DÖNEM: 24                                                                 YASAMA YILI: 3

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 5

18’inci Birleşim

8 Kasım 2012 Perşembe

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, Lösemili Çocuklar Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, eğitim uygulama okulu ve iş eğitim merkezlerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, Malatya ve yatırımlarına ilişkin gündem dışı konuşması

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Pervin Buldan'ın, Kürt sorununun çözüm yöntemlerinin tespiti için birçok ülkede uygulanan demokratik özerklik modellerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/397)

2.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve 20 milletvekilinin, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan Elâzığ ilindeki deprem riskinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/398)

3.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz ve 21 milletvekilinin, Afyonkarahisar-Kocatepe'nin sorunlarının, geçmişinin, bugününün ve geleceğinin, tarihimizdeki önemine yakışır bir hâle getirilmesi için yapılması gereken yasal düzenlemelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/399)

 

B) Önergeler

1.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın,  338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesinde MHP Grubuna mensup milletvekillerince verilen önerge işlemlerinin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

2.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce  ve 20 arkadaşının, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesinde CHP Grubuna mensup milletvekillerince verilen önerge işlemlerinin kapalı oturumda görüşülmesine ilişkin önergesi

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, 2/11/2012 tarihinde, Iğdır Milletvekili Grup Başkan Vekili Pervin Buldan’ın cezaevlerinde 12/9/2012 tarihinde başlayan ve iki siyasi talebi içeren süresiz dönüşümsüz açlık grevi, sağlık ve ekonomik durumlarının araştırılması amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8/11/2012 günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, 2/11/2012 tarih ve 6553 sayı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan, ülkemizde yabancı, gerçek ve tüzel kişilere yapılan taşınmaz satışları hakkındaki genel görüşme önergesinin, Genel Kurulun 8/11/2012 günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, muhtarların sosyal ve ekonomik sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği (10/26) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin ön görüşmesinin, Genel Kurulun 8/11/2012 Perşembe günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)

 

 

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na yeni madde ihdasına dair verilen önergeye ekli listelerin okunmamasının İç Tüzük’ün 87’nci maddesine uygun olup olmadığı hakkında

2.- 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle görüşülüp görüşülemeyeceği hakkında

3.- 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na yeni il ve ilçe kurulmasına ilişkin yeni madde eklenmesini öngören önergelerin işleme alınmamasının İç Tüzük’e uygun olup olmadığı hakkında

 

X.- KAPALI OTURUMLAR

ON BİRİNCİ ve  ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

(Kapalıdır)

 

XI.- OYLAMALAR

1.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesinin oylaması

2.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 6’ncı  maddesinin oylaması

3.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesinin oylaması

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 9’uncu  maddesinin oylaması

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya ili merkez ve ilçelerine yapılan spor yatırımlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/8611)

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 2012 yılında Artvin ilindeki spor kulüplerine yapılan desteklere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/8929)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/9433)

4.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, Mardin’de yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/9436)

5.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin enerji ve sulama kanalı sorunlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10005)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şanlıurfa’da yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10006)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Batman’da yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10007)

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Osmaniye’de yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10008)

9.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şırnak’ta yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/10011)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kilis’te yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10013)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Mardin’de yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10015)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, güneydoğu illerindeki spor projelerine ve spor toto teşkilat reklam tabelalarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10026)

13.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bakanlık tarafından açılması planlanan yurt dışı koordinasyon ofislerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10027)

14.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Londra Olimpiyat Oyunları’nda sporcularımızın başarısızlığının nedenlerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10028)

15.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, il spor merkezlerine kayıt yapılırken doldurulan formlara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10029)

16.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, spor salonları ve stadyumlara girecek gazetecilerin akreditasyon işlemlerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10030)

17.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, Mersin’de düzenlenecek 2013 Akdeniz Oyunları’na ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı  (7/10031)

18.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 2002-2012 yılları arasındaki olimpiyat oyunlarında ülkemizin temsiline ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10032)

19.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, 2012 Londra Olimpiyatları’na katılan kafileye yapılan harcamalara ve alınan madalyalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı  (7/10033)

20.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Eskişehir’de TOKİ tarafından yapılacak olan stadyuma ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10034)

21.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Diyanet İşleri Başkanlığından Gençlik ve Spor Bakanlığına geçiş yapan personele ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10035)

22.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, 19 Mayıs Stadyumunun eksikliklerinin giderilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10415)

23.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Kredi ve Yurtlar Kurumundan yurt ve burs talebinde bulunan öğrencilerin kişisel bilgilerinin bazı cemaatlerin eline geçtiği iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10455)

24.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, YURTKUR yurtlarında barınan ve burs alan öğrencilere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10606)

25.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun Tekirdağ ilindeki hizmetlerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10608)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’daki üniversite öğrencisi sayısına ve barınma olanaklarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10609)

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, lisanslı sporcuların sağlık taramalarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10610)

28.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, ülkemizdeki engelli spor kulüplerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10611)

29.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Hatay’daki üniversite öğrencilerinin barınma sorunlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/10612)

30.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlar ve kapasitelerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı  (7/10613)

31.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, futbolculara uygulanacak vergilere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/10714)

32.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2012 yılları arasında Bakanlık bünyesinde kiralama yoluyla hizmet veren binalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/11066)

33.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Bakanlık tarafından mükelleflere gönderilen mektupta yer alan bazı ifadelere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/11125)

34.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Başbakanlık Koruma Müdürlüğüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/11406)

35.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan başvurular ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/11412)

36.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Başbakanlık koruma görevlileri ve koruma araçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/11418)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci,

Sekizinci ve Dokuzuncu Oturumlar

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak on dört oturum yaptı.

 

Manisa Milletvekili Hasan Ören, üzüm üreticilerinin ve tarım sektörünün sorunlarına,

Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, Dünya Şehircilik Günü’ne,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, millî değerlerin tahribatına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

 

Sinop Milletvekili Engin Altay ve 29 milletvekilinin, Türk eğitim sisteminin içinde bulunduğu nitelik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/394),

Sinop Milletvekili Engin Altay ve 28 milletvekilinin, Türkiye ormanlarının geliştirilmesi, genişletilmesi ve ulusal çıkarlar doğrultusunda işletilmesi için gerekli çalışmaların belirlenmesi, toplumsal çıkarlara ters düşmemek kaydıyla orman köylüsünün millî gelirden hakça pay alabilmesi için yapılması gerekenlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/395),

İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 21 milletvekilinin, 19-24 Aralık 1978’de gerçekleşen Maraş katliamını kimlerin planladığının ve hazırladığının, hedef olarak Alevilerin seçilmesinin nedenlerinin, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar gördüğünün ve göç etmek zorunda kaldığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri 500 kelimeden fazla olduğu için özeti (10/396),

Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

BDP Grubunun, 2/11/2012 tarihinde Bingöl Milletvekili Grup Başkan Vekili İdris Baluken’in ana dilde savunma hakkından mahrum bırakılan vatandaşların uğradıkları hak kaybı ve yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (1734 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak,

MHP Grubunun, 2/11/2012 tarih ve 6544 sayı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi ve hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ile hazineye ait tarım arazilerinin satışı hakkında genel görüşme önergesinin (6292 sayılı),

CHP Grubunun, 17/4/2012 tarihinde Adana Milletvekili Ümit Özgümüş ve 30 milletvekili tarafından kalkınma ajanslarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin (379 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak,

7/11/2012 Çarşamba günkü (bugün) birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Antalya Milletvekili Mehmet Günal, isminin 6/11/2012 tarihli 16’ncı Birleşim tutanağına yanlış geçtiğine ve tutanağın düzeltilmesi gerektiğine ilişkin bir açıklamada bulundu.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/601) (S. Sayısı: 239),

Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

4’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) - (S. Sayısı: 338) tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanarak maddelerine geçilmesi kabul edildi.

 

338 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun İç Tüzük’e ve usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği konusunda usul görüşmesi yapıldı.

İçişleri Komisyonu Başkanı Muammer Güler, 338 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun Komisyon Başkanlığına verilen yetki çerçevesinde ve usulüne uygun olarak düzenlendiğine,

Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, İçişleri Komisyonundaki görüşmelerde alt komisyondan gelen raporda yasa tekniğine uygun olmayan düzenlemelerin olduğu ve yeniden düzenlenmesi gerektiği konusunda yaptığı uyarının dikkate alınmadığına,

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Parlamentoda Türkiye’nin gündemiyle ilgili hiçbir şey konuşulmadığına ve Parlamentonun bu şekilde yönetilemeyeceğine,

Osmaniye Milletvekli Hasan Hüseyin Türkoğlu, İçişleri Komisyonu Başkanı Muammer Güler’in 338 sıra sayılı Komisyon Raporu’yla ilgili ifadelerine,

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, 338 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun görüşmelerinde esas komisyonun Plan ve Bütçe Komisyonu olması gerektiğine, İçişleri Komisyonu Başkanının yetki tecavüzünde bulunduğuna ve Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’u taraflı tutumundan dolayı istifaya davet ettiğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın MHP Grubuna,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Antalya Milletvekili Menderes Türel’in Cumhuriyet Halk Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

338 sıra sayılı Komisyon Raporu’nda birleştirilen kanun teklifleriyle ilgili herhangi bir hüküm olmadığı, dolayısıyla raporun usulüne uygun olarak düzenlenmediği gerekçesiyle görüşülmesi imkânı olmadığı konusunda,

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un 338 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun görüşmelerini İç Tüzük hükümlerine uygun olarak yürütmediği gerekçesiyle tutumu hakkında,

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Anayasa’ya aykırılık bakımından müzakere edilmesi istenmesine rağmen bu talebi yerine getirmediği gerekçesiyle tutumu hakkında,

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un tarafsız olmadığı gerekçesiyle tutumu hakkında,

Usul görüşmeleri yapıldı. Her usul görüşmesinin sonunda Başkanlığın tutumunda bir değişiklik olmadığı açıklandı.

 

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut, Şampiyonlar Ligi grup maçları kapsamında Romanya takımı Cluj ile yapacağı müsabakada Galatasaray'a başarılar dilediğine ilişkin bir konuşma yaptı.

 

İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin büyükşehir-il kavramlarıyla ilgili ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerindeki müzakerelerin kapalı oturumda yapılmasına ilişkin İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre verilmiş bir önerge bulunduğu açıklandı.

 

Oturuma saat 22.52’de son verildi.

 

Onuncu Oturum

(Kapalıdır)

 

On Birinci, On İkinci, On Üçüncü ve On Dördüncü Oturumlar

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 4’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892)- (S. Sayısı: 338) görüşmelerine devam edilerek 3’üncü maddesine kadar kabul edildi.

Antalya Milletvekili Menderes Türel, Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın şahsına,

Ankara Milletvekili Salih Kapusuz, Ankara Milletvekili Levent Gök’ün AK PARTİ Grubuna,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na yeni madde ihdasına ilişkin önergenin görüşmelerindeki tutumu hakkında,

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesinin otuz altı fıkrası için tek önerge verilebilmesinin yasama yetkisini sınırlandırdığı ve maddenin bu hâliyle görüşülmesinin İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğu konusunda,

Usul görüşmeleri yapıldı. Her usul görüşmesinin sonunda Başkanlığın tutumunda bir değişiklik olmadığı açıklandı.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin imzasıyla verilen önergenin İç Tüzük hükümlerine aykırı olup olmadığı konusunda usul görüşmesi yapıldı.

 

Manisa Milletvekili Özgür Özel, bir önergede 45 ayrı önerme bulunduğuna ve bunların hepsinin birlikte oylanıyor olmasının yanlış olduğuna,

Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, Hatay ili Dörtyol ilçesinin Payas beldesine,

Ankara Milletvekili Levent Gök, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin imzasıyla verilen önergenin hukuksuz olduğuna,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Alınan karar gereğince, 8 Kasım 2012 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 04.10’da birleşime son verildi.

 

 

                                                                   Sadık YAKUT

                                                                   Başkan Vekili

 

                          Tanju ÖZCAN                                                               Mine LÖK BEYAZ

                                  Bolu                                                                             Diyarbakır

                             Kâtip Üye                                                                         Kâtip Üye

 

                        Özlem YEMİŞÇİ                                                                  Fatih ŞAHİN

                              Tekirdağ                                                                             Ankara

                             Kâtip Üye                                                                         Kâtip Üye


II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                No: 25

8 Kasım 2012 Perşembe

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Pervin Buldan'ın, Kürt sorununun çözüm yöntemlerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/397) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.12.2011)

2.- Elazığ Milletvekili Enver Erdem ve 20 Milletvekilinin, Doğu Anadolu fay hattı üzerindeki Elazığ İlindeki deprem riskinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/398) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.12.2011)

3.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz ve 21 Milletvekilinin, Afyonkarahisar-Kocatepe'nin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/399) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.12.2011)

 

Sözlü Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, üniversiteler, yükseköğretim okulları ve yurtlarla ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2290) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, ölen bir kişinin aile fertlerince mezarının ziyareti nedeniyle soruşturma açıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/2291) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Posof ilçesindeki köylerin yangın vanası ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2292) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hakkari’ye bağlı köy yollarındaki sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2293) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’ın yol ve doğalgaz sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2294) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hakkari’deki spor kulüplerine yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/2295) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, üniversitelerde yurt sayısı ve yatak sayısını artırmak için yapılacak çalışmalara ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/2296) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak’ta tarım politikalarının geliştirilmesi için uygulanacak projelere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2297) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hakkari’ye bağlı ilçe ve köylerdeki elektrik direklerinin yenilenmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2298) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak’ta hava kirliliğine neden olan kömür cinsinin değiştirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2299) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

11.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Şırnak’ın Beytüşebap ilçesindeki bazı köylerin kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2300) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

12.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Şırnak’ın Uludere ilçesinin bazı köylerinin kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2301) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

13.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesindeki bazı köylerinin kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2302) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

14.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Şırnak’ın İdil ilçesindeki bazı köylerin kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2303) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

15.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Şırnak’ın Cizre ilçesindeki bazı köylerin kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2304) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

16.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Şırnak’ın Silopi ilçesindeki bazı köylerin kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2305) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

17.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Şırnak’ın Merkeze bağlı bazı köylerinin kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2306) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

18.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, KPSS ile ilgili iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2307) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

19.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, kanser hastalığının tedavisinde kullanılan bir ilacın piyasada bulunmamasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2308) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

20.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, kanser hastalığının tedavisinde kullanılan bir ilacın piyasada bulunmamasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2309) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

21.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, tiroid hastalığında kullanılan ilaçların piyasada bulunmamasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2310) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlıkta çalışan sözleşmeli personelin kadro talebine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2311) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

23.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, orman yangın işçilerinin yıl boyu çalıştırılmasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2312) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, dershanelerin kapatılmasının doğuracağı sonuçlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2313) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, tarım kredi kooperatiflerinin verdiği kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11667) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, buğday, buğday unu, bisküvi, makarna ve irmik ithaline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11668) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

3.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, ek ödemelerin emekli maaşına yansıtılmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11669) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

4.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, özelleştirilen Türk Telekom A.Ş.’den hazineye aktarılan paya, şirketten alınan vergiye ve şirketin kâr zarar tablosuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11670) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

5.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya ilinde yer alan bazı mesire alanlarının imar değişikliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11671) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

6.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, kayısı ihracatının artırılması için yapılacak çalışmalara ve kayısı üretiminin desteklenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11672) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

7.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Yozgat’ın Yerköy ilçesindeki Devlet Demiryollarına ait misafirhanenin kapatılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11673) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

8.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, yaklaşık 200 akademisyen tarafından yapılan “Üniversitenin Çağrısı” adlı bildiriye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11674) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

9.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın Balaban Beldesinde selden zarar gören kayısı üreticilerinin mağduriyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11675) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

10.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Türkiye genelindeki HES projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11676) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

11.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van depremi sonrası ortaya çıkan sorunlara ve deprem için toplanan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11677) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

12.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, ülkemizde tüketilen doğalgaz, petrol ve elektriğin maliyeti ile bunların satışından elde edilen gelire ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11678) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

13.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, THY’de çalışan bazı personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11679) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

14.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, ekmek üretiminde yaşanan suistimallere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11680) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

15.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, benzin fiyatlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11681) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

16.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, THY’nin yurtdışından uçak alımlarında hazine garantisi verilip verilmediğine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/11682) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

17.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, 2003-2012 yılları arasında bankaların kredi kartı ücret ve komisyonları ile hesap işletim ücreti adı altındaki gelirlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/11683) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

18.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Karaman M Tipi Kapalı Cezaevi ile ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11684) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

19.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır Cezaevine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11685) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

20.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, infaz koruma memurlarının sorunlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11686) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

21.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, cezaevlerinde yaşanan açlık grevlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11687) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

22.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11688) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

23.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11689) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

24.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Iğdır’da bir şehit çocuğunun kamuda ikinci iş hakkından yararlanamamasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11690) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

25.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, 2022 sayılı Kanun kapsamında maaş bağlanan vatandaşların mağduriyetine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11691) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

26.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Türkiye’deki çocuk gelinlere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11692) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

27.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, kadının doğum sonrası ücretli izin süresinin uzatılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11693) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

28.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11694) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

29.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında yasal düzenlemelerin KHK kapsamında yapılması sorununun çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11695) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

30.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında hükümetin eleştirilmesinin yargıya intikali sorununun çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11696) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

31.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında seçim barajı ve siyasi partilerin kapatılması sorunlarına yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11697) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

32.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında siyasi partiler arası uzlaşı ve diyaloğa yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11698) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

33.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında yeni Anayasa ile ilgili görüşlerin paylaşılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11699) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

34.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında tutukluluk süreleri sorununun çözümüne yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11700) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

35.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında kadınların işgücüne katılımına yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11701) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

36.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında şiddet mağduru kadınlara yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11702) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

37.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında çocuk haklarına yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11703) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

38.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında engelli kişilere yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11704) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

39.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında ayrımcılık suçu mağdurlarına yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11705) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

40.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında havacılık sektöründe yasaklanan grevlerle ilgili soruna ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11706) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

41.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında nefret söylemi suçları sorununa ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11707) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

42.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında devam etmekte olan bir davaya ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11708) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

43.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında Uludere’de yaşanan olaylara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11709) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

44.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında ek protokolden kaynaklanan sorunların çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11710) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

45.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında Ege Denizinde petrol ve doğalgaz aranması ile ilgili sorunun çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11711) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

46.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında kayıt dışı istihdam sorununun çözümüne yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11712) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

47.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında enflasyon sorununun çözümüne yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11713) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

48.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında özelleştirmeden elde edilen gelirlere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11714) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

49.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında işyeri kurma sürecinin maliyetinin azaltılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11715) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

50.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında uzlaşmazlıkların mahkeme dışında çözümlenmesi mekanizmasına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11716) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

51.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında yükseköğretime katılım oranının artırılmasına yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11717) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

52.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında kamu ihalelerinin AB müktesebatına uyumuna yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11718) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

53.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında TBMM AB Uyum Komisyonunun yetkilerinin genişletilmesine ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11719) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

54.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında kamu harcamalarının denetimi sorununun çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11720) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

55.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında vicdani ret hakkının tanınmasına yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11721) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

56.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında Alevilerin sorunlarına yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11722) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

57.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında bir mahkeme kararına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11723) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

58.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında sendikaların dernek kurma özgürlüğüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11724) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

59.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında bazı konulara yönelik yürütülen projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11725) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

60.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında basın özgürlüğüne yönelik projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11726) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

61.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında tutuklu bulunan kişilerle ilgili sorunların çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11727) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

62.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında basın özgürlüğü alanında yürütülen projelere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11728) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

63.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanmasını önlemeye yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11729) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

64.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında insan haklarına yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11730) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

65.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında Deniz Feneri Davası ile ilgili iddialara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11731) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

66.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında bazı kamu personeli hakkında soruşturma açılamamasından kaynaklanan sorunun çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11732) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

67.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, AB ilerleme raporu kapsamında kadın haklarına saygıya yönelik çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11733) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

68.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/11734) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

69.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, asgari ücretten vergi alınmayacağı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11735) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

70.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, ülkemizde yaş ve prim ödeme gün sayısını sağlayamadığı için emekli olmayı bekleyenlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11736) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

71.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, ülkemizde iş ve meslek danışmanlığı eğitimine ve konuyla ilgili personel alımına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11737) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

72.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’deki kamu kurumlarında istihdam edilen engelli personele ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11738) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

73.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11739) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

74.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11740) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

75.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, sahipsiz kedi ve köpeklerin toplanıp yurtdışına kaçırıldığı iddialarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11741) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

76.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Bakanlık tarafından hazırlanan bir çevre düzeni planına Malatya’dan yapılan itirazlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11742) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

77.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis protokol yolu yapımına ve yolun altyapı eksikliklerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11743) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

78.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Simav ilçesinde TOKİ tarafından yapılan deprem konutları ile ilgili bazı iddialara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11744) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

79.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Simav ilçesinde yapılan deprem konutları için ek ücretler talep edildiği iddialarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11745) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

80.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, taş ocaklarının çevreye verdiği zararlara ve taşocağı açılacak yerler için belirlenen kriterlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11746) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

81.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Marmara Denizindeki kirliliğe ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11747) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

82.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11748) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

83.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Katar ve Suudi Arabistan uyruklu bazı kişilerin Türklerin yönetiminde Suriyeli muhaliflere yardım ettiği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11749) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

84.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 17 Ekim 2007-17 Ekim 2012 tarihleri arasında yapılan sınır ötesi operasyonların sayısına ve operasyonlarda kullanılan mühimmatların maddi karşılığına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11750) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

85.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Rusya’dan Şam’a gitmekte olan Suriye hava yollarına ait bir uçağın askeri mühimmat taşıdığı şüphesiyle Ankara’ya indirilmesine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11751) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

86.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, İsrail’in Kırıkhan mevkiinde bulunan askeri tesislere casus amaçlı insansız hava aracı gönderdiği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11752) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

87.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11753) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

88.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale ziyaretine ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/11754) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

89.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/11755) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

90.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ülkemizde ithal edilen ve tüketilen benzin ve doğalgaz miktarları ile bunların fiyatlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11756) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

91.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa’da tarımsal amaçlı kullanılan elektrik fiyatlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11757) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

92.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11758) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

93.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakırspor’un içinde bulunduğu duruma ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/11759) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

94.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/11760) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

95.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, Yunanistan’ın ucuz pamuk satışının yerli pamuk üretimini tehdit etmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11761) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

96.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, sokak hayvanlarının kesilerek kaçak et yapımında kullanıldığı iddialarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11762) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

97.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, pamuk üretimine, ithalatına ve GSM 102 kredilerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11763) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

98.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Aydın’da görülen şap hastalığına ve aşılama çalışmalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11764) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

99.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa’da tarımsal amaçlı kullanılan elektrik fiyatlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11765) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

100.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11766) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

101.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, kooperatifçiliğin geliştirilmesi için yapılan çalışmalara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11767) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

102.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, üniversitelerin kooperatifçilik bölümlerine ve kooperatifçiliğin desteklenmesi için yapılması planlanan eğitim faaliyetlerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11768) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

103.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, yılın kooperatifi seçimine ve kooperatiflerin desteklenmesi için yapılan çalışmalara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11769) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

104.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, sahipsiz kedi ve köpeklerin toplanıp yasa dışı hayvan ticareti yapıldığı iddialarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11770) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

105.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın yerel ihracat kapasitesinin yükseltilmesi için yapılan çalışmalara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11771) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

106.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması Konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11772) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

107.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, İzmit Kadın ve Sosyal Yaşam Merkezinin yapım ihalesine ve ihaleyi kazanan firmaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11773) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

108.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Niğde Merkez ilçeye bağlı bir kasabanın elektrik borcundan dolayı suyunun kesilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11774) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

109.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, 2003-2012 yılları arasında işlenen tefecilik suçu ile ilgili verilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11775) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

110.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, sahipsiz kedi ve köpeklerin toplanıp yurt dışına kaçırıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11776) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

111.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı bir köyün kanalizasyon ve içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11777) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

112.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’ın Çatak ilçesine bağlı bir köyde köy korucuları ile ilgili iddialara ve koruculuk sistemine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11778) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

113.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’in Ovakışla ve Kolludere beldelerine yapılan yardımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11779) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

114.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır Adliyesinden çalınan uyuşturucuya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11780) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

115.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale İl Özel İdaresi tarafından yapılan yakacak ihalesi hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11781) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

116.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, İzmir’de polislerin bir kişiye şiddet uyguladığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11782) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

117.- Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, bazı vatandaşların gözaltında kayboldukları iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11783) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

118.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Ankara’nın trafik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11784) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

119.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Tunceli Emniyet Müdürünün bir açıklamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11785) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

120.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, artan terör olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11786) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

121.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in ve ilçelerinin nüfusuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11787) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

122.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, silah ruhsatı bulunan 24. Dönem milletvekillerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11788) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

123.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, 13 Ekim 2012 günü miting düzenlemek için Ankara Valiliğine yapılan başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11789) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

124.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’in Mutki İlçe Belediyesine yapılan yardımlar, hibeler ile belediyenin borç ve alacak miktarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11790) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

125.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis Merkez’deki bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11791) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

126.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, BDP Bingöl il binasına gerçekleştirilen saldırıya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11792) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

127.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ta bir köyün su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11793) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

128.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, sağlık sektöründe görev yapan polis ve özel güvenlik görevlilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11794) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

129.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Elbistan ilçesinde bir mahallenin yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11795) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

130.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, emniyet hizmetleri sınıfındaki personelin ek göstergesinin artırılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11796) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

131.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İstanbul’da ve Edirne’de Atatürk büstlerine saldırı yapıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11797) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

132.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kişi ve kurumlara gönderilen yol katılım payı bedellerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11798) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

133.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11799) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

134.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis İl Halk Kütüphanesindeki eserlere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11800) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

135.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakırlı Hattat Hamit Aytaç ile ilgili çalışmalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11801) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

136.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, İstanbul’daki taşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili verilere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11802) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

137.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11803) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

138.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, 2003-2012 yılları arasında bankacılık sektöründen alınan vergilerle ilgili verilere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11804) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

139.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Ankara-Batum arası havayolu seferi ihtiyacına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11805) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

140.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’da zorlu kış şartlarından kaynaklanan mağduriyete ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11806) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

141.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11807) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

142.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana Milli Eğitim Müdürlüğünün yaptığı bir hizmet alım ihalesi ile ilgili iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11808) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

143.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Bakanlığa ait yasal mevzuatta yapılan bazı değişikliklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11809) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

144.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’teki Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurt sayısına ve kapasitelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11810) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

145.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, yeni eğitim sistemi kapsamında açılan imam hatip ortaokullarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11811) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

146.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, ders kitaplarının yazımındaki usulsüzlük iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11812) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

147.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, ders kitaplarının taşıması gereken niteliklerin denetimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11813) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

148.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Van’da deprem sonrası yapılan okullara yeni isim verilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11814) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

149.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Siverek Kız Anadolu Lisesinin eğitime başlamamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11815) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

150.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Mersin’de Toroslar Kaymakamlığı tarafından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde okullardaki görevlilerin kıyafetleriyle ilgili bir yazı gönderildiği iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11816) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

151.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye’nin Kadirli ilçesindeki sağlık meslek lisesinin bina sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11817) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

152.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, bilim ve sanat merkezlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11818) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

153.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, FATİH Projesi kapsamında akıllı tahta uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11819) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

154.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, ücretli öğretmenlerle ilgili bir açıklamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11820) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

155.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11821) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

156.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde yaşanan olaylara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11822) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

157.- Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’in, Afyonkarahisar’da bir mühimmat deposunda meydana gelen patlamada şehit olan askerlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11823) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

158.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11824) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

159.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de bazı hayvan türlerinin tükendiği iddialarına ve yaban hayvanlarının neslinin korunması için yapılan çalışmalara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11825) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

160.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11826) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

161.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11827) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

162.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Esenyurt Aile Sağlığı Merkezinde görevli bir doktorun mağdur edildiği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11828) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

163.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Vakıf Üniversitelerindeki profesörlerin Bakanlık veya hastanelerde görevlendirildiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11829) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

164.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Afşin ilçesinde bir hastanede bulunan tomografi cihazının hizmete sunulmamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11830) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

165.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, bazı ilaçların piyasada bulunmadığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11831) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

166.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van ilindeki SSPE hastalarının yaşadığı zorluklara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11832) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

167.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kağızman Devlet Hastanesinde çalışan personel sayısına ve hastanede yaşanan bir bebek ölümüne ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11833) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

168.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11834) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

169.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, alışveriş merkezlerinin şehir dışına taşınmasına yönelik çalışmalara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/11835) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

170.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’nın Simav ilçesinde depremden zarar gören esnaf ve sanatkarların kredi borçlarının ertelenmesi talebine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/11836) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

171.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da atıl bekleyen bir fabrikaya ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/11837) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

172.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/11838) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

173.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’te kent merkezindeki logolu aydınlatmaların maliyetine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11839) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.10.2012)

174.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Doğu Karadeniz Bölgesinden Batum Limanına deniz yolu ile ulaşım sağlanması ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11840) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

175.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de yapılan bir baraj nedeniyle bazı köy yollarının su altında kalmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11841) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

176.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11842) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

177.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, basın çalışanlarının ve yerel basının sorunlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/11843) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.10.2012)

178.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11844) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2012)

179.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Meclis Araştırma Komisyonu toplantısında yaşanan bir olaya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/11845) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.10.2012)

180.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, milletvekili ikinci danışmanları için hazırlanan bir kitaba ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/11846) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.10.2012)

181.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, milletvekillerinin bazı havayolu seyahatlerinde farklı sınıflarda yoluculuk yapmalarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/11847) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2012)


8 Kasım 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Lösemili Çocuklar Haftası münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’na aittir.

Buyurun.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun, Lösemili Çocuklar Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Lösemili Çocuklar Haftası nedeniyle gündem dişi söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İçinde bulunduğumuz bu hafta, çocuk sağlığı açısından son derece önemli bir hastalık olan lösemiye karşı farkındalık yaratmak ve lösemili çocukların sorunlarının konuşulup, tartışıldığı bir haftadır.

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi, ne yazık ki lösemi vakalarında da dünya çapında endişe verici bir artış gözlenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünya genelinde kansere yakalanan 180 bin çocuğun 1.500’ü lösemi hastasıdır ve yine Dünya Sağlık Örgütünün 2020 verilerine göre, bu değer 2020 yılında 2 misline çıkacak diye hesaplanmaktadır. Çocukluk çağı kanserlerinin tüm kanserlerin yüzde 4’ünü oluşturması ise, bu konuya ne denli önem vermemiz gerektiğinin başlı başına bir kanıtıdır.

Türkiye’de bu karamsar tablo bir istisna teşkil etmemektedir. Aynı şekilde Türkiye’de de kanser vakaları gün geçtikçe eskiye nazaran daha fazla artmaktadır. Bununla beraber, özellikle son yıllarda gelişen modern tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde, lösemideki iyileşme oranları yüzde 80’lerden yüzde 90’lara çıkmıştır ve buradaki neden, kemoterapinin düzenli olarak uygulanması, çevre ve temizlik koşullarının iyileşmesi ve gıda sağlığına dair bilinçlenme de bu süreci desteklemektedir.

Tedavi edilebilen, ancak son derece zorlu ve maliyetli bir süreci gerektiren lösemi hastalığında, çocuklarımız yaşamlarının en masum dönemlerinde zor bir hastalığın pençesinde yaşam mücadelesi vermektedir. Sosyal devlet anlayışı içinde İktidarımız, AK PARTİ, çocuklarımızın yarınlara sağlıklı birer birey olarak hazırlanması için lösemili çocuklarımızı yalnız bırakmamaktadır. On sekiz yaş altı çocukların tamamen sağlık güvencesi kapsamında tutulması, lösemi tedavisinin ücretsiz gerçekleşmesinde önemli bir yapı taşıdır. Artık, çocuğu kanser diye, çocuğu lösemi diye hayvanını satan, evini satan, tarlasını satan ya da kolunda bileziğini satan ailelerle karşılaşmıyoruz. Bunların hepsini devlet kendi bütçesinden zaten ödüyor.

Değerli milletvekilleri, nitelik ve nicelikleri giderek artan devlet hastanelerinde bu birimlerde konusuna hakim ve uluslararası literatür ve uygulamaları takip eden uzman sağlık çalışanlarımız görev almaktadır. Yeni kurulan ve kapasiteleri güçlenen onkoloji birimleri de bu anlamda önemli faydalar sağlamaktadır. Sağlık Bakanımızın geçtiğimiz gün açıkladığı üzere lösemi hastalarının Türkiye’de temin etmekte zorlandığı ilaçlar artık Hacettepe Üniversitesi bünyesinde ve TÜBİTAK ile ortak çalışmalar sonucunda üretilecektir. Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığının önümüzdeki günlerde hayata geçireceği evde bakım hizmetleriyle ülkemizde bir yenilik daha gerçekleşecek ve o küçücük masum çocukların hastane köşelerinde daha fazla vakit kaybetmemeleri ve daha sağlıklı bir ortamda tedavi görmeleri bu hizmet sayesinde onlara sağlanacaktır.

Bilindiği üzere lösemili çocuklarımızın tedavilerinde önemli bir etmen de kemik iliği naklidir. Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde nakil merkezî sayısında önemli bir artış kaydedilmiştir ve bugün Türkiye’de 56 tane nakil merkezî vardır. Ancak, bizim sorunumuz doku bulmaktadır. Bugün 480 tane çocuk hastamızın kemik iliği nakline ihtiyacı vardır. İşte, biz bugün, bugün burada bu konuştuklarımızla ve bu hafta bu konuya yaptığımız vurgularla eğer toplumu bu konuda bilinçlendirirsek ve bu doku nakillerine bir katkımız olursa ben şahsen kendimi mutlu addedeceğim.

Bu açıklamayı yaptıktan sonra da herkesi saygıyla selamlıyorum ve herkese iyi çalışmalar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Türkan Hanım, ilaç bulamıyorlar ilaç, onu da dile getirin; lösemi ilacı bulamıyorlar.

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Bulacaklar efendim, Türkiye’de yapılacak.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Onu da bir söyleyin de.

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Söyledim.

BAŞKAN - Gündem dışı ikinci söz Eğitim Uygulama Okulu ve iş eğitim merkezlerinin sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, eğitim uygulama okulu ve iş eğitim merkezlerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem dışı bugün söz almamın nedeni: Mesleki eğitim merkezleri ve özel eğitim iş uygulama okullarında 21 Temmuzda çıkarılan bir yönetmelikle artık yirmi üç yaşının üzerindeki çocuklar bu okullardan eğitim alma şansını kaybettiler.

Öncelikle, size bu okullara hangi çocukların gittiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu okullara engelli çocuklarımız gidiyor. Bir düşünün, çocuğunuz doğmuş, engelli, yaşamı boyunca evinizde onunla her anı geçirmek zorunda olan bir anne bir babasınız. Bu çocuğun evde -hangi ekonomik gücünüz olursa olsun- yirmi dört saat sizinle birlikte olması çocuğun gelişimi açısından çok zordur. Devletin sosyal devlet olma gereği bu çocuklarla ilgili iş yapabilme gereğine, okul açabilme, eğitim verme gereğine ihtiyacı vardır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Eğitimde feda edebileceğimiz tek bir ferdimiz bile yoktur.” düsturuyla açılmış olan bu okullarda bu çocuklarımız eğitim almakta idi.

Bir eğitim gönüllüsü, böyle bir okulu kazandırmış bir hayırsever olarak da söylüyorum. Bu çocuklarla dört yılı aşkın süredir beraberim. Evlerinden bu okula geldikleri günü de biliyorum, bu okulda iki üç yıl sonra geldikleri düzeyi de biliyorum. İçine kapanık gelmiş bir çocuğun bale yaptığını, tiyatro oynağını ve folklor gösterisine katılabildiğini görüyorum. Ama bu çocuklar, şimdi, yeni bir sistemle, 4+4+4 gibi bir uygulamayla okullarından alındılar.

Değerli arkadaşlar, eğer eğitimde bir tasarrufa ihtiyaç varsa yapılması gereken en son tasarruf bu alandadır. Bu çocuklarımız en çok eğitime ihtiyacı olan çocuklardır. Bunun gerekçesi yeni çocukları alıp, üç yıl eğitip ondan sonra bunları yenileriyle desteklemek; “Okulum yoktur, okul imkânım yoktur.” diyerek böyle bir kararname çıkarmak değildir.

Millî Eğitim Bakanlığı dedi ki: “Yirmi üç yaşından sonra halk eğitimlere gidecekler.” Halk eğitimlerin durumunu biliyorsunuz, halk eğitimler bu çocuklar için hiçbir özel koşula sahip değil. Bu çocuklar için öğretmenler özel olması gerekiyor, fedakârca eğitime gönül vermiş öğretmenler olması gerekiyor, eğitim almış, eğitilmiş öğretmenler olması gerekiyor. Bu çocuklar için her şart uygun olması gerekiyor.

Bu sefer, baskı üzerine Millî Eğitim Bakanlığı bir uygulama yaptı. Uygulama, halk eğitim merkezlerinin geçici yerlerinde bu çocukları eğitme noktasında ama servis yok ama yemek yok. Bu çocukların bu durumda eğitim alma şansları yok. Bir kısmına yardımcı olduk; taşımayı ilçe belediyelerine verdik, yemeği büyükşehire verdik ama bu çocuklarımız için ne yapılacağı konusunda Millî Eğitimin ne hazırlığı var… Ama hazırlığı olmadan da bir talimatla bu çocukların eğitim hayatına son veriyorlar.

Değerli arkadaşlar, size şunu hatırlatmak istiyorum: Bu çocuklardaki sevgi katışıksız ve hesapsız kitapsız sevgidir. Böyle bir okulu gidin bir ziyaret edin. Bu çocukların iş yaparken duyduğu mutluluğu görün. Bu çocukların arkadaşlarıyla birlikte mutluluğunu görün. En önemlisi de çocuğunun gelişmesini gören anne babanın mutluluğunu görün. Bu kadar mutluluğu bu insanlara çok görmek “Bu eğitim sisteminde reform yaptım.” diyen insanlar için oturup kırk kere düşünülmesi gereken durumdur.

Dikkatinizi bu konuya çekmek için bugün söz aldım. Hepinizi bir kez daha düşünüp Millî Eğitim Bakanlığını bu konuda çıkarmış olduğu kararnameyi düzeltmeye, bu okulların sayısını artırmaya davet ediyorum. Bu iş parayla olmaz. “506 lira para veriyoruz.” diyorlar, para bu işin iyi olması için yeterli bir konu değildir.

Bu duygularla yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, bu konuda desteklerinizi bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, Malatya ve yatırımları hakkında söz isteyen Malatya Milletvekili Öznur Çalık’a aittir.

(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, Malatya ve yatırımlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Malatya ve yatırımları üzerine şahsım adına gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, son üç günden bu yana Büyükşehir Yasa Tasarısı’yla ilgili olarak Meclisimiz çok yoğun bir çalışma içerisinde. Sabah beşe kadar hep beraber buradaydık ve inşallah bu yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde Malatya’mız da büyükşehir olacak iller arasında olacak.

 Malatya 6.500 yıllık kent tarihine sahip bir şehir. Bu muazzam birikimin üzerine, şehrin dokusuna, imajına ve kurgusuna saygılı çok önemli yatırımlar yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Böylece, Malatya bugün, Türkiye’nin en yaşanabilir illeri arasında bulunmaktadır ve on yıldan bu yana Malatya’da neler yaptığımızı beş dakikaya sığdırmak tabii ki çok zor. Fakat kısaca şunu söylemek isterim ki: On yıldan bu yana Malatya’ya toplam 3,5 katrilyonluk yatırımı biz AK PARTİ İktidarı döneminde götürdük. En önemli yatırımlarımız içerisinde, Ulaştırma Bakanlığımız yaklaşık 1,5 milyara yaklaşan bir yatırımı Malatya’ya aktardı ve bildiğiniz gibi, bir şehrin başka şehirlerle yarışabilmesi ya da ülkenin gelişimine katkı sunabilmesi için özellikle ulaşım ağlarının rekabete yetecek düzeyde olması gerekmekte. Bakanlığımız 2003 yılından bu yana yapmış olduğu çalışmalarla cumhuriyet tarihinin seksen yılda yapamadığını on yılda yaptı. Seksen yılda 36 kilometrelik duble yolu, biz on yılda 284 kilometreye çıkardık. Bu miktar, Malatya’nın batıda Kayseri’yle, doğuda Elâzığ ile güneyde Mersin ile bağlantı yollarının tamamlandığını ifade ediyor. Kuzeyde bulunan Malatya-Hekimhan-Sivas yolumuzun ise 2012 Yatırım Programı’na alındığını ifade ediyor, bu yolun ihale çalışmaları da sürmekte. Arapgir-Trabzon yolu Malatya’nın Karadeniz’e bağlantı yolu olacak, çok önemli bir yol ağı olacak. Sadece kara yollarında mı ulaştırma faaliyet gösterdi? Hayır, hava yollarında da çığırlar açtık ve havaalanına giden yollarımız protokol yolu oldu. Malatya’dan Ankara’ya, İstanbul’a, İzmir’e, Antalya’ya, Suudi Arabistan’a, hacca seferler artık yapılıyor; Almanya’ya Köln’e, Frankfurt’a seferler düzenleniyor ve Malatya ulaşımda güçlendikçe ihracatta gösterdiği başarı da artıyor.

Özellikle ihracatımıza katkı sunan en önemli ürünümüz kayısımız ve ülkemiz kuru kayısıda dünya üretiminin yüzde 90’ını karşılıyor. Bir yıl içerisinde yaklaşık 200 milyon dolarlık ihracata imza attık ve Tarım Bakanlığımız tarımdaki, kayısıdaki bu yapmış olduğumuz desteklere toplam 520 trilyon -eski parayla- destek verdi.

