DÖNEM: 24                              CİLT: 45                   YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

77’nci Birleşim

13 Mart 2013 Çarşamba

 

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in, Bitlis’teki gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının moral ve motivasyonuna ilişkin gündem dışı konuşması ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 12/3/1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’nde yaşanan olaylara ve sorumlularının hâlâ cezalandırılamadığına ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Uludağ’da şu ana kadar yetkili bir kamu idaresi tespit edilmediğine ve Uludağ’ın yetkilisinin kim olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

3.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, 13/3/1992’de Erzincan’da meydana gelen deprem sonucu yaşamını yitiren vatandaşları saygıyla andığına, binaların yapımında kullanılan çimento ve betonun uygunluğuyla ilgili şikâyetler olduğuna ve bu konuda duyarlı olunması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, bakanların, sormuş olduğu sorulara doğru cevaplar vermediklerine ilişkin açıklaması

6.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

7.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale ve ilçelerinde bulunan hastanelerde hangi dallarda uzman doktor eksiği bulunduğunu ve uzman doktor eksikliğini giderecek bir girişimin olup olmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

8.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve Giresun’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri sırasında İstiklal Marşı’nın ses düzeni kurularak okunmasının emniyet görevlileri tarafından engellendiğine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

10.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, 13/3/1992’de Erzincan’da meydana gelen deprem sonucu yaşamını yitiren vatandaşları saygıyla andığına ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

11.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

12.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve yolsuzluk yapıldığına dair elinde bilgi ve belge olanların, başta savcılıklar olmak üzere gerekli mercilere başvurması gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu adına 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı ve tüm halkların Nevroz Bayramı’nı kutladığına, on sekiz yıl önce Gazi Mahallesi’nde, dokuz yıl önce Kamışlı’da ve yirmi beş yıl önce Halepçe’de yaşanan katliamları lanetlediğine ilişkin açıklaması

15.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul tartışması sırasında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 milletvekilinin, ana dilde eğitim yasağının çocukların zekâ gelişimi, derslerdeki ve sınavlardaki başarısı, anlama yeteneği, iletişim kurma yeteneği ve zihinsel dünyaları üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/538)

2.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu ve 21 milletvekilinin, ana dil yasaklarının, retçi ve tekçi politikaların yol açtığı olumsuz sonuçların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/539)

3.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın ve 23 milletvekilinin, İstanbul ili Sultangazi ilçesindeki taş ocaklarının faaliyetlerinin çevre ve halk sağlığı açısından ortaya çıkardığı sonuçların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/540)

B) Çeşitli İşler

1.- Cumhurbaşkanı Vekili ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek’le birlikte Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Benin Cumhurbaşkanı Thomas Boni Yayi’ye Başkanlıkça "Hoş geldiniz." denilmesi

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

 

1.- BDP Grubunun, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşları tarafından 12/3/1995’te yaşanan İstanbul Gazi Mahallesi olaylarının araştırılması amacıyla 12/3/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13 Mart 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ve 22 milletvekili tarafından Niğde İl Millî Eğitim Müdürü tarafından bir camide veli toplantısı düzenlenmesinin araştırılması amacıyla 12/3/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13 Mart 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Niğde Milletvekili Ömer Selvi’nin CHP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in CHP grup önerisi üzerinde ve sataşma nedeniyle yaptığı konuşmalarda AK PARTİ Grup Başkanına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Niğde Milletvekili Ömer Selvi’nin, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın sataşma nedeniyle söz talebinde bulunurken şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in sataşma nedeniyle söz talebinde bulunurken Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 29’uncu maddesi üzerindeki görüşmelerden sonra yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın Genel Kurul çalışmalarında izlediği yöntemin İç Tüzük’e uygun olup olmadığı gerekçesiyle tutumu hakkında

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426)

 

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/374) (S. Sayısı: 108)

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, TÜRK-İŞ tarafından yapılan açlık ve yoksulluk sınırı araştırması verilerine ve asgari ücretin miktarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/17229)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, spor kulüplerine prim ve vergi affı çıkarılacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/17352)

3.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’de bir okulun ısınma sorununa ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın cevabı (7/17368)

4.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Mardin’de SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamında çalışan personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/17499)

5.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, taşımalı eğitim sistemi ile ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın cevabı (7/17568)

6.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2002 yılından itibaren istisnai kadrolara yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/18348)

 

 


I- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı.

Erzurum Milletvekili Adnan Yılmaz, Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 95’inci yıl dönümüne,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Balıkesir’in sorunları ile Edremit, Burhaniye ve Akçay’da yaşanan sel felaketine,

Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk, Erzurum’daki TOKİ konutlarında oturanların sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Sudan Ulusal Meclisi Başkanı Ahmed İbrahim El Tahir başkanlığındaki bir heyetin ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 5/3/2013 tarihli ve 43 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Erzurum ili ile Artvin’in Arhavi ilçesinin kurtuluşunun 95’inci yıl dönümünü kutladığına,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri,

Adana Milletvekili Ali Halaman,

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu,

Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç,

İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin 92’nci yıl dönümüne;

Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, Kardeş Türküler müzik grubunun 20’nci yılını kutladığına,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Ordu ilinin büyükşehir olmasıyla ilgili tasarının içerisinde Tepealan ve Çayırkent beldelerinin ilçe olmalarıyla ilgili tekliflerin de yer almasının beklenildiğine,

Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu, Balıkesir’in Edremit ilçesinde yaşanan sel felaketine,

Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, 31/12/2012 tarihine kadar Çiftçi Kayıt Sistemi’ndeki bilgilerini güncellemeyen fındık üreticileri için telafi edici bir süre tanınması gerektiğine,

İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit, 12 Mart 1971 Muhtırasının 42’nci yıl dönümüne,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 29 milletvekilinin, 11/6/1981 tarihinde idam edilen Veysel Güney'in cesedinin kaybedilmesinde ihmali ve kasıtları olan kişi ve kurumların (10/535),

İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 22 milletvekilinin, erken yaşta büyük şehirlere göç ederek çalışmak zorunda kalan çocuk ve gençlerin iş ve sağlık güvencelerine ilişkin genel durumun (10/536),

Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve 21 milletvekilinin, ülkemizin mağara turizmi potansiyelinin (10/537),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyetin, Macaristan Ulusal Parlamentosu Dışişleri Komisyonunun vaki davetine icabetle Macaristan’a,

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki bir heyetin, Ukrayna Parlamentosu Başkanı Volodymyr Rybak’ın vaki davetine icabet etmek üzere 3-5 Nisan 2013 tarihleri arasında Ukrayna’ya,

Resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkereleri kabul edildi.

Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 75’inci maddesine göre geri gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi; söz konusu tasarının Hükûmete geri verildiği açıklandı.

AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, (2/189) esas numaralı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda boş bulunan ve AK PARTİ Grubuna düşen 1 üyeliğe Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci seçildi.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:

1’inci               sırasında    bulunan      (6/63),

15’inci             “                 “               (6/110),

94’üncü                             “               (6/408),

101’inci           “                 “               (6/438),

136’ncı            “                 “               (6/563),

137’nci            “                 “               (6/564),

160’ıncı           “                 “               (6/676),

161’inci           “                 “               (6/677),

180’inci           “                 “               (6/719),

185’inci           “                 “               (6/740),

195’inci           “                 “               (6/758),

219’uncu         “                 “               (6/797),

235’inci           “                 “               (6/826),

236’ncı            “                 “               (6/827),

237’nci            “                 “               (6/829),

239’uncu         “                 “               (6/831),

256’ncı            “                 “               (6/868),

264’üncü         “                 “               (6/885),

279’uncu         “                 “               (6/908),

280’inci           “                 “               (6/909),

286’ncı            “                 “               (6/915),

299’uncu         “                 “               (6/950),

300’üncü         “                 “               (6/952),

302’nci            “                 “               (6/955),

303’üncü         “                 “               (6/957),

320’nci            “                 “             (6/1023),

321’inci           “                 “             (6/1024),

322’nci            “                 “             (6/1025),

326’ncı            “                 “             (6/1029),

327’nci            “                 “             (6/1031),

328’inci           “                 “             (6/1032),

369’uncu         “                 “             (6/1099),

370’inci           “                 “             (6/1101),

Esas numaralı sözlü sorulara, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz cevap verdi.

Soru sahiplerinden Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu, Adana Milletvekili Ali Halaman ve soru sahibi olmayan Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, cevaplara ilişkin görüşlerini açıkladılar.

Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da bu görüşlerle ilgili açıklamada bulundu.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporlarının (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426),

5’inci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/374) (S. Sayısı: 108),

6’ncı sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşması ile Anlaşmaya İlişkin Mektupların ve Anlaşmada Değişiklik Yapılmasına Dair Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/695) (S. Sayısı: 348),

7’nci sırasına alınan, Stratejik Deniz Taşımacılığı Taahhütlerine İlişkin Çok Uluslu Uygulama Düzenlemesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/602) (S. Sayısı: 325),

8’inci sırasına alınan, Federal Almanya Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı, Fransa Cumhuriyeti Savunma Bakanı ve Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı Arasında İmzalanan COBRA Topçu Tespit Radarı 2013-2015 Arası Hizmet Desteği ile İlgili Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/739) (S. Sayısı: 424),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

4’üncü sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında 13 Aralık 1993 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Antalya İlinin Kemer İlçesindeki Taşınmazın Kazakistan Cumhuriyetine Kullandırılmasına İlişkin Protokole Değişikliklerin ve Eklemelerin Yapılmasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/688) (S. Sayısı: 413) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi.

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin görüşülen kanun tasarısının tümü üzerinde grup adına yaptığı konuşma sırasında şahsına,

Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına,

Karabük Milletvekili Osman Kahveci, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın görüşülen kanun tasarısının tümü üzerinde grup adına yaptığı konuşma sırasında şahsına,

Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in görüşülen kanun tasarısının 1’inci maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşma sırasında AK PARTİ Grup Başkanına,

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına,

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Isparta Milletvekili Recep Özel’in görüşülen kanun tasarısının 3’üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşma sırasında şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Alınan karar gereğince, 13 Mart 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere 23.31’de birleşime son verildi.

 

                                                         Mehmet SAĞLAM

                                                             Başkan Vekili

  Muhammet Rıza YALÇINKAYA                                                           Özlem YEMİŞÇİ

                       Bartın                                                                                     Tekirdağ

                   Kâtip Üye                                                                                 Kâtip Üye
II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                No: 111

13 Mart 2013 Çarşamba

Teklifler

1.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan'ın; 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1327) (İçişleri; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.02.2013)

2.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 45. Maddesine Bir Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1328) (Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2013)

3.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1329) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.02.2013)

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve 7 Milletvekilinin; 17.03.1981 Tarih ve 2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1330) (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.02.2013)

5.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; Tekke ve Zaviyelerin Serbestliği ve İbadet Yeri İbaresinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1331) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm;  İnsan Haklarını İnceleme; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.02.2013)

6.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Madalya ve Nişanlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1332) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.03.2013)

7.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt'un; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1333) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.03.2013)

8.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan'ın; 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1334) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.03.2013)

9.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir'in; 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1335) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.03.2013)

10.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar'ın; 2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun ile 5363 Sayılı Tarım Sigortaları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1336) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.03.2013)

11.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1337) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.03.2013)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5726 Sayılı Tanık Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1338) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.03.2013)

13.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1339) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.03.2013)

14.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1340) (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.03.2013)

15.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; Sosyal Hizmetler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1341) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.03.2013)

16.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1342) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.03.2013)

17.- Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve Çankırı Milletvekili İdris Şahin ile 8 Milletvekilinin; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1343) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.03.2013)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in, Antakya’daki yerel bir gazeteye karşı yürütülen soruşturma ile ilgili iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15749)

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, 2007-2012 yılları arasındaki yurt dışı gezilerine ve bu gezilere katılan milletvekillerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15750)

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, adliye çalışanlarına sunulan servis hizmetinin kaldırılmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15751)

4.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Bakanlık tarafından kiralama yoluyla kullanılan gayrimenkullere ve taşıtlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15752)

5.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Çorlu’da düzenlenen bir protesto yürüyüşüne ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15753)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Malatya’da devam eden bir davada görevli hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15754)

7.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, kesinleşmiş mahkumiyet kararına rağmen görevine devam eden bir belediye başkanına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15755)

8.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklu sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15756)

9.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, son on yılda kapatılan cezaevlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15757)

10.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, açlık grevine katılan mahkumlara verilen disiplin cezalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15758)

11.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Gaziantep Cezaevinde yatan bir hasta hükümlüye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15759)

12.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara ilinde görülen davalar ile ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15760)

13.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, 2003-2012 yılları arasında Adana’daki evlenme ve boşanma istatistiklerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15761)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türk Telekom’un özelleştirilmesi sonrası eski çalışanların Türk Telekom aleyhine açtığı davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15762)

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, kendisinin ve bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan personelin katıldığı yurt dışı gezilerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15763)

16.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, çocuk cezaevlerine ve tutuklu çocuklara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15764)

17.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, cezaevi kantinlerinde satılan ürünlerin fiyat tespitine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15765)

18.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, cezaevlerinde izlenecek kanalların belirlenmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15766)

19.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, cezaevlerinde kronik hastalıkları tespit edilen tutuklu ve hükümlülere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15767)

20.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, 3. Yargı Paketi olarak bilinen 6352 sayılı Kanun gereklerine uygun alt yapının sağlanamamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/15768)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 Milletvekilinin, Anadilde eğitim görmemenin çocuklar üzerindeki etkisinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/538) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.02.2012)

2.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu ve 21 Milletvekilinin, Anadilde eğitim görmemenin sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/539) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.02.2012)

3.- İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın ve 23 Milletvekilinin, İstanbul-Sultangazi ilçesindeki taş ocaklarının çevre ve insan sağlığına verdikleri zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/540) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.02.2012)

 


13 Mart 2013 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşimini açıyorum.

 

III.- YOKLAMA

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum, yoklama işlemini de başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN -  Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                       

 

Kapanma Saati: 14.05


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Yapılan ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama işlemini başlatacağım ve iki dakika süre vereceğim.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, Bitlis’teki gelişmeler hakkında söz isteyen Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’e aittir.

Buyurun Sayın Kiler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in, Bitlis’teki gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

VAHİT KİLER (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 13/3/2013 yani Bitlisliler için özel bir gün. Biz bugünü, bu tarihten dolayı “Dünya Bitlisliler Günü” olarak kutluyoruz. Bugünün bize yüklemiş olduğu anlam nedeniyle Bitlis’in tarihi, doğal güzellikleri, ilim sahibi olup da birçoğumuzun bilmediği muhterem şahsiyetleri sizlerle paylaşmak için şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Bitlis, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Van Gölü’nün batısında yer alan, yedi bin yıllık geçmişiyle günümüze uzanan tarih, kültür ve medeniyet şehridir. Makedonya Kralı İskender, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine kucak açmış, sinesinde engin tarih ve hazinelerini barındıran açık hava müzesidir.

Bitlis, havası, suyu, dağlarıyla, kışın beyazı, yazın yemyeşil görüntüsü ile bir yeryüzü cennetidir. Eşsiz manzarasıyla Türkiye’nin en büyük krater gölü olan Nemrut, üçte 2’si ilimiz sınırları içerisinde kalan Tatvan, Ahlat, Adilcevaz ilçemizi âdeta bir hilal şeklinde kucaklayan Van Gölü, göl ile bütünleşen Süphan Dağı, yürek yakan hikâyesiyle türkülere konu olmuş Beş Minare’si, dünyanın en büyük Müslüman mezarlığı olan Selçuklu mezarlığı, Türkiye’nin en güzel pistlerinden birine sahip Nemrut kayak tesisleri, kalesi, medreseleri, kümbetleri, külliyeleri, türbeleri, kervansarayları, hamamları ile tarihî evleri, şifalı suları ile doğanın ve tarihin kucaklaştığı nadide güzelliklere sahip bir şehirdir Bitlis.

Gidenin dönmek istemediği, dönenin de tekrar gitmek istediği bu şehrin en büyük hazinesi alçak gönüllü ve misafirperver insanların olmasıdır. Başta, büryan kebabı olmak üzere yöresel yemekleri, balı, cevizi, ceviz reçeli, fındığı ile kendisine has ürünlerin yetiştiği şirin bir  Anadolu şehridir Bitlis’imiz.

Değerli Başkanım, kıymetli milletvekilleri; Bitlis’in tarihî ve doğal güzellikleri bir yana, asıl önemli olan, asırlarca dünyaya ışık saçmış, yol göstermiş âlimlerimizin bu topraklarda doğması ve yaşamış olmasıdır. Sizlere kısaca bu değerli âlimlerimizden bahsetmek istiyorum.

Zülküf Peygamber’in kabrinin Bitlis’te olduğunu herhâlde büyük bir bölümümüz bilmiyordur. Evet, Kur’an-ı Kerim’de de adı geçen Zülküf Peygamber, bu topraklarda yaşamış ve Bitlis’te vefat etmiştir.

Değerli milletvekilleri, Feyzullah Ensari Hazretleri, İstanbul’da bildiğimiz Eyyûb Ensarî Hazretleri’nin kardeşi olan Feyzullah Ensari Hazretleri Bitlis’te meftundur. Feyzullah Ensari ki Hazreti Ömer zamanında Anadolu’nun fethine katılmış, İslam sancağını taşıdığı için kendisine “sancaktar” manasına gelen “Alemdar Baba” denmiştir ve kabri Bitlis’tedir.

İdrisi Bitlisî, Osmanlının tarihini yazmış, resmî tarihini yazmış büyük bir komutandır. Hattatlığı, şairliği ve seyyahlığı dillere konu olmuş, engin bilgisiyle -tıp eserleri olmak üzere- 28 esere imza atmıştır. En büyük ihtiyacımız olan birlik ve beraberliği kendisine has özellikleriyle sağlamış, bölgedeki bütün Kürt, Arap ve Acem aşiretlerini Osmanlıya bağlamıştır. Bilgi ve tecrübesiyle Yavuz Sultan Selim’le beraber Osmanlının doğu ve güneydoğu politikasını belirlemiş bu büyük şahsiyet Bitlis’te doğmuş ve İstanbul’da vefat etmiştir. Mezarı şu anda Eyüp semtindeki İdris Köşkü’nde bulunmaktadır.

Ankara’nın, yüz kırk yıl önce, başkent olacağını söyleyen şair, müzisyen ve büyük mutasavvıf -bugün herhâlde sorsam Türkiye genelinde birkaç kişi bilmiyordur- evet, bu âlim Müştak Baba’dır. Aynı zamanda Sultan İkinci Mahmud’un da en gözde nedimlerindendir. Müştak Baba, musikinin ruhun gıdası olduğunu belirtmiş olup bu da Bitlis’te doğmuş âlimlerimizdendir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VAHİT KİLER (Devamla) – Herhâlde asrın mükemmel insanı Bediüzzaman Saidi Nursi’yi herkes biliyor. Bediüzaman Saidi Nursi Hazretleri Nurs’da doğmuş ve Bitlis’te yetişmiş âlimlerimizdendir.

Bu vesileyle ben yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Gündem dışı ikinci söz, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle söz isteyen Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı’ya aittir.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yarın 14 Mart Tıp Bayramı. Ancak uygulanan sağlık politikaları nedeniyle hekimler bugün de bayram yapmak yerine âdeta yas tutuyorlar.

Bu konuşmamda sizlere bana ulaşan bir meslektaşımın, doktorun mektubunu ve hekimlerin 14 Martta 14 acil talebini dile getireceğim.

Şöyle diyor meslektaşım mektubunda: “Sayın Milletvekilim, biz bu milletin zorluklarla yetiştirdiği doktorlarız. Sesimiz olun istiyoruz. Artık kendimize rahat bir hayat kuramıyoruz. Performans diye bir sistem var,  tam emek hırsızlığı yapılıyor, neden buna karşı duramıyorsunuz? Polisler, savcılar, öğretmenler, hepsi bizi geçmiş durumdalar şu sistemde. Onlar bu paraları alsınlar, hak ediyorlar ama biz hekimler çalışma şartlarının zorluğu, hasta sayısı, nöbetler göz önüne alındığında hak ettiğimiz maaşları alamıyoruz. Sorunlarımızı Sayın Cumhurbaşkanı Gül’e de yazdım, bana mailimin değerlendirileceğini bildirdi. Doktorlar bu milletin yükünü taşırlar. Avrupa’da yıllık gelirleri 250 bin dolara ulaşan ve çok daha rahat çalışma şartları olan doktorlardan birçok fazla özelliğimiz var bizim. Atatürk’ün kendini emanet ettiği insanlarız, öyle hissetmek istiyoruz. Şiddetle, davalarla, ölümlerle gündeme gelmek değil, başarılarımızla adımızı duyurmak istiyoruz.” diyor meslektaşım. “Ben, kendimi değerli hissetmek istiyorum. Hastayı bir müşteri olarak görmek değil, mesleğimi sadece nasıl daha çok kazanırım kaygılarıyla geçirmek değil, insanlara faydalı bir doktor olmak istiyorum. Bu ülkeyi bir yerlere taşımak istiyorum. Size inanıyorum, duyun bu feryadı. Teşekkürler.” diyor sayın meslektaşım. Umarım bu feryat sizin tarafınızdan da duyulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, size 14 Martta hekimlerin 14 acil talebini sunmak istiyorum:

1) Emekli hekim ücretleri acilen 2 katına çıkarılmalıdır.

2) Hekimler arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, hekimlik uygulamalarını değersizleştiren ve hastaları puana dönüştüren performansa göre ücretlendirme sisteminden derhâl vazgeçilmelidir. Kamuda çalışan hekimlerin ücretleri insanca yaşamaya yetecek, emekliliğe yansıyacak biçimde  düzenlenmelidir.

Daha önceki tam gün uygulamaları nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalan hekimlerin eski görevlerine dönebilmeleri sağlanmıştı.

Ben, hiçbir doktor milletvekilinin bu isteklere “Hayır” diyebileceğini zannetmiyorum, hangi partiden olursa olsun hiç kimsenin “Hayır” diyeceğini zannetmiyorum.

3) “Sağlık ortamının şiddetten arındırılması için Türk Ceza Kanunu’nda gerekli değişikler yapılmalıdır.” diyor meslektaşlarımız.

4) Hekimleri ve sağlık çalışanlarını kamuoyu ve hastalar nezdinde küçük düşürücü tutum ve söylemlere son verilmeli, doktor şikâyet hattına dönen “Alo 184 SABİM” hattının işleyişi amacına uygun hâle getirilmelidir.

5) Kamuda ve özel sektörde hekimlere yirmi dakikadan daha kısa süre içerisinde hasta randevusu verilmemelidir.

6) 1’inci basamakta çalışan hekimler arasındaki ücret eşitsizliklerine son verilmeli, kurum hekimlerinin özlük hakları ivedi olarak düzeltilmeli, aile hekimleri iş güvencesine kavuşturulmalıdır.

7) Hekimlerin serbest çalışma hakkını kısıtlayan her türlü uygulamadan vazgeçilmelidir.

8) İş yeri hekimliğini taşeronlaştıran uygulamalar derhâl durdurulmalıdır.

9) Hekimlerin mesleki, kişisel ve ailevi yaşamını olumsuz etkileyen başta ve öncelikle mecburi hizmet ve geçici görevlendirmeler olmak üzere, çalışma yaşamındaki antidemokratik uygulamalar hemen kaldırılmalıdır.

10) Başta asistan hekimler olmak üzere, bütün hekimlerin nöbet ertesi izin hakkı istisnasız olarak uygulanmalı, kırk saatlik haftalık çalışma süresi nöbetler de dâhil olmak üzere elli altı saati geçmemelidir.

11) Kamu sağlık kurumlarında her türlü güvencesiz çalıştırmaya; esnek, kuralsız, fazla çalıştırma ve angaryaya son verilmeli, sözleşmeli ve taşeron şirket çalışanları devlet memuru statüsüne kavuşturulmalıdır.

12) Tıp fakülteleri hastanelerinin ekonomik, yönetsel ve akademik özerkliği korunmalıdır.

13) Sağlık Uygulama Tebliği’nde yer alan ve yurttaşların sağlık hakkını engelleyen ve hekimlerin mesleki bağımsızlığını yok eden kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

14) Sağlığı ticarileştiren, sağlık hizmetlerini metalaştıran eşit, ücretsiz nitelikli sağlık hizmetlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, katkı ve katılım payları kaldırılmalıdır.

Çok teşekkür ediyorum dinlediğiniz için. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Atıcı.

Gündem dışı üçüncü söz Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının moral ve motivasyonu hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’ye aittir.

Buyurun Sayın Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının moral ve motivasyonuna ilişkin gündem dışı konuşması ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinde moral ve motivasyonsuzluk konusunda gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’nin jeopolitiğine üretken bir ekonomi, işleyen bir demokratik sistem, caydırıcı ve güçlü bir ordu olmadan tutunmak mümkün değildir. Ekonomi demokrasinin, demokrasi güvenliğin, güvenlik ise milletin varlığının teminatıdır. Türkiye’nin ekonomisi tüketime ve ticarete endeksli, demokrasisi sorunlu, ordusu ise yaralı ve motivasyonsuzdur. Yaklaşık on yıldır Türk Silahlı Kuvvetleri ve mensuplarına karşı her türlü insafın, aklın ve ahlakın ötesinde bir itibar infazı yapılmaktadır. Yalnızca askere saldırmak için yayın hayatına sokulan gazete, televizyon ve dergiler vardır bugün. İşi, Türk Silahlı Kuvvetlerini çete, mafya ve suç örgütü olarak nitelemeye kadar vardıranlar bile çıkmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürütülen sivil, siyasi, asimetrik, psikolojik savaşta asker kaderiyle baş başa bırakılmıştır. Darbe, muhtıra, vesayet kavramları etrafında yürütülen Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhtarı kampanyalar ordunun moral ve motivasyonunu normalin ötesinde çökertmiştir. Diğer yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri itibar, moral ve motivasyon infazına uğrarken Türk Silahlı Kuvvetlerinin mücadele ettiği bölücü örgüt PKK büyük bir itibar ve moral şahlanışına tabi tutulmuştur. Türkiye’de bugün dağdaki PKK’lılar için ağlayan başbakan yardımcıları ve emniyet müdürlerinin olduğu hatırlanırsa yaşananların ne anlama geldiği anlaşılır. Süleymaniye’de başına çuval geçirilen, Akdeniz’de Suriye gibi bir devlet tarafından uçağı düşürülen, Mavi Marmara adlı gemide vatandaşları katledilen bir Türkiye'de asker olmak kolay bir şey değildir.

Tabii, işin bir başka yönü daha var. Bugün Türkiye'de Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekten tutukluyken, terör örgütü PKK’nın başı Abdullah Öcalan devletle muhatap kılınmıştır. Türkiye'de bugün ayaklar baş, başlar ayak olmuş, hainler kahraman yapılmış, kahramanlar da suçlu mertebesine indirilmiştir.

İş bununla da bitmiyor. Rumlara karşı meşhur Magosa savunmasını yapan kahraman Albay Oğuz Kalelioğlu hâlen tutukludur.

Yine, Kardak’ta Yunan ablukasını yararak adaya çıkıp Türk Bayrağı’nı diken kahraman Kurmay Albay Ali Türkşen, Yarbay Ercan Kireçtepe de tutukludur.

PKK’nın elebaşlarını yurt içinde ve yurt dışında derdest eden Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Milletvekili Engin Alan, milletvekili olmasına rağmen tutukludur.

Bugün İzmir askerî casusluk davasında 350, İstanbul askerî casusluk davasında ise 65 asker tutuklu yargılanıyor.

Ergenekon operasyonu, Balyoz, casusluk ve benzeri suçlamalarla yapılan operasyonda, 28 şubat tutuklamaları hariç, 1.056 subay, general ve amiral tutuklanmıştır. Sorun “Yargının işidir.” diyerek geçiştirilecek gibi de değildir.

Türk Deniz Kuvvetlerinde bulunan 50 amiralden yarısı tasfiye edilmiştir. Donanmanın en güçlü savaş gemilerinin komutan ya da komodorları tutuklanmıştır.

Türk Hava Kuvvetlerinin 100’ü geçkin savaş uçağı pilotu görevlerinden istifa etmiştir. Daha önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, son olarak da Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner istifa edenler listesinde yerini almıştır. Donanmada neredeyse görev verilecek komutan kalmamıştır, bundan Sayın Başbakan bile yakınmıştır. Onur istifaları ve onur intiharları birbirini kovalamaktadır.

Ey yüce Meclis, ey iktidar, ey AKP, bu manzaradan rahatsız olmuyor musunuz?

Bütün bu gelişmeler, Genelkurmay Başkanına terörist muamelesi yapılmasını doğallaştırmış, dağdaki terörist için gözyaşı döken, eli kanlı elebaşı Öcalan’ı barış havarisi ilan edenleri ortaya çıkarmıştır.

Gelinen aşamada, Başbakan Genelkurmay Başkanıyla haftalık olağan görüşme yaparken, devlet de İmralı’daki caniyle haftalık rutin görüşmeler yapar hâle gelmiştir. Dördüncü yargı paketi de aynen “KCK, PKK dışarı, asker içeri.” mantığıyla hazırlanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki AKP, TSK’nın kolunu kanadını kırıp budayarak PKK’yla müzakereye uygun ortamı yaratmış, TSK mensuplarına yönelik bitmek tükenmek bilmeyen operasyonların amacının Türkiye’nin millî mukavemetini kırmak, İmralı açılımını yapmak ve Öcalan’ı devletle muhatap etmek olduğu bugün ayan beyan ortaya çıkmıştır. Kahramanları kahredenler kahrolmakla kalmayacak, Yüce Divanda da eninde sonunda hesap vereceklerdir.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yeniçeri.

Sayın Bakan, buyurun. (AKP sıralarından alkışlar)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri, gündem dışı söz üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin moral, motivasyonu hakkında söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle, bu ordumuz bu milletin ayrılmaz bir parçası. Türk milletinin içinden çıkmıştır ve yüce milletimize hizmetten başka bir gayesi de yoktur. Türk Silahlı Kuvvetleri geçmişte olduğu gibi bugün de kendisine verilen her türlü görevi yüksek bir moralle icra etmektedir. Sadece kendi ülkesinde değil, aynı zamanda asil milletimizin dost ve kardeş ülkelere uzattığı bir yardım eli olarak dünyanın birçok ülkesinde üstlendiği barışı koruma ve destekleme görevlerini de büyük bir özveriyle yerine getirmekte ve Türkiye’den binlerce kilometre uzakta Türk Bayrağı’nı şerefle dalgalandırmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, kederde ve kıvançta bir ve birbirine gönül bağıyla kenetlenmiş Türk Silahlı Kuvvetlerinin moral ve motivasyonunu en üst düzeye çıkarmak ve vazifesini en iyi şekilde yerine getirmesini temin etmek maksadıyla fedakâr milletimizin sağladığı imkânlarla çalışmaktadır. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin moral ve motivasyonunun artırılması, görev şartlarının iyileştirilmesi, mesleki gelişimini sağlayacak imkânların sunulması, sosyal imkânların artırılması maksadıyla yürütülen çalışmalar aralıksız devam etmektedir.

Son zamanlarda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel sayısından yola çıkarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde emir komuta zafiyeti bulunduğuna dair iddialar dile getirilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri dinamik ve kurumsal bir yapıya sahiptir. Bu kapsamda ayrılan her personelin yerine hizmeti aksatmayacak şekilde gerekli atama ve görevlendirmeler yapılmakta ve herhangi bir zafiyetin oluşmasına fırsat verilmemektedir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahraman ve fedakâr mensupları, en kıdemsizlerinden en yüksek rütbeli generaline, amiraline kadar birlik ve bütünlük içerisinde, Anayasa’mızın temel niteliklerine, hukuka ve parlamenter demokratik sisteme bağlı kalarak ülkemize ve milletimize yüksek bir moralle hizmet etmektedir. Türk milletinin en fazla güvendiği kurumların başında Silahlı Kuvvetlerimiz gelir. Bu milletin vicdanı yanılmaz. Millet kendisine hizmet etmeyen hiçbir bir kuruma bu güvenoyunu vermez.

Son dönemlerde yine pilot istifalarının yüksekliğinden bahsedildi biraz önce de. Genelde her dönemde 40’a yakın pilot istifa etmekteydi. O zaman mecburi hizmet süresi on yıldı, ancak pilotların eğitimi de üzerine ekleniyordu, on beş yıldı. Bilindiği gibi, biz mecburi hizmet süresini on beş yıldan on yıla düşürdük. Dolayısıyla da bu yıl üç dönem istifa kapsamına girdi. Daha önceden yılda 40-45 kişi istifa ederken bu yıl 100’e yakın. Yani geçmiş yıllarla kıyaslarsak yine de bir düşüş var, o kadar bir fazla yok.

Bir hususu daha söylemek isterim: Bakın, 27 Mayıs 1960’ta bir darbe yapıldı. Bu darbede, önce o darbeyi yapanlar ordudaki komuta kademesini etkisiz hâle getirdiler. Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyeleri tutuklandı. 235 general ve 3.500 civarında subay emekliye sevk edildi. O zaman sesiniz çıktı mı? Veya…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ne zaman Sayın Bakan? 1960 yılında. Biz doğmadık o zaman Sayın Bakan!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Yok, tabii siz doğmadınız, siz doğmadınız ama muhakkak ki herkesin temsil ettiği bir akış vardır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Şimdi de 500 tane asker içeride Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bir, bir milletin değerlerini temsil edenler, bir de dediği gibi… Yani genel kural şu…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Şimdi 1960’tan daha fazla Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Doğrudur.

VELİ AĞBABA (Malatya) – 500’ün üzerinde asker cezaevinde.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) – Bakın, önce şunu söylemek lazım: Darbelerin gerçek mağduru milletin kendisidir. Milletimiz bu nedenle, her darbeden sonra, iktidarın kime verildiğine veya kime verilmek istendiğine, darbecilerin darbelerden sonra hangi partilere girdiğine, milletvekili seçildiğine bakarak darbeyi ve darbecileri çok iyi tahlil etmiş ve cuntayla iş birliği yapan siyasetçilere bu ülkeyi yönetme yetkisini vermemiştir. Bunları hiçbir zaman da iktidara getirmemiştir. Zaten bu iş birlikçiler yönetimde olsa darbe de yapılmazdı. “Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam. Şartlar tamam olduğunda milletler için ihtilal meşru bir haktır.” diyen, kendi halkına güvenmeyen siyasetçiye ve onun ekiplerine de milletimiz hiçbir zaman güvenmemiştir.

Milletimiz şuna emin olsun ki Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir bakanı olarak –öyle diyeyim onların dediği gibi- haklarını hukukunu da savunmakla görevli bir bakan olarak… Türk Silahlı Kuvvetleri gerçekten bir markadır

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Bakan…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Hem yurt içinde öyledir, Muharrem Bey, hem yurt dışında öyledir. Yurt dışına gittiğimizde, inanın, biz belki düşünmüyoruz ama “Bu bölgenin süper gücü…” Süper gücü değil, biz “bölgesel güç” diyoruz, onlar “Bölgesel güç değil, küresel güç olmaya yaklaştınız.” diyorlar.

Silahlı Kuvvetlerimizi incitecek, yaralayacak, savunuyormuş gibi gözüküp de hırpalayacak ibarelerden de kaçınmamız lazım. Ortak değerimiz, ortak gururumuz bu cumhuriyetin gücüne güç katan kurumlar. Dolayısıyla, hiçbir taraftan Silahlı Kuvvetleri incitecek bir beyanın gelmemesi lazım. Eğer biz bu ülkede rahat… Bu coğrafya zor bir coğrafya. Bu coğrafyada tutunabilmenin şartı güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olmaktan geçiyor. Bunun için de el birliği gerekli. Ne Hükûmetin tek başına Silahlı Kuvvetlere sahip çıkması lazım ne de muhalefet partisinin. Türk milletinin bütün birimlerinin bu kuruma sahip çıkması lazım.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Bakan, sahip çıkın! Dördüncü yargı paketine niye koymuyorsunuz uzun tutukluluk sürelerini?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Hiç şüpheniz olmasın, eğer Türkiye bugün geçmiş yıllardan çok daha güçlüyse, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerek yurt dışında vermiş olduğu hizmetlerle gerekse yurt içinde vermiş olduğu hizmetlerle yine milletimizin en büyük itimadına sahipse bunda hiç şüpheniz olmasın ki görevini layıkıyla yapıyor, moral ve motivasyonu yerindedir diyorum.

Ben yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, iyi günler diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakan, bu kadar uzun süren tutukluluğa niye itiraz etmiyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Sisteme giren arkadaşlarımıza sırasıyla söz vereceğim.

Sayın Ağbaba…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 12/3/1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’nde yaşanan olaylara ve sorumlularının hâlâ cezalandırılamadığına ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

12 Mart 1995 günü Alevi yurttaşların çoğunlukla yaşadığı İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki üç kahvehane ve bir iş yeri kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla taranmıştır. Sonra dört gün boyunca Gazi Mahallesi’nde ve Ümraniye’de yaşanan provokasyonlarda 22 insan öldürülmüş, 155 kişi yaralanmıştır. Gazi Mahallesi’ni âdeta savaş alanına döndüren bu olaylarda polis, olayları protesto eden binlerce kişinin üzerine nişan alarak ateş açmış, silahsız, sivil insanlar polis kurşunlarıyla öldürülmüş, cemevinde cenazesini almak için bekleyen insanların üzerine dahi panzerlerle dahi ateş açılmış, sokağa çıkma yasağı başlatılmış, bölgeye askerî birlikler sevk edilmiş, sadece 2 polis memuruna sembolik ceza verilmiştir. On sekiz yıl geçmesine rağmen olayın perde arkasındakiler açığa çıkarılamamış ve hâlâ olayın asıl sorumluları cezalandırılamamıştır. Dört gün boyunca yaşanan  tüm bu vahşet ve katliam...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağbaba.

Sayın Halaman? Yok.

Sayın Demiröz…

2.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Uludağ’da şu ana kadar yetkili bir kamu idaresi tespit edilmediğine ve Uludağ’ın yetkilisinin kim olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu geçen hafta Bursa ziyaretinde Uludağ ile projeleri olduğu ve yargı süreci nedeniyle meslek odalarından yakındığını ifade etti. Sayın Bakanın meslek odalarından ve hukuk sürecinden yakınmaya hakkı yoktur. Zira, Uludağ’da şu ana kadar yetkili bir kamu idaresi tespit edilmemiştir.

Sorum şu: Uludağ’ın yetkilisi kim? Bursa Büyükşehir Belediyesi mi, Orman ve Su İşleri Bakanlığı mı, Turizm Bakanlığı mı, Bursa Valiliği mi?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Demiröz.

Sayın Kaplan…

3.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, 13/3/1992’de Erzincan’da meydana gelen deprem sonucu yaşamını yitiren vatandaşları saygıyla andığına, binaların yapımında kullanılan çimento ve betonun uygunluğuyla ilgili şikâyetler olduğuna ve bu konuda duyarlı olunması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

13 Mart 1992’de Erzincan’da 6,8 şiddetinde yaşanan deprem sonucu 653 vatandaşımız yaşamını yitirdi. Saygıyla anıyorum.

Asıl üzücü olan, tarihsel süreçte de Erzincan 37 kez büyük deprem yaşamış olmasına rağmen, hatta 1939’da âdeta haritadan silinmiş olmasına rağmen şu anda yapılan binalarda kullanılan çimento ve beton santrallerinin kâr uğruna hâlâ uygunluk taşımadığı noktasında şikâyetler almaktayız. Yetkilileri uyarıyor, bu konuda daha duyarlı olmaya çağırıyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Doğru…

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

14 Mart Tıp Bayramı’yla ilgili söz almış bulunuyorum.

Tüm zor şartlara rağmen büyük bir sorumluluk ve fedakârlıkla sağlık hizmeti veren doktor, yardımcı personel ve bütün sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, önümüzdeki yıllarda hepsine sağlıklı, mutlu, huzurlu, özlük haklarının iyileştiği, emeklilik haklarının yeterli verildiği, şiddetten uzak çalışma ortamlarının sağlandığı günler geçirmelerini temenni ediyorum.

Hekimler ve sağlık çalışanları büyük bir özveriyle çalışırlar. Hekimlik fedakârlık ister, fedakârlığın da sınırı yoktur.

Bütün hekimlerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisinden saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Doğru.

Sayın Genç…

5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, bakanların, sormuş olduğu sorulara doğru cevaplar vermediklerine ilişkin açıklaması

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, dün burada 4 tane soruma cevap verildi, hiçbirisine doğru cevap verilmedi. Bu AKP’li bakanlarda hiç mi Allah korkusu yok? Milletin karşısına çıkıp da hep yalan söylemenin bunlara bir bedeli yok mudur?

Ben diyorum ki: İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş hakkında imar yolsuzluğu dolayısıyla verilen meni muhakeme kararları Danıştay tarafından bozulmuştur, bu dava nedir? Diyor ki: “Efendim, mahkemeden öğrenebilirsiniz.” Hâlbuki bu davaların bir kısmı savcı tarafından gizleniyor.

Ayrıca da Zekeriya Karaman’ın oğluyla Tayyip Erdoğan’ın oğlu bacanaklar. Bunlar İstanbul Belediyesinden meslek edindirme kurslarından dolayı çok büyük ihaleler alıyorlar ve bu ihalelerin miktarı katrilyon seviyesindedir. Diyorum ki: Hangisinden ne kadar para aldınız? Cevap vermiyor. Yani böyle bir şey olur mu, o zaman sorularımıza cevap vermesinler. Yani ağzıma geleni söylemek de istemiyorum ama yani burada bir sorumluluk var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir hükûmet varsa şerefli ve namuslu olarak karşımıza çıksın, sorularımıza cevap versin.

BAŞKAN – Sayın Tamer…

6.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, yarın 14 Mart Tıp Bayramı. 14 Mart, 1827’de “Tıbhane-i Amire” ve “Cerrahane-i Amire” adlı tıp okullarının modern hâle geçmesiyle “Tıp Bayramı” olarak kutlanmaya başladı. Ayrıca, “Sağlık Haftası” olarak da kutluyoruz.

Kutsal mesleğimizi gecesini gündüzüne katarak cansiparane, fedakârca icra eden, başta doktorlarımız olmak üzere, tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Ayrıca, Meclisteki doktor arkadaşların da tıp bayramlarını kutluyorum.

Sağlık çalışanlarımızın bizler için çok önemli olduğunun altını çiziyor, herkese, tüm sağlık çalışanlarına saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Sarıbaş…

7.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale ve ilçelerinde bulunan hastanelerde hangi dallarda uzman doktor eksiği bulunduğunu ve uzman doktor eksikliğini giderecek bir girişimin olup olmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizin aracılığınızla Sağlık Bakanımıza sormak istiyorum. Türkiye’nin batısı olmasına rağmen, hastanelerimizde 11 adet katılım payı da halkımızdan alınması rağmen, Çanakkale ve ilçelerinde yaşayan vatandaşlarımız, devlet hastanelerinin çoğunda uzman doktor bulamadıkları için başka şehirlere gitmek zorunda kaldıkları, hem maddi hem de manevi yönden sıkıntılar da taşıdıkları, bu durumun da sağlıklarını olumsuz yönde etkilediği yönünde etrafımıza, bana ve tüm ilgililere telefon ve  faksla şikâyetler ve taleplerde bulunmaktadırlar. Buna göre, vatandaşlarımızın dile getirdiği şikâyet ve talepler doğru mudur? Doğruysa, uzman doktor eksikliğinin sebebi nedir? Çanakkale ve ilçelerinde bulunan Bakanlığınıza bağlı  hastanelerde hangi dallarda uzman eksikliği vardır? Uzman eksikliğinin hastanelere göre dökümünü yapar mısınız? Uzman doktor eksikliğini gidererek vatandaşlarımızın ızdırabını sona erdirecek girişiminiz olacak mıdır? Bu sıkıntı ne zaman giderilecektir?

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Karaahmetoğlu…

8.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve Giresun’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri sırasında İstiklal Marşı’nın ses düzeni kurularak okunmasının emniyet görevlileri tarafından engellendiğine ilişkin açıklaması

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, bugünden 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Giresun’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri sırasında İstiklal Marşı’nın ses düzeni kurularak okunması emniyet görevlileri tarafından engellenmiştir. Ulusumuzun bağımsızlığını, antiemperyalist bilincimizi ifade eden marşımızın kadınlarımız tarafından layıkıyla okunmasından neden rahatsızlık duyulduğunu anlamakta güçlük çekmekteyiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Dağoğlu…

9.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tıp Bayramı nedeniyle söz almış bulunuyorum.

