                       Elâzığ                                                Muğla                                                 Tokat

                     Alim Işık                                     S. Nevzat Korkmaz                                  Sadir Durmaz

                      Kütahya                                              Isparta                                               Yozgat

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, usulle ilgili. Özür dilerim.

Aynı siyasi partiden 2 kâtibin oturması İç Tüzük anlamında Anayasa’ya aykırı çünkü…

BAŞKAN – Sayın Tanal, bütün bunları söylüyorsunuz da, tamam; Sayın Tanju Özcan Bey sizin partinizden.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Fark etmez, usulün uygulanması gereken bir husus. Yani burada…

BAŞKAN – Ne yapalım yani şimdi? Bayram Bey’le anlaşmışlar gelmişler.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, Divan taraflı olmaz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Olmaz; Divanın tarafsızlığına gölge düşürüyor bu şekilde. Bu olmaz Değerli Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Muhakkak o Divanın tarafsız bir şekilde…

BAŞKAN – Gerçekten çok hayret verici bir şey söylediğiniz konu ya.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Nasıl?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bulacaksınız yani bu, Meclis Başkanının görevi.

BAŞKAN – Nereden bulacağım ben Sayın Genç?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani bu İç Tüzük niçin yazılmış?

BAŞKAN – Nasıl bulacağım yani? Kâtip üye nasıl bulunur?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bulacaksınız, öteki muhalefetten bulacaksınız. Olmaz Sayın Başkan.

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Nerede arkadaşınız? Niye görevini yapmıyor?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Taraflı olmaz Başkanlık Divanı. Olmaz efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani bu, sizin sorumluluğunuzda.

BAŞKAN – Böyle bir şey var mı yani?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bu şekilde Divanın bağımsızlığına, tarafsızlığına gölge düşürüyor Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Zaten biz biliyoruz oradaki arkadaşımızın devamlı taraflı hareket ettiğini.

BAŞKAN - Sayın Özcan kendisi aradığı için, kendisi devrettiği için, işinin olduğunu belirttiği için geldi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Efendim, olabilir, bu sizin… Yani bu keyfî bir şey değil ki. Olmaz bu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tarafsız Divan oluşturulacak. Olmaz efendim.

BAŞKAN - Ne demek olmaz yani?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, İç Tüzük onu emrediyor Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Olmaz tabii yani, böyle tek taraflı Divan olur mu? Hayır, tek taraflı Divan olmaz Sayın Başkan. Muhakkak…

BAŞKAN – O zaman Sayın Özcan gelsin efendim. Grup başkan vekili…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam, ara verin, gelsin efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, bu sizin sorumluluğunuzda. Grup başkan vekilinin sorumluluğunda değil bu.

BAŞKAN – Sayın Yalçınkaya gelsin o zaman.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, oradaki üyelerin sorumluluğu sizin sorumluluğunuzda. O sizin sorumluluğunuzda. Lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ara verin canım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ara verin, çağırın efendim.

BAŞKAN – Niye ara vereceğim ben? Lütfen Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ara verin, temin edin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Divan, görevini yapmak zorunda.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, sizin 14’üncü maddedeki görev ve sorumluluklarınız var. Bu görev ve sorumluluklarınızın bir tanesi de, aynı zamanda Divana seçilen -7’nci madde ve 11’inci madde uyarınca- Divan kâtiplerinin tarafsız olması açısından aynı siyasi partiden iki tane kâtip orada bulunamaz. Yani bu eksikliği tamamlamadan bu oturumun açılması İç Tüzük’e aykırı.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Efendim, kâtip üyeyi göreve çağırın, sonra başlayın.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Hangi maddede yazıyor İç Tüzük’te Sayın Tanal?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, hayır, olmaz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sen sus!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne diyor?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Bak öbür tarafa!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sen konuşma! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Seninle konuşmuyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Konuşma! Konuşma sen! Sen konuşma be! Konuşma sen!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Kimsin sen!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Konuşma sen! Hadi!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, Divanı tarafsız oluşturmak zorundasın.

BAŞKAN – Sayın Muhammet Rıza Yalçınkaya…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, ben tutumunuz hakkında…

BAŞKAN – Sayın Tanju Özcan…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ara verin Başkan.

BAŞKAN – Sayın Öner, size soracak değilim, kusura kalmayın lütfen. Niye ara vereceğim? Başkanlık Divanı oluştu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim, Divan tarafsız oluşmadan çalışmaz. Bizim Divana güvenimiz yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Divan Genel Kurulda oluşmaz, Meclis Başkanlığının verdiği görevlendirmeyle oluşur Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkanlık Divanı diyorum Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclis Başkanlığıyla görüşün, görevlendirmeye çağırın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde okunan son önergenin kapalı oturumda görüşülmesine dair İç Tüzük’ün…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, olmaz. Divanı oluşturmak zorundasınız tarafsız. Şimdiye kadar hep böyle yaptınız.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Devam edilemez efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, yani bu gerçekten Meclisin tansiyonunu, sizin çalışmalarınız…

BAŞKAN - Sizinki dayatma yani. Lütfen kusura kalmayın. Partinizin iki sayın kâtip üyesinin bulunmaması sebebiyle…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, ara verin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ara vereceksiniz, çağıracaksınız.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ara verin, çağırın. Ara verin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Usulde böyle bir şey yok ki, niye ara vereceğim?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, aynı siyasi partiden iki tane kâtibin olması diye de bir usul yok.

BAŞKAN – Divan teşekkül etti yani. Bunun haricinde aynı partidendir, diğer partilerdendir, aranmasını ilk defa sizden duyuyorum yani.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin ) – Sayın Başkanım, aynı partiden doğru bir usul mü yani?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Olmaz. Sayın Başkan... Bugüne kadarki tüm teamüller bu şekilde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Divan görevlendirmesi Meclis Başkanı tarafından yapıldı mı?

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Görevli Divan nedir, kimdir, kimlerden oluşuyor?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ara verin, arayın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkan ve iki kâtip üyeden…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, lütfen Meclis Başkanının kâtip üyeler ve Meclis başkan vekillerinden kimi görevlendirdiği listesini okuyun.

BAŞKAN – Bu ilk defa mı oluyor Sayın Vural?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Evet, ilk defa oluyor!

OKTAY VURAL (İzmir) – İlk defa oluyor olmuyor…

BAŞKAN – Yapmayın ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – …ama bu ihanet yasası ilk defa çıkıyor!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Ara verin, arayın efendim.

BAŞKAN – Bağırın, istediğiniz kadar bağırın. Bağırın, duyuyoruz biz, biraz daha bağırın. Yani neyi çözeceksiniz bağırmakla!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın, Meclis Başkanının görevlendirmediği bir kâtip üye görev yapamaz. Öyle bir şey olur mu canım!

BAŞKAN – Hayır, söylediğinizin bir mantığı olsa eyvallah…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Meclis Başkanının görevlendirmesini lütfen okuyunuz.

BAŞKAN – Okurum Meclis Başkanının görevlendirmesini.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ne yazıyor orada?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bile bile aykırı işlem yapamazsınız Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Okuyun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani, başkan vekili de değişebilir, siz de değişebilirsiniz, fark etmez ki.

BAŞKAN – Rıza Bey geldi.

(Kâtip Üye Bayram Özçelik yerini Kâtip Üye Muhammet Rıza Yalçınkaya’ya bıraktı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, yaptığınızın usule aykırı olduğunu siz de biliyorsunuz.

BAŞKAN – Benim yaptığım usule aykırı değil, sizin yaptığınız her şeye aykırı. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler) Sizin yaptığınız her şeye aykırı.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – O zaman siz değişin orada.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sizin bilgisizliğinizden kaynaklanıyor, bizden değil. Bu sizin bilgisizliğinizden kaynaklanıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Usul hakkında söz istiyorum. Tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Anlaşın aranızda kim aleyhte, kim lehte, vereceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhinde.

BAŞKAN – Keşke bunları millet de dinlese, millet de görse yani doğrusunu söyleyeyim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Bak burada işte, çağırdınız mı bulunur.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Lehinde.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Aleyhinde.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehinde.

MEHMET ERSOY (Sinop) – Lehinde.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Lehinde.

BAŞKAN – Lehte, aleyhte anlaştınız mı partiler olarak? Ona göre vereceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkan.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) –Aleyhte.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Lehte Başkanım.

Aleyhte Oktay Vural, lehte Sayın Canikli, aleyhte Ali Rıza Öztürk…

Evet, usul tartışması açıyorum.

Lehte söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Meclis Başkanlık Divanının tarafsız olmasının usul tartışmasıyla ne ilgisi var?

BAŞKAN - Lütfen yerinize oturun Sayın Genç. Yok böyle bir usul, her şeyde oradan, sıradan kalkıp da ön tarafa gelmek.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, Meclis Başkanlık Divanının tarafsız olarak oluşturulmasının usul meselesiyle ne ilgisi var? Bu en basit bir akıl meselesidir. Aklı olmayan insanlar bunlara teşebbüs ederler.

 

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Başkanlık Divanında bulunan 2 kâtip üyenin de aynı siyasi partiden olması nedeniyle Genel Kurul çalışmalarına bu şekilde devam edilmesinin İç Tüzük’e aykırı olup olmadığı hakkında

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, gerçekten biraz önce çok ilginç bir tartışma yaşadık. Olayı hepiniz biliyorsunuz. Muhalefete mensup Divan Katibi Üyesi arkadaşımızın ricası ve talebi doğrultusunda geçici bir süreliğine AK PARTİ’ye mensup bir Divan Üyesi arkadaşımız onun yerine görev yapmaya başladı ve sonra itirazlar geldi. Şimdi bakın, bu konuda önce teamül var, uygulama var, doğrudur ve mutlaka burada bir muhalefete mensup arkadaşımızın olması gerekir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Doğru olan şeyin niye aksini savunuyorsun?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani bu son derece doğaldır, bunda herhangi bir problem yok ama mutlaka böyle olacaktır diye bir kural yok, bu bir. Önce bunun…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Var, var. Tarafsız olmazsa bu Meclis yürümez.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani olması gerektiğini ben söylüyorum yani bu siyasetin gereği, Meclisin daha objektif, daha demokratik bir yapıda yönetilmesinin gereği olarak gerekir. Buna hiç kimsenin bir itirazı olamaz. Sorun şu: Gerekçeyi biraz önce söyledim yani neden böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımızı söyledik. Burada ne bizden kaynaklanan bir durum söz konusu ne de Divandan kaynaklanan bir durum söz konusu. Bunlar son derece doğal, her zaman da yapılabilir. Zaman zaman arkadaşlarımızın mazeretleri gereği diğer arkadaşlar yardımcı olmak veya destek olmak amacıyla değişebilirler, bu da son derece normaldir. İlk defa olmuyor bu olaylar, o kadar çok oldu ki.

Ayrıca, diyelim ki bakın –bir de mantık olmalı- muhalefete mensup arkadaşlarımız gelmedi ya da gelemedi. Ara verdik, davet ettik. Gelmedi ya da gelemediler yani zorunlu nedenlerle de olabilir. Ne olacak? Meclisi kapatacak mıyız?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim, o zaman muhalefetten bir Divan üyesi seçilir geçici. Onu bilmiyorsunuz işte, onu bilmiyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Soruyorum ben size, olur mu böyle bir şey arkadaşlar? Yani buradan yola çıkarak… Çünkü bunun devamı bu, bunun devamında bunu talep edeceksiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman muhalefete geçici bir Divan üyesi seçin. (AK PARTİ sıralarından “Otur yerine!” sesleri) Ulan, konuşmayın be! Bilmediğiniz şeylerden, aklınızın ermediği şeylerden konuşmayın ya. Bilmiyorsunuz ki. Bilmiyorsunuz. Size akıl öğretiyoruz ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – O zaman, gelmediği zaman, gelemediği zaman diyeceksiniz ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …”Meclis kapansın.” Böyle bir mantık olabilir mi arkadaşlar, böyle bir talep olabilir mi? Biliyorsunuz, yapılan işlem doğrudur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Öğrenin, öğrenin… Biraz öğrenmeyi öğrenin ya!

BAŞKAN – Aleyhte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerçekten bu büyükşehir belediye yasasının Türkiye'nin geleceği için büyük bir dinamit olduğunu ve elimizdeki bütün imkânlarla, bununla ilgili İç Tüzük’ten kaynaklanan demokratik haklarımızı kullandığımızı herkes biliyor, milletimiz de şehadet ediyor.

Bu ortamda gerek oturumu yöneten siz Sayın Başkana gerek Komisyon Başkanına gerek Sayın Bakana tarih ve millet önünde bu sorumluluklarını hatırlattım ve bu yasanın geçmemesi konusunda bir irade beyanı koymanın artık bireysel anlamda bir sorumluluk meselesi olduğunu ifade ettim.

