DÖNEM: 24                            CİLT: 45                      YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

75’inci Birleşim

7 Mart 2013 Perşembe

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.-  GELEN KÂĞITLAR

 III.- YOKLAMA

 IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Meral Akşener’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’e geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve olayı kınadığına ilişkin konuşması

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 7 Mart Artvin’in kurtuluş gününe ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Artvin Milletvekili İsrafil Kışla’nın, 7 Mart Artvin’in kurtuluş gününe ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

2.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, CHP Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

6.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Ürdün Kralı’nın Anıtkabir’de döktüğü gözyaşlarının, İstiklal Mücadelesi’nin İslam dünyasına nasıl bir ilham kaynağı olduğunu gösterdiğine ve millî hakemimiz Cüneyt Çakır’la ilgili olarak İngiliz gazetelerinin attığı başlıkları kınadığına ilişkin açıklaması

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, AK PARTİ Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

8.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, BDP Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

9.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu’nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

11.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

12.- Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu’nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

13.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

15.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü’nü kutladığına ve Tokat ilindeki çiftçilerin borçlarına ilişkin açıklaması

16.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, CHP grup önerisinin görüşülmesi sırasında, Türkiye’deki kadınların eğitim durumuna ilişkin açıklaması

17.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, Meclis kulisinde CHP’li bir milletvekili tarafından fiilî saldırıya uğradığına ve bu durumu kınadığına ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 6/3/2013 tarihinde Genel Kurulda yaşanan olayların bugüne taşınmış olmasını doğru bulmadığına ve üzüntülerini ifade ettiğine ilişkin açıklaması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök ve 21 milletvekilinin, Atatürk Orman Çiftliğinin yönetiminde Atatürk'ün vasiyetine ve hazineye hibe etme amacına aykırı düzenlemelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/532)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 27 milletvekilinin, tutuklu ve hükümlü öğrencilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/533)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmetinin Suriye politikasının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/534)

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter ve 28 milletvekili tarafından AKP iktidarının on yıllık uygulamalarının millî eğitim sisteminde yarattığı kargaşa ve nitelik kaybının, millî eğitim politikalarındaki tutarsızlıklar ve hataların, eğitimdeki vizyon ve kararlılık eksikliğinin ve bunların gençlik üzerinde yaratmakta olduğu sorunların araştırılması amacıyla 26/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 7 Mart 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 8/3/2013 Cuma günü toplan-mamasına ilişkin önerisi

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426)

4.- Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/619) (S. Sayısı: 310)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşması ile Anlaşmaya İlişkin Mektupların ve Anlaşmada Değişiklik Yapılmasına Dair Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/695) (S. Sayısı: 348)

6.- Stratejik Deniz Taşımacılığı Taahhütlerine İlişkin Çok Uluslu Uygulama Düzenlemesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/602) (S. Sayısı: 325)

 

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesi üzerinde verilen bir önergedeki konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesi üzerinde verilen bir önergedeki konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Kanun tasarısının görüşmeleri sırasında Genel Kurulda karar yeter sayısının bulunup bulunmadığı ve Başkanlık Divanında muhalefetten bir kâtip üye bulunmaması nedeniyle görüşmelere devam edilip edilmeyeceği hakkında

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyanet İşleri Başkanlığı öncülüğünde Amerika’da yaptırılan bir camiye ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/15445)

2.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, yurt, burs ve kredi başvurularına ve kredi geri ödemelerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/15829)

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, cirit sporunun geliştirilmesi amacıyla yapılan çalışmalara,

Manisa’nın Selendi ilçesinde bir cirit sahası yapılıp yapılmayacağına,

İlişkin soruları ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16217), (7/16644)

4.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, alınan ve kiralanan taşıtların maliyetine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16218)

5.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık bünyesinde boş bulunan memur kadrolarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16219)

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yap-işlet-devret modeliyle yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16220)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, özelleştirilmesi planlanan spor tesislerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16423)

8.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16424)

9.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16425)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık personelinin e-mail ve sosyal medya hesaplarının denetlenip denetlenmediğine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/16643)

11.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Perakende Yasa Tasarısı’na ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/16802)

12.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, küçük esnafın sorunlarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17287)

13.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, bir muhabirin TBMM yerleşkesine girişi sırasında üzerinde bulunan kitapçığa güvenlik görevlileri tarafından el konulmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/17980)

14.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, bir muhabirin TBMM yerleşkesine girişi sırasında üzerinde bulunan kitapçığa güvenlik görevlileri tarafından el konulmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/18349)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak yedi oturum yaptı.

Çorum Milletvekili Tufan Köse, Mustafa Balbay’ın tutuklanışının 5’inci yıl dönümüne,

İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Garp Linyit İşletmesinde yapılan kömür satışlarına ilişkin gündem dışı konuşmasına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız cevap verdi.

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın tutukluluğunun 4’üncü yılını doldurduğuna, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 8 milletvekilinin şu anda tutuklu olduğuna ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmanın Parlamentonun görevi olduğuna,

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Ankara'da Yunus Emre Halk Çarşısı’nda çıkan yangına, 2/B yasasında yanlışlık yapıldığına ve düzeltilmesi gerektiğine,

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Mustafa Balbay ve diğer milletvekillerinin tutukluluğunu protesto ettiğine ve milletvekili olarak giremediği Malatya Kürecik’teki üsse bir ABD vatandaşının girebilmesini kınadığına,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın tutukluğunun 4’üncü yılını doldurduğuna ve Artvin’in “08HABER” isimli yerel haber sitesinin Millî Eğitim Bakanlığının istemiyle engellenmesinin nedenini öğrenmek istediğine,

İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, Venezuela Devlet Başkanı Chavez’in ölümü nedeniyle başsağlığı dilediğine ve kışlalarda yaşanan asker ölümlerinin araştırılması gerektiğine,

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye’de son günlerde tarım kredi kooperatiflerinin başlatmış olduğu icra takiplerine ve Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Tosçelik firmasında çalışan işçilerin işten çıkarılmalarına,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Ankara Yunus Emre Halk Çarşısı’ndaki yangına ve mağdur olan esnafın acil ihtiyaçları için yetkilileri göreve davet ettiğine,

Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, Times Higher Education dergisinin Orta Doğu Teknik Üniversitesini dünyanın en iyi 60 üniversitesinden biri olarak gösterdiğine,

İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, AKP’nin denizlerimizde petrol ve doğal gaz arama konusunda neden on yıl beklediğini ve yeni alınan sismik araştırma gemisinin denizlerimizde yapılacak sismik aramalarda kullanılıp kullanılmayacağını öğrenmek istediğine,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, İmralı’daki katile kütüphane hakkı verilirken tutuklu kahraman askerlere en fazla 10 kitap verilmesini protesto ettiğine,

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın tutukluluğunun 4’üncü yılını doldurduğuna ve okullardaki olumsuz fiziki koşullara,

Muş Milletvekili Demir Çelik, nükleer santrallere, hidroelektrik santrallere ve fosil yakıtlara karşı yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve erkek egemenlikçi zihniyetin aşılması gerektiğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve 21 milletvekilinin, baz istasyonlarının ve cep telefonlarının insan sağlığına etkilerinin (10/529),

Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 23 milletvekilinin, istihdamda ve sosyal alanlarda cinsiyet ayrımcılığının nedenlerinin (10/530),

Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz ve 19 milletvekilinin, Adana ilinin turizm potansiyelinin ve yaşanan sorunların (10/531),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

BDP Grubunun, 20/2/2013 tarihinde İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşları tarafından kadın ve erkek istihdamı arasındaki uygulama farklılıklarının araştırılması (2656 sıra no.lu),

CHP Grubunun, 12/2/2013 tarihinde İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın ve 20 milletvekili tarafından Esenyurt Belediyesinin yaptığı imar usulsüzlüğünün ve bu konuda mağdur olan vatandaşların sorunlarının araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi (717 sıra no.lu),

Amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 6 Mart 2013 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç’in BDP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında kullandığı bazı ifadelere ilişkin bir açıklamada bulundu.

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, CHP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında İstanbul Milletvekili Bülent Turan’ın Cumhuriyet Halk Partisine,

İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın, CHP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında İstanbul Milletvekili Bülent Turan’ın şahsına,

Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, CHP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında İstanbul Milletvekili Bülent Turan’ın şahsına,

İstanbul Milletvekili Bülent Turan, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın’ın sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına,

Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın CHP grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

4’üncü sırasında yer alan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu raporlarının (1/619) (S. Sayısı: 310),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasında yer alan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporlarının (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) görüşmelerine başlanarak 8’inci maddesine kadar kabul edildi.

İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, görüşülen kanun tasarısının tümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşma sırasında kullandığı bazı ifadelerini düzelttiğine,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün görüşülen kanun tasarısının tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşma sırasındaki üslubundan dolayı üzgün olduğuna ve bu görüşmelerin daha uygun bir üslupla devam etmesini arzu ettiğine,

Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, İç Tüzük’ün parlamenterlerin Genel Kurulda hangi üslupla konuşmaları gerektiğini düzenlediğine ve AK PARTİ Grubundan Genel Kurulun mehabetine, Meclisin yüceliğine uygun olmayan hiçbir söz ve davranışın sâdır olmayacağına,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının birinci bölümü üzerinde yaptığı konuşma sırasında kullandığı bazı ifadelere,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Alınan karar gereğince, 7 Mart 2013 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere 02.03’te birleşime son verildi.

 

                                                          Meral AKŞENER

                                                             Başkan Vekili

 

             Fatih ŞAHİN                  Muhammet Bilal MACİT                 Mustafa HAMARAT

                  Ankara                                    İstanbul                                           Ordu

                Kâtip Üye                                Kâtip Üye                                     Kâtip Üye
 

II.- GELEN KÂĞITLAR

                                                                                                                                          No: 107

7 Mart 2013 Perşembe

Tasarılar

1.- İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/748) (Avrupa Birliği Uyum; İçişleri; İnsan Haklarını İnceleme; Milli Savunma; Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.03.2013)

2.- Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/749) (Plan ve Bütçe; Adalet; Avrupa Birliği Uyum ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.03.2013)

3.- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/750) (Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.03.2013)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök ve 21 Milletvekilinin, Atatürk orman çiftliğinin yönetiminde Atatürk'ün vasiyetine aykırılıkların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/532) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.02.2012)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 27 Milletvekilinin, tutuklu ve hükümlü öğrencilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/533) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2012)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 Milletvekilinin, Suriye'ye uygulanacak politikanın belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilşkin önergesi (10/534) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.02.2012)

 


 

7 Mart 2013 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla iki dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Meral Akşener’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kutlu olsun.

Dünyada yüzyılı aşkın bir süredir kadınlar, hakları için mücadele ediyorlar; vatandaş olmak için, siyasal hakları için, iş ve ücretleri için. Bu mücadelenin öznesinin kısaca “eşitlik” olduğunu söyleyebiliriz. Biz kadınlar haklar açısından eşit olmak istiyoruz.

Bu uzun, zahmetli mücadelede Türk kadınlarının da büyük katkısı inkâr edilemez. Kadriye Hanım’ı, Fatma Aliye Hanım’ı ve onların ardıllarını saygıyla, şükranla ve rahmetle anıyoruz.

Bugün gelinen noktada –dünya için konuşuyorum- kadın hakları oldukça ilerleme göstermiş gibi kabul edilebilirse de, benzer mücadelelere, başka haklar için yapılan mücadelelerin sonuçlarına bakıldığında, maalesef kadın haklarıyla ilgili mücadelelerin sonuçlarının aynı olmadığını görüyoruz. Bu tespiti sizlerle paylaşmak istiyorum.

Divan adına, tekrar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, hiç dinlemediler, kadın hakları umurlarında değil. Sizi dinlemediler, şikâyet ediyorum size AK PARTİ Grubunu.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Nereden çıkartıyorsunuz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hiç dinlemediniz.

Kadın hakları umurlarında değil.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Sayın milletvekilleri, şimdi, üç sayın milletvekilimize gündem dışı söz vereceğim. Bu arkadaşlarımızın hazırlıklarının sağlıklı ve sıhhatli bir biçimde takip edilebilmesi için Mecliste sükûneti sağlarsak iyi olur.

Değerli arkadaşlarım, sohbetlerinizi, lütfen, dışarıda, çay eşliğinde yaparsanız çok sevineceğim.

Gündem dışı ilk söz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü münasebetiyle söz isteyen Eskişehir Milletvekili Sayın Ruhsar Demirel’e aittir.

Buyurun Sayın Demirel. (MHP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Malumunuz, yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bu cümleden olmak üzere, parti grubumuzun düşüncelerini sizlerle paylaşmak arzusundayım.

Bu, kadın konusu, iktidar olanın bardağın dolu tarafını, muhalefet olanın boş tarafını konuşacağı, kayıkçı kavgasına dönüştürülecek bir durum değil. Bu ülkenin bir realitesi var, tıpkı dünyada olduğu gibi. Türkiye’nin de gerçeklerini konuşmak lazım ama ben bu konuşmayı istatistikler üzerinden yapmayı da çok doğru bulmuyorum. Çünkü istatistikler de bizim hangi pencereden baktığımıza bağlı. Yani, Türkiye’de kabinede kaç kadın var? Kaç müsteşarımız niye yok? Valimiz niye az? Bunları konuşabiliriz ama bunlar bize daha iyi bir yaşam hakkı, daha iyi bir yaşam ortamı sağlamıyor. Bizim yapmamız gereken, ülkemizin gerçeğini bilip bununla ilgili alabileceğimiz pozisyonda, insan paydasında parlamenterler olarak birlikte hareket edebilmemiz.

Ben tek bir istatistik söylemek istiyorum: Türkiye’deki kadınların üçte 2’si kadına yönelik şiddeti tasvip ettiğini söylüyor. Dolayısıyla, kadınların, her 3 kadının 2 tanesi, bu ülkede şiddeti tasvip ediyorsa bizim oturup da bardağın dolu tarafını siz anlatın, boş tarafından biz bakalım, birbirimizle bunu konuşmak değil, bu gerçeklik üzerinden bir çözüm yolu aramamız gerekiyor.

Mesela, Türkiye’deki bazı kadınlarımızın bir sorunu var. Ben buradan, Sayın Aile Bakanımız, kadından sorumlu, sosyal politikalardan sorumlu Bakanımız Sayın Fatma Şahin’in de duyarlılık göstereceğine inandığım bir şeyi parti grubum adına dile getirip çözüm talebinde bulunmak istiyorum.

Her kadın ve her erkek anne baba olma vasfına sahip olamaz fizyolojik olarak. O zaman  bunun çözümleri vardır, evlat edinilebilir ama bunun meşru yollarla olabilmesi adına devletin bazı kural ve kanunları var. İşte 2012 yılında çıkarılan bir yönetmelikle evlat edinmek isteyen anne ve babaların, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde en az ilkokul diplomasına sahip olmalarını hepimiz onayladık ve bir yönetmelik çıktı. Fakat biliyorsunuz ki Türkiye’deki kadınların 5 tanesinden 1’i okuryazar bile değil, bırakınız ilkokul diplomasını. Dolayısıyla, biz bu aileleri illegal şekilde evlat edinme yoluna sevk ediyoruz. Ben Sayın Fatma Şahin’den rica ediyorum, bu yönetmelikte hiç değilse en az bir ebeveynin ilkokul mezunu olması gibi bir düzenleme getirilirse… Mesela, benim Rize’nin Pazar ilçesinde tanıdığım -şu anda sanıyorum bizi de izliyorlardır- bir aile var. Bu aile, ekonomik durumu iyi, sosyal şartları gayet iyi bir aile ama hanımının ilkokul diploması olamadığı için evlat edinemeyen bir aile. Bu kadınlarımızın sorunlarına çözüm olması adına belki böylesi günleri bir şans olarak görebiliriz, değilse birbirimize “Sen şunu eksik yaptın, senin zamanında bu oldu.” diyerek biz ne Türkiye’deki kadınların ne de bizden sonra bu kürsüleri işgal edecek kız çocuklarımızın sorunlarına çözüm bulamayız ve biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak şöyle bir şey talep ediyoruz: Cinsiyetlerimizin sıfat olmadığı bir hayatı yani bir manken erkekse başına “erkek manken” yazılır, bir kadın gazeteci ise başına “kadın gazeteci” yazılır. Cinsiyetlerimiz bazı mesleklerde toplumsal cinsiyet ayrımı dediğimiz sebepten ötürü sıfat gibi adımızın başında geçer.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak tek temennimiz cinsiyetlerimizin sıfat olmadığı yarınlarda, mutlu, birlikte, huzur içinde bir hayat  sürmek.

Bütün kadınların, bütün annelerin, bütün kız çocuklarımızın, herkesin Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

Saygılarımla. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Gündem dışı ikinci söz, Artvin’in kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Artvin Milletvekili Sayın Uğur Bayraktutan’a aittir.

Buyurun Sayın Bayraktutan.

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 7 Mart Artvin’in kurtuluş gününe ilişkin gündem dışı konuşması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz.

Sirya’da şarabım asma dalında,

Bundandır başının dumanı Genya’nın,

Bundandır yalpalaması Çoruh’un.

Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

 

Ardanuç’ta kaleyim, yüzyıllar saklı taşduvarlarımda.

Berta Köprüsü’yüm, selam dururum Evher’den esen yele.

Efkâr Tepesi’nde bir delikanlı,

Al yazmasını düşler yavuklusunun;

Gelin görün, pancarcı olmuşum,

Horona durmuşum Sahara’da üç nesil birden.

Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

 

Bir yanım barıştır benim,

Korzul’daki zeytin ağacına sorun.

Hırçın poyrazıyım Karadeniz’in Hopa kıyısında,

Bir yanım kavga.

Arhavi’de çay çiçeği,

Murgul’da bakır,

Çifteköprü’de alabalık, kan benekli.

Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz.

Yakılmamış ağıtlarım var gidenlerin ardından.

Bıldırcın mevsiminde atmacayım.

Çıngırak sesleri baharın müjdecisidir

Beyazsu Yaylası’nda;

Kemençe, ney, tulum, davul, zurna,

Akordiyon sesiyim bir düğünde,

Güzellikleri anlatırım dört dilden.

Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz.

 

Dağ dağ olurum, deniz deniz.

Gönül gönül olurum, yürek yürek.

Sınır boylarında bayrak,

Kurtuluş Savaşı’nda mavzer.

Ben özgürlüğüm, ben bağımsızlık,

Ben Kaçkar Dağıyım, ben deli horon.

Günü geldiğinde,

Atabarı değil,

Atatürk olurum Kocatepe’de.

Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ülkeye güneş hep kuzeydoğudan, Artvin’den doğar ve biz Artvinliler her zaman güneşe döneriz yüzümüzü yani aydınlığa, çağdaş yaşam biçimine. Geçmişten sadece ders alır, değerlerimizi taşırız yarınlara ve mutlaka geleceğe döner yüzümüz, aydınlık geleceğe. Atatürk’e bakar bizim yüzümüz, değerlerine, devrimlerine, ilkelerine bakar bizim yüzümüz. Varsa bir tehlike ilk farkına varan biz oluruz, ilk tepki veren, mücadele eden ve bu cumhuriyetin değerlerinden asla vazgeçmeyen, ödün vermeyen, bu cumhuriyetin nirengileri oluruz. Demokrasiyi sahiplenir, ondan hiç vazgeçmeyiz çünkü biz Artvinliyiz, bu toprakların barındırdığı değerlerin tümünde biz varız. Kuzeydoğudan doğan güneşiz biz. Bu ülkede demokratik katılımın ve mücadelenin arandığı, cumhuriyet ve değerlerinin altının çizileceği her karanlığa doğan güneş oluruz biz çünkü biz Artvin’iz, aydınlığa bakar yüzümüz. Tüm geçmişinde çıkar ilişkilerini, bağnazlığı ve kardeş kavgasını tanımayan Artvinlinin olağanüstü birlikteliği, bu çağdaş Atatürkçü yolda Türkiye'nin gelişimine damgasını vurmuştur.

Artvinli, Atatürkçü, cumhuriyetçi ruhuyla bir kurtuluş gününü daha coşkuyla kutlamaktadır. 7 Mart 1921 tarihinde düşmanı kovan Artvinli, şimdi de aynı ulusal ruh ve mücadele azmiyle, Cerattepe’de maden bahane edilerek saldırıda bulunan ve topraklarımıza tecavüz etmek isteyen iş birlikçileri de tarihe gömecektir. Artvinli, doksan iki yıl önce vermiş olduğu mücadeleyi Mustafa Kemal’in ruhuyla yine verecek, gözleri para hırsıyla bürünmüş kapitalistleri topraklarından kovacaktır.

O nedenle diyoruz ki 7 Mart işgalin adıdır. O nedenle diyoruz ki 7 Mart cumhuriyetin adıdır. O nedenle diyoruz ki 7 Mart Atatürk’ün ta kendisidir. O nedenle, 7 Mart, bu ülkeye doğan güneşin, kuzeydoğudan doğru güneşin adıdır diyoruz. Çünkü Artvinli olmak, yeri gelince Çoruh’un hırçınlığını, yeri gelince yaylaların sessizliğini barındırmaktır. Artvinli olmak, bu ülkeye güneşi kuzeydoğudan doğurmak, yüzünü daima aydınlığa, çağdaşlığa çevirmektir. Artvinli olmak, bazen Cankurtaran’da tırmanmak, bazen de Karadeniz’in hırçın dalgasında kürek çekmektir. Artvinli olmak, ömrü boyunca kazandığı tüm servetini hiç düşünmeden bağışlayıp dünyanın en büyük Atatürk anıtını Artvin’de dalgalandırmaktır. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

7 Mart kurtuluş gününü birlik ve beraberlik duygularıyla kutluyor, çalışmaktan onur, paylaşmaktan gurur duyanların memleketi Artvin’in milletvekili olarak yüce heyetiniz başta olmak üzere televizyonları başında bizleri izleyen tüm Artvin ve Artvin sevdalılarına saygılarımı sunuyor, Atatürk’ün mabedinden, onun “En büyük eserim” dediği Türkiye Büyük Millet Meclisinden sizleri tekrar saygıyla selamlıyor, çağdaşlığın, eğitimin, cumhuriyetin ve Kemalizmin meşalesi Artvin’in kurtuluşunun tüm ulusumuza ve Artvinlilere hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bayraktutan.

Gündem dışı üçüncü söz, Artvin’in kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Artvin Milletvekili Sayın İsrafil Kışla’ya aittir.

Buyurun Sayın Kışla (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Artvin Milletvekili İsrafil Kışla’nın, 7 Mart Artvin’in kurtuluş gününe ilişkin gündem dışı konuşması

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Artvin’in kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Bugün serhat illerimizden Artvin’in düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümüdür. Bundan tam doksan iki yıl evvel, 7 Mart 1921 tarihinde Artvin ve çevre halkımızın Rus ve Ermenilere karşı verdiği var olma mücadelesi yeni Türk Hükûmetinin diplomatik ve askerî başarılarıyla âdeta taçlanmış ve Artvin halkı tekrar ve ebediyen hürriyetine kavuşmuştur.

13 Temmuz 1873’te imzalanan Berlin Anlaşması’yla Artvin savaş tazminatı olarak Ruslara verilmişti ve halkımızın “kara günler” dediği kırk yıllık esaret dönemi bu şekilde başlamıştır. 1914 Kasımında Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey komutasındaki Melo sınır taburu, Çarlık Rus ordusunun Artvin ve çevresindeki birliklerini bozguna uğratmış ve bunun üzerine Ruslar Artvin’i terk etmek zorunda kalmışlardır. Ne yazık ki bu sevinç de çok uzun sürmemiş ve Birinci Dünya Savaşı’nda imzalanan Mondros Mütarekesi’yle Osmanlı ordusunun 1914’ten önceki sınırlarının gerisine çekilmesi gerektiğinden, Artvin ve çevresi boşaltılmış ve bu defa da ilimiz İngilizler tarafından işgal edilmişti. İngiliz işgali 1920 yılının Nisan ayına kadar sürmüştür. İngilizler çekilirken şehri Gürcistan’a bırakmışlardır. Artvin’in yeniden kazanılması ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin askerî ve diplomatik başarılarının sonucunda mümkün olmuştur. Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu’nun yeni Türkiye’nin ilk askerî zaferini Kars’ı kurtararak gerçekleştirmesinden sonra Türk Hükûmeti, 22 Şubat 1921’de Gürcistan Cumhuriyetine ültimatom vermiş ve 23 Şubat 1921’de verilen cevapla Artvin’in terk edileceği Gürcistan tarafından resmen açıklanmıştır. Böylece Artvin, kesin olarak Türkiye topraklarına katılmış ve özgürlüğe kavuşması 7 Mart 1921’de mümkün olmuştur.

Çok değerli milletvekilleri, çok şükür o günler geride kaldı. 75 milyonluk genç nüfusu, sağlam ekonomisi, caydırıcı askerî gücü ve lider yapısıyla sadece bölgesinin değil, bütün dünyanın önemli güç dengelerinden birisi hâline gelen büyük Türkiye’miz, artık dostlarına güven verirken düşmanlarına da korku salmaktadır. Millet olarak sahip olduğumuz yüce değerlerin kıymetini bilmek ve bu değerlere ebediyen sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Cennet vatanımıza sahip çıkmak demek sadece hudutlarda nöbet tutmak değil, geleceği emanet edeceğimiz çocuklarımıza vatan ve bayrak sevdasını aşılamak, hatta şanlı geçmişimizi onlara en iyi şekilde öğretmekle mümkün olacaktır çünkü geçmişini bilmeyen milletler geleceklerine asla yön veremezler.  Dolayısıyla, Kurtuluş Savaşı yılları bütün dünyanın takdir ve ibretle izlediği, milletçe de büyük bir gururla hatırladığımız ve nesillere de göğsümüzü kabartarak anlatacağımız emsalsiz bir kurtuluş destanıdır.

Kurtuluş coşkusunu tekrar yaşadığımız bu tarihî günde Artvin’imiz hiç şüphesiz ki yarınlara umutla bakarken enerji, ulaşım, eğitim, turizm ve sağlığa dönük yatırımlarıyla daha müreffeh, daha gelişmiş bir il olma hedefine doğru adımlarla ilerlemektedir, kalkınma mücadelesini aralıksız devam ettirmektedir.

Bu kurtuluş günü vesilesiyle Artvin halkının bir teşekkürünü, bir de talebini huzurlarınızda arz etmek istiyorum. Önümüzdeki yıl inşallah hizmete açılacak olan Hopa Cankurtaran Tüneli’yle, nice canlara can olmuş olan Türkiye’nin en uzun tüneliyle -5.300 metre uzunluğundaki tünel- Artvin ulaşımında önemli bir rüyamızı gerçekleştirmiş olacağız. Bundan dolayı Başbakanımıza ve Hükûmetimize teşekkür ediyoruz.

Yine, enerji alanındaki yapılan yatırımlarla Artvin, Türkiye’de üretilen, hidroelektrik santrallerde üretilen enerjinin yüzde 30’una denk bir enerji üretecek il olacaktır ve Türkiye'nin ekonomisine ciddi katkılarda bulunacaktır.

Talebimiz ise cennet misali doğal güzelliklerle, göllerle, vadilerle, yaylalarla, millî parklara sahip olan doğa harikası Artvin’imizin turizm sektöründeki en önemli sorunu hava ulaşımıdır. Şu anda 81 il içerisinde hava ulaşımı noktasında en sıkıntılı il Artvin’dir; Trabzon’dan üç saat, Kars’tan üç buçuk saat, Erzurum’dan dört saatte kara yoluyla ancak Artvin’e gelinmektedir.

Bu münasebetle Artvin ve Rize’ye birlikte hitap edecek bir havaalanı için Artvin ve Rize milletvekilleri olarak müşterek yapmış olduğumuz çalışmanın hayırlı bir sonuca ulaşmasını ve Artvin’in de bu yönde turizmle yeni bir kazanım elde etmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, 60’ıncı maddeye göre pek kısa söz talepleri var. Grup başkanvekillerine söz vereceğim. Ayrıca bugün iyimser ayrımcılık uygulamaya karar verdim. Kadın milletvekillerine söz vereceğim, artan süreyi de diğer erkek milletvekillerine vereceğim, itiraz falan da istemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, önce kadınlardan başlıyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Grup başkan vekillerine sonra mı söz vereceksiniz?

BAŞKAN – Sonra grup başkan vekillerine söz vereceğim. O kategori dışı.

Buyurun Sayın Yılmaz.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım bize böyle bir olanağı sağladığınız için bugün.

Yarın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, bütün dünyadaki emekçi kadınların gününü kutluyorum. Ülkemizde ve dünyada kadınların sadece kadın olması nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, aşağılanmadığı, şiddete uğramadığı ve ölmeye yatırılmadığı bir dünyada yaşama umuduyla ve dileğiyle tüm dünya kadınlarının Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum.

Aynı zamanda, Sayın Başkanım, buradan, bütün Türkiye’deki insanlarımıza ve köylülerimize şu fotoğrafı göstermek istiyorum. Bu, Uşak’ın Sivaslı ilçesinin Selçikler beldesinde artık traktörüne benzin alamayan, mazot alamayan bir vatandaşımızın, pet şişede aldığı mazotu traktöründe kullandığı ve köylünün çok zor durumda kaldığı bir anı yansıtıyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Çalık…

2.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, öncelikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bizlere söz verdiğiniz ve ayrıcalık yaptığınız için size teşekkür ediyorum ve özellikle şunu belirtmem gerekir ki: Eğer mevzubahis kadınsa gerisi teferruat. Bu konuda siyaseti de her anlamda uzak tutmamız gerekiyor ve biz son on yılda çok önemli yasal düzenlemeler yaptık kadının haklarının teslimatı için ve bu yasal düzenlemelerle birlikte yapılması gereken en önemli işlem toplumsal, zihinsel değişim ve dönüşümü sağlamak. Bunun için, hem tüm siyasi partilere hem kanaat önderlerine hem de sivil toplum örgütlerine çok ciddi görev düşüyor.

Yeni, Birleşmiş Milletler toplantısından geldik ve oradaki Türkiye'nin kadın fotoğrafı tüm ülkeler tarafından ciddi manada alkışlandı. Özellikle, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddetin önlenmesiyle ilgili yapılan bu anlaşma bizim için orada gurur kaynağı oldu. Bu, Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Anayasa, bunların hepsinde yapılması gereken en önemli işlem…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Öz…

3.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, tutumunuz için teşekkür ediyorum öncelikle.

BAŞKAN – Fikir size aitti.

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Dünya ve Türkiye’de kadınlarımızın emek mücadelesinin sonucu elde edilen gelir düzeyi, makam, mevki, dil, din farkı gözetmeden ve aidiyet farkı gözetmeden evden işe, sokaktan Meclise kadınların maruz kaldıkları her türlü ayrımcılığı ve şiddeti öncelikle kadınların tartışacağı bir diyalog ortamına ihtiyaç bulunduğunu ifade ederek tüm kadınların emeklerinin karşılığını talep ederken eğitim ve çalışma hakları için mücadele verirken şiddete maruz kalmadıkları, ayrımcılığa tabi tutulmadıkları bir dünyada yaşamayı diliyor, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Evet, şimdi, Sayın Hamzaçebi…

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, CHP Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünya Çalışan Kadınlar Günü bütün kadınlarımıza hayırlı olsun. Bütün kadınlarımızı kutluyorum. Günün isminde geçen çalışan kelimesi sanki, herhangi bir işte çalışmayan kadınlarımızı dışlıyor gibi bir anlama gelmekle birlikte, gerçekte bütün kadınlarımız toplum hayatımızda çok yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Aile sorumluluğu, çocuk sorumluluğu, onların toplumsal hayattaki yeri kadınlarımızı olağanüstü bir yükün altında bırakmaktadır.

Kadınlarımızın toplumdaki statülerinin yükseldiği, ekonomik, siyasi ve sosyal hayattaki başarılarının arttığı, başarılarını gerçekleştirdiği bir Türkiye'nin gerçekleşmesi dileğiyle bütün kadınlarımıza Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak saygılarımızı sunuyoruz, kendilerini kutluyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Şandır…

5.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz de kadınlarımızın 8 Mart Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyoruz.

Bize göre kadınlarımız, milletimizin, kültürümüzün, töremizin temel taşıyıcısı, millî değerde bir ortak paydamızdır. Kadınlarımız baş tacımızdır. Kadınlarımızın birçok sorunu vardır. Bu sorunların belirlenmesi, çözümlerin belirlenmesi için Meclisimizin bir komisyon kurması aslında çok güzel olur. Daha da güzel olacak bir şey, 8 Mart Kadınlar Günü’nde umut ederdik ki, beklerdik ki burada bir sayın bakan bilgi versin, tüm gruplar onar dakika konuşsunlar ama böyle birer dakikalık konuşmalarla bu önemli günü geçiştirmiş olmayı dikkatinize sunarım.

Kadınlarımızın, gerçekten değerini, kıymetini bilerek bu önemli gününü yürekten kutluyorum, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak saygılar, şükranlar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Vural…

6.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Ürdün Kralı’nın Anıtkabir’de döktüğü gözyaşlarının, İstiklal Mücadelesi’nin İslam dünyasına nasıl bir ilham kaynağı olduğunu gösterdiğine ve millî hakemimiz Cüneyt Çakır’la ilgili olarak İngiliz gazetelerinin attığı başlıkları kınadığına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, iki konuyu arz etmek istiyorum. Birincisi, tabii, Ürdün Kralı’nın Anıtkabir’de döktüğü gözyaşları. Şüphesiz bu gözyaşları, Mustafa Kemal Atatürk’ün emperyalist güçlere karşı giriştiği istiklal mücadelesinin İslam dünyasında bugün ne anlam ifade ettiğini, nasıl bir karşılığının olduğunu ve İslam dünyasına nasıl bir ilham kaynağı olduğunu anlatmış olmakta. Aynı zamanda, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin de payidar olmasını da göstermektedir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi şartlar altında, nasıl kurulduğunu anlamayanlara örnek olması bakımından o karelerin değerli olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca, millî hakemimiz Cüneyt Çakır çok değerli bir temsil görevini başarıyla yapmaktadır, yapmıştır, önemli bir değerdir. Manchester United ve Real Madrid arasında yapılan Şampiyonlar Ligi maçı yönetimiyle ilgili İngiliz gazetelerinin attığı başlıklar hadsizliktir, terbiyesizliktir. Cüneyt Çakır nezdinde Türk milletine hakaret dolu bu ırkçı anlayışı kınadığımı ve Sayın Cüneyt Çakır’a da bundan sonraki görevlerinde başarılar dilediğimi ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ünal…

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, AK PARTİ Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kültürümüzde “Kadın eli değmek” diye ifade ettiğimiz ve elinin değdiği her şeyi güzelleştiren, estetiğin, hassasiyetin ve güzelliğin timsali olan kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Ama kadınlarımızla ilgili yüce Meclisimizin haklara, eşitliğe dair düzenleme yapması tabii ki yeterli değil. Kadınlarımıza ilişkin zihniyetin, algının, paradigmanın değişmesi gerekiyor. Sevgili Peygamberimizin asırlar öncesinden “Kadınların erkekler üzerinde, erkeklerin de kadınlar üzerinde hakları vardır.” diyerek eşit haklara vurgu yaptığı ve fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik veya sözlü istismara veya şiddete uğrayan kadınlarımızın şiddetten korunmasının titizlikle sağlanması konusunda hassasız.

Aynı şekilde, kadınlarımızın siyasette temsil haklarının artırılması, Türkiye’nin geleceğinde daha fazla söz sahibi yapmak için sadece Mecliste değil, yerel yönetimlerde ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Baluken…

8.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, BDP Grubu adına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de grubumuz adına tüm dünya emekçi kadınların 8 Mart Günü’nü kutluyorum. Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak bugüne kadar kadın özgürlük mücadelesinde değer yaratmaya çalışan ve bunun için alanlarda, sokaklarda, Mecliste, bulunduğumuz her platformda bunu yaşama geçirmeye çalışan bir politika yürütüyoruz. Paradigmamız demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü bir paradigmadır. Kadın sömürü sisteminin, beş bin yıllık bir erkek egemen sisteminin, ataerkil bir zihniyetin yarattığı bir sonuç olduğunu düşünüyoruz ve bunun mutlaka aşılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için 2 Marttan başlayarak on güne yayılan çok görkemli, çok coşkulu, çok heyecanlı kadın özgürlük mitingleri düzenliyoruz. Ben hem bu özgürlük mitinglerinde emeği geçen bütün arkadaşlarımı grubumuz adına kutluyorum hem de bundan sonraki sürecin kadın özgürlük mücadelesiyle şekillenecek bir barış süreci olmasını temenni ediyorum. Özellikle…

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Türkmenoğlu…

9.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu’nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Dünyada ve ülkemizde huzur ve barışın daim olabilmesi için dil, din, ırk ayrımı yapılmaması ne kadar önemli ise cinsiyet ayrımcılığının da yapılmaması o kadar önemlidir. Bugün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar önemli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların çözümü noktasında kadınlarımız da fikirlerini ileri sürmekten çekinmemeli, aktivitelerini ortaya koymalıdırlar. Kadınlara karşı uygulanan şiddet ve her türlü ayrımcılığın önlenerek hak eşitliğinin tesisi hedefine sadece mevzuat düzenlemeleriyle ulaşamayacağımız aşikârdır. AK PARTİ  hükûmetleri olarak kadınlara yönelik haklar büyük bir ivme kazanmıştır. Her konuda olduğu gibi kadınlarımızın siyasette, Parlamentoda temsili ve yönetimde daha etkin konuma ulaşmaları hususunda çığır açılmış kendilerini kanıtlama  imkânları tanınmıştır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü sadece ismen anmak, birkaç güzel sözle geçiştirmek gibi sıradan durumlar çok eskilerde kaldı. Türkiye’de bir türlü gerçekleşmeyen yasal düzenlemeler tozlu raflarda bekleyen yasalar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaynarca…

10.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. 1857’li yıllarda 40 bin dokuma işçisi kadının, ki tarihte de en büyük kitle hareketidir bu, kadınlar adına, o dönemlerde yaşanmış ve bugünümüze kadar gelen kadın mücadelesinin bir simgesi Dünya Kadınlar Günü’nü bu anlamda da kutluyorum. Kadınlarımızın hayatın her aşamasında daha çok katılımcı bir görev üstlenmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca geleneklerimiz, inancımız açısından da kadın ailede ilk öğretmen, ilk eğitimci, bunu da çok önemsiyorum. Dolayısıyla kadınlarımızın toplumda daha görünür ve daha güçlü oldukları bir Türkiye arzusuyla tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten tebrik ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Aydoğan…

11.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Ben de öncelikle ülkemizde ve dünyadaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Kadın özgürlük mücadelesinde yaşamlarını yitiren bütün kadınları da saygıyla, minnetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar, bir ülkedeki demokrasinin ölçüsü, aynası şüphesiz ki cezaevlerine yaklaşımla ölçülür. Bu anlamda özellikle son bir yıldan beri Türkiye’deki siyasi tutukluların kaldığı cezaevlerinde cezaevleri görevlileri tarafından tutuklulara fiziksel işkence yapıldığıyla ilgili haberler Türkiye’de kamuoyunun ve basının gündeminden düşmemektedir. Bu anlamda özellikle Bolu, Tekirdağ, Nevşehir, Yozgat, Van cezaevleri olmak üzere bütün siyasi tutsakların kaldığı cezaevlerindeki bu insanlık dışı uygulamalara karşı Adalet Bakanlığını daha büyük bir hassasiyetle cezaevlerine yönelik bu hak ihlallerini ortadan kaldırmaya ve daha duyarlı olmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Selamoğlu…

12.- Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu’nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

TÜLAY SELAMOĞLU (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Türkiye’deki tüm kadınlarımızın ve dünyadaki kadınların Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Ama üç yüz altmış beş gün içerisindeki sadece bir günde anılmak bu değeri bence yansıtmıyor çünkü kadınlarımız -sadece kendi ülkemiz için söylemeyelim- tüm kadınlar bu dünyanın yarısını teşkil ediyorlar nüfus olarak ve yaratılmışlığın özelliği olarak da bu birliğin, bütünlüğün ve dünyanın geleceğinin sorumluluğunu almış gruplar ama özellikle Türkiye’de AK PARTİ ile gelişen dönemde kadınların insanlık hakları üzerindeki tüm çalışmaları tamamlamaya çalışıyoruz; bunları gündeme getiriyoruz, farkındalıkları artırıyoruz, bilinci artırıyoruz. Türk kadınının güçlü olması, Türkiye’nin geleceğini belirleyecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Kaleli.

13.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

SENA KALELİ (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben, tüm erkeklerimizin ve kadınlarımızın, bir cinsiyetin, bir ırkın, kimliğinin, diğerinin üstünlüğüne, aşağılığına ilişkin kültürel kalıplarını değiştirmelerini, Atatürk’ün şu sözünü hep hatırlamalarını istiyorum: “Özgürlüğünüzü, ruhunuzu baskılardan kurtarın. Vazgeçmeyin. Çevrenizdeki, komşunuzdaki zedelenmiş ruhları kale alın. Yeniden kimliklerine kavuşmalarına yardımcı olun.” sözleri hep kulağımızda olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba...

14.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ben de kutluyorum. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Cezaevi Komisyonunun üyeleri olarak cezaevlerini geziyoruz. Burada bulunan kadınların, çocuklu kadınların, üniversite öğrencisi kadınların da Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

Ayrıca, maalesef, birçok kadın tutuklu, sadece ve sadece 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladıklarından dolayı cezaevlerinde tutulmakta. Bu insanları, bu kadınları, sadece muhalif olduğu için cezaevine tıkan zihniyeti de buradan bir kez daha Mecliste kınıyorum. Onların özgürlüğüne bir an önce kavuşmalarını diliyorum.

Ayrıca KESK’te görev yapan sendikacıların, üniversite öğrencisi kadınların da Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Doğru…

15.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü’nü kutladığına ve Tokat ilindeki çiftçilerin borçlarına ilişkin açıklaması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben de 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Kadınlarımız yüce Türk milletinin baş tacıdır, emekleri hiçbir zaman ödenemez.

Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi Tokat ilinde de çiftçiler borçlu duruma düşmüşlerdir. Muhtarlıklara her gün icra dairelerinden onlarca tebligatlar gelmektedir. Çiftçiler ürünlerinin para yapmamasından ve çeşitli afet gibi faktörlerden dolayı başta bankalar, tarım kredi kooperatifleri ve özel sektöre borçlanmışlardır. Borçlarını da ödeme imkânları maalesef yoktur. Çok zor durumda ve mağdurdurlar. Hükûmetten bu borçların tekrar yapılandırılmasını ve faizlerin silinmesini beklemektedirler. Durumun hassasiyetini Meclise anlatmak istiyorum. Hükûmetten ilgi bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Başkanım, söz hakkı…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – İlk on kişiye vermediniz.

BAŞKAN – Olabilir de 10’u tamamladık, 10 veriyorum.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkanım, ilk defa 3’üncü sırada bir söz aldık.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Ben de 5’inci sıradaydım.

BAŞKAN – Yani olabilir ama… Bakın, Meclis Başkan…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Onu da vermediniz Sayın Başkan.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, bu seferlik hepimize söz verin.

BAŞKAN – Ondan sonra nasıl bir şey biliyor musunuz, 54 kişi müracaat etmişti...

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkanım, ilk 10’da istemiştim.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Ama bugün sadece kadın vekiller değil, bizler de dileklerimizi ifade edelim.

BAŞKAN – Bugün ben de öyle istedim, öyle yaptım, tamam. Yani vermeme hakkım da var biliyor musunuz, ben veriyorum.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, vardır mutlaka ama yani…

BAŞKAN – Ben veriyorum sizlere söz hakkını. Ama başından söyledim, “Kadın milletvekillerimize iyimser ayrımcılık uygulayacağım.” dedim ve 8 kadın arkadaşımıza, bütün grup başkan vekillerine ve sisteme girenlere verdim, 2 erkek arkadaşımıza da verdik sözü ve bitti.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Başkanım, Artvin ilinin kurtuluşuyla ilgili…

BAŞKAN – Olabilir de hayır.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Peki, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Yani her itiraz eden… Böyle olursa olmaz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Başkanım, itiraz etmiyorum.

BAŞKAN – Hayır hayır. Ben yönetemem, onun için…

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Peki, peki. Tamam Başkanım.

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkanım, hem kadınlara hem erkeklere verseniz daha şık olur.

BAŞKAN – Sisteme giren 17 kişi vardı. Şimdi bakın, ben size bir şey söyleyeyim. Muhterem arkadaşlarım, kadınlar konuştu.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Dünya Emekçi Kadınlar Günü olduğu için konuşmuyoruz. 

VELİ AĞBABA (Malatya) – İlhan Ağabey de konuşsun.

BAŞKAN – O ha bire konuşuyor zaten. Gene konuştururuz ama, bakın, kadınlar bir şey söyledi, herkese söylüyorum.

Şimdi diyorsunuz ki: “Kadınlar bizim analarımızdır, bacılarımızdır.”, “Cennet anaların ayağının altındadır.” Hepsi amenna ve saddakna ama kadınlar diyor ki: “Tamam, bunlar kabul de, biz de dünyayı istiyoruz kardeşim.” Dinleyin bakalım. Tamam… (Alkışlar)

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök ve 21 milletvekilinin, Atatürk Orman Çiftliğinin yönetiminde Atatürk'ün vasiyetine ve hazineye hibe etme amacına aykırı düzenlemelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/532)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bizzat Atatürk tarafından kurulan Atatürk Orman Çiftliği, alan olarak “Ankara kent çanağı” diye tabir edilen coğrafi yapıyı ifade eder.

Cumhuriyetin ilk yıllarında modern tarımın halka tanıtılması ve ilk zirai uygulamaların yapılması amacıyla kurulan AOÇ, Atatürk'ün şahsi mal varlığı idi ve kendi tasarrufu altında bulunuyordu. AOÇ bugün Ankara'nın akciğeri sayılır.

Atatürk, bu mal varlığını 11/06/1937 tarihinde şartlı olarak hazineye bağışladığını vasiyet etmiştir.

Atatürk, AOÇ, savaş koşullarından yeni çıkmış bir ülkenin kendi kendini besleyebilmesi, tarımsal alanda sanayileşmenin bir modeli olarak ortaya çıkmıştır.

Atatürk'ün hibe edişinde temel amaç, bu modelin hayata geçirilmesi gerçeğinde en küçük bir tereddüt söz konusu değildir.

Atatürk Orman Çiftliği Gazi Yerleşkesi’nin koruma statüsü geçtiğimiz 2011 yılı Ağustos ayında Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun aldığı kararla 1’inci derece doğal sit alanından çıkarılıp 3’üncü derece doğal sit alanına dönüştürülmüştür.

Bir günde alelacele karar üretilerek yapılan bu değişiklikle Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin parça parça ve Atatürk'ün vasiyeti ile hazineye hibe amacına aykırı olacak elden çıkarılmasının kapısı açılmış bulunmaktadır.

Bu durum, AOÇ'nin kuruluş amacına da, Atatürk'ün vasiyetine ve hibe amacına aykırı olduğu kadar koruma mevzuatına da, kamu yararı ve hukuka da aykırıdır.

Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 10 Ağustos 2011 tarihli ve 6281 sayılı Kararıyla, AOÇ 1’inci derece doğal ve tarihî sit alanı içinde yer alan 46 ha'lık alanın 2863 sayılı Koruma Kanunu’nda belirtilen 1’inci derece doğal sit alanı tanımına uymadığı ve yürürlükteki mevzuat ve ilke kararındaki 1’inci derece doğal sit özellikleri taşımadığı, alanın sit ilanından, yani 1992 yılından önce Orman Bölge Müdürlüğü kullanımında olduğu, bölgenin bu kurum tarafından bitkilendirildiği, sonradan insan eliyle bitkilendirilen alanın, insan eliyle yapılmış bir çevre olarak geliştirildiği gerekçeleri doğrultusunda 1’inci derece doğal ve tarihî sit alanı şerhi kaldırılarak, sadece 3’üncü derece doğal sit alanı olarak tesciline karar verilmiştir.

Şimdilerde ise; Gazi Yerleşkesi’nin Başbakanlığa devredildiği. TOKİ aracılığıyla alanın yapılaşmaya açılacağı, büyük bir alışveriş merkezi veya büyük bir sağlık merkezi inşaatı için bir özel kuruluşa devrinin düşünüldüğü gibi konular kamuoyunda konuşulmakta ve rahatsızlık yaratmaktadır.

Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları bu gelişmeleri çeşitli etkinliklerle protesto etmektedirler.

AOÇ alanında Başbakana Beyaz Saray inşa edileceği söylentileri yaygınlaşmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün, 11/06/1937 tarihli vasiyetnamesinde, "Tasarrufum altındaki bu çiftlikleri bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile beraber hazineye emanet yorum." demesine rağmen Atatürk Orman Çiftliği arazileri korunamamış, alan tarım dışı kullanıma açılmıştır.

Bütün bu nedenlerle, Atatürk'ün vasiyetine ve hazineye hibe etme amacına aykırı düzenlemelerin tamamının tespiti ve yapılması mümkün düzeltmelerin saptanabilmesi amacıyla Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İç Tüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis aştırması açılmasını arz ederiz.

1) Levent Gök                                (Ankara)

2) Mustafa Serdar Soydan              (Çanakkale)

3) Uğur Bayraktutan                       (Artvin)

4) Alaattin Yüksel                          (İzmir)

5) Mehmet Ali Ediboğlu                 (Hatay)

6) İlhan Cihaner                              (Denizli)

7) Ahmet Toptaş                             (Afyonkarahisar)

8) Bedii Süheyl Batum                   (Eskişehir)

9) Metin Lütfi Baydar                     (Aydın)

10) Orhan Düzgün                         (Tokat)

11) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

12) Mevlüt Dudu                            (Hatay)

13) Celal Dinçer                             (İstanbul)

14) Gürkut Acar                             (Antalya)

15) Aykut Erdoğdu                        (İstanbul)

16) Veli Ağbaba                             (Malatya)

17) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

18) Ali İhsan Köktürk                    (Zonguldak)

19) Ali Özgündüz                           (İstanbul)

20) Haydar Akar                            (Kocaeli)

21) Turgut Dibek                            (Kırklareli)

22) Osman Oktay Ekşi                   (İstanbul)

Gerekçe:

Atatürk Orman Çiftliğinin hazineye hibe edilişinin üzerinden altmış yıl geçmiş, ancak amacına uygun olarak kullanılmamıştır.

Bunun üzerine 02/06/1992 tarih ve 2436 sayılı Kurul Kararı ile doğal ve tarihî sit alanı ilan edilmiştir.

27/07/1993 tarih ve 3097 sayılı Kurul Kararı ile sit alanı sınırları belirlenmiştir.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 07/05/1998 tarih ve 5742 sayılı Karar ile de 1’inci derecede sit alanı olarak ilan edilmiştir.

Alınan kurul kararlarının, atılan her adımın Atatürk'ün vasiyetine aykırılık taşımaması, cumhuriyetin ilk yıllarında belirlenen misyona uygunluk içinde olması gerekir. Atatürk Orman Çiftliği alanlarının kent açısından kısır, dar kapsamlı değerlendirmelerle kentsel yeşil alan rekreasyon alanı olarak tasarlanması Atatürk'ün mirasına ve araziyi hazineye hibe etme amacına uygun düşmemektedir.

Araştırma önergesinin tarihsel, siyasal ve tarımsal boyutları bulunmaktadır. Siyasal iktidarın Atatürk'ün vasiyeti ve hibe koşullarına duyarsızlığından ve ilgisizliğinden yola çıkılarak telafisi mümkün olmayabilecek adımların atılmasının önlenebilmesi için konunun TBMM aracılığıyla incelenmesi, araştırılmasının uygun olacağı düşünülmüştür.

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 27 milletvekilinin, tutuklu ve hükümlü öğrencilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/533)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Mahpus öğrencilerle ilgili hemen her gün basın yayın organlarında haberler yer almaktadır. Tutuklama sayısı her gün artmaktadır ve dava açılan öğrencilerden pek çoğu ağır cezalara çarptırılmaktadır. “Mahpus öğrenci” kavramı giderek sosyal ve siyasal alanda önem kazanmakta ve toplum nezdinde tepkilere yol açmaktadır.

Mahpus öğrenciler konusunda en can yakıcı sorun ise eğitim hayatlarının kesintiye uğraması veya tamamen bitmesidir. Bir öğrencinin mahkûm olsa dahi hayatını tamamen değiştirecek bir olaydır. Oysa gerek hapishane gerekse üniversite yönetimleri tarafından bu konuda duyarlı davranılmadığı yönünde çok sayıda haber yer almaktadır. Mahpus öğrenciler tarafından şahsıma gönderilen mektuplarda da bu konu sıkça işlenmektedir. Söz konusu haber ve mektuplarda üniversite yönetimlerinin güvenlik gerekçesiyle öğrencileri sınava almadığı ve hapishane yönetimlerinin mahpus öğrencilerden yol ve yemek parası talep ettiği dile getirilmektedir. Bu durumda öğrencilerin eğitimleri fiilen kesintiye uğramakta veya tamamen son bulmaktadır.

Tutuklanan öğrencilerin, özellikle yabancı dilde eğitim veren üniversitelerin öğrencilerinin, ders notlarını temin etmesi ve sınavlarına hazırlanması da yaşanan sorunlar arasındadır. Hapishanelere gönderilen ders okumaları ve notları öğrencilere iletilmemekte veya geç iletilmektedir. Yabancı dilde olan okuma ve notlar aylar, hatta bazen yıllar sonra gönderilen kişiye ulaştırılmaktadır ki bu durumda öğrencinin sınavlarına hazırlanması imkânsız hâle gelmektedir.

Pek çok öğrenci gözaltına alındığında, tutuklandığında veya haklarında dava açıldığında üniversite yönetimleri, öğrenciler hakkında disiplin soruşturması başlatmakta ve yargı kararı kesinleşmeden öğrencilere uzaklaştırma ve okuldan atılma gibi cezalar verilmektedir. Bu durumda masumiyet karinesi hiçe sayılarak peşinen cezalandırılma uygulanmaktadır. Bu cezaların büyük çoğunluğu anayasal hak olan gösteri ve yürüyüş hakkının kullanımı sonucu gerçekleştirilen eylemlere yönelik uygulanmaktadır. Anayasa’nın, masumiyet karinesinin çiğnenmesi ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi sorunlarla birlikte öğrencilerin eğitim hayatının kısıtlanması veya ortadan kaldırılması gibi ağır sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Tutuklu ve hükümlü öğrenci sayılarıyla ilgili elimizde net bilgiler bulunmamaktadır. Mahpus ilköğretim, lise, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin ve öğrenciyken tutuklanıp okuldan süresiz uzaklaştırma cezası alan öğrencilerin sorunlarının muhtelif olacağı düşünülmelidir. Tutuklu ve hükümlü öğrenci sayısının ve hangi düzeyde öğrenci olduğunun tespiti söz konusu sorunların giderilmesi açısından önem arz etmektedir.

Lise mezunu olup üniversite sınavlarına hazırlanmak isteyen öğrenciler de çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Resmen öğrenci statüsünde olmamakla birlikte fiilen öğrenci durumunda olan öğrencilerin sayılarının tespiti ve sorunlarının çözümü ise daha detaylı ve planlı bir çalışmayı gerektirmektedir.

Tutuklu ve hükümlü öğrencilerin yaşadığı sorunların çözümü için çözüm önerilerinin tespiti de başka bir gereklilik olarak gözükmektedir. Öğrencilerin eğitimlerine devam edebilmesi için yasal sorunlar da tespit edilmelidir.

Tutuklu ve hükümlü öğrenci sayısının tespit edilmesi, üniversite yönetimleri tarafından verilen disiplin cezalarının araştırılması, mahpus öğrencilerin eğitimlerine devam edebilmesi için mevcut sorunların tespit edilmesi ve öğrencilerin eğitimlerine devam edebilmesi için çözüm önerileri üretilebilmesi için, Anayasa’nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 03/02/2012

1) Veli Ağbaba                               (Malatya)

2) Kamer Genç                               (Tunceli)

3) Ali Serindağ                               (Gaziantep)

4) Gürkut Acar                               (Antalya)

5) Haydar Akar                              (Kocaeli)

6) Bülent Kuşoğlu                          (Ankara)

7) Sakine Öz                                   (Manisa)

8) Bedii Süheyl Batum                   (Eskişehir)

9) Ramazan Kerim Özkan              (Burdur)

10) Ali Haydar Öner                      (Isparta)

11) Mustafa Serdar Soydan            (Çanakkale)

12) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

13) Tufan Köse                              (Çorum)

14) Selahattin Karaahmetoğlu         (Giresun)

15) Aykut Erdoğdu                        (İstanbul)

16) Binnaz Toprak                          (İstanbul)

17) Osman Taney Korutürk           (İstanbul)

18) Kazım Kurt                              (Eskişehir)

19) Mahmut Tanal                          (İstanbul)

20) Mehmet Volkan Canalioğlu     (Trabzon)

21) Adnan Keskin                          (Denizli)

22) Sena Kaleli                               (Bursa)

23) Mevlüt Dudu                            (Hatay)

24) Osman Aydın                           (Aydın)

25) Rıza Türmen                             (İzmir)

26) Celal Dinçer                             (İstanbul)

27) Ayşe Gülsün Bilgehan             (Ankara)

28) Recep Gürkan                          (Edirne)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmetinin Suriye politikasının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/534)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Suriye'de en son Mevlit Kandili gecesi Suriye askerlerince yapılan katliam bütün vicdanları kanatmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmetinin Suriye politikası ile ilgili Anayasa'nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

1) Altan Tan                                   (Diyarbakır)

2) Pervin Buldan                            (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                             (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                  (Muş)

5) Murat Bozlak                             (Adana)

6) Halil Aksoy                                (Ağrı)

7) Ayla Akat                                   (Batman)

8) İdris Baluken                              (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu            (Bitlis)

10) Emine Ayna                             (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                       (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                                  (Hakkâri)

13) Esat Canan                               (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                 (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                         (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                       (Kars)

17) Erol Dora                                 (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                       (Mersin)

19) Demir Çelik                              (Muş)

20) İbrahim Binici                          (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                               (Van)

22) Özdal Üçer                               (Van)

Gerekçe:

Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye arasında derin tarihî, kültürel, ekonomik ve sosyal ilişkiler mevcuttur.

Suriye vatandaşlarının önemli bir kesimi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının akrabalarıdır.

Suriye'de meydana gelen her türlü müspet veya menfi olaya Türkiye vatandaşlarının kayıtsız kalmaları mümkün değildir.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bugüne kadar 62 kez Suriye'ye gittiğini beyan etmiş, ancak bu 62 sefer sonucu neler konuştuğunu ve ne gibi neticeler elde ettiğini açıklamamıştır. Hâlen Suriye'de yaşayan Kürtlerin önemli bir kısmının kimlikleri bile yoktur ve İslami fikre sahip Müslümanların on binlercesi cezaevindedir. Suriye siyasetinin hızla değişeceği bugünlerde Türkiye'nin acilen doğru bir siyaset takip etme mecburiyeti vardır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter ve 28 milletvekili tarafından AKP iktidarının on yıllık uygulamalarının millî eğitim sisteminde yarattığı kargaşa ve nitelik kaybının, millî eğitim politikalarındaki tutarsızlıklar ve hataların, eğitimdeki vizyon ve kararlılık eksikliğinin ve bunların gençlik üzerinde yaratmakta olduğu sorunların araştırılması amacıyla 26/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 7 Mart 2013 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                      07/03/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 07.03.2013 Perşembe günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                    Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                                                 İstanbul

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Nur Serter ve 28 Milletvekili tarafından, 26.02.2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına "AKP iktidarının 10 yıllık uygulamalarının Milli Eğitim sisteminde yarattığı kargaşa ve nitelik kaybının Millî Eğitim politikalarındaki tutarsızlıklar ve hataların eğitimdeki vizyon ve kararlılık eksikliğinin ve bunların gençlik üzerinde yaratmakta olduğu sorunların araştırılması" amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (754 sıra nolu), Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 07.03.2013 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz İstanbul Milletvekili Sayın Fatma Nur Serter’e ait.

Buyurun Sayın Serter. (CHP sıralarından alkışlar)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözüme başlarken Sayın Başkan, sizlere teşekkür etmek istiyorum, bugün kadın milletvekillerine tanıdığınız ayrıcalık nedeniyle ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle önce Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün kadın emekçilerinin ve milletvekilleri başta olmak üzere dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum ve gelecekte kadının şiddet görmediği, erkekle her anlamda eşit olduğu aydınlık bir dünyaya bir an önce kavuşma özlemimi de ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak millî eğitim konusunda bir araştırma komisyonu kurulmasını öneriyoruz. AKP’nin on yılı aşkın iktidarı süresince izlediği politikalar, eğitimin temel sorunlarını çözümlemeye yönelik istikrarlı bir sistem oluşturamadığını ortaya koymuştur.

AKP, özellikle 4+4’ün altyapısı hazırlanmadan, tepeden inme bir biçimde uygulamaya sokulmasıyla eğitime, eğitimin niteliğini artıracak değil ama siyasi proje üretecek bir araç olarak baktığını kanıtlamıştır.

Millî eğitim sistemi, Adalet ve Kalkınma Partisinin on yıllık iktidarında tam bir yapboz oyununa dönüştürülmüştür. On yıllık iktidarda 5 kez millî eğitim bakanının değiştirilmiş olması, aslında eğitimdeki başarısızlığın en somut itirafıdır. AKP’nin on yıllık dönemde eğitimle ilgili performansı beş başlıkta özetlenebilir: Yapılıp bozulanlar, yapılırken bozuk çıkanlar, sonuçsuz kalanlar, fırsat eşitliğine aykırı olanlar ve yasa dışı olanlar.

Yapılıp bozulanlardan birkaç örnek, alfabenin neredeyse tüm harflerini sınavlar için kullandınız: OKS, SBS, YGS, LYS, YDS, ALS, DGS, YÖS, DUS, TUS, ALES vesaire devam edip gidiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir sınav enflasyonu yarattınız ve ardından dershaneleri kapatmaya kalktınız, sınavlar yerli yerinde dururken. Oysa, sizin döneminizde dershane sayısını 2.122’den 3.867’ye çıkarttınız. OKS’yi önce SBS yaptınız, sanki OKS kalkıyormuş gibi bir algı yarattınız, sonra SBS’yi altı ve yedinci sınıflara da uyguladınız, daha sonra üç yıl bu uygulamayı yaptıktan sonra altı ve yedinci sınıflardan SBS’yi kaldırdınız ama üç yıl boyunca çocuklara ve ailelere cehennem azabı yaşattınız. Maalesef, kaynakları israf edip öğrencilerin o çocuksu mutluluğunu çaldınız.

Şimdi, SBS’yi kaldırmaya kalktınız. SBS’yi kaldırmaya kalktığınızı açıkladıktan sonra, birden, Anadolu liselerinin bazılarına çok yüksek talep olabileceğini fark ettiniz ve bir SBS’yi kaldırırken yerine bütün Anadolu liselerini kapsayacak “GSS, İLS, KAS” gibi çeşitli adlar altında sınavların yapılacağı bir sistemin projesini ve çalışmasını başlattınız.

Genel liselerdeki eğitimin niteliğini yükseltmek yerine -defalarca burada söyledik- genel liseleri görünmez kılmayı seçtiniz, genel liselerin ismini değiştirerek bu görünmezliği sağlayacak projeler başlattınız. Bir bakanınız geldi, onların adını “Anadolu lisesi”ne çevirmeye kalktı, diğeri onu beğenmedi “akademik lise” dedi, sonra vazgeçildi, tekrar “Anadolu lisesi olsun.” dedi. Aslında, genel liselerin niteliğini artırmak yerine, tüm Anadolu liselerini genel lise düzeyine indirgeyecek bir projeye imza attınız.

Müfredatı değiştirdiniz 2004’te, sonra beğenmediniz, tekrar değiştirdiniz. “Engelliden öğretmen olmaz.” dediniz, sonra Başbakan “Bal gibi olacak.” dediği için geri adım attınız, engellinin öğretmenliğiyle ilgili kararı kaldırdınız. Eş ve mazeret ataması için öğretmenlere gerçekten çile çektirdiniz. Atamaları yılda 1’e indirdiniz, sonra yeniden eski uygulamaya çark ettiniz.

Okula başlama yaşını -tüm itirazlara rağmen- altmış ay olarak ilan ettiniz, okullar açılırken vazgeçtiniz, “Altmış altı aylık olanlar gelsin.” dediniz.

Kat sayıyla sürekli oynadınız, önce kaldırdınız, sonra “binde 2” dediniz, sonra ek puan getirdiniz, ortaöğretim başarı uygulamasını eklediniz, sonra bir yıl ertelediniz.

Gelelim yapılırken bozuk çıkanlara: Okul Sütü Projesi’ni başlattınız. Sadece otuz dört gün süt dağıttınız, 800 bin öğrenciyi bu otuz dört günde sütsüz bıraktınız. Sütleriniz bozuk çıkınca da süt alerjisine sığındınız. Sonra, beş günden vazgeçip, okul sütü dağıtımının üç gün yeterli olacağını ilan ettiniz. Geçen ders yılının sonunda, yaklaşık 20 milyon liralık sütü de okullarda bırakarak devleti zarara uğrattınız. Serbest kıyafet uygulamasını başlattınız, başlatırken sakıncalarına kulak tıkadınız, sonra daha başlarken geri adım attınız, çok da iyi yaptınız.

Gelelim sonuçsuz kalanlara: FATİH Projesi’ni yüzyılın projesi ilan ettiniz. Eğitimdeki nitelik sorununun bu projeyle çözümleneceğini sandınız. Başbakanı elinde tabletle dağ, bayır dolaştırdınız. Stratejik planda “Proje 2014’te bitecek.” dediniz, “2013’te bütün okullara tablet dağıtımı son bulacak, hepsini tamamlayacağız.” dediniz. Şimdi size rakam veriyorum: 2013’ün ortasındayız, bütün okullardaki öğrencilerin tablet alanlarının oranı binde 3’tür arkadaşlar; Ankara’da bu oran binde 1, Türkiye genelinde binde 3’tür. (CHP sıralarından alkışlar) Ayrıca, tabletin eğitimin niteliğinde hiçbir değişiklik yapmadığına ilişkin denetim raporlarını da kamuoyundan sakladınız. Şimdi soruyorum: Stratejik planı mı yanlış uyguladınız, yanlış yaptınız, uygulamayı mı yanlış yaptınız, yoksa sadece halkın gözünü boyamayı mı amaçladınız?

İktidar olmadan “Atanmayan öğretmen kalmayacak.” dediniz. Başbakan yaptığı bütün mitinglerde -Gaziantep, İstanbul, Kocaeli- ilan etti, “Bizim dönemimizde atanmayan öğretmen kalmayacak.” dedi. O dönemde, 40 ila 50 bin arasında ataması yapılmayan öğretmen vardı, şimdi sayıyı 350 bine çıkarttınız, üstelik onları Eminönü’ndeki güvercinlere benzetip “Haydi başka kapıya.” dediniz.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – İkna olduk, ikna olduk!

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Gelelim fırsat eşitliğine aykırı olanlara: Tüm okullarda derslik sorunu yaşanırken, imam-hatiplere ayrıcalık tanıdınız. Önce 1.141 imam-hatip okulu açtınız, sonra bunların 42’sini kapattınız -bir yaptığınızı hemen arkasından bozma âdetiniz var çünkü- daha sonra bu okulları yüzde 75 boş kapasiteyle tuttunuz, öte yandan ortalama sınıf mevcudunu 50’ye, 60’a yükselttiniz ve şu sorunun cevabını hiç vermediniz: 16.905 bağımsız ilkokuldan mezun olacak öğrenciyi 3.558 ortaokula nasıl sığdıracağınızı defalarca sorduk, hâlâ buna cevap vermediniz.

“Hafızlık eğitimi” diye bir proje, büyük proje başlattınız, 9 yaşındaki çocukları bir yıl okuldan uzaklaştırdınız, izinli saydınız. Bunu yaparken sözde “çocuğun isteği” gibi, yönetmeliğe bir kalıp eklediniz, 9 yaşında çocuğun bir isteği, bir kararı olamayacağını bildiğiniz hâlde çocuğun isteğini, tercihini, yeteneğini ve çocuk haklarını görmezden geldiniz.

Yasaları yok saydınız. Siyasi projenizin simgesi olan türbanı yasalara aykırı olarak bütün okullara soktunuz…

İHSAN ŞENER (Ordu) – Hangi yasa?

FATMA NUR SERTER (Devamla) – …bütün okullara bayrak yaptınız, anaokullarındaki 3 yaşındaki çocukların başlarını bağlattınız, 3 yaşında anaokulu öğrencilerinin başlarını bağlattınız.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Niye rahatsız oluyorsunuz?

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Atatürkçü gençlik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Kadınlar Günü nedeniyle bir cümle…

İHSAN ŞENER (Ordu) – Zaten iyi şeyler söylemiyorsun, bak kesiliyor.

BAŞKAN – Buyurun.

FATMA NUR SERTER (Devamla) – Atatürkçü gençlik yetiştirmeyi “tek tipleşme” saydınız, Atatürk milliyetçiliğini yasalardan söküp attınız ama “Dindar Gençlik Projesi”ni “tek tipleşme” saymayıp övgüyle anlattınız.

Laik eğitimi yok etmenin, cumhuriyet değerleriyle hesaplaşmanın, ülkeyi dönüştürmenin hevesiyle kendi gücünüze taptınız.

Vizyonsuz, altyapısız eğitim politikanızla eğitimi bir enkaza dönüştürdünüz, insanların, gençlerimizin yaşamını da maalesef azaba dönüştürdünüz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye sahipsiz değildir. Bunların cevabını, bütçeye bu konuda verdiğiniz zararların hesabını vermeye mecbursunuz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Millet sahip çıkıyor sandıkta.

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Eğer gücünüz varsa, eğer doğru yaptığınıza inanıyorsanız bir Meclis araştırma komisyonunun kurulmasına onay verirsiniz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Merak etme, millet sahip çıkıyor sandıkta.

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Eğer onay vermiyorsanız bu bir kaçıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Bu kaçışın hesabını bu millet size soracak.(CHP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Millet sandıkta hesap soruyor, hiç merak etme.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Amasya Milletvekili Sayın Avni Erdemir.

Buyurun Sayın Erdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; CHP Grubunun, AK PARTİ eğitim politikalarının araştırılmasıyla ilgili Meclis araştırması açılmasını içeren grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, AK PARTİ iktidarı kurulduğu günden itibaren ülkemizin kalkınması, gelişmesi, lider ülke, güçlü toplum hedefine ulaşılması için eğitimi en temel hizmet alanı olarak görmüş ve kabul etmiştir. Zira biz inanıyoruz ki insanımızın hayat kalitesini yükseltmek, insan kaynağımızı dünya ile rekabet edilebilir bir konuma getirmek ancak eğitimle mümkündür. İşte, bu anlayışla son on yıl içerisinde eğitimde çok önemli değişiklikler gerçekleştirdi AK PARTİ iktidarı. Öncelikle, hükûmetlerimiz döneminde eğitim bütçesi hep 1 numara, 1’inci sırada oldu. Yükseköğretim bütçesi haricinde 2002 yılında 7,5 milyar lira olan eğitim bütçesi bugün yüzde 537 artışla 47,5 milyar liraya çıkmıştır değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, öğrencilerimizin okuduğu, öğrencilerimizin barındığı, öğretmenlerimizin hizmet ürettiği ve çalıştığı okulları, yurtları daha kaliteli hâle getirmeden kaliteli hizmet üretilemez anlayışı içerisinde son on yıl içerisinde 188.459 dersliğin yapımını tamamladı AK PARTİ iktidarı.

Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yerine on iki yıllık zorunlu kademeli eğitimi getirerek on iki yıllık süre üç kademeye ayrıldı. Evet, ilkokula başlama yaşı altmış aya ve zorunlu olarak altmış altı aya indirildi, bilerek yapıldı, bilinçli yapıldı değerli arkadaşlar.

İlköğretimi, dört yıl ilkokul ve dört yıl ortaokul ile imam hatip ortaokulu olarak düzenledi AK PARTİ iktidarı.

Ortaöğretimde yüzde 100 okullaşmayı hedefleyerek liseleri zorunlu hâle getirdi AK PARTİ iktidarı.

Üniversiteye girişteki okul katkı puanlarını kaldırdı, üniversiteye girişteki katsayı farklılıklarını giderdi AK PARTİ iktidarı.

Ortaokuldan başlamak üzere öğrencileri üst öğrenime yönlendirmek amacıyla seçmeli ders sayılarını artırarak 21’e çıkardı. Kur’an-ı Kerim, Hazreti Muhammed’in hayatı, matematik uygulamaları, bilim uygulamaları, yabancı dil, yaşayan diller ve lehçeler gibi seçmeli dersler alma imkânı getirdi AK PARTİ iktidarı ve mesleki eğitimin, eğitimin içerisindeki payı yüzde 35’den yüzde 51’lere çıktı AK PARTİ iktidarında.

İlk ve ortaöğretimde ezberciliğe dayalı ders müfredatlarını değiştirdik. Öğrenmeyi öğreten ve insanlarımızın kendisine, düşüncesine ve işine güven duymasını sağlayacak bir anlayışı hayata geçirdi AK PARTİ iktidarı.

FATİH Projesi kapsamında, evet, şu ana kadar meslek liseleri dışındaki tüm liseler, tekrar söylüyorum, meslek liseleri dışındaki tüm liselerde, 3.657 lisede 85 bin sınıfta akıllı tahta yerleştirildi AK PARTİ iktidarında ve 13.500 tablet bilgisayar öğretmen ve öğrencilerimizin hizmetine sunuldu.

2013 yılı Şubat ayı itibarıyla ikinci yılın başlangıcında, 81 il, 217 pilot okulumuzda öğretmen ve öğrencilerimize 49 bin tablet dağıtımı gerçekleştirildi.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) –  Yüzde oranı ne Sayın Erdemir, yüzde oranı?

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – İnşallah, FATİH Projesi kapsamında, 2013 yılı içerisinde 3.500 okulun İnternet alt yapısı düzenlenecek, 7 bin okula geniş bant İnternet erişimi sağlanacak, meslek liselerindeki 75 bin derslik de akıllı tahtayla tanışacak AK PARTİ iktidarında. O gün, eğitimdeki 1 milyon 250 bin öğretmene, öğrenciye tablet bilgisayarlar dağıtacağız. İnşallah, dört yıl içinde de yurt genelindeki tüm okullarımızda bu proje, FATİH Projesi tamamlanmış olacak.

Değerli arkadaşlarım, yine AK PARTİ iktidarında, bugün eğitim, öğretimin içerisindeki öğretmen arkadaşlarımızın yarısından fazlası, evet, yarısından fazlası yani bugün eğitim öğretimin içerisindeki 357 bin öğretmen arkadaşımız AK PARTİ iktidarında atandı ve yine 2012 yılı içerisinde, tarihte ilk defa en fazla, 57 bin öğretmen, AK PARTİ iktidarında atandı değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlar, yükseköğretimde de önemli değişiklikler yapıldı. Bakın, yükseköğretim bütçesi 2002 yılında 2,4 milyar liraydı, evet, 2,4 milyar lira. Bugün nedir? 15,2 milyar liradır. Artış oranı yüzde 510 değerli arkadaşlar, bunu küçümseyemezsiniz. Bu, değişen; bu gelişen; bu büyüyen Türkiye’nin sonucudur değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, evet, üniversite sayılarımız ortada. Değerli arkadaşlar, AK PARTİ iktidarının devraldığı Türkiye’de 76 devlet üniversitesi vardı, bugün 170 devlet üniversitesi var. Yeni kurulan 51 üniversiteye, değerli arkadaşlar, 105.933 kadro ihdas edildi. Yükseköğretimde net okullaşma oranı 2002 yılında yüzde 14 iken bugün yüzde 35’lerin üstüne çıkmıştır değerli arkadaşlar. Bu yıl getirdiğimiz yeni bir uygulamayla üniversite birinci öğretim ve açık öğretim öğrencilerinden alınan harçlar kaldırıldı. Evet, eğitim ücretsiz oldu değerli arkadaşlar.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bütün bunları nasıl yaptık dersiniz? Milletimizden aldığımız güç ve destekle yaptık, ülkemizde temin ettiğimiz siyasi ve ekonomik istikrarla başardık bütün bunları.

Arkadaşlarımızın araştırma önergesinde, eğitim uygulamalarının her gün değiştiği ve bu değişikliklerin öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı ifade ediliyor. Değerli arkadaşlar, “Her şey Türkiye için, her şey gençlerimiz için, her şey onların daha iyi, kaliteli eğitimi için.” diyerek yola çıkan ve yukarıda saydığım tüm çalışmaları onlar için yapan iktidarımızın, gençlerimizi uygulamalarıyla sıkıntıya sokması elbette düşünülemez. AK PARTİ iktidarı olarak biz, her konuda olduğu gibi eğitimde de ne yaptığımızı biliyoruz; gençlerimizi, yavrularımızı daha güzel yarınlara, daha nitelikli nasıl taşırız, onları yaşayacakları çağa göre nasıl yetiştiririz, onun mücadelesini veriyoruz.

Değerli arkadaşlar, değişimden korkmayalım, değişim kaçınılmaz. Hayat değişiyor, hayata bakış değişiyor, tüm dünyada eğitim anlayışı, eğitim politikaları değişiyor. Bu dinamik sosyal hayatın içinde, dünyada değişen eğitim anlayışı içinde eğitim sistemimizin, ders programlarının, kademeler arası geçiş sisteminin de değişmesi elbette kaçınılmazdır.

Siz eğitimde hiçbir değişiklik olmasını istemiyor musunuz? 1940’lı yıllardaki eğitim anlayışıyla, 1960 model ders programlarıyla ülkemizin, cumhuriyetimizin kuruluş vizyonu olan çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkabileceğini mi düşünüyorsunuz?

Unutmayalım ki, değişim ve yenileşme kaçınılmaz. Değişmeyenler rekabet edemezler, değişmeyenler başaramazlar. Elbette eğitim uygulamalarında da değişiklik olacak, uygulamada çıkan aksaklıklar düzeltilecek. Doğru olduğuna inanılarak başlanılan işlerde aksaklıklar, noksanlıklar varsa elbette düzeltilecek.

Siz neyi istiyorsunuz? Bir karar alalım ve o eğitim uygulamalarını kırk yıl, elli yıl, yüz yıl hiç değişmeden devem ettirelim mi istiyorsunuz? Eğer bunu istiyorsanız inanın yanlış yoldasınız. Ülkemiz için yanlış yoldasınız, yavrularımız için yanlış yoldasınız.

Bakın, ülkemiz için, yavrularımız için 4+4+4 dediğimiz, eğitimde yeni bir anlayış getirdik değerli arkadaşlar. Bu anlayışa mı yanlış diyorsunuz? Eğer buna yanlış diyorsanız, unutmayın ki on iki yıllık zorunlu eğitime yanlış diyorsunuz. Dünyanın, Avrupalıların çocukları on iki yıl zorunlu eğitim görürken bizim çocuklara sekiz yıl eğitim yeter diyorsunuz farkında olmadan. Eğer “4+4+4’e hayır” diyorsanız, “Biz tek tip eğitim istiyoruz, biz 7 yaşındaki çocuklarla 14 yaşındaki çocukların…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdemir, size de bir dakika vereceğim.

Buyurun.

AVNİ ERDEMİR (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Eğer, siz, “4+4+4’e hayır” diyorsanız “Biz tek tip eğitim istiyoruz, biz 7 yaşındaki çocuklarla 14 yaşındaki yavrularımızın aynı okulu, aynı salonu, aynı koridoru, aynı lavaboyu kullanmasını, paylaşmasını istiyoruz; öğrencilerin isteklerine, yeteneklerine, ilgilerine göre ders seçmelerini istemiyoruz.” diyorsunuz farkında olmadan. “Biz, 4+4+4’e, evet, karşıyız.” derken “Biz katsayı adaletsizliğinin devamını istiyoruz, meslek liselerinin ayağındaki prangaların çözülmesini istemiyoruz.” diyorsunuz farkında olmadan.

İşte, biz, bütün bu anlayışla ülkemiz için, yavrularımız için, evet, onlar için, onların rahatsız olabileceği her türlü uygulamayı değiştirmeye devam edeceğiz.

Bu duygularla önergenin aleyhinde olduğumu ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde Ankara Milletvekili Sayın Zühal Topcu.

Buyurun Sayın Topcu.

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, bugün Kadınlar Günü. Ben hem bütün kadınlarımızın hem de bütün erkeklerimizin bu gününü kutluyorum çünkü hayat ortak, ortak kararlar alınıyor. Onun için, her ne kadar Kadınlar Günü olsa da ben, yine, ortak olarak kutlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama, önce, 5’inci Millî Eğitim Bakanımız Sayın Profesör Doktor Nabi Avcı’nın geçen gün bir televizyon konuşmasında yaptığı bir açıklamayla başlamak istiyorum. Sayın Nabi Avcı “4+4+4 dönüşüm süreci kolektif bir çalışmadır. On beş – yirmi yıldır önerilen çözümlerden yapılmış bir çalışmadır. O süreçte benim verdiğim bir örnek var. Bir yolda 140-150 kilometre hızla giden bir araca müdahale etmek gibi zor bir süreç.” Sayın Bakan, 150 kilometre hızla gidin diyen var mı size? Önümüze 4+4+4 gibi, tüm ülkenin kaderini belirleyen nur topu gibi bir sistem koydunuz. Ondan sonra da bu sistemin mağduru rolünü oynuyorsunuz. Sayın Bakan, 150 kilometre hızla gitmek, otoyolda bile olsa, suç teşkil eder; onun için dikkat etmeniz gerekiyor.

Eğitimde dönüşüm, daha çok, sindirilerek ve beklentilere yönelik olarak gerçekleştirilmelidir. On bir yıllık iktidarınızın çıktıları olan pek çok sınavzede, veli, öğrenci, öğretmen, sisteminizin getirilerine dair hayal kırıklığı yaşamaktadır. Halkımız, her Millî Eğitim Bakanının yeni bir konu ile ilgili söylemlerinden artık endişe duymaya başlamıştır. Sayın Nabi Avcı’dan beklediği tek şey bu milletin “Aman, yeni bir icraat yapmayın, bizi zor duruma sokmayın.”dır artık. 4+4+4’ün üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen, sistemin bütün girdileri -ki bunlar öğrenci, öğretmen, veli ve idareciler- herkes karmaşa içindedir.

“SBS’yi kaldıracağız.” diyorsunuz veya “Bu son SBS.” diyorsunuz, daha sonra “Fazla talep edilen okullar kendi sınavlarını yapabilir.” diyecek kadar da büyük bir yanılgı içerisine düşüyorsunuz. Lütfen Sayın Bakan, altyapısını hazırlamadığınız, yerine koyacağınız sistemi projelendirmeden, geçerliliğini ve güvenilirliğini test etmeden toplumun önüne çıkmayınız. Çünkü, yaptığınız en küçük değişiklik, SBS örneğinde olduğu gibi 1 milyon 200 bin yavrumuzu etkilemektedir, velileri ve bizleri de aynı zamanda, aynı şiddette etkilemektedir.

Eş durumu tayinleri için topluma çıkıp şirin görünmeye çalışırken… Pek çok öğretmen eş durumu tayininde bilgisayarlarını açtıklarında şöyle bir yazıyla karşılaştılar: İliniz sınırlarında alanınızda öğretmen eksiği olmadığı için tayin başvurunuz kabul edilmemiştir.

“Alan değişikliği” dediniz, işi karmaşık hâle getirdiniz. Bugün okullarda, alan değiştiren pek çok öğretmen atandığı alan ile ilgili olarak hiçbir hizmet içi eğitimden geçirilmeden bir hafta gibi bir sürede görevine başlamakta ve öğretmen, öğrenci gözünde ve kendi dünyasında zor anlar yaşamaktadır.