Güçlü, sağlıklı ve müreffeh bir geleceğin en önemli ön koşullarından biri, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve sağlık alanında erişilen gelişmişlik düzeyi aynı zamanda bir ülkenin çağdaşlık ölçütlerinin başında gelmektedir.

Türkiye’de son on yıldır sağlık politikalarında ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşanmakta, insan odaklı, önleyici sağlık hizmetlerini temel alan bir sistem içselleştirilmektedir. Bu sayededir ki ülkemiz birçok gelişmiş ülkeyle sağlık alanındaki girişimlerde yarışmakta, hatta birçok alanda da başarılı modeller ortaya koymaktadır. Şüphesiz ki fedakârca çalışan tıp hekimlerinin buradaki rolleri çok büyüktür.

Bu duygu ve düşüncelerle, tıp kökenli bir AK PARTİ milletvekili olarak, kutsal bir meslek olan hekimlik mesleğini icra eden bütün meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı tüm kalbî duygularımla kutluyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Işık…

10.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, 13/3/1992’de Erzincan’da meydana gelen deprem sonucu yaşamını yitiren vatandaşları saygıyla andığına ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, 1992 Erzincan depreminin üzerinden yirmi bir yıl geçti; üzüntüyle, saygıyla anıyoruz. Depremde hayatlarını kaybeden hemşehrilerime tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. İnşallah bir daha böyle acılar yaşamayız.

İkinci olarak da, yarın 14 Mart Tıp Bayramı. Bir hekim olarak hekimlerin ve sağlık çalışanlarının ne zorlukta olduklarını biliyoruz. Umarım, bundan sonra bir daha öyle bir şeyle karşılaşmadan gerçekten bayram olarak kutlarlar.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Ünüvar…

11.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, yarın 14 Mart Tıp Bayramı. Yurdumuzun dört bir yanında fedakârca çalışan, başta doktorlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Türkiye son on yılda sağlıkta çağ atlamıştır. Türk insanı sağlıkta her şeyin en iyisine layıktır. Sağlık bir ekip hizmetidir: Ekibin lideri hekimdir ama her alandaki veya her pozisyondaki sağlık çalışanı da başarıda pay sahibidir.

14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle bütün tıp mensuplarını kutluyor, emekli olanlara sağlıklı ömürler diliyorum. Başta Çanakkale’de şehit olan tıbbiyeliler olmak üzere, vefat edenlere de Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler ederim.

Sayın Canikli, söz istiyorsunuz.

12.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve yolsuzluk yapıldığına dair elinde bilgi ve belge olanların, başta savcılıklar olmak üzere gerekli mercilere başvurması gerektiğine ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben de bütün sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını tebrik ediyorum, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, eğer herhangi bir kişinin elinde herhangi bir konuda yolsuzluk yapıldığına dair bir bilgi, belge varsa ortaya koyar, gerekli mercilere, başta savcılık olmak üzere başvurur. Böyle bir durumda yapılması gereken hareket budur. Eğer bir belge, bilgi, tespit, hiçbir şey yok… “Efendim, orada yolsuzluk var mı?” gibi bir yaklaşımla ne soru sorulabilir ne de bir iddia ortaya atılabilir. Bu doğru bir mantık değil, bu yanlış bir mantıktır, son derece yanlış bir mantıktır. O zaman herkes herkese sorsun, herkes, herkes için bir şey söylesin, böyle bir şey olabilir mi? Ha, varsa bir deliliniz, gerçekten varsa elinizde kuşkuyu gerektirecek bir belgeniz, o zaman çıkar konuşursunuz, ortaya koyarsınız, her şeyi söyleyebilirsiniz bu belge, bilgi çerçevesinde elbette ve ayrıca cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunursunuz. Aksi hâlde bütün bu iddialar içi boş iddialardır, anlamsız iddialardır. Bunu bu şekilde değerlendirmek lazım.

Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Teşekkürler.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sataşmadan söz istiyorum efendim.

BAŞKAN - Sayın Şandır’a söz vereceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki.

13.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu adına 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak 14 Mart Tıp Bayramı’nı, tüm sağlık çalışanlarının, doktorlarımızın bu bayramını yürekten kutluyoruz.

Biliyoruz ki doktorlarımızın çok sorunları var, sağlık çalışanlarımızın birçok sorunu var. Bu sorunların çözümü konusunda on yıldır devam eden AKP iktidarının aldığı tedbirler yeterli değil. Hâlâ doktorlarımızın, insanlarımızı sağlığa kavuşturmak için gayret sarf eden doktorlarımızın birçok sorunları var. Bu sorunların çözümü için Hükûmetten, devletten gereken gayreti göstermesini, Meclisimizin gerekiyorsa da ortak bir çalışmayla bir hukuk çıkartmasını talep ediyor, doktorlarımızın Tıp Bayramı’nı Milliyetçi Hareket Partisi adına yürekten kutluyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce Canikli beni kastederek “Elinde bilgi, belge yok.” diyerek…

RECEP ÖZEL (Isparta) – İsim vermedi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, benim soruma şey… Müsaade ederseniz…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kimseyi kastetmedim ben, ne alakası var ya. Genel bir konuşma yaptım, görüşlerimi paylaşıyorum canım.

BAŞKAN – Bir saniye…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, Sayın Başkanım, bakın, ben soru soruyorum: İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş hakkında yüze yakın imar yolsuzluğuyla ilgili ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na aykırı ihale yaptığına dair soruşturma izni istenmiş, bu soruşturma izni İçişleri Bakanlığı tarafından reddedilmiş, bunun üzerine Danıştay 1. Dairesine dava açılmış, Danıştay 1. Dairesi bu kararları kaldırmış. Ben soruyorum şimdi, diyorum ki: Bu davaların sonucu ne oldu? Benim gıyaben aldığım habere göre de bazı savcılar bu dosyaları saklıyor, bırakıyor. Ben soruyorum, Bakan burada cevap veriyor, diyor ki: “Efendim, gidin mahkemelerde öğrenin.”

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bunun Hükûmetimizle ne alakası var? Yargının yaptığı bir işlemle Hükûmetin ne alakası var Sayın Başkan?

KAMER GENÇ (Tunceli) – İkincisi: İstanbul Belediyesi meslek edindirme kursları diye bir kurs açıyor ve bu kursları baştan beri yani 2003-2004’ten itibaren “Beyaz Holding” diye bir şirkete veriyor ve o şirketin zaman zaman yan kuruluşları çıkıyor. Bunların ortaklarından birisi de Zekeriya Karaman. Zekeriya Karaman ile Tayyip Erdoğan’ın oğlu bacanaklar.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, usülsüz ihale vermişse, gitsin…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Burada verilen ihalelerden alınan para İstanbul Belediyesinde katrilyon seviyesinde. Diyorum ki, hangi sene, hangi ihaleyle, hangi şirkete bu ihaleleri verdiniz? Dün burada cevap veriyor, hiçbir şey söylemiyor. Yani böyle bir şey olmaz ki Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Genç, haklısınız, söyledikleriniz zapta geçti. Yalnız Sayın Canikli isim vermedi. “Genelde” dedi. “Böyle iddialar olursa ispatlanmalıdır.” dedi. Bunda sizinle ilgili bir şey yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Nasıl ispatlayacağız Sayın Başkan?

BAŞKAN – Hayır, haklısınız da şu anda bunu halledeceğimiz yer burası değil Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani söylesin Canikli, nasıl ispatlayacağız? Savcı dosyayı saklıyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Bunun Hükûmetimizle ne alakası var?

BAŞKAN – Söyledikleriniz zapta geçti.

Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Canikli bize akıl versin, nasıl ispatlayacağımıza dair bize akıl versin. Savcılar dosyaları saklıyor.

BAŞKAN – Sayın Genç, rica edeyim…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Savcı saklıyorsa bizimle ne alakası var?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Gel beraber gidelim Canikli, gel beraber gidelim İstanbul Belediyesine.

BAŞKAN – Sayın Genç, rica edeyim…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Düzeni bozuyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Gel beraber inceleyelim İstanbul Belediyesinde…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Savcı saklıyorsa bizimle ne alakası var?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Anladım da… Hem savcıya hem de İstanbul Belediyesine…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben gidersem, bana verecekse gidelim ama yani…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam, gidelim beraber.

BAŞKAN – Efendim, lütfen…

Sayın Baluken, söz isteğiniz vardı galiba. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Evet.

BAŞKAN - Lütfen yerinize, lütfen… Zapta geçti.

Buyurun Sayın Baluken.

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı ve tüm halkların Nevroz Bayramı’nı kutladığına, on sekiz yıl önce Gazi Mahallesi’nde, dokuz yıl önce Kamışlı’da ve yirmi beş yıl önce Halepçe’de yaşanan katliamları lanetlediğine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de 14 Mart vesilesiyle bütün sağlık emekçilerinin ve hekimlerin Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Özellikle, Türkiye’deki zorlu koşullar içerisinde fedakârca yirmi dört saat boyunca çalışan sağlık camiasının değerli mensuplarına Meclis olarak bizler çok önemli yasal bazı düzenlemeler kazandırmalıyız diye düşünüyorum.

Yürürlükte olan Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin sağlık emekçilerinin yaşamış olduğu sorunların ana kaynağı olduğunu düşünüyoruz. Yarın Barış ve Demokrasi Partisi olarak biz bu sağlık politikalarıyla ilgili bir grup önerisi de indireceğiz. Meclisten bu konuda bir duyarlılık beklentimizi tekrar etmek istiyorum.

Diğer taraftan, 21 Mart Nevroz Bayramı biliyorsunuz. Başta Türk ve Kürt halkları olmak üzere Orta Doğu’daki ve Kafkasya’daki bütün halkların Nevroz’unu şimdiden kutluyoruz. Bu Nevroz’un barışa, özgürlüğe, kardeşliğe vesile olmasını temenni ediyoruz.

Dün, 12 Mart itibarıyla on sekiz yıl önce Gazi Mahallesi’nde yaşanan, dokuz yıl önce Kamışlı’da yaşanan ve yirmi beş yıl önce Halepçe’de yaşanan katliamları buradan lanetliyoruz.

Biraz sonra, parti grubumuzun önerisi üzerine, bütün Meclisin özellikle Gazi olaylarından yola çıkarak bu katliamları lanetleyecek şekilde bir araştırma komisyonu kurmasının gerektiğine inanıyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve 21 milletvekilinin, ana dilde eğitim yasağının çocukların zekâ gelişimi, derslerdeki ve sınavlardaki başarısı, anlama yeteneği, iletişim kurma yeteneği ve zihinsel dünyaları üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/538)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Açık bir hak ihlali olan anadilde eğitim yasağının, çocukların zekâ gelişimi, derslerdeki ve sınavlardaki başarısı, anlama yeteneği, iletişim kurma yeteneği, zihinsel dünyaları üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin bütün boyutları ile araştırılarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz

1) Mülkiye Birtane                          (Kars)

2) Pervin Buldan                             (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                   (Muş)

5) Murat Bozlak                              (Adana)

6) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

7) Ayla Akat                                    (Batman)

8) İdris Baluken                               (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu             (Bitlis)

10) Emine Ayna                              (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                        (Diyarbakır)

12) Sırrı Süreyya Önder                  (İstanbul)

13) Adil Kurt                                   (Hakkâri)

14) Altan Tan                                  (Diyarbakır)

15) Esat Canan                                (Hakkâri)

16) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

17) Ertuğrul Kürkcü                        (Mersin)

18) Erol Dora                                  (Mardin)

19) Demir Çelik                               (Muş)

20) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                (Van)

22) Özdal Üçer                                (Van)

Gerekçe:

Türkiye'nin gerçek bir demokrasiye geçiş süreci hiç kuşkusuz demokratik bir anayasanın oluşturulması ile başlayacaktır. Yeni anayasanın en önemli konularından birini ise anadilde eğitim hakkı oluşturmaktadır. Evrensel bir hak olan anadilde eğitim hakkını engelleyen Anayasa'nın 42’nci maddesi, Kürt sorununun ve bu sorundan kaynaklanan çatışmalı ortamın da en temel unsurunu oluşturmaktadır. Bu madde, Türkiye'de yaşayan bütün azınlıkları Türk, dillerini de yok saymaktadır. Bugün sadece demokratik ülkelerde değil, en geri kalmış ülkelerde bile nüfusu 2 binin altında bulunan etnik grupların dâhil kendi dillerinde eğitim görme hakkı anayasal güvenceye alınmıştır. Kanada'da hem İngilizce hem Fransızca resmî dildir. Filipinler'de Filipince hem resmî dil hem de devlet dilidir ve İngilizce ise resmî dildir. Irak'ta Arapça, Kürtçe resmî; Türkçe ve Süryanice bölgesel dillerdir.

Türkiye'deki uygulamalar ise bu ülkelerden farklı olup ana dilde eğitim hakkının tanınıp tanınmayacağı fiilen Genelkurmay Başkanının iznine tabi kılınmıştır. Siyasi iktidar altı bin yıllık geçmişi bulunan Kürt dili üzerinde, bilgiden yoksun, sığ tartışmalar başlatarak yeni anayasa çalışmalarının sürdüğü böylesi bir süreçte bu hakka şimdiden ipotek koymaktadır. Kürtler, Türkler gibi kurucu unsur sayıldığı hâlde, Türklerle aynı haklara sahip değildir. Nüfusu 20 milyonu aşan Kürtlere, değil ana dilde eğitim görme hakkı, ana dili serbestçe kullanma hakkı bile tanınmış değildir. Okullarda Kürtçe konuşmak yasaktır. Ana dilde eğitim talep etmek suç kapsamında görülerek yüzlerce vatandaş bu taleplerinden dolayı örgüt üyesi sayılarak tutuklanmış, onlarca öğrenci bu yüzden okuldan uzaklaştırılmıştır.

Kişi ile ana dili arasındaki duygusal ilişki, yaşam boyu sürecek kadar derin bağlarla örülmektedir. Çocuk okul çağına gelinceye kadar ana dilinin temel kurallarını öğrenir ve bu çerçevede dil yeteneği kazanır. Edindiği sözcüklerle düşünür, dış dünya ile bağlantısını bu sözcüklerle kurar. Yani gelişimi ve iletişimi, anlaşması, anlaşılması bu zihinsel süreç ve de buna aracılık eden dil ile ortaya dökülür. Okula başladığında, ana dili dışında farklı bir dile dayalı eğitim çocuğun gelişimini alt üst ederek bocalamasına, çevreye küsmesine, kendini önemsemeyip kendinden kaçmasına ve dolayısıyla başarısız olmasına neden olur.

Ana dilde eğitimin önemi sadece eğitim bilimcileri tarafından ortaya konulmakla da kalmaz, dünyaca genel kabul görmüş temel bir insan hakkı olarak kayıtlara geçirilmiştir. Hükûmet, dünyadaki uluslar, azınlıklar ve özellikle, Türk azınlıklar için ana dilde eğitim hakkının en hararetli savunucusu kesilirken Türkiye'deki Kürtlere bu hakkı tanımamak/kullandırmamak için aynı derecede karşı bir tutum içine girmektedir. Türkiye'nin onaylamış olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi gibi en temel belgeler uyarınca ana dil hakkını tanıması ve uygulamaya geçirmesi gerekmektedir. Çünkü ana dilde eğitim, çocuğun sağlıklı gelişimi açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

Hint-Avrupa dil ailesinin İrani kolunun kuzeybatı İrani grubuna giren Kürtçe (Kurdî), Kurmancî başta olmak üzere Soranı, Goranî, Hewremanî ve Kirmanckî (Zazakî / Dimilkî) lehçelerine sahiptir. Kürtçe, Türkiye, Suriye, İran, Irak ve dünyanın birçok yerinde 50 milyondan fazla insanın ana dili, dünyanın en zengin ve en eski dilidir.

Hiç şüphesiz demokratik, özgürlükçü bir anayasa, ana dilde eğitim yasağının kaldırılarak, Kürtçenin resmî dil olması dâhil, hayatın her alanında serbestçe kullanılması ve her düzeyde Kürtçe eğitim ve öğretimin güvence altına alınması ile gerçekleşecektir.

Kürtçe üzerindeki baskıların kaldırılarak, devletin bu alandaki yükümlülüğünü yerine getirmesi doğrultusunda, asimilasyon politikalarına son vererek devlet okullarında ana dilde eğitimin önünü açacak düzenlemeler yapılmalıdır.

2.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu ve 21 milletvekilinin, ana dil yasaklarının, retçi ve tekçi politikaların yol açtığı olumsuz sonuçların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/539)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ana dil yasaklarının, ret ve tekçi politikaların yol açtığı olumsuz sonuçların araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla, Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’müzün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince araştırma komisyonu kurularak sorunun araştırılmasını arz ve talep ederim.

1) Hüsamettin Zenderlioğlu             (Bitlis)

2) Pervin Buldan                             (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                   (Muş)

5) Murat Bozlak                              (Adana)

6) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

7) Ayla Akat                                    (Batman)

8) İdris Baluken                               (Bingöl)

9) Emine Ayna                                (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                        (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                  (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                                   (Hakkâri)

13) Esat Canan                                (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                  (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                        (Kars)

17) Erol Dora                                  (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                        (Mersin)

19) Demir Çelik                               (Muş)

20) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                (Van)

22) Özdal Üçer                                (Van)

Gerekçe:

21 Şubat, 2000 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Ana Dil Günü ilan edilmiştir. Böylesi bir günün anlamı, dili yasaklanan halklar için çok büyük önem arz etmektedir. Bu anlamda Birleşmiş Milletler tarafından çok dillilik ve kültürlülüğü desteklemek, dilleri korumak, kollamak önemli bir katkı sunma anlamına gelmektedir.

Bugün dünyada yapılan araştırmalara göre 5750 dil konuşuluyordu, ancak günümüzde 2750 dil hâlâ varlığını korumaktadır. Türkiye’de buna benzer diller yaşamını yitirmektedir. Tahmini daha önce 30'a yakın dil ve lehçe ülkemizde kullanılmaktaydı. Bunların 15'i artık çok sınırlı kullanılmakta, birkaç dil ise eriyip yok olmuştur.

Konuşulan dillerin gelişmesini sağlamak için mutlak o dilde eğitim yaparak ticarette, alım satımda kullanmak gerekir. Şartlar ne olursa olsun günlük yaşamda o dillerin nefes alması gerekir. Bu amaçla Türkiye’de konuşulan dillerin gelişip korunması için kültürel zenginliğimizin devamının çok önemli olduğu aşikârdır.

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan canlı bir vasıtadır. Dil, insanlar arasında duyguyu düşünceyi arzuları derli toplu anlatan bir mekanizmadır. Dil, düşünceyi özgürce ifade etme, aktarma, anlatma, önermelerle bağlantı kurma aracıdır. Aynı zamanda soyut kavramların özümsenmesi, yazı aracı ile gelecek nesillere aktarma ve iletişim kurmanın köprüsüdür.

Her kesimin, her topluluğun mutlak bir ana dili vardır. Bu açıdan 21 Şubat günü UNESCO tarafından çok kültürlülüğü, çok dilliliği korumak, bazı fonlarla destek olmak, geliştirmek, katkı sağlamak amacıyla ilan edilmiştir.

Tabii ki hiçbir şey kendiliğinden gelişemez. Bangladeş halkının Pakistan sömürgeciliğine karşı vermiş olduğu mücadele sonucu insanlığın bilincine kazınmış olduğu bu eylemi anmak için 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü olarak UNESCO tarafından kabul edilmiştir.

Herkes önce ana dili ile anlayabiliyor, kavrayabiliyor. Çünkü çocuğun daha anne karnında iken annesinin sesine karşı duyarlılık kazandığı, yapılan bilimsel araştırmalar bu olguyu doğrulamıştır. Doğduğu andan itibaren annesinin sesini, kokusunu diğer kişilerden ayırabiliyor.

Dolayısıyla çocuk, ilk adlandırma, tanıma, algılama, değerlendirme süreci içerisinde çözme ve ilgi duymayı kuşkusuz ana dili ile gerçekleştiriyor. Ana dili zihinsel süreçlerin şekillenmesinde, algılanmasında, yargılamasında, ölçme ve değerlendirmesinde büyük bir rol oynar. Çocuk anne, baba ve kardeşlerini tanımaya başlar ve süreç içerisinde çevreden etkilenir. Okul başladığında aile, sokak, okul üçgeninde karşılaştığı nesnelere karşı çözümleme yapar. Anne karnında yaşamaya, tutunmaya başladığı an ile okul çağına geldiğinde ise ana dili dışında yabancı bir dille eğitimin dayatılması zihninde karışıklıklar yaratır. Çocuğun davranışlarında, hareketlerinde, gelişiminde, konuşmasında, yaklaşımlarında değişiklikler görülür. Süreç içerisinde anlam vermeye çalışır.

Çocuğun kazanmış olduğu deneyimler bilgilerle çelişmeye başlıyor. Çocuk kendi kültürünü, kazanmış olduğu bilgi ve beceriyi reddetmek zorunda kalıyor. Zaman içinde yeniden öğrenme çabası aktif katılımı engellemiş olur. Bu, eğitim öğretim üzerinde negatif etkiler yaratıyor.

Toplumsal varlık olan insanın ilişki kurduğu ana kanalın kapatılması bazen kapanmayan yaralara neden olabilir. Bu noktada ulus devlet yaratma anlayışı nedeni ile baskı, yasaklar, asimilasyonla birçok insan toplulukları ana dillerinden uzaklaştırılmıştır. Bunun nedeni, ceberut ulus devlet anlayışı sonucu ana dil üzerindeki kırılmalar derinleştirilmiştir. Dünyanın birçok ülkesinde, Avrupa’da dil ve kültür bileşenlerinden oluşan devletler bu farklılıkları zenginlik olarak kabul ederler. Farklı dillerin ve kültürlerin yaşanması ve gelişmesi için eğitim şarttır.

Bu amaçla ana dil yasaklarının, ret ve tekçi politikaların yol açtığı olumsuz sonuçların araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacı ile bir Meclis araştırması açılması elzemdir.

3.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın ve 23 milletvekilinin, İstanbul ili Sultangazi ilçesindeki taş ocaklarının faaliyetlerinin çevre ve halk sağlığı açısından ortaya çıkardığı sonuçların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/540)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dünyanın en güzel kentlerinden biri olan İstanbul, maalesef son yıllardaki uygulamalar sonucunda ciddi tahribatlara uğramaktadır. İstanbul'un eşsiz çehresi çevreye duyarsız pek çok karar ve faaliyetten ötürü hızla istenmeyen şekilde değişmekte, çevre kirliliğinin yanı sıra insan sağlığı hiçe sayılmaktadır.

İstanbul ili Sultangazi ilçesi hudutları dâhilinde yer alan ve 15 izin ruhsatı ile işletilmekte olan taş ocakları nedeniyle yeşil doku tamamen yok olduğu gibi, halkın sağlığı da ciddi bir tehdit altındadır.

Daha önce şehir dışında sayılan ve açıldıkları tarih itibarıyla etrafında yerleşim bulunmayan Sultangazi taş ocakları bugün için şehir merkezinin tam ortasında kalmaktadır. Üstelik etrafı konutlarla kaplı bu taş ocaklarının yanı başında küçük çocukların eğitim gördüğü okul binası da bulunmaktadır.

Taş ocaklarındaki teknolojinin de eski olması sağlık problemlerini beraberinde getirmektedir. Ne yazık ki, taş ocaklarının faaliyetleri sonucunda İstanbul'u kaplayan toz bulutu nedeniyle öncelikle Sultangazi'deki yurttaşlar olmak üzere, İstanbul'da yaşayan tüm yurttaşların sağlığı ciddi anlamda olumsuz etkilenmektedir.

Bunun içindir ki, Sultangazi ilçesinde bulunan taş ocaklarının faaliyetleri için vakit kaybedilmeden gerekli önlem ve kararların alınması önem arz etmektedir.

Ayrıca, Sultangazi taş ocaklarının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

Maden İşleri Genel Müdürlüğünce yeterince denetiminin yapılıp yapılmadığı,

yapılıyor ise halk sağlığını tehdit ettiğine dair bir bulguya rastlanıp rastlanılmadığının bilinmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu çerçevede, İstanbul ili Sultangazi ilçesindeki taş ocaklarının faaliyetlerinin çevre ve halk sağlığı açısından ortaya çıkardığı sonuçların incelenerek alınması gereken karar ve önlemlerin tespiti amacıyla Anayasanın 98’inci; TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Aydın Ağan Ayaydın                (İstanbul)

2) Ercan Cengiz                             (İstanbul)

3) Aykut Erdoğdu                          (İstanbul)

4) Rahmi Aşkın Türeli                   (İzmir)

5) Sedef Küçük                              (İstanbul)

6) Ayşe Eser Danışoğlu                 (İstanbul)

7) Mahmut Tanal                           (İstanbul)

8) Kazım Kurt                                (Eskişehir)

9) Nurettin Demir                          (Muğla)

10) Veli Ağbaba                            (Malatya)

11) İlhan Demiröz                          (Bursa)

12) Ali Haydar Öner                      (Isparta)

13) Ramis Topal                            (Amasya)

14) Erdal Aksünger                       (İzmir)

15) İlhan Cihaner                           (Denizli)

16) Özgür Özel                              (Manisa)

17) Ali Özgündüz                          (İstanbul)

18) Ahmet Toptaş                          (Afyonkarahisar)

19) Ayşe Gülsün Bilgehan            (Ankara)

20) Muhammet Rıza Yalçınkaya    (Bartın)

21) Mustafa Serdar Soydan           (Çanakkale)

22) Muharrem İnce                        (Yalova)

23) Turgut Dibek                           ( Kırklareli)

24) Ali İhsan Köktürk                   (Zonguldak)

BAŞKAN – Araştırma önergeleri bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşları tarafından 12/3/1995’te yaşanan İstanbul Gazi Mahallesi olaylarının araştırılması amacıyla 12/3/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13 Mart 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 13.03.2013 Çarşamba günü (Bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                  İdris Baluken

                                                                                                                       Bingöl

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

12 Mart 2013 tarihinde İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşları tarafından verilen (2845 sıra no.lu), “12 Mart 1995’te İstanbul Gazi mahallesi olaylarının” araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 13.03.2013 Çarşamba günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – BDP Grubu adına İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Sayın Baluken, buyurun.

Süreniz on dakika.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partimizin grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Genel Kurula getirdiğimiz önerge, grup önerisi, 12 Mart 1995 yılında Gazi Mahallesi’nde yaşanan olaylarla ilgili Meclisin inisiyatif alması, Meclisin süreci, orada yaşanan dramatik, travmatik süreçlerin tamamını açığa çıkaracak şekilde bir inisiyatif almasıyla ilgilidir.

Bildiğimiz gibi, 12 Mart 1995 tarihinde akşam saatlerinde Gazi Mahallesi’nde -çoğunlukla Alevi yurttaşlarımızın yaşamış olduğu bir mahalle- dört kahvehane ve bir pastanenin kimliği belirsiz kişiler tarafından silahla taranması sonucu başlayan hadiseler vardı. Bu ilk silahlı saldırı sonrasında “Halil Kaya” adında bir Alevi dedesi yaşamını yitirmişti ve saldırganlar gasbettikleri taksiyi yakarak, taksinin şoförünü öldürerek gözden kaybolmuşlardı. Maalesef o olayların başlangıç anından büyümesine kadar, saldırganların yakalanması, saldırganların adalet önüne çıkarılmasıyla ilgili, kolluk kuvvetleri tarafından yeterli bir çaba ortaya konmamıştı ve bu yetersiz çaba nedeniyle Gazi Mahallesi’nde yaşayan Alevi yurttaşlarımızın ağırlıkta olduğu kitle bu olayı protesto etmek için aynı akşam bir araya geldi ve yürüyüşe başladılar.

Bu yürüyüş esnasında, daha çok, dediğim gibi, olayı yapan saldırganların yakalanması ve olayla ilgili ihmali bulunanların yargı önüne çıkarılmasıyla ilgili bir talep vardı ancak yürüyüşe geçen kitleye tekrar silahlı müdahale yapıldı ve orada da “Mehmet Gündüz” adında bir vatandaşımız yaşamını yitirdi, onlarca vatandaşımız yaralandı, bu ağır silahlı saldırı sonucu yaralandı.

Ertesi gün olaylar devam etti. 13 Mart günü İstanbul’un pek çok yerinden bu olayları protesto etmek için gelen on binlerce insan, yine bir önceki gece kitlelerin dile getirdiği şeyleri haykırmaya başladılar, bu silahlı saldırıyı, bu provokatif saldırıyı yapan kirli ellerin açığa çıkarılması ve sorumluların yargılanmasını istediler. Ama maalesef, yine, bu, adaleti isteyen, bu, hakkı isteyen talebe karşı kitlelerin üzerine gerçek mermilerle ateş açıldı ve ikinci gün, yani 13 Mart günü gerçek silahlardan çıkan mermilerle 15 yurttaşımız hayatını yitirdi, 300’ün üzerinde vatandaşımız da yaralandı ve çok ciddi birtakım hadiseler orada yaşandı. Gazi Mahallesi başta olmak üzere, birkaç mahallede sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve bu sokağa çıkma yasağı iki gün boyunca devam etti.

15 Mart günü, yine Ümraniye’de, Gazi Mahallesi’nde çıkan bu olayları protesto etmek için, yaşanan can kayıplarından sorumluların yargı önüne, adalet önüne çıkarılmasını istemek için yine kitleler demokratik haklarını kullandılar ve yürüyüşe geçtiler. Ümraniye’deki bu protesto yürüyüşüne de, yine, silahlı saldırı yapıldı ve 5 vatandaşımız da burada yaşamını yitirdi. Yani üç gün içerisinde, nereden geldiği, nereden tetiklendiği belli olmayan birtakım güçlerin ortaya koyduğu provokatif bir eylemle beraber 22 vatandaşımız yaşamını yitirdi, 300’ün üzerinde vatandaşımız yaralandı, içlerinde ağır yaralı olanlar vardı ve yine, yüzlerce vatandaşımız da gözaltına alınarak çeşitli hukuksal süreçlerden geçildi.

Bakın, o gün olaylardan hemen sonra yaşamını yitiren 17 vatandaşımızın otopsi raporlarında, özellikle 7 vatandaşımızda gerçek mermiler tespit ediliyor -otopsi raporlarında bu tespit sabittir.- ve o dönem, tabii, olay hukuksal bir boyuta taşınıyor, hukuksal merciye taşınıyor. Ancak hukuk boyutunun, hukuk sürecinin başlamasıyla beraber, maalesef, bir devlet geleneği, bir devlet zihniyeti tekrar devreye giriyor ve katliamı yapanları saklamaya yönelik, daha çok bu katliama uğrayanları suçlayan bir dille bir süreç yürütülüyor ve 22 kişinin yaşamını yitirdiği olaylarla ilgili sadece 2 polis memuruna göstermelik birtakım cezalar veriliyor ve bu cezalar da daha sonra Yargıtay tarafından tekrar bozuluyor.

Burada, yargıyla ilgili bütün süreçlerde aileler, bu, mağdur yakınları, yaşamını yitirenlerin yakınları, mağdurlar kendi haklarını arıyorlar ve Türkiye’deki iç hukuk yollarının tamamını zorlamalarına rağmen hiçbir sonuç alamıyorlar. Dolayısıyla, yakınlar, Türkiye’deki iç hukuk sisteminden sonuç alamadıkları için bu davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 27 Temmuz 2005’te vermiş olduğu karar ile Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde düzenlenen yaşama hakkını ihlal ettiğine kanaat getiriyor ve Türkiye’yi toplam 510 bin avro tazminat ödemeye mahkûm ediyor.  Yani, Avrupa  İnsan Hakları Mahkemesinin de Türkiye hakkında olaylarla ilgili vermiş olduğu bir mahkûmiyet kararı var. Dolayısıyla, on sekiz yıl önce üstü kapanmaya çalışılan, sorumlularının yargı önüne, adalet önüne çıkarılmadığı bir katliamla ilgili aslında uluslararası sözleşmelerin vermiş olduğu bir yargı kanaati de var. Biz şu anda, bugün, Meclisten, on sekiz yıl önce yapılmayanı bugün yapma çağrısını yapıyoruz yani, Mecliste her siyasi parti mutlaka, bu, on sekiz yıl önce yaşanan hadiselerle ilgili aslında bir mezhep çatışmasını, belki bir etnik çatışmayı kendi hedefine almış böylesi karanlık bir olayı açığa çıkaracak şekilde bir süreç yürütmesini, bir araştırma komisyonu kurmasını istiyoruz.

Şimdi, bu olay ne için önemlidir? Aslında sadece Gazi katliamı değil, 90’lı yılların tamamı bir bütün olarak incelenmeye, yüzleşmeye, hakikatleri açığa çıkarılmaya muhtaç olan yıllardır. Yani faili meçhullerden tutalım da toplu mezarlara kadar; işte, asit çukurlarından tutalım da kitlesel katliamlara kadar, 90’lı yıllarda sorumluları yargı önüne, adalet önüne çıkarılmamış, pek çok hukuk dışı katliam maalesef önümüzde duruyor.

Gazi olaylarından başlayarak biz 90’lı yıllarla ilgili bir yüzleşme sürecini mutlaka kendi gündemimize almalıyız. Hatta Meclis eğer buradan böyle bir inisiyatif çıkarırsa, bunu cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadarki tarihimizde var olan bütün kitlesel katliamlarla ilgili süreçleri araştıracak şekilde işletmelidir. Yani, 25 yılındaki Şeyh Sait ayaklanmasından, Ağrı’da, Zilan’da, Dersim’deki olaylara kadar, Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’taki olaylardan, işte Gazi katliamına kadar bir bütün olarak bu ülkenin tarihinde kara bir leke olarak duran bütün olayları açığa çıkaracak şekilde bir sürecin yürütülmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bugünkü önerimize, bu doğrultuda, hepinizden destek bekliyoruz, hepinizin duyarlı olması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak, özellikle geçen hafta, güncel olarak ortada olan bir katliamla ilgili, Meclisimizin oluşturduğu bir komisyonun sunduğu rapor son derece kaygı vericidir. Tekrar, 90’lı yıllardaki zihniyetin bugün hâlâ yürürlükte olduğunu göstermiştir. Roboski katliamından bahsediyorum, Roboski katliamıyla ilgili İnsan Hakları Komisyonunda kurulan alt komisyon raporundan bahsediyorum. Ağırlığı çocuk olan, 34 köylünün, Kürt köylüsünün katledilmesiyle ilgili olan bu süreci “bir koordinasyonsuzluk” şeklinde tanımlayarak gerçek failleri gizlemeye çalışan, dolayısıyla, bu konuda Meclisin önümüzdeki süreçte çözümleyici gücüne de gölge düşüren bir anlayışla hazırlanan bu raporun hepimizde kaygı uyandırdığını belirtmek istiyorum. Eğer yaklaşım Roboski alt komisyon raporu gibi ortaya çıkacaksa zaten bu Meclisin herhangi bir çalışma yürütmesine gerek kalmayacak.

Komisyonlar kurulurken, alt komisyonlar kurulurken Meclisin hiçbir etki altında bulunmadan gerçekleri açığa çıkarmasıyla ilgili bir sorumluluğu olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Dün itibarıyla, 12 Martta, dokuz yıl önce Suriye’de Rojava’da -Batı Kürdistan’da- Kamışlı’da Esat güçleri tarafından yapılan katliamı lanetliyorum.

Yine, yirmi beş yıl önce, Halepçe’de 5 binden fazla, ağırlığı, çoğunluğu kadın ve çocuk olan Kürtlere yönelik yapılan katliamı yine buradan lanetliyorum.

Özellikle, Meclisimizin bu katliamlarla ilgili duyarlı bir yaklaşım içerisinde olması gerektiğini tekrar belirtiyorum. Grup önerimize desteğinizi beklediğimizi vurgulamak istiyorum.

Hepinize teşekkür ederim.

BAŞKAN – Öneri üzerinde ikinci konuşmacı, aleyhinde olmak üzere Çankırı Milletvekili Sayın İdris Şahin.

Sayın Şahin, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle şunu ifade etmek isterim ki, değerli grup başkan vekilimiz 12 Mart 1995 yılında gerçekleşen hadiseleri adli bir vaka olarak burada son derece somut ifadelerle bir sefer daha gözümüzün önüne getirdi…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Mahalle kavgası yani değil mi? “Adli olay…”

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Siz onu anlamışsanız biz ne diyelim?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - …ve o sürecin ne şekilde gerçekleştiğini, o dönemin hangi şartlarda yaşandığını çok net bir ifadeyle de biz burada sizlere ifade etmek istiyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Bahsettiğim katliamların hepsi siyasi katliamlardır.

VELİ AĞBABA (Malatya) - İki aile birbirine girdi Gazi Mahallesinde, onun için insanlar öldü (!)

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Özellikle şu hususu buradan ifade etmek istiyorum: Biz değerli grup başkan vekilimizi burada saygıyla dinledik, hiçbir şekilde de herhangi bir sataşmada da bulunmadık. Buradan da kendisinin kronolojik sıra itibarıyla adli vakayı çok güzel bir şekilde ifade ettiğini söyledim. Dolayısıyla, direktmen, hemen itiraz edilecek bir cümle dahi söylemeden bu şekilde bir beyanını da doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey olur mu ya? Dünya âlem biliyor ki bu siyasi bir katliam, bir katliam!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Şimdi bir bakalım: O günün adli olaylarını sayın grup başkan vekili ifade etti. O günün şartlarında ülkenin durumu neydi…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sen nasıl o insanlar hakkında böyle konuşabiliyorsun? Bu bir katliamdır, ne adli olayı!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – …bu süreçleri ortaya hazırlayan hadiseler nelerdi ben de kısaca bunlardan bahsetmek istiyorum ve 12 Mart ve devamındaki hadiselerde Gazi Mahallesi’nde ve Ümraniye’de yaşamını yitiren 22 tane vatandaşımıza da buradan tekrar Allah’tan rahmet diliyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Kim kimi öldürmüş?

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – O günün şartları ve sonrasında, bugün, Barış ve Demokrasi Partisinin gerçekleştirmek istediği araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin öneriye dair hemen, o günün akabinde Mecliste grubu bulunan bütün partiler ortak bir çalışma geliştirmişler ve gelişmeler üzerine her parti grubu ve yetkili organları konuyu ele almış, olayları ve gelişmeleri kınayan ve sorumluların ortaya çıkarılarak cezalandırılmasını isteyen açıklamalar yapmışlardır ve bunlara ek olarak da olayların hemen akabinde, 14 Mart 1995 tarihinde Mecliste grubu bulunan tüm partilerin ortak önergesiyle bir araştırma komisyonu kurulmuş ve olayların üzerine de gidilmiştir ve o dönem için muhalefet görevini üstlenen bazı parti yöneticileri Gazi ve Ümraniye olayları, öğrenciler arasında çıkan kargaşa ortamı, ekonomik sorunlar ve enflasyon rakamının yüzde 150’lere yaklaşması, devam eden terör olayları gibi hususları gündemlerine taşıyarak 12 Mart 1970 benzeri bir askerî müdahalenin bile yaşanabileceğini dile getirmişlerdir. Bunu şimdi buradan niçin söylüyorum?

Değerli milletvekilleri, şimdi, olayların bir görünen yüzü var, adli vakası var, bir de görünmeyen yüzünde tertiplenen bir kısım düşünceler var…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hâl⠓adli vaka” diyorsun. Bu insanlar birbirlerini mi vurdu? Bu insanları polis öldürdü, devlet öldürdü bu insanları ya!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - …ve bu bunlardan bir kısmı da Gazi Mahallesi’nde ve devamında Ümraniye ilçelerinde meydana gelen toplumsal olayların analiz edilmesinde, kanaat oluşturmasında size bir perspektif sağlayacağını düşünüyorum.

 Bütün darbelerin özünde ve öncesinde ülkede bir ekonomik istikrarsızlığın ve siyasi istikrarsızlığın olmasını isteyen bir kitle var bu ülkede ve her sıkıntılı sürecin içerisinde ekonomik istikrarsızlık ve siyasi istikrarsızlık bulunduğu takdirde bu ülkede bir kısım metotlar uygulayarak laik antilaik gibi, Alevi Sünni çatışması gibi bir kısım gündemler yaratmak suretiyle -80 öncesinde de sağ sol olayları gibi- toplumu birbirine kırdırmaya çalışan bir zihniyet var. Gazi olaylarının öncesinde ve sonrasında, kurulan komisyonun yapmış olduğu tespitlerde de buna benzer bir kısım tahliller var.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Gazi Mahallesi’nin arkasındaki mantık da anlaşılmış oldu bu arada konuşmalarınızdan sonra.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Önemli olan, Meclisin o gün irade ortaya koyup ortaya koymuş olduğu komisyonun raporunda neler ifade ettiğini sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum.

Elbette ki bu hadisenin tam manasıyla bir kurgu sistemi olmadığına yönelik tespitler var ancak hadisenin 12 Mart Pazar günü bir büyük takımın maçının olduğu saatte olmuş olması, İstanbul Valisinin Başbakanın düzenlemiş olduğu bir toplantı nedeniyle Ankara’da olması, Jandarma Alay Komutanının bir seminer için Ankara’da olmuş olması ve yine terörle mücadeleden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ’ın İzmir’de günübirlik bir seyahatte olmuş olması, maç saatine yakın bir noktada televizyon vericilerinin genelde tek bir kanaldan maçların yayınlanmış olması sebebiyle Gazi Mahallesi’ndeki bir kısım kahvehanelerde kalabalıkların oluşabileceğini düşünmüş olmaları ve o saatte bu eylemin gerçekleştirilmiş olması, sıradan bir vaka olmadığını bizlere göstermekte. Olayın olduğu gün, öncesinde kahvehanenin taranması sonucu vefat eden şahsın ve sonrasındaki gelişmelerde Emniyet Müdürlüğüne yürüyen, bir anda oluşan o kalabalığın tepkisinin sabah saat 4.30 sıralarında yatıştırılmaya çalışıldığı bir ortamda, hemen hemen ortadan kalkmasına yüz tuttuğu bir ortamda halkın üzerine tekrar ateş açılmak suretiyle 1 kişinin daha öldürülmüş olması bu hadisenin sıradan bir hadise olmadığını bizlere göstermektedir ve bunu da raporunda o günkü milletvekillerimiz çok net bir şekilde ifade etmişlerdir.

Ancak ben orada var olan bir kısım tespitleri burada ifade etmek istiyorum: 14 Mart 1995 tarihindeki, Meclisçe kurulan Komisyon, çalışmaları sonrasında, Gazi mahallesindeki olaylarda, olayların başlangıcından önce de mahallede Alevi ve Sünni inançlı vatandaşlarımızın bir arada ve en yoğun bir şekilde yaşadığının tespit edildiğini, genel olarak mahallede önceye dayalı bir Alevi-Sünni gerginliğinin ya da çatışmasının olmadığını, ancak bazı münferit olayların, istismara dayalı tahriklerin zaman zaman yaşandığı, bölgenin inanç yapısı ve sosyoekonomik durumu itibarıyla bu tür toplumsal olayların meydana gelmesi açısından müsait olduğunu, toplumsal infial uyandıran kahvehane tarama olaylarının bilinen bir terör örgütü tarafından yapılmadığını, ancak olayların gelişimi sırasında aşırı sol Marksist-Leninist ve bölücü terör örgütlerinin iş birliği içerisinde oldukları, ayrıca, olayların tırmandırılmasında, mahallede oturmayan bazı kişilerin olayların büyümesi yönünde özel bir gayret içerisinde olduklarını mütalaa etmişlerdir raporunda. Yine aynı raporda, bu tespitler ışığında, Gazi olaylarının provoke ve organize bir toplumsal gerginlik çıkartılmasına yönelik bir olay olduğu da değerlendirilmiş. “Gazi olaylarının, bölgeyi iyi bilen, vatandaşın vereceği tepkiyi ölçerek hareket eden kişi ya da kişilerce tertiplenmiş olabileceği, olayların başlaması için ilk olarak kahvehanelerin tarandığı, sonrasında ise, 1.30 sıralarında, görevli polislerin üzerine ateş açıldığı, olayların durmuş olabilme ihtimali noktasına geldiği bir aşamada ise sokak eylemlerinin devam etmesi için yine halkın üzerine ateş açıldığı göz önünde bulundurulmalıdır.” diyor. Söz konusu eylemler için bir terör örgütüyle iş birliğine gitmenin gerekli olmadığını, bölgenin yapısını bilen kişiler tarafından zamanında müdahalelerle olayların büyümesinin kolaylıkla sağlanacağı, gösteriler sırasında öne çıkan sol terör örgütlerinin tepkilerinin ise normal seviyesinde olduğu değerlendirildiğini ve vatandaşların bir an içerisinde galeyana gelebileceklerini vermiş oldukları raporla da ifade etmişlerdir.