Elbette biz burada bunları yaparken oradaki kâtip üyelerin muhalefeti temsil etmesi, özellikle karar yeter sayısı ya da yoklamalarla ilgili pusulalar konusunda önem arz etmektedir. Şimdi, böyle bir noktada siz niye acele ediyorsunuz burada? Yani bu kadar tartışmaya değer miydi? Beş dakika ara verseydiniz. Bakın, muhalefetteki Kâtip Üye geldi. Şimdi kim haksız, kim haksız? Haksız duruma düştünüz. Haksız duruma düştünüz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Ne olurdu yani, beş dakika ara verip de çağırsaydınız?

BAŞKAN – Siz haksızsınız Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bakın, geldi.

BAŞKAN – Siz haksızsınız.

OKTAY VURAL (Devamla) – Biraz önce Nurettin Bey diyor “Gelmese ne olacak?” İşte, geldi. Mahcup oldunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gelemeyebilirdi.

OKTAY VURAL (Devamla) – Mahcup oldunuz.

Bir yerlerden talimatla Meclisi yöneteceğinize İç Tüzük’e göre, vicdanlara göre yönetseniz daha iyi olur. Daha iyi olur. Böyle bir şey olur mu ya? Geldi. Kim mahcup oldu? Şimdi, Genel Kurul huzurunda mahcup olan kim acaba?

BAŞKAN – Sesinizi çok yükseltmekle haklı olmazsınız. Haklı değilsiniz.

OKTAY VURAL (Devamla) – Mahcup oldunuz, mahcup oldunuz!

BAŞKAN – Mahcup olan da mahkûm olan da sizsiniz.

OKTAY VURAL (Devamla) – Beş dakika ara vermediniz, mahcup oldunuz. Evet.

BAŞKAN – Sizsiniz… Lütfen…

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Konuşmacıya niye müdahale ediyorsun Başkan?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Böyle Başkanlık olur mu? Tarafsız olur Başkan.

OKTAY VURAL (Devamla) – Niye değiştirdiniz?

BAŞKAN – Efendim?

OKTAY VURAL (Devamla) – Niye?

BAŞKAN – E, olağanı bu.

OKTAY VURAL (Devamla) – Ne oldu?

BAŞKAN – Olağanı bu.

OKTAY VURAL (Devamla) – Ya, olağanı bu!

BAŞKAN – Tabii…

OKTAY VURAL (Devamla) – Olağanı, sizin bu talebe saygı göstermeniz. Saygısızca davranıyorsunuz.

BAŞKAN – Ben her şeye saygılıyım, merak etmeyin.

OKTAY VURAL (Devamla) – Muhalefete saygısızca davranıyorsunuz. Muhalefetin hakkını, hukukunu korumak sizin de göreviniz, namus ve vicdan göreviniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Muhalefet kendi hakkını korusun, kâtip üyeler gelsin otursunlar, sayın üyeler.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sizin göreviniz ne Başkan!

OKTAY VURAL (Devamla) – Senin de görevin!

BAŞKAN – Hayır, hayır. İç Tüzük’te yok öyle bir şey.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bu ifadeniz tarafsız olmadığınızı ortaya koyuyor. Diyor ki: “Muhalefetin görevi, onlar…

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (Devamla) – Sen Meclis Başkan Vekilisin. Genel Kurula vekalet edeceksin, AKP Grubuna değil.

BAŞKAN – Her parti için söylüyorum.

OKTAY VURAL (Devamla) – AKP Grubuna değil…

BAŞKAN – Söylüyorum, onlara da söylüyorum, buyurun.

OKTAY VURAL (Devamla) – AKP Grubuna değil…

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

AHMET YENİ (Samsun) – Başkana saygı göster!

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Senden mi öğrenecek saygıyı! En son konuşacak olan sensin be!

AHMET YENİ (Samsun) – Başkana saygılı olacaksınız!

BAŞKAN – Sözünüz bitti Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Genel Kurula saygılı olacaksınız, memuru değiliz buranın! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Siz saygılı olun Sayın Vural, şu tarzınızla... Kimsenin memuru değil tabii.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Genel Kurula saygılı olacaksın!

OKTAY VURAL (Devamla) – Saygılı olacaksın!

BAŞKAN - Sen saygılı ol önce! Şu tarzınıza bakın, millet görse ne der size be!

AHMET YENİ (Samsun) – Başkana saygılı ol!

OKTAY VURAL (Devamla) – Seni dinliyor millet!

BAŞKAN - Hayret bir şey ya! Bağırın biraz daha bağırın, duymuyor bak, basın mensupları duymuyor!

AHMET YENİ (Samsun) – Başkana saygılı ol!

OKTAY VURAL (Devamla) – Mahcup oldunuz.

BAŞKAN – Mahkûm olan da mahcup olan da sizsiniz Sayın Vural!

OKTAY VURAL (Devamla) – Muhalefetin hakkını korumak için kâtip üyeyi değiştirelim diyoruz. Hepsi bu.

BAŞKAN – Hayır, hayır, Başkanlık Divanı oluştu.

OKTAY VURAL (İzmir) – İtiraz ediyorsunuz, yazıklar olsun!

BAŞKAN – Size yazıklar olsun!

OKTAY VURAL (İzmir) – Yazıklar olsun, yazıklar olsun! Var mı öyle bir şey!

AHMET YENİ (Samsun) – Saygılı ol biraz Başkana, saygılı!

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – O da bize saygılı olsun canım, var mı öyle bir şey

OKTAY VURAL (İzmir) – Yazıklar olsun!

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – İncir çekirdeğini doldurmayan…

BAŞKAN – Lehte söz isteyen Mehmet Ersoy, Sinop Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım daha önce ben söylemiştim. Tutanaklara bakalım, ben söyledim lehte diye. Tutanaklara bakın da inceleyelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, Alim Bey söylemişti. “Lehte” diye söyledi, tutanaklara bakın, sonra…

BAŞKAN – Tutanaklar hazır mı arkadaşlar?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, siz bu Meclisi hiç tarafsız yönetmeyecek misiniz? Yemin mi ettiniz taraflı olmaya? Sayın Başkan, siz Meclis Başkan Vekili misiniz, AKP grup başkan vekili misiniz?

BAŞKAN – Kafanızda bir şey oluşmuş, onu söylüyorsunuz. Her belirli süre içerisinde tekrar ediyorsunuz, ben ne yapayım Sayın Öztürk yani.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – O zaman buraya gelin, buraya oturun ya! Allah aşkına yapmayın ya!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tutanaklara bakalım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yani gerdikçe geriyorsunuz Meclisi ya! Meclisi siz geriyorsunuz ya! Yapmayın bunu ya! Siz Meclisi geriyorsunuz ya!

BAŞKAN – Sayın Ersoy, lütfen oturun tutanakları isteyeceğim.

Sizin kafanızda bir şey oluşmuş onu tekrarlıyorsunuz belirli süreler içerisinde.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bizim kafamızda oluşmuyor, siz oluşturuyorsunuz, siz! Meclis Başkan Vekili değil AKP grup başkan vekili gibi davranıyorsunuz.

BAŞKAN – Evet, beş dakika ara veriyorum. Tutanakları isteyeceğim.

Kapanma Saati: 20.27

 

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi söz sırası, lehte söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanın lehinde söz aldım çünkü doğru yaptı, muhalefetten de bir divan kâtibinin orada bulunması gerektiğini söyledi, doğrusu buydu. Uygulaması da doğrudur.

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu yasanın bu ülkeyi bölünmeye götürecek “büyük zehir yasası” olduğunu her fırsatta söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Dolayısıyla, böyle çok önemli bir yasanın görüşüldüğü oturumlarda doğaldır ki başta Başkanlık Divanı olmak üzere tüm gruplar ve milletvekilleri buranın doğru çalışmasını ve uygun zeminin oluşturulmasını sağlamak zorundadırlar. Zaman zaman bu yüce Meclis çatısı altında sahte oy pusulalarının gönderilerek, olmayan insanların yerine, onların da vebalini üstlenerek yanlış işlemlerin yapıldığını hepimiz gördük.

Bazen aynı partiden iki Divan kâtibinin olması durumunda, karar yeter sayılarının olmadığı hâlde “var” dendiğine ve daha sonra yapılan yoklamalarda çıkmadığına hepimiz şahit olduk, sadece bugün değil. Onun için Divanın tarafsız olması her şeyden önce tüm görüşmelerin sağlığı açısından çok önemlidir. O nedenle Sayın Başkanın tutumu doğrudur.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak her şartta ve zeminde, bu yasanın çıkmaması konusunda elimizden gelen tepkiyi göstermeye devam edeceğiz. Çünkü, biraz sonra siz de, göreceksiniz, elinizdeki koskoca tasarının ekindeki tüm belediye listelerin çıkartıldığı bir önerge gelecek buraya iktidar partisi tarafından. İyi de, bu aklınız neredeydi daha önce? Milletten saklarken niye milletvekillerinden de sakladınız? Şimdi çıkaracaksınız, ondan sonra ne olacak? Bu kapatılan belde belediyelerin bir çoğu Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yine kapatılıyor. Dolayısıyla, bu tasarı geri çekilmelidir. Bu tasarı, bu milletin ve ülkenin lehine değildir.

Tutumunuzun lehinde söz aldım, teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Efendim, Mahmut Tanal konuşacak.

BAŞKAN – Mahmut Tanal, İstanbul Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Sayın Başkana  “Aynı, iktidardan 2 kâtip üye olamaz.” dediğimizde Sayın Başkan ısrarla karşı çıktı. Sizden istirham ediyoruz; dün, bu kitabı gösterdim, bugün tekrar göstermek zorundayım Sayın Başkan: Parlamentonun Hukuku…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hediye et.

MAHMUT TANAL (Devamla) -  Sayfa 266, aynen okuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Özetini ver.

MAHMUT TANAL (Devamla) - “Birleşimi yöneten Başkan, kâtip üyeler aynı partiden olamazlar.”

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Neymiş Başkanım?

RECEP ÖZEL (Isparta) – İç Tüzük mü o?

MAHMUT TANAL (Devamla) -  Şimdi, evet, bu kitap hakikaten… Arkadaşımız hatırlattı, şimdi ben, buradan, kürsüden ayrılırken içindeki notlarımı alarak bunu kürsüye bırakacağım ve bu Meclisin kütüphanesinde var ama bunu şahsınıza bırakıyorum. Bunun, en azından, hiç olmazsa bu tür tartışmalar çıktığı zaman göz önünde bulundurulmasında yarar var. Bu kadar Meclisin zamanının heba olmasına gerek yok Sayın Başkan.

İki…

RECEP ÖZEL (Isparta) – İç Tüzük’ün hangi maddesi? Onu söyle sen.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Aynı zamanda, kâtip üyelerin sayısının eksikliğinden şikâyetçisiniz. İç Tüzük’ün 9’uncu maddesinde şunu der: “Genel Kurul, Danışma Kurulunun teklifi  üzerine kâtip üyelerin ve idare amirlerinin sayısını artırabilir.” Eksikse Milliyetçi Hareket Partisinden de alın, BDP’den de alın yani burada bir engel mi yok? Öyle sürekli yerinde atarak…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onu Başkanlık Divanı yapar.

MAHMUT TANAL (Devamla) -  Bilgisiz ve cahil bir arkadaşımızsınız, laf yetiştirmeyin. Ben size bilimsel olarak bunu söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah!

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen.

MAHMUT TANAL (Devamla) -  Bu açıdan, eğer gerçekten…

Başkan her konuşan arkadaşa buradan müdahale ediyor.

Evet, ben, bugün sizi anlıyorum, büyük geçmiş olsun, acil şifalar diliyorum. Sıkıntıda olabilirsiniz, saygı duyuyorum, insani bir şeydir yani hakikaten duygularınızı anlıyorum ama ne olur yani…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) - O duygularınızı ön plana çıkararak aklı arka tarafa atmayın.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bu kitabı da bırakıyorum Sayın Başkanlığınıza, bundan yararlanın hiç olmazsa.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanı nöbet çizelgesi aylık olarak Meclis Başkanlığınca düzenlenmektedir. Aylık nöbet çizelgelerinde Başkanlık Divanında muhalefet-iktidar dengesi mutlaka gözetilmektedir ancak birleşim içerisinde kâtip üyelerimiz ihtiyaç duymaları hâlinde karşılıklı rızaen kısa sürelerle değişim yapabilmektedir. İç Tüzük’ümüzün 55’inci maddesinde “Başkan oturumu açar ve gerekirse kapatır. Oturumun devamınca Başkanlık makamı ve kâtip üyelikler boş kalamaz.” hükmü yer almaktadır. Biraz önceki durumda kâtip üyelikler boş kalmamıştır. İç Tüzük’e aykırı bir durum bulunmamaktadır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, hâl⠓Yok.”diyorsun ya. Aynı partiden Başkanlık Divanı olmaz. Yani hâlâ ısrar ediyorsun ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, efendim, İç Tüzük 70’inci maddeye göre “Kapalı oturum önergesi verilince kapalı oturumda bulunabilecek şahıslar dışında herkes toplantı salonundan çıkartılır.” hükmünü amir. Siz, kapalı oturum önergesi verildiğini Genel Kurula ifade ettiniz.

