TUTANAK DERGİSİ

26’ncı BİRLEŞİM

 

20 Kasım 2012 Salı

 

 

DÖNEM: 24

 

                                                  CİLT: 34                      YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

26’ncı Birleşim

20 Kasım 2012 Salı

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Çorum Milletvekili Murat Yıldırım’ın, İsrail’in Gazze halkına karşı başlattığı yıkıcı savaşa karşı düşüncelerine ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Suriye Ulusal Diyaloğu Toplantısı’nda Hükûmetten bir temsilcinin bulunmamasına ilişkin açıklaması

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ili Cerattepe mevkisinde maden işletilmesiyle ilgili olarak Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı vermiş olduğuna ve bir an önce buradaki çalışmanın durdurulmasını dilediğine ilişkin açıklaması

4.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Erzincan’da Pir Sultan Abdal Derneğinin çadırına karşı yapılan saldırıyı kınadığına ve tüberküloz oldukları için kesilen hayvanlara belirlenen bedellerin Erzincan’da müfettiş tarafından indirildiğine ilişkin açıklaması

5.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ve öğretmenlerin özlük haklarının görevleriyle mütenasip hâle getirilmesini dilediğine ilişkin açıklaması

6.- Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve Suriye’de tutuklu kalan gazeteci Cüneyt Ünal’ı almak maksadıyla Suriye’ye giden CHP heyetine ilişkin açıklaması

7.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da soğan üreticilerinin sorunlarına Hükûmet yetkililerince çözüm bulunup bulunmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve ülkemizde çocukların yaşam koşullarına ilişkin açıklaması

9.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, parasız eğitim isteyen tutuklu öğrencilere özgürlük için Beyazıt Meydanı’nda yapılan basın açıklaması sırasında öğrencilere kimyasal madde içeren suyla müdahele edilmesiyle ilgili olarak Bakanlığın derhâl harekete geçmesi gerektiğine ve Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Laurent Mosar'ın, beraberinde bir Parlamento heyeti ile birlikte ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 12/11/2012 tarih ve 35 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1048)

2.- Tunus Ulusal Kurucu Meclisi Haklar, Özgürlükler ve Dış İlişkiler Komisyonu heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak 6-10 Kasım 2012 tarihleri arasında ülkemize resmî bir ziyarette bulunmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 30/10/2012 tarih ve 34 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1049)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 milletvekilinin, mısır tarımı ve mısır üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/415)

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve 20 milletvekilinin, Afşin-Elbistan Çöllolar kömür havzasında hayatını kaybeden madencilerimizin göçük altından çıkarılması ve Türkiye’de yaşanan maden kazaları konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/416)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, ülkemizdeki yolların kalitesinin arttığının söylenmesine rağmen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında azalma olmamasının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/417)

 

C) Gensoru Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/23)

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24)

 

D) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Emekliler ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşması Hakkında (2/30) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/76)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan (11/23) ve (11/24) esas numaralı Gensoru Önergelerinin 20 Kasım 2012 Salı günkü  gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının sırasıyla 1’inci ve 2’nci sıralarına alınmasına ve gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerinin Genel Kurulun bugünkü birleşiminde yapılmasına; 337 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına  sataşması nedeniyle konuşması

5.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın şahsına tekraren sataşması nedeniyle konuşması

6.- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına  sataşması nedeniyle konuşması

7.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy’un Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

8.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

9.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- GENSORU

A) Ön Görüşmeler

 

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/23)

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Celal Adan'ın, Kasım 2002'den bu yana ülkemizde yapılan imar değişikliklerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/8739) (Ek cevap)

2.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, kaçak ya da kayıt dışı elektrik, su ve doğal gaz kullanımıyla ilgili verilere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/10022)

3.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Eskişehir’in bazı köylerindeki kadastro çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı  (7/10504)

4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, TRT İstanbul Radyoevi binasının Birleşmiş Milletlere çalışma ofisi olarak verileceği iddialarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/11249)

5.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, bir şirketin Bursa’da çimento fabrikası kurması için talep edilen plan değişikliğinin onaylanmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11265)

6.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu’da Çin ortaklı bir firmanın fabrika yapımı için mevzuata aykırı çalışmalar yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11267)

7.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Ankara Gölbaşı’ndaki TOKİ konutları yönetimi ile ilgili iddialara ve konutlara kalorimetre cihazı takılmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11268)

8.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Bursa’daki fabrikaların çevreye bıraktığı atık suların zararlı etkilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı  (7/11273)

9.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ın enerji üretim merkezleri ile elektrik ve su tüketim miktarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11281)

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11282)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdür Yardımcılığına atanan bir kişiyle ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11283)

12.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, taş ve maden ocaklarının ruhsatlandırılmasına ve çevreye verdikleri zararlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/11284)

13.- Samsun Milletvekili A. Haluk Koç’un, askerî bölgelere yakın alanların yabancılara satışına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11447)

14.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Tatvan, Ahlat ve Adilcevaz ilçelerinde bulunan mucur, taş, kum ve pomza ocaklarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11449)

15.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Viyana’daki yürüyen merdivenin hizmete açılışı ile ilgili bir habere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/11451)

16.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, tüketici kredileri ve kredi kartlarındaki batık tutarın artmasına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/11452)

17.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Şavşat ilçesindeki bir köyde Bakanlığın kontrolsüz ağaç kesimi yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı  (7/11521)

18.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, milletvekillerinin bazı havayolu seyahatlerinde farklı sınıflarda yoluculuk yapmalarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/11847)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

Birinci Oturum

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak altı oturum yaptı.

 

İkinci Oturum

(Kapalıdır)

 

Üçüncü, Dördüncü, Beşinci ve Altıncı Oturumlar

İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit, muharrem ayına,

İzmir Milletvekili Hülya Güven, Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’ın Dünya Tıp, Tıbbi Araştırma Teknik ve Etik Bilimler Akademisine ilişkin mesajına,

Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümüne,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, İslam âleminin muharrem ayı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümünü tebrik ettiğine ve Başbakanın idam cezasını yeniden getirme çağrısı bir istismar değilse Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek vereceklerine,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, muharrem ayı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümünü kutladığına ve Batum-Ankara uçak seferlerinin iptal edilmesi nedeniyle Artvin halkının mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine,

Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, Türkiye’de dijital yatırım ikliminin ve yenileşimci ekonominin geliştirilebilmesi için kullanıcı hak ve özgürlüklerini güçlendirecek düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini talep ettiğine,

Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş, 15 Kasım Dünya Filistin Günü’ne,

Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, muharrem ayının ülkemize huzur ve barış getirmesini temenni ettiğine ve Alevilere karşı bakış açısına,

Amasya Milletvekili Ramis Topal, Amasya’da damızlık süt sığırcılığını geliştirmek için damızlık simental diye verilen ineklerin aslında angus olduğunun anlaşıldığına ve köylülerin yaşadığı mağduriyetin nasıl giderileceğini öğrenmek istediğine,

Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Giresun’un Görele ilçesi Çavuşlu beldesinde içme suyunun sağlandığı alana katı atık bertaraf tesisi kurulma çalışmaları olduğuna, bu konuda halkın taleplerine saygı gösterilmesi gerektiğine,

İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, muharrem ayının sağlık ve barış getirmesini dilediğine, 65’inci gününde olan açlık grevlerine seyirci kalınmaması gerektiğine,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, İslam âleminin muharrem ayı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümünü kutladığına ve Türkiye'nin dış ilişkilerini mevcut konjonktüre göre yeniden gözden geçirmesi gerektiğine,

Muğla Milletvekili Nurettin Demir, muharrem ayı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümünü kutladığına ve Muğla ilinde eğitim konusunda yaşanan sıkıntılara,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi,

İzmir Milletvekili Oktay Vural,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın,

Muharrem ayını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 29’uncu kuruluş yıl dönümünü kutladıklarına,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu,

Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, Çevre Komisyonu,

Üyeliklerinden istifa ettiklerine ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 21 milletvekilinin, su kaynakları ve su hizmetlerinin özelleştirilmesinin neden olduğu olumsuz durumun (10/412),

Bursa Milletvekili Turhan Tayan ve 23 milletvekilinin, jeotermal su kaynaklarının kullanımında yaşanan sorunların (10/413),

Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 20 milletvekilinin, ülkemizde tarımsal sulama sorunlarının (10/414),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki bir heyetin, Azerbaycan Ulusal Meclisi Başkanı Oktay Asadov'un vaki davetine icabetle 26-28 Kasım 2012 tarihlerinde düzenlenecek olan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamento Asamblesi (KEİPA) 40’ıncı Genel Kurul toplantısına katılmak üzere Azerbaycan’a resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi kabul edildi.

 

BDP Grubunun, 2/11/2012 tarihinde Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in ana dilde eğitim ve kimlik politikalarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (1735 sıra no.lu),

CHP Grubunun, 15/2/2012 tarihinde Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 29 milletvekili tarafından Malatya olaylarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (246 sıra no.lu),

Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 15 Kasım 2012 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, kanuni takibe düşen krediler sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (10/312), görüşmelerinin 15 Kasım 2012 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın şahsına,

Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın Barış ve Demokrasi Partisine,

Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in şahsına,

Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın Barış ve Demokrasi Partisine ve şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten’in faili meçhul cinayetlerle ilgili ifadelerine,

Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın ifadelerine,

Malatya Milletvekili M. Mücahit Fındıklı, Hamit Fendoğlu cinayetine, bazı illerimizde Alevi-Sünni kavgası üzerinden oyun oynandığına ve bu konuda konuşurken dikkatli olunması gerektiğine,

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş’ın açıkladığı, Refet Küçüktiryaki’ye ait olduğu ileri sürülen bir belgeye,

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, CHP Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin önemli olduğuna ve bu önergeyi kabul etmek için Meclisi göreve çağırdığına,

Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Hamit Fendoğlu cinayetine ve sonrasında Malatya’da yaşanan olaylara,

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Hamit Fendoğlu cinayetine ve bu konunun araştırılması için bir komisyonun kurulması gerektiğine,

Çankırı Milletvekili İdris Şahin, gazetelerde Refet Küçüktiryaki’ye ait olduğu söylenen belgenin, muhatabı ve kimden geldiği belli olmayan, altında imzası bulunmayan bir yazı olduğuna ve Komisyon olarak böyle bir belgenin kamuoyuna açıklanmasının söz konusu olmadığına,

Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci, Hamit Fendoğlu’nun kimliğinde tüm demokrasi şehitlerini rahmetle andığına ve 12 Haziran 2011 seçimleriyle ilgili yaşadığı bir olaya,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, AK PARTİ Grubu olarak Hamit Fendoğlu cinayeti dâhil tüm olayların araştırılması arzusunda olduklarına ve AK PARTİ Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’a yapılan ithamların haksız olduğuna,

Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş, muharrem ayının İslam dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar ve bereketler getirmesini dilediğine,

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, bir Malatyalı olarak Hamit Fendoğlu’na rahmet dilediğine ve bir komisyon kurularak bu konunun araştırılması gerektiğine,

Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, Diyarbakır’a huzur, refah, barış ve mutluluk götürdüklerine,

Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Darbeleri Araştırma Komisyonuna Cumhurbaşkanlığından gelen ve altında Refet Küçüktiryaki’nin adı olan belgeye,

Manisa Milletvekili Özgür Özel, CHP Grubunun verdiği önergenin kabul edilerek bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğine,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Balıkesir’in bazı köylerinde 2010 ve 2011 yılı tarımsal ürün desteklemelerinin hâlâ ödenmediğine,

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin ifade ettiği 12 Haziran 2011 seçimlerindeki tehditle oy kullandırma olaylarının kendi seçim bölgesi için söz konusu olmadığına,

Manisa Milletvekili Sakine Öz, muharrem ayı nedeniyle Alevi-Bektaşi inancındaki Müslümanların oruçlarının Allah katında kabul olmasını dilediğine,

Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, insanların yaşam hakkını kutsal bir hak olarak kabul edip savunmayanların sadece seçilme hakkına takılmış kalmalarını bir çelişki olarak gördüğüne,

İlişkin birer açıklamada bulundular. 

 

Çevre Komisyonunda açık bulunan ve CHP Grubuna düşen 1 üyeliğe Malatya Milletvekili Veli Ağbaba,

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda açık bulunan ve CHP Grubuna düşen 1 üyeliğe Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli,

Seçildiler.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/601) (S. Sayısı: 239) görüşmelerine devam edilerek birinci bölüm üzerindeki görüşmeleri tamamlandı.

 

Çalışma süresi tamamlandığından, alınan karar gereğince, 20 Kasım 2012 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere 19.50’de birleşime son verildi.

 

                                                         Mehmet SAĞLAM

                                                             Başkan Vekili

 

    Muhammet Bilal MACİT                                                            Mustafa HAMARAT

                 İstanbul                                                                                      Ordu

                Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye
II.- GELEN KÂĞITLAR

No.: 32

16 Kasım 2012 Cuma

 

Gensoru Önergesi

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/23) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012) (Dağıtma tarihi: 16.11.2012)

 

No.: 33

19 Kasım 2012 Pazartesi

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Tunus Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık Anlaşmasının Ekinde Değişiklik Yapılması Hakkındaki 1/2012 Sayılı Türkiye-Tunus Ortaklık Konseyi Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/667) (S. Sayısı: 347) (Dağıtma tarihi: 19.11.2012) (GÜNDEME)

2.- Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/700) (S. Sayısı: 349) (Dağıtma tarihi: 19.11.2012) (GÜNDEME)

3.- Afrika Kalkınma Fonu Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (S. Sayısı: 350) (Dağıtma tarihi: 19.11.2012) (GÜNDEME)

Gensoru Önergesi

1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 16.11.2012) (Dağıtma Tarihi: 19.11.2012)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Espiye ilçesindeki yaylaların elektrik altyapı ihtiyacına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2333) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

2.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Espiye ilçesindeki bazı yolların yapımına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2334) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

3.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Çamoluk ilçesine bağlı köy ve mahallelerin yol ve su sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2335) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

4.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Yağlıdere ilçesindeki yüksek gerilim hatlarının taşınması talebine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2336) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

5.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Çamoluk ilçesine bağlı bir köyün içme suyu ile sulama kanalı ihtiyacına ve bu köydeki heyelan tehlikesine yönelik alınan tedbirlere ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2337) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2012 yılları arasında Adana’da kullanılan kömür miktarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2338) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, okulların fiziki yetersizliğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2339) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

8.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’a idare ve vergi mahkemesi açılması ihtiyacına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/2340) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, cep telefonunun sağlığa zararlarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2341) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da öğrencilere göz taraması yapılmasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2342) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

11.-  Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, hastanelerin yoğun bakım ünitelerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2343) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

12.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, yüksek tansiyona bağlı hastalıklardan kaynaklanan ölümlere ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2344) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

13.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, deniz ve tatlı su ekosistemlerinin korunmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2345) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

14.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, hayvansal ürünlerdeki fiyat artışlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2346) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

15.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Bakanlığın helikopter ambulans sayısına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2347) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

16.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki tarihi eserlerin korunmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/2348) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

17.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 2012 yılında yaşanan kaçakçılık olaylarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/2349) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

18.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 2003-2012 yılları arasındaki petrol kaçakçılığı verilerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2350) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

19.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 2003-2012 yılları arasındaki petrol kaçakçılığı verilerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2351) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

20.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 2003-2012 yılları arasında Adana’da açılan LPG istasyonlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2352) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

21.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, işadamlarının yurtdışına vizesiz çıkmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2353) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

22.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, denizlerimizde ulusal çıkarların korunmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2354) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

23.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, köy ve mahalle muhtarlarının sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2355) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

24.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, karşılıksız çek sayısındaki artışın nedenlerine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/2356) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

25.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana Büyükşehir Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2357) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bursa’nın Yıldırım ilçesinde BDP ilçe merkezi binasına ve partililere yönelik saldırılara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12090) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.10.2012)

2.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, yayın organları ile basın mensuplarına karşı başlatılan cezai kovuşturmalara ve işlerinden ayrılan basın mensuplarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12091) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Türkiye’de ABD’ye ait nükleer bombaların muhafaza edildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12092) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

4.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, 2007-2012 yılları arasında stres, depresyon, ruh ve sinir hastalıkları yaşayan vatandaşlara ve aile içi şiddete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12093) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12094) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, şans oyunları ve bahislerle ilgili verilere ve bunların kumar tutkusuna dönüşmemesi için alınan tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12095) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

7.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, ABD ile Türkiye’nin terörle mücadele kapsamındaki işbirliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12096) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

8.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, TMSF’ye devredilen şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev yapanlara ve bu kişilere ödenen ücretlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12097) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

9.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün yabancılara toprak satışıyla ilgili verilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12098) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

10.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, İstiklal Mahkemelerinde yargılanan ve cezalandırılan kişilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12099) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

11.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Şeyh Said ve arkadaşlarının kayıp mezarlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12100) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 1980 Askeri Darbesi sonrası Bingöl’den sürülen ve işten çıkarılan kamu görevlilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12101) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

13.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, İstanbul’da yapılan 29 Ekim kutlamalarının maliyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12102) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

14.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Çoruh Nehri sularında kaybolan iki kişiye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12103) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

15.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için Ankara’ya gelen bazı araçların durdurulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12104) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

16.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Ankara’da yaşanan olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12105) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

17.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Ankara’da yaşanan olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12106) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

18.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, son 5 yılda Zonguldak’ta çeşitli sosyoekonomik verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12107) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

19.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, yapılacak olan hava ve füze savunma sistemi ihalesine ve Malatya Kürecik’teki radar sistemi ile arasındaki farka ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12108) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

20.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, açlık grevleriyle ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12109) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

21.- İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk’ün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Ulus’ta toplanan sivil toplum örgütlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12110) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

22.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Yeşilay Cemiyeti Mardin Şube Başkanının açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12111) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

23.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, okullarda gerçekleştirilen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12112) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

24.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının engellenmesine ve kutlamalara katılan sivil toplum örgütlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12113) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

25.- Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar’ın, ülkemizin hücum bot sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12114) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

26.- Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar’ın, yaptığı konuşmalarda Atatürk kelimesini kullanmadığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12115) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

27.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12116) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

28.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, geçmiş yıllarda bazı illerde asimilasyon politikalarının uygulandığı ve kız çocuklarının zorla evlatlık verildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12117) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

29.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Suriye rejimine muhalif güçlerin Türkiye’den Suriye’ye ambulanslarla taşındığı iddialarına ve hükümetin Suriye politikasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12118) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

30.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının engellenmesine ve kutlamalara katılan sivil toplum örgütlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12119) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

31.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının engellenmesi ve Anıtkabir’e yürümek isteyen vatandaşlara yönelik polis müdahalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12120) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

32.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Suriye politikasının ekonomik etkilerine ve Suriye’deki rejime muhalif güçlere maaş bağlandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12121) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

33.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, 12 Eylül Darbesi sonucu Tunceli'de yapıldığı iddia edilen uygulamalara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12122) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

34.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, akrabası olan bir kişinin Genel Müdür Yardımcılığına atandığı iddiasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12123) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

35.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, bazı Alevi derneklerine örtülü ödenekten para verildiği iddiasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12124) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

36.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Adana’da yapılan bir gösteriye ve tutuklanan bir kişiye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12125) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

37.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevinde bir mahkumun sağlık sorununa ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12126) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

38.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, çocuk yaştaki evliliklerin engellenmesi kapsamındaki çalışmalara ve erken evlilik sonucu eğitim hayatını yarıda bırakanların mağduriyetine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12127) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

39.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, özürlü memur yerleştirmelerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12128) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

40.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, kamu çalışanlarının tayin ve atamalarında eş durumlarının göz önünde bulundurulmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetlere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12129) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

41.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, son on yılda yaşanan intihar olaylarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12130) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

42.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, kadına yönelik şiddete karşı alınan önlemlere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12131) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

43.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, 2001 yılından bugüne kadar gerçekleşen iş kazalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12132) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

44.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, İşsizlik Sigortası Fonuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12133) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

45.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, ALO 170 hattı ile ilgili sorunlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12134) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

46.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, 18 yaşını tamamlamamış engelli yakını bulunan vatandaşlara bağlanan aylıklara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12135) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

47.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde eğitim ve kültür tesisi olarak değerlendirilmesi kararlaştırılan bir alana ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12136) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

48.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Manisa’daki belediyelerin İlbank’tan kullandığı kredilere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12137) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

49.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Hakkari’deki belediyelerin İlbank’tan kullandığı kredilere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12138) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

50.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’un Palandöken ilçesinde yarım kalan bir inşaatın neden olduğu toprak kaymasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12139) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

51.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde EPDK’ya yapılan termik santral başvurusuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12140) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

52.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Van’daki deprem konutlarına ve ahırları zarar gören hayvan sahiplerinin mağduriyetine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12141) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

53.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri’nin Yahyalı ilçesindeki 75. Yıl TOKİ konutlarının sorunlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12142) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

54.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, Turgutlu Çaldağı’nda işletilen maden tesislerinin çevreye verdiği zarara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12143) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

55.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da bulunan radar üssünün komutasına ve bu üssün İsrail-ABD ortak tatbikatında kullanılacağı iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12144) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

56.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’a indirilen Ermenistan yolcu uçağına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12145) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

57.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, ABD askerlerinin Türkiye’nin Suriye sınırında konuşlandırıldığı iddialarına ve ABD askeri yetkililerinin Diyarbakır’da gerçekleştirdiği incelemelere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12146) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

58.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile petrol anlaşması imzalanıp imzalanmadığına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12147) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

59.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’nin Demirköy ilçesindeki termik santral başvurularına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12148) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

60.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın’ın, Amasra ilçesinin bir köyündeki doktor ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12149) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

61.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Siirt Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndaki sorunlara ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12150) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

62.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’un ilçelerinde yapılan spor salonları ile ilgili bazı iddialara ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12151) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

63.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 2013 Mersin Akdeniz Olimpiyatları için yapılan ihalelere ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12152) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

64.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kredi ve Yurtlar Kurumunun yurt ve burs imkanlarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12153) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

65.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, incir ve zeytin üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12154) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

66.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, hayvancılık sektöründeki bazı sorunlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12155) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

67.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’nin Demirköy ilçesindeki bir kooperatif hakkındaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12156) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

68.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Brezilya’dan ithal edilen angus cinsi hayvanların sağlık kontrollerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12157) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

69.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine yapılması düşünülen bir silonun Kaymaz Beldesine yapılması kararına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12158) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

70.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, bor madenlerinin işletilmesine ve bir firmanın ana sözleşme değişikliğine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12159) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

71.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Rekabet Kurumunun Erzincan’daki bazı firmalar hakkında başlattığı soruşturmaya ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12160) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

72.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Irak’ta ortak olduğu şirketlere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12161) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

73.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılan vatandaşlara yönelik polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12162) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

74.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’daki belediye otobüslerinin bayram süresince ücretsiz yolcu taşımasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12163) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

75.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılan vatandaşlara yönelik polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12164) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

76.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılan vatandaşlara yönelik polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12165) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

77.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin toplu ulaşımda öğrencilerden aldığı ücretin yüksekliğine ve belediyelerin ortak bir paso sistemi oluşturması ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12166) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

78.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yaşanan olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12167) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

79.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Ankara’da bir doğal gaz boru hattında gerçekleşen patlamaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12168) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

80.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul’da yer alan baraj göllerinde yaşanan can kayıplarına ve bu göllerin çevrelerinde yaşanan sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12169) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

81.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Haliç’te yer alan iskelelerin ulaşıma kapalı olmasına ve bölgenin sahil şeridindeki çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12170) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

82.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, İstanbul’un Avcılar ilçesinde 29 Ekim 2012 günü evlere dağıtıldığı iddia edilen bir bildiriye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12171) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

83.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Ulus’ta toplanan sivil toplum örgütlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12172) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

84.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Suriye’den ülkemize gelen mültecilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12173) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

85.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Suriye’de yaşanan çatışmalar sırasında ülkemize düşen top ve mermilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12174) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

86.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesine bağlı bir köyün yol, su ve kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12175) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

87.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, Mardin Mazıdağı’nda yaşanan bir olaya ve polisin orantısız güç kullandığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12176) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

88.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, İdil ilçesindeki Açma ve Ovalı köyleri arasındaki yolun yapımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12177) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

89.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl belediyesi tarafından bazı hizmetlerin aksatıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12178) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

90.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için Ankara’ya gelen vatandaşların engellenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12179) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

91.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, sosyal donatı projesi kapsamında Aşkar Höyüğünün park alanına çevrilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12180) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

92.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri’nin Bünyan ilçesindeki Sultanhanı’nda yapılan restorasyon çalışmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12181) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

93.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’nde geçim sıkıntısı çeken emekli bir vatandaşa ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12182) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

94.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, dış hat uçuşlarında yolculara verilen gazetelerin seçimlerinde aranan kriterlere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12183) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

95.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, borçlu vatandaşların mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12184) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

96.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavını kazandığı halde bursları ödenmeyen öğrencilerin mağduriyetini ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12185) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

97.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, bazı vatandaşların eğitim kurumlarına verdikleri dilekçeler nedeniyle haklarında soruşturma açıldığı iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12186) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

98.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Gaziantep’in Şahinbey ilçesindeki bir okulda başörtülü olduğu gerekçesiyle bir öğrencinin şiddet gördüğü iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12187) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

99.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, ders kitaplarında Süryanilerle ilgili ayrımcı ifadeler yer aldığı iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12188) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

100.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, iller itibariyle toplam okul ve öğrenci sayısına ve bakanlık tarafından yapılan ihalelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12189) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

101.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, askerlerin birliklerine sevkiyatında CASA tipi uçakların kullanılacağı iddialarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12190) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

102.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Manisa’da askerlik yapan bir erin şiddet gördüğü iddiasına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12191) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

103.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, TSK’dan ilişiği kesilen personelin mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12192) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

104.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, ABD askerlerinin Türkiye’nin Suriye sınırında konuşlandırıldığı iddialarına ve ABD askeri yetkililerinin Diyarbakır’da gerçekleştirdiği incelemelere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12193) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

105.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum Palandöken Göletine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12194) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

106.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, hayvanların barınmaları için oluşturulacak doğal yaşam parklarına ve hayvan barınma evlerine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12195) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

107.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Tekirdağ’da ve ülkemizde bulunan akarsu ve derelerin ıslah çalışmalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12196) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

108.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’da görevli çocuk nöroloji uzmanı sayısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12197) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

109.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin diş hekimi ihtiyacına ve Van İlindeki sağlık sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12198) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

110.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, Kamu Hastaneleri Birliği kadrolarına atanan personele ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12199) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

111.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, kadınlara yönelik şiddete karşı alınan önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12200) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2012)

112.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul’a girişlerde emniyet şeridinde bekleme yapan ağır vasıtalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12201) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

113.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale Havalimanında yapılacak olan çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12202) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

114.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav-Dağardı-Harmancık-Bursa karayoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12203) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

115.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’da yapılan kamu yatırımlarına ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12204) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

116.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’ya yapılan kamu yatırımlarına ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12205) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

117.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya-Balıkesir karayoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12206) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

118.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Gediz-Simav karayoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12207) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

119.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Şaphane ilçesini Gediz-Simav karayoluna bağlayan karayoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12208) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

120.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, internet sağlayıcısı bir şirketin 2012 yılında anlaşma yaptığı bir şirketle ilgili güvenlik kaygılarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12209) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

121.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Ankara-Sivas hızlı tren hattı yapım çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12210) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

122.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Ankara-Kayseri karayolundaki çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12211) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

123.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya ilinde 2012 yılında kapanan firma sayısına ve bu ilde yaşanan ekonomik daralmaya ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12212) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)

124.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, Risk Raporuna yeni kalemlerin ekleneceği iddialarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/12213) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

125.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Kuran kursu öğreticilerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/12214) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

126.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, bir Alman vakfı tarafından Berlin’de düzenlenecek konferansa katılacağı bilgisine ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/12215) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

127.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, komisyon başkanlarının çeşitli masraflarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12216) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

128.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, TBMM’de erişimi yasaklanan bazı internet sitelerine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12217) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

129.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin onarımı ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12218) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

130.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, PKK’nın eğitim-öğretim hizmetlerini aksatmaya yönelik eylemlerine karşı alınan tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12219) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

131.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ekonomik krizi önlemeye yönelik çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12220) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

132.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana Büyükşehir Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12221) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

133.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’ün Karlıova ilçesinde personel alımlarında usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12222) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

134.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulunun faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12223) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

135.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, dış ticaret istatistiklerine ve İran’a yapılan altın ihracatının mahiyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12224) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

136.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur, Antalya ve Isparta’da deprem stratejisi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12225) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

137.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12226) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

138.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, yükseköğretim programlarında boş kalan kontenjanlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12227) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

139.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, madencilik alanındaki politikalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12228) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

140.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Suudi Arabistan yetkilileri tarafından hazırlanan Mescid-i Nebevi’yi genişletme projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12229) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

141.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesinde meydana gelen sel ve heyelana ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12230) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

142.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları hakkındaki bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12231) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

143.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, emeklilerin maaş promosyon gelirlerinden yararlanamamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12232) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

144.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, yasa dışı çay ithalatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12233) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

145.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, THY yetkililerinin maaşlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12234) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

146.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Adalet ve Kalkınma Partisi Meclis Grup toplantısındaki bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12235) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

147.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, demiryolu taşımacılığına ve demiryolu taşımacılığı eğitiminin geliştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12236) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

148.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, MİT’in KCK ile ilgili faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12237) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

149.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, bir derneğin muhtaçlara dağıttığı kurban etlerinin bozuk olduğu iddialarına ve kurban bağışçılarının bu durumdan haberdar olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12238) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

150.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Turgut Özal’ın naaşından alınan örneklerden elde edilen sonuçlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12239) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

151.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Trabzon’un Araklı ilçesindeki bir köy camiinde açılış nedeniyle Cuma namazının bir saat geç kılındığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12240) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

152.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, KCK’nın faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12241) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

153.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Oslo görüşmelerine ve KCK’nın faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12242) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

154.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, yükseköğrenim öğrencilerine yönelik yurt projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12243) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

155.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya’nın Manavgat ilçesinde yapılması planlanan hidroelektrik santrali projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12244) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

156.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Başbakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12245) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

157.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, haklarında icra takibi ve yasal kovuşturma kararı bulunan vatandaş sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12246) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

158.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 2002’den bugüne Artvin ili ve ilçelerindeki icra dosyası sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12247) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

159.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Elektronik İzleme Sistemi ihalesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12248) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

160.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, ceza ve infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlü kadınlar ve onlarla birlikte kalan çocuklarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12249) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

161.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12250) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

162.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, amatör spor kulüplerine ve bir boks okuluna yapılan yardımlara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12251) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

163.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, ilçelerde kaymakam başkanlığındaki mütevelli heyetlerinin kamu yararına yaptığı harcamalara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12252) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

164.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, sosyal transferlere ve yoksulluğun azaltılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12253) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

165.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12254) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

166.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Ümraniye’deki bir inşaat şantiyesinde meydana gelen iş kazasına ve işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12255) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

167.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12256) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

168.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de Bakanlığa ve diğer bakanlıklara ait lojmanların bakım-onarım çalışmalarına ve kentsel dönüşüm projelerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12257) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

169.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, TOKİ’nin onaylanan lüks konut projelerine ve öğrenci yurdu inşaatlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12258) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

170.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Gülnar ilçesindeki orman yangını sonrası toplanan yardımlara ve TOKİ’nin yaptığı binaların maliyetine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12259) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

171.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Gülnar ilçesindeki kadastro çalışanlarının sayısının yetersizliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12260) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

172.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, çevre kirliliğine ve bu kirlilikten dolayı kesilen cezalara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12261) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

173.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, 6302 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yabancılara satılan tarım arazilerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12262) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

174.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, İzmit Körfezinde yaşanan kirliliğe ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12263) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

175.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, elde ettiği kira gelirine ve ödediği vergi miktarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12264) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

176.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12265) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

177.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, Dışişleri Bakanlığının Merkez ve yurtdışı teşkilatlarında görev yapan personele ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12266) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

178.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Yemen’de yakalanan silahların Türkiye’den gönderildiği ve Suriye’deki muhaliflere silah ve operasyon desteği sağlandığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12267) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

179.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12268) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

180.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki elektrik direklerinin bakımsızlığına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12269) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

181.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya’da yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12270) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

182.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12271) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

183.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, amatör spor kulüplerine ve bir boks okuluna yapılan yardımlara ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12272) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

184.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12273) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

185.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, tarım ürünlerinin ihracatındaki azalmadan kaynaklanan mağduriyetin giderilmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12274) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

186.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, tarım politikalarını geliştirmeye yönelik çalışmalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12275) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

187.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, zeytin üreticilerine verilen desteğin artırılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12276) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

188.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, çeşitli afetler sebebiyle zarar gören tarım ve hayvancılıkla uğraşanların mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12277) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

189.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Uşak’taki çiftçilerin destekleme prim bedellerinin ödenmemesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12278) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

190.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, şap hastalığına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12279) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

191.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12280) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

192.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Türkiye’den Yemen’e yasa dışı yollarla silah gönderildiği iddialarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12281) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

193.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12282) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

194.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Erfelek ilçesinin bazı köylerinin yol sorununa ve KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12283) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

195.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Durağan ilçesinin bazı köylerinin yol sorununa ve KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12284) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

196.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Türkeli ilçesinin bazı köylerinin yol sorununa ve KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12285) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

197.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Gerze ilçesinin bazı köylerinin yol sorununa ve KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12286) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

198.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Saraydüzü ilçesinin bazı köylerinin yol sorununa ve KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12287) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

199.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Dikmen ilçesinin bazı köylerinin yol sorununa ve KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12288) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

200.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Ayancık ilçesinin bazı köylerinin yol sorununa ve KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12289) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

201.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un Boyabat ilçesindeki bazı köylerin sorunlarına ve KÖYDES ödeneklerinin yetersizliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12290) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

202.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop Merkez’deki bazı köylerin sorununa ve KÖYDES ödeneklerinin yetersizliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12291) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.11.2012)

203.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, PKK’nın eğitim-öğretim hizmetlerini aksatmaya yönelik eylemlerine karşı alınan tedbirlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12292) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

204.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, gözaltına alınan üniversite öğrencilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12293) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

205.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Bakanlığın yayımladığı belde belediyeleri ile ilgili bir genelgeye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12294) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

206.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, son 5 yılda insan hakları alanında meydana gelen ihlallere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12295) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

207.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, maaşla taltif edilen Emniyet Teşkilatı mensuplarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12296) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

208.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, trafik kurallarına uymayanlara kesilen cezalara ve trafikteki bazı kuralların uygulanması için alınan tedbirlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12297) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

209.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, ülkemizde mülteci, sığınmacı ve misafir olarak kalan yabancı uyruklulara ve bu kişilerin yaşam şartlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12298) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

210.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’e bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12299) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

211.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı köylerin yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12300) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

212.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’e bağlı bir köyün içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12301) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

213.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, polislerin cop kullanımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12302) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

214.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Lüleburgaz’da sel mağduru vatandaşlardan kaybolan değerli kâğıtlarını çıkarmak için harç ücreti talep edilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12303) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

215.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Emniyet Genel Müdürünün bir akrabasına resmi koruma polisi tayin edildiği hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12304) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

216.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Emniyet Genel Müdürüne tahsis edilen lojmanda gerçekleştirilen tadilat hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12305) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

217.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12306) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

218.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Yenice Havalimanının ne zaman tamamlanacağına ve Akkuyu Nükleer Santralinin etkilerine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12307) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

219.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın, Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğuna ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12308) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

220.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, kayıt dışı ekonominin önlenmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12309) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

221.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12310) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

222.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, bir bakanın elde ettiği kira gelirine ve ödediği vergi miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12311) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

223.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’e bir Tarım Meslek Lisesi açılması ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12312) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

224.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yeni eğitim sistemi sonrasında eğitim çalışanlarının uzun mesai saatleri sebebiyle yaşadıkları mağduriyete ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12313) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

225.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlık personeli için görevde yükselme sınavı açılıp açılmayacağına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12314) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

226.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, okulların denetlenmesine ve il eğitim denetmenlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12315) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

227.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, taşımalı eğitimin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12316) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

228.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Mustafa Kemal Üniversitesinde son iki yıl için akademik personelle ilgili açılan soruşturmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12317) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

229.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Bakanlıklar ile YÖK arasında imzalanan Uzaktan Eğitim Lisans Tamamlama protokollerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12318) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

230.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, bir yazarın söyleşi kitabının ders kitabı olarak okutulmasının önemine ve okullardaki tarih eğitimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12319) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

231.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12320) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

232.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, ABD’nin Türkiye’nin güneyindeki bir askeri üste nükleer bomba bulundurduğu iddialarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12321) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

233.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, İsrail’den alınan insansız hava uçaklarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12322) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

234.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, darbe dönemlerinde ordudan uzaklaştırılan askerlerin başvurularına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12323) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

235.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, faaliyeti sona erdirilen askerlik şubelerine ve askerlik şubelerinin güvenlik-temizlik işlerinin özel şirketlere ihale edilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12324) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

236.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12325) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

237.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Tuzluca ilçesindeki ekolojik zenginliğin dünyaya tanıtılması için yapılacak projelere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12326) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

238.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin Toroslar Yüksekoluk Göleti Projesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12327) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

239.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, orman işletmelerinde İŞ-KUR aracılığı ile yapılan sınava yönelik bazı iddialara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12328) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

240.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, orman vasfını yitirmiş arazilerin satışından doğan mağduriyetlere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12329) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

241.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesindeki Muratlı Barajının kirliliğine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12330) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

242.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12331) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

243.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, asistan doktorların nöbetlerinin düzenlenmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12332) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

244.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, cezaevlerindeki açlık grevi eylemcilerine verilen sağlık hizmetlerinin yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12333) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

245.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık çalışanlarına tehdit yolu ile şiddet uygulandığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12334) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

246.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Türkiye’den Suriye’ye ambulans geçişlerine ve bu ambulanslarla Suriye rejimine muhalif güçlere mühimmat taşındığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12335) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

247.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, hastaların ambulansla taşınmasının ücretli olmasına ve sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12336) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

248.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Kamu Hastaneleri Birliği kadrolarına atanan personele ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12337) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

249.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, aile sağlık merkezleri ile ilgili sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12338) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

250.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, SSPE hastalığına ve bu hastalıkla mücadeleye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12339) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

251.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, başhekimlik kadrolarına yapılan atamalarla ilgili iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12340) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

252.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili sözleşmeye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12341) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

253.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in çevre illerle olan karayolu sorunlarına ve Yenice Havalimanının ne zaman faaliyete geçeceğine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12342) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

254.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Gülnar ilçesinde taşıt muayene istasyonunun olmaması nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12343) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

255.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Kayseri’yi çevre illere bağlayan yolların yapım ve onarım çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12344) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.11.2012)

256.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, THY uçuşlarında dağıtılan gazetelere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12345) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

257.- Bursa Milletvekili Kemal Ekinci’nin, uluslararası deniz taşımacılığı sektöründe çalışan işçilerin sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12346) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

258.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin-Erzurum kara yoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12347) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

259.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Batum Havaalanı Hopa terminalinin yetersizliğine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12348) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

260.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, duble yol yapımında yaşanan sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12349) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.11.2012)

261.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12350) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

262.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/12351) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

263.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12352) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

264.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12353) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

265.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12354) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)

266.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, TBMM eski Başkanı Köksal Toptan’a makam aracı alınıp alınmadığına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12355) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)

267.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, TBMM B Blok Personel Yemekhanesi ve A Blok üyeler kafeteryasındaki bir uygulamaya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12356) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)

268.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, gündem dışı söz istemlerine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12357) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)

269.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, TBMM’de kullanılan bazı makam araçlarında araç takip sistemi bulunmamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12358) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)

270.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, TBMM eski Başkanı Mehmet Ali Şahin’e tahsis edilen araca ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12359) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya-Sarayönü başta olmak üzere bazı ilçelerdeki adliye binalarının kapatılacağı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8343)

2.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, HSYK üyeliği için aday olan hakim ve savcılar ile HSYK’nın işlemlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8344)

3.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’un bazı ilçelerinde adliye ve mahkemelerin kapatılmasının doğuracağı sorunlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8345)

4.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Muş E Tipi Kapalı Cezaevinin kapasitesine ve görevli sağlık personeline ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8346)

5.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de kapatılacağı iddia edilen adliyelere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8347)

6.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, 1 kuruşun kullanımına ve devlete maliyetine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/10981)

7.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, AOÇ arazisi üzerinde yürütülen projelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11208)

8.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Sevda Tepesinin imara açılmasına ve Türk vatandaşlarının da başka ülkelerde taşınmaz sahibi olmasında mütekabiliyet ilkesinin işletilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11209)

9.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, yeni eğitim sisteminden kaynaklanan sorunlara ve yapılan anket sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11210)

10.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Haymana ilçesine bağlı bir köyün yol ve kanalizasyon sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11211)

11.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11212)

12.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Mısır Cumhurbaşkanı ile imzalanan kredi anlaşmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11213)

13.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Adalet ve Kalkınma Partisinin kongresinde Iraklı bir lidere gösterilen ilgiye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11214)

14.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Suriyeli mültecilere sunulan yemek hizmetinin maliyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11215)

15.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, camilerde Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları için dua edilmediği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11216)

16.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, İstanbul’da Ayamama Deresi yatağının ıslah çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11217)

17.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van ve Erciş’te zorla boşalttırılan konteynerlerin Hatay’a gönderildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11218)

18.- Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, Türkiye-Suriye sınırında yaşanan olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11219)

19.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11220)

20.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Suriyeli muhaliflerin ülkemizde konuşlandığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11221)

21.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Abdullah Öcalan ile ilgili bazı açıklamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11222)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Adana ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11223)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Amasya ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11224)

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Afyonkarahisar ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11225)

25.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Kırklareli’nde dağıtıldığı iddia edilen Hz. Peygambere ait aile cüzdanına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11226)

26.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, çiftçilerin borçlarının ertelenmesi taleplerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11227)

27.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, görüşme yaptığı bir işadamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11228)

28.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Suriyeli mültecilere Afgan mültecilere göre ayrıcalıklı davranıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11229)

29.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, Neşet Ertaş’ın, cenazesinde yaşanan bir olaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11230)

30.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, yatay geçiş şartlarını taşımadığı iddia edilen bir öğrencinin Hacettepe Üniversitesine geçmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11231)

31.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Aksaray’ın Ağaçören ilçesindeki bazı köylerdeki cami imamlarının okul müdürü olarak atandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11232)

32.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen bir sempozyumda siyasi konuların ele alındığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11233)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, akademik yıl açılış törenine gittiği bir üniversitede salona sadece akreditasyon verilen öğrencilerin alındığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11234)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ankara’da 2011 yılında kolluk güçleri tarafından gerçekleştirilen müdahalelerle ilgili verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11235)

35.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Türkiye-Suriye sınırında yaşanan olaylara ve Akçakale’de alınan güvenlik önlemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11236)

36.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, meslekte yeni bazı hâkim ve savcıların Bakanlıkta görevlendirilmelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11237)

37.- Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, TÜİK’in bazı istatistiklerine ve son dönemde yapılan zamlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11238)

38.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Bolu F Tipi Cezaevinde kalan bir mahkûmun sağlık hizmetlerinden yararlanamadığı ve kötü muameleye maruz kaldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11239)

39.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın Kuluncak ilçesine bağlı bir köyün bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11240)

40.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Suriye sınırındaki Akçakale ilçesinin güvenliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11241)

41.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 2002-2012 yılları arasında Suriye ve Irak sınırlarında PKK tarafından gerçekleştirilen sızma girişimlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11242)

42.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Suriye ile ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11243)

43.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, ülkemize ait savaş uçağının düşürülmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11244)

44.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Irak Parlamentosunun aldığı bir karara ve sınır güvenliğinin sağlanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11245)

45.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, bir gazetede yer alan Türkiye-Suriye sınırında yaşanan olaylarla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11246)

46.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Kuzey Irak Kürt Yönetimiyle ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11247)

47.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Akçakale’de meydana gelen patlamaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11248)

48.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, internet medyasını düzenleyen kanun taslağının akıbetine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/11250)

49.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/11251)

50.- Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in, kamusal sermayeli mevduat bankalarından Vakıfbank’ın tahsili gecikmiş alacaklarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/11252)

51.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/11253)

52.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Japon Yeni’nin bazı ülke paraları karşısındaki değer değişikliklerine ve Japon Yeni cinsinden kredi kullananlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/11254)

53.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, bankaların kullandırdığı kredilere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/11255)

54.- İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in, ABD’li bir güvenlik sistemi şirketinden rüşvet aldığı iddia edilen Türk şirketine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11256)

55.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Kadıköy Adliyesi personelinin maaş ödemelerinin başka bir bankaya devrine ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11257)

56.- Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, milletvekillerinin gözaltındaki kişilerle görüştürülmediği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11258)

57.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11259)

58.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11260)

59.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Bitlis’te yaşayan bir şehit çocuğunun kamuda ikinci iş hakkından yararlanamamasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11261)

60.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Sosyal Güvenlik Kurumunun Web TV ve Kurumsal TV kurmasının yasal dayanağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11262)

61.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11263)

62.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, SGK verilerine göre kayıtlı işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11264)

63.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Bodrum ilçesine bağlı Ortakent-Yahşi Beldesindeki kamu arazilerinin TOKİ’ye tahsis edileceği iddialarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11275)

64.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Suriye’de yaşanan iç çatışmalara ve Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyine yazılı başvurusuna ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11276)

65.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11277)

66.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, misina ağı ile balıkçılık yapılmasını yasaklayan genelgede değişiklik yapılıp iç sular için istisna konulması talebine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11287)

67.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, et ithalatı ve hayvancılık sektöründeki yem bitkisi ekinini arttırmak için yapılacak çalışmalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11288)

68.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ta tarımda istihdam edilen nüfusa ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11289)

69.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yem üretimine ve hayvancılığın desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11290)

70.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ot ve saman ithaline ve yem ithalatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11291)

71.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, kurbanlık hayvan ithalatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11292)

72.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11293)

73.- Aydın Milletvekili Osman Aydın’ın, 2012 yılı mısır taban alım fiyatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11294)

