DÖNEM: 24                            CİLT: 30                      YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

6’ncı Birleşim

10 Ekim 2012 Çarşamba

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- KAPALI OTURUMLAR

        İKİNCİ OTURUM (Kapalıdır)

  V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Şanlıurfa Milletvekili A. Emin Önen’in, Suriye’nin kınanması için AGİTPA Türk Delegasyonu tarafından yapılan çalışmalara ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tutuklu milletvekillerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Hakkâri Milletvekili Adil Kurt ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısının İçişleri Komisyonu ve Plan ve Bütçe Komisyonunun dışında Anayasa Komisyonuna da havale edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısıyla ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz’ın, Üçüncü Oturumdaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Üçüncü Oturumdaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve 20 milletvekilinin, şeker pancarı ve şeker üretimi ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/364)

2.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve 21 milletvekilinin, Kastamonu ilinde yaşanan göç olaylarının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/365)

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel ve 26 milletvekilinin, zeytincilik sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/366)

 

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 4/10/2012 tarihli 4’üncü Birleşiminde gerçekleştirilen kapalı oturum tutanakları ile tutanak özetlerinin İç Tüzük’ün 71’inci maddesine göre yayımlanmasına ilişkin önerisi

 

X.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısının havalesinde İç Tüzük’e aykırı bir durum olmadığına ve bu konuyla ilgili itirazlarını dile getiren İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın görüşlerini içeren tutanağın TBMM Başkanlığına gönderilerek konunun değerlendirilmesinin sağlandığına ilişkin açıklaması

 

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporları (1/567) (S. Sayısı: 197)

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ülkemizde ilkokul öğrencilerinin ailelerine yapılan yardıma ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/9003)

2.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, yeni eğitim sisteminde okullarda görevli rehber öğretmen ve branş öğretmenlerinin durumlarındaki belirsizliklere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/9062)

3.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, otizmli bir öğrencinin eğitim hakkının engellendiği iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/9161)

4.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, öğretmenlere engelli öğrencilerle ilgili eğitim verilmesine ve engelli öğrencilerin eğitim haklarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/9162)

5.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Dikmen’deki personel lojmanları ile ilgili iddialara ve TBMM yerleşkesi içindeki lojmanlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/9750)

6.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, 1980’den günümüze kadar kullanılan örtülü ödenek miktarlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/9796)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, örtülü ödeneğin kullanılma amacına ve örtülü ödenekten yapılan harcama miktarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/9802)

8.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, TBMM kampüsündeki lojmanlarda yapılan tadilata ve lojmanların yıkılmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı  (7/10358)

9.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu’nun, TBMM Başkanının ve Başbakanın makam odalarında yapılan tadilata ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/10866)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı.

 

Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut, yeni yasama yılında Genel Kurul çalışmalarının ülkemize ve milletimize barış ve huzur getirmesini dileyen bir konuşma yaptı.

 

Ankara Milletvekili Nurdan Şanlı, Ankara’nın başkent oluşunun 89’uncu yıl dönümüne,

Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü,

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu,

Balkan Savaşlarının 100’üncü yıl dönümüne;

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Ankara’nın başkent oluşunun 89’uncu yıl dönümüne ilişkin bir açıklamada bulundu.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında Macaristan Ulusal Parlamentosu Başkanı Laszlo Köver’in vaki davetine icabet etmek üzere 15-17 Ekim 2012 tarihinde Macaristan’a ziyarette bulunacak Parlamento heyetine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu,

Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, Plan ve Bütçe Komisyonu,

Üyeliğinden istifa ettiklerine ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve 19 milletvekilinin, ülkemizde meydana gelen iş kazalarının nedenlerinin (10/361),

Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 21 milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde 1990’lı yıllardan sonra yaşanan zorunlu göçün neden ve sonuçları ile toplumda yarattığı etkinin (10/362),

Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 21 milletvekilinin, engelli vatandaşların sorunlarının (10/363),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ve 111 milletvekilinin; bazı milletvekillerinin yargılanmaları ve dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yargıya talimat verdiği, yargıya müdahale ederek yürütme erkini ölçüsüz ve hukuk tanımaz biçimde kullandığı, Anayasa'nın 2'nci, 9'uncu ve 138'inci maddeleriyle bağdaşmayan bu eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257'nci maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma, 277'nci maddesinde düzenlenen yargı görevi yapanı etkileme ve 288'inci maddesinde düzenlenen adil yargılamayı etkileme suçlarına uyduğu iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/1) okundu; Anayasa’nın 100’üncü maddesine göre Danışma Kurulunca tespit edilecek görüşme gününün Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.

 

Üstün Yetenekli Çocukların Keşfi, Eğitimleriyle İlgili Sorunların Tespiti ve Ülkemizin Gelişimine Katkı Sağlayacak Etkin İstihdamlarının Sağlanması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Yeni Zelanda, Güney Kore Cumhuriyeti ve Almanya Federal Cumhuriyeti'nde araştırma ve inceleme yapma talebinin, gidecek Komisyon üyelerinin sayıları ve inceleme süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca tespit edilmesi kaydıyla Genel Kurulun onayına sunulmasının uygun bulunduğuna,

Üstün Yetenekli Çocukların Keşfi, Eğitimleriyle İlgili Sorunların Tespiti ve Ülkemizin Gelişimine Katkı Sağlayacak Etkin İstihdamlarının Sağlanması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, araştırma ve inceleme yapmak üzere Yeni Zelanda, Güney Kore Cumhuriyeti ve Almanya Federal Cumhuriyeti'ne gidecek Komisyon üyelerine ve inceleme süresine ilişkin önerisinin Başkanlıkça uygun bulunduğuna,

İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkereleri kabul edildi.

 

BDP Grubunun, 6/2/2012 tarihinde Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve arkadaşlarının Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükûmetinin Suriye politikasının araştırılması (521 sıra no.lu) amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 9/10/2012 günkü (bugün) birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

AK PARTİ Grubunun, 328 sıra sayılı Anayasa Değişikliği Teklifi’nin, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 4’üncü sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 9 Ekim 2012 Salı günkü (bugün) birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ve bu birleşimde 328 sıra sayılı Anayasa Değişikliği Teklifi’nin birinci tur oylamasının bitimine kadar, 11 Ekim 2012 Perşembe günkü birleşiminde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak'ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi ile ilgili tezkerenin bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinin yapılması ve bu görüşmelerden sonra gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan 197 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, haftalık çalışma günlerinin dışında 12 Ekim 2012 Cuma günü saat 14.00'te toplanması ve bu birleşimde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verilen (11/13) esas numaralı Gensoru Önergesi’nin görüşmelerinin yapılması ve bu görüşmelerin tamamlanmasından sonra gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan 328 sıra sayılı Anayasa Değişikliği Teklifi’nin ikinci tur oylamasının bitimine kadar, yukarıda belirtilen birleşimlerinde gece 24.00'te günlük programların tamamlanamaması hâlinde günlük programların tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 10 Ekim 2012 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

 

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (2/20) esas numaralı 2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

İçişleri Komisyonunda açık bulunan ve CHP Grubuna düşen 1 üyeliğe İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler,

Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan ve CHP Grubuna düşen 1 üyeliğe Ankara Milletvekili İzzet Çetin,

Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan ve CHP Grubuna düşen 1 üyeliğe İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel,

Seçildiler.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporlarının (1/567) (S. Sayısı: 197),

Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

4’üncü sıraya alınan, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 309 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/873) (S. Sayısı: 328) birinci görüşmeleri tamamlandı.

 

İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın Cumhuriyet Halk Partisine,

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın AK PARTİ Grup Başkanına,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Cumhuriyet Halk Partisine,

Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin şahsına,

Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin Barış ve Demokrasi Partisine,

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın şahsına,

Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in şahsına,

Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi’nin şahsına,

Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun şahsına,

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın AK PARTİ Grup Başkanına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Alınan karar gereğince, 10 Ekim 2012 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere 00.38’de birleşime son verildi.

                                                             Sadık YAKUT

                                                             Başkan Vekili

        Mustafa HAMARAT                                                                         Tanju ÖZCAN

                    Ordu                                                                                             Bolu

                Kâtip Üye                                                                                     Kâtip Üye

No: 8

II.- GELEN KÂĞITLAR

10 Ekim 2012 Çarşamba

 

Rapor

1.-    Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 309 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/873) (S. Sayısı: 328’e 1 inci Ek) (Dağıtma tarihi: 10.10.2012) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, bazı Ege Adalarının Yunanistan tarafından işgal edildiği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2149) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

2.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Suriye’deki olaylara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2150) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

3.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, güvenlik ve savunma harcamalarında yaşanan artışın nedenlerine ilişkin Milli Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/2151) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

4.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Suriyeli muhaliflere verilen lojistik desteğe ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2152) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

5.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, ithalat beyannameleri ile ilgili vergilerin kontrolüne ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/2153) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Bakanlık Merkez ve taşra teşkilatında çalışan personele ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/2154) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

7.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, gümrüklerde yapılan ihbarların takip ve değerlendirilmesine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/2155) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

8.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, küçük esnaf ve sanatkârı korumaya yönelik perakende kanunuyla ilgili çalışmalara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/2156) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, sınır kapılarındaki eşya takibine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/2157) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, özür grubu tayinlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2158) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

11.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, organ bağışında bulunanların özürlülere sağlanan haklardan faydalanabilmesine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2159) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

12.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Jandarma personelinin Adana ve çevre illere tayin isteyememesine ilişkin Milli Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/2160) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

13.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, panelvan araçların fenni muayenesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/2161) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

14.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, sel taşkın saha sınırlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2162) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

15.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ağrı ve Şanlıurfa’da toplum yararına çalışma programı çerçevesinde istihdama ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2163) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

16.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, dilenci sayısındaki artışa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2164) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

17.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Diyanet İşleri Başkanlığı binasının önünde yapılan camiye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2165) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

18.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Türkiye’ye Ortadoğu ülkelerinden ve Libya’dan çalışmaya gelen kişilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2166) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, TBMM Başkanının ve Başbakanın makam odalarında yapılan tadilata ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/10866) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

2.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, kamu kurum ve kuruluşlarına ait lojmanlar ile makam araçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10867) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

3.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Milli Eğitim Bakanlığının uygulamalarına ve değiştirdiği yönetmeliklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10868) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

4.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Van depremi sonrasında alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10869) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

5.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, Denizli’de bir okulun açılış töreninde yaptığı konuşmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10870) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

6.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, bir köşe yazarının bazı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10871) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 18 Eylül 2012’de gerçekleştirilen BM Genel Kuruluna katılımın kapsamına ve maliyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10872) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

8.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2002’den günümüze kadar Türkiye’den AİHM’e yapılan başvurulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10873) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

9.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2012 hac kayıtlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10874) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

10.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı bazı firmaların hac işlemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10875) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

11.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Aydın’ın orman köylülerinin mülkiyet sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10876) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

12.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 2002-2012 yılları arasında şehit olan polis ve asker sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10877) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

13.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, akaryakıttan alınan KDV ve ÖTV’nin kaldırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10878) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

14.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Suriye’den gelen mültecilerin yalnızca sözlü beyanıyla üniversitelere kabul edilmelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10879) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

15.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, kendi istekleri ile emekli olan subaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10880) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

16.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Arhavi ilçesine fakülte kurulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10881) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.10.2012)

17.-  İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Başbakan, Başbakan Yardımcıları ve müsteşarların makam araçları ve yakıt masraflarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10882) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

18.-  Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantep, Hatay ve Kilis’te konaklayan yabancı uyruklu kişilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10883) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

19.-  Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, YÖK’ün Suriyeli mültecilerin bazı üniversitelere özel öğrenci olarak kabul edilmesi yönündeki genelgesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10884) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

20.-  Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın, ülkemizdeki buğday stoğuna ve ithalatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10885) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

21.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, 2002 yılından itibaren Hükümet üyelerinin yaptığı yurt dışı gezilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10886) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

22.-  İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde Atatürk büstünün kırılarak söküldüğü iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10887) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

23.-  İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Ordu’da yapılmakta olan bir yatılı bölge Kuran Kursuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10888) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

24.-  Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, BDP Bingöl il binasına yönelik saldırıya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10889) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

25.-  Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, ÖSYM’nin yaptığı bazı sınavlardaki yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10890) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

26.-  Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’ın Çaldıran ilçesine bağlı bir köyde meydana gelen bir patlamaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10891) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.09.2012)

27.-  Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van Merkeze bağlı bir köyde yaşanan bir olaya ve kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullandığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10892) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.09.2012)

28.-  Batman Milletvekili Ayla Akat’ın, bir protesto eyleminde bir vatandaşın işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10893) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

29.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde yaşanan bir olaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10894) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

30.-  Batman Milletvekili Ayla Akat’ın, 2002-2012 yılları arasında gözaltına alınan ve tutuklanan üniversite öğrencilerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10895) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

31.-  Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, cezaevlerinin engelliler açısından fiziki yetersizliklerine ve Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevinde yatan bir engelli mahkuma ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10896) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

32.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Samsun-Ordu sınırında yürütmeyi durdurma kararına rağmen inşaatı devam eden bir termik santrale ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10897) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

33.-  Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının personel alımına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/10898) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

34.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, bir askerin, tutuklanma nedeniyle tedavisinin yarım kalmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10899) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

35.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, TSK İç Hizmetler Kanununun bazı maddelerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10900) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

36.-  Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 6352 sayılı Kanunun tutuklu sayısına etkisine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10901) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

37.-  Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, cezaevlerinde basılı eser ve yayınlara erişim yasaklarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10902) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

38.-  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, Silivri cezaevinde açlık grevi yapan tutuklulara yönelik müdahale ile ilgili iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10903) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

39.-  Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Tokat ilinin kentsel dönüşüm kapsamına alınmamasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/10904) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

40.-  Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, İstanbul’un Fatih ilçesindeki Sulukule Yenileme Projesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/10905) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

41.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Samsun-Ordu sınırında yürütmeyi durdurma kararına rağmen inşaatı devam eden bir termik santrale ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/10906) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

42.-  İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’da kentsel dönüşüm kapsamında yıkılacağı iddia edilen bazı kamu binalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/10907) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

43.-  Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, bir açıklamasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10908) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

44.-  İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, son 9 ayda Suriye’ye giriş çıkış yapan ve Suriye’de hayatını kaybeden vatandaşlara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10909) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

45.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Samsun-Ordu sınırında yürütmeyi durdurma kararına rağmen inşaatı devam eden bir termik santrale ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/10910) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

46.-  Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Niğde Merkez’deki bir kasabanın elektrik borcundan kaynaklanan içme ve kullanma suyu sorununa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/10911) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

47.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Sakarya Sapanca’da bulunan bir taş ocağının çevreye verdiği zarara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/10912) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

48.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, şeker sanayinin geliştirilmesine ve şeker enstitüsünün yeniden yapılandırılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10913) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

49.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, organik hayvancılığın desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10914) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

50.-  Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, narenciye üreticilerine DFİF kredisi verilmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10915) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

51.-  Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’da 3 gün hastalığı sebebiyle telef olan hayvanlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10916) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

52.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, saman fiyatlarındaki artışa ve üreticinin mağduriyetine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10917) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

53.-  Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ta kapatılan bir süt fabrikasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10918) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

54.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Sakarya-Sapanca’da bulunan bir taş ocağının çevreye verdiği zararlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10919) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

55.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin internet sitesine yapılan saldırıya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10920) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

56.-  Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Libya’dan İskenderun’a gelen bir gemi ile ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10921) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

57.-  Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Hatay’da içinde Türk askerlerinin bulunduğu bir aracın saldırıya uğradığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10922) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

58.-  Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, pompalı tüfek satışlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10923) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

59.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, biber gazı bombası ve spreyinin kullanımı ile insan sağlığına etkilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10924) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

60.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi Bağıl Değerlendirme Sistemi Yönergesinde yapılan değişikliğe ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10925) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

61.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Fatih’te polislerin bir kişiye şiddet uygulamasına ve işkence ile kötü muameleyle mücadeleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10926) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

62.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Çankaya ilçesindeki bazı mahallelerden geçen otobüs hatlarının iptaline ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10927) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

63.-  Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, özel bir televizyon kanalında canlı yayın sırasında stüdyo önünde meydana gelen olaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10928) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

64.-  Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van-İran sınırında kaçakçılık yapan bir kişinin vurulmasına ve sınırda yaşanan ölümlerin engellenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10929) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

65.-  Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Suriyeli sığınmacılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10930) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

66.-  Batman Milletvekili Ayla Akat’ın, yeni eğitim sistemini protesto eden bir kişiye polislerce orantısız güç kullanıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10931) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

67.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, terörün yoğun olduğu bölgelerde kamu personelinin güvenliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10932) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

68.-  Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ın bir mahallesinin su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10933) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

69.-  Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Manisa’da yaşandığı iddia edilen bir olaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10934) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

70.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, ekonomik durumu iyi olmayan köylülere verilen arsaların geri alınması koşullarından kaynaklanan mağduriyete ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10935) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

71.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Emniyet Teşkilatında görev yeri değişen yöneticilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10936) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

72.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Rize Polis Meslek Yüksekokulunun açılışına bir gazetecinin alınmamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10937) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

73.-  Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Tunceli’de yaşanan bir terör olayı ile ilgili ihmal iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10938) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

74.-  Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kağızman’da bir köyün su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10939) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

75.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Bingöl’de BDP il binasına yapılan saldırılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10940) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

76.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edilen Irak Kerkük nüfusuna kayıtlı kişilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10941) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

77.-  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, Suriyeli mültecilerin barınmalarına ve barınma masraflarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10942) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.09.2012)

78.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 2002-2012 yılları arasında akaryakıt ürünlerine yapılan zam oranlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/10943) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

79.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, bütçe açığına ve yapılan zamlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/10944) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

80.-  Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, akaryakıt ve otomobile yapılan ÖTV zammına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/10945) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

81.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, bazı ürünlere yapılan zamlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/10946) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

82.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, bir konuşmasına ve yapılan son yönetmelik değişikliklerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10947) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

83.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, il milli eğitim müdürlerinin siyasi faaliyetlere katıldığı iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10948) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

84.-  İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 1997-1998 ve 2012-2013 eğitim-öğretim yıllarında imam hatip okullarına ve öğrenci sayılarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10949) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

85.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında açılmayan okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10950) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

86.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, yeni eğitim sistemine geçilmesiyle boşta kalan sınıf öğretmenlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10951) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

87.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ders başı yapamayan okul olup olmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10952) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

88.-  İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in, İzmir’de bir okulun depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkılması nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10953) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

89.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Suriyeli mültecilere bazı üniversitelerde özel öğrenci olma hakkının tanınmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10954) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

90.-  İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, 2011 yılında Maltepe’de meydana gelen heyelanın hasar verdiği okula ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10955) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

91.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, ikinci öğretimlerde üniversite harçlarının kaldırılmamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10956) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

92.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Kapaklı Hastanesinin kapasitesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10957) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

93.-  Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, 2012 KPSS’de (ortaöğretim/önlisans) adayların tercih ettikleri yerlerin dışında sınava girmelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10958) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

94.-  Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, öğretmen açığına ve ücretli öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10959) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

95.-  İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Kartal ilçesindeki bir okulda öğretildiği iddia edilen bir duaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10960) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

96.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, eğitim kurumlarına ve ders saatlerine yönelik bazı verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10961) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

97.-  Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, YÖK’ün Suriyeli sığınmacıların bazı üniversitelere özel öğrenci olarak kabul edilmesi yönündeki genelgesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10962) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

98.-  İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, Sarıgazi’de imam hatip lisesine istekleri dışında öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10963) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

99.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Kuran-ı Kerim, Siyer ve Kürtçe seçmeli dersleri ile ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/10964) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

100.-                Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, savaş eğitimi veren bir şirketle ilgili iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/10965) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.09.2012)

101.- Batman Milletvekili Ayla Akat’ın, 2002’den günümüze askerlik yaparken hayatını kaybedenlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/10966) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

102.-                Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, askerlerin kabul toplama merkezlerinden birliklerine sevkleri sırasında yaşanan sorunlara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/10967) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

103.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, son on yılda hayatını kaybeden askerler ile ilgili verilere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/10968) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

104.-                Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Hukuk Fakültesi mezunlarının askerliklerini meslekleriyle ilgili görev verilerek yapmalarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/10969) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

105.-                Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, TOKİ’nin sınır karakolları ihalelerinde uygulanan gizlilik ve güvenlik tedbirlerine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/10970) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

106.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 2009 yılında Kars’ta bir askerin yanlışlıkla vurulduğu iddialarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/10971) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

107.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, 8’inci sınıf öğrencilerine tetanos ve difteri aşılarının zamanında temin edilmemesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10972) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

108.-                İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, Fatih ilçesi Karagümrük mahallesi aile hekimliği binasının sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10973) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

109.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa Viranşehir Devlet Hastanesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10974) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

110.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, başta Şanlıurfa olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10975) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

111.-                Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Libya’dan İskenderun’a gelen bir gemi ile ilgili iddialara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/10976) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.09.2012)

112.-                Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars çevre yolunda yaşanan trafik kazalarının önlenmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/10977) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

113.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Ankara’daki Kızılay-Çayyolu metro inşaatı çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/10978) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

114.-                Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Türkiye’de erişimi engellenen internet sitelerine ve internet özgürlüğüne ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/10979) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.09.2012)

115.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van’da Kara Ulaştırma Genel Müdürlüğü kurulması ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/10980) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

116.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, 1 kuruşun kullanımına ve devlete maliyetine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/10981) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

117.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, MİT ile PKK yöneticileri arasında Oslo’da yapıldığı iddia edilen görüşmeye dair bir açıklamasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/10982) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.09.2012)

118.-                İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, yaşlılık ve yetim maaşı bağlanması koşullarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/10983) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.09.2012)

119.-                Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da teşviklerden faydalanmak için başvuran firmalara ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/10984) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.09.2012)

120.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Sakarya-Sapanca’da bulunan bir taş ocağının çevreye verdiği zarara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/10985) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.09.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, 2002 yılından bugüne Türkiye’nin dış borcuna ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7876)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8122)

3.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Mavi Marmara baskını sonrası Türk-İsrail ilişkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8126)

4.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Karaman Belediyesinin çeşitli konulardaki faaliyetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8138)

5.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu’da otopark amaçlı kazı yapılan alanda tarihi eserler ortaya çıkmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/8148)

6.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Borçka-Artvin karayolunun asfaltlanma yöntemine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8164)

7.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, aşırı yük nedeniyle kamyoncu esnafına kesilen idari para cezalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8165)

8.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, Samsun-Ankara demiryoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8166)

9.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Acıpayam-Dalaman yolunun yapım çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8167)

10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerindeki gelişmelerin Türk şirketlerine olumsuz etkisine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/8168)

11.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, özel yetkili mahkemelerle ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/8169)

12.-  Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Suriye’de kaçırılan 11 Lübnanlı’nın Türkiye’de olduğu iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8170)

13.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Türkiye’deki Cemevlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8175)

14.-  Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, üniversite ve yurtlarda bazı öğrencilere yönelik artan saldırılara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8176)

15.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Uludere olayı ile ilgili açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8184)

16.-  İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, bir inşaat şirketine kamu kredisi kullandırılıp kullandırılmadığına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/8187)

17.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, bazı kamu kurum ve kuruluşlarındaki görevlerinden ayrıldıktan sonra 2531 sayılı Kanuna aykırı faaliyette bulunanlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/8188)

18.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özürlü memur seçme sınavında kopya verildiği ve haksızlık yapıldığı iddialarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8197)

19.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, İsrail’in Kıbrıs Rum Kesimine asker yerleştirmek istediği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8206)

20.-  Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Arap Baharının Türk vatandaşlarına ve firmalarına etkisine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8208)

21.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, 24 Mayıs 2012’de Varto’da yapılan bir askeri operasyona ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8220)

22.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Yunanistan’ın Eşek ve Bulamaç adalarını işgal ettiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8222)

23.-  Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün sahnelediği eserlere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/8228)

24.-  Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, 12 yıllık kademeli eğitim sistemini tanıtmak amacıyla hazırlanan kitapçığa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8248)

25.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, 12 yıllık kademeli eğitim sistemini tanıtmak amacıyla hazırlanan kitapçığa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8249)

26.-  Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Çukurova Bölgesine hizmet verecek olan havaalanı için yapılan kamulaştırmaya ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8258)

27.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, bölünmüş yol yenileme çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8259)

28.-  İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, yol genişletme çalışmalarında İlk Kurşun Tepesinden toprak alınmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8260)

29.-  İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in, Kemalpaşa Lojistik Köyü ve İstanbul-İzmir Otoyol Projelerinin uygulanmasında yaşanan sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8261)

30.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan ayrılıp 2531 sayılı Kanuna aykırı faaliyette bulunanlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8262)

31.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, basında yer alan bir açıklamasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/8263)

32.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in gelişmişlik düzeyine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8270)

33.-  Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, GAP’ın ne zaman bitirileceğine ve GAP Eylem Planına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8272)

34.-  Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, ikinci el oto alım satımı yapan galerilerin şehir merkezinden uzağa taşınmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8286)

35.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, hakkında tasfiye kararı alınan bir finans kurumunun mudilerinin sorunlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/8313)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve 20 Milletvekilinin, şeker pancarı ve şeker üretimi ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/364) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/12/2011)

2.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve 21 Milletvekilinin, Kastamonu ilinden diğer illere yapılan göçlerin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/365) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/12/2011)

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel ve 26 Milletvekilinin, zeytincilikte yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/366) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/12/2011)

10 Ekim 2012 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Beş dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, görüşmelere başlamadan önce, 4 Ekim 2012 tarihli 4’üncü Birleşimde yapılan kapalı oturuma ait tutanak özetinin İç Tüzük’ün 71’inci maddesine göre okunabilmesi için kapalı oturuma geçmemiz gerekmektedir. Bu nedenle sayın milletvekilleri ile Genel Kurul salonunda bulunabilecek yeminli stenograflar ve yeminli görevliler dışındakilerin salonu boşaltmalarını rica ediyorum.

