DÖNEM: 24                            CİLT: 55                    YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

133’üncü Birleşim

7 Temmuz 2013 Pazar

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova ve 21 milletvekilinin, yasalara aykırı ve kamu zararı oluşturacak şekilde yapılan özelleştirme uygulamalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/702)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 44 milletvekilinin, Malatya Kürecik’te kurulan füze kalkanının Türkiye’ye siyasi, askerî ve ekonomik yönden etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/703)

3.- Adana Milletvekili Ümit Özgümüş ve 33 milletvekilinin, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstrisi Bölgesi kurulmasıyla ilgili projenin neden yürümediğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/704)

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/498) (S. Sayısı: 173)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478)

5.- Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Milli Savunma Komisyonu Raporu (1/795, 2/64) (S. Sayısı: 479)

6.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın görüşülen kanun teklifinin 73’üncü maddesinin (e) bendiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak on beş oturum yaptı.

İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 27 milletvekilinin, kot taşlama işçilerinin sorunlarının (10/699),

Antalya Milletvekili Gürkut Acar ve 28 milletvekilinin, kadınların istihdam ve ücret eşitsizliği sorunlarının (10/700),

Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu ve 32 milletvekilinin, Adana Pozantı Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaşanan hak ihlallerinin (10/701),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun ­bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü Bünyesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin 5 Eylül 2013 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Daha UNIFIL Harekâtına İştirak Etmesi Hususunda Anayasanın 92’nci Maddesi Uyarınca Hükûmete İzin Verilmesine Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1241), görüşmeleri tamamlanarak yapılan oylamadan sonra kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu raporlarının (1/498) (S. Sayısı: 173),

5’inci sırasında yer alan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Milli Savunma Komisyonu Raporu’nun (1/795, 2/64) (S. Sayısı: 479),

6’ncı sırasında yer alan, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/676) (S. Sayısı: 380),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

4’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478), görüşmelerine devam edilerek 63’üncü maddeye kadar görüşmeleri tamamlandıktan sonra Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

İçişleri Bakanı Muammer Güler, İstanbul Taksim’de meydana gelen olaylara,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, görüşülen kanun teklifinin üçüncü bölümü üzerindeki soru-cevap kısmında yaşanan olaylara, İstanbul Taksim’de meydana gelen olaylara, Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar’a “Geçmiş olsun.” dileğinde bulunduğuna ve buna sebebiyet verenleri kınadığına,

Sinop Milletvekili Engin Altay, görüşülen kanun teklifinin üçüncü bölümü üzerindeki soru-cevap kısmında yaşanan olaylara, İstanbul Taksim’de meydana gelen olaylara, Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar’a “Geçmiş olsun.” dileğinde bulunduğuna ve herkesin sinirlerine hâkim olmasını temenni ettiğine,

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar’a “Geçmiş olsun.” dileğinde bulunduğuna, görüşülen kanun teklifinin üçüncü bölümü üzerindeki soru-cevap kısmında yaşanan olaylara ve bunun bir daha olmamasını temenni ettiğine,

Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar’a “Geçmiş olsun.” dileğinde bulunduğuna, görüşülen kanun teklifinin üçüncü bölümü üzerindeki soru-cevap kısmında yaşanan olaylara ve bu görüntülerin bir daha yaşanmamasını temenni ettiğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın görüşülen kanun teklifinin 53’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşma sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Komisyonların bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, 7 Temmuz 2013 Pazar günü saat 14.00’te toplanmak üzere 02.34’te birleşime son verildi.

 

                                                                 Sadık YAKUT

                                                                 Başkan Vekili

 

  Muhammet Rıza YALÇINKAYA          Mine LÖK BEYAZ              Bayram ÖZÇELİK

                      Bartın                                    Diyarbakır                              Burdur

                   Kâtip Üye                                 Kâtip Üye                            Kâtip Üye


II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                No: 193

7 Temmuz 2013 Cuma

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova ve 21 Milletvekilinin, özelleştirme uygulamalarının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/702) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.03.2012)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 44 Milletvekilinin, Malatya Kürecik'te kurulan füze savunma sisteminin Ülkemize etkilerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/703) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.03.2012)

3.- Adana Milletvekili Ümit Özgümüş ve 33 Milletvekilinin, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi Projesinin faaliyete geçmemesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/704) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.03.2012)


7 Temmuz 2013 Pazar

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova ve 21 milletvekilinin, yasalara aykırı ve kamu zararı oluşturacak şekilde yapılan özelleştirme uygulamalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/702)     

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yasalara aykırı ve kamu zararı oluşturacak şekilde yapılan özelleştirme uygulamalarının, bunlarla ilgili mahkemelerin verdiği yürütmeyi durdurma ve kesinleşen iptal kararlarının ve mahkeme kararlarıyla ilgili olarak yürütme organları tarafından ileriye ve geriye yönelik herhangi bir işlem tesis edilip edilmediğinin incelenmesi amacıyla, Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzük’ünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereği, bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla. 15/03/2012

1) Ayşe Nedret Akova                    (Balıkesir)

2) Musa Çam                                   (İzmir)

3) Ali İhsan Köktürk                       (Zonguldak)

4) Mustafa Sezgin Tanrıkulu           (İstanbul)

5) Ali Sarıbaş                                  (Çanakkale)

6) Ali Serindağ                                (Gaziantep)

7) İhsan Özkes                                (İstanbul)

8) Mehmet Şeker                             (Gaziantep)

9) Mehmet S. Kesimoğlu                (Kırklareli)

10) Ali Haydar Öner                       (Isparta)

11) Celal Dinçer                              (İstanbul)

12) Recep Gürkan                           (Edirne)

13) Gürkut Acar                              (Antalya)

14) İlhan Demiröz                           (Bursa)

15) Veli Ağbaba                              (Malatya)

16) Namık Havutça                         (Balıkesir)

17) Mehmet Ali Ediboğlu                (Hatay)

18) Mustafa Serdar Soydan             (Çanakkale)

19) Tanju Özcan                              (Bolu)

20) Kadir Gökmen Öğüt                                 (İstanbul)

21) Bülent Tezcan                            (Aydın)

22) Osman Aydın                            (Aydın)

Gerekçe:

Ülkemizde 1984 yılında özelleştirme uygulamaları için yasal düzenlemeler yapılırken özelleştirme ile devletin ekonomideki sınai ve ticari aktivitesinin en aza indirilmesi, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin oluşturulması, devlet bütçesi üzerindeki KİT finansman yükünün azaltılması ve zararına faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının özel sektör eliyle verimliliğinin artırılması, sermaye piyasasının geliştirilmesi ve bu yolla elde edilecek kaynakların altyapı yatırımlarına yönlendirilmesi amaçlanmıştır.

Zarar eden kamu kurum ve kuruluşlarının öncelikli olarak özelleştirilmesi gerekirken çok kârlı olan veya mal varlığı fazla olan işletmelerin değerinin çok altında kamu zararına özelleştirilmesi sonucunda, uygulamaların yargı yoluyla incelenmesi zorunlu olmuştur.

• SEKA kâğıt fabrikalarına ait Balıkesir İşletmesinin özelleştirilmesi,

• Eti Alüminyum şirketinin yüzde 100 oranında özelleştirilmesi,

• Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait Kuşadası Limanı’nın işletme hakkı verilmesi suretiyle özelleştirilmesi,

• Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait Çeşme Limanı’nın işletme hakkı verilmesi suretiyle özelleştirilmesi,

• Türkiye Petrol Rafinerileri şirketinde bulunan yüzde 14’lük hissenin İMKB'de satılması işlemi iptal edilen özelleştirme uygulamalarına örnektir.

Kârlı olan ve stratejik alanlarda üretim yapan kamu kurum ve kuruluşlarının satış sürecinde yaşanan usulsüzlükler, gerçek değerlerinin çok altında gerçekleşen satışlar özelleştirmenin başlangıçtaki amaçlarıyla çelişen bir görünüm sergilemiştir. Kanunlara aykırı ve kamu zararına işleyen bu süreç ile ilgili açılan davalar sonucu birçok özelleştirme uygulaması iptal edilmiştir. Örneğin, piyasa değeri 51,2 milyon dolar olan Balıkesir SEKA Kâğıt Fabrikasının 1,1 milyon dolara satılmasıyla ilgili Bursa 2. İdare Mahkemesi, 28 Temmuz 2003'te, kamu yararı ve özelleştirmenin amacına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı ve sonra da iptali kararı vermiştir. Ancak, özelleştirme ihalesini iptal eden ve Balıkesir SEKA'nın her şeyiyle devlete iadesini hükmeden yargı kararının üzerinden dokuz yıl geçmesine rağmen, henüz bir işlem yapılmamıştır. Başka yargı organları tarafından da Balıkesir SEKA'nın iadesi için birçok kez karar alınmasına rağmen, yürütme organları ve idare tarafından mahkeme kararlarının uygulanması için hiçbir tedbir alınmamıştır.

Diğer özelleştirme uygulamalarının mahkemelerce verilen iptal kararlarıyla ilgili yürütme organlarının ve idarenin hiçbir işlem yapmadıkları gözlemlenmektedir. Anayasa’mızın 138’inci maddesinde "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir. Yasalara aykırı ve kamu zararı oluşturacak şekilde yapılan özelleştirme uygulamalarının, bunlarla ilgili mahkemelerin verdiği iptal kararlarının ve mahkeme kararları ile ilgili olarak yürütme organları ve idare tarafından ileriye ve geriye yönelik herhangi bir işlem tesis edilip edilmediğinin incelenmesi için bir Meclis araştırmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 44 milletvekilinin, Malatya Kürecik’te kurulan füze kalkanının Türkiye’ye siyasi, askerî ve ekonomik yönden etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/703)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Malatya Kürecik bölgesine kurulan füze kalkanına, toplumun tüm kesimlerinden tepkiler yükselmeye devam etmektedir.

Kalkanın kurulduğu Kürecik'teki üs, 10 Mart 2012 tarihinde CHP'li milletvekillerince ziyaret edilmek istenmiştir. Bu amaçla ilk olarak Genelkurmay Başkanlığından izin talebinde bulunulmuş, Genelkurmay Başkanlığı bu konuda Dışişleri Bakanlığından izin alınması gerektiği gerekçesi ile talebi reddetmiştir. Bu yanıt üzerine Dışişleri Bakanlığına yazılı başvuru yapılarak yeniden izin talebinde bulunulmuştur. Dışişleri Bakanlığından da üsse giriş için izin verme yetkilerinin olmadığı yanıtı alınmıştır. Son olarak Millî Savunma Bakanlığı ile görüşülmüş, Bakanlık müsteşar yardımcısı ilgili makamların izin vermediğini belirtmiş ancak ilgili makamların kimler olduğunun sorulması üzerine herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır.

Sonuç olarak, Türkiye'de bulunan bir toprak parçasının yasama organı üyelerince ziyaret edilemediği gerçeği ile karşı karşıya kalınmıştır. İzin konusunun hangi kamu otoritesinin görev alanına girdiğinin bilinmemesine kuşkusuz olanak yoktur. Bu durum, siyasi iktidarın çaresizliğinin tezahürü niteliğindedir. Siyasi iktidarın Kürecik'teki edilgen tutumu, egemenlik anlayışının aşındırıldığına ilişkin çeşitli kuşkuların oluşmasına neden olmaktadır.

Füze savunma sistemi ile ilgili bugüne kadar Türk yetkililerin ağzından hiçbir resmi açıklama yapılmamıştır. Füze kalkanının Kürecik'e kurulacağı, faaliyete geçtiği, ABD askerlerinin üsde çalışmaya başladığı gibi kritik konular, kamuoyunca ABD'li yetkililerin ağzından ve basından öğrenilmiştir. Bu durum Kürecik'teki üsse CHP milletvekillerinin sokulmaması ile birlikte düşünüldüğünde, siyasi iktidarın inisiyatifi dışında gelişmeler yaşandığı akıllara gelmektedir. Kamuoyunda "Kimler füze kalkanının yer aldığı üsse girilmesini engellemektedir? Siyasi iktidar niçin Kürecik’le ilgili gerçekleri saklamaktadır? İktidarını korumak için uluslararası güçlere karşı bir angajmana mı girmiştir?" gibi sorular ortaya atılmaya başlanmıştır. Bu sorulara en iyi yanıtın şeffaflıktan geçeceğine kuşku yoktur.

Kamuoyunda sıklıkla Kürecik'in, Adana İncirlik'te kurulu üssün bir benzeri olacağı dile getirilmektedir. MSB'nin kışla ihalesi bu söylemleri güçlendirmektedir. Millî Savunma Bakanlığı tarafından radar üssünün faaliyete geçmesinin ardından yeni yapılanma çerçevesinde Kürecik'e kurulacak askerî kışla için kısa bir süre önce Kürecik Kışlası İmar Planı ve İmar Uygulaması için hizmet alım ihalesi gerçekleştirmiştir. İhaleyi Ankara merkezli UTTA Planlama, Projelendirme Danışmanlık Ltd. Şirketi kazanmış, Millî Savunma Bakanlığı ile adı geçen şirket arasında hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Ülkemizde yabancı askerlerin uzun süreli çalışabilmeleri için gerekli izinlerin TBMM tarafından verilmesi gerekirken, TBMM'nin yetkisi elinden alınarak Kürecik'e yabancı askerler yerleştirilmiştir. Yapılan işlem Anayasa'ya aykırı olup yetkililer suç işlemektedir.

Kışlada kaç askerin kalacağı, bu askerlerin hangi devletlerin askeri olduğu soru önergeleri ile muhataplarına sorulmuş ancak konuya ilişkin bir açıklama hâlâ yapılmamıştır.

Malatya'ya konuşlu, denizciler ve karacılar için tasarlanan X bandı TPY-2 radarın maliyeti 150-200 milyon dolar olarak belirtilmektedir. Yıllık operasyon maliyetinin de 40 milyon dolar civarında olacağı söylenmektedir. Radarın Türkiye sınırlarında yer alması sebebiyle, basında ABD'nin Türk devletine yüklü bir miktarda ödeme yaptığı belirtilmektedir. Kürecik'in kiralanması veya satılması yönünde kamuoyunda söylemler dile getirilmektedir. Hiç kimsenin, çıkarı için Anadolu halkını ateşe atmaya hakkı yoktur. Daha önceki örneklerde olduğu gibi, devlet yetkilileri tarafından bu konuyla ilgili de bugüne kadar açıklama yapılmamıştır. İddialar doğru ise Türk halkının toprağı ve canı üzerinden bir pazarlık sürdürüldüğü sonucu ortaya çıkmaktadır. Kamuoyu AKP'nin Kürecik’i ne karşılığında pazarladığını merak etmektedir.

Belirtilen gerekçelerle Kürecik'e kurulan kalkanın Türkiye'ye siyasi, askerî, ekonomik yönden etkilerinin ele alınması, kalkan ile ilgili gündeme gelen konuların açıklığa kavuşturulması amacıyla Anayasamızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz. 27.03.2012

1) Veli Ağbaba                                                (Malatya)

2) Emine Ülker Tarhan                    (Ankara)

3) Kadir Gökmen Öğüt                   (İstanbul)

4) Namık Havutça                           (Balıkesir)

5) Tufan Köse                                 (Çorum)

6) Binnaz Toprak                             (İstanbul)

7) Sena Kaleli                                  (Bursa)

8) Sedef Küçük                               (İstanbul)

9) Hülya Güven                               (İzmir)

10) Ayşe Eser Danışoğlu                                (İstanbul)

11) Ali Serindağ                              (Gaziantep)

12) İzzet Çetin                                 (Ankara)

13) Özgür Özel                                (Manisa)

14) Haydar Akar                             (Kocaeli)

15) Kemal Ekinci                             (Bursa)

16) Turhan Tayan                            (Bursa)

17) Turgut Dibek                             (Kırklareli)

18) Dilek Akagün Yılmaz               (Uşak)

19) Musa Çam                                 (İzmir)

20) Mustafa Serdar Soydan             (Çanakkale)

21) İdris Yıldız                                (Ordu)

22) Engin Özkoç                             (Sakarya)

23) Ali Haydar Öner                       (Isparta)

24) Muharrem Işık                          (Erzincan)

25) Kazım Kurt                               (Eskişehir)

26) Sakine Öz                                  (Manisa)

27) Gürkut Acar                              (Antalya)

28) Mehmet Hilal Kaplan                (Kocaeli)

29) Salih Fırat                                  (Adıyaman)

30) Kamer Genç                              (Tunceli)

31) Hüseyin Aygün                         (Tunceli)

32) Ensar Öğüt                                                (Ardahan)

33) Mehmet Volkan Canalioğlu      (Trabzon)

34) Osman Kaptan                          (Antalya)

35) Osman Taney Korutürk            (İstanbul)

36) Faik Öztrak                               (Tekirdağ)

37) Vahap Seçer                              (Mersin)

38) Hurşit Güneş                             (Kocaeli)

39) Adnan Keskin                           (Denizli)

40) Ömer Süha Aldan                     (Muğla)

41) Celal Dinçer                              (İstanbul)

42) İlhan Demiröz                           (Bursa)

43) Kemal Değirmendereli              (Edirne)

44) Nurettin Demir                          (Muğla)

45) Hasan Akgöl                             (Hatay)

3.- Adana Milletvekili Ümit Özgümüş ve 33 milletvekilinin, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstrisi Bölgesi kurulmasıyla ilgili projenin neden yürümediğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/704)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

17 Ekim 2007 tarih ve 26673 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan, 12632 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Adana’nın Ceyhan ilçesine kurulması öngörülen Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi konusunda, Anayasa’nın 98, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri kapsamında Meclis araştırması açılması konusunda gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

1) Ümit Özgümüş                            (Adana)

2) Turgay Develi                             (Adana)

3) Vahap Seçer                                                (Mersin)

4) Namık Havutça                           (Balıkesir)

5) Recep Gürkan                             (Edirne)

6) Mevlüt Dudu                               (Hatay)

7) Sedef Küçük                               (İstanbul)

8) Veli Ağbaba                                (Malatya)

9) Mehmet Şeker                             (Gaziantep)

10) Aytuğ Atıcı                               (Mersin)

11) Gürkut Acar                              (Antalya)

12) Kemal Değirmendereli              (Edirne)

13) Mehmet Hilal Kaplan                (Kocaeli)

14) Ramazan Kerim Özkan             (Burdur)

15) Candan Yüceer                          (Tekirdağ)

16) Mehmet Şevki Kulkuloğlu        (Kayseri)

17) Kamer Genç                              (Tunceli)

18) Ali Özgündüz                            (İstanbul)

19) Refik Eryılmaz                          (Hatay)

20) Muharrem Işık                          (Erzincan)

21) Hasan Ören                               (Manisa)

22) Mehmet S. Kesimoğlu              (Kırklareli)

23) Özgür Özel                                (Manisa)

24) Sakine Öz                                  (Manisa)

25) Emre Köprülü                           (Tekirdağ)

26) Osman Faruk Loğoğlu              (Adana)

27) Osman Taney Korutürk            (İstanbul)

28) Ali Serindağ                              (Gaziantep)

29) Ali Haydar Öner                       (Isparta)

30) Adnan Keskin                           (Denizli)

31) Bülent Kuşoğlu                         (Ankara)

32) Muhammet Rıza Yalçınkaya     (Bartın)

33) Hasan Akgöl                             (Hatay)

34) Mehmet Volkan Canalioğlu      (Trabzon)

Gerekçe:

2007 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararı ile Adana'nın Ceyhan ilçesinin Kurtpınar ve Sarımazı mevkiinde bulunan 13 milyon 471 bin 964 metrekarelik alana Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi kurulması öngörülmüştür.

Bölgenin kurulmasıyla, Adana'nın önemli bir enerji merkezi olacağı ve bu bölgeye yapılacak yatırımların hem bölge hem de ülke ekonomisine oldukça önemli katkılar sağlayacağı belirtilmektedir.

Ayrıca, 30/1/2010 tarih ve 27478 sayılı Resmî Gazete'de söz konusu bölgenin acele kamulaştırılması yönünde Bakanlar Kurulu kararı yayınlanmıştır.

Ancak, şu ana kadar bölgeyle ilgili altyapı yatırımlarının ve kamulaştırma çalışmalarının ne aşamada olduğu, bölgeye yatırım yapmak isteyen bir yatırımcının bürokratik olarak nasıl bir yol izleyeceği ve nereye başvuru yapması gerektiği konusunda bir açıklama yapılmamıştır.

Kuruluş yasasına göre, bölgenin işletmesi Adana Sanayi Odasına verilmiş ve bu kapsamda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 28 Mart 2008'de bir yazı gönderilerek bölgenin kamulaştırma çalışmalarının sonuna gelindiği ve acilen işletme müdürlüğünün kurulması gerektiği bildirilmiştir. Sonuç olarak, Adana Sanayi Odasında göstermelik ve hiçbir faaliyeti olmayan bir işletme müdürlüğü kurulmuştur. Alınan Bakanlar Kurulu kararından bu yana, yaklaşık beş yıldır, bu denli önemli bir projenin neden ilerlemediği konusu kamuoyunda kuşku uyandırmaktadır.

Bölgede bürokratik engellerin ötesinde, deniz kenarındaki bu bölgenin farklı amaçlar için özel yatırımlara ya da bazı özel sektör sahiplerine mi tahsis edileceği konusunda kuşkular oluşmuştur. Bölgede yatırım yapmak isteyen girişimciler için bir başvuru mekanizması oluşturulmadığı gibi, bu alanların hangi kriterlere göre yatırıma tahsis edileceği konusunda da beş yılda objektif bir plan ortaya koyulmamıştır.

Bu nedenle, hem bölge hem de Türkiye için hayati önem taşıyan bu projenin bürokratik engeller nedeniyle mi, yoksa farklı amaçlar nedeniyle mi yürümediğinin araştırılması için Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması gerekli görülmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3'üncü sırada yer alan, Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/498) (S. Sayısı: 173)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin üçüncü bölümünde bulunan 62’nci madde kabul edilmişti.

Şimdi, 63’üncü maddeye geçiyoruz.

63’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 63 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

          Mehmet Erdoğan                       Mehmet Günal                Hasan Hüseyin Türkoğlu

                   Muğla                                     Antalya                                  Osmaniye

"MADDE 63 -178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 33 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Sözlü sınavı

EK MADDE 33- 43 üncü madde, ek 29 uncu madde ve 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 60 ıncı maddesi uyarınca yapılacak giriş sınavlarının sözlü aşaması ile 42 nci maddenin (c) fıkrası uyarınca yapılacak sınavların sözlü aşaması, adayın;

a) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücünün,

b) Liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış ve tepkilerinin mesleğe veya göreve uygunluğunun,

c) Özgüveni, ikna yeteneği ve inandırıcılığının,

ç) Genel yetenek ve genel kültürünün,

d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,

değerlendirilmesi suretiyle yapılır. Sınav komisyonu, adaylar hakkında yukarıda yazılı özelliklerin her biri için değerlendirme yapar. Yapılan değerlendirmeye göre verilen puanlar tutanağa geçirilir."

                           

(x) 478 S. Sayılı Basmayazı 3/7/2013 tarihli 129’uncu Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 63. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Mehmet Akif Hamzaçebi          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                     İzzet Çetin

                 İstanbul                                   İstanbul                                    Ankara

               Özgür Özel                             Kazım Kurt                           İlhan Demiröz

                  Manisa                                   Eskişehir                                    Bursa

                                                       Haluk Ahmet Gümüş

                                                                 Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, bu madde ile 178 sayılı Maliye Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 2011 yılının Eylül ayında çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile ihdas edilen ek 33’üncü maddesi buraya aynen taşınmaktadır. Yetki kanunu uyarınca çıkarılan kanun hükmünde kararname, Anayasa Mahkemesi tarafından “Yetki kanunu bu konuda Hükûmete yetki vermiyor.” gerekçesiyle iptal edilmiştir. Yani, Hükûmet, yetki kanununun sınırlarını aşarak bir kanun hükmünde kararname çıkarmıştır. Bu hukuki hatayı -hata değil, daha doğrusu kasıtlı bir tutum- Anayasa Mahkemesi fark ederek Cumhuriyet Halk Partisinin açtığı iptal davası sonucunda iptal etmiştir.

İlk bakışta getirilen düzenleme oldukça masum olarak değerlendirilebilir çünkü iptal edilen kanun hükmünde kararname maddesinin aynısı buraya getirilmektedir ama gerçekte bu maddenin neden getirildiği konusunda bir değerlendirme yapabilmek için biraz eskiye gitmek gerekir. Yani, 2011 yılının Eylül ayında 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle düzenleme yapılırken gerçekte niyet çok daha farklıydı, niyet şudur: Hükûmet, tüm kamu kurumlarında, Adalet Bakanlığında, İçişleri Bakanlığında, Sayıştayda benzeri bir düzenlemeyi yapmıştır. Şimdi, bu yapılan düzenleme Maliye Bakanlığının Teşkilat Kanunu’na aynen taşınmaktadır. Bu düzenlemelerin gerisinde yatan, birtakım uzmanlıklara, müfettiş yardımcılıklarına veya idari görevlere, Millî Emlak Daire Başkanlığı, defterdar yardımcılığı gibi idari görevlere atanacak olan kişilerin Hükûmetin takdir ve değerlendirmelerine göre seçilecek olmasıdır. Daha önce benzer düzenleme Sayıştayda yapıldı, kaymakamlık sınavları için İçişleri Bakanlığında yapıldı, hâkim ve savcılık sınavları için de yine Adalet Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nda ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nda yapıldı. Bu düzenlemelerin hepsinin ortak noktası sözlü sınav mülakata dönüştürüldü ve bu mülakatta yapılan değerlendirmeler sonucunda da düzenlenen tutanak dışında herhangi bir başka kayıt veya kamera kaydı tutulmayacağı yönünde bir düzenleme getirildi çünkü daha önce Sayıştay denetçiliğinin yeterlik sınavı sınav komisyonun subjektif, partizanca bazı değerlendirmeleri, tutumu sonucunda Danıştay tarafından iptal edildi. Danıştay, “Eğer o kişinin, sınava giren adayın iddialarını çürütecek bir kayıt tutmamış iseniz sınavda, bu sınav geçerli değildir.” dedi. Onun üzerine, alelacele Sayıştay Kanunu’nda değişiklik yapıldı ve sınav komisyonunun düzenleyeceği tutanak dışında hiçbir kaydın tutulmayacağı hükme bağlandı ki hiç kimse yargıya gidip de herhangi bir dava açamasın, açsa da bu davayı kaybetsin.

Şimdi, bu tutanağa geçecek olan hususlar şunlardır: Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği, muhakeme gücü, adayın öz güveni, ikna kabiliyeti, inandırıcılığı, genel yetenek ve genel kültürü, liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış ve tepkilerinin mesleğe ve göreve uygunluğu. Oysa maddeye baktığımızda, madde sözlü sınavdan söz ediyor. Sözlü sınav bir bilgiyi ölçme sınavıdır. Yazılı sınavın eksik kaldığı, kavrayamadığı konuları sözlü sınav ölçmek ister ama bu maddeyle diğer kurumlarda olduğu gibi sözlü sınav mülakata dönüştürülmüştür, bilgiyi ölçmeye yönelik hiçbir husus yoktur burada. Elbette sözlü sınavda da kişilerin temsil kabiliyeti, ifade yeteneği gibi konulara bakılırdı ancak o, bilgiyi ölçen sözlü sınavın sadece bir parçasıydı. Şimdi, sözlü sınav kalktı, mülakat getirildi ve subjektif değerlendirmelere açık bir sistem oluşturuldu. Böylesi kötü, adaletsiz bir sistemin Maliye Bakanlığına taşınmış olmasını Maliye Bakanlığı gibi köklü bir kurum açısından üzüntü verici buluyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 63 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                           Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"MADDE 63 -178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 33 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Sözlü sınavı

EK MADDE 33- 43 üncü madde, ek 29 uncu madde ve 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 60 ıncı maddesi uyarınca yapılacak giriş sınavlarının sözlü aşaması ile 42 nci maddenin (c) fıkrası uyarınca yapılacak sınavların sözlü aşaması, adayın;

a) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücünün,

b) Liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış ve tepkilerinin mesleğe veya göreve uygunluğunun,

c) Özgüveni, ikna yeteneği ve inandırıcılığının,

ç) Genel yetenek ve genel kültürünün,

d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,

değerlendirilmesi suretiyle yapılır. Sınav komisyonu, adaylar hakkında yukarıda yazılı özelliklerin her biri için değerlendirme yapar. Yapılan değerlendirmeye göre verilen puanlar tutanağa geçirilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen…

SÜMER ORAL (Manisa) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Komisyonda Teklifle ilgili sağlıklı ve verimli bir görüşme yapılamamıştır. Komisyon görüşmeleri boyunca hangi düzenlemelerin ne amaçla ve hangi gerekçeyle yapıldığı konusunda bilinmez bir tavır sergilemiştir. 71 adet kanun ve kanun hükmünde kararnamede 142 maddelik değişiklikler yapılmasına rağmen; vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlara çözüm getirecek konuları bir-iki husus dışında bulmak mümkün değildir. Kanun Teklifi kamu personelinin hukuki ve mali statüsüne ilişkin çok sınırlı değişiklikler getirmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemede beklentiler karşılığını bulmamış, umutlar hayal kırıklığına dönüşmüştür.

Kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası uygulanmamaktadır. Personel Rejimi nesnellikten uzaklaştırılmış, istihdam rejimi bozulmuştur. 657 sayılı Kanun, geçici işlerin ifası için istisnai hallere münhasır olmak üzere sözleşmeli ve geçici personel istihdamını mümkün kılmıştır. AKP döneminde bu istisnai uygulamalar asıl istihdam şeklinin önüne geçmiştir. Ayrıca, AKP döneminde sözleşmeli ve vekil olarak işe alınanlar, daha önce çıkarılan kanunlar ile memur kadrolarına alınmış, ancak tekrar sözleşmeli ve vekil atama yapılmasına devam edilmiş, şimdi de bunlardan bazıları tekrar memur kadrolarına alınmaktadır.

Bu yanlış uygulamalar ile birlikte, birçok mağduriyet ortaya çıkmıştır. En büyük mağduriyet ise bu istisnai yollarla iş bulamayan işsiz gençlerimizdir. Bunlar girdiği merkezi sınavı kazanıp ataması yapılamayan, bir türlü sıra gelemeyen ve sıra gelmeden de kadroları istisnai yollarla doldurulan milyonlarca işsiz vatandaşlarımızdır. Hükümetin bu yanlışı, bu haksızlığı derhal durdurması gerekir.

Bu Kanun Teklifi ile kamu kurumlarında çalışan 4/B'liler, 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeliler ve mahalli idarelerde çalışan sözleşmeliler ile vekil Kur'an kursu öğreticilerinden şartları uyanlar memur kadrolarına atanmaktadır. Ancak, memur kadrosu verilen sözleşmeli personel ve vekiller

Arasında; mağduriyeti en derinden yaşayan 4/C'liler yoktur. Rehber ve usta öğreticileri bu düzenleme kapsamına alınmamıştır. Aile sağlığı çalışanları yoktur. Vekil ebe-hemşireler yoktur. Ücretli öğretmenler yoktur.

AKP Hükümeti tarafından yapılan ayrımcı ve adaletsiz uygulamaları saymakla bitmez. Bu Teklifte öğretmenler ve atanamayan öğretmenler yoktur. Bu düzenlemede polislerimiz yoktur. Kamu işçilerinin naklen atanabilmeleri konusu yoktur. Taşeron işçileriyle ilgili hiçbir düzenleme yoktur. Geçici ve mevsimlik işçiler yine göz ardı edilmektedir. Bu Teklifte emeklilikte yaşa takılanlar yoktur. Muhtarlarımız yoktur. Bu Kanun Teklifinde şehit aileleri ve gaziler ile engelliler ve yaşlılarla ilgili bir düzenleme yoktur.

Peki bu Kanun Teklifinde neler vardır. Mera, yaylak ve kışlakların yapılaşmaya açılması var. Köy meralarının köylünün elinden alınarak hazineye devredilmesi, imar yetkisinin belediyelerden alınması ve satış yetkisi var. Gerçeğe aykırı, usulsüz veya sahte belgeler nedeniyle verilmeyen desteklemelerin ödenmesi var. Kamulaştırılan taşınmazlarla ilgili vatandaşın hak arama hürriyetinin engellenmesi ve yargıya müdahale var. ÖSYM sınavlarına ait soru ve cevaplarla ilgili bilgi edinme hakkının engellenmesi var. Sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak % 50'den az olan şirketlerin Sayıştay denetimi dışına çıkarılması vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun uygulamasının geciktirilmesi, sertifikasını almış kişilerin mağdur edilmesi var. Sürücü belgeleri için 24 milyon vatandaşımızdan 101 lira belge parası alınması var.

Dolayısıyla yapılan düzenlemeler; kamu yönetiminin iyileştirilmesi ve çalışanların sorunlarına çözüm getirilmesi yerine; kamu arazileri nasıl talan edilebilir, kadrolaşma nasıl sağlanabilir, usulsüzlük ve yolsuzluklar nasıl affedilebilir, denetimden ve yargıdan nasıl kaçınılabilir mahiyetini taşımaktadır.

Teklifin tümüyle gözden geçirilmesi ve bu maddede düzeltme ihtiyacı bulunmaktadır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.33


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

63’üncü madde üzerinde Manisa Milletvekili Sümer Oral ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

64’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 64 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

    Hasan Hüseyin Türkoğlu              Mehmet Erdoğan                       Mehmet Günal

                Osmaniye                                   Muğla                                     Antalya

“MADDE 64 -8/6/1984 tarihli ve 231 sayılı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“i) Basın-yayın kuruluşu mensuplarına basın kartı düzenlemek, Basın Kartı Komisyonunun sekretarya faaliyetlerini yürütmek,

j) Türkiye Medya Veri Tabanını oluşturmak ve güncel kalmasını sağlamak,

k) Basın yayın alanına yönelik yerli ve yabancı basın mensupları için meslek eğitimleri düzenlemek maksadıyla eğitim merkezi kurmak.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 64. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Süleyman Çelebi                     Mustafa Moroğlu

                 İstanbul                                   İstanbul                                      İzmir

       Haluk Ahmet Gümüş                   Bülent Kuşoğlu                       Haluk Eyidoğan

                 Balıkesir                                   Ankara                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde torba, "genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç": 2. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet" şeklinde tanımlanmıştır. "Kanun" ibaresinin başına eklenen "torba" kelimesi, bir yandan "taşıyıcılık işlevi" ne diğer yandan da içine konulacak öteberinin her zaman kestirilemeyeceği için gizemine işaret eden son derece isabetli bir sıfattır.

Torba kanunlar söz konusu olduğunda, Medeni Kanunun 1. Maddesinde belirtildiği anlamda, "kanunun ruhundan/özünden" söz edebilmek neredeyse imkansız hale gelebilmektedir. Torba kanunla, uygulayıcılar açısından çeşitli sürprizlere gebedir. Örneğin, kimi torba kanunların, gerekçe trafiği ya çok karışık ya da hiç gerekçesi olmayan maddeleri bulunmaktadır. Bu nedenle, somut hukuki açmazlarla ilgili kanun "yorum" teknikleri çoğu zaman işlemez hale gelebilmektedir.

Genel olarak iki tür yasa yapma yöntemi vardır; birisi normal, diğeri hızlandırılmış yol. Madde bazlı görüşme ve oylamaya dayanan normal usul, teknik açıdan "genel yasama yöntemi" olmaktadır. Hızlandırılmış yol ise, "özel yasama yöntemi" olarak adlandırılmaktadır. Özel yasama yönteminin bizdeki karşılığı, biraz da zorlama bir nitelemeyle "temel kanun" olmuştur. Türk parlamento hukukuna 1991 yılında giren hızlandırılmış yasa yapma yöntemi, TBMM İçtüzüğü'nün 91. Maddesinin başlığından esinlenen bir terimle "temel kanun" olarak yerleşmiş durumdadır. Ancak bu kullanım, bir alanı hukuki reform niteliğinde ilk kez düzenleyen "Medeni Kanun", "Borçlar Kanunu", "Türk Ceza Kanunu" gibi ana kanunlardan söz ederken kullanılan "temel kanun" deyimiyle karışmaktadır. Uygulamada temel kanun yöntemi, kanun tasarı ya da teklifinin Genel Kurul görüşmelerinde 30'u geçemeyen maddelerden oluşan bölümler içine sıkıştırılarak görüşülüp yasalaştırılması anlamına geldiğinden, bilgisayar terimleriyle, bir dosyanın sıkıştırılması (ziplenmesi)'ni andırmaktadır. TBMM İçtüzüğü’nün 91. maddesinde de, özellikle "temel kanun" tanımlamasıyla ilgili olarak benzer bir "bocalama" hâli zaten söz konusudur. Madde, Anayasa Mahkemesi tarafından da birkaç kez iptale konu edilmiş, iptaller ışığında gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra sular büyük ölçüde durulmuştur.

Ne pahasına olursa olsun, yasama sürecini hızlandırmak için torba kanun çıkarma yoluna başvurulması, çok ciddi sakıncaları beraberinde getirmektedir. Torba kanun sadece yasama süreci açısından değil, tasarı ya da teklif yasalaştıktan sonra uygulama sürecinde de sorunlar doğurmaktadır. Torba kanun çıkarma yolu, muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının yasa yapım süreçlerine etkili biçimde katılımının sağlanamamasını göze almayı gerektirmektedir. Kaldı ki, her telden konuları kapsayabilen torba kanunların, yürürlükteki mevzuata olan etkileri hakkında, iktidar partisi üyesi milletvekilleri bile içerik hâkimiyeti bakımından sıkıntıya düşmektedir. Uygulamada, böyle bir zorunluluk olmadığı halde, temel kanun kapsamında görüşülen torba kanunların hızla yasalaştırılması yüzünden ortaya çıkan yasama hatalarını düzeltmek amacıyla değişen kanun veya kanunlarda çok geçmeden yeniden değişiklik yapılmasını körüklemektedir. Kısaca, ülkemizde torba kanunlar, değişen kanunda yeni değişiklik gereksinimlerini tetikleyici bir etken niteliği de taşımaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle torba kanun kapsamına alınan maddenin temel kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tasarı kapsamından çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 64 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"MADDE 64 -8/6/1984 tarihli ve 231 sayılı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

"i) Basın-yayın kuruluşu mensuplarına basın kartı düzenlemek, Basın Kartı Komisyonunun sekretarya faaliyetlerini yürütmek,

j) Türkiye Medya Veri Tabanını oluşturmak ve güncel kalmasını sağlamak,

k) Basın yayın alanına yönelik yerli ve yabancı basın mensupları için meslek eğitimleri düzenlemek maksadıyla eğitim merkezi kurmak."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Komisyonda Teklifle ilgili sağlıklı ve verimli bir görüşme yapılamamıştır. Komisyon görüşmeleri boyunca hangi düzenlemelerin ne amaçla ve hangi gerekçeyle yapıldığı konusunda bilinmez bir tavır sergilemiştir. 71 adet kanun ve kanun hükmünde kararnamede 142 maddelik değişiklikler yapılmasına rağmen; vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlara çözüm getirecek konuları bir-iki husus dışında bulmak mümkün değildir. Kanun Teklifi kamu personelinin hukuki ve mali statüsüne ilişkin çok sınırlı değişiklikler getirmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemede beklentiler karşılığını bulmamış, umutlar hayal kırıklığına dönüşmüştür.

Kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası uygulanmamaktadır. Personel Rejimi nesnellikten uzaklaştırılmış, istihdam rejimi bozulmuştur. 657 sayılı Kanun, geçici işlerin ifası için istisnai hallere münhasır olmak üzere sözleşmeli ve geçici personel istihdamını mümkün kılmıştır. AKP döneminde bu istisnai uygulamalar asıl istihdam şeklinin önüne geçmiştir. Ayrıca, AKP döneminde sözleşmeli ve vekil olarak işe alınanlar, daha önce çıkarılan kanunlar ile memur kadrolarına alınmış, ancak tekrar sözleşmeli ve vekil atama yapılmasına devam edilmiş, şimdi de bunlardan bazıları tekrar memur kadrolarına alınmaktadır.

Bu yanlış uygulamalar ile birlikte, birçok mağduriyet ortaya çıkmıştır. En büyük mağduriyet ise bu istisnai yollarla iş bulamayan işsiz gençlerimizdir. Bunlar girdiği merkezi sınavı kazanıp ataması yapılamayan, bir türlü sıra gelemeyen ve sıra gelmeden de kadroları istisnai yollarla doldurulan milyonlarca işsiz vatandaşlarımızdır. Hükümetin bu yanlışı, bu haksızlığı derhal durdurması gerekir.

