DÖNEM: 24                             CİLT: 6                     YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

27’nci Birleşim

21 Kasım 2012 Çarşamba

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, son zamanlarda artan terör olaylarına, Dünya Televizyon Günü’ne ve Anadolu Ajansı Genel Müdürünün Milliyetçi Hareket Partisini kınamasına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ’ın, 21 Kasım Mardin’in Kurtuluş Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, muharrem ayı ve Kerbela olayına ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, elektrik dağıtım özelleştirmelerinden sonra Artvin’in ilçelerinde sık sık elektrik kesintileri yaşandığına ve bu sorunun çözülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Isparta-Antalya-Dereboğaz yolunun duble yol hâline getirilmesinin ileriki yıllara bırakıldığına ve bu yolun yapımı için tüm Isparta milletvekillerini harekete geçmeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

3.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, AKP’nin ülke çapında üye yazım kampanyası düzenlediğine ancak Siyasi Partiler Sicil Bürosunun yaptığı çalışmada sahte üye kayıtları yapıldığının tespit edildiğine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hâkim ve savcıların kişisel güvenliklerinin artırılması amacıyla yapılan indirimli silah kampanyasına ve Van ilinde depremzedeler için yapılan konutların suları bağlanmadığı için vatandaşların bu konutlara taşınamadığına ilişkin açıklaması

5.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle çocuklarımıza yaşanacak bir dünya bırakmak için her türlü savaşa karşı durulması gerektiğini anımsatmak istediğine ilişkin açıklaması

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, şehitlere rahmet dilediğine ve Hükûmeti memleketin sosyal faaliyetleriyle ilgili samimiyete davet ettiğine ilişkin açıklaması

7.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Hükûmet temsilcileri ile Öcalan arasındaki görüşmelerde alınan kararların kamuoyunun bilgisine sunulmasını beklediklerine ilişkin açıklaması

8.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, açlık grevlerinin sona ermesine ve bundan sonra da diyalog ve müzakerelerin sürmesini dilediklerine ilişkin açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, muharrem ayı ve Kerbela olayına ilişkin açıklaması

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, açlık grevlerinin sona ermesine ve bundan sonra da diyalog ve müzakerelerin sürmesini dilediklerine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve ülkemizdeki çocukların durumuna ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Dilekçe Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi (4/77)

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi (4/78)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 21 milletvekilinin, özellikle son yıllarda terör suçu işlediği gerekçesiyle tutuklanan ve hüküm giyenlerin sayısında meydana gelen artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/418)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, yükseköğretimin giderek paralı hâle getirilmesinin yarattığı sorunların ve yükseköğretimde eğitimin tamamen parasız olabilmesi için neler yapılması gerektiğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/419)

3.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve 20 milletvekilinin, ÖSYM'nin güvenilirliğinin ve yapılan sınavlarda hak kaybına uğrayanların mağduriyetlerinin giderilmesi için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/420)

C) Çeşitli İşler

1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Mısır Parlamentosu Şûra Konseyi İnsan Kaynakları Gelişimi ve Yerel Yönetimler Komitesi üyesi parlamenterlerinden oluşan heyete Başkanlıkça “Hoş geldiniz.” denilmesi

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, beyaz et sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/220) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin Genel Kurulun 21/11/2012 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması 

IX.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

2.- Dilekçe Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239)

XI.- OYLAMALAR

1.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı’nın oylaması

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, çevre düzeni planları değiştirilirken müellif belgesi yeterliliği aranmamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/9846)

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin Çoruh Üniversitesi öğrencilerinin barınma sorununa ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11080)

3.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2012 yılları arasında Bakanlık bünyesinde kiralama yoluyla hizmet veren binalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11081)

4.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, gençlik ve spor il müdürlüklerinin yetki ve bütçelerini artırmaya yönelik çalışmalara ve Mersin’deki jimnastik aletlerine desteğe ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11082)

5.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, 2012 Londra Olimpiyatları’nın sonucuna ve yetenekli sporculara devlet desteğinin arttırılmasına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11083)

6.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Londra Olimpiyat Oyunları’na ve İstanbul’un 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları adaylığına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11084)

7.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, lise düzeyindeki genç sporcuların sorunlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11085)

8.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, Ankara’da Cebeci İnönü Stadı’nın yıkılacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11086)

9.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11285)

10.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, üniversite öğrencilerinin barınma sorununa ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/11286)

11.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde TOKİ tarafından inşa edilen toplu konut uygulamasının yönetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11416)

12.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Nilüfer Çayı havzasındaki kirlilik oranına ve alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11543)

13.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İzmit’in bir mahallesinde yaşayan vatandaşların arazilerinin kamulaştırılmasından kaynaklanan sorunlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11566)

14.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Anadolu Ajansı tarafından düzenlenen bir sertifika programına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/11662)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı.

 

Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne,

Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne,

Çorum Milletvekili Murat Yıldırım, İsrail’in Gazze halkına karşı başlattığı yıkıcı savaşa karşı düşüncelerine,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş,

Adıyaman Milletvekili Salih Fırat,

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne;

Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Suriye Ulusal Diyaloğu Toplantısı’nda Hükûmetten bir temsilcinin bulunmamasına,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvin ili Cerrattepe mevkisinde maden işletilmesiyle ilgili olarak Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı vermiş olduğuna ve bir an önce buradaki çalışmanın durdurulmasını dilediğine,

Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, Erzincan’da Pir Sultan Abdal Derneğinin çadırına karşı yapılan saldırıyı kınadığına ve tüberküloz oldukları için kesilen hayvanlara belirlenen bedellerin Erzincan’da müfettiş tarafından indirildiğine,

Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ve öğretmenlerin özlük haklarının görevleriyle mütenasip hâle getirilmesini dilediğine,

Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve Suriye’de tutuklu kalan gazeteci Cüneyt Ünal’ı almak maksadıyla Suriye’ye giden CHP heyetine,

Amasya Milletvekili Ramis Topal, Amasya’da soğan üreticilerinin sorunlarına Hükûmet yetkililerince çözüm bulunup bulunmayacağını öğrenmek istediğine,

İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve ülkemizde çocukların yaşam koşullarına,

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, parasız eğitim isteyen tutuklu öğrencilere özgürlük için Beyazıt Meydanı’nda yapılan basın açıklaması sırasında öğrencilere kimyasal madde içeren suyla müdahele edilmesiyle ilgili olarak Bakanlığın derhâl harekete geçmesi gerektiğine ve Dünya Çocuk Hakları Günü’ne,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Laurent Mosar’ın, beraberinde bir Parlamento heyeti ile birlikte ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 12/11/2012 tarih ve 35 sayılı Kararı ile,

Tunus Ulusal Kurucu Meclisi Haklar, Özgürlükler ve Dış İlişkiler Komisyonu heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak 6-10 Kasım 2012 tarihleri arasında ülkemize resmî bir ziyarette bulunmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 30/10/2012 tarih ve 34 sayılı Kararı ile,

Uygun bulunduğuna dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 milletvekilinin, mısır tarımı ve mısır üreticilerinin sorunlarının (10/415),

Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve 20 milletvekilinin, Afşin-Elbistan Çöllolar kömür havzasında hayatını kaybeden madencilerimizin göçük altından çıkarılması ve Türkiye’de yaşanan maden kazaları konusunun (10/416),

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, ülkemizdeki yolların kalitesinin arttığının söylenmesine rağmen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında azalma olmamasının sebeplerinin (10/417),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/23),

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24),

Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin bu birleşimde yapılmasını da kapsayan AK PARTİ grup önerisinin Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.

AK PARTİ Grubunun, Genel Kurul gündeminin ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan (11/23) ve (11/24) esas numaralı Gensoru Önergelerinin 20 Kasım 2012 Salı günkü (bugün) gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının sırasıyla 1’inci ve 2’nci sıralarına alınmasına ve Anayasa’nın 99’uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun bugünkü birleşiminde yapılmasına; 20 Kasım 2012 ile 5, 12, 19 ve 26 Aralık 2012 Salı ve Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 4, 11, 18 ve 25 Aralık Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; 337 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

 

İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin AK PARTİ Grup Başkanına,

Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın Cumhuriyet Halk Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (2/30) esas numaralı Emekliler ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/23),

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/24),

Gündeme alınıp alınmamasına ilişkin ön görüşmeleri tamamlandı; yapılan oylamalar sonucunda önergelerin gündeme alınması kabul edilmedi.

 

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın şahsına 2 defa,

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına 2 defa,

Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy’un Cumhuriyet Halk Partisine,

Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in CHP Grubuna,

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in BDP Grubuna,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Alınan karar gereğince, 21 Kasım 2012 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere 21.26’da birleşime son verildi.

 

                                                                 Meral AKŞENER

                                                                    Başkan Vekili

 

                Bayram ÖZÇELİK                                                                      Fatih ŞAHİN

                          Burdur                                                                                     Ankara

                       Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

 

            Muhammet Bilal MACİT                                                            Mustafa HAMARAT

                         İstanbul                                                                                      Ordu

                       Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                No: 35

21 Kasım 2012 Çarşamba

Raporlar

1.- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Reasürans Şirketi Anlaşma Hükümlerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/664) (S. Sayısı: 353) (Dağıtma tarihi: 21.11.2012) (GÜNDEME)

2.- Milletlerarası Finansman Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin Guvernörler Kurulu Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/693) (S. Sayısı: 355) (Dağıtma tarihi: 21.11.2012) (GÜNDEME)

3.- 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 11 ve Geçici 1 inci Maddeleri Hükümlerine Göre Yapılacak Kamu Başdenetçiliği Seçimine Dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Yazısı ve Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon Raporu (5/6) (S. Sayısı: 356) (Dağıtma tarihi: 21.11.2012) (GÜNDEME)

 Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 21 Milletvekilinin, terör suçu işlediği gerekçesiyle tutuklanan veya hüküm giyen kişilerin sayısında meydana gelen artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/418) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2011)

2.- BDP Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, yükseköğretimin paralı hale getirilmesinin yarattığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/419) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2011)

3.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve 20 Milletvekilinin, ÖSYM'nin yeterliliğinin araştırılarak yapılan sınavlarda hak kaybına uğrayanların mağduriyetlerinin giderilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/420) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2011)

Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi

1.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Makamınıza yönelttiği, Osmaniye Milli Eğitim Müdürlüğünde görevlendirilen bir öğretmene ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesini 21.11.2012 tarihinde geri almıştır. (7/11606)


21 Kasım 2012 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, son zamanlarda artan terör olayları hakkında söz isteyen Iğdır Milletvekili Sayın Sinan Oğan’a aittir.

Buyurun Sayın Oğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Genel Kurulumuzda çok yoğun bir uğultu var, Sayın Hatibin sözlerini hepimizin doğru işitebilmesi için… Uğultudan ben kendi sesimi duyamıyorum. Uğultuyu kesebilirsek eğer…

Buyurun Sayın Oğan.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, son zamanlarda artan terör olaylarına, Dünya Televizyon Günü’ne ve Anadolu Ajansı Genel Müdürünün Milliyetçi Hareket Partisini kınamasına ilişkin gündem dışı konuşması

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Muhterem Başkanım.

Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle matem ayı olan muharrem ayında İsrail’in yeni matemler yaratan, yeni canlara kıyan, yeni ocakları söndüren saldırılarını kınamak istiyorum; şiddetle, nefretle, hiddetle kınıyorum.

Bugün Dünya Televizyon Günü. Televizyonlar doğru amaç için kullanıldığında son derece faydalı ama yanlış ellere geçtiğinde nasıl tehlikeli bir araç olacağını günümüzde görüyoruz. Bu vesileyle Meclis Televizyonunun da yanlış ellerde nasıl sansürlendiğinin de bir kez daha altını çizmek istiyorum. Dünya Televizyon Günü, her ne kadar saat yediden sonra Meclis televizyonunu AKP İktidarı kapatsa da kutlu olsun.

Bu arada değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi dün bir önerge vermişti, gensoru vermişti. Gensoru muhalefetin en doğal haklarından birisidir. Denetim görevini Meclisin yerine getirmesi için vermiş olduğu bir haktı ve Milliyetçi Hareket Partisi bu hakkını kullandı. Ancak dün bir bürokrat, Anadolu Ajansı Genel Müdürü, kendi twitter adresinden partimizi kınadığını açıkladı. Bu, öncelikle sayın Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, size hakarettir, Sayın Başbakan Yardımcısı Arınç’a hakarettir ve Hükûmetinize hakarettir. Dün biz Anayasa’nın bize verdiği hakkı kullandık, siz de iktidar olarak, çıktınız, burada kendinizi savundunuz, oylama yapıldı ve demokratik bir şekilde hak yerini buldu -her ne kadar kalkan ellerle bu yapılsa da- ancak Anadolu Ajansı Genel Müdürünün böyle bir hakkı var mıdır? AKP grup başkan vekillerine soruyorum: Siz bunu tasvip ediyor musunuz? Anadolu Ajansı Genel Müdürü kendi işine baksın, Anadolu Ajansı Genel Müdürünün işi değil MHP’yi kınamak, onun işi görevini yapmaktır. Dolayısıyla herkes haddini bilecektir. Bu ülkede, maalesef, herkes haddini bilmediği için siyaset heveslisi bürokratların bu şekilde talihsiz açıklamalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri de burada Anadolu Ajansı Genel Müdürünün kendi işlerine karışmasını, çıkıp, bu kürsüden kınayacaktır diye umuyorum, ümit ediyorum.

Bir de tabii, bugün Mardin’imizin Onur Günü, yeri gelmişken onu da kutlamak istiyorum, her ne kadar sizin bölücü Büyükşehir Yasa’nız Mardin’i, düşmanın işgal edemediği Mardin’i bugün birilerine peşkeş çekse de Mardin’in -inadına- Onur Günü kutlu olsun, Mardin halkı da gereken cevabı sandıkta verecektir.

Değerli milletvekilleri, terör, maalesef, son günlerde gündemimizin en önemli maddesi olmaya devam ediyor. Bir yanda Gazze’de İsrail terörü devam ederken diğer yanda sizin yanlış uygulamalarınız sebebiyle askerlerimiz şehit oluyor. Her gün üçer beşer askerlerimiz şehit oluyor. Bir taraftan terör silahıyla bu ülkeyi tehdit ederken, bir taraftan terör yardakçıları açlık grevleriyle Hükûmeti tehdit eder noktaya gelmiştir. Aslında buradan şunu ifade etmek istiyorum: Siz düne kadar tek başına iktidardaydınız, bugün artık sizin koalisyon ortaklarınız var. Koalisyon ortaklarınızdan birisi İmralı öteki Barzani; koalisyon ortağınız hâline gelmiştir.

Uludere’de açlık grevini yapanları, Uludere’yi ve diğer, bu ülkeyle sıkıntılı durumda olan her yeri ziyaret ediyorsunuz değerli komisyon üyeleri  -ilgili komisyon üyeleri- bir de şehit ailelerini ziyaret etseniz. Bu komisyonlara da buradan çağrıda bulunuyorum: Gazilerimizi de bir ziyaret edin, ayağınız o tarafa doğru gitmiyor mu? Uludere’ye koşarak gidenler, başka yerlere koşarak gidenler, niye, acaba, şehit ailelerini ziyarete hiç gitmiyorlar? Açlık grevi günlerce televizyonlarda gösterildi. Şehit ailelerimizin, gazilerimizin durumları, niye, bu ülkede gündem maddesi yapılmıyor, bunu da sormak lazım.

Biz size terörü sıfır noktasında bıraktık, siz “sıfır sorun” diye yola çıktınız, sıfır komşu ve teröre karşı maalesef sıfır samimiyetle bugünkü duruma gelmiş bulunuyorsunuz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Oğan.

Gündem dışı ikinci söz, 21 Kasım Mardin’in Kurtuluş Günü nedeniyle söz isteyen, Mardin Milletvekili Sayın Abdurrahim Akdağ’a aittir.

Buyurun Sayın Akdağ. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ’ın, 21 Kasım Mardin’in Kurtuluş Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ABDURRAHİM AKDAĞ (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21 Kasım Mardin’in Kurtuluş Günü münasebetiyle şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İşgalden bahsederken, öncelikle, Kudüs işgalcisi İsrail rejimini kınıyorum, Filistinli kardeşlerime buradan selamlarımı ve hürmetlerimi gönderiyorum.

Değerli milletvekilleri, Fransız Kolonel Norman’ın yanına birkaç subay daha alarak Mardin’i işgal etmek üzere görevlendirildiğini biliyoruz. Mardin işgalden, kaleden patlatılan top dışında tek bir kurşun atılmadan, zekâ ve yiğitlik eseri bir stratejiyle kurtulmuştur. Mardin’in, aslında, hiç işgale uğramadığı ve bu nedenle, kurtuluş günü olamayacağı anlaşıldığından, Mardin’in kurtuluşunun 91’inci yıl dönümü kent merkezinde 2010 yılında son kez kutlandı. Mardin Belediye Meclisinin aldığı kararla, 21 Kasım günü Onur Günü olarak belirlendi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ İktidarı döneminde Mardin’imize her alanda hizmet götürmeye çalıştık. 2003-2012 yılları arasında sağlık alanında vatandaşlarımız için 168 milyon TL ödenek kullanıldı. Yine bu dönemde, 244 yataklı Kızıltepe Devlet Hastanesi ve 150 yataklı Midyat Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Hâlen 300 yataklı Mardin Devlet Hastanesi ve 150 yataklı Nusaybin Devlet Hastanesinin inşaatı devam etmektedir.

Yörede elektrik kesintisi ve voltaj düzensizliği en büyük problemlerden birisi olduğu bilinmektedir. 2002 yılında elektriğe 7,5 milyon TL ödenek ayrılırken, 2012 yılında bu rakam 22 milyon TL’ye çıkarıldı.

AK PARTİ’nin eğitime verdiği önemi hepimiz bilmekteyiz. Mardin’de 2003-2012 yılları arasında 2.680 derslik yapıldı. Kızıltepe ilçesinde 16 derslikli sağlık meslek lisesi ve 24 derslikli Anadolu öğretmen lisesinin inşaatı devam etmektedir.

Sağlıklı bir nesil yetiştirmek için Hükûmetimiz 2012 yılında Gençlik Spora 5,3 milyon TL ödenek aktarmıştır.

Mardinli hemşehrilerimize 2002 yılında Sosyal Yardımlaşma Vakfından 9 milyon TL ayrılırken, 2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız 69 milyon TL tahsis etmiştir.

Devlet Su İşleri kapsamında 2003 yılında 633 bin TL ödenek sağlanırken, 2003-2012 arasında toplam 316,5 milyon TL ödenek ayrılmıştır.

Ayrıca Mardin’in en büyük ilçesi olan Kızıltepe’nin kanayan yarası olan Zergan Deresi’nin ıslahı için 12 milyon TL keşif bedelli proje onaylanmıştır. Revizyon çalışması ve ihaleyi müteakip bu problemin çözüme ulaşması da inşallah bizim iktidarımıza nasip olacaktır.

Sayın milletvekilleri, kentsel dönüşüm kapsamında altmış yıllık altyapının yenilenmesi bitme aşamasına gelmiştir. Mardin’in UNESCO dünya kültür mirasına adaylığı hedeflerimiz arasındadır.

Mardin, 2003 öncesinde yalnızca 28 kilometrelik duble yola kavuşmuşken 2003-2012 arasında 213 kilometrelik yolu tamamlanmıştır. Yani seksen yılda sadece 28 kilometre yapılırken, dokuz yılda seksen yılın 10 katı yol yapılmıştır.

Tarım memleketi Mardin’imiz 2002’den önce 21 milyon TL destekleme alırken, 2002-2011 arası 714 milyon TL destekleme verilmiştir.

2023 vizyonunda Mardin’i kültür, sanat ve turizm şehri yapmak, yıllık 5 milyon turist kapasitesine eriştirmek, 5 milyar dolar turizm geliri ve 5 milyar dolar ihracat geliri elde etmek amacımızdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarihî kimliğine kavuşturmak için çaba harcadığımız ve büyükşehir belediyesi olacak Mardin şehrimize başta sizler olmak üzere doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm vatandaşlarımızı bekleriz.

Bu millet inandı mı yapar; inandık ve başardık.

Değerli milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle Mardin’in 21 Kasım Onur Günü’nü tekrar kutlar, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akdağ.

Gündem dışı üçüncü söz, muharrem ayı ve Kerbela olayı konusunda söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Ali Özgündüz’e aittir.

Buyurun Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, muharrem ayı ve Kerbela olayına ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, yine geldi muharrem… Bu ay, matem ayı, mâhî muharrem. Üç gün sonra âşûrâ, yani muharremin onuncu günü. İmam Hüseyin’in Kerbela’da zalimce şehit edildiği gün.

“Kimdir ol şahı şehidi Kerbela

Nûr-i çeşmi Murteza, Al-i Aba

Ceddi pakidir Muhammet Mustafa

Ağla, matemdir muharremdir bugün

İnle, matemdir muharremdir bugün”

Bu tür mersiyeler okunur. Bildiğiniz gibi, tarihteki o kanlı güne ağıtlar yakılır, o an anılır. İmam Hüseyin, Kerbela’da gerçek dini, İslam’ı, ahlakı, zalime boyun eğmemeyi, onurlu duruşu, erdemi, hürriyeti, adaleti, dürüstlüğü temsil ederken, karşısında bulunan Yezit sahte dini, zorbalığı, güç ve iktidar uğruna her şeyi mübah sayan, bu uğurda Peygamber’in soyunu dahi yok etmeyi göze alan, onları susuz şehit edip, geride kalan çoluk çocuklarını esir ederek Kûfe ve Şam sokaklarında dolaştıran hatta atalarının kesik başlarını mızraklar ucunda dolaştıran sahte dini, yaptığı icraatlara dinî kılıf uydurmayı, “Emevi anlayışı” temsil etmekteydi. O anlayış ne Allah’tan korkuyordu ne de Resulullah’tan utanıyordu.

Bu yas değerli milletvekilleri, bütün Müslümanların yasıdır. Şii’si olsun, Sünni’si olsun, Alevi’si, Şafii’si, Hanefi’si, Caferi’si herkesin ortak değeri olan ehlibeyte yas tutmak bir ibadettir ve şükür ki topraklarımızda, Türkiye’de herkes ehlibeyte aynı derecede ihtiram gösterir, bu aya özen gösterir, İmam Hüseyin’e yas tutar. Bu bizim güzelliğimizdir. Bu, bu toprakların İslam’ı doğru anlayışının bir güzelliğidir.

Bugün çevremizde mezhepler yüzünden insanlar birbirini boğazlarken biz, o güzelliğimizle diğer ülkelere de örnek bir anlayışı geçmişten beri de ortaya koyduk, bugün de bunu ortaya koymalıyız.

Emperyalistlerin istediği özellikle günümüzde mezhep çatışmalarıdır. Bölgede benim endişem var, önümüzdeki süreçte mezhep çatışmaları çıkabilir. Bize düşen görev, bana göre, Türkiye’deki bu anlayışı, laik cumhuriyet içinde yaşadığımız, birbirimize saygı, inançlara saygı anlayışını aynı zamanda bölgemize de yaymak ve toplumsal barışa, bölge barışına saygılı olmaktır.

İmam Hüseyin diyor ki: “Kim bir bardak soğuk su içse beni hatırlasın.” O zulümden, o vahşetten kurtulan Hazreti Zeynep ne zaman su içse, su istese suyu bekletirdi. “Bir damla suya hasret giden evlatlarım, ağabeyim Hüseyin, bu suya hasret gitti, ben nasıl soğuk su içerim?” diyerek bekletirdi, ısınırdı, öyle içerdi.

O günden bir sahne anlatayım. Niye bu matem, bin dört yüz yıldır bu acı dinmiyor, daha iyi anlaşılsın. Çocuklar, dudakları susuzluktan çatlamış, kurumuş bir hâlde su isterken İmam Hüseyin’in kardeşi Hazreti Abbas  -Alemdar- atını Fırat’a sürdü, suyu tuluma doldurdu, gelirken Yezit’in askerleri kolunu kestiler. Su yere düştü, su akmaya başladı. “Sanki ruhum da bedenimden akıyordu.” diye tasvir ediyor. Öbür eliyle aldı, onu da kestiler. Ben gittim, o topraklarda, o mübarek kolların kesildiği yerleri ziyaret ettim. Attan düştü, yüzü kan içinde, İmam Hüseyin başına geldi, çadıra götürmek istedi. “Beni oraya götürme, ben yeğenlerime su getireceğim diye söz verdim. Ben onların yüzüne nasıl bakarım?” dedi ve orada defnedildi. Bu şekilde tarihin gördüğü en büyük vahşet fakat biz buradan bu dersi çıkarmalıyız; işte, sahte din, yanlış din Peygamber’in evladını dahi kesebiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) – Biz barışa vesile kılmalıyız, kardeşliğe vesile kılmalıyız diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu muharrem ayı münasebetiyle Genel Kuruldan da biraz daha ihtiram bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Özgündüz.

60’ıncı maddeye göre pek kısa söz taleplerine cevap vereceğim, her zaman olduğu gibi.

Sayın Bayraktutan…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, elektrik dağıtım özelleştirmelerinden sonra Artvin’in ilçelerinde sık sık elektrik kesintileri yaşandığına ve bu sorunun çözülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. 

