DÖNEM: 24                            CİLT: 40                      YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

54’üncü Birleşim

17 Ocak 2013 Perşembe

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.-  GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Arakan’da yaşanan açlıkla mücadeleye ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, İzmir’in sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, belediye gayrimenkullerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantepli çiftçilerin su kuyularına sayaç bağlanması nedeniyle sıkıntıda olduklarına ilişkin açıklaması

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, emeklilikleri yaşa takıldığı için mağdur ve muhtaç duruma düşmüş yurttaşlarımızın sorunlarına ve Hükûmetin bu konuya bir çözüm getirmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, RTÜK’ün frekans tahsislerini iptal edip yeni ihale açması durumunda uzun yıllardır yerel televizyon ve radyo yayını yapanların önceliği olması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Hakkâri Yüksekova’daki askerlik şubesinin fiziki şartlarına ilişkin açıklaması

5.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, AKP Hükûmetinin, Türkiye Cumhuriyeti devletini Öcalan’la muhatap ederek milletin kendisine verdiği egemenlik hakkını terör örgütüyle paylaşmasının Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve Türk tarihini küçük düşürdüğüne ilişkin açıklaması

6.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, 2012 yılında Ekim ayında başvurular alınmaya başlamasına rağmen bugüne kadar herhangi bir ürün destekleme ödemesi gerçekleştirilmediğine ve bunun da çiftçilerimizin mağduriyetine sebep olduğuna ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, TÜBİTAK’ın aldığı bir kararla “İnsanın Evrimi” kitabını ve evrimle ilgili diğer kitapları listesinden çıkardığına ve TÜBİTAK’ın bu anlayışla bu ülkenin bilimde ve teknolojide ilerlemesini nasıl sağlayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

8.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Çanakçı ilçesi Karabörk Kuşköy Tarımsal Kalkınma Kadınlar Kooperatifi üyelerinin, kendilerine vadedilen desteğin ve yardımın verilmemesi nedeniyle zor durumda olduklarına ilişkin açıklaması

9.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Gökçeada’da yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen otel inşaatının devam etmesine ilişkin açıklaması

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, emeklilikleri yaşa takıldığı için mağdur ve muhtaç duruma düşmüş yurttaşlarımızın sorunlarına ve Hükûmetin bu konuya bir çözüm getirmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, Gökçeada’daki inşaatın durdurulmasıyla ilgili yargı kararının uygulanması konusunda gereken bütün birimlerin talimatlandırıldığına ve bu özel bölgenin korunması konusundaki görevlerini titizlikle yerine getirdiklerine ilişkin açıklaması

12.- Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in seviyesiz bir üslupla konuştuğuna ve özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın 3 PKK'lının cenazelerinin Diyarbakır'da AK PARTİ milletvekiline ait bir hastaneye götürüldüğü ve orada PKK bayrağı asılmasına müdahale edilmediğine dair ifadelerinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması

14.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’ndan özür dilediğine ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak ve 21 milletvekilinin, Türk sanayisinde yaşanan sorunların ve finans sistemindeki tıkanıklığın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/465)

2.- BDP grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mardin’deki bir etnik grubun (Mhalmilerin) kimliklerini, dillerini ve kültürlerini koruyup geliştirebilmeleri adına neler yapılabileceğinin ve yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/466)

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekilinin, Türkiye’deki tarikat ve cemaatlerin amaçları, faaliyet alanları, gelir kaynakları, uluslararası bağlantıları ve toplum üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/467)

 

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun ile 3 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanunu ile Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/1059, 1/689) (S. Sayısı: 393)

4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/728, 1/719) (S. Sayısı: 395)

5.- Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı ile Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın'ın Askerlik Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Bülent Turan ve 34 Milletvekilinin Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/730, 2/680, 2/1056, 2/1084) (S. Sayısı: 394)

6.- Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporları (1/488) (S. Sayısı: 240)

7.- Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı ile Çevre Komisyonu Raporu (1/627) (S. Sayısı: 297)

8.- Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/700) (S. Sayısı: 349)

9.- Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (S. Sayısı: 350)

10.- Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/693) (S. Sayısı: 355)

11.- 2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/336) (S. Sayısı: 55)

12.- 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1978 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/504) (S. Sayısı: 130)

13.- Emniyetli Konteynerler Hakkında Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/505) (S. Sayısı: 131)

14.- 1978 Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirilme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin Değişikliklerin Kabulü Hakkında Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/506) (S. Sayısı: 132)

15.- 1979 Denizde Arama ve Kurtarma Uluslararası Sözleşmesine İlişkin Değişikliklerin Kabulüne Dair Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/509) (S. Sayısı: 135)

16.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Danimarka Krallığı Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylan-masının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/407) (S. Sayısı: 61)

17.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/424) (S. Sayısı: 50)

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 349) Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

2.- (S. Sayısı: 350) Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

3.- (S. Sayısı: 355) Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

4.- (S. Sayısı: 55) 2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

5.- (S. Sayısı: 130) 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1978 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

6.- (S. Sayısı: 131) Emniyetli Konteynerler Hakkında Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

7.- (S. Sayısı: 132) 1978 Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirilme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin Değişikliklerin Kabulü Hakkında Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

8.- (S. Sayısı: 135) 1979 Denizde Arama ve Kurtarma Uluslararası Sözleşmesine İlişkin Değişikliklerin Kabulüne Dair Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması 

9.- (S. Sayısı: 61) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Danimarka Krallığı Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

10.- (S. Sayısı: 50) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Kilis’te cuma hutbesinde yaşandığı iddia edilen bir olaya ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/12967)

2.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, kiralama yoluyla kullanılan gayrimenkullere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/12986)

3.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Hacı Bektaşi Veli Külliyesi’nin müze statüsünden çıkartılmasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/13570)

4.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Şafiilik mezhebi üzerine bir enstitü kurulmasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/13571)

5.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık kadrolarında istihdam edilen engelli personel sayısına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/13704)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kamudaki engelli istihdamına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/13706)

7.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Gazi yerleşkesine yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/13753)

8.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlıkta çalışan engelli personel ile ilgili verilere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/13841)

9.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Osmanlı döneminde Şeyhülislamlık yapan bir kişi ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığının görüşlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/13842)

10.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, 10 Kasım 2012 tarihinde meydana gelen askerî helikopter kazası ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı  (7/14058)

11.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Yusufeli Barajı santralinin ihalesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14073)

12.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Bakanlığın yaptığı toplu açılış töreni için verilen reklamlara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14391)

13.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Ordu’da yapılması planlanan HES’lere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı  (7/14393)

14.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Gediz Nehri’nin ıslahına ve su kirliliğinin giderilmesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14731)

15.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, sağlık kuruluşlarının denetiminde ortaya çıkan usulsüzlüklere ve verilen cezalara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/14766)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak beş oturum yaptı.

İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar, Türkiye’nin Afrika kıtasına yönelik açılım politikasına,

Antalya Milletvekili Gürkut Acar, Akdeniz Üniversitesi ve Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde yaşanan gelişmelere,

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, köy korucularının sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvin ili Ardanuç Adliyesinin kapatılması nedeniyle vatandaşların yaşadıkları mağduriyetlere ve bu yanlış karardan bir an önce dönülmesi gerektiğine,

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, Gebze Organize Sanayi Bölgesinde iş gücü kaybını azaltmaya yönelik olarak Kuzey Marmara ve TEM girişinden Gebze’nin kuzeyine bir girişin verilmesinin doğru olacağına,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, son zamanlarda devlet hastanelerindeki taşeron şirketlere işe alınmada AKP’ye üye olmak kriterinin arandığı iddialarının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın değerli bir devlet adamı olduğuna ve kendisine Cenab-ı Allah’tan rahmet dilediğine,

Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının üreticiye hayvan başına verdiği destekteki kesintilere,

Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş, Balıkesir Tıp Fakültesi Hastanesinin eksikliklerine,

Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, Hükûmetin Kürt sorununu çözmek için başlattığı süreçte engellerle karşılaşılabileceğine ve Türkiye’nin birlik ve beraberliğini isteyen herkesin bu konuda Hükûmete destek olması gerektiğine,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, ağır kış şartları nedeniyle bozulan köy yollarının ve altyapıların desteklenmesi için ek ödeneklere ihtiyaç olduğuna ve bu konuda Hükûmeti göreve davet ettiğine,

Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, Trabzon ili Vakfıkebir ilçesinde bulunan Osman Tan İlköğretim Okulunda öğrencilerin yaşadığı sıkıntılara ve okulların fiziki şartlarının düzeltilmesi gerektiğine,

Antalya Milletvekili Gürkut Acar, üretici fiyatıyla tüketici fiyatı arasında fahiş bir fark olduğuna ve Hükûmetin bu konuda ne gibi önlemler almayı düşündüğünü öğrenmek istediğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve 19 milletvekilinin, Çukurova bölgesindeki pamuk üreticilerinin sorunlarının (10/462),

Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ve 19 milletvekilinin, arı yetiştiriciliği ve bal üretimi yapan vatandaşlarımızın sorunlarının (10/463),

Adana Milletvekili Ali Halaman ve 19 milletvekilinin, imam-hatip liselerinde okuyan öğrencilerin eğitim sonrası karşılaşacakları sorunların (10/464),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan (10/434) esas numaralı, pamuk tarımı ve pamuk üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi,

CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan (10/333) esas numaralı, nişasta bazlı şekerin insan sağlığına etkisinin ve şeker pancarı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi,

Amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş oldukları Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerinin 16 Ocak 2013 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine, 297 ve 394 sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına,

İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi, Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasına alınan, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun ile 3 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanunu ile Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair  Kanun  Tasarısı  ile  Plan  ve  Bütçe  Komisyonu  Raporu’nun  (2/1059, 1/689) (S. Sayısı: 393) görüşmelerine başlanarak 5’inci maddesine kadar kabul edildi.

 

Alınan karar gereğince, 17 Ocak 2013 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 00.41’de birleşime son verildi.

 

                                                        Mehmet SAĞLAM

                                                            Başkan Vekili

 

 Muhammet Rıza YALÇINKAYA                                                         Özlem YEMİŞÇİ

                     Bartın                                                                                    Tekirdağ

                  Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

   No: 74

17 Ocak 2013 Perşembe

Teklifler

1.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın; Askerlik Görevinin İfası Sırasında Yaşamını Yitirenlerin Ailelerinin Korunması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1130) (İçişleri; Milli Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.01.2013)

2.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1131) (Milli Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.01.2013)

3.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair 195 Sayılı Kanunun 49'uncu Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi (2/1132) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.01.2013)

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1133) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.01.2013)

5.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Mahmutlar Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1134) (Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.01.2013)

6.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Ali Okur ve 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1135) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.01.2013)

7.- Diyarbakır Milletvekili Mehmet Süleyman Hamzaoğulları ile 4 Milletvekilinin; Köy Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1136) (İçişleri; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.01.2013)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak ve 21 Milletvekilinin, Türk sanayisinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/465) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2012)

2.- BDP grubu adına Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplanın, Mardin’deki bir etnik grubun kimlik, kültür ve sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/466) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.01.2012)

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 Milletvekilinin, Türkiye'deki tarikat ve cemaatlerin amaçları, faaliyetleri ve toplum üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/467) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.01.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Adana’da yapılan bir gösteriye ve tutuklanan bir kişiye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12125)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevinde bir mahkumun sağlık sorununa ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12126)

3.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, haklarında icra takibi ve yasal kovuşturma kararı bulunan vatandaş sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12246)

4.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 2002’den bugüne Artvin ili ve ilçelerindeki icra dosyası sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12247)

5.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Elektronik İzleme Sistemi ihalesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12248)

6.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, ceza ve infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlü kadınlar ve onlarla birlikte kalan çocuklarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12249)

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12250)

8.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, engelli arabalarına sahip olanlarla ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13513)

9.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, şeftali üreticilerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13514)

10.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Rusya Devlet Başkanının ülkemizi ziyaretine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13515)

11.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, engellilerin yaşamlarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13516)

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara Şeker Fabrikası arazisi ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13517)

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, bedelli askerlik kapsamında toplanan paralara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13518)

14.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13519)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kocaeli ilindeki toplumsal gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13522)

16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Konya ilindeki toplumsal gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13523)

17.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Rusya-Suriye seferi yaparken Ankara’da indirilen yolcu uçağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13524)

18.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, hakkında soruşturma açılıp disiplin cezası verilen bir subayın intihar etmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13526)

19.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Suriye sınırına yerleştirilmesi düşünülen füze sistemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13527)

20.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, elektrik dağıtım imtiyazı ihalelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13528)

21.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, 2002-2012 yılları arasındaki kamu ve özel sektör ile hane halkı borç istatistiklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13529) 

22.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Başbakanlık veya bakanlıklar tarafından desteklenen televizyon dizisi olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13531)

23.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Türkiye’ye füze savunma sistemleri kurulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13532)

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Karabük ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13534)

25.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kahramanmaraş ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13535)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İzmir ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13536)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Zonguldak’ta yaşanan bir olaya ve başka şehirlerdeki hastanelere sevk edilen hastaların mağduriyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13537)

28.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, Türkiye’ye patriot füzeleri yerleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13539)

29.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan şirketlerin denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13540)

30.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan şirketlerin denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13541)

31.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’da dağıtılan kömürlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13543)

32.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Rusya Devlet Başkanı ile yaptığı görüşmeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13544)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Isparta ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13545)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kilis ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13546)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, yoksul sayısına ve yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13547)

36.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Van’ın Bahçesaray ilçesinde muhtaç ailelere dağıtılan kömür ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13548)

37.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, engelli raporu alabilmek için gereken şartlardan kaynaklanan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13549)

38.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Yozgat’ta bir belediye başkanı hakkındaki mahkeme kararının uygulanmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13550)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002 yılından bu yana ihtiyaç fazlası fueloile ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13551)

40.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002 yılından bugüne ihtiyaç fazlası benzin miktarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13552)

41.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13553)

42.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hatay ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13554)

43.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Iğdır ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13555)

44.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, engellilerin araç alımında KDV ödemesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13556)

45.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, engellilerin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13557)

46.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, personel alım ilanlarına ve sözlü sınavlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13558)

47.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, finans sektöründeki büyüme oranlarının nedenlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13562)

48.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, vatandaşların tasarruf miktarındaki düşüşe ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13563)

49.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Merkez Bankası ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13564)

50.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yabancı ortaklı bankaların çiftçilere verdikleri kredilere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13566)

51.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yerli sermayeye sahip bankaların verdiği kredilerin geri ödemelerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13567)

52.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülkemizde faaliyet gösteren bankaların mevduatlarına ve dağıttıkları kredilere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13568)

53.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülkemizdeki katılım bankalarıyla ilgili verilere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13569)

54.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, İzmir 1 Nolu F Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13572)

55.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Edirne F Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13573)

56.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13574)

57.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13575)

58.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Kocaeli 2 Nolu F Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13576)

59.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13577)

60.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, İzmir 2 Nolu F Tipi Cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklularla ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13578)

61.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, vatandaşların bilgileri dışında siyasi partilere üye yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13579)

62.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün, cezaevi personeline karşı haysiyet kırıcı muamele iddiasıyla açılan davalara ve soruşturmalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13580)

63.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, 2002-2012 yılları arasında Bakanlık personeli hakkında yapılan şikayetlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13581)

64.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarına ve icra davaları ile ilgili verilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13582)

65.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, adalet çalışanlarının fazla mesai ücretinin kaldırılmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13583)

66.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, engelli tutuklu ve hükümlülere sağlanan hizmetlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13584)

67.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, AİHM tarafından Türkiye’nin tazminata mahkum edildiği bir davaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13585)

68.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, eşi vefat etmiş kadınlara yapılan yardımlara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13586)

69.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, kadına yönelik şiddete ve bunun engellenmesi için yapılan çalışmalara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13587)

70.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, engellilerle ilgili verilere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13588)

71.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bitlis’te 2002-2012 yılları arasında İŞKUR’a başvuran ve bu yolla iş sahibi olan vatandaşlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13589)

72.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Batman’da 2002-2012 yılları arasında İŞKUR’a başvuran ve bu yolla iş sahibi olan vatandaşlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13590)

73.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bingöl’de 2002-2012 yılları arasında İŞKUR’a başvuran ve bu yolla iş sahibi olan vatandaşlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13591)

74.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, ücretle ve sürekli ev işlerinde çalışanların sigortalı olmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13592)

75.- Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in, Denizli’de kapatılan bir fabrikada mağdur olan işçilerin sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13593)

76.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, ülkemizde çalışan yabancı işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13594)

77.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, işsizlik verilerine ve işsizliğin azaltılması için yapılan çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13595)

78.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İŞKUR’un Şanlıurfa ilindeki faaliyetlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13596)

79.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İŞKUR’un Kilis ilindeki faaliyetlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13597)

80.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün, grev ve örgütlenme hakkı olmayan kamu görevlilerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13598)

81.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün, kamuda ve özel sektörde çalışan taşeron işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13599)

82.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, İskenderun Demir Çelik Fabrikalarında yaşanan işten çıkarmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13601)

83.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, 2012 yılında İŞKUR tarafından istihdam edilen kişilere ve Toplum Yararına Çalışma Projesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13602)

84.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hakkâri ilindeki işsizlik ve İŞKUR’a başvurular ile ilgili bazı verilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13603)

85.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Erzincan ilindeki işsizlik ve İŞKUR’a başvurular ile ilgili bazı verilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13604)

86.- İstanbul milletvekili Umut Oran’ın, SGK Başkanının SGK’nın 88 yıldır maaş ödediği kişiler olduğu yönündeki açıklamasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13605)

87.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, kamu kurum ve kuruluşlarında hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13606)

88.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, SGK tarafından ödenen bazı faturalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13607)

89.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, SGK’nın muhasebe sistemine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13608)

90.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, SGK’nın bazı ödemelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13609)

91.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kars’ta istihdam ile ilgili bazı verilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13610)

92.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Muş’ta istihdam ile ilgili bazı verilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13611)

93.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki denetimlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13612)

94.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13613)

95.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yaşanan sorunlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13614)

96.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, meslek hastalığına yakalanan işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13615)

97.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık kadrolarında istihdam edilen engelli personel sayısına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13631)

98.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Irak Kerkük Bölgesi ile ilgili çalışmalara ve Irak’taki Türkmenlerin can güvenliğine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13632)

99.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, yurt dışında kaçırılan ve rehin alınan Türk vatandaşlarına ve kurtarılmaları için yapılan çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13633)

100.-  Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Suriye Ulusal Koalisyonu ile imzalandığı iddia edilen bir anlaşmaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13634)

101.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Türkiye’den İsrail’e su satışı gerçekleştirileceği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13635)

102.-  İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, Ermenistan ile gizli görüşmeler yapıldığı iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13636)

103.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da çiftçilere verilen hibe desteğine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13644)

104.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersinli çiftçilerin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13645)

105.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, tarıma yönelik desteklere ve çiftçilerin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13646)

106.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’la ilgili bazı tarımsal verilere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13647)

107.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, besicilerin sorunlarına ve saman üretimine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13648)

108.-  Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, tarım ve hayvancılıkta uygulanan politikalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13649)

109.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin Şavşat’ta hayvanlara yapılan küpeleme işlemi ile ilgili iddialara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13650)

110.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, ihraç edildikten sonra çeşitli nedenlerle geri gönderilen ve içerisinde tarım ilacı kalıntısı bulunduğu iddia edilen tarım ürünlerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13651)

111.-  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13652)

112.-  Gaziantep Milletvekili Edip Semih Yalçın’ın, Karadeniz Bölgesindeki üreticilerin borçlarının ertelenmesi talebine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13653)

113.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tarımda kadın istihdamının arttırılmasına yönelik çalışmalara ve tütün üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13654)

114.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Esendere Sınır Kapısında meydana gelen hayali ihracat ve kaçakçılık olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13655)

115.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da yollarda kullanılan levhalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13656)

116.-  Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, emniyet güçlerince kullanılan biber gazına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13657)

117.-  İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul Beykoz’da kaçak yapılaşma iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13658)

118.-  Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından gerçekleştirilen bir ihale hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13659)

119.-  İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir iştiraki tarafından satılan kaynak suları hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13660)

120.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’daki hava kirliliğine ve dağıtılan kömürün kalitesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13661)

121.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir polis memuru hakkındaki iddiaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13662)

122.-  İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, intihar eden polis memurlarına ve intiharların nedenlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13663)

123.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Aydın’da Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan personel sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13664)

124.-  Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’ın Çaldıran ilçesinde bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13665)

125.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlıktaki taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13666)

126.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Bakanlık teşkilatında çalışan engellilere ve mevcut engelli kadro sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13667)

127.-  Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, mayın patlaması sonucu yaşamını yitiren ya da yaralananlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13668)

128.-  Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’a bağlı bir mahallenin çöp sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13669)

129.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis Merkeze bağlı bir köyde ulaşım için öğretmenlere helikopter desteği sağlanıp sağlanmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13670)

130.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı bir köyde korucular tarafından öldürülen bir kişiye ve ülkemizde koruculuk sistemine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13671)

131.-  Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya Belediyesi tarafından gerçekleştirilen asansör denetim ihalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13672)

132.-  Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Bakanlığın muhatap olduğu soru önergelerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13673)

133.-  İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, sendikalar tarafından gerçekleştirilen basın açıklamaları ile eylemlere ve bunlar hakkında açılan davalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13674)

134.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Şırnak’ta yaşayan bir şehit çocuğunun kamuda ikinci iş hakkından yararlanamamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13675)

135.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’da yaşayan bir şehit çocuğunun kamuda ikinci iş hakkından yararlanamamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13676)

136.-  Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Kocaeli’nin Çayırova ilçesindeki bir taşınmaza yapılan inşaata ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13677)

137.-  Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, biber gazı kullanımına ve sağlığa etkilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13678)

138.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da bir mahallede yaşanan suç olaylarına ve bunlara polisin gerekli incelemeyi yapmadığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13679)

139.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Tunceli’nin Hozat ilçesinde fişleme yapıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13680)

140.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, değnekçi olarak tabir edilen kişilere karşı yapılan işlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13681)

141.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 5084 sayılı Kanunla getirilen teşviklerin sürelerinin beş yıl uzatılmasına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13682)

142.-  Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, kırsal kesimlerde artış gösteren yoksulluk oranlarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13683)

143.-  Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Diyarbakır’daki bazı vakıf eserlerinin restorasyon ihaleleri ile ilgili iddialara ve tarihi eserlerin restorasyonuna ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13685)

144.-  Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Ankara Kalesi ve çevresinin restorasyonuna ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13686)

145.-  Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan tarihi eserlere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13687)

146.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa’ya Devlet tiyatrosu açılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13692)

147.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, arkeolojik kazılara ve bu kazılara ayrılan ödeneklere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13697)

148.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türkiye Turizm Stratejisi 2023 yılı hedeflerine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13699)

149.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kamudaki makam araçlarına ve bunların maliyetine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13701)

150.-  Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerçekleştirilen ihalelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13703)

151.-  Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, kamu kurumlarınca yapılan ihalelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13705)

152.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, ataması yapılmayan öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13707)

153.-  Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, devamsızlık nedeniyle başarısız olan öğrencilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13708)

154.-  Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, okullardaki İngilizce eğitiminin başarısızlığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13709)

155.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde yapılan kurucu müdür görevlendirmelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13710)

156.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, okullardaki güvenlik ve temizlik işlerine ayrılan bütçeye ve okulların ihtiyaçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13711)

157.-  Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, eş ve eğitim özrüne rağmen ataması yapılmayan öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13712)

158.-  Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, yeni eğitim sistemine geçilmesi sonucu norm kadro fazlası durumuna düşen öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13713)

159.-  Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, son iki KPSS’de atamaları yapılan jeofizik mühendislerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13714)

160.-  Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, 2012 KPSS ve memur yerleştirmeleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13715)

161.-  Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Bakanlık sosyal tesislerinde görev yapan personelin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13716)

162.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Kürtçe öğretmenliği programına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13717)

163.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’te Alo 147 hattına gelen şikayetlere ve yapılan işlemlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13718)

164.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’te öğretmenlerin rapor kullanımı ile ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13719)

165.-  İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, okullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13720)

166.-  İstanbul Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu’nun, 2010 yılından bugüne kadar okul ortamında gerçekleşen ve yaralanma veya ölümle sonuçlanan vakalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13721)

167.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, öğrencilerin kılık kıyafetlerini düzenleyen yönetmelikteki sınırlamalara ve yönetmeliğin uygulanmasından doğacak sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13722)

168.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, kapatılan öğretmenevleri ve öğretmen lokallerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13723)

169.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’da hakkında soruşturma açıldığı iddia edilen bir öğretmene ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13724)

170.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, engelli öğrencilerin eğitimlerini sürdürebilmeleri için yapılan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13725)

171.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Bakü Türk Anadolu Lisesinin ihtiyaçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13726)

172.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Bakü Atatürk Lisesinin ihtiyaçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13727)

173.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, İstanbul’da hakkında soruşturma açıldığı iddia edilen bir öğretmene ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13728)

174.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özel dershanelerin kapatılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13729)

175.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Fen Edebiyat Fakültesi mezunlarının formasyon eğitimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13730)

176.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özel eğitim kurumlarının ve bu kurumlarda çalışan öğretmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13731)

177.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Tunceli Üniversitesinin çeşitli sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13732)

178.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Aladağlar’ın ormanlaştırılmasına ve bölgeye baraj-göl yapılmasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13749)

179.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Kabatepe Simülasyon Merkezine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13750)

180.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Orman İşletme Müdürlüklerinin harcamalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13752)

181.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, bir internet arama motorunda içerik kaldırma talebinde yaşanan artışa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13777)

182.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, erişime engellenen internet sitelerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13778)

183.- Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in, PTT çalışanlarının sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13779)

184.- Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in, PTT’nin bankacılık hizmetleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13780)

185.- Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in, PTT’nin reklam ve sponsorluk harcamalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13781)

186.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Ankara’daki metro çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13782)

187.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Bakanlık teşkilatında son beş yıl içinde istihdam edilen jeofizik mühendislerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13783)

188.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, kamulaştırması yapılmayan duble yol ihalelerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13784)

189.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Tekirdağ’ın Malkara ilçesinden geçen karayolu üzerinde bir alt veya üst geçit inşa edilmesi ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13785)

190.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, engellilerin kamu alanlarına ve ulaşım araçlarına erişimini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13786)

191.- Bursa Milletvekili Kemal Ekinci’nin, Sakarya-İstanbul arası demiryolu ulaşımına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13787)

192.- Bursa Milletvekili Kemal Ekinci’nin, deniz ulaşımı için uygulanan ÖTV muafiyetinin bazı şirketler tarafından suistimal edildiği iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13788)

193.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a demiryolu yapılmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13789)

194.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Mersin’de havaalanı inşası için yapılan kamulaştırmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13790)

195.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Hakkâri’de havaalanı inşası için yapılan kamulaştırmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/13791)

196.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, mevzuatın engellilere karşı ayrımcılık içerip içermediği yönünden taranmasına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/13793)

197.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale’de meydana gelen aşırı yağışlar nedeniyle oluşan mağduriyetlere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/13794)

198.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, TÜİK’in turizm geliri sepetine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13795)


 

17 Ocak 2013 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet yirmi dakika içinde cevap verebilir.

Gündem dışı ilk söz, Arakan’da yaşanan açlıkla mücadele hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’a aittir.

Buyurun Sayın Muş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Arakan’da yaşanan açlıkla mücadeleye ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; adı son zamanlarda katliam, zulüm ve sürgünlerle mücadeleyle anılan dünyanın mazlum coğrafyalarından biri olan Arakan ile alakalı gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir buçuk asırdır sergilenen, sahnesi ve dekoru değişmekle beraber konusu hiç değişmeyen zulümler tiyatrosunun başrolünde yeni bir kahraman Arakan. Adını her ne kadar yeni duyuyor olsak da 1942 yılından bugüne kadar bir insanlık dramı yaşanmaktadır Arakan’da. Orada sadece Arakanlı Müslümanlar değil, insanlık can çekişmektedir. Son yetmiş yıl içerisinde 500 binden fazla Arakanlı Rohingya Müslüman’ı katledildi, 1,5 milyonu aşkın Arakan Müslüman’ı ise katliam ve zulümden kaçarak farklı ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, Arakan’da yaşanan trajedi, uluslararası sistemin üzerine bina edildiği ve parametresi, güç dengesi ve de çıkar çatışması olan denklemin bir sonucudur; tıpkı Filistin, Bosna, Somali, Suriye ve benzeri birçok coğrafyada yaşananlar gibi. ABD Başkanı Barack Obama’nın Myanmar’a yaptığı ziyaret de maalesef katliamın durmasını engelleyememiştir. Gerçi, ekonomik ve askerî anlaşmaların yapıldığı ziyarette Rohingya Müslümanlarının dramı ne kadar dillendirildi, o da meçhul bir konudur.

1942 yılında 150 bin Arakanlı Rohingya Müslüman’ının katledilmesi ile başlayan sürecin son perdesi altı ay önce oynanmaya başladı ve hâlâ devam ediyor. 3 Hazirandan bu zamana kadar geçen süre zarfında bölgedeki Budist halk tarafından Arakanlı Müslümanlara karşı başlatılan geniş çaplı bir soykırım hareketi devam etmektedir. Daha da kötüsü, bu kıyım devlet yetkilileri tarafından desteklenmektedir. Tek suçları Müslüman ve Burma hâkim ırkından olmamak olan Arakanlıların evleri yağmalanmakta, kadınlarına ve kızlarına tecavüz edilmekte, gözü dönmüş, fanatik Budist çeteleri tarafından yakalanan Arakanlılar katledilmekte ve insanlar zorla yurtlarını tek etmek zorunda bırakılmaktadır.

Kıymetli milletvekilleri, işin ilginç yanı ise bu katliamın öncülüğünü dünyaya “barışsever” olarak lanse edilen Budist rahiplerin yapmasıdır. Son altı ay içerisinde 7 binden fazla Arakan Müslüman’ı katledildi, 130 binden fazla Müslüman ise evlerinden ve yurtlarından edildi. Güvenlik güçlerinin de bilfiil katliama katıldığı ülkede can, mal ve namus güvenliği kalmayan Müslüman halk, komşu ülke Bangladeş’e kaçmaktadır ancak burada da durumun pek iç açıcı olduğu söylenemez. Sözüm ona, şanslı olanlar, kötü şartlar altında, asgari yaşam sınırında mülteci kamplarında hayatta kalmaya çalışmaktadır, diğerleri ise çeşitli bahaneler ileri sürülerek, âdeta 28 Şubatını yaşayan Bangladeşli yetkililer tarafından tekrar ölüme gönderilmektedirler.

Değerli Milletvekilleri, dünya, Gazze’de, Somali’de, Srebrenitsa’da olduğu gibi Arakan’da da insanlık sınavından geçmiş ve ne yazık ki bunda da başarılı olamamıştır. Demokrasi, eşitlik ve hürriyet kavramlarını diline pelesenk etmiş Batı kamuoyu, Nobel Barış Ödüllü Myanmarlı Budist Aktivist Aung San Suu Kyi için gösterdiği hassasiyeti Arakanlı Müslümanlar için göstermemiş ve bu konudaki çifte standartlı, riyakâr tavrını bir kez daha sergilemiştir. Gerçi, geleceğin başbakanı gözüyle bakılan bu bayanın da bu katliamlarla ilgili soruları geçiştirmesi de dikkatle izlenmesi gereken bir tavırdır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan galibiyetle ayrılan muzaffer devletlerin çıkarları baz alınarak kurulan ve de veto etme hakkına sahip olan 5 daimi ülkenin inisiyatifinde bulunan Birleşmiş Milletler Örgütü, diğer insanlık krizlerinde olduğu gibi bu konuda da pasif kalmış ve adaleti sağlamaktaki başarısızlığını bir kez daha teyit etmiştir.

Değerli milletvekilleri, tüm bu yaşananlar karşısında şu hakikati belirtmek isterim ki: İnsanlık, hamisi olan “adaleti” kaybetmiş, yetim bir çocuk gibi aciz ve çaresiz bırakılmıştır.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

Gündem dışı ikinci söz, İzmir’in sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Mustafa Moroğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Moroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, İzmir’in sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İzmir’de yaşayan yurttaşlarımız, sizden önceki iktidarların çözemediği, sizin de on yıldır çözemediğiniz sorunları büyük oranda yaşıyor. Amacım bu sorunları anlatmak değil, amacım, sizin iktidarınıza çok zarar vermeyecek, ne bütçe açığı verdirecek ne de özgürlükleri daha fazla artıracak sorunlar için bir çözüm istemeyeceğiz İzmirli yurttaşlarımız adına. İktidarınızın çok çabuk çözebileceği, özellikle İzmir’i çok seven bakanların ve AKP’li milletvekillerinin, her zaman “İzmir’in sorunlarını çözmekte çok çaba harcıyoruz.” diyenlerin bizlerle birlikte el ele vermesiyle çözülebilecek iki küçük sorundan bahsedeceğim. Bu sorunlardan birisi, kentte yaşayan yurttaşlarımızın günlük yaşamlarını daha kaliteli hâle getirmek için çalışan belediyelerimizin aldığı, almak zorunda kaldığı hizmetlerle ilgili yani belediye çalışanlarının, sabit kadroluların vermek zorunda kaldığı işlerin dışında, biliyoruz, belediyeler kendi bünyelerinde kurdukları şirketler vasıtasıyla da bazı hizmetleri üretmek ve halka hizmet etmek zorunda kalıyorlar ve Kamu İhale Kanunu’na tabi olarak bu hizmetleri alıyorlar fakat öyle sorunlarla karşılaşılıyor ki bu hizmetleri almak için ihaleye çıkıldığında, belediye hizmetlerinin daha iyi verilmesini sağlamak değil, belediye hizmetlerinin daha iyi verilmesini engellemek için bazı şirketler bu ihaleye kasıtlı olarak giriyor, maliyetlerin altında teklifler veriyor ve uzmanlık isteyen konuların dışında da bu ihaleye girebiliyorlar.

Talebimiz şudur: Bu tür hizmetlerde belediyeler kendi şirketlerinden hizmet alabilecekleri alanlarda Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadan bu hizmetleri alabilmelidirler çünkü böyle olunca her yılbaşında “Acaba bugün işsiz mi kalacağız?” diye bekleyen işçi kardeşlerimizin daha rahat hizmet vermesi sağlanacak, bunun yarattığı, özellikle şoförlük gibi hizmetlerin alımında ehliyet isteyen, uzmanlık isteyen hizmetlerin alımında da İzmirli yurttaşlarımız bu hizmetlerin alımında gecikmek zorunda kalmayacaklar diye düşünüyorum. Bununla ilgili defalarca değiştirdiğiniz Kamu İhale Kurumu Kanunu’nda bir değişiklik daha yaparak… Çünkü belediye şirketleri zaten kamu şirketleri, kendi kurdukları şirketler. Burada kâr-zarar hesabı yapılmaz, yapılmadığı için de belediyeler bu hizmetleri kendi şirketlerinden alırken Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadan alabilmelerini sağlamalıyız.

Bir başka sorun da bizim belediyelerimiz. Özellikle Cumhuriyet Halk Partili ve Milliyetçi Hareket Partili belediyelere bu bütünşehir yasası çıkmadan önce talimat gönderdiniz, İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla talimatlar gönderdiniz, dediniz ki: “Yol ve kaldırım bedellerini yurttaşlardan tahsil ediniz.” Bu tahsilat son çıkan Bütünşehir Yasası’yla belediye meclislerinin kararına bırakıldı. Fakat şöyle bir eşitsizlik yaşıyoruz: Belediye meclisleri, daha önce gönderdikleri, tahakkuk ettikleri paraları almak zorunda kalıyorlar. Onun için, bunu da belediye meclislerinin kararına bırakarak bu eşitsizliği de giderebiliriz diye düşünüyorum. Bu iki talebi, çok kısa cümlelerle ifade edebileceğimiz bir düzenlemeyle yerine getirebiliriz ve hep beraber bunu gerçekleştirebiliriz diyorum.