Bu bilgiler ışığında, olayların Alevi-Sünni gerginliğini çıkarmak için provokasyon amaçlı çıkarıldığı, halk ile güvenlik kuvvetlerinin karşı karşıya getirilmesinin amaçlandığı değerlendirilmiştir. 12 Mart 1995 tarihinde ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi süreç de iyi tahlil edilmeli ve bu siyasi sürece göre ekonomik ve siyasi istikrarın azaldığı bir dönem olması, olay günü 12 Martta biraz önce ifade ettiğim bir kısım hadiseler ve yöneticilerin il dışında bulunmuş olmalarının da tesadüfi olamayacağını, bunun da titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini bizzat o günkü raporda ifade etmişlerdir.

Sonuç itibarıyla, Alevi inancına sahip vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu Gazi Mahallesi’nde kahvehanelerin taranması olayının gerçekleştirilmesinde söz konusu eylemin emrini verenlerin çok ince ve detaylı bir saha çalışması yaptıkları ve sonrasında hedef belirledikleri ve hedeflerini analiz ettikleri, polisin mahalledeki çalışmaları ve konumunu, durumunu, imkân ve kabiliyetini de iyi tahlil ettiklerini çok açık bir şekilde raporda ifade etmişlerdir. Bu da göstermektedir ki Türkiye Büyük Millet Meclisi o günkü olayda bütün partileri itibarıyla bu konuya gerekli hassasiyeti göstermiş, sonrasında bir rapor düzenleyerek de bunu Meclise taşımıştır. Dolayısıyla bugün talep edilen konu tekrar bir araştırma önergesi ve araştırma komisyonu kurulmasına yöneliktir. Bugünkü süreç itibarıyla buna ihtiyaç olmadığını düşünüyoruz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Vardır, vardır, sorumluların tespiti için vardır.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Ancak, şunu özellikle ifade edelim ki bu tür eylemlerin tamamında hedef yegâne millet olmuştur ve millete karşı yapılmış bu eylemler söz konusudur. Burada milletimizin yekvücut, çok daha uyanık, çok daha bilinçli bir şekilde bu tür nifak tohumları ekenlere fırsat vermemesi amaçlanmaktadır ve bunu da Türkiye Büyük Millet Meclisi itibarıyla el birliğiyle gerçekleştireceğiz.

Bugün, ben, tekrar, bu 22 tane, orada hayatını kaybeden insanımıza Allah’tan rahmet diliyorum ve önergenin bu yönü itibarıyla aleyhinde olduğumuzu; kronolojik sıra itibarıyla anlatılması şeklinde de itirazımızın bulunmadığını bir sefer daha ifade ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

Şimdi, lehinde olmak suretiyle İstanbul Milletvekili Sayın Ali Özgündüz.

Buyurun Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Barış ve Demokrasi Partisi tarafından verilen, kısaca “Gazi olayları” olarak bilinen 12 Mart 1995’te meydana gelen ve 22 yurttaşımızın ölümüne neden olan olayların sorumlularının açığa çıkarılması için bir Meclis araştırma komisyonu kurulması önerisini destekliyoruz.

Az önce iktidar partisi grubu adına konuşan arkadaşımız “Daha önce bu konuda Meclis araştırması yapıldı, şu anda gerek yok.” diyor ama bildiğiniz gibi o araştırmada sorumluların tespitine ilişkin herhangi bir açıklama yok. Bu nedenle, siz, eğer hakikaten samimiyseniz… “Geçmişle hesaplaşma”, işte “28 Şubat” diyorsunuz. 28 Şubattan iki sene önce meydana gelen, 22 yurttaşın ölümüyle sonuçlanan bir olay. Yani, 28 Şubatta kim öldü arkadaşlar? Kaç kişi tutuklandı? Burada, vatandaşlar öldürüldü. Nasıl öldürüldü? Keskin nişancı tüfeğiyle, özel silahlarla, hedef gözeterek öldürüldü. E, bu olayın sorumlularını açığa çıkaralım. Yani, siz de diyorsunuz ki: “Bu konu Alevi-Sünni çatışması yaratmak için yapıldı.” E, doğru. Bu kadar vahim bir olay, Türkiye'nin tarihinde niye üstü örtülmek isteniyor? Bir araştırma komisyonu kuralım, bu olayların faillerini açığa çıkaralım, Türkiye geçmişiyle yüzleşsin eğer samimiyseniz. Yoksa, işinize geldiği zaman size karşı olan olayların araştırılması, üstüne gidilmesi, yargılanması; zaman aşımına uğrayan olayların bugün iddianameye konu edilmesi konusu olunca demokrasi havarisi kesiliyorsunuz ama işinize gelmediği zaman “Efendim, işte daha önce konuşuldu, bu olayı kapatalım…” Samimi değilsiniz.

Evet değerli arkadaşlar, olaylar sonrası -biliyorsunuz- Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı soruşturma yaptı, 20 polis hakkında fezleke düzenledi. Neydi fezlekede suç? Zaruret ve müdafaa sınırını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürme suçu; bundan dava açıldı Eyüp Ağır Ceza Mahkemesinde. Sonra denildi ki: “Kamu güvenliği yok, bu dava İstanbul’da görülemez.” Davayı Trabzon’a naklettiler. Katledilen insanların yakınları kilometrelerce yol gittiler, Trabzon’a gidip geldiler beş yıl boyunca. Trabzon’a her gidişlerinde yol kesildi, tekrar adamlara karşı provokasyon yapıldı. Yine de “İncinsen de incitme.” felsefesini özümseyen o canlar provokasyona gelmedi. Katledildiler, geçmişten beri yurdumuzda sürüldüler, yakıldılar, katledildiler, cezaevine konuldular, işkence gördüler, yine de, gerçekten bu ülkeyi sevenler, bu ülkenin Türk ve İslam yurdu olmasında birinci derecede görev yapan Alevi kesim bu provokasyona gelmedi. Bugün de yine bu tür, benzer olaylar yaşanıyor. Özellikle Hükûmetin Orta Doğu, yanlış Orta Doğu politikası sonucunda ne yazık ki bunun yansımaları oluyor yurt içine. İşte, Sürgü’de yaşanan olay, Alevi canların evlerinin işaretlenmesi bu tür provokasyonların yine hazırlanmakta olduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla arkadaşlar “Bu olay, efendim, tarihte kalmıştır. Meclis bu konuda araştırma yapmıştır. Artık, yeniden konunun araştırılmasına gerek yoktur.” demek mantıklı değil.

O tarihte Başbakan olan Tansu Çiller bu saldırının Alevi yurttaşlara dönük olduğunu söyleyerek kınamıştır. Aynen bunu diyor: “Alevi vatandaşlarımıza yönelik saldırıları şiddetle kınıyorum.” Dolayısıyla bu açıklamasıyla, saldırının Alevi yurttaşlara karşı olduğu bizzat Başbakan tarafından dile getirilmiştir.

Bu eylemi, bildiğiniz gibi, 3 örgüt üstlendi. İBDA-C, PKK, efendim, bir de TİT (Türk İntikam Tugayı). Kim üstlendiyse bunu araştıralım, tespit edelim.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Hiçbir üstlenme söz konusu değil, millete yanlış bilgi veriyorsunuz, hiçbir üstlenme söz konusu değil.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) -  Efendim, PKK, İBDA-C, Hizbullah olabilir, DEV-YOL olabilir, DEV-SOL olabilir; bizzat bunlar söylendi. Dolayısıyla, araştırılsın gerçekten üstlenildi mi yoksa o da mı yalandır yani gazetelere, basına yansıyan üstlenme haberleri de mi yalandır araştıralım, faillerini bulalım.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Cumhuriyet savcılığı yapmış bir isimsiniz, bunları kürsüden söylemeyin.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, bakın size araştırmacı yazar Orhan Tüleylioğlu kitabında, “Namlunun Ucundaki Mahalle” isimli kitabında bu olayları yazıyor.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Cumhuriyet Halk Partisinin, SHP’nin raporu var.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Bir alın okuyun, özellikle bu konuyu incelemiştir. Dolayısıyla kim yaptı bulalım.

Hanefi Avcı dönemin emniyet istihbarat müdürü, başkan yardımcısı daha doğrusu -şu anda sizin tarafınızdan sol bir örgüt mensubu olmaktan dolayı Silivri’de tutsak edilen- Hanefi Avcı diyor ki: “Bu olayları Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım başlattı.” Yine Susurluk olayında adı geçen Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz’ın Gazi Mahallesi’nde halkın üzerine ateş açtığı söyleniyor. Araştıralım, yani niye araştırmayalım, niye sorumluları bulmayalım yani önemsiz mi? Öbür taraftan işte adamlar dediğim gibi, şu anda içeri atılmış, size göre suçlu. “Susurluk olayı, efendim 28 Şubat bize karşı yapıldı.” diyorsunuz, bu olaylar o olaylara sebebiyet verdi, gelin araştıralım.

Değerli arkadaşlar, orada hayatını kaybedenlerin büyük bir bölümü öldürücü tek kurşunla öldürüldü, gelişigüzel değil. Orada vatandaşların ellerinde sadece taş vardı. Polise taş da atmadılar yani Gazi Mahallesi’nde başlangıçta kahvehane ve pastanenin taranmasıyla öldürülen yurttaşların ölümüne polisin müdahale etmemesi sebebiyle, daha doğrusu saldırgan aracı yakalamaması sebebiyle ertesi gün toplanan yurttaşların üzerine polis hedef gözeterek ateş açıyor. Bu olayın başlangıcında, biliyorsunuz, Alevi dedesi Halil Kaya öldürülüyor, 5’i ağır 25 kişi yaralanıyor, saldırganlar gasbettikleri taksinin şoförünü de öldürüyorlar ve taksiyi yakıyorlar iz bırakmamak adına yani bu olay basit bir olay değildir. Gladyo mudur, efendim, size göre işte, derin devlet midir, bunları gelin araştıralım, BDP’nin önerisini destekleyelim, araştırma komisyonu kuralım, Meclis bu olayların failini -kim yapmışsa- çıkarsın ortaya. Bizim herhangi bir şeyimiz yok, biz çiğ yemedik, karnımız ağrımıyor. Siz de bana göre bu önergenin lehinde oy kullanın, bu olay araştırılsın, önemli bir konudur.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, işte, sizin meşhur uyduruk delillerle devam eden Ergenekon davasında da bu konu konuşuldu. Ergenekon iddianamesindeki Gizli Tanık 9… Gazi Mahallesi katliamının emrini JİTEM’in kurucusu, şu anda davada yargılanan bir kişinin verdiği söyleniyor. Araştıralım yani biz Ergenekon davasına da gidip geldiğimiz zaman bizim istediğimiz sadece gerçeğin ortaya çıkması, yargılama olsun, gerçek ortaya çıksın ama bu yargılama adil olsun, haksız olmasın, efendim, uyduruk deliller olmasın, gerçekten hukuka otursun devlet. Şimdi, diyor ki adam orada, meşhur Ergenekon davasında bu olay… Peki, niye birleştirmiyorsunuz? Yani bu konuyla ilgili savcı niye soruşturma açmıyor? Başka konulara hemen dalıyor, değil mi? Yani Danıştay saldırısını getiriyor, Ergenekon’a bağlıyor. Peki, bu konuda niye açmıyor bu özel yetkili savcılar, meslektaşlar, arkadaşlar? Ne oluyor? E, iktidara, konjonktüre göre… Siz, bakın, şu anda, size bir şey söyleyeyim mi, bu araştırma önergesine kabul oyu verseniz var ya, inanın, yarın savcı soruşturma açacak, size bakıyor, yargı bu hâle geldi, rüzgâra göre. İşte, yargı yargı olmaktan çıktı ne yazık ki.

Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu olay Türkiye'nin tarihinde önemli bir olaydır, tamamen provokatif bir olaydır, siyasi bir olaydır, özellikle ülkede mezhep çatışması yaratmak için, özel kasıtla planlanan bir olaydır. Geçmişten ders alalım. En azından bundan sonra bu tür olayların olmaması için politikalarımızı ona göre belirleyelim ama üstünü örtmeyelim, zaman aşımına uğrasa da gerçek katiller kimdir, bu olayın emrini veren kimdir, planlayıcıları kimdir, bu olayı ortaya çıkaralım.

Bu nedenle, bizim, bu araştırma önergesinin lehinde oy kullanacağımızı belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ali Özgündüz.

Şimdi önerinin aleyhinde olmak üzere Bolu Milletvekili Sayın Ali Ercoşkun.

Sayın Ercoşkun, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisi aleyhinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, 1995 yılında gerçekleşen Gazi olaylarında 22 vatandaşımızı kaybetmemizi gerçekten bir kez daha üzüntüyle bu vesileyle anmış oluyoruz. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın İdris Bey, her ne kadar -BDP Grubu herhâlde bu öneriye çok fazla destek vermese, olmasa gerek- tek başına bunu dile getirmiş olsa da dile getirdiği içerik itibarıyla gerçekten düzgün bir sıralama ortaya koydu. Kendisini de tebrik ediyorum.

O süreçte gerçekleşen belki de karanlık olaylardan bir tanesi bu olay ve bu olaylar gerçekleştiği süreçte memleketin içinde bulunduğu durumu şöyle bir göz önüne aldığımız zaman ne ilk ne de son. Yani o süreçte belki de bir şeylerin altını doldurma adına, belki de bir şeylere taban oluşturabilme adına ortaya konmuş bir olay olduğunu az çok elimizdeki verilerle tahlil edebiliyoruz.

Peki, bu böylesine ortadayken, bu öneriye destek veren Cumhuriyet Halk Partisinin değerli milletvekilinin “Size karşı olaylar işinize gelmeyince bakmıyorsunuz.” veya “Samimi değilsiniz.” şeklindeki ithamlarına ne demek lazım? Bir kere bu olaylar bize karşı değil. Bu olaylar, Türk milletine karşı, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı olaylar. Biz bütün bu meseleleri değerlendirirken “Millete karşı gerçekleşen hiçbir şey tarihin karanlık sayfalarında artık yer almasın.” diyoruz ve dikkat edersiniz ki son on yıl içerisinde olabildiği kadar azalan, hatta son yıllarda neredeyse hemen hemen hiç karşılaşmadığımız şeyler bunlar. Ümit ediyorum ki Türkiye Cumhuriyeti’nin önünde bir daha böyle olaylar yaşanmaz.

Bizler -bugüne kadar- milletin önünde her türlü meselenin en şeffaf bir şekilde cereyan edebilmesi adına gayret gösteriyoruz. Hükûmet olarak, bakanlarımız olarak, Başbakan olarak icra noktasında olabildiği kadar şeffaf, olabildiği kadar ülkenin normalleşmesi, demokratikleşmesi adına gayret sarf ediyoruz. Yapmış olduğumuz yasal çalışmalarda, yasama faaliyetlerinde bunların izlerini çok net bir şekilde görebilirsiniz. Dolayısıyla, bugün burada bu grup önerisini değerlendirirken yapılan çalışmaları da göz ardı etmemek lazım.

Biz, ülkenin normalleşmesi, ülkenin demokratikleşmesi, ülkede artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması adına gerçekleştirmiş olduğumuz demokratikleşme adımlarına aslında muhalefetten de destek bekliyoruz. Yani bu muhalefet partilerini ayırt ederek söylemiyorum. Tüm muhalefet partileri 2010 yılındaki referandum çalışmalarında gerçekleşen değişikliklere eğer bir nebze olsun destek vermiş olsaydı belki de şu anda bunların hiçbirini konuşmuyor olacaktık. Şu anda yapılan anayasa çalışmalarında demokratik, gerçek bir ortam ortaya koyabilmek için acaba ne kadar gayret gösteriyoruz? O yüzden burada tek tek bu olayları, ayrı ayrı…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Bunları da mı anayasaya alacaksın?

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) - …ortaya koyarak bir araştırma önergesi vermek çok akıllıca değil bence. Biz hep birlikte yeni anayasa çalışmalarıyla beraber ülkenin demokratikleşmesi, normalleşmesi adına…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ali Ercoşkun, bununla, Gazi Mahallesi’yle anayasanın ne ilgisi var?

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) -…bu çalışmaları noktalarsak eğer, bir daha böyle bir olayın olmaması adına adım atmış oluruz. Şimdi, hiçbir şeyi…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bizi de düşünün. Bak biz de dinliyoruz. Biraz samimi konuşun.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Şu anda, biliyorsunuz, saat ikide Meclis çalışmaları başladı. Sabah saatlerinde Dinleme Komisyonu olarak faaliyette bulunduk. Geçtiğimiz haftaya bakalım; gece on iki buçukta, iki buçukta, üçte devam eden çalışmalar var ama şu anda, biz, saat dört oldu, daha gündemin 1’inci maddesini değil, BDP grup önerisini konuşuyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Onu da mı konuşmayalım! Vay be! Demokrasiye bak, demokrasiye!

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – O zaman bizim ne yapmamız lazım? Bizim şunu yapmamız lazım: Biz ilk önce Meclisi çalıştıracağız, Meclisi çalıştırdıktan sonra bunlara geçeceğiz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey olur mu ya! Bu kadar rahatsız oluyorsanız onu da susturun, grup önerisini yasaklayın, muhalefet de konuşmasın. Onu da yasaklayın, tam demokrasi olsun!

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Ha, Meclisi çalıştırmama adına eğer bunlar yapılıyorsa, o zaman biz bu mesaiyi verebiliriz. Bizim bu mesaiyi vermekten çekinecek hiçbir şeyimiz yok. (Gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Şöyle yapalım: Muhalefet konuşmasın, yasaklayalım, tam anlamıyla demokrasi gelir!

BAŞKAN – Arkadaşlar, dinleyelim. Lütfen…

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, biz, bu Meclisin, gerçek, vatandaşın ihtiyaçlarını giderme anlamında yapacağı çalışmalar noktasında elimizden gelen gayreti ortaya koyduğumuz müddetçe bu olayların tekrarlanmaması söz konusu olacaktır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – 25 tane adam katledilmiş, 28 Şubat diyorsunuz…

BAŞKAN – Sayın Ağbaba…

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Evet, değerli arkadaşlar, bugün Elektrik Piyasası Kanunu’nu kaldığımız yerden devam ettireceğiz. İnşallah, bugün bu kanunu tamamlamayı düşünüyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – 28 Şubat 1995 yılında onlarca insan öldürülmüş, kılınızı kıpırdatmıyorsunuz.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Ben bu vesileyle önerinin aleyhinde olduğumuzu bir kez daha belirtir, Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Benim önerim Sayın Başkan, muhalefet partisinin konuşma sürelerinin…

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen susar mısınız! Lütfen susar mısınız!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vekil “Kimse konuşmasın.” diyor, ona müdahale edin. Meclisin Başkan Vekilisiniz siz. Böyle bir şey olur mu!

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Sen mi karar vereceksin benim ne konuşacağıma!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Muhalefetin konuşmasından rahatsız oluyorlar.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, bugün ön sıraya oturduğunuzdan beri bir dakika susmadınız. Rica ediyorum… Rica ediyorum…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Siz müdahale edin… Sayın Vekil diyor ki…

BAŞKAN – Söz almak istiyorsanız kalkın… Söz almak istiyorsanız sorun… Meclisi yönetmek istiyorsanız buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Estağfurullah…

BAŞKAN - Ben anlamadım ne için siz oraya oturdunuz!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ama Sayın Vekil diyor ki…

BAŞKAN – Sayın Vekilin dediğine cevabınız varsa, söz isteyin, vereyim, konuşun.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ne cevabı Sayın Başkan, ne cevabı…

BAŞKAN - Yerinizden laf atmak uymuyor. Meclisin adabına uymuyor. Çok rica ediyorum… (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, bu size yakışmıyor. Bir Meclis başkan vekiline yakışmıyor. Orada diyor ki…

BAŞKAN – Arkadaşlar, konu hakkında…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bir dakika müsaade eder misiniz…

BAŞKAN – Çok rica ediyorum yerinize oturun!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Diyor ki: “Muhalefet konuşmasın.” Meclis Başkan Vekili olarak müdahale etmiyorsunuz, beni eleştiriyorsunuz. Böyle bir şey olur mu? Siz Meclis Başkan Vekilisiniz. Böyle bir usul var mı?

BAŞKAN – Ona da müdahale ettim. Siz bir dakika durmadınız.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey olmaz. “Konuşmasın.” diyor. Böyle demokrasi olur mu?

BAŞKAN - Bazen arkadaşlarımız bir iki cümle söyleyebilir ama siz bir dakika durmadınız ve Meclisin düzenini sağlamak sizin değil benim görevim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Beni eleştireceğinize Sayın Hatibi eleştirin.

BAŞKAN - Siz bunu yapmadığınız sürece bu düzeni sağlayamayız Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey olur mu?

BAŞKAN – Rica ediyorum efendim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Muhalefeti konuşturmayın.” diyor.

BAŞKAN – On defa rica ettim size, dinlemiyorsunuz efendim. Yaptırım uygulamak zorunda kalacağım, rica ediyorum yani. Başka yapacağım bir şey yok. Lütfen, Meclisin düzenini bozmayınız.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Meclise sahip çıkın. Millî iradeye sahip çıkın.

BAŞKAN – Ben Meclise sahip çıkıyorum, siz Meclisin düzenini bozuyorsunuz herkesin önünde.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bozmuyorum ben.

BAŞKAN – Herkesin önünde bozuyorsunuz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – AKP milletvekili diyor ki: “Muhalefetin sesini kesin.”

BAŞKAN – Rica ediyorum, uygulamak zorunda bırakmayın beni. Rica ediyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – O size muhatap değil.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Muhatap almayın Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır, öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği bir öneri vardır, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre bu öneriyi okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

2.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ve 22 milletvekili tarafından Niğde İl Millî Eğitim Müdürü tarafından bir camide veli toplantısı düzenlenmesinin araştırılması amacıyla 12/3/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13 Mart 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

                                                                                                                    13.03.2013

Danışma Kurulu; 13.03.2013 Çarşamba günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                             Emine Ülker Tarhan

                                                                                                                       Ankara

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ve 22 Milletvekili tarafından, 12.03.2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Niğde İl Millî Eğitim Müdürü tarafından bir camide veli toplantısı düzenlenmesinin araştırılması” amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (763 sıra nolu), Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 13.03.2013 Çarşamba günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi üzerinde, lehinde olmak suretiyle İstanbul Milletvekili Sayın İhsan Özkes.

Buyurun Sayın Özkes. (CHP sıralarından alkışlar)

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Niğde İl Millî Eğitim Müdürünün “Cuma Buluşmaları” adıyla camide veli toplantısı düzenlemesiyle ilgili Meclis araştırması açılması teklifi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

22 Şubat 2013 Cuma günü Niğde ili Bağlama kasabası camisinde bir cuma günü, cuma namazı öncesi, camiye gelen erkeklerle, güya, veli toplantısı yapıldı. Maalesef, koltuğunu sağlamlaştırmanın veya terfi etmenin yolu, din, iman, cami, Kur’an istismarından geçer oldu.

Sayın milletvekilleri, 2.600 nüfuslu Bağlama kasabasında 2 okul var. Her 2 okulun 300’er kişilik toplantı salonu var. Ayrıca, belde belediyesinin 500 kişilik salonu var. Veli toplantısı bu salonlarda değil, camide yapılıyor; hem de cuma gününde ve cuma namazı öncesinde. Din görevlisinin cuma öncesi cuma vaazı vermesi engelleniyor. Bin dört yüz yıllık, cuma öncesi yapılan vaaz geleneğine aykırı olarak, Millî Eğitim Müdürü din istismarına yeltenmiştir.

Değerli milletvekilleri, ben emekli bir müftüyüm, müftülükten emekli olmuş bir kişiyim, bulunduğum ilçelerde camileri yıllarca yönetmiş bir kişiyim. Benim buradaki karşı çıkışım, camide yapılmış olması, cuma günü yapılmış olması ve cuma namazı öncesinde din görevlisinin cuma vaazı yapmasının engellenerek yapılmış olmasıdır.

Diyanetin âdeta camileri siyasetin emrine amade kılar tavrı şirazeden çıkmıştır. Diyanet, iktidarın toplum mühendisliği taşeronu olmamalıdır. Diyanet yöneticileri iktidara değil, Allah’a yakın olmalıdır.

Bir müddet önce, bildiğiniz gibi -kamuoyunda yer aldı, medyada yer aldı- Diyanet dindarlık anketi yaptı. Sayın milletvekilleri, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek gibi ibadetlerin hangi ölçüde yapıldığı araştırılabilir. Ancak “çok dindar”, “az dindar” ve “dindar değil” anketi nasıl yapılabilir? Diyanet yetkilileri önce kendilerinin ne kadar dindar olduklarını test etsinler, sonra da kul hakkı yiyenlerin dindar olup olmadığını açıklasınlar. Hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk, zulüm, şiddet ülkeyi sarmalamış durumda. Üfürükçülük, büyücülük, muskacılık, medyumluk kol geziyor.

Dün basına çıkan haberlerde Diyanet İşleri Sayın Başkanı şöyle diyor: “Türkiye’de 15 ila 20 milyon arasında cuma namazı kılan vatandaşımız var. Bu insanların üçte 1’i cuma namazını yer bulamadığı için sokakta kılıyor.” Sayın Başkana göre 5 ila 7 milyon arasında vatandaşımız cuma namazını sokakta kılıyormuş. Diyanet İşleri Başkanına, hiç değilse, doğruya yakın olanı söylemek yakışır. Sayın Başkanın malumlarıdır ki, camilerin altlarındaki ve çevrelerindeki marketler, ticarethaneler olmasa namaz kılmak için insanların sokağa taşması azalacaktır. Kaldı ki bu cami altlarındaki marketler ve ticarethanelerin çoğunun da AKP’li milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve teşkilat mensuplarının olduğunu defaatle buradan da söyledim. Diyanet asli görevinden uzaklaşmış, ticaret ve siyasetle meşguldür. Camiler ibadethanedir, iktidarın siyasi amaçlarını kolaylaştıran yerler değildir, olmamalıdır.

Bilindiği üzere Emeviler devrinde camiler propaganda merkezleri hâline gelmişti. Dinin saltanata dönüştüğü o dönemde, Emeviler, iktidarı ve icraatlarını “hak”, karşıtlarını ise “din dışı” ilan ediyorlardı. Allah, kitap, hilafet adına, muhalif olanları bertaraf etmeyi meşrulaştırdılar. Din ile bağdaşmayan icraatlarını da Allah’ın takdiri olarak gösterdiler. Bin dört yüz yıl sonra camileri tekrar Emeviler devrindeki duruma döndürmek İslam’a ve ülkeye ihanet olur.

Cuma namazına gelen her insan öğrenci velisi değildir. Cuma namazlarına kadın veliler zaten gelmiyorlar. Niğde ili Bağlama kasabasında camide yapılan, veli toplantısı değildir, camilerin siyasi büro hâline dönüştürülmesidir. Siyaset üstü kalması gereken camilerin siyasi arenaya çevrilmesi gerçekten üzücüdür. Eğer maksat eğitim ise -nur içinde yatsın ve mekânı cennet olsun- rahmetli Türkan Saylan’ın kurduğu, kız çocuklarının eğitim ve öğretimine destek veren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin cami avlusuna bile girmesine tahammülsüzlük nedendir? (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, mübarek, kutsal mekânlar siyasi vesayet altına alınamaz. Gerçi bir bakan Sayın Başbakanın doğduğu, büyükşehir belediye başkanı seçildiği ve ilk defa milletvekili olduğu Rize, İstanbul ve Siirt’i “mübarek” olarak ilan etmiş. Sayın Başbakanı “ikinci peygamber” gibi gören bir il başkanını, Başbakana dokunmayı “ibadet” sayan bir milletvekilini, Başbakan için şükür namazı isteyen bir belediye başkanını, Başbakana canını kurban eden bir milletvekilini duymuştuk ama Başbakanın doğduğu ve seçildiği yerleri “mübarek” sayan bir devlet bakanını görmemiştik.

Bir yerin mübarek olması, ancak yüce Allah’ın ve sevgili Peygamberimizin buyurmasıyla olur. Nitekim Kur’an-ı Kerim, Mekke’deki Kâbe’yi mübarek olarak vasıflandırır. Bir yeri Başbakandan dolayı mübarek saymak hangi inanca sığar? “Mübarek yer” deyince, sahi Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe-i Muazzama’nın mübarek Mescid-i Haram’ın revakları yıkılıp paketleniyor. Suudiler 1926 yılında Hazreti Muhammed’in kabrini yıkmak istediklerinde, Mustafa Kemal Atatürk “Eğer bir taşına bile dokunursanız, ordumu aşağı gönderirim.” diyerek telgraf çekmiş, Hazreti Muhammed’in kabrinin yıkılmasını önlemişti. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, rahmetli Turgut Özal, cumhurbaşkanıyken Kâbe’nin revaklarının yıkılması gündeme geldiğinde, merhum Özal, dirayetiyle revakların yıkılmasını durdurmuştu.

Ancak, dini, imanı, camiyi, Kur’an’ı dilinden düşürmeyenler, revakların yıkılmasına seyirci kalıyorlar. Hem de Muhteşem Süleyman’ın oğlu II. Selim zamanında Mimar Sinan tarafından yapılan revaklar yıkılıyor.

Bir başkası da mübarekliği geride bırakarak Allah’a ait vasıfları Başbakan için kullandı. Bir AKP Genel Başkan Yardımcısı “Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ilelebet, ezelî ve ebedî başkanıdır.” diyor. “İlelebet”, sonsuza dek demektir. “Ezelî” evvelî, başlangıcı olmayan demektir. “Ebedî” ise ilelebet ile aynı anlamda olup sonu olmayan demektir. “İlelebet, ezelî ve ebedî” sıfatları sadece ve sadece Allah’a aittir. Allah’a ait olan bu sıfatları Başbakana vermek hangi Müslümanlığa sığar? Başbakan musalla taşına geldiğinde “er kişi niyetine” denilmeyecek mi? Nasıl olur da fâni olan birine baki olan Allah’ın sıfatları veriliyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Görüldüğü üzere, dini siyasete alet etmek, inancımız açısından da çok vahim neticeler doğuruyor. Bu itibarla, camilerin istismarına geçit vermeyelim. Önergemize kabul oyu vermenizi diliyorum.

Saygılar sunuyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkes.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi üzerinde, aleyhinde olmak üzere, ikinci konuşmacı Ömer Selvi, Niğde Milletvekili.

Sayın Selvi, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP’nin grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, CHP’nin bu grup önerisi, Niğde ilimizde İl Millî Eğitim Müdürümüz tarafından bir camide veli toplantısı düzenlenmesinin araştırılmasını öneriyor. Öncelikle, ben konuya şuradan girmek istiyorum: Bu bir veli toplantısı mıdır ve daha doğrusu veli toplantısı nedir? Veli toplantısı, biliyorsunuz ki, belli periyotlarla o sınıftaki öğrencilerin sınıf öğretmeni veya öğretmenleri tarafından toplanıp, o öğrencilerin özel olarak yaptıkları, yapacakları ve durumları noktasında bilgi paylaşımı noktasında gerçekleşir. Veli toplantısına bir okulun müdürü, ilçe veya bir il millî eğitim müdürü katılmaz. Bir millî eğitim müdürünün veli toplantısı yapmak gibi bir görevi yoktur ve bizim Millî Eğitim Müdürümüz de bu kurumda yirmi üç yıldır çalışmaktadır ve bunu bilmektedir, bunu bilmediğini düşünmek de CHP Grubu adına çok büyük bir ayıptır bence.

Diğer taraftan, aynı şekilde, veli toplantılarıyla ilgili şu söylenmektedir, denmektedir ki: “Veli toplantısı camide yapıldı, halk ayrıştırıldı, kadınların camiye gelmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.” Aynı şekilde, Millî Eğitim Bakanlığında özel statüye sahip olan şehit çocukları ve yetimlerinin velilerinin yok sayıldığı iddia edilmektedir. Aynı önergede ve gerekçesinde şöyle bir şey vardır: “Cuma buluşmaları” adıyla yapıldığı söylenmektedir. Evet, burada bu program, veli toplantısı olarak düzenlenmemiştir, aslında burada böyle bir program da söz konusu değildir. İnsanlar camiye gitmişlerdir ve bunu fırsata çeviren bir İl Millî Eğitim Müdürü vardır. İl Millî Eğitim Müdürü, her yerde fırsata çevirmiştir ve burada öğrencilere değil, velilere bilgi vermiştir. Verdiği bilgi esnasında da kesinlikle ve kesinlikle siyaset yapmamıştır, herhangi bir siyasi partinin icraatlarını veya yaptıkları veyahut yapamadıklarını oradaki velilerle paylaşmamıştır. Paylaştığı şey sadece şudur: Burada çocuklarımızın eğitimine nasıl katkıda bulunuruz? Nasıl çocuklarımızın daha iyi eğitim almasını sağlarız? Bu şekilde ülkeyi nasıl kalkındırırız? Bunu yapmıştır ve buna “cuma buluşmaları” ismini koymuştur. Bunu “veli toplantısı” adı altında öneri olarak getirmeyi doğru bulmuyorum.

Diğer taraftan, aynı önerge gerekçesinde başka bir şey vardır. Burada aynen okuyorum: “14 Haziran 1973 tarih ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 12’nci maddesinde, Türk millî eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi, ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.” Şimdi, bakın, bunu gerekçe olarak buraya koymak bence akıl alır gibi bir yanlış değildir. “Neden?” diye sorarsanız, sanki buradaki Millî Eğitim Müdürü öğrencileri okuldan almış, “Çocuklar gelin, sizin eğitim yeriniz burası değil, sizi camiye götüreceğim ve size orada eğitim vereceğim.” gibi bir algı oluşturmaya çalışılmaktadır, bu, doğru değildir. Burada camiye gelmiş olan gerek veli gerek veli olmasa bile velilerle yakınlığı olan insanlarla, toplumun belli bir kesimiyle bilgi paylaşımı yapılmıştır. Bunu, buraya gerekçe olarak koymak bence akıl alır gibi değildir.

Tabii, aynı şekilde, burada bir laiklik vurgusu yapılmaktadır. Laiklik vurgusu yapılırken şurada bir hataya düşülüyor: Laiklik nedir? Laikliğin tanımı nedir? Görüyoruz ki hâlâ CHP, laikliği tanımlarken yanlışa düşüyor. Burada, bir bürokrat gitmiştir, siyaset yapmamıştır, orada insanlarla bilgi paylaşımında bulunmuştur ama bunu laikliğe bağlamak, CHP’nin yapabileceği en büyük yanlıştır ve akıl alır gibi değildir.

Bugüne kadar beni şaşırtan diğer taraf da şudur: Biliyorsunuz, son zamanlarda CHP laiklikten vazgeçmişti, çok laiklik vurgusu yapmıyordu. Tekrar buna niye döndü bilemiyorum ama doğru kulvarda gitmiyor. Buradan, tekrar vazgeçmesini tavsiye ediyorum çünkü bugüne kadar laiklik vurgusu yaparak, laikliği savunarak laikliğe en büyük zararı verenin CHP olduğunu kendileri de görmüştü.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Türkçe konuşmayı bir öğren önce. Türkçeyi doğru konuş, öğren.

ÖMER SELVİ (Devamla) – Bizimle CHP’nin seçmenleri bunları paylaşıyorlar, kendi partilerinin laikliği bu kadar savunma noktasında, laikliğe zarar verdiği noktasında bilgi aktarımında bulunuyorlar. CHP’nin, tabii ki de partinin kendisiyle paylaştıklarını düşünüyorum. Bu sebepten dolayı ben onların bundan vazgeçtiğini düşünüyorum. Tekrar, bunu gündeme getirmeleri şaşırtıcı bir durumdur.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, olayı başka yere saptırıyor, olayı CHP’ye getiriyor. Böyle bir şey olur mu Sayın Başkan? Ne ilgisi var?

ÖMER SELVİ (Devamla) – Tabii, diğer taraftan aynı gerekçede, cuma namazlarında din adamlarının cuma vaazlarından bahsedilmektedir…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Hatip tek bir kelime şey konuştu mu?

ÖMER SELVİ (Devamla) – …bu gerekçe olarak verilmektedir, vaazlardan dem vurulmaktadır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan ancak Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerine müdahale eder, AK PARTİ milletvekillerine müdahale etmez.

ÖMER SELVİ (Devamla) – CHP’nin tabii ki de en büyük ve bana göre de hakikaten en önemli ve gerçekten olumlu anlamda tek mirası, Atatürk’ün kurduğu parti olmasıdır.

Peki, şuna ne diyecektir CHP? Mustafa Kemal Atatürk, Balıkesir’de hutbe vermiştir, “din adamı” sıfatıyla vermiştir. Yine, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Millî Mücadele esnasında cami cami, şehir şehir gezmiştir, burada Millî Mücadeleyle ilgili, insanlara vaazlar vermiştir.

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Kurtuluş Savaşı başlattınız.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Savaş mı var?

ÖMER SELVİ (Devamla) – Bunları yapan insanlar dinî sebeplerden dolayı mı yapmıştır? Camide böyle bir fırsat yakalamış, bunu kullanmıştır.

Son olarak söyleyeceğim şey şudur ki: Bir bürokrattan bahsediyoruz, Bir bürokrat üzerinden de bir iktidarı vurmak doğru değildir. Hatta, burada bürokratları da zan altında bırakmak durumundasınız çünkü şöyle bir şey vardır: Hangi bürokratın hangi partiye sevgi beslediği, hangi partiye oy verdiği, hangi partiden olduğu bilinmemektedir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ona sen de inanıyorsun yani!

ÖMER SELVİ (Devamla) – Oradaki bir bürokratın gidip orada bilgi vermesinden, hatta ve hatta siyaseti bulaştırmadan sadece genel konular hakkında, çocukların eğitimi hakkında bilgi vermesinden, buradan iktidara ulaşmak, bana kalırsa çok yanlış bir yöntemdir. Bu yöntemle siyaset yapan CHP her geçen gün erimektedir, böyle devam ettiği takdirde eriyeceği aşikârdır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Farklı bir tane bürokrat gösterin, biz de görelim…

ÖMER SELVİ (Devamla) – Son sözde diyeceğim şudur ki, aslında bunları konuşmaktan ziyade iktidarın yaptıklarını konuşmak çok daha doğrudur.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bir tane farklı bürokrat gösterin…

ÖMER SELVİ (Devamla) – İktidar ne yapmıştır? Defaatle, bu kürsüden iktidarın yaptıkları, bu AK PARTİ iktidarının yaptıkları paylaşılmıştır değişik milletvekillerimiz tarafından.

Ben birkaçından bahsetmek istiyorum, hepsine girmek istemiyorum çünkü burada bahsedersem zaten zamanımın yetmeyeceğini de biliyorum.

Ne yaptık? Kısa olarak: 76 tane üniversite vardı ülkede, biz bunu 170’e çıkardık. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. İşte, bunları konuşmak lazım. Laiklik tarafından gelip de bir bürokrat üzerinden iktidarı vurmak doğru bir yöntem değil.

Ne yaptık? Yeni 181.419 tane derslik açtık. Burslarda müthiş katkılar yaptık. Şartlı eğitim noktasında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan 2003’ten 2012 Temmuzuna kadar yaklaşık 21,5 milyon öğrencimize, çocuğumuza yaklaşık 2,5 milyar Türk lirası destek aktardık.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Babanın kesesinden mi yapıyorsun? Devlet yapıyor, devlet.

ÖMER SELVİ (Devamla) - Doğru söylüyorsunuz, devlet yapıyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Devlet yapıyor, devlet.

ÖMER SELVİ (Devamla) – Aynen, devlet yapıyor.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Bugüne kadar niye yapmıyordu?

ÖMER SELVİ (Devamla) - Orada da o bürokrat da devletin bir parçasıdır, iktidarın bir parçası değildir, tamam mı?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Biz gelene kadar neredeydi?

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Neredeydi o devlet?

ÖMER SELVİ (Devamla) - Onun dışında, gene ilk ve ortaöğretim öğrencilerine burs ücreti olarak 2002 itibarıyla sadece ve sadece 12,63 lira verilirken ve 95 bin öğrenciye verilirken 2012 Ekim itibarıyla -ki bu rakam arttı- 121,71 liraya çıktı, yaklaşık 10 kat arttı ve öğrenci sayısı da 191 bine yükseldi. Bunları konuşmak lazım. Kalkıp da bir bürokrat üzerinden iktidara vurmamak lazım. Bunlar doğru şeyler değil. Daha bunlar çok artırılabilir.

Benim size önerim -siz burada öneri verdiniz ya, ben de size öneride bulunuyorum- bu laiklik ilkesinden şunu görmeniz lazım: Laikliği bu kadar “savunuyorum” derken laikliğe en çok zarar veren CHP’dir. Diğer taraftan, laikliği en çok şekilde sağlam tutan AK PARTİ Hükûmetidir. Bunu da görmenizi istiyorum.

Son sözde bu grup önerisinin aleyhinde olduğumu ifade ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Çok esprilisin bugün. Sayın Milletvekili, çok esprilisin, çok şakacısın.

BAŞKAN – Teşekkürler.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

Buyurun Sayın Başkan.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Öğrenciler ve veliler üzerinden din ticareti yapan bir anlayışın araştırılmasına ilişkin grubumuzca verilen önergenin “ayıp” olarak nitelendirildiğini gördük sığ ve cahil bir anlayış tarafından. Grubumuz adına bu sataşma karşılanacaktır.

İzninizle, Sayın Özkes grubumuz adına konuşacak.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkes. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakika içinde lütfen…

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Niğde Milletvekili Ömer Selvi’nin CHP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, arkadaşımız, tabii, konuşuyor, “Ayıptır.” diyor. Bir önerge vermek nereden ayıp oluyor?

Şimdi, bir de “Akıl alır gibi değil.” diyor. Bunlar yanlış şeylerdir.

SONER AKSOY (Kütahya) – Senin yaptıkların da akıl alır gibi değil.

İHSAN ÖZKES (Devamla) - Senin aklın almayabilir.

“Çocuklar camiye gelmemiştir.” diyor. Çocuklar o gün camiye getirilmiştir.

Şimdi, bir de Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden özellikle laiklik ve Atatürk vurgusu yapıyor, hatta Ulu Önder Atatürk’ün Balıkesir’de hutbe okuduğunu söylüyor. Doğru, ancak bilmiyor arkadaşımız, Atatürk, Balıkesir’de Zağanos Paşa Camisi’nde hutbe okumuştur ama cuma günü değil, salı günüdür ve o atmosferde konuşmuştur; öğrenip de gelmeniz lazım.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Salı günü hutbe olmaz hoca, Salı günü vaaz olur, hutbe olmaz o.

İHSAN ÖZKES (Devamla) - Bir de “Şu laiklikten vazgeçin.” diyor. Eğer laiklik olmasaydı bugün Müslüman olmazdınız ya! Bakın samimi söylüyorum, eğer bugün şayet Müslümansanız, önce Allah’a sonra Atatürk’e ve laikliğe borçlusunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Tekrar ediyorum, eğer şayet bugün Müslümansanız, bunu önce Allah’a sonra Atatürk’e ve laikliğe borçlusunuz. Onun için, laiklikle uğraşmayın. Laiklik, İslam dünyasının güvencesidir, bunu bilin. Bunu bilin, bunu beyinlerinize yerleştirin.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi kesinlikle laiklikten ödün vermez. Arkadaşımız öyle diyor “Laiklikten vazgeçtilerdi, nereden söylediler bunu.” Ya sen kendi partinle ilgili konuş, senin Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili konuşmak ne haddine, ne hakkına!

SALİH KOCA (Eskişehir) – Sen kimle ilgili konuşuyorsun şimdi?

İHSAN ÖZKES (Devamla) - Dolayısıyla, Atatürk’le, laiklikle uğraşmayın. Atatürk’le, laiklikle uğraşmayın, Allah çarpar sizi, çarpar! (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH KOCA (Eskişehir) – Seni çarpmış zaten!

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen… Bir dakika efendim, lütfen.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Ahmet Bey buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı, gerek ilk konuşmasında gerekse şimdiki konuşmasında hem Başbakanımızla ilgili çok çirkin yakıştırmalarda bulundu hem de Atatürk’le, laiklikle uğraştığımızı iddia etti efendim, açıklama yapmak istiyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Uğraşmıyor musunuz Ahmet Bey?

BAŞKAN – Buyurun, lütfen iki dakika içinde. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in CHP grup önerisi üzerinde ve sataşma nedeniyle yaptığı konuşmalarda AK PARTİ Grup Başkanına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Değerli arkadaşlar, bırakalım Atatürk’le, laiklikle kimse uğraşmasın.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Arkadaşına söyle, bana değil.