Son yaptığınız yer değişikliğinden dolayı, bugün ülkemizde pek çok okul dönem ortasında öğretmensiz duruma düşmüştür. Dün Mersin’den bir veliden mail aldık. Her dönem iki dönemde atanan öğretmenler tekrar tayin istediği için şu anda neredeyse bir yıldır çocuklarının öğretmensiz kaldığını bildirmekte. Bu mudur sizin planlama anlayışınız, bu mudur on bir yıllık iktidarın vizyonu? Temennimiz yavrularımızın geleceği ve velilerin rahatı için bir an önce Millî Eğitim Bakanlığının işi bilenlere devretmesi ve sürekliği olan bir bakanlık hâline dönüştürülmesidir.

Son yapılan yer değişiklikleri ile iller öğretmen açıklarını kapatabilmeleri için belediye hoparlöründen öğretmenler anonsu geçilmektedir, sanki yatmakta olan bir hasta için kan aranıyormuş gibi.

Aldığınız ücretli öğretmenlerin hangi alanlarda olduğunu biliyor musunuz Sayın Bakan? Pedagojik formasyonları var mı, incelediniz mi, bu mu sizin eğitim anlayışınız? Geleceğimizin teminatı olan yavrularımız için ehil olan,  pedagojik formasyon almış, atama bekleyen pek çok öğretmen adayınıza niçin bu çocukları emanet etmiyorsunuz? On bir yıllık iktidarınız boyunca, öğretimi, yöneticiyi ciddi anlamda itibarsızlaştırmaya çalıştınız. Eğitimciliği “üç ay yaz tatili olan yan gelip yatma mesleği” olarak tanımladınız. Unutmayın Sayın Bakan, siz de bir eğitimcisiniz, öğretmenlik, sadece sınıfa girip çıkmaktan ibaret olmayan bir meslektir, öncesi ve sonrası da olan bir iştir.

“Eşit işe eşit ücret.” dediniz. Her ne hikmetse, öğretmen bu yasadan nasibini almamıştır. Bugün, öğretmen, okulunda beraber çalıştığı memurundan dahi daha düşük ücret almaktadır. Bu mudur sizin öğretmene vaadettiğiniz değer?

Millî eğitim gibi devasa bir yapı, bu yapının paydaşlarının ve onların temsilcilerinin düşüncelerini, önerilerini, uyarılarını dikkate almadan kurumsal bilgi ve tecrübe birikimini göz ardı ederek, dar bir çerçeveyle yönetilmeye çalışılmıştır.

YÖK, uygulamaları ve çözüm önerileriyle çökmüş, hantal bir kurum hâline dönüşmüştür toplum nezdinde, özellikle akademik camiada güvenirliği kalmamıştır. Rektör ve dekan atamalarında akademisyenlerin görüşleri ve kararları dikkate alınmamıştır. Geçtiğimiz on yıllık periyotta üniversiteler toplumda özellikle yıpratılmış ve itibarsızlaştırılmıştır. Akademisyenlerin ve üniversite çalışanlarının özlükleri her geçen gün daha kötü duruma getirilmiştir. YÖK Yasası ise hâlâ hazırlanamamış ve Meclis gündemine getirilememiştir.

2005 yılında Öğretmen Kariyer Basamakları Yönetmeliği getirdiniz. Öğretmenliği bundan böyle kariyer mesleği hâline getirdiğinizi beyan ettiniz, bir daha ses çıkmadı, sadece okullarda öğretmenlerin aralarını açtınız bu uygulamayla çünkü uzman ve başöğretmen olarak atadığınız öğretmenlerle bu unvanı almayan öğretmenler arasında hiçbir görev farkı bulunmamaktadır, sadece maaş farkı olmuştur. Siz, bu unvanı almayan bir öğretmen gibi düşünün kendinizi, nasıl bir tepki verirdiniz?

Yöneticileri beceriksizlikle suçladınız ve bunların okulları için cansiparane çalışıp okullarını ayakta tutma uğraşlarında ödül yerine cezalar yağdırdınız. Bu mu sizin eğitimdeki vizyoner yaklaşımınız? Bunlar yetmezmiş gibi son bir yönetici yönetmeliği çıkardınız –teknik detaylarını konuşmak istemiyorum bu arada, bir haftadır basında yer alıyor bu bilgiler, bu kısa sürede- ama yanlışlarla dolu bir yönetmeliktir bu. Sayın Bakan, sanki başka bir bakanlık hazırlamış gibi üzerinde tekrar düşünülerek revizyona gidilebileceğinden bahsediyorsunuz. Bugüne kadar sürdürdüğünüz bu yöntemi yönetici atama yönetmeliğinde de görüyoruz “Biz yaptık, oldu.” anlayışı. Bu anlayış, sizi toplum nezdinde güvenilmez ve komik duruma düşürüyor, lütfen dikkat ediniz.

Mevcut uygulamalarınızdan çıkan sonuç bize şunu söylemektedir: Düz liselerin sonunda tabelaları değişti, Anadolu liseleri oldu. Devamında “ilkokul ve ortaokullarda uygulanan adrese dayalı sistemi liselere de getireceğiz.” diyorsunuz. Bir miktar iyi okulumuz kalmıştı, onu da bu sistemle halledip herkesi özel okullara yönlendiriyorsunuz. Bu mudur sizin vizyonunuz, bu mudur sizin bu ülkenin geleceği olan yavrularımıza reva gördüğünüz?

Eğitimde kalite diye bir kaygı taşımıyorsanız en kolay yol nedir? Okulu aç, kalite ne olursa olsun “Biz okulu açtık ama.” Buna mı gücünüz yetiyor, kalite anlayışınız bu mudur? Aksini söylüyorsanız uygulamalarınızla çelişiyorsunuzdur. Bir taraftan okulların kalitesini düşürüyorsunuz, diğer taraftan ise “Dershaneleri kaldıracağız.” diyorsunuz. Bu ne kadar büyük bir çelişkidir? Onu söyleyelim.

5’inci Millî Eğitim Bakanı olarak atanan Sayın Avcı’dan beklentilerimiz, mevcut uygulamaların ve bundan sonraki uygulamaların ülkemizin gerçekleriyle bağdaşan vizyoner ve uygulanabilir projelerden oluşmasıdır. Özellikle, bazı sorunları da başlıklar hâlinde vermek istiyorum: Rehber öğretmen açığının kapatılması, üniversitelerdeki talep edilmeyen açık kontenjanların talep edilebilir yeni bölümlerle değiştirilmesi, bunların da üzerinde durulması çok önem arz etmektedir.

Konuşmamın sonunda hepinize teşekkür eder, hepinizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Topçu.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Bitlis Milletvekili Sayın Hüsamettin Zenderlioğlu. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün yine, geleceğimizi ilgilendiren eğitimi konuşuyoruz. Bu dünyada insanlar bir yer edinebilmek için mutlaka eğitilmelidir, onun için eğitim önemlidir ve eğitim ülkenin kalkınmasında birinci sorundur.

AKP Hükûmetinin millî eğitim politikalarının genel durumunu incelediğimizde, millî eğitimle ilgili hiç iç açıcı bir şey görmüyoruz. Millî eğitim politikalarının köklü bir değişime ihtiyacı vardır. Geçmişten günümüze kadar birçok soruna neşter atmak istediler, ama bu on yıl içerisinde hiçbir şey yine değişmedi, sorunlar gittikçe kronikleşerek devam etti. Ancak 4+4+4’le tekrar millî eğitim sorununa çözüm aramak için böyle bir proje üretildi, ama ne yazık ki bu proje bugün amacına ulaşmadı ve amacına da hizmet etmemektedir, çünkü 4+4+4’le bu proje birçok alanda yetersiz kaldı ve çocuk gelinler yaratacak.

Baştayken, geçen yıl aynı bu konu üzerinde tartıştık, sanayide çocuklar çalıştırılacak, dolayısıyla bu projenin uygun olmadığını ifade ettik, ama görünen odur ki yine aynı yerdeyiz. Bugün de birçok alanda bu politikayla ilgili kargaşa devam etmektedir, çünkü geçmiş yıllardan bu yana birikerek artan sorunların hemen hemen hiçbiri kalıcı, doyurucu bir sistemle çözüme ulaştırılmadı, yani sorun çözülmedi ve yine eksikler, aksaklar devam etmektedir. Hatta sorunların çözümü yerine daha çok içinden çıkılmaz bir duruma getirmiştir ama şunu biliyoruz ki her şeyin başında eğitim önemlidir. Eğitim sadece insanların davranışlarını değiştirmek değildir. Eğitim ve öğretimle olan ilişkileri bir dizayn içerisinde değerlendirmek gerekir. Bu da okul, öğrenci, çevre ile iletişim içerisinde olması gereken bir tablodur. Her ne kadar bununla ilgili bazı alanlarda bir iyileşme olmuş ise de yeterli değildir. Bu konuda hiçbir şey yapmamış, böyle ketum da davranmıyoruz; birçok adımlar atılmış ama bu adımların gerçekten eğitimin sorunlarını çözebilecek kapasitede olmadığını ifade ediyoruz.

Geçenlerde yine Urfa ilimizde, basına yansıyan bir biçimiyle, hâlen 45-50 kişilik bir sınıfta eğitim görülmektedir. El vicdan! 21’inci yüzyılda yaşıyoruz. Şimdi, 6 kişi, 7 kişi veya 20 kişilik sınıflar varken 50 kişilik bir sınıfta o çocuk nasıl eğitim görecek? Bu eğitimde, öğretmen… Hani diyor ya: “At buldum meydan yok, meydan buldum at yok.” E, şimdi bakıyoruz o tabloya, inceliyoruz, analiz ediyoruz, görüyoruz ki öğretmen yetersizliği de var orada. Hani bu atamalarda işte şu kadar kişi atanmıştı? Eğer atanmış olsaydı, eğer yapılan derslikler bu orantıya cevap olmuş olsaydı neden orada 50 kişi veya 45 kişi eğitim görsün? O çocuklara yazık değil mi?

Özellikle eğitim hakkının kullanılması noktasında geçmişten bugüne yaşanan sorunlar AKP Hükûmeti döneminde artarak yoluna devam etmiştir.

Türkiye’de 2012 yılı itibarıyla eğitilebilinir nüfusun bir bölümü eğitim hakkından yeterince yararlanamamaktadır. Eğitimin en önde gelen sorunlarından birisi de okullaşma oranıdır. Geçtiğimiz on yıl içinde tam olarak sorun çözülmediği gibi, gittikçe girift bir durum arz etmektedir. Okullaşma oranı günümüzdeki ideal oranına ulaşmamıştır. İstanbul gibi bir kentte ilkokula giden çocuklarla üst sınıftaki gençler, veliler, mahalle bir bütün olarak okulun önünde dizilerek kavgaya tutuşmuştur. Peki, eğer bu oran sağlanmış olsaydı, eğer böyle bir hazırlık olmuş olsaydı neden velilerle diğer öğrenciler veya üst düzeydeki o gençlik dönemini yaşayan eğitimci veya öğrencilerle karşı karşıya gelsin? Burada büyük bir problem var, biz bunu vurgulamak istiyoruz. Bunu çözelim, hayal olarak değil. Sadece bu kürsüye çıkıp istatistiklere göre bazı rakamları vermek çözüm değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yazılı olarak cevaplanmasını istediğim soru önergesinde, baraj yapımından dolayı Mutki ilçesinin köylerinden Yenidoğan ve Ulaş köylerinde, sadece baraj yapımından dolayı, öğrencilerin eğitimlerini yapabilmeleri için yaptıkları bütün başvurular olumsuz olarak cevaplandırılmıştır. Ancak, eğitimini tamamlayabilmeleri için Millî Eğitim Bakanlığı ve il millî eğitim müdürlüğü tarafından hiçbir çalışma da yürütülmemiştir. Bitlis ilinin genelinde 215 ilköğretim okulu kaloriferli, 368 ilköğretim okulu ise hâlen sobalıdır. Bu nedenle eğitim ve öğretim sağlıklı olarak yürümemektedir. Özellikle Bitlis il ve ilçe köylerinde öğrenciler eğitimlerini tamamlayamamaktadırlar. Öğretmenlerin olmayışı, dersliklerin yapılmayışı nedeniyle çocuklarımız ve gençlerimiz eğitim hakkından mahrum kalmaktadırlar, yeterince eğitim almamaktadırlar. Peki, böyle bir düzeyde eğitim gören bu çocuklarımız İstanbul’daki bir  kolejle nasıl yarışabilirler? İstanbul’da eğitim gören bir çocukla, kolej mezunu olan bir çocukla nasıl aynı sınava tabi tutabiliriz? Bunun için yapılan hiçbir çalışma da yoktur özünde.

Geçmişten bugüne kadar yapılan bütün eğitim çalışmaları bölgemizde okuma oranını artırmayarak aksine insanlarımızın cahil ve eğitimsiz kalmasına neden olmuştur. Çünkü insanlar ancak kendi ana dilleriyle bir şey kavrayabilir, anlayabilir, dünyayı yorumlayabilir.

Bitlis merkez ve ilçelerinde ise eğitim sorunları saymakla elbette ki bitmez. Özellikle altyapı, öğretmen, ulaşım, ısınma sistemleri bunlardan sadece birkaçıdır. Bunun dışında, öğretmenlerin sorunu hiç de iç açıcı değildir. Geldiğimiz noktada, eğitimin sorunları sadece Bitlis ilinde değil, Türkiye’nin her yerinde aynıdır. Kalıcı olarak yapılan bir çözüm bulunmamaktadır. Eğitim sistemi her geçen gün değiştirilmektedir. Çocuklarımızın geleceğiyle oynanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün araştırmaları sonucu ortaöğretim öğrencilerinin bir bölümü 9 veya 10’uncu sınıfta okulu terk etmektedir. Türkiye’nin kırsalında yaşayan kız çocuklarının yüzde 65’i liseyi bitirmiyor. Ancak bu oran, erkeklerde ise yüzde 36’dır. “Herkes İçin Eğitim 2015” başlıklı raporundan alıntıdır. Geri kalmış bölgelerimizin yoksul aile çocuklarının yüzde 64’ü eğitim alırken aynı yoksul aile kızlarının, çocuklarının da ancak yüzde 30’u eğitimden yararlanabiliyorlar. Dünyanın gelişmiş ülkelerinden öğrencilerin farklı eğitim programlarına başlama yaşı 15-16’dır. Yurt içi ve yurt dışında yapılan yüzlerce araştırma sonuçları gençlerle ilgili ve yeteneklerinin belirgin, tutarlı hâle gelerek KARGEL kararları için gerekli olgunluğa kısmen ulaştığı dönemin 17-18 yaşlarda olduğunu ortaya koymaktadır.

Aslında AKP Hükûmeti, eğitimi serbest piyasaya açmakla okulları birer işletme ve ticarethane hâline getirmiştir. AKP Hükûmeti çocuklarımızın geleceğiyle oynamakta ve ticarileştirmekte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir saniye.

Bir dakika ekliyorum size de, buyurun.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – AKP Hükûmeti çocuklarımızın geleceğiyle oynamakta ve ticarileştirmektedir. Ticarileştirmekten vazgeçip iyi, kaliteli bir eğitim sistemi ve öğretmenlerin sorunlarını çözen bir anlayışla bunu ortadan kaldırabilir. Yoksa, zamanlı veya zamansız yapılan tayinler de tabii ki bu sorunların ana nedenlerinden biridir.

YÖK Yasası’nı tartışmayacağım, hâlen duruyor. Üniversitelerdeki teknik düzeyde doçent, asistan, araştırmacılar hâlen doğru dürüst bir proje üretip sunamıyorlar ve bunu engelleyen bir anlayış, geri bir anlayış vardır, geri bir zihniyet vardır. Eğer biz eğitimde ilerlemek istiyorsak, kalkınmak istiyorsak her şeyden önce YÖK Yasası’nı belli bir düzeye ulaştırmamız gerekir. Eğitimde tekrar, yeniden nasıl başarılı olunabilinir, dünya ölçümleri, dünyadaki örnekleri, modelleri bir daha gözden geçirerek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – …bu projeyi yeniden üretmeliyiz.

Bu vesileyle hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Vural…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, CHP grup önerisinin görüşülmesi sırasında, Türkiye’deki kadınların eğitim durumuna ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hem eğitimle ilgili araştırma hem de Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle aslında bir konuyu zikretmek istiyorum: Dünya Bankasının 2013 Dünya Kalkınma Raporu’na göre Türkiye’de kadınların ortalama öğrenim yılı 6,1 yıl, yani ilkokul seviyesinde. Maalesef Namibya, Zambiya, Zimbabve üstümüzde. ABD üniversite seviyesinde, biz ilkokul seviyesindeyiz. 45 ülke içerisinde 37’nci sıradayız, yani sondan 9’uncu sıradayız. Dolayısıyla kadınların ekonomik ve sosyal kalkınmaya daha fazla katkı sağlamasını temin etmenin yolu da -en önemlisi- eğitimdir. Bu iki konu vesilesiyle bu hususu kamuoyuna, sayın Genel Kurula arz etmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini…

 III. – YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Tamam.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Susam, Sayın Çıray, Sayın Aygün, Sayın Serter, Sayın Serindağ, Sayın Çelebi, Sayın Toptaş, Sayın Öner, Sayın Akar, Sayın Çetin, Sayın Aslanoğlu, Sayın Öz, Sayın Düzgün, Sayın Erdoğdu, Sayın Kaleli, Sayın Korutürk, Sayın Özcan, Sayın Özkan, Sayın Bulut.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter  sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.43


 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2 - Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Sayın Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Sayın Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (x)

BAŞKAN – Komisyon burada,

Hükûmet burada.

Geçen birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının 1’inci bölümünde yer alan 7’nci maddesi kabul edilmişti.

8’inci maddede dört önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 8. maddesinin (1). fıkrasında geçen “ve teknik olmayan” ibarelerinin fıkra metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                               Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan

                    İzmir                                     Kütahya                                    Denizli

            Bahattin Şeker                          Bülent Belen                         Necati Özensoy

                  Bilecik                                   Tekirdağ                                    Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 8. Maddenin 1. F ıkrasının üçüncü cümlesi ve 2. Fıkrasının (c) bendi madde metninden çıkartılmış ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiş, 5 fıkrasında bulunan “10 yıldır” ibaresi yerine “kesin kabulden sonra 5 yıldır” ibaresi getirilmiştir.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                            Vahap Seçer

                   Aydın                                     Kocaeli                                    Mersin

            Durdu Özbolat                        Candan Yüceer                    Mehmet Ali Susam

           Kahramanmaraş                            Tekirdağ                                     İzmir

      Kemal Değirmendereli                  Ümit Özgümüş                       Aykut Erdoğdu

                   Edirne                                      Adana                                    İstanbul

                                         

(x) 426 S. Sayılı Basmayazı 6/3/2013 tarihli 74’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 8 inci maddesine aşağıdaki hükmün sekizinci fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Mahir Ünal                     Mehmet Doğan Kubat                Abdullah Çalışkan

           Kahramanmaraş                             İstanbul                                   Kırşehir

       Sevde Bayazıt Kaçar                  Tülay Selamoğlu                     Nurcan Dalbudak

           Kahramanmaraş                             Ankara                                    Denizli

                Erol Kaya                             Avni Erdemir                          Ercan Candan

                 İstanbul                                   Amasya                                 Zonguldak

“(8) İletim şebekesi dışında, ulusal iletim sistemi için geçerli standartlara uygun olan ve üretim faaliyeti gösteren tüzel kişinin lisansı kapsamındaki üretim tesisi ile müşterileri ve/veya iştirakleri ve/veya serbest tüketiciler arasında özel direkt hat tesisi, TEİAŞ ile üretim faaliyeti gösteren tüzel kişi arasında yapılacak sistem kontrol anlaşması ile mümkündür.”

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 8. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             İdris Baluken                  Hüsamettin Zenderlioğlu                    Nazmi Gür

                  Bingöl                                       Bitlis                                        Van

            İbrahim Binici                          Hasip Kaplan                   Abdullah Levent Tüzel

                 Şanlıurfa                                    Şırnak                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Ben konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın Tüzel, buyurun.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Enerji Piyasası Kanunu’nu konuşuyoruz. Biliyorsunuz, ülkemizde ve bölgemizde bütün politikaların merkezinde, çatışmaların, çelişkilerin merkezinde yer alan enerji konusunda Hükûmet bir kez daha piyasanın ihtiyaçları, özel şirketlerin, tekellerin ihtiyaçları doğrultusunda bunu hazırlıyor. Ama öncelikle ben bugünün anlamına uygun birtakım hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.

Bundan on dört yıl önce sendikacı Süleyman Yeter İstanbul Emniyetinde işkenceyle öldürülmüştü. Uzun süre inkâr edilen bu cinayeti işleyenler yargılanmamış aksine terfi ettirilmiştir. Yani anlayacağınız gibi işkenceye sıfır tolerans diye bir şey yoktur.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, muhalif ve talepkâr herkes için işkence ve baskı ülkemizin gerçekliği. Bu nedenledir ki yaşama, emeğe, bedenine sahip çıkan kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerinde her yerde isyanlarını dile getirmekteler. Muhafazakâr iktidarın kadını erkeğe ve aileye mahkûm ederek şiddeti sürekli beslemesi karşısında, bugün, bildiğimiz gibi kadın milletvekilleri de bu baskıdan, şiddetten, tacizden kurtulamamıştır, evde fiziki şiddete uğramıştır, kürsüde sözlü tacize uğramıştır. “Üç çocuk tavsiyedir.” deyip bunu kendilerine reva görenler de bu cinsiyetçi şiddetten kurtulamayacaktır ve biz bir kez daha 8 Mart vesilesiyle emeği, doğayı, geleceği, barışı ve çözümü kadınlarla kazanacağız deyip 8 Martı ve emekçi kadınları kutluyoruz.

Evet, bu selamlamadan sonra özellikle Enerji Piyasası Kanunu’na tekrar dönmek istiyorum.

Bu yasayı hazırlayanlar yani ülkemizde enerji ihtiyacından söz edenler, aslında bu, ülkenin ihtiyacı değil, bir taraftan dışa bağımlılık ama diğer taraftan ülke ihtiyacı kavramı birbirine karıştırılmamalı. Bugün, hidroelektrik santrallerle, termik santrallerle ülkenin birçok doğal alanını tahrip etme pahasına bu enerji santrallerini açan zihniyet, aslında uluslararası şirketlerin ve komşu ülkelerin ve de Avrupa Birliğinin enerji ihtiyacı için bunların önünü açmıştır. İşte bunlardan bir tanesi Avusturya menşeli OMV şirketi Samsun Akçay’da doğal gaz çevrim termik santralini yapmakta.

Şimdi, yasaya bakıldığında mantığında ne var? Enerji maliyetinin düşüklüğünü gözetmek. Yani, bu maliyeti en aza getirmek için, biliyorsunuz, ocak ayında çıkarılan yasa da yine vergi imtiyazları ve teşviklerle bu şirketlerin kullanacağı akaryakıta, motorine her türlü desteği vermiş ama enerji ihtiyacı olan ve bu elektriği tüketecek yurttaşa, tüketiciye ucuz ve düşük ücretle sunmayı gözetmemekte. Dolayısıyla, bu yasanın mantığında eksik olmayan elektrik zamları aslında yine gelecekte yurttaşımızı tehdit edecektir. Ama, bakıyoruz, halkımızın asıl isteği, ihtiyacı, elektrik faturalarında yüzde 45’i bulan vergi yükünün, çok değişik kalemlerdeki vergi yükünün kaldırılması, iletim hatlarının onarılması, yoksul, depremzede durumundaki emekçiye kesilen cezaların silinmesi, velhâsılı hep dillerden düşmeyen sosyal devletin gereğinin yapılmasıdır ama bu yasada bu mantığı görmek mümkün değil.

Bildiğiniz gibi, lisans sahibi şirketlere aynı şekilde hizmet alımıyla bu sektörde de taşeronun yaygınlaşması aslında bu yasanın mantığında. Sayaç dağıtım, bildiğiniz gibi, yine bu şirketlere terk edilerek yeni bir soygun kapısı açılmakta. Bütün varlığı yokluğu, hayatı piyasa olan, ticaret olan bir iktidar anlayışının yapacağı da elbette bu oluyor.

Aynı şekilde, Bakanlığın denetim görevi ve yetkisini özel denetim şirketlerine devretmesi de bire bir geçmişte bu düzenlemeyi ortadan kaldıran Anayasa Mahkemesi kararlarına da aykırılık oluşturmakta. Hatırlayın Erzurum’da 5 TEDAŞ işçisinin, gölette boğulmasını. Bu yasa sadece imtiyaz ve piyasacılık adına yeni gölet facialarının önünü açacaktır.

Ama ben, özellikle Kadınlar Günü vesilesiyle, Enerji Bakanı da buradayken “Enerji Hanım” spotunu hatırlatmak istiyorum: “Kadının yeri –bir kez daha- evidir.” diyen ama her tür teşviki, her tür dayanışmayı ondan bekleyen bu zihniyete ben de buradan isyan ve itiraz ediyorum.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 8’inci maddesine aşağıdaki hükmün sekizinci fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                               Mahir Ünal (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

“(8) İletim şebekesi dışında, ulusal iletim sistemi için geçerli standartlara uygun olan ve üretim faaliyeti gösteren tüzel kişinin lisansı kapsamındaki üretim tesisi ile müşterileri ve/veya iştirakleri ve/veya serbest tüketiciler arasında özel direkt hat tesisi, TEİAŞ ile üretim faaliyeti gösteren tüzel kişi arasında yapılacak sistem kontrol anlaşması ile mümkündür.”

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Bakanlık bir açıklama yapabilir mi bu katılmasının gerekçeleri hakkında? Bu maddeye fıkra ilave edilmesini, yeni önergelerinin gerekçelerini Sayın Bakan açıklayabilir mi?

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyacağız ya.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Önerge sahiplerinin değil, Sayın Bakanın katılma gerekçesi.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) –  Gerekçe okunsun, biz açıklarız.

BAŞKAN – Sayın Canikli, kim konuşacak? Gerekçeyi mi okutalım?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, gerekçe …

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Yapılan düzenleme ile 9’uncu maddede dağıtım sistemi için yapılan düzenlemeye paralel bir düzenleme ile iletim sisteminde de özel direkt hat tesis edilebilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 8. maddenin 1. fıkrasının üçüncü cümlesi ve 2. fıkrasının c) bendi madde metninden çıkartılmış ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiş, 5 fıkrasında bulunan “10 yıldır” ibaresi yerine “kesin kabulden sonra 5 yıldır.” ibaresi getirilmiştir.

                                                                                           Osman Aydın (Aydın) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Aykut Erdoğdu.

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdiye kadar biz ülkemizde hep bir siyasal rejim değişikliği endişesinden bahsettik ama bu ülkenin ekonomik rejim değişikliği endişesi gibi bir endişesi vardır. Bu ekonomik rejim değişikliği vahşi kapitalizme giden süreçtir ve vahşi kapitalizme giden süreç de işte bu kanunlarla çıkarılmaktadır.

Şimdi görüşeceğimiz kanun maddesinde bir maddeyi okuyorum, diyor ki: “TEİAŞ’ın yeterli finansmanı olmaması veya zamanında yatırım planlaması yapılamaması durumlarında, söz konusu yatırımlar, bu tesise bağlantı talebinde bulunan tüzel kişi veya kişilerce müştereken yapılabilir veya finanse edilebilir.” Ne demek istiyor? Dağın başında bir baraj kurulmuş, termik santral kurulmuş, bunun iletim sistemine bağlantısı özel sektör tarafından yapılabilir diyor. Masum görünüyor değil mi? İşte, bu, kötü niyetli Hükûmetin masum olmayan yasalarından biridir değerli milletvekilleri.

Bu yatırımın normalde kimin tarafından yapılması gerekiyordu? Kamu tarafından yapılması gerekiyordu. Kime yaptırıyorlar? Özel sektöre yaptırıyorlar. Kamu yapsaydı ne olacaktı? Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılacaktı. Özel sektör neye göre yapıyor? Hemen hemen hiçbir şeye göre yapmıyor. Tıpkı vampire sarımsak gösterdiğinizde kaçtığı gibi, hırsıza Kamu İhale Kanunu gösterdiğinizde kaçar değerli milletvekilleri.

Peki, bu maddeye niye ihtiyaç duyuldu? 2003 yılından 2010 yılına kadar 427 milyon liralık bağlantı işleri Kamu İhale Kanunu’na tabi olmaksızın özel sektöre yaptırıldı. Peki, özel sektöre yaptırıldığında ne oldu? İşte, tamamı Bakan tarafından onaylanmış teftiş kurulu raporları. Bir barajda 20 milyon liraya bitirileceği iddiası bulunan bir işin 85 milyon liraya bitirildiğine yönelik bir teftiş kurulu raporu ve teftiş kurulu raporu bunu tespit ettikten sonra ne diyor: “İlgili tarafların yazılı olarak uyarılması.” 20 milyon liraya bitecek bir işin 85 milyon liraya yasaya ve hukuka aykırı olarak Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında yaptırılması karşılığında “yasaya aykırılık” diyor. Peki, Enerji Bakanlığı bu durumda ne yapıyor? Enerji Bakanlığının Roma ordusu çıkıyor yeni bir kanun getiriyor hep getirdiği gibi; bir aklama kanunu getiriyor ve bu kanun bu maddenin orijinalini koyuyor. Yani Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılması gereken bir işin bundan sonra özel sektör tarafından kamu kaynaklarını kullanarak yapmasının önünü açıyor değerli arkadaşlar. Tıpkı kömür yolsuzluğunu akladığı gibi, bu yolsuzluk da Kamu İhale Kanunu’nun dışına çıkarılarak aklanıyor. Ve diyor ki “Satılan elektrik fiyatlarının iletim ücretleri düşecek.” Ama vahşi sermayeye bir kıyak çekmekten de vazgeçmiyor. Hemen peşindeki madde ne diyor: “Üretim tesislerinin, işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle iletim sistemi sistem kullanım bedellerinden yüzde elli indirim yapılır.” Fakirin elektriğinden yüzde 50 indirim yapmak aklımıza gelmiyor ama sermayenin yaptığı elektrik üretimi tesislerinin hepsinde yüzde 50 üretim tesis teşvik maddesi olarak yapıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, bundan sonra neler oluyor değerli arkadaşlar? Bundan sonra yeni bir inceleme başlatılıyor bu konuyla alakalı ve bu inceleme sırasında Enerji Bakanlığının yönetim kalitesine yönelik çok önemli tespitleri var müfettişin. İki daire birbirine giriyor; APK Dairesi ile Tesisler Dairesi. Tesisler Dairesinin APK Dairesine yazısını teftiş raporundan okuyorum, diyor ki: “APK Dairesi Başkanlığı, bağlantı anlaşması ve eki sözleşmesi gereğince neyi ne ile çarparak nasıl sonuç elde etmek istiyorsa ek 4’teki tabloyu kullansın.” Böyle devlet yönetilmez, böyle rezalet olmaz. Teftiş Kurulu raporuna geçen, “Neyi istiyorsan onunla çarp, istediğin sonucu bul.” diye bir yazı yazılmaz. Böyle bir devlet yönetimi olmaz arkadaşlar.

Sonra, bu müfettişler bir rapor yazıyorlar, “Burada önemli suçlar var.” diyorlar, “Kamu İhale Kanunu’nun kapsamı dışına çıkılarak 400 trilyon para harcanmış.” diyorlar. Sayın Bakanın hoşuna gitmiyor. Sayın Bakan alıyor, diğer müfettiş grubuna veriyor. Sayın Bakanın verdiği diğer müfettiş grubu aynı tespitleri yapıyor. Aynı tespitleri yaptıktan sonra “Burada hiçbir suç yoktur.” diyor. Yani devletin parasını yasaya uygun olarak harcaması gerekenler yasanın tamamen kapsamı dışında özel sektöre fahiş fiyatlarla iş yaptırıyor, suç yok. Öbür tarafta İzmir Belediyesi 100 tane, 200 tane sandviç gönderiyor, 60 yaşındaki kadın altı ay hapiste tutuluyor. Böyle hukuk düzeni olmaz, böyle zulüm olmaz. Şimdi bunu öğrendiniz, bunun vicdani hesabıyla yaşayın.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Canikli.

NURETTTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, biraz önce sayın konuşmacı “kötü niyetli Hükûmet” ve buna benzer ifadeler kullanarak…

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesi üzerinde verilen bir önergedeki konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, biraz önce sayın konuşmacı suçlayıcı, gerçekten ağır ifadelerde bulundu.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Raporu okudu raporu.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani rapor sonuç itibarıyla, ne olduğunu bilmiyorum yani rapor hüküm değildir, kesinleşmiş bir karar değildir. Varsa bile öyle bir rapor…Bilmiyorum olup olmadığını yani kendisi buradan okudu. İspat etmeden, hüküm altına alınmadan herhangi bir kişiyi, herhangi bir kurumu suçlamak doğru değil, mümkün değil. Bu yakışık olmayan bir yaklaşımdır. Önce onu belirtmekte fayda var.

Sadece Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadığından ya da kamu ihale kapsamı dışına çıkarıldığından yola çıkarak birtakım suçlamalarda bulunmak gerçekten yani en hafif ifadeyle son derece ağır, yanlış bir tutumdur, davranıştır. Bu kadar yani daha fazla bir ifade kullanmak istemiyorum.

Şimdi, bakın daha önce de defalar kere söyledik buradan, ifade ettik. Hiçbir dönemde kamu harcamaları bizim dönemde olduğu kadar Kamu İhale kapsamında uygulamaya konulmamıştır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayda!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Elbette, aynen öyle.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yapmayın ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bizden önceki hükûmet döneminde, 2886 sayılı Kanun’da, hemen hemen alımların neredeyse tamamına yakını, büyük çoğunluğu…

OKTAY VURAL (İzmir) – İyi ama uygulamadınız ki.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın izin verin lütfen.

2886 sayılı Kanun kapsamı dışındaydı, öyle değil mi? Öyleydi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hepsini istisna yaptınız.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ayrıca, mesela KİT’ler, kamu iktisadi kuruluşları, inanılmaz kaynak kullanan KİT’ler daha önce Kamu İhale Kanunu kapsamı dışındaydı, öyle değil mi, 2886?

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama kapsamda olanları çıkarttınız.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Onlar suçlu, siz değil, onlar yaptı o kanunu!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi Kamu İhale Kanunu kapsamı içinde mi? İçinde. Uygulamasını kim yapıyor? Biz yapıyoruz. Şu anda kamu harcamalarının yüzde 90’ından fazlası –resmî rakam bunlar- Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılmaktadır.

Bakın, yolsuzluk isteniyorsa, aranıyorsa AK PARTİ döneminde aramayacaksınız bunu…

OKTAY VURAL (İzmir) – Nurettin Bey, neleri kapsamdan çıkarttınız?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …AK PARTİ döneminde aramayacaksınız çünkü harcamaların büyük çoğunluğu Kamu İhale Kanunu kapsamında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Arayacaksanız Kamu İhalesine tabi olmadan önceki dönemde arayacaksınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama neleri kapsam dışına çıkardınız?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekili konuşmasında ağır, yanlış, hatalı ifadeler kullandığımı son derece önemli bir konuda belirtmiş, şahsıma sataşmıştır. Ayrıca yanlış ve eksik bilgi vermiş, kürsüden parlamenterleri yanıltmıştır. Söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi siz “ağır, hatalı cümleler” dediniz, siz de ağır, hatalı cümleler kullanmayın ki devamı gelmesin.

2.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halkın milletvekilinin görevi halkın çıkarlarını korumaktır. Elimde okuduğum evrakların hepsi resmî belgedir, altında Sayın Bakanın imzası vardır. Sayın Başkan diyor ki: “Kamu İhale Kanunu’nda bizim dönemizde uygulandığı kadar uygulanmamaktadır.” Kamu İhale Kurumu Başkanının konuşmasını söylüyorum “Sadece yüzde 5’i gelmektedir Kamu İhale Kanunu’na.” diyor. İstisnalara yani Kamu İhale Kanunu’ndan kaçırmak için koyduğunuz istisnalara artık alfabe yetmiyor, T harfine geldiniz. 5 harf vardı, 24 harf daha üzerine koydunuz. Bugün, 300-400 milyar dolarlık kentsel dönüşümü istisna maddesine alan sizsiniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – FATİH Projesi.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Eğitim reformundaki FATİH Projesi’nin tamamını çıkaran sizsiniz.

Kömür yolsuzluğunun raporunu ben yazdım ve “İhale Kanunu’na aykırılıktan ihaleye fesat karıştırma suçu var.” dedim ve onu, o yolsuzluğu aklamak için o maddeyi çıkaran sizsiniz ve siz o sırada Grup Başkan Vekiliydiniz ve siz Maliye kökenli bir Grup Başkan Vekilisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Burada birçok milletvekili bunu bilmeyebilir ama siz bilmek zorundasınız çünkü mesleğiniz o. Peki, bunu yaptığınızda ne oldu? Kömür yolsuzluğunu çıkardınız, belirli şirketlere imtiyaz verdiniz. Sayıştay raporu orada. Artık ihaleleri devlet adına bu şirketler yapıyorlar çünkü onların ihalesiz kömür satma hakkı var. Ve Sayıştay diyor ki: “Yüzde 30 fiyat artmıştır.” Ve bu nerede yapılıyor? Bu, fakire kömür dağıtılırken yapılıyor, garibana kömür dağıtılırken yapılıyor. Bu, siyasi ahlak anlamında, siyasi etik anlamında tartışılması gereken bir durumdur. İktidar partisinin milletvekilleri dönüp kendi partisinde bunu sorgulamalıdır, Enerji Bakanına sormalıdır: “Fakir ailelere kömür dağıtımı yolsuzluğunda bir teftiş kurulu raporu vardı da sen onu sümenin altına koydun mu koymadın mı?” Bunu sizin ona sormanız lazım.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan da cevap verse iyi olur efendim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, değerli arkadaşlar, biraz önce Kamu İhale Kurumu Başkanına atfen bir ifadeden bahsedildi. Kamu İhale Kurumu Başkanının ihalelerin ancak yüzde 5’inin Kamu İhale Kanunu kapsamında, mevzuatı çerçevesinde yapıldığını söylediği ifade edildi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Avrupa Birliği raporunu söyleyeceğim o zaman.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bir dakika, bir saniye. Biraz önceki ifade aynen böyle.

Bu kesinlikle doğru değil. Kamu İhale Kurumu Başkanı şunu söylüyor, -daha sonra tekzip etti- diyor ki: “Yüzde 5 ihalesi yapılan yani toplam ihalenin yüzde 5’i bize itirazen geliyor.” Bakın, aradaki farka bakın.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “İtiraz” sözünü sonradan kullandı Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – “İtirazen bize gelen yüzde 5” ile “Yapılan ihalelerin sadece yüzde 5’i Kamu İhale Kanunu kapsamına göre yapılıyor.” arasında dağlar kadar fark var.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Düzeltti ama o ifadeyi Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, arkadaşlar lütfen, lütfen

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Plan ve Bütçe tutanakları orada, lütfen yanıltmayın.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Gördüğünüz gibi, ne kadar yanlış ne kadar yanıltıcı. Yanıltıcı ifade bu. Resmî rakam, devlet alımlarının, harcamalarının yüzde 90’ından fazlası Kamu İhale mevzuatına göre yapılıyor. Daha önceki dönemde bu oran yüzde 40’ın altındaydı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Böyle bir ifade yok. Sayın Başkan, yapmayın etmeyin ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tüm kamu için söylüyorum, bakın, yüzde 40’ın altında idi. Bu da son derece doğal. Sadece KİT’lerin kullandığı kamu kaynaklarını hesap ettiğinizde bu rakamın, ne kadar daha fazla, büyük kaynağın bu dönemde, AK PARTİ hükümetleri döneminde Kamu İhale mevzuatına göre yapıldığını görürsünüz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ha bire kapsam dışına çıkartıyorsunuz Kamu İhale Kanunu’nu.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar; bu kömür yolsuzluğu çok konuşuldu. Şu söylendi, denildi ki: Efendim, 1 milyar dolarlık -bu rakamlar kullanıldı- kömür yolsuzluğu var. O açıklamalar yapıldığında, AK PARTİ döneminde toplam dağıtılan kömürün, ödenen paranın tamamı bile 1 milyar doların çok altındaydı, bakın, buyurun.

Ya, “1 milyar dolar kömür yolsuzluğu var.” deniliyor, o yıl itibarıyla sekiz-dokuz yılda dağıtılan kömürlerin toplamı bile 1 milyar dolar değildi arkadaşlar. Nedir bu? Soruyorum size: Nedir bu?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yanlış biliyorsun Canikli. Yanlış, yanlış.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yanıltma istiyorsanız budur. Gerçek rakamlar burada. Esas, kesinlikle, kaynakların gerçek yerine ulaşması AK PARTİ döneminde olmuştur. Bunun sayısız örnekleri vardır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama doğru değil bu Sayın Canikli.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, özür diliyorum. Milyar dolarlık bir rakamda, Sayın Grup Başkan Vekili ve bu teftiş raporunu yazan bir müfettiş olarak da, bana da, bu rakamın haksız olduğunu, yanlış olduğunu beyan etmiştir. Kürsüden düzeltmek istiyorum Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Görüşümü söylüyorum Sayın Başkan yani.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Önemli bir konudur, düzeltmek zorundayım Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Allah aşkına! Öyle şey olur mu! Görüşümü söylüyorum.

BAŞKAN – Yani bakın, şimdi herkes canının istediğini söyledi. Dün burada bir hadise oldu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hayır, Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir saniye… Bir saniye… Allah rızası için ya! Şimdi bir şey anlatmaya çalışıyorum. Burada bir hadise oldu ve sonuç olarak herkes daha uyumlu, dikkatli, eleştiri yapılsa bile hakarete girmeyen bir sistem içinde yürüneceğini söyledi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Şimdi, bakın, siz konuştunuz, beyefendi konuştu; siz konuştunuz, beyefendi konuştu… Ben bu konuşmaların içinde birbirinize hakaret görmedim. O onu düzeltecek, bu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Tamam, buyurun, düzeltin ama artık son. Yani bundan sonrası yok; ara veririm, herkes biter. Yani bitmeyen senfoni!

4.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım, biz milletin vergisiyle olan her şeyi bitmeyen senfoniye çevirmeye hazırız.

Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekili diyor ki: “O zaman dağıtılan kömür 1 milyar dolar değildi.” Sayın Başkan, biz ihalesiz alınan kömür yolsuzluğundan bahsediyoruz. 1 milyar, ihalesiz alınan, ihaleye fesat karıştırılarak alınan kömürden bahsediyoruz. Bu kömürün yaklaşık 1,2 katrilyonu fakire dağıtıldı, çok daha fazlası, 1 milyar dolar değil, milyar dolarların üzerindeki kısmı termik santrallere fahiş fiyatlarla alındı ve ihalesiz alındı, ihalesiz alındı.

Ben şimdi size şunu söylüyorum…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – TKİ’den alındı.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – TKİ aldı. TKİ aldı.

Ben bunun ihalesiz alındığını ortaya koyarsam -siz defaten bu işi yapıyorsunuz- benden özür dileyecek misiniz? Bütün milletvekillerine belgeyi göndereceğim, ihalesiz alınan kömür tutarının 1 milyar doların da üstünde olduğunu ispatlayacağım. O zaman siz, Grup Başkan Vekili olarak, yetimin hakkıyla ilgili, halkı burada kandırdığınızdan dolayı benden ve bütün halktan özür dileyecek misiniz? (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Siz yolsuzluk yapıldığını ispat ettiğinizde yapacağım.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Çünkü ben yolsuzluk yaptıklarını ifade edeceğim, ben ihaleye fesat karıştırdıklarını, bu kömürleri ihalesiz aldıklarını…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yolsuzluk yapıldığına dair en ufak bir bilgi belge yok.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – …hatta madenleri de ihalesiz aldıklarını, fahiş fiyatla sattıklarını, yetimin hakkını yediklerini ispatlayacağım. Bütün milletvekillerine bunu göndermeye hazırım. Gönderemezsem ben özür dileyeceğim, gönderirsem siz özür dileyecek misiniz? İşte halkın meydanı, işte halk da şahidimiz! (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yolsuzluğu ortaya koyun, o zaman özür dileyeceğim.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Tamam, yolsuzluğu ortaya koyacağız, bütün milletvekilleri şahittir. Eğer bunu yapamazsam özür dileyeceğim, yaparsam siz özür dileyeceksiniz.

Benim için bu mesele bütün milletvekillerinin huzurunda tartışmaya açıktır.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, şimdi, efendim, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak milletvekili önemli bir konuyu ifade etti. Bu tamamen yürütmenin yaptığı icraatla ilgili. Böyle bir konuda yürütmenin suskun olması, Sayın Bakanın suskun olması da anlaşılır gibi değil.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, grubumuzu ilgilendiriyor Sayın Başkan. Önce grubumuzla ilgili ithamlara biz cevap verelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu konuda özellikle Sayın Bakanın Parlamentoya bilgi vermesi gerekiyor. Muhatabı Bakanlıktır. Dolayısıyla, lütfen, Sayın Bakan bununla ilgili bilgi versin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, çok açık bir şekilde sayın konuşmacı hem de ismimi zikrederek birtakım açıklamalarda bulundu. O ayrı bir konu ama önce grubumuzla, şahsımla ilgili kısımlara bir cevap vereyim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gruba yönelik bir sataşma söz konusu değil ki, doğrudan doğruya yürütmeyle ilgili. Yasama, yürütme... Kim yürütme kim yasama, belli değil.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, biz herhâlde… Sabaha kadar bu böyle sürecek ha.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, bu mesele önemli. Ben…

BAŞKAN – Peki, ben varım.

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Arkadaşlar, bakın, biraz önceki tartışma konusuyla ilgili çok net bir şey söylüyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakanın ağzı yok mu?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – O tarihe kadar toplam üretilen -dağıtılan falan değil, toplam üretilen- kömürün değeri bile bu rakamın çok çok altında. Çok net söylüyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hiç boşuna şey yapma. Ben ispatlayacağım.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İzin verin, lütfen, lütfen…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yanlış biliyorsun ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Resmî rakamlar bunlar.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – TKİ rakamlarını getireyim sana, yanlış biliyorsun ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dolayısıyla, ayrıca, bu kömür kimden alınıyor? Türkiye Kömür İşletmelerinden satın alınıyor değerli arkadaşlar, Türkiye Kömür İşletmelerinden satın alınıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, firmalardan alıyor, böyle yapamazsınız ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Fak Fuk Fon ya da bunu dağıtan kimse Türkiye Kömür İşletmesinden alınıyor. Para Türkiye Kömür İşletmesine aktarılıyor, doğru mu? Doğru.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Çelikler’den alınıyor, Aksa şirketinden alınıyor. Nasıl böyle bilgi verirsiniz ya? Yanlış bilgi veriyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Niye bağırıyorsun? Bağırma!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Kes sesini be! Kes sesini! Bu yetimin hakkı. Senin gibi hırsızlara…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen ne biçim konuşuyorsun ya?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sen ne biçim konuşuyorsun?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Nedir Türkiye Kömür İşletmeleri? Kamu kurumu, devletin bir kurumu. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir yanlış yaklaşım olabilir mi değerli arkadaşlar?

Siz en ufak bir yolsuzluğu ispat ederseniz o zaman gerekeni yapacağım ben ama ortada en ufak bir iddia, en ufak somut herhangi bir şey yok.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Elini indir lan! Terbiyesiz… (AK PARTİ’li ve CHP’li milletvekillerinin birbirleri üzerine yürümeleri, karşılıklı laf atmalar)

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sen ne diyorsun?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Saygısız!

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ağabey, orada parayı yesinler içsinler, her türlü ahlaksızlığını yapsınlar, sen de savun! Ne biçim ahlak bu be!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sen de “Lan” diye bağır…

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri…

NURETTİN CANİKLİ  (Devamla) – En ufak bir ispatı ortaya koyamadığınız takdirde sadece müfteri olursunuz.

Bütün bu yapılan hakaretleri size aynen katıyla iade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN –  Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma saati : 17.28
 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon burada.

Hükûmet burada.

8’inci madde üzerindeki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 8. maddesinin (1). Fıkrasında geçen “ve teknik olmayan” ibarelerinin fıkra metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                               Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan

                    İzmir                                     Kütahya                                    Denizli

                                  Bahattin Şeker                             Bülent Belen

                                        Bilecik                                      Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

Sayın Özensoy, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, ben, maddeyle ilgili, aslında TEİAŞ’ın buradaki görev tanımları yapılmış, oradaki konularla ilgili öncelikle konuşacaktım daha geniş ama biraz önceki tartışmada bizzat KİT Komisyonu üyesi olarak ve daha dün TKİ’nin denetiminde bulunmuş bir milletvekili olarak da burada konuşulan rakamların doğrusunu vermek boynumun borcu diye düşünüyorum.

Bakın, burada Sayıştay raporu, TKİ’nin raporlarından buradan söylüyorum size: 2003’ten 2011’e kadar dağıtılan, fakirlere dağıtılan toplam kömür miktarı 13 milyon ton. Bunun TKİ’den verilen miktarı 7 milyar 489 milyon ton, “ticari” dediğimiz yani doğrudan teminle, ihalesiz alınan miktarı 5 milyon 560 bin ton.

Şimdi, sadece 2011 yılında, sadece 2011 yılında  KİAŞ firmasından 257 bin ton, Yeni Çeltek firmasından 170 bin ton, Çelikler firmasından 320 bin ton, Geliş firmasından 388 bin ton yani yaklaşık 1 milyon tonu geçen, ihalesiz, TKİ kömür almış, fakirlere bu şekilde yani sosyal yardım vakıflarına böyle iletmiş, faturayı kesmiş.

Bakın, TKİ’nin hazineden şu anda 1,6 milyar lira alacağı var sadece…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – 1,6 milyar lira…

NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - …ve burada, bakın, Sayıştay raporlarında açıkça diyor ki: “Ey TKİ, sen kendi ocaklarında ürettiğin kömürü 169 liraya mal ediyorsun CIF bedelle, niye Çelikler’den 275 liraya alıyorsun?” diye eleştiri getiriyor, “Bunu düzeltin.” diyor. “Senin kendi çıkardığın ocaklardaki kömürlerin fakirlere dağıtılan kömürlere yetecek miktarda olmasına rağmen niye doğrudan teminle, ihalesiz, üstelik kendi maliyetinin yüzde 60 üzerinde bir maliyetle alıyorsun?” diye soruyor, Sayıştay soruyor bunu ama öneri olarak getiriyor. Biz de alt komisyonda bunun niye olduğunu, her türlü hesabını sorduk, üst komisyona taşınmasını sağladık. Bakın, sadece maliyetler değil, 2003’ten 2011’e kadar, aslında, rüçhan hakkı veya redevanslı sahalardan doğrudan teminle TKİ’nin alma yetkisi olmamasına rağmen, doğrudan teminle olmuş. Biraz önce Aykut Bey’in dediği gibi, bunların üstünü kapatmak, soruşturmaları bitirmek adına kanun çıktı, 3/(r) maddesi ilave edildi “Doğrudan teminle redevanslı sahalardan alabilirsiniz.” diye. Bakın, o kanun da yetmedi, şimdi, redevanslı sahalardaki işletmecilik yapanlar ne yapıyorlar biliyor musunuz? 100 bin ton kömür üretiyorsa -ki bu redevans miktarlarından… Bu da Sayıştay raporlarında eleştiri olarak, öneri olarak var- 300 bin ton kömür satmış TKİ’ye. E, nereden çıkardın bunu? Bir başka yerden, bir başka kömür firmasından, özel sektörden bu kömürü bu firma almış, üzerine de tekrar kârını koymuş, TKİ’ye satmış. TKİ de bu görev zararı doğrultusunda ki burada bir sürü, bakın, 7-8 tane eleştiriyi, sadece ve sadece fakirlere dağıtılan, sosyal yardımlaşma vakıflarına gönderilen kömürlerle ilgili… TKİ 35 milyon ton kömür satıyor yıllık. Bu yaptığı iş 2 milyon ton. Neredeyse işte, yüzde 5’i bile değil, yüzde 5’ine tekabül eden bir konunun hesabını veremiyor TKİ. Diğer konularla alakalı herhangi bir şey dediği yok kimsenin ama “Niye fakirlere, garip gurebaya dağıtılan bu kömürlerin hazineden TKİ’ye aktarılan paraları birilerini zengin etmek üzere harcanıyor?”un rakamları burada, Sayıştay raporları. Daha önce soruşturmaya konu olmuş  ama soruşturmalarda, biraz önce ifade edildiği gibi, kanun çıktıktan sonra üzeri örtülmüş. Ama lütfen sayın milletvekilleri, belgelere göre, doğru bilgilere göre burada konuşmaları yapalım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Efendim…

OKTAY VURAL (İzmir) –  Siz oturumu kapatmadan önce çok önemli, ciddi iddialar ortaya kondu. Biraz önce Sayın Milletvekilim de bunları söyledi. Yani biz, ivedilikle yürütmenin bu vahim iddialar karşısında burada cevap hakkını kullanmasını istiyoruz. Bu konunun açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Aksi takdirde burada bir müzakerenin anlamı kalmıyor. Lütfen… Bu vesileyle ileteyim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ben söz istemiştim.

BAŞKAN – Sayın Vural, Sayın Bakan söz talep etmişti fakat kavga ettiğiniz için ben ayrıldım mecburen.

OKTAY VURAL (İzmir) –  Ettiğimiz… Bizim…

BAŞKAN – Hayır hayır. Yani milletvekilleri kendi arasında kavga ettiği için o nedenle ara verdim ben, sükûnet sağlansın diye. Şimdi, sizin bu konuşmanızdan sonra Sayın Bakana da arzu ederse söz veririm.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

İki dakikalık bir süreniz var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) - İki dakikada hangi birine cevap verecek.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) -  On dakika verin Sayın Başkan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu, önemli bir iddia efendim, yeterince izah edilmesi lazım.

BAŞKAN – O zaman bir saniye…

Sayın Bakana beş dakika söz vermeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sataşmaya ben iki dakika veriyorum. Onun için sizin görüşünüzü aldım, sonra emsal tutup benden talep etmeyin diye.

Buyurun.

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

6.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesi üzerinde verilen bir önergedeki konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bir kısım iftiralarla dolu olsa dahi sessizce ve sakin olarak dinledim. O yüzden bu iftiraları yapan milletvekilleri kimse onların da sessiz olarak dinlemesini özellikle Divandan talep ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sen iftira de, biz sessiz dinleyelim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Şimdi, bu kadar pişkinlik fazla. Burada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bu Genel Kurulda bir gensoru verildi, CHP tarafından. Daha sonra gensoruya imza koyan arkadaş, yalnızca iktidar partisi içinde değil, kendi partisi içerisinde de itibar kaybetti. Nasıl itibar kaybettiğini kısaca anlatacağım.

Şimdi, bunun üzerine sesini yükseltmekle bir insan haklı olmaz arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Efendiliğini normalde muhafaza ederek bunları Genel Kurulda herkesin duyabileceği bir sesle anlatmak lazım. Normalde burada kavga çıkartmaya çalışarak da haklı olunmaz. Bunun üslubunu AK PARTİ hükûmetlerinin 11’inci yılında tekrar hatırlatmak gerçekten bana son derece girân geliyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bu kadar olur mu! Böyle bir şey olur mu ya, gözümüzün içine baka baka!

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen, ne olur…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bunu izliyorlar, vatandaşlarımız izliyorlar ve vatandaşlarımız da bunun notunu çok rahatlıkla veriyorlar.

BAŞKAN – Ama lütfen… Cevap hakkı doğduğu zaman veriyorum. Veriyorum!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Arkadaşlar, ben sessizce…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Her akşam, her akşam…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bakın, ne kadar enteresan bir durumdur ki haksız olduğu hâlde bağırmayı kendinde hak görenler, ben haklı olduğum hâlde yine de sakin konuşmaya gayret ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Konuya gel, konuya!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Haksız olan da sensin, ihaleye fesat karıştırmış adamlara ihale veren de sensin!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Arkadaşlar, ben şimdi size bir örnek vereceğim, yaşanmış bir hadisedir, isteyen arkadaşlarımız stenograflardan bunların tutanaklarını alabilirler. Gensorunun konusu şuydu: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yasaklı bir firmayı, yasaklı bir şahsı ihaleye aldı diye. Yasaklı bir kişiyi ihaleye almak suçtur arkadaşlar. Bunu isterse kaldırımda yürüyen bir vatandaş, isterse bir milletvekili suç duyurusunda bulunduğu takdirde savcılık bunun takibini hızlıca yapar. Biz kendilerine bir çağrıda bulunduk, siz bu işleri çok iyi biliyorsunuz ve hatta öyle bir anlayış var ki, bir arkadaş bana şöyle diyor: “Sizin orada çok para dönüyor.” Bizim orada daha çok para dönmesi için uğraşıyoruz biz. O para nereye dönüyor arkadaşlar? Ekonomide derinlik kazandırmaya çalıştığımız bir AK PARTİ hükûmetlerinin iktidarındayız biz. Gayrisafi yurt içi hasılayı 3 katına çıkarttık, keşke 5 katına çıkartabilsek. Ve biz 2 trilyon dolarlık, 2023 yılında gayrisafi yurt içi hasılayı oluşturmaya çalışıyoruz. Çok para dönmesi demek, senin cebine mi dönmesi demek? Bunun kadar büyük ayıp olabilir mi?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Olmaz ama yapanlar var.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) –Şimdi “Orada çok büyük para dönüyor.” İtham bu.

Arkadaşlar, biz daha çok para dönmesi için uğraşıyoruz. Ama bu işe başlarken, “bismillah” derken bir şey söylemişiz: “Allah, bizlere, çoluk çocuğumuza, bırakın o ‘çok para’ dediğiniz miktarları, 1 lira bile yedirmeyi nasip etmesin.”

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – İhalesiz!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – “Bilerek değil, bilmeyerek de olsa yedirmesin.” diyoruz biz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Siz, şimdi, kalkıyorsunuz…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Amin, amin, amin!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bakın, örnek vereceğim arkadaşlar, lütfen dinleyin, örnek veriyorum, çok somut örnek veriyorum ben.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yediriyorsunuz zaten; yemiyorsunuz, yediriyorsunuz, yediriyorsunuz.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – İhalesiz, ihalesiz!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – “Bu firma giremez.” dediniz, biz de dedik ki: “Bununla alakalı bir teklif veriliyor.”

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Konuyla ne alakası var?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Konuyla çok alakalı, dinlerseniz anlarsınız.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Şu rakamları söyleyin Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – EÜAŞ’ın Afşin-Elbistan’la alakalı dekapaj işi için……

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Boyayalım…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) –  Mahcup olduğunu biliyorum ama dinleyeceksin, ne yapalım.

…bir firmayla alakalı yasaklandığını iddia ediyor. İkinci gelen firma da diyor ki: “Bu firma yasaklıdır -CHP’nin gensorusuyla alakalı, hatırlatıyorum- bunun girmemesi lazım.”

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bugünü söyleyin Sayın Bakan, bugünkü rakamları söyleyin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Konu mahkemeye taşınıyor, Ankara 4. İdare Mahkemesinde görülüyor. İddialar hemen hemen bu gensorudakinin aynısı şeklinde tekrar ediliyor. Mahkeme diyor ki… Önce savunma şu: “Haklarında kamu davası açılan şirket yetkililerinden anılan şirketle bir ortaklıklarının bulunmadığı, ihale tarihi itibarıyla bu yetkililerin birinin şirketin genel müdürü olarak, diğerinin de şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili olduğu, 4734 sayılı Kanun’un 58’inci maddesinde şirket müdürü veya şirketi temsil ve ilzama yetkili şahıslardan biri hakkında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı bulunması hâlinde, şirketin ihalelere katılmasını yasaklayan bir hükmün bulunmadığı ve bu nedenle davanın reddi gereği.” diyor. Mahkeme 2008’e 2278 sayılı kararında bunu açıklıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Sonra…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Daha ben sözümü bitirmedim, bir dakika.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yo, yo, devam et. 

BAŞKAN – Süreniz bitti.

Çok teşekkür ederim, sağ olun.

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – “Hikâye anlattım, giremedim.” diyor.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Şimdi, Sayın Başkanım…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Konuya giremedi Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – …bizim konuşmadığımız aleyhimize kullanılmasın. Sessiz ve vakur bir şekilde dinliyoruz ve herkesin günahını ve vebalini boyunlarına takıyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Görüşeceğiz, şimdi ben de kürsüye geleceğim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bir dakika, konuyu o kadar konuştunuz.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ederim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Ben devam ediyorum, bir anlatayım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Devam et, devam et.

BAŞKAN – Beş dakika süreniz doldu.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Arkadaşım kusura bakma, kendi partinin içinde dahi itibarını kaybetmişsin…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Kim yaptı bunu ya? Onu söyle, boşuna ortaya konuşma! Hangi arkadaş?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bağırma, bağırma!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bağırma!

BAŞKAN – Beş dakikanız bitti, teşekkür ediyorum.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Ben, bundan sonraki söz hakkımda gensoruyla alakalı nasıl yanlış yapıldığını, nasıl saptırılmak istendiğini açıkça beyan edeceğim. O gensoru bir parti için değil, o bir şahıs için tam bir utanç vesilesidir.

Arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan konuşmasında Aykut Erdoğdu için “Kendi partisi içinde de itibar kaybetmiştir.” diyerek partimize bir sataşmada bulunmuştur efendim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Evet, aynen öyle.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Aykut Erdoğdu görüştüğümüz tasarının 8’inci maddesi üzerinde söz alarak birtakım iddialarda bulundu. İhalesiz, Kamu İhale Kanunu’na tabi olmaksızın ilgili elektrik şirketinin alımlarından söz etti, İhale Kanunu’nun baypas edildiğinden söz etti. Yine, “kömür yolsuzluğu” olarak ifade edilen bir rapordan söz etti. Sayın Bakanı veya Bakanlığın işlemlerini eleştiren bir konuşma yaptı. Sayın Bakan söz aldı, kürsüye çıktı. Geniş bir zaman imkânı bulsun, iddiaların hepsini cevaplasın arzu ettik. Genel Kurulun arzusuna uyarak Sayın Başkan da Sayın Bakana iki dakika yerine beş dakika süre verdi ama Sayın Bakan konuşmasında Sayın Erdoğdu’nun iddialarına yönelik hiçbir şey söylemedi; geriye gitti, gensoru görüşmeleriyle ilgili bir şeyler söyledi. Sayın Bakan, gensoruyu geride bıraktık. Arzu edilirse yeniden gensoru konusu tabii ki görüşülebilir ama şimdi konu o değil. Yani, siz neden konuyu gensoruya götürdünüz de gensoru konusunu, oradaki iddiaları burada tekrar tartışmaya açıyorsunuz? Konu başka, iddialar başka. Eğer bu iddialara siz cevap vermiyorsanız, vermeme yolunu tercih ediyor iseniz, bu iddialar karşısında verecek cevabınız yok olarak anlarım ben bunu; durum budur. Hiç topu taca atmaya gerek yok, ortada ciddi bir iddia vardır. Dolayısıyla Sayın Erdoğdu’nun iddiaları nedeniyle veya milletvekilliği uygulamaları nedeniyle parti içinde itibar kaybettiği gibi bir iddia Sayın Bakanın arzusudur zannediyorum ama böyle bir arzu hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Sayın Bakan kendi parti içindeki kendi itibarına baksın!

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun.

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu gensoru konusunu netleştirelim. Gensoru konusu şudur: İhaleye fesat karıştırmış şirketlerin ortakları ve şirketler hâllerine bağlı olarak İhale Kanunu’nun 11, 17, 58 ve 59’uncu maddelerine göre yasaklanması ve ihaleye sokulmaması gerekmektedir. Bu yasaklama kararını ya idare verir ya yargı verir. Bu idare bu kararı vermiş mi? Vermemiş. Bu idare bu kararı vermediği için bu şirket ihaleye fesat karıştırdığı, rüşvet verdiği Enerji Bakanlığında tekrar ihale almış. Bütün bunlar evraklarıyla sabittir. Ondan sonra ne olmuş? Buna bir itiraz olmuş. Diyor ya “Yargı kararı var.” Yargı kararından önce ne olmuş? Bu ihaleye fesat karıştırmanın detaylarını anlatan bir tebliğ var. Tebliğde şirketin durumunu açıklayan bir konu… Tebliğ, Maliye Bakanlığı Kamu İhale Kurulu tarafından iptal edilmiş. İptal edildiği için tebliğin yarattığı boşluktan da idare mahkemesi bu kararı vermiş ve ihaleye fesat karıştırmaktan, rüşvet vermekten hükümlü olan o şirketler bugün en büyük özelleştirmelerdeler. Bu Bakanlıkta ihaleye fesat karıştırmışlar, bu Bakanlıkta rüşvet vermişler ve bu Bakanlıktaki ihaleye fesat karıştırma, rüşvet kararı yargı kararıyla, yargı kararıyla kesinleşmiş ve tekrar ihale vermişler. Buraya çıkan Bakanın bu zavallı bir hâlidir. Bu, yüz kızartıcı bir hâldir arkadaşlar. Sorun; “İhaleye fesat karıştırmaktan ve rüşvet vermekten bu firma hükümlü mü?” Sorun: “Siz buna tekrar ihale verdiniz mi?” Sorun “Kamu İhale Tebliği değiştirildi mi?” Sorun: “Siz, yasaklama kararını almanız gerekirken aldınız mı?” diye. Şimdi buraya çıkıyor “Milletvekilinin ses tonu yüksek.” Ben şimdiye kadar hiçbir milletvekiline nezaketsizlik etmek istemem ama ben milletin vekiliyim. Bu, yürek yakıcı bir durum; benimle birlikte sizin de mücadele etmeniz lazım çünkü o insanlar açlık içinde vergi veriyor. Siz Allah’ın adını anarak iktidara geldiniz, size bütün ayetleri sizin ahlakınızla hatırlatırım ben.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Şeytanın adıyla mı geldi? O nasıl bir laf ya! O nasıl bir laf ya!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Allah’ın adını anarak geldiysen onun emirlerine uymak, eğer bu referansla geldiysen uymak durumundasın. Ben seni senin ahlakınla yargılıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) -  Ben yetimin hakkını anlatırken sen oradan bağırıyorsun, sen kendi ahlaki değerlerini tartış, sen kendi ahlaki duruşunu tartış.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğdu.

Sayın Özensoy…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Biraz önce Sayın Bakanım kürsüden “Bana atılan iftiralara cevap vereceğim.” şeklinde, ben de birtakım rakamlar…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Sizi kastetmedim.

BAŞKAN – Sizi kastetmediğini söylüyor, sizinle alakası olmadığını söylüyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, “burada konuşan milletvekilleri” dedi.

BAŞKAN – “Hayır kastetmedim.” diyor. Zorla niye kastettiriyorsunuz?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – O zaman tutanaklara geçirelim Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Düzeltiyorsunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Düzelttim, kastetmedim ki onu yani.

 BAŞKAN – Şimdi tutanaklara geçti, ben geçireyim; Sayın Özensoy’u kastetmediğini şifahi olarak da ifade etti Sayın Bakan.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Peki efendim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) -  Ama her ikimizin de iddiası var Sayın Başkan. İkimizin iddiasına da “iftira” dedi.

BAŞKAN – Ya olabilir ama ne yapalım şimdi?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, burada mahkeme kurmadık.

BAŞKAN – İşte onu söylüyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Biz burada bir kanunu görüşüyoruz.

BAŞKAN – Evet.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, iftiradan bahsetti; bizim söylediklerimiz de giriyor mu girmiyor mu, onu bilelim en azından.

BAŞKAN – Ya önergelerin birinde konuşursunuz olur.

Şimdi buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

9.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Arkadaşlar, bu gensorunun peşini bırakmayacağız.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) -  Biz de bırakmayacağız.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı hakkında açılan gensoru tam bir utanç vesilesidir. Onu ister şahıs isterse hükmi şahsiyet hangisi yaptıysa utanç vesilesidir. Sebebini açıklıyorum: “Bu firma hükümlü müdür?” diye sordu. Cevap; bu firma hükümlü değildir. O şahıs hükümlü müdür? Evet, o şahıs hükümlüdür, davası da devam etmektedir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hükümlüdür, karar var.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – O şahıs ihaleden yasaklı mıdır? Arkadaşlar, şu anda da yasaklıdır.

 AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Niye yasaklamadınız?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Şimdi yasaklı olan… Siz dediniz ki iki türlü yasaklanır bunlar: Ya mahkeme kararıyla ya idari kararla. Mahkeme yasaklamış bunu ve diyor ki: “Bu şahıs ihalelere giremez.” Şartlarını açıklamış, yüzde 51 şart koymuş, anlatmış, anlatmış, detaylara boğmayayım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Mahkeme yasaklamış.” dediniz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Sorusu on beş dakika olan konunun cevabı beş dakika olmaz arkadaşlar.

Bakın, şimdi, -şu anda da yasaklı ama- yasaklı olan bir kişiyle alakalı “Siz bunu niye ihaleye aldınız?” diyor. Arkadaşlar, yasaklı olan birinin ihaleyi alması çok açık bir suçtur. Ben şimdi, kendisini bütün Genel Kurulun ve milletimin huzurunda davet ediyorum; eğer sen dürüst gibi görünmeye çalışan ve bunu sesinle bastırmaya çalışan birisiysen lütfen suç duyurusunda bulun savcılığa ve de ki: “Bu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu suçu işlemiştir.”

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hodri meydan!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Eğer mahkeme seni ilk celsede reddetmezse ben istediğinize varım. Bu kadar açık bir konuda insan nasıl bu kadar suçlu ve ne kadar güçlü olabilir? Arkadaşlar, şu anda hâlâ o yasaklıdır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Talimat verirsiniz!

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) –Arkadaşlar, gürültüye getirmeyin lütfen, gürültüye getirmeyin.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sen getiriyorsun.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – “O yasaklı olan kişi ihaleye girebiliyor.” diyorsunuz. Ben diyorum ki: “O yasaklı kişi şu anda da ihaleye giremiyor, önceden de girmedi.” Gensoruyu bunun üzerine oturtup da konuşan bir milletvekili bırakın başka bir partide…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – …kendi partisinde itibar kaybetmez mi ya? Bu kadar açık bir suç yapılmaz mı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Millet biliyor millet, Sayın Bakanım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, sonuçta, usul…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hakaret yok Sayın Başkan.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ne demek hakaret yok?

BAŞKAN – Buyurun.

10.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görüşülen kanun tasarısının 8’inci maddesinde sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, defaten anlattım. Bu şahıs hakkında yargılama başladığı an, mahkeme iddianameyi başlattığı an yasaklama kararı verilmek zorundaydı ve Kamu İhale Genel Tebliği diyordu ki: “Bu, şirket ortakları da olduğunda şirket ihaleden yasaklanır.” Tebliğ değişti mi? Değişti, değişti. Ben maddesini getireceğim hangi tebliği değiştirdiğinizi. Yasaklamak bunu… Bak buna cevap vermiyor: Yasaklama kararı verdiniz mi? İdarenin böyle bir yasaklama kararı yok, vermek zorunda olduğu kararı vermiyor. Buraya bir madde getirildi hatırlıyor musunuz? İhaleye fesat karıştıran şirketlerin önünü açan bir madde getirildi. İşte, bu şirketler için getirildi çünkü -olması gereken neydi?- İhaleye yasaklama kararı verdiğinizde bu şirketlerin girmiş olduğu ihalelerdeki teminatlarının devlete irat kaydedilmesi gerekiyordu. Sadece bir şirket üzerinden konuşmuyorum ki. Bu şirket bana 1 milyon liralık tazminat davası açtı. Sanırlar ki ben bu 1 milyonluk tazminat davalarından yılacağım. Şimdi, Sayın Bakan buraya geliyor -gün gibi açık bir gerçeği- diyor ki: “Yargıda ilk celsede beraat almazsa…” Ben şimdi, Sayın Bakana soruyorum, kömür yolsuzluğunda da savcılık bir…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – O zaman savcılığa suç duyurusunda bulun arkadaş ya!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bulunacağım. Bak şimdiye kadar…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ben de seni davet ediyorum. Bu kadar da pişkinlik olmaz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Pişkin sensin, yolsuzluğun içinde olan da sensin, bütün bunlara onay veren de sensin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Mahkeme kararı var, elimde. Ayıp denen bir şey var!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Şimdi, deminden beri hakaretamiz cümleler kullanıyorsun, ben gene nezaketimi bozmuyorum. Senin Bakanlığında ihaleye fesat karıştırmış bir şirkete, bütün yasa hükümleri açık olmasına rağmen tutup da bu şirkete ihale vermek için insanın vicdanının kara olması gerekir, insanın vicdan gözünün kör olması gerekir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Velev ki bu maddeler olmasa bile -ki bu maddeler var- dürüst, namuslu, onurlu insanların bu firmanın karşısında durması lazım. “Sen bu suçla yargılanıyorsun, ben sana yetimin hakkını emanet edemem. Seni bu ihalelere sokmam.” demen için yüzlerce madde varken sen bütün bu maddelerin arkasından doldurup ve bu insanların uçağına binerek…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) –Bak, kendini gösteremezsin bu konuşmayla. Uğraşma boşuna.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ben sana sordum, yolculuğa çıkıyorsan… Ben senin… Vicdan gözünün kararmışlığından başka hiçbir şey söylemiyorum.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – “Sen” ne demek ya, nasıl bir üslup bu!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Kendisini artık millete havale ediyorum.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.06
 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

9’uncu madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 9. Maddesinin 1. Fıkrasının beşinci cümlesi ve 6. Fıkranın son cümlesi madde metninden çıkartılmış, 5. Fıkrada bulunan “ilgili dağıtım şirketini işleten dağıtım” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tedarik” ibaresi, 7. Fıkrasında bulunan “kullanıcıdan izbedelle devralınır.” ibaresinden sonra “Devralma işlemi tamamlandıktan sonra dağıtım şirketleri sayaç teçhizi, bakımı, onarımı ya da işletmesine dair hiçbir bedeli, hiçbir şekilde tüketici tarifesine yansıtmaz. Sayaç devir işlemleri her türlü, vergi, resim ve harçtan muaftır.” ifadesi eklenmiştir.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                            Vahap Seçer

                   Aydın                                     Kocaeli                                    Mersin

            Durdu Özbolat                        Candan Yüceer                    Mehmet Ali Susam

           Kahramanmaraş                            Tekirdağ                                     İzmir

                                 Ümit Özgümüş                    Kemal Değirmendereli

                                        Adana                                        Edirne

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 9. maddesinin (6). fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkartılmasını, 7. fıkrasına “sayaçlar” ibaresinden önce gelmek üzere “ekonomik ömrü dolmuş” ibaresinin ve (11). fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“Dağıtım şirketi, dağıtım bölgesindeki tüketicilerden “sayaç okuma bedeli, kayıp kaçak bedeli ve TRT payı” adları altında ayrıca bir bedel alamaz.”

              Oktay Vural                               Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan

                    İzmir                                     Kütahya                                    Denizli

                                  Bahattin Şeker                       Adnan Şefik Çirkin

                                        Bilecik                                        Hatay

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 9. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             İdris Baluken                  Hüsamettin Zenderlioğlu                    Nazmi Gür

                  Bingöl                                       Bitlis                                        Van

            İbrahim Binici                          Hasip Kaplan                             Erol Dora

                 Şanlıurfa                                    Şırnak                                     Mardin

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Erol Dora konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Dora, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 9’uncu maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce ben de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum, saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın en önemli girdilerinden olan enerji, 70’li yıllardan günümüze tüm dünya ülkelerinin gündemini ağırlıklı olarak işgal etmekte ve uğrunda savaşlar meydana gelmektedir. Bu bağlamda, ekonomik büyümedeki önemli rolüyle enerji, kalkınma programlarının vazgeçilmez bir unsurudur. Enerji politikaları özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kalkınma planlarının bütünleşmiş bir parçasını oluşturmaktadır. Her türlü ekonomik faaliyetin temel girdisi olan elektrik enerjisinin kullanım alanının günümüzde sürekli olarak gelişen teknolojiye bağlı olarak hızlı bir şekilde artması sonucu, enerji ve buna bağlı olarak elektrik enerjisi sosyal hayatın kaçınılmaz bir unsuru hâline gelmiştir. Elektrik enerjisi tüketimi, ekonomik ve sosyal gelişmenin en önemli göstergelerinden birisidir. Bir ülkede kişi başına düşen elektrik enerjisi üretimi veya tüketimi, o ülkedeki hayat standardını yansıtması bakımından önemlidir.

Nisan 2012 itibarıyla Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yüzde 45’i doğal gaz, yüzde 28’i kömür, yüzde 23’ü hidroelektrik kaynaklar ve ancak  yüzde 2,1’i rüzgâr enerjisi ile karşılanmaktadır. Doğal gaz hâlen elektrik enerjisi üretimimizde en yüksek paya sahip olmaya devam etmektedir. Enerji kaynakları bakımından net ithalatçı ülke konumunda olan Türkiye’de enerji arzının yüzde  73’ü ithalat ile karşılanmaktadır.

Barış ve Demokrasi Partisi olarak bir önceki kanun tasarısında da dile getirdiğimiz gibi, tüketici için yeterli, ucuz ve kaliteli elektrik ihtiyacına yönelik düzenleme yapma gereksinimi maalesef bu yasa tasarısında da göz ardı edilmiştir. Bütün amaç, piyasa memnuniyeti olduğu için bu türden düzenlemelerin yapılmamasını artık normal karşılıyoruz ancak vatandaşların ucuz ve kaliteli elektrik ihtiyacının karşılanması gerektiği söyleminden vazgeçmeyeceğiz. Anayasa’mızda var olan sosyal devlet olmanın yükümlülüklerini Hükûmet yürütme olarak yerine getirmeli, bu çerçevede, su ve elektrik gibi temel yaşam araçlarını vatandaşlarımıza sağlamalıdır. Hükûmetin sorumlulukları ortadayken ülkemizde tam tersi bir süreç yaşanmakta, enerji fiyatları her yönüyle giderek artmaktadır. Elektrik piyasasında oluşan sistem, elektrik enerjisinin ucuz maliyetli elde edilmesi hâlinde bu ucuzluğun tüketiciye yansımaması olarak çalışmaktadır. Bu, aynı zamanda sektördeki şirketlerin daha fazla kâr etmesi anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla, yapılması gereken, düşük maliyet kriterinin yanı sıra, elektriğin tüketiciye düşük ücretle sunulmasını sağlamaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa tasarısı halktan yana bir yasa olmaktan çok, özel şirketlerin elini güçlendiren, lisansı iptal edilmiş ya da çalışması durdurulmuş HES firmalarına inşaatlarına devam edebilmelerini sağlayacak bir yasa tasarısıdır bu. Tasarının 9’uncu maddesi kayıpların nasıl karşılanacağına dair belirsizliği gidermediği gibi dağıtım şirketlerinin hareket alanını oldukça yüksek tutmaktadır. Bilindiği gibi bir önceki kanun uyarınca üretim şirketlerinin dağıtım şirketleri üzerinde kontrol kuracak şekilde hissedar olması yasaklanmıştır. Tasarının 9’uncu maddesi bu kısıtlamayı kaldırmakta ancak dağıtım şirketlerinin elektrik piyasasında faaliyet gösteren herhangi bir başka tüzel kişide doğrudan ya da dolaylı hissedar olmasını engellemektedir.

Bu vesileyle değişiklik önergemizin kabul edilmesini bekliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Görüşülmekte olan Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 9. maddesinin (6). fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkartılmasını, 7. fıkrasına “sayaçlar” ibaresinden önce gelmek üzere “ekonomik ömrü dolmuş” ibaresinin ve (11). fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“Dağıtım şirketi, dağıtım bölgesindeki tüketicilerden “sayaç okuma bedeli, kayıp kaçak bedeli ve TRT payı” adları altında ayrıca bir bedel alamaz.”

                                                                                   Adnan Şefik Çirkin (Hatay) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Çirkin, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunun gerekçesi, daha önce lisans almış ancak herhangi bir nedenle öngörülen sürede bu yatırımları yapamamış olan şirketlerin mağduriyetinin önlenmesi, ekonomik ömrünü doldurmamış sayaçların değiştirilmesinin önlenmesi ve benzeri gerekçeler ama aslında hep bu değil tabii.

Şimdi, biraz evvel bahsedilen, bahse mevzu olan, büyük tartışmalara mevzu olan milyarlarca lira, dolar yolsuzlukların yanında, bunun onda 1’i bile olmayan, çiftçilerimizin borçları ve bunların sıkıntıları var, izniniz olursa bunlardan bahsetmek istiyorum.

Şimdi, burada dün Sayın Bakana çiftçilerin elektrik faturası ödemelerini nasıl olur da aylık şekilde, ay başlarında ödeyebileceğini sormuştum. Yani Allah selamet versin, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle kırk günde ancak –onun tabiriyle söylüyorum- hıyar yetişir, o bile kırk günde yani otuz günde, bu patates eken, pamuk eken, pancar eken, buğday eken çiftçi hangi gelirle bu faturayı ödeyecek? Sayın Bakan bana hayretler verici bir cevap verdi. Bunu sulama birliklerinin istediğini ifade etti. Oysa, Sulama Birlikleri Derneğinin Sayın Bakandan taleplerinde (d) bendinde dönemsel, ekim-aralık uyumlaştırılması ifade ediliyor tahsilatın. Yani burada sulama birlikleri mi doğruyu söylemiyor Sayın Bakan, yoksa siz mi doğruyu söylemiyorsunuz ya da bizimle dalga mı geçiyorsunuz?

Çiftçilerin borçlarının yeniden yapılandırılması konusunda durumlarının zor olduğu, Ziraat Bankasının, her kurumun çiftçiyle uğraştığını, bugün Kumlu’da tarım kredi kooperatiflerinin -Kumlu gibi küçücük, 5-6 bin nüfuslu bir ilçede- yüz otuz dosyasının icraya verildiğini… Bunda tarım kredi yöneticilerinin hiçbir kabahati yok, onlar iyi işler yapmaya çalışıyorlar ama çiftçinin durumundan bahsediyoruz. Bu durumda olan çiftçilerin borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla ilgili sorduğum soruda, bir yapılandırma yaptıklarını ve ısrarla geçmiş faizi sildiklerini ifade etti, ben silmediklerini ifade ettim. İşte burada, 25/2/2011 tarihli, Resmî Gazete’de yayımlanan yapılandırma kanununda “TEFE/TÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın…” diyor. Yani Sayın Bakan, bulunduğunuz kurumun kanunlarından, kararlarından acaba haberiniz mi yok? Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir ciddiyet?

Ayrıca, bunlarla beraber, bu aylık tahsilat sebebinin ne olduğunu sorduğumda, bana Sayın Bakan, sözlü olarak, sulama birliklerinin talebi olduğunu ifade etti ancak gerçekte, bana yazılı verdiği cevapta, dağıtım şirketlerinin kâr etmesi adına böyle bir düzenleme yaptığını ifade etti. Bu nasıl iştir? Yani bu çiftçiyi düşünen bir bakanlık olmaz mı? Tarım Bakanlığı zaten enteresan uygulamalarıyla çiftçiden uzaklaşıyor gitgide yani Enerji Bakanlığı, TÜİK, bunların hepsi çiftçinin aleyhine kararlar alıyor ve bu çiftçimiz de maalesef -bakanların kendi ifadeleriyle- yüzde 60 oranında iktidar partisine oy veriyor. Bu işte bir gariplik var, çiftçimize de düşen bir vazife var.

Değerli arkadaşlar, bu vesileyle burada bir görevi de ifade etmek istiyorum: Bugün Engin Alan Paşamızı ziyaret ettik. Kendisini soran herkese sevgi, saygı ve hürmetleri var. Bir isteği olup olmadığını sorduğumda “Dimdik ayaktayım. Bu devlet benden hizmet beklerse, buradan da tahliye olursam, ertesi gün -canımı feda etmem gerekirse- dışarıda da gerekeni yapmaya hazırım.” dedi. (MHP sıralarından alkışlar)

Milliyetçi Hareket Partisi olarak -birileri duysun- her şeye rağmen biz de hazırız ve kimseden de bir korkumuz yok çünkü Kandil’den bir iki zırvalar duyuyoruz ve hepsine karşı hazırlıklıyız. Herkes de ayağını denk alsın!