Daha önce Enerji Bakanlığına yazılı birkaç kere soru sormamıza rağmen ne yazık ki bu konuda doyurucu bir yanıt alamadık. Özellikle elektrik dağıtım özelleştirmelerinden sonra Artvin ilçelerinde sık sık elektrik kesintileri yaşanmakta, Ardanuç, Şavşat ve Yusufeli gibi iç ilçelerimizde ve vatandaşın buzdolapları, elektrikli aletleri sık sık bozulmaktadır. Bu konuda yapmış olduğumuz başvurular ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır. Bunun yanında, özelleştirmeyi yapan şirket, özellikle yerleşim birimlerinde, köy gibi yerlerde gece aydınlatmalarına ilişkin sokak lambalarını kesmiş bulunmaktadır. Yaban hayatının olmuş olduğu, yani yaban hayvanlarının olmuş olduğu bir coğrafyada, köylerde vatandaş sık sık mağduriyet yaşamakta, gece vakti bir evden bir yere gitmesi zor olmaktadır. Bu nedenle, Sayın Bakanın bu konuya el koymasını ve Artvin’de ortaya çıkan ve Türkiye’nin birçok yerinde enerji dağıtım özelleştirmesinden kaynaklanan bu sorunun, elektrik kesintileri nedeniyle yaşanan bu sorunun ve özellikle bir politika hâline gelen sokak lambaları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Korkmaz…

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, Isparta-Antalya-Dereboğaz yolunun duble yol hâline getirilmesinin ileriki yıllara bırakıldığına ve bu yolun yapımı için tüm Isparta milletvekillerini harekete geçmeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, Isparta için hayati önem taşıyan bir hususu yüce Meclisimizle paylaşmak istiyorum.

Orta Anadolu’yu güneye bağlayan en önemli güzergâh olan, yörede bilinen ismiyle Isparta-Antalya-Dereboğaz yolunun duble yol hâline getirilmesinin ileriki yıllara bırakıldığı, bunun yerine Ağlasun-Bucak-Antalya yolunun tüm doğal zorluklar ve zorlamalara rağmen asıl güzergâh olarak tespit edilip duble yol hâline getirilmesine karar verildiği bilgilerine ulaşılmıştır.

Sayın Başbakan, Hükûmet Meydanı’nda, Ispartalıya Dereboğazı yolunun duble yol yapılacağı sözünü vermiştir. Ülkenin Başbakanı verdiği sözün arkasında durmalıdır.

Buradan bir çağrı yaparak, bu yol için tüm Isparta milletvekillerini harekete geçmeye davet ediyor, AKP milletvekillerinin yapacağı her girişime Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek olmaya hazır olduğumuzu ifade ediyor, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Erdemir…

3.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, AKP’nin ülke çapında üye yazım kampanyası düzenlediğine ancak Siyasi Partiler Sicil Bürosunun yaptığı çalışmada sahte üye kayıtları yapıldığının tespit edildiğine ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP, ülke çapında üye yazım kampanyası düzenliyor. Bu kampanyada en çok üye yazan partililere promosyon olarak dizüstü bilgisayar, kol saati ve altın veriyor. Başarılar dileriz. Dileriz dilemesine de Siyasi Partiler Sicil Bürosunun yaptığı çalışmada, Bursa’da AKP’ye üye yapılanlardan 800’ünün hâlihazırda CHP üyesi olduğu ortaya çıkarılmış ve kayıtları silinmiştir. Yozgat’ta durum Bursa’dan daha da vahimdir. CHP İl Başkanı Onur Kaytan, bilgisi dışında AKP’ye üye yapılmıştır. El insaf deriz. Sahte üye simsarı AKP’li promosyon canavarlarının durumunun gözden geçirilmesini öneririz. AKP’yi dolandıran ve kamuoyunu aldatan bu uyanıklar, 3’üncü dönem sınırına takılacak AKP’li vekillerden doğacak boşluğu doldurmak için bulunmaz Hint kumaşıdır, tavsiye ederiz.

Bir kantar siyasetin bir okka edebe muhtaç olduğunu hatırlatır, yüce Meclisi saygıyla selamlarız.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hâkim ve savcıların kişisel güvenliklerinin artırılması amacıyla yapılan indirimli silah kampanyasına ve Van ilinde depremzedeler için yapılan konutların suları bağlanmadığı için vatandaşların bu konutlara taşınamadığına ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hâkim ve savcıların kişisel güvenliklerinin artırılması amacıyla indirimli silah alma kampanyasını Adalet Bakanlığı başlatmıştır. Hâkim ve savcıların güvenliğini sağlayamayan bir Hükûmet vatandaşın güvenliğini nasıl sağlar? Bu proje Hükûmetin vatandaşımızın güvenliğini sağlayamadığının ikrarı anlamına gelmiyor mu? Yani her vatandaş kişisel güvenliğini sağlamalı mı yoksa devletin sağladığı güvenlik yeterli mi?

İki, Van ilimizde yaşanan depremin ardından yurttaşlarımıza teslim edilen konutların suyu bağlanmamıştır. Suyu bağlanmadığı için depremzedelere teslim edilen konutlara taşınılamamıştır. Vatandaşlarımızın mağduriyeti devam etmektedir, bu mağduriyet ne zaman sona erecektir?

Teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

5.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle çocuklarımıza yaşanacak bir dünya bırakmak için her türlü savaşa karşı durulması gerektiğini anımsatmak istediğine ilişkin açıklaması

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bizleri yaşama bağlayan umudumuzdur. Umudumuzun kaynağı, yarınlarımızın güvencesi çocuklarımızdır. Yaşam hakları ellerinden alınan, savaşın ortasında yaşamaya mahkûm edilen çocuklarımıza yaşanacak bir dünya bırakmak için, acıların bir daha yaşanmaması adına her türlü savaşa karşı durmalıyız.

Bu anlayışla bugün, bugünün tohumları, yarının yaşam çiçekleri onları korumaya çalışmalıyız. Dün Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü, bunu anımsatmak istedim.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Halaman…

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, şehitlere rahmet dilediğine ve Hükûmeti memleketin sosyal faaliyetleriyle ilgili samimiyete davet ettiğine ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, son günlerde memleketimizin her köşesinde, her tarafında şehit cenazeleri süreklilik kazandı. Ben, bunların ailesine Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine, memleketimizin sosyal, siyasi, ekonomik sorunları o kadar iktidar tarafından kişiselleşti ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde verilen gensorulara bakanlar kişisel cevap veriyor. Ne yoldan bahsediyor ne sudan ne ekonomiden bahsediyor ancak çok oy aldık diyerek oyalıyorlar.

Ben, Hükûmeti, iktidarı memleketin sosyal faaliyetleriyle ilgili samimiyete davet ediyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Karaahmetoğlu…

7.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Hükûmet temsilcileri ile Öcalan arasındaki görüşmelerde alınan kararların kamuoyunun bilgisine sunulmasını beklediklerine ilişkin açıklaması

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, cezaevlerindeki açlık grevleri 68’inci gününde son buldu. İnsanlık adına önemli bir kazanım olduğunu düşünüyorum. Açlık grevlerinin çözümünde Öcalan’ın etkisinin koster olayına indirgenmesini kamuoyu inandırıcı bulmamaktadır. Hükûmet temsilcileri ile Öcalan arasındaki görüşmelerde alınan kararların kamuoyunun bilgisine sunulmasını Hükûmetten bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Dora…

8.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, açlık grevlerinin sona ermesine ve bundan sonra da diyalog ve müzakerelerin sürmesini dilediklerine ilişkin açıklaması

EROL DORA (Mardin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Meşru taleplerin karşılanması için içeride ve dışarıda altmış sekiz gün boyunca sürdürülen açlık grevleri sağduyulu yaklaşımların devreye girmesiyle son bulmuştur. Can kaybı yaşanmadan açlık grevlerinin son bulması ülkemiz adına bir kazançtır. Kaybeden kimse olmamıştır. Kazanan Kürt’üyle Türk’üyle bütün Türkiye olmuştur. Bundan sonra yapılması gereken ise diyalog ve müzakere kapılarını yeniden aralamaktır.

Ölümler üzerinden değil, çözümler üzerinden siyaset yapmanın vaktidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şandır…

9.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, muharrem ayı ve Kerbela olayına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Hazreti Peygamber’in ümmetine emanet ettiği ehlibeytine, özellikle de “ciğerparem” dediği torunu Hazreti Hüseyin’e Kerbela’da yapılan zulmü Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak yüreğimiz kan ağlayarak hatırlıyor ve yezitleri kıyamete kadar lanetliyoruz.

Değerli milletvekilleri, muharrem ayı, ramazan ayından önce oruç ayıydı. Muharrem ayı tüm Müslümanlar için ibadet ayıdır. Müslümanlar için çok değerli bir ortak paydadır. Bu ayda yapılan ibadetleri Yüce Allah kabul etsin. Bu ibaretlerin yüzü suyu hürmetine milletimizin birliğini ve dirliğini güçlendirsin diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Sakık…

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, açlık grevlerinin sona ermesine ve bundan sonra da diyalog ve müzakerelerin sürmesini dilediklerine ilişkin açıklaması

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben de bu açlık grevinde emeği geçen bütün aktörleri kutluyorum kazasız, belasız ve kansız, ölümsüz bir şeyi gerçekleştirdikleri için. Diliyorum, umuyorum ki, bugünden sonra da bu diyalog ve müzakereler sürer, ülkemizde uzun süredir olmayan iç barışımızı hep birlikte inşa ederiz. Ve hayat bize şunu gösterdi: Diyalog ve müzakerelerle çözülmeyecek sorunlarımızın olmadığını. Onun için kim, hangi siyasi aktör bu sürece katkı sunacaksa bence devletimizin bu konuda bir kompleksi olmamalıdır, diyalog ve müzakereyi geliştirmelidir. Bunun için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Öğüt…

11.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve ülkemizdeki çocukların durumuna ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Dün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü. Tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma, fiziksel veya psikolojik sömürüye karşı korunma gibi haklarından bahsediyoruz. Yani, maalesef, neredeyse hiçbirinin ülkemizde olmadığı haklardan. Bir ülke düşünün ki kendi ülkesinin çocuklarını unutsun, bir Bakanlık düşünün ki adı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olsun ama çocuklarda uyuşturucu kullanımı, suç oranları ve madde bağımlılığıyla ilgili soruları yanıtsız bıraksın.

Bakınız, bundan tam altı sene öncesinde bile Türkiye’deki çocuk işçi sayısı 1 milyona dayanmış durumdaydı ama altı yıldır başka bir tek araştırma yok. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’deki çocuk gelin sayısı 181 bini aştı. Sadece 2011’de yaklaşık 20 bin aile on altı yaşını doldurmuş çocuğunu evlendirebilmek için dava açtı. Yine, resmî kayıtlar, 2008-2011 yılları arasında toplumsal olaylar da dâhil, on bir yaş altındaki 14.065 çocuk ile on sekiz yaş altındaki toplam 299 bin çocuk arasında suça karıştıkları için eylem yapıldığını söylüyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Komisyondan istifa tezkereleri vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Dilekçe Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi (4/77)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dilekçesi Komisyon Üyeliğimden istifa ediyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 20.11.2012

                                                                                                              Emine Ayna

                                                                                                               Diyarbakır

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi (4/78)

                                                                                                                        20.11.2012             

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Üyesi bulunduğum Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğinden Grup Başkanvekili görevinde bulunduğum için istifa ediyorum.

Bilgilerinizi ve gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                             İdris Baluken

                                                                                                                  Bingöl

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum.

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 21 milletvekilinin, özellikle son yıllarda terör suçu işlediği gerekçesiyle tutuklanan ve hüküm giyenlerin sayısında meydana gelen artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/418)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Amerikan AP (Associated Press) haber ajansının Dünya ölçeğinde yaptığı bir araştırmaya göre, 11 Eylül 2001 tarihinden bu yana 35 bin 117 kişi terör suçundan hüküm giymiştir. Dünya nüfusunun yüzde 70'ine tekabül eden ve 66 ülkeyi kapsayan bu araştırmada, 12 bin 897 hükümlü sayısıyla Türkiye ilk sırada yer almıştır.

Özellikle son yıllarda terör suçu işlediği gerekçesiyle tutuklu ve hükümlü sayısında meydana gelen artışın nedenlerinin araştırılması ve gerekli çözümlerin üretilmesi amacıyla, Anayasamızın 98'inci, İçtüzüğümüzün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Araştırma Komisyonu kurularak, konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz. 26.12.2011

1) İbrahim Binici                             (Şanlıurfa)

2) Pervin Buldan                             (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                   (Muş)

5) Murat Bozlak                              (Adana)

6) Halil Aksoy                                 (Ağrı)

7) Hüsamettin Zenderlioğlu             (Bitlis)

8) İdris Baluken                               (Bingöl)

9) Nursel Aydoğan                          (Diyarbakır)

10) Altan Tan                                  (Diyarbakır)

11) Adil Kurt                                   (Hakkâri)

12) Esat Canan                                (Hakkâri)

13) Sırrı Süreyya Önder                  (İstanbul)

14) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

15) Mülkiye Birtane                        (Kars)

16) Erol Dora                                  (Mardin)

17) Ertuğrul Kürkcü                        (Mersin)

18) Emine Ayna                              (Diyarbakır)

19) Ayla Akat                                  (Batman)

20) Demir Çelik                               (Muş)

21) Nazmi Gür                                                (Van)

22) Özdal Üçer                                (Van)

Gerekçe

Amerikan AP (Associated Press) haber ajansının terör suçu nedeniyle hüküm giyenlere ilişkin araştırması, dünya nüfusunun yüzde 70'ini kapsayan 66 ülkede yapılmıştır. Araştırmaya dayanak olan temel verileri ise devletlerin sağladığı bilgi edinme hakkını kullanarak elde etmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Eylül 2001 yılından günümüze kadar terör suçu işlediği gerekçesiyle hüküm giyenlerin toplam sayısı 35 bin 117 kişidir. Araştırma sonucunda yapılan sıralamaya göre, 12 bin 897 kişi ile Türkiye ilk sırayı alırken, yaklaşık 7 bin kişiyle Çin ikinci sırada yer almıştır. Bu rakamlara göre Türkiye ve Çin, tüm dünyadaki hükümlü sayısının yarısından fazlasına sahiptir.

Çin nüfusunun 2010 yılı rakamlarıyla 1 milyar 340 milyon olduğu ve Türkiye nüfusunun tam 18 katı büyüklüğü dikkate alındığında, Türkiye açısından ortaya çıkan tablonun dehşet verici boyutları daha net görülmektedir. Çin'de her 191 bin 500 kişiden 1'inin terör suçu işlediğine hükmedilmişken, Türkiye'de bu oran 5 bin 740 kişide 1'e yükselmiştir. Bu oranın yüksekliği, dünya genelinde terör suçu işlediği gerekçesiyle hüküm giyen her 3 kişiden 1'inin Türkiye'de olması sonucunu doğurmuştur. Terör suçu işlediği iddiasıyla tutuklu bulunan ve henüz yargılama aşamasında olanların sayısı hesaba katıldığında, oranın daha çok yükseleceği aşikârdır. Ortaya çıkan bu tablonun kabul edilmesi ve olağan sayılması Türkiye vatandaşlarına yapılabilecek en büyük haksızlık olacağı gibi dünya kamuoyunda da Türkiye vatandaşlarına karşı  negatif yargıların oluşmasına yol açacaktır.

Hiçbir toplumun şiddet eğiliminde olmadığı bilimsel bir ön kabuldür. Türkiye'de özellikle son yıllarda terör suçu işlediği iddiasıyla tutuklanan ve hüküm giyenlerin sayısında ciddi artışlar olduğu bilinmektedir. Nitekim AP raporuna göre, Türkiye'de terör suçu işlediği gerekçesiyle hüküm giyenlerin sayısı 2005 yılında 273 iken, bu sayı 2009 yılında 6 bin 345'e çıkarak tam 30 kat artmıştır. 2011 yılının sonlarına gelindiğinde ise artış hız kesmeden devam etmiş ve sayı yaklaşık 13 bine çıkmıştır. Bu sayıya terör suçu işlediği iddiasıyla halen yargılanmakta olan tutukluların sayısı da eklendiğinde sorunun ciddi boyutlara ulaştığı daha net görülecektir. Bu nedenle Türkiye vatandaşlarının dünya kamuoyunda hak etmediği bu kötü şöhretin nedenlerinin araştırılması ve gereken tedbirlerin alınması yerinde olacaktır.

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, yükseköğretimin giderek paralı hâle getirilmesinin yarattığı sorunların ve yükseköğretimde eğitimin tamamen parasız olabilmesi için neler yapılması gerektiğinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/419)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yükseköğretimin giderek paralı hale getirilmesinin yarattığı eşitsizliklerin önlenmesi, yükseköğretimde eğitim tamamen parasız olabilmesi için neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci İç Tüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

  Pervin Buldan                                                                           Hasip Kaplan

Grup Başkanvekili                                                                Grup Başkanvekili

Gerekçe

Neoliberal politikalar ile eğitim ve bilim hızla bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılıp piyasanın acımasız rekabet koşullarına bırakılmaya çalışılmaktadır. Özellikle 1980'den sonra üniversitelerden başlanarak eğitim ve bilginin öncelikle ticarileştiğini ardından metalaştırılıp tamamen piyasaya terk edilmeye çalışıldığını ve hızla bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıldığını görmekteyiz. Öğrencilerden harçlar alınmaya başlanması, daha doğrusu eğitimin paralı hale getirilmesi, her yıl harçlara zam yapılması, ikili öğretim, açık öğretim ve uzaktan öğretimin yaygınlaştırılması, yaz okullarının açılması, özel öğrenci statüsünün getirilmesi, özel üniversite sayılarının her geçen yıl artması, üniversitelerdeki sertifika programlarının çığ gibi artması vb uygulamalar ile üniversitelerin asıl işlevlerinde yapısal değişiklikler yapıldığını görmekteyiz. Artık bilim için, insan için, toplum ve ulus için üniversite değil piyasa için bilim, piyasa için öğretim, piyasa için yayın ilkelerinin öne çıktığı bir üniversite portresi ile karşı karşıyayız. Bugün üniversite eğitimi ve araştırma bir kamu hizmeti olarak değil bir meta olarak görüldüğünü, üniversite özerkliği yalnızca mali özerklik olarak düşünüldüğünü, üniversiteler arası rekabetin yaşandığını, üniversitelerde özellikle düşük akademik unvan ve görevlerde sözleşmeli istihdam biçimlerinin yaygınlaştığını görmekteyiz. Tüm bu değişim ve dönüşümler üniversitenin bileşenlerinden biri olan öğrencileri de etkilemektedir. Özellikle de emekçi ve yoksul aileler bu olumsuzluğu en çok yaşayan kesimlerdir.

Aileler arasındaki derin ekonomik eşitsizlikler üniversite öğrenimi sürecinde öğrenciler arasında da eşitsizlik üretmektedir. Bu eşitsizlik öğrencilerin gelir durumları, harcamaları, boş zaman aktiviteleri, geleceğe ilişkin beklentileri vb. birçok durumu doğrudan etkilenmektedir.

Yapılan bilimsel bir araştırmaya göre öğrencilerin %4'ü hiç parası olmadığını, %20,8'i de öğrenimini sürdürmesi için yeterli parayı bulamayabileceğini dile getirilmektedir. Bir başka araştırmada ise gelir azlığının, üniversite öğrencilerinin başta gelen sorunlarından biri olduğu, %43'ünün 51-250 TL arası parayla geçimlerini sürdürdükleri ve %6'sına ailelerinin para göndermediği saptanmıştır. Eğitim temel bir hak olmasından yola çıkarak bu hakkın yerine getirilmesi sorumluluğu devlete ait olmalıdır. Yükseköğretim herkes için erişilebilir olmalı, bireyin yeteneği ve isteği dışındaki etkenlerle eğitim alması engellenmemelidir.

Yükseköğretimin giderek paralı hale getirilmesinin yarattığı eşitsizliklerin önlenmesi, yükseköğretimde eğitim tamamen parasız olabilmesi için neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırma komisyonu kurulması konunun hassasiyeti açısından elzemdir.

3.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve 20 milletvekilinin, ÖSYM'nin güvenilirliğinin ve yapılan sınavlarda hak kaybına uğrayanların mağduriyetlerinin giderilmesi için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/420)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

ÖSYM Türkiye'nin en güvenilir kurumlarından birisidir. Son 2 yıldır birçok hata ve problemle boğuşan ÖSYM, çok sayıda davayla karşı karşıya kaldı. LYS'de tercihlerde yapılan ‘unutkanlık', yanlış verilen başarı sıraları, LYS'de öğrencileri şaşırtan cevap kâğıdı, Polis Meslek Yüksek Okulları Sınavı'nın iptal edilmesi de kuruma olan güveni sarstı.

KPSS sınavıyla kuruma olan güven de sorgulanmaya başladı. KPSS'de soruları çalındı.

Açık Öğretim Sınavı'na giren ve büyük çoğunluğu 18-25 yaş arasında olan milyonlarca kişinin geleceğine büyük bir skandalın gölgesi düşmüş durumda.

Yıllardır en güvenilir kurumlardan biri olan ÖSYM son bir yılda yaptığı hatalarla yurttaşlarımızın ve gençlerimizin güvenini zedelemiştir. Bu güvenin yenilenmesi için ne gibi adımların atıldığı kamuoyunda merak konusudur.

Bu skandalların sorumlularının cezalandırılıp, cezalandırılmadığı, bu skandallara yol açan kadrolarda herhangi bir değişimin olup olmadığına dair değerlendirilmelerin yapılması ve mağdur vatandaşlarımızın kayıplarının ne şekilde giderileceği hususunu, kısacası ÖSYM nin güvenirliliğinin tespiti amacıyla Anayasa'nın 98 inci, TBMM içtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 21.12.2011

1) Erdoğan Toprak                          (İstanbul)

2) Ali Rıza Öztürk                           (Mersin)

3) Engin Altay                                 (Sinop)

4) Hurşit Güneş                               (Kocaeli)

5) Ali Serindağ                                (Gaziantep)

6) Ferit Mevlüt Aslanoğlu               (İstanbul)

7) Kadir Gökmen Öğüt                   (İstanbul)

8) İlhan Demiröz                             (Bursa)

9) Mustafa Moroğlu                        (İzmir)

10) Mustafa Sezgin Tanrıkulu         (İstanbul)

11) Ali Sarıbaş                                                (Çanakkale)

12) Ahmet İhsan Kalkavan              (Samsun)

13) Aylin Nazlıaka                          (Ankara)

14) Doğan Şafak                             (Niğde)

15) Mehmet Volkan Canalioğlu      (Trabzon)

16) Aykan Erdemir                          (Bursa)

17) Mehmet S. Kesimoğlu              (Kırklareli)

18) Recep Gürkan                           (Edirne)

19) Durdu Özbolat                          (Kahramanmaraş)

20) Faik Tunay                                (İstanbul)

21) Mehmet Şeker                           (Gaziantep)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, beyaz et sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/220) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin Genel Kurulun 21/11/2012 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 21.11.2012 Çarşamba günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                        Emine Ülker Tarhan

                                                                                                                  Ankara

                                                                                                         Grup Başkanvekili

Öneri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan (Beyaz et sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi) 10/220 Esas Numaralı Meclis Araştırma Önergesinin görüşmesinin, Genel Kurul’un 21.11.2012 Çarşamba günlü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz Bolu Milletvekili Sayın Tanju Özcan’a aittir.

Buyurun Sayın Özcan. (CHP sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün beyaz et sektörünün sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, aynı zamanda beyaz et sektörünün başkenti konumunda olan, Türkiye üretiminin de yüzde 30’una yakınını tek başına karşılayan Bolu ilinin milletvekili olarak partim adına, grubum adına düşüncelerimi açıklamak için söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, belki birçoğunuzun seçim bölgesinde beyaz et üretimi konusunda çok ciddi bir faaliyet yok ancak Türkiye’nin en önemli sektörlerinden bir tanesi olan beyaz et sektörü yüz binlerce insanı doğrudan, 70 milyon insanı da dolaylı olarak ilgilendiren bir sektör. Bu sektör Türkiye’deki en önemli sektörlerden bir tanesi ancak önemine binaen devlet tarafından en az desteklenen sektörlerden, sorunları neredeyse görmezlikten gelenin sektörlerden bir tanesi hâline geldi.

Sayın milletvekilleri, izin verirseniz ben önce sektörle ilgili genel bilgiler verip arkasından sorunlarıyla ilgili değerlendirmemi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sektör, Türkiye’de profesyonel anlamda 1970’li yıllarda aile işletmeciliği olarak başlamıştır. 1980’li yıllarda, özellikle Özal döneminde, devlet desteğiyle önemli mesafeler alınmış, 1990’lı ve 2000’li yıllarda da sektörün büyümesi aynı hızla devam etmiştir.

Değerli milletvekilleri, dünyada son on yıl içerisinde beyaz et üretimi yüzde 15 oranında artarken Türkiye’de bu oran yüzde 54 oranında olmuştur. Bu hamlelerle birlikte Türkiye üretimde dünya 8’incisi olarak yerini almış bulunmaktadır. 2011 yılı sonu itibarıyla, sayın milletvekilleri, beyaz et sektöründeki üretimimiz 1 milyon 625 bin tona ulaşmıştır. Ancak, tabii bizim size verdiğimiz bu rakam çok büyük gibi görünse de hâlen üretim anlamında dünyada lider olan Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Brezilya gibi ülkelerin üretim düzeylerinin çok çok gerisindedir. Sektörün liderleri, 2025 yılı için üretim hedefini 3 milyon 370 bin ton olarak öngörmektedirler.

Yine, sayın milletvekilleri, bu sektörde Türkiye önemli ihracatçı ülkeler arasında yer almak için uğraş veriyor. 2011 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 266 bin ton ihracat yapılmış, bunun önemli bir kısmı Irak’a, Türki cumhuriyetlere ve benzeri yakın ülkelere yapılmıştır. Ancak, sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği ülkelerine, sadece ve sadece Hükûmetin basiretsizliği gibi basit sebeplerle, ihracat hâlen dahi yapılamamaktadır. Ancak, ihracat anlamında şirketlerin özverisiyle çok önemli adımlar atılmasına rağmen, hâlen dünya ihracatının tek başına yüzde 34’üne sahip olan Amerika Birleşik Devletleri’nin ve yine dünya ihracatının tek başına yüzde 32’sine sahip olan Brezilya’nın çok çok gerisindedir ihracat rakamlarımız. Üretimle ilgili, ihracatla ilgili bunlar söylenebilir.