Sözlerime son verirken, ocak ayının bizim için, canlarımızı yakan, yüreklerimizi yakan cinayetlerle dolu olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Muharrem Aksoylar, Uğur Mumcular, Onat Kutlarlar ve sosyal demokrat harekete, sosyal demokrat partiye, Cumhuriyet Halk Partisine emek vermiş Aydın Güven Gürkan gibi, İsmail Cem gibi önderlerimizi de ocak ayında kaybettik. Ama yarından sonra, 19 Ocak, Hrant Dink’in katledilişinin 6’ncı yıl dönümü. Bu toprakların en güzel insanı ve “Biz bu topraklarda yaşamak ve bu topraklarda ölmek istiyoruz, gömülmek istiyoruz.” diyen Hrant Dink’in katledilişinin 6’ncı yılı. Ve onun katledilişinin ardından, biz siyasiler onun özlediği barış ortamını ve bir arada yaşama iklimini gerçekleştirebilmiş değiliz ve siz iktidar sahipleri, onun ölümünün arkasından katilleri sorgulamak yerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – … “Bir bebekten nasıl katil yarattığımızı sorgulamalıyız.” diyen Rakel Dink’in özlemini yerine getiremedik. Katledilişinin 6’ncı yılında, iktidar sahiplerinin, bakanların ve emirlerindeki devlet görevlilerinin, en azından ödüllendirmekten vazgeçecek insanlar olduğunu düşünüyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Moroğlu.

Gündem dışı üçüncü söz, belediye gayrimenkulleriyle ilgili söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan’a aittir.

Buyurun Sayın Ayhan.

3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, belediye gayrimenkullerine ilişkin gündem dışı konuşması

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; belediye gayrimenkulleri üzerinde gündem dışı söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu konuda söz almamın nedeni, bazı belediyelerin, özellikle nüfusu az olan belediyelerin gayrimenkullerinin kiralanmasına ilişkin. Kamu taşınmazlarının kiraya verilmesi Devlet İhaleler Kanunu’nun 13’üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre belediyelerde ihaleler encümen tarafından yapılıyor. 5393 sayılı Kanun’a göre encümenin bizzat yaptığı ihalelerde kira süresi üç yıl, belediye meclisi karar alırsa bu süre on yıla kadar devam ediyor, çıkıyor. Mestecirler yer değiştiriyor, sıkıntıya düşüyorlar, ticari anlamda sıkıntı oluyor. Adama “Çık” diyorsun, Ahmet’in yerine Mehmet, Mehmet’in yerine Hasan geliyor. Küçük yerleşim yerlerinde de problem, dedikodu alıp yürüyor, herkes birbirine düşüyor. Siyasi parti farkı gözetmeksizin hangi partiye mensup olursa olsun o belde yaşayanları, esnafı da bu işten bizar olup birbirine düşüyor. Nüfusu belli bir miktarın altında olan belediyelere, kiracı vatandaşlara kolaylık olsun diye mevcut kiraların Maliye Bakanlığının belirlediği yeniden değerleme oranı kadar bir artırımla sözleşme yapma imkânı tanınmalıdır, hâlen devam edenlere de böyle bir imkân verilmelidir. İdare ihtiyaç duymaz ise her yıl kira belirlenen oranda artmalıdır. Bununla ilgili bir kanun teklifini de ihtiyaca binaen hazırlayacağım ve yüce Meclise takdim edeceğim.

Bunu aslında, yan yana olan, daha önce iktidar partisine mensup bir belediyenin daha sonra muhalefete geçmesi sonucunda olan belediye de yaşıyor, hâlen iktidarda olan belediyede yaşıyor. İktidarda olan belediyenin, tatbikatlarda gördüğümüzde, onların yaptığı ihalelerde bile çok büyük problemlerin, dedikoduların, birbirine düşmelerin olduğu görülüyor. Dolayısıyla, burada, yerel siyasetçileri ne yapmamız lazım? Rahatlatmamız lazım. Bu anlamda, bizim Denizli ili Kale ilçesinde böyle bir problem var. Daha doğrusu, müfettiş raporlarına dayanan bir şey ve daha önce iktidar partisinin bu işleri devam ettirdiği de aynı belediyede vaki. Dolayısıyla, vatandaşları birbirine düşürmeme, onlar arasındaki uyumu bozmama, onları birbirine yakınlaştırma, bu baptan, bu tür belediyelere imkânların tanınmasında yarar olduğu kanaatindeyim. Biraz önce ifade ettiğim gibi, ne olacak bunlara yardımcı olmamız için, gerekli hukuki düzenlemeler içinde ne yapacağız? Çözüm bulma yoluna gideceğiz. Bunu, şunun için söylüyorum, herhangi bir istismar için falan söylemiyorum. Dün basında yer aldı: Borç karşılığında camileri ne yapıyoruz? Hazineye devrediyoruz. Bunu AKP’li belediyelerden yapan var. Belki zorunluluktan kaynaklanan bir şey ama yakında din işlerinin, diyanetin… Ne olacak? Tamamen camilerin de devletleştirilmesi yoluna gitmiş olacağız. Bu, hâlbuki AKP’nin de düşünce itibarıyla kabullenmediği, böyle bir şeyi arzu etmediği bir olay. Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Bu meseleyi çözmemiz lazım. Burada yazıyor: “Üsküdar Belediyesinin, borcuna karşılık 4 camiyi hazineye devretmesinin ardından Sancaktepe Belediyesinin de borç batağından kurtulmak için 6 camiyi, 1 sağlık merkezini ve 1 okulu devrettiği ortaya çıktı.” Dolayısıyla, bulacağımız çözümler, ilgili belediyeler için bu tür yandan yönden çözüm bulma, toplumun önünde, kamuoyu önünde küçük düşürücü birtakım ifadelere maruz kalmayı da ne yapacak? Önlemiş olacak. Bunu özellikle dile getirmek istedim çünkü bu bir sorun, birçok belediyede de olduğunu biliyorum. Bize vaki müracaatlarda biz bunun farkına vardık ve yüce Mecliste, Genel Kurulda dile getirmeye karar verdim. Bu vesileyle size aktarmış oluyorum.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Gündeme geçmeden önce, sisteme giren arkadaşlarımıza sırasıyla birer dakika söz vereceğim.

Sayın Şeker…

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantepli çiftçilerin su kuyularına sayaç bağlanması nedeniyle sıkıntıda olduklarına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Gaziantepli çiftçilerin çok ciddi bir sıkıntısı var, bu da su kuyularına sayaç bağlanmasıyla ilgili. Zaten çiftçi problemli, dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyor, dünyanın en pahalı elektriğini kullanıyor, dünyanın en pahalı gübresini ve tohumunu kullanıyor. Buna rağmen, bir de Gaziantepli çiftçiler, su kuyularından kullandıkları suya sayaç konarak belli miktarın üstündeki suyun parasını ödeyecekler. Bunun haklı, adil olduğuna inanmıyorum. Dünyanın 16’ncı büyük ekonomisine sahip bir ülkeye de yakışmayacağına inanıyorum.

Saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şeker.

Sayın Havutça…

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, emeklilikleri yaşa takıldığı için mağdur ve muhtaç duruma düşmüş yurttaşlarımızın sorunlarına ve Hükûmetin bu konuya bir çözüm getirmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kamuoyunda “emeklilikte yaşa takılanlar” diye bir konu var ve bu vatandaşlarımız, Anayasa Mahkemesinin emeklilik yaşını iptal etmesinden sonra, emeklilikleri üç ila on yıl arasında uzadı. Şimdi işsiz kaldılar, emekli maaşı da alamıyorlar, herhangi bir işte de çalışamıyorlar 40 yaşını aşmış yurttaşlarımız. Mesela Ayvalık’tan Mesut Pehlivan diyor ki: “Ben şu anda 46 yaşındayım, işsiz kaldım, emekliliğime dört yıl var, emekli maaşı alamıyorum, herhangi bir işte de çalışamıyorum. Ben ne yapayım, çoluğumu çocuğumu nasıl besleyeyim?”

Bizim bununla ilgili kanun teklifimiz var. Sayın Hükûmet yetkililerinden, bu konuda, bu emeklilikte yaşa takılan yurttaşlarımızın sorununa kulak vermesini ve bununla ilgili çözüm yolu oluşturmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Havutça.

Sayın Halaman…

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, RTÜK’ün frekans tahsislerini iptal edip yeni ihale açması durumunda uzun yıllardır yerel televizyon ve radyo yayını yapanların önceliği olması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ediyorum.

Şimdi, Sayın Başkanım, bu yerel televizyon ve radyo işi yapan yani yayın yapanların gene bu Radyo Üst Kurulu yani Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, bugüne kadar yayın yapanların frekans tahsislerini iptal ediyor, dolayısıyla “Yeni bir ihale açacağım, her ilde de yedi tane olacak.” diyor. Şimdi, uzun yıllar illerde yayın yapan yani radyocu, televizyoncuların bu işte bir önceliği yok mu? Bunların, uzun yıllar yapmasına rağmen “Rekabete açıyoruz.” diyerek, “Bir üst şirkete vereceğiz.” diyerek bunların hakkı gasbolmuyor mu? Bunu ilgili bakanlara sizin aracılığınızla duyurmak istedim. Bundan dolayı teşekkür ediyorum size.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Halaman.

Sayın Yılmaz…

4.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Hakkâri Yüksekova’daki askerlik şubesinin fiziki şartlarına ilişkin açıklaması

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Uşaklı bir hemşehrim aradı ve Hakkâri Yüksekova’da askerlik şubesinde kalan yeğeninin, mayıs ayında askerlik şubesinin yanması dolayısıyla elektriklerinin ve hiçbir insani ihtiyaçlarının karşılanmadığını, kendilerine buranın düzeltileceği sözünün verilmesine rağmen herhangi bir düzeltilmeyle karşılaşılmadığını ve kış ayında, bugünlerde sobasız, her türlü olanaktan yoksun bir şekilde Hakkâri Yüksekova’da Askerlik Şubesinde askerlik yaptığını belirtti.

Sayın Başbakan Abdullah Öcalan’a televizyon göndereceğine bu askerlik yapan çocuklarımızın ihtiyaçlarının giderilmesi gerekiyor. Hakkâri Yüksekova Askerlik Şubesindeki bu insanlık dışı duruma ben dikkat çekmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yılmaz.

Sayın Yeniçeri…

5.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, AKP Hükûmetinin, Türkiye Cumhuriyeti devletini Öcalan’la muhatap ederek milletin kendisine verdiği egemenlik hakkını terör örgütüyle paylaşmasının Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve Türk tarihini küçük düşürdüğüne ilişkin açıklaması

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP Hükûmeti, Türkiye Cumhuriyeti devletini kitle katliamcısı terörist Öcalan’la muhatap ederek milletin kendisine verdiği egemenlik hakkını terör örgütüyle paylaşmıştır. AKP iktidarı, terör örgütünü devlet yerine koyarak devleti terör örgütü seviyesine düşürmüştür. İktidar, PKK’ya meşruiyet kazandırırken, kendi meşruiyetini kaybetmiştir. Öcalan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı kimin yazması gerektiği konusunda bile görüş belirtmektedir. AKP Hükûmeti Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve Türk tarihini küçük düşürmüştür. AKP’nin başlattığı ikinci Habur açılımı da Diyarbakır’da hıyanetin bütün renkleriyle ortaya çıkmıştır. PKK’nın kurucusu üç PKK’lının Diyarbakır’daki cenazesi gövde gösterisine dönüştürülmüş, terör örgütü devlete meydan okur hâle gelmiş, PKK’nın paçavraları cenazeler üzerine örtülmüştür. PKK’lılar için düzenlenen törenin güvenliğinin BDP’liler tarafından sağlandığı haberleri gelmektedir. Bir kez daha yetkilileri aklını başına devşirmeye, devlete ve millete karşı suç işlemekten vazgeçmeye çağırıyorum. Bu gidişle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yeniçeri.

Sayın Yılmaz…

6.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, 2012 yılında Ekim ayında başvurular alınmaya başlamasına rağmen bugüne kadar herhangi bir ürün destekleme ödemesi gerçekleştirilmediğine ve bunun da çiftçilerimizin mağduriyetine sebep olduğuna ilişkin açıklaması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ürün desteklemelerinde bugüne kadar il ve ilçe tespit komisyonlarının almış olduğu kararlar çerçevesinde destekleme yapılmaktaydı fakat 2012 yılı sonu itibarıyla TÜİK verileri esas alınacağı belirtilmektedir. 2012 yılında yapılan tespit komisyonu çalışmalarında dekara verilen miktar Tarım Bakanlığı çiftçi kayıt sisteminde yer almasına rağmen, ekim ayından bugüne başvurular bu veriler üzerinden değerlendirilirken, bugüne kadar yapılan başvurularda dekara 600 kilogram olan buğday desteklemesinin 420 kilograma düşürüleceği söylenmektedir. Geçmiş yıllarda kasım, aralık, ocak aylarında hububat desteklemeleri ödenmekteydi, 2012 yılında ekim ayında başvurular alınmaya başlamış fakat bugüne kadar herhangi bir destekleme ödemesi gerçekleşmemiştir. Bu da çiftçilerimizin mağduriyetine sebep olmaktadır. Bunu aracılığınızla ilgililere iletmek istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yılmaz.

Sayın Eyidoğan…

7.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, TÜBİTAK’ın aldığı bir kararla “İnsanın Evrimi” kitabını ve evrimle ilgili diğer kitapları listesinden çıkardığına ve TÜBİTAK’ın bu anlayışla bu ülkenin bilimde ve teknolojide ilerlemesini nasıl sağlayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Ülkemizde bilimde ve teknolojide gelişmeyi destekleyen ve bununla ilgili stratejiler geliştirmekle görevli TÜBİTAK yeni bir karar almış, bu karara göre, TÜBİTAK kitapları listesinde bulunan “İnsanın Evrimi” ve evrimle ilgili kitapları listeden çıkarmış. Önce bu kitapları isteyenlere “tükendi” deniyor, şimdi de listeden çıkarılıyor. İktidar “evrim” sözcüğünden ve tartışılmasından neden korkuyor? İktidar düşünen beyinlerden neden korkuyor? Bu karar, adı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna yakışıyor mu? TÜBİTAK bu anlayışla bu ülkenin bilimde ve teknolojide ilerlemesini nasıl sağlayacaktır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Eyidoğan.

Sayın Karaahmetoğlu…

8.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Çanakçı ilçesi Karabörk Kuşköy Tarımsal Kalkınma Kadınlar Kooperatifi üyelerinin, kendilerine vadedilen desteğin ve yardımın verilmemesi nedeniyle zor durumda olduklarına ilişkin açıklaması

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, Giresun’un Çanakçı ilçesinde Karabörk Kuşköyü Tarımsal Kalkınma Kadınlar Kooperatifi Karadeniz Bölgesi’nde kurulu bulunan üç kadın kooperatifinden biridir. Söz konusu kooperatifin kurulması aşamasında ilçe kaymakamının önemli 46 olmuştur. Proje kapsamında yeşil kartlı 23 bayan üyeye 2’şerden 46 süt ineği verilmiştir. Bir yıllık yem verileceği, veteriner hizmetlerinin ücretsiz olacağı, tankerlerle sütün toplanarak satılması yönünde desteğinin sağlanacağı, sığırların bedelinin iki yıl ödemesiz beş yılda taksitlerle yapılacağı vadedilmiştir. Bunların hiçbiri yerine getirilmediği gibi, zaten yeşil kartlı olup, geçimini sağlayamayan bu yurttaşlarımız hayvanlara bakamaz hâle gelmiştir. Bugün pazarda 2 bin lira etmeyen sığırlardan devlet geriye, 2 inek için 12 bin lira istemektedir. Vadedilen veteriner hizmetlerinin hepsini cebinden karşılayan bayan yurttaşlarımız kalkınmak için kooperatife üye olup devletin kendilerini desteklediğini zannederken ekonomik olarak batmakla kalmamış, ailevi sorunlar yaşayarak boşanma aşamasına kadar gelmiştir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karaahmetoğlu.

Sayın Sarıbaş…

9.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Gökçeada’da yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen otel inşaatının devam etmesine ilişkin açıklaması

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Gökçeada’mızdaki bir otel inşaatının, yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen, 25.000’lik haritada sit bölgesinde olması vesilesiyle ve durdurma kararı alınmasına rağmen, şu anda da kaçak inşaatın hâlen devam ettiği görülmektedir. Bademli köyündeki bu inşaatın, özellikle Türkiye'nin incisi bir ada olan Gökçeada’mızın içerisinde bu özel şahsın otelinin kaçak yapısının durdurulmasına Bakanımız müsaade edecek midir? Belediyemiz aldığı yıkım kararını uygulayacak mıdır? Teşvik uygulamasından bu çıkarılacak mıdır? 25.000’likteki bu değişiklikte Bakanlığımız hâlâ ısrarlı mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sarıbaş.

Sayın Bulut…

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, emeklilikleri yaşa takıldığı için mağdur ve muhtaç duruma düşmüş yurttaşlarımızın sorunlarına ve Hükûmetin bu konuya bir çözüm getirmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, Türkiye’de, prim borçlarını ödedikleri hâlde yaşları sebebiyle emekli olamayan büyük bir mağdur kitle var. İhtiyaç sahibi insanlara Sosyal Yardımlaşma Vakfı yardım edip onların hayatlarını idame ettirdikleri hâlde, bu insanlar emekliliği hak etmişler, yaşlarından dolayı mağdur ve muhtaç duruma düşmüşlerdir. Bu kitlelerin mağduriyetinin giderilebilmesi için Hükûmetin herhangi bir çalışması olacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bulut.

Sayın Bakanımız yerinden iki dakika söz istediler.

Buyurun efendim.

11.- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, Gökçeada’daki inşaatın durdurulmasıyla ilgili yargı kararının uygulanması konusunda gereken bütün birimlerin talimatlandırıldığına ve bu özel bölgenin korunması konusundaki görevlerini titizlikle yerine getirdiklerine ilişkin açıklaması

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Sarıbaş’ın sorduğu konuyu ben biliyorum ve yakından takip ediyorum. Bu konuda, yapılan inşa işlemlerinin durdurulması konusunda bir yargı kararı var. Yargı kararı elimize geçtiği andan itibaren uygulanması konusunda gereken bütün birimlerimiz talimatlandırılmıştır ve bu konuda Bakanlığımızdan yeni görüşler çıktı. Yargı ve Koruma Kurulu orada böyle bir yapılaşmaya izin vermediği sürece bizim de herhangi bir kolaylaştırıcı işlem yapmamız mümkün değildir. Gökçeada tarihi itibarıyla, doğa itibarıyla özel bir bölgedir. Biz de bu özel bölgenin yeşilinin, mavisinin, doğasının aynen korunması konusundaki görevlerimizi titizlikle yerine getiriyoruz. Arz ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır. Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak ve 21 milletvekilinin, Türk sanayisinde yaşanan sorunların ve finans sistemindeki tıkanıklığın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/465)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Türk sanayisinde yaşanan sorunların ve finans sistemindeki tıkanıklığın nedenlerinin araştırılması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince "Meclis Araştırması" açılmasını arz ve talep ederiz.

1) D. Ali Torlak                               (İstanbul)

2) Celal Adan                                  (İstanbul)

3) Mehmet Şandır                            (Mersin)

4) Mesut Dedeoğlu                          (Kahramanmaraş)

5) Mehmet Erdoğan                         (Muğla)

6) Necati Özensoy                           (Bursa)

7) Lütfü Türkkan                             (Kocaeli)

8) Ali Halaman                                (Adana)

9) Sinan Oğan                                 (Iğdır)

10) Mustafa Kalaycı                        (Konya)

11) Bülent Belen                              (Tekirdağ)

12) Seyfettin Yılmaz                        (Adana)

13) Alim Işık                                   (Kütahya)

14) Erkan Akçay                             (Manisa)

15) Özcan Yeniçeri                          (Ankara)

16) Murat Başesgioğlu                    (İstanbul)

17) Cemalettin Şimşek                     (Samsun)

18) Mehmet Günal                          (Antalya)

19) S. Nevzat Korkmaz                   (Isparta)

20) Atila Kaya                                 (İstanbul)

21) Oktay Vural                              (İzmir)

22) Sümer Oral                                (Manisa)

Gerekçe:

Hükümetin yanlış ekonomik vizyonu ve uygulamaları nedeniyle, finansman kaynaklarına ulaşmakta birçok sorunlar yaşayan sanayi sektöründe büyük kayıplar yaşanmakta, ardı ardına iflasların yaşandığı bir süreçten geçilmektedir.

Türkiye'yi sarmalayan, ekonomik ve sosyal yapıyı sarsan ekonomik krizi, sektörde ve vatan-daşlarımızda olumlu etkilerine şahit olmadığımız paketlerle atlatılacağını sanan AKP Hükûmeti, hâlâ aynı yanlışlara devam etmektedir.

Bu kapsamda, 2012 mali bütçe rakamları incelendiğinde; gerek içerik, gerekse amaç yönünden reel sektöre yönelik umut verici bir durum söz konusu değildir. Bu hâliyle, 2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde, üretim sektörü beklentilerine ve üretime yönelik destek, teşvik ve diğer ihtiyaçları karşılayacak bir emare görülmemektedir.

Küresel ekonomilerde meydana gelen artçı sarsıntılar nedeniyle, bölgesel ekonomik aktörlerin nasıl bir sürece girdiği ortadadır. Bu noktada gerek ülkemizin gerekse de dünyanın içinde bulunduğu ekonomik problemler bu durumu teyit eder nitelikte gelişmelere sahne olmaktadır.

Bugün Avrupa Birliği ülkelerinde hâlâ devam eden ekonomik kriz ve yakın coğrafyalardaki kitlesel isyanlar nedeniyle, ülkemizin ne denli bir tehlikeyle burun buruna olduğu görülmektedir. İhracat ve ithalatımızın en fazla olduğu ve ülkemize en fazla yabancı sermayenin geldiği Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanan ekonomik buhran nedeniyle yaşanan sosyal ve siyasal problemler, ülkemiz ekonomisine yön veren reel sektörde yaşanan sorunlara geç kalmadan ve kararlılıkla eğilmemiz gerektiğini göstermektedir.

Gelir dağılımındaki adaletsizliklerin, toplumsal şiddete davetiye çıkardığı İtalya ile iflasla yüz yüze kalan ve büyük şiddet olaylarının meydana geldiği Yunanistan'da yaşanan ekonomik buhran, makroekonomik tedbirlerin bir an evvel alınması gerekliliğini yeterince ortaya koymaktadır. Bu nedenle, dengeli üretim temeline dayalı, sosyal ve ekonomik gelişmenin toplumsal istikrar için vazgeçilmez derecede önem taşıyan reel sektöre ihtiyaç duyulan destek sağlanmadığı takdirde, birçok ülkede aralıklarla tekrar eden ekonomik kriz nedeniyle oluşan toplumsal bunalımlara doğru ülke olarak yol alacağımız unutulmamalıdır.

Bugün, ekonomik sorunlardan dolayı Avrupa Birliğinin geleceğine ve devamlılığına umutsuz ve olumsuz bakılıyorsa bunu en başta ülke olarak bizim dikkatle irdelememiz ve üzerinde önemle durmamız gerekmektedir. Çünkü Avrupa'daki çalkantıların Türkiye ekonomisini, başta reel sektörün daralması yoluyla olumsuz yönde etkileyeceği muhakkaktır.

Şu ana kadar reel ekonomideki yüksek faiz oranları ve bazı sektörlerde yaşanan teminat sorununa hâlâ bir çözüm getirilememiştir. Dolayısıyla hiçbir yapısal önlem almadan göstermelik tedbirlerle düşük kur, yüksek faize dayalı ve sıcak paraya bağımlı bir anlayışla ülke ekonomisi idare edilmeye çalışılmıştır. Azalan yatırımlar, artan iç ve dış borç, vatandaşımızın içinde bulunduğu yoksulluk ve devamlı artan işsizlik Hükûmetin yanlış politikalarının en somut örneğini teşkil etmektedir.

Hükûmetin meselelere bu yanlış yaklaşımı nedeniyle, gerekli ve yeterli tedbirleri zamanında almayarak reel sektörde yaşanan iflaslara ve buna bağlı yaşanmakta olan işsizlik gibi vb. birçok sorunun kalıcı ve kronik hâle gelmesine neden olunmuştur. Hükûmetin 2012 bütçesi ile dış talepteki daralmalar da eklendiğinde, ülkemiz reel sektöründe 2012 yılında çok ciddi sorunlar yaşanması kaçılmazdır.

Ülkemizin, sürdürülebilir büyüme ve makroekonomik istikrarı yakalayabilmesi, yaşanmakta olan sorunların önüne geçilebilmesi için üretimi destekleyecek yapısal ve finansal tedbirlerin süratle ve gecikmeksizin devreye sokulması, kaçınılmaz bir gerekliliktir.

2.- BDP grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mardin’deki bir etnik grubun (Mhalmilerin) kimliklerini, dillerini ve kültürlerini koruyup geliştirebilmeleri adına neler yapılabileceğinin ve yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/466)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Mhalmilerin; kimliklerini, dillerini ve kültürlerinin korunup geliştirilebilmeleri adına neler yapılabileceğinin ve yaşadıkları sorunların gündeme gelmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                             Hasip Kaplan

                                                                                                                   Şırnak

Kendileriyle ilgili yazılı kaynaklar bir yana, sözlü kaynakların bile yok denecek kadar az olduğu ve bugüne kadar haklarında akademik anlamda geniş bir araştırmanın bulunmadığı Mhalmiler, Midyat çevresinde bulunan yöre diliyle "Izyağ-ıl Mıhalamiyye" (Mhalmilerin köyleri) olarak isimlendirilen Acırlı (Derizbinâ), Gelinkaya (Kefer huvar), Söğütlü (Kinderip), Şenköy (Apşe), Yolbaşı ( Kefer ıllep) gibi köyler ile Mardin merkez, Ömerli, Savur ve Midyat'ın bir semti olan Estel'de yoğun olarak yaşarlar. Mhalmiler ağırlıklı olarak Arapça olmak üzere, Süryanice'yle karışık "Mhallemice" olarak isimlendirilebilen bir dili konuşmaktadırlar.

Mhalmilerim kökenleri hakkında dört görüş bulunmaktadır.

1) İslam ansiklopedisi içerisinde "Tur Abdin" maddesi içinde kısa bir paragraf içinde geçen birinci görüşe göre; Mhalmiler Hıristiyanlıktan ayrılmış Arap ve Kürtlerden meydana gelmiş melez bir topluluktur.

2) Mhalmi kökenli M.Ali Arıkan ve Cemil İşler'in çeşitli yazı ve eserlerinde kaydettikleri ikinci görüşe göre, Mhalmiler; Türk ve Arapların karışımı sonucunda ortaya çıkmış bir topluluktur. Türkçe dilinde yazılmış ilk kaynaklardan biri olması sebebiyle, açık hâlde fark edilebilen sübjektif değerlendirilmelerine rağmen, Mhalmiler hakkında yaygın olan görüşü teşkil etmektedir.

3) Yazılı ve sözlü Süryani kaynaklarına dayanır ve Mhalmilerin Hristiyan Süryani bir toplulukken, 1600'lü yıllarda meydana gelen Patrik İsmail, büyük oruç, salgın hastalık, baskılar ve metropolit seçimleri olayları neticesinde büyük çoğunluğun İslam dinine geçtiğini savunur. Süryani Kadim Patriği I. Afrem Barsavmo tarafından kaleme alınan ve bölge tarihi hakkında Süryaniler açısından temel kaynaklardan bir tanesi olan "Tur Abdin'in Tarihi" eserinin Arapça çevrisinde; Estel, Kefır Havra (Gelinkaya -Kefer huvar), Deyr Izbıno (Acırlı -Derizbinâ) Kinderip (Söğütlü), Apşe ( Şenköy), Kefır Şemğo (Kerşef- Budaklı) gibi köylerde yaşayan halkın büyük bir çoğunluğunun bir zamanlar Süryani olduğu ve bu köylerde birçok kilise ve manastırın olduğu yazılıdır.

4) 2004 yılı içerisinde Midyat ilçesinde bulunan etnik gruplar üzerinde yapılan saha araştırması sırasında yapılan görüşmeler ve taranan kaynaklar neticesinde elde edilen dördüncü görüşe göre Mhalmiler; Hristiyan iken, yukarıda aktarıldığı üzere, Patrik İsmail olayı ve İslam fetihleri sonrasında bölgeye yerleştirilen ve otoriteyi elinde bulunduran Beni Hilal kabilesinin de etkisi neticesinde Müslüman olmuş çoğunlukla Süryani kökenli bir topluluktur. Söz konusu tez de günümüzdeki Mhalmilerin tümünün değil, ama çoğunluğunun Süryani kökenli olduğunu ifade etmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında Mhalmilerin kökenleri hakkında rivayetlerin muhtelif olduğu görülmektedir. Türk asıllı olduklarından Kürt asıllı olmalarına kadar; Arap olmalarından Süryani-Arami olmalarına kadar çok sayıda aslı astarı olmayan iddialar mevcuttur. Mhalmilerin kökenleri hakkında yapılagelen tanımlamalar etnisite gerçekliğinin çarpıtılması anlamına gelmektedir. Bu halkın kendine has bir dili, âdetleri ve kültürü vardır. Mezkûr kesim, Arap ya da başka kimlikler altında bir denge unsuru olarak kullanılmaktan, yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesinden, kendi kimlik ve kültürlerinin hukuki olarak tanınmasından ve devlet tarafından korunup geliştirilmemesinden rahatsızlık duymaktadırlar.

Bin yıldan uzun bir süredir yaşadıkları topraklarda birçoğunun sahip oldukları mülkleri ellerinden alınıp hazineye devrilmiştir. Birçoğunun da bağ, bahçe ve ekili arazilerine tapu verilmemektedir. Var olan tapuların çoğu başkalarının üzerine kayıtlıdır. Dedelerinden kalma arazilerinin başka kişilerin isimlerine kayıtlı olması halk arasında ciddi gerilimlere, çatışmalara neden olmaktadır.

Türkiye'de Mhalmilerin kendi kimlik, dil ve kültürlerinin tanıtılması, korunması ve geliştirilmesi amacıyla kurulan tek örgütleri olan Mhellemi Dinler, Diller ve Medeniyetler Arası Diyalog Derneği çeşitli baskılara maruz bırakılarak kapatılmak istenmektedir. Mhalmiler, öncelikle dernekleri üzerindeki bu baskıların ortadan kalkması, kendi kimlik ve kültürlerinin tanınması, korunup ve geliştirilmesi, Mhallemice yazılı, görsel gazete, dergi, radyo, tv ve diğer medya iletişim araçlarından istifade etme hakkı tanınmasını, tapu ve kadastroda inceleme ve düzenlemeler yapılarak çatışmalara neden olabilecek yanlış uygulamaların bir an önce düzeltilmesi ve hak sahiplerine haklarının geciktirilmeden iadesi sağlanmalıdır.

Mhalmiler, aslen Türkiyeli olan ve Suriye, Irak ve Lübnan'da sürgünde kimliksiz yaşayan akrabalarına devletin bir an önce vatandaşlık hakkı tanıyarak, Türkiye'ye geri dönüşlerinin sağlanması için maddi ve hukuki düzenlemeler yapması gerektiğine inanmaktadır ve devletten biran önce bu konuda adım atmasını beklemektedir.

Mhalmilerin kimlik, dil ve kültürlerinin tanıtılması, korunması ve geliştirilmesi; tapu ve kadastroda inceleme ve düzenlemeler yapılarak çatışmalara neden olabilecek yanlış uygulamaların bir an önce düzeltilmesi ve hak sahiplerine haklarının geciktirilmeden iadesi; sürgünde kimliksiz yaşayan akrabalarına devletin bir an önce vatandaşlık hakkı tanıyarak Türkiye'ye geri dönüşlerinin sağlanması için maddi ve hukuki düzenlemeler yapması için nelerin yapılabileceği ve yeni anayasa yapım sürecinde Mhalmilerin haklarının anayasal güvenceye alınması için bir meclis araştırma komisyonu kurulması önemli ve gereklidir.

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 22 milletvekilinin, Türkiye’deki tarikat ve cemaatlerin amaçları, faaliyet alanları, gelir kaynakları, uluslararası bağlantıları ve toplum üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/467)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'deki Tarikat ve cemaatlerin bu kadar yayılması ve devlet zerinde ve içerisinde etkin bir güç olarak görülmesi toplum üzerinde bir cemaate üye olma veya katılma baskısı yaratmaktadır. Holdingleşmiş ve ekonomik açıdan çok güçlü yapılara ulaşmış olan tarikat ve cemaatlerin toplum ve siyaset üzerindeki etkilerini, amaçlarını, gelir kaynaklarını, uluslararası bağlantılarını, örgütlenme şekillerini ve Türkiye'de tarikat ve cemaatlerin bu kadar yaygınlaşmasının doğuracağı sonuçları araştırmak amacıyla Anayasa’nın 98'inci, İç Tüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Muharrem Işık                           (Erzincan)

2) Ahmet Toptaş                             (Afyonkarahisar)

3) Ali Serindağ                               (Gaziantep)

4) Sabahat Akkiray                         (İstanbul)

5) Ali Demirçalı                              (Adana)

6) Kadir Gökmen Öğüt                  (İstanbul)

7) Recep Gürkan                            (Edirne)

8) Haluk Eyidoğan                         (İstanbul)

9) Bülent Tezcan                             (Aydın)

10) Sedef Küçük                            (İstanbul)

11) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

12) Emre Köprülü                          (Tekirdağ)

13) Ayşe Nedret Akova                 (Balıkesir)

14) Ali İhsan Köktürk                    (Zonguldak)

15) Levent Gök                              (Ankara)

16) Gürkut Acar                             (Antalya)

17) Doğan Şafak                            (Niğde)

18) Ali Sarıbaş                               (Çanakkale)

19) Namık Havutça                        (Balıkesir)

20) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

21) Hasan Akgöl                            (Hatay)

22) Hurşit Güneş                            (Kocaeli)

23) Ahmet İhsan Kalkavan             (Samsun)

Gerekçe:

Türkiye'nin her bölgesinde günlük hayatta ve insan ilişkilerinde etkili olan cemaatler ve tarikatlar çoğunlukla kurdukları vakıflar aracılığıyla hareket etmektedirler. Holdingleşmiş ve siyasetle iç içe geçmiş cemaatler ve tarikatlar artık öyle bir noktadadır ki iktidara gelecek hükûmetleri belirleme noktasına gelmişlerdir. 1980 sonrası devlet, sosyal hayatın vazgeçilemez bir unsur olarak gördüğü din için hukuki ve sosyal düzenlemelere giderken, politikacılar da tarikat ve cemaatlerin oy potansiyellerine göre onlarla işbirliği içine girmişlerdir. Günümüzde cemaatlerin uluslararası bağlantıları, mali kaynakları ve etkiledikleri azımsanamayacak kitle hesaba katılırsa, iktidar mücadelesinin boyutları ve siyasetteki ağırlıklarını daha iyi kavrayabiliriz. Son zamanlarda sık sık basında yer alan, devlette cemaat kadrolaşması veya cemaatlerin devlet kadrolarındaki üstünlük mücadelelerini izlemekteyiz. Artık öyle bir aşamaya gelinmiştir ki devlet kurumlarında kadrolaşma tamamlanmış kendi aralarında kamu kurumlarını paylaşma mücadelesi başlamıştır.

Modern dünyayla ilişkilerini koparmış bazı tarikat ve cemaatler dini kendi amaç ve çıkarları için kullanarak, taraftarlarından her türlü menfaati sağlamaktadırlar. Bireylerin özgür düşünce ve hareketlerine sınır koyan tarikat-cemaat baskısından kurtulmadan demokratik bir ülkenin özgür siyasetçileri ve bireyleri olunamaz. Bu nedenlerden dolayı Türkiye'deki tarikatlar ve cemaatlerin amaçları, gelir kaynakları, faaliyet alanları, uluslararası bağlantıları ve toplum üzerinde oluşturdukları etkileri araştırmak üzere bir araştırma komisyonu kurulmasına ihtiyaç vardır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun ile 3 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanunu ile Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun ile 3 Milletvekilinin; Elektrik Piyasası Kanunu ile Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/1059, 1/689) (S. Sayısı: 393)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/728, 1/719) (S. Sayısı: 395)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı ile Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın'ın Askerlik Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Bülent Turan ve 34 Milletvekilinin Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Savunma Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.- Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı ile Tokat Milletvekili Orhan Düzgün'ün Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın'ın Askerlik Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Bülent Turan ve 34 Milletvekilinin Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/730, 2/680, 2/1056, 2/1084) (S. Sayısı: 394)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

6’ncı sırada yer alan, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

6.- Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporları (1/488) (S. Sayısı: 240)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

7’nci sırada yer alan, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı ile Çevre Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

7.- Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı ile Çevre Komisyonu Raporu (1/627) (S. Sayısı: 297)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

8’inci sırada yer alan, Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

8.- Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/700) (S. Sayısı: 349) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 349 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

                                              

(x) 349 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz talebi yok.