Kayısıdan söz etmişken tüm Meclisi ve milletimizi bir kez daha bilgilendirmek isterim ki, artık, kayısı uçuyor, dünya kayısıyla uçmaya başlayacak. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Hamdi Topçu’yla yapmış olduğumuz görüşmeyle artık, uçaklarda tüm dünyaya 200 noktada 30 milyon yolcumuza kayısı ikram edeceğiz ve artık, dünya natürel kayısıyla ve mucize ürün kayısıyla uçmaya devam edecek. Ayrıca Türk Hava Yollarında bundan sonra yurt dışı uçuşlarınızda da kırk dakika Malatya’nın tanıtım filmini seyredeceksiniz. Ben bu konuda desteklerini esirgemeyen Yönetim Kurulu Başkanımız Hamdi Topçu’ya, milletvekillerime, Malatya Belediye Başkanıma ve tüm Malatya sivil toplum örgütlerine ve basın mensuplarına teşekkür ediyorum.

Malatya sağlıkta çok önemli yatırımlar aldı ve almış olduğu yatırımlarla birlikte şu an Malatya Türkiye'nin en önemli sağlık turizmi kenti olacak. Bu vesileyle Sayın Bakanımıza ve tüm ekibine ben teşekkür ediyorum. Özellikle, Malatya’da kurulacak olan 800 yataklı hastanemiz Malatya için çok önemli bir adım. Turgut Özal Tıp Merkezîyle, şu an yapılan kadın doğum ve çocuk hastanesiyle, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezîyle Malatya yatırım merkezî, sağlıkta turizm merkezî olacak. Akçadağ, Arapgir, Pütürge, Doğanşehir ve Hekimhan ilçelerimizde devlet hastanelerimizi yapmaya devam ediyoruz ve Orman Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalarla şu an 3 tanesi hali hazırda bulunan barajımızın daha açılışı yapılmadı ve 513 trilyonluk yatırımı biz Malatya’mıza aldık ve TOKİ, şu ana kadar 610 trilyonluk yatırımı toplamda 6.886 konutu Malatya’da, sosyal konut olmak üzere inşa etti ve kentsel dönüşümü başlattık ve Malatya’yı yeniden inşa ediyoruz. Büyükşehir olacak olan Malatya’nın, bu yeni kentsel dönüşümle de doğunun cazibe merkezî olacağına inancımız tamdır.

Bu vesileyle ben başta Sayın Başbakanımız olmak üzere emeği geçen bakanlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum, bütün milletvekillerine teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ferit Mevlüt Aslanoğlu, bu kadar emeği var adamın, onun hakkını yiyene hakkımızı helal etmeyiz. Malatya demek Ferit Mevlüt Aslanoğlu demek, o kadar emeği var.

BAŞKAN – Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis Araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Pervin Buldan'ın, Kürt sorununun çözüm yöntemlerinin tespiti için birçok ülkede uygulanan demokratik özerklik modellerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/397)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin bu gün olduğu gibi geçmişten beri süre gelen en büyük sorunu, Kürt sorunudur. Sorunun çözümü olarak uygulanan şiddete dayalı sistem, soruna çare olmaktan öte sorunu derinleştirmiştir. Çok kültürlü ülkelerde yaşanan benzer sorunların çözüm yolu olarak özerklik modelleri uygulanmış ve soruna çare bulunmuştur. Türkiye'nin bu çok kültürlülük sorununu aşması, iç barışı sağlaması, barış, güven, huzur ortamını tesis etmesi açısından, çözüm yollarını tespit edebilmek amacıyla bugün birçok ülkede uygulanan demokratik özerklik modellerinin araştırılmasını, yerinde incelemeler yapılmasını ve bu amaçla Anayasa'nın 98. ve İç Tüzük’ün 104 ve 105. maddeleri gereğince "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                            Pervin Buldan

                                                                                                                    Iğdır

                                                                                                   BDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Türkiye'de Kürt halkı, sayıları yirmi milyonu aşkın büyük bir halktır. Kürt halkı, tarih, dil, kültür, gelenek, coğrafi bölge gibi etkenler itibariyle farklı bir topluluk, yani farklı ve kadim bir halktır.

Kürtlerle birlikte ülkemizde farklı dil ve kültüre sahip başka etnik yapılar da bulunmaktadır. Farklılıklara sevgi, saygı, hoşgörü gösterilmeden, kendilerini özgürce ifade etmeleri sağlanmadan, barışık demokratik bir toplumu kurmak mümkün değildir. Farklı kültürlerin, yapıların demokrasilerde ayrılık nedeni değil, birliğin harcı olduğu, hukuk devleti güvencesinde yaşadığı bir gerçektir. Çok kültürlü toplumlarda farklılıkların bir arada özgür ve eşit yaşaması yönünde anlayış ve davranışlar geliştirilmediği takdirde, çatışma ve ayrılıklar yaşanmaktadır. Bugün ülkemizde yaşanan çatışma ortamı, Kürt halkının kendi kültürünü, dilini özgürce yaşaması ve yaşatmasına asimilasyon politikaları ve kıyımlar ile engel olunması sonucunda meydana gelmiştir. Bugün dahi çözülmesi gereken acil sorunların başında gelen en önemli sorun Kürt sorunudur. Türkiye'de Kürt sorununun kökten çözümü, silahların bırakılması ve yeni demokratik bir süreci başlatarak ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel açıdan güçlenmesini sağlayacaktır. Otuz beş yıldır devam eden çatışmalı ortam göstermektedir ki sorunun çözüm yolu silah değil müzakere ve uzlaşıdır. Sorunun acil çözümü ve bir an evvel barış ortamının sağlanabilmesi için çözüm yollarını araştırmak ve dünya örneklerinden yararlanmak gerekmektedir.

Çok kültürlü toplumlarda, sosyal barışı ve bölge kültürlerinin gelişmesini sağlamanın, ülkenin bir bölgesindeki farklı kültür ve kimlikleri korumanın yöntemi ve çözüm yolu dünyanın birçok çok kültürlü ülkesinde uygulanan demokratik bölgesel özerklik modelidir. Demokratik özerklik modeli eşit yurttaşlığı, özgür bireyi, örgütlü toplumu güçlü kılar. Temsilde adalet ile halkın iktidara katılımı sağlanır. Yerel, bölgesel özellikler dikkate alınarak sorunların çözümü kolaylaşır. Bağımsız yargının sağlanması, her türlü askeri, yargısal ve bürokratik vesayetin son bulması sağlanır.

Fransa, İspanya, İtalya gibi tek resmî dil kullanan ülkeler ile birden fazla resmî  dil kullanan İsviçre, Belçika, Hindistan, Finlandiya gibi ülkeler bölgesel özerklik politikası uygulayarak soruna çözüm bulmuşlardır. Çünkü yerinden yönetime dayanan sistemler sorunların çözümüne uygun modeller hâline gelmişlerdir.

Kürt sorunun çözüm yöntemlerinin tespiti için Mecliste bir komisyonun kurularak, bu komisyon aracılığıyla, dünyada demokratik özerklik modellerinin araştırılması ve yerinde incelemeler yapılmasının fayda sağlayacağı düşüncesindeyiz.

2.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve 20 milletvekilinin, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan Elâzığ ilindeki deprem riskinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/398)

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Doğu Anadolu Fay hattı ülkemizin en önemli deprem kuşaklarından birisidir. Elâzığ ilimiz de bu deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Son yıllarda deprem uzmanları, Elâzığ  ilinde büyük şiddette ve yıkıcı bir deprem beklediklerini belirtmektedirler. Olası bir depremde ilimizde, deprem öncesi ve sonrası alınması gereken tedbirleri tespit etmek ve gerekli çalışmaları yapmak için, Anayasanın 98'inci, içtüzüğün 104-105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim. 16.12.2011

1) Enver Erdem                               (Elâzığ)

2) Ruhsar Demirel                           (Eskişehir)

3) S. Nevzat Korkmaz                     (Isparta)

4) Mustafa Kalaycı                          (Konya)

5) Seyfettin Yılmaz                          (Adana)

6) Ali Öz                                         (Mersin)

7) Alim Işık                                     (Kütahya)

8) Muharrem Varlı                          (Adana)

9) Lütfü Türkkan                             (Kocaeli)

10) Mehmet Şandır                          (Mersin)

11) Reşat Doğru                              (Tokat)

12) Oktay Öztürk                            (Erzurum)

13) Ali Uzunırmak                          (Aydın)

14) Sinan Oğan                               (Iğdır)

15) Hasan Hüseyin Türkoğlu          (Osmaniye)

16) Erkan Akçay                             (Manisa)

17) Sümer Oral                                (Manisa)

18) Kemalettin Yılmaz                     (Afyonkarahisar)

19) Mehmet Erdoğan                       (Muğla)

20) Emin Haluk Ayhan                   (Denizli)

21) Ali Halaman                              (Adana)

Genel Gerekçe:

Doğu Anadolu Fayı (DAF) ülkemizin en önemli deprem kuşaklarından birini oluşturur. DAF’ın jeolojik özellikleri ve tarihsel deprem kayıtları bu kuşak içerisinde aletsel büyüklüğü 7’den büyük depremlerin olabileceğini göstermektedir.

Elazığ ilimiz, Doğu Anadolu Fay hattının üzerinde yer almasıyla olası ciddi bir deprem riskiyle karşı karşıyadır. Bu günkü Elazığ, 1834 yılında Harput mezrasının ovaya taşınmasıyla kurulmuştur. Elazığ il merkezî fay kontrollü bir havza olup şehir, bu havzada biriken alüvyal çökeller üzerinde yer almaktadır. Havzayı denetleyen faylar DAF zonuna yaklaşık paraleldir.

Elazığ şehir merkezî 2. derece deprem kuşağında ancak; Karakocan, Kovancılar, Palu, Maden, Sivrice ilçeleri ve Gezin beldesi 1. derece deprem bölgesi kapsamında yer almaktadır.

Palu-Hazar fayı 50 km, Hazar-Sincik 85 km lik uzunlukta olup etkileyeceği alanlar açısından oldukça önemlidir.

Elazığ deprem kayıtlarına bakıldığında durumun ciddiyeti anlaşılacaktır. Örneğin, 1789 yılında gerçekleşen depremde Elazığ ve Tunceli ilinde büyük yıkımlar yaşandığı ve 51.000 kişinin hayatını yitirdiği bilinmektedir.

Yine ilimizde, 1874 yılında 7,1; 1875 yılında 6,7; 1905 yılında 6,8; 1910 yılında 5,0; 1977 yılında 5,1; yakın tarihlerde ise 13 Temmuz 2003 yılında 5,7; 11 Ağustos 2004 yılında 5,3; 26 Kasım 2005 yılında 5,2; 9 Şubat 2007 yılında 5,0; 8 Mart 2010 yılında 6,1 ve 24 Haziran 2011 5,4 büyüklükte depremler meydana gelmiştir.

Son yıllarda yapılan GPS (Global Positioning System: Küresel Konumlama Sistemi) çalışmalarına göre, DAF üzerindeki yıllık kayma 10 mm dir. Son büyük depremden günümüze kadar geçen süre, (1789-günümüz 222 yıl) ve yıllık kayma hızı (10 mm) dikkate alındığında yaklaşık 2.22 metre strain (gerilim) enerjisi biriktiği anlaşılmaktadır. Deprem uzmanlarına göre bu sonuç, bu bölgede 7 ve üzeri bir şiddette olası bir depremin habercisidir.

Elâzığ ilinde yapılan zemin etütleri yeterli değildir. Hem merkez belediye de teknik eleman sayısı yetersizdir hem de birçok ilçe belediyesinde jeoloji mühendisi bulunmamaktadır. Bu nedenle zemin etütlerinde yeterli denetim sağlanamamaktadır.

Elâzığ il merkezî yerleşim alanının yapı stoğu yaklaşık % 90 kadarı alüvyon zemin üzerinde bulunduğu için deprem hasar riski yüksektir. Ayrıca, Elâzığ ilinde, bilhassa yer altı suyunun yüzeye yakın olduğu bölgelerde zemin sıvılaşması bahis konusudur.

İlimiz merkezî yerleşim alanında yaklaşık D-B doğrultusunda uzanmakta olan, Elâzığ Fayı olarak adlandırılan ters fay, daha ayrıntılı incelenmelidir. Depreme dayanıklı konutlar yapılmalı, ayrıca uygun konut alanları önceden tespit edilmelidir. Deprem erken uyarı sistemleri desteklenmeli ayrıca Elâzığ ili ve çevresindeki illerle koordineli çalışmalar yapılmalıdır.

Elâzığ il deprem riski, zemin ve bina yoğunluğu açısından mikro bölgelere ayrılmalı, deprem riski yüksek olan bölgelerdeki bina yoğunlukları azaltılmalı, buralara park alanları, yeşil sahalar, açık spor alanları ve geniş bulvarlar yapılmalıdır. Bunun için kent bilgi sistemleri, bölgelendirme ve CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) gibi çalışmalarla il merkezî projelendirilmelidir.

İlimizde, yeni yerleşim yerlerinin, yapılaşmaya açılmasında, jeolojik ve jeoteknik etütler, bilimsel ölçütler ve standartlar kapsamında gerçekleştirilmeli ve zorunlu kılınmalıdır. Arazi çalışmaları ile 1/5000 ölçekli jeolojik haritalar hazırlanmalı ve risk haritaları türetilmelidir.

Elâzığ ilimiz, bu depremsellik yönüyle, Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında öncelikli iller arasına alınmalı ve acil tedbirler belirlenmelidir.

Bu nedenle;

Elâzığ ilimizde olası bir depreme karşı, deprem öncesi ve sonrası tedbirlerin alınması, hem hayati hem de maddi hasarların olabildiğince önüne geçilmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ediyorum.

3.- Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz ve 21 milletvekilinin, Afyonkarahisar-Kocatepe'nin sorunlarının, geçmişinin, bugününün ve geleceğinin, tarihimizdeki önemine yakışır bir hâle getirilmesi için yapılması gereken yasal düzenlemelerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/399)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Afyonkarahisar ilimizde bulunan Büyük Taarruzun başlatıldığı Kocatepe'nin sorunlarının belirlenmesi, geçmişinin, bugününün ve geleceğinin araştırılması, tarihimizdeki önemine yakışır bir hale getirilmesi için idari ve kurumsal yasal düzenlemelerin yapılması ama amacıyla Anayasa'mızın 98'inci, İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince ekte yer alan gerekçeye istinaden bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1)     Kemalettin Yılmaz                   (Afyonkarahisar)

2)     Lütfü Türkkan                         (Kocaeli)

3)     Oktay Vural                            (İzmir)

4)     Ali Uzunırmak                        (Aydın)

5)     Mehmet Şandır                        (Mersin)

6)     Necati Özensoy                       (Bursa)

7)     Oktay Öztürk                          (Erzurum)

8)     Enver Erdem                           (Elâzığ)

9)     Ali Öz                                     (Mersin)

10)   Hasan Hüseyin Türkoğlu        (Osmaniye)

11)   Sinan Oğan                             (Iğdır)

12)   Alim Işık                                 (Kütahya)

13)   Mesut Dedeoğlu                      (Kahramanmaraş)

14)   Süleyman Nevzat Korkmaz     (Isparta)

15)   Sümer Oral                              (Manisa)

16)   Erkan Akçay                           (Manisa)

17)   Ali Halaman                            (Adana)

18)   Emin Haluk Ayhan                 (Denizli)

19)   Mustafa Kalaycı                      (Konya)

20)   Mehmet Erdoğan                     (Muğla)

21)   Zühal Topçu                            (Ankara)

22)   Seyfettin Yılmaz                      (Adana)

 Gerekçe:

Aradan 89 yıl geçmiş olmasına rağmen Büyük Taarruz artan bir ilgi ile ulusal ve uluslararası alanda önemini koruyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı, destanların yazıldığı, varoluş mücadelemiz Kurtuluş Savaşının en önemli safhasıdır Büyük Taarruz. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'u, Afyonkarahisar'ın merkez ilçesine bağlı Büyük Kalecik kasabası sınırlan içinde yer alan 1874 rakımlı Kocatepe'den başlatmış ve günümüzde de varlığını sürdüren siperden bizzat sevk ve idare etmiştir. Kocatepe'nin önemi Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından tartışılmazdır. Kocatepe Türk Tarihinin önemli noktalarından olan Gelibolu Yarımadasından farksız değildir. Ancak yıllardır Kocatepe unutulmuştur. Kocatepe'nin Büyük Taarruz için başlangıç noktası seçilmiş olması tesadüf değildir. 1874 rakımı ile Kocatepe'den Yunan Ordusunun işgalinde olan bütün toprakları panoramik olarak görmek mümkündür. Bugün de ordumuzun siperlerini, mevzilerini, düşman siperlerini, ateş noktalarını açıkça görebilmek mümkündür. Kocatepe'de bulunan Atatürk Anıtı 1993 yılında yaptırılmış kısıtlı bir peyzaj çalışması yapılmıştır. Şu hâli ile yılda bir defa 26 Ağustos tarihinde vatandaşlarımızın ziyaret edebildiği bir anıt olmaktan öteye geçmemektedir. Kocatepe'nin hak ettiği değere kavuşturulması, tarihinin tam olarak araştırılması ve gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir. Alanda ciddi bir rekreasyon çalışması yapılması tarihî dokuya ve çevreye zarar vermeden insanların ziyaret etmesi, tarihimizin tam idrakinin sağlanması, Kültür ve Tarih Turizmi merkezî haline getirilmesi için çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Bu sebeple Kocatepe’de tarihi doku göz önüne alınarak, tarihî  araştırmaların yapılması, alanda tarihî  yapıların korunması, gerekli sosyal donatıların yapılması, alanın doğal panoramik müze haline getirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması, yaşanan sorunların ve çözüm yollarının tespiti için gerekli altyapılar ve bununla ilgili yasal düzenlemelerin yapılması, fizibilite ve araştırma raporlarının oluşturulabilmesi, sorunların ve alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Ttüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, 2/11/2012 tarihinde, Iğdır Milletvekili Grup Başkan Vekili Pervin Buldan’ın cezaevlerinde 12/9/2012 tarihinde başlayan ve iki siyasi talebi içeren süresiz dönüşümsüz açlık grevi, sağlık ve ekonomik durumlarının araştırılması amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması öner-gesinin, Genel Kurulun 8/11/2012 günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                        08.11.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 08.11.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından  Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                            Pervin Buldan

                                                                                                                    Iğdır

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

2 Kasım 2012 tarihinde, Iğdır Milletvekili Grup Başkanvekili Pervin Buldan tarafından verilen (1733 sıra no.lu), "Cezaevlerinde 12.09.2012 tarihinde başlayan ve iki siyasi talebi içeren süresiz dönüşümsüz açlık grevi" sağlık ve ekonomik durumlarının araştırılması amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 08.11.2012 perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; açlık grevleriyle ilgili vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, uzun bir süredir devam eden bu açlık grevleriyle ilgili buradan sürekli duyarlılık çağrısı yapıyoruz ve maalesef bugüne kadar bu Meclisin inisiyatif alarak, irade ortaya koyarak sorunu çözmeye çalışan bir yaklaşım gösterdiğine tanıklık etmedik ve bu duyarsız yaklaşım açlık grevlerinin bugün 58’inci gününe girmesine maalesef bir şekilde zemin hazırladı. Bugün 10 binlerce tutuklu bunların içerisinde 63 siyasi tutuklu arkadaşlarımızın 58’inci gününe girdiği, ölümle yüz yüze geldiği bir süreci maalesef yaşıyoruz. Dün ben Diyarbakır Cezaevine gittim, açlık grevinde bulunan tutuklu arkadaşlarla görüştüm. Burada olması gereken, bu Meclis çatısı altında çalışmalarını yürütmesi gereken milletvekillerinin demir kapılar ardında, beton duvarlar arasında, bu ülkeye demokrasi gelmesi adına, bu ülkeye barış gelmesi adına kendi bedenlerini açlığa ve ölüme yatırdıklarına tanıklık ettim.

Sayın İbrahim Ayhan, Sayın Kemal Aktaş, Sayın Faysal Sarıyıldız burada çözüm zeminlerini tartışmayla ilgili çalışmalarda bulunması gerekirken maalesef Diyarbakır D Tipi Cezaevinde duymamış olduğunuz seslerini duyurma adına kendi bedenlerini açlık grevine yatırmış durumdalar. Bundan hepimizin rahatsızlık duyması gerekiyor. Gelinmiş aşama itibarıyla son derece kritik bir eşiğin tam içindeyiz. Dün görüştüğüm arkadaşların, Diyarbakır Cezaevindeki arkadaşların eriyen bedenlerini gördükçe bizim burada insanlığımızın nasıl eridiğine canlı tanıklık ettim. Zayıflayan bedenlerinde onlar yüksek moralleri ve kararlı iradeleriyle kendilerini ayakta tutmaya çalışıyorlar ama bizler biraz daha geç kalırsak eriyen insanlığımızı kurtarma adına elimizde var olan bütün zeminleri kaybedebiliriz.

O nedenle, her gün buraya bu sorun çözülünceye kadar, insanlığımızı kurtarıncaya kadar, kendi onurumuzu kurtarıncaya kadar bu açlık grevleriyle ilgili, duyarlılık çağrısıyla ilgili bir gündemi getireceğiz ve her gün eminim ki bu sorunla ilgili duyarlı olup, buraya gelip bunu ifade edemeyen arkadaşlarımızı cesaretlendirme noktasında çağrılarda bulunacağız.

Değerli arkadaşlar, bakın, burada bu açlık grevleriyle ilgili her öneri getirdiğimizde, özellikle iktidar partisinden milletvekili arkadaşlar çıkıp, ezbere olan, hazırlanmış birtakım metinleri buraya getirip sunuyorlar. Soruna teğet bile geçmeyen tüm metni BDP’ye hakaret, BDP’ye -deyim yerindeyse- küfür, eleştiri içeren birtakım yaklaşımlarla burada dile getiriyorlar. Biz defalarca bunun yanlış olduğunu söyledik, bugün yine söylüyoruz. Bu sorun, böyle siyaset malzemesi yapılacak, BDP, AKP, CHP, MHP üzerinden birbirini yıpratmaya çalışacak bir sorun değildir. Çünkü yüzlerce insanın ve belki de bu sorunun çözümü dâhilinde, daha sonraki süreçlerde binlerce insanın canının söz konusu olduğu bir sorundur.

Ülkemizde binlerce sorun var; bu sorunlar hakkında buraya gelelim, birbirimizi eleştirelim, birbirimizi yerden yere vuralım, gerekirse birbirimize hakaret de edelim ama ortada insan hayatı varken, ortada ölümle yüz yüze gelmiş insanların durumu söz konusuyken bu yaklaşımdan artık vazgeçelim. Etik olan, ahlaki olan, vicdani olan, siyasi olan, insani olan yaklaşım budur.

Bakın, burada, bu kürsüde konuşan bir arkadaşımız, Sayın Sırrı Süreyya Önder Mamak Cezaevinde girmiş olduğu açlık grevi süreciyle ilgili bir konuşma yapmıştı. 40’ıncı günde kendi ihtiyaçlarını karşılama noktasında, yetersizlik yaşadığı noktalarda kendisine aynı cezaevinde bulunan ülkücü arkadaşlarının yardımcı olduğunu söylemişti. Ne oldu? O ülkücü tutuklular kendi davalarına ihanet mi etmiş oldular, ülkücülükten mi vazgeçmiş oldular? Hayır, bir insani erdem gösterdiler. Bir insani erdem gösterdikleri için, söz konusu olan insan canı olduğu için, siyaseti geri plana bırakıp insani pencereden yaklaştığı için yirmi yıl sonra dünya görüşü en zıt olan bir partinin temsilcisi olarak bizler burada, Mecliste onları sizlere örnek gösteriyoruz. Bu sorunun da bu pencereden ele alınması gerekiyor. Siyasi düşüncemiz ne olursa olsun, dünya görüşümüz ne olursa olsun, sorunlara yaklaşımımız, çözümümüz ne olursa olsun insan yaşamı ortada. Yüzlerce insanın, binlerce insanın canıyla ilgili bir durum ortada ve bu insanlar sadece bir müzakere ve diyalog sürecinin önü açılsın diye, savaşla ilgili süreçler artık bitsin diye, bu ülkeye demokrasiyle ilgili, özgürlükle ilgili, barışla ilgili bir kapı açılsın diye böylesi bir eyleme başvurmuşlar. Bizim yapmamız gereken, bu sese kulak verip bir an önce bu sorunun çözümüyle beraber Kürt sorununda bir müzakere ve diyalog sürecinin önünü açmak, akan kanın artık durmasını önlemek olmalıdır.

Bakın, bütün dünyada benzer sorunlar şu anda müzakere ve diyalog süreçleriyle çözülüyor. Kolombiya ve FARC arasındaki savaşta elli yılı aşkın bir sürede 200 bin insan yaşamını yitirdi. Ama bugün Kolombiya ve FARC müzakere masasına oturmuş durumdalar, müzakere ediyorlar. Bu konuşmayı yaptığımız dakika itibarıyla “Bu akan kanı nasıl durdurabiliriz.”in görüşmelerini yapıyorlar. Daha bir ay olmadı, Filipinler’de, Filipinler ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi müzakere masasına oturdular. Kırk yılı aşkın bir süredir 150 bin insanın ölümüne yol açan bu savaşın müzakereyle bitmesi gerektiğini bütün dünyaya ilan ettiler ve işin en ilginç yanı Türkiye Büyükelçisi Filipinler ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi arasındaki bu müzakerelerde gözlemci sıfatıyla orada o müzakerelerin içerisinde yer aldılar.

Şimdi siz dünyada yürüyen savaş süreçleriyle ilgili müzakere süreçlerinde gözlemcilik yapacaksınız ama kendi ülkenizde müzakere lafını ağzına alanı bile hemen mahkûm edeceksiniz, cezaevine atacaksınız, teşhir edeceksiniz, ölümle yüz yüze getireceksiniz. Bu yaklaşımın bir an önce terk edilmesi gerekiyor. Dünyada geçmişte de benzer sorunların tamamı müzakere ve diyalog süreçleriyle çözüldü. İngiltere ile IRA arasındaki savaş yüz yılın üzerinde sürdü, binlerce insan hayatını kaybetti. Bugün yaşanan açlık grevleri süreci aynı şekilde IRA direnişçileri tarafından ortaya kondu.

Bakın, bugün gelinen aşamada açlık grevine yatan Bobby Sands’lerin, efsanevi IRA direnişçilerinin ortaya koymuş olduğu çözümün gerçek çözüm olduğunu bütün insanlık kabul etti. Bugün, açlık grevinde IRA’lı direnişçileri ölüme götürenleri tarih lanetliyor ama Bobby Sands’leri ve o direnişi ortaya koyanları tarih müzakere, diyalog ve barış adına bütün halklara örnek gösteriyor. İspanya-ETA süreci aynı şekilde, İsrail-Filistin Kurtuluş Örgütü aynı şekilde. Bütün bu sorunların çözümü konuşarak, istişare ederek, müzakere, diyalog süreçlerini işleterek oluyor.

Biz, burada, BDP olarak, bu sorunun müzakere ve diyalog çözümüyle ilgili projemizi ortaya koyuyoruz: “Demokratik özerklik” diyoruz, iddia ediyoruz “Bizim projemiz hayata geçirilirse, silahlı bütün unsurların silahlarını bırakacak şekilde bir süreç işleyecek.” diyoruz. Asker, polis, gerilla, sivil, bütün ölümlerin önüne geçecek bir proje getirdiğimizi söylüyoruz. Diğer siyasi partilere de “Yaşamla ilgili, çözümle ilgili projeniz nedir?” diye soruyoruz. “Bitirelim, kökünü kazıyalım, öldürelim, bayrak dikelim”in bir proje olmadığını, yaşamla ilgili çözüm projelerinin siyasi partilerin görev ve sorumluluğu olduğunu söylüyoruz. Konuşmaktan korkulmaması gerektiğini söylüyoruz.

Bakın, Başbakan, “Avrupa’da bu sorunlar konuşulursa, bakın nasıl cezaevine girecekler.” diye Elâzığ Meydanı’nda söylüyor, ama Avrupa’ya bakıyoruz özerk olan İskoçya bağımsızlığını konuşuyor, referanduma gidecekler. Birleşik Krallık ve İskoçya, kendi demokrasisine o kadar güveniyor ki “Bağımsızlığı bile referanduma götürelim.” diyor. İspanya’da 1,5 milyon Katalan bağımsızlık için yürüyüş yapıyorken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …tanklar, coplar, TOMA’lar, bombalar, orada devreye girmiyor, demokratik bir hak olarak bunlar hep değerlendiriliyor.

Aynı şekilde, Belçika’da, Flamanlar özerk oldukları hâlde “Biz bağımsızlık istiyoruz.” diyebiliyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Devamla) - Biz “Bu ülkenin bütünlüğü içerisinde, demokratik özerklik projesi çerçevesinde bir çözüm önerisi, bir çözüm projesi” diyoruz. Bütün siyasi partilere de, çözümle ilgili bir an önce projenizi ortaya koyun, bu sürecin, açlık grevlerinin can kaybına neden olmayacak şekilde bir an önce hayata geçirilmesi çağrısını tekrar yineliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhine söz isteyen Murat Yıldırım, Çorum Milletvekili.

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BDP Grubu tarafından verilen Meclis araştırması açılmasına dair önerge aleyhinde söz almış bulunmaktayım.

Maalesef, açlık grevi hâlen sürmektedir. 12 Eylül 2012 tarihinde birinci grup açlık grevine başlamış, 13 ve 15 Ekimde ise ikinci bir grup eyleme başlamıştır. Açlık grevi, hükümlü ve tutukluların kendilerine üç öğün verilen iaşe reddetme biçiminde başlamıştır. Grev, ilk olarak 6 ceza infaz kurumunda başlamış ve yayılarak da devam etmiştir. 1 Kasım itibarıyla 66 cezaevinde 683 kişinin açlık grevinde olduğu bilinmektedir, bu sayı bir ara 975’e kadar ulaşmıştır. Yaptığımız tespitlerde Adalet Bakanlığımızın cumhuriyet başsavcılıklarına konuya karşı duyarlı olmasına dair yazışma yapıldığı görülmüştür.

Sayın Bakanımız konuya gerçekten çok duyarlı bir şekilde yaklaşmaktadır. Doktor ve sağlık memuru görevlendirilmesi, acil ambulans bulundurulması için Sağlık Bakanlığıyla koordineli olarak çalışmaktadır. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü merkezînde oluşturulan kriz merkezî vasıtasıyla kurumlardan günlük bilgiler alınmakta ve değerlendirilmektedir.

Biz de Komisyon olarak Bolu Cezaevini ziyaret ederek yerinde incelemelerde bulunduk. Bu cezaevinde toplamda 118 PKK terör örgütü hükümlüsü bulunmaktadır. 17 odada 19 kişi açlık eylemini sürdürmektedir, bunların 10’u 12 Eylül 2012 tarihinde, kalan 9’u ise 15 Ekim 2012 tarihinde eyleme başlamıştır. Dolayısıyla eyleme ilk başlayanların bugün itibarıyla 57’nci günüdür, ikinci grup ise 25 gündür açlık grevindedirler. Her koğuşta en az 1 kişi eylemde bulunmaktadır. Eylemcilerin kendi talepleriyle, yaş ve sağlık durumuna göre örgüt mensubu bazı hükümlülerce seçildiği öğrenilmiştir.

Son kontroller 30 Ekim 2012 tarihinde yapılmış; ancak bu tarihten sonra muayene kabul edilmemektedir. Bu tarihten sonra kontroller ancak gözle yapılabilmiştir. İaşe almayı reddeden eylemcilere meyve suyu, şeker, su, limon gibi takviye besinler verilmekteyken 30 Ekim tarihi itibarıyla bu uygulamaya da son verilmiştir.

Devletin kontrolünde olan mahkûmların gerek Komisyon olarak gerek milletin bir temsilcisi olarak gerekse de bir insan olarak hiçbir insanın zarar görmesini istemeyiz. Bu insanlar her ne kadar terör suçundan hükümlü ya da tutuklu bulunsalar da sonuçta insanlardır. Şu anda devletin koruma ve kollaması altında hükümlülüklerini sürdürmekte ve cezalarını çekmektedirler. Siyasi talepleri bulunmaktadır. Hiçbir siyasi talep insanın sağlığından, can güvenliğinden öte olamaz. Bu sebeple, cezaevlerinde açlık grevi yapan insanların bir an önce bu eylemlerine son vermeleri çağrısında bulunuyorum.

Siyasi talepler silahla, açlık grevi gibi can pazarlığıyla değil, konuşarak, anlaşarak bu çatı altında çözülmelidir. Adalet Bakanımız önümüzdeki günlerde Meclise ana dilde savunma hakkına yönelik bir düzenlemenin geleceğini beyan etmiştir. Doğrusu, aslında beyan etmeye, Meclise getirmeye de gerek yok. Bu, zaten bir haksa savcılar, hâkimler bunu talep edip, görüşmelerini sağlaması gerekir diye düşünüyoruz. Burada yargının bunu çözmesi gerekir kanaatindeyiz.

Bu durum Hükûmetin iyi niyetli tutumunun göstergesidir. İnsanların bu şekilde can pahasına eylemlere sürüklenmesini bu çatı altındaki hiçbir siyasi partinin kabul edeceğini zannetmiyorum. Çünkü bu, kendi varlığının inkârıdır. Bu, siyasetin dışlanması, konuşmanın dışlanmasıdır.

Tutuklu ve mahkûmları baskı ve dayatmalarla bu eylemlere sürükleyenler sağduyudan yoksun olsalar da açlık grevine devam eden insanlar, üzerindeki tüm baskılara karşı koymalı ve açlık grevini sonlandırmalıdır.

Cezaevlerini İnceleme Komisyonu olarak yaptığımız incelemelerde yanımızda doktorlar da bulunuyordu. Önümüzdeki günlerde ayrıntılı raporumuzu yayınlayacağız. Yaptığımız gözlemlerin bir kısmında edindiğimiz bilgileri burada sizlerle paylaşmakta yarar  olduğuna inanıyorum. Doktorlar eylemcilerin genel durumlarının iyi olduğunu beyan ettiler. 1 kişinin günde 2.000 kaloriye ihtiyacı olduğunu söylediler. Eylemcilerin aldıkları sıvı gıdaların 500 kalori civarında bir enerji vereceği, buna bağlı olarak ciddi bir hâlsizlik içinde olmaları gerekirken görüşülen eylemcilerde böyle bir hâlsizlik emaresi görülmediğini söylediler.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bunu hangi doktor söyledi Sayın Hatip, hangi doktor bunu söyleyebilir?

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Bunu, hem kurum doktoru hem bağımsız doktor… Orada sizin temsilciniz de vardı, Ertuğrul Bey de vardı CHP’den Mahmut Bey de vardı ve Komisyon olarak gittik, biz hiç kimseyi de ayırt etmedik, beraberce bir arada…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hiçbir doktor kırk gün boyunca yetersiz gıda alan bir kişi hakkında böyle bir rapor düzenlemez, düzenleyemez, tıbbi etiğe aykırıdır.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Efendim rapor… Gözle zaten muayene edilmiyor, gördüklerini söylediler, biz de doktorların gördüklerini söylüyoruz. Burada bu kendi bilgimiz değil, inceledik, Komisyon olarak gördüklerimizi paylaşıyoruz. Burada 30’a yakın cezaevini inceledik, bu 30’a yakın cezaevlerinin hepsinde fiziki şartlarda bir sıkıntının olmadığı, kötü muamele, işkence, geçmişe yönelik olan sıkıntılarının olmadığını biz tespit ettik, bunlar raporla sabittir ve sizler de bunu görüyorsunuz. Ama bu son olaylar açlık greviyle ilgilidir. Bunun da maalesef dışarıdaki yönlendirmeyle yapıldığı da görülmektedir. Keşke siyasiler burada yapsalar.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Onlarla görüştünüz mü? Onlar “yönlendirmeyle mi girdik” dediler?

MURAT YILDIRIM (Devamla) - Ya bilemem yani yönlendiriyorlar mı?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bilmezseniz o zaman neye dayanarak söylüyorsunuz?

MURAT YILDIRIM (Devamla) - Kendi istekleriyle mi yapıyorlar?

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin Sayın Yıldırım, lütfen…

 MURAT YILDIRIM (Devamla) - Burada açlık grevinde olmalarını hiç kimse kabul etmiyor, biz de kabul etmiyoruz. İnsanların canı üzerinde siyaset yapılmasını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Yani siz tarafsız bir Komisyonun üyesi olarak gitmişsiniz… Ayıp ya ayıp. Bir de İnsan Hakları Komisyonusun.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Ayıp değil, ben gerçeği söylüyorum. Eğer doğruyu söylemek ayıpsa ben bu ayıbı yaparım ama sizin yaptıklarınız eğer yönlendirmek şeklinde oluyorsa bu da doğru değildir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır Sayın Vekilim, size “bizi yönlendiriyorlar, bize talimat verdiler o yüzden girdik” diyen oldu mu?  İnsan Hakları Komisyonu üyesisiniz sizin tarafsız olmanız lazım. Komisyon olarak gittiniz.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Efendim, burada ben doktorların beyanını söyledim, bağımsız bir doktor geldi. Bağımsız doktorla birlikte kurum doktoru da oradaydılar. Cezaevine girdiğimizde, “Kimler açlık grevinde?” diye sorduğumuzda ancak kendilerini beyan ettiler. Öyle hâlsizlik emareleri veyahut da “açlık grevindeyim” diye kendisini ortaya koyan olmadı. Biz söyledikten sonra, “Biz açlık grevi sürdürüyoruz” dediler. 3 kişiden 2’si açlık grevi sürdürüyor veya açlık grevini, kendisini ortaya koyanlar olmadı. Biz söyledikten sonra “Biz açlık grevi sürdürüyoruz.” dediler, 3 kişiden 2’si açlık grevi sürdürüyor ve 10 kişilik bir koğuşta 1 kişi açlık grevi sürdürüyor ve diğerleriyle birlikte bakıldığı zaman da gözle tespit edilecek bir noktada olmadığını ben söylüyorum ve doktorlar bunu söyledi. Bu benim kendi tespitim…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Vekilim, ağır konuşuyorsunuz, birkaç gün sonra cenazeler çıkınca bu konuşmaların altından çıkamazsınız.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Hayır, efendim, biz buna razı değiliz, buna karşılık vermiş değiliz, böyle olsun da istemiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, karşılıklı konuşmayalım lütfen, Genel Kurula hitap edin.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Benim tespit ettiğim bir şeyi söylüyorum burada. Kesinlikle burada…

HALİL AKSOY (Ağrı) – Cezaevinde size yemek almadıklarını söylediler mi?

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Efendim?

HALİL AKSOY (Ağrı) – Size yemek almadıklarını söylediler mi?

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Evet, söylediler.

HALİL AKSOY (Ağrı) – Kantin işliyor mu?

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Kantin işliyor, evet.

HALİL AKSOY (Ağrı) – Ne alıyorlar kantinden?

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Yani kantinden ne alıp almadıklarını… Ben burada tespitlerimi…

HALİL AKSOY (Ağrı) – Kantinden ne alıyorlar? Ne alıyorlar kantinden, onu söyler misiniz?

BAŞKAN – Lütfen Sayın Milletvekili…

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Yine, heyet olarak tutuklu ve mahkûmların grev süresince kilo kaybı ve kantin alışverişlerini de inceledik, bunları da inceledik yani hem kilo kaybı var mı, kantinden alışveriş yapıldı mı diye. F tipi ceza infaz kurumunda birincisi 22 Ekimde, ikincisi 30 Ekimde yapılan kilo-nabız kontrol tutanakları üzerinde yaptığımız incelemelerde 19 eylemcinin 12’sinin 1 ile 7 kilo arasında değişen kilo kaybına uğradıkları, 1 eylemcinin 2 kilo aldığı, kalan 6’sının aynı kiloda kaldıkları tespit edilmiştir. Bu bir tespittir.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – 7 kilo az mı?

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Efendim, ben bilemem.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – 7 kilo vermek az mı?

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Yahu, 7 kilo… Bak, ben bu polemiğe girmek istemem, ben olanları söylüyorum.

Kantin alışveriş listesi üzerinde yapılan incelemelerde ise, açlık grevindeki bazı hükümlülerin domates, salatalık, yoğurt, kuru kayısı, peynir, konserve, balık, meyve, bisküvi, çikolata gibi katı gıdalar aldıkları, eylemcilerle aynı koğuşta kalan diğer hükümlülerin de alışveriş listesinin de oldukça uzun olduğu görülmüştür. Bunlar, ben Komisyon olarak gördüklerimizi söylüyorum. Heyetin amacı, eylemcilerin eyleminde samimi olup olmadıklarını sorgulamak olmasa da, konunun gündeme gelmiş olması nedeniyle bu iddiayı kısmen inceledik ve araştırdık. Doğru bilgilenmesi lazım, kamuoyunun da doğru bilgilenmesi lazım, sizin de doğru bilgilenmeniz lazım.

SIRRI SAKIK (Muş) – Canım Kardeşim, yarın -Allah korusun- ölüm gerçekleşse…

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Sizin grubunuzdan da orada arkadaşınız var, Ertuğrul Kürkcü Bey var, yani CHP’den arkadaşlar var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, dün, cezaevinden geldik, doğru bilgilere sahibiz.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Ee, biz de cezaevindeyiz. Ben orada şartların… Yoğunluktan sıkıntı var mı? Var. 80 kişilik koğuşlar elbette sıkıntılı, bir an önce onların çözülmesi lazım.

Cezaevinde, geçmişte ana dilde konuşma telefonda yoktu, bu hak verildi. Cezaevinde sağlık problemleri vardı, edindiğimiz raporlar bunlar, çözüldü. Askerî cezaevlerinde tek tip elbise vardı, bunlar çözüldü. Askerî cezaevlerinde, diğer şeylerde kontroller vardı, girişte sıkı kontroller vardı; bunlar, edindiğimiz raporlar neticesinde çözüldü.

HALİL AKSOY (Ağrı) – O elbiseleri biz giymedik.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Efendim, giyip giymediklerini bilemiyorum ama olanları biz söylüyoruz.