Kanatlı et tüketimi aynı zamanda Türkiye’de hızlı bir şekilde artmaktadır sayın milletvekilleri. 2011 yılı sonu itibarıyla kişi başı beyaz et tüketimi 19,5 kiloya ulaşmıştır Türkiye’de. Bu oran Avrupa Birliği ülkelerinin üstündedir -Avrupa Birliğinde ortalama 17,5 kilogramdır- ancak bu rakam Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Brezilya gibi ülkelerin de hâlen çok çok gerisindedir. Ancak dünya ortalamasının aşağı yukarı yakalandığını bu anlamda söylemeliyiz.

Sayın milletvekilleri, az önce söyledim, aslında bu sektörün önü çok açık. Ancak bu sektörün bazı sorunları var. Bunların çözümü noktasında adım atabilirsek sektör bundan sonra kanatlanıp gidecek sektörlerden bir tanesi olacak. İsterseniz ben bu sektörün sorunlarını üçe ayırarak burada değerlendirmemi yapmak istiyorum.

Bir tanesi değerli milletvekilleri, çevre ve planlama sorunları. Şimdi, bu sektör güzel bir sektör, ekonomimize ciddi bir dinamizm katıyor ancak bu sektörün en büyük sıkıntısı çevre kirliliğine yol açıyor olması. Özellikle gübre meselesi var. Kümeslerden çıkan gübrelerin depolanması ayrı bir dert, bu gübrelerin ortadan kaldırılması ayrı bir sıkıntı.

Sayın milletvekilleri, her gün Türkiye’nin on binlerce kümesinden yüz binlerce ton tavuk gübresi ortaya çıkıyor ve birçok ilimizde bu gübreleri işleyecek tesis olmadığı için bu gübreler boş bulunan tarlalara, dere yataklarına ve benzeri yerlere dökülmekte. Bunlar da yer altı sularının kirlenmesine, toprakta verim düşüklüğüne ve çevre kirliliğine yol açmaktadır. Gübrelerin muhakkak yakılması gerekmektedir, bu şekilde yok edilmesi gerekmektedir. Ancak, bunu yaparken de, Bolu’daki gibi, hemen insanların yaşadığı meskûn mahallerde bu tür tesislerin yapılmaması gerekir diye düşünüyorum. Devletin bu tür tesislerin yapımına doğrudan destek vermesi gerektiğini sizlerle paylaşıyorum.

Yine, sayın milletvekilleri, artık kimse istediği yere kümes yapmasın anlayışındayız. Bugüne kadar insanlar istedikleri yerlere kümes yaptılar ancak artık bunlar planlanmalı ve çevre düzeni planlarına da işlenmeli. Artık yeni kümes yapacak olan insan nerede kümes yapacağını, nerede kümes yapamayacağını bilmeli.

Bir de ÇED raporlarıyla ilgili bir sorun var. İlden ile değişiklik gösteriyor bu, keyfî bir uygulama hâline geldi. Bazı illerde, belli büyüklükteki tesisler için “ÇED raporu gereklidir.” deniyor, bazı illerde “Gerekli değildir.” deniyor. Bu çok ciddi bir çifte standarda yol açıyor.

Sayın milletvekilleri, küçük üreticinin sorunlarına da ikinci bölümde değinmek istiyorum. Bu sektörde aslında ana yükü çeken, küçük üreticiler, küçük kümes sahipleri. Bunların en önemli sorunlarından bir tanesi gübre atıklarının depolanması sorunu. Bu insanların, kümeslerinden çıkan tonlarca gübreyi depolayabileceği alanlar yok. Devlet bu konuda kendilerine yardımcı olmuyor, onlar da götürüp -az önce izah ettiğim gibi- boş tarlalara gübrelerini boşaltıyorlar.

İki: Büyük yatırımcıların artması sebebiyle sektörde, firmalardan iş alamaz duruma geldiler. Bakınız, bugün, 200 bin ölçekli, 300 bin ölçekli, 500 bin ölçekli kümesler var, bunun yanında 3 bin ölçekli, 5 bin ölçekli, 10 bin ölçekli kümesler de var ve bir firma da hâliyle 200 bin ölçekli bir kümes varken 15 bin ölçeklisine civciv vermek istemiyor. Bu sorunun çözülmesi gerekir kanaatindeyim.

Yine, küçük üreticinin, kümesini büyütmek için krediye ihtiyacı var malumunuz ancak bankalar diyor ki küçük üreticiye: “Sana 1 lira kredi vermem için karşılığında bana 3 lira teminat göstermen gerekiyor.” E bunu da -takdir edersiniz- küçük üretici gösteremediği için kredi alıp işini büyütemiyor.

Yine, devlet kredileriyle yapılan ancak ruhsatlandırılmayan kümesler var. Devlet demiş ki: “Yap kardeşim, ben senden ruhsat istemiyorum.” Tıpkı Bolu’daki gibi... Ancak bugün gelinen noktada “Senin kümesin ruhsatsız.” diyor ve bu kümesleri mühürlemeye kalkıyor. Sayın milletvekilleri, benim ilimde 600 ruhsatlı kümes varsa 6 bin de ruhsatsız kümes var devlet desteğiyle yapılmış olan. Bu sorun hâlâ çözülmüş değil.

Küçük üreticilerin girdileri sürekli artıyor sayın milletvekilleri, verilen fiyat aynı. Ancak küçük üretici, enerji girdisinden dolayı, artık Bolu gibi şehirlerde, kışın faaliyette bulunmak dahi istemiyor.

Küçük üreticinin, yine, sigorta konusunda da teşvik edilmesi gerekiyor.

Yine, küçük üreticilerin güçlü olan şirketlere karşı hiçbir güvencesi yok ve pazarlık şansı yok. Örgütlenmeleri konusunda devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını sizinle paylaşıyorum.

Üçüncü sorun, büyük ölçekli şirketlerin sorunları. Büyük ölçekli şirketlerin en önemli sorunlarından bir tanesi kuş gribi, yalancı veba gibi hastalıkların ortaya çıkma ihtimali. Hatırlarsınız, birkaç yıl önce çıkan kuş gribi ile ilgili dedikodular sektörün belini önemli ölçüde kırmıştır. Bu tür hastalıkların ortaya çıkmaması için devletin ciddi tedbirler alması gerekmektedir.

İkincisi, ihracat için potansiyeli olan ülkelerle ikili anlaşma yetersizliği. Sayın milletvekilleri, biz, birçok ülkeye, özel ikili anlaşmalarımız olmadığı için ihracat yapamıyoruz, maalesef, bu noktada çok büyük bir sıkıntı yaşıyoruz.

Üçüncüsü, ihracat desteğinin az oluşu. Türkiye'de tonda fiilen 30-40 dolar devlet desteği var ihracatta ama Avrupa Birliği ülkelerinde tonda 325 euro devlet desteği var. Şimdi,  ben size soruyorum: Bu şartlarda nasıl ihracat yapsın? Eğer biz desteği Türkiye Cumhuriyeti olarak bırakın 325 eoro’ya, ton başına 200-250 dolara çıkartırsak bu sektör ciddi anlamda ihracat patlaması yapacak, birkaç yıl içinde birkaç milyar dolar ihracat yapar hâle gelecek.

Ham madde maliyetlerinin yüksek oluşu, büyük şirketlerin önünde, üretici şirketlerin önünde çok büyük bir handikap yaratıyor. Mısır, soya, soya küspesi ve enerji girdileri bakımından rakip ülkelerle rekabet edemez durumdayız.

Yine, KDV oranlarıyla ilgili bir sıkıntı var. KDV oranları toptan satışta yüzde 1’lere düşünce sektör KDV yükünü taşıyamaz hâle geldi. Bu işte devletin de ciddi zararı var. İşte, ben bu sebeple diyorum ki: İktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Tamamlayabilir miyim Sayın Başkanım? Yarım dakikaya ihtiyacım var.

BAŞKAN -  Hiç yapmadık ama, ne olur, hiç yapmadık. Yani o çok yol oluyor.

Çok teşekkür ederim, çok sağ olun.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Arkadaşlar, iktidarıyla muhalefetiyle bu sektörün sorunlarını araştırmamız gerekiyor. Bunda Türkiye’nin menfaati var diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Özcan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun grup önerisi aleyhinde ilk söz Bolu milletvekili Sayın Ali Ercoşkun’a aittir.

Buyurun Sayın Ercoşkun.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi aleyhine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Türkiye tarımsal üretimde, tarımsal alanlarda 2002 yılından bu yana çok ciddi bir aşama kaydetti. 2002’de, OECD raporlarına göre dünyada 11’inci sırada ve 23 milyar dolar hasıla elde eden ülkemiz, şu anda 7’nci sırada ve 62 milyar dolar hasıla elde etmekte. Tarımsal alanı aynı alan olan ama çalışan sayısında da yaklaşık yüzde 30 bir düşüş olmasına rağmen, hasıla yaklaşık olarak 3 kat artmış durumda. Bu durumu Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı da bir başarı öyküsü olarak raporlarında anlatıyor.

Gene 2002 yılıyla kıyasladığımız zaman, yüzde 69’larda olan kredi faiz oranları yüzde 5’lere düştü ama aksine, ödeme oranları ise yüzde 62’lerde seyrederken yüzde 98,8’lere kadar çıkmış durumda.

Tarımsal üretim içinde yaklaşık 5 milyar  dolar civarında bir payı olan ve aileleriyle birlikte  yaklaşık 1,5 milyon kişinin geçimini temin ettiği bir büyüklük olan beyaz et sektörü ise oldukça önemli bir pay almakta.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatının 2011 yılı verilerine göre, ülkemiz tavuk eti üretiminde 11’inci sırada, tavuk yumurtası üretiminde ise 13’üncü sırada; aynı şeyi Avrupa’yla karşılaştırdığımızda tavuk eti üretiminde 2’nci sırada, yumurta üretiminde ise 5’inci sırada yer almaktayız.

2011 yılı verilerine göre ülkemizde 10.634 işletme ve bu işletmelere bağlı toplamda 17.040 adet kümes bulunmakta. Neredeyse yüzde yüze yakın kayıt altında bulunan ve üretici modeliyle yani en ücra köylere kadar yayılan üretim şekliyle  maddi anlamda da tabana yayılan bir sektör beyaz et sektörü.

Milletvekili olma onurunu ve gururunu yaşadığımız Bolu’muz ise Türkiye’deki beyaz et sektörünün yaklaşık yüzde 35’ine hitap etmekte.

Şimdi, bu bilgileri verdikten sonra CHP grup önerisinde geçen ifadelere gelmek istiyorum. Dediğimiz gibi, oldukça önemli bir sektör ve bu oldukça önemli sektör hakkında CHP’nin vermiş olduğu grup önerisinde bazı rakamlar veriliyor. Her ne kadar Değerli Milletvekili Arkadaşımız burada bu rakamları düzeltse de grup önerisinden gitmek istiyorum.

Burada diyor ki: “Yumurta üretimi yaklaşık 1 milyar civarında, tavuk eti üretimi 135.953 ton, yıllık 3 milyar dolar büyüklüğü olan bir sektör ve Türkiye’nin nüfusunun yüzde 35’i tarımla ilgileniyor.” Mevcut durum ne? Yumurta üretimimiz 12 milyar 955 milyon adet yani grup önerisinde belirtilen 1 milyarın yaklaşık 13 katı. Tavuk eti üretimi ise 135.953 ton değil 1 milyon 613 bin 309 ton. Aynı şekilde yıllık ciromuzun da 5 milyar doları aşan bir büyüklüğü var. Ülkemizin nüfusunun yüzde 35’i 2002’de tarımla uğraşıyordu, şu anda yaklaşık yüzde 25’e düşmüş durumda yani rakamlara baktığımız zaman grup önerisinin ne kadar özensiz bir şekilde hazırlandığını, ne kadar geçmiş bilgilere dayandığını burada net bir şekilde görmüş oluyoruz.

Şöyle ben bir kıyaslama yaptım yani 2002 yılında neydi? 2002 yılında da yumurta 11 milyar 555 milyon adet, tavuk eti üretimi 696.187 ton yani bu hesaba göre 135 bin tonun ne zamanın rakamları olması gerekir? Herhâlde 1940’ların 45’lerin rakamı olması lazım.

ALİM IŞIK (Kütahya) – 2010’da neydi? 2010’a bir bak bakalım.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Yani her zaman 1940’lara, 45’lere atıf yapılırken bozulmaya hiç gerek yok çünkü nerede kaldığınız, nerede durduğunuz bu şekilde ortaya çıkıyor. Yani bu rakamlar olsa olsa ancak 40-50 yıl öncesinin rakamları olur değerli milletvekilleri. Dolayısıyla, grup önerisi hazırlarken biraz özen göstermek, biraz güncel rakamları, TÜİK rakamlarını, İstatistik Kurumunun resmî rakamlarını… Ben oradan elde ettim bu rakamları.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sana yanlış vermişler.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Kaldı ki, Bolu Milletvekili olarak Türkiye’nin üçte 1’ine eğer hitap ettiğimizi ifade ediyorsak bu rakamları zaten ezbere bilmemiz lazım. Ezbere bildiğimiz şeyler de var tabii. Neler? Ezbere bildiğimiz şeyler, beyaz et sektörünün, bu kadar büyüklüğe sahip olan sektörün yaşadığı problemler. Eğer siz grup önerinizde beyaz et sektörünün KDV problemini beyan etseydiniz, bir şeyler ifade edebilirdi. Aynı şekilde bürokratik engellerden, yavaşlıktan kaynaklanan sıkıntıları söyleseydiniz, gene bir şeyler ifade edebilirdi, çünkü bunlar şu anda aktif olarak yaşanan sıkıntılar.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sen söyle o zaman!

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Dolayısıyla, bu sıkıntıları dile getirmek, bu sıkıntıları görebilmek için, vatandaşın içinde, vatandaşla beraber, vatandaşla aynı duygulara, aynı heyecana, aynı bakışa sahip olmak lazım. Oturduğunuz yerden eğer bir şey üretmeye kalkarsanız, maalesef, bu noktada çok ciddi manada sıkıntıya düşersiniz, şu anda olduğu gibi.

Değerli arkadaşlar, sıkıntının bir başka boyutu ise kümeslerde, mevcut kümeslerin çok büyük bir kısmında ruhsat problemi var. Bizler, seçim esnasında gezdiğimiz her yerde bu ruhsat problemiyle karşılaştık ve ilk yaptığımız işlerden bir tanesi, bu işin muhatabı olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü çerçevesinde, ama Gıda ve Tarım Bakanlığının, İçişleri Bakanlığının, hatta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da katkılarıyla bir dizi toplantı gerçekleştirdik.

Bu toplantılara, ilimizdeki, Bolu’muzdaki sivil toplum örgütlerini de dâhil ettik ki bir netice alalım ve sonuca giden bir çalışma yapalım ve neticede o zamanki Bayındırlık Bakanlığının, şu anki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı müfettişlerince tespit edilen 69 tane kümesin Bolu genelinde ruhsatları iptal edildi, çeşitli cezalar yazıldı ve arkasından yıkım kararları alındı. İlk aşamada biz bu cezaların beşte 1 oranına indirilmesini sağladık. Yıkım kararları ise idari mahkemeler tarafından şu anda beklemeye alınmış durumda, bir tane bile yıkılan kümes söz konusu değil Bolu’da.

Kaldı ki artık ruhsat alabilmenin de önü açılmış durumda. Yani kümes sahipleri şu anda gittikleri zaman, mevcut koşullara uymak şartıyla, yani çekme mesafeleri varsa bunları yerine getirerek, diğer parsellere eğer tecavüz varsa bu sıkıntılarını ortadan kaldırarak ruhsat alabilir noktaya gelmiş durumdalar, fakat ruhsatını hiç alamayacak şekilde olan yerler de var, bunları da toplamda yaklaşık yüzde 3 ila 5 arasında bir rakam olarak ifade edebiliriz. Yani, değerli CHP milletvekilimizin belki vakti olmadığı için katılamadığı ama bizim defalarca yapmış olduğumuz bu toplantılarda bu sorunun çözülmesine yönelik ciddi manada çalışmalar ortaya koyduk ve bu ruhsat çalışmalarını hep birlikte yerine getirdik.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ama söz vermişsin. Bana Bolu’dan üreticiler telefon ediyorlar, sen söz vermişsin toplantıda Ali Bey. “Ruhsat işini çözeceğim.” diye söz vermişsin.

ALİ ERCOŞKUN (Devamla) – Dolayısıyla değerli arkadaşlar, burada geldiğimiz nokta çok önemli. Geldiğimiz noktada belki de en düzenli çalışan, devlet tarafından verilen destekleri en iyi şekilde kullanan bir sektörden bahsediyoruz. Yani şu anda Hükûmetimizin sağlamış olduğu düşük faizli, iki yıl ödemesiz, yedi yıl vadeli krediler sayesinde Bolu’nun her köşesini bir şantiye alanı olarak görebilirsiniz. Mevcut kümeslerin yaklaşık olarak yüzde 50’si kadar ilave bir kümes şu anda hayata geçmek durumunda ve bu kümesler netice itibarıyla genelde köylüye hizmet eden noktalarda. Bu da şunu getiriyor: Maddi anlamda tabana yayılan bir gelir ortaya koyuyor ve bu gelirin de Bolu’ya yansımalarını hep beraber görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, beyaz et sektörünün yumurtadan masamıza gelinceye kadar olan sürecinin entegre bu sistem sayesinde ne kadar iyi çalıştığını anlatmamıza gerek yok ama önünün daha da açılması, mevcut yaşanan sıkıntıların ortadan kalkması durumunda çok daha iyi noktalara geleceğini de söyleyebiliriz. Ülkemizin, bulunmuş olduğu noktada, gelmiş olduğu konum itibarıyla bunları da, özellikle böylesine bir başarıyı ortaya koyan Gıda ve Tarım Bakanlığının almış olduğu kararlarla daha da iyi noktalara gideceğini söylemek gayet mümkün. Ben, bu kararlar için, tabii çok fazla vaktim kalmadı ama, özellikle 22 Şubat 2012 tarihli bir kararla Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerince üretime dair düşük faizli yatırım ve işletme kredisinde yüzde 50 faiz indirimi ve yüzde 25 faiz indirimli işletme kredisi imkânlarının olduğunu, bunun yanında başka imkânların da söz konusu olduğunu tekrar belirtmek istiyorum.

Bu vesileyle, ekranları başında bizleri izleyen değerli hemşerilerimize de saygılarımı sunuyorum. Önergenin aleyhinde olduğumuzu bir kez daha belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkanım, Hatip konuşurken, tarafımdan hazırlanan grup önerisinin özensiz bir şekilde hazırlandığını söyledi. Rakamların yanlış olduğunu söyleyerek sataştı. 69’a göre…

BAŞKAN – Bir saniye, vereceğim.

Şimdi, ben, bugün, hayırlısıyla, bu şeyi düzgünce yönetmeyi arzu ediyorum. Ama birbirinize -sizin şahsınız için konuşmuyorum, bütün gruplar için konuşuyorum- her böyle “Gökyüzünden rüzgâr esti…”

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Hayır efendim…

BAŞKAN – Şahsınıza demiyorum. Vereceğim.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Hiç böyle söz istemedim, öyle bir sataşmaya da maruz kalmadım.

BAŞKAN – Ya, Muhterem, size söz vereceğim! Ben şimdi Genel Kurula hitap ediyorum, diyorum ki: Yani “Gökyüzünden rüzgâr esti, bana değdi.” şeklinde bir yöntemi Allah rızası için yapmayalım. Çok uzun bir kanunu görüşeceğiz, o nedenle, bu konuda Genel Kurulun bir şekilde dikkatini çekiyorum.

Size de, buyurun, gelin, iki dakikalık sürenizi veriyorum.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması 

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; az önce AKP Grubu adına konuşan Hatip, rakamları saptırarak, resmî kurumlardan alınmış rakamları saptırarak bu grup önerisinin özensiz bir şekilde hazırlandığı şeklinde, ipe sapa gelmez bir iddiada bulundu. Bunu kabul etmediğimi ifade ediyorum.

Sayın Hatiple biz aynı bölgenin milletvekilleriyiz, aynı seçim bölgesinin milletvekilleriyiz, beyaz et sektörünün yüzde 30’unun üretildiği şehrin milletvekilleriyiz. Ama bugün ben görüyorum ki Türkiye’de beyaz et sektörünün yüzde 30’una hâkim olan Bolu’nun Milletvekili, Türkiye’deki beyaz et sektörünün önündeki en büyük engel konumunda. Maalesef, bunu üzülerek söylüyorum.

Değerli milletvekilleri, diyoruz ki bakın, beyaz et sektörünün sorunlarını konuşalım, konuşalım diyoruz ya. Bu sektörün çeşitli aktörleri var, üreticisi var, çevresel boyutları var, şirketleri var. Sen bunun aleyhinde neden duruyorsun? Neden bu sorunların tartışılmasını istemiyorsun? Bu bir.

İkincisi: Az önce söyledim, binlerce ruhsatsız kümes var Bolu’da, binlerce ruhsatsız kümes. Seçim meydanlarında dolaşıp “Biz bu sorunu çözeceğiz. Söz namustur.” diyorsunuz da bu sorunun çözümü noktasında adım atmak isteyenlerin önünde niye dağ gibi duruyorsunuz? Ben bunun cevabını merak ediyorum. Sayın milletvekilleri, böyle bir şey olabilir mi?

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Merak ediyorsan çalışmalara gelmen lazım!

TANJU ÖZCAN (Devamla) – “Türkiye'nin beyaz et üretiminin başkenti Bolu.” diyoruz ama Bolu Milletvekilimiz çıkıp… “Böyle bir araştırma komisyonu kuralım; gelin, iktidarıyla, muhalefetiyle gidip sorunları yerinde inceleyelim; şu kümeslere girelim bakalım, insanların dertleri ne; şu şirketleri bir ziyaret edelim, ne diyor bu insanlar?” diyoruz, çıkıyor Sayın Milletvekili “Ben bu önerinin karşısındayım.” diyor. Ya, bu önerinin neden karşısındasın? Bu sorunların çözülmesini istemiyorsun muhterem, neden bunu söylüyorsun? İnsanlar izliyorlar burada. Seçimde verilmiş sözler bu kadar kolay unutulacak olan sözler mi? Hem her yerde söylüyorsun -çok da güzel bir şey- “Söz namustur.” diyorsun, o zaman gereğini niye yapmıyorsun? Ben bunun cevabını seçmenlerimiz adına istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun.(CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Ali Bey’le beraber Bolu’da çalışın, araştırın bence.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Biz gereğini yaparız.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Rakamları doğru öğrenin, öyle gelin, sahada bir çalışın.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, beyaz et sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/220) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin Genel Kurulun 21/11/2012 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde, Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın, Türkkan buyurunuz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun beyaz et üreticilerinin sorunlarına yönelik verdiği Meclis araştırma önergesinin lehinde söz almış bulunmaktayım.

Tabii, söz alan 2 milletvekilinin de Bolu milletvekili olması hasebiyle konuyu sadece Bolu’ya endeksli görmek yanlış bir iş. Sayın CHP Grubunu temsilen konuşan arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, üretimin sadece yüzde 30’u Bolu’da ama diğer taraftan, bugün Balıkesir’in Bandırma ilçesi beyaz et sektöründe çok ciddi mesafe almakta, üreticilerin ve üreticilere bağlı tedarikçilerin çok yoğun mevzilendiği bir bölge hâline gelmektedir. Konu, üreticilerin nerede mevzilendiklerinden ziyade, bizatihi üreticilerin sorunlarıyla ilgili tabii ki.

Sayın Başbakanın geçtiğimiz yıl Türkiye’de et fiyatlarının yükselmesi üzerine et fiyatları üzerinde uyguladığı baskı, beyaz et üreticilerini de etkilemektedir doğal olarak. Bu baskı, doğal olarak beyaz et üreticilerine de yansımaktadır. Tabii, Sayın Başbakanın “Et fiyatlarını dizginleyeceğim.” şeklinde, hiçbir önlem almadan, sadece afaki cümlelerle yaptığı bu ifade, köylerde entegre olmayan tesislerde, aile işletmelerinde kırmızı et üreticilerini de bitirmiştir. Ben, Tarım Bakanıyla ilgili olarak burada ifade ettiğimde, siz eğer 1 kilo sütü 900 kuruş, 1 kilo yemi de 840 kuruş seviyesine getirdiyseniz, burada tarımda başarıdan bahsetmek yanlış olur. Bundan fazla değil, on sene evvel 1 kilo sütle 4 kilo yem alabiliyordunuz, şimdi 1’e 1 hâle geldi. Yani burada, rakamların arkasına sığınabilirsiniz, başka ifadeler de kullanabilirsiniz ama netice itibarıyla bu bir gerçek. 4 kilo yem aldığınız 1 kilo sütle şu anda sadece 1 kilo yem alabiliyorsunuz. Ne yaparsanız yapın, Türkiye’de hayvancılığı Angus’a mahkûm etmekten kurtulamazsınız. Hakeza, beyaz et üreticilerinin sorunu da aynı.

Kırmızı etin pahalı olması hasebiyle beyaz ete ve beyaz etin sağlıkla alakalı, insan sağlığına önemli katkıları olduğu konusunda ne kadar çok haber çıkarsa beyaz et tüketimi o kadar çok artıyor. Bunun ne kadar gerçek olup olmadığı konusu daha sonra yapılacak araştırmalarda belki ortaya çıkar ama bir gerçek var şu anda, beyaz et, çok ciddi, tüketimi gittikçe artan bir protein kaynağı Türkiye’de.