Bu Kanun Teklifi ile kamu kurumlarında çalışan 4/B'liler, 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeliler ve mahalli idarelerde çalışan sözleşmeliler ile vekil Kur'an kursu öğreticilerinden şartları uyanlar memur kadrolarına atanmaktadır. Ancak, memur kadrosu verilen sözleşmeli personel ve vekiller arasında; mağduriyeti en derinden yaşayan 4/C'liler yoktur. Rehber ve usta öğreticileri bu düzenleme kapsamına alınmamıştır. Aile sağlığı çalışanları yoktur. Vekil ebe-hemşireler yoktur. Ücretli öğretmenler yoktur.

AKP Hükümeti tarafından yapılan ayrımcı ve adaletsiz uygulamaları saymakla bitmez. Bu Teklifte öğretmenler ve atanamayan öğretmenler yoktur. Bu düzenlemede polislerimiz yoktur. Kamu işçilerinin naklen atanabilmeleri konusu yoktur. Taşeron işçileriyle ilgili hiçbir düzenleme yoktur. Geçici ve mevsimlik işçiler yine göz ardı edilmektedir. Bu Teklifte emeklilikte yaşa takılanlar yoktur. Muhtarlarımız yoktur. Bu Kanun Teklifinde şehit aileleri ve gaziler ile engelliler ve yaşlılarla ilgili bir düzenleme yoktur.

Peki bu Kanun Teklifinde neler vardır. Mera, yaylak ve kışlakların yapılaşmaya açılması var. Köy meralarının köylünün elinden alınarak hazineye devredilmesi, imar yetkisinin belediyelerden alınması ve satış yetkisi var. Gerçeğe aykırı, usulsüz veya sahte belgeler nedeniyle verilmeyen desteklemelerin ödenmesi var. Kamulaştırılan taşınmazlarla ilgili vatandaşın hak arama hürriyetinin engellenmesi ve yargıya müdahale var. ÖSYM sınavlarına ait soru ve cevaplarla ilgili bilgi edinme hakkının engellenmesi var. Sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak % 50'den az olan şirketlerin Sayıştay denetimi dışına çıkarılması vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun uygulamasının geciktirilmesi, sertifikasını almış kişilerin mağdur edilmesi var. Sürücü belgeleri için 24 milyon vatandaşımızdan 101 lira belge parası alınması var.

Dolayısıyla yapılan düzenlemeler; kamu yönetiminin iyileştirilmesi ve çalışanların sorunlarına çözüm getirilmesi yerine; kamu arazileri nasıl talan edilebilir, kadrolaşma nasıl sağlanabilir, usulsüzlük ve yolsuzluklar nasıl affedilebilir, denetimden ve yargıdan nasıl kaçınılabilir mahiyetini taşımaktadır.

Teklifin tümüyle gözden geçirilmesi ve bu maddede düzeltme ihtiyacı bulunmaktadır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.59


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

64’üncü madde üzerinde Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

65’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 65 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                                   Erkan Akçay                         Mehmet Günal

     Konya                                                  Manisa                                    Antalya

Mehmet Erdoğan                                Mehmet Şandır                Hasan Hüseyin Türkoğlu

      Muğla                                                  Mersin                                  Osmaniye

"MADDE 65- 231 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 12- Genel Müdürlük Hukuk Müşavirliğinin görevleri şunlardır:

a) 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri kapsamındaki tüm iş ve işlemleri, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yürütmek,

b) Genel Müdürlük birimlerinden sorulan hukuki konular ile hukuki, mali, cezai sonuçlar doğuracak işlemler hakkında görüş bildirmek."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 65. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Süleyman Çelebi                     Mustafa Moroğlu

                 İstanbul                                   İstanbul                                      İzmir

       Haluk Ahmet Gümüş                   Bülent Kuşoğlu                          Aytun Çıray

                 Balıkesir                                   Ankara                                      İzmir

                                                        Haluk Eyidoğan

                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde torba, "genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç": 2. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet" şeklinde tamamlanmıştır. "Kanun" ibaresinin başına eklenen "torba" kelimesi, bir yandan "taşıyıcılık işlevi"ne diğer yandan da içine konulacak öteberinin her zaman kestirilemeyeceği için gizemine işaret eden son derece isabetli bir sıfattır.

Torba kanunlar söz konusu olduğunda, Medeni Kanunun 1. Maddesinde belirtildiği anlamda, "kanunun ruhundan/özünden" söz edebilmek neredeyse imkansız hale gelebilmektedir. Torba kanunlar, uygulayıcılar açısından çeşitli sürprizlere gebedir. Örneğin, kimi torba kanunların, gerekçe trafiği ya çok karışık ya da hiç gerekçesi olmayan maddeleri bulunmaktadır. Bu nedenle, somut hukuki açmazlarla ilgili kanun "yorum" teknikleri çoğu zaman işlemez hale gelebilmektedir.

Genel olarak iki tür yasa yapma yöntemi vardır; birisi normal, diğeri hızlandırılmış yol. Madde bazlı görüşme ve oylamaya dayanan normal usul, teknik açıdan "genel yasama yöntemi" olmaktadır. Hızlandırılmış yol ise, "özel yasama yöntemi" olarak adlandırılmaktadır. Özel yasama yönteminin bizdeki karşılığı, biraz da zorlama bir nitelemeyle "temel kanun" olmuştur. Türk parlamento hukukuna 1991 yılında giren hızlandırılmış yasa yapma yöntemi, TBMM İçtüzüğü'nün 91. Maddesinin başlığından esinlenen bir terimle "temel kanun" olarak yerleşmiş durumdadır. Ancak bu kullanım, bir alanı hukuki reform niteliğinde ilk kez düzenleyen "Medeni Kanun", "Borçlar Kanunu", "Türk Ceza Kanunu" gibi ana kanunlardan söz ederken kullanılan "temel kanun" deyimiyle karışmaktadır. Uygulamada temel kanun yöntemi, kanun tasarı ya da teklifinin Genel Kurul görüşmelerinde 30'u geçemeyen maddelerden oluşan bölümler içine sıkıştırılarak görüşülüp yasalaştırılması anlamına geldiğinden, bilgisayar terimleriyle, bir dosyanın sıkıştırılması (ziplenmesi)'nı andırmaktadır. TBMM İçtüzüğünün 91. maddesinde de, özellikle "temel kanun" tanımlamasıyla ilgili olarak benzer bir "bocalama" hali zaten söz konusudur. Madde, Anayasa Mahkemesi tarafından da birkaç kez iptale konu edilmiş iptaller ışığında gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra sular büyük ölçüde durulmuştur.

Ne pahasına olursa olsun, yasama sürecini hızlandırmak için torba kanun çıkarma yoluna başvurulması, çok ciddi sakıncaları beraberinde getirmektedir. Torba kanun sadece yasama süreci açısından değil, tasarı ya da teklif yasalaştıktan sonra uygulama sürecinde de sorunlar doğurmaktadır. Torba kanun çıkarma yolu, muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının yasa yapım süreçlerine etkili biçimde katılımının sağlanamamasını göze almayı gerektirmektedir. Kaldı ki, her telden konuları kapsayabilen torba kanunların, yürürlükteki mevzuata olan etkileri hakkında, iktidar partisi üyesi milletvekilleri bile içerik hakimiyeti bakımından sıkıntıya düşmektedir. Uygulamada, böyle bir zorunluluk olmadığı halde, temel kanun kapsamında görüşülen torba kanunların hızla yasalaştırılması yüzünden ortaya çıkan yasama hatalarını düzeltmek amacıyla değişen kanun veya kanunlarda çok geçmeden yeniden değişiklik yapılmasını körüklemektedir. Kısaca, ülkemizde torba kanunlar, değişen kanunda yeni değişiklik gereksinimlerini tetikleyici bir etken niteliği de taşımaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle torba kanun kapsamına alınan maddenin temel kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tasarı kapsamından çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 65 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"MADDE 65- 231 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 12- Genel Müdürlük Hukuk Müşavirliğinin görevleri şunlardır:

a) 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri kapsamındaki tüm iş ve işlemleri, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yürütmek,

b) Genel Müdürlük birimlerinden sorulan hukuki konular ile hukuki, mali, cezai sonuçlar doğuracak işlemler hakkında görüş bildirmek."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUSTAFA MUŞ (Konya) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Mehmet Günal efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bundan önceki maddeyle bu madde her ikisi de Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüyle ilgili. Önceki maddede medya veri tabanı ve yerel medyayla ilgili düzenlemeler vardı, burada da hukuk müşavirliğiyle ilgili, daha önceki kararnameyle ilgili bir düzenleme var.

Bu kuruluş bu yüce Meclis kadar eski, tarihi eskiye dayanıyor. Atatürk daha Meclis kurulduktan hemen sonra 1920’de bu kurumun temellerini atıyor. O günün şartlarında da Türkiye'nin yurt dışında tanıtımını ve yurt dışındaki Türkiye’yle ilgili birtakım haberleri derlemek, daha doğrusu, kurulan yeni devletin yurt dışında da tanıtılmasını, tanınmasını sağlamak üzere birtakım çalışmalar yapmak temel amacıyla kurulmuş. Birçok  badirelerden geçmiş, değişmiş, oraya bağlanmış, buraya bağlanmış, tanıtım olmuş ama hiçbir zaman da kuruluş amacına uygun olarak, tam olarak, etkin olarak gerçekten çalıştıramamışız. Çok faydalı hizmetler yaptığını biliyoruz. Ben, ilk olarak, siyasal bilgiler fakültesinde öğrenciyken bu kurumla tanışmıştım. Almanca hocamız üç dilde, dört dilde çıkan, şimdi “New Spot” adı altında gazeteleri var, ilk olarak o kuruma, Kavaklıdere’de, giderek bedava verdikleri için o yabancı dilde yayınladıkları gazeteleri hem hocama götürüp hem de kendim faydalanıyordum. Milletvekili olmadan önce de hatta milletvekili olduktan sonra bir iki yıl daha Türkiye Rehberi’nin de ekonomik bölümlerinin hazırlanmasına bazı arkadaşlarımızla beraber katkıda bulunduk ki şu anda hem İnternet ortamında hem CD’de hem de kitap olarak galiba 8-9 dilde dünyaya dağıtıyorlar ama bunlar yayım faaliyetleri, tanıtım faaliyetleri.

Bunun ötesinde, buradan beklenen birtakım amaçlar, hedefler var, kurumun yapması gerekenler var. Özellikle, yerel medyayla ilgili de bir veri tabanı oluşturulması ve kurumun web sitesinde de bazı platformlar oluşturulduğu söyleniyor ama, maalesef, arkadaşlar, bu çerçevede ne Basın İlan Kurumunun vermiş olduğu destekler, ilanlar yeterli düzeyde ne de yerel medyayla ilgili yapılan çalışmalar; hep sözde kalıyor. Platformlar toplanıyor, paneller yapılıyor ama bir türlü gerekli şey sağlanamıyor. Bu çerçevede özellikle yerel medyanın desteklenmesi anlamında sadece veri tabanı oluşturmak yetmiyor. Burada da bir medya veri tabanı oluşturulacağı söyleniyor ki bunu biz zaten kanunen görevlerinin arasında saymasak bile bu kurumların bunu yapması lazım. Ama önemli olan onların desteklenmesi, onlara birtakım kolaylıklar sağlanması, yapılan teşvikler gibi, istisnalar gibi çalışmalarla ilgili bazı kolaylıkların belki daha fazla sağlanması daha doğru olur diye düşünüyorum. Aksi takdirde göstermelik bir kuruluş olarak kalıyor. Aslında birtakım şeyleri de yapıyorlar. Eskiden bürokrat olduğumuz dönemde geliyordu ama -hâlâ, şimdi web sitesinde var diye- galiba pek eskisi kadar yapmıyorlar, yıllık yapıyor.

Yurt dışında birçok yerde müşavirlikler var. Zannediyorum 39-40 tane olması lazım -Sayın Bakan belki biliyorsa bize söyleyebilir- ama şimdi, bunlar etkin olarak maalesef çalışmıyor. Birçok müşavirlikler var, daha önce de söyledim, büyükelçilikle koordinasyon içerisinde olmayınca herkes kendine göre, merkeze bağlı bir şey içerisinde oluyor, Türkiye’nin dış politikasından bihaber oluyor veya etkin bir şekilde bu tanıtımın yapılmasına katkıda bulunamıyor. Dolayısıyla, bu kurumların koordinasyonu açısından da o müşavirliklerin etkin bir şekilde çalıştırılması gerekiyor. Eğer birilerini yurt dışına gönderme yeri olarak görürsek o zaman beklenen amaçlara, bu hedeflere maalesef ulaşamıyor, o amaçları gerçekleştiremiyoruz. Böyle bir  imkân varsa, böyle bir kurumun elinde yurt dışı müşavirlikleri varsa buraların          TİKA’da olduğu gibi, diğer dış kuruluşlarda olduğu gibi etkin bir şekilde çalıştırılarak diplomasiye katkıda bulanabilecek şekilde ve Türkiye’nin dışarıdaki tanıtımına katkıda bulunabilecek şekilde örgütlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu vesileyle bu kanun çerçevesinde… Medyanın, evet, bir veri tabanı olsun, özellikle yerel medya ilişkisinde olusun ama bu onların ne yaptığını izlemek üzere değil, gerçekten koordinasyonu sağlayıp destek olmak üzere olsun… Ulusal anlamda zaten siz hepsini biliyorsunuz. Büyük ölçüde medyada yandaşlaşma sağlandığı için birkaç tane kaldı onlara da baskı uygula… Ama en azından yerel medyayı yaşatın ki hiç olmazsa yerelde demokrasi bir şekilde çalışsın, onlara destek olalım, katkıda bulunalım. Böylece en azından oralardaki vatandaşlarımızın da haber olma özgürlüğe bir nebze katkıda bulunmuş olalım. Aksi takdirde ana akım medyadan gelenlerin dışında milletimizin hiçbir şeyden haberi olmayacak diyorum.

Şimdilik saygılar sunuyor, hayırlı olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

66’ncı madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 66 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

    Hasan Hüseyin Türkoğlu                Mehmet Günal                      Mehmet Erdoğan

                Osmaniye                                  Antalya                                     Muğla

"MADDE 66 - 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 22 nci maddesi madde başlığıyla birlikte yürürlükten kaldırılmıştır. "

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 66. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Süleyman Çelebi                     Mustafa Moroğlu

                 İstanbul                                   İstanbul                                      İzmir

       Haluk Ahmet Gümüş                     Aytun Çıray                          Bülent Kuşoğlu

                 Balıkesir                                     İzmir                                      Ankara          

                                                           Haluk Eyidoğan

                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aytun Çıray, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Cumhuriyet gazetesinde bir haber var. Sağlıkta fişlemeyle ilgili yeni bir genelge gönderilmiş.

Değerli arkadaşlar, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle ilgili olarak hem hasta fişlemesi hem de Tam Gün Yasası’yla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştuk ve Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal ederek bir karar verdi. Geçen hafta Sağlık Komisyonunda Anayasa Mahkemesinin bu kararına uygun olarak yeniden kanun maddelerinin düzenlenmesi hakkındaki kanunları görüştük ve orada Hükûmet bize bu kanunların 1 Temmuzdan itibaren yürürlükten kalktığını ve bir an önce yeniden bu Mecliste, hatta bu torba yasa içinde yapılmasını gerektiğini söyledi ve iddia etti.

Şimdi, öncelikle temeline girmeden önce hukuken bunun doğru olmadığını söylemek istiyorum. Bakın, şu anda elimde Anayasa Mahkemesi kararı ve Başbakanlığın Resmî Gazete’de yayımladığı bölüm var. Orada diyor ki: “(1)’inci, (2)’nci ve (3)’üncü fıkraları iptal edilmiş ve kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 25/06/2013 tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.” Yani hem Tam Gün Yasası’nın hem de hastaların fişlenmesiyle ilgili yasanın bu torba yasa içine getirilmesi tezi Resmî Gazete’de Başbakanlığın yayımladığı yazıyla çürütülmüş oluyor. Önümüzde dokuz ay zaman var, onun için bu  torba yasanın içerisine bunun sıkıştırılmamasını Hükûmet kanadından rica ediyorum. Bunları daha sağlıklı değerlendirelim.

Değerli arkadaşlar, hekimlikte bir kural vardır; kendinizi hastanın yerine koyunuz. Şimdi, benim de sizden ricam, AKP Grubundan ricam, iktidar kanadından siz de bir hekim gibi lütfen kendinizi hastanın yerine koyunuz ve yeni çıkacak kanunda 663 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin 47’nci maddesiyle çıkan yasanın tekrar gündeme getirilmesini engelleyiniz.

Değerli arkadaşlar, 47’nci maddede hepinizin bilmesi gereken çok önemli bir hüküm var. 16’ncı maddede diyor ki: “Gizli dahi olsa bütün belge, defter ve bilgiler talep edildiği takdirde ibraz edilmek zorundadır.” ve yine 47’nci maddede bütün kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlardan, sağlık hizmeti alanların, aldıkları sağlık hizmetinin gereği olarak ilgili sağlık kurum ve kuruluşuna vermek zorunda oldukları kişisel bilgileri ve bu kimselerle ilgili verilen hizmete ilişkin bilgileri her türlü vasıtayla toplama, işleme ve paylaşma yetkisi verilmiştir. Değerli arkadaşlar, iptal edilen kanun hükmünde kararnameyle verilen bu yetkiler Anayasa’daki “Kişi hürriyeti ve güvenliği”, “Özel hayatın gizliliği ve korunması”, “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” maddelerine ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 4’üncü maddesine aykırıdır.

 Değerli arkadaşlar aynı zamanda uluslararası yasalara da aykırı bir karardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, kişisel bilgi olarak tıbbi bilgi ve verilerin tıbbi işlemler dışında başka kurum ya da kişilerce toplanması ve kullanılması özel yaşam gizliliğinin açıkça ihlalidir.

Arkadaşlar, bu kanunun tekrar burada yürürlüğe girmesi hâlinde ve bugün yayımlanan genelgenin işlemesi hâlinde hastalar, bilgilerinin tümünün hem de kimlik bilgilerini içerecek şekilde üçüncü şahıslar tarafından depolandığını yani fişlendiğini öğrendikçe dramatik sonuçlar yaşayabilirler. Bu uygulama, bekâret, gebelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi töre cinayetlerine, intiharlara, aile facialarına yol açabilecek bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçme korkusu ile hastaların bir kısmının hekimlere dahi gitmesini engelleyecek bir konjonktür ortaya çıkartabilir. Hastalığının duyulmasını istemeyen kanser hastasının eşlerinden bile gizledikleri bu sırlarını üçüncü kişilerin ya da sigorta şirketlerinin bilmesi tıbben de insani olarak da kabul edilemez.

Kısacası, Bakanlığın bu bilgileri, kimlikleri ile birlikte istemesi hasta mahremiyetine açıkça bir tecavüzdür. Özellikle herkesin dinlendiği, herkesin takip edildiği toplumumuzda bir tek, insanlarımızın hasta haklarından kaynaklanan özel hayatları kalmıştı, sizden rica ediyorum, şimdi de ona, bu Meclis tecavüz edilmesine izin vermesin.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 66 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"MADDE 66 - 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 22 nci maddesi madde başlığıyla birlikte yürürlükten kaldırılmıştır. "

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, burada KİT’teki personel rejimiyle ilgili bir hüküm var ama Sayın Bayraktar’ın geldiğini görünce -dün onunla ilgili maddeler vardı, kendisi olmadığı için konuşmamıştım- şimdi kendisine kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Komisyonda da iletmiştim Sayın Bakana, “Artık bu kentsel dönüşüm, rantsal dönüşüme dönüştü.” diye.

Size küçük bir örnek vermek istiyorum kendi seçim bölgemden, Antalya’dan, turizm sezonunda devam eden bir inşaattan bahsedeceğim. Ben, kendisine Gündoğdu beldesinde ve Kızılot’da ne gibi bir kentsel dönüşüm yapacaklarını sormuştum; hem yazılı sordum hem Komisyonda sordum, tam olarak tatmin edici bir açıklama…

Sayın Bakanım, şu anda vatandaşlardan gelen bir dosya var elimde. Bir “üniversite inşaatı” diye Gündoğdu’da kamu arazisinin tahsis edildiği bir alan var ve oraya “uygulama oteli” diye -sizler de bakabilirsiniz dosyadaki resimlere arkadaşlar- üniversiteye, otelcilik yüksekokuluna “otel” diye bir inşaat yapıyorlar. Hadi onu uydurdunuz, Antalya ilinde turizm sezonu nisanda başlıyor ve turizm sezonu içinde çivi çakmak dahi turistik bölgelerde yasaktır.

Başka sorunları da var bu projenin ama benim özellikle merak ettiğim bir şey var: Vatandaşlar itiraz ediyor, doğal olarak da tedbir kararı alınıyor, sonra nasıl oluyorsa, Valiliğe itiraz, bir şekilde o tedbir kararı kaldırılıyor ve turizm sezonunun ortasında ve turizm bölgesinde bu görmüş olduğunuz inşaat, Sayın Bakanım, devam ediyor; otel inşaatı, uygulama oteli. Sizin burada bu yüce Meclisi de alet ederek, Kazakistan’ın Başkanlık konutu olarak tahsis ettiğimiz alanı 45’ten 67 dönüme çıkararak, aynı şahsın Kemer’de de bir otel yapmasına müsaade ettiğinizi söylemek istiyorum. Hem de kalıcı olarak hem de daha önce süre dolduğu zaman bize devretmesi gerekirken şimdi süresiz olarak, onu da kaldırarak devrettiğinizi ve “üniversite” adı altında yapılan otelin de yine aynı şahsın mütevelli heyeti başkanı olduğu vakfa ait olduğunu burada sizlerin dikkatine sunmak istiyorum.

Şimdi, Sayın Bakan, yani nasıl oluyor, benim aklım ermiyor. Geçen gün de sordum: Gündoğdu, Kızılot ve Kepez’de kentsel dönüşüm, Antalya’nın beldelerinde… Kepez’dekine belediye ve vatandaş isyan edip, partililer basın toplantısı yapınca “Belediyenin talebi yok.” diye Sayın Bakan buradan iptal etti. TOKİ oturuyor, merkezden tarama yapıyor, “Şuralarda kentsel dönüşüm yapalım.” diyor. Sayın Bakana sordum, dedim ki: “Manavgat’ın göbeğinde göçerlerin oturduğu 500’e yakın kümelenmiş bir yer var.” “Oradan talep gelmedi.” diyor. Bütün belediyelere soruyorum “Siz böyle bir talepte bulundunuz mu?” Kızılot, Gündoğdu; yok öyle bir şey. Kepez’de de gene talep gelmediği için sonradan iptal olmuş. Maalesef, bunlar şu anda kapanan beldeler arkadaşlar. Beldeler kapandı, kent merkezi değil, bunlar zaten köyden kasabaya dönüşmüş beldeler, şu anda da kapandı, önümüzdeki seçimle beraber hükmi şahsiyetleri ortadan kalkıyor. Ya, şimdi, bir sürü yer varken TOKİ durup durup oralarda ne kentsel dönüşümü yapacak Sayın Bakanım? Ben size tekraren soruyorum. Daha önce sormuştum ama şimdi bu yeni gelen bir şey. Haziran ayı içerisinde yine vatandaşlar tekrar tedbir kararına itiraz etmişler ve o karara rağmen, bu inşaat devam ediyor. Fotoğrafları burada elimde var, sizlerle de paylaşabilirim, elemanlarınızı gönderip yerinde de denetletebilirsiniz.

Lütfen, “kentsel dönüşüm” adı altında bu kent katliamından vazgeçelim, yandaşlara kamu arazilerini vermeyelim. Bakın, “Eğitim amacıyla veriyoruz.” derken, öbür taraftan gidiyor. Aynı şeyi Sermaye Piyasası Kanunu’nda yaptınız. Burada itiraz ettik. TOKİ’ye devrediyordunuz yine, bizim buradaki itirazlarımız sonucunda yaklaşık 159 –yanlış hatırlamıyorsam- dönümlük yeri doğrudan TOKİ’ye veriyordunuz. Bizim itirazlarımız sonucu kulağınızı tersten gösterip “Millî Eğitim Bakanlığına doğrudan tahsis edelim, sonra Millî Eğitim Bakanlığı TOKİ’ye versin.” dediniz. Evet, bazı şeylerin yapılması, kamu adına bazı inşaatların yapılmasını anladık da artık bunları bir rantsal dönüşüm mekanizması hâline getirerek, kent rantları yaratarak vatandaşın emeğini sömürmek bana çok da doğru bir şey gibi gelmiyor. Bu somut örnekte, bu işlerle ilgilenen Bakanlık olarak da İçişleri Bakanının da Valilik nezdinde girişimde bulunarak bir an önce bu turizm sezonunda, en azından mahkeme sonuçlanıncaya kadar bu inşaatın durdurulmasını talep ediyoruz.

İnşallah bu katliamlar son bulur diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Katip üyeler arasında anlaşmazlık var. Dolayısıyla, elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

67’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 67 inci Maddesi ile değiştirilmek istenen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 23 üncü maddesinde yer alan “hastalık” ibaresinden sonra gelmek üzere “doğum” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Pervin Buldan                           Adil Zozani                              İbrahim Binici

                     Iğdır                                     Hakkâri                                       Şanlıurfa

               Nazmi Gür                             Levent Tüzel

                     Van                                     İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 67 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                                   Erkan Akçay                          Mehmet Günal

       Konya Manisa                                      Antalya

Nevzat Korkmaz                                 Mehmet Şandır

      Isparta Mersin

"MADDE 67 - 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 23 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Mazeret, Hastalık, Doğum İzinleri ve Diğer İzinler

MADDE 23 – Sözleşmeli personelin mazeret, refakat, hastalık izinleri ile ücretli veya ücretsiz izinleri hakkında kadroları ekli 1 sayılı cetvelde gösterilen personelin tabi olduğu hükümler uygulanır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 67. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Süleyman Çelebi                     Mustafa Moroğlu

                  İstanbul                                   İstanbul                                          İzmir

           Bülent Kuşoğlu                       Haluk Eyidoğan                  Haluk Ahmet Gümüş

                  Ankara                                   İstanbul                                      Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde torba, "genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç": 2. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet" şeklinde tanımlanmıştır. "Kanun" ibaresinin başına eklenen "torba" kelimesi, bir yandan "taşıyıcılık işlevi"ne diğer yandan da içine konulacak öteberinin her zaman kestirilemeyeceği için gizemine işaret eden son derece isabetli bir sıfattır.

Torba kanunlar söz konusu olduğunda, Medeni Kanunun 1. Maddesinde belirtildiği anlamda, "kanunun ruhundan/özünden" söz edebilmek neredeyse imkansız hale gelebilmektedir. Torba kanunlar, uygulayıcılar açısından çeşitli sürprizlere gebedir. Örneğin, kimi torba kanunların, gerekçe trafiği ya çok karışık ya da hiç gerekçesi olmayan maddeleri bulunmaktadır. Bu nedenle, somut hukuki açmazlarla ilgili kanun "yorum" teknikleri çoğu zaman işlemez hale gelebilmektedir.

Genel olarak iki tür yasa yapma yöntemi vardır; birisi normal, diğeri hızlandırılmış yol. Madde bazlı görüşme ve oylamaya dayanan normal usul, teknik açıdan "genel yasama yöntemi" olmaktadır. Hızlandırılmış yol ise, "özel yasama yöntemi" olarak adlandırılmaktadır. Özel yasama yönteminin bizdeki karşılığı, biraz da zorlama bir nitelemeyle "temel kanun" olmuştur. Türk parlamento hukukuna 1991 yılında giren hızlandırılmış yasa yapma yöntemi, TBMM İçtüzüğü'nün 91. Maddesinin başlığından esinlenen bir terimle "temel kanun" olarak yerleşmiş durumdadır. Ancak bu kullanım, bir alanı hukuki reform niteliğinde ilk kez düzenleyen "Medeni Kanun", "Borçlar Kanunu", "Türk Ceza Kanunu" gibi ana kanunlardan söz ederken kullanılan "temel kanun" deyimiyle karışmaktadır. Uygulamada temel kanun yöntemi, kanun tasarı ya da teklifinin Genel Kurul görüşmelerinde 30'u geçemeyen maddelerden oluşan bölümler içine sıkıştırılarak görüşülüp yasalaştırılması anlamına geldiğinden, bilgisayar terimleriyle, bir dosyanın sıkıştırılması (ziplenmesi)'nı andırmaktadır. TBMM İçtüzüğünün 91. maddesinde de, özellikle "temel kanun" tanımlamasıyla ilgili olarak benzer bir "bocalama" hâli zaten söz konusudur. Madde, Anayasa Mahkemesi tarafından da birkaç kez iptale konu edilmiş iptaller ışığında gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra sular büyük ölçüde durulmuştur.

Ne pahasına olursa olsun, yasama sürecini hızlandırmak için torba kanun çıkarma yoluna başvurulması, çok ciddi sakıncaları beraberinde getirmektedir. Torba kanun sadece yasama süreci açısından değil, tasarı ya da teklif yasalaştıktan sonra uygulama sürecinde de sorunlar doğurmaktadır. Torba kanun çıkarma yolu, muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının yasa yapım süreçlerine etkili biçimde katılımının sağlanamamasını göze almayı gerektirmektedir. Kaldı ki, her telden konuları kapsayabilen torba kanunların, yürürlükteki mevzuata olan etkileri hakkında, iktidar partisi üyesi milletvekilleri bile içerik hakimiyeti bakımından sıkıntıya düşmektedir. Uygulamada, böyle bir zorunluluk olmadığı hâlde, temel kanun kapsamında görüşülen torba kanunların hızla yasalaştırılması yüzünden ortaya çıkan yasama hatalarını düzeltmek amacıyla değişen kanun veya kanunlarda çok geçmeden yeniden değişiklik yapılmasını körüklemektedir. Kısaca, ülkemizde torba kanunlar, değişen kanunda yeni değişiklik gereksinimlerini tetikleyici bir etken niteliği de taşımaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle torba kanun kapsamına alınan maddenin temel kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tasarı kapsamından çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 67 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"MADDE 67 - 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 23 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Mazeret, Hastalık, Doğum İzinleri ve Diğer İzinler

MADDE 23 – Sözleşmeli personelin mazeret, refakat, hastalık izinleri ile ücretli veya ücretsiz izinleri hakkında kadroları ekli I sayılı cetvelde gösterilen personelin tabi olduğu hükümler uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Nevzat Korkmaz…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AKP Hükûmetinin, sadece içeride değil aynı zamanda ülke dışında da ülkemizin öncelikli gündem maddeleri yerine kendi gündemini oluşturmak üzere bazı konuları ön plana çıkarma ve suni gündemlerle dikkatleri başka alanlara çekme gayretleri devam ediyor.

Mısır’daki askerî darbe, Mısır halkının iradesini askıya alan antidemokratik, insan haklarına aykırı bir hareket, millî iradenin alenen gasbedilmesi. Darbelerin getirdiği sıkıntıyı en iyi milletimizi bilir. Bundan dolayı, Allah’a şükür, milletimizin, en azından kahir ekseriyetinin sadece darbelere karşı bir doğal refleksi vardır. Darbeyi desteklemek hiçbir partiye bir şey kazandırmayacağı gibi, bu hâlde milletin şamarını da, ebediyen izleri silinmemek üzere yiyecektir.

Değerli milletvekilleri, darbe ne kadar tehlikeli ne kadar riskli ise toplum hayatı açısından, her an darbe yapılacakmış, her an Türkiye bir darbe tehlikesi altındaymış gibi bir hava yaratmak, bir söylem içine girmek de bir o kadar tehlikelidir, Hükûmetin öz güven eksikliğine delalettir. Bu korkunun milletin yüreğine yerleştirilmesi gibi zararlı neticeleri ortaya çıkaracaktır.

Ülke gündeminin normalleşmesi lazım, millî gündemine dönmesi lazım. “Cambaza bak, cambaza” oyunu oynanırken ülkemizi yakından ilgilendiren hususlara maalesef uzak duruyoruz. Bizden müspet adımlar bekleyen, Türkiye’yi çare gören soydaşlarımız seslerini bizlere duyurmakta zorlanıyor. 26 Haziran 2013’te Doğu Türkistan’ın Turfan şehrinde başlayan, Hoten ve Urumçi’ye sıçrayan insanlık dışı katliam ve olaylardan bahsediyorum. Bağımsız Doğu Türkistanlılar Derneğinin Genel Başkanı Sayın Abdulmecit Avşar feryat ediyor soydaşlarımızın sesini Türkiye’ye duyurmak için. Turfan’da 7 yaşındaki bir Uygur çocuğunun Çinliler tarafından âdeta doğranmasıyla başlayan olaylarda yüzlerce Uygur Türkü öldürülmüştür. Bu vahşet insanlık tarihinin yüz karasıdır. Birçok ana baba evladını yitirmiş, bir o kadar çocuk da öksüz ve yetim kalmıştır. Mübarek ramazan ayına girerken bu Müslüman Türk vahşetini görmezlikten gelemeyiz. Hele hele her fırsatta büyük devlet olduğunu iddia edenlere sözümüz odur ki bu suskunluk, bu kabullenilmişlik büyük devlet tavrı değildir. Kendinizi kandırmayın, milletimizi de kandırmayın. Doğu Türkistan’da yaşanan olaylara karşı dünya kör ise bu Çin’in sahip olduğu ekonomik ve siyasi nüfuzdan kaynaklanmaktadır. Bu ülkelere elbette söylenecek şeylerimiz olacak. Ancak kendisinin sessiz kaldığı, olaylara sırtını dönen bir Türkiye’nin böyle bir hakkı olabilir mi? Sessiz kalmaz ise Avrupa en fazla birkaç milyon dolar kaybedecektir ama kendi soydaşları ile ilgili olarak “üç maymun”u oynayan Türkiye, tarihine karşı suç işler, insanları karşısında itimadını yitirir ve gelecekteki iddialarından vazgeçmiş olur. Açık bir vahşet yaşanıyor Turfan’da, Hoten ve Urumçi’de. Silahsız insanlara karşı Çin ordusu ağır silahlar ve tanklarla mukabele ediyor ve Müslüman Uygur Türklerini keyfî olarak öldürüyor. Hani, zulüm karşısında susan dilsiz şeytandı. Gücümüz yettiğince elbette Mısır’daki, Filistin’deki tüm Müslümanlara sahip çıkalım Arap dünyasını da harekete geçirerek ama değerli arkadaşlar, Uygur Türklerinin bizden başka kimsesi yok ve Türkiye sessiz kalıyor. Cumhurbaşkanı sessiz, Başbakan sessiz, Dışişleri sessiz. Varsa yoksa Mursi, varsa yoksa Mısır darbesi. Türkiye, tarihî misyonundan uzaklaşmamalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak hem yetkilileri göreve davet ediyor hem de milletimizi demokratik tepkilerini vermek üzere her demokratik platformu kullanmaya çağırıyoruz.

Dünyanın bir ucunda soy birliği ve din birliği içinde olan ve bizden yardım bekleyen kardeşlerimize, hiç olmazsa, Somali’ye, Myanmar’a, Kahire’ye, Gazze’ye gösterdiğimiz duyarlılığı sergileyelim. Bu suskunluğun bedeli, unutmayalım ki, hem bu dünyada milletimiz tarafından hem de ruzimahşerde Yüce Yaradan tarafından sual edilir.

Vebal, bu ülkeyi, bu milleti dünyanın her tarafında zulüm içinde hayatlarını sürdürmeye devam eden soydaşlarımızı kucaklamayan iktidarın üzerinde kalacaktır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 67 nci Maddesi ile değiştirilmek istenen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 23 üncü maddesinde yer alan “hastalık” ibaresinden sonra gelmek üzere “doğum” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılmıyoruz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklik ile sözleşmeli personelin doğum izninin de kapsama alınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

68’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 68 inci Madde önerisinde yer alan 3’üncü fıkra değişikliğinde “ihtiyaç duyulan” ibaresinin “bütün”, “açabilir.” ibaresinin “açar.” ibareleri ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Pervin Buldan                           Adil Zozani                           İbrahim Binici

                    Iğdır                                      Hakkâri                                   Şanlıurfa

               Nazmi Gür                               Sırrı Sakık                     Abdullah Levent Tüzel

                    Van                                         Muş                                      İstanbul

                                                             Hasip Kaplan

                                                                   Şırnak

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 68 inci maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı                                   Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

   Konya                                                    Manisa                                    Mersin

Hasan Hüseyin Türkoğlu                  Mehmet Erdoğan                       Mehmet Günal

   Osmaniye                                                Muğla                                     Antalya

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Aydın Ağan Ayaydın                      İzzet Çetin

  İstanbul                                                   İstanbul                                    Ankara

Musa Çam                                            Ercan Cengiz                            Kazım Kurt

   İzmir                                                      İstanbul                                  Eskişehir

                                                            Mahmut Tanal

                                                                  İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili… (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buraya gelirken Sayın Şandır ısrarla dedi ki: “Avrupa Birliği üzerinde konuşun, bu madde üzerinde konuşun.” Konuşsak neyini kabul edeceksiniz, nasıl cevap vereceksiniz biliyoruz. O zaman, bunun üzerinde konuşmanın anlamı ne? Bunu da buraya soruyoruz. Şimdi, hangi önergeyi verdiysek reddettiniz. Arkasından, biz de inatla önerge vermeye devam ediyoruz, siz de inatla önergeleri reddetmeye devam ediyorsunuz. Ben de sizlerin retlerinizi reddediyorum, önce bunun bir güzel altını çizeyim.

Hadi, bu çerçevede Avrupa Birliğiyle ilgili olarak söyleyeceklerimi söyleyeceğim. Avrupa Birliğine “bir medeniyet projesi” dediniz, milletimizi aşağıladınız. Avrupa Birliği bir medeniyet projesi değil, Avrupa Birliği bir siyasi ve ekonomik çıkarlar projesidir ve Avrupa Birliği başkalarının siyasi ve ekonomik çıkarlar birliğini yansıtır. Bu bağlamda hareket etmek gerekirken sanki medeniyetsiz bir milletin Avrupa Birliğine girdiği zaman medeniyete ulaşılacağı gibi, tamamen oryantalist bir mantığı benimseyip devreye sokuyorsunuz. Kınıyorum bu anlayışı ve bunları gündeme getirenleri.

Bunun dışında, Avrupa Birliğine inanılmaz bir anlam yükleyenleri de kınıyorum. Avrupa Birliğinin akıbeti, Avrupa Birliğinin istiklal ve istikbalinin ne olacağını siz biliyor musunuz? Siz, Adalet ve Kalkınma Partisinin istiklal ve istikbalinin ne olabileceğini biliyor musunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen biliyor musun Hocam?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ben size bir şey söyleyeyim: Eğer bilseniz böyle davranmazsınız. Sizin dışınızda olanların getirmiş olduğu eleştirilerden yararlanır ve bunların üzerinden…

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Yavaş! Yavaş!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Orada dans etme! Ben burada çok ciddi şeyler söylüyorum. Öyle şeyler söylerim ki, orada dans etmeye devam edersin.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, volümü düşür diyor.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Zaman vermiyorsunuz ki kardeşim.

Şimdi, bakın, demokrasi, insan hakları, evrensel değerlere sahip olmak için Avrupa Birliğine girmeye gerek yoktur. Avrupa Birliğinin şu veya bu mütegallibe gibi davranmasını sineye çekmeye de gerek yoktur.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Yapmıyoruz öyle bir şey.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – İnsan olmamız, kültürümüzün farkında olmamız, bu milletin değerlerini içselleştirmemiz yeter. Hem bunları söylüyorsunuz hem de âdeta bir uşaklık modelini önceliyor gibi bir tavır içerisine giriyorsunuz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Hocam, bunu söyleme!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bakın, AB’yi millî devletüstü bir birlik olarak görenlerin AB’den gelen eleştirilere isyan etmeye hakları yoktur. AB’yi bu kadar kutsallaştırırsanız, her kutsal, uşak ister, köle ister ve dolayısıyla her söylediğini de sineye çekmek durumunda ve konumunda kalırsınız.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, lütfen…

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ben sizi ikaz ediyorum, uyarıyorum. Tatlı tatlı uyarıyorum, bunlardan anlayın. Uyuyorsunuz da hareketli ve canlı söylüyorum ki, biraz daha kafanızda yer etsin.