Burada…

HALİL AKSOY (Ağrı) – Ölüm pahasına da olsa giymedik, her gün dayak yememize, işkence yapmalarına rağmen bunu yaptık.

MURAT YILDIRIM (Devamla) – Öte yandan, BDP Grubunun açılmasını istediği Meclis araştırması önergesine ilişkin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT YILDIRIM (Devamla) - …birçok çalışma, gerek bağımsız kuruluşlar gerekse Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı tarafından tespit edilmiş konulardır, yani araştırma önergesinin konusu olmadığını söylüyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisi lehinde söz isteyen İzzet Çetin, Ankara Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin lehinde konuşmak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, her şeyden önce hepimiz insanız. Yani iktidar partisinin konuşmacı milletvekili arkadaşımızın gerçekten zor bir görev yaptığına tanıklık ettik. Elindeki rakamlar tabii ki önerge sahibi Barış ve Demokrasi Partisinin Sözcüsünün söylediği rakamlarla aynı. Yani 66 cezaevinde 683 tutuklunun süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde olduğu ve 58’inci gününde bulunduğu, yine bunlardan 2’sinin açlık grevlerini 16 Ekimden bu yana ölüm orucuna çevirdiği belli. Günlerdir benzer konuyu burada konuşuyoruz, tartışıyor arkadaşlarımız. Öneriler de ısrarla hemen hemen her gün Meclisin gündemine geliyor. Çözüm aranıyor ama yani biraz ruhunuzu mu yitirmişsiniz, insanlığı giderek kayıp mı ediyoruz kaygısına düşüyoruz ister istemez. Yani 58 gün, 50 gün, 40 gün kaç gün olursa olsun, açlık grevine yatan insanların hâlâ sağlıklı olduğunu burada iddia etmeye kalkışmak doğaya aykırı, insanlık bilimine aykırı, biyolojik olarak mümkün olmayan bir şeyi ispata çalışmakla eş anlamlı.

Yani çözüm yeri, böyle bir sorunun, Meclis olduğu için bir araştırma önergesi veriliyor ve Mecliste gelin, bunu tartışalım, bir komisyon kuralım, incelensin, tartışılsın, çözülsün isteniyor; bundan kaçınmak hiçbir şey kazandırmaz.

Yani gerçekten, geçtiğimiz haftalarda bizim arkadaşlarımız da cezaevlerini dolaştılar, izlenimlerini onlar da anlattı. Şimdi buradan, kalkıp da tanık göstererek “Bir şey yok, kantinden alışveriş yapıyorlar, şöyleler, böyleler…” diyerek iyilik hâllerini ortaya koymaya çalışmak hakikaten yakışmadı. Bu arkadaşlar, işte bizim arkadaşlarımız da söylüyor; gözleri seğiriyor, burunları kanıyor, yüz hatlarındaki gerilimi okumak mümkün yani hâlsiz oldular, hâlsiz kaldılar.

Değerli arkadaşlar, olay gerçekten hem insani açıdan, hem siyasi açıdan ele alınması gereken bir konu. Biz burada siyasi boyutuna katılmayabiliriz, katılmayabilirsiniz ama en azından bu sorunun geçmişten ders alınarak… Biz bunu 12 Eylül döneminde yaşadık, 90’lı yıllarda yaşadık, 2000’li yıllarda yaşadık, ölüm oruçlarında müdahaleye ya da dönüşümsüz olduğu için ölümlere tanıklık ettik, dünyaya rezil olduk.

Yine, ben konuşmanızın bir cümlesine katılıyorum: Hiçbir siyaset insan sağlığının önüne geçerek onu canından edecek kadar ileriye götürecek bir eylem biçimi olamaz -insan sağlığına zarar verecek bir eylem biçimi olamaz- insan sağlığına zarar verecek bir eylem biçimini asla ben de tasvip etmem ama belki yol alınacak, belki çözüm bulunacak bir konuyu Sayın Başbakan yurt dışından “Bunlar dalga geçiyorlar, yiyip içiyorlar.” diyerek konuşunca, sizin de burada öyle konuşmanız maalesef doğru yani anlayışla karşılamamız gerekir çünkü Başbakanız o yoldan gidiyor.

Değerli arkadaşlar, sağlığa önem vermiyorsunuz ama Sayın Başbakanın kendi sağlığı her şeyden önemli ama Başbakanın söylemleri, AKP’nin eylemleri, hazırladıkları tasarılar ya da kanun teklifleri, bizim sağlığımızı da bozuyor. Gerçekten bunların da bir ele alınmasının zamanı geldi. Bakınız, artık giderek Başbakanın ne kadar zararlı konuma geldiği Junge Welt gazetesinde yayınlandı, Türkçe olarak. Almanya ziyaretinde “Savaş kışkırtıcısı defol.” diye başlık attı Alman gazetesi.

Şimdi…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sana da burada bunu göstermek mi düşüyor?

İZZET ÇETİN (Devamla) - Evet, evet, Başbakan da yönetim özürlü İçişleri Bakanınız da benim sağlığımı da bozuyor, halkın sağlığını da bozuyor.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Ayıp ediyorsun!

İZZET ÇETİN (Devamla) – Ne ayıp ediyormuşum? Dün gece ahlak anlayışınıza, yasa yapma anlayışınıza yakışır bir yasa tasarısını buraya getirdiniz.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Biz iş yapıyoruz, iş.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Kurt sisli havayı sever, eşkıya gece çıkar ininden, siz de gece üç buçukta yasa getirerek benim sağlığımla oynuyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen ama Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu kürsüsünden sarf edilecek sözler mi şunlar Sayın Çetin, lütfen.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Engellerseniz sabah beşe kadar olur.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Engelleyeceğiz değerli arkadaşlar.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ne konuştuğunun farkında değilsin.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Şimdi, siz ne yaptığınızın farkında değilsiniz, ben ne konuştuğumun farkındayım.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Millî bir ağızla konuş, millî bir ağızla.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Siz, hiçbir şeyi yani Başbakanınız ne derse, Bakanınız ne derse, yönetme özürlü Bakanınız, kuklacı, taklacı Bakanınız ne derse onları burada söylüyor, onları burada konuşuyorsunuz. Halkın sağlığıyla oynuyorsunuz, kamu düzeniyle oynuyorsunuz, cumhuriyetle oynuyorsunuz, demokrasiyle oynuyorsunuz, insan haklarıyla oynuyorsunuz. İnsanlar orada ölüm orucuna yatmış, burada aşağılıyorsunuz.(CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

Yaptığınız yasa tasarıları ortada, bir gece yarısı operasyonuyla bir ilçeyi paramparça ediyorsunuz, seçim kaygısıyla. Ne yaparsanız yapın, cetvel alın elinize çizin, ne Yenimahalle’yi alabileceksiniz Ne Etimesgut’u alabileceksiniz ne Çankaya’yı ne Ankara’yı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Anket yap…

İZZET ÇETİN (Devamla) – Zaten korktuğunuz ve kaçmakta olduğunuz ortada, Başbakanınız veda mektubunu kurultayında okudu ama nereye kaçarsa kaçsın, ne yaparsa yapsın yaptıklarının hesabı, zenginleşmesi, bu tip, insanlara eziyet etmesinin hesabı sorulacak. Gün gelir defteriniz dürülür, bir gün yaptıklarınızın hesabı sizden de sorulur. Meydan o kadar boş değil. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Hiç merak etme!

İZZET ÇETİN (Devamla) – İnsanlar ölüyor, alay ediyorsunuz; insanlara duyarsız kalıyorsunuz, çıkarlarınız için yasa yapıyorsunuz. Gece yarısı gidip Haririlerle görüşüp bu ülkenin yoksullaşması pahasına peşkeş çekiyorsunuz kamu kuruluşlarını.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Ağır ol, ağır!

İZZET ÇETİN (Devamla) – Hiç ağır olacak bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, dün yaptığınız işin ne namusu var ne ahlakı var ne de demokrasiyle bağdaşır bir yönü var. Tam bir eşkıyalık örneği gösterdiniz.

Onun için, değerli arkadaşlar, biraz yaptıklarınızın farkına varın, özgür milletvekili olun, burada insan haklarına yönelik bir öneri yapılıyorsa hiç olmazsa insana insan olduğu için, dili, dini, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun ona insan olduğu için saygılı olun, hiç olmazsa, elli sekiz gündür açlık grevinde olan bir insana “Yiyor, içiyor; doktor ‘sağlam raporu’ verdi.” diye hakaret etmeyin. Bir de o insanları öyle taciz etmeye kalkışmayın.

Değerli arkadaşlar, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konunun çözüm yerinin Meclis olduğunu düşünüyoruz ve konuşulmasında, tartışılmasında yarar görüyor ve destekliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkanım, deminden beri konuşmaları dinliyorum. AKP adına konuşan Sayın Hatip dünkü konuşmamı dinlememiş olabilir. Bu teknik bir konudur, sağlık konusudur. İşin siyasetini bir kenara bırakıp insani duygularla, olayın vahim olduğunu herkesin görmesi gerekiyor.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi oradan çıkan tabutları gördükten sonra, burada kimse kimsenin yüzünü bakamaz hâle gelir. Bakın, bir hekim olarak söylüyorum, durum gerçekten vahimdir.

Dikkatinize sunmak istedim efendim. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, konuyla ilgili ben de bir açıklama yapmak istiyorum çünkü dün Diyarbakır Cezaevindeydim. Yaklaşık bir aydır hemen hemen bütün cezaevlerini gezdik.

Meclis İnsan Hakları Komisyonu adına Bolu Cezaevine gidip gözlem yapan arkadaşımız maalesef referans olarak tarafsız bir gözlem yapmayı, insan hakları adına bir gözlem yapmayı çok fazla önüne koymamış gibi görüyoruz.

Talimatla bu eylemin başladığını söylüyor; talimatla başladığına dair bir belge varsa buradan açıklaması gerekirdi. Tutuklulardan herhangi birinin “Biz talimatla yapıyoruz.” diye bir irade beyanı varsa açıklaması gerekirdi.

“Yiyorlar, kantinden alışveriş yapıyorlar” diye bir açıklaması oldu; bununla ilgili elinde bir veri varsa mutlaka burada açıklaması gerekirdi.

Bir de, işin sağlık boyutu var. Yani, kırk gündür, elli gündür yetersiz düzeyde enerji alan, beslenmeyen insanlara bir doktorun, bir hekimin “Herhangi bir sağlık problemi yoktur” diye bir rapor vermesi mümkün değildir. Eğer o yönlü rapor veren bir doktor varsa, onu da burada bütün Türkiye kamuoyuna açıklaması gerekirdi.

Biz şundan kaygı duyduk: Meclis İnsan Hakları Komisyonu, insan haklarından çok Başbakanın yaklaşımını ortaya çıkaracak, meşrulaştıracak bir çalışma yapmış, dolayısıyla bununla ilgili, Sayın Hatipten, varsa elinde bir belge açıklamaya davet ediyorum.

SIRRI SAKIK (Muş) – Hatibe düşen tek görev çıkıp özür dilemektir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhine söz isteyen Hüseyin Şahin, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin Meclis araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım.

Hükûmetimiz, hükûmette bulunduğu on yıllık dönemde demokratikleşme yolunda çok ciddi hamlelerde bulunmuştur, bu konuda Türk demokrasisine çok ciddi manada katkı koymuştur.

Son dönemde cezaevi şartları ve infaz sistemi insancıl yaklaşımlarla yeniden düzenlenmiştir. Barış ve Demokrasi Partisinin Meclis araştırma önergesi açılmasını istediği, açlık grevlerinin durumunun araştırılmasını istediği konuda da, son grup toplantımızda Sayın Başbakanımız hem bu eylemde bulunan tutuklulara hem de bunların ailelerine bu duruma bir an önce son vermeleri konusunda tavsiyelerde bulunmuş ve bunu istemişlerdir. Aynı durum Bakanlar Kurulu toplantısından sonra, pazartesi günü, Hükûmet Sözcümüz Başbakan Yardımcımız Bülent Arınç tarafından da dile getirilmiştir. Kaldı ki, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra Başbakan Yardımcımızın, Bakanlar Kurulu kararlarını açıklarken Sayın Başbakanımızın talimatları doğrultusunda, Barış ve Demokrasi Partisinin her gün kürsüye gelerek ve çeşitli yayın organlarında da dile getirdikleri ana dilde savunma hakkını istemeleri konusunda, mevzuattaki şartların iyileştirilmesi konusunda bir talimatları da olmuştur. Şimdi, bu konuda da Adalet Bakanlığımız çalışmalara başlamıştır ve yine 30 Eylülde büyük kongremizde Sayın Başbakanımız halkımıza hitaben yaptığı konuşmada bu durumu dile getirmiş ve ana dilde savunma hakkının bir hak olduğunu, mevzuattaki eksiklerin giderilerek bunun düzenlenmesi konusunda çalışmalara başlayacağımızı bildirmişlerdir ama Barış ve Demokrasi Partisi yetkilileri kürsüye her çıktıklarında bu durumu dile getirmişler, neredeyse bunu tetikler bir duruma gelecek pozisyona getirmişlerdir.

Biz hiç kimse bu durumdan olumsuz etkilensin istemiyoruz, insanlar ölsün istemiyoruz, hasta olsun dahi istemiyoruz. Cezaevi şartlarının iyileştirilmesi konusunda, infaz sisteminin iyileştirilmesi konusunda çok ciddi adımlar ve hamleler atıyoruz. BDP Grubunun da bizim bu yaptığımız çalışmalara zaman zaman destek vermesini istediğimizde, hiçbir şekilde bizim yanımızda olmayarak, neredeyse bu durumu tetikleyen ve arkadan bu durumu destekleyen bir tavır sergilediğini gözlemlemekteyiz.

Eğer burada ölümler olacak olursa bunun sorumlusu biz değiliz, sizlersiniz. Bu konuda sizi bir kere daha bu kürsüden AK PARTİ Grubu adına uyarmak istiyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Zaten içeride kilo alıyorlar, ölmeyecekler!

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Onların şartlarının iyileşmesi için bizler gece gündüz çalışırken, Adalet Bakanlığı yetkililerimiz çalışırken siz buradan rant elde etme peşindesiniz.

Bakınız, size sesleniyorum: Uyku uyuyan insanı uyandırmak kolaydır. İki tokat atarsınız kendine gelir, uyandığı zaman da gerçekleri görür ama uyku uyuma rolünü yapanları ne yapacaksınız, rol yapıyorsa ne yapacaksınız? İşte, siz rol yapma durumundasınız. Sizden ülkenin gerçekleriyle yüz yüze gelmenizi istirham ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Ayıp, ayıp!

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – İnsanlık adına utan, utan! İnsanlar ölüyor.

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – Bakınız, ülkemizin demokratikleşme yolunda son on yılda AK PARTİ hükûmetleriyle elde ettiği kazanımlara balta vurmak isteyebilirsiniz ama biz bildiğimiz doğrultuda…

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Din, iman, vicdan var mı sende?

HÜSEYİN ŞAHİN (Devamla) – …ülkemizi medeni ülkeler seviyesine çıkartmakta emin adımlarla ilerleyeceğiz. Bundan siz de emin olabilirsiniz.

Sayın Başkanım, Barış ve Demokrasi Partisinin Meclis araştırması açılması hakkındaki durumun aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Biliyorsunuz gündemimizde Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarı’mız var. Ülkemizi demokrasi reformuna, belediyelerin önünü açacak bir reforma kavuşturacak bu Kanun Tasarısı’nın, bir an önce gündemde yerini alarak kanunlaşmasını istemekteyiz ve Barış ve Demokrasi Partisinin Meclis araştırma önergesinin aleyhinde olduğumuzu belirtiyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Sayın Hatip konuşması sırasında BDP’nin bu işi tetiklediğini ve bununla ilgili ölümlerden sorumlu olacağını söyledi. Bu nedenle…

BAŞKAN – Buyurun, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum. Lütfen yeni sataşmaya mahal vermeyelim.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada konuşurken de çağrı yaptık. Yani buraya gelince bir siyaset yapma, buradan bir siyaset, bir siyasi rol, bir siyasi rant çıkarma arayışından kaçalım dedik. Çünkü ortada insan hayatı var, insan canı var.

Şimdi, BDP’yi bu işi tetiklemekle suçlamanız doğru değil, halk da buna inanmıyor. Bakın, Meclis İnsan Hakları Komisyonu gidip orada görüşmüş, arkadaşınız konuştu. Sorduk: “Bu tutuklular kimden talimat aldıklarını herhangi bir şekilde size irade olarak beyan ettiler mi? Elinizde böyle bir belge var mı?” Bu insanların tamamı politik olarak, siyasi olarak, yıllarca belli bir birikime sahip ve kendi iradesini ölüme yatıracak kadar da kararlı insanlar. Dolayısıyla, buraya gelip halkı yanıltmanız doğru değil. Bu insanların tamamı kendi iradeleriyle ölüm orucu, açlık grevi eylemine başlamış durumdalar ve “Ancak kendi irademizle bunu bitiririz;” diyorlar.

Çağrı konusuna gelelim. Bu insanların bize söylediği şey şudur: Meclis olarak tüm siyasi partiler bu taleplerimizin siyasi çözümü konusunda irade beyan etsin, sorumluluğu üstlensin, o durum da bizi tatmin etsin, biz o durumda gerekli olan adımı atalım, bırakalım.” diyorlar. Biz çağrı yapıyoruz. Gelin buraya, AKP, CHP, MHP, BDP, her dört siyasi parti, “Biz bu taleplerin yerine getirilmesi konusunda siyasi inisiyatifi alıyoruz, siyasi iradeyi alıyoruz, bir yol takvimi belirliyoruz ve bu sorunları çözeceğiz.” diyelim, açlık grevini bırakma çağrısını hep beraber yapalım. Ama, altında siyasi bir proje olmadan BDP’nin de, AKP’nin de, CHP’nin de yapacağı çağrının bir karşılığı yoktur.

Diğer taraftan, uykuyla ilgili söyledikleriniz de hiç ahlaki değil. Açlık grevi başladığı günden bugüne kadar biz doğru dürüst uyku uyumuyoruz; alanlardayız, sokaklardayız, Mecliste diplomatik görüşmelerdeyiz, siyaseti zorluyoruz, buradan bir çözüm çıkarmaya çalışıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Buradan tekrar şunun çağrısını yapıyoruz: Bu işi böyle siyasi rant, siyasi polemik konusu yapmayalım. Sayın Adalet Bakanının yaptığı bütün girişimler anlamlıdır. Gelin, AK PARTİ sıralarından Sayın Adalet Bakanının girişimlerine destek veren milletvekili arkadaşlar buradan konuşsunlar, güç katsınlar ve bunu bir Hükûmet politikası hâline getirsinler; sorun da böyle çözülür.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)

1.- BDP Grubunun, 2/11/2012 tarihinde, Iğdır Milletvekili Grup Başkan Vekili Pervin Buldan’ın cezaevlerinde 12/9/2012 tarihinde başlayan ve iki siyasi talebi içeren süresiz dönüşümsüz açlık grevi, sağlık ve ekonomik durumlarının araştırılması amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 8/11/2012 günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önergesi (Devam)

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, karar yeter sayısı istendi.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı talebi ulaşmadı mı?

AHMET YENİ (Samsun) – Geç kaldınız, geç.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Yok, geç kalmadı, geç kalmadı da duymazlıktan geldi, duymazlıktan geldi.

BAŞKAN - Şimdi, Sayın Şandır, bakın, Sayın Vural istedi. Ne zaman istedi? “Kabul edenler…” sözünden sonra Sayın Vural karar yeter sayısı istedi. Hayır, duymadım değil, duydum ama…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Herkes duydu, siz duymadınız!

BAŞKAN - Tutanakları isteyelim, cevap verelim size.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, herkes duydu ama siz duymadınız, maalesef öyle.

BAŞKAN - Duydum efendim, “Duymadım.” demiyorum ben.

OKTAY VURAL (İzmir) – Duydunuz mu duymadınız mı?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ama Başkanım, bakın,  iki gündür çok zorlu, çok stresli bir görüşme yapıyoruz. Bugün de muhtemelen öyle olacak.

BAŞKAN – Hayır, öyle olmasın canım, öyle olmasını istemiyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Günün başında, lütfen, bu Meclisi böyle stresli bir ortama sokmayın!

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı işlemini alın.

BAŞKAN - Evet, tutanakları inceleyeceğim, tamam, getirip vereceğim size, göndereceğim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı… Anlayamadım ne dediğinizi.

BAŞKAN – Oylamaya sunduktan sonra, ben “Kabul edenler…” dedikten sonra söylediniz.

AHMET YENİ (Samsun) – Oylamaya geçildikten sonra dedi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hayır efendim.

BAŞKAN – “Duymadım.” demedim, duydum.

OKTAY VURAL (İzmir)  - Oylamaya sunulurken zaten istendi. Oylamaya sunulurken…

AHMET YENİ (Samsun) – Oylamanın yarısı bitmişti.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sizin ne zaman oylayacağınızı bilemem ki. Oylamaya geçildiği anda karar yeter sayısı istedim.

BAŞKAN – Niye canım? 4 tane konuşmacı var; 2 lehte, 2 aleyhte konuşmacılardan sonra oylamaya sunulur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamaya geçilirken karar yeter sayısı istenir zaten, geçilmeden istenmez.

AHMET YENİ (Samsun) –Geç kalındı.

BAŞKAN – Ama oylamaya geçtikten sonra, sunduktan sonra söylediniz  Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır.

BAŞKAN - Ben sizin sözünüzü duydum efendim. Tutanakları getirtip gönderirim size, okurum tutanakları.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, tutanakları incelemiş…

BAŞKAN – Tutanakları gönderirim size. Ben duydum sözünüzü, duymadım demiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşlemi bitirdikten sonra tutanakları göndermeniz olmaz. Böyle bir usul olur mu ya!

BAŞKAN – Yapacağımız bir şey yok ki.

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir söz  alışverişi olur mu ya!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, yangından mal kaçırır gibi hemen oylamaya koyuyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ne aceleniz var ya!

BAŞKAN – Ama…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şöyle bir etrafınıza bakın ya! Nedir, ne değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sakin olun.

BAŞKAN – Sayın Vural…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Başkanım, Milliyetçi Hareket Partisinin bu talebini sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırıyorsunuz, tutanakları getirtseniz ne olacak!

BAŞKAN – Hayır, sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmıyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Biz karar yeter sayısı istemişiz.

BAŞKAN – Sayın konuşmacı kürsüden inerken elinizi kaldırmış olsanız, karar yeter sayısı istemiş olsanız şimdiye kadar uygulamalarda olduğu gibi “Oya sunuyorum: Kabul edenler… Ancak karar yeter sayısı arayacağım.” derim ama ben “Kabul edenler…” dedikten sonra  siz karar yeter sayısı istediniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, tutanaklara bakın.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hayır efendim, bundan önce söyledi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Peki, efendim, biz haklıysak nasıl geriye çevireceksiniz hadiseyi?

BAŞKAN – Geriye çevirme imkânımız yok tabii ki.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tabii yani.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Olur mu? Bakın, sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırıyorsunuz.

BAŞKAN – Peki, niye böyle bir işlemi yapayım ben? Oylamaya sunmadan önce Sayın Vural söylese niye yapayım? Gerekçesi ne bu işin? Mantığı ne?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hızlandırmak için, talimatı yerine getirmek için. Neden olduğu belli değil mi!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, yapın, ne olacak yani! Niye geriyorsunuz?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, beş dakika ara verin.

BAŞKAN – “Yapmadım.” diyorum, onu söylüyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Az daha bekle de gelsinler!

BAŞKAN – Peki, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – 83.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yok Sayın Başkan.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ben saydım, 83 kişi.

BAŞKAN – Elektronik oylamayla…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yapmayın efendim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kaç kişi varmış? Bir söyleyin bakayım, Kaç kişi varmış?

BAŞKAN – “Var” diyor Sayın Kâtip Üye.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Kaç kişi varmış? Söyle bakayım, kaç kişi var? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Saymadım ki, benim meselem değil, kâtip üyelerin meselesi.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – 80 kişi yok be! Karşı değiliz, 80 kişi yok.

BAŞKAN – Hayır, “yok” dedi, kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Başkanlık Divanı sadece AKP’nin Başkanlık Divanı değil! 83 kişi var, saydık tek tek! Olmaz öyle şey!

BAŞKAN – Ee, ne yapmamız gerekiyor?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ara vereceksin, çağıracaklar, bakacaksın. Yok, yok! Ben saydım 80 kişi vardı.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Zaman kazandırıyorsun efendim!

BAŞKAN – Ee, her zaman yaptığımız bu değil mi sayın milletvekilleri, niye tepki gösteriyorsunuz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Böyle bir şey olur mu!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) –  Sayın Başkan, yani siz bugünü çıkmaza götürüyorsunuz daha günün başında.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, bugünü hiç çıkmaza sokmuyorum, her zaman yaptığımız uygulamayı tekrar ediyoruz. Eğer kâtip üyeler arasında anlaşmazlık varsa…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hayır, bu kadar aleni bir hakkı yerine getirmeyerek, aslında bütün bu Meclise saygısızlık yapıyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hiç kimseye saygısızlık yapmıyorum efendim.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, bu düzeltilebilir, düzeltin lütfen!

BAŞKAN – Biz Meclisi…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, her defa divan kâtiplerine müracaat etmiyorsunuz, bakıyorsunuz, varsa var, yoksa… Hüküm veriyorsunuz.

BAŞKAN – Hayır, ben uygulamamda her zaman sayın kâtip üyelere soruyorum, aralarında anlaşmazlık varsa…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Oradan görünmüyor mu?

BAŞKAN – Evet, elektronik cihazla oylama yapıyoruz.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Oy pusulalarını da kontrol edelim o kişiler burada mı diye Sayın Başkan. Sahtekârlık olmasın, bakalım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.18
İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Evet, karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Yalnız bilgi anlamında getirttim:

“Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

Oktay Vural (İzmir) – Karar yeter sayısı…

Başkan – Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.”

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ama “Kabul etmeyenler…”le birlikte cümleniz tamamlanacak. O anda söylenmiş işte. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, “Kabul edenler… Kabul etmeyenler…” değil mi?

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, söyledim, “’Kabul edenler…’ diye sordum, ondan sonra söylendi.” dedim yani söylediğimden hiçbir farklılık yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Nevzat Bey, oylamaya geçmeden önce…

BAŞKAN – Yani burada kasıt aramanızı yadırgıyorum.

Evet, Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini okutuyorum:

2.- MHP Grubunun, 2/11/2012 tarih ve 6553 sayı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan, ülkemizde yabancı, gerçek ve tüzel kişilere yapılan taşınmaz satışları hakkındaki genel görüşme önergesinin, Genel Kurulun 8/11/2012 günkü  birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 08.11.2012 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                              Oktay Vural

                                                                                                                    İzmir

                                                                                                    MHP Grup Başkanvekili

Öneri:

2 Kasım 2012 tarih ve 6553 sayı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğumuz “Ülkemizde Yabancı Gerçek ve Tüzel Kişilere Yapılan Taşınmaz Satışları hakkında” verdiğimiz Genel Görüşme önergemizin 8.11.2012 Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerini bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuzun ülkemizde bugüne kadar yapılan yabancı ve gerçek tüzel kişilere ilişkin taşınmaz satışlarının genel görüşmeye alınması ve Meclis gündeminde uzunca bu konudaki müzakerelerin yapılmasına yönelik önergemiz üzerine söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, özellikle ülkemizde yabancı gerçek ve tüzel kişilerin mülk edinmesine yönelik çalışmalar cumhuriyet tarihi boyunca değişik dönemlerde zaman zaman kamuoyu gündemine yoğunlukla gelmiş, zaman zaman seyrek şekilde bu çalışmalar devam etmiştir. Ama ilginç olan bir şey vardır, 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin işbaşına gelmesiyle, birçok alanda olduğu gibi, vatan topraklarının satışı da hızla yükselmiş ve birçok değişiklik bu yüce Meclisin çatısı altında kamuoyu gündemine tekrar gelmiştir. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin bu on yıllık iktidar sürecinde en fazla değişiklik yaptığı kanun, hepinizin de yakından bildiği gibi, Kamu İhale Kanunu’dur. Geçen yine bu konuyla ilgili bir düzenleme bu yüce Meclisten geçti, o zaman ifade etmiştim, on yılda toplam 25 kez Kamu İhale Kanunu değiştirilmiş ve bu 25 değişiklikte 152 adet değişiklik gerçekleştirilmiştir. Bu 152 değişiklik bazı maddelerde birden fazla, bazı maddelerin bazı fıkra veya cümlelerinde birden fazla, aynı iktidar döneminde vuku bulmuştur.

İkinci en fazla yapılan değişiklik ise Tapu ve Kadastro Kanunu’nda yapılan değişikliklerdir. Bununla ilgili 2005 yılında 2 kez, 2008 yılında 3 kez, 2009 yılında 4 kez, 2012 yılında da 2 kez olmak üzere toplam 11 kez bu kanunda, Tapu Kanunu’nda değişiklik ortaya çıkmıştır. Kadastro Kanunu’ndaki değişiklikleri saymıyorum.

Şimdi, baktığınız zaman bu değişikliklerin özünde, yabancıların gerçek ya da tüzel kişi olarak ülkemizde taşınmaz edinmesi önündeki sınırları genişleten ve kaldıran değişiklikler birbirini izlemiştir. Bu amaçla ilk kez 1934 yılında 2644 sayılı Tapu Kanunu’nda yapılan değişiklikle yabancıların ülkemizden taşınmaz edinmesinin önü açılmış ama çok önemli bir sınırlama konmuştur ki karşılılık yani mütekabiliyet esası dikkate alınmak kaydıyla, bizim ülkemizin vatandaşları hangi ülkede hangi şartlarda taşınmaz edinebiliyorsa o ülkenin vatandaşları da ülkemizde aynı şartlarda taşınmaz edinebilecek şekilde bir sınırlandırılma getirilmiş. Daha sonra 1984 ve 86 yıllarında, zamanın Anavatan Partisi hükûmetleri döneminde, karşılıklılık ilkesinin kaldırılmasına yönelik girişimlerde bulunulmuş; Meclisten ilgili kanunlar çıkartılmış ama günün Anayasa Mahkemesi karşılıklılık ilkesinin yok edildiği ve uluslararası hukukun zedelendiği gerekçeleriyle bu değişiklikleri iptal etmiş. Dolayısıyla, mütekabiliyet esası yürürlükte kalmaya devam etmiş. Arkasından, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri döneminde -2003 yılında- 4875 ve 4916 sayılı kanunlarla, yine Anavatan hükûmetleri dönemindeki değişikliklerin benzeri yüce Meclisten çıkartılmış. Mütekabiliyet esasının yok edilmesini ya da daha büyük değişikliklerle sınırlamanın kaldırılmasını öngören kanunlar, yine o yıllarda -2005 yılında- Anayasa Mahkemesinin iptaliyle bu tehlike önlenmiş.

Tabii, Adalet ve Kalkınma Partisi, 2007 seçimlerinden sonra yeniden Meclise güçlenerek geldikten sonra boş durmamış, bir kez daha bu Kanun’la ilgili değişikliği gündeme getirmiş ve 3 Temmuz 2008 tarihli ve 5782 sayılı Kanun’la, yabancı uyruklu gerçek kişilerin merkez ilçe ve ilçeler bazında, mücavir alanların yüzölçümünün yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde, daha önce binde 5’le sınırlı olan mülk edinme şartını genişletmiş; arkasından -ciddi anlamda- yabancı gerçek ve tüzel kişilerin ülkemizin özellikle kıyı şehirlerinde mülk edinmesinde patlama yaşanmış. Biraz sonra rakamları sizlere vereceğim, resmî rakamları. Bu da yetmemiş, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin özellikle cari açığı kapatacak ciddi bir kaynak olarak gördüğü bu alanı genişletme çalışmaları devam etmiş ve en son, 3 Mayıs 2012 tarihli ve 6302 sayılı Tapu ve Kadastro Kanunu’nda değişiklik öngören Yasa’yla, değerli milletvekilleri, mütekabiliyet esası kaldırılmış. Daha sonra aynı Yasa’da, iş yeri ve mesken olarak mülk edinebilmesi şartı vardı, o da kaldırıldı. 2,5 hektara kadar olan sınır 30 hektara kadar kişi başına genişletildi, Bakanlar Kurulu kararıyla 60 hektara kadar çıkarıldı. Ayrıca, ilçe mücavir alanı değil bakınız, ilçe yüz ölçümünün yüzde 10’una kadar toplamda mülk satışının önü açıldı. Şimdi, getirilen “büyükşehir” adı altında…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hayır, öyle değil.

 ALİM IŞIK (Devamla) - Bakarsanız Kanun’a görürsünüz değerli arkadaşlar, Kanun burada. Özel mülkiyete tabi alanların ilçe yüz ölçümünün yüzde 10’u kadar. Bakınız, kanunu iyi okuyun.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hayır… Hayır…

ALİM IŞIK (Devamla) - Sayın Başkan, Kanun’u okursanız ne olduğunu anlarsınız, siz tecrübeli bir milletvekilisiniz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Özel mülkiyete konu alanın yüzde 10’u.

ALİM IŞIK (Devamla) - Burada Kanun’u okuyayım: Özel mülkiyete tabi alanların ve ilçe yüz ölçümünün… Alanlarda 30 hektara kadar, ilçe yüz ölçümünün yüzde 10’u. Bunun yorumunu yaparsınız, Sayın Bakan varsa gelir açıklar. Dolayısıyla bu alanlar…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hocam…

ALİM IŞIK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, burada Kanun önümüzde. Bu Kanun’u tekrar okuyarak zamanımı kaybetmek istemiyorum, bakınız, özet olarak okuyorum: Özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde 10’unu ve kişi başına ülke genelinde 30 hektarı geçemez. Bakanlar Kurulu kararıyla 60 hektara kadar…

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Şimdi oldu Hocam.

ALİM IŞIK (Devamla) - Şimdi, bu yüzde 10 alan, büyükşehir yasasıyla, ilçe sınırlarının tüm mülki idare sınırlarına genişletilmesiyle nasıl değişecek? Dün Sayın Bakana sorduk, bir tehlikenin olmadığını söyledi ama olup olmayacağı konusunu zaman gösterecek. Bizim endişelerimiz, bunun tüm ilçe sınırlarının yüzde 10’una genişlemesiyle önümüzde çok ciddi sorunların yaşanacağı yönündedir.

Şimdi, size, 12 Nisan 2012 tarihli önergemize, Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 17 Mayıs 2012 tarihli resmî cevabıyla yapılan, bugüne kadar gerçekleştirilen toplam satışları paylaşmak istiyorum. 21/12/1934’e kadar yani cumhuriyet öncesi durum toplam 114.792 metrekare; cumhuriyet sonrası durum, 1934-1984 arası, 1 milyon 956 bin 537 metrekare; 1984-1986 arası 235 bin 424 metrekare; 1986-2003 tarihleri arası 9 milyon 116 bin 148 metrekare; 2003’ten sonraki durumu dikkate değer buluyorum, 3/7/2003 ve 29/12/2005 tarihleri arasında 7 milyon 963, 2005-2008 tarihleri arasında 18 milyon 404 bin 108 metrekare ve 2008’den bugüne kadar, son değişiklikten bugüne kadar 79 milyon 614 bin 692 metrekare yani yüzde 10’a çıkarttığınız dönemde tüm satışların yüzde 90’ına yakını 2008’den bugüne kadar. Ne zamana kadar? 2012 Mayıs ayına kadar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Devamla) - Şimdi, mayısta yaptığımız bu değişiklikten sonra patlamanın ne olduğunu bilmiyoruz. İşte bu genel görüşme Türkiye kamuoyunun ve yüce Meclisin doğru bilgilendirilmesi, gelecekteki risklerin ortaya konması açısından çok önemlidir. Bu nedenle bu genel görüşme önergemize desteğinizi bekliyorum, bu konuyu bundan sonraki günlerde çok fazla oranda tartışacağımızı ümit ediyorum. Çünkü Türkiye’yi çok büyük bir tehlike beklemektedir. Bunun boyutlarını bu yüce Meclisteki değerli milletvekillerinin detaylı bir şekilde bilmesi gerekiyor.

Bu duygu ve düşüncelerle önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri aleyhinde söz isteyen Ahmet Baha Öğütken, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET BAHA ÖĞÜTKEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime geçmeden önce yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde yabancı gerçek ve tüzel kişilere yapılan taşınmaz satışları kanunu genel görüşmesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum.

Sözlerime geçmeden önce, ülkemiz için dönüm noktası olan 3 Kasım 2002 seçimlerinin 10’uncu yılına girmiş bulunmaktayız; ülkemiz ve milletimiz için muhteşem bir on yıl geçiren ve kurulduğu günden beri girdiği her seçimi daha güçlü çıkarak, “Türkiye hazır, hedef 2023.” diyerek yoluna devam eden millet sevdalısı AK PARTİ’mizin 10’uncu iktidar yılını kutlayarak başlamak istiyorum.

Mayıs ayında çıkarılan bu Kanun’la ilgili olarak Kanun’un ruhunu iyi anlamak, anlamaya çalışmak gerekir. Bu Kanun’un, dünyanın en büyük 10’uncu ekonomisinden birisi olmayı hedeflemişsek eğer ve bu hedefe emin adımlarla ilerliyorsak yabancı sermayenin rahat ve güven içinde girebilmesi için atılmış büyük bir adım olduğunu düşünüyorum. Yani ne kadar yabancı yatırımcı ülkemize çekebilirsek, ne kadar yabancı fonu da ülkemizde kullanabilirsek o kadar hedefimize yaklaşmış olacağız. Bunun aksini düşünen bir vekil arkadaşım olduğunu zannetmiyorum. Yabancı yatırımcı, bırakın sanayi kuracaksa kursun, tarım yapacaksa yapsın, ev alacaksa alsın. Denetimli bir şekilde, iyi niyet içinde ülkemizde bu misafirleri kanunlarımıza, tarihimize, örf ve âdetlerimize, misafirperverliğimize yaraşır bir şekilde ağırlayalım.

Altını çizerek tekrar ediyorum, Kanun’un ruhunu iyi anlamak lazım. Zaten dünyada kendi iç dinamikleriyle refaha ulaşmış ve dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmiş hiçbir örnek ülke yoktur. Bunu anlayabilmek için yurt dışı ile ülkemizi mukayese etmemiz gerekir. İngiltere, Belçika, Almanya, İspanya ve Hollanda gibi gelişmiş ülkelerin bu konudaki yaklaşımlarını bir inceleyelim. Bu ülkelerin bakış açılarına konuşmamın sonunda değineceğim.

Yasallaşan bu Kanun’u genel hatları ile anlatacak olursak, ülkemizde yabancılara taşınmaz mal edinilmesini sağlayan ilk düzenleme 22/12/1934 tarih, 2644 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesinde yabancı uyruklu gerçek kişilerin bir köye bağlı olmayan müstakil çiftliklere veya köy sınırları dışında kalan arazinin 30 hektardan çoğuna ancak hükûmetin izniyle sahip olabilecekleri hükme bağlanmıştır. 1934’le 2006 arası yıllar, yabancı uyruklu gerçek kişilerin ülkemizde edineceği alan karşılıklı olmak şartı ile 30 hektar olarak belirlenmiş ve bu miktarı geçen alanları edinebilme hükûmetin iznine bağlı kılınmıştır. Böylece, 1934 ila 2006 yılları arasında Hükûmet tarafından izin verilmek şartı ile yabancı uyruklu gerçek kişilerin genel olarak sınırsız taşınmaz edinme hakkı bulunmamaktaydı. Ancak 2006 yılında değişiklikle yabancı uyruklu gerçek kişilerin ülke genelinde edineceği taşınmazlar ile bağlantısız ve sürekli nitelikli sınırlı ayni hakların toplam yüz ölçümü 2,5 hektara düşürtülmüştür. 1934 ila 2006 yılları -taşınmaz edinme hakları hariç- paralel olarak yapılan değişiklikler, ilçe yüz ölçümünün yüzde 10’unun ve ülke genelinde yabancıların edinebileceği toplam yüz ölçümünün 30 hektarı geçmeyeceği, ülke menfaatleri göz önünde bulundurularak Dışişleri Bakanlığı görüşü üzerine Çevre ve Şehircilik ve Maliye Bakanlığının 30 hektarı 2 katına çıkartılabileceği öngörülmüştür. Kanun hakkında genel bilgi vererek hatırlatma yaptım.

Ülke topraklarının yabancılara satılması yolunda açıldığı, bunun Anayasa’ya aykırı olduğu, vatan topraklarının yabancıların istilasına uğradığı yönünde eleştiriler yapılmaktadır. Bu eleştirilerin haksız olduğunu, ülkemizdeki yabancı satışlarının yalnızca AK PARTİ döneminde başlamadığını, geçmişte yapılan satışların, hatta bugün burada bizi eleştirilenlerin…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yüzde 90’dan fazlası AK PARTİ döneminde, onu da kaydet.

AHMET BAHA ÖĞÜTKEN (Devamla) – ...iktidar olduğu dönemlerde de bu satışların gerçekleştiğini…

ALİM IŞIK (Kütahya) – AKP…

AHMET BAHA ÖĞÜTKEN (Devamla) – …kayıtlara baktığımızda görmemiz mümkün olacaktır.

“Biz az sattık.” diyebilirler. Aslında satmadılar, satamadılar.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Satamadılar mı?

AHMET BAHA ÖĞÜTKEN (Devamla) – İktidar ve güvenin olmadığı, ekonominin çöktüğü bir ülkeye siz olsanız yatırım yapar mısınız?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Satın memleketi, satın!

AHMET BAHA ÖĞÜTKEN (Devamla) - Elbette yapamazsınız.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Güzel kardeşim, onu bir düzelt sen! “Satamadılar”ı “Biz iyi sattık.” diye düzeltirsen iyi olur!

AHMET BAHA ÖĞÜTKEN (Devamla) – Zaten satılanın adı üstünde “taşınmazın mal varlığı”. “Taşınmaz mal varlığı”, ismi üstünde. Yabancının satın aldığı bu taşınmazı alıp kendi ülkesine veya bir başka ülkeye götürmesi mümkün değil.