Beyaz et üreticilerini teşvik ederken karşılığında yem bitkilerini teşvik etmezseniz beyaz et üretimi askıda kalır. Amerikan köylüsünün 300-350 dolara mal ettiği soya fasulyesini siz burada 750 dolara eğer beyaz et üreticisine verirseniz, onunla ihracatta rekabet etme şansınız olmaz. Yem fiyatlarına kesinlikle en ufak bir sübvansiyon yapmazsanız, yemin üzerinde uygulanan KDV’nin yüzde 8 oranında devam etmesinde ısrar ederseniz, sizin beyaz et üreticilerine vereceğiniz hiçbir desteğin bir anlamı olmaz.

Dâhilde işleme belgesi bu sektörde işlemiyor. Sebebi şu: Dâhilde işleme belgesini yemlik buğday şeklinde düzenlemişler. Buğday, ekmeklik buğday geliyor yem fabrikasına, kullanıyorlar; zira, ikisinde de spesifikasyon olarak çok bir fark yok yem yaptığınızda. Milyonlarca dolar ceza kestiler en son, geçtiğimiz aylarda beyaz et üreticilerine. Niye? “Sen, dâhilde işleme belgesinde yemlik buğday yerine ekmeklik buğday getirdin, dolayısıyla sen dolandırıcılık yaptın. Al sana ceza!” milyonlarca dolar cezaya çarptırıldılar. Daha dünkü çıkan bir genelgede, bu cezaların yeni bir konsolidasyonuna gittiklerini öğrendim. Ama önemli bir kısmını üreticilerin, bitirdi o cezalar. Ne yaptı, bitirdi? Cezalar geldiği zaman banka kredileri geriye gitti. Cezalar geldiği zaman piyasadaki itibarları azaldı ve bu üreticiler ciddi zarar gördü.

Burada çok önemli bir konu da, kamuoyunda zaman zaman alkışlanan, belki bizim de hoşumuza giden teşhir yöntemi. Bir laborant gidiyor, bir mağazadan, bir marketten bir ürün alıyor. Bulduğu analizi aynen yayınlıyor ama hiçbir şekilde, çıkan bu bakteri vesaire insan sağlığına risk teşkil eden konuların ürünün kendisinden mi, taşınmasından doğan hatalardan mı, muhafazasından doğan hatalardan mı, ambalajından doğan hatalardan mı olduğu asla ve kat’a incelenmeden, direkt teşhir yoluna gidiliyor. Bu şekliyle, Türkiye’de önemli bir beyaz et üreticisi olan Pınar’ın beyaz et sektöründeki itibarı sıfırlandı. Bir marka yarattılar ve marka sıfırlandı, böyle bir laboratuar incelemesi sonucu. Yani ben bu incelemelerin çok yerinde olduğunu biliyorum, öyle olduğunu düşünüyorum, yapılması gerektiğinde ısrar ediyorum ama olayı biraz daha derinlemesine inceledikten sonra bu marka veya firma teşhir edilebilmeli. Öbür türlü, ayakta kalsın diye gayret ettiğiniz firmalar teker teker batmaya devam eder. Bu da bizim beyaz et sektöründe -ciddi anlamda- dünyayla olan rekabetimizi olumsuz yönde etkiler.

Sayın Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsünün ifade ettiği rakamları burada tevil ettiğini bilmiyorum ben. Yani önergeye bakmadım ama buradaki konuşmalarında dinledim. Buradaki konuşmalarında söylediği rakamlar -ben, aynı zamanda beyaz et üreticilerine ham madde sağlayan bir işletmenin sahibiyim- tamamen doğru. Yani sadece siyasi bağlamda bunu tevil etmek isterseniz, istediğiniz manaya çekebilirsiniz ama gerçekleri saklayamıyorsunuz. Yani burada, sadece, ben isterdim ki Adalet ve Kalkınma Partisi adına konuşan arkadaşımız, gerçekten, sektörün, bölgesinde çok ciddi anlamda insanı geçim manasıyla etkileyen bu sektörün burada araştırılmasına destek versin. Zira, bu bir parti meselesi değil, bu sektörden ekmek yiyen insanların meselesi. Yani kalkıp bunu… Komplekse kapılmaya gerek yok. Cumhuriyet Halk Partisi de verse, Adalet ve Kalkınma Partisi de verse bu sektörün sorunlarını incelemek bu Meclisin görevi olmalı, araştırmak bu Meclisin görevi olmalı. Özellikle beyaz et sektöründe Bolu’daki işletmeleri biliyorum ben, aile işletmeleri; insanları yerinde istihdam etmeye yönelik çok önemli bir sektör. Aksi hâlde, bu insanlar bulundukları mahallerden büyükşehirlere geliyorlar, büyükşehirlerde işsizlikle karşı karşıya kalıyorlar, büyükşehirlerde yaşanan çok ciddi sosyal problemlerin kaynağı hâline geliyorlar. Bunların yerinde işletmelerle istihdam edilmesi çok doğru bir sistemken buna destek vermek, bunun sorunları hakkında araştırma yapmak için iktidar veya muhalefet olmaya gerek yok, bu memleket hakkında sağlıklı düşünmek yeterli.

İlla her gelen muhalefetten teklifi salvo atışı gibi geriye çevirmek sadece bu iktidara yönelik bir davranış. Konuyu incelemeden, doğru olup olmadığına bakmadan, sadece muhalefetten gelen bir teklifse “İade edelim, gitsin.” Bu yönetim anlayışıyla, ola ola sadece bir dönem Türkiye’de iktidar olmuş AKP olursunuz, muktedir olamazsınız. Milletin sorunlarını bilmeden bu geçmiş gitmiş olur.

Bugün burada görüşülecek olan faktoring yasası da bir gerçeği gözümüzün önüne getiriyor. Türkiye’de işletmeler kredi alma yeteneğini yavaş yavaş kaybediyor. Aramızda iktisatçılar var. Firmaların kredibilitesi gittikçe aşağıya düşüyor. Yani adam iyi niyetli de olsa, samimi de olsa bankaya başvurduğu bilançosu hiçbir zaman kredi alacak kabiliyette değil. Dolayısıyla işletmelerin, firmaların, sanayicinin kredi alması gittikçe zorlaşıyor. Bunda beyaz et üreticileri de dâhil. O yüzden, insanlar artık faktoringe yani eski tabirle tefecilerin eline düşüyor. Faktoring kanunu bu işin kurumsal kısmı ama banka kredisini yeterince kullanma kabiliyeti olmayan insanların gittiği yoldur faktoring sistemi. Tüketiciyi, üreticiyi, sanayiciyi, milletimizi tefeciye kurban eden bu anlayışa “Yuh” diyorum.

Hepinize saygılar diyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Binici’ye aittir.

Buyurun Sayın Binici.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Grup önerisi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ancak, konuya geçmeden önce, geçen hafta da dile getirmiştim; maalesef, sınırımız Suriye sınırıyla gerçekten en uzun sınır -Urfa ilinin- ama bugüne kadar gözle görünür bir önlem alınmış değil. Yine, Suruç –yani Suruç’un Kobani dediğimiz bölge- Akçakale ve Ceylanpınar’da haksızlıklar, hukuksuzluklar başını almış gidiyor. Geçen hafta Parlamentoda dile getirmiştik. Âdeta bölgede, özellikle gümrük kapısı bulunan ilçelerimizde tabiri caizse at izi ve it izi birbirini tamamlıyor. Orada yaşamını sürdürmekte olan vatandaşlarımız çok zor durumda. Hele hele son bir hafta içerisinde Ceylanpınar’da size yaşamayı önerirdim. Son bir haftada gerçekten tam kaosun eşiğindeler ve bu kürsüde konuşurken insanlar evlerinde, bu saatte çıkıp alışveriş yapamıyorlar, dükkânlarını açamıyorlar -demin de söyledim- çünkü orada neyin ne olacağını bilmiyor bu vatandaşlarımız. Gümrük kapısı açık. Kimin gidip kimin gelmediğini bilmiyorlar. Sınırda ellerinde Kalaşnikoflar, Kanas tüfekleriyle âdeta birbirlerini takip ediyorlar. Böyle bir sınır güvenliği olabilir mi? Böyle komşuluk ilişkileri olabilir mi?

Geçen, iki gün önce bir telefon aldım seçim bölgemden. Vatandaşın biri şunu söylüyor, diyor ki: “Ya, bize bir yol gösterin, bize yardımcı olun. Sizden ricamız, sorunlarımızı, yaşadığımız sıkıntıyı lütfen Parlamentoda dillendirin. Biz dışarı çıkamıyoruz, ekmek alamıyoruz, çocuklarımız okula gidemiyor.” Dolayısıyla bunun karşısında bir milletvekili olarak suskun kalmak durumundayız. Çünkü Türkiye’de, özellikle sıfır sorundan bahsettiğimiz komşularımızla AKP’nin İktidarı sayesinde sorunsuz olmadığımız bir ülke kalmadı. İşte dış politikanın yarattığı handikabın içerisinde boğuşup gidiyoruz.

Geçen yine dile getirmiştim. Doğrudur, bir dönem sıfır sorunla yaşadık ama bu sıfır sorunu hangi siyaset çerçevesinde yaşadık? Suriye’yle düşmanız, Irak’la düşmanız, İran’la düşmanız, Yunanistan’la düşmanız, Bulgaristan’la düşmanız. Peki, bu politikalar doğru mu? Bana göre yanlış. Yanlış politikalarla bu ülkeyi daha fazla götüremeyiz. Bu ülke, bu yanlışlıklarla bataklığa doğru sürükleniyor.

İsrail Filistin sorunu gerçekten önemli, bir insanlık dramı yaşanıyor. Sayın Başbakanın söylediği söylemler de doğru, katılıyoruz insanlık adına. Ama senin ülkende insanlar huzurlu yaşamadıktan sonra sen hangi ülkeyi disipline edeceksin? Senin ülkende her gün onlarca insan çatışmalarda ölürken sen hangi ülkeyi disipline edeceksin, hangi ülkeye nasihat edebilme şansın var? Önce kendi ülkeni dizayn et, kendi ülkendeki hak ve özgürlükleri gözlemle, ondan sonra dış politikanı gözden geçir.

Evet, önemli buluyorum, Mısır’daki toplantısını da önemli görüyorum, insanlık adına önemli görüyoruz.

Filistin halkı onlarca senedir kan ağlıyor. Filistin’de, Gazze’de özellikle, insanlık bitmiştir. Bunu önemsiyoruz, destekliyoruz ama önce bir dön, kendi bahçene bak. Kendi bahçen ne durumda?

Onun için diyorum ki: Bir an önce, Türkiye’de dış politikamız noktasında yeni politikalar üretmek, yeni politikaları dizayn etmek, bununla ülkenin geleceğini inşa etmektir ama maalesef, dediklerimiz burada kalıyor.

Bunun için, bu konuda da tekrar, Sayın Başbakandan, Sayın Dışişleri Bakanından rica ediyorum: Bir an önce… Özellikle Urfa sınır hattında yaşanılmaz üç ilçemiz mevcuttur. Yani Suruç’ta onlarca köy, “Efendim, çatışma bölgesine girecekmiş de, köylerinizi boşaltın.” Peki, bu kış günü nereye gideceksin? Üç ay, üç buçuk ay önce savaş tamtamları çalarken inşa ettiğin, insanlık adına inşa ettiğin yerleri bunlara gösterebilir misin? Gösteremezsin. Kamplar kuruyorsun, “Göçler başlayacak.” doğrudur, göçler başladı ama kendi vatandaşına… Bu ülkede yaşamını, vergisini, her şeyini bu ülkeye adamış, bu ülkenin vatandaşları nereye gidecek? Bu kış günü, “Efendim, başınızın çaresine bakın.” böyle bir söylem olabilir mi? Askerî birlikler çıkıyor köylere, “Efendim, bu köyler boşaltılacak.” Tamam, güzel; risk taşıyor bu bölge. Risk taşıyorsa bana bir yer göster; bana barınabileceğim, geçinebileceğim, hayvanlarımla, çoluk çocuğumla, okula giden çocuklarımla beraber bir yer göster. “Hayır, yer gösteremem. Gidin, akrabalarınızın yanına sığının.” Böyle bir mantık olabilir mi? Onun için, bu dış politikanın derhâl gözden geçirilmesini diliyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Binici.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Arayacağım.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 15.26


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Çeşitli İşler

1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Mısır Parlamentosu Şûra Konseyi İnsan Kaynakları Gelişimi ve Yerel Yönetimler Komitesi üyesi parlamenterlerinden oluşan heyete Başkanlıkça “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Mısır Parlamentosu İnsan Hakları Gelişimi ve Yerel Yönetimler Komitesi üyesi 17 parlamenter ve beraberindeki heyet Parlamentomuzu ziyaret etmektedirler. Kendilerine hoş geldiniz der, başarılar dileriz. (Alkışlar)

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

IX.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonundan boşalan ve Barış ve Demokrasi Partisi Grubuna düşen bir üyelik için Muş Milletvekili Sayın Demir Çelik aday olmuştur, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2.- Dilekçe Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN - Dilekçe Komisyonundan boşalan ve Barış ve Demokrasi Partisi Grubuna düşen bir üyelik için Diyarbakır Milletvekili Sayın Nursel Aydoğan aday olmuştur, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Sayın Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Sayın Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

15/11/2012 tarihli 25’inci Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı. Şimdi, bu bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Madde 1’de üç önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 239 Sıra Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı’nın 1. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “ilişkin” ibaresinin “ait” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                    Kazım Kurt                          Bülent Kuşoğlu

                         İstanbul                                  Eskişehir                                   Ankara

                                            Özgür Özel                               Veli Ağbaba

                                               Manisa                                      Malatya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. Maddesinde geçen “Bu Kanunun amacı” ifadesinden sonra gelmek üzere “5411 sayılı Bankacılık kanunu doğrultusunda” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş            

                                          Hasip Kaplan                              İbrahim Binici

                                               Şırnak                                        Şanlıurfa

                              

(x) 239 S. Sayılı Basmayazı 01/11/2012 tarihli 15’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

BAŞKAN – Bu önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 1 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                          Necati Özensoy                         D. Ali Torlak

                                                  Bursa                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Günal, Antalya Milletvekili.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, “Bu kanun tasarısı aslında teknik bir kanun tasarısı.” dedik. Birtakım eksikliklerini de alt komisyonda ve Plan ve Bütçe Komisyonunda düzelttik. “Belli maddelerle ilgili sadece bizim değil, aslında Hükûmetin kurumları arasında da uzlaşılmayan konular var.” demiştim.

Şimdi, burada diyoruz ki: “Gelin, eksiklikler varsa yapalım.” “Tamam.” deniyor, sonra bakıyoruz, herhangi bir girişim olmuyor. Aynı şeyi EXPO Yasası’nda da yaşadık, aynı şeyi diğerinde de. “Tamam.” diyorlar, sonra da diyorlar ki: “Efendim, sizden bir şey gelmedi, biz bakmadık.”

Değerli arkadaşlar, bunlarda yapılacak olanlar bellidir. İlgili komisyon üyesi arkadaşlarımız burada, ilgili bürokratlar buradadır, gelirler, derler ki: “Şunlar, şunlarda biz mutabık kaldık, bunlarda kalamadık. Şu, şu hususlarda, varsa bunlara önerge verelim, bunları da çekin.”

E şimdi, sonra da kalkıp arkadaşlarımız -ne komisyondan haberiniz var ne şu anda dinliyorsunuz, çoğunuz telefon konuşuyorsunuz- diyorlar ki “Muhalefet engelliyor.” Neyi engelliyor? Yani neyini duydunuz da engellediğini görüyorsunuz? Ne zaman o tartışmaların arka planında ne olduğunu görüyorsunuz? Yani içeriğiyle ilgili bir şeye bakmadan “Engelliyor.” Bizim yukarıda konuştuğumuzdan haberiniz yok, ilgili Bakanla konuştuğumuzdan haberiniz yok, sonra kalkıp diyorlar ki: “Engelliyor.”

Engelleme değil, kanunu çıkarmanın yolu belli. Eğer varsa yapılacak işlemler burada yapılır. Ama her seferinde “Efendim, biz zaten yaptık. Siz de hiçbir şey yapmayın, gelin, burada konuşmayın, kaldırın. Zaten sizin söylemenize de gerek yok. Bizim parmak çoğunluğumuz var.” diyerek bunları çıkarma şansımız yok.

Onun için önce… Dedik ki her zaman: “Taç giyen baş akıllanır.” Bu işi yapıcı bir şekilde götürmek, inatlaşmadan götürmek, önce iktidar partisinin, Sayın Bakanın ve grup başkan vekillerinin işidir. Onların bize gelip “Şurada şunları yapalım.” demesi gerekir.

Dolayısıyla, burada önemli bir kanun tasarısı görüşüyoruz. Genelini konuşurken de söyledim; üzerinden kriz geçmiş, geçmişten kalan şeyi yenilemeden yapmaya çalışıyoruz, teknik eksikliklerini gideriyoruz ama maalesef böyle bir sonuçla karşılaşıyoruz. Yani Sayın Bakan geçen gün dedi “Tamam, varsa bir şey bakalım.” diye ama başladık şimdi kanuna, henüz ortada bir şey yok. Ancak şimdi, işte, önergeler geldi, onları biz de sizinle beraber göreceğiz -yeni geldi, bizim önergelerle beraber- bakacağız ki içerisinde neler var, hakikaten makul olanlar var mı, yok mu, o anda karar vereceğiz. Varsa destek olacağız, yoksa eleştirmeye devam edeceğiz.

Onun için, buradaki eleştirimiz… Bu madde tamamıyla kanunun genelini ilgilendirdiği için tabii ki bu şekliyle çıkarıldığı zaman zaten madde kadük olur. Ama burada bir üslubu eleştirmek için söz aldım. Baştan, 1’inci maddede bunu söyleyelim ki eğer gelecek bir şeyler varsa -Sayın Bakan ve sayın bürokratlar burada- şeyden sonra bir ara versinler ve önerileri varsa bizlere söylesinler. Değişiklik yapılması gerekenlerde makul olanlar, olması gerekenler varsa biz de destek olalım.

Her zaman söylüyoruz; Milliyetçi Hareket Partisi yapıcı, yol gösterici, uzlaşmacı bir muhalefet anlayışına sahiptir. Olması gereken düzenleme varsa -ki bizim de önerilerimiz olan hususlar var- ortak noktada buluşursak buluşuruz, yoksa eksiklerinizi söylemeye devam ederiz. Onun için, milletin çıkarına olan, bir an önce çıkması gereken düzenlemelerin çabuk çıkması için sizi de o anlamda yapıcı olmaya davet ediyorum. Biz de o çerçevede gelen şeylere destek olacağız.

Kanunun geneliyle ilgili -başta da belirttiğim gibi- bir muhalefetimiz yok ama eksikliklerinin giderilmesini ve tekrar tekrar üç gün sonra düzenleme yapma ihtiyacının ortadan kaldırılmasını bekliyoruz ki daha az zaman harcayalım, daha etkili bir şekilde burada yasama faaliyetine devam edebilelim diyorum. Onun için, bunları baştan, bir defa daha hatırlatma ihtiyacı duydum.

İnşallah bu değişiklikler hızlıca yapılır ve kanun tasarısı da yasalaşır diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.50


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesinde Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon burada

Hükûmet  burada.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. Maddesinde geçen “Bu Kanunun amacı” ifadesinden sonra gelmek üzere “5411 sayılı Bankacılık kanunu doğrultusunda” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN –  Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN –  Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ  BABACAN (Ankara) –  Katılmıyoruz.

BAŞKAN –  Kim konuşacak Sayın Tüzel?

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN –  Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

5411 sayılı kanun ülkemiz finans sisteminin en önemli yasal dayanaklarından biridir. Ülkemizde yakın zamanda gelişmeye başlayan leasing, faktoring ve finansman şirketleri bu kanun doğrultusunda faaliyet göstermektedir. Finansal kiralama şirketlerinin kredi kullandıran banka benzeri kuruluşlar olduğuna ilişkin tanım sadece Bankacılık Kanunu’nda yer aldığı için bu maddenin yukarıdaki gibi değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN –  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 239 Sıra Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı’nın 1. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “ilişkin” ibaresinin “ait” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili…

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bu yasa çıkmalı. Bu yasa Türkiye için lazım, KOBİ’ler için lazım, küçük sanayici için lazım ve özellikle sektöre bir disiplin getirme açısından çok önemli bir yasa. Bu yasaya çok emek verdik, Plan Bütçe Komisyonunda çok emek verdik ve bir ortak noktaya geldik. Fakat her nedense… Bizim aslında perşembe günü, bu yasanın çıkması ve bir an önce çıkması yönünde bir fikir birliğimiz olmuştu. Biz buna sonuna kadar uyacaktık ancak herhâlde AKP Grubu ayak sürüyor. Biz tüm önergelerimizi çekmeye hazırız çünkü niye? Şuna inanıyoruz: Bu yasa sektör için, bu yasa piyasa için, bu yasa KOBİ’ler için, bu yasa esnaf için gerekli bir yasa, bir an önce çıksın. Ama Sayın Bakan, AKP Grubu acaba bir mutabakattan vaz mı geçtiler? Biz, sözümüzün eriyiz ama bir ortak noktaya, ortak noktadan bir parça düşünce biz de o zaman bunu dile getirmek zorundayız.

Değerli milletvekilleri, yine söylüyorum, öncelikle çıkmalı ama gelin, perşembe günü yaptığımız bir prensip mutabakatları var. Herhâlde AKP Grubu bu mutabakattan vazgeçti. Sayın Bakan bu konuda herhâlde, kendisi de vardı çünkü… Sayın Bakan da vazgeçti zannediyorum ama şunu söylüyoruz biz CHP Grubu olarak: Biz bu yasanın öncelikle çıkması için her şeye hazırız, her türlü özveriye hazırız, çünkü esnaf, için piyasa için gerekli.

Hepinize saygılar sunarım.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 2’de üç önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 239 Sıra Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 2. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "kurulu" ibaresinin "kurulmuş" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                    Kazım Kurt                          Bülent Kuşoğlu

                         İstanbul                                  Eskişehir                                   Ankara

                                             Özgür Özel                               Veli Ağbaba             

                                                Manisa                                      Malatya

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2. Maddesinin 5 inci fıkrasında geçen "2 yıl" ibaresinin "3 yıl" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş

                                           Hasip Kaplan                            İbrahim Binici           

                                                 Şırnak                                      Şanlıurfa

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 2. maddesinin 5 nolu fıkrasına "kara araçları" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                       Necati Özensoy                           D. Ali Torlak              

                                               Bursa                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Antalya Milletvekili…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hayır efendim, gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Maddesiyle hava ve deniz taşıma araçlarının kiracılarının malik gibi değerlendirilmesi öngörülürken, aynı hakkın kara taşıma araçları için sağlanmaması bir çifte standart oluşturmaktadır. Bu nedenle "kara araçları”nın da eklenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2. Maddesinin 5 inci fıkrasında geçen "2 yıl" ibaresinin "3 yıl" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Değişiklik ile finansal kiralama faaliyeti olarak değerlendirilecek işlemlerin sınırlandırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza  sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 239 Sıra Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 2. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "kurulu" ibaresinin " kurulmuş" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Katılmıyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Susam konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Susam, buyurun.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısıyla ilgili olarak vermiş olduğumuz önergeye ilişkin, partimizin görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun konuşulurken mevcut, içinde bulunduğumuz koşulları kısaca irdelemek, finans sektörünün durumunu, piyasanın finans ihtiyacını, finansa ulaşmada piyasanın hangi konularda zorlandığını ve bu anlamıyla da bu konularda içinde bulunduğumuz ekonomik şartları bir kez daha değerlendirmekte yarar olduğunu düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, faktoring ve bu kanunla ilgili diğer maddeler, çok açıktır ki piyasada bir ihtiyaca cevap verecek yasal bir düzenlemeyi içeriyor. Bu yasal düzenlemenin yapılmasında bizim parti olarak temel görüşümüz, bu kanunun Türkiye için bir ihtiyaç olduğu noktasındadır. Özellikle finans sektörünün çok zorda olduğu dönemlere bir baktığınızda bu böyledir. Burada bir kanunu tartışmıştık, Çek Kanunu’nu, çekte hapis cezasının kaldırılmasını. O zaman bu kürsüden söylediklerimi bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Piyasanın içinden gelen biri olarak çekin üzerindeki yaptırımı kaldırdığınız zaman çek, bir ödeme aracı olmaktan çıkar, bir güven aracı olmaktan çıkar ve sonuçta, piyasada finans sıkıntısı çeken işletmeler ve şahıslar çok ciddi şekilde, çek kullanarak karşıladıkları finans eksikliğini karşılama fırsatını kaybeder.” demiştim. Bunun için de çeke sigorta getirilmesini önermiştim. Verdiğimiz o önerge, maalesef o gün için çok ciddiye alınmadı ve denildi ki: “Çekin üzerinden hapis cezasını kaldırırsak ‘ekonomik suça ekonomik ceza verilir’ ilkesiyle daha adaletli bir sistem kurarız ve çek sistemi de işler.” dediler ama işlemediği gözüktü.

Şimdi geldiğimiz nokta itibarıyla, herkes, başta ticaret âleminin en üst kuruluşları, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği dâhil şunu söylüyorlar, diyorlar ki: “Çeke cezayı kaldırdıktan sonra piyasada çeke olan güven ortadan kalktı ve finans sektörü çok ciddi şekilde sıkıntıya düştü; reel sektör bu anlamıyla sıkıntıda.”

Peki, onu söylediğimiz zaman burada bulunan tüm bakanlar ve Adalet ve Kalkınma Partili birkaç arkadaşımız dışında herkes demişti ki: “Yok kardeşim, bu iş doğrudur.”  O gün, teşekkür ediyorum, Kütahya Milletvekili, Adalet ve Kalkınma Partisinden arkadaşımız da bu konuda destek vermişti.