74.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, tarımsal destek ödemelerinde TÜİK verilerinin kullanımının sakıncalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11295)

75.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, yasadışı yollardan ülkemize getirilen hayvanlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11296)

76.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, buğday alım fiyatlarına ve ülkemizin hububat politikasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11297)

77.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ta dış ticaret miktarına ve yatırım teşvik belgelerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11298)

78.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11299)

79.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, ülkemizdeki sığınmacılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11300)

80.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Sancaktepe ilçesindeki mezarlığın bazı alanlarının işgal edildiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11301)

81.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, İstanbul İl Özel İdaresine bağlı bir şirketin yöneticilerine ödenen huzur hakkına ve çalışanlara verilen ücretlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11302)

82.- Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, Aydın’ın Didim ilçesinde Alevilerin yaşadığı bir binaya tehdit notu bırakıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11303)

83.- Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, Adana’da yaşanan iki olaya ve polisin toplumsal olaylara müdahale biçimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11304)

84.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars ilinin nüfus verilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11305)

85.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, trafiğe çıkan toplam motosiklet sayısına ve bunların illere dağılımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11306)

86.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11307)

87.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’daki nüfus cüzdanı bulunmayan veya nüfus cüzdanlarında kimlik numarası yazmayan kişilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11308)

88.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, 2002’den bugüne gözaltına alınan üniversite öğrencilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11309)

89.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, 30 Ağustos Zafer Bayramında Bolu’da düzenlenen törene ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11310)

90.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, Suriyeli mültecilerin ülkemize maliyetine ve alınan dış yardımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11311)

91.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, resmi plakalı iki aracın özel seyahatlerde kullanıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11312)

92.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı bir köyün yol, sulama kanalı ve elektrik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11313)

93.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Aksaray’ın Güzelyurt ilçesine bağlı bir köyün kanalizasyon, yol ve içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11314)

94.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’da yaşayan bir şehit çocuğunun kamuda ikinci iş hakkından yararlanamamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11315)

95.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kolluk güçlerince gerçekleştirilen hak ihlallerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11316)

96.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, ülkemizde sığınmacı olarak bulunan Iraklı bir yetkiliye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11317)

97.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın Darende ilçesine bağlı bir beldenin kanalizasyon ve içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11318)

98.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, taş ve maden ocaklarının ruhsatlandırılmasına ve çevreye verdikleri zararlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11319)

99.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Muğla’daki belde belediyelerinin taşınmaz tahsisi, satışı ve kiralanması ile ilgili meclis kararlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11320)

100.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, Beşparmak Dağlarında bir köyde açılacak taş ocaklarının bölgede bulunan kaya resimlerini tehdit etmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11321)

101.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Aydın’ın Söke ilçesindeki kaya resimlerini korumak için yapılan çalışmalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11323)

102.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, 2-B arazilerinin belirlenen rayiç bedellerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11325)

103.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, yapılan son zamlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11326)

104.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, taş ve maden ocaklarının ruhsatlandırılmasına ve çevreye verdikleri zararlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11327)

105.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Türkiye genelinde ve Manisa’da taşımalı eğitim yapan okullardaki yemek ihalelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11328)

106.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Türkiye’de mevcut imam hatip ortaokulu sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11329)

107.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Balıkesir’in Bandırma ilçesindeki bir okulun Rehberlik Araştırma Merkezinin imam hatip okuluna dönüştürülmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11330)

108.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Van’ın Muradiye ilçesindeki öğretmen açığına ve dersliklerdeki araç-gereç eksikliğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11331)

109.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, sınıf öğretmenlerine branş öğretmeni olma hakkı tanınmasına ve öğretmen açığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11332)

110.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, işitme engellilerin eğitiminde kullanılan işaret diline ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11333)

111.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Van’ın Muradiye ilçesindeki öğretmen açığına ve dersliklerin yetersizliğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11334)

112.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, taşımalı ilköğretim yönetmeliğinde imam hatip ortaokulları ile ilgili düzenlemeye ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11335)

113.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Fen ve Anadolu Liselerinde açıkta kalan kontenjan sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11336)

114.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, öğretmen atama ve yer değiştirmelerinde norm kadro uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11337)

115.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, sınıf öğretmenlerinin alan değişikliği atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11338)

116.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11339)

117.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2012-2013 öğretim yılında lise eğitimine başlayan öğrencilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11340)

118.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Ankara’nın ilçelerindeki en az ve en çok sınıf mevcutlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11341)

119.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Suriye’den gelen öğrencilere 2012-2013 eğitim öğretim yılına mahsus olmak üzere özel öğrenci statüsü verilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11342)

120.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Eylül 2012’de yapılan öğretmen atamalarından sonra yapılan ek atamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11343)

121.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, ÖSYM’de çalışan bazı personelin YÖK’e gönderilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11344)

122.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, bazı okullarda seçmeli derslerin zorunlu seçmeli ders haline getirildiği iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11345)

123.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Fransızca öğretmenlerinin sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11346)

124.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, kontenjanı boş kalan Anadolu ve Fen Liselerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11347)

125.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın, yeni eğitim sisteminde birinci sınıf öğrencilerinin durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11348)

126.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, öğretmenevlerinin kapatılmasının neden olacağı sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11349)

127.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Adana’nın Yüreğir ilçesinde bir öğretmenin söylediği iddia edilen sözlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11350)

128.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, Ödemiş Fen Lisesinin hizmet binası sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11351)

129.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Hatay’da gerçekleştirilen Hazır Bulunmuşluk sınavına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11352)

130.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 1. sınıf öğrencilerinin yaş gruplarına göre ayrılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11353)

131.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’taki eğitim ve öğretim ile ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11354)

132.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Van’ın Çaldıran ilçesinde yaşanan bir patlama sonucu iki kişinin hayatını kaybetmesine ve askeri mühimmatın imhasına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11355)

133.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’ın Çaldıran ilçesinde meydana gelen bir patlama sonucu iki kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11356)

134.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11357)

135.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’da su kullanım bedeli ücretinin yüksekliğine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11358)

136.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11359)

137.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde faaliyet gösteren bir madencilik şirketine tahsis edilen araziye ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11360)

138.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir madencilik şirketinin izinsiz ağaç kestirdiği iddialarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11361)

139.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, taş ve maden ocaklarının ruhsatlandırılmasına ve çevreye verdiği zararlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11363)

140.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Balıkesir-Akhisar yolundaki eksikliklere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11371)

141.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız’ın, kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların yapılması esnasında çökme tehlikesine karşı alınan tedbirlere ve Ankara metrosu inşaatına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11372)

142.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11373)

143.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Beşikdüzü-Tonya-İskenderli Yolu Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11374)

144.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Antalya’da bir üst geçitin asansörünün çalışmamasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11375)

145.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Aksaray ilindeki hızlı tren ve havaalanı ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11376)

146.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Gökova-Marmaris arasındaki yol çalışmalarına ve kesilen ağaçlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11377)

147.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/11378)

148.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/11379)

149.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11380)

150.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/11381)

151.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı birimlerinde yapılan protokol harcamalarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11382)

 

No.: 34

20 Kasım 2012 Salı

 

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 Milletvekilinin, mısır tarımı ve piyasasındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/415) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.12.2011)

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve 20 Milletvekilinin, maden ocaklarında yaşanan kazaların nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/416) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.12.2011)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 Milletvekilinin, trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/417) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.12.2011)

20 Kasım 2012 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşimini açıyorum.

III. YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Sayın milletvekilleri, gündem dışı konuşma yapacak arkadaşlarımızın sunuşlarını daha sağlıklı yapabilmeleri için Genel Kuruldaki uğultuyu ortadan kaldırırsak gerçekten iyi olacak.

Gündem dışı ilk söz, Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle söz isteyen Eskişehir Milletvekili Sayın Ruhsar Demirel’e aittir.

Buyurun Sayın Demirel. (MHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Meclisimizde de törenler yapıldı bu konuda, katılan arkadaşlarımız olmuştur; basın açıklaması yapan milletvekillerimiz oldu, onlar da elimize geldi ama sanıyorum, Meclisteki uğultudan ötürü söyleyeceklerimin çok azını sizler duyabileceksiniz; umuyorum, televizyon başında izleyen vatandaşlarımız bizi yeterince duyacaklardır.

Aslında, ben, bugün, sizlerle Türkiye’de çocuk olmanın ne olduğunu konuşmak istiyorum. Türkiye’de çocuk olmak ne demek? Yoksa hak günlerinde hep hakların ne olduğu, hangi haksızlıklara uğradıklarımız da istatistiklerle anlatılır; Kadın Hakları Günü’nde kadın istatistikleri, Çocuk Hakları Günü’nde çocuk istatistikleri, engellilerle ilgili günlerde de onların istatistikleri ve neleri başaramadığımız konuşulur. Ama ben size bugün, Türkiye’de çocuk olmanın nasıl bir şey olduğunu bir özetle anlatmak istiyorum.

Deyiniz ki sağlıklı bir çocuk olarak dünyaya geldiniz ve anne sütü de alabildiniz, anneniz sizi emzirdi yeterince ve aileniz duyarlı bir aile, aşılarınızı da oldunuz yaşınızın yettiği kadar, bağışıklık sisteminiz de gelişti; velev ki iki buçuk üç yaşına kadar çok sağlıklı olarak geldiniz. İşte, öylesi bir günde, talihsizlik sizi bulup bir üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle gittiğiniz hastanede yapılan bir yanlış enjeksiyon sonucu kolunuzu kaybetmek, Türkiye’de çocuk olmaya bir örnek olabilir sizin için.

Kolunuzu kaybetmek tabii ki talihsiz bir olay ama bunun daha acısı, sosyal devlet olduğunu iddia eden devletimizin sizin bu durumunuza sahip çıkmaması ve genç kızlık yaşlarınıza kadar AİHM kapılarında ülkenizle ilgili davanızı takip edip AİHM’den alacağınız tazminatla ancak elektronik bir protez sahibi olabilmenizdir Türkiye’de çocuk olmak.

Ya da diyelim böyle bir talihsizliği yaşamadınız, dört beş yaşlarına geldiniz. Aileniz sizi okula kaydettirecek okul parasını buldu, servis için de yeterli ücreti buldu ise okulda ana sınıfına başladınız diyelim iyi ve sağlıklı bir çocuk olarak ama okulda lavabo üstünüze düşebilir, bahçe kapısı üzerinize yıkılabilir, basket potası üzerinize düşebilir ve siz aramızdan ayrılabilirsiniz. Türkiye’de çocuk olmaya, çok sıradan bir örnektir bu bizler için. Ama eğer bütün bunlar okulda başınıza gelmeyip ana sınıfında mutlu bir gün geçirip okul çıkışında anneniz ve ablanızla el ele tutuşup hadi bir de parka gidelim derseniz ve kaydırağa bindiyseniz, dikkat etmeniz gereken bir ülkedir Türkiy.çünkü ertesi gün gazetelerde “Maganda kurşununun son kurbanı” diye ülke sizden haberdar olabilir. Türkiye’de çocuk olmak böyle bir şeydir.

Ama diyelim ki bütün bunlar bir yana, doğuştan sağlıklı değildiniz, engelleriniz vardı. Hatta, işitme ve konuşma engelliydiniz ve kız çocuğuydunuz. Dünyada neyin ne olduğunu bir çokları gibi bilmediniz ve on iki, on üç yaşına geldiğinizde sizden iri, sizden çok daha cüsseli bir erkek tarafından tacize, tecavüze uğradınız ve bunun da ne olduğunu bilmediğiniz için yetişkinlere bunu yeterince anlatamadınız ve bir gün aileniz durumu fark etti. Bu yasal olmayan yollarla gerçekleşmiş gebeliğinizi sonlandırmak isterseniz, önünüze bir bariyer daha çıkar. “Türkiye’de yasal kürtaj sınırı on hafta olduğu için bu süreyi geçirmişsiniz” der size birileri. Türkiye’de çocuk olmak böyle bir şeydir. Yani, Türkiye’deki bir çocuk tacize, tecavüze uğradığında, bunu nasıl bertaraf edeceğini bilme hakkını da içerecek bir haklar silsilesidir.

Ayrıca, tabii, bu duruma muhatap olmuş çocuklarımızın bir de ruh sağlığı problemi var. Sanki, böylesi bir taciz ve tecavüz sonrası ruh sağlıkları normal kalabilirmiş gibi. Hâlâ yasalarında bu tür maddeler yer alan bir ülkedir Türkiye, böyle bir şeydir Türkiye’de çocuk olmak.

Ayrıca, Türkiye’de çocuk olmanın eğlenceli tarafları yok mudur? Tabii vardır. Zaman zaman size hediyeler de ikram edebilir birileri. Özellikle seçim zamanlarında, siyasi partilerin arabalarından Çin malı oyuncakları atarlar size ve siz başkalarıyla birbirinizi ezercesine bu oyuncaklara sahip olmaya çalışırsınız Türkiye’de çocuksanız.

Bütün bunlar olmadıysa da ülkenizi bölmeyi amaçlamış bir grup, bedeni sizden büyük, cüssesi sizden büyük ama akıl durumları tartışılır insanlar, sizi suçlarına ortak edebilir bu ülkede ve suça karışmış çocuk olabilirsiniz.

Hiç birini yaşamadıysanız da biraz daha büyüyünce SBS, YGS, LYS gibi şeylere, sınavlara maruz kalabilirsiniz. Burada da çocuk hakları adına değil ama Türkiye’de hayatı idame ettirme adına bilmeniz gereken bir şey var: Şifre. Şifreyi bilmek de Türkiye’deki çocukların sorumluluklarından biri.

Türkiye’de çocuk olmak böyle bir şey, bugüne kadar. Umuyorum biz yetişkinler sizler için daha güzel bir ülke, daha güzel çocukluk anıları bırakacak düzenlemeleri yapabiliriz bu Meclis çatısı altında.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Gündem dışı ikinci söz, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle söz isteyen, Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Volkan Canalioğlu’na aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

2.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, yüce Meclisin siz değerli milletvekillerini sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Büyük Önder Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettikleri 24 Kasım günü “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır. Bu vesileyle, tüm öğretmenlerimizin bu günlerini kutluyor, selam ve sevgilerimi iletiyorum.

Sayın milletvekilleri, cumhuriyetimizin ilk yıllarında Millî Eğitim Bakanlığı yapan rahmetli Mustafa Necati'nin göreve atanan öğretmene yazdığı mektuptan sizlere alıntılar okumak istiyorum.

“Öğretmen arkadaş, öğretmen okullarının bu yılki mezunlarının dağıtımında "Millî Eğitim Eminliği Bölgesinde sana ‘(x) ili’ isabet etti. Orası güzel vatanın yardımına, emeğine ve doğru yolu göstermene muhtaç oldukça verimli bir köşesidir.

Yolluğunun hemen gönderilmesi görev mahalline yazılmıştır. Oraya varır varmaz donatım bedelini de alacaksın.

Yollarda en üst seviyede yardımda bulunmaları için millî eğitim idarelerine gerekli talimat verilmiş olduğundan iskele, istasyon ve yol uğrağı kasabalarda yakalarında yıldız bulunan bir kişi seni bekleyecek ve sana kılavuzluk yapacaktır. Bundan dolayı onların da seni kolaylıkla tanıyabilmeleri için yakana bir yıldız takmalısın.

Gideceğin yer hiç de yabancısı olduğun yer değildir.

Özellikle bu yıl, yeni Türk harflerini genelleştirme gibi şerefli bir görevin daha vardır. Bütün memleket evlatlarını bir an evvel yeni harflerle okutarak Türkiye'de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle çalışmak zorundasın.

Bunun için yeni Türk harflerini çabuk öğren ve hemen herkese öğretmeye başla. Bu hedefe varmak için kürsü, okul gerekli değildir. Her yerde her gördüğüne kadın, erkek, fakir, zengin, çiftçi, tüccar, köylü ve şehirli fark etmeyerek derhâl öğreteceksin.

Milletimize yeni bir yükselme sahası yaratacak olan bu büyük zaferi kısa bir zamanda kazanacağına emin olarak görevlerinde başarılar diler ve işe başlama haberini beklerim aziz meslektaşım.” diyen bir Millî Eğitim Bakanı ve şimdi de atama bekleyen ve atamalarını yapmayan işsiz öğretmenleri için "yem bekleyen güvercinler" diye niteleyen, asıl mesleği "işletmeci" olan bir Millî Eğitim Bakanı… Ülkemizde öğretmenlere ve öğretmenliğe yeterli değeri yansıtması açısından dikkat çekicidir.

Sayın milletvekilleri, eğitimi piyasalaştırılarak çökerten, emekçilerini sürekli ezdiren, ucuz ve güvencesiz çalıştıran, öğretmenine bu denli zulmü, şiddeti reva gören başka bir ülke var mıdır? Eşlerden birisine ülkenin doğusunda, diğerine batısında görev yaptırılıyor mudur?. Ataması yapılamayan öğretmenlerine “Size verecek işimiz yok, kendinize öğretmenliğin dışında başka bir iş bulun.” dendiği hangi ülkede duyulmuştur.

24 Kasım Öğretmenler Günü’nü ülkemizde öğretmenlerimizin birçoğu işsiz, çalışanlar ise sefalet ve yoksulluk içinde kutluyor. Eğitimi devletin sırtında bir yük olarak görenler, eğitimi temel bir hak olmaktan çıkararak birilerinin rant kapısı yaptılar. Eğitim alanlarını piyasanın hizmetine açarak eğitimde sınıfsal ayrışmayı yarattılar. “Ücretli öğretmenlik” adı altında yeni ve ayrı bir sınıf yaratıldı. Millî Eğitim Bakanlığı kadrolu öğretmene ödemesi gereken miktarın üçte 1’ini ödeyerek düzeni sağlamak istemektedir. Eğitim sistemindeki açık ücretli öğretmenlerle kapatılamayacak kadar büyüktür. Bahsettiğimiz sayı 81 bin 902 kişi civarında olup bu kişiler ders başı 7,9 liraya çalışıyorlar. Ayrıca, bu öğretmenler, Sayın Bakanın söylediği gibi üç beş saat derse girmiyor, haftalık yirmi altı ile otuz saat derse giriyorlar.

Sayın Başbakan ve Millî Eğitim Bakanının öğretmenleri sık sık aşağılayan, yaptıkları işi küçümseyen sözleri hâlâ tazeliğini korumaktadır. Bu kapsamda 350 bini aşkın öğretmenimiz işsiz ve atamasını beklemektedir. İşsiz öğretmenlerimizin pek çoğu inşaatlarda çalışmakta ve sıkıntıya giren, psikolojik sıkıntı yaşayan öğretmenlerimiz de intihar etme durumuna gelmektedirler.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de eğitim sisteminin yıllardır çözülmeyen sorunları öğretmenleri ve diğer eğitim emekçilerini diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha fazla olumsuz etkilemektedir.

Ayrıca, tüm bu olumsuzluklara bir de "Alo, Öğretmenimi İhbar Ediyorum 147” hattı kurularak muhbirlik ve gizli tanık yöntemi daha da geliştirilmiş ve her okula, siyaset yapan öğretmenleri fişleyen müdür yardımcıları yerleştirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, aynı zamanda "Öğretmenlik Kariyer Basamakları" adı altında çıkarılan yönetmelikte asıl amaç Atatürk'ün başöğretmenliğini sorgulamaktır.

Bütün bu şartlar içerisinde, olumsuzluklara rağmen eğitim görevlerini en iyi şekilde yerine getiren öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutlar, sürdürmeye çalıştıkları onurlu, ilkeli eğitim-öğretim görevlerinde başarılar dileğiyle tekrar, yüce Meclisin değerli milletvekillerini sevgi ve saygılarla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündem dışı üçüncü söz İsrail’in Gazze halkına karşı başlattığı yıkıcı savaşa karşı düşüncelerini ifade etmek üzere söz isteyen Çorum Milletvekili Sayın Murat Yıldırım’a aittir.

Buyurun Sayın Yıldırım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Çorum Milletvekili Murat Yıldırım’ın, İsrail’in Gazze halkına karşı başlattığı yıkıcı savaşa karşı düşüncelerine ilişkin gündem dışı konuşması

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce Hakkâri’de verdiğimiz şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum, PKK terör örgütünü de lanetliyorum ve sizleri de saygıyla selamlıyorum.

Gazze yine abluka altında, havadan, karadan, denizden bombalanıyor. Bir halk yok ediliyor. O halkın liderleri suikastlara kurban gidiyor. Yedi günlük bilanço: 115 şehit ve 900’den fazla yaralı, ölenlerin yarısına yakını çocuk. Evler bombalarla tarumar ediliyor. Bir şehir, bir ülke yerle bir ediliyor. Hastaneler yaralılarla dolup taşıyor. Tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada, ilaç yok. Yaralılar ölüme mahkûm ediliyor.

Sağlık Bakanı feryat ediyor: ”Ey insanlık, ölüyoruz. Biz ölüyoruz ama ne olur çocuklarımız yaşasın. Bize tıbbi malzeme ve ilaç gönderin.” İsrail’in Gazze’ye yıllardır uyguladığı ağır ambargonun yanında, Kudüs hâlâ işgal altında, Mescidi Aksa’nın çevresindeki İsrail imar faaliyetleri devam etmektedir. İsrail bilinçli olarak Filistin topraklarını parçalamaktadır, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da yeni yerleşim yerleri açmaktadır. Beton bariyerlerle Kudüs’ü abluka altına almış, Filistin halkının günlük yaşantıları üstünde kısıtlamalar yapmaktadır.

İnsanlar okula, üniversiteye, hastanelere ve ticarethanelerine onlarca kontrol noktasından geçerek gitmektedirler. Kontrol noktalarındaki araç aramalarında kimyasal maddeler kullanılmakta, bu, insanların sağlığını bozmaktadır.

600 binden fazla, vatanından koparılan Filistinlinin, mülteci durumundaki Filistinlilerin bulundukları ülkelerdeki mülteci kamplarında oldukça kötü koşullarda yaşamaları yetmiyormuş gibi, bugün, bir de Filistin halkı soykırıma tabi tutulmaya başlandı. Bu katliam egemen güçlerin ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. İsrail her seçim öncesinde Gazze’ye saldırıyor. Bazı Batılı devletler ve egemen güçler buna “kendini savunma” diyor. Bu ne biçim savunma ki hep İsrail saldırıyor ve öldürüyor.

İsrail hükûmetleri masumların kanı üzerinde iktidar oluşturuyorlar. Egemen güçlerin özgürlüğü, demokrasisi, insan hakları Akdeniz’in sularından öteye geçmiyor.

Gazze’de durum vahim ama bundan dolayı ne umutsuzluğa düşmeliyiz ne de hüzne kapılmalıyız. Gazze’de yiğit bir ses Hakk’ın ve halkın gücüyle haykırıyor zalimlerin, katillerin yüzüne: “Bizi yok edebilirsiniz, bizi öldürebilirsiniz ama Kudüs bir gün özgür olacak.” Barışın şehri Kudüs’ü esaret şehri hâline getiren İsrail’dir. Kan döken işgal devleti, terör devleti İsrail’dir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazze, Kudüs, Filistin, topyekûn Orta Doğu halkları bir diriliş mücadelesi veriyor. Kimse yaptığı zulmün, akıttığı kanın yanına kâr kalacağını sanmasın. Bunların hesabı bir gün sorulacaktır. Filistinli kardeşlerimiz bir gün, mutlaka, en kutlu zafere ulaşacaklardır, tıpkı Tunus halkı gibi, Mısır ve Libya halkları gibi. İnşallah, bugünler de geçecek.

Tarih yeni bir kırılma yaşıyor. Bu kırılma zalim idarecilerin yönetimlerinin devrilişi, halkların özgürleşmesidir; bundan Gazze de, Batı Şeria da, Kudüs de nasibini alacaktır. Direniş adaleti, adalet ise özgürlüğü getirecektir.

Bizler mazlumlara kol kanat geren, zalimlere korku olan milletin çocuklarıyız. Başbakanımız Kahire’den tüm dünyaya ve İsrail’e gerekli mesajı vermiştir. Halkımız topyekûn, Gazzeli kardeşlerimizin yanındadır. Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla birçok yardımlar yapılmaktadır, kendilerine teşekkür ediyorum. Dün olduğu gibi, bugün de haklı davalarında Gazze’nin yiğit erlerinin, direnişçilerinin yanında olmaya, onlara destek vermeye devam edeceğiz.

İsrail politikacıları bu saldırgan ve terörist tutumlarıyla kendi halklarına da zarar vereceklerdir. Bu sebeple bir an önce bu aymazlıktan, saldırgan politikalardan vazgeçmelidirler.

İsrail savaş suçu işlemektedir; sergilediği bu devlet teröründen dolayı şiddetle kınıyor ve protesto ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlarken, maalesef, bugün 12 dışişleri bakanı Gazze’deyken hâlâ bombalar devam ediyor, hâlâ saldırılar devam ediyor ve kendisini savunma adına yapıyor. Bu kadar aymazlık, bu kadar vurdumduymazlık, bu kadar ihanet içinde olan bir devletin olması mümkün değildir.

Onun için, bütün İslam âlemini, Türk milletini ve Türkiye’yi Gazze’nin yanında olmaya davet ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

60’ıncı maddeye göre pek kısa söz talepleri vardır. İlk 10 arkadaşıma vereceğim.

Sayın Yurttaş…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 20 Kasım Çocuk Hakları Günü’nün tüm ülkemize ve dünya çocuklarına hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Anne ve bebek ölüm hızlarını Avrupa ülkeleri seviyesine indiren Sağlık Bakanlığı yetkililerine; öz güveni yüksek, bilgili, millî ve manevi değerlerine saygılı bireylerin yetişmesine katkıda bulunan ve geleceğimiz olan çocuklara modern ve çağdaş bir eğitim vermek amacıyla “FATİH Projesi”ni uygulamaya koyan Millî Eğitim Bakanlığı yetkililerine; müstakil bir genel müdürlük bünyesinde çocuklarla ilgili çalışmalar yürüten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının tüm üyelerine teşekkür ediyorum.

Meclisimiz tarafından yasalaştırılan çocuk ombudsmanlığının bir an önce hayata geçirilerek çocuk hakları konusunda eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunulmasını diliyorum.

Filistin’deki masum çocukları öldüren İsrail’i ve iş birlikçilerini nefretle kınıyorum.

Tüm dünya çocuklarını sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Erdemir…

2.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Suriye Ulusal Diyaloğu Toplantısı’nda Hükûmetten bir temsilcinin bulunmamasına ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 18-19 Kasım 2012 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Suriye Ulusal Diyaloğu Toplantısı’na katıldım. “Şiddete Hayır, Demokrasiye Evet” başlığıyla toplanan bu iki günlük toplantıda Suriye’de yaşanan çatışmalara diyalog ve müzakere yoluyla çözüm aranmıştır. Çalıştaya, Suriye muhalefetinin silahlı mücadele yürütmeyen unsurları başta olmak üzere Orta Doğu ülkelerinden 100’ü aşkın temsilci katıldı. Çin ve Rusya hükûmetlerinin temsilci bulundurduğu etkinlikte Dünya Barış Konseyi Başkanı, Brezilyalı barış elçisi Socorro Gomes de bir konuşma yaptı. Ne yazık ki bu toplantıda Hükûmetimizin bir temsilcisini göremedik. Acaba toplantının başlığı “Şiddete Hayır, Demokrasiye Evet” olmak yerine, “Şiddete Evet, Demokrasiye Hayır” olsaydı Hükûmet temsilci gönderecek miydi diye düşünmeden edemiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ili Cerattepe mevkisinde maden işletilmesiyle ilgili olarak Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı vermiş olduğuna ve bir an önce buradaki çalışmanın durdurulmasını dilediğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Artvin şehir merkezinin hemen üzerinde bulunan Cerattepe mevkisinde maden işletilmesine ilişkin bir sorunumuz var. Bunu daha önce, geçen yıl Meclis araştırması olarak da Meclis gündemine getirdim. Bu sorunla ilgili olarak Artvinliler, Yeşil Artvin Derneği başta olmak üzere yargı yoluna başvurdular. Rize İdare Mahkemesi -yargı talebi- idari yargıya başvurulunca yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebi ne yazık ki reddetti ama arkasından, bu, yürütmenin durdurulması talebinin kaldırılmasına ilişkin Trabzon Bölge İdare Mahkemesine yapılan itiraz neticesinde yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Bu, yürütmeyi durdurma kararı tüm Artvin halkına hayırlı olsun.

Baştan beri -iddia etmiş olduğumuz- Cerattepe’de maden çıkartılmasının Artvin’e ilişkin bir cinayet olduğunu, Artvin’e ilişkin bir tecavüz olduğunu anlatmaya çalışmıştık. Yüce yargı da bu kararımızı tescil etmiştir.

Maden çalışması yapan şirketin bir an önce çalışmasını durdurmasını, ilgili valiliğin, Artvin Valiliğimizin de bunu kontrol etmesini diliyorum ve bir kere daha Artvin halkına hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Işık…

4.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Erzincan’da Pir Sultan Abdal Derneğinin çadırına karşı yapılan saldırıyı kınadığına ve tüberküloz oldukları için kesilen hayvanlara belirlenen bedellerin Erzincan’da müfettiş tarafından indirildiğine ilişkin açıklaması

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, iki gün önce Erzincan’da meydana gelen Pir Sultan Abdal çadırına karşı olan saldırıyı nefretle kınıyorum. Erzincan’da biz Alevi’siyle, Sünni’siyle kardeşçe yaşarken -ikinci olay olarak Erzincan’da böyle olayların meydana gelmesi- yetkililerin bu işe daha ciddi olarak eğilmelerini istiyorum. “Üç beş çapulcu yapmış.” diyerek geçiştirmek ve bu olayın üzerine gitmemek, ayrıca nefret söylemlerini devam ettirmek ortamı geriyor. Buna dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

İkinci bir konu: tüberküloz oldukları için kesimi yapılan hayvanların bedelleri Takdir Komisyonunun verdiği kararla yapılmaktadır ancak Erzincan’a gelen müfettiş, Takdir Komisyonun verdiği kararı hiçe sayaraktan 250-300 lira arasında fiyat indirimi yapmıştır. Asıl karar veren merci Takdir Komisyonu olduğu hâlde Takdir Komisyonunun bu kararının sayılmaması ve dolayısıyla oradaki vatandaşlarımızın zarara uğratılması… Bu konuda bir an önce bir önlem alınması istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Erdoğan…

5.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne ve öğretmenlerin özlük haklarının görevleriyle mütenasip hâle getirilmesini dilediğine ilişkin açıklaması

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Bütün öğretmenlerimize sağlık, mutluluk ve başarı diliyorum. Ahirete intikal eden öğretmenlerimizi de rahmetle minnetle yad ediyorum. Bu vesileyle öğretmenlerimizin özlük haklarının görevleriyle mütenasip hâle getirilmesini diliyorum. Öğretmenlerin, özellikle eş durumu ve sıra tayinlerinin bir kurala bağlanması gerektiğini tekrar Millî Eğitim Bakanlığına hatırlatmak istiyorum.

Bir tarafta atanamayan öğretmen, bir tarafta öğretmen açığı, bu garip durumun da ortadan kaldırılmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Yetiş…

6.- Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve Suriye’de tutuklu kalan gazeteci Cüneyt Ünal’ı almak maksadıyla Suriye’ye giden CHP heyetine ilişkin açıklaması

MUHAMMED MURTAZA YETİŞ (Adıyaman) – Sayın Başkan, bugün Dünya Çocuk Hakları Günü, kardeşleri gibi sokakta oynayıp okuluna gitmesi gereken Filistinli çocuklar katlediliyor; dokuz aylık, dört yaşında çocuklar, insanlığın masumiyeti ve saflığıyla birlikte kayboluyor. Terörist ve çocuk katili İsrail rejimini ben lanetliyorum. Çocuk katilliği konusunda İsrail’le kardeş olan Suriye rejimini de tüm çocuklar adına lanetliyorum.

Bu arada seksen yedi gün Suriye zindanlarında tutuklu kalan gazeteci Cüneyt Ünal’ı almak maksadıyla giden CHP heyeti umarım Esad’la hatıra fotoğrafı çektirmekten yaşanan zulümleri görmeye fırsat bulmuştur.

BAŞKAN – Sayın Topal…

7.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da soğan üreticilerinin sorunlarına Hükûmet yetkililerince çözüm bulunup bulunmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

RAMİS TOPAL (Amasya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Amasya’da soğan üreticileri 2011, geçen yıl, 24 kuruşa maliyeti olan soğanları 15 kuruştan satamadılar. Ya tarlada bıraktılar ya çöpe attılar. Bu yıl da soğan maliyetleri yüksek. Şu ana kadar soğanlar istediği, hakkettiği değeri bulamadı çiftçi tarafından satılamıyor. Ben buradan Hükûmet yetkililerine soruyorum: Soğan üreticilerini, Amasya’da kaderiyle baş başa mı bırakacaklar, bununla ilgili bir çözüm üretecekler mi?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Tüzel…

8.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ve ülkemizde çocukların yaşam koşullarına ilişkin açıklaması

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, Çocuk Hakları Günü’nde bölgemizde ve ülkemizde çocukların yaşam koşullarını unutmayalım. TÜİK verilerine göre ülkemizde 1 milyon çalışan çocuk var. 2.225 tutuklu çocuk cezaevlerinde. Suriye’de, Filistin’de ölen çocuklar gözümüzün önünde. Tabii ki Roboski’yi de hiç unutmuyoruz.

Çocukları en çok tehdit eden, emperyalist güçlerin savaş senaryoları. Bölgede ve ülkemizde savaşları önlemek, halkları özgür ve kardeş kılmak çocuklarımıza karşı görevimiz. İşte, bunun için, savaşsız bir ülke ve gelecek kazanmak için, ölümler olmadan sonuçlanan açlık grevinin bizlere gösterdiği çözüm yolunu değerlendirelim.

Kürt yurttaşlarımız ne istediğini biliyor ve her yerde söylüyor. Görev Hükûmette ve bu çağrıya yanıt vermekte. Savaşı durdurmak, silahları susturmak ilk adım olmalıdır. Hak ve dil eşitliğine dayalı bir çözümü demokratik yol ve esaslarla sağlamak, gelecek kuşaklara ve çocuklarımıza barışı kazandırmak hepimizin sorumluluğundadır. İzlemek, beklemek değil; hızla acil adım atılmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Fırat…

9.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, bugün Dünya Çocuk Hakları Günü.

Çocuk haklarından biri de eğitim hakkıdır ama ne yazık ki Adıyamanlı çocuklar Hükûmetin yanlış politikaları yüzünden Adıyaman’da yatırım yapılmamasından dolayı çevre illere ve bölgelere ırgat olarak gidiyorlar. Hâlâ Erzincan’da pancar sökümünde bulunup da okula gitmeyen çocuklarımız var. İki buçuk ay geçti okulun açılışından, eğitim hakları hâlâ kendilerine verilmemiştir. Bu konunun ivedilikle düzeltilmesi gerekir.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, parasız eğitim isteyen tutuklu öğrencilere özgürlük için Beyazıt Meydanı’nda yapılan basın açıklaması sırasında öğrencilere kimyasal madde içeren suyla müdahele edilmesiyle ilgili olarak Bakanlığın derhâl harekete geçmesi gerektiğine ve Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 17-18 Kasım 2012 tarihinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Meydanı’nda parasız eğitim isteyen öğrencilere, özgürlük için yapılan basın açıklamasında öğrencilerin üzerine sıkılan kimyasal madde içeren suyla topluluk dağıtılmıştır. Sıkılan bu kimyasal madde öğrencilerin vücutlarını yakmakta, vücuduna yapışmakta ve iz bırakmaktadır. Bu, gerçekten, kabul edilebilen bir davranış değil. Bakanlığın bu konuyla ilgili derhâl harekete geçmesini talep ediyorum.

Bugün 20 Kasım Dünya Çocuklar Günü. Dünya Çocuklar Gününü kutlarken ülkemizde 16 milyon 264 bin çocuk işçi olarak çalışmakta. Bakanlığın derhâl bu konuyu ivedilikle ele alarak bu çocukların sosyal güvenceye kavuşturulmasını  bekler, saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki  tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Laurent Mosar'ın, beraberinde bir Parlamento heyeti ile birlikte ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 12/11/2012 tarih ve 35 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1048)

                                                                                                        16 Kasım 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Laurent MOSAR'ın beraberinde bir Parlamento heyeti ile birlikte ülkemizi ziyaret etmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 12.11.2012 tarih ve 35 sayılı Kararı ile uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 7. Maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                               Cemil Çiçek

                                                                                                           TBMM Başkanı

2.- Tunus Ulusal Kurucu Meclisi Haklar, Özgürlükler ve Dış İlişkiler Komisyonu heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak 6-10 Kasım 2012 tarihleri arasında ülkemize resmî bir ziyarette bulunmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 30/10/2012 tarih ve 34 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1049)

                                                                                                             19 Kasım 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Tunus Ulusal Kurucu Meclisi Haklar, Özgürlükler ve Dış İlişkiler Komisyonu heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak 6-10 Kasım 2012 tarihleri arasında ülkemize resmî ziyarette bulunmaları TBMM Başkanlık Divanının 30 Ekim 2012 tarih ve 34 sayılı Kararı ile uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış ilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                               Cemil Çiçek

                                                                                                            TBMM Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 21 milletvekilinin, mısır tarımı ve mısır üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/415)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde, mısır tarımı ve mısır üreticilerinin sorunlarının araştırılarak mısır üreticilerinin mağduriyetlerinin önlenmesi ve mısır üretiminin artırılması için Anayasa'nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereği Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.                                                                                                                               19.12.2011

1) Erkan Akçay                           (Manisa)

2) Emin Çınar                              (Kastamonu)

3) Oktay Vural                            (İzmir)

4) Oktay Öztürk                          (Erzurum)

5) Mehmet Şandır                        (Mersin)

6) Faruk Bal                                (Konya)

7) Celal Adan                              (İstanbul)

8) Reşat Doğru                            (Tokat)

9) D. Ali Torlak                           (İstanbul)

10) Alim Işık                               (Kütahya)

11) Ali Halaman                          (Adana)

12) Bülent Belen                          (Tekirdağ)

13) Muharrem Varlı                    (Adana)

14) Emin Haluk Ayhan                (Denizli)

15) Seyfettin Yılmaz                    (Adana)

16) Necati Özensoy                     (Bursa)

17) Ali Öz                                   (Mersin)

18) Mehmet Erdoğan                   (Muğla)

19) Ahmet Duran Bulut               (Balıkesir)

20) Adnan Şefik Çirkin               (Hatay)

21) Mustafa Kalaycı                    (Konya)

22) Kemalettin Yılmaz                 (Afyonkarahisar)

Gerekçe:

Dünya mısır üretiminde, ABD, Çin, AB ülkeleri, Brezilya ve Meksika söz sahibi ülkelerdir. Dünya mısır üretiminden yüzde 0,4 oranında pay alan Türkiye, ürettiği mısırın tamamına yakınını yurt içinde tüketmektedir.

Dünya mısır üretim alanı ve üretim miktarı; yemlik mısır kullanımının ve biyoetanol üretimde mısıra olan talep nedeniyle sürekli artmaktadır. 2005/2006 yılında Dünyada mısır üretimi 149,6 milyon hektar alanda, 713,6 milyon ton iken mısır tüketimi 728 milyon tondur. 2010/2011 yılındaysa 160 milyon hektar alanda, 814 milyon ton iken tüketim 835 milyon tondur.

Ülkemizde 2003 yılında 2,8 milyon ton mısır üretilirken son yıllarda ikinci ürün yetiştiriciliğinin ve verimin artması, pamuk üretiminden vazgeçen üreticilerin mısıra yönelmesi nedeniyle 2010 yılında 4,3 milyon tona çıkmıştır. Mısır üretimindeki artışa paralel olarak 2000/2001 yılında 3 milyon ton olan yurtiçi mısır kullanımı 2008/2009 yılında 5,1 milyon tona ulaşmış artan talep üzerine de 2007-2010 yılları arasında 3,2 milyon ton mısır ithalatı yapılarak yaklaşık 1 milyar dolar ödenmiştir.

Mısır üretiminin artırılması için sulanan alanların genişletilmesi gerekirken sulama yatırımları ödenek yetersizliği yüzünden bir türlü bitirilememektedir. Mısırda sulama masraflarının payı yüksektir. Sulama masraflarını azaltmak için yağmurlama ve damla sulama yöntemlerinin kullanımının yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.

Mısır üreticilerimiz yeni tohum ve çeşitlere ulaşmakta zorlanmaktadır. Üreticilerin ürünlerini, değerinde pazarlayabileceği ürün borsalarının sayıları ve işlevi yetersizdir. TMO, mısırda destekleme alımı yerine müdahale alımı yapmaktadır. Bazı yıllar alım yapmazken bazı yıllarda toplam üretim miktarının yüzde 30'unu alan TMO'nun birtakım uygulamaları mısır üreticilerini mağdur etmektedir. TMO tarafından stoklanan mısır, 2006 yılında 106 dolardan satılmış, 2007 yılında aynı mısır 230 dolardan ithal edilmiştir.

Diğer ülkelerde üreticilerin, daha fazla desteklenmesi, verimlerinin yüksek oluşu ve girdi maliyetlerinin düşük oluşu nedeniyle mısır üreticilerimiz dünya piyasalarıyla rekabette zorlanmaktadır. 2004 yılında kg başına 250 kuruş olan mısır prim miktarı 2007                yılında 200 kuruşa düşürülmüş, 2009, 2010, 2011 yıllarında ise 400 kuruş olarak açıklanmıştır. 2005 yılında 240 kuruş olan mazot desteği ise 7 yıl içerisinde sadece yüzde 56 oranında artmıştır. Son üç yılda gübre fiyatları yüzde iki yüz oranında artarken gübre desteği sadece yüzde 11 oranında artmıştır.

Mısır üretiminin yeterli olduğu dönemde mısırın gümrük vergi oranlarının düşürülmesi ve hasat döneminde ithalata izin verilmesi iç piyasada mısır fiyatlarının gerilemesine yol açmakta, bu da mısır üreticisini mağdur etmektedir. 2011 Aralık'ta ithal edilen 1 kg mısırın maliyeti nakliye ve gümrük vergileriyle birlikte 1 Liranın üzerindedir. 2011 hasat döneminde Türkiye'de mısırın tonu 650 lira iken, hasattan bir ay sonra mısırın kg fiyatı 50 kuruşa düşürülmüştür. Mısırda yaşanan düşük fiyat uygulamaları üreticileri zor durumda bırakmakta, üreticiyi mısır ekiminden vazgeçirmektedir. Benzer bir durum 2005 yılında yaşanmış ve üretim 2006 yılında 400 bin ton düşmüştür.

18 Mart 2010 tarihinde yayımlanan Biyogüvenlik Kanunu gereğince GDO'lu ürünler ülkemizde üretilemezken, GDO'lu ürünlerin ithalatına ve satışına yasak getirilmemiş, aksine bu ürünlerin satışı ülkemizde yasal hale getirilmiştir. Dünyada mısır üretilen 158 milyon hektar alanın yüzde 29 unda GDO'lu mısır yetiştirilmektedir. Türkiye GDO'lu mısır üreten ülkelerden her yıl mısır ithal etmektedir. GDO'lu ürünlerin özellikle insan sağlığı üzerinde uzun vadede ne gibi bir etki yapacağı belli değildir. Mısırın ikinci ürün olarak ekiminin gerçekleştirilmesi, verim artışı, GAP bölgesinin mısır üretimine uygun olması vb. nedenlerle üretimin daha da artırılarak ihracat yapılabilmesi mümkündür.

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve 20 milletvekilinin, Afşin-Elbistan Çöllolar kömür havzasında hayatını kaybeden madencilerimizin göçük altından çıkarılması ve Türkiye’de yaşanan maden kazaları konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/416)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kahramanmaraş-Afşin-Elbistan-Çöllolar kömür havzasında hayatını kaybeden madencilerimizin göçük altından çıkarılması ve Türkiye'de yaşanan maden kazaları konusunda araştırma yapılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz  ve talep ederiz.

1) Mesut Dedeoğlu                          (Kahramanmaraş)

2) Mehmet Şandır                            (Mersin)

3) Alim Işık                                      (Kütahya)

4) Ali Uzunırmak                             (Aydın)

5) Muharrem Varlı                           (Adana)

6) Seyfettin Yılmaz                          (Adana)

7) Sümer Oral                                  (Manisa)

8) Reşat Doğru                                 (Tokat)

9) Erkan Akçay                                (Manisa)

10) Ahmet Duran Bulut                   (Balıkesir)

11) Mustafa Kalaycı                         (Konya)

12) Bülent Belen                              (Tekirdağ)

13) Adnan Şefik Çirkin                    (Hatay)

14) Necati Özensoy                          (Bursa)

15) Lütfü Türkkan                            (Kocaeli)

16) Oktay Öztürk                             (Erzurum)

17) Celal Adan                                 (İstanbul)

18) Emin Çınar                                 (Kastamonu)

19) Mehmet Erdoğan                       (Muğla)

20) Süleyman Nevzat Korkmaz       (Isparta)

21) Ali Halaman                               (Adana)

Gerekçe:

Afşin-Elbistan Termik Santrali'ne kömür sağlayan Çöllolar kömür havzasında 10 Şubat 2011 tarihinde meydana gelen göçükte dokuz madencimiz göçük altında kalarak hayatını kaybetmişti. Kahramanmaraş'ı ve tüm Türkiye'yi üzen bu olay üzerinden tam 312 gün geçmesine rağmen göçük altındaki şehit olan dokuz madencimizin cenazesi halen çıkarılamamıştır.

Madencilerimizin aileleri sabırla ve umutla yakınlarının cenazelerinin göçük altından çıkarılmasını beklemektedir. Bilim ve teknolojinin neredeyse baş döndürücü bir hızla ilerlediği dünyamızda, dokuz madencilerimizin göçük altından bugüne  kadar çıkarılamamış olması hayret verici bir durumdur.

Madencilerimiz niçin göçük altından bugüne kadar çıkarılamamıştır? Bu konuda bir teknoloji eksikliği mi vardır? Yoksa bu konuda maliyet hesabı mı yapılmaktadır? Şehit madencilerimizi ne zaman ailelerine teslim edeceğiz? Bütün bu konular araştırma konusu haline gelmiştir.