Tutanak özeti okunduktan sonra açık oturuma geçilecek ve görüşmelere devam edilecektir. Sayın idare amirlerinin bu konuda yardımcı olmalarını ve salon boşaltıldıktan sonra Başkanlığa haber vermelerini rica ediyorum.

Şimdi kapalı oturuma geçiyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – İdare amiri yok efendim.

Kapanma Saati:14:09

 


IV.- KAPALI OTURUMLAR

İKİNCİ OTURUM

(Kapalıdır)


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Kapalı Oturumdan sonraki Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Suriye’nin kınanması için AGİTPA Türk Delegasyonu tarafından yapılan çalışmalar hakkında söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Şanlıurfa Milletvekili A. Emin Önen’in, Suriye’nin kınanması için AGİTPA Türk Delegasyonu tarafından yapılan çalışmalara ilişkin gündem dışı konuşması

A. EMİN ÖNEN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatının sonbahar toplantısında alınan kararla ilgili olarak gündem dışı söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Malumlarınız olduğunuz üzere, 3 Ekim 2012 Perşembe günü, Suriye tarafından yapılan saldırıda memleketim Urfa’nın Akçakale ilçesinde 5 tane sivil vatandaşımızın ölmesi ve 13’ten fazla da vatandaşımızın yaralanmasıyla sonuçlanan menfur bir saldırı olmuştur. Ben buradan bir kez daha, ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Bu saldırı sonrasında, NATO Konseyi ve Birleşmiş Milletler olayı en güçlü şekilde kınayan bir açıklama yayınlamıştır ve bu mevcut durumu uluslararası hukukun açık bir ihlali, NATO üyesi bir ülkenin güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saldırı olarak değerlendirmişlerdir. Güvenliğin bölünmezliği ve Washington Anlaşması’nda belirtilen dayanışma ruhu ilkesi çerçevesinde Türkiye’nin yanında bulanacağını açıklayarak Suriye’nin bir ittifak ülkesi olan Türkiye’ye karşı saldırılarına ve uluslararası hukukun ihlaline derhâl bir son vermesi istenmiştir.

Bu menfur saldırı sonrasında, AGİTPA Türk Delegasyonu Başkanı olarak ben ve arkadaşlarım, 4-7 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilen Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesinin Arnavutluk’ta yapılan sonbahar toplantısına iştirak ettik. AGİT Parlamenter Asamblesi, Birleşmiş Milletlerden sonra 56 üye ülke ve 350 milletvekilinden fazla bir milletvekili katılımıyla toplanan, Birleşmiş Milletlerden sonra en fazla sayıda toplanan bir parlamenter asambledir, bir güvenlik asamblesidir. AGİT Parlamenter Asamblesinin Başkanı İtalyan Sayın Migliori açılış konuşmasında ve iki gün boyunca süren tüm konuşmalarında, Suriye’deki olayları ve Suriye’nin saldırısı sonucunda Akçakale’de trajik bir şekilde yaşamlarını yitiren masum sivillere ve ailelerine ve yine yakınlarına başsağlığı dilemiş, AGİTPA olarak Türkiye'nin ve Hükûmetin yanında olduklarını, desteklediklerini kürsüden açıklamışlardır. Yine, mültecilerle ilgili sıkıntılarla gündeme gelen konuşmalarda, tüm delegasyonlar, başkanları ve yine AGİTPA Başkanı tarafından, bütün yaptıklarımızdan dolayı, insani yardımlardan dolayı da ülkeler tarafından desteklenmiş ve teşekkürleri kayda geçmiştir.

Türk delegasyonu olarak biz de bu menfur olay üzerine, 9 maddeden oluşan, Suriye’yi kınayan bir karar tasarısı hazırlayarak Daimî Komiteye sunduk. Tabii, bunu sunabilmemiz için, iç tüzük gereği 10 ülkeden 25 imzaya ihtiyacımız vardı. Tabii, bununla da bitmiyordu, daha sonra Daimî Komitede kararın çıkabilmesi için, gene iç tüzük gereği bütün ülkelerin onayı gerekiyordu. 56 üye ülke var, 55’i kararı onaylasa, 1 ülke “Hayır.” dese karar kalıyordu, bu da çok riskliydi. Biz, 10 ülkeden 25 imza hedeflerken bunu duyan birçok ülke Türkiye'nin yanında yer alarak 25’ten fazla ülke imza attı ve 25 imzaya ihtiyacımız varken 50’den fazla imza aldık.

Bu arada, gerçekten Türkiye'nin burada yaptığı bütün yardımlar konusunda bütün ülkeler hemfikir bir şekilde Türkiye'nin yanında olduklarını dile getirdiler. Biz, bir kez daha, Türkiye'nin uluslararası alandaki prestijinin ne kadar yüksek olduğunu görmüş olduk çünkü gerçekten büyük bir destek aldık. Tasarı Daimî Komiteye geldiğinde ise sadece Ermenistan’ın karşı çıkmasıyla karşılaştık. Ermenistan’a en büyük tepkinin Avrupa Birliği ülkelerinden gelmesi manidardır. Başta Fransa, Avusturya, Yunanistan, Belçika ve diğer birkaç Avrupa Birliği ülkesi; Fransa tabii çok önemliydi, Yunanistan çok önemliydi, onların Ermenistan’a karşı açık bir şekilde dile getirdikleri “Bunun neresine karşı çıkıyorsunuz? Bu tamamen insani bir durum.” diye söylemeleri gerçekten bizim elimizi de çok güçlendirdi ve Daimî Komitede, Suriye kararı, AGİTPA ülkeleri delegasyonları başkanlarının, Daimî Komite ile Başkanlık Divanının tam desteğiyle oy birliğiyle kabul edildi.

Bu karar tasarısının çıkmasında emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Gerek Milliyetçi Hareket Partisinden gerek Cumhuriyet Halk Partisinden vekillerimizle uyumlu bir çalışma içerisinde, böylesine önemli bir kararı aldırabildik. Onlara da ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Sözlerimin sonunda, yeni yasama yılının hemen başında olduğumuz bu günlerde bu uyumlu çalışmanın, Meclisimizde yapacağımız diğer çalışmalara da yansımasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, tutuklu milletvekillerinin sorunları hakkında söz isteyen Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’a aittir. (BDP sıralarından alkışlar)

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tutuklu milletvekillerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siz, sekiz kişilik kadın koğuşunda otuz sekiz kişinin kaldığı bir hücreyi biliyor musunuz? Siz, cayır cayır ateşte yanan tutukluların ve hükümlülerin olduğu bir şehri, o şehirdeki tutukluları tanıyor musunuz, milletvekillerini? Siz, Mardin gibi medeniyetin beşiği bir şehirde ve dünyaya reklamı yapılan bir şehirde, dört katı kapasitede bir ranzada dört kişinin yattığı, kırk sekiz kişiye bir tuvaletin düştüğü, hijyenin ve sağlığın olmadığı bir cezaevini biliyor musunuz? Siz, beton deryasında bir gram toprağa hasret -bir gram toprak!- ve söz istedi diye on altı celse duruşmaya katılmama cezası alan birini tanıyor musunuz? Siz sürgünleri, baskıları, bir protesto nedeniyle görüşmelerin kısıtlanmasını, hücre cezasını, haberleşme özgürlüğünün olmadığı kişileri tanıyor musunuz? Onlar işte milletvekili, onlar sizin gibi seçildiler, onlar milletin iradesiyle seçildiler ve bu Meclisin üyeleri. Sekiz milletvekili ve Sayın Dicle dokuz, hepsi cezaevlerinde ve üçüncü döneme giriyoruz. Bu Meclis kendi söküğünü dikememiştir, kendi milletvekiline sahip çıkamamıştır, Parlamentoda gelip görevini yapmasının gereğini yapamamıştır. Kendi üyesinin durumunu bilmemektedir, hangi koşullarda yaşadığını unutmuştur, farkında değildir. Siz farkında olmayabilirsiniz, siz uyuyabilirsiniz, siz susabilirsiniz, duymayabilirsiniz, hissetmeyebilirsiniz ama unutmayın, duyanlar var, hissedenler var, görenler var. Bu zulmün, bu adil olmayan yargılamaların, engizisyon tarzı yargılamaların düştüğü yapraklar da var.

Bugün işte 10 Ekim, Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nu açıkladı. Avrupa Birliği İlerleme Raporu, ilerleme raporlarının en ağırı, en serti ve resmen Hükûmetin çaktığının resmidir ama hepsini de tek tek sayıyor, ne diyor? “Ekonomi Avrupa’ya göre biraz iyi.” Ya sonra? Ya sonra felaket. Demeyin “Avrupa Birliği’nin Dönem Başkanı Kıbrıs Rum Kesimi’ydi, biz de dipfrize attık süreci, sorunları.” Öyle değil. Kürt sorunu, Uludere olayı, MİT, askerî harcamaların denetlenmesi, basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve en önemlisi hak, adalet, özgürlükler… Ve geliyor tutuklu milletvekillerine, geliyor yargıya, uzun tutukluluğa, yargısız infazlara, daha dört yılını cezaevinde doldurup hâlâ yargılanamayan sanıkların olduğu ve üstelik Meclisin üyelerinin olduğu yargılamalara geliyor. Şimdi, bu yargılamalarda AİHM’de mahkûmiyet sicili olan bir Türkiye’den bahsediyoruz. DEP milletvekillerinin 13’ü nedeniyle mahkûmiyet kararı alan -bu Meclis- Fazilet Partisinin 2 milletvekili nedeniyle de mahkûmiyet kararı alarak 15 tane mahkûmiyeti kendi tarihine kara bir sayfa olarak ekleyen bir yönetim anlayışından bahsediyoruz.

Şimdi, Avrupa Birliği döneminin temel haklarda hiçbir ilerlemenin olmadığı ve özellikle de düşünce, örgütlenme özgürlüğü, sendikal haklar, avukatlara yönelik baskılar, basına yönelik baskılar, sendikalara yönelik baskılar ve sivillere yönelik baskılarda Parlamentoyla ilgili sözleri iç acıtıyor. Ne diyor? “Bu Parlamentoda hoşgörü yok, uzlaşma yok, diyalog yok, bu Parlamentodan çıkan Hükûmet sivil toplumun, siyasi partilerin, muhalefetin eleştirilerine düşmanca bakıyor.” diyor. Şimdi siz bu anlayış içinde organik gaz kullana kullana, gaz vere vere, gazlaya gazlaya ülkeyi savaşa, uçurumlara doğru götürürken bu milletvekillerin üçüncü döneme tutuklu olarak girmesini, üçüncü yargı paketiyle dahi bunu kurtaramayışınızı, “Üçüncü yargı paketinde işte bunlar çıkacak.” diyen Meclis Başkanının, Sayın Çiçek’in, Sayın Arınç’ın, Sayın Bozdağ’ın sözlerinin havada nasıl kaldığını bir bir görmeniz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) - Evet, Hükûmet, yargı, asker ve sivil ilişkilerinde otorite ve totaliter oluşturuluyor ve bu beş dakikada ancak bunu anlatabildim. Bu Meclisin, bu milletvekillerini tutuklu olarak sürdürmesi tarihe, adalete düşen kara bir lekedir. Bu kara leke nedeniyle bunu protesto ediyor, Meclisin üyelerine sahip çıkmasını buradan talep ediyorum. Bütün milletvekillerini de bu kürsüde sesini çıkarmaya davet ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, Malatya’nın sorunları hakkında söz isteyen Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’ya aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün aramızda bulunan Türkiye işçi sınıfının temsilcilerini de buradan saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Malatya’nın sorunlarını konuşmak üzere söz almış bulunuyorum değerli arkadaşlar. Malatya’nın yolundan suyuna, elektriğinden eğitimine kadar çeşitli sorunlar bulunmaktadır. Kayısının yerlerde süründüğünü Malatyalıların bildiği gibi sizlerin de bildiğini umuyorum.

Malatya’da su görülen her yere HES kuruluyor. HES’ler halkın sularını yağmalıyor, doğayı katlediyor. HES inşa edilen bölgelerde istimlak yapılan alanların birkaç katı kadar alanlar yok ediliyor; köylü, orada yaşayan insanlar mağdur ediliyor.

Değerli arkadaşlar, Malatya’da her taş olan yere taş ocağı kuruluyor. Malatya’da çok sayıda taş ocağı var ve bu köylerin içine kadar girmiş, köylülerin yaşam alanlarını yok ediyor; yer altı sularını yok ettiği gibi, ağır tonajlı kamyonlarla, araçlarla köylülerin zorla yaptırmış olduğu yollar da çöküyor.

Malatya’da hemen her köyde, ilçede, beldede hatta Malatya merkezde elektrik sorunları yaşanıyor. Sık sık meydana gelen kesintiler yüzünden borç harç alınan buzdolapları, çamaşır, bulaşık makineleri yanıyor; iktidarın kılı bile kıpırdamıyor.

Malatya’da kanalizasyonu olmayan çok sayıda köy var. Bazı köylerde foseptik çukuru yerleşim alanlarına inşa edilmiş, bu köylerde kokudan durulmuyor. Bazı köylerde ise kanalizasyon suyu temiz su kaynaklarına akıyor. Pırıl pırıl Tohma bu dönemde kirlendi, AKP döneminde kirletildi.

Değerli arkadaşlar, Malatya’da meralar kiralanıyor, meralar birilerine peşkeş çekiliyor, köylüye hayvan otlatılacak alan bırakılmıyor. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi hayvancılık Malatya’da da bitiriliyor.

Değerli arkadaşlar, geçmişte 2 çift kuzu 800 lira ederken bugün 2 çift kuzu 500 liraya satılıyor ve geçtiğimiz yıllarda bedava satılan saman, bugün 600 liraya, 700 liraya Malatya’da alıcı bekliyor. Devlet desteğiyle devletin kandırdığı, devletin aldattığı besiciler 7 bin liraya almış oldukları hayvanları bugün 3 bin liraya, 2 bin liraya satıyorlar.

Değerli arkadaşlar, duble yollar Malatya’ya uğramıyor. Büyükşehir olmaya aday Malatya’nın yollarında eşek bile yürümeye zorlanıyor. Nüfusu 750 bine dayanmış Malatya’nın çevre yolu maalesef hâlâ yok.

Bir AVM yapıldı Malatya’ya, her gün o AVM’nin önünde kaza oluyor, gencecik insanlar hayatlarını kaybediyor.

Değerli milletvekilleri, burada sizlerin çocukları, Ankara’da, İstanbul’da, Malatya’da, merkezde bulunan çocuklarınız okula başladı ama maalesef, Malatya’nın köylerinde bulunan çocuklar bir ayı geçmiş olmasına rağmen hâlâ okullarına gidemiyorlar. Bir ay oldu, çocuklarımız okullara başlayamadı. Bunun sebebi de buradan ihale ettirmeniz ve bozuk köy yollarında taşımanın yapılmaması. Beş buçuk yaşındaki çocuklarımız önlüklerini giymişler, okula gitmek için hâlâ araba, araç bekliyorlar arkadaşlar. Ama bu konuda maalesef iktidar bunları duymazdan geliyor.

Çok sayıda köyde içme suyu sıkıntısı yaşanıyor, bazı köylerde saatle su veriliyor. İhtiyacı bırakın, içmeye insanlar suyu zor buluyor. Daha da kötüsü arkadaşlar, eşekle su taşıyan köyler var, köylüler var.

Malatya’da iki tane hastane var arkadaşlar. Hükûmet hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir yatırım yaptı, bu iki hastaneyi kapatarak ondan daha küçük bir hastane inşa ediyor ve bu konuda sivil toplum kuruluşlarının, Malatya’daki derneklerin, örgütlerin itirazlarına maalesef iktidar kulaklarını tıkamış durumda.

Malatya’nın bitmek bilmeyen sulama sorunu var. Bunca akarsuya, bunca baraja sahip olan Malatya’nın sulama sorunu yaşamasını akılla, mantıkla açıklamak mümkün değil. Hâlen kanalizasyon suyuyla… Dikkatinizi çekiyorum. Bundan utanacak biri varsa bu ülkeyi yıllardır yönetenlerdir, bu Malatya’yı yıllardır yönetenlerdir. Hâlâ kanalizasyon suyundan kırarak sulama yapılan beldelerimiz var, bölgelerimiz var. Malatya’nın birçok köyünde bu nedenle bostan ekilemiyor değerli arkadaşlar ve bunun çözümünü de sadece, birileri inkâr ederek, inkâr etmekte buluyorlar.

Kapatılan adliyeler, kapatılacak belde belediyeleri, para etmeyen kayısı, neden kurulduğu belli olmayan füze kalkanı, katlanarak artan işsizlik, varlığı unutulan Malatyaspor, peşkeş çekilen şeker fabrikası, yağmaya açılmış Sürgü mesire alanı, Balaban’da sele giden kayısı…

Değerli arkadaşlar, Malatya’nın sorunlarını beş dakikaya değil, beş güne dahi sığdırmak mümkün değil. Peki, bu beş güne sığmayacak sorunlar karşısında iktidarın tavrı ne? “Malatya’da sorun yok, Malatya’da her şey tıkırında.” diye söylemde bulunuyorlar ama onlar haklı değil. Bizim gördüğümüz, bizim hissettiğimiz, köylülerin haykırışı onları yalanlamakta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Malatya’nın hak ettiği hizmeti alabilmesi için Malatya’nın bu konuda mağdur edildiğini tüm Türkiye’ye duyurmak benim görevim. Bundan sonra da Malatya’nın bu haklı mücadelesinde sesimi en yüksek perdesine yükseltmeye devam edeceğimi belirtir, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı konuşmalara Hükûmet adına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap vereceklerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Malatya Milletvekili Sayın Veli Ağbaba’nın gündem dışı konuşmasına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim.

Tabii ki Malatya’daki yaptıklarımızı yirmi dakikada değil, yirmi saatte anlatmak mümkün değil ama ben sadece özetini söyleyeceğim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Kapalı oturum özeti gibi olmasın Sayın Bakan.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakınız, şu anda…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Beş dakikaya yirmi dakika konuşuyorsunuz. Daha ne istiyorsunuz ya!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – İşte, yaptıklarımızı anlatmak için Sayın Başkan Vekili.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vallahi, Malatya’nın dertlerini beş dakikada anlatmak mümkün değil ki.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, özellikle Malatya’ya şu ana kadar biz, Hükûmetin sadece belli yatırımcı bakanlıkları; bizim Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim, Ulaştırma, TOKİ, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; bunlar sadece 3,5 milyar TL geçen yıl sonuna kadar yatırım yapmış. Hakikaten Malatya her şeyin en güzeline layık, bunu biliyoruz.

Ben, tabii, Bakanlığımla ilgili çalışmalardan kısaca bahsedeceğim. Biz Hekimhan’da Güzelyurt Barajı sulamasını tamamladık, 3.120 dekar alanı modern sulamaya açtık; Arapgir Barajı ve sulaması 320 dekar, Darende Sofular Barajı ve sulaması 8.230 dekar.

Sulamadan bahsetti Sayın Vekilimiz. Yer altı sularıyla ilgili çok sayıda kuyu açtık. Bunun dışında, Malatya Sürgü Barajı’yla ilgili birtakım yenilemeler yaptık; Akçadağ sulaması, kanal yenilemesi.

Malatya’da, bakın -yıllarca bitmeyecek olan- ben geldiğimde DSİ Genel Müdürlüğüne dediler ki: “Bu Kapıkaya Barajı bu ödeneklerle yetmiş altı yılda bitmez.” Biliyorsunuz, bunu bitirdik, 114 milyon TL para harcadık.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sulama yapılıyor mu Kapıdere’de?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir dakika, müsaade et. Geleceğim ona da, sulamaya da geleceğim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sulama yapılıyor mu Boztepe’de?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Boztepe Barajı’nı biz bitirdik. Ayrıca, Çat Projesi kapsamında, biliyorsunuz, Derme ve Çerkezyazı sulamalarını… Bakın, ne kadar suluyoruz? 146.750 dekar araziyi suluyoruz. 320 milyon TL, 320 trilyon harcadık. Bunun dışında, 24 adet -isimlerini saymayacağım, vaktimiz sınırlı- dere ıslahı Malatya’da tamamlanmıştır, 24 tane. Daha devam ediyor bakın. Bunun dışında, bildiğiniz gibi, Malatya’da çok önemli bir proje var; Darende Gökpınar sulaması. Bununla ilgili şu müjdeyi veriyorum: Cazibe ile sulanacak olan kısım bu sene bitiyor, 31.290 dekar alan şu anda sulanıyor. İnşallah, pompaj ile sulanacak alan da 15.820 dekar, onu da önümüzdeki yıl bitireceğiz. Ödeneği de var, hatta o kadar büyük ödeneği var ki bu sene biz büyük bir hamle yapalım diye 28 milyon 700 bin TL yani yaklaşık 29 trilyon bir ödenek ayırdık.