Arkadaşlar, bazı kanunları çıkartırken sadece bürokratik olarak, masa başlarında kanun çıkartmak, işin ve hayatın gerçekleriyle uzlaşmaz. Çek Kanunu’nda olduğu gibi bu Kanunda da bazı uygulamalarda piyasanın taleplerini ve piyasanın ihtiyaçlarını dikkate alarak yasal düzenleme yapmaya ihtiyaç vardır. O yasal düzenlemeleri yapmak için de piyasanın içinden gelen insanların görüş ve önerilerine siyasi yaklaşımın ötesinde gerçekten objektif bir yaklaşımla destek vermek gerekir. “Benim partim önerge verdi, bu konuda her şey doğrudur.” demek doğru bir anlayış değildir. Burada -zamanım kısıtlandığı için- sözümü tamamlarken şunu söylüyorum: Bu kanunun çıkmasını Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak istiyoruz. Sayın Bakana ve gruplarla yapılan anlaşmalarda bu konuda bu kanunun hızla çıkması için her türlü desteği vereceğimizi söylemiştik.

Bugün şu andan itibaren de önergelerimizi çekip bu kanunun hızla çıkıp piyasanın ihtiyaçlarını karşılaması doğrultusunda destek sağlamayı da bir kez daha hatırlatıyor, huzurlarınızı saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Susam.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 3’te iki önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 sıra Sayılı Kanun Tasarısının 3. Maddesinin 1’inci fıkrasının i) bendinde geçen "kendi başına” ibaresinin "şirket üst yönetiminin önerileri doğrultusunda” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş

                                            Hasip Kaplan                           İbrahim Binici

                                                  Şırnak                                     Şanlıurfa

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                         Necati Özensoy                             D.Ali Torlak

                                                Bursa                                         İstanbul

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce 1’inci maddede bir şeyler söylemiştim yani haklı olduğumu az önce oyladığınız önergede tekrar görmüş oldum.

Arkadaşlar, Sayın Bakanımız burada, bakıyor. Muhalefet şerhimiz de var Sayın Bakanım, konuştuk, yukarıda da tartıştık. Deniz ve hava taşıma araçlarının kiracılarının malik gibi değerlendirilmesini öngördük. Türkiye’de birçok da kara aracı var dedik. 22’nci maddede var. Şimdi, az önce reddettiğiniz, oyladığınız önerge, “tanımlar” kısmına “kara araçları”nın eklenmesiyle ilgili, doğru dürüst önergeler dinlenmeden oylanıyor diyorum, siz de “katılmıyoruz” diyorsunuz, oylanıyor.

Şimdi, 22’de eğer bu önergeyi kabul ederseniz 2’ye tekrar, tekriri müzakere yapıp geri dönmek zorunda kalacağız. Yani söylemeye çalıştığım budur arkadaşlar, arada itiraz ediyorsunuz ama. Yukarıda “olabilir” diye konuştuğumuz bir maddenin tanımında düzeltme yapıyoruz. Ee deniz araçlarına ver, hava araçlarına ver, kara yollarında da finansal kiralama var, onlara da aynı hakkı verelim diye koymuştuk ve gerekçesi de iki satırdı, kısaydı.

Yani anlatmaya çalıştığım bu. Baştan bakalım, acaba ne getiriyor diye bakmıyoruz, hemen iptal ediyoruz. Şimdi kabul ederseniz veya 22’deki önergemize “evet” derseniz, maalesef 2’nci maddeye tekrar dönüp tekriri müzakere yapıp bu önergemizi kabul etmek durumunda kalacaksınız veya siz yeni bir önerge vereceksiniz.

Onun için şöyle bir bakalım, varsa makul olanlar diye söylemiştik. Ben tekrar hatırlatıyorum ve tekriri müzakere yaparak eğer 22’deki hususlar düzeltilecekse ki düzeltilmesi lazım, sektörün birine verirken ve en fazla aslında bu işin olduğu yer kara ulaştırması. Yani havadaki sayı belli. Hava yollarından başka denizcilikte de elimizdeki gemi sayısı, taşıt aracı sayısı belli mi? Belli. Ee orada en fazla olan, en yoğun kullanıldığı yer kara taşımacılığı. Bu hakları onlara vermezsek de adaletsizlik olur.

Tekrar, yol yakınken bir daha hatırlatmak istedim. Gelen önergelere dikkatle bakarsanız, belki sizin de katıldıklarınız olabilir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 3. Maddesinin 1 inci fıkrasının i) bendinde geçen "kendi başına” ibaresinin "şirket üst yönetiminin önerileri doğrultusunda” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Değişiklik ile şubelerin daha deneyimli üst yapılardan faydalandırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 4’te bir önergemiz var, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 4’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek 

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun         

                                        Necati Özensoy                             D. Ali Torlak            

                                                Bursa                                         İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.21
DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesinde, Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Karar yeter sayısı vardır.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Madde 4’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 5’te bir önerge var, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                            Necati Özensoy                             D. Ali Torlak

                                                   Bursa                                         İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Günal, siz mi konuşacaksınız?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. [Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.]

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 6’da iki önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 6. Maddesinin (ç) bendinde geçen "12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş

                                               Hasip Kaplan                               İbrahim Binici

                                                    Şırnak                                         Şanlıurfa

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 6 ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                           Necati Özensoy                            D. Ali Torlak

                                                   Bursa                                        İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

[Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.]

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal Kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendi-rilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 6. Maddesinin ç) bendinde geçen "12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

EROL DORA (Mardin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Günümüzde siyasal egemen algı kendi dışındaki bütün yaklaşım ve farklı görüşleri rahatlıkla terör eylemi olarak nitelendirebilmektedir. Bahsi geçen kanun bugün iktidara muhalefet eden her türlü toplumsal örgütlülüğü "terörist faaliyet" kapsamında değerlendirebilirken böyle bir ibarenin bu tasarı metninde yer alması toplumsal adalet ve ticaret yapma özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olacaktır. Değişiklik ile bu adaletsizliğin giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN –  Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Madde mi dediniz efendim?

BAŞKAN –  Maddeyi oyluyorum. Karar yeter sayısı istedi, karar yeter sayısı arayacağım.

Karar yeter sayısı vardır, madde kabul edilmiştir.

Madde 7 üzerinde bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                   Necati Özensoy                         D. Ali Torlak                              Alim Işık

                           Bursa                                     İstanbul                                   Kütahya

BAŞKAN –  Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar) 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan  Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı’nın 7’nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve bizleri izleyen aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri,  önceki maddelerde de ifade edildiği gibi, bu tasarı aslında daha önceden Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmiş ama enine boyuna tartışılmadan, ilgili komisyonlarda gerekli katkılar sağlanmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna indirilmiştir.

Bu tasarı, Türkiye'de özellikle son yıllarda giderek bozulan ekonomik dengeler açısından önemli bir tasarıdır. Bugün, borçlu sayısı ve kredi kartı mağdurları hızla yükselirken, özellikle küçük ve orta ölçekli işletme sahiplerinin herhangi bir nedenle sicilleri bozuk olduğu için resmî bankalardan gerekli krediyi sağlayamadığı gerçeği ortadayken yapacakları bir şey var, para satan aracı kişi ya da kuruluşlara gidip bu dertlerini çözmek. Maalesef, kişisel bazda bu finansal desteği sağlayan aracılar birçok kişi ya da tüzel kişiyi mağdur ederken, bu kapsamda “faktoring şirketi” adı altında desteği sürdüren kuruluşlar, şu ana kadar, denetim eksikliği nedeniyle, birçok işletmenin batmasına, birçok yuvanın da yıkılmasına sebep olmuşlardır. Dolayısıyla, böyle bir tasarıyla bir denetim altına alınmaları yerindedir ama bir eksik tasarıdır.

Şimdi, bu tasarı içerisinde bu tür kuruluşların hangi sınırlar içerisinde, gelen vatandaşa ya da işletme sahibine finans temin edeceği belirlenmemiştir. Devletin resmî bankasının nominal faiz oranının, örneğin yüzde 10’u, 20’si gibi üst sınırla sınırlandırılma zorunluluğu vardır. Aksi takdirde, kimi eline düşürürse, bugüne kadar yaşanmış olan gerçeklerin, acıların bundan sonra da yaşanmasının önüne geçilemeyecektir. Yüzde 20, yüzde 50, yüzde 100 fazlasıyla, sıkışmış, mecburen bu finansı bulmak zorunda olan insanlara aracılık yapan bu kuruluşların belli sınırlar içerisinde faaliyetlerini yürütmesi gerekir. Bu tasarıda en büyük eksiklerden birisi budur.

Evet, birliklerin oluşturulması doğrudur ama bunların hangi sınırlar içerisinde Türkiye’de uygun mevzuatın öngördüğü şekilde bir sınırlamaya tabi tutulması konusu boştur. Yine yuvalar yıkılacak, yine birçok şirket, küçük ve orta ölçekli işletme batmaya devam edecektir. Özellikle son on yılda, bu şirketlerin yani finansal kiralama faktoring ve finansman şirketlerinin faaliyetleri incelendiğinde, 20, 30, 40 kat arttığını görüyorsunuz ve bunlardan yararlanan insanların sayısı da geometrik olarak her geçen yıl artıyor. Şimdi, bu gerçek bir tarafta varken, “Bunun önünü açalım ama bir sınır koymayalım.” anlayışı devam ederse, bu Meclis, inanıyorum ki çok kötü bir kanuna daha imza atmış olacaktır. Mutlaka bir üst sınırın getirilmesi zorunluluğu vardır, örneğin nominal faiz yüzde 12’yse yüzde 14-15 üst sınırla bunların vereceği faiz oranının sınırlandırılması gerekir. Bu tasarıda mutlaka, inanıyorum ki, görüşme sonuna kadar böyle bir düzenleme getirilecektir. Aksi takdirde, hem bunların yasal bazda işlem yapmasına fırsat tanınmış ve bundan yararlanacak insanların da bundan yararlanmasının önüne bir engel daha konmuş olacaktır.

Bu düzenlemenin mutlaka yapılması gerekir. Bu katkılar alınmadan, eskiden hazırlandığı şekliyle yüce Meclisin Genel Kuruluna aynen getirilen bu tasarının geri çekilmesi ya da bu maddenin tasarı metninden çıkartılması doğru olacaktır, önergemiz de bunu içermektedir.

Önergemize desteğinizi bekliyor, tekrar saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 8’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 8 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                      Necati Özensoy

                         Antalya                                    Kayseri                                     Bursa

                     D. Ali Torlak                              Alim Işık                          Cemalettin Şimşek

                         İstanbul                                   Kütahya                                   Samsun

BAŞKAN – Komisyon, katıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) –Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. [Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.]

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 9’da dört adet önerge var, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 239 Sıra Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 9. Maddesinin 1. fıkrasının a bendinde yer alan “faaliyette” ibaresinin “işlemde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                    Kazım Kurt                          Bülent Kuşoğlu

                         İstanbul                                  Eskişehir                                   Ankara

                                            Özgür Özel                                 Veli Ağbaba

                                               Manisa                                        Malatya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 9. Maddesinin 1 inci fıkrasının b) bendinde geçen "yüzde birini" ibaresinin "yüzde bir buçuğunu" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş

                                            Hasip Kaplan                            İbrahim Binici

                                                  Şırnak                                      Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin (3) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Ayşe Nur Bahçekapılı                Osman Aşkın Bak                     Tülay Kaynarca

                         İstanbul                                   İstanbul                                   İstanbul

                     Nurdan Şanlı                           Sermin Balık                            Hamza Dağ

                          Ankara                                     Elâzığ                                       İzmir

                                                                    Aydın Şengül

                                                                           İzmir

(3) Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş oIsun.

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                         Necati Özensoy                            D. Ali Torlak

                                                 Bursa                                        İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Günal, buyurunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanım, bu maddede -şimdi oylayacaksınız, sonra söz hakkımız kalmayacak- bir önerge verilmiş Hükûmet tarafından. Burada iyi niyetli faktoring şirketlerinin korunduğu söyleniyor ama sonraki tabirde “meğerki” dedikten sonra “faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” deniyor.

Şimdi, burada, gerekçesinde de Türk Ticaret Kanunu’na paralellik sağlanıyor. Türk Ticaret Kanunu’nda bile bile bir iktisap borçlu tarafından var mı? Yani bile bile olduğunu, yani kasıt olduğunu nasıl ispat edecek? Birinci derecede bunu veren kişi… Bile bileyi ispat etme yükümlülüğü kime aittir? Vatandaş bunu nasıl ispat edecek? Orada iyi niyetlilerin korunması tamam, kötü niyetlilerin cezalandırılması da tamam ama burada bir belirsizlik gözüküyor. Komisyondan veya Sayın Bakandan bir açıklama alabilirsek yerinde olur diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin (3) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Ayşenur Bahçekapılı (İstanbul) ve arkadaşları

(3) Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bahçekapılı, ne yapayım?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Gerekçe okunsun efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Faktoring şirketlerinin müşterilerine finansal hizmetler vermeleri, mal ve hizmet satımının tarafı olmamaları nedeniyle, ciro yoluyla faktoring şirketine devredilen bir kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişinin, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri sürmesinin engellenmesi amaçlanmıştır. Ancak faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise bu hüküm uygulanmayacaktır. Bu bağlamda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Def’iler" başlıklı 687 nci maddesi ile paralellik sağlanması hedeflenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi önergesini geri çekmiştir.

Diğer önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 9. Maddesinin 1 inci fıkrasının b) bendinde geçen “yüzde birini” ibaresinin “yüzde bir buçuğunu” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile şirketin kendi müşterilerine daha fazla olanak tanıma fırsatı  tanıması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 10’da iki adet önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 10. Maddesinin 1 inci fıkrasında geçen “onbeş” ibaresinin “yirmi” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

 

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş

                                            Hasip Kaplan                             İbrahim Binici

                                                 Şırnak                                       Şanlıurfa

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 10 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                      Necati Özensoy

                         Antalya                                    Kayseri                                     Bursa

                                            D. Ali Torlak                         Cemalettin Şimşek       

                                                İstanbul                                     Samsun

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. [Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.]

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkan sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 10. Maddesinin 1 inci fıkrasında geçen “onbeş” ibaresinin “yirmi” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim. 

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile kurumunun yapılacak değişiklikleri daha etkin incelemesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN -  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 11’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 11 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                      Necati Özensoy

                         Antalya                                    Kayseri                                     Bursa

                                            D. Ali Torlak                          Cemalettin Şimşek

                                                İstanbul                                      Samsun

 

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Günal?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

[Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.]

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Sayar mısınız. (AK PARTİ sıralarından “Var, var!” sesleri)

Ya, böyle yerden söylemek ne kadar iyi. Gidin çay içmeye, ondan sonra da “Var, var!”

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Elektronik yapın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, elektronikte mevzu yok, sayılıyor işte.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bayram saymadan söylüyor Sayın Başkanım. Birisini değiştirelim bari, saymadan söylüyor, hiç bakmıyor.

BAŞKAN – Hayır, hayır. Saydılar, saydılar, daha evvel saydı.

Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, 11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 12’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                      Necati Özensoy

                         Antalya                                    Kayseri                                     Bursa

                                           D. Ali Torlak                          Cemalettin Şimşek

                                                İstanbul                                       Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) –Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

“Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir.

TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır.”

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Atladı Sayın Başkan. Cümleleri atlayarak gidiyor.

“Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkan sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.”

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

Karar yeter sayısı yoktur. (AK PARTİ sıralarından “Var, var” sesleri)

Ya var, var!

On dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.04


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.21

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmiştir.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon burada

Hükûmet burada.

13’üncü madde üzerinde iki önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 13. Maddesinin 3 üncü fıkrasında geçen “beş yıl” ibaresinin “dört yıl” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş

                                           Hasip Kaplan                            İbrahim Binici

                                                Şırnak                                      Şanlıurfa

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 13’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                              Necati Özensoy                          D. Ali Torlak

                                                     Bursa                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Necati Özensoy…

BAŞKAN – Bursa Milletvekili Sayın Necati Özensoy, buyurun.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyo-rum.

Görüştüğümüz kanun, finansal piyasaları düzenleyen, gelişmelerle birlikte bazı eksiklikleri gidermek amacı güden, yani piyasaların daha iyi finans kaynaklarına ulaşması, daha güvenilir finans kaynaklarına ulaşması için görüştüğümüz kanun. Tabii, ben, bu kanundan ziyade -Sayın Bakan buradayken- bu finans piyasalarının en önemli ayağı olan, çiftçinin bankası olan Ziraat Bankası, esnafın bankası olan Halk Bankasıyla ilgili, bazı gelişmelerle ilgili bazı soruları, bazı hatırlatmaları yapmak istiyorum.

Halk Bankasının kuruluş amacı esnafa destek olmak. Yıllardır, bu banka esnafın kredisini daha güvenli bir şekilde, daha emin bir şekilde kullanmasını sağlaya geldi, hâlen de böyle devam ediyor. Ziraat Bankası da, yine özellikle çiftçimizin finans kaynaklarını oluşturmak, çiftçimize destek olmak adına kurulmuş bankamızdır. Logosu başaktır, buğday başağıdır; ismiyle birlikte de bu sektörde çiftçimize, ziraatçımıza yıllardır destek olan bir bankadır Ziraat bankası.

Şimdi Sayın Bakana buradan sormak istiyorum: KİT Komisyonunda yaptığımız en son denetimde Ziraat Bankasının Genel Müdürü, Ziraat Bankasının o buğday başağı olan logosunun ve aynı zamanda isminin de “Ziraat Bankası”nın da değiştirileceğini ifade etti. Bundan maksat da, bankacılıkta artık daha iyi bir logonun veya daha iyi bir ismin oluşması gerektiğini… Ama bunun nihai hedefinde -anladığım kadarıyla- Ziraat Bankasının artık belli bir portföye ulaştığı ve bununla birlikte de özelleştirme amacının yattığı açık ve seçik bir şekilde ortada duruyor.

Ziraat Bankası, ifade ettiğim gibi, çiftçinin güvenle, belli sübvansiyonlarla kredi kullandığı bir banka. Eğer bu Ziraat Bankası yarınlarda özel sektöre devredilir veya bir şekilde yine yabancılara satışı gerçekleşirse, Ziraat Bankasının yerine neyi ikame etmeyi düşünüyorsunuz? Ziraat Bankasından bugüne kadar güvenli bir şekilde kredilerini kullanan çiftçilerin, bu portföyleri hâlen devam eden, orada binlerce, milyonlarca dönümlük ipoteği olan çiftçilerin bu portföyle birlikte devredilmesi noktasında… Yıllardır zaman zaman çiftçiye uygulanan afet vesaire, birtakım ekonomik sıkıntılarla birlikte -bu banka devletin bankası olduğu için- çıkarılan kanunla, kararnameyle, bir genelgeyle faizlerini affetmek gibi uygulamaların yapıldığı veya ödemelerin ertelenmesi gibi uygulamaların yapıldığı bu banka özel sektörün eline geçtiğinde, hâlen ipotekleri de bu şekilde devam ederken, özel sektörün elinde, yarınlarda bu çiftçilerin bu anlamdaki sıkıntıları olduğunda nasıl bir uygulamayla karşı karşıya kalınacağını, nasıl sıkıntıların içine girileceğini acaba Sayın Bakan, Sayın Hükûmet bu anlamda bir düşünüp bir tedbir geliştirdi mi? Doğrusu ben bunu merak ediyorum.

Çiftçinin ekonomik anlamda, kredi kullanma anlamında çok da rahat olmadığını biliyorum.

Finansal piyasalar burada görüşülürken daha öncelikli meselelerimizin olduğunu ama Hükûmetin bu konuda yanlış adımlar attığını da buradan ifade ederek hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özensoy.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 13. Maddesinin 3’üncü fıkrasında geçen “beş yıl” ibaresinin “dört yıl” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

EROL DORA (Mardin) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Değişiklik ile genel müdür yardımcılığı şartının esnetilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 14’te bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 14 ncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

 

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek 

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                     D. Ali Torlak                         Necati Özensoy                         Reşat Doğru

                         İstanbul                                     Bursa                                       Tokat

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan yasanın 14’üncü maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarı tabii, geçmiş dönemlerde yasama gündemine gelmiş ve kadük olmuş bir yasadır; bu dönemde de hiçbir güncelleme yapılmadan, tarafların görüşleri alınmadan getirilmiş ve de kanunlaştırılmaya çalışılmaktadır. Korkarım ki önümüzdeki dönemlerde yeniden bu kanun torba kanunların içerisinde getirilerek bazı bölümlerin değiştirilmesi sağlanmış olmasın. Tabii, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı son zamanlarda kendisinin sayısal çoğunluğuna bağlı olarak her türlü kanunu getirerek, kendi sayısal çoğunluğundan dolayı da bu kanunları her türlü baskının ve şiddetin içerisinde geçirmektedir; bu da tabii, doğru bir yaklaşım değildir.

Dolayısıyla, burada kanunların tam tartışılması veya maddelerin tek tek ele alınması ve tarafların dinlenilmesi gerekmektedir. Maalesef bunların hiçbirisi yapılmıyor.

Tabii, bunun yanında, özellikle ülkemizde hiç kimse ekonominin iyi olduğunu ve bu insanların; işte, çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla herkesin rahat bir ortamda yaşamını devam ettirdiğini söyleyemez. Bugün, çiftçi üretemez konuma gelmiştir, emekli çok zor durumdadır, işçi çok zor durumdadır. Özellikle bankalardaki, icra dairelerindeki çalışmalar veyahut da oradaki durumlar, tablolar insanların yüreğini acıtmaktadır, insanların içini acıtmaktadır.

Şöyle ki: Her gün çiftçi kardeşlerimizin tarım kredi borçları, banka borçları veyahut hayvancılık münasebetiyle almış olduğu borçlardan dolayı icra dairelerinin önüne gittikleri ve icra dairelerinde, neyi varsa her türlü malının ve mülkünün icra dairesinde hacze uğramış olduğunu görüyoruz.

Bunların yanında, memurlar maalesef kartzede duruma gelmişlerdir.

Memurların yanında, özellikle emekli insanlarımızın yıllardan beri beklemiş olduğu intibak kanunu maalesef çıkmamış ve beraberinde de şu anda, emekli insanlarımız zor şartlar içerisinde hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar. Hatta bazı emeklilerimizin, ay başı geldiği zaman eline hiç paranın geçmediğini de maalesef görüyoruz.

Tabii, bunların yanında özellikle bir kesim vardır ki bunu da söylemek mecburiyetindeyiz. Şu anda Anadolu’nun birçok yerlerinde esnaf kardeşlerimiz “Acaba iş yerimi kapatayım mı, kapatmayayım mı?” veyahut da “İşime nasıl devam ederim?” şeklindeki düşünce içerisindedirler. Anadolu’nun birçok kentinde bu tabloyu, kara tabloyu görüyoruz. Bilhassa İç Anadolu Bölgesi’nde, bizim de Milletvekili olduğumuz Tokat dâhil olmak üzere; Tokat’ında, Amasya’sında, Çorum’unda, Yozgat’ında ve Doğu Anadolu Bölgesi’ne kadar olan bölgede çok büyük oranda göç vardır. Bu göçün sebepleri araştırıldığı zaman… Özellikle çiftçi kardeşlerimizin üretim yapamamasının yanında, çiftçide ve köylüde para olmadığı zaman esnafta da para olmamaktadır. Esnaf kardeşlerimiz de maalesef kendi işletmelerini kapatma durumuyla karşı karşıya kalmışlardır.

Bakınız, yıllardan beri söylemiş olduğumuz “Şu hipermarketler kanununu, şu süpermarketler kanununu çıkaralım; gelin bu hipermarketler kanunu çıkarılsın da esnaflarımız en azından bir nefes alsın.” şeklinde söylemlerimiz vardır. Fakat enteresandır, bir türlü bu hipermarketler kanununu Hükûmete anlatamıyoruz ve dolayısıyla da Hükûmet ne yapıyor? Buna vurdumduymaz bir şekilde devam ediyor ve büyük hipermarketler, süpermarketler yabancıların eline geçiyor ve küçük kasabalar dâhil olmak üzere neredeyse her mahalleye bir tane market şubesi açılıyor. Tabii, açılmasıyla beraber ne yapılıyor? Beraberinde, bakın, bir süpermarketin şubesinin açılması demek o bölgedeki 50-60 esnafın ortadan kalkması demektir. Manavından bakkalına kadar birçok insan dükkânını kapatmak mecburiyetinde kalıyor. Hani eskiden beri söylemiş olduğumuz “bizim bakkalımız”, “bizim manavımız” tabiri maalesef şu anda tamamen yok olma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Ne bizim bakkalımız kalmıştır ne de bizim manavımız kalmıştır, yani sonuçta esnaflar kepenk kapatır konuma gelmişlerdir.

Gelin, bunu böyle yapmayalım. Bu çıkartmış olduğumuz kanunların yanında hipermarketlerle ilgili, süpermarketlerle ilgili kanunu da çıkartalım. Sayın Bakan, gelin, bunların talimatlarını da verin. En azından o büyük sermaye şirketlerine karşı, tröstlere karşı, tekellere karşı bu kesimi de koruyalım ve o kesimdeki insanlar da birazcık rahat nefes alsınlar. Evine giderken “Acaba yarın ben dükkânımı açtığım zaman neyle karşılaşacağım? Kapatacak mıyım?” konumundan kurtulsunlar diye düşünüyoruz. Ama enteresandır, yıllardır beri söylenen bu söz sadece sözlerde kalıyor. Umarım ki, inşallah, bu sözleri duyarsınız. Yoksa, duymadığınız zaman, önümüzdeki zaman sürecinde, korkarım ki o duymadığınız insanlar size gereken dersi vereceklerdir.

