DÖNEM: 24                            CİLT: 44                    YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

72’nci Birleşim

28 Şubat 2013 Perşembe

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Van Milletvekili Mustafa Bilici’nin, Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı ve uygulamalarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Gülsüm Koç davasına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli’de uygulanan kentsel dönüşüme ve Büyükşehir Belediye Kanunu’nun kentlerdeki yansımasına ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, çiftçilerin kullandığı tohumlarla ilgili ithal kararnamesinin çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

3.- Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu’nun, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

4.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

5.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Bursa’nın tarihiyle özdeşleşmiş Mahfel’in satılmasının Bursa’nın tarihine ve geleneğine bir ihanet olacağına ve bu hareketin karşısında durduklarına ilişkin açıklaması

6.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök’ün, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

7.- Bursa Milletvekili İsmail Aydın’ın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

8.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 1 Mart tezkeresine ilişkin açıklaması

9.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, sosyal güvenlik destek primi borçlarının çalışan emeklilerde büyük huzursuzluk yarattığına ve Hükûmetin sosyal güvenlik destek primi faizlerini kaldırmayı düşünüp düşünmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

10.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, AK PARTİ Grubu adına, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

11.- Yozgat Milletvekili Yusuf Başer’in, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

12.- Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel’in, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

13.- Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in, 2/B yasası nedeniyle vatandaşların mağdur durumda bulunduklarına ilişkin açıklaması

14.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, CHP Grubu adına, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

15.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu adına, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, iktidar milletvekillerinin 28 Şubatta gösterdikleri duyarlılığı 12 Eylül ve 12 Martta da göstermelerini umduğuna, 1/3/1958 tarihinde Kocaeli’de batan Üsküdar vapurunda hayatını yitirenleri saygıyla andığına ve Kocaeli halkı olarak onları unutmadıklarına ilişkin açıklaması

17.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, yüksek hızlı trenin Kocaeli içinden geçen bölümünde yapılan çalışmalarda vatandaşlara ve tarihî eserlere zarar verildiğine ilişkin açıklaması

18.- Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’in, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

19.- Elâzığ Milletvekili Şuay Alpay’ın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

20.- Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

21.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa Keles Kozağacı Vadisi ve Harmanalanı mevkisinde kurulacak termik santralle ilgili gelişmeler hakkında bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

22.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Rize Milletvekili Nusret Bayraktar’ın bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek’le birlikte Finlandiya Parlamentosu Başkanı Eero Heinaluoma'nın davetine icabet etmek üzere 6-8 Mart 2013 tarihlerinde Finlandiya'ya resmî ziyarette bulunacak Parlamento heyetini oluşturmak için siyasi parti gruplarınca bildirilen isimlere ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1149)

2.- Fransa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi tezkeresi (3/1150)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki heyetin; Hırvatistan Parlamentosu Başkanı Josip Leko ve Kosova Meclis Başkanı Jakup Krasniqi'nin vaki davetlerine icabet etmek üzere 18-20 Mart 2013 tarihleri arasında Hırvatistan'a ve 20-21 Mart 2013 tarihleri arasında Kosova'ya resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi tezkeresi (3/1151)

B) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (6/1071, 6/2431) esas numaralı sözlü soru önergelerini geri aldığına ilişkin önergesi (4/97)

C) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek ve 19 milletvekilinin, çeltik üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/523)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, faili meçhul cinayetlerle ilgili hakikatlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/524)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Şırnak Uludere katliamı ile ilgili olarak olay gecesi ve öncesinde MİT, ABD, İsrail veya İran'dan istihbari anlamda bir bilgi alınıp alınmadığı konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/525)

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Rize Milletvekili Nusret Bayraktar ve Kars Milletvekili Yunus Kılıç ile 16 Milletvekilinin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun ile Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (2/1256, 2/1257) (S. Sayısı: 428)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Rize Milletvekili Nusret Bayraktar’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, açılan ve kapanan şirketlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/16345)

2.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, geçici statü ile çalıştırılan işçilere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/16394) (Ek cevap)

3.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, okulların özelleştirileceği iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevabı (7/16498)

4.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Muğla’nın Fethiye ilçesine bir İŞKUR şubesi açılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/16619)

5.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, gümrük kapıları ile ilgili bazı verilere ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/16657)

6.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye’de İŞKUR’a yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/16886)

7.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Türkiye İş Kurumu Osmaniye İl Müdürlüğüne başvuran engelli sayısına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/16888)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.02’de açılarak üç oturum yaptı.

 

Uşak Milletvekili İsmail Güneş, Uşak ili ve geri dönüşüme,

Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, Suriye’deki son gelişmeler ve Türk dış politikasına,

Ankara Milletvekili İzzet Çetin, PTT iş yerlerindeki taşeron firmaların işçilerle yaptıkları iş sözleşmelerine,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

İzmir Milletvekili İlknur Denizli’nin, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve 20 milletvekilinin, Elâzığ'da mermer sektörünün ve çıkarılan mermerin pazarlanma koşullarının iyileştirilmesi konusunun (10/520),

Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 22 milletvekilinin, Kütahya ilinin turizm potansiyelinin tespiti ve bu konuda yaşanan sorunların (10/521),

Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, İç Anadolu Bölgesi’ndeki illerden yaşanan göçün nedenlerinin (10/522),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

Danışma Kurulunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 242, 348, 325 ve 424 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 3, 5, 6 ve 7’nci sıralarına; bastırılarak dağıtılan 428 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ise kırk sekiz saat geçmeden yine bu kısmın 4’üncü sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi kabul edildi.

 

Adana Milletvekili Ali Halaman, brucella hastalığı için verilen ilaç nedeniyle hayvanların gebeliklerinin sonlanmış olduğuna ve hayvan besleyenlerin bu mağduriyetlerinin giderilmesi için yardımcı olunmasını istediğine,

Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, PKK terörünün Türk milletinin harimiismetine uzanan bir el olduğuna ve uzanan bu eli kırması gereken 61’inci Hükûmetin bu durum karşısındaki tutumuna,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Genelkurmay eski Başkanının, kuvvet komutanlarının, Magosa’nın mücahit komutanının, Kardak kahramanlarının aylardır tutuklu olduklarına ve tutukluluk hâllerinin kaldırılması için Hükûmeti ve Adalet Bakanını derhâl harekete geçmeye çağırdığına,

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya Darende’nin sorunlarına ve muhtarların maaşlarının yetersiz olduğuna,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’a geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve Artvin’in Yusufeli Barajı inşaatında yaşanan sorunlara,

Batman Milletvekili Ziver Özdemir,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, AK PARTİ Grubu adına,

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, MHP Grubu adına,

Merhum Necmettin Erbakan’ın vefatının 2’nci yıl dönümüne ve kendisine Allah’tan rahmet dilediğine;

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, Cumartesi Annelerinin simgesi olan Berfo Ana’ya Allah’tan rahmet dilediğine ve Türkiye’deki bütün faili meçhullerin faillerini bulmanın en önemli hedefleri olduğuna,

Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, Trabzon ilinin Tonya ilçesinde yapılması planlanan çimento fabrikasına halkın karşı çıktığına, AKP iktidarının Tonyalıların isteğine sessiz kalmaması gerektiğine,

İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, Konak Tüneli yapımı nedeniyle 2. Kadriye Mahallesi’nde oturulamaz hâle gelen evlerde yaşayan yurttaşların sorunlarına, BMC fabrikasında üretimin durma aşamasına geldiğine ve ilgili bakanlıkların bir an önce bu konuya el atması gerektiğine,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, geçici kadrolarda veya taşeron firmalar aracılığıyla çeşitli adlar altında devlet kurumlarında çalışan işçilerin durumuna,

Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, Millî Eğitim Bakanlığının okulların ihtiyaçlarını karşılamak yerine EĞİTİM-BİR-SEN marifetiyle siyasal kadrolaşma konusunda büyük bir çaba içerisinde olduğuna ve bu duruma son verilmesi gerektiğine,

Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli, dişi hayvan kesimini yasaklayan karara karşı çiftçilerin mağduriyetinin önlenmesine ve damızlıkların desteklenmesine ilişkin bir önlem alınmasının düşünülüp düşünülmediğini öğrenmek istediğine,

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, tütün üretiminin serbest bırakılmasına,

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Tunceli’de köy yollarının kapalı, kara yollarının da çok bakımsız olduğuna ve vatandaşların yem bedelini alamadıkları için şikâyetçi olduklarına,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasına alınan, Mera Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu raporlarının (1/604) (S. Sayısı: 242) görüşmeleri tamamlanarak kabul edildi.

 

Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

 

Alınan karar gereğince, 28 Şubat 2013 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 20.01’de birleşime son verildi.

 

 

                                                         Şükran Güldal MUMCU

                                                                 Başkan Vekili

 

 

            Bayram ÖZÇELİK                     Özlem YEMİŞÇİ                     Fatih ŞAHİN

                     Burdur                                     Tekirdağ                                Ankara

                   Kâtip Üye                                 Kâtip Üye                            Kâtip Üye


II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                No: 102

28 Şubat 2013 Perşembe

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek ve 19 Milletvekilinin, çelik üreticisinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/523) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.02.2012)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 Milletvekilinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/524) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.02.2012)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 Milletvekilinin, Uludere olayının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/525) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.02.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, hac görevini yerine getiren kadın milletvekillerinin mağduriyetine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/14486)

2.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’nın Sincan ilçesinde hizmet veren tiyatro ve sinema salonlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16321)

3.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’nın Sincan ilçesindeki okullarla ilgili verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16322)

4.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Sincan ilçesinin ulaşım sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16323)

5.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Sincan ilçesinin sorunlarına ve belediyenin faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16324)

6.-    Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, okullardaki serbest kıyafet uygulamasıyla ilgili şikayetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16325)

7.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Hava Kuvvetleri Komutanlığından istifa eden personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16326)

8.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Kara Kuvvetleri Komutanlığından istifa eden personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16327)

9.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 2003 yılından itibaren Deniz Kuvvetleri Komutanlığından istifa eden veya sözleşmesini yenilemeyen askeri personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16329)

10.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Üsküdar Belediyesinin borçları nedeniyle mülkiyetinde bulunan dört camiyi Hazine’ye devrettiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16330)

11.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Türkiye’nin Suriye için Vali atadığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16331)

12.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, TÜBİTAK’ın kitap satış listesindeki bazı yayınlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16333)

13.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2002-2013 yıllarında trafik cezalarıyla ilgili verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16334)

14.-  Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, YÖK tarafından bir rektöre soruşturma açılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16335)

15.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, 2002-2012 yılları arasında silahlanma ile ilgili verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16336)

16.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, yurtdışında vefat eden yurttaşların cenazelerinin nakillerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16337)

17.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’de ağır kış koşulları nedeniyle yaşanan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16338)

18.- Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in, 2012 yılı Temmuz ayında yapılan polislik sınavına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16339)

19.-  Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Karayolları Genel Müdürlüğünde hizmet alımı yoluyla görev yapan işçilerin kadroya atanması talebine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16340)

20.- İstanbul Milletvekili Osman Korutürk’ün, savunma alanında kurulan uluslararası bir şirkete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16342)

21.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Başbakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16343)

22.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Başbakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16346)

23.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, enflasyon oranlarının hesaplanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16347)

24.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, vatandaşların alım gücünün artırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16348)

25.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, maaş listesine sansür uygulandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16349)

26.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2012 yılları arasında güvenlik güçlerinin operasyonları sonucu ele geçirilen teröristlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16350)

27.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ın bir köyünün bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16351)

28.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Başbakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/16355)

29.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Başbakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/16356)

30.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’de meydana gelen doğal afetlere karşı alınan önlemlere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/16357)

31.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Başbakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/16358)

32.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Başbakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/16359)

33.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/16363)

34.- Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in, engellilere hizmet veren bakım merkezlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/16377)

35.-  Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, gazilik unvanı verilmeyen bir kişiye ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/16378)

36.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/16379)

37.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/16380)

38.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, boşanmalarda yaşanan artışa ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/16381)

39.-  Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, eşi tarafından öldürülen bir kadının şikayetlerinin dikkate alınmadığı iddialarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/16382)

40.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/16383)

41.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/16384)

42.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, TÜBİTAK’ın bazı yayınların basımını durdurduğu iddiasına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/16385)

43.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, TÜBİTAK tarafından basım ve satışı durdurulan kitaplara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/16386)

44.-  Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, TÜBİTAK’ın bazı kitapları satış listesinden kaldırdığı iddiasına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/16387)

45.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/16388)

46.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/16389)

47.-  Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Zonguldak’ta maden ocağında yaşanan kazaya ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/16390)

48.-  Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, bir hastanın TC kimlik numarası ile başka bir kişinin muayene olması sonucu yaşadığı mağduriyetle ilgili verilen soru önergesinin cevabına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/16391)

49.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Türkiye Taş Kömürü Kurumu tarafından çıkarılan bir genelgeye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/16393)

50.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/16397)

51.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, gerçekleştirilecek bir açılış töreninin maliyetine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/16400)

52.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/16404)

53.-  İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Paris’te öldürülen terör örgütü üyesi üç kadına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16407)

54.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16408)

55.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16409)

56.-  Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, KKTC’de emekli maaşı kesilen bir vatandaşa ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16410)

57.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, kaçakçılık ve uyuşturucu ile mücadelede uygulanan politikaların yetersiz kaldığı iddialarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16437)

58.-  Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Sincan Belediyesinin gayrimenkullerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16443)

59.-  Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’daki arıtma tesislerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16444)

60.-  Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Kadın Sığınma Evleri Projesi kapsamında yer alan illere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16445)

61.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde kaldırılan otobüs hatlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16446)

62.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Jandarma Genel Komutanlığından istifa eden personele ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16447)

63.-  Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, 2009 Yerel Seçimlerinden bugüne Bursa Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin kardeş kent başvurularına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16448)

64.-  İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, sendika kurmak isteyen emniyet görevlilerine soruşturma açıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16449)

65.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, toplatma kararı yürürlükten kaldırılan yayınlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16450)

66.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, adres değişikliğini bildirmeyenlere uygulanan cezalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16451)

67.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Şanlıurfa’da 1992-1997 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16452)

68.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’daki köylerin yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16453)

69.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’daki köylerin su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16454)

70.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’daki köylerde yaşayan yoksul vatandaşlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16455)

71.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’daki köylerin elektrik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16456)

72.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’daki köylerin altyapı ve kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16457)

73.-  Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Muş Üniversitesine ulaşım sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16458)

74.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ın Susuz ilçesindeki bazı köylerin sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16459)

75.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ın Susuz ilçesindeki bazı köylerin sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16460)

76.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2002-2012 yılları arasında işe alınan şehit yakınlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16461)

77.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, yoğun kış şartlarıyla mücadele için alınan önlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16462)

78.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, iki yıldır polislere atış eğitimi yaptırılmadığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16463)

79.-  Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, il özel idarelerinin bütçesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16464)

80.-  Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, İncirlik Hava Üssünde yaşandığı iddia edilen bir olaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16465)

81.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16466)

82.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16467)

83.-  İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, üniversitelerde yaşanan şiddet olaylarına ve terör örgütü üyesi öğrencilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16468)

84.-  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, Taksimi Yayalaştırma Projesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16469)

85.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kiralanan hizmet binalarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16470)

86.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16471)

87.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16472)

88.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kiralanan hizmet binalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/16473)

89.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’da bazı heykellerin kaldırıldığı iddiasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/16475)

90.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/16476)

91.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/16477)

92.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kiralanan gayrimenkullere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/16478)

93.-  Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, bazı belediyelerin borçlarına karşılık cami arsalarını Hazineye devrettikleri iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/16481)

94.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/16482)

95.-  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, emekli maaşlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/16483)

96.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Suriyeli mülteciler için bütçeden ayrılan kaynağa ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/16484)

97.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/16486)

98.-  İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/16487)

99.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kiralanan hizmet binalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16488)

100.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Ardanuç ilçesine Anadolu ve Fen Lisesi açılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16489)

101.-                Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, bir ders kitabında Kaygusuz Abdal’ın bir şiirinden bazı dizelerinin sansürlendiği iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16490)

102.-                Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Beş Yılda Beş Bin Öğrenci Projesine ve Projede yaşanan bazı sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16491)

103.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, okullardaki serbest kıyafet uygulamasının sektöre zarar verdiği iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16492)

104.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, engelli öğretmen adaylarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16493)

105.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulmasında karşılaşılan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16494)

106.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, YÖK’ün internet sitesinin saldırıya uğraması sonucu ortaya çıkan belgelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16495)

107.-                Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, okullardaki serbest kıyafet uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16496)

108.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2011-2013 eğitim-öğretim yıllarında yaralanan öğretmen ve öğrencilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16497)

109.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, seçmeli Kürtçe dersine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16499)

110.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, sözleşmeli iken kadroya atanan öğretmenlerin zorunlu hizmet yükümlülüğüne ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16500)

111.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, görevde yükselme yönetmeliğindeki değişiklik sonrası ataması yapılan bazı kadrolara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16501)

112.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, norm fazlası öğretmenlere de yöneticiler gibi iki yıl süre verilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16502)

113.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, ibadet etmek isteyen öğrencilerle ilgili bir genelgeye ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16503)

114.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, sağlık meslek liselerindeki norm fazlası öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16504)

115.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, ataması iptal edilen teknoloji ve tasarım öğretmenlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16505)

116.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, özür durumu atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16506)

117.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde yapılan şube müdürü atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16507)

118.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, özür durumu bulunan öğretmenlere ve norm kadro fazlası öğretmenlerin resen atanmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16508)

119.-                Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, Erzurum il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine yapılan şube müdürü atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16509)

120.-                Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Manisa’da Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri servis araçlarına ceza kesildiği iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16510)

121.-                Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın Arguvan ilçesindeki bir okulun yemekhane sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16511) 

122.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, engelli öğretmen alımına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16512)

123.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, okulların güvenlik sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16513)

124.-                Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, eğitim müfettişlerinin özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16514)

125.-                Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yeni eğitim sisteminde karşılaşılan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16515)

126.-                Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenler için KPSS’nin geçerlilik süresinin bir yıla indirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16516)

127.-                Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, devlet okullarındaki kıyafet serbestisine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16517)

128.-                Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, FATİH Projesinin uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16518)

129.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, TÜBİTAK tarafından kitap yazımında görev alan öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16519)

130.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, serbest kıyafet uygulamasının bazı olumsuz sonuçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16520)

131.-                Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, norm kadro fazlası öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16521)

132.-                Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Talim ve Terbiye Kurulunda görevli öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16522)

133.-                Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, sınavlara hazırlanan öğrencilerin rapor almalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16523)

134.-                İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16524)

135.-                İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/16525)

136.-                Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, 1971 darbesi mağduru askerlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16526)

137.-                İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kiralanan hizmet binalarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16527)

138.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki bir karakolla irtibat kurulamadığı iddialarına ve Kütahya’da ertelenen yemin törenine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16528)

139.-                Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, topraklarımıza gelen yabancı askerlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16529)

140.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız’ın, Türkiye’ye kurulacak patriot füzeleri için gelecek yabancı askerlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16530)

141.-                İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak’ın, intihar eden bir asker ile ilgili iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16531)

142.-                Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, I. Dünya Savaşında şehit düşen bir kişiye ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16532)

143.-                İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16533)

144.-                İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16534)

145.-                Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, askerde iken hayatını kaybeden dört kişinin ölümleri ile ilgili soruşturmanın akıbetine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/16535)

146.-                Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, yer altı sularının kullanımına getirilen yeni sisteme ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16539)

147.-                Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, sondaj kuyularına takılması zorunluluğu getirilen sayaçlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16540)

148.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/16541)

149.-                Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, yasaklanan internet sitelerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16559)

150.-                İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Gaziantep Havalimanındaki olumsuz görüş koşullarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16560)

151.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Bursa’ya toplu taşıma amacıyla ithal edilen vagonlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16561)

152.-                İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kiralanan gayrimenkullere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16562)

153.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2002-2012 yıllarında yapılan asfaltlama çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16563)

154.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bazı illere demiryolu yapılmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16564)

155.-                Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2013 yılında başlanacak ve tamamlanacak projelere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16565)

156.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli memur sayısına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16566)

157.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlıkta kiralama yoluyla hizmet veren araçlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16567)

158.-                Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, mıcırlı yolların tamamen bitmeden trafiğe açılmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/16568)

28 Şubat 2013 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Cazibe Merkezleri Programı ve uygulamaları hakkında söz isteyen Van Milletvekili Mustafa Bilici’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Bilici. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Van Milletvekili Mustafa Bilici’nin, Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı ve uygu-lamalarına ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA BİLİCİ (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2007-2013 dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı, Cazibe Merkezleri Programı’ndan bahsetmektedir. Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı, kaynak kullanımında coğrafi odaklanmayı sağlamaya yönelik bir programdır.

Program kapsamında, az gelişmiş bölgelerde göç eğilimlerini bölge içine yönlendirmede çekim merkezi işlevi görecek ve çevrelerine hizmet verme potansiyeli yüksek cazibe merkezleri belirlenmiştir. Bu seçimde nüfus, hizmet sektöründeki istihdam oranı, havaalanı, üniversite ve coğrafi bölge kriteri gibi kriterler belirleyici olmuştur.

Sıralanan bu kriterler esas alınarak DPT tarafından 12 cazibe merkezi belirlenmiştir. Yatırımlarda öncelikli olan söz konusu cazibe merkezlerinin gelişmesine hız kazandıracak ekonomik, sosyal altyapı yatırımlarına ve istihdam ağırlıklı projelere de öncelik verilmektedir. Bu imtiyaz, ulusal düzeyde bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına da katkı sağlayacaktır.

4 ilde uygulaması yürütülen program kapsamında 2010-2012 dönemi için toplam 16 proje uygulamaya alınmıştır. Bu projelerin 15 tanesi “kültür, turizm” temalıdır.

Programın hâlihazırda yürütüldüğü 4 ilde kritik sektör kültür ve tarih temelli turizm olarak ortaya çıkmıştır, yerel tercihler de bu yönde tecelli etmiştir.

Van İli Cazibe Merkezleri Destekleme Programı uygulamaları kapsamında turizm sektöründe canlılığın sağlanması amacı ile 2010-2012 yıllarında 5 proje uygulamaya alınmıştır. Bu başarılı projeler hakkında Genel Kurula kısaca bilgi vermek istiyorum.

Urartu Müzesi: Bu proje için 7,9 milyon TL bütçe ayrılmıştır. Proje için yer tahsisi yapılmış ve projenin teknik ve mimari çizimleri tamamlanmıştır. İnşaat çalışmaları ise hâlen devam etmektedir.

Abalı Kayak Tesisi Projesi: 4,9 milyon TL bütçesi olan proje için bugüne kadar 4,4 milyon TL kaynak aktarılmış ve yapım işleri tamamlanmıştır. Ocak ayı içinde Van’da kayak sezonu açılmış ve vatandaşlarımız kaymaya başlamışlardır.

Van Gölü İnci Tur Gemi Alımı Projesi: 2,7 milyon TL bütçesi olan proje için ise 2,5 milyon TL kaynak aktarılmıştır. Proje kapsamında 2 adet deniz otobüsü satın alınarak Van Gölü üzerinde hizmete sunulmuştur. Vatandaşlarımız Van Gölü’nün mavisi ve eşsiz doğa güzelliklerinin arasında Urartu’dan Selçuklu’ya tarihî yolculuk yapma imkânına kavuşmuştur. Bu eşsiz tarihî yolculuğu yaşayabilmek için tüm milletvekillerimizi Van’a davet ediyoruz.

Tekstilkent Projesi: Van’da kurulması planlanan İhtisas Küçük Sanayi Sitesi benzeri bir modeldir. Tekstil ve konfeksiyon alanında faaliyet gösteren işletmelerin Van’a taşınmasının teşvik edilmesi amacıyla altyapısı hazır, yapım işleri bitmiş bir sanayi alanı oluşturulacaktır. Toplam proje maliyeti yaklaşık 35 milyon liradır. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından yapılan ön talep toplama çalışmaları neticesinde 23 tekstil firmasının toplam 49 bin metre kapalı alan için talepte bulunduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Bu projede Van Milletvekilimiz Sayın Burhan Kayatürk’ün bireysel katkıları için de kendisine teşekkür ediyorum.

Tuşba Fuar ve Kongre Merkezi Projesi: Proje ile KOBİ’lerin, STK’ların ve diğer kuruluşların tanıtım, eğitim, danışmanlık, pazarlama ve teknik destek gibi birçok alandaki faaliyetlerine katkı sağlanacaktır. Toplam proje maliyeti yaklaşık 14 milyon TL olup, bu projenin de hâlen yapımı devam etmektedir.

Proje kapsamında oluşturulacak fiziki mekânda ulusal ve uluslararası ihtisas fuarları, bilimsel toplantı ile kongre ve diğer sosyal faaliyetlerin gerçekleşmesi planlanmaktadır.

Değerli arkadaşlar, Cazibe Merkezleri Programı, Türkiye’de değişen planlama yaklaşımının göstergelerinden biridir. Bu sebeple, emeği geçen başta Sayın Bakanımız Cevdet Yılmaz olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bilici.

Gündem dışı ikinci söz, Bingöl’ün sorunları hakkında söz isteyen Bingöl Milletvekili İdris Baluken’e aittir.

Buyurunuz Sayın Baluken. (BDP sıralarından alkışlar)

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Gülsüm Koç davasına ilişkin gündem dışı konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, kendi seçim bölgem Bingöl’de yargının altına imza attığı yeni bir hukuk skandalı, büyük bir adaletsizlik örneğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bütün Türkiye’de şu anda bu konuyla ilgili oluşmuş bir kamuoyu var. Buradaki tartışmanın bu kamuoyundaki tartışmalara yansıyacağına olan inancımla bu konunun Meclis tarafından önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Dile getirmek istediğimiz husus; 19 yaşındaki bir lise öğrencisinin olayda hiçbir dahli olmadığı bir suçlamayla karşı karşıya gelmesi ve bu olaydan dolayı da müebbet hapis cezasına çarptırılması.