BAŞKAN – Hayır, okumadık, başladık daha yeni.

OKTAY VURAL (İzmir) - Evet, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ama neyle ilgili Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, olsun. Neyle ilgili olduğunu sonra konuşacağız zaten. Neyle ilgili olduğu kapalı oturumda konuşulacak.

BAŞKAN – Kapalı oturumda mı yapacağız şimdi bunları, biraz önceki yaptıklarımızı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, efendim “Kapalı oturum önergesi verildi.” dedikten sonra boşaltmanız gerekiyordu. Boşaltmadınız.

BAŞKAN – Evet. Boşaltmadık, doğru.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kapalı oturum önergesi verince…

BAŞKAN – Müsaade etmediniz ki, her biriniz bir yerden bağırdınız oradan, çok da yüksek seslerle.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, müsaade edip etmemeyle değil ki, kapalı oturum önergesi… Siz salonu dinlemediniz, onu hemen okuyayım dediniz ama olmadı, yine yanlış yaptınız.

BAŞKAN – Peki, şimdi yeniden tekrarlayalım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım, sizin hangi yanlışınızı düzeltelim ya?

BAŞKAN - Öğreneceğiz Sayın Vural, çok teşekkür ederiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, usul tartışması açıyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Aleyhte.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Lehte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Vural, öneri görüşülmedi burada, öneri okunmadı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bakın, hayır “Kapalı oturum önergesi…” dediniz, ondan sonra salonu boşaltmadınız.

BAŞKAN – Sayın Vural, ne yaparsanız yapın, usul tartışması açacağım, bu Meclis çalışacak, bu Mecliste de yasalar çıkacak. Evet, bu Mecliste yasalar çıkacak. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Evet, usul tartışması açıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – İhanet yasasına daima “hayır” diyeceğiz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Onu millet değerlendirecek. Onu millet değerlendirecek. Yasaya “hayır” dersiniz, o sizin kendi takdiriniz, ona hiç sözüm yok, ama ona millet karar verecek.

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru çalıştıracaksın!

BAŞKAN – Evet, lehte söz isteyen Recep Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Tüzük karar verir!

 

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un kapalı oturum önergesi verildiğini Genel Kurula ifade ettikten sonra Genel Kurul salonunda bulunabilecek şahıslar dışındaki herkesi çıkartması gerekirken salonu boşaltmadığı için tutumunun İç Tüzük’e aykırı olup olmadığı konusunda usul görüşmesi yapıldı.

 

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; biraz önceki, Başkanın tutumu hakkındaki görüşmelerde, Başkanlık Divanındaki CHP’ye ait üye Tanju Bey bizim Bayram Bey’i arıyor…

ALİM IŞIK (Kütahya) – O geçti, yeni usul var.

RECEP ÖZEL (Devamla) – …“Ben biraz gecikeceğim.” diyor. Ondan sonra Bayram Bey, “Biraz gecikeceğim.” dediği için o arkadaşın yerine geçiyor. Öncelikle bu itirazınız kendi arkadaşınıza bir saygısızlık. Onun yerine arkadaşımız çıktı, görev yaptı.

Bu zamana kadarki uygulamaların… Üç tane aynı partiden olmaması, tamam, teamül; iki tanesi veya size mensup Divan üyelerini çıkartmadığı zaman Meclis tıkanacak mı, görüşmeyecek miyiz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, İç Tüzük buna elveriyor, oku İç Tüzük’ü öyle çık oraya!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Biz, yani… Hiç olmayan, sırf Meclisi kilitlemek, bu yasayı çıkartmamak için elinizden gelen bütün İç Tüzük imkânlarını kullanın, ama kullandığınız her şey akla, mantığa, toplum vicdanına uygun olsun, uygun taleplerde bulunun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yasayı çıkartmamak değil, ihaneti önlemek için! Bunu iyi ezberle Recep Özel!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Recep, bilmiyorsun!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sizi hainlikten geri çevirmek için!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Şimdi, biraz önceki bu gizli görüşmeye ait önerge verildikten sonra çıkartmadınız konusu da… Bugüne kadarki uygulamalarda ne zaman böyle bir şey oldu da bunu gündeme getiriyorsunuz?

Arkadaşlar, bu Meclisi gelin, çalıştıralım. Bu yasa siz öyle yapsanız da çıkacak, böyle yapsanız da çıkacak.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Yahu, şimdiye kadar ihanet yasası gelmedi! İhanet yasasına karşı bu Recep ya, sana karşı değil, ihanete karşı, ihanete!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Ha, biz ne olur, üç saat, beş saat, bir gün fazla çalışırız, bunu da milletimiz takdir eder.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, Sayın Başkan, bu kürsüye çıkan adamların biraz konuşmayı bilmesi lazım. Şimdi, burada, Divan hepsi aynı partiden oluşur mu, oluşmaz mı, ona bir…

BAŞKAN – Aleyhte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nden kaynaklanan hakkımızı kullanıyoruz. Siz mi susturacaksınız bizi? Siz mi susturacaksınız? Sen benim hakkımı yiyemezsin, o kadar! Tıpış tıpış vereceksin! Tıpış tıpış!

BAŞKAN – Biraz daha bağır Sayın Vural! Bağır, bağır!

OKTAY VURAL (Devamla) – Senin orada bulunman benim İç Tüzük’ten kaynaklanan hakkımı yemeni temin etmez. Ona göre!

BAŞKAN – Yazık ya!

OKTAY VURAL (Devamla) – Bunun üzerinde yapacaksın. Yok efendim Meclis… Sen Meclisi çalıştırmayan komisyon başkanlarına sor. Niye oturmadılar burada, niye oturmadılar? Neredeydiler? Hamamdalar mı?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Başkana saygı göster.

BAŞKAN – Meclisin mehabetine yakışmıyor Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Yani, siz, Milliyetçi Hareket Partisinin hukuktan kaynaklanan hakkını kullanmasını engellemeyi Meclisi çalıştırmak mı zannediyorsunuz?

BAŞKAN – Hayır, hayır, kimse kimsenin hakkını engellemiyor.

OKTAY VURAL (Devamla) – Engelleyemezsin zaten! Engelleyemezsin!

BAŞKAN – Kimse engellemiyor. Böyle bir…

OKTAY VURAL (Devamla) – Engellemen mümkün değil, mümkün değil!

BAŞKAN – Bağırın, biraz daha bağırın Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Hakkımızı kullanacağız.

BAŞKAN – Bağırın, bağırın.

OKTAY VURAL (Devamla) – Dolayısıyla, biz, burada, İç Tüzük gereğince, hakkımızın yenilmesini istemiyoruz, İç Tüzük uyarınca Meclisi yönetmenizi istiyoruz. Kapalı oturum önergesi verildiği zaman, diyor ki: “Toplantı salonundan herkes çıkartılır.” Siz kapalı oturum önergesi verildiğini ilan ettiniz. Yapmanız gereken iş, önce salonu boşaltmaktı, ondan sonra kapalı oturum önergesini dinlemekti. O bakımdan, burada hakkımızı, hukukumuzu kimseye yedirmeyiz. Ona göre!

BAŞKAN – Yedirmeyin.

OKTAY VURAL (Devamla) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, lehte söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Lehte söz aldım, tutumunuzun lehine, çünkü doğruyu yaptınız. “Kapalı oturuma geçeceğiz.” dediniz, dolayısıyla, bunu unuttunuz veya geç hatırladınız, yeniden bu tartışmayı açmakla doğruyu yaptınız. Onun için, lehinize söz aldım.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Başkan çok yoruldu, bırakalım artık. Artık takip edemez oldu.

ALİM IŞIK (Devamla) – Fakat doğru yapmadığınız bir şey var: “Muhalefet ne yaparsa yapsın bu Meclis çalışacak.” dediniz. Evet, Meclis çalışsın ama bu Meclis doğru çalışacak. Bu Meclis ihanet yasasını çıkartmak için sabaha kadar diretmeye karşı duracak Sayın Başkan. Bu yasa ihanet yasasıdır, Türkiye Cumhuriyeti devletinin üniter yapısını bozacak ve Türk milletinin birlik beraberliğini dağıtacak bir yasadır. Onun için, sonuna kadar Milliyetçi Hareket Partisi buna direnç göstermeye devam edecek. Çünkü aklıselim olan herkes, şimdiye kadar AKP’nin icraatlarını öven her köşe yazarı bugün bunun yanlış olduğunu söylüyor. Sadece muhalefet değil, aklıselim olan her Türk vatandaşı buna onay vermiyor. Bugün bir AKP’li belediye başkanı feryat ediyor ve “Hakkımı helal etmiyorum.” diyorsa sizin de düşünmeniz lazım, sizin de iyi düşünmeniz lazım.

Dolayısıyla, bu durumda bu yasaya ısrar etmenizin bir anlamı yok. Geliniz, bunu geri çekiniz ve bu komisyonda yanlışlıkları yeniden elden geçiriniz ve bu Meclise doğru bir yasayı getiriniz. Bu yasa doğru bir yasa değildir, bu yasa Türkiye Cumhuriyeti devletinin temeline dinamit koyan bir yasadır. Sizler de dinamitçi olacaksınız.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen, Ali Rıza Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Meclis milletin meclisidir. Bu Meclis AKP Grubunun meclisi değildir. Bunu söyledim. Bu Meclis, Sayın Meclis Başkan Vekilinin çiftliği de değildir. Bu Meclis çalışacak, çalışacak ama Meclis İçtüzüğü’ne ve Anayasa’ya uygun olarak çalışacak. (CHP sıralarından alkışlar)

Orada oturan Meclis Başkan Vekili, Meclis Başkanının yetkilerini kullanırken, Anayasa 95’e göre, İç Tüzük’e uygun davranmak zorundadır. Bu Meclisi İç Tüzük’e uygun, Anayasa’ya uygun çalıştırmak Meclis Başkan Vekilinin görevidir. Meclis Başkan Vekili, kendisinin orada, tarafsız, Divanı yönetmekle görevli olduğunu unutuyor, hatiplerle gereksiz ağız dalaşına giriyor. Bu, son günlerde Türkiye’de moda oldu. Bazı mahkemelerde hâkimler, sanıklarla sanık avukatlarına sataşıyor, dalaşa giriyor.

Meclis Başkan Vekili işini gücünü bırakmış, yaptığı her iş baştan aşağı hukuksuz, keyfîliği esas edinmiş. Ben sizin nerenizi düzelteyim Sayın Başkan Vekili? Sizin nerenizi düzelteyim ben?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bağırma!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Siz yaptığınız her işte hukuksuz iş yapıyorsunuz, Tüzük’e uygun yaptığınız hiçbir şey yok sizin.

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Bağırmadan konuş.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Kendiniz de görüyorsunuz, kendiniz bunu göre göre devam ediyorsunuz ve değerli arkadaşlarım, bu kafayla bir şey olmaz. Şaşkın ördek şey şey gidermiş. Siz bu yasayı çıkarın ama adam gibi İç Tüzük’e, Anayasa’ya uygun davranarak çıkarın.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Tam doğru yapıyoruz, tam.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Size göre yapıyorsunuz. Tabii, siz hukuku anlamadığınız için, hukukla aranız iyi olmadığı için, hukuktan hiç hoşnut olmadığınız için, siz hukuksuzluğu kendinize rehber edindiğiniz için, siz bunu böyle sanıyorsunuz değerli arkadaşlarım.

Bakın, bu yasayı çıkarabilirsiniz ama biz de muhalefetin İç Tüzük’ten, Anayasa’dan kaynaklanan hakkını sonuna kadar kullanacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Meclis Başkan Vekiline de bu Meclisi çiftlik hâline getirtmeyeceğiz. Meclis Başkanı dosdoğru, İç Tüzük’e göre yönetir. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Milletten aldığımız yetkiyi sonuna kadar kullanacağız.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kapalı oturum önergesi önerge üzerinde verildi yani önergenin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkindir ama biz şu anda bunu görüşmüyoruz yani kapalı oturum konusu olan önergeyi konuşmuyoruz. Dolayısıyla, kapalı oturuma geçilmeden yapılan tartışmalar doğrudur Sayın Başkan. Çünkü biz kapalı oturuma geçmeden bunları görüşemeyiz, görüşmememiz gerekiyor daha doğrusu. Dolayısıyla, yapılan işlem kesinlikle doğrudur. Bu hususun da altını çizerek burada vurgulamak istiyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Canikli, “Kapalı önerge vardır, verilmiştir.” dedi. Onu demeyecek.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunca 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde verilen Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna mensup milletvekillerinin önergesinin işlemlerinin kapalı oturumda yapılması talep edilmiştir ancak önergenin işlemlerine geçmeden önce yine sizin talebiniz üzerine usul tartışması açılmıştır. Değişiklik önergesinin işlemine geçilirken şimdi kapalı oturuma geçilecektir.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde olan son önergenin kapalı oturumda görüşülmesine dair İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu!, Sayın Başkan, Meclisin çalışması sırasında sağır ve dilsiz kavaslar var, onları getireceksiniz.