Vermiş olduğumuz önergenin işte söylemlerinin bir tanesi burasıdır yani bu kanunun palas pandıras gelmesinin yanında, milletimizin esas, reel gerçekleri ve realitenin de göz önüne alınması gerekmektedir. İnsanlar geçinemiyorsa, yoksulluk varsa bunun da sorumlusu Hükûmet olmalıdır ve bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapmalıdır. Ondan dolayı da hipermarketler ve süpermarketler kanununun, esnafın korunmasıyla ilgili kanunun da gündeme gelmesini arzu ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğru.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 15’te bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 15 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                        Necati Özensoy                         D. Ali Torlak

                         Antalya                                     Bursa                                     İstanbul

                                            Yusuf Halaçoğlu                      Cemalettin Şimşek

                                                   Kayseri                                      Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Vural kim konuşacak?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

Madde 16’da iki adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 16. Maddesinde geçen "şirketler" ibaresinin "finansal kiralama şirketleri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                              Altan Tan                                Sırrı Sakık

                          Bingöl                                  Diyarbakır                                    Muş

                                               Hasip Kaplan                            İbrahim Binici

                                                    Şırnak                                      Şanlıurfa

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 16 ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                  Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                     Necati Özensoy                             D. Ali Torlak

                                             Bursa                                         İstanbul

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Hayır, katılmıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu, ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Arkadaşlar anlaşamadığından elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Şimdi, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 16. Maddesinde geçen “şirketler” ibaresinin “finansal kiralama şirketleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN –  Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) –  Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Sayın Dora…

EROL  DORA (Mardin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile yasanın hedef alanının netleştirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN –  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 17’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                        Necati Özensoy                         D. Ali Torlak

                         Antalya                                     Bursa                                     İstanbul

                                        Yusuf Halaçoğlu                       Cemalettin Şimşek

                                                Kayseri                                       Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI  MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)  – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Vural ne yapayım?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansa kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapar gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 18’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 18 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Günal                        Necati Özensoy                         D. Ali Torlak 

                  Antalya                                     Bursa                                     İstanbul

                                  Yusuf Halaçoğlu                       Cemalettin Şimşek

                                          Kayseri                                        Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üs kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çat altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 19’da bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 19’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                   Necati Özensoy                         D. Ali Torlak                                    

                           Bursa                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Vural, gerekçeyi mi okutayım?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 20’de bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 20 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                        Necati Özensoy                         D. Ali Torlak

                         Antalya                                     Bursa                                     İstanbul

                                        Yusuf Halaçoğlu                         Cemalettin Şimşek

                                                Kayseri                                         Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Vural gerekçiyi mi okutayım?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 21’de bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 21 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Günal                        Necati Özensoy                         D. Ali Torlak

                  Antalya                                     Bursa                                     İstanbul

                                 Yusuf Halaçoğlu                         Cemalettin Şimşek

                                        Kayseri                                         Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye Piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.03


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Madde 22’de iki adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 22 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

(6) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 940 ıncı maddesi uygulamasında kiracı, geminin maliki gibi değerlendirilir.

              Ayşe Nur Bahçekapılı                    Nurdan Şanlı                       Osman Aşkın Bak

                         İstanbul                                    Ankara                                    İstanbul

                     Sermin Balık                            Hamza Dağ                          Tülay Kaynarca

                           Elâzığ                                       İzmir                                     İstanbul

                                                                 Akif Çağatay Kılıç

                                                                         Samsun

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 22 nci maddesine 7 nci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve “yazılı şekilde” ibaresinin “noterde düzenlenme şeklinde” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 22-

(8) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 5 inci maddesi kapsamında yetki belgesi verilecekler finansal kiralama ile edindikleri araçların maliki gibi değerlendirilirler.

                    Mehmet Günal                        Necati Özensoy                      Yusuf Halaçoğlu

                         Antalya                                     Bursa                                     Kayseri

                     D. Ali Torlak                      S. Nevzat Korkmaz                  Cemalettin Şimşek

                         İstanbul                                    Isparta                                    Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, maddelere geçtiğimizde söylediğim husus vardı, bu 22’nci maddede -demiştim- tanımlara da girmeli diye. Maalesef Hükûmet bu şekliyle bunun çıkmasına da karşı çıktı. Aslında prensip olarak “Tamam.” denilmişti ama... Bu kara nakil vasıtalarıyla ilgili Karayolu Taşıma Kanunu’nda yetki belgesi verilecekler de aynı şekilde bu hakkı istiyordular. Maddede, dikkat ederseniz, sonra eklenen kısmında hem hava yolu hem deniz yolu taşıma araçlarına bu tanınmış. Şimdi, bunu tanırken kara yollarında bunu tanımamak, en fazla giden şeylerde -ki düşük gelirli işletmelerin ya da ailelerin sahip olduğu nakil vasıtaları bunlar- ve orada bir adaletsizlik söz konusu.

Biz, bu önergeyi onların talebi üzerine vermiştik. Buradan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu verdiğimiz önergeye Hükûmetin ve Komisyonun katılmamış olduğunun bir defa daha tutanaklara geçmesini istiyorum.

Öbür taraftan, yine, sözleşmelerle ilgili olarak Noterler Birliğinin talepleri var. Çünkü burada yapılacak olan sözleşmenin sadece yazılı şarta bağlanmış olması, noterden yapılmıyor olması da yarın birtakım sorunlara yol açacak. Çünkü şu anda değiştirmekte olduğumuz mevcut 3226 sayılı Kanun’da sözleşmenin noterden düzenleme şeklinde yapılacağına dair bir kural vardı. Şu anda sadece yazılı olmasını yeterli gördüğümüz zaman, burada, ileride bazı tartışmalara ve sorunlara yol açabileceği açık bir şekilde görülüyor. Çünkü burada kiralama sözleşmesinde her zaman bir kiralayan ve -şirket, aynı zamanda- kiraya veren var. Ve bunlar arasında birtakım uzlaşmazlık çıktığı zaman da delil olması gerekiyor.

Noterler ne yapıyor burada? İşlemi belgelendirmelerinin nedeni, bizler de bir işlem yaparken notere gitmemizin nedeni, bir şey olduğu zaman elimizde bir belge olsun diye gideriz. Maalesef bu düzenleme altında bu şekliyle kiracı tüzel kişi de olabilir, gerçek kişi de olabilir ama bunun tespitini notere gittiğiniz zaman… Diyelim ki tüzel kişi adına gidiyorsunuz, elinizde vekâlet yoksa o sözleşmeyi yapamazsınız, noter ona bakar. Dolayısıyla, eğer bu şekliyle yaparsak noterin düzenlediği senet resmî bir belge iken sadece yazılı sözleşme adi bir senet hükmünde olacaktır. Ufak bir anlaşmazlık çıktığı durumda mahkemeye gittiği zaman da burada birtakım anlaşmazlıklar, tartışmalar, uyuşmazlıklar ortaya çıkabilecektir. Kaldı ki arkadaşlarımızın gönderdiği nota bakınca çok da fazla bir miktar olmadığını notere ödenecek paranın, eğer maksat maliyetse bu kadar büyük işlemler yapılırken çok cüzi miktarlarda notere gitmenin de büyük bir maliyete neden olmayacağını açık bir şekilde görüyoruz.

Dolayısıyla, bu belgenin de delil olma niteliğini ortadan kaldıracak, yarın uyuşmazlık olması hâlinde delil olma niteliğini ortadan kaldıracak bir işleme yol vermiş oluyoruz. Bu çerçevede, resmî belge özelliğini kaybetmeyecek şekilde yapılabilecek bir düzenleme aslında ama, maalesef burada da arkadaşlarımız bunu kabul etmiyorlar.

Başka bir şey ne: Bir taraftan yargı reformu yapacağız diyorsunuz, paketler geliyor. Bu, yargının iş yükünü de artıracak bir şeydir arkadaşlar. Uzlaşmazlık olduğu zaman burada sorun çıkacaktır. Eğer noter belgesi varsa, bunu delil olarak kabul edeceğimizden dolayı birtakım konuları mahkemeye gitmeden çözebilme şansımız olacaktır. Ama bu şekliyle kabul etmez isek ve yazılı belge olarak bunu, sözleşmeyi biz belge olarak kabul edersek, yarın mahkemelerde de bunların çözümü için ve tespit davalarıyla, birtakım sıkıntılarla karşı karşıya geleceğiz ve yargının iş yükünü de artırmış olacağız. Bir taraftan reform yapalım, bir şeyleri düzeltelim derken, öbür taraftan bozuyoruz.

Dolayısıyla, bir defa daha tekraren söylüyorum: Kara taşıtları için de, adaletli olmak gerekiyorsa, adında “adalet” olan bir partinin mensupları olarak onlara da bu hakkı vermemiz lazım. Zaten diğer yönlerden birtakım belgelerle, bilgilerle, ücretlerle kara nakil vasıtalarında onlar sıkıntı yaşıyorlar, hiç olmazsa burada adaleti sağlayalım diye önergemizi vermiştik.

Önergeye destek olacağınızı umuyor, yanlıştan döneceğinizi umuyor, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Bir önerge daha var, onu okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 22 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Ayşe Nur Bahçekapılı (İstanbul) ve arkadaşları

(6) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 940 ıncı maddesi uygulamasında kiracı, geminin maliki gibi değerlendirilir.

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılıyoruz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe: Kanun Tasarısının komisyon çalışmaları sırasında mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlükte bulunduğundan, anılan Kanun Tasarısında yukarıda yer alan maddede yapılan atfın mer’i 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında güncellenmesi gereği hasıl olmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım:  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmiştir.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 23’te bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 23 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                        Necati Özensoy                         D. Ali Torlak

                         Antalya                                     Bursa                                     İstanbul

                                        Yusuf Halaçoğlu                         Cemalettin Şimşek

                                                Kayseri                                         Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal Kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye Piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkan sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

24’üncü maddede bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 24 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                        Necati Özensoy                      Yusuf Halaçoğlu

                         Antalya                                     Bursa                                     Kayseri

                                          D. Ali Torlak                         Cemalettin Şimşek

                                              İstanbul                                      Samsun

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal Kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. 

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 

25’inci maddede iki adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 25 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Ayşe Nur Bahçekapılı                Osman Aşkın Bak                     Tülay Kaynarca

                         İstanbul                                   İstanbul                                   İstanbul

                      Hamza Dağ                            Nurdan Şanlı                           Sermin Balık

                           İzmir                                      Ankara                                     Elâzığ

                                                                    Aydın Şengül

                                                                           İzmir

(1) Finansal kiralama konusu malın, kiralayanın malın imalatçısı veya satıcısı ile zamanında sözleşme yapmaması veya gerekli ödemeyi zamanında yerine getirmemesi veya kiralayanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan diğer sebepler ile kiracıya teslim edilmemesi halinde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 123, 125 ve 126 ncı madde hükümleri uygulanır.

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 25 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                        Necati Özensoy                             D. Ali Torlak

                                                Bursa                                         İstanbul

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 25 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

(1) Finansal kiralama konusu malın, kiralayanın malın imalatçısı veya satıcısı ile zamanında sözleşme yapmaması veya gerekli ödemeyi zamanında yerine getirmemesi veya kiralayanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan diğer sebepler ile kiracıya teslim edilmemesi halinde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 123, 125 ve 126 ncı madde hükümleri uygulanır.

                                                                        Ayşe Nur Bahçekapılı (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Kanun Tasarısının komisyon çalışmaları sırasında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte bulunduğundan, anılan Kanun Tasarısında yukarıda yer alan maddede yapılan atfın mer’i 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında güncellenmesi gereği hasıl olmuştur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26’ncı maddede bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 26 ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                        Necati Özensoy                      Yusuf Halaçoğlu

                         Antalya                                     Bursa                                     Kayseri

                                          D. Ali Torlak                         Cemalettin Şimşek

                                              İstanbul                                      Samsun

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

“Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal Kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, efendim, cümle atlandı.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ezbere okuyor herhâlde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Cümle atlandı. Hayır, ondan önceki cümleyi atladınız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Biraz yavaş, ben anlayamıyorum mesela, çok hızlı okuyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Birinci SPK’dan ikinci SPK’ya geçti.

BAŞKAN – Biraz daha yavaş okuyacak, tamam.

“SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.”

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 27’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 27 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                                           Necati Özensoy                              D. Ali Torlak

                                                  Bursa                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 28’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 28’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                  Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

           Necati Özensoy                         D. Ali Torlak                        Mesut Dedeoğlu

                   Bursa                                     İstanbul                             Kahramanmaraş

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Çok değerli milletvekilleri, KOBİ’lerin kullandığı finanslar ve ekonominin belkemiği durumundaki binlerce küçük ve orta boy işletmenin kredilerini ilgilendiren bir kanunun maddesini görüşüyoruz. “Anadolu Kaplanları” dediğimiz Anadolu’da birçok firmamız, finansal kiralamalar ve kullanılan bu kredileri o kadar yakinen takip ediyorlar ki çünkü bundan on sene öncesine kadar bu krediler çok cazip bir şekilde müteşebbislere tahsis ediliyordu, müteşebbislerimiz bu aldıkları kredilerle işletmeler açıyorlar, iş istihdamlarını sağlıyorlardı ama şu son on sene içinde, faizlerdeki yük, piyasanın daralması ve ağır şartlar altında bu kredileri alıp, iş yapıp, iş istihdamı sağlayıp, Türkiye ekonomisine katkı sağlayıp ve vergi ödeyecek, ülkemize ve Türkiye’ye katkı sağlayacak durumda değillerdir maalesef. KOBİ’lerin finans yükü üretimi azaltmış, bunlarla beraber takibe düşen kapatmalar peşine düşmüşlerdir.

Kriz, toplumsal alanda en büyük etkiyi, yine, işsizlik konusunda göstermeye devam etmiştir. Bunlar da tamamen finans eksikliğimizin, KOBİ’lere göstereceğimiz yakın desteklerin tam sağlanamadığından kaynaklanmaktadır. Kapanan şirket sayılarımız, bu faiz yükünün altında, çok fazla olmaktadır. Özellikle bu on yılın içerisinde kapanan şirket sayımız 17,3 oranında artarken küçük esnaf kesiminde de gelir vergisi faal mükellef sayısı son bir yıl içerisinde 13.147 olarak azalmıştır. Kapanan şirketlerimizin sayısı ve küçük esnaf kesiminde yaşanan sıkıntı, üretimi ve istihdamı da olumsuz yönde etkilemektedir. Bunlarla beraber, bu üretim eksikliğinden kaynaklanan ve piyasanın daralmasından dolayı işçilerimizin, memurlarımızın, emeklilerimizin, çalışanlarımızın iş gücü istihdamının eksikliğinden dolayı alım güçleri azalmış ve perişan hâle gelmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bunlarla beraber, çarşı ve pazar esnafındaki durgunluk, senetlerinin protesto edilmesine ve çeklerinin karşılıksız çıkmasına sebebiyet vermektedir.

2011 yılında yaklaşık 3 milyar 460 milyon tutarındaki senet, vadesinde ödenemediği için protesto olmuştur. Aynı yıl içinde protesto olan senet sayımız 671.679’a çıkmıştır. Geçtiğimiz Nisan ayında karşılıksız çıkan çek sayısı da 181.963 olarak gerçekleşmiştir.

Bu yıl binlerce ekonominin belkemiği durumundaki küçük ve orta boy işletme, kredi borçlarını ödeyememiş, özellikle finansal kesimdeki işlerini tasfiye etmek durumunda kalmış, en önemlisi de birleşik faizle katlanarak takibe düşmüşlerdir.

KOBİ’lerin kullandığı nakdî krediler, 2012 yılı Temmuz ayı itibarıyla, 2011 yılına göre yüzde 4,9 oranında artışla 170 milyar 793 milyon TL’ye yükselmiştir.

KOBİ’lerimizin ve finansal kiralama sebebiyle bankaların takibe düşen kredileri bu dönemde de 5,3 oranında artışla 5 milyar 487 milyon olmuştur.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun açıkladığı verilere göre, Temmuz 2012 itibarıyla krediler, 2011 yılı sonuna göre yüzde 8,8 oranında artışla 59 milyar 903 milyon TL tutarında gerçekleşmiştir.  Kredilerin yıllık artış oranı ise 18,3 olarak gerçekleşmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; KOBİ’lerimizin ve finansal kiralamalarımızın mutlaka iyileştirilmesi lazım. Onu da bu kanunlarla daha da iyileştirerek müteşebbislerimizin ve iş adamlarımızın önünü açmak, iş istihdamı sağlamak adına buna mecburuz.

Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN –  Ama Sayın Başkan, yani söylemiş olduk.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Maddede ararsınız o zaman.

BAŞKAN – Maddede arayacağım. 

Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.53


YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 28’inci maddesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmiştir.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Madde 29’da bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 29 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Lütfü Türkkan                      Cemalettin Şimşek                       D. Ali Torlak

                         Kocaeli                                    Samsun                                   İstanbul

                        Alim Işık                            Necati Özensoy                        Mehmet Günal

                         Kütahya                                     Bursa                                     Antalya

                                                                  Yusuf Halaçoğlu

                                                                         Kayseri

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Lütfü Türkkan.

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Türkiye'nin ekonomisiyle ilgili burada yapılan her değerlendirmede ekonominin âdeta uçtuğu, çok önemli bir seviye yakaladığı, Fitch’in en son raporuyla da Türkiye'nin yatırım yapılabilir bir ülke hâline geldiği konusu sık sık burada dile getiriliyor. Biz de Fitch’in bu değerlendirme raporundan sonra bir şey söylemiştik, demiştik ki: “Fitch’in bu raporu acaba Türkiye'deki Fransa’ya verilmesi düşünülen enerji ihaleleriyle ilgili olabilir mi?” Bu konuda biz işgüzarlıkla suçlandık, ama gelin, bugün başka bir değerlendirme kuruluşu, Moody’s’in Türkiye Raportörü Sayın Sarah Carlson, Türkiye'yle ilgili raporu hazırladı.

Şimdi, dokuz aylık Türkiye'nin cari açığı yaklaşık 40 milyar dolar. Bunun geçmiş döneme göre bir azalma trendine girdiği hissedilse de tüketimin azalmasıyla beraber ithalattaki azalmaya bağlı olarak belli bir aşamada düştüğünü hatırlatmak istiyorum sizlere. Türkiye'de ekonomi bir dar makasa girerken tüketim azaldı, tüketimle beraber ithalat azaldı, dolayısıyla cari açığımızda belli bir oranda düşme var, 40 milyar dolara düşmüş, ama bunun yıl sonunda çok daha fazla bir rakama ulaşacağı konusu bütün finans çevrelerinde konuşuluyor.

Hiç kimse bana bu cari açığın düşmesinin yapısal reformlarla ilgili olduğunu iddia etmesin. Zira, ithalat rakamları, tüketim rakamları da gösteriyor ki bu tamamen ithalattaki düşüşe, tüketimdeki daralmaya bağlı olarak… Bunu yalnız ben söylesem mesele yok. Siyasi bir angajman olarak kabul edebilirsiniz, görmemezlikten gelebilirsiniz ama bugün Sayın Carson’ın Türkiye Raporu’nu açıklarken kullandığı ifade de benimle çok benzer şeyler içeriyor; diyor ki: “Türkiye’de cari açık hâlen çok ciddi bir risk teşkil etmektedir, dolayısıyla Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülkeler arasına koymamız kabil değildir ” Yani Fitch’de izlenen yol görüyorum ki Moody’s’te pek işlememiş. Sayın Başbakan aynı Fitch’in daha önceki raporunu beğenmediği zaman “Bunlar uluslararası değerlendirme kuruluşları, siyasi raporlar yayınlıyorlar.” dediğinde… Olumlu rapor verdiğinde nasıl alkışlıyorsa Moody’s’in bu raporunu da alkışlamanızı bekliyorum. Yani, Türkiye hâlen yatırım yapılabilir ülke standardına erişememiştir, hâlâ cari açık ciddi risk taşımaktadır yatırımcılar için.

Bizim, bu kanun tasarısı üzerinde özünde bir itirazımız yok ama bir itirazımız şu, bütün yapısal reformlarla ilgili olarak da söyleyebiliriz: Türkiye’de finansal sektörlere kolaylık getiren kanunlar çok kolay çıkarken   -üretime yönelik kanunların, ısrar etmemize rağmen, Türkiye’nin önünde bir takoz olarak durduğunu- üretimi canlandıracak, imalatı canlandıracak, yerli sanayiyi koşturacak herhangi bir kanun, düzenleme yapılmamaktadır. Bunu, kendi seçim bölgem olan Kocaeli’de de görüyorum. Çok önemli sanayi kuruluşları yavaş yavaş lojistik depo hâline gelmeye başladılar, üretimden vazgeçmeye başladılar. Zira, ithalatta çok ciddi anlamda ithalatı teşvik edici, üretimi yok edecek seri önlemleri almakta gecikmiyor Sayın Hükûmetimiz.

Umuyorum “Türkiye’nin yapısal reformları” diye bahsedilirken, Türkiye’nin önünü açabilecek sanayiyi, üretimi teşvik edecek yapısal reformların ciddi anlamda buralarda tartışılabileceği günleri de yakalarız.

Hepinize saygılar sunuyorum.(MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurula sırt dönmek… Rica edeyim bu tarafa doğru…

Madde 30 üzerinde bir önerge vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 30 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Yusuf Halaçoğlu                    Cemalettin Şimşek

                         Antalya                                    Kayseri                                   Samsun

                   Necati Özensoy                         D. Ali Torlak                              Alim Işık

                           Bursa                                     İstanbul                                   Kütahya

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önceki konuşmamda da ifade ettim, bu kanunun, piyasadaki boşluğu veya serbestliği belli ölçüde denetim altına alması açısından önemli olduğunu biliyoruz. Fakat, bu hâliyle herhangi bir disiplin altına almamız mümkün değildir bu piyasayı. Onun için, Sayın Bakan, bir kez daha size hatırlatmakta yarar görüyorum, bu piyasanın denetim altına alınabilmesi ve iki tarafın da memnun kalacağı bir uygulamanın gerçekleştirilebilmesi için, mutlaka, bir üst sınırın buraya konarak bu yüce Meclisten çıkartılması lazım.

Diyeceksiniz ki: “Serbest piyasa koşullarına göre ayarlanır.” Ayarlanmıyor Sayın Bakan. Bugüne kadar yuvası dağılan ailelerin sayısını lütfen bir gözden geçiriniz. Bu sektörün yuva dağıttığı aile sayısı geometrik büyümüştür. Dolayısıyla, devletin resmî piyasa rakamlarının üzerinde birkaç puan olmak kaydıyla, mutlaka bu sektöre bir sınır getirilmesi kaçınılmazdır. Aksi takdirde, bundan sonra yıkılacak yuvaların bir kısmının vebali size de gelebilir.

Diğer taraftan, küreselleşmenin getirdiği olgu içerisinde, Türkiye özellikle son on yıllık AKP iktidarlarının yönetimi döneminde borca dayalı para sistemiyle tedavüldeki yaklaşık 55 milyar TL parasına karşılık, en az 10 kat parayla ekonomisini döndürmeye çalışmaktadır; bunun sonu iflastır Sayın Bakan. Siz bu işin içinden gelen birisiniz ve on yıldır da bu ekonominin içindesiniz ve siz sorumlusunuz. Yakında yaşanacak iflasların ve Türkiye ekonomisinin toslamasının birinci sorumlusu siz olabilirsiniz.

Bu “kısmi rezerv sistemi” veya “borca dayalı para sistemi” olarak bilinen sistemi Türkiye’de yeniden  bir sorgulamamız lazım, Merkez Bankasının ve diğer bankaların rollerini yeniden masaya yatırmamız lazım.

Dolayısıyla, bu faktoring şirketleri ve diğer finansal kiralama ve finansman şirketleri de bu kapsamda değerlendirildiğinde, bugün bunlar için bir düzenleme yapma imkânı vardır, kontrol altına alma imkânı vardır, bu fırsatı iyi değerlendirelim diyorum.

Sayın Bakan, bu vesileyle bir konuyu daha yüce Meclisin gündemine sunmak istiyorum. Yine döneminizde, Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların birçoğunun sermaye yapısı yabancı şirketlerin eline geçmiştir. Yabancı şirketlerin elindeki bankaların önemli bir bölümü, bugün Türkiye’nin seksen bir ilinde birçok vatandaşımızın elindeki gayrimenkullere el koymuştur ve el koymaya devam etmektedir. Türkiye’nin toprakları yabancı bankalar aracılığıyla yabancı ülkelerin eline geçmektedir. Lütfen bu rakamları da yeniden bir gözden geçiriniz. Türkiye’yi çok büyük bir tehlike beklemektedir. Özellikle Denizbank başta olmak üzere birçok bankanın,  köylünün elindeki tarlayı nasıl aldığını, lütfen uygulamadan gelen değerli arkadaşlarıma bir sorunuz ve oradan doğru bilgiyle bu sektörü yeniden bir mercek altına alınız diyorum.

Dolayısıyla, bu anlamda, özellikle Türkiye’nin şu anda tedavülde dolaşan para miktarının Merkez Bankasıyla birlikte yeniden gözden geçirilmesi ve bu borca dayalı para sistemine son verilmesi zamanı gelmiştir, geçmektedir. İflas eden ülkelere baktığınız zaman, tamamen para politikalarındaki yanlışlıktan kaynaklanan uygulamaların buna sebep olduğunu hep beraber görürüz, siz de bunu çok iyi bilmektesiniz.