Gülsüm Koç, 19 yaşında bir lise öğrencisi. 2011 yılında Bingöl şehir merkezinde polis otosuna yapılan bir saldırıyla ilgili Gülsüm Koç bir kurgu, bir komplo sonucunda gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ve daha sonra hazırlanan iddianamede de hiçbir somut bilgi, belge, bulgu, veri olmadan müebbet hapis cezasına çarptırılıyor. Bugüne kadar, iddianame içerisinde de geçerli olmak üzere, bir gizli tanık ifadesi dışında somut olan hiçbir belge yok burada. Bakın, olayın bir kurgu olduğu nereden belli: Gülsüm Koç’un gözaltına alındığı olay saat 19.30’da gerçekleşiyor yani bu polis memurlarının silahlı saldırıya uğradığı olay saat 19.30’da gerçekleşiyor. Gizli tanık Avcı’nın ifadesi saat 23.45’te alınıyor ancak daha sonra ortaya çıkıyor ki saat 23.30’da polislere bu olayı Gülsüm Koç’un yaptığına dair bir tutanak imzalatılıyor ve bu tutanak imzalatılırken de polis memurlarına Bingöl’deki seçim çalışmalarımız sırasında Gülsüm Koç’un seçim büromuz önündeki fotoğrafı gösteriliyor. Yani seçim çalışmalarında Gülsüm Koç seçim bürosuna uğradığı için önceden fişlenmiş, kayıt altına alınmış, bir kurgu, bir komplo planlanmış, daha sonra olup olmadığını bilmediğimiz bir gizli tanık ifadesiyle de bu komplo hayata geçirilmiş.

Şimdi, mahkeme boyutuna gelince, savcılığın bu olayı delillendirecek bazı belgeleri sunmasını bekliyoruz ama iddianameye bakıyoruz, bomboş. Bu suçlamanın, Gülsüm Koç’un  bulunduğu yerle ilgili, suçlamanın bulunduğu yerde MOBESE kameraları var, kayıt altına alınan görüntüler var ama iddianamede bu MOBESE kameralarının da hiçbir şekilde incelenmediğini ve bu iddianameye alınmadığını çok rahatlıkla görüyoruz.

Mahkemenin sonucunda da yine içler acısı bir durum var. Gülsüm Koç’un elinde barut izine rastlanmıyor. Ateşli silah yaralanması ya da ateşli silah bulundurmayla ilgili Gülsüm Koç’un beraatına karar veriliyor ama gizli tanık ifadelerinden dolayı da 19 yaşındaki bir öğrenciye müebbet hapis cezası veriliyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bakın, çağdaş, demokratik ülkelerde, hukuk ülkelerinde zaten sadece gizli tanık ifadeleriyle herhangi bir yargısal sürecin yürütülmesi mümkün değil ama uzun süredir Türkiye’de gizli tanık ifadeleriyle maalesef hukuk skandalları devreye konmuş durumda. Şu anda kamuoyunu rahatsız eden bütün davalarda gizli tanık ifadeleri her geçen gün hukuku katlediyor. En sonunda bu Gülsüm Koç olayında 19 yaşındaki bir öğrencinin bütün hayatının altüst edilmesiyle ilgili bir süreçle karşı karşıya bulunmaktayız.

Bakın, bu olaydan yaralı kurtulan polis memurları daha sonra mahkemede ifade veriyorlar ve şöyle diyorlar, Polis Memuru Hasan Hüseyin Korkut -geçiyorum ifade kısmını- şöyle diyor: “Gecenin de karanlık olması nedeniyle bize ateş açan şahısları ben görmedim, arkadaşım da görmemişti. Olay nedeniyle sanıklardan şikâyetçiyim, cezalandırılmalarını istiyorum. Huzurda bulunan sanık veya başkaca bir kimseyi de görme fırsatım olmadı.” Yani öncesinde imzalatılan tutanak da bu yaralı kurtulan polis memurlarının vermiş olduğu ifadeyle tamamen geçersiz kılınmış durumda. Dolayısıyla, burada 19 yaşındaki bir lise öğrencisinin bütün hayatını karartan bir yargı kararıyla karşı karşıyayız.

Bu konuyla ilgili kamuoyunda çıkan haberlerden sonra Adalet Bakanlığının dosyayı isteyip şu anda incelettiğini biliyoruz. Bizler de Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüştük. Dosyayla ilgili süreçler Yargıtayda tekrar görüşülecek. Biz Gülsüm Koç’la ilgili verilen bu hukuk dışı kararın bir an önce kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Gizli tanık ifadeleriyle herhangi bir belgeye, bilgiye, bulguya, veriye dayanmadan, bu şekilde bir insanın bütün hayatını mahvedecek şekilde süreçlerin altına imza atan yargısal süreçlerin de bitmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda ben Meclisi duyarlılığa çağırıyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

Gündem dışı üçüncü söz, Kocaeli’de uygulanan kentsel dönüşüm ve Büyükşehir Belediye Kanunu’nun kentlerdeki yansıması hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a aittir.

Buyurunuz Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli’de uygulanan kentsel dönüşüme ve Büyük-şehir Belediye Kanunu’nun kentlerdeki yansımasına ilişkin gündem dışı konuşması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen hafta yine gündem dışı söz alarak Kocaeli’deki problemleri anlatmaya çalıştım ama zamanım yetmedi, bu anlatımlarımıza  yine bugün devam edeceğiz.

Yine Kocaeli’yi ufak bir hatırlayalım istiyorum. Kocaeli, hepinizin bildiği gibi Türkiye’de verginin toplandığı, en çok vergi veren iller sıralamasında 2’nci sırada; verginin nakde dönüştüğü toplandığı iller sıralamasında ise 1’inci kent. Peki, devlet yatırımlarından, kamu yatırımlardan pay alabiliyor mu? Hayır, alamıyor. Çünkü, 81 il içerisinde de -hepinizin bildiği gibi- 79’uncu sırada. Diyebilirsiniz ki: “Kocaeli’nin yatırımlara ihtiyacı yok, problemlerini halletmiş.” Ama bir başka boyutu var, Kocaeli çok hızlı göç alan bir kent aynı zamanda. Türkiye’deki nüfus binde 13 büyürken Kocaeli’de nüfus binde 26 büyümektedir. Bu neyi ifade ediyor? Yeni bir adalet dairesini ifade ediyor. Bu neyi ifade ediyor? Yeni okulları ifade ediyor. Bu neyi ifade ediyor? Yeni hastaneleri ifade ediyor.

Peki, Hükûmetiniz döneminde kamu yatırımlarından 70’inci sıralarda pay alan bu kent bu işleri halledebilmiş mi? Hayır, halledememiş. Biz bunları dile getirdiğimizde, bir iki örnek vererek -başka illerde, belki de vergi vermeyen illerde daha çok yapılmasına rağmen- Kocaeli’de sanki büyük mesafe katedilmiş gibi arkadaşlarımız buradan gelip kendilerini ifade ediyorlar.

Şimdi, peki, bunlar yapılmıyor da, diyebilirsiniz ki: “İşte, orası Türkiye’ye örnek gösterilen bir büyükşehir ve büyükşehir uygulamasının olduğu bir kent ve ilk defa da Türkiye’de tüm ili kapsayan büyükşehir uygulamasının yapıldığı bir kent.” Yine, hatırlatmak için söylüyorum, 11 katrilyon borcu ile Türkiye’nin en borçlu belediyesi. Hatta, Türkiye’nin değil Avrupa Birliği ülkeleri içindeki kentler arasında en borçlu belediye.

Normal gelirleri dışında bu kadar borç yapan belediye ne üretmiş sizce? Diyeceksiniz ki “Hiç mi bir şey yapmıyor yahu bu belediye?” Evet, ben size taahhüt ettiklerini söyleyeyim önce. Seçime girerken Büyükşehir Belediyesi, “monoray” demiş, “teleferik” demiş, “kongre merkezi” demiş, “raybüs” demiş, “metrobüs” demiş, “kent meydanı” demiş, “spor şehri” demiş, “3 yeni baraj” demiş, “20 bin araçlık otopark” demiş, “5 yeni arıtma tesisi” demiş. Hakkını yemeyeceğiz, hakkını yemeyeceğiz, “3 baraj” demiş, 1 tane gölet, “Namazgâh Barajı” adı altında yapmaya kalkıyorlar, finans sıkıntısı için şu anda onu da tamamlamış değiller. Yine, hakkını yemeyelim “20 bin araçlık otopark” dediler, 2 bin araçlık bir otopark yaptılar. Yine, hakkını yemeyelim, 4 tane de arıtma tesisi belki de 5’tir, ilave ettiler.

Şimdi, bu taahhüt edilen işlerden görüldüğü gibi, Kocaeli’nin en büyük problemi trafik. Şimdi bu problemi çözmek için Yüksel Proje’ye 13,5 trilyonluk bir ihaleyle iş verdiler, trafik problemini çözmek için bir master plan hazırlattılar. Bu yetmedi, 2 trilyon liraya başka bir şirkete daha bir master plan hazırlattılar, geçen gün de yayınladılar. Kocaeli trafik master programı diye, projesi diye yayınladılar ama tatmin olmamışlar ki AKP İl Başkanıyla beraber Büyükşehir Belediye Başkanı Avrupa kentlerinde trafiğin nasıl çözüldüğünü görmek için Avrupa turuna çıkmış. Ya, bu kadar para harcamaya gerek yok. Sevgili arkadaşlar, trafik problemini çözmek istiyorsanız bu kadar büyük paralar harcayıp yandaşlarınızla Avrupa turuna çıkmaya gerek yok Eskişehir’e gidip görebilirsiniz, İzmir’e gidip görebilirsiniz trafik probleminin nasıl çözüldüğünü. Para harcanmadan yani ekstra maliyetler bindirmeden bunları yapabilirsiniz.

Şimdi, Kocaeli’nin 2 büyük ilçesi var; biri Gebze, biri İzmit. Samimi söylüyorum, 550 milletvekili arkadaşımızla seyahat edelim, gidelim, kente giriş yolunu bulamazsınız. Hadi, diyelim ki kente giriş yollarını buldunuz İzmit’te ve Gebze’de, kentten çıkış yolunu bulamayacağınıza iddiaya girerim buradan. Mümkün değil bulamazsınız, bulanla da her türlü iddiaya girmeye hazırız. Böyle bir kent olmaz!

Şimdi, kent merkezinin acil çözülmesi gereken iki tane şeyi var: Bir tanesi cezaevi, kent merkezinde, okullar bölgesinde kalan cezaevi. Ama, bu cezaevi dokuz senedir oradan kaldırılamıyor. Yine, Türkiye Elektrik Kurumunun yapmış olduğu, depremde hasar gören bir bina var. Bunu da bir türlü yıkamadılar kentsel dönüşüm diye. Geçen hafta kentsel dönüşümün nasıl yapıldığını söylediğim için bu binayı da yıkamıyorlar.

Bir de Sapanca yolu yapıyorlar kamu imkânlarıyla. Biz onun adını “ölüm yolu” taktık. İki haftada bir, haftada bir 1 insanımız orada ölüyor. 12 kilometrelik yol. “Duble yol yapacağız.” diye iddia ettiler. 2010’da temelini attılar “Yüz elli günde bitireceğiz.” dediler. Sadece 12 kilometrelik yolun bir yönüyle 6 kilometresini trafiğe açabildiler. Şimdi bu kent nasıl yönetiliyor? Bu kent…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Devamla) – Evet, daha sonraki gündem dışı konuşmalarda yine gündeme getireceğiz kentin sorunlarını.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, sisteme girmiş sayın milletvekillerimize birer dakika, İç Tüzük 60’a göre söz vereceğim, süremizin yettiği ölçüde.

Buyurunuz Sayın Halaman.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, çiftçilerin kullandığı tohumlarla ilgili ithal kararname-sinin çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ederim.

Başkanım, buralardan bazen bir suali gündeme getiriyorum. Bugün sual günü değil ama siz aracılık yaparsanız memnun olurum, bakanlar alınganlık yapıyor sorularımıza, yapılacak işi sürüncemeye bırakıyorlar.

Bizim Adana’da genelde çiftçiler ithal tohum kullanır. Bu ithal tohum uzun süredir yerli tohuma geçmedi ama bugünlerde ekim mısır ile ayçiçeğiyle başladığı için mevsim olarak, tohum bulunmuyor. Dolayısıyla, bu ithal kararnamesinin çıkması gerekiyor bu aylarda. Bunun çıkmasını sayın yetkililerden diliyoruz.

Buna vesile olursanız da size teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Sayın Tunç…

2.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bugün 28 Şubat. 28 Şubat süreci, ülkemiz insanlarının inancından ötürü kamplaştırılmaya çalışıldığı, insanlarımızın bir bölümünün fişlendiği ve ötekileştirildiği, eğitim müfredatından tutun eğitim ve finans sektörüne kadar antidemokratik müdahalelerde bulunulduğu, basın ve medyanın Genelkurmay karargâhından yönlendirilmeye çalışıldığı, yüksek yargı mensuplarına ve sivil toplum kuruluşlarına Genelkurmayda brifing verildiği, seçilmişlerin meşruiyet alanlarının atanmışlar ve medya, basın aracılığıyla daraltılmaya çalışıldığı bir tarih olarak hafızalarımıza nakşedilmiştir.

Türkiye'nin, son yıllarda, demokrasi yolunda, hukukun üstünlüğünün hâkim olması konusunda attığı önemli adımlar ve aldığı mesafelerle bundan sonraki süreçte de millî iradenin her şeyin üzerinde tutulacağına olan inancımı belirtiyor, ülkemizin 28 Şubat süreci gibi antidemokratik süreçleri bir daha yaşamamasını temenni ediyor, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tunç.

Sayın Çavuşoğlu…

3.- Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu’nun, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat darbesinin 16’ncı yıldönümü nedeniyle açıklama yapmak üzere söz aldım.

1997’de yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve sözde irticaya karşı olduğu iddia edilen ancak esas amacı halkın iradesine ipotek koymak olan bu süreçte, demokrasiye müdahale edilmiş, siyasi iktidar derin güçler tarafından el değiştirilmiş, hukuk devleti yok sayılmıştır. Demokrasiyi kurtarma adına demokrasi katledilmiş, demokrasimize vurulmuş en ağır darbelerden biri olmuştur. 28 Şubat sürecinde toplumun bir kesimi ötekileştirilmiş, itibarsızlaştırılmış bu nedenle telafi edilemeyecek mağduriyetler yaşanmıştır. Ancak aziz milletimiz 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde bu kara lekenin müsebbibi olan toplum ve siyaset mühendislerine rağmen AK PARTİ’yi iktidara taşıyıp “Yeter, söz milletindir.” diyerek gerekli cevabı vermiştir. Türkiye’nin ve on binlerce vatandaşımızın yıllarını heba eden bu süreç, üzerinden on altı yıl geçmesine rağmen unutulmadığı gibi oluşturduğu tahribatlar giderilmeye çalışılmıştır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çavuşoğlu.

Sayın Bostancı…

4.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, çok teşekkürler.

28 Şubat elli yıllık vesayetçi yapının son halkası, ondan sonra Türkiye demokrasi ve özgürlükler yolunda sosyolojik değişimin de gösterdiği istikamette büyük bir değişim yaşadı. Vesayetçi yapılar halkı kale almazlar, kendi varlıklarını ve iktidarlarını iktidarın karanlık sularından devşirmeye çalışırlar ve halka dayanmayan her iktidar biçimi gibi soysuzluğa açıktırlar, halkın çıkarlarını temsil edemezler. Kurmuş oldukları entrikalar çerçevesinde halkın rızasını inşa etmeye çalışırlar. 28 Şubat bütün bu niteliklere sahip bir iktidar biçimi olarak 1997’de, hepimizin bildiği gibi, bir bakıma iktidar üzerine bir vesayet oluşturdu. Bunun medya ayağı vardı, bunun sermaye ayağı vardı, bunun sivil çevreler içerisinde ayağı vardı ama bu karanlık iktidar bloku kısa zamanda Türkiye’nin dinamik değişimi sayesinde tasfiye edildi. Bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bostancı.

Sayın Erdemir…

5.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Bursa’nın tarihiyle özdeşleşmiş Mahfel’in satılmasının Bursa’nın tarihine ve geleneğine bir ihanet olacağına ve bu hareketin karşısında durduklarına ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bursa, bizi bizde bizim için saklayan şehirdir. Bu hazinenin bilincinde olan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa’nın tarihine, geleneğine ve kültür mirasına sahip çıkmayı asli sorumluluğu olarak görmektedir fakat bugün, üzülerek görüyoruz ki, geleneksiz muhafazakârlar, Bursa’nın tarihiyle özdeşleşmiş olan, şairlerin, yazarların ama en önemlisi halkımızın uğrak yeri olan Mahfel’i haraç mezat satma niyetindedir. İl Özel İdaresine ilişkin taşınmazların haraç mezat satılması yalnızca Bursa’ya değil onun kadim tarihine ve geleneğine de bir ihanettir. Biz bu sağduyusuz hareketin karşısında durmakta kararlıyız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erdemir.

Sayın Şahin? Yok.

Sayın Gök…

6.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök’ün, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

ABDULKERİM GÖK (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün tarihimizin kara lekelerinden olan 28 Şubat sürecinin on altıncı yılında bulunuyoruz.

28 Şubat süreci toplumu yeniden dizayn etme süreciydi, bir toplum mühendisliği girişimiydi. 28 Şubat 1997 bir kara leke olarak tarihimizde yerini almıştır. Bu süreç, demokrasi adına demokrasiye müdahale sürecidir. İrtica tehdidi temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp bu milletin önüne konulmuştur. Bu tehdit aslında bazı çevrelerin varlık sebebi de olmuştur.

Ayrıca, 28 Şubat sürecinin politik, idari, hukuki ve toplumsal maliyetiyle birlikte ekonomik maliyeti de olmuştur. 28 Şubatın dördüncü yılında patlak veren 2001 krizi bu sürecin bir sonucudur. Bankaların içi boşaltılmış ve neredeyse ülke ekonomisi talan edilmiş, bazı çevrelere peşkeş çekilmiştir. Sermaye renklere bölünmüştür “yeşil sermaye” olarak nitelendirilen Anadolu’nun muhafazakâr ekonomisine yaşam hakkı tanınmamıştır. “Bin yıl sürecek.” denilen bu süreç AK PARTİ iktidarları döneminde sona ermiştir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gök.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, AKP milletvekillerinin ilk 10’u sisteme girdiler, hepsi 28 Şubatla ilgili bir değerlendirme yaptılar.

ABDULKERİM GÖK (Şanlıurfa) – Millet seçimlerde iradesini sandığa yansıtarak 28 Şubat sürecini de sandığa gömmüştür. Umarız ki tarih, millet üzerinden oynanan bu tür oyunlara bir daha asla şahitlik etmez.

Teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bu işin doğrusu, grup başkan vekillerine de bir söz verseniz de madem önemli bir gün, bu günü biz de bir değerlendirelim, ama sadece… Bu doğru değil. Bu konuda grup başkan vekilleri olarak bir değerlendirme yapalım Sayın Başkan. Tek yanlı bir açıklama oluyor.

BAŞKAN – Sayın İnce, sisteme giren grup başkan vekillerimiz var, siz de sisteme girerseniz size de söz vereceğim.

Şimdi, Sayın İsmail Aydın.

7.- Bursa Milletvekili İsmail Aydın’ın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün 28 Şubat. Türkiye tarihinde postmodern darbe olarak geçen, askerin devlet otoritesine yönelik baskının 16’ncı yıl dönümü. Birtakım asker, siyasetçi, gazeteci ve iş adamı el ele vererek meşruiyetini Anayasa’dan ve yasalardan almayan bir yapılanma içerisine girmişlerdir. Bu milletin vergileriyle vatan müdafaası için alınan tanklar ve zırhlı araçlar demokrasinin üzerine sürülmüştür. Seçimle iş başına gelen hükûmet birtakım entrikalarla yıkılmış, halktan en fazla oy alan, dönemin en büyük siyasi partisi kapatılmıştır. Anayasa gereği bağımsız olması gereken yargı mensuplarına brifingler verilmiştir. Yükseköğretimde okuyan binlerce kızımıza üniversite kapılarında işkence edilmiş, ikna odaları kurulmuştur. Bu kızlarımız yurt dışında okumak zorunda kalmışlardır. Bütün bu antidemokratik uygulamalar… “Laiklik elden gidiyor.” teraneleri yapılmıştır. Dönemin sonunda bütün milletçe, laikliğin hiçbir yere gitmeyip yerinde durduğunu ancak devletin hazinesinin ve bankaların içerisinin boşaltılarak birilerinin cebine gittiğini gördük. Bir daha böyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

Sayın Bayraktutan…

8.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 1 Mart tezkeresine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün 28 Şubatın ötesinde 1 Mart Tezkeresi’nin de 10’uncu yıl dönümü. 1 Mart da Amerikan emperyalizminin uşaklığını yapmak isteyenlere, Türk ordusunu Orta Doğu’da Amerika’nın jandarması yapmak isteyenlere karşı Mustafa Kemal’in Parlamentosunda ona “hayır” diyen milletvekillerinin olmuş olduğu bir gündür. 10’uncu yıl dönümü bu açıdan çok önemlidir. O gün o tezkereye hayır oyu verenleri Mustafa Kemal’in Parlamentosundan bugün bir kere daha kutluyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanına da bir çağrıda bulunuyorum: Bu akşam saat 24.00 itibarıyla tutanakları açıklasınlar. O dönemde AKP Grubu içerisinde bu tezkereye “hayır” oyu verip 2007 milletvekilliği seçimlerinde listelere konulmayan milletvekillerini de Türk halkı, Türk milleti iyice görsün, onları cezalandıran zihniyetin de kim olduğunu Türk halkı görsün diyorum.

1 Mart Tezkeresi’nde bu onurlu direnişi gerçekleştiren tüm milletvekillerini yürekten kutluyor, Mustafa Kemal’in Parlamentosundan onlara saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bayraktutan.

Sayın Özkan…

9.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, sosyal güvenlik destek primi borçlarının çalışan emeklilerde büyük huzursuzluk yarattığına ve Hükûmetin sosyal güvenlik destek primi faizlerini kaldırmayı düşünüp düşünmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sosyal güvenlik destek primi çalışan emeklilerde büyük huzursuzluk yaratmıştır. Çocuklarının, torunlarının geleceği için çalışan bu emekliler ödemelerde güçlük çekmektedirler. “Ana parayı anladık ancak faizler belimizi bükmektedir.” demektedirler. Hükûmet yetkililerine sesleniyorum: Hükûmet bu emeklilerin faizlerini kaldırmayı düşünüyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkan.

Sayın Aydın…

10.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, AK PARTİ Grubu adına, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Darbeler tuzak kurarak, toplumu tahrik ederek, ayrıştırarak, çoğu zaman da pusu kurarak tasarlanan ve taammüden işlenen suikastlerdir âdeta.

28 Şubat sürecinde de demokrasiye sistem dışından müdahale edilmiş, siyasi iktidar zorla değiştirilmiş, hukuk devleti hiçe sayılmıştır. Demokrasiyi kurtarma bahanesiyle demokrasi katledilmiştir. Toplum kamplara bölünmeye çalışılmıştır. Askerî ve sivil bürokrasi, medya ve iş dünyası sözde irtica tehdidine el ele vermiş, milletin o dönemde iş başına getirdiği iktidara karşı direnişe geçmiş ve iktidarı değiştirmiştir. Birtakım siyasi mühendislik projesiyle Türk siyasetini manipüle etmeye çalışan 28 Şubatçılara en büyük dersi yine halkımız vermiştir. Aziz milletimiz bundan sonra böyle demokrasi dışı yaklaşım ve çabalara fırsat vermeyecektir.

AK PARTİ Grubu olarak, darbecilerin yargılanması önündeki engelleri kaldırarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde Meclis araştırması komisyonu kurarak, darbeleri tarihe gömmenin haklı gururunu yaşıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Sayın Başer…

11.- Yozgat Milletvekili Yusuf Başer’in, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

YUSUF BAŞER (Yozgat) – 28 Şubat Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak yazılmış, ülke demokrasisine vurulmuş en ağır darbelerden biridir. Ülkemiz, 12 Mart 1971 muhtırasını Mecliste okutan Parlamentodan 28 Şubat postmodern darbesini yapanların yargılanması için yasalar çıkaran Parlamentoya gelmiştir. Bin yıl süreceği söylenen darbe sevdalılarının sevdası kursaklarında kalmıştır. Aradan on üç yıl geçtikten sonra, darbe yapanların bağımsız yargı tarafından yargılanmasının yolunu önce Meclisimiz 12 Eylül 2010 tarihinde aziz milletimize açmıştır. Meşru Hükûmeti yıpratmak için her yolu mübah görenler maşerî vicdanda ebediyen mahkûmdurlar.

AK PARTİ, Türkiye’de insan hak ve özgürlüklerinin teminat altına alınması için mücadelesini kararlı bir şekilde yürütmüş, siyasi, idari ve hukuk alanında yapmış olduğu reformlarla demokratikleşme yolunda gelişme göstermiştir.

28 Şubat sürecinde zulüm yapan tüm zalimlerin bağımsız Türk yargısı tarafından yaptıklarının karşılıklarını göreceklerine inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Başer.

Sayın Karayel…

12.- Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel’in, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bin yıl sürecek denilen bu 28 Şubatın tarihin tozlu sayfalarında kalmış olması hepimiz için önemlidir diyorum.

“28 Şubat nedir?” diye baktığımızda; şöhretli generallerle onlarla iş birliği yapmak için onlarla bir arada olmayı şeref sayan sivillerin, basın yayın organlarının, yargı mensuplarının, bürokrasinin, üniversitenin ve bunlarla iş birliği yapan insanların milletimize yapmış olduğu zulmün adıdır. Bu zulüm, bir matruşka düzeni gibi, açtıkça içinden başka şeylerin çıktığı bir rejimin adıdır. Ama çok şükür bu Meclis kendi iradesini, millet iradesini üstün tutmuş bir araştırma komisyonu kurmuştur. Bu araştırma komisyonu sayesinde Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanmış olan bütün darbeler mercek altına alınmış ve milletimizin ve devletimizin ne kadar karanlık noktaları varsa bunlar aydınlığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Özellikle 60, 71, 80 ve 28 Şubat döneminde yaşanmış olan bu zulüm dönemlerini aydınlatmak için Meclisimiz millet iradesine sahip çıkmış, bütün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karayel.