AHMET AYDIN (Devamla) – Ne Atatürk ne cumhuriyet ne laiklik hiç kimsenin tekelinde değildir. Hiç kimsenin tekelinde değildir.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Değil, evet.

AHMET AYDIN (Devamla) – Laiklik bezirgânlığı da yapmayalım.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Din de kimsenin tekelinde değil.

AHMET AYDIN (Devamla) – Din de kimsenin tekelinde değildir, herkesin dini kendine. Herkesin dini kendine. İnanır, inanmaz, herkesin dini kendine

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Evet, aynen.

AHMET AYDIN (Devamla) – Aynen iddia ediyoruz, aynen de olması gereken budur.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Doğru.

AHMET AYDIN (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar, az önceki konuşmasında, işte deniyor ki: “Bir bürokrat, AK PARTİ’nin bürokratı…” Bakın, değerli arkadaşlar, “Bizden bir örnek gösterin” falan diye orada sesler çıktı. Siz de bir bürokrattınız.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Evet.

AHMET AYDIN (Devamla) – Geçmişte yaptığınız bütün şeyleri AK PARTİ’ye mal etme durumunuz var mı, mümkün mü? AK PARTİ döneminde bürokratlık yaptınız mı? Yaptınız, hem de müftülük yaptınız.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Yapmadım, yapmadım, elhamdülillah yapmadım.

AHMET AYDIN (Devamla) – Hem de müftülük yaptınız…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Yaptırmadınız zaten, el çektirdiniz, sürdünüz.

AHMET AYDIN (Devamla) – Hem de müftülük yaptınız ama şu anda CHP’nin milletvekilisiniz. Şu anda CHP’nin milletvekilisiniz.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Çalışamadım sizin zamanınızda.

AHMET AYDIN (Devamla) – Olabilir, doğaldır. Her bürokratın yaptığını bir defa, AK PARTİ’ye mal etmekten vazgeçin.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Siz din adamları arasında bile parti ayrımı yaptınız, emekli ettirdiniz.

AHMET AYDIN (Devamla) – İkincisi: Değerli arkadaşlar, cami toplanma mekânıdır. Cami bir toplanma mekânıdır, bir ibadethanedir. Katılıyorum, caminin hiçbir şekilde siyasete, asla ve asla, alet edilmemesi lazım, kutsal bir değerdir ve bizim, hepimizin, Müslümanların toplandığı bir mekândır, ibadet ettiği bir yerdir ama camilerde birtakım önemli sohbetlerin olduğunu sizler de iyi biliyorsunuz. Zaman içerisinde dinle alakalı, imanla alakalı, hatta işte örnekler verdi değerli hatibimiz, Kurtuluş Savaşı döneminde de bu tip şeyler yapıldı ama bazen, fırsat bulunmuşken öğrenci velileriyle eğitimle alakalı güzel sohbetler yapmak… Bunu nasıl siyasetle siz bağdaştırabilirsiniz?

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Öğrenci velilerinden bayan var mı orada, asker var mı, şehit aileleri var mı, babası şehit olmuş kimse var mı?

AHMET AYDIN (Devamla) – Nasıl bağdaştırabilirsiniz? Hukuka, kanuna herhangi bir aykırılık varsa zaten yetkili merciler gereğini yapar arkadaşlar, yapar. Hiç kimseye de sahiplik etmiyoruz. Hiç kimseye de sahiplik etmiyoruz ama sizler de bunlar üzerinden lütfen, özellikle Başbakanımıza birtakım -hele ki müftülük yapan bir şahsın- “ikinci peygamber…”

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Ben söylemedim onu, arkadaşlarınız söylüyor.

AHMET AYDIN (Devamla) – Sizin burada bunu dile getirmeniz kadar ayıp bir şey yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Niye? Senin genel başkan yardımcın söyleyecek…

AHMET AYDIN (Devamla) – Bunu burada dile getirmeniz kadar ayıp bir şey yoktur, sizin bunu burada dile getirmeniz kadar büyük, haksız bir iddia yoktur. Sözünüzü geri almanız lazım, özür dilemeniz lazım.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Ben mi alacağım?

AHMET AYDIN (Devamla) – AK PARTİ... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Ben mi alacağım? Birisi çıkıyor “İlelebet, ezelî, ebedî” diyor, ondan istemiyorsun, benden mi istiyorsun? Ne bu aymazlık ya!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, önergenin aleyhinde olmak üzere, Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika lütfen, lütfen…

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, grup başkan vekili…

BAŞKAN – Bunu burada bırakalım artık.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Hayır, Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Söz verdim efendim, lütfen yerinize otururun.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, beni dinler misiniz?

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen yerinize oturun ikiniz de.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, bir şey söyleyeyim…

BAŞKAN – Sonra bakarız.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ve 22 milletvekili tarafından Niğde İl Millî Eğitim Müdürü tarafından bir camide veli toplantısı düzenlenmesinin araştırılması amacıyla 12/3/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13 Mart 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şahin.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

İçinde bulunduğumuz hafta biliyorsunuz Tıp Haftası, çok önemli bir hafta. Yarın da Türk milletinin sağlığına hizmet veren hekimlerin çok önemli günü, Tıp Bayramı. Dolayısıyla, ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Bursa Milletvekili olarak, sağlık camiasının, doktorlarımızın, hemşirelerimizin, hasta bakıcılarımızın veya bu konuda hastanelerimizde servis veren şoför, aşçı, temizlikçi, bilgisayar elemanı, sağlık sektörüne hizmet veren tüm arkadaşlarımızın Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Özellikle de içimizde sağlıkçı milletvekili arkadaşlarımız var, onlarınkini de hassaten kutluyorum buradan, Tıp Bayramları kutlu olsun.

Bir hususu daha buradan arz etmek istiyorum. Pazartesi günü 18 Mart, şanlı Çanakkale zaferinin yıl dönümü.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) – Olmadı şimdi.

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Belki, İsmail Bey çıkıp söyleyecekti ama ben buraya çıkmışken bunu da hatırlatmak istedim. Millî birlik ve beraberliğimizin harcı olan, hakikaten bugün çocuklarımıza her mecrada anlatılıp öğretilmesi gereken, özellikle yetişen gençliğin, gençlerimizin, çocuklarımızın, hepsinin ziyaret edip bu ziyaretten de geçmişte birlik ve beraberliğimizin nasıl olduğunun öğretilmesi gereken çok önemli bir gün olan şanlı Çanakkale zaferimizi de kutluyorum.

Meclisimizin gündemi çok yoğun. Bu gündem yoğunluğu içerisinde enerji piyasası ile ilgili kanunu görüşüyoruz, geçen hafta yarım kaldı. İki, üç ve dördüncü bölümleri bitirmemiz gerekiyor. Sektör bizden bu konudaki kanunun çıkarılması konusunda hızlı davranmamız talebinde bulunuyor. Biz, eğer, gündemimize dönecek olursak, gündemimizde Enerji Piyasası Kanunu’nu çıkartmak için çalışacak olursak daha faydalı bir hizmette bulunmuş oluruz diye düşünüyorum.

Sevgili arkadaşlar, şu anda gündem yoğunluğundan dolayı, Cumhuriyet Halk Partisinin araştırma önergesinin aleyhinde olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Buradan da tedavi gören Sayın Başbakanımıza da acil şifalar diliyorum.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, toplantı yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Tamam efendim.

Buyurun.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan…

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkan, sataşmadan söz istiyorum. Grup Başkan Vekili “sığ ve cahil” ifadelerini kullandı.

BAŞKAN – Şimdi, karşılıklı…

ÖMER SELVİ (Niğde) - Sadece bir dakika Sayın Başkanım, iki dakika istemiyorum. Sadece bir dakika…

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, karşılıklı, grup başkan vekilleri izah ettiler.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sadece bir dakika Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Müsaade ederseniz işimize devam edelim.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, bir sataşmaya mahal vermeyeceğim ve bir dakika istiyorum.

BAŞKAN – Ya bunun sonu yok çocuklar.

ÖMER SELVİ (Niğde) – “Sığ ve cahil” diyor Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Rica edeyim de ben yöneteyim yani.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Ben de biliyorum ama…

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Yapmayın, Allah aşkına yapmayın ya!

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, “ayıp” kelimesinden siz sataşmadan söz verdiniz.

BAŞKAN – Bir dakika, buyurun o zaman Sayın Selvi.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Tamam, bir dakika…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim efendim, merak etmeyin.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ama niye? “Cahil” dedi Sayın Başkan, başka bir şey demedi!

BAŞKAN – Ya şu çeneni bir dakika tutsan da… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, tutumunuzu anlamakta güçlük çekiyorum.

Grup Başkan Vekili, CHP’nin…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bu nasıl bir şey ya! Böyle bir şey olur mu?

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, müsaade etsinler, zamanım…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hayır, böyle bir şey olamaz! Yakışıyor mu size? (AK PARTİ sıralarından “Çeneni tut.” sesi)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Böyle bir şey diyemez!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey olur mu ama?

BAŞKAN – Oturun!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey olur mu? Sana iade ediyorum o lafı! Böyle bir şey olur mu?

BAŞKAN – Efendim?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Siz nasıl konuşuyorsunuz bir milletvekiliyle? Nasıl konuşuyorsunuz siz?

BAŞKAN – Ne dedim ki ben?

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Çeneni tut!” dediniz.

BAŞKAN - Evet, dedim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey diyemezsiniz! Hakkınız yok böyle bir şeye.

BAŞKAN – Bu, hakaret değil. Bir dakika…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Böyle bir şeye hakkınız yok.

BAŞKAN – Şimdi, bakın…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir milletvekiliyle böyle konuşmaya hakkınız yok sizin.

SABAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Var, var…

BAŞKAN – Bitti mi konuşmanız efendim?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Böyle bir şey yok! Böyle bir şey olur mu?

BAŞKAN - Bakın, ben sizi susturamıyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Konuşmuyorum sizinle!

BAŞKAN – Sayın milletvekili, ben sizi susturamıyorum. Kafanız estiği zaman kalkıp konuşuyorsunuz. Benden ne yapmamı bekliyorsunuz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir şey diyemezsin! Lütfen temiz dil kullanın!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Aynaya bak, aynaya!

BAŞKAN – En temiz dili kullanıyorum. “Lütfen” diyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Temiz bir dil kullanın. Bu laf size yakışmıyor. Bir milletvekili olarak… Böyle bir şey olur mu?

BAŞKAN – En temiz dili kullanıyorum, “lütfen” diyorum, siz anlamıyorsunuz, susmuyorsunuz kardeşim, susmuyorsunuz!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Siz AK PARTİ’li…

BAŞKAN – Bir saniye…

VELİ AĞBABA (Malatya) – AK PARTİ’li milletvekillerinin söylediklerini duyuyorsunuz cevap vermiyorsunuz.

BAŞKAN – Buyurun, istediğiniz kadar konuşun o zaman. Buyurun konuşun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bizim bütün konuşmalarımıza müdahale ediyorsunuz.

BAŞKAN - Evet, buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Böyle bir şey yakışıyor mu size?

BAŞKAN – Bitti mi efendim?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Diyor ki: “Muhalefet partileri grup önerilerinde konuşmasın.” Siz Meclis Başkanı olarak cevap vermiyorsunuz, bizim her müdahalemize… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir dakika, bir dakika…

VELİ AĞBABA (Malatya) - Benim İç Tüzük’e aykırı bir tutumum varsa…

BAŞKAN – Bir dakika efendim.

Buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - İç Tüzük’e aykırı bir tutumum yok benim.

BAŞKAN – Evet… Bitti mi efendim konuşmanız?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tutumunuz hakkında söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, isteyebilirsiniz. Benim ricam şu: Siz lütfen…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben sizin tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Bir dakika… Oturun! Şimdi beni dinleyin. Bu Mecliste söz almanın usulünü İç Tüzük yazıyor. Ya sisteme girersiniz ya müsaade alırsınız.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bu, yeni vekil Sayın Başkanım!

BAŞKAN – Bakınız, Grup Başkan Vekiliniz kalktı, müsaade alıyor. Lütfen örnek alın. Yani karşılıklı konuşmakla bir yere varamayız. İki usulü var bakın, lütfen dinleyin beni.

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Çeneni kapat” diyemezsin.

BAŞKAN - Bakın, ya sisteme gireceksiniz ya söz isteyeceksiniz, başka çaresi yok.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan benimle bu şekilde konuşamazsınız. Benim çenemi bir tek Yüce Allah kapatır, siz kapatamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Zamanı gelince kapatacak hepimizinkini merak etmeyin.

Bir saniye… Başka konuşmanız var mı efendim?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, oturun.

Tutumum hakkında söz isteyebilirsiniz.

Buyurun Sayın Hatip…

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, öncelikle…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkanım sakin olun.

BAŞKAN – Sizin kadar sakin olmaya çalışıyorum Sayın Özgündüz. Siz de çok sakin adamdınız ama susmuyor arkadaşınız. Biriniz “sus” deyin lütfen ya, susmuyor.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Kürsüde bir Sayın Hatip konuşuyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bakınız, Meclisin düzenini sağlayamıyorum, susmuyor. Rica ediyorum.

Buyurun.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, süremi tekrar başlatabilir misiniz?

BAŞKAN – Tamam, buyurun bir dakika içinde lütfen.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Niğde Milletvekili Ömer Selvi’nin, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın sataşma nedeniyle söz talebinde bulunurken şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkanım, öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Şunu anlamakta güçlük çekiyorum. Sayın Grup Başkan Vekili “ayıp” ifadesinden dolayı sataşmadan söz alıyor, kendisi sataşmadan söz alırken “sığ ve cahil” ifadesini kullanıyor. Bana sataşmadan söz vermek de… Ben, sataşmadan söz almakta zorluk çekiyorum, bunu doğru bulmuyorum, bir.

İkincisi, “sığ ve cahil” ifadesini kullanan Sayın Grup Başkan Vekili tabii ki de, grup başkan vekili olması hasebiyle bu kürsüde benden çok daha fazla söz almış bulunmakta. Ben, kendisinden ve bu gruptan istirham ediyorum, lütfen benim konuşmalarımı ve kendi konuşmalarını tutanaklardan alsınlar, kıyaslasınlar, kim daha sığ konuşuyor, kim daha cahil, kıyaslasınlar, ona göre karar versinler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

Diğer taraftan, şunu da ifade etmek istiyorum, Sayın Hatip çıktı, dedi ki “Laiklikten vazgeçsinler.” diye bir ifade kullandığımı söyledi. Ben “Laiklikten vazgeçsinler.” demedim, “Laiklik üzerinden siyaset üretmekten vazgeçsinler.” diye bir ifade kullandım, bunu da ifade etmek istiyorum.

Diğer taraftan, benim sanki şöyle bir ifade kullandığımı iddia etti Sayın Hatip, demek ki beni yeteri kadar dikkatli dinlemiyor ve her söylediğimi yeteri kadar algılayamıyor. Dedi ki: “Millî Eğitim Müdürü çocukları okula getirmemiştir.” gibi bir ifade kullandığımı söylüyor. Hayır, ben şunu söyledim: Oradaki sizin gerekçenizde sanki böyle bir algı uyandırılmaya çalışıyormuşum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER SELVİ (Niğde) – … gibi bir durum için söz konusu ifadeyi söylemiştim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Öyle demedin, öyle demedin, “Öyle yaptınız.” dedin. Çevirme.

ÖMER SELVİ (Niğde) – Tutanaklara bakın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Çevirme kazı.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Neyi çevirmesin?

BAŞKAN – Sayın Başkan, buyurun.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, sataşma olduğu çok açık ama aslında kürsüye çıkıp Meclisi meşgul etmek istemiyorum.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Etmeyin, etmeyin.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Buradan tutanaklara geçmesi açısından bir şey söylemek istiyorum.

İSMAİL AYDIN (Bursa)  - Helal, helal!

EMİNE ÜLKER TARHAN  (Ankara) - Sesinizi kesin ve dinleyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖMER SELVİ (Niğde) – Sayın Başkan, böyle bir saygısızlık yok ama!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Siz müdahale etmediğiniz takdirde ben müdahale etme hakkını kendimde bulurum Sayın Başkan. Seslerini kesip beni dinlemek zorundalar; bir.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Önce Veli Bey’in sesini kesin.

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Sizin sesinizi millet kesecek!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Siz kutsal mekânları bir ticarethaneye dönüştürmeye ve onlar üzerinden istismara devam ettiğiniz sürece ve en kötü figürlerin toplandığı bir popülasyon olarak sizler, Türkçeyi bile doğru kullanmayan bir örneğinin söylediği, az önce söylediği sözlere karşı…

YUNUS KILIÇ (Kars) – Nefret dolusunuz, nefret!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – …benim verdiğim yanıtın eksiği vardır, fazlası yoktur Sayın Başkan. Yeterince söylemiştim, keşke daha fazlasını söyleseydim. (AK PARTİ sıralarından “Yakışıyor size, yakışıyor” sesleri)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sözleriniz zabıtlara geçti.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen… Evet, dinleyelim arkadaşlar!

Sayın Özkes, buyurun.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, AKP Grup Başkan Vekili benden özür dilememi istedi.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Dileme Hocam, dileme. Geç oldu vallahi!

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

Evet, dinliyoruz Sayın Özkes.

Buyurun.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Ayrıca, Sayın Konuşmacı, benim, söylediklerini anlamadığımı, anlayamadığımı söyledi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Anlayamadın.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen… Lütfen dinleyelim.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) - Arkadaşlar, sizinle mi konuşacağım Başkanla mı konuşacağım!

Her zaman diyorum, şu kürsü yanlış yerde, adaletli değil! Sizin Adalet ve Kalkınma Partisinin adında “Adalet” var ama adaletiniz yok! (AK PARTİ sıralarından “Bağırma” sesleri ve gürültüler) Şu kürsünün yeri orası değil. Rica ederim ya!

BAŞKAN – Sayın Özkes, lütfen…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) - Sayın Başkan, bana da söz hakkı vermenizi istiyorum sataşmadan dolayı.

BAŞKAN – Özür dileme sataşma değil, öbürü için istiyorsanız vereyim.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Hayır, benim anlayamadığımı söylüyor.

BAŞKAN - Sözleriniz zabıtlara geçti Sayın Özkes.

 İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Yakışıksız sözler söylediğimi söylüyor. Yakışıksız…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – “Anlamadı.” diyerek Hatipten söz etti, konuşmacıdan söz etti. Sataşma var. Söz vermek durumundasınız.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

Lütfen, yeni bir sataşmaya meydan vermeden açıklayın ve bırakalım.

Bir dakikada lütfen Sayın Özkes… ben rica edeyim. 

4.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben burada dedim ki: “Bir AKP Genel Başkan Yardımcısı diyor ki: ‘Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ilelebet, ezelî ve ebedî başkanıdır.’” diyor. Diyor mu? Diyor.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Bu, Millî Şef senin dediğin, CHP diyor bunu.

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Peki “ilelebet” nedir? Sonsuza dek demektir. “Ezelî” ne demektir? Evveli, başlangıcı olmayan demektir. “Ebedî” ne demektir? Sonu olmayan demektir. “Bu sıfatlar kime aittir? Allah’a aittir. Allah’a ait olan sıfatlar nasıl olur da şu anda hasta bulunan bir Başbakana verilir?” diyorum, diyor ki: “Özür dile.” Ben mi dileyeceğim özrü, bunu söyleyen mi dileyecek özrü? Neden onu söyleyene bir şey demiyorsunuz da bunu söyleyeni, dile getireni özür dilemeye davet ediyorsunuz Sayın Grup Başkan Vekili? Böyle bir şey var mı? Bu, hangi İslam’a, hangi inanca sığar, böyle bir şey olabilir mi? Neden bundan rahatsız oluyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İHSAN ÖZKES (Devamla) - Madem rahatsız oluyorsunuz, arkadaşlarınıza niye… (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Her şeyi bu kadar sığ algılıyorsunuz.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Bahsettiğin şey Millî Şef’e ait, Millî Şef’e. CHP’ye bak. Yalan yanlış şeyler söylüyorsun.

BAŞKAN – Sayın Özkes, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, buyurun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, biraz önce partimize yönelik ağır bir hakarette bulunuldu, “adaleti olmadığı” şeklinde bir ifadeyle… Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in sataşma nedeniyle söz talebinde bulunurken Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Partimizin ismi: Adalet ve Kalkınma Partisi. Partimizin adalet duygusu ve uygulaması en üst seviyede. Bunu milletimiz söylüyor. Milletimiz böyle söylüyor.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Silivri’den belli.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Kalkınmayı hem milletimiz söylüyor hem bütün dünya söylüyor. Bugüne kadar hiçbir dönemde olmadığı kadar hem adaletin, gerçek adaletin tesis ettirilmesinde hem de ülkenin kaynaklarının en iyi yönetilerek millî gelirin yükseltilmesinde ve kalkınmanın gerçekleştirilmesinde tarihin ve bütün dünyanın hayranlıkla izlediği bir başarı öyküsüdür aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi. Adaletimiz de tamdır, kalkınmamız da tamdır, onda sorun yok. Sorun, Cumhuriyet Halk Partisinde esas. Cumhuriyet Halk Partisinin “cumhuru” yok, “cumhuriyeti” yok. Gerçek anlamda “cumhuriyeti” yok, esas itibarıyla sıkıntı orada ve Cumhuriyet Halk Partisinin halkı yok, halkçı değil. Esas sorun burada.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

6.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Pekâlâ, beni konuşma yapmak zorunda, üstelik kürsüde yapmak zorunda bıraktınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Dinleyelim beyler, lütfen.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Evet, sattığınız ve yediğiniz değerlerimizle…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Selam verseydin önce!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – …bu ülkenin kaynaklarıyla, inanın, bu ülkenin tüm yoksullarının sonsuza dek doyurulmasını ve üstüne kahve ve yemekle birlikte doyurulmasını inanın sağlayabilirdik. O kadar çok yediniz, o kadar çok yediniz ki o yüzden adınız sizin… Adınıza ne diyorlar biliyor musunuz? Alaca Karanlık Partisi. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, yani yeterlilik tezkeresi vermemiz gerekiyor mu? Biz buna mecbur muyuz?

BAŞKAN – Buyurun.

7.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, gerçekten son derece talihsiz konuşmalar yapılıyor.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) –  Siz başlattınız!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bütün hukukçu arkadaşlarımız bilir, eğer birisi bir şey yemişse, yiyeni, yediğini çıkın burada açıklayın.

Varsa eğer bir iddianız, elinizde somut bir belgeniz, bilginiz varsa çıkın açıklayın. Var mı? Buyurun, açıklayın! Hani, nerde?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Dava açın!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bir yolsuzluk varsa söyleyin, kimin yolsuzluk yaptığını, kimin hırsızlık yaptığını söyleyin, açıklayın.

Bakın, bu dönemde o kadar çok iddia ortaya atıldı, o kadar çok yargıya konu intikal ettirildi ki AK PARTİ’nin döneminde suçlayacak hiçbir tane delil bulunamadı.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Bütün ihaleleri…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İstiyor musunuz? Örneklerini mi istiyorsunuz? Örneklerini mi istiyorsunuz? Bol miktarda. Cumhuriyet Halk Partisinin tarihine bakın, aynaya bakın. Somut istiyorsanız somut da var bende, somutu da var. Bakın, bu tartışmayı biz başlatmadık. Bu tartışmayı biz başlatmadık ama somut isterseniz onu da rakamlarla, belgelerle  -dosyamda, şu anda dosyamın içinde- hepsini tek tek net açıklarım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, ben tutumunuz hakkında, aleyhte söz almak istiyorum.

 NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, tutum nedir, hangi tutum?

BAŞKAN – Başkanlık Divanının tutumu hakkında…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Evet, aleyhte söz almak istiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, tutum yok. Sayın Başkan, tutum nedir? Sayın Başkan, bir tartışma açılabilmesi için tutum olması gerekir. Şu anda görüşmeler, konuşmalar devam ediyor. (CHP sıralarından gürültüler) Herhangi bir tutumla ilgili olarak bir hususun ortaya çıkması gerekir Sayın Başkan.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Canikli, siz yoktunuz burada.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, ne söylediğinizi biliyoruz. Tutumunuzun aleyhinde söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Efendim, müsaade ederseniz şöyle bir şey var…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Canikli, “Çeneni kapat.” dedi, çeneni. “Çeneni kapat.” dedi, çeneni.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kapat, kapat!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, kim söz istediyse verdik.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, benimle ilgili bir şey kullandınız. Ben tutumunuzun aleyhinde konuşmak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bunun tutumla ne ilgisi var Sayın Başkan? (CHP sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ya Veli Bey, işimiz var, gözünü seveyim ya! Bu ne ya!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Konuşmayalım o zaman!

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Böyle bir şey olur mu!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kürsüyü de önüne al.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tutumunuz aleyhinde konuşmak istiyorum.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Müftü Bey, kürsüyü oraya al o zaman, kürsüyü önüne al. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, böyle bir şey olmaz ki ama.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Konuşturmayın rahatsız oluyorsanız, konuşturmayın.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Konuşma. Konuşma.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Kalk, sen de konuş. Kalk, sen de konuş.

BAŞKAN – Şimdi, değerli arkadaşlar, herhangi bir konuda usul tartışmasından ziyade, Sayın Veli Ağbaba, siz benim size söylediğim sözle ilgili konuşmak istiyorsanız size iki dakika süre vereyim, onun dışında bir usul tartışması açacak bir tutum yok.

Buyurun…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bu durumda…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Oylayın Sayın Başkanım.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, bir kere, sizin, milletvekili yerinden ayağa kalktığı zaman ayağa kalkan milletvekiline meramını sormak gibi bir mecburiyetiniz var.

BAŞKAN – Tamam.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Siz biraz önce, iktidar ve muhalefet partisinden 2 milletvekili ayaktayken meramlarını sormadan kürsüye hatip çağırdınız.

BAŞKAN – Hayır, o yanlış. Bakın, hemen şunu söyleyeyim…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, meramımı dinler misiniz.

BAŞKAN – Hayır efendim, yanlış.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Meramımı dinler misiniz.

BAŞKAN – Ben hatibe söz verdikten sonra kalktılar, siz yoktunuz o sırada.

ENGİN ALTAY (Sinop) – İki: Sayın Ağbaba İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre tutumunuzla ilgili bir tartışma açma talebinde bulunduktan sonra, bunda sizin bir takdir hakkınız yoktur. Takdir hakkınız söz süresini on dakika ile iki dakika arasında sınırlamaktan ibarettir. Bu noktadan sonra Sayın Ağbaba’ya “Sadece size söz vereyim.” diyerek bunu geçiştiremezsiniz. 63’e göre talep geçerlidir.

Ben de ısrar ediyorum, ben de tutumunuzun lehinde söz istiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Lehinde mi? O kadar laf ettin, bir de lehinde mi istiyorsun!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, ortada bir usul yok. Bir tartışma olabilmesi için bir usul ittihazı gerekir. Usul ittihazını gerektirecek bir durum söz konusu değil. Şu anda konuşmalar devam ediyor Sayın Başkan. Bundan dolayı, 63’üncü maddeye göre usul tartışması açılamaz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, dinler misiniz beni lütfen.

Bakınız, milletvekillerinin söz almaları ve konuşmalarıyla ilgili madde 60’ıncı madde. Birinci cümle şunu söylüyor: “Adını önceden kaydettirmeyen veya oturum sırasında Başkandan söz almayan hiç kimse konuşamaz.”

Şimdi, bu tutum karşısında benim tutumumu takdirlerinize bırakıyorum. Ben doğrudan doğruya…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, 63 çok açık, 63 çok açık!

BAŞKAN – Bir saniye efendim… Bakın, söz almadan konuşuyorsunuz yine. Ben size söz vermedim henüz.

Bakın, “Pek kısa bir sözü olduğunu belirten üyeye Başkan, yerinden konuşma izni verebilir.”

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Nasıl anlatacak derdini o zaman? Milletvekilinin ayağa kalkıp söz istemeye hakkı yok mu?

BAŞKAN – Sayın Ağbaba sonradan, benim söylediğim bir şeyle ilgili “Ben söz istiyorum.” dedi, ben de ona iki dakika söz verdim. Usul tartışması istenirse onu da açarım ama şurada bir usulsüzlük yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) – “İstenirse” yok Sayın Başkan, istedik. Nasıl “istenirse”?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Açacaksınız, başka yolu yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, 63’üncü maddeyi okuyalım. Bakın, birinci fıkrası: “Görüşmeye yer olup olmaması, Başkanı gündeme veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usullerine uymaya davet, bir konuyu öne alma veya geriye bırakma gibi usule ait konular, diğer işlerden önce konuşulur.

Bu yolda bir istemde bulunulursa…”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Bulundu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Konuştuğumuz konular 63’üncü maddenin birinci fıkrasında sayılan hususlardan değildir. Dolayısıyla, bir usul yoktur. O yüzden usul… Eğer böyle bir şey olursa usul tartışması zorunludur o zaman. Tabii, başkanın takdir yetkisi yoktur ancak ortada usul yoktur.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Nasıl yok? Başkanın tutumunu söyleyelim. Meclisin çalışma usullerine uymaya davet ediyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani 63’üncü maddenin birinci fıkrasında sayılan usullerden bir tanesi değildir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkanım, bunun adı ders kaynatmaktır.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Olur mu öyle şey? Burada yeni icat çıkarıyorsunuz. Bu istendiğinde açılacak, bunun lâmı cimi yok yani. (CHP sıralarından gürültüler)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Eğer verseydiniz bitmişti zaten.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağbaba, buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ne oldu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Neye göre Sayın Başkan?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Aleyhinde konuşacağım Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir dakika… Neye göre verdiniz?

BAŞKAN - Sayın Altay, siz yerinize oturun. Kendisi neye göre istediyse ona göre veriyorum.

Siz neye göre istediniz?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Usul tartışması açtınız mı?

BAŞKAN - Bir dakika!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Usul hakkında aleyhine istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Usul tartışması açmadım Sayın Ağbaba, aleyhine diye bir şey yok.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben usul tartışması açmak istiyorum, aleyhinde istiyorum.

BAŞKAN – Siz…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, bunu açmak zorundasınız. Bunun lâmı cimi yok. Tüzük açık.

BAŞKAN – Böyle bir zorunluluk yok, hiçbir yerde yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sizin tutumunuz ortada! Burayı şeye çevirdiniz…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Usul tartışması açıyorum, aleyhinize söz istiyorum Sayın Başkan.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Usul tartışması açamazsınız.

BAŞKAN – Siz açmazsınız, usul tartışması açılmasını teklif edersiniz. Diğer grupların itirazı var çünkü bir tutum söz konusu değil.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – İç Tüzük’ü oku, İç Tüzük’ü!

BAŞKAN – Siz dediniz ki bir sözle ilgili…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, tutumunuz ortada…

BAŞKAN – Efendim?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tutumunuz ortada, bütün Meclis duydu, bütün Türkiye duydu, sadece AK PARTİ Grup Başkan Vekili duymadı.

BAŞKAN – Hangi maddeye göre söz istiyorsunuz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – 63’üncü maddeye göre tutumunuz hakkında usul tartışması açılmasını istiyorum Sayın Başkan.

RECEP ÖZEL (Isparta) – 63’e göre olmaz ya!

BAŞKAN – İstiyor musunuz siz de?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben aleyhte istiyorum Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Başkan…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Lehinde, lehinde.

BAŞKAN – Bir saniye.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Aleyhte Sayın Başkan.

BAŞKAN – Usul tartışması açılmasını mı istiyorsunuz?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Tutumunuzla ilgili… Ayrıntıya ben girmek istemiyorum, tutanaklarda var.

BAŞKAN – Arkadaşlar, tamam, bir usul tartışması açalım.

Tamam, buyurun efendim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aleyhte.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lehte Canikli.

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın Genel Kurul çalışmalarında izlediği yöntemin İç Tüzük’e uygun olup olmadığı gerekçesiyle tutumu hakkında

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, ben, tabii, Malatya’nın milletvekiliyim. Hem Malatya’yla ilgili hem de Türkiye’deki gündemle ilgili hem kendi düşüncelerimi ve partimizin düşüncelerini açıklamaya çalışıyoruz. Gördüğümüz manzara şudur: Hem sizin tutumunuz hem de AK PARTİ milletvekillerinin, bazı milletvekillerinin tutumu, maalesef, demokrasiyi öğrenemedikleri, bunu hazmedemedikleri şeklindedir.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Senden mi öğreneceğiz!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Şimdi, buradan laf atıyorlar, diyor ki… Bir dönemin, 22 tane insanın öldürüldüğü, 155 tane insana saldırıldığı, açıkça, Türkiye’de herkesin açık bir provokasyon olduğunu kabul ettiği Gazi olaylarıyla ilgili bir araştırma önergesi, komisyon kurulsun diye önerge veriliyor, AKP milletvekilleri “Zamanımızı çalmayın.” diyor. Bolu Milletvekili “Böyle bir şeye ne gerek var? Böyle bir şeyi konuşmayalım, zamanımızdan gidiyor.” diyor.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Yalan söylüyorsun, yalan!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Şimdi, ön sırada oturan, bana laf atan milletvekilleri “Böyle bir şeye gerek yok, zamanımız yok.” diyorlar. Yine aynı milletvekilleri usul tartışması açıldığında “Nasıl olsa sonucu belli, usul tartışması açmayın.” diyorlar. Bunun mantığı şu: Siz yarın seçimlerde de “Sonuç belli, sandığa gitmeyelim.” dersiniz, yarın “Burada da çoğunluğumuz belli, oy kullanmayalım.” dersiniz. Bunun açık anlamı, kitapta yazan anlamı demokrasi değil, bunun açık anlamı faşizm!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Niye tartışma açtın, niye?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bunu savunanlar da faşisttir, onu söyleyeyim ben size, kim savunuyorsa. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu faşizmdir; bunu kim savunuyorsa, hangi kafa savunuyorsa bu faşist kafadır, bu yağcı kafadır, bu yalaka kafadır. (CHP sıralarından alkışlar)

Ayrıca, hiçbir kimse benim hakkımda “Kapa çeneni.” diyemez.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Başkan der.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, ben herkese saygılıyım. Malatyalı olmak kibar olmayı da gerektirir. Onun için, Sayın Başkan, ben size cevap vermiyorum.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Demediğin kalmadı, daha ne diyeceksin!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bu konuda yorumu milletvekillerine bırakıyorum, bu tutumunuzu da kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Aynaya bakarsan kendini görürsün!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bu faşizmdir, faşizm!

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Aynaya bak, faşisti gör!

BAŞKAN – Çocuklar, lütfen…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Böyle bir kafa olur mu? “Sonucu belli, sonucu.” diyor. Seçim de yapma, sonuç belli!

YUNUS KILIÇ (Kars) – Orada o kadar konuştun, bir de yerinden konuşuyorsun hâlâ!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Rahatsız oldun ondan sen!

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) –Siz millete faşist dersiniz, millete ancak. Çünkü sizin gözünüzde millet faşist, AK PARTİ’ye oy verdi diye.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bu kafa faşist kafadır!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kürsüyü oraya koyalım, kürsüyü önüne koyalım hep bağır, hep sen konuş!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tutumumuzun lehinde Sayın Ahmet Aydın.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, aslında usulsüz bir olayı maalesef usul tartışmasıyla buraya getirdik. Baştan itibaren usulsüz bir şekilde gidiyor Sayın Başkanım. Hakikaten İç Tüzük’e, Anayasa’ya bakmadan, Meclisin teamüllerine bakmadan burada, herkes oturduğu yerde feryat figan bağırıp çağırsa… Kusura bakmayın Veli Bey, hakikaten çok yanlış şeyler oluyor. Burada biz milletvekiliyiz, hepimiz milleti temsil ediyoruz, millet adına burada iş görüyoruz ve bu iş görme esnasında temel dayanağımız bizim Anayasa’dır, İç Tüzük’tür, Meclis teamülleridir. Şimdi, 550 milletvekili var. O zaman, 550 milletvekilinin her biri, İç Tüzük’ün 63’üncü maddesinin birinci fıkrasına bakmadan kalkıp yerinden, ne olursa olsun usul tartışması…  O zaman biz bu Meclisi çalıştırmayalım. Eğer millete hizmet etmek istiyorsak, millet adına burada iş görmek istiyorsak, milletin talep ve beklentilerine Meclis olarak çare arıyorsak, çözüm üretiyorsak, bırakın bu Meclis çalışsın.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bizim kendi kişisel talebimiz mi var? Biz milletin talebini konuşuyoruz Ahmet Bey.

AHMET AYDIN (Devamla) – Katılmayabilirsiniz, gelirsiniz, en aykırı görüşlerinizi burada söylerseniz ama kusura bakmayın, faşizmle itham edemezsiniz. Eğer faşizmi görmek istiyorsanız, aynaya bakın, geçmişinize bakın.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Karşıya bakıyorum, faşizm görmek istiyorsam karşıya bakıyorum.

AHMET AYDIN (Devamla) – Geçmişinize bakın, faşizmin ne olduğu çok iyi bir şekilde görecekseniz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Kaldı ki Adalet ve Kalkınma Partisiyiz.

Yine birtakım şeylerle Sayın Grup Başkan Vekili de itham etti ama değerli CHP’liler, ben size Çankaya Belediye Başkanının söylemlerini hatırlatmak istemiyorum, Kadıköy Belediye Başkanının söylediklerini hatırlatmak istemiyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hatırlat!

AHMET AYDIN (Devamla) – Sizlerle alakalı, CHP’lilerle ilgili övgü dolu sözlerini söylemek istemiyorum. Bakın, kamuoyu biliyor, bütün halk biliyor. Kaldı ki Türkiye’de yaşayan her vatandaş, hepimizi şu anda izliyor. Akı da görüyor, karayı da görüyor ve kararını veriyor. Dolayısıyla, sizin burada halkı kandırmaya yönelik, Meclisin çalışmalarını akamete yöneltmeye yönelik girişimleriniz çabasız kalacaktır diyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bakın, biz CHP’li milletvekilleri olarak halkın taleplerini konuşuyoruz, bunu bilin. Kişisel bir şey istemiyoruz, kişisel kanun yapmıyoruz biz.

AHMET AYDIN (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte olmak suretiyle, Sayın Engin Altay.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usullerine uymadığınız için, sizi uymaya davet etmek için usul tartışması açtık.

Biraz önce burada yaptığınız gibi… Yani, Meclis Başkanının oradan laf cambazlığı yapması hiç hoş değil. Grup başkan vekillerinin gözünün içine bakarak oturum yönetmesi hiç hoş değil. Bir milletvekiline, 63’e göre talep edilmiş usul tartışmasıyla ilgili, “Dur ben sana söz vereyim de, bunu geçiştireyim.” demek hiç hoş değil. Eğer siz bu oturumda 69’u doğru kullansaydınız burayı sirke çevirmezdiniz. Burası sirk gibi oldu.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Sayenizde!

ENGİN ALTAY (Devamla) – İki dakika oradan, iki dakika oradan, iki dakika oradan, iki dakika oradan… Böyle Meclis olur mu!

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın Başkan, sizi bu İç Tüzük’e uymaya, grup başkan vekilleriyle göz kaş yaparak oturum yönetmemeye davet ediyorum.

Faşistliğe gelince: Gazete patronlarını arayıp “Şunun bugünkü yazısını beğenmedim, şunu işten at.” diyen bir kimse…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Bunu ispat et! Bunu ispat etmezsen müfterisin!

ENGİN ALTAY (Devamla) – …bana göre, Hitler’den de Stalin’den de daha faşisttir.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Nereden biliyorsun bunu? Nereden biliyorsun? İspat et!

ENGİN ALTAY (Devamla) – CHP’nin geçmişine gelince: Sayın Canikli…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – O iddianı ispat edeceksin! İspat et, ispat!

ENGİN ALTAY (Devamla) – İsmet Paşa Başbakan, İsmet İnönü Başbakan.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – İddianı ispat edeceksin! Kimseye “faşist” diyemezsin. Kendinizle karıştırmayın!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Nazilli Basma Fabrikasında 25 kuruşluk yolsuzluk oldu diye…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – İftira atma, iftira!

ENGİN ALTAY (Devamla) – …Atatürk’e istifa dilekçesini verdi.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – İftira atma!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bu, CHP’nin geçmişi.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – İddianı ispat et!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sizin devrinizde 300 milyon dolara satılan Tekel, bir-bir buçuk sene içinde 2 tane el değiştirerek 3 milyar küsur dolara satıldı.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – O iddianı ispatlayacaksın!

ENGİN ALTAY (Devamla) – İşte bu, namussuzluktur; bu, vatan hainliğidir! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – O iddianı ispatla!

BAŞKAN – Sayın Nurettin Canikli, lehte olmak suretiyle.

Buyurun Sayın Canikli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“1986-2002 yılları arasında, tam 190 tane kamu iktisadi kuruluşu satıldı.” Bu ifade sizin olduğu için aynen kullanıyorum. Elde edilen toplam gelir 8 milyar dolar. 190 tane iktisadi kuruluş 8 milyar dolar. Ne zaman? 1986’dan 2002 yılına, AK PARTİ iktidara gelene kadar. AK PARTİ iktidarı döneminde ise satılan 100 tane iktisadi kuruluş var, elde edilen gelir 35 milyar dolar. (CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vay be! Vay be!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – 35 milyar dolar.

Eskiden bunlar…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – İlkokula anlat bunları, ilkokula!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hırsızlık nerede, yolsuzluk nerede, ben, milletimizin takdirine bırakıyorum değerli arkadaşlar. Eğer arıyorsanız, oraya gideceksiniz. Bakın… (CHP sıralarından gürültüler)

Ve bir de faşizmi öven faşisttir. Başbakanımızla ve Hükûmetimizle ilgili iddia ettiğiniz hususlarla ilgili en ufak bir belgeniz yok, hepsi iftiradır, hepsini iade ediyoruz. Ama bakın, hiç kimsenin kapatamayacağı bir şey var: Faşizmi öven faşisttir, Hitler’i öven faşisttir, siyonizmi öven faşisttir. Örneğini mi görmek istiyorsunuz? Açın, 1940’lı yıllardaki Cumhuriyet gazetesinin Hitler’i öven, Hitler’in faşizmini öven Cumhuriyet Halk Partisi yetkilerinin beyanlarına bakın.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Uzağa gitme, bugüne bak.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Var mı bu beyanlar? Var. Faşizmi öven faşist mi? Faşist. Kim övüyor Hitler’i? Kim övüyor İtalya’yı? Cumhuriyet Halk Partisinin en üst seviyeden yetkilileri övüyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hitler yaşasaydı gurur duyardı sizinle.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bugüne gelsene…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Onun için diyoruz eğer faşist, has faşist görmek istiyorsanız, çok net bir şekilde faşist uygulamaları görmek istiyorsanız Cumhuriyet Halk Partisinin tarihine bakacaksınız. (CHP sıralarından gürültüler) Cumhuriyet Halk Partisinin tarihi eşittir faşizmdir, bunun sayısız uygulamaları ve örnekleri vardır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Avukatları hapse atanlar faşisttir! 2 bin tane öğrenciyi cezaevine atanlar faşisttir! 10 bin tane siyasetçiyi içeri atanlar da faşisttir! Hitler’de yoktur bu.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, söz alabilir miyim.

BAŞKAN – Sayın Başkan, yerinizden rica edeyim ve bitirelim lütfen.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Kürsüden Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, bir dakika içinde buradan lütfen.

V.- AÇIKLAMALAR  (Devam)

15.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin usul tartışması sırasında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Şimdi, Başbakanınız ne söylemişti, onu bir hatırlatayım size: “Ancak halkından korkanlar korumalarla gezer, diktatörler korumalarla gezer.” demişti. 3.600  koruma, 6 TOMA ve yüzlerce koruma aracıyla ODTܒye girmek durumunda kaldı.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kaç koruma?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Nasıl bir korkudur bu? 3.600 korumayla girdi.

Selam olsun ODTܒlülere diyorum, bir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İkincisi: En az 3 çocuk, olmadı 5 çocuk önerileri kimden geldi biliyorsunuz, Başbakanınız bu öneride bulunuyor. 1940’larda birisi şöyle söylemişti arkadaşlar, eminim bilmiyorsunuzdur, öğrenin: “Her kadın en az 4 çocuk doğurmalıdır. 4 çocuk ve fazlasını doğuran kadınlara madalya verilmelidir.” diyen kimdi biliyor musunuz? Hitler’di.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – O dönem CHP selam gönderdi Hitler’e.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Kim kime benzermiş, söyler misiniz? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, Hitler yemek de yiyordu. Bütün yemek yiyenler faşist mi? Mantık o. Aynen öyle, mantık o. O onu yaptı, bu bunu istedi, faşizmdir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hitler’e kim selam gönderiyor? Hitler’e kim selam durdu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Faşizmin ölçülerinden bir tanesi çocuk sahibi olmayı teşvik etmek değildir Sayın Başkanım, yemek yemek de değildir ama Cumhuriyet Halk Partisinin uygulamalarıdır geçmişte.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın milletvekilleri, tutumumuz hakkında usul tartışmasından sonra vardığımız sonuç şudur: 60 ve 63’üncü maddeye aykırı bir tutumumuz olmadığı kanaatindeyim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tutumunuz doğru mu Sayın Başkan?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Çenesini kapatsın yani. Kapat çeneni!