Efendim -az önce Sayın Vekilim bahsetti- Kuruçay Projesi’yle ilgili, bunun baraj inşaatı bitti. Ancak şöyle bir husus vardı, bakın, onu belirteyim: Bu barajın projesi ve sulama projesi geçmiş dönemde yapılmış, fakat geçmiş dönemde yapılan projelerin tamamı klasik dediğimiz iptidai sulama sistemleri. Ben özellikle Malatya gibi yerde artık, bu iptidai, klasik sulama sistemleri olmaz diye talimat verdim. Bunu tamamen Sayın Vekilim -klasik olsaydı bitirmiştik- modern, basınçlı, kapalı sisteme çevirdik; projeleri ihale edildi. Az önce de genel müdürlüğe talimat verdim: “Projeleri hemen bitirin, bitirir bitirmez bunun inşaat ihalesine başlayın.” dedim. Yüzde 80 projeler bitmiş, bunun da müjdesini veriyorum.

Şimdi, sizin bahsettiğiniz Kapıkaya Projesi’ne gelince: Kapıkaya Projesi gerçekten Malatya için bir GAP mesabesinde olan müthiş bir proje. Bu muhteşem barajı tamamladık, 40 bin dekar arazi sulanacak. Biliyorsunuz, bunu da geçen yıl sene başında ihale ettik, şu anda hızla devam ediyor, bu sene de yeterli ödenek ayırdık. Hatta ben sabahleyin bütün Bakanlığımın mensuplarıyla ilgili görüntülü video konferans toplantı yaptım, Bakanlığın bütün birimleriyle, merkezdeydim ve bu sulamanın çok hızlı bir şekilde bitirilmesini, ilave ödenek gerekirse ilave ödenek vereceğimi ifade ettim.

Şimdi, burada, Malatya’da maalesef geç kalan bir proje var, onu da itiraf ediyorum; o da Yoncalı Projesi. Yoncalı Barajı geçmiş dönemde bir şekilde ihale edilmiş, fakat müteahhit iflas etti. Bunun tasfiyesi işlemleri, mahkemeye gitmesi zaman aldı ama biz bunu bir fırsat olarak değerlendirdik. Daha önce Yoncalı Projesi’nin projesi gerçekten çok iptidai, gerek baraj projesi gerek sulama projesi son derece saçma sapan, gayrifizibıl bir projeydi. Bunu bizzat, şunu sevinerek ifade ediyorum: Ben de kendi tecrübemi ortaya koyarak çok güzel bir sisteme dönüştürdük. İnşallah, projesi kısa zamanda bitecek, buna da başlayacağız, bunun da müjdesini veriyorum.

Tabii, pek çok, Doğanşehir Söğüt göleti, bunun inşaatı devam ediyor, ödeneği var. Şu anda altı tane dere ıslahına devam ediyoruz, merkezde Çilesiz Mahallesi Horata Çayı, Yeşilyurt’ta Gündüzbey kasabası Derme Deresi, Darende ilçe merkezi Tohma Çayı, Doğanşehir ilçesi Sürgü kasabası Takaz Çayı, Hekimhan ilçe merkezi, gene Doğanşehir’de Kurucaova kasabası Tucak Deresi gibi pek çok dere ıslahları devam ediyor. Bunun dışında, Hekimhan Karadere Projesi devam ediyor. Bu baraj ile inşallah projesini yapıyoruz. Karadere köyü arazilerine ait 3.550 dekar arazi sulanacak, proje çalışmaları devam ediyor. Bunun dışında, içme suyu kaynakları master planı hazırlıyoruz, 2010 yılında ihale ettik, çalışmalara başladık, planaj safhasında projeler var ama burada, ben, madem, Sayın Vekilim size bir müjde vermek istiyorum: Bu sabah karar aldık, Malatyalıya on tane gölet ve sulamasının -bir kısmı baraj da biz ona “Göl-Su” adını verdiğimiz için- bu sabah kararını aldık, bunların isimlerini de…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Veli Bey dün akşam, eksik olduğunu söylemişti. Onun üstüne mi o kararı aldınız? Dün akşam Veli Bey göletlerin çok az olduğunu söylemişti. Bu sabah hemen toplanıp o kararı mı aldınız?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Yok.

Sayın Vekilimin ne zaman konuşma yapacağını ben bilmiyordum. Toplantıdan sonra Vekilimin konuşma yapacağının bana bilgisi geldi. İsabet olmuş, demek ki anlaşılan Malatya’yla kalbimiz karşı karşıya.

Şimdi, dolayısıyla, bakın, Yaygın göleti, sözleşmesi yapılarak proje çalışmaları başladı. Hekimhan Kurşunlu göleti sulaması, Doğanşehir Erkenek göleti sulaması, Kuluncak Bıcır göleti sulaması, gene Kuluncak’ta Karaçayır göleti sulaması, Doğanşehir Söğüt göleti ve sulaması, Ayvalı göleti ve sulaması Darende’de, Doğanşehir’de Elmalı göleti sulaması, Hekimhan’da Budaklı göleti sulaması, gene Hekimhan’da Güzelyurtlu Karamahmut göleti sulaması, bunların tamamı 2012-2013 yatırım programına girdi. 10 tanesini gerçekleştirmek için ve diğer mevcut sulamaları bitirmek için kolları sıvadık. Bunu özetle belirteyim çünkü barajların bitmesi zaman alıyordu. Allah’a şükür barajlarımız bitti, sulamaları yıldırım hızıyla yapacağız.

Bakın, sadece DSİ değil, orman teşkilatımız çalışıyor. Bakın, orman teşkilatı… Hatırlayın, Malatya’da bir Beydağı vardı, geçmiş dönemde her gelen demiş ki: “Beydağı’nı ağaçlandıracağız.” Biz de söz verince Malatyalılar inanmadı, “Yahu bunlar da sözünü tutmaz” diye. Ama şu anda Beydağı’nda 11 bin dekar alan ağaçlandırıldı.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Beydağı’na TOKİ konutlar yapıyor, Beydağı’na.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Sayın Vekilim, yine bu sabah karar verdik, sizin sözlü konuşmanızdan dolayı gitmiyorum. Bu ayın 20’sinde Malatya’ya giderek, inşallah Malatyalı hemşehrilerimle bir araya gelerek, 5 bin dekarlık geri kalan alanın ağaçlandırılmasının çalışmasını başlatacağız.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Daha Malatya’nın çevre yolu yok, çevre yolu.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şu ana kadar Malatya’da 523.250 dekar arazide çalışma yapılmış, 43 milyon adet fidan toprakla buluşturulmuş. Malatya, Malatya olalı böyle bir ağaçlandırma görmedi. Ayrıca şunu da ifade edeyim: Malatya’da biliyorsunuz ilk defa bir Orman İşletme Müdürlüğü kurduk, ayrıca bildiğiniz üzere Arapgir’de bir Orman İşletme Şefliği yaptık. Malatya’yı yemyeşil yapacağız, bu konuda kararlıyız. Kent ormanı kurduk…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Bakan, Orman Bölge Müdürlüğü vardı, kapandı.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Malatya-Adıyaman yolu yirmi yılda bitmedi, yirmi yıl, Malatya-Adıyaman yolu.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Müsaade edin.

Bölge Müdürlüğü kurduk. Malatya’da Bölge Müdürlüğü yoktu. O zaman söyleyeyim. Malatya’da Bakanlığa ait Doğa Koruma Milli Parklar Bölge Müdürlüğünü kurduk, onun da inşallah, gidince inşallah şey yapacağız.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Meteoroloji Müdürlüğümüz…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Meteoroloji…

OKTAY VURAL (İzmir) – Malatya’yı küme düşürdünüz Sayın Bakan, Malatya’yı küme düşürdünüz ya.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Evet…

Şimdi, bakın, Turgut Özal Tabiat Parkı Doğa Koruma Bölge Müdürlüğüyle ilgili birtakım çalışmalar yapılıyor. Bir müjde daha vereyim: Bakınız, şu anda Malatya Fırat mahallesinde bulunan 960 dekarlık askerî alan Doğa Koruma Millî Parklar Genel Müdürlüğümüze tahsis edildi. Burada 900 dekarlık alanı tabiat parkı olarak ilan edeceğiz ve biliyorsunuz şehir de, kentsel dönüşüm de o tarafa  doğru gidiyor; dolayısıyla muhteşem bir alan sizlerin hizmetine sunulacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tabii, bunun dışında Keklik Üretim Merkezi, efendim, pek çok çalışmalar, sulak alanlar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kürecik’e de Amerikan bayrağı çektiniz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Meteorolojiye gelince…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Elâzığ’a niye gittiniz?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi… Bir dakika, bir dakika… Müsaade et de dinle beni, beni dinle, beni dinle.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Her şey var da çevre yolu yok.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, meteorolojide daha önce elle okuma yapılıyordu, sizin geçmiş dönemlerde böyle elle, iptidai sistemlerle okuma yapılıyordu. Artık biz Malatya’ya tam yedi tane otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurduk.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bölge Müdürü niye gitti?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bölge Müdürünü ne yapacaksın? Mühim olan hizmet.

Malatya-Merkez, Arapgir, Balaban, Doğanşehir, Kale, Sultansuyu-TİGEM, Erhaç Hava Meydanı’na otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurduk.

Şimdi, değerli Malatyalılar, dünyanın neresinden, ister Japonya’dan ister Kanada’dan, tıklıyorsunuz İnternete, Malatya’nın herhangi bir ilçesindeki hava durumunu görmeniz mümkün. Biliyorsunuz, yurt dışında, insanoğlu -ben de yurt dışında çok bulundum doktora sonrası çalışmalar için- insan bazen hava durumunu dahi merak ediyor, dolayısıyla hasret gidermek için bu faydalı.

Bitmedi, şu anda meteorolojiyle ilgili bir müjde daha veriyorum: Tam 7 tane otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurma talimatı verdim bugün. Arguvan, Battalgazi, Pötürge, Darende, Hekimhan, Kuluncak, Yazıhan’a 7 tane çalışma yapılacak.

OKTAY VURAL (İzmir) – Malatya, Malatya olalı böyle eza görmedi.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Malatya, Malatya olalı böyle hizmet görmedi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Zaten bu konuşma daha da fazla vurdu Malatyalıları.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Füze kalkanı en önemli yatırım!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bir dakika, bitmedi daha.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Füze kalkanını söyleyin.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bekle, bekle. Ben sizi dinledim.

Efendim, Malatya’ya ben Çevre Orman Bakanıyken çok büyük destek verdim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakın, Malatya’dan arıyorlar, “Biz böyle eza görmedik.” diyor ya! “Cezalı il miyiz?” diyorlar ya!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Değerli vekillerim, Malatya’ya, şu anda, sadece, Çevre Orman Bakanıyken 5 milyon TL’lik hibe ile belediyelere çöp kamyonu, atık su arıtma tesisi, katı atık bertaraf tesisi için destek vermişiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan, Malatya cezalı bir il olamaz ya! Niye cezalandırıyorsunuz? Yazık!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Tabii, Malatya’da sadece biz çalışmıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oradan milletvekilleriniz var. Millet size oy verdi, milletvekili çıkardı.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Bakın, Sağlık Bakanlığı muhteşem yatırım yapmış; 1 tane devlet hastanesi, 26 tane sağlık tesisi açtı.

VELİ AĞBABA (Malatya) – 2 hastane kapatıyorsunuz, 1 hastane açıyorsunuz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – Millî Eğitim Bakanlığımız 1.733 tane yeni derslik Malatya’ya sundu. Ayrıca, bakın, Malatya’da sadece bedava dağıttığımız kitaplar yok mu, 15 milyonu geçmiş. El insaf!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sadece Malatya’ya mı dağıtıyorsunuz?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Devamla) – İnönü Üniversitesi vardı ama şu anda, bizim zamanımızda gelişti. 18 tane yeni fakülte, araştırma geliştirme merkezi vesaire bunların hepsini biz açtık, 18 birim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bir de Sayın Vekilim, hadi her şeyi bıraktık ama bizim dağ başındaki barajları görmüyorsunuz ama yollardan geçiyorsunuz, onu da mı görmüyorsunuz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Vallahi yok yol, yol yok.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU  (Devamla) – 258 kilometre bölünmüş yolu biz yaptık Malatya’ya. Helal olsun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Doğru değil, doğru değil Sayın Bakan. Bakın, milletvekillerine sorun bana inanmıyorsanız.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU  (Devamla) –  Tamam, bakarız, gideriz. Malatya’ya ben de gideceğim, göreceğim.

Bakın, Malatya’nın eski hâlini bilen bir kişiyim. Malatya artık âdeta Türkiye'nin doğuda bir Paris’i oldu, o bakımdan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan, Malatya’da Malatyalı bırakmamışsınız ya! Malatya’da Malatyalılar derneği kurmak zorunda kalmışlar.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU  (Devamla) –  TOKİ… TOKİ de 6.886 adet konut inşa etti. Tarım Bakanlığı 500 milyon TL’lik bir destek verdi.

Bunun dışında değerli kardeşlerim, siz dediniz ki: “Köylere hiçbir hizmet gitmedi.” Bu konuda Başbakanımız, ilk defa KÖYDES ve BELDES kapsamında Malatya’ya büyük destek verdi, neredeyse yolu olmayan köy kalmadı. Suyu olmayan birkaç tane belki küçük mezra dışında köy kalmadı. Kanalizasyon vesaire bunlar yapılıyor. Şu ana kadar da geçen yıl sonuna kadar 110 milyon TL sırf köylere yol ve içme suyu için para gönderilmiş.

Bunun dışında, Değerli Vekilim, her şeyden önce şunu söyleyeyim…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Bakanım, özelse  biz çıkalım, devamlı vekillere konuşu-yorsunuz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU  (Devamla) – Bakın, Anayasa’da değişiklik yapılıyor ve seçimler -biliyorsunuz- mahallî idare seçimleri öne alınıyor, Malatya’mız da artık büyükşehir oluyor. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)  Hayırlı olsun, uğurlu olsun.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkanım, 69’uncu maddeye göre söz istiyorum. İleri sürmüş olduğum görüşten farklı bir görüş tarafıma atfetti Sayın Bakan, onunla ilgili bir iki cümle…

BAŞKAN – Hangi görüşleri farklı Sayın Ağbaba? Ne söyledi de farklı…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Benim söylemediğim şeyleri söyledi, Sayın Başkan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yani Sayın Başkan…

BAŞKAN –  Bir saniye Sayın Milletvekili…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan Malatyalılara şey yaptı, “Küçük şehirdi büyük yaptık.” dedi. Malatya büyük şehir olmuştur zaten, büyüktür yani Malatya.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN –  Sayın Milletvekilim, Sayın Ağbaba ifade edemiyor mu? Sayın Ağbaba meramını ifade edemiyor mu?

VELİ AĞBABA (Malatya) – İç Tüzük 69’uncu maddeye göre iki dakika söz istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN –  Buyurun Sayın Ağbaba, iki dakika söz veriyorum 69’uncu madde gereğince. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüşleri kendisine atfetmesi nedeniyle konuşması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Teşekkür ederim.

Şimdi, bir açıklamayı okuyacağım, Malatya milletvekilleri dikkatle dinlesinler: “Afyon’un Afyon olalı böyle bir yatırım yılı görmediğine dikkat çeken Sayın Eroğlu 2012 yılını hamle yılı ilan ettiklerini belirtti. Şimdiye kadar Afyon’da 70 göletten 50 göletin bittiğini ifade eden Eroğlu ‘Afyonkarahisar’ın 60 yıllık 700 bin kişiye yetecek suyu var. 50 yılda bitecek tesisi biz 2 yılda inşa ettik. Biz büyük düşünüyoruz. Türkiye 2023’e hazır. Afyonkarahisar hazır mı?’” diye sormuş.

Şimdi, Malatya’nın nüfusu 750 bin, Malatya’ya yapılan gölet sayısı 5, Afyon’a yapılan gölet sayısı 70. Şimdi, Malatya’da kayısı var, kiraz var, ceviz var. Malatya Türkiye’deki en önemli tarım kenti. Afyon’a yapıyorsun Sayın Bakan. Yapmayın demiyorum. Afyon’a 100 yapın, Malatya’ya da 50 yapın. Böyle bir adaletsizlik olur mu? (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bakın, baraj dediniz, sağ olun. Barajlar; Boztepe Barajı, Kapıdere Barajı 20 yıl önce ihale edildi. Barajlar bitti -doğru söylüyor Sayın Bakan- ama barajlardan su akmıyor. Hâlâ sulama kanalları yapılabilmiş değil. Varsa bana gösterin, hâlâ biten barajlarda sulama yapılamıyor. Bir diğeri, Yoncalı Barajı var; Arguvan’da olduğundan dolayı mı, bilemiyorum onu artık 20 yıldan beri bir tek çivi çakılmadı. Buna sizin döneminiz de dâhil. Yoncalı Barajını… Arguvan’da Yoncalı deyince akla devlet gelir; devlet deyince akla güvensizlik gelir, yalan gelir akla.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir kanalizasyon meselesi var, utanıyorum burada söylemekten. Battalgazi’de Dilek’te hâlâ bostanlarını, kayısı ağaçlarını kanalizasyon suyuyla sulayan çiftçiler var, bu da sizlerin ayıbı. Siz insanları buna mahkûm ettiniz. Kanalizasyon borularını kırarak, su vermediğiniz için hâlâ Dilek’te -bugün, biraz önce telefon geldi- insanlar kanalizasyon suyuyla suluyorlar.

Büyükşehir meselesi… Büyükşehir meselesini Malatyalılar kendi yaptı. Başbakan “750 bine artırın nüfusunuzu.” dedi, “Çocuk yapın.” dedi, Malatyalılar da yaptı, bunda sizin katkınız yok, bunu Malatyalılar kendi yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Yaptığınız en önemli yatırım arkadaşlar -söylemeden geçemeyeceğim- Malatya’ya dostlarınızı korumak için, İsrailli dostlarınızı korumak için füze kalkanı yaptınız, kutluyorum!

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, Malatya kayısısının itibarını düşürdü, “Kanalizasyon suyuyla sulanıyor.” dedi. Kimse almaz bak!

BAŞKAN – Evet, gündeme geçiyoruz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – 69’a göre kısa bir söz talebinde bulunuyorum.

Konuşmacı “Malatya milletvekilleri” diyerek bize sataşmıştır.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Çalık...

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Ben, konuşmayı baştan sona kadar dinledim...

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Hayır, hayır, Sayın Çalık, sataşma söz konusu değil, sadece “Malatya milletvekilleri, dinleyin.” dedi.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç adet önerge vardır, okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, İç Tüzük 73’e göre bir konu hakkında bir bilgi arz etmek istiyorum.

BAŞKAN – Girin sisteme.

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısının İçişleri Komisyonu ve Plan ve Bütçe Komisyonunun dışında Anayasa Komisyonuna da havale edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısı havale yapıldı Başkanlık tarafından İçişleri Komisyonuna.

Şimdi, böylesine idarenin bütünlüğünü ilgilendiren bir konu, mali hükümleri de ilgilendiren, yatırımları ilgilendiren bir konunun İçişleri Komisyonu yanında Plan Bütçe ve Anayasa Komisyonuna da havale edilmesi gerekir. Dolayısıyla İç Tüzük 73, son fıkrada “Bu havaleye bir milletvekili itiraz etmek isterse oturumun başında söz alır.” diye bir hüküm var.

BAŞKAN – Ne zaman havale edildi Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Onu bilemiyorum.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Kırk sekiz saat önce.

OKTAY VURAL (İzmir) – 15.30’da…

BAŞKAN – Havale edildiği zaman yapılması lazım itirazın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi oturumun dediğini söylemiyor efendim. Dolayısıyla havalenin yapıldığı oturumla ilgili değil. Dolayısıyla “oturumun başında” diye söylüyor.

BAŞKAN – Anladım da ne zaman olması gerekir yani havale altı ay önce yapılmışsa bugün yapılabilir mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – “Oturumun başında” diyor. “Havalenin yapıldığı gün oturumun başı” demiyor.

BAŞKAN – Evet, ne yapmamız gerekiyor?

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne yapmanız gerekiyorsa… İtiraz ediyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Plan ve Anayasa Komisyonuna havale edeceksin. Ne yapacaksın…

BAŞKAN – “Sistemi açın, buyurun.” dedim ben size. 

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bunu…

BAŞKAN – Sözleriniz tutanaklara geçti veya ne söylemek istiyorsanız açın...

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, tutanaklara geçmesi amacıyla söylemiyoruz.

BAŞKAN – Ne için söylüyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani tutanakları okuyanlar okusun diye söylemiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bunu ciddiye alsın ve bu havaleyi düzeltsin.

BAŞKAN – Tamam, tutanaklara geçsin ki ciddiye alsın diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Başkanlık olarak, sizden talebimiz, Anayasa’yla ilgili olan böyle bir konunun Anayasa Komisyonunda da görüşülmesi, Plan ve Bütçe Komisyonunda da görüşülmesi. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekilinin iradesinin bu yönleriyle tecelli etmesi için, Başkanlığın, tasarıları ilgili olduğu komisyonlara havale etme yükümlülüğü vardır. Bir komisyona havale ederek çarçabuk çıkartmak istemek kabul edilebilecek bir konu değildir. O bakımdan ivedilikle saat 15.30’da toplanıyor İçişleri Komisyonu. Lütfen, tali komisyon olarak diğer komisyonlara da havalesi yapılsın, o komisyonlardaki milletvekillerimiz de görüşlerini ve düşüncelerini komisyonda rapora bağlasın. Anayasa’ya açıkça aykırı olan böyle bir tasarı hakkında Anayasa Komisyonuna gitmesi kesinlikle gerekmektedir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bu konuda, lütfen saat 15.30’daki bu toplantının ertelenerek uygun havale yapılmasını ve bu konuda girişimde bulunmanızı istirham ediyorum. Sonucundan da lütfen Genel Kurulu bilgilendirmenizi istirham ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

Söz konusu tasarı 8 Ekim 2012 Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gelmiştir.

ADİL KURT (Hakkâri) - Sayın Başkan, müsaadenizle, Sayın Bakan…

BAŞKAN – Bir saniye…

Başkanlıkça tasarı aynı gün komisyona havale edilmiştir. İtirazın dünkü birleşimde yapılması gerekirdi.

Buyurun Sayın Kurt.