Türkiye'nin umudunu AB’ye girişe bağlamak, ardından da AB’ye girişini Sarkozy ya da Merkel’in iki dudağı arasına koymak, iki bin beş yüz, üç bin yıllık net bir tarihi olan bir millete ayıp etmek anlamına gelmektedir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hocam, koalisyondayken AB’ye karşı mıydınız?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Şimdi “İhtiyaç duyulan il merkezlerinde temsilcilik açılabilir.” deniliyor. Açılsa ne olur, açılmasa ne olur? Bakın, bizde bir söz var: “Nahır elden gittikten sonra alaca dana hesabı yapılmaz.” Bu cümleyi öğrenmeye çalış.

Değerli milletvekilleri, zaman çok kısa ama benim size anlatmam gereken şeyler var çünkü kodlarınızda bir sapma görüyorum. Sizi titretip kendinize getirmek gibi bir görevimizin olduğunu düşünüyorum, bunun için de sık sık çeşitli vesileleri bahane ederek bunları size anlatmaya çalışacağım.

Şimdi, tarihe kayıt düşmek için son gelişmeler hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Birincisi şu: Demokrasi bir ithalat, ihracat meselesi değildir, bunu bir defa anlayın. Tahrir Meydanı’ndan kaynaklanan isyanı, Amerika destekli isyanı, daha önceki isyanı siz desteklerken bu defa Tahrir Meydanı’ndan aynı destekli…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Hocam bir fark vardı, birincisi diktatör rejimiydi.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – …Amerika artı Avrupa Birliği artı İsrail destekli bir tavrı, biz her ikisini birden de o zaman unsurları çerçevesinde, şartları çerçevesinde eleştirmiş ve karşı çıkmıştık.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Şimdi, hangi taraftasınız Hocam?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ama şunu çok söylüyorum: Siyasi bir iradeyi silahlı bir iradeyle denetim altına almak ya da tutuklamak demokrasiye de, insan haklarına da, varlığa da aykırı. Fakat, burada dikkat edilmesi gereken şey şu: Bundan önce…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hocam, biraz bunları açar mısın?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Açacağım biraz sonra, bir müsaade edersen söyleyeyim.

...Mısır’da meydana gelen olaylar da dış kaynaklıydı bu da dış kaynaklı. Oraya gelen El Baradey, kelimenin tam anlamıyla söyleyeyim: Çok büyük ölçüde İsrail’in ihtiyaçlarına uygun bir politikayı hemen devreye sokmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ancak, bunları anlayabilmek için bizim yapmamız gereken neler var? Onları birazdan fırsat bulursam anlatacağım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde söz isteyen Vahap Seçer, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 68’inci maddesinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım.

Şimdi, 68’inci maddede düzenlenen 634 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, biliyorsunuz, Avrupa Birliği Bakanlığı düzenlenmiş. Bu önerge, onun 3’üncü maddesine bir ilave fıkra eklenmesini öngörüyor.

Avrupa Birliği -az önce de sayın hocam açıklamaya çalıştı- benim yaşım kadar hikâyesi olan bir konu. İktidarınız, 2002’den bu yana da Avrupa Birliği ilişkilerinde oldukça iddialı söylemler geliştirdi, adımlar atıldı. Gerçekten, özellikle, 22’nci Dönemde, 23’üncü Dönemde Avrupa Birliği müzakerelerinde önemli yasa çalışmaları oldu, bu Meclis sabahlara kadar mesai yaptı. Ancak, istenilen başarı elde edilemedi.

Bu, 68’inci maddede deniyor ki: İhtiyaç görülen, duyulan illerde Avrupa Birliği temsilciliği açalım. Biz önergemizde, buna gerek olmadığını söylüyoruz. Gerçekten, niçin gerek olsun?

Bakınız, az önce de söylediğim gibi, Avrupa Birliği elli yıllık bir hikâye. 3 Ekim 2005 yılında müzakereler başlamış. Aynı dönemde Hırvatistan da müzakereye başlıyor ve geçtiğimiz günlerde, 1 Temmuz 2013 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği üyesi oluyor. Bizim hâlâ fasıllar açıldı açılmadı tartışmaları, 33 fasıldan 13 fasıl açılıyor. Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde 22’nci fasıl yine büyük engellemeler sonucu, büyük tartışmalar sonucu açıldı.

Gezi Parkı olaylarıyla ilgili Avrupa Birliğiyle önemli çatışmalara girdi Hükûmetiniz. Avrupa Birliği, Hükûmetin düşünce özgürlüğü konusundaki tavırlarını eleştiriyor, polisin orantısız güç kullanımını eleştiriyor. Elbette ki haklıdır ama Avrupa Birliğinin Hükûmetin icraatları konusundaki övücü laflarını alkışlıyorsunuz ama eleştirilerine aynı şekilde sert üsluplarla, bize kullandığınız üslubu onlara da kullanıyorsunuz.

Şu anda, Avrupa Birliğiyle ilişkilerimiz ya da müzakere sürecimiz tamamen başarısızlık üzerine devam ediyor, dolayısıyla, bunlara gerek görmüyoruz, yani masraf üzerine masraf açmayalım; ihtiyaç duyulan illerde Avrupa Birliği temsilciliğinin açılmasına gerek olmadığını düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, Mısır’daki gelişmeleri hepimiz biliyoruz. Bugün, o bölgeye ihraç malı taşıyan nakliye araçlarının sürücülerinin ailelerinden telefonlar aldık. Burada, Hükûmet yetkililerini uyarmak istiyorum: 200 nakliye aracı, Tır orada mahsur kalmış durumda. Orada, biliyorsunuz, çatışmalar yaşanıyor. Şu anda, orada mahsur kalan Tır şoförleri can ve mal güvenliği açısından önemli tehlikeler yaşıyorlar.

Suriye’yle ilişkilerimiz bozuldu. Bu da tabii ki Hükûmetin yanlış dış politikaları sayesinde oldu. Türk ihraç mallarını, özellikle Orta Doğu ülkelerine, o bölgede Suriye’ye, Irak’a, Ürdün’e, Mısır’a Suriye üzerinden ihraç etme imkânımız vardı kara yolu marifetiyle ancak Suriye olaylarının gelişmesinden sonra, ilişkilerimizin bozulmasından sonra farklı bir alternatif ortaya çıktı. Mersin Limanı’ndan Ro-Ro’larla nakliye araçları Mısır’a gidiyordu deniz yoluyla, oradan Orta Doğu ülkelerine kara yoluyla bu ihraç mallarımızı taşıyabiliyordu. Ancak şimdi Mısır’daki gelişmeler de olumsuz olunca, Türk ihraç malları maalesef o bölgelere ihraç edilemeyecek noktalara geldi.

Tekrar söylüyoruz: Avrupa Birliğiyle ilgili açılacak temsilciliklerin gerçekten bir gereği yok, ihtiyaç duyulacağını sanmıyoruz. Dolayısıyla, bu madde metninin tasarıdan, tekliften çıkarılmasını önergemizde istiyoruz.

Önergemize destek vereceğinizi umut ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralardan alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.02

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

68’inci madde üzerinde verilen aynı mahiyetteki iki önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeleri oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin yer alan 68’inci madde önerisinde yer alan 3'üncü fıkra değişikliğinde "ihtiyaç duyulan" ibaresinin "bütün", "açabilir." ibaresinin "açar." ibareleriyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bakanlığın açacağı temsilcilikler, ihtiyaç duyan bütün yurttaşların hizmetinde ve ulaşılabilir olmalıdır. Bu nedenle, bir ilde bulunan temsilcilikte hizmet alanların yanında, bir diğer ilde bu hizmete ihtiyaç duyanların bundan faydalanamaması ve hizmete ulaşım zorluğu yaşaması kamu adaletini zedeleyecektir. Bu nedenle, bakanlık, bütün illerde, bu temsilcilikleri açar ifadesinin, toplumdaki eşitliğin sağlanmasında ve ulaşılabilir kamu hizmetleri bağlamında daha olumlu ve olması gerekendir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

69’uncu madde üzerinde 2 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778)nın 69uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

    Hasan Hüseyin Türkoğlu              Mehmet Erdoğan                       Mehmet Günal

                Osmaniye                                   Muğla                                     Antalya

                                                               Celal Adan

                                                                 İstanbul

"MADDE 69- 634 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Mülga 5916 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi kapsamında bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlük tarihinden önce yapılan Avrupa Birliği İşleri Uzmanlığı sınavı sonucuna göre ataması yapılanların sınav sonucuna ilişkin hakları saklı olup, bunlar da Bakanlık için ihdas edilen aynı unvanlı kadrolara bulundukları kadro dereceleri ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 69. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Süleyman Çelebi                     Mustafa Moroğlu

                 İstanbul                                   İstanbul                                      İzmir

       Haluk Ahmet Gümüş                   Bülent Kuşoğlu                       Haluk Eyidoğan

                 Balıkesir                                   Ankara                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan, ne bu rezalet ya!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Gerekçeleri kabul etmemeniz lazım.

Gerekçe:

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde torba, "genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç" 2. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet" şeklinde tanımlanmıştır. "Kanun" ibaresinin başına eklenen "torba" kelimesi, bir yandan "taşıyıcılık işlevi"ne diğer yandan da içine konulacak öteberinin her zaman kestirilemeyeceği için gizemine işaret eden son derece isabetli bir sıfattır.

Torba kanunlar söz konusu olduğunda, Medeni Kanunun 1. Maddesinde belirtildiği anlamda, "kanunun ruhundan/özünden" söz edebilmek neredeyse imkansız hale gelebilmektedir. Torba kanunla, uygulayıcılar açısından çeşitli sürprizlere gebedir. Örneğin, kimi torba kanunların, gerekçe trafiği ya çok karışık ya da hiç gerekçesi olmayan maddeleri bulunmaktadır. Bu nedenle, somut hukuki açmazlarla ilgili kanun "yorum" teknikleri çoğu zaman işlemez hale gelebilmektedir.

Genel olarak iki tür yasa yapma yöntemi vardır; birisi normal, diğeri hızlandırılmış yol. Madde bazlı görüşme ve oylamaya dayanan normal usul, teknik açıdan "genel yasama yöntemi" olmaktadır. Hızlandırılmış yol ise, "özel yasama yöntemi" olarak adlandırılmaktadır. Özel yasama yönteminin bizdeki karşılığı, biraz da zorlama bir nitelemeyle "temel kanun" olmuştur. Türk parlamento hukukuna 1991 yılında giren hızlandırılmış yasa yapma yöntemi, TBMM İçtüzüğü’nün 91. Maddesinin başlığından esinlenen bir terimle "temel kanun" olarak yerleşmiş durumdadır. Ancak bu kullanım, bir alanı hukuki reform niteliğinde ilk kez düzenleyen "Medeni Kanun", "Borçlar Kanunu", "Türk Ceza Kanunu" gibi ana kanunlardan söz ederken kullanılan "temel kanun" deyimiyle karışmaktadır. Uygulamada temel kanun yöntemi, kanun tasarı ya da teklifinin Genel Kurul görüşmelerinde 30'u geçemeyen maddelerden oluşan bölümler içine sıkıştırılarak görüşülüp yasalaştırılması anlamına geldiğinden, bilgisayar terimleriyle, bir dosyanın sıkıştırılması (ziplenmesi)'ni andırmaktadır. TBMM İçtüzüğünün 91. maddesinde de, özellikle "temel kanun" tanımlamasıyla ilgili olarak benzer bir "bocalama" hâli zaten söz konusudur. Madde, Anayasa Mahkemesi tarafından da birkaç kez iptale konu edilmiş iptaller ışığında gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra sular büyük ölçüde durulmuştur.

Ne pahasına olursa olsun, yasama sürecini hızlandırmak için torba kanun çıkarma yoluna başvurulması, çok ciddi sakıncaları beraberinde getirmektedir. Torba kanun sadece yasama süreci açısından değil, tasarı ya da teklif yasalaştıktan sonra uygulama sürecinde de sorunlar doğurmaktadır. Torba kanun çıkarma yolu, muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının yasa yapım süreçlerine etkili biçimde katılımının sağlanamamasını göze almayı gerektirmektedir. Kaldı ki, her telden konuları kapsayabilen torba kanunların, yürürlükteki mevzuata olan etkileri hakkında, iktidar partisi üyesi milletvekilleri bile içerik hâkimiyeti bakımından sıkıntıya düşmektedir. Uygulamada, böyle bir zorunluluk olmadığı hâlde, temel kanun kapsamında görüşülen torba kanunların hızla yasalaştırılması yüzünden ortaya çıkan yasama hatalarını düzeltmek amacıyla değişen kanun veya kanunlarda çok geçmeden yeniden değişiklik yapılmasını körüklemektedir. Kısaca, ülkemizde torba kanunlar, değişen kanunda yeni değişiklik gereksinimlerini tetikleyici bir etken niteliği de taşımaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle torba kanun kapsamına alınan maddenin temel kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tasarı kapsamından çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 69 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

“MADDE 69- 634 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Mülga 5916 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi kapsamında bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlük tarihinden önce yapılan Avrupa Birliği İşleri Uzmanlığı sınavı sonucuna göre ataması yapılanların sınav sonucuna ilişkin hakları saklı olup, bunlar da Bakanlık için ihdas edilen aynı unvanlı kadrolara bulundukları kadro dereceleri ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Celal Adan, İstanbul Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

CELAL ADAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Mahkeme kararlarının kanunla ortadan kaldırılması bir hukuk devletine yakışmamakla birlikte, esasında günün önemi açısından bir iki konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.

Mısır’da darbe gerçekleşirken Türkiye’deki Gezi Parkı’nı Mısır’la özdeşleştirerek bir baharın doğduğunu ortaya koyma iradesini çok şiddetli bir şekilde protesto ettik. Bu, Türkiye’ye bir hakarettir. Türkiye’de bir demokrasi geleneği var. Dolayısıyla, sonuna kadar sandığa sahip çıkılması noktasındaki iradeye bir millet olarak sahip çıktık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hâlen bu onursuzluğu Türk milletine yakıştırmak isteyenleri de buradan protesto ediyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bravo Sayın Başkan!

CELAL ADAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bir ülkenin medeniyetini, ahlakını, faziletini savaşta silahlı kuvvetleri temsil eder. Afganistan’da öldürdükleri askerlerin üzerine tuvalet ihtiyaçlarını giderenler, Ebu Garip Cezaevinde çırılçıplak Iraklı mahkûmları soyundurarak işkence yapanlar, Libya’da bir kanalizasyon çukurunda 18 yaşında bir çocuğun kafasına kurşun sıkıldığında büyük bir heyecanla Kaddafi’nin ölümünü kutlayanlar, Irak’ı yakanlar, sadece 25 bin genç kızın ırzına geçildiği için intihar ettiği Irak’ı yaratanlar, Suriye’yi karıştıranlar, Türk milletinin askerine, polisine, jandarmasına kurşun sıkan PKK’yı barındıranlar Mursi’yi de yok ettiler.

Şimdi, ben buradan bir uyarıda bulunmak istiyorum. İnternet’e baktım, her tarafa baktım, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Başbakanı, bakanları, Hükûmet, bu Mursi’yle ilgili Amerika Birleşik Devletleri’ni sorumlu tutan hiç bir ifade ortaya koymadılar. Gerçekten ben bunu çok düşündürücü buluyorum.

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir)  – Başbakan Yardımcısı yaptı.

CELAL ADAN (Devamla) – Yaptıysa teşekkür ediyorum.

Şimdi, burada, timsah orada. Başbakan gitti, Amerika Birleşik Devletleri’nde o “gizli oda” veya “kırmızı oda” denilen odada muhabbetleri gerçekten çok yüksekti. Gezi Parkı’nda birileri yürürken timsah hemen hemen ağzını açtı, “Türkiye’yi de takip ediyoruz.” dedi.

Şimdi, değerli milletvekilleri, alınganlık göstermeyin de. Ben çok eski tanırım, üniversiteden tanırım Dışişleri Bakanını. O “Stratejik Derinlik” kitabını belki 100 kişiye ben hediye ettim ama size samimi bir şey söyleyeyim: Dışişleri Bakanının yaptığı açıklamaları Japonya’daki savaş kaçkınlarına benzetiyorum. Dün, “Sabaha kadar uyumadığını” söylüyor, Amerika Dışişleri Bakanıyla görüşmüş, Katar Dışişleri Bakanıyla görüşmüş...

Değerli milletvekilleri, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye’ye güveniyoruz, Türk milletine güveniyoruz, Türk milletinin birliğine, beraberliğine de güveniyoruz sonuna kadar. Kandil’de iki tane Amerikan üssü var değerli milletvekilleri. Kandil’de PKK’yı barındıran Amerika Birleşik Devletleri. Başınızdaki bela, Hükûmet olarak bela, Amerika Birleşik Devletleri. Geçen, Timsah’ın uzantısı, Van’da, Hakkâri’de çözüm süreciyle ilgili iradeyi temsil ediyor Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi utanmadan, arlanmadan. Bir tarafta; siz eşkıyabaşını “idam edilmeyecek” diye Türkiye’ye teslim edeceksiniz, ayrılıkçı, ırkçı hareketin odak noktasını Türkiye’ye taşıttıracaksınız, Kandil’deki PKK kamplarına “Hadi gel de gör.” diyeceksiniz, askerin başına çuval geçireceksiniz, yakıp yıkacaksınız bütün oksijen alanlarını ve utanmadan akil adam olacaksınız Türkiye’de. Bir tek kelime sizden duymadık değerli milletvekilleri, değerli yöneticiler.

Şimdi, burada, alt alta koyarak söylemek istediğim şey şu: Avrupa Birliği de aynı şey. Türk milletinin asaletine, merhametine, şefkatine kurşun sıkıldığı hâlde, Türk milleti demokrasiye sonuna kadar sahip çıkacak. Bir hafıza kaybı oluşturuyorsunuz değerli grup başkan vekili. 2002’den evvel Türk milleti çok büyük bir demokrasi mücadelesi verdi. 60’dan sonra Demokrat Partinin yerine “demirkırat”ı getirdi, 80’den sonra Özal’ı getirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CELAL ADAN (Devamla) – 2002’yle başlayan bir demokrasi mücadelesi anlayışı, yanlış bir anlayıştır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

70’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 70’inci Maddesinde yer alan 638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenmesi düşünülen EK MADDE-1’deki “Türkiye Ulusal Gençlik Konseyi” ibaresinin “Türkiye Gençlik Konseyi” olarak değiştirilmesini ve “kent konseyi gençlik meclis” ibaresinden sonra gelmek üzere “üniversite öğrencileri topluluklarının ve fikir kulüplerinin” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Pervin Buldan                           Adil Zozani                           İbrahim Binici

                    Iğdır                                      Hakkâri                                   Şanlıurfa

               Nazmi Gür                               Sırrı Sakık                             Hasip Kaplan

                    Van                                         Muş                                       Şırnak

                                                      Abdullah Levent Tüzel

                                                                 İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 70 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

    Hasan Hüseyin Türkoğlu              Mehmet Erdoğan                       Mehmet Günal

                Osmaniye                                   Muğla                                     Antalya

"MADDE 70- 3/6/2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 1- (1) Bakanlık bünyesinde gençlerin sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda topluma aktif katılımlarını ve kişisel gelişimlerini sağlamak, gençlik alanında üretilecek politikalara katkıda bulunmak, ulusal ve uluslararası çalışma ve projeler uygulamak, gençler ve gençlik alanında faaliyet gösteren organizasyonlar arasında koordinasyona yardımcı olmak ve gençlerin karar alma ve uygulama süreçlerine katılımını artırmak amacıyla gençlerin oluşturduğu veya gençlik alanında faaliyette bulunan dernekler, vakıflar, federasyonlar, konfederasyonlar, gençlik kulüpleri, öğrenci konseyleri, kent konseyi gençlik meclisleri ve benzeri organizasyonların üye olabileceği Türk Gençlik Konseyi kurulur. Konseyin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için Bakanlık bütçesine yeterli ödenek konulur.

(2) Konseyin kurulması, işleyişi, yönetimi, görevleri ve denetimine ilişkin hükümler ile Konseyin çalışma usul ve esasları ve sair hususlar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 70 nci maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu            Aydın Ağan Ayaydın                      İzzet Çetin

                 İstanbul                                   İstanbul                                    Ankara

              Kazım Kurt                              Musa Çam                            Mahmut Tanal

                Eskişehir                                     İzmir                                     İstanbul

                                                              Aytuğ Atıcı

                                                                  Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 70’inci maddesi üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunuyorum.

İmzasının arkasında duran, kendi verdiği araştırma önergesinin aleyhinde oy kullanmayan milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu maddenin madde metninden çıkartılmasını istedik. Neden böyle bir şey yaptık? Bakın, bu önergemiz, dikkate alınması gereken bir önergedir, şu açıdan. Madde diyor ki: “Bakanlık bünyesinde Türkiye Ulusal Gençlik Konseyi kuracağım.” Güzel, Ulusal Gençlik Konseyi kuralım. Peki, bu konsey ne yapacak? Diyor ki: “Gençlerin, sosyal, ekonomik ve -dikkatinizi çekiyorum- siyasal alanlarda topluma aktif katılımlarını ve kişisel gelişimlerini sağlamak.” Şimdi, son bir aydır, bir ayı aşkın bir zamandır yaşanan olaylara bir baktığımız da Taksim’de Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılan gençlik hareketine baktığımızda, bu gençler siyasal alanda topluma aktif olarak katılmayı zaten istemişler. Bu gençler karar vermişler ve demişler ki: “Biz hem sosyal hem siyasal alanda varız ve katılımımızı sağlıyoruz.” Peki, Hükûmetiniz ne yaptı? Daha dün elinde palayla âdeta gençleri doğramaya kalkan insanların arkasını, sırtını güvenlik güçleri sıvazladı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Yuh be! Yuh!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, gözaltına alındı, yapma bunu! Bu tahriki yapmayın! Bakın, bu tahriki yapmayın, lütfen! Bu tahriki yapmayın! Tutuklandılar ve AK PARTİ’yle de ilgisi olmadığı ortaya çıktı.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Evet, tutuklandılar… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Ayıp ya! Ayıp!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın grup başkan vekili cevap verir.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Evet, tutuklandılar. Bundan önce, tutuklanmış olmaları sırtlarının sıvazlanmadığı anlamına gelmez. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yahu, orada iflas eden bir esnaf ya! Hâlâ buradan ekmek yemeye çalışıyorsun ya!

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Dün açıklama yapıldı.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Daha dün elinde sopa bulunan ve sivil polis olduğu iddia edilen insanlar, genç insanlar sokaklarda çocuklarımızı dövdüler. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Kim dövdü ya?

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Ben bunları kafamdan uydurmuyorum, ben bunları bizzat yaşayarak, bizzat görerek…

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Yuh!

SALİH KOCA (Eskişehir) – Kafanda yazdığın senaryoyu söylüyorsun.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – İş mi bu ya!

AYTUĞ ATICI (Devamla) - …milletvekilliğimin ciddiyetine de inanarak bir soru önergesiyle sordum. Dedim ki size… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, istediğiniz kadar bağırın çağırın…

SALİH KOCA (Eskişehir) – Kafanda yazdığın senaryoyu konuş!

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Esed’e anlat!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYTUĞ ATICI (Devamla) - …bağırmakla hiçbir şey halledemeyeceksiniz.

Eğer bağırmazsanız birbirimizi anlayabiliriz.

Ben size sordum, dedim ki İçişleri Bakanına: Güvenlik güçlerinin, polisin envanterinde sopa var mıdır? Cevap gelmedi.

ABDULLAH ÇALIŞKAN (Kırşehir) – Pala da var!

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Polisin envanterinde çivili sopa var mıdır? Cevap gelmedi.

Değerli arkadaşlarım, sizler meydanlarda değilsiniz, meydanlarda olan biziz, meydanlarda olan ve bunları gören biziz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Meydanlarda işiniz ne! Burada olacaksınız, meydanlarda ne işiniz var sizin!

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Ne işin var meydanlarda!

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Ne işiniz var!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Niye bağırıyorsunuz?

BAŞKAN – Lütfen, sayın milletvekilleri, sayın hatibin sözünü kesmeyelim.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Arkadaşlar, suçluluk psikolojisiyle bağırmaya devam edebilirsiniz, bunu ben anlayışla karşılarım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, ben hatibi duyamıyorum, lütfen…

BAŞKAN – İkaz ediyorum, kaç defa ikaz ettim Sayın Hamzaçebi. Haklısınız.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Ancak yaptığınız bu bağrışmalar ve çağrışmalar sizin Taksim Meydanı’ndaki rezaletinizi örtmeye asla yetmez, asla yetmez. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Rezalet sizin rezaletiniz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Yani, bu şekildeki bağırmalardan her şeyi seçemiyorum. Her şeyi seçemiyorum ama bir taneniz “Ne işiniz var meydanlarda?” dedi. Halk neredeyse biz orada olmaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Meclisi germeyin! Yeter artık, yeter!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Halka biber gazı sıktığınız zaman, halkı copla dövdüğünüz zaman orada olmaya devam edeceğiz.

Ben, bundan sonraki maddelerde de kaldığım yerden devam edeceğim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 70 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"MADDE 70- 3/6/2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 1- (1) Bakanlık bünyesinde gençlerin sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda topluma aktif katılımlarını ve kişisel gelişimlerini sağlamak, gençlik alanında üretilecek politikalara katkıda bulunmak, ulusal ve uluslararası çalışma ve projeler uygulamak, gençler ve gençlik alanında faaliyet gösteren organizasyonlar arasında koordinasyona yardımcı olmak ve gençlerin karar alma ve uygulama süreçlerine katılımını artırmak amacıyla gençlerin oluşturduğu veya gençlik alanında faaliyette bulunan dernekler, vakıflar, federasyonlar, konfederasyonlar, gençlik kulüpleri, öğrenci konseyleri, kent konseyi gençlik meclisleri ve benzeri organizasyonların üye olabileceği Türk Gençlik Konseyi kurulur. Konseyin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için Bakanlık bütçesine yeterli ödenek konulur.

(2) Konseyin kurulması, işleyişi, yönetimi, görevleri ve denetimine ilişkin hükümler ile Konseyin çalışma usul ve esasları ve sair hususlar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Enver Erdem, Elâzığ Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 70’inci maddesi üzerinde verilen önerge nedeniyle söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 70’inci madde Ulusal Gençlik Konseyinin kurulmasını düzenliyor. 70’inci maddeyle getirilen bu düzenlemeye Milliyetçi Hareket Partisi olarak katıldığımızı ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, gençliğin ekonomik ve sosyal alanların tümüne etkin katılımı ülkenin kalkınması ve gelişmesi için büyük öneme sahiptir. Gençlerin kişisel ve sosyal gelişimini desteklemek, potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilecekleri imkân ve zemini hazırlamak, ekonomik ve sosyal hayatın her alanına etkili katılımını sağlamak önemli hâle getirilmelidir. Bu bağlamda, gençlerin spora yönlendirilmesi önem arz etmektedir.

Bireysel, ekonomik ve sosyal yönleriyle spor, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde, halk sağlığının korunmasında, ekonominin geliştirilmesinde, toplumsal barış ve kardeşliğin tesis edilmesinde, sosyal hayatın geliştirilmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle, Türkiye genelinde spor yapma alışkanlığının ve spor kültürünün geliştirilmesi, lisanslı sporcuların yetiştirilmesi, altyapı projeleriyle sayısının artırılması, olimpik sporların ve sporcu ruhunun toplumda yaygınlaştırılması, yetenekli gençlerin elit sporcu hâline getirilmeleri sağlanmalıdır. Gençlik ve spor alanında ortak bir anlayış, vizyon, politika ve hedeflere ulaşmak Türkiye’nin gücü, büyüklüğü ve liderliği yolunda en dinamik alandır. İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşların hizmet ve faaliyetlerinde koordinasyon ve iş birliğini sağlama amacıyla gençlik ve spor alanında kılavuz olacak millî gençlik ve spor politikaları hazırlanmalıdır.

Ülkemizin hiçbir ferdi feda edilemez, her insanımız değerlidir, bütün gençlerimiz fırsat ve imkân sunulmasını hak etmektedir. Türkiye’nin bütün evlatları doğru uygulamalarla ve hedeflerle neler başarabileceğini ispatlamıştır. Ay yıldızlı bayrağımızı gururla göğsünde taşımanın, İstiklal Marşı’mızı organizasyonlarda söylemenin, ülkemizi en güzel şekilde temsil etmenin ruhunu taşıyan sporcular görmek bütün vatandaşlarımızın ortak dileğidir. Bu anlamda, gençlerimizin projelerin temeli olması gerektiği, projelerde gençlerimizin yüksek katılımının sağlanması esas olmalıdır.

Gençler idealleri ve hedefleriyle yaşadıkları toplumların sürekli gelişimi için vazgeçilmezdir. Bunun yanı sıra, gençlerin günümüzde karşılaştıkları problemlerin çözümüne yönelik atılacak adımlar toplumların ve gelecek nesillerin gelişimi için çok önemlidir. İşte, bu yüzdendir ki gençlerin yaş, cinsiyet, ekonomik, sosyal, ailevi ve kültürel durumları, eğitim seviyeleri, yaşadıkları yerler, benzeri hususlar göz önünde bulundurularak gençlere uygun iletişim kanallarının kurulması kamu politikalarının oluşturulmasında büyük önem taşımaktadır.

Gençlerimiz artık dünyadaki gelişmelerle doğru orantılı olarak yeniliklerin farkındadır. Bu farkındalığın doğru anlaşılması ve doğru hedeflere yönlendirilmesi gerekmektedir. Temelinde insanın öncelikli olmadığı projelerin gerçekleşmesi elbette mümkün değildir. Dinamik, genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’nin spor ve eğitim gibi alanları belirli bir dönem ya da süreçle sınırlı olmak yerine hayat boyu devam eden bir etkinlik olarak görmesi, bu doğrultuda çok yönlü programlar geliştirip uygulaması gerekmektedir. Kapsamında gençlerin olduğu bütün projeler elbette ki kendi içinde birçok sorunu beraberinde getirdiği gibi çözümleri de beraberinde getirecektir. Bu yüzden, gençlerin potansiyellerini ortaya çıkarmalarında eğitimcilerin bilinçli, yeniliklere açık ve lider kişiler olması gerekir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de gençlerin karşılaştıkları temel problemlerden biri eğitim dönemini tamamlayıp iş gücüne dâhil olma noktasında ortaya çıkmaktadır. İstihdam alanı konusunda yeterli derecede bilgi sahibi olmamak, görev tanımlarının, meslek çeşitliliğinin tanıtılmaması, rehberlik ve kariyer hizmetlerinin yetersizliği ve deneyim eksikliği gibi nedenlerle gençler iş konusunda sıkıntı çekmektedirler.

Değerli milletvekilleri, gençlerin kültür, sanat bilincini sadece popüler kültürden ibaretmiş gibi görmek yanlıştır. Millî kültürden beslenen, kendi kültürel değerlerimizle donatılmış, örf ve adetlerimiz ve geleneksel sanat dallarımız hakkında doğru bilgiye sahip, ülkesinin tarihine, zengin birikimine ve dolayısıyla gençliğine sahip çıkacak nesillerin yetiştirilmesi çok önemlidir. Bu nitelikte bir gençliğin yetiştirilmesi dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.44


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

70’inci madde üzerinde Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 70’inci Maddesinde yer alan 638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenmesi düşünülen EK MADDE-1’deki “Türkiye Ulusal Gençlik Konseyi” ibaresinin “Türkiye Gençlik Konseyi” olarak değiştirilmesini ve “kent konseyi gençlik meclis” ibaresinden sonra gelmek üzere “üniversite öğrencileri topluluklarının ve fikir kulüplerinin” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Ek maddenin amaçlarında tanımlanan gençlerin siyasal alana aktif katılımın sağlanması için, üniversite öğrencilerinin kurduğu düşünce topluluklarının ve fikir kulüplerinin de konsey bileşeni olması gerekmektedir. Yine konseyin toplumun bütün farklı kesimlerinden gençlerin bir arada gerçekleştireceği etkinliklerde, istenen düzeyin yakalanması için farklı düşüncelerinde konseyde temsil edilmesi oldukça önemlidir. Yine isminin, geçici olarak Türkiye Gençlik Konseyi olması daha yapıcı ve kapsayıcı olacaktır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

71’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 71 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

    Hasan Hüseyin Türkoğlu              Mehmet Erdoğan                       Mehmet Günal

                Osmaniye                                   Muğla                                     Antalya

                                                        S. Nevzat Korkmaz

                                                                  Isparta

"MADDE 71- 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesine "genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri" ibaresinden önce gelmek üzere "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil)" ibaresi eklenmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 71. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Mustafa Moroğlu                         Aytuğ Atıcı

                 İstanbul                                      İzmir                                      Mersin

          Süleyman Çelebi                      Bülent Kuşoğlu                  Haluk Ahmet Gümüş

                 İstanbul                                    Ankara                                   Balıkesir

                                                           Haluk Eyidoğan

                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET MUŞ (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz 478 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 71’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yasama tekniğine uygun kanun yapan ve bu kanunlara, yasama tekniğine uygun kanunlara el kaldıran milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, uzunca bir süredir Meclis de gergin, Meclis de yorgun, hepimiz de yorgunuz, hepimiz de gerginiz. Bunu attığımız her adımda, söylediğimiz her lafta gelen tepkilerden anlıyoruz. Türkiye de yorgun, Türkiye de gergin, bunu da sokaktaki gerginliklerden anlı-yoruz.

Şimdi, bakın, size bir örnek getirdim, çok canlı bir örnek. Bizim size niçin güvenmediğimizi net olarak ispat eden, net olarak anlatan bir örnek sunacağım.

Sayın milletvekilleri, bakın, ben genellikle yüksek sesle konuşurum ama bakın, çok sakin bir şekilde size bir şey söyleyeceğim, siz de, parti farkı olmaksızın bu ayıbı siz de kabul etmeyeceksiniz.

MEHMET ALTAY (Uşak) – Dinliyoruz kardeşim, anlat, dinliyoruz ya!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Demin de anlatıyordum, demin ben bağırmadım, siz bağırdınız.

Şimdi, bakın, niye biz size güvenmiyoruz? Bakın arkadaşlar, elimde Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının İl Sağlık Müdürlükleri İl İnsan Kaynakları Planlama Rehberi var. Bütün il sağlık müdürlüklerine gönderildi, yeni. Bu rehberin dayanması gereken bazı kanun maddeleri var. Bakın, “Bu rehber 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3’üncü maddesine dayanır.” diyor; ayrıca, “663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3, 8 ve 47’nci maddesine dayanır.” diyor 5’inci sayfada. 47’nci maddeden sonra bir parantez açmış Sağlık Bakanlığı ve diyor ki: “İptal edilen bu madde bir torba kanun ile aynen çıkarılacaktır.” Bakın, İnternete girin, Sağlık Bakanlığının yayınladığı rehbere bir bakın.

Bakın, bu muhalefetin işi değil, bu Parlamentonun işi. Parlamentonun saygınlığına gölge düşüren bir durumda hepimizin el birliğiyle mücadele etmesi lazım.

663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 47’nci maddesini Anayasa Mahkemesi iptal etti. Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bu madde -Sağlık Bakanlığı tarafından deniyor ki- bir torba kanun ile aynen çıkarılacaktır.

Şimdi, biz niye buradayız arkadaşlar? AKP milletvekilleri niye burada? CHP’liler, MHP’liler, BDP’liler niye burada? Mademki buna karar verilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesi yok sayılmış, biz niçin buradayız? Bir.

Daha da kötü bir şey söyleyeyim: Burada Sayın Cumhurbaşkanının da iradesi yok sayılmıştır.

Bakın, biz birbirimizi hırpalayabiliriz, zaman zaman yapıyoruz. Sonra, “Ya, Aytuğ Hocam, niye bugün sinirlisin?” deyip, gelip birisi beni yanağımdan öpüyor, ben de ona “Ya, kusura bakma seni kırdıysam.” diyorum. Fikirlerimiz ayrı olsa da biz görevimizi yapmaya devam edeceğiz birbirimizi olabildiğince incitmeden diyorum. Muhalefet yapma yöntemimizi olabildiğince bu şekilde sürdürmeye çalışıyoruz ama bu belge, bu yeni belge Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesini yok saymıştır. Hepimize küfür edilmiştir.

Bu madde, aynı zamanda, Sayın Cumhurbaşkanını da yok saymıştır. Çünkü buradan geçirdiğimiz kanunları Sayın Cumhurbaşkanı eğer uygun görürse onaylar, uygun görmezse buraya iade eder. Ama diyor ki: “Aynen çıkarılacaktır.” Şimdi, gel de güven bu Hükûmete; hadi, gel de güven. Sizin kendi iradenizi bile yok sayan bir Hükûmetiniz var arkadaşlar.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – O bizim irademiz zaten.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Sayın Milletvekili, bu sizin iradenizse o zaman ben hiç söyleyecek bir laf bulamıyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Usulüne uygun bir biçimde çıkartacağız.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Siz iradenizi Sağlık Bakanlığına, oradaki bürokratlara devretmiş iseniz Allah yolunuzu açık etsin diyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Amin.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Başka hiç konuşmaya bile gerek görmüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için bir dakika süre veriyorum, elektronik cihazla oylama yapacağız.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.03


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 17.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

71’inci madde üzerinde Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 71 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 71- 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesine "genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri" ibaresinden önce gelmek üzere "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil)" ibaresi eklenmiştir.

                                                                        S. Nevzat Korkmaz (Isparta) ve Arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir kurum ya da kurul oluşturmak, bir teşkilat kurmak için yasa çıkarmak ile Meclisin sorumluluğu ortadan kalmaz, kalkmamalıdır. Bu yasaların nasıl neticeler ortaya çıkardığını izlemek, gerekirse ek tedbirler üretmek bugün çağdaş yasama anlayışının bir gereğidir. Artık, birçok parlamentoda, yasaların uygulamasını izleme komisyonları var.

Kamu yönetimindeki gereklilikler ve güvenlik anlayışındaki değişimler sonrası oluşturulmuş bir teşkilat var hepinizin bildiği gibi, özel güvenlik teşkilatı. Sayıları 170 bin civarında, aileleriyle birlikte 1 milyonu buluyorlar. Sektörde özel güvenlik eğitimi veren kuruluşların eksikliklerinden tutun, mensuplarının haklarının yeniden tanzimine kadar mevzuatın gözden geçirilmesine ihtiyaç var. Düne göre özel güvenlik, bugün daha da önem kazanmıştır. Polis ve jandarmanın vereceği koruma ve önleme hizmetini verdiği ölçüde de artık terörün de hedefi hâline gelmiştir. Ancak, firmaların kıyasıya rekabet etmesinin sonucu, maliyetlerin aşağıya çekilmesi gereğinin faturası özel güvenliğe çıkmakta, olumsuz şartlarda çalışma ve düşük ücretlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Âdeta köle statüsünde çalışmak kaderleri hâline gelmiştir. Bu alanda yaşanan vahşi kapitalist anlayış ve kârın maksimize edilmesi gayretleri karşısında Hükûmet emeğin, alın terinin yanında yer almak yerine, sessiz kalarak sermayenin, gücün yanında yer almaktadır.

Bu Mecliste daha önce de ifade ettim, 170 bin kişilik silahlı bir güç özel güvenlik gücü. Birçok ülkenin ordusundan daha büyük bir rakam. Ancak piyasada aktif hizmet veren 300 özel güvenlik kuruluşunun yüzde 60'ı da yabancıların elinde. Bunun, millî güvenliğimiz açısından, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir husus olduğunu telakki ediyoruz. Ayrıca bu teşkilatın mensuplarının Meclisten beklediği, atılması gereken adımlar vardır. Nedir bunlar?

Bir yerin korunmasına memur edilen özel güvenlik sade vatandaşa tanınan silah kullanma yetkisiyle ancak yetki kullanabilmektedir. Bu yetki özel olarak yeniden düzenlenmelidir.

Sektördeki KDV oranının yüzde 8'e düşürülmesi icap etmektedir. Eğer böyle yapılmazsa şirketlerin üzerindeki yük devam edecek ve bu da hem  eğitim kalitesinin düşük kalmasına hem de düşük ücretlerin devamına vesile olacaktır.

Ücretleri sefalet ücreti olmaktan çıkarıp, mesleki olarak taşıdıkları risk ve tehlikelerle doğru orantılı bir seviyeye çıkarmak lazımdır.

Yine, kıyafet ve logoları  standart hâle getirilmelidir.

Kıdem tazminatı sorunları çözülmelidir. İşveren ile hizmet satın alan kurumlar arasında pinpon topuna döndürülen özel güvenlik bundan kurtarılmalıdır.

Yıllık ücretli, izin hakkı zaman zaman kullandırılmamaktadır. Özellikle işverenin ve hizmet verilen kurumun bu konudaki keyfîliğinin önüne geçilmelidir.