Ülkemizde pek çok iş kolunda olduğu gibi madencilik iş kollarında da sık sık iş kazaları meydana gelmektedir. Uzun çalışma süreleri, düşük ücretler, sağlıksız ve güvensiz çalışma koşulları ülkemizde iş kazalarını artırmaktadır.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre; 2011 yılının ilk dokuz ayında Türkiye'de meydana gelen iş kazalarında 396 işçi yaşamını yitirirken 2.453 işçi de yaralanmıştır.

İş kazaları, özellikle İstanbul, Kocaeli, Zonguldak, İzmir, Ankara, Adana, Eskişehir, Tekirdağ, Malatya, Bursa, Konya ve Kahramanmaraş gibi illerimizdeki sanayi merkezlerinde ve kömür ocaklarında sıkça görülmektedir.

Ülkemizde görülen iş kazaları genellikle madencilik, tersane, inşaat, enerji, metal, çimento, mevsimlik tarım, tekstil ve deri iş kollarında ortaya çıkmaktadır. Madencilik sektörü alanında ülkemizde ortaya çıkan iş kazaları Avrupa ülkelerinin 4,5 katı düzeyinde gerçekleşmektedir.

Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlayan madencilik sektörü, çalışma koşulları başta olmak üzere, çağdaş standartlarda üretim konusunda yeniden yapılanmalıdır. Bu doğrultuda yapılacak olan çalışmalar hem maden ocaklarındaki göçükleri azaltacak hem de ölümlü kazaların önüne geçecektir.

Bu nedenle, Çöllolar kömür havzasında hayatını kaybeden madencilerimizin göçük altından çıkarılması ve ülkemizde yaşanan maden kazaları konusunda araştırma yapılarak, gerekli önlemlerin alınması konusunda Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddesi uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, ülkemizdeki yolların kalitesinin arttığının söylenmesine rağmen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında azalma olmamasının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/417)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Ülkemizdeki yolların kalitesinin arttığının söylenmesine rağmen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında azalma olmamasının sebeplerinin araştırılarak kazasız seyahat için alınması gereken önlemler ile sosyoekonomik yapıya etkisinin belirlenmesi" amacıyla, aşağıda belirtilen gerekçelerle Anayasa'mızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Mehmet Şandır                     (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                     (Aydın)

3) Oktay Öztürk                       (Erzurum)

4) Lütfü Türkkan                      (Kocaeli)

5) Muharrem Varlı                   (Adana)

6) Mehmet Erdoğan                  (Muğla)

7) Ali Öz                                  (Mersin)

8) Erkan Akçay                        (Manisa)

9) Alim Işık                              (Kütahya)

10) Emin Çınar                         (Kastamonu)

11) D. Ali Torlak                      (İstanbul)

12) Zühal Topcu                       (Ankara)

13) Mustafa Kalaycı                 (Konya)

14) Necati Özensoy                  (Bursa)

15) Meral Akşener                    (İstanbul)

16) Seyfettin Yılmaz                 (Adana)

17) S. Nevzat Korkmaz            (Isparta)

18) Celal Adan                          (İstanbul)

19) Mesut Dedeoğlu                 (Kahramanmaraş)

20) Ali Halaman                       (Adana)

Gerekçe:

Ülkemiz karayollarında özellikle bayram tatillerinde ölüme sebep olan kazalar sıklıkla meydana gelmektedir. Bayram günleri çıkan gazetelerin bir köşesi sürekli olarak kaza haberlerine ayrılmakta ve Bayram Bilançosu adı altında ölü ve yaralı sayılarına yer verilmektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğünün istatistiklerine göre 2006 yılında 9 günlük tatilde 125 vatandaşımız, 5 günlük tatilde 97 vatandaşımız; 2007 yılında 5 günlük tatilde 86 vatandaşımız, 4 günlük tatilde 64 vatandaşımız; 2008 yılında 9 günlük tatilde 147 vatandaşımız; 2009 yılında 5 günlük tatilde 81 vatandaşımız; 2010 yılındaki 9 günlük bayram tatilinde 147 vatandaşımız, 5 günlük tatilde 83 vatandaşımız kazalarda hayatını kaybetmiştir.

2011 yılında da kazalar durmamış, 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde 168 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 752 vatandaşımız da yaralanmıştır. Yine 5 günlük Kurban Bayramı tatilinde de 61 vatandaşımız hayatını kaybederken 3 bin 172 vatandaşımız da yaralanmıştır.

2002 yılında 440 bin olan kaza sayısı 2005 yılında 621 bine, 2010 yılında da 1 milyon 104 bine çıkmıştır. Ölü sayısında belli bir artış olmamakla birlikte kazalardaki yaralı sayısında iki katına yakın bir artış olmuştur. 2002 yılında yaralı sayısı 116 bin iken 2010 yılında bu sayı 211 bin olmuştur.

Trafik kazalarında yaralı olarak kurtulanlar tedavi sonucunda iyileşseler bile yaşadıkları sarsıntının psikolojik etkisi yıllar boyu devam edebilmektedir.

Ölümlü ve yaralanmalı olmayan kazalarda, Türk milletinin kanaatkârlığını gösteren "cana geleceğine mala gelsin" deyişine gönülden bağlı kalınsa da, kaza sonrası yaşanan bürokratik süreç işgücü kaybına sebebiyet vermekte, bu da ekonomiye negatif tesir etmektedir.

Şehir içinde oluşan kazalar ise trafik akışının yoğun olduğu caddelerde tıkanmalara sebep olmaktadır. Her halükarda kazaya karışmayanların dahi trafikte uzun süre beklemeleri sebebiyle kaybedilen zaman ve boşa harcanan yakıt, kişilerin ve millî ekonomimizin zarar hanesine yazılmaktadır.

Tüm bu sorunların sebepleri ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98'inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

İki gensoru önergesi vardır. Önergeler daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi önergeleri okutuyorum:

C) Gensoru Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/23)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Daha önce 11/16 Esas Sayı ile gündeme gelen ancak TRT’nin yayın saatlerinde müzakere edilemeyeceği için geri çekilen; TRT ve Anadolu Ajansının yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevinin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı Bülent Arınç hakkında Anayasanın 98 ve 99'uncu, TBMM İçtüzüğünün 106. maddeleri uyarınca Gensoru açılmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına arz ederiz.

Saygılarımızla.

                 Mehmet Şandır                                                                 Oktay Vural

                       Mersin                                                                             İzmir

              Grup Başkanvekili                                                         Grup Başkanvekili

Gerekçe:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 132. maddesinde "Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır." hükmü yer almaktadır. Türkiye Radyo Televizyon Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde de TRT'nin özerkliği ve tarafsızlığına vurgu yapılmaktadır.

Bu çerçevede, TRT ve Anadolu Ajansının habercilik anlayışının ve uygulamasının tarafsız olması gerektiği, Anayasa'da ve ilgili kanunda açıkça belirtilmiştir. Hâl böyleyken bu iki kurumun taraflı ve siyasi uygulamaları son yıllarda had safhaya ulaşmıştır. Bu iki kurumdan sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç da bu uygulamalara göz yummuş, hatta desteklemiştir.

Bu kurumların yöneticilerinin vatandaşın tarafsız haber alma özgürlüğünü engelleyerek partizanca davranması, kurumlarını kişisel menfaat ve siyasi manipülasyon amacıyla kullanması hukuka aykırıdır. Türkiye'de harcadığı her 100 liranın 80 lirasını halktan toplanan vergilerle karşılayan tek özerk kurum TRT'dir. Bu nedenle tüm kesimlere ve siyasi partilere, iktidar muhalefet ayrımı yapmadan eşit ve tarafsız davranmalıdır. Fakat TRT, AKP iktidarının borazanı hâline gelmiştir. TRT habercilik yapmamakta, kamuoyunu manipüle ederek AKP'nin kamuoyundaki imajını düzeltmek, reklamını yapmak için bir araç görevini üstlenmektedir. TRT, saatlerce iktidar partisinin faaliyetlerine ilişkin çok geniş yayın yaparken, muhalefete neredeyse hiç yer vermemektedir.

AKP Hükümeti TRT 3'ün TBMM yayınını verdiği saatleri kısıtlayarak kanun görüşmelerini TBMM TV'nin yayında olmadığı saatlere denk getirmekte ve böylece kanunlarda yer alan yanlış ve eksikliklerin kamuoyuna duyurulmadan gece yarıları çıkarılmasına ve muhalefetin sesinin kısılmasına çanak tutmaktadır. Anayasada ve yasada yer alan ve Bülent Arınç'ın kendisinin de ifade ettiği, "kamu yayıncılığı yapan kuruluşların tarafsız ve adaletli olması gerektiği" hususu maalesef lafta kalmaktadır.

Bu taraf yayınların dışında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yakın çevresinden kişiler de dâhil olmak üzere TRT’nin çeşitli birimlerine yüksek maaşlarla, yandaşların alındığı hususu da başka bir gerçektir.

Öte yandan, TRT kanallarındaki iç yapımların bitme noktasına geldiği ve TRT’nin programları dışarıdan ajanslara yaptırdığı bilinmektedir. Sayın Arınç’ın ifadeleriyle TRT’de 6 bin 211 memur, 835 sözleşmeli olmak üzere 7 bin 46 personel çalışmaktadır. Bu durumda TRT personelinden azami ölçüde yararlanılmadığı açıkça görülmektedir. Bu kadar kadrosu olan TRT dış yapımlara milyonlarca TL harcamakta ve yandaşlara verilen işlerle kamu kaynakları çarçur edilmektedir.

Kamusal yayın sorumluluğu olan giderleri toplum tarafından üstlenilen bir kanalın böylesine kötü yönetilmesinin ve taraflı yayın yapmasının sorumlusu Sayın Bülent Arınç’tır.

Bir gazetede yayınlanan röportajda TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in kendisine yöneltilen bir soruya cevaben “Osman Öcalan’la röportaj yaptık. Çekmecemde duruyor. Yeri ve zamanı geldiğinde yayınlayacağız” demesi TRT’nin içine düştüğü durumun ne kadar vahim olduğunun bir başka göstergesidir. Ayrıca, TRT ve Anadolu Ajansı, terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan’ın İran’da yakalandığı konusuyla ilgili yayın yapmış, bu yayınların doğru olmadığı tespit edilmiştir. Yine bomba yüklü araç haberine ilişkin yaşanan skandalın baş sorumlusu da TRT ve Anadolu Ajansı olmuştur.

Osman Öcalan gibi azılı bir terörist ile röportaj yapılması ve kayıtların çekmecede tutularak “zamanı geldiğinde açıklanacağının” belirtilmesi TRT’nin bir psikolojik harekat aracı haline geldiğini ve iktidarın manipülasyon aracı haline geldiğini açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak kendisine olan güven sarsılan ve görev ve sorumluluğunu yerine getirmeyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında Anayasa’nın 98. ve 99. maddeleri ile TBMM İçtüzüğü’nün 106’ncı maddesi uyarınca gensoru açılması için gereğini arz ve talep ederiz.

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

29 Ekim Cumhuriyet Bayramının halk tarafından gerçekleştirilen kutlamalarında toplantı ve gösteri özgürlüğü ile seyahat özgürlüğü gibi en temel özgürlüklerin kullanılmasını engellemeye çalışan, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini yönlendiren ve himaye eden, Cumhuriyetin temel ilkelerini benimseyen yurttaşlar üzerinde kamu gücünü kullanarak baskı oluşturacak girişimlerde bulunarak görevini kötüye kullanan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106. maddeleri gereğince gensoru açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz. 

                                                                                                            Muharrem İnce

                                                                                                                  Yalova

Gerekçe:

Çok sayıda sivil toplum örgütü 01.10.2012 tarih 2012/1813 sayılı Ankara Valiliğine verdikleri dilekçe ile 1. TBMM binası önünde bir basın açıklaması yapılması ve daha sonra ise oradan Anıtkabir’e Atatürk’ün huzuruna çıkmak amacıyla bildirimde bulunmuştur. Ankara Valiliği, 16.10.2012 tarihli yazısı ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa aykırı bir faaliyet olduğu gerekçesiyle söz konusu etkinliğe izin verilmeyeceği bildirmiştir.

Anayasanın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. Maddesinde “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” hükmü yer almakta ve 2. Fıkrasında bu hakkın sınırlandırılabileceği durumlar sayılmaktadır. Dolayısıyla, Ankara Valiliğinin söz konusu yazısı tartışmasız bir şekilde Anayasaya aykırıdır, kanunsuzdur. Kaldı ki, Ankara’da yapılması talep edilen etkinlik gösteri ve yürüyüş kapsamında değil, Cumhuriyet bayramı kutlaması ve şenliğinin bir parçasıdır.

İçişleri Bakanı bu gerçeğe rağmen Ankara Valiliği’nin yasakçı tavrını daha da ileri götürerek Ankara dışından yurttaşlarımızın katılımların engellenmesi amacıyla Genelge yayınlamıştır. Ankara dışındaki illerden Ankara’ya gitmek isteyen yurttaşlarımızın otobüsleri durdurulmuş, keyfi gerekçelerle otobüslerin hareket etmeleri engellenmiştir. Seyahat özgürlüğü sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak bir biçimde kısıtlanmıştır. Anayasanın 23. Maddesinde herkesin seyahat özgürlüğüne sahip olduğu hükmüne yer verildikten sonra, seyahat özgürlüğünün “suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek” amacıyla kanunla kısıtlanabileceği hükmüne yer verilmiştir. Valiliğin yasak kararı ve İçişleri Bakanlığı Genelgesinde Cumhuriyeti kutlamanın, Atatürk’ü anmanın fiilen “suç” olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Siyasi iktidar Cumhuriyeti kutlamak isteyenler suç işleyecek kabulüyle hareket ederek, yurttaşlarımızın en temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmıştır.

Valiliğin ileri sürdüğü ve Sayın Başbakanın da dile getirdiği olay çıkacağına ilişkin istihbarat bilgisi bulunduğu gerekçesinin gerçeklerle bağdaşmadığı, polisin orantısız gücü dışında hiçbir olay çıkmaması ile ortaya çıkmıştır. Kaldı ki, Ulus'a gelen yurttaşlar için kontrol noktası oluşturulmamış, güvenlik tedbirleri alınmamıştır. Eğer gerçekten bir istihbarat söz konusu ise, İçişleri Bakanı hiçbir önlem almayarak o gün orada bulunan yurttaşlarımızın can güvenliğini tehlikeye atmıştır. Yurttaşlarımızın küçük çocukları ile etkinliğe katılmaları, yaşlıların büyük katılımı hiçbir yurttaşımızın suç işleme amacını taşımadığını ortaya koymaktadır.

Yaşlısı, çocuğu el ele Bayrama yakışır şekilde Türk bayrakları ile toplanmış yurttaşlarımız, güvenlik güçlerinin kanunsuz ve orantısız müdahalesine maruz kalmıştır. Bu şiddet yaşlı ve çocuk gözetmeksizin acımasızca uygulanmıştır. Polis biber gazı sıkıp yurttaşlarımıza saldırırken İçişleri Bakanı helikopterden alanı denetlemiş, olayları yönlendirmiştir. Yurttaşlarımızla birlikte milletvekilleri de polisin orantısız güç kullanımına maruz kalmış, İçişleri Bakanı milletvekilinin boğazını sıkan polislerle ilgili bir soruşturma açmayarak, suç işleyen kamu görevlilerini himaye etmiştir.

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının suç kapsamında değerlendirilmesi, halkın Cumhuriyete sahip çıkmak amacıyla gerçekleştirdiği kutlamalara, siyasi iktidarın sanki bir kalkışmayı bastırırcasına müdahale etmesi son derece düşündürücüdür. Bu durum siyasi iktidarın amaçlarını ortaya koyması noktasında Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehlikeyi de gözler önüne sermektedir. Kendisinden farklı düşünenlere kamu gücü kullanarak baskı ve şiddet uygulanması dikta yönetimlerine özgüdür.

Belirtilen gerekçelerle İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılması Yüce Meclisten talep ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Gensoruların gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin bugün yapılmasını da kapsayan Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi biraz sonra işleme alınacaktır.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan (11/23) ve (11/24) esas numaralı Gensoru Önergelerinin 20 Kasım 2012 Salı günkü  gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının sırasıyla 1’inci ve 2’nci sıralarına alınmasına ve gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerinin Genel Kurulun bugünkü birleşiminde yapılmasına; 337 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

                                                                                                                         20/11/2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 20.11.2012 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İçtüzük’ün 19uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                            Ayşe Nur Bahçekapılı

                                                                                                       İstanbul

                                                                                    AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 342, 337, 339, 35, 61, 219, 94, 106, 212, 213, 216, 217 ve 218 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 ve 16 ncı sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi;

Bastırılarak dağıtılan (11/23 ve 11/24) esas numaralı gensoru önergelerinin 20 Kasım 2012 Salı günkü (bugün) gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının sırasıyla 1 inci ve 2 nci sıralarına alınması ve Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun bugünkü Birleşiminde yapılarak 11/23 ve 11/24 esas numaralı gensoru önergelerinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam edilmesi;

Genel Kurulun;

20 Kasım 2012 ile 5, 12, 19 ve 26 Aralık 2012 Salı ve Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesi;

4, 11, 18 ve 25 Aralık Salı günkü birleşimlerinde 1 saat Sözlü Soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi;

4, 11, 18 ve 25 Aralık 2012 Salı günkü birleşimlerinde 15.00-20.00 saatleri arasında;

5, 6, 12, 13, 19, 20, 26 ve 27 Aralık 2012 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde 14.00-20.00 saatleri arasında;

21 Kasım 2012 Çarşamba günkü birleşimde 239 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

20 ve 21 Kasım 2012 Salı ve Çarşamba günkü birleşimlerde gece 24.00'de günlük programların tamamlanamaması halinde günlük programların tamamlanmasına kadar;

Çalışmalarına devam etmesi,

337 Sıra sayılı kanun tasarısının İçtüzüğün 91. maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması,

önerilmiştir.

337 Sıra Sayılı

Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı

(1/638)

BÖLÜMLER           BÖLÜM MADDELERİ                                     BÖLÜMDEKİ

                                                                                                          MADDE SAYISI

1. BÖLÜM                1 ila 30 uncu maddeler                                                   30

2. BÖLÜM                31 ila 56 ncı maddeler                                                    26

3. BÖLÜM                57 ila 81 inci maddeler                                                   25

4. BÖLÜM                82 ila 105 inci maddeler                                                 24

5. BÖLÜM                106 ila 135 inci maddeler                                               30

6. BÖLÜM                136 ila 147 nci maddeler

                                  (144 üncü maddenin (a), (b) ve

                                  (c) bentleri ile Geçici 1, 2, 3, 4, 5,

                                  6, 7, 8, 9, 10 uncu maddeler dahil)                                 24

        TOPLAM MADDE SAYISI                                                                 159

 

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz İstanbul Milletvekili Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı’ya aittir.

Buyurun Sayın Bahçekapılı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çalışma haftamızın ilk gününü yaşıyoruz. İyi çalışmalar diliyorum hepimize.

Evet, bir grup önerimiz var, özellikle, çalışma saatlerini düzenleyen bir grup önerisi bu ama kanunlarla ilgili olarak da yaptığımız ve… Daha önce de grup başkan vekillerine benim dün sözlü olarak bilgi verdiğim üzere sizlere de bunları sunmak isterim.

Bugün, bildiğiniz gibi, Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç ile İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkında verilen gensoru önergelerinin görüşmesini yapacağız. Yine, grup önerimizde kanun tasarılarının öne çekilmesine ilişkin bir madde var. Bunda da 342 sayılı Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilememesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine İlişkin Kanun, bir de 337 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu var. Ayrıca da yine, 339, 35, 61, 219, 94, 106, 213, 212, 216, 217 ve 218 sıra sayılı uluslararası sözleşmeleri görüşmeyi planladık bu hafta.

Bugüne kadar uyguladığımız çerçevede aralık ayı sonuna kadar tüm çarşamba günlerinden sözlü soruları kaldırmayı, salı günleri de bir saat sözlü soruların ardından diğer denetimi yapmamayı uygun görmekteyiz ve önermekteyiz. Çalışma saatlerimizin aralık ayı sonuna kadar salı günleri 15.00-20.00, çarşamba ve perşembe günleri 14.00-20.00 olarak belirlenmesini önermekteyiz. 21 Kasım 2012 Çarşamba günü yani yarın 239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine bıraktığımız yerden devam edeceğiz ve biraz önce ismini söylediğim Sermaye Piyasası Kanunu’na ilişkin 337 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın temel kanun olarak görüşülmesini talep ediyoruz.

Ben, yine bütün arkadaşlarıma iyi çalışmalar diliyorum. Grup önerimizin kabul edilmesini temenni ediyorum.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bahçekapılı.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk söz, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce’ye aittir.

Buyurun Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii bugün grup önerisinde konuşmayacaktık ama Sayın Başbakan, grup toplantısında “Bir grup başkan vekili Meclis kürsüsünde aslanlar gibi kükreyerek ‘Esad’ın canı cehenneme’ diyordu, sonra bir CHP heyeti gidip grup başkan vekilinin ‘Canı cehenneme’ dediği adamla fotoğraf çektiriyor. Bizim gazetecilerimizi esir alan, uçağımızı düşüren bir fesat odağı bizim ne kadar karşımızdaysa CHP de o kadar karşısında olmak zorundadır. CHP Türkiye düşmanlarına kol kanat germekten kaçınmamıştır. CHP her zaman olduğu gibi ucuz siyaset yapıyor… Şimdi, Başbakan bunları deyince tabii ki arkasından konuşmak olmaz. Basın toplantısı falan değil milletin kürsüsüne gelip Başbakana cevabını vermek lazım. Bir, daha önce benden bahsederken “CHP’nin başı değil yanı.” dedi. En azından bugün “Grup başkan vekili” dedi. Görevimi hatırladığı için ona teşekkür ediyorum.

İkincisi, alfabede “Ha” harfi yoktur, ”CeHaPe” diye bir şey yoktur, “CHP”dir o. “Ha” harfinin olmadığını bir zahmet öğrensin.

Bir üçüncüsü ise, bizim arkadaşlarımızın fotoğrafı ile Başbakanın fotoğrafı arasında fark var. Birincisi aile fotoğrafı, diğerleri bir gazeteciyi kurtarma fotoğrafı.

(Hatip elindeki fotoğrafları göstermeye başladı)

Bakınız, bu fotoğrafları kim çekti? Başbakan, Esad, hanımefendiler. Bu mutlu tabloyu kim çekti? Uçağın kapısında Başbakan ve Esad. Sayın Cumhurbaşkanı ve Esad. Hele şu poza bakın, kral koltuklarında Sayın Başbakan ve Esad. Bunları kim çekti, bunu kim çekti? Devamını getirelim. Bunu kim çekti? Arkada Boğaziçi Köprüsü, bunu kim çekti? Bunlar yetmez. Fotoğraf istiyorsanız, Sayın Başbakana fotoğraf göstereyim. Kenan Evren’in önünde nasıl eğildiğini gösteren bir fotoğraf, altta Kaddafi’yle nasıl sarıldığını gösteren bir fotoğraf, onun altında Mübarek’le dostça sıkılmış bir el, altta da Esad’la birlikte gülümseyen fotoğraflar. Bu fotoğrafları çektirip, sonra benim milletvekili arkadaşlarımın insani değerlerle Hükûmetin yapamadığını yapıp, gidip o gazeteciyi kurtarıp Esad’la fotoğraf çektirmelerinden… Bu ne kıskançlıktır, bu ne kıskançlıktır? Bu fotoğraflara gitsin baksın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Çalık, lütfen.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi, Başbakan diyor ki: ”Öleceksek adam gibi ölelim.” Ben de Başbakana diyorum ki: “Doğru söylüyorsunuz, öleceksek adam gibi ölelim, siyaset yapacaksak da adam gibi siyaset yapalım.” (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, Yahudi Cesaret Ödülü boynunuzda olacak, sonra İsrail’e afra tafra yapacaksınız. Bunları geçeceksiniz. Önce boynunuzdan o madalyayı çıkaracaksınız. Başbakan açıklıyor, diyor ki: “Şaron ‘Benim hayatımın en mutlu günü, tankların üstünde Filistin’e girdiğim gündür.’ demiş.” Allah Allah, diyor ki Başbakan: “Ama bunu basın toplantısında söyleyemedi.” E, Başbakan, siz söyleseydiniz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Kaç defa söyledi ya.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Siz söyleseydiniz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – 10 defa duyduk.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bakınız, değerli dostlarım, Başbakanın bir yanı var.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Davos’ta söyledi, herkes duydu Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Başbakan ya ölülerin arkasından konuşur ya da tekerlekli sandalyede oturanların arkasından konuşur. Başbakan ya İsmet Paşa’nın aleyhinde konuşur ya da tekerlekli sandalyedeki Şaron’un aleyhinde konuşur.

Başbakan, geçmişte ben bu kürsüde “Esad’ın canı cehenneme.” dediğim de grup toplantısında çıktı dedi ki: “CHP’nin yanı ‘Esad’ın canı cehenneme.’ diyor. ‘Amerika’nın canı cehenneme.’ diyebilir misin?” Ben de bir gün sonra bu kürsüye geldim, “Ya, Esad’ın da canı cehenneme, Obama’nın da canı cehenneme.” dedim, “Ben derim de sen diyebilir misin?” dedim. Başbakanda o günden beri tık yok, ağzını bıçak açmıyor.

Şimdi ben şunu söylüyorum milletin kürsüsünden: Diktatörlerin -kim olursa olsun, halkına kim zulüm ederse,  Alevi olsun, Sünni olsun, Müslüman olsun, Hristiyan olsun, Budist olsun hiç fark etmez- bütün diktatörlerin canı cehenneme! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu dünyayı dizayn etmeye çalışan, Irak’ta Müslümanları katleden, Irak’ta camileri bombalayan emperyalistlerin de canı cehenneme. (CHP sıralarından alkışlar) Ben bunu derim; Başbakan gelip bu kürsüden “Emperyalistlerin canı cehenneme.” diyebilir mi?

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Diyor zaten.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Onda o yürek var mı? Buraya gelip diyecek, benim dediklerimi tekrar edecek.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Başbakanın bunu yapamayacağını biliyorum. Başbakan, ancak arkamızdan konuşur. Kürsüye gelip buradan diyecek. Siz, Irak’ta 1,5 milyon Müslüman öldürüldüğünde Amerikan askerlerinin sağ salim dönmesi için dua ettiniz mi etmediniz mi?

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Etmedik; doğruyu söyle.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Başbakan bunu söyledi ya.

ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) – İş birlikçilerin canı cehenneme.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bunu ispatlarsam ne olacak? Size ses kaydını getirirsem, gazete kupürlerini getirirsem ne yapacaksınız? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ne yapacaksınız? Ama biz dualarımızı cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve şehitlerimiz için yaparız; aramızdaki fark.

Hepinize çok teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkanım, sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika süreniz var.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, Sayın İnce’nin bir huyu var; polemik yapma huyu, bunu hepimiz seviyoruz, ben de seviyorum, dinliyorum kendisini ama bazı eksiklikler oluyor. Mesela zamanlama gibi bir hatası var fotoğraflar gösterirken. İşte, geçmişte Sayın Başbakanın veya eşinin Esad’la veya eşiyle çekilmiş fotoğraflarını sanki bugün çektirilmiş gibi gösteriyor ve şöyle bir şey düşündürüyor insana: Yani, bir insan geçmişte değil de şimdi halkını öldürüyorsa, benim geçmişteki dostluğuma dayanarak onunla dostluğumu sürdürmem gerekir diye düşünüyorlar herhâlde.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Geçmişte de öldürüyordu, geçmişte de. Kürtlere yaptığını görmezden geliyorsunuz tabii!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) - Böyle bir mantık kurgulaması var. O fotoğrafları çektirdiği zaman Başbakan Sayın Esad’la, Esad halkını öldürmüyordu…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) – Olur mu, Kürtlere yaptığı işkenceyi bilmezden geliyorsunuz tabii ki!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) - …çocukları öldürmüyordu, kadınları öldürmüyordu, gençleri öldürmüyordu. Siz, tarafınızı seçmek zorundasınız.

Teşekkür ederiz, milletvekili arkadaşlarınız gazeteci arkadaşımızın buraya gelmesi ve özgürlüğüne kavuşmasında katkı sundular. Teşekkür ederiz, insani olarak yaklaşıyoruz, ama o milletvekili arkadaşlarınız, sokakta dökülen kanın yanında da bir fotoğraf çekselerdi. Tarafınızı böyle seçeceksiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın İnce, siz buradan “Esad’ın canı cehenneme” dediniz; bu problemi çözmüyor. Problemi çözecek olan nedir biliyor musunuz? Sokakta öldürülen genç, yaşlı, kadın, erkek, kimse, o öldürülen insanlar için ne diyorsunuz, sorun bu? Biz bunun cevabını istiyoruz sizden.

Bir de bir şey daha söyleyeyim size: Siz Sayın İnce, CHP’yle ilgili Sayın Başbakanımızın harf kullanmasına bir atıfta bulundunuz, “Ha harfi yoktur” dediniz. Ben şimdi size sormak istiyorum, bir de bir anlaşma yapacağım sizinle. Siz “KaDeVe” mi diyorsunuz, “KeDeVe” mi diyorsunuz? Bunu bana bir söyleyin?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Zamana göre değişiyor!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – İki, daha önemli; madem alfabede “Ha” harfi yok, bizim tüzüğümüzün 3’üncü maddesinde, AKP değil “AK PARTİ” yazıyor kısaltılmışında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ama “Ka” harfi var.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Söyle…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bak “Ka” harfi var ama “Ha” harfi yok.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Söyler misiniz? Onu da söyleyin alkışlayayım sizi. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ayşe Nur Hanım, “Ha” harfi yok ama “Ka” harfi var.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan (11/23) ve (11/24) esas numaralı Gensoru Önergelerinin 20 Kasım 2012 Salı günkü  gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının sırasıyla 1’inci ve 2’nci sıralarına alınmasına ve gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerinin Genel Kurulun bugünkü birleşiminde yapılmasına; 337 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN -  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin lehinde son söz Bursa Milletvekili Sayın Hüseyin Şahin’e aittir.

Buyurun.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Adalet ve Kalkınma Partimizin getirmiş olduğu grup önerimizin lehinde söz almış bulunmaktayım.

Ben, öncelikle sözlerime başlamadan, bugün Dünya Çocuk Hakları Günü, bütün dünyaya, gelecekteki çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakmak ümidiyle dünya çocuklarımızın Çocuk Hakları Günü’nü kutluyorum ve yaklaşmakta olan öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü de buradan kutluyorum.

Grup önerimizde Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç ve İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin hakkında verilen gensoru önergelerinin görüşmelerinin bugün yapılmasını öneriyoruz. Ayrıca, kanun tasarılarının öne çekilmesiyle ilgili bir önerimiz var. Yine, Büyük Millet Meclisi Başkanımız ile Gençlik ve Spor Bakanımızın talepleri olan uluslararası sözleşmelerin gündemin ön sıralarına alınmasını öneriyoruz.

Bugüne kadar uyguladığımız çerçevede, aralık ayı sonuna kadar tüm çarşamba günlerinde sözlü soruları kaldırmayı, salı günlerinde bir saat sözlü soruların ardından diğer denetimi kaldırmayı, ayrıca çalışma saatlerini aralık ayı sonuna kadar salı günleri 15.00 ila 20.00 saatleri arası, çarşamba ve perşembe günleri de 14.00 ila 20.00 saatleri arası olarak değiştirmeyi öneriyoruz. 21 Kasım, yani yarın -Çarşamba günü de- 239 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalara davam edilmesini ve yine 337 sıra sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nın temel kanun olarak görüşülmesini öneriyoruz.

AK PARTİ’mizin grup önerisinin lehinde olduğumuzu belirtir, yüce heyetinizin saygıyla selamlarım.

BAŞKAN -  Teşekkür ederim Sayın Şahin.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Isparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, hepimizin bildiği üzere, yasama faaliyetlerinin icra edildiği bir yüce organ. Tabii, yasama faaliyetleri yerine getirilirken hangi mevzuatın, hangi kanunun Genel Kurula getirileceği, hangisinin daha önce görüştürülebileceği de bir gündemle mümkün oluyor. Bu gündemin belirlenmesi de İç Tüzük’ümüze göre Danışma Kurulunda, içinde grup başkan vekillerinin bulunduğu, bir Meclis başkan vekili başkanlığında, Danışma Kurulunda yapılıyor. Orada bir uzlaşma olması gerekiyor.

Benim Türkiye Büyük Millet Meclisinde beşinci yılım ve beş yıldır da grup yöneticisi olarak zaman zaman bu Danışma Kurulu toplantılarına iştirak ettim, katıldım ancak bir türlü uzlaşmaya varılabildiğine şahit değilim. Yine, aynen Genel Kurulda olduğu gibi, AKP’nin uzlaşmaz tutumu Danışma Kurulunda da devam ediyor. “Zaten, ben burada uzlaşmasam Genel Kuruldaki çoğunluğuma güvenerek istediğimi alırım.” şeklinde bir dayatmayla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yine bunun örneğini şimdi görüyoruz, bir Danışma Kurulu getirdi. Bu Danışma Kurulunda İç Tüzük’ten kaynaklanan muhalefetin denetim hakları yine askıya alınmış vaziyette. Efendim, sözlü sorular, sözlü sorulardan sonra görüşülebilecek denetim hakları görüşülmeyecek diye bir karar getirdi önümüze.

Kıymetli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece Hükûmetin ihtiyaç duyduğu yasalarının yapıldığı bir yer değil, Hükûmetin aynı zamanda muhalefet tarafından da denetlendiği  bir kurum ancak yasama faaliyetinden kastınızın muhalefetin denetim hakkının elinden alındığı ve sadece Hükûmetin isteklerinin yerine getirildiği bir Genel Kurul ve uzantıları şeklinde olduğunu düşünüyorum.

Kıymetli arkadaşlar, yine birtakım saatler belirlemişsiniz. Bu saatlere göre, işte kimi tarihlerde “akşam sekizde” kimi tarihlerde de “bitimine kadar” diye karar alıyorsunuz. Arkadaşlar, İç Tüzük ve Anayasa’mız biliyorsunuz aralık ayının yaklaşık 10’undan itibaren bütçenin Genel Kurulda görüşülmesini emrediyor yani bunun başka bir alternatifi yok aksi takdirde bütçesiz bir Türkiye Cumhuriyeti’yle karşı karşıya kalacağız. Bütçe görüşmelerinin de sarkıtılması, ertelenmesi gibi bir lüksümüz yok, mutlaka zamanında ve belirlenmiş takvime göre bitirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla, arkadaşlar, uygulayamayacağınız bir karar ile ilgili bugün Meclisin Genel Kurulunun zamanını israf ediyorsunuz. Ben aynı hataya çok fazla düşmek istemiyorum ,dolayısıyla, uygulanamayacak bu Danışma Kurulu kararıyla ilgili de çok fazla şey söylemeye ihtiyaç duymuyorum.

Ancak, bu vesileyle, cumartesi gününe denk gelen 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü Milliyetçi Hareket Partisi adına kutlamak istiyorum.

Yine, ayrıca, Çocuk Hakları Günü’nü kutluyorum bütün çocuklarımızın ve çocuklarımızın şu sitemini de sizlerle paylaşmak istiyorum: Hep onlarla görüşürken “Yarınlarda Türkiye’yi sizler yöneteceksiniz, bu kararları sizler alacaksınız, geleceği sizler belirleyeceksiniz.” sözümüze itiraz ediyorlar, diyorlar ki: “Bu, çocukların bugün dinlenilmemesi için uydurulmuş bir gerekçe. Hayır, biz bugün konuşmak istiyoruz, bugün yönetime katılmak istiyoruz.” Ben de bunu Genel Kurulla paylaşmış olayım.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Sayın Başkan, özür diliyorum.

Az önceki hatip arkadaşımız bizi kastederek fotoğraflar üzerinden bize bir sataşmada bulundu. 69’a göre ben bu sataşmaya cevap vermek istiyorum efendim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ben fotoğraflardan bahsettim.

BAŞKAN – Aslında sizinle alakası yoktu ama buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Peki efendim, teşekkür ediyorum.

Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, üç aydır Suriye’de cezaevinde tutuklu bulunan bir gazeteci arkadaşımızı, tamamen insani duygularla, hiçbir siyasi kaygı taşımadan, ülkesine, ailesine, çocuklarına kavuşturma için bir mücadele verdik ve bunun neticesinde bu arkadaşı biz getirdik.

Bu arkadaşımızın Suriye’de şu anda meşru Devlet Başkanıyla görüşmekten başka buraya getirilmesinin mümkün olmadığını siz de çok iyi biliyorsunuz. Üç aydır bu arkadaşımızı -siz iktidardasınız- kendi kaderine terk ettiniz orada. Size başvurdu, siz bunun gereğini yerine getirmediniz ve Dışişleri Bakanlığının yazılı bir cevabı var, “Biz bir şey yapamıyoruz.” Bu arkadaş bize başvurdu, biz de insanlık görevimizi ve milletvekilliği görev ve sorumluluğumuzu yerine getirme adına gittik bu arkadaşı getirdik. Bunun üzerinden siyaset yapmak istemediğimizi her seferinde söyledik, ama ısrarla sizler bunu siyasi bir alana çekmeye çalışıyorsunuz. “Efendim, fotoğraf çektirmişsiniz.”

Şimdi, ben size soruyorum: Sayın Başbakanın “kardeşim” dediği, Bodrum’da beraber tatil yaptığı, ailece görüştüğü ve şu anda meşru olan bir Devlet Başkanı. Gazeteciyi istedik, “Buyurun, isterseniz, arzu ederseniz bir fotoğraf çekelim.” dediği zaman, “Hayır, biz sizinle fotoğraf çektirmiyoruz.” mu diyecektik? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bir dakika…

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Esad meşru bir başkan mı?

REFİK ERYILMAZ (Devamla) – Peki, sokaktaki kandan bahsediyorsunuz. Bakın, bugün 10 bin asker ölmüş Suriye’de. Bunlar Suriye halkının çocukları ve 10 bin askerin ölümünden AKP’nin izlemiş olduğu Suriye politikasının sorumlu olduğunu ifade etmek istiyorum.

Siz eğer gücünüz yetiyorsa buyurun Suriye’ye gidin, oradaki halkı, savunduğunuz halkı bir dinleyin bakalım. Bakın, o fotoğrafı da çektik, onu size göndereceğim. O fotoğrafta… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

REFİK ERYILMAZ (Devamla) – Havaalanında beklerken, Kamışlı’da sizin “özgürlük savaşçıları” dediğiniz El Kaide militanlarının öldürdüğü 15 askerin cenazesiyle karşılaştık, onları da fotoğrafladık, onu da size göndereceğim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REFİK ERYILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Esad meşru bir başkan mı?

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Onun meşruluğunu siz tartışamazsınız! Ona siz karar veremezsiniz!

BAŞKAN – Bitti iki dakikanız.

Sağ olun, teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan (11/23) ve (11/24) esas numaralı Gensoru Önergelerinin 20 Kasım 2012 Salı günkü  gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının sırasıyla 1’inci ve 2’nci sıralarına alınmasına ve gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerinin Genel Kurulun bugünkü birleşiminde yapılmasına; 337 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Emekliler ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşması Hakkında (2/30) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/76)

                                                                                                        22 Haziran 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/30 esas numaralı Kanun Teklifim 45 gün içerisinde Komisyonda görüşülmediğinden, İç Tüzüğün 37’nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt.

Sayın Öğüt, buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; emekliler ile dul ve yetimlerin sendikalaşması için vermiş olduğum kanun teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de 10 milyon 428 bin civarında emekli var. Emekli vatandaşlarımız maalesef yoksulluk ve perişanlık içerisinde yaşıyorlar. Hükûmetin vaatleri hiçbir zaman emeklinin belini doğrultmadı. Emeklinin beli her zaman eğri, emekli her zaman asgari ücretin altında geçinecek şekilde, yoksul şekilde kapılarda dolaşıyor. Şimdi, emeklilere, vermiş olduğumuz kanun teklifinde dul ve yetimlerin de ilave edilmesini istiyoruz. 2004’te bir yasa çıktı, emeklilerin sendikalaşması için bir yasa var ancak sendikalaşması için emeklilerin yanı sıra dul ve yetimlerin de olmasını istiyoruz. Dul ve yetimler nasıl oluyor, siz de biliyorsunuz. Eşi, annesi, babası öldükten sonraki varislerinin dul ve yetim çocuklarının, bunların geçimleri… Şimdi, bunlar, çok düşük maaş alıyorlar ve hiçbir yerden de gelir olmadığı zaman hakikaten perişanlık içerisinde yaşıyorlar ama bu dul ve yetimlerde sendikalaşma olursa o zaman demokratik olarak haklarını aramış oluyorlar. O anlamda, bizim, Büyük Millet Meclisi olarak bu dul ve yetimlere bu sendikalaşmayı mutlak surette vermemiz gerektiğine inanıyorum. Çünkü sendikalaşma, insanların haklarını araması demektir. Hele dul ve yetimlerin… Hani “yetim hakkı” derler ya. Yetim hakkı Büyük Millet Meclisinde tartışılmasın, yetim hakkını da kimse yemesin. Yiyenler varsa da onu Allah bilir.

Değerli arkadaşlar, örgütlenmiş bir toplum, her zaman hakkını hukukunu arayan bir toplumdur. Maalesef, emekliler, 10 milyonun üzerindeki emekli, bugün, Edirne’den Ardahan’a kadar, kuyruklarda çöp topluyor. Yani tabiri caizse -ben televizyonda da görüyorum, sizler de görüyorsunuz- emeklilerin çoğu… Hele asgari ücretten emekli olmuşsa bunlar 300-400 lira maaş alıyorlar ve BAĞ-KUR’dan emekli olmuşsa 600 lira civarında maaş alıyorlar, işçi emeklisiyse 800 lira, 900 lira.

Değerli arkadaşlar, bugünkü ortamda hiç kimsenin geçinmesi mümkün değil. Emeklilerin maaşlarının artırılması, dul ve yetimlerin de mutlak surette değerlendirilerek, dul ve yetimlere de sendikalaşma hakkının verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Şimdi, bir de değerli arkadaşlar, benim bölgemde tabii ki tarım ve hayvancılık var ama şu anda orada bir doğa katliamı var. Ardahan ilinin Hanak ilçesinin Çat köyünde bir doğa katliamı var. Orada bir baraj yapılıyor. Barajla tamamen doğa katledilmiş, köylüye birtakım vaatler verilmiş, hiçbir vaat yerine getirilmemiş. Köylü ile şu anda orada barajı yapan firma karşı karşıya, birbirlerine girmişler. Öyle bir girmişler ki, öyle bir yasal olmayan işler yapmışlar ki mevzi imar durumu yok, yani uygulama planları yok. Evvelsi gün de Ardahan İl Genel Meclisi üyeleri gitti Çat’a, orada yerinde gördüler ve bu planları iptal ettiler.

Şimdi, değerli arkadaşlar, siz burada Hükûmet olarak “Git kardeşim, falan yere baraj yap, elektrik ihtiyacı var.” diyorsunuz ama bunun altyapısını yapmadan nasıl vatandaşı gönderiyorsunuz? Şimdi, vatandaş gitti oraya, yapmaya kalktı, imar durumu yok, mevzi imar durumu yok, uygulama imar durumu yok. Köylüyle karşı karşıya gelmiş, köylü perişan olmuş, alabalık dereleri olduğu gibi altüst olmuş -o kadar güzel kırmızı benekli alabalıklarımız var ki bizim- o dereler altüst olmuş ve maalesef, hakikaten çok kötü durumda. Orada, Çat’ta şu anda vatandaşlarla müteahhit birbirine girmişler. Müteahhit orada belli insanlara avantaj sağlamış, köylüye  hiçbir taahhüdünü yerine getirmemiş.

Bu konuda bunu da ben buradan ikaz etmiş oluyorum ve bu kanun teklifimizin kabul edilerek emekli ve dul, yetimlerin haklarının da korunmasını arz ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öğüt.

Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Volkan Canalioğlu, buyurun.

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emekliler ile bunların dul ve yetimlerinin sendikalaşması hakkında verilen kanun teklifinin üzerine söz almış bulunuyorum, yüce Meclisimizin siz değerli üyelerini saygılarımla selamlıyorum.

Yıllarca en verimli günlerini ülkesine ve milletine hizmet ederek emekli olmuş, bilgi, birikim ve tecrübesini kurumunda ya da yaşadığı, çalıştığı iş yerinde bırakmış ama ülkesine katkı sağlamayı, mesleklerini yeniden aktif hâle getirmeyi arzulayan emeklilerimizi maalesef park ve kahvehane köşelerinde oturtarak toplumdan soyutlamış hâldeyiz. Oysa, yıllarını bu ülkeye hizmet ederek geçirmiş, tecrübe sahibi olmuş emeklilerimiz yeniden toplum içerisinde aktif görevlere teşvik edilmelidir.

Türkiye’de 10,5 milyon emekli vatandaşımız bulunmaktadır. Ülkemizde ne yazık ki emeklilerimize yeterli düzeyde ilgi gösterilmediği apaçık bir gerçektir. Çıkarılan Sosyal Güvenlik Yasası ile de emeklileri rahatlatmak için emekliye yönelik herhangi bir iyileştirme getirilmemiştir. Emeklilerimizin yaşam şartları gerçekten çok zordur. Bu yaşam şartları içerisinde tek bir kişinin sorunlarla başa çıkması mümkün değildir. Emeklilerimiz ve onların dul ve yetimlerinin aktif çalışanlar gibi korunması, sağlık, sosyal, kültürel ilişkilerinin geliştirilmesi, aylık maaşlarının geçim standartlarının üzerine çıkarılması zaruridir. Bunun için de gerekli girişimler mutlaka yapılmalıdır.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde emekli olabilmek çok zorlaşmıştır çünkü bugün, güvencesizleştirme, taşeronlaştırma, prim ödenmeyişi, düzensiz çalışma, işten çıkarmalar emekliliği hayalleştirmiştir. Zaten emeklilerimizin emekli olma hayalleri gerçekleşip emekli olunca da insanca yaşamı yani ekonomi, sağlık, eğitim, ulaşım gibi hakları da onların yaşamlarını sağlayacak düzeyde değildir. Bu nedenle emeklilerimizin insanca yaşaması giderek daha da zorlaşmaktadır. Sağlık alanındaki dönüşüm, maaşlardaki düşüş, ulaşım zamları, enerjiye yapılan zamlar emeklilerimizin yaşam şartlarını her geçen gün sorunlu hâle getirmektedir.