Dolayısıyla, bu faktoring şirketleriyle ilgili düzenlemeyi yeniden, tekrar size hatırlatıyorum. Mutlaka bir üst sınır getirmek zorundayız. Aksi takdirde, cezaevleri zaten kimseyi almıyor… Şu anda, taahhüdü ihlal suçundan dolayı evine gelemeyen, gece jandarma korkusuyla evinden kaçan insanların sayısı çok fazladır Sayın Bakan. Belki siz sırça köşklerde ve güzel koltuklarda, makam odalarında bunu görmüyor olabilirsiniz ama biz uygulamada bunlarla çok muhatap oluyoruz. Bunlar, mutlaka bu Mecliste çözüme kavuşturulması gereken önemli konulardır.

Bu vesileyle, önergemize desteğinizi bekliyor; yeniden, bu kanun çıkıncaya kadar bir kez daha düşünelim ve bu aksaklıkları giderelim temennisiyle saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime saat 20.00’ye kadar ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 19.09


SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm, geçici madde 1,2,3,4 ve 5 dâhil 31 ila 54’üncü maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Ümit Özgümüş. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

CHP GRUBU ADINA ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; finansal kiralama ve faktoring yasası üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, sermaye birikimini tamamlayamamış bir ülke olduğu için, Türkiye’de sanayici, tüccar, ihracatçı her zaman finansman sorunu içerisinde olmuştur, kredi sorunu içerisinde olmuştur. Türkiye’de finansman sıkıntısını daha çok KOBİ’ler ve esnaf çekmektedir. Büyük firmalar özellikle son on sene içerisinde dünyada bollaşan likitlerin de etkisiyle kendi işlerini kendileri çözmüşlerdir. Zaten, son yılda özel sektörün döviz borcunun 200 milyar dolara yükselmesi de bunun bir göstergesidir. Yani sorun, aslında finansman sorunu, aslında KOBİ’lerin sorunudur.

Değerli arkadaşlar, son zamanlarda, uzun zamanlarda daha doğrusu, hükûmetler KOBİ’ler için, finansman sorunlarını çözmek için ciddi anlamda bir şey yapmamaktalar. Zaman zaman KOBİ haftalarında KOBİ’ler övülür, bazı istatistiksel rakamlar verilir ama KOBİ’lerin finansman çözümü için ciddi anlamda herhangi bir şey yapılmaz. Türkiye’de, aslında, faktoring piyasasından ya da finansal kiralama piyasasından çok daha önemlisi, KOBİ’lerin finansman sorununu çözecek olan Halk Bankasıdır. Bakın, Türkiye’de, son elli yıl içerisinde, esnaflıktan KOBİ’liğe, KOBİ’likten sanayiciliğe yükselen firmaların en az yüzde 80’inin temelinde Halk Bankasının harcı vardır. Ama ne yazık ki Halk Bankası 2001 krizinden sonra asıl misyonunu terk ederek, Halk Bankacılık misyonundan çıkmıştır. 2001 krizinden sonra, o zamanki hükûmetin atadığı Yönetim Kurulu, Halk Bankasının içini boşaltarak, bazı entrikalarla yerli başka bir bankaya peşkeş çekilmeye çalışılmıştır. AKP İktidarı döneminde, o yönetim gittikten sonra, Halk Bankasının tekrar eski misyonuna kavuşacağı umudumuz da, AKP’nin babalar gibi satma hevesiyle kursağımızda kaldı ve Halk Bankası yine misyonundan uzaklaştı.

2008 krizi geldiğinde, 2008 krizinin Türkiye’ye belki de en hayırlı yönlerinden bir tanesi, satılmaya hazır hâle getirilen Halk Bankasının satılamaması diye düşünürken, birkaç gün önce Halk Bankasının yüzde 25 hissesi daha satıldı ve bu satılan hissenin ağırlıklı olarak İngiliz sermayesi olmak üzere, büyük bir kısmı, yine yüzde 80’i yabancılara satıldı ve buradan 4,5 milyar lira gelir elde edildi.

Değerli arkadaşlar, bu rakamı ve bu söylediğim sözleri bir tarafa not edin: Kırk gün sonra yeni yıl gelecek, bu, gelen 4,5 milyar lira, istatistiğe doğrudan yabancı sermaye olarak girecek. Başta Sayın Başbakan olmak üzere ve devamında Sayın Bakan ve diğer bakanlar olmak üzere, doğrudan yabancı sermayenin gelişini Türkiye’de güvene bağlayacak ve bunun çok iyi bir şey olduğunu söyleyecekler. Değerli arkadaşlar, “Doğrudan yabancı sermaye geldi.” deyince, vatandaş da yabancı sermayenin doğrudan gelip yatırım yaptığını yani teknolojisiyle, sermayesiyle gelip burada yatırım yaptığını zannediyor. Doğrudan yabancı sermaye kavramı, Türkiye’de portföye yapılan yatırımdır, bu da övünülecek bir şey değildir. Bankanızın hissesini sattığınız zaman, fabrikaların hissesini sattığınız zaman bundan övünülecek bir şey çıkarmak çok doğru değildir, hatta üzülünmesi gerekir.

Geçen hafta içerisinde, Adana’da, Ekonomi Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan’la beraberdik. Konuşması sırasında, ben orada olduğum hâlde, doğrudan yabancı sermayenin yüzde 40’ının, 45’inin imalat sanayisine geldiğini söyledi kürsüden. Ben sordum: “Ya, Sayın Bakan, enerji yatırımları dışında Türkiye’de bana imalat sanayisinde yatırım göster.” Hayır, öyle değil, verilen bilgi şöyleymiş: Doğrudan yabancı sermaye olarak gelen para, Türkiye’de imalat sanayisindeki şirketlerin hissesini alıyormuş. Üretim artmıyor, istihdam artmıyor, elimizdeki fabrikaların hisselerini yabancılara veriyoruz, yıl sonunda kârlarından transfer götürüyorlar, o zaman bunun neyiyle övünüyoruz? Halk Bankasının yüzde 25 hissesini daha sattık, yüzde 51’i devlette kaldı; önümüzdeki dönemde 9 milyar dolara yüzde 50 hissesini daha satarız, elimizde bir tane Ziraat Bankası kalır. Onu da sattığımız zaman geriye Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı gibi değerler kalır. Bu yol, yol değil, yani satarak cari açığın finansmanını karşılamak ya da “Sağlıklı finansmana geçtik.” demek ne yazık ki yol değil.

Tabii, şimdi, Halk Bankası misyonunu yitirdikten sonra finansal kiralama ve faktoring önemli hâle geldi ve biz de bu yasanın çıkmasını destekledik. Onun için, biraz önce önergelerimizi de geri çektik, bir an önce çıksın diye.

Finansal kiralamayla ilgili işler iyi giderken evvelki sene başka bakanlığı ilgilendiren, Maliye Bakanlığını ilgilendiren konuda anlamsız bir karar çıktı ve finansal kiralamada katma değer vergisi oranı yüzde 1 iken piyasadaki katma değer vergisi oranına göre 8 veya tekrar 18’e getirildi ve bir yandan KOBİ’lere finansal kiralamayla bir rahatlama sağlanırken öte yandan finansman maliyetlerini artırıcı yeni bir kararla ortaya çıkıldı. Daha önceki süreçte finansal kiralamaya konu olan mallar bilançonun aktifinde ve pasifinde görülmezken yani kiralanmış bir mal olduğu için sadece kira bedeli giderden düşürülürken yine anlamsız biçimde bir karar çıkarılarak finansal kiralamaya konu olan mallar bilançonun aktifinde ve pasifinde gösterilmeye başlandı ve KOBİ’ler üzerinde yine yeni bir yük oluşturuldu.

Değerli arkadaşlar, faktoring de çok önemli. Yine söylüyorum: KOBİ’ler asıl doğrudan Halk Bankasından kredi alamazken faktoring piyasasından finansman elde etmeye başladılar ama daha önceki dönemde kanun hükmünde kararnameyle yürütüldüğü ve mevzuatta boşluk olduğu için de ne yazık ki Türkiye'de faktoring piyasası tefeciliğin resmî kurumları hâline geldi ve ağırlıklı mafyanın eline geçti ve çok canlar yaktı, çok ailenin evinde bazı kuruluşların göz yaşları var. Şimdi, bu faktoring yasasında bana göre en önemli, can alıcı ve en olumlu madde 9’uncu maddenin 2’nci bendi. Yani bir kişinin elinde kambiyo senedi niteliğinde kâğıt olsa bile, faktoring şirketlerinde eğer bir hizmete dayanmıyorsa faktoringe konu olamayacak. Yine çok önemli bir maddeyle getirilen, faktoring şirketler birliğinde merkezî kayıt sisteminin tutulması ve bunların takip edilmesi. Eğer bunlar gerçekten doğru uygulanırsa faktoring piyasası doğru çalışır ve yasal tefeciliğin önüne geçilmiş olur.

Tabii, faktoring sadece iç piyasada değil, aynı zamanda ihracatın finansmanında da çok önemli. AKP’nin 2023 hedefi 500 milyar dolar ihracat. Değerli arkadaşlar, bu para kur politikasıyla, mevcut finansman politikasıyla yani ihracatçıyı saldım çayıra Mevlam kayıra politikasıyla 2023 yılında ihracatı patlatamayız, yine ithalatın patladığına ve yine cari açığın makasının açıldığını görürüz. Burada, Türkiye'nin ihracatı geçen yıl 135 milyar dolar, ihracatçının asıl finansman kaynağı sağlaması gereken Eximbank’ın kredileri 10 milyar dolar civarında. Mutlak surette bu Eximbank kaynaklarının artırılması gerekir, Halk Bankasının yüzde 51’inin devlette kalması gerekir, ikisinin kaynaklarını artırarak KOBİ’lere doğrudan finansman sağlanması gerekir. Bakın, Türkiye’deki Eximbank’ın kaynakları artırılamazken Amerikan Eximbank’ı, bırakın kendi ihracatçısını, kendi ülkesinde üretilen malları, özellikle pamuk piyasasında, yabancı ülkeler pamuğu kendisinden alsın diye başka ülkelerin ithalatçılarına çok düşük ve çok uzun vadeli krediler veriyor. Başka ülkeler kendi sanayisini, kendi ihracatçısını bu şekilde desteklerken mutlak suretle bizim bu bankalarımızın da kaynağının artırılması gerekir. Kaynak var mı? Var. En azından, komşu ülkemizin içini karıştırmak için Türkiye Cumhuriyeti oradaki teröristlere destek vereceğine, oradaki teröristlere silah sağlayacağına, Maliye Bakanının açıkladığı gibi 400 milyon lirayı geçen harcamayı oraya yapacağına Halk Bankasının ve Eximbank’ın kaynakları güçlendirilerek kendi esnafının, kendi KOBİ’sinin güçlenmesi ve daha fazla ihracat yapmasına harcayabilir.

Onun için gerek Finansal Kiralama Yasası gerekse Faktoring Yasası’nın kanun hükmünde kararnameden yasaya dönüşmesini Cumhuriyet Halk Partisi olarak olumlu buluyoruz. Eğer uygulamalar doğru olursa gerçekten, en azından, KOBİ’leri rahatlatacağına inanıyoruz.

Hayırlı olsun diyorum, tekrar saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özgümüş.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Buyurun Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ikinci bölüm üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce, konuşmacı arkadaşımız birinci bölüm üzerinde konuşulurken bazı hususlara değindiler. Bu vesileyle bazı gelişmelerle ilgili ben de size kanaatimi aktarmak istiyorum. Maddelerle ilgili önergelerde gerektiğinde yine görüşümüzü ileteceğiz.

Sayın Bakanım, burada, az önce sizin de belirttiğiniz reyting şirketleriyle ilgili bir hususu arkadaşlarımız söyledi, öncelikle, onu hatırlatıp unutmadan, geçmek istiyorum.

Öyle bir hava yaratılıyor ki sanki işte, reyting şirketi bizim notumuzu artırmış. Ee! “Ekonomi, bakın, güzel gidiyor.” diye, onu şahit gösteriyor. Peki, kötü olduğu zaman onların şehadetini o zaman kabul edecek misiniz yani? Bir de burada, şu anda geldiğimiz derece hakikaten Türkiye’nin hak ettiği yer midir, bu sadece nispi bir iyileştirme midir? Yani “Geçmişten bugüne bulunulan dereceye yatırım yapılabilir.” diyorsunuz buna ama tabii ki değiştirmeler, onlar açısından, bir, olumlu işarettir. Ama bu bulunduğumuz düzey, örneğin, Amerika’daki fonlar, özel emeklilik fonları açısından yatırım yapılabilir düzey mi? Hayır. Yani buna ne çok sevinip ne de çok üzülmeden gerçek anlamda Türkiye’nin reytingini alacak çalışmalar yapmak gerekiyor çünkü notu verirken bile altından uyarıyorlar: “Bakın ha, şunları da yapmanız lazım.” diye. Bunları da dikkate almak gerekiyor.

Şimdi, az önce değerli milletvekilimiz Ziraat Bankasıyla ilgili bir şey söyledi. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kapsamda kamu bankalarının özelleştirilmesine karşıyız, blok olarak özelleştirilmesine karşıyız, yeniden yapılandırılmasında bir sorunumuz yok ama asli olarak zirai kredi verme fonksiyonundan uzaklaştığını görüyoruz. Tabii ki ticari kurum olarak kâr etmesi başka bir şey ama zaten hazine belli konularda görev zararı verdiği zaman karşılığını göstermek durumunda. Dolayısıyla, bunun üretimi destekler tarzda kullanılmasında fayda, yarar görüyoruz.

Burada, ayrıca, tarım desteklemelerinde de aynı şeyi görüyoruz sadece zirai kredilerde değil. Doğrudan üretim desteklenmediği için araziye verilen destek maalesef üreticiyle buluşmayabiliyor, arazi sahibi veya dolaylı olarak onunla ilgili müstecir olarak çalışanlar gelip bu desteklerden faydalanıyorlar. Dolayısıyla, desteğin doğrudan ürünü getirene, üretimi yapana verilmesinde fayda var diye düşünüyoruz. Böylece hem üretimi teşvik etmiş oluruz hem de doğrudan üretime katkıda bulunan insanları da cesaretlendirmiş oluruz diye düşünüyorum.

Yine, Hükûmetin sürekli olarak söylediği, özelleştirme programına aldığı Halk Bankası da aynı şekilde. Eğer bunları özelleştireceksek blok satış şeklinde yabancılara satmak değil de, buradaki o tabana, örneğin, esnaf sanatkâr kuruluşlarına, ilgili odalara, bunlara öncelik tanımamız lazım ki aynı zamanda katılımcı bir husus olsun, onlar da burada denetleme yapabilsinler. Böylece sermayeyi de tabana doğru yaymış olalım ve kendi kendini denetleyen bir sürece girmiş olalım. Aksi takdirde, bir seferlik satıyoruz, sonrasında artık diğer bazı özel bankalarda olduğu gibi yabancı sermayenin inisiyatifine düştükten sonra, bazı arazilerin ipotek karşılığı elden çıkması gibi millî güvenliği de ilgilendiren bazı yerlerde birtakım sorunlarla karşı karşıya gelebiliyoruz.

Tabii, bütün bunların ötesinde, bu kredi sisteminin çalışması için de   -önceki dönemlerde de Sayın Bakana ilettiğimiz- Kredi Garanti Fonu’nun da etkin bir şekilde çalıştırılması gerekiyor. Tamam, bir düzenleme yapıyoruz ama gittikleri zaman zaten teminatını alabilse vatandaş, sorun olmayacak. Teminat konusunda hâlâ o sıkıntıları çekiyorlar. Zaten gayrimenkulü olsa, belli şeyi olsa karşılığında ipotek ettiriyor ama onun dışında peki, nasıl teminat gösterecek? O varlıkları eğer teminat gösteremiyorsa Kredi Garanti Fonu’ndan da bir şey alamıyor ve küçük ve orta boy işletmeler bu konuda sıkıntı çekmeye maalesef devam ediyor.

Şimdi, tabii, burada bütün bunların olabilmesi için, bu söylediğimiz şeylerin derli toplu bir araya konulabilmesi için ekonomi yönetiminde bir koordinasyon olması gerekiyor, bir başıboşluk değil de bütün bakanların bir arada olması gerekiyor. Daha doğrusu, bu kadar çok bakanın olmaması gerekiyor. Sayın Babacan’a defalarca söyledik ama onun da elinde olan bir şey yok. O da ilgili Başbakan Yardımcısı olarak topluyor. Gerçi sadece o değil, Sayın Maliye Bakanı da aynısını söylüyor. Biliyorsunuz, şu anda yavaş yavaş doğal gazlar fazla yakılmaya başlandı veya elektrik tüketimi arttı. O zamların gerekçesi olarak Sayın Bakan bize ne demişti: “Ben bakanlara söyledim ama maalesef benim söylediğimi, uyarılarımı dinlemiyorlar, bütçe dışı harcama yapıyorlar ve bütçe açık verdi.” E, ne yapacağız? O zaman biz ya vergileri biraz daha arttıracağız ya ÖTV’ye, KDV’ye zam yapacağız; olmadı, kamu mallarına, örneğin doğal gaza, elektriğe olduğu gibi zam yapılacak. Peki, ne olacak? Bakıyorsunuz, memura, çalışana verdiğimiz zam 4+4; 7 etmiyor netini topladığımız zaman. Peki, bir anda yaptığımız zam yüzde 10’u geçiyor. Yani bir yılda yüzde 49 doğal gaza zam yapmışız, yani tek seferinde bir zam yapıyoruz. Hadi buradaki şeye şunu diyebilirsiniz: “Canım, çok fazla zam değil.” Evet, parası olan, zengin olan için bunlar belki bütçesinde çok önemli yer tutmayabilir ama dar gelirli vatandaşımız için yakıt masrafı temel tüketim gideri olarak, hele kış aylarında, bütçelerinde çok büyük bir yer tutuyor. Onun için, tabii, kötü yönetimin faturasını işte o zaman vatandaşa ödetmiş oluyoruz. Zaten bir gelir dağılımında adaletsizlik var, bir de vergi adaletsizliği bunun içerisine girdiği zaman, vatandaşımız bunun altından kalkamıyor. Nasıl adaletsizlik oluyor? Dolaylı vergi aldığımız zaman nereden alıyoruz? Tüketim üzerinden. ÖTV’yi, KDV’yi tüketim üzerinden alıyoruz. Tüketim üzerinden alınca da anında maliyenin kasasına giriyor. Eğer ücret üzerinden kurumlar vergisi veya gelir vergisi olarak alırsa o zaman tahakkukları beklemek zorunda kalıyor, tekrar tahsilatlarının hepsini yapamıyor, maliye de en önce kimden peşin alabiliyorsa ona gidiyor. Dolayısıyla, burada yapılması gereken önlemleri almayan ve ekonomi yönetiminde koordinasyonu sağlayamayan bir yapıdan, biz de tabii ki bu sorunların çözümünün topyekûn olarak yapılmasını maalesef bekleyemiyoruz. O zaman ne oluyor? Bir anda bakıyoruz, efendim, işte Merkez Bankası öyle yapmasın, faizleri düşürsün, işte kurlara müdahale etsin, şurayı yapsın, burayı yapsın diye arada böyle bir tartışmalar başlıyor.

Bunu sadece biz söylemiyoruz, yani hem yandaş basında hem sayın bakanlar arasında böyle inceden inceye... Ben onları frenciler, gazcılar diye nitelendirmiştim kendi aralarında; artık bu literatüre geçmiş oldu. Şimdi, bakıyoruz, peki, Merkez Bankası biraz faizi düşürdüğü zaman frene basmış mı oluyor veya azıcık daha artırdığı zaman gaza mı basmış olacak? Ben tam olarak bunları anlayamıyorum. Daha önce de söyledim, eğer direksiyonda boşluk varsa veya direksiyonda oturan kişinin ehliyeti B sınıfı ise siz, ona götürüp ağır vasıta verirseniz frenin, gazın bir anlamı kalmıyor. Önemli olan o nereye gideceğimizi, hangi yolda, hangi hızla gideceğimizi tayin edebilmektir. Ama bunu yapamazsak ne oluyor? Asıl, işte, otobüsün içerisinde olan yolcuya yani vatandaşlara oluyor. Yanlış yönetimin bedelini maalesef vatandaşa ödetiyoruz.

Merkez Bankasını sürekli olarak günah keçisi ilan eden bir yapı var. Defalarca söyledim, Sayın Bakan da biliyor, en az ona da her geldiğinde söylemişizdir, ilgili Bakanlığa da, Sayın Başbakana da uyarı yaptık: Efendim, birilerini günah keçisi ilan etmek için uğraşmayın çünkü Merkez Bankasının yetkisi belli, Hükûmetin yetkisi belli. Kur rejimini belirleyen Hükûmet, kur politikasını uygulayan Merkez Bankası. Eğer siz ona “Sadece fiyat istikrarıyla ilgilen.” derseniz, Merkez Bankasının düşük kur işine geliyor. Niye? Dışarıdan gelen, ithalat üzerinden gelen enflasyonu önlemiş oluyor. Yani dolayısıyla da siz ona sadece bu yetkiyi verdiğiniz zaman amacı önüne koyarsanız istediği aracı kullanabiliyor. Ama siz Hükûmet olarak, gelir, örtülü bir sabit kur rejimi olan bu rejimi hakikaten değiştirirseniz -adına serbest kur deseniz de fiilen bastırıldığı için örtülü bir sabit kur rejimi uygulanıyor Türkiye’de- gelip kontrollü bir dalgalı kur rejimi koyarsanız, o zaman, ülkemizdeki enflasyona, ticaret ortaklarımızdaki enflasyona göre olması gereken rekabetçi kur düzeyini belirlersiniz. O zaman, “Efendim, niye cari açık veriyoruz, nasıl kapatıyoruz? Kısa vadelilerle kapatıyoruz, sorun oluyor”dan kurtuluruz ve üretim, yatırım, ihracat seferberliği içerisinde bu sorunlardan kurtuluruz. Ama bunun hepsinin çözümü için de, dediğim gibi, ekonomi yönetimini çok başlılıktan kurtarmak, şahsa göre bakanlık yapılanmasını değiştirip derli toplu bir ekonomi yönetimi oluşturmak gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla) - … inşallah bu vesileyle bu sözlerimizi dikkate alır, olumlu katkılarda bulunursunuz.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Şahıslar adına Malatya Milletvekili Sayın Mustafa Şahin.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 239 sıra sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri mali sistemimizin her geçen gün öneminin arttığını göstermektedir. Bu kuruluşlar, ekonomik kriz öncesi erken uyarı görevi ifa etmektedirler. Bu kuruluşlar mali hayatta ekonomik alanın gelişmesine ciddi anlamda yardımcı olmaktadır. Mali sistem için önemli bir görev ifa eden bu kuruluşlarda mevzuat birliğinin zamanında sağlanması ciddi bir önem arz etmektedir.

Finans sektöründe işin doğası gereği uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar, teknolojinin etkisi ve fiilî durumlar nedeniyle sürekli değişmektedir. Bu nedenle, finans sektöründeki uygulamaları mevzuata uyumlu hâle getirmek elzem olmuştur. Finans sektörü ile ilgili birden fazla yasal düzenleme bulunduğundan, bu alanda faaliyet gösteren kuruluşları tek bir çatı altında toplamak amaçlanmıştır.

Dünyadaki ekonomik krizde, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin etkilenme süreçleri daha çabuk gerçekleşmektedir. Bu nedenle, bu tür kuruluşların denetim ve gözetimleri zamanında, hızlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu yasayla şirketlerin etkin denetim ve gözetimleri için gerekli altyapı oluşturulmaktadır. Yine bu yasayla, finansal kiralama işlemleri uluslararası standartlarla uyumlaştırılmaktadır. Yasayla sağlanması beklenen bir diğer husus da, bu alanda faaliyet gösteren firmaların kiralama işlemleri, tescil, süre ve bürokratik işlemlerde önünün açılması hedeflenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; finansal kiralama, faktoring şirketleri ve finansman şirketlerinin tek bir birlik altında kurulması düzenlenerek mevzuatta ve uygulamalarda birlik sağlanması amaçlanmıştır.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısını geciktirmek üzere her maddede ayrı ayrı önerge verilmekte, aynı gerekçelerle. Zamanı biraz daha savsaklamak için verilen bu önergelerin gerekçelerinde dikkatimi çeken bir husus var; bu önergeleri imzalayan arkadaşlar ya neyi imzaladıklarını bilmiyorlar ya da Komisyon tarafından kabul edilen tasarı metnini okumadılar. Önergeleri imzalayan arkadaşların ileri sürdükleri gerekçelere baktığımız zaman… Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüş ve önemli değişiklikler yapılmıştır.

Ayrıca, bu Komisyonda biz de alt komisyon üyesi iken yapmış olduğumuz çalışmalar, normalde, 11/04/2012 tarihinde 32’nci Birleşimde Hükûmeti temsilen, başta Bakanımız Ali Babacan, BDDK kurumu, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, TOBB Faktoring Derneği, Finansal Kiralama Derneği, finansal şirketler derneği temsilcilerinin katılımıyla bunlar masaya yatırılmış ve ondan sonra yapılan çalışmalar neticesinde alt komisyona havale edilmişti ve alt komisyonda da aynı birliklerin, aynı kurum ve kuruluşların temsilcileriyle bir araya gelinmiş ve bunlarla ilgili yapılan 12, 17, 18, 19 Nisan 2012 tarihlerindeki çalışmalarda da gerekli yasal düzenlemeler yapılarak bunlar yine düzenlemelerle beraber üst kurula gönderilmiştir.