Yatırım aracı olarak taşınmazların yabancılar tarafından kullanılması önemli kazançlardan biri…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yakında sizi de satarlarsa şaşma! O zaman yabancı ülkeye gidiyor mu, gitmiyor mu görürsün!

AHMET BAHA ÖĞÜTKEN (Devamla) – …gayrimenkul yatırımlarından daha uzun vadeli ve düşük riskli yatırımlar olmasıdır. Üstelik alınan önlemler ve kotalarla tekelleşme, manipülasyon yapma gibi hiçbir ekonomik risk de içermemektedir.

Diğer bir getirisi de şüphesiz, hızla gelişmekte olan Türk inşaat sektörü üzerinde olmuştur. Hepimiz biliyoruz ki hızlı büyüyen ülkemiz ekonomimizin en güçlü ayaklarından biri inşaat sektörüdür. Büyüyen, markalaşan, globalleşen Türk inşaat firmaları iç pazarın hacmini ve çeşitliliğini artırırken global anlamda da büyük başarılar elde etmektedir. Yine çok önemli bir getirisi turizm sektöründe olmuştur. Ülkemizde gayrimenkul alan yabancılar, ülkemizin tanıtımına, ülkemize gelen turist sayısının artmasına, yerleştikleri bölgenin ekonomik gelişmelerine önemli katkılada bulunmaktadırlar. Bir taraftan satın aldıkları gayrimenkullerle o bölgedeki tasarrufları artırıyorlar, bir taraftan da gayrimenkulde talep yaratarak vatandaşlarımıza ait gayrimenkullerin daha değerli olmasını sağlıyorlar. Emekli maaşlarını ve diğer kazançlarını da yaşadıkları bölgeye harcadıkları için bölgenin kalkınmasına katkıda bulunuyorlar. Yine nereden bakarsanız bakın, yerleştikleri bölgeye ekonomik açıdan çok büyük katkı sağlıyorlar. 2002’de 13 milyon turistten 8 buçuk milyon dolar elde etmişken, on yılda bu rakamı 31 buçuk milyon turistten 23 milyon dolara çıkartarak rekor kırdık, gelen turist sayısını inşallah bu ve bunun gibi çalışmalarla çok daha iyi konuma getireceğimiz inancındayım.

Ülkemize uluslararası doğrudan yatırımın artması için yaptığımız çalışmalar neticesinde 2002 yılına kadar yapılan yatırımlar 1 milyar doları aşmazken, 2003 ve 2011 yıllarından sonuna kadar 110 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakamları daha yukarılara çıkartmamızı sağlamamız bu kanunla daha netleşecektir. Örnek vermek istiyorum: İspanya’da yabacılar tarafından edinilmiş taşınmaz sayısının 2 milyon civarında olduğunu, 350 ile 400 milyar euroluk bir sermaye hareketinin gerçekleştiğini biliyor musunuz? Avrupa’nın ciddi anlamda ekonomik krizde olması Türkiye’yi önemli bir yatırım merkezî hâline getirmeye başlamışken, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmemiz için bu yasanın çıkmış olmasının yerinde olduğunu düşünüyorum.

Yine karşılıklılık ilkesinden bahsetmek istiyorum: Karşılıklılık ilkesiyle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız bulundukları ülkelerde taşınmaz mal edinebileceklerdir. Bu karşılıklılık ilkesinin kaldırılmasıyla hem Türkiye cumhuriyetleri sınırlarında yaşayan vatandaşlarımıza hem de ülkemiz toprakları dışında yaşayan vatandaşlarımıza büyük bir katkı sağlanmış olacağına inanıyorum. Karşılıklılık ilkesi kaldırıldı derken tabii ki tamamen de başıboş bırakılmadı, ülkemiz menfaatleri gereği özel şartlar getirilmiştir. Mesela, Rusya ve Ukrayna için Karadeniz hassasiyeti korunmuş, Yunanistan için de sahil ve sınır illerde olmamak şartı ve bazı ülkeler için de mesken ve iş yeri kısıtlaması getirilmiştir. Karşılıklılık ilkesi 1934 yılında, yani yetmiş sekiz yıl önce yürürlüğe girmiş, o günün Türkiye'si ile 21’inci yüzyılın Türkiye'si arasında büyük fark bulunmaktadır. Bugün artık demokrasisi gelişmiş, öz güveni  yüksek, ekonomik olarak kendisini dünyaya ispat etmiş bir Türkiye var. Değişen ve gelişen dünyaya her alanda olduğu gibi bu konuda da duyarsız kalmayarak yabancı gayrimenkul satışının önündeki engelleri kaldırdık ve Türkiye'nin kazanmasını sağladık. Ben inanıyorum ki bir gün gelecek, buna muhalefet edenler ve onların evlatları bunu yapan kişilere, millet sevdalısı AK PARTİ Hükûmetine teşekkür edecekler.

Yukarıda bahsettiğim bazı gelişmiş ülkelerde yabancıların mal edinmesiyle ilgili olarak birkaç ülkeyi konu almak istiyorum: Almanya’da yabancıların taşınmaz edinimine yönelik herhangi bir yasal sınırlama yoktur. Belçika, İngiltere, İspanya, Hollanda yine aynı şekilde yabancıların taşınmaz edinimi bakımından hemen hemen hiçbir kısıtlama getirilmediği ülkeler arasındadır.

Sonuç olarak: Gelişmiş bu ülkelerde yabancıların taşınmaz edinimi hakkında ciddi bir kısıtlamaya gidilmemişken, çıkartılan bu Kanun’un 2023’te dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen ülkemizin ekonomisi için gayet olumlu bir adım olarak atıldığını düşünüyor, yürürlükte olan bu yasanın ülkemiz ekonomisine büyük fayda sağlayacağına inandığımı bir kez daha vurguluyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri lehinde söz isteyen Ali İhsan Köktürk, Zonguldak Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yabancılara toprak satışına yönelik Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tarihsel süreç olarak ilk kez Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme döneminde yabancı gerçek kişilerin ülkemizde mülk edinmelerine olanak tanınmıştır. 1854 yılında dış borçlanmalara başlayan ve 1874 yılına kadar 15 kez dış borçlanma gerçekleştiren Osmanlı Devleti, borçların ödenme görüşmeleri sırasında İngiltere’nin dayatmasıyla 1868 yılında yabancı gerçek kişilere Osmanlı topraklarında mülk edinme hakkı tanımıştır. Ancak, yabancılara mülk satışı Osmanlı maliyesinin toparlanmasını sağlamamış ve yine Avrupa devletleri tarafından Osmanlı hazinesine el konulmasını, Düyun-ı Umumiye idaresinin kurulmasını engelleyememiştir. Osmanlının geçirdiği bu tarihsel süreci, yabancılara mülk satışı konusunda özellikle ders almak amacıyla Genel Kurulun dikkatine sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu süreç, hepimizin bildiği gibi ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda durdurulmuş; ülke toprakları üzerinde, tam bağımsız, laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Cumhuriyeti kuranlar toprağın sadece bir mülkiyet sorunu olmadığının, toprağın aynı zamanda devlet egemenliğinin asli ve vazgeçilmez bir unsuru olduğunun bilincinde olarak köylerde yabancıların taşınmaz edinmesini yasaklamışlar, ayrıca genel sınırlamalar getirmişler ve temel ilke olarak da karşılıklılık ilkesini özellikle ve özenle korumuşlardır.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra iktidara gelen anlayış tarafından, Sevda Tepesi gibi, ülke topraklarımızın yabancılara peşkeş çekilmesinin önünü açan süreçse Anayasa Mahkemesi tarafından durdurulmuş, ancak bugün gelinen noktada AKP İktidarı tarafından aynı süreç hoyratça devreye sokulmuştur.

Değerli milletvekilleri, karşılıklılık şartı aranmaksızın yapılan düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi tarafından ısrarla iptal edilmesine karşılık, 3 Mayıs 2012 tarihinde 6302 sayılı Yasa ile bu Yasa’nın 35’inci maddesiyle yabancıya toprak satışında karşılıklılık ilkesi kaldırılmıştır. İş yeri ve mesken olarak kullanma şartı kaldırılmıştır. Uygulama imar planı ve mevzi imar planı içerisinde bu amaçlarla ayrılmak ve tescil edilmek şartı kaldırılmıştır. Ülke genelinde yabancıların edinebileceği toprak miktarı 2,5 hektardan yani 25 dönümden 60 hektara yani 600 dönüme çıkarılmıştır. Merkez ilçe ve ilçeler bazında uygulama imar planı ve imar planı içerisinde kalan alanların toplam yüzde 10’unu aşmamak şartı da kaldırılarak çok daha geniş bir tanımlama getirilmiştir. Kısaca, AKP İktidarı tarafından yapılan son değişiklikle, ulus devletimizin sınırları içerisinde kalan her yerin ön koşulsuz ve ölçüsüz olarak yabancılara satılmasının önü açılmıştır. Fabrikalarımızı, limanlarımızı, bankalarımızı “babalar gibi” satan ve artık satacak bir şey bırakmayan Adalet ve Kalkınma Partisi için gelinen son nokta, ülke topraklarının satışı olmuştur.

Değerli milletvekilleri, toprak sadece basit bir mülkiyet sorunu değildir, ülke toprakları devletin egemenliğinin ve bağımsızlığının asli ve vazgeçilmez bir unsurudur. Bu nedenledir ki yabancılara toprak satışı konusunda ülkeden ülkeye değişen, üç ülke dışında bütün ülkelerde var olan sınırlamalar söz konusudur.

Örneğin İsrail’de ülke topraklarının yüzde 92’si devlete aittir. İsrail’de, bırakın yabancılara toprak satışını, İsrail Hükûmeti kendi vatandaşlarına dahi mülkiyet edinme hakkı tanımamaktadır. Keza, Körfez ülkeleri açısından baktığımızda, Türk vatandaşları Körfez ülkelerinde, bırakın taşınmaz satın almayı, taşınmaz üzerindeki çakılları bile satın alma hakkına sahip değildir. Yine, eski Demirperde ülkeleri Avrupa Birliğine geçiş sürecinde yabancılara toprak satışı konusunda çok uzun geçiş süreçlerini Avrupa Birliği ülkelerine kabul ettirmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, belirtmek gerekirse şunu da belirtmek istiyoruz… Çünkü ırkçı bir anlayışla olaya yaklaşmıyoruz. Bu anlamda insan haklarına paralel, ölçülü bir toprak satışı konusunda herhangi bir tereddüt içerisinde değiliz. Ancak Türkiye'nin jeopolitik bakımdan dünyanın son derece önemli bir konumunda olması, dünyanın en duyarlı bölgelerine yakınlığı, büyük devletlerin çıkar çatışmalarının tam kavşağında bulunması, yabancılara toprak satışı konusunda geniş boyutlu bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Ayrıca, emperyalizmin sadece adının değiştiği ancak dünyadaki tüm enerji kaynaklarına, tarım alanlarına ve su havzalarına sahip olma hedefinden vazgeçmediği bir süreçte, yabancılara toprak satışının hassasiyeti asla ve asla göz ardı edilmemelidir.

Bugün gelinen noktada ise, seksen yıllık cumhuriyet tarihinde satılan toprak parçasının onlarca katı, ölçüsüz ve ilkesiz bir şekilde AKP İktidarı tarafından satılmaktadır. Ülkemizin geleceği ipotek altına alınmaktadır. Kısa erimli ticari çıkarlar uğruna ülkemizi borçlandıran, dünyadaki en büyük 2’nci cari açığı gerçekleştiren Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının borçluluğu azaltma, cari açığı azaltma hevesleri uğruna ülke topraklarımız ölçüsüz bir şekilde, hoyratça bir şekilde, geleceği düşünmeden, çocuklarımızın geleceği göz ardı edilerek elden çıkarılmaktadır. Bu konudaki soru önergelerimize yanıt verilmemektedir. Sayın Bakan az önce buradaydı, özellikle 3 Mayıs 2012 tarihinde çıkartılan Yasa’dan sonra vermiş olduğumuz soru önergelerimizin hiç birisi yanıtlanmamaktadır.

Bugün, hepimiz biliyoruz ki başta GAP bölgesi olmak üzere, başta Ege ve Akdeniz Bölgesindeki geniş turizm alanları olmak üzere, ülke toprakları yabancılar tarafından kapatılmaktadır. Ancak, bu konuda vermiş olduğumuz soru önergelerimize, özellikle Sayın Bakan tarafından yanıt vermekten imtina edilmekte, yabancıya toprak satışı konusunda ülkemizin geldiği nokta, yurttaşlarımızın gözünden kaçırılmaktadır.

Bu nedenle, bizler, Milliyetçi Hareket Partisinin hassasiyetine katılıyoruz. Ülke topraklarımızın, ölçüsüz, ön koşulsuz ve ilkesiz bir şekilde satışının geldiği noktanın, ülkemizin geleceğini karartacak, çocuklarımızın geleceğini ipotek altına alacak derecede vahim bir noktaya geldiği konusunda biz de Milliyetçi Hareket Partisinin hassasiyetleriyle aynı noktadayız. Bu nedenle, bu konunun, ciddi ve derinlemesine araştırılması, gerçek rakamların, yabancıya satılan toprak miktarlarının gerçek rakamlarının Türk halkı önüne çok açık bir şekilde çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.

 Ben, bu duygu ve düşüncelerle öneriye destek veriyor ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Adem  Tatlı, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

ADEM TATLI (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP Grubu önerisi aleyhine söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Meclis gündemimizin yoğunluğu nedeniyle MHP Grubu önerisinin aleyhinde olduğumu belirtiyor, hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Evet, Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN –  Karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 16.01

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter  sayısı arayacağım. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, muhtarların sosyal ve ekonomik sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği (10/26) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin ön görüşmesinin, Genel Kurulun 8/11/2012 Perşembe günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                        08.11.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 08.11.2012 Perşembe günü (Bugün) oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                        Emine Ülker Tarhan

                                                                                                                  Ankara

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan (muhtarların sosyal ve ekonomik sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla); 10/26 Esas Numaralı Meclis Araştırma Önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 08.11.2012 Perşembe günlü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bu benim muhtarlarla ilgili belki on yılda en az 70’inci konuşmam. Bir kere şunu söylüyorum: Bu insanlar sadece -meseleleri ne para ne pul- onurlarını istiyorlar, onurluca bir muhtarlık yapmak istiyorlar. Bu insanların derdi, yine altını çiziyorum, ne para ne pul.

Değerli arkadaşlarım, hep diyorsunuz “Biz, 2002’den bu yana nereden geldik nereye gittik?” 2002’den bu yana, bu dosya 2002’den bu yana verdiğiniz sözleri kapsayan bir dosya. Ben, size -2002’ye gitmeyeceğim, hepsi var burada- 2005’te sizin bir Grup Başkan Vekilinizin burada yaptığı konuşmayı okuyorum. Diyor ki: “İnşallah ilk Bakanlar Kurulu toplantısına getiriyoruz.” İlk Bakanlar Kurulu… “Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelecek, inanıyorum ki Meclis tatile girmeden muhtarlarla ilgili yasa çıkacak.” Bunlar tutanak, Meclis tutanağı, sene 5/5/2005. Daha önce, isterseniz 2003’e de gideyim.

RECEP ÖZEL (Isparta) - O zaman muhtarların özlük hakları geldi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Recep Bey, otur oturduğun yerde, laf atma. Altından kalkamazsın.

Değerli milletvekilleri, bu insanlar sizin bizim gibi, benim gibi genel başkanlarının listeye konmasıyla seçilmiyor. Bu insanlar bileğinin hakkıyla, yürekleriyle adaylıklarını koyuyor ve seçiliyorlar ve birçok ildeki milletvekili oyundan bir muhtar daha fazla oy alıyor. Demokrasinin ilk beşiği, diyorsunuz. Nerede demokrasi? Nerede demokrasi? Bunlar seçiliyor. Bir tarafta devlet memuru, bir tarafta değil. Kirasını mı veriyorsunuz, telefon parasını mı veriyorsunuz? Ne veriyorsunuz bu insanlara? Sadece verdiğiniz 400 lira para. Bu parayla övünmeyin. 400 lira veriyorsunuz… 9’uncu derecede bir muhtarın BAĞ-KUR primi kaç para? Onu da alıp gidiyorsunuz, el ele el başta.

Bir adrese dayalı sistem getirdiniz.

MEHMET MÜEZZİNOĞLU (Edirne) - Çoğu emekli muhtarların.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Beyefendi hakkını ver. Siz de emeklisiniz, ben de emekliyim. O zaman siz de milletvekili parası almayın. Ben de emekliyim, siz de emeklisiniz; muhtar emekli olabilir. Ben de emekliyim. Benim o zaman emekli maaşı almamam mı gerekiyor? Muhtar emekli diye, böyle bileğinin hakkıyla seçilen muhtar hakkını alamayacak mı?

Değerli milletvekilleri, Sayın İçişleri Bakanının burada olmasını isterdim. Sayın İçişleri Komisyon Başkanıma, İçişleri Komisyon Başkanıma sataşıyorum. İçişleri Komisyon Başkanıma sataşıyorum. Sayın Valim, size sataşıyorum, size sataşıyorum, sataşıyorum.

MUAMMER GÜLER (Mardin) - Nedir efendim sataşma konusu?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, sataşmaya meydan vermeyecek şekilde konuşsun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Muhtarlar olunca lütfen… Bir yerel yönetimler kanunu geçiyor. Ben, Komisyonda da bu konuda her şeyi söyledim. Sayın İçişleri Bakanım Sayın İdris… Daha önceki İçişleri Bakanlarımın hepsinin burada ifadeleri var, tutanakları var Sayın Başkanım. En son, Sayın İdris Naim Şahin Beyefendi geçen seneki Plan Bütçe Komisyonunda aynen ifadesi şudur: “Derhâl köy kanununu getiriyorum, derhâl getiriyorum, derhâl.”

Sayın Valim, gitmeyin, sataşacağım size dur, gitmeyin.

MUAMMER GÜLER (Mardin) – Dinliyorum, dinliyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Gitmeyin, gitmeyin ve sizin vebalinize soracağım bu muhtarları.

Şimdi, Sayın İdris Naim Şahin “Derhâl getiriyorum.” Nerede? Bu derhâl ne zaman acaba? Derhâl ne zaman, bu derhâl?

Değerli arkadaşlar, bir Yerel Yönetimler Kanunu geçiyor, 16 bin muhtarlığı yok ettiniz, mahalleye çeviriyorsunuz. Yiğitseniz, inanıyorsanız, muhtarın on senedir onurunu, şerefini, haysiyetini, eğer korumak istiyorsanız, sözünüzün eriyseniz, aynen böyle söylüyorum bak, buradaki tutanaklardaki sözünüzün eriyseniz, bir önergeyle, dün nasıl, gece yarısı önergesiyle Yenimahalle’yi sünnet ettiniz, aynen söylüyorum, sünnet ettiniz, evet sünnet ettiniz, bir önergeyle, dün gece, gece yarısı operasyonuyla.

Kardeşim, bir önerge görüşülür. Oranın milletvekili var, belediyesi var, ilgili kişiler var, Komisyon Başkanı var. Komisyonda görüşmeyeceksin, getireceksin bir önergeyle Yenimahalle’yi sünnet edeceksin.

Getirin, bir tek önergeyle, bir tek maddeyle. Muhtarlar para pul peşinde değil, kendi hükmi şahsiyetlerini arıyorlar: Ben neyim, ben kimim? Benim görevim, benim sorumluluğum nedir; kaymakama karşı mı, valiye karşı mı, kime karşı? Her gelen, muhtarın yakasına yapışıyor; Polis gidiyor muhtara, savcı çağırıyor muhtarı “Gel kardeşim.” Bir suç işlediği zaman…

ALİ ÖZ (Mersin) – Jandarma da muhtara gidiyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – …jandarma tabii, jandarma her an gidiyor. Bir suç işlediği zaman devlet memuru gibi suçlu oluyor.

Arkadaşlar, bu kanun geçiyor, bu kanunda, verdiğiniz sözünüzü tutun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tutmaz bunlar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben söylemiyorum, buradaki tutanaklar söylüyor ve en sonunda da, 2005’teki -Sayın Aydın, orada oturan- bir Grup Başkan Vekiliniz diyor ki: “Çok teşekkür ederim. Fevkalade iyi niyetle, samimice bu konuyu ifade ettiniz, derhâl getiriyoruz.” Yahu, bu “derhâl” ne zaman, Allah aşkına, ben bu “derhâl”i bilmiyorum. Allah aşkına bana şu “derhâl”i bir öğretin, şu “derhâl”i bir öğretin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hangi grup başkan vekili bu ya? Hangisi, hangisi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ahmet Aydın Bey bilir.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hangi grup başkan vekili? Ahmet Aydın mı?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ben değilim, ben yoktum o zaman.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Şu anda milletvekili olmadığı için ismini vermiyorum, milletvekili olsa verirdim, şu anda milletvekili değil, orada oturan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sözünü yerine getirmediği için milletvekili yapmadık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ahmet Aydın Bey, mert olun, dürüst olun, yiğit olun, yiğit, yiğit!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yiğidim ben.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bir önerge hazırla, getir. Türkiye’deki tüm muhtarlar için tüm gruplar olarak hazırladığınız önergeye derhâl imza vermek bizim için bir şereftir, bizim için bir onurdur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi bu kanuna, büyükşehre koyalım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Derhâl, şimdi, şimdi, şimdi… (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi, bu kanuna…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Şimdi, şimdi, şimdi… Eğer şu kadarcık bir yiğitlik varsa -verdiğiniz sözlerin- senden önce söz veren insanların sözünü, onurunu, şerefini, haysiyetini taşımak senin için bir görevdir.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Tutmadıkları kaçıncı söz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Benim bir arkadaşım, benim Grup Başkan Vekilim, ben bir söz verdiğim zaman, benim imzama sahip çıkmıyorsa bizce namertliktir bu, namertliktir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bizde de öyledir.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ben tutarım.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen ama, lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben de tutarım, getir imzalayalım önergeyi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, arkadaşlar…

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergeyi getir, imzalayalım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, vakit, vakit, vakit geç değil.

ALİ ÖZ (Mersin) – Vakit, bu vakit.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Vakit şu anda.

Sayın Aydın, Sayın Aydın, size sesleniyorum…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Canikli burada. 

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sayın Canikli, hoş geldiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hoş buldum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – 2003’ten beri, 2002’den beri siz de vardınız. Ben, burada, bu tutanakları size verebilirim. Verilen sözleri o gün, getirdik, geldik, hazırladık sözleri… Bugün, vakit bugündür.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir de muhtarlara seslen.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, bırak sözü, imzalarına bile sahip çıkamıyorlar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İmzanıza sahip çıkın, sözünüze sahip çıkın. Sayın Canikli.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Onlar senin Grup Başkan Vekiline benzemez.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, zannediyorum Milliyetçi Hareket Partisi Grubu da derhâl size her türlü katkıyı vermeye hazırız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz önergeyi hazırladık bile.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hazırlayın, onurla, şerefle… Bir madde, bir madde Sayın Canikli, bunu imzalamaya hazırız. Bu yerel yönetimler kanunu, bu, bunun içindedir. Çünkü, ben artık şaştım, biri “Köy kanunu.” dedi getirdik, biri bilmem ne dedi, ben de şaşırdım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bizim önergemiz var zaten.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Emanetinize sahip çıkın.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından bravo sesleri, alkışlar, MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhine söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi önergesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten tarihî günler geçiriyoruz. Çok önemli ve Türkiye’nin kaderini, geleceğini, kardeşliğini, birlikte çözümleri, hepsini çok yakından ilgilendiren bir durumla karşı karşıyayız ve bunu defalarca arkadaşlarımız dile getiriyorlar.

Elli sekizinci günündeki açlık grevi 700 kişiyle başlamışken bugün 10 binlere ulaşmışsa ki bu, dünya tarihinde sivil itaatsizlik eylemi olarak açlık grevinin dünyadaki ilk kitlesel ve en yüksek orandaki açlık grevi.

Dün Silivri’deydim, 40 tane avukatın yargılandığı davadaydım ve 40 tane avukat, savunma görevleri nedeniyle tutuklu olan avukat da açlık grevine başlamıştı. Ana dilde savunma talepleri nedeniyle sorguları yapılamadı ve duruşma uzak bir tarihe ertelendi. Üç yıldır aynı durum devam ediyor; bunu anlatabilmek için Mecliste defalarca dile getirdik. Hükûmet, bugün ana dilde savunma konusunda bir teklifi imzaya açtıklarını beyan etti. Elbette ki, bu sorunları seviyeli bir üslupla, dille, diyalogla, konuşarak ve birlikte çözümünü bulmak zorundayız. Çünkü Türkiye’deki açlık grevlerinin tarihine baktığımız zaman, özellikle 12 Eylül darbesinden sonra çok ağır sonuçları olan bir sicili, son derece kara olan bir dönemi, son otuz beş yılı görüyoruz.

12 Eylül darbesinin ve o zaman Diyarbakır 5 No.lu Cezaevinin koşullarındaki bir açlık grevinde 4 PKK üyesinin açlık grevinde ölümü sonrası gelişen olaylarla, Türkiye’de 1984’te silahlı mücadele, çatışma dönemine girildiğini bütün dünya biliyor.

2000 yıllarında, F tipi tecrit ve yalnızlaştırma döneminde yüzlerce tutsağın açlık grevlerinde öldüğü ülkenin o tarihine bakın, o tarihte, o günlerin sayfalarının da kapkaranlık olduğunu ve ülkenin yasa dışı, kanun dışı çete, darbeci, derin ilişkilerin, derin hareketlerin, gizli örgütlerin sürekli gündemde olduğu görülüyor.

Bugün bizi buradan dinleyen bütün vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum: 58’inci gün öylesine kritik bir gün ki, Hükûmetin artık söylemden öte somut adım atması gereken bir dönemdeyiz. Bu açıdan baktığımız zaman savunma konusundaki teklif nasıl ki bir somut adımsa, yine hukuken infaz yasamıza göre, Anayasa’ya göre, yasalarımıza göre avukat görüşü konusu da bir fiilî hukukun çiğnenmesi olayıdır. Bu fiilî hukuksuzluğu da gidermek gerekiyor. Bunun giderilmesi, tamamen Hükûmetin iradi bir açıklamasıyla olabilecek bir konudur. Bunun bu şekilde yerine getirilmesi -bir tarafın kazanıyorum, kaybediyorum kaygılarının ötesinde- bu açlık grevlerini selametle, ölüm olmadan, cenaze çıkmadan bitirmek Türkiye’nin geleceğine ve sorunların çözümüne de büyük katkı sunacaktır. Bu konuda hâlâ sorumluluk Hükûmettedir. Başbakan Endonezya’dadır. İnanıyoruz ki Endonezya’ya gitmişken, Uzak Doğu’ya, Filipinlerdeki elli yıldır kırk yıldır mücadele veren İslami gerilla örgütü Moro’nun nasıl belli bir süreden sonra silahları susturduğunu ve kendi içinde çözümü hayata getirdiğini de algılayabilir. Aynı şekilde, yine Kolombiya’da FARC’ın Oslo sürecinde -daha yakın bir tarihte- silahların susturulması olayı ve temelli bir çözüm.

Şimdi, biz burada Meclis olarak bütün bunların hayati bir konum arz ettiği bir durumda gerçekten üslup konusunda çok dikkatli olmamız gereken bir dönemdeyiz. Bazı arkadaşlarımız veya Başbakan veya bazen  Hükûmet üyeleri -hepsini kastetmiyoruz elbette- dillerine hâkim olamıyorlar. Evet, bir ara İtalya’da “temiz eller operasyonu” yapılmıştı, gerçekten Türkiye’de de temiz diller operasyonuna sanki bir ihtiyaç var. Yani, bu konuda Amerika başkanlık seçimine bakıyoruz; 2 lider mücadele ediyor, sonra seçim bitiyor birinin diğerine karşı üslup ve tarzına baktığımız zaman… Yani Amerika’nın hep kötü yanları emsal alınmış; biraz da bu seviyeli dil yaklaşımı konusunun bütün partiler ve gruplar arasında diyaloğun önünü açacağını ifade etmek istiyoruz.  Hükûmeti bu konuda bizim gösterdiğimiz çabaların  aynısını göstermeye davet ediyoruz, aba altından sopa göstermenin, tehdit etmenin, bize yönelik, parlamenterlere yönelik ve kitleselleşen bu eylemliliğe yönelik yaklaşımların doğru olmadığını ifade ediyoruz ve buradan, tekrar, tarihî bir çağrıda bulunuyoruz, “Tarihî bir sorumlulukla karşı karşıyasınız.” diyoruz.

Biz parti olarak yerel yönetimlerin iktidarını parti programına, tüzüğüne alan ve demokratik özerklik modeliyle yerel yönetimleri en alt birimden en üst birime kadar yani mahalle muhtarlığından, köy muhtarlığından büyükşehir belediyesine kadar en geniş anlamda savunan bir partiyiz; bu konuda programında, tüzüğünde bu kadar net görüşü olan tek partiyiz. Onun için seçimle gelen muhtarların, mahalle muhtarı olsun, köy muhtarı olsun, ki bunlar sayı olarak oldukça fazla ve bu sayı olarak oldukça fazla olan seçilmiş ve demokrasi ki onlarla başlıyor, muhtarların sorunları konusunda Meclisin yeterli bir duyarlılık göstermediğinin çok net farkındayız. Bunu, her partiye mensup muhtar, şikâyetini dile getiriyor, bizleri ziyaret ediyorlar.

Eğer biz gerçekten demokrasinin yerellerde başladığına inanıyorsak ve yerellerle beraber demokrasinin güçleneceğine inanıyorsak merkezî otoriter sistemlere karşı, diktatörlüklere karşı o muhtarlara sahip çıkmamız, muhtar ve heyetinin işini kolaylaştırmamız, onların da tıpkı kaymakamlar gibi, valiler gibi mülki temsil özellikleri dikkate alınarak onların bu görevleri yaparken… Her olayda, her vukuatta, her cezai konuda komutanın çağırdığı muhtarların, polisin çağırdığı muhtarların, aramalarda bulundurulmasından tutun da oranın kendi imkânları içindeki imar planlarından kadastro girince kadastro bilirkişiliğine kadar bütün yüklerin yüklendiği bu muhtarlar konusunda bir çözüm getirmek, daha doğrusu sorunlarının ortak noktalarını tespit edip onları daha etkili ve işlevsel bir kamu faaliyeti alanına da katmak elbette ki yerel iktidarların güçlenmesi açısından son derece faydalı olacaktır. Biz, bu anlayışla, böylesi bir araştırma önergesi nedeniyle “kabul oyu” veriyoruz ve diyoruz ki bunu araştırmak Türkiye’ye gerçekten faydalı olacaktır.

Şimdi, Büyükşehir Belediyesi Yasası’nın tartışıldığı bugünde, köylerin mahalle olacağı bugünde, muhtarlığı bu hâliyle bırakırsanız o zaman muhtarlıkları kapatın, yekten kurtulursunuz, muhtarlık sorunu diye bir şey kalmaz. Oralara da sözleşmeli birer tane insan koyarsınız, asgari ücretten, dersiniz “Muhtarların görevini yap.” O atanmışlık, işte, dikta rejimi olmanın özelliğidir. Seçimle gelenlere milletin iradesi gözüyle bakmak lazım, onların sorununu çözmek lazım diyoruz. Bu konuda destek vereceğimizi söylüyoruz.

Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin, muhtarlarımızın sosyal ve ekonomik sorunlarının iyileştirilmesi, sosyal güvenlik primleri nedeniyle düştükleri durumun tespiti ve daha etkin çalışma koşullarının yaratılması amacıyla vermiş olduğu grup önerisi üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızdayım.

Bu husus, değerli arkadaşlar, birçok defa gündeme geldi. Buradan hemen hemen her parti grubu söz aldı, bu sorunla ilgili görüşlerini dile getirdi. En son on gün önce Milliyetçi Hareket Partisi aynı konuda bir grup önerisi getirmişti. Yine o grup önerisinde de Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınıza gelmiştim. Konuşmalar daha bugün gibi hafızamızda. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisinin, Cumhuriyet Halk Partisinin, bu sorunun, bir an önce, Meclis kürsüsünde dillendirildikten sonra bir Meclis araştırma önergesine çevrilmesi ve sorunun çözümü için sarf etmiş oldukları sözlere karşılık Adalet ve Kalkınma Partisi de kendi görüşlerini açıkladı.

Birçok sorunu o konuşmalarımızda kürsüye taşıdık ki bunların hepsi de birbirinden haklı, birbirinden önemli sorunlardı ama değerli arkadaşlar, bugüne kadar buraya bu meseleyle ilgili getirilen Meclis araştırma önergeleri, grup önerileri, hepsinde de, maalesef, hiçbir sonuca varılamadı. Bunun müsebbibi bildiğiniz üzere iktidar partisidir. Maalesef, söylediklerimizin hepsi kulak arkasına atıldı hatta inkâr ve ihmal yollarına gidildi, arpa boyu yol alınamayınca da bu problemler bu sefer yine bir başka muhalefet partisi tarafından gündeminize tekrar getirildi.

Ben biliyorum, benden sonra Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü çıkacak, muhtemelen konuşması şu şekilde olacak çünkü daha önceki konuşmaları da aynı çerçevedeydi: “Muhtarlarımız çok önemli, çok saygıdeğer insanlar, biz onları çok seviyoruz, bunlar demokrasimizin beşiği, okulu ama gündemimiz çok yoğun, gündemimiz o kadar önemli ki maalesef bu meseleleri bugün konuşamayız, daha sonra konuşalım deyip bir tarafa atacaklar.”

MEHMET GELDİ (Giresun) – Aynı senin dediğin gibi!

S.NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Şayet bundan sonra da bu konuşmalar üzerine de bir çözüm üretilemezse muhtemeldir, en geç bir ay içerisinde bu mesele tekrar gündeme gelecektir. Herhâlde, Türk milletinin kürsüsünde başka bir lisan ile hitap edilirse şaşırmayın. Konuşmacıya sorduğunuzda vereceği cevabı, şimdiden ben size söyleyeyim. “Değerli milletvekilleri, onlarca kez bu sorunları Türkçe anlattık, anlamadınız. Şimdi, belki anlarsınız diye bir başka lisan kullanıyoruz.” diyecekler. Bakın, bu ruh hâli tehlikelidir. Şayet millet, millet iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisinden ümidini kesmeye başlamış ve işi trajikomik bir mizaha çevirmeye çalışıyorsa bir vahamet var demektir. Bir şeyler yapılması lazım. Demokrasinin en temel okulu dediğimiz muhtarlıklar, belediyeler kapatılıyor ki iki gündür bu yasa tasarısını bu Meclise dayatıyorsunuz, bu da bu milletin çığlığını duymadığınızı, verdiği mesajı almadığınızı gösteriyor. Diyeceksiniz ki “Ne yaparsak yapalım millet bizi destekliyor, köyler, kasabalar bizlerin arkasında.” Bu desteğin ilanihaye olmadığını ve size verilen bu desteğin, kendilerine zulmedilmesi için verilmediğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

İktidarları millet getirir, millet götürür. Köylünün, muhtarlıkların iradesinin nasıl tecelli edeceğini yakında göreceksiniz. Muhtarlıkların birçok problemi var, bunları on gün önce teferruatıyla anlattık. Tekrardan kaçınmak için, tekrar ayrıntılarıyla anlatmak istemiyorum. Ha gerçekten, çözmek niyetindeyseniz bu problemleri, biraz sonra oylama yapılacak, -bu oylamayı da yüzlerce, belki binlerce muhtarımız da izleyecek.- Meclis araştırma önergesine “Evet” deyin ortak bir komisyon ile, aslında ezelden beri belli olan sorunlara hangi çözümleri üreteceğimizi oturup konuşalım ve önerilerimizi, tasarı yahut teklifler hâline getirir ve bu sorunları da en kısa zamanda bir çözüme kavuştururuz diyoruz.

Bu önergeye “Hayır” demeniz hâlindeki böyle bir netice bekliyorum maalesef, bu samimiyet sınavında sınıfta kalmış olacaksınız. Karnelerinizi de hiç merak etmeyin arkadaşlar, muhtarlarımız ilk fırsatta verecekler. Milliyetçi Hareket Partisi köylerimizin, muhtarlarımızın problemlerinin çözümü için bir muhalefet partisi olarak bugüne kadar elinden gelen her şeyi yapmıştır, vicdanı rahattır. Birçok kez Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Meclis araştırma önergesi vermiştir, muhtarlıkların sorunlarının aşılması için önerilerimizi içeren kanun teklifleri vermiştir. Ancak hiçbir çözüme ulaşamadığımızı görmekten, maalesef büyük bir üzüntü duyuyoruz.

Zaman zaman sözcüleriniz de bu kürsüye çıkıyor: “Efendim, on yıl önce muhtar maaşları şöyleydi, bugün böyle.” gibi hakikaten kara bir propaganda, mizahi cevaplar üretiyorlar. İyi de değerli arkadaşlar, o dönemdeki BAĞ-KUR primleri ile bugünkü SGK primlerini de bir kıyaslayın. Elma ile armudu aynı kap içinde değerlendirmek ve rakamlara istediğiniz gibi taklalar attırmak, herhâlde AKP’nin bugüne kadar en güzel yaptığı iş olsa gerek.

Milliyetçi Hareket Partisi diyor ki: “Köylerimize, tıpkı özel idareler ve belediyelere olduğu gibi nüfus başına İller Bankasından kaynak aktaralım.” Efendim, ben bu teklifimizi, Büyükşehir Yasası konuşulurken İçişleri Komisyonumuzda da yinelemiştim.

Değerli arkadaşlar, bu, gerçekten önemli bir konu. Köyün temsilcisinin -ki biraz önce bir arkadaşımız da belirtti, aynı zamanda köydeki mülki temsilcidir bu, devletin temsilcisidir- aslında hakkı olan bu payı, kendilerine vermeyerek de maalesef köyü, köylüyü, muhtarı sağa sola el açar olmaktan kurtaramıyoruz kıymetli arkadaşlar.

Muhtarlarımızın maaşları -Sayın Aslanoğlu da söyledi- gerçekten çok komik, 429 lira 58 kuruş. Evet, öte taraftan, SGK primlerine bakıyoruz arkadaşlar, SGK primlerinin de en asgarisi 320 lira. Geriye kalan 109 lira 58 kuruş, harca harca bitmez. İnternet, elektrik, su, telefon, ısınma ve gelene gidene ikram, çay masrafları vesaire... Açıkça muhtara diyoruz ki: “Hizmet için zorunlu olan bu giderleri cebinden karşıla.” Niye? Niye arkadaşlar? Her hizmetin, her kamu hizmetinin bir bedeli var. Herkes için, her kurum için memura, belediye başkanına, emekliye, askere, polise, hatta milletvekillerine bir kaynak ayırıyoruz yaptıkları hizmetlerin karşılığı olarak; soran olduğunda da bu giderleri “Hizmet bedeli.” olarak izah ediyoruz. Muhtar için bunu niye çok görüyorsunuz? Muhtar, babasının işini mi yapıyor arkadaşlar? Yaptığı giderlerin genel bütçeden mutlaka ödenmesi lazım.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2011 seçimlerinde, seçimler öncesinde milletimize bir taahhütte bulunduk, dedik ki: “Biz iktidara geldiğimiz zaman ilk etapta muhtar maaşlarını en az, asgari ücret seviyesine çıkaracağız ve ihtiyar heyeti üyelerine de yaptıkları hizmetlerin karşılığında toplantı başına hakkıhuzur ücreti ödeyeceğiz.” Bunun için de bugüne kadar birçok kez Meclise kanun teklifi verdik. İçişleri Bakanını birçok arkadaşımız soru yağmuruna tuttu ama nafile, karşımızda, âdeta, bir duvar var ve söylediklerimiz bu duvardan geriye dönüyor. Âdeta, muhtarları köyüyle birlikte AKP cebine atmış, oyları cebinde; konuya maalesef bu kadar sığ yaklaşıyor, onlardan almış oldukları bu oyu da bu şekilde istismar ediyor.

Muhtarların statülerinin belirsizliğinden yargılanmalarına kadar, silah ruhsatı ücretlerinden toplu taşımdan indirimli faydalanmalarına kadar birçok sorunları var. Tabii, süremiz az arkadaşlar ancak biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak çözüm için hazırız ve her zaman hazırız. Kimin tarafından getirilirse getirilsin Milliyetçi Hareket Partisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - …muhtarlarımızın bu sorunlarını giderme konusunda elinden geleni yapacaktır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Alpaslan Kavaklıoğlu, Niğde Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; Cumhuriyet Halk Partisinin muhtarların durumu ile ilgili Meclis araştırması açılması önergesi aleyhine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Köy ve mahalle muhtarlıkları, yerel yönetimlerin temeli; muhtarlarımız da temel taşıdır. 442 sayılı Köy Kanunu’nda muhtar, köyde devlet tüzel kişiliğinin temsilcisi olarak devlet işlerini, köy tüzel kişiliğinin temsilcisi olarak da köy işlerini yapmakla görevlendirilmiştir. Bu yanıyla muhtarlar aynı zamanda kamu görevlileridir.

Türkiye’de hâlen 35.148 köy muhtarı, 17.805 mahalle muhtarı olmak üzere 53 bin muhtar bulunmaktadır.

SSK’ya tabi olanların sayısı toplam 4.644’tür. Emekli Sandığına bağlı olanlar ise 577’dir. BAĞ-KUR’a tabi muhtar sayımız 7.911’dir ve BAĞ-KUR’a tabi muhtar sayısının toplamı 24.998 yani 25 bin muhtarımız BAĞ-KUR’a tabidir. Muhtar olmaları sıfatıyla 5510 sayılı Kanun’un 4/b maddesi gereğince sigortalı sayılanların sayısı ise 5.133’tür. Aktif çalışan muhtar sayısı bugün 36.352’dir.

Vatandaşların sorunlarını, isteklerini en iyi bilen onlardır. Bizler de muhtarlarımızın sorunlarını biliyoruz ve muhtarlara değer ve önem veriyoruz.