Sayın İrbeç…

13.- Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in, 2/B yasası nedeniyle vatandaşların mağdur durumda bulunduklarına ilişkin açıklaması

YUSUF ZİYA İRBEÇ (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

2/B konusunda iktidar iki defa düzenleme yapmasına rağmen, gerçekleri görmemezlikten geldiği için, on binlerce aile mağdur oluyor. Bugün, seçim bölgem olan Antalya’da 70-80 yaşındaki yaşlılar ağlıyor, geceleri uyuyamadığını anlatıyor “Ne olacak bizim hâlimiz?” diyorlar. Televizyonlardan da bunu izliyoruz. Köylülerimiz, ancak karınlarını doyurabildikleri topraklarının ellerinden alınmasının kâbusunu yaşıyorlar.

Şimdi Hükûmet yeni bir düzenlemeyi Meclise getiriyor. “Köylümüz tespit edilen rayiç bedelin yüzde 50’si oranında para öderse arsayı satın alabilecek.” deniliyor. Bu yaklaşım çiftçimizin ve köylümüzün durumlarının hâlâ farkında olmadıklarını gösteriyor. Rayiç bedeller bu seviyelerde durduğu takdirde köylümüzün bu paraları ödeyebilmesi mümkün değildir. Bu sorunun çözümü, parasal düşünmekten çok “Bu insanlar mağdur edilmeden ve felaketlere yol açmadan sorun nasıl çözülür?” diye düşünmekten geçer. Büyük geçim sıkıntısı içerisinde yaşayan bu insanlarımız bir de “Yerimden yurdumdan olur muyum?” endişesinden bir an önce kurtulmalıdırlar.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın İrbeç.

Sayın İnce…

14.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, CHP Grubu adına, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu Büyük Millet Meclisi darbeler gördü, muhtıralar gördü; 12 Martları, 12 Eylülleri, tabii ki 28 Şubatları da gördü. Biz darbelerden ve muhtıralardan çok çekmiş bir parti olarak şunu soruyorum Meclisin değerli üyelerine: 28 Şubatta fişleme vardı, doğru; bugün fişlemenin âlâsı var.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hadi, oradan!

MUHARREM İNCE (Yalova) – 28 Şubatta medyaya baskı vardı, doğru; bugün medyaya baskının âlâsı var. Yerel yönetimlere o zaman baskı vardı, bugün müfettişler CHP’li belediyelerden dışarı çıkmıyor. İş adamlarına o gün baskı vardı, bugün daha fazlası var. Sivil topluma o gün baskı vardı, bugün daha fazlası var. Bugün Nutuk okuyan öğrenci okuldan atılıyor, parasız eğitim isteyen öğrenci hapiste tutuluyor. 28 Şubatta kayıp trilyon davası vardı, şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Merkezindeki kedi Şero’nun mama davası var. Açık tanık vardı, şimdi gizli tanık var. O zamanlar bağımsız bir yargı vardı, bugün iktidarın sopası olmuş bir yargı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – 28 Şubata karşı olanlar konuşabiliyordu, bugün AKP’ye karşı olanlar konuşamıyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Konuşuyorsun ya!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ben konuşacağım tabii, ben milletvekiliyim; vatandaş konuşamıyor.

O gün dört ay hapis yatanlar mağdurdu, bugün zalim konumundadır. Benim istediğim tek şey şu: Kebap partileriyle, duvar kâğıdıyla döşenmiş hapishane odalarıyla Başbakana sağlanan koşullar Silivri’deki insanlara sağlansın, adalete buradan başlasınlar. Dört ay hapiste yatıp kahraman olacaksın, dört yıldır hapiste yatanları inim inim inleteceksin, hâlâ mağdur edebiyatı yapacaksın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bu numaraları geçin bakalım, bunları bir geçin bakalım! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Şandır…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ne alakası var ya!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Mağdur değil, zalimsiniz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şu bitsin ama.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Gel kürsüye de tartışalım bunu! Gelin bir açık oturuma da tartışalım, gelin bir televizyon programına tartışalım! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – İnandırıcılığın yok senin!

BAŞKAN – Sayın Şandır, siz başlayın efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Süremi yeniden başlatın efendim.

BAŞKAN – Başlatacağım efendim.

15.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu adına, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, tabii, çok şey söylenir ama ilkesel olarak, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, milletin iradesine, milletin iradesiyle oluşmuş Türkiye Büyük Millet Meclisine, sivil iktidara, sebebi ne olursa olsun, sahibi de kim olursa olsun, bir hukuk dışı müdahaleye şiddetle karşıyız; Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylüyorum. Bu türlü niyetleri, bu türlü eylemleri sonuna kadar kınıyoruz ancak yani, milletin iradesine sahip çıkarken, milletin oyuyla oluşmuş iradenin de milleti yok sayan, milleti aşağılayan, millete mensubiyeti ayaklar altına alan yaklaşımını da yine millet adına kınıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

Sayın Kaplan…

16.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, iktidar milletvekillerinin 28 Şubatta gös-terdikleri duyarlılığı 12 Eylül ve 12 Martta da göstermelerini umduğuna, 1/3/1958 tarihinde Kocaeli’de batan Üsküdar vapurunda hayatını yitirenleri saygıyla andığına ve Kocaeli halkı olarak onları unutmadıklarına ilişkin açıklaması

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İktidar milletvekillerinin 28 Şubatta göstermiş oldukları duyarlılığı 12 Eylül ve 12 Martta da göstermelerini umardım ve beklerdim.

1 Mart 1958 tarihinde, Kocaeli’de, denizcilik tarihinin en elim kazalarından biri yaşandı. 1927 yapımı olan Üsküdar vapuru, 400 civarında, çoğu öğrenci olmak kaydıyla, yola çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra İzmit’in çamurlu sularına gömüldü. 76’sı öğrenci olmak üzere 250 canımız yaşamını yitirdi. Aradan elli beş yıl geçti. Biz, Kocaeli halkı olarak geçen bu süreye rağmen canlarımızı unutmadık. Onları saygıyla anıyor, tüm Kocaeli’nin başı sağ olsun diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Sayın Akar…

17.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, yüksek hızlı trenin Kocaeli içinden geçen bölümünde yapılan çalışmalarda vatandaşlara ve tarihî eserlere zarar verildiğine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, Kocaeli’de yapılmakta olan yüksek hızlı trenin Kocaeli içinden geçen bölümü, her tarafı yıkarak, vatandaşlara ve tarihî eserlere zarar vererek devam etmektedir. İzmit Cumhuriyet Mahallesi mevkisinde devam eden çalışmalarda, çok değerli olabilecek, Roma dönemine ait olduğu söylenen bir mezar kalıntısı ortaya çıkmış, çalışma durdurulmuş, müze müdürlüğüne bağlı yetkililer gelmiş fakat yetkililerin dönüşünden hemen sonra mezar kalıntısı herkesin gözü önünde kırılıp inşaata devam edilmiştir. Sadece bununla kalmamış, vatandaşın da kişisel mülkleri zarar görmüştür.

YHT çalışmalarında önüne gelen her şeyin yıkıp yok edilmesinin kabul edilir olmadığını belirtmek istiyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akar.

Sayın Şahin…

18.- Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’in, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Seçilmişlerin, seçenlerin ve de millî iradenin yok sayıldığı, hiçe sayıldığı, katledildiği, durumdan vazife çıkaranların vesayet anlayışını bazı kesimlerin maalesef yanlarında yer aldığı ve meşrulaştırdığı bu kara gün olan 28 Şubat, özellikle Malatya’mız buranın ta odağında, merkezinde yer alması hasebiyle idamlık bir kent olarak addediliyor. 52 insanımızın idama mahkûm edildiği, idamla yargılandığı, yüzlerce insanımızın günlerce hapishanelerde, işkencehanelerde tutulup cezaevlerine atıldığı ve özellikle o süre içerisinde “Dar-ul Rifa” denilen Malatya ilimizin mağdur edildiği, üniversitemizde başörtülü öğrencilerimizin haklarının savunulduğu dönemlerde darbecilerin yanlarında yer alan ve şu anda Silivri’de mahkûm olan veya yargılanmakta olan Sayın Hilmioğlu’nu meşrulaştıran, onun yanında yer alan, Ömer Şarlak’ı oraya rektör yapan zihniyetin bugün hâlâ meşru bir şekilde gösterilmeye çalışıldığını, millî iradenin hiçe sayılmış olduğu bugün de, maalesef, bakıyoruz yine CHP sıralarından “Biz, 27 Mayıslara da karşıyız, 12 Martlara da karşıyız, 12 Eylüle de karşıyız…”

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şahin.

Sayın Alpay…

19.- Elâzığ Milletvekili Şuay Alpay’ın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Biz, 28 Şubatı çok önemsiyoruz, bu aziz millet de çok önemsiyor çünkü 28 Şubat, bu ülkeye, bu aziz millete reva görülen zulüm, haksızlık ve ihanetlerden birinin yıl dönümüdür.

12 Eylülden başlayıp 28 Şubatlara gelinen süreçte ben takibatlara uğradım. 12 Eylülde de yargılandık, 28 Şubatta da yargılandık. “İnsan hakları ihlalleri olmasın, herkes siyasi kanaat ve düşüncesini tehdit ve şiddete müracaat etmeksizin kullansın, ifade etsin ve insanlar inanç özgürlüklerini başka sınırlara mütecaviz olmaksızın alabildiğince yaşasın.” dedik ve bunu dediğimiz için, bunun mücadelesini yaptığımız için yargılandık; 311, 312’lerden yargılandık. Bu zulüm sürecinde bunlara şahit olduk ama bunlar bizi yıldırmadı. Biz, Sayın Başbakanımız ve dava arkadaşlarıyla birlikte, aziz milletimizin dua ve desteğiyle, çetecilere, darbecilere, karanlık mahfillere ve yasaklara karşı bir mücadele başlattık ve hukuk zemininde de bunlardan hesap sormaya başladık. Bundan sonra, 27 Mayıslar, 12 Martlar, 12 Eylüller ve 28 Şubatlar asla olmayacak ve olmasın diye mücadele ediyoruz, milletimizin kararlılığı da bu noktada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Alpay.

Sayın Özdağ…

20.- Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın, 28 Şubat sürecine ilişkin açıklaması

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Demokratik devlet her türlü tehlikeye karşı kendini hukukla korur. 28 Şubat önce demokrasiye ihanet etmiştir, hedefi doğrudan doğruya Türk milletinin varlığı ve değerleri olan bir harekettir. Çünkü bir milleti kalabalıktan ayıran onun dili, dini, tarihi, kültürü, kısacası müşterekleridir. 28 Şubat bu müştereklere yönelmiş, bizi milletken bir yığın hâline getirmeyi amaçlamış bir harekettir ve bütün darbeler gibi kınanmayı ve yargılanmayı hak etmiş bir harekettir.

Darbeleri önlemenin en önemli yolu demokrasi kültürünü yaygınlaştırmak, darbelerin millet iradesine ihlal, ihanet olduğunu, bu münasebetle halkın darbelere karşı direnme hakkının olduğunu anlatmak yani caydırıcı eğitimdir. 1960, 71 ve 80 Türk milletinin bedenine, 28 Şubat ise ruhuna musallat olmuştur. Kimsenin siyasetçi terbiyeciliğine soyunmaya hakkı yoktur.

28 Şubat Türkiye’nin bariyerlerini, savunma mekanizmalarını yıkarak küresel sermayenin ayaklarının altına atmıştır. 28 Şubat darbesi gürültüsü büyük bir azınlığın hareketidir. 28 Şubat darbesi bir yanlışı izale etmek için değil, bizzat kendisi daha büyük bir yanlışı hâkim kılmak için yola çıkmıştır.

Bütün darbeleri kınıyoruz. Millet iradesine uzanan her el millet tarafından er geç cezalandırılacaktır. Dünkü..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özdağ.

Son olarak Sayın Demiröz…

21.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa Keles Kozağacı Vadisi ve Harmanalanı mevkisinde kurulacak termik santralle ilgili gelişmeler hakkında bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Yoklama sırasında Enerji Bakanını gördüğüm için, bu soruyu sizin aracılığınızla Enerji Bakanına sormak istiyorum.

Bursa Keles Kozağacı Vadisi ve Harmanalan mevkisinde kurulacak termik santral ile gelişmeler hakkında bilgi almak istiyorum.

“Bindirilmiş kıtalar”, “Çok az kişi itiraz ediyor.” diye size yanlış bilgi verenler, Kozağacı girişinde kurulan çadırlarda köylülerin nöbet tutuşunu acaba görüyorlar mı? Bu çadırlarda kim nöbet tutuyor? Yoksa bu çadırlara dışarıdan vatandaş getirilerek mi nöbet tutturuluyor?

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Başkanım, yerimden söz istemiştim ancak şu ana kadar söz hakkı vermediniz. Benden daha sonra CHP Grup Başkan Vekili Sayın Muharrem İnce Bey söz istedi. “Sisteme girin, söz vereyim.” dediniz, Sayın Grup Başkan Vekilinize söz verdiniz, ben henüz sözü bekliyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sizin Grup Başkan Vekiliniz de aldı, bak.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben sisteme uygun olarak söz verdim. Fakat grup başkan vekilleri söz istediği zaman onlara daha öncelik vermek bu Meclisin bir eğilimi, teamülüdür, bunun için onlara öncelik verdim. Ama, onlara söz vermiş olmama rağmen ben 20 sayın milletvekiline ayrıca yine söz verdim. Bizim süremizi genel olarak -bu 60’a göre söz vermeyi- yirmi dakikayla sınırlı tutuyorum, bunun üstüne de geçtim. Ama, daha sırada 9 tane sayın milletvekilimiz var.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Bizden sonra sisteme girdiler Sayın Başkanım. Sisteme bizden sonra girildi ama biz daha önce sisteme girmiştik. Yani, bu çatı altında milletvekili-grup başkan vekili ayrımı mı yaşanıyor?

BAŞKAN – Sayın Milletvekilimiz, demin izahımı net bir Türkçeyle yaptığımı düşünüyorum. Grup başkan vekilleri söz istedikleri zaman, Genel Kurulun bir teamülüdür, onlara öncelik vermek tercih ediliyor; bunun için onlara daha önce söz verdim, onu söylemek istedim. Onlara söz vermiş olmama rağmen yine 20 milletvekilimize genel uygulama olarak söz vermiş bulunuyorum. Onun için müsaade ederseniz…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, ben bir şey sormak istiyorum: 20 milletvekilinden, benden sonra giren arkadaşlarımdan söz alan var mı, yok mu, onu sadece bilmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, siz kaçıncı sıradasınız? Burada 26’ncı sırada siz görünmüyorsunuz, daha sonra girmişsiniz, daha en sondasınız. Onun için bir şey diyemeyeceğim, kusura bakmayın, bir dahaki sefere…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz…

ŞAMİL TAYYAR (Gaziantep) – Sayın Başkanım, bakın, şu anda sadece 3 kişi kaldı. Bu açıklamayı yapana kadar bu söz hakkını kullandırsaydınız şu anda…

BAŞKAN – Kaç kişi kaldı?

ŞAMİL TAYYAR (Gaziantep) – 3 kişi var.

BAŞKAN – 8 kişi var burada sistemde efendim.

ŞAMİL TAYYAR (Gaziantep) – 8 dakika yapar Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek’le birlikte Finlandiya Parlamentosu Başkanı Eero Heinaluoma'nın davetine icabet etmek üzere 6-8 Mart 2013 tarihlerinde Finlandiya'ya resmî ziyarette bulunacak Parlamento heyetini oluşturmak için siyasi parti gruplarınca bildirilen isimlere ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1149)

                                                                                                                        27/02/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki heyetin; Finlandiya Parlamentosu Başkanı Eero Heinaluoma’nın davetine icabet etmek üzere 6-8 Mart 2013 tarihlerinde Finlandiya’ya resmî ziyarette bulunması, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 12 Şubat 2013 tarihli ve 64’üncü Birleşiminde kabul edilmiştir.

28 Mart 1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 2’nci maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bildirilen isimler Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                                                                                              Cemil Çiçek

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

Ad ve Soyad:                                   Seçim Çevresi:

Muhammet Rıza Yalçınkaya            Bartın

Seyfettin Yılmaz                              Adana

Mustafa Öztürk                               Bursa

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır, okutuyorum:

B) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (6/1071, 6/2431) esas numaralı sözlü soru önergelerini geri aldığına ilişkin önergesi (4/97)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

6/1071 ve 6/2431 esas numaralı soru önergelerimi geri çekiyorum. Gereğini saygılarımla arz ederim. 27/02/2013

                                                                                                                        Ensar Öğüt

                                                                                                                          Ardahan

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

C) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek ve 19 milletvekilinin, çeltik üreticilerinin sorunla-rının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/523)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde yaşanan çeltik üreticisinin sorunlarının araştırılarak, gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddesi uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ve talep ederiz.

1) Cemalettin Şimşek                       (Samsun)

2) Mehmet Şandır                            (Mersin)

3) Ali Uzunırmak                            (Aydın)

4) Sadir Durmaz                              (Yozgat)

5) Kemalettin Yılmaz                       (Afyonkarahisar)

6) Ruhsar Demirel                           (Eskişehir)

7) Bülent Belen                                (Tekirdağ)

8) Mesut Dedeoğlu                          (Kahramanmaraş)

9) Ali Öz                                         (Mersin)

10) Zühal Topcu                              (Ankara)

11) Yusuf Halaçoğlu                       (Kayseri)

12) Özcan Yeniçeri                          (Ankara)

13) Oktay Öztürk                            (Erzurum)

14) Adnan Şefik Çirkin                   (Hatay)

15) Emin Çınar                                (Kastamonu)          

16) Ahmet Duran Bulut                   (Balıkesir)

17) Reşat Doğru                              (Tokat)

18) Hasan Hüseyin Türkoğlu          (Osmaniye)

19) Alim Işık                                   (Kütahya)

20) Ali Halaman                              (Adana)

Gerekçe:

Çeltik, besin kaynağı olarak tahıllar içinde buğdaydan sonra en önemli kültür bitkisidir. Dünyada yaşayan insanların yarıdan fazlasının ana besinidir. Besin değeri ve kalori bakımından buğdaydan üstündür. Pirincin protein içeriği buğdaydan az olmasına rağmen beslenme fizyolojisi yönünden yüksek değeri olan amino asitlerce de zengindir. Dünyadaki tahıl ekiliş alanlarını ve üretimlerini göz önüne alırsak çeltik 140 milyon hektar ekiliş ve 586 milyon ton üretimle buğdayın ardından 2’nci sıradadır. Dünya çeltik verim ortalaması ise 364 kg/da’dır. Ulusal çeltik verim ortalamamız ise 500 kg/da olup dünya verim ortalamasından daha yüksektir.

Çeltik Türkiye'nin bütün bölgelerinde yetiştirilmektedir fakat en fazla ekiliş ve üretime sırasıyla, Marmara ve Karadeniz bölgeleri sahiptir. Edirne ili Türkiye çeltik üretiminin yaklaşık yarısına yakın bir kısmını sağlamaktadır. Kişi başına pirinç tüketimimiz 6-7 kg olup pirinç üretimimiz iç tüketime yetmemekte ve ülkemiz gittikçe artan oranlarda pirinç ithal etmektedir.

Ana çeltik üreticisi olan iller arasında Edirne, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Samsun, Çorum, Sinop, Kastamonu yer almaktadır. Türkiye genelinde 59 adet çeltik fabrikası bulunmakta ve ortalama kapasite kullanımı çok düşüktür. Yapılan araştırmalarla, yüksek verimli ve kaliteli çeşitler geliştirilmiş, yetiştirme tekniği ile ilgili temel araştırmalar sonuçlanmıştır. Pirinç ithalatımız son yıllarda hızla artmış, iç üretim miktarından daha fazla pirinç ithal edilir duruma gelinmiştir. Her yıl yaklaşık 100 milyon dolar, pirinç ithalatına verilmektedir. Buna karşılık pirinç ihracatımız yoktur. Pirinç üretimimiz iç tüketimin yarısı kadar olmasına rağmen; bazı yıllar, yanlış ithalat politikaları nedeniyle çiftçi ürününü satamamakta, ithal pirinçlerle fiyat, standardizasyon ve pazarlama stratejileri nedeniyle rekabette zorlanmaktadır. Rekabet hâlindeki ülkelerle, özellikle Mısır, ABD ile kıyaslandığında girdiler çok yüksektir.

Ülkemizde çeltik üretimi 1938 yılında çıkarılan 3039 sayılı Çeltik Üretim Kanunu’na tabidir. Bu kanun sıtma mücadelesi ve su düzenlemesi amacıyla çıkarılmıştır. Uygulamada çeltik üretmek isteyen çiftçilere birçok zorluklar çıkarmaktadır. Sertifikalı tohumluk üretimi ve kullanımı istenilen düzeyde olmayıp yüzde 10-15’ler civarındadır. Bu da kalite ve hastalık yönünden sakıncalar getirdiği gibi verimi düşürmektedir.

Tohumluk kullanımı bir önceki fiyat durumu ile çok yakından ilgili olup uzun vadeli çeltik üretim politikası olmadığı için tohumluk üretim ve talebinde dengesizlikler olmaktadır. Mesela, 1988’de 144 ton üretime karşılık stok ve ithalatla 1.836 ton tohumluk satılmış, 1990’da ise 1.034 ton tohumluk üretimine karşılık 194 ton tohumluk satılabilmiştir. Uzun vadeli ve planlı çalışmalarla, Türkiye, çeltikte yerli üretimle ihtiyacını karşılayacak duruma gelebilir.

Bu nedenle, çeltik üretimi alanında yaşanan sorunlar hakkında araştırma yapılarak gerekli önlemlerin alınması konusunda Anayasa'nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddesi uyarınca bir Meclis araştırma komisyonu kurulması yerinde olacaktır.

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, faili meçhul cinayetlerle ilgili ha-kikatlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/524)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Faili meçhuller ile ilgili hakikatleri araştırmak için Anayasa'nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

1) Altan Tan                                    (Diyarbakır)

2) Pervin Buldan                             (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                   (Muş)

5) Murat Bozlak                              (Adana)

6) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

7) Ayla Akat                                    (Batman)

8) İdris Baluken                               (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu             (Bitlis)

10) Emine Ayna                              (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                        (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                                   (Hakkâri)

13) Esat Canan                                (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                 (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                        (Kars)

17) Erol Dora                                  (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                        (Mersin)

19) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

20) Nazmi Gür                                (Van)

21) Özdal Üçer                                (Van)      

22) Demir Çelik                               (Muş)

Gerekçe:

Bilindiği gibi, kamuoyunda 17.500 faili meçhul cinayet bulunduğu ile ilgili yaygın bir kanaat vardır.

Bu rakam müteaddit defalar iktidar ve muhalefete mensup siyasetçiler tarafından dile getirilmiştir.

Yine birçok siyasetçi, araştırmacı ve yazar, PKK ve Hizbullah ile devletin içindeki çeteler arasında irtibat olduğunu ileri sürmektedir.

Kürt sorunu başta olmak üzere ülkenin kangren haline gelmiş her sorununun çözümünde bu ilişkilerin engel teşkil ettiği değerlendirmesi yapılmaktadır. TBMM'nin bu konuya el atma ve ciddi bir araştırma yapma mecburiyeti hasıl olmuştur.

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve 21 milletvekilinin, Şırnak Uludere katliamı ile ilgili olarak olay gecesi ve öncesinde MİT, ABD, İsrail veya İran'dan istihbari anlamda bir bilgi alınıp alınmadığı konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/525)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Şırnak Uludere katliamı ile ilgili olarak olay gecesi ve öncesinde MİT, ABD, İsrail veya İran'dan istihbari anlamda bir bilgi alınıp alınmadığı konusunda Anayasa'nın 98, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

1) Altan Tan                                    (Diyarbakır)

2) Pervin Buldan                             (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                   (Muş)     

5) Murat Bozlak                              (Adana)

6) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

7) Ayla Akat                                    (Batman)

8) İdris Baluken                               (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu             (Bitlis)

10) Emine Ayna                              (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                        (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                                   (Hakkâri)

13) Esat Canan                                (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                 (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                        (Kars)

17) Erol Dora                                  (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                        (Mersin)

19) Demir Çelik                               (Muş)

20) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                                (Van)

22) Özdal Üçer                                (Van)

Gerekçe:

Şırnak Uludere katliamının üzerinden bir aydan fazla bir süre geçmesine rağmen olay hâlâ aydınlatılamamış ve kamuoyunu tatmin edici bir bilgilendirme de yapılmamıştır.

Medya ve siyasi kulislerde devletin ve Hükûmetin itibarını zedeleyen iddialar had safhadadır.

Olayın tüm safhaları tam olarak ortaya çıkarılmadıkça bu iddialar güç kazanacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını en yetkin bir şekilde temsil eden makam TBMM'dir.

Onun içindir ki TBMM’nin yapacağı bir araştırma olayı aydınlatacak ve kamuoyunu tatmin edecektir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2 tezkeresi vardır. Ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

A) Tezkereler (Devam)

2.- Fransa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi tezkeresi (3/1150)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca, Fransa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolar arası dostluk grubu kurulması hususu Genel Kurulun tasvibine sunulur.

                                                                                                                        Cemil Çiçek

                                                                                                                     TBMM Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki heyetin; Hırvatistan Parlamentosu Başkanı Josip Leko ve Kosova Meclis Başkanı Jakup Krasniqi'nin vaki davetlerine icabet etmek üzere 18-20 Mart 2013 tarihleri arasında Hırvatistan'a ve 20-21 Mart 2013 tarihleri arasında Kosova'ya resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi tezkeresi (3/1151)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki heyetin; Hırvatistan Parlamentosu Başkanı Josip Leko ve Kosova Meclis Başkanı Jakup Krasniqi’nin vaki davetlerine icabet etmek üzere 18-20 Mart 2013 tarihleri arasında Hırvatistan'a ve 20-21 Mart 2013 tarihleri arasında Kosova'ya resmî ziyarette bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                        Cemil Çiçek

                                                                                                                      TBMM Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:15.01


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Rize Milletvekili Nusret Bayraktar ve Kars Milletvekili Yunus Kılıç ile 16 Milletvekilinin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun ile Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Rize Milletvekili Nusret Bayraktar ve Kars Milletvekili Yunus Kılıç ile 16 Milletvekilinin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun ile Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (2/1256, 2/1257) (S. Sayısı: 428) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 428 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 428 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu gelen yasa teklifi, dokuz ay içerisinde üçüncü yasa teklifi oluyor. Hepimiz biliyoruz ki 19 Nisan 2012 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Desteklenmesi Kanunu bütün itirazlarımıza, yanlışlıklarını ifade etmemize, eksikliklerini ifade etmemize rağmen ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisinin oy çokluğuyla bu Meclisten geçti.