Ayrıca, bu toplantılara ilgili tüm tarafların katıldığını görmekteyiz. Herkes kendi görüş ve düşüncelerini de ayrı ayrı, net bir şekilde bildirmişlerdir. Alt ve üst komisyon toplantılarında önemli değişiklikler yapılmıştır. Önergede üç ayrı birlik kurulduğu söylenmektedir. Oysaki Komisyonun kabul ettiği tasarının 40’ıncı maddesinde finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin tek bir birlik altında kurulduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla, arkadaşlarımızın önergelerini imzalarken biraz daha dikkat etmelerini ben şahsen uygun görüyorum. Onun için, yapılan bu düzenlemelerin tekrar hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Ayrıca, muharrem ayının bir günündeyiz. Özellikle muharrem ayını aratmayacak, daha doğrusu Kerbela’yı aratmayacak… Bugün, Gazze’de, Myanmar’da ve ayrıca Suriye’deki insanların çekmiş olduğu çilelerin de sona ermesini temenni ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

Soru-cevap işlemine geçiyorum.

Sayın Özensoy…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, konuşmamda da ifade ettim, Ziraat Bankası gibi, Halkbank gibi -hatta İMKB’de de bu konuda hazırlıklar var- bu kurumların satışından sonra çiftçiye ne gibi faydaları olacak, esnafa, KOBİ’lere ne gibi faydası olacak? İMKB gibi kurumun, sermayenin tabana yayılmasında öncülük eden bir kurumun devletin elinden çıkması ne gibi faydalar sağlayacak finans piyasalarına? Bunları merak ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanıma şöyle bir sorum var: Bu sermayeyi öncelikli hâle getiren kanunların çıkmasında hep böyle Mecliste eli değnekli bekliyorlar. Bizim Türkmenlerin şöyle bir sözü var: “İncir ağacının dibinde yeşil ot bitmez.” derler. Bu faktoring yasası genelde tefecilerin yasası. 54 madde. Bu tefecilerin elinden insanları koruyan bir madde konamaz mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bizim kamu bankalarımızla ilgili özelleştirme stratejisi hakkında çok kısa bir bilgi vermek istiyorum.

Biliyorsunuz, bizim ilk iktidar olduğumuz 2002 yılının kasım ayında Halk Bankası ve Ziraat Bankası tek bir ortak yönetim kurulu altında birleştirilmiş durumdaydı ve Halk Bankası ile Ziraat Bankasının birleştirilmesi Uluslararası Para Fonu tarafından planlanmıştı ve bir bakıma bütün ekonomik program dokümanlarında da böyle yer alıyordu. Yani Halk Bankası artık kendi başına devamlılığını sürdüremeyecek, zayıf duruma düşmüş ancak Ziraat Bankasıyla beraber birleştirildiğinde ayakta kalabilecek bir banka olarak görülüyordu fakat biz… (Uğultular)

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir saniye.

Muhteremler! Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanın sözünü ben duymuyorum sizin kahkahalarınızdan!

Buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Bizim, biliyorsunuz attığımız ilk adımlardan birisi öncelikle bu yönetim kurullarını ayırmak oldu ve Ziraat Bankasıyla Halk Bankasının ayrı tüzel kişilik olarak devam etmesini o zaman uygun gördük ve bu önemli adımın da sonuçlarını aslında Halk Bankasının hem ilk yüzde 25’inin halka açılmasında hem de daha sonra yüzde 24’ünün halka arzında da gördük yani bir bakıma değeri sıfırlanacak, Ziraat Bankasının içerisinde eritilecek bir kurum gözüyle bakılırken 2002’de, şu anda toplam piyasa değeri yaklaşık 10 milyar dolara ulaşmış bir değerden, bir kurumdan bugün bahsediyoruz. Bugün, özellikle 2008-2009 krizinden sonra dünyada bankacılık sektörü büyük sıkıntılar geçiriyor. Dolayısıyla, bizim kamu bankalarımızın herhangi bir tanesini gelip stratejik yatırım olarak tamamını satın alabilecek güçte, kuvvette bir banka da şu anda biz dünyada görmüyoruz, göremiyoruz. Tam tersine, büyük bankalar şu anda varlık satışı operasyonları yapıyorlar, kendi sahip oldukları iştirakleri satarak bilançolarını düzeltmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla, Halk Bankasının bu yüzde 51’inin satışı ya da Ziraat Bankasının özelleştirme süreci özellikle kontrol hissesinin satışı için önümüzdeki birkaç yıl zaten dünya piyasası uygun olmayacak. Dolayısıyla, bizim planımızda da, kısa ve orta vadeli planımızda da böyle bir adım yok. Biz halka arzıyla bu bankaların nesini sağlamış olduk… Ki Vakıfbank’ın da biliyorsunuz yüzde 25’i halka arz edilmiş durumda. Ziraat Bankasında henüz öyle bir operasyon yapılmadı ama o da önümüzdeki dönemde gündemimizde olabilir. Henüz kesin karar vermiş olmamakla beraber Ziraat Bankasının da ilk halka arzı söz konusu olabilir. Burada bizim yaptığımız, bu kıymetli kamu kuruluşlarının bir yandan devlet kontrolünde bir süre daha devamını sağlarken, öte yandan da buradan elde ettiğimiz özelleştirme gelirlerini ağırlıklı olarak borcu azaltmakta kullanmamız. Yani bir bakıma kamunun borcu var, biz bu borca faiz ödüyoruz, öbür tarafta da varlık var. Bu varlığın bir kısmını nakdî değere çevirerek borcumuzu azaltıyoruz, toplamda da bu miktarda daha az faiz ödemiş oluyoruz. Bize özelleştirmenin en önemli faydası bu. Kaldı ki hem Ziraat Bankası hem Halk Bankası, biliyorsunuz, gerçekten, son on yılda performans açısından çok çok farklı bir noktaya geldiler. Bu bankalar sürekli görev zararı üreten bankaydı, sürekli hazineden kaynak aktarmak durumunda kalınıyordu bu bankalara. Hâlbuki son on yıldır, şöyle bir bakın, her yıl muntazam olarak bu bankalar hazineye kaynak aktarmakta, kâr etmekte, maliyeye vergi ödemekte, hazineye de temettü ödemekte. Kamu bankalarının bugüne kadar hazineye aktarmış oldukları değer 10 milyar doların üzerinde, kazanıp temettü olarak hazineye aktardıkları rakam. Yıllarca, on yıllarca görev zararı olan bu bankalar şu anda kârlı bir şekilde çalışmakta. Bakıyoruz, bir yandan Halk Bankası esnaf kredileriyle, öbür taraftan Ziraat Bankası çiftçi kredileriyle de çok büyük hacimlere ulaştı, hem faizler çok çok düştü son on yılda hem de bu kredilerden faydalanan esnaf sayımız ve çiftçi sayımız çok çok yüksek sayılara ulaşmış durumda. Kamu bankaları ayrı ayrı, birbirinden bağımsız şekilde, kendi yönetim kurulları tarafından yönetiliyor ve rekabet ortamı içerisinde çalışıyor bu bankalar, hem birbirleriyle hem de özel sektör bankalarıyla rekabet içerisinde çalışıyorlar.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına gelince… Biliyorsunuz, Sermaye Piyasası Kanunu’nda -ki muhtemelen, herhâlde önümüzdeki hafta inşallah Genel Kurulun gündemine gelecek gibi görünüyor şu anda- bir borsa İstanbul anonim şirketi oluşturmayı öngörüyoruz ve burada hem hisse senetleri hem tahvil ve bono, bunların türevleri, aynı zamanda kıymetli madenler ve ürün ve enerjinin de yine menkul kıymetleştirilmiş şekliyle işlem gördüğü bir büyük kuruluş hâline getirmeyi düşünüyoruz, şu andaki tasarımız o şekilde. Bunun halka arzı da yine hem oradan bir miktar özelleştirme geliri sağlamamızı sağlayacak ama öte yandan da Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çok yakından denetleyeceğimiz, düzenleyeceğimiz bir şirket olacak bu. Yani “borsa İstanbul anonim şirketi” dediğimiz, her yönden, attığı hemen hemen her adımı Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yani devlet organı tarafından düzenlenen ve denetlenen bir yapıya sahip olacak ve oradaki bütün stratejik kararlar ancak devletin ilgili kurumlarının onayıyla alınabilecek yani oradaki hisse yapısının değişmiş olması bizim devlet olarak oradaki düzenleme ve denetleme hakkımızı kesinlikle elimizden almıyor. Halka açık hâle gelmesinin borsa İstanbul anonim şirketinde de şeffaflık açısından çok çok önemli faydası var. İyi yönetişim açısından yine çok çok faydası var ve biraz daha kâr odaklı çalışması açısından da, performans odaklı çalışması açısından da yine çok çok faydası var. Tabii, bu ancak anonim şirket hâline geldikten sonra atılacak adımlar ama hem yasal düzenlemede -ki Sermaye Piyasası Kanunu’nun detaylarına baktığımızda o var- hem de işin ruhunda yine devletin yakın bir takibi, düzenlemesi ve denetlemesi söz konusu olacak.

Yine son soruya gelecek olursak, bu düzenleme aslında bir bakıma finansal kiralama konusunu, faktoring konusunu ve tüketici finansmanı konusunu sağlam bir yasal zemine kavuşturan bir düzenleme ve Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumumuza da bir bakıma cezalarıyla beraber güçlü bir düzenleme, denetim ve aynı zamanda yaptırım hakkı vermekte. Dolayısıyla, bizim buradaki kanaatimiz, açıkçası şimdiye kadar pek de yakından belki de izlenemeyen, düzenlenemeyen, hatta kanuni altyapısı da bir kanun hükmünde kararname ile ya da daha farklı usullerle düzenlenen bir sektörü bir bakıma çok daha güçlü bir yasal çerçeveye kavuşturmak ve aynı zamanda bu şirketlerin hizmetlerinden yararlanan KOBİ’lerimizin, şirketlerimizin de bir bakıma olası yanlış adımlardan ya da yanlış niyetli hareketlerden de korunmasını sağlamak. Biliyorsunuz BDDK aynı zamanda kredi kullananlar açısından önemli bir şikâyet merci. Eğer kredi kullananlar kredi verenlerden herhangi bir sebeple şikâyetçi olursa, haksızlığa uğradıklarını düşünürlerse bu konular hep BDDK’ya geliyor, BDDK karar veriyor ve şimdiye kadar da çok sayıda bankamıza ve benzer kuruluşlara cezalar kesilmiş durumda BDDK tarafından. Aslında bir bakıma piyasada “tefecilik” diye anılan ya da o şekilde algılanan işlemlerin yasal bir altyapıya kavuşmasını ve yakından düzenlenmesini bu yasayla beraber getiriyoruz. Aynı zamanda biraz önce konu da oldu, burada güçlü ceza maddeleri var. Çünkü kurallar, biliyorsunuz, eğer yaptırımı varsa geçerli oluyor. Kuralı koyun ama kurala uymayana bir yaptırım yoksa o zaman o kuralın uygulanması konusunda ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Dolayısıyla bu yasa bize hem kural koyma yetkisini veriyor hem de eskisine göre daha ağırlaştırılmış ceza yetkisini de yine BDDK’ya vermekte ve faaliyet konusu dışında bulunanların da kapatılması, biliyorsunuz, yine bu yasanın maddeleri içerisinde. İzinsiz faaliyette bulunmak da adli ceza ile cezalandırılıyor.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Madde 31’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 31 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                     S. Nevzat Korkmaz                      Ali Halaman

                         Antalya                                    Isparta                                      Adana

                 Cemalettin Şimşek                    Mesut Dedeoğlu                         Reşat Doğru

                         Samsun                             Kahramanmaraş                               Tokat

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal Kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkan sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı efendim…

BAŞKAN – İsteyeceğim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Karar yeter sayısı vardır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – 100 kişi yok efendim, 100 kişi yok.

BAŞKAN – Yapmayın Allah aşkına!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın, sayın.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 32’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 32 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Nevzat Korkmaz                         Ali Halaman

                         Antalya                                    Isparta                                      Adana

                 Cemalettin Şimşek                    Mesut Dedeoğlu                         Reşat Doğru

                         Samsun                             Kahramanmaraş                               Tokat

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılamıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkan sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 33’te bir adet önerge var, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 33 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                     S. Nevzat Korkmaz                      Ali Halaman

                         Antalya                                    Isparta                                      Adana

                  Mesut Dedeoğlu                    Cemalettin Şimşek                       Reşat Doğru

                   Kahramanmaraş                             Samsun                                     Tokat

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkan sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 34’te iki adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 34 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Ayşe Nur Bahçekapılı                    Nurdan Şanlı                            Hamza Dağ

                         İstanbul                                    Ankara                                      İzmir

                 Osman Aşkın Bak                       Sermin Balık                       Akif Çağatay Kılıç

                         İstanbul                                     Elâzığ                                     Samsun

                                         Tülay Kaynarca                           Aydın Şengül

                                               İstanbul                                        İzmir

Sözleşme hakkında 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 764, 765, 766 ncı maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısım Birinci Bölüm Dördüncü Ayırımında yer alan "Kısmi Ödemeli Satışlara ilişkin hükümleri ile İkinci Kısım Dördüncü Bölüm İkinci Ayırımında yer alan "Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları”na ilişkin hükümleri uygulanmaz.

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 34 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                     Cemalettin Şimşek                    Mesut Dedeoğlu

                         Antalya                                   Samsun                             Kahramanmaraş

                     Reşat Doğru                         Nevzat Korkmaz                         Ali Halaman

                           Tokat                                      Isparta                                      Adana

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 34 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Sözleşme hakkında 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 764, 765, 766 ncı maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısım Birinci Bölüm Dördüncü Ayırımında yer alan "Kısmi Ödemeli Satışlar”a ilişkin hükümleri ile İkinci Kısım Dördüncü Bölüm İkinci Ayırımında yer alan "Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları”na ilişkin hükümleri uygulanmaz.

                                                                        Ayşe Nur Bahçekapılı (İstanbul) ve Arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılıyoruz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Kanun Tasarısının komisyon çalışmaları sırasında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte bulunduğundan, anılan Kanun Tasarısında yukarıda yer alan maddede yapılan atfın mer’i 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında güncellenmesi gereği hasıl olmuştur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 35’te bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 35’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                       Nevzat Korkmaz                         Ali Halaman

                         Antalya                                    Isparta                                      Adana

                 Cemalettin Şimşek                    Mesut Dedeoğlu                         Reşat Doğru

                         Samsun                             Kahramanmaraş                               Tokat

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum… Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

36’ncı maddede bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 36’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                    Mehmet Günal                     Cemalettin Şimşek                    Mesut Dedeoğlu

                         Antalya                                   Samsun                             Kahramanmaraş

                  Nevzat Korkmaz                         Ali Halaman                            Reşat Doğru

                          Isparta                                      Adana                                      Tokat

BAŞKAN -  Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu, ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

37’nci maddede bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 37 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                          Reşat Doğru                         Mesut Dedeoğlu

                         Antalya                                     Tokat                               Kahramanmaraş

                 Cemalettin Şimşek                    Nevzat Korkmaz                         Ali Halaman

                         Samsun                                    Isparta                                      Adana

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet, katılıyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal Kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak hâlinde olduğu söylenen sermaye piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

38'inci maddede bir önerge madde vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte   olan   Finansal   Kiralama,   Faktoring   ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısının 38'inci maddesine aşağıdaki 3'üncü 4'üncü ve 5'inci fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                     Cemalettin Şimşek                    Mesut Dedeoğlu

                         Antalya                                   Samsun                             Kahramanmaraş

                     Reşat Doğru                         Nevzat Korkmaz                         Ali Halaman

                           Tokat                                      Isparta                                       Adana

Madde 38-

(3) Faktoring sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin devrine ve tadiline ilişkin kağıtlar ile bunların teminatı amacıyla düzenlenen kağıtlar damga vergisinden, bu kağıtlarla ilgili yapılacak işlemler harçtan müstesnadır.

(4) Faktoring sözleşmesinden kaynaklanan borçlara karşılık teminat olarak alınan ipoteklerin paraya çevrilmesinde 2004 sayılı Kanunun 150/ı maddesi hükümleri uygulanır.

(5) Müşterinin ve kefillerinin faktoring sözleşmesinden, kefaletlerinden doğan borçlarını ödememesinden dolayı faktoring şirketleri tarafından noter aracılığıyla müşteri ve kefillere gönderilen fesih ihtarnameleri hakkında 2004 sayılı Kanunun 68/b maddesi hükümleri uygulanır.

BAŞKAN - Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Hükümet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu Kanunun 33'üncü maddesi 3 ve 4'üncü ve 5'inci fıkralarında finansal kiralama şirketlerine tanınmış olan hukuki imkanlar eşitlik ilkesi çerçevesinde faktoring şirketlerine de tanınmalıdır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

39'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

40'ıncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 40. Maddesinin 2'nci fıkrasında geçen "bir ay" ibaresinin "iki ay" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     İdris Baluken                           Hasip Kaplan                             Altan Tan

                          Bingöl                                      Şırnak                                  Diyarbakır

                                             İbrahim Binici                                Sırrı Sakık

                                                  Şanlıurfa                                         Muş

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükümet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile şirketlerin birliğe üye olma hazırlıklarını tamamlamaları için daha fazla süre tanınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 41’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

239 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 41. Maddesinin 1. fıkrasına aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“ğ) Üyelerini sosyal ve kültürel açıdan daha donanımlı kılacak ve sosyal sorumluluk algılarını arttıracak faaliyetleri düzenlemek ve düzenlenen faaliyetlere destek olmakla,”

                     İdris Baluken                           Hasip Kaplan                          İbrahim Binici

                          Bingöl                                      Şırnak                                    Şanlıurfa

                                              Sırrı Sakık                                   Altan Tan            

                                                   Muş                                        Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklik ile birlik üyelerinin sosyal sorumluluk algı ve faaliyetlerinin arttırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

42’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

43’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

44’üncü maddede bir adet önerge var, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 44’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

 

                    Mehmet Günal                     Cemalettin Şimşek                    Nevzat Korkmaz

                         Antalya                                   Samsun                                    Isparta

                     Ali Halaman                         Mesut Dedeoğlu                     Yusuf Halaçoğlu

                          Adana                              Kahramanmaraş                             Kayseri

Madde 44 (1)- Kurul kararıyla ve gerekçesi belirtilmek suretiyle şirketlere bu Kanunun;

(b) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) veya (c) bendine aykırılık halinde, onbin Türk Lirasından az olmamak üzere aykırılık oluşturan tutarın yüzde onuna kadar, faktoring şirketi için faturasız ve doğacak alacağı tevsik eden belge olmaksızın işlem yapması durumu aşağıda yer alan (c) bendinde düzenlenmiştir.

c) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırı işlem yapıldığının Merkezi Fatura Kaydı sisteminde tespit edilmesi ve şirkete tanınacak 15 günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmemesi veya giderilmesi için hukuki yollara başvurulmaması halinde onbin Türk Lirasından az olmamak üzere aykırılık oluşturan işlem tutarının yüzde onuna kadar,

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

“Gerekçe:

Tasarı'da özellikle faktoring şirketleri için 44 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirlenen idari para cezaları, aynı Kanun'da yer alan diğer sektörlerin faaliyet kapsamlarına aykırılık durumunda düzenlenen cezaların çok üstünde olup Kanun'un diğer ceza maddeleriyle bütünde çelişmekte ve aynı zamanda cezada orantılılık ilkesine de aykırıdır.

Faktoring şirketlerinin sözkonusu cezalar neticesinde iflası dahi gündeme gelebilir. Bu da ceza hukukunun…”

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, çok hızlı okuyor, gerekçeyi anlayamıyoruz.

BAŞKAN – Şu saatten sonra sigortalar atar, haberiniz olsun.

“….genel ilkelerine uymamaktadır.

Ödenmiş sermayeleri, Faktoring şirketlerinin bir buçuk katı olan bankalar için dahi 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda en ağır idari para cezası olarak; aykırılık oluşturan tutarına en fazla %10'u tutarında ceza öngörülmüş Tasarı'da öngörülen cezalar ise, aşan tutarın 10 katına kadar çıkmakta, böylelikle, faktoring şirketlerine verilen en yüksek idari para cezası bankalar için öngörülen en yüksek cezanın 100 katına kadar ulaşmaktadır.”

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 45’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

46’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

47’yi sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

48’i sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

49’u sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

50’nci maddede bir önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 50 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                     Cemalettin Şimşek                    Nevzat Korkmaz

                         Antalya                                   Samsun                                    Isparta

                     Ali Halaman                         Mesut Dedeoğlu                     Yusuf Halaçoğlu

                          Adana                              Kahramanmaraş                             Kayseri

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Hayır, katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı yeni değil, geçtiğimiz yasama döneminde kadük olmuş bir tasarıdır. Bu dönem de hiçbir güncelleştirme yapılmadan olduğu gibi Meclise gönderilmiştir. Bir kanun tasarısı hazırlanırken konunun tarafı olan gerekli kurumlara gönderilmemiş, görüş alınmamış ve tasarı normal süreçten geçmemiştir.

Finansal kiralama sözleşmelerine konu malların mülkiyetinin finansal kiralama şirketinde bulunmasının temel nedeni, mülkiyetin, kiracıya sağlanan finansmanın teminat fonksiyonunu oluşturmasıdır. Finansal kiralama sözleşmelerine konu edilen ve ilgili Kanunlarında malik için aranılan özelliklerin, sözleşme konusu malı kullanmak suretiyle ticari faaliyetini devam ettiren kiracı şirketler tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında yetki belgesi alacak olanlar, finansal kiralama yöntemi ile edinecekleri araçların maliki olarak değerlendirilmelidirler.

Bu düzenleme içindeki vergiler ve bununla ilgili istisna taleplerinin de Maliye Bakanlığı ile görüşülmediği anlaşılmıştır ve netlik sağlanmadığı için de kafa karışıklığı devam etmektedir. Meslek birlikleri tasarıda finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olmak üzere üç ayrı birlik şeklinde önerilmiştir. Böyle önemli bir tasarının, dünyada yaşanan kriz ortamında yeniden ele alınmadan Meclise gönderilmesi yanlıştır. Finansal Kiralama ve faktoringde ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. TOBB yetkilileri alt komisyonda sigortacılık örneğini vererek TOBB bünyesindeki sektör kurulu modelini önermesine rağmen bu konuda da kesin bir görüş oluşmamıştır. Üst kurul, koordinasyon kurulu ve birlik enflasyonuna karşıyız; çünkü koordinasyonsuzluğa yol açmaktadır. Komisyonda üç finansal kuruluş türünün tek bir birlik altında toplanması öngörülmüştür. Bu ilk etapta yeterli gibi görünmekle birlikte, taslak halinde olduğu söylenen sermaye Piyasası kuruluşlarına ilişkin düzenleme ile tamamlanmadan kurumsal yapı eksik kalacaktır. Tüm banka dışı finansal kuruluşların kapsanacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Banka dışı mali kuruluşlar birliği oluşturulmalı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alt sektörler olarak üst birlik bünyesinde faaliyet göstermelidir. Ancak şu anda, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında olduğu gibi, şahsa veya mevcut konjonktüre göre düzenleme yapılmaktadır. SPK ve BDDK'nın ilgi alanlarına göre üst birlikler oluşturulmaktadır. Üst kurulların tek çatı altında Mali Piyasalar Üst Kurulu şeklinde toplanmasından yanayız. BDDK, TMSF, SPK'nın da içinde olacağı bir Mali Piyasalar Üst Kurulu kurulmasını ve bunun altında dairelerin oluşmasını daha doğru buluyoruz. Bu çerçevede; koordinasyonun tek yerde toplanması ve daha etkin faaliyet gösterilebilmesi için bütün finansal kuruluşları tek çatı altında toplayan bir birlik kurulmalıdır.

Tasarıda ikrazatçılık faaliyetlerine son verilmektedir. Ancak, ikrazatçılık faaliyeti yapan gerçek kişilerin doğrudan bir finansal kiralama şirketi kurma hakkı kazanmaları ve sermaye yeterliliği açısından haksız kazanç elde etmelerine imkân sağlanması adil bir yaklaşım değildir ve rekabet hukukuna aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

51’inci maddede bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının 51 inci maddesine aşağıdaki (2) numaralı fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

              Ayşe Nur Bahçekapılı                     Recep Özel                        Osman Aşkın Bak

                         İstanbul                                    Isparta                                    İstanbul

                                             Özcan Ulupınar                           İlyas Şeker

                                                 Zonguldak                                  Kocaeli

(2) Bakanlar Kurulu, Türkiye'de kurulu finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ve şubelerini ödünç para verme işlemlerinde uygulayacakları azami faiz oranlarını ve diğer menfaatlerinin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına devredebilir.

BAŞKAN – Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Biz katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

5411 sayılı Bankacılık Kanununun 144 üncü maddesiyle paralel bir hüküm getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 52’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 2’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 3’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici 4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 5’te bir adet önerge var, okutup devam edelim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısının Geçici Madde 5’in madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                     Cemalettin Şimşek                    Nevzat Korkmaz

                         Antalya                                   Samsun                                    Isparta

                     Ali Halaman                         Mesut Dedeoğlu                     Yusuf Halaçoğlu

                          Adana                              Kahramanmaraş                             Kayseri

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

“İkrazatçılarla ilgili hükümler” başlıklı Geçici 5. Maddesinin bu kanunda yer almaması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 53’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 54’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Komisyonun bir redaksiyon talebi var, onu da dinliyoruz.

Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Başkanım, geçici 3’üncü maddede “birlikler” ifadesi şeklinde bir ifade vardır ama 40’ıncı maddede, tek bir birlik kurulmuştur. Bu nedenle “birlikler” yerine “birlik” ibaresi şeklinde redakte edilmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN – İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için üç dakika süre veriyorum. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını yine oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – 239 sıra sayılı Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı: 218

  Kabul                       : 218 (x)

 

 

           Kâtip Üye                        Kâtip Üye

       Bayram Özçelik              Mustafa Hamarat

              Burdur                                Ordu”

Hayırlı, uğurlu olsun.

Alınan karar gereğince, kanun  tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 22 Kasım 2012 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

İyi geceler.

 

Kapanma Saati: 21.28

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                            

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.