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısıyla ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması

ADİL KURT (Hakkâri) - Sayın Bakan komisyona daha yeni havale edilmiş, Mecliste kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan bir kanun tasarısıyla ilgili olarak burada sanki Meclis onaylamış, Malatya büyükşehir belediyesi ilan edilmiş gibi bir havayla Meclisin iradesini hem ipotek altına almıştır hem de hiçe saymıştır. Sayın Bakanın bu tür kabul edilmeyen bir yasanın, henüz Mecliste görüşülmemiş bir yasanın sonucunu şimdiden beyan etmiş olması Meclise haksızlıktır. Sayın Bakanın bu ifadesini geri almasını istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bakan görüşüleceğini söyledi.

Teşekkür ediyorum.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve 20 milletvekilinin, şeker pancarı ve şeker üretimi ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/364)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Şeker pancarı ve şeker üretimi ile ilgili sorunların araştırılarak, yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Sadir Durmaz                       (Yozgat)

2) Oktay Vural                          (İzmir)

3) Mustafa Kalaycı                   (Konya)

4) Mehmet Günal                      (Antalya)

5) Ali Öz                                   (Mersin)

6) Necati Özensoy                    (Bursa)

7) Bülent Belen                         (Tekirdağ)

8) Bahattin Şeker                      (Bilecik)

9) Lütfü Türkkan                      (Kocaeli)

10) Oktay Öztürk                      (Erzurum)

11) Yusuf Halaçoğlu                (Kayseri)

12) Ali Halaman                       (Adana)

13) Seyfettin Yılmaz                 (Adana)

14) Ahmet Kenan Tanrıkulu     (İzmir)

15) Emin Çınar                         (Kastamonu)

16) Alim Işık                            (Kütahya)

17) Ruhsar Demirel                  (Eskişehir)

18) Emin Haluk Ayhan             (Denizli)

19) Muharrem Varlı                  (Adana)

20) Koray Aydın                      (Trabzon)

21) Özcan Yeniçeri                   (Ankara)

Gerekçe:                         

Ülkemizde şeker pancarı tarımı, şeker pancarı üretimiyle geçimini temin eden yaklaşık 500 bin çiftçinin, diğer bir ifadeyle 3 milyon insanın yanı sıra; tarım, hayvancılık yani yem, ilaç, et, süt, nakliye ve hizmet sektörleriyle de iç içe geçmiş durumdadır. Konu, tarım, tarımsal sanayi, işlenmiş temel gıda ürünleri ve istihdam gibi değişik dal ve konularda bir bütünlük teşkil etmektedir.

Şeker pancarı üretimi; bitkisel ve hayvansal üretimin gelişmesine, azami derecede endüstriyel girdiler kullanılmasına, toprakların fiziki yapıları ve ekolojik dengenin iyileşmesine katkı sağlamakta, kendinden sonra ekilecek ürünlerin verimlerini azami ölçüde artırmaktadır. Alternatif tarım ürünleri olan ayçiçeğine göre 5, buğdaya göre 20 kat daha fazla istihdam oluşturmakta, buğday ve ayçiçeğine göre ise 2 kat daha makineli tarımın yapılmasına imkân sağlamaktadır.

Şeker, alternatif ürünlere göre, dış pazar değeri ve tarıma dayalı sanayiler arasında verimlilik, kârlılık ve katma değer yönünden karşılaştırmalı üstünlüğe de sahiptir.

Tarım ve endüstri kesiminde yarattığı istihdam, alternatif ürünlerle kıyaslanamayacak kadar yüksek olup faaliyetine ayrıcalık ve etkin bir sosyal boyut kazandırmaktadır.

AB ülkelerinin tamamına yakınında yani % 95 oranında pancar şekeri üretimi yapılmaktadır. Bu ülkeler daha ucuza kamış şekeri temin edebilecekleri halde pancar şekeri üretiminden vazgeçmemektedirler. Bunun da nedeni pancar ziraatının ve sanayisinin üreticilere sağladığı katma değerdir.

Ülkemizde hâlen şeker fabrikalarında otuz beş bin civarında işçi istihdam edilmekte ve yüz binlerce çiftçi ailesi pancar tarımı ile uğraşmaktadır. Ayrıca şeker pancarı ziraatı ilişkili olduğu pek çok sektöre ve millî ekonomiye yüksek miktarda katma değer sağlamaktadır.

Şeker pancarı tarımı, ülkemizde sözleşmeli üretimin ilk örneklerinden biri olup, tarımın sanayiye entegre olmasını sağlamış ve gıda sanayisinin temel taşını oluşturmuştur. Şeker pancarı, çiftçiyi tarlaya ve köye bağlayan, ailenin tüm fertlerine çalışma ve istihdam imkânı sağlayan, yan ürünlerinin tamamı değerlendirilen bir bitki olmasının yanı sıra, üretim ve işlenme periyodu içinde kullanılan girdiler ile birçok sektörde dolaylı olarak katma değeri artırıcı önemli bir rol oynamaktadır.

Şeker pancarı tarımında en yoğun kullanılan girdiler olan gübre ve mazot son zamanlarda büyük artış göstermiş üreticilerimiz artık girdi maliyetleri yüzünden topraklarını işleyemez duruma gelmişlerdir.

Uygulanan yanlış tarım politikaları ile pancar üretimimiz her geçen gün daha fazla gerilemekte ve şeker fabrikalarımız şeker üretim kotalarını dahi tamamlayamamaktadır. Pancar üretimindeki azalma fabrikalarımızın düşük kapasite ile çalışmasına neden olmakta, dolayısıyla da şeker üretim maliyetimiz yükselmektedir.

Tüm bu sebepler, kamunun elindeki şeker fabrikalarının özelleştirilmesini ve Türkiye'nin pancar şekeri üretimini azaltmayı hedefleyen planlı politikalar alarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye, pancardan şeker üreten ülkeler arasında pancar üreticisini desteklemeyen ve korumayan tek ülke durumundadır.

Yine sektörde istikrarın sağlanması, pancar çiftçisinin sosyal ve ekonomik koşullarına darbe vurulmaması, halkın sağlığının gözetilmesi için nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotalarının artırılmayıp, %50 oranında azaltılması Türk çiftçisinin, dolayısıyla ülkemizin yararına olacaktır.

Açıklanan bu nedenlerle şeker pancarı ve şeker üretimi ile ilgili sorunların araştırılarak, yapılacak yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınacak önlemlerin tespiti amacıyla bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

2.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve 21 milletvekilinin, Kastamonu ilinde yaşanan göç olaylarının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/365)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Kastamonu İlinde yaşanan göç olaylarının araştırılarak gerekli önlemlerin  belirlenmesi" amacıyla Anayasamızın 98'inci, TBMM İç Tüzüğünün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz.

1) Emin Çınar                             (Kastamonu)

2) Mehmet Şandır                       (Mersin)

3) Bülent Belen                           (Tekirdağ)

4) Emin Haluk Ayhan                 (Denizli)

5) Ahmet Kenan Tanrıkulu         (İzmir)

6) Necati Özensoy                      (Bursa)

7) Erkan Akçay                           (Manisa)

8) Alim Işık                                (Kütahya)

9) Mesut Dedeoğlu                 (Kahramanmaraş)

10) Mehmet Günal                  (Antalya)

11) Ali Halaman                     (Adana)

12) Ali Uzunırmak                  (Aydın)

13) Seyfettin Yılmaz               (Adana)

14) Özcan Yeniçeri                 (Ankara)

15) Yusuf Halaçoğlu              (Kayseri)

16) Sinan Oğan                       (Iğdır)

17) Muharrem Varlı                (Adana)

18) Oktay Vural                      (İzmir)

19) Ali Öz                               (Mersin)

20) Sadir Durmaz                   (Yozgat)

21) Lütfü Türkkan                  (Kocaeli)

22) Oktay Öztürk                    (Erzurum)

Gerekçe:

Kastamonu Karadeniz Bölgesinde bulunan tarihî ve kültürel bakımdan ülkemizin en eski vilayetlerinden olan illerimiz arasındadır. Eski ve köklü vilayetler arasında olmasına rağmen en önemli sorunlarından biri olan göç nedeniyle nüfus geçmişten günümüze kadar giderek azalmış ve maalesef bu gün büyük illerimiz arasında olması gerekirken giderek küçülen şehirlerimiz içine dâhil olmuştur. Bugün Kastamonu ilimizin birçok sorunu olmasına rağmen en öncelikli sorunların başında göç gelmektedir.

İlimizin nüfusu bundan 84 yıl önce 1927 yılında 335 bin civarındaydı. 1980 yılına gelindiğinde ilin toplam nüfusu 450 bini aşmaktadır. O gün itibarı ile il nüfusu, 44 milyon civarında olan ülke nüfusunun % 1'ini oluşturmakta idi. Ancak bugün şehrimizin nüfusu 361 bin dolaylarındadır ve ülke nüfusunun ancak %0,5’ini oluşturmaktadır. 1927 yılından bugüne Türkiye'nin nüfusu %540 oranında artmıştır. Ama ne yazık ki Kastamonu'nun nüfusu bu artıştan nasibini alamamıştır. 1980 yılından itibaren hızla nüfus kaybetmeye başlamıştır. Bugün Türkiye ortalamasına göre 2 milyondan fazla olması gereken il nüfusu maalesef 360 binlerde seyretmekte ve giderek azalmaktadır. Nüfus kaybı ekonomik ve sosyal açıdan şehrimizi ciddi sıkıntılara sokmaktadır.

Bu sebeple Kastamonu'da yaşanan göç olaylarının sebepleri araştırılarak gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel ve 26 milletvekilinin, zeytincilik sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/366)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dünyada zeytincilik yapılan alanların %9'una, dane zeytin üretiminin ise %8'ine sahip olan Türkiye'de 35 ilde zeytincilik yapılmaktadır. Türkiye'de zeytincilik yapılan alanlar işlenen toplam tarım alanlarının %3,4'üne ve bu da ülkemiz meyve alanlarının %26,9'una karşılık gelmektedir. Ülkemizde yaklaşık 350 bin çiftçi ailesi yani 2 milyon insanımız geçimini doğrudan zeytincilikten sağlamaktadır. Zeytincilik sektörü doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 8 milyon kişiye de istihdam sağlamaktadır.

Ortalama tarım işletmelerinin küçüklüğünden dolayı özellikle hasat emek yoğun biçimde yapılmaktadır ve bu alanda makineleşme çok sınırlı kalmaktadır. Sofralık zeytin üreticileri hasat sonrasında ürünlerini ya hemen ham olarak satışa sunmakta ya da merdiven altı tabir edilen işletmelerde ürünlerini işleyerek uygunsuz koşullarda saklama yöntemine başvurmaktadırlar. Zeytinlerin uygun zamanda hasat edilmemesi, hasat sonrasında da zeytinyağı işleme tesislerine zamanında getirilmemesi, işletmede uzun süre ve uygun olmayan koşullarda bekletilmesi gibi sorunlar zeytinyağı ve zeytinyağı ürünlerinde kalite kayıplarına neden olmaktadır. Ülkemizde mevcut zeytinliklerin sulama ve sulama sistemlerine yapılan teşvikler yeterli değildir. Sulama projelerinin değerlendirilmesinde de bilgi ve koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan sorunlar vardır. Zeytin ve zeytinyağında ulusal bazda dört adet coğrafi işaret bulunmasına rağmen başta Avrupa Birliği olmak üzere, uluslararası alanda ülkemize ait herhangi bir coğrafi işaret tescili bulunmamaktadır. Ülkemizde zeytin tarım işletmelerinin büyüklüğü ortalama 50 dönümün altındadır ve bunların büyük bir kısmı aile işletmesidir. Zeytincilik sektöründeki 350 bin aile işletmesinin ise sadece % 20'si kooperatiflerin çatısı altındadır. Zeytinlik arazilerin küçük ve parçalı olması, altyapı yetersizliği gibi sorunlarla istenilen kalitede üretim yapılmamakta ve bu durum maliyetlerin yükselmesine neden olmaktadır.

Son beş yıldan beri üreticilerimizin başta toplama masrafı olmak üzere tüm maliyet kalemlerinde %80 ile %175 arasında artış yaşanmış olmasına rağmen ürünün fiyatı, çeşidine göre sabit kalmış ve hatta bazı cinslerde % 50'lere varan azalmalar olmuştur. Ülke çapında yaşanılan sıkıntılar ve aslında yanlış tarım politikaları zeytin üreticimizi de vurmuş ve giderek artan maliyetlere karşılık ürünlerdeki fiyat düşüşleri zeytin tarımını tamamen zararına yapılır hâle getirmiştir. Türkiye'de üretilen zeytinin yaklaşık %30'u sofralık, %70'i ise yağlık olarak değerlendirilmektedir. Zeytinyağına verilen litre başına 50 kuruşluk prim çok yetersiz kalmaktadır. Gerek primin düşüklüğü gerekse prosedürdeki zorlukların en çarpıcı göstergesi 11 bin üreticiden sadece en büyük 155 tanesinin zeytinyağı prim başvurusu yapmasıdır.

Tarım politikalarında yapılan yanlış uygulamalar nedeniyle hâlâ dünya pazarlarında rekabet sıkıntısı çeken ve ağır gümrük vergisi altında ezilen zeytincilik sektörümüzün her yılki dengesiz üretim grafiğinin de gösterdiği gibi sektörün mevcut potansiyeli değerlendirilememekte ve ülkemizin önemli kültürel ve ticari zenginliği yanlış uygulamalar nedeniyle heba edilmektedir.

Ülkemizde tarımla uğraşan ailelerin %8’inin geçimini sağladığı zeytincilik sektöründe yaşanan sorunların Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak Meclis Araştırması Komisyonunda incelenmesi ve alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi son derece önemlidir. Bu nedenle zeytincilik sektöründe yaşanan sorunlarının tespit edilmesi ve çözüm yollarının araştırılması amacıyla Anayasanın 98, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını teklif ve arz ederiz.

1) Özgür Özel                                  (Manisa)

2) Ayşe Nedret Akova                    (Balıkesir)

3) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                           (İstanbul)

4) Hurşit Güneş                               (Kocaeli)

5) Mahmut Tanal                             (İstanbul)

6) Veli Ağbaba                                (Malatya)

7) İlhan Demiröz                             (Bursa)

8) Dilek Akagün Yılmaz                 (Uşak)

9) Gürkut Acar                                (Antalya)

10) Muharrem Işık                          (Erzincan)

11) Namık Havutça                         (Balıkesir)

12) Faik Tunay                                (İstanbul)

13) Ahmet Toptaş                            (Afyonkarahisar)

14) Ramazan Kerim Özkan             (Burdur)

15) Turgut Dibek                             (Kırklareli)

16) Ali İhsan Köktürk                     (Zonguldak)

17) Doğan Şafak                             (Niğde)

18) Sedef Küçük                             (İstanbul)

19) Recep Gürkan                           (Edirne)

20) Mehmet S. Kesimoğlu              (Kırklareli)

21) Sakine Öz                                  (Manisa)

22) Haydar Akar                             (Kocaeli)

23) Mehmet Hilal Kaplan                (Kocaeli)

24) Ahmet İhsan Kalkavan              (Samsun)

25) Aylin Nazlıaka                          (Ankara)

26) Bülent Tezcan                            (Aydın)

27) Osman Aydın                            (Aydın)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İçtüzüğün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 4/10/2012 tarihli 4’üncü Birleşiminde gerçekleştirilen kapalı oturum tutanakları ile tutanak özetlerinin İç Tüzük’ün 71’inci maddesine göre yayımlanmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 10/10/2012 Çarşamba günü(Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Muharrem İnce

                                                                                                           Yalova

                                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 4/10/2012 tarihli 4’üncü Birleşiminde gerçekleştirilen kapalı oturum tutanakları ile tutanak özetlerinin İçtüzüğün 71’inci maddesine göre yayımlanması önerilmiştir.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Muharrem İnce, Yalova Milletvekili.(CHP sıralarında alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; değerli AKP milletvekilleri bence Başbakanı dinlemelisiniz. Bakınız, dün şöyle dedi Başbakan:“Zamanı geldiğinde, bunlar açıklandığında, bu ana muhalefet partisi ne kadar maharetliymiş bunu göreceksiniz.” Yani kapalı oturum tutanaklarını söylüyor. Kapalı oturumda geldiniz, bize masal anlattınız, millete de çok önemli şeyler anlatmış gibi diyorsunuz, sonra diyorsunuz ki: “Zamanı geldiğinde, bakın CHP’nin ne mahareti varmış?” Bak, yüreğiniz varsa, şimdi “kabul” oyu verirsiniz, bu tutanakları açarız, burada gizli, saklı bir şey yok. Milletin çocuğunu, fakir fukaranın çocuğunu savaşa göndereceksiniz, şehit olacak, ölecek, siz burada “kapalı oturum” diyeceksiniz. Neyin kapalısı, milletten neyi gizliyorsunuz? Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak tutanakların açıklanması yönünde oy kullanacağız, Başbakanın talebi de bu. Gelin, şimdi, bu oylamada bu tutanakları açalım.

Bakın, değerli arkadaşlarım, ak mı kara mı, kim ak kim kara belli olsun. Zamanını beklemeye gerek yok, bu iftira kampanyasından vazgeçmek lazım. “CHP’li belediyeler PKK’ya yardım ediyor.” “Kim bu belediyeler? Açıkla.” diyoruz, açıklamıyor. Başbakan sensin, Hükûmet sensin, tut kolundan o zaman o belediye başkanını, gönder yargının önüne, bunu da yapmıyorsun, gensoru veriyoruz, kaçıyorsun.

Bakın, yine, 10 Kasım 2009 tarihinde AKP’nin Grup Başkan Vekili kürsüden şunları söylüyor koalisyon hükûmetini kastederek -MHP’yi de ilgilendiriyor bu- diyor ki: “Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin menfaatlerini kaç paraya, kime sattınız?” Grup Başkan Vekili söylüyor bunu, 10 Kasım 2009. İki gün sonra eski başbakanlardan Sayın Mesut Yılmaz bu kürsüye geldi, dedi ki: “Bakın, iftira atıyorsunuz. O zaman yapmamız gereken iş şu…” Meydan okudu size, meydan okudu Sayın Mesut Yılmaz! “O gizli görüşmeleri, o tutanakları açıklayın.” dedi. Kürsüye geldi ama siz açıklanmasına geldi mi yine açıklanmaması yönünde oy kullandınız. Böyle bir mantık olur mu? Sefa Sirmen’i suçluyorsunuz, “Gelin, dokunulmazlığımı kaldırın.” diyor, kaldırmıyorsunuz; Mesut Yılmaz’ı suçluyorsunuz, Mesut Yılmaz “Gelin, açalım şu kapalı oturum tutanaklarını.” diyor, açmıyorsunuz. CHP’yi suçluyorsunuz, CHP’nin Grup Başkan Vekili geliyor “Gelin, açalım şu kapalı tutanakları.” diyor, bakalım tavrınız ne olacak, bunları doğrusu ben de merak ediyorum.

Bakınız, Sayın Başbakan 2009 yılında Kütahya’da partisinin il kongresinde şöyle diyor: İsrail ile gizli anlaşmalar yaptığını, gizlilik kaydı olmasa bunları açıklayacağını söylüyor. Yani geçmiş hükûmetlerin İsrail’le gizli anlaşmalar yaptığını söylüyor. Ben de Başbakana bir soru önergesi verdim, dedim ki: “Siz, İsrail’le gizli anlaşma yaptınız mı?” Bana, soru önergesine yanıt geldi: “Evet, yaptık ama bu gizli anlaşmaları söyleyemeyiz.” Yani siz, kendinizden önceki hükûmetleri İsrail’le gizli anlaşmalar yaptı diye suçlayacaksınız, şantaj yapacaksınız, tehdit edeceksiniz “Bak, açıklarım ha!” diyeceksiniz, kendiniz de yapacaksınız ama onları hiç konuşmayacaksınız. Bunlar doğru bir siyaset tarzı değil.

Bakın, değerli arkadaşlarım, Suriye’yle 1980’den 2002’ye kadar yirmi iki yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti 13 anlaşma yapmış. Yirmi iki yılda 13 anlaşma. 2002’den 2012’ye kadar ise, yani bu on yılda, AKP iktidarı döneminde 49 anlaşma yapılmış. Yani dost olan, kanka olan sizsiniz, anlaşmaları yapan sizsiniz. Bu 49 anlaşma, bildiklerimiz. Ya bilmediklerimiz, hangi anlaşmalar var, doğrusu ben de merak ediyorum.

Bakınız, 9 Şubat 2011 tarihinde Sayın Başbakanın da imzası olan bir anlaşmadan söz ediyorum. Diyor ki: “Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması.” Yani siz Suriye’yle Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması’nı imzalamışsınız. Suriye’ye göre Özgür Suriye Ordusu bir terör grubu. Ee siz onunla imza atmışsınız buna. “İki ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden terör örgütlerine karşı ortak mücadele edilecek” diye Başbakanın imzası var altında. 21/4/2010 tarihinde yine Başbakanın imzası var: Sınır Kapılarının Ortak Kullanımına İlişkin Mutabakatı imzalamışsınız 21/4/2010’da. Bunları imzalayan Türkiye. Bunları imzalayan AKP Hükûmeti, bunları imzalayan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan. Sonra geliyor, bize burada masal anlatıyor.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, size şunu soruyorum, AKP Hükûmetinin yetkililerine şunu soruyorum: Siz geçmişte Suriye’yle Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısında ne yaptınız, ne konuştunuz? Tarihini de söyleyeyim: 23/12/2009, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısı; bunun altında imzanız var sizin. Yani geçmişte “Dostum, kardeşim.” diyeceksiniz, “Tatile gittiniz.” dedim, Başbakan bana “Yalan söylüyorsun, yalan ciğerlerine işlemiş.” dedi, tatil fotoğraflarını gösterince bundan çark etti.

Sonra, geldi, dedi ki “Esad’ın canı cehenneme dedin, Obama’nın canı cehenneme diyebilir misin?” dedi, dedim ki: “Onun da canı cehenneme.” Ben dedim, sen diyebilir misin diye soruyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını kim zedelerse onun, hepsinin canı cehenneme. (CHP sıralarından alkışlar) Biz bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin haklarını savunuyoruz burada.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Türkiye’nin geldiği nokta ne yazık ki şu: Türkiye’de Oslo görüşmeleri gizli, anlaşmalar gizli, oturumlar gizli, tatiller gizli, tutanaklar gizli, Dolmabahçe gizli, kamp gizli, GATA gizli, radar üssü gizli, Katar, Suudi Arabistan ziyaretleri gizli, bavulla gelen paralar gizli; kozmik oda açık, hediyeler gizli, sehven telefon kaydı açık, kaydı yapan gizli, AKP Kongresi Barzani’ye açık, gazetelere gizli; ibadet açık, özel hayat açık, sınırlarımız açık, işçilerin banka hesabı açık, sahte deliller açık.