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ve 22 milletvekili tarafından Niğde İl Millî Eğitim Müdürü tarafından bir camide veli toplantısı düzenlenmesinin araştırılması amacıyla 12/3/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13 Mart 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Dolayısıyla, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunacağım ve toplantı yeter sayısı arayacağım.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, yine usulsüzlük yaptınız, yoklama istemiştik.

BAŞKAN – Yoklamaysa ayağa kalkacaksınız, o farklı bir şey.

VELİ AĞBABA (Malatya) –  Üstelik Sayın Başkan, karar yeter sayısı da istemiştik. Az önce istemedik mi? İstedik Sayın Başkan.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

BAŞKAN – Tarhan, Ağbaba, Özkes, Işık, Özdemir, Demiröz, Çetin, Dinçer, Aydın, Özgümüş, Atalay…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Altay, Altay… Yeni bir usul tartışmasına meydan vermeyin lütfen.

BAŞKAN – Engin Altay, evet.

…Yüceer, Sarı, Köprülü, Develi, Akar, Erdoğan, Sarıbaş, Türeli, Güneş.

Değerli arkadaşlarım, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                       

 

Kapanma Saati: 16.55


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre vermiş olduğu önerisinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ve 22 milletvekili tarafından Niğde İl Millî Eğitim Müdürü tarafından bir camide veli toplantısı düzenlenmesinin araştırılması amacıyla 12/3/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13 Mart 2013 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

7/3/2013 tarihli 75’inci Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının ikinci bölümünde yer alan 26’ncı maddesi kabul edilmişti.

27’nci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 27’nci maddesinin 5. Fıkrasında yer alan “Kurul tarafından her yıl” ibaresinden sonra gelmek üzere “yüzde yetmişten az olmamak üzere” ibaresi eklenmiştir.

            Mehmet Ali Susam                   Haydar Akar                                Osman Aydın

                       İzmir                                  Kocaeli                                          Aydın

               Ümit Özgümüş                   Haluk Eyidoğan                             Turgay Develi

                      Adana                                 İstanbul                                          Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman'ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması

                               

(x) 426 S. Sayılı Basmayazı 6/3/2013 tarihli 74’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifiyle Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar ve Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporlarının 27. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Alim Işık                     Emin Haluk Ayhan                         Mustafa Kalaycı

                     Kütahya                                Denizli                                          Konya

              Mehmet Erdoğan                 Yusuf Halaçoğlu                             Ali Halaman

                      Muğla                                 Kayseri                                          Adana

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak Sayın Şandır?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı bugün enerji sektörünün ve elektrik piyasasının içinde bulunduğu sorunları çözmekten uzaktır. Tasarı, esas komisyonunun dışında AB Uyum Komisyonuna ve Plan ve Bütçe Komisyonuna tali komisyon olarak gönderilmiş ancak Plan ve Bütçe Komisyonu görüş bildirmemiştir. AB Uyum Komisyonunun tali komisyon olarak gönderdiği rapor ise tasarının bu hâliyle AB direktifleriyle çelişen, çatışan bir tasarı olduğunu, dolayısıyla çevre düzenlemelerine yönelik tedbirlerin yeterince alınmadığını belirten ifadeler içermektedir.

Tasarı özünde, 20 Şubat 2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun güncellenmesinden ibarettir.

Diğer taraftan, bu tasarının orijinal hâlindeki bazı maddeler tasarının içerisinden çıkartılıp bir teklif hâline getirilerek 22 Ocak 2013 tarihli ve 6408 sayılı Kanunla yasalaşmıştır. Bu kanunda, 31 Aralık 2012 tarihi itibarıyla süresi dolan ulusal tarifenin 2015 yılına kadar uzatılması sağlanarak Bakanlar Kuruluna bu süreyi beş yıl daha uzatma yetkisi verilmiştir. Bu düzenlemeyle, Türkiye'nin 21 elektrik dağıtım bölgesinin tamamında meydana gelen kayıp kaçak ve benzeri gibi haksız tüketimlerin 76 milyon Türk insanına eşit olarak paylaştırılacak şekilde ulusal tarifenin devamına karar verilmiştir. Böylece dürüst vatandaşlarımız adeta cezalandırılmıştır.

Tasarının başlığında, TRT payı, sayaç okuma bedeli vb. gibi ek ödemelerin kaldırılmasına yönelik Kanun Teklifleri yer almasına rağmen, bu kanun tekliflerinin hiçbir maddesi bu tasarıya eklenmemiştir.

Tasarı, elektrik enerjisi üretimini artıracak ve arz güvenliğini sağlayacak teşvikler içermemektedir. Tasarı, tüketicilerin; aktif elektrik bedeline ek olarak dağıtım sistemi kullanım bedeli, kayıp kaçak bedeli, perakende hizmet bedeli, iletim bedeli, sayaç okuma bedeli, belediye tüketim vergisi, enerji fonu, TRT payı gibi ek yükleri ödemesine yol açan bir tasarıdır. Tasarıyla, lisans sahibi tüzel kişilerin, lisansları kapsamındaki faaliyetlerini yürütebilmelerinde, dışarıdan hizmet alımının önü açılmaktadır. Yani, lisans sahibi üreticiler veya dağıtıcı firmalar, artık, Türkiye'nin kangreni hâline gelmiş taşeron sistemine bu sektörde de girmiş olacaklardır. Şimdiye kadar birçok çalışanın mağdur edildiği, birçok işçinin hayatını kaybettiği taşeron sistemi, elektrik piyasasında da yeni canların yanmasına yol açacaktır.

Üretim tesislerinin çevre mevzuatıyla uyumlu hâle getirilmesine yönelik düzenlemeler için, 2018 yılına kadar süre tanınarak çevrenin 5 yıl daha tahrip edilmesine adeta göz yumulmuştur. Tasarı bazı firmalara ilişkin özel düzenlemeler içermektedir. Tasarı, elektrik paralarını ödeyemeyen çiftçilerimiz başta olmak üzere birçok vatandaşımızın aynı sorunları yaşamaya devam etmesine yol açacaktır. Mahkemelere düşmüş, parası veya işi olmadığı için borcunu ödeyemeyen vatandaşlarımızın sorunları çözülememiştir. Türkiye ithal ettiği petrolün toplam yüzde 63'ünü İran ve Rusya'dan, doğal gazın yüzde 77'sini sadece İran ve Rusya'dan ithal etmektedir. Hükümetin uyguladığı ithal politikasını değiştirecek ve ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak yeni düzenlemeler getirilmemiştir. Hükümetin doğal gaz ithalatına dayalı enerji ve elektrik piyasası politikasını değiştirecek önlemler tasarıda yer almamıştır. Tasarı ile abonelerin mülkiyetindeki sayaçların dağıtım şirketlerine devredilerek birçok yerli sayaç üreticisinin mağdur edileceği düzenleme getirilerek yeni sorunların yaşanmasına yol açılmaktadır. Enerji arz güvenliğimizin sağlanması için doğalgaz ve petrolde yaşanacak krizlere karşı gerekli düzenlemelerin yapılması gerekirken bu düzenlemeler yapılmamıştır. Yenilenebilir kaynaklara dayalı rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle vb. gibi enerji kaynaklarına yönelik düzenlemelerin ve AR-GE teşviklerinin artırılması gerekmektedir. Tasarı ile öngörülen son kaynak tedariğinde zor durumda kalmış tüketiciye pahalı fiyattan ürün satmanın önü açılmıştır. Tasarı ile Kuruma ve Kurula, lisans iptalini gerçekleştirecek yetkiler verilmekte, reel sektörün sürekli lisans iptali tehdidi ile karşı karşıya bırakılmasına yol açılmaktadır. Belirtilen nedenlerle ilgili maddenin Tasarı metninden çıkartılması gerekir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 27’nci maddesinin 5. Fıkrasında yer alan “Kurul tarafından her yıl” ibaresinden sonra gelmek üzere “yüzde yetmişten az olmamak üzere” ibaresi eklenmiştir.

Mehmet Ali Susam (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak Sayın Başkan?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Turgay Develi.

BAŞKAN – Sayın Develi, buyurun.

TURGAY DEVELİ (Adana) – Sayın Başkan, değerli üyeler; cumhuriyet döneminde her siyasi iktidar döneminde hırsızlık, yolsuzluk, suiistimal yaşanmıştır ama on bir yıllık AK PARTİ iktidarı kadar hiçbir dönemde hırsızlık, yolsuzluk, suiistimal yaşanmamıştır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, böyle konuşamaz. Böyle konuşamaz Sayın Başkan.

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Bunları belgeleriyle açıklayacağım şimdi. İzin verin, belgeleriyle açıklayacağım şimdi.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle rezalet olabilir mi? Nasıl konuşabilir böyle? Elinde hiçbir belgesi yok. “Hırsızlık!” Aynen iade ediyorum.

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Açıklayacağız, izin verin. Açıklıyorum… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, böyle konuşamaz. Böyle konuşamaz Sayın Başkan.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bu şekilde hakaret edemez.

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Sayın Canikli, yerinize oturun, açıklayacağım bunları. Niye izin vermiyorsunuz? Bunları belgeleriyle açıklayacağım. (Gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle konuşamaz, böyle bir şeye hakkı yok.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan, müdahale etmesine mâni olun.

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Yerlerinize oturun, açıklayacağım bunları. Konuşmak istiyorum ben.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar… Arkadaşlar, lütfen, bir dakika…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Adam gibi konuşun! Hakaret edemezsin. Hayır, Sayın Başkan, böyle konuşamaz. Böyle konuşamaz Sayın Başkan. (CHP sıralarından gürültüler)

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Ben adam gibi konuşuyorum, sen adam gibi konuş!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Özür dilesin.

BAŞKAN – Bir dakika, sakin olun Sayın Develi, lütfen…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle konuşamaz Sayın Başkan.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Böyle bir usul olur mu Sayın Başkan?

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Ben adam gibi konuşuyorum. Ben bunların belgelerini açıklayacağım şimdi sizlere. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Görüşlerini ortaya koyuyor.

BAŞKAN - Ya, bir saniye kardeşim, bir saniye…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle bir şey olmaz Sayın Başkan.

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Olur. Hırsızlık yapılıyorsa, yolsuzluk yapılıyorsa, bunlar da açıklanıyorsa açıklanır, açıklanır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yolsuzluk arıyorsa kendisine baksın, partisine baksın, geçmişine baksın!

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Oturuma ara verilsin kardeşim!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Burası Meclis, böyle bir şey olamaz Sayın Başkan! Hakaret imkânı veremezsiniz Sayın Başkan.

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Savcılardan kaçırmayacaksınız, savcılardan belge kaçırmayacaksınız. (Gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Neye hizmet ediyorsun? Savcı mısın?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle hakaret imkânı verilmez Sayın Başkan. Böyle konuşamaz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Arkadaşlar, oturuma ara veriyorum beş dakika.

 

 

Kapanma Saati: 17.22


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Mine Lök BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde, Hükûmet yerinde.

Önerge üzerinde Adana Milletvekili Sayın Turgay Develi’yi kürsüye davet ediyorum.

Sayın Develi, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGAY DEVELİ (Adana) – AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Canikli burada milletvekillerini konuşturmayarak susturmaya çalışıyor. Biz buna karşı duracağız. Bir önceki oturumda da şimdiki oturumda da AK PARTİ’nin yolsuzluğa karşı olduğunu, AK PARTİ döneminde yolsuzluklar yaşanmadığını söyleyeceksiniz, kendinizi aklamaya çalışacaksınız; burada belgeleri açıklayacağımız zaman…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Açıkla belgeleri. Açıklayamazsın ki!

TURGAY DEVELİ (Devamla) – …AK PARTİ dönemindeki hırsızlıkların, yolsuzlukların, suistimallerin hiçbir dönemde yaşanmadığı kadar yaşandığını anlatacağımız zaman ortalığa kakofoni yapacaksınız.

Bakın arkadaşlar…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, ifadenize itirazımız, hakaretinize.

TURGAY DEVELİ (Devamla) – Bakın arkadaşlar, dinleyeceksiniz.

Bu açıkladığımız belgeler sonrasında, yarın Sayın Başbakanınız çıkıp enerji dağıtım ihalelerindeki birtakım usulsüzlük, yolsuzluk ve suistimallerden sonra bunları, ihaleleri iptal ettiği zaman, gelip burada o zaman bunun cevabını vereceksiniz.

Bakın değerli arkadaşlar, enerji dağıtım ihalelerinde, Fırat Elektrik’te ve Meram Elektrikte -geçen gün de anlatmaya çalıştım- enerji dağıtım ihalesi, özelleştirme yapılmadan üç ay önce sayaçlar okunmadı, tahakkuku yapılan paralar tahsil edilmedi. Bunun rakamı müfettiş raporlarıyla, Teftiş Kurulu raporlarıyla yaklaşık 50 milyon lira. TEDAŞ Genel Müdürlüğü Sayın Haşim Keklik’in imzasıyla “Kasanızda para bırakmayın, TEDAŞ’ın borçlarını ödeyin.” denmesine rağmen “Paramız bankada, repoda.” denilerek kasada unutulup özelleştirilen şirkete devredilen, bırakılan para Meram’da 30 milyon lira, Fırat Elektrikte 15 milyon lira. KİT Komisyonu olarak bunu TEDAŞ’a sorduk, bir araştırdı ki Teftiş Kurulu, 11 elektrik dağıtım ihalesinde kes-kopyala-yapıştır yolsuzluğu aynen uygulanmış.

Peki, şimdi, ne oldu? Olan şu: Enerji Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının isteği üzerine Teftiş Kurulu raporlarını yeniden incelemek üzere Bakanlığa gönderdi. Bu ne demek oluyor? Bu, Teftiş Kurulu raporlarıyla, Sayıştay denetçilerinin raporlarıyla ortaya çıkmış, kesinleşmiş ve hâlen soruşturması süren dosyaları sonsuzluğa havale etmek oluyor. Neden Teftiş Kurulu raporlarını yeniden Bakanlığa çağırdınız? Biliyorsunuz, yaptığınız yasadaki değişiklikle beraber, bu özelleştirme ihalelerindeki dağıtım şirketlerinin denetimlerini de parası karşılığı özel şirketlere devredeceksiniz yani parasını verdiğiniz şirketlerden aklanmanın yollarını, yöntemlerini bulmaya çalışacaksınız.

Arkadaşlar, madem “Yolsuzluk yok.” diyorsunuz, madem “Hırsızlık yok.” diyorsunuz, işte Enerji Bakanınız burada, bu dosyaları savcılığa verin, aklanın, hep beraber karşımıza gelin. Bundan daha onurlu bir iş var mı?

KİT Komisyonunda bunları dile getirdik. Ben KİT Komisyonundan Meram ve Fırat Elektrik’in teftiş raporlarını istedim yazılı olarak. Sayın Haşim Keklik’ten bana cevap geldi “Bunları Bakanlığa gönderdiğimiz için size veremiyoruz.” diye. Bir milletvekilinden, KİT Komisyonu üyesinden hazırlanan Teftiş Kurulu raporlarını neden saklıyorsunuz? Neden gizliyorsunuz? Sayıştaya gelmiş, Hazine Müsteşarlığına intikal etmiş Samsun’daki aydınlatma direkleriyle ilgili raporları. Suç duyurularını neden gizliyorsunuz madem hırsızlık yok, yolsuzluk yok, suistimal yok?

Bütün bunların cevabını burada vereceksiniz, ondan sonra AK PARTİ’nin ak mı kara mı, yolsuzluğa bulaşmış parti olup olmadığına milletimiz karar verecek.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

28’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 28. Maddesinin 2. Fıkrasının sonunda yer alan "tamamı şirket tarafından" ibaresinden sonra gelmek üzere "üç yıl içinde" ibaresi eklenmiştir.

            Mehmet Ali Susam                   Haydar Akar                                Osman Aydın

                       İzmir                                  Kocaeli                                          Aydın

               Haluk Eyidoğan                   Ümit Özgümüş                            Aykut Erdoğdu

                     İstanbul                                 Adana                                         İstanbul

                                                           Erdal Aksünger

                                                                    İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman'ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifiyle Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar ve Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporlarının 28. maddesinin başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Yatırım bedellerinin güncellenmesi ve ödenmesi,

MADDE 28 - (1) Mevcut sözleşmeleri çerçevesinde faaliyet gösteren ve DSİ katılım payları tarife yoluyla TETAŞ tarafından ödenen işletmedeki yap-işlet-devret modeli hidroelektrik santrallerin sözleşmelerinde ABD Doları cinsinden yer alan DSİ enerji katılım payları, sözleşmede yer aldığı miktarda ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz kuru üzerinden her işletme yılının sonuna kadar DSİ'ye ödenir.

(2) 4628 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş ve kurulacak olan hidroelektrik santraller için imzalanan su kullanım hakkı anlaşması hükümleri çerçevesinde DSİ'ye ödenecek olan enerji hissesi katılım payının hesabında esas alınacak tesis bedeli, tek veya çok maksatlı tesislerde tesisin ihaleye esas ilk keşfi;

a) Enerji tesisini ihtiva ediyorsa, tesisin DSİ tarafından yapılan kısmın ilk keşif bedeli,

b) Enerji tesisi ihtiva etmiyorsa, ortak tesise ait ilk keşif bedeli.

TEFE/ÜFE ile su kullanım anlaşmasının yapıldığı tarihe getirilmiş olan bedelin yüzde otuzundan fazlasını geçemez ve (b) bendi kapsamına giren tesislerde, DSİ tarafından enerji tesisine harcanan miktar var ise TEFE/ÜFE ile hesaplanarak ayrıca enerji hissesi katılım payına ilave edilir. İlk keşif bedelinin güncellenmesinde 08/09/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre ihale edilen işlerde keşif yılının Ocak ayında yayınlanan TEFE/ÜFE değeri, imzalanan su kullanım hakkı anlaşmalarında bedel belirlenmemişse bu bedelin hesabında kullanılan TEFE/ÜFE değeri, 04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu'na göre ihale edilen işlerde teklifin yapıldığı tarihten bir ay önceki TEFE/ÜFE değerleri esas alınarak ödeme yılına getirilir, on eşit taksitte ve on yılda ödenir. Mevcut sözleşmeler buna göre düzenlenir. Proje ile ilgili kamulaştırmalar yapılmış ve yapılacak olan ödemelerin TEFE ile su kullanım anlaşması tarihine getirilmiş bedelinin enerji hissesine düşen miktarının tamamı şirket tarafından ödenir."

               Mehmet Şandır                         Alim Işık                              Emin Haluk Ayhan

                      Mersin                                Kütahya                                         Denizli

               Necati Özensoy                     Tunca Toskay                                 Sümer Oral

                       Bursa                                  Antalya                                         Manisa

                          Ahmet Kenan Tanrıkulu                      Mustafa Kalaycı

                                         İzmir                                            Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Şandır, kim konuşacak efendim?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Alim Işık.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 28’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu madde, yatırım bedellerinin güncellenmesi ve ödemelerin yapılmasıyla ilgili bazı düzenlemeleri içeren bir madde. Komisyon görüşmeleri sırasında da uygulamada yaşanabilecek bazı sorunların çözülmesi amacıyla bazı düzenlemelerin yapılması önerimizi ilettik. Ancak, her ne hikmetse Hükûmet geldiği şekliyle tasarının kabulü yönünde Komisyon üyelerini ikna etti ve Komisyonumuz öyle karar verdi.

Şimdi, burada önerimiz şudur: Özellikle Devlet Su İşlerine yapılacak olan ABD doları cinsinden ödemelerin yıl sonunda ödenmesi öngörülmüş. Ancak yıl sonunda, gerek işletmelerin kendi hesaplarıyla ilgili düzenlemeler gerekse herhangi bir nedenle bu tarihte söz konusu ödemeyi yapamaması hâlinde mağduriyete uğramaması açısından, bunun “yıl sonuna kadar” şeklinde değiştirilerek istediği bir tarihte ödeme imkânı öngörülmektedir. Aksi takdirde, diğer bağlayıcı ifade uygulamada birçok sorunun yaşanmasına yol açabilecek bir ifadedir.

Diğer taraftan, TEFE ve ÜFE üzerinden yapılacak güncellemelerin belirli tarihler itibarıyla yatırımcıyı caydırmayacak, aksine yatırımcının önündeki engelleri kaldıracak bir şekilde yapılması gerekiyor. O anlamda, bu önergenin yerinde bir önerge olduğunu düşünüyoruz.

Şimdiye kadar tasarının görüşmelerinde uygulanan yöntemin doğru bir yöntem olmadığını bir kez daha Hükûmete ve yüce Genel Kurulun siz değerli üyelerine hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Buraya çıkan hatiplerin söylemlerinden yola çıkarak Genel Kurul çalışmalarının sıkıntıya uğratılması ya da kesintiye uğratılması doğru bir yol olmayacaktır. Eğer bir uzlaşma sağlanabilirse çoğunlukla teknik içerikteki bu tasarıyı daha kolay görüşebiliriz. Aksi takdirde, buradaki müzakerelerin siyasi yönünün ağır basacağı ve birbirimizi üzecek bir ortama dönüşeceği kaçınılmazdır.

Sayın milletvekilleri, söz konusu tasarıda özellikle birkaç konunun altının bir kez daha çizilmesinde yarar olduğunu düşünüyorum. Birincisi: Hükûmetin siyasi tercihiyle aldığı bir karar doğrultusunda elektrik faturalarının ödenmesinde ulusal tarifeye devam yönündeki kararı haksız bir karardır. Mutlaka bölgesel tarifeye geçilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, 21 dağıtım bölgesinin bazı bölgelerinde yaşanan haksızlıklardan 76 milyon Türk milletini sorumlu tutamazsınız.

Bu düzenlemeler özellikle bu hâliyle yüce kurulunuzdan geçerse şunu unutmayınız ki, kendi seçim bölgelerinizde sizin karşınıza çıkacak zamanında elektrik faturasını ödemiş veya herhangi  bir nedenle parası olmadığı için fatura ödeme gününü bir gün geciktirdiği için elektriği kesilmiş, üç gün, beş gün ya da on gün işletmesinde işlerin aksatıldığı vatandaşlarımızla karşılaşacaksınız. Bir tarafta elektrik sayacını okutamazken öbür tarafta faturasını bir gün geç yatırdığı için elektriği kesilen ve bu kesintiden dolayı işi aksayan, iş yerinde birçok tezgâhı zarar gören vatandaşlara bu faturayı yükletemezsiniz. Bu kanunun en büyük sakıncalarından birisi budur. Bu ulusal tarifeden mutlaka vazgeçilerek hak eden, dürüst vatandaşı ödüllendiren, teşvik eden, ona sorumluluk yüklemeyen bir şekilde bu tasarının düzenlenmesi lazım.

Dolayısıyla, bu gerekçelerle tasarının 28’inci maddesindeki değişikliğin kabulünü yüce Meclise tekrar arz ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 28. Maddesinin 2. Fıkrasının sonunda yer alan “tamamı şirket tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç yıl içinde” ibaresi eklenmiştir.

                                                                                    Mehmet Ali Susam (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Aykut Bey, buyursunlar. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünkü yasama görüşmesi ve önceki yasama görüşmelerinde Sayın Enerji Bakanının, vermiş olduğumuz gensoru üzerine, benim olmadığım bir ortamda, gıyabımda yine ağır sözleri olmuştur. Şimdi, bu gensoru konusunu size en açık lisanla anlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, önce sonucundan başlayayım. İhaleye fesat karıştırmaktan hükümlü şirketlerin ihale alması konumuz. Öncelikle bunun meşruiyetini anlatmak istiyorum. İhaleye fesat karıştırmış şirketlere yeni ihaleler verilmesine bir vicdani problem olarak bakın, ondan sonra hukuk kısmına geçelim.

Değerli arkadaşlar, Kamu İhale Kanunu’nun 59’uncu maddesi şunu söylemektedir: “Bu Kanun kapsamında yapılan ihalelerden dolayı haklarında birinci fıkra gereğince ceza kovuşturması yapılarak kamu davası açılmasına karar verilenler ve 58’inci maddenin ikinci fıkrasında sayılanlarla birlikte bu Kanun kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılamazlar.” Şimdi, 2005 yılında bu şirketlerin ortakları hakkında dava açılıyor, şahıslar hakkında dava açılıyor. Peki, bu yasaklama kararı verilmiş mi?

Değerli arkadaşlar, bu yasaklama kararı verilmemiş, mahkeme kararında yok, savcılık iddianamesinde yok. İdare böyle bir kararı vermemiş, yasaklama kararı verilmemiş, kanunun açık hükmüne rağmen yasaklama kararı verilmemiş. Ve daha  sonra bu şirket, 2008 yılında, Enerji Bakanlığında ihaleye fesat karıştırmaktan yargılanan şirket, Enerji Bakanlığının ihalesine girmiş. Ve diğer şirketler şikâyet etmişler, demişler ki: “Bu şirket ihaleye giremez.” 2008’in başında yapılan bir ihaleden bahsediyorum. “Bu şirket ihaleye giremez.” diye şirketlerin şikâyeti var. İlk, Kamu İhale Kurulu inceliyor. Zaten Sayın Bakanın savunmasını dayandırdığı olay bu Kamu İhale Kurulu kararına ve buna ilişkin Danıştay kararına dayanıyor. Peki, burada ne oluyor? Tam bu Kamu İhale Kurulu kararı onaylanmadan önce, şirketin ihalesi yapıldıktan hemen sonra şirketin durumunu düzenleyen bir tebliğ hükmü var. Bu tebliğ hükmü 15/5/2008 tarihinde yani karardan bir ay önce değiştiriliyor. Ne yapılıyor bu şeyde? Daha önceki hükme göre diyor ki: “Sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olmamakla birlikte idare ve temsile yetkili yönetim kurulu üyesi veya müdürü olması koşuluyla sermaye şirketi yasaklanır.” Yani bu tebliğ hükmüne göre bu şirketin yasaklanması gerekiyor. Bu tebliğ ne zaman değiştiriliyor? Kurul kararından hemen önce. Dava ne zaman açılmıştı? 2005 yılında. 2005 yılından 2008 yılına kadar bu tebliğ hükmü ortada. Tam karardan önce tebliğin şirketin durumunu düzenleyen kısmı tebliğden kesilip atılıyor. Yani, sermayesinin yarısından fazlasına sahip olmamakla birlikte temsil ve ilzama bağlı olması kısmı yani şirketin ortaklarının durumunu anlatan kısmı tebliğden kesilip atılıyor ama kanunda hâlâ duruyor, 59’uncu maddede hâlâ duruyor. Eğer bu karar zamanında verilmiş olsa ihaleye fesat karıştırmaktan yargılanan bu şirketler bir daha ihaleye giremeyecek.

Benim söylediğim şu: Ortada bir hukuk cinayeti var. Savcılık var, mahkeme var, Enerji Bakanlığı var ama en üzücüsü, en kötüsü Kamu İhale Kurulu var ortada. Kamu İhale Kurumu da kararını verirken utangaç bir karar veriyor diyor ki: “Daha önce bu tebliğ yürürlükteydi ama tebliğ değiştirildiği için artık yapacak bir şeyimiz yok ve biz bu kararı vermek zorundayız.” Şimdi, Sayın Bakan çıkmış diyor ki: “Bu şahıslar hakkında ihaleden yasaklama kararı var. Şimdi, ya Sayın Bakan bilmiyor -o zaman şimdi öğrensin- eğer de biliniyorsa, yanıltıcı bilgi veriyorsa kamu ihale kararından okuyorum, diyor ki: “Gelen cevabi yazıda Fernas İnşaat Limited Şirketi, Ferhat Nasıroğlu, Engin Nasıroğlu ve Yaşar Giregiz hakkında kurum kayıtlarında herhangi bir yasaklılık kaydına rastlanılmadı.” Siz “Yasaklılık var.” diyorsunuz, Kamu İhale Kurumunun konuya ilişkin kararında “Yasaklılık yok.” diyor. “Muzaffer Nasıroğlu hakkında da yasaklama kararı yok, dava var.” diyor. Şimdi, Sayın Bakan buraya çıkıp yasaklılık varmış gibi konuşunca bütün sonuç altüst oluyor.

Değerli arkadaşlar, olayın başına dönüp baktığınızda -anlattığım bütün belgeler burada, isteyen her milletvekiline verebilirim bunu- bu şirketler bugün, ihalelere giriyor ve milyarlarca dolar ihale alıyorlar. Sadece bu sebeplerden değil, mesela bu şirket ortaklarının, bu karardan sonra bile yasaklı olması gereken şirket ortaklarının ihaleye girdiği ve ihalelerde fesat karıştırmaktan yargılandığı başka davalar var. Şimdi, temsile ve ilzama yetkili olması tartışmasına bile girmiyorum. Zaten temsil ettiği için ihaleye fesat karıştırmaktan bu şirketler yargılanıyor. Ama siz, biz bunları anlatacağımız zaman hep beraber üzerimize saldırdığınızda bu olay kapanmıyor. Bunun hep beraber üzerine gitmeliyiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 28’inci madde kabul edilmiştir.

29 uncu madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “birim elektrik” ibaresinin “her yıl için birim megavat” olarak değiştirilmesini, ikinci fıkrasının da aşağıdaki şekilde değiştirmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli              Mehmet Doğan Kubat                  Mihrimah Belma Satır

                     Giresun                                İstanbul                                        İstanbul

                 Enver Yılmaz                       Bülent Turan                               Sevim Savaşer

                     İstanbul                                İstanbul                                        İstanbul

“(2) Hidroelektrik kaynak katkı payı bedeli her yıl ocak ayı sonuna kadar DSİ bütçesine gelir kaydedilmek üzere ödenir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 29. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "DSİ'ye birden fazla başvuru yapılmış olması halinde; fizibilitesi" ibaresinden sonra gelmek üzere "DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelik koşulları uyarınca" ibaresi eklenmiştir.

            Mehmet Ali Susam                   Haydar Akar                                Osman Aydın

                       İzmir                                  Kocaeli                                          Aydın

               Ümit Özgümüş                   Haluk Eyidoğan                            Erdal Aksünger

                      Adana                                 İstanbul                                           İzmir

                                                            Nurettin Demir

                                                                   Muğla

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman'ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifiyle Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar ve Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporlarının 29. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Hidrolik kaynaklara başvuruların değerlendirilmesi

Madde 29 - (1) Hidrolik kaynaklar için üretim lisansı almak için su kullanım hakkı anlaşması imzalamak üzere yapılan başvurularda, su kullanım hakkı anlaşması imzalanacak tüzel kişiyi belirlemeye DSİ yetkilidir. Aynı kaynak için DSİ'ye birden fazla başvuru yapılmış olması halinde; fizibilitesi kabul edilebilir bulunanlar arasından birim elektrik başına en yüksek oranda hidroelektrik kaynak katkı payı vermeyi teklif eden ve bu konuda belirli bir deneyimi olduğu tespit edilen tüzel kişi anlaşma imzalanmak üzere belirlenir ve Kuruma bildirilir.

(2) Bu bedel üzerinden her yıl üretilen elektrik enerjisi miktarına karşı gelen tutar, takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar DSİ bütçesine gelir kaydedilmek üzere ödenir.

(3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar DSİ'nin bağlı olduğu bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."

                    Alim Işık                     Emin Haluk Ayhan                         Mustafa Kalaycı

                     Kütahya                                Denizli                                          Konya

               Necati Özensoy             Ahmet Kenan Tanrıkulu                       Tunca Toskay

                       Bursa                                    İzmir                                           Antalya

                                                               Sümer Oral

                                                                  Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı, bugün enerji sektörünün ve elektrik piyasasının içinde bulunduğu sorunları çözmekten uzaktır. Tasarı, esas komisyonunun dışında AB Uyum Komisyonuna ve Plan ve Bütçe Komisyonuna tali komisyon olarak gönderilmiş ancak Plan ve Bütçe Komisyonu görüş bildirmemiştir. AB Uyum Komisyonunun tali komisyon olarak gönderdiği rapor ise tasarının bu hâliyle AB direktifleriyle çelişen, çatışan bir tasarı olduğunu, dolayısıyla çevre düzenlemelerine yönelik tedbirlerin yeterince alınmadığını belirten ifadeler içermektedir.

Tasarı özünde, 20 Şubat 2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun güncellenmesinden ibarettir.

Diğer taraftan, bu tasarının orijinal hâlindeki bazı maddeler tasarının içerisinden çıkartılıp bir teklif hâline getirilerek 22 Ocak 2013 tarihli ve 6408 sayılı Kanun’la yasalaşmıştır. Bu kanunda, 31 Aralık 2012 tarihi itibarıyla süresi dolan ulusal tarifenin 2015 yılına kadar uzatılması sağlanarak Bakanlar Kuruluna bu süreyi beş yıl daha uzatma yetkisi verilmiştir. Bu düzenlemeyle, Türkiye'nin 21 elektrik dağıtım bölgesinin tamamında meydana gelen kayıp kaçak ve benzeri gibi haksız tüketimlerin 76 milyon Türk insanına eşit olarak paylaştırılacak şekilde ulusal tarifenin devamına karar verilmiştir.

Böylece dürüst vatandaşlarımız adeta cezalandırılmıştır. Tasarının başlığında, TRT payı, sayaç okuma bedeli vb. gibi ek ödemelerin kaldırılmasına yönelik Kanun Teklifleri yer almasına rağmen, bu kanun tekliflerinin hiçbir maddesi bu tasarıya eklenmemiştir.

Tasarı, elektrik enerjisi üretimini artıracak ve arz güvenliğini sağlayacak teşvikler içermemektedir. Tasarı, Tüketicilerin; aktif elektrik bedeline ek olarak dağıtım sistemi kullanım bedeli, kayıp kaçak bedeli, Perakende hizmet bedeli, İletim bedeli, sayaç okuma bedeli, belediye tüketim vergisi, enerji fonu, TRT payı gibi ek yükleri ödemesine yol açan bir tasarıdır. Tasarıyla, lisans sahibi tüzel kişilerin, lisansları kapsamındaki faaliyetlerini yürütebilmelerinde, dışarıdan hizmet alımının önü açılmaktadır. Yani, lisans sahibi üreticiler veya dağıtıcı firmalar, artık, Türkiye'nin kangreni hâline gelmiş taşeron sistemine bu sektörde de girmiş olacaklardır. Şimdiye kadar birçok çalışanın mağdur edildiği, birçok işçinin hayatını kaybettiği taşeron sistemi, elektrik piyasasında da yeni canların yanmasına yol açacaktır.

Üretim tesislerinin çevre mevzuatıyla uyumlu hâle getirilmesine yönelik düzenlemeler için, 2018 yılına kadar süre tanınarak çevrenin 5 yıl daha tahrip edilmesine adeta göz yumulmuştur. Tasarı bazı firmalara ilişkin özel düzenlemeler içermektedir. Tasarı, elektrik paralarını ödeyemeyen çiftçilerimiz başta olmak üzere birçok vatandaşımızın aynı sorunları yaşamaya devam etmesine yol açacaktır. Mahkemelere düşmüş, parası veya işi olmadığı için borcunu ödeyemeyen vatandaşlarımızın sorunları çözülememiştir.

Türkiye ithal ettiği petrolün toplam üçte ikisine yakınını İran ve Rusya'dan, doğal gazın dörtte üçünden fazlasını sadece İran ve Rusya'dan ithal etmektedir. Hükümetin uyguladığı ithal politikasını değiştirecek ve ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak yeni düzenlemeler getirilmemiştir. Hükümetin doğalgaz ithalatına dayalı enerji ve elektrik piyasası politikasını değiştirecek önlemler tasarıda yer almamıştır. Tasarı ile abonelerin mülkiyetindeki sayaçların dağıtım şirketlerine devredilerek birçok yerli sayaç üreticisinin mağdur edileceği düzenleme getirilerek yeni sorunların yaşanmasına yol açılmaktadır.

Enerji arz güvenliğimizin sağlanması için doğalgaz ve petrolde yaşanacak krizlere karşı gerekli düzenlemelerin yapılması gerekirken bu düzenlemeler yapılmamıştır. Yenilenebilir kaynaklara dayalı rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle vb. gibi enerji kaynaklarına yönelik düzenlemelerin ve AR-GE teşviklerinin artırılması gerekmektedir. Tasarı ile öngörülen son kaynak tedariğinde zor durumda kalmış tüketiciye pahalı fiyattan ürün satmanın önü açılmıştır. Tasarı ile Kuruma ve Kurula, lisans iptalini gerçekleştirecek yetkiler verilmekte, reel sektörün sürekli lisans iptali tehdidi ile karşı karşıya bırakılmasına yol açılmaktadır.

Yapılan düzenlenme ile uygulamada karşılaşılabilecek bazı sorunların çözümü amaçlanmıştır. Yatırımcıların seçimlerinde daha objektif ölçütlerin kullanılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 29. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "DSİ'ye birden fazla başvuru yapılmış olması halinde; fizibilitesi" ibaresinden sonra gelmek üzere "DSİ tarafından çıkartılacak yönetmelik koşulları uyarınca" ibaresi eklenmiştir.

                                                                                           Erdal Aksünger (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

 BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Demir, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 29’uncu maddesi için verilen değişiklik önergesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Sayın Başkan, özellikle pozitif enerji vermesi gereken salonumuzda maalesef negatif bir enerji söz konusu çünkü ben yaklaşık iki seneye yaklaşan bir mebus olarak, milletvekili olarak aynı çiçekleri ve suni çiçekleri görüyoruz, hiç olmazsa bunların dört mevsim değiştirilmesi konusunda Meclisin, Meclis Başkanlığının bir girişimde bulunmasını, en azından Meclisteki çalışma ortamının daha sıcak olması konusunda bir öneriyi buradan sizlere iletmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yenilenebilir temiz enerji kaynaklarından olan hidroelektrik enerji, büyük barajlar veya nehir tipi HES’lerle artık birer doğa katliamı aracına dönüştürülmüştür. Ülkemizde planlanan projelerdeki amaç vadi ve akarsular üzerine HES’ler kurarak onları uluslararası ve yerli dev şirketlere satmaktır, böylece su kullanım hakkını bölge halkının elinden almaktır.

Muğla’daki 60 kadar HES projesinin yaklaşık 50 tanesi Dalaman ve Fethiye’ye aittir, bunların da 35 tanesi Fethiye bölgesine aittir. Bugüne dek bölgemizde 17 tane HES projesi için elektrik üretim lisansı alınmıştır. Bunun dışında, Aydın, Muğla, Denizli illerini de kapsayan 1/100.000’lik çevre düzenleme planında yöremiz akarsularında 18 tane HES yeri ve projesi de işaretlenmiş durumdadır yani talana devam edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, Muğla ilinin bazı ilçe ve beldelerindeki su kaynakları üzerinde, verilen bazı yargı kararlarına rağmen yapımı devam eden ve yapılması planlanan HES’ler bulunmaktadır. Bu HES’ler, doğayı geri dönüşümsüz biçimde tahrip etmektedir; bölgedeki madencilik sektöründe, ormanlarda, tarihsel alanlarda ve tarımda ciddi olumsuz gelişmeler yaşanmasının önünü açmaktadır. Yöremizdeki verimli topraklar, HES’lerle sular altında kalarak ya da betonlaştırılarak zarar görmektedir. Çiftçiliğin bir yaşam tarzı olduğu hesaba katılmamakta, köylülük saf dışı bırakılmaktadır. Böylece, köyden kente göçün artmasının ve kırsal nüfusun azaltılmasının önü açılmaktadır. Kurulan ve kurulacak olan HES’lerle birlikte, bu bölgelerdeki tüm endemik bitki türleri ve yaban hayatı da olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Tüm bu hidroelektrik santralleri kurmak için yapılacak çalışmalardan sonra yüz binlerce bitki türü yok olacaktır; halkın tek geçim kaynağı olan kısıtlı tarım arazileri büyük zarar görecektir. Oluşacak olumsuz fiziki durum tarım yapmayı da engelleyecektir. HES’lerin çevre üzerinde yarattığı geri dönüşümsüz tahribat, yörede bulunan, uluslararası sözleşmelerle de koruma altındaki endemik bir tür olan sığla ağaçlarının da kökünü kazıyacaktır. Fethiye HES Projesi inşaatı sırasında oluşan toprak hafriyatlar Fethiye Körfezi’nin dolmasına neden olmuştur. Çalıştırılması için Ören’den su getirilmek amacıyla Mendos Dağı’nın eteklerinden 70 kilometrelik kanal inşa edilmiş. Eşen Çayı’ndan bu HES için su alınması yüzünden yaz aylarında Kemer-Alaçat çevresinde çiftçiler ve tarlalar su sıkıntısı çekmektedir. Ören mevkisinde Eşen I ve Eşen II HES’lerin yapımı sırasında yöredeki tarihî eserler tahrip edilmiş, Karabel mevkisindeki barajda tutulan su 6 kilometre boruyla taşınarak Eşen II HES’e aktarılmıştır. Bu yüzden baraj gölü alanındaki Yayla Patlangıç ve Yayla Ceylan köylerine ait 6 bin dönüm birinci sınıf tarım toprağı, evler, cami ve yollar su altında kalmıştır. Şirket elemanları yöre halkını kandırmış, maalesef itirazlarını dinlememiş, verdikleri sözlerinde durmamıştır. Kargı Çayı üzerinde 2003 yılından bu yana toplam 6 tane HES kurma girişimi oldu, köylülerin karşı koyması sonucu bu projeler hayata geçirilmedi. Sonuç olarak, HES’lerin proje ve inşaat süreçlerinde yöre halkının görüşleri, talepleri ve açılan davalar dikkate alınmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, HES’lerin doğal çevre üzerinde  yarattığı, yaratacağı geri dönüşümsüz tahribatın HES’lerden elde  edilecek elektriğin kazancını gölgede bırakacağı ortadadır. Yöre halkının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN DEMİR (Devamla) - …HES çığlığının artık duyulması temennisiyle saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Demir, teşekkür ediyorum efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 Sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “birim elektrik” ibaresinin “her yıl için birim megavat” olarak değiştirilmesini, ikinci fıkrasının da aşağıdaki şekilde değiştirmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

“(2) Hidroelektrik kaynak katkı payı bedeli her yıl ocak ayı sonuna kadar DSİ bütçesine gelir kaydedilmek üzere ödenir.”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe Sayın Başkan.

Gerekçe:

Hidroelektrik kaynak katkı payının üretilecek birim elektrik enerjisine göre belirlenmesi durumunda, üreticinin elektrik enerjisi fiyatlarının düşük olduğu zamanlarda üretim yapmama ihtimali yüksektir. Öneri ile üretim tesislerinin çalışmaması ihtimalinin ortadan kaldırılması ve bu kanun kapsamında rüzgar ve güneş enerjisi için yapılacak yarışma yöntemleriyle de uyum sağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 29’uncu madde kabul edilmiştir.

Sayın Bakanın yerinden kısa bir açıklaması olacak.

Sayın Bakan, buyurun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tabii, her zaman olduğu gibi söylüyoruz, burada, iktidarıyla, muhalefetiyle tavsiyesi, önerisi, eleştirisi olanlar varsa biz bunları dikkatle dinleyeceğiz ve notlarımızı alacağız, gerektiği gibi de cevaplarını vereceğiz diye.

Sayın Başkanım, eğer siz uygun görürseniz, ben soru-cevap kısmında da ya arkadaşlarımız sorularını sormasınlar, 17 tane soru birikti geçtiğimiz oturumdan, ben onların hepsini cevaplayayım veya benim cevap süremin uzatılmasını talep ediyorum.

Şimdi, burada, sorular cevaplanmamışçasına bir havanın doğurulması doğru değil.

Ben, şimdi, 3 tane temel konuya gireceğim eğer uygun görürseniz, sürem de yetiyorsa, 14 tanesini de soru-cevap kısmında aktaracağım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bildiğiniz gibi, geçen hafta kanun tasarısı görüşülürken TEİAŞ’ta 20 milyon TL’lik Kamu İhale Kanunu kapsamında bir işi 85 milyon TL’ye verdiğimiz söylendi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, işin aslı, doğrusu şu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Öyle bir iddia var.” dedim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şimdi, arkadaşlar, bakın, ben bunu taahhüt ediyorum. 81 bin personel burada çalışıyor ve yalnızca 2012 yılında 4.863 tane ihale yapmışız. Toplam tutarı 14 milyar 600 küsur milyon.