Şahıslar adına Adem Tatlı, Giresun Milletvekili.

Sayın Tatlı, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADEM TATLI (Giresun)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bugün önümüzde aşağı yukarı –görüşeceğimiz- 10 tane uluslararası sözleşmeler var. Bu sözleşmelerin milletimize, vatanımıza hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tatlı.

Şahsı adına ikinci söz Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan’a aittir.

Sayın Türkkan, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Afrika Kalkınma Bankasına Türkiye’nin katımıyla ilgili uluslararası anlaşmanın onaylanmasıyla alakalı kanun hakkında şahsım adına konuşacağım.

Sayın Başbakanın geçtiğimiz günlerde Afrika’ya yaptığı gezilerin ülkemiz adına çok olumlu geziler olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomik manada sıkıntıya düştüğü bu dönemde Türkiye, gerek alternatif pazarlar arama gerekse ekonomiyi bir başka dinamik noktaya çekmek açısından yapılan bu gezilerin destekleyicisi olduğumuzu da bizatihi burada belirtmek istiyorum.

Afrika, dünyada madenleriyle, petrol yataklarıyla çok önemli bir bölge. Bundan sonra dünyanın şekillenmesinde de çok önemli bir rol oynayacağı kanaatindeyim. Dolayısıyla, burada, Afrika ülkeleriyle beraber kurulan Kalkınma Bankasına Türkiye’nin katılmasını da uygun olarak görüyorum.

Afrika’daki en büyük problem, gelir dağılımdaki problem. Afrika’da genellikle demokrasinin olmadığı ülkeleri görüyoruz, demokrasinin olmadığı ülkelerde de gelir dağılımda problemler nüksediyor. Ben 54 yaşındayım, demokrasiyle ilgili şu ana kadar bütün tecrübelerimden edindiğim tek nokta şu: Demokrasi, gerçekten bir ülkenin milletinin vazgeçilmezi olmalı. Demokrasinin olduğu yerde mutlaka gelir dağılımda da problem olmuyor. Türkiye’deki en büyük problem ne gelir dağılımda? Adaletsiz bir gelir dağılımı söz konusu. Türkiye’de kişi başına düşen millî gelirin 10 bin dolar olduğu konusunda iddiaları var Hükûmetimizin. Velev ki doğru olabilir, bu konuda çeşitli spekülasyonlar da var. Yalnız, bu 10 bin doları eğer tabanda milletimize eşit olarak dağıtamazsanız, gelir dağılımında adaletsizliğe devam ederseniz bu 10 bin dolar Afrika ülkelerindeki zenginlik gibi olur.

Bir ülkenin zenginliği kralının zenginliğiyle beraber ölçülmez. Krallar zengin olur tebaa fakir olursa, o ülke zengin ülke olmaz, o ülkede demokrasi de olmuyor dikkat edin. Gelir dağılımı yoksa demokrasinin olmadığını görüyorsunuz. Demokrasi yoksa gelir dağılımı da yok.

Türkiye’de demokrasiyi içselleştirdiğini iddia eden Hükûmet, demokrasiyi sadece ve sadece terör örgütüne verilen taviz olarak değerlendiriyor. Demokrasi o değil. Demokrasi düşünen insanların, muhaliflerin hapse atılmaması demek. Demokrasi insan haklarına azami dikkat etmek demek. Eğer bunları siz yok sayıyorsanız, biz demokrat bir ülkeyiz, demokrasiden asla ödün vermeyiz, hatta İmralı’yla görüşmelerimiz de bu demokrasinin tezahürüdür diye ortaya çıkarsanız, sizi ancak teröristlerle iş birliği yapan bir hükûmet olarak anarlar. Asla ve kat’a demokrasiden bahsettiğiniz pek dikkate alınmaz.

Bakın, biraz evvel bahsettim, dedim ki: Türkiye’de gelir dağılımı adaletsiz. Ülke zenginleşiyor olabilir ama o Afrika ülkesindeki krallar gibi zenginleşen kral ve şürekâsı, millet fakirleşiyor. 5 milyon 265 bin kişi asgari ücretle geçinen var bu ülkede. 5 milyon 265 bin kişi yani 774 lirayla geçiniyor. Türkiye’de yoksulluk sınırı 2.400 lira, açlık sınırı 975 lira. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 975 lira. Siz bu insanları 774 lirayla yani açlık sınırının altında bir rakamla geçinmeye zorluyorsunuz. 5 milyon 265 bin, asgari ücretle geçinmeye çalışan, insan demek, 20 milyon, açlık sınırının altında yaşayan insan var demektir. Yani siz, 10 bin dolar gayrisafi millî hasıladan kişi başına düşen millî gelirimiz var derseniz, bu 20 milyon kişiyi nereye koyduğunuzu bilemiyorum. 20 milyon kişinin asgari ücretle geçinmeye çalıştığı bir ülkede, sizin bu şekilde rakamlara takla attırarak insanların karşısına çıkmanız çok inandırıcı olmuyor. Bu insanlarla ilgili, sadece ve sadece ay sonlarını getirmek için ekmeğini, kuru fasulyesini, pirincini vermek yetmiyor. Dünyada artık “gelişmiş ülke olmak” demek sadece karnının doyması anlamına da gelmiyor. İnsan sadece, doyan, uyuyan, nefes alan bir varlık değil, aynı zamanda sosyal bir varlık. Bu insanların sosyal hayatıyla alakalı hiçbir gelişme yapma imkânları yok.

Ortaöğretimde kıyafet serbestliği getirdiniz. Dün tesadüfen bir lisenin çıkışına rastladım. O öğrencilerin durumunu görmenizi isterdim. Forma birtakım şeyleri kapatıyor, öğrenciler arasındaki farkı da kapatıyor. Dışarı çıkan öğrencilerin altında eşofman. Rengârenk, pazardan bulduğu her türlü eşofmanı giymiş o çocuk. Öğrenciler dökülüyor. Diğer taraftan, durumu iyi olan öğrenci de kendine göre giyiniyor. O öğrenciyle diğer öğrenci arasındaki sınıf farkını gözüne gözüne sokuyorsunuz. Yani o öğrenciye, sen bu şekilde yaşamaya mahkûmsun ama bak, diğer tarafta, her gün aynanın karşısına geçip “Ben bugün ne giyeceğim?” diye düşünen öğrenci arkadaşınla yan yanasın… Bu çocukları daha şimdiden sınıf farkının ezikliği içerisinde yetiştirmeyelim. Onların psikolojisini de doğru orantılı etkilemediğini düşünüyorum. Bunun da mutlaka tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Belki de çok samimi ve iyi niyetli bir girişimdi ortaöğretimde kıyafet serbestliği. Ben hatırlarım, girerken ortaokulda, ilkokulda; “Kazak giydin, çıkart.” “Kravatı yan bağladın, çıkart.” “Saçın uzun, çıkart.” Tabii ki bu noktalardan uzaklaştırıp… Çocukları birer asker gibi yetiştirmemek lazım ama buna karşılık çocukların sosyal gelişmesine aksi tesir yapan, bu şekilde bir sınıf farkını ortaya koyan kıyafet serbestliğini de tekrar düşünmenizi tavsiye ediyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; bugün Diyarbakır’da 3 tane PKK’lı teröristin cenaze töreni vardı. Ben daha önce bir yerde daha yazdım. Ona şunu söyledim, yaklaşık bir haftadır ülkemizde koparılan yaygara, Başbakan Yardımcısının ifadelerine de baktığımda, bu olayı Türkiye’ye alıştırmaya çalışan birtakım çevrelerin de yazdıklarına, konuştuklarına bakınca şunu ifade etmeden duramadım: Bu Meclise mensup 3 tane milletvekili herhangi bir terör örgütü tarafından öldürülse bu kadar yaygara koparılmazdı memlekette; emin olun, koparılmazdı, bizler kim vurduya giderdik. İstanbul’a gelişi bir olay oldu, Diyarbakır’a gidişi ayrı bir olay oldu, bugün Diyarbakır’dan gömüleceği yerlere gitmeleri ayrı bir olay.

Çok hazin bir hadise, bakın. 29 Ekim törenleriyle alakalı insanların nümayiş yapması saikiyle üzerlerine biber gazı sıkan polis, bugün sizin de grubunuza dâhil olan bir milletvekili arkadaşımızın hastanesine PKK bayrağı asan gruba hiçbir şekilde müdahale etme imkânı bulamadı. Bu, terör konusunda geldiğimiz noktada Hükûmetin âcziyetini gösterir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teslim oldu, teslim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Yavaş yavaş alıştırıyorsunuz ama zannetmeyin ki bu millet alışıyor. Alışmıyor, sadece sizin ne yapacağınızı seyrediyor. Biraz daha aklıselim, biraz daha duygularınızdan arınmış, bu memleketin geleceğine yönelik adımlar atmanızı öneriyoruz. Bu memleket hepimizin. Bu memleket elimizden giderse sadece ben ağlamam, sadece ben dizlerime vurmam; hepiniz de vurursunuz ama birtakım dışarıdan olan dayatmalara da karşı durmayı becerin. Beceremezseniz, yavaş yavaş, oradaki asılan PKK bayrağını seyretmek zorunda kalırız.

Bu, içinizi yakmadı mı? Ben merak ediyorum. Burada Diyarbakır milletvekili arkadaşım da var. Yani Diyarbakır’ın Bağlar Hastanesinin başından aşağıya bir PKK bayrağı açılmasını Hükûmet yetkilileri nasıl seyredebilir? İçleriniz yanmadı mı? Mutlaka yanmıştır.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yansa gereğini yapar, demek ki yanmadı.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Lütfen “açılım” adı altında yaptığınız bu adımların 99’dan beri PKK’yı büyütmekten başka hiçbir yere yaramadığını öğrenmenizi, tekrar düşünmenizi istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. Hayırlı günler. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Türkkan, teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerinde başka söz isteği yok.

Soru-cevap için sisteme girmiş 2 arkadaşımız var.

Sayın  Belen…

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben akşam haber bültenlerinde izlediğim bir haberle ilgili tepkimi dile getirmek istiyorum. Elimde İnternet’ten indirebildiğim  fotoğrafı var. İsveç’in Stockholm Üniversitesinde bir konferansa katılan Avrupa Birliğinden sorumlu Sayın Bakanın moderatörle arasındaki masa üzerine konulan bayraklarda İsveç Devleti bayrağı ebat olarak hem bizim bayrağımızdan büyük hem de bizim bayrağımızın üzerine konulmuştur. Bunu görmezden gelerek bu müzakereye katılan Sayın Bakanı esefle kınıyorum. Millî ferasetten yoksun olan bu Bakanı istifaya davet ediyorum. İsrail Büyükelçiliğinin bizim büyükelçimize yaptığı bayrak ve koltuk merasiminden dolayı dünya kadar tepki gösteren kamuoyunu da bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Belen.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Tayyip Bey son Afrika gezisine gittiği zaman kaç tane milletvekili bu geziye katılmıştır? Ayrıca, kendi aile efradından kaç kişi bu geziye katılmıştır? Onların listesini şimdi istiyorum eğer mümkünse. Özellikle milletvekillerinden kaç tanesi katılmıştır onu öğrenmek istiyorum.

Bir de Ahmet Davutoğlu bütün elçileri Ankara’ya çağırdı. Ankara’ya çağırırken, bu elçileri nereden ağırladı? Bazı yerlerde, baktık, kendi çocukları, torunları da o geziye getirilmiş. Bu elçi toplanmaları nereden ağırlandı? Kaç lira para harcandı ve burada Ahmet Davutoğlu’nun aile efradından bu gezilere kaçar kişi katıldı ve ne kadar masraf yapıldı bunu öğrenmek istiyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Genç.

Sayın Havutça…

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Başbakan Urfa sınırında Suriye’den gelen mültecilerin hepsine sınırlarımızı açarak orada yerleştirmeye çalışıyor ve ne kadar gelirse gelsin de bunu bir insani görev olarak kabul ediyor ve onlara bugüne kadar da 500 milyon civarında bir yardım yapıldığını ifade ediyor. Şimdi, elbette komşularımızda acze düşen insanların insani sorunlarına sahip çıkmak insan olarak görevimiz. Ama Balıkesir’de, Marmara Adası’nda bir sel felaketi yaşandı. O sel felaketinde Marmara Adası’nın içerisindeki bütün yollar, içme suları dâhil olmak üzere… Yaklaşık 3 milyon lira bir acil para yardımına ihtiyaç var ve bu, devletin resmî, belirlediği rakamlar. Şimdi, Hatay sınırındaki Suriyeli mültecilere bu yardımı yaparken, Hükûmetiniz kendi ülkemizdeki kendi insanlarımıza yaraları sarmak için neden bir adım atmaz? Bu ülkenin insanları sizin derdiniz değil mi?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Havutça.

Sayın Bulut…

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Bakan, Millî Eğitim Bakanlığı, Kılık Kıyafet Yönetmeliği konusunda bir serbestî tanıdı. Bu tamamıyla pedagojik hiçbir araştırma yapılmadan, keyfî yapılan bir hareket. Madem bunu yapıyorsunuz, Hükûmete şunu teklif ediyorum: İlkokul öğrencilerine ayda 100 lira, ortaokul öğrencilerine 150 lira, lise öğrencilerine de 200 lira aylık bir burs verin ki bu insanlar, diğer genç çocuklar içerisinde mahcup duruma düşmesin, kıyafet konusunda onlardan aşağı kalmasın, bunda bir adalet sağlansın. Teklifim budur, gereğini yapmanızı arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bulut.

Sayın Doğru…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakana, ben, Anadolu’daki birçok iş yerinde şu anda bulunan sıkıntıyla ilgili bir soru sormak istiyorum. 5084 sayılı Teşvik Yasası 31/12/2012 tarihinde sona erdi, uzatılmadı. Bu kanunun uzatılmaması üzerine Anadolu’nun birçok yerinde iş yerleri kapatılma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Örneğin, Tokat’ta Canicas isimli bir tekstil firması İstanbul’daki iş yerini kapatmış, Tokat’a gelmiş, Tokat’ta yaklaşık olarak 750 civarında işçi çalıştırmaktadır. Bu kanunun uzatılmamasıyla beraber, İstanbul’la Tokat arasında yatırım yapılmasıyla ilgili hiçbir fark kalmamaktadır. Dolayısıyla, oradaki insanların hepsi yatırımlarını Anadolu’dan alıp daha büyük şehirlere taşımak durumuyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu yönlü olarak Hükûmetimizden acil olarak bu 5084 sayılı Kanun’un tekrar uzatılması veya bu yönde bir kanun çıkartılması beklenmektedir. Bununla ilgili görüşünüzü öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Doğru.

Sayın Bakan…

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Belen’in yurt dışında yaşanan bir hadiseyle ilgili yorumları oldu. Doğrusu, benim kişisel olarak takip ettiğim bir konu olmadı. Sayın Egemen Bağış’la ilgili ifadelerde bulundu, Sayın Bakanımız mutlaka bu konuda gerekli cevabı, değerlendirmeyi yapacaktır. Detayına vâkıf olmadığım bir konuda daha ileri yorumlar yapmak istemem fakat genel olarak tabii ki bütün ortamlarda ülkemizin, bayrağımızın, en saygın bir şekilde temsil edilmesi için her zaman gerekli tavrı Hükûmetimiz gösterir.

Sayın Genç, Afrika gezisiyle ilgili bazı rakamsal bilgiler sordu. O, şu anda benim elimde yok ama onları çıkarabiliriz, milletvekilleri sayısıyla ilgili, ona bakarız. Fakat şunun altını çizmek isterim, son küresel kriz de bize şunu gösterdi: Sadece Avrupa pazarına dayalı bir ihracat yapısıyla ülkenin kalkınması mümkün değil.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biz onu istemiyoruz ki. Ben onu sormadım, milletvekilini sordum.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Pazar çeşitlendirmesi son derece önemli, yıllardır Afrika’da İngiltere, Fransa birçok ülke çok ciddi ekonomik yatırımlar yapıyor. Çin, son dönemlerde Afrika’ya çok ciddi bir şekilde girmiş durumda. Biz de büyükelçiliklerimizle, ticari kanalla, sivil toplumla, çok çeşitli kanallarla Afrika’da daha fazla varlık gösteriyoruz.

Diğer ülkelerin aksine, biz Afrika’ya farklı biz gözle de bakıyoruz. Hem Afrika’nın kazanacağı hem ülkemizin kazanacağı bu çerçevede yaklaşıyoruz. Büyükelçilikler açıyoruz, temasları sıklaştırıyoruz ve bu da bize büyük kazançlar sağlıyor. Son krizden fazla etkilenmemizin bir sebebi de pazarlarımızı çeşitlendirmiş olmamız. Son dönemlerde Afrika’ya ihracatımızda çok ciddi bir artış var.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya tamam biz onu sormuyoruz.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Bu temaslarımızın daha da yoğunlaşması, artması, aslında daha fazla milletvekilimizin de gitmesi lazım oralara. Bu bağlarımız sadece devletler arası bağlar olmamalı, siyasi kişilikler de gitmeli, tüccarlar da gitmeli, sivil toplum kuruluşları da gitmeli ki bu bölgelerle çok daha sağlam bağlar oluşturalım.

Sayın Havutça, Suriye’deki mültecilerle Balıkesir’deki sel felaketini karşılaştırdı. Bence böyle karşılaştırmalar çok uygun değil. Ayrı ayrı sorunları ifade edebiliriz, Balıkesir’de bir sorun varsa onu kendi içinde ifade edip ele alabiliriz. Ama bunlar birbirleriyle mukayese edilebilir sorunlar değil. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet, bir taraftan tarihî bir dönüşüm sürecinde olan Suriye’de tarihî sorumluluklarını yerine getirmek durumunda. Bunlar belki on yıllarca, yüzyıllarca tarihe kayıt düşülecek hadiseler, bunları yapacağız. Bir taraftan da ülkemiz içinde bir sorun varsa o sorunlarla da elbette yakından ilgileneceğiz. Balıkesir’le ilgili, AFAD, eminim ilgileniyordur ama ben bu notu kendim de ayrıca AFAD’a ileteceğim. Bunları birbiriyle mukayese etmememiz daha doğru olur, daha sağlıklı bir yaklaşım olur. Sorunları birbiriyle yarıştırmayalım, her birini kendi içinde analiz edelim ve gerekli cevapları oluşturalım diye düşünüyorum.

Sayın Bulut Millî Eğitim Bakanlığıyla ilgili bir soru yöneltti, Kılık Kıyafet Yönetmeliği’yle ilgili. Biliyorsunuz, millî eğitimde, son dönemde önemli reformlar yapıyoruz. Bir taraftan süreyi artırdık, on iki yıla çıktı zorunlu eğitim. Ki bugün, bakın, Birleşmiş Milletlerin bir insani kalkınma endeksi var, orada bizi aşağıya çeken eğitimle ilgili göstergeler. Bunlar da son on yılın meselesi değil, son elli yılın meselesi.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Daha da aşağıya inecek.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – 25 yaş üstü nüfusumuzun örgün eğitimde geçirdiği süre maalesef altı buçuk yıl ve bu 25 yaş üstü nüfusun, örgün eğitimi yeterince alamamasının hangi hükûmetlerin sorumluluğu olduğunu takdirlerinize bırakıyorum.

Bugün, on iki yıl zorunlu eğitim gelmiş durumda, aynı zamanda daha esnek bir sistem oluşturmuş durumdayız, daha özgürlükçü, daha demokratik bir sistem oluşturmuş durumdayız. Bunun bir boyutu da bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, kılık kıyafet konusunda da üniforma mantığından çıkıp farklılıkların daha küçük yaşlarda tolere edildiği, öğrenildiği bir ortam oluşturmak, yenilikçi bir toplum olacaksak farklılıklara, bireyselleşmeye daha fazla açık olmak durumundayız. Bunları yaparken bir taraftan da sosyal dengeleri elbette gözetmeliyiz, sosyal dengelerin üstünü belli üniformalarla örtmemeliyiz, daha güçlü sosyal politikalarla bu sorunlara cevap vermeliyiz. Nitekim, son on yılda sosyal politika alanında nereden nereye geldiğimiz ortada, yoksulluk sayıları da ortada, gelir dağılımı da ortada. Ciddi bir düzelme, iyileşme görüyoruz fakat bundan sonra da tabii ki sosyal politikalarımızı daha güçlü bir şekilde sürdürmeliyiz, sorunu kaynağında çözmeliyiz, görüntülerinden ziyade kaynağında çözmeliyiz. Ben artık Türkiye’nin bu aşamaya geldiğine inanıyorum.

Sayın Doğru 5084’le ilgili bir soru yöneltti. Bu, biliyorsunuz bir yatırım teşvikiydi ve süresi bitmişti. Küresel krizin etkilerini de azaltmak için biz bunu uzattık. Yani normal süresinden daha fazla, yatırımcılarımız yaptıkları yatırım karşılığında bu mevzuattan, teşvikten istifade ettiler.

Bugün geldiğimiz noktada bu kaldırılmadı. Normal uzatılmış süresi de bittiği için artık yürürlükten çıkmış oldu. Bunun yerine yeni bir teşvik sistemi, biliyorsunuz, sektörel, bölgesel boyutları olan yeni bir sistem ilan ettik. Şu anda birçok yatırımcılarımız -biz de gittiğimiz yörelerde bu talepleri duyuyoruz- bunun devam etmesini isterken aslında daha çok bir işletme dönemi desteği talep ediyorlar yani yeni bir yatırım karşılığı bir teşvik değil de işletme maliyetlerini düşürücü bir destek talep ediyorlar. İşin özü bu.

Bu konularda, işletmelerimiz üzerinde istihdamın yükünü azaltma konusunda sürekli bir şekilde aslında bir çalışma yürütüyoruz. Bir alanımız oluştuğu zaman da mutlaka bu yönde değerlendirme gayretimiz olacaktır. İşletmelerimiz üzerinde, istihdam üzerinde yükleri genel anlamda ne kadar azaltırsak şüphesiz ki hem rekabet gücü açısından hem istihdam açısından olumlu olacaktır. Özellikle Ekonomi Koordinasyon Kurulu platformunda bunları hep değerlendiriyoruz. Olgunlaştığı zaman kamuoyuyla da paylaşma imkânımız olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

AFRİKA KALKINMA BANKASI KURULUŞ ANLAŞMASINA KATILMAMIZIN

UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 4/8/1963 tarihli Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşması'na katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi? Yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben istiyorum Sayın Başkanım, şahsım adına.

BAŞKAN – Sisteme girin bir dahaki sefere.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, sisteme giriyoruz. Söz istiyorum.

BAŞKAN - “Yok.” dedikten sonra “Ben istiyorum.” değil. Buyurun şimdi ama lütfen sisteme girin Sayın Genç.

Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, “Söz istiyorum.” dedim. Yani söz istemenin…

BAŞKAN - Ben söylüyorum “Yok.” diye, siz “Var.” diye kaldırıyorsunuz elinizi. Bu değil yani sistem.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, daha önce de söyledim, kapatmışlar… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen yani sisteme girin, ben söz vereyim. Yolu budur.

Buyursunlar.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkan, bir defa, siz orada “Madde üzerinde söz isteyen var mıdır?” diye soracaksınız. Ondan sonra, yoksa geçeceksiniz. Bu Meclisin yönetim biçimi bu ama AKP’nin burada grup başkan vekillerinden bir talimat alınıyor. Efendim, Kamer Genç Genel Kuruldaysa kişisel konuşmaları doldurmuşlar, onlara verin. İşte gördük, biraz önce çıkıyor, on dakikalık konuşmayı bir saniyede bitiriyor; bu olmaz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, burada soru soruyoruz. Şu Hükûmete bakın ya! Nerede bu adamlar, nerede? Nerede gezintideler, nerede seyahatte, nerede keyiflerinde? (AK PARTİ sıralarından “Çalışıyorlar” sesleri) Bir tane bakan geliyor, burada o da şimdi bir anda hastalansa ne olur? Bu kadar Meclisin… Ondan sonra çıksa gitse ne olur? Böyle bir şey olur mu ya? Böyle bir gayriciddi Hükûmet olur mu? Böyle Meclise saygısız bir Hükûmet olur mu?

Şimdi, ben soruyorum Bakana, diyorum ki: “Peki, Ahmet Davutoğlu nerede şimdi? Uluslararası anlaşmaları burada müzakere ediyoruz. Uluslararası anlaşmaların muhatabı Dışişleri Bakanıdır. Dışişleri Bakanı şimdi nerede? Nerede keyif çatıyor, kimlerle geziyor, hangi fırıldakları çeviriyor?” Ben de bilmiyorum şimdi. Böyle bir şey olur mu?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Üslubuna dikkat et! Üslubuna dikkat et!

KAMER GENÇ (Devamla) - Gelsin burada otursun, bizim söylediğimiz sorulara cevap versin. Eğer milletvekilinin burada sorduğu sorulara cevap vermiyorsa ne diye burada Hükûmet oturuyor ya? Burada niye oturuyor bu Hükûmet, niye oturur? Onu bir söyleyin bakalım. Bir sebebini söyleyin de niye burada oturuyor bu Hükûmet? O zaman, oturmasın.

Ya bu işi bu duruma getiren sizsiniz. Bu Meclisi gayriciddi hâle çeviren sizsiniz. Burada sorduğumuz yüzlerce sorunun hepsi cevapsız kalıyor.

Ben şimdi soruyorum, Afrika gezisine katılan milletvekillerinin ismini say diyorum. Buradaki kişi diyor ki: “Efendim, Afrika gezisi faydalıdır.” Ben sana faydalıdır, faydasızdır demedim ki. İstersen git bilmem nereyi gezersen gez, istersen cehenneme kadar gidin gezin ben bir şey demiyorum da.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Dikkat et, terbiyeli konuş! Terbiyeli konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ama, önemli olan, o cehenneme giderken kimi yanınızda getirdiniz? Onu bir öğrenelim. Ne kadar para ödediniz?

Bakın, Anayasa’nın 82’nci maddesi var. Siz, Anayasa’ya sadakat yemini etmediniz mi? 82’nci maddesine göre, herhangi bir milletvekiline Bakanlar Kurulu tarafından görev verilmesi hâlinde Meclisten müsaade alınması lazım.

Bakın, kaç aydır burada veyahut da bu dönem bir defa, o kadar Hükûmette bakanlara, Başbakana refakat eden milletvekilleri gidiyor, çoluk çocuğuyla yiyor, içiyor, harcırahlarını alıyor, ondan sonra gelip de burada Türkiye Büyük Millet Meclisinde Anayasa’nın 82’nci maddesine göre izin alması lazım. Almadığına göre o harcamaların hepsi usulsüz, o harcamaları yapanlara zimmet çıkması lazım. Ama, Türkiye’de sizin sayenizde hukuk kalmadı ki, parmağınızı her şeye kaldırıyorsunuz. Böyle parmak kaldırmak olmaz; o parmaklar her türlü pisliği temizlemez arkadaşlar, her türlü kanunsuzluğu, her türlü usulsüzlüğü temizlemez. Yani, biz defalarca söylüyoruz, siz, Anayasa’ya, hukuka, vicdani ilkelere göre görev yaptınız da, biz çıktık, karşınızda, yaptığınız bu usulüne uygun görevleri burada tenkit mi ettik? Hayır. Siz bizi kale almıyorsunuz, Anayasa’yı ihlal ediyorsunuz, hukuku ihlal ediyorsunuz, Meclisi kale almıyorsunuz.

Buraya oyuncak bir kişi gönderiyorsunuz, Hükûmet sırasına oturtuyorsunuz…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Terbiyeli konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) - …ondan sonra da sorduğumuz sorulara cevap vermiyorsunuz. Peki biz niye burada bulunuyoruz? Niye burada bulunuyoruz, onu söyleyin.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya sen hangi sıfatla böyle konuşuyorsun? Devletin bakanına sen nasıl “Oyuncak” dersin?

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, geçen gün Ahmet Davutoğlu bütün elçileri Türkiye’ye toplamıştı.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bu tür konuşmaya niye izin veriyorsunuz? “Fırıldak” diyor, “Oyuncak” diyor.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ondan sonra, bir baktık bir yere gitmiş, çocukları orada geziyor, torunları orada geziyor. Yahu bu devlet çiftlik mi?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Temiz bir dille konuşması gerekiyor; bu dil temiz bir dil mi?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu devlet çiftlik mi diyorum. Ondan sonra, o elçileri burada toplamaya, o kadar masraflar yapmaya da gerek yok. Devletin dış politikasını belirlersin, ondan sonra bir genelgeyle bildirirsin. Bu kadar masraflara ne gerek var. Zaten devlet diye ortada bir şey bırakmadınız.

Bakın, biraz önce, işte, önce bir bütçe açığı açıkladınız, 14 katrilyon lira dediniz, ondan sonra şimdi 28 katrilyona çıktı. Şimdi Maliye Bakanı Mehmet Bey çıkıp “Efendim, Suriyelilere 5 katrilyon lira para harcadık.” diyor. Peki, bu memlekette bu ülkenin çocukları, öğrenciler yurt bulamazken, ekmeğe muhtaçken… İşte gördünüz, dün gazetelerde vardı, bir kişi 3 çocuğunu öldürüyor, karısını öldürüyor. Bu insanları bu psikolojiye getiren nedir? İşsizliktir, yoksulluktur. Bu insanları bu duruma getiren… Sen memleketindeki insanları o kadar yoksul, o kadar mahrumiyete getirmişsin ki adam 3 çocuğunu öldürüyor. İnsan olan, bunun ne kadar vahim bir olay olduğunu, ne kadar acı bir olay olduğunu bilir. Bunlara yardım edilmesi lazımken Tayyip Erdoğan’a Amerika talimat vermiş, “İlle git Suriye’yle harp yap.” diyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar, böyle bir devlet yaşar mı? Böyle bir devlet yaşamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen bir dakikanızı rica edebilir miyim?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet.

BAŞKAN – Sayın Genç, herhâlde dil sürçmesi oldu, “Hükûmet yerine bir oyuncak oturtulmuş gibi…” Lütfen tavzih eder misiniz sözünüzü?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yo, oyuncak değil, bir kişi oturtulmuş.

BAŞKAN – Hayır “oyuncak” dediniz, lütfen tavzih ederseniz iyi olur.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ona her şey yakışır!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, oyuncak değil, bir kişi oturtulmuş.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Lütfen düzeltsin Sayın Başkan. İfadesini düzeltsin Sayın Başkan.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Özür dilesin, özür!

BAŞKAN – Hayır Sayın Genç, lütfen tavzih ediniz, lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, sayın milletvekilleri, eğer bu AKP ciddi bir partiyse, o ciddi parti bu Meclise ciddi bir statü vermek istiyorsa bu Genel Kurulun karşısına, bakanlar sırasına çıkardığı bakanın da ciddi olarak milletvekillerinin sorularına cevap vermesi lazım, benim kastettiğim bu. Bakanlar sırasına oturan kişi milletvekillerinin sorularına cevap vermiyor, ben o anlamda kullandım efendim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sözünü geri al. Her ne şekilde olursa olsun, devletin bakanına “oyuncak” diyemezsin, sözünü geri al!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Her şey yakışıyor sana!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şu tavrından utanmıyorsun her seferinde değil mi? Her seferinde bu tavrından utanmıyorsun. Oradan oraya giderek, gülerek geçiyorsun yerine.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in seviyesiz bir üslupla konuştuğuna ve özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten ibretlik konuşmalar dinliyoruz. Bir milletvekilinin bu kadar çirkin, bu kadar seviyesiz bir dille konuşmasını bütün Meclisin, sadece belli bir partinin değil, mensubu olduğu parti dâhil olmak üzere, bütün Meclisin takdirine bırakıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu sadece kendisine değil, bütün bu Meclisin onuruna, saygınlığına, bütün siyaset kurumunun saygınlığına gölge düşüren bir unsurdur. Kendisini özür dilemeye, bundan sonra böyle bir dil kullanmamaya davet ediyorum. Onun seviyesine inip detaylı cevap verecek durumda da değilim. Bütün milletin gözü önünde gerçekleşen bu seviyesiz üslubu tekrar tekrar takdirlerinize bırakıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, eğer AKP bu Meclisin seviyesiyle Bakanlar Kurulu getirirse buraya… Sayın Başkan, biz sorduğumuz hiçbir soruya cevap almıyoruz. Sorduğumuz soruya cevap almadığımız için orada oturan, Bakan kürsüsüne oturan kişinin bilgisiz olduğunu kastettim, başka bir şey söylemedim.

BAŞKAN – Mesele yok, zabıtlara geçti.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

8.- Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/700) (S. Sayısı: 349) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1’inci madde üzerinde başka söz isteyen yok.

Soru-cevap talebi yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Türkiye Cumhuriyeti'nin Afrika Kalkınma Bankası'na olan sermaye iştiraki taahhüdü ve bu taahhüt çerçevesinde yapılacak ödemeler 67.790.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) karşılığını geçemez. Bakanlar Kurulu gerektiğinde söz konusu tutarı beş katına kadar artırmaya yetkilidir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap için sisteme girmiş arkadaşımız yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MADDE 4- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açık oylamayı başlatıyorum ve bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Pusula gönderenlerin isimlerinin okunmasını istiyorum, buradalar mı değiller mi.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – İsmini okuduğum arkadaşlarımız lütfen işaret buyursunlar.

Ayşe Türkmenoğlu, Konya? Burada.

Mahmut Kaçar, Şanlıurfa? Burada.

Tülin Erkal Kara? Burada.

Fatma Salman? Burada.

Fehmi Küpçü? Burada.

Zülfü Demirbağ? Burada.

Ömer Faruk Öz, Malatya?

Ali Turan, Sivas?

Gürsoy Erol? Burada.

Mehmet Sarı, Gaziantep? Burada.

Değerli milletvekilleri, Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşması’na Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

 “Kullanılan oy sayısı  :  194

 Kabul                          :  194 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı bu şekilde kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Şimdi, 9’uncu sırada yer alan, Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

9.- Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (S. Sayısı: 350) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 350 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarı üzerinde şahısları adına söz isteyen Sayın Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

Sayın Günal, buyurun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, az önce Afrika Kalkınma Bankasına üyelikle ilgili kanunu onayladık, şimdi de Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşması’na katılmamıza ilişkin kanun üzerinde konuşuyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak tasarıyı olumlu bulduğumuzu ve baştan doğru bir faaliyet olduğunu belirterek başlıyorum, ama arkadaşlarımız yoklamaya geldiği için herhâlde fazla şey yapmıyorlar, henüz daha konuşacağız.

Sayın Başkanım, bir sükûneti sağlayabilirseniz, ben kendi kendimi duyamıyorum, arkadaşlar sohbet edecekse yeniden çağırırız. Ben kendimi duyamıyorum arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, biraz daha uğultuyu kesersek hatibi dinleyebiliriz.

Buyurun.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Şu anda olumlu şeyler söylüyorum, merak etmeyin, onun için duymanızda fayda var diye söyledim.

Tabii ki Afrika Kalkınma Bankasına ve Afrika Kalkınma Fonu’na üye olmamız Türkiye açısından önemli bir adımdır, hatta gecikmiştir, 2008’de üyeliğe kabul edilmemizden beri birtakım diğer anlaşmalarla beraber beklemekteydi.

                                     

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 350 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Biz dış politikayı millî bir mesele olarak gören bir partiyiz, önce ülkem ve milletim, sonra partim, sonra ben anlayışına sahibiz. Onun için Türkiye Cumhuriyeti devletinin Afrika’da da, yeni gelişen bütün piyasalarda da, Asya’da da uluslararası kuruluşlara üye olması, hem ekonomik hem ticari ve siyasi ilişkiler açısından önemlidir. Onun için, burada da bunu önemli bir fırsat olarak görüyoruz ve çok yönlü dış politika anlayışımızın gereği olarak da Afrika’ya atılan bu adımı önemli bir adım olarak görüyoruz, gecikmiş bir adım olarak görüyoruz.