BAŞKAN – Kapalı oturum istemine dair önergeyi okutuyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Başkan, bakın, kapalı oturuma geçince, sağır ve dilsiz kavaslar var, burada, Meclisten para alıyorlar; onları çağıracaksınız, onlar burada görev yapacak. Yahu, şimdi, arkadaşım, bunu bugün yapmıyoruz ki, kaç senedir yapıyoruz bunu yahu! Hayır, şimdi ara verin, onları çağırın, getirin. Ya, bunun uygulaması belli ya! Hayır, öteki kavas arkadaşların da dışarıya çıkması lazım.

Şimdi, Başkan, sana bir laf söylüyoruz; dilin yok mu, kulağın duymuyor mu? Diyorum ki: Buradaki kavas arkadaşların da burada bulunması mümkün değildir.

BAŞKAN – Dün konuştuk, tartıştık Sayın Genç o konuyu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada bulunmaları mümkün değil ki yahu!

BAŞKAN – Kapalı oturum istemine dair önergeyi okutuyorum:

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

2.-  MHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın,  338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinde MHP Grubu milletvekillerince verilen önergenin işlemlerinin kapalı oturumda yapılmasına ilişkin önergesi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerindeki MHP Grubu önerisi işlemlerinin kapalı oturumla yapılmasını grup adına arz ederiz.

                                                                               Oktay Vural

                                                                               İzmir

                                                                       MHP Grup Başkan Vekili

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Nasıl kapalı oturum bu ya?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Hâlâ çıkmayanlar var.

BAŞKAN – Kapalı oturumda Genel Kurul salonunda bulunabilecek sayın üyeler dışındaki dinleyicilerin ve görevlilerin dışarıya çıkmaları gerekmektedir. Sayın idare amirlerinden salonun boşaltılmasını temin etmelerini rica ediyorum.

                                                                               Kapanma Saati:20.54

 

 

 

XI.- KAPALI OTURUMLAR

     SEKİZİNCİ OTURUM

              (Kapalıdır)

 

 

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin kapalı oturumdan sonra yapılacak Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Katılmıyoruz Başkanım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, açık oturuma geçtin mi, açık oturuma geçtin mi?

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen Reşat Petek, Tokat Milletvekili.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özür dilerim, açık oturuma mı geçtiniz Başkan?

SADİR DURMAZ (Yozgat) - “Reşat Doğru” efendim, “Petek” değil, Reşat Doğru. Reşat Petek’te kalmış aklınız.

BAŞKAN – Kusura kalmayın, Sayın Doğru.

Reşat Doğru, Tokat Milletvekili.

Buyurun...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim, açık oturuma mı geçtin Sayın Başkan? Açık oturuma mı geçtin? Açık oturuma geçtiyseniz yanlış yaptınız, çünkü…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Yanlış yaptınız, Tanal’a sormadan!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Evet, bana sormadan…

Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal, Sayın Doğru kürsüde bekliyor yani bu hatibe…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, yanlış yaptınız. Özür dilerim, bakın, size yine okuyayım ben, izninizle: “Açık oturuma geçebilmeniz için kapalı oturuma ilişkin şartlar kalkmış olacak.” Kalktı, doğru ve buna ilişkin sizin Genel Kurulun oylamasına sunmanız lazım. Bakın, İç Tüzük…

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yapmadınız onu.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yaptı, yaptı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, siz onu yapmadan hatibe bu sözü veremezsiniz.

BAŞKAN – Sayın Doğru, buyurun.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu önergemizle 19’uncu maddenin kanun tasarısından çıkarılmasını istiyoruz ama ancak kanunun tamamının geri çekilmesini istiyoruz. 13 büyükşehir belediyesi kurulması ve 1.582 belde belediyesinin kapatılmasıyla ilgili kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinde maalesef görüşülüyor. Kanunun ismine bakınca masum bir kanun gibi kamuoyuna anlatılsa da derinlemesine incelenince tuzak bir kanun olduğu, içerisinde çeşitli konuların olmuş olduğu ve kapatılmış olduğu da görülüyor.

Sayın milletvekilleri, görüşülen bu Büyükşehir Kanun Tasarısı’yla federasyona geçişin altyapısının hazırlandığı neden görülmek istenmiyor? Herkesin tespit etmiş olduğu bu konuyu ne hikmetse Adalet ve Kalkınma Partisi yetkililerinin bir kısmı neden kabul etmiyor, neden cansiparane bir şekilde savunmaya çalışıyorsunuz? Ancak, büyükşehir belediyelerinin sınırlarının il sınırlarına çekilmesi, belediye başkanının ilin tamamına hükmetmesi fiilen bölgesel yönetime ve eyalet sistemine geçilmesini göstermiyor mu? Bunu neden kabul etmiyoruz. Bu da sonuçta bölücü ve yıkıcı unsurların yıllardır dayattığı bölge tabanlı demokratik özerklik ve otonomi çağrılarına cevap olmuyor mu? İstekler bir bir yerine gelmiyor mi sayın milletvekilleri? Bu durum ülkemiz lehine değildir. İç ve dış bölücü unsurlara yapılacak hizmet olan bir tablo, ülkemize önümüzdeki dönemlerde çok ama çok pahalıya mal olacaktır. Mutlaka bu kanun geri çekilmeli ve Meclisten onay almamalıdır. Bunun vebalini hiç kimse ama hiç kimse ömrünün sonuna kadar ödeyemeyecektir.

Sayın milletvekilleri, bu kanuna sadece Milliyetçi Hareket Partililer değil, bütün toplum kesimlerinin, bütün sivil toplum kuruluşlarının yani topyekûn Türk milletinin tamamının karşı çıkması gerekmektedir. Anlayamadığımız bir konu da bu kadar açık şekilde ve delilleri ortada olan bu yasaya neden AKP Grubu sahip çıkmaya çalışıyor? Acaba baskı mı var, tehdit mi var, şantaj mı var? İnsanın aklına çeşitli sorular geliyor.

Bu yasa farklı niyetleri ve amaçları ortaya koyan yanlış bir yasadır, sadece masum bir yasa değildir. Dağlarda binlerce insanımızı şehit eden, binlerce vatandaşımızı yaralayan, perişan eden, ülkemizin milyarlarca dolarlık kaynağını heba eden terör örgütünün sözde demokrasi ile hedeflerine ulaşma yasasıdır. Bu yasa, etnik temelde ayrıştırarak milletimizi bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş hukuku ve felsefesini yok edecek, millet egemenliğine de son verecektir.

Ülkemizi alacakaranlık bir ortama mahkûm etmeyelim, millî varlığımızı bozdurmayalım. Ülkemizin rejimine ve idaresine büyük sorunlar getirecek olan bu kanun tasarısı, uzmanlar tarafından Anayasa’mızın ihlali olarak değerlendirilmektedir yani Anayasa ihlali yapılmaktadır; Anayasa ihlali yapmayalım.

Ayrıca, Anadolu’daki birçok belediye bu kanunla kapatılmaktadır. Belediyelerin kapatılması doğru olmayacaktır. Bunları tekrar köy statüsüne indirmek, buralarda var olan göçü daha fazla hızlandıracaktır.

Tokat ili nüfus kaybediyor. Milletvekili olduğumuz bu ilde de maalesef 42 belediye kapatılacaktır, 70 belediyenin 42 belediyesi kapatılmaktadır yani büyük bir göç veren Tokat ilimiz bu kanunla beraber, tahmin ediyorum ki, kanunun çıkmasıyla beraber, belediyelerin kapatılmasıyla beraber çok büyük göç vermeye devam edecek, belki de nüfusu daha da fazla düşmüş olacaktır.

Türk milletinin kaderiyle oynamayalım. Bu kanun tasarısını ülke gündeminden çıkartıp gerçek, reel gündeme geçelim.

İnsanlar ekmek bulamıyor, çiftçi üretemiyor; işini, aşını kaybediyor, toplum psikolojik bunalıma itiliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi bu durumun vebalini acaba nasıl ödeyecektir?

Gelin, bu ne olduğu belirsiz olan, ülkemizi maceraya götürecek olan bu kanunu geri çekelim, milletin menfaatlerine uygun bir kanun olarak tekrar getirelim diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 19. Maddesi ile 5393 sayılı Kanunun 75. Maddesine eklenen fıkranın madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                            Birgül Ayman Güler (İzmir) ve arkadaşları

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Candan Yüceer, Tekirdağ Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Değerli milletvekilleri, Büyükşehir Yasası’nı ilk duyduğumuzda Tekirdağ büyükşehir oluyor diye heyecanlandık. Hemşehrilerimiz ve şehrimiz için gerçekten sevindik ancak tasarının içeriği hakkında bilgi sahibi oldukça ve bugün önümüzdeki hâliyle -tabiri caizse- sevincimiz kursağımızda kaldı. Herkes endişeli; Tekirdağ’da, şehrimizde “Büyükşehir oluyoruz.” diye bir heyecan, sevinç ortamı yok. Oysaki büyükşehir olma sürecinde desteğimiz ve isteğimiz tamdı. Ancak tasarıyı incelediğimizde görüyoruz ki, tasarı birçok maddesiyle güçlendirmeyi, demokrasiyi, katılımı, etkinliği, büyümeyi değil; maalesef, kaldırmayı, zayıflatmayı amaçlamış ve maalesef, yine siyasi hedefler ön plana çıkmış.

Tasarı âdeta “devlet sırrı” şeklinde, hızlı bir şekilde, gizli saklı bir şekilde Komisyona geldi; Komisyonda da hızlı bir şekilde görüşülüp on iki saati geçen çalışma performansıyla görüşülmesi, konuşulması istenmedi. Biz anlıyoruz sizi, emir yine büyük yerden, sizin için kanun emrinde. Hatta, Hükûmet tasarıyı hazırlamak için masaya oturduğunda belki niyet, gerçekten yerel yönetimleri güçlendirmekti. Ancak bir fıkra var: “Akrep yürümüş, yürümüş, bir gölün kenarına gelmiş; bakmış geçemeyecek, kurbağaya seslenmiş, demiş, ‘Kurbağa, beni karşıya geçirir misin?’ Kurbağa demiş, ‘Hayır, ben seni alırsam sen beni sokarsın.’ ‘Ya, olur mu öyle şey, o zaman ben de boğulurum.’ demiş. Ama ikna olunca almış sırtına, tam yolu yarılamışken birden bir acı hissetmiş, dönmüş ‘Sen ne yaptın?’ derken, akrep, ‘Ne yapayım? Huy.’ demiş.” İşte, bu tasarıda da alışkanlık hâline, huy hâline getirilen “Ben yaptım, oldu.” anlayışı ve siyasi hedeflerin ön plana çıkarılması, on üç ille beraber, Tekirdağ’ın büyükşehir olma sürecinde de devam etti. Tekirdağ’da, bu süreçte biz istedik ki: Şehrimizi, hemşehrilerimizi ilgilendiren bu kadar önemli, hayati bir tasarıda, oturalım, hep beraber -bugün konuştuğumuz gibi en azından ya da komisyonlarda konuştuğumuz gibi- il genel meclis üyelerimizle, muhtarlarımızla, sivil toplum kuruluşlarıyla, belediye başkanlarımızla, mülki amirlerimizle tartışalım, eğrisiyle doğrusuyla tartışalım, fayda-zarar analizi yapalım istedik. Ama maalesef, bizim -bırakın bunu- tasarıya ulaşma çabamız bile sonuçsuz kaldı. Oysaki büyükşehir olacak iller için hazırlanan taslak kamuoyuyla paylaşılmalı, eğrisiyle doğrusuyla, avantajları, dezavantajlarıyla tartışılıp o illerin ihtiyaçlarına yönelik en uygun büyükşehir kanunu hazırlanmalıydı.

Tekirdağlılar, bizler, üzerimize ne dar gelen ne bol gelen bir büyükşehir istedik ve bunu yaparken de şu an Tekirdağlılar “Ne bu tasarıdan biz haberdar edildik ne fikrimiz soruldu ne de görüşlerimiz alındı. Oysaki bizim beldemizde, köyümüzde, ilimizde, bizi, yaşamımızı, geleceğimizi ilgilendiren bu sürecin dışında tutulduk, dışlandık.” diyorlar.

Demokrasinin öncelikli koşulları halkın iradesine saygı duymak, katılımcılığı sağlamak ve çoğulculuktur. Halkın katılımının en iyi örneklerinden biri belediyeler. Yerel yönetimler halka en yakın, en katılımcı, en demokratik kamu kurumları. Siz ne yapıyorsunuz? 1.591 belde belediyesini kaldırıyorsunuz, haklı bir gerekçe göstermeden, bir açıklama yapmadan, halka sormadan. Oysaki demokrasiyi sindirmiş ülkelerde yerel yönetimleri güçlendirmek için çaba harcarlar. Bizdeki ileri demokratlar ise maalesef “Kimseye sormam, danışmam, hesap vermem, ben bildiğimi yaparım.” diyorlar. Bu ileri demokrasi ürünü ileri bir tasarı ama içinde ne demokrasi var ne katılım var.

Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, AKP’nin yapmadığını yaptık, halkın iradesine başvurduk. Biz sorduk belde belediyelerine: “Belde belediyenizin kapatılmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz mu?” diye. Tekirdağ’da, benim bölgemde 49.074 seçmenden 22.810’u oy kullanmış ve bunların 22.097’si “Hayır, beldem kapatılmasın.” demiş. Hükûmet, bu iradeye karşı çıkarak hangi gerekçeyle bu belde belediyelerini kapatıyor? Belde belediyesinin kapatılması o beldenin iradesine başvurmadan ne kadar demokratik?

Değerli milletvekilleri, orman köyleri de dâhil 16.080 köyün tüzel kişiliğini, 29 ilde il genel özel idarelerinin, il genel meclislerinin tüzel kişiliğini, köylerin tüzel kişiliğini kaldırıyorsunuz. Temsilin olmadığı yerde, katılımın olmadığı yerde demokrasi olabilir mi? Biz yerel yönetimi güçlendiriyoruz diyebilir misiniz bu tasarıyla?

Bakın, Tekirdağ’da 140 orman köyüyle beraber 257 köyümüz var. Çiftçilerimiz üretmeye çalışıyor. Bir sürü zorluğa rağmen üretmeye, bu vatana, bu millete…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CANDAN YÜCEER (Devamla) - …katkı sunmaya çalışıyor ama maalesef, yüksek girdilerle, yüksek maliyetle, kötü tarım politikalarıyla bitiremediğiniz köylüyü sanırım bu tasarıyla bitireceksiniz. Eğer bu sorunlar olmazsa maalesef, bunlar çözülmezse aksi takdirde sadece adımızın ve sorunların büyüdüğü, sadece sorun şehirlerimiz olur diyorum; demokrasiden, halkın iradesine başvurmaktan korkmayın diyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, toplantı yeter sayısı…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım.

Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Güler, Sayın Havutça, Sayın Serindağ, Sayın Öztürk, Sayın Yılmaz, Sayın Candan Yüceer, Sayın Özgündüz, Sayın Acar, Sayın Akar, Sayın Öner, Sayın Köktürk, Sayın Dinçer, Sayın Genç, Sayın Tanal, Sayın Ören, Sayın Özel, Sayın Ediboğlu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Öğüt, Sayın Kaptan.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 19. maddesiyle değiştirilen (c) bendine “5362 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odalarıyla ortak hizmet projeleri gerçekleştirilebilir.” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yurt içi ve yurt dışındaki kuruluşlarına ortak proje sunabilir.” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu hazırlanan yasa içerisinde ibadethanelere ayrıcalık tanınmasıyla ilgili hükümler var. Tabii bu çerçevede en fazla tartışılan konulardan birisi de cemevlerinin ibadethane olup olmadığı.

Bu konuda ciddi tartışmalar yaşandı, ancak, ne yazık ki gayriciddi cevaplar verildi. Bir milletvekilinin, Sayın Bakana ve Sayın Komisyon Başkanına “Cemevleri ibadethane midir?” diye sorusuna, yetkililer “Diyanet İşleri Başkanlığına göre değildir.” cevabını verdiler.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, her tarafı eğri bir yaklaşım. Neresini düzeltmek lazım? Gerçekten uzun bir konuşma yapmak gerekiyor ama ben mümkün olduğu kadar kısa bir şekilde fikirlerimi özetleyeyim.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti tarif edilirken demokratik ve laik bir hukuk devleti olarak tanımlanıyor. Birincisi: Demokratik ve laik hukuk sistemi eğer esas alınıyor ise nerenin ibadethane olup nerenin ibadethane olmadığına karar verecek, o fikre, görüşe, dine, mezhebe, inanca gönül bağlayan insanların kendi özgür iradeleri ile verecekleri cevaptır. Eğer Türkiye’deki Alevi vatandaşlarımız da “Cemevi bizim için ibadethanedir.” diyorlarsa laik, demokratik, hukuk devletine düşen, o vatandaşlarının beyanını kabul etmek ve orayı ibadethane olarak kabul etmektir. Tıpkı bir Ezidi vatandaş da aynı şekilde kendi inancına göre bir yeri ibadethane kabul ediyorsa yine devlete düşen kabuldür. Eğer bu ülkede Budist olsa veya başka bir inanca, Brahmanizme, Konfüçyanizme inanan da olsa onlar için ibadethane kabul edilen yer devlet için de ibadethanedir.

İkinci bir mesele: Yine eğer İslam hukuku açısından bakıyorsanız meseleye, o zaman çok daha vahim bir mesele söz konusudur. İslam hukukuna göre bütün dört ehlisünnet ve cemaat imamının fetvalarına ve İmam Caferi Sadık’ın fetvasına göre de dinin devletin emrinde olması haramdır. Sayın Diyanet İşleri Başkanına sormak lazım: Cemevleri ibadethanedir değil “Cemevleri ibadethane değildir.” diyorsunuz. Peki, İslam akidesine göre, fıkhına göre ve hukukuna göre dinin devletin emrinde olması helal mıdır, haram mıdır? Laiklik inancına göre bu doğru mudur, değil midir; her iki inanca göre de?

Değerli arkadaşlar,  yanlış bir zemin üzerinde tartışma yürütüyoruz. Keşke bu dönemde şunu yapabilseydik, yeni Anayasa’nın da yazılma sürecinde olduğumuz dönemde: Dinî ve mezhebî bütün inançları özgürleştirebilseydik, devletin kontrolünden ve tahakkümünden çıkarabilseydik, sivil topluma bırakabilseydik. Bu, İslam hukuku açısından da böyle, laiklik açısından da böyle. Ancak Türkiye’de şu an öyle garip bir durum söz konusu ki ne İslam hukuku uygulanabiliyor ne de laiklik anlayışı tam olarak uygulanabiliyor. Devlet, dini tamamen kontrolü altına almış durumda, dinin de kendi çıkarlarına uygun Sünni ve Hanefi kesimini; Malikiliği, Hanbeliği, Şafiiliği dıştalayarak ve kenarda bırakarak, aynı şekilde Alevilik ve Şiiliği de devre dışı bırakarak; çünkü Türkiye’de, özellikle Iğdır, Kars bölgesinde Caferi inancına sahip Şii kardeşlerimiz de var Alevilerin haricinde.

Dolayısıyla bugün devlete düşen, bütün bu düzenlemeleri yapmak, bu özgürlükleri sağlamak ve Türkiye’deki Alevi vatandaşlarımızın kendi beyanlarını esas alarak nereyi ibadethane kabul ediyorlarsa onu da kabul ederek bir düzenleme yapmak olmalıdır.

Dediğim gibi, uzun uzadıya konuşulacak bir mevzudur. Keşke vaktimiz olsaydı da uzun uzadıya konuşabilseydik. İnşallah, bu imkân bir gün doğar.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Arayacağım.

Sayın Öztürk, Sayın Serindağ, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Acar, Sayın Özgündüz, Sayın Akar, Sayın Öner, Sayın Dudu, Sayın Özel, Sayın Köktürk,  Sayın Yılmaz, Sayın Dinçer, Sayın Genç, Sayın Tanal, Sayın Özdemir, Sayın Ediboğlu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Eyidoğan, Sayın Öğüt.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 19 uncu maddesi ile değiştirilen 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir."

                                                                                                 Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN –Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Belediyelerin kamu yararına çalışan dernek ve vakıflar dışındaki dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması amaçlanmaktadır.

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Öztürk, Sayın Serindağ, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Acar, Sayın Akar, Sayın Öner, Sayın Köktürk, Sayın Yılmaz, Sayın Dinçer, Sayın Tanal, Sayın Özdemir, Sayın Özel, Sayın Dudu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Topal, Sayın Öğüt, Sayın Altay, Sayın Dibek, Sayın Bayraktutan.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. 

Sayın milletvekilleri, tasarının 19’uncu maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır, önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

19’uncu maddenin oylamasının açık oylamayla yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN – Alim Işık? Burada.

Cemalettin Şimşek? Burada.

Sadir Durmaz? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Enver Erdem? Burada.

Necati Özensoy? Burada.

Zühal Topcu? Burada.

Lütfü Türkkan? Burada.

Celal Adan? Burada.

Emin Çınar? Burada.

Ruhsar Demirel? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

D. Ali Torlak? Burada.

Mustafa Erdem? Burada.

Reşat Doğru? Burada.

Emin Haluk Ayhan? Burada.

Mehmet Günal? Burada.

Hasan Hüseyin Türkoğlu? Burada.

Mehmet Şandır? Burada.

Ali Öz? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 

Bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 19’uncu maddenin açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı   :    223

Kabul                        :    221

Ret                           :        2 (x)

 

    Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

 Muhammet Rıza Yalçınkaya                     Mine Lök Beyaz

      Bartın                                          Diyarbakır”

Böylece 19’uncu madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                              Kapanma Saati: 21.38

 

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

20’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu"nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 20. maddesinde geçen “meclisin ilk toplantısında” ibaresinin “en geç bir ay içinde yapılacak meclisin ilk toplantısında” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                   Enver Erdem                                    Mehmet Erdoğan                                      Alim Işık

                       Elâzığ                                                Muğla                                               Kütahya

              S. Nevzat Korkmaz                                  Zühal Topcu                                      Sadir Durmaz

                       Isparta                                               Ankara                                               Yozgat

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 20. Maddesi'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Değişiklik önergesi

Madde 20 - "22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına "Valiliğin önerdiği hususlar" ibaresinden sonra gelmek üzere "meclisin ilk toplantısında" ibaresi eklenmiştir ve bu ibareden sonra gelen cümle "Gündem, yörenin kültürüne ve yapısına uygun olarak çeşitli yollarla da halka duyurulur" şeklinde değiştirilmiştir."

                  Hasip Kaplan                                        Erol Dora                                         İdris Baluken

                       Şırnak                                               Mardin                                               Bingöl

                     Altan Tan                                          Nazmi Gür

                    Diyarbakır                                              Van

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 20. Maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Ali Serindağ                                 Birgül Ayman Güler                                Muharrem Işık

                     Gaziantep                                              İzmir                                               Erzincan

                Ali Haydar Öner                                  Candan Yüceer                                      Celal Dinçer

                       Isparta                                              Tekirdağ                                             İstanbul

             Kadir Gökmen Öğüt                                Namık Havutça                               Mehmet S. Kesimoğlu

                      İstanbul                                             Balıkesir                                            Kırklareli

                                                                        Gökhan Günaydın

                                                                               Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, seçim bölgem Mersin’in Erdemli ilçesinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle tüm Erdemli halkına geçmiş olsun diyorum. Erdemli’de sel felaketinden gerçekten perişan olan vatandaşlarımızın yaralarını İktidarın, Hükûmetin bir an önce sarmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla Türkiye’de 16.082 köy, mahalle hâline getiriliyor, 1.592 belde belediyesi de mahalle oluyor. Bunlar aslında Türkiye’deki belediyelerin yarısı, köylerin de yarısı. Benim seçim bölgem Mersin’de de 41 belde, mahalle hâline getiriliyor. Bunların 8 tanesi Silifke’de, benim kendi kazamda.

Şimdi, ben kendimi bildim bileli bizim Taşucu kasabası bir belde, belediyeyle yönetiliyor ve Kıbrıs’a çıkış kapısı. Şimdi, bu yasayla bu beldeliği elinden alınıyor, mahalle yapılıyor fakat bu beldeliği elinden alınırken oradaki halkın iradesi hiç sorulmuyor, ikide bir referandumu ağzından düşürmeyen Sayın Başbakan, geçen gün yaptığı açıklamada “İdam cezasının geri gelmesi için halk böyle istiyor, anket.” dedi ama ben merak ediyorum, bu belde belediyelerinin kapatılmasıyla ilgili niye bir anket yapmamış, niye bir referandum yapmamış?

Örneğin, Taşucu’nda 6.147 seçmen var, bunun 3.041’i oy kullanmış ve bunların da 3.031’i “Beldeme dokunmayın, belediyeme dokunmayın.” diyor arkadaşlar. Yine bizim bir başka, Tarsus’un büyük ilçelerinden Yenice’de de keza öyle, 5.662 seçmenin 4.080 tanesi oy kullanmış ve yüzde 74 oranında, 4.086 tanesi “Beldeme dokunmayın.” demiş. İşte, Erdemli’nin beldeleri öyle, Mersin’in beldeleri öyle.

Değerli arkadaşlarım, bu bir kere, gerçekten halkın iradesine bu iktidarın ne kadar saygı duyduğunun somut göstergesi ve millî iradeden, halk iradesinden ne anladığını biz görüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle bir konuya daha değinmek istiyorum. Burada Sayın İçişleri Bakanımız dünkü konuşmalarında, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Adnan Keskin’e polisin yaptığı saldırının gerekçesini açıklarken, Sayın Keskin’in polislere yapacağı muhtemel bir saldırıyı önlemek için polisin böyle davrandığını söyledi.