Türkiye’nin geldiği nokta bu ama bizim de eksik anladığımız, yanlış anladığımız bir şey var: İlk, 22’nci Dönemde TÜBİTAK’ı ele geçirmek için projeler ortaya koyduğunuzda bir sefere mahsus “Başbakan tarafından atanır.” dediğinizde biz de saf saf şöyle zannettik: “Ya bunlar, kadrolaşmak istiyorlar, bunlar işte millî eğitimde, TÜBİTAK’ta, çeşitli kuruluşlarda kendi adamlarını yerleştirmek istiyorlar, herhâlde bu kadar.” dedik. Meğer öyle değilmiş, TÜBİTAK’taki kadrolaşmanın bugün balyoz davasıyla alakası var. TÜBİTAK’a… Bir tek TÜBİTAK’ın raporu farklı. Yabancı kuruluşlara bunu göndermiyorsunuz. Yani TÜBİTAK’ı ele geçirirken ileride insanları sahte delillerle, sahte dijital verilerle içeriye nasıl tıkacağınızın hesabını yapmışsınız.

Bakın, ben size bir şey daha söyleyeyim: Suriye sınırındaki mayınlı arazileri biz sadece para meselesi zannetmiştik, para. Altmış yıldır ekilmeyen, dikilmeyen, gübre atılmayan Suriye sınırındaki bu iki Kıbrıs adası büyüklüğündeki arazinin İsrailli firmalara verilmesini biz sadece para meselesi zannetmiştik. Meğer bugün Suriye’yle geldiğimiz noktaya baktığımızda, hiç de öyle değilmiş, sadece para değilmiş.

Değerli arkadaşlarım, Suriye’yle savaşın eşiğinde bu noktalarda, düşünebiliyor musunuz, o sınırdaki arazilerimizin İsrailli firmaların elinde olduğunu düşünebiliyor musunuz! Siz bunların hazırlığını yapmışsınız. Bu, bir büyük oyun. Bu büyük oyunun figüranısınız ne yazık ki. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, ama bütün bunlar olurken eminim ki benim gösterdiğim yürekliliği, Cumhuriyet Halk Partisinin gösterdiği yürekliliği gösteremezsiniz. Rahmetli Ecevit’e, Genel Başkanımıza laf ediyor Sayın Başbakan. O senin beğenmediğin Ecevit, 74’te ambargoya rağmen, Amerika’ya rağmen Kıbrıs’a çıktı, Barış Harekâtı’nı o yaptı! (CHP sıralarından alkışlar) Sizde nerede o yürek! Beyzbol sopasını Ecevit’e göstermediler. Ecevit’in danışmanı “Onu süpürmeyin, kullanın.” demedi. Bunları söylemedi. Kim dediyse, siz onlara gidin bakın. Yani Ecevit’in bakanını, Amerikalı, parmak işaretiyle çağırmadı. Bunları, kim çağırdıysa onlara sorun.

Biz, Türkiye’nin onurlu dış politikasının olmasını istiyoruz. Başı dik bir ülke olmasını istiyoruz ve bu tutanakların milletten gizlenmemesini istiyoruz. Başbakan da madem öyle istiyor, CHP’nin mahcup olacağını söylüyor. Öyleyse, bizi mahcup edin hadi. O tutanakları açın, bizi de mahcup edin diyorum!

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Grup önerisi aleyhinde söz isteyen Adil Kurt, Hakkâri Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi selamlıyorum.

Tabii, aleyhte söz aldık ama bu konunun aleyhte konuşulacak bir yanı yok. Lehte konuşmak durumundayız çünkü biz…

BAŞKAN – O zaman aleyhte konuşmayın Sayın Kurt.

ADİL KURT (Devamla) – Sayın Başkan, siz de konuşsanız siz de lehte konuşmak durumundasınız çünkü bu konunun aleyhte konuşulacak tarafı yok.

Biz halktan gizli, halka rağmen hiçbir şey yapmıyoruz. Sözümüzü de halkın önünde söylemekten yanayız. Söylediğimiz sözü de her şekilde halkın dinlemesini, ne dediğimizi halkın bilmesini arzuluyoruz. Çünkü biz temsilî demokrasinin bütün dünya genelinde artık devrini kapattığını düşünüyoruz. Doğrudan demokrasiyi benimseyen bir siyasi görüşe sahibiz ki AKP de “ileri demokrasi” diyor. “İleri demokrasi” eğer bir kavram olarak bugün siyasi literatürde kullanılıyorsa bu, temsilî demokrasinin artık yavaş yavaş devrini kapattığını gösteriyor. Dolayısıyla, bu Mecliste, bu Meclis kürsüsünde konuşulan her söz eğer halk adına söyleniyorsa, bu Meclis, halk adına karar alıyorsa, hele hele bu kararı bir ülkeyi savaşa götürme adına alıyorsa halkın bunu bilmeye hakkı vardır. Bunu halktan gizleyemezsiniz ki ilgili oturumda burada konuşulan şeylerin gizem içermediğini de bilmek gerekiyor, halkın da bunu bilmesi gerekiyor. Esasında, her defasında bu kürsüde söylenen şeyler o gizli oturumda da tekrarlandı. Tekrarlanan ve halkça malum olan görüşler, fikirler halktan neden gizlensin? Dolayısıyla, bu Meclis tutanaklarının halka açık hâle getirilmesi gereklidir.

Sadece onu da yeterli görmüyoruz. Meclis tarihinde, 85 yıllık Meclis tarihinde halktan hâlâ gizli tutulan, kamuoyundan gizli tutulan, biz milletvekillerinin dahi ulaşamadığı belgeler, dokümanlar vardır. O iki günün belgelerinin, dokümanlarının da halka açık hâle getirilmesi gerekir. Eğer demokrasi diyorsak, eğer halk adına karar aldığımızı söylüyorsak… Ki Meclisin görevi bu, yasama yapıyor, kanun yapıyor, tezkere çıkarıyor.

Tezkerenin bir tek anlamı var savaş demektir. Kendini savaş ihtimaline hazır duruma getirmektir. Bu ihtiyaç nereden kaynaklandı? Hükûmetin bu noktada görüşü nedir? Niye bu tezkereyi halkın önüne getirdi? Halka açık konuşması gerekir. Şimdi, hem burada kapalı oturum yapacaksınız, görüşlerinizi kapalı oturumda dile getireceksiniz hem dışarı çıkacaksınız, muhalefetin neden buna “ret” oyu verdiğini, kabul etmediğini tahakküm edeceksiniz. Sanki burada çok farklı şeyler söylemiş gibi bir hava yaratacaksınız. Bu doğru değil.

Meclis çalışmaları şeffaf olmak durumundadır. Her şeyi halkın önünde söyleyelim. Şimdi, bu gizliliği neden ısrarla devam ettiriyorsunuz? Niyeti ne? Okumak durumunda kalıyoruz. Çünkü bu kürsüde söylenen, verilen bilgilerin hiçbirinin gizli tarafı yok. Sayın Davutoğlu’nun, Sayın Başbakanın, Hükûmet yetkililerinin, iktidar partisi mensuplarının yaptıkları konuşmalar, halka açık yaptıkları konuşmalar aslında burada gizli oturumda sarf edilen sözlerden hiç farklı değil. Sadece muhalefeti tahakküm altına almak, halk gözünde suçlu duruma düşürmek, suçlama aracı olarak kullanmak… Böyle bir gizli oturum yaptığımız zaman bunun inandırıcılığı olmaz.

Tezkere, evet, siz tezkereyi Şam için çıkarmadınız. Bu Mecliste 4 Ekimde kabul edilen tezkerenin amacı Şam değildir. Çok açık ve nettir: Bu tezkereyi siz Afrin’e karşı çıkardınız, Kamışlı’ya karşı çıkardınız; orada oluşabilecek bir Kürt oluşumunu engellemek için çıkardınız. Amaç gayet açık ve nettir: Kürtlere karşı çıkarılmış bir tezkeredir. Kürt kamuoyundan gizlemek istediğiniz şey buysa, “Anlaşılmasın.” demek istediğiniz nokta buysa -kusura bakmayın- siz anlaşılmaz kılabilirsiniz ama halkça malum olan bir durumdur.

Yine, muhtemelen bu hafta ya da önümüzdeki hafta gündeme gelecek Irak tezkeresinde de benzer bir durum söz konusudur.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Yarın, yarın.

ADİL KURT (Devamla) – Şimdi, böylesi bir tablo karşısında siz halka rağmen savaş kararı alıyorsunuz ama istatistikler, halkın, bu kararınızı onaylamadığını ifade ediyor.

Değerli arkadaşlar, Millî Savunma Bakanlığının verisidir: Yaşı yirmi dokuz ve üzeri olan ve asker kaçağı durumunda olan bu ülke gençlerinin sayısı 450 bindir. Yirmi iki yaş üzeri olup askere şu veya bu gerekçeyle gitmeyen, kimisi kaçak durumunda, kimisi okuma, kimisi iş gerekçelerini göstererek askerden kendisini sakınan genç sayısı, bu ülkenin genç sayısı 1 milyonun üzerindedir. Bu 1 milyon genç niye askere gitmiyor, hiç sorguladınız mı? Açık ve net bir gerçeklik var: Bu halk, bu ülkenin gençleri, bu Hükûmetin şiddet ve savaş politikasını onaylamıyor. Bu veriyi unutabilirsiniz, çıkıp burada “Yüzde 50 oy alıyoruz, bizim politikalarımız teyit ediliyor.” diyebilirsiniz ama bence bu veriye sizin bakmanız gerekir.

Orta Doğu’da sulandırılmış Vahabilik yapmakla, İngilizlere, Amerikalılara hoş görünecek ılımlı İslam politikalarını geliştirmekle, siz liderlik yapamazsınız, rol modeli ülke durumuna gelemezsiniz. 19’uncu yüzyıldaki Sir Seyyid Ahmed Han politikaları ile bugün AKP’nin ileri sürdüğü politikalar arasında zerre kadar fark yoktur. Hindistan’da yayılmaya çalışılan Kadiyanilik ve o dönem İngilizlere yaranma politikası nasıl çöktüyse, 21’inci yüzyılda AKP’nin de bu ılımlı İslam politikası çökmeye mahkûmdur. Kendinizi sır perdesinin arkasına gizleyerek, politikalarınıza gizem katarak siz bu gerçekliği örtemezsiniz. Doğru ve gerçekçi politikalar bunlar değil, doğru ve gerçekçi politikalar halkın önünde, halka açık olan politikalardır. Mecliste nelerin konuşulduğunu halktan gizleyerek bir yere varamazsınız. Eninde sonunda, bir şekilde halk burada neler konuşulduğunu bilecek, görecek ki bizce, 4 Ekim kapalı oturumunun gizli hiçbir tarafı kalmamıştır. Bunu bizzat Sayın Başbakan ifşa etmiştir, açıklamıştır. Niye tutanakları gizleyelim? Her parti burada ne söyledi, bir şekilde, ima yoluyla halka açıklandı, hem de Başbakan tarafından. Ne gereği kaldı bu kapalı ya da gizli oturumun? Hiçbir gereği kalmadı. Bundan vazgeçmek gerekir, doğruyu bulmak lazım.

Son olarak da şunu ifade edeyim: Bakınız, Diyarbakır Emniyet Müdürü iki gün önce bir açıklama yaptı, benim de şahsen insani bulduğum bir açıklama. Başbakan Yardımcısı açıklama yapıyor, diyor ki: “İnsani buluyorum.” AKP Grup Başkan Vekili açıklama yapıyor, diyor: “İnsani buluyorum.” CHP’li milletvekili açıklama yapıyor, diyor: “İnsani buluyorum.” Biz açıklama yapıyoruz, insani buluyoruz, Sayın Başbakan çıkıyor, diyor ki: “Herkes işine baksın.” Aklıma bir tek şey geldi, Sayın Başbakanın bu konuşması aklıma sadece bir şeyi getirdi, o Emniyet Müdürüne dedi ki: “Ben seni oraya insani açıklama yapman için göndermedim; görevin ölmek, öldürmek ve tutuklamaktır. Sen buna adapte olmuşsun, buna şartlandırmışım seni, başka bir açıklama yapma hakkın yoktur.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL KURT (Devamla) – Şimdi, böyle bir ortamda siyaset üretirseniz, kusura bakmayın, bu ülkeye ne barış ne de huzur getirirsiniz. Kapalı oturumun belgelerinin, dokümanlarının halka açık hâle getirilmesi bizce de doğrudur ve halka açıklanmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Oktay Vural, İzmir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhuriyet Halk Partisinin Suriye’ye Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlendirilmesine yönelik tezkerenin tutanaklarının açıklanmasına yönelik bir talebi var. Tabii, bu tutanakların açılması gerektiğini öncelikle peşinen ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle, öncelikle bir konuda değerli milletvekillerine de bir hususu ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, kundaktaki bebeleri öldürenler -bugün sabah Gülhane Rehabilitasyon Merkezine gittim, iki ayağı olmayan gazilerimiz, iki eli olmayan gazilerimiz, beyninin, kafatasının yarısı gitmiş gazilerimiz- Serap’ı öldürenler, polise arkadan kurşun sıkanlar, Foça’da 3 köylümüzü öldürenler, bombanın pimini çekenler… Değerli arkadaşlarım, ben bunları yapanlara ağlayanlardan değilim ama Allah’a şükür, eşrefi mahlukat bir insanım ben. “İnsanı öldüren insanlığı öldürür.” anlayışı içerisinde, bunlara kurşun sıkan, mayının pimini çekenlere gözyaşı dökülmesi gerektiğini söyleyenlerin, genç yaşta çocuğunu toprağa veren şehitlerimizin analarının babalarının, gazilerimizin durumunu ve onların aslında bizim birlik ve bütünlüğümüz için öldüğünü görmesi gerekiyor.

O bakımdan, bu konuda hiç kimsenin haddi değil. İnsaniymiş! Benim bu insanlığı öldüren vahşet karşısında dökecek gözyaşım yok. Buradan kalkıp bizim insanlığımızı sorgulamak kimsenin haddi değil, hele hele Diyarbakır Emniyet Müdürünün hiç haddi değil. Kamu görevlisisin be sen!

Bu konuda Başbakan Yardımcısının kalkıp “Sözlerine katılıyorum” diyerek… Asker olsa ”Senin ne işin var bu sözleri söylemekte?” diye yaparlar, olunca pohpohluyorlar. AKP Grup Başkan Vekilinin “İnsani ve vicdanidir.” demesi karşısında Sayın Başbakanın bu konuda “Teröriste ağlamayız.” demesini olumlu görüyorum ancak bir Sayın Başbakan eğer böyle bir tavır içerisinde samimiyetini ifade etmek istiyorsa Diyarbakır Emniyet Müdürünün görevden alınması gerekiyor. Onun için, insanilik şunluk… Önce insani davranmak lazım, insan gibi davranmak lazım. Bunu, bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi, tutanakları açıkladık. Biraz önce özeti okundu, vatandaşlarımız “Kapalı oturuma geçti milletvekilleri.” dediler. Bu kapalı oturumda görüştüklerimiz de gizli, açıklanması mümkün değil. Şimdi ben desem ki: CHP adına Faruk Loğoğlu konuştu; “Kapalı oturumdaki bir bilgidir, devlet sırrıdır.” diye hakkımızda belki özel yetkili savcılar hemen muamele yapar “Sen ne hakla açıklıyorsun bunları?”

Şimdi, kapalı oturuma geçtiğimiz zaman… Hükûmet bir tezkerenin gerekçesini açıklamak üzere kapalı oturum istedi. Peki, Hükûmetin bu gerekçesi siyasi parti gruplarını niye bağlıyor? Sen, benim Milliyetçi Hareket Partisi olarak, senin gerekçenle benim görüşmelerimi veya konuşmalarımı kapalı hâle getirme hakkını nereden haiz oluyorsun?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Anayasa 97…

OKTAY VURAL (Devamla) – Ben bu görüşlerimi açık bir şekilde kamuoyuna ifade ediyorum. Sen devlet bilgisi vereceksen, bu bilgi de eğer gerçekten bir devlet sırrı niteliğinde ise, bunu açıklarsın. Gerekçe bu olmalıydı ve bence kapalı oturumun, Sayın Davutoğlu konuşmasını yapınca, gerekçeyi açıklayınca sona erdirilmesi gerekirdi. Bu durumda bizim adımıza konuşan Sayın Mehmet Şandır’ın görüşlerinin bir kısmı kapalı oturumda yaptığı görüşler olunca ne olacak? Onun için, Hükûmet, partimizin sesini kısmış…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Anayasa ve İç Tüzük’e göre…

OKTAY VURAL (Devamla) – …ve milletimizin Suriye konusundaki görüş ve düşüncelerinin kapalı oturum dışında açık bir şekilde, bir müzakere ortamı içinde söylenmesini engellemiştir. İşin özü budur.

Evet, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz şunu ifade ediyoruz ki bugün Türkiye’nin Suriye’yi silahlı saldırı eşiğine getiren dış politikası, Suriye’nin kuzeyinde PKK, PYD ve AKP’nin şeref konuğu olduğu Barzani’nin birtakım peşmergeleriyle doldurduğu bir güç boşluğu ve bunun da bize risk ve tehdit oluşturması karşısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlendirilmesinden başka caydırıcılık kalmadığını düşündük ve “evet” oyu verdik. Benim Akçakale’de vatandaşlarım öldürülürken, bombalar atılırken, orada tehdit oluştururken, Hükûmetin eli kolu bağlı olabilir, Dışişleri Bakanı bunları giderememiş olabilir ama Anayasa’ya göre yurt savunmasına hazırlanması gereken Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlendirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisine aitse, bir muhalefet partisi olarak, Türkiye’yi bu noktaya getirmiş AKP’ye karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlendirilmesini istemeyi millî bir vazife addettik ve kabul ettik. Ne yapacaktık? Ne yapacaktık?

Bir taraftan bu oluşumlarla Türkiye’nin eli kolu bağlı, risk ve tehditler Türkiye’ye yöneliyor, gideremiyorlar, bombalar atılıyor, sınır güvenliğini sağlaması gereken ordunun eli kolu bağlı; milletimizin, devletimizin elini kolunu bağlı hâle mi dönüştürecektik? Atsın bombayı. Yok öyle bir şey. Sınırlarımız egemenliğimizdir. Sınırlarımızın ihlali karşısında şu ya da bu şekilde caydırıcı olmayan siyasi politikaların askerî araçlarla caydırılması son nokta ise elbette buna “evet” diyecektik ve “evet” dedik.

İşte, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim Suriye’yle ilgili tezkereye “evet” dememizin amacı ve hedefi budur. Bunlarla ilgili olarak Hükûmetin Suriye politikasını eleştirmeye devam edeceğiz, yanlışlarını söylemeye devam edeceğiz ama Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti oluşturduğu Suriye politikasının kendisine risk ve tehdit olarak döndüğünü ifade ediyorsa, bir PKK oluşumu orada çörekleniyorsa, silahlanıyorsa bekleyecek miyiz? Ne yapacağız?

Türk Silahlı Kuvvetleri görevini yapmalıdır. Hükûmet bu tehditleri gidermek için gereğini yapmalıdır, tehditleri defetmelidir. Öyle bir güne geldik ki, 1999 öncesinde Atilla Ateş Paşa’nın sınırdan “Göndermezseniz tepene binerim.” diye caydırıcı olan bir Türkiye; maalesef, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Türk Silahlı Kuvvetlerini görevlendirmesi gerektiği noktasına kadar getirilmiştir Suriye’yle ilişkilerimiz. Onun için, caydırıcı politikaları uygulamak için Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlendirilmesine biz “evet” dedik.

Peki, şimdi kapalı oturum… Sayın Bakan kapalı oturum istedi. Peki, kapalı oturum istediği zaman acaba hangi konuları devlet sırrı olarak  paylaştı? Bu millete neden PKK ve PYD oluşumunun Türkiye’ye risk ve tehdit oluşturduğu açık bir yüreklilikle ifade edilmiyor? Niye? Niye bu konularda mahcup davranılıyor? Bunları milletimizin bilmesi lazım; hangi risktir, hangi tehdittir, neler oluyor, neler bitiyor. O bakımdan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, bu kapalı oturum tutanaklarının Milliyetçi Hareket Partisi açısından açıklanmasında bir yanlış olmadığını düşünüyoruz, açıklanmalıdır. Tabii, Hükûmetin yaptığı açıklamalar tamamen kendilerinin takdirindedir.

Ben öneriyorum: Gelin, partilerimizin bu konudaki görüşlerini ifade ettiğimiz bu tutanaklar, sadece siyasi partilerin görüşlerinin açıklandığı o tutanaklar açıklansın, kim konuşmuş, ne demiş, milletimiz de bilsin diyor, hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mustafa Elitaş, Kayseri Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle bu kapalı oturum ve kapalı oturumun içeriği, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun getirdiği Danışma Kurulu önerisi, o konuyla ilgili değerli milletvekillerini bilgilendirmek istiyorum.

Bugün saat on iki civarında Grup Müdürümüz aradı ki: “Sayın Başkanım, Cumhuriyet Halk Partisinin bir grup önerisi var, saat 12.30’da da Danışma Kurulu istiyorlar.” Bu grup önerisinin içeriği ne? Kapalı oturum tutanaklarının açılmasıyla ilgili.

Bakın, İç Tüzük 19’uncu madde der ki: “Türkiye Büyük Millet Meclisi olağanüstü hâllerde veya bir siyasi parti grubunun istemi üzerine Meclis Başkanı yirmi dört saat içerisinde Danışma Kurulunu toplantıya çağırır.”

Siyasi partiler bu grup önerisinden daha önceden haberdar olurlarsa içeriği hakkında bilgi sahibi olurlar. Maalesef, bir siyasi partinin bugün de Danışma Kuruluna katılmamasından dolayı Danışma Kurulu 19’uncu maddeye göre toplanamadığından, 63’üncü maddesi çerçevesinde bugün bu görüşmeyi yapıyoruz.

Danışma Kuruluna bu bilgi daha önceden gelse, bu konuyla ilgili siyasi partiler kendi aralarında bir ittifak kurmaya, onunla ilgili görüşmeler yapmaya kalksalar, belki bunun sonucunda ortaya çıkabilirdi. Nitekim, dün oyladığımız Anayasa değişikliğiyle ilgili, cuma günü son oylamasını yapacağımız Anayasa değişikliğinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu bu değişiklik teklifimize uygun görüş belirttiğinden dolayı devam ediyor.

Geçen hafta Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilini ziyaretimiz sırasında, on sekiz yaşındaki kişilerin seçme hakkı varken seçilme haklarını da verme konusundaki Anayasa değişikliğimizi, Sayın Grup Başkan Vekiliyle yaptığımız görüşme çerçevesinde olumlu görüşlerini beyan ettiler.