Komisyonda görüşürken dedik ki: “Bu uygulama yanlıştır.” 2-3 tane alternatif sunduk. Birincisi: “Gelin, bunları -bu şehirlerde yaşayan- köylerde, tarım amaçlı kullanılan yerlerde emlak vergisi değeri üzerinden verelim.” dedik. Yine “Bu kanun eğer orman köylülerini koruyorsa, 31’inci madde kapsamına giren köylerde rayiç bedelin yüzde 15’ine, 32’nci madde kapsamına giren köylerde yüzde 25’ine verelim.” dedik. Komisyonda yoğun tartışmalar neticesinde, Adalet ve Kalkınma Partisinden sağduyuyla hareket eden bazı milletvekilleri “Müştereken yüzde 50 üzerinde anlaşalım.” dediler. Biz de dedik ki: “Hiç yoktan iyidir.” Bu köylünün, bu çiftçinin, bu garip gurebanın mağdur olmaması amacıyla, yetmemesine rağmen, yüzde 50’yi el birliğiyle komisyondan geçirdik. Ama oradan, 19 Nisanda bu kanun çıkarken, Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi ve Hükûmetten ve Hükûmetin bu olaya sosyal boyut olarak bakmayan, sadece gelir getirmek amacıyla bakan Başbakan veya Bakandan gelen talimat üzerine, komisyondan yüzde 50 olarak geçen teklif, burada, yine AKP’li milletvekilleri tarafından yüzde 70 olarak ifade edildi. Buraya çıktık, bunları ifade ettiğimizde bazı milletvekilleri çıktılar, dediler ki: “Siz devletin malını peşkeş mi çekeceksiniz?” “Burada 75 milyonun hakkı var.” diye bunu savunmaya kalktılar inanmamalarına rağmen.

Peki, ne oldu dokuz ay sonra? Şimdi, dokuz ay önceki teklifi kendiniz getirmek zorunda kaldınız. Peki, ben size şimdi buradan soruyorum: Dokuz ay önce söylediklerinizi kendi kendinize yanlış mı buluyorsunuz? O söylediğiniz lafların arkasında nerede duracaksınız?

                              

(x) 428 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Ama sayın milletvekilleri, açık ve net söylüyorum: 2/B kanununda Adalet ve Kalkınma Partisi ve Hükûmet sınıfta kalmıştır. Hükûmet bu olayda niye sınıfta kalmıştır? Çünkü Hükûmet bu olaya tamamen para gözlüğüyle bakmıştır. Cari açığı kapatmaya yönelik, borçları kapatmaya yönelik ve fakir fukara ve garip gurebanın yok edilmesine yönelik bir anlayışla hareket ettiği için sınıfta kalmıştır. Şimdi bu olayı ne kadar ciddiye aldıkları ortada. Bakın, her teklif geldiğinde… Bu teklifin ana sahibi Orman ve Su İşleri Bakanı ama Orman ve Su İşleri Bakanını ne Komisyonda görmek mümkün ne de Meclise geldiğimizde. Bakanlar sırasında bugün de Avrupa Birliği Bakanı oturuyor, ne alakaysa 2/B’yle.

Şimdi, bunları ifade etmek zorundayız. Bakın, buradaki ana sorun şudur değerli milletvekilleri: 2/B’nin nereden ve nasıl çıktığını anlamayan, anlamak istemeyen bir grubun, bir hükûmetin bu yasayı doğru çıkarması mümkün değildir. Niye mümkün değildir? 2/B bugünün meselesi değildir değerli arkadaşlar. 2/B 1910’lara, 20’lere dayanan bir süreci kapsar. 1937 yılında çıkan Orman Kanunu’nda ilk defa kanunda ifadesini bulmuştur. 1960 yılına kadar yapılan çalışmalar neticesinde yaklaşık 280 bin-290 bin hektar alan orman dışarısına çıkarılmış. Gerekçesi de orman niteliğini kaybettiği için. Fakat 1960 yılındaki ihtilalden sonra gelen askerî konsey, yapılan bu çalışmaların tamamını iptal etmiştir. Daha sonra yapılan anayasa çalışmalarında bu kanun tekrar Anayasa’ya girmiştir. Ne demiştir orada da? “25/10/1961 yılından önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybeden yerler orman dışına çıkarılır.” ifadesi getirilmiştir. Bu süreçte, yine kadastro çalışmaları ve bu 2/B çalışmaları devam etmiş. 80 yılında yapılan Anayasa’yla bu süre yirmi yıl daha ötelenerek, 31/12/1981 tarihi baz alınarak, orman niteliğini kaybettiği için bunların orman dışına çıkarılması gündeme gelmiştir. Yani, tarihî sürece baktığınızda bu süreç yüz yıldır devam ediyor, bunu görmek lazım. Bu, kanayan bir yara. Bu kanayan yarayla ilgili daha önce Milliyetçi Hareket Partisinin de içinde bulunduğu koalisyon hükûmeti zamanında çalışmalar yapılmış, 2/B çalışmaları gündeme gelmiş -yaklaşık 30-40 bin dönüm alan- burada asıl olan orman köylüsü esas alınmış ve orman köylülerine satışı yapılmış fakat daha sonra Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal etmiş, çalışmalar yarım kalmıştır.

Bugüne geldiğimizde, bu yasa çıkmadan önce Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi, üç parti de -bu sosyal yarayı çözmek amacıyla- seçim beyannamelerinde bunu çözeceklerini ifade etmişlerdir. Netice itibarıyla üç parti de bununla ilgili kanun teklifi vermiştir birbirinden farklı olarak. Üç partinin kanun teklifi birleştirilmiş ama çözümü noktasında ana ağırlık Adalet ve Kalkınma Partisinin çözümü yönünde gerçekleştirilerek  bu çalışmalar komisyonda görüşülmüş, Meclise gelmiş ve Mecliste 19 Nisan 2012 tarihinde 6292 sayılı Yasa’yla yasalaşmış. Biz o yasa çıktığında şunu ifade ettik, dedik ki: “Yanlış yapıyorsunuz. Bu yasayı bu şekilde uygulayamazsınız.” Niye dedik? “Bu bir kanayan yaradır, bunu kabul ediyoruz, bunu hep beraber çözmek istiyoruz ama sizin bu anlayışınızla çözülemez, siz bunlarla bu yerleri satamazsınız.” diye defalarca söyledik ve söylediklerimizi Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilleri oy çokluğuyla hep reddettiler. Burada eksik olan yasaları düzeltmek için birçok kere önerge verdik. Önergelerde bu milletin sıkıntılarını dile getirmemize rağmen, yukarıdan gelen talimat doğrultusunda, AKP milletvekillerinin parmak çoğunluğuyla bu önergelerimizin hepsi reddedildi.

Peki, şimdi, değerli milletvekilleri, ben size soruyorum: Dün bizim söylediklerimize kademe kademe gelmek zorunda mısınız? Kademe kademe bu noktaya geliyorsunuz. Burada yanlış olan şu: Bu kanunun ana sahibi Orman Bakanı olmasına rağmen ne yazık ki Orman Bakanı kadastro çalışmaları, şunları bunları yaparak 2/B’yle ilgili mevzuda tamamen devre dışı kaldı. Kendisini suyun bakanı gören ve Orman Bakanlığını yok sayan Orman Bakanı ne yazık ki devre dışı kalınca devreye Maliye Bakanlığı girdi. Maliye Bakanlığı da olayın sosyal boyutunu bir kenara bırakarak olaya sadece gelir getirme noktasında “20-25 milyar dolar biz buradan gelir getireceğiz, cari açığı kapatacağız ve dış borçlarımızı ödemek için kaynak sağlayacağız.” anlayışıyla bu yasaya baktı.

Şimdi, Orman Bakanlığı nasıl bakıyor bu işe? Biz topu Maliye Bakanlığına attık. Maliye Bakanlığının, Millî Emlak Genel Müdürlüğünün personeli rayiç bedellerin belirlenmesinde, yüksek fiyatların tespit edilmesinde, buradan gelir getirilmesi noktasında bütün sorumluluğu ve yükü onlara yükleyen bir anlayışla karşı karşıya kaldık. Peki, bu süre içerisinde ne oldu değerli arkadaşlar? Bu süre içerisinde bu kanunun uygulanamadığını hep beraber gördük, uygulanamaz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, eğer bu kanun tasarısına ve bu 2/B’nin gelişine baktığınızda bu 2/B’nin gelişinde 3 ana faktör önemlidir. Bunlardan bir tanesi… Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber, biliyorsunuz, nüfusumuzun yüzde 75’i köylerde yaşamaktaydı. Nüfusumuzun hızla artmasıyla beraber köylerde geçim sıkıntısıyla birlikte…

Bakın, özellikle belirtmek istiyorum: Orman dediğinizde aklınıza şu gelmesin, orman dediğinizde üstünde tamamen 50 yaşında, 40 yaşında, 60 yaşında, 70 yaşında, 100 yaşında ormanlarla kaplı alanlar gelmesin. Çalılık, çırpılık, taşlık, kayalık, boş alanlar bile orman sayılır Orman Kanunu’na göre. Şimdi, bu köylülerimiz bu şekilde olan taşlık, kayalık yerleri sökerek oralarda tarım yapmak amacıyla, geçimlerini idame ettirmek amacıyla orman sayılan bu yerlerde tarım alanları oluşturdular. Adana’da, Mersin’de, Muğla’da, sırtlarında toprak çekerek taşlık, kayalık alanlarda tarım amaçlı muz seraları, hayvancılık amaçlı, hayvan yapmaya yönelik çalışmalar yaptılar. Ne zaman yaptılar bunları? 1920’li, 1925’li yıllarda. Yani bugün 2/B nedir biliyor musunuz? Bugün 2/B’de köylülerimizi ilgilendiren ve çiftçilerimizi ilgilendiren kısım, dedelerinden oğullarına, oğullarından torunlarına geçmiş bu yerler. Şimdi, altmış, yetmiş, seksen yıldır bu yerleri sürüp eken ve ekonomiye kazandıran bu köylüye diyoruz ki biz: “Yüksek rayiç bedellerle bu yerleri alacaksınız.”

İkinci bir kısım, bunlardan direkt etkilenen ikinci bir kısım özellikle büyükşehirlerimizde, bunlardan da ana olarak İstanbul’da. Biliyorsunuz, köylerde geçim sıkıntısı çeken vatandaşlarımız, köylerimizden, kırsal alanlarımızdan İstanbul’a yoğun göç içerisinde bulunmuşlar. Göç olduğu yerlerde, yerleşim yerlerinde sıkıntı olduğu için, bu köylerden kentlere göç eden vatandaşlarımız, gecekondu mafyalarından, arsa rantçılarından başlarını sokabilecekleri bir yerleri zaten satın almışlar. Yani buraları, devletin bu konuya hâkim olamaması neticesinde, zaten satın aldıkları yerleri siz şimdi yüksek fiyatlarla yeniden bu vatandaşa satmaya çalışıyorsunuz. Peki, bu vatandaşın alma gücü var mı? Bu vatandaşın alma gücü yok.

Bir de üçüncü kısım var, tuzu kurular. Bunlar kim? İşte bunlar da rant sağlayanlar. Özellikle sahil kesiminde turizm amaçlı, yatırım amaçlı veya İstanbul’da villa yapan, fabrika yapan, rant sağlayan vatandaşlar var. Ha, bunlara yüzde 100’üne mi satarsınız, rayiç bedelin yüzde 150’sine mi satarsınız, buna gelin hep birlikte destek verelim. Ama hiçbir insaf, hiçbir vicdan kabul etmez ki orman köylerinde rayiç bedelin yüzde 70’iyle -ilk çıkardığınız kanuna göre- şimdi getirdiğiniz yüzde 50’yle buradaki orman köylülerinin bunları alma şansları ve imkânları yoktur.

Değerli milletvekilleri, bakın, kendi seçim bölgemden örnek veriyorum: Pozantı’nın Kamışlı’sında ve diğer köylerinde, Hamidiye’sinde, Aşçıbekirli’sinde, Aladağ’da, Saimbeyli’de, Feke’de, Kozan’da öyle bir fiyat belirlenmiş ki rayiç bedelini 64 bin liraya belirlemişsiniz bir dağ köyünde, bir orman köyünde. Yüzde 50’sini aldığında ne yapar dönümü? 32 bin lira.

Şimdi, ben size buradan soruyorum: Çukurova’nın birinci sınıf tarım arazisinde 30 bin liraya, 32 bin liraya satılan yerleri siz, seksen yıldır kullanan bu vatandaşa 60 bin lira belirleyip yüzde 50’siyle 30 bin liraya satma hakkına sahip misiniz? Yani, bu nasıl bir uygulamadır, bu nasıl bir vicdandır ve bu nasıl bir anlayıştır? Veya İstanbul’da 400 metreye kadar yüzde 50’yi getirdiniz. Zaten bu insanların birçoğu, birçoğunluğu gecekondu mafyalarından, arsa spekülatörlerinden bu yerleri satın almışlar; on yıldır, yirmi yıldır içerisinde oturuyorlar. Yine “Yüksek rakamlarla bu evleri satacağız.” diyorlar.

Bakın, bir çalışmaya göre İstanbul’da aylık geliri 1.000 liranın altında olan yüzde 40, 1.500 liraya kadar yüzde 70 yani böyle bir kesim muhatabımız. Peki, bu durum köylerde ne noktaya geliyor biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Köylerde bırakın aylık 1.000 lira, 1.500 liralık geliri; yıllık 1.000 lira, 1.500 lira geliri olmayan bir insan topluluğuyla karşı karşıyayız. İşte, bizim muhataplarımız bunlar.

Ben şimdi size soruyorum: Sizin amacınız, Sayın Bakan, Sayın Hükûmet, 2/B ile kanayan yarayı çözmek mi; yoksa fakir fukarayı, garip gurebayı yok etmeye yönelik bir proje mi geliştiriyorsunuz? Siz diyorsunuz ki bu insanlara: “Siz buraları almayacaksınız.” Bakın, araştırın; Antalya’da, Muğla’da, Adana’da, Mersin’de bugün arsa spekülatörleri diyorlar ki: “Siz bu fiyatlarla bunları alamazsınız.” Ve bunlardan toplayan birtakım tuzu kurular ve zenginler çıktı, bu zenginler bu arsaları topluyorlar. Gücü gücüne yetene bir anlayışla giden bir sistemle karşı karşıyayız. İstanbul’da yine arsa spekülatörleri devreye girmiş, bu arsaları topluyorlar.

Şimdi buradan soruyorum Sayın Hükûmete ve sayın milletvekillerine: Hani hep söylüyorsunuz ya “Fakir fukara, garip gureba; biz sizin sesiniz olacağız.” diye, on yıldır iktidar yapıyorsunuz ama bugün gelinen noktada siz fakir fukaranın, garip gurebanın sesini kesiyorsunuz. Sizin yol arkadaşlarınız tuzu kurular ve zenginler. Yani kimlerdir? Boğaz’da villada oturanlar, Etiler’de zenginler ve sermaye sahipleri sizin yol arkadaşınız olmuş. Bunu bütün kamuoyuna bütün açık yürekliliğimle söylüyorum. Bu Hükûmet ne yazık ki çiftçiyi ve köylüyü ve ormanları bitirmeye yönelik bir çalışmanın içerisinde. Getirdiğiniz tüm yasalar bunun örneğiyle dolu. Örnek veriyorum: Yabancıya mülk satışını arttıran bu Hükûmet değil mi? Evet, bu Hükûmet. Bugün yabancılar Türkiye’de toprak toplamaya başladılar. Akabinde Büyükşehir Yasası’yla köyleri kapattınız, 16 bin tane köyü kapattınız, köy tüzel kişiliklerini ortadan kaldırdınız. Köy tüzel kişilikleriyle, zaten köylüler köy tüzel kişiliğiyle beraber meralarımıza, madenlerimize, ormanlarımıza, derelerimize, denizlerimize sahip çıkıyordu. Şimdi de 2/B Yasası’yla, değerli milletvekilleri, o köylülerin buraları almasını engelleyecek şekilde bir husus getirdiniz. Ama görüyorsunuz ki, bunu uygulamakta ciddi sıkıntılar yaşıyorsunuz. Daha önce çıkan, nisanda çıkan ve geçen ocakta çıkan kanun tasarılarında bunu hep dile getirdik. Dedik ki: “Yanlış yapıyorsunuz, bunların uygulanabilir bir tarafı yoktur, uygulayamayacaksınız.” Maliye Bakanı burada oturuyordu. Bir ay önce dedim ki: Sayın Bakan, siz bu şartlarda bu yerleri satamazsınız diye yüzüne baka baka söyledim, yine söylüyorum. Yangından mal kaçırır gibi bu kanun teklifini getiriyorsunuz. Cuma günü geliyor, cuma akşamı haberimiz oluyor, salı günü komisyondan apar topar AKP’nin oylarıyla geçiyor ve bize muhalefet şerhi vermek için –Sayın Komisyon Başkanı burada- bir saat süre veriyorsunuz. Neyi, nereden kaçırıyorsunuz? Biz dedik ki: Gelin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bir araştırma önergesi verdik; araştırma önergesinde, bundan dört ay önce, 2/B’nin uygulamalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak araştıralım. Bu uygulamada yanlış işler var, hukuksuz işler var, haksız uygulamalar var. Bunları burada dile getirmemize rağmen ne yazık ki yine AKP’nin oy çoğunluğuyla, parmak çoğunluğuyla, parmak demokrasisiyle bu araştırmamızı reddettiniz. Reddettikten sonra bunları getirdiniz. Kendi verdiği kararları uygulayamayan bir Hükûmetle karşı karşıyayız. Maliye Bakanı ne dedi? Dedi ki: “Bu yasa çıktığında -altı ay son- çok güzel şartlarla geliyoruz, göreceksiniz ki herkes altı ay içerisinde müracaat edecek.” Peki ne oldu? Altı ayı geçti, baktınız yarısı müracaat etmemiş, süreyi uzattınız, Üç ay uzattınız. Üç aydan sonra müracaatları tamamlayabildiniz mi? Yine tamamlayamadınız, bu sefer 26 Şubatı “son” kabul ettiniz ve o zaman biz burada bas bas bağırdık, dedik ki: “Bu müracaatlar için para almayın.” Sizin paranız olabilir, sizin yandaşlarınızın parası olabilir, siz zenginlerin yol arkadaşı olabilirsiniz ama o Toroslar’da, dağ köylerinde, fakir fukara, garip gureba çiftçilerimizin 2 bin lira müracaat parasını verecek güçleri yok. “Köylülerimiz o hâle gelmiş ki, çiftçilerimiz o hâle gelmiş ki, kahveye gittiğinde bir misafiri geldiğinde çay parası olmadığı için kahveden kalkan bir köylüyle karşı karşıyayız.” Ama dün onları söyleyen Hükûmet bugün onların hangi hâlde olduğunu unutmuş. Sanki müracaatta bu parayı vermek zorunluluğu var gibi tutup 2 bin lirayı getirdiniz. Ne oldu? Ocak ayında bu 2 bin lirayı kaldırdınız. Dediğimize geldiniz mi? Geldiniz. Komisyonda “Yüzde 70 çok olur, gelin bunu orman köylülerine yüzde 15 bedelle verelim, İstanbul’da yaşayanlara ve çiftçilikle uğraşanlara emlak değerleri üzerinden verelim.” dediğimizde “Olmaz.” dediniz. Ne oldu bugün? Yüzde 50’yle geldiniz. Yani illaki bunları yaşamanız mı lazım? Bunları siz zorla yapabileceğinizi mi düşündünüz? Ama gördünüz ki, o sizin yok saydığınız, artık sizin yol arkadaşlığınızdan çıkan fakir fukara, garip gureba o orman köylüsü, o çiftçi ayağa kalktı; Antalya’da yol kesti, defterdarlığa gitti, dün Bornova’da yürüyüşe geçti. Adana’da, Mersin’de, Muğla’da, İzmir’de, Türkiye'nin her tarafında, sizin yok saydığınız o fakir fukara, garip gureba orman köylüsü, çiftçi ayaklandı ve dediler ki: “Biz topraklarımızı yabancılara peşkeş çektirmeyeceğiz, biz bu topraklarımızı iktidar partisinin yandaş zenginlerine sattırmayacağız, satmayacağız çünkü bizim için toprak namustur.”

Vekilim, biz gerekirse… Bakın, çok açık söylüyorum, acı söylüyorum; ben her hafta gittiğimde köyleri geziyorum, diyorlar ki: “Gerekirse üzerimize benzin dökerek kendimizi yakacağız ama bu haksızlığa ve hukuksuzluğa ‘Dur.’ diyeceğiz.” Açıkça ifade ediyorum Hükûmete de: Aklınızı başınıza alın. Bu millet, bu köylü, bu fakir fukara, bu garip gureba size çuvalla oy verdi sizin söylemlerinize, sizin ifadelerinize inanarak ama ilk defa siz onları yok sayıyorsunuz. Niçin yok sayıyorsunuz? Bu yasa da eksiktir, tekrar düzeltilmesi gerekiyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2/B yasasında değişiklik öngören kanun teklifi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım, konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2/B konusu tam kırk iki yıldır Türkiye'nin gündemindedir. 1961 Anayasası’nda 1971 yılında yapılan değişiklikten sonra 2/B konusu anayasal bir sorun olarak, anayasal bir müessese olarak Türk hukukuna girmiş ve o tarihten bu yana yani tam kırk iki yıldır Türkiye'de 2/B sorununu biz konuşuyoruz. 2/B sorunu yani mülkiyeti orman sınırı dışına çıkarılmış olmakla birlikte Hazineye ait olan ama bu araziler, bu taşınmazlar üzerindeki yapıların sahiplerinin Hazine dışında üçüncü kişiler yani vatandaşlar olduğu araziler. Sorun mülkiyet sorunudur; arazinin mülkiyetinin Hazineye ait, üzerindeki yapının veya tarım ve hayvancılığa ilişkin tesislerin sahibinin vatandaşın olduğu araziler. Bu arazi üzerindeki yapıların sahiplerinin yıllardır bu arazinin tapusunu elde etme arzuları, istekleri vardır ama bu istekler bugüne kadar karşılanamamıştır.

Hükûmet, geçen yıl, 19 Nisan 2012 tarihinde bir kanun kabul etti. Bu kanunla ilgili, bu kanuna gelinceye kadar neler yapıldı, çok kısaca bilgi vermek istiyorum size. Şu bir-bir buçuk yılın olaylarını kronolojik olarak sizlere anlatmak istiyorum ki bugün bu teklifle ne yapılmak isteniyor, onu daha iyi değerlendirelim.

Geçen yıl, 2011 Haziran seçimlerinden önce, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 16 Nisan 2011 tarihinde “2/B Barış Projesi” adı altında bir projeyi Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte Sultanbeyli’de açıkladık. Sultanbeyli’yi seçtik, Sultanbeyli bir sembol ilçedir. Sultanbeyli olmayıp Beykoz olabilirdi, Sancaktepe olabilirdi. Yani 2/B sorununun yoğun olarak yaşandığı yerlerden birisini tercih ettik, Sultanbeyli oldu bu.

Projenin ismine “barış” adını koyduk. Vatandaş devletle barışmak istiyor, ancak devlet barışmak için elini uzatmıyordu. Vatandaş, akşamları yastığa başını koyarken rahat uyumak istiyordu, “Evim yıkılır mı?” endişesinden kurtulmak istiyordu, bu nedenle, devletle barışmak istiyordu, ancak devlet elini uzatmıyordu.

Seçimler yapıldı. Biz, 25 Kasım 2011 tarihinde, seçimden önce “barış projesi” ismini verdiğimiz projedeki “barış” kelimesini de alarak 2/B Barışı Kanunu Teklifi’ni Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk. Bizden iki ay sonra, 1 Şubat 2012 tarihinde, Hükûmetin 2/B Kanun Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi. Bu tasarı, ilgili komisyonda görüşüldü. Daha sonra, 19 Nisan 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edildi. Kabul edilen kanun, 26 Nisan 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanunun kabulünden, yürürlüğünden bu yana tam on ay geçti. On aydır, hâlâ bu sorun ortadadır.

Cumhuriyet Halk Partisinin teklifiyle Hükûmetin tasarısında yer alan görüşler arasındaki temel farklılığı dikkatinize sunmak istiyorum. Bu temel farklılık, bugün görüşeceğimiz teklife konu olan düzenlemenin de esasıdır, sorunun kaynağıdır. Bizim teklifimiz başlıca şunları içeriyordu:

Bir: “Orman köylüsüne 2/B arazileri bedelsiz olarak verilmelidir.” dedik. Orman köylüsü bu arazilerdeki hak sahiplerinin birinci grubunu oluşturur. Bu arazilerin asıl hak sahibi orman köylüleridir çünkü Anayasa’mızın 169 ve 170’inci maddeleri ormanları koruma amacını güderken aynı zamanda orman köylüsünün desteklenmesine yönelik hükümleri getirmiştir. 31/12/1981 tarihi itibarıyla orman özelliğini kaybetmiş olan arazilerin de orman köylüsüne tahsis edilmesini emreder, emredici bir hüküm. Orman köylüsünün diğer, 2/B arazileri üzerinde yapısı bulunan, tesisi bulunan vatandaşlarımızdan farkı, bu arazileri atadan, dededen beri kullanıyor olmalarıdır. Yani, yüzlerce yıldır bu vatandaşlarımız buradadır ve burada tarım ve hayvancılık yapmaktadır. O nedenle, köylünün de teşviki gibi bir gerekçeye dayanarak bu arazilerin “orman köylüsü” olarak isimlendirdiğimiz vatandaşlarımıza bedelsiz verilmesini önerdik.

Türkiye'de tam 7 milyon orman köylüsü vardır. Orman köylüsü Türkiye'nin en yoksul kesimidir. Türkiye'deki kişi başına gelirin 1/10’u düzeyinde bir gelir düzeyine sahiptir yani aylık 160-170 lira düzeyinde bir gelire sahip olan bir vatandaş grubundan söz ediyorum. Mağdur, devletin yardım ve destek elini uzatması gereken büyük bir kesim.