Hepinize saygı, sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 9. Maddesinin 1. Fıkrasının beşinci cümlesi ve 6. Fıkranın son cümlesi madde metninden çıkartılmış, 5. Fıkrada bulunan “ilgili dağıtım şirketini işleten dağıtım” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tedarik” ibaresi, 7. Fıkrasında bulunan “kullanıcıdan izbedelle devralınır.” ibaresinden sonra “Devralma işlemi tamamlandıktan sonra dağıtım şirketleri sayaç teçhizi, bakımı, onarımı ya da işletmesine dair hiçbir bedeli, hiçbir şekilde tüketici tarifesine yansıtmaz. Sayaç devir işlemleri her türlü, vergi, resim ve harçtan muaftır.” ifadesi eklenmiştir.

                                                                                          Osman Aydın (Aydın) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor musunuz?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Susam, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, öncelikle Ankara’da bir yangın sonucu iş yerlerini kaybeden tüm esnaf arkadaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. En kısa zamanda hem yerel yönetimlerin hem Bakanlığın kendilerinin iş yerlerine kavuşması konusunda gerekli duyarlılığı göstermesini burada hasseten rica ediyorum.

Verdiğimiz önergeyle ilgili olarak da özellikle bir şeyin altını çizmek istiyorum. Dağıtım şirketleri bundan sonra sayaçları kendi mülkiyetine alacak. Kendi mülkiyetine alırken, onlar bu sayaçları iz bedelle kendi mülkiyetlerine geçirecek ve bunların karşısında onların yasal altyapısını oluşturmuş oluyoruz ancak parasıyla sayacını alıp iz bedelle dağıtım şirketine vermiş tüketicinin hakkını bu yasada açık bırakıyoruz. Onun için, bu verdiğimiz önergeyle diyoruz ki: Bundan sonra, sayacın mülkiyeti dağıtım şirketine geçtiğine göre, sayaç bakım, tamir ve benzeri tüm masrafları dağıtım şirketinin kendisi üstlenmelidir çünkü bundan sonra sayaç değişiklikleri yapıldığında, gene yatırım programı içerisinde, o tüketici kendi mülkiyetinde olmasa da o sayacın bedelini ödemek durumunda kalacaktır. Onun ötesinde, onun hukuki altyapısı da en azından bundan sonra elektrik faturalarına gelen bu bedellerin alınmayacağının bu kanuna dercedilmesidir. Bu eksikliği giderme doğrultusunda bir teklif verdik.

Ayrıca, bu konunun başka bir yanı var: Sayacı dağıtım şirketine verdikten sonra ne gibi bir durum ortaya çıkacak? Bugüne kadar milyonlarca sayaç Türkiye’de üretiliyor ve değiştiriliyor. Sayaçla ilgili üretim yapan birçok fabrikamız var. Bu fabrikalar hem ülke içi piyasaya mal üretiyorlar hem uluslararası dış ticaret yapma fırsatı buluyorlar. Şimdi, biz bu insanları, bu fabrikaları, bu fabrikada çalışan insanları tümüyle dağıtım şirketlerinin insafına terk ettik. Dağıtım şirketleri kendi tedarik şirketleri vasıtasıyla “Ben Türkiye’deki fabrikalardan sayaç almıyorum.” dediği zaman, “Ben Çin’le anlaştım, ucuz ve uygun fiyatla buldum.” dediği zaman, Türkiye’deki bütün sayaç fabrikaları stop etmiş olacak demektir, o işçiler sokakta kalacak demektir.

Bununla ilgili olarak, bu Komisyonda, bütün bunların tedbirinin alınması konusunda teklif ve önergeleri getirdik. Dedik ki: “Bu bir sektör. Türkiye’de, aldığınız karar, sonuç itibarıyla bir ekonomik karar olarak bir kısmı yok ediyor, bir kısma avantaj sağlıyor. Burada adil olmak zorundasınız ve herkesin hakkını koruyacak ve ülke sanayicisinin bu sektörden yok olmamasını sağlayacak bir tedbiri almak bu Bakanlığın görevidir.”

Yani dağıtım şirketinin hak ve menfaatini korumak nasıl Bakanlığın göreviyse, bugüne kadar bu ülkede sayaç üretmiş fabrikaların da hak ve menfaatlerini korumak zorundayız, aynı -az önce dediğim gibi- tüketicilerin de hak ve menfaatini korumak zorunda olduğumuz gibi.

İşte, bu önergemizi bu gerekçelerle verdik ama tüm bu gerekçeleri doyuracak, bunun karşısında sayaç sanayimizi ayakta tutacak bir tedbir alamadığımızı üzülerek görmüş olmaktan son derece müteessirim.

Bu anlamıyla, ben burada bu konuyu bir kez daha Bakanlığın dikkatine sunuyorum. Onlara bu sektörün ayakta kalması için destek vermeleri gerektiğini söylüyorum. Sanayi Bakanlığıyla ve diğer bakanlıklarla irtibata geçerek bu sektörde çalışan binlerce işçinin, bu sektördeki fabrikaların hak ve menfaatlerini korumak hepimizin görevidir.

Bu duygularla önergemizin kabul edilmesini istiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.33


 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Susam ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 10’da üç önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 10. maddesinin 2. fıkrasının madde metninden çıkarılmasını ve 3. fıkradaki “Kurul onayı” ibaresinin “Kurum onayı” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                          Mehmet Şandır                            Alim Işık

                    İzmir                                      Mersin                                    Kütahya

                              Emin Haluk Ayhan                        Bahattin Şeker

                                        Denizli                                       Bilecik

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 10. Maddesinin 3. Fıkrası madde metninden çıkartılmış, 6. Fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “özel sektör tüzel kişilerinin üretim” ibaresinden sonra “diğer tedarik şirketlerinden” ibaresi eklenmiş, “yüzde yirmisini” ibareleri “yüzde onu” olarak değiştirilmiştir.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                          Candan Yüceer

                   Aydın                                     Kocaeli                                   Tekirdağ

        Mehmet Ali Susam                       Vahap Seçer                          Durdu Özbolat

                    İzmir                                      Mersin                              Kahramanmaraş

                                 Ümit Özgümüş                    Kemal Değirmendereli

                                        Adana                                        Edirne

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 10. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             İdris Baluken                            Demir Çelik                           İbrahim Binici

                  Bingöl                                       Muş                                     Şanlıurfa

                          Hüsamettin Zenderlioğlu             Abdullah Levent Tüzel

                                         Bitlis                                        İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Çelik, buyurunuz. (BDP sıralarından alkışlar)

DEMİR ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 10’uncu maddesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Piyasası Kanunu Tasarısı’nı tartışmaya ve konuşmaya başladığımız dünden bu yana, Ankara’nın Altındağ ilçesinde Yunus Emre Çarşısı esnafı beklenmedik bir kazayla karşı karşıya kalmıştır. 5 Martı 6 Marta bağlayan gece saat on iki sıralarında meydana gelen bu kazadan yangın 685 esnafımızın mağduriyetine yol açmış bulunmaktadır. Enerji ve elektrik kaynaklı olduğu tahmin edilen bu kazada 685 esnafın -toplamda 15 bin civarında ailesini dikkate aldığımızda- çok ciddi bir mağduriyet yaşandığı tarafımızdan gözlenmiştir.

Bugün itibarıyla, Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Nursel Aydoğan’la beraber esnafımızı ziyaret etme durumunda kaldığımızda, gördüğümüz manzara yürek acıtır niteliktedir. Her şeyden önce, bu esnafın ve esnafın ailesinin yaşadığı mağduriyete Hükûmetten yerel yönetime, belediye başkanından bütün Ankaralı vatandaşlarımızın dayanışma ve paylaşma elini uzatması, muhtaç bulunan insanlarımızın yüreklerine su serpecektir. Tesellisi can kaybı olmayan bu yangının muhataplarına ben şahsım, partimiz ve Genel Kurul adına ziyaretlerde de bulunurken geçmiş olsun dileklerimizi iletmiştik. Ancak, esnafın bir çoğunun dişinden tırnağından artırdığı ve mala döktüğü, göz nuru olan bu birikimlerinin bir yangınla gitmiş olması yanı sıra banka kredisi, vergi borcu ve benzeri yükümlülüklerle kendilerini karşı karşıya bıraktırıyor olması, onları derin düşüncelere sevk etmiş bulunmaktadır. Buna rağmen de tek tesellileri olarak yerel yönetimlerin yıllar öncesinde söz verdiklerinin yerine getirilmesi beklentilerini dile getirmişlerdir. Çarşının, yine 685 esnafımızın ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte dizayn edilmesi, yapılması ve zamanından önce esnafımızın ticari faaliyetine hazır hâle getirilmesi beklentileridir. Biz de bu beklentinin yanında, bu talebin sürdürücüsü ve kazandırıcısı olma noktasında kendilerinin yanında olduğumuzu ifade ettik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji, insanın toplumsal ihtiyaçlarının karşılanması açısından olmazsa olmaz nitelikte ve özellikte olan bir kaynak iken, enerji, piyasalaştırılıp metalaştırıldığı oranda, toplumun kaybetmeye başladığı enerjiyi elinde tutan birimin, kişinin, kesimin ya da toplumsal grubun her gün yeniden kazandığı siyasal, iktidari ve sermaye birikimine yol açan bu kazanımlarıyla doğamızı ve toplumumuzu da tahakküm altına almaya başladıkları bir süreçte yeniden piyasayı, enerji piyasasını enine boyuna tartışmaya muhtaç bir konumdayız.

Türkiye’mizin birçok bölgesinde, Karadeniz’den Doğu Anadolu’ya, Akdeniz’den Ege’ye birçok dağa ve dereye hapsedilen hidroelektrik santralleriyle dağlarımızın, ovalarımızın, sularımızın, derelerimizin, biyolojik tür ve çeşitliliğimizin yok edildiği gerçeğiyle bize kazandırıldığı söylenen enerji, toplam enerji ihtiyacımızın yüzde 5’ine tekabül etmiyorken bu yanlıştan geri dönmemek, bu yanlışta ısrar etmek bizim kabul edebileceğimiz bir durum değildir. Bu olsa olsa bir kısım sermaye çevrelerine değerlerimizi; kültür, tarih, doğal değerlerimizi peşkeş çekmektir. Bu yanlışın yerine, yenilenebilir enerji kaynaklarını; güneşi, rüzgârı, suyu harekete geçirmek, onlardan yararlanmak, hem çevre kirliliğinin önüne geçmek demektir hem sağlığımızın tehdit edilmemesi, sağlıklı bir toplumsal ilişkiyle doğal ortamın sağlanması anlamına gelecektir. O anlamıyla tartışacağımız, gündemleştireceğimiz konu yenilenebilir enerji kaynakları olmalıdır.

Buna rağmen de yanlış ısrarın esnafımıza ve halkımıza verdiği zarardan kaynaklı da kendilerine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bir an evvel Hükûmetin gerekli yardımı bu esnaf arkadaşlarımıza vermesi gerektiğini ileterek iyi akşamlar diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 10. Maddesinin 3. Fıkrası madde metninden çıkartılmış, 6. Fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “özel sektör tüzel kişilerinin üretim” ibaresinden sonra “diğer tedarik şirketlerinden” ibaresi eklenmiş, “yüzde yirmisini” ibareleri “yüzde onu” olarak değiştirilmiştir.

                                                                                        Candan Yüceer (Tekirdağ) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZCIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akar buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji Piyasası Kanunu’nu konuşuyoruz.

Öncelikle, bu maddede, aslında elektriğin ithal edilmesiyle ilgili bir önerge verdik ama ben önce şunu hatırlatmak istiyorum: Bakan, 2014’te “Sayaç bedelleri alınmayacak, halka sayaçlar bedava verilecek, değiştirilecek.” demesine rağmen, Kocaeli SEDAŞ’ta sayaçlar halka da haber verilmeden değiştirilmekte ve ücretleri de tahsil edilmektedir, faturaya yansıtılmaktadır.

Şimdi, bu kanunla zaten bunu resmîleştiriyorsunuz. Hem söz veriyorsunuz halka “Sayaçları bedava değiştireceğiz.” diyorsunuz hem de bu kanunda bunu resmîleştiriyorsunuz, resmîleştirdiğiniz gibi bir de halktan tahsil ediyorsunuz. ”İz bedeli” dediğiniz, eski sayaçları da, vatandaşın para ödeyerek aldığı sayaçları da belki 1 kuruşa belki 2 kuruşa alacaksınız ama daha sonra da yeni sayaçların, dağıtım şirketinin seçmiş olduğu sayaçların bedelini halktan tahsil edeceksiniz. Eğer halka söz verdiyseniz sayaçların da bedelsiz değişimini sağlarsınız diyorum.

Sayın Bakan, biraz evvel burada çeşitli konuşmalar oldu ama o konuşmalara ilave olarak ben de bir şeyler hatırlatmak isterim. Burada her söylenen söze şiddetle karşı çıkıyorsunuz, araştırma gereği bile duymuyorsunuz. Ben de bir-iki örnek vermek istiyorum ondan: Şimdi burada arkadaşlarım örnek verdiler, Sayıştay 2010 Raporu, 142’nci sayfa. Pazarlık usulüyle yapılan ihalede 14 firmadan 107 bin ton kömür, ortalama 168 liradan alındı, sonra da 5 firmadan -biraz evvel bahsedilen 5 firmadan- ihalesiz, tonu 229 TL’den alındı ve 529 bin ton kömür alındı. Yani şimdi, bunu araştıracağınıza, bunun niçin böyle olduğunu araştıracağınıza, sorumluları cezalandıracağınıza, bunları burada savunmak durumunda kalıyorsunuz.

Şimdi, diyoruz ki: Enerjide dışa bağımlıyız. Enerjide gerçekten dışa bağımlıyız, hele sizin iktidarınız döneminde, AKP döneminde dışa bağımlılık daha çok artmış yani cari açığımızın, dış ticaret açığımızın en büyük kalemi, ekonomideki en büyük kalemi bu olmasına rağmen, enerji olmasına rağmen, dışa bağımlılık sizin döneminizde artmış. Bakan ne diyor: “Üretim arttığı için enerji ihtiyacımız artmıştır. Bu nedenle de dışarıya bağımlılık artmıştır.” Doğru söylüyor, üretim artmıştır ama üretim artarken “yerli kaynak” dediğimiz kömürü kullanmazsanız, kömür kullanımını yüzde 45’lerden yüzde 27’ye indirirseniz ve doğal gaz kullanımını da aynı derecede artırırsanız, sizin kaynağınız olmayan doğal gazı, ne olur? Üretimle birlikte dışa bağımlılık bir hayli artmış olur. Bir stratejiniz yok. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Bakın, Türkiye’deki enerji üretiminin elektriği karşılama oranı sizin döneminizde her sene sürekli gerilemiş, 27,6’ya düşmüştür.

Şimdi, taş kömürü ithalatına bakıyorsunuz, taş kömürü ithalatı artmış ama Zonguldak’a gittiğinizde, baktığınızda, Zonguldak’taki taş kömürü üretimi sizin döneminizde yarı yarıya düşmüş. TKİ’ye bakıyorsunuz, sizin döneminizde yarı yarıya düşmüş. Şimdi bunları söyleyip tek kaynağımız olan, enerji üretim kaynağımız olan kömürü bu kadar vasıfsız kullanırsanız, bu kadar projesiz kullanırsanız, bu kadar hesaplamadan kullanırsanız bunun bir nedeni olmalı diye insanın sorası geliyor. İşte, bunun nedenini gelip bu kürsüden açıklamak zorundasınız. Eğer yerli kaynağınız kömür varsa ve bunu kullanmıyorsanız açıklamak zorundasınız. Afşin-Elbistan’daki atıl duran kömür kaynağını kullanmıyorsanız bunu açıklamak zorundasınız. Yine Kangal’daki, yıllarca 27 liradan aldığınız kömürün tonunu -Sayıştay raporlarına göre- ikinci ihalede 8,65 liraya alabiliyorsanız ve devlet milyarca lira zarara uğruyorsa bunu bu kürsüden açıklamak zorundasınız.

Türkiye’de halkın şikâyet ettiği en büyük konulardan bir tanesi de elektrik. Biraz evvel, muhtarlar telefon ediyor, gelen faturalarda 30 lira, 40 lira, 50 lira gibi zamlar geldiğini söylüyor; siz, bu kürsüden, zam gelmediğini ifade ediyorsunuz. Bunları vatandaşa anlatmak zorundasınız.

Şimdi, bu kürsüye gelip insanlara “Yok sen beni gensoruyla sorguladın, yok hakkımda şöyle söyledin.” değil, bu gerçekleri anlatacaksınız. Türkiye’deki elektriğin ortalama üretim maliyeti 7 kuruş. 7 kuruş olma nedenini de siz çok iyi biliyorsunuz. Doğal gaza vermiş olduğunuz garanti alımları nedeniyle 7 kuruş. Yine, ithal kömürle yapılan üretimler nedeniyle, termik santrallere vermiş olduğunuz garanti alımlar nedeniyle 7 kuruş ama halka kaça satıyorsunuz bunu? 35 kuruşa satıyorsunuz.

Bir kez daha yineliyorum: Eğer biraz evvel bahsettiğiniz gibi, dininizden, imanınızdan şüpheniz yoksa, gelirsiniz, 7 kuruşa mal ettiğiniz elektriği halka niye 35 kuruşa sattığınızı burada açıklarsınız. Eğer bunu açıklamıyorsanız bu halk size bir gün hesabını sorar. Her seferinde bahsettiğiniz gibi, hiç de güvenmeyin yüzde 52’ye. Yüzde 52 veren halk sizi bir gün sandığa gömer. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama istendi.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Susam, Sayın Kaptan, Sayın Özdemir, Sayın Şeker, Sayın Bayraktutan, Sayın Aydın, Sayın Serindağ, Sayın Demiröz, Sayın Akar, Sayın Ağbaba, Sayın Erdoğdu, Sayın Çelebi, Sayın Köprülü, Sayın Kaleli, Sayın Volkan Canalioğlu, Sayın Danışoğlu, Sayın Aksünger, Sayın Ediboğlu.

Tamamdır, yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 10. maddesinin 2. fıkrasının madde metninden çıkarılmasını ve 3. fıkradaki “Kurul onayı” ibaresinin “Kurum onayı” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugünün son yayın dakikalarında iki konuyu dikkatlerinize sunmak için söz aldım.

Değerli arkadaşlar, birincisi şu: Sayın Özelleştirme İdaresi eski Başkanı burada. Mersin’in Gülnar ilçesinin, Silifke ilçesinin sahillerini turizm bölgesi olarak ilan eden Sayın Metin Kilci, sayın bürokratımız burada. Sizler de biliyorsunuz -sayın Mersin AKP milletvekilleri de burada- Türkiye’mizin zannediyorum  turizm açısından o kadar değerli sahilleri ki bunlar, buralar milletin malı, buralar yalnız orada yaşayan insanların değil, bu ülkede yaşayan tüm insanların, hatta gelecek nesillerin de adına söylüyorum, onların malı. Şimdi burada önce bir nükleer santral yapılıyor, bütün itirazlarımıza rağmen engelleyemedik. Gülnar’ın, Büyükeceli’nin en güzel dört koyunu içine alacak şekilde bir nükleer santral yapılarak burası turizme kapatılıyor. Şimdi de Silifke’nin Yeşilovacık beldesinde ve Akdere beldesinde kömüre dayalı iki tane termik santral yapılması çalışmaları var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten bu sahiller bu milletin ortak malı, gelecek nesillerin de malı. Buraları ithal kömüre dayalı termik santrale açarak, bana göre, kendinizle çelişiyorsunuz. Hem ikinci turizm projesini Mersin’den başlatıyor Sayın Başbakan hem de turizm açısından bu ülkenin vazgeçilmez bir değeri olan bu Mersin sahillerini önce nükleer santrale, sonra da termik santral yapılmasına açıyorsunuz.

Bakın, Yeşilovacık beldesinde şimdi bir çimento fabrikası yapılıyor. Değerli milletvekilleri, değerli AKP milletvekilleri çok iyi bileceklerdir, 1970’li yıllarda SEKA Kâğıt Fabrikasının Mersin Silifke Taşucu beldesinde yapılmasının maliyetini bugün Mersinliler ödüyor. Antalya’dan daha zengin bir turizm potansiyeline sahip olan Mersin’e maalesef turizm gelmedi. Niye? SEKA fabrikasından dolayı. Şimdi bu termik santrali, nükleer santralleri buraya ısrarla, inatla yaparak yine Mersin halkının, Mersin’de yaşayan insanların geleceğini karartıyorsunuz. Bu noktada Mersin halkı bu soruyu size soracaktır. İnanıyorum ki AKP’nin değerli milletvekilleri de bu gelişmeden rahatsızdır. Buna bir tedbir geliştirilmesini, buna ruhsat verilmemesini, buna izin verilmemesini Yeşilovacık halkı adına, Akdere halkı adına, Büyükeceli halkı adına sizlerden istirham ediyorum.

İkinci söyleyeceğim şey şu: Sayın Bakan, bu kanun gerçekten toplumun çok büyük kesimini ilgilendiren bir kanun; Elektrik Kanunu bu, Elektrik Piyasası Kanunu. Şimdi, bu kanunu tanzim ederken muhalefet partilerinin yoğun katkısına, talebine, ısrarına rağmen beklediğimiz düzenlemeleri yapmadınız. Türk toplumunun tamamını ilgilendiren bir kanun, tüketiciyi ilgilendiren bir kanun. Biraz önce arkadaşlarımız da söyledi, ben de listeledim. Bakın, aktif elektrik bedeline ek olarak 9 kalemde ilave para istiyorsunuz tüketiciden. Bu, zulüm. Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli Hükûmet, bakın, ben size sayayım: Aktif elektrik bedeline ek olarak dağıtım sistemi kullanım bedeli istiyorsunuz, kayıp kaçak bedeli istiyorsunuz, perakende hizmet bedeli istiyorsunuz, iletim bedeli istiyorsunuz, sayaç okuma bedeli istiyorsunuz, belediye tüketim vergisi istiyorsunuz, Enerji Fonu’na ödeme istiyorsunuz ve TRT’ye pay alıyorsunuz. Sayın Bakan, bu hangi insafa sığar? Ve bu dolaylı vergi, herkesten istiyorsunuz bunu. Dolayısıyla, böyle önemli bir kanunu düzeltirken, tüketiciye zulüm olan bunu düzeltmeden, bunu düzenlemeden muhalefetin bütün taleplerine rağmen, verdiği önergelere rağmen bunu düzeltmeden bu kanunu buradan geçirmeniz bana göre bu millete zulüm olur. Gelin, bizim de desteğimizle, doğru bir önerge vererek tüketicinin üzerindeki bu yükleri kaldıracak bir düzenleme yapalım. Yoksa bu kanun millet vicdanında, kamu vicdanında mahkûm edilecek ve bunun hesabı mutlaka bir zeminde ve bir zamanda sizlerden sorulacaktır.

Bu hususları arz etmek üzere söz aldım.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Fenerbahçe’ye başarılar diliyorum hepiniz adına. İnşallah kazanır. (Alkışlar)

Birleşime bir saat ara veriyorum.

 

Kapanma saati: 19.01


 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

11’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 11. Maddesinin 2. 3. 4. 5. 6 ve 9. Fıkralarının Madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                          Candan Yüceer

                   Aydın                                     Kocaeli                                   Tekirdağ

        Mehmet Ali Susam               Kemal Değirmendereli                  Durdu Özbolat

                    İzmir                                       Edirne                              Kahramanmaraş   

                                    Vahap Seçer                             Ümit Özgümüş

                                         Mersin                                        Adana

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette bulunduğundan önergeleri birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısının 11. maddesinin metinden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                               Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan

                    İzmir                                     Kütahya                                    Denizli

                                   Bahattin Şeker                           Necati Özensoy         

                                         Bilecik                                        Bursa                 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             İdris Baluken                            Demir Çelik                           İbrahim Binici

                  Bingöl                                       Muş                                     Şanlıurfa

                            Abdullah Levent Tüzel             Hüsamettin Zenderlioğlu

                                        İstanbul                                        Bitlis

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İbrahim Binici, Şanlıurfa Milletvekili.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 11’inci maddesiyle ilgili değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, elektrik piyasasıyla ilgili bu tasarıyı görüşürken elektrik enerjisinde hatırı sayılır ölçekte tüketim yapan ve sayıları 2 milyonu aşan çiftçimize hizmet vermeye çalışan sulama birliklerinin enerji noktasındaki sorunlarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Bildiğiniz üzere, daha geçtiğimiz günlerde, sulama birliklerinin karşı karşıya kaldığı sorunların araştırılması ve komisyon kurulmasıyla ilgili teklif, her zaman olduğu gibi, yine, maalesef, AKP oylarıyla reddedilmişti.

Hafızalarımızı tazeleme adına, rakamlarla birliklerin durumunu bir kez daha hatırlayalım istiyorum. Türkiye'de 418 adet sulama birliği bulunuyor. Bu birliklerde toplam sayıları 4 bin civarında olan insanımız istihdam ediliyor. Birliklerin hizmet götürdüğü çiftçilerimizin sayısıysa 2 milyonu aşıyor. Bu birlikler sayesinde sulanan tarımsal alanın büyüklüğü 410 bin hektarı bulmaktadır.

Buraya özellikle dikkatinizi çekmeye çalışacağım. Sulama birliklerinin toplam borcu 2012 yılı sonu itibariyle 800 milyonu aşmış durumda yani eski parayla 800 trilyon yani 1 katrilyona az kalmış. Sulama birliklerinin 800 milyonu aşan borçları içerisinde en önemli kalemi ise elektrik borcu oluşturuyor.

Bildiğiniz üzere, bazı alanlarda tarlaların sulanması için pompanın gücünden yararlanmak yani elektrik enerjisi gerekmektedir. İşte bu sorun da burada ortaya çıkmaktadır ve kullanılan elektriğin bedeli sulama birliklerinin borç hanesine yazılmaktadır. Sulama birlikleri, kullanıcı olan çiftçilerimizden kabaran bu faturalar için gerekli parayı toplayamıyor çünkü çiftçimiz bu paraları ödeyemiyor. Neden mi diyeceksiniz? Sayenizde. Çiftçimizi borç batağına attınız, çiftçimizi açlığa mahkûm ettiniz, mazota yaklaşamaz, gübre alamaz ve tarlasını sulayamaz duruma getirdiniz. Bu da sizin tabii ki beceriniz sayesinde.

Sulama birliklerinin dağıtım şirketlerine olan borçlarına çare bulunmazsa ekim döneminin başladığı bu günlerde pompalar duracak, tarlalar susuz kalacak, tarım sektörü ve çiftçilerimiz büyük bir darbe yiyecektir.

Değerli milletvekilleri, hani diyoruz ya “Kanunların ruhu var, lafzı var, felsefesi var.” diye. İşte bu tasarının felsefesinde, ruhunda sayıları 28 milyonu aşan tüketicilere ilişkin tek bir kelime bile yok. Bu tasarıda borç batağında ve iflasın eşiğinde sulama birlikleri yok. Bu tasarıda 2 milyon çiftçimiz, aileleriyle birlikte düşündüğümüzde 10 milyon insanımız yok.

Ben şimdi sizlere kendi seçim bölgem Şanlıurfa'dan toplam borçları 400 milyona dayanmış 22 sulama birliğinden seçtiğim birini örnek olarak vermek istiyorum. 180 bini aşkın dekarlık alana ve 6 bin civarında çiftçimize hizmet veren bu birlikte 55 civarında personel çalışıyor. Birliğin 2012 yılında toplam 4,5 milyon lira borcu var. Bu miktar tahakkuk olup gerçekleştirilen tahsilat miktarı 2,5 milyon civarındadır. Birliğin 2012 yılı içinde gider kalemleri ise aynen şu şekildedir: Personel maaşı, SSK, yakıt, bakım ve onarım giderleri 3 milyon 760 bin TL civarındadır. Birliğin 2012 yılı için elektrik faturası ise gecikme faizleri ile tam 7 milyon TL’dir.

Şimdi, ben hükûmet sıralarında oturan Değerli Bakana soruyorum: Bu hesabın içinden nasıl çıkarsınız?

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİFHAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Ancak, ortak önerge olduğu için ikinci söz sahibine de…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir tane daha mı var?

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Necati Özensoy, Bursa Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge ile ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı gerçekten çok zor bir denklem; içinde çok değişkenleri olan, çok bilinmeyenleri olan bir denklem. Bunun içerisinde bu değişkenleri ne kadar çok çoğaltırsanız, bilinmeyenleri ne kadar çok çoğaltırsanız bu denklemi çözmek o kadar zor hâle gelir. Bu, özellikle elektrik piyasasındaki dengeleme ve uzlaştırma yani daha önceki “PMUM” dediğimiz Piyasa Mali Uzlaştırma Sistemi teknik bir konudur. Bu konuya sadece mali bir konu olarak bakarak, yeni bir firma kurarak, yani bunu da borsa gibi değerlendirerek yeni kurulacak olan Borsa İstanbul’a -ki kanunu çıktı ama hâlâ kurulmuş da değil, o da ayrı bir vakıa; şu anda Borsa İstanbul kurulmuş bir şirket de değil- böyle mali bir yapıya bu sistemi emanet etmek bence doğru bir şey değil çünkü bu elektrik üretim, iletim sisteminde, teknik konularda, bugüne kadar, TEİAŞ, ne kadar elektrik gerektiği ve ne kadar elektriğin bu anlamda hatlara verilmesi, yük alma, yük atma gibi işlemleri, teknik olarak da, teknik elemanların, birikimli elemanların da bu konuda çalışmalarıyla, birikimleriyle bu işlemleri sürdüregeldi. Şimdi, bunu sadece bir mali konu gibi düşünerek, elektrik borsasını oluşturmak adına da böyle bir yapının kurulmasının doğru olmadığını düşünüyorum ben. Bir taraftan TEİAŞ’ın üzerinden bu yükü aldığınızı düşünüyorsunuz ama, gün öncesini üzerinden alıyorsunuz ama saatlik fiyatları belirlemek yine TEİAŞ’ın sırtında duruyor yani saatlik fiyatlar, saatlik yük alma, yük atma mevzuları yine TEİAŞ’ın üstünde olduğuna göre, gün öncesinin de yine TEİAŞ tarafından devam ettirilmesi, bu çok bilinmeyenli, çok değişkenli denklemin daha bugünkü sistemde yürümesini kolaylaştırır. Aksi hâlde, bu kanunda oluşturulacak bu kuruluş bu sistemi daha zor hâle getirir. Biz buradan bunun iyi niyetli olarak ifadesini ortaya koymaya çalışıyoruz ve yarınlarda sıkıntıya düşülmemesi açısından bu uyarılarımızı yapıyoruz. Gerçekten, PMUM piyasayı dengeleme açısından önemli ama PMUM’da zaten Türkiye’deki elektrik üretimindeki bu dengeleme sıkıntılarından kaynaklanan… Kaldı ki ikili anlaşmalara daha fazla önem verilmesi gereken bu sistemde, PMUM’da, elektriğin yüzde 30’unun bu sistemde olması da… Ayrıca bu anlamda, nihai anlamda doğru yönetilmediğinden dolayı PMUM’da doğru fiyatlar oluşmadığından dolayı fiyatların yükselmesine vesile olduğundan dolayı, bu yüzde 30’luk alışveriş nihai tüketiciye böyle yükselerek sonunda fatura ediliyor, bunun sıkıntısını da vatandaş çekiyor.

TEİAŞ’ın sırtına şimdi bir başka şey daha bindirilmiş. Aslında biraz önceki önergede bu konuyu konuşacaktım, başka bir konu gündeme geldi. Sistem üzerindeki TEİAŞ’ın teknik kayıplarını, TEİAŞ, kendisi dışarıdan satın alarak, fazlasını satarak gibi, bu dengelemenin içerisinde lüzumsuz bir işin içerisine de girmiş oluyor. Daha sonra enterkonneksiyon sisteminde, diğer ülkelerle bu sistemi oluşturduktan sonra birtakım ihtiyaçlar olursa zamanı geldiğinde bunların yapılması lazım. Şu anda böyle bir uygulama hem TEİAŞ’ın üzerine artı bir yük bindirecektir hem de elektrik piyasasındaki dengeleme işlemlerini yapan PMUM’u TEİAŞ’ın yetkisinden alıp, sorumluluğundan alıp böyle bir kuruma vermek elektrik piyasasını daha çok kaosun içerisine sokacaktır.

Bunu, buradan bu maddenin çıkarılmasını teklif ettik.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım. Yalnız, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 11. Maddesinin 2. 3. 4. 5. 6 ve 9. Fıkralarının Madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                   Mehmet Ali Susam (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Aykut Erdoğdu.

BAŞKAN – Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

 AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerjiyle alakalı tespit ettiğimiz usulsüz işlemleri, tespit ettiğimiz hukuksuz işlemleri öğlen konuşmalarında paylaştık ama ne yazık ki bir cevap alamadık sorularımıza.

Şimdi, doğal gazla alakalı tespit ettiğimiz hususlarda birkaç şeyi yüce Meclisinizle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, uluslararası piyasalarda, doğal gazda, ülkeler arasında anlaşma yapılmadan önce bir taahhüt verilir, belirli bir miktar doğal gaz alma taahhüdü verilir. Aksi takdirde, alınmasa dahi, bu doğal gazın parasının ödeneceği taahhüdü bulunur. Buna “al ya da öde taahhüdü” denir. Bu anlaşmaların birçoğu geçmiş dönemlerde yapılmıştır ama mevcut Hükûmet döneminde de yapılan anlaşmalar vardır ve bu anlaşmalar yapılırken de Türkiye ekonomisinin ortalama yüzde 7-8 büyüyeceği tahminleri yapılmıştır, ama ülkemiz bu kadar büyümediği için de, ne yazık ki, doğal gazda, geçen yıl itibarıyla -Sayıştay raporlarında geçen rakamlara göre- 4 milyar dolar alamadığımız doğal gazın parasını ödemek zorunda kaldık.

Bu durum karşısında Hükûmetin bulduğu çözüm şuydu: Elektrik üretiminde yerli kaynaklarımız olan kömür veya hidroelektrik santraller yerine doğal gaz üzerinden elektrik üretilmeye başlandı. Bu durum ortaya çıkınca nasıl bir durum ortaya çıktı? Termik santrallerimiz, emre amade termik santrallerimiz, kömürle çalışan termik santrallerimiz kapatıldı ve doğal gaz üzerinden elektrik üretilmeye başlandı ve 2002 yılında yüzde 20-25 civarındaki doğal gazla elektrik üretimi bu dönemde yüzde 50’ye çıktı.

Peki, biz neden alamadığımız doğal gaza bu kadar para ödüyoruz değerli arkadaşlar? Çünkü doğal gazı depolamak için tesis yapmamız gerekiyor. Yazın doğal gazın talebi az, kışın çok fazla, bu dengeyi sağlayabilmemiz için tesis yapmamız lazım. On beş yıldır, bu ülkenin, Tuz Gölü’nün altında bir doğal gaz depolama tesisi yapma rüyası var ama Enerji Bakanlığında -yargı kararlarından söylüyorum, yargı tutanaklarından söylüyorum- bir Tuz Gölü çetesi olduğu için, ihaleye rüşvet karıştırmaktan yargılandıkları için ve hüküm de giydikleri için, bu Tuz Gölü depolama tesisleri bir türlü yapılamıyor değerli arkadaşlar.

Enerji Bakanlığı bir diğer yanlış olarak ne yapıyor? Bir anda LNG ithalatına izin veriyor yani sizin doğal gazı kullanmanız gerekiyor, doğal gazı almadığınız zaman para ödeyecek devlet, bir anda doğal gazın ikame malı olan LNG ithalatı konusunda özel sektöre bir kapı açılıyor ve özel sektör buradan para kazanırken, kamu alamadığı doğal gazın parasını ödüyor.

Doğal gazla ilgili sorunlar burada bitiyor mu? 2003 yılında siz Yüce Divana gönderdiniz kendinizden önceki hükûmeti. “Fiyat konusunda bu ülkeye ihanet edilmiştir.” demiştiniz. Eski Enerji Bakanı Hilmi Güler 2004 yılında büyük gürültülerle Rusya’ya gitti, dedi ki: “Ben Türkiye lehine formülü değiştireceğim.” Formülü nasıl değiştirdiği 2007 yılı Sayıştay raporunda ortaya çıktı. Formül içerisindeki katsayıları değiştirdiği için 2007 yılında ödemek zorunda olduğumuz fatura 566 milyon dolar. Sayıştay raporundan söylüyorum, 566 milyon dolar bu çok iyi formül sayesinde ekstra para ödedik.

Burada bitti mi? Hayır. Azerbaycan ile bir anlaşmamız var. Fiyat bandının 70 ile 120 dolar arasında olduğuna karar verilmiş, böyle bir anlaşma yapılmış. Sayın Enerji Bakanı gidiyor Azerbaycan’a, anlaşmadaki 70 ile 120 dolar fiyat bandındaki maddeyi iptal ediyorlar, fiyat 400 dolara çıkıyor. Bir buçuk yıl için bu ülkenin ödediği fatura 1,4 milyar dolar, geçmişe yönelik Azerbaycan’a ödediğimiz fiyat farkı 1,4 milyar dolar. Sayın Bakana soruyoruz, diyoruz ki: “Bu uluslararası anlaşmada ne gereği vardı ki Türkiye lehine olan bu formül değiştirildi?” “Bunlar gizlidir.” diyor, bir şey söylemiyor. “Peki, Sayın Bakan, bu konuyu gelsek bize açıklar mısınız? Eğer bir millî güvenlik meselesiyse, biz bunun elbette ki -muhalefet milletvekiliyiz- gereğini yaparız.” diyoruz. Bize açıklayacağını söyledi ve biz bunu paylaştık, şimdiye kadar bilgi alabilmiş değiliz.

Bir de Sayın Bakana şunu soruyorum: Nabucco diye bir proje vardı. Ülkemiz hat ülkesi. Nabucco Projesi’ni, Karadeniz’den geçişi, Putin’e yılbaşı hediyesi vererek Karadeniz geçişini onayladığınız için Nabucco’yu öldürdünüz. Putin’e bu kıyağı neden yaptık? Neden ülkemizin geleceğini karartacak bir hediyeyi Putin’e verdik? Benim milletvekili olarak bunları bilmeye hakkım var, ben bu halkı temsil ediyorum; Sayın Bakanın da bunları anlatma sorumluluğu var.

Hepinize çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

12’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısının 12. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Sınırda” ibaresinin “Sınır bölgelerinde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                          Mehmet Şandır                            Alim Işık

                    İzmir                                      Mersin                                    Kütahya

        Emin Haluk Ayhan                       Reşat Doğru                           Bahattin Şeker

                  Denizli                                      Tokat                                      Bilecik

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 12. Maddesinin 1 ve 2. Fıkralarının sonunda bulunan “yapılabilir” ibareleri “yapılır”, 3 ve 4. Fıkraların sonunda bulunan “verilebilir” ibareleri “verilir” şeklinde değiştirilmiştir.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                            Vahap Seçer

                   Aydın                                     Kocaeli                                    Mersin

            Candan Yüceer                        Durdu Özbolat                     Mehmet Ali Susam

                 Tekirdağ                            Kahramanmaraş                               İzmir

      Kemal Değirmendereli             Ayşe Eser Danışoğlu                   Ümit Özgümüş

                   Edirne                                    İstanbul                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Ayşe Eser Danışoğlu…

BAŞKAN – Ayşe Eser Danışoğlu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE ESER DANIŞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 12’nci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yarın 8 Mart, öncelikle tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü de bu vesileyle kutluyorum.

Görüştüğümüz kanun tasarısı bu ülkede yaşayan herkesi doğrudan ilgilendirmekte. Dolayısıyla kamuoyu da kendi hakları açısından tasarının yasalaşma sürecini dikkatle takip ediyor.

Tasarının 12’nci maddesi elektrik ithalat ve ihracatını düzenlemekte. Elbette, enerji üretmek, bu alanda dışa bağımlılığı azaltmak hepimizin hedefi. Ancak tüketici haklarına ve doğa haklarına değer veren demokratik devletler, elektrik üretimi ve dağıtımıyla ilgili politikalarını kamu yararı doğrultusunda belirliyorlar. Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde kanunlarımızın Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlaması yönünde çalışmalar yapıyoruz. Bu tasarının da Avrupa Birliğinin konuya ilişkin düzenlemeleri ve direktifleri doğrultusunda hazırlanması gerekiyor.

Nüfusun arttığı, kaynakların azaldığı dünyamızda kalkınma politikaları belirlenirken artık öncelik doğanın korunması ve sürdürülebilirliği ve bundan devlet ve ilgili sektör sorumlu. Ancak, görüyoruz ki kanun tasarısında bu yönde ilkeler açıkça belirtilmediği gibi, çevre mevzuatına uyum için tanınan süre de 2018. Bu, şirketlerin telafi edilmeyecek doğa tahribatına sebep olabilecekleri kadar uzun bir süre.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının anlamı az miktarda elektrik üreten yüzlerce hidroelektrik santrali kurarak doğaya, ormanlara geri dönüşü olmayan zararlar vermek, dereleri kurutmak, buradaki canlı hayatı öldürmek, ülkemizi bir enerji üretim şantiyesine dönüştürmek şüphesiz ki değildir. Burada bir örnek vermek istiyorum: Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Fırtına Vadisi bir doğa harikasıdır, eminim birçoğunuz da görmüşsünüzdür. Burası Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle korunması gereken bir bölgedir. Burada yağmur ormanları vardır, müthiş bir biyolojik çeşitlilik vardır. Bu ormanlar dünyada korumada öncelikli 100 alandan biri. Burada suyun ve doğanın ticaretleştirilmesine “hayır” diyen, mücadele eden insanlar var. Salarha Vadisi de bir içme suyu havzası. Kazım Delal’ın burada yaşayan on binlerce insanın içme suyu hakkı için sahip olduğu tek ineğini satıp dava açarak verdiği mücadeleyi umarım hepiniz biliyorsunuzdur. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, suya erişim hakkını korumak temel bir insan hakkı mücadelesidir. Bu tasarının mahkeme kararlarıyla durdurulmuş HES inşaatlarının devam etmesine neden olacağı da çok ciddi bir endişe konusudur. Millî iradeye verdiği önemi dilinden düşürmeyen iktidarın su hakkını ve yaşadığı ortamı korumak isteyen halkla mücadele etmesi en hafif ifadeyle düşündürücüdür.