Siyaset konuşarak, siyaset bazı fikirleri önce siyasilerin yetkilileriyle görüşerek olgunluğa ulaştırdıktan sonra yol alma işidir, yoksa her şeye karşı durma işi değildir, her şeye dayatma, diretme işi değildir, her şeye “Olmaz.” deme işi değildir. İktidarıyla muhalefetiyle bazı konuları gelirsiniz, konuşursunuz, bu çerçeve doğrultusunda bir kanaat oluşturursunuz, “evet” dersiniz, “hayır” dersiniz. Ama bakın, değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili arkadaşımızın söylediği haklı, tutanakla ilgili yani özet tutanakla ilgili… Özet tutanakta ne diyor: “Şu şu konuştu, şu şunu yaptı.” Ama özet tutanakla ilgili, içerik hakkında bir cümle dahi yok. Sadece kimin konuştuğu var; kaç dakika konuştuğu da yok, kaç dakika konuşma süresi verdiği de yok. Hâlbuki farklı konuşma süreleri de olabilir ama bu İç Tüzük’le alakalı değil, İç Tüzük’ün uygulanması ile alakalı bir durum. Nasıl ki komisyon raporlarının tutanaklarında komisyon başkanlıkları komisyonların özet raporlarını, yüz sayfalık komisyon raporunu beş sayfa, on sayfa gibi özet rapor hâline getirebiliyorsa, kapalı oturum tutanaklarında bunu özet rapor hâline getirip sayın milletvekillerinin bu anlamda ne anladıklarını ifade edecek bir Başkanlık Divanının kararı da ortaya çıkabilir. Bu tutanakların açıklanmasında ne var? İç Tüzük 70’inci madde bu konuyla ilgili düzenlemesini yapmış. Ne diyor 70’inci maddenin beşinci fıkrasında? “Kapalı oturum sırasındaki görüşmeler hakkında kapalı oturumda bulunanlar ve bulunma hakkına sahip olanlar tarafından hiçbir açıklama yapılamaz.” Yapılırsa bunlar devlet sırrı olarak adlandırıldığından dolayı devlet sırrı hükümleri çerçevesinde cezalandırılabilir.

Bakın, değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde -az önceki söylediğim mesele İç Tüzük meselesi, İç Tüzük’ün yanlış anlaşılması, yanlış algılanması meselesi- şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminin 1’inci sırasında ne var? AK PARTİ grup başkan vekillerinin verdiği İç Tüzük değişikliği önergesi var. Burada kavga çıktı, gürültü çıktı, işgal edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsü ilk defa milletvekilleri tarafından işgal edildi.

MUSA ÇAM (İzmir) – İşgal edilmedi, korundu Başkan, korundu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – 2’nci sırada ne var? Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı var. 

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - İşgalden kurtarıldı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın, işgale itiraz ediyorsunuz. İlk defa Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsü milletvekilleri tarafından işgal edildi. Niye işgal edildi? Milletvekilinin konuşmasını engellemek adına işgal edildi. Niye? Bu yanlış İç Tüzük’ün değiştirilmesi için getirilmiş teklifin burada görüşülmesini engellemek için yapılan bir işgaldi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün haklarını kullanacaksınız ama İç Tüzük’e geldiği zaman, işinize geldiği zaman “Ben bu İç Tüzük’ü işgalle yapıyorum.” diyeceksiniz, ilga edeceksiniz ama AK PARTİ İktidarıyla ilgili bir şey olduğu zaman “İç Tüzük’e aykırı hareket ediyorsunuz.” diye eleştiri noktasına doğru geleceksiniz.

Bakınız, değerli milletvekilleri, bu kapalı oturum isteminde, kim isterse, 20 milletvekili, ya Hükûmet ya da bir bakanın kapalı oturum önergesi verdiği andan itibaren Başkanlık Divanının yapacağı hiçbir işlem yoktur, derhâl kapalı oturuma geçip kapalı oturum önergesinin konuşulmasına geçilmesi gerekir, İç Tüzük’ün emredici hükmü bu.

O kapalı oturum önergesinin açılması süresinde Bakanın, Hükûmetin veya 20 milletvekili içerisindeki önerge sahibinin yaptığı açıklamaya eğer milletvekilleri, Genel Kurulda bulunan milletvekilleri olumlu kanaat getirirlerse kapalı oturuma devam edilir, aksi hâlde, “Hayır.” dedikleri takdirde derhâl açık oturuma geçilip o konu açık oturumda müzakere edilir.

Şimdi, son zamanlarda, 4 Ekimde, 5 Ekimde yaptığımız kapalı oturumdan sonra Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin kendilerini savunma güdüsüyle birlikte burada kapalı oturumda yapılan konuşmaları sürekli anlatma, ifşa etme gayreti içerisinde olduklarını görüyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangisi yapmış be, hangisi yapmış?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ama bu açıklama ve ifşa etmelerinin sıkıntılarını öylesine ifade ediyorlar ki, o zaman, dediğimiz gibi, “Siz Suriye rejiminin destekçisi gibi hareket ediyorsunuz, Baas Partisinin temsilcisi gibi hareket ediyorsunuz.” dediğimizde, kapalı oturumda yaptıkları konuşmaları “Hayır, biz öyle söylemedik.” derken…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Geçen gün benimle tartışan bir arkadaşınız Habertürk’te her şeyi anlattı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …düzeltmeye çalışırken yine batıyorlar, yine aynı şekilde devam ediyorlar.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Aç o zaman, aç o zaman tutanakları, aç, niye açmıyorsun?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Az önce, bakın, az önce Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına konuşan milletvekili insanlıktan bahsetti, dedi ki: “Diyarbakır Emniyet Müdürünün insanca söylediği bir şeyi Başbakan şu şekilde eleştirdi, AK PARTİ’li milletvekilleri bu şekilde eleştirdi, şu şekilde eleştirdi.” Ben ona soruyorum: Şurada insan gibi konuşurken insanlarımızı katleden o canavarları, o vahşileri kınama cesaretini niye gösteremiyorsun, onları niye lanetleyemiyorsun? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Teröristin günahsız çocukları, servis otobüsündeki evlatları, öğrencileri, yavruları katlederken, kandırdığı insanları, uyuşturduğu insanları canlı bomba hâline getirip okullara gönderirken yüreğin sızlamıyor ama teröristin öldürülmesiyle ilgili yüreğin kan ağlıyor.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Emniyet Müdürünü görevden alın o zaman.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Buna insanlık denmez, insanlık dışı hareket denir.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) –Emniyet Müdürü hâlâ görevinde.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın, değerli milletvekilleri, Kandil’le ilgili, teröristle ilgili her yaptığımız hamle ve hareket maalesef bir siyasi partiyi ayağa kaldırıyor, hoplatıyor, zıplatıyor, savunma güdüsüne girdiriyor, burada teröristin savunucusu hâline düşürüyor ama Suriye’deki terörist rejimle ilgili -ki kendilerinin de altında imzasını bulduğu meşruiyetini kaybetmiş Suriye rejimiyle ilgili- yaptığımız her türlü hareket, Türkiye sınırları içerisindeki 5 günahsız insanımızı attıkları bombayla şehit eden Suriye rejimine yaptığımız her türlü hareket bugün maalesef ana muhalefet partisini de rahatsız ediyor.

Bakın, Sosyalist Enternasyonaldeki alınan kararda Suriye rejimi meşruiyetini kaybetmiş ve insanlık dışı hareket etmekle suçlanmış ama ikinci hareket…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sana ne!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – O, Suriye halkını ilgilendirir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın, değerli milletvekilleri, Kürt sorunu ile ilgili hareket… “İsrail ve Filistin sorununa benzeyen Kürt sorununa çok taraflı çözüm bulmak gerekiyor. Irak, İran, Türkiye, Suriye ve Kürt halkı ile Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar çözüm için çok taraflı bir çerçevede çalışmalı.” Kim diyor bunu? Sosyalist Enternasyonal diyor. Sosyalist Enternasyonalin Başkan Yardımcılığına seçilmiş ana muhalefet partisinin altına imza attığı gerekçe de bunu diyor. Ne diyor? “Kürt sorununu uluslararası platform çözsün.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Senin gibi Oslo’da protokole imza atmıyorlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – “Siz bunu çözmeye muktedir değilsiniz, uluslararası platform çözsün.” diyor.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Saçma sapan konuşma!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Türkiye'nin iç meselelerini başka platformlara götürecek şekildeki bir ana muhalefet partisi… Yazık bu ülkenin hâline.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Elitaş.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Grup Başkan Vekili, 100 kere açıklandı, hâlâ aynı şeyi söylüyorsunuz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım…

ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurt.

ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Hatip benim konuşmamı kastederek cesaretsizlikle itham etti, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Neyle itham etti?

ADİL KURT (Hakkâri) – Cesaretsizlikle itham etti, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle. (BDP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, ben de varım.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ADİL KURT (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sanırım Sayın Elitaş benim cesaretimi ölçebilecek durumda değildir. Biz burada çok haklı ve net şeyler söylüyoruz. Varsa cevabınız, bunları cevaplayın. Bu ülkede ölen gençlerin, asker olsun, polis olsun, gerilla olsun, bu ülkenin anne babalarının evlatlarının ölümüne sevinen insanlıktan nasibini almamıştır. (BDP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Çok açık ve net söylüyoruz, biz Kürt sorununun çözümünün ölmek ve öldürmekten geçmediğini söylüyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Zavallıları kim öldürüyor? Günahsızları kim öldürüyor?

ADİL KURT (Devamla) – Bizim Genel Başkanımız çok açık ve net söyledi.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – İlk kurşunu atan kimdi?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Elinde silah olmayanı kim öldürüyor?

ADİL KURT (Devamla) – Müsaade edin… Müsaade edin, söyleyeyim.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Elitaş, lütfen.

ADİL KURT (Devamla) – Biz PKK’nin ateşkes ilan etmesini, Hükûmetin de açık müzakere başlatmasını talep ediyoruz, söylüyoruz. Eğer buna varsa yetkiniz, buna varsa cesaretiniz, işte size hodri meydan! Eğer “BDP bu konuda elini taşın altına koysun.” diyorsanız, hodri meydan, bizim de elimiz hiç taşın altından çıkmadı. Siz bizim kadar hissedemezsiniz orayı.

Bakınız, gidip Zap Deresi’nde kaybolan asker cenazesini bulmaya çalışan benim arkadaşlarımdı. Hiçbiriniz o kaybolan asker cenazesini aramıyordunuz. O acıyı biz hissediyoruz, orada ölen askerin acısını da hissediyoruz, orada ölen polisin acısını da hissediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL KURT (Devamla) – Elbette ki ölen gerillanın acısını da hissediyoruz. (BDP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bırak ya, ne gerillası!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sana göre mi tanımlama yapacağız?

ADİL KURT (Devamla) – Çözüm buradan geçiyor. Varsanız çözüme hodri meydan, birlikte çözelim.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, konuşmacı ismimi zikrederek, adımdan bahsetti.

BAŞKAN – Ama daha önce Sayın İnce’nin talebi vardı, onun için Sayın Elitaş.

Bir saniye Sayın İnce, ne için söz istiyorsunuz?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Elitaş’ın sataşmasına.

BAŞKAN – Hayır, ne söyledi Sayın Elitaş? Anladım da usulü biliyorsunuz yani artık.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sosyalist Enternasyonalde CHP’ye sataştı açık açık ve…

BAŞKAN – Ne dedi de sataştı?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Nasıl?

BAŞKAN – Ne söyledi sataştı? Hayır, tutanaklara geçmesi anlamında soruyorum Sayın İnce, bunu biliyorsunuz. Ne söyledi, sataştı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sosyalist Enternasyonalle ilgili tutanağı okudum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ben size yardımcı olmak için söyledim.

BAŞKAN – Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bize orada dedi ki, bizim katılmadığımız, imza atmadığımız, itiraz ettiğimiz bir toplantıyı, bizim katılıp imza atmışız gibi yanlış anlatıyor.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika söz veriyorum 69’ncu madde gereğince. Yalnız lütfen, yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim.

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim.

Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekilinin açıklamasından şunu anladım: “Yani, bugün saat 12.00 de Danışma Kurulu istedik. 12.30’da toplanacak, zaman çok kısıtlı onun için bir araya gelemedik, anlaşamadık…”

Bakın şimdi, ben AKP’ye sesleniyorum: Önümüzdeki hafta, bu tutanakların açıklanması için yeniden Danışma Kurulu isteyeceğiz. Size bir hafta düşünme süresi. Bakın, bir hafta düşünün, madem siz “Bunları daha önce uyarsaydınız, söyleseydiniz, belki tutanakları açabilirdik.” diyorsunuz ya, bunun bir aldatmaca olduğunu şimdi, buradan söylüyorum. Bir hafta düşünme süresi, haftaya tekrar Danışma Kurulu isteyeceğiz. Bu tutanakların açıklanmasını istiyoruz. Madem böyle bir olasılık var, haftaya açarsınız. Tamam, bir hafta bekleriz, sorun değil.

Burada da yine insanları kandırmaya çalışıyorsunuz. Bakın, bu doğru değil. Sosyalist Enternasyonalle ilgili açıklamalarınız… Buna bizim köyde “Kabak tadı verdi.” derler. Elli kere açıkladık, dedik ki: “Katılmadığımız nihai metin iki gün sonra ortaya çıkmış, buna itirazımızı yapmışız.” Genel Başkanımız, Sosyalist Enternasyonal Başkanına telefon açmış “Bu sonradan çıkan metnin bu bölümüne biz katılmıyoruz.” demiş. Diğer üyelerimiz buna itiraz etmişler, bunu yapmışlar. Siz, 2004’te, Aralık 2004’te, AB tartışmalarında imtiyazlı ortaklığa itiraz bile edemediniz, tutanaklara bile geçiremediniz. Devleti biz yönetmiyoruz, siz yönetiyorsunuz. Biz itirazımızı yapmışız. Bütün bunlar ortada.

Diyarbakır Emniyet Müdürüne gelince “Benim valim, benim Genelkurmay Başkanım, benim kaymakamım, benim bakanım…” Her şeye “Benim.” diyor da Başbakan “Benim Emniyet Müdürüm.” desin ortaya çıksın. “Benim Emniyet Müdürüm.” desin, bunu niye söylemiyor? Allah kimseyi Bülent Arınç’ın durumuna düşürmesin. Bülent Arınç açığa düştü, tıpkı geçmişte Ertuğrul Günay’ın düştüğü gibi.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Elitaş dedi ki…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biraz önce, BDP Grubu…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biraz önce, Sayın Elitaş dedi ki: “CHP milletvekilleri…”

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen ama, Sayın Elitaş, Grup Başkan Vekili söz istedi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim, bir dakika… Daha ondan önce bize sataşıldı. Dedi ki biraz önce…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce, BDP Grubu adına konuşan milletvekili…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bana da sataştı da onun için söz istiyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, BDP Grubu adına konuşan milletvekili ismimden bahsederek benim cesaretimi ölçme konusunu söyledi. Bir ona cevap vermem gerekir ama o anda vermediniz. Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekili konuşurken benim ifadelerimi çarpıttı, ne demek istediğim anlamında...

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika söz veriyorum Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İkisiyle ilgili mi, biriyle ilgili mi?

BAŞKAN - Yalnız, son söz bu.

Buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hangisiyle ilgili?

BAŞKAN – Her ikisiyle birlikte Sayın Elitaş, ayrı ayrı dört dakika verecek hâlim yok. Lütfen yani!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hayır yani, ismi geçti diye sataşma olmaz ki. Sataşan kendisi, siz kendisine tekrar söz veriyorsunuz, taraflı davranıyorsunuz. İsmi geçti diye sataşma olmaz.

4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Hakkâri Milletvekili Adil Kurt ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; bakın, tekrar ediyorum, soruyorum, diyorum, altını çiziyorum, diyorum ki: Sosyalist Enternasyonaldeki bildirgede altında imza olmaz. O bildirge oturulur, konuşulur, anlaşılır, teyit edilir ve dünya kamuoyuna duyurulur.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Oslo’da olur mu imza, Oslo’da?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ama söylüyorsunuz, diyorsunuz ki “Biz ona itiraz ettik.” Ya Allah aşkına Sayın Milletvekilimiz, Dışişleri Komisyonu Başkanı çıkıyor çıkıyor, soruyor, diyor ki: “Nerede bu imzanız?” ve Twitter’da da yazıştılar, tüm dünya gördü Twitter’da. İki eski büyükelçinin yazışmasını herkes gördü. Dedi ki: “Ya, böyle böyle bir şey var, olağanüstü bir şeydir, ana muhalefet partisinin yetkililerinin böyle bir şey yapmaları mümkün değildir; nasıl atladınız?” Twitter’daki cevap, iki gün sonra gördük…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şimdi bakın, değerli arkadaşlar, itirazınız olduğu tamam, Sayın Büyükelçim sordu, sayın milletvekilim sordu “İadeli taahhütlü mü gönderdiniz, elden mi verdiniz?” diye. “Elden verdiyseniz alındı, iadeli taahhütlüyse teslim belgesini getirin.” dedi, o yok…. (CHP sıralarından “DHL’le gitti” sesi) DHL’se onun da teslim belgesini alırlar ama maalesef bu da yok.

Bakın, değerli milletvekilleri siyasi parti gruplarının anlaşma ve uzlaşma kültürü içerisinde olduğunu söyledim. Ama maalesef burada yanlış anlaşılmış. Ben dedim ki bize gelseydi araştırırdık, incelerdik, değerlendirirdik, kanaatimizi bildirirdik. “Size bir hafta müddet…” Bir hafta müddete falan gerek yok, şimdi AK PARTİ Grubu zaten kanaatini belli edecek, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde oyunu kullanacak, bir hafta müddete… Bir dakika yeter bize. Ama biz anlaşmanın, uzlaşmanın, istişarenin ne kadar önemli olduğunu ifade etmeye çalışıyoruz.

MUHARREM İNCE – Niye açmıyorsunuz, aç tutanakları aç; yüreği olan açar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ha niye açmıyoruz; Türkiye Büyük Millet Meclisinde Suriye temsilciliğini yapan Ana Muhalefet Partisi olduğu dünya âleme reklam edilmesin diye açmıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE – Geç bunları, geç…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Elitaş.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, Sayın Elitaş Kayseri Milletvekilidir. Kayseri meydanında söylenmiş bir söz var: “Bizim görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir.” diye.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aynen öyle.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kayseri Milletvekili bunu hatırlıyor mu? Sadece onu hatırlatıyorum, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, Kayseri meydanındaki söylemde “Benim hükûmetimden, benim partimden, benim milletvekilimden birinin söylediğini iddia eden varsa şerefsizdir.” dedi ve biz de buna şahit olduk. (Ak Parti sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Geç onu, o masal.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Elitaş, bir önceki konuşmada dedi ki: Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri dışarıda, kapalı oturumda yapılan konuşmaları açıklıyorlar ve açıkladıkça da batıyorlar. Bakın, tutanaklara bakın. Ben kendime sataşma addediyorum ve lütfen sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Hayır, Grup Başkan Vekili cevap verdi zaten.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Anlamadım efendim, dedi ki... Bakın tutanaklar, siz Başkansınız…

BAŞKAN – Nasıl anlamadınız Sayın Genç, Grup Başkan Vekili cevap verdi diyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır dinleyeceksin Sayın Başkan. Diyorum ki bana sataşıldı. Yani ben Cumhuriyet Halk Partisi…

BAŞKAN – Sayın Genç siz Meclis Başkan Vekiline kızmakla mı görevlisiniz, niye çağırıyorsunuz yani?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, anlamadım.

Bak, diyorum ki Sayın Başkan, dinliyorsun değil mi? Biraz önceki konuşmada dedi ki (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Dinliyorum tabii ki.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biraz önceki konuşmada dedi ki: “Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri kapalı toplantıda yaptıkları konuşmaları dışarıda açıklıyorlar ve açıklayınca da batıyorlar.” Ben buna cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Grup adına da Sayın Başkan cevap verdi, Grup Başkanı.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, grup falan yok, bu iş grup adına değil.

BAŞKAN – O zaman her sayın milletvekilinin burada cevap vermesi gerekiyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Grup Başkan Vekili ona cevap vermedi, başka şeye cevap verdi.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya Sayın Başkan, ben senden sataşmadan söz istiyorum ve sataşıldı. Bunu sataşma kabul etmiyorsunuz. Ben ısrar ediyorum sataşmadan söz istemeyi.

BAŞKAN – Sayın Genç, ben de diyorum ki Grup Başkan Vekili sataşmaya…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben ısrar ediyorum sataşmadan söz istemeyi.

BAŞKAN – Niye çağırıyorsunuz Sayın Genç, niye bağırıyorsunuz yani?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Israr ediyorum, İç Tüzük’ü bilmiyorsan orada oturma.

BAŞKAN – Size mi soralım yani?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Israr edildiği zaman oylayacaksın. Şu İç Tüzük’ü bir oku.

BAŞKAN – Sayın Genç, zaten anladığım kadarıyla probleminiz Meclis Başkan Vekili olmamak mı yani, burada herkese ders mi anlatacaksınız siz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Oku oku, ısrar ediyorum. Hayır, ısrar ediyorum ya, bana sataşıldığına dair ısrar ediyorum, sataşıldı bana. (AK PARTİ sıralarından “Otur yerine.” sesleri, gürültüler.) 

BAŞKAN – Vermiyorum Sayın Genç, sataşma için Sayın Grup Başkan Vekili kalktı söz istedi, Grup adına konuştu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, başka konuda konuştu.

Ben size diyorum ki bana sataşıldı, ben ısrar ediyorum. Evet, İç Tüzük’ü oku bak sana gösteriyor, oku da ondan sonra oyla. Ya reddetsinler, daha ne Allah Allah! Evet, ben ısrar ediyorum, sun bakalım oylamaya.

BAŞKAN – Evet, Sayın Genç, 69 son madde gereğince sizin söz isteyip istemediğinizi Genel Kurulun oylarına sunuyorum; madem öyle iç Tüzük’ü uyguluyorum.

Sayın Genç’in söz istemini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, söz istemini değil, daha bilmiyorsun. Sataşma var mıdır, yok mudur hususunu oylayacaksın.

BAŞKAN – Kabul etmeyenler…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, olur mu öyle şey?

BAŞKAN – Sayın Kaplan, o zaman okuyorum, 69’uncu madde son fıkra: “Başkanlıkça kendisine söz verilmeyen kimse direnirse…

HASİP KAPLAN (Şirnak) - O zaman azınlık milletvekilleri hiç konuşmayacak mı?

BAŞKAN – Bildiğiniz konu Sayın Kaplan, lütfen.

“…Genel Kurul bu konuda görüşmesiz ve işaret oyuyla karar verir.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam, ısrar ettim, ondan sonra niye vermiyorsun?

Yani, şu AKP’nin militanlığını bırak Sayın Başkan, şu AKP’nin militanlığını bırak, orada biraz dürüst Meclisi yönet. Yahu, hâlâ öğrenemediniz be, yazık sizlere be!

BAŞKAN – Her şeyi öğrenebiliriz de Sayın Genç, senden dürüstlüğü öğrenecek değilim; lütfen… (AK Parti sıralarından alkışlar)

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 4/10/2012 tarihli 4’üncü Birleşiminde gerçekleştirilen kapalı oturum tutanakları ile tutanak özetlerinin İç Tüzük’ün 71’inci maddesine göre yayımlanmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Tamam.

Yoklama talebi var yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın İnce, Sayın Çelebi, Sayın Çam… (AK Parti sıralarından “Sağdan say” sesi)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bak “O sağdan say.” diye laf atana bir laf atarım, bir daha bu salona giremez. Bir daha yaparsan sana buradan bir laf sokarım, bir daha bu salona giremezsin. Terbiyesizlik yapma! Terbiyesiz! Kimsin lan sen! (Ak Parti sıralarında gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, benim grubuma “lan” diye hitap ediyor.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ederim ona ben.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lütfen Sayın Başkan, benim grubuma “lan” diye hitap edemez.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ederim ona ben.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Edemezsin. “Lan” diye hitap edemezsin.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Oradan “Sağdan say.” diyor. Biz asker miyiz, asker miyiz biz?