Muhtarlık bizim gönlümüzde millete itibarlı bir hizmet icrasıdır. Vatandaşla devlet arasında köprü olan muhtarlarımız bizim yerel birimlerimizde gözümüz kulağımızdır. Bugüne kadar muhtarların durumunu iyileştirmek için önemli çalışmalar yapıldı. AK PARTİ İktidarı döneminde köylerin içme suyu, yol, parke taşı gibi altyapı sorunlarının çözüldüğü, muhtarların artık hizmetler sayesinde daha memnun şekilde görevlerini sürdürdüğü aşikârdır.

Muhtarlarımız yapılanları hiç unutmamışlardır. AK PARTİ hükûmetleri, özellikle sosyal güvenlik priminden özlük haklarının iyileştirilmesine, muhtarların imkânlarının artırılmasına, binalarının yenilenmesine ve bilgisayar verilmesine kadar birçok katkı sağlamıştır. Muhtarlarımızın, yasalardan kaynaklanan görevlerini gerektirdiği gibi yapabilmeleri ve zamanlarını görevlerine daha verimli biçimde tahsis edebilmeleri için çalışmalar yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, muhtarlarımızın ödenekleri hakkında da Hükûmetimiz tarafından dönem dönem iyileştirmeler yapılmıştır. Muhtar aylıklarında 2002-2012 yılları arasında sürekli bir artış yapılmıştır. Aralık 2002’de muhtar aylığı, daha doğrusu muhtar ödeneği 97 lira iken Aralık 2011’de 384 TL, Eylül 2012’de 410 TL’ye ulaşmıştır. Yani, AK PARTİ hükûmetleri zamanında muhtar ödenekleri 4 katın üzerinde artırılmıştır.

Muhtar emekli aylığı incelendiğinde, yine AK PARTİ hükûmetleri döneminde emekli aylıkları 3 kat artırılmıştır. 2002 yılında 377 lira emekli aylığı alırken muhtar, Eylül 2012 yılında 1.042 lira emekli aylığı almaktadır.

Sayın milletvekilleri, muhtarlarımızın özlük haklarında da önemli gelişmeler olmuştur. Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda muhtarlarımızın emeklilik hakları iyileştirilmiştir. Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından, hizmet akdine bağlı olarak veya bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan köy ve mahalle muhtarları arasında uygulama farklılıkları kaldırılmıştır. Köy muhtarlarının on beş gün ödediği sosyal güvenlik primi, otuz gün olarak saydırılmıştır. Sigortalılığın başlangıcının, köy ve mahalle muhtarları için, seçildikleri tarihten itibaren başlamasını sağlayacak düzenleme yapılmıştır. Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan köy ve mahalle muhtarları için, sigortalılığın sona ermesi, muhtarın görevlerinin sona erdiği tarihten itibaren, hizmet akdiyle çalışan muhtarların ise yeniden çalışmaya başladığı tarihten itibaren kesilecektir. Böylelikle sigortalılık süresi bakımından muhtemel bir boşluk oluşmasının önüne geçilmiştir.

Değerli arkadaşlar, muhtarların yerel yönetim organlarına demokratik katılımı bizim dönemimizde artırılmıştır. Hükûmetimizce, mahallî idareler reformu kapsamında yapılan yasal düzenlemelerde il genel meclisine, ilçeler için, her yıl ilçe köy muhtarlarının kendi aralarından temsilci seçmesi hükme bağlanmıştır. İl özel idaresi giderleri arasında köylere ve köy birliklerine yapılacak yardımlara yer verilmiştir. Mahalle muhtarlarına, belediye hizmetlerinin mahallenin ihtiyaçlarına uygun olarak götürülebilmesi için belediyeyle iş birliği yapma görevi, belediyelere de mahallenin ve muhtarlığın ihtiyaçları ve sorunları için gerekli yardım ve desteği sağlama görevi verilmiştir. Belediye meclisine, belediye sınırları içerisinde bulunan mahalle muhtarlarının kendi aralarından her yıl meclis üye sayısının 1/5’i kadar temsilci seçilmesi öngörülmüştür.

Hükûmetimizce yürütülen yeni çalışmalar önümüzdeki aylarda sonuçlanacak ve memnun kalınacak bir köy kanunu ve muhtarların özlük hakları düzenlemesini bu iktidar yapacaktır. Hükûmetimizin muhtarların özlük ve mali haklarıyla ilgili çalışması vardır. Kanunlarımızda yapılacak değişiklikler üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

Köy muhtarlarının olduğu gibi mahalle muhtarlarının da özlük hakları iyileştirilecektir. Bununla birlikte köy muhtarı ve mahalle muhtarı arasında görev farklılıkları olacaktır. Yani, muhtar arkadaşlarımızın memnun olacağı köy kanunu ve muhtarların özlük hakları düzenlemesini bu iktidar yapacaktır.

Muhtarlarımız, bu yasama döneminde yapılacak ilgili yasa değişikliğiyle daha iyi bir statü elde edecek, vatandaşlara daha etkili hizmetler verecektir.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin muhtarların durumuyla ilgili olarak Meclis araştırması açılması talebini uygun bulmadığımı belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısının aranmasını istiyorum.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.49


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır ve kabul edilmemiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve  Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Mil-letvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bu Komisyon nerede? Kaç gündür yok, merak etmediniz mi? Başına bir şey gelmiş olmasın, Allah korusun!

BAŞKAN – Sizin merakınız yeter Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Başkanlık olarak bakarsanız, Genel Kurula bilgi verirseniz... Çalışmıyorlarsa uyarın.

BAŞKAN – 3’üncü sırada yer alan, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/601) (S. Sayısı: 239)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yine yok Komisyon. Nerede bunlar Sayın Başkan, hiç merak etmiyor musunuz?

BAŞKAN – 4’üncü sırada yer alan, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De-ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet? Yerinde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bundan önce 2’nci madde görüşüldü, kabul edildi zannedersem, değil mi efendim?

Şimdi, burada, Komisyonda Sayın Hükûmetin redaksiyon taleplerinden biri 2’nci maddenin 25’inci fıkrasında “yer alan mahalle” ibaresinin değiştirilmesi şeklinde yazılmış ama Komisyon raporunda “yer alan” ibaresi olarak değiştirilmesine ilişkin…

BAŞKAN – Tekrar eder misiniz, şey yapamadım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Komisyonda Hükûmetin “yer alan mahalle” ibaresinde bir redaksiyon talebi var ama Komisyon raporunda “yer alan” ibaresinde bir redaksiyon istenmiş. Dolayısıyla, burada redaksiyon talebinin dışında kelime eklemeleri var. Bu konuda, zannederim, yeniden uygun bir şekilde redakte edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon…

OKTAY VURAL (İzmir) - “Yer alan”dan sonra o zaman “mahalle” kalırsa, “yer alan mahalleleri ve mahalle” olarak geçmiş olur. O bakımdan, bu 2’nci maddeyle ilgili bir bakınız.

                              

(x) 338 S. Sayılı Basmayazı 6/11/2012 Tarihli 16’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

BAŞKAN – Sayın Komisyondan bir açıklama isteyelim.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz hemen baktıracağım ve Sayın Vural’a ve Başkanlığınıza bilgi takdim edeceğiz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bu işlemi sonlandıralım. Belki, o konuda bir redaksiyon talebi olacaksa, bu maddeye geçmeden önce redaksiyon talebi olursa daha iyi olur.

BAŞKAN – Sayın Başkan, açıklama yapacak mısınız?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bir bakalım efendim.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Şimdi, ilgililerle, Sayın Başkanım, tutanakları alıp Sayın Vural’ın ifade ettiği konuyu inceleteceğim. Müsaade ederseniz daha sonrasında bu konuyla ilgili bilgi takdim edelim.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bir ara verelim, onu değerlendirin Sayın Valim. Bir ara verelim de bir değerlendirin.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Ben ara vermeye mezun değilim efendim.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Ara vermeden nasıl değerlendirilecek?

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Ara vermeden değerlendirilmez bu Sayın Valim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Televizyon kapanana kadar ara.

BAŞKAN – Evet, Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, 3’üncü maddeye geçeceksiniz herhâlde. Bizim bu maddeyle ilgili…

BAŞKAN – Hayır, 2’nci madde üzerinde yeni bir madde ihdası var, iki tane, o işlemi yapacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yeni madde ihdası, anlıyorum.

BAŞKAN - Evet, sayın milletvekilleri, 2’nci madde üzerinde yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlindeyse önergeyi işlemden kaldıracağım.

Evet, Sayın Komisyon üyeleri de lütfen yerlerine buyursunlar.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin 3 üncü madde olarak eklenmesini arz ederiz.

Madde 3- Altınova, Çandarlı, Yenişakran ve Zeytindağ adında yeni dört ilçe ile Bergama adıyla yeni bir il kurulmuştur.

                   Ali Rıza Öztürk                    Mehmet Ali Susam                   Süleyman Çelebi  

                          Mersin                                      İzmir                                     İstanbul

                     Ali Serindağ                      Birgül Ayman Güler

                        Gaziantep                                    İzmir

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Salt çoğunluğumuz yoktur Sayın Başkanım, katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, gene, bak, salt çoğunluğu davet etmediniz. Sayın Başkanım, yani bakın, gene çağırmadınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Komisyon üyelerinin…

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, bakın, gene usulsüzlüğe devam ediliyor. “Komisyonda salt çoğunluğumuz yoktur…” Çağırıldı mı salt çoğunluk?

BAŞKAN – Ben davet ettim efendim.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ne zaman ettiniz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, etmediniz!

BAŞKAN - Lütfen tutanaklara bakın efendim.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Etmediniz.

BAŞKAN - Önerge okunmadan “Sayın Komisyon üyeleri lütfen yerlerine buyursunlar.” dedim, tutanaklarda var efendim.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Başkanım, bir gelsinler bakalım.

BAŞKAN - Kaldı ki davet edilme gibi, İç Tüzük’te, ne Komisyon Başkanının ne de bizim, öyle bir şey de yok, söz konusu da değil ama dün…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Komisyon üyelerimiz geliyordu oraya, Sayın Başkan hemen “Yok.” dedi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Şimdi, bakın, Komisyon Başkanı nereden biliyor?

BAŞKAN- Efendim, ben davet ettim, var tutanaklarda. Lütfen Sayın Öztürk, bakın tutanaklara, yoksa itirazınızı yapın, hayhay.

OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, geliyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutuyorum.

Evet, Sayın Komisyon üyeleri, lütfen yerlerinize buyurun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısına aşağıdaki maddenin 3 üncü madde olarak, ekli listenin (25) sayılı liste olarak eklenmesini, diğer madde ve liste numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

 

                    İlhan Demiröz                          Turhan Tayan                           Ali Serindağ

                           Bursa                                       Bursa                                    Gaziantep

              Mehmet S. Kesimoğlu                Ali İhsan Köktürk                        Celal Dinçer

                        Kırklareli                                Zonguldak                                 İstanbul

                      Sena Kaleli                     M. Volkan Canalioğlu                    Kemal Ekinci

                           Bursa                                     Trabzon                                     Bursa

“İl kurulması

Madde 3- Bu Kanunla kurulan Tahtaköprü, Kurşunlu, Yenice ve Cerrah ilçeleri bağlanmak suretiyle Bursa iline bağlı İnegöl ilçesi merkez olmak üzere İnegöl adıyla bir il kurulmuştur.

Bu maddeyle kurulan ilde merkezî idare tarafından oluşturulacak teşkilata ait kadroları, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren geçecek 30 günlük süre içinde ihdas etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Bu maddeyle kurulan ilde merkezî idare tarafından oluşturulacak teşkilatla ilgili her türlü atama işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girişinden itibaren geçecek 60 günlük süre içinde tamamlanır. Bu süre içinde yeni kurulan il ve bu ile bağlanan ilçelerde merkezî ve mahalli idarelere ait her türlü iş ve işlemler ile idari ve adli davalar ve bunlara ilişkin bütün iş ve işlemler halihazır bağlılık durumuna göre yönetilir.

Bu maddeyle kurulan ilin il genel meclisi, merkez ilçe ile bu ile bağlanan ilçelerin halihazır il genel meclis üyelerinden teşekkül eder. İl genel meclisi ile il valisinin daveti ile toplanır, organlarını seçer ve bütçelerini yapar.

Bu maddeyle kurulan ile bağlanan ilçelerdeki il özel idarelerinin bütün nakit, varidat, tahakkuk, tahsilat, bakaya muamele ve hesapları, menkul ve gayrimenkulleri, hak alacak ve borçları ve bunlarla ilgili defter, dosya ve evrak Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 90’ıncı günden itibaren bu ilçelerin bağlandığı il özel idarelerine geçer ve bu tarihi takip eden 10 günlük süre içerisinde devir ve teslim yapılır."

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon üyeleri, lütfen yerlerinize buyurun.

Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYON BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) -  Sayın Başkanım, salt çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz efendim.

Arz ediyorum.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Nerede? Görevlerini ihmal ediyor Komisyon üyeleri. Bir kısım Komisyon üyeleri görevlerini ihmal ediyorlar.

BAŞKAN – Salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, ekini okudunuz mu?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu maddeyle ilgili ekin de okunması gerekiyor tabiatıyla.

BAŞKAN – Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Maddenin eki var efendim, liste var. Bu liste okunmadı. Dolayısıyla, işlemi tekrar yapmanız gerekecek. “Ekli liste” dediği için efendim, liste, maddenin mütemmim cüzü, onun okunması gerekiyor.

BAŞKAN – Temel kanun olduğu için eklerin okunmadığı şeklinde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Maddelerde ekleri okunmuyor mu efendim? Maddelerde eki okumuyor musunuz?

BAŞKAN – Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Olur mu? Verilen önergelerin hepsinde ekler okunuyor efendim. Bundan önce Hükûmetin getirdiği önergeler ekleriyle birlikte okundu, hep böyle yapıldı. Önerge işlemleri eksiz yapılamaz efendim. O zaman, ek okunmayınca…

BAŞKAN – Değişiklik önergesi olduğu için  okutulmuyor efendim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Niye eklendi okutmuyorsanız?

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, eklerin okunması gerekiyor. Önergenin iradesi bu.

BAŞKAN – Biraz önce okunan önergenin ekini okutuyorum:

25 Sayılı Liste

İnegöl İline Bağlanan İlçe, Bucak, Kasaba ve Köyler

1) Akbaşlar                      İnegöl      Merkez

2) Bahariye                      İnegöl      Merkez

3) Bayramşah                  İnegöl      Merkez

4) Boğaz                          İnegöl      Merkez

5) Alibey                         İnegöl      Merkez

6) Çavuş                          İnegöl      Merkez

7) Çayyaka                      İnegöl      Merkez

8) Çeltikçi                        İnegöl      Merkez

9) Değdinler                    İnegöl      Merkez

10) Dipsizgöl                   İnegöl      Merkez

11) Dönmez                     İnegöl      Merkez

12) Eskiköy                     İnegöl      Merkez

13) Gülbahçe                   İnegöl      Merkez

14) Hamidiye                   İnegöl      Merkez

15) Hamzabey                 İnegöl      Merkez

16) Hayriye                     İnegöl      Merkez

17) Hoca                          İnegöl      Merkez

18) İclaliye                       İnegöl      Merkez

19) İsaören                      İnegöl      Merkez

20) Karakadı                    İnegöl      Merkez

21) Karalar                      İnegöl      Merkez

22) Karagölet                   İnegöl      Merkez

23) Kestanealan               İnegöl      Merkez

24) Konurlar                    İnegöl      Merkez

25) Kozluca                     İnegöl      Merkez

26) Kulaca                       İnegöl      Merkez

27) Lütfüye                      İnegöl      Merkez

28) Maden                       İnegöl      Merkez

29) Muratbey                   İnegöl      Merkez

30) Orta                           İnegöl      Merkez

31) Sarıpınar                    İnegöl      Merkez

32) Soğukdere                 İnegöl      Merkez

33) Sungurpaşa               İnegöl      Merkez

34) Sipali                         İnegöl      Merkez

35) Tekke                        İnegöl      Merkez

36) Topuz                        İnegöl      Merkez

37) Yeniyörük                 İnegöl      Merkez

38) Akhisar Beldesi         İnegöl      Merkez

39) Tahtaköprü İlçesi       İnegöl      Merkez

40) Kurşunlu İlçesi          İnegöl      Merkez

41) Yenice ilçesi              İnegöl      Merkez

42) Cerrah İlçesi              İnegöl      Merkez

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Salt çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Evet, salt çoğunlukla katılamadığı için önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 Sıra Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Tolga Çandar                           Ercan Cengiz                           Ali Serindağ

                          Muğla                                    İstanbul                                  Gaziantep

                 Ömer Süha Aldan                       İlhan Cihaner                        R. Kerim Özkan

                          Muğla                                     Denizli                                     Burdur

                   Candan Yüceer                        Nurettin Demir                          İhsan Özkes

                        Tekirdağ                                    Muğla                                    İstanbul

Madde 2- (1) Ekli 1 sayılı listede adları yazılı mahalle ve köyleri kapsamak ve merkezî Göcek beldesi olmak üzere Muğla İlinde Göcek adıyla bir ilçe kurulmuştur.

(2)    Ekli 2 sayılı listede adları yazılı mahalle ve köyleri kapsamak ve merkezî Turgutreis beldesi olmak üzere Muğla İlinde Turgutreis adıyla bir ilçe kurulmuştur.

(3)    Ekli 3 sayılı listede adları yazılı mahalle ve köyleri kapsamak ve merkezî Seki beldesi olmak üzere Muğla İlinde Seki adıyla bir ilçe kurulmuştur.

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, listeleri okuması lazım.

BAŞKAN – Sayın Vural, beş yüz kelimeyi geçtiği için özetini okuttuk.

OKTAY VURAL (İzmir) – Listeleri, listeleri…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Liste, özete dâhil.

BAŞKAN – Ama önerge sahibi o şekilde verdi, “özet” diye verdi, özetini verdiler, listeler de dâhil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Özet değil efendim, ondan sonra listeler var. 3 liste, beş yüz kelime değil ki efendim o! Listeler efendim, liste!

BAŞKAN – Anladım da beş yüz kelimeyi geçtiği için okutulmuyor Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Geçmiyor efendim, geçmiyor! Nasıl geçecek?

Bu liste, listenin beş yüz kelimesi olur mu?

BAŞKAN – Evet, Sayın Başkan, katılıyor musunuz önergeye salt çoğunlukla?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılamıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ekli listelerin okunması gerekiyor. Gerekçeyle ilgili değildir. Biraz önce ekli listeyi okuduğunuza göre, burada da ekli listeyi okumanız gerekiyor.

BAŞKAN – Ama burada beş yüz kelimeyi geçme problemi olduğu için efendim…

OKTAY VURAL (İzmir) – Beş yüz kelimeyle ilgili değil. Geçmiyor, ekli liste beş yüz kelimeyi geçmiyor.

BAŞKAN – Hayır, ekli listeyi siz ayrı düşünüp “Beş yüz kelimeyi geçmiyor.” diyorsunuz. Önergenin tamamı, ekli liste dâhil beş yüz kelimeyi geçtiği için önerge sahibinin teslim ettiği özeti okuyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önerge beş yüz kelime nasıl oluyor ya! “Ekli 1 liste” diyor, “Ekli 2 liste” diyor, “Ekli 3 liste” diyor.

BAŞKAN – Sayın Vural, 87’nci maddeyi okuyorum: “Değişiklik önergeleri gerekçeli olarak verilir. Değişiklik önergeleri ve gerekçeleri beşyüz kelimeden fazla ise, önerge sahibi önergesine beşyüz kelimeyi geçmeyen bir özet eklemek zorundadır.” Biz de buna göre işlem yapıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ekli liste efendim, gerekçeye geçmediniz daha siz. Siz daha gerekçeye geçmediniz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Önergenin ekli listesi o ya.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ancak işleme alırsanız…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Gerekçe ayrı bir şey.

BAŞKAN – Önergeyi bir bütün olarak değerlendiriyoruz, gerekçesi de dâhil.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yahu gerekçe mi o? Ekli liste ya, önergenin ekli listesi.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – O yanlış, önergede sayılmadan ilçe mi kurulur?

OKTAY VURAL (İzmir) – Ekli liste okunacak.

BAŞKAN – Önerge sahibine soralım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya önerge sahibiyle ilgili değil ki.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Önergenin ne olduğunu nereden bilecek millet, okumazsa ekli listeyi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi köyün nereye bağlanmak istediğini öğrenmek istiyoruz, iradeyi öyle kullanacak milletvekillerimiz. Şurada ilçe kurulmuştur… Neresi nereye bağlanmış?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Önergede belli olmadan ilçe kuruluyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ekli listeyi göreceğiz ya.

BAŞKAN – Evet, Sayın Vural, önerge sahibi özet olarak belirlemiş. Eğer bu konuda usul tartışması istiyorsanız açarım, yoksa oylayacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhinde.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Aleyhinde.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Lehinde.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ama gruplar olarak anlaşın yani şimdi tekrar…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani usul tartışmasını nasıl açıyorsunuz böyle bir konuda, anlayamadım.

BAŞKAN – Ne yapalım yani?

OKTAY VURAL (İzmir) – Biraz önce okudunuz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Önergenin kendisidir ekli liste ya.

BAŞKAN – Ama beş yüz kelime meselesi var, izah ediyorum. O zaman dinlemiyorsunuz Sayın Vural, kusura kalmayın. Hayır, söylediğimizi anlamıyorsunuz demeyeceğim çünkü dinlemiyorsunuz anlaşılan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dinliyorum efendim.

BAŞKAN – Hayır, dinlemiyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Anlatamıyor olabilir misiniz? Anlatamıyorsunuz herhâlde.

BAŞKAN – Dinlemiyorsunuz, yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Anlattığınızı anlıyorum.

BAŞKAN - Lütfen yani... Sadece muhalefet yapma anlamında da… Bu Meclisin çalışması gerekir Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çalışması gerekir… Komisyonlar oturmadığı zaman “Çalışması gerekir.” niye demiyorsunuz? Komisyon oturmuyor kanunlarda. O çalışmayan komisyonlar hakkında ne işlem yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Komisyonlar benim yetkimde değil efendim, komisyon başkanları var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nasıl yok? Başkanlığın komisyonları denetleme yetkisi var.

BAŞKAN – Meclis Başkanı var efendim, benim yetkimde değil.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, Anayasa 95, birinci fıkra…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ya önergenin ne olduğunu nasıl anlayacak ekli listeyi okumazsan, hangi ilçeler ne olacak?

BAŞKAN – Evet, lehte söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika süre veriyorum.

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na yeni madde ihdasına dair verilen önergeye ekli listelerin okunmamasının İç Tüzük’ün 87’nci maddesine uygun olup olmadığı hakkında

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tartıştığımız konu, değişiklik önergelerinin hacmiyle ilgili. Yani verilen değişiklik önergelerinin, gerekçesiyle birlikte ne kadar olması gerektiği noktasındaki bir tartışmayı şu anda yapıyoruz.

Biraz önce Sayın Başkan da ifade etti, esasında, İç Tüzük ve bugüne kadarki uygulaması ve İç Tüzük’ün lafzı o kadar açık ki burada “Değişiklik önergeleri gerekçeli olarak verilir.” deniyor. Bundan sonrası: “Değişiklik önergeleri ve gerekçeleri -birlikte yani metinle birlikte, değiştirilmesi istenen içerikle birlikte gerekçesinin toplamı- beşyüz kelimeden fazla ise, önerge sahibi önergesine beşyüz kelimeyi geçmeyen bir özet eklemek zorundadır.” Burada gerekçe de, metin de, değişiklik önergesi de beş yüz kelimeyi aşabilir, bin kelimeyi bulabilir, iki bin kelimeyi bulabilir. Çok net bir şekilde kanun koyucu buna sınır getirmiş ve birlikte değerlendirerek sınır getirmiş ve bunu da… “Veya” demiyor zaten. Değişiklik önergeleri ve gerekçeleri birlikte değerlendirilerek, ikisinin toplamı beş yüz kelimeyi geçemeyecek. Beş yüz kelimeyi geçtiği zaman da İç Tüzük diyor ki: Önerge sahibi, beş yüz kelimeden az olacak şekilde bunu özet olarak ekler.

Aynen böyle yapılmış. Önerge sahibi, bu kurala uyarak, beş yüz kelimeden az olacak şekilde bir ek yapmış ve Kâtip Üyemiz de bu eki okudu. Yapılan işlem doğrudur, İç Tüzük’e uygundur. Burada gerçekten bir tartışma olmasını ben anlamakta zorlanıyorum. Bugüne kadar da farklı hiçbir uygulaması da yok, hiçbir itiraz da olmadı bugüne kadar.

Başkanlığın tutumu doğrudur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başkanlığınızın tutumunun aleyhine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kanunların metni iskelettir, vücudun iskeletidir. Gerekçeler ise kanunların metninin anlaşılmadığı, kanun metinlerinin neyi ifade ettiğinin kesin olarak belirlenemediği durumlarda başvurulması gereken metindir yani başka bir anlatımla, gerekçeler kanunların ruhudur, ruhu. Yani siz… Bir vücudu ayakta tutan iskelet, nasıl ki kanunun madde metniyse, ona anlam veren de gerekçesidir.

Şimdi, burada, değişiklik önergesinin beş yüz kelimeden fazla olamayacağına ilişkin bir uygulamayı “Madde metnini de kapsar.” şeklinde getirdiğiniz zaman, o zaman kanun maddesinde sınırlama getiriyorsunuz demektir. Bu doğru bir uygulama olmaz. Burada, kanunun ana maddesinin eki, o ekli listelerdir. Yani ne yapılmak isteniliyor, o önergede verilen esas maddeyle ne yapılmak isteniliyor, o önergelerle, o ekli listelerle? O bir bütündür. Hangi köy nereye bağlanıyor, hangi belde nereye bağlanıyor, o ekli listede belirtilmiştir. Dolayısıyla, o ekli listelerin de okunması gerekiyor.  Bunu gerekçe içerisinde değerlendirmek, bir kere, İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin konuluş amacına aykırı bir yorum tarzıdır. Yani önemli olan,  burada konulmak istenilen, varılmak istenen amaç nedir, onu bence anlamak lazım.

Dolayısıyla, soyut bir şekilde, “Önergeler, gerekçelerle ana metin birlikte değerlendirildiğinde beş yüz kelimeyi geçemez.” dediğiniz zaman, o…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) …değişiklik önergelerini hiçbir zaman uzun, beş yüz kelimeden fazla veremeyeceksiniz demek anlamındadır. Bu da yasama faaliyetini kısıtlar. O nedenle Başkanlığın tutumunun aleyhinde söz aldım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Lehte söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben lehinizde söz istedim çünkü size hak veriyorum. Sizin yerinizde, ben de gelip, eğer aldığım talimatları yerine getirecek olsam, her seferinde AKP Grup  Başkanvekili ne diyorsa onu yaparım veya buradan gösterdikleri zaman ne diyorlarsa onu yaparım. Siz, size verilen görevi yapmaya çalışıyorsunuz. Onun için, bu tutumunuzu anlayışla karşılıyorum ama sizin de bizim talebimizi anlayışla karşılamanız lazım. İç Tüzük’e aykırıysa, maddelerde farklı yorumlar varsa biz de onu söylemek zorundayız.

Şimdi ben size soruyorum: Beş yüz kelimeyle sınırlıyorsunuz Sayın Bakan, Sayın Komisyon Başkanı. Eğer Komisyonda o 48 maddeyi getirmeseydiniz, o 48 maddeyi topladığınız zaman 4’üncü madde kaç sayfaydı, kaç kelimeydi? Yani, şimdi, o zaman her şeyin özetini mi getireceksiniz? Bununla ilgili, ekindeki bu tablolar ne işe yarıyor Sayın Bakanım, Sayın Başkan? Bakın, bu kadar tablo var. Bakın…

OKTAY VURAL (İzmir) – Tamamını değiştireceğiz. Ne yapacağız?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bunun neredeyse üçte 1’inden fazlası ek, tablolarla. Bunu siz kanunun kendinden saymıyor musunuz? Şimdi, biz buna nasıl karar vereceğiz? Belki, ben öbür ilçenin çıkarılmasını isteyeceğim veya diğer beldenin eklenmesini isteyeceğim. Allah rızası için -şimdi arkadaşlarımız burada oy kullanacaklar, el kaldıracaklar- grup başkan vekillerinin dışında kaç kişiye bu önergeyi dağıttınız da arkadaşlarımız hangi ilçenin, nerenin sınırı içerisinde olduğuna bakıyor? Böyle bir şey var mı? Var mı arkadaşlar haberiniz? Önde grup başkan vekillerine birer tane verildi. Hiç olmazsa burada okuyacaksınız ki bütün arkadaşlarımız duysun, ona göre de “Evet.” ya da “Hayır.” şeklinde görüşlerini…

Peki, önceden verilmiş bir kararı burada bizlere oylatmak istediğiniz için, içine gerek duymuyorsunuz. Biliyoruz, aceleniz var, bir an önce verilen görevi yapıp bitirelim istiyorsunuz ama bunu İç Tüzük’e uygun yapacaksınız. Siz talebinizi söyleyeceksiniz, biz de eleştirimizi getireceğiz, doğru olanı yapacağız diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili.

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu bir hukuk katliamıdır. Bunun üzerinde usul tartışması açmak bile abesle iştigaldir. Yani bir önergeyi okuyacaksınız, ekini okumayacaksınız, işleme alacaksınız, “zorundadır…” O zaman, işleme almayacaktınız. Böyle bir şey olabilir mi yani? Mantık dışı, mütemmim olan, maddeyle ilgili 1 sayılı listede ne yazıyorsa onu koyacaksınız. “Zorundaydı…” Peki, yapmadı, ne yapacaksınız? Ne yaptınız şimdi siz? Eklemedi, ne olacak?

BAŞKAN – Kararımı şimdi söyleyeceğim.

OKTAY VURAL (Devamla) – Önergeyi işleme tuttunuz. Yani böyle bir şey olur mu ya? Ekli 1 sayılı liste mütemmim cüzüdür, işleme aldığınıza göre ekli 1 sayılı listeyi de okumak zorundasınız. Önergeyle ekli 1 sayılı liste de zaten yüz kelimeyi geçmiyor. Yani eğer bu konuda Kanunlar Kararlar da böyle bir beyanda bulunmuşsa buradan da Sayın Meclis Başkanına sesleniyorum: Olmaz böyle bir şey. Sayın Başkan, bu bir hukuk katliamı ya! Elli kelimeyi okumayacağız diye burada işlem yaptırıyorsunuz, “zorundadır…” Tamam, eklemedi, ne yapacaksınız? Önerge verme hakkını mı engelleyeceksiniz? Engelleyecekseniz, “İşleme alınmaması gerekir.” diyorsa niye işleme aldınız? Niye işleme aldınız o zaman? Alınıyorsa, zaten işleme alındıktan sonra gerekçe konusunda talepte bulunacaksınız. İşleme aldığınız bir önergenin ekini okumak durumundasınız. Burada beş yüz kelimeyle ilgili bir sınır yoktur. Lütfen, bu konuda -usulle ilgili değildir, esasla ilgili bir konudur- bir tartışma yapılması bile son derece yanlıştır.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ün 87’nci maddesi değişiklik önergelerini düzenlemiştir. Değişiklik önergeleri, Başkanlığa takdim yazısı, gerekçesi ve varsa ekli liste ve cetvelleriyle bütündür. Değişiklik önergelerinin beş yüz kelimeyi geçmeyeceği, geçtiği takdirde özetlerinin ekleneceği 87’nci madde hükmüdür. Beş yüz kelimeyi geçmeyecek şekilde hazırlanan özet okutulmaktadır. Dünkü birleşimde, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi grupları üyesi milletvekillerince verilen beş yüz kelimeyi geçen değişiklik önergeleri sahipleri özet hazırlamışlardır, Genel Kurulda bu özet okunmuştur. Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru gibi denetim yolları önergelerinde de beş yüz kelimeyi geçen önergelerin özetleri okutulmaktadır. Uygulamada herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Peki. Özet yok burada?

BAŞKAN – Özet var efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede?

BAŞKAN – Efendim, gerekçesini okuyayım önerge sahibinin.

“Gerekçe:

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün lafzi yapılarak Genel Kurulda verilecek önergeler beş yüz kelimeyle sınırlandırılmakta,  beş yüz kelimeyi geçen önergelerin özetlerinin Genel Kurulda okunması şeklinde uygulama yapılmaktadır. Milletvekillerinin yasamanın görevini yerine getirmelerini engelleyen bu uygulama nedeniyle bu özet önerge…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Önergenin ekinde var mı? Önergenin ekinde özet var mı?

BAŞKAN – Bir saniye efendim, bitmedi cümlemiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir uygulama var mı ya!

BAŞKAN - Sayın Vural, lütfen.

Biz, sizi dinliyoruz söz verip burada. Cümlenin bitmesine tahammülünüz  yok.

MEHMET GÜNAL (Antalya) –Önergenin ekinde özet var mı?

BAŞKAN – Önerge sahibinin gerekçesini…

OKTAY VURAL (İzmir) – Vallahi yazık, hem işleme alıyorsunuz. Ben şunu diyorum: Önergeyle ekli listeler beş yüz kelimeyi geçiyor mu?

BAŞKAN – Bu uygulama nedeniyle, bu özet önerge verilmek zorunda kalınmıştır. Cümlenin bitmesine tahammülünüz yok ki efendim. Cümlemi bitireyim.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Önergeyi okutup işleme alırken beş yüz kelimeyi geçiyor mu önerge?

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Altında öyle yazıyor, okuyun.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De-ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)  (Devam)

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz salt çoğunlukla?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Salt çoğunlumuz yoktur Sayın Başkanım, katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Salt çoğunluk olmadığı için önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Sayın milletvekilleri, 3’üncü madde üzerinde 13 adet değişiklik önergesi Başkanlığımıza intikal etmiştir. Verilen önergelerden 2’si Cumhuriyet Halk Partisinin, 9’u Milliyetçi Hareket Partisinin, 1’i Barış ve Demokrasi Partisinin, 1’i de AK PARTİ grubuna mensup milletvekillerince verilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi grubuna mensup milletvekilleri tarafından tasarının 3’üncü maddesinin her bir fıkrasında değişiklik öngören toplam 9 önerge verilmiştir.

Bilindiği gibi, tasarı ve tekliflerin Genel Kurul görüşmelerinde bir  çerçeve madde içerisinde farklı maddeleri değiştiren her fıkra ayrı bir madde olarak telakki edilmekte ve ayrı ayrı görüşülerek oylanmaktadır. Ancak görüşmekte olduğumuz tasarının 3’üncü maddesi herhangi bir kanunda değişiklik öngörmemekte olup kod madde niteliğindedir. Maddenin konu itibarıyla tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri, belediye ve köylerle ilgili hükümler içerdiği, belli bir amaç bütünlüğü taşıdığı görülmektedir. Bazı fıkralarda çeşitli kanunlara atıflar yapılmış olması, fıkraların ayrı maddeler şeklinde işlem görmesini gerektirmemektedir. Tasarının temel kanun olarak görüşülmesine yönelik Genel Kurulun 6 Kasım 2012 tarihli 16’ncı Birleşiminde alınan kararda da bölümlerin hangi maddelerden oluşacağı kararlaştırılmıştır. Bu nedenle, Başkanlığımızın madde fıkralarını ayrı maddeler hâlinde işleme tabi tutması mümkün bulunmamaktadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bugüne kadar uygulamalarda kod madde niteliğinde olan bu tür maddelerin Genel Kurulda fıkralar hâlinde görüşülmesi söz konusu değildir. Örneğin, 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un “Diğer alacaklar ve çeşitli hükümler” başlıklı, 32 fıkradan oluşan 17’nci maddesi bütün olarak görüşülmüş ve önerge işlemleri de tek madde üzerinden yapılmıştır.

Aynı zamanda, 10/07/2003 tarihli 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un “Çeşitli hükümler” başlıklı, 6 fıkradan oluşan 9’uncu maddesi yine Kurulda tek bir madde olarak görüşülmüş ve önerge işlemleri de tek madde üzerinden yapılmıştır.

Malumlarınız olduğu üzere, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi uyarınca temel kanun olarak görüşülen işlerde, her madde üzerinde en fazla iki adet değişiklik önergesi verilebilmektedir. Ancak her siyasi parti grubunun önerge verme hakkı saklıdır. Bu nedenle, her siyasi parti grubuna mensup milletvekillerince imzalanmış birer önergeyi işleme alabileceğim. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi gruplarına mensup milletvekillerince imzalanan değişiklik önergelerinden hangisinin işleme alınacağı noktasında gruplardan bir bildirim gelmezse kura yoluyla tespitine gidilecektir.

BAŞKAN – Buyurun, Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, daha önceki ifadelerinizle bunlar aynı değil. Dolayısıyla bu usul, önerge verme hakkımızı gasbeden ve yasamanın etkin çalışmasını engelleyen bir husustur. Böyle bir uygulama, egemenlik hakkımızın kısıtlanması anlamına geliyor. Dolayısıyla, böyle bir uygulamayı bir ifadeyle geçiştirmeniz mümkün değil. O bakımdan yanlış bir uygulamadır, benzer uygulamalar değildir. Fıkraların çok olarak, bir madde olarak görüşülmesi, benzer görüşülmesi orada imkân dâhilinde olabilir, burada aynı mahiyette olmayabilir. Dolayısıyla bizim iddiamız, bunların aynı mahiyette olmadığına ilişkindir. O bakımdan, aynı mahiyete ilişkin olmayanları ayırarak görüşülmesini temin etmeniz, ona göre de gruplara ayrı madde olarak görüşüleceğini ifade etmeniz gerekmektedir.

 Genel Kurulun aldığı karar “temel kanunda şu şu maddeler” demesi irademizi bağlamaz. O madde olduğu zaman da örnekleri olmuştur. İçinde ayrı bir madde olarak gözükmesi gereken fıkraları da ayrı madde olarak değerlendirdiğimiz de vaki olmuştur. O bakımdan, bu uygulamanız da bununla aynı değil, inceleyerek karar verin.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, biraz önce, yani şu anda yaptığımız tartışmada…

BAŞKAN – Sayın Canikli, sesiniz duyulmuyor, isterseniz yerinizden…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; şimdi, bir maddenin içerisinde birden fazla fıkra olması, sadece bu nedenle, yani birden fazla fıkra şeklinde dizayn edildiği için her bir fıkranın ayrı madde olarak görüşülmesi sonucunu doğurmaz. Buradaki kriter: Bu fıkranın ya da cümlenin, başka bir kanunda, herhangi bir kanunda, bir maddesinde değişiklik yapıp yapmaması belirler. Esas itibarıyla ayrı madde olarak görüşülüp görüşülmeyeceğini.

Bir başka ifadeyle, tek bir fıkra içerisinde diyelim 5 tane cümle olsun, bu 5 cümlenin her birisi farklı kanunların farklı maddelerini değiştiren hükümler içeriyor ise tek bir fıkra olmasına rağmen, 5 ayrı madde olarak görüşülmek zorundadır. Dolayısıyla, sadece buradaki fıkradan yola çıkarak içeriğine bakmadan, herhangi bir kanunun maddesinde değişiklik yapıp yapmadığına bakmadan böyle bir ayrı madde olarak görüşülmesini önermek ya da iddia etmek İç Tüzük’e kesinlikle aykırıdır. 91’inci maddenin ikinci fıkrası bu konuda çok açık bir şekilde bu konuyu netleştirmektedir. Biraz önce bahsedildiği gibi bugüne kadarki bilaistisna tüm uygulamalar da bu yöndedir, aksi bir tane uygulama söz konusu değildir.

Ayrıca, daha önce –şimdi o metne arkadaşlarımız ulaşmaya çalışıyor- 4 siyasi partinin grup başkan vekillerinin Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek’le birlikte bir toplantıda aldıkları ilkesel kararlar da var.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İlkesel kararlar başka kanunlar için.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Onlara da bakıldığında, o ilkesel karara bakıldığında da aynı yaklaşımı, aynı sonucu oradan görmek mümkündür.

Dolayısıyla, buradaki kanunlara atıf yapması başka bir şey, o kanunu değiştirmesi başka bir şey. 3’üncü maddedeki her bir fıkra, her bir cümle bu kanunun, şu anda görüştüğümüz 338 sıra sayılı kanunun maddesidir. Buradan gidip başka bir kanunda değişiklik yapmıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) –Kanunun maddesi ise efendim… İtiraf etti “Kanunun maddesi” dedi. Yani kanunun maddesi ise ayrı görüşülmesi lazım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Dolayısıyla, başka bir kanunda değişiklik yapmadığı için de bütün tamamı bu kanunun esas maddesidir, metnidir.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Maddesi” dediniz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Evet, aynen öyle. Dolayısıyla, tüm olarak 3’üncü maddenin tek bir madde olarak görüşülmesi şeklindeki uygulama ve yorum doğrudur.

Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Temel New York’ta müteahhit olmuş, belediyeden ruhsat almış. “120 kat” demişler; Temel “Anladım, 120 kat, 1 çekme kat.” demiş.

Şimdi, bu, aynen öyle. Kaçak kat çıkmak gibi bir şey bu. Yani yasamanın saygınlığını yok etmesi bu.

