Dilek AKARSU Normal 26011 2 0 2013-09-09T09:32:00Z 2013-09-09T09:32:00Z 60 49880 284317 2369 667 333530 14.00 Clean false 0 0 nk 0 nk 0 0 false false false TR X-NONE X-NONE 0 nk 0 nk

 

 

 

 

 

 

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ

 

YASAMA DÖNEMİ                CİLT                YASAMA YILI

            24                               48                           3

 

 

TUTANAK DERGİSİ

89’uncu BİRLEŞİM

 

9 Nisan 2013 Salı

 

 

 

DÖNEM: 24                            CİLT: 48                    YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

89’uncu Birleşim

9 Nisan 2013 Salı

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık’ın, Parlamentolararası Birliğin Ekvador’da yapılan 128’inci Genel Kurul Toplantısına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Dünya Romanlar Günü ve ülkemizde yaşayan Roman vatandaşlarımızın sorunları ile bu sorunların çözümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak’ın, denizcilik sektörünün sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan İrlanda Parlamento milletvekilleri Dominic Hannigan, Ciaran Lynch ve Gerald Nash’a Başkanlıkça "Hoş geldiniz." Denilmesi

2.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Kanada Parlamentosundan Kanada-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı David Emmerik van Kesteren ve beraberindeki milletvekili heyetine Başkanlıkça "Hoş geldiniz." Denilmesi

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22 milletvekilinin, bilinçsiz tüketim ve israf konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573)

2.- İstanbul Milletvekili Umut Oran ve 21 milletvekilinin, merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun, ortak çalışma ve uyumun denetlenmesi ile bu uyumun önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574)

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve 21 milletvekilinin, Bingöl’deki bir jeotermal su kaynağının özelleştirilmesi işleminin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/575)

4.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin, toplumsal barışı bozan olayları araştırmak ve çözüm yolları bulmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/576)

5.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/577)

6.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Kürt sorununun çözülmesi, demokratikleşmenin geliştirilmesi, toplumsal barışın tesisi ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/578)

 

C) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi ve Bolu Milletvekili Ali Erçoşkun’un, Avrupa Birliği Konseyi İrlanda Başkanlığı tarafından 28-29 Nisan 2013 tarihlerinde İrlanda'nın başkenti Dublin'de düzenlenecek olan Parlamento İstihdam, Girişim, Yenilik ve Sosyal İşler Komisyonları Başkanları Toplantısına katılmasına ilişkin tezkeresi (3/1202)

 

D) Önergeler

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, (2/457) esas numaralı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/105)

 

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

 

1.- CHP Grubunun, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullananlara karşı kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/381) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 44 milletvekilinin, kanlı çatışmalı ortama sebebiyet veren olay ve olguları araştırmak, toplumu kutuplaştıran, toplumsal barışı dinamitleyen, ülke kaynaklarını heba ettiren ve yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yolları bulma amacıyla, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kürt sorununun çözümünün araştırılarak demokratikleşme, toplumsal barış ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla vermiş oldukları Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde okunması ve önergelerin görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşiminde yapılmasına; 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine; 444 ve 445 sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinden AK PARTİ Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin çarpıtılarak verildiğine ve değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinden AK PARTİ Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi ile CHP Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergelerinin birbiriyle alakasız olduğuna ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, birbirinden farklı Meclis araştırması önergelerinin birleştirilmesinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, AK PARTİ grup önerisinin Anayasa ve İç Tüzük’e uygun olduğuna ilişkin açıklaması

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinin birleştirilerek görüşülmesinde Anayasa, İç Tüzük ve teamüllere aykırı bir durum bulunmadığına ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinden kendi imzasının bulunduğu Meclis araştırması önergesi ile AK PARTİ Grubunun Meclis araştırması önergesi farklı olduğu hâlde usule aykırı olarak birleştirildiğine ve imzasını geri aldığına ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, AK PARTİ grup önerisinin geri çekilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, AK PARTİ grup önerisiyle milletvekillerinin iradesinin çarpıtıldığına ve bu önerinin gündeme alınmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, bir araştırma önergesinin grup önerisiyle Genel Kurula taşınmasında İç Tüzük’e aykırı herhangi bir durum olmadığına ilişkin açıklaması

10.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, CHP Grubu ile AK PARTİ Grubunun kurulmasını istedikleri komisyonların birbirleriyle benzer olmadığına, AK PARTİ grup önerisinin Anayasa ve İç Tüzük’e aykırı olduğuna ve bu duruma ortak olmak istemediklerine ilişkin açıklaması

11.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, siyasi parti gruplarının verdiği Meclis araştırması önergelerinin gündeme gelip gelmeyeceğini Meclis Başkanlığının belirlediğine ve önergelerin birleştirilmesinin doğru bir uygulama olduğuna ilişkin açıklaması

 

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 45 imzalı Meclis araştırması önergesinden CHP Grubundan 18 milletvekilinin imzalarını geri aldıklarına ancak önergede hâlen 20’den fazla milletvekilinin imzası bulunduğu için önergenin işlemde kalmaya devam ettiğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, AK PARTİ grup önerisine konu İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşlarının önergesinden 24 Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin imzasını çekmiş olması nedeniyle söz konusu Meclis araştırması önergesinin “Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin önergesi” olarak işlem göreceğine ilişkin konuşması

 

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- AK PARTİ, CHP ve BDP gruplarının vermiş olduğu Meclis araştırması önergelerinin AK PARTİ grup önerisine konu edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığın tutumu hakkında

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in AK PARTİ grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- MECLİS ARAŞTIRMASI

A) Ön Görüşmeler

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin, toplumsal barışı bozan olayları araştırmak ve çözüm yolları bulmak amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/576)

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/577)

3.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Kürt sorununun çözülmesi, demokratikleşmenin geliştirilmesi, toplumsal barışın tesisi ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/578)

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bakan yardımcılarına, görevlerine ve çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/16787)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Kürtçe selam verilmesine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/16831)

3.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığına tahsisli cami ve mescitlerin taşınmazlarının kiralanma işlerinin bir vakfa devredildiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/17135)

4.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığına tahsisli cami ve mescitlerin çeşitli işler için kiralanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/17137)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen proje ve yatırımlara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/18163)

6.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak’ın, Bakanlığın İstanbul’daki proje ve yatırımlarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/18165)

7.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, zeytin ve zeytinyağı sektörünün geliştirilmesi için yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/18385)

8.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye Kırmıtlı Kuş Cenneti’ne kanalizasyon döküldüğü iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18421)

9.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, olası bir kuraklığın çevresel etkilerinin önlenmesine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18422)

10.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, meskenlerdeki serbest muhasebeci ve mali müşavirlik bürolarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/18495)

11.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, kredi kartı borçlarına ve borçlarını ödemek için yasal olmayan yollara başvuran vatandaşların mağduriyetine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/18497)

12.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2002 yılından itibaren gerçekleştirilen temsil giderlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/18550)

13.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin yeniden yapılandırılacağı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18554)

14.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Toplu Konut İdaresi ile ilgili şikâyetlere ve kurum bünyesinde bir teftiş birimi oluşturulmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18558)

15.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir Edremit’teki TOKİ sakinlerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18597)

16.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, hac ve umre organizasyonu düzenleyen acentelere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/18613)

17.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, strafor maddesinin çevreye verdiği zarara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı  (7/18652)

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, merkez ve taşra teşkilatlarında Çevre Kanunu’na muhalefetten dolayı kesilen cezalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18654)

19.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, TOKİ tarafından Eskişehir’de gerçekleştirilen yatırımlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18656)

20.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul-Maltepe sahilinde yapılan düzenleme çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18657)

21.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18658)

22.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, konut alımlarında alınan vergi oranlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/18776)

23.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, Türk Hava Yollarının son dönemdeki bazı uygulamalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/18862)

24.- İstanbul Milletvekili Faik Tunay’ın, Riskli Yapı Tespiti Lisans Belgesi verilen kuruluşlara ve bunların incelediği yapılara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/18960)

25.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, kamudaki yerli malı kullanımına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/18972)

26.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/18973)

27.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen hizmet içi eğitim faaliyetlerine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/18974)

28.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasındaki e-ticaret hacmine ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/18996)

29.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, tüketiciyi yanıltmaya yönelik indirimli satış uygulamalarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/18997)

30.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/19012)

31.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/19045)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kamu Denetçiliği Kurumunun uzman alımına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/19075)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2013 yılları arasında Rize’ye yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/19219)

34.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, kiralanan binalara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/19220)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından hizmete açılan tesislere ve açılış törenlerinin maliyetine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/19221)

36.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, kiralanan binalara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/19315)

37.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından hizmete açılan tesislere ve açılış törenlerinin maliyetine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/19316)

38.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, bir Başbakan Yardımcısının açıklamasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/19334)

39.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, istiklal mahkemeleri zabıtlarının incelenmesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/19649)

40.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Uludere raporunun milletvekillerine verilmemesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/19650)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.03’te açılarak beş oturum yaptı.

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’in ölümünün 16’ncı yıl dönümüne,

Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman, 4 Nisan Uluslararası Mayın Bilinci Geliştirme Günü’ne,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, 5 Nisan Avukatlar Günü’ne,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova,

Çankırı Milletvekili İdris Şahin,

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal,

5 Nisan Avukatlar Günü’ne;

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu,

Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek,

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’in ölümünün 16’ncı yıl dönümüne;

Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Gaziantep’te çiftçilerin elektrik fiyatlarının yüksek olması nedeniyle sulu tarım yapamadıklarına ve Hükûmetin bu çiftçilere yardım eli uzatmasını dilediğine,

Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Çan-Biga-Çanakkale arasındaki duble yolun on yıldır bitirilemediğine ve Bayramiç Barajı’na akan suların analizinin yapılıp yapılmadığını öğrenmek istediğine,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Şeker Piliçte işten çıkarılan işçilerin durumuna,

Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’in ölümünün 16’ncı yıl dönümüne ve 5 Nisan Avukatlar Günü’ne,

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Alparslan Türkeş’in kabrinde on binlerce kişi olmasına rağmen ambulansın olmamasına ve son günlerde kamu kurumlarının isimlerinden “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresinin çıkartılmasının sebebini öğrenmek istediğine,

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, taşeron işçi statüsünde çalışanların durumuna,

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Uzman Doktor Engin Deniz Arslan’ın durumuna,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın (2/238) esas numaralı Kanun Teklifi’ni geri aldığına ilişkin önergesi okundu, Adalet Komisyonunda bulunan teklifin geri verildiği açıklandı.

Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 23 milletvekilinin, yerli, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarını ön planda tutan enerji politikalarının (10/570),

Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22 milletvekilinin, kayıt dışı ve suç ekonomisi sorununun (10/571),

İstanbul Milletvekili Umut Oran ve 22 milletvekilinin, Ekonomik ve Sosyal Konseyin çalışmasının önündeki engellerin (10/572),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

BDP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmının 118’inci sırasında yer alan Türkiye'de 9 milyonu aşkın emeklinin yaşamış olduğu sorunların tespit edilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin (10/225),

MHP Grubunun, 11/1/2012 tarih, 2092 sayı ve 16/4/2012 tarih, 4435 sayı ile arı yetiştiriciliği ve bal üretimi yapan vatandaşlarımızın mevcut sorunlarının araştırılması ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergelerinin okunarak,

CHP Grubunun, 3/4/2013 tarihinde Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 26 milletvekili tarafından savunma hakkına, avukatlara, avukatlık mesleğine, avukatlık meslek onuruna, barolara yönelik saldırıların ve avukatların sorunlarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (836 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınıp sunuşlarda okunarak,

Ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4 Nisan 2013 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin’in CHP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

4’üncü sırasında yer alan, Güneydoğu Avrupa Afetlere Hazırlık ve Önleme Girişiminin Kurumsal Çerçevesi Hususunda Mutabakat Muhtırasının ve Ekinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/346) (S. Sayısı: 84),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu raporlarının (1/619) (S. Sayısı: 310) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamasından sonra kabul edildi.

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın görüşülen kanun tasarısının üçüncü bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşma sırasında şahsına,

Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın görüşülen kanun tasarısının 95’inci maddesiyle ilgili verilen önerge üzerinde yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 5 Nisan 2013 Cuma günü toplanmamasına ilişkin önerisi kabul edildi.

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Meral Akşener, Başkanlık Divanı olarak Fenerbahçe’ye UEFA Avrupa Ligi çeyrek final maçında başarılar dilediklerine ilişkin bir konuşma yaptı.

Komisyonların bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, 9 Nisan 2013 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere 19.27’de birleşime son verildi.

 

                                                          Meral AKŞENER

                                                             Başkan Vekili

 

             Fatih ŞAHİN                                                                         Mine LÖK BEYAZ

                  Ankara                                                                                    Diyarbakır

               Kâtip Üye                                                                                  Kâtip Üye

 

    Muhammet Bilal MACİT                                                                Bayram ÖZÇELİK

                 İstanbul                                                                                      Burdur

               Kâtip Üye                                                                                  Kâtip Üye

 


II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                No: 128

 

5 Nisan 2013 Cuma

Rapor

1.- İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/748) (S. Sayısı: 445) (Dağıtma tarihi: 05.04.2013) (GÜNDEME)

 

 

 

 

 

                                                                                                                                No: 129

 

8 Nisan 2013 Pazartesi

Tasarı

1.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/759) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.04.2013)

Teklifler

1.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un; Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1401) (İçişleri; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

2.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un; Hakimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1402) (Adalet ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1403) (Plan ve Bütçe; Tarım, Orman ve Köyişleri ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

4.- Adana Milletvekili Ali Halaman ve 1 Milletvekilinin; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1404) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:  28.03.2013)

5.- Batman Milletvekili Ayla Akat’ın; İş Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1405) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

6.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1406) (İçişleri; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.03.2013)

7.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in; 5393 Sayılı Belediye Kanunu ile 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununda Değişiklik Yapılarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Tam Uyumun Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi (2/1407) (Anayasa; Avrupa Birliği Uyum; Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2013)

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Ceza Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1408) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.04.2013)

9.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in; 6802 Sayılı Gider Vergileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1409) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.04.2013)

 

 

 

 

                                                                                                                                No: 130

 

9 Nisan 2013 Salı

Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanlarında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/760) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.04.2013)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Film Yapımına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/761) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.04.2013)

3.- Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ile Kore Cumhuriyeti Ulusal Polis Teşkilatı Arasında Polis İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/762) (İçişleri ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.04.2013)

Teklifler

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1410) (İçişleri; Milli Savunma ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.03.2013)

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Gurup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1411) (Plan ve Bütçe; Adalet ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.03.2013)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1412) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.03.2013)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Milletvekili Seçim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1413) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.03.2013)

5.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1414) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

6.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın; Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1415) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

7.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1416) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

8.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1417) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Anayasa ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

9.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın; Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1418) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

10.- Kayseri Milletvekili Yusuf  Halaçoğlu’nun; Avukatlık Kanunu ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1419) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.03.2013)

11.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Yükseköğrenim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1420) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.03.2013)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1421) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.04.2013)

Tezkereler

1.- Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1192) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

2.- İstanbul Milletvekili Ahmet Kutalmış Türkeş’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1193) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

3.- Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1194) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Siirt Milletvekili Gültan Kışanak, Şanlıurfa Milletvekilleri İbrahim Ayhan ve İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1195) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

5.- Van Milletvekilleri Aysel Tuğluk, Özdal Üçer ve Nazmi Gür’ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1196) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

6.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1197) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

7.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1198) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

8.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1199) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

9.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1200) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

10.- Aydın Milletvekili Osman Aydın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1201) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.04.2013)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22 milletvekilinin, bilinçsiz tüketim ve israf konusunun araştırılarak gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.02.2012)

2.- İstanbul Milletvekili Umut Oran ve 21 milletvekilinin, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki eşgüdüm konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.02.2012)

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve 21 milletvekilinin, Bingöl’deki bir jeotermal su kaynağının özelleştirilmesi işleminin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/575) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.02.2012)

4.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin, toplumsal barışı bozan olayları araştırmak ve çözüm yolları bulmak amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/576) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.03.2013)

5.- AK PARTİ Grup Başkanvekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/577) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.04.2013)

6.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kürt sorununun çözülmesi, demokratikleşmenin geliştirilmesi, toplumsal barışın tesisi ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/578) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.04.2013)

9 Nisan 2013 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Parlamentolararası Birliğin Ekvador’da yapılan 128’inci Genel Kurul toplantısıyla ilgili bilgi vermek isteyen Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık’ın, Parlamentolararası Birliğin Ekvador’da yapılan 128’inci Genel Kurul Toplantısına ilişkin gündem dışı konuşması

FAZİLET DAĞCI ÇIĞLIK (Erzurum) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Parlamentolararası Türk Grubu olarak PAB’ın 128’inci Genel Kuruluna katılmak üzere gittiğimiz Ekvador’da bulunduğumuz temaslar ve çalışmalar hakkında bilgi vermek üzere gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

PAB, bağımsız 159 ülkenin parlamentolarından oluşmaktadır. Ayrıca, Birleşmiş Milletlere paralel olarak çalışan en eski uluslararası örgüttür. Bu çerçevede PAB, yılda 2 kez düzenlenen genel kurullarında uluslararası gündemde yer alan güncel, siyasi ve ekonomik meseleleri görüşmekte ve her genel kurul toplantısı sonunda da aldığı kararları dünya kamuoyunun dikkatine sunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz üzere Suriye’de bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Bunun sonucunda milyonlarca masum insan yurtlarını terk ederek komşu ülkelere sığınmaya çalışırken can güvenliği, açlık, susuzluk, barınma ve salgın hastalık sorunlarıyla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Bu nedenle, Ekvador Genel Kurul toplantısının acil gündem maddesinde Suriyeli göçmenlerin durumunu ele aldık. Amacımız, gün geçtikçe mağduriyetleri artan komşu ülkelerin yaşadığı problemleri dünya kamuoyuna duyurmaktı; bununla birlikte, Genel Kurula katılan parlamentoların aracılığıyla da hükûmetlerin üstlerine düşen insani sorumluluğu hiç vakit kaybetmeden yerine getirmesi için çağrıda bulunmaktı.

Genel Kurul toplantısında yapılan görüşmeler sonucunda bir karar tasarısı hazırlanmak üzere İngiltere, Ürdün, Fransa ve Meksika’yla birlikte Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir yazım komitesi oluşturuldu. Ben de bu yazım komitesinde görevlendirildim. Komitede, Türkiye'nin mültecilere sağladığı yardımları uluslararası topluma anlattım, bu konudaki hassasiyetlerimizin karara yansıması için elimden gelen katkıyı sağlamaya çalıştım. Bu çalışmaların sonucunda PAB Genel Kuruluna sunmak üzere bir karar tasarısı hazırladık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; PAB son on iki ay içerisinde aldığı bu ikinci kararında Suriye’de süregiden şiddetin acilen son bulması için çağrıda bulunmuştur. Kararda, Suriyeli 1 milyon mültecinin komşu ülkelere sığındığı belirtilmiştir. Komşu ülkelerin yaşadığı organizasyon ve güvenlik sorunlarına rağmen sınırları açık tutmalarının takdirle karşılandığı vurgulanmıştır. Ayrıca, donör ülkelerin vadettiği 1,5 milyar dolar tutarındaki finansal yükümlülüklerini bir an önce yerine getirmeleri çağrısında bulunulmuştur. Karar tasarısı 1.250 parlamenter ile 121 ülkeden katılımın sağlandığı Ekvador Genel Kurulunda oy çokluğuyla karara dönüştürülmüştür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Amaçsız Büyümeden Amaçlı Gelişime, ‘Buen Vivir’, Yeni Yaklaşımlar, Yeni Çözümler” teması altında dünyadaki politik, ekonomik ve sosyal durum konusu Genel Kurulun ana gündem maddesi olarak görüşülmüştür. İspanyolcada “buen vivir” iyi yaşam anlamına gelmekte olup genel felsefesi, doğayla ve diğer insanlarla uyum içinde yaşamaktır. Bu konuda söz alan parlamenterler ile interaktif bir görüş alışverişi sağlanmıştır.

Azerbaycan, PAB Genel Kurul toplantısını ilkbahar 2014’te Bakü’de yapmak üzere aday olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Azeri heyetinin yaptığı lobi faaliyetlerine gerekli olan destek verilmiştir. Desteğimiz PAB Başkanı ve PAB Genel Sekreterine bir mektup ile de iletilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda 130’uncu PAB Genel Kurulunun Azerbaycan’ın Bakü şehrinde yapılması kararı alınmıştır. TBMM olarak bu sonuçtan memnuniyet duymaktayız.

Ayrıca, başta İngiltere, Fas, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere ikili görüşmelerde bulunduk. Bu görüşmelerde, Türkiye’nin gündeminde bulunan uluslararası konularda muhataplarımıza görüşlerimizi ve önerilerimizi iletme fırsatı bulduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; PAB Genel Kurulunun tarihi ve yeri bir yıl öncesinden belirlenmektedir. Ancak yapılan son iki sonbahar genel kurul toplantıları Kurban Bayramı’na denk gelmiştir. Bu nedenle, Müslüman toplumu için önemli olan Kurban Bayramı ile PAB Genel Kurulu toplantılarının aynı tarihe gelmesini eleştiren bir mektubu PAB Başkanı ve Genel Sekreterine göndermiştim. Ayrıca, bu hususu, PAB içinde mevcut bulunan tüm İslam ülke parlamentolarına da bir mektup ile bildirmiştim. Yaptığımız bu girişimlerin sonucunda, ekim ayında Cenevre’de yapılacak Genel Kurulun tarihi bir hafta öne çekildi ve bundan sonra yapılacak olan tüm toplantılara dinî bayramlar gözetilerek tarih belirlenmesi sağlandı.

Bu vesile ile yüce Parlamentomuza çalışmalarımızı aktarmaktan memnuniyet duyduğumu belirtir, aziz milletimizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, Dünya Romanlar Günü münasebetiyle Roman vatandaşlarımızın sorunları ve çözümü hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’na aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Dünya Romanlar Günü ve ülkemizde yaşayan Roman vatandaşlarımızın sorunları ile bu sorunların çözümüne ilişkin gündem dışı konuşması

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; “İlla da Roman olsun, ister çamurdan…” Ne olursa olsun, o da Allah kuludur, o da insandır. Biz Romanlar “İlle de Roman olsun.” diyoruz. Biz de Allah kuluyuz, biz de insanız. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bizler Balkanlardan göç etmişiz, Türkiye’nin her tarafına ekmeğimizi kazanmak için gitmişiz. Genelde batıdayız. İzmir’den İstanbul’a kadar olan coğrafi bölgede ekmeğimiz için yerleşmişiz. Ekmeğimizi sanatçılık yaparak, enstrüman çalarak veya çiçekçilik yaparak, gece sabahlara kadar veya sabahın dördünde kalkarak, çöplerden kâğıt toplayarak ekmeğimizi kazanıyoruz. Biz onurumuzu istiyoruz. Biz Türkiye’nin onurlu vatandaşlarıyız. Yıllardır, maalesef, devlet babanın hiçbir şefkati bize ışık vermedi, devlet babanın şefkatiyle hep aramıza bulutlar girdi, görmedik. Şefkat eli uzatılmadı. Yıllarca laflar konuşuldu. Her şey yapılmaya çalışıldı ama sonunda bir hiç.

Evlerimiz yok, çamurda yürüyoruz, çocuklarımız eğitimsiz, çocuklarımıza eğitim verilmiyor. Bizler de istiyoruz ki çocuklarımıza iyi bir eğitim verilsin, bu ülkenin iyi bir vatandaşı olsun bu çocuklarımız. Ama yıllardır ihmal edildik, yıllardır taca atıldık. Ama bizler hiçbir zaman devletimize isyan etmedik, hep bağlı kaldık ama cezasını hep çektik. Bizim de kabahatimiz var; gidip dertlerimizi her yere onurluca anlatmakta biraz geç kaldık. İşsiziz.

Biz bir şey istemiyoruz, aş istiyoruz, ekmek istiyoruz, iş istiyoruz, iane istemiyoruz. Devlet baba Türkiye’de herkese açtığı kapılardan bizi dışlayarak, bizi taca atarak bir yerlere varamaz. Bizim de hakkımız, bizim de hakkımız aş, bizim de hakkımız iş. Ama bizi müstakbel suçlu kimse göremez. Nereye gitsek itiliyoruz, kimsenin itmeye hakkı yok. Biz de bu ülkenin vatandaşlarıyız, biz de bu ülkenin en büyük vatandaşıyız. Sonuna kadar ülkemize bağlı kalacağız. Ancak bizi itmeyin, bizi müstakbel suçlu görmeyin.

Sorunlarımızla kimse ilgilenmiyor. Birkaç belediye başkanımız var, onların önünde saygıyla eğiliyorum; bunlar, her zaman özellikle Roman vatandaşlara kucaklarını açtılar; ev yaptılar, aş vermeye çalıştılar, iş vermeye çalıştılar ama yetmiyor. Biz Romanlar. Türkiye’de kendi kültürünü yaşayan, kendi kültürüne değer veren ama kimseye zarar vermeyen bir yapıyız. Bizi iyi anlayın. Biz, sonuna kadar bir şey istemiyoruz, onurla, şerefle eğitim istiyoruz. Bize de iş verin, biz de bu ülkenin vatandaşıyız; bize de aş verin, biz de bu ülkenin vatandaşıyız. Bizi kimse dışlamasın. Bizi, polis, gördüğü yerde müstakbel suçlu gibi yakalamasın. Ne yapmışız, bu ülkeye zarar mı vermişiz, bu ülkenin kılına mı dokunmuşuz? Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı altında saygıyla yaşayan bir grubuz biz Romanlar.

Değerli arkadaşlar, Dünya Romanlar Günü’ydü dün. Ben, tüm Roman vatandaşlarımızın Dünya Romanlar Günü’nü kutluyorum. Yine diyorum: İlla da Roman olsun. (CHP sıralarından alkışlar) Taştan olsun, çamurdan olsun ama onlar insan, onlara insanca yaklaşın.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, denizcilik sektörünün sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak’a aittir.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak’ın, denizcilik sektörünün sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

D. ALİ TORLAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; denizcilik sektörünün sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizden en çok etkilenen sektörlerin başında denizcilik sektörünün geldiğini pek çok kez ifade ettim. Bugün burada bir kez daha açıklamak zorunda kalıyorum. Aslında bu bir açıklama değil, bu sektörün feryadıdır ancak başta Sayın Bakan olmak üzere, AKP Hükûmeti bu feryadı duymak istememektedir. Tuzla’da 2008’den bu yana yaklaşık 40.bin kişi çalışırken bu sayı şu anda 3.500 kişiye kadar düşmüştür. Dünlerde 40 bin kişi, yan sanayisiyle birlikte değerlendirdiğinizde yaklaşık 300 bin kişiye ekmek veren bir sektör bugün maalesef kapanma noktasına gelmiştir.

Bugün Tuzla’da tersanelerin çalışmıyor olmasından görülüyor ki AKP Hükûmeti ve Sayın Bakan maalesef üzüntü duymamaktadır. Büyük bütçelerle yapılan yeni tersane yatırımları yarım kalmıştır, mevcut tersanelerde on binlerce işçi, yetişmiş personel sektör dışına çıkmıştır ve köyüne geri dönmüştür. Oysa kriz başladığında, başında Hükûmet “Teğet geçecek.” söyleminden vazgeçseydi ve buna biraz da tedbir alsaydı bugün tersanelerimiz bu durumda olmayacaktı. Kriz öncesi kredi verebilmek için denizcilerin kapısından eksik olmayan bankalar, denizcilikten kazandıklarını unutup mevcut kredileri geri çağırmak için birbirleriyle yarışmasalardı bugün binlerce kişi işsiz kalmayacaktı, ekonomimiz bu derecede sıkıntıya girmeyecekti.

Durum bizde böyleyken dünya deniz ticaret filosu hükûmetlerin destek ve teşvikleriyle kriz yıllarında da devam etmiştir. Bizde de AKP Hükûmeti her ne kadar söylemlerinde “Üç tarafı denizlerle çevrili ülke sahibiyiz.” deseler de denize sırtını dönmüşlerdir. Uzak Doğu ülkeleri, Çin başta olmak üzere Güney Kore, Vietnam, Bangladeş gibi ülkeler denizcilik sektörünün devlet tarafından desteklenmeleri ile ayakta kalmışlar ve dünya yeni gemi inşa pastasından çok büyük kısmını ele geçirmişlerdir. Dünyanın en önemli denizcilik yayınlarından olan ShipYard Monitor isimli derginin Ocak 2013’te yayımladığı son rapora göre, armatörler geçen yıl gemi yatırımları için 1.087 adet gemi siparişi vermişlerdir. Bundan bizim aldığımız pay yüzde 1’dir.

Değerli dostlar, değerli milletvekilleri; yaklaşık beş yıldır denizcilik sektörüyle ilgili zaman zaman bu kürsüden ve her platformdan derdimizi, sıkıntımızı anlatmaya çalışıyoruz ama bir şeyi samimiyetimle söylemek isterim ki: Denizcilikten sorumlu Sayın Bakan bu konuda, denizden sorumlu olmasına rağmen, yetkili olmasına rağmen sınıfta kalmıştır. Bunu kendisi de kabul etmiştir çünkü müsteşarlık olan Denizcilik Müsteşarlığını kapatıp bir genel müdürlük düzeyine indirgemiştir ve dolayısıyla da bunu kendisi de kabul etmiştir.

Dün, 57’nci Hükûmete kızan Sayın Bakan, 57’nci Hükûmet döneminde tersanelerin çok zor durumda olduğu günlerde 50 milyon TL gibi bir kredinin verilmesini sağlamış ve insanların, tersanelerin ayağa kalkmasını, hayatını idame ettirmesini sağlamışlardır ve bu kredilerin hepsinin geri dönüşleri olmuştur.

Geçmişte ne olmuşsa olmuş, bundan sonra ne yapabiliriz? Sayın Bakan, bunlarla ilgili hazırlık yapmış mıdır? Bana göre hazırlık yapmamıştır. Peki, Sayın Bakan, hiç mi iyi bir şey yapmamıştır? Sayın Bakan, iyi bir şey yapmıştır, o da şudur: Yeni tersane alanları açmıştır ancak açtığı alanları da kendi yandaşlarına tesis etmiştir. Dolayısıyla, bu yanlış devam etmiştir ve bugün Türkiye’deki tersanelerin sadece ve sadece yandaşların dışında çalıştığını söylemek maalesef mümkün değildir.

Bugün ne yapılabilir? Bugün şu yapılabilir: Dün, Kredi Garanti Fonu’ndan kredi kullanılmasını sağlayan Sayın Bakana bu kredinin yanlış çıktığını ve bunun kimseye faydasının olmayacağını söylediğimizde, Sayın Bakan “Kredibilitesi olanlara biz kredi veriyoruz.” demiştir ve insanları sadece ve sadece kredibilitesi olanlara -sıkıntısı olanlara verilmemek üzere- bir kredi tahsisi yapmıştır. Bu da sektörü zor durumda bırakmıştır.

Sayın Bakan bir şey yapmalı, tekrar kendisi bir ekip, bir komisyon oluşturmalı bununla ilgili, denizcilik sektörünün mutlaka sorunlarını tespit etmelidir. Eğer bunu yapmıyorsa, tersanelere bir can suyu veremeyecekse ve bununla ilgili bir çalışma yapmayacaksa Sayın Bakan, bu tersaneleri kapatsın. Eğer bunu da yapamıyorsa akil adamları devreye soksun, tersanelerle ilgili bir akil adamlar heyeti oluştursun, bu sıkıntıları yerinde tespit etsinler ve gelsinler, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuyu gündeme getirsinler diyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan İrlanda Parlamento milletvekilleri Dominic Hannigan, Ciaran Lynch ve Gerald Nash’a Başkanlıkça "Hoş geldiniz." Denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çevresinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin davetlisi olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan İrlanda Parlamento milletvekilleri Sayın Dominic Hannigan, Sayın Ciaran Lynch ve Sayın Gerald Nash şu anda Meclisimizi teşrif etmiş bulunuyorlar. Kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

Gündeme geçiyoruz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Değerli Başkanım, söz istedim, söz!

BAŞKAN – Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Söz istedim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 22 milletvekilinin, bilinçsiz tüketim ve israf konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tüm dünyanın önemsediği, sıkıntı duyduğu ve çözüm bulmaya çalıştığı bilinçsiz tüketim ve israf alışkanlığı Türkiye için de önemli bir boyuta ulaşmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı verilerine göre, 12 milyon 751 bin yoksulun bulunduğu Türkiye’de ciddi bir şekilde israf söz konusudur. Beslenme, sağlık, eğitim, barınma vs. harcamalarımızı doğru olarak yönlendiremememiz nedeniyle Türkiye’de bir yılda yaklaşık 300 milyar doların israf olduğu belirtilmektedir. Ülke kaynaklarının heba olduğu böylesi önemli konuda Hükûmetin gerekli çalışmaları ve araştırmaları yaparak acilen önlem alması gerekmektedir. Türkiye’de oldukça büyük rakamlara ulaşan yoksul sayısını azaltabilmek için herkesin üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmesi, israfın önlenmesi, tasarruf bilincinin ülkemizde yerleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de farkında olarak veya olmayarak kamu kuruluşlarında, özel sektörde ve kişisel olarak büyük savurganlıklar yapılmakta ve ülke kaynakları heba olmaktadır. Beslenme, sağlık, eğitim, barınma vs. harcamalarımızı tasarruflu bir şekilde, doğru uygulayamadığımız için Türkiye’de israfın yaklaşık 300 milyar dolara yaklaştığı yapılan araştırmalarla belirlenmiştir.

Türkiye'nin enerji, tarım, gıda, su ve ilaç gibi en temel alanlardaki savurganlığına yönelik araştırmaların yapılarak çözüm önerileri üretilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

Bu konuda bazı sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve çözüm önerileri bulunmaktadır. Ülke olarak bu çalışmaları da iyi bir şekilde değerlendirerek dikkate almamız gerekmektedir.

Yapılan araştırmalar günde yaklaşık 6 milyon adet ekmeğin israf olduğunu, bu israfın yıllık 450 bin ton buğdaya eşit olduğunu ve ekonomimize 900 milyon TL civarında kayıp sağladığını açıklamakta, israf edilen suyun mali boyutunun ise 3 milyar lira, yıllık enerji kaybının yaklaşık 17 milyar lira, ilaçtaki kaybın 500 milyon dolar olduğu raporlarda belirtilmektedir. Böylesi önemli konuda akılcı çözüm arayışları içerisine girmiş olan Avrupa ülkeleri de yiyeceklerin çöpe atılmasının önlenmesi ya da geri dönüşüm işleminin hızlandırılması amacıyla proje arayışına girmiştir. Dünya da yılda yaklaşık 10 milyon insanın açlık ve yetersiz beslenmeden öldüğü buna karşın 1 milyar 300 milyon ton yiyeceğin çöpe gittiği yapılan araştırmalarda belirtilmektedir.

Dünyada 800 milyondan fazla kişi kronik olarak açlık çekmektedir. Her beş saniyede bir çocuk açlığa bağlı nedenlerle yaşamını yitirmektedir. Açlığa bağlı sorunlar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı savaşta ölenlerden fazladır. Gelişmiş ülkelerde yılda 220 milyon ton yenebilir ürün heba edilmektedir. Bu miktar neredeyse Afrika ülkelerinin yıllık toplam gıda üretimine denk gelmektedir.

Dünyada açlık istatistiklerine ilişkin verilere baktığımızda Türkiye'nin de bu konuda radikal kararları bir an önce almasının gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır. Gelecek nesillere de doğru tüketim bilincinin kazandırılması açısından konunun önemi büyüktür.

Yukarıda kısaca özetlenen nedenlerle; Türkiye’de israfın önlenmesine yönelik araştırmaların yapılarak bir an önce gerekli önlemlerin alınması amacıyla TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri ile Anayasanın 98’inci maddesi gereğince "Meclis Araştırması" açılmasını arz ederim. 13.02.2012

1) Muhammet Rıza Yalçınkaya                    (Bartın)

2) Ali Sarıbaş                                               (Çanakkale)

3) Namık Havutça                                        (Balıkesir)

4) Haydar Akar                                            (Kocaeli)

5) Mehmet Hilal Kaplan                               (Kocaeli)

6) Ahmet İhsan Kalkavan                             (Samsun)

7) Ayşe Nedret Akova                                 (Balıkesir)

8) İhsan Özkes                                             (İstanbul)

9) Bülent Tezcan                                           (Aydın)

10) Ali İhsan Köktürk                                  (Zonguldak)

11) Aylin Nazlıaka                                       (Ankara)

12) Celal Dinçer                                           (İstanbul)

13) Erdal Aksünger                                      (İzmir)

14) Tolga Çandar                                          (Muğla)

15) Emre Köprülü                                        (Tekirdağ)

16 Mehmet S. Kesimoğlu                             (Kırklareli)

17) Mustafa Serdar Soydan                          (Çanakkale)

18) Hasan Akgöl                                          (Hatay)

19) Kemal Değirmendereli                           (Edirne)

20) Hurşit Güneş                                          (Kocaeli)

21) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                     (Kayseri)

22) Osman Aydın                                         (Aydın)

23) Recep Gürkan                                        (Edirne)

2.- İstanbul Milletvekili Umut Oran ve 21 milletvekilinin, merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun, ortak çalışma ve uyumun denetlenmesi ile bu uyumun önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yerel yönetimler, yerel seçimler sonucunda halkın iradesiyle belirlenen, demokratik bir toplumun temel organları olduğu gibi, kamu hizmetlerinin yerinden halka sunulması noktasında da çok büyük bir öneme sahiptir.

Ülkemizde her düzeyde bulunan yerel yönetimlerin, etkin, verimli ve yapıcı bir şekilde çalışması ise merkezî yönetimin sorumluluk alanındadır. Demokratik bir toplumda merkezî yönetimler, yerel yönetimlerin olanaklarını arttırmalı, hiçbir ayrım yapmaksızın yerel yönetimlerin ihtiyaçlarını karşılamalı ve nihayetinde de halka hizmetin etkin bir şekilde ulaşması için çalışmalıdır.

Bu açıdan, partizan tavırlarla, siyasi görüş, inanç ayrımı yapılarak belirli yerel yönetimlerin sürekli bir şekilde merkezî yönetim baskısı altına alınması, ihtiyacı bulunan kaynaklara erişiminin engellenmesi, yerel yönetimin çalışmasını engelleyecek seviyede soruşturma, denetim ve diğer uygulamalara maruz kalması kabul edilemez.  Çünkü, burada cezalandırılan ne yerel yönetim ne de yöneticinin mensubu bulunduğu partidir, burada cezalandırılan ihtiyacı olan hizmetlere ulaşamayan halktır, toplumun bütün kesimleridir.

Demokratik bir ülkede temel bir ilke olması gereken bu düşüncenin aksine olaylar yaşandığına halkımız şahit olmaktadır. Kamuoyuna yansıyan onlarca haberde muhalif partilere mensup seçilmiş yöneticilerin onlarca soruşturma geçirdiği, çalışma koşullarının engellendiği, en ufak bir kaynak ihtiyacının bile sağlanmadığı yönünde bilgiler vardır.

Bu sebeple, merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun, ortak çalışma ve uyumun denetlenmesi, bu uyumun önündeki engellerin tespiti amacıyla, Anayasa'nın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırılması açılmasını saygılarımla arz ederim.

1) Umut Oran                             (İstanbul)

2)  Hurşit Güneş                         (Kocaeli)

3) Aylin Nazlıaka                        (Ankara)

4) Emre Köprülü                         (Tekirdağ)

5) Celal Dinçer                            (İstanbul)

6) Erdal Aksünger                      (İzmir)

7) Levent Gök                             (Ankara)

8) Ahmet İhsan Kalkavan           (Samsun)

9) Recep Gürkan                         (Edirne)

10) Mustafa Serdar Soydan        (Çanakkale)

11) Ali İhsan Köktürk                (Zonguldak)

12) Tolga Çandar                        (Muğla)

13) Mehmet S. Kesimoğlu          (Kırklareli)

14) Hasan Akgöl                        (Hatay)

15) Kemal Değirmendereli          (Edirne)

16) Mehmet Şevki Kulkuloğlu   (Kayseri)

17) Haydar Akar                         (Kocaeli)

18) Osman Aydın                       (Aydın)

19) Ayşe Nedret Akova              (Balıkesir)

20) Musa Çam                            (İzmir)

21) Nurettin Demir                     (Muğla)

22)  Selahattin Karaahmetoğlu    (Giresun)

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve 21 milletvekilinin, Bingöl’deki bir jeotermal su kaynağının özelleştirilmesi işleminin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/575)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda sıralanan durumlar: Doğal kaynak zenginliklerimizden biri olan, termal su kaynakları kapsamına giren Bingöl ilimiz Karlıova ilçesi Hacılar köyünde bulunan termal su kaynağına ilişkindir.

Bu termal kaynak su 500 metre derinde, 70 derece sıcaklığa sahip ve saniyede 30-35 litre akışkanlığa sahiptir. Söz konusu bu termal suyun kamu yararına değerlendirilmesi ile ilgili olarak özelleştirme kararı ihale değerlendirmesi, ihale süreci ve kamuya sağladığı gelir bakımından ciddi sıkıntılar barındırmaktadır. Termal suyun kamuya olan sadece sondaj bedeli bile özelleştirme sürecinde karşılanamamıştır. Dolayısıyla, bu süreç tüm Bingöl kamuoyunda infiale yol açmıştır. Hacılar köyümüzdeki termal suyun bulunup ihale edilmesine kadarki sürecin incelenmesi; bu süreçte halkın ve kamu yararının araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98, TBMM İçtüzüğü 'nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince araştırma komisyonu kurulmasını talep ediyoruz.