Ben, bizatihi kendim, bir ay kadar önce Tunus’ta müşahede ettim Akdeniz Parlamenterler Asamblesi Türk Grubu üyesi olarak, ekonomi paneli olduğu için benim katıldığım bir şeydi, diğer arkadaşlarımız yoktular. Orada, Sayın Meclis Başkanıyla, Başkan Yardımcısıyla ve Dışişleri Bakanıyla görüştük. Orada, Türk milletvekili olarak yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsına gösterilen ilgiyi parlamenter asamble olarak ben bizatihi yaşadım. Sayın Bakanın da, Meclis Başkanının, Başkan Yardımcısının da Türkiye’ye karşı ciddi bir ilgisi var. Bu ilişkileri geliştirdiğimiz zaman daha faydalı olacağını düşünüyoruz. Hele hele şu ortamda, dünyada ticaret hacminin daraldığı bir ortamda yeni pazarlara açılmak, Afrika’daki pazarlarla daha da ilişkileri geliştirmek, bu yeniden yapılanma sürecinde de oralarda bu vesileyle söz sahibi olmanın çok önemli olduğunu, o iki-üç günlük ziyaretimiz esnasında hem büyükelçimizle hem TİKA temsilcimizle hem iş adamlarımızla yapmış olduğumuz görüşmelerde müşahede ettik. Bunu, gerçekten dış ticaret açığının kapatılması anlamında da önemli buluyorum ama kalıcı hâle getirmek, oralarda kalıcı olmak gerekiyor.

Tabii, bunun yanı sıra diğer pazarlara da açılmamız lazım. Avrupa’daki daralmayı kapatmanın yolu aynı zamanda Asya’ya… Kendimizle ortak tarihî bağları olan sadece Afrika ve Balkanlar değil aynı zamanda Türk devletleri var. Defalarca bunu konuştuk değerli arkadaşlar, orayı biraz ihmal ediyoruz. Sayın Bakanım burada, kendisi de biliyor. Geçmişte, dış ekonomik ilişkilerdeyken de beraber konuşmuştuk, kendisine bütçe konuşmaları sırasında da ifade ettim, Genel Kurulda Kalkınma Bakanlığı bütçesini konuşurken de. Çünkü, ilgili kuruluşumuz olduğu için… Ekonomik İşbirliği Teşkilatını, kendisini de burada görmüşken bir defa daha bu ilişkilerin önemi açısından hatırlatmak istiyorum değerli arkadaşlar.

Orada, bütün Türk cumhuriyetlerimiz var ve orada kurulu bir şey var ama İran da, diğer bazı ülkeler de üye olduğu için karşılıklı iletişim eksikliğinden dolayı maalesef Ekonomik İşbirliği Teşkilatını bir türlü istediğimiz düzeye getiremedik çünkü o ilişkileri geliştirmemiz gerekiyor. Bu sadece bugünün meselesi değil. Bakın, Atatürk 1933’te söylüyor, “Bizim orada soydaşlarımız, kardeşlerimiz var. Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır, fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilir, dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.” diyor. Yani bu kardeşlerimizle ticari ilişkileri, kültürel ilişkileri geliştirelim diyor. Ama biz 1990’lardan bu yana hâlâ birtakım şeyleri geliştirememişiz. Burada Türk devletleriyle bir gümrük birliğinin yolunu açacak, tercihli ticaret anlaşmalarıyla, ikili anlaşmalarla Türk ekonomik topluluğunun yolunu açabilecek bir çalışmayı da bu vesileyle yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, hakikaten içimizde o konularda uzman arkadaşlarımız var, daha önceki yapılan çalışmaları bilenler var, başta Sayın Bakan olmak üzere.

Burada Türk devletlerinin dışında arkadaşlar, sadece İran, Pakistan, Afganistan var, artı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de üye olmadan katılıyor. Yani burayı geliştirdiğimiz zaman, önümüzde, ilerideki süreçlerde böyle bir gümrük birliği, böyle bir ekonomik birlik için bütün ülkeleri birbirine yakınlaştırmış olacağız, hem sistemler olarak, finansal sistem olarak, ekonomideki işleyişler olarak birbirine yaklaştırmış olacağız. Tercihli ticaret sistemini de çalıştırabilir olduğumuz zaman da bu asıl olan ekonomik bütünleşmenin temelini atmış olacağız.

Dolayısıyla, bunları olumlu bulmakla beraber Asya’ya doğru da gözümüzü çevirmemiz gerekiyor, hatta oraya biraz daha çevirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde, burada bir çalışma yapma şansımız yok. Ne diyoruz hep beraber? “2023’te lider ülke Türkiye.” diyoruz. Daha da ileri gidiyoruz biz, “2053’te süper güç Türkiye.” diyoruz fethin 600’üncü yıl dönümünde. Onun için ne yapmamız lazım? Burada yeni bir anlayışla, mevcut birliklerle, kuruluşlarla, uluslararası kuruluşlarla ilişkilerimizi geliştirelim, ticari ilişkilerimizi geliştirelim ve bölgesinde lider ülke olmak için de bu jeostratejik önemimizi kullanarak, geçmişten bugüne kendileriyle siyasi, ticari, ekonomik, kültürel bağımız olan ülkelerle de ilişkimizi geliştirelim. Ama burada da bu kardeşlerimize, soydaşlarımıza da sahip çıkarak kendilerinin bu uluslararası ticaret sistemine, uluslararası finansal sisteme entegrasyonunu, Türkiye ile ilişkilerini de geliştirmemiz gerekiyor. Eğer bunları yapabilirsek, Atatürk’ün 1933’te söylediği gibi ileri görüşlü bir politikayla, bir vizyonla bu çalışmaları yapabilirsek, Afrika’da bu yaptığımız açılımı -geçmişte zaten başlatmış olduğumuz- Türk devletleriyle de yapabilirsek işte o zaman lider ülke olma yolunda diğer bölgelerle de, Asya’nın diğer ülkeleriyle de… Daha önce anlaşma imzaladık, Asya Kalkınma Bankasıyla ilgili geçtiğimiz yıl da burada yine sizlerle görüşmüştük. O zaman, işte… Türkiye olarak Doğu ile Batı arasında ya da Avrupa ile Asya arasında -her zaman söylendiği gibi- basit bir köprü değil, bir sentez olan ve tarihin derinliklerinden süzülüp Osmanlıda zirvesini bulan, dünyaya nizam vermiş köklü bir geleneğin temsilcisi bir ülkeyiz biz. Onun için yeniden o millî, manevi gücümüze sarılarak hep birlikte geçmişte ilme, sanata önem verdiğimiz zaman Türk-İslam medeniyetini dünyaya nasıl -etki alanı olarak- yayabilmişsek ve örnek olarak göstermişsek, birçok bilim dalında, sanatta, tıp alanında, ilim dallarının hepsinde, fende, teknikte dünyaya örnek olmuş insanlar yetiştirmişsek yine bunları hep birlikte yetiştirme ve dünyada tekrar söz sahibi olma şansımız olabilir diyorum.

İşte, böyle bir ortamda biz Afrika’yla, Asya’yla, kendi soydaşlarımızla iş birliği yaparsak, hani, klasik anlamda Huntington’un söylediği gibi bir “medeniyetler çatışması” değil, tam tersine, kültürlerin buluştuğu bir nokta, Doğu ve Batı arasındaki bu jeostratejik konumuyla bir sentezi yapabilecek bir ülkeyiz. Bunları gerçekleştirirsek de… Tabii ki bunu yapmak için, işte, uzun vadeli stratejilerle, bu ülkelerle olan ilişkilerimizle, şu anda kabul etmekte olduğumuz Afrika Kalkınma Bankası ve Afrika Kalkınma Fonu’nun anlaşmalarında olduğu gibi bu çok yönlü dış politikayı eğer dünya sathına yayabilirsek işte o zaman gerçekten lider ülke olma yolunda ilerleyeceğiz diyorum. İnşallah, bu Türk devletleriyle beraber de bir entegrasyonu sağlarsak, Asya’daki açılımı da tamamlarsak hem ekonomik hem siyasi anlamda bölgemizde 2023’te lider ülke olmayı, 2053’te de süper güç olup dünyanın sayılı devletlerinden birisi olmayı başarırız diyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman, yeniden millî bir politika olarak dış politikayı gördüğümüzü sizlere beyan ediyor, bu konularda yapılacak çalışmalarda arkanızda olacağımızı ama eleştireceğimiz, eksik olan yerlerde de muhalefet görevimizi yapacağımızı söylüyor, Anlaşma’nın hayırlı, uğurlu olmasını, “lider ülke Türkiye” yolunda başka çalışmalara da vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Şahsı adına İstanbul Milletvekili Sayın Tülay Kaynarca… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 350 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Afrika Kalkınma Fonu 29 Ekim 1972 yılında imzalanan ve Kuruluş Anlaşması’yla kurulmuş ve 1974 yılında da faaliyete geçmiştir. Merkezi Tunus’ta bulunan bu idari yönetim de Afrika Kalkınma Bankası tarafından yürütülmektedir ve ana amacının da hibe ve krediler sağlanarak bölgesel üye ülkelerin fakirliğinin azaltılması olduğunun altını çizmek istiyorum ve bu anlaşmanın, bu tasarının da kanunlaşarak hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaynarca.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen yok.

Soru-cevap için sisteme giren arkadaşımız yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutmadan önce, Sayın Ensarioğlu’nun yerinden bir dakikalık bir açıklaması var, onu dinlemek istiyorum.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın 3 PKK'lının cenazelerinin Diyarbakır'da AK PARTİ milletvekiline ait bir hastaneye götürüldüğü ve orada PKK bayrağı asılmasına müdahale edilmediğine dair ifadelerinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET GALİP ENSARİOĞLU (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce bir değerli hatibin konuşmasında Diyarbakır’daki cenazelerin AK PARTİ milletvekiline ait bir hastaneye götürülüp orada KCK bayrağı çekildiğine dair bir ithamı olmuştu.

Dünden beri Twitter’da ismim zikredilerek dönen bir yalan haber bu ve Twitter’da da aslında cevabını vermiştim. O hastane yakından uzaktan AK PARTİ milletvekilleriyle hiçbir ilgisi olmayan… Aslında Google’a girseler oradan kime ait olduğunu da bulurlar. Hastanenin AK PARTİ’yle ve AK PARTİ milletvekilleriyle bir ilgisi yok. Oradaki bayrağın indirilmediğine dair de bir ithamı olmuştu. O konuda da güvenlik güçleri gerekeni yapmıştır. Bilginize sunuyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ensarioğlu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz bir dakika bir cevap vereyim.

BAŞKAN – Tamam ama isminizi zikrederek bir şey söylemedi, bir açıklama getirdi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Düzelten bir cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, siz de yerinizden düzeltin.

14.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’ndan özür dilediğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, bu bilgi bugün gerek İnternet sitelerinde gerek sosyal medyada düşen habere göre benim söylediğim bir ifadeydi. Sayın Galip Ensarioğlu Beyefendi olmadığını ifade ettiler. Kendilerinden özür diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

9.- Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (S. Sayısı: 350) (Devam)

BAŞKAN – 1’inci maddeyi okutuyorum:

AFRİKA KALKINMA FONU KURULUŞ ANLAŞMASINA KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 29/11/1972 tarihli Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına katılmamız, Anlaşmanın 58 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 48 inci maddesine ihtirazi kayıt derpiş olunmak kaydıyla uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen yok.

Soru-cevap için sisteme giren yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Türkiye Cumhuriyeti’nin Afrika Kalkınma Fonu’na olan sermaye iştiraki taahhüdü ve bu taahhüt çerçevesinde yapılacak ödemeler 40.693.468 Özel Çekme Hakkı (SDR) karşılığını geçemez. Bakanlar Kurulu gerektiğinde söz konusu tutarı beş katına kadar artırmaya yetkilidir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap için talep yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi ve soru-cevap talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen yok.

Soru-cevap talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı  : 194

Kabul                         : 193

Çekimser                    : 1 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                         Mine Lök Beyaz

                                          Tekirdağ                                  Diyarbakır”

Bu şekilde tasarı kanunlaşmıştır.

Şimdi 10’uncu sırada yer alan, Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

10.- Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/693) (S. Sayısı: 355) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 355 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili.

Sayın Ayhan, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 355 sıra sayılı Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarı gerekçesinde Dünya Bankası grubu içerisinde yer alan IFC’nin 1956 yılında kurulduğu, 183 üyesinin olduğu, sermayesinin de 2,4 milyar ABD Doları olduğu, bu sermayenin tamamının ödenmiş sermaye olduğu belirtiliyor. Ayrıca, hükûmet garantisi aranmaksızın gelişmekte olan ülkelerdeki özel sektöre kredi ve sermaye iştirakiyle piyasadan zor sağlanan finansman temin ettiği hususları da bu kuruluş açısından yer alıyor.

IFC'nin toplam taahhüdü 42,8 milyar dolar. Bunun yüzde 6'sı 2,5 milyar dolar Türk firmalarına yöneliktir. 2011 yılında IFC 12 milyar dolar kredi kullandırmış. Türkiye'nin 467 milyon dolar kullandığı kredi. Türkiye'nin kredi payı ise yüzde 3,8.

Dünya Bankası Grubu nezdinde, gelişmekte olan geçiş sürecindeki ülkelerin temsil ve katılımı için reform yapılıyor. Bu çerçevede, 200 milyon dolar seçici sermaye artışı var. Ülkemiz guvernörü 19 Ekim 2010’da bunu imzalamış, zaten iş hukuken bitmiş. 27 Haziran 2012’de yürürlüğe girmiş, iç hukuk açısından bizden, Türkiye Büyük Millet Meclisinden onay bekliyor. Katılıyoruz… (Gürültüler)

                                          

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 355 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet Sayın Ayhan…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Gürültüden konuşamıyorum.

BAŞKAN – Her zamanki hâli!

Arkadaşlar, biraz daha sessiz olursak dinleyebiliriz hiç olmazsa hatibi.

Buyurun.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Potansiyel büyümenin sağlanması ve ekonomik istikrar için yapısal reform sürecinin hızlandırılması gerektiği önem taşıyor. 2012 ve 2013 için sırasıyla yüzde 2,9 ve yüzde 4 olan Türkiye büyüme tahmini için, sırasıyla yüzde 2,9 ve yüzde 4 olan bu tahmin sabit tutuluyor, 2014 büyüme tahmini ise yüzde 5’ten yüzde 4,5’e indiriliyor. Cari açıktaki düşüşe 2011’de alınan politika kararlarının etkisi oldu, ancak cari açığın hâlâ büyük oranda kısa vadeli sermaye girişleriyle finanse edilmesi sürecin kırılganlığını artırıyor.

Sizlerin devlet algısı devleti ele geçirdikçe, sizin açınızdan pozitif olmaya başladıkça kabulleniyorsunuz. Temkinli bir iyimserlik gerekiyor. Bu dönem iyimserlikten aşırı uzak, gerçeklere odaklı, içeride ve dışarıda her an her şeye hazır olunması gereken bir dönem olarak algılanmalıdır. Teknolojide ve sosyal medyada siz geride kaldınız, işinize gelenleri gündeme getiriyorsunuz, işinize gelmeyenleri, yolsuzlukları gündeme getirmiyorsunuz, sansür mekanizmalarını devreye sokuyorsunuz. AKP yöneticilerini anlamak için bir kılavuz gerekiyor. Daha önce bu işi yapan basın danışmanları vardı ama şimdi bu açığı dolduracak bir sözcüye de ihtiyacınız var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye bugün, dışa açık politikalarıyla, dünya ekonomisi ve ticaretiyle entegre olmaya çalışmaktadır. Türkiye hemen hemen bütün uluslararası sözleşmelere de taraftır. Önemli olan, Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel çaptaki uluslararası organizasyonlarda temsilinin etkin ve verimli bir şekilde sağlanmasıdır. Bugün dünyadaki hiçbir ülke Türkiye kadar sıkıntılı bir politika izlememektedir. Zira, AKP hükûmetleri Türkiye’nin barış içinde yaşamayı arzu ettiği “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin, temel prensibinin dışına doğru taşmaya başlamıştır. Ancak, Hükûmet son zamanlarda Türkiye’nin bu konumunu da gerçekten sıkıntılı bir hâle sokmuştur. Bu Hükûmet, maalesef, bırakın çok taraflı diplomasiyi, uluslararası örgütlerdeki müzakerelerde, ikili diplomaside yol alamaz duruma gelmiştir. Hangi ülkeyle onlarca stratejik anlaşma imzaladıysak onlarla bugün karşı karşıya geldik, Irak meydanda, Suriye meydanda.

Diplomasi müttefiksiz yürütülemez, diplomasi plansız, programsız, stratejisiz yürütülemez. Ancak bugün görüyoruz ki Türkiye’nin bölgede ne müttefiki kalmıştır ne de anlamlı planı, programı ve stratejisi. Diplomasinin olmadığı yerde ne enerji politikasından ne ekonomi politikten söz edilebilir. Stratejik derinlik stratejik dev bir çukura dönüşmüştür. İnşallah, bu çukurda, bu karanlıkta sıkıntı çekmeyiz.

İçeride nasıl sürdürülebilir, sağlam ve istikrarlı bir ekonomi tesis edilemediyse dışarıda da sürdürülebilir ve sağlam bir dış politika tesis edilememiştir. Bu Hükûmet, içeride sağladığı sözde siyasi istikrarı oligarşik bir zihniyetle yürütmektedir. Bu oligarşik yaklaşım ülkenin içeride ve dışarıda kalıcı ve sağlam bir politika üretmesini engellemektedir. Dünya ekonomisinde, siyasetinde ve ticaretinde Türkiye’nin bu tutumunun müttefik olduğumuz ülkeler tarafından takdir edilmesi ve desteklenmesi gerekir.

“Bir zamanlar IMF’ten para alırken şimdi IMF’e para veriyoruz.” diyorsunuz ama Türkiye’nin borcunun 320 milyar dolarlardan 600 milyar dolarlara çıktığını ifade etmekten ısrarla kaçınıyorsunuz.

Kamu harcamalarındaki disiplinsizlik ortada. Bir yandan, bütçe açığını kapatmak için milletin üstüne vergiyle, zamla geliyorsunuz; diğer yandan, yandaşlara verdiğiniz desteklerden dolayı, bitmek bilmeyen kadrolaşma aşkınızdan dolayı devletin kasasını boşaltıyorsunuz; Sayıştayın denetiminden kaçıyorsunuz, dokunulmazlık zırhından istifade ediyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel ekonomik kriz gerçekten bugün ABD ve Avrupa Birliği gibi gelişmiş ekonomilerde daha çok etkili olmuştur. Küresel ekonomik kriz bir yandan gelişmiş ülkeleri sarsarken, diğer yandan gelişmekte olan ülkeler için de bir fırsat ortaya koymaktadır. Nitekim, geleceğe dair yapılan projeksiyonlarda söz konusu ülkelerin büyük nüfusları, artan ticaret hacimleri ve gelişen ekonomileri nedeniyle küresel ekonomide önemli oyuncular hâline geleceği belirtilmektedir, Türkiye de bu ülkeler arasındadır. Türkiye'nin bu krizi fırsata dönüştürecek yeterli ekonomik potansiyeli ve beşerî sermayesi mevcuttur, yeter ki bu imkânları ve kaynakları doğru yerlere kanalize edelim, yeter ki sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin temellerini atalım.

Bir ara “16’ncı” ve “17’nci” diye övündüğümüz Türkiye, IMF’e göre bugün 18’inci sırada, 2050 yılında ise Türkiye'nin 6 sıra yükselerek 12’nci olacağı öngörülüyor. Geçen yıl 135 milyar dolar ile ifade edilen ihracat dünyada 32’nci sıradaydı ama ithalat da 20’nci sıradaydı. Bu yıl 152 milyar dolar ihracat yapıldı. Acaba dünya ihracatındaki sıralamamız değişti mi? Yukarı çıkabildik mi? İthalatta görülen düşüşe rağmen dünya ithalatındaki üst sıralardaki yerimiz daha alta inebilecek mi? Cari açıkta dünyadaki sıralamamız ne olacak? Türkiye, maalesef, hâlâ sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin temellerini atamadı. Bu yüzden ekonomide elde edilen sözde başarıların çoğu sanal ve kalıcı değil. İhracatta ister 150 milyar doları ister 500 milyar doları yakalayın, cari açıkta kalıcı ve nitelikli bir iyileşme sağlanmadıkça bu başarılar rakamsal aldatmacadan öteye gidemez, bir seraptan öteye gidemez.

Şimdi bunlarla ilgili ifade etmek istediğim bir husus var. Dünya Bankası Direktörü daha geçtiğimiz gün Türkiye’yle ilgili bir açıklama yaptı. Daha önce ifade ettim: Bu potansiyel büyüme hızının sağlanması ve ekonomik istikrar için yapısal reform sürecinin hızlanması gerektiği belirtiliyor. Bunu sayın bakanlar da söylüyor ama bu işin olduğu yok. 2012 ve 2013 için sırasıyla yüzde 2,9 ve yüzde 4 olan Türkiye büyüme tahmini sabit tutuluyor. Büyümeyi 2011 yılında 8,5 olarak algılıyorsunuz, sanıyorum, 2012 yılında yüzde 2,5-3 civarında gerçekleşecek. Bir dönem negatif 4, bir dönem 8-9 olan bir büyümeyi sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyüme diye ifade etmenin, herhâlde, kalkınmadan sorumlu bir bakan olarak Sayın Bakanım, sizin açınızdan güç olması gerekir.

Burada önemli bir hususu ifade etmek istiyorum. AKP iktidara geldiğinden bu yana Türkiye’de tasarruflar, bunların millî gelire oranı yüzde 24’lerden yüzde 13’e, yüzde 12’ye düştü. Özel kesim ne yaptı? Tasarruf edemez oldu, AKP iktidarının ilk beş yıllık döneminde dünya ekonomisinde gözlenen likidite bolluğu ve ekonomik görünümün olumlu etkisine rağmen Türkiye ekonomisi sağlam temellerde olmayan, cari açık yaratan bir büyüme performansı sergiledi. Küresel ölçekte borç krizinin dünya ekonomisinde yarattığı tahribata ülkede uygulanan yanlış politikalar da eşlik edince Türkiye’nin büyüme ivmesi kaybedilmiş ve AKP döneminin ikinci yarısında ilk yarısına nazaran büyüme ortalaması yaklaşık yarı yarıya inmiştir. 2008’de başlayan durgunluk ve 2009 yılındaki küçülmenin ardından baz etkisiyle gerçekleştirilebilen ve cari açık yaratan yüksek büyüme hızlarının geçici olduğu 2012 yılında kaydedilmesi muhtemel düşük katma değer artışıyla ortaya çıktı. Ülkemiz yine hızlı büyüme oranlarını takip eden yetersiz büyüme performansıyla AKP Hükûmeti tarafından karşı karşıya bırakıldı.

Üstelik 2012 yılındaki büyüme performansındaki düşüşü halkımız daha derinden hissediyor. Tüketim ve yatırımdaki gerilemenin neticesinde toplam yurt içi talep 2009 krizinden sonra ilk kez geriledi. Yüzde 3 civarında gerçekleşecek olan ekonomik büyümede yurt içi tüketim ekonomik kriz dönemlerindeki kadar daralmış ve bir anlamda ekonomik büyüme halkın alım gücüne yansımadığı gibi halkın harcanabilir geliri de bu dönemde ciddi oranda artırılamamıştır. 2012 yılının ilk dokuz ayında gerçekten sanayi üretimi yüzde 3 seviyesiyle oldukça mütevazi bir oranda arttı. Bu artışları dikkate aldığınızda sıkıntının baş gösterdiği de ortada. Reel kesimin gelecek döneme ilişkin üretim, istihdam, sipariş ve yatırım beklentileriyle güven endekslerinde meydana gelen trendler de gerçekten ülkenin daha sonra belirlenen, revize edilen 3,2’lik büyüme hedefinin de gerisinde kalacağını gösteriyor. Üstelik, yatırımları etkileyen en önemli unsurlardan olan talep unsurunda beklenen düşüşe rağmen, yatırımlarda ciddi artış olacağı tahminine dayalı büyüme senaryosu içsel açıdan da tutarsızlığı çok açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. 2011 yılı büyümesine baktığınız zaman, yüzde 3’ün altında kalması yılın diğer kalan kısmında da yapısal reformları gerçekleştiremeyen, sıcak paraya dayalı bir ekonomik büyüme politikası izleyen AKP’nin pilinin ve nefesinin bittiğini gösteriyor.

Sürdürülebilir bir büyümenin ve kendi kendine yetebilen bir ekonomi olmanın en temel şartı yurt içi tasarrufların yatırımları karşılar düzeyde olması. Türkiye'nin güçlü, bağımsız bir ekonomi olarak büyük ekonomiler arasında yer almasının yegâne şartı bu. Oysa AKP iktidarı döneminde tasarruflarımız maalesef sürekli düşmüş. Yurt içi tasarruflarımız 2002 yılındaki seviyelerinden nereye gelmiş? Yüzde 13’ler seviyesine doğru gerilemiş. Bu oran herhâlde tarihî bir gerilemeyi rekor olarak ortaya koyuyor.

Ülkenin kalkınması için önemli güç olan özel sektör ciddi oranda yatırım-tasarruf açığı vermeye başlamış, yatırımlarını finanse edecek tasarrufu sağlayamayan girişimcilerin dış tasarruflara bağımlı olduğu bir yapı oluşmuştur. Bu yapıda her ne kadar siz “IMF’e olan borçlarımızı ödedik.” deseniz de özel sektörün üstüne borcu yıktınız. Alınan onca -kamu maliyesine ilişkin- tedbir, tek yılı ilgilendiren palyatif yapılandırmalara rağmen kamu tasarrufları sadece enflasyon düşüşünün getirdiği faiz oranlarındaki gerilemenin yarattığı mali alan neticesinde artmış, etkin bir harcama politikası uygulanmadığından kamu sektöründeki yatırım-tasarruf açığının azaltılmasında bir mesafe kaydedilememiştir. Kamu dengeleri sürdürülebilirlikten uzak hazırlanmış, dolaylı vergilere dayalı yapının getirdiği büyümeye aşırı bağımlılık ve yüksek kayıt dışılığın bütçede yaptığı tahribatın önü kesilememiştir.

2012 yılı büyüme hızının gerilediği dönemlerde vergi gelirlerinde kaydedilen düşüşler yüksek kamu zamlarıyla karşılanmaya çalışılmış, dar ve sabit gelirli emekçi kesimin alım gücü azalmıştır. Cari açık gibi tasarruf açığını da kronik bir problem hâline getiren AKP Hükûmeti, on yıllık iktidarı döneminde bu probleme bir çözüm bulamamıştır, enerjiye kabahat bulmuştur. 2012 yılında tasarruflardaki artışı ise gelir artışlarından ziyade vatandaşın tüketimini kısarak sağlamayı hedeflemiştir.

Yapısal önlemleri uygulamaya koymakta geç kalan Hükûmetin tasarrufları artırmak için uyguladığı politikalar özel tüketim ile özel yatırımı ciddi oranda geriletmiştir. Bu şekilde, bir önceki Orta Vadeli Program döneminde yüzde 4 olarak tahmin ettiği 2012 yılı büyümesinin yüzde 3’ler seviyesinin altına inmesine yol açmıştır. Böylece, 2011 yılındaki yüzde 8,5 oranındaki büyümenin ardından, Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında bir önceki yıla göre büyüme hızında en yüksek düşüş gözlenen ülkelerden biri hâline gelmiştir. Tasarruflar böyleyken, Hükûmetin sanayileşmede ve teknolojik dönüşümün sağlanmasında kamunun yatırımlarını verimli kullanmadığı da görülmektedir. Bu dönemde kamu yatırımlarına gereken önem verilmemiş, kamu yatırımlarının yurt içi hasıla içindeki payında 2002 ile karşılaştırıldığında bir azalma meydana geldiği görülmüştür. İşin daha da vahim kısmı, Orta Vadeli Program’a bakıldığında Hükûmetin önümüzdeki üç yıla ilişkin tahminlerinde de bu alanda herhangi bir iyileşmenin olmadığı ortaya çıkmaktadır. On yıldır tek başına iktidar olan AKP Hükûmeti 2023 yılında dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi olma iddiasını sürdürürken, sürekli tutmayan orta vadeli hedeflerine bile yansıtamamıştır. Yüksek ve sürdürülebilir büyüme hızlarını bir sonraki OVP’ye saklayan AKP ülkenin potansiyel büyüme hızına ulaşmak için üç yıl öngörmüştür.

2015 yılı sonrası için ortalama yüzde 8’in üzerinde bir büyümeyle 2023 yılında fert başına 25 bin dolar millî gelire ulaşılması mümkün gözükmemekle birlikte, AKP Hükûmetinin geçmiş performansı düşünüldüğünde bu hedefe ulaşmanın ne kadar zor olduğu aşikârdır ama Devlet İstatistik Enstitüsü TÜİK yeni bir millî gelir revizyonuyla AKP’ye bu konuda yardımcı olabilir.

Bu açıdan bakıldığında, Türkiye eğer 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında olmayı amaçlıyorsa yüzde 8’in üzerinde bir büyüme performansı -ne yapmalıdır- gerçekleştirmek zorundadır. Türkiye, gerçekten, iyi bir büyüme, yüksek bir büyüme hızı yakalamak istiyorsa gayet düzgün hedeflerle, inandırıcı hedeflerle –neye çıkmalıdır- kamuoyu önüne çıkmalıdır.

Bu kanun tasarısını desteklediğimizi, zaten uygulamada olduğunu tekrar ifade ediyorum; hayırlı olması dileğiyle saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Şahısları adına ilk konuşmacı Sayın Recep Özel, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 355 sıra sayılı Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Getirilmiş olan bu uluslararası anlaşma, sözleşmeyle bu Milletlerarası Finansman Kurumunun sermaye yapısı ve oy yapısı bir miktar değişmekte. Gelişmekte olan ülkelere finansman desteği sağlayan bu kurumun daha iyi fonksiyonları icra etmesi anlamında, bu sözleşmeye taraf olan ülkeler imzayı koymuşlardır.

İnşallah, gelişmekte olan ülkelere, bir an önce gelişmelerini sağlayıcı adımlar, bu sözleşmelerle, bu düzenlemelerle getirilir diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Sayın Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili…

Sayın Can, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

355 sıra sayılı Kanun Tasarısı bir uluslararası sözleşme. Uluslararası sözleşmeler, hükûmetler arasında, hükûmetlerle kurumlar arasında evveliyatı olan, imzalanan sözleşmelerdir. Tabii ki her ülkenin menfaatine yönelik imzalanan bu sözleşmeler, o ülkenin ve ülkemizin meclisine gelmekte, sevk edildikten sonra, Mecliste Dışişleri Komisyonu bununla ilgili bir çalışma yapmakta. Komisyon, burada, değerlendirmesinde, bu anlaşmaları değiştirme yetkisi olsa da, genelde bu anlaşmalar değiştirilmemekte, herhangi bir katkı da sağlanmamakta -o manada, değiştirme yönünde- ama burada, memleketimizin menfaatine değilse, komisyon, milletvekillerimiz üyelerle birlikte bunu bekletmekte çünkü uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde ve Anayasa’ya aykırılık iddiasında da bulunamıyor Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince.

Burada, milletlerarası kurumlardan Finans Kurumunun evveliyatı 1956’da imzalanan anlaşma gereği, Bakanlar Kurulu bu yetkiyi vermiştir. Burada, değişiklik yapılmaktadır artış oranları üzerinde. İnşallah, bu, memleketimize, milletimize faydalı olacak bir sözleşmedir. Meclis Genel Kurulu takdir ederse uygun bulacaktır.

Uygun bulması yönünde görüşlerimizi belirtiyor, hayırlı olmasının temennisiyle tekrar, saygıyla hepinizi selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Can.

Tasarının tümü üzerinde başka söz talebi yok.

Soru-cevap için sisteme giren arkadaşımız yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarının maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

MİLLETLERARASI FİNANSMAN KURUMU ANA ANLAŞMASININ TADİL EDİLMESİNE İLİŞKİN GUVERNÖRLER KURULU KARARININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının tadil edilmesine ilişkin Guvernörler Kurulu Kararının onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN –  1’inci madde üzerinde söz talebi? Yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Benim söz talebim var efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Genç.

Sisteme girmenizi rica ediyorum bir dahaki sefere.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim…

BAŞKAN –  Sisteme girerseniz daha kolay olacak.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sistem değil, söz ve yazıyla istenir, İç Tüzük açık.

BAŞKAN –  Sisteme girmek söz ve yazı yerine geçiyor biliyorsunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim sistemle ilgisi yok. Neyse İç Tüzük’ü okursanız daha iyi olur.

BAŞKAN –  Senin okuman lazım benim değil.

KAMER GENÇ (Tunceli) –  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte görüyorsunuz, millet de görüyor AKP’li milletvekilleri, sırf benim on dakika konuşmamam için çıkıyorlar “Bu kanun çok güzel.” diyorlar, halk da bunu görüyor. Şimdi, aslında ben konuşmak istedikten sonra o kadar fırsat yakalarım ki sizin aklınız ermez o kadar şeylere. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi, biraz önce konuşurken burada, Hükûmet sırasında oturan kişi bana dedi ki: “Seviyesiz konuşma yaptı.”

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Herkes dedi.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bak, sen şimdi benim bitişik ilin milletvekilli olmasaydın ben senin haddini bildirirdim. Senin, benim yaptığım konuşmanın seviyeli mi, seviyesiz mi olduğunu anlayabilmen için daha bir fırın ekmek yemen lazım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ben Bingöl halkına çok büyük saygı duyduğum için yani o sözünü çok fazla da önemsemiyorum.

Sayın milletvekilleri, bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisini oyuncak hâline sokan Tayyip Erdoğan’dır. Hükûmet sırasına, bakanlar sırasına bakın; bu Meclise ciddi bakan, ciddiyet atfeden, bu Meclise hakikaten saygı duyan bir Hükûmetin davranışı bu mudur? Değil. Yani burada işte Bakanlar Kurulu sırasına oturan kişi konuyu bilmiyor, sorulara cevap vermiyor, biz Hanya’dan bahsederken o Konya diyor, ondan sonra da Hükûmet oluyor.

Bakın, dün burada enerjiyle ilgili bir kanun müzakere ettik. Tabii o sıralarda televizyon vermiyordu. Şimdi, Taner Yıldız Irak’a…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Konu ne konu? Konuya gel konuya!

AHMET YENİ (Samsun) – Bu konu dünde kaldı.

KAMER GENÇ (Devamla) – Biraz önce konuşan burada konuyla ilgili  mi konuştu?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Konuya gel, konuya gel! Konu ne, onu söyle!

KAMER GENÇ (Devamla) – Taner Yıldız Bağdat’a gideceğine Erbil’e gitti, uçağını oradan…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Konuya gel!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Bakanını Irak’a indirmediler, ondan sonra Kayseri’ye geldi.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Konu ne? Sıra sayısı kaç?

KAMER GENÇ (Devamla) – Dedim ki “Sen Bakansın, işte gelsin senin bu…” Yahu, aklınız ermiyorsa konuşmayın. Bu Dışişleriyle ilgili bir konu.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Seviyeye bak!

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Senin aklın her şeye eriyor mu?

KAMER GENÇ (Devamla) Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarıyla ilgili…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Konu ne konu? Konuya gel, konuya!

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan, konuyla alakalı hiçbir şey konuşmuyor Sayın Hatip.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sayın Başkan, susturacak mısınız? Hayır efendim ben de Dışişleri… Yani konuşturmuyorlar efendim.

BAŞKAN –  Lütfen, Sayın Genç lütfen, hakaretamiz konuşmayın, onları da ben susturayım.

KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim, konuyla ilgili konuşuyorum.

BAŞKAN – Lütfen tahrik etmeyin.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ama kendileri tahrik ediyorlar.

BAŞKAN - Kullandığınız kelimelere dikkat edin.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Konuya gel konuya.

BAŞKAN – Bakınız, hâlâ Sayın Bakan hakkında konuşuyorsunuz, konuyla ilgili konuşmuyorsunuz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hangi madde? Konuya gel.

KAMER GENÇ (Devamla) – Birisi size “seviyesiz” derse…

BAŞKAN – Lütfen, siz temiz bir dil kullanın, ben de susturayım arkadaşları.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, bakın, yani Bakanla hâlâ…

Sayın Başkan, sana soruyorum: Birisi sana “seviyesiz” derse sen onu kendine iltifat mı kabul ediyorsun?

BAŞKAN – Ama daha önce de konuşmanız var. Lütfen…

KAMER GENÇ (Devamla) – Lütfen, bakın, sıramızı şey ettin.

Bakın, bu bir uluslararası anlaşmadır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Afrika konu Afrika, konuya gel.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen sakin dinleyelim, rica ediyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) – Uluslararası anlaşmada devletin dış politikası incelenir. Dolayısıyla… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Yahu, şimdi niye o kadar yerinizde zıplıyorsunuz?

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, konuyu söylesin, konuya gelsin.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben, şimdi burada düşüncelerimi söylüyorum. Allah Allah! Biraz önce konuşan arkadaş yirmi dakika konuştu, konuşmadınız.