Ömrünün en verimli günlerini çalışarak, üreterek, hizmet ederek geçiren emeklilerimiz “Unumu eledim, eleğimi astım.” zihniyeti ve ruh hâlinden kurtarılmalıdır. Kahvehanelerin yüzde 90’ı emekli vatandaşlarımızla dolu. Oraya sığınmış, oynadığı oyunu görev olarak, gidecek başka bir yeri olmadığı düşüncesiyle oynuyor.

Sayın milletvekilleri, şimdi sizlere çok çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. Lütfen dikkatle dinler misiniz.

Trabzon’da karşılaştığım bir emekliyle yaptığım konuşmayı, söyleşiyi sizlere aktarmak istiyorum. Şöyle söyledi emekli arkadaşımız: “Sayın Vekilim, yıllarca çalıştık, ürettik; çoluk çocuk okutup büyüttük; yemedik içmedik ailemizi kıt kanaat geçindirdik; köyümüzden de lahanamızı, patatesimizi getirip yedik ve emekli olunca da ömrümüzün geri kalan kısmını torun severiz, arkadaşlarla sohbet edip anılarımızı konuşarak geçiririz diye düşündük ve Allah nasip etti emekli olduk. Keşke olmasaydık. Emekli olduktan iki üç ay sonra hem sıkılmaya hem de geçim sıkıntısı çekmeye başladık. Gidecek yerimiz yok. Sabah evden çıkıp kahvehaneye, hava iyiyse -Trabzon’u bilenler bilir- Meydan Parkı’na gidiyoruz. Ama evden çıkıp dolmuşa biniyoruz, eve gidiş dönüş dolmuş parası 3 TL. Kahvede ya da parkta çay içiyoruz. Önce gelen misafirperverlikten dolayı çay ısmarlamayı da yapıyor ve on çay içsek 50 kuruştan 5 TL ödüyoruz. Eh, yaşlıyız, sık sık da tuvalete gidiyoruz, 3 kez gidince de 1,5 TL tuvalet ücreti ödüyoruz. Kısaca, bir de simit yiyoruz gün geçsin diye. 50 kuruş da simit. Toplam harcamamız 10 TL ediyor ve bu, ayda 300 TL’ye geliyor. 900 lira aldığım maaştan geri kalan maaşımızla kira mı vereyim, mutfağa mı harcayayım, bu hayat şartlarında nasıl geçineyim?” diye dert yanması insanın vicdanını sızlatmaz mı?

Değerli milletvekili arkadaşlarım, emekli olduktan sonra, ne yazık ki, emekli aylığıyla geçinemeyen emeklilerimize, bakkal, manav, kahvehane gibi küçük iş yerleri açarak kendi hesabına, bağımsız olarak geçimine katkı sağlamak isteyen emekli vatandaşlarımıza, kendilerine destek olmak yerine, “Emekliyi cezalandırma primi” diyebileceğimiz yüzde 15 oranındaki “sosyal güvenlik destekleme primi” adı altında bir primin, sırf iş yeri açtıkları ve  çalıştırdıkları için emekli aylıklarından kesilmesi yanlış ve büyük haksızlıktır. Bu yanlışlık ve haksızlık bir an önce kaldırılmalı ya da bir işe yarar hâle getirilmelidir. Örneğin, bu primler çalışan emeklilerin emekli maaşlarına her yıl için belli bir oranda yansıtılmalı ama en doğrusu kaldırılmalıdır. Emeklilerimizin yasa dışı bunca olumsuzluklarının yanı sıra çalışanlarımızın emekli olmaları da hayaldir ve ne yazık ki emekli olmayı bekleyen insanlar yaşa takılmaktadır ve bilhassa öğretmenlerimiz, kadınlar da yirmi yılı dolduran, erkeklerde yirmi beş yılı dolduran öğretmenlerimiz yaş beklemektedir ve onların da sorunlarına çözüm getirmek durumundayız. Bu vesileyle bu zor yaşam koşullarında ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için emeklilerimize ve bunların dul ve yetimlerine sendikal örgütlenmeler yasalaştırılmalıdır diyorum.

Yüce Meclisin siz değerli milletvekillerini saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma saati: 16.31


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına geçiyoruz.

Bu kısımda yer alan, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır’ın, TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin (11/23) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelere başlıyoruz.

IX.- GENSORU

A) Ön Görüşmeler

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/23)

BAŞKAN – Hükûmet? Burada.

Önerge bugünkü birleşimde okunduğu için tekrar okutmuyorum.

Sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 99’uncu maddesine göre, bu görüşmede, önerge sahiplerinden bir üyeye, siyasi parti grupları adına birer milletvekiline ve Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya bir bakana söz verilecektir.

Konuşma süreleri, önerge sahibi için on dakika, gruplar ve Hükûmet için yirmişer dakikadır.

Şimdi, söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum. (11/23) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması üzerine söz sahiplerini okuyorum. Sırayla hepsini okuyup ondan sonra davet edeceğim.

Önerge sahibi: Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan.

Gruplar adına: Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak

Milletvekili Sayın Hasip Kaplan; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç; Hükûmet adına Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç.

Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan.

Buyurun Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç hakkında, Anayasa’nın 98’inci ve 99’uncu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 106’ncı maddeleri uyarınca gensoru açılması hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

TRT’nin kurumsal sitesinde “Yayın İlkelerimiz” kısmında şöyle yazıyor: “Anayasa’nın 133. maddesi ve 2954 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kanunu uyarınca tarafsız bir kamu tüzel kişiliğe sahip Türkiye’nin tek kamu yayın kuruluşu olarak yayınlarımızın tarafsızlığı esastır. 2954 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kanunu’nun 5’inci maddesine göre, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu yayın esasları şunlardır.” diye devam ediyor ve en alttaki maddede de şöyle diyor: “Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirebilecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç ve düşüncenin menfaatlerine alet olmamak.”

Peki, Anadolu Ajansının yayın ilkeleri arasında ne var? “Yayınlarının eşitlik ve adalet ilkelerini zedeleyici, insan onurunu küçültücü, ayrımcılığı teşvik edici bir nitelik ve üslupta olmamasına dikkat eder.” diyor. Ne yazık ki hem TRT hem de Anadolu Ajansının yaptığı taraflı ve siyasi uygulamalar had safhaya ulaşmıştır bu dönemde. Anadolu Ajansında neler yaşandı, biliyor musunuz? Anadolu Ajansında 201 kişi işinden ayrıldı. Cumhurbaşkanlığı muhabirini önce Uganda’ya, sonra da Somali’ye sürdüler. O da ne yapıyor? Sonunda pes ediyor, tazminatsız olarak işten ayrılıyor. Daha bitmedi. Çalışanlar, sendika yönetiminin değişmesi için gönüllü olarak imza verdiğini zannederken, sendikaların yetkisini kaybetmesine yol açacak istifalar için imza vermiş durumuna getirildiler yani kandırıldılar.

Gelelim, Sayın Bakan Arınç’a bağlı olan, bir diğer yayın organı olan TRT’nin ne yaptığına. TRT habercilik yapmamaktadır, Adalet ve Kalkınma Partisinin kamuoyundaki imajını düzeltmek, reklamını yapmak için bir araç rolünü üstlenmektedir.

Bakın, çok yakın bir örnek vereceğim: Geçtiğimiz hafta Kocatepe’de şehit Üsteğmen Yakup Çınar’ın cenaze töreninde TRT törene katılanları tek tek sayarken Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanını, Sayın Doktor Devlet Bahçeli’yi özellikle saymamıştır.

TRT’yi Adalet ve Kalkınma Partisinin televizyonu yapacaksanız ismindeki “Türkiye” kelimesini kaldırın. Adı devletin televizyonudur ama TRT yalnızca Başbakan Erdoğan’a ve Adalet ve Kalkınma Partisine çalışmaktadır. Yani “TRT, AKP İktidarının borazanı olmuştur.” dersek pek de yanlış söylememiş oluruz.

TRT’yi ne zaman açsanız, iktidar partisiyle ilgili haberlere fazlasıyla rastlarsınız. Peki, muhalefetin yaptıkları ya da açıklamaları da aynı sürelerle veriliyor mu? Tabii ki hayır. Türkiye’de, harcadığı her 100 liranın 80 lirasını halktan toplayan, vergilerle karşılayan tek özel kurum TRT’dir. Bu nedenle, tüm kesimlere ve siyasi partilere, iktidar muhalefet ayrımı yapmadan eşit ve tarafsız davranmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TRT ve Anadolu Ajansı, geçmişte birçok yanlı habere ve asılsız son dakika haberlerine imza atmıştır. Hatırlayın, terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan’ın İran’da yakalandığı konusunda verilen son dakika ve bomba yüklü araç haberindeki fiyasko akıllarınıza gelir mi? Bitmedi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinde otururken, göz altına alındığı haberini, TRT'nin yazdığı son dakika haberinden öğrendi Türk milleti. Nasıl olduysa, TRT'nin her şeyi önceden bilen uzman muhabirleri herkesi atlattı ya da birileri bunları TRT'ye servis etti.

Gelelim TRT'deki bir başka vahim tabloya. Bu konuya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu kurumda binlerce personel çalıştırılmasına rağmen neredeyse hiçbir program yapılamaz hâle gelmiştir. TRT hemen hemen bütün programlarını dışarıya yaptırıyor durumundadır. Sayın Bakan Arınç, TRT'de 6.211 memur, 835 sözleşmeli olmak üzere 7.046 personel çalıştığını siz bizzat ifade ettiniz. Peki, bu kadar kadrosu olan TRT ne yapıyor? Dış yapımlara milyonlarca Türk lirası harcıyor. TRT, dış yapımlara sadece 2011 yılında 477 milyon Türk lirası harcadı. Madem bu kadar personeliniz var, o hâlde bu yapımları neden dışarıya yaptırıyorsunuz Sayın Bakan? Bu aslında kamu kaynaklarının belli bir menfaat grubuna aktarılması meselesidir.

Şu soruları da sormadan yapamıyoruz tabii ki: TRT'de çalıştırdığınız bu kadar personel iş yapamaz durumda mıdır gerçekten, yoksa kabiliyet ve mesleki formasyonları yeterli değil midir ya da onlara güvenmiyor musunuz, hangisi? Kamusal yayın sorumluluğu olan ve giderleri toplum tarafından üstlenilen bir kanal böylesine kötü yönetilemez. Böyle bir televizyon Türkiye Cumhuriyeti’nin televizyonu olamaz.

Sözlerimi Anayasa’da ve yasada belirtilen, yer alan ve Sayın Arınç’ın da ifade ettiği şu sözlerle bitirmek istiyorum: “Kamu yayıncılığı yapan kuruluşların tarafsız ve adaletli olması gerekir.”

Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkkan.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç hakkında verilen Milliyetçi Hareket Partisi gensorusu nedeniyle Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yani doğrusu, gensoru havası yok Mecliste. Görüyoruz Başbakan Yardımcısı hakkında verilmiş, herkes sakin, hatta sıralar boş. Biraz da gensoru enflasyonu olunca etkili olmaktan çıkıyor arkadaşlar. Doğru da olsa, haklı da olsa, haksız da olsa ayrı bir konu ama denetim mekanizması içinde en önemli mekanizmalardan birisidir.

Şimdi TRT konusuna, Anadolu Ajansı konusuna geldiğimiz zaman, tabii ki bu konuda söyleyecek herkesin çok sözü vardır. Ama bir gerçek vardır ki, kim iktidar olduysa TRT’yi de Anadolu Ajansını da borazan gibi kullanmıştır, istediği gibi kullanmıştır, kadrolaşmıştır ve -ki geçmiş dönemlerde daha fazla özel televizyon yoktu- istediği gibi muhaliflerine karşı kullanmıştır. Bu bir gerçek. Burada “Bunu yapmadım.” diyen bir iktidar yok yani ak kaşık gibi ortaya çıkıp “Ben geçmişte doğru dürüst yönettim. TRT’nin, Anadolu Ajansının, RTÜK’ün ilkeleri var, bağımsızlık, eşitlik…” falan, hiç kimse bunu söyleyemez. Ancak bazı konular var ki üzerinde önemle durulması gerekiyor. Birisi canlı yayın konusu ki, sanıyorum Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç’ın ötesinde bir kararın konusudur, Hükûmetin aldığı bir karardır bu, belki de parti MYK’sıyla beraber aldığı bir karardır. Biz de bunu doğru bulmuyoruz. Yani saat 14.00’te başlayıp 19.00’dan sonra canlı yayının kesilmesi halkın bilgi alma hakkını engellediği gibi muhalefetin de bu kürsüden, milletin kürsüsünden halka seslenmesinin engellenmesinin, sesinin kısılmasının demokrasiye aykırı olduğunu söylüyoruz.

Özellikle, bizim gibi partiler… Hazineden yardım almayan, bağımsız koşullarda zar zor Meclise gelip grup kuran partilerin medya alanında -ki sansür, baskılama da dikkate alındığı zaman- bu tür canlı yayınlarda kendimizi, görüşlerimizi ifade etmemiz önem arz ediyordu. Hatta, bir ara o kadar… Yapılan anketlerden birini söyleyeyim. Doğu’da, Güneydoğu’da en fazla iki televizyon izleniyordu: Birisi Roj TV, birisi Meclis TV’ydi. Fakat Meclis TV canlı yayınlarını kapattıktan sonra reytingini kapattık, reytingini kaybetti.

Şimdi, burada bir iki örnek vermek istiyorum. Tabii, bu rakamlar hazin rakamlardır. Sadece, çok somut, üç aylık bir rakam vereceğim, çok somut rakamlardan bahsedeceğim.

TRT’de, 1 Ekim 2011-31 Aralık 2011 arası, üç aylık, net, siyasi partilerin yayınlarını çıkardık, TRT’de yapılan. Bu sayısal kayıt analiz ve arşiv sistemi taranmış TRT 1’den TRT haber kanallarına. Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin haber yapılma sürelerini açığa çıkardık.

Bakın, sonuçlar çarpıcı. Bu üç aylık sürede AK PARTİ 24 saat 46 dakika 15 saniye. Maşallah değil mi? Ana muhalefet partisi 3 saat 38 dakika 8 saniye, MHP 49 dakika 27 saniye, Barış ve Demokrasi Partisi sadece 18 dakika 45 saniye.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Çok eşit bir paylaşım, eşit!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada biraz insafın kantarı kaçmış bakın.

İnanın, açın Roj TV’yi, Nûçe TV’yi AK PARTİ haberlerini Meclisle ilgili dinleyin, katlar bunları.

Şimdi, burada bir vicdan sorunu var, bir adalet sorunu var, bir vergi sorunu var. Şimdi, elektrikten alıyorsunuz, vatandaştan paraları, vergileri; yüzde 80’i vatandaşın cebinden çıkıyor, vatandaşın temsilcileri bundan o oranda yararlanamıyorsa orada ciddi bir sakatlık var. O zaman, benim tavsiyem AK PARTİ Hükûmetine, bütün her şeyi özelleştirdiler, TRT’yi de özelleştirsinler, satsınlar, gitsin o da. Ha, diyeceksiniz “Olur mu? Yani bu kamu, habercilik, işte, devlet falan, başka şeyler araya giriyor.” Bizim anlamadığımız bir şey var, bir türlü anlayamadığımız. Bakın, Kürtçe ana haber bültenleri var, Anadolu Ajansı izlemiyor; TRT Şeş var, izlemiyor fakat İçişleri Bakanının açıklamalarına, bazı aleyhe açıklamalara özel önem veriliyor ama Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü de oturuyor, özel iş ediniyor, bunların raporunu tutuyor, RTÜK’e gönderiyor bazı kanalları yasaklamak için, kapatmak için; Gün TV’ydi, bölgede yayın yapan diğer televizyonlar için.

Peki, Emniyet Müdürünün RTÜK’te bir protokolü var mı? Yok. Ortaklığı var mı? Yok. Görev verilmiş mi? Yok. Zaten kardeşim, bilmiyorum ama RTÜK’ün bir tane telefonu var, yani şimdi, bu telefon da çok basit.

Şöyle bakarsınız, “444 1 178”, her vatandaş arayabilir bundan, şikâyetini iletebilir. Der ki: Şurada ayrımcılık kullanılmıştır, şurada işte aşağılama vardır, şurada tahkir vardır, dizilerle ilgilidir, şeylerle ilgilidir. Bugüne kadar, bir baktık, bir araştırma yaptık, ilginç şeyler çıktı. Bakın, “Tek Türkiye”, “Sakarya Fırat”, “Kurtlar Vadisi”, “Ölümsüz Kahramanlar”; bunların hepsi başta Kürtler olmak üzere farklı etnik yapı ve inançları aşağılıyor. Bugün muharrem ayı. Alevileri de aşağılıyor, azınlıkları da aşağılıyor. Böyle bir yaklaşım… Devlete kendi parasını ver, gitsin, aldığı… Vatandaşını aşağılıyor. Böyle bir yayın politikası dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Şimdi, bu tür dizileri özel olarak yapıp milliyetçiliği, o damarı kaşımanın, halkları birbirine düşman etmenin, birbirinin karşısına getirmenin bu topluma faydası yoktur. Tarafsızlık nerede kaldı, gerçeklik nerede kaldı, doğruluk nerede kaldı şimdi? “Siyasi partiler ve demokratik gruplarla ilgili tek yönlü ve tek taraf tutamaz.” diyor yasa. Verdim rakamların sonuçlarını: Ya kardeşim, 24 saat 46 dakika AK PARTİ’ye, bize 18 dakika 45 saniye. Yani bu kadar adaletsiz bir yönetim anlayışı olabilir mi? Bunu ben sorguluyorum yani Sayın Arınç mı talimat verdi “Böyle bir yayın yapın, BDP’lileri almayın…” Kesinlikle hayır. Sayın Arınç’ın kişiliği de, düşüncesi itibarıyla da o TRT yönetimine “Böyle davranın.” diye kesinlikle bir talimatı olmamıştı.

Ben İstanbul TRT binasının önüne aracımı park ettim. Açık otopark, yani fişi alıyorsun, bırakıyorsunuz. Ayrıca, özel değil, yani benim milletvekili aracım olmasından değil. Özel güvenlik sorumlusu, “Ben parktan sorumluyum.” diye birisi geldi. Evet… “Buraya araç park edemezsiniz.” dedi bana. Tanıdı beni, aracın üstünde de Meclis kartı var. Niye? “Ben buranın güvenlik sorumlusuyum.” Ben de bırakıyorum, istediğim zaman alacağım, bir şey olursa da sorumlusu sensin dedim, çıktım geldim çünkü orada çalışan 20 personelin hepsi de tanıdıktı. Bu adamın, Sayın Arınç’ın emriyle böyle davranmadığını biliyorum.

Yine TRT’de bir sürü prodüksiyon şirketlerine parayla Kürtçe diziler yapıldı, sanatçılar geldi, şeyler geldi. Arada bir aracı firma var. Sorduk kaç defa ne kadar para, nereye ödediniz? Sonucunu öğrenemedik. Şimdi, bu uygulamalara baktığımız zaman… Ve şuna da bakıyoruz. Hani, ana dilde eğitim… Bugün ana dilde savunma tartışmaları, açlık grevlerinin de temel taleplerinden birisi ama Türkiye’de, tam yüz yılı aşkın bir süredir bu konuda çok ciddi bir mücadelenin olduğunu görüyoruz. Hatta, 89’larda SHP raporunda ana dilde öğretim, daha sonra 92 raporlarında da var. Dikkat edin, yani o dönemde AK PARTİ yok ama sosyal demokrat olarak SHP, o tarihte bunu kendi raporlarına alıyor ama bugün farklı bir noktaya geliyoruz.

Bir türlü bir şeyi öğrenemedik. TRT Şeş, TRT Şeş olarak Kürtçe yayın yapıyor güya. Bir bakıyoruz yayın politikasına giderek öncesinden de değişmiş, bir cemaatin, tıpkı Dünya TV’nin yayın akışı ve propagandasına göre yayın yapmaya başlamış. Ve örneğin Cizre’de gelenektir; biz her sene Cizre’de beş gün, sadece ana dilde Kürtçe festival yaparız. Sanat, tiyatro, sempozyum, şiir, bunların hepsi yapılır. Bir gün TRT Şeş’in muhabirini görmedik. Yok çünkü ilgi alanında değil. Hani diyorlar ya “Biz konuşulan dillerden konuşuyoruz.”, hani deniliyor ya “Türkiye’de bazı şeylerin ismi yok.” Mesela, TRT Arap var, TRT Avaz var, yabancı dilde elli tane yayın var ama TRT Kürt yok, “TRT Şeş” adı. Niye? İktidar zannediyor ki “TRT Kürt” değil, “TRT Şeş” derse durumu idare edecek.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – “Şeş” de Kürtçe ya!

HASİP KAPLAN (Devamla) – 6 rakamıdır, Latin rakamıdır, rakamdır, dikkat edin 6’dır.

Bakın, bir şey daha söyleyeyim: İktidar şunu diyor, çok net: “Yaşayan dildir.” diyor. Hangi diller? “Artuklu Üniversitesinde Yaşayan Diller Bölümünü açtık.” Hangi diller? Yaşayan diller. Hangi diller yaşıyor? Canım, işte Kurmanci, Zazaki, Çerkezce, Arnavutça, Boşnakça, Arapça. Ya, kardeşim, bu, yaşayan dil. Geliyor kanuna, Hükûmet tasarısına “konuşabildiği dil” oluyor; geliyor bu Meclisin kürsüsüne, stenografların hepsi “bilinmeyen dil” diyor; gidiyor özel yetkili mahkemeye, özel yetkili mahkemede de “bilinmeyen dil” oluyor.

Şimdi, bakın, 21’inci asırdayız, yüzyıldayız, en temel insan hakları konusunda birbirimizle dalga geçecek zamanı çoktan geçirdik. Bunun faturası ağır oluyor, çok acı oluyor bunun faturası. Orta Doğu kaynıyor. Bakın Suriye’de olan olaylara, Filistin’de yaşananlara bakın, Irak’ta dünden bugüne yaşanan olaylara bakın, İran’da yaşananlara bakın, çepeçevre Türkiye'nin yaşadıklarına bakın. “Yaşayan dil” deyip adını koymadan Kürtçenin, sadece Başbakanın takdiriyle siz bir yayın yaparsanız, anayasal güvenceyi getirmezseniz bu ortadan kalkar. Niye? Bir yönetim değişikliğinde ortadan kalkar.

Şimdi, Samsunspor-Diyarbakırspor maçı oynanacaktı. TRT Şeş dedi ki: “Kürtçe yayını yapacağım.” ama Samsunspor karşı çıktı. Düşünebiliyor musunuz? Ve buradan alındı yayın, başka bir kanala götürüldü, Türkçe yapıldı. Yahu kardeşim, Kürtçe insanı ana dilinde “gol” diyemeyecek mi, bir “gol” atamayacak mı yani? Yani, Allah aşkına yapmayın! Şimdi, bakın, salt bu değil; sanatta, kültürde, her yerde. Dün, Kültür Bakanlığının bütçesi vardı. Melaye Ahmed-i Cizîrî’nin divanını basıyor Kürtçe. İyi de, x, w…“ Bakın ”q” harfi -yani “ka” okunuyor- yasak, yasak. Şu an burada stenografların hiçbirisi yazamaz çünkü öyle talimat verilmiş yönetmelik… Ama TRT Şeş kullanıyor, de facto. Nasıl bir şey? Show TV de kullanıyor, onun da “w”’sı var. Yani burada çok garip bir yaşayan diller karmaşası yaşıyoruz. Yaşayan dil yok. Bir dil bir halk varsa yaşar, o halk o dili yaşatır; o halk bazen binler olur, bazen yüz binler olur, bazen milyonlar olur. Orta Doğu’da Kürt halkı milyonlarcadır. Bakın, Süleymaniye’de, Erbil’de, Hewler’de, Zaho’da, Duhok’ta; hepsinde gidin üniversitelerini görürsünüz, liseleri var, kültür merkezleri var. Yani, bir dilin eğitimini yapmak, o dilin kendi eğitimini, yayınını yapması, o hakkı kullanması yani bir Kürt kardeşin -Sayın Arınç’ın dediği gibi- bir Türk kardeşiyle eşit haklara sahip olması bu ülkenin olması gerekenidir, gerçekliğidir; bu, budur. Eğer biz bu ayrımcılığı aşarsak barışı da sağlarız. Eğer bu ayrımcılığı aşarsak adını doğru dürüst koyarız. Eğer biz bu ayrımcılığı aşarsak onun demokratik ve siyasi yoldan yöntemini de buluruz, çözümünü de buluruz, çözümünü de beraber koyarız. Burada, bunu, konuşarak yapabiliriz.

Şöyle bir gerçeklik daha var tabii: Anadolu Ajansında son zamanlarda rakamlar uçuk. Sayın Arınç açıkladı; emekli maaşları, tazminatlar, her şey çok iyi. Buraya çok ciddi bir bazı kesimlerin ilgisi oldu. Bakıyoruz, filan gazeteden kadrolar oraya geçmiş durumda. Şimdi, bu kadrolar alınırken de dikkat ediyoruz; yandaş ve marjinal, radikal, fundamentalist kesimlerden alınıyor, seçiliyor özellikle. Bakın, dikkatinizi çekmek istiyorum. Seçilirken, aynı zamanda, muhalifine karşı da elinden gelen dezenformasyonu, yalanı, manipülasyonu yapan, basın ahlak kurallarını çiğneyen, basın özgürlüğünü hiçe sayan, çamur at izi kalsın zihniyetiyle yayın yapan, tanıdığımız, hepinizin tanıdığı bazı kuruluşlar. Allah akıl, selamet versin. Bunlar özel uçaklarda çokça gözükmeye başladılar, dikkat edin, Başbakanın uçağında eskiden 1 tane vardı, 3 tane vardı, 5 çıktı, sayılar artmaya başladı.

Şimdi, burada, bu ana dil olayında TRT’nin günahları çok. Doğru dürüst, bir kültürü işleyemiyorsun. Çocuklara eğitim yapamıyorsunuz TRT Şeş’te. Düşünebiliyor musunuz, çocukların izleyeceği programlar yok. Yani öyle bir işlem yapılıyor ki TRT Şeş sadece devletin, Hükûmetin talep ettiği ve kendisinin istediği biçimlerde, konularda yayın yapıyor. Bunların değişmesi lazım. Bu, gensoru açısından, bu, gensoruluk bir konu mu? Hayır, biz şöyle bakıyoruz olaya: Baktığımız konuların başında aynen şudur, Sayın Arınç’ın da dediği gibi, Kürtlere ana dil eğitimi dâhil tüm hakları verilecektir, verilmelidir. Bir Türk ne hakka sahipse Kürtler de aynı haklara sahip olacaktır, olmalıdır. Bu ülkenin barışı da, kardeşliği de, eşitliği de, adaleti de buradan geçer diyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyoruz.

Dikkat ederseniz, bu gensoru enflasyonunda da taraf değiliz arkadaşım; açık söylüyoruz, durum bu.

Saygılarımla. (BDP  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce.

Buyurun Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii Anayasa’yı okursak, TRT’nin kuruluş kanununu okursak TRT’nin özerk ve tarafsız olması gerektiğini anlarız. Fakat ne özerkliği kaldı ne tarafsızlığı. Deneyimli çalışanları ya tehdit edilerek ya teşvik edilerek gönderildi. Yandaş medyadan, AKP’lilerin danışmanlarından, bakan danışmanlarından, başta Sayın Arınç’ın danışmanı olmak üzere bir kadro oluşturuldu. Hatta öyle ileri gidildi ki, TRT Genel Müdürü bu kadrolaşmayı gazete ilanıyla savundu “Yasa yoluyla, mahkeme kararıyla kadrolaşıyorum.” dedi. İşin ilginç yanı Sayıştay raporunda “Hakkında soruşturma açın.” denilen kişiyi, vekâleten yürüttüğü görevine asaleten atadınız. Bu konuda verilen üç soru önergesini ne yazık ki üç aydır yanıtlamıyorsunuz. TRT çalışanlarını “TRT’ciler” ve “Bizimkiler” diye ikiye böldünüz. TRT’de elektrik faturası ödeyen herkesin, her yurttaşın bir hakkı vardır.

Bakınız, ben AKP’nin o 22’nci Dönem Parlamentosunda da burada olan bir arkadaşınızım. O günlerde en önemsediğiniz şey Acil Eylem Planı’ydı. 3 Ocak 2003’teki Acil Eylem Planı’nızdan okuyorum şimdi: “Elektrik fiyatlarının ucuzlatılmasına yönelik olarak TRT payı aşamalı olarak kaldırılacaktır ve bunu üç yada yapacağız.” yazdınız. Tarih 3 Ocak 2003. Üç ayda yapacağınızı on yılda yapmadınız. 2004’teki TRT payı artı bandrol ücreti 329 milyon, 2011’de 1 milyar 36 milyon yani 3 kat arttırdınız. Üç ay içinde kaldıracağız dediğiniz şeyi on yıllık iktidarınızın sonunda 3 kat arttırdınız. Parayı vatandaştan aldınız, AKP propagandası yaptınız, AKP borazanı yaptınız.

Şimdi, bakınız, 2011 yılı, son üç ay; TRT 1’i söylüyorum: AKP 24 saat 46 dakika 15 saniye haber olmuş, CHP 3 saat 38 dakika 8 saniye haber olmuş yani AKP CHP’nin 8 katı fazla haber olmuş.

TRT Haber: AKP 137 saat 18 dakika 14 saniye haber olmuş, CHP 13 saat 57 dakika 31 saniye haber olmuş yani AKP CHP’nin 10 katı fazla haber olmuş.

16 Kasım 2011 günü, sadece bir günü esas alıyorum: AKP 240 dakika haber olmuş, Cumhuriyet Halk Partisi 8 dakika 53 saniye haber olmuş yani 16 Kasım 2011 günü AKP CHP’nin tam 30 katı haber olmuş.

11 Kasım 2012 günü -bakın, çok ilginç- Diyarbakır’da 17 şehidimiz var. Cenaze törenini TRT canlı yayınlıyor, cenaze törenine katılanların isimlerini tam 4 kez söylüyor ama Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu görüntüde var, adını söylemiyor. Bu ne yüzsüzlük, bu ne utanmazlık, böyle bir şey olabilir mi, böyle bir ahlak olur mu, böyle yayıncılık olur mu?

Değerli arkadaşlarım… Sayın Arınç, siz hacca gittiniz -Allah kabul etsin- şeytanınızı da taşladınız. Peki, bizde bir gelenektir; hacca gidenler helallik alır. Benim babam, anam da hacca giderken çocuklarından, komşularından, bütün köylülerinden helallik aldı. Siz, bizden, giderken helallik almadınız ama ben size şunu söyleyeyim: Bu milletin parasıyla -hepimiz, o elektrik faturalarındaki TRT payıyla orada ortağız biz- bizim paralarımızla AKP propagandası yaptınız. Ben, size, hakkımı helal etmiyorum. Çünkü adil yönetmediniz, çünkü, siz -elektrik faturalarındaki pay 75 milyonun payıdır-  dürüst davranmadınız, siz adil davranmadınız, siz orayı helal edecek yönde yönetmediniz.

Siz muhalefet grup başkan vekilliği yaptınız. O zaman Meclis TV yayınlarını kesseydi siz ne yapardınız Sayın Arınç? 

Kendini bilmez biri TRT’ye çıktı, CHP’ye ve Sayın Baykal’a hakaret etti, sonra, Cumhuriyet Halk Partisine ve Sayın Baykal’a tazminat ödediniz. Bu milletin paralarından ödediniz bunu. Böyle bir şey olur mu? Bunu TRT Genel Müdüründen almanız lazım, rücu etmeniz lazım. Parayı TRT Genel Müdürü neden ödemiyor?  Dünyanın maaşını alıyor, milletvekillerinin 3-5 katı maaş alıyor. Neden TRT Genel Müdürüne bu parayı rücu ettirmediniz de     -kendini bilmez birinin CHP’ye ve Sayın Baykal’a hakaretinden- milletin parasından bunu ödediniz?

Değerli arkadaşlarım, İstanbul Radyoevi Binasıyla ilgili: Radyo yayını için özel olarak tasarlanmış ve bir proje yarışması sonucunda inşa edilmiştir. Şimdi bu binayı Birleşmiş Milletlere tahsis edeceğiniz yönünde duyumlar vardı ama yarım saat önce elime soru önergesine cevap geldi “Böyle bir şey yoktur.” diye, inşallah yoktur. Sayın Arınç bunu burada açıklarsa ona da ayrıca sevinirim.

Değerli arkadaşlarım, yani başka bina mı yok İstanbul’da? O cumhuriyetin ilk yıllarıyla ilgili binaya gözünüzü dikmemeniz lazım yani cumhuriyetin kazanımlarını, eserlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir yemin yoksa tabii ki!

Değerli arkadaşlarım, AKP İktidarıyla Moğollar arasında bir benzerlik kuruyorum. Moğollar da yıkıyordu, yakıyordu, istila ediyordu ve yaptıklarının kutsallığına inanıyorlardı. Siz de, ne yazık ki, kurumları çökertirken, kurumları başkalaştırırken, kurumları dönüştürürken yaptığınızın kutsallığına inanıyorsunuz, istila ediyorsunuz, yok ediyorsunuz; tıpkı Moğollar gibi yapıyorsunuz değerli arkadaşlarım. Türkiye, bu topraklar, ne yazık ki bunu geçmişte görmüştü.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, hem TRT’de yandaş kadrolaşma yapıyorsunuz hem de bu yetmiyormuş gibi programları dışarıya yaptırıyorsunuz, yandaş şirketlerinizden hizmet satın alıyorsunuz. TRT’de personel mi yok? Teknik olanaklar mı yok? Ekip mi yok? Neden bu çarçur? Bunu anlayabilmiş değilim.

Yani bir soru sormak istiyorum: TRT Arapça’da yayınlanan programları kim denetliyor? Bana adını söyleyin Sayın Arınç, bu denetçi kim? Arapça bilen bu denetçi kimdir?

Yine, bir soru önergesi verdim, dedim ki: “TRT’nin haberlerinde Sayın Başbakan ile Esad arasında kavga yokken, dost olduğu, tatil yaptığı günlerde ‘Esad’ diyordunuz, şimdi niye ‘Esed’ diyorsunuz?” diye soru önergesi verdim, bunu bir daha soruyorum, meğer -gelen soru önergesi cevabı gerçekten komik; danışmanlarınıza söyleyin arkadaşlar, lütfen o cevabı bulun, bir okuyun- “’Esed’ aslanmış, ondan böyle diyorlarmış.” diye soru önergesine verilen bir yanıt var. Uzun yıllar çok deneyimli bir milletvekili olarak, Meclis Başkanlığı yapmış birisi olarak o soru önergesine nasıl öyle bir yanıt verildiğini doğrusu anlayabilmiş değilim.

Değerli arkadaşlarım, TRT böyle de Anadolu Ajansı farklı mı? Orada da adil değilsiniz, orada da personel kıyımı var, orada da yandaş kayırma var, orada da sansür var. Size bir tane örnek vermek istiyorum: Yeni yasama yılı açılışında Anadolu Ajansının muhabiri bana gelmiş, Grup Başkan Vekili olarak ben Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklıyorum; yeni yasama yılıyla ilgili duygularımızı, düşüncelerimizi açıklıyorum. Şöyle demişim: “Anadolu Ajansı muhalefetin sesini de duyurmalı.” Daha çok yer vermeli temennisinde bulunmuşum. Bunu bile sansür ettiniz. Bunu sansür eden bir zihniyetten habercilik çıkar mı? Anadolu Ajansının başına “Bütün laikleri şişe geçireceğim.” diyen birisini getirdiniz, onu Genel Müdür yaptınız. Sizin gibi düşünmeyen Anadolu Ajansı çalışanlarını ne yazık ki şişe geçirdiniz Sayın Arınç.

Hazreti Ömer’in adaletini konuştuğunuzu, okuduğunuzu, geçmişinizde bu tür söylemler içerisinde bulunduğunuzu biliyorum. Yani ben size şunu söyleyeceğim Sayın Arınç: Akşamları evinde devletin işini yaparken devletin mumunu, kendi işini yaparken kendi mumunu yakan Hazreti Ömer’in adaletiyle sizin TRT adaletiniz arasında bir paralellik görebiliyor musunuz? Vicdanınızı dinlediğinizde, gece yatağa yattığınızda “Ben ne kadar adaletsizmişim.” diyor musunuz ya da bu rakamları, benim verdiğim bu rakamları çalışanlarınıza, yanınızda çalışanlara doğrulatacak mısınız? “Ya arkadaşlar, gerçekten, biz CHP’nin 30 katı mı haber olduk?” Bunu soruşturacak mısınız?

Bir örnek daha vereyim isterseniz size: Hani ganimet mallarından herkese dağıtılır ama yetmez herkese. Bir elbise yapmayacak kadar… Daha sonra, Hazreti Ömer o kumaştan elbise yaparak camiye gittiğinde sorarlar ona “Nasıl oldu da sen ondan elbise diktin?” diye; o da der ki “Çocuğumun payını kullandım.” Siz, bu örnekleri -çok güzel- her yerde anlatıyorsunuz da acaba yaşamınızda niye uygulamıyorsunuz? Hırsınıza mı kapılıyorsunuz? “Hukuk” diyorum anlamıyorsunuz. “Demokrasi” diyorum anlamıyorsunuz. “Hukuk devleti” diyorum anlamıyorsunuz. “Muhalefetin sesi kısılmamalı” diyorum, anlamıyorsunuz. “Batılı çağdaşlık” diyorum anlamıyorsunuz. “Anayasa” diyorum anlamıyorsunuz. “Özerklik” diyorum anlamıyorsunuz. En sonunda Hazreti Ömer’in adaletinden bir bahsedeyim, bakayım bunu anlayacak mısınız diye merak ettim doğrusu.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Arınç şimdi buraya gelecek ve büyük ihtimalle, bu rakamları tersine okutmaya çalışacak. Ama şunu söylemek istiyorum kendisine: Geçmişte “İslam’da bile karı koca arasındaki kavgayı önlemek için yalan söylenebilir.” demiştiniz Sayın Arınç. Tabii, yalanı kime söylemiştiniz? Yalanı kim söylemişti? Ne için yalan söylemiştiniz? PKK’ya mı yalan söylemiştiniz? CHP’ye mi yalan söylemiştiniz? O yalanlarınızın boyutu neydi? Bunları hiçbir zaman bilemedik ama buradan şu anlam da mı çıkabilir: İktidarımızı sürdürmek için her yola başvurulabilir, yalana bile başvurulabilir; bunu derseniz gerçekten şaşırırım.

Sayın Arınç, işte, geldik gidiyoruz. Bakınız, üç dönemdir milletvekilisiniz, partinizin tüzüğü değişmediğine göre önümüzdeki dönem milletvekili değilsiniz. Ben size bir soru soracağım: Siz bu Mecliste iki dönem Meclis Başkanlığı yaptınız. Şu Mecliste bir tane eseriniz var mı, bir tane? Turnikeleriniz vardı, o turnikeleriniz de gitti, sizden sonra gelen Meclis Başkanı turnikeleri de söktü, bir tek Meclis personelinin ahı kaldı Sayın Arınç.

Değerli arkadaşlarım, yine, Sayın Arınç zaman zaman diyor ki: “Benim ağlamamla niye dalga geçiyorsunuz, bunu niye hafife alıyorsunuz?” Sayın Arınç, bu dünyayı hallettiniz, öbür dünyayı da hallettiniz, Resmî Gazete’nin atama kararlarında çok sayıda Arınç soyadını da görüyorum, dolayısıyla sülale işlerini de hallettiniz, siz niye ağlıyorsunuz millet ağlasın, milletin anası ağlıyor, şehit anaları ağlıyor, iş bulamayan çocuklar ağlıyor, atanamayan öğretmenlerin anaları ağlıyor, bunlar ağlıyor Sayın Arınç.

Gazze’ye üzülüp ağlamayın. Yani Gazze’ye niye üzülüp ağlıyorsunuz? Gazze’ye üzülüp ağlamanız için önce boynunuzdaki Yahudi cesaret ödülünü çıkarmanız lazım. Hem boynunuzda Yahudi cesaret ödülü taşıyacaksınız hem de sonra Gazze için ağlayacaksınız, bu, doğru değil Sayı Arınç.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İftira atma, iftira atma!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bir emniyet müdürü sizi ne hâle getirdi? Sayın Ertuğrul Günay için demiştiniz ki: “Allah kimseyi Ertuğrul Günay’ın düştüğü duruma düşürmesin.” Ama siz de ne yazık ki emniyet müdürüyle ilgili düştünüz. Bakın, Twitter’da şöyle yazıyorlar: “Recep Güven, Arınç’a güvenme.” yazıyorlar, bunu okumanızı tavsiye ederim.

Anayasa oylamasıyla ilgili “Parti genel başkanı ne derse milletvekili onu yapmak zorundadır.” diyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi? Siz nasıl Meclis Başkanlığı yaptınız? Siz TRT’yi, Anadolu Ajansını Başbakanın  talimatlarıyla mı yürütüyorsunuz şimdi? Yani özgür iradeli milletvekilleri değil miyiz biz? Ne demek yani siyasi partinin genel başkanı Anayasa konusunda şöyle düşünüyorsa bütün milletvekilleri de öyle düşünecekmiş. Ben böyle bir mantığı anlayabilmiş değilim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Niye oy kullanmadı CHP?

MUHARREM İNCE (Devamla) - O zaman dört tane genel başkan gelsin buraya, Anayasa değişikliklerinde oy kullansınlar. Biz dolgu malzemesi miyiz burada? Böyle bir şey olamaz, bu mantığı doğrusu anlayabilmiş değilim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – CHP’liler niye oy kullanmadı?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Teröristler akıllıca davranmış, sayıları çokmuş ve silahlılarmış. Sayın Arınç, siyaset tarihimize böyle açıklamalarla geçtiniz. Yani siz bu açıklamalarla mı terörle mücadele ediyorsunuz? Ve sonra diyorsunuz ki: “50 kat daha başarılıdır bizim Hükûmetimiz.”

Değerli arkadaşlarım, basın özgürlüğü, medya özgürlüğüne baktığımızda orada daha da ilginç bir açıklamanız var. Yani 12 Mayıs 2012, canlı yayında söylediklerinizi Vatan gazetesi yazmış, diyor ki: “Bir insan belli kaynaklardan geçimini temin ediyorsa, bu geçimini temin ettiği kurum ve onun başındaki şahıs için her gün bir şeyler yazıyorsa kendine dikkat etsin. Ekmeğini yiyorsun, onun davulunu çalmaya mecbursun.” Herhâlde, bir basın özgürlüğü anlamında tarihe geçecek bir söz olarak bunu görürüm. Demek ki sizin mantığınıza göre medya iktidar aleyhinde hiçbir şey yazamaz.

Sayın Arınç, neden 2001’deki gibi davranmıyorsunuz? Yani neden -bizim hadi olmadınız, AKP’nin ağabeyi olun- 2001’de… Bakın, şu sözünüz çok önemli: “Sayısal çoğunluk siyasi ağırlık değildir.” Bu çok güzel bir cümle. Yani 2001’de azınlıktayken, muhalefetken bu sözleri söylemişsiniz. Şimdi çok daha ileri bir yaştasınız, belki bir daha milletvekili olmayacaksınız. Neden gelip ağabeylik yapmıyorsunuz, AKP’nin yanlışlıklarını söylemiyorsunuz? Yani “Belki muhtar olurum, belki Anadolu Ajansında çalışırım.” diyorsunuz da neden AKP’nin yanlışlarını engellemiyorsunuz? Neden buraya gelip de “Arkadaşlar, biz de bir zamanlar muhalefetteydik. Bu temel yasayı çok sert eleştirdik biz. Bu muhalefetin sesini kısmak istediklerinde, İç Tüzük’ü değiştirmek istediklerinde biz onlara dar ettik bu Meclisi.” demiyorsunuz? Neden bunları hatırlamıyorsunuz? Neden siz o Başbakan Yardımcısı olmadan, Meclis Başkanı olmadan, öyle bir şeyi hayal bile etmediğiniz günlerde, kenarda ufacık bir partiyken o yaptığınız devlet adamı konuşmalarını bugün belli bir yaşa gelmiş, her tür makamı tatmış, Türkiye’nin 2’nci adamı olmuş, Meclis Başkanlığı koltuğuna oturmuş birisi olarak, bugün Başbakan Yardımcısı olarak şu Meclise neden bir ders vermiyorsunuz? Ben sizin yerinizde olsam, otuz yıl milletvekilliği yapsam, Meclis Başkanlığı yapsam, Başbakan yardımcılığı yapsam, milletvekilliğimin sonu olsa, gelirim bu Meclise bir demokrasi dersi veririm. “Arkadaşlar, özür dilerim.” derim ya. “Bu TRT bizim borazanımız oldu. Size söz veriyorum, şimdiden sonra muhalefet de burada konuşacak.” derim. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor sizin? Hiç mi o günlerinizi hatırlamıyorsunuz? Hiç mi Hazreti Ömer’in adaletinden söz ederken içinizde bir ses size “Ya Bülent, yanlış yapıyorsun.” demiyor? Bunu hiç mi dedirtmiyorsunuz?

Sayın Arınç, unutmayınız ki sizin de çarkınız kırılır, güvendiğiniz padişah da bir gün devrilir. Hiç merak etmeyin diyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnce.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Buyurunuz Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle bugün 1 tanesi Antalya’da olmak üzere defnetmiş olduğumuz şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine başsağlığı diliyorum. Bu gensoru nedeniyle orada bulunamadım. Bu vesileyle tekrar bütün şehitlerimize rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce konuşmacı arkadaşlarımız, kısaca, TRT’nin ve Anadolu Ajansının tarafsız olması gerektiğine ilişkin hususlara değindiler. Anayasa’mızın 133’üncü maddesi net bir şekilde bunu belirlemiş bulunuyor. Bugün, burada, TRT’nin ve Anadolu Ajansının uygulamaları ve Sayın Başbakan Yardımcısının bu konuda gerekli işlemleri yapmaması üzerine bu gensoru verildi.