Gerekçe:

Hacılar köyündeki özelleştirilen termal kaynak suyu ilimizin bir diğer bölgesindeki Hamamlar mevkisinde bulunan ve termal kaplıcada kullanılan kaynak suyunun işletme hakkını kullanan, sahibi ve yönetim kurulu başkanlığı aynı kişi tarafından yürütülen Özyapıcılar Ltd. Şti'ne verilmiştir. Bu kaynak suların Özyapıcılar Ltd. Şti'ne ihale edilmiş olması, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Kanunu’nda bulunan ve kaynak suların tek elde toplanmasının önlenmesini öngören madde 2 (d) bendindeki yasaklı duruma aykırılık teşkil etmektedir. Hacılar köyümüzde bulunan termal kaynak suyun ihaleye çıkarılması sürecinden ihale sonucunun belirlenmesi sürecine kadar gelişen zamanda 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un madde 2 (ı) bendindeki aleniyet kuralına aykırılık teşkil etmesi, şöyle ki; ihalenin Bingöl kamuoyuna ilanının, ihale bedelinin, ihaleye kaç firmanın katıldığının, termal kaynak suyu bulunurken ödenen maliyetin belli olmaması, ihalenin kamusal anlamda fayda maliyet analizinin yapılmamış olması, ihale edilen şirketin tekelleştirme yasağına uygunluğunun  denetlenmesi  durumu  gerekmektedir. Hacılar köyümüzde bulunan termal kaynak suyun işletmesini alan şirketin ödediği bedel, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un madde 13 (b) bendindeki millî yararın korunması ilkesine aykırılık teşkil etme durumunun problemli olduğu net bir şekilde ortadadır. Hacılar köyümüzdeki termal kaynak suyunun 4046 sayılı… Özelleştirmeye hazırlanma sürecine ilişkin yapılan hazırlıkların ne aşamalar kaydettiğinin incelenmesi ve termal suyun özelleştirilmesinden elde edilen meblağdan Hacılar köyü Karlıova ilçesi ve Bingöl ilinde ikamet eden veya faaliyet gösteren kişi ve kurumların yararlanamaması il kaynaklarının kullanımına ilişkin toplumsal bir duyarlılık yaratmıştır. Bu duyarlılığın karşılanması gereklidir. Söz konusu termal su kaynağının 470 bin dolara ihale edilmesi ve bu bedelin ödeme takvimi bu termal suda bulunan miktar üzerinden değerlendirildiğinde, termal olmayan doğal kaynak içme suyu piyasa fiyatı üzerinden hesaplanması bile 470 bin dolardan daha yüksek bir meblağ ortaya çıkarmaktadır. Bu durumun; kalkınma ihtiyacı olan ilimizin kaynaklarının belirlenip kamu yararına kullandırılması hayata geçirilmelidir. AK PARTİ Bingöl Milletvekilinin seçim sürecinde, ki termal su kaynağının kamusal yatırım yoluyla milyon dolarlık maddi getiri ve yüksek istihdam yaratması beyanlarının bulunması ve bu termal suyun sera, ısıtma ile tarımcılık alanında da kullanılacağına dair proje çalışmalarının yapıldığının ifadesi belirtilmesine karşın sürecin özelleştirme yoluyla yürütülmesinin yarattığı tahribat kamusal hayatta önemli yer tutmaktadır.

Yine aynı şekilde, Bingöl eski Valisi İrfan Balkanlıoğlu'nun termal kaynak suya ilişkin yatırıma hazırlandığını ve çokça yatırım alanında milyonlarca dolar getiri elde edilebilecek şekilde kullanılabileceğini belirtir açıklamalarının yarattığı kalkınma umudu hâlâ bir müdahale sonucu yeşerecek gibi durmaktadır.

Son olarak ise MTA'nın sondaj çalışmalarının yüklendiği maliyet ve burada ödenen maliyetin vatandaşlarımızın ödediği vergilerden karşılanması, beraberinde söz konusu maliyetin meblağıyla ilgili kuşkuları uyandırmaktadır.

Tüm bunların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

1) İdris Baluken                               (Bingöl)

2) Pervin Buldan                              (İğdır)

3) Hasip Kaplan                               (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                    (Muş)

5) Murat Bozlak                               (Adana)

6) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

7) Ayla Akat                                    (Batman)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu              (Bitlis)

9) Emine Ayna                                 (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                        (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                   (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                                   (Hakkâri)

13) Esat Canan                                 (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                   (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                           (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                         (Kars)

17) Erol Dora                                   (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                         (Mersin)

19) Demir Çelik                               (Muş)

20) İbrahim Binici                            (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                 (Van)

22) Özdal Üçer                                 (Van)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

C) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi ve Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un, Avrupa Birliği Konseyi İrlanda Başkanlığı tarafından 28-29 Nisan 2013 tarihlerinde İrlanda'nın başkenti Dublin'de düzenlenecek olan Parlamento İstihdam, Girişim, Yenilik ve Sosyal İşler Komisyonları Başkanları Toplantısına katılmasına ilişkin tezkeresi (3/1202)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa Birliği Konseyi İrlanda Başkanlığı tarafından 28-29 Nisan 2013 tarihlerinde İrlanda'nın başkenti Dublin'de düzenlenecek olan Parlamento İstihdam, Girişim, Yenilik ve Sosyal İşler Komisyonları Başkanları Toplantısına, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi ve Bolu Milletvekili Ali Erçoşkun’un katılması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                               08/04/2013

                                                                                                               Sadık Yakut

                                                                                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                             Başkanı Vekili

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullananlara karşı kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/381) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                        09/04/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 09/04/2013 Salı günü (Bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’ uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Muharrem İnce

                                                                                                            Yalova

                                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan (toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullananlara karşı kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan) 10/381 esas numaralı Meclis Araştırma Önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 09/04/2013 Salı günkü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Muharrem İnce, Yalova Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sokakta şiddet, okulda şiddet, ailede şiddet, mahkemede şiddet, Silivri’de şiddet, Mecliste şiddet. Her yanımız şiddet oldu, gaz oldu, tazyikli su oldu, cop oldu. Dün yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum ve bilgi kirliliğini önlemek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, 45 milletvekili arkadaşımızla Silivri’ye gittik. Biz o mahkemelerin siyasi mahkemeler olduğunu düşünüyoruz, buna inanıyoruz; orada hukuk olmadığını, adalet olmadığını, yargılama olmadığını, “mahkemecilik” oynandığını söylüyoruz ve yasamanın bir üyesi olarak nasıl ki yargıçlar Türk milleti adına yargılama yapıyorsa biz de Türk milletini temsil ediyoruz. Anayasa’nın 80’inci maddesi net, milletvekili kendisini seçenlerin ya da seçildiği bölgenin değil, bütün milletin temsilcisidir, diyor. Biz bu gerekçelerle oraya gittik. Olağanüstü güvenlik önlemlerini anlayabilirim, hiçbir itirazım yok; abartılmış olabilir, insanı tahrik ediyor olabilir, bütün bunlara rağmen biz 45 milletvekili arkadaşımla salona girdik. Salonun girişinde, tam karşıda mahkeme başkanlık divanı, sağ taraf avukatlara ayrılmış, sol taraftaki masaların not tutulacağı yerler de boş tutulmuş, jandarma orayı kesmiş, hemen girişteki sol köşede milletvekilleriyle, basın mensupları kucak kucağa yani 40 sandalye varsa 70 kişi orada.

Şimdi, bağırıyoruz, daha duruşmaya geçmemiş, diyoruz ki: “Sayın Yargıç, Sayın Başkan, burasını niye boş tutuyorsun?” Basın mensupları diyor ki: “Biz not almak istiyoruz, orada masalar var, orada rahat çalışabiliriz.” Biz de diyoruz ki: ”Biz de milletvekiliyiz, bak, yarın Genel Kurulda bunları anlatacağız, not almamız lazım, orada boş duruyor o sandalyeler”. “Bu sefere mahsus böyle olacak.” diyor. “Ya, neden böyle olsun?” “Ben böyle istedim.” diyor. Bu, keyfî bir yargılamadır.

Ara verdi, ara verdikten sonra bizleri davet etti mahkeme heyeti. Ben, Genel Başkan Yardımcımız Sayın Bülent Tezcan ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın Umut Oran’la birlikte mahkeme heyetinin yanına gittik. Konuşmalarımız şu şekilde geçti: “Sayın Yargıç, ben hukuk tahsili yapmadım ama bu mahkemede adalet olmadığını görmek için hukukçu olmaya gerek yok çünkü karga sesiyle bülbül sesini ayırt etmek için müzisyen olmaya gerek yok.” dedim. Yanlış yaptıklarını, neden milletvekillerine kötü davranıldığını, neden milletvekillerinin o sıralara oturtulmadığını, basın mensuplarının niye oturtulmadığını anlattım. Gayet sevecen bir ifadeyle, yüzlerine de söylediğim için burada söylüyorum, basın açıklamasında da söyledim,  “İleride sizin çocuklarınız sokağa çıkamayacak.” dedim. Bu bir tehdit değildir. Bu bir geleceğe ait öngörüdür. Salim Başol’u da örnek verdim, Menderes’i idam edeni örnek verdim, dedim ki: “İleride sizin çocuklarınız bu verdiğiniz karadan utanacaklar. Benim babam, benim dedem şu kararı vermişti, Silivri’de haksız, hukuksuz davranmıştı, keyfî davranmıştı…” Bu bir tehdit değil ki. Aa bir çıktık, Bülent Arınç’ın açıklaması: “Muharrem İnce örgüt elebaşısı gibi.”; Bekir Bozdağ: “Eşkıyalık.”; Sadullah Ergin: “Yargıya, mahkemeye baskın.”; Başbakan: “Yargı gereğini yapacak. Konu Meclise geldiğinde de biz gereğini yapacağız.”

Başbakana Cem Karaca’nın bir şarkısıyla anlatayım: Namus belasına gardaş, yattığımız zindan bizim, hiç merak etmeyin. Yani biz senin belana gider Silivri’de de yatarız. Korkacak hâlimiz falan yok.

Başbakanın bu tavrı yargıya talimattır. Yargıya talimat veriyor Başbakan, diyor ki: “Bak, o CHP milletvekilleri var ya, sen gereğini yap, Genel Kurula geldiğinde ben onların dokunulmazlıklarını kaldırırım.” Aynı resti BDP’lilere de çekmişti. Ne oldu? Niye yapamadın? Senin dokunulmazlığın senin olsun, Cumhuriyet Halk Partisinin 134 milletvekilinin 134’ünün de dokunulmazlığını kaldırın. Size söz veriyoruz, biz hepimiz oy vereceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Gelin kaldırın.

Biz yargıya hakaret etmişiz, yargıya baskın yapmışız. Yargıya hakaretin kralını bilir Başbakan, kralını. Bakın, ben size bir örnek anlatayım. Ben hayatımda hiç yargıca, savcıya, mahkemeye hakaretten ceza almadım. Ama Başbakan 89 seçimlerinde Beyoğlu Belediye Başkan adayıydı. 89 seçimlerinde Beyoğlu Belediye Başkan adayıyken seçilemedi. O seçilememenin üzüntüsüyle görevli yargıca hakaret ettiği gerekçesiyle on ay hapis cezasına çarptırıldı ve bu ceza paraya çevrildi. Yani ne çabuk unuttun o günleri? Sayın yargıçlarda, o mahkemenin sayın üyelerinde birazcık vicdan varsa, birazcık, şu kadarcık vicdan varsa, o arka odada onlarla birlikte partinin üç yöneticisi olarak, iki genel başkan yardımcımızla birlikte nasıl konuştuğumuzu, ne konuştuğumuzu çok iyi anlatacaklardır. Eğer onlarda vicdan varsa çıkar açıklama yaparlar. Bana söylediğini söylüyorum, dedim ki: “Milletvekillerini ayakta, bu şekilde muamemeleye tabi tutamazsınız.” Bana dediği şey: “Duruşma başlamadan önce sizi arayacağım. Mahkeme heyeti olarak kararımızı vereceğiz.” Hatta hatta “Oraya aldığımızda, milletvekilleriyle bir taşkınlık olur mu? Yakın olacaklar, olur mu?” dedi. “Ben, partinin Parlamentodaki, Genel Başkanımızın temsilcisiyim. Ben arkadaşlarım adına size söz veriyorum, en ufak bir şey olmaz, siz hiç merak etmeyin.” dedim.  Hatta “Biz, dışarıdaki insanların taşkınlık yapanları varsa onları da yatıştırırız.” dedik. Hatta bizden subaylar yardım istedi. Genel Başkan Yardımcımız Umut Oran’ı aradılar, yardım istediler. Biz de gittik “Yardıma hazırız.” dedik. Bu, doğru bir şey değil. Bu, doğru değil. Kimse yargıya talimat veremez, yargınızdan da korkumuz falan yok, bunu da böyle bilin. (CHP sıralarından alkışlar) Kimseden korkumuz yok bizim. Allah’tan başka kimseden korkmayız biz, biz bir tek Allah’tan korkarız. Bakın, siz, tabii, Allah’tan değil Amerika’dan daha çok korkarsınız.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Buna “zeytinyağı gibi üste çıkmak” denir.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, Bülent Arınç diyor ki: “Bu örgütün elebaşısı Muharrem İnce’ydi.” Bak, dün basın toplantısında söylediğimi, Meclisin tutanaklarına geçsin diye söylüyorum. Abdullah Öcalan’ı, geçenlerde, tanımlarken “Ya, namazında niyazında birisidir.” dedi. Hatta yetmedi, devletin bürokratına da talimat verdi, o da “Doğru, şahitlik ederim.” dedi. Bülent Arınç beni elebaşı yapmak istiyorsa çocukluğuma kadar bir araştırsın, buna benzer bir şey bulacaktır diye düşünüyorum. Biraz araştırmasını teklif ediyorum kendisine.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Sonradan mı böyle oldun?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi, yine, bir bakın, başka bir şey daha söyleyeyim size. Bugün yine bir uyanıklık yapıyorsunuz, onu açıklayacağız biraz sonra. Biz bir önerge veriyoruz, siz bir önerge veriyorsunuz. Taban tabana zıt önergeler. Şimdi ikisini burada birleştirip, aklınız sıra, bize gol atmaya çalışıyorsunuz. Bunu anlatacağım ama bu sizin zaten yapınızda var.

10 Kasım 2009, Suat Kılıç bu kürsüye çıktı -Sayın Mesut Yılmaz da milletvekili olarak arkada oturuyor- dedi ki: “Siz bu ülkenin kaynaklarını nasıl peşkeş çektiniz?” Sayın Mesut Yılmaz da geldi, dedi ki: “Ne peşkeş çektiysek çık, o kapalı tutanakları açıkla.” Siz burada rest çektiniz “Milletin paralarını yedi bu Hükûmet.” diye, Mesut Yılmaz size rest çekince kendi önergenizden tornistan yaptınız, burada, geldiniz “hayır” oyu kullandınız. O dönem milletvekilleri, geçen dönem milletvekilleri bunu çok iyi bilir. Siz kendi önergenize “ret” oyu vermeye alışkınsınız ama bizim önergemizde siz diyorsunuz ki: “Çözüm sürecine ilişkin.” Bizim önergemiz öyle bir şey demiyor. Neyse, biraz sonra bunu konuşacağız ama bizim yargıya talimat veren bir Hükûmetten de, ondan talimat alan yargıdan da, hiç kimseden korkumuz yok. Bunun böyle bilinmesini istiyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Oğuz Kağan Köksal, Kırıkkale Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum ve Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Anayasa’mız, toplantı ve gösteri yürüyüşlerini teminat altına almıştır. Anayasa’mızın 34’üncü maddesinde bu teminat altındadır. Sadece Anayasa’mız değil, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu da bu toplantı ve gösterilerin nasıl yapılacağını planlayarak o şekilde ilan etmiş ve bu kanuna bağlı olarak da hazırlanan tüzükler ve yönetmelikler toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin ne şekilde olduğunu anlatmıştır.

Baktığımızda, evet, toplantı ve gösteriler anayasal teminat altındadır, hiçbir yerden izin alınmadan bu yapılır ama yapılırken bazı şartları var, biraz sonra oraya geleceğim. Ama özellikle, ben AK PARTİ olarak düşüncemizi burada bir kere daha anlatmak istiyorum. AK PARTİ kendi felsefesinde zaten “Ne kadar çok demokrasi, ne kadar çok hak.” onunla ilgili bir felsefe çizmiş ve onu uygulamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın içerisinde, kurduğu bütün hükûmetlerde de yasal hakları, anayasal hakları teminat altına alacak çalışmalar yapmıştır, şu andaki çalışmaların özünde de gene bu vardır. Bu noktadan baktığımızda, bir kimse AK PARTİ’yi demokrasiye, haklara ve kanunlara uygun hareket etmemekle suçlarsa yanlış bir suçlama yapmış olur. Ben bu noktaya değindikten sonra tekrar 2911 sayılı Kanun’a geleceğim.

Başta da söylediğim gibi, mutlaka, bu kanunda izin alınmadan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı var ancak, kanunun ilgili maddelerine baktığımız zaman, bu hakkı kullanmak için bazı şartlar var. Bu şartların başında, işte, toplantı ve gösteri yürüyüşünün belirtilen yerde, verilen saatte yapılması bir esas. Gene, teknik olarak, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılmasında gerekli heyetlerin imzaları, hepsi bir araya gelmesi lazım ki toplantı ve gösteri yürüyüşü olsun.

Toplantı, gösteri yürüyüşleri noktasında güvenlik kuvvetlerine atfedilen suçlamada Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği grup önerisinde güvenlik güçlerimizin orantısız güç kullandığı şeklinde bir iddia var. Her ne kadar Sayın Muharrem İnce o şeyin dışında birtakım şeyler söylemişse de aslında verilen önergede güvenlik güçlerinin orantısız güç kullandığı şeklinde bir şey olduğu için ben kendisinin konuşmasının değil de verilen önerge üzerinde konuşmak istiyorum. Çünkü onun diğer söylediği şeyler, zannediyorum, biraz sonra zaten düzeltilecek ama şunu ifade edeyim: Belki Sayın Başbakanımızın o, hâkimler veya hukukla ilgili, mahkemelerle ilgili sözünü çok iyi dinlememiş, o sözde şu var: “Mutlaka memlekette hâkimler vardır, gereğini yapacaktır.” anlamında, her vatandaşımızın söyleyebileceği bir sözdür.

Değerli milletvekilleri, 2911 sayılı Kanun’a baktığımızda -aynı kanunun 9’uncu, 10’uncu maddelerinde şekil şartı- diyor ki: “Genel yollar, mabetler ve buna benzer özellikle şehirler arası yollarda toplantı ve gösteri yürüyüşleri yapılamaz, silah kullanılamaz ve konusu kanunsuz hâle düştüğü zaman da güvenlik güçlerinin bu toplantı ve gösteri yürüyüşlerini mutlaka dağıtma mecburiyeti vardır, bunu yapmak zorundadır.” Olaya tam tersinden bakarsak, aslında toplantı ve gösteri yürüyüşlerindeki… Yirmi sene valilik, dört sene de emniyet genel müdürlüğü yapmış bir insan olarak pek çok toplantı, gösteri yürüyüşlerinin tedbirini aldım. Oradaki alınan tedbirlerin birinci amacı toplantı, ve gösteri yürüyüşleri hakkını kullanan insanların hakkını tam manasıyla kullanması adına polis teşkilatı veya jandarma oradadır yani özellikle onların bu anayasal haklarının yerine getirilmesi için orada. Ha, daha sonradan artık kanunsuz noktaya geldiği zaman, tabii ki anayasal hakkı değil, bundan sonra dağıtma, bu sefer de polisin veya jandarmanın oradaki görevi ortaya çıkıyor ki onlar da tabii ki görevini yapacaklar.

Tabii bu görevi yaparken orantısız güç iddiaları hep olagelmiştir çünkü bir tarafta kanunsuz hâle dönüşmüş bir eylem var ve o kanunsuz hâle dönüşmüş eyleme de müdahale eden bir güvenlik gücü var. Tabii ki güvenlik güçlerinin müdahale ettiği anda karşı taraftaki insanlar tarafından, kendileri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin kanunsuz hâle geldiğini düşünmeden, her toplantının sonunda bir orantısız güç iddiası ortaya atılır. Tabii ki polis teşkilatı bu güç kullanımında da kendi yönetmelikleri, Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu ve ondan sonra çevik kuvvetle ilgili yönetmelik çerçevesinde bu uygulamayı yapar ki ilk önce polislerimiz bu tür noktalara geldiği zaman mutlaka ve mutlaka, eksiksiz ve istisnasız –bunu iddiayla söylüyorum- önceden ikaz ederler, derler ki: “Sizin yaptığınız toplantı ve gösteri yürüyüşü şu sebepten dolayı kanunsuz hâle dönüştü, onun için lütfen dağılın.” Bu ikazı belki üç defa, beş defa yaptıktan sonra eğer bunun karşılığında artık dağılma olmuyorsa fiilî müdahale başlar. O yönetmelik gereği fiilî müdahale önce sözledir, daha sonra iterek dağıtma ve karşı taraftan taşlı, sopalı vesaire saldırı gelirse bunun şeyi değişerek kullanılır ama mutlaka polis teşkilatının, jandarma teşkilatının yaptığı en önemli şeylerden birisi ilk başta ikaz etmektir. Eğer kanunsuz hâle düşmüş olan, ikaza uyup da dağılırsa zaten ortada güç kullanma diye bir mecburiyet olmaz ve hiçbir zaman güvenlik kuvvetleri de bu tür toplantılarda güç kullanmayı arzu etmezler. İsterler ki toplantılar, huzur içerisinde ve kanunda belirtilen zaman ve süre içerisinde yapılsın.

İşte bununla ilgili de güvenlik güçlerimiz kendilerini planlamıştır, hep değişiklikler yapmıştır. Şöyle bir baktığımız zaman, son yıllarda -özellikle AK PARTİ hükûmetleri zamanında yapılan değişikliklerden bahsetmek istiyorum- bütün çevik kuvvetlerin miğferlerine, onların kendi numaraları yazılmıştır. Yani ola ki bir sebepten dolayı, kendi görevi olmadan güç kullanan bir polis memuru veya buna benzer bir görevli olduğunda daha kolay tespit edip ceza vermek yani orantısız güç kullanmayı caydırıcı bir unsurdur. Son zamanlarda miğferlerin içerisine mikrofonlar yerleştirilerek amirlerin daha rahat müdahale etme ve o müdahalenin sonunda da orantısız güce imkân vermeme çalışmaları olmuştur.

Gene öbür taraftan, baktığımızda, meslek içi eğitim çok önemli noktaya gelmiştir. Özellikle, çevik kuvvet gibi veya buna mümasil toplumsal olaylarda ilk karşılaşmada vatandaşla karşı karşıya gelecek birimler, her yıl eğitime tabi tutulmuştur. Bir baktığınız zaman her yıl çeşitli eğitimler… Bu eğitimler psikolojik eğitimler, insan hakları eğitimi, anayasal eğitim ve 2911 sayılı Kanun ve buna mümasil hakları içeren kanunlar noktasında eğitime tabi tutulmuştur.

Diğer taraftan, gene bu eğitimle de yetinilmemiş, partimiz olarak, Bakanlığımız olarak yeni yönetmelikler çıkarılarak bu haklar da garanti altına alınmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla da toplantı ve gösteri yürüyüşleri noktasında, polis ve jandarma teşkilatımız, asla ve asla orantısız güç kullanmaz ve kullanmak da istemez ama bir olay olduğu zaman da elbette ki kamu düzeni adına, kamu düzeni noktasında da müdahil olmak durumundadır, o noktada da müdahil olur. Çeşitli yerlerde bunun örneklerini de görüyoruz.

Bu noktadan baktığımızda, biz AK PARTİ olarak, insanların toplumsal haklarını kullanması için her türlü gayreti sarf eden bir parti ve bununla ilgili olarak da yasal düzenlemeleri, değişiklikleri yerine getiren bir parti olarak her türlü tedbiri almaktayız. Onun için -CHP önergesinde olduğu gibi- asla, biz, orantısız güç kullanıldığı noktasını kabul etmiyoruz. Tek, münferit olarak -teşkilat değil ama münferit olarak- bu hususa uymayanlar varsa da onlarla ilgili gerekli cezalar tatbik edilmekte, disiplin suçları noktasında gerekli çalışmalar yapılmaktadır.

O bakımdan, AK PARTİ olarak, Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önergenin aleyhinde olduğumuzu burada bir kere daha belirtiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ali Uzunırmak, Aydın Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi lehinde söz aldım. Hepinize saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, kolluk kuvvetleri deyince, her şeyden önce, toplumun huzuru için önleyici tedbirlerden başlayarak adaletin tecellisi için delil bulmaya ve delil saklamaya varıncaya kadar birçok hizmeti yerine getiren bir kamu kurumunun varlığından bahsediyoruz. Yarın Polis Haftası başlıyor. Toplumun huzuru ve adaletin tecellisi için gecesini gündüzüne katmış, şehit olmuş, gazi olmuş bu memleket evlatlarına şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi saygıyla andığımı bildiriyorum ve emanetlerinin önünde saygıyla eğiliyorum.

Değerli milletvekilleri, demokrasilerde tabii ki kurum, kurumsal zihniyet, kurumsal hata, kural hatası, şahsi hatalar, bunlar bütün değerlendirilerek tedbirler alınmalıdır. Dolayısıyla, kişisel hatalardan kurumlar yıpratılmamalı ama kural hatalarının olduğu bir demokrasinin kurumun varlığını sürdürerek korunması mümkün değildir. Dolayısıyla, eğer Türkiye’de orantısız güç kullanımıyla ilgili yaşanmış ve iddia olunanlar var ise, bunlar, uygulamayı yapan çocuklarımızdan mı kaynaklanmaktadır, yoksa kanunsuz talimatlarla bu uygulamaya zorlanarak vatandaşın hakları gasp mı edilmektedir? Bunun ortaya çıkartılması hem kurumun hem kişilerin hem de demokrasinin hakları ve sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla, böyle bir alanda araştırma yapılmasını, Meclisin hak ve hukuku koruması açısından önemli olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum.

Tabii ki, bu endişeler nerelerden kaynaklanmaktadır? Değerli milletvekilleri, Türkiye, meselelerini yeteri kadar ve doğru tartışmamaktadır. Yeteri kadar ve doğru tartışmadığı için şüphe esas durumuna gelmiştir toplumda; güven esas olmaktan çıkmış, güven istisna durumuna gelmiştir. Kurumlara şüpheyle bakılmaktadır, kişilere şüpheyle bakılmaktadır, kurallara şüpheyle bakılmaktadır, güven esas olmaktan çıkmıştır.

Peki, güvenin esas olmaktan çıkmasının sebebi nedir? İktidarın, hele hele yürütmenin yaptıkları ile söylediklerinin aynı olmamasından kaynaklanmaktadır. İktidar, söyledikleri ile yaptıkları aynı olmadığı için güvenini yitirmiştir, toplum ve muhalefet her şeyi şüpheyle ve tereddütle karşılamaktadır.

Değerli milletvekilleri, biraz siyasi tarih okuyarak, biraz Türkiye'nin, halkın yaşadıklarını halkın içinde hissederek durum değerlendirmesi yapmanızda fayda vardır. Türkiye, 1938’li yıllardaki Hitler Almanyası’nı yaşamaktadır; değerler çatışmakta, kurallar istismar edilmekte, kurallar çiğnenmekte ve kişi inisiyatifi kuralların önüne geçmekte.

Şimdi, düşünebiliyor musunuz, benim bir alternatif kutlama olarak belki tasvip etmediğim -alternatif kutlama olduğu için tasvip etmediğim; onu ısrarla söylüyorum çünkü cumhuriyet, hepimizin ortak değeridir ve cumhuriyet mutlaka ki kurumlarımızla hep beraber millet olarak kutlamamız gereken bir bayramımızdır- cumhuriyeti kutlamak için Türk Bayraklarıyla sokağa çıkan insanların üzerine biberli gaz sıkıldı, panzer yürüdü ama Diyarbakır meydanında, hiç alakası olmayan cenazeler oraya götürülüp orada kolluk kuvvetleri sahadan çekildi, PKK militanları takım elbiselerle, beyaz atkılarla, turnusol olacak iddiasıyla orada kortejler yönettiler ve Diyarbakır’da Türk Bayrağı hastanenin önünde gönderden indirildi; bu, basından gizlendi. Peki, şimdi, kolluk kuvvetleri bu ülkede Türk Bayrağı gönderden indirilirken olaya müdahale etmeyecek de acaba ne zaman müdahale edecek? Türk Bayrağı’yla yürüyenlerin üzerine kolluk güçlerini gönderen irade acaba Türk Bayrağı’nın indirildiği yerde niye o iradesini göstermiyor? Böyle uygulamalar olursa bu kolluk güçlerinin -biraz önce Sayın Komisyon Başkanımızın, eski Valimizin ifade ettiği şekilde- kurallara uygun, kurallara dayalı, kanuna dayalı, yönetmeliğe dayalı kullanıldığını iddia etmek acaba ne kadar geçerlidir, ne kadar doğrudur, ne kadar ikna edicidir? Dolayısıyla, kuralların eğer ülkeyi yönetmesini istiyor isek o zaman kuralların kişi inisiyatifleriyle bozulup bozulmadığının, bunların gerçek müsebbiplerinin kimler olduğunun, hataların nereden kaynaklandığının tespit edilmesi demokrasi açısından, kurumlar açısından, kişiler açısından önemlidir diye ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, demokrasilerde kişi inisiyatifleri sınırlandırılmıştır. Bugün Türkiye’de yaşananlar, yaşatılmak istenenler kişi inisiyatiflerinin nerelere kadar sınırsızca kullanıldığının bir işaretidir. Neden bahsetmek istiyorum? Akil insanlar komisyonları kuruldu. Nasıl kuruldu? Hangi yasaya uygun kuruldu? Bunların harcamalarının hangi bütçeden, nerelerden karşılanacağı, bunların harcamalarının ne kadar hukuki olduğu… Eğer bunlar devletin herhangi bir kurumu tarafından -Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsünden uyarıyorum- yasalara uygun şekilde görevlendirilmedi ise bunlar hangi düşünceleri, kimi ikna etmeye çalışacaklardır? Bir ülkede, bakanların “Geldikleri gibi gitsin.” dedikleri suç işlemiş insanların suçlarının affedilmesi için, bunların başka alanlara kaydırılması için Türk halkını mı ikna edeceklerdir?

Değerli milletvekilleri, bu ülkede yanlış propagandalarla kimse halka psikolojik harekât yapılmasına fırsat vermemelidir. Bu ülkede hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kan üzerinden siyaset yaparak “Kan aksın, bilmem şu olsun, bu olsun.” demiyor; böyle bir ithamı şerefsizlikle suçluyorum. Hiç kimse bu ülkede vatandaşının kanı aksın istemez. Elbette ki kan dursun, anaların göz yaşı dursun ama biz, eğer bu ülkede terörü bitirmek istiyorsak, eli silahlı teröristleri ikna etmelisiniz. Eli silahlı teröristleri ikna etmek yerine, kanı akıtanları ikna etmek yerine, kanı akıtılanları, kanı, canı gidenleri “Acaba kan akıtanları nasıl affederim, onları nasıl millete kabullendiririm, hangi pazarlıkla onları vatandaşa kabul noktasına getiririm.” diye kanı akıtılanları ikna etmeye çalışırsanız, kaybettiğiniz parayı yanlış yerde arıyorsunuz. İkna edilmesi gereken, kanı, canı akıtılan değil kan akıtanlardır.

Dolayısıyla, bu ikna heyetlerinde görev alanlar, dünden bugüne açılımın başladığı 2009 yılından bugüne kadar devletin herhangi bir kurumunda görevlendirilmiş midir açık veya örtülü? Bunlar 2009’dan bugüne kadar devletin herhangi bir kurumundan proje karşılığında başka alanlarda destek almışlar, maddi menfaat sağlamışlar mıdır? Bugünden sonra devletin herhangi bir kurumundan bir kimlik altında görevlendirilmişler midir veya proje karşılığında başka alanlarda devletin herhangi kurumlarından maddi destek sağlayacaklar mıdır hayatlarının herhangi bir safhasında?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Bütün bunlar aydınlatılmalıdır. Biz bu araştırma önergesinin lehinde olduğumuzu ifade ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Çeşitli İşler (Devam)

2.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Kanada Parlamentosundan Kanada-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı David Emmerik van Kesteren ve beraberindeki milletvekili heyetine Başkanlıkça "Hoş geldiniz." Denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ülkemizi ziyaret etmekte olan, Kanada Parlamentosundan, Kanada-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı David Emmerik van Kesteren ve beraberindeki milletvekili heyeti Meclisimizi teşrif etmiş bulunmaktalar. Kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullananlara karşı kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/381) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mustafa Gökhan Gülşen, Kastamonu Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA GÖKHAN GÜLŞEN (Kastamonu) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisine hangi sebeplerle karşı olduğumuzu Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın Oğuz Kağan Köksal teferruatlı bir şekilde anlattı. Özetle, polisimiz dün olduğu gibi bugün de kanunlar çerçevesinde görevini ifa etmeye gayret etmektedir. Hata yapan varsa bunlar hakkında gerekli işlemler yapılmaktadır. Bu sebeple, orantısız güç kullanıldığı iddialarını kabul etmiyoruz.

Yoğun gündemimize bir an önce geçmek için sözlerimi daha fazla uzatmıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisine karşı olduğumuzu bildiriyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.07

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

2.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 44 milletvekilinin, kanlı çatışmalı ortama sebebiyet veren olay ve olguları araştırmak, toplumu kutuplaştıran, toplumsal barışı dinamitleyen, ülke kaynaklarını heba ettiren ve yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yolları bulma amacıyla, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kürt sorununun çözümünün araştırılarak demokratikleşme, toplumsal barış ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla vermiş oldukları Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde okunması ve önergelerin görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşiminde yapılmasına; 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine; 444 ve 445 sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

                                                                                                               9/4/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 09/04/2013 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                             Mahir Ünal

                                                                                                         Kahramanmaraş

                                                                                            AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan 445 ve 444 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 3 ve 4’üncü sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin 03/04/2013 tarih ve 197884 sayılı, terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 44 milletvekilinin, 04/03/2013 tarih ve 187484 evrak numarası ile kanlı çatışmalı ortama sebebiyet veren olay ve olguları araştırmak; toplumu kutuplaştıran, toplumsal barışı dinamitleyen, ülke kaynaklarını heba ettiren ve yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yolları bulma amacıyla, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in 04/04/2013 tarih ve 198441 sayılı Kürt sorununun çözümünün araştırılarak demokratikleşme, toplumsal barış ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla vermiş oldukları Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 09 Nisan 2013 Salı günkü (bugün) birleşiminde okunması ve önergelerin görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşimde yapılması ve görüşmelerinin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesi;

Genel Kurulun;

09 Nisan 2013 Salı günkü (bugün) birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesi;

10 Nisan 2013 Çarşamba günkü birleşiminde 445 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

11 Nisan 2013 Perşembe günkü birleşiminde 444 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

Haftalık çalışma günlerinin dışında 12 Nisan 2013 Cuma günü saat 14.00'te toplanarak bu birleşimde gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve bu birleşimde 340 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

Yukarıda belirtilen birleşimlerde gece 24:00'te günlük programın tamamlanamaması hâlinde günlük programın tamamlanmasına kadar;

çalışmalarını sürdürmesi;

444 ve 445 sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük’ün 91. maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması,

önerilmiştir.

444 Sıra Sayılı

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı

(1/750)

                                                                                         Bölümdeki Madde

Bölümler                         Bölüm Maddeleri                                Sayısı

                                                                                                              

1. Bölüm                        1 ila 8’inci maddeler                               8

2. Bölüm                        9 ila 15’inci maddeler                             7

                                                                                                              

                                       Toplam Madde Sayısı                             15

445 Sıra Sayılı

İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı

(1/748)

                                                                                         Bölümdeki Madde

Bölümler                         Bölüm Maddeleri                                Sayısı

                                                                                                              

1. Bölüm                        1 ila 14’üncü maddeler                           14

2. Bölüm                        15 ila 26’ncı maddeler                            12

                                                                                                              

                                       Toplam Madde Sayısı                             26

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinden AK PARTİ Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin çarpıtılarak verildiğine ve değiştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bu önergede, AKP grup önerisinde, verdikleri önergenin terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verildiği ifade ediliyor. Bu, külliyen yalandır. Bu, külliyen yalandır. Terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemler değil, terör sorununun çözümüne yönelik sizin Oslo’da ve İmralı’da yaptığınız mutabakatları Meclise kabul ettirmedir. Dolayısıyla, burada bir araştırma söz konusu değildir. Bu önerinin, bu yönüyle bakıldığı zaman, tamamen çarpıtılarak verildiğini ve önergeyi verenlerin iradesinin aslında millet iradesini çarpıtmak olduğunu ortaya koyuyor. Öneri burada. Diyor ki: “Terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla verdik.” Burada kalkıp diyorlar ki: “Terör sorununu araştırarak alınması gereken önlemleri…” Zaten siz süreci başlatmışsınız, zaten önlemleri aldığınızı söylüyorsunuz, Meclisi, milletvekillerini niye kandırıyorsunuz?

Sayın Başkan, bu ifade, bu verilen önergenin amacını ifade etmekten, ortaya koymaktan uzaktır, bir aldatmadır, bir kandırmadır. Özellikle bunu ifade etmek istiyorum. Bu ifade doğrultusunda bu önerinin, bu yönüyle bakıldığı zaman, değiştirilmesi gerektiği gayet açık ve nettir. “Terör sorununu araştırılarak alınması gereken…” diye bir araştırma talebi söz konusu değildir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural. Tutanaklara geçti sözünüz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanaklara geçmesi değil, yok böyle bir şey.

BAŞKAN – Ne yapmamız gerekir Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Değiştirmeleri gerekiyor efendim. Yani elmayı armut olarak dedikleri zaman armut olarak mı görüşeceğiz? Olmaz!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce, sisteme girin lütfen, söz verelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Terör örgütü sorununu araştıracaklarmış! Zaten siz görüşüyorsunuz, Meclisi niye alet ediyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın İnce, buyurun.

2.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinden AK PARTİ Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi ile CHP Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergelerinin birbiriyle alakasız olduğuna ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ayrıca, burada bizim daha önce verdiğimiz bir Meclis araştırma önergesi ile AKP’nin verdiği Meclis araştırma önergesi birbiriyle alakasız konulardır. Biz diyoruz ki: “Bu sorun nasıl çözülür?” AKP’nin önergesi ise diyor ki: “Sürece nasıl destek veririz?”  Biz, bu yapılan pazarlığa, bu sürece destek vermiyoruz ki. Bizim onayımız alınmadan nasıl olur da bu ikisi birleştirilir, birlikte görüştürülür? AKP’nin verdiği önerge Anayasa’ya aykırıdır, bizim verdiğimiz öyle değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Görüşülemez efendim.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Biz bu önergeyi verdiğimiz zaman henüz mektuplar yoktu, İmralı’dan giden mektuplar yoktu, Milliyet gazetesinin tutanakları yoktu, AKP’nin akil insanları yoktu, “50 bin kişiyle halk savaşı yaparız.” sözleri yoktu, “Ne ev hapsi ne yeniden yargılanma, hepimiz özgür olacağız.” lafları yoktu, henüz AKP kuyuya düşmemişti. Şimdi, bu süreci desteklemek için Meclisi payanda yapmak istiyor.

Ayrıca, bu oyuna gelmemek için Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri önergedeki imzalarını geri çekiyorlar, gelen arkadaşlarımın tümü imzalarını geri çekiyor fakat Meclis tarihinde bir ilk belki de, AKP milletvekilleri gidiyor CHP önergesine imza atıyor. Bu ahlak dışı bir olay, bu etik dışı bir olay, İç Tüzük’e aykırı, Anayasa’ya aykırı, ahlaka aykırı, etiğe aykırı, her şeye aykırı bu. Bu doğru bir şey değil.

Bizim dediğimiz gibi, biz “Bu sorun nasıl çözülür?” demişiz, AKP ise diyor ki: “Bu sürece nasıl destek veririz?” Beni niye alet ediyorsun kendine, benim partimi niye bunun içine dâhil ediyorsun? Bu doğru değil. Bu şekilde bu görüşme yapılamaz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, o zaman usulüne uygun bir öneri olmadığı için önergeyi çekin efendim, işleme koyamazsınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben de bu konuyla ilgili bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Şandır, söz talebiniz var.

Buyurun.

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, birbirinden farklı Meclis araştırması önergelerinin birleştirilmesinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bir hileyle karşı karşıyayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, muhtemeldir ki bugüne kadar görülmemiş bir hileyle karşı karşıyayız. Üç farklı önergeyi, Sayın Grup Başkan Vekilinin imzasıyla Danışma Kurulu grup önerisi olarak buraya getiriyor. Bunları birleştirmeye ya komisyon başkanı ya Meclis Başkanı… Kaldı ki önergeyi verenlerin rızasını da almak mecburiyetinde. Birbirinden farklı, amacı farklı, kapsamı farklı üç araştırma önergesini Sayın Grup Başkan Vekili hangi hakla birleştirerek buraya getiriyor? Böyle bir önergeyi Danışma Kurulu grup önerisi olarak burada işleme almanız, bu hileye Başkanlık Divanını ortak etmeniz sonucunu getirecektir; bu, Türkiye Büyük Millet Meclisine haksızlık olur, hakaret olur, buna fırsat vermemenizi istirham ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim Sayın İnce, bir saniye…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, eksik kalmasın.

Sonra, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin, şu anda bilmiyorum, yeterli sayıda imza geri çekilmiştir, yani bizim önergemiz düşmüştür, ahlaken doğru değildir artık bu önergenin üzerine sarılmak. Yani gidip bizim arkadaşlarımız önergeden imzasını çekiyor, AKP milletvekilleri gidip “hı hı” yaparak, böyle bıyık altından sırıtarak gidip bizim önergemize imza atıyor. Böyle bir geleneği yok, Meclisin böyle bir geleneği yok. Bu doğru değil.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İnce.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bu görüşmeye, bu müzakereye devam etmememiz gerekir Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben de usulen söz istiyorum.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Genç, grup başkanvekillerine söz veriyorum.

Sayın Ünal, buyurun.