Şimdi, Taner Yıldız’a sordum: “Sen niye Erbil’e gittin? Niye uçağını indirmedin? O uçağı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin uçağını oraya indirmemek Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılmış en büyük hakarettir.” dedim. Siz her hakareti hazmediyorsanız, bu devlete yapılan her hakareti hazmediyorsanız ben o zaman size ne saygı duyacağım arkadaş! Onun için, benim devletimin itibarını korumayan, Parlamentonun itibarını korumayan bir hükûmete saygı duyulmaz.

Bakın, o kadar… Şimdi, çıkmışız, burada beş dakika bile konuşturmak da istemiyorsunuz. Dün, burada bir enerji kanunu şey ettik. Türkiye’de elektrikte o kadar büyük vurgunlar var ki, geçen sene yüzde 32 elektriğe zam yaptınız, arkasından, yıl içinde TETAŞ yani elektriği satan kurum yüzde 14,5 elektrik satış fiyatında tenzilat yaptı ama bu tenzilatı kullanıcıya değil aracı şirketlere yaptı, onların cebine gitti.

AHMET YENİ (Samsun) – O dünde kaldı dünde.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bugüne gel bugüne.

KAMER GENÇ (Devamla) – Elektrikteki fiyat artışını yaptı, kâr haddini yüzde 100’e çıkardı ama öte tarafta, dağıtıcı şirketlere iki sene önce 1 milyar 165 milyon dolara verilen bir dağıtım şirketinin ihalesini Taner Yıldız iptal etti, getirdi 546 milyon dolara verdi. Peki bunun sebebi kim? Bunu niye burada izah etmiyorlar? Bu kadar yolsuzlukları burada niye örtbas ediyorsunuz?

Arkadaşlar, geçen gün, yine bir yerde okudum: TOKİ getiriyor, Antep Belediyesine 9 milyar liraya bir arsa satıyor, o da bir sene sonra getiriyor, 98 milyona veriyor. O da getiriyor 500 milyona yandaşlarına veriyor. Bu kadar soygun yapılan bir memlekette, hükûmette, Mecliste biz bunları dile getirmeyeceğiz de… Ondan sonra siz orada bağırıyorsunuz. Demek ki sizin vicdanlarınız… Yolsuzlukları, soygunları örtmek için buraya getirmişler sizi ve sizin parmaklarınız bu yolsuzlukları, bu hırsızlıkları örtmek için burada kalkıyor. Böyle bir vicdan olur mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Biz buraya ondan sonra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İHSAN ŞENER (Ordu) – Sen kimsin ya?

KAMER GENÇ (Devamla) – …konuşmaya geldiğimiz zaman siz başlıyorsunuz bağırmaya. Böyle bir şey olmaz efendim! (CHP sıralarından alkışlar)  

İHSAN ŞENER (Ordu) – Kendine bak, kendine! 

BAŞKAN – Sayın Genç, teşekkür ediyorum.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bahçekapılı, buyurun efendim. 

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Konuşmak için söz istiyorum, sataşma var.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

İki dakika lütfen…

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, sebebini sormadınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

SİNAN OĞAN (Iğdır) - Gerekçesini söylemeden…  

BAŞKAN – Efendim, siz yerinizde oturun.

Bakın, bir grup başkan vekiliniz var, bir grup başkan vekili söz istedi.

Sayın Oğan, yani…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Arkadaşlar…

BAŞKAN - Buyurun.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, ama önemli... 

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Dinleme sabrını göstermenizi rica ederim Sayın Grup Başkan Vekili. 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika…

Söz verdim, size söz vereceğim, bir saniye.

Size de iki dakika vereceğim, bir saniye efendim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Sevgili arkadaşlar, insanların bazen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İzninizle, ben, Sayın Grup Başkan Vekiline…

BAŞKAN – Bir saniye… Söz verdim efendim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Lütfen saygı gösterir misiniz Akif Bey, söz aldım ve konuşuyorum.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, şimdi, müsaade ederseniz, söz verdim. Oturun, sizi sonra dinleyeceğim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, ama şu an kalkmamın bir nedeni var.

Ben ne zaman buradan kalkıp sataşma nedeniyle söz istesem, Sayın Bahçekapılı benim konuşmama şiddetli bir şekilde itiraz gösteriyor. Şimdi kendisi sataşma nedeniyle de söz istemediği hâlde siz kendisine söz verdiniz efendim. Hangi nedenle söz verdiniz, merak ediyorum.

BAŞKAN – Ne demek söz istemediği hâlde?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Akif bey, yakışmıyor!

BAŞKAN - Kalktı söz istedi. Ne demek söz istemediği hâlde?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Grup Başkan Vekilisiniz, Grup Başkan Vekiliyim, nazik olmanızı öneriyorum size.

BAŞKAN – Kalktı söz istedi Sayın Hamzaçebi, aynı şeyi siz yapmayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben de söz isteyeceğim.

BAŞKAN – Buyurun, oturun lütfen.

Buyurun.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan, baştan başlaması lazım.

BAŞKAN – Lütfen…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Sevgili arkadaşlarım, bazı anlar vardır, insan o anları yaşamak istemez. Mutsuz olduğunuz anlardır, arada kaldığınız anlardır. Ben, şu anda öyle bir anı yaşıyorum. Cevap vermek istemediğim bir kişiye cevap verme durumunda kaldım. Cevap vermek istemiyorum çünkü cevap verirsem eğer, aslında cevap vermem gerekli olan kişilere saygı duymamam anlamına gelir bu. Niçin cevap veriyorum? Malumu ilan etmek için. Hepimiz biliyoruz, burada biraz önce konuşan Kamer, devamlı buraya gelip bu Meclisin huzurunu kaçırıyor; saygısızca davranıyor, dedikodu üzerine siyaset yapıyor, onurumuzla oynuyor, haysiyetimizle oynuyor ve tahammül fersâ bir duruma geliyor bize. Ben buradan malumu ilan ediyorum, bize söylediğiniz her şeyi size iade ediyorum. Evet, seviyesizsiniz! (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Evet, saygısızsınız! Evet, hakaret eden bir kişisiniz ve bu kürsüye yakışmıyorsunuz! Bunu size defalarca söyleyeceğim, söyleyeceğiz. Zannetmeyin ki kale alıyoruz söylediklerinizi sadece ve sadece malumun ilanını bir kere daha yapıyorum ve tekrar ediyorum saygısız ve seviyesiz bir insansınız; huzurumuzu kaçırmayın, lütfen dışarı çıkın!

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Dışarı çıkın” ne demek ya? Böyle bir şey olur mu? İyi, polis getirin atalım o zaman. “Dışarı çıkın” ne demek ya?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

Lütfen, başka bir sataşmaya meydan vermeden, lütfen. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Kim o? Bana birisi laf atıyor oradan.

BAŞKAN – Hayır, hayır. Laf atan yok.

Buyurun.

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Kamer Genç tabii ki biraz önceki cümleler nedeniyle çıkıp burada İç Tüzük’ten kaynaklanan hakkını kullanacaktır ancak benim biraz önceki itirazım şunaydı: Ben grup başkan vekillerinin herhangi bir madde göstermese dahi söz talep ettiğinde Meclis Başkanvekilinin kendisine söz vermesi gerektiğini düşünürüm; buraya, şu kürsüye çıkıp konuşması gerektiğini savunurum. Bunu birçok kez bu kürsüde söylemişimdir ancak Sayın Bahçekapılı’nın olduğu nöbetlerde, kendisine yakıştıramadığım bir şekilde, benim söz taleplerime anlamsız bir şekilde itiraz yöneltmiştir, anlamsız bir şekilde.

SONER AKSOY (Kütahya) – Size göre anlamsız. Bize göre çok anlamlı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – “Hangi maddeye göre verdiniz? Sayın Başkan, olmaz…” vesaire. Ben biraz önce bunu hatırlatmak istedim kendisine. Sayın Bahçekapılı üstelik sadece “Söz istiyorum.” dedi. Sataşma nedeniyle söz istemedi çünkü sataşma yoktu. Sayın Kamer Genç’in biraz önceki konuşmasında… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, değerli arkadaşlar dinler misiniz. Siz dinlemiyorsunuz. Bir önceki konuşmayı söylemiyorum. Biraz önce kürsüdeki konuşması bir eleştiri konuşmasıydı. Ondan önceki konuşmasında kendisi talihsiz bir kelime kullandı. O kelimeye karşı, Sayın Bakan ağır sayılabilecek bir cevap verdi. Onu orada bıraktık, onu orada bıraktık. Sayın Kamer Genç biraz önce çıktı, konuştu, başka bir şey söyledi. Şimdi Sayın Bahçekapılı gecikmiş bir şekilde Sayın Kamer Genç’e cevap vermek istedi. O kullandığı cümleler, kelimeler güzel olmadı. Meclisin bugünkü bu oturumdaki atmosferine uygun olmadı.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Sayın Başkan…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Sayın Grup Başkan Vekili benim konuşmama hitaben anlamsız olduğunu söyledi, cevap vermek istiyorum, sataşmadan dolayı.

BAŞKAN – Pekâlâ… Lütfen, ikinci bir şey olmasın, bir dakika içinde… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın arkadaşlar, ben kendimi savunacak değilim. Konuşmamın anlamlı veya anlamlı olmadığına ben ve sizler karar verirsiniz. Buna bir başka grup başkan vekilinin böyle bir değerlendirme yapmasını anlayamıyorum. Neden anlayamıyorum? Sayın Grup Başkan Vekili benim konuşmamı anlamlı veya anlamsız olarak nitelendirmeden önce, şurada bir grup başkan vekiline yakışır şekilde diğer grup başkan vekilleriyle en azından asgari düzeyde bir ilişki kurarsa saygı çerçevesinde, o zaman böyle tanımlamalar da yaptırmayız kendisine, yapma ihtiyacını da hissetmez. Ben sizden sadece bu Meclisin çalışmasına yönelik asgari düzeyde saygı çerçevesinde bir sosyal ilişki kurmak talebindeyim. Onun ötesinde sizin konuşmalarınızın sıfat anlamını nitelendirme yetkisini kendime görmem aldığım terbiye gereğince.

Ayrıca şunu da söylemek isterim: Madem Kamer Genç’in hakaret etmediğini söylüyorsunuz, Sayın Akif Hamzaçebi, size söylüyorum: “Sizin grubunuzun milletvekilleri yolsuzluk yapmayı vicdanlarına sığdıran milletvekilleridir.” Hakaret midir, değil midir? Lütfen buna karar verin. Bunu burada söylüyorum: “CHP Grubunda olan milletvekilleri yolsuzlukla yaşamayı vicdanlarına sığdırmıştır.” Hakaret mi, değil mi? Karar verin. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Çok açık bir şekilde sataşma var, söz istiyorum efendim. Bizi yolsuzlukla itham eden bir açıklama yaptı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Soru sordum. Çünkü Kamer Genç bize bu soruyu sordu, biz buna cevap verdik, kendisi korudu. Ben de Kamer Genç’in diliyle, üzülerek, aynı soruyu kendisine sordum. Bir ironi yaptım, cevap vermesi anlamında.

BAŞKAN – Buyurun.

Bir dakika içerisinde, siz de...

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bakın, olmuyor. “Size cevap vermiyorum bile.” diyecektim ama grubumuza sataştığınız için buraya çıkma ihtiyacı duydum.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sataşmadım, soru sordum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yolsuzlukla sizin partiniz, sizin Hükûmetiniz o kadar yan yana, o kadar iç içe ki “yolsuzluk” kelimesi sizin kullanabileceğiniz bir kelime değil.

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi oradan be! Hadi oradan be! Yaptığı şeye bak!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yolsuzluğu sizin Hükûmetiniz bir yaşam biçimi hâline getirmiştir.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hiç yakışmadı size.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yolsuzluktan beslenen bir partisiniz, bir Hükûmetsiniz.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Bunun kararını millet verir, millet!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz bunlara cevap verin. Bakın, Deniz Feneri davası, İstanbul’da ilk duruşması daha yeni yapıldı, yeni. Kaplumbağa hızıyla yürüyen, asrın yolsuzluğuna ortak olan bir Hükûmetiniz var ve onun için o dava yürümüyor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, biz burada mücadele ve savaş vermiyoruz. Ben Sayın Akif Hamzaçebi’ye şunu öneriyorum: Biz çocuk değiliz, bu mikrofonu birbirimize “Yendi, yenildi.” anlamında kullanmamamız gerekiyor. Bu mikrofonda sarf ettikleri sözleri aynen kendilerine iade ediyorum. Bizim alnımız ak, kendilerinkini bilmiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler. Sözleriniz zapta geçti.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Genç, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biraz önce Bahçekapılı benim için dedi ki: “Seviyesiz bir adamdır, bu kürsüye yakışmıyor.” Bunun için burada sataşmadan söz istiyorum. Daha bundan ağır… Efendim, çok ağır bir laf kullanıyor.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Aynı şeyi bize söylüyor efendim devamlı.

BAŞKAN – Sayın Genç, siz de aynı şeyi söylediniz ama buyurun ve daha fazla da uzatmıyorum bunu. Bir dakika içinde ne açıklayacaksanız, söyleyin.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Arkadaşlar, sakin olun.

Lütfen, tekrar sataşmaya meydan vermeyiniz.

5.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, Sayın Başkan ama bir dakika veriyorsunuz, ona iki dakika verdiniz.

BAŞKAN – Onlara da bir dakika verdim.

KAMER GENÇ (Devamla) – Olmaz ki yani.

BAŞKAN – “Bir açıklama” dediniz. Bir kelimenin…

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, biraz önce Bahçekapılı dedi ki: “Burada çok huzursuzum.” Tabii huzursuz olacak. Ben senin yolsuzluklarını, yaptığınız talanı dile getirince huzursuz oluyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) – Belgen var mı belgen?

KAMER GENÇ (Devamla) – İkincisi, ben, Tunceli gibi bir ilde 7 defa seçilen bir milletvekiliyim. Dolayısıyla bu kürsüye en yakışan benim. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Yapmayın çocuklar.

KAMER GENÇ (Devamla) – Gelin, içinizde kimin gücü varsa…

BAŞKAN – Beyler, yapmayın.

KAMER GENÇ (Devamla) – …çarşıda, halkın arasında gezelim. Halkın içinde kimin itibarı var, bir.

İki: Siz öyle bir partisiniz ki… Bizim Genel Başkanımız çok asil ve soylu bir davranışla Tayyip Erdoğan’a dedi ki: “Yahu, terörü halledersen sana kredi vereyim.” O para anladı “Yahu, ben zaten Karun kadar zenginim, senin parana ihtiyacım yok, senin kredine ihtiyacım yok, senin krediye ihtiyacın var.” dedi. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Şimdi, insaf yani!

KAMER GENÇ (Devamla) – İşte sizin anlayışınız bu. Size uzatılan yardım elini, ülke sorunlarını çözme konusunda yapılan yardım elini bu kadar ters itiyorsunuz. Ben daha size ne diyeyim.

Tabii, Başkan da beni konuşturmamak için oradan gayret sarf ediyor. Böyle usul olmaz Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Hiçbir gayretimiz olmadı Sayın Genç.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Bravo! Bravo! Yakışıyorsun CHP’ye! Bravo! Bravo Kamer Genç! Çok yakışıyorsun Meclise!

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

10.- Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/693) (S. Sayısı: 355) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1’inci madde üzerinde sözler tamamlanmıştı, soru cevap da yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı  :  211

Kabul                         :  211 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Sayın milletvekilleri bir önceki açık oylamada, 350 sıra sayılı Tasarı’nın açık oylamasında sonucu açıklarken 1 çekimser oy olduğu ifade edilmişti. Söz konusu 1 oy çekimser değil, geçersiz olacaktır, düzeltiyoruz.

                                           

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

Bilgilerinize sunarım.

11’inci sırada yer alan, 2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

11.- 2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/336) (S. Sayısı: 55) (x)

BAŞKAN - Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 55 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Reşat Doğru, Tokat Milletvekili.

Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 55 sıra sayılı 2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, dün akşam Mardin Hastanesi önünde saat 19.00 civarında şehit edilen polis memurumuz Cengiz Engizek’i anıyorum. Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı diliyorum. Türk milletinin başı sağ olsun diyorum. PKK terör örgütünü de şiddetle kınıyorum. 3 tane PKK terör örgütü militanı bu kahraman memurumuzu, hastanenin acil servisi önünde nöbet tutan kahraman memurumuzu taramışlar ve şehit etmişlerdir, onları şiddetle telin ediyorum.

Sayın milletvekilleri, hızla artan dünya nüfusu, plansız sanayileşme ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, verimi arttırmak amacıyla kullanılan tarım ilaçları, yapay gübreler ve artan, deterjan gibi kimyasal maddelerin kullanımı giderek çevre kirliliğine neden olarak çevre sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak kirlenen hava, su ve toprak, canlıların yaşamını olumsuz yönde etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Hava ve karanın kirlenmesi yanında tehlikeli ve zararlı maddelerin ırmak, göl ve denizlere dökülmesi de birçok çevre sorununu beraberinde getirmektedir.

Denizlerde, özellikle petrol taşımacılığında gemiler kullanılmaktadır. Gemi kazaları sonucu binlerce ton petrol ürünü denize dökülmektedir, çok büyük kirlenmelere sebep olmaktadır. Bundan dolayı da tankerlerle değil de boru hatlarıyla petrol taşınması dünyanın her tarafında desteklenmelidir.

Yaşam alanlarımızı tehdit eden ciddi çevre sorunları karşısında çevre ve ekolojik dengenin korunması yaklaşımı her geçen gün daha fazla önem kazanmalıdır. Bugün ülke topraklarımızın yüzde 85’i, ormanlarımızın yüzde 54’ü erozyon tehlikesi altındadır. İklim değişiklikleri, su kaynaklarının kirlenmesi ve toprağın verimliliğini kaybederek çölleşmesi gibi sorunlar bu yaklaşımın hayata geçirilmesinin aciliyetini göstermektedir. Doğal yaşam alanlarımızın önemli bir boyutu olarak ormanlarımız ve topraklarımız endüstrileşmenin getirdiği etkiler yanında, su, rüzgâr ve diğer bazı doğal etkenler nedeniyle de önemli zararlara uğramaktadırlar. Bu zararların ortaya çıkmasında plansız endüstrileşme temel etken olmakla birlikte diğer ve belki de en önemli neden gerçek bir doğa savaşçısı olan ormanların yok edilmesidir.

                                   

(x) 55 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Sayın milletvekilleri, ayrıca tehlikeli atıklar akarsulara, göllere ve denizlere dökülmektedir. Denize ve akarsulara atılan atıklar sadece balıkların ölümüne sebep olmakta değil, içme ve sulamada kullanılan sular vasıtasıyla insan vücudunda çok büyük zararlar oluşturmaktadır. Bugün ülkemizde birçok sanayi kuruluşunun atık arıtma tesisi yoktur, olanların da maliyetlerden dolayı tesisleri çalıştırmadığı zaman zaman görülmektedir. Örneğin, Yeşilırmak Vadisi’nde, ırmağın geçtiği yerlerde bol miktarda balık ölümlerine zaman zaman rastlamaktayız.

Ayrıca, çeltik ekimi yapılan yerlerde toprağın sulama sonucu karardığı, canlıların yok olduğu görülmektedir. Bunları müteaddit defalar gündeme getirmemize rağmen maalesef sonuca ulaşılamamıştır, aynı tabloyla tekrar tekrar karşılaşmaktayız. Ancak yapılan araştırmalarımızda ırmak kenarında bulunan bazı fabrikaların atık arıtma tesislerini zaman zaman çalıştırmadığı hatta atıkları da ırmağa döktükleri tespit edilmiştir. Özellikle Yeşilırmak Vadisi’nde maya fabrikalarının olduğu bilinmektedir. Maya fabrikaları atıklarının oraya dökülmesinin çok ciddi manada büyük sıkıntılar yaratmış olduğu görülmüş olmasına rağmen enteresandır tedbir alınmamaktadır. Bu tür hadiselere karşı Çevre Bakanlığı çok dikkatli olmalı ve kontrollerini eksiksiz yapmalıdır. Tespit edilen çevre kirletilmesi ağır cezaları gerektirmektedir, bunlar uygulanmalıdır. Bugün ülkemizde, küçük ölçekli akarsular üzerine hidroelektrik santralleri dediğimiz HES’ler bir moda şeklinde kurulmaktadır. Neredeyse her akarsuyun her kilometresine isabet edecek şekilde HES’lerin kurulduğunu görüyoruz. Örneğin Amasya’dan Erzincan, Gümüşhane’ye doğru uzanan Yeşilırmak Vadisi’nde her kilometrede HES santrallerine rastlamaktayız. Bu kadar santralin kurulması birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Irmak, neredeyse tamamen yok olmaktadır. Irmak suyu kanallara alınmış, milletin suyu özel sektörün eline geçmiştir. Büyük barajlara, hidroelektrik santrallerine söylenecek sözümüz fazla yoktur. Ancak bölgenin mikroklima etkisini yok eden, önümüzdeki yıllarda para ile satılacak suyu fakir çiftçi, köylü nasıl kullanacaktır, nasıl tarlasını sulayabilecektir? Kurulan küçük ölçekli HES’lere çiftçi örgütleri başta olmak üzere çiftçiler ve halktan çok büyük bir şiddetle karşı durma vardır ve insanlar bunları istememektedir.

Sonuçta, genel olarak çevre sorunları, insanların yaşadıkları hayat ortamının doğal yapısını tahrip etmektedir. Bu tahribat yaşamın yoğun olduğu alanlarda daha hızlı, yaşam ve yerleşimin olduğu bölgelerde de daha yavaş olmaktadır. Bozulan bu doğal hayat, çevre üzerinde yaşayan tüm canlıların yaşamlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Çevre kirliliğinin en önemli nedenleri şöyle sıralanabilir: Hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme, plansız endüstrileşme, doğal kaynakların ölçüsüz kullanılması.

Çevre sorunlarının başında değerlendireceğimiz kentsel çevre sorunu, temel insan gereksinimi olan barınma ve konut sorununun, gecekondulaşma ve betonlaşma yoluyla çözümlenmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Yani Anadolu’nun birçok yerinde Tokat’ında, Sivas’ında, Yozgat’ında insanlar köylerini veya bölgelerini bırakarak işte, büyük şehirlere göç etmektedirler. Büyük bir göç vardır. Özellikle Anadolu’da tarımla ilgili olan insanlar tarımdan vazgeçerken işte, büyük şehirlere gitmekte, o büyük şehirlerde de işte, yanlış kentleşme, plansız kentleşme neticesinde de birçok sorunla karşı karşıya kalınmaktadır. Dolayısıyla işte, o çevre kirliliğinin en büyük sebeplerinden bir tanesi bu göç sorununun mutlaka çözümlenmesi gerekmektedir ama enteresandır göç artmakta, artmakta ve her geçen gün de köyler boşalmaktadır.

Ülkemizde, özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği büyük boyutlara ulaşmıştır. Son yıllarda doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla hava kirliliğinde azalmalar görülmeye başlanmıştır ancak özellikle sanayiden kaynaklı hava kirliliği artmaktadır. Ancak birçok kasaba ve ilde kalitesiz kömür kullanılmakta ve hava kirliliği de oluşmaktadır. Mutlaka kalitesiz kömür kullanımı önlenmeli ve o bölgeler korunmalıdır. Bunlara mutlaka acil önlemler alınmalıdır.

Düzenli ve her türlü altyapı sistemine sahip organize sanayi bölgelerinin oluşturulmamış olması, çevre sorunlarında sanayi payının büyük olmasına sebep olmaktadır. Tarım alanlarında düzensiz ve fazla ilaç kullanımı, toprak kirliliği sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Toprak kirliliği de bir çevre sorunu olarak mutlaka ele alınmalı, bu yönlü olarak da acilen bazı önlemler dile getirilmelidir.

Türkiye’de üretilen tehlikeli atık miktarı belirsiz ve sanayide üretilen ve kullanılan kimyasallar ve ortaya çıkan atıkların niteliğiyle ilgili hiçbir döküm çalışması bulunmamaktadır. Bununla ilgili envanter çalışması mutlaka yapılmalıdır. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalarda döküm kayıtları oluşturulmaya başlanmıştır ama çok yetersizdir. Ancak bugün ülkemizde her evde kullanılmayan televizyon, buzdolabı, bilgisayar, cep telefonu veya elektrikle çalışan birçok alet vardır. Ayrıca her evde onlarca miadı dolmuş, kullanılmayan piller vardır. Çevre Bakanlığı olarak mutlaka bunlar toplatılmalı ve zararlı etkilerden de korunmalıdır. Ayrıca organize sanayi ve küçük sanayi bölgelerinin birçoğunda kullanılmayan birçok makine ve aletler, korunmasız şekilde doğaya bırakılmış durumdadır. Yağan yağmur ve karların etkisi ile kendi kendine çürümekte, doğa kirletilmektedir. Çevre Bakanlığı buna da mutlaka bir acil çözüm bulmalı, en azından kullanılmayan o alet edevat toplanılarak çeşitli yerlere nakledilmeli veyahut sevk edilmelidir.

Sayın milletvekilleri, su kaynakları da giderek azalmakta olup yirmi yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su düşerken, bugün bu durum 1.400 metreküp su düşer konuma gelmiştir. Türkiye “su yoksulu” ülkeler içerisinde sürekli bir şekilde yerini almaya başlamıştır. Bu manada da suyla ilgili de çok acil önlemler alınmalı ve uygulanmalıdır.

Ülkemizde biyoçeşitlilik, çeşitli şekillerde toprağın bozulması ve doğal kaynakların yok olmaya başlaması yüzünden tehdit altındadır. Korunan alanın tüm alanlara oranı sadece yüzde 1 oranındadır ki bunun da çok az olduğunu söylemek durumundayız.

Erozyon sonucunda yılda 500 milyon ton verimli toprak kaybedilmektedir. Her yıl 80-100 bin dönüm orman yanarak 5-7 bin dönüm orman ise tarla açma ve yerleşme sebebiyle de yok edilmektedir.

Etkin bir çevre denetim sistemi mutlaka oluşturulmalıdır. Gelecek nesillerin iyi bir çevre eğitimiyle yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarının sayısı arttırılmalı, sivil toplum örgütleri ile kamu kuruluşları ortak çalışmalar yürütmelidir. Özellikle sera gazları dediğimiz küresel ısınmanın artmış olduğu günümüzde bu durum çok önemlidir. Sera gazlarıyla ilgili olarak da çok ciddi önlemler alınmalıdır. Sonuçta çevreyle ilgili çok söylenecek söz vardır ama sözlerimi burada bitirmek istiyorum.

Çevre için yapılan her türlü yatırım milletimizin, vatanımızın, ülkemizin geleceğini ilgilendirmektedir. Çevreye duyarlı toplum oluşması temennisiyle, sağlıklı günler temenni ediyor, bu kanunun hayırlı olmasını temenni ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Doğru.

Sayın milletvekilleri, şahısları adına Bülent Turan, İstanbul Milletvekili.

Sayın Turan... Yok.

Tülay Kaynarca, İstanbul Milletvekili... O da yok.

Başka söz talebi olmadığına göre, soru-cevap için sisteme girmiş 2 arkadaşımız var.

Sayın Eryılmaz…

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Suriyeli sığınmacılar konusundaki hassasiyetinizi ve nazik tutumunuzu anlayışla karşılıyoruz. Peki, bu hassas tutumunuzu kendi vatandaşlarımız için de göstermeyi düşünüyor musunuz?

Bakın, son günlerde özellikle Türkiye’nin değişik şehirlerinde ve sınıra yakın bölgelerde yüzlerce vatandaşımızın araçlarının bu Suriyeli muhalifler tarafından çalınıp Suriye’ye götürüldüğünü, kapılarının söküldüğünü, koltuklarının söküldüğünü ve savaşta kullanıldığını biliyor musunuz? Bununla ilgili günlerdir televizyonlarda haberler yayınlanıyor ve vatandaşlarımız bu anlamda çok ciddi bir mağduriyet yaşıyor. Sınırların kevgire dönmüş olmasından dolayı maalesef bu tür sıkıntılar hâlâ devam etmektedir ve her gün ama her gün onlarca vatandaşımız bu konuda bize şikâyette bulunuyor, araçları çalınıyor, Suriye’ye götürülüyor ve bunların, araç takip sisteminden, bu araçların Suriye’de olduğu da net bir şekilde tespit edilmiş durumda. Bununla ilgili nasıl bir tedbir almayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Eryılmaz.

Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, Gölbaşı ilçesi Eymir TOKİ konutlarında ikamet eden yurttaşlar, her gün EGO’nun otobüslerini kullanarak tek seferde Kızılay ya da Ulus’taki işlerine gidebilmekteyken 10 Aralık 2012 tarihli Ankara Büyükşehir Belediyesi kararıyla bu otobüsler kaldırılmış ve bir metrobüs uygulamasına geçilmiştir. Bu metrobüsler belli yerlerde toplanmakta, insanların Kızılay ya da Ulus’a tek seferde gitmesine engel olacak şekilde çok uzak mesafelerde durmakta ve Gölbaşı Eymir TOKİ konutlarında yaşayan yurttaşlarımız birkaç araba, otobüs değiştirerek ancak Kızılay ya da Ulus’a varabilmekte. Dolayısıyla yoğun bir nüfusun bulunduğu TOKİ konutlarındaki insanlarımızın ciddi bir mağduriyeti oluşmuştur. Bu konu çok önemlidir, hassas bir konu, insanlarımız büyük bir infial gösteriyorlar. Bu konuda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanını uyarmanızı ve mağduriyetlerin çözülmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gök.

Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, şahsı adına söz isteyen bazı milletvekillerinin salonda olmaması, sanki konuşma sırasını kapatma gayesi olduğunu bizlere gösteriyor. Bunun çok etik olduğunu düşünmüyorum.

Saygıyla sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkanım, sağ olun.

Yani, dün Mardin’de bir polis nöbet tutarken dışarıdan saldırıdan dolayı hayatını kaybetti. Bugün Lice’de yine bir karakol baskınından dolayı bir askerimiz şehit oldu. Ben bunlara “Allah rahmet eylesin.” diyorum. Dolayısıyla iktidarın bu konulara biraz daha ilgi duymasını bekliyor, saygılar sunuyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Halaman.

Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, 2002 seçimlerinden sonra Ergene havzasında meydana gelen kirliliği araştırmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir araştırma komisyonu kurulmuştu. Bu araştırma komisyonu geldi Trakya bölgesinde incelemeler yaptı ve bildiğim kadarıyla raporu hazırladı ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu. Hükûmetiniz Trakya havzasındaki kirlilikle ilgili ne tür önlem almayı düşünüyor, bugüne kadar aldığınız önlemler nelerdir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Serindağ.

Sayın Bakan, buyurun.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle Mardin ve Lice hadiselerinden dolayı şehitlerimize, ben bu vesileyle, tabii tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.

Bütün bunlar tabii hepimizin ortak acıları. İnşallah bunlar gelecekte karşılaşmamamız gereken, bunun için el birliği içinde çaba sarf etmemiz gereken süreçler. Bir taraftan güvenlik güçlerimiz bunlarla ilgili her türlü gayreti sarf edecekler, Hükûmet olarak biz de elimizden gelen tüm çabayı sarf ediyoruz. Bunlar şüphesiz ki hepimizin -dediğim gibi- ortak acıları.

Sayın Eryılmaz’ın Suriye mültecilerinden dolayı bazı asayiş hadiselerini gündeme getirdiği sorusu vardı. Şimdi, mülteciler, Suriye’deki durum ve burada mülteciler içinden yanlış yapan bazı kişilerin oluşturduğu sorunları birbirinden net bir şekilde ayırmamız lazım.

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Ona bir itiraz yok.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Biz ülke olarak Suriyeli kardeşlerimize her türlü desteği, her türlü yardımı yapmaya devam edeceğiz ama tıpkı kendi vatandaşlarımız içinde yanlış yapanlara, suç işleyenlere nasıl yaklaşıyorsak, yaklaşmamız gerekiyorsa mülteciler içinden de suç işleyenlere karşı şüphesiz ki bütün tedbirleri almak durumundayız. Bizim de farklı bir bakış açımız olamaz fakat tekrar vurguluyorum: Bu, tarihî bir süreçtir. Bu süreçte Suriye halkıyla dayanışmamız, bu sorunlara yönelik olarak her türlü fedakârlığı yapmamız, gelecekte, inşallah, çok daha güçlü bir şekilde bu halkların beraberliğini, kardeşliğini pekiştirecektir.

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Vatandaşlarımızın mağduriyetini engellemeniz lazım Sayın Bakan.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Pireden dolayı yorgan yakılmadığı gibi, o mülteciler içine sızmış, girmiş veya yanlış yapan bireylerden dolayı, tabii, mültecilere bakış açımızın da olumsuz yönde olması düşünülemez.

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – 200 araç çalınmış ve sınırda kontrol yok. Bununla ilgili tedbir almanız lazım.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Buna dönük olarak tabii ki güvenlik güçlerimiz, oradaki mülki idaremiz mutlaka gerekli tedbirleri düşünüyorlardır.

Ergene havzasıyla ilgili bir soru oldu. Gerçekten önemli bir havzamız, Trakya bölgesinde. Sanayileşmenin çok yoğun olduğu bir bölge, dolayısıyla kirliliğin de yoğun olduğu bir bölge. Uzun dönemdir bu konuda Hükûmet olarak çalışmalar yürütüyoruz. Esas itibarıyla, aslında yerel yönetimlerin yapması gereken birçok çevresel yatırımı da Hükûmet olarak üstlenmek şartıyla yeni bir eylem planı hazırladık biliyorsunuz. Daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızdaydı, şimdi Orman ve Su İşleri Bakanlığımız bünyesinde bu çalışmaları yürütüyoruz. Özellikle arıtma tesislerinin yapımı, havzaya akıtılan suyun daha etkili bir şekilde denetimi, yine ıslah OSB çalışmaları gibi temel birtakım unsurlarla o bölgede çevresel açıdan daha uygun şartların oluşması için gayret ediyoruz.

Bir taraftan da SUKAP diye bir program ilan ettik. Mali gücü yetersiz belediyelere, 25 bin nüfusun altındaysa yüzde 50 hibe, geri kalanını da uygun koşullu kredi şeklinde veriyoruz ve buna benzer programlarla bu bölgemizde daha iyi bir çevresel standart oluşması için gayret ediyoruz. Burada, özellikle Hükûmetimizin çok hassas olduğunu ve merkezî idarenin normal görevlerinin ötesinde de bu bölgeye dönük çaba sarf ettiğini, destek olduğunu özellikle vurgulamak isterim.

Sayın Gök EGO’yla ilgili, belediye, mahallî yönetimle ilgili bir sorun ifade ettiler. Tabii, trafik önemli bir mesele. Merkezî Hükûmet olarak Ankara’da metrolara, biliyorsunuz, ciddi bir destek verdik. 2,6 milyar, yanlış hatırlamıyorsam, metro yatırımlarına merkezî idareden destek oluyoruz ve yatırımlarımız devam ediyor. Metrobüs de tabii yine trafiği rahatlatmak için yapılan bir uygulama. Onun içinde birtakım aksaklıklar meydana geldiyse ben de bunu sizin gibi yerel yönetimlere iletebilirim. Tabii, detayını, daha hâkim olmadığım için şu an kesin bir değerlendirmede bulunmam doğru olmaz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, Sayın Refik Eryılmaz’ın dile getirdiği konu Hükûmetinizin dikkatine sunmak için. Ben de bir Hataylı olarak, bir milletvekili olarak, burada Sayın Başbakan Yardımcısı var, Sayın Bakan olarak siz varsınız ve Meclisimize bir hususu sunuyoruz. Gerçekten Suriye’de yaşanan hadiselerden sonra hudutlarımız kevgire döndü, kontrol altında değil. Çok sayıda araç, Türkiye genelinde çalınan araçlar Suriye’ye götürülüyor, orada parçalanıyor. Buna bir tedbir geliştirin.

İkinci bir husus, yine hudutlar kontrol edilemediği için Suriye’den zeytinyağı, canlı hayvan kaçakçılığı had safhaya ulaştı. Hatay’ın, Adana’nın, Mersin’in üreticisi bu anlamda çok ciddi sıkıntı içerisinde. Bu bir vakıa. Buna tedbir almanızı talep ediyoruz. Yoksa bir soru değil, yaşanan bir problemi size ifade etmek için Sayın Eroğlu’nun dile getirdiği hususa katılıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Şandır.