Şimdi, diyor ki: “Tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzel kişilerinden yardım gören ajanslar -yani Anadolu Ajansı- özerklik ve tarafsızlık anlamında anayasal olarak hüküm altına alınmış.” Öyle olması gerekir.

Peki, yine aynı şekilde Anayasa Mahkemesinin kararları var, geçmişte bu konuda çıkan 1990/2 sayılı, 1990/8 sayılı kararlar var. Daha önce de TRT’yle ilgili hususları da belirtmiştim. Kısaca “Kurumun yönetim ve denetiminde, yönetim organlarının oluşturulmasında ve her türlü radyo ve televizyon yayınlarında tarafsızlık ilkesi gözetilir.” biçiminde bir hüküm var. Burada kuruluşunda ve yayınlarında bu ilkeyi sürekli olarak gözetmesi gerekir. “Yansızlığın gerçekleştirilmesinde ise TRT’nin gerek iktidar partisinden ve gerekse öteki yönlerden gelebilecek etkilerden korunacak yapıda olmasını gerektirir. Siyasal iktidarın baskısına maruz bırakıcı nitelikteki her önlem yansızlık ilkesine ters düşer.” Anayasa Mahkemesinin bu konudaki kararlarından bir cümle size okudum.

Yani her ikisinde de -ki iki Anayasa Mahkemesi kararında da- bu açıkça belirtilmiş. Ne zaman biliyor musunuz? Az önce söylemiş olduğumuz 133’üncü maddedeki hüküm henüz konulmadan yani 1993 yılındaki ekleme yapılmadan önce bile tarafsızlığın ne olması gerektiğini Anayasa Mahkemesi hükme bağlamış.

Değerli arkadaşlar, bunun ötesinde, hatırlarsanız, Yüksek Seçim Kurulu referandum süresince de TRT’ye uyarıda bulundu “tarafsız ol” diye. Resmî yazıyla uyarıda bulundu. Demek ki burada bir sorun var ki, bir sıkıntı var ki bu yayın ilkelerine, maalesef, uyulamıyor ve her seferinde de uyarılar devam ediyor.

Az önce değerli konuşmacılar, değişik zamanlara ilişkin TRT’deki yayın sürelerini, bu söylediğimiz çerçevede, tarafsızlık ve yansızlık ilkesine uyup uymadıklarına ilişkin yayın sürelerini ifade ettiler. Daha önce sorulan soru önergelerine Sayın Bakanın vermiş olduğu cevaplar, daha doğrusu, kurumun verdiği ve Sayın Bakanın bizlere gönderdiği cevaplarda da sürelerle ilgili benzer açıklamalar var.

Arkadaşlarımızın söylediği zaman diliminde, bir aylık sürede -şimdi el insaf diyorum- “CHP 3 dakika olarak Sayın İnce söyledi ama, 24 dakika, 3 dakika, 49 saniye sadece MHP’ye düşen.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Saat, saat…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yani saat olarak düşen kısmı… 49 dakika, affedersiniz.

Yani 24 saat, 3 saat 38 dakika, MHP 49 dakika. Ne kadar olduğunun oranını siz hesaplayın. Bir saat olmadığı için, yani yirmi beşte 1’i kadar ancak zaman verilmiş oluyor Milliyetçi Hareket Partisine bu bir aylık sürede.

Bir de isterseniz, burada, değerli arkadaşlar, daha önce verilen cevap var. 2012 yılının ilk altı ayında -yine milletvekillerimiz değişik zamanlarda soruyorlar- Sayın Başbakan haberlerde 44 saat 13 dakika, CHP ve Sayın Kılıçdaroğlu 12 saat 39 dakika, MHP ve Sayın Bahçeli 2 saat 29 dakika. Bakın, sadece Sayın Başbakan burada söz konusu, sizin Hükûmetin haberleri, bakanların haberleri, diğerleri yok. Sadece Sayın Başbakana 44 saat 13 dakika haber, CHP ve Sayın Kılıçdaroğlu 12 saat 39 dakika –bizim değil, TRT’nin verdiği bilgiler- MHP ve Sayın Bahçeli 2 saat 29 dakika diyor.

Canlı yayınlara bakıyoruz, aynı şeylerde derlediğim rakamları söylüyorum: Yine Sayın Başbakan 40 saat 12 dakika, CHP ve Sayın Kılıçdaroğlu 13 saat 43 dakika, MHP ve Sayın Bahçeli 14 saat 13 dakika. Grup yayınlarında da benzer şey devam ediyor.

Şimdi, bu nasıl bir tarafsızlıktır? Cevap geliyor. Bu dökümleri de çok nadiren veriyorlar değerli arkadaşlar. Çoğunda şöyle diyor -Sayın Oktay Vural’ın da soru önergesi var, arkadaşlarımızın da var, Sayın Alim Işık’ın da var- cevaplar böyle komedi gibi: “Bazen efendim, biz bunları dökemeyiz.” diyor, bazen “Eşitsizlik, yansızlık ve haber değerine göre veriyoruz.” diyorlar. Şimdi, bunlar biraz, açıkçası, çok net olmayan ve baştan savma verilen cevaplardır.

Değerli arkadaşlar, burada ciddi anlamda sıkıntı var. Aynı şeyi burada da yaşıyoruz. Şu anda, bir saat içerisinde, en fazla, bu Meclis yayını kesilecek. Defalarca söyledik. Burada nasıl bir şey oluyor da…  Bizim aklımız ermiyor yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin o gücü, o iradesi yok mu; gerçekten ben anlamıyorum. Burası başlıyor, bir kör dövüşü içerisinde, kayıkçı kavgası içerisinde “Efendim, o onu dedi, bu bunu dedi.” Geçen gün, Meclis tarihinde bir ilk yaşandı, yirmiye yakın söz verdi Sayın Meclis Başkan Vekili. O arada saat yediyi geçti ve görüşmeler sonraya kaldı. Yani bu nasıl bir anlayıştır anlamıyorum. Böyle, bir baskı içerisinde, muhalefetin sesini kısarak nasıl bir ileri demokrasi uygulaması gerçekleştiriyorsunuz, ben bunu anlamakta zorlanıyorum.

Değerli arkadaşlar, daha önce söylemiştim: Biz, İbrahim Şahin’e ve TRT’ye muhtaç değiliz Sayın Bakanım. Eski Meclis Başkanı olarak, iptal edin o protokolü. Size daha önce önerdim, açın bir yayın ihalesi, bakın bütün televizyonlar katılır maç yayınları gibi. Gelsin burada yayınlasınlar, ne var, niye gocunuyorsunuz? Yani varsa bir şey, milletvekillerinin söylediğinin yayınlanmasından, millete sesini duyurmasından… Zaten diğer bütün birimleri baskılamışsınız. Özel televizyonların bile çoğu yandaş olmuş, diğerleri bastırılıyor ama buradaki yayının verilmesinden niye gocunuyorsunuz, ben onu hâlâ anlayabilmiş değilim.

Burada, efendim, diyoruz ki: “Ya, bu Sayın Genel Müdürümüz, yanlı yayın yapılıyor, buna müsaade ediyor, siz Sayın Bakan olarak buna niye müdahale etmiyorsunuz?” “Efendim, ben oraya karışamam.” diyor. Ama şimdi bir haber okudum Sayın Bakan, ilgimi çekti. Böyle bir, Gümüşhane’yi ziyareti sırasında Sayın Bakan -doğruysa, yanlışsa; herhangi bir şey bulamadım ama bize açıklarsa memnun olurum- etrafına bakmış, TRT muhabirini görememiş, espriyle karışık demiş ki: “TRT de Milli Gazete’ye benzedi, onlar da hep geç gelirdi.” E, şimdi, sizin her gittiğiniz yere TRT, muhabir göndermek zorunda değil ki siz oradasınız diye. Demek ki o anda ya işi çıkmıştır, ya yetişememiştir. Eğer size bağlıysa, o zaman Sayın Genel Müdürle ilgili de gereğini yapmanız gerekir. Her yere geliyorsa, talimatlı geliyorsa bu kapsamda ilgili birimlere talimat vermek gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi, TRT Genel Müdürümüz değiştikten sonra, Sayın İbrahim Şahin döneminde dışarıya yaptırılan filmler, bu “kurum dışı” tabir edilen yapımlar bir anda artmış. Arkadaşlarımız defalarca soru sormuşlar “Efendim, bunlara ne kadar gider yapıldı?” diye ve verilen cevapların yüzde 90’ında diyor ki: “Bizim web sitemizde faaliyet raporlarımız var, bütün giderler orada yazıyor.” Dışarıya yaptırılan yayınlar değerli arkadaşlar -burada bir tablo yaptırdım, bunların hepsi soru önergelerinden kısmen ve raporlardan derlediğimiz şeyler- 2002 yılına, 2003 yılına gelmiş 200, 200, 200 küsur dakika devam ederken -2006-2007’de hatta 174-156 bin- bir anda bakıyoruz 2008 415, 2009 1 milyon 355, 2010 2 milyon 235, 2011 2 milyon 774 bin! Bir anda, Sayın İbrahim Şahin gelince 10 misline yakın dışarıya yaptırılan yayınlarda artış olmuş, yayınlama dakikasında. Bu ne demek? Tabii, parasının tamamını bize söylemiyor. Şimdi, size ne kadar çok yapımın dışarıya yaptırıldığını söylüyorum dakika olarak: 10 mislinden fazla artmış. Kendisinden hemen önce devraldığı arkadaşına göre bile ciddi bir artış var.

Peki, şimdi, le ilgili arkadaşlarımız defalarca soru sormuşlar. Burada iki üç klasör dolusu var, getiremedim, özetleyerek aldım bunları Sayın Bakanım. Bakıyorum 2008’e -aynen onun dediği gibi ben de faaliyet raporlarını çıkardım arkadaşlar TRT’nin web sitesinden- bir tane tablo var, 2004’ten 2008’e kadar mukayeseli gelmiş. Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler o sene 227 binmiş. Ondan sonra kesilmiş, başka  o tablo bir daha yok 2008’den sonra, önceki yıllar var. Ama dakikalarının ne kadar arttığını ben size söyledim, 10 misli arttığını söyledim.

Şimdi, arkadaşlarımızın soru önergelerine cevap vermiş arkadaşımız, Sayın Bakan da göndermiş bize, diyor ki: “Bizim web sitemizde var.” Bakın, raporun sadece bu “Finansal Faaliyetler” kısmını aldım. Sekiz on sayfa, gelirlerin açıklaması var. “Giderler”, küçücük bir paragraf, şurası bakın, dört satır; “giderler” dört satır.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Gelir artmış… Gelir artmış; ondan.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Hayır, ayrıntısını söylüyorum. On sayfa gelir analizi, reklam gelirleri, bandrol gelirleri; ”TRT” gider, üç satır. Okuyayım bir tanesini: “Kurumumuz ana gider kalemleri personel giderleri, ilk madde ve malzeme giderleri, amortisman ve tüketim payları, dışarıdan sağlanan hizmetler ve diğer giderler.” Bu kadar, ondan sonra yok.

Yani “gelir-gider farkı” demiş. Şimdi daha komedi söyleyeceğim size, yani ne kadar özenle bu işin yapıldığını algılamamız açısından! Arkadaşlar bakarlarsa, gider rakamları var, 2010 yılı ve 2009 yılının gider rakamlarını size söylüyorum. Öyle bir kopyalama yapıyorlar ki yani ne kadar özenle hazırlandığını göstermek açısından, elimde duruyor, hemen takdim edeceğim Sayın Bakana da. “Gelir-gider farkı: 2009 yılı…” Okuyorum, iki satır: “2009 yılında toplam 930 milyon TL gelire karşılık 883 milyon TL gider gerçekleşmiştir; 46 milyon TL gelir fazlası.” Dönüyorum, 2010’u okuyorum, dikkatle dinleyin: “2010 yılında toplam 930 milyon TL gelire karşılık 883 milyon TL gider gerçekleşmiştir.” Yani bu kadar da “copy-paste” olur mu arkadaşlar? Web sitesinden, şu anda hepiniz, o sayfalara girin, görebilirsiniz, “2009-2010 gelir-gider farkı” satırını okuyorum. Ya, bu kadar basmakalıp… Gizlemek için yapıyorsun, bari hiç olmazsa… E, başını okuyayım. Neymiş? 2010’a bakın, gider ne kadarmış? Hemen arkasında, bakın, burada da “930” ve “883” diyor; 1’inci sayfa: 2010 yılı sonu gerçekleşen: 1 milyon, pardon -rakamlar da artık çok büyüdüğü için- 1 milyar 266 milyon gelir; gider 961 milyonmuş. Yani şu 1’inci sayfadakini arka sayfaya kopyalayıp yapıştıramıyorsunuz, saklıyorsunuz giderleri; sonra da gelip bize diyorsunuz ki: “Bizim web sitemizde var.” İşte web sitende olan! Web sitende olan burada, fotokopilerini hepinize dağıtırım. Şu anda kaldıramamıştır daha -bundan sonra kaldırır ama- girin o aldığımız iPad’lere, hepiniz bakın. Dolayısıyla, arkadaşlarımızın sorularına cevap vermekten imtina edip üç satırla giderleri dört yıldır koyan -2008’den bu yana- Sayın Genel Müdürün yapmış olduğu yatırımlara verdiği cevaplardan birkaç örnek şimdi size vereceğim.

Dış yapımlar: Efendim, soruyor arkadaşlarımız, diyorlar ki: “İşte, filanca MYK üyesi…” –isim vermeden söylüyorum-“…Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilisinin şirketine şu programlar için ne kadar verdiniz?” Cevap: “Efendim, bölüm başına 8.500” “Kaç bölüm?” Yok, bir tanesinde diyor ki: “200 bölüm henüz yapıldı.” Öbür taraftan bakıyoruz 551 bölüm. Çarpıyorum, soru önergesinin cevabında bu yok, ben çarpıyorum. O böyle geçiştiriyor, arada bölüm sayısı veriyor veya bölüm başına maliyet veriyor, birisinde başka bir analiz veriyor, öbürüne bakıyor. Herkesinkini toplayınca çarpıklıklar ortaya çıkıyor çünkü herkes soru sormuş, cevaplar farklı farklı. Çarpıyorum 8.500’ü 551 bölümle, 4 milyon 683 bin yani partili bir kişinin şirketine aktarılan… Söyle peki ne olacak? Yani “Yaptı, bu işi yapıyor, şu kadar para verdim.” de eğer çekineceğin bir şey yoksa. Bundan daha doğal ne olabilir? Sormuşlar diğer şeyleri, yine aynısını söylemiş. Diyor ki: “Bölüm sayısı 759, bölüm sayısı şu.” Bulduk, hepsini topladık, 6 milyon küsur birinde var, 7 milyon, 4 milyon birisi yapıyor topladığınız zaman. Sanki bölümün miktarını söyleyince 3 bin, 5 bin, “Çok bir şey değilmiş.” diye geçiyor arkadaşlar ama çarptığımız zaman bunların hepsi, demin saklamış olduğu o giderler… Nereye gidecek bu, personel giderinden sonra? Dış yapımlara gidiyor. Peki, şimdi yine aynı şey var TRT 6’yla ilgili, TRT Şeş’le ilgili. Az önce kalitesiyle ilgili eleştiri geldi ama tercüme ve dublaj yayınları var. Bakıyoruz, bazısında saati 5.250, birkaç bölüm sonra 3.250’ye düşüyor. Yani ne oldu peki? Yarı yarıya, neredeyse üçte 2’ye, üçte 1 bir fark var. Bölümün başında böyle başlıyor, sonrasına bakıyoruz, bir çarpıyoruz… O faturalar ekimizde, hepsi var, zamanımızı almasın diye, söylüyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, öbür tarafta reklam gelirleriyle ilgili soru soruluyor, yine cevap yok. Bir de bakıyoruz, 60 milyon diye anlaşmış minimum, o sene. “Efendim, mücbir sebep var. Biz bunu 20 milyon düşürdük, 40 olsun.” dedik. Ya, nasıl düşürüyorsun? Ya yaptığın anlaşmada bir sıkıntı var ya da sonra, nasıl 20 milyon TL birine bağışlamada buluyorsun? Alırken onun şartları belli değil miydi? Nasıl yapıyorsunuz? Bizim buna aklımız ermiyor Sayın Bakan. Siz 60 milyona anlaşıyorsunuz, sonra 40’a düşürüyorsunuz. Buradan da tekrar bir daha geliyor.

Birçok örnek var. İşte, rating yolsuzluğuyla ilgili çıktı, “Şirket değiştirdik.” dedi, sonra neyse ki, Allah’tan mahkemeye düştü, kendileri “Biz de dolandırıldık.” diye itiraf ettiler, rücu ettiler şu anda. O da başka bir konu.

Beri taraftan, bakıyoruz değerli arkadaşlar, ciddi anlamda kadrolaşma çalışması var. Arkadaşlarımız az önce söylediler, ayrıntıya girmeyeceğim ama şimdi, önemli olan ne? Bir kapı açılmış, bakanlıkların, kurumların, valiliklerin özel kalem müdürlüğüne… Nereden geldiği ayrı bir tartışma, oraya girmiyorum, şu kurumdan gelmiş, bu kurumdan ama üç ay, iki ay, beş ay özel kalem müdürü, bir de bakıyoruz, TRT’de, bilmem nerede uzman veya yayıncı, ışıkçı, genel müdür yardımcısı falan filan. Burada 10’dan fazla örnek var. Size onları da takdim edebilirim, isim  söylemiyorum mağduriyet olmasın diye ama özel kalem müdürlüğünden tak… Değerli arkadaşlar, madem “personel rejimi” diyorsunuz, bunları istisnai olmaktan o zaman kaldırın veya böyle, üç ayda bir, gelip hemen, nasıl oluyorsa oranın özel kalem müdürlüğünden bir anda TRT… Niye? Maaşı yüksekmiş. Hemen oraya geçiyorlar. Ya bunları sözleşmeli yapalım ya başka bir statü yapalım ya geldiği zaman Bakanla beraber gelsin, Bakanla beraber gitsin, başka bir yere geçemesin mademki özel kalem, mademki basın müşavirliğidir. Burada çok fazla örnek var, ayrıntısına girmek istemiyorum, isim sayarak rencide etmek istemiyorum ama bir vakıa, dökümleri de var.

Diğer bir şey: Sayın Başkan, burada defalarca tartışıldı. Aldığı insanlara bakıyoruz, ciddi anlamda bir hemşehricilik var. Tamamına bakıyorum, “Amasya”, “Amasya Akyazı” yazıyor. Şimdi, Sayın Genel Müdürün de böyle psikolojik harekât merakı var biliyorsunuz. Reşadiye olayları olunca hemen -TRT’nin böyle bir şeyi vardı- haberlerde geçiyor arkadaşlar, diyor ki: “Efendim, şu da Reşadiyeli, bu da Reşadiyeli, Ergenekoncular da Reşadiyeli.” Şimdi bizim de “Bu da Amasyalı, o da Amasyalı; sen bunları hemşehri diye mi alıyorsun?” mu dememiz lazım? Ha, içerisinde… Nitelikleri nedir bilmiyorum, Sayın Bakan bize açıklarsa… Hakikaten, orada, aktar döndür sınavlar, birtakım çalışmalar var ama ciddi anlamda, TRT bu süreçte psikolojik operasyon merkezi hâline gelmiş, erkenden haber vermeye başlamış. Bir bakıyoruz, daha olay olmadan, yok işte “Balyoz sanıklarına şurada tutuklama, yok efendim bombalı kamyon geldi.” bir de bakıyoruz, “Vallahi bunların üstündeki seri numaraları silinmiş.” falan diye herkesten önce açıklamalar yapıyor, böyle bir psikolojik operasyon merakı geldi. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, burada… Hatta ve hatta, bu Tuncay Güney denen muhbiri çıkarınca o arada sormuşlar “Öcalan’ın kaseti bile çekmecemde, zamanı geldiğinde yayınlayacağım.” diyor.

Sayın Bakan, bunlar çok hoş şeyler değil. Galiba Sayın Şahin başka bir yere bürokrat olmak istiyordu, olamayınca herhâlde burada diyorum biraz “istihbaratçılık” oynuyor gibi. Bu olmayan şeyleri, hem de sonrasında savunmak çok doğru değil, özellikle bu tip şeylerden kaçınmak gerekiyor. Ama gördüm ki şimdi siz de önceki gün, sanki önceden haber verir gibi “Efendim ben umutla bekliyorum, bu açlık grevleri sona erecek, bilgim yok ama gidişattan ve temaslardan bunu anlıyorum:” diyorsunuz. Şimdi, İbrahim Şahin’in yerine siz mi soyunuyorsunuz, anlayamadım. TRT’den önce Sayın Arınç artık bunları bize haber vermeye başladı. İnşallah, bu defa da bu işler sona erdi diye sevinçten ağlamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla) – TRT’yi yansız yayın yapmaya davet ediyorum. Sorumlusu olarak da Sayın Arınç hakkında verdiğimiz gensoru önergesine desteklerinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç.

Buyurun Sayın Tunç.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun Sayın Başbakan Yardımcımız Bülent Arınç hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Gensoru, Anayasa’mızda ve İç Tüzük’ümüzde öngörülen önemli bir denetim yoludur. Diğer denetim yolları soru önergesi, Meclis araştırması ve genel görüşme Anayasa’mızın 98’inci maddesinde birlikte düzenlendiği hâlde gensoru ve Meclis soruşturması önemlerine binaen, Anayasa'mızın 99 ve 100’üncü maddelerinde ayrı ayrı düzenlenmişlerdir.

Gensoru, diğer denetim yollarından farklı olarak, Bakanlar Kurulunun ya da bakanın güvensizlik oyuyla düşürülmesi sonucunu doğuracak ciddi bir müessesedir ve geçmişte Meclisçe yapılan bu denetim yollarıyla bu Mecliste bakanlar, hükûmetler düşürülmüştür. O nedenle, gensorunun konusu ve gerekçesi sağlam olmalıdır, delillere dayanmalıdır, iddialar gündemi sarsacak nitelikte olmalıdır; aksi takdirde gensoru olmaz, gensoru müessesesinin zayıflamasına neden olur, etkisini yitirmesine ve denetim yolu olmaktan çıkmasına neden olur.

Anayasa'mızın yine 99’uncu maddesinde de gensorunun Meclis çalışmalarının dengeli olarak yürütülmesi amacına da aykırı olmaması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Muhalefet partilerimiz, son zamanlarda, gensoruyu Meclis çalışmalarının dengeli yürütülmemesi yönünde kullanmaktadırlar. Geçen hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma saatlerinin üçte 2’sini gensoru görüşmeleriyle tamamladık, geriye kalanını da grup önerileriyle tamamladık ve asıl, milletin bizden beklediği kanun çalışmalarına maalesef zaman kalmamıştı. Biraz sonra açıklayacağım gerekçelerle, görüşmekte olduğumuz gensoru da maalesef bunun tipik bir örneğidir.

Değerli milletvekilleri, Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç hakkında MHP Grubunca verilen gensoru önergesinin konu ve gerekçesine baktığımızda, Anayasa'mızda ve İç Tüzük’ümüzde belirtilen şartları taşımadığını, hiçbir ciddi temelinin bulunmadığını, somut delillere dayanmadığını ilk bakışta görmekteyiz.

İddiaları cevaplamadan önce, TRT’nin nereden nereye geldiğini hatırlamakta fayda var. Cumhuriyetimizin en önemli kurumları arasında yer alan TRT, 85 yıldır radyo yayınları, 44 yıldır da televizyon yayınları yapan bir kurumumuzdur. AK PARTİ İktidarından önce, birçok kurumumuzda olduğu gibi TRT’de de hantal bir yapı vardı. Yönetilemez ölçekte büyük birimlerden oluşan TRT’de kanal sayısı bugünkünden az olmasına rağmen, çalışan sayısı fazlaydı. Programlarda ve habercilikte özel sektörün de gerisinde kalan TRT’nin marka değeri düşmüştü. AK PARTİ İktidarı ülkemizin her kurumuna sahip çıkıp verimli hâle getirdiği gibi, TRT’ye de sahip çıkmış, TRT’nin kısa sürede kayıplarını ortadan kaldırarak bu alanda da önemli ilerlemeler sağlamıştır.

Bugün, yıllık 16 milyon lira civarında olan teknoloji yatırımını her yıl 8 ile 10 kat arasında artırarak soluk renkli kamu yayıncısı imajını silen bir TRT’yi alkışlamak gerekir. Dünya yayıncılığının geldiği son nokta olan sayısal karasal TV yayını için istasyonlarının altyapılarını düzenleyen, tüm stüdyolarını yenileyerek HD yayıncılığın öncüsü olan TRT’yi takdir etmek gerekir. Gensoruyu veren MHP’nin koalisyon olduğu dönemde 3 kanalla yurt dışına açılmaya çalışan TRT’den bugün 8 farklı uydudan yayın yaparak dünyanın beş kıtasında ve hemen hemen tüm ülkelerde 15 farklı kanaldan izlenebilen TRT’yle gurur duymak gerekir.

TRT’nin iyi yönetilmediğini iddia eden MHP’nin döneminde TRT zarar eden bir kurumdu. Bugün ise hem yüzlerce birimde atağa geçen hem de bütçe fazlası veren bir kurum hâline gelmiştir. Hatta o dönemde vatandaşlarımız, elektrik faturalarının fatura bedeli üzerinden yüzde 3,5 oranında TRT payı ödüyordu. AK PARTİ iktidara geldiğinde TRT payını yüzde 2’ye indirdi ve elektrik bedeline dayalı olarak yüzde 2, fatura bedeli üzerinden baktığımızda da yüzde 1,5’a tekabül ediyor. Şimdi, ben gensoruyu veren MHP grubuna soruyorum: Vatandaşlarımız bugün elektrik faturası bedelinin yüzde 1,5’unu TRT payı olarak ödüyor ve 15 kanallı TRT zarar etmiyor da siz, yüzde 3,5 TRT payı keserken 5 kanallı TRT’yi zarar ettirmeyi nasıl başarıyordunuz?

TRT’nin başarısı reklam gelirleriyle de ortadadır. Reklam gelirlerinde yüzde 350 oranında artış gerçekleştiren TRT, sadece film alan değil, film satan bir kurum hâline gelmiştir. TRT’nin en önemli görevlerinden olan millî değerlerimizi yeni nesillere aktarma, demokrasimizi güçlendirme, milletimizin birlik ve beraberliğine, huzur ve barışa katkıda bulunma adına üzerine düşeni yapmaya başlamasından rahatsız olmamak gerekir. Milliyetçilik, sadece lafla, hamasetle olmaz değerli milletvekilleri. Asıl milliyetçilik, Türk dünyasını, sekiz farklı dilde yayın yaparak tek bir ekranda toplayabilmektir. İşte, gensoru verdiğiniz Hükûmet TRT Avaz’ı kurarak, yayın hayatına başlatarak bunu başarmıştır.

AK PARTİ İktidarını her fırsatta haksız yere eleştirdiğiniz bir husus vardır “’Türk’ ibaresini şuradan, buradan kaldırıyorsunuz.” diye. AK PARTİ, “Türk” ibaresini TRT logosunun yanına koymuştur. Bugün TRT Türk kanalı bütün dünyada Türkiye'nin sesi olmaktadır.

Bölgesel liderlik öyle yan gelip yatarken olmuyor. Bölgedeki insanlar sesinizi duymazsa, onlara ne dediğinizi ulaştıramazsanız bunu başaramazsınız. İşte, TRT Arapça kanalıyla Türkiye'nin mesajları tüm Orta Doğu’ya ulaşmaktadır.

TRT 6’nın yayın hayatına başlamasına da itiraz etmiştiniz. Geçmişte Kürt kökenli vatandaşlarımız Roj TV’den PKK propagandası izlerken bugün TRT Şeş sayesinde, kendi ana dillerinde ülkemizin tüm zenginliklerini, birlik ve beraberlik mesajlarını ve devletimizin doğru haberlerini izlemektedir. Bundan daha güzel ne olabilir?

Gensoruyu verenler, sizin iktidarınızda TRT Çocuk kanalı var mıydı? Çocuklarımız yabancı çizgi filmlerin ve programların istilasına uğramamış mıydı? Şimdi ise çocuk kanalları arasında birinciliğe oturan TRT Çocuk kanalıyla, çocuklarımız öz kültürümüzle, Keloğlan’ıyla, Nasreddin Hoca’sıyla, Dede Korkut’uyla buluşuyor. Bu mudur sizi rahatsız eden?

TRT Haber kanalı bugün Türkiye’de en çok izlenen haber kanalı olmuşsa, bunda TRT’nin tarafsızlığının payı vardır.

TRT Anadolu millî kültürümüzü yansıtırken TRT Müzik kanalı da Türk müziğine sahip çıkmıştır.

Ramazan ayında en çok izlenen kanal olan TRT, muharrem ayında da özel yayına geçerek halkımızın büyük takdirini toplamıştır.

TRT, Diyanet İşleri Başkanlığıyla ortaklaşa Diyanet TV’nin test yayınına başlamıştır. Dinî bilginin en doğru şekilde halkımıza aktarılmasından rahatsız olmamak gerekir.

32 farklı dilde gerçekleştirilen radyo yayınlarına ilave olarak, TRT web sitesinden 32 farklı dilde anlık değişen haberlerin bütün dünyaya hızla yayılmasını sağlamak da takdir edilmesi gereken bir durumdur.

Açılan 10 yeni televizyon kanalının önemli bir kısmı, kendi temalarında yayın yapan, diğer kanallar arasında en çok izlenen kanal olma başarısını elde etmiştir.

Geçmişte 200 civarında programla yetinilirken bugünün TRT’sinde günde tam 654 farklı program yayınlanmaktadır. Bu rakam, TRT’nin ulaştığı gücü ispatlamaktadır. TRT’nin bu derece başarılı olmasına rağmen, gensoruya muhatap olmasına neden olan iddialara gelecek olursak ciddiye alınabilecek bir iddia göremiyoruz. En önemli iddialardan biri, kadrolaşma. Oysaki gerçekler çok farklı. TRT’de 152 olan kadro unvanı sayısı bu iktidar döneminde 72’ye düşürülmüştür. 23 olan başkanlık sayısı 19’a, 52 olan başkan yardımcısı sayısı 32’ye, 258 olan müdürlük sayısı 172’ye, 135 olan müdür yardımcısı sayısı 35’e düşürülmüştür. Geçmişte çiftlik gibi kullandığınız TRT, bugün iktidarın makam dağıttığı bir kurum değil, millete hizmet veren kurum hâline gelmiştir. “Kadrolaşma” diyorsunuz, rakamlar ortada. Kadrolaşmak isteyen yönetim, çalışan sayısını artırır. Gensoruyu verenlerin iktidar olduğu 2002 yılında 5 kanallı TRT’de 8 binin üzerinde kadrolu, 4 bin civarında sözleşmeli çalışan varken bugün 15 kanallı TRT’de sözleşmeliler dâhil sadece 7 bin kişi çalışmaktadır. Gensoruyu veren MHP İktidarında 5 kanal, 12 bin kişi, AK PARTİ İktidarında 15 kanal, 7 bin kişi. Bu mudur kadrolaşma? Rakamlar karşısında kadrolaşma iddialarının ne kadar havada kaldığı ortada değerli milletvekilleri.

Sayın Başbakan Yardımcımızın yakın çevresinin TRT’nin çeşitli birimlerine yüksek maaşlarla işe alındığı yönündeki iddia da tamamen asılsız bir iddiadır, bu konuda tek bir örnek bile gösteremezsiniz. Çamur at izi kalsın mantığıyla gensoru hazırlanmaz.

Değerli milletvekilleri, gensoruda, TRT’nin muhalefete az yer verdiği yönündeki iddiaları da kabul etmemiz mümkün değildir. Muhalefet liderlerinin her fırsatta yayına çağrıldığını biliyoruz. Bazı muhalefet liderlerinin yayınlara çıktığını görüyoruz, ancak bazılarının protesto ederek yayına çıkmadığını, bazılarının ise yayın tercihini TRT’den yana kullanmadığını da biliyoruz. Muhalefet partilerinin etkinliklerine, mitinglerine ve çeşitli toplantılarına canlı bağlantılar yapılmakta, haberlerde muhalefetin haberlerine yer verilmektedir.

Aranızda TRT Genel Müdürlüğü yapmış milletvekilimiz var, ona bir sorun; kendi döneminde bir muhalefet partisinin kongresini beş buçuk saat canlı verebilmiş midir? Bugünün TRT’si, yirmi gün önce Milliyetçi Hareket Partisi kongresini beş buçuk saat canlı verebilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ancak, kanaatimce burada asıl sorun şudur: Ülkemizin gelişmesi ve itibarı için yurt içinde ve yurt dışında gece gündüz çalışan değil de, Ankara’ya çakılıp kalan bir Başbakanımız olsaydı, o Başbakanın TRT’de haberleri elbette ki az olurdu. Bakanlar Kurulu iki ayda bir toplansaydı, yatırımların toplu açılış törenleri yerine sadece IMF komiserlerinin haberleri yapılsaydı elbette sorun olmazdı. O zaman TRT, iktidarın haberlerine doğal olarak az yer verebilirdi. Oysaki durum artık farklı; bu ülke için ve hatta dünya barışı için gecesini gündüzüne katan, dünyanın en büyük televizyonlarının canlı olarak verdiği bir lideri kendi ülkesinin televizyonu TRT’nin vermemesi düşünülebilir mi?

Sayın Başbakanımızın Başbakan sıfatıyla yapılan haberleriyle AK PARTİ Genel Başkanı sıfatıyla yapılan haberleri birbirine karıştırmamak gerekir. O nedenle TRT’nin tarafsız olmadığı yönündeki iddia soyut bir iddiadır.

Gensorudaki diğer bir husus, Meclis TV yayınlarıyla ilgili eleştirilerdir. Bu eleştiriler de haksız eleştirilerdir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Haydi ya!

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Kanunların Meclis TV’nin yayında olmadığı saatlerde, gece yarılarında çıkarıldığı ve bu nedenle muhalefetin sesinin kısıldığı iddia edilmektedir. İç Tüzük’te belirtilen normal çalışma süreleri içerisinde Meclis TV yayındadır. Muhalefet bu süreyi kanun görüşmelerini engellemek için grup önerileriyle kullandığından, kanun görüşmeleri Meclis TV’nin yayında olmadığı gece saatlerine kalmaktadır. Bu duruma muhalefetin kendisi neden olmaktadır. Gündüz saat 14.00’ten 20.00’ye kadar bu Meclis kanun görüşmelerine başlayamamaktadır. Dört partinin grup önerileriyle muhalefet sürekli konuşmakta ve Meclis TV muhalefetin grup önerilerinin sergilendiği bir ekran hâline gelmiştir. Muhalefetin sesinin kısılması söz konusu değildir. Ülkemizin bayrak taşıyıcısı kurumlarından olan TRT’ye yaptıkları hizmetlerden dolayı teşekkür edilmesi gerekirken, gerçeği yansıtmayan iddialarla yıpratılması doğru değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gensoruda suçlanan diğer kurumumuz da Anadolu Ajansımızdır. Anadolu Ajansı Türkiye’nin resmî haber ajansıdır ve hepimizin ajansıdır. Türkiye’yi dünyanın her yerinde temsil etmektedir. Ajansta son yıllarda çalışan sayısı azalıp kişi başına maliyet büyük oranda düşerken, üretimin yüzde 36 oranında, haberci başına nitelikli içerik üretiminin yüzde 76 oranında, abonelik gelirlerinde yüzde 40 oranında artışın gerçekleşmesi takdir edilmesi gereken bir durumdur.

Türkiye’nin en yaygın ve en profesyonel haberci kadrosuna sahip Anadolu Ajansının 1.200 dolayında abonesi bulunmaktadır. Şayet Anadolu Ajansı haberlerinde tarafsız davranmamış olsaydı, öncelikle ödedikleri paranın karşılığını görmek isteyen abonelerin yapılan işin karşısına dikilmesi gerekirdi. Aslında, siyasiler, Anadolu Ajansının tarafsız haberciliğinin canlı şahididirler. Muhalefetin sesini duyuran Anadolu Ajansıdır çünkü Türkiye’nin neresinde bir program yapsalar onun haberini Ajansın ilk olarak geçmekle mükellef olduğunu bilirler.

Bakınız, Anadolu Ajansı Türkiye Büyük Millet Meclisindeki faaliyetleri her gün onlarca muhabiriyle haberleştiriyor. Bu haberlerin sayılarını karşılaştırdığımızda, bana göre, muhalefetin yüzünün kızarması lazım. Geçtiğimiz ekim ayında Ajansın Parlamento Haberleri Editörlüğü tarafından yapılan haberlerin siyasi partilere göre dağılımı şöyledir: Birinci Cumhuriyet Halk Partisi, 78 haber. İkinci Milliyetçi Hareket Partisi, 65 haber. Üçüncü AK PARTİ, 40 haber. Dördüncü Barış ve Demokrasi Partisi, 31 haber. Sıralamaya bakar mısınız?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bu kâğıdı kim verdi sana?

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Eşyanın tabiatına aykırı!

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Aslında biz iktidar partisi olarak sitem edeceğimize muhalefet partileri sitem ediyor.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen buna inanıyor musun, şuna inanıyor musun?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Haberlerinin az yapıldığı iddiasında bulunan muhalefetin…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen buna inanıyor musun?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Bu rakamlardan sizin haberiniz yok Değerli Grup Başkan Vekilimiz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Buna inanıyor musun, şu söylediğine kendin inanıyor musun?

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Muhalefet liderlerini her gün kameraman, foto muhabiri ve muhabirden oluşan 3 kişilik bir ekip takip ediyor ve sürekli haberlerini yayınlıyorlar.

Haberciliğin dünyanın en zahmetli ve kesintisiz işi olduğunu dikkate alırsak, ortada bu kadar üretim varken Anadolu Ajansını haksız ve asılsız yere eleştirmek, öncelikle ortaya konan bunca emeğe ve bunları hazırlamak için gecesini gündüzüne katan habercilere haksızlık olacaktır.

MHP Grubunun verdiği gensoru metninde, TRT gibi, Anadolu Ajansıyla ilgili de somut hiçbir iddia bulunmamaktadır. Ne yolsuzluk ne hırsızlık ne suistimal ne ülkeyi zor durumda bırakacak bir faaliyet… Ajans güya bir haberde hata yapmış, o yüzden gensoru veriliyor. Bu kadar komik, bu kadar ciddiyetten uzak bir gensoru olamaz.

Bahsedilen haber, biraz önce bahsedilen haber, terörist Murat Karayılan’ın yakalandığı şeklindeki haber. Geçtiğimiz yıl 14 Ağustosta İran Meclisi Millî Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Alaaddin Burucerdi bir basın toplantısında terör örgütü liderlerinden Murat Karayılan’ın yakalandığını belirtmiş. Bunu İran resmî haber ajansı “acil” koduyla dünyaya duyurmuş. Anadolu Ajansı da buna dayanarak abonelerine bu haberi geçmiş ve kaynağı da belirtmiş. Sonra İranlı yetkili kendi demecini değiştirmiş ve “Terörist yakalanmadı.” demiş ve Ajans bunu da abonelerine tekrar geçmiş.

Şimdi, MHP diyor ki: “Anadolu Ajansı Karayılan haberini hatalı yaptı. O yüzden de Başbakan Yardımcısı hakkında gensoru veriyoruz.” Olacak şey değil. Haberi veren İranlı yetkili, dünyaya yayan İran’ın resmî haber ajansı; suçlu Anadolu Ajansı. Böyle bir mantık olabilir mi?

TRT ve Anadolu Ajansı, son yıllardaki önemli atılımları ile kamu yayıncılığında ülkemizin yüz akı olmuşlardır. Bu başarıda Sayın Başbakan Yardımcımızın katkıları çok büyüktür. Başarılı yönetimlerin takdir edilmesi gerekirken “Çamur at izi kalsın.” mantığıyla yıpratılması doğru değildir. Bu nedenle Sayın Başbakan Yardımcımız hakkında verilen ve hiçbir ciddi temeli olmayan, soyut iddialara dayalı gensorunun gündeme alınmaması gerektiğini belirtiyor, bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tunç.

Hükûmet adına Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum, hayırlı akşamlar diliyorum.

Hakkımda verilen gensoru önergesi, bildiğiniz gibi, Türkiye Radyo Televizyon Kurumuyla Anadolu Ajansında taraflı yayın yapıldığı, habercilik anlayışının ve uygulamasının tarafsız olması gerektiği, bir kısım kişilere menfaat ve siyasi manipülasyon amacıyla kullanılması, TRT 3’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi yayınlarını verdiği saatlerin kısıtlanması ve buna bağlı bazı cümleler. Bu konu arkadaşlarım tarafından da tekrar edildiği için, zamanı ekonomik kullanmak açısından çok fazla konuya girmeyeceğim.

Ama burada bir yanlışlık var, TRT ve Anadolu Ajansını yan yana getirmek hukuken mümkün değil. Arkadaşlarımız ya bundan habersiz ya da Anadolu Ajansını da TRT’ye eklemlemek suretiyle iki kurum hakkında da bühtanda bulunuyorlar. Bir defa, TRT, diyelim ki kamu iktisadi teşebbüsüdür, KİT Komisyonunda her yıl hesap verir, aynı zamanda kendi kanununa göre de özerk ve tarafsız bir kamu yayıncılığı yapan kuruluştur. Oysa Anadolu Ajansı, Büyük Atatürk tarafından 1920 yılında kurulmuş yani doksan iki yıllık bir kurumdur ama hukuki statüsü anonim şirkettir. Anonim şirket hisseleri içerisinde kısmen hazineye ait hisseler de vardır ama çoğunlukta değildir. Dolayısıyla bir şirketle bir kamu iktisadi teşebbüsünü yan yana getirmek yanlış olduğu kadar, aynı zamanda, TRT ve Anadolu Ajansı farklı işlevler görüyor. TRT kamu yayıncılığı yapıyor veya televizyon yayıncılığı yapıyor, radyo yayıncılığı yapıyor ama Anadolu Ajansı yayıncılık yapmıyor, haber üretiyor ve ürettiği haberleri yayıncı kuruluşlara tevzi ediyor. Keşke birbirinden ayrılabilseydi ama bir yanlışlık var. Yani, genel olarak her iki kuruma ait de birkaç söz söylemek istiyorum.

Öncelikle, hem gruplar adına konuşan arkadaşlarımıza hem de öncelikle önerge sahibi olarak konuşan arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Elbette gensoru bir denetim mekanizmasıdır, sulandırılmaması gerekir, ciddiyetini koruması gerekir, yerinde ve zamanında mutlaka verilmesi faydalı olur. Aynı zamanda, yüzlerce soruya muhatap olmuş bir Başbakan Yardımcısı için elbette gensoru önergesi de verilebilir ama bunun ciddiyetini, içerideki iddiaların tutarlılığını biraz sonra hep beraber göreceğiz.

Öncelikle, Sayın İnce’nin konuşması tamamen şahsiyet yapmaktır ve İç Tüzük’ümüz gereğince de şahsiyet yapmak doğru değildir. Bu kadar nezaketle ifade edeyim, sözlerimin sonunda ayrıca kendisine iki cümlelik hitabım olacak. Ama diğer arkadaşlarımızın, bazen rakamlar vererek, bazen de soyut ifadelerle her iki kurumu ve ondan sorumlu olan bir bakanı suçlamalarını ben tabii buluyorum.

Ne kadar doğrudur ve gerçektir bunlar? Müsaade ederseniz onları açıklamak istiyorum. Tabii, geçen gensorudan iyice dersimi aldım. Dolayısıyla gensoruda konu edilen hususlara öncelikle temas edeyim, ondan sonra cevapları -inşallah zaman kalır- hep beraber veririz.

Değerli arkadaşlar, TRT yeni bir kurum değil, 60’lı yıllardan geliyor, siyah beyaz televizyonlardan onu hatırlıyoruz, radyoları var ama şimdi TRT’nin geldiği farklı noktayı hepimiz görüyoruz. Tarafsız, kamu tüzel kişiliğine sahip bir yayın kuruluşu. Kanun böyle diyor, Anayasa böyle diyor, arkadaşlarımız haklı bu konuda. Doğru, tarafsız ve yorumsuz habercilik anlayışıyla, çağdaş habercilik teknik ve metotlarına bağlı kalarak kamuoyunu bilgilendiren konularda gerekli, yeterli, doyurucu yayınlar yapmakla yükümlü. 2954 sayılı TRT Kanunu’nun 20’nci maddesi uyarınca, hükûmetin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin açıklama ve faaliyetlerine haber değeri ve niteliği taşıması şartıyla TRT’de haber ve yer verilmektedir.

Arkadaşlarımızın eleştirilerini bir açıklama yapmak suretiyle belli bir yere oturtayım. Şüphesiz, bir siyasi parti haberi olarak MHP’ye, Cumhuriyet Halk Partisine, Adalet ve Kalkınma Partisine ve diğer, Barış ve Demokrasi Partisine tanınan sürelerden bahsedebiliriz ancak hükûmet faaliyetlerine de kanun ve Anayasa gereğince de ayrıca yer verilmesi gerekir. İkisini birbirinden ayırmakta fayda var, hatta gereklilik var.

Türkiye’de tek kamu hizmeti yayın kurumu olan TRT, kamu hizmeti yayıncılığının üç temel işlevini yerine getirmeye çalışıyor. Bunlar BBC’nin kurucusu olan şahsın ortaya attığı ilkelerdir ve genelde kamu yayıncısı olan kuruluşlar buna uymak mecburiyetindedir. Bunlardan birincisi eğlendirici fonksiyonu; bilgilendirici fonksiyonu, eğitici fonksiyonu. Yani haberlerin, yayınların… Kamu yayıncılığı yapan kurumlarda -özel televizyonlardan bahsetmiyorum, onların gerekli ilkeleri Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yayın ilkelerinde vardır ama- kamu yayıncısı olarak kamudan destek alan bir televizyonun mutlaka üç fonksiyonu yerine getirmesi lazım: Eğitici olacak, bilgilendirici olacak ve eğlendirici olacak.