Ben diyorum ki, şimdi açıkça bir şeyi taahhüt ediyorum: Eğer arkadaşlarımızdan yanlış yapan varsa ben buna göz yummam. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak, Hükûmetimiz olarak hiçbir yolsuzluğa ve hırsızlığa biz göz yummayız. Bu kadar ihale arasında varsa yanlış olan ben somut önerilerinizi bekliyorum.

Şimdi, bakın, arkadaşlar, tutanaklarda var, dediniz ki: “20 milyonluk işi 85 milyon TL’ye verdiniz.”

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “İddia var.” dedim Sayın Bakan, çarpıtmayın.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Bu iki türlü verilebiliyor. Arkadaşlar, iki türlü verilebiliyor. Bir, eğer TEİAŞ’ın yatırım planında varsa ve öngördüğü planlamanın içerisinde o yatırım varsa bu normal İhale Yasası’na göre ihale ediliyor ve birim fiyatları neyse ona göre gidiyor; yok eğer yatırımda yoksa ve Türkiye’nin büyümesini karşılayacak yatırımları yapmada özel sektör kendi başına buna karar veriyorsa, biz bunun önünü kapatmıyoruz, biz bunun önünü açıyoruz ve “Sen Kamu İhale Kurumu kapsamına girmeksizin kendi ihaleni yap.” diyoruz. 20 milyonluk iş diyelim, değil mi? Bunu 85 milyon TL’ye yaptırıyor. Biz ne veriyoruz, o önemli. Biz kendisine şunu veriyoruz: O yıl içerisinde kendisinin Kamu İhale Kanunu kapsamında yaptığı ihalelerdeki gerçekleşen en düşük birim fiyatlardan hesaplanıyor ve geri ödemesi yapılıyor. Arkadaşlar, bakın, 85 milyon liraya verse ne olur, 185 milyon TL’ye verse ne olur? Şimdi, ben size bu kadar açık ve net ifade ediyorum ve diyorum ki: Lütfen, bana proje ismi verin, firma ismi verin; bununla alakalı ne yapmışlar, ben ne ödeme yapmışım? Ben bunu söyleyeyim diyorum.

İkinci konu: “Yasaklı bir firmaya ihale verdiniz.” dendi. “Verdiniz mi, vermediniz mi?” diye soruldu. Değerli arkadaşlar, yasaklı bir firmaya biz ihale vermedik. Yasaklı bir firmaya ihale verilmesinin mümkün olmadığını arkadaşımız anlayınca “Niye siz yasaklamadınız?” dedi. Biz diyoruz ki…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, biz onu söylüyoruz, yasaklamadığınız için…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Evet, onun cevabını veriyorum.

Arkadaşlar, bakın, normalde çok serbest konuştuğunuz bir ortamda dahi, hak etmediğimiz hâlde, sabırla dinliyoruz. Lütfen, bak, aynı şeyi tavsiye ediyorum.

“Niçin siz yasaklamadınız?” dediler. Değerli arkadaşlar, o şahsın hakkında kamu davası açıldığı için zaten ihalelere falan giremiyor. O zaman da giremedi, şimdi de giremiyor, davası bitmeden de o ihaleye giremez.

Şimdi, bir malumun ilamını, bakın arkadaşlar, bir malumun ilamını bir kamu kurumunun yapması gerekmiyor. Niçin? Bakın, maksadımız üzüm yemekse… O, zaten ihaleye giremiyor. Ben istesem de o, ihaleye giremiyor zaten. Şimdi, ben bunu 7 defa tekrar ettim, dedim ki: Bakın, bu şahıs hakkında kamu davası açıldığı için zaten ihalelere girememekte, ayrıca ikinci kez bizim bunu yasaklamamızın hiçbir anlamı olmamakta. Kamu davası açıldığı için -4734 sayılı Kanun’un 59/2 maddesinde- gereği dava  hâlâ sürdüğü için yasaklı konumundadır. Ben istesem de yasaklı, ben istemesem de yasaklı. Ben onun ihaleye girmesini istesem de o giremiyor, girmesini istemesem de giremiyor.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, 59/2… Ha, biz bunları beğenmeyebiliriz. Niçin yüzde 51’den hissesi daha az olanlar ihaleye girebiliyor? Ha, bunu Kamu İhale Kurumuyla alakalı ayrıca görüşürsünüz, dersiniz ki: “Yüzde 1 hissesi olanın da bundan sonra kamu ihalelerine girmesi yasaklansın.” Bu, ayrı bir şey arkadaşlar. Bunun kuralının getireceği yaptırımlar ayrı, şu anda cari olarak uygulanan Kamu İhale Kurumuyla alakalı kanunun yaptırımları ayrıdır. Şimdi, biz diyoruz ki: “Cari bir kanun var ve bu kanunla alakalı biz gereğini yaptık.” O zaman da bir şey söylemiştim, şimdi tekrar söylüyorum, kamuoyunun huzurunda tekrar tekrar söylüyorum: Arkadaşlar, yasaklı birinin ihaleye katılmasını gerektirecek bir işlem yapmak, hem şahıslar için suçtur hem o kurumlar için suçtur.

Ben, şimdi, size açıkça bir şey söylüyorum: Siz milletvekilisiniz, lütfen suç duyurusunda bulunun. Ben buradan ilan ediyorum: Savcılık eğer bununla alakalı herhangi bir soruşturma, herhangi bir kamu davası söyleyecekse ben o soruşturma iznini vereceğimi buradan tekrar beyan ediyorum. Bunun daha ötesinde bir cümle yok arkadaşlar.

Gelelim üçüncü konuya…

Sayın Başkanım, vaktim var mı?

BAŞKAN – Lütfen…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şimdi, yine önceki konularda bahsettik. Bizim Sayın Başbakanımızın damadıyla alakalı içinde bulunduğu, isminin içinde bulunduğu bir soruşturmanın olduğundan ve niçin bizim bir şey yapmadığımızdan bahsedildi. Arkadaşlar, ben, onu “gizli” ibareli olmasına rağmen, bu “gizli” ibarenin bu davalar sürerken herhangi bir kapsamda elden ele dolaşmaması gerektiğine rağmen, ben, buradan, bu paragrafı, yalnızca o paragrafı okuyorum. Bu evrak sizde var, yalnız bu kısmını okumadınız arkadaşlar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bizde yok o evraklar.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Vereyim ben o zaman, siz bakın.

27 Temmuz 2011 tarihli 38417 sayılı evrakta cumhuriyet başsavcılığına hazineden bir yazı yazılıyor, deniyor ki… Şimdi, bir işleme başlarken, bir konuya başlarken yalnızca evrakın bir kısmını alıp diğerlerini bırakmak olmaz. O dediğiniz şahsın, burada ismi olmamasına rağmen, TEDAŞ ikinci bir yazı yazıyor buna, Hazinenin yazdığı yazıya istinaden, “Siz bunu özel şirketler üzerinden konuşuyorsunuz, bunun muhatabı TEDAŞ’tır.” diyor  cumhuriyet başsavcılığına. O da diyor ki: “Ha, mademki öyle, bana lütfen evraklarınızı gönderin.” Ve TEDAŞ diyor ki: “Bu, benim zamanımda, devredilmeden önce yapılan bir işlemdi ve bunlarla alakalı bütün performans değerlerini, kayıp kaçakları, aydınlatmaları, hangi sayaçların olduğu, hangilerinin doğru yazdığı, hangilerinin yanlış yazdığı, bununla alakalı ben size her türlü yazıyı verebilirim.” Tarihlerini, sayılarını okumuyorum arkadaşlar -bunların hepsinin tarih ve sayıları var- gene sürem kısıtlı olduğu için.

Bununla alakalı bir yazışma başlıyor ve hâlâ devam ediyor bunlar ama dediğiniz, Sayın Başbakanımızın damadıyla alakalı burada ne bir ibare var ne bir isim var ne de itham var.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Çalık şirketi var mı Sayın Bakan?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şimdi, arkadaşlar, bakın, iftiranın ben sosyal tanımını da yaptım. İftira, iki ucu sivri bir oktur.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Var mı?” diye soruyoruz, ne iftirası ya!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ne bağırıyorsun? Bağırma!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Var mı?” diyoruz, ne iftirası ya!

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Bağırma lan!

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Bağırma!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Arkadaşlar, cevap: Yok.

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Arkadaşlar… Arkadaşlar, bir dakika… Arkadaşlar…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bağırma!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ya, arkadaşlar, bir dakika… Arkadaşlar, bir dakika… Bakın, ben bunu size önceden… Tamam…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben soru soruyorum, adam “iftira” diyor ya!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) –Arkadaşlar, bakın, lütfen…

Arkadaşlar, bakın, çok net bir cevabı var. Bu ismin olup olmadığını sordunuz değil mi son derece masum bir şekilde? Böyle bir isim yok arkadaşlar. Şimdi, yalnız ben bunun bir de tahliline gireceğim. Cevabımı verdim, böyle bir isim yok.

Şimdi, gelelim ikinci kısmına. Bana bir arkadaş dedi ki buradan: “Siz milletvekilliğinden önce bir şirkette genel müdürlük yapıyormuşsunuz.” Ben de dedim ki: “Evet, bir şirkette genel müdürlük yapıyordum. Cirosu 250 milyon dolarlar civarında, kamu ve özel karışımı bir şirketti.” Dedi ki: “Sizin bu şirketteki hisseniz kaçtır?” Ben de dedim ki cevap olarak: “Bu şirketteki hissem yüzde sıfır.”

Arkadaşlar, bakın, çok önemli bir şey söylüyorum: Benim söylediğim konu yalnızca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıyla alakalı değil arkadaşlar. Burada, kamuoyuyla beraber bizler Meclisin saygınlığını korumak durumunda olan insanlarız. İktidarı ve muhalefeti yok bu işin, her birimiz bu Meclisin çıtasını yükseltmek ve saygınlığını yükseltmek durumundayız.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Nerede!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Başımdan geçen ve tutanaklarda olan bir konudan bahsedeceğim. “Bu şirkette hisseniz var mı, varsa yüzde kaçtır, ne zaman aldınız, ne zaman uhdenize geçirdiniz?” falan dedi. Devam ediyor, 8 tane soru sordular. Ben cevaben dedim ki: “Böyle bir şirkette hissem yok.” “Yani, sonra?” “Yok, işte.” Şimdi, ben arkadaşıma dedim ki: “Siz bu soruyu sormakla neyi kastettiniz?” Dedi ki: “Yalnızca öğrenmek için sordum.” Peki, ben size yalnızca şunu sorabilir miyim öğrenmek amacıyla: Ben geçen gün Kızılay’da yürüyordum, iki kişi, yoldan geçerken, tanımıyorum onları da, sizin hırsızlığınızla alakalı bir konudan bahsettiler, inanmadım gerçi ama siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” dedi desem siz bunu hak etmiş olur musunuz arkadaşlar?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu mantık var mı ya? Bir bakana bu mantık yakışıyor mu? Böyle bir mantık var mı ya?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Arkadaşlar, lütfen, bizlerin, her birimizin milletvekili olması burada her soruyu sorabileceğimiz anlamına gelmez.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tabii tabii, soramayız zaten. Ne soracağız?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Birbirimizin hakkına, hukukuna riayet etmemiz lazım. Soru sormak ve sınırsız bir öğrenme ihtiyacı ne hakareti içerir ne iftirayı içerir ne de böyle bir şeyi içerir.

Bakın, ben şunu söylüyorum: Her birimizin çoluk çocuğu var, değil mi? Her birimizin sorumlu olduğu yerler var. Sizin anlattığınızı sizin anlatmak istediğiniz gibi anlayan insanlar var. Şimdi, ben diyorum ki: “Her konuştuğumuz konunun evrakı, mahkeme kararları burada.” AK PARTİ hükûmetleriyle beraber, bu ülkenin idaresine on yıldan beri irade koyduğumuz ve doğru koymaya çalıştığımız bir hükûmetiz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, kaç dakika konuştu? Sayın Başkan, müdahale etmeyecek misiniz?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Buna rağmen diyorum ki: Yanlışlar yapılabilir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne anlatıyor Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sayın Bakan, toparlar mısınız?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Lütfen söyleyin, varsa yapalım onları. Ben bundan sonraki cevap haklarım için de teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tamam, teşekkürler.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim efendim.

Sayın Bakan benim dile getirdiğim birtakım iddialara ilişkin olarak “İftira” diyerek sataşmada bulunmuştur.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu da süresiz konuşsun.

BAŞKAN – Arkadaşın konuşuyor, susar mısın lütfen. Kendi arkadaşını dinlemiyorsun.

Buyurun.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Benim dile getirdiğim birtakım iddialarda hem eksik bilgiler vermiştir hem de “İftira” diyerek sataşmada bulunmuştur. Kürsüden cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bitirene kadar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu da süresiz, süresiz konuşsun o da.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 29’uncu maddesi üzerindeki görüşmelerden sonra yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Bakanının bir problemi var. Enerji Bakanı, bizim burada belgelerle gösterdiğimiz iddialara karşılık sadece hakaretle karşılık verebiliyor, teknik bir şey söyleyemiyor. Demin anlattım Kamu İhale meselesini.

Şimdi, bu TEİAŞ’ta ihalesiz iş yapılma meselesini anlatayım. Şimdi, normalde TEİAŞ hatları ihaleyle bağlamak zorunda. 2003 yılından 2010 yılına kadar ihale mihale yok, şirketler işleri yapmışlar. 417 milyon para vermişler, şikâyet ortaya çıkınca da kanun çıkarmış, hukuka uygun hâle getirmişler. Şu gördüğünüz Taner Yıldız’ın imzası, TEİAŞ Teftiş Kurulu rapor yazıyor “Burada büyük bir hukuksuzluk var, soruşturma açılsın.” diyor. Biz bunların birçoğunu anlatmadık ki sizin savunma hakkınız olsun diye.  Sonra, dönemin Enerji Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Cevdet Malkoç buna diyor ki: “Burada bir suç vardır, soruşturma açılsın.” Ve Cevdet Malkoç Kömür İşleri içinde bunu yapan, dürüst, namuslu ve mütedeyyin bir bürokrat. Bakın, Karadenizli çok mütedeyyin bir bürokrat, gazetelere örnek oldu, bu yolsuzluklarda hediye kabul etmeyen bir bürokrat. Sonra Cevdet Malkoç görevden alınıyor, başka bir müfettiş getiriliyor, Teftiş Kurulu Başkanı yapılıyor, bu Teftiş Kurulu Başkanı -normalde inceleme yapmaması gerekirken- heyetin başına geçiyor, inceleme yaptırıyor ve “Burada suç yoktur.” diyor, Sayın Bakan da bunu onaylanıyor.

Şimdi, bunların hepsi burada belgeli, söylemeyeyim mi, anlatmayayım mı? Ben de şu iyi niyetle anlatıyorum: Ya, bilmediğimiz bir şey vardır, Sayın Bakan bize bir şey söyler. Çıkıyor, her türlü hakaret edilerek… Ya, 417 milyon liradan bahsediyoruz Sayın Bakan. Bakın, böyle yapamazsınız. Benim görevim bu belgelere bakıp okuyup size söylemek, sizin göreviniz de varsa bir bilgi bana vermek. Bana diyorsunuz ki: “Doğal gaz anlaşmalarını göndereceğim.” Soru önergemde yazılı cevabınız var, göndermediniz. Hiçbir belge vermiyorsunuz.

Çalık’la alakalı belgeleri verecek misiniz? Ben KİT Komisyonu üyesiyim, yasal hakkım var, anayasal hakkım var. Niye vermediniz belgeleri madem bu kadar dürüstsünüz? Yapmayın, etmeyin, bu işler böyle yürümez.

Saygılarımı arz ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 30’uncu maddeye bağlı (1) ve (2) nci fıkralar bir madde olarak görüşülecektir.

Şimdi, bunlar üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı yasa tasarısının 30. maddesinin 1. fıkrasındaki “teşkilat ve görevleri hakkında kanun” ifadesinin “teşkilat, görev ve sorumlulukları hakkında kanun” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

               Erdal Aksünger                      Veli Ağbaba                          Malik Ecder Özdemir

                       İzmir                                  Malatya                                          Sivas

                                     Osman Kaptan                        Candan Yüceer

                                           Antalya                                   Tekirdağ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman'ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifiyle Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar ve Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporlarının 30. maddesinin 1. ve 2. fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Alim Işık                     Emin Haluk Ayhan                         Mustafa Kalaycı

                     Kütahya                                Denizli                                          Konya

        Ahmet Kenan Tanrıkulu           Mehmet Erdoğan                          Yusuf Halaçoğlu

                       İzmir                                   Muğla                                          Kayseri

                                                              Ali Halaman

                                                                   Adana

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 30’uncu maddesinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2001 yılında 57’nci Hükûmet döneminde hazırlanıp yasalaştırılan 4628 sayılı Kanun’la enerji konusunda devletin görev alanı yeniden tanımlanmış ve düzenleme, yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetleriyle de sınırlanmıştır. Bu kanunla enerji politikasında devletin düzenleyici konumunun güçlendirildiği ve arz güvenliği sağlama görevinin de altının çizildiği görülmektedir. Dolayısıyla, o dönem, aktif bir enerji politikasının izlenmesi esas alınmış, piyasayı düzenlemek ve denetlemek için EPDK örneğinde olduğu gibi bağımsız kurumsal araçlar da tesis edilmiştir. Aradan geçen on bir yıllık bir süre zarfında, biz bugün yeniden enerji piyasasını düzenleyen bir kanun tasarısı görüşüyoruz. Bu kadarlık bir süre zarfında ne olmuştur, ne tür gelişmeler acaba yeniden piyasada meydana gelmiştir de biz bu tasarıyı görüşür duruma gelmişiz?

Değerli milletvekilleri, yürürlükte olan 4628 sayılı Kanun’un amaç tanımına baktığımız zaman elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreye uyumlu bir şekilde tüketicinin kullanımına sunulması tanımlanmış ve devam ederek, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması öngörülmüş. Bununla da piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetim kurumunun sağlanması hedeflenmiş. Bu tanım, değerli milletvekilleri, gerçekten çok önemli çünkü elektrik piyasasında faaliyet gösterecek olan bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumun misyon ve vizyonu işte bu madde içinde saklı. 4628 sayılı Kanun’la bağımsız idari bir otorite olarak kurulan EPDK’nın bugünkü statüsünü belirliyor bu madde. Geldiğimiz noktada, bugün itibarıyla, EPDK gerçekten bağımsız idari bir otorite midir, onu da bir sorgulamamız gerekir diye düşünüyorum.

17 Ağustos 2011 tarihli Resmî Gazete’de 649 sayılı bir Kanun Hükmünde Kararname yayınlandı ve bu KHK’da Avrupa Birliği Bakanlığının  teşkilat ve görevleri belirlendi. Burada yapılan düzenlemeyle, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun’a “Bakan, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların –parantez açıyor- (5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kurumlar dâhil) her türlü faaliyet ve işlemlerini denetlemeye yetkilidir.” şeklinde bir cümle ilave ediliyor. Değerli milletvekilleri, böylece “Bu kurumların her türlü faaliyet ve işlemleri ilişkili oldukları bakanlık tarafından denetlenebilecek.” hükmü getiriliyor. Bu kurumlardan bir tanesi de EPDK. Kanun metninde yer aldığı üzere, Cumhurbaşkanının onayıyla EPDK’nın “ilişkili kurum” statüsünün “ilgili kurum” statüsüne geçirilmesinin de böylece önü açılmış oluyor. Böylece, gerektiği durumlarda düzenleyici ve denetleyici olan bu kurumlar “ilgili kurum” statüsüne geçince, neredeyse bir KİT statüsünde olduğu gibi, Hükûmetin doğrudan siyasi ve idari vesayeti altına da girmiş oluyorlar.

Değerli milletvekilleri, ayrıca, 12 Temmuz 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6353 sayılı Kanun’da, –ki bu Kanun bir torba kanun- bunun 22’nci maddesinde, EPDK tarafından lisanslandırılan veya EPDK’nın görev, yetki ve sorumluluk alanı içinde bulunan elektrik dağıtım şirketlerinin her türlü denetimi de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına devrediliyor. Neticede, Ağustos 2011 kararnamesiyle EPDK özerkliğini kaybederek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını, neredeyse bağlı bir kurumu hâline geliyor. Yani “bağımsız özerk kurum” statüsü bir kenara bırakılıyor, Bakanlığın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET KENAN TANRIKULU (Devamla) – Teşekkür ediyorum, iyi akşamlar diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, teşekkür ediyorum.

AHMET KENAN TANRIKULU (Devamla) – Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı yasa tasarısının 30. maddesinin 1. fıkrasındaki “teşkilat ve görevleri hakkında kanun” ifadesinin “teşkilat, görev ve sorumlulukları hakkında kanun” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                                                                                          Veli Ağbaba (Malatya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kaptan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ülkemizdeki 35 milyon elektrik abonesi elektrik faturalarından kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli ve yüzde 2 TRT payının kesilmesini istememektedirler. Bu kesintiler 58’inci Hükûmet Acil Eylem Planı’nda, Sayın Bakanın sorulara verdiği cevapta, 2009 ekonomik krizinde “kaldırılacak” denmesine karşın bugüne kadar kaldırılmamıştır. Benim bu konuda Mart 2012’de verdiğim kanun teklifi de Komisyon da kabul edilmemiştir.

Sayın arkadaşlar, elektrik faturalarında çeşitli adlar altında 10 ayrı kalemde para kesilmekte, bunların toplamı da faturanın yüzde 80’ine kadar çıkmaktadır. Bu kalemlerin her birinden ayrı ayrı KDV alınması büyük bir haksızlık yaratmakta, bir bakıma verginin vergisi alınmaktadır. Bu bedeller içinde kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedelinin de kanuni bir dayanağı yoktur. 2010 yılında kayıp kaçak oranı bazı illerde yüzde 70’lere, yüzde 77’lere kadar çıkarken bazı illerde yüzde 2’lerde, yüzde 3’lerde kalmıştır. 2011 yılında abonelerden “kayıp kaçak bedeli” adı altında eski parayla 2,7 katrilyon lira, yeni parayla 2,7 milyon lira,  “sayaç okuma bedeli” adı altında da eski parayla 129 trilyon lira alınmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan geçenlerde Mardin’de “Kaçak elektrik kullanmak haramdır.” ikazı yapmıştır. Sayın Bakan, haramı helal yapmak için tedbir almak sizin göreviniz değil midir, yoksa Hükûmet âciz mi kalmaktadır? Kaçak elektrik kullanmanın parasını kaçak kullanmayanlardan almak son derece hakka, adalete ve vicdana aykırı değil midir?

Değerli arkadaşlarım, evinde radyosu, televizyonu olmayan, hatta TRT’yi hayatında hiç dinlemeyen bir vatandaşın yüzde 2 TRT vergisi ödemesi Allah’tan reva mıdır? TRT'ye elektrik faturalarından yılda 500 milyon lira, eski parayla 500 trilyon lira gelmektedir. TRT bunun da büyük bir bölümünü kurum dışı programlara aktarmaktadır. Sanki 7-8 bin personeli olan koskoca TRT'de programcı yok da dışarıya program yaptırıyor. Programcının illa ki eş, dost, akraba ve yandaş gazeteci, köşe yazarı Fehmi Koru mu olması gerekiyor? İlla ki AKP kurucusu Ayşe Böhürler mi olması gerekiyor, yoksa TRT'nin 728 bin lira vermesi için AKP Milletvekili Hakan Şükür mü olması gerekiyor?

TRT 3’ün saat 19.00’dan sonra Genel Kurul çalışmalarını yayından kaldırması, elektrik abonelerinden alınan paraların iktidara hizmet edenlere verilmesi yasal mıdır, ussal mıdır, etik midir?

Sayın arkadaşlar, bir de, TRT Tuncay Güney gibi insanları kanallarına çıkarıp deli saçması, gerçek dışı iftiralarla saygın kişi ve kurumlara saldırdığından dolayı Sayın Deniz Baykal’a ve Sayın Cumhuriyet Halk Partisine tazminat ödediği gibi yasal olmayan işlerinden dolayı da tazminat cezaları ödemektedir, bunun parası da halkın cebinden çıkmaktadır.

Sayın arkadaşlarım, mademki TRT’de milletin ve vekilinin sesi çıkmayacak, o zaman kimin sesi çıkıyorsa parayı da o versin. TRT ya tarafsız kamu hizmeti yapsın ya da özelleştirilsin. Ülkemizde medya gelişmiştir, kamunun ihtiyacı olan programlar hizmet satın alma yoluyla karşılanabilir, o zaman TRT'ye de gerek kalmaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;

1) Yüzde 2’lik TRT payının kaldırılması,

2) Vatandaşın kullanmadığı yüzde 16, yüzde 20’lere varan kayıp kaçak parasının kaldırılması

3) Sayaç okuma bedelinin ve aboneye yük getiren diğer vergi fonlarının kaldırılması sağlanmalıdır.

Bu haksızlıkları gidermek yüce Meclisin görevidir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaptan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce -ben yerimden izledim de- siz Enerji Bakanına bir söz verdiniz. O sözü bir defa vermeniz mümkün değil ama o sözde şöyle bir… Milletin anlaması için...

417 trilyon liralık ihale yapıyor Sayın Başkan. Bu 417 trilyonluk ihale ihalesiz veriliyor, yandaşlara, kendine yakın olan müteahhitlere veriliyor. Bakıyor ki, ihalesiz verildi, ondan sonra da diyor ki: “Biz asgari fiyatla bunları yaptık.” Bu asgari fiyatı neye göre belirledin? Senin cebindeki para mıdır bu asgari ücret?

Sayın Başkan, bakın, burada devletin katrilyonları heba ediliyor, bir de burada çıkıp da dürüstlük taslıyor.

Sen, o 417 trilyon liralık ihaleyi kendi yandaşlarına verdin ama  ihalesiz verdin. “Git bu işi yap...” Ondan sonra geldi, parayı ödedin. Yahu, böyle bir devlet sistemi olur mu? Bu çiftlik ağası olur yahu! Çiftlik ağası mısın  sen?

Sana dedim ki: “Sen Kayseri ve Civarı Elektrik Anonim Şirketi Genel Müdürüyken orada aldığın halılar var, yiyecekler var, pastalar var. Onların niye hesabını vermiyorsun?”

Sayın Başkan, gerçekten…

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Böyle bir usul yok Sayın Başkan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada oturmak için çok cesaretli olmak lazım. Sakal bırakmakla insanların yüzündeki ayıplar silinmiyor. Maalesef, o Enerji Bakanlığında yapılan o kadar çok büyük yolsuzluklar var ki… Yiğitliğin varsa çıkalım onların hesaplarını soralım.

417 trilyon liralık ihaleli işleri ihalesiz nasıl sen verdin?

Bunu izah etsin.

BAŞKAN – Sayın Genç, söyledikleriniz zapta geçti.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, 30’uncu maddeye bağlı (1) ve (2)’nci fıkraları oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler...  (1) ve (2)nci fıkralar kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair iki önerge vardır. Malumları olduğu üzere görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım, Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyeyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 30 uncu maddesine ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve diğer fıkraların buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli              Mehmet Doğan Kubat                      Seyit Eyyüpoğlu

                     Giresun                                İstanbul                                        Şanlıurfa

              Bünyamin Özbek                     Gürsoy Erol                          Hüseyin Cemal Akın

                     Bayburt                                İstanbul                                        Malatya

"(3) 4628 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Başkanlık, kadro, kurum personelinin statüsü, atanma usulü ve özlük hakları

Madde 9- (1) Başkanlık, başkan, başkan yardımcıları ve hizmet birimlerinden oluşur. Başkana kurum başkanlığına ilişkin görevlerinde yardımcı olmak üzere Kurul kararıyla iki başkan yardımcısı atanabilir. Başkan yardımcıları, Başkan tarafından verilen görev ve talimatların yerine getirilmesinden ve ilgili hizmet birimleri arasında koordinasyonun sağlanmasından sorumludur. Ayrıca Başkan tarafından, ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro sayısını geçmemek üzere başkan danışmanı atanabilir.

(2) Kurumun hizmet birimleri ile görev ve yetkileri şunlardır:

a) Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı; bu kanun ve diğer kanunlarla Kuruma verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikâyetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.

b) Doğal Gaz Piyasası Dairesi Başkanlığı; bu Kanun, 18/4/2001 tarih ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve diğer kanunlarla Kuruma verilen doğal gaz piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikâyetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.

c) Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığı; bu Kanun, 4/12/2003 tarih ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve diğer kanunlarla Kuruma verilen petrol piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikâyetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, ulusal marker işlemlerini yürütmek.

ç) Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Dairesi Başkanlığı; bu Kanun, 2/3/2005 tarih ve 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve diğer kanunlarla Kuruma verilen sıvılaştırılmış petrol gazları piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikâyetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.

d) Tarifeler Dairesi Başkanlığı; bu kanun ve diğer kanunlarla Kuruma verilen tarife belirleme, elektrik ve doğal gaz tarifelerine esas yatırım planlarının onaylanması, yatırım tavanlarının belirlenmesi ve talep tahminlerinin onaylanması ile ilgili işleri yapmak.

e) Denetim Dairesi Başkanlığı; Kurumun faaliyet gösterdiği piyasalarda ilgili kanunlar ve ikincil mevzuat uyarınca yapılması gereken inceleme ve denetimleri yapmak veya yaptırmak, gerektiğinde bu hususlarda yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yapmak, piyasalarda görülen aksaklıklara ilişkin çözüm önerilerinde bulunmak.

f) Kamulaştırma Dairesi Başkanlığı; Kurumun görev alanındaki piyasalarda bu kanun ve diğer kanunlarda belirtilen Kurumun kamulaştırmaya ilişkin görevleriyle ilgili işleri yapmak veya yaptırmak.

g) Hukuk Dairesi Başkanlığı; Kuruma ilişkin her türlü uyuşmazlığın takibi ve çözümlenmesi amacıyla Kurumu temsil etmek ve gerektiğinde yasal yollara başvurmak, hukuki konularda başkana ve diğer hizmet birimlerine hukuki danışmanlık hizmeti vermek.

ğ) Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı; Kurumun strateji ve politikalarını belirlemek ve uygulamaları takip etmek, kurumun uluslararası ilişkilerini yürütmek, sektörel gelişmeleri ve yönelimleri izlemek, piyasa verilerini derlemek, piyasa gelişim raporlarını hazırlamak, tüketici haklarına ilişkin işleri yapmak, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve diğer mevzuatla strateji geliştirme ve malî hizmetler birimlerine verilen görevleri yapmak, bilgi işlem altyapısını sağlamak ve yürütmek.

h) İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı; Yönetimi geliştirme, işgücü planlaması, kurum personelinin özlük işleri, mali ve sosyal hakları ile idari hizmetlere yönelik her türlü iş ve işlemleri yapmak.

ı) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği; Kurumun faaliyet alanı ile ilgili konularda yazılı ve görsel basını takip ederek gerekli dokümantasyonu sağlamak, Kurumun basın ve yayın kuruluşları ile ilişkilerini planlamak ve kamuoyunda tanıtılmasına ilişkin yayın ve faaliyetleri yürütmek.

i) Kurul Hizmetleri Müdürlüğü; Kurul ve Kurul üyelerinin sekretarya hizmetlerini yürütmek ve protokol işlerini düzenlemek.

j) Başkanlık Özel Kalem Müdürlüğü; Başkanın sekretarya hizmetlerini yürütmek ve her türlü protokol işlerini düzenlemek.

(3) Hizmet birimlerinin faaliyet alanı, görev yetki ve sorumlulukları yukarıda belirtilen görev ve fonksiyonlara uygun olarak Kurumun teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.

(4) Kurumda istihdam edilecek personele ilişkin kadro, unvan ve sayıları ekli (I) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Toplam kadro sayısını geçmemek üzere 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerde yer alan kadro unvanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla unvan ve derece değişikliği yapma, yeni unvan ekleme ve boş kadroların iptali Kurul kararı ile yapılır.

(5) Kurum hizmetlerinin gerektirdiği görevler, idari hizmet sözleşmesi ile sözleşmeli olarak istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Kurum personeli bu Kanunla düzenlenen hususlar dışında 657 sayılı Kanuna tabidir.

(6) Kurul üyeleri ve Kurum personelinin ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımaları zorunludur.

(7) Kuruma verilen görevlerin gerektirdiği asli görev ve hizmetler enerji uzmanı ve enerji uzman yardımcılarından oluşan meslek personeli ile ekli (1) sayılı cetvelde yer alan diğer kadrolarda görev yapan personel eliyle yürütülür. Enerji uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yarışma sınavı, tez hazırlama ve yeterlilik sınavları ile enerji uzmanlığına atanmaları 657 sayılı Kanunun ek 41 inci maddesi hükümleri çerçevesinde Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

(8) Kurul Başkanı ve Kurul üyeleri ile bu Kanuna ekli kadrolarda idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen Kurum personeli, sosyal güvenlik açısından 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının  (c) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Kurumda, Kurul Başkanı ve Kurul üyesi ile bu Kanuna ekli kadrolarda idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personelin sosyal güvenlik hak ve yükümlülükleri 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla anılan kanun hükümlerine göre tespit olunur. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı iken Kurul Başkanı ve üyeliklerine atananlardan bu görevleri sona erenler veya bu görevlerinden ayrılma isteğinde bulunanların bu görevlerde geçen hizmet süreleri kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde dikkate alınır. Bunlardan bu görevleri sırasında 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girenlerin bu görevlerde geçen süreleri makam tazminatı ile temsil tazminatı ödenmesi gereken süre olarak değerlendirilir. Kamu kurum ve kuruluşlarında 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı iken Kurul Başkanı ve üyeliklerine atananların, önceki kurum ve kuruluşları ile ilişiklerinin kesilmesi kendilerine kıdem tazminatı veya iş sonu tazminatı ödenmesini gerektirmez. Bu durumda olanların kıdem tazminatı veya iş sonu tazminatı ödenmesi gereken hizmet süreleri, Kurul Başkanı ile Kurul üyeliği olarak geçen hizmet süreleri ile birleştirilir ve emeklilik ikramiyesi ödenecek süre olarak değerlendirilir.

(9) Kurul Başkan ve üyeliklerine atananların Kurulda görev yaptıkları sürece önceki görevleri ile olan ilişkileri kesilir. Ancak, kamu görevlisi iken üyeliğe atananlar, memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla, görev sürelerinin sona ermesi veya görevden ayrılma isteğinde bulunmaları ve otuz gün içinde eski kurumlarına başvurmaları durumunda atamaya yetkili makam tarafından bir ay içinde mükteseplerine uygun bir kadroya atanır. Atama gerçekleşinceye kadar bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin Kurul tarafından ödenmesine devam olunur. Bir kamu kurumunda çalışmayanlardan Kurul Başkan ve üyeliğine seçilip yukarıda belirtilen şekilde görevi sona erenlere herhangi bir görev veya işe başlayıncaya kadar, almakta oldukları her türlü ödemeler Kurum tarafından ödenmeye devam edilir ve bu şekilde üyeliği sona erenlere Kurum tarafından yapılacak ödeme iki yılı geçemez.

(10) Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personeline 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca belirlenmiş emsali personele mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan ödemeler vergi ve diğer her türlü kanuni kesintiler dâhil aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir."

I SAYILI CETVEL KADRO UNVAN VE SAYILARI

KADRO UNVANI                                                              SAYISI

Başkan Yardımcısı                                                                     2

Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı                                               1

Doğal Gaz Piyasası Dairesi Başkanı                                          1

Petrol Piyasası Dairesi Başkanı                                                  1

Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Dairesi Başkanı               1

Tarifeler Dairesi Başkanı                                                            1

Denetim Dairesi Başkanı                                                            1

Kamulaştırma Dairesi Başkanı                                                   1

Hukuk Dairesi Başkanı                                                              1

Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı                                             1

İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı            1

Başkan Danışmanı                                                                     19

Grup Başkanı                                                                            45

Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri                                              1

Kurul Hizmetleri Müdürü                                                           1

Özel Kalem Müdürü                                                                   1

Enerji Uzmanı                                                                           300

Enerji Uzman Yardımcısı                                                         100

Avukat                                                                                       25

İrtibat Büro Müdürü                                                                   1

Yönetim Hizmetleri Uzmanı                                                      60

Tabip                                                                                          1

Çözümleyici                                                                                8

Programcı                                                                                   6

Kurul Hizmetleri Müdür Yardımcısı                                          1

Özel Kalem Müdür Yardımcısı                                                  1

Savunma Uzmanı                                                                       1

Kütüphaneci                                                                               1

Hemşire                                                                                      1

Tekniker                                                                                     1

Teknisyen                                                                                   4

Yönetim Görevlisi                                                                    115

İletişim Görevlisi                                                                       30

Şoför                                                                                         12

Dağıtıcı                                                                                       3

Toplam                                                                                     750

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunlukla önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Efendim, salt çoğunluğumuz vardır, önergeye katılıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyenler?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben kişisel söz istiyorum efendim. Sayın Başkan, kişisel söz istiyorum bu madde üzerinde.

BAŞKAN – Madde üzerinde, evet söz talepleri geldi efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, usulle ilgili bir şey söyleyeyim. Şimdi, bu kadar, iki buçuk sayfalık bir madde ihdas ediliyor. Şimdi, biliyorsunuz bizim şu maddeyi incelememiz mümkün değil. Uygun görürseniz -siz yemek molası vereceksiniz- şimdi bir saat yemek molasını verin, biz de inceleyelim. Çünkü bu son zamanlarda devleti böyle talan eden önergeler bu saatlerde veriliyor. Biz bir inceleyelim bakalım, bu önergede hakikaten devletin birtakım kurumları talan ediliyor mu, birtakım insanlara birtakım avantajlar getiriliyor mu, getirilmiyor mu, bir inceleyelim. Yemek arasını verin bir saat, biz de inceleyelim. Yani şimdi, böyle incelenmeden, burada devlet kurumları yani niye… Bu önergeyle ne getiriliyor? Niye Komisyon ilk müzakeresi sırasında bu önergeyi vermemiş de şu anda veriyor? Demek ki birilerinin son anda böyle bir önerge vermekteki amacı… Birtakım özel çıkar gruplarının çıkarlarına hizmet etmek için bazı hizmetkâr milletvekilleri var, onlar burada çıkıp böyle bir önerge veriyorlar efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, önerge sahibi olarak birkaç hususu izninizle açıklamak istiyorum.

Anayasa Mahkemesi üst kurulların -biliyorsunuz üst kurullar Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuştu- Bakanlar Kurulu kararıyla oluşturulamayacağı kararını verdi ve onunla ilgili bir karar verdi. Diğer bütün üst kurullar kanunlarını çıkardılar, sadece EPDK, bu kanun çıkmadı. Bununla en ufak ilave bir düzenleme yapılmamaktadır. Şu andaki yapı neyse, daire başkanlığı neyse…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Nereden bileceğiz canım, senin kafana göre hareket edecek değiliz ki!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – …görevleri, yetkileri aynen korunmaktadır Sayın Başkanım. Yani bir ilave yoktur, bir ayrıcalık yoktur, sadece şu anda Anayasa Mahkemesinin verdiği karar çerçevesinde yasal bir düzenlemeyle yapılması talep edilmektedir efendim.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tarhan.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) - Sayın Başkanım, çok makul bir istekte bulunuyoruz. Oldukça uzun bir metin ve bir madde ihdasıyla karşı karşıyayız. O yüzden, izniniz olursa, bir ara vereceksiniz muhtemelen, biz bu metni incelemek ve ona göre bir değerlendirme yapmak istiyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Olabilir, yemek arası verilebilir Sayın Başkanım. Yani arkadaşlar şey yapmadı, incelesinler, yemek arası verilebilir Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu kanun tasarısında bu ihdas edilen maddenin ilk defa burada görülmesiyle alakalı konu yanlış bir yorumdur. Sanayi, Enerji Komisyonu üyeleri bunun üzerinde çalıştılar, gördüler, baktılar ve CHP’den de arkadaşlarımız buna baktılar, MHP’den arkadaşlarımız baktılar, o yüzden bunun burada ilk defa görülüyor anlamı yanlış bir yorumdur.

Arz ediyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) - Hayır Sayın Başkan. Böyle mi yani yeni hâliyle madde böyle mi?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, arkadaşlar onu incelesinler, yani yemek arasını verebiliriz. Eğer diğer gruplar da kabul ediyorsa görüşmelere yemek arasından sonra devam edebiliriz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tamam, anlıyorum efendim.

TUNCA TOSKAY (Antalya) - Kanunu buraya getirmeyin, Komisyondan çıkarın!

BAŞKAN – Şimdi, değerli arkadaşlar, her ne kadar Komisyonda incelendiği…

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Öyle şey mi olur!

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Sinirlenmenize gerek yok efendim, çocuk mu azarlıyorsunuz. Çocuk mu azarlıyorsun!

BAŞKAN – Tamam Sayın Toskay, tamam efendim.

Her ne kadar Komisyonda incelendiği söylenmişse de…

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Aceleniz ne? Öyle şey mi olur!

BAŞKAN - Müsaade buyurun.

Zaten yemek saatine de yaklaştık. Arkadaşlar inceleme şansına sahip olsunlar.

Bir saat ara veriyorum, oturumu kapatıyorum.

                                                                       

 

Kapanma Saati: 18.49


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

30’uncu maddenin (2)’nci fıkrasından sonra gelmek üzere yeni madde ihdasına ilişkin önergeye Komisyon salt çoğunlukla katılmış olduğundan yeni madde üzerinde görüşme açmıştım.

Madde üzerinde gruplar adına söz talebi arayacağım.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Ümit Özgümüş, Adana Milletvekili.

Sayın Özgümüş, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Geçen günkü konuşmamda belirttiğim gibi, diğer komisyonlarda, Millî Eğitim Komisyonunda, Anayasa Komisyonunda veya benzer komisyonlarda sizlerle anlaşamayabiliriz ama Sanayi, Ticaret ve Enerji Komisyonunda çok rahatlıkla anlaşabiliriz ve Komisyonumuza yasalar geldiğinde bundan önce bunu çok net biçimde gösterdik çünkü sanayide, ticarette sanayideki üretim artışında ya da enerjideki artışların sonuç olarak ülkemize, bize, çocuklarımıza yararı olacağının bilincindeyiz.

Daha önce gelen yasalarda, alt komisyonlar kuruldu, çalışıldı ama bu yasa, EPDK yasası, ilk defa olarak, apar topar, acele, çalakalem yazılmış, içerisinde yanlış, eksik bilgilerin olduğu bir şekilde geldi. Alt komisyona gitmesi gerekiyordu, gitmedi, bizim Komisyonumuzda, ana komisyonda görüşülmeye devam edildi. Yasanın yanlış, eksik geldiği, özensiz, düzensiz ve çalakalem geldiği  o kadar belliydi ki Hükûmetin getirdiği yasaya komisyonlarda Hükûmet adına 36 önerge geldi ve şimdi o yetmedi, Genel Kurula geldikten sonra, Genel Kurula yine önergeler gelmeye devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, EPDK yasasıyla ilgili iktidar milletvekillerinin bir çoğundan daha fazla çalıştık. Çünkü, Komisyonda gördük ki o anda kapıdan içeriye giren milletvekili de “Kabul edenler… Etmeyenler…” dendiğinde neyin kabul edilip edilmeyeceğini bilmeden kapıdan girerken el kaldırıyordu. Ama, bu yasa düzgün çıksın diye gerçekten çok çalıştık ve çok fazla sayıda önerge verdik. Önergelerimizin tamamına yakını, bir tanesi hariç, önergelerimiz reddedildi.

Komisyon Başkanı dönüyor, “Hükûmet katılıyor mu?” diyor, “Katılmıyoruz.” oylamaya geçiliyor. Bugün de, burada, önergeler verdiğimiz zaman, Sayın Meclis Başkanımız dönüyor, neden olduğunu hâlâ anlayamadım, genellikle Komisyon ya da Hükûmet arasında birisi katılıyor, birisi katılamıyor ve önergelerimiz tekrar reddediliyor.

Yasada tüketicinin lehine olması gereken bazı önergelerimiz vardı, TRT payı gibi, genel aydınlatma gibi, onlar da reddedildi. Yasanın içerisinde her tarafa çekilebilecek, yanlış anlaşılmalara neden olabilecek birçok madde vardı, onların düzeltilmesi için önergeler verdik, onlar da reddedildi. Çok daha ilginç bir şey söyleyeyim: Yasa, mevcut Türkiye Cumhuriyeti yasalarında mevzuatı olmayan bir kavrama atıf yapıyor, “tezgâh üstü piyasalar” kavramına atıf yapıyor. Biz muhalefet olarak uyarıyoruz, diyoruz ki: “Sayın Hükûmet, sayın Komisyon, böyle bir madde getirilemez, böyle bir atıf yapılamaz çünkü Türkiye’de tezgâh üstü yasası da yok, kavramı da yok.” Komisyon başkanı yine soruyor, diyor ki: “Hükûmet?”. “Katılamıyoruz efendim.” Sonra, biz müdahale edince, “Sizin katılmama hakkınız yok, şansınız yok çünkü bu Türkiye Cumhuriyeti’nde mevcut yasalarda yok.” deyince, “Peki, o zaman katılalım.” diyerek, bir tane önergemiz kabul ediliyor.