Özel güvenlik mali sorumluluk sigortası genel şartları yeniden tanzim edilmeli, mensuplarının kasti olmayan şahsi zararından dolayı bu tazminat sistemi devreye girmelidir. Aldıkları zaten üç kuruş ücretlerinin üzerinde sallanan bu tazminat tehdidi ortadan kaldırılmalıdır.

Sektörde uzmanlaşmanın ve sendika üyeliğinin önü açılmalıdır.

Özel güvenlik teşkilatının bu sorunları yıllardır Milliyetçi Hareket Partisi tarafından dile getirilmektedir. Ancak maalesef kendimiz çalıp kendimiz söyler duruma gelmekten şikâyetçiyiz. Sorunları katlanarak artmaktadır. Artık yuvalarının daimî olup olmaması hususuna gelip dayanmıştır bu sorunlar.

Bu haklı sorunların çözümü yönünde Hükûmetin artık daha fazla geciktirmeden adım atmasını beklediğimizi ve onların insanca bir ücret seviyesine ve insanca çalışma şartlarına sahip kılınmasını beklediğimizi ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

71’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

72’nci maddenin (a) bendinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 72 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

     Hasan Hüseyin Türkoğlu               Mehmet Günal                   Mehmet Erdoğan

              Osmaniye                                   Antalya                                    Muğla

"a) 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "haftada en az" ibaresi "en az iki haftada" şeklinde, beşinci fıkrasında yer alan "süresi" ibaresi "on gün" şeklinde, yedinci fıkrasında yer alan "düzenleme ve denetleme mahiyetindeki kararları, tekemmül etmesinden itibaren" ibaresi "kararları, karar tarihinden itibaren kesinleşir ve düzenleme ve denetleme mahiyetinde olan kararlar" şeklinde değiştirilmiş, dördüncü ve onuncu fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 72 inci Maddesi ile değiştirilmek istenen 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (a) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Pervin Buldan                           Adil Zozani                           İbrahim Binici

                    Iğdır                                      Hakkâri                                   Şanlıurfa

               Nazmi Gür                               Sırrı Sakık                             Hasip Kaplan

                    Van                                         Muş                                       Şırnak

                                                      Abdullah Levent Tüzel

                                                                 İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 72-a Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Mustafa Moroğlu                     Haluk Eyidoğan

                 İstanbul                                      İzmir                                     İstanbul

          Süleyman Çelebi                      Bülent Kuşoğlu                  Haluk Ahmet Gümüş

                 İstanbul                                    Ankara                                   Balıkesir

                                                               Özgür Özel

                                                                  Manisa

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kurulun haftada bir kez toplanması çalışma esaslarına uygun düşeceğinden işbu değişiklik teklifi ile eski halin muhafazası sağlanmak istenmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde torba, "genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç": 2. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet" şeklinde tanımlanmıştır. "Kanun" ibaresinin başına eklenen "torba" kelimesi, bir yandan "taşıyıcılık işlevi"ne diğer yandan da içine konulacak öteberinin her zaman kestirilemeyeceği için gizemine işaret eden son derece isabetli bir sıfattır.

Torba kanunlar söz konusu olduğunda, Medeni Kanunun 1. Maddesinde belirtildiği anlamda, "kanunun ruhundan/özünden" söz edebilmek neredeyse imkansız hale gelebilmektedir. Torba kanunla, uygulayıcılar açısından çeşitli sürprizlere gebedir. Örneğin, kimi torba kanunların, gerekçe trafiği ya çok karışık ya da hiç gerekçesi olmayan maddeleri bulunmaktadır. Bu nedenle, somut hukuki açmazlarla ilgili kanun "yorum" teknikleri çoğu zaman işlemez hale gelebilmektedir.

Genel olarak iki tür yasa yapma yöntemi vardır; birisi normal, diğeri hızlandırılmış yol. Madde bazlı görüşme ve oylamaya dayanan normal usul, teknik açıdan "genel yasama yöntemi" olmaktadır. Hızlandırılmış yol ise, "özel yasama yöntemi" olarak adlandırılmaktadır. Özel yasama yönteminin bizdeki karşılığı, biraz da zorlama bir nitelemeyle "temel kanun" olmuştur. Türk parlamento hukukuna 1991 yılında giren hızlandırılmış yasa yapma yöntemi, TBMM İçtüzüğü'nün 91. Maddesinin başlığından esinlenen bir terimle "temel kanun" olarak yerleşmiş durumdadır. Ancak bu kullanım, bir alanı hukuki reform niteliğinde ilk kez düzenleyen "Medeni Kanun", "Borçlar Kanunu", "Türk Ceza Kanunu" gibi ana kanunlardan söz ederken kullanılan "temel kanun" deyimiyle karışmaktadır. Uygulamada temel kanun yöntemi, kanun tasarı ya da teklifinin Genel Kurul görüşmelerinde 30'u geçemeyen maddelerden oluşan bölümler içine sıkıştırılarak görüşülüp yasalaştırılması anlamına geldiğinden, bilgisayar terimleriyle, bir dosyanın sıkıştırılması (ziplenmesi)'nı andırmaktadır. TBMM İçtüzüğünün 91. maddesinde de, özellikle "temel kanun" tanımlamasıyla ilgili olarak benzer bir "bocalama" hali zaten söz konusudur. Madde, Anayasa Mahkemesi tarafından da birkaç kez iptale konu edilmiş iptaller ışığında gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra sular büyük ölçüde durulmuştur.

Ne pahasına olursa olsun, yasama sürecini hızlandırmak için torba kanun çıkarma yoluna başvurulması, çok ciddi sakıncaları beraberinde getirmektedir. Torba kanun sadece yasama süreci açısından değil, tasarı ya da teklif yasalaştıktan sonra uygulama sürecinde de sorunlar doğurmaktadır. Torba kanun çıkarma yolu, muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının yasa yapım süreçlerine etkili biçimde katılımının sağlanamamasını göze almayı gerektirmektedir. Kaldı ki, her telden konuları kapsayabilen torba kanunların, yürürlükteki mevzuata olan etkileri hakkında, iktidar partisi üyesi milletvekilleri bile içerik hakimiyeti bakımından sıkıntıya düşmektedir. Uygulamada, böyle bir zorunluluk olmadığı halde, temel kanun kapsamında görüşülen torba kanunların hızla yasalaştırılması yüzünden ortaya çıkan yasama hatalarını düzeltmek amacıyla değişen kanun veya kanunlarda çok geçmeden yeniden değişiklik yapılmasını körüklemektedir. Kısaca, ülkemizde torba kanunlar, değişen kanunda yeni değişiklik gereksinimlerini tetikleyici bir etken niteliği de taşımaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle torba kanun kapsamına alınan maddenin temel kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tasarı kapsamından çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 72 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya)  ve arkadaşları

"a) 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "haftada en az" ibaresi "en az iki haftada" şeklinde, beşinci fıkrasında yer alan "süresi" ibaresi "on gün" şeklinde, yedinci fıkrasında yer alan "düzenleme ve denetleme mahiyetindeki kararları, tekemmül etmesinden itibaren" ibaresi "kararları, karar tarihinden itibaren kesinleşir ve düzenleme ve denetleme mahiyetinde olan kararlar" şeklinde değiştirilmiş, dördüncü ve onuncu fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Kurul kararlarını imzalama süresi on güne çıkarılmaktadır.

Komisyonda Teklifle ilgili sağlıklı ve verimli bir görüşme yapılamamıştır. Komisyon görüşmeleri boyunca hangi düzenlemelerin ne amaçla ve hangi gerekçeyle yapıldığı konusunda bilinmez bir tavır sergilemiştir. 71 adet kanun ve kanun hükmünde kararnamede 142 maddelik değişiklikler yapılmasına rağmen; vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlara çözüm getirecek konuları bir-iki husus dışında bulmak mümkün değildir. Kanun Teklifi kamu personelinin hukuki ve mali statüsüne ilişkin çok sınırlı değişiklikler getirmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemede beklentiler karşılığını bulmamış, umutlar hayal kırıklığına dönüşmüştür.

Kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası uygulanmamaktadır. personel rejimi nesnellikten uzaklaştırılmış, istihdam rejimi bozulmuştur. 657 sayılı Kanun, geçici işlerin ifası için istisnai hâllere münhasır olmak üzere sözleşmeli ve geçici personel istihdamını mümkün kılmıştır. AKP döneminde bu istisnai uygulamalar asıl istihdam şeklinin önüne geçmiştir. Ayrıca, AKP döneminde sözleşmeli ve vekil olarak işe alınanlar, daha önce çıkarılan kanunlar ile memur kadrolarına alınmış, ancak tekrar sözleşmeli ve vekil atama yapılmasına devam edilmiş, şimdi de bunlardan bazıları tekrar memur kadrolarına alınmaktadır.

Bu yanlış uygulamalar ile birlikte, birçok mağduriyet ortaya çıkmıştır. En büyük mağduriyet ise bu istisnai yollarla iş bulamayan işsiz gençlerimizdir. Bunlar girdiği merkezi sınavı kazanıp ataması yapılamayan, bir türlü sıra gelemeyen ve sıra gelmeden de kadroları istisnai yollarla doldurulan milyonlarca işsiz vatandaşlarımızdır. Hükümetin bu yanlışı, bu haksızlığı derhal durdurması gerekir.

Bu Kanun Teklifi ile kamu kurumlarında çalışan 4/B'liler, 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeliler ve mahalli idarelerde çalışan sözleşmeliler ile vekil Kur'an kursu öğreticilerinden şartları uyanlar memur kadrolarına atanmaktadır. Ancak, memur kadrosu verilen sözleşmeli personel ve vekiller arasında: Mağduriyeti enderinden yaşayan 4/C'liler yoktur. Rehber ve usta öğreticileri bu düzenleme kapsamına alınmamıştır. Aile sağlığı çalışanları yoktur. Vekil ebe-hemşireler yoktur.Ücretli öğretmenler yoktur.

AKP Hükümeti tarafından yapılan ayrımcı ve adaletsiz uygulamaları saymakla bitmez. Bu Teklifte öğretmenler ve atanamayan öğretmenler yoktur. Bu düzenlemede polislerimiz yoktur. Kamu işçilerinin naklen atanabilmeleri konusu yoktur. Taşeron işçileriyle ilgili hiçbir düzenleme yoktur. Geçici ve mevsimlik işçiler yine göz ardı edilmektedir. Bu Teklifte emeklilikte yaşa takılanlar yoktur. Muhtarlarımız yoktur. Bu Kanun Teklifinde şehit aileleri ve gaziler ile engelliler ve yaşlılarla ilgili bir düzenleme yoktur.

Peki bu Kanun Teklifinde neler vardır. Mera, yaylak ve kışlakların yapılaşmaya açılması var. Köy meralarının köylünün elinden alınarak hazineye devredilmesi, imar yetkisinin belediyelerden alınması ve satış yetkisi var. Gerçeğe aykırı, usulsüz veya sahte belgeler nedeniyle verilmeyen desteklemelerin ödenmesi var. Kamulaştırılan taşınmazlarla ilgili vatandaşın hak arama hürriyetini engellenmesi ve yargıya müdahale var ÖSYM sınavlarına ait soru ve cevaplarla ilgili bilgi edinme hakkının engellenmesi var. Sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak % 50'den az olan şirketler Sayıştay denetimi dışına çıkarılması vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun uygulamasının geciktirilmesi, sertifikasını almış kişilerin mağdur edilmesi var. Sürücü belgeleri için 24 milyon vatandaşımızdan 101 lira belge parası alınması var.

Dolayısıyla yapılan düzenlemeler; kamu yönetiminin iyileştirilmesi ve çalışanların sorunlarına çözüm getirilmesi yerine; kamu arazileri nasıl talan edilebilir, kadrolaşma nasıl sağlanabilir, usulsüzlük ve yolsuzluklar nasıl affedilebilir, denetimden ve yargıdan nasıl kaçınılabilir mahiyetini taşımaktadır.

Teklifin tümüyle gözden geçirilmesi ve bu maddede düzeltme ihtiyacı bulunmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

72’nci maddenin (b) bendinde aynı mahiyete iki adet önerge vardır, okutup birlikte işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 72 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

          Mehmet Erdoğan              Hasan Hüseyin Türkoğlu                Mehmet Günal

                   Muğla                                   Osmaniye                                  Antalya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 72/b maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Süleyman Çelebi                     Mustafa Moroğlu

                 İstanbul                                   İstanbul                                      İzmir

       Haluk Ahmet Gümüş                   Bülent Kuşoğlu                       Haluk Eyidoğan

                 Balıkesir                                   Ankara                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 478 sıra sayılı Teklif’in 72’nci maddesinin (b) bendinde değişiklik amacıyla vermiş olduğumuz önergeden dolayı huzurlarınızdayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Teklifin 72’nci maddesinin (b) bendi 660 sayılı Kararname’nin 9’uncu maddesinin (n) bendini yürürlükten kaldırmaktadır. Henüz çıkarılalı iki yıl bile olmayan 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin bu hükmünün madde metninden çıkarılmasının uygun olduğunu değerlendiriyoruz. Önergemiz bu mahiyettedir, tasviplerinize tabidir.

Müzakere ettiğimiz bu teklif 102 milletvekili tarafından verilmiş bir teklif ile Hükûmet tasarısını birleştirmekte ve “sayısı tespit edilemeyecek” diye ifade edebileceğim miktarda kanun ve kanun hükmünde kararnamenin değiştirilmesini amaçlamaktadır. Önümüzdeki teklif ve komisyon raporu öyle facia ifadeler ve hükümler içermekte ki inanmak mümkün değildir. Teklifi hazırlayanlar, imza atanlar içeriğini bilmiyorlar çünkü okumamışlar, sadece imza atmışlar, çünkü teklif onlar tarafından hazırlanmamış, birileri hazırlamış. Kaç madde olarak Komisyona gelmiş, bu biliniyor ama Komisyondan çıkan hâlinin kaç madde olduğunu tespit etmek için ciddi bir uzmanlık gerekiyor. Genel Kurulda görüşülürken âdeta bir kör değneği olan komisyon raporlarından sadece Bayındırlık, İmar Komisyonu Raporu elde var, diğer komisyon raporları yok çünkü havale edildiği hâlde görüşülmemiş. Sebep: Acelemiz var, hemen çıksın diye, öyle mi? Peki, aylardır çalışıyoruz, niçin daha evvel getirmediniz? Cevap: Geniş zamanda incelenirse, müzakere edilirse teklifin içine gizlenmiş hinlikler açığa çıkacak. Onun için dar ve sıkışık zamanda, kimseyi uyandırmadan Genel Kuruldan geçirelim isteniyor. Bu karmaşanın içinde, teklifin sahibi olan iktidar kanadının vekilleri zaten içeriğine bakmadan el kaldırıp kabul oyu veriyorlar. Biz ise yanlış, haksız, adaletsiz olan kısımları işaret edip iktidar partisinin saygın milletvekillerini uyarmaya çalışıyoruz ama nafile. Parmaklar çoğu zaman neye kalktığını bile bilmeden havaya kalkıyor ve kabul oyları geçit resmi yapıyorlar. İnanın, her parti lideri böyle bir Meclis kadrosu için dua ediyordur. Tasarının Genel Kuruldan kaç madde olarak çıkacağı da sadece Cenab-ı Allah’ın bileceği bir şey. Genel Kurulda iş bitti diye boşuna bekliyoruz çünkü kamu kurumlarından hâlâ yeni talepler geliyor ve önergeler sıraya giriyor.

Bütün bunların doğal sonucu olarak iş hem gün içinde saat itibarıyla hem de gün sayısı itibarıyla artmakta. Bu da resmî tatil gününü çoktan aşmış Meclis çalışmalarının milletvekilleri üzerinde gerginlik olarak tezahürüne sebep olmaktadır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bütün bu olumsuz yönlerine rağmen sıkışık zamanda gergin müzakerelerle ortaya çıkacak yasa toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmekte midir? Keşke evet diyebilseydik ama maalesef bu sorunun cevabı da hayır. Bu teklifin 4/B’li sözleşmeli personelin sorunlarını çözdüğünü söylemek mümkün değildir. Bu teklifin özel kanunlara göre sözleşmeli personelin sorunlarını çözdüğünü söylemek mümkün değildir. Bu teklifin 4/C’li geçici personelin sorunlarını çözdüğünü söylemek mümkün değildir. Bu teklifin geçici ve mevsimlik işçilerin sorunlarını çözdüğünü söylemek mümkün değildir. Bu teklifin üniversite mezunu ve teknik personel olarak çalışan işçilerin sorunlarını çözdüğünü söylemek mümkün değildir. Kamuda kangren olmuş, devletin asli ve sürekli işlerini gören, âdeta kölelik düzeni gibi çalıştırılan taşeron şirket işçilerinin sorunlarını çözdüğünü söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla, mübarek ramazan ayının şerefe gününde yaptığımız bu çalışmaların devlet ve millet adına çok iyi işler içerdiğini söylemek mümkün değildir. Hükûmetin üyeleri tarafından tüm kamuoyunda söz verildiği hâlde taşeron işçilerine ilişkin düzenlemenin nerede olduğunu merak ediyoruz. Halk eğitim usta öğreticileri hiç mi aklınıza gelmiyor? Onlar da bu ülkenin insanı değil mi, niçin hatırlamıyorsunuz? Polislerimiz gözünüzün içine bakıyor, verdiğiniz sözlerin nerede kaldığını merak ediyorlar. Çalışma saatleri, şartları itibarıyla en fazla bunalım geçiren ve intihar oranı en yüksek olan polislerimizden niçin özlük haklarını, daha da basit ve net ifadeyle 3600 ek göstergeyi esirgiyorsunuz? Eş değer güvenlik görevlilerinin ek göstergesi 3600 iken onlarınki niçin değil? Hükûmetlerinizin her işini başarıyla yapan, en kritik görevlerin altından kalkabilen mülki idare amirlerinin, muadil meslek mensuplarının özlük haklarının geride kalmasına nasıl razı oluyorsunuz? 1’inci sınıf uygulamasından yararlanamadan emekli olanların haklarını teslim etmek adalet değil midir? 1’inci sınıf olup da çalışan mülki idare amirlerinin ek göstergelerini 6400 seviyesine çekme sözünü hem eski Bakanımız İdris Naim Şahin Bey’den hem de Muammer Güler Bey’den duymadık mı, sevinmedik mi? Evet, duyduk ve sevindik. Peki, Hükûmet niçin bu teklifi torbanın içine atmıyor? Devletin ve Hükûmetin temsilcisi mülki idare amirleri üniter devlet yapısının en önemli görevlileridir. Yoksa “Üniter yapıyı nasıl olsa bozacağız, mülki idareye de ihtiyaç kalmayacak.” mı diyorsunuz?

Bu duygularla önergemizin kabulünü diler, Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle dün yaşadıklarımızdan duyduğumuz üzüntüyü bir  kez daha buradan ifade etmek isterim. Şırnak Milletvekilimiz Mehmet Emin Dindar’a bir kez de buradan geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Dün yaşadıklarımız Parlamentoya yakışmadı, Türkiye’ye yakışmadı. Dün yaşadığımız noktaya gelmemek için hepimizin herhâlde dünkü gerilimden bakanıyla, muhalefetiyle, iktidarıyla, Meclis yönetimiyle almamız gereken dersler var ama öncelikle şunu ifade etmekte büyük yarar görüyorum: Bugün 7’nci gün, aralıksız çalışıyoruz. 5 gece neredeyse sabahladık. Kimsenin artık siniri yerinde değil ve ben hiç hafta içinde normal çalışma saatlerinde, saatler gece dokuzda, ondayken böylesine bir gerilim, böylesine bir kavga yaşandığını hatırlamıyorum. Kavgada elbette her iki tarafın da kusuru vardır ama en büyük kusur bütün bir sene süren yasama faaliyetlerinde üzerine düşeni yapmayıp daha sonra son günlerde bütün bakanlıkların -burada, tabii ki birazcık bürokrasiye teslim olunmuş yürütme ve yasama anlayışının da önemli etkisi var- sıkıştırılması ve âdeta, burada, insanlık dışı şartlarda bir çalışmanın da buna sebebiyet verdiğini hepimizin itiraf etmesi lazım, bunu görmemiz gerekiyor.

Bunun dışında, bu Parlamento, her birimiz aldığımız oylarla buradayız. Herhangi iki kişinin birbiriyle itişmesi, kakışması, atışması değil; zaman zaman tolere edebileceğimiz şeyleri üstlendiğimiz siyasi görevlerden dolayı karşı çıkmak zorundayız. Ama yapmamamız gereken, herhâlde, birbirimize fiziki müdahaledir. Bu noktaya gelindiğinde –hani, Başbakanın ağzından kaçtı belki “Yüzde 50’yi içeride zor tutuyorum.” diye, o ifade doğru bir ifade değil ama- bu Parlamentoda milletvekillerinin birbirinin üzerine yürümesi, ittirmesi, kaktırması, vurması, düşürmesi, canını yakması, tam olarak sözle değil ama, sokaklara olabilecek en yanlış mesajı verir. Tartışmada olabildiğince sertleşebiliriz ama bunun bir fiziki müdahaleye gelme noktası kabul edilebilir bir şey değil. Bu noktada hepimiz ders almalıyız, ders almış olmalıyız.

Ama şunu bir söyleyelim ki zaman zaman bu kürsülerden Şeyh Edebali’nin o muhteşem nasihati okunuyor, hepimizin hoşuna gidiyor. O, daha fazla, hatta tamamıyla iktidara sorumluluk yükleyen bir nasihat. Bence iktidar partisi milletvekilleri muhalefet partisinden gelen sert eleştiriler, belki kendileri açısından düşündüklerinde tahammül edemeyecekleri noktada, o okunduğunda dudaklarının kenarında gülümseme yayan o Şeyh Edebali’nin oğluna nasihatlerini bir de böyle düşünsünler. Muhalefetin elindeki enstrümanlar, eleştiri yapmaktır, karşı öneri sunmaktır. Zaman zaman iktidar gücünün, özellikle bu sayısal gücün muhalefetin muhalefet alanını bu kadar daralttığı noktalarda bu eleştirilerini yüksek sesle dile getirme, engelleme noktasına getirme dünya parlamentolarında sıkça karşılaşılan… Hatta, geçen sene bir milletvekilimizin on iki saatlik bir engelleme, meseleye dikkat çekmek üzerinden yaptığı ve dünyanın “filibuster” diye bütün televizyonların yayını kestiği ve bunu canlı verdiği, kendi parlamentolarında olduğunda, biraz da siyaset tarihine renk katan böyle bir şeye, iktidar partisinin Genel Başkanının kendi grup konuşmasında milletvekilimizi hedef göstererek, aşağılayarak, küçülterek, ittirerek yaptığı bir şey şu noktaya getiriyor Parlamentoyu: “Yani sözle, yani pasifist eylemlerle bir şey yaparsanız da biz size bunu yaparız.” O zaman, görünür olmak, sesi yükseltmekten başka ve biraz da vücudu öne çıkarmaktan, ayağa kalkmaktan, bağırmaktan falan başka bir siyaset alanı bırakmama, bunun dışındaki siyaset alanlarının… Hükûmet temsilcilerinin orantısız mecralardan milletvekilleri üzerine kullandıkları bu yola doğru gidince gerçekten sıkıntılı oluyor.

Söyleyecek çok sözümüz var. Bugün sabaha kadar onlarca kez belki her birimiz bu kürsüye çıkacağız, bir şeyler ifade edeceğiz ama bu Parlamento kendi hukukuna, kendi arkadaşlarına ve kendi dokunulmazlığına sahip çıkmak durumundadır. Ben en son lise 2’de tatsız bir itiş kakış yaşamıştım, İzmir Atatürk Liselilerle, bir basket maçından sonra. O günden 12 Haziran 2011’e kadar dokunulmazlığım yoktu, kimse gelip üzerime değmedi ama iki senedir dokunulmazlığım var, yediğimiz tekmenin, tokadın haddi hesabı kalmadı. Bu ne bize yakışıyor ne size yakışıyor.

Bu konuda kendi üzerimize düşen kusuru da kabul edip, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

72’nci maddenin (c) bendi üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutup birlikte işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 72/c Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Süleyman Çelebi                     Mustafa Moroğlu

                 İstanbul                                   İstanbul                                      İzmir

       Haluk Ahmet Gümüş                   Bülent Kuşoğlu                       Haluk Eyidoğan

                 Balıkesir                                   Ankara                                    İstanbul

                                                               Özgür Özel

                                                                  Manisa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 72 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                        Mehmet Erdoğan

                  Konya                                     Manisa                                     Muğla

            Mehmet Şandır                        Mehmet Günal                Hasan Hüseyin Türkoğlu

                  Mersin                                    Antalya                                  Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Başkan Yardımcıları ve Daire Başkanlarının atamaları Kurul tarafından yapılmalıdır. Bakan tarafından atanması Kurumun özerkliğini zedeler.

Komisyonda Teklifle ilgili sağlıklı ve verimli bir görüşme yapılamamıştır. Komisyon görüşmeleri boyunca hangi düzenlemelerin ne amaçla ve hangi gerekçeyle yapıldığı konusunda bilinmez bir tavır sergilemiştir. 71 adet kanun ve kanun hükmünde kararnamede 142 maddelik değişiklikler yapılmasına rağmen; vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlara çözüm getirecek konuları bir-iki husus dışında bulmak mümkün değildir. Kanun Teklifi kamu personelinin hukuki ve mali statüsüne ilişkin çok sınırlı değişiklikler getirmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemede beklentiler karşılığını bulmamış, umutlar hayal kırıklığına dönüşmüştür.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce ifade etmeye çalıştım. Parlamento, iktidarıyla muhalefetiyle bir bütün; birbirimize karşı belli sorumluluklarımız var. Farklı düşündüğümüzde meselenin mecrası daha olmadık bir yerlere kayınca herkes üzülüyor ama Parlamentonun bir bütün olarak kendi hakkına, hukukuna sahip çıkması gerekiyor. Burası, yasama faaliyeti gibi -her kim nereden meşruiyetini alıyor olursa olsun- Türkiye’deki ve demokrasilerdeki mevcut en meşru zemin. Bu zeminin meşruiyeti tartışılmaz ama bu zeminde iktidar-muhalefet ayrımı olmadan şöyle bir yaklaşım içinde olmayı bilmek gerekiyor. Örneğin, bir BDP milletvekili polis tarafından tokatlandığında hep “ama”lı konuşuyoruz yani bir milletvekiline el kaldırılması kötü ama o da şunu şunu yapmış. Bir CHP milletvekili bir yerde gaz yediğinde, cop yediğinde “Evet, olmasa iyi ama…” arkasından devam ediliyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bu Mecliste kimse, bir diğerinin hukukuna “ama” demeden sahip çıkmıyor. Herkes kendi pozisyonunu koruyacak, ondan sonra âdet yerini bulsun diye bir yaklaşımda bulunuluyor. Ama bunlar, sadece bu fiziki müdahalelerle ilgili falan değil. Biraz önce bahsettim, dokunulmazlığı yokken kılına halel gelmeyen milletvekilleri, dokunulmazlıktan sonra zaman zaman polis şiddetiyle, zaman zaman kendi arkadaşlarının fiilî müdahaleleriyle karşı karşıya kalabiliyorlar ama bunların hepsi gelir geçer, bu tip yaralar çabuk kapanır. Biz hepimiz siyasetle uğraşan insanlarız. Birbirimizle, gün gelir bir tatil öncesinde, gün gelir yasama döneminin sonunda, gün gelir birbirimizin seçim bölgesine yaptığımız bir seyahat sırasında helalleşiriz gider ama gitmeyen bir şeyler var. Parlamento, zemin kaybediyor demokrasi içinde.

Geçen sene MİT operasyonu diye ifade edilen, bir savcının MİT müsteşarını ifadeye çağırdığı süreçte Sayın Başbakan durdu ve önce “Bürokratımı yedirmem.” dedi. Bir kere bu “yedirmem” terminolojisi de gerçekten insanların insanlar hakkında konuşmaması gereken, hani binlerce yıl öncesinde terk etmiş olmamız gereken bir jargon. Ama iktidar seviyor bunu, kullanıyor. Biz kimsenin kimseyi bu çağda yiyeceğini falan düşünmüyoruz ama o “Ben müsteşarımı yedirmem.” dedi. Müsteşarını yedirmedi ama tuttu bu Meclise, yasamaya bir maddelik kanunla, Sayın Recep Özel’in verdiği bir kanunla, bu Meclis tarafından, yargıda görüşülmekte olan bir işle ilgili bir maddelik kanun getirdi ve bu Meclis üzerinden yani yürütmenin yasama üzerinde kurduğu bir tahakkümle gitti yargıya bir saldırıda bulundu ve onun hareket alanını kısıtladı. Bu yetmezmiş gibi, her geçen gün bir başka yaptırımla karşı karşıya kalıyoruz.

Şimdi, geçmiş dönem Sağlık Bakanımız burada, biraz önce ona da ifade etmeye çalıştım. Konunun özünden değil de şakacı bir üslupla söyledim.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, il sağlık müdürlüklerine il insan kaynakları planlama rehberi yollamış. Şimdi, bu rehberi açıyorsunuz; incelenecek, aksayan çok yeri var ama içinde şöyle bir ifadeyle karşılaşıyorsunuz; diyor ki: “Bu rehber 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3’üncü maddesi ile 663 sayılı KHK’nın 3, 8, 47’nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Hepimiz biliyoruz ki, bu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Bunun üzerinde düzenleme yapmayla ilgili bu yazı yazıldığında süre var ama -parantez açmışlar- diyorlar ki: “İptal edilen bu madde bir torba kanun ile aynen çıkarılacaktır.”

Şimdi, bunun altında bir bakanın imzası var. Sayın bakanlar bilir, bu imzadan başka bakanlıktaki nüshada bir sürü paraflar var. O paraflarda bir sürü bürokratlar Sayın Bakana diyorlar ki: “Biz bürokratlar olarak Türkiye Büyük Millet Meclisini saymıyoruz, onların ne karar vereceğini önceden biliyoruz ve emrediyoruz. Bir torba kanun ile aynen çıkartılacaktır.”

Bu yazı yazıldıktan günler sonra bu torba kanun hakikaten geldi, Bakan arkasında durdu. Eğer iktidar partisi “Ramazan ayı geliyor, tatile girelim.” demezse de sağlık torbasını getirip burada görüşeceksiniz. Aynen bu bürokratların dediği gibi komisyondan geçti bu. İşte “Parlamentonun kendi hukukuna sahip çıkması.” dediğim mesele bu.

Eğer burada herkesin içi rahatsa benim de içim rahat olsun ama benim içim hiç rahat değil arkadaşlar.

Saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.47


YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

72’nci maddenin (c) bendi üzerinde aynı mahiyette iki önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Böylece üçüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi dördüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Dördüncü bölüm 73’üncü maddenin (a) bendinin (1), (2), (3), (4) ve (5) numaralı alt bentleri; (b) bendi; (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentleri; (ç), (d), (e) ve (f) bentleri; (g) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentleri; (ğ) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentleri; (h) bendinin (1), (2) ve (3) numaralı alt bentleri; (ı), (i), (j) ve (k) bentleri; (l) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentleri, (m) bendi ile (n) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerini kapsamaktadır.

Dördüncü bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin dördüncü bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun yapım yöntemi hususu AKP’nin bir klasiği hâline geldi. Böyle bir yöntemin doğru olmadığını bile bile, son derece sığ bir hukuk anlayışı ile işleri yürütmeye çalışıyor AKP Grubu.

Şeffaf ve hesap verilebilir bir yöntem izleyerek, bu hususu da kanuna dercederek olayı hukuken iyi bir boyuta götürmenin gerekliliğine kesinlikle inanıyoruz.

Sayıştay Yasası’nda benzeri olduğu gibi, şeffaf olmaktan, denetlenmekten korkan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu hususta da benzer şeyler var; komisyonlarda yapım sürecinde eleman yetersiz, bir kişinin üzerine bütün işi yüklemeye çalışıyoruz. Tasarı, teklif düzgün kanunlaşırsa kaliteli bir devlet hizmeti almak mümkün olur. Sıkça değişim bunu engelliyor. Sınırlı bir Türkçeyle teklif ve tasarıları AKP maalesef getiriyor. Nitelikli bir yasama faaliyeti yapabilmek için öncelikle kanun yapım sürecinde yer alan kişi ve kurumlar arasında sağlıklı bir diyaloğun olması gerekir ve iş birliğinin de aynı zamanda kurulması gerekir. Fakat, AKP iktidarının böyle bir problemi yok, böyle bir isteği, arzusu da yok. Bu tasarıda ikincil bir düzenleme gibi -diğer tasarılarda olduğu gibi- bazı kanunlara TUSKON’u dercediyorsunuz, MÜSİAD’ı koymuyorsunuz. MÜSİAD üyesi kendi milletvekili arkadaşlarınız biz buna karşı çıksak diye bekliyorlar ve bizden medet umar hâle gelmişler. Başka kurumları, başkalarını saymıyorum.

Önergelerin gerekçelerinin uzunluğundan iktidar tarafından şikâyet ediliyor, ama sadece kanunun ismi sekiz dakika sürdüğünde -test ettik, iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşların elemanlarına okutturarak- hiçbir şikâyetin olmadığını, iktidar partisinden böyle bir şikâyet gelmediğini görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Tüketiciyi Koruma Yasası’yla ilgili, tasarıyla ilgili yukarıda iki gün önce görüşürken orada AKP’lilerin getirdiği tasarıda kâr payının faize bağlandığını gördük, kâr payının faizle eşitlendiğini gördük. Bu hususta, vicdanen rahatsız olan AKP’li milletvekili arkadaşların itirazlarının kabulü neticesinde biraz bir anlam değiştirilmeye çalışıldı. Yani, getirdiğiniz olaylarda, tekliflerde anlamsız, son derece kendi düşüncelerinize de aykırı bir sistemle ne yapıyorsunuz? Çalışmaya gayret ediyorsunuz. Burada bu işin içinde olan arkadaşlar da var. Rahatsızlık duyan Komisyon üyeleri var iktidara mensup. Ama siz bunu ne kadar değiştirmeye çalışırsanız çalışın bunu çözemiyorsunuz.

Bunun dışında, Meclis kanun değil, yönetmeliği kanun hâline getiriyor. Birkaç maddeyle yapılacak düzenleme çok sayıda maddeyle yapılıyor. Bazen onlarca madde olacak husus bir maddeye indiriliyor. Hükûmet zayıf olunca, bürokrasi, ileride meydana gelebilecek olaylara karşı kendini korumak için her şeyi kanun metnine dercetmeye çalışıyor. Sonuçta, kanunların ömrü kısa olduğu gibi, gereğinden fazla maddeden oluşan bir mevzuat ve bir kanun oluyor. Gerekçeye bakıyorsunuz, maddeyi karşılamıyor, gerekçe bir satır, madde üç sayfa.

Koordinasyon eksikliği cabası: Suriye sınırında mayınların temizlenmesine ilişkin altı maddelik tasarı, sekiz birleşimde, 12 Mayısla 3 Haziran arasında devam etti. Muhalefetin o konuda bugün ne kadar haklı olduğunu meydana gelen olaylar çok açık ve seçik dünya önünde ne yaptı? Bizi haklı kıldı. İç Tüzük’ün istismar edilmesi değildi olay. Neydi? Son derece yararlı, o günlerden bugünleri gören bir hadiseydi.

Sayın Bozdağ önergelerin çokluğundan bahsediyor ama iktidar 49 maddelik tasarı getiriyor, 16’sı geçici, 2 tane yürütme, yürürlük, 31 madde, 54 tane önerge veriyor iktidar kendisi. Bunun neresi düzgün bir şey? Şimdi bunun düzgün bir tasarı olduğunu, bunun da anlattıklarımdan farklı olduğunu söylemek mümkün değil.

Bu tasarıya baktığımızda, yanlış bir düzeltme var, eksik tamamlama var, hiç olmadık mevzunun literatüre sokulması var, istismar var. Defalarca ikaz edildiğiniz hâlde, hukuka aykırı çıkardığınız hususların yeniden düzenlenmesi var. Değişik bakanlıkları ilgilendiren kariyer meslek düzenlemeleri var. Rezil ettiğiniz personel mevzuatında sayamayacağınızdan fazlası var. İzmir’de EXPO hadisesinin olayı var, ne hâle geldiği belli. Sağlık Bakanlığının kişisel bilgileri toplaması, depolaması, paylaşılması var, 2022 sayılı Yasa’ya ilişkin hususlar var. Bu kadar iktidarsınız, açıp Kanun Yapım Süreci Sempozyumu notlarına baksanız, bu işte samimiyseniz kısmen toparlarsınız. Burada iyi niyet ve istismar edilme olayı önemli.

Şimdi, bütün bunları niye söylüyorum? Her getirdiğiniz mevzuatta, kanun hükmünde kararnameyle değiştirme yetkisi aldığınız personel rejimi, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının başını yedi. Getirdiniz, bununla ilgili düzenleme yaptınız, “Bu düzenlemelerde arıza var, hukuka aykırılık var.” dedik, hâlâ aynı şeyi devam ettiriyorsunuz. Ama AKP Hükûmeti bu düzenlemelerde neyi önemsiyor? Şunu önemsiyor: Vücut dilinden anlayan bürokratı iş başına getirmeye yönelik çabası var.

Şimdi, bunları söylüyoruz ama personel rejiminde, AKP iktidara geldiğinden bu yana, bir yandan kamu yönetim ve personel rejimindeki dengesizlikten, verimsizlikten, kalitesizlikten, bürokratik oligarşiden şikâyet ederken, diğer yandan, bu düzensizliklerden yararlanarak eş dost kayrılmış, sorunları giderme çabasında olunmamıştır. Bürokratik oligarşi söylemleri ile kamu yönetimi ve bürokrasi AKP tarafından altüst edilmiştir. Liyakat yerine, biraz önce ifade ettiğim gibi, vücut dilinden anlayan bürokrat tercih edilmiş, birçok kurumun teşkilat kanunları değiştirilmiş, yasalarla, çalışanlar görevinden alınmış ve yerleri değiştirilmiştir. Çalışanlar, hakikaten, yasalarla görevinden alınmıştır.

Şimdi, Sayın Bakan burada. Bakanlığında çok sayıda ne var? Müşavir var ama Sayın Bakan ne yapsın, Hükûmetin genel kanaati bu. Oradaki insanlar çalışmak istedikleri hâlde yerli yerine koyamıyorsunuz. Başka bakanlıklarda da aynı şekilde, illaki sayın bakanlar istediklerini koyacaklar. Devletin yetişmiş, fevkalade, emeğini yıllarca orada harcamış… Devlete tam katkı vereceği anda çekip alıyorsunuz. Şimdi, durumu böyle değerlendirdiğiniz takdirde, bu yapılanların, bu gelen tasarının doğru olduğunu söylemek mümkün mü?

Şuna eminim, milletvekillerinin -iktidar partisi de dâhil- yüzde 90’ına “Bu tasarıda ne var?” deseniz, yüzde 50’sini sayacak durumda değiller. Bunun iyi bir kanun olduğunu söylemek mümkün mü?

İleriki konuşmalarda devam edeceğim. Yüce heyete saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Vahap Seçer, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin sonuna doğru yaklaşıyoruz. Benden önceki konuşmacı arkadaşımın da söylediği gibi, gerçekten bu teklifin içerisinde ne olup olmadığını birçok milletvekili arkadaşım bilmiyor. Gerçekten bu kanun yapma tekniği… Herhâlde Türkiye Büyük Millet Meclisi, yüce Meclis, 1920’den bu yana Meclis oldu olalı, AKP dönemindeki zulmü görmedi. İşte, örneklerden bir tanesi de bu torba, çuval ya da -bizim Adana bölgesinde “harar” derler, birkaç yüz kilo pamuk alır, daha da büyük bir torbadır- bizim önergemizde, oradaki tanımlarda yer aldığı gibi, içine birtakım eşyalar konan hararı da geçti bu.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, tabii, burada ivedilikle çıkması gereken birtakım düzenlemeler de var, hiç acelesi olmayan düzenlemeler de var. Birtakım sosyal sınıfları, birtakım kesimleri mutlu ettiğimiz düzenlemeler var. 4/B sözleşmeli personeli, 100 bine yakın insanı mutlu ettik, Allah da sizleri mutlu etsin. Mutsuz ettiğimiz insanlar da var, 22 binden fazla 4/C’li ya da değişik statüde çalışan insanlar var. Onlar da dört gözle kendilerine ilişkin birtakım düzenlemeler bekliyor ama bu torba yasa içerisinde onlar görülmüyor. Taşeronluk sistemine ilişkin, taşeron işçilere ilişkin herhangi bir düzenleme yok. Tarım işçilerine yönelik herhangi bir düzenleme yok. Tabii, onlar da mutsuz olan sosyal sınıflar.