Değerli arkadaşlar, 1 Mayıs 1964’te yürürlüğe giren 359 sayılı Yasa’yla TRT kuruldu, 1968 Ocak ayında da ilk defa televizyon yayınına başladı. Artık, bugün geldiğimiz noktayı biraz sonra rakamsal olarak açıklayacağım. Bugün TRT’nin 15 televizyon kanalı var, 15 televizyon kanalıyla dünyanın üçte 2’sine yayın ağını oluşturabiliyor.

Çok tartışıldı -arkadaşlarımız rakamlar da veriyorlar- “TRT Haber’de yer alan haber ve canlı yayınlarda niçin adaletli veya eşitlikçi değil?” şeklinde. Saatler, rakamlar, saniyeler açıklanıyor. Onun bir tek sebebi var, bizim bu haber ve canlı yayınlarda ölçümüz eşitlik değildir, adalettir. Eşitlik olsaydı, Barış ve Demokrasi Partisiyle Adalet ve Kalkınma Partisini, CHP’yle MHP’yi veya Parlamento dışından herhangi bir partinin haber alma sürelerini eşitlemek gerekirdi. Dolayısıyla biz adalete güveniyor veya adaleti esas alıyor, yayınlarımızdaki haber ölçüsünü bunun üzerine kuruyoruz çünkü eşitlik hiçbir zaman adalet değil. Burada da ölçümüz, üç tane kıstasımız var. Yani bize göre haber nedir, niçin verilmelidir, orada birinci ölçümüz, faaliyetlerin haber değeri taşıması. Subjektif bulabilirsiniz ama yayıncılar içerisinde bir haberin ve haber değeri taşıdığının, taşımadığının her hâlde bilindiğini söylemek istiyorum. Yani önce bu siyasi faaliyetlerin bir haber değeri taşıması lazım televizyonumuz açısından, yoksa kamuoyunun bunu farklı değerlendirmesi mümkündür. Siz sadece Parlamentoda konuşmuyorsunuz ki, miting de yapıyorsunuz, siyasi parti toplantıları yapıyorsunuz, halkla ilişkiler içerisinde bazı temaslarda bulunuyorsunuz. Bunların elbette kendisine göre bir değeri var ve halkı etkileme gücü var ama biz televizyonda haber yaparken, bu faaliyetler haber değeri taşıyor mu veya ne kadar taşıyor, buna bakıyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen siyasi partilere öncelik veriyoruz ve o partilerin aldığı oy oranını dikkate alarak, üç kıstasa göre de bunu yapıyoruz. Sağ olsun, Yılmaz Tunç arkadaşımız benim söylemem gereken çok şeyi söyledi ve bana yardımcı oldu. Mesela, son verdiği örnek çok güzeldir. Milliyetçi Hareket Partisinin 4 Kasımda yaptığı Genel Kurulunda, beş saat, canlı yayınlar dâhil, bu kongre değerlendirilmiştir. Geçmiş dönemlere baktım. Hatta, bunlardan birisi şimdi MHP Milletvekili olan Sayın Toskay’ın dönemidir. O tarihlerde sadece yedi dakikalık bir haber öngörülmüştü, bugün beş saatlik bir haberi biz güncel ve haber değeri taşıyan bir faaliyet olarak görüyoruz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – 2009’da da vardı.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, ancak şu bir gerçektir: TRT her zaman eleştirilmiştir. Rahmetli İsmail Cem’in “TRT’de 500 Gün” isimli kitabına bakarsanız, kendi dönemine ait anekdotlar da vardır. “Bana şunlar, şunlar, şunlar geliyordu, güncel olaylardan konuşmadan TRT’den bahsediyorlardı.” Rahmetli Osman Bölükbaşı’nı da hatırlarsınız veya yaşı müsait olanlar hatırlar, hep “TRT, TRT, TRT” dedikçe adı da “TRT Osman” gibi -başka bir şeydi ama onu söylemek istemiyorum- öyle bir isimle anılır olmuştu. Bunda haksızlık veyahut da gerçekle ilişkisi olmamak gibi bir bağlantı kurmuyorum ama TRT’nin âdeta bir kaderidir bu. Muhalefettekiler onu iktidarın borazanı olmakla suçlar, kendileri iktidara gelir, iktidardakiler muhalefete düşer, onlar da TRT’yi yanlı yayın yapmakla suçlarlar. Bu ikili tahterevalli her dönemde olmuştur.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Siz yaptınız mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – O yüzden burada fazlasıyla duyuyoruz: “İktidarın borazanıdır.” Eh, gün gelir siz de başka bir yerde olursunuz, biz de bu sefer herhâlde “TRT taraflı yayın yapıyor.” deriz. Böyle gelmiş böyle gidecekse, bunu sadece bizim üstümüze yıkmanın adaletle ve insafla çok fazla ölçüsü yok çünkü tarttığınız zaman…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yani kabul ediyor musunuz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – …bunu eşit ve dengeye getirmek mümkün değil. Başka konularda eşitlik ve dengeye getirmek elbette mümkün olabilir ama iktidarda olan bir parti, Parlamentonun üçte 2 sayısına sahip, grup başkan vekilleri var, genel başkanı var, bakanları var, her yaptıkları faaliyet eğer haber değeri taşıyor ve haber olarak giriyorsa “Niye onları veriyorsunuz canım?” denmez. Her partinin grup başkan vekili var, basın toplantısı yapıyor ve her akşam haberlerde onları biz görüyor ve izliyoruz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hangi kanalda?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Hatta bazı günlerde, diyelim ki iktidar kanadından herhangi bir konuşma veya toplantı yapılmamıştır, aksine, o gün muhalefet partilerinden herhangi birisi genel başkanıyla ve diğer temsilcileriyle farklı toplantılara katılmıştır, o gün o muhalefet partisinin sözleri ve faaliyetleri daha çok yer tutabiliyor.

Değerli arkadaşlarım, şuraya getirdiğim dosyalar, bugüne kadar TRT ve Anadolu Ajansıyla ilgili olarak bana sorulan sorular ve bu sorulara verilen cevaplardır. Bütün arkadaşlarımızın malumudur ki her soruya cevap verilmiştir. Benim âdetim böyledir; soruyu önemserim, cevabını da veririm. Sadece son zamanlarda gelmiş ve henüz kurumlardan cevabı alınamamış soru önergeleri var, onları da en kısa zamanda arkadaşlarımıza takdim edeceğim. Bundan dolayı hiç kimse bundan “Benim soruma cevap verilmedi.” anlamını çıkarmasın. Biz bu faaliyetleri her zaman önemsiyor ve arkadaşlarımızın -olabilir ki- yanlışlarımıza karşı verdikleri önergelere cevap veriyoruz.

Sadece bir iki tanesini şöyle söyleyeyim: Mesela, Sayın Hasip Kaplan TRT 6 kanalımızla ilgili olarak veya Kürtçe alfabedeki bazı harflerin niçin kullanılmadığına yönelik bir eleştiri yapmıştı. Geçen dönem Mersin Milletvekili Behiç Çelik arkadaşımız bunu sormuşlar, biz de Sayın Behiç Çelik’e bunun cevabını vermişiz. Şöyle diyoruz: “TRT 6 kanalı yayınları Kurumumuz genel yayın ilkelerine, 2954 sayılı TRT Kanunu ve mevzuat hükümlerine uygun yürütülmektedir. 2954 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinde yer alan ‘Kurum tarafından Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde yayın yapılabilir.’ hükmü çerçevesinde, Türkçe alfabede karşılığı bulunmayan seslere karşılık gelen bazı harfler yayınlarda zorunlu olarak kullanılmaktadır.” Yani MHP’li bir milletvekili arkadaşımızın sorusu aslında Hasip Kaplan Bey’in öğrenmek istediği konudur.

“Esad mıdır, Esed midir?” tartışmasına, Sayın İnce’nin soru önergesine de Türk Dil Kurumunu kaynak yaparak şöyle bir cevap vermişiz: “Esed ismi aslan, Esad ismi ise bahtiyar, en mutlu anlamlarında farklı manada iki ayrı isim olup ‘Esed’ kelimesinin herhangi bir olumsuz veya aşağılayıcı anlamı yoktur. Medyada değişik şekillerde yazılan ve okunan bu kelime için Anadolu Ajansı tarafından Türk Dil Kurumuna başvurulmuş, Türk Dil Kurumunca da Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır.” deyip gidiyor. Kendi elinde var ama burada farklı bir şekilde söyledi. “Bu çerçevede Türk Dil Kurumunca Suriye Devlet Başkanının adının ‘Beşşar Esed’ olarak kullanılması gerektiği anlaşıldığından TRT haber bültenlerinde yaklaşık üç yıldır Suriye Devlet Başkanının ismi “Beşşar Esed” olarak kullanılmaktadır.” Bu hassasiyet niçin bu kadar büyütülüyor, onu da anlamış değilim.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Mursi’yi de Türk Dil Kurumuna soracak mısınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bazı yayınlar sebebiyle… Yine Yılmaz Tunç arkadaşımız cevap verdi ama ben yargıdan da geçmiş bir iki kararı size okumak istiyorum: “Bomba yüklü araç haberine ilişkin yaşanan skandalın baş sorumlusu” şeklinde, gensoruda bir ifade var. Bu iddia gerçeği yansıtmıyor. Şöyle ki: Söz konusu haber nedeniyle Kurumumuz çalışanları hakkında soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş, hazırlanan iddianameyle kamu davası açılmış ancak yargılamayı yapan Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2012 tarihinde, şu sayılı kararıyla beraat kararı verilmiştir.

Yine gensoruda “Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bunların ne alakası var?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – …yayınlarının tarafsızlığını yitirdiği” vesaire… Burada da referandum sürecinde taraflı ve “Evet” yönünde yayın yapıldığı gerekçesiyle ana muhalefet partisi ve bir milletvekili tarafından suç duyurusu neticesinde Kurumumuzun 3 yöneticisi hakkında -filan filan isimler var- kamu davası açılmış, Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/6/2011 tarihli, şu, şu sayılı kararıyla beraat kararı verilmiştir.

Yine, Ergenekon iddiasıyla açılan dava kapsamında yapılan haberler nedeniyle bir Ergenekon davası sanığı tarafından Kurumumuz çalışanı filan kişi hakkında soruşturmanın gizliliğini ihlal ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlamasıyla yapılan suç duyurusu sonucu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şu tarih, şu kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Yine bu dava kapsamında yapılan bir haber programı, Büyük Takip nedeniyle Ergenekon davası sanıklarından Haberal tarafından Kurumumuz Genel Müdürü İbrahim Şahin hakkında yapılan suç duyurusu sonucu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı şu sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

Değerli arkadaşlarım, önemli saydığım bir iki konu -son beş dakikam kaldı- bir de şudur: Burada, “Kurum içerisinde yakınları işe almak” veya “Kendi yandaşlarını kayırmak” gibi bir iddia var. Değerli dostlar, bunu kesinlikle reddediyorum. Sayın Günal, Özel Kalemden alınıp da filan yerlerde çalıştırılanlara ait bana bir liste vereceğini söyledi ama herhâlde bu benim konum değil. Benim konum şu: Benim yanımda basın müşaviri olarak çalışan, radyo iletişim mezunu, Radikal ve diğer gazetelerde uzun yıllar çalışmış, en son Sermaye Piyasası Kurulunda Basın Müşaviri olan bir arkadaşı yanıma aldım. Sonra, TRT ile ilişkilerimizi devam ettirmek üzere Genel Müdür Müşavirliğine ataması yapıldı -bu da stratejik bilmem ne daire başkanlığı diye tutturmuşlar, hayır öyle bir şey değil- daha sonra da Kurumdan ayrıldı. Basın Danışmanımın TRT ile ilişkiler konusunda Genel Müdür Danışmanlığına atanmış olması eğer bu şekilde bir suç kabul ediliyorsa ben bunu kabul etmiyorum ve çok doğal görüyorum. Ama şunu söylüyorlarsa, yani siz yakınlarınızdan TRT’ye aldırdınız, kızınız, oğlunuz, damadınız, baldınız… Yedi sülalemi arasanız bulamazsınız, olabilirdi de ama yok. Dolayısıyla bana bühtanda bulunmayın. Ben bu konularda hassas bir insanım. Birinci, ikinci, üçüncü, yedinci göbek ötesine kadar TRT’de çalışan 1 kişi bile yok. Ama ben farklı bir şey yaptım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bütün bakanlarınkini toplayınca 20 kişi oluyor Sayın Bakan. Her bakan kendinden sorumlu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Siz benim şahsımı hedef alarak gensoru veriyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Her bakan kendinden sorumlu. Topladığınız zaman… Sizin kurumunuz. Listesi var burada.

BAŞKAN –  Sayın Günal, lütfen…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Tamam tamam, ben size, meraklarınızı gidermek için, bu sataşmanızı da tahmin ederek şöyle bir liste çıkardım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sataşma değil,  liste burada.

BAŞKAN – Sayın Günal, lütfen…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, eksik bilgi veriliyor, onu söylüyorum yani.

BAŞKAN – Anladım da, kesmeyin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Mademki MHP Grubu bana gensoru vermiştir ve beni kadrolaşmakla suçlamaktadır, acaba MHP Grubundan bazı arkadaşlarımızın eşleri, baldızları, çocukları bu Kurumda var mıdır? İlk elemede 10 tane çıktı. Ama ben bu isimleri burada…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hiçbir yere sokmayın bari o zaman MHP’lileri! Kamudan atın hepsini!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Heyecanlanmayın… Heyecan-lanmayın…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Atın kamudan hepsini o zaman! MHP’liler hiçbir yere girmesin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Sordunuz, cevap veriyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hı, atıverin bari hepsini!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Ohoo… Heyecanlanmayın, daha neler konuşuruz, siz yeter ki rahat olun.

Bir defa, bu isimleri vermek edebe aykırı. Neden? Çünkü bu insanlar masum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İsim vermedik Sayın Bakan.

 

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Onları bu işe aldıran sizsiniz. Dolayısıyla, Sayın Başkanımdan rica edeceğim, ben 4 tane çoğalttım, 4 grup başkan vekiline bu isimleri vereceğim. Siz de bana 10 tane Özel Kalemden bilmem nereye geçenleri verirsiniz.

Burada önerge sahiplerinin o ciğerpareleri de olduğu için bunu veriyorum veya sevgili eşleri olduğu  için bunu veriyorum. En azından bunları göreceksiniz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın  Başkan, izin verirseniz konuşmamın sonunda bunu arkadaşlarıma takdim edeceğim.

 Değerli dostlar, ciddi olalım, cesur olalım ve namuslu olalım. Bu Kurum, eskiden çiftlik diye bilinen bir kurumdu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, böyle bir şey olur mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Biz bu Kurumu, bugün, hamdolsun ki, 15 kanalla dünyaya hitap eden bir kurum hâline getirdik. 12 radyosu var, İnternet üzerinden 32 dilde yayın yapan radyoları var, dergileri var, dış satımları var. 2008’den bu yana Kurum, bugün muhteşem bir kurum hâline geldi.

“Dış yapım” diyorsunuz; biz, dış yapım, iç yapım, bakın, şu ölçülere riayet ediyoruz: TRT’de dört çeşit…

Sayın Başkan, sözümü uzatmayacak mısınız?

BAŞKAN – Yok, hiç kimseye yapmıyorum Sayın Arınç, kusura bakmayın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Eyvah, eyvah, eyvah…

Anadolu Ajansıyla ilgili olarak da Plan Bütçe Komisyonunda bir tablo verdim. Onun da örneklerini çıkardım, yine dört tane grup başkan vekiline vereceğim. Biz hiçbir yeri çiftlik olarak kullanmıyoruz; birilerinin çiftlik hâline getirdiği, şişmiş, irileşmiş, hantallaşmış kurumları, çok şükür, bugün Türkiye’nin yayıncılığında yüz akı olarak milletimizin huzuruna getiriyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Gensoru önergesinde bahse konu edilen hiçbir şey doğru değildir.

Sayın İnce, iki şey söyleyecektim, dört saniyem kaldı. Bir: “Onun canı cehenneme, bunun canı cehenneme, şunun canı cehenneme” diyorsunuz, bir gün size de birisi “Senin de canın cehenneme!” diyebilir. Kaldı ki Çorum’da söyledi bunu birisi ama haşat ettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - İkincisi: Siz sadece Esad’la, sadece Obama’yla uğraşmıyorsunuz, ağzınıza geliyor, “Tayyip Erdoğan’ın da canı cehenneme!” diyorsunuz. Yarın ağzınıza dolanır, partinizden birisi için veya mukaddes saydığınız bazı isimler için de “Canı cehenneme!” diyebilirsiniz. Dolayısıyla, kendinize gelin. Siz Azrail misiniz, herkesi cehenneme gönderiyorsunuz? Bu nasıl üslup, bu ne kadar yakışıksız bir ifade! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, bir iki cümlem kaldı ama umarım sataşma olur da cevap verme imkânım olur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arınç.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Arınç, Azrail de bir melektir. Azrail de bir melektir Sayın Arınç. Siz Azrail’in bir melek olduğunu bilmiyorsunuz herhâlde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Cennete gidenlerin de canını alır.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sadece komiktiniz, cevap veremediniz!

BAŞKAN – Evet Sayın Günal, buyurun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan “İsim verdi.” dedi. Ben hiç isim vermedim, “Liste var, Özel Kalemden geçenler…” dedim.

İkincisi: Biz hepimiz namusluyuz. Söylediklerimizin de elimizde belgeleri var, biz de kendisine takdim edeceğiz. Hiçbir isim kullanmadık dikkat ederseniz ve sadece dedim ki: “Bunlar var.” “Sayın Bakan sadece kendininkini söylüyor, diğerleri de, bende diğer bakanlıklar var.” dedim.

Dolayısıyla hepimiz namusluyuz, söylediğimiz sözün arkasındayız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Tamam, teşekkür ederim.

MUHARREM İNCE (Yalova) –  Sayın Başkan, Sayın Arınç bana “Azrail misiniz?” diyerek hakaret etti.

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Hani melekti!.. Hani melekti!

BAŞKAN – Sayın İnce, yani bu yolu açıp gidebiliriz. “Azrail misin?”

MUHARREM İNCE (Yalova) – İzin verirseniz…

BAŞKAN – Peki, buyurun.

Şimdi Sayın Arınç da, o da cevap verir; öyle gideriz…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Azrail, cehenneme yollamaz, can alır!

BAŞKAN – Buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Arınç, on yıldır sizi bu kürsülerde ilk kez böyle gördüm. Yani siz, böyle oturaklı cevaplar veren birisiniz ama bugün, nedense, kenardan dolaştınız, hiç sorulara girmediniz.

Çorum’da da birisinin bana “Canın cehenneme” dediğini ve adamı “haşat ettiğimizi” söylediniz. Bakınız, böyle bir şey yok. Ben o salona gittim -Çorumlular daha iyi bilir- müthiş kalabalıktı. Salonda kaç kişi oturuyorsa bir o kadar kişi ayaktaydı. Bir saat konuştum. Merdivenlerden çıkarken karşı kaldırımda çocuğun birisi bana bir şey söylüyor, ben duyamadım bile. Sonra, partili gençler ona vurdular, doğru. Ben öyle bir şey asla olmasını istemem. Çocuğun benim yanıma gelip “Senin de canın cehenneme Muharrem İnce” demesini gerçekten isterim. Çünkü ben, o demokrasi kültüründen geliyorum. Sizin gibi muhalefetteyken farklı iktidardayken farklı bir kültürden gelmiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Arınç, bana onu soran Başbakanın kendisi. “Sen Esad’a canın cehenneme dedin, Amerika’ya diyebilir misin?” diye sordu. Yani Başbakan diyor ki: “Ben diyemem. Ben Amerika’dan korkarım. Ben diyemediğime göre, Muharrem İnce de diyemez.” Onun karşılığında ben onu dedim ama siz diyemezsiniz. Siz muhalefetteyken konuşursunuz, iktidara geldiniz mi bunları yapamazsınız.

Ben şunu söyleyeyim: Ben Azrail olduğum iddiasında falan değilim ama ben şunun iddiasındayım: Ben Irak’taki Müslümanlar bombalanırken emperyalistlere karşı çıkarım; muhalefette de olsam karşı çıkarım, iktidarda da olsam karşı çıkarım. Ben herkese de bu anlamda “canın cehenneme” derim, bu benim Azrail olduğum anlamına gelmez, bu benim az önce sözünü ettiğiniz gibi namuslu olduğum, dik durduğum, boyun eğmediğim anlamına gelir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarında alkışlar)

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

 İki dakika süre veriyorum. (AK PARTİ sıralarında alkışlar)

4.- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına  sataşması nedeniyle konuşması

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Azrail meleklerden birisidir, görevi vardır, İsrafil’in de görevi vardır, bütün meleklerin görevi vardır. O yüzden “Azrail” demem, herkesi bir tarafa göndermesinden, öbür tarafla ilgili. Ancak ikinci sözümü şimdi söyleyebileceğim.

Sayın İnce Hazreti Ömer’den örnekler veriyor, hadisi şerifler söylüyor, hacca gittiğimden, helallikten bahsediyor, kendisi de bildiğim kadarıyla umreye gitmişti. Bunların hepsi mukaddes duygular. En sonunda da “Namus, ahlak” diyerek sözlerini bitiriyor.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Siz söylediniz Sayın Arınç, siz söylediniz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Tamam.

Şu Mecliste 550 kişi var, rahmetli olan da var, şu kadar insanız. Ahlaktan, adaletten, namustan bahsedilecek olsa sizin en son konuşmanız lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Neden? Neden?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Çünkü 549 milletvekilinin 500 tane dokunulmazlık dosyası var. BDP’de bir milletvekilinin 18 dosyası var ama bu milletvekillerinin içerisinde bir tek dosya cinsel tacizden, o da size ait.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarında alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Doğru…

Sayın Başkan, herhâlde buna… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurun.

5.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın şahsına tekraren sataşması nedeniyle konuşması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Tabii ki ben bunu hak ettim, biliyorum. Ama bakınız, Sayın Arınç, dokunulmazlığımı kaldırmazsanız şerefsizsiniz, şerefsizsiniz, namussuzsunuz, ahlaksızsınız! (AK PARTİ sıralarından “Sensin!” sesleri, gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – SMS’ler duruyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan...

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bakınız, o dokunulmazlığı… Yargılanacağım, yargılanacağım… 

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hadi oradan!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Savcıya talimatı vereceksiniz, Muharrem İnce’yi susturmak için davaları açtıracaksınız, sonra benim dokunulmazlığımı tutacaksınız. Sizde birazcık ahlak varsa, sizde birazcık namus varsa, sizde birazcık vicdan varsa…

Sayın Başkan, dokunulmazlığımı kaldırmazsanız şerefsizsiniz! Benim dokunulmazlığımı kaldıracaksınız, ben gideceğim...

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, temiz bir dille konuşsun.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Evet, benim hakkımda böyle bir şey yazdılar, doğru, bu doğru. Ben bundan korkmuyorum ki. Ben yargılanmak istiyorum. “Resmî evrakta sahtecilik…” Başbakan sahtekâr mı? Başbakan sahtekâr mı? Başbakanın dosyaları yok mu? 50 tane var Başbakanın. Başbakan o yolsuzlukları, o dokunulmazlıkları, o çeteleşmeyi kabul ediyor mu da ben bunu kabul edeceğim?

Sizin yapmanız gereken iş şu: Bir insana bir suç isnat edilebilir. Bu, onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Ben yargılanmak istiyorum. Sizde birazcık yürek varsa gelin, dokunulmazlığımı kaldırın.

AHMET YENİ (Samsun) – İstifa et! İstifa et!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Kaldırın, kaldırın. Ne istifa edeceğim? Neden istifa edeyim?

Sayın Arınç, size bu sözü çok pahalıya ödeteceğim, çok pahalıya ödeteceğim. Siz, evet, benim hakkımda savcı böyle bir şeyi… O savcıya talimatı siz verdiniz, siz!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Siz verdiniz, Hükûmetiniz verdi! “Muharrem İnce’yi susturmak için böyle bir şey yapalım.” dediler.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Maşallah!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ben, bir gün bu kürsüden bunu konuşacağınızı biliyordum. Ama benim yüreğim yerinde. Ben -abdestimden de şüphem yok- ne yaptığımı biliyorum. Dokunulmazlığımı kaldırmayan şerefsizdir! (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – İstifa et!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kaldır dokunulmazlığımı, gel.

6.- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına  sataşması nedeniyle konuşması

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Değerli arkadaşlar; Sayın Başkan…

AHMET YENİ (Samsun) – İstifa etsene!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ne istifa edeceğim? Dokunulmazlığı kaldıracaksın, mahkemeye gideceğim. Ne var bunda? Başbakan istifa etsin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) –  Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Ayıpları örtmek esastır, bizim inancımızda öyledir.

MUHARREM VARLI (Adana) – Çok örtüyorsunuz ya! Vallahi helal olsun! Ayıpları ortaya çıkartan sizsiniz, utanın!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Bugüne kadar sabrettim ama ahlaktan, inançtan, adaletten bahseden bir insanın foyasını meydana çıkarmak bizim görevimizdir.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Dokunulmazlığımı kaldırmazsanız şerefsizsiniz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu kadar düşmemiştiniz be! Bu kadar seviye düşmemişti!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Özellikle, hiçbir savcıya talimat vermek, dava açmak, iddianame…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kaldırın, kaldırın! Yazıyorum, yazıyorum.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Boşuna bağırma, bağırmakla bu iş olmaz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Dokunulmazlığımı kaldır. Niye kaldırmıyorsun?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Suçluların telaşı içindesin.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Niye kaldırmıyorsun?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – O iddianamenin içerisindeki mesajları okuyunca şu koltuklar kadar insanın yüzü kızarıyor ama senin yüzün kızarmıyor. Sen Allah’tan kork! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Yazıklar olsun!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ama o savcıyı arayan sensin, sen!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Bırak yargılanmayı, bırak! Sen önce istifa et!

MUHARREM İNCE (Yalova) – O savcıyı sen aradın, sen!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Yanında bir bayan milletvekili var, ondan utan!

MUHARREM İNCE (Yalova) – O savcıyı sen aradın! O savcıya onu sen yaptırdın, sen!

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Hiç olmazsa cinsel taciz suçlamasından istifa ederek kendini bir kenara çek!

MUHARREM İNCE (Yalova) – O savcıyı sen yaptın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Yapmadım.

MUHARREM İNCE (Yalova) – O savcıyı sen aradın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Aramadım.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Çok iyi biliyorum, sen aradın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Bunu yapan insan, insanlık dışıdır.

MUHARREM İNCE (Yalova) – O savcıyı sen aradın.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Sen kendin partili bir bayana karşı işlediğin bu haltın cezasını da göreceksin, hesabını da vereceksin. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen hiçbir şey yapamazsın. Savcıyı sen aradın. Savcıya o şekilde yazmasını sen söyledin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Hadi oradan!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Eğer öyle bir belge varsa ben şerefsizim, yoksa sen şerefsizsin. Şimdi yazıyorum dilekçemi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Foyan meydana çıktı.

IX.- GENSORU (Devam)

A) Ön Görüşmeler (Devam)

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; TRT ve Anadolu Ajansı’nın yayınlarında tarafsızlığı sağlayamadığı, üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamu kaynaklarını partililere aktardığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/23) (Devam)

BAŞKAN – Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususunu oylarınıza sunuyorum: Gensoru önergesinin gündeme alınmasını kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.06


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 2’nci sırasında yer alan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce’nin Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin (11/24) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelere başlıyoruz.

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24)

BAŞKAN - Hükûmet? Burada.

Önerge bugünkü birleşimde okunduğu için tekrar okutmuyorum.

Sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 99’uncu maddesine göre, bu görüşmede önerge sahiplerinden bir üyeye, siyasi parti grupları adına birer milletvekiline ve Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya bir bakana söz verilecektir.

Konuşma süreleri önerge sahibi için on dakika, gruplar ve Hükûmet için yirmişer dakikadır.

Şimdi, söz alan sayın üyelerin isimlerini sırasıyla okuyorum, sonra çağıracağım:

Önerge sahibi: Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ.

Gruplar adına: Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kırklareli Milletvekili Sayın Mehmet Siyam Kesimoğlu; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sinop Milletvekili Sayın Mehmet Ersoy.

Hükûmet adına İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin.

Önerge sahibi Gaziantep Milletvekili Sayın Ali Serindağ, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkında verilen gensoru üzerinde önerge sahipleri adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, çok sayıda sivil toplum örgütü 1/10/2012 tarihinde Ankara Valiliğine verdikleri dilekçeyle Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde bir basın açıklaması yapacaklarını…

Sayın Başkanım, izninizle bir hususu hatırlatmak istiyorum efendim: Kürsü önünde, başka yerlerde sayın milletvekilleri öbek öbek duruyorlar. Lütfen…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, konuşmacının insicamı bozulduğu için, ya dışarıya lütfen ya da yerlerinize oturursanız sevinirim.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Ankara Valiliği de 16/10/2012 tarihli yazıyla, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesiyle, bu sivil toplum örgütlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin birinci binasının önünde toplanmasına ve akabinde Anıtkabir’e, Atatürk’ün manevi huzuruna çıkmasına izin vermemiştir.

Anayasa’nın toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını düzenleyen 34’üncü maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.” hükmü öngörülmüştür. 2911 sayılı Yasa’nın 3’üncü maddesinde de benzer hüküm yer almıştır. Keza Anayasa’nın 34’üncü maddesinin ikinci fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır.

Sayın Bakan, bu yürüyüşe katılmak ve Anıtkabir’de Büyük Atatürk’ün manevi huzuruna çıkmak ne zamandan beri suç oldu ki bu etkinliği yasaklamaya kalktınız? Türkiye’nin her tarafından Ankara’ya gelerek cumhuriyet coşkusuna katılmak isteyen yurttaşlarımıza anayasal suç işleyerek engel oldunuz. Yurttaşlarımızın Anayasa’da teminat altına alınan seyahat özgürlüğünü engellediniz. İşlediğiniz anayasal suça valileri ve kolluk görevlilerini alet ettiniz. Onlara, konusu suç olan emir verdiniz. Yurttaşlarımızın üzerine biber gazı sıktırdınız. Yurttaşlarımızla güvenlik görevlilerini karşı karşıya getirdiniz. Hayalî istihbarat raporlarından bahsederek halkımızı korkutacağınızı zannettiniz. Güvenlik görevlilerinin orantısız güç kullanmasına sebep oldunuz. Ellerinde sadece Türk Bayrağı olan yurttaşlarımıza şiddet uygulattınız. Tüm kamu görevlilerine şunu belirtmek istiyorum ki: Hiç kimse konusu suç olan bir emri yerine getirmemelidir, aksi hâlde sorumluluktan kurtulamaz.

Sayın milletvekilleri, kaldı ki bu etkinlik 2911 sayılı Yasa kapsamına da girmemektedir.  Bu etkinlik, Cumhuriyet Bayramı’nı kutlama ve halkın Cumhuriyet Bayramı’nı kutlama coşkusuna katılma etkinliğidir, yoksa bu bir gösteri veya eylem değildir. Halkın cumhuriyete ve cumhuriyetin kurucularına bir minnet ve vefasıdır. Cumhuriyeti kutlama nasıl ve ne hakla yasaklanabilir? Sayın Bakan, bu bir cumhuriyet karşıtlığı değilse lütfen siz söyleyin, nedir bu? Bu etkinliğin toplantı ve gösteri yürüyüşü olarak değerlendirilemeyeceğini sizler de biliyorsunuz. Peki, neden yasakladınız?

Cumhuriyet sadece bir rejimin adı değildir sayın milletvekilleri; cumhuriyet aynı zamanda bir zihniyet değişiminin adıdır, bir aydınlanma devrimidir cumhuriyet. Antiemperyalist bir savaştan sonra, cumhuriyet 1923’te kurulmuş ve aydınlanma devrimleri peş peşe gelmiştir. Bu devrim İslam dünyasında bir ilktir. Atatürk, aydınlanma devrimlerini uygulayarak büyük bir toplumsal dönüşüm sağlamıştır. Büyük Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen bu cumhuriyet devrimi, emperyalizme karşı bağımsızlığı, padişahlığa karşı cumhuriyeti, şeriata karşı laik düzeni, tutuculuğa karşı devrimciliği, ümmetçiliğe karşı ulusçuluğu, kulluk ve biat kültürüne karşı vatandaşlığı getirmiştir. İşte, cumhuriyetten ve yurttaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutlama etkinliklerine katılmalarından rahatsızlığınız bundandır. Zira, siz, cumhuriyet devrimlerini ve bu devrimlerin ortaya çıkardığı yeni zihniyeti, çağdaş, laik ve demokratik cumhuriyeti bir türlü içinize sindiremediniz. Bu nedenle de millî ve resmî bayramların içini boşalttınız. “Millî bayramlar stadyumlarda kutlanmaz, halkın katılımıyla sokaklarda kutlanır.” dediniz fakat sokaklarda kutlamak isteyen halka izin vermediniz. Sokaklarda Cumhuriyet Bayramı kutlamak isteyen, cumhuriyet coşkusunu yaşamak isteyen yurttaşlarımıza biber gazıyla müdahale ettiniz.

Sayın milletvekilleri, iktidar her geçen gün aydınlanma kazanımlarını birer birer geriye almaya çalışıyor. Atatürk ve aydınlanma devrimlerine karşı bir rövanş hareketi, laiklik ilkesinin içinin boşaltılması için de planlı bir tasarımla karşı karşıyayız. Eğitim birliğini yok eden 4+4+4 yasası ve millî bayramların kutlamalarına getirilen kısıtlamalar en son girişimlerdir. 4+4+4 yasasıyla tüm eğitimi dinselleştirdiniz.

Bakınız, sizin yarattığınız iklimden ilham alarak Kırklareli Üniversitesinde bir dekan ne diyor: “Neden üniversite adını veriyoruz? ‘Medrese’ adını koyalım, fakültelere de ‘mektep’ diyelim. İmam-hatiplerin müfredatı genelleştirilip tüm okullarda uygulansın.” diyor bu dekan. Üstelik bu dekan, Türkiye Bilimler Akademisinin üyesidir. Sayın dekan endişe buyurmasın, imam-hatiplerin müfredatı tüm okullarda zaten uygulanmaya başlanmıştır.

Yine, geçtiğimiz günlerde Van Üniversitesinde “Medresetüzzehra”, Muş Alparslan Üniversitesinde “Medrese Geleneği ve Modernleşme Sürecinde Medreseler” adlı sempozyumlar düzenlenmiştir. Yani kısaca, sayın milletvekilleri, AKP döneminde Türkiye’de bir medrese aşkı doğmuştur.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Millî Eğitim Bakanlığı mı, yoksa İçişleri Bakanlığı mı gensorunun konusu?

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) – Peki, bu laik cumhuriyeti yaşatacak mıyız, yoksa Orta Çağa mı döneceğiz? İşte bu soru ve bu süregelen saldırılar cumhuriyetçileri ve Atatürkçüleri birleştirdi, ayağa kaldırdı; bu dip dalgası toplum içinde harekete geçti; genç yaşlı, kadın erkek, ellerinde Türk bayraklarıyla alanları doldurdu.

Hükûmet 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını kararnamelerle, yasaklarla, hayalî istihbarat iddialarıyla halktan koparmaya çalışınca halk arasında dalga dalga yayılan cumhuriyet coşkusu 29 Ekimde Ulus’ta kendini bir şahlanış olarak gösterdi. Halkımız cumhuriyetimize sahip çıktı, ne kanunsuz yasaklamaları dinledi ne de barikatlara aldırdı, tüm barikatları yıktı ve cumhuriyetin kurucusu Atatürk’e koştu. Hiç kimse barikatları kaldırdığını söylemesin; barikatları halkımız kaldırmıştır, halkımız barikatları yıkmıştır.

Halkın Atatürk ve cumhuriyete sahip çıkması aynı şahlanışla 10 Kasımda da kendini göstermiştir. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet asla yıkılamaz. O’nun önderliğinde hayata geçirilen devrimler asla ters yüz edilemez. Aydınlanma devrimleriyle bir kez tanışan ve bu devrimlerin sağladığı hakları kullanan, değerleri tadan toplumları elde ettikleri bu çağdaşlık düzeyinden geri döndüremezsiniz. Siz, bu toplumu geriye götüremezsiniz.

Bakınız, bir AKP’li sayın milletvekili ne diyor: “Yasaklama yok, metro çalışmaları var ve trafikte sıkıntı yaşanmaması için alınan önlemler var.” Siz insanlarla alay mı ediyorsunuz? İnsanlarımızın bu yalana kanacağını mı zannediyorsunuz?

Sayın Bakan, bir gazeteciye verdiğiniz bir mülakatta şöyle diyorsunuz: “Yürüyüşü organize edenlere güvenmek mümkün değildir. Yürüyüşü organize edenler iyi niyetli değildir. Organize edenlere batkınızda, daha önceki olaylar nedeniyle güvenmek mümkün değildir.” Sayın Bakan, biz de size güvenmiyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Güvensen şaşardım.

ALİ SERİNDAĞ (Devamla) - Bu gensoruyu bu nedenle verdik ve yüce Meclisten bu gensoruyu gündeme almasını özellikle talep ediyoruz.

Ve tekrar ediyorum Sayın Bakan, biz de size güvenmiyoruz.

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Serindağ.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın halk tarafından gerçekleştirilen kutlamalarında toplantı ve gösteri özgürlüğüyle seyahat özgürlüğü gibi en temel özgürlüklerin kullanılmasını engellemeye çalışan, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini yönlendiren ve himaye eden, cumhuriyetin temel ilkelerini benimseyen yurttaşlar üzerinde kamu gücü kullanarak baskı oluşturacak girişimlerde bulunarak görevini kötüye kullanan Sayın İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında verilen gensoru önergesi üzerinde grubum adına söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Türkiye genelinde yaklaşık yetmiş gün önce başlatılan açlık grevlerinin İmralı’dan gelen bir mesajla sona erdirildiği iki gün önce, aynı gün PKK terör örgütü tarafından şehit edilen Jandarma Üsteğmen Gökhan Korkut, Jandarma Üstçavuş Mehmet Bostancı, Jandarma Üstçavuş Bekir Çavuş, Jandarma Çavuş Nihat Gün, Jandarma Uzman Çavuş Bilal Akgün ile bir hafta önce meydana gelen helikopter kazasında hayatlarını kaybeden 17 şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz Türk milletine başsağlığı diliyorum,  “Ruhları şad olsun.” diyorum. Açlık grevinin bitirildiği aynı gün yeni şehitlerimizin verilmesinin ardında yatan gerçeklerin aziz Türk milletine açıklanma zorunluluğunu bu vesileyle hatırlatmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Genel Başkanımızın ifadeleriyle, cumhuriyetin ne anlama geldiğini ve bu amaçla yapılan kutlamaların bir şekilde, sebebi ne olursa olsun, engellenmesinin Türk milletine yapılmış çok büyük bir haksızlık olduğunu ifade etmek istiyorum. Cumhuriyet ateşle girdiğimiz imtihandan zaferle çıktığımız İstiklal Harbi’mizin tacı, unvanı ve ilelebet yaşayacak son kararıdır. Cumhuriyet, kutsiyetimize ve her türlü hayat hakkımıza göz koyan bedbahtlara karşı şehit kanlarıyla harcı karılmış, hayranlık verici bir değerdir. Cumhuriyet, kimliğinden, tarihinden ve kültüründen aldığı güç ve ilhamla millî devlette karar kılan Türk milletinin ilelebet var olacak soylu iradesidir. Hâkimiyetin sonsuza kadar milletimizin tertemiz varlığında somutlaştığının ve temerküz ettiğinin garanti ve kayıt altına alınması cumhuriyetin ilanıyla gerçekleşmiştir. Bu tarihî mutabakat kesin bir hükümdür, bunun asla tartışmaya açık bir tarafı yoktur. Türk milletinin akan kanları, semada yankılanan “Allah! Allah!” nidaları ve topraklarımızın her karışında bulunan aziz şehitlerimizin ruhları varlığımızın güvencesi, cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır. Türk milleti ateşin karşısına inancıyla dikilmiş ve kesinlikle geri adım atmamıştır. 29 Ekimde ilanı yapılan millî hâkimiyet, boyunduruk altında tutmak için hazırlanmış esaret zincirlerini eritmiş, varlığımıza geçirilmeye çalışılan prangaları parçalamıştır. Şurası bir gerçektir ki, milletimize ait olan bir bayramın nasıl ve ne şekilde kutlanacağının çatışma ve gerginliklere konu olması hiç doğru olmamıştır. Özellikle AKP zihniyeti, bugüne kadar 23 Nisanı hırpalamıştır, 19 Mayısın ruhunu zedelemiştir, 30 Ağustosun emanetini aşındırmıştır. Şimdi, 29 Ekimi alınan istihbaratlar gereğ sabote etmiştir ve maalesef bu amaçla yaşanan olaylar, aziz milletimize ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışmamıştır. AKP tarafından hazırlanıp çıkarılan Ulusal ve Resmî Bayramlar ile Mahallî Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihî Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği bayramların manasına gölge düşürmüştür. Bu kapsamda Türk Bayrağı çekme töreni bile yasaklanmıştır.

Milletimiz, BOP’un kuruluşunu değil, egemenliğini doğrudan sinesine almasının yıl dönümünü kutlamıştır 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda. Ama ne acıdır ki, sebebi ne olursa olsun, bunu yürekten kutlamak için meydanlara dökülmüş insanlarımızın önüne barikatların kurulması bu aziz millete yapılmış en büyük haksızlık olarak değerlendirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, hepinizin yakından bildiği gibi, bu tartışmalar medyaya yansımış ve Sayın Başbakan, barikatların kaldırılması için kendisinin talimat vermediğini ifade etmiştir. Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanı, bu konuyla ilgili bazı telkinlerde bulunduğunu dolaylı olarak medyaya yansıtmıştır. Sayın Bakan ise -burada hakkını teslim etmek gerekir- barikatları vatandaşların kaldırdığı yönündeki beyanlarını yine kamuoyuyla paylaşmıştır. Buradan da görülmektedir ki son kutlamalarda bir bilgi kirliliği ve bu millete yakışmayan olaylar yaşanmıştır.

Gensoru önergesinin gerekçesinde, yapılan uygulamaların Anayasa’ya aykırılığından bahsedilmiş ve Cumhuriyet Bayramı’nın bir şenlik olmasından yola çıkılarak bu uygulamaların doğru olmadığı ifade edilmiştir ve maalesef, bu millete yaşatılan bu kargaşa, barikat olayları yakışmamıştır.

Sayın Bakanın emrinde çalışan bir Vali, bu milletin seksen dokuz yıldır kutladığı Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına engel olmaya kalkmış ama aziz milletimiz bu engelleri tanımamış ve barikatları yıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi İçişleri Bakanlığı, 75 milyon vatandaşımızın ülkemiz sınırları içerisindeki can ve mal güvenliğinden sorumlu bir Bakanlıktır, dolayısıyla çok önemli bakanlıklardan birisidir. Sayın Bakanın, açılım koordinatörü Sayın Atalay’ın ardından bu Bakanlık koltuğuna oturmasıyla ne tür sıkıntılar yaşadığını yakından bilmekteyiz. Dolayısıyla, bu görevlerini yerine getirirken zor anlar yaşadığına da zaman zaman hepimiz şahit olmuşuzdur. Birkaç konuda, görevinin ne kadar zor olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum, kendisinin imzalı cevabi yazılarından bunları paylaşmak istiyorum.

18 Haziran 2012 tarihli bir soru önergemize verilen cevabında “Yapılan operasyonel çalışmalar ve yakalanan terörist ifadelerinde, PKK/KCK terör örgütünün, uyuşturucu ticaretinin her aşamasında rol aldığı değerlendirilmektedir.” demiştir. Terör örgütünün 8 üst düzey yöneticisi hakkında, ABD Hazine Bakanlığı ve Uyuşturucuyla Mücadele Teşkilatı tarafından, Yabancı Narkotik Çeteleri Belirleme Yasası kapsamında mal varlıklarına el konulacaklar listesine eklendiğini kendisi vadetmiştir. Dolayısıyla, Sayın Bakan, bir taraftan bu olaylarla mücadele ederken diğer taraftan da terörle mücadele konusunda sıkıntılı günler geçirmektedir.

Benzer şekilde, 4 Haziran 2012 tarihli bir cevabi yazısında da yine, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar, zarar tespit komisyonlarınca toplam 360.539 dosyayla başvuru yapıldığını ve bu başvuruların 132.169 adedinin reddedildiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla, başvuruların birçoğunda PKK terör örgütüyle bağlantıların olması, kendisinin ne kadar zor bir görevde olduğunu bizlere göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, tabii, Sayın Bakanın Cumhuriyet Bayramı kutlamalarındaki müdahilliği ya da uygulamaları elbette ki bu önergenin kapsamı içerisindedir. Ancak İçişleri Bakanlığı -biraz önce de ifade ettiğim gibi- bu olaylarla sınırlı kalmayan, toplumun asayişinin sağlanmasında çok önemli görevler üstlenmiş bir Bakanlık olması nedeniyle, Sayın Bakanın bazı konulardaki bugüne kadar uygulamalarının doğru olmadığını ve bazı konularda aziz Türk milletinin sesi olamadığını ifade etmek istiyorum. Bunlardan birisi, İçişleri Bakanlığının en önemli konularından olan terörle mücadele konusunda, terörün en önemli finansman kaynağını oluşturan hayalî ihracat ve kaçakçılıkla mücadele konularında gerekli çalışmaları zamanında yapamadığı ve tedbirleri zamanında alamadığıdır.