Şimdi, bakınız, 1’inci fıkrada il özel idaresi, 2’ncide ilçe belediyeleri, 3’üncüde bağışlar, 4’üncü de köy korucuları, 5’incide madenler, 6’ncıda ruhsatlar. Yani bir maddenin içine bunları toplayacaksınız. Bu şu demektir: “Yani pek çok maddeyi, 7 maddeyi 1 maddenin içine toplarım, önerge sayısını da siyasi parti gruplarının 1 önerge sayısıyla sınırlandırırım.” Yasama faaliyetini gasbetmektir bu. Bu, kaçak kanun yapmaktır. Böyle bir mantık olabilir mi? Yani bu çoğunluğun… Yani utanmaz bir yasa olur bu. Böyle bir şey olamaz. Yani burada, hukuka uymadığını, İç Tüzük’e uymadığını, Anayasa’ya uymadığını anlamak için hukuk fakültesini bitirmeye gerek yok. Karga sesiyle bülbül sesini ayırt etmek için nasıl müzisyen olmaya gerek yoksa, bunu anlamak için de hukukçu olmaya gerek yok. Bu bir zekâ ürünü değildir, bu bir kurnazlıktır. Burada yapılan, kaçak bir yolla kanun yapma tekniğidir. Muhalefetin önünü kesmek için, önerge sayısını azaltmak için yapılmıştır. Haklı olarak ,tabii ki muhalefet partileri 1’den fazla önerge vermek durumunda kalıyorlar. Böyle bir kanun olabilir mi? Yani hukuk fakültesi mezunu arkadaşlarımız, siz de onlardan birisisiniz, sizin vicdanınız elveriyor mu buna? Sizin hukuk anlayışınız el veriyor mu? Böyle kanun olur mu?

BAŞKAN – Hayır, İç Tüzük’ün 91’inci maddesinin ikinci fıkrası çok net, açık Sayın İnce. (CHP sıralarından gürültüler)

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Bir sürü maddede değişiklik öngörüyor.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Anladım da, İç Tüzük var elimizde efendim. Yani Komisyonda görüşülmüş, bu şekilde gelmiş.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bu, kaçak kat çıkmaktır.

BAŞKAN - İç Tüzük’ün 91’inci maddesinin ikinci fıkrasını tekrar okuyalım isterseniz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, onu ben okudum, defalarca okudum. Peki, siz, sizin hukuk anlayışınıza göre…

OKTAY VURAL (İzmir) – Köy koruculuğu ile özel idare…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Birbirinden bu kadar kopuk olan, aralarında hiçbir bağ olmayan konular. Yani köy korucuları bir fıkrada, madenler bir yerde, ruhsatlar bir yerde, özel idare bir yerde, ilçe belediyesi bir yerde. Böyle kanun olur mu?

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın bakanlar, dinleyin!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Böyle kanun olur mu? Yazık, yazık! Yazık! Bu memleketin hukuk fakültelerinin 1’inci sınıfındaki çocuklar bile güler bize.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Yürütmeciler, dinleyin!

MUHARREM İNCE (Yalova) - Buna gülerler.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

Evet, 3’üncü madde üzerinde, biraz önce yaptığım açıklama gereğince, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisince verilen önergeler üzerinde de kura çekerek dört önergeyi okutacağım.

Evet, ilk önergeyi okutuyorum, AK PARTİ’nin önergesini...

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani usul tartışması…

Bizim önerge verebilmemiz için ara veriniz lütfen. Önerge vereceğiz, ara veriniz efendim. Düzenleyip yeni bir önerge vereceğiz efendim.

BAŞKAN – Evet, önergelerinizi belirlemeniz için, on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.48


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, 17.38’de ara verdiniz on dakika için. Şimdi tam elli bir dakika… Bu Meclisi çocuk oyuncağına çeviriyorsunuz. Maalesef bu, Meclis Başkanlığının yönetimsizliğinden kaynaklanıyor. Usulüne uygun olmayan raporlar geliyor buraya. Buraya ciddi bir komisyon ve hükûmet gelip oturmuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin karşısına olgunlaşmış bir komisyon metni, raporu gelmiyor ve siz zorluyorsunuz, milletvekilleriyle alay ediyorsunuz. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi alay yeri mi?

BAŞKAN – Sözleriniz tutanaklara geçti Sayın Genç.

Teşekkür ederim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN – Sözleriniz tutanaklara geçti.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya tutanaklara geçmesi değil kafanıza geçmesi lazım. Bu kafanızı toparlamanız lazım.

BAŞKAN – Sözleriniz sizinle mütenasip sözler efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Türkiye Büyük Millet Meclisinin onuruna yakışır bir yönetim göstermeniz lazım.

BAŞKAN – Sizinle müsemma, mütenasip sözler efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, bakın, ara veriyorsunuz AKP Grubu önerge getirsin diye. Böyle bir şey olur mu?

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Anayasa madde 6: Hiçbir kişi ya da organ Anayasa’dan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanamaz. Bu 3’üncü maddenin son fıkrası, bu Kanun’un uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeyi, düzenleyici ve yönlendirici işlemler yapmayı yönetmeliğe bırakmıştır. Yani merkezî yönetim ile yerel yönetim arasındaki görev paylaşımının bir bakanlığın yönetmelik, genelge düzenlemesine bırakılması Anayasa’nın 123’üncü maddesine aykırıdır. 123’üncü madde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.” diyor. Yani bu husus, bir bakanlığın genelge ve yönetmeliğine bırakılamayacak bir husustur; bu nedenle, Anayasa’ya aykırıdır. Bu konu görüşülemez, bunun düşürülmesi lazım. Öncelikle, bu yönde ben usul tartışması açılmasını istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, burada Anayasa’ya bakarsanız “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür...” diyor. Dolayısıyla, bu konuda tereddütleri gidermek, düzenleyici işlemler yapmak, düzenleyici yetki vermek bir bakanlığa kanunla olmadığı için tereddüt uyandırır. Bence o “düzenleyici” ibaresinin çıkarılması gerekiyor orada. Düzenleme kanunla olur, yetki verilemez, kanunla olur.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Hayır, yetki veriyorsun, yönetmelik yetkisi veriyorsun. Bak diyorsun ki: “İçişleri Bakanlığı yetkilidir.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani bu, o zaman yetki kanunu olurdu. Kanun hükmünde kararname olur; ki bu öyle olmaz, Bakanlar Kuruluna verilirdi. Düzenleyicilik konusunda problem var, tereddütleri giderme tamam ama düzenleme yapamaz; yeniden düzenleyemez.

Nurettin Bey, düzenleme yapamaz; düzenlemeyi biz kanunla yapacağız, tereddütleri gidereceğiz.

BAŞKAN – Evet, Sayın Öztürk. Değişiklik önergesi verilebilir üzerinde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Değişiklik önergesi verilebilir gruplar tarafından, diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, şimdi, bu egemenlik yetkisi kanunla yapılacağına ve -Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş bir görevdir.- kanunla düzenlendiğine göre, yürütmeye verilemez. Dolayısıyla düzenleyici işlem yapamaz; bu ihtilaflar, görev paylaşımı konusunda yeni bir düzenleyici işlem tahsis edemez. Dolayısıyla…

BAŞKAN – Ama bunun yolu da Anayasa Mahkemesine müracaat etmek yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, yani şimdi “Egemenlik yetkisi yürütmeye devredilmiştir.” diye bir kanun maddesi gelse “E, ne yapayım canım, Anayasa Mahkemesine gidin.” Böyle bir şey olur mu ya?

BAŞKAN – Hayır olur mu canım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım, usul tartışması açılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Efendim?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Usul tartışması açılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Usul tartışması…

Buyurun, lehte mi, aleyhte mi?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Lehte.

BAŞKAN – Lehte mi, aleyhte mi?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte.

Oturun o zaman.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Sayın Başkan, aleyhte.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Lehte.

BAŞKAN - Lehte, Mehmet Günal,

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte, Sayın Başkan.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Aleyhte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte, Oktay Vural.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Başkanım, ben “aleyhte” diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte, Enver Erdem, efendim.

BAŞKAN – Sayın Günal, buyurun.

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

2.- 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle görüşülüp görüşülemeyeceği hakkında

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, burada, tabii ki siz Anayasa Mahkemesine gönderiyorsunuz, “Doğrudan oraya gidin.” diyorsunuz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, düzenleme yetkisi… Sayın Canikli diyor ki: “Esasları bile belirlenir.” Esasları neyin belirlenir?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, kanunlara…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yok, yok.

Bizim yaptığımız kanunun uygulanmasına ilişkin esaslar belirlenir. Düzenleme yetkisini bakana veremeyiz, hatta yetersizlikleri gidermeyi, belirsizlikleri gidermeyi de bakanlara veremeyiz çünkü size söyledik kabul etmediniz, birleştirdiniz, hepsini tek maddeye koydunuz ama ayrı bakanlıkları ilgilendiren şey var. Yönlendirme yetkisinin bile Bakanlar Kurulunda olması lazım. Yani yönlendirme yetkisi bile olsa -düzenleme zaten olmaz ama- bunun bakanlar arasındaki anlaşmazlıkları gidermek üzere olması gerekiyor. Dolayısıyla, bu şekliyle Anayasa’nın 123’üncü maddesindeki şeye aykırı. Tabii, Sayın Başkan daha önce söyledi, geldi “Burada var.” diye, “Metnin içerisinde var.” diye bunun görüşülmesini istiyor. O, Kanunlar Kararlara soruyor, buradan da bakıyor, devam ediyor. O konuda kendi yetkisi dışında diye söylüyor ama hep söylediğimiz bir şey var: Demin eğer bunun ayrı ayrı görüşülmesi mümkün olsaydı görecektik ki ayrı hükümler var, ayrı bakanlıklar var. Dolayısıyla, bunların tek bir şey içerisinde, İçişleri Bakanlığının yetkisinde düzenlenmesi kanun yapma yetkisinin, yani düzenleme yetkisinin verilmesi anlamına geliyor. Sayın Bakanın tutumundan ziyade, burada, içerikte sorunumuz var. Yani Hükûmetin de, Komisyonun da bu konuda dikkatli olması lazım. İki bakanımız burada duruyor. Diyelim ki -az önce geldi Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız- iki bakan arasında şey varsa bunun çözüm mercisinin Bakanlar Kurulu olması gerekir. Onun için, kanun metnine Hükûmetin ve Komisyonunun dikkat ederek orada belki sizin de ortak önergenizle -bizim var önergemiz- oraya katılabilirseniz onun üzerinde tekrar tartışırız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Enver Erdem, Elâzığ Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, bu tasarı İçişleri Komisyonuna geldiği günden itibaren Anayasa’ya aykırılığıyla alakalı yüzlerce, binlerce defa gündeme getirilmiş olmasına rağmen kimsenin kılı kıpırdamıyor.

Şimdi, mahallî idareler… Anayasa’nın 127’nci maddesinin birinci fıkrası: “Mahallî idareler; il, belediye ve köy halklarının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.” Yani bunların, il özel idarelerinin, belediyelerin ve köylerin kamu tüzel kişisi olduğu Anayasa hükmüdür arkadaşlar. Şimdi, siz, burada bir kanun tasarısıyla bu tüzel kişilikleri nasıl kaldıracaksınız? Yine Anayasa’nın 169’uncu, 170’inci maddelerinde orman köylüsü tarif ediliyor, orman köylüsünün hak ve menfaatlerinden bahsediliyor. Siz şimdi bu tasarıyla “orman köylüsü” kavramını nasıl kaldıracaksınız?

Anayasa’nın 126’ncı maddesinde, arkadaşlar, merkezî yönetim ve yerel yönetimden bahsediliyor. Şimdi, siz bu düzenlemeyle merkezî yönetimi ve yerel yönetimi birbirine hem karıştırıyorsunuz hem merkezî yönetimi ortadan kaldırıyorsunuz.

Açık ve net olarak Anayasa’ya aykırı olan bu düzenlemenin, getirmiş olduğunuz bu düzenlemenin, Anayasa’ya aykırılığını başka nasıl ifade edelim? Yani sizlerin… Allah’ınızı severseniz biraz kalplerinizi açın. Yani sürekli Sayın Başbakanın söylediği gibi “kalp”leriniz mi mühürlenmiş? Yani bunu görün artık. Bu, Anayasa’ya aykırıysa, aykırı olduğunu sizler de kabul edin ve ona göre… Komisyonda gönderilebilirdi, Anayasa’ya aykırılığı tespit edilip gönderilebilirdi; orada Sayın Başkan göndermedi. Buraya geldik, burada da Anayasa’ya aykırılığıyla alakalı konuyu görüşmek ve karar vermek üzere Anayasa Komisyonuna gitmesi lazım. Şimdi bunu yapamazsanız yani yarın millete bunun cevabını, Allah’a bunun cevabını nasıl vereceksiniz? (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Lehte söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Usul tartışmasının konusu, 3’üncü maddenin (9)’uncu fıkrasındaki “düzenleyici” ifadesi. “Düzenleyici” ifadesinin burada yer alamayacağı, bir başka ifadeyle kanunla Bakanlığa böyle bir düzenleyici işlem yapma yetkisi verilemeyeceği iddiasından kaynaklanıyordu, oradan geliyor tartışmanın esas kaynağı.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu, aslında standart bir ifade. Esas itibarıyla da kanunların uygulanmasını göstermek ve tereddütleri gidermek amacıyla getirilen ve bu amaçla ikincil mevzuat düzenleme yetkisi veren -Bakanlığa ya da ilgili bakanlığa- bir madde. Nitekim, cümlenin başına baktığınız zaman zaten “Bu Kanunun uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeye…” diye başlıyor.

Ayrıca, bakın, değerli arkadaşlar, diyelim ki bu konuda Bakanlık, yetkisini aşarak, kanunla düzenlenmesi gereken bir hususu, ikincil mevzuat olarak yönetmelikte düzenledi. Bu durumda, o, mutlaka iptal edilir. Yani, örnek olarak söylüyorum: Özlük haklarıyla ilgili, kanunla düzenlenmesi gereken bir husus hakkında tebliğ ya da yönetmelikte hüküm dercetti. Bu durum da çok açık bir şekilde Anayasa’ya ve yasalara aykırılık teşkil eder ve ilgili kurum, ilgili yargı merci de o yönetmeliği ya da o tebliği iptal eder. Dolayısıyla, bunun burada yer almış olması, bu Bakanlığa, yani “düzenleyici” ifadesini biraz önce iddia edildiği gibi anlamda yorumlasak dâhi, bu konularda, bu içerikte bir düzenleme yapma yetkisi kesinlikle vermez. Verdiği zaman da gereken düzeltmeler yargı tarafından yapılır. Dolayısıyla, burada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Hatta bir çok kanunda, klasik olarak “Bu konuyla ilgili usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı ya da Bakanlar Kurulu ya da ilgili bakanlık yetkilidir.” şeklinde çok şablon, standart bir ifade yer alır. Orada, bakın, “usul”ün yanında bir de ”esas” kelimesi yer alır. Ama burada kastedilen “esas” kanunla, mutlaka sadece kanunla düzenlenmesi gereken bir kuralı düzenleme yetkisi vermez ama onun kuralı bellidir; o, ancak kanunla düzenlenir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

Aleyhte söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa madde 6: Hiçbir kimse ya da organ Anayasa’dan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanamaz.

Görüşülmekte olan tasarının 3’üncü maddesinin son fıkrası ise, merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasında görev paylaşımını bir bakanlığın yönetmelik, genelge ve düzenlemelerine bırakmıştır. Bu, Anayasa’nın hem idarenin hem de yerel yönetimlerin ilgili düzenlemelerinin kanunla yapılmasına ilişkin 123’üncü maddesinin birinci fıkrasına açıkça aykırıdır.

Şimdi, burada Sayın Canikli, bunun, tereddütleri gidermeye yönelik bir düzenleme olduğunu, madde olduğunu söyledi. Burada tereddütleri gidermeye, -virgül- düzenleyici ve yönlendirici işlemler yapmaya İçişleri Bakanlığı yetkili kılınmış.

Şimdi, tereddütleri gidermek açıklayıcı bir işlemdir ama düzenleyici işlemler ise kurucu işlemlerdir. Dolayısıyla, buradaki kurucu işlemi Türkiye Büyük Millet Meclisi kanunla ancak yapabilir. Bunu, siz, yürütme organından birisine terk edemezseniz. Burada, eğer terk ederseniz, Anayasa’nın 6’ncı maddesine aykırı olarak kişilere Anayasa’dan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanma hakkı vermiş olursunuz. Bu nedenle bu, Anayasa’ya aykırıdır.

Anayasa’ya aykırılık iddiaları öncelikle görüşülmek durumundadır. Meclis Başkanının “Canım, Anayasa Mahkemesi var, oraya gidersiniz.” demeye hakkı yoktur. Anayasa Mahkemesi, açık ve seçik Anayasa’ya aykırı olup olmaması konusunda belirsiz, yani bizim çıplak gözle belirleyemeyeceğimiz hususları belirler ama açıkça Anayasa’ya aykırı olan bir hususu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının görüşmesi Anayasa’nın 95’inci maddesine aykırıdır. Çünkü, Anayasa’nın 95’inci maddesi “Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İç Tüzük hükümlerine göre yürütür.” demektedir. Kendi yaptığı İç Tüzük hükümleri de Anayasa’ya uygun olarak yapılmış kurallardır, dolayısıyla o kurallara göre yürütülmesi gerekmektedir. 

Değerli arkadaşlarım, aslında bu tasarının doğru bir tarafı yok, baştan itibaren Anayasa’ya aykırılıklarla dolu bir tasarı, hukuk devleti ilkesine aykırı bir tasarı, Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir tasarı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Meclis Başkanlığının öncelikle bu yönlerden açıklama yapması gerekir.

Kaldı ki, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilinin, Meclis Başkanlık Divanını işaret ederek, saati işaret ederek yönlendirmesi doğru bir işlem değildir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, hayır, yönlendirme değil…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Bu, Meclis Divanını tahakküm etmeye yönelik bir işlemdir, doğru bulmuyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Arkadaşlar, yarım dakika geçti.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, süreden dolayı… Karşıdaki saate bakarsanız iki dakikalık süre ayarlanmadığı için.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sen Grup Başkan Vekilisin, senin dediğin şey geçiyor, benim grup başkan vekilim işaret etmiyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, idare hukukunda düzenleyici işlem, ikincil mevzuat olarak da adlandırılan yönetmelik, genelge, yönerge gibi düzenlemeleri ifade eder. Anayasa’nın 124’üncü maddesinde bakanlıkların yönetmelik çıkarabileceği öngörülmüştür. Çeşitli kanunlarda uygulamada doğabilecek tereddütleri gidermeye ilgili bakanın yetkili olduğuna dair hükümlere de yer verilmektedir.

Bilgilerinize sunulur.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, bakın “tereddütleri gidermeye” diyorsunuz. Orada “tereddütleri gidermeye, -virgül-düzenleyici işlemler yapmaya…” Onu niye okumuyorsunuz? Yani şimdi, bakın, bir sipariş etmişsiniz kanunlara, kanunlar bile…

BAŞKAN – Hayır, ben maddeden okumadım ki; evet, kendi düşüncemi okuyorum ben.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bakın, en son okuduğunuz tutanağı getirtin.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Düzenleyici işlem”e gerek yok Başkan, söylediğiniz doğru.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bakın, orada “tereddütler gidermeye” diyor. Ya şimdi akıl var, mantık var. “Tereddütleri giderme, -virgül- düzenleyici işlem yapmak.” Ama siz Meclisi yanıltıyorsunuz Sayın Başkan, “Madde tereddütleri gidermek şeklinde düzenlendi.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Tutumumda bir değişiklik söz konusu değil.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ne demek söz konusu değil Başkan ya? Okuduğunuz orada. “Düzenleyici işlemler” var orada, maddede.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

 GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De-ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)  (Devam)

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde 5 adet önerge vardır, ancak önerge işlemlerine başlamadan önce Sayın Başkanın bir açıklaması var.

Buyurun Sayın Başkan.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, tasarının 2’nci maddesinin (25)’inci fıkrasında yapılan redaksiyonun rapor metnine eksik yansıtılmasıyla ilgili olarak Sayın Oktay Vural’ın dile getirdiği konu hakkında bilgi sunmak istiyorum.

 Malumları olduğu üzere, Genel Kuruldaki görüşmeler Komisyonun kabul ettiği metin üzerinden yürütülmektedir. Komisyonumuzda ise görüşmeler sırasında kabul edilen önergeler ve alınan redaksiyon yetkisi gereğince metne son şekli verilmektedir. Redaksiyon yetkisi kavram, anlam ve dil birliğinin, Türkçemizin doğru kullanımının ve yazım kurallarına uygunluğun sağlanması amacıyla, anlam ve hüküm değişikliğine yol açmayacak şekilde gerekli düzeltmelerin yapılması amacıyla kullanılmaktadır.

Nitekim,  338 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun 153’üncü sayfasında Komisyonumuzda alınan genel redaksiyon yetkisi ifade edilmiştir. Ancak 338 sıra sayılı Rapor’un 150’nci sayfasında tasarının 2’nci maddesinin (25)’inci fıkrasında -redaksiyon yetkisinin nasıl kullanıldığına ilişkin alt paragrafta- alt komisyon metnindeki “yer alan” ifadesinden sonra gelen “mahalle” ifadesi Komisyon tutanaklarında yer almasına rağmen, raporda sehven yer almamıştır.

Tutanaklara geçmesi amacıyla bu yazım eksikliğinin ifade edilmesine ihtiyaç duyulmuştur.

Sayın Oktay Vural’a teşekkür ediyor, Genel Kurulun bilgilerine saygılarımla arz ediyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, önergeleri geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair kanun Tasarısı'nın 3 üncü maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                    Ramazan Can

                         Giresun                                   İstanbul                                  Kırıkkale

                 Osman Aşkın Bak                 Ahmet Berat Çonkar                        Ali Şahin

                         İstanbul                                   İstanbul                                  Gaziantep

                     Yusuf Başer                            Hilmi Bilgin                        H. Hami Yıldırım

                          Yozgat                                      Sivas                                      Burdur

"(7) İl özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde;

a) 3213 sayılı Kanuna göre verilen maden ruhsatları için il özel idareleri ve köylere hizmet götürme birliklerine verilen Devlet hakkı, I (a) grubu madenler için alınan harçlar ile aynı Kanuna göre valiliklerce yapılan I (a) grubu maden ihalelerinden elde edilen gelirler,

b) 5686 sayılı Kanuna göre verilen idare payına ilişkin gelirler ve harçlar ile aynı Kanun gereğince valiliklerce yapılan ihalelerden elde edilen gelirler,

c) 3213 ve 5686 sayılı Kanunlar gereğince valilik ve kaymakamlıklarca uygulanan idari para cezaları,

ç) 3213 ve 5686 sayılı Kanunlar gereğince yapılan  ihaleler nedeniyle alınan teminatlardan elde edilen gelirler, genel bütçeye genel bütçeye gelir kaydedilir.

(8) Bu maddenin yedinci fıkrası kapsamında elde edileceği tahmin edilen gelirler esas alınarak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek konulur. Bu ödenekler öncelikle madenin veya jeotermal ve doğal mineralli su kaynaklarının bulunduğu yere en yakın yerleşim yerlerinin altyapı ve mahalli müşterek ihtiyaçlarında kullanılmak üzere İçişleri Bakanlığı bütçesine aktarılır. Aktarılan bu ödenekler Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları aracılığı ile kullanılır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair kanun Tasarısı'nın 3 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini, diğer fıkraların teselsülünü arz ve teklif ederiz.

                                                                                                          İdris Naim Şahin

                                                                                                                    Ordu

                                                                                                            İçişleri Bakanı

3- "21.07.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesi kapsamında il özel idarelerince kullanılan haklar ve yetkiler ile yürütülen görevler, il özel idaresi bulunmayan illerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca kullanılır ve yürütülür. Bahsedilen kanun hükmü uyarınca toplanan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı tutarları, defterdarlıklar bünyesinde açılan emanet hesaplarına aktarılır. Toplanan paraların yüzde yirmilik kısmı Kültür ve Turizm Bakanlığının öncelik vereceği projelerde kullanılır. Yıl içinde proje karşılığı tahsis edilmeyen miktar aynı amaçla kullanılmak üzere kültür ve turizm bakanlığı bütçesine aktarılır. Aktarılan bu miktarları aynı amaçla kullanmak üzere gelecek yıl bütçesine aktarmaya Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 3. maddesinin 2. ve 9. fıkralarının Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle metinden çıkarılmasını;

Yine 1. ve 3. fıkraların metinden çıkartılmasını, 5. ve 6 .fıkralarının "illerde" sözcüğünden sonra “ilgili mahalle ihtiyar heyeti ile ilçe Belediye Meclisinin olur görüşleri üzerine" sözleri eklenerek değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Birgül Ayman Güler                    Muharrem Işık                        Namık Havutça

                           İzmir                                     Erzincan                                  Balıkesir

              Dilek Akagün Yılmaz             Mehmet S. Kesimoğlu                    Ali Serindağ

                           Uşak                                    Kırklareli                                 Gaziantep

                                                                      Celal Dinçer

                                                                         İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı  Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 3. Maddesi'nin dördüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

(4) "Bu kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan köylerde görev yapan geçici ve gönüllü köy korucularının da tüzel kişiliklerine son verilir."

                    Pervin Buldan                         İbrahim Binici                             Erol Dora

                            Iğdır                                     Şanlıurfa                                   Mardin

            Hüsamettin Zenderlioğlu                   Halil Aksoy                            Levent Tüzel

                           Bitlis                                        Ağrı                                      İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu”nu ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının 3. Maddesinin 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9.fıkraları aşağıdaki gibi değiştirilmiştir. Arz ederiz.

                  Mehmet Erdoğan              Hasan Hüseyin Türkoğlu                  Enver Erdem

                          Muğla                                   Osmaniye                                   Elâzığ

                        Alim Işık                             Mehmet Günal                       Nevzat Korkmaz

                         Kütahya                                   Antalya                                    Isparta

                                                                    Sadir Durmaz

                                                                          Yozgat

"(2) Mevzuatla il özel idarelerine yapılan atıflar bu Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri için ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, Hazineye, valiliklere, büyükşehir belediyelerine ve bağlı kuruluşlarına veya ilçe belediyelerine yapılmış sayılır. Tüzel kişiliği kaldırılan il özel idarelerine 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İI Özel idaresi Kanunu ve diğer mevzuatla verilmiş olan yetki, görev ve sorumluluklar Valilikler tarafından kullanılır ve yerine getirilir. Söz konusu il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönem ve yapılan işlemlere ilişkin olarak açılan davalarda muhatap, valiliklerdir."

“Bu kanunla Tüzel kişiliği kaldırılan il özel idaresi, belediye veya köy tüzel kişiliklerine şartlı olarak bağışı yapılan taşınır ve taşınmazları hakkında 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır.”

“Bu Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan köylerde görev yapan geçici ve gönüllü köy korucuları hâlen görev yaptıkları yerlerde görev yapmaya devam ederler. Bunların 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu ve diğer mevzuatta kendileri için öngörülen haklara ilave olarak sosyal güvenlik pirimi devlet tarafından karşılanır ve  ücretleri asgari ücretin yüzde 150’sinden az olamaz.”

“4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa göre verilen I (a) grubu maden ruhsatı ile 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununa göre verilen jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ruhsatına ve bütün hususlara ilişkin yetki ve görevler, il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülür."

“3213 sayılı Kanuna göre maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin denetim dâhil tüm yetki ve görevler, il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülür."

“İl özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde, 3213 sayılı Kanuna göre verilen maden ruhsatları için il özel idareleri ve köylere hizmet götürme birliklerine verilen Devlet hakkı, I (a) grubu madenler için alınan harçlar ile 5686 sayılı Kanuna göre verilen idare payına ilişkin gelirler ve harçlar genel bütçeye aktarılır.''

“İl özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde, 3213 sayılı Kanuna göre yapılan I (a) grubu maden ihaleleri ve 5686 sayılı Kanun gereğince valiliklerce yapılan ihalelerden elde edilen gelirler ile valiliklerce uygulanan idari para cezaları ve teminat iratları genel bütçeye aktarılır.”

“Bu Kanunun uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeye ve yönlendirici işlemler yapmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce bununla ilgili bir usul tartışmatartışması yaşadık. Bu maddede “Çeşitli hükümler” başlığı altında… Arkadaşlarımız daha önceki örnekleri söylediler ama bunun (1)’inci fıkrası tip mimari projelerle ilgili. Ben şimdi size alakasını söyleyeceğim, siz de elinizi vicdanınıza koyup karar verin.

Atıflarla ilgili, bağışlarla ilgili, köy korucularıyla ilgili. Burada sadece birleştirilebilecek mahiyette olan –tamamıyla, aslında birleştirilmemesi gereken ama- (5), (6), (7) ve (8) var. Onları da içinde “Maden” kelimesi geçiyor diye haydi birleştirdiniz. (1), (2), (3), (4) hiç birbiriyle alakası olmayan düzenlemeler getiriyor. Maalesef, bu gibi hususlar aslında geçiş hükümleri olarak genelde kanun teklif ve tasarılarının sonunda geçici maddeyle düzenlenen hükümler ama burada işin esasına girmiş, metnin içerisindeki, asıl metin içerisindeki maddelerin, böyle, bize kod madde gibi düzenletilmesi doğru değil, öncelikle onu söyleyeyim. En fazla, zorladığınız zaman yapabileceğiniz (5), (6), (7) ve (8)’inci fıkralar. Onu  da içinde “Maden” geçiyor diye haydi birleştirdiniz diyelim, diğerlerinin hiçbirinin alakası yok değerli arkadaşlar.

Şimdi, Sayın Başkan, burada, bu maddenin içerisindeki demin tartıştığımız kısım, hakikaten burada 123’üncü maddeye aykırı bir durum var. Yani birbiriyle alakasız, az önce saydım, tip projeler var, köy kanunuyla ilgili var, korucularla ilgili var. Ee, peki bunlarla ilgili şeyi kim giderecek? Diyelim ki düzenlemeyi çıkardık, sorun çözülmüyor. Bizim önergemizin içerisinde “Bakanlar Kurulu yetkilidir.” var. Şimdi, iki bakan anlaşamadığınız zaman kim çözer? Öyle bakmayın, bakanlık içerisindeki kurumlar anlaşamıyor. Yukarıda SPK Kanunu’nu görüşüyoruz, aynı bakanlığa bağlı kurumlar, o “Olmaz.” diyor, o “Ben bunu kabul etmem” diyor. Ya biriniz frenci, biriniz gazcı oldunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Anlaşamazsa Sayın Bakan biber gazını kullanır!

MEHMET GÜNAL (Devamla) -  “Herkes birbirine çakıyor.” Sayın Arınç’ın tabiriyle. Yani uzlaşmazlık makamı neresi? Sayın Başbakan. Yani Bakanlar Kurulunda bir araya geleceğiz. Yani onun için, en azından bizim bu önergemizi kabul ederseniz bu kısmını Anayasa’ya aykırı olmaktan kurtarmış oluruz.

Şimdi, biz burada -değerli arkadaşlar- sürekli olarak suçlanıyoruz. Asıl olarak suçlanması gereken sizsiniz, İç Tüzük’e aykırı davrandığınız için. Biz demokratik olarak İç Tüzük’ün, Anayasa’nın bize verdiği yetkiyi kullanıyoruz. Daha doğrusu, milletin bize verdiği muhalefet etme yetkisini kullanıyoruz. Bunu elimizden alma hakkınız yok. Yani ne yapalım? Sizin parmak çoğunluğunuz var, “Biz geçirelim.” Tamam, vebalini üstlenmek zorundasınız. Vebalini nasıl üstleneceksiniz? Biz bunun yanlış olduğunu kamuoyuna anlatacağız, siz de doğru olduğunu anlatacaksınız ama doğru bir şekilde ve meşru kurallara riayet ederek, Anayasa’ya, İç Tüzük’e riayet ederek anlatacağız. Biz anlatacağız, ondan sonra vatandaş kararını verecek. Peki bu saatten sonra vatandaş duyuyor mu? Hayır. Geçmiş olsun! Saat yediyi geçti. Biz size söylüyoruz, çok meraklı olanlar İnternet’ten seyrediyor.

Değerli arkadaşlar, bu, bir dayatmadır. Bizim karşı olduğumuz budur. İçeriğini tartışırız; siz de söylersiniz, biz de söyleriz. Oylarsınız, biz de Türk milletine aldığımız yetkiyi, emaneti teslim eder şekilde deriz ki: “Adalet ve Kalkınma Partisi böyle yapıyor. Ey millet, haberiniz olsun.” Onun için, böyle bir oldubittiyle bu maddeleri bir araya sıkıştırarak Anayasa’ya ve İç Tüzük’e aykırı şekilde bu Komisyon Raporu’nun ve tasarının tartışılması doğru değildir.

Ayrıca, şimdi arada arkadaşlarımız itiraz etti “Neyi bekliyoruz?” diye. Hükûmetten bir önerge gelmesi bekleniyormuş. Bakıyoruz bu Hükûmetten gelen önergeye -az önce arkadaşlarımız okudu- “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde il özel idarelerince kullanılan haklar ve yetkilerle yürütülen görevler il özel idaresi bulunmayan illerde Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığınca kullanılır.” diyor. Sonrasında “Buradaki katkı payı tutarları defterdarlıklar bünyesinde emanete aktarılır.” Sonra -asıl burada geliyor- “Toplanan paraların yüzde 20’lik kısmı Kültür ve Turizm Bakanlığının öncelik vereceği projelerde kullanılır.” Sayın Bakan geldi, önergeyi verdi, gitti.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gitmedi,orada duruyor.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ee, şimdi, daha önce nereye gidiyordu? Belediyelere mi gidiyordu Sayın Bakanım? Yani…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Arkanda... Arkanda…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Duruyor mu? Peki, şimdi, haydi onu da anladık da haydi neyse anladık… Diyecek ki: Ben turizmle ilgili yerlere kullanacağım.

Sayın Günay, Sayın Bakanım, size söylüyorum, “Maddeyi almışsınız, gidiyorsunuz.” diyorum. Tamam öncelik vereceğiniz projeleri anladım da, bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak o paraların tekrar Turizm Bakanlığının bütçesine aktarılmasını anlayamadım. Yani, “Onda da partizan davranırsınız.” diyemiyor, şimdi görmeden uygulamayı da…Turizm önceliğine bir şey demiyorum da, artanları niye bütçeye aktarıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Aynı amaçla. Uygulamalarımızı biliyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Hayır, aynı amaçla değil, emanet hesapta dolaşsın. Ondan sonra da gene aynı amaçla kullanırsınız yani  tekrar Turizm Bakanlığının bütçesine… Herhâlde bütçe açığının kapatılması için turizmden de destek bekliyorsunuz diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarında alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı Sayın Başkan.

III.- YOKLAMA

(MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, toplantı yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunacağım ancak bir yoklama talebi var.

Sayın Vural, Sayın Günal, Sayın Durmaz, Sayın Korkmaz, Sayın Şimşek, Sayın Halaçoğlu, Sayın Erdoğan, Sayın Işık, Sayın Demirel, Sayın Erdem, Sayın Öz, Sayın Öztürk, Sayın Özensoy, Sayın Adan, Sayın Akşener, Sayın Topcu, Sayın Başesgioğlu, Sayın Halaman, Sayın Belen, Sayın Çınar

Evet, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De-ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)  (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3. Maddesi'nin dördüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“(4) Bu kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan köylerde görev yapan geçici ve gönüllü köy korucularının da tüzel kişiliklerine son verilir.”

                                                                                        Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Levent Tüzel, İstanbul Milletvekili.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir tasarı daha halkımızın… Kent ve kırında, ülkenin değişik bölgelerinde yaşayan halkımızın geleceğini, yaşamını son derece ilgilendiren bir yasayı ancak işte böyle kapalı bir ortamda konuşuyor oluyoruz. Onca tartışmadan sonra ancak konuya girebildik.

Ben de bu 3’üncü maddeyle ilgili, önce demokratikleşmeyle ilgili kısmını, daha sonra da barışla ilgili kısmını değerlendirmek istiyorum. Bu düzenlemeyle, bir kez daha, Hükûmet, merkezîyetçi, bürokratik, otoriter yapısını tekrar güçlendirmek istiyor ve birçok laf kalabalığı arkasında, şimdiye kadar yapılan birçok yasalarda olduğu gibi, “katılım”, “saydamlık”, “yerindenlik”, “yerel katılım”, “yerel demokrasi” lafları arkasında aslında, yeniden, başkanlık sistemine doğru ileri atılmış bir adım gerçekleştiriyor. Sadece bu da değil tabii. Yani atanmış valilerin seçilmişleri devre dışı bırakması, il özel idarelerinin kaldırılması, bunların yerine yatırım izleme koordinasyon merkezînin kurulması; bütün bunlarda sadece demokrasiyi, katılımcılığı, halkın iradesini ortadan kaldırma değil, tabii ki, şimdiye kadar çıkan bütün yasalarda olduğu gibi rant ve yağmadaki engelleri temizleme de var. Tabii ki, yine aynı şekilde, siyasi seçim hesaplarıyla Hükûmetin kendine bağlı belediyelerin sayısını artırma hesapları da var ama bütün burada yani kaldırılan belediyeler, köyler, bütün buralarda çalışanların hakkı ne olacak? Bu, çalışanlara sorulmuyor; tıpkı o belediyelere katılmak isteyen, belediyelerin yönetimini belirleyen halka sorulmadığı gibi. Yani hiçbir yerde, bu yasa getirilirken, referandum yoluyla “Sizin buna izniniz var mı, onayınız var mı, buradaki belediyeleri kaldırıyoruz, il özel idarelerini kaldırıyoruz, siz ne dersiniz?” diye halka sorulmuyor. Peki, kime soruluyor? İşte demin tartışıldığı gibi, İçişleri Bakanına soruluyor. Doğacak anlaşmazlıklarda, birtakım şeyleri düzenleme konusunda İçişleri Bakanı tek yetkili.

Açıkçası, vali, İçişleri Bakanı ve Başbakan bu zincir içerisinde. Bütün yetkiler, karar… Özel bürolar, özel görevliler eliyle, personel eliyle bir karar ve yetki mekanizması oluşuyor.

“Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezî ne yapacak?” derseniz. İşte, kentinden kırına bütün bu alanlar, tarım alanları ve buradaki madenler, HES’ler, su kaynakları, ormanlar, yaylalar, sit alanları, bütün kıyılar yeniden sermayeye ruhsatlanmak üzere, yağmalanmak üzere. Herhâlde Başbakan, bu yasayla birlikte ülkenin en büyük işvereni, en büyük taşeronu olacak. Kim için çıkarılıyor? Yerli, yabancı, uluslararası yağmacı kuruluşların bu alanları yağmalaması ve ruhsatlandırması üzerine.

Tabii ki hizmet alımında her zamanki gibi eşitsizlik ve ayrımcılık bir kez daha karşımıza çıkıyor. Şimdi söylenecek şey çok ama hızla barış kısmına geçmek istiyorum değişiklik önergesinin. Köyü kaldırıyorsunuz ama köy koruyuculuğunu kaldırmıyorsunuz.

Şimdi, bu Hükûmetin halkın en çok ihtiyaç duyduğu barış konusunda adım atması gerekiyor. 1985’te getirilen düzenlemenin en son Mardin Bilge köyünde 44 kişinin ölmesiyle bu köy koruculuğunun nasıl bir suç örgütüne dönüştüğünü hep birlikte gördük. 45 bin kişi bu alanda istihdam ediliyor ama bu istihdama artık son verilmesi lazım. Ne için getirildi bu köy koruculuğu? Çözülmeyen, savaşla yok edilmek istenen ve kendine bağlanmak istenen Kürt sorununda getirildi. Şimdi çözülmeyen Kürt sorunu, binlerce açlık greviyle, cezaevlerinde, bütün ülkenin gündemine gelmiş durumda ve şimdi, bugün 58’inci güne dayanmış durumda.

Biraz önceki oturumda AKP milletvekilinin, cezaevlerini dolaşan milletvekilinin açlık grevindekilerin hâlsizliğini ve hasta hâlini görmezden gelmesi, burada gerçekten ölümleri ister ve seyirci kalan bir hâl demektir ve bu şekilde aleyhte konuşmasını gerçekten ben esefle karşılıyorum. Eğer ki Hükûmetin halkla kucaklaşma, Kürt halkıyla barışma, bu ülkede toplumsal barışı sağlama diye bir derdi varsa, gerçekten ölümleri önleme diye bir niyeti varsa derhâl adım atılmalı. Bu halkın çocukları, evlatlarımız ölmesin ve Kürt sorununda konuşularak, demokratik, siyasi müzakere yoluyla çözümün önü açılsın diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (Devamla) – Yoksa tarih bu Hükûmeti affetmeyecektir.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama talep ediyorum.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Günaydın, Sayın Havutça, Sayın Dinçer, Sayın Öner, Sayın Köprülü, Sayın Işık, Sayın Öztürk, Sayın Genç, Sayın Çetin, Sayın Güler, Sayın Nazlıaka, Sayın Öz, Sayın Yüksel, Sayın Moroğlu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Tanrıkulu, Sayın Türmen, Sayın Çıray, Sayın Akgöl.

Evet, iki dakika süre veriyorum.

 (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 3. maddesinin 2. ve 9. fıkralarının Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle metinden çıkarılmasını;

Yine 1. ve 3.fıkraların metinden çıkartılmasını, 5. ve 6. fıkralarının "illerde" sözcüğünden sonra “ilgili mahalle ihtiyar heyeti ile ilçe Belediye Meclisinin olur görüşleri üzerine" sözleri eklenerek değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                        Muharrem Işık (Erzincan) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

Celal Dinçer, İstanbul Milletvekili; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında, büyük sakıncalar içeren bu kanun tasarısının    -temenni etmeyiz ama- yasalaşması hâlinde ülke bütünlüğü açısından arzu edilmeyen sonuçlar doğuracağını, milletin bunun hesabını sizlere çok ağır bir şekilde ödeteceğini belirtmek istiyorum.

AKP İktidarı, çılgın projeler ürettiğini zannederek çılgınlık yapıp hem içte hem de dış politikada ülkemizi maceraya sürüklemektedir. Bu yasa geçerse Türk tarihi bugünü kara bir gün olarak yazacaktır. Allah, sizi, devletin kuruluş hukukunu değiştiren ve parçalanmasına yol açan düzenlemeleri getiren ve cenaze namazında helallik verilmeyen Osmanlı Paşası, Osmanlı Sadrazamı Âli Paşa’nın durumuna düşürmesin.

Dün gece, Sayın İçişleri Bakanımızın son dakikada seçim kazanmaya yönelik verdiği önergeyi hepimiz yerinde gördük, ibretle izledik.