Bunun yanında, özellikle, çalıştığım ihtisas komisyonunun konusu olan tarıma yönelik önemli değişiklikler var. Hayvancılık sektörünün en büyük sorunu olan mera alanlarının tahrip edilmesi, yaylakların, kışlakların tahrip edilmesi çok önemli bir konu. Bakın, burada bir düzenleme yapılıyor ve buralar imara açılıyor.

Desteklemeler konusundaki yolsuzluklardan kaynaklanan destekleme ödemelerine getirilen yasaklar burada kaldırılıyor. Bunlar gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken, tartışılması gereken, özellikle ihtisas komisyonlarında bu işten anlayan insanların etraflıca tartışması gereken konulardı ama bunlar geldi Plan ve Bütçe Komisyonunda jet hızıyla geçti.

Dün, üzücü bir olay meydana geldi. Bir emniyet mensubu intihar etti. Tabii, özel koşullarından dolayı intihar etmedi bu insan. Ölmeden önce de Facebook aracılığıyla bir not bırakıyor, çalışma koşullarının zorluğundan bahsediyor, baskıdan bahsediyor. “Ben bu yolda öldüm, bunalıma girdim, intihar ettim ama inşallah, meslektaşlarım bundan sonra özlük hakları için, demokratik hakları için mücadelelerini devam ettirirler ve en kısa sürede alırlar.” Bu insanlara yönelik, emniyet güçlerimize yönelik herhangi bir düzenlemeyi göremiyoruz. Oysaki, bu kesimler tarafından, bunlar, bu düzenlemeler beklenen düzenlemeler, hızla yapılması gereken düzenlemeler.

Atanamayan öğretmenler sorunu var. Gerçekten, nereye giderseniz gidin, bir restorana oturun yemek yiyin, bir otele gidin, oradaki hizmetli, oradaki garson, öğretmen ise şaşırmayın. Değişik alanlarda yıllarca dirsek çürütüyor, eğitim alıyor, mezun oluyor ve mezun olduktan sonra bu öğretmenler görevlerini yapamıyor ve o ülkeyi yöneten Sayın Başbakan da bu insanlara iş bulmak zorunda olmadığını beyan ediyor. Şimdi, böyle bir ülkede yaşayan bu öğretmenlerimizin sorunlarına da Türkiye Büyük Millet Meclisinin çözüm getirmesi gerekiyor ama bu düzenlemeler içerisinde onları da göremiyoruz.

Gerçekten, demokrasinin vazgeçilmez öğeleri, unsurları muhtarlarımız var. Seçimlere bağımsız giren, hiçbir siyasi kurumun gücünü arkasına almadan bu seçimlere iştirak eden, bizlerden çok daha fazla halkla yüz yüze olan, onların dertleriyle hemhâl olan, cenazesiyle, mutlu günüyle, alacağıyla, sıkıntısıyla, sağlık sorunlarıyla, birçok sorunlarıyla hemhâl olan muhtarlara ilişkin düzenlemeler yok. Açlık, sefalet içerisinde, 50 binden fazla muhtarımız, kendilerinin özlük haklarıyla ilgili, koşullarıyla ilgili, çalışma koşullarıyla ilgili düzenleme bekliyorlar ama nafile, burada görmek mümkün değil.

Engelliler yok, gaziler yok, şehit aileleri yok, velhasılı yok, yok. Türkiye, daha ileri demokrasi istiyor, özgürlük alanlarımız genişlesin istiyor, daha ileri, çağdaş hukuk normlarında yönetilen, demokrasisi daha ileri, Batılı demokrasilerin seviyesini bırakın, onun daha üstünde bu kadim topraklarda demokrasiyi güçlendirmek için çalışan bir Parlamento, birçok yasal düzenleme bekliyor.

Bakın, geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi, burada CMK hakkında yaptığımız düzenlemeyle ilgili birtakım maddeleri biliyorsunuz iptal etti; bunlardan bir tanesi de uzun tutukluluk süresiydi. Parlamentoda bunların konuşulması lazım, özel yetkili mahkemelerin konuşulması lazım, düşünce, fikir özgürlüğünün önünü açan düzenlemeler yapılması lazım, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda değişiklikler yapılması lazım, seçim barajının tartışmaya açılması lazım, Siyasi Partiler Kanunu’nun, Seçim Yasası’nın tartışmaya açılması lazım ama işte, Parlamento, 24’üncü Dönem Parlamentosu İkinci Yasama Yılını bitiriyor ama bu konulara ilişkin toplumun beklentilerine cevap verecek yasal düzenlemeleri yapmış değil.

Değerli arkadaşlarım, dün İstanbul’da gösteriler devam ederken, biliyorsunuz, elinde satır, pala, kasatura -adını ne koyarsanız koyun- kurban bayramında kaçan koyunları kovalayan kasap edasında 4 tane insan siluetine bürünmüş hayvan, oradaki göstericileri kovalıyordu. Ben bu görüntüleri izledim. Az önce size hitap eden Sayın Atıcı’ya tepkiler gösterdiniz. Bence o gösterilen tepkiler haksız tepkilerdi. Orada, tekrar, lütfen sizler de izleyin… En az hepimiz,-ben sizler kadar, siz benim kadar- bu ülkeyi seviyoruz. Bu ülkenin gerçekten bir çatışma ortamına sürüklenmesini, demokrasisinin zarar görmesini hiçbirimiz istemeyiz, zinhar istemeyiz ama lütfen, o görüntüleri tekrar izleyin, insanlık adına izleyin, demokrasi adına izleyin, insan hakları adına izleyin, bu ülkenin geleceği adına, barış adına izleyin. Orada, polis arkadaşlarımızın o eli satırlı insan siluetindeki hayvanlara müsamahasını izleyin, tekrar tekrar izleyin. Bu arkadaşlarımız tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk ediliyor, bugün -“Arkadaşlarımız” dedim, düzeltiyorum onu- o yaratıklar serbest bırakıldı. Şimdi, bu, demokrasi adına benim içimi karartıyor, eşitlik adına, özgürlük adına, insan hakları adına benim içimi karartıyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi bunları burada konuşmayalım mı? Bu konuları, bu mevzuları burada açmayalım mı? Bakın, o 4 tane siluet, dün Türkiye Büyük Millet Meclisini de gerdi. Burada istenmeyen hadiseler meydana geldi, az önce Özgür arkadaşım bundan bahsetti. Sayın Mehmet Emin Dindar, hiç arzu etmediğimiz… Kesinlikle şiddetle reddediyoruz, burada birbirimize bağırabiliriz, birbirimize çağırabiliriz, eleştirebiliriz ama unutmayın, hedefe atılan oku, hedefe atılan mermiyi, ağzımızdan çıkan sözcüğü geri çevirme şansına sahip değiliz. Burada birbirimize hiç yakıştı mı söylediğimiz sözler? Hepimiz bu toplumun önderiyiz, öncüsüyüz. Biz burada ne yaparsak aynen topluma yansıyacak. Birbirimize nasıl davranırsak toplum bizden örnek alacak. Umut ediyorum, bir daha aynı sahneleri Türkiye Büyük Millet Meclisinde hiçbirimiz yaşatmayız, buna engel oluruz ama Türkiye’deki antidemokratik uygulamaları, Türkiye’deki Hükûmetin ortaya koyduğu siyasi, iktisadi, hangi alanda olursa olsun yanlışlıkları burada Meclis kürsüsünde de özgürce tartışmak zorundayız. Bu, bizim için, geleceğimiz için, gelecekteki kuşaklarımızın daha çağdaş, daha müreffeh, daha aydınlık bir Türkiye’de yaşaması için olacak.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, biraz önce kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Bu sefer daha yumuşak sesle konuşacağım. Umarım, laf atıp insicamımı bozmaya çalışmazsınız.

Türkiye’nin üzerinde bulunduğu bölge, bugün “küresel sistemin ozon deliği” olarak ifade edilen bir bölgedir. Bu bölgenin küresel sisteme eklemlenmesi söz konusudur. Zannettiğiniz gibi, Tunus’ta başlayan ve Suriye’yle devam eden, sonra da “Mursi’de geriye dönüş” diyebileceğimiz bir adımın ortaya çıktığı olayların, Türkiye’den izole edilmiş bir biçimde düşünülmemesi gerekiyor. Bakın, çok net söylüyorum, bölge üzerindeki dizayn, aslında İslam’ın dizaynıdır. İslam’ın dizaynıdır. İslam’ın dizaynıdır, İslam’ı küresel sistemin ihtiyaçlarına uygun bir hâle getirme sistemidir. Çok net.

Bernard Lewis’in ifade ettiği, “Terörün nedeni, Müslümanlar değildir; terörün nedeni, İslam dinidir. İslam dini, yapısal olarak teröre uygun bir dindir.” İslam dinini yapısal olarak “teröre uygun bir din” olmaktan çıkarıp, demokrasiye, modernizme ve liberalizme uygun bir din hâline getirebilme çalışmaları projelendirilerek devreye sokulmuştur.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hocam, siz ne diyorsunuz ya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – “Tunus’ta başlayan ve dolayısıyla devam eden süreçte Amerika Birleşik Devletleri bölgedeki faaliyetlerin eğer içinde değilse, yani Amerika, bölgedeki faaliyetlerin içinde değilse, arkasında değilse, önünde olmalıdır.” diyor.

Bugün çok net olarak ortaya konulan bir algı var, o da şu: “Küresel sisteme bağlı topraklarda düzen, barış, ilerleme ve gelişme var, küresel sisteme bağlı olmayan yörelerde ise kaos, kargaşa ve anarşi var, o hâlde küresel sisteme bölgeyi aktarabilmenin yolu, bölgedeki inanç sistemiyle yakından alakalıdır.” O Avrupa’da başlayan, Amerika’da da bir biçimde devam eden Kur'an yakma törenlerinden camilerin yasaklanmasına, oradan devam ederek peçenin yasaklanmasına ve sünnetin yasaklanmasına giden süreç tamamen bununla ilgilidir, küresel sistem kendisine uygun bir İslam istiyor.

Böyle bir İslam’ı ortaya koyabilmek için iki tane model vardı. “Radikal İslam” dediler, olmadı, “Medeniyetler arası çatışmayı biz bu yönü itibarıyla devreye sokalım.” dediler, onun da maliyetli olduğunu düşündükleri için iş medeniyet içi bir çatışmaya döndü. Medeniyet içi çatışma ise İslam’ı İslam’a karşı kullanarak İslam’ı güçten düşürme projesidir.

Buradan herkesi uyarıyorum: Bölgedeki hadise, ister Mısır’da olsun isterse bizim içerisinde yaşadığımız coğrafyada olsun, Suriye’de olsun, Sünni İslam’ın Şii İslam’a karşı kullanılması hadisesidir ve buna aklı başında olan, imanı ve idraki olan hiçbir birey ve ferdin alet olmaması gerekir. Açıkça ifade etmek gerekir ki bugün bunu büyük ölçüde de başarmış durumdalar. Özellikle Ahmedinejad ve onun örgütlediği bir İran, onun arkasından devam eden Maliki Irak’ı ve Esad Suriye’si ve Hizbullah bir bütündür orada. Onun karşısında Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar, onlar da ayrı bir blok hâlinde bulunmaktadır. Şimdi, bu hadiseyi eğer biz bu yönü itibarıyla görüp, makro plandaki bu hadisenin üzerine gidip, stratejiyi bunun üzerine kurmazsak çok net ifadelerle söyleyeyim, gelecek felakettir. Yani, camiyi “Allahu ekber.” diyerek ortadan havaya uçuruyorsunuz ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - …Müslüman Müslüman’ı katlediyor ve bunları uzaktan seyrediyoruz, sonradan şaşırıyoruz “Niçin Mursi’yi getirenler Mursi’yi götürdüler?” Bunların nedeni Mursi’yle ilgili değil, tek sebep söylüyorum, İslam’dır ve bu kavgayı her nerede olursa olsun ortadan kaldırmanın yolu da bizim bu oyunu görmemizden geçiyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Ekrem Çelebi, Ağrı Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, özellikle burada, dün kendi ilimizde, Ağrı ilinin Taşlıçay ilçesinde gerçekleşen bir olayı da yüce Meclise aktarmak istiyorum. Dün Ağrı ilimizin Taşlıçay ilçesinde bayram vardı çünkü Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesine bağlı Taşlıçay Nurali Turan Adalet Meslek Yüksekokulunun temel atma töreni vardı. Tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu çalışmaların olması nedeniyle bizim katılma imkânımız olmadı. Ben buradan, katkılarından dolayı Sayın Başbakanımıza, yine, değerli iş adamımız Sayın İbrahim Çeçen’e ve yine, değerli iş adamımız ve bu okulu yapmakta emeği geçen Sayın Nurali Turan’a, Taşlıçay’ımıza adalet meslek yüksekokulunu yapmasından dolayı ben çok teşekkür ediyorum. Yine, bu güzel ilçemize Cenab-ı Allah’ın daha böyle nice güzel yatırımlar getirmesini niyaz ediyorum.

Bu vesileyle, personel rejiminin düzenlenmesi konusu, yıllardır pek çok hükûmetin programında yer almasına rağmen, bu konuda şimdiye kadar AK PARTİ Hükûmeti haricinde herhangi bir düzenleme getirmeyen hükûmetler ve bu personelle ilgili rejimde biz neler getirmişiz, bu konuda yüce Meclisi de bilgilendirmek istiyorum.

AK PARTİ hükûmetleri 2002 yılından sonra göreve gelir gelmez, ilk etapta sivilleştirme programına aldığı kurumlardan bir tanesi Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği olmuştu. Dolayısıyla, daha önce askerî kökenden gelen insanların burada unvanlı bir şekilde atanmaları… AK PARTİ Hükûmetimiz döneminde buraya sivil bir bürokrat atanmıştır. Yine, aynen, farklı kurumlarda, aynı unvanlarda görev yapan kamu personeli ücretleri arasındaki adaletsizliğin giderilmesiyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personelin maaşları, biliyorsunuz, kanun hükmünde kararnameyle, 2012 yılında çıkarılan bir KHK’yla bunlar düzenlenmiştir.

Yine, kamu çalışanlarına toplu sözleşme yapabilme hakkı verilmiştir. Kamu çalışanlarına, yine bizim Hükûmetimiz döneminde 1 derece verilmiştir. Yine, bizim dönemimizde disiplin affı çıkarılmıştır. Yine, aynı şekilde, dün de bizim kabul ettiğimiz bir madde ile 200 bin sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, bizim Hükûmetimiz döneminde gerçekleştirilmiştir.

 Özellikle 4/C… Özelleştirme sebebiyle iş akitleri feshedilen kamu işçilerinin kamuda 4/C statüsünde istihdamları sağlanmıştır. Geçtiğimiz on bir yıl içerisinde kamu çalışanlarımız hiçbir şekilde enflasyona ezdirilmemiştir. Cumhuriyet tarihinde -özellikle bu çok önemli, bakın- Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında burada görev yapan arkadaşlara geçen sene itibarıyla bir teşkilat yasası çıkarıldı ve bunlara belli özlük hakları tanındı. Burada, tabii, fazladan çalışan kardeşlerimize de yüzde 50’ye yakın bir teşvik verilmek suretiyle bunların da emekliliğe sevki sağlanmıştır.

Yine, kamu kesiminde nitelikli personelin istihdamı yaygınlaştırılmıştır. Türkiye’de ilk defa, bakın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bizim iktidarımız döneminde gerçekleştirmiştir. Özellikle, burada devletin sosyal yapısındaki değişikliklere dikkatinizi çekmek istiyorum. Ben bir doğu milletvekiliyim, inanın AK PARTİ hükûmetlerinden önce doğuda çalışan, yani doğuda istihdama katkı sağlayan birçok annemiz, bacımız paranın yüzünü görmüyordu veya parayı tanımıyordu. Özellikle bizim hükûmetlerimiz dönemlerinde, burada öğrencilerimize verilen paralar, tabii, direkt annelerin hesabına yatırıldığı için bu, bir sosyal devrim niteliğini sağlayan bir olgudur; bunu özellikle sizlere arz etmek istiyorum.

Yine, kamu kuruluşlarında kariyer meslek personeli çalıştırmak, kurumlarda insan kalitesini yükseltmektedir. Kariyer meslek personeli olarak atanmak için sadece KPSS puanı da yetmemekte, ayrıca kamu kuruluşlarında yapılan sınavlarda da, yani mülakatlar neticesinde bu arkadaşlarımızı ikinci bir süzgeçten geçirdikten sonra bunların atamaları yapılmaktadır. Yardımcı olarak göreve başlayan personel üç yıl gibi yetiştirme açısından son derece önemli sayılması gereken bir süre boyunca görev yaptığı kurumun görev alanıyla ilgili konularda yetiştirilmekte, kurumsal geleneği, usta-çırak ilişkisi çerçevesinde üstatlarından öğrenmektedir. Birçok kurumda uzmanlığa atanabilmek için adaylarca bilimsel esaslara uygun bir tez de hazırlanması gerekmektedir, hazırlanmaktadır. Akabinde aday bir de kurumsal mevzuat kapsamında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Benim konuşmam bittiği için ben yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.31
SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Erdoğan…

Sayın Doğru, buyurun.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Benim sorum şudur: 2002 senesinde, milletvekili lojmanları kapatılarak, milletvekili lojmanlarının olduğu yer TOKİ’ye ve daha sonra başka bir kuruluşa verildi. Buradan devletin ne kadar menfaati olmuştur? Oradaki o inşaatları kimler yapmış? Onu öğrenmek istiyorum.

İkincisi de yine milletvekili lojmanlarının bir üstünde Devlet Mahallesi vardır. Şu anda, Devlet Mahallesi’nde de devletin lojmanları yıkılıyor ve oraya da yeni binalar yapılacak. Burası kime verilmiştir veyahut da ne karşılığı verilmiştir? Devletimizin ne tür menfaati olacaktır? Öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şandır…

Sayın Köse…

Sayın Öğüt…

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde torba yasanın ilk maddeleri görüşülürken Milliyetçi Hareket Partisinden ve partimizden çok değerli, deneyimli iki din adamı bir konuya dikkat çektiler; Muğla Ulu Cami’deki Kur’an kursunda mihrabın önüne file gerilerek badminton oynatılan çocukların görüntüsüydü. Buna iktidar partisinin milletvekilleri yerlerinden, sözcüleri de sataşmadan dolayı söz alarak, bunun çocukları camiye alıştırmak için yapılan bir iş olduğunu, son derece normal bir şey olduğunu söyledi. Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez ise dünkü açıklamasında “Benim gözümde müftülük sıfatını kaybetmiştir, bu sahneyi izleyen kişiye müftü denemez.” demektedir. Bu durumda siz Diyanet İşleri Başkanının bu sıfatı sürdürmesini mi düşünüyorsunuz, yoksa hocanın arkasında mı duracaksınız?

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Sayın Tarım Bakanı, kendileri bu kanun görüşülürken hiç gelmediler ama bütün ziraat mühendisleri, 6 bin kadro için Bakanın söz verdiğini ancak bu torba kanunda bununla ilgili bir hüküm olmadığını belirtiyorlar. Ben bu 25 bin işsiz ziraat mühendisinin dileğini Tarım Bakanına iletmenizi istirham ediyorum.

Ayrıca, bu kanunda, kadroları gasbedilen 4/C’lilerle ilgili hiçbir hüküm yok. Mademki bütün sözleşmelilerle, geçici personelle ilgili düzenleme yapılıyor, 4/C’lilerin dramına da muhakkak son verilmesi lazım. Bu kanun bitmeden bunu çözmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Moroğlu…

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın Bakan, Kiraz ilçemizin Emenler köyü muhtarı Fedai Kök, 43 yaşında, üç gün önce, borçlarını ödeyemediği için intihar etti.

Yine, Çeşme ilçesinde, bir polisimiz, geride şöyle bir mesaj bırakarak, “Polisin de adalete, insan gibi yaşamaya ve insan gibi çalışmaya hakkı olduğunun farkına varılması için bu son olsun.” diyerek, adliyenin önünde kafasına silahını dayayarak intihar etti.

İntihar vakaları çoğalarak artıyor. Bunun önlemi için ne düşünüyorsunuz? Sadece bir köy muhtarının ve polisin değil, cezaevlerinde de intiharlar artıyor, cezaevlerinde de hastalıklar artıyor ve insanlarımız ölüyor. Bunu neye yoruyorsunuz? Bunun cevabını merak ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öğüt…

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bu, İstanbul’da, Darülacezede kalan vatandaşlarımızın, aylık 50 ila 60 lira arası, devlet tarafından verilen bir ödeneği vardı. Bu paranın Maliye Bakanlığı tarafından kesileceği ve bu insanların rızasıyla yapıldığına dair imza alındığı söyleniyor. Bu insanların da Darülacezede kalamama korkusuyla bu imzayı verdiği söyleniyor. Bunun gerçekliği nedir, onu öğrenmek istiyorum.

Bir de ayrıca Cumhurbaşkanlığında kadrolarında çok ciddi kadrolaşma, eski kadroların çıkartılıp yerine bazı bölgelerden kadrolaşma yapıldığı söyleniyor. Bu konuda da bir bilginiz var mı, onu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şimşek…

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, gezi olayları esnasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bir grup Gezi temsilcisiyle yaptığı görüşmeden sonraki yaptığı açıklamada, Sayın Arınç, Gezi olayları esnasında suç işleyenlerin affedilmesini istediklerini, birtakım taleplerinin olduğunu, bunların bazılarının anlaşılabilir olduğunu ancak bunların bazılarının suç işlediğini, suç işleyenlerin Türkiye’de hukuk çerçevesinde değerlendirildiğini, buranın bir kabile devleti olmadığını, hukuk devleti olduğunu ifade etmiştir. Ancak sözde çözüm sürecinde PKK’lıların çekilmesi sırasında bunlardan suçlular yok mudur? Bunu hukuk devletinin neresine koyuyorsunuz? Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Onun açıklanmasını istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Çam…

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinde toplu konut yapmaya devam ediyorsunuz. Bu bazı yerlerde ihtiyaç olarak devam ediyor fakat bazı ilçelerde ve bazı bölgelerde de hiç ihtiyaç olmamasına rağmen, inat ve ısrarla toplu konut projelerini sürdürmeye çalışıyorsunuz.

İzmir’in Çeşme ilçesinde toplu konut projesine hiç ihtiyaç yokken Toplu Konut İdaresinin orada da toplu konut yapacağım diye birtakım düşüncelerinin ve projelerinin olduğunu… Bu ne noktadadır, bunu öğrenmek istiyorum.

İkincisi de geçtiğimiz günlerde Gümrük Kanunu’nun içerisinde, torba kanunun içerisinde… “Sivriada’da bir kültür merkezi ve amfiteatr yapılacak, bunun dışında hiçbir imar uygulaması yapılmayacak.” diye Komisyonda konuşuldu. Fakat üçüncü köprünün temel atma töreninde… Sayın Başbakan oraya butik otellerin ve bazı işletmelerin yapılacağını düşünüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı orayı imara açtı mı, açmadı mı, öğrenmek istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Bursa Orhaneli Başköy’de mermer ocaklarıyla ilgili mahkeme kararına rağmen bir ÇED toplantısı yapıldı ancak köylüler demokratik haklarını kullanarak bu toplantıyı yaptırmadılar. Burayla ilgili ne düşünüyorsunuz? ÇED’le ilgili devam edilecek mi? Aynı şekilde, yine Bursa Keles Kozağacı vadisinde termik santralle ilgili olan ÇED toplantısı da yapılamadı Sayın Bakan. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum, hem Başköy için hem Keles Kozağacı için.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Son soru, Sayın Köse…

TUFAN KÖSE (Çorum) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Gezi Parkı’na İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açılacak iftar çadırında yemeklerin kartla verileceği ve kartların da AKP teşkilatlarında dağıtılacağı yönünde bir söylenti var. Bu konunun aslı nedir, bunu öğrenmek istiyoruz.

Bir de bu palalı saldırganlar da serbest bırakılmış adliye tarafından. Ethem Sarısülük’ü öldüren polis de serbest bırakılmıştı. Bununla ilgili Adalet Bakanlığı bir çalışma yaptıracak mı, böyle bir düşüncesi var mı? Çünkü, normalde bunlar infial yaratan olaylar.

Yine, sosyal medyada yorum yapan polislerin soruşturmaya uğradığı yönünde bilgiler geliyor. Bunun gerçeklik payı nedir?

Altı ayda 20 polisin intihar ettiği söyleniyor. Bununla ilgili, Bakanlığın bir araştırması, incelemesi var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ilk soru Sayın Doğru’dan geldi, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine tahsis edilen lojmanların değerlendirilmesi gayesiyle TOKİ’ye tahsis edildiği ve bunların hangi müteahhitler tarafından yapıldığı sorusu. Efendim, burası, öncelikle Maliye Bakanlığı tarafından satılmak üzere… Önce, iş yeri, iş merkezi yapılmak üzere, bir sene kadar Maliye Bakanlığı burayı satmayı denedi. O satış süreci içerisinde, şu anda orada olan Panora’ya ve özel bir şahsa ait olan bir parsel Maliye Bakanlığına satıldı, sonra kalan yaklaşık 150 bin metrekarelik kısmı TOKİ’ye devredildi. TOKİ tarafından da arsa satışı karşılığı hasılat paylaşımı modeliyle ihale edildi ve TOKİ oradan yaklaşık 400 milyon TL gelir etti. TOKİ’nin kısmını söylüyorum, diğer kısımları tam olarak bilmiyorum, onları da yazılı olarak sizlere verebilirim. Çok ciddi şekilde oradan devlete, hazineye, Maliyeye ve TOKİ’ye bir gelir temin edilmiştir. Yine aynı şekilde, devlet lojmanları da yine hazine tarafından TOKİ’ye devredildi. Bu geçtiğimiz günlerde ihalesi yapıldı fakat ihaleyi alan firmayı ben yazılı olarak size takdim edeyim; ihaleyi alan firmayı bilmiyorum, yazılı olarak takdim edeceğim.

Sayın Özel’in, Muğla Ulu Cami’de mihrabın önünde file gerilerek çocuklar tarafından oyun oynandığını, voleybol oynandığını ve burada Sayın Diyanet İşleri Başkanının müftü hakkında bir ifadesi olduğunu… Bunda da aynı şekilde araştırma yapayım, araştırmadan sonra bilgi olarak size takdim etmeye çalışayım.

Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğan’ın ziraat mühendisleriyle ilgili sorusu: Ziraat mühendislerinin kadro beklentisi hakkında, 4/C’yle ilgili bir hüküm yok; doğrudur bu. Bunların bir kısmı bir yıldan az süreli ve mevsimlik işlerde çalışanlar. Ama, Tarım Bakanımız da gelecek, bugün burada olacak, ona da söylerim ve yazılı olarak yine sizlere bu konuda bilgi takdim etmeye çalışırım. Burada kadro verdiğimiz arkadaşları biliyorsunuz, işte önergede 9 ve 10’uncu maddelerde geçti.

Yine, Sayın Moroğlu, Kiraz ilçesindeki bir köy muhtarının intihar ettiğini, yine Çeşme’de bir polisin intihar ettiğini, intihar olaylarının arttığını, cezaevlerinde de intiharların olduğunu söyledi, bu konuda da bilgi istiyor. Yine, bunu da ancak araştırarak takdim edebilirim. Bu konuda İçişleri Bakanımızdan ve Adalet Bakanlığımızdan gerekli bilgileri almak suretiyle takdim edeceğim.

Teşekkür ediyorum.

Sayın Öğüt’ün, Darülacezede kalan vatandaşların kendi rızasıyla imzalarının alındığı, bunların da korkarak imza verdiği ve bunların ödeneğinin kesileceği yolunda bir ifade… Bunu da tabii ancak yazılı olarak, araştırmak suretiyle takdim edebileceğimi ifade etmek istiyorum.

Cumhurbaşkanlığında kadrolaşma olduğu bilmiyorum. Böyle bir iddia var, bu da yine araştırılması gereken bir konu. Cumhurbaşkanının, biliyorsunuz, atamayla ilgili yetkileri değişiktir, istisnai kadroları var ama onlarla ilgili de sayısal rakamları araştırıp sizlere takdim edebilirim.

Sayın Çam’ın sorusu: “İzmir Çeşme’de toplu konut ihtiyacı yok, burada toplu konut yapıyorsunuz.” Yine “Sivriada imara açılıyor.” şeklinde bir ifade var. Efendim, Çeşme’deki toplu konutlar, mahallinden toplanan, ön peşinat alınmak suretiyle toplanan talep doğrultusunda yapılmaktadır. Orada bir talep örgütlenmesi oluyor, bir peşinat yatırıyorlar; orada talep olursa yapılıyor, yoksa yapılmıyor.

Sivriada’nın da imara açıldığı noktasında, imarla ilgili bizim çalışmamız oldu fakat neticesinin ne olduğunu bilmiyorum. Onu da müsaade ederseniz yazılı olarak size takdim edeyim.

Sayın Demiröz’ün “Bursa Orhaneli Başköy’de ÇED’le ilgili toplantıyı köylüler yaptırmadı. Yine, aynı şekilde bir toplantı daha var, onu da yaptırmadılar.” şeklinde… Biz zaten niye toplantıları yapıyoruz? ÇED süreci sadece bir izin değil, bir denetim sürecidir ve yapılacak işin daha sonraki komplikasyonlarının neler olduğunun da araştırılması sürecidir. Eğer köylüler böyle bir toplantı yapıp da bunu engelliyorlarsa biz de o işi yapmıyoruz zaten. Hem vatandaşın oradaki duyarlılığı ve tepkilerini alıyoruz hem de yasal prosedür içerisinde, işin mahiyeti nedir, onu araştırarak bu süreci yürütüyoruz. Bu bakımdan, vatandaşlarımızın, köylülerimizin, insanlarımızın taleplerini dikkate alıyoruz, hassasiyetlerini dikkate alıyoruz, o doğrultuda yürüyoruz. Bunu da mutlaka dikkate alırız. Ben köylülere de duyarlılıkları için teşekkür ediyorum.

Efendim, Sayın Köse’nin Gezi Parkı’nda iftar çadırında yemeklerin kartla dağıtılacağı konusunda bir sorusu var. Böyle bir şey söz konusu değil arkadaşlar, böyle bir şeyi biz yapmayız. Adalet ve Kalkınma Partisi veyahut da İstanbul Büyükşehir Belediyesi böyle bir şeyi bugüne kadar yapmadı, bundan sonra da böyle bir şey yapmaz. Ramazanda yemek vereceksiniz, orada kartları… Böyle bir şey mümkün değil arkadaşlar, mümkün değil böyle bir şey. Bunu tenzih ederim. Bunu siz de lütfen araştırın, biz de araştıralım. Böyle bir şey olursa hepimiz bunun en şiddetli şekilde karşısında dururuz ve bunu kınarız ama böyle bir şeyin olması kesinlikle mümkün değildir diye ifade etmek istiyorum.

Orada palalı kişilerin serbest bırakıldığı yolunda bir ifade var. Bunu bilmiyorum ben, bırakıldığını.

Yine, polislerle ilgili, intiharla ilgili burada bir soru var. Onlar da yine araştırılarak cevap verilmesi gereken hususlardır.

Ben soru soran tüm milletvekili arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum. Tekrar saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Dördüncü bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, dördüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerinde önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Şimdi, 73’üncü maddenin (a) bendinin (1) numaralı alt bendi üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (1) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

                Alim Işık                              Enver Erdem                  Hasan Hüseyin Türkoğlu

                 Kütahya                                     Elâzığ                                   Osmaniye

            Mehmet Günal                          Reşat Doğru

                  Antalya                                     Tokat

"1) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında geçen "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" ibaresi "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" şeklinde değiştirilmiştir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/a-1. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.      

              Kazım Kurt                       Sinan Aydın Aygün                     Hülya Güven

                Eskişehir                                   Ankara                                      İzmir

              Levent Gök                          Bülent Kuşoğlu                   Kadir Gökmen Öğüt

                  Ankara                                    Ankara                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bülent Kuşoğlu.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Bülent Kuşoğlu, Ankara Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; herkesi saygıyla selamlıyorum.

73’üncü maddeye bağlı (a) bendinin (1) no.lu alt bendi üzerinde konuşmak üzere söz aldım verdiğimiz önergeyle ilgili olarak.

Bu madde, bu bent, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili ama ondan önce, biraz önce -ara verilmeden önce- Ankara Milletvekilimiz Sayın Özcan Yeniçeri’nin bir konuşması vardı bu Orta Doğu’daki olaylarla ilgili, Mısır’daki olaylarla ilgili; bunların siyasal İslam’la ilgili olduğu, İslam toplumlarıyla ilgili olduğu, bu şekilde bakılması gerektiğiyle ilgili bir düşüncesi vardı. Ben de ona katılıyorum. Hakikaten Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuyla ilgili bir komisyon kurulup böyle bir çalışma yapılması da gerekir. Başkalarının bu konularla ilgili çalışmalar yaptığı, dizaynlar yaptığı bir dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisinin de bu konuyla ilgili bir çalışma yapması gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu 73’üncü madde 1 madde olarak Komisyondan buraya geldi, kaç madde olarak burada inceliyoruz biliyor musunuz? Tam 53 madde olarak ele alıyoruz, 53 madde olarak. Bentleri ve alt bentleri var. 53 madde olarak ele alıyoruz burada, iki bölüm hâlinde inceleyeceğiz.

Bu şekilde zaten ayırmasaydık, hukukçular bilir, bu şekilde ilgili kanunlarına monte edilmesi de mümkün değildi, ilgili kanunlarında yer alması da mümkün değildi. Onun için bölünmesi gerekiyordu ama Komisyondan da bu şekilde gelmemesi, bölünmesi gerekiyordu, teklif olarak da böyle olmaması gerekiyordu bunun.

Değerli arkadaşlarım, geçen yıl 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıktı. Geçen yıl derken, bu 2011’in sonunda Bakanlar Kurulunun aldığı yetkiyle çıktı. Şimdi, orada bazı değişiklikler yapıldı. 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklikler yaptı ve bizim personel rejimimizi değiştirdi. Bizim 657 sayılı Kanunumuz var 1960’larda çıkan, bu 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname şöyle… Bu da çok uzun bir kanun hükmünde kararnamedir, bu da 1989’da çıkmıştır; personel rejimini düzenler, çok ayrıntılı olarak düzenler. Geçen yıl çıkan 666 sayılı Kararname de bunda değişiklikler yaptı.

Şimdi, burada öneri şu, dikkatinizi çekerim: “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı” ibaresinin “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı” ibaresi şekline getirilmesi amaçlanıyor. Sadece virgülü kaldırıyor, “ve” yapıyor buradaki değişiklik.

Şimdi, hani biz de zaman zaman gerekçe okutuyoruz; sıkılıyorsunuz, “Ne saçma iş yapıyoruz.” diyorsunuz ya haklı olarak. Ama bu da öyle bir gerekçe. Bakın, sadece virgülü kaldırıyoruz, “ve” yapıyoruz. Aslında, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş vaziyette bu hüküm ama Anayasa Mahkemesi henüz gerekçeyi yayımlamadı. Biz kanuna karşı hile yapıyoruz, bunu tümüyle değiştirmiyoruz. Aslında, kanun hükmünde kararname yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğini kapsamıyordu. Bununla ilgili baştan aşağı bir düzenleme yapılması gerekiyor ama biz, kanuna karşı hile yapıp virgülü kaldırıyor, “ve” koyuyoruz, bu şekilde  değişiklik yapmış oluyoruz ama önümüzdeki günlerde, bu iş daha da karıştığı için, yine, bir daha önümüze gelecek, bir daha uğraşacağız, bir daha sıkıntıya girecek konu. Hâlbuki, bu kadar sıkılıyorsak, bu kadar uğraşıyorsak –günlerdir bununla uğraşıyoruz, birbirimizle maddeler dolayısıyla uğraşıyoruz- doğru dürüst bir değişiklik yapmamız lazım, daha köklü bir değişiklik yapmamız lazım ve gerektiği gibi bir değişiklik yapıp bu konuyu halletmemiz gerekirdi. Bunu yapmıyoruz, gereksiz şekilde, saçma sapan bir şekilde mevcut sistemi de, personel rejimini de altından kalkılmaz hâle getiriyoruz. Bu 73’üncü madde tümüyle bunlarla ilgili, içinde de bir yığın saçmalıklar var, hep beraber göreceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.54


DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 20.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

73’üncü maddenin (a) bendinin (1) numaralı alt bendi üzerinde Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (1) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

"1) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında geçen "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" ibaresi "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" şeklinde değiştirilmiştir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Reşat Doğru, Tokat Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 73’üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu maddeyle Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği çalışanları da kapsam içerisine alınıyor. Yani 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yeniden bir düzenleme içerisine giriyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanun hükmünde kararname yanlışları maalesef devam ediyor sayın milletvekilleri. Geçmiş dönemlerde, özellikle bizler, muhalefet olarak müteaddit defalar “Kanunlar Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülsün, ondan sonra çıkarılsın.” dediğimiz zaman, bunlar maalesef bir kabul görmedi. Akabinde de çıkarılmış olan kanun hükmünde kararnamelerin birçoğu çeşitli defalar, işte, torba kanunlarla veya diğer birtakım getirilen kanunların içerisine konularak değiştirilmeye çalışılıyor, şu anda yapılan da budur. Yani kamu personel rejimi her geçen gün değiştirilerek bir şekilde getiriliyor.

Hâlbuki, biliyoruz ki Devlet Personel Başkanlığında çok değerli uzman arkadaşlar var. Yani burada o Devlet Personeldeki uzman arkadaşların bir araya getirilerek hepsinin, bütün, ne kadar kamuda çalışan insan varsa bunların hepsinin bir araya getirilip, onların, belirli bir torba şeklinde değil de hakiki bir düzenleme içerisinde getirilmiş olması ve sorunlarının çözülmüş olması herhâlde daha doğru olabilirdi. Ancak, maalesef, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, tek başına iktidar olmuş olmasına rağmen, sorunların hepsini pansuman tedbirler içerisinde çözmeye çalışmakta ve akabinde de yeniden çeşitli değiştirmeler içerisine girmektedir.

Bakınız, kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel rejimi maalesef bu zamana kadar uygulanmamıştır. Personel rejimi nesnellikten uzaklaştırılmış, istihdam rejimi bozulmuştur. 657 sayılı Kanun geçici işlerin ifası için istisnai hâllere münhasır olmak üzere sözleşmeli ve geçici personel istihdamını mümkün kılmıştır. AK PARTİ döneminde bu istisnai uygulamalar asıl istihdam şeklinin, maalesef, önüne geçmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, burası çok önemlidir: Bakınız, çocuklarımız aylarca, günlerce çalışıyorlar, kurslara gidiyorlar, okullarını bitirmişler ve bunlar “İşe gireceğiz, memur olacağız.” şeklinde bir heves içerisinde çalışmalarına devam ediyorlar; aileler de aynı şekilde ama ne yapıyoruz? 4/B ve 4/C şeklinde, bilhassa 4/C değil de 4/B şeklinde bunları istihdam ediyoruz. Akabinde de yakın bir zamanda -zaten her iki yılda bir seçim oluyor- seçim öncesinde, seçime münhasır olmak üzere, bunları kadrolara alıyoruz. Tabii, burada şimdi adaletsizlik meydana gelmiyor mu? Burada çok büyük bir haksızlık meydana geliyor. Yani işte, çalışan çocukların hakları, çok yüksek puan almış olmalarına rağmen, maalesef bir kenara bırakılıyor ve onlar 4/B kapsamı içerisine alınıyor ve akabinde de tek tek kadroya geçiriliyor. Hâlbuki şu anda, ülkemizde bu yönlü olarak çok büyük sıkıntılar içerisinde olan insanlar da var. Gerçi, ben 4/B kadrosuna geçen insanlara bir şey demiyorum. 4/B’lilere şimdi, şu an itibarıyla, bu kanun içerisinde kadro verildi. Doğru bir kanundur, verilmesi gerekebilir ama şu anda, atanamayan öğretmen çocuklarımız var, yine okullarını bitirmiş bir sürü insanımız var. Bu çocuklarımız acaba ne yapıyorlar? Bu çocukların bir kısmı gidiyor garsonluk yapıyor, bir kısmı gidiyor başka işler yapmaya çalışıyor, büyük bir kısmı da psikolojik bunalım içerisinde. Tabii sadece bunlar mı? Hayır, değil. Yani şu anda 4/C kapsamı içerisinde bulunan insanlarımız var. 4/C kapsamındaki insanlar da kadro verilmesini bekliyorlar veyahut da diğer işte, sözleşmeli olarak çalışanlar, bu kapsam içerisine girmeye çalışıyorlar.