Yine, kendisine cevaplamak üzere verdiğimiz ve 2 Mayıs 2012 tarihinde “Dev vurgunda PKK izi” manşetiyle medyaya konu olmuş, Hakkâri Yüksekova’daki Esendere Sınır Kapısı’nda hayalî ihracatı araştırmak ve olayları tespit etmek amacıyla gönderilen müfettişlerin PKK tarafından takip edildiği, Hakkâri ve Yüksekova mükellefi bazı firmaların milyonlarca dolar parayı PKK’ya aktardıkları yönündeki iddialar üzerine İçişleri Bakanlığının çalışmaları sorulduğunda, maalesef, üzülerek ifade ediyorum ki, böyle çok ciddi bir konuya Sayın Bakan kendi yazısıyla değil, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 27 Eylül 2012 tarihli yazısıyla cevap vermiş ve bu cevapta, sorduğumuz soruların hiçbirisine cevap verilmemiştir. Sadece, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bu konuda İçişleri Bakanlığıyla irtibata geçildiği ve buralarda görevli olan kamu görevlilerinin güvenliklerinin sağlanması konusunda gerekli tedbirlerin alınmaya çalışıldığı konusunda ifadelerde bulunmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu ülkenin en büyük sorunlarından birisi, terörle mücadeledir. Üzülerek ifade ediyorum, aynı cevap… Sayın Başbakana yine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından gönderilen matbu cevabın aynısıdır.

Şimdi, bu ciddiyet, böyle bir Bakanlık koltuğunda oturan Sayın Bakana yakışmamıştır. En azından, milletin adına görev yapan milletvekillerinin soru önergelerine doğru cevapları, zamanında vermesini biz arzu ediyoruz. Dolayısıyla, bu konu, Sayın Bakanın en azından bundan sonraki çalışmalarında üzerinde dikkatle durması gereken önemli konulardan birisidir.

Değerli milletvekilleri, son on beş gün önce bu Mecliste çok büyük tartışmaların ardından çıkarılan Büyükşehir Yasası’yla ilgili milletin taleplerine de Sayın Bakan dik duramamıştır ve cevap verememiştir. O tartışmalara geri dönmek istemiyorum ama yine kendisine sorduğumuz sorulara verdiği cevapta düştüğü çelişkiyi hatırlatmak istiyorum. Bu Kanun kapsamında kapatılan 2 bin nüfusun altındaki belde belediyelerinin durumunun ne olacağı konusunda vermiş olduğumuz önergelere kendisinin 1 Haziran 2012 tarihli cevabını aynen aktarıyorum: “Daha önce çıkartılan 5747 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesi hükmüyle köye dönüştürülen belediyelerden, Anayasa Mahkemesinin 31/10/2008 tarih ve (…) sayılı Kararı, Danıştay 8. Dairesinin 19/12/2008 tarihli kararı kapsamındaki Yüksek Seçim Kurulunun 12/02/2009 tarih ve 153 sayılı Kararı uyarınca mahallî idareler seçimlerine katılan belediyeler faaliyetlerine devam etmekte olup, konuyla ilgili Bakanlığımızca yürütülen bir çalışma bulunmamaktadır.” demiştir haziran ayında. Yine aynı mahiyetteki ve başka soruların da yer aldığı önergeye ağustos ayında verdiği cevapta “Bahsettiğim kanunun geçici 1’inci maddesinde belirtilen 44 sayılı listede adları yazılı 869 belde belediyesi bulunmakta olup, bunun 863 adedi çeşitli yargı kararlarıyla tüzel kişiliklerini devam ettirmiş, 6 belediyenin ise tüzel kişiliği sona erdirilmiştir.” demektedir. Yine benzer cevaplar, söz konusu belediyelerin akıbetinin ne olacağı konusunda kesin bir bilgi içermemektedir. Daha sonra bunları hatırlattığımızda, kendisinin bu şekilde ifadelerinin olmadığını Komisyon çalışmalarında da tarafımıza bildirmiştir. Ama maalesef, bu Anayasa Mahkemesi kararları dâhil olmak üzere, milletin isteği doğrultusunda gerçekleşmeyen kanun çalışmaları sırasında, Hükûmet adına sorumlu Bakan olarak milletin hislerine tercüman olamamış ve gerekli mücadeleyi millet adına yapamamıştır.

Değerli milletvekilleri, bu konu, özellikle bundan sonra yapılacak millî bayramlara ilişkin kutlamalarda bir kez daha bu milletin yaşamamasını talep ettiğimiz ve temenni ettiğimiz çok önemli bir konudur. Sayın Bakanın bu konuda, kutlamaya gelen vatandaşlarımızın engellenmesine yol açan talimatlarla ilgili direkt bağlantısının olup olmadığını bilemiyoruz, kendisi mutlaka açıklayacaktır ama bir Sayın Valinin kararıyla böyle bir ortama aziz milletimizin sürüklenmiş olması milleti ve bizleri yaralamıştır. Dolayısıyla, bu konuda verilen gensoru yerinde bir gensorudur.

Yüce Meclise tekrar değerlendirmek üzere saygılar sunuyor, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuda gensorunun lehinde olduğumuzu ifade ederek, bir kez daha hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kırklareli Milletvekili Sayın Mehmet Siyam Kesimoğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, Sayın İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında vermiş olduğu gensoru önergesiyle ilgili olarak grubumun görüşlerini paylaşmak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Bu konuya girmeden önce iki düşüncemi belirtmek istiyorum.

Birincisi: Son iki günde maalesef vatan topraklarını savunmak adına 5 evladımızı toprağa şehit verdik. Bu 5 şehidimizi ve bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum, Tanrı’dan rahmet diliyorum, bütün ailelere de başsağlığı diliyorum.

Biraz önce Şemdinli’de bir tabur karakoluna da bir saldırı olduğunu öğrendim; umarım ve dilerim, ölümüz ve yaralımız, şehidimiz olmaz, o saldırı atlatılmış olur.

İkincisi, gerçekten çok önemli. Bir önceki gensoru görüşmelerinde, Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç’ın, siyasette bir hukukçu olarak bu kadar düzeysiz bir konuşma yapmasından dolayı son derece üzüntü duydum. Hukukçu olduğu için kendisini ayıplıyorum ve kınıyorum. Ortada bir iddia var, kanıtlanmaya muhtaç bir iddia. Herkesin çoluğu çocuğu var, ailesi var. Makamı ve mevkii ne olursa olsun, hiç kimse ahlak sorgulaması yapamaz. Sayın İnce “Ben kendime güveniyorum, yargılanmak istiyorum, dokunulmazlığımı kaldırın.” diyor, ama bir hukukçu tarafından, bir Başbakan Yardımcısı tarafından maalesef bir saldırıyla karşı karşıya bırakılıyor.

Değerli milletvekilleri, konumuza dönecek olursak, bilindiği gibi 1 Ekim 2012 tarihinde birçok sivil toplum örgütü Ankara Valiliğine bir dilekçe verdiler. Dilekçede şu husus vardı: 29 Ekim 2012 tarihinde Birinci Meclis binası önünde bir basın açıklaması yapılacak ve ardından Anıtkabir’e yürünecekti. Ancak Ankara Valiliği 16 Ekim 2012 tarihinde bu eyleme izin vermedi. Gerekçe: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırılık. Ardından Sayın Başbakan’dan bir açıklama geldi: “Provokasyon istihbaratı var, Valilik gereğini yapacaktır.”

Değerli arkadaşlar, bütün bunlar engellemelerdir. Bu engellemeler hukuk sistemimize ve Anayasa’ya açık bir biçimde aykırıdır çünkü Anayasa’mızın 34’üncü maddesinde şunu der: “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” diye devam eder. Dolayısıyla, Ankara Valisinin vermiş olduğu bu karar hukuka uygun değildir. Kaldı ki Ankara’da yapılması planlanan etkinlik, gösteri ve yürüyüş kapsamında değil, Cumhuriyet Bayramı kutlaması ve şenliğinin devamı niteliğindedir. Bu tespiti sözlerimin başlangıcında paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar.

Evet, 29 Ekimde bir provokasyon vardı ama bu provokasyonun başrolleri Ankara Valisi, Sayın İçişleri Bakanı ve Sayın Başbakan. Yasaklarınızla başladınız, bayramı kanunsuzca yasakladınız; yetmedi, illerden Ankara’ya gelmek üzere otobüslerle yola çıkmak isteyen yurttaşları engellediniz, itiraz edenleri anında biber gazıyla karşı karşıya bıraktınız.

Bakın değerli milletvekilleri, sizlere bir resim göstermek istiyorum. Bu bir genelgenin fotoğrafı. Sayın İçişleri Bakanlığı Müsteşar Muavini Mustafa Demirer tarafından gönderilmiş bir genelge. Bu tespiti yapan Manisa Milletvekilimiz Sayın Özgür Özel’e de teşekkür ediyorum bu vesileyle.

Bu genelge gizli, acele ve günlüdür. Ne deniyor burada? 29 Ekimde Ankara’da bir eylem varmış ve eylem kanuna aykırıymış. Peki, Sayın Bakan siz ne diyorsunuz? Eylem dediğiniz cumhurun Cumhuriyet Bayramı’nı kutlaması. Bu bir eylem midir, cumhurun cumhuriyetine sahip çıkma bayramı bir eylem midir? Kendi genelgenize bakacaksınız, eğer hukuka bir aykırılık arıyorsanız, o sizin genelgenizde çünkü sizin hukukunuz, AKP hukuku, Anayasa’nın ve yasaların dışında. Siz genelgelerinize bakacaksınız Sayın Bakan.

Bu arada, bir bürokratın imzası var burada değerli arkadaşlarım. Türkiye bir hukuk devleti. “Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında devri sabık yaratacağız.” Devlet memurları hükûmetin değil devletin memurlarıdır, onun için atacakları imzaya dikkat etsinler. “Devri sabık yaratacağız.” diyorum.

Şimdi, o genelgede deniyor ki: “O eyleme gidilmesinin engellenmesi gerekir. Kentlerden kalkan otobüslerin engellenmesi gerekir.” O da yetmedi, Ankara’nın tüm girişlerini tuttunuz, şehir dışından gelenleri Ankara’ya sokmadınız.

Sayın Bakan, siz kim oluyorsunuz?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – İçişleri Bakanı.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Siz kim oluyorsunuz? İçişleri Bakanısınız. Evet, İçişleri Bakanısınız ama cumhurun Cumhuriyet Bayramı’nı yasaklama hakkını, yetkisini, gücünü nereden alıyorsunuz?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Kanundan.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Siz hukuk devleti üzerine yemin ettiniz, bu kürsüden milletvekilliği yemini ettiniz. Yemininizin arkasında duracaksınız. Müsteşar Muavininiz, Müsteşarınız, Ankara Valiniz bu yetkiyi nereden alıyorlar?

SIRRI SAKIK (Muş) – “Nevroz”u da yasakladı.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – O da yetmedi, polisleri görevlendirdiler, hasbelkader Ulus’a giden yurttaşlara “Eylem iptal oldu, geri dönün.” yalanlarının arkasına sığındılar. Elinde Türk Bayrağı, Atatürk fotoğrafından başka hiçbir şey olmayan milyonlarca yurttaşımıza biber gazları sıktınız, gaz bombaları attınız, tazyikli su ile müdahale ettiniz, onları coplattınız. Ne bu şiddet, bu celal? Korktunuz Sayın Bakan, korktunuz, cumhurdan korktunuz, cumhuriyetten korktunuz, cumhurun yüreğinden sökemediğiniz Atatürk sevgisinden korktunuz. Şiddetiniz de hiddetiniz de bundandı. Cumhurun, cumhuriyetin ilan edildiği Parlamentodan Anıtkabir’e yürüyüp kendine cumhuriyeti kazandıran Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarını sunmayı engellemeye kalktınız. Engellemeye kalktınız ama kurduğunuz o barikatları, Cumhurbaşkanı, Başbakan, siz, Ankara Valisi değil cumhurun bizzat kendisi yıktı ve geçti. İşte, bu gensorunun gerekçesi budur değerli arkadaşlarım.

Sayın Bakan, bir de size şunu sormak istiyorum: Hani provokasyon istihbaratı vardı? Madem provokasyon olacaktı, niye alana gelen vatandaşların üzerini aratmadınız? Kontrol noktaları kurmadınız? İçişleri Bakanı olarak, o insanların güvenliğini sağlamak adına ne yaptınız? Eyleme katılanlar hiçbir provokatif eylemin içerisinde bulunmadılar.

Sayın Bakan, bu durum karşısında size düşen bir görev var: Bu kürsüye geleceksiniz, bu milletin kürsüsüne geleceksiniz, bu istihbaratı kimden aldığınızı söyleyeceksiniz. Emniyet istihbaratı mı, Millî İstihbarat Teşkilatı mı, yabancı bir istihbarat örgütü mü, bu kürsüden gelip söyleyeceksiniz.

Evet, Sayın Bakan, orada bir provokasyon vardı ama tek sizin yaptığınız provokasyon vardı. Cumhura saldırmak vardı, bayrama saldırmak vardı; yaşlı, çocuk, kadın, erkek demeden orantısız güç uygulamak vardı. Tüm gücünüzle saldırdınız, peki ne oldu? Yenildiniz, yenildiniz Sayın Bakan. Bu halk, bayramını da kutladı, Atatürk’e de koştu ama siz yenildiniz. O barikatın yıkılıp o kalabalığın Anıtkabir’e akması, işte o an, iktidarınızın sonunun başlangıcıdır değerli AKP milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

İşte, sizin ileri demokrasi anlayışınıza bir güzel örnek daha: Bakın, bu fotoğraf o –tırnak içinde- eylem gününden çekilmiş bir fotoğraf. Yetmiş üç yaşında bir yurttaş, eli yüzü kan içerisinde, biber gazına maruz bırakılmış, tazyikli suyla karşı karşıya bırakılmış, yerlerde süründürülmüş ve iddiaya göre, Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun da dayısının eşi. Yetmiş üç yaşında bir vatandaş; suçu, cumhur olarak cumhuriyetine sahip çıkmak, ülkesine sahip çıkmak. Ama elinde Türk Bayrağı, elinde Atatürk fotoğrafı olanlara orantısız şiddet uyguladınız.

Biraz önce arkadaşımla İnternet’te baktık, Sayın Davutoğlu Gazze’de hastaneleri gezerken oradaki yaralıları görünce hıçkırarak ağlamış. Evet, onlar da yaralı, elbette ki üzülürüz, onlar da insan ama ben AKP’nin değerli bakanlarını bir şehidin cenaze töreninde hıçkıra hıçkıra ağlayarak hiçbir zaman görmedim. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Örnekler çok, mümkün... Bakın, burada yine aynı şiddet var. Orada bir parti bayrağı yok, orada sadece Türk Bayrağı var.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Gösterme, gösterme, utanırlar!

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) - Bakın, burada da aynısı değerli arkadaşlarım.

Şimdi, Sayın Bakan siz, Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan, elinde Türk Bayrağı olan gencine yaşlısına, kucağına bebeğini alıp kutlamaya gelmiş vatandaşlarına biber gazı sıktıran, polise milletvekillerinin boğazını sıktıran İçişleri Bakanı olarak tarihe geçtiniz. Size “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin İçişleri Bakanı” demeye dilim varmıyor çünkü siz, cumhuriyeti sevenleri sevmiyorsunuz, çünkü siz cumhuriyeti sevmiyorsunuz. Bir milletin değerlerine…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Nereden çıkarıyorsun bunları!

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Eğer cumhuriyeti sevseydiniz Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak isteyenlere şiddet uygulamazdınız Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar) Bir milletin değerlerine bu kadar karşı olan, kendi makamının anlamını bu kadar kavrayamamış bir anlayış daha fazla bu ülkeyi yönetemez.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Çelişkinin yamanına bak!

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) - Evet, siz tarihe geçtiniz; Valinizle geçtiniz, Müsteşar Muavininizle geçtiniz. Elinde Türk Bayrağı, Atatürk fotoğrafı olan yurttaşına tekme atan, biber gazı sıkan, tazyikli su uygulayan polisinizle tarihe geçtiniz. Cumhuriyete olan büyük hıncınızla tarihe geçtiniz. Tüm çabalarınıza rağmen, cumhurun Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamasını engelleyeme-diğiniz için tarihe geçtiniz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Memleket size bırakılamayacak kadar önemlidir.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, herkes bilir. Bazen iktidar sahipleri iktidarlarının ebedî olacaklarını sanıp kendilerini dev aynasında görürler, ne istiyorlarsa yapacaklarını sanırlar. Siz öyle sandınız, bu millete bayramı yasaklayacağınızı sandınız. Sandınız ama yanıldınız. Bu bayramlar -bu toprakları bir vatan, bu insanları bir yurttaş, bu yeri bir meclis- bizi biz hâline getiren gelişmelerin, büyük mücadelelerin ve değerlerinin sembolleridir, bu ülkenin özgür ve çağdaş varlığının temelleridir. Siz bu varlığın temellerine elinizi uzatmaya cesaret ederseniz, bu halkın sillesini işte 29 Ekimde Ulus Meydanı’nda yediğiniz gibi yersiniz. Bilin ki o ulus sillesini, o ulusun sillesini ilk seçimde sandıkta yiyeceksiniz. Bunu da buraya yazıyorum değerli AKP milletvekilleri. Sizin…

İHSAN ŞENER (Ordu) – Yaz, sonra silersin! Sonra gelip silersin!

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Yok, onu vatandaş silecek. Siz merak etmeyin, vatandaş silecek. Hani aynı yağmurda ıslandınız ya, bence şarkınız değişti artık.

İHSAN ŞENER (Ordu) – On yıldır yazıyorsunuz!

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Artık, zaman geçti, meçhule giden bir gemi kalkıyor bu limandan. Meçhule siz gidebilirsiniz ama bu ülkeyi meçhule götürmenize asla ve asla müsaade etmeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Sizin yasaklarınız bu halkın kendi bayramını kutlamasını engellemeye yetmez. Bu halkla Ata’sı arasına girmeye ise değil siz, hiç kimsenin gücü yetmez.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Hayalî bir şey konuşuyorsun.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) - Hukuku, Anayasa’yı…

İHSAN ŞENER (Ordu) – Hayal konuşuyorsun.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Milletvekili, lütfen…

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Oradan laf atacağına gelirsin buradan konuşuruz ya da gelirsin bir ortamda bir fikir teatisi yaparız seninle sevgili kardeşim.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Yaparız…

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) - Oturduğun yerden kolay o işler, gel bakalım da fikirlerini bir görelim.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Her zaman hazırız.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Hukuku, Anayasa’yı böyle çiğnemenin, ayaklar altına almanın, cumhuriyetin kuruluş yıl dönümünü kutlayanlara böyle orantısız güç kullanmanın hiçbir hukuk devletinde karşılıksız kalmayacağı açıktır.

Bir İçişleri Bakanı olarak, siz hukuku çiğnediniz Sayın Bakan, siz Anayasa’yı çiğnediniz, görevinizi kötüye kullandınız, orantısız şiddet kullandınız ve hiç haddiniz değil ama Cumhuriyet Bayramı’na el uzattınız. Siz o koltukta oturmayı hak etmiyorsunuz, bu gensoru bu nedenle kabul edilmelidir değerli milletvekilleri.

Ele almak gereken son bir nokta sayın milletvekilleri: Sayın İçişleri Bakanının mensubu olduğu Hükûmetin ve uzun süre Genel Sekreterliğini yaptığı Adalet ve Kalkınma Partisinin, 29 Ekimdeki en temel insan haklarına, özgürlüklerine ve hukuka aykırı tutumunun temel nedeni, temel nedeni ne? İsterseniz biraz da bunun üzerinde duralım. Bu hukuka, Anayasa’ya ve temel insan haklarına, uluslararası insan hak ve hürriyetlerinin en temel ilkelerine aykırı, gözü kararmış tutumun arkasındaki temel nedeni konuşalım. Siz, Türkiye’nin bir kıraç köyünde ya da her sonbaharda sel basan bir köyünde doğup devletin tanıdığı olanaklarla ortaokulu, liseyi parasız yatılı okuyan, devlet bursuyla üniversite bitiren, o köyü o kıraçlıktan o köyü o selden kurtarma hayaline karşısınız. Bir köyden çıkıp, mühendis olup, yol yapıp o uzaktaki köyü yakın edenlere karşısınız. Akşamları eşkıya basan köyleri şehir yapmak için, köylerimizde sıtmadan, trahomdan kırılan on yılda 15 milyon genç yaratmak için, maraba çocukları ağanın zulmünden kurtarıp yurttaş yapmak için mücadele edenlere karşısınız. Siz, dağları, tepeleri milim milim delip bu yurdu demir ağlarla örenlere karşınız. Siz, bu ülkenin her köşesinde bir okul, bir sağlık ocağı, bir fabrika kuran, yurdun her köşesine eğitim, sağlık ve teknoloji götürenlere karşısınız çünkü siz, cumhura düşmansınız.

Sayın Bakan, eğer siz Türkiye'nin güzide ilinden çıkıp hukuk fakültesinde okuduysanız, sonra İçişleri Bakanlığı gibi bir bakanlıkta meslek memuru olduysanız –arada, Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla ilgili uygulamalarınızı bir kenara bırakıyorum, o benim işim değil, adaletin işi- laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesinin 10/1 Kararı’yla onanan bir partinin kurucusu olduysanız, üstüne üstlük İçişleri Bakanı olabildiyseniz, bunların hepsini o cumhuriyete borçlusunuz Sayın Bakan, hepsini cumhuriyete borçlusunuz siz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Yok, Cumhuriyet Halk Partisine!

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – 29 Ekim 1923’te kurulan o cumhuriyet öyle bir cumhuriyettir ki çocuklar -siyasi görüşlerine bakmadan- okuyabilsinler diye köylere öğretmen gönderdi. O cumhuriyettir ki onları parasız yatılı okuttu. O cumhuriyet ki üniversitelerde yurt verdi, burs verdi, yurt dışına gönderdi, yatılı okuttuklarına, burslu okuttuklarına iş verdi. Siz bir cumhuriyet çocuğusunuz Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Arada bir doğru söylüyorsun.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – Siz de mi cumhuriyete düşmansınız?

Onun için, bayram kutlamalarını kaldırıyorsunuz, cumhur, cumhuriyeti unutsun istiyorsunuz; cumhur, Mustafa Kemal’i unutsun istiyorsunuz. Cumhuriyetin eseri ne varsa ister bir bayram, ister bir yol, ister bir isim, ister bir anıt hepsi kalksın istiyorsunuz. Mümkün olsa Anıtkabir’e ziyareti yasaklayacaksınız. Elinizden gelse Anıtkabir’i ortadan kaldıracaksınız ama cumhur, cumhuriyetine bağlı Sayın Bakan; cumhur, cumhuriyetine sonuna kadar bağlı ve yetkisini başka birilerine de vermeye hiçbir zaman yetkili değil, niyetli de değil. Siz, aslında, esas Mustafa Kemal’e ve onun kurduğu cumhuriyete karşısınız. Biliyorsunuz, Mustafa Kemal 9 Eylül 1923’te cumhuriyeti kurmadan önce Cumhuriyet Halk Partisini kurdu ve siz Cumhuriyet Halk Partisine düşmansınız. Siz, Cumhuriyet Halk Partisinin bu ülkede yaptığı her şeye düşmansınız; kadın haklarına, medeni haklara…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET S. KESİMOĞLU (Devamla) – … laikliğe, eşitliğe, özgürlüğe, her şeye karşısınız.

Sayın AKP milletvekilleri, sizleri uyarmak istiyorum, sizi uyarmak istiyorum: Gittiğiniz yol, yol değil. Sayın Bakan, siz de AKP milletvekili olduğunuza göre sizin için de aynı şey geçerlidir. Sizin kitaplardan ve gönüllerden silmek istediğiniz İsmet Paşa’nın söylediğini ben sizlere söyleyeyim: Sizi Cumhuriyet Halk Partisi bile kurtaramaz.(CHP sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Önce kendinizi kurtarın.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Vay be! Sizi kurtardı da bizi kurtaracak. CHP sizi de kurtaramaz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kesimoğlu.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder.(BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Bakana bir şey demeyesin Sırrı!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Demem.

BAŞKAN – Hatibe yönlendirmede bulunmayın.

Buyurun.

BDP GRUBU ADINA SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, kıymetli arkadaşlar; malumunuz bir açlık grevinden çıktık. Açlık grevi boyunca memleketin ahvalini çok düşündüm ve geldiğimiz nokta itibarıyla –bu, salt benim fikrim değil, arkadaşlarımın da fikri- birçok konuda nedamet hasıl oldu bize. Sayın İçişleri Bakanının bugüne kadar aldığımız bütün günahları için Genel Kurulun huzurunda özür diliyoruz. (BDP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hayırdır ya? Hayırdır?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – İnsan irşat olamaz mı? Cumhuriyet demek değişim, dönüşüm demektir, işte biz de değişiyoruz yani.

CHP yanlış yerden gensoru önergesi veriyor. Bu aşamada bu nedamet şöyle bir noktaya da vardı: Ben bir de Sayın Bakana şiir yazdım. Bu konuşmanın sonunda o şiiri de okuyacağım.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Allah muhabbetinizi artırsın, artırsın!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Hatta methiye diyebiliriz yani.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Sen hiciv yapmışsındır.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Yok, önceden okuyayım:

“Kurbanam kalın kaşına, taç yakışan başına,

Bir gün görmesem ey İdris Naim, yanarım ataşına!” (BDP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Bu kadar mı?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Allah muhabbetinizi artırsın!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şimdi…

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Aruz vezniyle mi yazdın?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Geleceğiz hepsine.

AK PARTİ bu gensoruları yeterince karşılayamıyor, yanlış yerden karşılıyor. Biraz da nasıl karşılanır bu gensoru onu da göstermek istiyorum, naçizane.

Şimdi, bir kere, Sayın Bakanın varlığı, bu cumhuriyetin bütün yurttaşları için büyük bir umut kaynağıdır. Çünkü herkese “Sayın İdris Naim Şahin İçişleri Bakanı olduysa ben de her şey olabilirim.” duygusu veriyor. Bir cumhuriyetin bunu başarmış olması az bir şey mi? Bu anlamda hem cumhuriyete hem Sayın Bakana çok şey borçluyuz. Siz ilk defa bir gaz yediniz. İçişleri Komisyonu üyelerinizin de hepsi emniyetçi, vali, kaymakam, ne kadar idareci varsa oraya göndermişsiniz. Sorun bakayım… İnsan biraz vicdanlı davranır. Siz hiç bulunduğunuz kazaların, vilayetlerin düşman işgalinden kurtuluş törenlerini düzenlemediniz mi? Temsilî düşman kuvvetleri toplamıyor muydunuz? Onlara kötek atıp yurdu düşmandan kurtarmıyor muydunuz? İçişleri Bakanlığı da bu Cumhuriyet Bayramı’nı böyle bir etkinlikle kavileştirmek istemiştir. Ne kötülük var bunda?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – CHP’lilerden kurtardı bizi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Temsilî düşman olarak da CHP’lilerden daha münasibini zor bulursunuz. Çünkü, BDP’lilerin temsiliyeti kalmamış,  direkt düşman oldukları için. (BDP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Ve bu konuda çok gazdan, bombadan nasipli olduğumuz için elhamdülillah, döndüler şöyle bir pan yaptılar, MHP gayet mültefit davrandığı için geriye siz kaldınız kardeşim. Kaderinize ve cumhuriyetin sağladığı imkânlara  kanaatkâr olacaksınız. Kanaat zenginliktir.

Bize gaz sıkmış… Canına kurban olsun, iyiliğimiz için. Bu açlık grevi sırasında, Diyarbakır malum tozuyla da meşhur bir kentimiz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) –  Belediyeniz sayesinde.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Tuttular, tuttular… Vilayetin de sorunudur demeyeceğim çünkü Sayın  Bakana bir zerre toz kondurmam ben. Beni buna zorlamayın grubum.

SIRRI SAKIK (Muş) – Biz de kabul etmeyiz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Tuttular, hangi belediye bu hizmeti veriyor? Belediye olarak da -Osman Baydemir’le aynı koğuşta açlık grevi yapıyorduk- çok mahcup oldu, mahcup oldu, gerçekten mahcup oldu. Onun mahcubiyetini de ileteyim. O pahalı TOMA’lardaki pahalı ve özel karışımlı suyu evlerden içeri sıkıyorlardı. Böyle bir servisi CHP herhangi valiliğinizle, herhangi bir belediyenizle bir gün halka sundunuz mu? Yok.

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Yapamayız, haklısın.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Buraya geliyorsunuz, gensoru veriyorsunuz.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Dersim’de sundular bunlar.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Diyarbakır’da gazla sulanmadık bir yer kalmadı. Gaz da organikmiş,  Sayın Bakanımız yalan söyleyecek değil herhâlde.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Bir zararı yok nasıl olsa!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Üstelik, talebe de yetiştiriyor. Bakın kimya fakültesi öğrencisine, hanginiz başını okşadınız da “Yavrucuğum, şu biber gazını öğren.” dediniz bugüne kadar? Bütün bunların ipuçlarını verdi size. Aslolan, gensoru verilecek olan sizsiniz, komple. Dersinize çalışmıyorsunuz, geleceği okuyamıyorsunuz, analiz yeteneğiniz yok, Atatürk’ün –“Büyük Atatürk’ün” AK PARTİ’lilerin deyimiyle- Büyük Atatürk’ün öngördüğü çağdaş feraset düzeyi size selam vermemiş, dönüyorsunuz Bakana bühtan ediyorsunuz. Yazıktır, günahtır!

Bazı istemezler “Sizden Ahmet Türk dayak yedi, hepiniz gaz yediniz.” diyebilirler ama herkesin ısrarla… Ki burnuna dayak yemişti, burnuna yumruk yemişti. Ahmet Ağabey’deki burun, normal bir burna kılıf olur, biraz Cenabıhak cömert davranmış. Burnu biraz fazlaca çıkınca, o sırada can havliyle, Vekilime bir şey olmasın diye koşturan polis memurunun sehven eli değmiş.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Yumruk çarpmış, yumruğu!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Devletin vurduğu yerde gül biter! Cumhuriyet bize yıllarca bunu öğretmedi mi? Niye şimdi bize yönelince riyakârlık edelim ki, madem böyle öğrendik, Sayın İdris Naim Şahin başımızın tacı olmalı.

Ben buradan öneriyorum: Meclis olarak bir millî mutabakat yapalım. Milliyetçi Hareket hazır, AK PARTİ MYK’ya almadı ama ikna ederiz bir şekilde, olmadı Oslo mutabakatına koyarız canım. Geriye kaldı CHP.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Oslo’ya bizi bulaştırmayın.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Siz de gelin şu inadı bırakın Anayasa’ya değişmez bir madde ekleyelim: Dünya durdukça Sayın Bakan başımızda dursun; Allah uzun ve sağlıklı ömür versin, kaydıhayat şartıyla, hangi hükûmet kurulursa kurulsun bu ülkede İçişleri Bakanı olsun.

CELAL DİNÇER (İstanbul) –Değişmez İçişleri Bakanı!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Değişmez İçişleri Bakanı.

Niye? Değişmez maddelere otuz sene itiraz etmediniz, varsın bir otuz sene de kaderimizdir deyip bunu çekelim. (BDP sıralarından alkışlar) Belki Allah aydınlığı buraya yazmıştır, nereden bileceksiniz?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Biz değişmez maddelere otuz yıl değil hiç itiraz etmedik, bundan sonra da itiraz etmeyeceğiz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ee gördün mü; kardeşim, daha niye gelip burada bir sürü iftira ediyorsun Sayın Bakana? Altı üstü, sermayeden zarar mı edeceksiniz? Madem değişmez maddelere itirazınız yok, ha bir eksik ha üç fazla, bir tane de Sayın Bakan için ihdas edelim.

Ben, hepinizden hassaten rica ediyorum, grubumuz adına, Sayın Bakana bu kadar gadri reva görmeyin! Çünkü bütün siyasetçilere âdeta ders veriyor, hikmetli ve feyz alınacak şeyler söylüyor. Sayın Bakanın tavrı epik sanat anlayışına uygun, çünkü sanat konusundaki tespitlerinden de kendisinin sanat teorileriyle mücehhez bir şahsiyet olduğunu görüyoruz. Fakat epik sanat, seyirciye, izleyiciye de bir zahmet verir. Yani “Gelip otur, ben sana draje şeklinde her şeyi vereceğim.” demez, “Sen de biraz gayret göster a canım!” der yani.

Şimdi, siz dinliyorsunuz, hâşâ “mantıksız” diyorsunuz, sap saman diyalektiği yapıyorsunuz ama hiçbiriniz bir gayret göstermeyi seçmiyorsunuz. Mesela, bakalım…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Shakespeare’nin dayıoğlu da böyle yapıyordu! Aynı!..

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Shakespeare ne ki!.. Mesela bakın, burada mantık var, fıkıh var, matematik var, cebir var, yurttaşlık var. Öksürmem, gazın sinüs ve bronş açıcı özelliğinden dolayı! “Yanlıştan doğru çıkmaz.” diyor. Bu önermeyi al “Allah’ın dediği olur.” levhası gibi serlevha yap, her evin girişine as. Çıkar mı yanlıştan doğru? Bir gün bunu ifade edebilecek bir kristalizasyona geldiniz mi? “No”…

Her ihtimale karşı size “Yanlıştan doğru sonuca da gidilmez.” diyerek alan daraltıyor, çünkü sizi serbest bıraktı mı hangi frezeye dalacağınız belli olmadığı için biraz şey ediyor.

“Bu hayatını kaybeden insanlarımız kaçakçılık yaparken hayatlarını kaybettiler.” diyor. Yalan mı?.. İki dakika tefekkür edin. Yalan mı?.. Değil. Siz, dönüp “Ee peki, kaçakçılık yaparken niye öldürdünüz? diye sormayı bir gün akıl edemediğiniz için.

Sayın Bakan, bir betimleme yapıyor, sizden umudu kestiği için. Tabii, hayatın kaybedildiği noktada kaçakçılık gölgeden kalıyordur. Al bunu süsle, beze, kaligrafik olarak yaz, gerçekten sınıflara as. Ama hayatlarını kaybetmemiş olsalar ve onlar sağ ele geçirilmiş olsalardı kaçakçılık suçundan yargılanıyor olacaktı. Bu memleket her şeyi çok büyüttüğü için bu hâle geldi. “Ufaltın” diyor Sayın Bakan, kötü mü yapıyor? Büyüttünüz, büyüttünüz ne oldu? Aha, ülke yönetilemez duruma geldi. Minimize edin, daha makul bir şekilde ele alın, siz kalkıyorsunuz bu yaklaşıma gensoruyu reva görüyorsunuz.

Böyle giderse, bak buradan tarihî görevimi yerine getiriyorum, bizi Avrupa Birliğine filan almazlar, bu kadar ferasetsiz insanlar topluluğunu. Ben baktım, Sayın Bakana verilmemiş gensoru kalmamış, biz de dâhil. Elimiz kırılaydı, Allah bize o günleri göstermeseydi. Yanlışın neresinden dönülse kârdır. Biz, bu yanlıştan an itibarıyla döndük, bir daha “Gözünün üstünde kaşın var.” dersek gelin hesabını bizden sorun.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – “Tövbeler olsun.” demeyeceksiniz?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Demeyiz, demeyeceğiz de. Madem öyle, bundan sonra hep beraber Sayın Bakandan daha fazla hikmet, daha fazla hayat dersi nasıl çıkarırız onu…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Daha fazla gaz.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Daha fazla gaz olacak mı?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şöyle bir iş yaptı: Bakın, millî birlik ve beraberliğin sağlanması noktasında, bugüne kadar hiçbir siyasal partinin yapmadığı bir işi yaptı. Bu kadar, Kürtlere dair çarpıcı betimleme yaptı, bir tane AK PARTİ seçmeni kalkıp “Ya, niye böyle konuşuyorsun?” dedi mi? Demedi. Biz, onlardan iyi mi bileceğiz? Hayır. Biz onlardan iyi bilecek olsaydık yüzde 50’yi onlar değil, biz almış olurduk. Onun için madem böyle, bakın, kitleleri dönüştürmek gibi bir işlev görüyor, hımbıllaştırmak ki ehlisünnet vel cemaat daima “Düzen, kaostan iyidir.” der. Sayın Bakan sadece seküler anlayışla davranmıyor, uhrevi olarak da makul bir noktada duruyor. “Sistem, aşağıda muti kul, yukarıda becerikli hain ister.” diyor. Buna uygun seçimler yapıyor. Daha ne etsin kardeşim? Size de hiç yaranılmıyor!

Bir mesele var ancak bir asır sonra anlaşılacak, o da tuvalde terör arama meselesi. Bütün iyi niyetime ve dokuz günlük tefekkürüme rağmen ben o hikmeti çözemedim. Bir hikmet buyuruyor ama biz anlamıyoruz. Açlığa verdim, şimdi inşallah beslenmeye başladık, biraz daha zihnî melekelerimiz yerine geldiğinde bu hikmeti de çözeceğiz. Hep birlikte barış, kardeşlik ve huzur içinde ve her daim, dünya durdukça başımızda durası İçişleri Bakanımızla birlikte mutlu, nurlu ufuklara doğru, icabında çağdaş Türkiye’ye doğru… Çünkü AK PARTİ büyük bir eksiği gidermiştir bu ülkede, itiraf ediyorum, hiçbir siyasal partinin yapmadığını yapmıştır. “Ne icap ederse biz yaparız.” diyor. Bu, son iki yüzyılın en büyük icadıdır. Biz yapamadık, onlar yaptı. Helalühoş olsun. Her memleket layık olduğu yönetim şekliyle ve yöneticilerle yönetilir, bunda da bir tahkir, tezyif yoktur. Yani buna artık kadere rıza göstermek lazım. Bu sözüme “Münafıklık ediyor.” diyenleri Allah’a havale ediyorum, inanmayanlar olursa gerçekten hulusi kalple söylediğimi beyan ediyorum.

Başta Sayın İçişleri Bakanımız ve yakın çalışma arkadaşları olmak üzere… Bak, Komisyonu gördüm aklıma geldi.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Komisyon yok ki, karıştırdın.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Komisyona gelmişti değerli bürokratlar.

Buradan Sayın Bülent Arınç’a AK PARTİ’li üyelerin yaptığı bir haksızlığı teşhir ederek gidiyorum. Şahitleri de burada. Bir ilçenin adı “Muradiye olsun” diye bir önerge vardı. Ben dedim: “Olmaz. ‘Bülent Arınç’ olsun.” “Bülent Arınç olsun.” dedim, AK PARTİ’li komisyon üyelerinin oyuyla reddedildi. Parti içindeki birlik, beraberlik bu kadar işte sizde. Siz de yani öyle çok masum değilsiniz. “Manisa’nın adı ‘mesir’ olsun.” dediler. Ben “Hayır, yarım olmasın, ‘mesir macunu’ olsun Merkez Belediye.” dedim, onu da kabul etmediler. Maraş’ta medeni hukuk ihlali yaptınız. Bakın, yüzünüze söylüyorum. “‘Dulkadiroğulları’ olsun.” Dediler, “Dul” kavramını artık kullanmıyoruz medeni hukuka göre, “‘boşanmış Kadiroğulları’ olsun.” dedim, onu da kabul etmedi.

Kim diyorsa ki BDP, Büyükşehir Yasa Tasarısı’na muhalefet etmedi, taş olur. Kim diyorsa ki Oslo mutabakatı… Aslan gibi tutanaklarda var benim o konuşmam. Hepsine itiraz etmişim, kan dökmüşüm, can dökmüşüm. Gene -böyle her şer bir hayra gebedir- ilk defa CHP’li komisyon üyeleri bu emekli valilerin özlük haklarının ne olacağını soramadılar “Oslo mutabakatı” gibi sihirli bir kavramı duyunca. Biz sıtkı selamet ile komisyondan çekildik. Aha getirdi.

Muhalefet olarak bundan sonra izleyeceğimiz çizgi budur: Makul, yapıcı, birlik ve beraberliğe dönük, kardeşliği yükseltici, büyüklerimize saygılı, küçüklerimize sevgili.

Konuşmama son verirken büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum, yaşıtlarımın yanağını sıkıyorum. Haydi kalın sağlıcakla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Önder.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sinop Milletvekili Sayın Mehmet Ersoy. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERSOY (Sinop) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekillerim; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin hakkında verilen gensoru önergesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, gensoru konusuna girmeden önce sizlerle bazı hususları bir kez daha paylaşmak istiyorum. Önce şunu bilelim: Bugün hakkında gensoru önergesi verilen Sayın Bakanımızın başında bulunduğu Bakanlığın en önemli görevi, Bakanlığa bağlı iç güvenlik kuruluşlarını idare etmek suretiyle vatanın, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini, kamu düzeni ve genel ahlakı, Anayasa’da yazılı hak ve hürriyetleri korumak, suç işlenmesini önlemek ve suçluları takip etmek, yakalamaktır.

İçişleri Bakanlığı bu yetkisini, değerli arkadaşlar, illerimizde valilerimiz eliyle gerçekleştirir. Özel kanunların verdiği görev ve sorumluluklar ayrı olmak kaydıyla, İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesi valilere çok açık bir şekilde suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenliğini korumak için gereken tedbirleri almak, il sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, kamu esenliğinin sağlanması görev ve sorumluluğunu vermektedir.

Bunun yanında, Anayasa’mızın 34’üncü maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılması ve gerektiğinde sınırlandırılmasına yönelik düzenlemeler -2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda da- vali ve kaymakamlarımıza alınacak önlemler ve uygulanacak kurallar bakımından yetki ve görevler yüklemiştir. Elbette ki bu hakkı, isteyenin, istediği yer ve zamanda, istediği gibi kullanması; onların çağırdığı toplantıya katılmayanların temel hak ve özgürlüklerini, günlük, resmî ve özel hayatın işleyişine etkilerini hiç düşünmeden kullanması beklenemez. Bunun için de bu kanunla gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

Kanunun verdiği bu yetkilere istinaden, Ankara Valiliği de her yıl gözden geçirilen toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak alan ve güzergâhları 2012 yılı için 16 Ocakta ilan etmiştir. Bununla şunu diyor: “Ey Ankaralılar, ey vatandaşlarımız, ey sivil toplum kuruluşları, ey meslek odaları; her ne zaman bir toplantı ve gösteri yürüyüşü yapacaksanız, öngörülen koşullara göre müracaat ediniz; bu sekiz meydandan, ilan ettiğim bu sekiz meydandan herhangi birisinde, istediğiniz meydanda etkinliğinizi yaparsınız. Böylece hem siz bu etkinliğinizde güvencemizde, devletin güvencesinde sesinizi duyurursunuz hem de sizin bu etkinliğinize katılmayan vatandaşlarımızın günlük yaşamları etkilenmez, özgürlükleri kısıtlanmaz, kamunun esenlik içinde çalışması sağlanmış olur.” Eğer demokrasimiz bir hukuk devletiyse, bir kurallar manzumesiyse elbette ki her işin bir kuralı, bir hukuku olacaktır.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Duyan da sizin hukuk devletine inandığınızı zannedecek. Barikatçısınız, barikatçı zihniyetlisiniz!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Şimdi gelelim bizim olayımıza, 29 Ekimde yaşanan hadiselere.

Değerli arkadaşlar, burada, bir gençlik derneği kendisince bir karar almış.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Gençlik Derneği müracaatını geri aldı, ben doğrusunu söylüyorum, geri aldı.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Bekleyin, bekleyin.

Cumhuriyetin çok tehlikede olduğu, ülkenin kara günler yaşadığı ve benzeri gerekçelerle yeniden silkinmek ve iktidarı elinde bulunduran -tırnak içinde- gericilere karşı mücadeleyi başlatmak için 29 Ekim günü Birinci Meclis binasının önünde toplanıp seferberlik yürüyüşü düzenlemeye karar vermiş.

Ne yapıyormuş bu dernek? Birinci Meclisin önündeki Ulus Meydanı’ndan başlayacak, Anıtkabir’e kadar seferberlik yürüyüşü düzenleyecekmiş; cumhuriyete sahip çıkmak için, memleketin içinde bulunduğu ahval ve şeraitleri protesto etmek için, geleceklerine sahip çıkmak için. Peki, bunun için ne yapmışlar? Bunun için hiçbir şey yapmamışlar. Beyefendiler karar verdi ya, istedikleri her yerde istediklerini yaparlar. Ankara Valiliğinin bundan haberi var mı? Yok. Ankara Valiliğinin nasıl haberi olmuş arkadaşlar? Ankara Valiliğine de: “Ey Valilik, biz böyle böyle bir etkinlik düzenleyeceğiz. Biz, sizin daha önce genelgelerinizle yasakladığınız ve bize duyurduğunuz en işlek caddelerinizde seferberlik yürüyüşü yapacağız, ancak bunu duyurmaya, ancak bunu tanıtmaya ihtiyacımız var. Onun için de standlar açacağız, gelin, bu standları açmamıza izin verin.” Valiliğin böylece haberi olmuş. Tabii ki böyle kanunsuz, hukuksuz bir yürüyüşe göz yummayacak olan Valilik…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Senin Anayasa’dan haberin var mı, Anayasa’dan! Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri ne oluyor! Anayasa’da böyle bir şey yok mu!

MEHMET ERSOY (Devamla) – … onların bu kanunsuz yürüyüşlerini tanıtmak için açacakları standa da izin vermemiş…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bayramları kutlamak mı suç! Bayramları sizin izninizle mi kutlayacağız!

MEHMET ERSOY (Devamla) –  Anayasa’dan bahsediyorsan, otuz yıldır bu kanun yürürlükte, iktidarınızda değiştirseydiniz.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Vali Bey, size yakışıyor mu ama!

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sen kendini ne sanıyorsun!

MEHMET ERSOY (Devamla) – O zaman laf atmasın! Laf atmasın!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Anayasa’da “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri” maddesini bir oku bakalım!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Siz de kibar bir insansınız.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Ama o zaman dinlesin.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Savunduğunuz şeye bakın Allah aşkına!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Sayın Ağbaba, lütfen arkadaşınızı ikaz edin o zaman.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Savunacak bir şey mi bu Allah aşkına?

MEHMET ERSOY (Devamla) – ...organları eliyle izin verilmemiş ama konu “Basın-yayın organları eliyle Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yasaklandı.” diye halka duyurulmuştur. Bu arada…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Aynen öyle yaptınız! Aynen öyle yaptınız!