Bu yasa niye bu şekilde aceleye getirildi? Zamanımız yeterse, 2-3 madde sonra onu açıklayacağım ama yasanın içerisinde çok önemli eksiklikler var. Doğru olan şey, yasanın amaç maddesi, amaç maddesi çok iddialı, bir cümlesini okuyorum: “Elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması.”

Değerli arkadaşlar, yasada, gerek üretimin artırılmasıyla gerek çevrenin korunmasıyla veya tüketicinin yararına hiçbir madde yok. Bu yasanın bu kadar aceleye getirilmesi, birincisi; biraz sonra 14’üncü madde de söyleyeceğim bir olay; ikincisi de dağıtım şirketlerinin sorunlarının çözülmesi. Dağıtım şirketlerinin sorunları çözülsün ama bu kadar aceleye getirilmeden ve düzgün bir yasa çıkarılarak getirilsin.

Dün, yarım kalan konuşmamda söylemiştim, 1990’dan 2011’e kadar geçen süre içerisinde, yerli kaynaklardan üretilen elektriğin payı yüzde 48’den yüzde 27’ye düştü. Mevcut yasada yerli kaynaklara dönme yönünde maddeler olması gerekirken yani rüzgâr, güneş, jeotermal enerjiyle ilgili gerek AR-GE desteği gerek üretimi artıracak şeyler olması gerekirken, ne yazık ki ona benzer şeyler de yok. Ama yasanın önemli eksik ve yanlışları var, o da şu: Birincisi, bürokrasiye çok fazla inisiyatif veriyor, ikincisi de yasanın içerisinde her türlü anlama çekilebilecek, bürokratın inisiyatifine bırakılan “yapılabilir, edilebilir” gibi birçok madde var. Bakın, bir tanesinde “Rekabeti bozan şirketlerin yönetim kurulunu değiştirebilir.” diyor kurum. Değerli arkadaşlar, kurum teknik bir kurum ve eğer rekabeti engelleyecek bir gelişme varsa şirketlerde, Türkiye’de çok büyük bütçesiyle bunu denetlemek üzere kurulmuş Rekabet Kurumu var. Burada yetki karmaşası olur. Bunun düzeltilmesini istedik, reddedildi. Örneğin, 5’inci maddenin (3)’üncü fıkrasında, “Şirketlerin sermaye artırmaları ya da hisse devirleri kurul iznine tabidir.” deniyor. “Şirketler, anonim şirketler Türk Ticaret Kanunu’na göre çalışır ve kurul iznine gerek yok, sadece bilgi verir.” şeklinde değiştirilmesini istedik, o da reddedildi. Şimdi bu işlemi yani bu şirketlerin sermaye artırımı veya aralarında hisse değişimini de eğer izne bağlarsanız; bir, bürokrasiyi artırır; iki, önümüzdeki süreçte, örneğin bankadan kredi almak için çok çabuk hissesinde değişiklik yapmak isteyen şirketlerin de kurumdan bu izni erken çıkarabilmesi için rüşvete ve yolsuzluğa yol açar.

Rüşvet ve yolsuzluk tarih boyunca insanların üzerinde çalıştığı kavramlardır. Bakın, size Merton kuramından bahsedeyim. Amerika Birleşik Devletleri’nde, 19’uncu yüzyılın sonu 20’nci yüzyılın başında birkaç tane toplum bilimci rüşvet ve yolsuzluk üzerine çok ciddi çalışmalar yaptılar ve buna “Merton kuramı” dendi. Merton ve arkadaşı Kay diyorlar ki: “Az gelişmiş ülkelerde siyasetçi ve bürokrat bilgisiz olduğu için mevzuatı doğru kuramaz. Yukarıdan aşağıya mevzuat yanlış olduğu için de o zaman rüşvet ve yolsuzluk devreye girer ve rüşvet bu tür durumlarda sistemin gres yağı anlamını taşır ve gres yağı vazifesi görür.” Eğer siz sistemi doğru kurmazsanız, eğer siz yasanın içerisinde her tarafa çekilebilecek anlamları ortadan kaldırmazsanız ve eğer siz “yapılabilir, edilebilir” diye bürokrata bu kadar çok yetki verirseniz, onun için rüşvetin önüne geçemeyiz ne yazık ki.

Değerli arkadaşlar, yasanın içerisinde daha önceki yıllarda, EPDK ilk başladığında “çantacılık” denilen bir kavram vardı. Birileri gidiyor, bir yerde enerji üretecek bir yer buluyor ve enerji üreteceği şeyle ilgili olarak da bir lisans alıyor, o, çantasında. Daha sonra, firmaları dolaşarak üretime geçmeden elindeki lisansı devrediyor ve Bakanlık bürokrasisi içerisinde dolaşıyordu. Mevcut yasa içerisinde çantacılığı engelleyecek ciddi biçimde değişiklikler var. Komisyonda bütün bunların hepsini destekledik ama ne yazık ki Merton kavramında olduğu gibi, Merton doktrininde, kuramında olduğu gibi burada bu kadar çok muallak, bu kadar çok her tarafa çekilebilecek madde varken önümüzdeki süreçte enerji piyasasında, Enerji Bakanlığında veya kurumda yolsuzluğu ve rüşveti engellemek mümkün değil.

Öncelikle, başvuran vatandaşın bilgi verirken doğru bilgi verdiğini varsaymak ve ondan sonra denetlemek gerekir. Bırakın vatandaş çok acele olarak hisse devrini yapsın, sermayesini artırsın, size bilgi versin, daha sonra müfettişinizi gönderin ve inceleyin.

Yıllar önce Dubai’de Jebel Ali Serbest Bölgesi’ne gittiğimde Serbest Bölgenin Müdürü dedi ki: “Bizde yatırım yapmak veya dağıtım lisansı almak için, izni almak için ıslak imzaya gerek yok. Web sitemize girin, başvuru belgesini doldurun, enter tuşuna basın, kırk sekiz saat içerisinde biz size yetkiyi veririz. Daha sonra, zaman içerisinde biz size eleman göndererek verdiğiniz bilgilerin doğru olup olmadığını o zaman kontrol ederiz. Ama bizim nezdimizde öncelikle bize yatırım için başvuran vatandaş ya da yabancı yatırımcı doğru insandır, doğru bilgidir, incelemesini sonra yaparız.” Onun için, bu yasa gerçekten çok kötü yazılmış, ileride çok ciddi sakıncalara yol açacak bir yasadır. Biraz önce gelen ek maddenin getiriliş şekli de yanlıştır. Bakın, bu kadar sayfa, bu kadar yazı, bize on dakika, on beş dakika içerisinde incelenmek için getirildi. Komisyonda görüşülmüş olsa bile doğruluğunu kontrol etmemiz gerekirdi. Ama, getirilen ek madde doğrudur, getiriliş şekli yanlış olmasına rağmen destekliyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özgümüş.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Sayın Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 30’uncu maddesinden sonra eklenmek üzere verilen sözde fıkra ama bir madde olarak işlem gören iktidar partisi grubu önergesi üzerinde söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu konu, biraz önce Sayın Bakanın da ifade ettiği gibi “EPDK’nın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde mevcut 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 9’uncu maddesinde yer alan ibareye dayalı olarak kurumda yapılan bazı düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi üzerine Genel Kurulun gündemine gelmiş önemli bir konu.

Ancak Sayın Bakanın komisyon sırasında “Komisyon üyesi milletvekillerimizin bu konudan haberi var.” şeklindeki ifadesini biraz düzeltmek istiyorum. Bu konudan şöyle haberimiz var: Buna benzer bir önerge Komisyon görüşmeleri sırasında Komisyona sunulunca bunun bu şekilde bir maddeyle değiştirilmemesi gereken bir konu olduğunu ileri sürmemizin ardından ara verildi ve o önerge çekildi. Yani, biz o önergeyi okumadık, içinde neler vardı bilmiyorduk, hatta yaptığımız görüşmelerde mevcut EPDK’nın şu anda yürüyen sistemine ilave 2 adet daire başkanlığının da tahsis edildiği bir önerge olduğunu ilgili yetkililerin açıklamasından öğrendik. Ancak daha sonra Sayın Komisyon Başkanının odasında parti gruplarımız adına birkaç milletvekilimizle ve ilgili bürokratlarla bir araya geldiğimizde, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Hamzaçebi’nin de daha sonra bu toplantıya katılmasıyla tasarının buraya gelen mevcut şekliyle, yani memurların maaş alamaz durumda olmalarını da dikkate alarak sıkıntının bu şekilde çözülmesi gerektiğini, diğer düzenlemenin ayrı bir kanun teklifi hâline getirilerek daha sonra çözüme bırakılması konusunda bir konuşmamız oldu. Şimdi, bu önerge, o konuşmanın ardından, ayrı bir kanun teklifi olarak getirilmesine karar verilen düzenlemenin buraya bir önergeyle eklenmesini maalesef gündeme getirdi. Elbette ki bu sorunun çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ama, bunun yolu, yöntemi bu mu olmalıdır, bu şekilde mi olmalıdır, onu yüce Meclisin takdirlerine bırakıyoruz.

Sadece kurum yetkililerinin verdiği bilgiye dayanarak bu önergede yer alan bilgilerin, şu anda EPDK’nın işleyen sisteminden hiçbir farklılık içermediğidir, onlara inanıyoruz. Bu sorun çözülecekse bunun bu şekilde olmaması gerektiğini yüce Meclise bir kez daha ben de açıklamak istiyorum.

Kadrolarda ilave bir kadro tahsisinin olmadığını, var olan toplam 750 kadronun şu anda da zaten var olduğunu ifade ettiler. Buna saygı duyuyorum. Ancak bu düzenleme, kurumda yaşanan sorunların çözüldüğü bir düzenleme değil. Umarım, biraz sonra vereceğimiz bir önergeyle hiç olmazsa yıllardır o kurumda mağdur olmuş bazı çalışanların sorunlarının da çözümü gerçekleştirilir. Aksi takdirde, bundan sonra, tabii, kurumun yeni yapılanmasıyla, kimin ne olacağının takdirini hem o kurumda çalışanlara hem de yüce Meclise bırakmak istiyoruz.

Tabii, bu ek maddeyle yapılacak olan düzenleme bir zorunluluk sonucu ortaya çıkmış bir düzenlemedir. Bunu da bir ölçüde saygıyla karşılıyoruz. Fakat keşke bu, bu şekilde, Komisyondayken getirilseydi, o konuşmaların arkasından, bir düzenleme nasıl olacaksa bu çözümü orada bulmuş olsaydık. Verilen bir saatlik arada, bunu ancak yeniden okuyup ne getiriyor ne götürüyor onu öğrenebildik. Bunun tartışmasının devam edeceğini düşünüyorum.

Ancak çok önemli bir diğer sorunu da Sayın Bakanım, dile getirmek istiyorum. Bilindiği gibi, 16 Haziran 2012 tarihli Başbakanlık genelgesiyle, şu anda enerji sektöründe yatırım yapmış veya yatırımının bir bölümünü yapmış, tamamını gerçekleştirememiş ya da yatırım yapmayı düşünen enerji sektörü çalışanları perişan. Eğer bu genelge değişmez ise, bu genelgeye istinaden, söz konusu izinler Sayın Başbakan tarafından verilmeye devam ederse bu sektörde çok ciddi sorunları önümüzdeki bir iki yıl içerisinde fazlasıyla yaşayacağımızı bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Şu anda, kanal tipi HES yapan bir yatırımcının iletim kazısı yaptığı sırada ortaya çıkan bir heyelan nedeniyle alacağı tedbirler konusunda yaşadığı sorunları inanıyorum ki bu sektördeki birçok yetkili çok iyi biliyor.

Şimdi, bu sektörde çalışan kamu görevlileri üstlerindeki müfettiş ve üst düzey yöneticilerin baskıları nedeniyle veya sektörde iş yapmaya çalışan yatırımcılar, devlet memuru olduğu ve yetki onlarda bulunduğu için itiraz edemedikleri birçok konuyu çözmek üzere yüce Meclisten görev bekliyor.

Yatırımcı kararını almış, yatırım yapacak, ruhsat verilmiş, önüne birçok engel çıkarıyorsunuz. Özellikle, ruhsatların geçici ruhsata dönüştürülmesiyle iki yıl içerisinde yepyeni bir belirsiz alan açıyoruz. Bu kişi ruhsatını almış, yatırıma başlamış; bir kısmı yatırımı bitirmiş, üretim aşamasında. Şimdi, lisanslar eğer ön lisansa dönerek, yeniden bu insanların yirmi dört aya kadar, yirmi dört ay sonrasının ne olacağını göremeden öncesine döndürülmesi sağlanırsa bu düzenlemeyle, bu sektörde yatırımcı bulamayacağız. Özellikle bunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu lisansların ön lisansa dönüştürülmesi konusu, yabancı kaynaklı kredi anlaşması yapmış veya yapmak üzere olan yatırımcıların tamamını bu sektörden silecektir. Bir yabancı banka sizin iki yıl sonra ne olacağını öngöremediğiniz bir sisteme garantörlük yapmaz Sayın Bakanım, bunun mutlaka düzenlenmesi lazım. Aksi takdirde, bu ön lisans konusu enerji sektöründe yeni bir kaosa yol açacak bir konudur, hiç olmazsa lisansını almış olanların önünü açarak devam etmeyi öngören bir düzenlemeyle bunu geçirmemiz lazım. Aksi takdirde, bu yirmi dört aya kadarlık ön lisans süresi özellikle finans bulma zorunluluğunda olduğunu hisseden yatırımcılar için yabancı finans kaynaklarının Türkiye’yi görmezden geleceği bir konu olacaktır, kimse bu ülkede belirsizlik ortamında finansını sağlamayacaktır. Bu düzenlemenin de mutlaka yapılması gerektiğini düşünüyorum.

 Özellikle, gelen önergeyle var olan kanundaki 9’uncu maddeyi bire bir karşılaştırdığınız zaman -her ne kadar şu anda yürütülen sisteme uygun bir önerge olduğu ifade edilse de- mevcut maddeyle gelen önergenin kanun yazım tekniği ayrı tutulmak kaydıyla içerik açısından da uymadığını görmekteyiz. Ciddi anlamda farklılıkların olabileceğini düşünüyoruz. Örneğin, “Kurum personelinin statüsü, atanma usulü ve özlük hakları” başlığı altındaki mevcut 9’uncu madde şimdi “Başkanlık, kadro, kurum personelinin statüsü, atanma usulü ve özlük hakları” başlığıyla değişti. Buradaki “Başkanlık” mevcut kanunda tanımı olmayan bir başkanlık. Başkanlık tanımını yapmadık bu kanunda. Mevcutta da yok, elimizdeki tasarıda da yok. Evet, yürüyen sistemde başkanlık var da, kanunda başkanlık yok. Onun için bu hâliyle bu düzenleme yeterli değil. “Tanımlar” kısmına başkanlığı ifade edeceğiz, “Başkanlık EPDK içerisindeki şu şu daire başkanlıklarını ifade eder.” diye bir tanım koymamız lazım. Bu hâliyle de iptal olacak bir düzenleme bu. “Başkanlık” diye bir tanım yok bu maddenin içerisinde. Onun için bunun düzenlenmesi lazım.

Düzenlemenin, en azından orada çalışanlara hayırlı olmasını temenni ediyor, bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Gruplar adına başka söz talebi yok.

Şahısları adına Sayın Mehmet Doğan Kubat, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 30’uncu maddesine (2)’nci fıkradan sonra gelmek üzere önerilen madde ihdası üzerinde şahsım adına görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, bu madde ihdası bir kanun boşluğunu doldurmayı amaçlamaktadır. Sebebi şudur: Anayasa Mahkemesinin 2009/90 esas sayılı kararıyla 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi iptal edilmiş ve bu iptal hükmü 14 Mayıs 2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış, Anayasa Mahkemesi bu kararında iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımdan itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

İptal edilen hükmün mahiyeti şudur: Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 128’inci maddesi, kamu personeliyle ilgili yapılacak yasal düzenlemelerdeki temel esasları ve ilkeleri belirlemektedir. Buna göre, Anayasa’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında: “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, bu maddenin kapsamına giren kişilerin statü ve özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin muhakkak kanunla yapılması gerekir ancak Anayasa Mahkemesince iptal edilen 4628 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında “Kurumun hizmet birimleri; Kurum görev ve yetkilerinin gerektirdiği sayıda daire başkanlıkları şeklinde teşkilatlanmış ana hizmet birimleri, danışma birimleri ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşur.” şeklinde bu teşkilatın yapısının nasıl oluşacağı kanunla düzenlenmiş iken yine birinci fıkranın ikinci cümlesinde “Kurumun hizmet birimleri ile bunların görev ve sorumlulukları, kadro unvanları ve sayıları Kurulun önerisi -yani EPDK’nın önerisi- üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” diye bir hüküm konmuştur. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 128’inci maddesi gereğince EPDK’daki kurum personelinin özlük haklarının, statülerinin kanunla düzenlenmesi gerekirken bunun yönetmeliğe yapılan atıf gereğince yönetmelikle -ki, bunlar yönetmelikle düzenlenmiş idi o dönemde- düzenlenmiş olmasını Anayasa’nın 7, 123 ve 128’inci maddelerine aykırı görerek iptal etmiştir. Yine Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde, EPDK’nın da içinde yer aldığı düzenleyici ve denetleyici kurumlar yasayla kurulmuş olan kamu tüzel kişileridir ve Anayasa’nın 123’üncü maddesinde ifade edildiği üzere, idarenin bütünlüğü ilkesi içerisinde yer alırlar ve yasayla düzenlenmeleri gerekir. Keza, düzenleyici ve denetleyici kurumlarca gerçekleştirilen ve genel idare hizmetleri esaslarına göre yürütülmekte olan kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli nitelikteki görevleri ifa eden kamu görevlilerinin statüleri de 128’inci madde gereğince yasayla düzenlenmek zorundadır. Aynı şekilde, idarenin sahip olacağı kadroların ihdası ve kadroların kaldırılması konuları da kamu görevlilerinin statüsüyle yakından ilgili olduğundan bunların da yasayla düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle mevcut düzenlemenin iptali gerekir diyerek mevcut 9’uncu maddenin ikinci cümlesini iptal ettiğinden, ortaya çıkan yasal boşluğu, Mayıs 2012 tarihinden itibaren ortaya çıkan bu yasal boşluğu doldurmak amacıyla işbu önerge verilmiş ve önergede kurumun kadro, teşkilat yapısıyla birlikte kurum personelinin statüsü, atanma usulü ve özlük hakları da bu önergeyle düzenlenmiştir.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, şu anda Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenmiş söz konusu düzenlemenin yasaya taşınması işlemi yapılmaktadır. Bu nedenle önerge yerindedir.

Desteklerinizi bekler, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kubat.

Şahısları adına ikinci konuşmacı Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yapılan yeni madde ihdası ilgili olan açıklamayı benden önceki konuşmacı arkadaş bir boşluğun doldurulması anlamında Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar doğrultusunda etraflıca izah etti.

Ben bu ihdas edilen madde, kurum çalışanlarına, enerji piyasamıza hayırlı olsun diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Şimdi madde üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağız. Sisteme giren arkadaşlarımıza sırasıyla söz vereceğim.

Sayın Bulut…

ARİF BULUT (Antalya) – Sayın Bakan, Kamu Toptan Elektrik Satış Şirketinin Ocak 2013 tarihinden itibaren geçerli olan yüzde 14,8’lik indirimi kullanıcılara yansımamıştır. Bu yolla dağıtım şirketleri haksız kazanç elde etmektedir. Bu konuda Bakanlık olarak ne yapmaktasınız? Vatandaşın lehine bir girişiminiz var mıdır? Bu indirim vatandaşın faturasına da yansıyacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bulut.

Sayın Sapan…

YILDIRAY SAPAN (Antalya) – Sayın Başkan, Sayın Bakan; geçtiğimiz yıllarda 1 milyar 165 milyon dolara satıldığı hâlde esrarengiz bir şekilde teminatları yakılarak iptal ettirilen ihalede AKEDAŞ’ın önceki yıllara oranla kârlılığının ve kâr paylarının artmasına rağmen önceki bedelinden 619 milyon dolar daha ucuza satılmasına vicdanınız ne diyor?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sapan.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, son yıllarda özellikle, bu HES projelerinde bir artış gözüküyor. Son yıllarda ne kadar HES projesi hayata geçti? Bunların rantabl olması veya ömürlerinin ne kadar olduğuyla ilgili ne tür çalışmalarımız var? Bunların yerine, her gördüğümüz derenin önüne HES yapmaktan ziyade, daha büyük projelerle daha rantabl yapılması noktasında bir çalışmamız var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Sayın Ağbaba…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, AKP birçok hizmetiyle övünüyor, örneğin duble yol gibi hizmetleriyle övünüyor.

Ben size Malatya’yla ilgili bir soru sormak istiyorum: Malatya’da geçtiğimiz yıllarda TEDAŞ özelleştirildi. TEDAŞ özelleştirildikten sonra, özel şirkete geçtikten sonra hiçbir uygulamadan ne sanayici ne çiftçi ne vatandaş memnun değil. Geçtiğimiz günlerde de sorduk; sizin milletvekilleri, Malatya milletvekilleri, bu köylüden şikâyet geldiği zaman diyorlar ki… Şirketi halka şikâyet ediyorlar.

Şimdi, siz yaptıklarınızla övünüyorsunuz, bu sorumluluğu üstleniyor musunuz? Bu özelleştirmenin yanlış olduğunu, özelleştirmenin köylünün, çiftçinin aleyhine olduğunu, halkın aleyhine olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konuda, Malatya’yla ilgili en azından, ne yapmayı düşünüyorsunuz bu rezil özelleştirmeden dolayı? Onu sormak istiyorum ben size.

BAŞKAN – Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, cazibeyle sulama yapabilenlerin dışında Gaziantep’te sulu tarım yapılamamaktadır. Çiftçilerimiz enerji fiyatlarının yüksekliği nedeniyle sulu tarımdan vazgeçmişlerdir.

Siz tarıma önem verdiğinizi değişik vesilelerle ifade ediyorsunuz. Tarımı destekleyeceksek, acaba tarımda kullanılan enerjinin fiyatının ucuzlatılmasını düşünüyor musunuz? Çiftçilerimizin sulu tarım yapabilmesine imkân sağlayacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Serindağ.

Sayın Işık…

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, sulama birlikleri bu sene çiftçilere yazı gönderdi, diyorlar ki: “Bu sene ekim yapmayın, elektrik borcundan dolayı biz size su veremeyeceğiz.” Bu durumda çiftçiler ne yapacak? Veya bir af düşünüyor musunuz? Çünkü borçlar gerçekten çok kötü; bir birliğin 18 trilyon borcu var.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, geçen hafta da sormuştum, hep 12’nci, 14’üncü sırada diye yetişmedi. Bugün Aykut Erdoğdu hatırlattı, belgeyi gösterip “Göndereceğim.” dediniz. Bu, sokak aydınlatmasına çifte saat takıldı. Yani geçen hafta tartıştığımız gibi, camilere 2 saat takılıp normalin 2 katı fatura çıkartılıp devletin dolandırıldığına ilişkin bir iddia var, buna ilişkin bir müfettiş raporu olduğu söylendi. Siz de gösterip “Size yollayacağım.” dediniz, hâlâ daha gelmedi. Grubumuza kavas marifetiyle göndermeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Sayın Bakan, buyurun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önceki 14 soru artı bu 7 soruyla beraber 21 soru oldu arkadaşlar. Hiçbir sorunun cevabından vazgeçmeden cevaplara başlıyorum.

Biz bunu daha önce de açıklamıştık, “TETAŞ bir indirim yaptı, siz bunu niçin vatandaşa yansıtmadınız?” diye soru soruldu. 

Değerli arkadaşlar, bir dağıtım şirketine TETAŞ, EÜAŞ ve PMUM dediğimiz serbest piyasadan alımlar yapılıyor yani bir dağıtım şirketi bu üçünden beraber alım yapıyor ve bizim TETAŞ bir balans etme göreviyle beraber oradaki fiyatlar yüzde 14,8 civarında düştü ama bu aynı zamanda EÜAŞ’ın maliyetini oluşturan ve BOTAŞ doğal gaz maliyetlerini balans etmek için kullanılan bir argümandır. Bu mekanizma için teknik bir konu ve bunu anlattığımızda vatandaşımızın lehine kullanılan bir mekanizmayı aleyhineymiş gibi sunmak arkadaşlar, çok ama çok yanlış bir şey. Siz eğer bir yerde doğal gaza yüzde 20 zam gelip de, ondan sonra eğer onu TETAŞ’ın yüzde 14,8’iyle balans ediyorsanız, şu anda 27 tane Avrupa Birliği üyesi ülke arasında en ucuz 2’nci, 3’üncü ülke oluyorsa doğal gaz fiyatları, bu ondan kaynaklanmaktadır. Şimdi,  bunun normalde…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, bu kötü bir şey, iyi değil.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ  (Kayseri) – Bu bizim politikamız arkadaşlar, buna “Yanlış” diyenler olabilir, “Doğru” diyenler olabilir, sonuçta 27 tane Avrupa Birliği üyesi ülke arasında en ucuz  doğal gazı satan 2’nci ülkeyiz.

Diğer soru:  “AKEDAŞ’ta sizin buna vicdanınız elveriyor mu?” denildi, 619 milyon doları…  Arkadaşlar, bir malın alım satım fiyatı gerçekleştiği fiyattır. Eğer teminat irat kaydediliyorsa, şu veya bu gerekçeyle o fiyatın arkasında özel sektör duramıyorsa ben ona “alışveriş yapılmış fiyat” demem. Bunların karşılaştırıldığı, dünyada bir mekanizma var; kişi başına düşen kilovatsaat, kilovatsaat başına düşen birim fiyat… Bunların her birisinin karşılaştırmasını yapıyoruz ve bugün yüzde 10 kayıp kaçakla alakalı…  Konya bölgesini ele alalım 6 ille beraber, o bölgede bir önceki üç yıllık işletmeye göre 1,1 milyar TL’lik kamunun artısı oluşmuştur çünkü biz özel sektörle şöyle bir anlaşma yapıyoruz: “İsterseniz siz bunu alın, isterseniz almayın. Biz sizden bu sattığımızın yüzde 100’ünü alacağız.” diyoruz. Kayıp kaçak oranları oradan düşülüyor ve hedeflenen rakamlarla beraber çıkartılıyor.

“HES projeleri ne kadardır?” 2003’le 2012 arasında 287 tane HES projesi işletmeye alındı arkadaşlar. 5.845 megavattır bunun ölçeği ve 2012 yılında 4.150 megavat devreye aldığımızın yaklaşık yüzde 60-65’i yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşmaktadır. Toplam, yine, 2002’yle 2012 arasında 746 tane projede 19.711 megavat da ayrıca bu kapasite devreye alınmış bulunuyor.

“Malatya’da neler yaptık?” derseniz arkadaşlar, geçende bir yerde toplantı yapıyoruz -önceki yıl oldu bu- bir arkadaş şikâyet ediyor, diyor ki: “Bakın, burada bazı sıkıntılarımız var, sanayicide, mesken kullanıcıda sıkıntılar var, özel sektöre geçtikten sonra böyle oldu.” dedi. “Ben bir dakika müdahale edebilir miyim?” dedim. ”Yok, ben sözümü bitireyim, ondan sonra…” dedi. Anlattı, anlattı. “Ufak bir ayrıntı var, burası özel sektöre henüz geçmemişti.” dedim.

Şimdi, arkadaşlar, algıyla gerçek arasında zaman zaman makas açılıyor. Bu değişimden dolayı, bazı yerlerdeki işlerin geciktiği ve aksadığını biz bizzat gidip yerinde tespit ettik. Geçtiğimiz cuma günü 6 tane ille beraber Konya’da toplantı yaptık. Bu cuma günü de Ankara ve bütün bölge illerle beraber burada toplantı yapacağız. Her bölgede, her ilde, yaklaşık 51 tane ilde bu toplantıyı yaptık. Bazı aksayan yerlerinde yatırım planlarını her bir şekilde gözden geçiriyoruz. Biz Malatya’da elektrik dağıtım hizmetleriyle alakalı -şuradan tamamen rakamları da çıkartmak isterim, yıllara sâri- sektörel yatırımlar açısından baktığımızda 2,5 katına çıkarttık arkadaşlar 2011 yılına göre 2013 yılındaki yatırımları, sırf bu değişimi doğru yönetmek için.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, bunları biz Malatya’da hissetmiyoruz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Gaziantep’te cazibeli suyla alakalı sorunuz oldu. “Tarıma destek verecek miyiz? Bununla alakalı, biz çiftçimize destek verecek miyiz?” Arkadaşlar, tarıma destek konusunda 9 milyar TL’lik, biliyorsunuz, çiftçilerimize bir destek verildi. Bunun içerisinde eğer elektrik fiyatlarını yarı yarıya düşürmek gibi, dörtte 1’e düşürmek gibi bir hedef varsa… 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakan, ne oldu bizim belge, ne oldu cevap?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Süre verin de anlatayım kardeşim, onu söylüyorum ya! “Süre verin.” diyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Belge istiyorum.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Hepsi hazır burada.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – E, tamam, iki haftadır bir sıra gelmedi, hep bizde kalıyor yani Sayın Bakan!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Geçende söyledik işte.

Arkadaşlar, 980 tane sorunun cevabını verdik. İnsaf edin ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hep aynı şeyi söylüyorsunuz, 1 tane daha verin 981 olsun!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Onu yaptım ben.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Verin bir dakika Sayın Başkan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Konuşmama şöyle başlıyorum: “17 tane soru var cevaplandırılacak.”

YILDIRAY SAPAN (Antalya) – Başbakan niye iptal etti?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - “Süre verin cevaplayayım.” diyorum ben. Beş dakikada sorulan sorunun cevabı beş dakikada olur mu? “Verin süre cevaplayayım.” diyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama benim sorudan başlayacaksınız, bu Çalık meselesinden başlayacaksınız.

BAŞKAN – Bir saniye… 

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sırayla cevaplıyorum arkadaşım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öyle işte, hiç sıra gelmeyecek bize!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Niye gelmesin?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Gelmiyor, pratiğimiz o yani sizinle! İki haftadır gece gündüz…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Arkadaşlar “Süre verin cevaplayayım.” diyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Süre verin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, yazılı olarak da cevaplamanız mümkün.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası  Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman'ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifiyle Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar ve Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporlarının 30. maddesine eklenen yeni maddenin 7. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“7 - Bu maddenin yayımı tarihinde, Kurumda Yönetim Görevlisi kadrosunda görev yapan en az dört yıllık yüksek öğrenim kurumlarından veya bunlara denkliği Yüksek Öğretim Kurulu tarafından onaylanmış yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun ve en az on beş yıl ve üzeri hizmeti bulunan personel ile Hukuk, Kamu Yönetimi, Yönetim ve Organizasyon, İşletme ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinde yüksek lisans belgesine sahip Yönetim Görevlisi kadrosunda bulunan personel hizmet süresine bakılmaksızın başka bir işleme gerek kalmadan bir defaya mahsus olmak üzere Yönetim Hizmetleri Uzmanı kadrosuna, Kurumda görev yapan Yönetim Hizmetleri Uzmanları ile Grup Başkanı veya daha üst kadrolarda çalışanlar talepleri halinde Enerji Uzmanı kadrosuna atanırlar."

                    Alim Işık                     Emin Haluk Ayhan                         Mustafa Kalaycı

                     Kütahya                                Denizli                                          Konya

               Necati Özensoy                       Sümer Oral                                 Tunca Toskay

                       Bursa                                  Manisa                                         Antalya

                                                     Ahmet Kenan Tanrıkulu

                                                                    İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge, biraz önce yüce Meclisin oylarıyla kabul edilen, eklenen maddede değişiklik yapmayı öngören bir önerge. Bu önergenin özü, hâlen EPDK’da çalışan bazı personelin şu ana kadar geçen sürede uğradığı bir kısım mağduriyetin giderilmesini öngörmektedir. Hâlen, daha önce bu kuruma giren personelin -geçen süre içerisinde statüsünün değiştirilmesine yönelik uygulamaların ardından- bir kısmı yargıya başvurarak arada bir yıldan fazla süre de boş kalmak kaydıyla haklarını almış, geri gelmiş; bir kısmı da bu arada yargıya başvurmayıp kurum içerisinde yapılan bazı yarışma sınavlarına katılmayı kabul edip orada başarılı olduktan sonra yönetim hizmetleri uzmanı olmuş personeldir.

Yargıya başvurup kurumun teklifini kabul etmeyen personel yargı kararıyla geri döndüğünde ancak yönetim hizmetlerinde görevlendirilmiş bir memur konumuna düşmüştür. Bu önerge kurumun açtığı sınavlardaki şartları sağlayan, onların geçtiği eğitim öğretim statüsüne sahip ama sadece yargıya gittiği için, kurumun dediklerine “Hayır.” dediği için yönetim hizmetleri uzmanı kadrosuna atanmayan yönetim görevlilerinin bu haklarının yönetim hizmetleri uzmanı kadrolarına geçirilerek teslim edilmesini, diğer taraftan enerji uzmanı olarak eş değer görevlerde bulunan enerji uzmanlarının haklarına sahip olmak üzere hâlen kurumda gerek yönetim hizmetleri uzmanı gerekse grup başkanı ve benzeri gibi görevlerde bulunan personelin, ama geçmişten beri kısmen de olsa mağdur edilmiş personelin enerji uzmanı olarak kanunla bu haklarının verilerek mağduriyetlerinin giderilmesini öngören bir önergedir. Takdir yüce Meclisimizindir. Ancak var olan kanunda ilgili maddenin tamamını mevcut işleyişle örtüşecek şekilde bir önergeyle değiştiren Hükûmetin inanıyorum ki bu düzenleme içerisinde şimdiye kadar hak ettikleri hâlde vermedikleri, personele vermedikleri hakkı da böyle bir önergeyle teslim ederek hiç olmazsa bazı yaraların sarılmasına katkı sağlarsınız diyorum. Bu önergenin özü budur.

Yüce Meclisin takdirine sunuyor, saygılarımı tekrar iletiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Madde üzerindeki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Yeni madde ihdasına dair önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Yeni madde, böylece, ihdas edilmiş oluyor.

Kabul edilen önergeyle 30’uncu maddenin üçüncü fıkrası olarak eklenmesi sağlanacaktır.

Şimdi yeni madde ihdasına dair ikinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 30 uncu maddesine ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve diğer fıkraların buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli              Mehmet Doğan Kubat                      Tülay Selamoğlu

                     Giresun                                İstanbul                                         Ankara

                Ayşenur İslam                      Nevzat Pakdil                              Gülay Samancı

                     Sakarya                         Kahramanmaraş                                   Konya

                Ercan Candan                Alpaslan Kavaklıoğlu                        Volkan Bozkır

                   Zonguldak                               Niğde                                          İstanbul

                              Sevde Bayazıt Kaçar                               Erol Kaya

                                  Kahramanmaraş                                    İstanbul

"(4) 4628 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.”

"Geçici Madde 19- (l) Mevcut hizmet birimi başkanları, bu kanunla oluşturulan ilgili hizmet birimi başkanlıklarına; kadro unvanı değişmeyen personel ise ihdas edilen aynı unvanlı kadrolara halen bulundukları kadro dereceleriyle başka bir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır.

(2) Kadro ve görev unvanı değişen veya kaldırılan personel bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde durumlarına uygun kadrolara atanırlar. Atama işlemi yapılıncaya kadar Kurumca ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebilirler. Bunlar yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski unvanlarına ait ödemeleri almaya devam ederler. Yeni bir kadroya atandıktan sonra ise eski kadrolarına ait almakta oldukları aylık net ücretin, atandıkları yeni kadrolarına ait net ücretten fazla olması hâlinde, aradaki fark atandıkları kadroda kaldıkları sürece ve yeni kadrolarının ücreti ile eşitleninceye kadar herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın her ay tazminat olarak ödenir. İsteğe bağlı olarak, atandıkları kadro unvanında herhangi bir değişiklik olanlarla başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.

(3) 15/1/2012 tarihinde Kurum kadrolarında bulunan personel hakkında, emeklilik dâhil anılan tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 10 uncu maddesi hükümleri de dikkate alınmak suretiyle uygulanmasına devam olunur."

BAŞKAN – Şimdi, bu önergeyi, yeni bir madde ihdası olduğu için Komisyona soracağım, salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım.

Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, önerge bize ulaşmadı. Ulaştırırsanız en azından biz de ne olduğunu inceleriz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Dağıtıldı, yemekten önce dağıtıldı Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Dağıtılmış, oraya gelmedi belki.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Yeterli çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Katılıyorsunuz.

Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Gruplar adına söz talebi…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım, incelemek için bir on dakika ara verelim, inceleyelim, ne olduğunu görelim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Verelim Sayın Başkan ama…

BAŞKAN – Daha evvel dağıtılmış Sayın Işık, artık yapacağım bir şey yok yani.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Verelim efendim verelim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Verelim efendim, ara verelim.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım, bununla ilgili herhangi bir ön bilgi gelmedi. Diğer konuyla ancak bir saat çalışabildik, sürekli olarak…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tamam Sayın Başkanım, ara verelim.

BAŞKAN – Peki efendim.

On dakika ara veriyorum. Tetkik edin lütfen. 

                                                                       

 

Kapanma Saati: 20.43


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

30’uncu maddenin (2)’nci fıkrasından sonra gelmek üzere yeni madde ihdasına ilişkin ikinci önergeye Komisyon salt çoğunlukla katılmış olduğundan yeni madde üzerinde görüşme açmıştım.

Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?

Şahısları adına söz talebi?

Olmadığına göre…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Var efendim.

BAŞKAN – Grup adına mı, şahıslar adına mı Alim Bey?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Grup adına…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – CHP Grubu adına Faik Öztrak konuşacak.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Alim Işık.

Buyurun Alim Bey.

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’na eklenen bir önerge üzerinde söz  aldım. Yeni madde hâline çevrilmiş ve bu maddeyle biraz önce EPDK’nın mevcut yapısına uygun bir düzenlemeyi öngören kanun maddesinin ardından şimdi de EPDK’da çalışan personelin şu anda çalıştıkları işlerde ve kadrolarda çalışmalarına devamını öngören ve almış oldukları özlük haklarında herhangi bir gerilemeye yol açmayacak ve mağduriyet yaratmayacak ek bir madde olarak bunu algılıyoruz. Ancak, burada, tabii, kurumun ihtiyaç duyduğu yerlerde görevlendirme ya da var olan personelin bir nevi emekliliğe zorlanması gibi hükümlerin de yer aldığını altını çizerek ifade etmek istiyorum. Temennim şudur: Bu düzenlemeden sonra, çalışan personelin yeni mağduriyetlere yol açacak uygulamalardan inşallah kaçınılacağı yönündedir. Kurum çalışanlarının ve Bakanlığın böyle bir uygulamada bulunmayacağını ümit ediyor ve en azından öyle olması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Bu, biraz önce geçen maddeye ilave bir maddedir ve olması gereken bir düzenlemedir. Herhâlde kanun yazım tekniği açısından olsa gerek ki ayrı bir madde olarak önümüze geldi. Yerinde olan bir madde olduğunu düşünüyorum fakat yeni mağduriyetler yaratılmamak kaydıyla. Biraz önce önergede bahsettiğim konunun da bundan sonraki, kurum içerisinde yapılacak yarışma sınavlarıyla çözüleceğini ümit ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle bir konuyu daha Bakanlık çalışanlarına ve Sayın Bakanın düşüncelerine ve takdirine sunmak istiyorum. Bilindiği gibi elektrik piyasasında TEİAŞ’ın yapması gereken bazı iletim altyapısını bugün yatırımcılar işlerinin uzamaması adına yapıyor ve yaptıktan sonra bu altyapıyı TEİAŞ’a iade ediyorlar. Dolayısıyla bu altyapının içerisinde bazı yerlerde 1 kilometre, bazı yerlerde belki 10-15 kilometreye varan iletim hatları altyapısı yapılıyor. Burada, şalt tesisleri ve 154 veya 380 kilovat enerji nakil hatları dâhil olmak üzere ciddi maliyetler içeren yatırımlar söz konusu. Bu yatırımlar yatırımcı tarafından yapılıp TEİAŞ’a devredildikten sonra TEİAŞ on yıl süreyle bu yatırım bedelini daha önce çıkartılan bir tebliğ doğrultusunda, maliyet hesabı dikkate alınarak yani Hazine Müsteşarlığı iç borçlanma faizleriyle birlikte on yılda geri ödüyordu.

Şimdi, 5 Ocak 2012 tarihli düzenlemeyle, söz konusu faizler kaldırıldı. Dolayısıyla milyarlarca lira yatırım yapan yatırımcının parasını geri öderken TEİAŞ 10 taksitte, on yılda ödüyor, herhangi bir faiz ödemiyor. Bu yatırımcı bu parayı faizle aldı, borçlanarak aldı. Dolayısıyla birçok konuda yatırımcı şu anda mağdur edilmiş durumda ve özellikle de sadece aylık taksitler gecikirse faiz ödüyor. Yani zamanında TEİAŞ aylık taksitlerini öderse herhangi bir faiz ödemeden, yatırımcının dış veya iç finansman kaynaklarından finansman bularak yaptığı ve maliyeti ciddi anlamda ona yük getirecek düzeyde yükselmiş olan parayı faizini almadan geri ödeyerek güya mağdur edilmiyor ama bu, çok ciddi mağduriyetlere yol açıyor ve ayrıca yatırım tutarının tespitinde de en düşük borçlanmayı dikkate alıyor. Hâlbuki en azından ortalama borçlanma faiziyle bu işlemler yapılsa yatırımcı kısmen de olsa, biraz daha mağduriyetten kurtarılacak ama hesabı yaparken en düşük maliyet üzerinden bu işlemler öngörülerek yapıldığı için yatırımcının ciddi anlamda bunda mağduriyeti söz konusudur. Bunun mutlaka düzeltilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha buradan yetkililerle duyuyorum.

BAŞKAN - Sayın Işık, bir dakikanızı alabilir miyim?

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler

1.- Cumhurbaşkanı Vekili ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek’le birlikte Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Benin Cumhurbaşkanı Thomas Boni Yayi’ye Başkanlıkça "Hoş geldiniz." denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün resmî konuğu olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Benin Cumhurbaşkanı Sayın Thomas Boni Yayi, Cumhurbaşkanı Vekili ve Meclis Başkanımız Sayın Cemil Çiçek’le birlikte şu anda Meclisimize teşrif etmişlerdir.

Kendilerine Meclisimiz adına hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (Devam)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Konu, teknik bir konu olduğu için, özellikle geriye kalan süreçte düzenlenmesi için bir fırsat tanıma adına bu önerge vesilesiyle dile getirildi. Özellikle bu konuya mutlak çözüm bulmamız gerektiğini bir kez daha yüce Meclisin takdirine sunuyor, bu düzenlemenin çalışanlarımıza hayırlı olmasını temenni ederek saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Öztrak, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar) 

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek madde ihdasıyla ilgili grubumun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum, bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu ek madde teknik bir gereklilikten yapılan bir düzenleme olduğu için ve personelin özlük haklarıyla ilgili olduğu için üzerinde çok fazla söylenecek bir şey yok ama bu vesileyle izin verirseniz bu kanunun geneli hakkındaki bazı görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, 5784 Sayılı Yasa’yı değiştiriyor.

2008 yılında -ben hatırlıyorum- 5784 Sayılı Yasa Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştü. Şimdi, bir kurumsallaşma olması lazım. Bu yasayla birçok mali hüküm değiştiriliyor, birçok mali yükümlülük ihdas ediliyor, birçok mali yükümlülük de kaldırılıyor. Dolayısıyla, bu yasanın yine Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi gerekirdi ama her ne hikmetse, bu defa da ana komisyon olarak Sanayi ve Enerji Komisyonuna gitmiş vaziyette. Şimdi, burada bir açıklık olması lazım ve bu konularda artık Mecliste bir kurumsallaşmanın olması gerekiyor. Bakıyorsunuz, bir dönem Plan ve Bütçe Komisyonuna giden yasalar bir başka dönem bir başka komisyona gidiyor. Dolayısıyla, bunun neden böyle yapıldığını da anlatmak son derece güç oluyor.