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, AK PARTİ grup önerisinin Anayasa ve İç Tüzük’e uygun olduğuna ilişkin açıklaması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, öncelikle, burada, biz ruh hâlimize göre görüşmeler yapmıyoruz. Burada Meclisin İç Tüzük’ü ve Anayasa’mızın ilgili maddesi son derece açık. Dolayısıyla, burada İç Tüzük’e ya da teamüllere aykırı bir durum söz konusu değil. Verdiğimiz Meclis araştırma önergesi Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddelerine uygun olarak verilmiştir. Aynı şekilde, benzer araştırma önergelerinin de, bu yöndeki tekliflerin de birleştirilmesi yönünde bir teklifimiz olabilir, bu da en doğal hakkımızdır ve ilgili arkadaşlarımız da… Burada Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği, Sezgin Tanrıkulu’nun imzasıyla verilen araştırma önergesi hem amacı hem de gerekçesi itibarıyla son derece açıktır ve İç Tüzük de milletvekillerinin uygun gördükleri önergelere imza vermesini engelleyen bir düzenlemeye sahip değildir. Dolayısıyla, arkadaşlarımız da bu düzenlemeye imzalarını koymuşlardır.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Biz imzalarımızı geri çektik.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Diğer taraftan, biz, grup önerisi olarak bunların birleştirilmesini talep etmişiz. Danışma Kurulu toplansaydı eğer, Danışma Kurulunda bu konu Meclis Başkanımızın başkanlığında görüşülür, tartışılır, bir ortak sonuca varılabilirdi ama Danışma Kurulu toplanmadığı için biz, doğal hakkımız olarak grup önerimizi Meclis Genel Kuruluna getirmişiz. Dolayısıyla, burada sesimizi yükselterek “Görüşülemez, yapılamaz.” diyerek, kanuna ya da İç Tüzük’e aykırı bir durum varmış havası oluşturularak bir engelleme oluşturulamaz.

Dolayısıyla, bizim grup önerimiz hem Anayasa’ya hem de İç Tüzük’e uygundur.

Saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın İnce, sırasıyla söz veriyorum, bir oturur musunuz.

Sayın Aydın’ın söz talebi vardı, vereyim, vereceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Burada yalan var. Yalanla siyaset yapılmaz. İmzanızın namusuna sahip çıkın önce.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Vural, bağırarak da siyaset yapılmaz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hadi! Terör sorununu araştırarak terör mü ediyorsunuz burada?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinin birleştirilerek görüşülmesinde Anayasa, İç Tüzük ve teamüllere aykırı bir durum bulunmadığına ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle şunu ifade edeyim: Tabii ki Meclis çalışmalarında Anayasa ve İç Tüzük esasları ve Meclisin teamülleri esastır. Burada hiç kimse sesini yükselterek buna mâni olmaya çalışmasın. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sesimiz de, sözümüz de yüksek, kesecek misiniz, he?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Anayasa’mızın 98’inci maddesi hangi şartlarda Meclis araştırmasının açılmasını emrediyor, belirliyor. Yine aynı şekilde, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri, yine atıf yapılan 102’nci maddesi çok açıktır. Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek üzere yapılan incelemeden ibarettir.

Şimdi, otuz yıldır var olan bir terör sorununun çözümü noktasında bu sorunun bütün boyutlarıyla değerlendirilmesini öneren bir araştırma önergesi, teklifimiz var. Yine benzer bir önerge Sayın Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşlarının var. Benzer bir önerge Sayın İdris Baluken ve arkadaşlarının var. Bütün bu önergeler, ülkemizin en önemli meselelerinden, en ciddi meselelerinden birinin çözümüne Meclisin ortak edilmesi, siyasi partilerin ortak edilmesi gayesiyle verilmiş çok önemli önergelerdir.

Bu önergenin çok daha ciddi bir şekilde ele alınması ve bu önergeye özellikle çözüm noktasında bütün siyasi partilerin katkı vermesi arzusundayız.

Kaldı ki Meclis araştırması önergesi 20 milletvekilinin imzasıyla sunulur. CHP’nin vermiş olduğu önergede 20 milletvekilinin üzerinde sayı var. Arkadaşlar önergelerini çektiklerini ifade ediyorlar. Şimdi, bir önerge verildikten sonra, bu önerge Meclisin kayıtlarına geçtikten sonra aynı zamanda bir yasama işlemidir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayıp ya! Ayıp ya! Ayıp ya! Ayıp be!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bizler, arkadaşlarımız, bu önergeye baktılar, değerlendirdiler, bizim samimiyetimizi ortaya koyuyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siyasettin bir namusu vardır be!

AHMET AYDIN (Adıyaman) –  Eğer CHP’nin vermiş olduğu bu konudaki önergeye imza atıyorsak bunun alkışlanması lazım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siyasetin bir namusu ve şerefi vardır be! Ayıp!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çözümü ne kadar samimi bir şekilde istediğimizin en basit, en güzel örneğidir.

CELAL ADAN (İstanbul) – Ne çözümü be, ne çözümü?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz samimi bir şekilde bu sorunun çözümü için uğraş veriyoruz, gayret ediyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne çözümü ya, ne çözümü? Teslimiyet be, teslimiyet!

BAŞKAN – Sayın Aydın, onlar konuşulacak.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Dolayısıyla, benzer bütün önergelerin birleştirilmesi arzusundayız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Alamazsınız efendim bu önergeyi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bu konuyla ilgili ne Anayasa’ya bir aykırılık var, ne İç Tüzük’e ne teamüllere ne hukuka ne ahlaka bir aykırılık var.

Hukuki olan, ahlaki olan, insani olan da …

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten hukuk dışı bu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – …bu çözüme destek vermektir, ortak olmaktır diyorum, teşekkür ediyorum. (AKP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnce, Sayın Şandır; isterseniz usul tartışması açayım, yeterli süre de vereyim. Ancak aranızda anlaşın, beşer dakika süre vereceğim lehte ve aleyhte.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, bir dakika.

Çözüme destek vermemek ahlaksızlık mı oluyor? Sayın Grup Başkan Vekiline…

BAŞKAN – Usul tartışması açacağım. Lütfen, kendi aranızda anlaşın, getirin.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım, ben bir şey merak ediyorum.

BAŞKAN – Sayın İnce, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sözünü geri alsın o zaman Sayın Başkan, geri alsın.

BAŞKAN – Söylesin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Asıl ahlaksız olan, buraya terör sorununun araştırılması için önerge verdiğini söyleyendir! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Bağırma, bağırma!

OKTAY VURAL (İzmir) – Asıl ahlaksızlık, PKK önerilerini Meclise getirmektir, edep dışıdır!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Edebinize uygun konuşun!

OKTAY VURAL (İzmir) – Önce milletin edebinden nasipleneceksiniz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım, Cumhuriyet Halk Partisinden…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ahlak dışı!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bir dakika efendim.

Sayın Başkanım…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Ahlak dışı” demedim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – “Ahlaki, insani” dedi.

BAŞKAN – Sayın İnce, mikrofonu açtırıyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Ahlak dışı” diyen sizsiniz. Ben “ahlaki insan” dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, ben “ahlak dışı” diyorum, evet.

BAŞKAN – Bir saniye, mikrofonu açtırıyorum efendim. Dinleyeceğim hepinizi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) –  Çözümün ne olduğunu kaç kişi biliyor içinizden.

BAŞKAN – Sayın İnce, buyurun… Tamam Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım, ben sadece Genel Kurulun bilgisine şunun sunulmasını istiyorum: Şu anda kaç Cumhuriyet Halk Partili milletvekili önergesini geri çekti?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – 10.

BAŞKAN – 10.

MUHARREM İNCE (Yalova) – 10. Ya, 10 kişi çekmişse bizim önergemiz düştü. Bakın, bunun üzerine, gitmiş bugün emir kulları, bizi suçlarına alet etmek için…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne demek emir kulları ya?

MUHARREM İNCE (Yalova) – …gitmiş, oraya imza atıyor. Sen benim önergeme imza atma, istemiyorum senin imzanı ya! Ya seninle beraber olmak istemiyorum kardeşim, seninle beraber anılmak istemiyorum ya! Diyor ki: “Hayır, beraber olacağız.”

BAŞKAN – Sayın İnce, teşekkür ederim. Ben bütün bu açıklamaları yapacağım.

MUHARREM İNCE (Yalova) – İstemiyorum sizinle beraber olmak.

AHMET YENİ (Samsun) – İsteme… İsteme…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bizim önergemizi çekin, bu kadar. Çekin bizim önergemizi, düştü bu önerge.

BAŞKAN – Tamam, teşekkür ediyorum.

Evet, usul tartışması açıyorum. Lehte ve aleyhte söz isteyenler?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Lehte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.

MUHARREM İNCE (Yalova) –Aleyhte.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sadece, konu teferruatıyla anlaşılsın diye.

Efendim, aranızda anlaşın, lütfen ama. Bunu bir anlaşın, getirin bana. Ben şimdi kimin önce, kimin sonra şey yaptığını bilemem ki.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte Başkanım, lehte.

BAŞKAN - Hayır, lütfen, aranızda anlaşın bunu. Kim aleyhte konuşacak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya neyine anlaşacağız ya? PKK’nın şeyleriyle neyi anlaşacağız?

BAŞKAN – Lehte, aleyhte konuşmanız için diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne anlaşması ya? Gitmişler anlaşmışlar zaten. Minareyi çalmışlar, kılıf hazırlıyorlar.

AHMET YENİ (Samsun) – Bağırmana gerek yok.

BAŞKAN – Sayın Vural, ben PKK’yla birlikte olmak için anlaşın demiyorum yani konuşma anlamında bir anlaşın, lehte ve aleyhte konuşma anlamında söylüyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne usulü ya? Usulle alakalı değil.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergeyi işleme koyamazsınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, sabahtan beri ben söz istemeye girmişim. Niye görmüyorsunuz?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim Sayın Şandır?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya milletvekili söz isteyemez mi? Sabahtan beri onların sözünü görüyorsun.

BAŞKAN – Sayın Genç, uygulamayı biliyorsunuz. Burada, grup başkan vekilleri…

KAMER GENÇ (Tunceli) –. Niye? Başkan vekili olabilir. Başkan vekili var diye benim kişiliğim yok mu?

BAŞKAN – Başkan vekiliniz ifade ediyor zaten.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır ama efendim, ben zaten söz istiyorum usulle ilgili.

BAŞKAN – Hayır, efendim, yok öyle bir uygulamamız.

Sayın Şandır, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, AKP’nin grup önerisi usule uygun değil. Bir parti, diğer bir partinin rızasını istemeden onun önergesinin görüşülmesini isteyemez. Bizim böyle bir isteğimiz yokken de böyle bir şey isteyemezsiniz. Usulsüz bir önerge, onu işleme koyamazsınız.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir saniye, önce lehte ve aleyhte konuşacak isimleri istiyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, hayır, usul tartışması açılmasına itiraz ediyorum.

BAŞKAN – İstemiyorsunuz yani…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Burada usul tartışması açamazsınız.

BAŞKAN – Tamam, istemiyorsanız açmam efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, hayır, Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şimdi, usul tartışması konuyla ilgili bir tartışma olursa… Burada bir hile olduğunu ifade ediyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hile var ya, hile!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Dolayısıyla, getirilen bu grup önerisini işleme alamazsınız. Ara verin, çağırın, yeniden tanzim edilip getirilsin. Yani bu grup önerisiyle burada usul tartışması başlatamazsınız. Usul tartışması, İç Tüzük’ün ilgili bir maddesi. Burada bir hile var. Bunu bağırıyoruz, diyoruz ki: Yani böyle kendi önergenize, kendi önergenizdeki gerekçelerinize inanmıyor musunuz, güvenmiyor musunuz ki bir başka partinin önergesinden medet umuyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Güveniyoruz. Gelin, hep birlikte, ortak yapalım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bunu gelip burada anlatmanız lazım.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, usul tartışması yanlış olur.

BAŞKAN – Anlaşıldı Sayın Şandır, teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Siz 2004’te ya da 2005’te 10 milletvekiliyle bir imza verdiniz, bir nota verdiniz. O 9 milletvekili imzasını çekti, siz çekmediniz ve o 10 kişiden sadece siz milletvekilisiniz şu anda yani bu konuları hatırlatırım, iyi biliyorsunuz siz, ayrıntılara girmeyelim. Biz 10 milletvekili…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Siz de çekin o zaman, niye çekemiyorsunuz?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Arkadaşlarımın hepsi burada olsa hepsi çekecek.

AHMET YENİ (Samsun) – Nerede? Gelmediler çekmemek için.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bak, işte burada, getir, çeksin!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sana ne be! Sana ne!

BAŞKAN – Sayın İnce, lütfen ama…

AHMET YENİ (Samsun) – Gelmediler, gelmediler!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Getir çekmeleri için!

AHMET YENİ (Samsun) – Gelmediler, çekmek istemiyorlar!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sana ne! Sana ne!

BAŞKAN – Sayın İnce…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım, ben partinin Grup Başkan Vekili olarak diyorum ki: Cumhuriyet Halk Partisi olarak -arkadaşlar, el kaldırın- biz önergeden imzamızı çekiyor muyuz? (CHP sıralarından “Evet, çekiyoruz.” sesleri ve el kaldırmalar) Biz çekiyoruz, işte bu kadar, beraber olmak istemiyoruz.

AHMET YENİ (Samsun) – Gelmediler, çekmek istemiyorlar.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kendi önergenizi verin. 

BAŞKAN – Sayın İnce, açıklama yapayım bu konuda.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bu önerge geri çekilmeli, yeniden tanzim edilmeli.

BAŞKAN – Efendim, o konuda açıklama yapayım ben size, bir saniye…

OKTAY VURAL (İzmir) – Siyaset ahlakına uygun değil, siyaset ahlakına aykırı!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bunu usulle düzeltemezsiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siyaset ahlakına aykırı! (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir saniye…

Sayın Şandır, Sayın İnce…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ara verirsiniz…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ara verirsiniz efendim. Usul tartışmasıyla olmaz bu.

BAŞKAN – Ara veririm efendim, ara veririm, davet edeceğim sizi. Bir saniye… (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Görüşemezsiniz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ara verin, yeniden tanzim etsinler. Bu hâliyle işleme koyarsanız olmaz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ara verelim, yeniden yapsınlar.

BAŞKAN – Şimdi, birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.38

 

 

 


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 45 imzalı Meclis araştırması önergesinden CHP Grubundan 18 milletvekilinin imzalarını geri aldıklarına ancak önergede hâlen 20’den fazla milletvekilinin imzası bulunduğu için önergenin işlemde kalmaya devam ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kısa bir açıklama yapmak istiyorum: Gerek kanun tekliflerine gerekse diğer denetim önergelerine milletvekillerince sonradan imza ile katılınması bugüne kadarki teamüller çerçevesinde uygulanabilmiştir. Farklı parti gruplarına mensup milletvekillerinin aynı yasama belgelerinde her zaman imzası bulunabilmektedir. Sayın Tanrıkulu’nun vermiş olduğu araştırma önergesinde toplam 24 imza var iken daha sonradan 21 imzayla katılım sağlanmış ve toplamda 45 milletvekilinin imzası bulunmakta iken…

OKTAY VURAL (İzmir) – İmza sahipleri kimler Sayın Başkan? Bizim olmadığımızı ifade edin. İmzalayanlar…

BAŞKAN – O zaman şöyle yapalım: Cumhuriyet Halk Partili 24 milletvekilinin imzası var iken daha sonradan  AK PARTİ’li 21 milletvekilinin imzasıyla katılım sağlanmış ve toplamda 45 milletvekilinin imzası bulunmaktayken, hâlen Cumhuriyet Halk Partili 18 milletvekili tarafından önergeden imzalar geri çekilmiştir. Doğru mu Sayın İnce?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Evet ama eksik.

BAŞKAN – Ancak önergede hâlen 20 milletvekilinden fazlasının imzası bulunmaktadır dolayısıyla önergenin düşmesi söz konusu değildir, çekilmesi söz konusu değildir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, grup önerisini buraya grup getirir.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, şimdi, bu…

BAŞKAN – Önce İnce’ye söz vereyim, ondan sonra vereceğim.

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, şu anda kaç kişi önergeden imzasını çekti dediniz?

BAŞKAN – 18.

MUHARREM İNCE (Yalova) – 18 kişi. Şu anda yurt dışında olan arkadaşlarımız var, kendilerine telefonla ulaştığımız arkadaşlarımız var “Grup çekiyorsa ben de çekerim.” diyen. Birinci imza sahibi olan arkadaşımız burada, Sayın Sezgin Tanrıkulu burada. Bence Sezgin Tanrıkulu’na söz vermelisiniz. O da imzasını çekeceğini söylüyor, ona söz vermelisiniz. Biz kendimizi AKP’ye kullandırmayız, Başkanlık Divanı da buna dâhildir.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, sisteme girer misiniz, söz vereceğim. Sisteme girin lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kürsüden…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kürsüden ver, kürsüden.

BAŞKAN – Lütfen ama sayın milletvekilleri, bir saniye.

Sayın Tanrıkulu, yerinizden lütfen. Oradan sisteme girin…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen ama Sayın Tanrıkulu, yerinizden söz vereceğim, yani söz değil mi?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, daha önce bunun örneği var efendim. Bülent Ecevit Üniversitesi kurulmasıyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi önerge vermiş, daha sonra Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri önergelerini çekmiş…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karayip Korsanları mısınız siz!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - …ve bizim önergemiz de -önerge- kabul edilmiştir. Aynı şekilde, biz bu önergeyi de sahipleniyoruz. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Ünal, sisteme girin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, Anayasa konusunda çakma imzalar vermişlerdi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu konuda usul tartışması açılmasını rica ediyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Usul tartışması açamazsınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Anayasa’yı da çakma imzalarla getirmişlerdi.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu’na söz veriyorum, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, AK PARTİ grup önerisine konu Meclis araştırması önergelerinden kendi imzasının bulunduğu Meclis araştırması önergesi ile AK PARTİ Grubunun Meclis araştırması önergesi farklı olduğu hâlde usule aykırı olarak birleştirildiğine ve imzasını geri aldığına ilişkin açıklaması

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1 Mart 2013 tarihinde “toplumsal barışı bozan olayların nedenlerini araştırma ve çözüm yollarını önerme komisyonu” başlığı altında Türkiye’nin yüz yıllık Kürt meselesi ve buna bağlı sorunların çözümü noktasında Meclisin bir araştırma komisyonu kurması ve gerçekten de sorunun boyutları ve nedenleri konusunda araştırma yapması ve Meclise çözüm yolu önermesi noktasında bir önergeyi 24 arkadaşımla beraber verdim. Ancak, bu önerge varken başka nedenlerle Adalet ve Kalkınma Partisi de başka bir önerge verdi ve bugün, benim de kişisel görüşüme göre usule aykırı bir şekilde birleştirildi; benim iradem olmadan, arkadaşlarımın iradesi olmadan birleştirildi.

Her iki önergenin niteliği ve içeriği bana göre aynı değil. Bizim önergemizin ayrı görüşülmesi lazım. Eğer gerçekten Adalet ve Kalkınma Partisi beş altı aydır, hatta geçtiğimiz 1 Hazirandan bu yana tartıştığımız bu mesele noktasında Cumhuriyet Halk Partisinin katkısını istiyor ise, hâlen de o niyeti varsa o zaman kendi önergelerinin, ayrı önergelerinin bir nedeni yok. Cumhuriyet Halk Partisinin 1 Mart tarihinde verdiği ve sorunu tarif eden, sorunun bugün geldiği nokta konusunda içeriğini tarif eden bu önergeye destek verirler, kendi önergelerini çekerler samimi bir biçimde bu görüşülür ama bu olmadan Cumhuriyet Halk Partisinin katkısını başka bir türlü noktaya çekmek siyaseten yanlıştır ve doğru değildir. Ben kendi önergemin arkasındayım, bugün imzamı çekiyorum ama bir saat sonra 24 imzayla değil 50 imzayla bir daha vereceğiz.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim Sayın Tanrıkulu.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bizim niyetimiz bu sorunu bu Meclis çatısı altında çözmektir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, anlaşıldı. İmzanızı geri çektiniz yani. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Şandır, buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım usul tartışması açın, usul tartışması.

BAŞKAN – Bir saniye, açacağım Sayın Aydın.

Son sözleri veriyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – AKP’nin usulsüzlüğü.

BAŞKAN - Buyurun.

7.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, AK PARTİ grup önerisinin geri çekilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, araştırma önergesi vermek milletvekillerinin yetkisindedir ama verilen araştırma önergesini Danışma Kurulu grup önerisi olarak buraya getirmek grup yönetiminin yetkisindedir. Bir başka parti, bir başka parti milletvekillerinin verdiği araştırma önergesini, mutabakatını almadan, rızalığını almadan Meclis Genel Kuruluna birleştirerek getirirse bunun adı hile yapmaktır. Buna sizin müsaade etmemeniz… Eğer müsaade ederseniz bu hileye katılmak gibi bir suçlama altında kalacağınızı bilmenizi istirham ediyorum. Bu önerge, AKP’nin grup önergesi geri çekilmeli. Kendi önergeleriyle veya mutabakata vardığı partilerin önergeleriyle birleştirip öyle getirmeleri lazım. Yoksa bu tartışmaları bu Meclise layık veya müstahak görmek hak değildir. Bunun düzeltilmesini istirham ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Vural, buyurun.

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, AK PARTİ grup önerisiyle milletvekillerinin iradesinin çarpıtıldığına ve bu önerinin gündeme alınmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, bu bir AKP Grup Başkan Vekilliği önerisi. Bu öneri okundu, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekilleri de bu öneri çerçevesinde oyunu kullanacak. Şimdi, hangi tarihli hangi öneride ne yazdığı konusunu henüz bilmiyoruz ama burada diyor ki: “Terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiğimiz önerge…” Yok ki böyle bir önerge. Terör sorununun araştırılması amacıyla verilmiş bir önerge yok. İşte burada önerge. Önerge diyor ki: “Terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi…” Dolayısıyla, bu irade milletvekillerinin iradesini çarpıtmak amacıyla konulmuştur. Daha önce, biliyorsunuz, çakma imzalarla Anayasa değişikliği teklifleri Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Bu usulsüzlüğü tespit ettik. Şimdi, bu şekilde bir araştırma önergesinin amacı olmayan bir konuyu buraya iliştirerek sunmak milletvekillerinin iradesini çarpıtmaktır. Bu çarpıtan iradeyi oluşturan bu önerinin gündeme alınması mümkün değildir, siyasi ve hukuki meşruiyeti de söz konusu değildir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Ünal…

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, bir araştırma önergesinin grup önerisiyle Genel Kurula taşınmasında İç Tüzük’e aykırı herhangi bir durum olmadığına ilişkin açıklaması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Anayasa’mızın 98’inci maddesi bu konuyu çok net bir şekilde ifadelendiriyor: “Meclis Araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir.” Dolayısıyla, bu konuda herhangi bir tartışmaya gerek yoktur, mahal yoktur. Dolayısıyla, bizim verdiğimiz araştırma önergesi de nihayetinde uygundur. Ayrıca, bizim, bir milletvekilinin verdiği araştırma önergesini bir grup önerisiyle buraya, Genel Kurula taşımamızda İç Tüzük’e aykırı herhangi bir durum yoktur. İç Tüzük’te “Milletvekilinin rızası alınır, izni alınır.” diye de bir ifade, ibare bulunmamaktadır.

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Nerede var, “Birleştirilir.” diye nerede bir madde var?

BAŞKAN – Sayın İnce, buyurun.

Son sözler…

10.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, CHP Grubu ile AK PARTİ Grubunun kurulmasını istedikleri komisyonların birbirleriyle benzer olmadığına, AK PARTİ grup önerisinin Anayasa ve İç Tüzük’e aykırı olduğuna ve bu duruma ortak olmak istemediklerine ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.

Birincisi, biz, AKP ile birlikte anılmak istemiyoruz. Çünkü, bizim kurmak istediğimiz komisyonla AKP’nin kurmak istediği komisyon birbiriyle benzerlik göstermiyor. AKP’nin önerisi Anayasa’ya aykırıdır, İç Tüzük’e aykırıdır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Anayasa’ya aykırı olan bu duruma ortak olmak istemiyoruz. Bütün milletvekili arkadaşlarımız imzasını geri çekmiş. En son dediler ki: “Birinci imza sahibi çekerse kabul ederiz.” Birinci imza sahibi arkadaşımızı çağırdık, o da imzasını geri çekti. Yine yan yollara başvuruyorlar. Hani az önce birinci imza sahibi çekerse kabul edecektiniz?

Bakın, biz şunu söylemek istiyoruz -bizim kurmak istediğimiz komisyonda- diyoruz ki: “Sorun nasıl çözülür?” Özetimiz bu. AKP ise diyor ki: “Sürece nasıl destek veririz?” Biz niye beraber anılalım? Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Yönetimi olarak bunun bugün görüşülmesini istedik. Baktık ki böyle bir Ali Cengiz oyunu var bunun altında, imzalarımızı geri çektik. Neden AKP önergesiyle CHP önergesini birleştirmeye hâlâ uğraşıyorsunuz? Başkanlık Divanı olarak grubumuzun haklarını savunmakla yükümlüsünüz. Grubumuzun bu hakkını savunmazsanız kendi grubumuzun haklarını savunacağız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İnce.

Sayın Baluken…

11.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, siyasi parti gruplarının verdiği Meclis araştırması önergelerinin gündeme gelip gelmeyeceğini Meclis Başkanlığının belirlediğine ve önergelerin birleştirilmesinin doğru bir uygulama olduğuna ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 104’üncü maddesinde Meclis araştırmasının hangi hâllerde açılacağı çok net ifade ediliyor, “Meclis araştırmasının açılmasında genel görüşme açılmasındaki hükümler uygulanır.” diyor ve İç Tüzük’ün 101’inci maddesinde de “Genel görüşme, toplum ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.” diyor. Burada gerek toplumu gerekse devlet faaliyetlerini ilgilendiren bir konuyla ilgili siyasi parti gruplarının vermiş olduğu araştırma önergeleri var. Sizin daha önce yapmış olduğunuz uygulama da benzer mahiyette gelen bütün araştırma önergelerinin birleştirilerek Genel Kurula sunulması şeklinde olmuştu çünkü siyasi parti grupları kendi önergelerini Meclis Başkanlığına sunduktan sonra Meclis Başkanlığında artık onun gündeme gelip gelmemesi Meclis Başkanlığının belirleyeceği bir şeydir.

Şimdi, bugüne kadar yani bu saate kadar Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda bunun geri çekilmesine yönelik herhangi bir şey olmadığı için Meclis Başkanlığı eğer bunu Genel Kurula getirmişse bu önergenin birleştirilerek burada görüşülmesi doğru olan yöntemdir diye düşünüyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

MUHARREM İNCE (Yalova) – O zaman, çok doğruysa, Sayın Baluken’le birlikte birleştirsinler, bizi hariç tutun.

BAŞKAN – Söz talepleri var ama usul tartışması açacağım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ama böyle bir usulümüz yok artık. Yeterince aydınlandı konu efendim. Usul tartışması açacağım Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Anladım da efendim, yani burada gözümüzün içine baka baka hile yapılmasına niye müsaade ediyorsunuz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Olur mu Sayın Başkan?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hile, hile! Açıkça hile! Ali Cengiz oyunu, numara!

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, siyasetin bir ahlakı olur ya!

BAŞKAN – E, bütün bunlar tutanaklara geçti efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, konuyla ilgili değil.

BAŞKAN – Söyleyeceklerinizi usul tartışmasında yine söyleyin.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Meselemiz tutanak değil Sayın Başkan. AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Meselemiz tutanağa geçmesi değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutanağa geçse ne olur?

BAŞKAN – E, ne yapılması gerekir, ne yapmamız gerekir?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani burada hile işlenmesine, hile yapılmasına müsaade etmemenizi bekliyoruz. Diyoruz ki…

BAŞKAN – Efendim, İç Tüzük ortada, şimdiye kadarki uygulamalar ortada.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İç Tüzük’ün neresinde var birleştirme?

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisinin 18 milletvekilinin, başta ilk imza sahibinin de imzasını geri çektiği de konuşuldu, tutanaklara geçti.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, burada terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerle ilgili bir tane var mı? Yok öyle bir şey!

BAŞKAN – Sayın Vural, Cumhuriyet Halk Partisi bu önergeye katılmadığını, 18 milletvekilinin imzasını geri çektiğini… (CHP sıralarından gürültüler)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hepsi, hepsi!

BAŞKAN - … ilk imza sahibinin de geri çektiğini açık, net bir şekilde, Grup Başkan Vekili başta olmak üzere ifade ettiler.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, AKP diyor ki: “Terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerle ilgili verdiğim.” Böyle bir önergeleri yok ki. Ben onu söylüyorum. Böyle bir önergeleri yok. Terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemler…

BAŞKAN – Efendim, usul tartışması açıp sonuçta açıklama yapacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Aleyhinde…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Lehte…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehte…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Lehte…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Aleyhte… Neresi uygunsa oraya yaz, fark etmez.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, on defa lehte dedim, ben lehinizdeyim bakın, en başta söyledim.

BAŞKAN – Evet, usul tartışması açıyorum.

Lehte söz isteyen Sayın Mehmet Günal ilk söz…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Şandır’a devrediyorum.

BAŞKAN – Sayın Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Öbürlerini söylemediniz Sayın Başkanım, kimler aldı?

BAŞKAN – Söz isteyenler: Lehte Sayın Elitaş, aleyhte Sayın Vural ve Sayın İnce.

Beşer dakika söz veriyorum.

Buyurun.

VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- AK PARTİ, CHP ve BDP gruplarının vermiş olduğu Meclis araştırması önergelerinin AK PARTİ grup önerisine konu edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığın tutumu hakkında

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, burada hukuk kurarken hukuka uymak mecburiyeti var. Usul tartışması açmanız hukuka aykırı. Çünkü burada bir iddia var, burada bir hile yapıldığını iddia ediyoruz. Hileye İç Tüzük’ün 63’üncü maddesini kullanarak kılıf uydurmanız bir usulsüzlük olur. Doğru yapmıyorsunuz. Meclis geleneğinde hileyi parmakla meşrulaştırmak gibi bir yolu açıyorsunuz. Vebal altındasınız. Sizi hukuka davet ediyorum, İç Tüzük’e davet ediyorum. Gerekirse bu konuya Meclis Başkanının müdahale etmesini de talep ediyorum. Burada hile yapılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; araştırma önergesi vermek hakkı, yetkisi milletvekiline aittir; milletvekilinin verdiği önergeye bir başka milletvekilinin imza koyması da hakkıdır, engeli yok ama araştırma önergesini Genel Kurula getirmek, Danışma Kurulu grup önerisi hâline getirmek grubun yetkisindedir. Şimdi siz kendi önergenizi yüreklice savunarak buraya getirmekten niye imtina ediyorsunuz da Cumhuriyet Halk Partisinin daha önce verdiği önergeyi kendinize dayanak olarak gösteriyorsunuz?  Burada bir hile var Sayın Ünal.

Kaldı ki, bakın, Sayın Başkan, İç Tüzük’ün neresinde yazıyor “Araştırma önergeleri aynı konudaysa mutabakat temin edilmeden bir grup başkan vekilinin talebiyle, imzasıyla birleştirilir.” Diye? Bu İç Tüzük’ün neresinde yazıyor? Siz orada İç Tüzük’ü uygulamak mecburiyetindesiniz. Burada yaptığınız iş hukuksuzluktur. Bu Meclisin hamuruna, bu Meclisin müzakeresine hileyi karıştırmayın, yazık edersiniz.

Yolu var, çekilir bu önerge, yarın getirilir ama düzgün tanzim edilir. Siz kendi talebinizin, kendi önergenizin gerekçelerine inanmıyor musunuz ki bir başka siyasi partinin önergesinin arkasına saklanıyorsunuz? Belli ki burada bir suç işliyorsunuz. Belli ki burada bir suç işliyorsunuz, milletin gözünden saklamaya çalıştıklarınız var. Kendinize suç ortağı arıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bunu yapmayın. Gelin, yiğitçe, adamca, dürüstçe kendi iddianızı millete karşı savunun, buna hiç engel yok. Sayısal çoğunluğunuz da var, buradan istediğinizi geçirebilirsiniz. Dolayısıyla, bu yaptığınız… Ben çok açık söylüyorum. Yani CHP’nin önergesinde ne var, sizin önergeniz de ne var, bu önemli değil ama burada, İç Tüzük’te olmayan bir konuyu böyle son anda birleştirerek buraya getirmeniz hukuka karşı hile yapmaktır, İç Tüzük’e karşı hile yapmaktır. Yani bu Meclisin iradesine, bu milletin iradesine hile karıştırmaya hakkınız yok. Bu akıllılık da değil arkadaşlar.

Niye mecburiyet duyuyorsunuz, niye ısrar ediyorsunuz, onu anlamaya çalışıyorum. Niye ısrar ediyorsunuz yani kendi önergeniz sizin amacınızı gerçekleştirmeye yetmiyor mu? Milliyetçi Hareket Partisinin de terörle mücadele konusunda birçok önergesi var. Niye bizim önergelerimizi düşünmüyorsunuz da Cumhuriyet Halk Partisini kendinize destekçi olarak alıyorsunuz? Siz belli ki bir yerde suç işliyorsunuz, vicdanlarınız rahat değil, millete karşı veremeyeceğiniz hesap var.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ortak arıyorlar, ortak!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Bu hesaba bir başka partiyi, ana muhalefet partisini de suç ortağı olarak yanınıza almaya çalışıyorsunuz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Aynen…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Bu akıllılık değil ama benim sözüm Sayın Meclis Başkanına.

Sayın Başkanım, burada iç hukukun ihlal edilmesine, hukukun arkadan dolanılmasına, hukuka karşı hile yapılmasına bir hukuk adamı olarak ve hukuku uygulamakla sorumlu bir milletvekili olarak, görevli olarak uymak mecburiyetindesiniz, buna müsaade edemezsiniz. Burada resmen hile yapılmaktadır. Bu hileye usul tartışması açarak parmak çoğunluğuyla kılıf uyduramazsınız. Bu gayrimeşru olur, bu ahlaki olmaz, üzüntüm de budur, bu ahlaki olmaz. Buna sizin de katılmanıza yüreğim elvermiyor ama ısrar ederseniz meseleyi Meclis Başkanına kadar götüreceğimizi de buradan ifade ediyorum. Yanlış yapıyorsunuz, yaptığınız doğru değil Türkiye'nin geleceği açısından, Parlamentonun geleceği açısından, burada ayıplı bir iş yapıyorsunuz, parmakla bunu aklayamazsınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Ali Uzunırmak…

BAŞKAN – Ali Uzunırmak, Aydın Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bir gazi Meclisi ve birçok defa siz değerli arkadaşlarımızın da ifade ettiği mehabeti gündeme getirenler acaba bu ilişkileri nasıl değerlendiriyorlar? Yani bir grup 325 milletvekiline sahip, çıkıp dürüstçe “Ben, böyle bir, içeriden bebek katilinin talimatıyla, hak ve hakikatleri araştırma komisyonunun icraatını yerine getirecek bir komisyonun kurulmasını istiyorum ve bunu kuruyorum.” diyemiyor, başka partilerin, başka sebeplerin arkasına sığınarak, başka şekilde, hileyle arkadan dolanarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde başka grupların âdeta içini de karıştıracak şekilde bir stratejiyle siyaset yürütmeye çalışıyor ve Grup Başkan Vekili arkadaşımız çıkıyor konuşmasında diyor ki: “Hukuki olan, ahlaki olan, insani olan da bu çözüme destek vermektir, ortak olmaktır.”

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Önce oradan geldi ama.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu ahlak terazisini sizin elinize kim veriyor? Biz böyle bir ahlak terazisi falan vermedik sizin elinize.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Millet verdi.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Ama ahlak terazisinde eğer çıkarsanız teraziye, halkın karşısına akil adamlar diye birtakım zevatla, tarih, sosyoloji, felsefe, ekonomi, Türk siyaseti, hiçbir konuyla alakalandırılamayacak insanların da içinde bulunduğu bir heyetle, Türkiye’de mesuliyetlerden kurtularak bir siyaset oluşturmanın gayreti içerisinde olmazsınız. Akil adamların -belki sanat icabı, belki özel hayatlarıyla- bazılarının sizin nasıl ahlaki yol arkadaşınız olduğu zaten ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, ahlaki olmak ahlaksızlarla yol arkadaşlığı yaparak mümkün olmaz değerli arkadaşlar. Bu, sadece, ahlakın hemen söylendiğinde çağrıştırılan manasıyla değildir ahlak. Terazideki hile de ahlaktır, malda, üretimde yapılan hile de ahlaktır, siyasette yapılan da ahlaktır.

Sayın arkadaşlara ben sormak istiyorum: Çözüm “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresinin bakanlıklardan, kurumlardan kaldırılması mıdır? Çözüm Apo’nun ve BDP’nin aylarca buralarda talep ettiği hak ve hakikatleri araştırma komisyonunun kurularak Türk devletinin bugüne kadarki her şeyiyle suçlanması mıdır? Çözüm, etnik kimlikleri Anayasa’da tanımlayarak federatif yapıya geçmek midir? Çözüm, Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığından başlayıp sözde rapor hazırlatarak, 15 Ekim 2008’de “PKK düşman değildir.” diyerek, Habur’da ilk gün “Görülen bu manzaradan ümitlenmemek mümkün müdür?” diyerek, en sonunda “Diyarbakır turnusol olacaktır.” diyerek, Diyarbakır’daki kolluk güçlerinin bertaraf edilerek PKK militanlarının kortejleri yönettiği ve en sonunda taleplerin silahla, şiddetle değil beyaz atkılarla yapıldığı ifade edilerek turnusolde, Türk Bayrağı’nın indirilip PKK bayrağının silahsız olarak çekilmesi midir? Eğer çözüm anayasal kimliklerin etnik yapıya dayanarak federatif bir yapıda Türkiye’nin şekillenmesi, bu pazarlıkların sürmesi, içeriden bebek katiliyle beraber anayasa yapılmasıysa batsın böyle bir çözüm! Böyle bir çözümü Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görüşmek en büyük şerefsizliktir. Bu şerefsizliğe ortak arıyorsanız, biz böyle şerefsizlerden değiliz. Bu ahlaksızlık olarak niteleniyorsa, ahlaksızlığın kralını yaparız sizlere!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, yaralayıcı dil kullanıyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, lütfen… Temiz bir dille konuşmamız gerekiyor.Böyle şey olur mu efendim!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Bunu hiç kimse…

BAŞKAN - Cevap verirler efendim, cevap verirler.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Şartlı konuşuyorum. Bu konuştuğumu bilerek ve şartlı konuşuyorum.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, lütfen temiz bir dille konuşun. Cevap verirler.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Bu şartlara dâhil olan, bu şartlara “Evet” diyen kim varsa onunla Türk milletinin önünde hesaplaşacağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Türkiye Büyük Millet Meclisi kolay tecelli etmedi, Türkiye kolay kurulmadı. Bedeli neyse ödenir.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Lehte söz isteyen Ahmet Aydın, Adıyaman Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkanım; öncelikle şunu ifade edeyim ki: AK PARTİ Grubu olarak onurlu, şerefli, ahlaklı bir şekilde, dürüst ve samimi bir şekilde, ülkemizin uzun yıllarını heba eden, enerjimizi tüketen bu terör sorununun çözümü noktasında değil elimizi, başımızı taşın altına koymuş durumdayız. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP ve MHP sıralarından gürültüler) Ve biz bunu yaparken de tek yol arkadaşımız vardır, o da aziz milletimizdir. Biz milletimizle beraber varız, biz milletimizle birlikte var olduk.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yahu ne! Öcalan’la birliktesin sen, İmralı’yla birliktesin!

AHMET AYDIN (Devamla) – Bizi iktidar eden, iktidarda sürekli kılan da bu millettir. Ama bu aziz millet de, bu tarih de sizleri yargılayacak ve sizlerden hesap soracaktır, ondan en ufak endişemiz yok bizim. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sen İmralı’yla birliktesin. İmralı’nın parafıyla getiriyorsunuz bunları.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Oslo’yu oku!

AHMET AYDIN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, milletin taleplerini yerine getiriyor, milletin sorunlarını bir bir çözüyoruz. Siz bu millet için ne yaptınız Allah aşkına? (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Utan be!

AHMET AYDIN (Devamla) – Ne yaptınız bugüne kadar? Bu milletin hangi sorununu çözdünüz? Bütün sorunları canavarlaştırdınız. İşte o canavarlar sizi yedi bitirdi. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkanım; şimdi, Sezgin Tanrıkulu’nun önerisiyle AK PARTİ’nin önerisini okuyorum, dikkatlerinize. Bakın, sadece giriş, ikisi de şurada. Bakın biz ne diyoruz: “Ülkemizde yaşanan terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi.” Önerinin temel, ana fikri bu. Sayın Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşları ne diyor: “Yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yollarını araştırarak Türkiye Büyük Millet Meclisine bu bağlamda öneriler sunulması maksadıyla toplumsal barışı bozan olayları araştırmak, çözüm yolları bulma amacıyla araştırma önerisi…”

Şimdi, şunu gördük biz…(CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Onları okuma, Öcalan’dan gelen mektupları oku!

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Ne yolu? Siz pazarlığı yapmışsınız, imzalamışsınız zaten.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, getirin “PKK istedi, biz yapıyoruz.” deyin. Mert olun, mert! Biraz ciğer olsun sizde, ciğer.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Bizde var, fazlasıyla var ciğer.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bir dakika, durun.

Şunu gördük yani arada bir yanlışlıkla da olsa Cumhuriyet Halk Partisi doğru şeyler de yapıyormuş ve samimi şekilde biz eğer bu öneri Cumhuriyet Halk Partisinden de geliyorsa, doğruyu kim söylüyorsa, nereden gelirse gelsin o doğrunun altına imzamızı atarız dedik. Ve yeter ki bu sorunu çözelim.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hadi oradan!

AHMET AYDIN (Devamla) – Peki, size ne oldu? Ne değişti? “Heyetler gelsin bir araya, konuşalım." dediniz, çark ettiniz. Sonra “akil insanlar” dediniz, türlü türlü laflar ettiniz Sonra “araştırma komisyonu” dediniz, ondan da çark ettiniz. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen hatibi dinleyelim.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bu millete siz nasıl hesap vereceksiniz? Yarın bir gün, günü geldiğinde, dediği gibi, tarih de yargılayacak, millet de sizleri yargılayacak. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Terör örgütüyle pazarlığı milletvekillerine onaylatıyorsunuz, yazıklar olsun!. Yazıklar olsun!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Olmadı Ahmet, olmadı.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bakın değerli arkadaşlar, bir başka husus: Anayasa’mızın 98’inci maddesi, İç Tüzük’ün 102, 104 ve 105’inci maddeleri bu önerinin hem Anayasa’ya hem İç Tüzük’e hem de Meclis teamüllerine uygun olduğunu çok açık, net bir şekilde ifade etmiştir.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Anayasa’da yazıyor mu Kandil’in sözünü yerine getireceksiniz diye, hangi talimatını yerine getireceksiniz diye?