İkinci olarak dedik ki: “Üzerinde evi olan vatandaşlarımıza bu araziyi emlak vergi değeri üzerinden devredelim.” Çünkü, evi olan vatandaşlarımız çok büyük ölçüde ihtiyaç sahibi olan vatandaşlarımızdır. Evi ihtiyacı için yapmıştır, yaşamak için, oturmak için o evi kullanıyor ve doğru dürüst bir geliri de yoktur. O nedenle, o vatandaşlarımızın durumunu dikkate alarak “Emlak vergi değeri üzerinden bu vatandaşlarımıza bu yerleri devredelim.” dedik.

Orman köylüsü olmayıp da tarım ve hayvancılık faaliyetinde bulunan vatandaşlarımız vardır. Devletin temel görevlerinden birisi, tarımı, hayvancılığı teşvik etmektir. “Onlara da emlak vergi değeri üzerinden bu arazileri devredelim.” dedik.

Son olarak dedik ki: “Bu arazileri yatırım amacıyla elinde bulunduranlar var.” Yani araziyi satın almış, el senediyle almış; bekliyor, yasa çıksın bu arazinin tapusunu alayım ya da bu araziye büyük ticari tesisler yapmış, turizm tesisleri yapmış. “Bunlara rayiç bedel neyse, yani bu arazinin piyasadaki alım-satım fiyatı neyse bu fiyattan satalım.” dedik. Böylesine adaleti gözeten dörtlü bir bedel sistemini önerdik. Hükûmet “hayır” dedi. “Ben rayiç bedel nedir, piyasa bedeli nedir ona bakarım, onun yüzde 70’i üzerinden herkese devrederim. Ben dinlemem orman köylüsü, ihtiyaç sahibi vatandaş veya burayı yatırım için elinde tutan. Benim için herkes aynıdır, herkes aynı. Cebinde parası olanla cebinde parası olmayan arasında ben fark gözetmem kardeşim.” dedi.

Şimdi, kanun yürürlüğe girdi. Hükûmet, önce Bakanlar Kurulu kararıyla bir altı aylık süre verdi, sonra altı aylık süreyi üç ay daha uzattı, sonra bir ay daha uzattı. Nihayet bu süre 26 Şubat 2013 tarihinde sona erdi. Bilmiyorum bu bir-iki gün içinde bir uzatma yapıldı mı? 26’sı itibarıyla yapılmamıştı. On aydır Hükûmet orta sahada top çeviriyor. Fiyatları açıklamıyor, çünkü fiyatlarda problem var, fiyatlar yüksek, bedeller yüksek.

19 Nisanda kabul edilen 6292 sayılı Kanun’un Genel Kurul görüşmeleri sırasında bu kürsüden Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yaptığım son konuşmada size birkaç şey söyledim. O söylediğim birkaç cümle şuydu, tekrar etmek istiyorum: “İnanıyorum ki siz buraya önümüzdeki dönemde bu yasada değişiklikler getireceksiniz. İnşallah yanılırım. Yanılmayı arzu ederim ama yanılacağımı sanmıyorum.” Çünkü biz 2/B Barış Projesi’ni açıklarken, onu kanun teklifine dönüştürürken, Hükûmet gibi onu masa başında hazırlamadık. Cumhuriyet Halk Partisi de bu konuyu iyi biliyor; bu konuyu çok iyi bilen uzmanlara sahip, milletvekillerine sahip ama o milletvekilleri yetinmedi uzmanlığıyla, sahaya gittiler, alana gittiler, Sultanbeyli’ye gittiler, Beykoz’a gittiler, Sancaktepe’ye gittiler, Ümraniye’ye gittiler, Çekmeköy’e gittiler, vatandaşlarla kahvelerde buluştular, muhtarlarla oturdular toplantı yaptılar. Bunların hepsinde ben vardım, Akif Hamzaçebi olarak ben de vardım. “Nasıl bir düzenleme yapmalıyız?”ı vatandaşlarımızla bire bir konuştuk ve ona göre teklif verdik. Evet “İnşallah yanılırım ama yanılacağımı sanmıyorum. Siz buraya değişiklik getireceksiniz.” dedim.

Getirdiniz ve -daha bir ay olmadı yani- 30 Ocak 2013 tarihinde burada bir kanun kabul edildi. Dediniz ki: “Ya biz hata yaptık, bu bedelde bir düzeltme yapalım.” Düzeltme yapalım. Ne yapacaksınız? “400 metrekareye kadar olan kısım için yüzde 50’ye indirelim.” dediniz. Tekrar burada ben söyledim, arkadaşlarım söyledi, hepimiz söyledik: “Yapmayın. Hesabı iyi yapmıyorsunuz. Yine yanlış yapıyorsunuz.” dedik size. “Gelin, yapmayın bunu.” Şimdi, teklif getirdiniz. Yine yanılmadık, maalesef.

Maalesef yanılmadık diyorum. Yanılmayı arzu ederdim çünkü bizim derdimiz, vatandaşın derdinin, sorununun çözülmesi, tapusunu alması. Pozitif yaklaşıyoruz bu tasarılara, tekliflere, olumlu yaklaşıyoruz. Dediğimiz olmamakla, kabul edilmemiş olmakla birlikte Hükûmete engel de olmak istemiyoruz. Yeter ki vatandaş tapu alsın. Ola ki Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz yanılabiliriz belki. Keşke yanılsaydık. Yanılmıyoruz. Getirdiniz şimdi.

Şimdi, ne diyorsunuz? Bu görüştüğümüz teklifte diyorsunuz ki... Aslında bizim teklifimiz var şimdi. Hem geçen sefer teklif verdik hem şimdi teklif verdik. Diyorsunuz ki: “Biz, aslında yanıldık, bu fiyatlar yüksek geldi ama şimdi rayiç bedelin yüzde 50’si oranındaki oranı aşağı çekersek hem Cumhuriyet Halk Partisine hem de millete rezil olacağız. Öyle yapmayalım, onun yerine ödeme vadesini uzatalım.” Belediye sınırları içerisindeki taşınmazlar için “üç yılda 6 eşit taksitte ödenir” hükmünü, beş yılda 10 eşit taksite çıkarıyorsunuz. Yani “Ödemeyi biraz daha uzatalım çünkü fiyat yüksek.”

Değerli arkadaşlar, bir fiyatın yüzdesini alıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Rayiç bedelin yüzde 70’i.” Şimdi, araziler için onu yüzde 50’ye indiriyorsunuz. Peki, arkadaşlar, niye rayiç bedeli almıyorsunuz? “Rayiç bedel yanlış.” diyorsunuz. Peki, rayiç bedel yanlış ise onun hangi yüzdesini alırsanız alın, o sizi yeni bir yanlışa götürmeyecek midir? Bu basit bir mantıktır ama siz bunu maalesef… “Siz” derken Hükûmeti kastediyorum, buradaki milletvekillerimizden bunu çok iyi değerlendiren arkadaşlarımız olduğunu biliyorum ama güçleri yetmiyor yani bir tek adam iktidarına karşı kimsenin bir şey söyleme imkânı yok. Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur; tablo bu. Kusura bakmayın arkadaşlar, bu işi beceremediniz. Bu işi yüzünüze gözünüze bulaştırdınız. Ben sizin yerinizde olsam, çıkarım milletten özür dilerim “Biz, bu işi yapamadık, beceremedik, özür diliyoruz vatandaşlarımız.” derim.

Bu teklif de sorunu çözmeyecek söylüyorum, buraya yazıyorum. Yine yanılmayı ümit ederim, arzu ederim, temenni etmem vatandaş sorun yaşasın ama bu teklif de sorunu çözmeyecek. Milletle inatlaşmayın arkadaşlar. Sorun bedeldedir.

Nasrettin Hoca, kıymetli bir eşyasını kaybetmiş. Sonra onu avluda aramaya başlamış, günlerce avluda aramış, bulamamış. Komşusu sormuş, “Hocam, sen bu eşyanı nerede kaybettin?” demiş, “Ahırda kaybettim.” demiş. “E peki, ahırda kaybettiğin şeyi niye avluda arıyorsun?”, “E avlu daha aydınlık.” demiş.

Değerli arkadaşlar, sorun bedelde, niye başka taraflara gidiyorsunuz? Sorun fiyatta. Süre uzatımında, şurada burada mesele yok. Fiyatı makul tespit ederseniz, vadede sorun yok, “üç yıl”da herhangi bir sorun yok. İşin esasından başka bir yere gidiyorsunuz.

Bu, şimdi üçüncü kanun teklifiniz. Biz, ilk kanun 19 Nisan 2012 tarihinde kabul edildikten sonra yanlışlığı o zaman fark ettiğimiz, gördüğümüz için, hemen, Meclis kapanmadan, 21 Haziran 2012 tarihinde teklifi verdik. Bakın, Meclis kapanmadan, bu kanun yanlış, gelin düzeltelim… Gelmediniz. Tatile gitti Meclis. Süre uzattınız. Uzatılan sürelerle zaman kazandınız ama daha fiyatları açıklayamadınız.

Önerim şudur: Gelin, iki ay daha Bakanlar Kurulunun uzatma yetkisi var, bunu kullanın. 26 Nisana kadar uzatalım. Bu teklifi beklemeye alalım. Bugün görüşmeyelim. İsterseniz tümünü görüşelim, maddeleri görüşmeyelim. Bu bedeli düzeltelim arkadaşlar.

Bize inanmıyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partisine inanmıyorsunuz. Beykoz Belediyesi iktidar partisine mensup bir belediyedir. Beykoz Belediyesinin sayfasında, İnternet sayfasında bir çalışması var. Çok güzel bir çalışma yapmış Beykoz Belediyesi. Kutluyorum kendilerini. Çok aydınlatıcı. Arkadaşlarımız -özellikle iktidar partisi milletvekillerine sesleniyorum- Beykoz Belediyesinin sayfasına girerek bunu alabilirler.

Bakın diyor ki belediyemiz: “Beykoz’daki vatandaşlarımızın ekonomik durumu iyi değildir. 2/B arazilerinde yaşayan vatandaşlarımızın durumunu inceledik. 2/B arazisinde toplam, Beykoz’da 18.506 parsel var, 2/B parseli var. Bu parsellerin sahiplerine ilişkin olarak bir ekonomik durum araştırması yaptık. Bu parsel sahiplerinin yüzde 46’sının geliri aylık 1.000 liranın altında.” 1.000 liranın altında. Aylık 1.000 liranın altında geliri olan bir kişi, bu fiyatlarla o araziyi satın alamaz arkadaşlar; gerçekçi olun. Yani otellerin kırmızı halılarında dolaşmaktan vatandaşın durumunu unutmuş durumdasınız. Beykoz’a gidin, dolaşın, kahvelere gidin, Tokatköy’e gidin, Yenimahalle’ye gidin, Karlıtepe’ye gidin. O Karlıtepe’yi siz herhâlde “Kârlıtepe” diye görüyorsunuz. Beykoz sit alanıdır. Yani zannetmeyin ki vatandaş araziyi alacak, müteahhit bekliyor, hemen gökdeleni dikecek. Yok böyle bir şey. Gerçeklerden uzaklaşıyorsunuz.

Tekrar Beykoz Belediyesinin araştırmasına dönüyorum: Beykozluların, 2/B arazisi üzerinde yaşayan nüfusun yüzde 46’sının geliri aylık 1.000 liranın altında. Bu rakamı 1.500 lira yaptığımız zaman, aylık geliri 1.500 liranın altında olan 2/B nüfusunun toplam 2/B nüfusuna oranı yüzde 76’dır. Durum iyi değil. Siz bu vatandaşa diyorsunuz ki: “Kardeşim, ben dinlemem, sen işgalcisin burada. Sen hak sahibi falan değilsin, işgalcisin. Paran varsa alacaksın. Paran yoksa git para sahibi bir müteahhitle anlaş, o senin yerine girsin, alsın.” Vatandaşı para sahibine, müteahhide yönlendiriyorsunuz. “Git, ona teslim ol.” diyorsunuz. Sizin hakkınız var mı, Hükûmetin hakkı var mı şuna? Orada 10 dönüm, 20 dönüm, 50 dönüm, 100 dönüm araziyi kapatmış, bekleyen kişiler var. Ona da aynı fiyattan satacaksınız, Beykozluya, Sultanbeyli’deki vatandaşa da aynı fiyattan satacaksınız. Bana “400 metrekareye kadar düşürdük, yüzde 50 yaptık.” demeyin, bunun kıymetiharbiyesi yok.

Teklif doğru değildir, gerçekci değildir. İhtiyacı çözmeyecektir. Tekrar sorun yaratacaktır. Gelin, ısrar etmeyin. Bir kez daha bu kürsüden “Dememiş miydik?” cümlesini etmek zorunda kalmayalım arkadaşlar. Vatandaş bekliyor, sorun çözülsün istiyor, tapumu alayım istiyor. “Geleceğime güvenle bakayım.” diyor ama buna yaklaşmıyorsunuz.

Hazineye ait tarım arazileri var 2/B olmayan. Bedeli düşürüyorsunuz orada, yüzde 70’ten 50’ye düşürüyorsunuz. Peki, orman köylüsüyle hazine arazisindeki vatandaşı nasıl aynı kefeye koyarsınız? İkisi aynı şey midir? Siz, aslında, büyük çiftçinin fiyatını düşürürken “Bari orman köylüsünü de büyük çiftçiye hangi fiyatı uyguluyorsak o seviyeye getirelim.” düşüncesiyle yapıyorsunuz. Yoksa, aklınızda orman köylüsü de yok; Beykoz’daki, Sultanbeyli’deki, Çekmeköy’deki, Ümraniye’deki vatandaş da yok.

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Demir Çelik.

Buyurunuz Sayın Çelik. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 428 sıra sayılı yasa değişikliğine ilişkin Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nisan 2012’de söz konusu olan yasa teklifi bir kez daha Mecliste ele alınıp tartışılmıştı. Üzerinden on ay gibi kısa bir süre geçmişken, hele hele üç aylık yaz tatilini de çıkardığımızda yedi aylık süre zarfında bu kanun teklifinin 3 kez Genel Kurula getirilmiş olması, her şeyden önce, emek israfıdır, kaynak israfıdır, zaman israfıdır. Buna ülkemizin de, ülke halklarımızın da, bu Meclisin de lüksü yoktur. Hele hele bir kısım arsa spekülatörünün, inşaat müteahhidinin, kent rantiyerinin, Meclisin iradesine rağmen, her seferinde bu kanunun kıyısından köşesinden tutup Meclis iradesine ipotek koymaya çalışıyor olması, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu, ne hukukidir ne insanidir ne de vicdanidir. Buna itiraz etmek, her şeyden önce, bu Meclisin siyasal karakterinin gereğidir. Ama bunu yapmadığımız gibi, muhalefetin sesini de duymazlıktan gelen, itirazlarını esas almayan bir noktadan da bildiğini okuyan ve bunu da topluma dayatan bir noktada da iktidar sarhoşluğuna sahip bir partinin keyfî uygulamalarını da görmezlikten gelemeyiz.

Evet, iktidar her rejimde vardır ama muhalefet, sadece ve tek başına, demokrasilerde söz konusudur. Muhalefetin varlığı da demokrasinin kendisini reorganize edebilme fırsatının sağlanması içindir. Muhalefetin eleştirisini, uyarılarını dikkate almadan “Ben bilirim, ben yaparım.” anlayışıyla hareket eden iktidar, demokrasilerde açığa çıkan iktidar değildir, olsa olsa tarihin karanlık sayfalarında yerini bulan diktatöryal, otoriter rejimlerin ürünüdür. Ama görünen o ki, on yıllık iktidarında AKP, toplum dinamiklerinin temel taleplerini karşılamak yerine keyfî, kendine göreci ve bir kısım siyasal, sosyal ikbale, geleceğe havale edilen çalışmaların da parçası olmaya devam etmiştir. Bizim itirazımız her şeyden önce buna dairdir.

Evet, 2/B yasası yılların kanayan yarasıdır. 2/B yasası cumhuriyet tarihi kadar eskidir, dolayısıyla da cumhuriyetin ulus üniter devletinin karakteri gereği her şeyin ret ve inkâr edildiği bir noktada “mızrağın çuvala sığmadığı” gerçeğiyle yüzleşmemize fırsat veren bir olanağı da bize sağlamıştır. Bunu görmemiz gerekiyor. Devletin çevre ile, devletin kimlik ile, devletin kültür ve din ile olan çatışmasını ve çelişkisini sosyal alanda, siyasal alanda, kültürel alanda ve bir bütün olarak toplumsal yaşamın hayat bulduğu tüm mekânlarda görmek mümkündür. 2/B yasası da bunun bugünkü yansımasıdır.

Düşününüz ki 8 milyonu aşkın bir insan kütlesini, yani neredeyse nüfusumuzun onda 1’ine tekabül eden yüzde 10’luk bir kitleyi ilgilendiren bu konu, yıllardır çözüme kavuşturulması gereken temel ihtiyaçken ertelenmiştir, ötelenmiştir, çözüm yerine çözümsüzlüğün ortaya çıkardığı bir kısım ayak oyunlarıyla neredeyse kaos ve krize neden olmuştur. Bu anlamıyla her şeyden önce, bizim 2/B yasası ya da orman vasfını yitiren alanların yeniden dönüştürülmesi yönünden anladığımızı ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, üzerinde bulunduğu enlem ve boylamlar itibarıyla bugün sahip olduğu nitelikli orman yapısının çok ötesinde bir potansiyele sahiptir. 780 bin kilometrekarelik yüz ölçümünün neredeyse 700 bin kilometrekaresine tekabül eden alanlarda ormanın yetişmesi mümkündür.

Orman dediğiniz de sadece görünen ağaçtan ibaret bir kütle değildir. İçinde canlı organizmanın, mikrobiyolojinin, bakterinin, her türlü yosunun, çiçeğin, kuşun, floranın ve faunanın, her türlü yaşam alanının söz konusu olduğu bu ormanları kendi elimizle yaktık, yıktık, yok ettik. Yaktığımız, yıktığımız, yok ettiğimiz bu alanları yeniden fırsata dönüştürmek adına bir kısım spekülatörlerin aracısı durumuna düşmek bizim işimiz değil.

Biz, her şeyden önce, ormanları çoğaltmak, büyütmekle görevliyiz. Bu çerçevede de orman vasfını yitiren alanların birilerine satışını değil, öncelikle toplum yararına yeniden orman alanlarına, mekânlarına dönüştürülmesini amaç edinmeliyiz. Çıkaracaksak yasa, çıkaracaksak kanun, yeni yaşam alanlarını çoğaltmaya dönük olmalıdır. O anlamıyla kent iktidarlarının hayat suyu olan rant ve çıkar gruplarına alet olmaksızın, özellikle İstanbul, Antalya başta olmak üzere, kentin varoşlarında ve çeperlerinde oluşan bu iktidar odaklarına itiraz etmek bizim işimiz olmalı. Onların işini kolaylayan, açmazlarını, sıkıntılarını telafi etmeye dönük bir çalışma Meclisin işi olmamalıdır ama aynı şekilde yıllardır kanayan bu yaradan zarar gören, etkilenen orman köylüsünü de göz ardı etmemek gerekiyor.

Evet, her şeyden önce ormanı büyütüp, çoğaltıp, topluma mal etmek gibi bir görevi yükleneceğiz ama aynı zamanda ormandaki var olan, vasfını yitirmiş yeni tarım alanlarının kullanılmasında da hak sahibi olan orman köylüsünün, bedelsiz ve karşılıksız olmak üzere o alanlarını kendi yaşam alanına dönüştürmesine, idame ettirmesine yarayacak koşullara da kavuşturulmasını sağlamak bu Meclisin görevi olmalıdır. Bunu yapmak yerine, 8 milyonluk kitlenin, 8 milyonluk insan çoğunluğunun temel çıkarlarını sağlamak yerine, oraları yeni spekülatif alanlara nasıl dönüştüreceğimizin arayışı içerisinde olmak, elbette ki onlara vicdani noktada hakarettir. Temel taleplerini karşılamamak noktasında yüklenebileceğimiz bir misyon değil ama aynı zamanda ulusal ve uluslararası çıkar gruplarına bu alanları peşkeş çekmek, geleceğimizi çalmaktır, geleceğimizi gasbetmektir.

O alanlar, yarın öbür gün küresel ısınmanın çıkardığı problemler başta olmak üzere, yaşamın bizatihi kendisinde ihtiyaç olan, bizim kullanmaya muhtaç olduğumuz kamusal alanlardır. Bu alanlar halkındır, bu  alanlar toplumundur. Halka ve topluma rağmen iktidar odaklarının gasbedebileceği bir olgu değildir.

Bu çerçevede, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğa dediğimiz şey bir nesne değil, doğa, tüm organizmanın yeniden ve yeniden üretilebilmesinin canlı dinamiğidir. Bu canlı dinamiğin biyoçeşitliliği üzerine bir zihniyeti harekete geçirmediğimizde, doğanın çoklu yapısını dikkate almadığımızda yani dağı, ovası, suyu, çiçeği, kelebeği, kuşuyla bir bütün olarak ele almadığımızda sadece ve tek başına bir türe indirgenmiş, türcülüğe oynadığımızda bu türü de sadece ve tek başına insan türünün çıkarına bir anlayışla yaklaştığımızda kaybederiz. İnsanın dışında o doğa içinde kuşun da, kelebeğin de, çiçeğin de, ağacın da hakkı var. Biz buna “Toprak ananın hakkı.” diyoruz. Toprak ananın hakkını inşaat sektörüne açıp yüksek, çok katlı binalarla betona dönüştürmek, olsa olsa, doğa ve toprak ananın hakkına tecavüz etmektir. Bu anlamıyla da, bu, her şeyden önce, çocuklarımıza ve torunlarımıza emanet etmekle mükellef olduğumuz geleceğin gasbına yöneliktir, kendi elimizle buna yol açıyor oluyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ulus üniter devlet nasıl ki tüm kimlikleri, tüm kültürleri, tüm inançları tek tipleştirip, tek tipe bağlı katı merkeziyetçi devletin cenderesi içerisinde eritip bu anlamıyla yeni bir ulus paradigmasına bağlı toplumu şekillendirmek istediyse üstten bakışla, doğaya da hükmetmek bu temeldedir. Doğanın çeşitliliği, biyoçeşitliliği üzerinden değil, her şeyin insana, bireye hizmet edeceği anlayışı ve algısıyla hareket ettiğinden, ulus devlet, evet, ormanlarımıza, yaşamsal alanlarımıza, geleceğimize, bizatihi bu iktidar odaklarının hizmetine sunmak adına göz dikmiş bulunmaktadır. Buna her şeyden önce Meclisin itiraz etmesi gerekiyor. Bu çerçevede de, bu yasa Meclisin gündemine Nisan 2012’de taşınmadan önce, öncelikle bu yasadan etkilenen kesimler olan, başta orman köylüsü olmak üzere, toplum dinamikleri dinlenmeliydi, ortaklaşmalıydı, bu yönüyle de -bilim insanlarının uyarıları- toplumun sivil ve demokratik kesimleriyle ortaklaşılmalıydı. Bu, ortaklaştıktan sonra, getirisi götürüsü üzerinde muhalefetiyle iktidarıyla ortaklaşılabilecek bir çerçeveye, bir niteliğe kavuşturulmuş olsaydı, yedi ayda 3 kez Meclisin gündemine gelmezdi.

Bütün bunları, her şeyden önce, siyaseten mahkûm etmek gerekiyor çünkü Meclisin, her şeyden önce, özgürlükleri çoğaltan, hakları ve insani temel haklarının gerçekleştirilmesini toplum yararına, ülke insanlarının yararına harekete geçiren bir misyonu olmalı, görevi olmalıdır. Bunu yapmak varken, palyatif, gelip geçici bir kısım çözüm araçlarıyla soruna yaklaşmak bizi daraltır, bizi asli görevimizden uzaklaştırır. Bu yönüyle de, 1’inci maddede de görüleceği gibi, Antalya köylüsü başta olmak üzere, on yıllardır orman alanlarını mekân edinen orman köylüsünün itirazıyla, direnişiyle, isyanıyla karşılaşırız çünkü haklı olan onlardır. On yıllardır ektiği biçtiği, göz nuru olarak baktığı, ormana zarar vermeden kendisine yaşam alanı kurduğu bu alanlardan onları söküp, hak sahibi olmayan birilerinin “Bunlar yoksuldur, mağdurdur, satın alamaz.” diye düşünüp fırsatçıların önünü açmak insani bir yaklaşım, insani bir duygu olmasa gerek. O anlamıyla biz, 1’inci maddenin, değil yüzde 50 rayiç bedelle hak sahiplerine verilmesini kolaylaştıran bir yaklaşım, karşılıksız ve bedelsiz olmak üzere orman köylüsüne verilmesi yönlü yeni bir anlayışla Genel Kuruldan geçmesini istiyoruz.

2’nci maddede de, Büyükşehir Yasası’nda görüleceği üzere, 29 büyükşehir belediyesinin mücavir alanları, belediye sınırları il mülki sınırlarına kadar uzatıldı. İl mülki sınırları üzerinde valiliğin inisiyatifinde kurulacak yeni denetim mekanizmasıyla -yarın öbür gün çıkar sahibi bir kısım odakların ulaşamaması kaygısı duymuş olmalılar ki- mevcut, var olan mücavir alan sınırından hareketle, mevcut 5393 sayılı Belediye Yasası’nın öngördüğüne uygun yeni alanlarda, yeni alanların dezavantajına sahip olmamak üzere, mevcut alan sınırlaması üzerinde yine bir kısım odakların, çıkar mercilerinin işini kolaylayan bir noktadan yaklaşılmaktadır. Bu anlamıyla da biz, 2’nci maddenin, halkın yararına, toplumun yararına, kamunun yararına olmayacağını, bunun küçük bir azınlığın çıkarını kolaylaştıran bir anlayış ve zihniyetle yeniden Meclis gündemine getirildiğini biliyor olmaktan dolayı, gündemden çıkarılmasını ve gündemleştirilmemesini öneriyoruz.

Keza 3’üncü madde -orman alanlarının içerisinde sağlık ve eğitim tesislerinin yapılmasına ilişkin olanı da- yine bir kısım odakların mevcut var olan kazanılmış haklarını kolaylaştırmaya dönük bir madde girişimidir.