Sayın Havutça…

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın  Bakan, Balıkesir’de Gönen Ovası var. Burası gerçekten Türkiye’de tarımsal potansiyeliyle Türkiye’nin çok ünlü ürünlerini yetiştiren çok önemli bir ovamız. Gönen baldosu, pirincinin yetiştiği ve Gönen, bir anlamda Balıkesir’i doyuran, Balıkesir de Türkiye’yi doyuran bir ilimiz olarak biliniyor.

Şimdi, Gönen Ovası doğal bir koruma alanı olmasına rağmen, orada Gönen Çayı’nın o kadar tehlikeli ve zehirli atıkları var ki o bölgede, her gittiğimizde yurttaşlarımız bize balıkların öldüğünü, kaplumbağaların dahi öldüğünü, o bölgede sulama yapan, Gönen Ovası’nda sulama yapan köylülerimizin oradaki kimyasal atıklar sebebiyle cilt kanseri ve diğer birtakım şeyler yaşadıklarını ifade ediyorlar.

Ben bunu birçok kez burada ifade ettim, bu ızdırabı, bu yurttaşlarımızın. Hükûmetiniz bu konuyla ilgili bir tedbir almayı düşünüyor mu? Daha fazla bölgenin bir tahammülü kalmadı.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Havutça.

Sayın Işık…

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, şu anda illerde il genel meclisi üyelikleri, programlarını yapmaktalar. Yalnız bu program yapılırken, özellikle gördüğümüz bir şey, daha çok AKP’ye oy çıkan yerlere daha fazla yatırım ayrıldığını, diğer yerlere daha çok üvey evlat muamelesi yapıldığını görüyoruz. Bu konuda gerçekten bir çalışma yapılması gerekiyor, bir.

İkincisi de: Ben aynı zamanda Gümüşhane’nin denetmen milletvekiliyim. Orada, bir altın firmasının, mezarlıkları söküp başka tarafa taşıttığı, taşımayan insanlara da baskı yaptığı yönünde duyumlar alıyoruz. Bu konuda da bir çalışma yapmanızı istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Işık.

Sayın Gök, tekrar buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, Sayın Bakan; yine bir otobüs sorununu gündeme getireceğim. Ankara önemli çünkü yaşadığımız bir kent. Az önce bahsettiğim Gölbaşı konutlarında yaklaşık 10 binin üzerinde bir vatandaşımız yaşıyor ve çok mağdur durumda.

Bir başka problem önceki gün yaşandı. EGO otobüsleri Ankara Esenboğa Havalimanı ile Kızılay ve AŞTİ arasında sefer yapar ve bu 3,5 liraya taşıma mümkünken, Ankara Büyükşehir Belediyesi önceki gün aldığı bir kararla bu hattı özelleştirdi ve on yıllığına kendi şirketi olan Belko’ya devretti. Belko da yapılan uygulamayla bunu bir ihaleyle ya da başka bir tasarrufla bir başka şirkete devredecek. Yani Sayın Melih Gökçek’in kendi görev süresini anlarım ama bir yıl sonra yapılacak seçimlere kadar, ondan sonra oraya kimin geleceği belli olmadan, tam on yıllık bir süreyle Esenboğa Havaalanı’nın arasındaki bu ulaşımın özelleştirilmesinin mantığını anlamamız mümkün değildir. Bu kısa bir dönem…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LEVENT GÖK (Ankara) - Bu konuda Büyükşehir Belediyesi Başkanını uyarmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gök.

Sayın Bakanım…

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suriye’yle ilgili tabii ki 900 kilometreden fazla -bildiğiniz gibi- bir sınırımız var. Bu sınırımızda elimizden geldiğince bugünkü şartlar altında -tabii bu mevcut şartların çok da normal şartlar olmadığı malum- elbette ki sınırımızı, sınır güvenliğimizi korumak için elimizden gelen çabayı sarf ediyoruz ama uzun vadede sınır güvenliğine dönük daha modern sistemler konusunda da gerek Millî Savunma Bakanlığımız gerek İçişleri Bakanlığımızda uzun zamandır yürütülen çalışmalar var. “Entegre Sınır Yönetimi” dediğimiz birtakım çalışmalar var. Daha farklı teknolojilerin kullanımı söz konusu; inşallah orta, uzun vadede daha farklı teknolojiler de kullanılır. Ama şu anda da tabii elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz elbette ama ne yaparsanız yapın bu kadar uzun bir sınırda ve böyle olağanüstü bir hâl içinde istenmeyen birtakım hadiselerin de gerçekleşmesi mümkün elbette. Bize düşen bunu minimize etmek, en aza indirmek, o yönde de tabii ki tavsiyenize katılıyorum.

Diğer taraftan Balıkesir Gönen Çayı ile ilgili, tabii her çevresel problemi kendi içinde analiz etmek, kaynaklarını analiz etmek gerekiyor. Normalde bu çevresel problemlerin birçoğu aslında yerel yönetimlerimizin yatırımını gerektiren, müdahalesini gerektiren meseleler. Az önce belirttiğim gibi SUKAP dediğimiz program kapsamında çok önemli bir çalışma yaptık. Aslında bu program yeterince tanınmıyor belki, KÖYDES’in bir anlamda belediye, yerel yönetim versiyonu. Son üç yıldır bütçemizden 500 milyon civarında… Yaklaşık son üç yılda 1,5 milyar Türk lirası kaynağı İller Bankasına transfer ettik. Kendi kaynağıyla da İller Bankası bunu paçal hâle getiriyor ve imkânı kısıtlı belediyelerimize hibe şeklinde destek veriyor. Kanuni sınırlara takılan belediyelere de borçlanma limiti açısından, yine bu limitlere bağlı kalmaksızın çevre yatırımları yapmak için destek oluyoruz. Buralarda, özellikle yerel yönetimlerin tabii, geliştireceği projelerle çözümler oluşturmak gerekiyor. Biz merkezî idare olarak, görevimiz olmadığı hâlde bu destekleri sağlıyoruz.

Özel idare yatırımlarıyla ilgili, Sayın Işık’ın sorusu vardı. Özel idarelere ayrılan payları, biliyorsunuz, bu yerel yönetimlerle ilgili yaptığımız reformlardan sonra nüfus ve gelişmişlik düzeyi şartına bağladık. Dolayısıyla, nispi olarak daha geri kalmış yörelerimize, daha fazla kaynak öngören, objektif kriterlere dayalı, nüfusa ve gelişmişlik düzeyine dayalı bir şekilde kaynak tahsis ediyoruz. Orada, herhangi bir özel idare için özel bir uygulama söz konusu değil, vergi gelirlerimiz içinden bu kriterlere göre payı ne ise özel idarelerimizin, o kapsamda paylarını alıyorlar.

Yanlış hatırlamıyorsam, alanı da bir kriter özel idarelerde. Nüfus, gelişmişlik düzeyi ve alanı içeren bir kriterler setiyle bu tahsilatı yapıyoruz.

Tabii, ekonomik olarak daha gelişmiş bölgelerin ilave birtakım kaynakları oluyor, belki oradan bir farklılık oluşuyor. Ama ilk defa bu dönemde, “gelişmişlik”i biz bir unsur olarak getirdik. Daha önce bu yoktu, sadece nüfusa bağlı olarak yapılıyordu. Biz “gelişmişlik” kriterini de getirmekle ve payın bir kısmını bu kritere bağlamakla, aslında nispeten az gelişmiş bölgelere bir anlamda bir pozitif, artı bir değer katmış olduk.

Sayın Gök, yine EGO’yla ilgili, yerel yönetimle ilgili sorular sordu. Tabii, bizim bu konularda yerel meclisleri ve yerel başkanları yönlendirmemiz, talimat vermemiz mümkün değil. Yerel yönetimlerin bu tür hizmetlerde bir özerkliği var. Siz de herhâlde bu özerkliğe saygı duyarsınız.

Doğru veya yanlış, onu tartışmıyorum. Kendi kararlarını, kanunlarla verilmiş kendi görev ve yetkileri çerçevesinde kararlarını alırlar ve uygularlar. Yanlış yapıyorlarsa vatandaş bunu görür, gerekli cevabı verir, doğru yapıyorlarsa takdir eder.

Ben şimdi, detayını -dediğim gibi- bilmediğim kararlarla ilgili yorum yapamam ama bu sorunları bana ilettiğiniz gibi ilgili yerel yöneticilere, meclislere de iletirseniz herhâlde onlar en iyi, kendi teknik kadrolarıyla ilgili ayrıntılı değerlendirmeleri yaparlar diye düşünüyorum.

Burada, tabii, bir bakanın bu anlamda başkanlara veya Meclise talimat gibi bir görevi olmamalı, takdir edersiniz. Yerel yönetimlerin bu anlamdaki özerkliğine, hizmet anlamındaki özerkliğine saygı göstermek durumundayız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakanım.

Sayın Ekşi söz istemişler.

Bir dakikamız var, buyurun Sayın Ekşi.

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.

Sayın Bakandan -gerçi kendisinin sorumluluk alanına girmiyor ama- Hükûmet adına bir bilgi rica etmek ihtiyacını duydum. Ordu’nun Mesudiye ilçesinde altı-yedi sene önce açılmış bir Mehmetçik Dershanesi vardı. O dershane sayesinde Mesudiye ilçesinden, ki liseden mezun olan çocukların yaklaşık yüzde 50’si üniversite öğrenimi görme şansına sahip idiler. Bu sene o kapatıldı. Bunun yörede yarattığı çok büyük bir hayal kırıklığı var. Gerekçesinin ne olduğunu ve makul bir gerekçeye de dayanıp dayanmadığını bilmiyoruz. Acaba Sayın Bakan Hükûmet adına bu konuda bizi aydınlatabilir mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ekşi.

Sayın Bakanım, bir şey söyleyecek misiniz?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Oldukça, tabii, spesifik bir konu, ben şu anda bir bilgi sahibi değilim. O yüzden, çok yorum yapmak istemem, bunun notunu aldım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, şimdi, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

2000 TARİHLİ TEHLİKELİ VE ZARARLI MADDELERLE KİRLENME OLAYLARINA KARŞI HAZIRLIKLI OLMA, MÜDAHALE VE İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜNE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) “2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolü”ne katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı.

Sayın Atıcı, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolü’ne katılmamız uygun görülmüş, hayırlı uğurlu olsun, çok güzel bir anlaşma. Biz de buna imza koyduk, komisyonda herhangi bir muhalefetimiz olmadı.

Bu anlaşmayı fırsat bilerek, sizlere, Mersin’i tehlikeli ve zararlı maddelerle nasıl kirlettiğinizi ve Mersin halkının size nasıl intizar ettiğini anlatmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, sanki AKP Hükûmetinin Mersin’e bir garezi varmış gibi, sanki Mersin’i tamamen gözden çıkarmış gibi bir tutum içerisinde olduğunu buradan ifade ediyorum. Neden olduğunu da şöyle kısaca açıklayayım: Mersin’in batısında Akkuyu denilen yerleşkede, yerleşim alanında bir nükleer santral yapılma öyküsü var. Bu nükleer santral yapılma öyküsü tam otuz beş yıl önceye dayanıyor. Otuz beş yıldır gelen geçen bütün hükûmetler, sağ hükûmetler, sol hükûmetler, burada yaşayan halkın bu nükleer santrali istemediğini anlayarak geri adım attılar. Ancak AKP Hükûmeti, Mersin’i cezalandırmak adına, âdeta cennetten bir parça olan bu Akkuyu’ya nükleer santral yapmaya son derece kararlı görünüyor. Anlaşmalarını yaptı, zemin çalışmalarını yapmış gibi görünüyor. Zeminin uygun olmadığını orada yaşayan bütün insanlar da biliyor ve buraya harcanacak olan paranın katbekat daha fazla olacağını söylüyorlar.

Şimdi, batıda nükleer santral; geliyorum doğuya, Mersin’in doğusunda, Kazanlı diye yine bir sahil kentimiz var, Kazanlı’da, çok yakın bir zamanda AKP Hükûmeti sülfürik asit fabrikası yapmaya karar verdi.

Bakın arkadaşlar, Kazanlı bölgesi bir sahil kentidir, insanları balıkçılıkla ve tarımla yaşarlar, geçinirler. Siz buraya bir sülfürik asit fabrikası kurmaya kalkarsanız, yarın buradaki asit yağmurlarıyla, burada yaşayan çocukların ciğerleri yanarsa siz bu anlaşmaya nasıl imza attığınızı kime, nasıl anlatacaksınız?

Bakın, bitmedi daha Mersin’i nasıl kirlettiğiniz. Bir yandan Mersin’i kirletiyorsunuz –birçok yeri kirletiyorsunuz ama ben bugün sadece Mersin’i dile getireceğim- bir yandan da kalkıyorsunuz, uluslararası, tehlikeli, zararlı maddelerle kirlenme olaylarına karşı hazırlıklı olmayla ilgili bir kanun tasarısını imzalıyorsunuz. Bakın, bitmedi Mersin. Mersin Kazanlı bölgesinde bir krom fabrikası kurulmuştu, bu krom fabrikasının atıkları olan krom (+6), son derece kanserojen ve zararlı bir madde olan krom (+6) atıklarını da yine burada depolamaya devam ediyorsunuz ve buradaki halkı ciddi şekilde tehlikeye atıyorsunuz.

Keşke bitse… Bakın, Mersin’de Kazanlı’ya çok yakın bir yerde Karaduvar diye bir mahallemiz var. Karaduvar da, Mersinliler bilirler, bir balıkçı mahallesidir ve insanlar yine balıkçılık ve tarımla geçinirler ve buraya  da siz denizin birkaç mil ötesinden petrol tanklarını yanaştırıp buradan silolara borularla petrolü pompalıyorsunuz. Bir gün, Karaduvar’da yaşayan bir ailenin tarlasından petrol fışkırmaya başladı. Vatandaş da sevindi biz de sevindik “Allah Allah, ne oluyor?” diye. Bir de baktık ki meğersem oradan geçen bir boru patlamış, vatandaşın bütün bahçesi gitti.

Yani şunu söylemek istiyorum: Mersin doğudan batıya kadar çok ciddi şekilde AKP Hükûmeti tarafından kirletilmektedir. Bunu defalarca söyledik, bunu onlarca kere söyledik ve basın toplantılarıyla bunu dile getirdik. Bizi dinlemediniz, vatandaşlar ciddi şekilde tepki gösterdiler ve ayaklandılar. Çok yakın zamanda Kazanlı beldesinde bu sülfürik asit nedeniyle örtü altı seracılık yapan vatandaşlarımız, bundan çok ciddi zarar göreceklerini ifade ederek kalktılar, bir yürüyüş yaptılar, çiftçiler. Bütün resimleri, bütün görüntüleri medyada var. Bunların hiçbirisinin elinde silah yoktu, hiçbirisi terörist değildi, hiçbirisinin elinde sopa yoktu, hiçbirisi taş bile tutmuyordu. Bu insanlar basın açıklaması yaptılar ve dertlerini duyurmak için yürümek istediler. AKP Hükûmetinin emriyle bu çiftçilerin üzerine gaz sıkıldı, tazyikli su sıkıldı. Ben de oradaydım ve ben de bundan nasibimi aldım. Şimdi, AKP Hükûmetinin, Mersin’i nasıl kirlettiğini net bir şekilde sizlere izah ettim.

Değerli arkadaşlarım, bu anlaşmaya imza koyan insanlar onurlu davranırlar ise Mersin’deki nükleer santral hayalini, serüvenini derhâl ama derhâl noktalamak mecburiyetindedirler. Çünkü, bu anlaşmayla “Ben hiçbir şekilde tehlikeli ve zararlı maddelerle bir yerin kirlenmesini istemiyorum.” diyorsunuz. Güzel, hadi istemediniz, ola ki bir şey oldu “Bu sefer hazırlıklı olup müdahale edeceğiz.” diyorsunuz.

Ben, şimdi, AKP Hükûmetine soruyorum: Doğuda Ermenistan sınırı içerisinde “Metsamor” diye bir nükleer santral var. Bu nükleer santral ömrünü çoktan tamamladı. Yapılan istişareler neticesinde pek çok bölümü kapatıldı, bir veya iki bölümü hâlâ çalışıyor. Herkesin, bütün dünyanın gözü bu Ermenistan’daki nükleer santralde; saatli bomba, saatin kaça kurulduğu belli değil, patladı patlayacak. Orada hangi iller var? Ağrı ilimiz var, Kars ilimiz var, Iğdır ilimiz var. Şimdi, siz, bu kadar bilgi elinizde varken bu kanun gereği herhangi bir hazırlık yaptınız mı, yapmadınız mı? Bu çevrede, Ağrı Dağı çevresinde yaşayan 2 milyon insanımızı bir nükleer santral faciası olduğunda boşaltma planınız var mı, yok mu? Ben Sayın Bakandan bunları açıkça ifade etmesini rica ediyorum. Veya buradaki insanlara kanser için herhangi bir iyot tableti veriliyor mu, verilmiyor mu? Benzer şekilde inatla savunduğunuz Akkuyu Nükleer Santrali’nde herhangi bir patlama olursa, oradan Ecemiş fay hattı hafif bir gıdıklayıp da oradaki nükleer santrali yerle bir ederse, buradaki insanlar için bir boşaltma planınız var mı, yok mu? Şimdi siz bana söyleyin. Batıda nükleer santraller kuruyorsunuz, doğuda sülfürik asit, krom (+6) fabrikalarını çalıştırıyorsunuz, ondan sonra kalkıyorsunuz bu anlaşmaya taraf oluyorsunuz. E ben de size sorarım: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Bir yandan vallahi billahi kirletmeyeceğim diyorsunuz, bir yandan nükleer santral yapıyorsunuz.

Yani yapılan nükleer santrali biz, hem Dışişleri Komisyonunda hem basında veya bu kürsüde defalarca sizlere anlattık. “Nükleer santralden bir zarar gelmesi için illaki bir nükleer kaza olması gerekmez.” dedik. Almanya’da yapılan bir çalışmada, bakın, Almanya’da yapılan bir çalışmada, herhangi bir reaktör kazası yok, herhangi bir patlama yok, sadece ve de sadece, nükleer santralin etrafındaki 5 kilometrelik alanda yaşayan çocuklarda lösemi olasılığı 2,2 kat daha fazla. Ben bu Mecliste birçok bilim insanı olduğunu görüyorum, biliyorum. Hani bizim yolumuzu bilim aydınlatacaktı? İşte size bilim, işte size bir çalışma. Bunu girin,İnternet’te, PubMed’de bulabilirsiniz. Bilim insanları bu bölgede löseminin 2,2 kat daha fazla arttığını göstermişler.

Bakın ben, Three Island’daki, Fukuşima’daki, Çernobil’deki patlamalardan bahsetmiyorum. Bunların hiçbirisi, istenen, arzu edilen durumlar değil, kaza. Kaza olabilir, anlarım ama bunlardan ders almak lazım. Akıllı olalım, başkalarının başına gelen musibetlerden ders alalım, illaki bizim başımıza musibet gelmesi gerekmiyor. Bakın Japonya, çıktı, bütün nükleer santralleri kapatacağını ifade etti, sonra geri adım attı, şimdi tekrar kapatmaya hazırlanıyor. Bakın, Almanya, bütün nükleer santrallerini kapattı çünkü bu gibi anlaşmalara imza koydu, imzasına onurlu bir şekilde sahip çıktı.

Şimdi ben, AKP Hükûmetinden, bu anlaşmaya attıkları imzaya onurlu bir şekilde sahip çıkmalarını ve Mersin’deki nükleer santrali ve sülfürik asit fabrikası macerasını sonlandırmasını rica ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Atıcı.

Başka söz talebi yok.

Soru-cevap için sisteme giren arkadaşlarımıza söz vereceğim.

Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Bakan, 27 Aralık 2012 tarihinde Ankara Esenboğa Havaalanı’na geldiğimde çok yoğun bir kalabalıkla karşılaştım VIP salonunda. Öğrendim ki, bu korumalar Başbakanlık koruması olup VIP salonundan Başbakanın yapacağı bir gezi için Urfa’ya gidiyorlar.

Sorum şudur: Herhangi bir polis memuru, havaalanında VIP uygulamasından yararlanmakta mıdır? Başbakan korumalarının havaalanında VIP uygulamasından yararlanmasının yasal dayanağı nedir?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gök.

Sayın Eryılmaz…

REFİK ERYILMAZ (Hataya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, az önce de sordum, bir daha buna benzer bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum: Bugün, Suriye sınırındaki bölgelerimizde devlet görevlilerinin yetkilerinin hemen hemen elinden alındığını biliyor musunuz? Silahlı gruplar orada kendi kurallarını kendileri koyuyorlar.

Bakın, bir örnek daha vermek istiyorum: Suriye’deki, Suriye sınırındaki Suriyelilerin ihtiyaçlarına yardımcı olma adına Türkiye'de bir yardım kampanyası yapıldı, bunu destekliyoruz. Burada toplanan gıda maddelerinin, Suriyeli ihtiyaç sahiplerine ulaşmadan önce, oradaki silahlı grupların eline geçtiğini ve bunların tekrar sınırdaki bölgelere kelepir fiyatına satıldığını biliyor musunuz?

Bakın, az önce, sınırda Reyhanlı’dan –ilçenin adını söylüyorum- bir vatandaş aradı. Konya’da üretilen şekerlerin, sözde, Suriyeli yardıma muhtaç vatandaşlara götürüldüğü iddiası var. 50 tane çuvalı kelepir fiyata bana satmak istediklerini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REFİK ERYILMAZ (Hatay) - Bunların önüne geçemiyorsunuz, bu sadece bir örnek.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Işık…

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, TELEKOM’a ait olan binaları, üzerine büyük afişlerle “sahibinden satılıktır” altına da metrekaresi yazılarak satılması uygun mu değil mi, bunu hangi yönteme göre yapıyorlar?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Işık.

Sayın Erdemir.

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesinin ve sürdürülebilir kalkınmasının önünde iki büyük engel var. Bunlardan birisi, düşük tasarruf oranımız, diğeri ise finansal okuryazarlık düzeyimizin düşük olması. Bu iki konuda…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Bir de AKP var.

AYKAN ERDEMİR (Bursa) - Evet, burada Sayın Vekilimiz hatırlatıyor, “Bir de AKP var.” diye ama ben ilk iki maddeye ilişkin sizden bir yanıt rica edeceğim. Bu iki sorunun giderilmesi için Bakanlığınızın yaptığı çalışmalar nelerdir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erdemir.

Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanıma şöyle, sual şeklinde değil, yardımcı olma noktasında…

Bizim Adana iyi idare edilmeyen, epeydir çok sıkıntılı, çok kaoslu, çok kavgalı bir yer; yönetimi iyi değil. Dolayısıyla, şimdi, Adana’ya, Sarıçam bölgesine yani Sarıçam ilçesine bu Suriye’den 18 bin tane insan getirilip yerleştirilmek isteniyor, yerleri hazırlanıyor. Bize, bundan önce “Adana’nın dışında münhal olan yerlere getirilebilir.” dendi. Hükûmet çok güçlü, bu memleketin elektriğini, suyunu yer altından çekebilir. Dolayısıyla, elektriğini suni olarak taşıyabilir. Bu Adana’ya bu Suriyelileri bulaştırmasalar olmaz mı? Bakanımıza bunu söylemek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Canalioğlu…

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakanımdan aracılığınızla sormak istiyorum. Trabzon-Araklı ilçemizin Turup bölgesinde katı atık depolama tesisi yapılan alan  hemen yola çok yakın bir yer, 2-3 üç kilometre mesafede olup, vatandaşlarca da tepkiyle karşılanmaktadır olmaması yönünde. Bununla ilgili Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımız da inceleme yapmıştı, sonradan yapılmayacağını söylemişti, basına da yansıdı. Son durum nedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Canalioğlu.

Sayın Bakan, buyurun.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Özellikle Sayın Erdemir’in sorusu, Bakanlığımızın doğrudan konusu olduğu için, müsaadenizle ondan başlamak istiyorum: Tasarruf oranları gerçekten ülkemiz için son derece önemli bir konu çünkü yatırımların kaynağı tasarruflar. Türkiye’de son on beş yirmi yıllık perspektifle baktığımızda, tasarruf oranlarında kamu için bir artış olduğunu görüyoruz. Kamu, geçmişte daha fazla açık veren bir durumdayken özellikle son on yılda bütçe disiplinine riayet etmemiz, bu anlamda yaptığımız değişimlerle kamuda tasarruf oranlarının ciddi anlamda arttığını görüyoruz. Bu, çok sevindirici gerçekten. Hâlâ yapılması gereken işler yok mu? Tabii ki daha da iyisini yapmak gerekiyor.

Diğer taraftan, özel sektörün hane halklarının tasarruflarında aynı dönemde bir azalma trendi görüyoruz. Kalkınma Bakanlığı olarak biz Dünya Bankasıyla birlikte ortak olarak aslında bu konuyu detaylı bir şekilde analiz ettik ve ilk defa Türkiye’de bu tasarruflarla ilgili kapsamlı bir çalışma yaptık, onu da kamuoyuyla paylaştık. En son, bu 2012 yılında yüzde 14’ler civarında bir tasarruf oranımız var. Yani dış dünyanın tasarrufunu büyük oranda kullanıyoruz. Gelişmekte olan bir ülke olarak bir oranda dış dünyanın tasarrufunu kullanmamız anormal bir durum değil yani biz dünyaya tasarruf ihraç edecek konumda olan bir ülke değiliz. Hızlı büyümemiz lazım, altyapı ihtiyaçlarımız var, dünyanın tasarrufunu belli oranda çekmemiz -bunu aynı zamanda cari açığa da tercüme edebilirsiniz- bir oranda cari açık vermemiz gayet normal bir durum. Bunu yadırgamamak gerekir. Bunun önemli olan dozajıdır, belli bir düzeyde sürdürülebilir bir şekilde bunu götürmektir, buna gayret ediyoruz.

Tasarruflarla ilgili iki boyutlu bakmamız lazım. Bir, işin arz boyutu var. Birincisi: Daha fazla tasarruf enstrümanını finansal aracı piyasalara sunmamız gerekiyor. İkincisi: Mevcut tasarruf araçlarını, bireysel emeklilik sistemi gibi mevcut enstrümanları daha cazip hâle getirmemiz gerekiyor. Bunu da yapmaya gayret ediyoruz. Bir taraftan işte, yeni enstrümanlar devreye sokuyoruz, kira sertifikaları gibi, bir taraftan da mevcut enstrümanları daha etkili hâle getirmeye çalışıyoruz. Bu, işin arz boyutu.

Bir de talep boyutu var. Burada da yapılacak çok iş var tabii. Finansal okuryazarlık -az önce sizin de altını çizdiğiniz- gerçekten önemli bir konu. Halkımıza daha belki temel eğitimden başlayarak tasarruflar konusunda ve firmalarımıza daha fazla farkındalık oluşturmamız, daha bilinçli bir şekilde tasarrufları değerlendirme konusunda bu anlayışı geliştirmemiz gerekiyor.

Diğer taraftan, tabii, tasarruflarla ilgili şunun da altını çizmek isterim. Yapısal birtakım unsurlara baktığımız zaman, demografik gelişime baktığımız zaman, bundan sonraki süreçte Türkiye'nin tasarruf oranları, artış eğilimine girecek diye bekliyoruz. Orta Vadeli Program’ımızda bizim 2015 yılı için öngördüğümüz yüzde 16’lar civarında, giderek de bu daha uzun vadede artacak diye bekliyoruz. Geliriniz arttıkça, iş gücüne katılım oranı arttıkça, özellikle kadınlarımızın iş gücüne katılım oranı arttıkça, tasarruf oranlarında da bir artış trendi bekliyoruz. Tabii, bu trendi bizim daha fazla desteklememiz lazım. Aslında bu yapısal dip noktalara gelmiş durumda Türkiye, buralardan yukarıya doğru bir çıkış seyrine girmiş durumdayız, işte bunu destekleyici politikalarımızı da çok boyutlu bir şekilde ortaya koyuyoruz.

En son Orta Vadeli Program’ımızda temel politika setimiz içinde tasarrufları çok merkezî bir yere koyduk ve bu yönde de çeşitli önlemler öngörüyoruz, bunu da adım adım uygulamaya devam edeceğiz, ama böyle yapısal bir değerin çok kısa bir sürede değişmesi kolay değil, bu, orta vadeli, uzun vadeli perspektifle ele alınması gereken, çözümlenmesi gereken bir konu, Kalkınma Bakanlığı olarak en fazla üzerinde durduğumuz, gayret sarf ettiğimiz, analiz yaptığımız ve politikalar önerdiğimiz bir alan, önümüzdeki dönemde de bu konu üzerinde hassasiyetle durmaya devam edeceğiz.

Sayın Gök yasal VIP’lerle ilgili sorular sordu. Doğrusu, o konuları yazılı olarak cevaplamakta fayda var diye düşünüyorum, kanuni çünkü, mevzuatla ilgili sorular soruldu.

Suriye’yle ilgili yine bazı hadiseler dile getirildi. Tabii, az önce bahsettiğim gibi orada olağanüstü bir durum var, bir iç savaş var, bu iç savaşın getirdiği maalesef bir otorite boşluğu var Suriye içinde. Bu, bizden kaynaklanan bir durum değil. Oradaki iç yapıdaki düzensizlikler, tabii, Suriye’deki olağanüstü durumun, iç savaşın, otorite boşluğunun getirdiği düzensizlikler. Şunu temenni etmemiz lazım hep birlikte: İnşallah, en kısa sürede, bir şekilde o rejim değişikliği olur. Tüm Suriye halkını kucaklayan, Suriye’nin birliğini, beraberliğini koruyan, bütün kesimleriyle Suriye halkını temsil eden bir yapı oluşur diye temenni etmemiz lazım. Bu işin en köklü çözümü tabii… Meselenin kaynağı bu olduğu için bunun bir an önce sonuçlanmasını temenni etmemiz gerekiyor.

Bizim, tabii, yapacaklarımız sınırdaki güvenlik tedbirlerimizi almak. Bunun için güvenlik güçlerimiz, mülki idaremiz elbette ki tedbirler alıyor fakat orada büyük bir yangın varken ne tedbirler alırsanız alın bazı düzensizliklerin olacağını da öngörmemiz gerekiyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, 1’inci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Şandır, Mersin…

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı Hoca’nın söz konusu ettiği Mersin’deki kirlenme konusuna birkaç cümleyle de ben katılmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 1990 tarihinde kabul edilen petrol kirliliğine karşı ve 2000 yılında kabul edilen Tehlikeli ve Zararlı Maddelere Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolü’nün kanunlaştırıldığı bir kanunu burada müzakere ediyoruz ve birazdan kabul edeceğiz. Çok önemli, bana göre değerli, üzerinde durulması gereken bir sözleşme, bir protokol bu. Bu vesileyle, Türkiye’mizin tüm denizlerindeki kirliliği, tüm üretim alanlarındaki, tarımdaki kirliliği hepinizin dikkatine sunuyorum ama özelde de Mersin’i size kısaca arz etmem gerekiyor.

Mersin -sizler de biliyorsunuz, aranızda değerli Mersin milletvekillerimiz de var- Türkiye'nin göz bebeği. 320 kilometre sahiliyle, deniziyle, hemen denizlerden başlayan dağlarıyla gerçekten Türkiye’miz açısından turizm alanında çok önemli bir potansiyel. Büyümek açısından dünya turizm pazarına sunabileceğimiz, rekabet edebileceğimiz çok önemli, değerli bir alan. Ama ne yazık ki buranın kıymetini bilemiyoruz. İktidarınız döneminde aldığınız kararlarla, bu kadar değerli, Türkiye’miz için -Hükûmet için de, ülke için de- çok değerli olan bu imkânı heba ediyoruz. Bunu Mersinliler adına siz değerli milletvekillerine duyurmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Antalya’nın Gazipaşa’sını da katarsak yaklaşık 450 kilometrelik bir sahil şeridi. Dağların hemen başladığı… Yani on dakika sonra kayak yapmaya çıkabilirsiniz, on dakika sonra denize girebilirsiniz. Bu kadar değerli bir coğrafyayı, maalesef, Akkuyu nükleer santrali inadınızla Türkiye’ye zehrediyorsunuz.

Mersin halkı bunu 1970’li yıllarda da yaşamıştı. Türkiye'nin sanki başka yeri yokmuş gibi, Silifke SEKA Fabrikasını getirip Taşucu beldesine kurdunuz ve Mersin’in turizmde atak yapmasını otuz yıl öteledik. Antalya, İzmir, Muğla turizmde çok ileri mesafelere ulaşmalarına rağmen, Silifke’de kurulan bu SEKA Fabrikası maalesef Mersin’de turizmin önünü kesti. Şimdi aynı kaderi yeniden Mersinlilere yaşatmaya çalışıyorsunuz. Akkuyu nükleer santrali bu türlü bir sonuç getirecektir. Türkiye’mizin enerjiye ihtiyacı var ve bu enerji çeşitli kanallardan biri olarak nükleer santrallerden de kazanılmalı. Buna itiraz etmiyoruz. Ayrıca, Türkiye eğer büyük ülke olacaksa, bu büyük ülke olmanın yolu biraz da bu nükleer teknolojinin, bunun bilgisinin kazanılmasından geçiyor. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz Akkuyu nükleer santralinin Mersin Büyükeceli’de yapılmasına hararetle karşı çıkıyoruz. Ancak, Türkiye’nin nükleer enerjiye sahip olabilmesi için nükleer santrallerin yapılmasına da “Doğrudur, olabilir.” diyoruz ama günümüz dünyasında, maalesef, nükleer santrallerde yaşanan olumsuzluklardan -bütün tedbirlere rağmen- işte, Japonya’da, Almanya’da, dünyanın birçok yerinde yaşanan bu olumsuzluklardan sonra artık dünyanın nükleer enerjiden vazgeçip nükleer santrallerini sökmeye başladığı bir süreçte, Türkiye inadına, turizm için, nükleer enerjiden çok daha fazla değerli olan Mersin kıyılarını nükleer santrale açıyor.

Bir başka şey, yine sayın milletvekilinin ifade ettiği gibi, Mersin gibi tarımın göz bebeği yani Türkiye’nin yaş sebze ve meyvede ambarı düzeyindeki Mersin ovalarını bu sanayi artıklarıyla kirletiyor. Trakya’yı bitirdiğimiz gibi, şimdi Tarsus Ova’sını, Mersin Ovası’nı, Çukurova’sını da kurulan fabrikalarla bitiriyoruz maalesef. Petrol kirliliği de var. Şimdi sülfürik asit fabrikası yapılıyor Mersin’de yani orada ihracatımızın önemli bir kaynağı olan yaş sebze ve meyvede kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu kanunun görüşülmesi vesilesiyle bunu fırsat bilerek Mersinliler adına bu nükleer santral kararınızı, Akkuyu’da, Mersin-Gülnar-Büyükeceli’de kurulacak bu nükleer santral kararınızı yeniden gözden geçirmenizi gelecek nesiller adına da sizden talep ediyor, kanunun hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Başka söz talebi yok.

Sisteme giren arkadaşlarımıza sırasıyla söz vereceğim.

Sayın Işık? Yok.

Sayın Doğru…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Tokat ili başta olmak üzere, Anadolu’nun birçok yerinde her geçen gün artan, büyükşehirlere ve gelişmiş olan bölgelere göç vardır. Göç sonucunda topraklar boş kalmakta, köyler ve şehirler de boşalmaktadır. Kalkınma Bakanlığı ve Hükûmet olarak bu bölgelerin gelişmesi noktasında, göçün durması noktasında hatta tersine göçün olması noktasında bir planınız var mıdır, makro planınız var mıdır; bunu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Doğru.

Sayın Gök…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, hafta sonu Polatlı’nın İnler ve Özyurt, Haymana’nın Bumsuz, Balçıkhisar ve Kerpiç köylerinde yurttaşlarımızla beraber oldum. Hemen hemen sorunları aynı. Bu sorunları sizlere iletmeyi görev sayıyorum.

Bütün bu köylerimizde kanalizasyon, su, yol ve elektrik gibi çok ciddi problemler yaşanmakta olup, ayrıca köylülerimizin kendilerini kısmen rahatlatacak bir borç öteleme talepleri vardır. Bütün köylülerimiz çok ciddi borç yüküyle karşı karşıya olup bankaların tehdidi altındadır. Bu konuda çok ciddi mağduriyetler ulaşmaktadır. İktidarınız, köylülerimizi kısmen de olsa rahatlatacak bir tedbir almayı düşünüyor mu? Bu konuda acil olarak neler yapmayı düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gök.