AHMET AYDIN (Devamla) – Şimdi, milletvekilleri yanlışlıkla mı imza attı, yoksa şu andaki imzalarını baskı altında mı çekiyor, onun hesabını millet size sorar. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler) Böyle, doğru bir imza attıysanız, o gün doğruydu, bugün niye yanlış oldu? Niye bu sorunun çözümü için siz katkı sunmuyorsunuz? Biz ne dedik? “Evet, bu sorun Mecliste görüşülsün.” diyen siz değilmiydiniz? “Bir araştırma komisyonu kurulsun.” diyen siz değil miydiniz? Hatta, bizden önce bu raporu, bu öneriyi veren siz değil miydiniz? Peki, ne oldu size, niye kaçıyorsunuz? Niye sorunun çözümü için destek vermiyorsunuz? Şimdi imzanızı niye çekiyorsunuz?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ya, sana ne kardeşim, özgür irademle çekiyorum. Allah Allah...

AHMET AYDIN (Devamla) – Bir defa, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bunun hesabını bu millet soracaktır.

Yine, arkadaşlar, İç Tüzük’e göre -102’nci maddesi- 20 milletvekiliyle bu komisyon kurulabiliyor.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Var, 20 tane imza var zaten.

AHMET AYDIN (Devamla) – Evet, 24’tü, 21 milletvekili daha onurlu bir şekilde imzasını attı bunun altına, etti 45. Şimdi çekebilirsiniz, o sizin takdiriniz ama bu öneri doğru bir öneri ve biz AK PARTİ Grubu olarak bu önerinin de birleşmesini arzu ediyorsak, bu sorunun çözümü konusunda…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ya, sana ne, ben istemiyorum ya!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hep senin istediğin mi olacak Ahmet, hep senin istediğin mi olacak iktidarsın diye?

AHMET AYDIN (Devamla) – …sizin de iradenizin buna ortak olmasını istiyorsak niye hop oturup hop kalkıyorsunuz? Sizin derdiniz ne, sizin derdiniz ne? Bir kere olsun şu millet için doğru bir şey yapın ya, bir kere. Yanlışlıkla da olsa bir önerge verdiniz ama bir kere de olsa doğru bir şey yapın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir kere de olsa sözünüzün arkasında durun, sözünüzün eri olun, kaçmayın. Gelin, bu sorunun çözümünü hep birlikte yapalım. Ama, yarın milletten kaçamayacaksınız, yarın, tarih sizi yargılayacak ve hesabını hepinizden soracaktır. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Yine, benzer bir şekilde “Bülent Ecevit Üniversitesi kurulsun.” dediniz Zonguldak’ta, Önerinizi, imzanızı çektiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Devamla) – AK PARTİ Grubu olarak Zonguldak’ta Bülent Ecevit Üniversitesinin arkasında da biz olduk.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Tutumum aleyhinde söz isteyen Muharrem İnce, Yalova Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, Meclis tutanakları bir yazılı eserdir; yani on yıl, yirmi yıl, yüz yıl sonra bir tarihçi genç bugünkü görüşmeleri aldığında, Cumhuriyet Halk Partisi önergesiyle AKP’nin önergesinin birleştirilerek görüşüldüğünü anlayacak. Biz, tarih önünde yanlış bir konuma düşmek istemiyoruz. Bakın, size bir örnek vereceğim: Şu karşıda bir saat var, 16.25’i gösteriyor şu anda. O saati oraya Meclis Başkanlığı tam iki buçuk yılda koydu. Çünkü buranın mimarı izin vermedi, dedi ki “Oraya o saati koyamazsın. Bunun mimarı benim.” dedi. Eser sahibinin böyle bir hakkı var.

Başkanım, size ben bir soru soracağım: Siz şu karşıdaki, yabancı diplomatların oturduğu yerdeki o camlardan birinin rengini değiştirebilir misiniz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Mümkün değil!

MUHARREM İNCE (Devamla) -  Yani siz buranın mimarından izin almadan o camın rengini değiştirebilir misiniz? Araya bir bölme atabilir misiniz?

SIRRI SAKIK (Muş) – Ne diyorsun? Açık konuş, açık!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Eğer siz Meclis Başkanı olarak, AKP Grup Başkan Vekili gibi değil, Meclis Başkanı olarak eğer o camın rengini mimarın iznini almadan değiştiremiyorsanız, bir yazılı eserin içine Cumhuriyet Halk Partisinin adını bizim onayımızı almadan yazamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisinin yöneticileri, milletvekilleri burada. Bütün milletvekillerimiz şu an itibarıyla imzalarını geri çekti.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Baskı yapma! Milletvekillerinin iradelerine ipotek koyamazsın.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yurt dışında olan arkadaşımız elektronik ortamda imzasını gönderdi. Şu anda başka bir ilde olan arkadaşımız faksla gönderdi. “Birinci imza sahibi” dediniz, o da geldi, geri çekti.

Değerli arkadaşlarım, bundan sonrası zorbalık olur. Bakın, zorbalık olur. Zorbalık yapmayın; zorbalığa hukukla karşılık verilmez, zorbalığa zorbalıkla karşılık verilir.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Neyle istiyorsanız onunla karşılık verin.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Deneriz… Deneriz…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Hodri meydan!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Biz, CHP’nin adını orada görüştürtmeyeceğiz.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Sözünüzün arkasından durun. Hodri meydan! (CHP ve AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHARREM İNCE (Devamla) – Görüştürtmeyeceğiz!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Hodri meydan!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Görüştürtmeyeceğiz!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Hodri meydan!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – O yasamanın işidir artık.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yaz da göreyim. Yaz da göreyim. Görüşemeyeceksin.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Çok korktuk, çok.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Hodri meydan!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Göreceğiz, hep birlikte göreceğiz. Biz size kendimizi alet ettirmeyiz. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Mevlüt Ağabey, bıraksana sen.

Hadi bakalım… Hadi bakalım…

MEHMET ERDEM (Aydın) – Hadi bakalım...

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bunu görüştürtmeyeceğiz. Biz adımızın geçmesini istemiyoruz.

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) – Hiçbir şey başaramayacaksınız.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ya, istemiyoruz kardeşim ya! Ya, zorla mı sokacaksın adımı oraya! Seninle beraber olmak istemiyorum! İstemiyorum seninle beraber olmak! Hayret bir şey ya! Bu ne yüzsüzlüktür ya! Bu ne yüzsüzlüktür ya! (CHP sıralarından alkışlar) İstemiyoruz sizinle beraber olmak!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Niye verdin önergeyi.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Adımızı çıkarın. Adımızı çıkarın oradan!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Niye verdin önergeyi?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ya, kendi önergeni git görüş. Hileyle olmaz bu işler.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Niye verdin önergeyi?

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bu işler hileyle olmaz!

Sayın Başkan, Meclisin onurunu korumaya davet ediyorum sizi. Siz, bir camı değiştirme yetkisi olmayan, o saati oraya iki buçuk yılda takan ve hukuk devletinin gereği olarak, telif hakkı olarak, eser sahibinin hakkı olarak… Çok da haklıdır o mimarın onu dayatması; onun takdiridir, onun bileceği iştir. Bizim adımızı bir yazılı metin içerisinde gelecek kuşaklara bu tutanakta “Cumhuriyet Halk Partisi ile AKP’nin önergesi birleştirilerek görüşüldü...” biz bunu dedirtmek istemiyoruz.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Temizlenirsiniz, ne var.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ara verirsiniz, kendi önergenizi getirirsiniz. Danışma Kurulu yaparsınız –Danışma Kuruluna elden de imza atarım ben, merak etmeyin- ama sizinle beraber olmak istemiyoruz.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Temizlenirsiniz, ne var yani?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bakın, Meclisi alet ettiniz, Meclisi alet ettiniz. “Meclise bilgi vereceğiz.” diyorsunuz. Meclise bilgi vermenin yolu bu mu? Genel görüşme açarsınız bilgi verirsiniz, İç Tüzük 59’a göre bilgi verirsiniz, gündem dışı konuşmayla konuşur birisi, bakan çıkar yirmi dakika bilgi verir. Bu Genel Kurula bilgi vermenin çeşitli yolları vardır. Meclisi kullandınız, CHP’yi size kullandırtmayacağız. (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL AYDIN (Bursa) – CHP’nin son kullanma tarihi geçti, geçti!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bizim adımızla…

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Son kullanma tarihi geçti!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bu, buradan geçmeyecek, geçmeyecek, sizinle beraber olmayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bunu söylüyorum, bu kadar.

Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Boşadık seni Muharrem, boşadık seni tamam.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen git karını boşa! “Boşadık seni!” Lafa bak.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Terbiyesizlik yapma!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, uygulamada bugüne kadar Meclis araştırması önergelerinin görüşülmesine ve sonuçta komisyon kurulup kurulmayacağına dair görüşmelere ilişkin öneriler Danışma Kurulu önerisi veya siyasi parti grup önerisi şeklinde Genel Kurulun takdirine sunulmaktadır.

MUHARREM İNCE (Yalova) – “Boşadık seni!” diyor, lafa bak.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Çok terbiyesiz bir adamsın!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Evli miyiz de boşuyorsun?

İSMET UÇMA (İstanbul) – Son derece terbiyesizsin! Geri zekâlı mısın sen! Koskoca Grup Başkan Vekili…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Evli miyiz seninle boşuyorsun? “Boşadık seni” ne demek?

BAŞKAN – Lütfen Sayın Milletvekili…

İlgili Danışma Kurulu önerisi veya siyasi parti grup önerisinde ilgili konudaki farklı araştırma önergeleri birleştirilmiş olabilmektedir.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Utanmıyor musun!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yahu, sen “boşadık” demeye utanmıyor musun? Kaç yaşında adamsın. “Boşadım seni” diyorsun, lafa bak. Laf mı senin söylediğin?

İSMET UÇMA (İstanbul) – Ayıp değil mi? Bunun bir retorik olduğunun farkında değil misin? “Sizinle olmak istemiyorum.” diyorsun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ya, boşamak mı bu?

İSMET UÇMA (İstanbul) – Böyle bir ahlak olur mu? Ayıp değil mi?

MUHARREM İNCE (Yalova) – İnsan boşasa boşasa karısını boşar.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Konuştuğunun nereye vardığının farkında değilsin.

BAŞKAN – Son aşamada, hangi araştırma önergelerinin birleştirileceği hususu Genel Kurulun takdirindedir. Böyle bir yaklaşımla ele alındığında, herhangi bir siyasi partinin ilgili konuda vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi kendi muvafakati olmadan diğer siyasi partinin önergesiyle birleştirilebilir. Kaldı ki…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Kim diyor bunu Sayın Başkan?

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede ya, nerede ya?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nereden okuyorsun, bir söyle bakalım.

BAŞKAN – Bir saniye, sayın milletvekilleri, siz konuştunuz yani lütfen...

Kaldı ki en son kurulan Haberleşme Özgürlüğüne ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti ve Önlenmesine İlişkin…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Geri çektik, önerge yok Sayın Başkan. Bizim önergemiz yok artık, önerge yok!

 BAŞKAN – …Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun oluşmasına temel teşkil eden ve farklı siyasi parti grupları tarafından verilmiş olan Meclis araştırması önergeleri AK PARTİ grup önerisi içerisinde birleştirilmiş ve söz konusu grup önerisi Genel Kurul tarafından kabul edilmiştir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, bizim önergemiz yok artık, geri çekildi!

BAŞKAN – Ayrıca, AK PARTİ grup önerisinde yer alan Meclis araştırması önergesine ilişkin özet mahiyetteki husus bağlayıcı bir durum değildir. Önemli olan, Meclis araştırması önergesinin bizatihi kendisinin içeriğidir. Grup önerisine konu olan Meclis araştırması önergesinin tarih ve sayısı kesin ve net olarak belli olduğundan herhangi bir tartışmaya da mahal bulunmamaktadır. Bu nedenle, önergenin AK PARTİ grup önergesine konu edilmesinde İç Tüzük’e aykırı bir durum bulunmamaktadır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Kim diyor?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan!

BAŞKAN – Bu hususu ve tutumumu oylarınıza sunacağım: Tutumumu doğru olduğunu kabul edenler… (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar gürültüler)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ya, neyi oyluyorsun sen! Yazıklar olsun sana be! Ayıp ayıp! Bunu oylama yetkin var mı senin?

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, önerge yok, önerge kalmadı.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Neyi oyluyorsun! Neyi oyluyorsun!

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

KÂTİP ÜYE MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Ağabey, kusura bakma, ben vallahi gidiyorum.

(Kâtip Üye Muhammet Rıza Yalçınkaya Başkanlık Divanını terk etti)

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 44 milletvekilinin, kanlı çatışmalı ortama sebebiyet veren olay ve olguları araştırmak, toplumu kutuplaştıran, toplumsal barışı dinamitleyen, ülke kaynaklarını heba ettiren ve yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yolları bulma amacıyla, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kürt sorununun çözümünün araştırılarak demokratikleşme, toplumsal barış ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla vermiş oldukları Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde okunması ve önergelerin görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşiminde yapılmasına; 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine; 444 ve 445 sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi  (Devam)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

(Kâtip Üye Fatih Şahin Başkanlık Divanındaki yerini aldı)

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Kaldır, oturtma.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ayıp be! Ne oturuyorsun oraya!

BAŞKAN – Efendim, söz verdim. Olur mu canım ya, şey mi yapacaksınız?

Sayın Kubat, buyurun.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; grup önerimizin lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

(AK PARTİ, CHP ve MHP milletvekillerinin Başkanlık kürsüsü önünde toplanması, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Mecliste böyle bir usul yok. Lütfen yerlerinize oturunuz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yapamazsınız Sayın Başkan, olur mu!

BAŞKAN - Neyi olmadı ya? O kadar tartıştırdım ben.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önce benim işlemimi yapacaksın, önce benim talebimi yerine getireceksin. Benim söz talebim var. Çoğunluk diktasına bakın!

BAŞKAN – Grup olarak konuşursanız, şahsileştirmeyin işi lütfen.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, grup önerimizde Meclisin bu hafta çalışma gün ve saatleriyle gündemdeki bir kısım kanun tasarı ve tekliflerinin sırasının görüşülmesi… (AK PARTİ, CHP ve MHP milletvekillerinin, Başkanlık Kürsüsü önünde karşılıklı konuşmaları)

BAŞKAN – Herkes görevini yapıyor burada. Ağzınızı bozmayacaksınız. Benim terbiyeme yakışmaz cevap vermek, hiç yakışmaz. Ben asaletli ve soylu bir adamım.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.43
DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.58

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Fatih Şahin (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, AK PARTİ grup önerisine konu İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşlarının önergesinden 24 Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin imzasını çekmiş olması nedeniyle söz konusu Meclis araştırması önergesinin “Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin önergesi” olarak işlem göreceğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinde, öneriye konu Meclis araştırması önergesinden, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşlarının önergesinden ilk imza sahibi ile birlikte toplam 24 Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin imzasını çekmiş olması nedeniyle söz konusu Meclis araştırması önergesi, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin önergesi olarak işlem görecektir. Grup önergesini bu hâliyle görüşmeye açıyorum.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Tamam, Allah selamet versin. Ne yapıyorsan yap!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, hayır. Efendim, siz… 

BAŞKAN – Şimdi, Mehmet Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 44 milletvekilinin, kanlı çatışmalı ortama sebebiyet veren olay ve olguları araştırmak, toplumu kutuplaştıran, toplumsal barışı dinamitleyen, ülke kaynaklarını heba ettiren ve yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yolları bulma amacıyla, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kürt sorununun çözümünün araştırılarak demokratikleşme, toplumsal barış ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla vermiş oldukları Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde okunması ve önergelerin görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşiminde yapılmasına; 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine; 444 ve 445 sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi  (Devam)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, hayır. Bir dakika canım, bir dakika.

BAŞKAN – Hayır, söz verdik Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne söz veriyorsun?

BAŞKAN – Sayın Kubat’a söz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, hayır. Öyle bir şey olur mu? Bir dakika…

BAŞKAN - Hayır, nasıl “Bir şey olur mu?” Sayın Vural? Söz verdik.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Kalk bakalım oradan!

OKTAY VURAL (İzmir) –  Sayın Başkan, korsan bir şekilde önerge değiştiremezsiniz siz. Sizin böyle bir yetkiniz yok. Bu AKP Grubunun iradesi.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Kalk oradan!

BAŞKAN – Önerge değiştirmiyoruz efendim, önergeden Tanrıkulu’nun ve 24 arkadaşının imzasını çektiğini söylüyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, sizi hukuka ve İç Tüzük’e uygun davranmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) - Siz bu önergeyi değiştiremezsiniz. Sizin böyle bir yetkiniz yoktur.

BAŞKAN – Önergeyi değiştirmedim efendim ben, 24 milletvekilinin imzasını çektiğini söyledim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu önerge okunmuştur.  Okunmuş önergeyi değiştiremezsiniz. Tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve Grup Başkan Vekilinin özellikle söylemek istediği 24…

OKTAY VURAL (İzmir) – Tutumunuz hakkında söz istiyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, konuşmacı kürsüde.

BAŞKAN - Sayın Kubat, buyurun lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Kâtip Üye Fatih Şahin’in  Başkanlık Divanındaki yerini Kâtip Üye Muhammet Rıza Yalçınkaya aldı)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; grup önerimizin lehinde söz almış bulunuyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Böyle bir zorbalık var mı? İki tane söz istiyoruz…

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) - Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Konu vuzuha kavuştu herhalde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ayıp ettiniz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ayıp Başkan ya!

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) - Değerli milletvekilleri, önerimizle bugün, konusu benzer nitelikte görülen üç araştırma önergesinin birleştirilmek suretiyle görüşmelerinin de bugün yapılması önerilmektedir. Yarın 445 sıra sayılı -“dördüncü yargı paketi” olarak ifade edilen kamuoyunda- insan hakları ve ifade özgürlüğü bağlamında bir kısım kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısının inşallah görüşülmesi planlanmaktadır. Perşembe günü de 444 sıra sayılı hukuk usulü muhakemeleri kanun tasarılarının görüşülmesini önermekteyiz. Bitimine kadar görüşmelerin devam etmesini önermekteyiz; eğer yetişmezse perşembe günü, cuma günü de çalışmalarımıza devam edeceğiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclis Başkanının iradesi yok ki zaten!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hep aynısını yapıyor, hep aynısını yapıyor!

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) - Ben önerimize katkılarınızı bekler, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Burada yanıyor, hepsi yanıyor. Bunlara niye söz vermiyorsun?

BAŞKAN - Evet, şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.(MHP Sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Usul ne oldu? Usul gitti yani.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “MHP tarafına bakma.” diye söylemişler Başkana herhâlde. Söz isteyen olur, ne olur ne olmaz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Benim sözümü vermemezlik nasıl yaparsın sen? Ayıp!

BAŞKAN – Sayın Vural, hayret yani bu kadar usul tartışması…

Sayın Şandır, yeniden sözünüzü başlatıyorum.

Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten Meclisimize yakışmaz olaylar oluyor. Ne yapıyoruz biz? Yani yangından mal mı kaçırıyorsunuz? Niye bu yollara teşebbüs ediyorsunuz? Niye buna ihtiyaç duydunuz? Sorguladığımız hadise bu. Resmen Meclis Başkanlık Divanı İç Tüzük’ü ihlal ediyor. Müzakeresi yapılmış, okunmuş, tutanağa geçmiş bir önergeyi değiştirme hakkınız yok Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten yok hükmündedir bu görüşmeler, yok hükmünde! Sizin bir önergeyi değiştirme hakkınız yok ki!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Nerede bu iş? Yani ama “Hukuk bizim yaptığımızdır, bizim yaptığımız kuraldır.” derseniz bunun adı “hukuk devleti” olmaz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Zorbalık, zorbalık!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …bunun adı “hukuk kuruculuk” olmaz, bunun adına başka şey söylemek lazım.

Değerli arkadaşlar, bakın, tabii ki gündem belirleme hakkınız var ama bugün gündeme getirdiğiniz bu araştırma önergesinin gündeme alınması konusunu, gerçekten, cumhuriyet tarihinde gelecek nesiller ibretle sorgulayacaklar. Hani siz, hani Sayın Başbakan, hani sayın bakanlar “Bu iş Hükûmetin işidir, Meclis bu işe karışmaz.” diyordunuz. Değerli milletvekilleri, kafanızı aşağıya eğmeyin, bu soruyu tekrar soruyorum: Hani Sayın Başbakan “Bu konu Hükûmetin meselesidir, muhatap Hükûmettir.” diyordu, şimdi Meclise niye getiriyorsunuz? Emri nereden aldınız? Çok ağır sorduğumu biliyorum. Bu emri nereden aldınız? Kimin baskısıyla, kimin talebiyle? Hakikatleri araştırma komisyonu mahiyetinde bu komisyonun Mecliste kurulmasını kim talimatladı size? Bunu millete açıklamak mecburiyetindesiniz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Öcalan, kim olacak! Bakın tutanaklara, İmralı tutanaklarına.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Allah aşkına, dün niye değildi?

Değerli arkadaşlar, bakın, araştırma önergeniz burada, diyorsunuz ki: “Terör sorununu…” Burada okuyayım size: “Terör sorununun çözümüne yönelik araştırma…” On yıldır iktidardasınız, bu terör bugünün meselesi değil ki otuz yıldır devam ediyor. Aklınız bugün mü başınıza geldi sizin? Dürüst olmak lazım, dürüst. Sayın milletvekilleri, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, samimi olmak lazım. On yılı tamamladınız. Terörle mücadele için, terörün çözümü için aklınız bugün mü başınıza geldi, yoksa -tekrar ediyorum- kim emretti size?

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Biz on yıldan beri aynı şeyi yapıyoruz, on yıldır!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Milletin iradesini kim gasbediyor? Ben tekrar soruyorum: Hani bu iş Hükûmetin işiydi, Meclisin işi değildi? Hani arkadaşlar? Niye bu milleti böyle zelil durumuna düşürüyorsunuz? PKK istedi. Hatta ben size başka bir şey okuyacağım. PKK’dan önce bu konuyu başkaları istedi, başkaları. Bu Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı niye bu kadar sık gelip gider oldu Türkiye’ye?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Teftişe geliyor teftişe.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Ya, azıcık sorun ya, azıcık haysiyet. Sayın milletvekilleri, azıcık haysiyet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sesini özlemişler, sesini.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bir sorgulama yapın Allah rızası için. Niye? Niye? Niye? Bakın, ben size okuyayım. 30 Kasım 2012, Uluslararası Kriz Grubu, içinde herkes var, yurt dışı, istediklerini söyleyeyim size. Verdikleri Kürt sorununun çözümü konusundaki rapor. O raporda belirttiklerini siz buraya kanun teklifi ve tasarısı olarak getiriyorsunuz. Bakın, 30 Kasım 2012 tarihinde, içinde Amerika eski Başkanı Jimmy Carter, Nelson Mandela, Desmond Tutu, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da olduğu, hatta Soros’un da olduğu bir heyetin Kürt sorununun çözümü için önerdiklerini buraya kanun olarak getiriyorsunuz. Lütfen azıcık haysiyet. Eğer bu sorun terör sorunuysa -Sayın Başbakanın ifadesiyle söylüyorum- bu sorunun çözümü için on yıl niye beklediniz, niye? Bunu millete anlatmanız lazım.

İDRİS YILDIZ (Ordu) – Apo yanaşmıyordu.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, getirdiğiniz hadiseyi sonuçları itibarıyla size söylüyorum: Millete karşı sorumlusunuz ve bilmek mecburiyetindesiniz.

Değerli milletvekilleri, bir devlet kuruluyor, kafanızı kuma sokmayınız. Devlet kurmak için üç aşamaya ihtiyaç var: Önce millet olacak, sonra ülke olacak, sonra egemenlik olacak. Sayın Başbakan 12 Ağustos 2005 tarihinde “Kürt kimliğini tanıyorum.” diyerek Türk milletinin temsilcisi bir siyasi şahsiyet olarak bu milletin içerisinden bir ayrı millet yarattı zaten. 2005 yılından bu yana biz “Türk milleti” ortak paydasını kaybettik. Kendini “Türk” olarak ifade etmeyen, kendisini “Türk milletinin mensubu” olarak ifade etmeyen, “Türk milleti”ni bir ortak payda, ortak kimlik olarak kabul etmeyen bir yapı oluşturdunuz. Yani beni bağışlayın, size akıl öğretmek, size bir şeyler telkin etmek değil ama yapılanı görün lütfen, bu bir devlet kurmadır.

Bakın, bu kürsüde bir sayın milletvekili “Kürdistan” dedi diye herkes ayağa kalkmıştı. Şimdi, “Kürdistan” denilmesine hiçbirinizin itirazı yok. Türkiye’mizin bir parçasını bir başka millete vatan yaptınız. Şimdi, egemenlik tartışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu yaptıklarınızın tamamı, egemenlik tahsisidir. Egemenlik ya bir millî mücadeleyle kazanılır, bedeli kanla ödenerek kazanılır.

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) - Tek devlet, tek bayrak, tek vatan.

AHMET YENİ (Samsun) – Hayal görüyorsun.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ya da sizin yaptığınız gibi müzakereyle verilir.

Değerli arkadaşlar, tenkit için söylemiyorum. Bakın, yaptığınız işin anlamını bilin, bir devlet kuruluyor Orta Doğu’da. Bu proje, Kürt soylu vatandaşlarımızın talebi değil; bu proje, Türkiye’nin talebi değil; bu proje, geçen yüzyıldan yarım kalan, Sevr’le dayatılıp Lozan’la yırtıp attığımız bir küresel proje. Bu coğrafyada ikinci bir İsrail mahiyetinde bir Kürt devleti kuruyorlar. Bunu silahla kuramadılar, bunu kan akıtarak kuramadılar. Şimdi, ne yazık ki -sizin sayenizde- siyaset üreterek kuruyorsunuz. Kafanızı kuma sokmayın, yarın Allah indinde hesap vereceksiniz; yarın bu çocuklarınıza, gelecek nesillere hesap vereceksiniz. Ben sizin vicdanlarınıza sesleniyorum: Bugün mü daha birlik içerisindeyiz, yoksa dün mü daha birlik içerisindeydik? Bugün hangi ortak paydalarda Türkiye’yi paylaşıyoruz? Diyorsunuz ki gerekçenizde, aklın alacağı şey değil, diyorsunuz ki: “1920 23 Nisanında gördüğümüz büyük Türkiye idealini kurmak için bu çözümü yapacağız, bu komisyonu kuracağız.” Kimi kandırıyorsunuz ya? Bu hayali on yıl önce niye görmüyordunuz? Bu terörü önlemek için elinizi tutan mı vardı? Ama şimdi, PKK talep ettiği için getiriyorsunuz; bu işe, bu günaha Türkiye Büyük Millet Meclisini de katıyorsunuz. Buna hakkınız yok arkadaşlar. Gidin, kiminle iş tutacaksanız tutun ama Türkiye Büyük Millet Meclisini, bu devleti kuran bu gazi Meclisi bu günaha ortak etmeyiniz. Bunun vebalinin altından kalkamazsınız değerli arkadaşlar.

PKK’yı size anlatmama gerek var mı arkadaşlar? PKK, eli silahlı PKK bizim çocuklarımızı katletmedi mi, bizim insanlarımızı katletmedi mi? Sayfalar dolusu okuyabilirim size. Öncelikle Kürt soylu vatandaşlarımızın çocuklarını, kadınlarını, yaşlılarını katletmedi mi? Şimdi, ne oldu da PKK’yla iş tutmaya başladınız? Hangi akıl, hangi vicdan, hangi hesap sizi böyle bir zillete düşürdü. Hani daha önce terörü lanetliyordunuz, teröristin elini sıkmıyordunuz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Terörü her zaman lanetliyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Şimdi terörün kucağına oturdunuz, başka hiçbir şey değil. (MHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Ayıp! Ayıp!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Niye ayıp? Niye ayıp? İmralı canisiyle görüşen sizsiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Dış güçlerin kucağına oturan sizsiniz.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Ayıptır!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Sen otur yerinde! Sen otur yerinde!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ayıp! Yaşından utan.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, size söyleyeyim: Yaptığınız iş bölücü teröre teslim olmaktır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Amacımız terörü bitirmek.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Terörü bitirmek için bugüne kadar niye bekledin?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Siz ne yaptınız bugüne kadar?

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Senin zamanında en az 1.200 insanımız katledildi, niye engellemedin? Niye engellemedin Sayın Elitaş?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Beklemedik ya, on yıldır çalışıyoruz bitirmek için.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sen ne bilirsin terörü! Saygısız adam! En azından teröristin kucağına oturmadık. Yazıklar olsun!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Oturduğunun farkında bile değildin sen.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Neyi bitirdiniz? Neyi başardınız?

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Dolayısıyla, size söylediğim şey şu: Kaldırdığınız parmaklarla PKK’nın talebine “Evet.” diyorsunuz, bilerek parmak kaldırın. Yaptığınız iş, İmralı canisinin taleplerini Meclise getirmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Dolayısıyla, bu yaptığınız günaha Milliyetçi Hareket Partisi olarak asla destek vermeyeceğiz.

Sizi kendi ayıbınızla baş başa bırakıyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bravo.!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – O ayıp size ait.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Evet, bu milletin birlik ve beraberliğini parçalayan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Farkında değiller ki ayıplarının.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Oyuncağınızı elinizden alıyoruz, alacağız o oyuncağı.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …Genel Kurula saygıyı da gerekli görmüyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Alacağız o oyuncağı elinizden.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İsmail bugün çok heyecanlı.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 23 Nisan 1920’de bu Meclis kuruldu. Bu Meclisin çatısını oluşturan bir kuruluş felsefesi vardır. Bu sıralarda, omuz omuza İstiklal Savaşı’nda yer almış Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Anadolu’nun zengin tarihinden gelen, kültür ve kimliklerini yansıtan, Anadolu’nun kaderini birleştiren ve Türkiye’yi ortak vatan yapan milletvekilleri bu kürsüde oturmuştur. Meclis Başkanlığında oturan… O dönemde sadece Mustafa Kemal adı okunurdu, sonra Soyadı Kanunu çıktı. O gün kürsüde söylediklerini bugün bu kürsüde söylemeye kalkarsam, bir asır sonra, burada kıyamet kopar.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Ya, söylemediğiniz şey mi kaldı Allah aşkına!

SIRRI SAKIK (Muş) – Niye rahatsız oluyorsunuz, niye rahatsız oluyorsunuz?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yüz yıl sonra, Türkiye’de bunca acıyı yaşamış… Otuz yıllık bir süreçte kendi içimizde yaşadığımız acıların, çatışmaların, ölümün önlenmesi için ne yapabiliriz konusunda söyleyin bana Meclisin dışında bir adres var mı? Bu sorunun konuşulacak yeri ve kalbi Meclis değil mi? Meclis Anayasa’yı konuşmayacak mı? Meclis yasalar yapmayacak mı? Meclis araştırma komisyonları kurup bu sorunu incelemeyecek mi, irdelemeyecek mi? Biz buraya niçin seçildik geldik? Bu ülkenin can alıcı sorunlarını konuşabilelim diye özgürce ama uygarca.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Oslo’yu konuş.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, şu an şu kürsüden açık söylüyorum: Şu anki bu gerilim, Meclisteki bu gerilim, dalga dalga üniversitelere yayılıyor, dışarı yayılıyor. Oysaki dışarıda bir süreç, bu süreçle beraber yeni bir anayasa yapılıyor; Türkiye'nin 21’inci yüzyıl hukuku çizilecek, bu 21’inci yüzyılın hukukunda yeni Türkiye'nin felsefesi kurulacak, 100’üncü yılında birlikte yaşamanın ilkelerini birlikte tespit edeceğiz, eşitliği belirleyeceğiz, özgürlüğü ve adaleti. Biz bunu ancak seviyeli bir tartışma ortamında yapabiliriz; bağırarak, üstümüze birbirimizin giderek, kırarak…

İnanın, bakın burada komisyon kurulacak bir araştırma önergesine bakıyorum, bizimki farklı. İktidar partisi diyor ki: “İşte, terör sorunu ve onunla bağlantılı konuları araştıralım.” İki sayfa içerik.

Sonra, CHP’nin verip de sonradan imzalarını kısmen çektiği –kısmen dediğim, hemen hemen tamamı olabilir çünkü burada olmayanlar faksla göndermiş- önergesine baktım şöyle diyor, ismi konulmadan…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Kısmen değil, tamamen çektik.

HASİP KAPLAN (Devamla) – “Otuz yılda yaşanan acıların, olguların araştırılıp toplumsal barış … bu konuda ne yapabiliriz?”

Biz ne diyoruz: Arkadaşlar, biz ne iktidar gibi ne ana muhalefet gibi düşünmüyoruz, biz çok net konuşuyoruz, adını da net konuşuyoruz, ne istediğimizi de net koyuyoruz. Öyle bizde yalpalama, zikzak çizme yok. Diyoruz ki: Kürt sorununun demokratik siyaset çizgisinde, bu Mecliste çözülmesi için gelin bir araştırma komisyonu kuralım. İnancı, yüreği olan, bu ülkenin birliğine, kardeşliğine, barışına inananlar yüreklerinin, vicdanlarının sesini duyarak bunun arkasında dururlar, küçük hesapların içine girmezler, parti çıkarlarını Türkiye barışının önüne koymazlar. Bu ülkenin kaderinin, Orta Doğu’da ve dünyada gelişiminin önüne bir seçim hesabını koymazlar. Türkiye’nin 76 milyonunu düşünür, refahını düşünür, özgürlüğünü düşünür, geleceğini düşünür ve el ele verirler -konuşarak nasıl çözeriz- uygarlık noktasında buluşurlar.

Biz bu sınavı niye veremiyoruz? İkinci dönemim bu Mecliste. “Allah’ım” diyorum, “Şu 23’üncü Döneme -geçen dönem bu kürsüden söyledim- bize barış konusunda çözme kudreti ver, bu Meclise, bu onuru bize bahşet.” Geçen dönemi kaçırdık. Kaç şehit verdik, kaç cenaze gömdük, kaç tane acı olay yaşadık, kaç tane ana ağladı! Şimdi 24’üncü Dönem, bu Mecliste yine “Allah’ım” diyorum, “Ya Rabb’im, bu Meclise bu onuru bahşet.” diyorum. Şimdi vicdanlarınızın sesini duymayacağız, insanlığın sesini duymayacağız, ülkemizdeki sorunları görmeyeceğiz, kafamızı kuma gömeceğiz, görmeyeceğiz, duymayacağız, hissetmeyeceğiz, küçük seçim hesapları yapacağız. Türkiye’ye yakışır mı bu? Türkiye’deki bu Meclise yakışır mı bu?

Yani, bir akil insanlar çıktı, bu akil insanları… Linç edilmedik kalmadı. Oysaki ağır bir sorumluluk üstlenmişlerdi, sonunda bir araştırma, bir rapor… Burada bir komisyon kurulacak, “Türkiye elden gidiyor.” deniliyor. Yapmayın arkadaşlar, Türkiye elden gitmez. Bu araştırma komisyonu bir çalışma yapar, uzmanını dinler, görevlisini dinler, bilmem nesini dinler, o raporu da Meclise getirir. E, bununla da ülke bölünmez. Şimdi, doğru bir iş yapmak için vakit kaybetmeyecek bir zamandayız arkadaşlar. Düşünün ki Türkiye barışı için hiçbir dönem bu kadar kamuoyu, bu kadar halkın desteği olmamıştı bir iktidarın arkasında, düşünün, muhalefet partileri, kimi açıkça, kiminin tabanı anketlerde yüzde 50 destek veriyor; sivil toplum veriyor, emek örgütleri veriyor, işveren örgütleri veriyor, sanatçılar veriyor, aydınlar veriyor, medya destek veriyor, yüzde 80 halkı bu Meclisin destek veriyor; “Bu barışı yeter ki hayata geçirin, bu ülkeye kardeşliği, adaleti, özgürlüğü getirin ve çözün.” diyor. Bunun çözülecek adresi, kalbi Meclistir. Siz kaçamazsınız buradan, hiçbiriniz kaçamaz bundan. Hele hele ana muhalefet partisi bu sürecin içinde yer almak zorundasınız vicdanınız, insanlığınız gereği.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bizi bulaştıramazsınız.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sürecin adını söyle, sürecin adı ne?

HASİP KAPLAN (Devamla) – “Akil insanlar” dediniz, yan çizdiniz; “önerge” dediniz, olmadı; ama Anayasa’da kaçamayacaksınız, yasalarda kaçamayacaksınız. Biz de bu ülkenin demokrasisini istiyoruz.

Beyler, Kürt sorunu insan hakları sorunudur, bir hak sorunudur, bir demokrasi sorunudur, bir özgürlük sorunudur, bir kardeşlik hukukudur, bir eşit yurttaşlık onurudur ve şunu iyi bilin: 75 milyon insanımın içinde, ırkını, etnik kimliğini inkâr ederek, inancını inkâr ederek, aslını inkâr ederek o ülkenin eşit vatandaşı yapamazsınız zorla bir kimseyi. Hiç kimse zorla yapılamaz ve mutlu kılınamaz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) –Kimsenin kimliğini inkâr etmiyoruz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Arkadaşlar, inkâr minkâr yok!

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Kimsenin inkâr ettiği yok.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ben bıktım altı senemde… Bakın açık söylüyorum.

Bardağa dokunuyorum, su içindir, bağışlayın.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Cumhuriyeti tasfiye edecekseniz Cumhuriyet Halk Partisi onun içinde olmaz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bağışlayın beni ama dostça söyleyeceğim: Bu partide 91-92’ye kadar yöneticilik yaptım. Altı senedir MHP’yle 40 santimetre yakın oturuyoruz. Arkadaşlar, Kürtçe TRT Şeş açılacak, kıyameti kopardınız: “Vatan bölünecek.” Ben ne dedim? “Sayın Oktay Vural, beraber müzik dinleriz Kürtçe, sen Tillo’dan Arapça, ben Kürtçe Şırnak’tan; güzel güzel halay çekeriz, bu ülke bölünmez.” dedim. Bak, TRT Şeş çalıyor, ülke bölünmedi. “Ana dilde savunma” dediler, “Ülke bölünecek.” Yahu bölünmedi kardeşim. Vakıflar Yasası geldi, “Azınlıklara hakkını versek bölünecek.” Arkadaşlar, bu ülke bölünme paranoyasını aşmıştır artık, bu ülke barış ve kardeşlik için güçlü bir irade koymuştur. Biz bu iradenin arkasındayız, önergemizin arkasındayız, bu gücün arkasındayız. Bu kadar açık ve net tavır koyuyoruz arkadaşlar. Bu da bizim açık görüşümüz.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Aykan Erdemir, Bursa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri ve bizleri ekranları başında izleyen değerli milletimiz, Meclis öncesinde on beş yıl boyunca ders verme onuruna sahip olduğum üniversitede, her yıl derse Ebu Bekir er -Razi ile başlardım, er -Razi’nin bir sözünü öğreterek başlardım: “Bir kantar ilim, bir okka edebe muhtaçtır.” Niye böyle başlardım? Çünkü Yunus’tan öğrenmiştik ki: “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsin/ Ya nice okumaktır/ Okumaktan murat ne/ Kişi Hakk’ı bilmektir.” Hakk’ı biliyor muyuz değerli milletvekilleri? Bugün aynaya baktığınızda, Hakk’ı bilen insanlar görüyor musunuz? Bakın, ne diyor Yunus: “Hepsinden iyice, bir gönüle girmektir.” Barış diyoruz, çözüm süreci diyoruz. Peki, aynaya baktığınızda, bugün bir gönüle girmiş görüyor musunuz kendinizi, bir gönüle girmiş görüyor musunuz?

HAMZA DAĞ (İzmir) – Milyonlara girdik, milyonların gönlündeyiz.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bakın, Yunus ne diyor: “Bir kez gönül yıktın ise/ Şu kıldığın namaz değil/Yetmiş iki millet dahi/Elin yüzün yumaz değil.” diyor.

Bugün bir kez gönül yıktınız mı… Bakın, derslere er -Razi’yle başladıktan sonra intihalle devam ederdim çünkü her insan önce kendi emeği, kendi aklı, kendi hakkıyla yola çıkmalı. Siz bugün bu araştırma önergesinde kendi hakkınızla mı yola çıkıyorsunuz, kendi aklınızla mı yola çıkıyorsunuz, kendi vicdanınızla mı yola çıkıyorsunuz, yoksa intihalle mi yola çıkıyorsunuz, yoksa hırsızlıkla mı yola çıkıyorsunuz, yoksa çalmayla mı yola çıkıyorsunuz, yoksa hileyle mi yola çıkıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, bugün içinde oturduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisi, kadim bir medeniyetin üzerinde yükseliyor, yüceliyor. Kapısından eğri odun girmeyen Tapduk Emre Dergâhından bahsediyor Yunus Emre; öyle bir dergâh ki, eğri odun bile getirmiyor çünkü diyor ki: “Kapısından ben hiç eğri insan girerken görmedim ki eğri odun getireyim.” Peki, bugün, bu kapıdan ben eğri insan girerken gördüm. Bu insanlar, değil insan olarak, odun olarak bile giremezdi o dergâha, odun olarak bile! (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) – Aynaya bak!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Giremezdi, giremezdi... Düzelmeden giremezdi, pişmeden giremezdi, ham ham giremezdi!

HAMZA DAĞ (İzmir) – Zorlama kendini, zorlama!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Evet, zorlamıyorum. Hakikati konuşuyorum ama hakikat, belli ki sizi zorluyor; gerçek, belli ki sizi zorluyor.

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) – Aynaya bak, hakikati görürsün orada!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bugün eve gideceksiniz, o aynaya bakacaksınız, yarın çoluğun çocuğun, eşin, dostun, akrabanın yüzüne bakacaksınız. Nasıl bakacaksınız?