Değerli arkadaşlarım, İçişleri Bakanlığı, milletin huzur ve güvenliğinden sorumlu bir bakanlıktır, kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevlidir. Polisler de her şeyden önce saldırmaktan sorumlu değillerdir, saldırıyı önlemekle sorumludurlar ama basında yer alan haberler, fotoğraflar bu olayların çok doğru olmadığını gösteriyor.

Bakın, Adnan Keskin, Bihlun Tamaylıgil, Umut Akdoğan ve Gül Çiftçi, bunlar bizim partinin yöneticileri, oraya gittiklerinde polisler öncelikle bunlara “Şöyle çekilin.” diyor. Hani bizim köylerde vardır ya, ağıla böyle adamlar koyarlar veya balığı ağılın içine hapsederler, “Şöyle çekilin.” diyorlar, başlıyorlar biber gazı sıkmaya. Ondan sonra, onlar bir soluk alalım derlerken bu sefer vatandaşa biber gazı geliyor ve Adnan Keskin “Ne oluyor?” dediğinde, rütbeli bir polis müdürü veya polis görevlisi, Adnan Keskin’in yakasına sarılıyor. Sayın İçişleri Bakanımız bunu açıklarken burada -çok anlamlıdır arkadaşlar, bunu gerçekten şiddetle reddediyorum ve kınıyorum- “Bir polis memurunu yaralayan Adnan Keskin’in şoförünü niye burada ayıplamıyorsunuz, niye onu kınamıyorsunuz?” diyor.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Niye kınamıyorsunuz?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – İzin verir misin.

Şimdi arkadaşlar, bu, yargıya intikal eden bir konudur, soruşturma yapılmaktadır. Soruşturmada daha bu kişinin gerçekten polise zarar verip vermediği belli olmadan Sayın İçişleri Bakanı, o kişinin o polise saldırıda bulunduğunu nereden bilmiş, nasıl ispatlamış? Bugüne kadar asker devletten şikâyet edenler şimdi polis devletini getirmektedirler ve polisler o günden bu yana Adnan Keskin’in şoförü Yurdal’ın evinin etrafında dönmektedirler. Önce gidiyorlar “17 Nolu evde fuhuş yapılıyor.” diyorlar ve orada o kişiyi itibarsız hâle getiriyorlar ve dün mahkeme oluyor. Mahkemede -hani eskiden generaller olurdu ya böyle omzu kalabalık, askerlerle ilgili bir dava olduğunda hep beraber giderlerdi- üst düzey elliye yakın polis müdürü, işini gücünü bırakmış…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – …adliye sarayına baskı uygulamak üzere gitmişler ve şimdi savcının serbest bırakmasından sonra yine o polis müdürleri o kişiyi takip etmektedirler, evinden almaktadırlar ve Sayın Muharrem İnce gittiğinde, polis müdürü oradan kaçıyor. Eğer o kişiyle ilgili arama kararı, yasal bir arama kararı var ise, o polis müdürü oradan niye kaçıyor değerli arkadaşlar? Yoksa lütfen… Yargı kararını vermiştir Sayın Bakan. Bundan sizin haberiniz var mı, yok mu bilemem ama polis arkadaşlarınız duygusallık içerisinde gidip takip etmesinler yasa dışı bir şekilde.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Gereğini yerine getirsinler, öncelikle o saldırının hesabını versinler, onu bir sorun bakalım.

Ayrıca da dediğim gibi yargı kararı olmadan, soruşturma bitmeden sizin de bu soruşturmaya müdahale eder şekilde “Budur.” diye açıklama yapmanızın doğru olmadığını düşünüyorum, hukuk devletine saygı açısından yanlıştır.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Anladık, anladık.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sende anlayacak kafa? Nerede ya? Sende anlayacak kafa nerede?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Soldan say.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sende nerede o kafa. Anlasan laf atmazsın. Bir kere saygı olsa sende laf atmazsın! Sende saygı olsa çıkar, yürek varsa oraya çıkar konuşursun. Sende birazcık yürek varsa orada konuşursun!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım.

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Öztürk, Sayın Kesimoğlu, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Acar, Sayın Özkan, Sayın Akar, Sayın Genç, Sayın Dinçer, Sayın Yılmaz, Sayın Köktürk, Sayın Özel, Sayın Ören, Sayın Danışoğlu, Sayın Özdemir, Sayın Kaptan, Sayın Tanal, Sayın Bulut, Sayın Dibek, Sayın Kaleli.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 20. Maddesi'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Değişiklik önergesi

Madde 20 - "22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına "Valiliğin önerdiği hususlar" ibaresinden sonra gelmek üzere "meclisin ilk toplantısında" ibaresi eklenmiştir ve bu ibareden sonra gelen cümle "Gündem, yörenin kültürüne ve yapısına uygun olarak çeşitli yollarla da halka duyurulur" şeklinde değiştirilmiştir."

Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Söz isteyen Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiği vakit, Hükûmetin en büyük savunması şu olmuştu: “Merkezdeki yetkileri yönetim zorluğundan dolayı taşraya devretme mecburiyeti doğmuştur, dolayısıyla, Türkiye’de yüz yıldan fazla bir süredir tartışılan ademimerkeziyet fikrinin yer bulması için, ülkenin daha iyi yönetilebilmesi için, böyle bir düzenleme yapılmıştır.” Eğer, hakikaten böyle bir düzenleme yapılmış olsa idi, tabii ki, canıgönülden destekleyecektik. Ancak, şu an görüyoruz ki, daha önceki konuşmamda da altını çizdiğim ve detaylı bir şekilde anlattığım şekliyle, yatırımları izleme koordinasyon başkanlığı gibi ne olduğu, yetkilerinin, sorumluluklarının ve müdahale alanının ne kadar olduğu henüz tam olarak anlaşılmayan ucube yeni ihdaslar ile, bırakınız merkezin yetkilerinin taşraya devri, merkezin yetkilerinin ve müdahalelerinin daha da güçlendirildiği bir tasarı ile karşı karşıyayız.

Yine, bu tasarı içerisinde, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na göre verilen (A) Grubu maden ruhsatı ile 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’na göre verilen jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ruhsatına ilişkin yetki ve görevler ile 3213 sayılı Kanun’a göre, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için iş yeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin yetki ve görevler “İl özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülür.” düzenlemesi yapılıyor.

Değerli arkadaşlar, çok açık ve net şekilde görüldüğü gibi, bir ilde gelir getirebilecek, ranta dönüşebilecek, işte, burada da açıkça yazılıp, ifade edildiği gibi, jeotermal kaynaklardan tutun bilumum madenlere kadar, bunların ruhsatlarının, işletme şekillerinin ve yine, bunlarla ilgili izinlerin, müsaadelerin tamamı il valiliğine veriliyor. Hâlbuki daha önce, yine, bu yetkilerin önemli bir kısmı il özel idarelerindeydi; hiç olmazsa, en azından, yine, valiyle beraber hareket eden seçilmiş kişiler vardı ancak bu düzenlemeyle o ilden seçilenlerin tamamı devre dışı bırakılıyor. İl özel idaresi devre dışı bırakıldığı için, seçilmiş insanlar tamamen ortadan kalkıyor, onların yerine oluşan büyükşehir belediye meclisine de hiçbir yetki tanınmıyor.

Ben sayın bakanlara soruyorum, şu an burada bulunan bütün bakanlara ve Sayın Komisyon Başkanımıza, lütfen, bunun mantığını izah eder misiniz? Yani, bir şehirde, bir ilçede seçilmiş insanlar… Örnek olarak Diyarbakır’ı verelim; mermer madenleri var, kömür madenleri var. Bununla ilgili, neden seçilmişlere hiçbir yetki vermiyorsunuz? Neden hiçbir şekilde bunları devreye sokmuyorsunuz? Neden hiçbir şekilde bunların fikrini almıyorsunuz? Lütfen, bunun mantıklı bir cevabı varsa, çıkın, burada izah edin. Ve yine aynı şekilde, mesela Diyarbakır’da Çermik ilçesi var; kaplıca yatakları var, jeotermal, geniş imkânlar mümkün. Ki bugün artık jeotermal kaynaklar sadece -eskiden olduğu gibi- bir kaplıca değil, seralardan tutun, bilumum üretime kadar bu jeotermal kaynaklar kullanılıyor. Yine, bunlarla ilgili hiçbir yetkiyi seçilmişlere vermiyorsunuz. Yani, eğer bunda sadece bir rant anlayışı yoksa, Allah aşkına, başka ne var? Dolayısıyla bu yeni yasadaki çarpıkları böyle her fırsat bulduğumuzda çıkıp anlatıyoruz.

Yine aynı şekilde, yerel yönetimlere hiçbir şekilde yerel vergiler koyma veya teşvikler oluşturma imkânı da verilmiyor. Bu da bu yasanın en büyük eksikliklerinden birisidir.

Eksiklikleri anlatmaya devam edeceğiz.

Saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)- Yoklama istiyoruz.

 

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Öztürk, Sayın Kesimoğlu, Sayın Havutça, Sayın Güler, Sayın Acar, Sayın Özkan, Sayın Öğüt, Sayın Akar, Sayın Öner, Sayın Yalçınkaya, Sayın Cengiz, Sayın Genç, Sayın Özel, Sayın Ören, Sayın Ediboğlu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Dudu, Sayın Kaleli, Sayın Danışoğlu, Sayın Tayan.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Koş Ramazan, koş! Koş, koş, koş!

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu”nu ihtiva eden 338 sıra sayılı tasarının 20. maddesinde geçen “meclisin ilk toplantısında” ibaresinin “en geç bir ay içinde yapılacak meclisin ilk toplantısında olarak” değiştirilmesine arz ederiz.

                                                            Enver Erdem (Elâzığ) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Lütfü Türkkan, Kocaeli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli üyeler; öncelikle bu Ramazan Can arkadaşımızın durumuna çok üzülüyoruz, onu belirtmek istiyorum.

MUSTAFA BALOĞLU (Konya) – Sen kendi durumuna üzül.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Yani kulise milletvekilleri toplandıkça biz oradan bağırıyoruz: “Koş Ramazan, koş, kulise koş.” Hani vardı ya ilkokulda hece pusulaları gibi. Yani buradaki bu ciddiyeti muhafaza edin, oturun veyahut da gidip maç seyredin, evinizde yatın. Ama ben sizin yerinizde olsam burada oturur, bu yasanın karşısına dikilirim. Aslan gibi dikilirim. Biraz namus, biraz haysiyet, biraz onur, biraz şeref varsa…

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen… Sayın Türkkan…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – …bu yasanın karşısına dikilirsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

HALUK İPEK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sözünü geri al!

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sözünü geri al!

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Ne biçim konuşuyorsun? Sözünü geri al!

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Aynen iade ediyorum!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bu ihanet Sayın İçişleri Bakanına yakışmıyor.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bu ihanet Sayın Komisyon Başkanına yakışmıyor.

Biz her ikisini de çok millî biliriz, bu memleketin bütünlüğüne inandığını biliriz.

BAŞKAN – Sayın Türkkan…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ama onurla, haysiyetle, şerefle mücadele etmek onursuzlukla mücadele etmekten daha zordur.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, yakışıyor mu bu sözler!

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Yaşından başından utan!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Sinirlenmeyin…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Şerefsiz herif!

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen, temiz bir dille konuşun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Sinirlenmeyin… Memleketin akıbetini düşünün.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Hayvan herif!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Haysiyetsiz de sensin, şerefsiz de sensin!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Hele sen hiç sinirlenme. Yeri belli olmayan hanım, yerini bul, ondan sonra sinirlen! (AK PARTİ milletvekillerinin hatip kürsüsü önünde toplanmaları)

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen, temiz bir dille konuşun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bu işleri bırakın…. Bu işleri bırakın… Sahte kabadayılığı bırakın, efendi olun.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen, temiz bir dille konuşun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Efendi olun, efendi! Bu işleri bırakın. Sahte kabadayılığa gerek yok. Yürü… Gerek yok…

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                     Kapanma Saati: 22.10

 

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Türkkan...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Buyurun.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, özür dilemeniz için davet ediyorum.

Buyurun Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bana yerimden söz verir misiniz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Hayır, buradan, kürsüden!

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, yani bundan sonraki olayların selameti açısından, arkadaşımız…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bir dakika… Açın, kürsüye geliyorum. 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sen bizi dinlemeden gidersen nasıl olacak Lütfü?

BAŞKAN – Buyurun.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, hiç kimsenin şahsıyla alakalı ve hakaret amacı olan bir söylemi olmadığına ilişkin açıklaması

 

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli üyeler; bir kere, öncelikle hiç kimsenin şahsıyla alakalı, hakaret amacı isnat eden bir söylemim olmadı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) İki şık var: Bakın, ya beni dinleyeceksiniz veyahut da yüreğiniz yetiyorsa gelip konuşacaksınız. Bu kadar net. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Ne konuşuyorsun!

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Tüh senin suratına! Tüh senin suratına!

ENVER ERDEM (Elâzığ) - Bunun için mi çağırdınız?