Ülkemizde rüzgâr ve güneş enerjisinden geniş biçimde yararlanma  imkânı var. Bu varken ve tasarının bu yatırımları açıkça teşvik etmesi de geniş çevrelerce beklenirken maalesef tasarıda bu konuda da hiçbir destek yer almamaktadır.

Diğer yandan, dünyanın Fukuşima felaketinden sonra artık sırtını döndüğü, güvenliği garanti edilemeyen, atık sorununa çare bulunamayan nükleer enerji yatırımlarına, üstelik yöre halkları itiraz ve protesto ederken Akdeniz ve Karadeniz sahillerimizi açma noktasına geldik.

Tasarıyla ilgili itiraz edilecek pek çok konu var. Gene Avrupa Birliği direktiflerine dönersek, burada savunmasız ve incinebilir gruplar olarak tanımlanan, kesintisiz enerji arzı için tedbir alınması gereken gruplar var. Bunlar tasarıda dikkate alınmamıştır. Oysa özellikle engelli ve yaşlılar ülkemiz nüfusu içinde önemli yer tutmaktadır. Doğal afet, sel, deprem gibi acil durumlar için de herhangi bir düzenleme yoktur.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, özü itibarıyla, bir enerji piyasası ve borsası oluşturmak için hazırlanmıştır. Kamu yararının gözetilmesi gereken bu alanda tüketicinin ihtiyaçları ve doğanın korunması göz ardı edilmektedir. Biz bu tasarıyla ilgili itirazlarımızı sürdüreceğiz çünkü biz ucuz, kaliteli ve temiz enerji istiyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısının 12. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Sınırda” ibaresinin “Sınır bölgelerinde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                               Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Reşat Doğru, Tokat Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, konu elektrik kanunu olunca Anadolu’daki ve özellikle de milletvekili olduğum Tokat ilindeki çiftçi kardeşlerimiz ve yine, hidroelektrik santralinin kurulmakta olduğu bölgelerdeki insanlarımız bu kanunla ilgili olarak bizleri arıyorlar. Çiftçilerin özellikle söylemeye çalıştıkları şudur ki sulama birlikleri vasıtasıyla şu anda ödenmeyen elektrik borçları vardır. Dün maddenin geneli görüşülürken Sayın Bakana sormuş olduğumuz soruda, çiftçilerin sulama birliklerine olan borçlarıyla ilgili herhangi bir yapılandırma yapılacak mıdır veyahut da borçları ödemeyenle ilgili neler yapılacaktır diye sorduğumuz zaman, tabii üzüldüğümüz bir cevapla karşı karşıya kaldık. Herhangi bir şey yapılamayacağını ifade ettiler. Bu durum insanlar üzerinde çok büyük bir sıkıntı yarattı ve belki onlarca insan bu noktada yeniden üzüntü içerisine girdiler.

Bakınız, sulama birlikleri elektrik borçlarını ödeyemiyor. Sulama birliklerinin üzerinde çok ağır yükler var. Üzerlerinde personel var, çeşitli işte geçmişe matuf borçlar var, borçlar katlanarak gelmiş ve o borçların artık bırakın ana parasını yani faizinin bile ödenmesi, hiçbir şekilde ödenmesi mümkün değil. Buna mutlaka bir çözüm bulunması gerekiyor. Diyeceksiniz ki: “Ödeyen vatandaşların suçları nedir?” Doğru, ödeyen vatandaşların suçlarıyla ilgili olarak ona bir şey demek istemiyorum ama en azından ödenmemesinden dolayı tarlasını sulayamayan ve hakikaten çok zor durumda olan insanlar var. Anadolu’nun birçok vilayetinde şu anda çok ciddi manada göçler vardır.

Bakınız, bu kanunla beraber elektrik fiyatlarında düşme beklenirken veyahut da elektrik fiyatları, acaba bazı kalemleri düşürülebilir diye beklenirken, kanunun içerisine bakmış olduğumuz zaman, işte TRT katılım payından tutun da kayıp kaçağa kadar bir sürü ek ücretlerin olduğunu görüyoruz. Ama vatandaş için bunlar çok önemlidir sayın milletvekilleri. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 998,6 liradır, yine yoksulluk sınırının da 2.995 lira olduğu, asgari ücretin de 800 lira olduğu bir zamanda her hâlde o elektrik faturalarındaki 40 liranın, 50 liranın veya 60 liranın ne kadar önemli olduğunu ifade etmek istiyoruz. Yani çiftçi kardeşlerimiz hem elektrik faturalarını, evlerindeki faturayı ödeyemiyorlar, aynı şekilde de tarlarında ve bahçelerinde kullanmakta olduğu işte o sulama suyundaki elektrik faturaları yine ödenmiyor.

Bu mealde Hükûmetten çok şey bekleniyor. Bakınız “Çiftçi desteklenecek.” deniyor. Eğer çiftçi desteklenecekse bu desteğin her hâlde reel manada olması gerekmektedir. Yani eğer siz çiftçinin kullanmış olduğu elektrik fiyatlarını düşürürseniz veya mazottaki fiyatı düşürürseniz veyahut da işte ilaçtaki, tohumdaki KDV ile ÖTV’yi düşürürseniz, işte o zaman çiftçi desteklenmiş olur ama şu an itibarıyla çiftçiler elektrik parasını bile ödeyemiyorlar.

Tabii, bunun yanında ikinci bir konumuz da, Kelkit Vadisi’nde şu anda 29 tane HES projesi mevcuttur değerli arkadaşlar. Sayın Bakanlığa sormuş olduğumuz yazılı önergemizde, işte, verilen cevapta yaklaşık olarak, neredeyse Kelkit Irmağı’nın ve beraberinde Yeşilırmak’ın her bareminde, her bölümünde onlarca HES yani 29 tane HES bulunmaktadır. Tabii, hidroelektrik santrallerine karşı olmak veyahut da elektrik üretimine karşı olmak diye bir şey söz konusu değildir. Ancak, bu HES santrali projelerine en azından, ruhsat verilirken ÇED raporlarının çok önemli olduğunu ifade etmek istiyoruz.

Gerçi, bu kanunda özellikle ifade etmek isteriz ki bu kanun görüşülürken Çevre Komisyonuna bu kanun gönderilmedi. Burada da, işte, özellikle bu elektrik enerjisi elde edilen yerlerdeki çevre uyumlarının 2018 yılına kadar uzatılmış olduğu ve 2018 yılına kadar yapılması gerektiği ifade ediliyor. Hâlbuki burası doğru değildir. Güneş enerjisinin, hidroelektrik santrallerin, rüzgâr santrallerinin kurulduğu ve elektrik enerjisinin elde edilmiş olduğu ortamda herhâlde ÇED raporları daha önemlidir veyahut da çevre uyumu daha önemlidir.

Dünkü konuşmamda da ifade etmeye çalıştım. Şu anda, rüzgâr santrallerinin kurulmuş olduğu yerlerde çok ciddi manada sıkıntılar vardır. Bakınız, rüzgâr santrallerinin kurulduğu çevrenin etrafında 2-3 kilometrelik mesafede hayvanlar yaşayamamaktadır, kuşlar yaşayamamaktadır, çok ciddi manada sıkıntılar olduğu görülmektedir. Tabii, diyeceksiniz ki “Rüzgâr santralleri kurulmasın mı?“ Tabii ki kurulsun. “Güneş santralleri kurulmasın mı?” Tabii ki kurulsun. Ama çok ciddi manada etütler yapıldıktan sonra bunların kurulmasının herhâlde daha farklı mana ifade etmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Yani sonuçta, bazı şeyler yapıyoruz ama beraberinde de bazılarını yıkmakta olduğumuzun da şuurunda olmak mecburiyetinde olduğumuzu ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN –Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

13’üncü madde üzerinde iki adet vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Tasarı’nın 13. Maddesinin 5. Fıkrasında bulunan “Kurul tarafından belirlenecek süre içerisinde” ibaresi “kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde” şeklinde değiştirilmiştir.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                            Vahap Seçer

                   Aydın                                     Kocaeli                                    Mersin

            Durdu Özbolat                        Candan Yüceer                    Mehmet Ali Susam

           Kahramanmaraş                            Tekirdağ                                     İzmir

                                  Ümit Özgümüş                     Kemal Değirmendereli

                                         Adana                                        Edirne

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 13. Maddesinin 5. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“(5) Dağıtım lisansı sahibi organize veya ıslah organize sanayi bölgesi onaylı sınırları içerisinde olup bedelsiz ya da sembolik bir bedelle veya işletme ve bakım karşılığı TEDAŞ’a devredilmiş veya TEDAŞ tarafından ibra edilmiş olan dağıtım tesislerinin mülkiyeti bedelsiz olarak ilgili organize veya ıslah organize sanayi bölgesine devredilir.”

              Oktay Vural                       S. Nevzat Korkmaz                         Alim Işık

                    İzmir                                      Isparta                                   Kütahya

        Emin Haluk Ayhan                     Bahattin Şeker                        Necati Özensoy

                  Denizli                                     Bilecik                                      Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 13’üncü maddesinin (5)’inci fıkrasının değiştirilmesi için verdiğimiz önerge üzerine söz aldım, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu önergemizde, organize sanayi bölgelerinde bedelsiz ya da sembolik bir bedelle işletme veya bakım karşılığı TEDAŞ’a devredilmiş dağıtım tesislerinin mülkiyetinin bedelsiz olarak devredilmesinde bizce bir sakınca yok; buna ilaveten, ıslah organize sanayi bölgeleri de aynı imkândan istifade etsin diyoruz. Milletin iktidarı olduğunu iddia eden AKP için, işte size bir samimiyet sınavı. Önergemize destek olup olmamanızdan bunu anlayacağız.

Değerli milletvekilleri, elektrik üretim sektöründeki en önemli öncelik, daha önceki konuşmacıların da belirttiği gibi, arz güvenliğidir. Türkiye, 2002’den bu yana, enerjide Çin’den sonra en fazla talep artış hızına sahip olan ülkedir. Son on yıl içerisinde talepteki yıllık artış yaklaşık yüzde 7 civarındadır. Önümüzdeki yıllarda da bu alandaki öngörüler yine yüzde 7 ve üzerinde olacağını gösteriyor.

Türkiye’nin enerji talebi giderek artarken bu talebin yüzde 80’ini de ithalatla karşıladığımızı belirtmeliyim. Bu artan talebe karşılık verebilmiş midir Hükûmet? Yerli üretimi artırıp arz güvenliğini temin açısından bir gelişme kaydetmiş midir? Hayır. Aksine, yerli üretimde toplam içerisinde bir gerileme var. Türkiye’nin ihtiyacı olan enerjide 2003 yılında yüzde 28 olan yerli üretimin payı 2012 yılı itibarıyla yüzde 27’ye gerilemiştir. 2011 yılında ağırlıkla petrol ve doğal gaz olmak üzere enerji ithalatına 55 milyar dolar ödeyen Türkiye’nin 2012 yılı sonunda 62 milyar dolara ulaştığını biliyoruz bu alandaki faturasının. Bu rakamın önemini şu şekilde daha veciz biçimde anlatabiliriz herhâlde: Bu rakam dış ticaret açığının üçte 1’inden daha fazladır.

Petrolde yüzde 94, doğal gazda yüzde 97 dışa bağımlıyız. Elektrik enerjisi üretiminde durumumuz nedir? Türkiye’de üretilen elektrik enerjisinin yüzde 43’ü doğal gazdan, yüzde 24’ü hidroelektrik santrallerinden, yüzde 20’si yerli kömürden, yüzde 7’si ithal kömürden, yüzde 2’si rüzgâr, yüzde 4’ü de sıvı yakıttan elde edilmekte. Demek ki bu kadar acil, bu kadar önemli bir alanda, ülkeyi yönetmekle yetkilendirilmiş Hükûmet, ağustos böcekleri gibi yatmış, yazı geçirmiş ama enerji alanındaki bu beceriksizliğinden dolayı maalesef kara kış geliyor.

Yerli üretimi artırıp arz güvenliğini sağlamak üzere, Hükûmetin on yıldır ortaya koyduğu köklü hemen hemen hiçbir çözüm yok. Hâlâ daha satış, hâlâ daha rant işleriyle, hâlâ daha şapkadan tavşan çıkartma ile meşgul. Üretimin önünü açacak tedbirleriniz nerede Sayın Hükûmet? Arz güvenliğini garanti altına alacak ve yatırımları hızlandıracak kaynak bazında alınması gereken tedbirleriniz nerede?

Bu tasarıda da bu soruların cevabını vermek yerine yine bir şeylerle meşgul olduğunuzu görüyoruz. Kamulaştırma işlemlerini EPDK’dan alıp Maliye Bakanlığına veriyorsunuz. Neden ve neyi murat ediyorsunuz? “EPDK bu işi kotaramıyor.” mu diyorsunuz? Bürokratik işlemlerin yoğunluğu mudur canınızı sıkan? Eğer böyleyse bunun siyasi sorumluluğu Hükûmete ait değildir de kimindir? Yoksa EPDK’nın bağımsız üst kurul olmasından mı şikâyetiniz?

AKP’nin, siyasi etkilerden nispeten uzak bu üst kurullara karşı başından beri bir alerjisi var. Ya buraları kendi adamlarıyla doldurup, sıradanlaştırıp arka bahçesi hâline getirmek ya da yetkilerini bir bir tırpanlayıp işlevsiz duruma getirmek gibi bir yol izliyor.

Dilimiz varmıyor ama bugüne kadar bu ülkeye yaşattıklarınızla şu soruyu sormadan da geçemiyorum: EPDK’dan alıp Bakanlığa vermekten muradınız, istediğiniz kişilere daha fazla kamulaştırma bedeli ödemek için midir? Hükûmete Milliyetçi Hareket Partisi olarak tavsiyemiz, bu enerjinizi millet hayrına olmayan işlere tahsis etmek yerine, yarın milletin enerjisiz kalıp karanlığa mahkûm olmaması için faydalı işlere ayırmanız.

Önergemizin kabulü ile yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 13. Maddesinin 5. Fıkrasında bulunan “Kurul tarafından belirlenecek süre içerisinde” ibaresi, “kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde” şeklinde değiştirilmiştir.

                                                                                          Osman Aydın (Aydın) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Durdu Özbolat, Kahramanmaraş Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı kanunun 13’üncü maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Üzerinde görüşmekte olduğumuz 13’üncü maddenin özellikle organize sanayi bölgelerinin yaşadığı sıkıntıları düzenlemesi gerekiyordu. Organize sanayi bölgeleri, ülkemizin en önemli sanayi ve ticaret alanlarıdır, Türkiye’deki ihracatın ve üretimin en yoğun yapıldığı yerlerdir. Türkiye’de elektriğin yüzde 20’sini organize sanayi bölgeleri tüketmektedir. Bu rakam, henüz organize sanayi bölgesi olmayan bölgeleri de hesaba kattığımızda, Türkiye elektrik tüketiminin en büyük bölümünü oluşturmaktadır. Özellikle Anadolu’daki OSB kuruluşları kendi elektrik, su, doğal gaz, arıza bakım, imar çalışmaları ve inşaat ruhsatlarına varana kadar birçok alanda bağımsız bir statüye sahiptir. Zaten sanayi kuruluşlarının bu bağımsız konumu olmadan yatırım yapması da mümkün değildir. Ancak, bu kadar geniş yetki ve sorumluluğa sahip olmasına karşın, yeterince donanımlı personele sahip olmayan kuruluşların tüm bu işleri sorunsuz bir şekilde yapması da beklenemez. Birçok organize sanayi bölgesi yöneticisi söz konusu EPDK mevzuat ve kurallarını uygulayacak donanıma sahip olmamakla birlikte, kimi yetersizlikler nedeniyle ciddi yaptırım ve cezalarla karşı karşıya kalmışlardır.

Elektrik dağıtım şirketlerinin milyarlarca dolar karşılığında çalıştırdığı yüzlerce personelle yaptığı işleri OSB’lerin birkaç emekli personelle yapması mümkün değildir. Aynı zamanda, OSB’lerin tarife, altyapı, tesis yatırımları için gereken yüksek bütçeli işlerin, sanayiciye ilave yük getirmeden, ilgili dağıtım şirketleri tarafından karşılanması gerekmektedir.

Büyük bir çoğunluğu doğuda bulunan OSB’lerin sanayiciye kestikleri elektrik faturalarının tahsilatında yaşadığı sorunlar nedeniyle her dakika elektrik kesintisi korkusu yaşanmaktadır. Ülkemizin  motor kuruluşlarını içinde barındıran OSB’lere, devlet tarafından, sadece arsa tahsisi desteğiyle değil, aynı zamanda tarife modellemesiyle de destek ve teşvik verilmesi gerekmektedir. OSB’lerin kendi elektrik tesislerini kurmaları için devletin faiz ve vergi indirimi sağlayacak düzenlemeler yapması OSB’lerin ucuz elektrik tedariki için çok önemlidir.

Değerli arkadaşlar, son dönemde elektrik piyasasındaki ucuz elektrik furyası sekteye uğrasa da artık yavaş yavaş daha sağlam temellerde yürümeye başlamıştır. Ancak, sanayi kuruluşları bu hizmeti dağıtım şirketlerinden değil de elektrik toptan şirketlerinden birkaç ay alıp yeniden dağıtım şirketlerine dönmek istediklerinde yüzde 15 daha pahalı bir tarifeden elektrik almak zorunda kalmaktadırlar. Bu mesele yüzünden, sanayicinin piyasadan ucuz elektrik alma isteği dağıtım şirketleri tarafından engellenmektedir. Oysa herkesin istediği yerden elektrik alması serbest piyasa koşulları için çok önemlidir.

Değerli arkadaşlar, serbest tüketici limitinin düşürüldüğü çarşaf çarşaf her gün gazetelerde yayımlanıyor ancak fiilî olarak serbest piyasadan elektrik almak o kadar kolay olmuyor. Geçen sene yaşanan şubat krizinden sonra TEİAŞ şartları o kadar zorlaştırmıştır ki üretimi ya da ithalatı olmayan elektrik toptan şirketinin dağıtım şirketleriyle rekabet etmesi uygulama olarak mümkün değildir. TEİAŞ elektrik satmak isteyen toptancıdan sattığı elektrik kadarını nakit ve teminat olarak alıyor. Zaten sanayicimize ucuza elektrik satmak için tek haneli kârlar elde etmeye çalışan toptan şirketler, teminat mektubu komisyonu ve yüksek işletme sermayesi nedeniyle zarar ederek bu faaliyeti bırakıyorlar. Bir de acı gerçek var ki dağıtım şirketlerinden ayrılan “perakende hizmet lisansı” adı altında ciddi bir piyasa baskısı oluşturacaklardır. Bu sorunun muhakkak çözülmesi gerekmektedir, aksi takdirde sanayicilerimizi uluslararası piyasada rakipleriyle rekabet edecek seviyeden uzaklaştırırız.

Bu duygularla tüm Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 14. Maddesinin 4. Fıkrasında geçen “Kurum” ibaresinden önce gelmek üzere “Bakanlık görüşü alınarak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan                     Bahattin Şeker

                 Kütahya                                    Denizli                                     Bilecik

         Cemalettin Şimşek                        Oktay Vural                          Necati Özensoy

                 Samsun                                      İzmir                                       Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 14. Maddenin 1. Fıkrasının d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“e) Rüzgar enerjisiyle elektrik üreten santrallerin şebekeye düzenli enerji vermesini teminen kurulacak 5 megavata kadar pompaj depolamalı hidroelektrik (PHES) santralleri”

             Osman Aydın                          Haydar Akar                          Durdu Özbolat

                   Aydın                                     Kocaeli                             Kahramanmaraş

            Candan Yüceer                    Mehmet Ali Susam                     Ümit Özgümüş

                 Tekirdağ                                     İzmir                                       Adana

                             Kemal Değirmendereli                       Vahap Seçer

                                         Edirne                                        Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 14. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             İdris Baluken                  Hüsamettin Zenderlioğlu                    Nazmi Gür

                  Bingöl                                       Bitlis                                        Van

                                    Hasip Kaplan                            İbrahim Binici

                                         Şırnak                                      Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 14’üncü maddesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, başından beri, bu Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın içeriğine baktığımız zaman, daha çok elektrik üretiminde doğal gaz çevrim santrallerinin payını düşürmek ve dışa bağımlılığı azaltmak adına, yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılmasına yönelik bir düzenleme şeklinde gerekçelendirildiğini görüyoruz. Ancak, burada sorun, bu yenilenebilir enerji kaynaklarının kapsamına HES barajlarını almak. Şu ana kadar bu Hükûmet döneminde yapılan HES sayısı 2 binleri aşmış durumda ve hedeflenen HES baraj sayısı da 10 binleri buluyor.

Biz, her şeyden önce şunu belirtmek istiyoruz, defalarca da bu kürsüden belirttik: Yenilenebilir enerji kaynağı, bizce doğanın dengesini bozmadan enerjiyi doğanın kendi akışı içerisinde alıp tekrar doğaya aktarmak ve tekrar kullanmak şeklinde tanımlanmalı. Bu açıdan baktığımız zaman, HES’lerle ilgili bu tanıma uyan hiçbir şey görmüyoruz. Çünkü, HES’ler yapıldıkları yerlerde o bölgenin tarihi, sosyal, toplumsal bütün dokularını tahrip eden, ekolojik sistemi altüst eden, biyoçeşitliliği ortadan kaldıran projeler olarak karşımıza çıkıyor. Kamuoyunun çok bildiği örneklerden Hasankeyf’in sular altında kalması tam bir tarihî miras katliamıdır. Yine, Munzur Vadisi’nde, Peri Suyu Vadisi’nde yapılan HES’lere, ekolojik sistemi ve biyolojik çeşitliliği ortadan kaldıran –maalesef- önemli talan projeleri gözüyle bakıyoruz. Bizler, burada, bugüne kadar HES’lere karşı sayısız kez dile getirdik görüşlerimizi ama maalesef, Hükûmet bu konuda, HES’ler konusunda bildiğini yapmakta, bildiğini okumakta ısrarda devam ediyor.

En son, Sayın Başbakanın köyünde de, yapılmak istenen HES’lere karşı oradaki yöre halkının tepki gösterdiğini, yargı yoluna başvurduğunu ve hâlâ hukuksal süreci devam ettirdiğini biliyoruz. Sadece bu örnek bile, aslında, nasıl bu HES uygulamalarının halka karşı yapıldığını bizce ortaya koyuyor.

Tabii, bu kanun tasarısına baktığımız zaman farklı handikaplar da var. Geçmişte üretim lisansı verilmiş olan firmaların belirlenen sürede söz konusu projelerinde eğer bir çalışma yapmama durumları söz konusuysa lisansları iptal ediliyordu ancak bu tasarıya göre lisans iptali hiçbir şekilde söz konusu olmayacak. Öyle ki yani burada, bu tasarının bu hâliyle sanki bir yerlerden ısmarlama bir tasarı olduğu kanaati uyanıyor bizde.

Bir diğer düzenleme: Özellikle bu 14’üncü maddede, eğer HES’lerle ilgili yürütmeyi durdurma kararları varsa -yargı kararları, mahkeme kararları- bile bu yürütmeyi durdurma kararlarını devre dışı bırakan, baypas eden bir uygulamayı görüyoruz.

Bugüne kadar, HES’lerle ilgili yargı kararları verilirken iki şey göz önünde bulunduruluyordu; bunlardan birincisi, hukuka aykırılık; ikincisi, telafisi imkânsız zararların oluşması. Ancak, bugün Mecliste görüşülen bu elektrik piyasası kanununun 14’üncü maddesiyle, mahkeme kararı ile iptal edilmiş olsa bile eğer HES projesi belirli bir noktaya gelmiş ise yani geri dönülemez bir noktaya gelmiş ise kamu yararı görülmesi bahanesiyle devam ettirilebiliyor. Yani burada yargı kararları, mahkeme kararları da tamamen hiçe sayılacak şekilde, yerli ve uluslararası sermayenin cebine milyon dolarlar aktaran, akıtan bir düzenlemeyi maalesef görüyoruz. Bunun doğru olmadığını, bu uygulamadan mutlaka vazgeçilmesi gerektiğini, bu nedenle, verdiğimiz bu önergenin kabul edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bakın, bugüne kadar, yargı tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilen Artvin’de, Hopa’da, Fındıklı’da, Fırtına Vadisi’nde, Çayeli Senoz’da, Çataldere’de, Güneysu’da, Rize Askoroz Deresi’nde, Ambarlık’ta -liste uzuyor- sayısız örnekler var ve burada getirmiş olduğunuz düzenleme, aslında daha önce de getirmiş olduğunuz bir yargı düzenlemesinin devamı şeklinde. Daha önce de İdari Yargılama Usulü Kanunu hakkında bir değişiklik yapmıştınız. Orada da yürütmeyi durdurma kararı verilirken idarenin savunması ve bilirkişi raporu şartını getirerek, bu yürütmeyi durdurma kararına kadar aslında bu projeyi yapanlara sekiz ay, on aylık bir süre tanımıştınız. Şimdi, görüyoruz ki birbiri ardına gelen bu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …yasa tasarıları, yargının halk adına, halkın yararına vermiş olduğu kararları da baypas etme niteliği taşıyor. En azından, HES’lerle ilgili bu kanun maddesinin ilgili önergesine destek istiyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan  sıra sayılı tasarının 14. Maddenin 1. Fıkrasının d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“e) Rüzgar enerjisiyle elektrik üreten santrallerin şebekeye düzenli enerji vermesini teminen kurulacak 5 megavata kadar pompaj depolamalı hidroelektrik (PHES) santralleri”

                                                                                          Osman Aydın (Aydın) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Durdu Özbolat, Kahramanmaraş Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı kanunun 14’üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu kanunun belki en önemli düzenlemesi, şu an görüşmekte olduğumuz 14’üncü madde üzerinden yapılmıştır. Lisanssız üretim, Türkiye’nin belki de en geç kaldığı işlerden birisidir.

Avrupa’da güneş yok ama tüm çatılar yıllardır güneş panelleriyle kaplıdır ama bizde beş altı senedir başlayan bir uygulamaya bir türlü hız kazandıramıyoruz. Nedeni çok ama en baştan başlamak gerekirse 100 kw idi, 500 kw’a çıkardık; hep beraber, üç sene önce çıkardık kanunu, tabii, yine tüm yasal düzenlemelerde olduğu gibi, uygulama ve esasları bürokrasinin şefkatli ellerine bırakarak.

Yönetmelik, tebliğ, kurum kararları gibi prosedürlerle bugüne kadar getirdik. Dağıtım şirketleri sağ olsunlar, ellerindeki rant alınacak korkusuyla ikincil mevzuatlara olmadık, bin türlü engel koydular.

Değerli arkadaşlar, bu işin mantığı, kendi elektriğini üretmektir yani herkesin, kendi kapısının önünü temizlemesidir ancak her ne hikmetse, dağıtım şirketleri, orman, hazine, bakanlık derken iş öyle bir noktaya geldi ki kısıtlı alanlar, kısıtlı trafo bağlantıları ve amacına uygun olmayan düzenlemeler nedeniyle iş gene büyük şirketlere kaldı.

Dağıtım şirketlerine yapılan başvuruları inceledim; yapılan başvurular çeşitli gerekçelerle reddedilmiş. Zaten o yönetmelik, kanun, tebliği inceleyip de ona göre yatırım yapacak nitelikte elektrik tüketicisi de yoktur. Birkaç belediye ve elektrik üretim faaliyetlerinde bulunan kişiler dışında başvuru şartlarını taşıyan yok.

Orman Genel Müdürlüğü geçen haziran ayında lisanssız başvurularla ilgili bir genelge yayımladı; 5346 sayılı Kanun’un ilgili maddesi ile Orman Kanunu’nun 17’nci maddesi enerji yatırımlarının orman arazilerinde yapılmasına açıkça izin vermesine rağmen, bu genelgeyle orman arazisine yapılan başvurulara izin vermeyeceğini bildirdi.

Bununla birlikte, kamu kurum ve kuruluşlarının yetkisinde olan, özel sektör-kamu ayırmadan yapılan tüm başvuruların son onay hakkı Sayın Başbakanda toplanmış durumdadır. Yani birisi herhangi bir kamu arazisini kiralayacak veya alacaksa, bunun hiçbir genel müdür ve bakan imzasıyla verilemeyeceği, basit bir genelgeyle, tüm yetkinin Başbakanda olacağı açıklanmıştır. Bu, bürokrasinin işlevsizleştirilip yerine tüm yetkinin tek bir elden yönetilmesidir. Bu, dünyanın hiçbir demokratik hukuk devletinde görülmemiş bir durumdur. Şu an tüm işler durma noktasındadır. Başbakanlıkta iş takibi yapan simsarların piyasada nasıl iş yaptıklarını biliyoruz. Üstelik, Başbakanlıkta bu işlere alanıyla hiç ilgisi olmayan bir daire başkanlığı bakıyor.

Değerli arkadaşlar, burada yapılan düzenlemeyle 500 kw’yı 1 megavat yaparak bu işi hızlandıramayız. Dağıtım şirketlerinin ve Bakanlığın bu işlerin yapılmasındaki işleyişlerini keyfiyetten uzaklaştırarak bunu başarabiliriz.

Sayın Bakan, lütfen “500 kw’yı 1 megavata çıkardım.” demekten ziyade, uygulamanın hızlanması için bürokratlarınıza talimat veriniz. Kanun yapıyoruz, sonra yine yönetmelik, tebliğ gibi araçlarla kurumların ellerine teslim ediyoruz. Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü bu işlerle ilgili ön işleri yapsın, hazırlasın, yatırımcıların önüne koysun, yapılması gereken çalışmalarda mühendislik ve teknik destek versin. 1 megavata çıkartırken TEİAŞ bağlantı noktasındaki sınır hâlâ 2 megavat olarak duracak mı? Yani, koca bir TM’ye yalnızca 2 megavat mı bağlanacak?

Değerli arkadaşlar, bir de sizlere, bu madde ile bağlantılı önemli bir konuyu burada dile getirmek istiyorum. Bakınız, 5346 sayılı Kanun’un ek cetveline göre yerli katkı tablosu var. Bu tablodaki ürünlerde yerli kullananlar alım garanti rakamı üzerinden beş yıl süreyle destek alıyorlar. Ancak, şu an hem lisanslı yatırımcılar hem de lisanssız yatırımcılar tarafından çokça şikâyet gelmektedir. Bu mesele yüzünden yerli katkının yürütüleceği maddelerin Bakanlık görevlileri tarafından kabul görmediği söyleniyor. Bu konuda, bizlerin bu meseleyi burada muhakkak çözmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bizim bu teşvik maddelerini yazmamızın hiçbir anlamı yok.

Bu önergemizin kabulünü diler, bu duygularla Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Divanın oluşumunda İç Tüzük’e aykırılık var efendim, bunu size notla bildirdim. Oturumu Sayın Meral Akşener yönetiyordu.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Daha sonra o ayrıldı, yerine siz geldiniz.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ancak, şu an, siz ve 2 Kâtip Üye, Başkanlık Divanındaki 3 kişi iktidar partisinden.

BAŞKAN – Doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sizin de bildiğiniz gibi, muhalefetin bir temsilcisinin Divanda olması gerekir. Bu şekilde görüşmelere devamın mümkün olmadığını düşünüyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Başkan, ben sizin gönderdiğiniz nota cevaben, Sayın Akşener’in ricası üzerine burada olduğumu ancak muhalefetten şu anda Mecliste kâtip üye bulunamaması sebebiyle böyle devam ettiğimizi söyledim. Doğru ancak İç Tüzük’te de buna aykırı herhangi bir hüküm bulunmamakta. İç Tüzük’ün 55’inci maddesi “Başkan oturumu açar ve gerekirse kapatır. Oturumun devamınca Başkanlık makamı ve kâtip üyelikler boş kalamaz.” sadece bunu düzenliyor. Bunun aksine, burada Başkanın yanında ayrı partilerden kâtip üyelerin bulunması, şimdiye kadar yapılan centilmenlik anlaşması gereği veya iyi niyet sebebiyle. Doğrudur, yapılan uygulama doğrudur ancak bugün fiilî bir imkânsızlık söz konusu. Cumhuriyet Halk Partisinin sayın kâtip üyeleri burada olmadığı için böyle devam ediyoruz Sayın Hamzaçebi. Eğer istiyorsanız bu konuda usul tartışması açabilirim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır efendim.

BAŞKAN – Başka yapabileceğim bir şey yok da onun için diyorum yani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) –  Siz de ifade ettiniz.

BAŞKAN – Doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Doğru” dediniz, bana hak verdiniz. Bugüne kadar bu, bu şekilde uygulandı. Bu şekilde yapılan uygulama bir İç Tüzük uygulaması şekline dönüşmüştür. Dolayısıyla, bu bir İç Tüzük hükmüdür aslında, bunu değiştiren bu tutum İç Tüzük’e aykırı bir tutumdur, bu bir.

İkincisi, böyle bir Divan oluşuyor ama muhalefet partilerine veya Cumhuriyet Halk Partisine -diğer partiler adına konuşamam- herhangi bir şekilde bir bilgi verilmiyor. Ben size oturduğum yerden bir not gönderdim: “Divanın oluşumu doğru değil, muhalefetin bir temsilcisi yok.” Siz bana bir cevap yazdınız: “Muhalefetten kimse yok.”

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Size düşen görev, muhalefetin temsilcilerini arayıp, bulup, Divana getirip orada yerlerini almalarını sağlamaktır. Bu şekilde görüşmelerin devamı mümkün değildir efendim. Yani sizler bir karar vereceksiniz, muhalefeti bilgilendirme ihtiyacını duymayacaksınız, bu şekilde devam edecek. Bunu kabul etmiyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, muhalefetten kâtip üye ihtiyacı duymadığımızdan değil. Biraz önce, uygulamanın doğru olduğunu söylediğimi söylediniz. Ben İç Tüzük hükmü olmadığını, partiler arasındaki iyi niyet...

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Başlangıçta vardı. Başlangıçta niye arıyorsunuz o zaman?

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekili, lütfen… Sayın Hamzaçebi’yle konuşuyoruz, ifade edebiliyor kendisini. Grubun da düşüncesini ifade ediyor Sayın Hamzaçebi. Lütfen ama…

Zaten, son anda, Sayın Akşener’in ricası üzerine geldim. Yapabileceğimiz başka bir şey yok, devam edeceğiz Sayın Hamzaçebi. Biraz önce belirttiğim gibi, istiyorsanız buyurun…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, konu usul tartışmasıyla gündemden çıkarılabilecek kadar hafif değildir.

BAŞKAN – Peki, muhalefetten yani Cumhuriyet Halk Partisinden kâtip üye gelsin, ara verelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ara verelim efendim, bulalım.

BAŞKAN – Peki, ara verelim.

Yarım saat ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 21.01


 

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

426 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

14’üncü madde üzerindeki önergeyi okutmadan önce… Sayın Hamzaçebi, yarım saat ara verildi. Efendim, Sayın Yalçınkaya Sayın Meclis Başkanımızla birlikte yurt dışında, Sayın Özcan’ı “0532 316 51 82” numaralı telefonundan aradığımızda cep telefonunun kapalı olduğu tespit edildi. Dolayısıyla yapabileceğimiz de bir şey yok, devam edeceğiz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Görüşlerinizi dile getirirseniz, buyurun efendim. Daha önce zaten bu konuda usul tartışması da açılmış, uygulama var zaman içerisinde.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi bu itirazımın bir nedeni var. Birincisi, bugüne kadarki teamül, uygulama.

İkincisi, ben karar yeter sayısı istedim. Burada karar yeter sayısı olmadığı hâlde siz “Karar yeter sayısı var.” dediniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, orada eğer muhalefetten bir üye olsaydı siz “Karar yeter sayısı var.” diyemeyecektiniz, en azından “Üyeler arasında anlaşmazlık var.” gerekçesiyle iki dakika süre verecektiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onu yapalım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye…

Buna hakkınız yok Sayın Başkan. Yani, orada muhalefet temsilcisi yok diye burada karar yeter sayısı olmadığı hâlde “Karar yeter sayısı var.” demenizi ben o makama yakıştıramıyorum, buna hakkınız yok.

BAŞKAN – Efendim, ben saymadım, kâtip üyelerimizin söylemesine göre karar yeter sayısı var veya yok diyorum. Şimdiye kadar hiç saymıyorum uygulamalarımda Sayın Hamzaçebi, bunu biliyorsunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Kâtip üyelerin…

BAŞKAN – Bundan sonra da şöyle yapacağım o zaman: Karar yeter sayısı istendiğinde elektronik cihazla oylama yapacağım. (AK PARTİ sıralarından “Evet.” sesleri)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, usul tartışması…

BAŞKAN – Buyurun.

Lehte, aleyhte?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte…

BAŞKAN - Lehte isteyen, Sayın Canikli.

Buyurun, Sayın Hamzaçebi.

Üç dakika süre veriyorum efendim.

AHMET YENİ (Samsun) – Üyeniz nerede? Üyenizi getirin.

XI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Kanun tasarısının görüşmeleri sırasında Genel Kurulda karar yeter sayısının bulunup bulunmadığı ve Başkanlık Divanında muhalefetten bir kâtip üye bulunmaması nedeniyle görüşmelere devam edilip edilmeyeceği hakkında

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Terbiyesizlik etme de dinle! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, lütfen, lütfen…

Lütfen, sayın milletvekilleri…

AHMET YENİ (Samsun) – Terbiyesiz sensin, ahlaksız herif!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hem suçlu hem güçlü.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Meclise yakışıyor mu? Size yakışıyor mu? Lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bravo, bravo…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan, bana “Terbiyesiz.” diyemez, özür dilemesi lazım.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Çileden çıkarıyorsun, ondan sonra da…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bir de Grup Başkan Vekilisin.

AHMET YENİ (Samsun) – Koskoca Grup Başkan Vekili…

Sözünü geri alsın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Yeni, söyledim, ben sözü Meclise de yakıştıramadım, Sayın Hamzaçebi’ye de yakıştıramadım.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yeni, lütfen oturun, Sayın Hamzaçebi açıklamayı yapacaktır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir insan buraya çıkıyor, insan birazcık sabırlı olur.

AHMET YENİ (Samsun) – İnsan olsan yapmazsın be!

BAŞKAN – Sayın Yeni, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Evet, size cevap vermeyeceğim, size cevap vermeyeceğim.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bravo(!)

AHMET YENİ (Samsun) – Veremezsin zaten!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Size cevap vermeyeceğim, siz laf atmayı meslek edinmiş bir kişisiniz, size cevap vermeyeceğim.

AHMET YENİ (Samsun) – Ayıp, ayıp! Terbiyeni koru, terbiyeni!

BAŞKAN – Sayın Yeni, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Size cevap vermeyeceğim.

Sayın Başkan, süremi…

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan bana “Terbiyesiz!” diyemez.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Özür dilemesi lazım Sayın Başkan.

AHMET YENİ (Samsun) – Özür dilemesi lazım!

BAŞKAN – Sayın Yeni, Sayın Hamzaçebi açıklama yapacak, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Siz bana güzel bir şey söylüyorsunuz: “Bana terbiyesiz diyemezsiniz.” Evet, söylememeliyim, doğru.

BAŞKAN – Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ama, siz bu uyarıyı yaptıktan sonra, siz benim daha öteme geçip başka şeyler söylüyorsunuz. Ben kimseyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, süreyi yeniden başlatıyorum.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Kimseyi kırma amacıyla bir söz söylemedim, söyleme arzum yok. Sizleri kırdıysam üzgünüm, üzüntümü ifade ederim ama… Neyse, ben konuşmamı yapayım.

Değerli milletvekilleri, şimdi önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. Bir teamül var. Başkanlık Divanında muhalefet partilerinden bir temsilci olur. Ben Başkanlık Divanında muhalefet temsilcisinin olmadığını fark ettiğim zaman Sayın Başkana bir not gönderdim, Divanda temsilci yok dedim. Bana da cevap verdi yazıyla, not gönderdi: “Sayın Meral Akşenir’in yerine oturdum. Şu anda da muhalefetten kimseyi bulamadım. Dolayısıyla da yapabileceğim bir şey yok.” Görüşmelere devam ettik olabilir. Sayın Başkanın o konuda iyi niyetini ben esas alırım, güvensizlik ifade etmem ama karar yeter sayısı talep ettim -iki kez, bir veya iki kez, şimdi yanlış bir şey söylemeyeyim- salonda karar yeter sayısı olmadığı hâlde, Sayın Başkan “Karar yeter sayısı var.” dedi. “Ben saymadım.” diyor, olabilir. “Kâtip üyelere baktım, onların ‘Var.’ demesi üzerine de ‘Var.’ dedim...” Şimdi, bunun yanlış olduğunu Sayın Başkan kendisi fark etti, diyor ki: “Ben şimdi elektronik cihazla oylama yapacağım.”

Şimdi, iyi niyetin herkes tarafından dikkate alınması gerekir. Sayın Meral Akşener ayrılıp gitmişse, yerine iktidar partisine mensup bir arkadaşımız gelmiş ise bu oturumu objektif olarak yönetmek zorundadır. O yönetimden bir tereddüt duyulur ise bu görüşmeleri sağlıklı götüremeyiz. Ben Sayın Başkanın tutumunun doğru olmadığını düşünüyorum. Ayrıca, bunun da bir usul edinilmemesi gerektiğini ifade ediyorum.

Son olarak söyleyeceğim de şudur: Mademki Sayın Meral Akşener ayrılıyor, o zaman, buradaki siyasi parti gruplarına, muhalefet partisine, Cumhuriyet Halk Partisine -Milliyetçi Hareket Partisinin doğal olarak haberi olduğunu düşünüyorum, Barış ve Demokrasi Partisini bilemiyorum- nezaketen haber vermek gerekir. Bu nezaketi ihmal edersek işte, tasarı görüşmelerinde böyle gereksiz zaman kaybına neden oluruz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, tutumum lehinde söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu konu daha önce de müteaddit kereler Genel Kurulda gündeme geldi, tartışıldı, değerlendirildi. Başkanlık Divanında en az 1 üyenin muhalefeti temsil eden arkadaşlardan olması gerektiği şeklinde kuraldan hareketle veya o genel yaklaşımdan hareketle, şu andaki tablonun buna uygun olmadığı itirazı üzerine bu tartışma başladı. Daha önce de benzer tartışmalar yaşanmıştı.