HAMZA DAĞ (İzmir) – Asıl siz nasıl bakacaksınız?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bakın, şu 21 kişi nasıl bakacak? Kızmıyorum, üzülüyorum, bu imza attırılan 21 kişiye üzülüyorum, Türkiye de üzülüyor.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Sen kendi hâline üzül, sen kendi partine üzül.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bakın, Kırıkkale’den Ramazan Can, Malatya’dan Mustafa Şahin, Ankara’dan Nurdan Şanlı, Bartın’dan Yılmaz Tunç, Bursa’dan Mustafa Öztürk, İstanbul’dan Gülay Dalyan, Rize’den Nusret Bayraktar…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onu siz verdiniz ya önce, aynı şeyi siz verdiniz önce.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – …Elâzığ’dan Şuay Alpay, İstanbul’dan Ahmet Baha Öğütken, İstanbul’dan Mehmet Domaç, İstanbul’dan Ahmet Berat Çonkar…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Tanrıkulu’ya sor, Tanrıkulu’ya; o hazırladı.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – …İstanbul’dan Osman Boyraz, İstanbul’dan İdris Güllüce, Gaziantep’ten Mehmet Erdoğan, Erzurum’dan Fazilet Dağcı Çığlık, Erzurum’dan Adnan Yılmaz, İstanbul’dan Sevim Savaşer, Sinop’tan Mehmet Ersoy, İstanbul’dan Mustafa Ataş, Konya’dan Cem Zorlu ve İstanbul’dan Belma Satır; 21 imza.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İmzasını çekenleri de oku.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi önergesinin altına 21 imza atıp o önergeyi çalanların…

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Bir de imzalarını çekenleri oku.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – …o önergeyi kendi önergesine izinsiz katanların ve bu gece aynaya baktığında zorlanacak olanların isimleri.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İzin şartı nerede yazıyor İç Tüzük’te?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşlarını oku.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Size kızmıyorum, size üzülüyorum; bir kişiye kızıyorum, bunu size yapanlara. Hiç kimsenin bu 21 arkadaşımıza bunu yapmaya hakkı yoktur.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan be!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Eğer, mertseler, onurluysalar, şerefliyseler kendi isimlerini buraya koyacaklardı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sen kendi arkadaşlarına söyle.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – O 21 imza burada olacaktı, kim ki bunun arkasındadır, kendi imzasını koyacaktı.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Tanrıkulu’na söyle.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Çünkü, bir kantar siyaset bir okka edebe muhtaçtır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İç Tüzük’ü oku da gel Hocam.

AYKAN AYDEMİR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, sormak istiyorum: Barışı, toplumsal mutabakatı, toplumsal birliği bugün itibarıyla neyin üzerine inşa ediyoruz? Güvenin mi? Dürüstlüğün mü? Samimiyetin mi? Yoksa hilenin, desisenin, hüllenin mi?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne hilesi? Nerede hile?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Böyle bir barış olabilir mi? Böyle bir çözüm olabilir mi? Dayatmayla kardeşlik, dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık olabilir mi? Güven olmadan, anlayış olmadan, iş birliği olmadan, dostluk olmadan yol yürünebilir mi?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İş birliği yapalım diyoruz, kaçıyorsunuz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Sürdürülebilir bir barış olur mu? Olmaz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Kaçan sizsiniz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Olsa olsa hülle partisi oluruz. Olsa olsa yamuk odun oluruz, eğri odun oluruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, söz konusu olan barışsa, burada bulunan 4 partinin de, mensuplarının da iyi niyetli olduğuna inanmak zorundayız çünkü biz inanmıyoruz ki burada başkalarının kanıyla, canıyla kendi çıkarlarını yüceltmek isteyenler olsun; çünkü biz inanmak istemiyoruz ki burada başkalarının mutsuzluğu üzerinden kendi mutluluğunu kurmak isteyenler olsun. Dolayısıyla bu inançla yola çıkmak zorundayız. 550 milletvekilinin de barışı istediğine inanmak zorundayız ama inanmak yetiyor mu? Aynaya baktığımızda gördüğümüz o utandırıcı tablo durduğu sürece inanmak yetiyor mu? Barış için niyetliysek barışın dilini konuşmaya hazır mıyız? Barışın dilini konuşuyor muyuz bugün? Dostluğun dilini konuşuyor muyuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Konuşmayan sizsiniz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Güvenin dilini konuşuyor muyuz?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kürsüyü basan sizsiniz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Konuşmuyoruz. Toplumu kutuplaştırıyor musunuz, birleştiriyor musunuz? Meclisi kutuplaştırıyor musunuz, birleştiriyor musunuz?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Biz birleştirelim diyoruz, siz ayrıştırıyorsunuz!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Demokratik süreç yönetimini biliyor musunuz? Şeffaflığı biliyor musunuz? Katılımcılığı biliyor musunuz? Ahlakı biliyor musunuz? (AK PARTİ sıralarından “Hadi oradan!” sesleri) Dürüstlüğü biliyor musunuz? Dostluğu biliyor musunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Bu topraklara barış gelecekse…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sen aynaya bak, aynaya!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bu topraklara barış gelecekse eğri odun girmeyen o kapıdan girer.

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) – Bilmediğin şeyleri güzel anlatıyorsun!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Eğri insanların eğri niyetleriyle araştırma önergesi çaldığı bir kürsüden girmez. Güveniyorsanız kendi iradenize, kendi aklınıza, kendi emeğinize, kendi sözünüze, kendi nefesinize, o zaman mert bir şekilde buraya koyun önergenizi. (CHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Güvenseydiniz…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Orada var önergemiz! Önergemiz var orada, var!

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Kendi önergenizi koyun, kendi aklınızı koyun, kendi yüreğinizi koyun!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Önergeden imzanızı çektiniz, hâlâ konuşuyorsunuz.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye'de eşit yurttaşlık için, ayrımcılıkla mücadele için…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sen kendine güvenseydin, imzanı geri çekmezdin.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – …nefret suçlarıyla mücadele için, dostluk için, kardeşlik için; özgür insan, eşit yurttaş ve bir ülkede kardeşçe bir arada yaşamı savunmak için otoriter rejiminize de, baskıcı rejiminize de, hilenize de, hüllenize de, ahlaksızlığınıza da, eğri odunlarınıza da karşı çıkıyoruz, teslim olmayacağız! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sensin ahlaksız! Terbiyesizlik yapma!

HAMZA DAĞ (İzmir) – Sensin ahlaksız!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sensin ahlaksız!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ayıp ya!

BAŞKAN - Lütfen, temiz dille konuşun Sayın Milletvekili. Sayın Erdemir, lütfen, temiz bir dille konuşun.

AYKAN ERDEMİR (Devamla) – Bu ülkeye barış toplumsal mutabakatla gelecek, diyalogla gelecek, anlayışla gelecek, uzlaşmayla gelecek.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kimsin sen ya! Aynısını iade ediyorum. Senin Genel Başkanın ahlaksızlığa mı kredi verdi?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Bu ülkeye barış, bir okka edebe muhtaç olanlarla gelmez!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Kredi vermişti ne oldu? Omuz vermişti, ne oldu?

AYKAN ERDEMİR (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) 

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Yalan söylüyorsun, yalan! Sensin ahlaksız!

HAMZA DAĞ (İzmir) – Bir de Hocasın!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ayıp bir şey, hiç utanmıyorsun böyle konuşmaya! Terbiyesiz herif!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ahlaksız!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, konuşmacı konuşmasına edeple başladı, edebe mugayir hâlde tamamladı. Grubumuza dönük ifadelerinden  dolayı sataşmadan söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Ünal, yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim lütfen.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in AK PARTİ grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, bunlara cevap vermek gerekmez.

BAŞKAN – Verme o zaman Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Çünkü, millet sandıkta cevabı verdi ve vermeye devam edecektir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Başkan “Verme” diyor.

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Bakınız, edeple başlayıp söze, edeple bitirmek gerekir, edep bunu gerektirir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Ama söze edeple başlayıp, demagoji yapmak şöyle bir şeydir.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Cahillik, Başkan… Başka bir şey değil!

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Bakın, Meclis İçtüzüğü son derece açık. Bir önerge, bir milletvekili tarafından verildikten sonra yasama işlemi hâline gelir ve yayımlandığı andan itibaren de diğer milletvekilleri uygun görürlerse, özgür iradeleriyle buna katılırlar. Bunu “intihal” olarak, bunu “dürüstlük dışı” bir şekilde ifadelendirmek öncelikle İç Tüzük'ü bilmemektir.

Ayrıca, dürüstlükle, ahlaksızlıkla ilgili ithamlarınıza cevap vermiyorum, misliyle iade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Misliyle iade ediyoruz!

V.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 44 milletvekilinin, kanlı çatışmalı ortama sebebiyet veren olay ve olguları araştırmak, toplumu kutuplaştıran, toplumsal barışı dinamitleyen, ülke kaynaklarını heba ettiren ve yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yolları bulma amacıyla, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kürt sorununun çözümünün araştırılarak demokratikleşme, toplumsal barış ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla vermiş oldukları Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde okunması ve önergelerin görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşiminde yapılmasına; 9 Nisan 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine; 444 ve 445 sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, (2/457) esas numaralı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/105)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/457) esas numaralı Kanun Teklifi’min, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınması hususunu saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Mustafa Kalaycı

                                                                                                             Konya

BAŞKAN – Teklif sahibi Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emniyet teşkilatı mensuplarının özlük haklarının iyileştirilmesini amaçlayan kanun teklifimiz hakkında söz aldım. Bu vesileyle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz ve bugün onayınıza sunduğumuz kanun teklifinde, yükseköğrenim gören emniyet personelinin 2200 olan ek göstergesi 3600 olarak düzeltilmekte, 8’inci dereceye kadar ek gösterge verilmekte ve bazı unvanlı kadroların ek göstergeleri de yükseltilmektedir.

Yine, kanun teklifimizde Emniyet Hizmetleri Tazminatını kadro, unvan ve derecesine göre 50 puana kadar artıran iyileştirmeler yapılmaktadır. Böylelikle, çalışan ve emekli polislerin mağduriyetlerinin giderilmesi öngörülmektedir.

Her 10 Nisanda Türk polis teşkilatının milletimizin göz bebeği olduğu, onların varlığından nasıl gurur duyulduğu en süslü cümlelerle dile getirilir ve nutuklar atılır ama 11 Nisan geldiğinde polisler sorunlarıyla baş başa bırakılır ve unutulur.

Yarın 10 Nisan, Türk polis teşkilatının 168’inci kuruluş yıl dönümü kutlanıyor. Tüm parti gruplarına sesleniyorum: Gelin, bu kanun teklifimize destek verin, buradan polisimize bir müjde verelim, onların haklarını geç de olsa teslim edelim. Emniyet teşkilatı mensuplarının gerek çalışırken gerekse emekli olduktan sonra ele güne muhtaç olmadan huzurlu, itibarlı, güvenli ve insanca bir hayat sürdürebilmelerini hep beraber temin edelim.

Huzur ve güvenliğimizi sağlayan Türk polisinin en başta gelen isteği, ek göstergelerinin yükseltilmesidir. Tamamına yakını yükseköğrenimli olan polislerimiz, 3600 ek göstergeyi haklı olarak istiyor. Polis, emekli olmaktan korkuyor çünkü emekli olunca maaşı yarıya düşüyor. Bu yüzden, yaş haddine kadar çalışmak zorunda bırakılıyor. Emekli polislerimiz de şiddetli geçim sıkıntısı çekiyor.

Türk polisinin yıllardır çözüm bekleyen bu sorunları konusunda Sayın Başbakan, 15 Temmuz 2007 tarihinde bir televizyon programında, seçimlerden sonra masaya yatırılacak ilk konunun polislerin özlük hakları olduğunu söylemiş ancak aradan geçen altı yıla rağmen hiçbir gelişme olmamıştır. Seçimde oyunu alabilmek için söz verildiği ve polislerin aldatıldığı ortadadır. Her gelen içişleri bakanı da umut veren sözler sarf etmiş ama hepsi boş çıkmıştır. Daha geçen yıl, AKP Hükûmetinin “eşit işe eşit ücret” adını vererek çıkardığı 666 sayılı Kararname’de emniyet teşkilatı personeli açıkça görmezden gelinmiştir. Türk polisi söz verip tutmayanlara, kendilerini görmezden gelenlere ve yıllardır aldatanlara sandıkta mutlaka gerekli hesabı soracaktır.

Değerli milletvekilleri, Türk polisinin çalışma şartlarında da birçok zorluk bulunmaktadır. Diğer kurumlarda aylık çalışma saatleri ortalama 160 saat iken, emniyet personeli ortalama 270 saat çalışmaktadır. İkinci emir ve ek görev uygulamaları bu sürenin dışındadır. Ülkemizin şartları ve personel sayısındaki yetersizlikten dolayı bu çalışma saatleri aylık 300, 320 saati bile bulmaktadır. Polis, istirahatli dahi olsa amir tarafından verilen emirle tekrar göreve dönmek zorunda kalmaktadır. Emniyet çalışanlarının çalışma süreleri ve fazla mesaileri yeniden düzenlenmelidir. Polisin hem çalışma süresi hem de çalışma şartları dünya standartlarına kavuşturulmalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle Türk polis teşkilatının 168’inci kuruluş yıl dönümünde tüm polislerimizi kutluyor, hepsine sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir gelecek temenni ediyorum. Görevlerini yaparken şehit düşmüş kahramanlarımıza da Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bir milletvekili adına Erkan Akçay, Manisa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emniyet teşkilatı çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik vermiş olduğumuz kanun teklifi üzerine söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken polislerimizin ve ailelerinin Polis Haftası’nı en iyi dileklerimle kutluyorum. Başta şehit polislerimiz olmak üzere şehitlik mertebesine ulaşan bütün kahramanlarımızı rahmetle anıyor, gazilerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.

Ülkemizin huzur ve güvenliği için fedakârca çalışan polis teşkilatı, Türk milletinin gönlünde ayrı bir yere sahiptir. Zor şartlar altında cansiparane görev yapan Türk polisi, maalesef, verdiği hizmetin karşılığını alamamaktadır. 2007 ve 2011 seçimleri öncesinde özlük haklarının düzeltileceği sözünü veren AKP Hükûmeti, bu sözünde durmamıştır. Verdiğimiz bu kanun teklifiyle emniyet çalışanlarının Emniyet Hizmetleri Tazminatı artırılmakta, 1’inci dereceden emekli olabilme imkânları sağlanmakta, ek göstergelerinde iyileştirme yapılmakta ve 8’inci dereceye kadar ek göstergeler belirlenmektedir. Tazminat ve fazla mesai ücretleri emekli maaşına yansımadığından, emekliye ayrılan polislerin maaşı yarı yarıya düşmektedir. 2200 ek gösterge alan emniyet çalışanlarının ek göstergeleri mutlaka 3600’e çıkarılmalıdır.

Kamudaki personel haftada 40 saat çalışırken, günde 12, haftada 72 saat çalışan polisler bu çalışmalarının karşılığını maalesef alamamaktadırlar.

Düzensiz çalışma şartları, mesleki risk, stresli çalışma ortamı bırakın çalışma azmini, polisimizin yaşama azmini dahi kırmaktadır. Bu durum intihar vakalarına kadar gitmektedir. Son on yılda 300 polis intihar etmiştir. 100’ün üzerinde polis şehit olmuş, 1.600 polis, görevi sırasında ve görevin yarattığı meslek hastalığından vefat etmiştir. Hiçbir meslekte bu kadar intihar hadisesi yoktur. Bu konunun mutlaka ele alınması gerekmektedir.

Üniversite mezunu polisler ortalama 26-27 yaşlarında göreve başlamaktadırlar. Görevde yükselme sınavlarına girebilmek için 35 yaş sınırı ve altı sene fiilî hizmet süresi düşünülmektedir.

Bütün memurlar 8’inci dereceden itibaren ek gösterge alırken polisler ancak 4’üncü dereceden itibaren ek gösterge alabilmektedirler.

Polise yalnızca asli görevini yapma imkânı sağlayan düzenlemeler yapılmalı, polis, bina ve kişi koruması ve tebligat işlerinden ayrı tutulmalıdır.

Emniyet teşkilatı mensuplarının lojmanları yetersizdir. Lojmandan faydalanamayan polislerimize kira yardımı yapılmalıdır. Atama ve terfilerin de objektif kriterlere bağlanması zarureti vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emniyet teşkilatı çalışanlarının özlük ve çalışma koşulları ile ilgili vermiş olduğumuz kanun teklifleri, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından gündeme alınmamıştır. Emniyet mensuplarının sorunlarına ilişkin verdiğimiz Meclis araştırma önergesi, 10 Nisan 2012 tarihinde yani Polis Bayramı’nda AKP tarafından reddedilmiştir. 22 Mayıs 2008’de, dönemin İçişleri Bakanı, şimdi Açılım Koordinatörü olan Beşir Atalay’a polislerin özlük haklarıyla ilgili bir çalışmayı yapıp yapmadığını sorduğumuzda, Sayın Bakan cevabında “Emniyet teşkilatı personelinin çalışma saatlerinin düzenlenmesiyle ilgili bir ekip oluşturulmuştur. Konuyla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.” demiştir.

3 Kasım 2002’de iktidara gelen AKP’de üç İçişleri Bakanı gitti ve şimdi dörd’üncü İçişleri Bakanı görev yapmaktadır.

İşine geldiğinde bir gecede MİT Kanunu’nu değiştiren AKP, emniyet mensuplarıyla ilgili çalışmayı yıllardır neden bitirememektedir? Acaba ortada bir çalışma olmadığı için mi? Öncelikle bu soruların cevabının verilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, emniyet çalışanları, 4688 sayılı Yasa’nın 6’ncı maddesinde belirtilen hususlara istinaden, 12 Kasım 2012’de sendika kurmuştur. Sendika, 2-3 Mart 2013 tarihlerinde genel kurulunu gerçekleştirerek mazbatasını almıştır. İdarenin bu sendikanın faaliyetlerinin durdurulmasıyla ilgili talebi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca reddedilmiştir. Bu sendikanın kurucuları ve üyelerine, sürgün ve görevden el çektirme dâhil, birçok baskı uygulanmaktadır.

Bu düşüncelerle, kanun teklifine desteklerinizi bekler, hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.47
BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmına geçiyoruz.

Biraz önce kabul edilen grup önerisi çerçevesinde görüşeceğimiz Meclis araştırması önergelerini sırasıyla okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri (Devam)

4.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin, toplumsal barışı bozan olayları araştırmak ve çözüm yolları bulmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/576)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yaklaşık otuz yıldır Türkiye'nin gündemini meşgul eden kanlı, çatışmalı ortama sebebiyet veren olay ve olguları araştırmak; toplumu kutuplaştıran, toplumsal barışı dinamitleyen, ülke kaynaklarını heba ettiren ve en önemlisi de yurttaşlarımızın yaşamına mal olan bu sürecin son bulması için çözüm yollarını araştırarak TBMM'ye bu bağlamda öneriler sunulması maksadıyla toplumsal barışı bozan olayları araştırma ve çözüm yolları bulma amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereği Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1) Ramazan Can                   (Kırıkkale)

2) Mustafa Şahin                  (Malatya)

3) Nurdan Şanlı                    (Ankara)

4) Yılmaz Tunç                     (Bartın)

5) Mustafa Öztürk                (Bursa)

6) Gülay Dalyan                   (İstanbul)

7) Nusret Bayraktar              (Rize)

8) Şuay Alpay                      (Elâzığ)

9) Ahmet Baha Öğütken       (İstanbul)

10) Mehmet Domaç              (İstanbul)

11) Ahmet Berat Çonkar      (İstanbul)

12) Osman Boyraz               (İstanbul)

13) İdris Güllüce                  (İstanbul)

14) Mehmet Erdoğan            (Gaziantep)

15) Fazilet Dağcı Çığlık        (Erzurum)

16) Adnan Yılmaz                (Erzurum)

17) Sevim Savaşer                (İstanbul)

18) Mehmet Ersoy                (Sinop)

19) Mustafa Ataş                  (İstanbul)

20) Cem Zorlu                      (Konya)

21) Mihrimah Belma Satır    (İstanbul)

Gerekçe:

Neredeyse her gün ölüm haberleriyle sarsılan Türkiye'nin Kürt sorununu mevcut hâliyle sürdürebilme olanağı kalmamıştır. Kökü cumhuriyetin başlarına kadar uzanan bu sorunun çözümünün siyasi iktidarların oy kaygıları dolayısıyla sürekli ertelenmiş olması, giderek toplumsal barışın bozulmasına mal olmaktadır. Kuzey Afrika'da başlayıp Orta Doğu'ya yayılan "Arap Baharı"nın ortaya çıkardığı bölgesel düzeyli çatışma ortamına bakıldığında, demokratik açılımlardan imtina eden rejimlerin içine düştüğü çıkmaz açıkça görülmektedir. Ayrıca, Kürt sorununun da artık bölgesel ve giderek uluslararası bir boyut kazandığı bilinmektedir. Bu bakımdan, ülkemizin iç meselelerini demokratik ilkeler etrafında çözmek dışında başka bir seçeneğinin olmadığı da su götürmez bir gerçektir.

Cumhuriyet tarihi, Kürt meselesinin sadece güvenlik eksenli politikalarla çözülemeyeceğinin örnekleriyle doludur. Nitekim, yıllarını bu meseleyi güvenlik eksenli politikalar çerçevesinde çözmek için vermiş olan pek çok komutan bile Kürt meselesinin siyasi, ekonomik ve sosyal yönlerine işaret etmeye başlamış, sorunun sadece askerî yöntemlerle çözülemeyeceğinin altını çizmişlerdir. Öte yandan, Genelkurmay Başkanlığının verilerine göre 1984'ten 2009'un Nisan ayına kadar 11.735 güvenlik görevlisi ile 30 bine yakın PKK mensubu ve binlerce sivil yurttaşımız bu çatışmalı ortamda hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu rakamlara faili meçhul cinayetlere kurban gidenler ile hâlen kayıp olan yurttaşların sayısı dâhil değildir. 1984'ten bu yana 50 bine yakın yurttaşımızın yaşamına mal olan söz konusu hadise, mevcut hâliyle bırakıldığı sürece toplumun muhtelif organlarında, uzuvlarında kangrenleşmeye sebebiyet vermektedir. Kutuplaşma her geçen gün arttığı gibi, evlatlarını yitiren ailelerin siyaset kurumuna yönelttiği çözüm talebi de ısrarla karşılanmamaktadır. Oysa, siyaset kurumu artık bu talebi karşılamak zorundadır.

Sorunları demokratik siyaset kanallarıyla çözmek, uygar ülkelerin vazgeçilmez seçeneğidir. Bunun dışında kalan askerî veya siyasi yöntemlerin sorunu daha da derinleştirmekten öte bir sonuç doğurmadığı,  son otuz yıllık deneyimlerle sabittir.

Öte yandan, çok farklı etnik ve dinî grupları barındıran ülkemizin tüm yurttaşları bu çatışmalı ortamdan olumsuz etkilenmekte, toplumsal birlikteliği sağlayan temel kaideler her ölüm haberiyle birlikte yeniden sarsılmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde toplumsal barışın, otuz yıl süren çatışmalı ortamdan olumsuz yönde etkilenmemesi söz konusu değildir. Nitekim ülkemizde de toplumsal barışın zedelendiğine dair çeşitli kamuoyu araştırmaları bulunmakta ve bu tablonun her geçen gün daha da iç karartıcı hâle geldiği görülmektedir. Bununla beraber halkın devlete ve siyaset kurumuna olan güveni de zedelenmektedir.

Çatışmalı ortam Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda yaşayan halkımızın hayatını her açıdan katlanılmaz bir kara tabloya hapsetmekle birlikte, ülkemizin tüm vatandaşlarına ağır yükler bindirmektedir. Her gün gelen şehit haberleriyle beraber askerî harcamaların yarattığı ekonomik yük de altından kalkılamaz hâle gelmiştir.

Hülasa, terazi, sıkleti çekemez hâle gelmiştir. Kürt sorununu mevcut hâlde bırakmak gibi bir tercihimiz söz konusu değildir. Toplumsal barışı her geçen gün daha da riske sokan bu sorunun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak bir komisyonun acilen çözüm yolları araması ve demokratik siyaset kanallarını işletmek için harekete geçmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Bu bağlamda TBMM bünyesinde Toplumsal Barışı Bozan Olayları Araştırma ve Çözüm Yolları Sunma Komisyonu'nun kurulmasının elzem olduğu kanaatindeyiz.

5.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/577)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde yaşanan terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi, bu konuda yüce Meclisin ve toplumun bilgilendirilmesi amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılması konusunda gereğini arz ederiz.

1) Mahir Ünal                                       (Kahramanmaraş)

2) Nurettin Canikli                                (Giresun)

3) Mustafa Elitaş                                   (Kayseri)

4) Ayşe Nur Bahçekapılı                      (İstanbul)

5) Ahmet Aydın                                    (Adıyaman)

6) Mehmet Doğan Kubat                      (İstanbul)

7) Osman Aşkın Bak                            (İstanbul)

8) Recep Özel                                       (Isparta)

9) Ramazan Can                                    (Kırıkkale)

10) Zeyid Aslan                                    (Tokat)

11) Mustafa Ataş                                  (İstanbul)

12) İdris Güllüce                                   (İstanbul)

13) Salih Fırat                                       (Adıyaman)

14) Hüseyin Samani                             (Antalya)

15) Ömer Selvi                                     (Niğde)

16) Derya Bakbak                                 (Gaziantep)

17) İsmail Aydın                                   (Bursa)

18) Hüseyin Filiz                                  (Çankırı)

19) Mehmet Cemal Öztaylan                (Balıkesir)

20) Gökçen Özdoğan Enç                     (Antalya)

21) Özcan Ulupınar                              (Zonguldak)

22) Ercan Candan                                 (Zonguldak)

23) Mehmet Yüksel                              (Denizli)

24) Ahmet Öksüzkaya                          (Kayseri)

25) İsmail Tamer                                   (Kayseri)

26) Tülay Selamoğlu                             (Ankara)

27) Sebahattin Karakelle                       (Erzincan)

28) Hüseyin Şahin                                (Bursa)

29) Mehmet Geldi                                 (Giresun)

30) Cengiz Yavilioğlu                           (Erzurum)

31) Mustafa Şahin                                (Malatya)

32) Vedat Demiröz                               (Bitlis)

33) Mehmet Erdoğan                            (Adıyaman)

34) Enver Yılmaz                                  (İstanbul)

35) Temel Coşkun                                (Yalova)

36) Muhammet Bilal Macit                   (İstanbul)

37) Mehmet Domaç                              (İstanbul)

38) Hamza Dağ                                     (İzmir)

39) Mehmet Muş                                  (İstanbul)

40) Nusret Bayraktar                            (Rize)

41) Kemalettin Aydın                           (Gümüşhane)

42) Bedrettin Yıldırım                           (Bursa)

43) Fikri Işık                                         (Kocaeli)

44) Süreyya Sadi Bilgiç                        (Isparta)

45) Akif Çağatay Kılıç                          (Samsun)

46) Osman Ören                                   (Siirt)

47) Mehmet Galip Ensarioğlu               (Diyarbakır)

48) Ziver Özdemir                                (Batman)

49) Oya Eronat                                     (Diyarbakır)

50) İsrafil Kışla                                     (Artvin)

51) Ali Şahin                                        (Gaziantep)

52) Osman Çakır                                  (Düzce)

53) Tülay Kaynarca                              (İstanbul)

54) Ahmet Haldun Ertürk                     (İstanbul)

55) İlknur Denizli                                 (İzmir)

56) Ülker Güzel                                    (Ankara)

57) Durdu Mehmet Kastal                    (Osmaniye)

58) Dilek Yüksel                                  (Tokat)

59) Abdulkerim Gök                            (Şanlıurfa)

60) Muhammed Murtaza Yetiş             (Adıyaman)

61) Feyzullah Kıyıklık                          (İstanbul)

62) Adnan Yılmaz                                (Erzurum)

63) Harun Karaca                                 (İstanbul)

64) İbrahim Yiğit                                  (İstanbul)

65) Faruk Septioğlu                              (Elazığ)

66) Özlem Yemişçi                               (Tekirdağ)

67) Erol Kaya                                       (İstanbul)

68) Şuay Alpay                                     (Elazığ)

69) Faruk Nafız Özak                           (Trabzon)

70) Ahmet Berat Çonkar                       (İstanbul)

71) Mustafa Kemal Şerbetçioğlu          (Bursa)

72) Mehmet Ali Okur                           (Kocaeli)

73) Ahmet Baha Öğütken                     (İstanbul)

74) Mehmet Kerim Yıldız                     (Ağrı)

75) A. Emin Önen                                (Şanlıurfa)

76) Mevlüt Çavuşoğlu                          (Antalya)

77) Orhan Atalay                                  (Ardahan)

78) Nureddin Nebati                             (İstanbul)

79) Yıldırım M. Ramazanoğlu              (Kahramanmaraş)

80) Halil Ürün                                      (Afyonkarahisar)

81) Osman Boyraz                                (İstanbul)

82) İsmet Uçma                                    (İstanbul)

83) Mehmet S.Tekelioğlu                     (İzmir)

84) Fevai Arslan                                   (Düzce)

85) Sevde Bayazıt Kaçar                       (Kahramanmaraş)

86) Ayşenur İslam                                (Sakarya)

87) Nurcan Dalbudak                           (Denizli)

88) Hacı Bayram Türkoğlu                   (Hatay)

89) Vural Kavuncu                               (Kütahya)

90) Sevim Savaşer                                (İstanbul)

91) Ali İhsan Yavuz                             (Sakarya)

92) Alev Dedegil                                  (İstanbul)

93) Mustafa Gökhan Gülşen                (Kastamonu)

94) Adem Yeşildal                                (Hatay)

95) Mustafa Demir                               (Samsun)

96) Ünal Kacır                                      (İstanbul)

97) Zülfü Demirbağ                              (Elâzığ)

98) Hüseyin Üzülmez                           (Konya)

99) İlyas Şeker                                      (Kocaeli)

100) Zeki Aygün                                  (Kocaeli)

101) Ahmet Arslan                               (Kars)

102) Yunus Kılıç                                  (Kars)

103) Şirin Ünal                                     (İstanbul)

104) Ertuğrul Soysal                             (Yozgat)

105) İhsan Şener                                   (Ordu)

106) Bünyamin Özbek                          (Bayburt)

107) Ekrem Çelebi                                (Ağrı)

108) Mehmet Şükrü Erdinç                  (Adana)

109) Emrullah İşler                               (Ankara)

110) Bülent Turan                                 (İstanbul)

111) Yılmaz Tunç                                 (Bartın)

112) Mehmet Kasım Gülpınar              (Şanlıurfa)

113) Fatih Şahin                                   (Ankara)

114) Ahmet Salih Dal                           (Kilis)

115) Mehmet Metiner                           (Adıyaman)

116) Şenol Gürşan                                (Kırklareli)

117) Burhan Kayatürk                          (Van)

118) Mahmut Kaçar                              (Şanlıurfa)

119) Bilal Uçar                                     (Denizli)

120) Ruhi Açıkgöz                               (Aksaray)

121) Faruk Işık                                     (Muş)

122) Nebi Bozkurt                                (Mersin)

123) Murat Yıldırım                             (Çorum)

124) Yahya Akman                              (Şanlıurfa)

125) Muzaffer Aslan                            (Kırşehir)

126) Mehmet Akyürek                         (Şanlıurfa)

127) Zeynep Karahan Uslu                   (Şanlıurfa)

128) İlhan İşbilen                                  (İzmir)

129) Halil Mazıcıoğlu                           (Gaziantep)

130) İlhan Yerlikaya                             (Konya)

131) Ebu Bekir Gizligider                     (Nevşehir)

132) Osman Kahveci                            (Karabük)

133) Şamil Tayyar                                (Gaziantep)

134) Mihrimah Belma Satır                  (İstanbul)

135) Hüseyin Bürge                             (İstanbul)

136) Hilmi Bilgin                                  (Sivas)

137) Yusuf Başer                                 (Yozgat)

138) Mustafa Öztürk                            (Bursa)

139) Ahmet Yeni                                  (Samsun)

140) Soner Aksoy                                (Kütahya)

141) Hasan Fehmi Kinay                      (Kütahya)

142) Muhyettin Aksak                          (Erzurum)

143) Oktay Saral                                   (İstanbul)

144) Aydın Bıyıklıoğlu                         (Trabzon)

145) Recai Berber                                 (Manisa)

146) Nevzat Pakdil                               (Kahramanmaraş)

147) Cem Zorlu                                    (Konya)

148) Nihat Zeybekci                             (Denizli)

149) Muzaffer Yurttaş                          (Manisa)

150) Canan Candemir Çelik                  (Bursa)

151) H. Hami Yıldırım                         (Burdur)

152) Gönül Bekin Şahkulubey             (Mardin)

153) Adem Tatlı                                    (Giresun)

154) Suat Önal                                      (Osmaniye)

155) Gülay Samancı                             (Konya)

156) İsmail Güneş                                (Uşak)

157) Alpaslan Kavaklıoğlu                   (Niğde)

158) Yüksel Özden                               (Muğla)

159) Mehmet Daniş                              (Çanakkale)

160) Mustafa Bilici                               (Van)

161) Abdurrahim Akdağ                      (Mardin)

162) İsmail Kaşdemir                                 (Çanakkale)

163) Fuat Karakuş                                      (Kilis)

164) Fatih Han Ünal                                   (Ordu)

165) Abdullah Nejat Koçer                         (Gaziantep)

166) Gülşen Orhan                                     (Van)

167) Mustafa Baloğlu                                 (Konya)

168) Mehmet Altay                                     (Uşak)

169) Nesrin Ulema                                     (İzmir)

170) Aydın Şengül                                     (İzmir)

171) Mehmet Naci Bostancı                       (Amasya)

172) Hasan Karal                                        (Rize)

173) Mehmet Öntürk                                  (Hatay)

174) İlknur İnceöz                                      (Aksaray)

175) Ali Aşlık                                             (İzmir)

176) Kerim Özkul                                       (Konya)

177) Murat Göktürk                                   (Nevşehir)

178) Harun Tüfekci                                    (Konya)

179) İdris Şahin                                          (Çankırı)

180) Hakan Çavuşoğlu                               (Bursa)

181) Ayşe Türkmenoğlu                             (Konya)

182) Ülker Can                                           (Eskişehir)

183) İsmail Safi                                          (İstanbul)

184) Mine Lök Beyaz                                 (Diyarbakır)

185) Mehmet Süleyman Hamzaoğulları      (Diyarbakır)

186) Türkan Dağoğlu                                 (İstanbul)

187) Orhan Karasayar                                (Hatay)

188) Rıfat Sait                                             (İzmir)

189) Ali Turan                                            (Sivas)

190) Nursuna Memecan                             (Sivas)

191) Mustafa Kabakcı                                (Konya)

192) Oğuz Kağan Köksal                           (Kırıkkale)

Gerekçe:

Birlikte yaşama tasavvuru ile kurulan, ortak bir tarihe, ortak bir geleneğe ve kader birliğine sahip unsurların bütününden müteşekkil Türkiye Cumhuriyeti devleti, zaman zaman darbelerle, muhtıralarla, sağ-sol kavgalarıyla ve son otuz yıldan beri de terör olaylarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bütün bunların sonucu olarak ülkemiz ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda büyük kayıplara uğramış, demokrasisi ciddi zararlar görmüştür.

Bugün artık terörün varlığı üzerine, çatışma kültürü üzerine inşa edilmiş bir anlayış, miadını tamamen doldurmuştur.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana ülkemizde demokratikleşme sürecini kesintiye uğratan antidemokratik uygulamalara karşı son yıllarda önemli adımlar atılmış, bu çerçevede darbelerle yüzleşme ortamı oluşturulmuş, TBMM çatısı altında bütün siyasi parti temsilcilerimizin katılımıyla kurulan Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu gibi komisyonlarla demokratikleşme adımları hızlandırılmıştır. Ayrıca, Hükûmetin 2009 yılından itibaren yürüttüğü bir demokratikleşme ve Türkiye'nin başta terör sorunu olmak üzere kronik hâle gelen sorunlarının çözümüne yönelik ciddi adımlar atılmıştır.

Bugün Türkiye'nin en yakıcı sorunu hâline gelen terör sorununun çözümüne yönelik önemli bir süreç yürütülmektedir.

Çözüm süreci adı verilen bu yeni süreç daha güçlü, daha demokratik, daha özgür, daha huzurlu bir Türkiye hedefinin ileri bir adımıdır. Bu çerçevede, değişik toplum kesimlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının görüş ve katkılarını alabilmek için "Akil İnsanlar Heyeti" de oluşturulmaktadır.

Tüm bu adımlar esasen Türkiye'de özgürlükçü demokratik bir düzenin yerleştirilmesi; insan hak ve özgürlüklerinin güçlendirilmesi, zenginleştirilmesi ve korunmasına yönelik önemli adımlardır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, demokratik bir temelde, insan onuruna dayalı, çok sesliliği, açık fikirliliği ve hoşgörüyü güvence altına alarak özgür ve eşit bir yaşama alanı oluşturmak durumundadır. Bu temel anlayışa hizmet amacıyla yürütülen ve "çözüm süreci" olarak adlandırılan sürecin temel hedefi, 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılırken tasavvur edilen, tahayyül edilen büyük Türkiye idealidir.

Bu önerge ile TBMM'de bir araştırma komisyonu kurularak yüce Meclisin ve bütün siyasi partilerin çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerinin ve tekliflerinin alınması hedeflenmektedir. Böylece, hem TBMM'nin süreçle sağlıklı şekilde irtibatı kurulabilecek hem de komisyonun yapacağı kapsamlı çalışmalarla Meclisin ve siyasi partilerimizin görüş, eleştiri, teklif veya çözüme katkıları alınabilecektir.

6.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Kürt sorununun çözülmesi, demokratikleşmenin geliştirilmesi, toplumsal barışın tesisi ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/578)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Kürt sorununun çözümsüzlüğünden ötürü ortaya çıkan sorunların belirlenip demokratik siyaset çizgisinde çözülmesi, Türkiye'de demokratikleşmenin geliştirilmesi, toplumsal barışın tesisi ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                              İdris Baluken

                                                                                                     BDP Grup Başkan Vekili

                                                                                                                    Bingöl

Gerekçe:

1923 yılında resmî ilanı gerçekleşen Türkiye Cumhuriyeti'nin pozitivist, tekçi bir anlayışla inşa edilmek istenmesi kendisi ile beraber tarihsel sorunları da ortaya çıkarmıştır. Bu anlayış neticesinde özgürlükler kısıtlanmış, demokrasinin gelişmesine imkân tanınmamıştır. Özgürlüklerin kısıtlanması toplum-devlet arasındaki ilişkiyi zedelemiş, demokrasi ise tek partili siyasal hayatın 1946 yılına kadar kesintisiz sürmesi ile beraber gelişme imkânı bulamamıştır. Sonraki tarihlerde toplumdan doğru yürüyen demokrasinin gelişme süreci ise devlet müdahalelerine maruz kalmasına rağmen ilerlemeye devam etmiştir. Türkiye halklarının ve farklı kimlik gruplarının söz konusu demokrasi ve özgürlük talepleri daha çok askerî müdahaleler yoluyla bastırılmak istenmiş, devlet toplumu potansiyel bir tehdit olarak görme eğiliminde olmuştur. Dünyadaki gelişmelerin sivilleşme, demokratikleşme ve özgürlüklerin genişlemesi seyrinde ilerlediği 2000'Ii yıllarda bile Türkiye'de askerî müdahale planlarının olduğu bilinen bir gerçektir.

Türkiye'nin hiç kuşkusuz en önemli sorunlarından biri Kürt sorunudur. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana çözümsüzlüğe sevk edilen ve demokratik çözüm yöntemlerinin kullanılmaması nedeniyle birçok acı yaşanmıştır. Askerî yöntemlerde ısrar edilmesi, siyasetin sorumluluk almaması, çözümsüzlüğün dayatılması beraberinde milyonlarca insanın yerinden edilmesine, binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve birçok acının yaşanmasına neden olmuştur. Sorunun demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi, siyasetin ve Parlamentonun sorumluluk alması yönünde yeni arayışların başlamış olması önemlidir. Tüm Türkiye'nin arzusu ve umudu sorunlarımızın demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi konusunda başlatılan çalışmaların sonuç alması ve toplumsal barışın tesis edilmesidir. 21 Mart 2013 günü Diyarbakır'da yapılan demokratik siyaset çağrısı Türkiye'de Kürt sorununun siyaset kanalları kullanılarak çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi sürecinin başlatılması açısından umutları artırmıştır.

Kürt sorununun demokratik siyaset kanalları ile çözüm talepleri ve Türkiye'nin demokrasi ile özgürlükler alanında gelişmesi talepleri ayyuka çıkmış ve buna ilişkin siyasi iradeler belirmiştir. Yakın geçmişte Türkiye'de halk oyunun siyasal makamların belirlenmesinde güçlendirilmesi, TBMM çatısı altında yaşanan geniş halk temsiliyeti oranları demokrasi adına ümitvar gelişmelerdir. Bunun yanı sıra, demokrasi kültürünün geliştirilmesinin ve özgürlük alanlarının çoğaltılmasının elzem olduğu da bilinmektedir. Türkiye'de Kürt sorununun çözümsüzlüğü, merkez çevre ilişkisini düzenleyen yasal uygulamaların yarattığı sorunlar, güçler ayrılığı konusundaki sıkıntılar, kamu görevlileri üzerinden kurulan devlet- toplum ilişkisinde devlet aygıtının topluma karşı tehlike hâlinde olduğu anlayışından türeyen yasal düzenlemeler, kültürel farklılıkların kendi özgüllükleri ile yaşaması önündeki engeller, demokrasinin olmazsa olmazı olan Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarındaki antidemokratik uygulamalar, askerî birimlerin mali, idari ve siyasi denetimi, temel insan hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı anlayış gibi daha birçok düzenleme ve kurumsallaşma Türkiye'de demokrasinin gelişmesi ve özgürlüklerin çoğalması namına pranga hizmeti görmektedir. Tüm toplumun beklentisi, bu konuda yeni yasal düzenlemelerin yapılması, reformların gerçekleştirilmesi ve Türkiye'nin sorunlarını çözerek kendisini geleceğe hazırlaması yönündedir.