Bakınız, şu anda, torba kanun görüşülürken hepimize, bütün milletvekillerinin hepsine müteaddit yerden, devamlı olarak telefonlar geliyor: “Bu kanunun içerisine nasıl girebiliriz? Bizleri nasıl alabilirsiniz? Bununla ilgili önerge verildi mi?” diye bir söylem içerisindeler. Dün de yine, kapıda, vekil imamlar gelmiş, hepsi orada bekliyorlardı.

Yani, sonuçta şurası bir gerçektir ki burada büyük bir adaletsizlik yapılıyor. 4/C kapsamındaki TEKEL işçileri… Bakınız, bu insanlara “Biz sizlere iş verdik, on bir ay çalıştınız.” deniyor. Saygıdeğer milletvekilleri, zaten bu insanlar, TEKEL işçileri kadrolu değil miydi daha önceki zamanlarda? Bunlar, özelleştirme kapsamı içerisinde işte, bir kenara konuldular ve almış oldukları maaşın çok altında maaşlarla hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar ve büyük bir kısmı da emekliliği bekliyor. Öyleyse burada bir yanlışlık vardır ama o yanlışlık maalesef yine, pansuman tedbirlerle geçiştirilmeye çalışılıyor. Sadece onlar mı? Hayır, değil. Şu anda, ülkemizde, birçok kesimde çok ciddi manada psikolojik sıkıntılar vardır. Bakınız, son on yılda, çok büyük sayıda, neredeyse -25 bin nüfuslu bir kasabayı düşünün- 25 bin nüfuslu bir kasaba intihar etti, yok oldu. Yani, şu anda, saygıdeğer milletvekilleri, 25 bin kişi intihar etmiştir, biliyor musunuz? Bunun içerisinde polis memurları vardır, bunun içerisinde askerlerimiz vardır, bunun içerisinde işsiz gençlerimiz vardır, bunun içerisinde işte, ekmeğini almak için yıllarca okumuş, mücadele etmiş fakat bir türlü ekmeğini bulamamış insanlar vardır ve bunların yaşları da 15 ila 34 arasındadır. Yani, bir adaletsizlik ve haksızlık yapılıyorsa bu haksızlığın da mutlaka düzeltilmesi gerekir ama bakıyoruz ki düzeltilme değil, yine pansuman tedbirlerle geçiştirilmeye çalışılıyor.

Önergemizin kabulünü bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

73’üncü maddenin (a) bendi 2 numaralı alt bendinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (2) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Kalaycı            Erkan Akçay        Mehmet Şandır            Mehmet Günal

                   Konya                         Manisa                  Mersin                        Antalya

                         Alim Işık             Hasan Hüseyin Türkoğlu               Enver Erdem 

                          Kütahya                     Osmaniye                                   Elâzığ

"2) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" ibaresi "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" şeklinde, aynı bentte yer alan "aşılmamak suretiyle ilgisine göre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği" ibaresi "aşılmayacak şekilde ilgisine göre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği" şeklinde ve anılan maddenin birinci fıkrasının (c), (ç) ve (d) bentleri ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"c) Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve Mesleki Yeterlilik Kurumu kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.

ç) (b) ve (c) bentlerinde yer alan idarelerde istihdam edilen personelden anılan bentlerde emsali belirlenmemiş olan personele, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı, ilgili kurumun önerisi Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek emsali Devlet memuruna ilgili mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez. Emsal alınacak memur unvanlarının tespitinde, kadro veya pozisyon unvanları ile ifa ettikleri görevler itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki aynı veya benzer görevlerin aynı veya benzer kadro, unvan veya derecesi dikkate alınır.

d) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanacak personelin zam ve tazminatları hakkında 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesi uyarınca yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararı hükümleri uygulanır.

Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/a-2 maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                            Özgür Özel                      Mustafa Moroğlu

                 Eskişehir                                 Manisa                                  İzmir

        Sinan Aydın Aygün                    Kadir Gökmen                    Öğüt  Turgut Dibek

                  Ankara                                    İstanbul                                  Kırklareli        

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Turgut Dibek, Kırklareli Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Teşekkür ederim Başkanım.

Değerli arkadaşlar, 73’üncü maddenin (a) bendinin (2) no.lu alt bendiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce, yemek arasında hep beraber haberleri izleme fırsatı da bulduk. Zannediyorum, sizler de o görüntüleri izlemişsinizdir. Konuşuldu ama ben de biraz irdelemek istiyorum.

Şu, dün akşam, tüm Türkiye’de olduğu gibi -Meclisteydik- burada bizleri de aslında bir infiale sürükleyen, burada ciddi anlamda sorun yaratan o görüntüler yani elinde pala olan veya işte benzer, satır, neyse, olan insanların… Polislerin aslında bir anlamda gözleri önünde çünkü orada, görüntülerde polisleri de görüyoruz, müdahale etmiyorlar, bekliyorlar, sakin bir şekilde “Ne oluyor?” diyorlar. İşte, aslında, Türkiye’nin geldiği bu noktayı biraz sizlerle bu süre içerisinde irdelemek istiyorum. Ve adalet kavramını da bence aslında, burada masaya yatırmamız lazım.

Değerli arkadaşlar, adalet, Türkiye’de bugün gelinen noktada, sizin yani iktidar partisinin ismi hâline gelmiş bir kavram olarak duruyor. Yani, adalet, tüm devleti, tüm ülkeleri, herkesi kapsayan ve ne kadar önemli olduğunu burada anlatmaya gerek yok yani bir adalet olgusu nasıl ki insanlar için hava, su, yemek kadar önemliyse, devletlerin düzeni, toplumların barışı, huzuru için de o denli önemli olan bir kavram ama ne hâle geldi, ona bakalım.

Şimdi, bu kişiler mahkeme tarafından serbest bırakılmış yani tutuksuz yargılanmak üzere bırakılmışlar. Gerekçesini bilmiyorum yani baktım, henüz bir gerekçe görmedik, mutlaka bir gerekçesi vardır mahkemenin ama görüntüleri hep beraber izledik. Bakın, hukukçu olan arkadaşlarımız bilirler. Gerçekten, bu olay Türkiye’de konuşuluyor şu anda, toplumda infial yaratmıştır, korku yaratmıştır, heyecan yaratmıştır. Bazı insanlar o görüntüleri gözlerini kapatarak izlemişlerdir. Hele hele bir tanesi bir kadına… Sayın Başbakanın zaman zaman, kadınlarla ilgili olarak düşüncelerini, bu gösterilerle ilgili olarak –bugün, yine yurt dışına sinevizyonla bağlantısında görüntüler verdi- açıklamalarını dinliyoruz ama o kadının sırtına elinde pala olan kişinin tekmesini de gördük. Bakın, o insanların adalet karşısında bugün serbest kalmasını, parti grubunuzdan bazı arkadaşların ki Sayın Günay’ın da -o da hukukçudur- sosyal medyadaki açıklamasını gördüm, diyor ki: “Sonuçları hukuk ve toplum için yeterince düşünülmemiş vahim bir karardır.”

Niye tahliye edilmiştir, niçin tutuklanmamıştır, niçin tahliye edilmiştir bu kişiler? İşte, Türkiye'nin bence bugün geldiği nokta budur değerli arkadaşlar. Üniversite öğrencileri herhangi bir bakanı, Başbakanı -fark etmiyor- protesto için, işte, pankart açıyorlar, aynı hâkimler tutukluyorlar. Üniversite öğrencileri parasız eğitim istiyorlar, terör örgütü üyesi sıfatıyla tutuklanıyorlar ve cezaevindeler. Aynı hâkimler, bu eylemlere destek veren birtakım kişileri -polis gözaltına aldı, Ankara’da da var, İstanbul’da da var- tutukladılar.

Bakın, Anayasa’nın 34’üncü maddesi var -her birimiz biliyoruz- yani toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle ilgili kısmı düzenliyor. Ne diyor? İşte “Herkes, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri hakkına sahiptir.” Vatandaşlar bu maddeye güveniyorlar, “Anayasal hakkımız.” diyorlar -insanlar, öğrenciler- işte destek veriyorlar, ellerinde satır yok, efendim, işte pala yok –birtakım, polise karşı mukavemet eden gruplar var, taş atanlar, o ayrı mesele- ama tutuklular. O insanların evlerinde arama yapıldı -basına da yansımıştı- birtakım kitaplar toplandı değerli arkadaşlar. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinde Yardımcı Doçent Funda Hanım’ın tüm iletişim fakültelerinde okutulan kitapları suç unsuru olarak toplatıldı ve tutuklular. Bakın, aynı hâkimler, Ethem Sarısülük’ü vuran polis memurunu tutuksuz yargılanmak üzere “Meşru müdafaa olabilir.” diye tahliye etti, aynı hâkimler, 4 tane, işte bu, elinde palası veya işte benzer şeyleri olan kişileri tahliye etti.

Adaletle ilgili olarak, Hazreti Ömer’den başlarsak değerli arkadaşlar, ne sözler var, değil mi? Yani girersiniz, bakarsınız ama adaletin, bugün geldiği noktada partinizin ismiyle anılması, parti üyelerinizin ya da sizlerin desteklediği, partinizin düşüncesini destekleyen insanlar için bir imtiyaz hâline gelen bir kavram olarak Türkiye’de durması ve insanlar tarafından böyle hissedilmesi, bence hepimizin oturup düşünmesi gereken bir konudur.

 Yasama organıyız, dün akşam, burada, milletvekilleri neredeyse birbirlerine saldırdılar, o olay nedeniyle saldırdılar. Türkiye’de de bu infial vardı.

Değerli arkadaşlar, hâkimler bu kararları niye veriyor, niçin veriyor, onun irdelemesini yapmaya zaman yok ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURGUT DİBEK (Devamla) – …bu kararı veren hâkim ya militanca düşünüyordur ya da korkuyordur. Değerli arkadaşlar, hukuk o insanları tahliye etmeyi hiçbir şekilde gerektirmiyor. Mutlaka o insanların tutuklanması gerekiyordu. Niye bu noktaya geldik, hep beraber düşünelim. Birçok yasa çıkardık burada.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

TURGUT DİBEK (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Hatta Meclis Başkanı dâhil, sizler dâhil, bizler dâhil “Yargının içinden bu yasaların mesajı alınmalıdır ve hâkimler bu yasaları uygulamalıdır.” dedik ama hâlâ uygulanmıyor. Niye uygulanmıyor, hata nerede, yanlış nerede, hep beraber düşünelim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yargıya müdahale mi edelim?

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (2) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"2) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" ibaresi "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı" şeklinde, aynı bentte yer alan "aşılmamak suretiyle ilgisine göre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği" ibaresi "aşılmayacak şekilde ilgisine göre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği" şeklinde ve anılan maddenin birinci fıkrasının (c), (ç) ve (d) bentleri ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"c) Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliği, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, kalkınma ajansları ve Mesleki Yeterlilik Kurumu kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan genel müdür, genel sekreter, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcısı unvanlı personel ile uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; genel müdür ve genel sekreterler için bakanlık genel müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel sekreter yardımcıları için bakanlık genel müdür yardımcısı, uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez.

ç) (b) ve (c) bentlerinde yer alan idarelerde istihdam edilen personelden anılan bentlerde emsali belirlenmemiş olan personele, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı, ilgili kurumun önerisi Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek emsali Devlet memuruna ilgili mevzuatında kadrosuna bağlı olarak malî haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez. Emsal alınacak memur unvanlarının tespitinde, kadro veya pozisyon unvanları ile ifa ettikleri görevler itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki aynı veya benzer görevlerin aynı veya benzer kadro, unvan veya derecesi dikkate alınır.

d) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanacak personelin zam ve tazminatları hakkında 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesi uyarınca yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu karan hükümleri uygulanır.

Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 73’üncü maddesinin (a) bendinin (2) numaralı alt bendi üzerindeki önergemiz üzerine söz aldım. Yüce heyeti bu vesileyle saygıyla selamlıyorum. Önergemizin kabulü için desteğinizi talep ediyoruz.

Özellikle ifade etmek istediğim bir husus; teklifin bu bölümü AKP’nin yaptığı veya sebep olduğu defolu işlerin tamirine yönelik. Teklifin bu bölümünün bir kısmı Anayasa Mahkemesinden dönen işler, diğer kısmı hukuku çiğneyerek yaptığınız işler, bir diğer kısmı yandaş yargının bile günahınıza ortak olmadığı işler. Konuştuğumuz olay, Türk Akreditasyon Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, KOSGEB, Türk Standartları Enstitüsü, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Millî Güvenlik Kurulu ile ilgili günahlarınız. Bu üç kurumun düzenlemelerini bile yanlış yapıyorsunuz. Kalkınma Ajansları, Mesleki Yeterlilik Kurumu kadro ve pozisyonlarıyla da ilgili.

Devlet Personel Başkanlığının görüşünü istiyorsunuz fakat Devlet Personel Başkanlığı bu işi koordine eden ciddi bir müessese iken bu kurumun olumlu görüşünü istemiyorsunuz. O zaman, görüş almasanız da olur. Ne gereği var? Böyle bir kurum olmasa da olur, böyle bir kuruma da gerek yok. Neden Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşünü almaktan imtina ediyorsunuz? Netice olarak orası da bir bakanlığa bağlı ve o bakanlık da bu koordinasyonu sağladığı zaman, ilgili bakanın da bu işi ne yapması lazım? Götürmesi lazım. O kurumu, bu konuda uzman, bu konuda gerçekten iyi iş yapan ve hukuken de bu işle görevli bir kurumu dikkate almayacaksanız buraya niye yazıyorsunuz, bunun ne anlamı var, niye bunu yapıyoruz o zaman? Dolayısıyla, yapılan işte çok büyük sıkıntı var. “Yandaş memur, vücut dilinden anlayan memur…” Hâl böyle olunca sıkıntınız bitmiyor, bitmez de. Yani “Toplumun yüzde 50’si bizi destekliyor.” diyorsunuz, alacağınız memuru elinizle seçmezseniz o zaman, yüzde 50’si de başka yerden çıkacak. O zaman, yandaş memur olmayacak, yandaş memur olmayınca sizin vücut dilinizden anlayan memur olmayacak. Ne olacak? Sıkıntı olacak.

Ayrıca, burada personelle ilgili bir sürü hüküm düzenliyorsunuz. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının geçen 5 bin tane kadro işi vardı, hiç böyle gelmiyor. Geçen tüketicilerle ilgili yeni bir tasarı geldi, tasarıda da yine 500 kişi isteniyor. Hele o bakanlık, histeri hâline gelmiş, böyle yanıp tutuşuyor bir yerden bir kadro çarpsam da şu işi halletsem diye. Bu işin bir nizamı yok, intizamı yok, insicamı yok, haddi yok, hududu yok, hakkı nedir bilinmez, hukuka karşı, kanun hükmündeki kararnameler… Zaten yetki kanunuyla bu hakları gasbedilmiş bir vaziyette. Kamuda bir birlik, bütünlük yok, insicam yok. O zaman, bu işin gideceği yer, nihai olarak düzgün bir yer değil. Her gelen tasarının altına veya her gelen, sizin “torba” diye tabir ettiğiniz tasarının içine mutlaka dercedeceğiniz, koyacağınız bir şeyler olacak.

Bunu ne için söylüyorum? Kamuda bir bütünlük göremediğiniz zaman, kamudaki yapıda bir denge göremediğiniz zaman, gerçekten, ileriye yönelik olarak -sizin idarenizde bile olsa- birtakım sıkıntıların korkunç bir şekilde, hızlı bir şekilde ortaya çıkması kaçınılmaz. Dolayısıyla, bu önergede de, yapılan düzenlemelerin kamu yönetiminin iyileştirilmesi ve çalışanların sorunlarına çözüm getirilmesine yönelik bir şey olmadığını, bir kere öncelikle ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, personele ilişkin… Fakire bir şey yok burada, fukaraya bir şey yok, garibe bir şey yok, gurebaya bir şey yok. Nerede yüksek memur, onunla ilgili hükümler burada dolaşıyor.

Bunun dışında, işte, gelen tasarılarda da ne geliyor faizle ilgili? Kâr payını faize bağlayan, Müslümanları aldatıcı hükümler tasarılarla gelmeye başladı.

Bunları ifade etmeye çalıştım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı efendim…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

73’üncü maddenin (a) bendinin (3) numaralı alt bendi üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (3) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

                Alim Işık                              Enver Erdem                  Hasan Hüseyin Türkoğlu

                 Kütahya                                     Elâzığ                                   Osmaniye

                                    Mehmet Günal                          Emin Haluk Ayhan

                                          Antalya                                         Denizli

"3) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 11- Ek 12 nci maddenin birinci fıkrasıyla 14/1/2012 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan hükümler ile 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ve 4458 sayılı Kanunun 221 inci maddesinin 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değiştirilmeden önceki hükümleri uyarınca yapılan ödemelerden yararlananlara (Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Laboratuvarları ve Türkiye Kamu Hastaneleri taşra teşkilatı personeli ile 4458 sayılı Kanunun 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değişik 221 inci maddesi ve 5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında bulunanlar hariç), anılan tarih itibarıyla söz konusu hükümler uyarınca hesaplanacak aylık net ödeme (ikramiyelerin bir aya isabet eden tutarı dâhil) tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); ek 9 uncu madde uyarınca bulundukları kadro ve görev unvanları için ödenen aylık ek ödeme net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ve bu fark giderilinceye kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Bulundukları kadro veya pozisyon unvanlarında isteğe bağlı olarak değişiklik olanlar ile kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir.

Başka kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde mülga ek 3 üncü maddeye yapılmış olan atıflar ek 9 uncu maddeye yapılmış sayılır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının             73/a-3 Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                             Levent Gök                         Mustafa Moroğlu

                Eskişehir                                   Ankara                                          İzmir

        Sinan Aydın Aygün                       Özgür Özel                      Kadir Gökmen Öğüt

                  Ankara                                    Manisa                                       İstanbul

                                                              Aytun Çıray

                                                                    İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aytun Çıray, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar) 

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ücret rejimini düzenleyen 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de yeni bir düzenlemeye gidilmek isteniyor. Bu maddeyle, ücretlilerin durumunu daha önce bozdunuz, şimdi tekrar düzeltmeye çalışıyorsunuz.

Arkadaşlar, işte, bu tür kanun çıkarmanın mahzuru bu. Her şeyi bir araya toplarsanız ve yeterli bir tartışma ortamını sağlamazsanız, Meclisi devre dışı bırakmaya çalışırsanız sürekli kanun çıkarırsınız; bu Meclisi kanun fabrikası hâline getirirsiniz, bir gün yapar bir gün düzeltmeye çalışırsınız. Bu ülkenin zamanını da, parasını da boşuna harcamış olursunuz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, sadece bunda değil, önce, çıkardığınız kanunlarla hukuk düzenini bozuyorsunuz, sonra da bozduğunuz hukuk düzenini tekrar düzeltmeye çalışıyorsunuz. Benzer işi, kürtaj tartışmalarıyla ortaya çıkan sezaryen kanununda yaptınız.  Her kanunun içine -bir de böyle bir alışkanlık var- fark ettirmeden bazı maddeler koyuyorsunuz. Eminim, AKP Grubu da bu maddelerin birçoğunun aslında ne anlama geldiğinin farkında olmadan oyluyor.

Bakınız, kürtaj tartışmalarıyla ortaya çıkardığınız, getirdiğiniz sezaryen yasasına bir madde koydunuz ve yasadan çıka çıka kürtaj ile Sağlık Bakanlığı bürokratlarına zam çıktı. Bu madde, tam 3 boyutlu bir skandal oluşturmuştu o dönemde. Bunlardan bir tanesi, Anayasa’ya aykırıydı. İkincisi, devletin mali rejimini bozdunuz, üst düzey bürokratların sözleşmeli olabileceği kriterini getirdiniz. Bu, devlette ilk defa olan bir şey ve aynı zamanda, devlet hiyerarşisini bozan bir sistem. O kanun maddesinin aynı zamanda üçüncü ve en önemli boyutu, ahlaki açıdan skandal olmasıydı. Sağlık Bakanlığı bürokratlarına bu maddeyle 6 bin lira zam yapılmış oldu, devletin diğer bürokratlarına değil, sadece Sağlık Bakanlığı bürokratlarına. Bundan AKP Grubu içerisinde kaç milletvekilimizin haberi var, bunu bilmiyorum ama bu tür bir hukuksuzluk hiç gitmeyecekmiş gibi düşünen siyasi anlayışın sonucudur. Bir gün siyasi iktidar sona erdiğinde, bu hesapların nasıl verilebileceğini doğrusu merakla bekliyorum. Yani, bir nevi, bürokratlara ballı bir zam ve bu bürokratlar hastaneleri paylaştılar. Bir yandan, Sağlık Bakanlığı tüm valiliklere genelge gönderiyor “Doktorlar çalıştığı yerlerin sınırları içinde ikamet etmelidir:” deniliyor; diğer yandan, çıkarılan bu kanunla bu genelgeye paradoks bir durum ortaya konuluyor ve Sağlık Bakanlığının bürokratları, bir saadet zinciri anlayışı içerisinde, hastanelerde çalışan sözleşmeli personel olarak gösteriliyor. Eğer hakikaten, bu, farkında olmadan bir bürokratik operasyonsa ben de şimdi sizi iyi niyetle uyarmış oluyorum. Bu sorunu derhâl çözmek gerekir.

Değerli arkadaşlar, sağlık harcamalarındaki bu hesapsız gidişlerin sonunda ne yaptınız? Sonunda, gittiniz milletin cebine elinizi attınız. Bakınız, yaklaşık 7-8 aşamada katkı payı alınıyor. Ben bir soru önergesi verdim; bana gelen cevapta, sadece, yurttaşlarımızın hastaneye adım attıkları anda alınan katkı paylarının bir yıllık miktarı 2 milyar 132 milyon lira. Vatandaştan alınan toplam katkı payını hesapladığınız zaman, bir yıl içerisinde cepten sağlık harcamalarını 11 milyar liraya çıkarmış oluyorsunuz. Peki, sağlık politikalarını devraldığınız 2002 yılında bu ne kadardı? 2,5 milyar liraydı. Bir yandan “Muayenehaneleri kapattık.” diye övüneceksiniz, diğer yandan devleti büyük bir muayenehane hâline getireceksiniz. Bunların hiçbirini ahlaki bulmuyorum.

Bakınız, OECD’nin 2013 temel sağlık verileri açıklandı. Bu temel verilere göre, ne yazık ki, Türkiye bütün sağlık göstergelerinde sonuncu sırada ya da sondan ikinci sırada. Biz sağlık politikalarındaki başarılı olan kısımları övmeye devam edeceğiz ancak bu söylediğimiz şeyler, aynı zamanda Türk milletinin sağlığı için de ve sağlığın partilerüstü bir siyasetle götürülmesi konusunda da önemli uyarılardır. Biz devlette bunları yaşayıp gelerek, deneyerek öğrendik. Burada size söylüyoruz, bizim sizden ricamız, hiçbir komplekse kapılmadan bu eleştirileri ciddiye alarak çaresini bulmanızdır.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (3) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

"3) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 11- Ek 12 nci maddenin birinci fıkrasıyla 14/1/2012 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan hükümler ile 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ve 4458 sayılı Kanunun 221 inci maddesinin 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değiştirilmeden önceki hükümleri uyarınca yapılan ödemelerden yararlananlara (Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Laboratuvarları ve Türkiye Kamu Hastaneleri taşra teşkilatı personeli ile 4458 sayılı Kanunun 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değişik 221 inci maddesi ve 5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında bulunanlar hariç), anılan tarih itibarıyla söz konusu hükümler uyarınca hesaplanacak aylık net ödeme (ikramiyelerin bir aya isabet eden tutarı dâhil) tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); ek 9 uncu madde uyarınca bulundukları kadro ve görev unvanları için ödenen aylık ek ödeme net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ve bu fark giderilinceye kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Bulundukları kadro veya pozisyon unvanlarında isteğe bağlı olarak değişiklik olanlar ile kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir.

Başka kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde mülga ek 3 üncü maddeye yapılmış olan atıflar ek 9 uncu maddeye yapılmış sayılır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 73’üncü maddesinin (a) bendinin (3) numaralı alt bendi üzerine verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Yüce heyeti bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz husus, maddenin bu alt bendinin değiştirilmesine ilişkin, önergelerimizle ifadeleri değiştiriyoruz. Eminim burada bulunan sayın milletvekillerinin yüzde 80’i veya daha fazlası, daha önceki konuşmalarımda ifade ettiğim gibi, bu konularda ne olduğunun farkındadır.

Bu teklifte personele yönelik yapılan düzenlemeler, istisnalar dışında, tamamen AKP’nin beceriksiz iktidarının yaptığı, kadrolarının hazırladığı, sonra da bunların ortaya çıkan yanlışlarının düzenlenmesine yönelik. Biraz önceki konuşmamda da açık ve net bir şekilde söyledim; kimisi yanlışlardan kaynaklanıyor, kimisi eksiklerden kaynaklanıyor, kimisi hukuken yaptığınız yanlışları düzeltmeye yönelik mecburiyetten kaynaklanan işler.

Diyelim ki vücut diliniz farklı olan bir Cumhurbaşkanının personele yönelik düzenlemeleri size engel oldu geçmişte. Yeni düzenleme de yaptınız, şimdi o Cumhurbaşkanı da yok; vücut diliniz de benzer, tamamen aynı olmasa da vücut dilinin epey örtüştüğü bir Cumhurbaşkanı… Dönmüyor ondan kararnameler de, kanunlar da ancak aynı vücut dilini konuştuğunuz yüksek yargıdan dönüyor. Orada dil mi farklılaştı, onu merak ediyorum. Gerçi düzenlemeyi onun dediği gibi de yapmıyorsunuz, tekrar gönderirken farklılaştırıyorsunuz. Burada da bir arıza var, bir sakatlık var.

Diğer taraftan, sayın bakanları sıkıntıya  sokuyorsunuz. Sayın Bakanın işi var, kentsel dönüşüm vesaire ciddi işlerle uğraşıyor, Sağlık Bakanlığının personel işiyle Sayın Bakanı burada meşgul ediyorsunuz. Bu da sizin kanun yapım tekniği, düşünceniz, şekli, her şeyi normal gidişatın dışında hukuki veçhenin içine sokmaya çalışıp düzeltmeye çalışıyorsunuz ama bu, düzgün bir iş değil.

Anayasa Mahkemesinden geçtim, bazen de yapıyorsunuz, ne yaptığınızdan geri dönüyorsunuz. Bu, işleri ya adama, ya işe, ya kuruma, ya işletmeye göre yaptığınızı gösteriyor. Yaptığınız yanlışlar düzelmez mi? Düzelir ama yaptığınız yanlışların her birinin düzeltilmesi ve geçmişteki uygulamadan sapmaların yarattığı problem ve bu problemin tekrar düzeltilmesi esnasındaki sürede zaman kaybı, sıkıntılar ülkenin gerçekten problem yaşamasına neden oluyor. Kanun hükmünde kararnamelerdi, şimdi kanunla düzeltmeye çalışıyorsunuz, yenilemeye falan değil. Usulüne uygun olsun desek bunun bir usulü de yok yani iş rayından çıkmış vaziyette.

Geçenlerde, siyasetin finansmanının şeffaflaşmasıyla ilgili, Birleşmiş Milletlerle Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının müştereken hazırladığı bir sempozyuma gittim. Sayın Beşir Atalay orada konuşmacıydı. Şunu söyledi: “Biz siyasetin finansmanının şeffaflaşmasıyla ilgili çok şey yaptık. Bunlardan bir tanesi de Devlet İhale Kanunu.” dedi. Devlet İhale Kanunu, bir kere, o, iktidara gelmeden yapıldı da… İkincisi, Allah’tan korkun, 50 kere değiştirdiniz. Ne için değiştirdiniz? Bunu topluma anlatmanız lazım. Yani, Başbakan Yardımcısı bile neyi, ne zaman yaptıklarını, niçin yaptıklarını, kendilerinin yapıp yapmadığının farkında değil. Dolayısıyla, ipin ucu kaçınca bunun toparlanması ne oluyor? Mümkün olmuyor.

Bakın, bugün yaptığınız, yapmaya çalıştığınız bu değişiklikler, muhtemelen, yarın bir gün yine önünüze gelecek. Ben Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışırken, hatırlıyorum, iktidarın getirdiği bir önergeyi Konya AKP milletvekili arkadaşlarımızdan biri imzalamıştı. Sonra adı okunurken “Üstündeki ifade benim imzaladığım ifade değil. Allah rızası için, bari haber verin bize değiştirdiğinizi.” dediğini bugün, dün gibi hatırlıyorum.

Şimdi, bir işi düzenlerken ciddi yapmak lazım. Sorumlular, görevliler neredeyse yerli yerine oturtmak lazım. O işi de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - …düzgün yapmak yazım.

Yüce heyete saygılar sunuyorum. Önergemize destek talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20:47


ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

73’üncü maddenin (a) bendinin (3) numaralı alt bendinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır…

OKTAY VURAL (İzmir) – Kabul edilmemiştir madde efendim, kabul edilmemiştir. Kabul edilmedi, madde reddedildi.

BAŞKAN – Evet, kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Maddenin oylamasıydı Sayın Başkan, madde reddedildi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde kabul edilmedi Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İradeyi yansıtmıyor Sayın Başkan.

AHMET YENİ (Samsun) – “Madde” demediniz Sayın Başkan, “önerge” dediniz.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – “Madde” demediniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, sayın milletvekilleri, yapacak bir şey yok, oyladım ben, kabul edilmedi yani yoruma da gerek yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, madde reddedildi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – “Önerge” dediniz Sayın Başkan, kayıtlara bakalım.

BAŞKAN – O zaman tutanakları isteyeceğim.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.03

 


ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tutanakların incelenmesinde 73’üncü maddenin (a) bendinin (3) numaralı alt bendinin reddedildiği anlaşılmaktadır.

Tutanakları okuyorum: “73’üncü maddenin (a) bendinin (3) numaralı alt bendinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır…

Oktay Vural (İzmir) – Kabul edilmemiştir.

Başkan – Evet, kabul edilmemiştir.”

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İş bitti.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama bu güvensizlik olur. Sayın Bakan, size güvensizlik var.

BAŞKAN – Hayır, güvensizlik değil efendim, yanlış anlaşılma.

OKTAY  VURAL (İzmir) –  Yani,  orada oturmamanız gerekiyor  yani    çoğunluk iradesi, Hükümete olan bir güvensizliktir bu. Yani milletvekilleri reddetti.

BAŞKAN – 73’üncü maddenin (a) bendinin (4) numaralı alt bendi üzerinde 2 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (4) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                  Manisa                                     Konya                                     Mersin

             Enver Erdem                              Alim Işık                              Reşat Doğru

                   Elâzığ                                    Kütahya                                     Tokat

                                    Mehmet Günal                    Hasan Hüseyin Türkoğlu

                                          Antalya                                      Osmaniye

"4) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 14 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği kadrolarında görev yapmakta iken diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atananların yeni kadrolarına atandıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda almış oldukları ilave ek ödeme hariç sözleşme ücreti, aylık, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet eden net tutarı), her türlü zam ve tazminatlar, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlar altında yapılan her türlü ödemeler ile diğer mali hakları toplamının net tutarı (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır) yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan sözleşme ücreti, aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatlar, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlar altında yapılan her türlü ödemeler ile diğer mali hakları toplamının net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece farklılık giderilinceye kadar herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/a-4 Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                       Sinan Aydın Aygün                     Hülya Güven

                Eskişehir                                   Ankara                                      İzmir

                                      Levent Gök                             Kadir Gökmen Öğüt

                                          Ankara                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Son okunan önergeyi takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – İştirak ediyoruz efendim önergeye.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kazım Kurt, Eskişehir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; 478 sıra sayılı torba teklifin 73’üncü maddesi bu tekliften daha geniş bir madde ve bu torba bir madde. Dolayısıyla, burada çok değişik konularda yorumlar yapmamız gerekiyor.

Bir kere, 73/a-4’üncü bent, Cumhurbaşkanlığında çalışan ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin talebi üzerine Başbakanlık aracılığıyla başka kurumlara gönderilen üst düzey görevlilerinin almakta oldukları ücretleri gittikleri yerde de alsınlar diye düzenlenmiş bir hüküm. Ancak bunu değerlendirmeden önce, işin dayanağı olan 6223 sayılı Yetki Kanunu ve o Yetki Kanunu’na dayalı olarak değiştirilen 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve diğerlerini bir değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

4 maddeden ibaret bir yetki kanunuyla 30 küsur kanun hükmünde kararname düzenlenmiş ve bunlar Meclis çalışırken düzenlenmiş. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisi faaliyetteyken milletvekillerinin yasa yapması yerine kanun hükmünde kararnameyle bir düzenleme yapmayı tercih etmiş Hükûmetimiz. Bu kararnamelere karşı açılan davalar da Anayasa Mahkemesinden iptal edilmiş ve bu iptal üzerine “Eşit işe eşit ücret, herkes çalıştığı oranda hak ettiği ücreti alacak.” mantığıyla hareket ettiğinizi iddia etmiş olmanıza rağmen ücret sistemi daha da karışmış, daha da karmaşık bir hâle gelmiş ve şu anda o iptalden sonraki dönemleri düzeltmeye çalışıyoruz.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra verilmiş olan süre içerisinde ne Hükûmet ne iktidar partisi ne de bürokrasi bu konuda bir adım atmamış, çeşitli konularda bizim kanun önerilerimiz de kabul edilmediği için bu kargaşa, bu bozukluk, ücretler arasındaki dengesizlik devam etmiş. Şimdi, belki bir kısmı gerçekten yetkili olmadan bu düzenleme devam ediyor. Onun için de son gece, son çalışma haftasında şişirmek suretiyle torbaya dolduruyoruz. Şu andaki düzenleme Cumhurbaşkanlığının çalışanları içerisinde bir değişiklik yapılmak ihtimaline göre düzenlenmiş gibi algılanıyor. Yani, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği bazı çalışanları başka yerlere gönderecek ve “Oralarda hak kaybı olmasın, ekonomik anlamda zarar etmesin.” ya da “Açacakları idari davalarda mahkeme davacılar lehine karar vermesin.” mantığıyla bir düzenleme getiriliyor. Bunun da Anayasa’ya ne kadar uygun olduğu şu anda belli değil. Milletvekillerinin gerçekten bu olumsuz çalışma koşulları içerisinde bunları incelemeye zamanının olmadığını, inceleme imkânı bulamadığını zannediyorum. Ama, buna rağmen bu olumsuzlukları, özellikle kadrolaşma kokusu getiren bu olumsuzlukları geri çekmenizde yarar olduğunu düşünüyorum. Çünkü hem personel rejiminde bir yanlışlık olduğunu tespit ediyorsunuz hem bunu zamanında düzenlemiyorsunuz ve hem de şimdi yapılırken yeni yeni haksızlıkların doğmasına neden oluyorsunuz. Bu nedenlerle bu önergeyi verdik. Önergemize destek verir ve değerlendirmeyi düzgün yaparsanız belki bazı haksızlıklar ortadan kalkabilir, kalkacaktır, buna inanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Biraz önce kabul edilen önergeyle madde metinden çıkarıldığından diğer önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Şimdi, 73’üncü maddenin (a) bendi (5) numaralı alt bendi üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (5) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

                Alim Işık                              Enver Erdem                  Hasan Hüseyin Türkoğlu

                 Kütahya                                     Elâzığ                                   Osmaniye

                                                            Mehmet Günal

                                                               Antalya

"5) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 15 inci maddesinin (b) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Ek 12 nci maddenin ikinci fıkrasıyla 31/12/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılan 5952 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yer alan hükümlerin, ek 12 nci maddenin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihte anılan hükümler uyarınca yapılan ödemelerden yararlanan personel bakımından uygulanmasına 31/12/2014 tarihine kadar devam edilir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/a-5 Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                             Levent Gök                         Mustafa Moroğlu

                Eskişehir                                   Ankara                                      İzmir

                                     Hülya Güven                           Kadir Gökmen Öğüt

                                           İzmir                                           İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kazım Kurt, Eskişehir Milletvekili.

KAZIM KURT (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın milletvekilleri, 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 73/a-5’inci bendiyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine, bu bölümde, gerçekten bir yetki kanununa dayalı olarak yapılmış ve onun üretimi sonucu meydana gelen kararnamelerde iptaller nedeniyle yeni bir düzenleme yapıyoruz. Aslında, bu düzenlemeleri yani kanun hükmünde kararnameleri yaparken Hükûmetiniz şunu söyledi: “Personel rejimini düzenliyorum, eşit işe eşit ücret uyguluyorum ve çalışanlar arasındaki dengesizliği ortadan kaldırıyorum.” Ama maalesef, bunun böyle olmadığı çok net bir biçimde ortaya çıktı ve sonuçta, bu eksiklikleri tamamlama ihtiyacı duyduk. Oysa, Türkiye’de şu anda, gerçekten çalışanlar arasındaki dengesizliği bir ölçüde düzeltebilmek için başka düzenlemeler yapmak gerekiyor.

657 sayılı Yasa’da toptan bir değişiklik mutlaka ve zorunlu olarak bir an önce gerçekleştirilmelidir. Aksi hâlde, derecesi ve kademesi düşük olan memurlarımızın tümü ciddi sıkıntılar yaşamaktadır, ciddi ekonomik sorunlar yaşamaktadır ve buna bağlı olarak sosyal sorunlar yaşamaktadır. Biraz önce arkadaşlarımız anlatmaya çalıştı; işte, intihar eden memurlar, intihar eden güvenlik görevlileri. Bunların nedeninin başında ekonomik sıkıntılar yatmakta ama 73’üncü maddede 50 küsur madde hâlinde düzenlenen bu düzenlemelerin hiçbirinde düşük ücretle çalışan memurlarımıza artı hiçbir şey yok. Yani, gerçekten dar gelirli olan, devletin resmî rakamlarına göre yoksulluk sınırının altında ücret alan memurlarımızı iyileştiren hiçbir düzenleme yapılmamış. Bunun nedeni nedir, bunun sebebi nedir, gerçekten bu merak konusu ve tabii ki bir politik tercih konusu.

Üst düzey memurların birçoğu yeterince nemalanıp yeterince ekonomik anlamda sıkıntıyı ortadan kaldırıyor ama pek çok noktada eksik kalmış bu maddede düzenlenmesi gerekenler ne yazık ki yine düzenlenmiyor. Örneğin, belediyelerimizde çalışan belediye başkan yardımcılarının ekonomik durumu sıkıntılı, onlarla ilgili herhangi bir ek ödeme, tazminat söz konusu değil ama ne yazık ki bu düzenlemenin içerisinde o yok. Üniversitelerde çalışan daire başkanlarının birçoğunun bu konuda haksızlığa uğradığı çok net bir biçimde ortada iken çözüm önerilmiyor. Yine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan arkadaşlarımızın pek çoğu eşit işe eşit ücret alamamakta, üniversite mezunları kadro sorunu yaşamakta, sözleşmeli olanların iş güvencesi sıkıntılı bir biçimde devam etmekte.

Yine, Türkiye’de en önemli unsur diye öne çıkardığımız, güvenlik güçlerimizin kadro ve özlük haklarıyla ilgili bir çalışma söz konusu olmamakta, onların şu anda almış oldukları ücretlerin yüzde 50’si emeklilik maaşlarına yansımamakta ve onlar emekli olduktan sonra çok ciddi  sıkıntılar çekmektedir ama ne hikmetse on yıldır, on bir yıldır AKP hükûmetleri bu konuda olumlu adım atmamakta direnmektedir. Bu yanlışı da düzeltmek, bu yanlışı da düzene sokmak bu Parlamentonun görevi. Onu da neden yapmayız, niçin ısrarla üstünde durmayız? Bu konuyu tekrar tekrar kamuoyunun ve sizin bilgilerinize sunmak istiyorum.

Burada, bu maddede, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığında ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinde çalışanların ekonomik durumlarını düzeltmeye çalışıyoruz. Oysa, bu konuda daha önce bir şirket kurmaya karar verdik ve o şirkette özel bir çalışma sistemi yürüyor. Şimdi, bu maddeye niye gerek var, neden tekrar bu madde konuldu? Bunu da anlamakta zorlanıyorum ve önergemize destek bekliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Arayacağım.

Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (a) bendinin (5) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

"5) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 15 inci maddesinin (b) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Ek 12 nci maddenin ikinci fıkrasıyla 31/12/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılan 5952 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yer alan hükümlerin, ek 12 nci maddenin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihte anılan hükümler uyarınca yapılan ödemelerden yararlanan personel bakımından uygulanmasına 31/12/2014 tarihine kadar devam edilir."

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, ifade düzeltmesi yapılmaktadır.

Komisyonda Teklifle ilgili sağlıklı ve verimli bir görüşme yapılamamıştır. Komisyon görüşmeleri boyunca hangi düzenlemelerin ne amaçla ve hangi gerekçeyle yapıldığı konusunda bilinmez bir tavır sergilemiştir. 71 adet kanun ve kanun hükmünde kararnamede 142 maddelik değişiklikler yapılmasına rağmen; vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlara çözüm getirecek konuları bir-iki husus dışında bulmak mümkün değildir. Kanun Teklifi kamu personelinin hukuki ve mali statüsüne ilişkin çok sınırlı değişiklikler getirmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemede beklentiler karşılığını bulmamış, umutlar hayal kırıklığına dönüşmüştür.

Kamuda sağlıklı ve tutarlı bir personel politikası uygulanmamaktadır. Personel Rejimi nesnellikten uzaklaştırılmış, istihdam rejimi bozulmuştur.657 sayılı Kanun, geçici işlerin ifası için istisnai hallere münhasır olmak üzere sözleşmeli ve geçici personel istihdamını mümkün kılmıştır. AKP döneminde bu istisnai uygulamalar asıl istihdam şeklinin önüne geçmiştir. Ayrıca, AKP döneminde sözleşmeli ve vekil olarak işe alınanlar, daha önce çıkarılan kanunlar ile memur kadrolarına alınmış, ancak tekrar sözleşmeli ve vekil atama yapılmasına devam edilmiş, şimdi de bunlardan bazıları tekrar memur kadrolarına alınmaktadır.

Bu yanlış uygulamalar ile birlikte, birçok mağduriyet ortaya çıkmıştır. En büyük mağduriyet ise bu istisnai yollarla iş bulamayan işsiz gençlerimizdir. Bunlar girdiği merkezi sınavı kazanıp ataması yapılamayan, bir türlü sıra gelemeyen ve sıra gelmeden de kadroları istisnai yollarla doldurulan milyonlarca işsiz vatandaşlarımızdır. Hükümetin bu yanlışı, bu haksızlığı derhal durdurması gerekir.

Bu Kanun Teklifi ile kamu kurumlarında çalışan 4/B'liler, 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeliler, diğer özel kanunlara tabi sözleşmeliler ve mahalli idarelerde çalışan sözleşmeliler ile vekil Kur'an kursu öğreticilerinden şartları uyanlar memur kadrolarına atanmaktadır. Ancak, memur kadrosu verilenler arasında; mağduriyeti en derinden yaşayan 4/C'liler yoktur. Rehber ve usta öğreticileri bu düzenleme kapsamına alınmamıştır. Aile sağlığı çalışanları yoktur. Vekil ebe-hemşireler yoktur. Ücretli öğretmenler yoktur.

AKP Hükümeti tarafından yapılan ayrımcı ve adaletsiz uygulamaları saymakla bitmez. Bu Teklifte öğretmenler ve atanamayan öğretmenler yoktur. Bu düzenlemede polislerimiz yoktur. Kamu işçilerinin naklen atanabilmeleri konusu yoktur. Taşeron işçileriyle ilgili hiçbir düzenleme yoktur. Geçici ve mevsimlik işçiler yine göz ardı edilmektedir. Bu Teklifte emeklilikte yaşa takılanlar yoktur. Muhtarlarımız yoktur. Bu Kanun Teklifinde şehit aileleri ve gaziler ile engelliler ve yaşlılarla ilgili bir düzenleme yoktur.

Peki bu Kanun Teklifinde neler vardır. Mera, yaylak ve kışlakların yapılaşmaya açılması var. Köy meralarının köylünün elinden alınarak hazineye devredilmesi, imar yetkisinin belediyelerden alınması ve satış yetkisi var. Gerçeğe aykırı, usulsüz veya sahte belgeler nedeniyle verilmeyen desteklemelerin ödenmesi var. Kamulaştırılan taşınmazlarla ilgili vatandaşın hak arama hürriyetini engellenmesi ve yargıya müdahale var ÖSYM sınavlarına ait soru ve cevaplarla ilgili bilgi edinme hakkının engellenmesi var. Sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak % 50'den az olan şirketler Sayıştay denetimi dışına çıkarılması vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun uygulamasının geciktirilmesi, sertifikasını almış kişilerin mağdur edilmesi var. Sürücü belgeleri için 24 milyon vatandaşımızdan 15 lira belge parası alınması var.

Dolayısıyla yapılan düzenlemeler; kamu yönetiminin iyileştirilmesi ve çalışanların sorunlarına çözüm getirilmesi yerine; kamu arazileri nasıl talan edilebilir, kadrolaşma nasıl sağlanabilir, usulsüzlük ve yolsuzluklar nasıl affedilebilir, denetimden ve yargıdan nasıl kaçınılabilir mahiyetini taşımaktadır.

Teklifin tümüyle gözden geçirilmesi ve bu maddede düzeltme ihtiyacı bulunmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

73’üncü maddenin (b) bendinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Günal

                  Konya                                     Manisa                                    Antalya

                Alim Işık                            Mehmet Şandır                              Ali Öz

                 Kütahya                                    Mersin                                     Mersin

                                     Enver Erdem                       Hasan Hüseyin Türkoğlu

                                           Elâzığ                                        Osmaniye

"b) 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Uzman ve Denetçi istihdamı

MADDE 31- (1) Bakanlık merkez teşkilatının ilgili hizmet birimlerinde Aile ve Sosyal Politika Uzmanları ve Uzman Yardımcıları ile Denetçi ve Denetçi Yardımcıları istihdam edilir.

(2)  Denetçi Yardımcılığına atanabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan genel şartlara ek olarak aşağıdaki şartlar aranır:

a) En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri ile hizmet birimlerinin görev alanına giren ve yönetmelikle belirlenecek yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.

b) Yapılacak yarışma sınavında başarılı olmak.

(3)    Denetçi Yardımcılığına atananlar, en az üç yıl fiilen çalışmak ve istihdam edildikleri birim tarafından belirlenecek konularda hazırlayacakları tezin, oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmesi kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Süresi içinde tezlerini sunmayan veya tezleri kabul edilmeyenlere tezlerini sunmaları veya yeni bir tez hazırlamaları için altı ayı aşmamak üzere ilâve süre verilir. Yeterlik sınavında başarılı olanların Aile ve Sosyal Politikalar Denetçisi kadrolarına atanabilmeleri, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından asgarî (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye yeterlik sınavından itibaren en geç iki yıl içinde sahip olma şartına bağlıdır. Sınavda başarılı olamayanlara veya sınava girmeye hak kazandığı hâlde geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkını kullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir. Verilen ilave süre içinde tezlerini sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları tezleri de kabul edilmeyenler, ikinci sınavda da başarı gösteremeyen veya sınav hakkını kullanmayanlar ile süresi içinde yabancı dil yeterliliği şartını yerine getirmeyenler Denetçi Yardımcısı unvanını kaybeder ve Bakanlıkta durumlarına uygun memur unvanlı kadrolara atanırlar.

(4) Denetçi Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı, tez hazırlama ve yeterlik sınavları ile ilgili hususlar yönetmelikle düzenlenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin b Fıkrasıyla değiştirilmek istenen 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 31. Maddesinin b Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"b) Kamera ile kayıt altına alınarak yapılacak yarışma sınavında başarılı olmak."

            Pervin Buldan                            Sırrı Sakık                             Hasip Kaplan

                    Iğdır                                        Muş                                       Şırnak

              Adil Zozani                           İbrahim Binici                            Nazmi Gür

                 Hakkâri                                   Şanlıurfa                                     Van

                                                      Abdullah Levent Tüzel

                                                                 İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/b Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                             Levent Gök                              Özgür Özel

                Eskişehir                                   Ankara                                    Manisa

          Mustafa Moroğlu                        Sedef Küçük                           Hülya Güven

                    İzmir                                     İstanbul                                      İzmir

                                                       Kadir Gökmen Öğüt

                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Biraz önce verilen bir saatlik arada Sayın Başbakanın metro açılışında yaptığı konuşmayı hep birlikte izledik. Şimdi, Sayın Başbakan orada Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî uçağına binip, gidip, kendisine tahsis edilen, vergilerle alınan -elbette kullanacak- araçla oraya ulaşıyor. Metro açılışı halka yönelik bir iş ve halk oraya davetli. Elinde mikrofon ve Sayın Başbakan baştan aşağıya, uzunca bir süre, başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere muhalefet partilerine ağzına geleni söylüyor. Şimdi, biz burada üslup tartışması yapıyoruz, “Birbirimizi daha iyi anlamalıyız.” diyoruz falan ama üslup olarak bakarsanız, bir kere, iler tutar tarafı yok da ben işin orasını tartışmıyorum. Bir metro açılışına bütün vatandaşlar davetli ise Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı orada çıkıp bir siyasi partiye acımasızca eleştirilerde bulunuyorsa, orada bulunan halkın içinde o siyasi partiye oy veya gönül vermiş hiç kimsenin olmadığını mı düşünüyor? Eğer öyle düşünüyorsa Başbakan o meydan üzerinden kendi meşruiyetini tartışmaya açıyor demektir.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Böyle bir mantık olabilir mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Yoksa, ben eminim ki Türkiye Cumhuriyeti baraj da açsa, metro da açsa, üniversite de açsa, ilkokul da açsa, cami de açsa, Kur’an kursu da açsa oraya giden vatandaşın içinde her türlü görüşten insan vardır. Ha, Başbakanın siyasi partisinin daha ağırlıklı olarak o meydanda olduğu kabul edilebilir ama düşünün ki orada siz bir devlet adamısınız veya orada siz en azından ev sahibisiniz, böyle diğer partilere yönelik olarak, bu kadar acımasız, geçmişten alıp bugüne gelene kadar çok değişik sözler söylemek…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Cevap veriyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Cevap verecekse mecra orası değil ki. İsterse gelir bu kürsüyü kullanır. Zaten her gün her yerde bu açıklamaları yapıyor ama illa bu kadar siyasi konuşacaksa, o zaman…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sana mı soracak?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bana sormayacak, vicdanına soracak, Başbakan kendi vicdanına soracak. “Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıyım.” diyecek. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – “Ben gittiğim toplantılara Türkiye Cumhuriyeti’nin parasıyla, vatandaşların vergisiyle alınmış uçaklarla gidiyorum, arabalarla gidiyorum, imkânları kullanıyorum. Burada biraz daha kucaklayıcı olmam lazım.” diyecek. Ha, AKP’nin seçim otobüsünün üstüne çıkınca, anasının ak sütü gibi helaldir, istediği gibi söyleyebilir.

MEHMET ÖNTÜRK (Hatay) – Sana mı soracak?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bana sormayacak, vicdanına soracak.

MEHMET ÖNTÜRK (Hatay) – Sen konuşmanı yap.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Ben konuşmamı yapıyorum.

Burası Türkiye Cumhuriyeti’nin Meclisinin kürsüsü ve -Başbakan nasıl oradan söylüyorsa- burada benim yaptığım, Başbakanın bugün orada yaptığına göre çok daha demokratik bir tavır. Ben hiç düşünmüyorum zaten, bunu burada bir demokratik tartışma olarak görüyorum. Sizin bu üslubunuzdan da gerçekten rahatsızlık duyuyorum, doğru bir yaklaşım içinde değilsiniz.

Ben şunu söylüyorum, çok açık ve net bir şekilde şunu ifade ediyorum ki: Devlet adamı kapsayıcı olmalıdır. Orada metro açıyorsa, yarın nasıl o metroyu bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kullanacaksa, bugün o açılışa da senin yaptığın halka yönelik davet, samimi bir davetse artık orada bu kadar incitici olma diyorum. Bunu da kızarak, hakaret ederek, işte, telin ederek, şunu yaparak, bunu yaparak söylemiyorum, doğru bulmadığımı ifade ediyorum. Yarın Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı değiştiğinde ben müstakbel Başbakandan –ümit ediyorum ki Kemal Kılıçdaroğlu olacak- böyle bir yaklaşım beklediğimi ifade ediyorum. İnanın, Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan olduğunda, ben bunu ifade ettiğimde… (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …iktidar partisinde yaşanan bu mutluluk, bu gülme, bu sevinç nidaları toplumun geneline yansıyacak.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen bizi güldürdün Allah da seni güldürsün.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Emeklinin böyle yüzü gülecek, işçinin böyle yüzü gülecek, çiftçinin böyle yüzü gülecek, toplumun ezilen kesimlerinin böyle yüzü gülecek ve sizin buradaki bu kahkahalarınızı, alkışa varan sevinç gösterilerinizi meydanlarda göreceğiz.

Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nde, bir devlet adamının açılışlarda yaptığı konuşmalarda, diğer partilere karşı yaklaşımlarında bu kadar incitici olmasını doğru bulmuyoruz. Hukukumuz zedelenmiştir, o meydandaki Cumhuriyet Halk Partililerin Sayın Başbakandan vicdanen ve bir hak olarak alacakları vardır.

Sayın Başbakan tabii balkonlara çıkıyor, helalleşip helalleşip gidiyor ama balkonda konuşmak değil inince eskisine rücu etmemek önemlidir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı.

BAŞKAN - …oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin b Fıkrasıyla değiştirilmek istenen 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 31. Maddesinin b Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"b) Kamera ile kayıt altına alınarak yapılacak yarışma sınavında başarılı olmak."

                                                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamunun personel alımına ilişkin olarak yapılacak sınavların liyakat esaslarına uygun biçimde gerçekleştirilmeleri ve sonuçları bakımından ortaya çıkacak usulsüzlük ile sınavın iptali sonucunu doğurabilecek her türlü şaibede usulsüzlük bakımından herhangi bir kastı veya ihmali olmayan görevli ya da katılımcının hak kaybına uğrayıp mağduriyetini önlemek için sınav esnasında meydana geldiği iddia edilen usulsüzlüklerin tespit edilmesinin kolaylaştırılması ve adayların sınav sonuçlarına ilişkin güveninin korunup güçlendirilmesi amacıyla sınavların kamera ile kaydedilmesi gerekir. Bu nedenlerle madde metninin değiştirilmesi teklif edilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"b) 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Uzman ve Denetçi istihdamı

MADDE 31- (1) Bakanlık merkez teşkilatının ilgili hizmet birimlerinde Aile ve Sosyal Politika Uzmanları ve Uzman Yardımcıları ile Denetçi ve Denetçi Yardımcıları istihdam edilir.

(2) Denetçi Yardımcılığına atanabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan genel şartlara ek olarak aşağıdaki şartlar aranır:

a)  En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri ile hizmet birimlerinin görev alanına giren ve yönetmelikle belirlenecek yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.

b) Yapılacak yarışma sınavında başarılı olmak.

(3)    Denetçi Yardımcılığına atananlar, en az üç yıl fiilen çalışmak ve istihdam edildikleri birim tarafından belirlenecek konularda hazırlayacakları tezin, oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmesi kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Süresi içinde tezlerini sunmayan veya tezleri kabul edilmeyenlere tezlerini sunmaları veya yeni bir tez hazırlamaları için altı ayı aşmamak üzere ilâve süre verilir. Yeterlik sınavında başarılı olanların Aile ve Sosyal Politikalar Denetçisi kadrolarına atanabilmeleri, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından asgarî (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye yeterlik sınavından itibaren en geç iki yıl içinde sahip olma şartına bağlıdır. Sınavda başarılı olamayanlara veya sınava girmeye hak kazandığı hâlde geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkını kullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir. Verilen ilave süre içinde tezlerini sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları tezleri de kabul edilmeyenler, ikinci sınavda da başarı gösteremeyen veya sınav hakkını kullanmayanlar ile süresi içinde yabancı dil yeterliliği şartını yerine getirmeyenler Denetçi Yardımcısı unvanını kaybeder ve Bakanlıkta durumlarına uygun memur unvanlı kadrolara atanırlar.

(4) Denetçi Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı, tez hazırlama ve yeterlik sınavları ile ilgili hususlar yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Ali Öz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 478 sıra sayılı kanunun 73/(b) fıkrasında vermiş olduğumuz önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, elbette ki toplum için son derece önem arz eden bir bakanlık. Türkiye’de, genel manada değerlendirdiğimiz zaman, toplum kesimlerinin çok geniş bir yelpazesini içerisine alan hizmetleri sunmakla ilgili bir bakanlıktan bahsediyoruz.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında “müfettiş” tanımı, görev olarak aynı görevi ifa etmesine rağmen “denetçi” olarak ismi değiştiriliyor. Tabii ki burada öncelikle şunu vurgulamak lazım: Kanun hükmünde kararnameyle alelacele, yangından mal kaçırır gibi bazı düzenlemeleri yapmış olmanın, daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından esasen bir hata olmamasına rağmen usul nedeniyle kanunların bu şekilde yapılacağını bildirerek Parlamentoya yeniden iade etmesi, sizlerin yani iktidar partisinin bizim bu konuda daha önce vermiş olduğumuz itirazlara hiçbir karşılık ve cevap vermeden “Bizim bildiğimiz doğrudur.” anlayışınızın bir tecellisidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının aslında hem kurum içinde adil ve liyakatli bir kadroyla hem de nitelikli, yetişmiş müfettişlerle hem de kurum dışı farklı birimler tarafından denetlenmesi zaruridir. Eğer bu yapılmazsa, suistimale açık bir durum hâline gelmesi de kaçınılmaz olacaktır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı son derece hassas bir bakanlıktır. Buradan hassas davranılmadığı anlamını ifade etmek istemiyorum ancak sosyal yardımlar, sosyal devlet anlayışının olmazsa olmazıdır ancak bu sosyal yardımları siyaseten kullanmak, herkese, hesabını veremeyeceğimiz büyük sorunlar yükler düşüncesindeyim.

Değerli milletvekilleri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, başta engelli vatandaşlarımız, şehit ve gazi aileleri, yaşlılar, huzurevleri, çocuk sağlığı ve hizmetleri, mağdur olmuş kadınlar gibi toplumun çok geniş bir yelpazesini ilgilendiren alanda hizmet üretmek durumundadır. Burada adalet ve hakkaniyet keyfî uygulamalara terk edilirse bu vebali ödemek mümkün olmaz. Yapılacak projelerin hiçbirisi siyasi rant eksenli ve ayrımcı olmamalıdır. Kim düşmüşse onu kaldırmak devletin görevi olmalıdır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının her alanda faaliyetlerinin denetimi, diğer kurumların denetimine göre daha hassas olmalıdır. Burada 76 milyon insanın hakkı bir ve eşit tutulmalıdır. Yapılan sosyal yardımlar bir başkasına yeni bir gelir kapısı olarak değerlendirilmemelidir. Uygulamada bu konularla ilgili şikâyetler peşinen reddedilmemeli ve doğruluk payı araştırılmalıdır. Burada sunulan hizmetler sosyal devlet ilkelerine uygun olmalıdır.

Tabii ki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının, son zamanlarda, özellikle engelli bireyler üzerinde engelli bakım yardımıyla alakalı yeni birtakım düzenlemeler yapmaya muhtaç olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Bu durumda özellikle engelli vatandaş aileleri tarafından onlara destek olmak doğrudur ama bunun da hakkaniyetle, hak edenlere adil bir şekilde ulaştığının mutlak suretle temin edilmesi, bunların denetlenmesi, denetlemede ihmali olanların da mutlaka cezalandırılması gerektiğine inanıyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı için kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.02


ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

73’üncü maddenin (b) bendi üzerinde Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, 73’üncü maddenin (c) bendi 1 numaralı alt bendi üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (c) bendinin (1) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Şandır                         Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı

                  Mersin                                     Manisa                                     Konya

                Alim Işık                              Enver Erdem                          Mehmet Günal

                 Kütahya                                     Elâzığ                                     Antalya

    Hasan Hüseyin Türkoğlu                Münir Kutluata

                Osmaniye                                  Sakarya

“1) 3/6/2011 tarihli ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin c Fıkrasıyla değiştirilmek istenen 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. Maddesinin üçüncü Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Yapılacak giriş ve yeterlilik sınavları kamera ile kayıt alınır."

Pervin Buldan                                        Adil Zozani                           İbrahim Binici

   Iğdır                                                       Hakkâri                                   Şanlıurfa

Sırrı Sakık                                     Abdullah Levent Tüzel                     Nazmi Gür

   Muş                                                       İstanbul                                      Van

                                                             Hasip Kaplan

                                                                    Şırnak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/c-1 Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                              Özgür Özel                         Mustafa Moroğlu

                Eskişehir                                   Manisa                                      İzmir

              Levent Gök                       Sinan Aydın Aygün                Kadir Gökmen Öğüt

                  Ankara                                    Ankara                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İçinde bulunduğumuz hafta, 30 Haziran Emekliler Haftası’ydı. Emeklilerin yaşam koşullarıyla ilgili üzerinde konuşmamız gereken çok şey var ama Türkiye’de biliyorsunuz beklenen her türlü iyileştirme bir millî gelir hesabı üzerinden yürüyor. Geçtiğimiz günlerde de Sayın Mehmet Şimşek ile Harvard Üniversitesi profesörü Dani Rodrik arasında millî gelir hesaplanmasıyla ilgili ciddi bir tartışma yaşandı Twitter üzerinde. Ben Bakana da danıştığımda, eninde sonunda Sayın Bakan da hesaplama yönteminin, 3 kat artan millî gelirin siyasileştirilebilmiş ve rakamların o yönüyle okunabileceği bir söylem olduğunu ama esas millî gelir artışı fiziksel sonuçların parasal ifadesi olduğu için, üretilen malların ve hizmetlerin toplamının karşılığındaki bir parasal ifade olacağı için, gerçek artışın yüzde 43 olduğunu ifade ettiler.

Tabii bu millî gelir-emekli ilişkisi çok yeni değil. Sayın Bakana “Emeklilere millî gelir artışından pay verecek misiniz?” diye sorulan bir soruya çok talihsiz bir yanıt gelmişti, yıllardır da hep hatırımızda. O da dedi ki: “Millî gelir artışından niye pay verelim. Emekliler millî geliri artıran değil, aksine azaltan unsurlardır.” Tabii, bunu böyle bir kâğıt üzerine yayıp da, millî gelir hesaplanırken “Emekliye ödenen maaş ne yapıyor, diğer taraftan çalışanın katkısı ne yapıyor?” diye bakıyor Sayın Bakan ama hem siyaseten emekliye “unsur” demek hem de emeklileri millî geliri artırmayan azaltan, o yüzden de sırtımızda bir yük gibi görüyor olmak, gerçekten iktidar partisinin son on yılda bu konudaki yaklaşımlarını doğrulayan, sağlamasını yapan bir ifade âdeta.

Tabii, emekliler millî gelir artışından pay alıyorlar almıyorlar, onlara biraz sonra bazı rakamlarla değinmek istiyorum ama bugün emeklilerin yaşadığı Türkiye’de bin lira olan açlık sınırı, 3 bin lira olan yoksulluk sınırı göz önüne alındığında, esnafımızın, işçimizin, çiftçimizin, kadınımızın, öğrencimizin, öğretmenimizin, memurumuzun, gencimizin, yaşlımızın ve emeklimizin her birinin ayrı ayrı bu güç yaşam koşulları altında ezildiğini ifade etmek yanlış olmaz.

İktidar partisi iktidara geldiğinde, beş yüz günlük “Acil Eylem Planı” olarak ifade ettiği programda, emekliler için söylediği pek çok vaadi bugüne kadar maalesef yerine getirmedi. İktidar partisi, zamanında emeklilerin yaşam koşulları açısından bir devrimi hayata geçirmeyi ifade ediyordu ama gelinen bu noktada, bir kere emeklilerin artık çalışmak zorunda olduklarını; emeklilerin artan genç işsizliğinden dolayı emekli maaşlarıyla evlerindeki çocuklarına veya evlendirdikleri ama evine bakamayan durumda olan çocuklarına bakmak zorunda kaldıklarını; bin liralık açlık sınırının, 3 bin liralık yoksulluk sınırının altında bir emeklinin, yaşaması gereken sosyal hayattan beklentilerinin o hayatın maliyetini karşılayamadığı için gerek kendi varlıklarını bir başka kaynak olarak işsiz çocuklarına aktardıklarından gerek çalışma hayatından üzerlerine alıp taşıdıkları ve hâlâ daha faiz kıskacı altındaki artan borçlarından, kredi kartı borçlarından ve maaşlarını aldıkları bankaya ipotek ettirdikleri ve karşılığında döndürerek kendilerini ayakta tutmaya çalıştıkları maaşlarından, emeklilerin durumunu anlamak mümkün. Aslında, bu, sizlerin de gittiği her kahvede karşınıza çıkıyor, her köyde karşınıza çıkıyor. Emeklinin yakınması sadece muhalefet partisinin duyacağı bir ses değil elbette, iktidar partisi de bunları duyuyor, işitiyor ama sıkıntı, gereğini yapmamakta. Ben zaman zaman sahadaki iktidar partisi milletvekillerinin sıkıntılarını dile getiren emeklilere, hep bir sonraki yasama yılında yapılabilecek birtakım iyileştirmelerin önünde bir beklenti yaratan hedef olarak ortaya koyduklarını ama bir yandan da o geçmişte verilen sözleri tutamamanın ezikliğini yaşadıklarını da sahada da karşılaşıyoruz.

Ocak ayında SSK ve BAĞ-KUR emeklisine yapılan 4,14’lük zam, temmuz ayında emeklilere verilecek olan yüzde 3’lük zam, geçtiğimiz seçim döneminde de… Evet, beş yüz günlük Acil Eylem Planı’nda verilen sözler -bir kısmına biraz sonra yine değineceğim- tutulmadı ama geçen seçim döneminde emekliye bir nefes aldırmayla ilgili vaatlerin hiçbirinin de yerine gelmediğinin altını çiziyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin c Fıkrasıyla değiştirilmek istenen 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. Maddesinin üçüncü Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Yapılacak giriş ve yeterlilik sınavları kamera ile kayıt alınır.”

                                                                                          Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamunun personel alımına ilişkin olarak yapılacak sınavların liyakat esaslarına uygun biçimde gerçekleştirilmeleri ve sonuçları bakımından ortaya çıkacak usulsüzlük ile sınavın iptali sonucunu doğurabilecek her türlü şaibede usulsüzlük bakımından herhangi bir kastı veya ihmali olmayan görevli ya da katılımcının hak kaybına uğrayıp mağduriyetini önlemek için sınav esnasında meydana geldiği iddia edilen usulsüzlüklerin tespit edilmesinin kolaylaştırılması ve adayların sınav sonuçlarına ilişkin güveninin korunup güçlendirilmesi amacıyla sınavların kamera ile kaydedilmesi gerekir. Bu nedenlerle, madde metninin değiştirilmesi teklif edilmiştir.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (c) bendinin (1) nolu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                         Münir Kutluata (Sakarya) ve arkadaşları

"1) 3/6/2011 tarihli ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Münir Kutluata, Sakarya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 478 sıra sayılı yasal düzenlemenin 73’üncü maddesinin (c) bendinde yapılmasını istediğimiz değişiklikle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

(c) bendi, 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 13 ve 31’inci maddelerinde değişiklik yapıyor. Bu değişiklikler müfettiş yardımcısı alımı ve uzman yardımcısı istihdamıyla ilgilidir.

Ben, adı 365 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hâline getirilen bakanlığımızın sorumluluk alanındaki olumsuz gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum.

Dikkat çekmek istediğim husus, bilim ve teknoloji alanında Türkiye'nin esasen yetersiz olan pozisyonunun her geçen gün daha da bozulmakta olduğu hususudur. Daha öz olarak ifade etmek gerekirse, Türkiye’de bilim üretilemiyor, teknoloji geliştirilemiyor. Bilgi üretecek ve teknoloji geliştirecek ortamın iktidar eliyle yok edilmekte olduğunu üzülerek izlemekteyiz. Ne üniversiteler ne özel sektör ne de adında “Bilim ve Teknoloji” olan Sanayi Bakanlığı bilimsel ve teknolojik gelişmelerin önünü açacak bir ehliyete kavuşturulamamıştır. Mevcut olan yetersiz ortamın da her gün bozulduğunu görmekteyiz. Bilim, teknoloji, yenilikçilik, bilgi çağı gibi birçok kavram dilden düşürülmemesine rağmen temeldeki bir kavrayış yetersizliği Türkiye’yi bu alanda üçüncü dünya ülkesi durumuna düşürmektedir. Bilgi çağı üretim sistemine kavuşabilmek, bilgi ve teknoloji üretecek ortamı oluşturmakla elde edilecek bir gelişmedir. Eğer ülkeyi yönetenler bilgi çağı öğretim sisteminin ürünlerine müşteri olmayı gelişme alameti olarak sunma gafleti içinde bulunurlarsa hiçbir zaman bilgi üreten ve teknoloji geliştiren ülkeler içinde olunamayacak demektir.

Denilebilir ki: “Araştırma geliştirme harcamalarında artış sağladık. Eskiden şu kadardı, şimdi bu kadar; dolayısıyla, iyiye gidiyoruz.” Rakamlarla o konuya da temas edeceğim ancak öncelikle bilinmesi gereken, sorunun birtakım rakamlarla izah edilebilecek kadar basit olmadığı hususudur. Bilimsel gelişme ve bilgi üretimi bir ortam meselesidir. Teknoloji geliştirme, aynı şekilde, ortam meselesi ve aynı zamanda finansmanına sanayinin piyasa şartlarının gereği olarak gönüllü iştirak etme meselesidir. Bu açıdan bakınca, üretilen bilgileri ve geliştirilen teknolojileri talep ederek pazar avantajı sağlayacak bir üretim yapısı teşvik edilemiyorsa bilimsel ve teknolojik gelişmenin doğal ortamı oluşturulamamış demektir. Bu alanda gelişmelere sanayi, pazar ve rekabet ilişkilerinin karşılıklı birbirini besleyen yapısını tarumar eden Hükûmet politikaları en büyük problem olarak karşımıza çıkıyor.

Pratiğe yönelik örnekler vermeden önce Hükûmetin iki temel yanlışına dikkat çekmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, birincisi, ithalata dayalı ekonomi politikalarının her türlü AR-GE çalışmasının ve oluşmuş cılız yapıların üzerinden sel gibi gelip geçip hepsini anlamsız hâle getirmesidir.

İkincisi, ekonominin temel unsuru olan müteşebbisleri, ayakta kalabilmek için yandaş iş adamları durumuna dönüştürerek rekabet şartlarını yok etmek hatasıdır. Bu yolla AR-GE çalışmaları gereksiz hâle getirilmektedir.

Sanayideki gelişmelerin önünü açan müteşebbis, teknolojik gelişmeye bağımlı olan ve o nedenle teknolojiye uygulama alanı açan özelliğini, bu iktidar döneminde ekonominin hizmetine sunmaktan âdeta alıkonulmuştur, onun yerine gözüne kestirdiği her alanda para kazanmaya meyyal yandaş iş adamı tipi yaygınlık kazanmıştır.

Rekabetle varlığını sürdürmek zorunda olan sanayicinin, araştırma, geliştirmeye bakışı ile dediğimiz tarzda “türedi” iş adamının rekabet şartlarından anladığı birbirinden çok farklı olduğu için, ikincinin artması hâlinde bilim ve teknolojideki gelişme sekte almakta, birincinin, yani sanayicinin varlığını sürdürmesi hâlinde de teknolojik gelişmenin tabii ortamı oluşturulmaktadır.

Bu bakımdan, adında “sanayi ve teknoloji” bulunan Bakanlığımızın bu hususta hassasiyetini yenilemesi ve işe bu gözle bakması gerektiğini düşünüyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

73’üncü maddenin (c) bendi (2) numaralı alt bendi üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778)’in 73 üncü maddesinin (c) bendinin (2) no.lu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Enver Erdem                          Münir Kutluata

                  Konya                                      Elâzığ                                     Sakarya

             Erkan Akçay                          Mehmet Şandır                Hasan Hüseyin Türkoğlu

                  Manisa                                    Mersin                                  Osmaniye

                                     Alim Işık                                     Mehmet Günal

                                      Kütahya                                           Antalya

"2) 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Sanayi ve Teknoloji Uzmanlığı

MADDE 31- (1) Bakanlık merkez teşkilatında, Bakanlığın görev alanına giren konularda çalıştırılmak üzere Sanayi ve Teknoloji Uzmanı ile Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı istihdam edilir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/C-2 Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                         Mustafa Moroğlu                       Hülya Güven

                Eskişehir                                     İzmir                                        İzmir

                Sakine Öz                             Sedef Küçük                     Kadir Gökmen Öğüt

                  Manisa                                    İstanbul                                   İstanbul

                                                               Özgür Özel

                                                                  Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Emeklinin sorununu anlatmaya bir beş dakika yetmiyor değerli milletvekilleri çünkü çok büyük beklentiler yaratıldı emekli üzerinde ama o beklentilerin hiçbiri yerine gelmedi. Mesela, hepiniz hatırlayacaksınız mutlaka -seçim meydanında siz vaat ettiniz veya vaat ederken partiniz oradaydınız- birer maaş promosyon. Ne oldu o? Bir maaş promosyonu emekliler beklemeye devam edecek.

RECAİ BERBER (Manisa) – Siz kendi vaatlerinizi anlatıyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sosyal güvenlik destekleme primi gibi bir garabetle karşı karşıyayız. Bir emekli maaşı var ama o emekli maaşını almayı hak etmiş kişi çalışma hayatından kendi paçasını kurtaramamış. O istemez mi sıcacık evinde otursun, torunlarını sevsin, öğleden sonra güneşli bir havada torunuyla birlikte parka gitsin. Borç burada, girdiği kapıdan çıkamıyor, işi tasfiye etse zaten perişan olacak, kâr işin devamındadır, umut hayatın içindedir diye devam ediyor. Siz onun almaya hak kazandığı 700 liralık, 800 liralık emekli maaşından yüzde 15 sosyal güvenlik destekleme primi kesiyorsunuz. Şimdi, bu, gerçekten parası olan birisini caydıracak bir para değil, gerçekten muhtaç olan birisinin de bu para kendisinden alındığı için arkasından ah edeceği bir para. Bununla ilgili bir düzenlemeyi bu sene CHP 3-4 kez, diğer partiler yine ona keza getirdiler, hem Komisyonda hem de Genel Kurulda sizlerin oylarıyla reddedildi. Ben, emekliye yapılan bu zulmün neden bu düzeyde, bu inatla sürdürüldüğünü anlıyor durumda değilim maalesef.

Şimdi, bir intibak meselesi vardı. Aslında bu intibak, doğru, sizin sözünüz değildi, aklınızın ucundan bile geçmiyordu. Kendisi de bir emekli olan Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi gibi emekli 9 milyon kişiye sorunu bildiğini ve nasıl çözeceğini ifade etti. O 9 milyon emeklinin yüreğinde doğan umut, gözündeki parıltı ve bir hareketlenme… İktidar partisindekiler ilk önce küçümsediler, birçok kulp taktılar ama seçime sayılı gün kala “Biz de yapacağız.” dediler. Manisa’da bir emekliyle bu konuyu konuştum, dedi ki: “Aslında en iyi projeniz intibaktı. Ben ona inandım. Size oy verecektim. Başbakan ‘Ben de yapacağım.’ diye söz verdi. Döndüm, ona oy verdim ama intibaka inandım, infilak ettim, infilak. Çünkü AKP’nin yaptığı intibak değil, infilak oldu emekli için.” (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Gerçekten, şimdi, emeklilerin derdi bir yana, emeklilikte yaşa takılanların derdi var yani devletle yapmış oldukları akitte emekliliği çoktan hak etmiş ama sonra oyunun kurallarını değiştirmişiz. Bu arkadaşların duygularıyla, vicdanlarıyla oynuyorsunuz.

Bakın, nasıl oynuyorsunuz, onu söyleyeyim: 28 Mart 2013 günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı “Yaş bekleyen 5 milyon kişinin emekli olması için çalışma yapıyoruz.” diyor. Bütün televizyonlar alt yazı geçiyor, yaşa takılanlar seviniyor. Bundan sadece on bir gün sonra, Maliye Bakanı “Böyle bir çalışma yok.” diyor. Diyoruz ki: Ya, böyle devlet ciddiyeti mi olur? Bakanlar Kurulu neden toplanıyor? Başbakanın başkanlığında toplanan bu Bakanlar Kurulunda hiç mi koordinasyon olmaz? Bir tanesi başka bir şey  söylüyor, öbürü on gün sonra yalanlıyor. İnsanların umutları… Bu insanların sıkıntılarını biliyorsunuz. Hadi, burada kalsın, yok. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı “Erken emeklilik için dengeleri bozmayacak formül için 5 milyon dosya üzerinde hesap yapıyoruz.” diyor 8 Mayıs 2013 günü. 9 Mayıs 2013 günü Ali Babacan “Erken emeklilik gündemde yok. Doğru olmayacağını düşünüyorum.” diyor. Şimdi, bu yaşa takılanların feryadı hem sosyal medyada hem her birimize yazılan yazılardan, mektuplardan hem çarşıda, pazarda bir esnaf dükkânında karşımızda. Bunlar diyorlar ki: “Biz çalışma hayatına girdiğimizde, ilk kez prim ödemeye başladığımızda, ilk kez bizden prim kesilirken bizim emekliliğimizin günü, saati belliydi. Bir düzenleme geldi, bu bizi çok ciddi sıkıntıya soktu. Bu konuyla ilgili yüzlerce kez vaatlerde bulunuldu.” Her seferinde söz veriyorsunuz. Burada iktidar partisinin milletvekilleri gözünü gözümden kaçırıyor, bölge milletvekilleri. Seçimden önce söz veriyorlar, “Yapmaz teyze.” diyoruz, seçimden sonra teyze bana soruyor “Nerede bu sözü veren milletvekili?” diye, sayın milletvekilim karşıdan gülüyor şimdi.

Şimdi, bu meseleler, gerçekten insanların hayalleriyle oynanan, gelecek hayalleriyle oynanan meseleler. Bu sıkıntılar büyük. Meselenin sağlık ayağına da birazdan değineceğim.

Saygılar, sevgiler sunuyorum.         (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778)’nın 73 üncü maddesinin (c) bendinin (2) no.lu alt bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                          Erkan Akçay (Manisa) ve Arkadaşları

"2) 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Sanayi ve Teknoloji Uzmanlığı

MADDE 31- (1) Bakanlık merkez teşkilatında, Bakanlığın görev alanına giren konularda çalıştırılmak üzere Sanayi ve Teknoloji Uzmanı ile Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı istihdam edilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Münir Kutluata, Sakarya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar) 

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 73’üncü maddenin (c) bendi üzerine tekrar söz aldım. Sizleri yeniden saygıyla selamlıyorum.

Bir önceki konuşmamda Türkiye’de bilgi ve teknoloji üretiminin altyapısının geliştirilemediğini, tam tersine tahrip edilmekte olduğunu söylemiştim. Esas sorunun iktidarın algısından kaynaklandığını, bunun da iki önemli sonuç doğurduğunu ifade etmiştim. Hatırlanacağı üzere, birincisi AR-GE ortamının altyapısının yok edilmesi hususu idi. İkinci olarak, siyasi yakınlıkla iş yapmanın mümkün olduğu ortamda müteşebbis yerine kurnaz iş adamı türetildiğini, bunun da rekabet şartlarını bozduğu için AR-GE’nin önünü kestiğini ifade etmiştim. Şimdi bu tespitlerimi örneklendirmek arzusundayım.

İlk önce size zaten yetersiz olan bilgi ve teknoloji üretme ortamının nasıl tahrip edildiğini gösteren dış ticaret ve üretim alanıyla ilgili bazı kısa istatistikler sunmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi, üretimde yüksek teknolojinin payı ile ilgili rakamlardır. Üretimde yüksek teknolojinin payı 2002’de yüzde 5,1’den 2011’de yüzde 3,5’a düşmüş durumdadır. İhracata baktığımız zaman, yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin ihracattaki payı 6,2 iken 2011’de 2,8’e düşmüştür. Yani Türkiye hem üretimde hem de ihracatta yüksek teknolojiye dayalı ürünler üretebilecek durumda değildir. Dolayısıyla, sanayisinde yüksek teknoloji uygulamasından geriye düşmüş vaziyettedir. Orta üstü teknolojideki ihracat payı bile 24,3’ten 24’e gerilemiştir.