Şimdi, tabii, burada eğer şöyle bir durum söz konusu olsa bu kuralın mutlak surette uygulanması gerekir tartışmasız bir şekilde: Divan oluşturulurken bu kuralın hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla muhalefete mensup arkadaşlarımızın talebi olur ise -yani görev almak, orada bulunmak talebi- tartışmasız bir şekilde bu kuralın uygulanması gerekir ve bu durumda uygulanır, başka bir seçenek de yok yani mutlaka orada muhalefete mensup bir arkadaşımız yer alır. Ancak, muhalefete mensup Divan üyesi arkadaşlarımızın şu veya bu nedenle -hiç önemli değil bu- herhangi bir nedenle bulunmaması, bulunamaması hâlinde -tırnak içerisinde söylüyorum- bu bir mücbir sebeptir ve mecburiyettir çünkü bunun alternatifi, bunun aksi Meclis çalışmalarına son vermektir, Meclisin kapatılması anlamına gelir. Bir başka ifadeyle, herhangi bir nedenle, bir taktik gereği ya da başka bir nedenle muhalefete mensup arkadaşlarımız böyle bir tavır içerisine girdikleri takdirde Meclis hiçbir zaman toplanamaz, Divan oluşmaz ve çalışamaz hâle gelir. Tabii, böyle bir şeyin kabul edilmesi mümkün değil ya da böyle bir kural böyle bir sonucu hiçbir şekilde doğuramaz, doğurması mümkün değil. Bu ancak…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Öyle bir olay olmadı ama.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hayır, yani bu her zaman mümkündür.

Şu anda, bakın -biraz önce Sayın Başkan ifade etti- arkadaşlarımız arandı. Ha, bu aranma gerekebilir, o tamam yani öyle bir durumda muhalefete mensup Divan üyesi arkadaşlarımızın davet edilmesi için gereken bir adım atılır, çalışma yapılır; nitekim o da yapıldı. Biraz önce Sayın Başkan da bunu ifade etti, Genel Kurulu bilgilendirdi; bu yapılır. Ulaşılamadığı takdirde, makul bir süre içerisinde bulunamadığı takdirde böyle devam eder, etmek durumundadır.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkanın; biraz önce bundan sonraki benzer durumlarda karar yeter sayılarının tespitinin elektronik cihazla yapılacağını ifade etmesi sadece tereddütlerin giderilmesine yöneliktir, tartışma ortamı oluşmamasını sağlamaya yöneliktir; başka bir anlam taşımaz, doğrudur da. Sayın Başkanın bundan sonra benzer durumlarda bu şekilde hareket etme kararı doğru ve yerindedir. Yoksa daha önce karar yeter sayıları istendiğinde karar yeter sayısı olmadığı hâlde varmış gibi gösterilmesinin bir yansıması değildir, öyle değerlendirmemek lazım, düşünmemek lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Sonuç itibarıyla bu tespiti herkes gözle yapıyor; sizler de, Başkanlık da gözle yapıyor. Dolayısıyla burada mutlak suretle “vardır”, “yoktur” gibi bir tespit yapmak ya da fikir ortaya koymak doğru değildir. Herkes kendi bulunduğu durumdan, kendi bakış açısına göre bir tespit yapıyor.

Sayın Başkanın, Başkanlık Divanının tutumu yerindedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tutumum lehinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değerli arkadaşlar, tabii söz konusu olan güvensizlik. Öyle de olunca birlikte çalışmak, ortak müzakere yapmak çok zorlaşıyor. Akşamdan bu yana birkaç defa bazı konularda mutabakata varıldı, tekrar bozuldu. Dolayısıyla şimdi tartıştığımız sonuç yani kendiliğinden oluşan bir sonuç değil. Baştan bu yana aslında Meclisimizde böyle bir yanlışlık var. Herkes burada sorumlu davranmak mecburiyetinde. Yani, sayın Divan kâtipleri, ne olacak, karar yeter sayısı yok dese iki dakika sonra, beş dakika sonra temin edilse. İşte, kazanılmaya çalışılan zamanın belki 5 katı fazla zaman kaybımız oluyor. Bu sebeple söylüyorum değerli arkadaşlar, sorumluluk iktidar grubuna aittir çünkü büyük olan o, sorumlulukta da büyük olan o, yetkide de büyük olan o, sayısal olarak da büyük olan o. Uzlaşma arama sorumluluğu da onlara ait. Haklı bir sebepten ikide bir uzlaşmayı bozarak iktidarla muhalefet grupları arasındaki güvensizlik ortamının yaratılmasının kimseye bir faydası yok. Milletin zamanını çalıyoruz -genelleyerek söylüyorum- ama bunun sorumlusu sizsiniz. Siz yöneteceksiniz bu Meclisi, beraber yöneteceğiz ama her defasında öyle muhalefeti suçlayarak varılan uzlaşmaları bozarsanız birlikte çalışma imkânını kaybederiz.

Değerli arkadaşlar, bakın, benim üçüncü dönemim bu ve üçüncü dönem Grup Başkan Vekilliği yapıyorum, on yılı geçti. Şimdi, bu kanunla ilgili 146 tane önerge verilmiş, bunun 54 tanesi iktidar grubundan.

Sayın Başkanım, yani bir kanun tasarısı getiriyorsunuz, Komisyonda her maddeye 1’den fazla önerge veriyorsunuz, muhalefetin 92 tane önergesi var, 1 tanesini bile kabul etmiyorsunuz. Nasıl müzakere olacak bu? Nasıl ortak bir zemin oluşturacağız da milletin sorunlarına çözüm üreteceğiz? Gecenin saat onu, on biri olmuş. Bu saatten sonra yapılan çalışmadan ne hayır bekliyorsunuz? Eğer bir müzakere yapıyorsak, ortak aklı üretmek gibi bir gayretimiz varsa işte bu tartışmalar olmadan çok daha hızlı çalışarak burada çok daha büyük neticeler aldığımız örnekleri unutmadık, beraber inşa ettik bunu. Sonucun sorumlusu sizsiniz sayın iktidar partisi grup yöneticileri.

Tabii, Sayın Başkanın, Sayın Divan Başkanının kâtip üyelere inanmış olması da bir handikap. Arkadaşlarımızın daha sorumlu, daha dikkatli olması ve bu tartışmalara sebep olmamasını temenni ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Gerçekten makul bir sürede çalışalım, angaryaya dönüşmeyen bir sürede çalışalım, yoksa bu ve buna benzer birçok sorunlar tekrar yaşayabiliriz.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 15’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, başkan vekillerinin hangi birleşimleri yöneteceklerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı karar vermektedir. Bu kapsamda, aylık olarak düzenlenen Başkanlık Divanı nöbet çizelgesinde başkan vekilleriyle birlikte görev yapacak kâtip üyeler de belirli bir hafta için belirlenmektedir. Bu çizelgeye göre, birleşimler yönetilirken zaman zaman çeşitli zorunluluklar veya ihtiyaç üzerine kâtip üyeler birbirlerinin yerine görev aldığı gibi, başkan vekilleri de kendi aralarında görev değişiminde bulunabilmektedirler. Bu çerçevede, istisnai olarak gelişen durum karşısında Başkanlık Divanı kimi zaman aynı siyasi partiye mensup üyelerden oluşabilmektedir. Örnek vermek gerekirse: 3 Mart 2011 tarihli Birleşimde Başkan Vekili Nevzat Pakdil ve Kâtip Üyeler Bayram Özçelik ve Harun Tüfekci’dir. 11 Ekim 2012 tarihli Birleşimde Başkan Vekili Sadık Yakut ile Kâtip Üyeler Mustafa Hamarat ve Özlem Yemişçi Divanı oluşturmuşlardır. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu konuda, 18/11/2008 tarihinde Başkan Vekili rahmetli Eyyüp Cenap Gülpınar ile Kâtip Üyeler Yusuf Çoşkun ve Fatma Salman yönetimindeki Birleşimde usul tartışması açılmış ve tutum değişmemiştir.

Ayrıca, İç Tüzük’ün 64’üncü maddesine göre başkan vekilleri birleşimi tarafsız bir şekilde yönetmek durumundadırlar.

Bu açıklama karşısında tutumumda herhangi bir değişiklik olmamıştır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in; Elektrik Piyasası Kanunu ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirler Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Ali Halaman’ın; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 2 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporları (1/724, 2/246, 2/427, 2/448, 2/815, 2/829) (S. Sayısı: 426) (Devam)

 BAŞKAN – 14’üncü madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 14. Maddesinin 4. Fıkrasında geçen “Kurum” ibaresinden önce gelmek üzere “Bakanlık görüşü alınarak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Cemalettin Şimşek, Samsun Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 14’üncü maddesinin  (4)’üncü fıkrasında vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

14’üncü maddeye baktığımızda, lisanssız yürütülebilecek faaliyetleri düzenleyen bir yasa maddesi. Burada, daha çok, sisteme dâhil olmayan, küçük çapta üretim yapan yerlerin faaliyetlerinin nasıl düzenleneceğine dair bir madde üzerinde konuşuyoruz.

Bu 14’üncü maddede “Bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin usul ve esaslar ile satışa başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.” diyor. Biz “usul ve esaslar”dan sonra gelmek üzere, bunun Bakanlık görüşü alınarak kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesini öneriyoruz.

Esasen Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerçekten çok itiraz ettiğimiz yasalar var; çok karşı çıktığımız, direndiğimiz yasalar var ama özellikle bu yasa ya da bu madde çok fazla da dikkate alarak çok fazla muhalefet ettiğimiz bir şey değil. Bunun bu şekilde olup olmaması o kadar da önemli değil. Bizim önergemizin elbette ki kabul edilmesini istiyoruz ama çok üzerinde durduğumuz bir şey değil.

Esas ifade etmeye çalıştığımız şey, biraz evvel Sayın Bakanım burada cevap verirken dedi ki “Biz bu işe ‘Bismillah.’ deyip başladığımızda, değil böyle büyük hesaplar, paralar vesaireler, Allah bize tek kuruşu bile nasip etmesin bu olayda.” ve biz kesinlikle inanıyoruz Sayın Bakanımızın bu niyetle, bu şeyle çalıştığına ama bu yasalar masum vaziyette çıkarıldıktan sonra hizmete sunulduğunda bazı kişilere farklı davranılması, farklı yerlerden, farklı şekillerde yapılması muhalefeti, vatandaşlarımızı en çok endişelendiren konudur. Yani, yasanın işleyiş sürecinde bir kısım insanlara daha farklı davranılması, daha onların menfaatine sunuluyor gibi ya da adrese teslim yasalar gibi olmuş olmasından rahatsızız. Yoksa elbette ki bu yasaların tamamına kökünden karşı değiliz. Onun için diyoruz ki: Bu yasalar işlerken yandaşlar çok fazla korunmasın.

Bir de şimdi, burada Elektrik Piyasası Yasa Tasarısı’nı konuşuyoruz. Biz biliyoruz ki,  elbette vatandaşlarımızın birçoğu elektrik ücretlerini ödemekte zorluk içerisindeler. Hakikaten, Samsun’da özellikle -sulamada kullanılıyor elektrik- ürünleri sulamada  kullanılan elektrik giderlerini -ben biliyorum, defalarca gidiyorum, görüşüyorum orada- vatandaşlar ödeyemediler arkadaşlar, ödeyemiyorlar; taksitlendirilmiş, tekrar ödeyemiyorlar. Yani, vatandaşların ödeyebilecekleri bir seviyeye çekmeyi amaçlamalıyız fiyatları; başka yapılacak bir şey yok, çok zor durumda. Üretime de etkisi oluyor bunların. Vatandaşlar icralık oluyorlar, borçlarını ödeyemiyorlar. Onun için, bu yasaları çıkarırken birinci önceliğimizin mutlaka ve mutlaka, elektrik ücretlerini vatandaşlarımıza bir dert olmaktan, “Acaba elektrik faturası kaç lira gelecek, bunu ödeyebilecek miyim ödeyemeyecek miyim?” derdinden kurtarmamız lazım. Yani, harcama kalemlerinde elektrik fiyatları eğer vatandaşta önemli bir yer tutuyor ve bunu ödeyip ödeyemeyeceğini düşünüyorsa… Bunun hakikaten dünyada böyle olmadığını, birçok ülkede elektrik fiyatlarının ne olduğunun  vatandaş öderken farkına bile varmadığını biliyoruz ama Türkiye’de çok pahalı geliyor; bunu ucuzlatmanın bir yoluna gideceğimize yaptığımız şey şu, daha çok işte, kayıp-kaçaklarla, tahsil parasıyla vesaire bunları artırma yoluna gidiyoruz. Bütün  sıkıntı buradadır Sayın Bakanım. Yani, benim arz etmeye çalıştığım, bizim arz etmeye çalıştığımız, elektrik fiyatlarının, elektrik birim fiyatlarının ücretlerinin vatandaşlar tarafından ödenebilir olmasıdır; onu ifade edeyim.

Bir de birçok yasada, biliyorsunuz çıkan yasalarımızda AB’ye atıfta bulunuluyor.  Bu yasada da AB’ye atıfta bulunuluyor. Yani, AB’ye atıfta bulunulunca bu yasa daha iyi, cici gibi geliyor herhâlde. Bu AB’de gelinen noktada 2005’te müzakereler açıklandıktan sonra sadece bir fasıl açılmış ve kapatılmış; onda da bir ilerleme yok. O hâlde ona da burada atıfta bulunmasının bir yararı yok diye düşünüyorum.

Acaba Oslo süreci de, Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmeler de bir Avrupa Birliği süreci midir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Devamla) – Onun müktesebatına uyumlaştırmak için mi bu görüşmeleri yapıyorsunuz” diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 15. Maddesinin 1. Fıkrasının 3. ve 4. cümleleri madde metninden çıkartılmış, maddedeki “Bakanlık” ibareleri “Kurum” olarak değiştirilmiştir.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                          Durdu Özbolat

                   Aydın                                     Kocaeli                             Kahramanmaraş

        Mehmet Ali Susam                       Müslim Sarı                            Vahap Seçer

                    İzmir                                     İstanbul                                    Mersin

            Candan Yüceer                        Ümit Özgümüş                  Kemal Değirmendereli

                 Tekirdağ                                    Adana                                      Edirne

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı "Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı"nın 15 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...ilgili piyasaların işleticisi olan Borsa İstanbul Anonim Şirketine ilişkin düzenlemeler..." ifadesinin "...Borsa İstanbul Anonim Şirketi tarafından işletilecek olan piyasalara ilişkin 6.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri..." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                   Mustafa Şahin

                 Giresun                                   İstanbul                                   Malatya

             Ramazan Can                         Özlem Yemişçi                      Mehmet Erdoğan

                Kırıkkale                                  Tekirdağ                                 Gaziantep

                Ali Şahin                                Salim Uslu                          Halil Mazıcıoğlu

                Gaziantep                                   Çorum                                   Gaziantep

                                                          Mehmet Akyürek

                                                                 Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinin (1). Fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümlelerin fıkraya eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Tabii afetler dışında elektrik kesintilerinden ve bu nedenle oluşacak zararlardan Dağıtım Şirketleri sorumludur. Kayıp-kaçak, sayaç okuma, sayaç yenileme ve benzeri gerekçelerle tüketiciden ücret talep edilemez."

              Oktay Vural                       Emin Haluk Ayhan                     Bahattin Şeker

                    İzmir                                      Denizli                                     Bilecik

                                      Alim Işık                               Münir Kutluata

                                       Kütahya                                     Sakarya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı'nın 15. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             İdris Baluken                          İbrahim Binici                 Hüsamettin Zenderlioğlu

                  Bingöl                                    Şanlıurfa                                     Bitlis

                                   Hasip Kaplan                               Nazmi Gür

                                        Şırnak                                          Van

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

15. maddeyle üretim ve dağıtım şirketlerinin denetlenmesi işi özel denetim şirketlerine devredilmektedir. Oysa daha önce benzer içerikte olan 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un 6/C maddesinde yer alan hüküm Anayasa Mahkemesi'nin 2011/27 E. 2012/101 K ve 5.7.2012 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. "Bu Kanun kapsamındaki üretim tesisleri ile elektrik üretimi yapılan diğer tesislerin lisansı kapsamındaki inceleme ve denetimi EPDK tarafından yapılır veya gerektiğinde masrafları ilgililerine ait olmak üzere EPDK tarafından yetkilendirilecek denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak EPDK tarafından yaptırılabilir. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık görüşü alınmak kaydıyla EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" şeklindeki düzenlemenin "veya gerektiğinde masrafları ilgililerine ait olmak üzere EPDK tarafından yetkilendirilecek denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak EPDK tarafından yaptırılabilir. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık görüşü alınmak kaydıyla EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" kısmı Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Dolayısıyla Tasarı'daki yeni düzenleme de Anayasa Mahkemesi kararına aykırılık taşıyacağından 15. Maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinin (1). Fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümlelerin fıkraya eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Tabii afetler dışında elektrik kesintilerinden ve bu nedenle oluşacak zararlardan Dağıtım Şirketleri sorumludur. Kayıp-kaçak, sayaç okuma, sayaç yenileme ve benzeri gerekçelerle tüketiciden ücret talep edilemez. "

                                                                                        Münir Kutluata (Sakarya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Münir Kutluata, Sakarya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 15’inci maddesine bir cümle eklenmesi vesilesiyle söz almış bulunuyorum. Üzerine söz aldığım önergemizde “Tabii afetler dışında elektrik kesintilerinden ve bu nedenle oluşacak zararlardan dağıtım şirketleri sorumlu olmalıdır diyoruz. Ayrıca, kayıp-kaçak, sayaç okuma, sayaç yenileme ve benzeri gerekçelerle tüketicilerden para talep edilmesin diyoruz. Bu haksızlıklar vatandaşlarımızın canını bezdirecek boyutlara ulaşmıştır. Bunların önüne geçilsin istiyoruz.

Enerji ithalatçısı bir ülkede özel sektörden yararlanılmak isteniyorsa bu enerji üretimi alanında mı olmalıdır, yoksa mevcut elektriğin dağıtım ve tahsilatıyla ilgili mi olmalıdır? Esasen sorunun temelinde bu ayrım yatmaktadır diye düşünüyorum. Kendi döneminde enerji tüketiminin yerli kaynaklarla karşılanma oranının yüzde 31’lerden yüzde 26,5’lara düştüğü bir iktidarın enerji politikası var mı, yok mu gerçekten tartışma konusu olacaktır. Buna sadece bir örnek vermekle yetinmek istiyorum: Hâlâ Türkiye’nin bir enerji arama platformu yoktur. Şu ana kadar Türkiye’nin bir petrol arama gemisi yoktu, son aya kadar.

Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs çevresinde Rum kesimi İsrail’le beraber yoğun, bol doğal gaz ve petrol kaynaklarına ulaşmışken Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını tartışmakla, Annan planlarıyla vakit geçirdiği için kendi kardeş devletimizin alanında petrol aramak hiçbir zaman aklımıza gelmemiştir. O bakımdan, içeride yenilenebilir enerji kaynakları, rüzgâr enerjisi vesaire gibi tartışmalar yararlı olabilir ama işin özüne yönelik tartışmalar olmadığını şimdiden söylemeliyiz.

Değerli milletvekilleri, sık sık duyuyoruz iktidar mensubu arkadaşlarımızdan “Özel sektörün dinamizminden istifade etmek istiyoruz.” deniliyor. Doğrudur, özel sektörün dinamizminden istifade etmeli ancak bu, elektrik dağıtım meselesidir. Özel sektörün motivasyonu kârdır, kâr maksimizasyonudur; azami kâr elde etmek arzu eder, bunun için de üretimi artırır, daha fazla satış yapmaya çalışır. Burada üretimi artıramadığına göre, daha fazla satış da yapamayacağına göre kâr artırmanın yolu masraflardan kısmaktır ve aynı ürüne daha fazla fiyat talep etmektir. Nitekim, bu yapılmaktadır, düşük maliyet sağlanmak üzere tasarrufa gidiliyor ve gerekli yatırımların yapılmaması yüzünden tüketiciler devamlı, her zaman elektrik kesintileriyle karşı karşıya kalıyorlar. Bunun zararlarından tüketicilerimizi korumamız gerekir diyoruz.

Aynı şekilde, düşük maliyetle çalışmak için taşeronluk müessesesine başvurup taşeron firmalarıyla, taşeron işçileriyle iş görmekteler yani çaresiz insanların üzerinden maliyet düşürme yoluna gidilmektedir.

Diğer taraftan, yüksek gelir elde etmek üzere “sayaç okuma bedeli” diye bir bedel tüketiciden niye alınır? Bakkala gittiğiniz zaman bir alışveriş sonucu bakkal size “terazide tartma bedeli” diyemediğine göre vatandaştan bu bedel ne için alınmaktadır? Sayaç yenileme bedeli nedir? Bakkal terazi yenileme bedelini müşterisinden isteyemediğine göre bu ne adaletsizliktir? Kapatıp açmayı bir gelir kapısı olarak görmeye müsaade etmek ne anlama gelmektedir? Gerçekten medeni bir ihtiyaç olmanın ötesinde en doğal ihtiyaç hâline gelmiş olan bu elektrik kullanımı vatandaşımız için eziyet hâline getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bir başka nokta kayıp kaçak meselesidir. Kendi parasını ödeyen vatandaş başkalarının kaybını ve kaçağını niye ödemek zorunda kalmaktadır? Bu, çok rahatsız edici bir şeydir. Bu noktada Sayın Bakanın bunun kul hakkı olduğunu ve devlet hakkı olduğunu söylediğini dün dinledik. Sayın Bakan haklı olabilir ama kul hakkını ve devlet hakkını koruyacak olan Hükûmettir. Sayın Bakan, isterseniz bunun kul hakkı meselesi olduğunu izah işini Diyanete bırakalım, Diyanet görevlileri vaazlarında vatandaşlarımıza bu güzel yolu tavsiye etsinler ama siz iktidar olmanın, devlet olmanın gereğini yerine getirmek suretiyle hem vatandaşlarımızın hakkını koruyun hem de devlet olmanın gereğini yerine getirmek suretiyle ricacı olmak yerine gerekeni yapmak suretiyle bu adaletsizliği lütfen giderin diye istiyoruz.

Her şeye rağmen yasanın yararlı olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı "Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı"nın 15 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...ilgili piyasaların işleticisi olan Borsa İstanbul Anonim Şirketine ilişkin düzenlemeler..." ifadesinin "...Borsa İstanbul Anonim Şirketi tarafından işletilecek olan piyasalara ilişkin 6.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri..." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Gerekçeyi okutun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi bünyesinde Borsa İstanbul Anonim Şirketi tarafından işletilecek olan piyasalarda işlem görecek sözleşmeler ve ürünler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenmekte olup, 15 inci maddede teklif edilen değişiklikle, faaliyete geçmesi sonrasında bu piyasaların gözetim ve denetimine ilişkin olarak mevzuatta ortaya çıkabilecek muhtemel problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 15. Maddesinin 1. Fıkrasının 3 ve 4. cümleleri madde metninden çıkartılmış, maddedeki “Bakanlık" ibareleri ”Kurum" olarak değiştirilmiştir.

                                                                                          Müslim Sarı (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Müslim Sarı, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı kanunun 15’inci maddesindeki önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yasa elbette birçok açıdan değerlendirilebilir, birçok açıdan eleştirilebilir. Gerçekten de eleştirilebilecek çok yanı var ve iki gündür yasayı konuşuyoruz, komisyonlarda da konuşuyoruz, genel değerlendirmelerde de bulundu arkadaşlarım. Ben, mümkün olduğu kadar maddenin özüne ilişkin ve maddeye ilişkin değerlendirme yapmak istiyorum. Özellikle bana ayrılmış olan bu beş dakikada düşüncelerimi açıklamak istiyorum.

Bu madde sorunlu bir maddedir yani yasanın birçok maddesi sorunludur belki ama özellikle denetimi düzenleyen bu maddenin çok sorunlu olduğunu düşünüyorum iki sebepten dolayı: Birincisi, kamusal bir yetkinin, bir denetim yetkisinin özel sektöre devredilmesini öngörmektedir. İkincisi, bu denetimin maliyetini de denetlenene yüklemektedir. Yani, hangi açıdan bakarsanız bakın sorunlu.

Sondan başlayacak olursak, bir kamusal yetkinin, bir denetim yetkisinin, bir kanunun uygulanmasından doğan bir yetkinin masraflarının yani bu denetimin gerçekleştirilmesinin masraflarının denetlenen kesimlere, o kanundan etkilenecek denetlenen kesimlere yükleniyor olması, esasen, ne bizim kamu geleneğimize uygundur ne de bizim hukuk sistemimize uygudur. Bir yasanın uygulanmasının ortaya çıkabilecek sonuçlarının tazmin edilmesi ayrı bir şeydir, bir yasanın uygulanmasının sonuçlarının denetlenmekle ilgili masraflarının denetlenene aktarılması ayrı bir şeydir. Örneğin, bir İmar Yasası düzenlemesi var, imara aykırı bir yapı var, bu yapıyı yıktırıyorsunuz, eski duruma getiriyorsunuz ve o işlemi yapan kişiden bunun maliyetini tahsil ediyorsunuz, bu, ayrı bir şeydir ama orada, o İmar Kanunu’nun uygulanmasıyla ilgili olarak bir yasal düzenlemeyi uygulamakla yükümlü olan kişilerin, örneğin maaşlarını, örneğin yol paralarını tutup da o denetlenenden almaya kalkışmak ise apayrı bir şeydir. Dolayısıyla, bu, bizim hukuk sistemimizde yer almayan bir durumdur, bizim geleneklerimize de uygun değildir o yüzden buna şiddetle karşı çıkıyoruz.

Ancak bu yasadaki, bu maddedeki asıl önemli sıkıntı kamusal hizmetin, hatta saf kamusal hizmetin kamudan alınarak -ki denetleme yetkisidir bu- özel sektöre devredilmesidir. Şimdi, özel sektörün elektrik piyasasındaki, özellikle enerji piyasasındaki yeri son derece yenidir. Dolayısıyla, çok tecrübeli olduğunu söyleyemeyiz, çok ciddi bilgi birikiminin olduğunu söyleyemeyiz. Bu alan, aslında, kamunun var olduğu, yıllardan beri var olduğu, deneyim ve tecrübe biriktirdiği bir alandır. Dolayısıyla, özel sektörün bu konuda herhangi bir bilgi ve birikiminin çok fazla olmadığını düşünecek olursak, onların denetim konusunda yetkilendirilmesi ve bununla ilgili raporlar düzenlemesi konusunda onlardan hizmet alınmasının hem uygun olmadığını düşünüyoruz hem de bunun birtakım suistimallere yol açabileceğini düşünüyoruz.

Daha da önemlisi, bu düzenleme, aslında, Anayasa’ya aykırıdır. Aslında, bununla ilgili 5346 sayılı Yasa’nın ilgili hükmü 2012 yılı Temmuz ayında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Bakın, sayın milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi “…gerektiğinde masrafları ilgililere ait olmak üzere, EPDK tarafından yetkilendirilecek denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak EPDK tarafından yaptırılır.” hükmünü iptal etti. Şimdi, Anayasa Mahkemesi bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu söylüyor. Yani, bir kamusal hizmetin, bir yasanın uygulanmasından doğan denetim yetkisinin kamudan alınarak özel sektöre verilmesini Anayasa Mahkemesi Anayasa’ya aykırı buluyor. Hâl böyleyken şu anda konuştuğumuz maddenin ilgili hükmü de aynı buna bağlı, aynı bu çerçevede hükümler getiriyor. Dolayısıyla, burada Anayasa’ya aykırılık çok açık ve nettir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin -daha üzerinden altı ay geçmeden- sekiz ay geçmeden iptal ettiği bir hükmü yeniden buraya getirmek ve yeniden tartışmak, Anayasa’yı yokmuş gibi kabul etmek ya Anayasa’ya saygısızlıktır ya anayasal düzene saygısızlıktır, Anayasa ile kurulmuş olan çerçeveye saygısızlıktır ya da özensiz bir biçimde hazırlanmıştır. Yani, ilgili hükmü buraya koyanlar, bu çerçevede bir değerlendirme yapanlar bunu görememişlerdir diye düşünüyorum.

Bu özelliğiyle, yasanın bu maddesinin bu hükümleri Anayasa’ya aykırıdır, Türkiye'nin geleneklerine aykırıdır, hukuk sistemine aykırıdır. Dolayısıyla, bu maddelerin yasa metninden çıkarılması gerekir.

Bu çerçevede hazırlanan önergemize destek talep ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısının 16. maddesinin (1). Fıkrasının b) bendinde geçen "talimatlara" ibaresinin "mevzuata" şeklinde, (4)'üncü fıkrasında geçen "getirmesini kabul edilemeyecek düzeyde aksattığının" ibaresinin "getirilmemesi hâlinde" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                               Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan

                    İzmir                                     Kütahya                                    Denizli

            Bahattin Şeker                        Necati Özensoy                       Özcan Yeniçeri

                  Bilecik                                      Bursa                                      Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 16. Maddesinin 3. Fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, 4. Fıkranın madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Osman Aydın                         Durdu Özbolat                          Haydar Akar

                   Aydın                              Kahramanmaraş                             Kocaeli

            Candan Yüceer                        Emre Köprülü                     Mehmet Ali Susam

                 Tekirdağ                                  Tekirdağ                                     İzmir

            Ümit Özgümüş                  Kemal Değirmendereli                    Vahap Seçer

                   Adana                                      Edirne                                     Mersin     

(3) Bir dağıtım bölgesinde lisansı kapsamında faaliyet gösteren dağıtım şirketinin, mevzuat ihlallerinin dağıtım faaliyetini Kurum tarafından hazırlanan yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun biçimde yerine getirmesini kabul edilemeyecek düzeyde aksattığının veya mevzuat ihlallerinin dağıtım faaliyetinin niteliğini ya da kalitesini kabul edilemeyecek düzeyde düşürdüğünün veya mevzuata aykırılıkları itiyat edindiğinin veya acze düşmesi ya da acze düşeceğinin Kurul kararıyla belirlenmesi durumunda ilgili "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” hükümleri geçerlidir.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Emre Köprülü.

BAŞKAN - Emre Köprülü, Tekirdağ Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP tarafından uygulanan dışa bağımlı siyasetin bir başka tezahürü de çok açık bir biçimde görülmektedir ki enerji politikasında. Bu politika da artık iflasın eşiğine gelmiş. Bugün elektrik üretimimizin yüzde 60’ı ithal girdilerle gerçekleştiriliyor. AKP, ülkenin enerji kaynaklarını etkili ve verimli kullanamadığı için hem dış ticaret açığı artıyor hem de vatandaşlarımız elektriği daha pahalı bir biçimde kullanmak zorunda kalıyorlar.

Şimdi, bu kapsamda yapılacak mevzuat düzenlemelerinde elektriğin yeterli, sürekli ve düşük maliyetli üretimi ve bu kapsamda da çevreye de uyumlu bir şekilde tüketicinin kullanımına sunulması şeklinde düzenlemeler ve mevzuat yapılması gerekirken AKP Hükûmeti tarafından bu kapsamın tamamen dışında pahalı ve dışa bağlı bir enerji politikası izleniyor.

Şimdi, bu yasa kapsamında da açık olarak vatandaş değil, dağıtım şirketinin ya da şirketlerinin ihtiyaçları ve beklentileri karşılanıyor, kamusal hizmet ya da halkın beklentileri hiç önemsenmiyor.

Değerli milletvekilleri, aslında bu süreç yeni değil, biraz daha bunun geçmişine gitmemiz lazım. Elektrik dağıtım işlerinin özelleştirilmesinde ve özelleştirme faaliyetlerinde de gerekçe ve bu faaliyetlerin altında yatan bu. Özelleştirmelerden sonra kamu hizmeti amacı bir tarafa itiliyor, asıl amaç olarak nasıl daha fazla para kazanırız, nasıl daha fazla kâr ederiz amacı ortaya çıkıyor.

Şimdi, sizlere birkaç örnek vereceğim: Şimdi, Trakya’da da elektrik dağıtım işi özelleştirildi ve Trakya Elektrik Dağıtım AŞ, TREDAŞ’a verildi. İlk iş olarak ne yapıldı? İlk iş olarak Trakya’da sokak, cadde ve köy aydınlatmalarında kullanılan 8.113 tane sokak lambası söküldü. Bunu nereden bu kadar emin konuşuyorum? Önergelerime verilen cevaplardan konuşuyorum. Köyler, caddeler, meydanlar karanlıkta kaldı. Çok açık olarak söyleyebiliriz ki cumhuriyetin ilk yıllarında elektrik giden köyler, cumhuriyetin 90’ıncı yılında, AKP iktidarında karanlıkta kaldı. Bu ayıp zaten AKP iktidarına yeter ama başka bir olay da var, sadece Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illerinde elektrik borcunu iki üç gün içinde ödemedi diye toplam 293 bin abonenin elektriği kesildi, her birinden 18 lira açma kapama parası toplandı. Yazıktır vatandaşa yapılan. Yazık ama daha büyük yazık başka. Ben bunu Sayın Bakana Mecliste sorduğumda Bakan aynen şu cevabı verdi, tutanak elimde: “Bunların hepsi kamu adına yapılıyor, bunlar şirketin cebine gitmiyor ki.” dedi. Bu konu açık olarak söylüyorum ki doğru değildir. Bakan o günkü oturumda da hem Meclisi hem halkı yanlış bilgilendirmiştir. Kâr seviyesinin üstünde çıkanlar devlete gider ama diğerleri şirketin cebine gider.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Kart gönderdim.

EMRE KÖPRÜLÜ (Devamla) - Başka bir konu daha var değerli milletvekilleri, para hırsının geldiği son nokta. Bakın, birkaç gazete haberi okuyayım size: “Caminin elektriği borçtan dolayı kesildi, cemaat namaz kılamadı.” “Elektriği kesilen camide ezan sesi sustu.”

Şimdi, bu konuda diyeceksiniz ki: “Ya bunlar gazetelerin abartılı haberleri, böyle şey olur mu? Bunlar yandaş basın, yandaş medya.” O zaman, “Bakan Taner Yıldız” imzalı soru önergesinden okuyayım, diyor ki: “Keşan, İpsala, Enez ve Çorlu bölgelerinde toplam 6 adet caminin elektriği borçtan dolayı kesilmiştir.”

Şimdi ben size soruyorum: Camiler, ibadethaneler kâr elde edecek, para kazanılacak yerler midir? Veya şunu açık olarak söyleyelim: Bugün “Savaş yıllarında, İkinci Dünya Savaşı’nda askerler, Mehmetçik o camilerde yattı.” diye ortalığı kaldıranlar, kendi dönemlerinde 2013 yılında elektriği kesildiği için ibadet yapılamayan, ezan okunamayan camiler için hiç mi bir şey söylemeyecekler? (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Gerçekleri açık olarak ortaya koymak lazım. Bu iş para kazanmanın dışında, kâr elde etmenin dışındadır diyorum.

Herkese saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanun Tasarısının 16. maddesinin (1). Fıkrasının b) bendinde geçen "talimatlara" ibaresinin "mevzuata" şeklinde, (4)'üncü fıkrasında geçen "getirmesini kabul edilemeyecek düzeyde aksattığının" ibaresinin "getirilmemesi hâlinde" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Özcan Yeniçeri (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin (1)’inci fıkrası üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesini bahane ederek söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin bugün 60 milyar dolar enerji ithalatı için harcadığı bir para var, gittikçe de artıyor. Türkiye enerjide çok büyük oranda dışa bağımlı, bu bağımlılık da büyük oranda İran ve Rusya’ya. Genel ithalat içinde ödenen  her 100 doların 22,46 dolarının enerji için ödendiği de biliniyor. Enerjinin her alanı Türkiye yönünden hayatidir. Türkiye’nin geleceği her şeyden daha çok enerji üretiminde ve kullanımında sağlayacağı gelişmelere bağlıdır. Üretmeyen ekonomi refah değil, bağımlılık yaratır. Enerji, ekonominin de ötesinde yaşamın ana unsurudur. Bu tasarı, elektrik piyasasında radikal değişiklikler öngörmesine karşın elektrik üretimi odaklı bir tasarı değildir. Piyasanın düzenlenmesi, elektrik üretimini teşvik ve tüketicinin haklarının korunması ile birlikte bu tasarının düzenlenmesi ve dizayn edilmesi gerekmekteydi. Piyasa düzenlemesi, bilindiği gibi sistemle ilgilidir, üretim ve tüketim ise insanla ilgilidir. İnsanı esas almayan yapısal bir düzenlemenin başarılı olma şansı da maalesef yoktur.

4628 sayılı Kanun’un uygulamaya konulduğu 2001 yılından bu yana elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı alanında kamu yararını esas alan ciddi gelişmeler yaşanmadığı gibi dışa bağımlılık artmış, kayıp kaçak oranlarında azalma olmamış ve aboneler yüksek fiyatla elektrik tüketmek zorunda kalmışlardır.

Bakanlığın, getirmiş olduğu bu yasa tasarısıyla kafasının fena hâlde karışık olduğu gözlenmektedir. Enerji Bakanlığı, âdeta “ithalat” denildiğinde gözü hiçbir şeyi görmemektedir. Hadi petrol, doğal gaz ithalatı anlaşılır bir şey çünkü ülkemizde maalesef zengin kaynaklarımız yok ama kömür zengini bir ülkeyiz biz aynı zamanda ve kömür zengini bir Türkiye, kömür ihtiyacının yüzde 91’ini ithal ediyor. Türkiye son dokuz yılda ithal kömüre harcanan parasını yüzde 547 oranında artırmıştır. Taş kömürü ihtiyacının yüzde 91’i, linyitin ise yüzde 39’u ithal ediliyor. 2000 yılına kadar elektrik sisteminde ithal kömür santrali yoktu, daha sonra yapılan yatırımlar yerli değil, ithal kömürü kullanacak şekilde santraller olarak kuruldu. Yani, tamamen çok uluslu şirketlere veya diğer ülkelerin ihtiyaçlarına uygun bir santral sistemi ikame edildi ve oradan gelen yer altı kaynakları kullanılıyor. Türkiye’nin yer altı kaynakları ise maalesef kullanılmayı bekliyor.

Değerli milletvekilleri, piyasa faaliyetleri sonucunda elektrik enerjisinin bugün kilovatsaat fiyatı çok yüksek rakamlara ulaşmıştır. Elektrik tüketimi bugün Türkiye’de geniş kesimler için risk hâlini almıştır. Bu kanun tasarısı Elektrik Piyasası Kanunu olmaktan daha çok tüketiciye yeni yükümlülükler getirme kanun tasarısıdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Allah Allah ya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Evet, peygamber peygamber! Bir de kelimeişehadet getirin, öyle.

Şimdi, şu hâle bir bakar mısınız? Yani aktif elektrik bedeli, kayıp kaçak bedeli, perakende hizmet bedeli, iletim bedeli, belediye tüketim bedeli, enerji fonu, TRT fonu, fon oğlu fon... Yani, vatandaşa bu kadar bedel, bu kadar fon, bu kadar ilave hangi vicdan alabilecek bir ilavedir, onu sizin vicdanlarınıza bırakıyorum.

AKP Hükûmeti, ilginçtir, Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” sözünü sürekli olarak tekrarlamasına karşın çıkardığı her yasa insan yaşamını daha da zora sokacak politikalarla malul bir politika izliyor. İnsana âdeta yükümlülük getiren, maliyet getiren, pahalılık getiren bir politikanın sürdürüldüğünü görüyoruz. AKP’nin devlet yönetiminde esas aldığı bir ilke var; bu, bir cümleyle “Maneviyatçı söylem, materyalist eylem.” Hadise budur, tarifiniz de bundan ibarettir.

Değerli milletvekilleri -bu zamanın canına okuyayım, bu gene şey yapmış- bugün yaşanmış, yaşanmakta olan süreçten de anlaşılacağı gibi, bu kaygıları giderecek, sorunları çözecek olan yasal düzenlemelerin kamu yararı anlayışı içinde ele alınması ve tarafların katılımıyla hazırlanması gerekmektedir.

Yasa tasarının hayırlı olmasını diliyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı”nın 17’nci maddesinin 1’inci fıkrasında yer alan “veya gerekmesi hâlinde resen revize edilerek onaylar” ibaresinin “ve revize edildikten sonra uygun görüldüğü takdirde onaylanır” şeklinde, 2’nci fıkrasında geçen “formülleri mevzuatta belirtilen koşullarda tadil edilebilir” ibaresinin de “formüller tadil edilebilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                               Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan

                    İzmir                                     Kütahya                                    Denizli

                                  Bahattin Şeker                          Necati Özensoy

                                        Bilecik                                        Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 Sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 17 inci maddesinin altıncı fıkrasının (f) bendinin birinci cümlesinden sonra gelmek üzere “Ancak, bu sınırlamalarla bağlı olmaksızın; Kurulca sosyal ve ekonomik durumlar gözetilerek belirlenecek bir miktarın altında elektrik enerjisi tüketen tüketiciler için ayrı tarife yapılabilir.” cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

           Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                      İlyas Şeker

                 Giresun                                   İstanbul                                    Kocaeli

             Ramazan Can                          Enver Yılmaz                            Salim Uslu

                Kırıkkale                                  İstanbul                                    Çorum

                Şirin Ünal                              İhsan Şener                           Ziver Özdemir

                 İstanbul                                     Ordu                                     Batman

                Ali Şahin                          Mehmet Akyürek                       Mustafa Şahin

                Gaziantep                                 Şanlıurfa                                  Malatya

                                                            Özlem Yemişçi

                                                                 Tekirdağ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 17. Maddesinin 1. Fıkrasında bulunan “gerekmesi halinde" ibaresinin, “gerekçelendirilmesi suretiyle" ibaresi ile değiştirilmesini,

6. Fıkrasının (c) bendinin ikinci cümlesinde bulunan "teknik" ibaresinden sonra gelen "ve teknik olmayan"" ibaresi madde metninden çıkartılmasını,

7. Fıkrasının sonunda bulunan "Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenir ve ilgili kurumun bütçesinden” ibaresinden sonra gelmek üzere “tüketiciye geri" ibaresinin eklenmesini,

8. Fıkrasının sonuna "Bireysel aboneliklerde 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ile mala ve cana gelen zararlarda Borçlar Kanunu 49. ve 146. Madde hükümleri saklıdır." ifadesinin eklenmesini,

3. Fıkrası ile 6. Fıkrasının (f) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                            Vahap Seçer

                   Aydın                                     Kocaeli                                    Mersin

            Durdu Özbolat                        Candan Yüceer                    Mehmet Ali Susam

           Kahramanmaraş                            Tekirdağ                                     İzmir

                            Kemal Değirmendereli                    Ümit Özgümüş

                                        Edirne                                        Adana

“(3) Onaylanan tarifeler içinde, söz konusu tüzel kişinin piyasa faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan unsurlarla sayaç okuma bedeli, teknik olmayan kayıplar ve TRT payı yer alamaz. İletim ek ücreti bu hükmün istisnasını oluşturur.”