Değerli arkadaşlar, Sakarya’daki görevim sırasında Marmara depremini yaşadım. Bu depremde hafızamda kalan bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum: Yeni yaptırdığı bir binanın taşıyıcı zemininde bulunan kolonları keserek alt zemin katını oto galerisi yapmak isteyen bir vatandaşımız, bütün ikazlara rağmen bu kolonları kesmiş. Depremden sonra bu bina yerle bir oldu. Bütün ikazları dinlemeyen bu şahıs, ailesi ve beraberinde 5 aile maalesef depremde can verdi ve bu insanın kapıldığı para hırsı, onun da acı sonu oldu.

Şimdi, sizler seçim kazanmak hırsı ile ülkemizin temel direkleriyle oynuyorsunuz. Dikkat edin, bu ülke parçalanırsa siz de altında kalırsınız. Bu kadar hırs hem ülkemize hem de sizin sağlığınıza iyi değildir.

Habur’daki çadır oyununun bir benzerini şimdi Mecliste sergiliyorsunuz, buna da “demokrasi oyunu” diyorsunuz. Silivri’de sergiliyorsunuz, terör örgütü üst düzey yöneticisini tanık, onunla mücadele eden kahraman bir Türk Silahlı Kuvvetlerinin Genelkurmay Başkanını sanık olarak yargılıyorsunuz. Muhalefetin ikazlarına sırt çeviriyorsunuz. Bütün yasaları sizin değirmeninize su taşıyacak şekilde çıkarıyorsunuz veya öyle zannediyorsunuz. Sizler çocuk mu kandırıyorsunuz?

Yirmi dokuz ili büyükşehir yaparak 250 kilometre mesafedeki yerleri buralara bağlayıp hizmet almasını bekliyorsunuz ama bir gece yarısı önergesiyle 1.500 metre mesafedeki bir birimi Yenimahalle Belediyesinden koparıp “mesafe uzak” diye başka ilçelere bağlıyorsunuz.

Bu tasarıda, büyükşehir olan il belediyeleri için -kurulacak diğer ilçelerde de aynı şekilde- objektif hiçbir ölçüye bağlanmadan listeler yapılmıştır. Kahramanmaraş’ta, Hatay’da, Şişli’de ve son olarak -demin de arz ettiğim gibi- Yenimahalle’de yapılan bu değişiklikler tamamen seçim kazanmaya yönelik değişikliklerdir. Bu tür değişiklikleri niçin orada yaşayan halka sormuyorsunuz? Halktan korkuyor musunuz? Yüreğiniz varsa bu değişikliği halka sorun, o zaman cevabını alacaksınız.

Geçmişte seçim sonuçlarını beğenmediği için Kırşehir’i ilçe yapan zihniyet neyse, bugün de seçimlerde -kendi tabiriyle- ele geçiremediği illeri parçalamaya çalışan zihniyet arasında hiçbir fark yoktur ancak oyun sürerken kuralları değiştirerek faul yapanlara vatandaşın tepkisi dün ne ise bugün de öyle olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın İçişleri Bakanının bu ülkede bakanlık yapmış Genel Başkan Yardımcısı Sayın Adnan Keskin hakkında söylediği sözlerin yakışık almadığını da burada belirtmek istiyorum. Bakanın sözlerini ben, karakolda bir vatandaşımızı döven, daha sonra da vatandaştan şikâyetçi olup bu vatandaşı döverken ellerinin incindiğini ve davacı olduklarını belirten polislerin beyanına benzetiyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, dikkatinizi çekmek istiyorum. Çok sayıda belediye kapanıyor, çok sayıda çığlık duyuyoruz. Acaba, AKP sıralarında bu çığlıkları hiç duyan yok mu, yoksa aldıkları talimat gereği bunları duymazlıktan mı geliyorlar?

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısı gerçekleşirse, kanunlaşırsa yüzlerce il özel idare ve belediye personeli çok perişanlık yaşayacaktır. Bu tasarıda, dediğim gibi, toplum mühendisliği yapılmaktadır, toplum dönüştürülmek istenmektedir. Dolayısıyla Anayasa’ya aykırı bu yasanın geri çekilmesi Türk toplumu için faydalı olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CELAL DİNÇER (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım...

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN - Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Günaydın, Sayın Havutça, Sayın Çelebi, Sayın Cengiz, Sayın Öner, Sayın Köprülü, Sayın Işık, Sayın Güler, Sayın Öztürk, Sayın Genç, Sayın Nazlıaka, Sayın Köktürk, Sayın Çetin, Sayın Özdemir, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Moroğlu, Sayın Öz, Sayın Özgündüz, Sayın Yüksel, Sayın Türmen.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De-ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)  (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini, diğer fıkraların teselsülünü arz ve teklif ederiz.

                                                                                                          İdris Naim Şahin

                                                                                                                    Ordu

                                                                                                            İçişleri Bakanı

“3 “21.07.1983 tarihli ve 2863 sayılı…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, İçişleri Bakanının verdiği bu önerge Anayasa’ya aykırı efendim, işleme koyamazsınız.

BAŞKAN – Sayın Genç, önerge bir okunsun, lütfen.

“…Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesi kapsamında il özel idarelerince kullanılan haklar ve yetkiler ile yürütülen görevler, il özel idaresi bulunmayan illerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca kullanılır ve yürütülür. Bahsedilen kanun hükmü uyarınca toplanan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı tutarları, defterdarlıklar bünyesinde açılan emanet hesaplarına aktarılır. Toplanan paraların yüzde yirmilik kısmı Kültür ve Turizm Bakanlığının öncelik vereceği projelerde kullanılır. Yıl içinde proje karşılığı tahsis edilmeyen miktar aynı amaçla kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine aktarılır. Aktarılan bu miktarları aynı amaçla kullanmak üzere gelecek yıl bütçesine aktarmaya Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, bir şey söylüyoruz size, lütfen bizi dinleyin. Şimdi, bu önerge Anayasa’ya aykırı. Biliyorsunuz bizde fonlar kaldırıldı. Herhangi bir gelirin herhangi bir bakanlığa tahsis edilmesi ilkesinden vazgeçildi. Anayasa’mıza göre bütün gelirler bütçede toplanır, ondan sonra bütçeden dağıtılır. Şimdi burada birtakım gelirler Turizm Bakanlığına tahsis ediliyor, bu bir fon tesisidir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim Kanunu’na göre, Anayasa’ya göre böyle bir fon teşkili mümkün değildir. Bu, Anayasa’ya aykırı bir önergedir, işleme konulmaması lazım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç, tutanaklara geçti.

Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Şimdi, bu bakanlıklar arasındaki bütçe aktarımıyla ilgili bizim Anayasa’mızın 161, 162, 163, –takdir edersiniz- orada “Bakanlıklar arasındaki bütçede eğer bir gelir artışı varsa, bu, bir başka bakanlığa yetki verme suretiyle aktarım olamaz.” deniliyor. Yani bunun bu şekilde dile getirilmesi ve bu yetkinin Kültür Bakanlığına verilmesi Anayasa’ya aykırı. Sayın Başkanlığınızca bu hususun nazara alınmasını istirham ediyoruz. Yani, çünkü takdir edersiniz, eğer teklif edilen bir teklif Anayasa’ya aykırıysa Meclis Başkanlığınızca resen göz önüne almanız gerekiyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tanal.

Evet, gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Toplanan paraların verimli olarak kullanılması amacıyla bu önerge verilmiştir.

BAŞKAN – Evet, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 3 üncü maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                    Ramazan Can

                          Giresun                                  İstanbul                                  Kırıkkale        

                 Osman Aşkın Bak                 Ahmet Berat Çonkar                      Hilmi Bilgin

                         İstanbul                                   İstanbul                                     Sivas

                        Ali Şahin                          H. Hami Yıldırım                        Yusuf Başer

                        Gaziantep                                  Burdur                                     Yozgat

"(7) İl özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde;

a) 3213 sayılı Kanuna göre verilen maden ruhsatları için il özel idareleri ve köylere hizmet götürme birliklerine verilen Devlet hakkı, I (a) grubu madenler için alınan harçlar ile aynı Kanuna göre valiliklerce yapılan I (a) grubu maden ihalelerinden elde edilen gelirler,

b) 5686 sayılı Kanuna göre verilen idare payına ilişkin gelirler ve harçlar ile aynı Kanun gereğince valiliklerce yapılan ihalelerden elde edilen gelirler,

c) 3213 ve 5686 sayılı Kanunlar gereğince valilik ve kaymakamlıklarca uygulanan idari para cezaları,

ç) 3213 ve  5686  sayılı  Kanunlar gereğince yapılan  ihaleler nedeniyle alınan teminatlardan elde edilen gelirler,

genel bütçeye gelir kaydedilir.

(8) Bu maddenin yedinci fıkrası kapsamında elde edileceği tahmin edilen gelirler esas alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek konulur. Bu ödenekler öncelikle madenin veya jeotermal ve doğal mineralli su kaynaklarının bulunduğu yere en yakın yerleşim yerlerinin aItyapı ve mahalli müşterek ihtiyaçlarında kullanılmak üzere İçişleri Bakanlığı bütçesine aktarılır. Aktarılan bu ödenekler Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları aracılığı ile kullanılır."

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Şimdi, Sayın Kâtip okurken 338 sayılı yasadan bahsetti. Oysa bize dağıtılan önerge 388 sıra sayılı.

BAŞKAN – 388 sıra sayılı, doğru. Burada da öyle yazıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet. Nasıl “338” okuyor?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Şimdi, ya Kâtip yanlış okudu, orada arkadaş müdahale etti… Önemli olan bize dağıtılan bu metindir.

BAŞKAN – Hayır, burada Sayın Canikli düzeltmiş, parafı da var.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ama, şimdi, bakın, düzeltmesi...

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama sizde de aynı, 388…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sizde de aynı.

BAŞKAN – Bende de 388.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bize dağıtılan, düzeltilmiş hâliyle bize dağıtılmadı, dolayısıyla burada 388 sıra sayılı yasayı görüşmüyoruz, burada 338’i görüşüyoruz.

BAŞKAN – Düzeltilmiş hâliyle dağıtılsın. Doğru, yani, burada “338” olarak düzeltilmiş efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dağıtın, dağıtın.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yeniden işleme koyamazsınız Sayın Başkan, olur mu? Yani, önerge başka, şey başka.

BAŞKAN – Tamam, dağıtılsın, okuyalım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, şimdi, bakın, siz bu Meclisi keyfinize göre yönetecekseniz o ayrı bir konu.

BAŞKAN – Hayır, Sayın Öztürk, söylediğinizin aksini söylemedik ki burada.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Şimdi, bize dağıtılan önerge madem düzeltildi ise onun bize dağıtılması lazım.

BAŞKAN – Ya, kafanızdakini söylüyorsunuz, sizin söylediğinizin aksini söylemedik ki burada Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Efendim? Efendim, efendim?

BAŞKAN – Dinlemiyorsunuz ki. Sizin söylediğinizin aksini söylemedim ki ben burada.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – E, tamam, o zaman bunu işleme koymamanız lazım, düştü bu önerge.

BAŞKAN – Tamam, yeniden dağıtılsın diyorum. Dağıtılsın yeniden.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yeniden dağıtacaklar, düzeltmeyi yeniden dağıtacaklar.

BAŞKAN – Anlamıyor musunuz, dinlemiyor musunuz, kusura kalmayın lütfen!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Dinlemez olur muyuz Sayın Başkan? Yani, bunlara sizin dikkat etmeniz lazım. Kâtip arkadaşımız orada hangi hakla onu farklı okuyor?

KÂTİP ÜYE MİNE LÖK BEYAZ (Diyarbakır) – Farklı okumuyorum ya!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bir kere, tarafsız olması lazım.

BAŞKAN – Hayır, kafanıza bir şey yerleştirmişsiniz, makineli tüfek gibi onu söylüyorsunuz, başka bir şey değil ki.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ne münasebet canım! Yani, siz istediğinizi yapın, yasama faaliyetinizi…

BAŞKAN – Evet, siz de aynısınız.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – O zaman bize gerek yok Sayın Başkan, siz yapın istediğiniz gibi.

BAŞKAN – Birleşime bir saat ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 19.39


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının 3’üncü maddesi üzerindeki son önergeyi yeniden okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                    Ramazan Can

                         Giresun                                   İstanbul                                  Kırıkkale

                 Osman Aşkın Bak                 Ahmet Berat Çonkar                        Ali Şahin

                         İstanbul                                   İstanbul                                  Gaziantep

                     Yusuf Başer                            Hilmi Bilgin                        H. Hami Yıldırım

                          Yozgat                                      Sivas                                      Burdur

“(7) İl özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde;

a) 3213 sayılı Kanuna göre verilen maden ruhsatları için il özel idareleri ve köylere hizmet götürme birliklerine verilen Devlet hakkı, I (a) grubu madenler için alınan harçlar ile aynı Kanuna göre valiliklerce yapılan I (a) grubu maden ihalelerinden elde edilen gelirler,

b) 5686 sayılı Kanuna göre verilen idare payına ilişkin gelirler ve harçlar ile aynı Kanun gereğince valiliklerce yapılan ihalelerden elde edilen gelirler,

c) 3213 ve 5686 sayılı Kanunlar gereğince valilik ve kaymakamlıklarca uygulanan idari para cezaları,

ç) 3213 ve 5686 sayılı Kanunlar gereğince yapılan ihaleler nedeniyle alınan teminatlardan elde edilen gelirler,

genel bütçeye gelir kaydedilir.

(8) Bu maddenin yedinci fıkrası kapsamında elde edileceği tahmin edilen gelirler esas alınarak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek konulur. Bu ödenekler öncelikle madenin veya jeotermal ve doğal mineralli su kaynaklarının bulunduğu yere en yakın yerleşim yerlerinin altyapı ve mahallî müşterek ihtiyaçlarında kullanılmak üzere İçişleri Bakanlığı bütçesine aktarılır. Aktarılan bu ödenekler Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları aracılığı ile kullanılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılması öngörülen değişiklikle madencilik faaliyeti nedeniyle yolların bozulması, köprülerin çökmesi gibi oluşabilecek hasarların telafi edilmesi ve bazı yatırım hizmetlerinin karşılanması suretiyle madencilik faaliyetlerinden yerelde yaşayan vatandaşlarımızın dolaylı da olsa yararlanması amaçlanmaktadır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Karar yeter sayısı Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunacağım, ancak karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul Edenler… Kabul Etmeyenler… Sayın Milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati:20.44


YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmiştir.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Yeni madde ihdasına dair önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Kanun Tasarısının 3. Maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin tasarı metnine eklenerek diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ederiz.

“Madde 4.- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 4. Maddesinde geçen 10.000 metre” ibaresi ’20.000 metre’ olarak, ‘750.000’den fazla’ ibaresi de ‘200.000’den fazla’ olarak değiştirilmiştir.”

                        Alim Işık                           Mehmet Erdoğan                       Sadir Durmaz

                         Kütahya                                    Muğla                                     Yozgat

           Hasan Hüseyin Türkoğlu                  Enver Erdem                          Özcan Yeniçeri

                       Osmaniye                                   Elâzığ                                     Ankara

                    Mehmet Günal                         Oktay Öztürk                           Bülent Belen

                         Antalya                                   Erzurum                                  Tekirdağ

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Komisyonu davet etmediniz Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ  (Giresun) –  Sayın Başkan, salt çoğunluk…

BAŞKAN –  Salt çoğunluk var mı efendim? Salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Salt çoğunluğumuz yoktur Sayın Başkanım, katılmıyoruz.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, Komisyonu davet etmediniz.

BAŞKAN –  Evet, önergeye Komisyon salt çoğunlukla katılamadığı için…

ALİM IŞIK  (Kütahya) – Komisyon davet edilmedi Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Efendim?

ALİM IŞIK  (Kütahya)  – Komisyon davet edilmedi.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Öyle bir usul yok arkadaşlar ya. Nereden çıkarıyorsunuz bunu?

BAŞKAN –  Efendim, Tüzük’te Başkanlığın komisyonu davet etmesi gibi bir şey söz konusu değil Sayın Erdoğan. 

Evet, onun için, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmadığından önergeyi işlemden kaldırıyorum.

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Komisyon Genel Kurulda ama. Yani, Genel Kurulda olup olmadığına bakıyorsanız Genel Kurulda var ama başka bir yerde…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) –  Yani dün bununla ilgili usul tartışması yapıldı ve dün bununla ilgili  Başkanın davet edeceğini söylediniz, sabahki oturumda davet ettiniz.

BAŞKAN –  4’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır; okutup işleme alıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir konuyu tekraren, tutanaklara geçmesi açısından ifade ediyorum.

BAŞKAN –  Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bu 4’üncü madde, bölgesel yönetimlere kapı aralayan, mülki idare kavramını ortadan kaldıran, idarenin bütünlüğünü ortadan kaldıran bir maddedir. Dolayısıyla bu, Türkiye'nin geleceği açısından vahim sonuçlar doğurabilecektir ve maalesef, bu illerimizde köylerinde yaşayan vatandaşlarımızın bütün zenginliği, bu “Büyükşehir” kavramı içerisine koyacağı zenginlikler ortadan kaldırılmaktadır, yeşil kökler yok edilmektedir.

Burada, Genel Kurulda, bu maddenin Komisyon tarafından ya da Bakan tarafından çekilmesini, tarih huzurunda Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına arz ediyorum. Bu, tehlikeli bir yasa maddesidir, yanlıştır, doğru değildir. Lütfen, bu maddeyi çekiniz. Bölgesel yönetimlerle ilgili siyasi birtakım taleplere kapı aralayacaktır. Bunu özellikle Genel Kurulun bilgilerine arz ediyorum Milliyetçi Hareket Partisi olarak, samimi olarak bu konuda tecrübe sahibi olan bütün arkadaşlarımızın bu maddenin kaldırılması, geri çekilmesi konusunda Sayın Bakan ve Sayın Başkandan talepte bulunmalarını özellikle istirham ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

4’üncü madde üzerinde 3 adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu" nu ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının 4. Maddesinde geçen "Sınırları il mülki sınırı olan ve" ibaresinin madde metninden çıkarılması hususunu arz ederiz.

                  Mehmet Erdoğan              Hasan Hüseyin Türkoğlu                  Enver Erdem

                          Muğla                                   Osmaniye                                   Elâzığ

                        Alim Işık                           Nevzat Korkmaz                       Mehmet Günal

                         Kütahya                                    Isparta                                     Antalya

                                                                    Sadir Durmaz

                                                                          Yozgat

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önergeler aynı mahiyette bulunduğundan önergeleri birlikte işleme alacağım. Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım. Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum.

İkinci önergenin imza sahipleri:

 

 

 

 

               Birgül Ayman Güler                    Muharrem Işık                  Mehmet S. Kesimoğlu

                           İzmir                                     Erzurum                                  Kırklareli

                     Ali Serindağ                            Celal Dinçer                          Namık Havutça

                        Gaziantep                                  İstanbul                                   Balıkesir

Üçüncü önergenin imza sahipleri:

                    Pervin Buldan                         İbrahim Binici                             Erol Dora

                            Iğdır                                     Şanlıurfa                                   Mardin

                                            Halil Aksoy                      Hüsamettin Zenderlioğlu

                                                  Ağrı                                            Bitlis

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere komisyon katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ertuğrul Kürkcü, Mersin Milletvekili.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; bu 4’üncü maddenin tasarı metninden çıkartılmasını istiyoruz. Aslında tasarının kendisinin gündemden çıkartılmasını istemek de vardı ama buraya kadar geldi.

Şimdi, bu kanun değişikliği aslında Amerikalıların 1812’de icat ettikleri terimle “Gerrymandering” denilen iştir yani bir seçimi kazanmak için seçim bölgelerini, bu seçim sistemini düzenleyen gücün istediği şekilde toplamak, çıkartmak ve bunları sonunda irrasyonel ama seçimi iktidardaki güce kazandıracak şekilde düzenlemektir. Adını Massachusetts Valisi Elbridge Gerry’den alır ve 1812 model bu Amerikan işi şimdi 2012’de Türkiye’ye gelmiştir. Tam iki yüzyıl sonra Amerikalıların yaptığı işi bize Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti dayatmaktadır.

Tabii bu “Gerrymandering” lafı şuradan geliyor: “Gerry” valinin adı, “salamander” da bunun sonunda seçim bölgeleri düzenlendiğinde haritada bu bir çeşit yılankavi bir kertenkele gibi gözüktüğü için “salamander”in “mander”i, “Gerry”nin “Gerry”si “Gerrymandering” olmuş.

Bu şimdi bizim için uzun hikâye. Biz bunu Türkçeleştirirsek aslında buna “Tayyiplemece” diyebiliriz çünkü bu Başbakan Tayyip Erdoğan’ın aklından çıkan fikirlerdir ya da eninde sonunda ona mal edilen fikirler olduğu için biz bu “Tayyiplemece” sistemini istemiyoruz. Bu şekilde bir idari yerel düzenleme yapılamaz. Amma velakin bunun tek sebebi seçim kazanmak değil, aynı zamanda hiçbir üretken karakteri kalmış olmayan bu sistemin ekonomiyi sermaye çıkarlarına göre yeniden düzenlemek için inşaat merkezli bir atılım, sermaye çevrimi sistemini aramasıyla da ilgilidir.

Dolayısıyla bu “İnşaat Ya Resulullah!” diyerek yola çıkmış olan Hükûmetin kent arazilerini satmak, yeniden satmak, yeniden satmak, emlak ve inşaata dayalı bir iktisadi gelişme modelini de bu vesileyle kamu kaynaklarını seferber ederek ayakta tutmak için kurduğu bir sistemdir. Bu sistemin reddini isteriz, bu maddenin çıkarılmasını isteriz. Aslında tasarının kendisi tamamıyla antidemokratiktir, antiüretkendir, antihalkçıdır, anti her şeydir. O nedenle biz bunu istemeyiz.

Bununla birlikte, bugün bu meseleler görüşülürken burada söz alarak süregiden açlık grevleri konusunda beyanda bulunan İnsan Hakları İnceleme Komisyonunun Alt Komisyonu Cezaevi Komisyonu Başkanı Murat Yıldırım arkadaşımızın buradaki beyanlarını da düzeltmek isterim. Ben Murat Yıldırım arkadaşımızdan, hakikaten o cezaevinde insanlarla konuşurken söylediklerini burada söylemesini isterdim. Siz demediniz mi Murat Bey, “Taleplerinizin tamamı haklıdır, doğrudur, bunların yerine gelmesi gerekir.” Niye onları söylemiyorsunuz da “aç mıydı tok muydu…” Çünkü tokla açı ayırt edemiyorsunuz. Gidiyorsunuz koğuştaki en tombul adama geçmiş olsun demeye, hâlbuki orada açlıktan titreyen insanları görmüyorsunuz. Çok mu iyiydiler? Bizimle konuşurken soluk soluğa kalmıyorlar mıydı? Oturmalarını söylediğimiz hâlde ayakta durmaya çalışıyorlardı fakat sonunda oturmak zorunda kalmıyorlar mıydı? Bu insanların hepsi yorgun, çökkün değil miydi? Niçin bu hakikati söylemiyorsunuz? Niye hâlâ biz aslında bir açlık grevi var iken var mı yok mu diye tartışıyoruz da bunun arkasındaki sebebi tartışmıyoruz? Sebeplerin hepsinin haklı olduğunu” onlara söylediniz. Burada da gelin söyleyin “haklıdır” hepsinin yüzüne karşı…

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Nerede söyledim?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – “Evet bu talepler doğrudur. Bunlara karşı çıkılamaz.” dediniz, kulağımla duydum. Niye sizin söylediğinize inanacağız da benim söylediğime inanmayacağız? Mahmut Bey burada, o da söylesin, Ayhan Bey yanınızda, o da söyledi. Bütün bunları söyledik. Şimdi, o yüzden, biz kendi davranışlarımızla hayatla ölüm arasındaki çizgide duran insanları ölüme doğru itmeyelim. Onları iradelerinin sahiciliğini ispat için ölümü göze almaya teşvik etmeyelim. Hayatın elinden tutalım. O yüzden de bu taleplerin -madem ki dediğiniz gibi gerçektir, hakikidir, doğrudur- yerine getirilmesi için Cezaevi Komisyonu olarak niçin devreye girmiyorsunuz? Niçin 30 kere talep ettiğim hâlde İmralı Cezaevine niçin tetkike gitmiyoruz? Orası bizim yetki alanımızın dışında mı? Bizim gücümüz sahasında olmayan herhangi bir cezaevi mi var Türkiye'de? Niye gitmiyoruz oraya bakmıyoruz? Niçin, niçin denilenleri yerinde tetkik etmiyoruz? Niçin Meclis araya girmiyor? Niçin Meclis Türkiye'nin kaderine hâkim olmuyor da iki tane uzmanın sözüyle hareket ediyor? Çok rica ediyorum, size hiç yakıştıramadım bu davranışı, hiç yakıştıramadım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde söz isteyen Aylin Nazlıaka, Ankara Milletvekili.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum,.

Şimdi, öncelikle getirilen bu yasa hiç şüphesiz Türkiye'nin idari yapısını baştan aşağı değiştirecektir ve bu yasa cumhuriyetle yaşıt olan bazı belde belediyelerini kapatacaktır. Yeniden, yerinden yönetim anlayışını da ters yüz edecektir.

Değerli milletvekilleri, bu önergeyle Anayasa’ya da gene bir aykırılık söz konusudur. Yani yine bir hukuk katliamı yaşanmaktadır. Biz önergemizde: “Büyükşehir belediyesi, tıpkı Anayasa’nın öngördüğü gibi, büyük yerleşim merkezleri için kurulmalıdır, iller için değil.” diyoruz ve ben bu yapılan katliamla ilgili, hukuk katliamıyla ilgili olarak size Ankara’dan da birkaç örnek vermek istiyorum, bunlardan bir tanesi Temelli’yle ilgili. Temelli, bildiğiniz gibi Ankara’nın bir çeşit cazibe merkezîdir, hatta Türkiye'nin cazibe merkezî olduğunu bile söyleyebiliriz. Sizler Temelli Belediyesini kapatmadan önce, Temelli bugün olduğu gibi göç veren değil göç alan bir yerdi. Temelli, Türkiye'nin ikinci büyük organize havzasıydı. Ancak maalesef bugün geldiğimiz noktada Temelli’de su şebekesi yoktur arkadaşlar. Temelli de bağlantı yolu yoktur.

Bakın, size Ankara’dan bir örnek daha vereyim: Yine Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı köy olan ve daha sonra sizin mahalleye çevirip Büyükşehir Belediyesine bağladığınız Beyobası, Bacı ve Girmeç’te hâlen kanalizasyon yoktur. Düşünebiliyor musunuz, “Dünyanın 17’nci büyük ekonomisiyiz.” diyoruz, dünyanın 17’nci büyük ekonomisinin Başkentinde kanalizasyonu olmayan mahallelerimiz olduğunu görüyoruz.

Sorarım size değerli arkadaşlar: On sekiz yılda 1 metre metro yapamayan Ankara Büyükşehir Belediyesi mi Ankara’nın 170 kilometre ötesindeki Şereflikoçhisar’a hizmet götürecek?

Gene sorarım size: Ankara’nın göbeğinde meydana gelen bir göçükte “Kadir Selim” adlı vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neredeyse seyirci kalan Büyükşehir Belediyesi mi Ankara’nın 165 kilometre ötesindeki Sarıyar’a hizmet götürecek? Ankara’nın köstebek yuvasına dönmüş yollarını onaramayan, Ankara’nın temiz su kullanmasına imkân sağlamayan, hava kirliliğiyle ilgili gerekli mücadeleyi veremeyen bu Büyükşehir Belediyesi mi, Allah aşkınıza, Ankara’nın uzaktaki beldelerine hizmet götürecek?

RIFAT SAİT (İzmir) – İzmir’i de söyle, İzmir’i. İzmir Büyükşehiri söyle. İzmir’deki metroyu söyle!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - İzmir’le ilgili hiçbir sorunumuz yoktur.

 Gelelim dün akşam, dün sabaha karşı yaptığınıza, onu da hatırlayalım. Dün gece yeni bir hukuk katliamı daha yaptınız, bir gece operasyonu yaptınız ve Ankara’nın Yenimahalle Belediyesine bağlı olan bazı mahalleri aldınız Etimesgut’a, aldınız Çankaya’ya bağladınız. Yani dün gece, Yenimahalle Belediyesine bağlı olarak yatan vatandaşlarımız sabah kalktığında Çankaya Belediyesine bağlıydı. Arkadaşlar, bu nasıl bir vicdansızlıktır, bu nasıl bir hukuksuzluktur? Hadi, anlıyoruz, birtakım oy hesaplarıyla Ankara’yı yeniden dizayn etmeye çalışıyorsunuz, ama göreceksiniz, sizler Ankara’yı bölmeye çalışsanız da, parçalamaya çalışsanız da, Ankara haritasını değiştirseniz de, cumhuriyetin Başkentini alamayacaksınız, boşuna hiç uğraşmayın, alamayacaksınız. Başkentliler size izin vermeyecek, Başkentliler size oy vermeyecek, hiç boşuna uğraşmayın. (CHP sıralarından alkışlar)  

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Dört dönemdir bizde.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Zaten bizde.   

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Hiç, hiç uğraşmayın boş yere.

Şimdi, Ankara milletvekillerine sesleniyorum: Ankara milletvekilleri, dün buradan bize haritalar gösterdiniz, birtakım iknalarda bulunmaya çalıştınız. Biliyoruz ki sizler gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünerek siyaset yapıyorsunuz. Tamam, fakat ben şunu merak ediyorum: Siz hangi yürekle kapatılan belde belediyelerine gidip, oradaki vatandaştan oy isteyeceksiniz? Siz hangi vicdanla mahalleye çevirdiğiniz köylere gidip oradaki evleri ziyaret edeceksiniz?

Bakın arkadaşlar, bu yasa otoriter bir yasadır, bu yasa dayatmacı bir yasadır, bu yasa Recep Tayyip Erdoğan’ı padişah yapma yasasıdır, bu yasa AKP’ye yeni rant alanı kazandırma yasasıdır. Tarih ve millet bu yasaya olumlu oy veren siz AKP’li milletvekillerini asla ve asla unutmayacaktır, bu böyle biline.

Ve son söz; keşke Başbakanın aklınıza vurduğu prangayı kopartıp atabilseniz, keşke Başbakanın yüreğinize, vicdanınıza koyduğu ipoteği kaldırabilseniz, hayatınızda bir kez hakça, sağduyulu, akıllıca davranabilseniz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Nazlıaka, Sayın Dinçer, Sayın Ayman, Sayın Havutça, Sayı Öztürk, Sayın Canalioğlu, Sayın Işık, Sayın Seçer, Sayın Genç, Sayın Köprülü, Sayın Ağbaba, Sayın Kaleli, Sayın Güven, Sayın Çıray, Sayın Yüksel, Sayın Düzgün, Sayın Yıldız, Sayın Dibek, Sayın Demirkol

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De-ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)  (Devam)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu” nu ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının 4. Maddesinde geçen “Sınırları il mülki sınırı olan ve” ibaresinin madde metninden çıkarılması hususunu arz ederiz.

                                                                        S. Nevzat Korkmaz (Isparta) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 4’üncü maddesine Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu önergemizle, 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu’nda tarif edilen büyükşehir tanımının değiştirilmesine ve büyükşehir sınırlarının il mülki sınırları olmasına itiraz ediyoruz. Diyoruz ki arkadaşlar, bu tanımı bozmayın. Aslında diyoruz ki: Türkiye Cumhuriyeti’nin iki yüz yıldır devam edegelen idari sistemini bozmayın. Bölgesel yönetimlere kapı aralamayın, üniter yapıyı tahrip etmeyin. İdari sistemimiz vücut bulurken ne savaşlar ne isyanlar, ayaklanmalar ne buhranlar ne siyasal iktidarlar görmüştür. Hatta 2 tane de devlet görmüştür. Bu kadar tecrübe, bu kadar gelip geçen yılların imbiğinden süzülmüş yaşanmışlıklar var. Bunları görmezlikten gelip, elinizin tersiyle devletin hafızasını yok edip sanki devlet yönetimi “yazboz” oyunuymuş gibi ne idiğü belli olmayan ve dünyada da bir örneği bulunmayan ucube bir sistem getiriyorsunuz. Kendi grubunuzun bile kafası karışık “Olsun, Sayın Erdoğan hazretleri istiyor, o istiyorsa doğru yanlış önemli değil tiz yerine getirilecek ve tiz bu yasa çıkarılacak.”

 Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızda büyükşehir yönetimi gibi özel bir yönetim biçimi var. Zaten Milliyetçi Hareket Partisi büyükşehir kurulmasın demiyor. İhtiyaç varsa 13 değil 33 tane kuralım, belde belediyelerine, kırsala daha çok kaynak aktaralım. Ama değerli arkadaşlar, dünyanın hiçbir parlamenter demokrasisinde il mülki sınırlarıyla büyükşehir sınırlarının örtüştüğü bir büyükşehir belediyecilik modeli yok. Evet, iki kademeli belediyecilik var. Evet, merkez ilçe sınırlarında kurulan metropol belediyecilik var ama eyalet yönetimi benzeri bir belediyecilik anlayışı sadece Amerika’da, Almanya’da yanılmıyorsam 3-4 tane kentte var, zaten onlar da eyalet.

Değerli milletvekilleri,  İstanbul ve Kocaeli için de söylediğimiz şudur: Bu illerin durumu diğer illerden farklı, yüz ölçümleri küçük, kırsal alan ile şehir merkezleri birbiri içine girmiş, köyleri kalmamış; bu yüzden ne 2008’de ne de bugün bu 2 şehir için hiçbir itirazımız olmamıştır. Sadece bu yasa için demiyorum, diğerlerinde de hizmet gerekleri gerektiriyorsa hiçbir zaman aleyhte olmadık hatta destekledik ama Konya 39 bin kilometrekare toprak büyüklüğü olarak Kocaeli’nin 10, İstanbul’un 8 katı. Antalya’nın bir ucundan diğerine mesafesi 600 kilometre. Mersin’in ilçesi Anamur’dan il merkezîne dört ila dört buçuk saatte gidiyorsunuz. Şehir merkezînin kenar mahallelerine dahi hizmet götürülemez iken, çarpık ve hukuksuz kentleşmenin önüne geçilemez iken şimdi “Dağları, taşları imar edeceğim.” diye bir kuyruklu aldatmacayla ortaya çıkıyorsunuz. Sanki şehirlerde her şeyi yapmışsınız da kırsal kalmış. Şehirleri kalkındırmışlar da büyükşehir belediye başkanları, şimdi köyleri, kasabaları istiyorlar.

Efendim, gayet iyi biliyorsunuz ki bu tasarının asıl gerekçesi hizmet gerekleri falan değil, Oslo’da verilen sözler. Bakın, Oslo’da ne diyor Başbakanın özel temsilcisi? Kime? PKK’nın Avrupa temsilcisine.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sen orada mıydın ya Nevzat?

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – “Yetkiler önce valiliklere, sonra da belediyelere devredilecek.” diye. Belediyelere bırakılacak da ne olacak? Merkezî idare etkisizleştirilecek, merkezî idare geri çekilecek. Terörün azdığı, her gün 3-5 can aldığı bugünlerde yapıyorsunuz bu değişikliği değerli arkadaşlar.

Bir taraftan, “Terör polisiye tedbirlerle önlenemez.” derken… Doğrudur, polisiye tedbirlerle önlenemez sadece, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel tedbirleri de almak lazım ama bu tedbirleri kim alacak, kim uygulayacak? Belediye başkanları mı? Yani Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanının bir taraftan özerklik isterken diğer taraftan terörü besleyen kaynakların ortadan kaldırılması için belediye yetkilerini kullanmasını mı bekliyorsunuz? Şayet, bu gaflet uykusu değil ise en iyimser nitelendirmeyle saflığın daniskasıdır.

İl mülki sınırlarının büyükşehir sınırları yapılmasını ülke güvenliği açısından, hizmetlerin en ücra köşelere kadar götürülmesi açısından sakıncalı bulduğumuzu ve bu düzenlemeden vazgeçip bu kanun tasarısını bir an önce geri çekmenizi istiyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 21.23


SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

 Sayın milletvekilleri, tasarının 4’üncü maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge var. Önergeyi okutup imza sahiplerini aratacağım.

TBMM Başkanlığına,

338 Sıra Sayılı kanun tasarısının 4. maddesinin açık oylama ile oylanmasını arz ederiz.

BAŞKAN - Alim Işık? Burada.

Oktay Vural? Burada.

Sadir Durmaz? Burada.

Nevzat Korkmaz? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Cemalettin Şimşek? Burada.

Ali Torlak? Burada.

Bülent Belen? Burada.

Enver Erdem? Burada.

Zühal Topcu? Burada.

Oktay Öztürk? Burada.

Sümer Oral? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

Emin Çınar? Burada.

Yusuf Halaçoğlu? Burada.

Mustafa Kalaycı? Burada.

Emin Haluk Ayhan? Burada.

Celal Adan? Burada.

Necati Özensoy? Burada.

Ali Halaman? Burada.

Evet, açık oylama şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesinin açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı: 277

  Kabul                     : 217

  Ret                         : 60 (x)

                Kâtip Üye                                Kâtip Üye

           Mine Lök Beyaz            Muhammet Rıza Yalçınkaya

                Diyarbakır                                 Bartın”

Böylece madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 5. Maddesinin “5216 sayılı Kanunun 4. Maddesindeki “750.000”den fazla olan kısmının “500.000”den fazla olan şeklinde değiştirilmesi hususunu arz ederiz.

                        Altan Tan                             İdris Baluken                        Ertuğrul Kürkcü

                       Diyarbakır                                  Bingöl                                     Mersin

                       Nazmi Gür                    Hüsamettin Zenderlioğlu                  Levent Tüzel

                            Van                                         Bitlis                                     İstanbul

                                                                        Erol Dora

                                                                          Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporunu" ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının 5. Maddesiyle değiştirilen 5216 Sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

                  Mehmet Erdoğan              Hasan Hüseyin Türkoğlu                  Enver Erdem

                          Muğla                                   Osmaniye                                   Elâzığ

                        Alim Işık                             Sadir Durmaz                        Nevzat Korkmaz

                         Kütahya                                    Yozgat                                     Isparta

"Madde 4- Toplam nüfusu 200.000'den fazla olan illerin il belediyeleri kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 5. maddesinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Birgül Ayman Güler                    Muharrem Işık                        Namık Havutça

                           İzmir                                     Erzincan                                  Balıkesir

              Dilek Akagün Yılmaz             Mehmet S. Kesimoğlu                  Aylin Nazlıaka

                           Uşak                                    Kırklareli                                   Ankara

                                            Ali Serindağ                                    Celal Dinçer

                                              Gaziantep                                         İstanbul

                                

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

 OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu önergelerin müzakerelerine başlamadan önce…

Bu bir kanun. Şimdi, bu kanunda deniyor ki: “750 binden fazla olan illerin il belediyeleri kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.” Yani bir kanunla bir diğer kanunu… Yani bir kanun çıkarttık biz, 500 bine indirdik; yapamaz mıyız?Yani “Kanunla değiştirilebilir” demek, sanki bunun bir üst hukuk normuymuş gibi ortaya konduğu… Kanunların kanunlara üstünlüğü yoktur. Dolayısıyla bu konuda egemenliği bir kanunla sınırlandıran ve kanunla düzenlenmesine amir bir hususun kanunda yer alması kadar saçma bir şey olmaz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu Anayasa değil ki.

OKTAY VURAL (İzmir) - Yani Anayasa değil bu, “Kanunla düzenlenebilir” diyor 750 bine. 700 bini düzenledik, ne yapacağız? Çıkarttık bir kanun, ne olacak? Yani bu zaten kanun, o da kanun.

BAŞKAN – Redaksiyon yetkisi verelim efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bilemiyorum yani bununla ilgili gerçekten bir düzenleme… Teşekkür ederim Sayın Başkan gerçekten.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Geri çeksinler geri, maddeden çıkarın bunu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerek yok aslında, kanunla zaten düzenleyebiliriz çünkü bunlar zaten düzenlenmiştir, büyükşehir oldu zaten.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Şöyle, 5216’da başka gerekçeler de var, başka kriterler de var. Bu sadece…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama kanunların kanuna üstünlüğü yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Doğru onda haklısınız ama Oktay Bey nedeni sadece bu. Diğer Büyükşehir Kanunu’nda coğrafya kriteri, başka kriterler de var. Ona takılı kalmadan sadece… “Nüfusa” demek yeterli.

OKTAY VURAL (İzmir) – “250 bini aşan kurulur.” deyin, “Büyükşehir belediyesi olur.” deyin. Tekrar kanuna niye gerek var?

BAŞKAN – Evet Sayın Vural, önce Komisyonun bir açıklamasını isteyelim. Fakat buradaki kastedilen konu, toplam nüfusu 750 binden fazla olan iller İl Belediyeleri Kanunu’yla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir. Yani 750 bin nüfusu geçenler için kastediyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – 700 bini yapamaz mıyız biz?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bir kanun çıkartıp 500 bin yapamaz mıyız?

BAŞKAN – Ama büyükşehir belediyesi yapılması için…

OKTAY VURAL (İzmir) – Çıkarttık kanunu Sayın Başkan, “700 bin” dedik, “Ordu ilini büyükşehir yapıyoruz.” dedik. “700 bin olduğu için saymayız.” mı diyecekler?

BAŞKAN – Buradaki 750 rakamı 700’e indirilirse tabiî ki olabilir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bir izahta bulunabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Şimdi, Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 4’üncü maddesine göre büyükşehir kurulabilmesi için nüfusun dışında başka birtakım kriterler getiriliyor ve buna göre Bakanlar Kurulu kararıyla kurulabiliyor. Dolayısıyla bu kanun, eğer “kanunla kurulur” hükmü olmaz ise “750 bini aştığı zaman Bakanlar Kurulu kararıyla kurulabilir.” anlamına geliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kurulsun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bunu sınırlandırmak için kanunla kurulması zorunluluğu getiriliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye sınırlandırıyorsunuz? 750 bin nüfusu… Kriterler uyuyorsa yapın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır ama bakın, 4’üncü maddede sadece “nüfus” kriteri getirdiğiniz zaman, diğer şartları aramadan Bakanlar Kurulu kararıyla kurulabiliyor. Dolayısıyla, bu ifade doğru Sayın Başkan. Eksiklik ya da boşluk olur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kanun kanunu sınırlandıramaz.