Sayın Ökten…

ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Mersin) – Evet, Mersin milletvekili olarak, Sayın Şandır’ın söylediği Akkuyu santraliyle ilgili bir bilgi vermek istiyorum.

Hepinizin de bildiği gibi Akkuyu’da nükleer santral kurulmasıyla ilgili anlaşma, rahmetli Bülent Ecevit Hükûmeti zamanında ve Sayın Bülent Ecevit Hükûmetinin, Bülent Ecevit’in imzasıyla çıkmıştır ve bunun yanında nükleer santral yapımı noktasında Akkuyu’da yapılacak, yapılması planlanan nükleer santral, “üçüncü jenerasyon nükleer santral” dediğimiz santral olduğu için sizin burada arz ettiğiniz doğaya, insanlara ve çevreye zarar verecek nitelikte bir santral oluşumu değil, aksine Japonya’nın da kendi bünyesi içerisinde yaptığı, en az zarar verebilecek nitelikte yapılmış özel üçüncü jenerasyon nükleer santrallerdendir.

Bunun dışında, Mersin’in bozulmasıyla ilgili bir sürü söz söyledi. Bunun hiçbirine katılmıyorum çünkü Mersin… Şu noktada katılmıyorum: Hükûmetimizi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ökten.

Sayın Erdemir…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Bakanım, yine Türkiye'nin sürdürebilir büyümesi ve kalkınmasının önündeki önemli risklerden biri: Türkiye'nin özel sektör borçluluğu. Türkiye'nin dış borç stokunda biliyoruz ki artık aslan payını özel sektör oluşturuyor. Fakat özel sektörün dış borç riskini ve bunun yarattığı kırılganlığı tam olarak tahlil edemediğimizi düşünüyorum. Siz Türkiye'nin özel sektör dış borcunun yapısını, vadesini, firmalara göre dağılımını, döviz kurlarına göre dağılımını incelettiniz mi, araştırttınız mı? Burada ne şekilde bir kırılganlık görüyorsunuz ve önümüzdeki dönemde ekonomide bir krizin kaynağını oluşturabilir mi?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdemir.

Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Mersin milletvekilimizin söylediği doğrudur, nükleer santral rahmetli Sayın Bülent Ecevit zamanında imzalanmıştır ama rahmetli Bülent Ecevit ve ondan sonra gelen bütün başbakanlar halkı dinleyerek bu santrali yapmaktan vazgeçmiştir. AKP Hükûmetinin de aynı hassasiyeti göstermesini rica ediyorum.

Ayrıca, kendisine çok teşekkür ediyorum, “en az zarar veren santral” diyerek zarar verdiğini kabul etmiştir. Evet, Metzamor da kurulduğu zaman en az zarar verendi, şimdi en çok zarar veren oldu. En az zarar veren Akkuyu, yirmi yıl, otuz yıl sonra en çok zarar veren Akkuyu olacaktır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, öncelikle usulünüzle ilgili bir şeyi merak ediyorum ve az önceki mevzuyla ilgili de biraz sonra söz alacağım.

İç Tüzük’ümüze göre sorular yerinden bakana, hükûmete yöneltilir ve sorulara hükûmet cevap verir. Milletvekillerinin sorulara cevap vermesi usulden midir? Buna sizin cevap vermenizi istiyorum.

Nükleer santralle ilgili ben de biraz sonra uygun bir uluslararası anlaşmada düşüncelerimi söyleyeceğim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Milletvekilleri, tabii, soru sordukları zaman sorularının şeklini biz tayin edemiyoruz Sayın Altay. Dolayısıyla söz isteyene söz vermek durumundayız.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Müdahale etmeniz lazım.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, buyurun.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Göç konusu gerçekten önemli bir konu, hem büyük şehirlerimizi ilgilendiriyor aslında hem de bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor. Biz Kalkınma Bakanlığı olarak genel politika anlamında şunu düşünüyoruz: Bu konuda özellikle bölgesel politika çok önemli yani yerelde yaptığınız işler, istihdamı artırmanız, nispi olarak geri kalmış bölgelerde cazibe merkezleri oluşturmanız, buralarda nüfusu tutmanız çok önemli. Tabii, bunu yüzde 100 başarmak belki kolay değil ama bu yönde gayret sarf ediyoruz.

Son yıllarda da önemli bazı kurumsal enstrümanlarla bunu yapmaya çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi, bölgesel programlarımız. GAP, DAP, KOP, DOKAP gibi programların temel amaçlarından bir tanesi, aslında, bu göçü azaltmak. Rakamlara baktığınızda nispi olarak azaldığını görüyorsunuz yani yine devam ediyor göç ama geçmişe dönük olarak nispeten bir azalma var. Bu aslında büyük şehirlerimiz açısından da önemli çünkü sorunu kaynağında çözmüş oluyorsunuz. Orada çözmezseniz, o nüfus gelip büyük şehirlerde başka sorunlara yol açıyor. Dolayısıyla, biz, yatırım ödeneklerimizde, kamu yatırım ödeneklerinde, özellikle ortalamanın altında bölgeleri önceliklendirdik. Baktığınız zaman, DAP bölgesinde on yıllık süreçte 4 katından fazla bir artış yaptık; DOKAP bölgesinde yine 5 kata yakın bir artış yaptık yatırım ödeneklerinde; KOP bölgesinde 6 kat civarında bir artış yaptık; GAP bölgesinde de yine bunun üzerinde bir artış yaptık. Yani, toplam yatırım ödeneklerimizde bu nispi olarak az gelişmiş bölgelerin payı on yıl önce yüzde 20’ler civarındayken, bugün yüzde 35’ler civarına çıkmış durumda. Bu önemli bir unsur. Diğer taraftan, teşvik politikalarımızla yine bu bölgelerde özel sektör yatırımlarını teşvik ediyoruz. Burada da “SEGE” dediğimiz, Sosyoekonomik Gelişmişlik Endeksi’ni bir kriter olarak kullanıyoruz. Göçün çok olduğu bölgeler, takdir edersiniz ki nispi olarak az gelişmiş bölgeler. Buralarda özel sektör yatırımlarına da ayrıcalıklı destekler veriyoruz. En son teşvik sistemimizde de  6 bölge hâlinde bu bölgelerimizi sıraladık ve teşvik sistemimizin bölgesel boyutunu ona göre ayarladık.

Diğer taraftan, kalkınma ajansları gibi yeni birtakım yapılanmalarla yine buralarda yerel dinamikleri harekete geçirmeye çalışıyoruz. Çünkü biz şuna inanıyoruz: Sadece merkezden politikalarla bu işler çözülmez, yerel aktörlerin sürece girmesi lazım -yerel yönetimlerin, iş dünyasının, sivil toplumun- ve her yöremiz için bir ayrı vizyon belirleyip, oranın mukayeseli üstünlüklerini iyi analiz edip, onun üzerinden bir bölgesel strateji geliştirmek lazım. Bunun için ajanslarımıza biz hep şunu söylüyoruz: Bunlar, sadece para dağıtan kurumlar değil, bilgi üreten kurumlar; yerel aktörlerle birlikte, bütün katılımcı mekanizmalarıyla birlikte, o bölgeler için yeni çıkış yolları arayan kurumlar. Ben, özellikle geçen yıl, bütün bölgelerimizde bunu temel öncelik olarak belirledim ve bütün sekreterlerimizden de bunu istedim doğrusu: Daha fazla analiz, daha fazla bilgi. Bu, insan gibi, nefsini daha iyi bilenin kendini daha iyi geliştirebileceği gibi, yörelerde de aynı şey geçerli; ne kadar iyi tanırsanız, iyi analiz ederseniz, o kadar iyi stratejiler belirlersiniz. Bu yönde de çeşitli çalışmalarımız var, şimdi çok detayına girmemiz mümkün değil.

Sayın Gök köylerle ilgili soru sordu; yol, su, kanalizasyon problemleri. Burada, KÖYDES gibi çok önemli bir program uyguladık. Bugüne kadar 7,9 milyar lira kaynağı bu işlere ayırdık, yol ve içme suyu başta olmak üzere ve gerçekten çok büyük bir atılım gerçekleşti kırsal alanda. Buna yine devam ediyoruz 2013 yılında da.

Ayrıca, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu’nda, biliyorsunuz, bütün alan artık büyükşehirlerin kapsamına girdi. Ankara da bunlardan bir tanesi. Bundan sonraki süreçte büyükşehirlerimiz, daha bütüncül bir şekilde, kaynakları, imkânları bir havuzda toplayarak bu kırsal alana da, eskiden kırsal alan olan bölgelerimize de daha iyi bir hizmet götürecek diye inanıyorum. Büyükşehirlere de zaten yeni mali imkânlar oluşturduk, bunlar da bu anlamda faydalı olacak.

Sayın Erdemir özel sektör borçluluğunu sordu. Bu, tabii ki makroekonomik açıdan dikkatle izlememiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Peki, bir sonrakinde…

BAŞKAN – 2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şahsı adına Engin Altay.

BAŞKAN – Madde üzerinde şahsı adına Engin Altay.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Hükûmetin ya da önceki hükûmetlerin yaptığı uluslararası anlaşmaların uygunluğuyla ilgili kanun tasarılarını onaylıyoruz.

Ancak, burada, biraz önce Mersin Milletvekilimiz Aytuğ Atıcı’nın Mersin’de yapılması planlanan nükleer santralle ilgili çekincelerine yönelik olarak Hükûmet yerine iktidar partimizin bir sayın, değerli milletvekili kendince bir cevap verdi. Ancak sayın milletvekilimizin unutmaması gereken ya da biraz tetkik etmesi gereken bir şey var, o da şu: Ecevit döneminde bu projenin başlatıldığını söyledi. Sayın milletvekilim belki o günleri bilmez. 70’lerde dünyada petrol krizi çıktığı zaman bu nükleer santrallere -âdeta altın madenine hücum eder gibi, altın bulmuşçasına insanlar- bütün dünyada “Dünyanın geleceği kurtuldu.” zannıyla büyük bir yöneliş başladı, bu doğrudur. Ama çok kısa bir süre sonra nükleer santrallerin, hele o dönemki birinci kuşak nükleer santrallerin ne kadar sakıncalı olduğu ve doğurduğu ağır sonuçlardan sonra bütün dünyada, Japonya’dan Almanya’ya kadar, Amerika’dan Çin’e kadar bütün dünyada ülkeler, enerji politikalarında birinci, ikinci ve sayın milletvekilinin söylediği üçüncü kuşak nükleer santralleri terk ettiler. Bunların inşa hâlinde olanları durduruldu, planlananlar, projelendirilenler rafa kaldırıldı. Hükûmetin bu nükleer santral konusundaki politikasından çok politikasızlığını anlamak da mümkün değil. Yani biz Almanya’nın durdurduğu, kullanmadığı, “Bu yanlış, sakıncalı, dünyanın, çevrenin ve insanlığın geleceği için tehlikeli.” dediği bir hurda yığınını alıp Türkiye’ye kurdurarak -Almanya’nın ya da Rusya’nın ya da Kore’nin fark etmez- ne sağlamayı düşünüyoruz, Hükûmet bu konuda ne yapmayı hedefliyor, bilmiyorum.

Ben size bir şey söyleyeyim sayın milletvekilleri: Bugünün şartlarında mevcut enerji kapasitemiz, potansiyelimizle, kayıp kaçağın önlenmesi hâlinde yani üretimde, iletimde ve dağıtımdaki kayıp kaçağın önlenmesi hâlinde Türkiye'nin enerji sorunu falan da yoktur. İthal doğal gaz çevrim santralleri… Ben bunu bu Meclise çeşitli defalar söyledim, doğal gaz üzerinden elektrik enerjisi üretmek gibi bir mantıksızlığı Türkiye'de ortaya koyanlar ve bunu hayata geçirenler vatana ihanet etmiştir dedim. Sizin o dönemki bakanınız da “Engin Bey doğru söylüyor.” dedi. Alım garantili doğal gaz anlaşması yapıp da ondan sonra “Bu doğal gazı toprağa mı gömeceğiz?” diye bundan elektrik üretmek gibi bir mantıksızlığa düşen Hükûmet, şimdi de benzer bir uygulama daha yapıyor, o da şu: Türkiye'nin 46 yerine ithal kömür kaynaklı termik santral projelendirmiş. Bu da, Hükûmetin kabul ettiği gibi, o alım garantili doğal gaz anlaşmasını yapanlar vatana nasıl ihanet ediyorsa, ithal kömür kaynaklı termik santral kurmak da vatana ihanetin daniskasıdır. Bunun böyle bilinmesi lazım. Hükûmetin de gelip buradan bu ithal kömür kaynaklı termik santral kurmaktaki muradın ne olduğunu hem milletvekillerine hem de yüce milletimize açıklaması lazımdır.

Bu anlamda, Hükûmet, enerjiyle ilgili bir şey yapacaksa… Daha geçen, 112 proje, 2012 12’nci ay 12’nci günde Sayın Başbakanın açtığı, benim de bulunduğum, Boyabat Barajı’nın açıldığı gibi, yapıldığı gibi, hem de özel sektörle… Özel sektörü de kutluyorum. Ben de oradaydım, o törendeydim. Bakın, doğru yapılan her işin yanındayız. Boyabat Barajı gibi 10 tane daha Boyabat Barajı yapalım; özel sektörü teşvik edin, yaptıralım, eyvallah ama siz bu termik kafayla, bu nükleer kafayla giderseniz Türkiye'ye çok ağır bir kötülük yapmış olursunuz. Kendinizi ve sizden sonraki kuşak çocuklarınızı ağır bir vebal altında bırakırsınız. Günahtır, ayıptır, yanlıştır. Hükûmet, hem bu nükleer maceradan hem de bu termik saçmalığından derhâl vazgeçmelidir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Madde üzerinde başka söz isteği yok.

Arkadaşlarımızdan soru-cevap konusunda bir talep yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi elektronik cihazla oylama yapacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı   :  217

Kabul                          :  216

Çekimser                       1 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Bu şekilde, tasarı kanunlaşmış ve kabul edilmiştir.

Şimdi, 12’nci sırada yer alan, 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1978 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

12.- 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1978 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/504) (S. Sayısı: 130) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 130 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Gaziantep Milletvekili Sayın Ali Serindağ.

Sayın Serindağ, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1978 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ülkelerin değişik alanlarda iş birliği yapmaları elbette o alandaki sorunların çözümüne katkı sağlar. Bu nedenle, Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesi’nin onaylanması da uygun olur bizce. Ancak denizde can güvenliğini sağlarken karada can güvenliğini bizim ihmal etmememiz lazım.

                                     

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 130 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Şimdi, sayın milletvekilleri, hepinizin dikkatine bir konuyu getirmek istiyorum. İki gün önce Sayın Bakana soru olarak sormuştum, Hükûmet sıralarında Sayın Gençlik ve Spor Bakanı vardı, soru tabii ki Sağlık Bakanlığını ilgilendiriyordu ve Sağlık Bakanına konuyu ileteceğini söylemişti. İlettiğini veya iletmediğini bilmiyorum ama sorunun hâlâ çözülmediğini ve hâlâ aynı sorunun devam ettiğini biliyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, sağlık hizmetleri çok önemli hizmetlerdir, sağlık hizmetleri ihmal edilemez hizmetlerdir. O nedenle, biz sağlık hizmetlerinin önemine inanıyoruz ve sizin de inandığınızı zannediyoruz. Ancak şimdi, Türkiye’nin en büyük hastanelerinden biri olan, bakın dikkatinizi çekiyorum, Türkiye’nin en büyük hastanelerinden biri olan Ankara Numune Hastanesinde şu anda endovasküler cerrahi malzemenin bulunmaması nedeniyle bu hastanede ameliyat yapılmamaktadır, bu alandaki, bununla ilgili cerrahi müdahalelere gidilememektedir, hastalar orada ama malzeme yokluğu nedeniyle bunlara müdahale edilememektedir.

Bizim edindiğimiz bilgilere göre, firmalar verilen fiyatı uygun görmemektedirler, yeterli görmemektedirler. O bizim dışımızda ama biz mutlaka bu malzemelerin temin edilmesini ve müdahaleyi bekleyen hastalarımıza bu müdahalenin en kısa zamanda mutlaka gerçekleştirilmesini istiyoruz. Bunu hepinizin vicdanına bırakıyorum. Bakınız, iki gün önce söyledim, kimse üzerinde durmadı, aynı sorun devam ediyor. Belki aynı sorun pek çok hastanemizde de devam ediyor olabilir ama ben sadece Ankara Numune Hastanesiyle ilgili bilgi aldım çünkü orada hastamız vardı, çünkü başımızdan geçti.

Değerli milletvekilleri, tüm Türkiye’nin bu konuda dikkatli olması lazım. Sağlık hizmetlerini AKP iktidarının nereye getirdiğini ve insanlarımızı ne tür sonuçlarla karşı karşıya bıraktığını dikkatinize sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz evvel sözlerimin başında da söyledim, değişik alanlarda ülkeler iş birliği yapabilirler. Bunlardan birisi de, önemli konulardan birisi de terördür. Biliyorsunuz, terör artık uluslararası bir nitelik kazanmıştır. O nedenle, terörün önlenmesinde ülkelerin iş birliği çok önemlidir. Şimdi, önemli olan da, öncelikle komşularla iş birliği önemlidir yani tüm ülkelerin iş birliği yapması lazım ama öncelikle de komşularla bu konuda iş birliğine gitmek lazım. Ancak, AKP döneminde, maalesef, komşularımızla bu tür iş birliği imkânları ortadan kaldırılmıştır.

Bakınız, Suriye’de şu andaki olaylar başlamadan az önce Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetiyle Suriye Hükûmeti arasında terörün önlenmesine yönelik pek çok anlaşma imzalandı ancak bu anlaşmaların hiçbirisi Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmedi, hatta -siz de hatırlarsınız- bir ara getirildi, tekrar geri çekildi çünkü Suriye’yle Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı sorunlar terör alanında, terörle ilgili olarak iş birliği yapma imkânını ortadan kaldırdı. Siz de biliyorsunuz ki dış olaylar da mutlaka iç olayları etkiler, diğer ülkelerle ilişkilerimiz içerideki terör olaylarını da etkilemiştir. Bu zaman zaman basında da yer almıştır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, elbette ülkemize sığınan sığınmacıları misafir etmek, elbette onlara insani yardımda bulunmak bizim görevimizdir. Kimse buna bir şey demiyor, biz buna bir şey demiyoruz, hatta “Buna destek ver, bunun öyle olması lazım.” diyoruz. Sizin ülkenize sığınmış birileri varsa sizin onlara yardımcı olmanız gerekir. Bu ilk defa olmuyor. Biliyorsunuz, Bulgaristan’da soydaşlarımızın Jivkov’un zulmüne maruz kalmasından sonra oradaki pek çok insan da Türkiye’ye geldi ve onlar Türkiye’nin muhtelif yerlerinde misafir edildiler. Biliyorsunuz Kırklareli’nde Gaziosmanpaşa göçmen misafirhanesi var. Bulgaristan’dan gelenler, Kosova’dan gelenler, Bosna’dan gelenler, bunların hepsi orada misafir edildi ve Türk milleti onlara tüm imkânlarını sundu. Ancak hiçbir ülke başka bir ülkenin iç işlerine karışma durumunda kalmadı yani öyle bir zemin hazırlamadı, öyle bir ortam hazırlamadı. Türkiye Cumhuriyeti o ortamı hazırlamadı; başkaları o ortamı hazırladı, Türkiye Cumhuriyeti hükûmeti oradan gelen soydaşlarımıza, oradan gelen insanlara yardım elini uzattı. Oysa Suriye öyle değil. Şimdi, basında yer aldı ve bu doğru dürüst yalanlanmadı. Türkiye Suriye’deki muhalif gruplara her tür lojistik desteği sağlıyor mu? Kimse bunu inkâr etmiyor, sağlıyor. Eğitim imkânlarının sağlandığı yolunda ciddi iddialar var. Hatta Türkiye üzerinden Suriye’deki muhalif grupların silahlandırıldığına dair ciddi söylentiler var.

Değerli arkadaşlarım, tüm bunlar bizim Suriye’yle ilişkilerimizi gerdi ve Suriye’yle ilişkiler mutlaka içerideki terör olaylarını da etkiliyordur. Benzer sorun İran’la var, benzer sorun Irak’la var. Biz Irak Merkezî Hükûmetini bıraktık, tüm ilişkileri Bölgesel Yönetimle kuruyoruz. Hâlbuki Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin temel prensibi başlangıçta neydi? Başlangıçta temel prensip Merkezî Hükûmetle iş birliğine gitmekti. Yani kısaca, uluslararası ilişkilerde Türkiye Cumhuriyeti’nin millî çıkarlarını düşünmek o sorunların çözümü konusunda çok önemlidir.

Şimdi, ne diyoruz? Efendim, biz demokrasiyi getireceğiz oraya diyoruz. Elbette, Türkiye, komşularında, komşu ülkelerinde, komşularda demokrasinin kâmil anlamda uygulanmasını ister. Biz ülkemizde de istiyoruz aslında, ülkemizde de öyle, demokrasinin tam anlamıyla işlemesini istiyoruz. Ama hiç birimiz söyleyebilir miyiz değerli arkadaşlarım, şimdi, Türkiye’de demokrasinin tüm kurumlarıyla, tüm kurallarıyla uygulandığını bizim söylememiz mümkün mü? Mümkün olsaydı Deniz Feneri yolsuzluğu bu duruma gelmezdi.

Bakınız, şimdi, değerli arkadaşlar, bu sizin vicdanınızı sızlatmıyor mu? Deniz Feneri yolsuzluğuyla ilgili yargılama ancak üç yıl sonra başlayabildi. Soruşturmayı yapan savcılar görevden alındılar, yargılandılar, onlarla ilgili karar verildi, onlar aklandılar ama Deniz Feneri yolsuzluğunu yapanlar veya yaptığı iddia edilenler şimdi daha yeni yargılanıyorlar. Bu, sizin vicdanınızı, değerli milletvekilleri, sızlatmıyor mu? Bu, sizlere bir şey yapılması gerektiğini hiç hatırlatmıyor mu? Peki, soruşturmayı yapan sayın savcılar soruşturuldu, aklandılar. Peki, onlar hakkında, onları görevden alanlar, onları bu tür bir işleme maruz bırakanlar bundan hiçbir sorumluluk duymayacaklar mı? Onlara hiçbir sorumluluk tevcih etmeyecek miyiz? Onları bu işlemlerden sorumlu tutmayacak mıyız?

Bakın, sizin hiç alınmanıza gerek yok. Demin bir sayın milletvekilimiz konuşurken yolsuzluk bahsi geçince alındınız. Deniz Feneriyle ilgili bazı hususları dikkatinize sunmak istiyorum, muhtemelen pek çoğunuz bu konuda haberdarsınız, bilgilisiniz ama gene de söyleme ihtiyacını duyuyorum. Bakınız, Türkiye’de bir derneğin kamu yararına çalışan bir dernek statüsüne getirilebilmesi için, yani öyle sayılabilmesi için Danıştayın olumlu görüşü gerekirdi. Deniz Feneri Derneği kamu yararına çalışmak istediğini, öyle bir statüye geçmek istediğini bildirdi, Danıştay bunu reddetti. 2’nci defa tekrar aynı istemde bulundu, Danıştay tekrar reddetti. Peki, siz ne yaptınız? “Madem Danıştay öyle yaptı…” dediniz, Danıştayın o yetkisini kaldırdınız. Ne yaptınız? Deniz Fenerini kamu yararına çalışan bir dernek statüsüne getirdiniz. Daha sonra ne yaptınız? Deniz Fenerini izin alınmaksızın yani izin almaya gerek olmaksızın tüm Türkiye’de yardım toplayabilir statüsüne getirdiniz. Bu Deniz Feneri, o Deniz Feneri. Siz, bundan kendinizi tümüyle ari kılamazsınız yani tümden bundan kendinizi ayıramazsınız. Olanlar bunlar. Biz bunları söylemeyelim mi şimdi?

Değerli arkadaşlarım, olanlar bunlar ve şuna inanıyorum ki içinizde de pek çok kişinin vicdanı sızlıyor. Ben buna kesinlikle inanıyorum, kesinlikle inanıyorum ama vicdanı sızlaması yetmez, bunu hepimizin dile getirmesi lazım.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, Almanya’da yargılama yapıldı, Almanya’da dava sonuçlandı ve hüküm giydi insanlar ve oradaki yargıç ne dedi? “Asıl sorumlular Türkiye’de.” dedi. Onlar yargılandılar, hüküm giydiler, efendim, cezalarını çektiler -zannediyorum bir bölümünün cezaları da sona erdi, öyle tahmin ediyorum- ama biz burada yargılamaya yeni başlıyoruz. Bu bize bir şeyler düşündürmeli, bu vicdanımızı sızlatmalı. Bu bizim paramız değil; bu halkın parası, vatandaşın parası.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu konuyla ilintili bir hususu gene dikkatinize sunmak istiyorum. Şimdi, sizin devri iktidarınızda Kamu İhale Kanunu çıkarıldı. Düşünüyor musunuz veya biliyor musunuz -ki biliyorsunuzdur yüzde 80- Kamu İhale Kanunu’nda kaç defa değişiklik yapıldı? Bakın, Kamu İhale Kanunu’nda 20’ye yakın doğrudan değişiklik yapıldı, dolaylı değişikliklerle, bu, 30’dan fazladır. Peki, bir kanun bu kadar değiştiriliyorsa siz niye çıkarıyorsunuz? Niye bu kadar değiştiriliyor değerli arkadaşlarım? Her olayla ilgili mutlaka Kamu İhale Kanunu’na bir hüküm koyuyorsunuz, neden? Peki, biz bunları dile getirmeyecek miyiz?

Değerli arkadaşlarım, demin, burada, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolü’ne ilişkin görüşmeler yapıldı, dolayısıyla çevre sorunu da dile getirildi. Ben, Ergene havzasındaki kirlilikle ilgili Sayın Bakana bir soru yönelttim.

Şimdi, Sayın Bakan, gerçek şu: Sizin Hükûmetiniz, ilk kurulduğunda, Ergene havzasındaki kirlilikle ilgili bir Meclis araştırması komisyonu kurdu. Bu Meclis araştırması komisyonuna üye olan arkadaşlarımın bir bölümü de şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapıyor, onları biliyorum. Bu komisyon geldi, gerekli incelemeleri yaptı ve öğrendiğimize göre raporu da o zaman hazırladı ve Türkiye Büyük Millet Meclisine verdi. Ben o zaman orada görevliydim, o nedenle işin bu safahatını da biliyorum. Ancak, o tarihten bu yana Ergene’de yapılan şey, sadece -ya 2003 yılında ya da 2004 yılında, şu anda yılını tam hatırlamıyorum, 2003 olabilir- Ergene Nehri’nin yatağının birazcık temizlenmesi hususu idi. Onun dışında, orada hiçbir şey yapılmadı. Sayın Bakan diyor ya “İşte, şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz.” falan -şimdi tabii, Sayın Bakan değişmiş, Sayın Bozdağ gelmiş- hiçbir şey yapılmadı Sayın Bakan orada, hiçbir şey yapılmadı. Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: “Efendim, yerel yönetimlerin de sorumluluğu var.” E, olabilir. Yani yerel yönetimlerin sorumluluğu var diye Hükûmet oradaki kirliliğe el atmayacak mı? Birincisi bu.

İkincisi: Sorun öyle de değildir aslında. Orada yerel yönetimlerin belki kısmi bir sorumluluğu olabilir ama asıl sorumlu oradaki düzensiz sanayileşme politikasıdır. Bunu oradakiler de bilir, devletin ilgili birimlerindeki görevliler de bilir.

Şimdi, Ergene Nehri Kırklareli sınırları içerisinde doğuyor, berrak bir su ama denize gittiği vakit dünyanın en kirli sularından biri oluyor. Biliyor musunuz, şimdi Ergene Nehri’nin suları tarımsal sulamada kullanılmıyor. Ne yapıyorlar? Çok zorunlu hâllerde Kırklareli Barajı’ndan oraya su veriyorlar, suyu seyreltiyorlar ve o şekilde ancak, çeltik veya diğer ürünler sulanabiliyor. Ergene havzası bu duruma geldi. Ergene havzasındaki su rezervi, GAP bölgesindeki su rezervinin yarısıdır, bakınız, yarısıdır. Eskiden 10 metrede, 15 metrede su çıkıyorken şimdi 100-150 metrede çıkıyor. Yer altı suyu kirlenmiştir. Yer üstü suyunu kısa zamanda temizleyebilirsiniz ama yer altı suyunu öyle kısa zamanda temizleyemezsiniz. Onun için “Şunu yaptık, bunu yaptık. Efendim, şu yapılıyor. İşte, eylem planı düzenledik.” falan, bu tür şeylerden vazgeçilmeli. Tüm Türkiye’de bununla ilgili -sadece Ergene’de değil -ne yapılması gerekiyorsa bir an önce eyleme geçilmelidir. Siz on seneyi aşkın iktidardasınız. Daha bundan sonra “Efendim, şunu yapacağız, bunu yapacağız.” deme hakkınız, lüksünüz yok. Böyle bir lüksünüz yok. Siz on senedir Türkiye’yi yönetiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, Gaziantep’te -demin gene bir soru vesilesiyle gündeme geldi- Gaziantep çiftçisi, şu anda, Sayın Bakan, çoğu yerde sulu tarım yapamıyor. Neden yapamıyor biliyor musunuz? Enerji fiyatları yüksek de ondan yapamıyor. Enerji fiyatları yüksekliği nedeniyle yapamıyor. Sulama yapabilen de icrayla karşı karşıya geliyor. Niye? Enerji parasını ödeyemediği için. O nedenle, bu soruna bir an önce çözüm bulmamız gerekiyor. Bir taraftan “Köylüyü kalkındıracağız.” diyoruz, bir taraftan da onların üretim yapmasına gerekli imkânları sağlayamıyoruz, gerekli ortamı sağlayamıyoruz. Bu nedenle, Hükûmetin bir an önce çiftçinin sorunlarına eğilmesi lazım.

Bakınız, burada Gaziantep milletvekili arkadaşlarım var, onlar da biliyorlar. Geçen sene, kırmızı kabuklu kuru Antep fıstığı 12 liraydı, bu sene 8 lira. Girdi fiyatları arttı ama ürün fiyatı düşüyor. Aynı şey yaş üzümde de vardı, İslâhiye’de 120 kuruşa yaş üzüm satılıyorken bu sene ancak 40-45 kuruşa satılabilir. Niye? Çünkü geçmiş senelerde ihraç edilebiliyordu, Suriye’ye gönderiliyordu veya diğer Arap ülkelerine gönderiliyordu. Bu sene ihraç edemedikleri için üzüm elde kaldı ve 40-45 kuruşa satıldı. Bölge milletvekili arkadaşlarımız da bilirler bunu, bilirler yani bunun saklısı gizlisi yok. O nedenle, çiftçinin bu sorunlarına da bir an önce çözüm bulunmalıdır.

Pamuk, geçen senenin fiyatına satılmamaktadır, tam tersine onun yarı fiyatına gitmektedir ama girdi fiyatları yüzde 30-40 oranında artmıştır. E, bunları elbette biz gündeme getireceğiz sayın milletvekilleri, sizler de dinleyeceksiniz ve çözüm yolunu bulmanın çarelerini arayacaksınız.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin çok önemli sorunları var, Türkiye'nin çok ciddi sorunları var. Bu sorunların herhangi başka bir düşünceye kapılmadan mutlaka ele alınması lazım, kesinlikle ele alınması lazım. Sayın bakanlar soruları yanıtlarken… Elbette, tabii Sayın Bakan kendisine sorulan tüm soruları bilemeyebilir, bunu doğal karşılamak lazım çünkü Sayın Bozdağ Başbakan Yardımcısı, her alanda sorulacak soruları bilmeyebilir ama biz şunu istiyoruz: Sorular ciddiyetle ele alınmalı, şayet o anda cevaplandırılamıyorsa ilgililerine yöneltilmeli ve milletvekillerinin soruları ciddiyetle cevaplandırılmalıdır, bunlara yazılı soru önergeleri de dâhildir.

Demin size arz ettim değerli arkadaşlarım -iki gün önce söyledim- çok acil bir şey yani. Şu anda, Numune Hastanesinde endovasküler cerrahi malzemeleri yok, hastalar ameliyat edilemiyor, iki gündür bunu dile getiriyoruz ama kimse buna yanıt vermiyor değerli arkadaşlarım, kimse buna yanıt vermiyor. Peki, vatandaş ne yapacak? Vatandaş nereye gidecek? Sayın Bakan, lütfen, bu meseleye el atın, kaç gündür dile getiriyoruz, Ankara Numune Hastanesini, ilgilileri arayabilirsiniz. Bu sorunu herkes biliyor ama “Efendim, işte sorun çözülüyor.” vesaire, vesaire gibi geçiştirmelerle konu kapatılmaya çalışılıyor.

Değerli milletvekilleri, bu ve ülkemizi ve vatandaşlarımızı ilgilendiren tüm sorunları çözmek için vatandaşlar, millet bizi seçti. Onun için hepimiz, bakınız, hepimiz el birliği yaparak bu sorunları çözelim, bu sorunları çözelim. Sorunları çözmüyorsanız değerli arkadaşlarım, deyin ki: “Biz çözemiyoruz.” O zaman “Allah’a ısmarladık.” dersiniz, sizin yerinize biz geliriz.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Serindağ.

Sayın milletvekilleri, başka söz talebi yok, sisteme girmiş arkadaşımız yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının 1’inci maddesini okutuyorum:

1974 DENİZDE CAN EMNİYETİ ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİNE İLİŞKİN 1978 PROTOKOLÜNE KATILMAMIZIN  UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 17 Şubat 1978 tarihinde kabul edilen “1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1978 Protokolü”ne katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Gök, buyurun.

CHP GRUBU ADINA LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Önemli bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum değerli milletvekilleri. Belki, ileride, milletvekilliği süresince ya da ondan sonra Ankara’da yerleşme kararı aldığınızda, hepinizi bekleyen önemli bir tehlikeyi ve sizleri de çok yakından ilgilendiren bir sorunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yarın, 18 ocak 2013 tarihi, Ankara BAŞKENTGAZ’ın özelleştirilme sürecinde önemli bir dönüm noktasıdır. Özelleştirme İdaresinin ihaleyle satışa çıkarttığı Ankara Büyükşehir Belediyesinin en önemli gelir kaynaklarından biri olan doğal gazın BAŞKENTGAZ’a devredilmesinden sonra, BAŞKENTGAZ yarın tekliflerinin alınmasının son günüdür sayın milletvekilleri.

Öylesine önemli bir konuyu tartışmak istiyorum ki sizlerle, dilerseniz konuşmamın bitiminde, katıldığınız yönleri ya da katılmadığınız yönleri de sizlerle daha sonra da paylaşabiliriz ama özellikle altını çizerek konuyu sizlerle bir paylaşmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Büyükşehir Belediyesinin, 1980’li ve 1990’lı yıllar arasında Ankara’da yaşanan hava kirliliğinden sonra, Ankara’yı hava kirliliğinden kurtarmak için bulduğu formül, doğal gazı Ankara’ya getirmek ve yaygınlaştırmak olmuştur. Dolayısıyla doğal gazın kullanımıyla Ankara’da hava kirliliği büyük ölçüde önlenmiş ve yurttaşlarımızın doğal gaza özendirilmesi sonucunda, bugün tam 1 milyon 411 bin abonenin kullandığı bir büyüklüğe erişilmiştir. Bu rakamı 500 bin daha abonenin beklediğini ifade ederek sizlere iletmek isterim.

Sonuç böyle olunca doğal gaz Ankara’da yakıt konusunda tek seçenek olmuş ve bütün apartmanlar, bütün evler doğal gaz dönüşümlerini büyük ölçüde tamamlamışlardır. Doğal olarak, devletin özendirdiği yakıttaki tek seçenek doğal gazın bütün herkes tarafından benimsenmesi ve kullanılmasıyla, herkes de, sosyal devlet ilkesi anlayışı içerisinde, doğal gazın fiyatının hiç olmazsa belirlenme aşamasında halkın yararına korunacağı ve fiyatın da halkın çıkarına olarak belirleneceği algısı üzerine doğal gazı kullanmaya başlamıştır.