“f-) Son kaynak tedarik tarifesi: Serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde elektrik enerjisini, son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi şirket dışında bir tedarikçiden temin edemeyen tüketicilerin korunması ve rekabetçi piyasaya yumuşak geçişini sağlayacak ve son kaynak tedarikçisinin makul kâr etmesine imkân verecek düzeyde, üç ay geçmemek üzere, yürürlükteki perakende satış tarifelerini geçmeyecek tarzda hazırlanır. Son kaynak tedarik yükümlülüğü kapsamında uygulanması öngörülen tarifeler tedarik lisansı sahiplerince ayrıca teklif edilir. Bu madde ve gerekçesi ile çelişen kurul kararları geçersiz sayılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Ali Susam, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu madde aslında mihenk taşlarından bir tanesi. Tüketicinin tarifelerle hak ve menfaatlerinin korunmasını gösteren bir madde. Burada verdiğimiz önergedeki maddelere bakarsanız, çok net bir şekilde -bu kanunun amacında- tüketiciye ucuz ve kaliteli enerji sağlama konusundaki amaç maddemize uygun, onu tamamlayan önergeler veriyoruz.

Önerimizin (6)’ncı fıkrasının (c) bendinde “teknik” ibaresinden sonra gelen “teknik olmayan” ibaresinin kaldırılmasını istiyoruz. Bu ne demektir? “Teknik kayıplar” evet olabilir ama “teknik olmayan kayıp” dediğimiz tanımlama kaçaktır. Kaçak olayının tüketiciye yansıtılması tüketici hakları açısından da ve elektrik kullanan tüketiciler açısından da haksız bir konumdur.

(7)’nci fıkranın sonunda gelen “Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenir ve ilgili kurumun bütçesinden” ibaresinden sonra gelen “sübvanse edilen paranın geriye -tüketiciden alınmış bir kaynaktır- verilmesinde tüketiciye iade edilir” ibaresinin konulması gerekmektedir.

Ve yine, (8)’inci fıkranın bireysel aboneliklerde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinde yani kullanılan elektriklerin teknik nedenlerle tüketiciye zarar verdiğinde, bu zararlar can ve mal kaybı olabilir, bundan dolayı tüketiciye, bir tazminat ödenmesi gerekliliği, bu kanunun içerisine dercedilmelidir.

Yine, en önemli konulardan bir tanesi, (6)’ncı fıkranın (f) bendinde, “…söz konusu tüzel kişinin piyasa faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olmayan unsurlarla, sayaç okuma bedeli, teknik olmayan kayıplar ve TRT payı yer alamaz.” Değerli arkadaşlar,  yüzde 2’lik TRT payıyla ilgili olarak Komisyonda da çok konuştuk. Tüm arkadaşların oy birliğiyle söylediği şey şudur: Doğru, yüzde 2 TRT payı haksızdır çünkü TRT artık bu ülke koşullarında diğer medya kanallarından farklı bir kuruluş değildir. Eğer TRT’nin farklılıkları var ve desteklenmesi gerekiyorsa, bu, vatandaşın cebinden değil, devletin bütçesine koyacağı bir fondan karşılanmalıdır. Onun için, TRT’yi seyretmeyen insandan da yüzde 2 pay alıyorsunuz. Hele hele sanayiye geldiğinde bu oranın ne kadar büyük olduğunu, ne kadar haksız bir vergi olduğunu dikkatlerinize sunuyorum. Bu anlamıyla TRT payının kaldırılması, bizim uzun zamandır üzerinde durduğumuz ve bu Meclisin çoğunluğunun da vicdanen kaldırılmasına inandığı bir konudur. Bu anlamıyla getirdiğimiz önergede bu vardır.

Son kaynak tedariği meselesi de bu kanunun önemli konularından bir tanesidir. Değerli arkadaşlar,  burada, son kaynak tedariğiyle ilgili Komisyonda söylediklerimiz üzerine görüyorum ki Adalet ve Kalkınma Partisi, bir miktar, tüketicinin hakkını korumak için miktar sınırlamasıyla bunu hayata geçirmeye çalışıyor. Nedir bu biliyor musunuz? Ben piyasadan elektrik almak için gidiyorum, anlaşmışım, bir dağıtım şirketinden alıyorum ama piyasada daha ucuz fiyatta elektrik buldum, geçmek istiyorum. Geçmek istediğimde beni engelleyen bir durum ortaya çıkıyor. Beni piyasanın belirlediği tarifenin üzerinde bir tarifeyle ürün alma noktasına getiriyorsunuz. Bu, hiçbir zaman serbest piyasa koşullarına uygun bir durum değildir; bu, serbest tüketicinin istediği gibi ürünü tedarik etme noktasında kısıtlayan bir durumdur. Bu anlamıyla, bunu, tümüyle, ben, yeni bir dağıtım şirketiyle anlaşma noktasına geldiysem, fiyatı uygun bulduysam ona geçebilme hakkını alabilmek durumundayım ve işte o zaman piyasada serbest rekabet ortamını sağlayabiliriz, bu anlamıyla verdik.

Bu önergelerin hepsi tüketiciyi korumaya dayalıdır. Desteklerinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 Sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 17 inci maddesinin altıncı fıkrasının (f) bendinin birinci cümlesinden sonra gelmek üzere “Ancak, bu sınırlamalarla bağlı olmaksızın; Kurulca sosyal ve ekonomik durumlar gözetilerek belirlenecek bir miktarın altında elektrik enerjisi tüketen tüketiciler için ayrı tarife yapılabilir.” cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Herkesin serbest tüketici olduğu durumda; tüketicilerin rekabetçi piyasaya geçmesini teşvik edecek şekilde belirlenecek bir tarifenin tedarikçisini seçemeyecek durumda olan tüketiciler aleyhine oluşturacağı etkilerin önlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı”nın 17’nci maddesinin 1’inci fıkrasında yer alan “veya gerekmesi hâlinde resen revize edilerek onaylar” ibaresinin “ve revize edildikten sonra uygun görüldüğü takdirde onaylanır” şeklinde, 2’nci fıkrasında geçen “formülleri mevzuatta belirtilen koşullarda tadil edilebilir” ibaresinin de “formüller tadil edilebilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Necati Özensoy, Bursa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önergeyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesiyle ilgili bir madde. Tabii, tarifelerin belirlenmesiyle tüketicileri koruyup kollamak tek başına yetmiyor. Tarifelerin nasıl belirleneceğiyle ilgili bir sürü madde konulmuş burada. Zaten mevcutta da buna benzer tarife belirlenmeleri var. Ancak burada yeni,  (7)’nci fıkrada, tüketicilerin desteklenmesi fıkrasında “Belirli bölgelere veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, sübvansiyon fiyatlara müdahale edilmeksizin yapılır. Sübvansiyonun tutarı ile usul ve esasları ilgili Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenir ve ilgili kurumun bütçesinden ödenir.” diyor. Şimdi, bunun hangi maksatla, ne için yapıldığı da çok fazla belli olmayan muğlak bir ifade. Elbette tüketicilere sübvansiyon gerekiyor.

Bu anlamda, hep bu kanun görüşüldüğünden bu yana, başından beri tartışılan en önemli konulardan bir tanesi de tabii tüketicilerin aslında haksız yere ödedikleri kaçak elektrik fiyatları. Şimdi, Sayın Bakan tabii ocak ayında bir açıklama yapmış bir gazetede, orada demiş ki: “Kayıp kaçak miktarı yüzde 15’e çıktı” Sayın Bakan yuvarlamış rakamı, kayıp kaçak miktarı şu anda özelleşen dağıtım şirketleri değerleri de dâhil yüzde 16,8. Bunu TEDAŞ’ın resmî belgesinden söylüyorum size.

Şimdi, bakın, biraz önce de yine Özcan Bey faturalarda fonlardan, vesairelerden bahsetti. Yine, TEDAŞ’ın tarifelendirmesine baktığımızda, bu yüzde 16,8’den TRT payı alınıyor, diğer ilave bütün fonlar, vergiler alınıyor. Ya, bari hiç olmazsa vatandaşın kullanmadığı, birilerinin hırsızlık yaparak yani başkalarının çaldığı o elektrik tüketimini ödeyen vatandaştan bu fiyatların üzerinden TRT payı, efendim, fonlar, vergiler alınmasın yani bu kayıp kaçak oranının, faturasını ödeyen vatandaşlara ödettirilmesi zaten bir yük, bir garabet. Bir de onun üzerine bu kayıp kaçak oranlarından da, bakın, TRT payı ve diğer fonlar ve işte KDV vesaire alınıyor. Yani yüzde 16,8 öyle küçük bir rakam değil, yaklaşık 250 milyar kilovatsaatlik bir rakam yani çarptığımızda bedeliyle, bütün her şeyi üzerine koyarsanız neredeyse 80-90 milyar lirayı bulan bir meblağdan bahsediyoruz, bunun yüzde 16’sından bahsediyoruz yani 10 milyon liradan, 20 milyon liradan bahsetmiyoruz. Kayıp kaçağın içerisinde yüzde 2’lik TRT payı bile 80-90 milyon lira tutuyor.

Değerli arkadaşlar yani bunları, elektrik piyasasıyla ilgili böyle bundan sonrasıyla alakalı kapsamlı bir şeyi görüşüyorsak hiç olmazsa burada vatandaşı koruyup kollayacak bir yasaysa yani tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi ise nasıl tüketicileri desteklemeyi… Bakın, daha önce de ben ifade ettim. Bu işte bu kaçağı önleyemeyen devletse, bunun suçlusu devletse… Kaldı ki yine EPDK kararlarıyla bölgesel fiyatlandırmaya geçilecekti. Hadi geçilmedi, Sayın Bakanın dediği gibi, bölgesel fiyat farklılıkları da doğru değil, o bölgelerde faturalarını ödeyenlerin de onlardan tahsil edilmesi doğru değil ama buradaki sübvansiyonu işte o kaçaklara devletin veya işte bakanlığın kullanması lazım. Yani fatura ödeyen vatandaşlara yüklemenin doğru olmadığı zaten zaman zaman mahkeme kararlarında bile olsa bir türlü hayata geçirilmiyor.

Bütün bunların uygulamada dikkate alınmasını buradan talep ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

18’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 18’nci maddesinin (2). fıkrasında geçen “işletme hakkı” ibaresinden önce gelmek üzere “20 yıla kadar” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                               Alim Işık                         Emin Haluk Ayhan

                    İzmir                                     Kütahya                                    Denizli

                                  Bahattin Şeker                          Necati Özensoy

                                        Bilecik                                        Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 18. Maddesinin 2. Fıkrasındaki “düzenlenebilir” ibaresinin “düzenlenir” şeklinde değiştirilmesini ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

             Osman Aydın                        Aykut Erdoğdu                         Haydar Akar

                   Aydın                                     İstanbul                                    Kocaeli

              Vahap Seçer                          Candan Yüceer                        Durdu Özbolat

                  Mersin                                   Tekirdağ                            Kahramanmaraş

        Mehmet Ali Susam                     Ümit Özgümüş                  Kemal Değirmendereli

                    İzmir                                       Adana                                      Edirne

“5) Bu özelleştirme uygulamaları sırasında ve sonrasında, bu kanunda belirtilen dağıtım faaliyetlerinde yer alan herhangi bir gerçek veya özel sektör tüzel kişisinin kontrol ettiği dağıtım şirketleri uhdesindeki bölgelerde dağıtılan toplam elektrik enerjisi miktarı, bir önceki yıl tüm dağıtım bölgelerinde dağıtılan elektrik enerjisi miktarının yüzde yirmisinden fazla olamaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunun, başından beri bu kanunun vahşi kapitalist sistemin bir parçası olduğunu ve uluslararası finans kapitalin ülkemizi işgal kanunu olduğunu anlatmaya çalıştık. Şimdi bunu yine somut bir madde üzerinden, 18’inci madde üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, bu ülkenin “Türkiye Elektrik Kurumu” diye bir kurumu vardı. Bu Türkiye Elektrik Kurumunu finans kapitalin talimatları çerçevesinde “tekelci bir yapıdır” diye önce üçe böldüler. Bu üçe bölmenin sebebi, üretim, iletim ve dağıtımın tek bir kamunun elinde bulunmasının rekabeti bozduğu gerekçesiydi. TEDAŞ, TEİAŞ, TETAŞ ve EÜAŞ olmak üzere şirketler bölündü. EÜAŞ üretimde, TEİAŞ iletimde, TETAŞ ise bir Düyun-ı Umumiye kurumu olarak daha önce yapılmış yolsuzlukların finans kalesi olarak kuruldu, bir de TEDAŞ şirketi kuruldu. Önce dağıtım şirketleri özelleştirildi.

Peki, TEK bölünürken ne denilmişti? “Bu tek bir yapıdır, tekelci bir yapıdır, yatay, bütünleşik bir yapıdır, rekabet yoktur.” diye bölünmüştü. Kanunda şöyle bir hüküm vardı, diyordu ki bu özelleştirme sırasında, bu bölünmenin mantığı içerisinde: “Elektrik dağıtım şirketi özelleştirmelerinde Türkiye’nin toplam elektrik dağıtımının yüzde 20’sinden fazlası bir şirketin eline geçemez.” diye hüküm vardı. Bu “yüzde 20’sinin, eline geçemez” mantığı o özelleştirme kısmındaki tekelci yapıyı bozmak üzere kurulmuştu. Şimdi, getirilen bu kanun maddesiyle önce yüzde 30 düşünüldü, şimdi bu sınırlandırma da kaldırıldı. Siz şimdi diyeceksiniz ki: “Acaba bu sınırlandırmanın kaldırılmasının mantığı nedir?”

Değerli arkadaşlar, bir tane enerji şirketi var. Bu enerji şirketi Çoruh Elektrik, Fırat Elektrik ve Trakya Elektrik’i satın aldı. Toplam piyasanın yüzde 7,46’sıdır bu şirketin büyüğü. Vangölü ve Boğaziçi Şirketini de satın aldı ve onay bekliyor. Bu iki şirketin toplam büyüklüğü de 14,56’dır. Yani bir şirket toplam elektrik dağıtım piyasasının ne kadarını ele geçirmiş oldu? Yüzde 21’ini. Şimdi aynı şirket AYEDAŞ ve Toroslar’a da teklif verdi. Bu iki şirketin de toplamı yaklaşık yüzde 17. Yani tek bir şirket bu ülkenin toplam elektrik dağıtımının yüzde 37’sine hâkim olmak üzere. Şimdi, peki, biz dönüyoruz, bu şirket nasıl bir şirket? Bu şirketin yönetim kurulu başkanı bir enerji yolsuzluğunda rüşvet suçundan hüküm giymiştir değerli arkadaşlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok artık.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Rüşvet suçundan hüküm giymiştir, bunu Sayın Bakan da bilmektedir. Şimdi, biz kamunun varlığını, halkın varlığını, TEK’i üçe bölüp, paramparça edip satarken ne dedik? Rekabetçi yapılar ortaya koyacağız, hizmet kalitesi artacak ve fiyatlar düşecek, değil mi? Şimdi, düşünün ki bir şirkete, Türkiye’nin elektrik dağıtımının yüzde 37’sini tek ele vermiş durumdasınız. Bu şirketi finanse eden de uluslararası finans şirketleri.

Bu özelleştirmelerde yapılanlar burada bitmiyor değerli arkadaşlar. TEDAŞ özelleştirmelerinin ne anlama geldiğini önümüzdeki dönemde nesiller anlayacaklar değerli arkadaşlar ve buna, çıkardığınız kanunlarla ne yazık ki iktidar partisi sebep olmuş olacak.

Değerli arkadaşlar, demin Emre kardeşim çıktı burada cami elektriğinden bahsetti. Ben size bir olayı anlatmak istiyorum. Bir şirket var, özelleştirmeden bir dağıtım şirketini almış. Bu özelleştirmeden dağıtım şirketini alan bu firma, sokak elektriğinin, camilerin, okulların parasını hazineden tahsil ediyor çünkü bunlar kamusal alan olduğu için hazine bunların parasını ödüyor ve cami elektriğine, sokak elektriğine, okul elektriğine çift saat takarak buralarda dolandırıcılıklar yaptığına yönelik iddialara ilişkin bir iddianame düzenleniyor ve bu iddianame, bu rapor cumhuriyet başsavcılığına iletiliyor. Ben bu raporu ısrarla Enerji Bakanlığının ilgili genel müdürlüğünden anayasal hakkım gereği istiyorum ve bu raporu vermiyor.

Peki, bu şirket hangi şirket? Sizler çok üzülebilirsiniz, kırılabilirsiniz ama bu şirket, Sayın Genel Başkanınızın damadının yönettiği şirket değerli arkadaşlar. Eğer bu Cumhuriyet Halk Partisi adına olmuş olsaydı, bizim Genel Başkanımızın damadının yönettiği şirket nitelikli dolandırıcılıktan yargılanıyor olsaydı bu Cumhuriyet Halk Partisi o Genel Başkanı bir gün tutmazdı. Bu yüzden bunun adı “Cumhuriyet Halk Partisi”dir. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi bu gerçeği öğrendiniz, şimdi bu gerçekle yüzleşin.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısının 18’nci maddesinin (2). Fıkrasında geçen “işletme hakkı” ibaresinden önce gelmek üzere “20 yıla kadar” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                               Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günün bu geç vaktinde hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu elektrik…

BAŞKAN – Alim Bey, yeni başladık henüz, geç vakit değil yani.

Buyurun.

ALİM IŞIK (Devamla) – Yani bugünün geç vaktini, yarının erken vakti sayabiliriz ama her şeye rağmen, tabii, çalışmaya devam edeceğiz.

Elektrik Piyasası Kanunu’nun özelleştirmeyle ilgili 18’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge için söz aldım.

Özellikle bu maddenin çok önemli bir madde olduğunu düşünüyoruz. Gerçekten Türkiye’nin çok stratejik konularından birisi olan enerji konusu, maalesef, son on yılda izlenen politikaların sonucu olarak -geldi, dayandı- özelleştirilecek yani satılacak son tesislerin yer aldığı konu hâline geldi. Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış olan birçok fabrika, tesis satıldı, otoyollar, köprüler satıldı, şimdi sıra elektrik tesislerine geldi. Herhâlde bundan sonra kalan sadece su ve hava var, sıra da onlara gelecek.

Şimdi, bu politikayı tabii ki şu anda yürütmeden sorumlu Hükûmet bir şekilde değerlendirecek, bunun doğru ya da yanlış olduğuna da vatandaşımız karar verecek. Biz her şeye rağmen yapılacak olan özelleştirmelerin doğru yapılması arzusundayız. Onun için de yasal düzenlemeleri açık kapı bırakmayacak şekilde yapmamız hâlinde yaşanacak ve biraz önce birçok örneğini hepimizin duyduğu ve şimdiye kadar değişik defalar değişik milletvekillerimiz tarafından burada dile getirilen özelleştirmelerdeki usulsüzlükler, yolsuzluklar konusunu bu yapılacak iyi düzenlemelerle aza indirebilir miyiz, engelleyebilir miyiz diye gayret ediyoruz.

Önergemiz de bu elektrik tesislerinin özelleştirilmesi sırasında özellikle TEDAŞ ve diğer ilgili kurumlar tarafından yapılacak işletme hakkı devirlerinde bir süre konmasıyla ilgili. Tasarının ilgili maddesinin (2)’nci fıkrasına baktığımızda“İlgili bölgede faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri ile TEDAŞ arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir.” diyor ve bunun belirli bir süreye bağlanması söz konusu ama bu süre belirsiz. İşte önergemiz yirmi yıla kadar bu sözleşmenin yapılabilmesi ve işletme hakkının yirmi yılı aşmamasına yönelik bir düzenlemeyi kapsıyor. Neden yirmi yıl? Daha yeni şu anda süreci devam eden Seyitömer Termik Santrali ve Seyitömer Linyit İşletmesi kömür sahasının bir bütün hâlinde ihaleye çıkılmasında bir madde kondu, kömür sahaları işletme hakkı devriyle satışa çıkıldı ve 2054 yılına kadar, tekrar söylüyorum, kırk bir yıllığına oradaki tüm rezervin tamamının bitirileceği bir süreye göre özelleştiriliyor.

Değerli milletvekilleri, bu ülkenin yarınını satarak doğmamış çocukların hakkını yemek hiçbirimizin haddi değil. Şimdi yapılacak olan yine bu sahadaki özelleştirmelerde kırk, elli yıllık işletme hakkı devirleriyle Türkiye’nin tüm rezervlerini satacağız. O nedenle buraya bir süre konmasının bu ülkenin yararına olduğunu düşünüyoruz. Özelleştirme konusunun bir kez daha yüce Meclis tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. İlla satmak zorunda değiliz, geliniz bu elektrik özelleştirmelerinin, özellikle üretim tesislerinin özelleştirilmesinin önüne geçelim, bundan vazgeçelim diyoruz. Çünkü bununla rekabet etme şansınız yok. Bugün, yap-işlet-devret, yap-işlet, EÜAŞ bünyesindeki santrallere BOTAŞ’ta 600 dolar/metreküp fiyatla verilen doğal gaza karşılık özel üreticilere 360 dolar/metreküp fiyatla verilen bir Türkiye’de özel sektörle diğerlerinin rekabet etme şansı yok. Bunların önüne geçmemiz lazım.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla selamlıyor, önergemize desteğinizi bekliyoruz. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde 3 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 19. Maddesinin 3. Fıkrasındaki “tarifeler yoluyla” ibaresinin “Bakanlık bütçesince” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                            Vahap Seçer

                   Aydın                                     Kocaeli                                    Mersin

            Durdu Özbolat                        Candan Yüceer                    Mehmet Ali Susam

           Kahramanmaraş                            Tekirdağ                                     İzmir

            Ümit Özgümüş                  Kemal Değirmendereli                     Kazım Kurt

                   Adana                                      Edirne                                   Eskişehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Kanun Tasarısının 19. maddesinin (1), (3), (7) ve (8). fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilerek (9). fıkranın madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Alim Işık                            Necati Özensoy                    Emin Haluk Ayhan

                 Kütahya                                     Bursa                                      Denizli

              Oktay Vural                       Cemalettin Şimşek                       Reşat Doğru

                    İzmir                                     Samsun                                     Tokat

(1) Elektrik piyasasında üretim faaliyetlerinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin kamulaştırma talepleri Kurum tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi hâlinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen esaslar dahilinde Kurumca kamulaştırma yapılır. Bu konuda Kurulca verilecek olan kamulaştırma kararları kamu yararı kararı yerine geçer. Bu durumda kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderler kamulaştırma talebinde bulunan önlisans veya lisans sahibi tüzel kişi tarafından ödenir.

(3) Elektrik Piyasasında Dağıtım Faaliyetlerinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin, dağıtım faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyetteki taşınmaz mallarla ilgili kamulaştırma talepleri TEDAŞ Genel Müdürlüğünce değerlendirilir ve uygun görüşmesi halinde TEDAŞ Genel Müdürlüğünce kamulaştırma kararları alınarak kamulaştırma işlemleri yürütülür. Elektrik Dağıtım tesisleri ile ilgili kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderler kamulaştırma talebinde bulunan dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından ödenir.

Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerce ödenen, yeni dağıtım tesisleri ile ilgili yapılan kamulaştırmaların gerektirdiği kamulaştırma bedelleri ile diğer giderler bu tüzel kişilere tarifeler yoluyla geri ödenir.

(7) Özel hukuk tüzel kişilerince yürütülen üretim faaliyetleri için gerekli olan Hazineye ait taşınmazlar dışındaki kamu kurum veya kuruluşlarına ait taşınmazlar Kurumca, dağıtım faaliyetleri için gerekli olan Hazineye ait taşınmazlar dışındaki kamu kurum veya kuruluşlarına ait taşınmazlar TEDAŞ Genel Müdürlüğünce, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30 uncu maddesi uygulanarak temin edilir. Bu taşınmazlar üretim veya dağıtım tesislerinin mülkiyetine sahip olan ilgili kamu kurum veya kuruluşuna, bunların bulunmaması hâlinde ise Hazineye ait olur.

(8) Piyasada üretim faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri, faaliyetleri ile ilgili olarak Hazinenin mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar üzerinde irtifak hakkı tesisi, kullanma izni veya kiralama yapılabilmesi için Kurumdan talepte bulunur. Bu talebin Kurulca uygun görülmesi hâlinde, ilgili mevzuat uyarınca Maliye Bakanlığı ile önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri arasında önlisans veya lisans süresi ile sınırlı olmak üzere irtifak hakkı tesisi, kullanma izni veya kiralama sözleşmesi düzenlenir. Bu sözleşmelerde, sözleşmenin geçerliliğinin önlisansın veya lisansın geçerlilik süresi ile sınırlı olacağı hükmü yer alır. Bu şekilde tesis edilen irtifak hakkı, kullanma izni veya kiralama bedelini ödeme yükümlülüğü, önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişisine aittir.

Piyasada dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri, faaliyetleri ile ilgili olarak Hazinenin mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar üzerinde daimi irtifak hakkı tesisi, kullanma izni veya kiralama yapılabilmesi için Maliye Bakanlığından talepte bulunur. Bu talebin Maliye Bakanlığınca uygun görülmesi hâlinde, ilgili mevzuat uyarınca Maliye Bakanlığı ile dağıtım lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişileri arasında, TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine daimi irtifak hakkı tesisi, lisans süresi ile sınırlı olmak üzere kullanma izni veya kiralama sözleşmesi düzenlenir. Bu şekilde tesis edilen ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesine göre belirlenecek daimi irtifak hakkı bedeli ile kullanma izni veya kiralama bedelini ödeme yükümlülüğü dağıtım lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişisine aittir. Dağıtım lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişileri tarafından ödenen söz konusu daimi irtifak hakkı, kullanma izni veya kiralama bedelleri tarifeler yoluyla geri alınır.

Piyasada kamu tüzel kişiliğini haiz önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerce yürütülen üretim, dağıtım veya iletim faaliyetleri için gerekli olan. Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlarla ilgili olarak irtifak hakkı tesisinin veya kullanma izni verilmesinin talep edilmesi hâlinde, Maliye Bakanlığı tarafından ilgili kamu tüzel kişileri lehine lisans süresince bedelsiz irtifak hakkı tesis edilir veya kullanma izni verilir.

(9) Kurum veya TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından ya da kamu tüzel kişiliğini haiz önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerce, elektrik, doğal gaz ve petrol piyasası faaliyetleri için gerekli olan taşınmazlar, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı’nın 19. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Adil Kurt                     Hüsamettin Zenderlioğlu                 İbrahim Binici

                 Hakkâri                                      Bitlis                                     Şanlıurfa

                                   Hasip Kaplan                             İdris Baluken

                                        Şırnak                                        Bingöl

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Daha önce de çeşitli sorunlara ve hak gasbedilmelerine neden olan acele kamulaştırma yasası nedeniyle, mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir. Yine kamulaştırmanın halkın ya da mülkiyet sahibinin iradesi dışında cebren yapılması, evrensel haklar bakımından kabul edilemezdir. Bu nedenle bu madde tasarı metninden çıkarılmalıdır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 22.53


 

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağım.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

19’uncu madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Kanun Tasarısının 19. maddesinin (1), (3), (7) ve (8). fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilerek (9). fıkranın madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                            Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

(1) Elektrik piyasasında üretim faaliyetlerinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin kamulaştırma talepleri Kurum tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi hâlinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen esaslar dahilinde Kurumca kamulaştırma yapılır. Bu konuda Kurulca verilecek olan kamulaştırma kararları kamu yararı kararı yerine geçer. Bu durumda kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderler kamulaştırma talebinde bulunan önlisans veya lisans sahibi tüzel kişi tarafından ödenir.

(3) Elektrik Piyasasında Dağıtım Faaliyetlerinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin, dağıtım faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyetteki taşınmaz mallarla ilgili kamulaştırma talepleri TEDAŞ Genel Müdürlüğünce değerlendirilir ve uygun görüşmesi halinde TEDAŞ Genel Müdürlüğünce kamulaştırma kararları alınarak kamulaştırma işlemleri yürütülür. Elektrik Dağıtım tesisleri ile ilgili kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderler kamulaştırma talebinde bulunan dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından ödenir.

Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerce ödenen, yeni dağıtım tesisleri ile ilgili yapılan kamulaştırmaların gerektirdiği kamulaştırma bedelleri ile diğer giderler bu tüzel kişilere tarifeler yoluyla geri ödenir.

(7) Özel hukuk tüzel kişilerince yürütülen üretim faaliyetleri için gerekli olan Hazineye ait taşınmazlar dışındaki kamu kurum veya kuruluşlarına ait taşınmazlar Kurumca, dağıtım faaliyetleri için gerekli olan Hazineye ait taşınmazlar dışındaki kamu kurum veya kuruluşlarına ait taşınmazlar TEDAŞ Genel Müdürlüğünce, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30 uncu maddesi uygulanarak temin edilir. Bu taşınmazlar üretim veya dağıtım tesislerinin mülkiyetine sahip olan ilgili kamu kurum veya kuruluşuna, bunların bulunmaması hâlinde ise Hazineye ait olur.

(8) Piyasada üretim faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri, faaliyetleri ile ilgili olarak Hazinenin mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar üzerinde irtifak hakkı tesisi, kullanma izni veya kiralama yapılabilmesi için Kurumdan talepte bulunur. Bu talebin Kurulca uygun görülmesi hâlinde, ilgili mevzuat uyarınca Maliye Bakanlığı ile önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri arasında önlisans veya lisans süresi ile sınırlı olmak üzere irtifak hakkı tesisi, kullanma izni veya kiralama sözleşmesi düzenlenir. Bu sözleşmelerde, sözleşmenin geçerliliğinin önlisansın veya lisansın geçerlilik süresi ile sınırlı olacağı hükmü yer alır. Bu şekilde tesis edilen irtifak hakkı, kullanma izni veya kiralama bedelini ödeme yükümlülüğü, önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişisine aittir.

Piyasada dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri, faaliyetleri ile ilgili olarak Hazinenin mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar üzerinde daimi irtifak hakkı tesisi, kullanma izni veya kiralama yapılabilmesi için Maliye Bakanlığından talepte bulunur. Bu talebin Maliye Bakanlığınca uygun görülmesi hâlinde, ilgili mevzuat uyarınca Maliye Bakanlığı ile dağıtım lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişileri arasında, TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine daimi irtifak hakkı tesisi, lisans süresi ile sınırlı olmak üzere kullanma izni veya kiralama sözleşmesi düzenlenir. Bu şekilde tesis edilen ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesine göre belirlenecek daimi irtifak hakkı bedeli ile kullanma izni veya kiralama bedelini ödeme yükümlülüğü dağıtım lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişisine aittir. Dağıtım lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişileri tarafından ödenen söz konusu daimi irtifak hakkı, kullanma izni veya kiralama bedelleri tarifeler yoluyla geri alınır.

Piyasada kamu tüzel kişiliğini haiz önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerce yürütülen üretim, dağıtım veya iletim faaliyetleri için gerekli olan Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlarla ilgili olarak irtifak hakkı tesisinin veya kullanma izni verilmesinin talep edilmesi hâlinde, Maliye Bakanlığı tarafından ilgili kamu tüzel kişileri lehine lisans süresince bedelsiz irtifak hakkı tesis edilir veya kullanma izni verilir.

(9) Kurum veya TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından ya da kamu tüzel kişiliğini haiz önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerce, elektrik, doğal gaz ve petrol piyasası faaliyetleri için gerekli olan taşınmazlar, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılabilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Şandır, gerekçeyi mi okutuyorum?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Emin Haluk Ayhan...

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 19’uncu maddesinde değişiklikler ile fıkra eklenmesine ilişkin önerge üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Yüce heyetinizden de önergemize destek talep ediyorum.

Şimdi, kanun yapımına gerçekten Hükûmetin ve komisyonların -AKP’li üyeler özelikle- bakış açısı açısından, tasarıların hazırlanması ve görüşülmesinde seviye açısından önemli irtifa kaybedildiğini ifade etmek istiyorum. Bunu söylememin sebebi şu: 10 madde, 13 madde şeklinde düzenlenecek bir hükmü 1 maddeye sığdırıyorsunuz. Bir değişiklik de yapmak istersek bunun nasıl olduğunu size anlatmak için biz bu önergeyi verdik, gerekçemizde de diğer nedenleri belli.

Şimdi, gerekçemiz ise bilindiği üzere 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2001 yılından itibaren, EPDK üretim ve dağıtım tesislerinin yapılabilmesi için gerekli olan özel mülkiyetteki taşınmaz malların kamulaştırılma işlemleri yürütülüyor. Hâlen 800 dolayında enerji yatırımıyla ilgili taşınmaz malların temini işlemleri yürütülüyor. Görüşülmekte olan bu tasarının 19’uncu maddesinin bu hâliyle yasalaşması halinde enerji yatırımlarının yapılmasının aksayacağı, yetki karmaşasına sebep olunacağı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca yürütülen işlemlerin akamete uğrayacağı, bu nedenlerle de enerji yatırımlarının bir an önce gerçekleştirilebilmesi için önergemizde yer alan düzenlemelerin yapılması gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle desteğinizi istiyoruz.

Gecenin bu saatinde fazla bir şey söylemek istemiyorum, önerge de yeterince açık. Ancak tasarı görüşmelerinin gerek Komisyonda gerekse Genel Kurul görüşmeleri esnasında sıkıntıların yaşandığı açık. Burada bunu hep birlikte yaşıyoruz ve görüyoruz. Ama bunun temel nedeni, hem kanun tasarısına ilişkin Hükûmetin çok hazırlıksız bir tasarı getirmesi hem de Komisyonda görüşmeler esnasında AKP’li yönetici ve Komisyon üyelerinin çok anlamlı davranmamasından kaynaklanan bir olay. Bunu şöyle ifade etmek istiyorum: Yetersiz geçiyor görüşmeler. Neden bu… Dün de ifade ettim, bugün bizim diğer arkadaşlarımız da ifade ettiler; şayet, geçici maddeleriyle yürütme ve yürürlüğü de çıkardığınız takdirde 31 maddelik bir tasarı bu. 31 maddelik tasarıda iktidar partisi 54’ten fazla önerge veriyor ve gerçekten hepsini değiştiriyor. Bunu şöyle yorumlamak mümkündür diyebilirsiniz: İktidar partisi, gerçekten, burada katkı sağlıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisinde tasarı olgunlaşıyor, fevkalade iyi hâle geliyor. Bunu böyle düşünmek mümkün ama bunun o zaman yolu, alt komisyon kurup, bunu iki üç gün içinde çözüp gerek üst komisyonda gerekse Genel Kurulda hem vakit almaması hem de daha mükemmelleştirilmesi açısından uygun olacağını düşünüyoruz. Ama bunu iktidar partisi gerek tasarıyı getirme açısından gerekse Komisyon yöneticileri bir haysiyet meselesi yapıyorlar, gereksiz yere de ortalığı gererek buradaki tatsız durumun ortaya çıkmasının nedeni oluyorlar. Bu, hakikaten “yönetimde beceriksizlik” demek istemiyorum ama idareyi bilmemekten kaynaklanan bir olay olarak düşünüyorum. Böyle olmaması lazımdı. Ben çok daha ağır sözlerle bunu ifade edebilirdim ama gecenin bu saatinde ifade etmek istemiyorum.

Yalnız, gerçekten, burada ne olup ne olmadığının çok iyi izah edilmesi lazım. Sayın Bakan dışarıda yaptığı geziler kadar şayet Komisyonda ve burada, bu işe önem verdiğini hissettirseydi bu daha kolay geçebilirdi. Gerçi, hakkını inkâr etmem, alt komisyon kurulması için Sayın Bakan gerçekten istedi, Komisyon reddetti, onu da açıklıkla ifade ediyorum.

Yalnız, hâlen, bu, Erbil’e giderken Kayseri’ye iniş meselenizi bir stratejik devlet meselesi olarak görüyorum ve açıklamanızı talep ediyorum Sayın Bakanım.

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.

Teşekkür ediyor, saygılarımı arz ediyorum. Önergemize destek bekliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 19. Maddesinin 3. Fıkrasındaki “tarifeler yoluyla” ibaresinin “Bakanlık bütçesince” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Kazım Kurt (Eskişehir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kazım Kurt, Eskişehir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) –  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, 426 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 19’uncu maddesinde vermiş  olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yarın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Tüm kadınlarımızın bu gününü kutluyorum. 

Elektrik Piyasası Kanunu 2001 yılında çıkmış ve 2001 yılından bu yana on yıllık sizin iktidarınız döneminde 3 kez değişikliğe uğramış; şimdi, 4’üncü değişiklik ve bu sefer köklü bir değişiklik.

Eski kanunun 15’inci maddesinin içinde bir bölüm olarak alınan bu kamulaştırma ile ilgili bölüm, şimdi neredeyse dört beş madde hâline dönüştürülebilecek nitelikte, büyüklükte tek bir madde altında toplanmış.

Burada esas olan çelişki şu: “Tüm işleri özel sektör mantığıyla işleteceğiz ve hareket imkânını genişleteceğiz.” diyerek özelleştirme kapsamına alıyoruz ama özelleşen işlerde şirketlerin uygulamak durumunda kaldıkları bazı özel ticari ilişkileri de devletin gücüyle kamulaştırma yapmak suretiyle ya da imtiyazlar yaratmak suretiyle onlara ayrı bir hak ve yetki vermeye çalışıyoruz. Eğer gerçekten mantık özelleştirme ve bu özelleştirme sonucunda insanların eşit haklar içerisinde bir ilişki sağlaması ise bu olayda da kamulaştırma yapmak yerine özel şirketlerin vatandaşla uzlaşmasını sağlayarak parasıyla satın almayı sağlamak gerekir. Devletin hakkını ve yetkisini kullanan şirket, vatandaşla ilgili uygulamaya geldiği zaman yanlış uygulamalarla haksız rekabet gerçekleştirmekte ve bu haksız rekabet sonucunda da kötüye kullanmalar söz konusu olmakta. Şimdiye kadar yapılan kamulaştırmalarda özel şirketlerin hiçbir zaman büyük arazilerde ya da uygun olmayan yerlerde işlem yaptığı görülmemiş. Nerede boş arazi, nerede yol kenarı, nerede vatandaşla sürtüşme sağlanmayacak ilişki, orada bu işlemi yapmış ama şehir merkezlerinde, kent rantının olduğu yerlerde bu haklarını kötüye kullanarak pek çok konuda yanlış kamulaştırmalar yapmış. Vatandaşın bu kamulaştırma davalarıyla uğraşması ve işi çözdürme, iptal ettirme şansı da çok ender olduğu için haksız rekabet suretiyle bir haksız mal edinme sağlanmış. Bu sayede tekelleşen firmalar tekel uygulamalarını kötüye kullanmak suretiyle de vatandaşı zarara uğratmıştır.

Şimdi vermiş olduğumuz önergeyle, hiç olmazsa bazı noktalarda, vatandaşla uzlaşılamasa bile bu işin bedelinin bir kısmına sosyal devlet mantığı içerisinde yaklaşılması gerektiğini düşünüyoruz.

Özelleşen işlerde firmalar çok büyük paralar kazandıkları hâlde çok küçük yatırımlarla bu işleri geçiştirmekte ve hiçbir zaman kalıcı, büyük yatırımlara yönelmemektedir. Bu da işin işleyişi açısından sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır.

Önümüzdeki süreçte, bu işi tekelleşmeden kurtarmadığınız sürece hem kötüye kullanılacak bir kanun hem kötüye kullanılacak bir madde olarak bu madde geçecektir. Biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz.

Önergemize destek vermenizi ve bu konuda… Hatta mümkünse bu yasayı geri çekmenizi talep ediyoruz çünkü işleyişi gerçekleştirirken hak, adalet ve ekonomik çıkarlar açısından sosyal devlet mantığı ortadan kalkmıştır. Bu şirketler tamamıyla devlet imtiyazını kullanan tekeller olarak sömürüye ve vatandaşın sırtından para kazanmaya devam etmektedir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesinde yarar olduğunu düşünüyoruz.

Hepinize iyi akşamlar diliyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı arayacağım.

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 426 sıra sayılı tasarının 20. Maddesinin 1. Fıkrasının birinci cümlesinden sonra aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

             Osman Aydın                          Haydar Akar                           Vahap Seçer

                   Aydın                                     Kocaeli                                    Mersin

            Durdu Özbolat                        Candan Yüceer                    Mehmet Ali Susam

           Kahramanmaraş                            Tekirdağ                                     İzmir

                                 Ümit Özgümüş                    Kemal Değirmendereli

                                        Adana                                        Edirne

“Arz güvenliğini tesis ederken yerli yenilenebilir kaynaklara ağırlık verilir. “

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

426 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 20. maddesinin (1). Fıkrasının (a) bendinin 3. cümlesinde geçen “sistem işletim fiyatına yansıtılmak suretiyle, enerji bedeli ise” ibaresinden “ile enerji bedeli” olarak değiştirilmesini, (b) bendinin 2. cümlesinde geçen “kurum tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere “çıkartılacak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

              Oktay Vural                               Alim Işık                              D. Ali Torlak

                    İzmir                                     Kütahya                                   İstanbul

                              Emin Haluk Ayhan                          Celal Adan

                                        Denizli                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?