FATİH ŞAHİN (Ankara) - Delikanlıysan, erkeksen, adamsan gel dışarıda söyle!

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Babanı göndereceksin, sen değil. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Daha ne dedi de, ne dedi de bağırıyorsunuz? Daha ne dedi ki ya, bir dinleyin. Daha bir şey demedi.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Yaşından başından utan!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Babanı göndereceksin!

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Yakışmıyor size, yakışmıyor!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Daha ne dedi? Bir şey demedi ki! Söylediğini bir dinleyin ya! Dinlemiyorsunuz ki!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Türkkan’ı özür dilemek için davet ettik.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tamam Lütfü Bey…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Sayın Başkan, ya susturacaksınız veya yerime oturacağım. İki tane şık var. Böyle bir şey olur mu!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Oturursan otur be!

BAŞKAN – Sayın Türkkan, lütfen oturun, yerinizden…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ben bir daha ifade ediyorum: Kimsenin şahsıyla alakalı olarak hakaret içeren sözlerin hedefi kastetmiş değilim.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Otur!

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bitirsin de ondan sonra konuşun ya!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Benim söylemek istediğim şu, aynen tekrarlıyorum: Bu yasa Milliyetçi Hareket Partisinin onuru, şerefi, haysiyeti kadar önem verdiği bir yasadır. Anayasa’nın 81’inci maddesinde… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sözü bitsin, lütfen…

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Söyledin…Kıvırma!

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Kıvırma!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Anayasa’nın 81’inci maddesinde…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sözü bitsin. Lütfen…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bak, ben size bir şey söyleyeyim mi? Ben idamla yargılandığım yasada kıvırmadan dik durmuş adamım. Burada değil, idamla yargılandığım celsede dik durmuş bir adamım. Bu ne ya? Bu ne?

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Yakışıyor, yakışıyor sana, kıvır!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ne kıvırması? Neden bahsediyorsunuz siz?

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Çevir, çevir! (MHP sıralarından “El hareketi yapma.” sesleri)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Adam daha bir şey demedi ki! Kavga mı etmek istiyorsunuz?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – El hareketi niye yapıyorsun?

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 22.42

 

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

 

XII.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’a, sarf ettiği kaba ve yaralayıcı sözlerden dolayı İç Tüzük’ün 160 ve 163’üncü maddeleri uyarınca kınama cezası verilmesi

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan’ın sözleri kınama cezasını gerektiren bir fiildir. Bu nedenle, Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan’a İç Tüzük’ün 160 ve 163’üncü maddeleri uyarınca kınama cezası verilmesini teklif ediyorum. Ancak, istenirse on dakika, kendisinin veya bir arkadaşının savunma yapabilme hakkı var.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. [MHP sıralarından alkışlar(!)]

Önerge üzerindeki…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yerinize oturun, yerinizden vereyim…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sataşmadan söz istiyorum Sayın Başkan. Bir de sataşma var, bir de hakaret var. Kapattığınız zaman, ona cevap vermemiz gerekir.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR  ÖZEL (Manisa) – Mehmet Metiner kürsüye saldırdı, kınamaya oy vermediniz.

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, eğer birisi size hakaret ederse o kişinin, o insanın, hakaret edenin kişiliğine bakmak gerekiyor. Eğer…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Ne demek bu?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi söyleyeceğim.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bu da kınama gerektiriyor Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bak, ben hiç kimseye hakaret etmeyeceğim.

Sadece, kanaatimi, düşüncemi paylaşacağım.

Eğer size hakaret edildiğini düşünüyorsanız, hakaret edenin kişiliğine bakacaksınız. Eğer hakaret edenin kişilik, şahsiyet konusunda, şeref konusunda yeterli olmadığını düşünüyorsanız ciddiye almayın hakareti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, bu ne biçim konuşma?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bu ne biçim iş Başkan?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hakareti önemsemeyin ve AK PARTİ Grubu olarak da, Grubumuza yapılan hakareti AK PARTİ’ye verilen oyların sayısı kadar iade ediyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Misliyle biz de sana iade ediyoruz.

ENVER ERDEM (Elazığ)- Yazıklar olsun! Grup Başkan Vekisin…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hiç olacak şey mi şimdi bu?

BAŞKAN – Evet, Sayın Şandır, buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şimdi, Sayın Başkan, Nurettin Bey söyleyeceğini söyledi. Ben de Grubum adına diyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Buradan söylüyorum, Grubum adına söylüyorum. Bu olaylarda, Grubum mensubu milletvekillerine karşı gruptan söylenen tüm sözleri de arkadaşlarına misliyle iade ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gruba değil, şahsa söyledi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kimseye hakaret etmedim, sadece yapılan hakareti iade ettim. Hiç kimseye hakaret etmedim, başka bir şey yapmadım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET GÜNAL (Antalya) –  Yakışıyor mu bunlar sana! Aynısını sen söyledin şimdi!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tenezzül bile etmem oraya çıkıp konuşmaya.

(AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Evet, Sayın milletvekilleri…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değerli arkadaşlar, bir yanlışı yanlışla cevaplandırmanın anlamı yok.

BAŞKAN – Sayın Şandır… Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yanlışsa yanlıştır, onu kınarım ama kalkıp benim grubuma hakaret etmeye de kimsenin hakkı yok. Böyle bir şey yok!

BAŞKAN – Sayın Şandır… Sayın Şandır…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Kendi grubunuza sahip çıkın!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kimseye hakaret etmedim.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Nurettin Canikli’ye de kınama cezası verin, yok böyle bir şey!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Böyle şey olur mu? Siz de bir sürü hakaret ettiniz, biz de size iade ediyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben kimseye hakaret etmedim.

BAŞKAN – Sayın Canikli… Sayın Canikli…

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bir şey demiyoruz, kim ne söylediyse aynısını söylüyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ben kulaklarımla duydum arkadaşlarınızın söylediği sözleri.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Videodan seyret, videodan seyret, akşam git de seyret bir!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, arkadaşlarının söylediği sözleri ben kulaklarımla duydum.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Tutanakları istiyoruz Sayın Başkan, tutanakları istiyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hakaret etmedim…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sen de onu kına o zaman, onu kına.

BAŞKAN – Sayın Şandır…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben kimseye hakaret etmedim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Duymaktan utandık, utandık.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Arkadaşların bizatihi çok galiz küfürler ettiler.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hiçbirini tasvip etmiyoruz, hiçbirini tasvip etmiyoruz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bana “namussuz” diyen herkese en ağır lafları söylerim ben! (AK PARTİ sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sana kimse “namussuz” demiyor. Hanımefendi, senin namusun…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sana kimse bir şey demiyor.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Haddinizi bileceksiniz!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hiç kimsenin şerefiyle kimse oynayamaz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 22.59

 

ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 23.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin On Üçüncü Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, Sayın Vural, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, biraz önce bir işlem yaptınız. Tutanaklar elinizde. Bu tutanaklarda yer alan “şerefsiz” ifadesini kullanan, “hayvan herif” ifadesini kullanan, “Haysiyetsiz de sensin, şerefsiz de sensin.” ifadesini kullanan milletvekillerinin (AK PARTİ sıralarından “Çok doğru.” sesi) isimlerini tutanaklardan okumak suretiyle, işlem yapmaya davet ediyorum. (AK PARTİ  sıralarından gürültüler)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Onlara da aynı şekilde!

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, aynı şekilde, aynen de iade ediyoruz.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Tahrik var orada, tahrik!

OKTAY VURAL (İzmir) – Özür dilesinler.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, Sayın Lütfü Türkkan’ın konuşmasından itibaren tutanakları okuyorum:

“Lütfü Türkkan – Sayın Başkan, değerli üyeler; öncelikle bu Ramazan Can arkadaşımızın durumuna çok üzülüyoruz, onu belirtmek istiyorum.”

İZZET ÇETİN (Ankara) – Yavaş yavaş Başkanım. 

“Mustafa Baloğlu – Sen kendi durumuna üzül.

Lütfü Türkkan – Yani kulise milletvekilleri toplandıkça biz oradan bağırıyoruz: ‘Koş Ramazan koş, kulise koş.’”

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Anlaşılmıyor Sayın Başkan, anlaşılmıyor, sen kendi kendine okuyorsun!

BAŞKAN – “Hani vardı ya ilkokulda hece pusulaları gibi. Yani buradaki bu ciddiyeti muhafaza edin, oturun veyahut da gidip maç seyredin, evinizde yatın. Ama ben sizin yerinizde olsam burada oturur, bu yasanın karşısına dikilirim, aslan gibi dikilirim. Biraz namus, biraz haysiyet, biraz onur, biraz şeref varsa…

Başkan – Sayın Türkkan, lütfen… Sayın Türkkan…

Lütfü Türkkan – …bu yasanın karşısına dikilirsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Haluk İpek – Sayın Başkan…

Başkan – Sayın Türkkan, lütfen…

Nurettin Canikli – Sözünü geri al!

Muzaffer Yurttaş – Sözünü geri al!

Fatih Şahin – Ne biçim konuşuyorsun? Sözünü geri al!

Hilmi Bilgin – Aynen iade ediyorum!

Lütfü Türkkan – Bu ihanet Sayın İçişleri Bakanına yakışmıyor.

Başkan – Sayın Türkkan, lütfen…

Lütfü Türkkan – Bu ihanet Sayın Komisyon Başkanına yakışmıyor.

Biz her ikisini de millî biliriz, bu memleketin bütünlüğüne inandığını biliriz.

Başkan – Sayın Türkkan…

Lütfü Türkkan - Ama onurla, haysiyetle, şerefle mücadele etmek onursuzlukla mücadele etmekten daha zordur.”

Bundan sonraki oturum:

“Başkan – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşimini açıyorum ve 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Türkkan, buyurun.

Başkan – Sayın Türkkan, özür dilemeniz için davet ediyorum.

Buyurun Sayın Türkkan.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, efendim. Öyle değil. Tutanağı eksik okuyorsunuz. Tutanaklar burada.

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye… Eksiklik varsa tamamlarız Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, olmaz.

BAŞKAN –Hayır…Yeni bir saniye…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın, bu ifadeden “onursuzlukla…”

BAŞKAN –Sayfa var, tamam, okuruz yani. Bir dakika…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hızlı geçiyorsunuz.

BAŞKAN – Bana verilen sayfaları okudum Sayın Vural.Oturun...

OKTAY VURAL (İzmir) – Yanlış vermişler.

BAŞKAN – “Başkan – Sayın Türkkan, yakışıyor mu bu sözler?

Fatih Şahin – Yaşından, başından utan.

Lütfü Türkkan – Sinirlenmeyin.

Fatih Şahin – Şerefsiz herif!

Başkan – Sayın Türkkan, lütfen, temiz bir dille konuşun.

Lütfü Türkkan – Sinirlenmeyin… Memleketin akıbetini düşünün.

Fatih Şahin – Hayvan herif!

Ayşe Nur Bahçekapılı – Haysiyetsiz de sensin, şerefsiz de sensin!

Lütfü Türkkan – Hele sen hiç sinirlenme. Yeri belli olmayan hanım, yerini bul, ondan sonra sinirlen!

Başkan – Sayın Türkkan, lütfen, temiz bir dille konuşun.

Lütfü Türkkan – Bu işleri bırakın…. Bu işleri bırakın… Sahte kabadayılığı bırakın, efendi olun.

Başkan – Sayın Türkkan, lütfen, temiz bir dille konuşun.

Lütfü Türkkan – Efendi olun, efendi! Bu işleri bırakın. Sahte kabadayılığa gerek yok.

Başkan – Birleşime beş dakika ara veriyorum.”

Evet, ondan sonraki diğer oturum.

“Lütfü Türkkan Buyurun.

Başkan – Sayın Türkkan, özür dilemeniz için davet ediyorum.

Buyurun Sayın Türkkan.

Lütfü Türkkan – Bana yerimden söz verir misiniz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Fatih Şahin – Hayır, buradan, kürsüden!

Başkan – Bir saniye sayın milletvekilleri, lütfen…

Mehmet Şandır – Sayın Başkanım, yani bundan sonraki olayların selameti açısından arkadaşımız…

Lütfü Türkkan – Bir dakika, açın, kürsüye geliyorum.

Mehmet Şandır – Bizi dinlemeden gidersen nasıl olur?

Lütfü Türkkan – Sayın Başkan, değerli üyeler; bir kere, öncelikle hiç kimsenin şahsıyla alakalı, hakaret amacı isnat eden bir söylemim olmadı. İki şık var: Bakın, ya beni dinleyeceksiniz veyahut  yüreğiniz yetiyorsa gelip konuşacaksınız. Bu kadar net. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Fatih Şahin – “Tüh senin suratına! Tüh senin suratına! Delikanlıysan erkeksen, adamsan gel dışarıda söyle!

Lütfü Türkkan - Babanı göndereceksin, sen değil!

Mehmet Günal – Daha ne dedi, ne dedi de bağırıyorsun? Daha ne dedi ki!

Fatih Şahin – Yaşından başından utan!

Lütfü Türkkan – Babanı gönder!