Ancak, değerli milletvekilleri, 2007 yılına geldiğimiz zaman -ben Melih Gökçek’i sizlere anlatmaktan bıkmıyorum, siz de onu kurtarmaktan bıkmıyorsunuz- Ankara metrolarının üç hatta birden yapımında Ankara Büyükşehir Belediyesi tıkanınca, Hükûmetiniz, hem biriken Büyükşehir Belediyesi borçlarından Melih Gökçek’i kurtarmak hem de Ankara metrosuna kaynak sağlamak üzere, 2007 yılında Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda bir değişiklik yaptı ve doğal gazı EGO’dan ayırarak BAŞKENTGAZ adıyla bir şirket, kurdu. Bu şirket, o zaman, iki yıl içinde özelleştirilecek ve ancak yüzde 80’i özelleştirilecekti. Özelleştirmeyle alacak şirkete de on yıl süreyle bir fiyat sabitlenmesi şartı konulmuştu. Ankara 5,5 sentten esasında Türkiye’de doğal gazı en pahalı kullanan bir ilimizdir ama buna rağmen, on yıllık bir koruma o kanunda korunmuştu.

Değerli arkadaşlarım, bu süreç içerisinde Ankara Büyükşehir Belediyesinin önemli ölçüde BOTAŞ’a olan doğal gaz borçlarının ödenmemesi amacıyla çıkartılan ve metroya kaynak aktarılması amacını da güden bu kanun çerçevesinde üç defa BAŞKENTGAZ özelleştirmeye çıkartılmış, Melih Gökçek’in özelleştirmeden önce “Eğer burası özelleştirilirse 3 milyar dolar kâr edeceğiz.” dediği yere en fazla 1 milyar 610 milyon dolar teklif verilmiştir. Yapılan üç ihalede de ihale gerçekleşmemiş ve sonuçta bugünlere gelinmiştir. Bugünlere gelinirken iki yıllık bir süre içerisinde büyükşehir özelleştirmeyi tamamlayamadığı için BAŞKENTGAZ’ın özelleştirme sürecini Özelleştirme İdaresi Başkanlığı almıştır.

Değerli milletvekilleri, bu süreç içerisinde, bildiğiniz gibi 2011 yılında Ankara metrolarındaki tıkanıklık üzerine, siyasi iktidar metroların yapım işini Ulaştırma Bakanlığına devretmiştir ve tam 3 milyar dolarlık bir yükümlülüğü merkezî hükûmet üstlenmiştir. Dolayısıyla, Melih Gökçek’in başladığı ama bitiremediği metrolar da iktidar tarafından üstlenilmiştir. Bunun iktidarınıza maliyeti tam 3 milyar dolardır. Şimdi, Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda yapılan -gerekçeye baktığımızda- 1’inci madde de, BOTAŞ’a olan borçların ödenmesiydi değerli arkadaşlarım. Dün, BAŞKENTGAZ Genel Müdürü bir açıklama yaptı ve 2011 yılında BAŞKENTGAZ’ın 48,7 milyon lira kâr ettiğini ve Ankara’da 47’nci sırada, Türkiye’de 262’nci sırada kurumlar vergisinde listeye girdiğini ve BOTAŞ’a olan borcun da ödenmiş olduğunu ifade etti.

Değerli arkadaşlarım, kanunun gerekçesine baktığınız da birinci unsuru oluşturan BOTAŞ’a olan borç ödendiğine göre ve ikinci öğeyi oluşturan metroların yapımına kaynak aktarılması amacıyla BAŞKENTGAZ’ın özelleştirme kararı alındığı ve Hükûmet de bunu üstlenip büyükşehirin elinden metroların yapımını aldıysa artık BAŞKENTGAZ’ın özelleştirilmesinin kanuni dayanağı kalmamıştır.

Şimdi, temmuz ayında yapılan torba yasadaki bir değişiklikle çok daha başka bir konu Ankaralıların önüne getirildi. Bu torba yasada yapılan değişiklikle, 2007 yılında yapılan Doğalgaz Piyasası Kanunu’ndaki değişikliğe ek bir madde getirildi ve Ankaralıların on yıl süreyle korunmuş olan sabit ücreti sekiz yıla indirildi. Dolayısıyla Ankaralılar bir on yıllık koruma altındayken özelleştirilecek şirket -alındıktan sonra- on yıl süreyle fiyata dokunamayacakken bu, sekiz yıla indirilmek suretiyle Ankaralıların tam iki yıllık bir süresi, ekonomik olarak Ankaralıların cebinden alındı değerli milletvekilleri. Ayrıca, bu şirkete de fiyatı belirleme yetkisi verildi.

Şimdi değerli milletvekilleri, Ankaralıları, yarın son teklifi alınacak BAŞKENTGAZ ihalesinde çok önemli sorunlar beklemektedir. 1 milyon 411 bin abone ve daha 500 bin abonenin de yapılacağını varsaydığımız da Türkiye’nin 2’nci büyük doğal gaz şirketinin özelleştirmesinin az önce anlattığım gerekçelerle yasal dayanağı kalmamıştır. BOTAŞ’la olan sorun çözüldüğüne ve metroların yapım işi de Hükûmet tarafından üstlenildiğine göre, BAŞKENTGAZ’ın özelleştirilmesinin hiçbir yararı kalmamıştır. Melih Gökçek bugün vardır, yarın yoktur. Özelleştirmeyi yaptığımızı farz edelim. Bu parayı ne yapacak Özelleştirme İdaresi? Melih Gökçek’e verecek, o da herhangi bir yerde kullanacak. Peki, Melih Gökçek’in görev süresi bittiğinde Ankara’nın başına geçecek belediye başkanı böylesine önemli bir gelirden mahrum edilebilir mi? Arkadaşlar, tam 1 milyon 411 bin aboneden bahsediyorum size ve kâr etmiş bir kuruluştan bahsediyorum. Bunun hiçbir mantığı yoktur Sayın Bakan. Bu konuya müdahil olunması ve özelleştirmenin durdurulması gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde, Ankaralılar sekiz yıl sonra, özelleştirmeyle doğal gazı alacak şirketin insafına terk edilmiş olacaktır. Ankara yaşanmaz bir kent olacaktır. Buradan tüm milletvekillerimiz ve tüm yurttaşlarımı uyarmak benim bir Ankara Milletvekili olarak sorumluluğumdadır.

Bildiğim için konuları, sizlerle paylaşmayı tercih ediyorum. Böylesine bir yakın tehlike Ankaralıları beklemekte ama değerli arkadaşlarım, takdir edersiniz ki bu işin de bir “dur” denilecek noktası olması gerekmekte.

Bakın, siz kurtarıyorsunuz, metroları üstlendiniz, Melih Gökçek hâlâ durmuyor, geçen gün, yine Büyükşehir Belediyesinden ASKİ’yi ve EGO’yu da rehin almak kaydıyla 250 milyon lira kredi için yetki aldı yani hem EGO’nun gelirlerine hem de ASKİ’nin gelirlerine ipotek koyduracak bir yetkiyi aldı. Peki, değerli arkadaşlarım, tam 5 milyar lira borcu olan belediyeyi, metroyu aldığınız hâlde, BAŞKENTGAZ’ın gelişimini anlattığım bu tarzda BOTAŞ’a olan borçlar ödendiği hâlde, bu kadar açık veren bir belediye başkanını hâlâ savunmak mümkün müdür?

Yine, az önce belirttim, bir dakikalık sorularda, bununla da yetinilmiyor, Esenboğa-AŞTİ ve Kızılay arasındaki otobüs hattı özelleştiriliyor. Şimdi, bir yandan otobüsler özelleştiriliyor, bir yandan yeni borçlar için belediyeden yetkiler alınıyor, bir yandan metronun yapımı Hükûmete devredilmiş durumda. Sırtınızı dayamışsınız Hükûmete. Bu şekilde belediye başkanlığını herkes yapar değerli milletvekilleri. Haksız mıyım? Eğer yanılıyorsam lütfen, içinizden birisi “Haksızsınız” desin. Yani Ankaralılar sekiz yıl sonra neyle karşılaşacaklarını bilmeden, bir sürecin içerisinde yer alıyorlar.

Bu süreç önemlidir, bu özelleştirme durdurulmalıdır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak torba yasayı Anayasa Mahkemesine zaten götürdük ama eğer özelleştirme gerçekleştirilirse ayrıca özelleştirmenin iptali için de Danıştaya gideceğimizi ifade ediyorum, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Madde üzerinde başka söz talebi yok, sisteme giren arkadaşımız yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Söz konusu Protokolün teknik eklerine ilişkin değişiklikleri onaylamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

BAŞKAN – Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Özgür Özel, Manisa Milletvekili.

Sayın Özel buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, çok önemli, herkesin dikkatini çekmek istediğim, benim vicdanımı çok sızlatan, her geçen gün, biraz daha bilgi edindiğimde biraz daha üzüldüğüm ve yüce Meclisin bu konuda mutlaka haberdar olması gerektiği bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

İzmir’de “askerî casusluk ve şantaj davası” adı altında bir dava yürümekte. Aslında, bunlardan ilki İstanbul’da görülmeye başlanmıştı. Çok sayıda kişi inanılmaz suçlarla suçlandı ama dava bittiğinde davanın ismini teşkil eden casusluk suçlamasından ceza alan 1 kişi bile olmadı. Geriye dönük baktığınızda, Türk ordusunda şimdiye kadar 1 kişi casusluk suçlamasından dolayı ordudan atılma cezasını almış. Ama, İzmir’deki davada 350 kişi, 350 sanık casuslukla suçlanıyor. Bunlardan 56’sı Ege Ordunun Askerî Cezaevinde tutuklu durumdalar. Ben, kendilerine Cumhuriyet Halk Partisi Cezaevi İnceleme Komisyonu adına yaptığım ziyarette inanılmaz bir tabloyla karşılaştım. Bu konuyu, Meclisteki her bir milletvekilinin kendi vicdanında değerlendirmesi… Hatta, bu konuda en ufak bir şüpheniz varsa son derece basit bir yöntemle, Adalet Bakanlığından gerekli izin başvurusuyla gidip görüşebiliyorsunuz. Çok sayıda milletvekilinin çeşitli davalardaki sanıkları ziyaret ettiğini biliyoruz. Mutlaka oradaki kişilerin hikâyelerini bir dinlemek lazım. Oradaki kişiler sekiz aydır iddianame bekliyorlar. Haklarındaki suçlama yine askerî casusluk, şantaj ve fuhuş. Bunlar söylenince ilk önce, bir kendinizi oradaki insanların annesinin, babasının, eşinin, çocuğunun yerine bir koyun lütfen. Bir de davada “kısıtlama” deniyor -biz daha çok “gizlilik” olarak biliyoruz, doğru terim- kısıtlama kararı var; deliller gösterilmiyor, iddianame ortaya çıkmıyor. İnsanlar eşlerinin yüzüne bakamaz hâle gelmiş bir şekilde anne, babaları ve komşularından utanır bir şekilde sekiz aydır iddianame bekliyorlar. Hepsi diyor ki: “Her şeyimizle açığız ama bu deliler ortaya çıksın. Biz bunlarla bir görüşelim.” Bu delilleri görmüyorlar. Üstüne üstlük, birtakım yayın mecraları, birkaç ayda bir -en son da geçen hafta- ne akla hizmetse, tekrar tekrar, davada bir gelişme olmadığı, sekiz aydır herkes savcının iddianamesini beklediği hâlde, tekrar bu çirkin iddiaları gündeme getiriyorlar. Burada Türk ordusunun çok seçkin subayları inanılmaz şeylerle suçlanıyor. Ama, orada kimler var diye bakarsanız eğer, şöyle bir şey söyleyeyim, ortak özellikleri şu: Hiçbirisinin Ergenekon davasında ya da Balyoz davasında haklarında herhangi bir iddia olmamış. Yani, bu dava, bir evrensel küme düşünün, Ergenekon ve Balyoz’da hakkında iddia olmayan pek çok genç, başarılı subayı âdeta itham altında bırakan bir dava. 350 kişiden bahsediyoruz, 1 kişi bile herhangi bir suçlamayla karşı karşıya kalmamış.

Bunların içinde, İzmir’den İskenderun’a kadar bütün deniz üs komutanlarımız var, komodorlar, fırkateyn komutanları orada, Hava Kuvvetlerinde kendi dönem arkadaşlarından üç ila beş yıl ileride terfi alan, ileride Hava Kuvvetleri Komutanlığı için birbiriyle yarışacak 3 F-16 filo komutanımız var ya, onların 3’ü birden orada. Diyarbakır Asker Hastanesinin Başhekimi, GATA İstanbul ve Ankara’nın en başarılı bilim adamları, Jandarma Genel Komutanlığı Muharebe Komutanlığı MEBS Başkanlığının kritik subayları, özellikle subayların ve astsubayların askere alınmasında, terfi ve tayin işlerinde görevli subay ve astsubaylar içerideler. Savarona gemisine fuhuş operasyonu yapan, o pisliği ortaya çıkaran subay şimdi askerî casusluk davası iddiasıyla orada. Millî Gemi Projesi’nde görevli olan komutan, Millî Torpido Projesi’nde görevli olan komutan burada.

Açıkçası, açın bakın, orduda seçkin, saygın, başarılı bir tane subay varsa, eğer Ergenekon ve Balyoz’da değilse emin olun ki İzmir’de tutuklu durumda. Her kuvvetten, her rütbeden, her sınıf ve uzmanlık dalından olan bu personelin ortak özellikleri, kendi alanlarında son derece başarılı olmaları, pek çoğu geçtiğimiz Yüksek Askerî Şûrada terfi bekliyordu. Hepsinin kendi kuvvet komutanlarından, Genelkurmaydan, Genelkurmay Başkanlarından şerit rozetleri var, hepsi ileri terfi almış durumdalar ve hepsi çok kritik görevde. Bunların hepsi birden oradalar ve böyle bir çamura bulanmış durumdalar. Biran önce aklanmak için savunma haklarını kullanmak istiyorlar.

Bu bahse konu personelden bizim yaptığımız ziyaret sonunda edindiğimiz izlenimin ortak birkaç özelliğini ifade edeyim: Bu bahse konu personel, bu dava ve tutuklama tedbiriyle hâlihazırda bulundukları çok kritik görevlerden alıkonulmuş durumdalar. Mevcut mevki ve yetkilerinden uzaklaştırıldılar. Bu kadar başarılı ve kritik görevde olan personel şu an görevini yapamıyor hem orduya hem ülkeye faydalı olamıyor. Bu kişilerin, yapılan operasyonla, birliklerindeki, yani silahlı kuvvetlerin en kritik bilgisayarlarından imajlar alındı. Böylelikle askeriyenin en önemli, en kritik bilgisayarların imajları şimdi başka bir yerlerde.

56 subayın tutuklu olduğu 350 kişilik dev casusluk davasında hemen tüm birliklerdeki çağdaş, çalışkan, vatana sadakatlerinden şüphe edilmeyecek, Atatürkçü subayların alınması hemen tüm birliklerdeki diğer bu özelliklere sahip tüm personele bir gözdağı verme şeklinde. “Artık, erişemeyeceğimiz kimse yok, ayağınızı denk alın.” diyor birileri. Gelecekte çok önemli görevlere gelecek olan bu kişilerin önleri kesilmek suretiyle, birileri silahlı kuvvetlerin yarınlarını dizayn ediyor.

Şimdi, spesifik bir örnek vermek istiyorum ama önce, birkaç tane daha özelliklerinden bahsedeyim: Bu kişilerin hiçbirisi daha önce birbirini görmemiş, bu çetenin ve bu kişilerin her birisinin kredi kartları borçla dolu. Ama mesela, birisi, istifa etse istediği hava yolu şirketinde çok yüksek maaşla göreve gelebilir. Bir diğer komutan, ayrıldığı takdirde, uzak deniz kaptanlığı yaptığında on binlerce dolarlık maaşlar köşede duruyor. İçlerinden birisi sizlerin “Bir Türk bilim adamı şizofreniye çare buldu” diye bildiğiniz, hepimizin göğsünü kabartan, o şizofrenide dünyanın ezberini bozan bilim adamı. Amerikan ilaç şirketleri milyon değil, milyar dolarlık anlaşmalar teklif etti kendisine. Türkiye’deki bazı ilaç şirketlerinin bütün yatırımı yapmak ve geliri çok yüksek olacak olan bu buluşu paylaşma tekliflerini “Bu buluş Türkiye’de kalmalıdır. Türk firmaları bir konsorsiyum yaparsa paylaşırım. GATA’da çalışmalarıma devam edeceğim. Bu şizofreni dünyanın kaderini değiştirecek.” diyen bilim adamı orada örneğin. Bunların ortak özellikleri, hepsinin kredi kartı borçları boylarını aşmış. Bir araştırma komisyonu kuralım, içlerinde bir tane zengin adam var mı bu kadar önemli tekliflerle karşı karşıya oldukları takdirde, bunları bir görelim. Ama şu şizofreni meselesine bir dikkatinizi çekmek istiyorum.

Şizofreni -aramızda eczacılar var, hekimler var- dünyanın tedavisi en pahalı hastalığı ve kalıcı tedavisi olmayan bir hastalık. Bu hastalıkla ilgili şöyle çarpıcı bir örnek. Örneğin Nature One denilen dergi diyor ki “Bir tek şizofreni ilacının icadı dünyada 5 milyar dolarlık bir pazar değişimi yaratıyor.” “Scientific American” diyor ki “Amerika Birleşik Devletleri  Hükûmeti şizofreni tedavisinde ilaç firmaları karşısında âciz durumdadır.” Türkiye’de de durum farklı değil; yaptığımız ödemelerde baştan 2’nci sırayı alıyor şizofreniye yaptığımız ödemeler ve dünyadaki bütün popüler bilim dergileri bu başarıyı şöyle duyurmuştu: “Şizofreni tedavisinde ilginç yöntem, büyük umut.” Çünkü 1970’lerden beri biz, Dopamin Hipotezine inanıyoruz. Yani V diye bir yol var; bu yolu seçtik, o yol hastalığı tedavi etmiyor, son derece pahalı ilaçlar ve dünya pazarında, dünya ülkeleri şizofreni pazarına 100 milyar dolar para ödüyorlar ama şimdi, diğer yola gitseymişiz, belki de birileri o yolu çoktan biliyordu, o yol Agmatin Hipotezi ve tutuklanan eczacı profesör albay tutuklanmasa, üç gün sonra, dünyanın en seçkin şizofreni kongresinde aslında meselenin dopamin değil agmatinden olduğunu, aslında belki de bizim bu hastaları birkaç ay içinde kalıcı olarak tedavi edebileceğimizi aslında bu tedavi maliyetlerin 100 milyarlarca dolar değil de hasta başına olan maliyetin mesela ayda 1.000 lira-1.500 lira değil de bir iki seansta 10-15 liralık basit bir ilaçla iyileşebileceğini açıklayacaktı. Şimdi, bu bilim adamı ne olacak diye bütün dünya merak ediyor ama birileri biliyor demek ki dopamin değil agmatin üzerine yürümemiz lazım. Ve bu bilim adamı şimdi içeride! TÜBİTAK araştırmasına yapmış olduğu katkıyı geri aldı, araştırma durdu, bilim adamı orada duruyor. Herhâlde bu işten en çok Amerikan ilaç şirketleri memnundur ama bu bilim adamı hakkında durup durup bu fuhuş, şantaj bilmem neleri bir gazete manşet yapıyor. O, Amerika’ya gönül bağı olan bir gazete, Amerika’dan çok önemli bağlantıları olan bir gazete bu konuyu yüce Meclisin dikkatlerine arz ediyorum. Mesele düşündüğümüzden çok daha vahim olabilir. Bu hepimizin sorunudur. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel, teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde başka söz talebi yok.

Sisteme giren arkadaşımız yok.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap işlemi için giriş yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Soru-cevap için sisteme giren yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kanun tasarısı açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1978 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı  : 194

Kabul                         : 194 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Şimdi 13’üncü sırada yer alan, Emniyetli Konteynerler Hakkında Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

13.- Emniyetli Konteynerler Hakkında Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/505) (S. Sayısı: 131) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 131 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

EMNİYETLİ KONTEYNERLER HAKKINDA ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) “Emniyetli Konteynerler Hakkında Uluslararası Sözleşme”ye katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yoktur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Sözleşme’nin teknik hükümler içeren eklerine ilişkin değişiklikleri onaylamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

                                      

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 131 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yoktur.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

Madde 3 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yoktur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 4 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi yoktur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarı açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının açık oylaması için bir dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Emniyetli Konteynerler Hakkında Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı  : 191

Kabul                         : 191 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı kanunlaşmıştır, hayırlı ve uğurlu olsun.

Sayın milletvekilleri, şimdi 14’üncü sırada yer alan, 1978 Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirilme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin Değişikliklerin Kabulü Hakkında Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

14.- 1978 Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirilme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin Değişikliklerin Kabulü Hakkında Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/506) (S. Sayısı: 132) (xx)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 132 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tümü üzerinde söz talebi yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

                                      

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 132 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

1978 GEMİADAMLARININ EĞİTİM, BELGELENDİRİLME VE VARDİYA STANDARTLARI HAKKINDA ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLERİN KABULÜ HAKKINDA KARARA KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1)  22 Mayıs 1991 tarihinde kabul edilen “1978 Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirilme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşme’ye İlişkin Değişikliklerin Kabulü” hakkında Karara katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Anılan Sözleşme’nin teknik hükümler içeren eklerine ilişkin değişiklikleri onaylamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MADDE  4 - (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Kanunun tümü açık oylamaya tabidir.

Elektronik cihazla oylama yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Elektronik cihazla oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1978 Gemiadamlarının Eğitim, Belgelendirilme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşmeye İlişkin Değişikliklerin Kabulü Hakkında Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın yapılan açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan Oy Sayısı  :  208                          

Kabul                           :  208 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı kanunlaşmıştır, hayırlı ve uğurlu olsun.

                                        

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

Sayın milletvekilleri, 15’inci sırada yer alan, 1979 Denizde Arama ve Kurtarma Uluslararası Sözleşmesine İlişkin Değişikliklerin Kabulüne Dair Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

15.- 1979 Denizde Arama ve Kurtarma Uluslararası Sözleşmesine İlişkin Değişikliklerin Kabulüne Dair Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/509) (S. Sayısı: 135) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 135 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yok.

Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

1979 DENİZDE ARAMA VE KURTARMA ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLERİN KABULÜNE DAİR KARARA KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 18 Mayıs 1998 tarihinde kabul edilen “1979 Denizde Arama ve Kurtarma Uluslararası Sözleşmesine İlişkin Değişikliklerin Kabulü”ne dair Karara katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Sözleşmenin teknik hükümler içeren eklerine ilişkin değişiklikleri onaylamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

MADDE 4- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Elektronik cihazla oylama yapılacaktır.

Bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

                                       

(x) 135 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1979 Denizde Arama ve Kurtarma Uluslararası Sözleşmesine İlişkin Değişikliklerin Kabulüne Dair Karara Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı  : 216

Kabul                         : 216 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı uğurlu olsun.

Şimdi 16’ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Danimarka Krallığı Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

16.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Danimarka Krallığı Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/407) (S. Sayısı: 61) (xx)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 61 sıra sayıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Necati Özensoy, Bursa Milletvekili.

Sayın Özensoy, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Danimarka Krallığı Hükûmeti arasında enerji alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptıyla ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu anlaşma, önemli ve benim de gerçekten uygun ve önemli bulduğum bir anlaşma. Çünkü, enerji alanında yapılan iş birliği hem çevre ve yenilenebilir enerjiler konusunda işbirliği yapmak üzere bir anlaşma metnini içeriyor. Başlangıcında “Ulaşılabilir, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve sürdürülebilir çevre için taraflar tarafından paylaşılan ortak ilgi alanlarını tanıyarak; mevcut küresel zorluklar ve gelişme ihtiyaçları içinde yenilenebilir enerjinin stratejik rolünü dikkate alarak; yenilenebilir enerjinin üretimi ve kullanımı alanlarında karşılıklı yararlı işbirliğinin geliştirilmesini dileyerek; enerji sorunlarına, ekonomik büyüme ihtiyacıyla uyumlu, yenilenebilir enerji çözümleri getirilmesinin öneminin ve uygun maliyetli ve uzun süreli çözümler bulmanın aciliyetinin bilincinde olarak; bu mutabakat zabtının işbirliği için genel bir çerçeve oluşturmak ve tarafların işbirliğine ait niyetlerini beyan etmek maksadıyla yapıldığını akılda tutarak…” diye devam eden bir anlaşma.

Dolayısıyla, Türkiye’deki enerji politikaları ve geldiğimiz noktaya baktığımızda, bizim de, Türkiye’nin de coğrafi şartlarına baktığımızda elbette birtakım yatırımlar yapılırken bu konulara dikkat etmek zorundayız. Çünkü, denizlerimize baktığımızda, deniz kenarlarına yapılacak enerji yatırımlarına, turizme müsait olmayan bir deniz kenarımız yok, çöllerimiz yok, çorak topraklarımız yok. Dolayısıyla, bu verimli arazilerde ve turizme elverişli kıyılarda eğer bir yatırım yapılacaksa bütün bu çevreye de ve doğanın tahribatına da elbette dikkat etmek zorundayız.

                                          

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 61 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Bakın, Danimarka kendine bir hedef koymuş. Yenilenebilir enerji türlerinden biri olan rüzgâr enerjisi alanında şu anda dünyanın en iyi teknolojisine sahip ve bu konuda, 2050 yılında da bütün enerji ihtiyacını bu yenilenebilir enerji kaynaklarından ve rüzgârdan karşılayacağı hedefini de koymuş ve bununla ilgili de çalışmalar yapıyor, aynı zamanda bunun da teknolojisine sahip bir ülke.

Şimdi, biz de bu anlamdaki yatırımlara baktığımızda, elbette bir taraftan Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamakla ilgili yatırımlar yapmak gerekirken gerek hidroelektrik santrallerin yapımında gerek termik santrallerin yapımında, bölgelerde zaman zaman, o yörenin insanlarında, haklı olarak, sulama sularının ellerinden gideceği veya bölgedeki doğanın tahrip olacağıyla ilgili sıkıntılar duyup karşı çıkışlar oluyor. Ama, bu yatırımlar yapılırken asgari tedbirler alınarak veya gerçekten o projelerin bu anlamda doğayı tahrip edip etmeyeceği veya o projenin oraya yapılmasıyla doğanın tahrip edilmesinin arasındaki farkı iyi analiz etmenin de bir anlamda doğru olacağı kanaatindeyim. Bunun için de daha bilimsel, daha gelişmiş teknolojilere ihtiyaç var diye düşünüyorum. Ben, Sayın Bakanın bu konulardaki yaklaşımlarını zaman zaman sözlü olarak… Yani “Doğayı kirletmeden, doğayı tahrip etmeden” diye başlayan sözleri var ama bazı şeylere haklı olarak karşı çıkıldığında da hemen konuyu “Siz yerli kaynakların kullanılmasına karşı mısınız?” gibi veya “Yenilenebilir kaynakların kullanılmasına karşı mısınız?”a getiriyor. Asla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanılmasına karşı değiliz. Ancak, bazı bölgelerde, bazı yörelerde, gerçekten orada yapılan yatırımın ülkenin faydasına olmadığını, o yörenin insanlarının faydasına olmadığını rakamlarla açık ve net bir şekilde ortaya koyduğumuz hâlde, çok fazla da sözlerimizin dikkate alınmadığına şahit oluyoruz.

Bunlara örnek olarak, ben Bursa Milletvekili olarak, yine Bursa Keles Kozağacı bölgesinde yapılan termik santralle ilgili, ilk anda daha bu sözleşmeler, ihale yapılmadan önce burada bir soruyla gündeme gelen bu konuda Sayın Bakan bir yaklaşım gösterdi, dedi ki: “Ben buradaki yatırımı veya buradaki ihaleyi, Bursa’daki iş adamlarının, organize sanayi başkanlarının yanıma gelerek burada bir termik santral, bin megavatlık termik santral yapma isteklerinden sonra gündeme getirdim, bu proje ondan dolayı buraya çıktı. İsterseniz sorun.” gibi… Burada yine bu tutanaklarda da bunlar var.

Şimdi, ben, tabii, bu bahsettiği organize sanayi başkanlarının hemen tamamını tanıyorum, gelen heyete de sordum. O heyetin başındaki arkadaşın aynen ifadesi şu: “Bizim kendisinden bin megavatlık değil, 600 megavatlık bir talebimiz oldu ama Keles bölgesine değil, Konya bölgesindeki bir yeri tespit ettik, oradan bir talebimiz oldu.” diye bir cevap verdiler. Dolayısıyla, Sayın Bakan, herhâlde Bursa’dan gelen heyet olduğu için belki orayı uygun gördü ama sonuç itibarıyla da orada yapılan ihale neticesinde maalesef Bursa’daki OSB’nin bir organizasyonuyla sonuçlanmadı. Yine, malum bir firma var Enerji Bakanlığının içerisinde adı birtakım, çeşitli şeylere karışmış; özellikle kömür konusunda sıkıntılı ismi geçen bir firma aldı, arkasından Seyitömer’i de aynı firma aldı.

Şimdi, ben, bu çevreyle ilgili Sayın Bakanın yaklaşımlarını buradan, tutanaklardan ifade etmek istiyorum. Ben burada yerimden Sayın Bakana, geçmişte de o projenin 2006 yılında ihale edildiğini ama 2007 yılında ÇED raporu alınamadığından dolayı iptal edildiğini söyledim. Sayın Bakan diyor ki: “ÇED’e rağmen değil, ÇED’le beraber, çevreyle beraber bu yatırımları gerçekleştireceğiz.” Yine arkasından “Bunları çevreye rağmen değil, çevreyle beraber yapalım. Tabii ki düzgün yapmamız lazım.” diyor. İşte “Referandum…” vesaire deniyor, “Çevreye rağmen Keles’te yatırım yapılmayacak, çevreyi kirleterek oraya kömür santrali yapılmayacak.” diyor Sayın Bakan. Burada, tutanaklardan okuyorum bunları. İşte, diyorum ki: “Kirazlar sökülüyor, köyler boşaltılıyor.” İşte, Sayın Bakan cevaben diyor ki: “Arkadaşlar, tekrar tekrar söylüyorum, çevreyi yakarak, yıkarak, bozarak biz orada santral yapmayacağız.”

Bu konuşmanın ardından, sağ olsun, Sayın Bakan gerçekten bir duyarlılık gösterdi, dedi ki: “Arkadaşlarla bir heyet oluşturalım; işte bürokratlarda gelsinler, bölgenin milletvekili olan arkadaşlar da o bölgeye gelsinler, gerçekten burada sizin dediğiniz şekilde ise bu saha, gerçekten çevre tahrip olacaksa, Keleslilerin hayrına bir durum yoksa bu ihaleden vazgeçelim.” Bürokrat arkadaşlar, işte TKİ’den ve Çevre Bakanlığından arkadaşlar geldiler, orada, hep birlikte o bölgede inceleme yaptık. O bölgeye gittik, köylülerle orada görüşmeler yapıldı. İnanın, orada referandumlar çeşitli defalar yapıldı, o köylüler yüzde 98 oranında oradaki santrali istemediklerini söylediler çünkü sebebi şu: Termik santralin oraya yapılıp yapılmaması mesele değil; bakın, orada termik santralin yapılmasıyla birlikte o Kozağacı bölgesindeki 9 köy tamamen boşaltılıyor. Niçin boşaltılıyor? Oradaki 32 milyon tonluk kömür için boşaltılıyor. Yani, oradaki kullanılabilir rezerv sadece 32 milyon ton.

Bakın, Afşin-Elbistan bölgesinde tam 4 milyar tonluk bir rezerv var. Yani, bu rezerv, Keles’in Kozağacı bölgesindeki rezervin neredeyse 120-130 katı. Yani, dolayısıyla, bu bölgelerdeki o santrallerin gelişimi sağlanmadan 120-130 kat küçük bir yerde ve üstelik bütün köyleri boşaltacak şekilde bir termik santralin yapılması… Ve o köylerin orada bulunduğu bölgede de gelin görün -ben bunu defalarca söyledim- dünyanın en iyi kirazları yetişiyor arkadaşlar. Bakın, orada yetişen kirazları siz pazarda bulamazsınız, hiçbiriniz de yememişsinizdir ancak o bölgeye giderseniz yersiniz. Çünkü, sebebi şudur: Oranın kirazlarının tamamı ihracata gidiyor. Yani, bunun sebeplerinin arasında, aslında o köydeki, o bölgedeki kirazların kaliteli olmasının sebeplerinden bir tanesi de o kömürden gelen hümik asitin de faydalarının olduğu ifade ediliyor; bu da doğrudur.

Bakın, bunun daha büyütülmüş resmi elimde yok ama yani şunu şuradan göstereyim: Şu bölge, bakın tamamen yeşil bir alan, bir vadi, Kozağacı Vadisi deniliyor zaten buraya. Bu bölge, 32 milyon ton kömür için tamamen boşaltılıp simsiyah bir hâle getirilecek. Burası tamamen açık işletme. Yani, dolayısıyla, buradaki bütün kiraz ağaçları, 120 bin kiraz ağacı sökülecek, onun yanında 60 bin de yine ceviz ağacı… Zaten “Kozağacı” adı da, biliyorsunuz cevizin adı da “koz”dur yani koz cevizden gelir. Kozağacı bölgesi olmasının sebebi, önce oradaki insanlarımız ceviz yetiştirmişler, 60 bin ceviz ağacı var ve 120 bin de kiraz ağacının olduğu bir yerde ve dünyanın en kaliteli ürünlerinin olduğu bir yerde, biz, orada 32 milyon tonluk bir rezervi paraya çevirmek için… Ki, bugün nereden hesaplarsanız hesaplayın, oranın çıkarma maliyetlerini yanına koyduğumuzda, orada kirazdan ve cevizden elde edilecek geliri yan yana koyun, inanın, oradaki kamu menfaatleri, oradaki kirazdan ve cevizden yanadır. Çünkü, ifade ettiğim gibi, 32 milyon tonluk kömürün oradan çıkarılmasıyla çok da fazla bir şey kazanmayacağız.

Bakın, bir tane de örnek vereyim size: Türkiye Kömür İşletmelerinin yıllık kârı 450 milyon civarındadır ve yıllık satış kapasitesi de 35 milyon ton civarındadır. Dolayısıyla, “Buradaki kömürü biz kamu menfaatlerine dönüştürdük.” diyeceğiniz rakamın tamamı, buradan kıyasla yan yana koyduğumuzda, ancak 400 milyon civarında bir katkı sağlayacaktır. Buradaki santral de otuz yıl çalışacaktır. Yani, otuz yıl, buradaki köylülerin, zaten istimlak edildiği için, dolayısıyla başka nerede oturtulacakları belli olmayan bir şekilde köyler boşaltılacağı için tekrar geriye gelme şansları da yok. Dolayısıyla, eğer gerçekten Türkiye’de enerjiyle ilgili sıkıntıları gidermek için düzgün yatırımlar yapmak istiyorsak o bölgenin insanlarının da geleceklerini düşünmekte fayda var.

Bakın, başka bir şey daha söyleyeyim: O yörenin insanları bilirler, çevre illerin milletvekilleri de bilirler; Keles bölgesi, özellikle o bölge ta Osmanlı döneminden beri oturulan yani yedi yüz yıllık tarihin yaşandığı yerlerdir. O köylerdeki, yaşayan insanlar yedi yüz yıldır yani Osman Gazi’nin o bölgeye geldiği yıllardan beri yaşayan, atalarının, dedelerinin mezarlarının orada bulunduğu, tarihin, kültürün bulunduğu yerlerdir.

Dolayısıyla, ben de sözlerimi çok fazla uzatmadan, buradaki bu projenin ihale edilmiş olmasına rağmen yanlış olduğunu, bir kez daha gözden geçirilmesinin gerektiğini ifade ederek hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özensoy.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yok.

Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE DANİMARKA KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA ENERJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 6 Ağustos 2008 tarihinde Kopenhag'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Danimarka Krallığı Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul  edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Danimarka Krallığı Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı  :  217

Kabul                         :  217 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

                                       

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

Sayın milletvekilleri, 17’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Avustralya Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

17.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/424) (S. Sayısı: 50) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 50 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AVUSTRALYA HÜKÜMETİ ARASINDA GELİR ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME VE VERGİ KAÇAKÇILIĞINA ENGEL OLMA ANLAŞMASI VE ANLAŞMAYA İLİŞKİN PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 28 Nisan 2010 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması” ve Anlaşmaya İlişkin Protokol’ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bir sonraki maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

                                       

(x) 50 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Bir dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum. 

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Avustralya Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Anlaşmaya İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Kullanılan oy sayısı   :  214

Kabul                           :  214 (x)

                                         Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Tekirdağ                                      Bartın”

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı uğurlu olsun.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleriyle kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 22 Ocak 2013 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

Kapanma Saati: 19.10

                                       

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.