Geçen hafta görüşüldü ya da on gün öncesiydi, kamu-özel teşebbüs ortaklığına dair bir kanun ya da kanun teklifi Meclisten geçmişti. Oradan da okunacağı üzere, sağlık ve eğitim tesislerinin yapılması devlet olanak ve imkânlarıyla mümkündür ama devletin yaptığı sağlık tesisinin kırk dokuz yıllığına kiralanmasıyla, KDV, damga ve harçlardan muafiyetiyle birlikte zenginin, olanak ve imkân sahibinin kullanmasına açık alanlara dönüştürüldü.

Bu alanların orman alanlarına taşınması, özel mülkiyetin anayasal hakkı olmadığından kaynaklı, ancak devletin yapabilme olanağının söz konusu olduğu bugünün Türkiyesi’nde, devlet, ormanda, orman mekânında sağlık tesisini, eğitim amaçlı tesisleri yapacak ancak on gün önce geçirilen maddeden de anlaşılacağı üzere, buraların kullanım hakkını sermayedara, rantiyere, iktidar odaklarının hizmetine sunacaktır. Bunda da kamusal yarar yoktur, toplumun çıkarı söz konusu değildir. Olsa olsa, bizim olan, hepimizin olan, bu toplumun ve kamusal alanın bizatihi kendisi olan bu doğal mekânlarda, iktidar, bir kısım kesimlere yeni özgürlük alanları yaratacaktır ama o özgürlük alanlarının, halkların ve toplumun özgürleşmesine değil, üzerinde yeni iktidar prangalarının oluşturulmasına hizmet edeceğinden de şüphemiz yoktur.

Bu çerçevede de, 3’üncü maddeden de anlaşılacağı üzere, toplumu ve onun temel çıkarlarını hiçleştiren, toplumsal temel taleplerini dikkate almak yerine mevcut, var olan bir kısım kesimlerin çıkarına hizmet edecek bu anlayışın Meclisimizin anlayışı olmayacağını düşünüyorum. Bu çerçevede de bu yanlıştan dönülmesi herkesten önce Meclisin işidir.

Her şeyden önce, Seçim, Siyasi Partiler Yasası gibi ayağımıza pranga olan, hazine yardımı gibi mevcut, var olan antidemokratik uygulamayı, yine, Seçim, Siyasi Partiler Yasası’nın yanı sıra Terörle Mücadele Yasası, Türk Ceza Kanunu’ndaki antidemokratik uygulamaları kaldırıp sivil, demokratik, eşitlikçi bir anayasa yapmak, sivil, demokratik ve eşitlikçi anayasa üzerinden tüm toplumların, tüm kesimlerin, inançların, kültürlerin özgürce, barış içerisinde birlikte oldukları bir ülke tahayyülü, bir toplum tahayyülü bizim vazgeçilmezimiz olmalıdır. Tek işimiz, bugünün Meclisinin işi budur çünkü günümüz demokrasisinde, tüm sorunlarda olduğu gibi, siyasal, sosyal sorunlar da ancak ve tek anlamda diyalog ve müzakere ile çözüme kavuşturulabilir. Şiddetin, silahın, ölümün ve öldürmenin olmadığı yeni ve demokratik bir Türkiye’de, ancak diyalog ve müzakere kapılarının aralandığı, tartışmanın sonsuz özgürlüklerle örüldüğü, örgütlenildiği bir ilişki var edebilir bizi. Bu çerçevede de dört siyasi partinin bu Meclisteki yüzde 95’e varan siyasal temsiliyeti anlamlıdır, değerlidir; bu, fırsata dönüştürülebilir.

Barış ve Demokrasi Partisi olarak biz elbette ki bugün buna dair düşüncelerimizi paylaşmayacağız ama önümüzdeki dönemde biz, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi, Türkiye demokrasisi üzerinde kimliklerin, inançların, özgür ve özerk demokratik yapısıyla, demokratik ortak vatanda birlikte, barış içerisinde nasıl yaşanması gerektiğine dair siyasal projelerimizle Meclisin önünü açmak istiyoruz. Yapılması gereken, özgürlüktür, demokrasidir, barıştır, insan haklarına dayalı, evrensel hukuka uygun bir siyasal sistemi örgütlemektir; o da bu Meclisin işidir. Biz asli işimize döndüğümüzde, tüm tali meseleleri onun çerçevesinde çözebiliriz. Yeter ki inkârın, reddetmenin, ötelemenin, karşıtlaştırmanın ve düşmanlığın olmadığı, barışın ve özgürlüklerin hayat bulduğu bir özlem, bir talep, bir diyalog ortamını yaratabilme fırsatını birbirimize vermiş olalım.

Bu duygularla ben bir kez daha hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelik.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Rize Milletvekili Nusret Bayraktar.

Buyurunuz Sayın Bayraktar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2/B yasasıyla ilgili vermiş olduğumuz teklifin görüşülmesi için AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, gerçekten, konuşmaları dinlediğim an, bir an kendimi on yıl geriye götürme ihtiyacı hissettim. Keşke 2002 yılından 2007 yılı 22 Temmuz seçimlerine kadar olan süreçte… O dönemde Sayın Akif Hamzaçebi Trabzon Milletvekiliydi, aynı kişiliğe sahip bir insandı, biliyorum; ben de İstanbul Milletvekiliydim. Akif Hamzaçebi’nin de aslında, ormanlarla ilgili, ilgi ve alakası, bilgisi vardı. Ben hem bir orman köylüsü, orman köyünde doğan ve yaşayan hem de İstanbul’da bütün orman köylüleriyle ilgili, 2/B alanlarıyla ilgili bire bir kırk yıllık hayatını sürdüren bir milletvekili olarak bu konuları dile getirdiğimizde âdeta bize saldırıyorlardı. “2/B alanlarını işgalcilere peşkeş çekiyorsunuz, yeni rant alanları oluşturuyorsunuz. Zenginlere ve villa yapanlara bunu veriyorsunuz. Anayasa’nın 169’uncu ve 170’inci maddelerine aykırı işlem yapıyorsunuz.” gibi iddialar ve ithamlar sonucu -bütün belge ve bilgiler elimizde- o dönem ilk Orman Bakanımız Osman Pepe’nin konuya çözüm üretme noktasındaki, bir an için aslında ekonomide ciddi darboğazların var olduğu ve Hükûmetin istikrarla, ekonomik menfaatlerini ön plana almak suretiyle, ayağa kaldırılması gereken ekonomiye bir kaynak oluşturmasını da düşünerek… Aslında sosyal bir problem olduğunu hep biliyor, savunuyor, aynı şekilde savunuyoruz ama 2/B olayı sadece sosyal değil; 2/B olayı hukuki olaydır, 2/B olayı sosyal olaydır, ekonomik olaydır, siyasal olaylardır. Sadece kırk yıllık değil, biraz önce MHP sözcüsünün bahsettiği gibi, aslında, 1937’den bu yana ve özellikle de 1945 ve 1955 yıllarında orman alanlarındaki tapulu mülklerin dahi tapu sahiplerinden bedelsiz bir şekilde devralmak suretiyle bütün ormanların devlet malı olduğuna yönelik hükmünün uygulanmasından sonra, daha sonra kullanım esnasında orman vasfını kaybetmiş, 2/B niteliğine bürünmüş, 61 yasası, 81 yasası ile bu konular biraz daha güncelleye güncelleye, sorun aktarıla aktarıla gelmiş, 1981 yılından bu yana, özellikle 1990’lı yıllarda hem hukuki açıdan hem siyasi açıdan itirazların olmadığı, kendi içlerinde itirazı olmayan, hak sahipleri arasındaki itiraz veya sivil toplumdan veya siyasi partilerden itiraz gelmediği o dönemlerde bu hususta bir hayli mülkiyet devri olmuştu. Daha sonra -nihai bir şekli söylüyorum- 1999 yılındaki kesin Anayasa Mahkemesi iptali ve Yargıtay onayı sonrası kilitlenmiş. 2002’de iktidara gelen AK PARTİ, iktidara geldiği an, bu hukuki süreci çözmek için, hem ekonomik menfaati düşünerek “Acaba 25 milyar dolar olur mu?” dendiği an, “Vay, siz bunu para için, rant için yapıyorsunuz.” diyenler oldu. Bu konu esprilere de girdi. Yani bir varlık barışından 7 milyar TL civarında Maliye Bakanlığımız gelir elde edince, AK PARTİ iktidarı ülkeyi belli noktalarda şahlandırmaya başlayınca, bazı milletvekili arkadaşlarımız, zımnen ve böyle şakayla, “Siz 25 milyar doları bulursanız Türkiye’yi uçurursunuz, sizin elinizden iktidarı alma şansımız olmaz.” diyerek bunu aslında hicvetmişlerdir ve o zaman yine, bu sorunu çözmek için, anayasal sorun olduğunu birinci derecede bildiğimizden… Yani Anayasa’nın 169’uncu maddesi der ki ormanlar kesinlikle daraltılamaz, 170’inci maddesinde de orman alanları kesinlikle herhangi bir kişiye devredilerek satılamaz. O dönemde MHP yoktu, MHP 2007’de devreye girdi. Ümit ediyorum ki MHP o dönemde olsaydı belki de bu konuda daha uzlaşmacı anlayışıyla bizi bir araya getirip çözüme daha önceden katkı sağlayacaktı çünkü 2009 yılındaki -15 Ocak 2009 tarihinde- 9 maddelik Tapu Kadastro Kanunu’nda 2/B’ye yönelik yaptığımız düzenleme 3 siyasi partinin anlaşmasıyla ilk kez orada gündeme gelmiştir.

Nedir bu? Bu Anayasa değişikliğinden sonra Cumhurbaşkanımız veto etti. Referanduma gidilmesi konuşuldu ve hemen o dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı -Antalya bölgesi başta olmak üzere- Muğla’da, Antalya’da, İstanbul’da, Ankara’da “2/B aslında bir peşkeş yasasıdır. 2/B ile cemaatler rant kuruyorlar, hele hele İstanbul Sultanbeyli’de, Beykoz’da…” Bakın, şimdi Sultanbeyli ve Beykoz’la ilgili ne güzel şeyler söyleniyor.

Şu an İstanbul Milletvekili Sayın Hamzaçebi, ben de Rize Milletvekiliyim; ikimiz de aynı konuları, aynı kaderi paylaşıyoruz. Aynı savunmayı o dönemlerde de beraber yapıyorduk. Biz o dönemlerde bunları dile getirirken neden bugüne kadar sarktığının bazı ipuçlarını vermek için bu konular girmek zorunda kaldım, yoksa teklifin maksadında bu detayları anlatmak yoktu. Çözüm üretme noktasında -Anayasa’yı iptal gerekçelerini- hep bu ve buna benzer dayanaklarla iptal ettirilmiştir.

En önemli sorun neydi? Mülkiyeti belli olmayan alanlarla ilgili bir satış, devir veyahut kullanım hakkı söz konusu olamıyordu. O zaman mülkiyetin belirlenmesi için kadastro çalışmalarının yapılması gerekiyordu. Kadastroya baktığımız zaman, o dönemde Türkiye'nin yüzde 85’inde kadastro yapılmamıştı, hele hele orman kadastrosu Hak getire! Mera kadastrosu ayrı, tarım kadastrosu ayrı, orman kadastrosu ayrı idi. 2005 yılında çıkartılan yasa ile bu kadastro işlemleri birleştirilmek suretiyle hızlı bir kadastro çalışması yapıldı ve bu kadastro çalışmaları sonucu ucu yine 2/B’ye gireceği düşünülüyordu ama 2/B’yle ilgili herhangi bir düşüncede, herhangi bir çalışmada yine Anayasa, yine Cumhurbaşkanının vetosu önümüze çıkartılıyordu. 2007 seçimlerinde milletimizin yüzde 47’si AK PARTİ’ye oy verince, Milliyetçi Hareket Partisi de gruba gelince, burada Cumhurbaşkanlığı sorunu çözüldü. Cumhurbaşkanı sorununun çözülmesi bu sorunların da çözümüne kapı aralanmasına vesile oldu. Yeni düzenlemelerde, Cumhurbaşkanı olaylara buna göre bakacaktı.

Daha sonra, işte, 2009 yılında, 3 siyasi partinin anlaştığı 9 maddeli Tapu Kadastro Kanunu’nda şu hükümler yer alıyordu: 2/B alanlarının önce kadastrosunun yapılması. Kadastrosu yapılan 2/B alanlarının hak sahiplerinin tespiti. Hak sahiplerinin tespiti çalışmalarındaki komisyonun 2012 yılı sonuna kadar çalışmalarını yapabilmesi ve güncelleştirme faaliyetlerinin yapılması. Maalesef, Cumhuriyet Halk Partisi bunu da Anayasa Mahkemesine götürdü. Belgeler hep elimizde. Anayasa Mahkemesi kısmen, belli kısımları düzeltmek yönüyle kısmen de onaylamış oldu çünkü Anayasa Mahkemesinin şekli de değişmiş oluyordu o zaman. Böyle olunca, işte, uzun süreçten bu yana çözüm kapıları aralandığından ve Sayın Hamzaçebi de bilgisini, tecrübesini, sorumluluğunu, bir kez de İstanbul Milletvekili olarak bölgeyi gezip dolaştığı zaman -ki biz hep oralardaydık- olayı bizatihi yerinde gördü, yaşadı, duydu, hissetti ve bugünkü konuşmaları yaptı. Ben tebrik ediyorum. Gelinen nokta itibarıyla son derece önemli bir nokta.

Ama Sultanbeyli’de… Bakın, benim elimde belge var. Orman alanlarının işgaline vesile olacak diye bu düzenlemeye karşı çıkanlara soruyorum. Aslında 2/B alanlarının toplam tahmini miktarı 410 bin hektar idi ama güncelleştirme yapılmamıştı, kadastro çalışmaları yapılmamıştı, bunlar bitmemişti. O hâlde, bir taraftan bu çalışmalar sürdürülsün, 2012 yılı sonuna kadar da teknik heyet bu tip ihtilafların da çözülmesine imkân sağlayacak yetkiyi aldıkları için “Acaba yeni 2/B alanlarını da bunun içerisine sokuşturabilirler mi?” diyerek endişe duyan milletvekili arkadaşlarımız vardı. Şimdi gördük ki, bugün, yüzde 99’u bitmiş olan 2/B alanlarıyla ilgili güncelleştirmede 345 bin hektar alan 2/B alanı olarak önümüze gelmiş. Bakın, 410 bin hektar nerede, 345 bin hektar nerede? Yaklaşık 70 bin hektar alan yeniden orman olarak geri dönmüş oldu. Demek ki orman alanları daraltılmadı. Kaldı ki Orman Genel Müdürlüğü bu arada boş durmadı, sürekli olarak ağaçlandırma kampanyalarıyla 1 milyon 400 bin hektar alan da ayrıca orman olarak kazandırıldı. Dolayısıyla, orman köylüleri başta olmak üzere mülkiyet sorununun çözümüne yönelik faaliyetleri dile getirdiğimiz zaman, her yerde ve her zaman önümüze şu haritaları çıkartıyorlardı.

Bakın, böyle 2/B alanı olur mu? Nedir bu? Sultanbeyli başlı başına bir il oldu. Şöyle Sultanbeyli’yi gösteriyorlardı. Sultanbeyli’nin aslında büyük bir bölümü tapuludur, yüzde 27’si 2/B’dir.

Sonra, bakın, Beykoz’daki insanlardan bahsediliyor. Beykoz’un büyük bir bölümü… 2/B alanı olan yer Çavuşbaşı’dır. Hep bu gösterildi. Evet, Çavuşbaşı’nda villalar var, doğru ama bütün bunlar tartışılıyor.

Sonra, Bursa Sanayi Sitesi Kestel, Antalya Kepez, İzmir Menderes alanları çevresi orman olma vasfını kaybetmiş, şehir olmuş alanlar ama büyük bir rant olarak dönüştürülen, düşünülen alan İstanbul’du. İstanbul Türkiye'nin özeti olduğuna göre, İstanbul’la ilgili çözümün önemli olduğu ve Türkiye genelinde çözmeye yönelik de lokomotif görev… Lehte de aleyhte de  hep bu kullanıldı, bu konuşuldu, bu tartışıldı. “Seçim öncesi barış projesi” dendi, “Bir hukuki sorunun çözümü” dendi, ne dendiyse bir güzel şeyler oldu ama bu arada rayiç bedellerle ilgili şikâyeti biz de yaptık, doğrudur. Bu tartışmalar sonucu -kamu malları birilerinin menfaatine peşkeş çekilecek iddiaları sonucu- devletin menfaatlerini koruma refleksiyle donatılmış olan Millî Emlak Genel Müdürlüğü, tabii ki her zaman, acaba bir yanlışlık yapabilirsem ne olur mantığıyla, devleti koruma refleksiyle, buradaki rayiç bedel tespitlerinde, o sıkıştırılmış dar zaman içerisinde, kısmen yerine giderek, kısmen uzaktan telefonla sorarak, kısmen komisyoncularla tartışarak, tanışarak fiyatları aldılar ama mülk sahiplerinin hak sahibi olabilmesi için Anayasa gereği ne yazmak gerekiyordu? Fiyatlara itiraz etmeksizin siz ancak hak sahibi olabilirsiniz.

Peki -aslında bu Anayasa’ya aykırı dendi- itiraz edilemediği takdirde ne olur? Eğer itiraz hakkı kapısı açılacak olsaydı bu sorunun çözümü yıllarca sürecekti. Peki, itiraz kapısı hukuken kapanmış oluyor ancak zımnen, bu tespit çalışmaları esnasında, bölgede, arazide siyasi partilerin, muhalefetin, iktidar partisinin ve sivil toplum örgütlerinin eleştirileri ve güncel çalışmaların ortaya koyacağı bilgi ve belgelerle değişimin her zaman yapılabileceğini biz her zaman söyledik. Nitekim, Komisyonda aynı şeyi söyledik: “Bu yasa şu anda arzuları, ihtiyaçları karşılamıyor.” Şimdi de söylüyorum, yine karşılamıyor.

VAHAP SEÇER (Mersin) – O zaman bir daha getirin.

NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Neden? Çünkü tapulu olup da…

Bakın, bir de tapulu olanların bedelsiz verilmesi bu yasayla sağlandı. Ecrimisillerin fiyattan mahsup edilmesi bu yasayla sağlandı. Tarım maksatlı, en dar gelirli vatandaşımızın kendisine ve ülkeye katkı sağlaması açısından kullandığı tarım arazilerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi bu yasayla sağlandı.

Dolayısıyla, bu yasa sadece 2/B alanlarını değil, ciddi bir geniş yelpazeyi kucaklayarak bir çözüm ürettiğine göre, Karadeniz başta olmak üzere, orman olup yine orman kalan ama tapulu mülkü olup tapusu elinden alınan vatandaşların hâli ne olacak? Buna da bir çözüm getirmek lazım ama Anayasa’nın 169’u değişmedikçe, yeni bir süreçte anlaşma sağlamadıkça bunu sağlayamayacağız. O hâlde, yeni bir çalışmaya ihtiyacımız var.

Kızılağaç ve kestanelerin orman emvali olup olmayacağı, 65 yılındaki topografik haritalarda yeşil alan gözüküp, fındıklık ve çay bahçelerinin orman olarak yazıldığı, hatta mahkeme kararı veyahut bilirkişinin giderek aslında orman olmadığı hâlde orman yazılan alanlar var. Bu tip ihtilafların da çözümüne yönelik yeni bir çalışma yapılması lazım.

Şunu söylemek istiyorum: Elbette sekiz ay önce çıkarılan bir yasa tüm hazırlıklarıyla bitmiş olup bugün uygulamaya geçseydi iyi olurdu ama bu kadar yoğun çalışmalara rağmen, bugün bile tam bitmemiştir, hâlen güncelleştirme devam ediyor ve nitekim, fiyatlar belki bugün yarın açıklanacaktır. O bakımdan, bu tartışmalar sonucu, Millî Emlak Genel Müdürlüğü bizzat “Madem böyle bir ihtilaf var, itiraz var, kaygı var, vatandaşın endişesi var, çözüme katkı sağlamamız gerekirken çözümsüzlüğü getiriyor, o hâlde yeni heyetlerle çapraz bir şekilde -bir başka yerde, yani İstanbul’a giden heyeti başka yere, başka yere giden heyeti buraya- acaba fiyatlarda ne olur?” diyerek ciddi bir çalışma yaptıklarını söylüyor. Biz bile henüz bilmiyoruz. Bu ciddi çalışmalar sonucu reel olan rayiç bedelin gündeme geldiği kanaatiyle biz diyoruz ki, bütün bunlara rağmen, tarım alanlarında da…

Bakın, İstanbul’da, evet, villa yapan veyahut menfaat uğruna el değiştirmek suretiyle 10 dönüm, 20 dönüm, 30 dönüm, 50 dönümlük villa alanlarını alanlara rayiç bedel üzerinden yüzde 30, peşin ödedikleri takdirde farklı bir anlayış var ama 400 metrekare ve altındakilerle ilgili bir şey olmadı diyenlere, 40 bine yakın mükellef bundan istifade etmiş oluyor.

Müracaatların 300 bininin tarım alanlarıyla ilgili olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, tarım alanlarındaki 300 bin dar gelirli vatandaşlarımızın, aslında tarım maksatlı ağıl, kümes, bu tip inşaatlar dâhil -şimdi yeni önergeyle de onu koyduk- mesken olarak kullandığı binaların da bulunduğu alanlar dâhil olmak kaydıyla, fiyatların buralarda da yüzde 50’ye indirilmesi -peşin ödedikleri takdirde tabii yüzde 20 daha var- yüzde 40’a indirilmesi söz konusu.

Ayrıca, ödemelerde biraz daha, faizsiz –bakın, faizsiz- ve herhangi bir zam getirilmeden, üç yıl olan süreyi beş yıla, dört yıl olan süreyi de altı yıla çıkartmak suretiyle ciddi bir düzenleme yapıldığını görüyoruz.

Bu düzenlemeyi bu şekilde teklif olarak getirmemizin sebebi neydi? 400 metrekareyle ilgili ciddi bir rahatlamanın olduğunu ama tarım alanlarında bir sıkıntı geleceğini gördüğümüz için, bu süreç bitmeden -mademki bu kadar uzun bir süre aldı- yeni bir kanuni düzenleme yapmayı beklemeden son günlerde bir teklif verelim dedik, bu teklifle belli bir düzenleme şansını da yakalamış oluruz dedik. Nitekim, hazırladığımız bu teklifle de 3 maddede değişiklik var.

Birincisi, bahsedilmiş olduğu gibi, tarım alanlarındaki fiyatların yüzde 50’ye indirilmesi; ikincisi, taksitlerin üç yıldan beşe, dört yıldan altı yıla çıkartılması; üçüncüsü de kamu menfaati söz konusu olan orman alanlarında zaten önceden olan, kanun gereği, Orman Kanunu’nun 17’nci maddesinin hükümleri gereği, hastaneler ve eğitim alanlarında herhangi bir işlem söz konusu olursa, kamu menfaati bunu gerektiriyorsa, yap-işlet-devret modeline esas olan yerlerde finansman zorluğu söz konusu olduğu takdirde, yap-işlet-devret modelinin yanı sıra kamu-özel iş birliğiyle şehir hastanelerinde uyguladığımız sistemin burada da uygulanabilmesinin önünü açan bir teklif olarak karşımıza gelmiş oluyor.

Değerli arkadaşlar, görebildiğiniz kadarıyla işin, özetin özetini sundum. Geçmişte şöyle oldu, böyle oldu, falanca böyle dedi demekle çok fazla bir şey elde edemeyeceğimiz için, isim isim kimin ne söylediğini, ne söylemediğini bilmiyorum, söylemek istemiyorum ama üç dönemdir milletvekiliyim, üç dönemdir bu konuları tartışıyoruz. Orman Köylülerinin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı olarak, 2004-2005 yıllarında, Türkiye’nin bütün orman köylülerini, illeri ve köyleri yani Mersin’den Muğla’ya, Edirne’den, Tekirdağ’dan Artvin’e kadar bütün bölgeleri ilgilendiren, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımla birlikte -ki 2 tane bu konuları çok iyi bilen uzman arkadaşlarımdı onlar; biri Gürol Ergin, biri de Mehmet Işık; biri orman yüksek mühendisiydi, biri de ziraat yüksek mühendisiydi- ittifakla çıkartmış olduğumuz bir komisyon raporu var. O raporu da okuyacak veya okuma lütfunda bulunacak olur iseniz, bu sorunların çözümüne yönelik ipuçlarını, şuradan aldıklarımızın büyük bir bölümünü orada görme fırsatı söz konusu olacaktır. Bu bakımdan, ben, emeği geçenlere, aslında, katkı verenlere… “Bedelsiz verilsin.” ifadesinde aslında dürüst değiller demem, hiç böyle bir şeyi de yakıştıramam. Aslında, dürüstçe “Orman köylülerine bedelsiz verilsin.” ifadesi söz konusu olabilir ama toplam 750 bin kişinin muhatap olduğu bir alanda 75 milyon insan hemen diyecek ki… Nitekim, o gün bir referandum söz konusu olursa “Benim herhangi bir yerde yerim yok, işgal etmedim, orman açmadım, gitmedim, oraları almadım. Benim hakkım değil mi? Benim yerimi hiç değilse bedelsiz veremezsiniz.” diyenlere karşı, işte, eşitlik ilkesine aykırı olabileceği kanaatiyle, “bedelsiz” ifadesinin biraz zor olduğunu… Ama düşük bedellerle aslında orman köylülerine artı bazı destekler var. Olması lazım, yine de ilave edilmesi lazım. Elde edilen gelirlerin büyük bir bölümünün orman köylülerine aktarılmasının da doğru olacağına inanıyorum ve bunu da savunuyorum ama bedelsiz verilmesi konusu Anayasa’ya aykırı olacağından… Belki siz Cumhuriyet Halk Partililer Anayasa Mahkemesine gitmeyeceksiniz, inanıyoruz, MHP hiç gitmeyecek ama sivil toplum örgütlerinden birisi gittiği takdirde… Bakın, bizim sütten ağzımız yandı. Maalesef, “Gitmeyeceğiz.” denildi ama çok insanlar, bir bakıyorsunuz Anayasa Mahkemesine gidiyorlar. Burada da eşitlik ilkesine aykırı olabileceği kanaatiyle, bir de adaletin gereği olduğuna inanarak, bedelsiz değil de bu kolaylaştırmalarla işi götürüyoruz.