Nureddin Nebati – Yakışmıyor size, yakışmıyor!

Başkan – Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Türkkan’ı özür dilemek için davet ettik.

Lütfü Türkkan – Sayın Başkan, ya susturacaksınız veya yerime oturacağım. İki tane şık var. Böyle bir şey olur mu!

İsmail Aydın – Oturursan otur be!

Başkan – Sayın Türkan, lütfen oturun, yerinizden…

Lütfü Türkkan – Ben bir daha ifade ediyorum kimsenin şahsıyla alakalı olarak hakaret içeren sözlerin hedefi kast etmiş değilim. Benim söylemek istediğim şu, aynen tekrarlıyorum: Bu yasa Milliyetçi Hareket Partisinin, onuru, şerefi, haysiyeti kadar önem verdiği bir yasadır. Anayasa’nın 81’inci maddesinde… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Başkan - Sayın milletvekilleri sözü bitsin lütfen.

Muzaffer Yurttaş – Söyledin… Kıvırma!

Lütfü Türkkan – Bak, ben size bir şey söyleyeyim mi? Ben idamla yargılandığım yasada kıvırmadan dik durmuş adamım. Burada değil, idamla yargılandığım celsede dik durmuş bir adamım. Bu ne ya? Bu ne?

Fatih Şahin – Yakışıyor, yakışıyor sana, kıvır!

Lütfü Türkan – Ne kıvırması? Neden bahsediyorsun?

Fatih Şahin – Çevir, çevir... (MHP sıralarından “El hareketi yapma.” sesleri)

Seyfettin Yılmaz – El hareketi niye yapıyorsunuz?

BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sözlerimle ilgili olarak…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Altay, lütfen, şu işlemi bir tamamlayalım.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ben de ona yardımcı olmak için elimi kaldırdım Sayın Başkan. En önce de ben kaldırdım Sayın Başkanım.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sayın Başkan, sözlerimle ilgili olarak açıklamada bulunmak istiyorum.

BAŞKAN – Bir saniye, Sayın Altay bir söz istedi.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Şimdi, Sayın Başkan, ortam son derece gergin. Esasen, siz bugün İç Tüzük 64, 67 ve 68’i de çok açık, aleni ihlal ettiniz. Hem ortamın yumuşaması amacıyla hem de bu açık İç Tüzük ihlalinizin 63’üncü maddeye göre tartışılması için ben usul talep ediyorum.

BAŞKAN – Bir saniye… Şu konuları halledelim, ondan sonra Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Halledemezsiniz siz beni konuşturmadan da, onu diyorum.

BAŞKAN – Siz mi halledeceksiniz yani? Lütfen.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben tutanakları okumanızı istedim.

BAŞKAN – Okudum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ama, siz Sayın Lütfü Türkkan’ı kürsüye çağırdınız.

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) - Konuşmasına devam ediyor. Siz, Başkan olarak “Sayın milletvekilleri, sözü bitsin.” dediniz, “Lütfen...” dediniz. Ondan sonra tartışmalar, “Birleşime on dakika ara veriyorum.” dediniz. Kalktınız, kınama cezası verdiniz. Yani sözünü bitirmemiş… Yani bu kınama cezasını vermeniz, sizin…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Savunma için çağırdı ya.

OKTAY VURAL (İzmir) – …sözcünün bu konudaki sözlerini bitirmemesine rağmen vermiş olmanız kasıtlı olduğunuzu da ortaya koyuyor.

BAŞKAN – Yok, kasıtlı falan değil Sayın Vural, lütfen…

Şimdi, burada sözleri…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Meclisi yönetemiyorsun be!

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi, sizden ricam, bu ifadeleri kullananları, kullandıkları ifadelerden dolayı özür dilemesi…

BAŞKAN – Tamam, çağıracağım, her ikisine de çağıracağım.

OKTAY VURAL (İzmir) - Açıkça bir şekilde özür dilemeye ve kaba, yaralayıcı söz…

BAŞKAN – Evet, Sayın Şahin, özür dilemeniz için davet ediyorum, buyurun.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Açıklamada bulunacağım efendim.

BAŞKAN – Hayır, özür dileyeceksiniz, yoksa gereğini yapacağım.

Buyurun.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – O “Açıklama.” diyor efendim.

BAŞKAN - Açıklama değil Sayın Şahin, özür dileyecekseniz, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kimin hakaret ettiği ortaya çıktı milletvekilleri.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Ankara Milletvekili Fatih Şahin’in, sarf ettiği bazı ifadelerle ilgili olarak sözlerinin arkasında olduğuna ve özür dilemesi gerekmediğine ilişkin açıklaması

 

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukukun çok temel bir kaidesi vardır. Haksız bir tutum, davranış veya eyleme kendi haksız tutum, davranış veya eylemiyle sebebiyet verenler bunun sonucuna katlanmak zorundadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu bir hukuka uygunluk nedenidir, hukukun da en temel kaidesidir. Eğer bir kişi haksız bir eyleme kendi haksız eylemi nedeniyle sebebiyet vermişse, bunun tüm sonuçlarına katlanmak zorundadır. (MHP sıralarından gürültüler)

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Açıklama mı yapıyor, özür mü diliyor Sayın Başkan?

OKTAY VURAL (İzmir) – Benim kınama isteğim vardı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Şahin…

FATİH ŞAHİN (Devamla) – Benim sözlerim tamamen hukuka uygun ifadelerdir, sonuna kadar da arkasındayım bu ifadelerin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, aynen iade ediyoruz!

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sana iade ediyoruz!

FATİH ŞAHİN (Devamla) - Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nasıl bir şey bu, nasıl rezillik! Ona da kınama isteyin o zaman!

BAŞKAN – Bir dakika vereceğim, siz oturun.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, ben onu kınamıyorum, sizi!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ona da kınama isteyin!

Hayret bir şey ya! Böyle bir şey var mı ya? Böyle bir şey var mı? Bizimkini kime sordun da ya! Buraya isterken kime sordun?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Birleşimi kapattığında “O… çocuğu!” dedi o Fatih efendi, onun da sonuçlarına katlanacak o.

Sen onun da sonuçlarına katlanacaksın! Sen göreceksin…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sen kahraman olursun yakında Fatih, merak etme! (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Onun da sonuçlarına katlanacaksın! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SALİH KOCA (Eskişehir) – Gel! Gel de yap!

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Konuşmayın be! Konuşmayın! Sizin gibi neler gördük biz, konuşmayın!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan…

 

 

 

XII.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ (Devam)

2.- Ankara Milletvekili Fatih Şahin’e Meclisten geçici çıkarma cezası verilmesi, yapılan oylama sonucu kabul edilmedi

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Ankara Milletvekili Sayın Fatih Şahin’in…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Siz kimle dans ettiğinizi bilmiyorsunuz, oturun yerinize!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye…

…sözleri kınama cezasını gerektiren bir fiildir. Bu nedenle Ankara Milletvekili Fatih Şahin’in…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, kınama cezasının ötesinde. (AK PARTİ sıralarından “Haydi be!” sesleri)

BAŞKAN – Kınama değil efendim. Bir saniye… Düzeltiyorum sözlerimi, bir saniye…

Fatih Şahin’in sözleri Meclisten çıkarma cezasını gerektiren bir fiildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN - Bu nedenle Ankara Milletvekili Fatih Şahin’in İç Tüzük’ün 162’nci ve 163’üncü maddeleri uyarınca Meclisten çıkarma cezasını teklif ediyorum: Kabul edenler…

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bakalım etmeyenler ne kadar.

BAŞKAN – Yalnız, savunmasını almak durumundayım.

Sayın Şahin, savunma yapacak mısınız? Sayın Şahin, savunma yapacak mısınız? Yapmıyor musunuz savunma Sayın Şahin?

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Gerek görmüyorum savunmayı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, Ankara Milletvekili Sayın Fatih Şahin’in sözleri Meclisten çıkarma cezasını gerektiren bir fiildir. Bu nedenle Ankara Milletvekili Sayın Fatih Şahin’in üç birleşim Meclisten çıkarma cezasını İç Tüzük’ün 162 ve 163’üncü maddeleri gereğince teklif ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. [MHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar (!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Şeref ve haysiyet yoksunları!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Helal olsun! Bravo!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Aklandın mı şimdi! Aklandın mı!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, ben talebimi…

BAŞKAN – Evet, Sayın Yurttaş…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Muzaffer Yurttaş var, bir dakika… Bir saniye…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Helal olsun be, helal olsun!

BAŞKAN - Sayın Yurttaş, “Kıvırma” sözünüzden dolayı özür dilemeniz için davet ediyorum, buyurun.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yurttaş, sözleriniz burada, söyledin… “Kıvırma.” Okudum biraz önce tutanaklardan. Bu sözden dolayı özür dilemeniz için davet ediyorum, buyurun.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, sarf ettiği bir ifadesinden dolayı özür dilediğine ilişkin açıklaması

 

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, bu Meclise, bu şerefli Meclise “şerefsiz” deyip sonradan bu sözlerini tevil etmeye çalıştığından dolayı ben “Kıvırma.” diye söyledim. Meclise karşı bu davranışımdan dolayı bir hata olmuşsa Meclisten özür diliyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Ama bir sözün kesinlikle…

HASAN ÖREN (Manisa) - “Ama”sı yok yani tamam, alkışladık artık.

MUZAFFER YURTTAŞ (Devamla) - Özür diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Evet Sayın Altay, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı…

ENGİN ALTAY (Sinop) – “Sayın Altay” dediniz siz. Allah Allah!

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Ya, sen kendi adamına hiçbir şey söylemiyorsun. Ayıp ya! Önce kendi adamın için çık bir özür dile!

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Kimden özür dileyecek?

BAŞKAN – Evet, Sayın Bahçekapılı… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

“Haysiyetsiz de sensin, şerefsiz de sensin…”

14.- İstanbul Milletekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, sarf ettiği bazı ifadelerle ilgili olarak sözlerinin arkasında olduğuna ve özür dilemesi gerekmediğine ilişkin açıklaması

 

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ismini söylemek istemediğim bir kişi, tutanaklardan da okuduğunuz gibi, hakkımda bazı şeyler söylemiş, tutanaklarda yazıyor. Bunlara asla cevap vermeyeceğim, çünkü önem verdiğim insanların sözlerine cevap vermeyi ilke olarak kabul ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu bir.

İkincisi: Bu Meclis içinde özellikle AK PARTİ, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi, özellikle Milliyetçi Hareket Partisi ve özellikle Barış ve Demokrasi Partisinin herhangi bir üyesi için bu sözleri sarf eden kişiye aynen cevap vereceğim. Asla özür dilemiyorum! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

XII.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’ya kınama cezası verilmesi, yapılan oylama sonucu kabul edilmedi

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İstanbul Milletvekilli Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı’nın sözleri kınama cezasını gerektiren bir fiildir. Bu nedenle İstanbul Milletvekili Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı’ya İç Tüzük’ün 160 ve 163’üncü maddeleri uyarınca kınama cezası verilmesini teklif ediyorum.

Savunma yapacak mısınız Sayın Bahçekapılı?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Yapmıyorum.” dedi ya, daha ne istiyorsunuz?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Hayır, asla yapmayacağım! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. [AK PARTİ sıralarından alkışlar; MHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar (!)]

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Sırada kim var?

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bravo! İşte AKP’nin yüzü bu! AKP’nin adaleti bu işte! Parmaklarla aklayın hepsini! Parmaklarla aklayın hepsini, helal olsun!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bu küfürlere sahip çıkmakla yazık ettiniz!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ortak oldunuz, ortak.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, biz de Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmayan bu ifadeleri kullanan, millete, milletin vekiline hakaret edenlerin bu hakaretlerini katlıyoruz, misliyle iade ediyoruz kendilerine! Misliyle iade ediyoruz, misliyle! Misliyle iade ediyoruz! Ayşenur Hanım’a da iade ediyoruz! (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, “Yuh!” sesleri, gürültüler)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Yuh sana, yuh!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Adımı ağzına alma! Siz benim şerefimin emanetçisi misiniz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynen iadeli taahhütle! Aynen! Aynen! Yüzünüze yakıştı, yapıştı! Üç nokta gibi yapıştı! Bu ifadeler artık sizin yakanızda beraber, birlikte dolaştığınız ifadeler!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, benim meramımı dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.26

ON DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 23.32

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19'uncu Birleşiminin On Dördüncü Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

 

5.- Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/488) (S. Sayısı: 240)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkanım, komisyon olmadığı için değil, olaylardan dolayı oturumu kapatmanız lazım. İç Tüzük bunu amirdir.

BAŞKAN – 6’ıncı sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti ile Lübnan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

6.- Türkiye Cumhuriyeti ile Lübnan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/562) (S. Sayısı 196)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Alınan karar gereğince, Başkanlığın Genel Kurula sunuşlarını görüşmek için, 10 Kasım 2012 Cumartesi günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 23.33

 



(X)  338 S. Sayılı Basmayazı 6/11/2012 tarihli 16’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.