Şimdi, bu açıdan, bu noktada baktığımız zaman, “Avrupa Birliğindeki pazar daralması sonucu Afrika pazarlarında çare bulduk.”, “Orta Doğu’da pazar genişlettik.” gibi ifadeler sevindirici olmakla ve sevindirici görülmekle birlikte, esasen yüksek teknolojiyle rekabet edilen alanlardan kaydığımızı, harcıâlem ürünlerin pazar bulduğu alanlara doğru nefes almaya çalıştığımızı ifade etmek gibi bir anlamı da vardır bu gelişmenin. O bakımdan, bu örnek Türkiye’deki mevcut teknoloji gelişme yapısının bozulmakta olduğunun yegâne örneklerinden bir tanesidir.

Bir başka husus, bilgi ve teknoloji üretiminde tersine gidişin en önemli sebebi olarak işaret ettiğim iktidarın algısı meselesine gelmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bunun birçok örneği var ama en önemlilerinden bir tanesi yerli otomobil üretilmesi meselesidir. Yerli otomobil yapmanın zor bir iş olmadığını herkes bilmektedir ve bugün için otomobil üretmek sermaye dışında bir maharet istememektedir. Ancak, otomobilin pazar tutması ve satılmasıdır sorun olan. O bakımdan, müteşebbis diye anladığımız teknolojik gelişmeleri sanayide uygulayarak yeni üretimle ayakta durmaya çalışan verimli unsurun fırsat bulursa, sermayesi olursa yeni otomobil mi üretmelidir, yoksa yeni teknolojilere dayalı  gelişmeler sağlamak suretiyle 60 milyonu bulan dünya otomobil üretiminde 30 milyona yaklaşmış ticari otomobil üretimiyle birlikte 90 milyonluk bir pazara yeni bir teknoloji mi ihraç etmelidir? Müteşebbis dediğiniz, elbette ikinci yolu seçecektir. Eğer iktidarın anlayışı, pazar avantajı olmayan alanlarda mevcut üretimlerin benzerlerini tekrar etmenin Hükûmet elinden destekleneceğine ve bu anlamda “babayiğitler” arandığına işaret ederse, Türkiye’de bunun işaret ettiği esas olumsuzluk, teknolojik gelişmenin önünün iktidar anlayışıyla kesildiği ve bunu oluşturan ortamın gelişmesine iktidar eliyle fırsat verilmediği meselesidir.

Bilgi ve teknoloji üretiminin ruhunu kavramadan, sistemin oluşturulamıyor olduğunu tekrar vurgulayarak bu dönemde bilgi ve teknoloji üretiminde Türkiye’nin bir üçüncü dünya ülkesi olma yoluna doğru kaydığını tekrar ifade ediyor, sizleri yeniden saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

73’üncü maddenin (ç) bendinde 3 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (ç) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

                Alim Işık                             Mehmet Günal                Hasan Hüseyin Türkoğlu

                 Kütahya                                   Antalya                                  Osmaniye

                                                             Enver Erdem

                                                                   Elâzığ

"ç) 3/6/2011 tarihli ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(2) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun tasarısının 73. Maddesinin "ç" bendiyle değiştirilmek istenen 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci Fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(2) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Yapılacak giriş ve yeterlilik sınavları kamera ile kayıt alınır."

            Pervin Buldan                            Sırrı Sakık                              Adil Zozani

                    Iğdır                                        Muş                                      Hakkâri

      Abdullah Levent Tüzel                   Hasip Kaplan                            Nazmi Gür

                 İstanbul                                     Şırnak                                       Van

                                                            İbrahim Binici

                                                                 Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/ç Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                               Sakine Öz                       Kadir Gökmen Öğüt

                Eskişehir                                   Manisa                                    İstanbul

            İlhan Demiröz                            Özgür Özel                            Sedef Küçük

                   Bursa                                      Manisa                                    İstanbul

                                                             Hülya Güven

                                                                    İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İlhan Demiröz.

BAŞKAN – İlhan Demiröz, Bursa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanını burada görünce Grup Başkan Vekilimden bu maddede, 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ilgili 73’üncü maddesinin (ç) bendinde görüşlerimi ifade etmek istedim. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ama görüyorum ki az önce gördüğümüz Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı şu anda yine aramızda değil. Neden bunu ifade etmek istiyorum? Değerli milletvekilleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanına ulaşma şansımız olmadığı, bir Komisyon üyesi olarak bu konuda ifade edeceğimiz bilgileri anlatamadığımız için bunu söylemek istedim.

Ayrıca, bir madde geliyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı mevcut bakanlıklar içerisinde oldukça geniş yer tutan en büyük bakanlıklarımızdan birisi. Yüzde 25 nüfusu barındırıyoruz, gayrisafi yurt içi hasılaya yüzde 9’luk katkı koyuyoruz. Böyle bir Bakanlığın değişikliğinde, bir müfettişle ilgili alım veya müfettişle ilgili şartların belirtilmesi ortaya konmuş ama Bakanlıkla ilgili diğer konulara geldiğimiz zaman ben şunu ifade etmek istiyorum: 81 ilin büyük bir kısmındaki tarım il müdürleri bu kanun hükmündeki kararname ile değiştirildi. Bakanlığın içerisinde müşavir kadrosunda çok değerli müdürler, müdür yardımcıları var ve Bakanlık koridorlarında bu arkadaşlara yer bulma şansının çok az olduğu bir dönemde, müfettişlerin hangi şekilde, neden, ne için alınacağı konusunda hiçbir bilginin olmadığını ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığındaki müfettişlerin gıda üzerinde mi, yoksa Türkiye'de ihracatla, ithalatla ilgili konularda gerekli çalışmaları yaptığı için bu konuda mı ilgililer alınacağı konusunda hiçbir açıklama yok. Başka bir açıklama: Uzun zamandır, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ziraat mühendisi, veteriner ve su ürünleri mühendisi alınmamaktadır. Evet, biz biliyoruz, tarımı gözden çıkarmışsınız; efendim, tarımın hangi noktaya geldiğini, Hükûmet eliyle nasıl çökerttiğini hep beraber yaşıyoruz, çiftçinin sıkıntısını biliyoruz ama böyle bir Bakanlığın mensubu olarak da bu konuyla ilgili gerekli çalışmaların yapılması gerektiğine inanıyoruz. Yani, köylerimizde, kentlerimizde, çalışma alanlarında ziraat mühendislerine, veterinerlere, su ürünleri mühendislerine ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bu konuda hiçbir çalışma yapılmazken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda bilgilendirilmemişken Tarım Bakanlığına müfettiş neden alındığı konusunda, gerçekten, kafamızda soru işaretleri olduğunu ifade etmek istiyorum çünkü bu Bakanlığı çok yakın takip ettiğimizi ve bu Bakanlıkla ilgili görüşlerimizi her fırsatta ifade ettiğimizi söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu arada, Sayın Bakanla ilgili bu şekilde ifadeleri kullandıktan sonra Sayın Bakanın istifasını isteme gibi tabii ki bir düşünceye de sahip değilim. Çünkü, “istifa etme” kelimesi Türk Dil Kurumuna göre “darbe” anlamına geldiği için Sayın Bakana “İstifa edin.” şeklinde bir cümleyi de kul-lanmıyorum. Ama, hakikaten çok önemli bir Bakanlıkta bir mevkii işgal eden Sayın Bakanın bu konularda Türkiye Büyük Millet Meclisine, bizlere bilgi vermesi gerektiğini ifade etmek istiyorum çünkü buna hepimizin ihtiyacı var. Bizi izleyen çiftçilerimizin, bizi izleyen köylülerimizin telefonlarıyla her ko-nuda sıkıntıları olduğunu ifade etmek istiyorum. İşte doluyla, yağmurlarla, sellerle meydana gelen zararlar konusu dâhil, hiçbir konuda ulaşamadığımızı ifade etmek istiyorum ve üzülüyorum gerçekten. Sayın Bakanın yüzüne karşı bu konuşmayı yapmak isterdim, bu anlamda söz aldım ama kendileri yok, tekrar geldiği zaman söz alacağım.

Hepinize iyi akşamlar diliyorum, saygılar sunuyorum.

Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Tasarısının 73. Maddesinin "ç" bendiyle değiştirilmek istenen 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(2) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Yapılacak giriş ve yeterlilik sınavları kamera ile kayıt alınır."

                                                                                         Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamunun personel alımına ilişkin olarak yapılacak sınavların liyakat esaslarına uygun biçimde gerçekleştirilmeleri ve sonuçları bakımından ortaya çıkacak usulsüzlük ile sınavın iptali sonucunu doğurabilecek her türlü şaibede usulsüzlük bakımından herhangi bir kastı veya ihmali olmayan görevli ya da katılımcının hak kaybına uğrayıp mağduriyetini önlemek için sınav esnasında meydana geldiği iddia edilen usulsüzlüklerin tespit edilmesinin kolaylaştırılması ve adayların sınav sonuçlarına ilişkin güveninin korunup güçlendirilmesi amacıyla sınavların kamera ile kaydedilmesi gerekir. Bu nedenlerle madde metninin değiştirilmesi teklif edilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (ç) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"ç) 3/6/2011 tarihli ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(2) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."

                                                                                         Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Mehmet Erdoğan…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Erdoğan, Muğla Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 478 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesinin (ç) bendinde vermiş olduğumuz önerge hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, buradaki, daha önce kanun hükmünde kararnameyle belirlenen hususun iptal edilmesinden sonra, gene bütün iş denetçilerinin atanması yönetmelikle belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu, son derece eksik bir düzenlemedir. Burada yapılacak atamaların temel kriterlerinin muhakkak kanunla belirlenmesi lazım.

Tabii, Tarım Bakanı biraz önce buradaydı ama şimdi kendisini Genel Kurulda göremiyoruz. Türkiye’nin tarımda geldiği nokta ve AKP’nin tarıma bakışıyla ilgili geçtiğimiz günlerde medyada yer alan bir konu var. Bir iş adamıyla Tarım Bakanımız arasında yapılan görüşmede “Bu tarımın modernleşmesi gerekiyor ve tarımın köylünün elinden alınması gerekiyor.” yine, Mera Kanunu’yla ilgili olarak da bu çok değerli iş adamımız “Şimdi ben çok mutluyum. Bu kanun çıktıktan sonra en büyük zenginliğimiz olan, petrolden de daha önemli zenginliğimiz olan meralarımızı el birliğiyle işleriz, bunları servete dönüştürebiliriz.” diyor. Şimdi, tabii, bu, aslında iktidarın tarıma, tarım politikasına ve gıdaya bakışını çok açık olarak göstermektedir. Çünkü, bu iktidar döneminde köylü borçlandırıldı, fakirleştirildi. Tabii, olay sadece bununla da sınırlı bir hâlde değil. Bugün bu torba kanunun Mecliste görüşüldüğünü öğrenen bütün ziraat mühendisleri, veterinerler sabahtan bu yana maillerimizi, telefonlarımızı kilitlediler, “Bizim sorunlarımızı da dile getirin.” diyorlar.

Şu anda, Türkiye’de tarım konusundaki gerilemeden dolayı, tarımın geldiği sıkıntıdan dolayı, köylünün artık üretim yapamaz hâle geldiğinden dolayı binlerce ziraat mühendisi işsiz, çaresiz. Veterinerlerimiz de aynı durumda çünkü Türkiye’de hayvan sayısı da durmadan azalmakta. Hiç olmazsa bu kanun içerisine Tarım Bakanlığının boş bulunan veteriner ve ziraat mühendisi kadrolarının serbest bırakılmasıyla ilgili bir hüküm koyalım ve bu gençlerimizi işsizlikten kurtaralım. Bunlar da aldıkları eğitimi bu ülkenin tarımına katkıda kullanma imkânına sahip olsunlar. Çünkü üniversiteyi yeni bitirmiş bu çocukların uluslararası sermayeleri yok. Biraz önce bahsettiğiniz Mera Kanunu’ndaki imkânlardan yararlanarak bunların mera kiralamaları, bin başlık çiftlikler kurmaları vesaire gibi imkânları yok çünkü bunlara kefil olacak kimse yok. Bunlar üniversiteyi kıt kanaat, kendi imkânlarıyla okumuş, işsiz, çaresiz gençlerimiz. Bu gençlerin umutlarını, hayallerini kırmamak lazım, bu gençlere sahip çıkmak lazım, bu gençlere iş vermek lazım, ekmek vermek lazım, umut vermek lazım. Onun için de iktidarın tarım politikasını yeni baştan gözden geçirerek tarımdaki istihdamı, özellikle nitelikli istihdamı artıracak bir politika ortaya koyması lazım.

Bugün Türkiye, bu iktidar döneminde cumhuriyet tarihinde hiç gerçekleştirmediği kadar gıda ithal etmiştir. Bunun sebebi de tarımda uygulanan yanlış politikalardır. Gene, bu iktidar döneminde tarım desteklemeleri sanayi desteklemesine dönüştürülmüştür. Doğrudan tarıma verilen desteklemeler ciddi miktarda azalmış ancak tarım makineleri vesaire gibi konulardaki getirilen desteklerle tarımın değil sanayinin desteklenmesi noktasına getirilmiştir. Hâlbuki köylünün beklediği, özellikle mazot, gübre ve ilaç gibi doğrudan tarımda kullandığı girdilerdeki desteklemelerdir. Yine, bu dönemde, maalesef, Türkiye’de ilk defa, sulama yapan çiftçilerin, elektrik borçlarını ödemedikleri için, sulama konusunda kullandıkları elektrikleri kesilmiştir. Tarımda uygulanan yanlış politikalar çözülmeden Türkiye’de bu gıda ithalatını durdurmak mümkün değildir.

Bu vesileyle önergemizin kabulü hususunda desteklerinizi bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

73’üncü maddenin (d) bendi üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Konya                                     Manisa                                    Mersin

                Alim Işık                              Enver Erdem                  Hasan Hüseyin Türkoğlu

                 Kütahya                                     Elâzığ                                   Osmaniye

            Mehmet Günal                          Reşat Doğru

                  Antalya                                     Tokat

"d) 29/6/2011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin d bendiyle değiştirilmek istenen 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Yapılacak giriş ve yeterlilik sınavları kamera ile kayıt alınır.”

            Pervin Buldan                           Adil Zozani                           İbrahim Binici

                    Iğdır                                      Hakkâri                                   Şanlıurfa

               Sırrı Sakık                     Abdullah Levent Tüzel                     Nazmi Gür

                    Muş                                      İstanbul                                      Van

                                                             Hasip Kaplan

                                                                   Şırnak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/d Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                         Mustafa Moroğlu                       Hülya Güven

                Eskişehir                                     İzmir                                        İzmir

                Sakine Öz                             Sedef Küçük                     Kadir Gökmen Öğüt

                  Manisa                                    İstanbul                                   İstanbul

                                                               Özgür Özel

                                                                  Manisa

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor mu?

PLAN  VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir süredir emeklilerin sorunlarını konuştuk. Millî gelirin artışından pay alamamalarını, açlık ve yoksulluk sınırı altında ezilmelerini, bir maaş promosyon sözünün tutulmadığını, intibak beklerken infilak edildiklerini ve en sonunda yüzde 3 gibi alay edilecek bir zamla emeklilerin karşı karşıya kalmalarını konuştuk. Bunların hepsi emeklilerin hak ettiklerinden daha kötü şartlarda yaşamalarını sağlıyor. Ama, bir de emeklilerin hak ettikleri bir maaşları var. Emekli dediğiniz, şu kadar yıl prim ödersem emekli olacağım diye devletle bir akit yapıyor, sonunda da bir maaş alıyor veya maaşından kesilen primlerle emekliliğe hak kazanıyor. Emekli olmuş, 800 lira, 900 lira maaş alıyor.

Şimdi, siz iktidar partisi olarak, bir önerge getirseniz ve örneğin, 1.500 lira maaş alan emeklinin maaşını 1.200 liraya indirmeye kalksanız Türkiye’de yer yerinden oynar ama bunu sizin adınıza birileri yapıyor. Kim  yapıyor? Sosyal Güvenlik Kurumu yapıyor. Çünkü dünyanın her yerinde insanlar ilaçlarını alırken maliyete ortak edilsinler diye değil, bir farkındalık olsun, iğneyi kendilerine çuvaldızı sosyal güvenlik sistemine batırsınlar diye sembolik katılım payları alınır. Türkiye’de de siz gelmeden önce raporlulardan hiç alınmazdı, kronik hastalardan, emeklilerden yüzde 10, çalışanlardan yüzde 20 katılım payı alınırdı. Şimdi -daha önce bu kürsüden birkaç kez de ifade ettiğimi hatırlıyorum- emeklilerden 10 çeşit katılım payı alınıyor, 3 farklı kaynaktan 10 çeşit katılım payı. Kısaca hatırlatmak isterim, mutlaka biliyorsunuz ama, o eski ilaç toplamının yüzde 10’unu ödedikleri katılım payını ödemeye devam ediyorlar ama “muayene katılım payı” diye bir şey çıktı; devlet hastanelerinde 5 lira, özel hastanelerde 12 lira. Reçete ücreti ödüyorlar yani muayene bir reçete ile sonuçlandıysa 3 TL.  Ayrıca, reçetelerine yazılan ilaç 3 kalemden fazlaysa her kalem için 1 TL. Bunu 3 yapmak istediniz, muhalefetten gelen çok önemli bir direnişin sonunda, 1 TL yaptınız, devam ediyor. Eş değer ilaç fiyat farkı ödüyorlar yani yazılan ilacın en ucuzundan yüzde 10 pahalısına kadarını devlet ödüyor, üstünü emekli cebinden ödüyor yani eczanedeki “Teyzeciğim, devlet bu ilacın parasını ödemiyor, bunu istiyorsan fark ödeyeceksin.” lafının karşılığı.

Bunun yanında, özel hastane fark ücreti ödüyorlar. Hiç alınmayacaktı. “15’i geçmeyecek.”, 30, nihayet 90, geçen burada yetki verdik, yüzde 200’e kadar özel hastane fark ücreti ödüyorlar. Ve tetkik fark ücreti. “Size yazılan bu tahlil için devlet şu parayı ödüyor, üstünü ödersen tahlilini yaparım teyzeciğim.” parası. Ve erken muayene fark ücreti ödüyorlar. “Teyzeciğim, amcacığım; sen geçen hafta dâhiliye doktoruna gelmişsin. Daha on günün dolmamış, erken geldin. Doktor parasını devlet ödemiyor, sen ödeyeceksin.” parası ödüyorlar. Bunun yanında, öncelikli tetkik ücreti. Bir film çekildi, bir tomografi çekilecek ve bir kanser şüphesi var yani tahammül yok zaman kaybına, “Bunu öğleden sonra istiyorum, süre üç ay sonraya. Mesai bitince gel, cumartesi, pazar gel; 250 lira ver, MR’ını çekelim, git.” parasına “öncelikli tetkik ücreti” diyoruz maalesef. İstisnai sağlık hizmeti… Eskiden, dize bir ameliyat yapılacak, diz komple açılır, tedavi, nekahet süresi aylar sürer. Şimdi iki küçük delik delinerek yapılan bir laparoskopik cerrahiye, daha doğrusu, bedende olursa laparoskopik cerrahi, dizde olursa artroskopik cerrahiye “istisnai sağlık hizmeti” diyoruz. Farkını ödeyene bunu yapıyorsunuz, ödeyemeyen garibanın dizini tekrar açıyorsunuz veya buraya 15 santimlik bir kesi yapıp oradan yapacağınız operasyonu yapıyorsunuz.

Bunlar gerçekten kabul edilebilecek şeyler değil ve bunların sonucu ne oluyor? Maaşlardan yapılan kesintiler. Bunun da karşılığını anlatayım. Ziraat Bankasının önü, ATM’nin dibi; bir tanesi emekli, yanında güvenlik görevlisi. Teyze diyor: “Maaşım eksik yatmış.” İşte, bunun karşılığı bu; maaştan yapılan haksız, hesapsız ve bilinmeyen kesintiler, takip edilemeyen kesintiler. İçeri gidiyorsunuz “Eczaneye gidin.” Eczaneye gidiyor: “Şu ilaçlar alındı, özel hastaneden bunlar alındı.” Maaş 1.400 liradan indi 1.100 liraya. Hangi kuvvet cesaret edebilir bir emeklinin 1.400 liralık maaşını 1.100 liraya indirmeye? Yapamazsınız, yani inanılmaz bir infial çıkar ama yapıyorlar. Buradan, size çaktırmadan, bu torba yasalarla, sizin verdiğiniz yetkilerle yapıyorlar; teyzeler, amcalar mağdur oluyor. Ziraat Bankasındaki feryadın sebebi budur. “Katılım payı” dediğiniz, maliyete ortak etme değil, farkındalık yaratmaktır. “Cambaza bak.” deyip cepten para çekmekle veya “Aç cüzdanı, bir bakayım, kuş uçuyor.” deyip para almakla katılım payı alınmaz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin d bendiyle değiştirilmek istenen 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Yapılacak giriş ve yeterlilik sınavları kamera ile kayıt alınır.”

                                                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamunun personel alımına ilişkin olarak yapılacak sınavların liyakat esaslarına uygun biçimde gerçekleştirilmeleri ve sonuçları bakımından ortaya çıkacak usulsüzlük ile sınavın iptali sonucunu doğurabilecek her türlü şaibede usulsüzlük bakımından herhangi bir kastı veya ihmali olmayan görevli ya da katılımcının hak kaybına uğrayıp mağduriyetini önlemek için sınav esnasında meydana geldiği iddia edilen usulsüzlüklerin tespit edilmesinin kolaylaştırılması ve adayların sınav sonuçlarına ilişkin güveninin korunup güçlendirilmesi amacıyla sınavların kamera ile kaydedilmesi gerekir. Bu nedenlerle madde metninin değiştirilmesi teklif edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.06


ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 23.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin On Üçüncü Oturumunu açıyorum.

73’üncü maddenin (d) bendi üzerinde Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.21


ON DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 23.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133’üncü Birleşiminin On Dördüncü Oturumunu açıyorum.

73’üncü maddenin (d) bendi üzerinde Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergenin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Reşat Doğru (Tokat) ve arkadaşları

"d) 29/6/2011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Reşat Doğru, Tokat Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 478 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesinin (d) fıkrasında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak vermiş olduğumuz önergeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bir torba kanunun yaklaşık olarak sonuna doğru gelmeye başlıyoruz. Birçok -71 adet- kanun ve kanun hükmünde kararnamenin çeşitli maddeleriyle ilgili olarak torba kanunda çeşitli hükümler ortaya konuluyor ve bununla ilgili, 142 maddelik değişiklik yapılmasıyla ilgili çeşitli konular ve sorunların çözülmesiyle ilgili olarak verilen önergeleri de hep beraber görüşüyoruz.

İnanıyorum ki, tabii, böyle torba kanunlar olması birçok sorunları beraberinde de getiriyor. Özellikle kanun hükmünde kararnameler, geçmiş dönemlerde gelmesiyle beraber, süratli bir şekilde getirilmiş olmasıyla beraber, sorunları da beraberinde taşıyor. Hâliyle de, bu torba kanunlarla beraber bunları da düzeltmeye çalışıyoruz. Bu görüşmekte olduğumuz maddeyle de, çevreyle ilgili kanuna çeşitli ekler, ilaveler yapılıyor.

Saygıdeğer milletvekilleri, önümüzdeki dönemde, bence, Türkiye'nin en önemli konularından bir tanesi de çevre kirliliği olacaktır. Küresel ısınma her geçen gün artıyor. Küresel ısınmayı şöyle bir değerlendirdiğimiz zaman, bunun esas sebebi, ekosistemlerdeki doğal dengenin bozulması ve insanlardan kaynaklanan çeşitli zararların ortaya konulmasında bu ortaya konuyor.

Tabii, burada, şurası da gerçektir ki, küresel ısınma nasıl oluşuyor, küresel ısınmanın önlemleri ve sebepleri nelerdir, bunların çok iyi değerlendirilmesi lazımdır ancak görmüş olduğumuz kadarıyla çok fazla da çevreye değer verilmiyor.

Bakınız, eğer çevre kirlenmesini önlemek istiyorsak bazı konuların üzerinde çok ciddi manada durmamız gerekmektedir. Bunu da biz 3 ana başlık hâlinde değerlendiriyoruz: Bunlardan bir tanesi, hukuksal önlemler. Hukuksal önlemlerin mutlaka alınması gerekmektedir. Yani, özellikle, ülkemizde, daha önceki zamanlarda çıkartılmış Kyoto Protokolü’ne acaba tam olarak uyuluyor mudur? Bunu tabii düşünmek gerekiyor. Şu an itibarıyla, tam olarak uyulmuş olduğunu da söyleyemiyoruz.

Yine, beraberinde teknolojik önlemler. “Teknolojik önlemler” dediğimizde, arıtma tesisleri, biyolojik mücadele, emisyon azaltma gibi önlemleri sayabiliriz. Bakınız, şu anda, arıtma sistemleri konusunda, ülkemizde belediyelerin bazılarında ciddi manada arıtma sistemlerinin yetersiz olduğunu görüyoruz. Hatta, yine birtakım fabrikalarda arıtma sistemlerinin var olmuş olmasına rağmen, çalıştırılmamış olduğu da görülüyor. Biraz önce söylemiş olduğum, “hukuksal kontroller” dediğimiz yani Çevre Bakanlığı yeterli oranda hem kendisi hem kendi elemanlarıyla hem de diğer faktörler içerisinde çevreyi kontrol etmesi veyahut da alınmış olan önlemlerin yapılıp yapılmadığını kontrol etmesi gerekmektedir. Bu manada da hukuksal olarak bazı kanunları çıkartıyoruz ama bunun uygulanması daha önemlidir. Özellikle bazı fabrikalar, bilhassa “maya fabrikaları” dediğimiz, suyu çok fazla kirleten, küçük akarsular üzerine kurulmuş olan fabrikalar, maalesef arıtma tesislerini çalıştırmıyorlar. “Bunları niye çalıştırmadınız?” diye sorduğumuz zaman da bunların maliyetinin yüksek olduğunu bazen söylüyorlar. Gizli kapaklı olarak o arıtmadığı suyu o küçük akarsuyun üzerine döktükleri zaman da her türlü canlıyı yok ediyorlar, hatta beraberinde eğer o sudan, o dereden veyahut da akarsudan bir tarım arazisi sulanıyorsa tarım arazisinin tamamen kapkara, bir yanık şeklinde olduğunu da görüyoruz. İşte, bu manada da özellikle kanunlar önemlidir ama kanunların uygulanması daha da önemlidir.

Diğer bir konumuz, üçüncü olarak da ekolojik önlemler. Yani “ekolojik önlemler” derken, işte küresel ısınmayı sağlayan “sera gazları” dediğimiz, karbondioksit, azot monoksit gazlarının azaltılmasının göz önüne alınması gerekmektedir. Ama enteresandır, bununla ilgili alternatif enerji kaynaklarını da Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak süratli bir şekilde gündeme getirmek mecburiyetindeyiz. Ama, gerçi bunlar getirilirken de özellikle bakıyoruz, “HES santralleri” dediğimiz, küçük ırmaklar üzerine kurulan santrallerde çok büyük sıkıntılar vardır. Bakınız, benim de milletvekili olduğum -Tokat Milletvekili olarak- Tokat’ımızdan, o Kelkit Vadisi’nden geçen ırmak üzerinde, Yeşilırmak üzerinde, Kelkit Irmağı üzerinde onlarca HES santrali bir anda kurulmuştur. O kurulmuş olan küçük HES santralleri –tabii, büyük barajlara bir şey diyemiyoruz ama- acaba, o, hani, ürküttüğün kurbağanın çıkarttığı ses vardır ya, o sesi karşılıyor mu diye düşündüğümüz zaman da, saygıdeğer milletvekilleri, ekolojik yapının ve dengenin çok bozulduğunu, o floranın, o dokunun nasıl yok edildiğini hep beraber görüyoruz. Özellikle orman tamamen o bölgelerde talan ediliyor, bozuluyor ve beraberinde, oradaki su belirli kaynaklara alınarak, neredeyse, oradaki, ırmağın geçmiş olduğu yerdeki o mikroklima yapısı tamamen yok ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REŞAT DOĞRU (Devamla) - Böyle bir tabloyla karşı karşıyız.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

73’üncü maddenin (e) bendi üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (e) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Günal                          Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                  Antalya                                    Manisa                                    Mersin

                Alim Işık                              Enver Erdem                  Hasan Hüseyin Türkoğlu

                 Kütahya                                     Elâzığ                                   Osmaniye

                                                           Mustafa Kalaycı                                  

                                                                  Konya

"e) 29/6/2011 tarihli ve 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin e bendiyle değiştirilmek istenen 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(3) Müfettiş Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve esasları, Müfettişliğe yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, bunlarda aranacak özel şartlar, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. Yapılacak giriş ve yeterlilik sınavları kamera ile kayıt alınır."

            Pervin Buldan                            Sırrı Sakık                              Adil Zozani

                    Iğdır                                        Muş                                      Hakkâri         

      Abdullah Levent Tüzel                   Hasip Kaplan                            Nazmi Gür

                 İstanbul                                     Şırnak                                       Van            

                                                            İbrahim Binici

                                                                 Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/e Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                         Mustafa Moroğlu                       Hülya Güven

                Eskişehir                                     İzmir                                        İzmir

             Sedef Küçük                              Sakine Öz                       Kadir Gökmen Öğüt

                 İstanbul                                    Manisa                                    İstanbul

                                                      Dilek Akagün Yılmaz                              

                                                                    Uşak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Dilek Akagün Yılmaz, Uşak Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, söz almayı istememdeki asıl neden, dün yapılan saldırıyla, palalı saldırıyla gözaltına alınan ve tutuklamaya sevk edilen 4 kişinin bugün serbest bırakılmasıyla ilgili hukuki nitelendirmede bir hata olduğunu, bir danışıklı dövüş yapıldığını ve gerçek anlamda bu insanları cezalandırmak kastıyla herhangi bir şekilde haklarında soruşturma açılmadığını anlatmak amacıyla burada söz alıyorum.

Şimdi, bu şahısların ifadelerini basına yansıttılar. Şahıslar diyorlar ki: “Biz, herhangi bir şekilde saldırmadık kimseye ve bu arada da bize herhangi bir şekilde polis bir uyarıda bulunmadı ve polise direnmedik.” Aynen verdikleri ifade şu şekilde: “Bu sırada çevik kuvvet geldi, bize ‘Siz içeri geçin, çekilin, biz geldik’ dedi, biz de iş yerimize girdik, kesinlikle polise direnmedik. Zaten polisle aramızda herhangi bir sorun yaşanmadı.”

Bütün ifadeler bu doğrultuda ama savcının tutuklamaya sevk maddesi “Kasten yaralama ve aynı zamanda da polise direnme.” Görevli memura mukavemetten gönderiyor savcı.

Yalnız görülüyor ki aslında, polis onlara herhangi bir şekilde, “Bu işlemleri yapmayın, elinizdeki şeyi bırakın.” diye bir önlem almaya çalışmamış. O palalarla bu insanlar, kadın, çoluk çocuk demeden, insanların üzerine saldırıyorlar ve polis en ufak bir önlem almıyor, daha onların sırtını sıvazlıyor.

Hepimiz bugünkü görüntüleri izlemişizdir, ana haber bültenlerinde verildi. Polis sadece onları elinin şeyiyle itiyor ve “Yerinize girin.” diyor, onların da ifadeleri böyle. O zaman, öncelikle, bu polisler hakkında görevi kötüye kullanmaktan kesinlikle soruşturma açılması ve cezalandırılmaları yolunda gereken işlemin yapılması gerekiyor. Bu konuda sayın bakanların ve sizlerin hepinizin bu duyarlılığı göstermeniz gerekiyor çünkü bunun yolu açıldığı takdirde, palayla, satırla insanlar saldırıya başladığı takdirde, bunun yolu nereye kadar gidecek? Orada hepimiz gördük, o satırla bir kadına saldırdı, eğer yanlış bir açıdan yapmış olsaydı ne olacaktı? O kadın belki orta yerinden bölünecekti, bağırsakları ya da başkaca organlarının tümü zarar görmüş olacaktı.

RECEP ÖZEL (Isparta) – O kadar da değil ya!

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Recep Bey, iyi baksaydınız. Şöyle değil de şu açıdan vursaydı ne olabileceğini hepimiz görüyoruz.

Şimdi, bu suç nitelendirmesi kasten yaralama olarak belirlenmiş. Kasten yaralama ama aynı zamanda, silahla olduğu takdirde tutuklanma sebebi aslında ama ne yazık ki savcı, dostlar alışverişte görsün diye böyle nitelendiriyor. Savcı da diyor ki “Suç vasfı tutuklamayı gerektiren bir şey değil.” Ama, asıl suç vasfının ne olması gerektiğini hepimiz, biz biliyoruz: Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit. Bu eğer silahlı olursa altı yıla kadar cezası var. Şimdi, siz suç nitelendirmesini hatalı yapıyorsunuz, “kasten yaralama” diyorsunuz, “Bu da zaten tutuklamaya neden olacak bir şey değil.” diyorsunuz ve bu insanları serbest bırakıyorsunuz.

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Diyen kim?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Asıl cezalandırılması gereken madde bu olmasına rağmen, ne savcı bunu bu şekilde nitelendiriyor ne hâkim resen bunu göz önünde tutuyor ve serbest bırakıyor. Aynı zamanda, polisler de görevini yapmadığı hâlde, hiçbir şekilde soruşturma açılmıyor.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Yargının işi…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – O zaman, bundan sonra herkes eline sopayı alacak, satırı alacak, bıçağı alacak, her önüne gelene saldıracak, ondan sonra da koruma altına alınacak, öyle görünüyor. Öyle yapmayı istiyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sen alma da!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, öyle bir şey yapmıyoruz. Beraberce yapalım… Burada bizi niye taraf yapıyorsunuz?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Arkadaşlar, neden itiraz ediyorsunuz? Görünmedi mi bu, görmediniz mi, neden itiraz ediyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sayın hatibe müdahil olmayalım.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Artık, polisin yapmasını değil, vatandaşın yapmasını istiyorsunuz, vatandaşı tahrik ediyorsunuz ve vatandaşları birbirine kırdırmaya çalışıyorsunuz.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Yuh artık!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hayır, hayır…

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Esnafı siz bıktırdınız!

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Eğer böyle devam ederseniz iç savaşa doğru bu ülkeyi sürüklüyorsunuz, sürüklemeye çalışıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Hepiniz gerçeği gördüğünüz hâlde, bunları görmezlikten geliyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Ayıp artık ya, ayıp! Bu kadar da olmaz! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından “Sana ayıp!” sesleri)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Müsaade ederlerse, bir saniye…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı grubumuzu dünkü bir saldırganın tarafıymış gibi gösterdi. Dolayısıyla, bundan dolayı söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ünal, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Bir sataşmaya mahal vermeyelim lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın görüşülen kanun teklifinin 73’üncü maddesinin (e) bendiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Meclis bu milletin dertlerinin, sorunlarının, sıkıntılarının çözüm mercisidir. Bu Meclisin mehabeti korunmalıdır. Bu Meclis, her şeyden önce, tarafsız bir Meclistir çünkü milletin Meclisidir.

Dün, arkadaşlarımızla burada -ellerinde iPad ile- sanki o palalı saldırgan AK PARTİ’liymiş gibi bir davranışa maruz kaldık, dedik ki: “Arkadaşlar, sakin olun, İçişleri Bakanımız gelecek, açıklama yapacak.”

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Demedin, keşke demiş olsaydın.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Sonra ilgili kişi gözaltına alındı ve bizimle bir ilgisi olmadığı anlaşıldı.

İZZET ÇETİN (Ankara) – İşte, bu kadar çok çalıştırırsanız...

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Lütfen, bir dinler misiniz, sataşma da yapmıyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hayır, böyle çalışma olur mu?

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Şimdi, hâlâ ısrarla, dün bu ithamlarda bulunan arkadaşların bu ithamlarından dolayı bizden özür dilemeleri gerekirken, bugün “Mahkeme onu niye serbest bıraktı?” diye yine bizi suçluyorlar.

Şimdi, burada, eğer bir hukuksuzluk varsa hep birlikte bunun takipçisi olmalıyız. Ama, neden ısrarla AK PARTİ’yi ve bizleri bir şeylerin tarafı yapmaya çalışıyorsunuz?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hâkimler sizin hâkiminiz, savcılar sizin savcınız.

MAHİR ÜNAL (Devamla) – Ve sizlerden biz şunu beklerdik: Sizler bu milletin bu kadar yanındaysanız, eylemcilerle TOMA’lara karşı durmak yerine, esnafın, araçları yakılan insanların yanında eylemcilere karşı durmalıydınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu kadar yer yakıldı, bu kadar yer yıkıldı, bu kadar zarar verildi, bir şey söylemediniz, bir tane ne idüğü belirsiz palalı sizleri bu kadar tahrik etti.

Biz de karşıyız, hukuki mücadeleyi de hep beraber verelim. Neden serbest bırakılmış, kim serbest bırakmış, gerekçesi neymiş, beraberce soralım.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sataşmadı Sayın Başkan.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Sataşma yok!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, ben sataşmada bulunmadım.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, sataşma oldu.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Yılmaz…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sadece “Bunun araştırmasını beraberce yapalım.” dedim.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – “TOMA’ların önünde neden durdunuz?” dendi, “Eylemcilerin yanında durdunuz.” dendi.

BAŞKAN – Bir dinleyelim Sayın Yılmaz’ı, ondan sonra…

Buyurun Sayın Yılmaz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Efendim, ben, doğrudan doğruya AKP Grubuna değil…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Vandalları…

BAŞKAN – Bir saniye efendim…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – “İç savaş çıkaracaksınız.” dediniz, “Siz sahipleniyorsunuz.” dediniz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Bu konuda yani yargının siyasallaştırılması nedeniyle buna neden olunduğunu söylemek istiyorum.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Ne alakası var!

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Aynı zamanda “TOMA’ların önünde durdunuz, eylemcilerle birlikte hareket ettiniz.” denildi. Bu nedenle, ben sataşmadan söz istiyorum efendim.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Düne kadar tutuklamanın istisna olması gerektiğini söylüyordunuz, şimdi ne oldu?

BAŞKAN – Ne diye sataştı, ne söyledi de sataştı?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Efendim “TOMA’ların önünde durdunuz, eylemcilerle birlikte hareket ettiniz.” dedi sayın konuşmacı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz.

İki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Düne kadar diyordunuz ki: “Tutuklama istisna olsun.”

2.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tutuklama istisnai bir olaydır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Ancak, elinde palayla insanlara saldırıyorsa…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sizde pala vardı, sizde!

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – …ve bu saldırının sonucunda da bu 4 kişi, bu saldırgan 4 kişi hiçbir şekilde ciddi anlamda soruşturulmadan, gerçek suç vasfı orada değerlendirilmeden serbest bırakılıyorsa bu, yargının siyasallaştırılmasından kaynaklanan bir olaydır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Niyetlerin yargılandığını nerede gördünüz?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Ayrıca, bizim TOMA’ların önünde durmamızın anlamı gayet açıktı. Biz, orada ne eylemcilerin polise zarar vermesini istedik ne de polisin eylemcilere zarar vermesini istedik. (AK PARTİ sıralarından “Yapma ya!” sesleri)

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Allah, Allah!

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Millet biliyor.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Biz, o nedenle TOMA’ların önünde oturduk, gerçekten de pasif direniş hakkımızı kullandık

EBU BEKİR GİZLİGİDER (Nevşehir) – Küfür eden kimdi?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – O gün, Kennedy Caddesi’nde hiçbir olay olmadı arkadaşlar. Ne polis gaz atmak durumunda kaldı ne de eylemcilerin taşkın bir hareketi oldu. Eğer, bizler o gün orada olmasaydık, yine pek çok çocuğumuz yaralanacaktı, belki öldürülecekti… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sorumlusu sizsiniz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – …Ethem Sarısülük’te olduğu gibi…

Biz, milletvekili olarak, oradaki bu görevimizi yaptık, pasif direniş hakkımızı kullandık. Siz ne derseniz deyin, sizin istediğiniz gibi muhalefet yapmak durumunda değiliz. Biz, bu ülkenin gerçeklerini söylemek zorundayız. Bunu söylemezsek muhalefet görevini yapamayız.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Vandallığı siz temsil ediyorsunuz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Ama sizin asıl suçunuz, sizin asıl suçunuz, yargının siyasallaştırılmasını sağlamanız…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Çocuklar çiçek mi atıyordu?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – …ve o yargıcın ve savcının bağımsız davranmasının engellenmesi, doğrudan doğruya yargının siyasete bağlanması; asıl, en büyük kusur budur.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Çocuklar Taksim’de çiçek mi dikiyordu, molotof mu atıyorlardı?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. (AK PARTİ ve CHP sıralarında