Ben şunu son olarak söylüyorum: Bütün bunlara rağmen çok fazla gocunmamak lazım. “Getirdiniz, bir daha getirdiniz.” İhtiyaç duyulursa bir daha getireceğiz çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi çözüm yeridir. Zamanı, zemini gelince… Vaktinden önce çiçek açmıyor. Bazı şeyler vakti gelince ancak gündeme getirilebiliyor. Bu kadar güzel uzlaşma noktasını biz o günlerde yakalayabilseydik o gün belki bu işi hızlandırırdık. Şimdi bu kadar güzel savunmalar, bu kadar güzel teklifler, bu kadar güzel temenniler söz konusu oluyor İstanbul’la, Sultanbeyli’yle, Beykoz’la ilgili. Ben hepsine saygı duyuyorum, hepsine teşekkür ediyorum.

Ama bundan sonra da ihtiyaç duyulduğunda aynı iş birliğini hepinizden bekliyor, teklifimizin sizlerin oylarıyla kabulünü arz ediyor, hayırlı olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bayraktar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bayraktar konuşmasında ismimi de vermek suretiyle, 22’nci Dönemdeki 2/B yasasına karşı bir tutum aldığımı ifade ederek gerçeğe aykırı olan bir durum ifade etti.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Siz almadınız, sizin arkadaşlarınız…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ayrıca, o dönem Genel Başkanımız olan Sayın Deniz Baykal’ın 2/B’yle ilgili olarak tutumunu gerçeğe uygun olmayan cümlelerle ifade etti, söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Rize Milletvekili Nusret Bayraktar’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben Sayın Bayraktar’dan, benim konuşmamda ileri sürdüğüm ve bu teklifin sorun olan kısmına ilişkin bir değerlendirme yapmasını beklerdim, maalesef o konuda bir değerlendirme yapma imkânı bulamadı. Onun yerine, Sayın Başbakan zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisini eleştirmek için tek parti yıllarına gidiyor, o da Deniz Baykal dönemine giderek oradan bir şeyler bulabilir miyim düşüncesiyle bir şeyler söyledi.

Hemen söyleyeyim, 22’nci Parlamento Döneminde 2/B’yle ilgili teklifinizi buraya getirdiğiniz zaman, bu kürsüde konuşmacılarımız “Orman köylüsüne bunu bedelsiz olarak verelim. Gelin bunu sağlayın, bu anayasa değişikliğini olgunlaştıralım çıkaralım.” dedi ama bunu kabul etmediniz.

Şimdi şu gerekçe doğru değil Sayın Bayraktar: Anayasa diyor ki “Bu yerler orman köylüsüne verilsin.” “Şimdi biz orman köylüsüne bunu bedelsiz verirsek eşitliğe aykırı olur...” Eşitlik, aynı konumda olanlara aynı kuralların uygulanmasıdır. Farklı konumda olanlara farklı kuralları uygulamak eşitliğin gereğidir. Aynı konumdaysa, gelir seviyesi itibarıyla herkes aynıysa herkese deyin ki: “Rayiç bedelin yüzde 50’si.” Ama gelir durumu farklıysa ona farklı kural uygulayacaksınız, eşitliğin tanımı budur.

İkincisi şu: “Çavuşbaşı’da villalar var. O nedenle, bu fiyatlar doğrudur.” diyor Sayın Bayraktar, eski seçim bölgesi. Oraları unuttuğunuzu sanmıyorum...

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Biliyorum. Hayır, orada yaşıyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) -…ama herhâlde zamanınız yetmedi. Şimdi, Çavuşbaşı’nın yüzde 70’i köylüdür. Yenimahalle var, Karlıtepe var, Tokatköy var, buraları unuttunuz.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Görele var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Görele var. Hepsi fakir, yoksul vatandaşlarımız.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Kestanelik var, Karanlıkdere var, hepsi var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Gelip bu fiyatı Çavuşbaşı’daki lüks villaları esas alarak savunuyorsanız, yazık!

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın Yılmaz, buyurunuz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – “Bedava verecekler.” diyerek 75 milyonun hakkının ne olacağı noktasında, bizim kullanmadığımız ifadeleri söylediği için, söz istiyorum.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Size söylemedim. Sizin isminizle öyle bir şeyden bahsetmedim ki!

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bizim kullanmadığımız, bizim konuşmalarımızı kastederek…

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Sizin konuşmalarınızı kastetmedim ki!

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - …bedava vermek şartıyla 75 milyon insanın hakkının yendiğini ifade ederek bizim söylemediğimiz… Bizim bu noktada teklifimiz var.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – MHP adına bir şey söylemedim efendim.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - Eksik ve yanlış bir beyan vardır, onu düzeltmek istiyorum müsaade ederseniz.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – MHP adına öyle bir şey söylemedim.

BAŞKAN – Düzeltmek istiyorsunuz yani “Muhalefet böyle söyledi.” diye siz bunu düzeltmek istiyorsunuz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Söylemediğimizi söylemek istiyorum.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – O zaman siz yoktunuz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bedelsiz verilsin anlamında kanun teklifimiz var.

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – Var ama ben sizi kastetmedim.

BAŞKAN – Tamam, buyurun, düzeltin o zaman.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

22.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Rize Milletvekili Nusret Bayraktar’ın bazı ifade-lerine ilişkin açıklaması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, burada, orman köylülerinin sıkıntılarını geçen dönemde inceleyen bir komisyonun Meclis raporlarındaki bu tespitleri gerçekten çok doğru yaptığı kanaatindeyim ve bu raporlarla, orman köylüsünün fakirliği devlet raporlarına girmiş. Biz biraz önceki konuşmamızda şunu söyledik, 2/B’nin geldiği süreci değerlendirdik: “Bu 2/B bugünün meselesi değil. Bu 2/B, dededen oğula geçmiş. Burada bir emek verilmiş. Bunların karşılığında, eğer siz genellik ilkesini uygularsanız birtakım sıkıntıları beraberinde getirirsiniz yani bundan rant sağlayan, arsa toplayan, tarım arazilerini toplayan insanları aynı kefeye koyarsanız ciddi sıkıntıları beraberinde getirirsiniz dedik ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak şöyle bir teklifte bulunduk, dedik ki: Bütün sıkıntıyı çeken ve yıllık geliri bin TL’yi bile bulmayan bu orman köylüsünün… Kanunun adı zaten “Orman Köylülerinin Korunması, Kalkındırılması ve Desteklenmesi Kanunu.” Ama bu kanunda, bir genellik ilkesiyle orman köylülerini koruyan, kollayan hiçbir farklılık yok. Biz de, bunun için, Milliyetçi Hareket Partisi olarak şunu söyledik, dedik ki: Gelin, Orman Kanunu’nun 31’inci ve 32’nci maddesi var. 31’nci maddesi orman içi köyleri kapsar, 32’nci maddesi orman kenarı köyleri kapsar; bu manada, bu ormanları koruyan, bu işin çilesini çeken bu köylülerimize farklı bir uygulama getirelim. Bedelsiz de demedik, dediğimiz şudur: Orman köylerinden, 31’inci madde kapsamına giren yerlerde rayiç bedelin yüzde 15’i, 32’nci madde kapsamına giren köylerde rayiç bedelin yüzde 25’i olarak belirleyelim. Diğer yerlerde, İstanbul’da, Beykoz’da, Sultanbeyli’de, Ümraniye’de bu insanlar zaten mağdur olmuşlar, gecekondu mafyasından, arsa mafyasından bu yerleri zaten satın almışlar. Buralarda da emlak vergisi değeri üzerinden bu satışları yapalım dedik, yoksa hiç kimseye, bu, bedava verilsin demedik.

Ben bunların bilinmesini istiyor, saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Rize Milletvekili Nusret Bayraktar ve Kars Milletvekili Yunus Kılıç ile 16 Milletvekilinin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun ile Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (2/1256, 2/1257) (S. Sayısı: 428) (Devam)

BAŞKAN – Şahsı adına Mersin Milletvekili Sayın Seçer. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bayraktar 2002-2007 sürecini, 22’nci Dönem sürecini daha çok anlattı. Ben isterdim ki bir yıldır tartıştığımız ve bir noktaya varamadığımız 6292 sayılı Kanun’la ilgili bazı değerlendirmeler yapsın ama aslında bu çalışmaların başarısızlıkla sonuçlandığının kendisi de farkında.

Yaklaşık olarak bir yıldır, Parlamentonun mesaisini alan bir konuyu tartışıyoruz. Mesele at pazarlığına döndü. Vasfını yitirmiş orman alanlarını orman sınırları dışarısına çıkarıyoruz, hazine adına tescil ediyoruz ve hak sahibi olarak belirlediğimiz yurttaşlara bunları satacağız. 3’e mi satacağız, 5’e mi satacağız, 7’ye mi satacağız, kaç taksitle satacağız; rayiç bedeli nasıl belirleyeceğiz; satış bedeli rayiç bedelin ne kadarı olacak, yüzde kaçı olacak; bir yıldır bunları tartışıyoruz. Şimdi, Sayın Bayraktar’ın bu konuda bazı değerlendirmeler yapması gerekiyordu.

Şimdi, biz size laf anlatamıyoruz ya da siz anlamıyorsunuz. Bunlar komisyonlarda da tartışıldı. Bugün getirdiğiniz düzenlemeye ilişkin önerilerimizi daha geçtiğimiz ay burada, tartışmalarda sizlere sunduk, bu konuda önergeler verdik, madde ihdası istedik. Burada komisyon çoğunluğu sağlanamadığı için o madde ihdası yapılamadı. Neydi onlar? Dedik ki: Geneli anlamında bir düzeltme yapmıyorsanız, hiç olmazsa tarım alanlarında satış bedeli rayiç bedelin yüzde 50’si olsun. Ne dediniz? “İstemezük.” dediniz. Dedik ki: Bu kapsama, üzerinde tarımsal faaliyet yapılan hazine arazilerini de alalım. Siz ne dediniz? “İstemezük.” dediniz. Peki, bunu da yapmıyorsanız, madem satış bedelinin rayiç bedelin yüzde 70’i olması konusunda ısrarcısınız, hiç olmazsa ödemede kolaylık yapın, üç yıl altı taksiti dört yıla, beş yıla çıkarın, burada bir iyileştirme yapalım. Yine “İstemezük.” dediniz. Şimdi, bir ay sonra getiriyorsunuz, bizim bir ay önceki önerilerimizi kendi önerileriniz gibi bize sunmaya çalışıyorsunuz. Ortada bir başarısızlık var.

Şimdi, az önce siz yine ikrar ettiniz, dediniz ki: “Bu düzenleme bu sorunu yine çözmeyecek.” Bunu kabul ediyorsunuz ve geriye gidiyorsunuz, 22’nci Dönem Parlamentosundan, efendim, Anayasa Mahkemesine gitmişiz; Tapu Kadastro Kanunu’nda değişiklik olmuş, onu da Anayasa Mahkemesine götürmüşüz. E, yapmışız, etmişiz; bugüne gelelim -dün dündür, bugün bugündür- bugünü tartışalım. Bizim fikirlerimiz değişebilir, sizlerin fikirleri değişebilir, toplumsal talep değişebilir. Şimdi, günümüz Türkiye’sinde bu konuyla ilgili toplumsal talepler nelerdir, onlara bakalım. Televizyon ekranlarında izliyorsunuz, bu konuda, 2/B arazilerinin yoğun olduğu Mersin’de, Antalya’da, İstanbul’da insanlar feryat ediyor, bağırıyor, polisle, emniyet güçleriyle karşı karşıya geliyor; “Rayiç bedel yüksek. Biz bu bedellerle bu alanları satın alamayız.” diyor. Bu bir toplumsal taleptir. Bu bir toplumsal tespittir. Bizim, Parlamento olarak bunlara kulak vermemiz lazım ama siz “Bizim dediğimiz dedik, çaldığımız düdük” diyorsunuz. Bakınız, bu alanların satış bedelinin rayiç bedelin yüzde 50’si olması konusu, daha bu yasa ilk görüşüldüğü esnada, komisyonlarda sizlerin de, iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımın da altına imza attığı ve kabul edilen önergede yer alıyordu, değil mi? Ne dedik o zaman? Satış bedeli rayiç bedelin yüzde 50’si olsun ama Parlamentoya geldi, burada fikir değiştirdiniz. Çünkü, orada verdiğiniz karar sizin kararınızdı ama burada sizin kararınız yani Parlamentonun, milletvekilinin iradeleri birileri tarafından ipotek altına alındı, bütün mesele burada. Milletvekilleri doğrusunu yapıyor komisyonda. Onlar seçim bölgelerindeki talepleri alıyor, gerçekleri görüyor, sıkıntıları görüyor komisyonda dile getiriyor ama bir sayın bakan çıkıyor ya da bir bürokrat çıkıyor, milletvekili arkadaşlarımı yanlış yönlendiriyor ve zan altında bırakıyor, bütün problem bunda.

Şimdi, bu düzenlemede neler yapılıyor? Yaklaşık 345 bin hektar 2/B arazisinin üzerinde tarımsal faaliyet yapılan kısmında bir düzenleme yapılıyor, bir iyileştirme yapılıyor. Ayrıca, yine üzerinde tarımsal faaliyet yapılan hazine arazilerinde böyle bir  düzeltme yapılıyor ama diğer alanlarına ilişkin herhangi bir iyileştirme yok, yine itirazlar devam edecek, yine sıkıntılar devam edecek, yine talepler devam edecek; biz, bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Şimdi, orman köylüleri -CHP Grubu adına konuşan Sayın Grup Başkan Vekilimiz de, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşan, BDP adına konuşan arkadaşlarımız, hatip arkadaşlarımız değindiler- Türkiye'nin en yoksul kesimi, 7 milyon orman köylüsü var. Bunların geliri… Türkiye’deki sosyal sınıflar içerisinde en az gelire sahip topluluk. Şimdi, bu satış bedelleriyle bunları alamayacak bu insanlar. Tekrar söylüyoruz: Tekrar sıkıntı çıkar. Siz ne diyorsunuz Sayın Bayraktar? Diyorsunuz ki: “Ya, biz bunu yaparız ama siz Anayasa Mahkemesine gidebilirsiniz, siz gitmezseniz bile bir sivil toplum örgütü bunu götürebilir.” Siz işaret ediyorsunuz çünkü bunu yapmaya niyetiniz yok, böyle bir niyetiniz yok.

E şimdi, çiftçi vatandaşa bir ayrıcalık yapıyorsun, satış bedelini belirlerken “Rayiç bedelin yüzde 50’si olsun.” diyorsun. O, Anayasa’ya aykırılık teşkil etmiyor ya da herhangi bir sivil toplum örgütü Anayasa Mahkemesine gitmiyor ama orman köylülerine ilişkin böyle bir tasarruf olduğu zaman böyle bir endişeyi getiriyorsunuz, Parlamentonun önüne koyuyorsunuz; bu, doğru değil. Bu, samimi bir yaklaşım da değil benim kişisel görüşüm olarak.

Değerli arkadaşlarım, en büyük sorunlardan bir tanesi, rayiç bedel meselesi. Komisyonlar bu konuda objektif değerlendirmeler yapıyor ya da yapmıyor, önümüzdeki günlerde satış bedelleri ortaya çıkacak. Rayiç bedellerin ortaya çıkmasıyla satış bedellerinin de ortaya çıkacağını göreceğiz ve bakalım, toplumsal tepki nasıl olacak? Umarım, Sayın Bayraktar’ın dediği gibi olmaz. O söyledi bunu: “Bu düzenleme, bu işi çözmeyecek.”

NUSRET BAYRAKTAR (Rize) – İlavelere ihtiyaç var, ilavelere.

VAHAP SEÇER (Devamla) - Ben de aynı şeyi söylüyorum: Bu düzenleme, bu sorunu çözmeyecek, gerisin geri gelecek, mesaimiz çalınacak. Parlamentonun günlük çalışmasının hazineye maliyeti 250 bin lira, çalışanların ücreti hariç. Yazık, günah değil mi? Günlerdir, 19 Nisan 2012’den bu yana günlerdir, enerjimizi bu iş için harcıyoruz, mesaimizi, paramızı bu iş için harcıyoruz. Bir an önce çözülmesi için başta, Milliyetçi Hareket Partisinin de Cumhuriyet Halk Partisinin de bu konuya ilişkin kanun teklifleri vardı. Ben isterdim ki o dönemde oturulsun, acele edilmeden, muhalefet de dinlenerek, onların önerileri de dikkate alınarak bir düzenleme yapılsın, böyle, sürekli gerisin geri bu iş önümüze gelmesin ama bunun tersi oldu.

Bu düzenlemede en önemli madde 3’üncü madde aynı zamanda. Bakınız, orada, kamu-özel ortaklığıyla yapılacak olan birtakım yatırımlara ilişkin bir düzenleme var sağlık ve eğitim tesisleriyle ilgili. Bakınız, Türkiye’de yatırım olsun, Türkiye’de gerekiyorsa, burada kamu yararı varsa, bir istismar yoksa, zorunlu hâllerde orman alanları da tahsis edilsin ama bunlar suistimale açık işler.

Bakınız, buradan uyarıyoruz: Bugün siz iktidarsınız, siz Hükûmetsiniz; bir başka dönemde bir başka hükûmet olur, bir başka parti iktidar olabilir. Bu madde istismara açıktır. İstediğinizi gözünüzün beğendiğine -orman alanlarını- tahsis edersiniz, gözünüzün beğenmediğine orman alanlarını bu yatırımlar için tahsis etmezsiniz. Bu tamamen sizin elinizde. Bu yanlış bir düzenleme. Bu düzenlemenin, bu maddenin bu tasarıdan çıkartılması lazım.

Bakınız, Orman Bakanlığının görevi orman alanlarını korumak, Orman Bakanının görevi de o. Ama, Allah selamet versin, orman satılıyor, ormanlar daraltılıyor, Orman Bakanının sesi çıkmıyor. Bunu da anlamak mümkün değil.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Seçer.

Şahsı adına Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker.

Buyurunuz Sayın Şeker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlar; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

428 sayılı, kısa ismiyle 2/B yasası üzerinde söz almış bulunmaktayım. Gerçekten, bu yasanın ilk başlangıcından bugüne kadar emeği geçen, teklifte imzası olan ve o yasayı burada kabul eden değerli milletvekili arkadaşlarımızı, Genel Kurulumuzu tebrik ediyorum.

Çok önemli bir yasa, yıllardan beri kangren hâline gelmiş ve devlet tarafından mağdur edilen vatandaşın haklarının korunması yönünde çıkarılan bir yasa. Maalesef, geçmişte devlette, devletin kurumları arasında bir koordinasyon olmayınca, çalışmada birliktelik olmayınca bu problemler ortaya çıkmış.

Bildiğiniz gibi, normal kadastroyu Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yapar, orman kadastrosunu da orman kadastro müdürlüğü yapar. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bir bölgeye gidip kadastro çalışmalarını yaparken tüm ilgili kurumlara bilgi verir, yazı gönderir, der ki: “Şu bölgede, şu alanda, şu köyde kadastro çalışması yapıyorum. Bu konuyla ilgili, bu bölgeyle ilgili projeleriniz, yatırımlarınız, kurumunuzu ilgilendiren konular varsa bunları, gelin, birlikte değerlendirelim.” Tabii ki aynı yazı orman müdürlüklerine de yazılıyor. Ama maalesef, AK PARTİ iktidarına kadar bu konuda orman kadastro müdürlükleriyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bir paralel çalışması olmadı. Tapu ve kadastro müdürlükleri gidip arazide çalışmalarını yaptılar, kendi mevzuatlarına göre tapu verilmesi gereken yerlerde tapu kayıtları varsa tapu kayıtlarına göre, tapu kayıtları yoksa zilyetliğe göre, bilirkişilerin beyanı doğrultusunda, oralarda tapular çıkarıldı. Sonra, aradan yıllar geçti, yirmi yıl geçti, otuz yıl geçti, orman kadastro müdürlükleri gidip o bölgede orman kadastrosu çalışması yapmaya başladılar ve o geçmişteki norm, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün vermiş olduğu tapuların olduğu yerler, araziler, tarlalar, arsalar bu sefer orman kadastro müdürlükleri tarafından ya 2/B statüsüne ayrıldı veya da orman statüsüne ayrıldı. Düşünün, devlet size bir tapu vermiş, aradan yirmi yıl, otuz yıl geçmiş, siz devlete güvenmişsiniz, bu tapunuz el değiştirmiş, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci kişilere geçmiş. Hadi ilk tesis kadastrosunda gelmişse bir noktaya kadar belki sineye çekilebilir ama eğer el değiştirmişse, para ödenerek burası satın alınmışsa o insanların mağduriyetini sizler düşünün. Devlete olan güvende ciddi bir sıkıntı ortaya çıktı. İşte, bu yasa, bu problemleri, geçmişteki bu güvensizlikleri ortadan kaldırıyor.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Kaldırmıyor, kaldırmıyor.

İLYAS ŞEKER (Devamla) – Geçmişte devletin yapmış olduğu bu eksiklikler, bu noksanlıklardan dolayı vatandaşın mağduriyeti gideriliyor. Yani, bu yasanın kısaca şöyle bir anlamı var: Devlet, bu yasadan dolayı mağdur olan vatandaşından bu yasayla birlikte artık özür diliyor ve “Benim geçmişte böyle eksiğim vardı, noksanım vardı, hatam vardı, kurumlar arasında koordinasyon yoktu, bu hatalardan dolayı seni mağdur ettim, özür diliyorum. Buyur, sana bu yeri bugünkü kurallar çerçevesi dâhilinde, bugünkü yasa çerçevesi dâhilinde veriyorum.” diyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Mağduriyeti kaldırmıyor ki.

İLYAS ŞEKER (Devamla) – Bu, gerçekten çok önemli bir yasa. Tekrar ediyorum, bu yasaya imza atan ve bu yasayı onaylayan bu Genel Kurulu canıgönülden tebrik ediyorum.

Tabii, bunun ikinci bir ayağı daha var: 2/B belirli oranda çözüldü ama bir de 2/B olmayıp yine devletin vermiş olduğu tapulara daha sonra orman kadastrosu tarafından orman şerhinin konulması. Bu gerçekten çok kötü bir durum. Yani, düşünün, buna hepiniz bölgelerinizde rastlamışsınızdır, benim kendi bölgemde de var, Kocaeli’de de var. Devlet tapu vermiş, belediye gitmiş oraya, imar planı yapmış, imar verilerini, imar şartlarını koymuş, vatandaş gitmiş belediyeden ruhsat almış, inşaatını yapmış, iskân aşamasına geliyor, orman kadastrosu gelip orada bir çalışma yapıyor, “Burası orman, hiçbir şey yapamazsın, çivi bile çakamazsın.” diyor. “Çivi bile çakamazsın.” dediği yerin üzerinde onlarca, binlerce bina var ama bunların hepsi resmî olarak yapılmış. Bu da işte ciddi bir problem. Aslında bunun da mutlaka tekrar bu Genel Kurul çatısı altında değerlendirilmesi lazım, buradan da mağdur olan vatandaşlarımızın bu mağduriyetlerinin giderilmesi lazım.

2/B yasasıyla ilgili Kocaeli özeline geldiğimiz zaman: Kocaeli’de de yaklaşık 4 bin hektar 2/B alanı var, bunun 2 bin hektarının kadastro çalışması yapıldı, tamamlandı, yasaya göre ilgililere devri yapılacak, geriye kalanların da henüz kadastro çalışmaları yapılıyor, inşallah onlar da en kısa zamanda tamamlanacak.

Yine, burada, tarım alanlarının uygun bedellerle kullanıcılara verilmesi gerçekten tarımın gelişmesi açısından çok önemli. Tarım alanlarını kontrol etmek zorundayız. Bunu her ortamda söylüyoruz. Karnımız acıktığı zaman yemek zorundayız, gıda almak zorundayız. Eğer yemek yemezsek, gıda almazsak buraya gelip çalışma yapma şansımız yok. Araba olmasa da geliriz, yürüyerek de geliriz ama eğer karnımız açsa, enerjimiz yoksa buraya gelme şansımız yok. Bu açıdan da ben tekrar tebrik ediyorum tarım alanlarının korunmasıyla ilgili.

Tabii, gelmişken burada diğer bir konuya da değinmek istiyorum: Maalesef üzülüyorum, yaklaşık bir haftadan beri Kocaeli milletvekili arkadaşımızın Kocaeli’yle ilgili yapmış olduğu olumsuz söylemler… Tabii, ona cevap olarak biz de burada bir şeyler söyledik ama ben burada iki yanlışı düzeltmek istiyorum, bir de Kocaeli’de yapılan güzel çalışmaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu yanlışlardan bir tanesi -doğru, kabul ediyorum, arkadaşımın söylediği doğru- Kocaeli Belediyesi, arkadaşlar, Türkiye’nin değil dünyanın en borçlu belediyesi. Şu ana kadar AK PARTİ döneminde 2004’ten itibaren 1 katrilyon borç ödendi, eski parayla, hâlâ 5,8 katrilyon borç var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hazineye.

İLYAS ŞEKER (Devamla) – Ama çok samimi olarak söylüyorum, inanmayan arkadaşlarım internete girsinler “hazine.gov.tr” adresinden açıp baksınlar. Bu borçların tamamı CHP döneminden kalan borçlar arkadaşlar. Bu dönemde borç yapma şansımız yok.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Yirmi yıldır kenti idare ediyorsunuz, hâlâ CHP’ye gerekçe buluyorsunuz.

İLYAS ŞEKER (Devamla) – Yasal olarak yetkimiz de yok zaten. Biliyorsunuz, Mecliste çıkarılan bir yasayla belirli oranda borcunuz varsa tekrar borç yapamıyorsunuz. Sadece SSK ve vergi borçları var, tamam, eyvallah. Ama onun dışında kesinlikle borç yok, bu 5 katrilyonun tamamı geçmiş döneme ait.