BAŞKAN – Sayın İnce, lütfen ama…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sözünü geri alsın.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Almıyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – AK PARTİ Grubuna “lan” diye hitap edemez.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ben gruba etmedim, ona ettim. Ben Gruba etmedim, ona ettim. (Ak Parti sıralarında gürültüler)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.12


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce bir yoklama talebi vardı, şimdi talepte bulunan milletvekillerini tespit edeceğim ancak…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, beş dakika ara verdiniz tam kırk üç dakikadır ara verdiniz.

BAŞKAN – Doğrudur Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tutumunuz hakkında 63’üncü maddeye göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Genç, teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür etmene gerek yok. Bu Meclis çiftlik değildir, bu Meclis ciddi bir kurumdur, bu kurumu ciddi insanlar yönetir. Siz bu Meclisin ciddiyetinin farkında değilsiniz, böyle bir şey olmaz ya!

BAŞKAN – Sayın Genç, sizin farkınızdayız yalnız, onu söyleyeyim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – “Beş dakika” diyorsun, kırk üç dakika ara veriyorsun. Bu keyfîlik nereden geliyor?

BAŞKAN – Niye kırk üç dakika ara verdim? Doğrudur, beş dakika ara verdim, sayın grup başkan vekillerini davet ettim, birleşimin son safhasındaki konuşmalar nedeniyle içeride sayın grup başkan vekilleriyle birlikteydik.

Lütfen, Sayın Genç…

Sayın Korkmaz ve Sayın İnce, tutanakları okumama gerek yok zannediyorum.

Sayın Korkmaz, buyurun, söylediğiniz sözle ilgili…

Buyurun, kürsüye gelin Sayın Korkmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz’ın, Üçüncü Oturumdaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben, Genel Kurulun havası içerisinde ve bir espri olarak…

AHMET YENİ (Samsun) – Herkesin yaptığı gibi.

İBRAHİM KORKMAZ (Devamla) – …herkesin de yaptığı gibi “sağdan sayın” diye bir laf kullandım. Doğrusu, Sayın İnce’nin bu kadar alınacağını düşünmüyordum. Bunun başka bir maksadı, başka bir anlamı yok. Genel Kurulda da böyle bir araya sebebiyet verdiğim için üzgünüm.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın İnce, buyurun.

4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Üçüncü Oturumdaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii ki yoklama istemek için ayağa kalkmak gerekiyor ve 20 kişiyi saymak gerekiyor. “Sağdan say” dediğiniz zaman ise bir askerî terminoloji, emir alan konumundaki insanlar anlaşılır oysa biz milletvekiliyiz tabii ki. Ağır tahrik altında, bu çatı altında söylenmemesi gereken sözler bazen sarf ediliyor, tahrik olunca bu tür sözler de çıkabiliyor. Olmaması daha iyi, olmaması temennimizdir. Gruba söylenmiş bir söz zaten yoktur. Espriyse zaten söylenecek bir şey yoktur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biraz önce tabii, sizin tutumunuzla ilgili bir Sayın Milletvekili şey yaptı ama şunu ifade etmeliyim ki biz grup başkan vekilleri orada bir konuyu çözmek amacıyla bulunduk. Dolayısıyla, sizin yönetiminizden kaynaklanan bir husus değildi, bir sonuca varmak üzere hep beraber oradaydık. Eğer, Genel Kuruldan özür dilemesi gereken varsa biz grup başkan vekilleri dileriz. Sizin tutumunuzun olmadığını hatırlatmak istiyorum efendim.

BAŞKAN – Grup başkan vekilleri izah ettiler Sayın Milletvekiline zaten.

Teşekkür ediyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın İnce, Sayın Çelebi, Sayın Çam,  Sayın Özel, Sayın Çetin, Sayın Çıray, Sayın Yüksel, Sayın Altay, Sayın Ekinci, Sayın Özgümüş, Sayın Çandar, Sayın Özgündüz, Sayın Yılmaz, Sayın Yalçınkaya, Sayın Fırat… (AK PARTİ sıralarından “sağdan say” sesleri)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkan, gene tahrik var, Başkan! Yılışıp duruyorlar oradan ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen ama…Yapılan doğru değil.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ayıp ya, ciddi olun biraz ya!

İZZET ÇETİN (Ankara) – Eğer bilmemiz gereken bir şey varsa…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ciddi olun biraz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, “sağdan say” ile “ciddi ol” arasındaki farkı bir açıklar mısınız?

BAŞKAN – Efendim…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bunlar “sağdan say” diyor, buradan “ciddi ol” diye bağırıyor, bu farkı açıklar mısınız?

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ne demek, görmüyor musun bunu ya? Sırıtıyor hepsi ya! Hayret bir şey ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, biraz ciddi olun ciddi. Çoğunluk şımarıklığı yapmayın.

BAŞKAN – Sayın Ekşi, Sayın Demir, Sayın Öğüt, Sayın Aksünger…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çoğunluk şımarıklığı yapıyorsunuz, ayıptır ya!

BAŞKAN – Üç dakika süre veriyorum sayın milletvekilleri.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 4/10/2012 tarihli 4’üncü Birleşiminde gerçekleştirilen kapalı oturum tutanakları ile tutanak özetlerinin İç Tüzük’ün 71’inci maddesine göre yayımlanmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

X.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısının havalesinde İç Tüzük’e aykırı bir durum olmadığına ve bu konuyla ilgili itirazlarını dile getiren İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın görüşlerini içeren tutanağın TBMM Başkanlığına gönderilerek konunun değerlendirilmesinin sağlandığına ilişkin açıklaması

BAŞKAN- Sayın Oktay, sizin talebinizle ilgili: Sayın milletvekilleri, büyükşehir belediyeleriyle ilgili kanun tasarısı 8 Ekim 2012 Pazartesi günü Meclis Başkanlığına sunulmuştur. Başkanlık aynı gün tasarıyı tali komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna, esas komisyon olarak İçişleri Komisyonuna havale etmiştir. Tasarıyla ilgili bu bilgiler Meclis İnternet sitesinden da yayımlanmıştır. İç Tüzük’ün 73’üncü maddesinin son fıkrasına göre havaleye itirazın yapılacağı oturumun havalenin yapıldığı tarihteki veya bu tarihten sonraki ilk birleşimin başındaki oturum olduğu değerlendirilmektedir, uygulamada da bu yöndedir. Bu durumda, havaleye itirazın dünkü birleşimde yapılması gerekirdi. Buna rağmen, havale değerlendirildiğinde tasarının mahiyeti itibarıyla yeni büyükşehir belediyeleri ve ilçeler kurulması, büyükşehir belediyelerinin yapılanması, görevleri konularını içerdiği, bu konudaki tasarı ve tekliflerin esas komisyon olarak İçişleri Komisyonuna havale edildiği, konunun kadro, ödenek boyutları yönlerindeki Plan ve Bütçe Komisyonunu ilgilendirmesi nedeniyle tali olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edildiği anlaşılmaktadır. Tasarının Anayasa’daki idareyle ilgili hükümler ve genel olarak Anayasa’ya uygunluk bakımından değerlendirilmesi için Anayasa Komisyonuna havalesi zorunlu değildir. İç Tüzük’ün 38’inci maddesi uyarınca, her komisyon kendisine havale edilen kanun tasarı ve teklifini öncelikle Anayasa’ya uygunluk bakımından incelemelidir. Ayrıca İçişleri Komisyonu ihtiyaç duyduğu takdirde Anayasa Komisyonundan görüş isteyebilir. Aynı şekilde, Anayasa Komisyonu da tasarıya görüş vermek isterse talepte bulunabilir.

Tüm bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde söz konusu tasarının havalesinde İç Tüzük’e aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla birlikte havaleye yönelik olarak dile getirilen görüşleri içeren tutanaklar -sizin konuşmanızdan sonra- Meclis Başkanlığına gönderilmiş, Başkanlığın konudan bilgi sahibi olması ve konunun değerlendirilmesi sağlanmıştır.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporları (1/567) (S. Sayısı: 197) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet?  Yerinde.

3/10/2012 tarihli 3’üncü Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölümde yer alan 4’üncü madde üzerinde verilen iki önergeden ilkinin oylanması tamamlanmıştı.

Şimdi ikinci önergeyi okutup işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu tasarısının 4'üncü maddesinde belirtilen ekli (1) Sayılı Cetvelde yer alan 16 No'lu işkolunun "Gemi yapımı ve deniz taşımacılığı, ardiye ve antrepoculuk" olarak değiştirilmesini, 17 No'lu işkolunun metinden çıkartılarak takip eden işkolu numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Nurettin Canikli                        Recep Özel                             İsrafil Kışla 

                    Giresun                                  Isparta                                     Artvin

                 Ahmet Yeni                          Bülent Turan                          Adnan Yılmaz

                    Samsun                                 İstanbul                                   Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Ankara) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İşkollarının iktisadi faaliyetlerinin sınıflandırılmasına ilişkin uluslararası normlar ve ülke gerçekleri dikkate alınarak yirmi işkolu olarak düzenlenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde 1 adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 5’inci maddesinin (1) Nolu fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Süleyman Çelebi              Dr. Candan Yüceer               Kadir Gökmen Öğüt

                       İstanbul                           Tekirdağ                                 İstanbul

               Nurettin Demir                     Aytun Çıray                           Özgür Özel

                        Muğla                                İzmir                                    Manisa

                                        İzzet Çetin                             Musa Çam

                                            Ankara                                   İzmir

(1) Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti, işçi, işveren örgütlerinden birer temsilci ile Çalışma Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü ve Üniversitelerin İş Hukuku ana bilim dallarından YÖK tarafından atanacak bir akademisyenden oluşan bir kurul tarafından yapılır. Kurulun, tespit ile ilgili kararı Resmî Gazete'de yayımlanır. Bu tespite karşı ilgililer, kararın yayımından itibaren on beş gün içinde dava açabilir. Mahkeme iki ay içinde kararını verir. Kararın temyiz edilmesi hâlinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Musa Çam, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

5’inci maddeyle ilgili sendikalar yasası, grev ve toplu sözleşme yasasıyla ilgili söz almış bulunuyorum.

Dün, Ankara sokakları âdeta bir savaş alanıydı. İçişleri Bakanlığı Ankara’nın sokaklarını âdeta bir savaş alanına çevirdi. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde Sendikalar, Grev ve Toplu Sözleşme yasalarını görüşüyoruz. Bunların muhatabı olan işçilerin, emekçilerin ve sendikaların kendi taleplerini ve isteklerini Türkiye Büyük Millet Meclisine taşımaları ve bu isteklerini ve taleplerini duyurmaları kadar daha doğal bir şey olamaz. Dün, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun genel başkanları ve Başkanlar Kurulu ve üyeleri, Türk-İş’e bağlı sendikalarımızın yöneticileri ve işçi kardeşlerimiz Akay Caddesi’nde toplanarak taleplerini ve istemlerini Türkiye Büyük Millet Meclisine iletmek üzere buraya gelmek istediler. Bizler de işçi kökenli milletvekilleri olarak başta DİSK’in Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Harb-iş Sendikasının uzun yıllar Genel Başkanlığını yapan ve ikinci dönem de Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan İzzet Çetin ve biz, kendileriyle dayanışma içerisinde bulunmak üzere Akay’a gittik ama gördüğümüz tablo âdeta Nazi Almanyası’nı, Hitler Almanyası’nı ve Mussolini İtalyası’nı andırır bir şekilde barikatlar kurulmuş ve işçileri ve emekçileri caddelerde ve  sokaklarda yürütmemek için ellerinden gelen bütün tedbirleri ve önlemleri almışlardır. Ne istiyor işçiler? İyi bir sendika yasası istiyorlar. Ne istiyor emekçiler ve sendikalar? Gelecekte işleri, aşları ve gelecekleri için sendikalarıyla özgürce mücadele yapabilmeleri için daha güzel, daha doğru, ILO standartlarına 87 ve 98 sayılı sözleşmelere uygun bir sendika yasası istiyorlardı ama bunun karşılığında biber gazıyla karşılaştık. Bugün gazeteleri görmüşsünüzdür, dün televizyonları izlemişsinizdir; işçiler, emekçiler biber gazlarıyla karşı karşıya kaldı, hayati tehlike geçiren işçi kardeşlerimiz ve emekçiler karşı  karşıya kaldı. Şimdi soruyoruz: 12 Eylül 2010 yılında referanduma gittiniz, daha iyi bir anayasa için gittiniz. İşçilerin ve emekçilerin önündeki engellerin kaldırılacağını referanduma götürdünüz ama düne baktığımızda bütün bunların hepsinin birer aldatmaca olduğunu, birer takiye olduğunu bir kez daha gördük. Vatandaşın birisi İçişleri Bakanına diyor ki: “Seviyoruz sizi.” Anadolu’nun güzel bir tabiriyle “O zaman, beni seviyorsan bir takla at, olmadıysa istersen bir kıvır da görelim.” diyor. Ama o İçişleri Bakanının, işte elemanları dün milletvekilleri dâhil olmak üzere hiçbirini dikkate almayarak bizleri biber gazına boğdu arkadaşlar. Türkiye’nin 2012 yılında demokrasisinin geldiği nokta açık ve net bir şekilde belli. Buradan, 10 Ekim 2012, bu kürsüde, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde söylüyoruz ve iyi dinleyin ve o İçişleri Bakanı duysun: Er veyahut da geç, o İçişleri Bakanı o biber gazını tadacaktır, tattıracağız ona. (CHP sıralarından alkışlar) İşçiler, emekçiler o biber gazını o İçişleri Bakanına tattıracaktır, onun ne olduğunu, organik mi, inorganik mi olduğunu, mutlaka görecektir arkadaşlar.

ALTAN TAN (Diyarbakır) - Biber gazı bulamazsanız Shelltox sıkın.

MUSA ÇAM (Devamla) – Şimdi verdiğimiz önerge arkadaşlar, son derece masum, işkollarının tespitiyle ilgili. Yirmi sekiz işkolu var yirmi bire düşürülüyor. İşçiler sendikalara başvuruyor diyor ki: “Bu işkolunda toplu sözleşme yapacağım.” Bakanlık yetki veriyor, diyor ki: ”Bu, gıda iş koluna girer.” İşveren itiraz ediyor, diyor ki: “Hayır, bu gıda iş kolu değil, nakliyat iş kolu.” iki yıl sürüyor, 3 yıl sürüyor arkadaşlar.

Şimdi biz önerge veriyoruz, diyoruz ki: Bunun kararını, sadece, Bakanlığa bağlı Genel Müdürlük vermesin. Çalışma Bakanlığı tek başına vermesin bunu. Kim versin? İşçi ve işveren temsilcilerinden oluşan birer temsilci, üniversitelerden de bir temsilci olsun ve kararı buna göre versinler; “bu versin” diyoruz, Sayın Bakan da “Katılmıyoruz” diyor ve kapıları kapatıyor.

Sayın Bakan, niye kapıları kapatıyorsun, niçin kapatıyorsun? Yetki belgesini sadece Bakanlığınıza bağlı Genel Müdür vermesin. Hem işçi hem işveren hem Bakanlık temsilcisi hem de ister meslek örgütlerinden isterse hukuk üniversitelerinden birer öğretim üyesi gelir, o işin, hangi iş koluna girdiğinin kararını verir ve dolayısıyla insanlar mahkeme kapılarında aylarca, yıllarca beklemezler arkadaşlar ama Sayın Bakan alışkanlık hâline getirmiş, “katılmıyoruz” diyor, çıkıyor. Ne olacak peki?

Araç muayene istasyonlarını nakliyat iş koluna veriyorsunuz, işveren itiraz ediyor, bu sefer gıda iş koluna veriyorsunuz, iki yıl geçiyor aradan, tekrar nakliyat iş koluna veriyorsunuz ama sözleşme geldiği zaman o iş yerinde toplu sözleşme yapacak bir tek işçi bulamıyorsunuz. Neden? Tümünü işveren atmıştır arkadaşlar.

Dolayısıyla Sayın Bakan, getirdiğimiz önerge son derece makul, ve karşılanabilir bir önergedir. Bunu lütfen bir kere daha gündeminize almanızı istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 17.17


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

5’inci madde üzerinde İzmir Milletvekili Musa Çam ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağım.

İki dakika süre veriyorum. 

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde 4 adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 6 ncı maddesinin (1) Nolu fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

      Süleyman Çelebi                     Dr. Candan Yüceer                  Kadir Gökmen Öğüt

             İstanbul                                    Tekirdağ                                     İstanbul

       Nurettin Demir                            Aytun Çıray                               Özgür Özel

              Muğla                                        İzmir                                        Manisa

         Gürkut Acar                               İzzet Çetin                                 Musa Çam

             Antalya                                     Ankara                                        İzmir

(1) Türkçe okur yazar olan ve fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler sendika kurma hakkına sahiptir. Ancak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık suçlarından birinden mahkûmiyeti bulunanlar sendika kurucusu olamaz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına "sahtecilik" ibaresinden sonra gelmek üzere "taciz,    tecavüz" ibarelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            İdris Baluken                            Özdal Üçer                               Altan Tan

                  Bingöl                                       Van                                    Diyarbakır

             Demir Çelik                           Hasip Kaplan                          Levent Tüzel

                   Muş                                       Şırnak                                    İstanbul

            Murat Bozlak                         Pervin Buldan                            Erol Dora

                  Adana                                      Iğdır                                      Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısının 6'ncı maddesine "fiil ehliyetine sahip" ifadesinden sonra gelmek üzere "ve fiilen çalışan" ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Elitaş                          İlknur Denizli                           Oya Eronat

                 Kayseri                                      İzmir                                   Diyarbakır

          Tülay Kaynarca                       A. Sibel Gönül                         Alev Dedegil

                İstanbul                                    Kocaeli                                   İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısının "Kuruculuk Şartları" başlıklı 6. Maddesinin 1. Fıkrasına 2. Cümle olarak aşağıdaki hükmün ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

'Kurucunun, sendikanın kurulacağı işkolunda fiilen çalışıyor olması ve Türkçe okuryazar olması şarttır."

          Mesut Dedeoğlu                             Ali Öz                            Cemalettin Şimşek

          Kahramanmaraş                             Mersin                                    Samsun           

           Mehmet Şandır                            Alim Işık                          Kemalettin Yılmaz

                 Mersin                                   Kütahya                             Afyonkarahisar

                                                           Lütfü Türkkan

                                                                Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Lütfü Türkkan, Kocaeli Milletvekili.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli üyeler; öncelikle Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni yapılan olağan genel kurulunun ülkemize hayırlar getirmesini Cenabıallah’tan niyaz ediyorum. Yeni seçilen arkadaşları da buradan kutluyorum. Allah görevlerinde muvaffakiyetler nasip etsin.

Kongreyi izlerken tabii ki hem sevindiğimiz hem üzüldüğümüz hadiselere de tanık olduk. Bunu zaman zaman basın yoluyla dile getirmiş olsak da buradan da ifade etmek istiyorum.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Bu milletin dost bildiklerini dost olarak muhafaza etmeye devam edin, bu millete ihanet edenleri de koynunuza almayın, millete de sempatik göstermeye çalışmayın. Bu, size de bize de yakışmıyor. Bundan biraz uzak durun, popülist siyaset yapmayın demek istiyorum.

Sayın Başbakanın hedefini de buradan kutluyorum. 2071’e kadar uzanmış. 2071 önemli bir tarih. Bizim 1071 olarak Türklerin Anadolu’ya girişini kabul ettiğimiz, Alparslan’ın girişini milat olarak kabul etmesi çok önemli. Daha önce 2023 vardı, 2023’ten vaz mı geçti, onu bilmiyorum ama 2023 hedeflerini biraz saymak istiyorum size rakamsal verilerle. 2023’te eğer AKP vizyonu tutar da sizler hâlâ iktidar olursanız hâlâ biz sivil anayasayı tartışıyor olacağız.

2023’te -Nasrettin Hoca’nın göle yoğurt çalması gibi- sizlerin söyledikleri tutar ve gerçekten o dönemde de iktidar olursanız Büyük Ortadoğu Projesi sayesinde bölge ülkelerinin sayısı 2 katına çıkacak.

2023 vizyonunuz tutarsa eğer, Sayın Başbakanın Uganda Başbakanına “One minute” dediğini duyacağız.

2023’te kredi kartı dolayısıyla fiilen icra gelmeyen hiçbir evin kalmadığını göreceğiz.

2023’te zenginlerin yaşadığı sitelerin etrafında dilenen insanlara polisin biber gazıyla müdahale ettiğini göreceğiz.

2023’te boşanma oranlarının, evlenme oranının üzerine çıktığını göreceğiz.

2023’te kahvehanelerde yaşlılara yer kalmadığını çünkü bütün kahvelerin genç, işsiz üniversite mezunlarıyla dolu olduğunu göreceğiz.

2023’te her üniversite öğrencisinin başında 10 polisle birlikte üniversite sınavı yaptığını göreceğiz.

2023’te tıpkı bankalar gibi, kalan birkaç fabrikamızın isminin gâvurca olduğuna şahit olacağız.

2023’te Başbakanın çocukluk arkadaşı, askerlik arkadaşı, mahalleden arkadaşı ve şoföründen başka hiç kimsenin milletvekili olmadığını göreceğiz.

2023’te AVM’lerin önünde bakkalların, terzilerin, kasapların dilencilik yaptığına şahit olacağız.

2023’te tüm bütçe gelirlerimizin faize gittiğini göreceğiz.

FATİH ŞAHİN (Ankara)- Lütfü Bey, siz ne yapacaksınız, onu anlatın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Her iki kişiden birinin işsiz olduğuna şahit olacağız.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sizin vizyonunuz mu? Siz mi yapacaksınız?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Siz ne yaptınız? 99’u anlatın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Emniyet işlerinin, güvenlik işlerinin, yasama işlerinin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin özelleştiğini göreceğiz.

Köylerde üç beş yaşlıdan başka kimsenin kalmadığını göreceğiz.

KDV ve ÖTV gibi vergiler yüzünden halkın isyan hâlinde olduğunu göreceğiz.

Bir zamanlar Afrika ve Latin Amerika’da olduğu gibi yağmur sularının bile parayla satıldığını göreceğiz.

Başörtülü milletvekili olur mu, olmaz mı tartışmasının hâlâ devam ettiğini göreceğiz. Hâlâ iktidar partisinin başörtülülere karşı “Böyle kampanya mı olur” diye çıkıştığını göreceğiz. Hakkâri’deki bilmem kaçıncı sırada, İstanbul’daki 30’uncu sırada, Ankara 18’inci sırada lütfen başörtülü birilerinin sembolik olarak aday gösterildiğini, onlara da öğrenilmiş çaresizliği öğrettiklerini göreceğiz.

Hâlâ Kürt açılımı, Alevi açılımıyla ilgili 858’inci oturumunda nelerin tartışıldığına şahit olacağız. Bu devran böyle gitmez.