Bu noktadan hareketle, Türkiye'de Kürt sorununun çözümü, adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde ortak bir gelecek inşa etme ve Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü açılması için TBMM'nin irade alması ve bu kapsamda bir Meclis araştırması açılmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, şimdi, biraz önce okunan Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin; Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerinin birlikte yapılacak ön görüşmelerine başlıyoruz.

X.- MECLİS ARAŞTIRMASI

A) Ön Görüşmeler

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 20 milletvekilinin, toplumsal barışı bozan olayları araştırmak ve çözüm yolları bulmak amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/576)

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve 187 milletvekilinin, terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/577)

3.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Kürt sorununun çözülmesi, demokratikleşmenin geliştirilmesi, toplumsal barışın tesisi ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/578)

BAŞKAN – Hükûmet adına söz isteyen Beşir Atalay, Başbakan Yardımcısı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verilen araştırma önergeleri üzerinde, terör sorununun çözümüne yönelik sürecin bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi konulu Meclis araştırma önergeleri üzerinde Hükûmetimiz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Bu araştırma önergesinin amacı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurularak yüce Meclisin ve bütün siyasi partilerin çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerinin ve tekliflerinin alınmasıdır. Zaman zaman değişik siyasi partilerimizden veya milletvekillerimizden Meclise bilgilendirme yapılmadığı yönünde eleştiriler alınmaktadır. Bu komisyon vasıtası ile yüce Meclisimizin hem bilgilendirilmesi mümkün olacak hem de katkılarının alınması süreci yürüyecektir. Esasen, süreç yürürken bütün toplum kesimlerinin, bütün sivil toplum kesimlerinin görüşleri, önerileri alınmaya çalışılmaktadır. Niye öyle bir komisyona ihtiyaç vardır diye, tabii, bugün biraz tartışıldı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çözüm sürecine yönelik yoğun toplumsal destek sürerken, sürecin siyasal partiler ayağının eksik kaldığı, Meclisin bilgilendirilmediği ve yeterince katkısının alınmadığına dair eleştiriler oluyor. Bildiğiniz gibi, aslında, biz AK PARTİ olarak ve Hükûmet olarak, Meclisin, siyasal partilerin çözüm sürecine desteklerinin alınması için her zaman büyük gayretin içerisinde olduk ama bu gayretimiz maalesef bugüne kadar pek karşılık da bulmadı. Hatırlanırsa, daha önce 2 defa biz genel görüşme istedik bu konularda -birisi açık görüşmeydi, birisi kapalı görüşmeydi- hem Meclisimizi bilgilendirdik hem de partilerimizin görüşlerini almaya çalıştık.

Dünya örneklerine bakıldığında, terör gibi büyük sorunların partilerüstü görüldüğü, iktidarıyla muhalefetiyle birlikte mücadele edildiği görülmektedir. Esasen, bu sorunları çözen bütün ülkelerde iktidar muhalefet yakın iş birliği yapmıştır. Birbirini suçlamak yerine, mümkün olabildiğince paylaşarak, tekliflerini ortaya koyarak…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Nasıl yaptıklarını okur musunuz?

Sayın Bakan, okudunuz mu nasıl yaptıklarını?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Hatta en önemli çözümleri getiren, büyük çözümleri getiren ülkelerde muhalefet bu konuları iç siyaset malzemesi de yapmamıştır.

Genelde, bu konularda, tabii, biz, doğrusu, AK PARTİ olarak, AK PARTİ Hükûmeti olarak bu iş birliğini arzu ediyoruz ve hep bu arayışın içerisinde olduk. Aslında, bu komisyon önerilerine de biz Hükûmet olarak bu açıdan olumlu bakıyoruz. Yine, tabii, gerekirse biz Meclisi genel görüşme çerçevesinde de bilgilendirmeye ve o şekilde görüşler almaya da her zaman açığız. Tabii, bir taraftan bütün farklı kesimleriyle toplumun desteğini, görüş ve önerilerini alırken Meclisimizin de desteğini, görüş ve önerilerini almak istiyoruz. Otuz yıldır devam eden, Türkiye’nin en önemli sorunu olan bu soruna ve çözüm sürecine ilişkin, Meclisin katkısının alınması amacıyla komisyon kurulmayacaksa başka hangi amaçla komisyon kurulabilecektir? Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının tamamını ilgilendiren böyle önemli bir konuda Meclisimizin değerlendirme, teklif ve katkılarının alınması bizim için büyük önem taşımaktadır.

Kurulacak Meclis araştırma komisyonu ile bir taraftan yakın tarihimizin en önemli sorunu hakkında partilerimizin, milletvekillerimizin desteği, görüşü alınırken, diğer taraftan karşılıklı bir bilgilendirme de söz konusu olacaktır. Bu bakımdan, Hükûmet olarak bu komisyona çalışmaları esnasında her türlü yardım ve desteği sağlayacağımızdan emin olunmasını arz ediyorum.

Araştırma komisyonu aracılığıyla çözüm sürecinin farklı aşamaları hakkında Meclisimizi ve milletvekillerimizi bilgilendirme imkânını da bulmuş olacağız. Çözüm sürecinde bu konuda söyleyecek sözü olan her bir vatandaşımızın sesini duyurması bizi güçlendirecek, ülkemizin sahip olduğu kültürel zenginliğin sisteme daha iyi yansımasını sağlayacaktır. Bu nedenle, Meclis araştırma komisyonunun oluşturulması çözüm sürecinde ileriye doğru attığımız bir adım olacaktır.

Bu sorun sadece iktidarın sorunu da değildir, Türkiye’nin sorunudur. Bu nedenle, bütün siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının ve kanaat önderlerinin çözüm sürecine ilişkin olumlu katkı vermelerini bekliyoruz. “Sözüm var.” diyen herkesin desteğini almaya, sözünü dinlemeye hazırız. Akan kanın durması, kardeşliğin yeniden tesisi ve büyük Türkiye ideali için sürece destek verenleri aziz milletimiz hep hayırla yâd edecektir. Esasen, şu anda, milletimizde büyük bir umut var. Doğrusu, elimizde çok iyi kamuoyu yoklamaları, araştırmalar var. Bölge bölge, il il bu konuda milletimizin taleplerini, düşüncelerini, kaygılarını da alıyoruz ve gerçekten, daha önce açıklandığı gibi, son araştırmamız -ki onun üzerinden de bir yirmi gün geçti, şu anda yenilenmesi gerekiyor- referandum oranına, yüzde 58’e ulaşmış durumda.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Saat başı yapın, saat başı.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hangi şirket yaptı, hangi şirket?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – İnşallah milletimizin bu umutları boşa çıkmayacak.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; AK PARTİ olarak 2001’de, partimizin kurulduğu andan itibaren biz bu konularda hangi politikaları izleyeceğimizi, ne yapacağımızı programımızda yazdık. Şu anda eğer AK PARTİ’nin Programı’na bakılırsa, taa 2001 14 Ağustosta partimizi kurarken bugün yaptıklarımızın hepsinin orada yazılı olduğu görülecektir. (CHP sıralarından gürültüler)

Biz konjonktürel bir siyaset yapmadık hiç, inanın, günübirlik siyaset yapmadık.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Kargalar güler buna.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Grubunu inandırmak için mi söylüyorsun Sayın Bakan bunu? Kendi grubunuzu inandırmak için mi söylüyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Stratejisini iyi çalışan, vizyon ortaya koyan ve ne yapacağımızı taa o günden ifade eden bir strateji izledik ve bunu değişik seçimlerde, seçim beyannamelerimizle, her üç hükûmetimizde, hatta dört hükûmetimizde hükûmet programlarımızla da ortaya koyduk ve oralarda ne yazdıysak o çizgimizi izliyoruz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Hükûmet Program’ında tek satır yok Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Şimdi, doğrusu, bizim ilk başladığımızda… Şöyle hatırlansın: Bizim 19 Kasım 2002’dir ilk Hükûmetimiz, Abdullah Gül Hükûmetinin ilk Bakanlar Kurulu toplantısı. İlk kararımız ve ilk uygulamamız olağanüstü hâlin kaldırılmasıdır ve 30 Kasım 2002’de olağanüstü hâl uzatılmayarak kaldırılmıştır.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – O zaman terör sona ermişti zaten Sayın Bakan.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Şimdiye gel, şimdiye.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bu, şu demektir: İlk günden itibaren Türkiye'nin normalleştirilmesi yönünde çabalara başladık ve…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Olağanüstü hâl siz gelmeden önce kaldırılmıştı, kararı alınmıştı zaten.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – …o olağanüstü hâlin ne demek olduğunu herkes bilir.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Olağanüstü hâlin kaldırılması konusunda 57’nci Hükûmet karar almıştı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – AK PARTİ’nin iktidara gelmesiyle birlikte artık demokratikleşme sürecini hızlandıran, insan hakları çıtasını yükselten ve geçmişin korkularıyla yüzleşen bir Türkiye oluşmaya başlamıştır. Bu amaçla anayasal, yasal, idari ve kurumsal düzeyde çok önemli adımlar atılmış, çok büyük değişiklikler yapılmıştır ve yüce Meclisten geçmiştir bunlar. Yüce Meclisin düzenlemeleriyle, desteğiyle bunlar yapılmıştır ve biz bunu yakında kitap olarak da yayınlıyoruz: “Sessiz Bir Devrim”. On yılda AK PARTİ hükûmetlerinin, Türkiye’nin yaptığı sessiz devrimi orada anlatacağız.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sivil darbe!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karşı devrim!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Tabii, bu süreçte bizim AK PARTİ iktidarı olarak yaptığımız ilk şey, güvenliğe yönelik bakış açısını değiştirmek olmuştur. Bu anlamda ciddi bir paradigma değişikliğine gidilmiştir.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Belli, hepsi hapiste.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bu, programımızda da yazılıdır. Bütün bu yazılı metinlerin içinde bulunan ve o günden beri de her safhasını yaşayan birisi olarak bunu söylüyorum, AK PARTİ Program’ında yazılıdır bu ve bunları biz adım adım bugün uyguluyoruz. Ve terör sorunuyla, terör unsurlarıyla vatandaşlarımızın demokratik taleplerini birbirinden kesin şekilde ayırdık...

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kiminle görüşüyorsunuz? Karayılan’dan mektup gelmedi mi daha?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – ...ve vatandaşlarımızın hakları, hukuku, onlar talep etmeden kendilerine iade edilmiştir ve Türkiye’nin şu on yıllık tarihi budur.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Terörün vicdanı olmaz Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ret ve inkâr politikalarına son verdik. Sorunlarla yüzleştik, karşı karşıya olduğumuz bütün sorunları görmezden gelme yerine onlarla doğrudan yüzleştik. Bu sorunları ve geçmişte yapılan yanlışları inkâr eden yaklaşımlara da son verdik.

Attığımız bütün adımlarda, farklılığımız zenginliğimiz, çoğulcu toplum temel hedefimiz ve milletimizin sağduyusu da en büyük güvencemiz oldu. Bin yıldır bir arada yaşamış bir milletin vârisleri olarak, farklılığımızı zenginliğimiz olarak gördük. Milletimizin ortak tarihinden, kültüründen ve medeniyetinden miras kalan çeşitliliğini ve çoğulculuğunu yaşatmayı ve geliştirmeyi hedef aldık.

Terörü sona erdirmek ve toplumsal barış ve kardeşliği sağlamak amacıyla Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi’ni başlattık. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz anayasal, yasal, idari ve toplumsal adımlarla demokratikleşmeyi daha ileri boyutlara taşıdık. Bu proje, korku ve baskı toplumundan açık konuşan ve tartışan bir topluma geçişin ifadesidir aslında. Korkulardan hem devlet kurtuldu hem millet kurtuldu…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Korku imparatorluğuna dönüştü Sayın Bakan, korku imparatorluğu oldu. Tersini söylüyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - …ve bütün sorunlarla yüzleşen bir Türkiye var bugün, onu özellikle ifade etmek istiyorum.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – İnsanlar telefonla konuşmaya korkuyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Tabii, bu süreçte çok tartışmalar oldu. Bu sorunların hepsi açık konuşulmaya başlandı, tabular kalktı ama bu durum ve bu duruma gösterilen tepkiler de eksik olmadı. Olağanlaşmanın, normalleşmenin ve sosyal restorasyon süreçlerinin bir parçasıdır bu eleştiriler de ve biz, bu sürece, bu Millî Birlik, Kardeşlik Projesi’ne aynı ilk günkü gibi devam ediyoruz.

Bunlarla tabii neyi sağladık? Değerli milletvekilleri, aslında terörün istismar zeminini ortadan kaldırdık büyük oranda. Bunun bir ayağı da ekonomik kalkınmadır, gelişmedir bakın. İki ayağı vardır bizim stratejimizin.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Terörü meşrulaştırdınız Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bir: Türkiye’yi daha fazla demokratikleştirme, herkesin hak ve hukukunu iade etme. Herkes, bütün rengiyle, bütün etnik özellikleriyle, bütün inanç özellikleriyle Türkiye’de özgürce yaşayacaktır. Biz, bir, bunu sağladık. (BDP sıralarından alkışlar)

İki: Türkiye’de başta bu bölgeler olmak üzere ekonomik kalkınmayı sağladık. O bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmak için elimizden geleni yaptık ve hâlen de yapıyoruz. Bu da terörün diğer istismar zeminlerinden birisidir.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – O zaman ne görüşüyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Ve bugün herkes biliyor Türkiye ekonomik olarak dünyada nerede ve o gün neredeydi?

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Nerede, nerede?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Türkiye 3 misli büyüdü…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yalan! Yalan!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - …millî gelirimiz 3 misli arttı ve Türkiye bugün, hamdolsun, G-20’lerin içinde; Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisi, dünyanın 17’nci.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – 99’da girdi.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Senden önceydi, senden önce vardı zaten.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli milletvekilleri, kendi ülkemiz, bunlardan gurur duyalım; bunu şu parti, bu hükûmet yaptı diye düşünmeyelim. Hepimiz yurt dışına çıkınca bunu görüyoruz bakın. Bugün uluslararası platformlarda dünyanın yıldızı parlayan dört beş ülkesinden birisi Türkiye. Brezilya, Japonya, Çin, Kore diye bunlar sayılıyor ve Türkiye, işte bunlardan biri. Türkiye bugün orada. Biz bu gerçekler için çalışıyoruz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Senden önce vardı zaten.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Türkiye’yi büyütmek için çalışıyoruz.

Ve bölgesel kalkınmada, bölgenin kalkınması, bütün enstrümanlarıyla, GAP projesiyle, KÖYDES’iyle, BELDES’iyle, kalkınma ajanslarıyla, SODES projeleriyle bölgeye diğer bölgelerden daha fazla ağırlık verdik. Doğu, Güneydoğu Bölgesi’ndeki kamu yatırımlarına büyük hız verdik ve inşallah, bu terör bittiğinde özel sektör yatırımları da orada patlama yapacak ve esas o zaman terörün zemini kendiliğinden, daha da istismar zemini kalkmış olacak.

Ve tabii, değerli milletvekilleri, bunları yaparken biz büyük cesaret gösterdik, riskler aldık, eleştiriler oldu. Burada, bugün, yine, doğrusu ne eleştiriler ne üslup; terörün kucağına oturmamız, zillete düşmemiz falan… Tabii, ben bunlara girmiyorum. Yani bugün araştırma önergesinin ruhuna uygun bir konuşma yapmak istiyorum.

Yine o eleştiriler oluyor, hep oldu ama bir dayanağımız var: Millet. Millet bize çok destek verdi, hâlen veriyor. Bu projede de milletin desteği büyük. Herkeste umut var bugün, umut; bir büyük umut var. Ve ne iftiralar ne badireler, darbe girişimleri, karalama kampanyaları, bizlerle ilgili olmadık sözler. Ama milletimiz yalnız bırakmadı.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kuzey Irak petrollerini kiminle paylaşıyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bütün seçimlerden güçlenerek çıktık. Hamdolsun. Her seçimde biraz daha fazla ve şimdi, kamuoyu yoklamaları -11’inci yılımızda- şu anda yine bizi seçimdekinden daha yüksek bir yerde gösteriyor, yüzde 52,5’larda. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – O zaman akil adamlara niye ihtiyacınız var? Akil adamları niye gönderiyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bakın, burada, bazen, milleti aldatmaktan falan söz ediliyor. Bakın, biz milleti hiç aldatmadık...

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Allah Allah!

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Yalan konuşma.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - …ve bu millet zaten aldanmaz.

MUHARREM İNCE  (Yalova) – Yere bas, yere! Ayağını yere bas!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Her 2 kişiden, 2 seçmenden 1’i oy veriyorsa, bu milleti aptal yerine mi koyuyorsunuz? Millet aldanıyor! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Millet aldanmaz. Biz millete çok güveniriz.

MUHARREM İNCE  (Yalova) – Ayağını yere bas, kaldırma ayağını!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Biz millete çok güveniriz ve bu millet aldanmaz.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bu milleti nasıl kandırdığınızı Oslo’da gördük.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ve burada özellikle şunu ifade edeyim: Biz milletin rehberliğini esas aldık...

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Kandırdınız mı, kandırmadınız mı Oslo’da Sayın Bakan?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - …ve daima milletin rehberliğinde yürüdük. Millete rağmen asla bir şey yapmadık, asla yapmayız.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)  - Milleti beş vakit kandırıyorsunuz, bir kere değil.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Çözüm sürecimizde de millete rağmen, milletin istemediği hiçbir şeyi yapmayız. Bunu burada bir defa daha ifade edeyim.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – PKK’ya teslim oldunuz, daha ne yapacaksınız?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)  - Ama bu sefer millet aldanmayacak kesinlikle.

HALUK  AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir) – Bu milletin adı ne Sayın Bakan? Hangi milleti kastediyorsun?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu ifade edeyim: Her kesimden vatandaşımız siyasal sorunların çözümünün demokratik siyaset zemini olduğunu açık bir şekilde görüyor. Biz de bunu söylüyoruz; artık terör bitsin -çözüm sürecinin hedefi odur ve inşallah sağlayacağız- silahlar bırakılsın.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Silahlarıyla geri çekiliyorlar Sayın Bakan, bırakmıyorlar ki!

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)  - PKK’yla masaya oturdunuz mu, oturmadınız mı Sayın Bakan?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Şantaj yapıyorlar size, şantaj yapıyorlar.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) -  İşte, bu Meclis konuşsun, sorunlar bu Mecliste tartışılsın, siyaset kurumu bunları çözsün. Bizim çabamız bu, çalışmamızın hedefi bu.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)  - PKK’yla masaya oturuyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) -  Kimseyle, hiçbir, efendim, biz pazarlık yapmadık. Kimseye bir söz vermedik.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)  - Ayıp ya, ayıp! Pazarlık yaptınız, pazarlık!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) -  Yapılan her şey milletin huzurunda. Bunun dışındakiler yalan…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Hem de çirkin pazarlıklar yapıyorsunuz. Söylemeye dilim varmıyor.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - …bunun dışındakiler yanlış. Biz size ilk elden söylüyoruz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)  - Hem de pazarlığın daniskasını yapıyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) -  Olan her şey milletin huzurunda ve milletin huzurunda devam edecek. Kimin ne düşündüğünü millet bilecek. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

HALUK  AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir) – Yalan söylemeyin, milleti kandırmayın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Siz inanmasanız da millet bize inanıyor, inanıyor. En önemlisi bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Ülkeyi paramparça ettiğinizi de biliyorlar.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Pazarlık yoksa PKK’yla masada ne konuşuyorsunuz, ne? Yüreğin yetiyorsa söyle onu kürsüde.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ayağını yere bas. Arkadaşlar, bir ayağı havada.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) -  Ülkemizin millî birliği, beraberliği, üniter yapısı bizim için esastır  ve şunu söyleyeyim değerli kardeşlerim, hepinize diyorum değerli kardeşlerim, şuna inanın.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Davutoğlu “Ulus devlet yok olmalı.” demişti Sayın Bakanım.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – AK PARTİ bu ülkenin bütünlüğünün, milletimizin kardeşliğinin sigortasıdır, çimentosudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Her kesimden oy alan, her kesimi temsil eden, ülkemizin her yerinde olan AK PARTİ Türkiye’nin bütünlüğünün garantisidir.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Silah zoruyla mı PKK’yla masaya oturdunuz!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kahvede konuş o lafları, kahvede. Kürsüde bilgi ver, bilgi. Hiçbir şey söylemiyorsun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bunları yapmazsak Türkiye’nin geleceği risktedir. Bunları bugün yapmazsak sayın milletvekilleri, Türkiye’nin geleceği o zaman risktedir ve şunu bilin: Türkiye bunlarla büyüyecektir.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Neyle? Pazarlık masasında mı büyüyecek Türkiye?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Bakın, büyük ülke, rahatlayan ülke, korkulardan kurtulan, farklılıkları zenginlik olarak gören…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Boş, boş… Boş laf bunlar..

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – …herkesin rahat nefes aldığı, şiddet içermeyen her düşüncenin ifade edildiği, büyük Türkiye budur. Darlıklara düşerek ülkeyi büyütemezsiniz. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – PKK’yla ne konuştuğunu anlat!

 BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Onun için, biz şunu diyoruz açık gönülle: Gelin…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ne diyorsun? “Pazarlığın içinde siz de olun…”

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Başbakanın eyalet sistemine ne diyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Değerli milletvekilleri, siyasi partilerimiz, gelin, katkı verin, görüş verin. Biz, partilerle her düzeyde görüşmeye açığız. Sadece eleştirmeyin, destek verin, teklif getirin, deyin ki: “Öyle değil, şöyle yapın.”

HALUK AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir) – Ne yapmak istediğini anlat.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – PKK’yla görüşüyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – PKK’yla, şununla, bununla biz görüşmüyoruz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Kiminle görüşüyorsun, kiminle?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kiminle görüşüyorsun?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Devletin kurumları… Türkiye büyük bir devlettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Hangi pazarlığa destek istiyorsun, hangi pazarlığa? Neyi verdiniz? Neyi vermek istiyorsunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Türkiye büyük bir devlettir. Devletin kurumları vardır. Hangi kurumların, kimin kiminle görüşeceği bellidir ve bunlar görüşüyorlar. Bu yalanlarla, millete bu yalanları söyleyerek hiçbir yere gidemezsiniz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Kiminle görüşüyorsun, kiminle? Yalanı sen söylüyorsun! PKK’yla görüşmüyorsan kiminle görüşüyorsun, söyle!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) – Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, kayıtlara girmesi için bir ricada bulunuyorum.

Sayın Bakan milleti aldatmadıklarını söyledi. Hangi milleti aldatmadıklarını, o milletin adını duymak istiyoruz. Hangi millet?

BAŞKAN – Sordunuz zaten konuşma sırasında.

Önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılarımı arz ediyorum.

Aslında biraz önce bir Bakan konuştu, yıkımdan sorumlu bir Bakan.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sana göre!

OKTAY VURAL (Devamla) – Evet, sadece bakmış, ne görüyor ne duyuyor. Çünkü bu konuşmayı yapan, açılımla ilgili de geldi, konuştu “Aç, aç.” dedik, bir türlü açamadı. Şimdi, bu Bakan buraya gelmiş, konuşuyor. Ne konuştu? (MHP sıralarından “Boş, boş.” sesleri) Çözüm ne? (MHP sıralarından “Boş.” sesleri) “Barış” dediğin ne? Hiçbir bilgi vermiyor.

Ey sevgili AKP’ye oy veren değerli kardeşlerim, işte bunlar “çözüm” ve “barış” sözcüğünü bir kılıf olarak kullanıyorlar ve teslimiyet için bir araç olarak kullanıyorlar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Millet öğrendi, sen anlamak istemiyorsan ne yapalım!

OKTAY VURAL (Devamla) – Yok, “Çözüm nedir?” diye soruyoruz, cevap vermiyor. “Barışı kiminle yapacaksın?” diye soruyoruz, cevap vermiyor. (MHP sıralarından “Kaçıyor, kaçıyor.” sesleri) Bilmiyor. Bir de “Milleti aldatmıyoruz.” diyor. Sen milletvekillerini aldatıyorsun. Çık, şurada, Oslo’da, İmralı’da ne konuşuldu mertçe millete anlat.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Apo söylüyor zaten, onların söylemesine gerek yok!

OKTAY VURAL (Devamla) – Ama bakıyoruz, maalesef, Sayın Bakan konuştu konuştu, ne söyledi? Ey milletvekilleri, çözüm neymiş? Neymiş? Var mı?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Kardeşlik.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bak, cevap yok, içi boş. Çünkü, bunlar minareyi çalmışlar, kılıfını hazırlıyorlar.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Üç aydan beri şehit yok bu ülkede, üç aydan beri!

OKTAY VURAL (Devamla) – Değerli vatandaşlarım, ey milletim; bakın, bir devleti yönetmek için şu mezunu bu mezunu olmak, şunlar bunlar değil ama her şeyden önce şuna bakarsınız: Liyakat. Bu liyakatin -Ömer Seyfettin’in meşhur hikâyesinde de vardır- olup olmadığını öğrenmek için de acziyet içerisinde olup olmadığına bakarsın.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – 5 seçime bak, geçmiş 5 seçime!

OKTAY VURAL (Devamla) – Bugün, maalesef, PKK’yı muhatap alacak kadar acze düşmüş bir irade var. Liyakat onun için yok sizde.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Onu millet takdir ediyor, her seçimde gösteriyor.

OKTAY VURAL (Devamla) – Maalesef, PKK terör örgütünün istek ve arzularını meşrulaştırıyorsunuz ve bu süreç içerisinde muhatap aldığınız PKK ve İmralı görüşmelerine -teşekkür ediyorum- AKP’ye oy veren her 2 vatandaştan 1’i “Bu ne rezalettir?” diyor, bu Habur’daki rezaletin aynısını tekrar ettirdiniz diye isyan ediyor. Destek sadece yüzde 24’tür. Her 2 AKP’liden 1’i İmralı’nın muhatap alınmasına karşı çıkmaktadır. Değerli milletvekilleri, eğer öyle olsaydı araya tampon koyarlar mıydı? Akil adamları koyarlar mıydı? Araya Meclisi tampon olarak koyarlar mıydı? Hayır. Abbas zorda, Tarzan zorda, millet uyandı!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Millet uyumadı ki.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bu PKK projesini millete hazmettirmek istiyorlar, işin özü budur.

Değerli milletvekilleri, herkes elini vicdanına koysun. Öyle bir noktaya geldik ki buna başka partileri dahi bulaştırmak için her türlü yolu kullanıyorsunuz. Ya, biraz mert olun, evet, mert olun. Çıkın, deyin ki: “Ben İmralı’da mutabakata vardım. İmralı dedi ki: ‘Komisyon kurulsun.’ Emrin üzerime dedim” Bu irade sizin iradeniz değil, değerli milletvekilleri, size oy veren insanların da iradesi değil. Samimiyetle söylüyorum, elimi vicdanıma koyarak söylüyorum çünkü haksızlık yapmaktan teeddüp ederim, haksızlık olmaz ama tablo bu.

Bakın, geldiğimiz bu noktada, değerli arkadaşlarım, hepimiz yemin içtik. Bir, devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma, hukukun üstünlüğüne, büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerek başladım.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sonuna kadar arkasındayız o yeminin.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlarım ama bugün ne hazindir ki ülkemizin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden, bu milletin Türk milleti egemenliğini kullanan milletvekilleri, Türk milleti ismini çıkartmak isteyen, cumhuriyet lafzını, ismini kamu kurumlarından silmek isteyen…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hayal, hepsi hayal. Uyduruk şeyler bunlar.

OKTAY VURAL (Devamla) – …Anayasa’mızı silah zoruyla değiştirmek için millet iradesini silahla teslim almak isteyen bölücü terör örgütünün meşrulaştırılması amacı taşıyan bir komisyonun kurulması üzerine konuşuyoruz. Nereden nereye geldik!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Terör bitsin diye.

Bakın, değerli milletvekilleri, bir gün oldu bu kürsüde de söylendi, daha önce de söylendi “PKK terör örgütüyle görüştüğümüzü ispat etmeyen şerefsizdir, alçaktır.” denildi. “Biz, terör örgütü lideriyle, terör örgütüyle görüşecek kadar alçak ve namussuzlardan değiliz.” diye söylediler.

Ey sevgili AKP’ye oy veren değerli kardeşlerim…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yazıklar olsun! O laf var mı yok mu?

 OKTAY VURAL (Devamla) - …ama bugün, PKK’nın istediği, bebek katilinin istediği önerge Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sizin iradenizi kullananların imzasıyla geliyor, isyanımız bunadır. Size gelip söylediler mi? “Biz, PKK’nın isteği üzerine bir komisyon kuracağız.” dediler mi? “Yeni cumhuriyet kuracağız, rejim değişikliği yapacağız” diye gelip söylediler mi?

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Ütopya peşindesin. Ütopya bunlar.

OKTAY VURAL (Devamla) – İşte, bugün geldiğimiz bu noktada şunu söylemek istiyorum: Nereden nereye geldik! Bu utanç bile, değerli kardeşlerim, geldiğimiz bu tablo bile… Şeref ve haysiyet kürsüde bırakılıp gidilecek konular değildir. Şerefle bitirilmesi gereken en önemli görev hayattır. Şeref ve hayat beraber, birlikte gider. (MHP sıralarından alkışlar) Onun için, bunları, şeref ve haysiyet, namus, alçaklık ifadelerini kullananların bugün bu noktaya gelmesini sorguluyoruz. Kime mecbur? Neden mecbur? Niye mahkûm? Bunu sorguluyoruz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yoksa sifonu çekerler!

OKTAY VURAL (Devamla) - Onun için, terör örgütünü muhatap almak, namus ve şeref sözü verdiğimiz, ant içtiğimiz hukuk devletine, ant içtiğimiz hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Biz, bu namus ve şeref üzerine yemin ettiğimiz hukuk devletini korumaya kararlıyız.

PKK terör örgütüyle müzakere etmek, şehitlerimizin ve gazilerimizin edebinden nasip almamaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak şehitlerimizin, gazilerimizin, şehit ailelerimizin edebini burada temsil etmeye, PKK’ya teslim olan iradeye de haddini bildirmeye kararlı olduğumuzu da ifade etmek istiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yok böyle bir şey, yok. Terörü bitirmek istiyoruz biz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Boşuna bağırmayın, grup başkan vekillerinden size sıra gelmez

OKTAY VURAL (Devamla) - Terör örgütüyle müzakere etmeyi “Şeytanla bile görüşürüm.” diyerek şeytanın mesajlarını bu araştırma komisyonu aracılığıyla millet iradesine dönüştürmek isteyenlere haddini bildirmek için biz buradayız, haddini bildirmek için. (MHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Onun için, bu bir oyun, bu bir tuzak. Değerli kardeşlerim, bu oyuna ve bu tuzağa kanmayın. Baldıran zehrinden bahsedenler, kefenden bahsedenler, bugün bu milletin huzuruna çıkıp gerçekleri sizlerle paylaşmadılar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Meclise hitap et.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bugün geldiğimiz bu noktada, gerçekten bu önerge, aslında, maalesef Türk milletinin iradesini kullanan AKP’den imza veren arkadaşların iradesini terör örgütüne teslim ettiğini ortaya koymaktadır.

Pazarlık etmediğini ifade eden Başbakan, Öcalan’ın taleplerini yerine getirmek için daha önce attığı akil adamlar önerisine -AK’giller diyoruz buna- şimdi de Türkiye Büyük Millet Meclisini devreye sokmak suretiyle yeni adımları ekliyor.

Evet, bu milletin cumhuriyetine, bu milletin millî kimliğine, millî mücadelesine, hukuk devletine Oslo’da, İmralı’da darbe planları hazırlandı. Evet, siz, PKK’yla birlikte Türk milletine darbe planı yaptınız, şimdi PKK’yla Türk milletini korkutuyorsunuz. (MHP sıralarından alkışlar) “Eğer bu çözüm olmazsa terör devam eder.” diyor. Bakın, Ahmet Davutoğlu diyor ki: “Parantezi açtık, kapatmazsak Türkiye lime lime olur.” Sana kim dedi o parantezi aç! Türkiye'yi bölünecek sürece götürecek parantezi açıyorsunuz ve Türkiye'nin bölünme sürecini millete hazmettiriyorsunuz.

Evet, bugün, PKK tehdidiyle AKP’nin iradesi -imza koyan değerli kardeşlerim- buna teslim olmuş olabilir ama oy veren insanların iradesini bu PKK’nın istek ve taleplerine teslim etmeyin. Benim, bir milletvekili olarak sizden talebim budur çünkü siz, Türk milletini temsil ediyorsunuz, bir partiyi temsil etmiyorsunuz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bağırmasan daha iyi olacak Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (Devamla) – O bakımdan, Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi darbelere karşı dik durmuş bir iradenin, PKK darbesi karşısında araştırma komisyonu kurması kadar zül olabilir mi? Ne kadar utanç verici!

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Hangi darbe? Benim bilmediğim bir darbe mi var?

OKTAY VURAL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 511 milletvekiliyle, 2007 yılında, terör örgütünü bertaraf etmek amacıyla buradan sınır ötesi operasyon yetkisi verdik, “PKK’yı bertaraf edin.” diye verdik hep beraber, değil mi? Ama, bugün PKK taraf hâline dönüştürülüyor ve bu da Meclise onaylatılıyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne alakası var!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Aynen öyle.

OKTAY VURAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu bile Meclis iradesine aykırı olduğunu ortaya koyuyor. Evet, bertaraf edilmesi gereken PKK’yı siz taraf hâline dönüştürdünüz, tablo bu, muhatap hâline dönüştürdünüz. Sizin artık yol arkadaşınız PKK, düşmanınız MHP oldu; sizin arkadaşlarınız bölücüler, düşmanınız milliyetçilik oldu. Siz, iradenizi PKK terör örgütüne ABD’nin dayatmasıyla teslim ettiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – ABD size bakan gönderdi, bakan. Amerika size bakan bile gönderdi.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bu bakımdan, AKP’ye oy veren değerli kardeşlerimi tenzih ediyorum, onların iradesi teslim alınamayacaktır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Amerika size bakan gönderdi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Mehmet Şimşek Batman’dan mı geldi!

OKTAY VURAL (Devamla) – İradeyi teslim edenler, bugün, bu kalemlerle bu imzaları atanlardır. Bugün geldiğimiz bu noktada, komisyon kurulması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sürece dâhil edilmesi, meşruiyet kazanması talebi, PKK’nın Kandil ve İmralı kadrolarının talebidir değerli milletvekilleri. Bebek katilinin Parlamentoyu tarihî misyonuna daveti, bugün AKP iradesiyle gerçekleşmektedir, talep İmralı’dandır. Bu önergenin altında İmralı canisinin parafı vardır, bu parafla gelmiştir.

Bakın, değerli arkadaşlarım, 21 Mart 2013, Hollanda dönüşünde Başbakan şunu söylüyor, diyor ki: “Meclisi sürece dâhil ederek PKK’nın muhataplık seviyesini yükseltmek ve meşruiyet kazandırmak istiyorlar, örgüte meşruiyet kazandırmak gayreti içindeler ama bu meşruiyet olmayacak.” Yahu, bir sözün namusu ve şerefi olmaz mı?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Milleti hiç aldatmadılar bunlar ya!

OKTAY VURAL (Devamla) – Kutlu Doğum Haftası’nı kutlayacağız. “İnsan onuru” diyoruz. Bu dilin onuru yok mudur yahu? Bu dilin onuru yok mudur ya? Bu onuru korumak herkese düşmez mi? “PKK terör örgütünün meşrulaştırılması için komisyon kurulması isteniyor.” diyen Başbakan, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisine, grup başkan vekillerinin imzasıyla, PKK’nın istediği meşruiyeti kazandırmak için “Komisyon kurulsun.” diyor.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Başbakan çark etti.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Daha bir ay olmamışki!

MEHMET ŞANDIR (Mresin) – Kim emretmiş!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Amerikalı bakan gelmeden önceydi o!

OKTAY VURAL (Devamla) – “12’sinde bekliyorum, Kutlu Doğum Haftası’na bekliyorum.” Bir insanın onurunu, şeref ve haysiyetini korumak, her şeyden önce, bu onuru, şeref ve haysiyeti temsil eden eşrefimahluk olan insana düşer.

Evet, bugün geldiğimiz bu noktada, araştırma komisyonu bir modalitedir. Bakın, aynı şeyi Başbakan Yardımcısı Oslo’da yaptı. (MHP sıralarından “Kaçtı.” sesleri) Kaçtı. Oslo’da ne yaptılar biliyor musunuz? Bakın, görüşmelerde diyor ki: “Biz sizinle, PKK’yla görüşüyoruz ama bunu meşrulaştırmak için bir modalite icat ettik.” Bu modalite de İçişleri Bakanının görüşerek partileri açılım sürecine dâhil etme modalitesiydi. Utanmadan, sıkılmadan, PKK terör örgütü aracılığıyla “Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan bu partileri açılım sürecine nasıl dâhil edebiliriz?” diye planlar kurdunuz. Bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilen bu araştırma komisyonu talebi, PKK’yla yani İmralı’yla Başbakanlık Konutu’nun mutabakata vardığıdır. Amaç “Bir modalite uyduralım.” Yoksa bir partinin “Benim niye araştırma önergemi kullanıyorsun?” diye isyan etmesine rağmen, bu kadar ısrar ederler miydi?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kullanmadık, İç Tüzük öyle diyor.

OKTAY VURAL (Devamla) – Hayır, amaçları, bu sürece herkesi dâhil etmek. Ya, madem öyle desteğiniz var, niye dâhil etmek istiyorsunuz? Hani kefen giymiştiniz, hani baldıran zehri içecektiniz? Niye akil adamlara içiriyorsunuz önce? Siz için. Niye Meclise içiriyorsunuz? İçecekseniz siz için.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Toptan için!

OKTAY VURAL (Devamla) - O bakımdan, bugün geldiğimiz bu noktada, şu komisyonu, değerli arkadaşlarım, kurmak için iş birliği içinde olduğu siyaset anlayışı…

Bakın, Sayın Erdoğan ne diyor: “Bazı yazarlar ağız birliği yapmışlar ‘BDP’ye karşı çok sert.’ diye yazıp çiziyorlar. Ben polis katillerine mi müsamaha göstereceğim? Çocukların, kadınların öldüğü, arabaya saldıranlara mı müsamaha edeceğim? 13-14 yaşındaki çocukların yüzlerini yakanlara mı müsaade edeceğim?” Bunu kim söylemiş? Şimdi ne yapıyor?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Onlar milleti hiç kandırmazlar!

OKTAY VURAL (Devamla) - PKK’yı muhatap alıyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Onlar milleti hiç kandırmaz!

OKTAY VURAL (Devamla) - Eli kanlı teröristle kucaklaşan, siyaset yapmakla, hizmet vermekle işi olmayanlar parti tabelalarını söküp yerlerine İmralı’ya veya Kandil’e mecburi istikamet gösteren trafik levhaları koysunlar. Ya, sen trafik levhasını koydun, grubunu İmralı’ya, Kandil’e tek yön olarak dönüştürüyorsun.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne alakası var?

OKTAY VURAL (Devamla) - Kuran sensin. (MHP sıralarından alkışlar) “Demokratik rejimde buna ne kadar tahammül edilebilir? İradelerini terör örgütüne kaptırmışlar. Bunlar emirleri dağdan alıyor, buna eyvallah edemeyiz, edenle de kimse kusura bakmasın beraber yürüyemeyiz.” diyor. Şimdi kim kiminle yürüyor? Kim kiminle? Değerli milletvekilleri, kim kiminle yürüyor?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Terör biter diye korkuyorsunuz.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Biz milletle yürüyoruz, milletle.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Millet bunun neresinde?

OKTAY VURAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, evet, PKK’ya meşruiyet kazandıracağını söylediği komisyon kurulma iradesi bugün Türkiye Büyük Millet Meclisine gelip sizin parmaklarınızla onaylanmak istiyorsa, değerli kardeşlerim, bu tuzağa düşmeyelim çünkü siz tuzağa düştüğünüz zaman milletimiz ve devletimiz de tuzağa düşer. O bakımdan, bu endişelerimizi sizinle paylaşıyoruz. Evet, geldiğimiz bu noktada, geldikleri zaman bitmiş bir terör örgütünün bugün “Siyasi çözüm olmazsa terör bitmez.” diye bir kapasiteye ve cesarete ulaştığı bir dönemi yaşadık.

Bakın, 18 Kasım 1998’de Abdullah Gül diyor ki: “Terör örgütü perişan, darmadağın. Teşekkür ediyorum polislere, askerlere, şehitlerimize, gazilerimize. Aman, ne olursun, perişan hâle gelmiş terör örgütü liderinin, onun başının siyasi bir lider hâline gelmesine de kesinlikle fırsat vermemek lazım.”

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Kim diyor?

OKTAY VURAL (Devamla) - Elinizi vicdanınızı koyun, şimdi terör örgütünü muhatap aldınız ve İmralı canisini politik bir lider konumuna düşürdünüz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ses çok doğru Sayın Başkan!

OKTAY VURAL (Devamla) - Bakın, Abdullah Gül 17 Ekim 1998’de ne diyor? Diyor ki: “En ciddi meselesi bölücülüktür.” Bugün bir meseleleri yok. Diyor ki: “Önce lojistik ve politik destekleri kesmek lazım. Lojistik destek Irak’ın kuzeyinden geliyor, kesmek lazım.” Ne yaptınız siz? Ne yaptınız? Yan gelip yattınız değil mi! Politik destekler… Diyor ki: “Özellikle NATO üyesi müttefiklerin, özellikle bu konuda politik açılımlar getiren bu ülkelere hadlerini bildirmeliyiz.”

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bildiriyoruz.

OKTAY VURAL (Devamla) – Siz ne yapıyorsunuz? Politik açılımlarla, siyasi çözümle terör örgütünü canlandırdınız, cesaretlendirdiniz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Medya postacılığı yapıyorsunuz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bitiyor, niye heyecanlandın?

OKTAY VURAL (Devamla) – İşte geldiğimiz bu noktada, terör örgütünün yok edilmesi için psikolojik, diplomatik harekât yapılmalıdır. Siz, şimdi terörle mücadele eden insanlara psikolojik harekât uyguluyorsunuz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Çözeceğiz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Akil adam gönderiyorlar psikolojik harekât için!