İkinci bir konuyu düzeltmek istiyorum Yuvacık’taki Namazgâh Barajı’yla ilgili. Arkadaşımız dedi ki: “Belediyede ödeme yetersizliği nedeniyle, ekonomik sıkıntı nedeniyle durduruldu.” Arkadaşlar, böyle değil. Gazeteleri açın, bakın; bu işi, bu barajı yapan firma ekonomik sıkıntıya giriyor ve mahkemeden iflasını istiyor. İflası nedeniyle, işleri de yürütemediği için başka işlerinden dolayı bu, şu anda sürüncemede. Bununla ilgili İSO Yönetim Kurulunda da zaten işin tasfiyesiyle ilgili karar alındı.

Evet, arkadaşlar, Kocaeli’de ne oldu, onu paylaşmak istiyorum. Kocaeli’de bu AK PARTİ’yle birlikte, 2004’ten sonra 31 adet tünel geçişi ve kavşak yapıldı. 18 adet kültür merkezi yapıldı. 60 adet, yüzme havuzları ve kapalı spor salonu dâhil olmak üzere, spor tesisi yapıldı. 1.600 kilometre asfalt yapıldı. 1.600 kilometre ne demek biliyor musunuz arkadaşlar? Edirne’den Kars’a kadar asfalt yapıldı demektir. Sathi kaplama 1.210 kilometre yapıldı, 72 kilometre yeni imar yolu, ham imar yolu açıldı ve asfaltlandı. 350 kilometre köy yolları yapıldı. 21 adet, 32 kilometre sahil düzenlemesi yapıldı. 5,5 milyon ağaç dikildi, 15 milyon yeşil alan oluşturuldu. Köylerimize 132 adet fırın yapıldı ki bunların hepsi orman köyleri. Yine, köylerimize 128 tane çelik minare yapıldı. 14,5 kilometre kapalı sulama kanalları yapıldı, 41 kilometre açık sulama kanalları yapıldı. Yürüyüş yolları yapıldı, 65 kilometre. Bisiklet yolları yapıldı, 20 kilometre. 4 tane büyük arıtma tesisi yapıldı arkadaşlar. Köylere 5 tane arıtma tesisi yapıldı. Şu anda, bizim köylerimizdeki atık sular bile arıtılmadan deşarj edilmiyor. Şu anda, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 16 tane arıtma tesisi işletiyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Eğer bu tesisler olmasaydı, yani 2004 öncesini söylüyorum, her gün İzmit Körfezi’ne 180 ton çamur akacaktı. Artık, bu çamurlar İzmit Körfezi’ne akmıyor. İşte, bunun sonucudur ki İzmit Körfezi’nde balık çeşitleri arttı ve İzmit’te bütün bunların sonucunda, arkadaşlar -eskiden İzmit’ten geçenler burnunu tutarak geçiyordu- şimdi millet İzmit’e tatil yapmaya geliyor. Karamürsel sahillerimizde mavi bayrak aldık ve bunun sonucu yine, Kocaeli’de eskiden 1 tane beş yıldızlı otel varken şu anda 5 tane beş yıldızlı otel yapıldı.

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Kişiye özel otellerinizi de söyleyin.

İLYAS ŞEKER (Devamla) – Ben, bütün arkadaşlarımı Kocaeli’ye davet ediyorum. Gelsinler, Kocaeli’yi görsünler. Artık, Kocaeli eski Kocaeli değil, kokan Kocaeli değil. Kocaeli gerçekten gezilip, görülüp yaşanacak bir kent diyorum, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şeker.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN-  Buyurunuz Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) –  Sayın Başkan, 69’uncu maddeye göre… Bugün gündem dışı bir konuşma yaptım, arkadaşım da o konuşmalara cevap vermek üzere son kısmını kullandı. Orada, borçların tümünün, 5,4 katrilyon civarındaki borcun Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yapıldığını ifade etti. Onu düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Akar, düzeltin.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sataşma yok ki Sayın Başkan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Sataştı.” demiyorum ki bilgiyi düzelteceğim ya.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Arkadaşım yaptıklarını söyledi, doğru söyledi. 5,4 katrilyon borcun sadece 890 milyon dolarlık kısmı bize ait. Yani o dönemde Yuvacık Barajı adına borçlanmışız 890 milyon ve o dönemden sonra da iki yıl daha vazifede kalmışız. Geri kalan dokuz yılda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 1 kuruş para ödememiş Yuvacık Barajı adına, 1 kuruş. Ödemiş… Ben size şimdi hemen söylüyorum, belki düzeltme talep edebilir.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Adresini söyle, “hazine.gov.tr”den baksınlar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Onu da söyleyeyim.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Söyle, adresi de söyle. Kendi arkadaşların araştırsın, baksın.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Hazine, İzmir Büyükşehir Belediyesinden yüzde 40 keserken borçlarına karşılık, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden dokuz yılda ortalama yüzde 9 kesmiştir. Yani şöyle ifade edebilirim: 1 lira ödememişsiniz kardeşim. 1 lira ödememişler de, biraz evvel saydı, cami minareleri yapmışlar, köylere fırınlar yapmışlar. Tebrik ediyorum sizi, gayet güzel. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin borcu 5,4 katrilyon değil ki 11 katrilyon. 2,1 katrilyon geliri olan bir belediyeyi artı dokuz senede faizler dışında -hazine dışında- 6 katrilyon daha borçlandırmışsınız.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Doğru şeyleri söyleyin, doğruyu söyleyin.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Namazgah Barajı’nı yapamıyorsunuz, adı “gölet” ama… Başka bir şey söyleyeyim: Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 17 milyon TL kadar geliri olmasına rağmen, vatandaşa parasını ödeyemediği için banka hesaplarına el konulmuştur, haciz gelmiştir. Şimdi, nasıl yönetiyorsunuz? Biraz evvel zamanım yetmedi İlyas Bey.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Arkadaşım “hazine.gov.tr”den baksınlar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Evet, evet… Ben size adres veririm. Otur, çalış. Zamanım yok.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Adres ver, bir baksınlar.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Bütün hepsi tek tek, yıl yıl elimde. Ve o “borçtan dolayı” dediğiniz, suçladığınız insanın dokunulmazlığı da yok bugün, yargılayabilirsiniz de…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Şimdi davet ediyor, davet ediyor Kocaeli’ye.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Kocaeli’de yolu bulamazsınız, şehre girdiğinizde çıkışı bulamazsınız. Bunlar kenti mahvettiler.

Teşekkür ediyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Bütün arkadaşları davet ediyorum, buyursun gelsinler.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yolu bulamazlar, yolu!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Buluruz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Oyu biz alıyoruz yalnız Haydar Bey, oyu biz alıyoruz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Rize Milletvekili Nusret Bayraktar ve Kars Milletvekili Yunus Kılıç ile 16 Milletvekilinin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun ile Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (2/1256, 2/1257) (S. Sayısı: 428) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Soru-cevap bölümü yirmi dakikadır.

Birer dakika süre veriyorum.

Sayın İrbeç…

YUSUF ZİYA İRBEÇ (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dokuz ay içinde üç düzenlemeyi yapıyorsunuz Sayın Bakan fakat hâlâ köylülerimiz ve çiftçilerimiz sıkıntıdan kurtulamadı. Ben, iki alternatif öneride bulunmak istiyorum. Çiftçilik yaparak ailesini geçindirmeye çalıştıkları topraklar, köylülerimize sembolik rayiç bedeller tespit edilerek ve yirmi yıl gibi vadeler tanınarak verilmeli ancak rantçılardan korumak için de tapulara “Aile dışına satılamaz.” şerhi konulmalıdır ya da 2/B kapsamındaki tarım arazileri köylülerimiz tarafından yirmi beş yılın üzerinde kullanılmış ise tarım bölgelerinde tespit edilecek belirli bir vergi karşılığında kullanıma açık hâle getirilmeli, bedel ödemediği sürece tapulara “Aile dışına satılamaz.” şerhi konulmalıdır. Ancak görünen o ki, AKP 2/B arazilerine ilişkin inadını sürdürecek. Şu anda sosyal bir patlamanın eşiğindeyiz. Memleketim Antalya’da huzursuzluk had safhada. Ailesinin yaşamını güçlükle sürdürmeye çalışan köylülerimize ve çiftçilerimize…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın İrbeç.

Sayın Yılmaz...

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bu Sumbas ilçemizin Bağdaş yaylasında 2/B kapsamında tescil edildiği hâlde güncellenmeyen birçok yer var, bunların durumları ne olacak?

Yine, tapulu yerler 2/B’ye çıkarılmış ama Kadirli Mal Müdürlüğü ”Bize böyle bir yazı gelmedi.” diyormuş yani vatandaşlarımız burada çok mağdur, çıkan yasayı mal müdürlükleri uygulamak zorunda.

Bir üçüncü sorum: Şu ana kadar müracaat ne kadar oldu? Bir de bu 26 Şubat tahmin ediyorum son gündü, müracaat edemeyenlerin durumları ne olacak, bu süreyi tekrar uzatmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Seçer…

VAHAP SEÇER (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu düzenlemede hem 2/B arazileri hem de hazine arazileri üzerinde tarımsal faaliyet yapılması kaydıyla satış bedeli rayiç bedelin yüzde 50’si olarak belirlendi. Ancak, 6292 sayılı Kanun’da yine 12’nci maddede düzenlenen Adana Ceyhan Çukurova Tarım İşletmesi, Konya Sarayönü Konuklar Tarım İşletmesi, TİGEM arazilerinin de satışı düzenlenmişti ve orada satış bedeli olarak rayiç bedelin yüzde 50’si hükmü konmuştu. Hazine arazilerinde yüzde 50 diyoruz, 2/B arazilerinde yüzde 50 diyoruz ama TİGEM arazilerinde satış bedelini rayiç bedelin yüzde 70’i konusunu ısrarla sürdürüyoruz. Bu bir adaletsizlik değil mi?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Seçer.

Sayın Günal…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, rayiç bedellerin belirlenmesinde valilerimizin ve AKP il başkanlarının bir dahli, yetkisi var mıdır? Çünkü, sıkça basına açıklama yapıyorlar “Konuşuyoruz, tartışıyoruz, düşürüyoruz.” diye.

İkincisi: Tabii, buna bağlı olarak da medyada yer alan bir haber vardı Antalya’yla ilgili. AKP’li yetkililerin olduğu bölgelerde, aynı standart içerisinde olan bazı bölgelerde çok daha farklı bedeller belirlendiği söyleniyor. Bu konuda bir açıklamanız olabilir mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günal.

Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, heyetinizde Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri var. Bir kanun çıkartıyoruz bir sorunu çözmek üzere ama çözülmeyen bir sorun var: Tapu iptal davaları. Orman idaresiyle orman içi köylülerinin bitmeyen çilesi. Orman kadastro haritalarında fennî hataların düzeltilmesi gerekçesiyle –arkadaşlarımız bilir bunu- çok sayıda vatandaşımızın tapularını iptal ediyorsunuz, yargıya veriyorsunuz. Bu kanuna bir madde koyarak bu fennî hata düzeltilmesinden kaynaklanan tapu iptal davalarının düşmesini gerçekleştirebilir miyiz? Böylelikle onları da satışa konu yapabilir miyiz? Teknik arkadaşlar bu meselenin detayını bilirler. Bu bir fırsattır. Bu kanuna böyle bir madde ekleyebilir miyiz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

Sayın Özkan…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Şandır’ın da söylediği konu bizlere de intikal etti. “Daha önce elinde tapusu olan ancak orman tarafından tapuları iptal edilmiş ve bu süreçte müracaat edememiş vatandaşlarımız için Hükûmet olarak bir çalışma yapılacak mı?” diye vatandaşlarımız soruyor. Adam köyünü terk etmiş, İstanbul’da, İzmir’de ama atasından kalma bir tapusu var, bu tapu iptal edilmiş. Vatandaşın bildirimi yok. Şu anda o alan 2/B konumuna çıkarılmış. “Bu konuda bir çalışma yapılacak mı? Süre konusunda bir uzatma olacak mı?” diye vatandaşlarımız soruyor.

Yine, aynı şekilde, 2/A arazileri üzerinde vatandaş lehine bir çalışma yapılacak mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkan.

Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ederim.

Şimdi, bu kanun bundan önce de çıktı, şimdi tadilat gibi bir şey oluyor. Ben Sayın Bakanımıza şöyle söylüyorum: Bu hazine arazisinin üzerinde çiftçilik yapan, hazineyle davalı, ihtilaflı olanlar -bu kanun- yani hazine tarafı ya da ihtilaf olan taraf “Ben bu ücretlere razıyım.” dediğinde bu araziler satış listesine girer mi, girmez mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Sayın İlyas Şeker yurttaşların tasarruf ettiği, hatta tapuyla sahip olduğu yerlerden orman kadastrosu komisyonu tarafından orman alanı olarak tespit edilen yerler için vatandaşın mağduriyetinin giderildiğini ifade etti. Bu konudan ne anlamamız gerekiyor? Yani şunu mu anlamamız gerekiyor: Orman kadastrosu tarafından orman alanı olarak tespit edilmiş olan yerler vatandaşa iade edilecek mi? Bunu mu anlamak lazım?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Serindağ.

Sayın Kaplan…

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, gerçi konununuz olmayacak, nöbetçi bir bakan olarak buradasınız. Bilmiyorum, size bu anlamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla ilgili mi soru sorayım, yoksa konuyla ilgili mi sorayım karar veremedim. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla ilgili bir soru sormak istiyorum bu arada, vaktim kalırsa da konuyla ilgili soracağım.

Dün gazete ilanlarında ve İnternet ilanlarında bir şey okudum. Ankara’da birçok yerde, OSB'lerde iş yeri hekimi bulundurmak için şu cümleler kullanılıyor: “Ankara’da kurulacak OSGB için, sadece belgesini kullanmak isteyen ya da aktif olarak çalışmayı düşünen, belge artı ücreti ve iş bazlı iş yeri hekimi aranmaktadır.” Çalışma Bakanlığı olarak iş yeri hekimliğini getirmek istediğiniz sistemde nereye getirdiğinizin farkında mısınız? Hekimlik yapmaktan çıkıp artık bunu belgesini kullanır noktaya getirmek oldu. Konuyla ilgili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bu kanun şüphesiz ki çok önemli ama bazı konuları gündem dışında bırakıyor. O nedenle, ben gündem dışında bazı konuları gündeme getirmek istiyorum.

Başbakan Erdoğan ve terörist Öcalan Anayasa’dan “Türk milleti” kavramını çıkarma konusunda anlaşmışlardır. Başbakan Tayyip Erdoğan “Bu millet büyük millet.” sözlerini söylemekte ancak “Türk milleti” diyememektedir. İşte bu nedenledir ki, Başbakan, milliyetçiliği ayaklar altına almaktadır. Erdoğan ile Öcalan, etnik kimliklere ayrıştırılmış topluluklar ve bölünmüş bir Türkiye’yi hedeflemektedirler.

Halkımız çok açık olarak bilmelidir ki, biz CHP ve CHP’nin milletvekilleri olan bizler bu oyuna kesinlikle gelmeyeceğiz; tam tersine, halkımızla birlikte bu oyunu bozacağız. Recep Tayyip Erdoğan’la Abdullah Öcalan’a anayasa yaptırmayacağız. “Türk milleti” ve “Türk vatandaşlığı” kavramlarının Anayasa’dan çıkarılmasına izin vermeyeceğiz. Ortak geçmişimize ve gelecekte birlikte yaşama arzumuza dayanan “Türk milleti” kavramını kimseye ezdirmeyeceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Acar.

Sayın Gümüş…

HALUK AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir) – Teşekkür ederim.

2/B’yle ilgili, Balıkesir 2/B konusunda önde gelen illerimizden birisidir. Özellikle bu bölgedeki 2/B fiyatlandırmaları konusunda, arazilerin satış bedellerinden fazla 2/B fiyatları geldiği konusunda şikâyetler vardır. Birincisi budur.

İkincisi: Yine, bazı vatandaşlarımız resmî dairelerden 2/B fiyatlarının kendilerine mektupla bildirileceği konusunda bilgiler almıştır. Bu konunun takibi açısından listeyle bildirilmesi konusunda muhtarlıklarda ve resmî dairelerde talepler yükselmektedir.

Sorularım bu kadar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gümüş.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum.

Sayın İrbeç “Üç  düzenleme yapıldı.” dediler, burada ödeme güçlüğü çeken vatandaşlarla ilgili, hak sahipleriyle ilgili “Durumları dikkate alınıyor mu?” diye bir değerlendirme yaptılar. Şunu ifade edeyim: Bu düzenlememiz zaten ödeme güçlüğüne karşı bu durum dikkate alınarak yapılan bir düzenleme. Tarımda gerek süre itibarıyla gerekse rayiç bedel oranı itibarıyla yapılan düzenleme bunun için yapılmaktadır. Tabii ki, bahse konu 724 bin hak sahibi ile 308 bin hektar araziden, bir yerden bahsediyoruz; bu çerçevede yapılacak olan düzenlemede sorunun ne kadar zor bir konu… Az önce de değerli milletvekili arkadaşlarımız kürsüden kırk iki yıllık bir sorun… Gerçekten, Türkiye'nin bu alandaki kronik sorunlarından bir tanesi. Bunun çözümü konusunda yasanın birkaç kez buraya gelmesi arzulanmasa bile sorunun büyüklüğü açısından ve ödeme güçlüğü de dikkate alınarak ve mümkün mertebe hak, hukuk çerçevesinde sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi açısından önemli olduğu inancı içerisindeyiz.

Görüşler ortaya koydu değerli milletvekilimiz, bu görüşlere saygı duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Sayın Yılmaz “2/B, güncelleme ve kadastro yapılmamış yerlerde devam edecek  mi ve süre uzatımı gerçekleşecek mi, olacak mı?” diye bir soru sordular. Süre uzatımının yapılmayacağını bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Yine, Sayın Günal, “Rayiç bedellerin tespitinde siyasi bir dâhil söz konu mu?” İşte, il başkanı ve benzeri gibi. Bedel tespit komisyonu tarafından  bunun gerçekleştirildiğini sizler de iyi biliyorsunuz. Bu şekilde bu kadar ciddi, bu kadar önemli ve bu kadar büyük çaplı bir konunun hiç kimse tarafından siyasete bu boyutta malzeme yapılmayacağını da hepimiz bilmekteyiz.

Tapu iptal davalarıyla ilgili konu ayrı bir konu. Orman tapusunun iptaliyle ilgili bir çalışmanın olduğunu söyleyebilirim, bu konuyla ilgili bir çalışma şu anda yürütülmekte. Mülkiyet ihtilaflarından vazgeçilirse kanun kapsamında değerlendirileceğini de belirtmek istiyorum.

İlyas Bey’le ilgili bir soru soruldu ama onu, doğrusu, takip edemedik İlyas Bey’in açıklamaları çerçevesinde sorulan soruyu.

Bir diğer soru…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Bakan, İlyas Bey şunu dedi…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Türk milleti, bölünmüş Türkiye… Tabii ki bugünün gündemiyle ilgili…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Efendim, bu soru açıkta bırakılamaz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Efendim, alacağız. Bir dakika, vakit bakalım… Bir dakika, efendim, siz…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Efendim, takip etmediler mi yanınızdakiler? Ben takip ettim de oradakiler takip etmediler mi?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Şimdi, Türk milleti bölünmüş, bölücülük gibi konular Türkiye’nin çok zamanını aldı. Türkiye’nin birliği açısından Recep Tayyip Erdoğan isminin ne anlama geldiğini milletimiz çok iyi biliyor aslında Parlamento da çok iyi biliyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Abdullah Öcalan da iyi biliyor, açıklamış bugün. On yıldır…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Bakan, on yıldır…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Türkiye’nin otuz yıldır bölücü terörle mücadelesinde, bizim, birlik beraberlik içresinde bu sorunun çözümü konusunda gerekli adımları milletimizin arzusu istikametinde atmaya devam edeceğimizi belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii, yasa önemli bir yasa. Orman vasfını kaybetmiş arazilerin orman dışına çıkarılması ve hazine adına tescil edilmesi konusu öteden beri tartıştığımız bir konu. Ve bugün gelinen nokta: Kullanıcılar belirlenmiş, satışa hazır hâle gelmiş, iade edileceklerle ilgili düzenlemeler yapılmış. Kolay bir konu değil ve mümkün mertebe az hata ile veya hatasız bir şekilde sonuçlandırılmasıyla ilgili bütün yetkililerin, kamu kurumlarımızın tüm yetkililerinin parsel bazında, arsa bazında çalışmalarını sürdürdüklerini belirtmek istiyorum.

Ayrıca konuşmalarda “Top çeviriyorsunuz.” gibi bir ifade kullanıldı. Doğrusu, buna katılmak mümkün değil. Sonuç almak istiyoruz ve bu konuda netice almak istiyoruz. Bedelsiz bir şekilde bunların verilmesiyle ilgili yapılan değerlendirmeler kulağa hoş gelebilir, saygıdeğer değerlendirmeler bunlar ama yeni bir haksızlığı doğuracaksa, yeni bir hukuksuzluğu doğuracaksa tabii ki buna sizler de katılmazsınız. Kullanıcılar var, hak sahipleri var, onlar dikkate alınarak ve bugün de rayiç bedeller yüzde 70’ten özellikle tarım kesiminde yüzde 50’ye çekilerek meydana gelen bu süreç içerisindeki sorunun çözümü açısından önemli bir adım atıldığı kanaatindeyiz.

“Bu 6292 sayılı Kanun’dan, 2/B kanunundan yararlanacak kullanıcı sayısı ne kadardır?” diye bir soru soruldu. Bugün itibarıyla toplam 611.714 adet taşınmaz için belirlenen kullanıcı sayısı 725.447 kişi, başvuru sayısı ise 511.290’dı, bugünün tarihi itibarıyla 511.290 başvuru vardır.

Sayın Şandır’ın “Fennî hata düzeltmesi nedeniyle tapu iptali yapılmaktadır.” sorusuyla ilgili de yazılı bir cevabı ayrıntılı bir şekilde kendilerine takdim edeceğimizi ifade etmek istiyorum.

Bütün soru soran milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Bakan, benim sorumu cevaplamadınız. 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, zaman var, bir şey sorabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurunuz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakanım, soruların birine cevap verirken “Yargıya düşmüş ihtilaflı hazine arazisi veya işte orman arazisi, eğer davadan vazgeçilirse satışa konu edilir.” dediniz.  Bunu bilerek söylediniz değil mi efendim? Ama uygulamayı öyle yapmıyorlar haberiniz olsun. Yani, taraflar “Ben, davadan vazgeçtim.” diyor ama hazine vazgeçmiyor.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Ama 2/B’de mülkiyet ihlaliyse...

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Hem 2/B’de hem hazine arazilerinde. Şimdi, Sayın Ali Halaman onu sordu aslında. Hazine ile davalı, kendisi davasından vazgeçiyor, “Satışa konu edin, ben buraya müşteri olacağım.” diyor, idare vazgeçmiyor, bu sözünüzün gereğini talimatlandırmanızı istirham ederim efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Şimdi, Sayın Bakan, 26 Şubatın uzatılmayacağını söyledi. Ben de dedim ki: Burada müracaat etmeyen kaç kişi var yani bunların hâli ne olacak? Ona bir cevap verir misiniz? Çok önemli yani 2/B’nin özü bu. Kaç kişi var şey yapmayan? Uzatmayacaksınız da peki, bu müracaat edemeyenler ne olacak yani? Şimdi, millete umudu verdiniz, verdiniz, verdiniz. Tekrar yasa teklifi geliyor, bilmem ne yapılıyor, millet beklentiye girdi. Peki, müracaat etmeyenler ne olacak, yazık değil mi bu insanlara?

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani, uzatıp uzatmamak konusunda kesin bir şey söylememek lazım. Gerekirse uzatmak gerekir.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Kanundan sonra kadastrosu yapılanlarla ilgili başvuru süresi devam ediyor ama az önce geneli itibarıyla rakamlar verdim. 611.714 taşınmaz için başvuru sayısı 511 bin. Eğer, kanundan sonra ise başvuru süreleri var.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – 100 bin kişi kalmış dışarıda.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Yani, bu 100 bin kişi için uzatma var mı Sayın Bakan? Net, 100 bin kişi için uzatma var veya yok…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – TİGEM arazileriyle ilgili “Arazilerin satış bedeli neden yüzde 70’ten yüzde 50’ye indirilmedi?” diye bir soru var. 6292 sayılı Kanun’da TİGEM arazileri için öngörülen satış için başvuru süresi altı ay olup bu süre daha önce dolmuş. Bu arazilerin mülkiyeti hazineye ait olmadığından bu konuda düzenleme yapılamamıştır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Bakan, ezcümle, dağdaki teröriste gösterdiğiniz müsamahayı orman köylüsüne de gösterin.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebiniz var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Çıray, Sayın Özkan, Sayın Serindağ, Sayın Acar, Sayın Genç, Sayın Akar, Sayın Gök, Sayın Çetin, Sayın Seçer, Sayın Demiröz, Sayın Altay, Sayın Aygün, Sayın Oyan, Sayın Atıcı, Sayın Kuşoğlu, Sayın Ayaydın, Sayın Toprak, Sayın Kaleli, Sayın Türeli.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.23


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.32

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.-YOKLAMA

BAŞKAN - 428 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin maddelerine geçilmesi oylamasında, önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bitti, bitti… Bitti, bitti… Gel, gel…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne olacak yani, ne olacak?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Siz onları ne yapıyorsunuz?

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, isim okumak durumundayım çünkü yeterli sayıyı bulamadık.

Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle burada mı? Yok.

Rize Milletvekili Hasan Karal burada mı? Yok.

Erzurum Milletvekili Adnan Yılmaz burada mı? Yok.

İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol burada mı?...

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gürsoy Erol orada efendim.

BAŞKAN – Ama yetmiyor sayımız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kaç oldu?

BAŞKAN – 182 idi, 183 oldu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, 2 tane daha var.

BAŞKAN - Bitti efendim… 1 kişi ama 1 kişi daha lazım.

Sayın milletvekilleri, bir dakika dinler misiniz… 182 kişi vardı, bu yoklamadan 1 kişi çıktı, 183; onun için karar yeter sayımız yok.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bir daha okuyun efendim, 2 kişi var.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sizler varsınız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Onlar girdiler efendim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Başkan da var, 184…

BAŞKAN – Ben yokum, ben yoklamada olmuyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Başkan, elinizdekileri okur musunuz? Burada arkadaşlar.

BAŞKAN - Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleriyle diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 5 Mart 2013 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 17.37