BAŞKAN – Sayın Acar, lütfen…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, gazı yiyen biziz ama! Gazı ben yedim!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Lütfen sabırlı olun. Sizin Hatibinizi dinledik biz. Lütfen nazik olun biraz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Siz bize seviye tespitini bugün nasıl gösterirsiniz?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Bu arada ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) basın açıklaması yapmak için başvurmuş, bu dernek de onlara katılacağını açıklamıştır.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Seviye tespit sınavında kaldınız bugün siz!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Sizi muhatap almıyorum. Lütfen…

Ancak amacın orada toplanmakla başlayan bir süreç olduğu zaten bütün kamuoyuna duyurulmuş, Türkiye genelinden katılım sağlanacağı ilan edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekili arkadaşlarım; bunun neresi basın açıklaması? Yani hem yüz binleri yığma iddiasında olacaksınız hem bütün Türkiye'den insanları oraya davet edeceksiniz hem “Anıtkabir’e yürüyeceğiz.” diyeceksiniz hem de sanki herkes saf, tek akıllı sizsiniz, bunun adına “basın açıklaması” diyeceksiniz; basın açıklaması öyle olmaz. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Cumhuriyeti kutlamanın ne mahzuru var!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Birkaç kişi ölsün istiyordunuz değil mi?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Peki, şimdi, bu önergeyi veren Cumhuriyet Halk Partimiz bu işin neresinde?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne önergesi?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Tam da içindeydik, tam da göbeğindeydik! Gururla yürüdük!

MEHMET ERSOY (Devamla) – CHP bu olayların başlamasına, o beğenmediğimiz, o hiç hoşumuza gitmeyen görüntülerin yaşanmasına neden olan kanunsuz ve hukuksuz toplantının neresinde?

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bayramları yasaklıyorsunuz, bayram mı bıraktınız!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Valilik yaptın, kaymakamlık yaptın, ne yazıyor Anayasa’da?

MEHMET ERSOY (Devamla) – O bilgilerimle açıklıyorum işte.

Cumhuriyet Halk Partisi, değerli arkadaşlar, bu sürecin hiçbir yerinde yok; ne böyle bir talebi var ne bu memleketin ana muhalefet partisi olarak “Şu meydanda cumhuriyet kutlamaları yapıyorum.” diyor ne “Şurada şenlik düzenleyeceğim.” diyor. Ne diyor?

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Sayın Valim, Cumhuriyet Bayramı, davetiyeyle bayram kutlanmaz!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Sadece derneğin biri “Ben seferberlik yürüyüşü düzenleyeceğim.” diyor. Bir diğeri “Binlerle basın açıklaması yapacağım.” diyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Ama hakikaten sizin göreviniz o kalabalığı dağıtmak göreviydi!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Ankara Valiliği de buna izin vermiyor. İşte Cumhuriyet Halk Partisi tam burada ortaya çıkıyor.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Siz insanları fişlemeye alışkın olduğunuz için… Fişlemeci Bakanlık, fişlemeci Bakanlık!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Valim, bu söylediğine sen inanıyor musun?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Her zaman olduğu gibi, bunu da kaosun, Hükûmete karşı sivil itaatsizliğin ve kargaşanın tam fırsatı görerek Genel Başkanlarının ağzından “Bizde orada olacağız.” açıklaması ile bütün teşkilatlarını Ankara’ya çağırıyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok öyle bir şey.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Değerli arkadaşlar, siz eğer gerçekten alternatif bir kutlama yapmak istiyorsanız…

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Alternatif değil, cumhuriyetin sahibi olarak o bayramı kutluyoruz. Cumhuriyetin gerçek sahipleri olarak, alternatif kutlama değil.

MEHMET ERSOY (Devamla) – …gerçekten devletle milletin kucaklaşarak, kaynaşarak, hipodromda yapılan törenlere katılmak istemiyorsanız o zaman…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kardeşim, sensin cumhuriyete alternatif.

MEHMET ERSOY (Devamla) – …Cumhuriyet Halk Partisi olarak istediğiniz meydanı seçersiniz, devlet de size verir. Ama devlete hiç sormadan, devletten hiçbir görüş almadan kendi başına karar vermiş ve…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Çelenk koymayı bile yasakladınız, çelenk koymayı, çiçek koymayı yasakladınız!

MEHMET ERSOY (Devamla) – …bütün milletin kullandığı caddeleri saatlerce istila etmeye kalkışan derneklerin peşine takılıp gitmek de size yakışmaz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak ne zamandan beri izne tabi, ne zamandan beri!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Tabii, bu dernekler, Cumhuriyet Halk Partisi, herkes çağrılarını yaptı. Amaç bir şeydi: Daha önce gördükleri ve yaşadıkları “Cumhuriyet mitingleri” özlemi bir kez daha depreşmişti.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Evet, o mitingler çok demokratik mitinglerdi, ne olmuş!

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Neden korkuyorsunuz!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Ama burada bir eksikleri vardı, artık onlara destek olan oligarşik bürokratları arkalarında yoktu.

MEHMET S. KESİMOĞLU – (Kırklareli) – Bayramı kutlamak için  bürokrata ne gerek var!

VELİ AĞBABA (Malatya) – 2007’deki hâkim, bürokratlar AKP’den milletvekili şimdi!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Onun için de umduklarını bulamadılar. Onun için de halkımızı, bayramı bile siyaset ve hükûmet karşıtlığı için kullanmak isteyen, Birinci Meclisi de Atatürk’ü de bayrağımızı da istismar ederek buradan siyasi bir rant elde etme gayreti içinde olanlara, elhamdülillah, prim vermedik. Bırakın, bu kanunsuz eylem için…

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Vatandaşlar Türk Bayrağı’yla siyasi rant elde etmek için  o meydanlara gitmediler.

BAŞKAN – Sayın Kesimoğlu, lütfen…

MEHMET ERSOY (Devamla) – …dışarıdan gelmek isteyenlere engel olunduğu mazeretini, bırakın ona sığınmayı, sadece Ankara teşkilatlarınızın ana kademelerinin asil ve yedek kadroları oraya gelmiş olsaydı meydanlar almazdı. Sadece Ankara’da yaşayan insanların, Ankara’da yaşayan insanımızın yüzde 1’i sizin çağrınıza itibar etseydi o meydanlar dolar taşardı.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – O barikatları niye yıktılar? Millet nasıl yürüdü?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Bunu bile başaramadınız çünkü elhamdülillah, halkımızın sağduyusu, bayramını bayram gibi kutlamaya odaklanmıştı.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Askerî bayramları yasaklıyorsunuz, askerî bayramları! Cumhuriyet sayesinde geldiniz, cumhuriyeti yıkmaya çalışıyorsunuz!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Ha, değerli arkadaşlar, değerli milletvekillerimiz, bütün uyarılarımıza rağmen, Sayın Kılıçdaroğlu’na Başbakanımızın yaptığı bütün çağrılara rağmen, CHP Genel Başkanı ve 20 kadar milletvekili bu Ankara Valiliği tarafından “kanunsuz” olarak nitelendirilen toplantıya katılmışlar, yine kanunsuz bir şekilde, arkalarındaki halkımızı da riske atarak suç işlemeye teşvik etmişlerdir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakanı  savunmak gibi zor bir görev almışsınız, kolay gelsin Sayın Valim!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Ersoy, bunun hesabını soracağız.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Şimdi niye geliyorsunuz?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Milyonlarca Ankaralının hiçbir hakkına, hukukuna riayet etmeden…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kardeşim, Anıtkabir’e gitmek ne zamandan beri suç oldu? Ne zamandan beri suç Anıtkabir’e gitmek ya!

MEHMET ERSOY (Devamla) – …saygı göstermeden en işlek caddelerinde gövde gösterisi yapmak istemişlerdir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ağzından çıkanı kulağın duysun Sayın Valim.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Görevleri sadece kanun hâkimiyetini sağlamak, kamu güvenliğini ve bütün vatandaşlarımızın esenliğini sağlamak için…

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Kanun şimdi mi aklınıza geldi?

MEHMET ERSOY (Devamla) – …gayret göstermek olan emniyet mensuplarımızın görevlerini yapmalarına izin vermemişlerdir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vay, vay, vay!

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Onları alet ettiniz.  Yasayı çiğneyen kim olursa olsun hesap soracağız, hiç bundan kaçış yok.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Sıfatlarından kaynaklanan konumlarını toplantının bir itaatsizlik eylemine dönüşmesi için kullanmışlardır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Hesap soracağız, insanlara seyahat özgürlüğünü çok görenlere hesap soracağız.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Böyle olunca da emniyet güçlerimiz toplantıyı dağıtmaya çalışmış ve arbedeler yaşanmış, istenmeyen, hepimizi üzen görüntüler yaşanmıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kardeşim, o kadar açıksanız neden gizli genelge yayınlıyorsunuz, açık açık yazsaydınız onları. O kadar haklısın da niye gizli genelge gönderiyorsunuz.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Hatta bir emniyet müdür yardımcısının burnu kırılmış, 16 görevli ise yaralanmıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Açıkça söylemeye utanıyorsun. “Onları kutlamaya yollama, ama benim şimdi sana söylediğimi kimseye söyleme.” diyorsun. Al, bak, genelge burada bak. Niye yayınlıyorsunuz bunu?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şimdi size soruyorum: Bütün bu olayların suçlusu kim?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Neden gizli bu? Kendinden utanıyorsun kendinden, yaptığın iş ayıp da o yüzden.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Suçlu, göreve geldiğinden bu yana canla başla, kanunun kendisine verdiği…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yarın, öbür gün, bak, Sayın Bakan, Yüce Divanda vereceksin bunun hesabını!

MEHMET ERSOY (Devamla) – …-konuşmamın başında saydığım- görevleri yerine getirmek için çabalayan…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ona “sosyal demokrat” diyorlar!

MEHMET ERSOY (Devamla) – …gerek adi suçların gerekse terör suçlarının halkımızın günlük yaşamını etkilemesini önlemek için olağanüstü gayret sarf eden ve bundan dolayı da otuz yıldır milletin kanını emerek, hayatiyetlerini idame ettiren terör baronlarının, kadınlarımızın, yavrularımızın, bebeklerimizin, öğretmenlerimizin, imamlarımızın, güvenlik güçlerimizin acımasız vahşi katilleri ve onların ovalardaki iş birlikçileri tarafından hedef tahtasına oturtulan Değerli İçişleri Bakanımız İdris Naim Şahin mi?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Helal olsun!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Yine, o Kanun’un verdiği bütün yetkileri kullanarak Ankara’nın esenliğini ve güvenliğini, o toplantıya katılmayan 4 milyon insanın hakkını, hukukunu, özgürlüğünü korumaya çalışan Ankara Valisi mi, yoksa, değerli arkadaşlar, sanki…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başbakan niye kızdı o zaman?

MEHMET ERSOY (Devamla) – …cumhuriyet kutlamaları yasaklanmış gibi yaygara yaparak…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – “Gibisi” fazla, “gibisi” fazla.

MEHMET ERSOY (Devamla) – …Hükûmet aleyhine gösteri yapmak için Valiliğin…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Kanunsuz.” diyorsun, “İzinsiz.” diyorsun…

MEHMET ERSOY (Devamla) – …hiçbir ikazına uymadan, “Ben ne dersem o olacak. Biz hukuk tanımayız, biz kanun tanımayız. Bizi, bizim dışımızdaki milyonların hakkına, hukukuna riayet etmek bağlamaz…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – O gösteriden sadece siz rahatsız oldunuz, başka hiç kimse rahatsız olmadı!

MEHMET ERSOY (Devamla) – …değil mi ki bu işin ucunda siyasi rant var. O hâlde, cumhuriyeti de Atatürk’ü de bayrağı da çocukları da yaşlıları da istismar etmek bizim için caizdir. Cumhuriyet gibi en büyük ulusal bayramımızda halkımızı ‘devlet-millet el ele kutlayanlar’ ve ‘sadece bizimle kutlayanlar’” diye bölmekten bile imtina etmeyen zihniyet mi?

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Esas bölücü sizsiniz, siz.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Cumhuriyet sayesinde iktidara geldiniz.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar, bu vesileyle şunu da bir kez daha haykırmak istiyorum: AK PARTİ, milletin bağrından, milletin özlemlerine, hayallerine cevap vermek için çıkmış kadroların buluştuğu hareketin adıdır. Derdimiz, hedefimiz sadece bu aziz millete hizmet, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktır.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Derdiniz Cumhuriyeti yıkmak Sayın Ersoy. Buna sen de inanmıyorsun!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Ne cumhurumuzla ne cumhuriyetimizle ne de cumhuriyetin kazanımlarıyla hiçbir derdimiz olabilemez. Biz, milletimizin bugünleri görmesini, ideallerinin, değerlerinin bütünleştiği evlatlarının iktidarını görmesini cumhuriyetimize borçlu olduğumuzu bilecek kadar aklı başında insanlarız.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Aferin, çok güzel!

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Cumhuriyet İlköğretim Okulunun adını değiştiriyorsunuz, Acun Ilıcalı’nın annesinin adını veriyorsunuz.

MEHMET ERSOY (Devamla) – AK PARTİ, bırakın Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını yasaklamayı, bu bayramları, devletin milleti ile bütünleşerek kutlamasını sağlamaya çalışacak anlayışın partisidir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Siz değil miydiniz “Sokaklarda kutlanacak bayramlar.” diyen? Neden insanlara izin vermiyorsunuz?

MEHMET ERSOY (Devamla) – Demokratikleşmiş, bütün inançları güvence altına almış laik cumhuriyet, birliğimizin de kardeşliğimizin de bütünlüğümüzün de kalkınmamızın da gelişmemizin de en önemli tutkalıdır ve bizim de en önemli değerimizdir.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – O, iktidar tutkalı, iktidar tutkalı! İnin bakalım iktidardan!

MEHMET ERSOY (Devamla) – Şuna yürekten inanıyoruz: Dünya durdukça cumhuriyetimiz var olacaktır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bravo, kutlarım sizi!

MEHMET ERSOY (Devamla) – AK PARTİ İktidarı var oldukça cumhurun cumhuriyetine kimse dokunamayacak, kimse ona özel mülkü muamelesi yapamayacaktır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Evet, cumhuriyet halkındır; halkındır cumhuriyet.

MEHMET ERSOY (Devamla) – AK PARTİ iktidarları devam ettiğince…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ERSOY (Devamla) – …İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin de hem bu ülkenin huzuru, esenliği ve güvenliği için  hem de ülkemizin bütünlüğü için mücadelesini vermeye devam edecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersoy.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye… Otursun da.

MEHMET ERSOY (Devamla) – Hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersoy.

Sayın Tarhan, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanakları saklayın. Tutanakları saklayıp torunlara gösterin.

BAŞKAN – Beyefendiler, susarsanız Sayın Tarhan’ı dinleyebileceğim.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, partimizin adı zikredilerek yasa dışı bir toplantıda partimizin temsil edildiği belirtildi.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakikanız var, buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy’un Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Az önce kürsüde bulunan zat, bir öfke hezeyanı ile ne söylediğini bilemedi. (AK PARTİ sıralarından “Milletvekili” sesleri) Sanıyorum ustasından ders almış. Saldırgan bir tutumla bugünkü seviye tespit sınavını hakikaten geçemediniz. Az önce Sayın Arınç’ın seviyesinden aslında daha iyiydi belki hatibin seviyesi.

AHMET YENİ (Samsun) – Kendi seviyene bak.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Ama gene de bizi rahatsız etti. O yüzden söz almış bulunuyorum.

Şimdi, sizin, az önce temsilcinizin zihniyetinde belirginleşen zihniyetinizi bir özetlemek istiyorum. Şimdi, halka yasak ve barikat kuran aslında yasakçı bir zihniyetiniz var ama bunu kabul etmekte zorlanıyorsunuz, gerçekten zorlanıyorsunuz, bunun ikilemini yaşıyorsunuz. Barikatçı bir zihniyetiniz var. Masum insanları zehirli gaza boğan zehirli bir zihniyetiniz var aslında. Bu da sizi rahatsız ediyor, bunun farkındayım. Öfke krizlerinizin nedeni bu. Bayram kutlamalarını dahi bir suikast olarak nitelendiriyor, Başbakanınız bunu söylemişti. Suikasta benzeten aslında panzerci bir zihniyetiniz var. Bundan da çok rahatsızlık duyuyorsunuz.

Halktan bayram kutlaması yerine takla atmasını tercih eden bir zihniyetiniz var Sayın Bakan. Bütün ülke bunu biliyor, taklacı bir zihniyetiniz var. İstihbarat masallarına sadece kendisi inanan istihbaratçı, fişlemeci -Hozat’ta da yaptığınız gibi daha yeni, çok taze- bir zihniyetiniz var. Kapısı kırık istihbaratçı valinize örnek olan istihbaratçı bir zihniyetiniz var.

İHSAN ŞENER (Ordu) – Sen kendi geçmişine bak.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Teröre güvercin, halka şahin bir zihniyetiniz var. Sahte ve ruhsuz törenlere meraklı, halka çobanlık yapmaya meraklı, enseye şaplak bir zihniyetiniz var Sayın Bakan. Barikatların kalkmasından duyduğu üzüntüyle “Keşke birkaç ceset çıksaydı şuradan.” diyen bu kadar sorumsuz bir zihniyetiniz var. O gösteriden mutsuzlukla donanmış biçimde çıktınız siz. İşte, tam da bu ahval ve şeraitte bütün engellemelerinize rağmen 1 milyon 300 bin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - …kişinin katıldığı bu olayda zihniyetiniz error verdi Sayın Bakan, error verdi.  (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Hükûmet adına…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, izin verirseniz bir hususu arz etmek istiyorum.

Sayın Ersoy konuşmasında, sanki 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı bir eylem varmış gibi konuştu ve konuşmasını bu tez üzerine dayandırdı. Oysa, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 4’üncü maddesinde istisnalar belirtilmiştir.

Bakınız, 4’üncü maddenin (b) bendine göre, kanun ve gelenek ve göreneklere göre yapılacak toplantı, tören, şenlik, karşılama ve uğurlamalar bu kanunun kapsamı dışındadır. O nedenle, 29 Ekim günü yapılan yürüyüş ve Anıtkabir’e ziyaret, bu Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında değerlendirilemez. Ben bunu arz etmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- GENSORU (Devam)

A) Ön Görüşmeler (Devam)

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24) (Devam)

BAŞKAN – Hükûmet adına İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekillerimiz; Cumhuriyet Halk Partisi adına Muharrem İnce ve arkadaşları tarafından hakkımda verilen, 29 Ekim 2012 tarihinde Ankara Ulus merkezinde gerçekleştirilmek istenen yasa dışı toplantı ve gösteri yürüyüşü ile ilgili olarak…

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Yasa dışı değil Sayın Başkan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağını görüşmekteyiz şu anda. Biraz önce önerge sahibi ve siyasi parti gruplarımız görüşlerini dile getirdiler. Yapıcı eleştiri ve öneriler için konuşmacılarımıza çok teşekkür ediyorum. Ben de görüşlerimi zamanın elverdiği ölçüde sizlerle paylaşmak ve bazı konularda sizleri ve aziz milletimizi aydınlatmak istiyorum. Bu vesileyle yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerimin başında önemli gördüğüm birkaç hususu sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gensoru gibi önemli bir denetim mekanizmasını kullanıyor olmasından hiçbir rahatsızlık duymadığımı belirtmek isterim çünkü konuşmanın, tartışmanın, bilgilendirme yapmanın yararına inanmaktayım. Ayrıca, her tartışma ortamı bize yaptıklarımızın ve bazı gerçeklerin anlaşılması için yeni fırsatlar vermektedir. Daha önceleri hakkımda BDP gensoru önergesi verir, alır, tekrar verirdi. Son zamanlarda sanırım karargâhtan emir gelmediği için bu boşluğu Cumhuriyet Halk Partisi doldurmak, rolü kaldığı yerden devam ettirmek tercihinde bulundu. Bu önergeyi de bu kapsamda değerlendiriyor, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında neler yaşandığı hususunda saygıdeğer milletvekillerimizi aydınlatmak için bu gensoruyu bir vesile olarak görüyorum.

Gensoru önergesinin gerekçesinde kolluk birimlerinin aşırı güç kullandığı, yapılan etkinliğin 2911 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, seyahat özgürlüğünün engellendiği gibi bir dizi iddiaya yer verildiği görülüyor. Bu tür iddialarda bulunulmasını doğal karşılıyor ve bunun olaylara farklı bir bakış açısını yansıttığını değerlendiriyorum ancak Parlamentonun anayasal denetim yollarından biri olan ve fevkalade önemli konularda kullanılması gereken gensoru müessesesinin, halkın gözü önünde cereyan eden bir olayda ve ortada ciddi gerekçeler olmadığı hâlde, birtakım kurgular üzerine bina edilip verilmesini büyük bir talihsizlik olarak görüyorum.

Diğer taraftan, gensoru metninde var olan bir cümleyi, bu gensoru önergesini verenlerin zihniyetini yansıtma adına sizlerin dikkatine sunmak istiyorum. Metinden cümleyi aynen okuyorum: “Cumhuriyetin temel ilkelerini benimseyen yurttaşlar üzerinde kamu gücünü kullanarak baskı oluşturacak girişimlerde bulunarak görevini kötüye kullanan…” diye devam ediyor bu cümle. Bizim vatandaşlarımızı cumhuriyeti benimseyen ya da benimsemeyen şeklinde ikiye ayıran bu anlayışı ve ayrımcı zihniyeti kabul etmemiz asla mümkün değildir ve bunu kınıyorum, telin ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Vatandaşı ayırmıyoruz Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi her zaman yaptığı gibi yapay sorun üreten, o soruna çözümler karşısında itiraz eden, çözümden şikâyet eden, âdeta oluşan kargaşadan -hatta bir adım ileri- anarşiden medet uman bir parti olma konumundan bir türlü kurtulamamıştır.

Biz bu ülkede yaşayan herkesin cumhuriyete ve onun ilkelerine sahip çıktığına ve bu anlayışı sergileyenlerden daha cumhuriyetçi olduğuna inanmaktayız.

Ben buradan sormak istiyorum: Ülkemizin toplumsal barışını tehlikeye sokanlar kimler? Vatandaşlarımız arasında ayrımcılık yapan, onları alternatif kutlamalar yapma adına sokağa dökenler kimler? Ben, bu ayrımcı zihniyeti kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum.

Öncelikle şunu açıkça belirteyim ki, cumhuriyet ve Cumhuriyet Bayramı 75 milyon vatandaşımızın en önemli ortak millî değeridir. Bu ortak değerimiz kimsenin tekelinde olmadığı gibi, yine birilerinin de her canı istediğinde tartışmaya açacağı konu değildir ve olmamalıdır da.

Bu ülkede Cumhuriyet Bayramı kutlamaları seksen dokuz yıldır birlik, beraberlik ve millî bütünlük içerisinde kutlanmaktadır. AK PARTİ hükûmetleri olarak bizler de bu geleneği iktidara geldiğimiz günden bugüne güçlendirerek sürdürmekteyiz. Birilerinin iddia ettiği gibi, Cumhuriyet Bayramı’nın kutlanmasını engellemek gibi ne bir düşüncemiz ne de bir davranışımız olmamıştır, olması da mümkün değildir. (CHP sıralarından gürültüler)

Ancak, bize yasakçı, baskıcı iftirasını atabilenler önce kendi geçmişlerine bir baksınlar, fayda var. Bu sene alternatif bir kutlama hevesi içine giren Cumhuriyet Halk Partisi, bunu maalesef ilk kez yapmamıştır. Ne zaman yapmıştır? Cumhuriyetimizin 25’inci yılında yani 1948 yılında da benzer bir kutlama gayreti içine girmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliğince il ve ilçe örgütlerine gönderilen bir yazı ile Cumhuriyet Halk Partisinin özel bir program yapacağı, 1948 yılında, Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet Halk Partisinin kuruluş yıl dönümünün birleştirilerek kutlanacağı bildirilmiştir. 9 Eylül 1923 tarihinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi, 29 Ekim kutlamalarıyla partinin kuruluş yıl dönümü kutlamalarını birleştirerek bugün olduğu gibi o gün de toplumu ayrıştırma gafletine düşmüştür.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Ne alakası var Sayın Bakan?

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Siz kendi hesabınızı verin, siz kendi hesabınızı verin.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Demokrat Partili vatandaşlar o tarihte bu kutlamalara katılamamışlardır. Öyle ki, Cumhuriyet Halk Partisi, Ankara’da bir gövde gösterisi yapma uğruna, bu kutlama programlarına çeşitli illerden vatandaşları Ankara’ya taşımak istemiş...

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Size ne, size ne yani?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – İyi bulmuşsunuz vallahi, tebrik ediyorum Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …o zaman Ankara’ya bağlı Kırıkkale’den getirilmek istenen 40 vatandaşımızın yolda geçirdikleri kaza sonucunda vefatlarına sebep olmuştur.

Bugün, Hükûmetimizce, halkın bayram kutlamasını yasakladığını iddia eden Cumhuriyet Halk Partisi, yine, 1949 yılında, halkın ve siyasi partilerin bayram kutlamalarına katılmasını yasaklamıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sen o zaman daha doğmamıştın, doğmamıştın bile, bugüne gel, bugüne.

BAŞKAN – Sayın Serindağ lütfen, Sayın Ağbaba…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) -  Bakanlar Kurulu, o yıl aldığı bir kararla, hipodromda yapılan resmigeçit törenlerine, siyasal partilerin, atlı ve yaya köylülerin, esnafın ve halkın katılmasına yasak getirmiştir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, Sayın Bakan doğmamıştı daha o zaman.

BAŞKAN – Tamam canım.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Sadece askerî birlikler, askerî okullar ve izcilerin törene katılmasına karar verilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisinin 1949 yılındaki bu yasakçı kararı, ülkenin çeşitli yerinde 10 binlerce vatandaş tarafından da ayrıca protesto edilmiştir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Yahu Allah’tan kork, seksen sene önsesinden bahsediyorsun Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bu tipik bir Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetidir. Olayları işine geldiği gibi çarpıtmak ana muhalefet partisinin zaman zaman en iyi yaptığı iştir. (CHP sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gensoru önergesinde iddia edilen hususlar tamamen gerçek dışı ve mesnetsizdir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ha, ona gel.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – 1936 yılından bu yana, Cumhuriyet Bayramı törenleri, Ankara’da Hipodrom’da yapılmaktadır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – “Sokaklarda kutlayalım.” diyen siz değil misiniz?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Yetmiş altı yıldır kutlandığı gibi bu yıl da aynı şekilde törenler başkentte, Hipodrom’da gerçekleştirilmiştir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, tek parti iktidarından kalma alışkanlıklarının bir devamı olarak, tıpkı Barış ve Demokrasi Partisinin alternatif cuma girişiminde olduğu gibi, birtakım legal ve illegal örgütlerin de peşine takılarak…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - İllegal örgütle görüşmeleri yapan sensin.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - …alternatif Cumhuriyet Bayramı kutlaması yapma girişiminde bulunmuş, millî birlik ve beraberlik ve bütünlüğümüzün timsali olan böylesi önemli bir günde insanlarımızı ayrıştırma gafleti içine düşmüştür. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Bakan, illegal örgütler hangisi onu söyle. İçişleri Bakanısınız…

BAŞKAN – Sayın Acar, Sayın Özgündüz, Sayın Ağbaba…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Ama Sayın Başkan, gerçeğe aykırı şeyler söylüyor.

BAŞKAN – Ne yapalım canım, kendisini savunuyor, ne yapalım?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisinin sonradan sahiplendiği ve siyasi rant amacıyla destek verdiği bir gösteri yürüyüşü için çeşitli sivil toplum örgütlerince Ankara Valiliğine başvuru yapılmıştır. Bu başvurular üzerine Valilik tarafından yapılan incelemede, isteğin 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında olduğu değerlendirilmiş…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Buna siz de inanmıyorsunuz!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …ve toplantı, gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller 2911 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde de açıkça belirlenmiştir. Kanun gereğince, Ankara’da toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak yerler ve güzergâhlar daha önceden belirlenmiştir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - Millî bayramları kutlamak ne zamandan beri suç oldu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Söz konusu yerler usulüne uygun olarak kamuoyuna ilan edilmiş olup…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Millî bayramları kaldırmaya çalışıyorsunuz Sayın Bakan, unutturmaya çalışıyorsunuz. 

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …bu yerler içerisinde, talebe konu olan Ulus ve Anıtkabir çevresi bulunmamaktadır. Aynı Kanun’un 22’nci maddesinde, “Genel yollar ile parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde…”

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bayramın kutlanma yeri olmaz Sayın Bakan, bayramın kutlanma yeri olmaz!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) –  “…ve bunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz…”

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Sayın Bakan, Melih Gökçek Kızılay’da her gün tören yapıyor. İzin alıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – “…şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez.” hükmü yer almaktadır, kanun budur.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Kızılay bu listeye dâhil mi Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Ama Cumhuriyet Halk Partisinin kanunu herhâlde bir başka kitapta yazmaktadır.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Arabesk sanatçılar çıkarken izin var da cumhuriyet yürüyüşüne niye yok?

BAŞKAN – Sayın Dinçer…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bu çerçevede, genel hayatın, kamu düzeninin, yaya ve araç trafiğinin olumsuz etkilenecek olması nedeniyle… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN- Sayın Acar…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - ...belirtilen yerler ve güzergâhta söz konusu eylemin gerçekleştirilmesine hukuken ve fiilen imkân olmadığı değerlendirilmiştir.

Ayrıca, ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9, 10, 11’inci maddeleri ile Anayasa’mızın 14 ve ilgili maddeleri doğrultusunda belirtilen hakların kullanımına sınırlama getirilebileceği hükme bağlanmıştır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Milletvekillerine biber gazı var mı Avrupa’da?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Buna göre, suç işlenmesinin önlenmesi, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yani Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak suç oldu, öyle mi?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - …veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlama getirilebilmektedir.

Açıklanan hususlar ve gerekçeler doğrultusunda, yapılmak istenen bu eylem için uluslararası mevzuatta, Anayasa’mızda ve kanunda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarının oluştuğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, Ulus Birinci Millet Meclisi binası önünde toplanılarak yapılması planlanan söz konusu toplantı ve gösteri yürüyüşü eyleminin ilgili kanuna aykırı bir faaliyet olduğu değerlendirilmiş, Ankara Valiliğimizce bu gösteri yürüyüşüne izin verilmeyeceği 16 Ekim 2012 tarihinde başvuru sahiplerine, legal olanlarına bildirilmiştir.

Bu bildirime rağmen, gruplar yasal olmayan bu eylemi Cumhuriyet Bayramı kutlaması kılıfı altında yapmakta ısrarcı olmuşlardır. Ayrıca, güvenlik birimlerimize intikal eden istihbari bilgiler doğrultusunda bu etkinliğin perde arkasında birtakım illegal örgütlerin bulunduğu ve düzenlenmek istenen gösteri yürüyüşünün provokasyonlara açık olduğu da değerlendirilmiştir.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Geç, onlar hikâye, hepsi hikâye!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Halkımızın huzur ve sükûnunu bozmayı hedefleyen bahse konu provokatif grupların yapmayı planladıkları yasa dışı her türlü eylem ve etkinliğin engellenmesi amacıyla gerekli güvenlik tedbirlerini almak Bakanlık olarak bizim en temel görevimizdir.

Cehaletle ortaya konan bir tez vardır: “Orada halkın güvenliği için arama noktaları niçin oluşturulmamıştır?” Arama noktaları izinli gösteri ve toplantı yürüyüşleri için konulur, izinsizler için arama noktası konmaz.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Peki, onların güvenliğini kim sağlayacak?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Bunu biliyor olmanız temel bir bilgi olarak, kabulümüzdür ama bilmediğiniz anlaşılıyor.

Bu olayda da Ankara Valiliği vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini, kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak adına gerekli önlemleri almıştır.

Diğer taraftan, biz meşru zeminlerdeki her türlü hak arayışının, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün sonuna kadar arkasındayız. AK PARTİ hükûmetlerimizin on yıllık iktidarı boyunca temel hak ve özgürlükler alanında yapmış olduğu reformlar bu görüşümüzün ve bu gerçeğin en somut göstergesidir. Ancak, hiç kimsenin yasal olmayan yollarla hak iddia etmeye, çeşitli kılıflar altında illegal gösteri yapmaya, güvenlik güçlerimize saldırmaya, diğer vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini gasbetmeye, yasalarımız tarafından suç sayılan davranışlarda bulunmaya hakkı da haddi de yoktur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 29 Ekim günü, meydana gelen olayları ve o gün yaşananları 1 kez daha hatırlatmak istiyorum: Saat 10.50 itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinden oluşan 15 kişilik heyet, Atatürk büstüne çelenk koymuştur Ulus’ta.

Saat 11.00’de Birinci Meclis önünde ülke genelinden katılımlarla birlikte aralarında 20 Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilinin de bulunduğu topluluğun 10 bin kişiye ulaştığı belirlenmiştir.

11.15’te Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanın da bulunduğu topluluğun alana geldiği, Baruthane Kavşağı’nda bulunan grubun, güvenlik görevlilerine yönelik çeşitli cisimler atmak suretiyle saldırıda bulunduğu; topluluğun güvenlik çemberini aşmaya çalışmaları üzerine, bu gruba yönelik kısa süreli müdahalenin yapıldığı, saat 12.20 sıralarında Birinci Meclis önünde bulunan grubun toplu bir şekilde güvenlik güçlerine saldırmaları sonucunda gazlı ve tazyikli suyla müdahalede bulunulduğu…

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Polis şiddeti var, polis şiddeti var Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - … müdahale sonrasında dağıtılmaya çalışılan grupların tekrar toparlandığı ve yaklaşık 15 bin kişinin Atatürk Bulvarı, Tandoğan Meydanı ve Güven Park civarından Anıtkabir’e doğru yürüyüşe geçtiği, saat 14.30 sıralarında tamamı Anıtkabir’e geçen söz konusu grubun, 16.20 sıralarında normal olarak dağıldığı…

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Helikopterden mi gördünüz Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - … olaylar esnasında 1’i emniyet müdür yardımcımız olmak üzere toplam 16 güvenlik görevlisinin yaralandığı tespit edilmiştir.

O gün toplanan gruplardan bazılarının, milletvekillerimizin arkasına saklanarak, güvenlik güçlerimize saldırmaları gerçek amacın bayram kutlamak olmadığını açıkça göstermektedir. Şu fotoğraflar, şu fotoğraflar, Cumhuriyet Halk Partililerin şeref levhalarıdır! (CHP sıralarından gürültüler) Polis memurunun boynuna sarılan -o beyaz gördüğünüz top gibi olan kasktır- polis memurunun boynuna sarılan ve saldıran Cumhuriyet Halk Partilileri görüyoruz. Burada yaralayıcı cisim atanları görüyoruz. (CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Genel Başkanın üzerine gaz bombası attıranlar utansın.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm bu yaşananlar yüce milletimizin bütün gerçekliğiyle görebileceği şekilde gerçekleşmiş olaylardır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Milletvekillerine gaz bombası attıranlar utansın.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Gensoru önergesi vesilesiyle birkaç önemli hususa daha değinmek istiyorum. Gensoru gerekçesinde, 29 Ekim günü polis biber gazı sıkıp yurttaşlarımıza saldırırken şahsımın helikopterden alanı denetlediği ve olayları yönlendirdiği iddia edilmektedir. O gün, toplumsal olayları havadan gözlemlemek maksadıyla helikopterle gezi yaptığım, helikoptere bindiğim ve gezdiğim doğrudur…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Biz de onu söylüyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – …ancak bu, birilerinin ve bu gensorunun iddia ettiği gibi gerçekleşmemiştir.

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – İnkar etmiştiniz?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Olayların çıktığı, saldırıların başlaması üzerine polisin müdahale ettiği saatlerde şahsımın Hipodrom’da yapılan Cumhuriyet Bayramı töreninde olduğu bilinmektedir. Buna rağmen, bir gazete tarafından, basın-yayın, meslek ilkeleri ve etiği hiçe sayılarak sırf şahsımı karalamak amacıyla montajlanmış bir fotoğraf kullanılarak sanki o saatlerde helikopterden polisin müdahalesini izlediğim algısı oluşturulmuştur. Hâlbuki, gazetenin kullandığı, helikopterdeki bu görüntü benim daha önce Güneydoğu’ya yapmış olduğum gezilerdeki fotoğraflardan montajlanmıştır. Gerçeklerin kısa bir süre sonra ortaya çıkması üzerine gazete fotoğrafı yayından kaldırmış ve şahsımdan özür dilemek zorunda kalmıştır ancak Cumhuriyet Halk Partisi henüz özür dileme çizgisine gelmeyi başaramamıştır.

29 Ekim günü yapılan kara propaganda sadece bununla da sınırlı kalmamıştır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, gazı kim sıktırdı, suyu kim sıktırdı?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Yine sosyal medyada polisimizi karalayan, kaynağı belirsiz bir fotoğraf yayınlanmıştır. Bu fotoğrafta elinde Türk Bayrağı taşıyan küçük bir çocuğun…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yanlış fotoğraf gösteriyorsunuz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Sen yanlış görüyorsun, doğrusu burada.

…elinde copla bir çevik kuvvet polisi tarafından kovalandığı gösterilmektedir. Tıpkı sizin gibi, basında da gayretkeşlikler almış başını gitmektedir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Gaz sıkıldı mı sıkılmadı mı? Çocukların üzerine kadınların üzerine gaz sıkıldı mı sıkılmadı mı?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Sonradan bu fotoğrafın da aynen şahsıma yapıldığı gibi tamamen hayalî şekilde ve ahlakla bağdaşmayacak şekilde montajlandığı ortaya çıkmıştır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – O da mı montaj?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bütün bu yapılanların amacı, polisimizi, Hükûmetimizi ve devletimizi yanlış anlatmaya yönelik gayretlerdir. Bu yapılanların hiçbir şekilde amacına ulaşamayacağı, polisimizin her ne pahasına olursa olsun, bundan sonra da görevini tereddütsüz yerine getireceği bilinmelidir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakanımızı ve şahsımı hedef alan bu tür yıpratma maksatlı iddialar ana muhalefet partisi tarafından sürekli gündeme getirilmektedir. Daha dün, bir gazetenin İnternet sayfasında CHP’li bir milletvekili Sayın Başbakanımızın İstanbul Belediye Başkanlığı, benim de Genel Sekreter Yardımcılığı dönemime ilişkin çirkin ve seviyesiz bir iftirada bulunmuştur. Belediye personelini Türk, Kürt, Alevi ve Sünni şeklinde fişlediğimizi iddia etmiştir. Ben şimdi bu vekilimize buradan sormak istiyorum: Elinizde somut bir bilgi ve belge olmadan böyle bir iftirada bulunmak haysiyetli ve onurlu bir insana yakışır mı, yakışıyor mu? Bunun takdirini yüce heyetinize ve saygıdeğer milletimize sunuyorum.

Şayet iddialarınıza ilişkin somut bilgi ve belgeler varsa bunları açıklayınız, açıklayamadığınız takdirde sizi buradan müfteri ilan ediyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

Aslında Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişine baktığımızda fişleme işini rutin hâline getirdiğini, bundan sonra da en çok hangi kesimin…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tunceli’deki kaymakam kimin kaymakamı, hangi bakanlığa bağlı?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – … mağdur edildiğini hepimiz biliyoruz. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen ve sizin de karşı çıktığınız anayasa değişikliğiyle fişlemeyi kaldıran da biziz, AK PARTİ Grubudur, bu Gruptur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET S. KESİMOĞLU (Kırklareli) – Hozat’a gel, Hozat’a.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Tunceli’de meydana gelen istisnai bir olayı genelleyerek bunun Türkiye genelinde yapıldığını ileri sürmek ve olayları çarpıtarak her fırsatta karalamada bulunmak sizin için alışkanlık hâline gelmiştir. Hâlbuki, Tunceli’deki bu olay bizim tarafımızdan ortaya çıkarılmış, ilgililer hakkında derhâl yasal işlem başlatılmıştır. Soruşturma neticesinde de gereği neyse o yapılacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Sonuç olarak, hakkımda verilen gensoru önergesinde yer alan iddiaların ve iftiraların hiçbirisi gerçekle bağdaşmamaktadır. Bu iftiralara dayanarak hakkımda gensoru verilmesini vatandaşlarımızın kafasını bulandırmaya yönelik, mantıkla ve iyi niyetle ifade edilemeyecek…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bunun adı demokrasi değil Sayın Bakan, bunun adı faşizim, faşizm.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Süre bitti Sayın Bakan, süre…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bütün bu açıklamalarımıza rağmen karalama kampanyalarına devam edenleri milletimize havale ediyorum ve ben Cumhuriyet Halk Partisi hakkında milletimize gensoru veriyorum burada. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Hiçbir katkı sağlamayan, yapılan her işe karşı çıkmayı ve önyargılı davranmayı alışkanlık hâline getiren bir anlayışın bu ülkeye ne yarar sağlayacağını doğrusu, merak ediyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Nasıl sizi susturamadıysam Sayın Bakanı da oturtamam.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Biz bütün bu zihin bulandırmalarına ve karalama kampanyalarına rağmen milletimiz ve vatandaşımıza hizmet yolunda kararlılıkla yürümeye, hizmet etmeye ve çalışmaya devam edeceğiz. En büyük desteğimiz aziz milletimizdir.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir takla at Sayın Bakan ya, giderken bir takla at. Giderken bir takla at gözünü seveyim ya! Vatandaşa söylüyorsun, ben de senden istiyorum, at bir takla.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, grubumuza sataşma var.

BAŞKAN – Sayın Tarhan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

8.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Aslında çok da mutlu değilim yani böyle söz yetiştirmekten ama artık yaptığı bini aştı Sayın Bakanın. CHP’nin peşine takıldığını söylediğiniz TGB, ADD, Cumhuriyet Kadınları Derneği gibi onlarca demokratik kitle örgütüne “illegal” diyorsanız Sayın Bakan, asıl siz illegalsiniz, siz illegalsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Aslında sizi biraz fazla eleştirdiğimizi fark ettim ben bugün, inanın biraz fazla galiba ileri gittik. Öfkeden kızarmanızdan, ellerinizin titremesinden filan da belliydi bu.

Aslında şaka gibisiniz, gerçekten şaka gibisiniz. Ama sizinle ilgili bir sosyal paylaşım sitesinde de belirtildiği gibi, aslında, sonuçta insansınız Sayın Bakan siz. Siz güzel bir Amerikan aktrisini görünce gülebilen birisisiniz aslında, iki ayağı üzerinde durup yürüyebilen, yemeğini yiyebilen birisisiniz, bunların hepsinin altından kalkabilen birisisiniz siz ve aslında bu kadar eleştiri size gerçekten de fazla Sayın Bakan. Biz biraz fazla üzerinize gittik ve sizi köşeye sıkıştırdık galiba.

Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Köşeye değil, meydana sıkıştırdınız siz, meydana…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şimdi taklayı attın. Ne oldu? Demin keyfin yerindeydi, taklayı attın şimdi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, sataşma var.

BAŞKAN –  Buyurun.

 9.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sevgili arkadaşlar, komikse çok ciddi, ciddiyse çok komik bir durum var ortada. “Alternatif cuma” diye bir şey, sanırım biraz ilahiyat da tedris ettiniz, cumanın şartları ikiye ayrılır:  Vücub şartları, sıhhat şartları. Bunları hep birlikte tekrar hatırlamakta fayda var. Vücub: Erkek olmak, mazeretsiz olmak, hürriyet ve ikametten ibarettir. Sıhhat şartları: Vakit, cemaat -ayrıntılarına girmeyeceğim- şehir, cami, izin, hutbe. Bunların hepsi Diyarbakır’da mevcuttur. Onun için “alternatif cuma” dediğin zaman şirke kadar yolu var, Allah esirgesin! Şimdi, birincisi bu.

İkincisi… İsteyene bu konuda yoğunlaştırılmış şeyler verebiliriz. Bu kadar ilahiyatçı devreye girmeyince ben giriyorum mecburen Hocam.

Şimdi karargâhtan… Bak ben bu kadar kalender bir konuşma yaptım, bir daha da bize “Yıkıcı muhalefet yapıyorsunuz.” demeyin.

Kalktı Sayın Bakan dedi ki: “Herhâlde karargâhtan emir almadıkları için gensoru vermiyorlar.” Oysa daha önce şöyle  bir pot kırmıştı dünya durdukça başımızda durası Sayın Bakan, demişti ki: Biz vekillerin konuşmalarını dinledik. KCK de Kürdistan’ı cebren kurtarma falan gibi bir kendince deşifrasyon yapmış…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) –  Köleleştirme, köleleştirme… Size yardımcı olayım.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Köleleştirme evet.

Böyle bir şifre çözülümü yapmıştı. İşte, böyle bir zekanın kıymeti bilinmelidir arkadaşlar. (BDP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Nankörlüğe mahal vermeyelim, dünya durdukça başımızda durun.

Demek ki dinleme işinde bir aksama var. Bu karargâh marargah, haber vermedi filan…

O hususları tekrar üzerimizde tesis etmeniz ricasıyla saygılarımızı sunuyoruz. (BDP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkanım…

BAŞKAN –  İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN –  Rica ederim… Sayın Tarhan cevap verdi…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Efendim…

BAŞKAN –  Bir saniye… Oylayayım ondan sonra.

IX.- GENSORU (Devam)

A) Ön Görüşmeler (Devam)

2.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında toplantı, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kullanılmasını engellediği, halka şiddet uygulayan kamu görevlilerini himaye ettiği ve kamu gücünü kullanarak vatandaşlar üzerinde baskı uyguladığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/24) (Devam)

BAŞKAN –  İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususunu oylarınıza sunacağım.

Gensoru önergesinin gündeme alınmasını kabul edenler… Kabul etmeyenler… Gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmemiştir.

Sayın Özgündüz…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, vakit geçti yani. Gerek kalmadı yani.

BAŞKAN – Tamam. Çünkü Sayın Tarhan cevap verdi.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hayır, resimlerde polisin boynuna sarılan vekilden bahsetti.

BAŞKAN – Siz konuşabilirsiniz, daha kapatmadım.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Yarın olsun.

BAŞKAN – Yarın olmaz, şimdi veririm iki dakika, buyur gel. Yarın, ben ona beş dakika gündem dışı vermiştim, onu ayrıca görüşeceğiz bundan sonra.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 21 Kasım 2012 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 21.26