OKTAY VURAL (Devamla) – Yani, evet.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Terör bitecek.

OKTAY VURAL (Devamla) – Çözüm… PKK talepleri, maalesef barış ve çözüm olarak meşrulaştırılmak istenmektedir. Eğer öyle olmasaydı, buraya çıkan Bakan değerli milletvekillerine çözümün ne olduğunu anlatmaz mıydı? Barışın ne olduğunu anlatmaz mıydı?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Anlattı, dinlemedin ki! Laf atmaktan başka bir şey yapmadın ki!

OKTAY VURAL (Devamla) – Hayır değerli kardeşlerim, inanın ki değil. İnanın ki değil çünkü ben, bu süreci çok yakından takip eden, okuyan birisi olarak samimiyetle söylüyorum…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ya mahcup olursan…

OKTAY VURAL (Devamla) – Samimiyetle söylüyorum…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ya terör biterse ya mahcup olursanız…

OKTAY VURAL (Devamla) – Evet, çünkü siz “PKK’yla görüştüğümüzü ispat etmeyen şerefsizdir, alçaktır.” dediniz ama PKK terör örgütüyle görüşmeye sizler gönderdiniz, daha neyinize güvenelim?

Evet, bugün geldiğimiz bu noktada aslında yapılmak istenen şu. 13 Kasım 2007 yılında yine Başbakan diyor ki: “Yıllardır siyasi çözüm edebiyatını dillerinden düşürmeyenler bugün terörün gölgesinde siyaset yapmaya, milletin değil karanlık mihrakların iradesiyle hareket etmeye razıysalar onlara söyleyecek sözümüz yok.” Ben de diyorum size: Eğer siz, siyasi çözüm edebiyatını bugün, dün reddettiğinizi bugün gündeme getiriyorsanız, siz terörün gölgesinde siyaset yapıyorsunuz, milletin değil karanlık mihrakların iradesiyle hareket ediyorsunuz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, bu araştırma komisyonu talebinin PKK’dan geldiğini, PKK’nın istek ve taleplerini meşrulaştırmak olduğunu düşünüyoruz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hayır, hayır… Bu, Meclise hakarettir.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bizim kullanacağımız “hayır” oyunun bile namusu ve şerefi vardır. (MHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bravo sana! Kim tutar seni!

OKTAY VURAL (Devamla) – Böyle bir ahlaksızca düzene Milliyetçi Hareket Partisi “hayır” oylarını bile alet etmeyecek.

 Sizi PKK’yla birlikte baş başa bırakıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından ayakta alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Vur de vuralım, öl de ölelim!

BAKŞAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.53
ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Meclis araştırması önergelerinin görüşmelerine devam edeceğiz.

Hükûmet yerinde.

Önerge üzerinde, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen, İdris Baluken, Bingöl Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kürt sorununun demokratik, siyasi yollarla çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi üzerine partimizin vermiş olduğu önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, konuşmama başlamadan önce bugünkü Meclis tablosundan hicap duyduğumu, halkın beklentisinin ne kadar gerisinde bir siyasi tabloyla karşı karşıya olduğumuzu Genel Kurulla paylaşmak istiyorum. Burada bağırıp çağıranların çoğunun, aslında korktukları ortamlarda yüksek sesle ıslık çalan insanların psikolojisinde olduğunu belirtmek istiyorum. Ama bu ıslığın sesi, bu bağırmanın sesi onların korkularına yetmeyecek. Çünkü, bu süreç; halkların kardeşliğini esas alan, halkların eşitliğini, özgürlüğünü, demokrasiyi, barışı esas alan bu süreç, 75 milyonun ortak isteğiyle -inancımız odur ki- yürümeye devam edecek. Bu nedenle, önümüzdeki süreçlerde de bu Meclis kürsüsüne gelip içerisinde fikir olmayan, içerisinde düşünce olmayan boş bağırmalarla siyasi şov yapacak konuşmacılara, konuşmalara tanıklık edeceğiz. Ben, her hâlükârda, doksan yıldır yaşanan böylesi bir sorunun çözümüne yönelik Meclisin ilk defa inisiyatif alması ile ilgili, böylesi talihsiz bir tabloyla karşılaşmanın üzüntüsünü tekrar Genel Kurulla paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Kürt sorununun çözümüne yönelik olarak sağlıklı projelerle ilgili konuşmak için sanırım sorunun nereden kaynaklandığına biraz inmek gerekiyor. Aslında, genel olarak Orta Doğu’da şekillenen süreçlerin, ulus devlet yapılarının Kürt sorunun açığa çıkması ile direkt ilişkisini hemen burada koymamız gerekiyor. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı ile birlikte dünyanın neredeyse -başta Orta Doğu olmak üzere- her tarafında belirlenen haritalar, bugüne kadarki tarihî süreci şekillendirmiştir. Yine, Türkiye Cumhuriyeti de bu şekillenme süreci içerisinde Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra temelleri atılan ve 1923 yılında da ilanı gerçekleştirilen bir ulus devlet olarak tarih sayfasındaki yerini almıştır.

Türkiye’nin bu süreçteki özgün yanı, bin yıllık bir geçmişteki çoğulculuğu, farklılığı inkârı, reddi ve asimilasyonu; tekçiliği esas alan yeni bir anlayışla pozitivist, tekçi ve determinist anlayışı ile inşa çalışmasını, aslında hem Kürt sorununun hem de genel olarak yaşadığımız bütün özgürlükler sorununun temeline oturtabiliriz diye düşünüyoruz.

Millî Mücadele Dönemi’nde, Türkler ve Kürtler ortak vatan perspektifiyle omuz omuza çarpışarak bu cumhuriyeti kurduklarında, aslında, bugünkü Meclis tablosunda dökülen sözlerin hiçbir tanesini tahayyül etmemişlerdi. O zaman ortaya çıkan kurucu irade ve kurucu ruh, 21 Anayasası’nda net bir şekilde ifade edilmişti. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi açılırken Mustafa Kemal, Misakımillî için “Kardeş milletlerin millî sınırı.” diyecekti. Yine, Büyük Millet Meclisinde Mustafa Kemal “Bu sınır içerisinde Türk olduğu kadar Kürt de vardır. Bu unsurlar birbirinin haklarına daima saygılıdır.” ifadelerini kullanmıştır. 21 Anayasası’nda, 1 Mart 1921 Teşkilat-ı Esasiye görüşmesinde, yine, Mustafa Kemal, bu Mecliste yaptığı konuşmada “Türkiye halkı” kavramına ilişkin olarak “Efendiler, Türkiye halkı, ırken ve dinen ve harsen birlik hâlinde, birbirine karşı karşılıklı saygı ve fedakârlık duygularıyla dolu ve kaderleri ve çıkarları ortak olan bir sosyal topluluktur. Bu toplulukta etnik haklar ve yöresel koşullara saygı iç siyasetimizin esaslı noktalarındandır.” diyerek “Türkiye halkı” kavramına da açıklık getirmiştir.

Ancak, kurucu iradenin sahip olduğu bu ruh, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanıyla beraber -deyim yerindeyse- tam bir reddimirasa uğramıştır. 1923 yılında tek partili sisteme geçişle beraber aşırı ulusalcı ve totaliter söylemler ve bunların yansıtmış olduğu politikalar, Kürt sorunu başta olmak üzere, bu ülkedeki pek çok özgürlük sorununu da beraberinde getirmiştir. Osmanlıdaki çoğulcu toplum gerçekliğinden oluşan Türkiye halklarının tekçi bir zihniyet içerisinde eritilmeye çalışılması bugün hâlâ yaşamış olduğumuz sorunların kökenini teşkil etmektedir. Bu inkâr, ret ve asimilasyon politikalarına karşı, başta Kürtler olmak üzere, bu coğrafyada yaşayan halkların tamamı hiçbir zaman baş eğmemiş, boyun eğmemiş ve diz çökmemiştir. Kürtler açısından 1925’te Şeyh Said öncülüğünde başlayan başkaldırı ve ayaklanma tarihi, Ağrı’da, Zilan’da ve Dersim’de Seyit Rıza öncülüğünde devam etmiştir. Bütün bu başkaldırılara, hak talepli, özgürlük talepli bu başkaldırılara karşı devletin askerî müdahalelerle yaklaşması, devletin zor ve sindirme yöntemleriyle, konseptleriyle yaklaşması bu ülke tarihinde tanımı zor acıları da beraberinde getirmiştir. Özellikle Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde devreye konan toplum mühendisliği sonucu binlerce, on binlerce Kürt, kendi doğduğu topraklardan çok uzaklara, sürgünlere gönderilmiştir.

Aslında, baktığımızda, bölgenin genelinde, Orta Doğu coğrafyasında o süreçlerde benzer inkâr, ret ve asimilasyon süreçleri bu temelde yaşanmıştır. Ancak, insanlık tarihi ve dünya tarihi İkinci Dünya Savaşı’yla beraber demokrasiye, özgürlüğe, farklı kimliklere saygıya yelken açan, bu kapıyı aralayan yeni siyasetlerin arayışına girmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndaki tekçi zihniyeti yansıtan Hitler ve Mussolini gibi felaketler, insanlığı böyle bir arayışa yöneltmiştir. Maalesef, insanlık ve dünya tarihi bu arayıştayken ülkemizde aynı tekçi zihniyet devam etmiştir.

 Kürt halkının özgürlük talepleri bu süreç içerisinde de devam etmiş, ancak Kürtleri reddeden, inkâr eden politikalar, bahsettiğimiz bütün bu süreçlerde aynı şiddet yöntemleriyle uygulanagelmiştir. Çünkü, devlet, Kürtleri tarihsel bir belleğin yıkımı üzerinden yok saymıştır. Kürtlerin 1924’te başlayan bu baş eğmeme, diz çökmeme ve kendi hak ve özgürlük taleplerini dile getirme sürecine cumhuriyet tarihinin bütün evrelerinde rastlanabilir.

Son otuz yıllık çatışmalı süreçte yaşamış olduğumuz bütün sürecin özetini aslında bu tarihsel perspektifte görebiliriz. Son otuz yıllık süreçte 50 binin üzerinde insanımızın toprağa gömüldüğü, 20 bine yakın insanımızın faili belli cinayetlere kurban gittiği, binlerce köyün boşaltıldığı, milyonlarca insanımızın sürgünlere gönderildiği ve bir bütün olarak doğanın talan edildiği ve bir coğrafyanın, deyim yerindeyse bir toplu mezar tarlası hâline geldiği acı bir deneyimi herhâlde burada bilmeyenimiz yoktur. Burada, özellikle bu acı süreçler yaşanırken aynı zamanda bir bütün olarak Türkiye toplumunun tamamında demokrasiyle ilgili süreçlerin kesintiye uğradığı, ekonomiyle ilgili, özgürlük alanlarıyla ilgili çok ağır bedellerin ödendiğini de yine ısrarla vurgulamamız gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, bu çatışmalı sürecin sürmesini isteyen devlet içerisindeki karanlık birtakım güçler de bu çatışma sürecinin devam etmesi için tarih boyunca kendi üzerine düşen rolleri günümüze kadar oynamanın gayreti içerisinde olmuşlardır. Hatta öyle bir aşamaya gelmiştir ki, bu karanlık güçler, bu ülkede Cumhurbaşkanlığı görevini yapan rahmetli Sayın Turgut Özal’ın vefatıyla ilgili birtakım süreçlerin içerisinde de yer almışlardır. Ortaya çıkan tarihsel gerçeklik, herhâlde rahmetli Sayın Özal’ın ölümüyle ilgili ortada olan tabloyu artık net bir şekilde, kuşkuları net bir şekilde ortaya çıkarmıştır.

Biz, bütün bu farklılıkları inkâr eden, kimlikleri, kültürleri, inançları inkâr eden ve teklik potası altında eritmeye çalışan zihniyetin bu ülkede yaratmış olduğu travmaların artık bitmesi gerektiği inancındayız. Bu ülkedeki bütün farklılıkların, bütün kimliklerin, bütün kültürlerin, bütün inançların bu ülkenin bir zenginliği olarak algılanacağı yeni bir sürecin başlamasının heyecanını taşımanın bütün toplum tarafından, bütün toplumu temsil eden siyasi parti ve kurumlar tarafından da sahiplenilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle Kürt halkı ve onun siyasi temsilcileri bu Meclis kürsüsünde defalarca barışla ilgili, demokrasiyle ilgili, özgürlükle ilgili taleplerini net olarak ortaya koymuşlardır. Öyle bir çerçeve buradan çizilmiştir ki, Kürt meselesinin çözümü bütün Türkiye’de özgürlüklerin kapısını aralayacak yepyeni bir sürecin tanımı olarak ortaya konmuştur. Bugüne kadar, bu noktadan uzakta olan devlet aklı, özellikle 2012’nin son aylarında, son günlerinde İmralı Adası’nda Sayın Öcalan ile birlikte başlayan görüşme süreçleriyle beraber “Yeni bir tarihsel çıkış yapabilir miyim?”in de arayışına girmiştir. Burada ortaya konan bu devlet aklının Hükûmet tarafından sahiplenilmesiyle ilgili zaman zaman yetersizlikler yaşandığı, zaman zaman bu süreci sahiplenme noktasında yeterince cesur davranılmadığı eleştirilerimizi de vurgulamak istiyoruz. Özellikle, bu süreçler, sadece 2012’nin son aylarında olmamıştır, doksan yıldır bu çatışmalı süreçten, inkar, ret ve asimilasyon politikalarından çözüm üretemeyeceğini anlayan devlet aklı, aslında, 1999 yılında da, 2004 yılında da yine bu tarz görüşmelerle birtakım yeni süreçlerin arayışı içerisine girmiştir ama ne yazık ki, hükûmetlerin yeterince cesur davranmaması bütün bu süreçlerin heba edilmesine ve mevcut sorunun çözümsüzlüğe doğru ilerlemesine hizmet etmekten başka hiçbir işe yaramamıştır.

Değerli milletvekilleri, içinde bulunduğumuz coğrafyada küresel hegemonyanın kendini var etmeye yönelik, yeni dizaynını inşa etmeye yönelik yeni bir kaotik süreçiyle de karşı karşıyayız. Kuzey Afrika’dan başlayıp Arap ülkelerine kadar gelen ve en son Suriye’de artık, kendisini dayatan halk ayaklanmaları, bu yeni süreçte hiçbir şeyin yüz yıl önceki gibi düşünülmeyeceğini, hiçbir politikanın yüz yıl önceki zihniyetle devam edemeyeceğini açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bölgede büyük bir dönüşüm ve değişim yaşanıyorken ülkemizin de bu değişim ve dönüşüme ayak uydurması bizce kaçınılmaz olarak gündemleşmesi gereken bir konudur. Bu değişim ve dönüşümün demokratik, siyasi yollarla olması, bugüne kadar var olan acı deneyimlerin, kan ile ilgili, göz yaşıyla ilgili süreçlerin bitmesiyle şekillenmesi ise bizce bütün toplumsal kesimlerin temennisi olması gerekir.

Bakın, burada değişim ve dönüşümden bahsederken çok ciddi siyasal taleplerden bahsetmediğimizi açıklıkla vurgulamak istiyorum. Değişim ve dönüşümü yaratacak olan iki şey vardır: Biri adalet, ikincisi eşitliktir. Adalet ve eşitlik temelinde geliştirilecek özgürlükler ve demokrasi anlayışı, bu ülkedeki değişim ve dönüşümü ortaya koyacaktır. Bunun için siyaset kurumuna başvurmaya gerek yok; inancımız gereği, kültürümüz gereği bugüne kadar yoğrulduğumuz bu coğrafyanın tarihsel, kadim kardeşlik hukuku gereğini eğer yerine getirirsek bu eşitlik ve adalet duygusunu ortaya koyabiliriz inancındayız.

Bakın, Hazret-i Ali’nin “Adalet ve eşitliği gözetmek siyasetlerin en iyisidir, adilane davranış yönetimlerin en iyisidir.” sözüne, vecizine herhâlde bu Mecliste katılmayan yoktur.

Yine, farklılıklarımızla ilgili kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim’in Hucurât suresinde belirtilen “Muhakkak ki biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki birbirinizi (soyunuzu) tanıyasınız.” belirlemesi bizce referans alınması gereken önemli kaynaklardır.

Yine, tarihsel, kültürel, inançsal dünyamıza baktığımızda, helalleşme süreçleriyle ilgili, yeni sayfaların açılmasıyla ilgili çok net kaynaklara ulaşabiliriz’i burada ben vurgulamak istiyorum.

Özellikle Hazret-i Muhammed’in “Birbirinizle münasebeti kesmeyin, birbirinize arka çevirmeyin, birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Bir Müslüman’ın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helal değildir.” belirlemesinin de bizce önemsenmesi gereken, inancımız gereği mutlaka kendi siyasal perspektifimize yansıtmamız gereken önemli belirlemeler olduğunu vurgulamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yeni süreçle ilgili, sürecin yürümesiyle ilgili Hükûmet kanadının yetersizlikleriyle ilgili eleştirilerimizi hep dile getiriyoruz. Hükûmet kanadının mevcut sorunu çözme konusundaki yetersizlikleri bu sürece devam konusunda hiçbir zaman bizde bir kuşkuya mahal vermemiştir. Biz, bu sürecin yürümesi gerektiğini, yetersizliklerin de süreç içerisinde mutlaka kapatılması gerektiği inancımızı tekrar buradan vurgulamak istiyoruz. Çünkü, Kürt meselesinin inkârının çözümüyle birlikte, bu ülkedeki Alevilerin, Ermenilerin, Süryanilerin, gayrimüslimlerin, kısacası bütün farklı inanç ve kimliklerin özgürlükle ilgili yaşamış olduğu sorunların çözüleceğine inanıyoruz.

Yine, daha özgür bir yaşam için, ekolojik ve ekonomik olarak yeni bir perspektife sahip olabilmek için bu cesur adımların atılması gerektiğini tekrar buradan vurgulamak istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, aslında bugün siyasi parti gruplarına yönelik konuşmak istemem ben, ancak özellikle sosyal demokrat hareketin, sosyal demokrasi geleneğinin Türkiye’deki Kürt sorunu başta olmak üzere farklı kimlik sorunlarının çözümüne yönelik ortaya koyduğu perspektifi tekrar buradan hatırlatmayı bir görev olarak biliyorum.

Aslında, bu ülkedeki en cesur tespitleri Türkiye’deki sol hareketler, sosyal demokrasi hareketleri ortaya koymuştur. 1989 yılında, sosyal demokrat olan SHP’nin yazmış olduğu rapordaki şu cümlelere dikkatinizi çekmek istiyorum: “İnsan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan demokrasi dışı baskıcı uygulamalar, büyüyen ekonomik ve toplumsal sorunlar nedeniyle halk, köylerini terk etmeye, toplu göçlere yöneltilmiştir. Kürt kimliğini kabul ederek kendine ‘Kürt kökenliyim.’ diyen yurttaşlara, bu kişiliklerini hayatın her alanında belirtme hakkına sahip olma olanağı sağlanacaktır.”

Yine, SHP geleneğinin devamı olan Cumhuriyet Halk Partisinin 1998 raporunda “Kürt sorunu, etnik duyarlılıklarla, demokratik çözümlerle çözülür.” denilmiştir.

2002 CHP raporunda, yine “Devletin ırkı olmaz.” anlayışı, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı üzerinden ortaya konan çözüm perspektifi aslında bugüne kadar devreye konmuş olsaydı, bugüne kadar hayata geçirilmiş olsaydı biz, bugün Kürt sorunun çözümünü değil, bu sorununu çözmüş bir ülkenin farklı sorunlarını konuşur olarak bu kürsüden sesleniyor olacaktık. Ama maalesef, bugün, bu sosyal demokrat ilkelerin, bu sosyal demokrat belirlemelerin yeterince dikkate alınmadığını, hâlâ bunun için geç olmadığını çünkü bu araştırma komisyonu kurulmasının Kürt sorununun çözümü anlamına gelmeyeceğini hatırlatmak istiyorum. Bu, olsa olsa Meclisin bu konuyla ilgili atmış olduğu bir ilk adım olabilir. Bu süreç uzun soluklu yürümemiz gereken, sorumluluğunu almamız gereken bir süreçtir. Bu nedenle, sosyal demokrasi ilkelerine bağlı olan bütün milletvekili arkadaşlarımızın, bu uzun süreçte, kendi geçmişlerine ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerine uygun bir şekilde kendi tutumlarını tekrar gözden geçirmelerinin önemli olduğu kanaatindeyim.

“Gelişen süreçle ne oluyor, buradan niye bu kadar bağırıp çağırıyoruz?” diye bakınca da hayretler içerisinde kalıyorum. İlk defa, belki de son yıllarda ilk defa, yaklaşık üç aydır, her gün bu ülkede genç bedenler toprağa düşmüyor, her gün güne kendi evladının ölüm haberiyle başlayan analar gözyaşı dökmüyor. İlk defa, 75 milyonda, akan kanın durmasıyla ilgili bu düzeyde yoğun bir istek, yoğun bir talep şekilleniyor. Dolayısıyla, buradan bu sürece karşı çıkarken mevcut tabloyu vicdani muhasebeyle  mutlaka göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Biz Meclisin bütün bu süreç içerisinde kendi sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Türk’ünden, Kürt’ünden, Laz’ından, Çerkez’inden, Alevi’sinden Sünni’sine kadar bu ülkedeki bütün zenginliklerin sorunlarını çözmek en başta bu Parlamentonun, bu Meclisin görevidir. Bu Meclisin bu sorumluluktan kaçmayacak şekilde, bu sorumluluğa cesaretle yürüyecek şekilde bir süreç yürütmesi gerçekliğini buradan vurgulamak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Dünyadaki bütün ülkelerde, benzer sorunların yaşandığı bütün coğrafyalarda, Venezuela’dan tutun Şili’ye kadar, Nikaragua’dan Güney Afrika’ya kadar, bu sorunun çözüm yöntemiyle ilgili, bu Meclisin, uluslararası evrensel örnekleri kendi önüne koyması gerektiğini hatırlatıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Muharrem İnce, Yalova Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Siz barış istiyorsunuz, kardeşlik istiyorsunuz, sanki biz terör istiyoruz. Biz de barış istiyoruz, biz de kardeşlik istiyoruz da aslına bakarsanız yüzde 50 oy aldınız, yüzde 26 oy aldık. Şöyle tabanınıza bir sorun bakalım, kim çocuğuna “Barış” ve “Özgür” isimlerini daha çok koymuş? (CHP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Onların hepsi sözde, hepsi sözde!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şuna bir bakalım, buradan başlayalım isterseniz.

Değerli arkadaşlarım, bu ülkede bir terör sorunu var, bu ülkede bir demokrasi sorunu var, hukuk sorunu var, adalet sorunu var. Telefonları dinleniyor insanların bu ülkede; Türklerin de dinleniyor, Kürtlerin de dinleniyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Muhalefet sorunu var.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bu ülkede asgari ücret sorunu var, uzun tutukluluk sorunu var. Türk olarak da uzun tutukluluktan şikâyetçi olan var, Kürt olarak da şikâyetçi olan var.

Değerli arkadaşlarım, hem “Kindar nesil yetiştireceğiz.” deyip hem de barıştan söz etmenin çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Ben size bir öğretmen olarak, eski bir fizik öğretmeni olarak bir soru soracağım, iki gün düşünme şansınız var: 22’nci Dönemde, bu Parlamento, AKP oylarıyla bir hapis cezasını düşürdü. Yasa dışı eğitim kurumlarına hapis cezası vardı, önce onu düşürdünüz. Şimdi, önümüzdeki perşembe günü dördüncü yargı paketiyle yasa dışı eğitim kurumlarına hapis cezasını tamamen kaldırıyorsunuz. Bakın, iki gün düşünme süresi. Acaba bu yasa dışı eğitim kurumlarına PKK’nın eğitim kampları dâhil mi? Çok şaşıracaksınız, bence bunu araştırın, neye oy verdiğinizi bir bilin, iki gün öncesinden sizi uyarıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir gün gelecek, elinde iple dolaşacaksın, “Ben olsaydım idam ederdim.” diyeceksin, aradan iki gün geçecek “barış” diyeceksin. Ya sen adında bile doğru düzgün anlaşamamışsın. “Millî birlik projesi” demişsin, “Kürt açılımı” demişsin, “kardeşlik projesi” demişsin, sonra gelmişsin “barış süreci” demişsin, barış sürecini de değiştirmişsin, şimdi “çözüm süreci” yapmışsın. Adını bile koyamadığın, ne olduğunu bilmediğin bir konu bu.

Sayın milletvekilleri, bunu Türkiye’de kim biliyor? Ben bilmiyorum, benim partimin milletvekilleri de bilmiyor, sizler de bilmiyorsunuz, hatta Bakanlar Kurulu sırasında oturanlar da bilmiyor. Bak, bilenler kimler: Recep Tayyip Erdoğan biliyor -ne verdiğini, ne aldığını biliyor- Yalçın Akdoğan biliyor, Efkan Ala biliyor, Hakan Fidan biliyor, Beşir Atalay biliyor, Abdullah Öcalan biliyor; bilenler bunlar.

Sizlerin…

MUSA ÇAM (İzmir) – İçişleri Bakanı biliyor mu?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bilmiyor.

Sizlerin hiçbir şey bildiğiniz yok. Hatta, hatta…

KAZIM KURT (Eskişehir) – ABD biliyor mu?

MUHARREM İNCE (Devamla) – O bilmiyor, o yazıyor. Ben oyuncuları saydım, siz senaryo yazarını söylüyorsunuz, ben oyuncuları saydım.

Değerli arkadaşlarım, millî gelir hesaplama yöntemlerini değiştirdiniz, bir gecede 2.364 dolar zenginleştirdiniz bizi. İşsizlik rakamlarını değiştirdiniz, umudunu kesmiş insanları işsiz olarak kabul etmediğiniz için yüzde 14,5 olan işsizliği yüzde 9,5’a düşürdünüz. Enflasyon hesaplarını düşürdünüz. Geçtiğimiz günlerde üniversite sınavındaki puan hesaplama yöntemlerini düşürdünüz yani insanlara pembe tablo çizecek şekilde puanlar açıklanıyor artık.

Değerli arkadaşlarım, yani insanları kâğıt üzerinde mutlu edecek yöntemler peşindesiniz. Peki, şunu sorabilirsiniz: “Ya anladık, tamam, doğru, iyi, güzel diyorsun da sen bize niye güvenmiyorsun? Yani, Recep Tayyip Erdoğan’a biz, 330 milletvekili güveniyoruz da siz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim Başbakanımıza neden güvenmiyorsunuz?” diye bir soruyu doğal olarak sorarsınız.

AHMET YENİ (Samsun) – Kimsenin sorduğu yok.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakın, şundan güvenmiyoruz:

Bir: “İdam” deyip sonra “barış” diyen birine güvenmiyoruz.

İki: “Senin kredine ihtiyacım yok.” deyip elinin tersiyle itip, iki gün sonra “Kredi vermiştin, komisyona hadi üye ver.” dediği için inanmıyoruz. “Meclisin devrede olmasına gerek yok.” deyip, sonra, bugün hileyle komisyon kurdurmak istediği için güvenmiyoruz.

Sayın Beşir Atalay “Habur, yol kazası.” demişti, önümüzde ne kadar kaza olacağını bilmediğimiz için güvenmiyoruz.

“Görüşen şerefsizdir.” demişti, sonra “Ben görüşmedim, devlet görüştü.” dedi, sonra onu da değiştirdi, “Özel temsilcim görüştü.” dediği için güvenmiyoruz.

 “NATO’nun ne işi var Libya’da?” deyip iki gün sonra Türk askerini NATO’ya dâhil ettiği için güvenmiyoruz.

 Sabah “Ofer’le görüşmedim.” deyip öğleden sonra görüştüğü ortaya çıktığı için güvenmiyoruz.

“Bedelli askerlik olmaz, fakir fukaranın çocuğu var, bunun için referanduma giderim.” deyip sonra kanun çıkardığı için güvenmiyoruz.

“Oslo’da insanları kandırmadık.” dedi Sayın Atalay az önce, insanların gözünün içine baka baka yalan söylediğiniz için güvenmiyoruz. Kindar nesil yetiştirenler barıştan söz edemezler.

Değerli arkadaşlarım, girdiğiniz yolun adını bile her gün değiştirenlerin burada söyleyecek sözleri yoktur. Faşizm, hayatın her alanına nüksetmiştir artık. Faşizm, Türkiye’de hayatın her alanındadır, Mecliste faşizm vardır, Silivri’de faşizm vardır, Emek Sineması’nda faşizm vardır, Ulus’taki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, TEKEL işçilerinin direnişinde, üniversitelerde…

Değerli arkadaşlarım, sizin derdiniz muhalefetle anlaşmak, uzlaşmak, önerileri paylaşmak değil. Terör gibi ciddi sorunlar uzlaşarak çözülür. Bu uzlaşma, toplumla uzlaşmadır, ana muhalefetle uzlaşmadır, muhalefetle uzlaşmadır. Sizin derdiniz uzlaşma değil, “Benim önerim bu, benim sürecim bu…” Bir yola girmişsiniz, bir pazarlık sürecini yaşıyorsunuz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – At pazarlığı!

MUHARREM İNCE (Devamla) – “Gel, benim istediklerimi tasdik et.” diyorsunuz şimdi. Biz sizin tasdik makamınız değiliz, Cumhuriyet Halk Partisini bu işe bulaştıramazsınız, Meclisi de size kullandırtmayacağız.

Meclise bilgi verecekmişsiniz. Ya, değerli arkadaşlarım, şu İç Tüzük’ü açıp okursanız görürsünüz, Meclise bilgi vermenin o kadar çok yolu var ki çıkarsınız, genel görüşme önergesiyle bilgi verirsiniz, gündem dışı konuşma üzerine bakan çıkıp yapabilir; hatta, bunlar olmazsa kapalı oturum talep edersiniz, kapalı oturumda gelip bilgi verirsiniz.

Biz daha ağustos ayında “Bu terör baş belası, azdı gidiyor, gelin bu Meclisi toplayalım.” dediğimizde, Partinizin Sözcüsü Hüseyin Çelik çıktı dedi ki: “Üç beş Mehmet öldü diye Meclisi toplamayız.” Bunları diyen biriyle mi biz bu süreci konuşacağız? Bilgi verin, şeffaf olun, hukukun dışına taşmayın, insanlara yalan söylemeyin, toplumu kandırmayın, Meclisi devre dışı bırakmayın, samimi olun dedik, bunların hepsini duymazdan geldiniz.

Bakın, değerli arkadaşlarım, akil adam olmak için… Bu akil adam listesine bir bakmak lazım. Biz bu ülkede her 4 kişiden 1’inin oyunu almışız, değil mi? Her 4 kişiden 1’inin oyunu almışız. 63 kişiyi akil adam belirlemişsiniz. Normalde bu 63 kişinin 15-16’sının ortalama olarak CHP’ye oy verme ihtimalinin olması lazım, böyle bir ihtimal var mı? O 63 kişinin içinde 1 kişinin CHP’ye oy verme ihtimali var, o da eğer Marmaris’ten, Bodrum’dan, deniz kenarından sandığa geldiyse. Yani, orada CHP tandanslı bir kişi yok, böyle bir kişi yok. Onlar kimler? Başbakanın tebliğcileri, çözüm sürecinin bülbülleri yani, gelecekte bir sorun olduğunda Başbakan bunları bir kalemde silip atacak, “Ben yapmadım, bunlar yaptı.” diyecek. Bunu dedirtmek için zaten o çözüm bülbülleri, Başbakanın o tebliğcileri ortalıkta dolaşıyor. Bu 63 kişi…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Akil insanlar burada yok, hakaret etme hakkınız da yok. Cevap veremeyecek insanlara burada hakaret edemezsiniz. Ayıp ya!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bir kişi daha katıldı buna. Artık, Başbakanının tebliğcileri 63 kişi değil, 64 kişi. Bir de, ayda bir Türkiye’yi ziyaret eden bir uzun boylu dışişleri bakanı var, o da 64’üncü akil insan olarak aramızda değerli arkadaşlarım.

Sayın milletvekilleri, bu bir çözüm süreci değildir, bu bir barış süreci değildir. Keşke böyle olsaydı. Keşke böyle olsaydı buna sevinirdik. Bu bir kariyer planlamasıdır, bu bir seçim ittifakıdır, tıpkı Oslo görüşmelerinde olduğu gibi.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Çözülme süreci…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, akil insanlara kürsü hakaret etme yeri değil ama yani, lütfen. Yani bu, vicdan, insaf sınırlarını aşıyor.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Nasıl deniyordu Oslo’da? Oslo’da dönen; 15 Haziran 2011’e kadar taraflar ateşkes yapacaktı, eylem olmayacaktı. Neden 15 Haziran 2011? Çünkü, 15 Haziran 2011’de seçimi üç gün geçmiş olacaktı. 12 Haziran 2011’de seçim vardı, sizin derdiniz seçimi atlatmaktı. Bugün de önünüzde bir başkanlık sistemi tartışması var. Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sayın Başbakanın Türkiye’nin geleceğine yönelik bu konuda bir vizyonunun olduğunu düşünmüyorum. Onun vizyonu kendi koltuk sevdasıyla ilgilidir, onun vizyonu başkanlık sevdasıyla ilgilidir, tıpkı Oslo görüşmelerinde 12 Haziran 2011 seçimlerini esas aldığı gibi.

“Bu yürütmenin işidir, Meclisin işi değildir.” dedi Cemil Çiçek, ne oldu da şimdi çakma bir komisyon kurmaya çalışıyorsunuz? “Bu çözüm sürecine Türkiye Büyük Millet Meclisinin dâhil olması için kurulmasını öneriyoruz.” diyor önerge sahibi. Önerge sahibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu sürece dâhil olmasını öneriyor, Meclis Başkanı diyor ki: “Bu, yasamanın işi değildir.” Başbakan da böyle söylüyor ama bugün başka bir şey...

Bu nedir biliyor musunuz arkadaşlar, bu şudur: “Türkiye Büyük Millet Meclisinin sağlıklı bir şekilde irtibatını kurmak.” diyor. Kiminle kurmak? Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi-PKK görüşmesi olacaktır, resmî olarak, bunun adı bu olacaktır. Değerli arkadaşlarım, burada, Abdullah Öcalan’ın muavini konumuna gelirsiniz. Çözüme kim karşı gelebilir? Çözüme karşı olduğumuz falan yok ama sizin yolunuzun yol olmadığı, yolunuzun adını 4 kez değiştirmenizden belli diye düşünüyorum.

Bakın, neden böyle biliyor musunuz? Çünkü, sizin bu konuda kafanız karışık. Örnekler vereceğim, bakın, örnekler vereceğim: 23 Eylül 2003’te Dubai’de anlaşma yaptınız, daha yeni milletvekiliydik buraya geldiğimizde -Kuzey Irak’a harekât yapmamak için- 8,5 milyar dolarlık uzun vadeli kredi veya 1,5 milyar dolarlık hibe kredi karşılığında Kuzey Irak’a harekât yapmama sözü verdiniz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – At pazarlığı!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Dubai’de bunun garantisini verdiniz. CHP’nin tavrından korkup Meclise bunu getiremediniz.

15 Eylül 2005: Terörle ilgili genel görüşme istedik, reddettiniz.

18 Nisan 2006: Terörle Mücadele Yasası’nın etkin pişmanlığı içeren 6’ncı maddesini değiştirme girişiminde bulundunuz.

12 Eylül 2006: Terörle Mücadele Özel Koordinatörü atadınız.

Ekim 2006: Başbakan, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Terörle mücadele konusunda Bush’un kararlığını gözlerinden okuyorum.” dedi.

16 Aralık 2007: AKP’nin trilyonluk zırhlı araç aldığı Büyükanıt, “Sınırlarımız BBG evi gibi.” dedi.

2 Kasım 2008: TOKİ, terörle mücadele için yüksek güvenlikli karakol yapacaktı.

24 Haziran 2010: Sayın Hayati Yazıcı açıkladı; sınır kaydırmasına gidecektik, terörü çözecektik.

Peki, terör konusunda, terörle mücadele konusunda kafanız karışık da kimlikler, aidiyet, milliyet, millet konularında kafanız karışık mı, bir de ona bakalım.

21 Aralık 2002, Rusya gezisi: Başbakan “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur.”

13 Mart 2004: Kanal D’de “Türkiye’de bir Kürt, bir Laz, Abaza, Çerkez gerçeği vardır.”

10 Ağustos 2005: “Her soruna illaki bir ad koymak gerekiyorsa Kürt sorunu… Adına ister ‘kökeni Kürt vatandaşlarımızın toplumsal talepleri’ deyin, ister ‘Güneydoğu sorunu’ deyin, isterseniz ’Kürt sorunu’ deyin.”

12 Ağustos 2005: “Kürt sorunu ne olacak?” diye soranlara “Herkesten önce bu benim sorunumdur.”

15  Ağustos 2005, AKP’nin 4’üncü kuruluş yıl dönümü: “Etnik unsurlar vardır. Kürt’ü vardır, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Arnavut’u, Boşnak’ı, Türk’ü vardır. Bunlar ülkemizde bir alt kimliktir. Bunun bir tek üst kimliği vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.”

6 Aralık 2005, Yeni Zelanda: “Bizde etnik unsurlar din bağıyla bağlıdır. Türkiye'deki Kürt kökenli vatandaşların sorunu Türk kökenli vatandaşlarınki kadardır.” Türkiye'de bir Kürt sorunu olmadığını, bölücülük sorunu olduğunu söylüyor.

30 Nisan 2011, Muş: “Apo’yu peygamber ilan edenlerle bizim işimiz olmaz. Bizi aldatanlara, benim Kürt kardeşlerimi aldatanlara karşı hep beraber olacağız. Onlara sandıklarda gereken cevabı vereceğiz. Benim için artık bu ülkede Kürt sorunu bitmiştir. Artık bu ülkede benim Kürt kardeşlerimin sorunu vardır ama Kürt sorunu yoktur.”

Değerli arkadaşlarım, bunları ben, tutanaklardan, basını tarayarak, medyayı tarayarak, Başbakanın kimliklerle ilgili söylediklerini taradım. Eğer bir tanesi diğerini tutuyorsa… Siz bakın, kendiniz bakın. Bu kadar kafası karışık bir adam, ideolojik olarak o birikimi yakalayamamış, o tutarlılığa sahip değil, o dik duruşu sergileyemiyor, konjonktürel olarak bakıyor, Muş’a gidiyor başka konuşuyor, Rize’ye gidiyor başka konuşuyor, Yeni Zelanda’ya gidiyor başka konuşuyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Öneriniz var mı? Siz ne diyorsunuz, siz? Var mı bir öneriniz? Sözünüz var mı, sözünüz?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yine devam ediyorum. 1994 yılında Refah Partisi İl Başkanıyken “Anayasa ırkçıdır, Kürt sorunu eyalet sistemiyle çözülebilir.” demiş. Bak bu konuda kararlı, daha il başkanıyken eyalet sistemini önermiş.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) Kenan Evren ne söylemiş?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, 3 Eylül 2005’te, Napoli’ye giderken, uçakta “Kürt olan vatandaşımıza ‘Kürt değilsin, Türk’sün’ dayatması yapmamız yanlıştır.” demiş. Bu sefer de bunu demiş.

Kasım 2008: “Bizim bir üst kimliğimiz var, o da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.” demiş.

Kasım 2008’de, yine bu sefer: “Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kastederseniz, vatandaş da kalkıp eğer elinde böyle bir tedbiri, böyle bir imkânı varsa kendini savunma yoluna gidecektir.”

Sayın milletvekilleri, biz sizin burada Darbelerle Mücadele Komisyonunuzu biliyoruz, biz sizin burada Uludere Komisyonunuzu biliyoruz. Çözüm üretmek gibi bir derdiniz yok. Zaten oluşacak bu komisyonda 10 AKP’li olacak, 4 CHP’li, 2 MHP’li, 1 BDP’li olacak, ezici bir çoğunluğunuz olacak sizin. Siz bana…

AHMET YENİ (Samsun) – Üye verecek misiniz?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Size üye vermeyeceğiz tabii ki. Biz size alet olmayız, biz size payanda olmayız.

Ben size bir soru soracağım, bir soru. Silivri’deki tutuklu milletvekillerini ne diye orada tutuyor bu devlet, ne diye tutuyor? Kaçma şüphesi olduğu için tutuyor. Ya, siz, PKK’lı teröristleri şimdi nasıl sınır dışına kaçıracağınızı tartışıyorsunuz.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Yargı… Yargı…

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yani, milletvekillerini kaçma şüphesi olduğu için orada tutuyorsunuz, teröristleri ise nasıl kaçıracağınızı düşünüyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Sizin iki listeniz var: Bir, akil adamlar listeniz var, bir de gizli tanıklar listeniz var. Ama, gelecekte bir de tabii ki sanıklar listesi olacak.

AHMET YENİ (Samsun) – Öneriniz var mı, öneriniz?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yani “Başbakana dokunmak ibadettir.” diyen, şehirleri mübarek sayan, Balyoz’u mübarek sayan bir zihniyetten, salonun adı: “Kanunî Sultan Süleyman Salonu” konulsun diye önerge veren, teklif getiren bir zihniyetten çok farklı şeyler beklemiyorum. Ama, şunu bilmenizi istiyorum ki değerli arkadaşlarım: Bu süreçle ilgili kimsenin bir şey bildiği yok. “Barış süreci”, “uzlaşma süreci” dediğiniz şey televizyonlara yapılan operasyondan ibarettir. Şu anda bütün televizyonların, bütün gazetelerin kulağı çekilmiştir. Bütün televizyonlar, bütün gazeteler talimatı almıştır ve bunun adına da “uzlaşma” diyorsunuz siz. Şark bülbülleri, AKP’nin bülbülleri de kanal kanal geziyorlar. Nasıl öyle profesör olmuşlar, öyle hiçbir yetkileri, etkileri olmadan nasıl bir yandaşlık içerisindeler, televizyonlara baktığınızda bunu görürsünüz.

AHMET YENİ (Samsun) – Ayıp! Ayıp!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Biz sizlerin günahına ortak olmayacağız. Sizleri baş başa bırakıyoruz. Komisyonunuz size hayırlı olsun diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Buyurun, beraber çözün.

AHMET YENİ (Samsun) – Güle, güle!

(Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk etti)

SIRRI SAKIK (Muş) – Siz MHP’yle buluşun. Ruh ikizinize benzemek için gidin.

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Önerge üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Mahir Ünal, Kahramanmaraş Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında bu rahatsızlığın, bu huzursuzluğun, bu kadar tepkili davranmanın bir nedeni var. Üç aydan beri, hamdolsun, bu topraklarda kan dökülmüyor, çocuklarımız ölmüyor. Bundan çok rahatsızlar, bundan dolayı çok huzursuzlar. Bunu anlamak gerek. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Tarihî bir dönemden geçiyoruz arkadaşlar, Türkiye, yüz yıllık sorunlarını çözerek önümüzdeki yüz yılın temellerini oluşturacak adımlar atıyor. Bütün bölgemizde siyasi, ekonomik ve toplumsal derin değişimler yaşanırken Türkiye’nin pasif, donmuş bir aktör olmasını kimse isteyemez.

AK PARTİ iktidarıyla başlayan değişim iradesinin, normalleşmemizin hitama erecek şekilde devam etmesi gerekiyor. Tam da bundan dolayı, milletimiz, on yılı aşkın zamandır kendisini temsil görevini AK PARTİ’ye veriyor. Lütfen, bakar mısınız, 2013 senesinde neleri tartışmak zorunda kalıyoruz? Hangi sorunları çözmek zorunda kalıyoruz? Şu sorunlara bir bakın: 2013 senesindeyiz, Anayasa’yla uğraşıyoruz, milletin değerlerinin ayrımcılığa uğratılmamasıyla uğraşıyoruz, millet iradesinin vesayet odakları tarafından baskı altına alınmamasıyla uğraşıyoruz, terör ile uğraşıyoruz, etnik tartışmalarla uğraşıyoruz, her din ve dilden topluluğun ifade hürriyetinin korunmasıyla uğraşıyoruz.

(Kâtip Üye Muhammet Rıza Yalçınkaya Başkanlık Divanını terk etti,  Kâtip Üye Muhammet Bilal Macit Başkanlık Divanında yerini aldı)

Tarihimiz boyunca, en güçlü ve kudretli olduğumuz dönemlerde, biraz önce sıraladığım başlıkların tamamını sorunsuz bir şekilde yönetecek iradeyi ortaya koymuş bir milletin çocuklarıyız ama maalesef bugün, bu suni sorunlarla uğraşıp duruyoruz. Benzer şekilde, 1 trilyon dolarlık bir ekonomik değer üreten hiçbir ülkenin böylesine sıradan meselelerle meşgul olduğunu gösteremezsiniz.

Şunu açıkça ifade etmemiz gerekiyor: Millet bu sorunları aşmıştır, devlet ve siyasetin milletin gerisinde kaldığı bir durum söz konusudur. AK PARTİ, milletin takvimiyle devlet ve siyasetin takvimini birbirine uyumlu hâle getirmeye çalışmaktadır. Milletin frekansını yakalayamayan her siyasi aktör bu süreçte anlamsızlaşacaktır.

Söyler misiniz, bu sorunlar nasıl bugünlere taşınmıştır? Diyelim ki 1925’i, 1935’i, 1938 ve sonrasını konuşmayalım. Hadi, Birinci Dünya Savaşı sonrasının olağanüstü yılları, İkinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılarını gerekçe olarak gösterelim. Peki, 1960 darbesi sonrası değiştirilen Anayasa’mız, 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 82 Anayasası ve 28 Şubat postmodern darbesi ve arkasından gelen yargı darbeleri, bütün bunlar hangi sorunumuzu çözmüştür? Bir sorunu çözmek için kullandığımız yöntem sorundan daha büyük hâle gelir çoğu zaman. Bugün, bu darbelerin oluşturduğu vesayet odakları ile mücadelemiz hâlâ devam ediyor. Bugün, değişime direnenler Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti savunmuyorlar, darbelerin kurduğu düzeni ayakta tutmaya çalışıyorlar. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Buradan açıkça ifade etmek isterim: Bu sorunların tamamı milletimizin ayağına birer pranga olarak takılmış sorunlardır. Bizim görevimiz, bu prangalara sarılıp kutsamak değil, bu prangalardan kurtulmaktır. Hâlihazırda, fiilen de kurtulduğumuz sorunlardır aslında bunlar. Milletimiz kendi arasında ne Türklük ne Kürtlük ne mezhepçilik ne ırkçılık ne laiklik ne Müslümanlık sorunu yaşamamaktadır. Sorun milletin içinde değil, bu prangalara yapışıp kalmış arkaik elitlerden ve onların statükocu bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Biz, AK PARTİ olarak -toplamda- milletimizin, ufkunu daraltan, milletimizin basiretini küçümseyen bu başlıklarla meşgul olmasını istemiyoruz; milletimizin, büyüyen ve güçlü Türkiye vizyonuyla meşgul olmasını istiyoruz; siyasetimizin de, bu Meclisin de bunun öncülüğünü yapmasını arzuluyoruz.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Bugün terör meselesinin bitmemesi için elinden geleni ardına koymayan dış mihraklar boşa çıkmıştır, yüz yıl sonra AK PARTİ’nin millî duruşu sayesinde oyun dışı kalmışlardır. Oyun dışı kalan mihrakların bilinçli ya da bilinçsiz taşeronları da oyun dışı kalacaklardır. AK PARTİ’yi en lümpen ve seviyesiz bir dille “ihanet”le suçlayanlar bu noktada neye hizmet ettiklerini bir kez daha gözden geçirmelidirler.

Türkiye siyasetinde “Terör ilanihaye var olacaktır.” lobisi bulunmaktadır. Yıllarca, terör sorununu çözmek yerine “Terörle yaşamayı öğrenmeliyiz.” diyen bir zihniyet terörden beslendi. Biz diyoruz ki: Eğer bir ihanet aranacaksa tam da bu lobide aranmalıdır. Milletin ve ülkemizin öz güvenine açıkça savaş ilan etmiş olan bu lobi, Türkiye açısından küçülme lobisidir. Bu lobinin en az alakası olan şeyse Türklüğün kendisidir. Türklük, yüzyıllarca büyümenin, kucaklamanın, barışın, tarihsel ittifakların ve genişlemenin kurucu ismi olmuştur. Bugün ise bu küçülme lobisinin elinde Türklük, maalesef, küçülmenin, bölünmenin, sıkışmanın, yalnızlığın ve ırkçılığın ideolojisi yapılmak istenmektedir. Türkler tarihleri boyunca birçok cendereden geçtiler. Bu millet tarihi boyunca birçok farklı devlet kurdu ama bu millet tarihi boyunca bir kez bile kabile devleti kurmadı, bunu aklının ucundan bile geçirmedi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü bu millet, bir kabile devletine sığmayacak kadar tarihi derin, vizyonu geniştir. Rusya’dan Romanya’ya, Polonya’dan Yemen’e, Filistin’den Macaristan’a 30’un üstünde ülkede şehitliği olan bu milletin en son olacağı şey bir kabile devleti veya milleti olmaktır.

Orta Doğu ve Mezopotamya’da tarihî bir dönemden geçiyoruz. Yüz yıl önce kaderi Batılı müdahale ile şekillenen bölgemiz yeni bir doğum sancısı çekmektedir. Türkiye haricinde hiçbir aktörün kurucu bir irade ortaya koyacak ne vizyonu vardır ne de gücü. Bugün içinden geçtiğimiz çözüm ve barış süreci neticesinde Türkiye’nin ortaya koyduğu iradeye tıpkı milletimiz gibi bölge halkları da canıgönülden destek vermektedirler. Ümit ederiz ki muhalefetimiz de bölgemizde yaşanan değişimi daha doğru okur; aksi takdirde, dün bölgede yaşanan değişimle statüko safında kalan Batılı aktörler ve onların bölgedeki uzantıları gibi, halkların değişim ifadesinin karşısında ayakta duramazlar. Böyle bir durumda tarih dışı kalacaklarını şimdiden hatırlatmak isteriz. Onun için bu uyarıyı bir borç biliriz.

Yıllar sonra bu Meclis çatısı altında yapılan tartışmalara akademisyenler, entelektüeller, gazeteciler ve tarihçiler baktığında şöyle bir manzara görecekler: Bir tarafta Türkiye’nin büyümesi perspektifini cansiparane savunanlar, diğer tarafta ise bu basit hakikati idrak etmekte zorlananlar; bir tarafta bedelini bütün ülkenin ödediği sorunları çözmeye gayret edenler, diğer tarafta sorumluluktan kaçanlar ve biz, bugün onlara elimizi uzatırken işte, “Bu tarihi fırsatı birlikte değerlendirelim, bu çabayı birlikte verelim.” dedik ama maalesef bunu yerine getirmediler.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt) – Başkanım, böyle daha rahat.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Bence de daha rahat.

MAHİR ÜNAL (Devamla) - Biz her birimiz şunu çok iyi biliyoruz çünkü her birimiz buna şahitlik ettik: Yirmi dokuz yılda çoğu genç olmak üzere 40 binden fazla insanımızı kaybettik. Yirmi dokuz, yılda bir hesaplamaya göre, 300 milyar liralık kaynağımızı yitirdik. Her boyutuyla ama çok büyük acılar yaşadık. 20 yaşında, umutları olan, hayalleri olan, sevdaları olan gencecik fidanlarımızı, gencecik şehitlerimizi toprağa verdik. Türkiye’nin her yerinde nice anne, üzerine tir tir titrediği evlatlarını zamansız olarak kaybetmenin acısını yaşadı. Nice baba, aslan gibi evladının cansız bedeni önünde yutkundu, gözyaşlarını kalbine akıttı. Nice bebek, nice çocuk, ne olduğunu anlayamadan olan bitene anlam veremeden, o masum gözlerle, o soran ve sorgulayan gözlerle babasının tabutunun arkasından bakakaldı. Nice eş, nice nişanlı, nice sözlü, nice yavuklu, sevgilisini yitirmenin acısını, burukluğunu yaşadı. Beşikte bebekler katledildi, sokak ortasında hamile kadınlar vuruldu, çarşılarda, pazarlarda çocuklarının gözleri önünde nice anneler, nice babalar yok oldu.

Tam yirmi dokuz  yıl boyunca her gün ama her gün terör konuşuldu. Yirmi dokuz yıl boyunca bayramlarımızı bayram gibi yaşayamadık. Yirmi dokuz yıl boyunca yataklarımızdan huzurukalp ile kalkamadık. Yirmi dokuz yıl boyunca radyo haberlerini, televizyon haberlerini kaygısızca dinleyemedik, izleyemedik. Türkiye’nin her karışında terör konuşuldu. Türkiye’nin her kahvehanesinde her sohbet, her muhabbet terör haberleriyle âdeta bıçak gibi kesildi. Halk siyasetten çözüm bekledi, hükûmetlerden çözüm bekledi. Sorunu çözemeyen hükûmetler gittiler, yerlerine gelenler çözüm üretemediler. Çözmek için adım atan hükûmetler yalnız bırakıldı. Çözemeyen hükûmetler muhalefet tarafından köşeye sıkıştırıldı. Açıkçası, topluma tam anlamıyla karamsarlık, tam anlamıyla umutsuzluk, tam anlamıyla olumsuzluk hâkim oldu.

Doğu, güneydoğuda halkımız, güvenlik güçleriyle terör arasında sıkışırken diğer bölgelerde halkımız çözümsüzlükle karamsarlık arasında sıkıştı kaldı.

Dikkatinizi çekiyorum, 1984 yılında doğanlar bugün 29 yaşındalar. Bir ömür terörle geçti. Bir nesil terörle, terörün tehdidiyle büyüdü.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu hepimiz biliyoruz ki Türkiye genelinde herkes, 76 milyonun tamamı bu meselenin artık çözülmesini istiyor. Hiç kimse nutuklar dinlemek istemiyor. Hiç kimse bu meselenin kişiselleştirilmesi, “dedi-dedin” kavgası, “yaptın-yapmadın” kavgası duymak istemiyor artık. Hiç kimse bahaneler duymak istemiyor. Milletimiz artık sonuç istiyor, artık nihayet istiyor, artık bu kanın, bu gözyaşının, bu ağıtların dinmesini istiyor.

Şunu, burada, altını çizerek ifade etmek durumundayım: Öyle bir aşamaya geldik ki terörün son bulması dışında, somut bir netice dışında her şey ama her şey teferruattır. Elbette ki Anayasa’nın ve yasaların dışına çıkılamaz. Elbette ki meşruiyet çizgisi aşılamaz. Elbette ki şehitlerimizin ruhunu incitecek, şehit ailelerini rencide edecek adımlar atılamaz. Ancak, anayasal, yasal, meşru dairede yapılabilecek olan her şey yapılmalı, bu mesele artık kalıcı olarak çözüme kavuşturulmalıdır. Şundan kimsenin kuşkusu olmasın: Bu millet tarih boyunca olduğu gibi bugün de, yarın da topraklarını onurla, gururla, şerefle savunacaktır. Ancak, aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı kıbleye dönen insanların hayatlarını kaybettiği bir süreç, katlanabileceğimiz, tahammül edebileceğimiz, ilelebet devam ettirebileceğimiz bir süreç değildir.

AK PARTİ olarak, partimizi kurduğumuz andan itibaren, bu meselenin salt güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini güçlü şekilde savunduk. Nitekim, partimiz,  2002 sonundan itibaren güvenlik noktasında son derece kararlı bir tutum izlerken, meselenin sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, diplomatik boyutunu da ihmal etmedik. Geldiğimiz noktada, terörün istismar alanı çok ciddi anlamda daralmıştır. Terörün elindeki bahaneler, terörün gençler başta olmak üzere halkı kandırmaya yönelik gerekçeleri ortadan kalkmıştır.

Terörün Türkiye’nin kalkınmasının, özellikle de doğu ve güneydoğunun kalkınmasının önündeki en büyük engel olduğu artık net olarak ortaya çıkmıştır. Bütün bunlardan daha önemlisi, silahın bir hak elde etme yöntemi olmadığı, silahın acıdan, kandan, gözyaşından başka hiçbir şey getirmediği, şiddetin hiçbir konuda araç olamayacağı artık herkes tarafından anlaşılmıştır. Nitekim, son başlattığımız süreç 76 milyonun tamamında umut doğurmuş, 76 milyonun tamamı tarafından heyecanla karşılanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ortada bir sorun var, bu sorunu artık ortadan kaldırmak zorundayız. Türkiye’nin paçalarına takılmış, Türkiye’yi aşağı doğru çeken, Türkiye’nin sıçramasını, ilerlemesini, uçmasını engelleyen bu sorunu devreden çıkarmalıyız. Bu sorun herkesin elini altına koyarak, herkesin güç birliği, gönül birliği yaparak hep birlikte bu taşı kaldırmasıyla kalkacak bir sorundur. Kan akarken, gözyaşı sel olup akarken, feryat figan ayyuka çıkarken, ağıtlar göğü bile inletirken kenarda durup “Nasıl kaldıracaksınız? Kaldıramazsınız.” demek, “Kaldırdıktan sonra ne olacak?” demek teferruata takılıp kalmaktır. Hakikat nerede kaybolur? Hakikat teferruatlarda kaybolur.

Biz bugün gün boyu neyi konuştuk? Teferruatları konuştuk. Hakikati, o acıyı, o kanı, o gözyaşını, bir evladımızın bile kanının akmasının nasıl bir acı olduğunu, bir insanın ölümünün âlemin ölümü olduğunu konuşmadık. Bugün teferruatı konuştuk. Neden? Hakikatleri teferruatta kaybetmek isteyenler, bu böyle olsun istediği için. O yüzden ısrarla teferruatı konuşmayacağız, ısrarla hakikati konuşacağız. Hakikat nedir? Kanın dinmesidir. Hakikat nedir? Anaların ağlamaması, gözyaşlarının dökülmemesidir. Eğer Türkiye bir kez topyekûn çözüm iradesini ortaya koyarsa -ki bugün koymuştur- o sorun mutlaka ve mutlaka ortadan kalkacaktır.

Bu sürece ilişkin bugün buradan milletimize bir mesaj verelim; bugün buradan acılı annelere bir mesaj verelim; bugün buradan kulağı telefonda, gözü yollarda annelere bir mesaj verelim; bugün gençlerin, çocukların, anne babaların, eşlerin umudu olalım; bugün öyle bir birliktelik sergileyelim ki tarihin akışını değiştirelim dedik ama bu birlikteliğe maalesef katılmak istemediler.

Tarih, emin olunuz ki bugünü asla unutmayacaktır. Tarih bugünü ya kardeşliğimizin dönüm noktası ya da talihsizlik olarak anacaktır. Bugünün kardeşlik tarihimize dönüm noktası olarak geçmesini temin edelim.

Teşekkür ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge üzerinde şahsı adına söz isteyen Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Sezgin Tanrıkulu burada yok. Aslında bugün yeterince sıkıntıya girdi, fazla da sıkıntıya sokmak istemiyorum ancak tarihe not düşmesi açısından, 12 Ekim 2011 tarihli Sayın Tanrıkulu’nun bir konuşması var, burada onu…

BAŞKAN – Sayın Can, lütfen, burada olmayan sayın milletvekiliyle ilgili konuşmayalım. Konuyu izah edin, lütfen.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, akil insanlar burada mıydı? Saatlerce hakaret etti iki grup onlara, sesimiz çıkmadı.

RAMAZAN CAN (Devamla) – “Yirmi yedi yıldır bu ülkede insanlar ölmektedir. Bu yirmi yedi yılın dokuz yılında bu Hükûmet iktidardadır. 8 başbakan değişmiş, 5 cumhurbaşkanı değişmiş, 9 Genelkurmay Başkanı değişmiş…

SIRRI SAKIK (Muş) – Sezgin hak etti, Sezgin Tanrı kulu olmaktan çıktı bugün!

RAMAZAN CAN (Devamla) – …16 hükûmet, 23 İçişleri Bakanı değişmiş ama bu sorun bitmemiştir. Güvenlik eksenli politikalarla da bu sorun çözülememiştir. Yani Türkiye'nin Kürt meselesi çözülememiştir.

O nedenle, biz bu sorunu günlük siyasi tartışmaların dışına çıkartalım, bu sorunu bir siyasi yarışma hâline getirmeyelim, ortak dil yaratalım ve ortak bir komisyon kuralım. Bu Meclisin çatısı altında kutuplaşmaya son vererek, bu sorunun çözümü konusunda cesaretli adımlar atalım. Toplumun bizden beklediği budur, toplumun bizden beklediği daha fazla cesarettir, daha fazla sağduyudur. Bunu birlikte becerebiliriz.” diye sesleniyor.

Tabii, Sayın Tanrıkulu bugün de vermiş olduğu önergede birleştirme talebinden sonra Genel Kurulu da terk etti; Cumhuriyet Halk Partisi, maalesef, Sayın Tanrukulu’nun önergesine de sahip çıkamadı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terörün varlığı üzerine, çatışma kültürü üzerine inşa edilmiş bir anlayış artık miadını doldurmuştur. Vur de, vuralım, öl de, ölelim.” diyerek, bu sloganlar karşısında “Bunun da zamanı gelecek.” diyerek kan üzerinden, çatışma üzerinden, gençlerin hayatı üzerinden istismar üretmek artık son bulacaktır. Herkes ama herkes gönlünü ferah tutsun. Çatışma kültüründen beslenen siyasi partilerin yaydığı korkulara hiç kimse kanmasın. Öyle bir Türkiye yükseliyor ki bu Türkiye’de inşallah acılar bitecek, bu Türkiye’de gözyaşları dinecektir. Öyle bir Türkiye yükseliyor ki bu Türkiye’nin ayağında artık terör prangası olmayacak. Öyle bir Türkiye yükseliyor ki bu Türkiye 76 milyonun daha güçlü bir şekilde bir olduğu, beraber olduğu, kardeş olduğu, çalıştığı, ürettiği, büyüdükçe büyüdüğü bir Türkiye olacak. Bütün planlara, bütün senaryolara, bütün tezgâhlara rağmen birbirine sıkı sıkıya ama sımsıkı kenetlenmiş bir Türkiye geliyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletimiz bize bu ülkeyi, bu vatanı, bu devleti en iyi şekilde yönetme görevi verdi. İnsanlarımız arasındaki ayrılığı, eşitsizliği kaldırmak, adaleti ve kalkınmayı tesis etme görevi de verdi. Aynı zamanda yedi coğrafi bölgede bölgesel milliyetçiliği değil, eşitliği, adaleti tesis etme görevi de verdi. Bugüne kadar hükûmetlerimiz bu görevleri bihakkın yerine getirdiği için milletimizin desteği giderek artmıştır. Devleti elitlerin, bir avuç seçkin, marjinal birtakım güçlerin eline, hamdolsun, kifayetsiz muhterislerin tasallutuna asla terk etmedik, etmeyeceğiz ve onların elinden kurtardık, kurtarıyoruz. Devleti milletten kopartıp kendi tekellerine almak isteyenlere, gönüllerindeki vesayetli sistemi hortlatmak isteyenlere asla geçit vermeyeceğiz. Milletin seçim sandığında alamadıkları yetkiyi sokakları terörize ederek gasbetmek isteyenler, karanlık güçlerle, odaklarla iş birliği yapanlar bugüne kadar hüsrana uğramıştır, bundan sonra da hüsrana uğrayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim amacımız terörü bitirerek hiçbir güvenlik görevlisinin, hiçbir evladımızın burnunun dahi kanamayacağı bir barış ve huzur ortamı tesis etmektir. Kardeşlik iklimini tesis etmek sadece bizim çalışmamızla ve gücümüzle olacak şey değildir. Ortak bir anlayış, dolayısıyla, tüm muhalefetiyle, sivil toplum örgütleriyle terörün çözümünde iktidara yardım etmekle olacaktır.

Peki, bu manada ana muhalefet ne diyor? “Gelin bu işi Mecliste çözelim.” diyorlar. Peki, şu an Meclisteler mi? Yoklar. Bağımsız mahkemelere yönelik işgalden ibaret, maalesef, o önerilerini de dün gerçekleştirdiler. Bunların terörü çözmeye yönelik önerileri olsa olsa yeniden terör icat etmektir. Biz ise Türkiye’yi demokraside, özgürlüklerde, refahta bölgenin en iyisi, dünyanın sayılı ülkelerden biri hâline getirmek, vatandaşları arasında adaletli davranan, farklılıkları zenginlik sayan, milletine saygılı davranan, hukukun üstünlüğünü prensip edinen bir ülke hâline getirmek istiyoruz. AK PARTİ bu nedenle 2 kişiden 1 kişinin oyunu almıştır ve üç dönemdir de iktidardadır.

Türk, kültürüyle elbette varlığını sürdürecek, Kürt, kendi kültürüyle elbette ki varlığını sürdürecek. Arap, Çerkez, Gürcü, Boşnak ama hepsi bütün kültürlerini idame ettirecek, saygın bir millet olarak hepsi tek bir millet olarak, tek bir çatının altında, tek bir bayrağın altında kardeşçe yaşayacaktır.

Sabah akşam hakaret ederek, öfke nöbetlerinde kendini kaybederek, kardeşliği değil öfkeyi, nefreti büyüterek milliyetçi olunmaz, millete hizmet ederek milliyetçi olunur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İşte şimdi de milliyetçiliğin gereği olarak bu ülkede kardeşliği tesis etmenin, kardeşliği büyütmenin mücadelesini veriyoruz. MHP, maalesef çözümle ilgili hakaret etmek dışında, oyuncağı elinden alınmış çocuk edasıyla bağırmaktan başka, kırmaktan, vurmaktan, ölmekten başka bir şey yapmadı, yapamadı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; netice olarak onlar sabote etmeye çalışsın, onlar bozmaya çalışsın, yıkmaya çalışsın, imha etmeye çalışsın, bizler, AK PARTİ olarak yapmaya, inşa etmeye, kanı ve gözyaşını durdurmaya çalışacağız. Analar ağlamasın, gözyaşları akmasın.

Kardeşlik ikliminde buluşmak üzere hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Evet.

Önerge üzerinde şahsı adına söz isteyen Cengiz Yavilioğlu, Erzurum Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CENGİZ YAVİLİOĞLU (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge sahibi olarak söz almış bulunmaktayım. Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamı, anası Kürt, babası Türk olan on binlerce aileden birisi olarak yapıyorum.

Türk ve Kürt halkının Anadolu’da İslam ruhu, saygı ve hoşgörü temelinde bir arada kardeşçe yaşamasının bir sonucudur benim ailem. Dolayısıyla hem Kürt’ü çok iyi bilirim hem de Türk’ü.

Bildiğiniz gibi 1933 yılında birçok olay oldu, bir köyde de 33 kişi şehit edilmişti. Bu köy Erzurum’un Çat kazasının Yavi köyü. O köy benim köyüm. Akrabalarım ölmüştü o köyde, şehit edilmişti.

Bu iş benim için ayrı bir anlam ifade ediyor tabii. Aynı sene, köyümdeki olaylara benzer olaylar Sivas’ta ve Başbağlar’da da yaşandı. Uğur Mumcu öldü, Eşref Bitlis ve Bingöl-Elâzığ kara yolunda 33 er şehit edildi. Yaşanan birçok olay sonrasında terör sorunu içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Özel Kuvvetler Komutanlığı devreye sokuldu, doğu ve güneydoğu illerinde olağanüstü hâl ilan edildi, koruculuk sistemi geliştirildi yani değerli arkadaşlar, siyasi çözüm devre dışı bırakıldı, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri rafa kaldırıldı, faili meçhuller devam etti, çözüm tamamen güvenlikçi anlayışa teslim edildi, vesayet güçlendi. Zamanın Başbakanı Tansu Çiller’in “Sorun sivil iradeyle çözülecek.” demesinin hemen akabinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın Diyarbakır Lice Asayiş Bölük Komutanlığı önünde ilginç ve karanlık bir şekilde, alçakça şehit edildi. Bu olaydan sonra, terör sorununu daha da derinleştiren, Bolu-Düzce-Sapanca üçgeninde Kürt iş adamları infaz edildi. Kürt milletvekillerinin 1994’te Meclisten çıkarılmasıyla sorun tamamen siyasetin kontrolünden çıkmış oldu. Gerçekte 28 Şubat da bu olaylar üzerine oturdu.

Değerli arkadaşlar, 1960 sonrası siyasal tarihimize baktığımızda, aslında sorunun salt terör sorunu olarak açıklanamayacağını bize söyler. Sorun, aynı zamanda, derinlemesine bir sivil iktidar ve aynı zamanda vesayetçi iktidar sorunudur. Akıl ve vicdanın gereğinin, önce toplumsal kaderimizle doğrudan ilgili bu sorunu ortaya çıkaran iklimi kavramak, sonra da onu çözüme müsait hâle getirmek olduğu kanaatindeyim.

On yıllardır vesayetçi bir anlayış sürekli iktidarda olmuştur. Darbeci akıl, oluşturduğu anayasa, yasalarla, devlet içerisinde oluşturulan MGK, Cumhuriyet Senatosu, Anayasa Mahkemesi gibi yapılarla vesayetçi iktidarlar sürekli iktidarda kaldı ve biz bu zaman içerisinde Kürt’üyle, Türk’üyle, Arap’ıyla geniş halk kitleleri olarak gerçek manada özgürleşemedik. Bize hep haddimiz bildirildi, biz her zaman terbiye edildik. Bazen milliyetçiler, bazen solcular, bazen de muhafazakârlara Türk-Kürt ayrımı yapmadan hadleri bildirildi, işkenceler yapıldı, hapislere tıkıldı fakat yeter artık arkadaşlar.

28 Şubatın maliyeti yaklaşık 290 milyar dolar, terörün maliyeti de bir o kadar. Fakat bunun da ötesinde toplumsal ve demokratik kayıplar daha da büyük, her şeyden önemlisi sivil algımız yok edildi. Benim kaybettiğim ortada da peki kimler kazandı? Peki, böyle devam ederse kimler kazanmaya devam edecek?

Değerli dostlar, hafta sonu gittiğim güneydoğuda kardeşimizin dediği gibi: “Biz insanız herkes gibi, başka söze gerek yok.” Büyük söz varken bilmeden büyük laf etti. Biliyoruz ki önce söz, selam, barış ile başlar insanlık tarihi ve sözü yaşatmak isteyenlerle kısmak, boğmak ve susturmak isteyenler arasında bir mücadele alanıdır dünya. Sözü yaşatmak için kardeşi Kabil’in kendisini öldürmesine elini bile kaldırmaksızın sessizce boyun eğer Habil. Sözün evrensel bir değer olarak kutsanması için ateşe atılmayı göze alır İbrahim. Söze bir şans tanınması için kendinden başka kimseye söz söyleme hakkı tanımayan Firavun’a isyan ederek özgürlük, hukuk ve barışa dayalı evrensel yeni bir söz söyler adını “selam ülkesi” “Jerusalem” koyduğu topraklarda Musa.

O barış ülkesinde kardeşliğe adanmış mezmurlar ve ilahiler söyler Davud.

Sözün insanlığı aydınlatan tek ışık ve tek gerçek olduğunu ve gerçeğin de tüm insanlar arasında adalet, merhamet ve sadakat ilkelerine dayalı evrensel göklerin kardeşlik ve huzur egemenliği olduğunu kendi ölümü pahasına yaşatmak ister İsa.

Adı barış, adı selam olan bir din ile sözü hayata uyarlamak için kendisini öldürmeye gelen düşmanlarına bile barış elini uzatarak kardeşlik üzerine sözleşmeler yapan Darülselam, barış, Medine yurdunda Hazreti Muhammed.

Tüm bu kadim medeniyetlerin ortak kavgası, ilk önce, var olan ezelî sözü yani selamı yani barışı ebedî sözleşmeye yani kardeşliğe dönüştürmektir.

Bu toprakların çocuğu Yunus Emre’nin dediği gibi, “Dört kitabın manası bellidir bir tek elifte.” Kimi alaf kimi alfa kimi alge kimi eye kimi a dese de, tüm konuşmaya insanlar bir tek elif ile, barış diye başlarlar.

Beri gel, daha beri gel,

Bu yol vuruculuk nereye böyle?

Bu hırgür, bu çatışma nereye dek?

Sen bensin işte, ben senim işte.

 

Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık?

Topumuz bir tek olgun kişiyiz.

 Ne diye böyle şaşı olmuşuz?

 

Sağ soluna yan bakar, ne diye?

İkisi de senin elin, topumuz bir tek inciyiz.

Başımız da tek, aklımız da tek.

Dünyada nice diller var ama hepsinde anlam bir.

Sen kapları, testileri hele bir kır,

Sular nasıl bir yol tutar gider.

Hele birliğe ulaş, hırgürü, çatışmayı bırak,

Can nasıl koşar, bunları canlara iletir.” der Hazreti Mevlânâ.

Değerli dostlar, unutmayalım ki çatışmayı konuşmak kolaydır. Oysa çözümü sağlamak zordur. Tarih hiçbir topluma huzur ve kardeşlik vermez, onu elde etmek ve kazanmak için sadece fırsatlar verir. Bugün bu fırsatı, tarih bu Meclise ve bizlere vermiştir. Bin yıldır sözlerimizle dile getirdiğimiz kardeşlik söylemlerimiz, “Et ve tırnak gibiyiz.” sözlerimiz test ediliyor. Her erdemin, her çözümün bir bedeli vardır ve bugün o erdem yani halkımıza ettiğimiz yeminlerimizde de söylediğimiz huzur bizim ellerimiz arasındadır. Güvenlik uğruna huzurdan vazgeçenler ne güven içinde ne de özgürlük içinde yaşayabilirler. Gelin bu tarihî fırsatı bu toprakların ortak değer ve birikimleriyle hep birlikte inşa edelim.

Sizleri çok iyi anlayan bir kardeşiniz olarak konuşuyorum çünkü hepimiz bir şekilde çatışmaların çocuklarıyız ve insan bilmediği şeyden korkar. Babalarımız sağ-sol kavgalarıyla uğraştılar, silah sesleri arasında kardeşliğin sesini duymadılar bile. Bizler başka kavgaların içinde doğduk. Korkularınızı bu yüzden çok iyi anlıyorum. Hepimiz korkuyoruz çünkü onu bilmiyor, tanımıyoruz ama bırakalım çocuklarımız tanısın, tatsınlar huzuru. Gelin gelecek seçimler için değil, gelecek nesiller için kaygıda ve sulhta birlik olalım.

Unutmayalım ki bir ülkede herkes özgür olmadıkça hiç kimse özgür yaşayamaz, herkes umutlu olmadıkça hiç kimse umutlu yaşayamaz, herkes eşit olmadıkça hiç kimse huzurlu uyuyamaz, herkes selam içinde olmadıkça hiç kimse güven içinde olamaz. Değerli dostlar, gelin huzur yerine çatışmanın, “Ya bendensin ya da düşmanımsın.” monoloğunun dayatılmasından, bizciliğin, ötekine tahammülsüzlüğün, güce tapınmanın gereği olarak doğruyu sadece kendisinin temsil ettiği inancından, öteki veya alternatif kültür algılamalarının hain, kötü ve düşman olduğu düşüncesinden beslenen mahallelerimizi terk edelim çünkü her bir mahalle önce kendi içinde mahalle bütünlüğünü sağlamak, sonra da diğer mahallelere karşı meydan okumak için kendi içinde yekpare bir yapı yaratmak zorunda kalmıştır. Gelin ilk başta var olduğu gibi son sözümüz de selam olsun.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde şahsı adına söz isteyen Demir Çelik, Muş Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

DEMİR ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle bu tarihî anı yaşadığımız bu anın saygınlığı çerçevesinde hepinizi saygı ve sevgiyle selamladığımı ifade etmek istiyorum.

Yaşadığımız bizatihi tarihin kendisidir. Tarihin binlerce yıllık birikiminin özgürlüğe, adalete, eşitliğe aktığı ana tanıklık etmektir, şahitlik etmektir, el vermektir, omuz vermektir. Bunu bize yaşattığınız ve bu birlikteliği sağladığınız için, emeği geçen, katkısı olan tüm şahsiyetleri, kişilikleri şahsım ve partim adına saygıyla bir kez daha selamladığımı ifade etmek isterim.

Binlerce yıldır bu topraklarda, Mezopotamya, Anadolu’nun kadim coğrafyasında, kadim medeniyetlerin yaşam bulduğu bu alanlarda tarihin binlerce yıllık birikimlerinin sökülüp atılamayacağı gerçeğiyle bizi yüzleştirdikleri için vicdanen borçlu olduğumuz bu ana tanıklık etme fırsatını verenleri saygıyla andığımı ifade etmek istiyorum.

Evet, dünya değişiyor, değişen dünyanın yeni dinamiklerini, açığa çıkardıkları yeni zihnî algıyı doğru okumak, bilince çıkarmak, ona dair görev ve sorumlulukları yerine getirmek bizatihi halkın meclisi olan, özgürlüklerin, adaletin ve eşitliğin tecellisi, mekânı olan bu Meclisin görevi olmalıydı ama bugüne kadar bu Meclis savaşa karar verdi, bu Meclis sınır ötesi operasyonlarla ölme-öldürme kararının altına imza attı. İlk kez yaşama ve yaşatma üzerine, ilk kez barış ve özgürlük adına bir kararlaşmanın arifesindeyken, çözümsüzlükte ısrar edenlerin kaçışına da tanıklık eden bir sahneyle karşı karşıyayız. (BDP sıralarından alkışlar) Varsın, çözümsüzlük ısrarında bulunanlar bu kaçışa devam etsinler ama söz konusu olan insanın adalet, eşitlik ve özgürlük özlemini gerçek kılmaksa biz “Görevimize devam.” diyoruz. Bu yönüyle de ulus üniter devletlerin yüz yıllardır insanlığa reva gördüğü tekçi, katı merkeziyetçi devletlerin artık topluma gerçek manada özgürlük getirmediği gerçeği gün gibi açıktır, aşikârdır. Bu gerçeği görmemek kör göze işaret etmektir. Değişen dünyanın açığa çıkardığı bu dinamik dünyayı değiştirdiği gibi Orta Doğu’yu, Orta Doğu’yla birlikte Türkiye’yi ve Türkiyeli biz halkları değiştiriyor. Değişime direnmek tarihe direnmektir, değişime direnmek tarihi gerisine evirmeye çalışmaktır, bu da mümkün değil. Tarih kendi doğası gereği, kendi iç işleyişi gereği hep ileriye, hep doğruya, hep güzele, hep iyiye doğru akmak durumundadır. Önüne set çekmek, barikat kurmak tarihin tüm zalimlerinin arzusu olmuşsa da bunlar aşılmıştır, mazlum ve mağdur olanın, haklı ve meşru talep sahibi olanın da mücadelesi sayesinde aşılmıştır. Bugün de olup biten budur.

Bu yönüyle, ulus üniter devletlerin devletle, ulus üniter devletlerin kimlikle, ulus üniter devletlerin kültürle olan çatışması ve çelişkisi yerine, tarihin binlerce yıllık birikimi olan bu değerlerle çok kimlikli, çok kültürlü toplum paradigması çerçevesinde yeniden hayat bulan, tüm farklılıkların barış içerisinde bir arada yaşadıkları toplum zihniyetiyle yeni bir yol, yeni bir aşama, yeni bir tarihî anı yaşıyoruz. Bu tarihî an, Mezopotamya, Anadolu halklarının demokratik ortak vatanda, demokratik ulus paradigması ve zihniyetiyle soruna yaklaşmak, çözüm ısrarında bulunmaktan geçiyor. Yakın zamana kadar ulus milliyetçiliğine, tek tipçi, katı merkeziyetçi devlet zihniyetine dayanarak ötekileştirilip soykırıma, asimilasyona, inkâra ve imhaya tabi tutulan kimlikler ortadan kaldırılmadı. Toplum gerçekliği olarak bugün meşru ve demokratik talepleriyle “Biz varız.” diyorsa, bu Meclise düşen, varlığını bir kez daha bize kanıtlayan, gösteren bu kimliklere, kültürlere ve inançlara, özgürce yaşayabilecekleri fırsatları, olanakları sağlamaktır. Meclis bunun için vardır. Düne kadar bu görevini ve misyonunu yüklenemeyen Meclis, hepimizin öz eleştirel konuda yaklaşacağımız bir nitelik arz ediyorsa da, bugün ilk kez özgürlüğe ve barışa var olan bağlılığı ve vurgusuyla da arkasında durmamız gereken bir halk iradesi olarak bizim her şekliyle katkı vermemiz, güç vermemiz gereken bir durumdur da.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sorunu sadece ve tek başına terör olarak algılamaya başladığımızda bu sorunun ruhuna, bu sorunun bugünkü parametrelerinin tersine bir noktayla bizi karşı karşıya bıraktırmış oluruz ki, yeni bir can, yeni bir mal, yeni bir tarih kaybıyla bizi karşı karşıya bıraktırır. Söz konusu olan, bir halkın doğuştan hak kazandığı hakların yasal, anayasal güvenceye tabi tutulmasıdır. Bu yönüyle de Kürt sorunudur, Kürt sorunu olmaktan dolayı da siyasal, sosyal, kültürel parametreleriyle bu Meclisin yüce iradesinin çözüme kavuşturacakları kadar değerli, nitelikli bir sorundur. Bu sorundan varsın milliyetçi duygularıyla, ulusalcı bilinçleriyle kaçanlar kaçsın ama sorun bizim için ertelenemez, bizim için ötelenemez ve bizim için artık olmazsa olmaz noktasında çözümden başka seçeneğimizin olmadığı gerçeğiyle yüzleştirmişse, ona tarihin bize verdiği bu anın fırsatına denk düşen bir ruhla yaklaşıp çözüme kavuşturmak gibi bir görevimiz söz konusudur.

Bu yönüyle, hakikatleri araştırma görevi adına Barış ve Demokrasi Partisi ve AKP olarak bugün bu komisyonun oluşmasındaki paydaşlığımız, katkımız elbette ki takdire değerdir ama tek başına yetmeyeceği gerçeğiyle tarafımızdan büyütülmeye, çoğaltılmaya, topluma hak ettiği haklarının sağlanması realitesine öncülük eden bir işlevi ve görevi de olmalıdır. Komisyon sadece ve tek başına yapılması gerekenleri yapmakla yetinen bürokratik bir tarz ve üslupla hareket etmemelidir. Komisyonun, devletin de örgütün de, taraflardan her kimin yanlışı, hatası varsa onunla hakikatlerle yüzleşme çerçevesinde yüzleşme fırsatını sağlayan, öncülük yapan, denetleyen, inceleyen, gerektiğinde de Meclis araştırmaları ve soruşturması çerçevesinde Meclisin meşru zeminlerine taşıyan bir rolü, işlevi olmalıdır ki bu tarihî anın dinamiği olmalı, bu tarihî anın motoru olmalıdır, bu tarihî anın… Hepimizin yüreğini acıtan, hepimizin yüreğinin acımasında söz ve bizatihi sebep olan bu anı bitirebilelim.

O yönüyle, barış adına koyduğumuz, özgürlük adına koyduğumuz bu irade, bir kez daha önünde saygıyla eğilebileceğimiz bir nitelikte el ele, yürek yüreğe çocuğumuza, en değerli varlığımıza gösterdiğimiz sevgi düzeyinde, sevgiyle kucaklayan ve bizim olan, halkın olan, toplumun olan öz malı, öz gücüyle yaklaşarak hassasiyetle üstüne titrememiz gereken ve bir başkasının insafına, icazetine, kötü niyetlinin insafına terk edilemeyecek değerde olduğunu bilerek hareket etmeli. O yönüyle de bizim görevimiz bundan sonra çok daha büyüktür.

Büyük olan görevi yerine getirme ve başarma umuduyla, ben, yüreklerimizi, ellerimizi ve barış gönüllerimizi birleştirmenin, ortaklaştırmanın çağrısıyla hepinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Yolumuz barış dolu olsun, özgürlük dolu olsun diyorum. İyi akşamlar dileklerimle saygılar sunuyorum. (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Meclis araştırması önergeleri üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi Meclis araştırması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunacağım.

Meclis araştırması açılmasını kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Meclis araştırmasını yapacak komisyonun 17 üyeden kurulmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Komisyonun çalışma süresinin başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üyenin seçimi tarihinden başlamak üzere üç ay olmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Komisyonun gerektiğinde Ankara dışında çalışabilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 10 Nisan 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

Kapanma Saati: 21.33