BAŞKAN – Evet, Sayın Başkan, bir açıklama yapacaksınız.

Buyurun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, 5216 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi “Belediye sınırları içindeki ve bu sınırlara en fazla 10.000 metre uzaklıktaki yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusu 750.000’den fazla olan il belediyeleri, fizikî yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate alınarak, kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.” gibi bir rakamı getiriyordu. Mevcut Kanun, il toplamındaki 750 bin sayısını esas almakla beraber, 4’üncü maddede zikredilen fiziki yerleşim durumu ve ekonomik gelişmişlik düzeylerini de dikkate almayan yeni bir düzenleme şeklinde yapılmıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, bu durumda…

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Ve bundan sonra da toplam nüfusu 750 bini geçecek olanlarla ilgili kanuni bir düzenlemenin yapılmasına imkân sağlamıştır.

Komisyon olarak görüşümüz…

OKTAY VURAL (İzmir) –  O zaman Nurettin Bey’in dediği doğru değil. “Diğer kriterler aranıyor.” diye bir şey yok, kaldırılmış.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakanlar Kurulu kararıyla kuruluyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama kaldırılmış, sadece “nüfus” kriteri gelmiş.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ama eğer bunu koymazsanız…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet Sayın Öztürk…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, Sayın Başkan, en cahil bir adam bile bunun bir Anayasa düzenlemesi şeklinde geldiğini anlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nurettin Bey, sizin dediğiniz şeyler aranmıyor artık.

BAŞKAN – Bir saniye…

Buyurun Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkanım, bu kanun maddesi, bir Anayasa maddesi değil. Bence böyle bir Anayasa maddesiymiş gibi…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sanki Anayasa maddesi. Öyle bir şey olur mu ya?

BAŞKAN – Yok canım, ilgisi yok.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yani il belediyelerinin büyükşehir belediyesine dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğinin kanunla düzenleneceğini belirtiyor. Zaten, neyin kanunla düzenleneceği neyin düzenlenmeyeceği Anayasa'da bellidir. Dolayısıyla, bir kanunla başka bir kanun zaten sınırlanamaz. O yönden baktığımızda da Sayın Canikli’nin söyledikleri doğru değil yani burada çok gereksiz bir madde bu, çok gereksiz bir düzenleme. Kanun hükmünde kararnameyi de sınırlayamazsınız kanunla yani zaten kanun çıkacaksa çıkar, Meclis çıkartır bir kanunu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, kanun 1 milyonluk nüfusu büyükşehir yapamaz mı yani? Veyahut da 500 binlik nüfusu büyükşehir yapamaz mı? Böyle bir şey olur mu yani? Ya, bunu aptallar düzenlemişler herhâlde!

BAŞKAN – Evet, Sayın Başkanın açıklamalarıyla birlikte 5’inci madde üzerindeki önergelere geçiyorum, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 338 sıra sayılı kanun tasarısının 5. maddesinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                        Birgül Ayman Güler (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ne oldu o konu? Birdenbire önergeler…

BAŞKAN – Sayın Başkan açıklamayı yaptı. Herhangi bir mahzuru olmadığı…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ne yaptı Sayın Başkan açıklama?

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, gerçekten şey yapamadık.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, biz size bir şey söyledik.

BAŞKAN – Ama kendi aranızda… Tekrar etsin isterseniz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerçekten kusura bakmayın ama…

BAŞKAN – Sayın Başkan, buyurun biraz önceki konuyla ilgili.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, bir beş dakika ara verin de izah etsin.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım tekrar arz edeyim müsaade ederseniz.

5216 sayılı Kanun’un mevcut 4’üncü maddesi “Büyükşehir belediye sınırları içindeki ve bu sınırlara en fazla 10.000 metre uzaklıktaki yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusu 750.000’den fazla olan il belediyeleri, fizikî yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate alınarak kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.” diyor, kanunla.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Evet.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Şimdi, aynı düzenleme ekonomik gelişmişlik ve fiziki yerleşim durumu kriterleri dikkate alınmaksızın ve yerleşim yerinin merkezî itibarıyla değil, il toplamının 750 bin olması hâlinde yine kanunla yapılabileceğini öngörüyordu.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Zaten kanunla yapılır Sayın Başkan.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Müsaade eder misiniz.

Anayasa’nın 127’nci maddesinde de büyük yerleşim merkezlerinin kanunla düzenlenebileceği ilkesinden hareketle böyle bir düzenlemenin yapılmış olduğunu düşünüyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) –Anayasa’da doğru.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, 700 bin nüfuslu bir yeri büyükşehir belediyesine dönüştürebilir miyiz, dönüştüremez miyiz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, eğer toplam nüfusu 750 bin değilse dönüştürülemez.

OKTAY VURAL (İzmir) – Neye göre? Olabilir mi böyle bir şey, mümkün mü?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ya, kanun çıkartırım.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Efendim, siz 750 bin kriterini başka bir kanunla değiştirirseniz, elbette ki kurulabilir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, olur mu öyle şey ya.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yeni bir kanun çıkartırım.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Efendim, kanun koyucu şu anda 750 bin kriterini öngörüyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bizde yok.

Sayın Başkan, “bu bir temel kanun” gibi kavram yok bizde, “temel kanun” adı altında bir çerçeve kanun yok. Bununla ilgili, Kamu Yönetimi Temel Kanunu’yla ilgili şey zaten iptal edildi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bu zaten kendisi kanun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Ama bakın “dönüştürülebilir” diyor. Yani bir üst norm olsa, bir mecburiyet veya bir otomatik düzenleme gibi algılamak lazım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Şimdi, Sayın Başkan…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, “750 bin” demenize gerek yok. Aksi takdirde kendinizi sınırlıyorsunuz. Daha başka yerleri yapamazsınız. Efendim, 750 bin… “Bunları yaptık.” dersiniz, sorun biter.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Bunları yaptık.” dersiniz ya, “Bunları yaptık.”

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Yürütme de “Bu iller büyükşehirdir…”

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Ben, müsaade ederseniz, bundan sonra da il toplam nüfusunun 750 bini geçen yerlerde…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – “olabilmesi için…”

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) -  …böyle bir kanunla yeni bir düzenlemenin yapılmasına cevaz veren bir kanun olarak değerlendiriyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten yapabiliyor…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yazmasanız da var zaten o.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bunun düzenlenmesi gerekir gerçekten.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hükûmet kendisini bağlıyor…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir kanun bir diğer kanunu sınırlandıramaz. Çerçeve kanun yok, “temel kanun” diye bir kavram yok. Bence bunu Sayın Başkanım, yeniden…

BAŞKAN – Ama Sayın Vural, bak, mevcut yürürlükteki 5216…

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Ama Anayasa’daki hükümden dolayı.

Arz ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Şimdi, mevcut yürürlükteki 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası’nın 4’üncü maddesini okuyalım: “Belediye sınırları içindeki ve bu sınırlara en fazla 10.000 metre uzaklıktaki yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusu 750.000'den fazla olan il  belediyeleri, fizikî yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate alınarak, kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.” Mevcut yasadaki bu.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – İlçe belediyesi var 800 bin nüfuslu…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, yani bu böyle düzenlenmiş olabilir ama “Kanunla düzenlenebilir.” Sizce böyle bir tabir olur mu? Yani 700 bini çıkarttık…

BAŞKAN - Kriter koymuş, kriterini belirliyor

OKTAY VURAL (İzmir) – …700 bin yaptık. Mesela, Sayın Şahin dedi ki: “Ben Ordu’nun büyükşehir olmasını istiyorum.” Kriterler de yok zaten, yerleşim durumuyla ilgili filan da yok. 700 bin… 10 bin nüfus mu eksikti Ordu’nun?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 30 bin.

OKTAY VURAL (İzmir) – 30 bin mi? “Yaptık, destek vereceğiz.” dedik. “Efendim, 750 bin, olmaz.” “Ya biz burada kaldırdık parmaklarımızı, olacak Ordu.” dedik, ne olacak?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Olur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Olur. Olur işte diyoruz yani olmaz diye bir şey yok.

BAŞKAN – Buradaki kriteri 700 bine indirirseniz olur tabii, yasadaki kriteri 700 bine indirirseniz olur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Sayın Bakan herhâlde bu kadar sözden sonra Ordu’nun büyükşehir olması için bir bakan imzası…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, bunu düzeltsinler yani. Bunu siz de anladınız aslında, Sayın Canikli de anladı yani niye açıklama yapmaya geliyor? Bunu düzetsinler.

BAŞKAN – Efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Düzeltilemez mi Sayın Başkan? Bir düzeltme imkânı yok mu acaba?

BAŞKAN – Hayır, neyini düzeltecek, anlaşılır gibi değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani mümkün mü?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yani bunun düzeltilmesi lazım.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Düzeltilmesi lazım.

BAŞKAN – Evet, konu anlaşılmıştır efendim.

Sayın Komisyon…

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkanım, mevcut düzenlemenin ben uygun olduğu konusundaki görüşümü arz ettim. Esas düzenleme 5216’daki düzenlemeye sadık kalınarak sadece bir kriter değişikliği getirilmiş ve prosedür muhafaza edilmiştir şeklinde düşünüyorum. Arz ediyorum.

BAŞKAN – Son okuttuğumuz önergeye katılıyor musunuz efendim?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen?

Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasada insan yok, bu yasada refah yok, hukuk yok, mutluluk yok, demokrasi yok, zekâ yok ama kurnazlık var. Bu yasada rant var, bu yasada gizli emeller var. 7 maddeyle Komisyona geliyor, 39 madde oluyor. Bu yasada korku var korku. 86’da ara seçimde milletvekili olamadı Recep Tayyip Erdoğan, 89’da Beyoğlu Belediye Başkanı olamadı, 91’de tercihli sistemde milletvekili olamadı, eski günlerine dönme korkusu var.

Bakın İzmir’de bunu denediniz, yaptınız, ne oldu? Başarılı olabildiniz mi İzmir’de? Olamadınız. Şimdi, cetvelle sınır çizmek, Afrika ülkeleri gibi. Dürüstlük yok bunun içinde. Ne yazık ki, hani bugünlerde çok konuşuyoruz ya gizli tanık, gizli emeller var bunun içinde.

Gizli tanıkla ilgili de bir şey söylememe izin verin: Söyle bana gizli tanığını, sana kim olduğunu söyleyeyim diyorlar zaten.

Şimdi değerli arkadaşlarım, sandıkta olmazsa savcıyla almak istiyorsunuz, savcıyla da alamazsanız kanunla almak istiyorsunuz. Bu bir Oslo yasasıdır. Anayasa’ya uygun değildir ama Oslo’ya uygun bir yasadır bu. 1.582 belde, 16.082 köy tüzel kişiliğini yok ediyorsunuz. Belediyeleri, köyleri, il özel idarelerini yok ederek reform yaptığınızı söylüyorsunuz. Yani, fabrika kapatarak sanayi reformu, okul kapatarak eğitim reformu, hastane kapatarak sağlık reformu yapan tek parti sizsiniz.

“Tasarruf yapmak için” diyorsunuz, tasarruf. Ya böyle bir şey olabilir mi! Tasarruf yapmak için belediye kapatıyorsunuz, Başbakanın 7 tane uçağı var, 7 uçağı!

ALİM IŞIK (Kütahya) – Büyükşehir Ankara, Melih Gökçek’ten tasarruf yapsın!

MUHARREM İNCE (Devamla) – 7 uçaktan bir vazgeçin önce. Başkanlık sarayı yapmaya çalışıyorsunuz, 7 uçakla saltanat kuruyorsunuz, sonra tasarruftan söz ediyorsunuz.

Bu yasa bir rant yasasıdır, çünkü köy tüzel kişiliklerinin arazilerine göz dikmiş durumdasınız.

Saman ithal eden, Angustan kurban kesen bir iktidarın tarımla ilgili mantığı da ancak zaten böyle olur.

Demokrasiden söz ediyorsunuz, millî iradeden söz ediyorsunuz; millete sordunuz mu bunları? Mahallenin bağlı olduğu belediyeyi değiştirirken halka sordunuz mu?

Bu yasayı ayak oyunlarıyla belediyeleri gasbetme olarak kullanıyorsunuz. Kırşehir’i ilçe yapan kafa işte bu kafadır. “Eli kolu bağlı belediye ister misiniz?” diyen kafa işte bu kafadır. Kırşehir’i oy vermedi diye ilçe yapan kafayla, 89’da gazetelere çarşaf çarşaf ilan veren Özal kafası işte bu kafadır, “Eli kolu bağlı belediye istiyor musunuz” diye.

Değerli arkadaşlarım, seçimin kuralını tek başına belirleyebilirsiniz, Oslo sözünüzü yerine getirebilirsiniz ama sandıkta kalacağınızı hiçbir şekilde unutmayınız.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Valiler seçimle gelecekti Oslo’ya göre. Gelmedi.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Size şunu söyleyeceğim: Bu yasa bir İdris Naim Ağa yasasıdır! “Niye ağa dedin?” demeyin çünkü bir sene 52 bin liraya ağa oldu, ikinci sene 53 bin liraya ağa oldu, sonra da ağalık beratını kimden aldı biliyor musunuz? 11 ihalenin 8’ini kendi kardeşine usulsüz veren belediye başkanından aldı.

Bu yasada demokrasi yok, hukuk yok, bu yasada rant var. İstanbul’la…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Boyundan büyük yalan söyleme. Utan biraz, utan!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sen utan biraz, sen utan! Sende biraz utanma olsa yüzün kızarırdı zaten.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sen utan biraz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Terbiyesizlik etme orada!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Terbiyesiz sensin! Terbiyesiz sensin! Terbiyesiz sensin!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – İspat et.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Neyi ispat… Soru önergesine verdiğin cevap orada. 11 İhaleyi kardeşinin şirketine verdi mi, vermedi mi?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Hangi kardeş? İspat edemezsen ahlaksızsın!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ben ispat ederim. İspat edemeyen şerefsizdir!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Aynen öyle.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ben ispat ederim. Verdi mi, vermedi mi? Soru önergesine verdiğin cevabı unuttun galiba.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Hangi kardeşim? Kim benim kardeşim?

MUHARREM İNCE (Devamla) – O bir ağa yasasıdır dedim. 11 ihale, 8’inde şaibe var mı yok mu? Ben bunları iddialı konuşuyorum. “İspat et.” diyor.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Önce belgeni koy sonra hükmünü ver adamsan!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Geleceksin buraya, açıklayacaksın onları. Daha seninle işimiz bitmedi merak etme.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Yeni başladı.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Daha seninle işimiz bitmedi. (CHP sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Bugün başladı.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sen devleti gönder, sen polisi gönder. Gönder peşimize, gönder. Telefonlarımızı dinle, takip et bizi. Merak etme, mangal gibi yüreğimiz var bizim.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Ama kül dolu!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Kalbimizde imanımız var, mangal gibi de yüreğimiz var. (CHP sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – İçi kül dolu!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Seninle işimiz bitmedi daha.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sen şarlatansın, terbiyesiz!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Biz senin polis memurun değiliz. Biz senin maraban da değiliz, polis memurun da değiliz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sen ancak şarlatansın!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Biz milletvekiliyiz burada.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

‘Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu…”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ona gaz sıkmana gerek yok, üç dakikada ağzını da kuruturum, gözlerini de yaşartırım zaten.

“…ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu’nu ihtiva eden 338 Sıra Sayılı tasarının…”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Elinden geleni ardına koyma, ne istiyorsan öyle yap, istediğini yap.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Merak etme!

MUHARREM İNCE (Yalova) – “Merak etme” diyor bak! Ne yaparsın?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Merak etme, rahat ol demek.

“…5. Maddesiyle değiştirilen 5216 Sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

                                                                        Enver Erdem (Elâzığ) ve arkadaşları”

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ne yaparsın, polisleri mi gönderirsin? Ne yaparsın? (AK PARTİ sıralarından “Bağırma” sesleri)

Sayın Başkan, oradan diyor ki: “Merak etme, görürsün.” diyor. Oradan öyle diyor. “Merak etme, görürsün” diyor.

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen oturun.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – “Merak etme, görürsün.” demedim.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Delikanlı olacaksın, tek başına geleceksin! Öyle, devletin polisleriyle gelmeyeceksin!

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Geç bunları geç!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Gelsene o zaman yüreğin varsa!

BAŞKAN – Sayın İnce, lütfen oturunuz yerinize.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Nerede sende o yürek? Devletin polisini kullanma, kendin gel yüreğin varsa.

BAŞKAN – Sayın İnce, lütfen…

MUHARREM İNCE (Yalova) – O gariban çocukları üstümüze salma.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Şu ele kola bak! Eline koluna bir sahip ol sahip Sayın Bakan. Bedenine birazcık sahip ol!  Diline değil de bedenine sahip ol: Ne, bu yahu! Tavır mı Allah aşkına. Sakin ol birazcık, sakin.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Enver Erdem, Elâzığ Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 338 sıra sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu düzenleme milletimizin sorunlarının çözülmesine yönelik, idari sistemimizin eksiklikleri ve sıkıntılarını gidermeye yönelik bir düzenleme değildir. Bu düzenleme, bölgesel gelişmelere paralel olarak ülkemizin ihtiyaçları göz ardı edilerek, Arap Baharı’nın Türkiye’de uygulanmasının bir değişik versiyonu olarak gündeme getirilmiş, AK PARTİ Grubuna verilen emir doğrultusunda bugün Genel Kurula indirilmiş bir yasadır. Maalesef bu yasa, değerli Hocamız, Birgül Ayman Güler Hocamızın ifadesiyle “Bir tekâmül yasası değildir, bir taklit yasasıdır.” Bize uyan, bizim tarihimize, kültürümüze, binlerce yıllık birikimimize uygun olarak bir tekâmül yasasının ülkemizin idari alandaki sorunlarını gidermek üzere bu Genel Kurula getirilmesiydi, maalesef bu yapılamamıştır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı gündeme getirildiği günden itibaren, gerek Komisyonda, alt komisyonda gerekse bugün Genel Kurulda bu tasarının eksikliklerini biz gündeme getirmeye devam edeceğiz. Bu tasarının birtakım gizli amaçlarının olduğun ben daha önce yapmış olduğum bazı konuşmalarda da değinmiştim. Bu yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu, uluslararası antlaşmalara, İç Tüzük’e, kanunlara, Anayasa Mahkemesi kararlarına, mevzuat yapma tekniklerine uygun bir düzenleme olmadığını da ifade etmiştik ve etmeye de yine devam edeceğiz. Yine, getirdiğiniz bu düzenleme bizim idari sistemimizde, “il idaresi” kavramına, yetki genişliği ilkesine, mahallî idarelerin il, belediye ve köy olarak düzenlenmiş olmasına ve idarenin bütünlüğü ilkelerine de aykırılıklar teşkil ettiğini defaten ifade etmiş buluyoruz.

Bu tasarının gizli amaçları nelerdir diye bakıldığı zaman değerli milletvekilleri, bir defa, cumhuriyetin temel dayanaklarını, birliğini ve bütünlüğünü bozmak gibi bir hedefi vardır. Merkezî yönetimin gücünü azaltmak, illerde valilerin ve kaymakamların yetkilerini azaltmak, valilerin ve kaymakamların azalan bu yetkilerini büyükşehir belediye başkanlarına devretmek suretiyle, otonomiyi, siyasi ve idari özerkliği gündeme getirecek sonuçların ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Değerli milletvekilleri, şimdi sayacağım birtakım yasalarla, geçmişte, yakın süre içerisinde gündeme getirdiğiniz birtakım yasalarla, bu büyükşehir yasasının da birtakım noktalarda birbiriyle ilintili olduğunu sizlerin dikkatlerine sunacağım. Bugün, bir önerge vesilesiyle de değerlendirildi. Tapu Kadastro Kanunu’nda değişiklik yapılarak yabancılara, mütekabiliyet şartını da kaldırarak, bir yerleşim biriminin yüzde 10’unu pazarlamayı, satmayı düzenlediniz; hatırlayın. Yani, bir ülkenin, mütekabiliyet esasını bile göz ardı ederek ülke, vatan topraklarını satmasının ne kadar vatanperverlik olduğunu da ayrıca takdirlerinize sunayım. Şimdi, bu, yabancılara mülk satışıyla alakalı düzenlemede 30 hektara kadar, gerçek ve tüzel kişiler arazi alabileceklerdi, yine, Bakanlar Kurulu kararıyla bu 2 katına kadar çıkarılabilecekti.

Getirmiş olduğunuz 2/B Yasası’yla da orman vasfını kaybetmiş arazilerin vatandaşlara satışıyla alakalı bir düzenleme getirdiniz. Buna da gerçek bedelin yüzde 75’i gibi bir rakam koydunuz, dolayısıyla fakir fukara, fındık üreticisi veyahut da bu arazileri elinde bulunduran vatandaşların bunu alabilmesinin yollarını kapattınız ve bir hüküm koydunuz, dediniz ki: Eğer, genel hükümlere göre zamanında müracaat etmeyen ve bedelini yatırmayan vatandaşların arazisini genel hükümlere göre satacağım.” Şimdi, bu yasalar birbiriyle ilgili mi, değil mi göreceksiniz.

Mera Kanunu’nda değişiklik yapan tasarıyı İçişleri Komisyonunda görüştük, yakında o da huzurunuza getirilecek. Onunla da meraların kiralanması ve satılması şeklinde bir düzenleme karşınıza çıkarılacak.

Yine, Kentsel Dönüşüm Yasası’nı getirdiniz, benzer bir madde koydunuz. Dolayısıyla değerli milletvekilleri, Yunanistan için söylediğiniz “Vatan topraklarını satmak zorunda kalıyorlar.” ifadesini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

ENVER ERDEM (Devamla) - Türkiye'nin yüzde 10’unu satmak gibi bir planla sizlerin sattığınız şeylerin vatan toprağı olup olmadığını da ben dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yoklama…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Dinçer, Sayın Güler, Sayın Havutça, Sayın Öztürk, Sayın Özdemir, Sayın Işık, Sayın Canalioğlu, Sayın Genç, Sayın Dibek, Sayın Köktürk, Sayın Köprülü, Sayın Susam, Sayın Çıray, Sayın Özel, Sayın Akar, Sayın Güven, Sayın Öz, Sayın Kurt, Sayın Demirçalı, Sayın Yüksel.

İki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De-ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 20 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 Milletvekilinin; Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın; Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın; Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in; İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve 14 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/690, 2/128, 2/234, 2/289, 2/508, 2/681, 2/786, 2/820, 2/823, 2/892) (S. Sayısı: 338)  (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, biraz önce kürsüde Sayın Bakan hakkında önemli iddialarda bulunuldu, lütfen Sayın Bakana bu konuda bir açıklama hakkı veriniz, Genel Kurula bu konuda bir açıklama hakkı veriniz.

BAŞKAN – Sayın Bakanın kendi tercihi, bilemem yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye vermiyorsunuz efendim?

BAŞKAN - Lütfen Sayın Vural. Sayın Bakanımızın kendi tercihi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Biz de merak ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen...

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, talepleri yok mu?

BAŞKAN - Benim karar vereceğim bir şey değil ki efendim, kendi tercihi.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 5. Maddesinin “5216 sayılı Kanunun 4. Maddesindeki “750.000”den fazla olan kısmının “500.000”den fazla olan şeklinde değiştirilmesi hususunu arz ederiz.

İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet katılıyor mu?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önerge üzerinde söz isteyen Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, şu 750 bini de 700’e indirelim de Mardin de, Ordu da büyükşehir olsun. Niye olmasın? Kültür Bakanı ile  İçişleri Bakanı niye istemiyor Ordu’nun büyükşehir olmasını?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; en fazla sorulan sorulardan birisi şu: Neden 750 bin? Ve verilen cevap da “Kanun koyucu öyle uygun gördü.” Bu hazırlanan yasa ile Türkiye’nin toplam nüfusunun yüzde 75’i bu yeni yasaya göre büyükşehir belediyesi Kanunlarına göre yönetilecek. Bir başka ifade ile 74 milyon 724 bin olan resmî nüfusun 56 milyonu yine bu yasaya göre yönetilecek. Esasında, madem böylesine köklü bir değişiklik yapıyorsunuz, hazırlıyorsunuz ve ülkenin yüzde 75’ini yeni bir kanunla yönetmeyi önünüze koyuyorsunuz, o zaman neden ülkenin tamamında bunu uygulamıyorsunuz? Dörtte 3’ü eğer böyle yönetiliyorsa dörtte 1’i de aynı şekilde yönetilsin ve bir bütünlük sağlansın. 750 bin rakamına göre büyükşehir olan Muğla ve Mardin’in şehir merkezlerinin nüfusu 90 binin altında ama Elâzığ, Sivas ve Batman gibi illerin merkez nüfusları 350 bin civarında. Burada da ciddi bir terslik var. 500 bin nüfusu en azından esas aldığımız zaman Elâzığ, Sivas, Batman gibi merkez nüfusları 350 binin üzerinde olan şehirlerin de yine bu şekilde, bu yönetimden faydalanma imkânları ortaya çıkıyor.

Bir diğer en önemli nokta: Sevgili arkadaşlar, Sayın Başbakan partiyi kurduğu ilk günden bugüne kadar yaklaşık on bir on iki yıldır hemen her fırsatta “Biz etnik milliyetçiliğe, bölgesel milliyetçiliğe, dinsel milliyetçiliğe karşıyız.” diyor ama bakın, Mardin’e bir üniversite kuruldu, bunun adı “Artuklu Üniversitesi” oldu. Şu an yine, Mardin merkez şehir içine bir isim arandı ve ne hikmetse hiçbir isim bulunamadı ve tekrar Artuklu ilçesi kuruldu. Artuk kim? Biz, Artuk’a, Artukoğullarına karşı değiliz. Tarihte Mardin’de bir dönem hüküm sürmüş Alparslan’ın generallerinden Artuk’un çocuklarına verilen bir isim. Ama bakınız, Mardin en az beş bin yılık bir şehir ve burada Kürt, Eyyubi ve Mervaniler toplam beş yüz yıla yakın hükümranlık sürmüşler, Araplar, Süryaniler, Kürtler, Ermeniler yaşamışlar. Siz bulduğunuz her fırsatta Mardin’e “Artuk” ve “Artuklu” ismini koyduğunuz zaman ne yapmak istiyorsunuz, bunu ben başta Mardin Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Başkanı Sayın Muammer Güler’e sormak istiyorum. Neden “Artuk” ismi? Neden Eyyubilerle ilgili bir isim yok? Neden yine aynı şekilde Mervanilerden veya başka bir tarihî referansa dayanan bir isim seçimi yok? Bütün bir seçim dönemi boyunca bunları kullanacağız.

Yine aynı şekilde, Kızıltepe’nin Arapça konuşan Gökçe Belediyesini, yıllardır Kızıltepe’ye bağlı olan bir belediyeyi tekrar Mardin merkeze bağlıyorsunuz, Artuklu’ya ve bu şekilde kaydırmacalarla, tıpkı Türkiye’nin başka yerlerinde olduğu gibi seçim kazanmaya çalışıyorsunuz. İnan edin, Mardin’i Erzurum’a da bağlasanız, Konya’ya da bağlasanız durum değişmeyecek, büyükşehir belediye başkanlığını inşallah BDP kazanacak.

Ve, 1847’de Sultan Abdülmecit Botan mirliğinin ortadan kalkmasından sonra Kürdistan eyaletini kurdu. Bu kadar bile isimler konusunda cesur olamıyorsunuz ve bir de çıkıp Sayın Başbakan diyor ki: “Asimilasyon bitti.” Binlerce, on binlerce köy, şehir, dere, kasaba, dağ ismi değiştirildi; bugün de Mardin’in, beş bin yıllık Mardin’in geldiği nokta bu ve Mardin’e layık görülen isim Artuklu.

Değerli arkadaşlar, çok fazla önemsemiyoruz, sadece tarihe kaydolsun diye söylüyoruz. Büyükşehir belediyesini aldıktan sonra meclis kararıyla bu isimlerin tamamını değiştireceğiz, o zaman bakalım ne yapacaksınız.

Hepinize sevgiler, saygılar.(BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul Edenler… Kabul Etmeyenler…

Önerge kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu maddeyi oylayacaksınız galiba şimdi, 5’inci maddeyi ama bu kanunla ilgili hususun düzeltilmesi konusunda bir adım atılması gerekir. Siz “2004 yılında çıkmış bir kanunda da var.” diyorsunuz ama…

BAŞKAN – Komisyon Başkanı açıklamayı yaptı, yerinde olduğunu söyledi. Yapılacak da herhangi başka bir şey yok yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Açıklamayla giderilecek bir konu değil ki, bir anlamı yok yani.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Komisyonun da açıklaması yeterli değil.

BAŞKAN – Anlam nasıl olsun yani, ne yapılması gerekir?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani “kanunla düzenlenebilir” ifadesi doğru değil.

ALİ RIZA ÖZTÜRK – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Vural, siz görüşlerinizi açıkladınız, Komisyon Başkanı da görüşünü açıkladı.

ALİ RIZA ÖZTÜRK – Olmaz ki canım, olmaz ki Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yasa çıktıktan sonra eğer şey değilse Anayasa Mahkemesi yolu vardır, yargı yolu vardır yani.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu nüfusu 700 bine indirsek de bu Ordu da büyükşehir olsa ne olur? Niye, Ordu… İçişleri Bakanıyla Kültür Bakanı istemiyor Ordu büyükşehir olsun?

BAŞKAN – Evet, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 5. Maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenerek diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ederiz.

“Madde 6.- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 5. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 5.- Büyükşehir belediyesinin sınırları, adını aldıkları büyükşehirlerin valilik binası merkez alınmak üzere 20.000 metre yarıçapındaki bir dairenin sınırlarıdır.

İlçe belediyelerinin sınırları, kaymakamlık binası merkez alınmak üzere 10.000 metre yarıçapındaki bir dairenin sınırlarıdır.”

 

 

 

                        Alim Işık                           Mehmet Erdoğan                       Sadir Durmaz

                         Kütahya                                    Muğla                                     Yozgat

                 Cemalettin Şimşek                       Enver Erdem                        Nevzat Korkmaz

                         Samsun                                     Elâzığ                                      Isparta

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon, üyeleri davet eder misiniz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Salt çoğunluğumuz yoktur, Komisyonu davet ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın üyeler, buyurun yerlerinize.

Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

Bir dakika, geliyorlar.

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Özcan, nereye kaçıyorsun Özcan? Özcan kaçma. (CHP ve MHP sıralarından “Kaçmayın. Kaçmayın.” sesleri)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, böyle bir şey olmaz. Uyarın Sayın Başkan. Meclisin ciddiyetine aykırıdır bu davranış, ayıp ayıp!

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon, salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

İÇİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılamadığı için önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına yönelik üç adet değişiklik önergesi daha Başkanlığımıza intikal etmiştir. Söz konusu önergelerle yeni ilçeler kurulması öngörülmektedir. Kanun tasarısının 2’nci maddesi “İlçe kurulması ve sınırlarının belirlenmesi” başlığını taşımakta olup, yeni ilçeler bu maddeyle kurulmaktadır.

2’nci madde üzerinde önerge işlemi yapılmış ve madde kabul edilmiştir. Bu maddeden sonra gelmek üzere yeni il ve ilçe kurulmasına ilişkin yeni madde eklenmesi önergeleri de dünkü birleşimde işlem görmüştür.

Şu an, tasarının 5’inci maddesi kabul edilmiştir. İlgili madde ve  sırası geçtikten sonra o konuda sonradan yeni madde ihdası kanun sistematiğine de uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle, yeni ilçe kurulması istemini içeren bu önergeler Başkanlıkça işleme alınmayacaktır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN –  Buyurun Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, şimdi, arkadaşlarımız Kararlar ve Kanunlar sipariş üzerine kendilerine nasıl söyleniliyorsa öyle yapıyorlar. Önce geldiler buraya dediler ki…

BAŞKAN –  Sipariş başka nereden düzenlenir efendim?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Evet, sipariş üzerine görüş veriyorlar. Önce geldiler buraya dediler ki: “Biz grup başkan vekilleriyle anlaştık ikiden fazla verilmeyecek.”

NURETTİN CANİKLİ  (Giresun) –  Bölüm için Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) –  Ben ona itiraz ettiğim zaman, bunun örneğini de  gösterdikten sonra gittiler dediler ki: “Bu, bununla ilgili değil.”

Şimdi, ben madde üzerinde değişiklik önergesi vermiyorum, yeni madde ihdası veriyorum. Dolayısıyla ben onu maddenin sonunda da veririm, bu kanunla ilgili o çünkü, başında da veririm.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Doğru, doğru diyor.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yani ben… O maddede bir değişiklik önergesi değil benim önergem, yeni bir maddedir. Dolayısıyla onunla ilgili olup olmaması o maddeyle şey değil, o kanunla ilgili olması önemlidir. Bu kanunla ilgilidir benim önergem. Dolayısıyla bu önergenin işleme alınması lazım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten kanunun sistematiği bozuk. Bu tasarının  sistematiği yok ki.

BAŞKAN –  Ben gerekli açıklamayı yaptım, isterseniz yeniden aynı şeyleri tekrar edeyim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok ama yok, alacaksınız efendim.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sadece açıklama yapmakla mı…

BAŞKAN –  Evet, istiyorsanız usul tartışması açayım.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Usul tartışması açalım Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Buyurun, lehte… Aleyhte…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Aleyhte.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.

NURETTİN CANİKLİ  (Giresun) –  Lehte.

BAŞKAN –  Lehte Nurettin Bey.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Aleyhte.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben de aleyhte istiyorum Sayın Başkan, ben aleyhte istiyorum.

BAŞKAN – Aleyhte üç oldu ama.

Sayın Vural, aleyhte.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Altan Bey önce söyledi Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Öztürk aleyhte, Sayın Canikli lehte…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Aleyhte

BAŞKAN – Aleyhte yok, lehte…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Lehte olarak yaz o zaman.

BAŞKAN – Lehte, Sayın Canikli buyurun.

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

3.- 338 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na yeni il ve ilçe kurulmasına ilişkin yeni madde eklenmesini öngören önergelerin işleme alınmamasının İç Tüzük’e uygun olup olmadığı hakkında

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, her şeyden önce bu, 3 tane yeni madde ihdasına ilişkin önerge verilmesi hususu sadece biraz önce Divanın, Sayın Başkanın belirttiği husus açısından İç Tüzük’e aykırılığın dışında ayrıca 91’inci maddeye de çok açık bir şekilde aykırıdır değerli arkadaşlar. Neden? Çünkü İç Tüzük’ün 91’inci maddesinin ikinci fıkrasında: “Milletvekilleri esas komisyon veya Hükûmet değişiklik önergeleri verebilir. Milletvekilleri tarafından Anayasa’ya aykırılık önergeleri dâhil madde üzerinde iki önerge verilebilir. Ancak her siyasi parti grubuna mensup milletvekillerinin birer önerge verme hakkı saklıdır.” Temel yasa görüşmelerinde -bunu hepimiz biliyoruz, başından beri bu şekilde uygulanıyor- her madde için her grup ancak 1 tane önerge verebiliyor. Dolayısıyla bu açıdan da çok net bir şekilde 91’inci maddeye aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca -daha önce bir ara konuşmalarda ifade ettim- 4 siyasi partinin grup başkan vekilleri ve Sayın Meclis Başkanımızın birlikte yaptığı bir toplantıda ilkesel anlamda birtakım kararlar alındı -onun metinleri var, sanıyorum sizlerde de var- o mutabakat ya da ilkesel kararları açısından da bakıldığında  ona da aykırı çünkü orada şu karara varıldı: “Bölüm üzerinde en fazla iki tane yeni madde ihdası geçici madde dâhil olmak üzere verilebilir, öngörülebilir gruplar tarafından,” denildi. Bu da bütün siyasi parti grupları tarafından kabul edildi. Dolayısıyla bu şekildeki bir uygulama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …İç Tüzük’e aykırıdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, aleyhte söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi 87’nci maddeyi Sayın Canikli okudu. Dedi ki: “Her madde için yedi önerge verilebilir genel uygulamada.”

Şimdi, kimler verebilir? Milletvekilleri verebilir, Hükûmet verebilir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Temel yasa için değil o.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - İzin ver…

Komisyon verebilir. Ne verebilir? Ek madde verebilir, yeni madde verir, madde üzerinde değişiklik verebilir.

Şimdi, burada ne diyor? “Madde üzerinde bir değişiklik önergesi yedi maddeyle sınırlanır.” Bu benim talebim, yeni madde ihdasıdır.

Şimdi, bakın, bir yandan bunu söylüyorsunuz, bir yandan 23’üncü Dönem Beşinci Yasama Yılı 83’üncü Birleşimde arka arkasına 3 tane yeni madde ihdası yapılıyor. Ben bu örneği gösterdiğim zaman arkadaşlar, oradan çark ediyorlar, efendim, ilgili değilmiş. İlgili olup olmamasıyla da ilgili size bir örnek vereyim. Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi, başlık dâhil her şeysiyle birlikte değiştirildi üçüncü yargı paketi kapsamında. Getirildi 250, 251, 252’nci şeyi, oraya takıldı. O zaman o maddeyle çok mu ilgiliydi? Onu söylediğimizde ne denildi? “Efendim, bu kanunla ilgili.“

Şimdi benimki de kanunla ilgili. Yani ben Silifke’nin Taşucu beldesi ile Tarsus’un Huzurkent beldesinin ilçe yapılmasına ilişkin bir önerge veriyorum. Bu önerge değişiklik önergesi değil, bir maddeyi değiştirmiyor, 5’inci maddeyi değiştirmiyor, yeni bir madde ihdası. Ben, bunu yürütmeden önce herhangi bir yerde talep edebilirim.

Ha, burada Başkanlığın bir tek uygulaması olacaktır. Komisyonun yerinde olup olmadığını arar, yoksa reddeder ama baştan Kanunlar Kararlardaki bir bürokratın “Ben istemiyorum.” ya da “İstiyorum.” şeklindeki bir açıklamasıyla biz burada yasama faaliyeti yürütemeyiz. Kanunlar Kararların o kadar birbiriyle çelişen görüşleri var ki, ben bunları ayıklamaya kalksam ne ömrüm yeter ne de vaktim yeter değerli arkadaşlar.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Şimdi, burada esas olan mesele şudur: Bizim önergemiz yeni bir değişiklik önergesi değildir, bu kanunla ilgilidir, maddeyle ilgili olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Önerge sınırlaması da değişiklik önergeleri içindir, yeni madde ihdası için geçerli değildir. Geçen dönem burada tartışma yaptık, ondan sonra bunu getirdiniz zaten. Bu 3 önergeyi ondan sonra kabul ettiniz. Yani efendim çok olursa ne olur? Hakkın kötüye kullanılması olur mu olmaz mı diye… E, şimdi ben bir önerge veriyorum, bu hakkın kötüye kullanılması mıdır?

Teşekkür ediyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

Evet, lehte söz isteyen Altan Tan, Diyarbakır Milletvekili.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; başından beri her söz aldığımızda aynı şeyi söylüyoruz. Bu kadar önemli maddeleri, ülkenin bütününü ilgilendiren ve önümüzdeki kırk, elli ve belki yüz yılı belirleyecek olan kanun değişikliklerini bu kadar paldır küldür, çalakalem ve “ben yaptım, oldu” şeklinde getirirseniz olacak olan budur. Şu an, siz bunu yine paldır küldür geçirmeye çalışıyorsunuz, muhalefet de yakasından, paçasından, boyundan, eninden, altından, üstünden tutarak bunu engellemeye çalışıyor, kan revan içerisinde madde geçiyor, kanunlar geçiyor. Bunun ülkeye bir faydası yok, yani bu Parlamentonun yeri de bu değil. Bunların doğru düzgün, makul, meşru, kamuoyunu tatmin edecek bir zaman dilimi içerisinde, açık seçik konuşulması ve tartışılması lazım. Şimdi de, işte bu bir değişiklik önergesi midir, yeni bir madde midir, yeri midir, değil midir… Tabiri caizse laf oyunlarıyla veya taktik savaşlarıyla -hatta affınıza sığınarak söyleyeyim- cambazlıklarıyla bir yere gitmeye çalışıyoruz. Bu gidilecek yer de bizi doğru bir yere götürmez.

Şimdi, burada da madem bu usuller, yani kâğıt üzerindeki usuller üzerinden gidiyoruz, yeni bir madde ihdası olduğu vakit bunun yeri olup olmadığına kim karar verecek? Yani o zaman, burada ne zaman bir yeni madde teklifiyle gelirseniz işte “Efendim, bunun yeri burası değildir.” deyip geri çevirme yetkisi kimde, nasıl… Onun için tekrar tekrar şunu söylüyoruz: Bu tip mevzular bu şekilde giderse maalesef yine bugüne kadar yaşadığımız acı tecrübeleri yaşarız. Döneriz bir sene, iki sene sonra tekrar değiştirmeye kalkarız. Bir sürü de yanlışlıklar eksiklikler olur. Bu yolun çıkar yol olmadığını artık iktidar anlamalı ve muhalefetle bir diyalog yolunu, anlaşma yolunu bulmalı.

Saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aleyhte söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben istemiştim aleyhte. Senin gözün hiç beni görmüyor ki.

BAŞKAN – Lütfen, görüyorum…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Görmüyorsun be kardeşim yahu. Sana karşı çok sabırlı davranıyorum.

BAŞKAN – Vallahi, sabırsız davranın Sayın Genç, ne yapacaksanız?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bura4753da her çıkışımda… Çok keyfî hareket ediyorsun.

BAŞKAN – Çok sabırsız davranın efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Meclisi çok keyfî yönetiyorsun. Senin gözün görmüyor bizi. Benim bilgim karşısında cehaletinle mağlup olacağını bildiğin için…

BAŞKAN – Sizin bilgilerinizden faydalansa