Diğer taraftan, bu yasayla şunun yapılmak istendiği söyleniyor yani deniyor ki: “Yatırım ortamının geliştirilmesi için hukuki belirliliğinin artırılmasına çalışıyoruz bu yasayla.”

Değerli milletvekilleri, tabii, hukuki belirlilik yatırım ortamının iyileştirilebilmesi bakımından, mülkiyet haklarının garanti altına alınabilmesi bakımından son derece önemli ama bugün, bu ülkede hangi yasayı çıkarırsanız çıkarın, bu amaçla, siz yatırımcıyı kolay kolay bu ülkede mülkiyet haklarına saygı gösterildiği konusunda ikna edemezsiniz çünkü bugün, bu ülkede öyle kurullar var ki, öyle bağımsız kurullar var ki sürekli Başbakanın ağzına bakıyorlar. Kararlar Başbakanın iki dudağının arasında. “Ben bunu beğenmedim, ben bunu millete nasıl izah ederim? Milletin hakkı yeniyor.” diyor bir gün Başbakan, bir ihaleyi iptal edebiliyor. Bir başka gün de “Bunu buna vereceksiniz, şöyle yapacaksınız.” diye Merkez Bankasına veyahut başka bağımsız kurullara talimat verebiliyor. 

Şimdi, bir şey anlatılıyor, IMF’ye borç veriyormuşuz. Nasıl IMF’ye borç veriyorsunuz? Merkez Bankasının rezervlerini Uluslararası Para Fonu’nda yatıracaksınız, orada da şunu diyorsunuz: “Haa, ben ihtiyaç duyduğum anda bana bu parayı geri vereceksin.” IMF’ye yatıracaksınız. Ekonomiden Sorumlu Sayın Başbakan Yardımcısı diyor ki: “Biz Başbakanla öyle iyi anlaşıyoruz ki ‘Tamam, bunu yapacağız.’ diyoruz, iki dakikada bu kararı çıkarıyoruz.” Sayın Bakan, Sayın Başbakan; bununla ilgili Merkez Bankası Yönetim Kurulunun kararı nerede? Hani Merkez Bankası bağımsızdı? Değerli milletvekilleri, onun için şunu söylüyorum: Hangi yasayı çıkarırsanız çıkarın, eğer bu ülkede ekonomi yönetiminde, ekonomi yönetiminin günlük işleyişine başbakanlar, bakanlar sürekli müdahale ederlerse bu ülkede ekonomik ajanları, ekonomik birimleri mülkiyet haklarının garanti altında olduğuna inandıramazsınız, yatırım yapmalarını temin edemezsiniz.

Şimdi, yine bu yasaya dönüp baktığımız zaman, daha çok yatırımcı hakları korunuyormuş gibi gözüküyor ama tüketicinin haklarını açıklığa kavuşturacak bu yasada hiçbir şey yok. Oysa bu ülkede enerji sektörünün en büyük mağduru tüketici. Dünyanın en pahalı elektriğini bu ülkenin insanı tüketiyor. Dünyanın en pahalı benzinini, mazotunu bu ülkedeki insanlar tüketiyor. Doğal gazı karşılaştırdığınız zaman birçok ülkeden daha pahalı. Biz niye mesela doğal gazı burnumuzun dibindeki Rusya’dan İngiltere’nin veya Avrupa’nın diğer ülkelerinin aldığından daha pahalıya satın alıyoruz? Dolayısıyla şunu söylemek istiyorum: Bu yasada, her gün farklı farklı kurallarla karşılaşan ve dolayısıyla, gerçekten dünyada en pahalı elektriği, enerjiyi tüketen tüketicinin haklarını koruyacak; tüketicinin ucuz, güvenilir, kesintisiz enerjiye ulaşımını sağlayacak hiçbir şey yok.

Bu kanunla bir elektrik piyasası getirilmek isteniyor. Değerli milletvekilleri, 1996 yılında ilk defa Norveç ve İsveç arasında enerji değişim programıyla başlayan bir husus bu, enerji piyasası düzenlemesi. Daha sonra buna Danimarka, Finlandiya, Estonya -2002 yılında- ve Litvanya katılmış. Ondan sonra da, 2006 yılında Almanya, 2010 yılında da İngiltere dâhil olmuş.

Sonuçları tam olarak irdelemek mümkün değil, ama Avrupa’da bu sisteme dâhil olan ülkeler ile dâhil olmayan ülkelerdeki fiyatları karşılaştırmışlar, bu sisteme dâhil olan ülkelerde tüketicinin karşı karşıya kaldığı fiyat artışları diğerlerine göre çok daha yüksek olmuş. Dolayısıyla, böyle bir piyasa kurulmasıyla tüketiciyi de korumuş olmuyoruz değerli arkadaşlar.

Şimdi, tabii, aslında tüketiciyi korumak da şu anda baktığımız zaman  -kusura bakmayın- iktidar partisinin çok fazla umurunda değil. Neden değil? Çünkü iktidar partisi tüketicinin çok iyi durumda olduğunu varsayıyor ya da öyle zannediyor.

Bakın, daha yeni bu Hükûmetin bir bakanı çıktı, “Ayda 800 lira çok büyük para.” dedi. Yani şimdi, bakın, bu ülkede ayda 800 liraya nasıl çok büyük para dersiniz? Ondan sonra Sayın Enerji Bakanı çıktı, dedi ki “Bir ailenin ortalama elektrik faturası ayda 50 lira.” Ee, bakıyoruz, Türkiye'de ailelerin ortalama doğal gaza ya da kömüre ısınmak için ödedikleri para 130-135 lira. Ee, bunun üstüne bir de telefon faturası varmış, ayda ortalama 80 lira, onu da Sayın Bakan açıklamış. Ben bunların hepsini topluyorum, ne kalıyor? 50 lira, 80 lira ediyor 130, 130 da doğal gazı koyun üzerine 260 lira, 800 liradan elde kalan 540 lira parayla Türkiye'de aileler geçinsin deniyor.

Değerli milletvekilleri, benim bir tavsiyem var. Sürekli değil, ama buradan bir yasa çıkartın iktidar partisinin milletvekilleri olarak, bir ay, bir ay sayın bakanların 800 lira almasını sağlayın, maaşlarını 800 lirayla sınırlayın tek bir ay için. Çünkü şunu söyleyeyim, açıkçası 800 lirayla geçinmenin ne olduğunu sayın bakanların anlamasına ihtiyaç var.

Değerli milletvekilleri, şimdi milleti asgari ücretle geçindiriyorsunuz, ondan sonra da borçlandırıyorsunuz, borçlar artıyor, insanlar icralık duruma düşüyor, ondan sonra kalkıyorsunuz diyorsunuz ki “Bu iş yerinde, madenlerde, son dönemde olan kazaların sebebi -enerji sektöründe bu da- borcunu ödemeyip, borcunu nasıl ödeyeceği düşüncesine dalan madencilerin dikkatsizliğinden bu kazalar oluyor. Onun için, icralık madencileri tespit edin, bunları uyarın, borçlarını geri ödemiyorlarsa işten atın.” Yetmiyor, yepyeni bir başka düzenleme daha yapıyorsunuz aynı yerde. “Bu madenciler çok geziyor.” deyip, madenin üstüne kilidi vurup insanları madende hapsediyorsunuz. Bunlar ne biçim uygulamalardır.

Değerli milletvekilleri, şunu söyleyeyim, bir şeyi hatırlatmak istiyorum: Seçimden önce insanları borçlandırdınız, ondan sonrada abanın altından sopayı gösterdiniz, dediniz ki: “Bizi seçmezseniz faizler artar, borçları geri ödeyemezsiniz.” Seçime beş kala da ağıtlar yakmaya başladınız “bir daha, bir daha” diye. Bugün geldiğimiz noktada, borcunu ödeyemeyeni işten atıyorsunuz. Yani sabah burada birtakım müzakereler yapılıyordu, evet, maalesef iktidar partisinin adaleti bu arkadaşlar. Borcunu ödeyemeyenleri işten atmak.

Bakınız, bu ülkede millî gelir senede 770 milyar dolar, Japonya’da 6 trilyon dolar. Bu ülkede 1 milyar doların üzerinde serveti olan insan sayısı Japonya’nın 2 katı. E, herhâlde bunun ne biçim bir adalet olduğunu düşünmek durumundayız.

Bu arada şunu da sormak istiyorum: Şimdi birtakım politikalar uygulanıyor. Sayın Bakan, ocak ayında elektrik tüketiminin yüzde 0,2 düştüğü, şubatta da yüzde 6 düştüğü doğru mudur? Bu rakamlara da 2009 krizinde yani ekonominin küçüldüğü dönemde rastlandığı doğru mudur?

Sözlerimi bitirirken Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztrak.

Şahısları adına Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İhdas etmekte olduğumuz madde üzerinde şahsım adına söz aldım.

Biraz önceki konuşmacı, Türkiye’de her türlü kararın Başbakanın iki dudağı arasından çıktığı yönünde talihsiz bir açıklama yaptı. AK PARTİ hükûmetlerinde ve parti şeyinde, bizde istişare müessesesi vardır. İstişare edilir, neticedeki kararlar karar alma mekanizmalarına geçtikten sonra karar verilir ve uygulanır.

Daha sonra IMF’den borç almak mı güzel, borç vermek mi? Borç verdiğimiz konuda eleştirildiğine ilk defa ben şahit oluyorum.

Bir kurulun da bağımsız olması, özerk olması onun tek başına hareket etmesini de gerektirmez. Ülkenin menfaatleri neyi gerektiriyorsa öyle hareket etmesi gerekmektedir.

Ayrıca, tüketiciyi en iyi koruyan iktidar da AK PARTİ Hükûmetidir. 800 lirayla geçinmek, evet, gerçekten zordur. Bu zorluklara rağmen, elimizde olan imkânlarla, Türkiye'nin ekonomik gereği de verilebilecek olan en iyi rakamlar verilmektedir. Geldiğimizde 120-130 dolar civarında olan asgari ücret şu anda 450 dolar civarına gelmiştir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Elektrik pahalı, gaz pahalı, yaşam pahalı. Nasıl oluyor Recep?

RECEP ÖZEL (Devamla) – Ben bu maddenin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunda çalışanlara hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002’de saatlik asgari ücret 5.44 dolardı, şimdi 2.88 dolar, Recep, biliyor musun sen?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Şahsı adına, Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İki haftadır 426 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nı görüşüyoruz. İki haftadır burada, gerek muhalefet temsilcileri gerek iktidar temsilcileri, hatiplerimiz, Komisyon üyeleri, Hükûmet bu kanunla ilgili bütün açıklamaları ve bilgileri aktardı, gerekli katılım sağlandı ve amaç hasıl oldu.

Netice itibarıyla, sektörün ihtiyaçları ile uygulamada karşılaşılan sorunlar dikkate alınarak bu tasarı hazırlanmıştır.

Tasarının takdirini Genel Kurula arz ediyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Can.

Şimdi, sisteme giren arkadaşlarımız var, soru-cevap işlemi yapacağız.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, bizim Adana ilimiz biliyorsunuz çok yoğun göç alan illerden bir tanesi. ASKİ Genel Müdürlüğü yaptığım süre içerisinde de bütün mahalleleri gezdiğimde, elektrik hatlarının binaların içinden geçtiği, direklerin binaların salonlarının ve odalarının içinden geçtiği gibi bir tabloyla karşı karşıyayız. Ayrıca, kayıp kaçak oranının da yüksek olduğu illerden bir tanesi. Bu yer altı kablosuna dönüşüm için Adana’yla ilgili ekstra bir yatırım yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konudaki çözüm önerileriniz nelerdir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yılmaz.

Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, lütfen, Gaziantep çiftçisiyle ilgili soruma yanıt verirseniz sevinirim.

Sayın Bakan, eski elektrik sayaçları, biliyorsunuz, değiştirildi. Yeni elektrik sayacı kullanan tüketicilere çok yüksek miktarda fatura düzenlendiği yolunda vatandaşlardan şikâyet geliyor. Onun da sebebi, diyorlar ki: “Yeni sayaçlarda sayaç kadranı çok hızlı dönüyor.” Bununla ilgili bir tespitiniz var mı? Bu konuda bir inceleme yapmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Serindağ.

Sayın Kaplan…

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, iki sorum var. Birincisi: Elektrik faturalarına yansıtılan kaçak kullanım bedelini hangi kanuna dayandırarak aldığınızı öğrenebilir miyim?

İkinci sorum: Kocaeli’nin Derince ilçesinde Yenikent, Çınarlı ve Fatih mahallelerinin üçünü birden kapsayacak yüksek gerilim hatları yaklaşık 40-50 bin nüfusun bulunduğu okulların, çocuk parklarının, yerleşim alanlarının içinden geçmektedir. Bu bölgede bir özelleştirme yaptığınız SEDAŞ’la ilgili bir düzenleme mi olacak, yoksa, bu yüksek gerilim hatları böyle kalmaya devam edecek mi? Nasıl bir çözüm düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

Sayın Sarıbaş…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, yine bir basın açıklamanızdan sokak aydınlatmalarını, daha önce olduğu gibi ve daha sonra da geri adım atarak, belediyelerden alacağınızı duyduk. Bu ne derece doğrudur? Bütün Türkiye’deki belediyelerden sokak aydınlatmaları kesilecek midir? Yani eskiden var olan ve belediyelerden sokak aydınlatmalarının alınması gerektiği hâlde hiçbir bakanlık bunu başaramamıştır.

İki: Çanakkale’de özelleştirmeden sonra özellikle fatura gününde elektrikler kesiliyor ve parasını geciktirmeden aynı gün içerisinde açılmaya gittiğinde 20 lira açma ve kapama ücreti özellikle alınıyor ve çok büyük şikâyetler var.

Ayrıca yine, burada, çiftçilerimizin sezonlarını beklemeden, paralarının olduğu hasat dönemini beklemeden elektrik faturalarıyla birlikte ödeyemedikleri için -çünkü ödeme şartları mümkün değil- anında onların da elektriklerinin kesildiği ve hiçbir gün dahi taviz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sarıbaş.

Sayın Demiröz…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’nu burada gördüğüm için, daha önce 2/B Yasası’nda hem Komisyonda hem de Genel Kurulda görememiştik. Bu arada zannediyorum Bursa’da idi ve Bursa’da Uludağ’la ilgili projeleri oldu ama yargı süreci nedeniyle meslek odalarından, Sayın Bakan, yakındı. Sayın Bakanın meslek odalarından ve hukuk sürecinden yakınmasına hakkı olmadığını düşünüyorum, zira Uludağ’daki idare sayısı hâlâ 3 kamu kurumu ve büyükşehir belediyesinin yetkisinde.

Sorum şu: Uludağ’ın yetkilisi, Sayın Bakan, kim? Bursa Büyükşehir Belediyesi mi, Orman ve Su İşleri Bakanlığı mı, Turizm Bakanlığı mı, Bursa Valiliği mi?

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Demiröz.

Sayın Ayhan…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, daha önce sordum, sizin, Erbil’e giderken Kayseri’ye nasıl indiğinizi sormuştuk, cevap vereceğinizi beyan etmiştiniz. Genel Kurulda olmadığım bir zamanda cevap verdiyseniz peşinen özür diliyorum ama cevabını da merak ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun efendim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Evet, ben tekrar sorusu beş dakika olan konunun cevabı beş dakika olmaz diye itiraz ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Efendim İç Tüzük…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ondan sonra soruları cevaplanmamışçasına bir algının oluşması bizim hak etmediğimiz bir durumdur.

Sayın Başkanım, şu anda 24 tane soru soruldu: Geçen hafta, önceki oturum ve şimdiki oturum. Eğer müsaade ederseniz, bana yarım saat bir süre verirseniz Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Bakanım, haklısınız ama yönetmeliğimiz, İç Tüzük’ümüz ve uygulamamız, on dakikalık ve yirmi dakikalık soru-cevaplar var, bunları ikiye bölüyoruz, yarısı milletvekillerinin, yarısı sayın bakanların. Zamanınız içinde değerlendirecekseniz gerisini yazılı vermek gibi bir durumdasınız. Vermemiz mümkün değil, İç Tüzük açık.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şimdi, Sayın Başkanım, yaklaşık 24 kişi ayrı zamanlarda soru sordular, yorum yaptılar, bilgi eksikliğinden kaynaklanan, yanlış bilgiden kaynaklanan, yanlış algılamadan kaynaklanan birçok şey söylediler. Mesela Sayın Öztrak -yani, gerçekten kendisini biraz grafik izleyen, kitap okuyan birisi olarak tanıdığım için söylüyorum, herkes için benzer cümleyi söyleyemeyebiliriz- şimdi,  “dünyanın en pahalı elektriği” dedi. Arkadaşlar, Avrupa’nın en ucuz 8’inci ülkesiyiz, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin altındayız biz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Vergiler hariç o, vergiler hariç!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şimdi, birazcık okuyan, yazan birisinin bunu herhâlde… Bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Bakan, giydirilmiş mi, çıplak mı?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şimdi, arkadaşlar, asgari ücretin…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Asgari ücrete oranını da söyler misiniz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Hayhay, asgari ücreti de söyleyeyim.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Giydirilmiş mi, çıplak mı?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Arkadaşlar, bak “Zaman kalmadı.” demeyin sonra.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yapmayın Bakan, ya!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – “Yapmayın.” demeyin, hem soruyorsunuz hem de izlemiyorsunuz.

On yıl önce aynı asgari ücretli, aynı miktardaki doğal gaz alımı için maaşının yüzde 33’ünü öderken şu anda yarı fiyatını ödemektedir. Dörtte 1’ini ödese daha iyi olmaz mı? Evet, dörtte 1’ini ödese daha iyi olur. Bu da ayrı bir konuşma konusu.

Asgari ücretin alım gücü elektrikte de tam tamına 2 katına çıkarılmıştır arkadaşlar. Bu, asgari ücretin çok yeterli olduğu anlamında değildir yani asgari ücret de 4 katına çıksa, değil mi? Ülke ekonomisiyle, bunların performans değerleriyle son derece alakalı konular.

Sorulara geçiyorum arkadaşlar:

HES projeleriyle alakalı söylendi. Gaziantep’ten başlayalım: Cazibeli su, çiftçiler, tarımsal destek yapacak mıyız… Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin faizleri affedilen en büyük tarımsal yapılandırmasını önceki yıl yaptık. 2,5 milyar TL’lik tarımsal borçların yeniden düzenlenmesi, yapılandırılmasıyla alakalı faizler silindi ve bununla da alakalı işlemler yapıldı. Yüzde 26’lar civarında bir müracaat oldu, daha fazla olmasını da isteriz.

Sulama birliklerinin elektrik borcundan dolayı bir af düşünüyor muyuz? Sulama birlikleriyle alakalı yeni bir af düşünmüyoruz arkadaşlar. Biz önceden yaptık ve onlarla alakalı çiftçilerimize de duyurduk. Aynen, Erzincan’daki sulama kooperatiflerinin borçlarının ödenmesi için bir uyarı yazısı gönderildi. Yalnız “Siz ekim yapın, yapmayın” diye bir yazının bizim kayıtlarımızda bulunmadığını görüyoruz. Eğer “Ekim yapmayın.” demişlerse o, çiftçimizin tercihine karışmak anlamına gelir. İsterse ekim yapabilir, isterse yapmaz ama biz elektrik parasını tahsil etmediğimiz çiftçimizin elektriğini daha çok açamayız.

Adana’da, 2013’te, TEDAŞ olarak 32 milyon TL’lik bir şebeke yatırımı düşünülüyor, 2013’te yapılacak. Dediğim gibi, önceki yıllara oranla 2-2,5 katına çıkan bir miktar oluyor.

Geçelim diğer sorulara. Sokak aydınlatmalarını belediyelerden mi alacağız… Değerli arkadaşlar, caddeler, sokaklar, geçitler, parklar, dekoratif aydınlatmaları da dâhil edersek ki bunların her birisi toplamda bir belediye için yüzde 15’lere, yüzde 20’lere varan miktarlar oluyordu. Şu anda, bugün, düzenleyeceğimiz maddelerle yine tensiplerinize sunacağız. Büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyeleriyle alakalı ayrı bir düzenleme öngörüyoruz ve bunlarla da alakalı herhangi bir aydınlatmayı da kesmeyi düşünmüyoruz. Onların da, belediyelerin de İller Bankası paylarından kesilmesiyle alakalı bir düzenleme getiriyoruz.

Açma-kesme ücretlerinin fahiş oluşundan bahsettiniz. Bizim amacımız, elektriği kesmek değil ama takdir edersiniz ki hemen yanı başınızdaki arkadaşınız da haklı olarak şunu soruyor: “Siz parasını ödemeyen abonenin elektriğini kesmeyi düşünüyor musunuz?” Evet, elektrik parasını ödemeyen abonenin elektriğini kesmeyi düşünüyoruz. “Açmayı düşünüyor musunuz?” Evet, parasını ödemesi hâlinde açmayı düşünüyoruz. Bunların bir bedeli var arkadaşlar. Bunların bedelinin belli bir çap (üst sınır) konarak daha fazla miktarının kamuya gittiğini ve bunların özel sektöre gitmediğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Çiftçi kardeşlerimizin dönemsellikle alakalı borç yapılandırmasından bahsettiniz. Tabii ki bununla alakalı çalışmalarımız var. Üç temel ödeme şekli var arkadaşlar: Yıllık, aylık ve dönemsellik. 1994 yılından bu tarafa hepsi denendi ama 2,5 milyar TL’lik toplam çiftçi borçlarımızın, bizim istediğimiz oranda küçültülmesi henüz sağlanabilmiş değil. Toplam çiftçi borçlularımızın yüzde 25-26’sı yapılandırmaya müracaat etti, otuz altı aylık yapılandırmadan yararlandılar. Şu anda hâlâ onları ödemeye devam edenler var.

“Kaçak kullanım bedelinin faturalarda gösterilmesi bir zorunluluk mudur?” dendi. Değerli arkadaşlar, bir zorunluluk değil, bu şeffaflıktan kaynaklanıyor. Özel şirketlere geçtikçe bunlar, oradaki her hizmet dağıtım bedeliyle beraber ayrıntılarını göstersin istedik. Bununla alakalı, bizim, faturalarda gösterilmesine ilişkin herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Dağıtım şirketlerinin faturalarda asgari göstermesi gereken bilgiler arasında mevzuat kayıp kaçak bedelini belirtmemiştir, bunu sunmamıştır. İsteyen EDAŞ, kayıp kaçak bedelini belirtebilir, isteyen EDAŞ, belirtmeyebilir, bakanlığımızın bu konuda herhangi bir zorlaması yoktur. Değerli arkadaşlar, ben onun mekanizmasını size anlattım.

“Gaziantep’deki sayaçlar çok hızlı çalışıyor.” dendi, varsa bu konuda somut bir yer ben oraya gidip, ekip gönderebilirim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Hayır, Gaziantep’deki sayaçlar değil, Gaziantep’de çiftçi çok pahalı enerji kullandı.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şöyle, arkadaşlar, şimdi, biz çıplak elektrik maliyetlerine doğru gidiyoruz. Yani, eğer biz, tarımdaki fiyatları yalnızca elektrik fiyatlarından yarıya düşürsek, bu sefer sanayicinin çapraz sübvansiyonuyla karşı karşıya kalacağız. Bir karar alınabilir, elektrik fiyatları beşte 1’ine de düşürülebilir ama bu bizim tarımsal desteklerle alakalı toplam 9 milyar TL’lik rakamlar arasında sayılmalıdır.

Gaziantep’teki yine sulamalarla, cazibeli sulamalarla alakalı zannediyorum siz soru sormuştunuz. Arkadaşlar, bizim, cazibeli sulamalarla alakalı, kamu suyu parasız, elektriği paralı satıyor, genel yapı bu. Bunlarla alakalı -Orman ve Su İşleri Bakanımız da burada- toplantılar yaptık. Onun tarlasına, cazibeli sulamalarla yapılacak tarlanın gayrimenkul değerinin diğerinin 4-5 katı olduğunu gördük. Çiftçimiz diyor ki: “Ben burayı alırken yüksek bedelle alıyorum, burada cazibeli su var, yatırım maliyetimi yüksek tutuyorum ama işletme maliyetimi düşük tutuyorum.” Şimdi, bizim, her ürün için değişen, pamuk için, mısır için, buğday için, pancar için değişen elektrik fiyatlarımız yok, bizim tek bir tarımsal sulama tarifemiz var. Bunların içerisinden çok memnun olup da kâr eden -kâr açısından memnun olanları kastediyorum, elektrik fiyatları açısından değil- çiftçimiz var, “Hayır, bu benim üretim maliyetimin daha üzerinde.” diyen çiftçimiz var. Bütün bunlarla alakalı Tarım Bakanlığımızla da bir çalışma yaptık, kendilerinde bir düzenleme yaparlarsa ona bakacağız.

Sokak aydınlatması ve camilerde çifte sayaçla alakalı bir milletvekilimiz soru sormuştu. Değerli arkadaşlar, camilerde ısıtmalarla aydınlatmalar ayrıdır. Isıtma için kullanılan sayaçlar ve aydınlatma için kullanılan sayaçlar ayrı takılmaktadır. Bu mükerrer dublikasyon bir tahsilat anlamına gelmemektedir. Çünkü aydınlatmalarla alakalı ödenekler Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konmaktadır. Bir kısım dernekler de ısıtmalarla alakalı paraları kendileri ödemeyi tercih etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Yoksa camiden daha fazla alınıyor anlamı taşımamaktadır.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, çok teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Böylece 30’uncu maddenin (2)’nci fıkrasından sonra gelmek üzere iki yeni madde ihdas edilmiştir.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Komisyonda salt çoğunluk yok Sayın Başkan, Komisyona baktınız mı?

BAŞKAN - 30’uncu maddenin diğer fıkraları buna göre kanun yazımı sırasında teselsül ettirilecektir.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, Komisyonda 12 kişi var, madde ihdas ediyorsunuz.

BAŞKAN - Hayır, daha evvel, oylama sırasında 14 kişi vardı efendim.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Hayır efendim, başından beri takip ediyorum.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – “Katılıyoruz” dendiğinde salt çoğunluk vardı.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Komisyon katıldığı aşamada 14 kişi vardı fazlasıyla. Ondan sonra zaten maddeyi koyabildik, aksi takdirde maddeyi alamazdık.

Sayın milletvekilleri, şimdi, 30’uncu maddeye bağlı (3), (4) ve (5)’inci fıkralar bir madde olarak görüşülecektir.

İki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Ek 1 inci” ve “Ek 2 nci” ibarelerinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mahir Ünal                 Mehmet Doğan Kubat                        Mustafa Şahin

               Kahramanmaraş                         İstanbul                                        Malatya

                 Ekrem Çelebi                         Cuma İçten                                   Recep Özel

                        Ağrı                                Diyarbakır                                       Isparta

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 30. maddesinin 5. fıkrasında yer alan 6 ncı ibaresi ”5 inci” olarak değiştirilmiştir.

               Aykut Erdoğdu                    Ümit Özgümüş                              Haydar Akar

                     İstanbul                                 Adana                                          Kocaeli     

                İlhan Demiröz                Malik Ecder Özdemir                        Erdal Aksünger

                       Bursa                                   Sivas                                             İzmir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son önergeye kakılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aksünger. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanunu hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki kanunun adında bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Niye öyle düşünüyorum? Elektrik konusu bir kamu hizmetidir, piyasaya konu olacak bir mal değildir. Aslında dünyanın her yerinde böyleyken Türkiye'de bunu piyasa malı yapmak gerçekten de çok büyük bir eziyet ve cinayettir. Bunu başta belirtmek istiyorum.

Güneşle ilgili, özellikle yenilenebilir enerjiyle ilgili bu kadar kaynaklar konuşulurken, devamlı bunun üzerine planlar, projeler yapılırken nükleerle ilgili konuları buraya getirmek ayrı bir cinayettir. Bunu açıkça belirteyim.

Şimdi, güneşin geleceğiyle ilgili birkaç konuyu da söylemek istiyorum. Bugün aslında baktığınızda yenilenebilir enerjide, işte, elektrik olsun, hidro olsun, güneş olsun, bunların içerisinde gelecekte teknolojisi de gelişebilecek en önemli konu güneş konusudur. Bugün 20 dönümden 1 megavat enerji elde ediyorsunuz ama bu on yıl sonrasında 1 dönümden 10 megavat enerji elde edilecek. E, dururken peki Türkiye'de ne yapılıyor? 2010’da kanun çıkarıldı bununla ilgili. İki sene boyunca yönetmelik bekledi kanun. Bu arada da belki dünyanın hiçbir yerinde olmayan, -ki Bakana da burada sormak istiyorum, özellikle bunun cevabını verirse, bütün dünya merak ediyor- güneşle ilgili ölçüme neden gerek duyuyorsunuz. Altı ay ölçüm zorunluluğu getirdiniz. Ne gerek vardı buna? Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir ölçüm zorunluluğu yokken neden yapıyorsunuz bunu? NASA’nın değerleri ortadayken, uydu değerleri ortadayken bu tür ölçüm zorunluluğunu neden getirdiniz? Bunun arkasında ne var? Ben de bilmiyorum gerçekten de, çıkıp Bakan bunu açıklarsa biz de öğrenmiş olacağız, aslında merak eden dünyada da bir sürü insan bunu öğrenmiş olacak.

Güneşle ilgili sübvansesi veya buradaki özellikle teşvik konusunu söyleyeceğim. Yanı başımızda Yunanistan da üç yıldır krizle boğuşuyor, beş yıldır krizle boğuşuyor, sizin verdiğinizin 3 katı teşvik veriyorlar. Şimdi, teşvik veriyorsunuz içeride, “Yerli üreticiye teşvik vereceğiz.” diyorsunuz, yerli firmaya vermiyorsunuz, yerli üretime veriyorsunuz. Burada ciddi bir problem var. Niye? Şöyle düşünmek lazım: Eğer içeride yerli firmaya verirseniz, merak etmeyin, hepsi ciddi şekilde fon bulmakta hiçbir problem çekmeyecekler, dünyada bu tür yerlere gitmeye hazır binlerce fon var. Bunu herkesin kesinlikle bilmesi lazım.

Ayrıca, çok merak ettiğim bir konu var, belki arkadaşlarımız geçici 14’üncü maddede bunu anlatacaklar ama. Özellikle diyelim ki bunu yaptınız, bu ölçümlerle ilgili zorunluluğu getirdiniz -2012’nin 15 Kasımı galiba yanlış hatırlamıyorsam, EPDK bunu zorunlu kıldı ve bu tarihten itibaren ölçüm yapılmasını zorunlu kıldı; altı ay da ölçüm zorunluluğu verdiniz, ondan otuz gün sonra da ihaleye çıkacaksınız konuyla ilgili, nasıl olduysa -duyumlarımızı söylüyorum, EPDK’da böyle bir tebligat çıkacağını söylüyorlar- bu ölçüm zorunluluğunu on güne indiriyorsunuz altı ay zorunlu ölçümden sonra. Burada problem ne? Benim gözümde, bizim duyumlarımıza göre, başvuran ve hakkıyla gerçekten üç senedir çalışan, tarım arazileri konusunda Başbakanlığın zorlamasına rağmen her türlü zorluğu aşmış, yatırım yapmaya hazır olan bir sürü firmaya karşı aportta bekleyen akçeci, çorbacı firmaların, bence, önlerine çok önemli bir rant işi koyuyorsunuz gibi geliyor. Lütfen bununla ilgili burada bir açıklık getirirseniz çok sevineceğiz.

Sayın Faik Bey anlattı burada, her şeyi getirip Başbakanlığa bağlıyorsunuz diye. Ben de bu konuda bir şey söyleyeceğim, çok doğru gerçekten de, mutlak tarım arazileri konusunda konuyu Başbakanlığa bağladınız. Ya, ne alakası var? Şimdi, Batman’daki, Urfa’daki, Diyarbakır’daki arazilerin hepsini ondan önceki kurumların hiçbiri bilmiyor mu? Millî Emlakı götürüp Başbakanlığa bağlıyorsunuz, mutlak tarım arazilerini Başbakanlığa bağlıyorsunuz. Ya, bunun altında yatan gerçek nedir merak ediyorum. Neden? Ya bu kurumlar yetersiz ya bu kurumlara güven yok ya da altında başka bir konu var. Bunlardan hangisiyse söylerseniz -biraz önce Faik Bey’in söylediği gibi- biz de merakımızı gidereceğiz, meramımızı gidereceğiz bu konuda.

EPDK konusunda çok özellikle bir şey söylüyorum. Bütün yetkileri Bakanlığa devrediyormuş gibi bir –aslında 14’üncü maddede de görünüyor- hukuk katliamı yapılarak… İnşallah öyle bir şey olmayacaktır. Eğer olursa bu ülkedeki Başbakanlıkla ilgili, arkadaşların söylediği şeylerin gerçek olduğunu düşüneceğiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aksünger.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

İkinci önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Ek 1 inci” ve “Ek 2 nci” ibarelerinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                  Mahir Ünal (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe: Elektrik piyasasına ilişkin olmayıp Kurul’un doğalgaz piyasasına ilişkin görev ve yetkilerini düzenleyen ek 1 inci ve ek 2 nci maddelerin yürürlüğünü koruması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Bu şekilde 30’uncu maddeye bağlı (3),(4) ve (5)’inci fıkraları oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, madde 31 üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 31. Maddesinin 1. Fıkrasının sonunda bulunan “sayılır” ibaresi “kabul edilir” olarak değiştirilmiştir.

            Mehmet Ali Susam                   Haydar Akar                                Osman Aydın

                       İzmir                                  Kocaeli                                             Aydın

                İlhan Demiröz                     Osman Kaptan                            Haluk Eyidoğan

                       Bursa                                  Antalya                                          İstanbul

                                                            Ümit Özgümüş

                                                                   Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısının 31 inci maddesinin madde başlığının “Atıflar ve yönetmelikler” olarak değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli              Mehmet Doğan Kubat                   Sebahattin Karakelle

                     Giresun                                İstanbul                                        Erzincan

                  Gürsoy Erol                 Yıldırım Ramazanoğlu                      Ahmet Salih Dal

                     İstanbul                         Kahramanmaraş                                    Kilis

                                                           Muzaffer Aslan

                                                                 Kırşehir

“(2) Bu kanun kapsamında düzenlenmesi gereken ve süre belirtilmeyen yönetmelikler, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır. Bu yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmelik, tebliğ, Kurul Kararı gibi bütün genel düzenleyici işlemlerin bu Kanun’a aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman'ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifiyle Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar ve Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporlarının 31. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Atıflar

Madde 31- Diğer mevzuatta, 4628 sayılı Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddelerine yapılan atıflar, bu kanunun ilgili hükümlerine de yapılmış sayılır.”

                    Alim Işık                     Emin Haluk Ayhan                         Mustafa Kalaycı

                     Kütahya                                Denizli                                          Konya

               Necati Özensoy                     Tunca Toskay                                 Sümer Oral

                       Bursa                                  Antalya                                         Manisa

                                                     Ahmet Kenan Tanrıkulu

                                                                    İzmir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, buyurun.

AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 31’inci maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum, Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 30’uncu maddede verdiğimiz önergede belirttiğim gibi, EPDK 2011 yılı Ağustos ayında çıkarılan bir kararnameyle özerkliğini kaybetmişti ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının âdeta bir ilgili genel müdürlüğü hâline getirilerek her türlü iş ve işlevi siyasi bir vesayet altına alındı. Eskiden EPDK bağımsız bir kuruldu, hükûmet ancak tavsiyede bulunabiliyordu; şimdi ise durum değişti ve bu kurul artık bakanın direkt olarak etki edebildiği ve karar aldırabildiği bir kurul hâline geldi.

Değerli milletvekilleri, aynı alanda bir başka çarpıcı tespitimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. AKP iktidarından beş yıl sonra, 28 Nisan 2008  tarihinde 19’uncu stand-by düzenlemesi kapsamında IMF’ye bir niyet mektubu sunuldu. Bu mektupta şöyle deniyordu: “Sayın Strauss-Kahn, son  dönemde çok sayıda politika tedbiri alınmış bulunmaktadır. Enerji sektörünün güçlendirilmesine yönelik planlarımız kapsamında nihai tüketicilere yönelik ortalama elektrik tarifeleri önemli ölçüde artırılmıştır.” Ve devam ediyor -niyet mektubunun 19’uncu maddesi- “Enerji sektöründe faaliyet gösteren KİT’lerin mali açıdan sürdürülebilirliklerini temin edecek kapsamlı bir plan oluşturulmuştur.” deniyor. Bu plan 4 maddeden oluşuyor. Daha sonra, alt satırda “1 Ocak 2008 tarihinde son kullanıcı elektrik tarifelerinde ortalama yüzde 16,5 ayarlama yapılmıştır.” deniliyor. 1 Temmuz 2008 tarihinde yürürlüğe girmek üzere, girdi maliyetlerindeki değişimleri fiyatlara yansıtacak ve bu yolla sektörde yapılacak özel sektör yatırımlarına bir baz teşkil edecek otomatik fiyatlandırma mekanizmasının da uygulanmasına ilişkin karar alınmış.” deniyor.

Değerli arkadaşlar, bunlar niyet mektubundaki ifadeler. Bu ifadeler aslında AKP enerji politikasının da bir manifestosu şeklinde. Zaten bugüne kadar yapılan uygulamalara da bir göz attığımız zaman niyet mektubunda belirtilen hususların fazlasıyla yerine getirildiğini de görüyoruz. Ne şekilde görebiliyoruz bunu? AKP, elektriğe, doğal gaza, akaryakıta zam yapıldığı zaman bunu şöyle izah ediyor: “Bunu biz yapmıyoruz, bir serbest piyasa var, bu serbest piyasada bu fiyatlar oluşuyor.” deniyor. Ancak fiyatların orada oluştuğu denilen serbest piyasa işte bu niyet mektubunda belirtilen girdi maliyetlerindeki değişimleri fiyatlara yansıtacak ve bu yolla sektörde yapılacak özel teşebbüs yatırımlarına bir baz teşkil edecek otomatik fiyatlandırma sistemi. Yani AKP Hükûmeti ne yapıyor? IMF’ye verdiği taahhüt kapsamında elektrik, doğal gaz ve akaryakıt zamlarını otomatiğe bağlıyor ve kendi ifadeleriyle de yine bu şekilde bu zamları vatandaşımıza otomatik ayar olarak yapıyorlar.

Sonuç olarak, bugün bu görüştüğümüz tasarı, diğer maddelerde de açıkça görüldüğü gibi EPDK üzerinden yürürlüğe konulacak olan enerji projeleriyle birlikte Türk milletinin uzun vadeli çıkarlarını bugünden heba edecek maddelerle yerleştirilmiş durumda.

Değerli milletvekilleri, bugünden yarına, daha önceki önergede de belirttiğim gibi, aradan geçen on bir-on iki yıllık süre içerisinde bir enerji piyasası kuruluna ve sektörüne, piyasasına yönelik düzenleme getiriyorsunuz ve bu düzenleme başta tüketiciler olmak üzere sektörün ilgililerinin tamamıyla aleyhine oluşmuş maddelerle tekemmül ettiriliyor. Bu nedenle bu önergemizin dikkate alınacağı düşüncesiyle tekrar Genel Kurulunuzu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanrıkulu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 Sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 31 inci maddesinin madde başlığının “Atıflar ve yönetmelikler” olarak değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                      Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

“(2) Bu kanun kapsamında düzenlenmesi gereken ve süre belirtilmeyen yönetmelikler, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır. Bu yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmelik, tebliğ, Kurul Kararı gibi bütün genel düzenleyici işlemlerin bu Kanun’a aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Kanunun yürürlük tarihiyle, bu kanun kapsamında çıkarılacak yönetmeliklerin yürürlük tarihi arasında hukuki boşluk oluşmaması ve hizmetlerin aksamaması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

Sıradaki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 31. Maddesinin 1. Fıkrasının sonunda bulunan “sayılır” ibaresi “kabul edilir” olarak değiştirilmiştir.

                                                                                     Mehmet Ali Susam (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Demiröz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 31’inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Önergemiz, yürürlükten kaldırılan maddelerin ve yapılan atıfların “sayılır” yerine “kabul edilir” ifadesinin gelmesiyle ilgili. Ben de bu atıf çerçevesinde size Bursa Kozağacı Vadisi’ni bir kez daha anlatmak istiyorum çünkü Sayın Bakana bu konuyu defalarca anlatmamıza rağmen, bu konuda ifadelerimizi ve taleplerimizi yerine getiremediğimizi düşünüyoruz. Son bir kez daha Genel Kurulda bunu anlatmak istiyorum.

Ülkemizde enerji talebinin yerli üretimle karşılanma oranının gittikçe azaldığını, Türkiye’nin hızla kendi kaynaklarına dönmesine ihtiyaç olduğunu biliyorum. Bildiğim bir başka konu ise ehemmi mühimme tercihidir. Bunu hep beraber Kozağacı öyküsünde görebiliriz.

Biraz geriye giderek anlatmak istiyorum: Yıl 2006. Kozağacı Vadisi’nde Durak, Harmancıkdemirci, Yunuslar, Davutlar, Denizler, Çayören, Issızören köylerine bir termik santral kurulacak, bununla ilgili ihale yapılmış. İhale neticelenmiş, onaylanmış; daha sonra bu santralden tekrar gündeme gelmemek üzere vazgeçilmiş ve ilgili, alan firmanın teminatı iade edilmiş.

Şimdi buradan Sayın Bakanın yanıtlamasını istediğim sorulardan bir tanesi şu: İlgili firmaya teminatın iade edilmesinin nedeni ÇED raporunun olumsuz olması mı? ÇED raporu olumsuzsa firmaya teminatın iade edilmesinde hiçbir sakınca yok ancak sakınca, 2006 yılında ÇED raporu olumsuz olan bu vadide ne değişti ki 2012 yılında tekrar termik santral gündeme geldi?

İkinci sorumuzu “İlgili firmaya teminatın iade edilmesinde ÇED raporunun olumsuzluğu söz konusu değil.” diyenler için sormak istiyoruz. Veya başka bir ifadeyle, teminatın iade edilmesinin ÇED’den kaynaklanmadığını ifade edenler var. O zaman soruyorum Sayın Bakana: Bu firmaya teminatın iadesi usulsüz değil mi, suç değil mi? Bu konunun da takipçisi olacağımızı ifade etmek isterim.

Evet, 2006 yılında bunlar yaşanmış ve yıl 2012, Keles Kozağacı Vadisi’nde Davutlar ve Harmanalanı bölgesinde yeniden termik santral -altı yıl sonra tekrar- gündeme gelmiş. Termik santralin kömürü Keles ilçesinde 23 köy ve Keles ilçe merkez dâhil 3 mahalleden çıkarılacak ve 15 köy haritadan silinecek. Keles, arazi varlığının yüzde 20,3’ünü oluşturuyor ve bu alan miktarı 13.606 hektar. Keles ilçe ekonomisinin bütünü tarım sektörüne dayanıyor ve bu ilçenin yüzde 75’i kırsal nüfus ve gelirlerinin yüzde 60’ının bu Kozağacı Vadisi’nden elde edildiğini ifade etmek istiyorum.

Bunları neden anlattım? Sayın Bakan devletin bakanı, sözleri önemlidir, biz dikkate alınması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu bizim için böyle. Sayın Bakanla Bursa Milletvekili Necati Özensoy’la birlikte görüştük, “Yerinde görelim.” dedi, “Yer altı ve yer üstünü karşılaştıralım, hangisi uygunsa ona göre yapacağız.” dedi. “Köylüler istemiyorsa kesinlikle yapmayacağız.” ifadesine rağmen bugün ihalesi maalesef yapıldı. Ankara’ya geldi arkadaşlar, ikna olmadılar. Kendilerine yanlış bilgiler verildiğini ifade ediyorlar. Ve şunu söylemek istiyorum: Şu anda köy girişinde bu köylüler çadırda nöbet tutuyor.

Sayın Bakanım, acaba, burada nöbet tutanlar başka yerlerden taşınan insanlar mıdır yoksa bizzat o köyün vatandaşları mıdır? Bunu sormak istiyorum. Ayrıca bir şey daha sormak istiyorum: Sayın Vali, basından öğrendiğim kadarıyla, Keles’te ceviz fidanı dağıtıyor ama Kozağacı Vadisi köylülerine bu ceviz fidanlarını dağıtmıyor. Neden? Acaba bu projenin yapılmayacağına o da mı inanıyor, o da bu şekilde mi hareket ediyor?

Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı istiyorsunuz, peki.

Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur, beş dakika ara veriyorum.

                                                                       

 

Kapanma Saati: 21.55