Bunları benim söylememden dolayı çok rahatsız olduğunuzu biliyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yok, hiç rahatsız olmadık. Söyle, söyle…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ama bu sözlerin gerçek sahibi, şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Numan Kurtulmuş. 2011 seçim çalışmalarını açtığı toplantıdan notlar okudum.

Hayırlı günler diliyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısının 6'ıncı maddesine "fiil ehliyetine sahip" ifadesinden sonra gelmek üzere "ve fiilen çalışan" ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

        Mustafa Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılıyoruz efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Kuruculukta fiilen çalışma şartı getirilmiştir.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının 6'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına "sahtecilik" ibaresinden sonra gelmek üzere "taciz, tecavüz" ibarelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

        İdris Baluken (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Ankara) – Teknik olarak katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Özdal Üçer konuşacak.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özdal Üçer, Van Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; önerge üzerine grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu selamlıyorum.

Aslında işçilerin özlük, siyasal ve ekonomik haklarını hükûmetlere ve topluma karşı savunacak sivil toplum örgütlerinin temel kurumu olan sendikaların, iş yasalarının düzenlenmesiyle ilgili birçok sorun var. Türkiye’de işçilerin yaşamış olduğu sorunları dile getirmeye kalksak günler yetmez, haftalar yetmez, aylar yetmez. Yeri geldiğinde işçinin, emekçinin hakkı üzerine demagojik birçok söylem söylenir, hamaset siyaseti yapılır, hiçbir parti fark etmeksizin birçok alanda ortak söylemler söylenir ama önemli olan, bir şeyi söylemek değil; esas olan, o söylenen şeyin hakkını verebilmek ve bir duruş sahibi olabilmektir.

Bugün ülkemizde yaklaşık 75 milyon nüfusun kaçı emekçidir ve bu emekçilerin kaçı kendi emeğinin hakkını alabiliyor? Neden bu ülkede ortak çalışanlar yasası yok ya da çalışanların ortak örgütlenebileceği, memuru işçisi ayırt edilmeksizin örgütlenebileceği sendikal kanunlar yok? Var olan kanunlar… Sendikaların örgütlenmeleri önünde neden yasal birçok engel var? Aslında bu Meclis isterse bir günde çalışanların sendika sorunlarını çözecek teknik hazırlığı yapacak bir komisyonu hazırlayacak ve bir günde bütün yasama faaliyetlerini bitirecek bir güce sahip ama neden işçinin ve emekçinin sorunları çözülmüyor? Neden işçiler basın açıklaması yapınca onlara, onların maaşına zam olarak istediği ekonomik taleplerinden daha fazla masraflı olan gaz bombaları sıkılıyor? Düşünün, bu ülkede sıkılan gaz bombalarının masrafı, o güvenlik güçlerinin halkı sindirmek ve bastırmak için kullandıkları silahların masrafı işçilere zam olarak dağıtılmış olsa belki işçilerin ekonomik taleplerinin çoğunu karşılamış olacak, memurlar için de hakeza. İşçinin, memurun taleplerini bastırmaya dönük bu kadar güçlü bir refleksin oluş sebebi ne? Neden, şirketleri batıran ve hayalî ihracatlar yapan, ticari ahlaksızlıklar yapan, bu ülkenin bütün maddi değerlerini farklı uluslararası şirketlere peşkeş çekenlere yönelik herhangi bir güvenlik tedbiri alınmıyor? Neden, “İşçilerin sorunları konuşulurken birileri kaynak yetmezliğinden bahsedip hamaset siyaseti yapıyor da neden bu devlet, bu ülke bir savaş yaşıyor ve bu ülkede işçinin, emekçinin vermiş olduğu vergiler silah oluyor, bomba oluyor ve yine bu ülkenin topraklarına yağıyor; bu devlet, bu Hükûmet, bu ülke kendi yurttaşlarının ölümüne tanık oluyor, kendi gençlerinin ölümüne tanık oluyor?” diye bir yankılanma söz konusu değil?

Bu ülke kendi sorunlarını ana mecrasında gerçekçi bir şekilde tartışmak zorunda. Bu ülkede bir savaş var ve bu savaşta bizim canlarımız kayboluyor. Bu ülkede akan her damla kan hepimizin kanı, bu ülkede toprağa düşen her can hepimizin canı. Eğer bu ülkede birileri kendi siyasal çıkarları, ekonomik çıkarları için, bu ülkede vergi ödeyen milyonlarca yoksulun hakkını görmez ve sadece hamaset siyaseti yaparsa maalesef ki bu ülkede daha çok can yitip gidecek. Bu ülkede bir savaş var ve bu savaşın faturası, düzenli vergisini ödeyen işçinin, emekçinin boynuna yük ediliyor; bu ülkede yoksulun, işçinin, emekçinin ve gerçekten bu ülkeyi sevenlerin canı yitip gidiyor, kanı akıyor ama birileri de bu ülkede bu savaş varken kendi çocuklarına gemiler alıyor, şirketler kuruyor, bu ülkede birileri talan ediyor, bu ülkede bütün maddi manevi değerleri uluslararası şirketlere peşkeş çekiyor, bu ülkede birileri haksız yere bir gecede dolar milyarderi oluyor.

İşçinin, emekçinin mücadelesinin zafere ulaşacağı inancıyla hepinizi selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ancak karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok.

Sayın milletvekilleri, beş dakika ara veriyorum.

                                                        Kapanma Saati: 17.42


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 17.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

6’ncı madde üzerinde Van Milletvekili Özdal Üçer ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Evet, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

197 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 6 ıncı maddesinin (1) Nolu fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                        Süleyman Çelebi (İstanbul) ve arkadaşları

(1) Türkçe okur yazar olan ve fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler sendika kurma hakkına sahiptir. Ancak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık suçlarından birinden mahkûmiyeti bulunanlar sendika kurucusu olamaz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Gürkut Acar, Antalya Milletvekili.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi ile ilgili önerge üzerinde söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, dün bu tasarıya karşı çıkan, hakkını savunan işçiler, emekçiler bir kez daha AKP gazını yediler, AKP gazıyla zehirlendiler. Bu gaz biber gazı değil, AKP gazıdır. “Bunu polis yapıyor.” diyerek AKP bundan sıyrılamaz. Her fırsatta vatandaşın yüzüne gözüne gaz sıkan bu anlayışı kınıyorum. Hani sendikalarla Hükûmet mutabakat sağlamıştı? AKP İktidarı dün işçi sınıfının düşmanı olduğunu, milletvekillerine, işçilere biber gazı sıkarak bir kez daha göstermiştir.

Değerli arkadaşlar, sendikal örgütlülük, sadece çalışanların maaşlarıyla, ücretleriyle ilgili bir kavram değildir, yalnızca ücretle ilgili değildir. “Sendika” demek “kayıtlı çalışma” demektir, “sendika” demek “iş güvenliği” demektir. Bugün, Türkiye'nin yaşadığı en önemli sorun, kayıt dışılık ve iş güvenliğidir. Sendikal örgütlülük gerilediği için çalışma yaşamında kayıt dışılık, taşeronlaştırma ve ölümler artıyor. İnsanlarını yok sayan, kayıt dışı tutan bir sistemin adalet üretmesi, çözüm üretmesi mümkün değildir.

Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisinde İş Güvenliği Yasası görüşülürken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi yaptırdığı inşaatında bir işçi yaşamını yitirdi. TEDAŞ işçileri gölde saatlerce can çekiştiler. Grev yasağına karşı çıkan çalışanlar cep telefonu mesajıyla işten atıldı. Böyle bir zihniyetin hüküm sürdüğü bir ortamda, cep mesajıyla işten çıkartmalara seyirci kalınan bir ortamda iş güvencesinden, sendikalardan söz edilebilir mi? Bu anlayışın getirdiği tasarıya “reform” denilebilir mi?

Türkiye Büyük Millet Meclisinde bile her iş taşeronlaştırılıyor. Ben sormak istiyorum: Geçen yıllarda ne kadar taşeron işçi vardı Mecliste, bugün ne kadar var? Bunlar sendikaya üye olabiliyorlar mı, haklarını alabiliyorlar mı?

Değerli arkadaşlarım, taşeronlaştırma aslında köleleştirmektir, modern bir köleliktir. Adaletin olmadığı yerde hiçbir şey ayakta kalamaz arkadaşlar. AKP döneminde her alanda ciddi adaletsizlikler yaşanmaktadır. Silivri’de adaletsizlik vardır, 2/B arazilerinin satışında adaletsizlik vardır. Çalışma yaşamında da, sendikal örgütlenmede de adaletsizlik var; bu tasarı da bunun devamıdır.

Görüşmeler sırasında Bakana dedik ki: “Anadolu Ajansında Türkiye Gazeteciler Sendikası tasfiye edildi, birçok kişi emekliliğe zorlandı, istifa ettirildi. Bu nasıl oluyor?” Sayın Bakan “Şikâyet olursa inceleriz.” diyor. Ben buradan şikâyet ediyorum işte, daha ne yapmamız lazım? Yazılı dilekçe mi vereyim size? Orada kalanların haklarını koruyun, insanların sendika tercihine karışmayın; istenilen budur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem Antalya’da, her yıl bu dönemde işsiz turizmciler haberi yapılır. Binlerce turizm emekçisi işini, aşını kaybeder; yazın çalışır, bir şeyler kazanır, kışın bu kazandığıyla yetinmeye çalışır. Tasarıda bu arkadaşlarımız için bir çözüm var mı? Yok, tam yıl çalışanlar için de yok. Bu tasarıda zaten reform da yok.

AKP İktidarı da selefleri gibi zengini seviyor, işçiyi eziyor.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

7’nci maddede bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 7 inci maddesinin (1), (2) (3) ve (5) Nolu fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Süleyman Çelebi                      Candan Yüceer                  Kadir Gökmen Öğüt

                 İstanbul                                  Tekirdağ                                 İstanbul

           Nurettin Demir                          Aytun Çıray                            Özgür Özel

                  Muğla                                      İzmir                                     Manisa

               İzzet Çetin                              Musa Çam                          Ali Rıza Öztürk

                  Ankara                                     İzmir                                     Mersin

(1)    Sendikalar, kurucularının kuruluşun merkezinin bulunacağı Görevli Makama dilekçelerine ekli olarak kuruluş tüzüğünü vermeleriyle tüzel kişilik kazanır. Sendikalar için kurucuların kurucu olabilme şartlarına sahip olduklarını ifade eden yazılı beyanları; Konfederasyonlar için ilgili kuruluşların genel kurul kararları dilekçeye eklenir.

(2)    Görevli makam, tüzük ve kurucuların listesini on beş gün içerisinde Bakanlığa gönderir. Bakanlık; Sendikanın veya konfederasyonun adını, merkezini ve tüzüğünü on beş gün içinde resmi internet sitesinde ilan eder.

(3)    Tüzüğün veya bu maddede sayılan belgelerin içerdikleri bilgilerin kanuna aykırılığının tespit edilmesi ya da bu Kanunda öngörülen kuruluş şartlarının sağlanmadığının anlaşılması hâlinde ilgili Bakanlık kanuna aykırılık veya eksikliklerin bir ay içinde giderilmesini ister. Bu süre içinde kanuna aykırılığın veya eksikliğin giderilmemesi hâlinde, Bakanlığın başvurusu üzerine mahkeme, gerekli gördüğü takdirde kurucuları da dinleyerek üç işgünü içinde kuruluşun faaliyetinin durdurulmasına karar verebilir. Mahkeme kanuna aykırılığın veya eksikliğin giderilmesi için altmış günü aşmayan bir süre verir.

(5) Tüzük değişiklikleri ikinci fıkra hükmüne göre ilan edilir. Tüzük değişikliği ve kanuna aykırılık veya eksikliğin bulunduğu diğer işlemlerde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Tüzük değişikliklerinin kanuna aykırı olduğu tespit edilmesi hâlinde Bakanlığın bildirimine bağlı kalınarak Sendika Yönetim Kurullarınca da ilgili Tüzük değişiklikleri yapılabilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Süleyman Çelebi, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu tabloyu sizin de görmenizi istiyorum tabii, biraz sonra okuyacağım ama öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: AKP İktidarının sendikal hak ve özgürlükleri iyileştireceği, bizim istediğimiz, arzuladığımız bir düzeyde bir Sendikalar Yasası’nın ortaya çıkartılmasına izin vermeyeceğini biliyoruz ama en azından, bugünkü durumdan daha kötü bir duruma gitmemesi için acaba bir şeyler yapabilir miyiz, bir katkı sunabilir miyiz, bir ortak nokta bulabilir miyiz diye gayret ediyoruz. Yoksa ideal bir yasanın olmayacağının bilinci içindeyiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.

İdeal yasayı, bizim anlamımızda, bizim düşündüğümüz, ILO standartlarında, Avrupa sosyal şartlarına uygun bir yasayı ancak Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında işçiler de emekçiler de görecek ki biz çıkartacağız, bu böyle biline. (CHP sıralarından alkışlar)

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET ERDÖL (Ankara) – Ne zaman olacak?

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Çok kısa zamanda olacak. İşçiler sizi de anlayacak, sizin bu yaptıklarınızı da anlayacak, bu rezaleti gördükten sonra işçiler artık size sırtını dönmeyi bilecektir Sayın Başkan.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, korkunç bir tabloyla karşı karşıyayız. Bakın, buradaki tabloda -daha önce de Sayın Bakana sundum- yüzde 1, mantık olarak şimdi sendikal hareketin önündeki engelleri kaldırıyor gibi durabilir, “Yüzde 10’dan yüzde 1’e dönüyoruz, 9 puan siliyoruz.” denilebilir.

Bu getirilen yasayla, şu anda en azından kaç tane sendika baraj altında kalıyor, bu uygulama devam ederse, ilk önce onu söyleyeceğim: Yüzde 1 ile Deri-İş Sendikası baraj altında kalıyor, Ağaç-İş Sendikası baraj altında kalıyor, Tümka-İş Sendikası baraj altında kalıyor, Birlik Orman-İş Sendikası baraj altında kalıyor, Emek Tarım-İş Sendikası baraj altında kalıyor, Sosyal-İş Sendikası baraj altında kalıyor, Koop-İş Sendikası baraj altında kalıyor. Bu gördüğünüz kırmızı tablo bunu gösteriyor.

Baraj 2’ye çıktığında -ki öneride bu var- o zaman bu sayı tekrar devam ediyor tek tek. Yine Tümka Deri-İş Sendikasından başlıyor, Ağaç-İş Sendikası, Tümka-İş Sendikası, Birlik Orman-İş Sendikası, Emek Tarım-İş Sendikası, Sosyal-İş Sendikası, Koop-İş, TÜMTİS, Selüloz İş, Tekstil, Öz İplik-İş, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Basın-İş Sendikası, Lastik-İş Sendikası, Birleşik Metal-İş Sendikası, Çelik-İş Sendikası, Dokuma-İş Sendikası, Dok Gemi-İş Sendikası, Liman-İş Sendikası, Türkiye Sağlık-İş Sendikası ve OLEYİS Sendikası baraj altında kalıyor.

Peki, bu tablo, yüzde 3’e gelince ne oluyor? Gine, biraz önce saydığım sendikalar devam ediyor, onun üzerine Öz Ağaç-İş Sendikası, Tez Koop-İş Sendikası, Yol-İş Sendikası, Hava-İş Sendikası, Demiryol-İş Sendikası, Türkiye Denizciler Sendikası ve TOLEYİS Sendikası barajın altında kalıyor.

Şimdi, bu tabloya göre sendikal hareket bu söylediğinizden sonra iyileşiyor mu, daha geriye mi gidiyor? Yaklaşık 29 tane sendikanın toplu iş sözleşmesinden mahrum bırakılması, onların toplu sözleşmesiz kalması sizin ileri demokrasinize uyuyorsa size söyleyecek bir şeyim yok. Ama lütfen bu sendikalara kıymayın, bu örgütlü toplumu artık bu süreçten alıkoymayın ve sendikal hareketin önünü tıkamayın diyoruz, daha tıkadınız yok etmeyin. En azından 6,5 milyon insanın geleceğini karartmayın istiyoruz. Bunun için isyan ediyoruz, bunun için burada direniyoruz, bunun için doğru bir yasal düzenlemenin yapılmasını diliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Bir kez daha önergemizi bu koşulda değerlendirmenizi diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde 2 adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 8’inci maddesinin (d) ve (e) fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Süleyman Çelebi                     Candan Yüceer                 Kadir Gökmen Öğüt

                  İstanbul                                 Tekirdağ                                İstanbul

            Nurettin Demir                        Aytun Çıray                          Özgür Özel

                   Muğla                                     İzmir                                   Manisa

                                     İzzet Çetin                                Musa Çam

                                        Ankara                                       İzmir

d) Üye olma, üyeliğin sona ermesi, üyelikten çıkma ve çıkarılmanın şartları,

e) Genel kurulun oluşumu, toplanma zamanı, görev ve yetkileri, divan başkanlığının oluşumu ve görevleri, üye ve delegelerinin oy kullanmaları, çalışma usul ve esasları ile toplantı ve karar yeter sayıları,

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

197 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 8. Maddesinin, d, e, f, g, ğ, h, ı, i, j ve k bentlerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           İdris Baluken                          Pervin Buldan                            Levent Tüzel

                Bingöl                                       Iğdır                                       İstanbul

           Hasip Kaplan                           Halil Aksoy                    Hüsamettin Zenderlioğlu

                Şırnak                                       Ağrı                                          Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hüsamettin Zenderlioğlu.

BAŞKAN – Hüsamettin Zenderlioğlu, Bitlis Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi adına 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı’nın 8’inci maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Meclisi selamlıyor ve 3’üncü Yasama Yılı’ndan dolayı başarılar diliyorum. Bu yasama döneminde halkın adına alınacak kararların şimdiden hayırlara vesile olmasını da temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı 12 Eylül darbesinin getirdiği yasaların başka bir versiyonudur. Çalışma barışını bozan, emek-sermaye çelişkisini derinleştiren sendika yasalarının örgütlenme hakkını askıya alan yasalardan farkı nedir Sayın Bakanım?

Çalışma hayatının istikrarını bozan antidemokratik yasalardır. Çünkü, çalışma barışını sağlayan tüm koşulları ortadan kaldıran, sendikal ve örgütlenme hakkını daraltmayı hedefleyen bir yasadır. Sermaye cephesini güçlendirerek sendikal mücadeleyi geriletmedir. İşçilerin tüm örgütlenme hakkını baskı altına almaktır ve işçilerin kendi özgür iradeleriyle herhangi bir sendikaya üye olmalarını engellemektir. Özgürlükçü, demokratik bir toplumu esas alan bir yasa asla değildir. Esasında “En çok nasıl sömürebilirim?” anlayışı söz konusudur ve işçileri sendikal örgütlenmeden uzak tutmadır. İşçi sendikalarını toplumsal sorumluluktan soyutlamaktır. Özünde bu yasalar işçi sendikalarını işverenlerle, devletle bu şartlarda pazarlık bile yapamaz hâle getirmek, güçsüz, örgütsüz, sendikasız bırakmayı öngörmektedir. Örnek olarak Hava-İş Sendikası ortadadır. Üyeler, 300 işçi hâlen dışarıda boş gezmektedir. İş kolunun barajı işletme barajını indirmek değildir. Sorun bir aldatmacadır. Toplu iş sözleşme alanını daraltarak işçi sınıfını amacından caydırmaktır, bir emek düşmanlığı yaratmaktır, sarı sendikacılığı geliştirmek ve teşvik etmektir. Sarı sendikacılığın tek bir amacı vardır: “Acaba kaç kuruş alabilirim” anlayışıdır. Toplumun sorunlarıyla asla ilgilenmiyor. Toplumda olup bitenlerle ilgilenme alanı dışındadır diyebiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakanımız AKP kongresinde şunu söylemişti: “Ey Bitlisli işçi kardeşlerim.” demişti. Oysa Bitlis’te tek bir Tekel tütün fabrikası, bir ambar ve yem sanayi vardı, o da Allah’a çok şükür, AKP’nin eliyle şu anda kapanmış ve 4/C diye adlandırılan işçiler göç etmek zorunda kalmıştır. O nedenle, Bitlis’te şu anda işveren yok ki işçi de olsun. Şimdiye kadar bir atölye bile açmadılar. Altı yıldır, Tekel tütün fabrikasından emekli dahi edilmeyen bu işçiler Türkiye’nin değişik metropol kentlerine sürülmekte ve hâlen aileleri perişan bir durumdadır.

Çıkarılan yasa işçilerin, emekçilerin, dar gelirlilerin lehine değildir. Bu yasa daha çok sendikal örgütlenmeye müdahaledir. “ILO sözleşmelerine uygundur deniliyor.” ama hiç ilgisi yoktur. Hangi yasa hangi maddeye uygundur, belli değildir. Tamamen sendikasızlaştırmayı amaçlamaktadır, başka bir şey değildir. İfade özgürlüğüne aykırıdır. İfade özgürlüğünün olmadığı bir yerde, demokrasinin olmadığı bir yerde nasıl bir sendika isteniyor, onu da merak ediyorum.

Sendikal hareket tabii ki toplumu en çok özümseyen bölümdür. Toplum eğer örgütlü değilse o toplum köledir. Çünkü örgütlü halk, örgütlü işçi ancak toplumu değiştirebilir, dönüştürebilir diyebiliriz.

Bu vesileyle hepinize saygılarımı sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 8’inci maddesinin (d) ve (e) fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                          Nurettin Demir (Muğla) ve arkadaşları

(d) Üye olma, üyeliğin sona ermesi, üyelikten çıkma ve çıkarılmanın şartları,

(e) Genel kurulun oluşumu, toplanma zamanı, görev ve yetkileri, divan başkanlığının oluşumu ve görevleri, üye ve delegelerinin oy kullanmaları, çalışma usul ve esasları ile toplantı ve karar yeter sayıları,

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nurettin Demir, Muğla Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

(Hatip tarafından kürsünün önüne grafik tablosu konuldu)

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Tasarısı’nın 8’inci maddesi üzerinde grubum adına söz aldım. Bu nedenle, yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Ayrıca, sosyal tarafların temsilcilerini, sendika başkanlarını, şube başkanlarını, değerli üyelerini ve emekçileri de saygıyla selamlıyorum buradan.

Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın isminin Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Tasarısı olarak değiştirilmesi önemli bir karardır. Büyük bir hatadan dönülmüştür, emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Ancak, 2’nci maddedeki içerik değişmediği için sadece görüntüde bir düzelme olmuştur ve nitekim önümüzdeki günlerde sendikaların birçoğunun kapanacağını bu tablodan da rahatlıkla görebiliriz. Sadece “sendika” sözcüğünü eklemek içeriğinde sendikalarla ilgili gerekli düzenlemelerin yapıldığı anlamına gelmiyor tabii ki. Gelişmiş Batı demokrasilerinde “sendika” kelimesi güçlü bir kavramdır. Türkiye’de ise sendika kelimesinden korkulmaktadır. Zaten AKP İktidarı demokrasi taleplerini dile getiren insanları, emekçileri, işçileri, vekilleri biber gazıyla ya da coplayarak sindirmeye çalışmaktadır.

Sevgili Musa Çam, geçmiş olsun diyorum. Merak etme, üzülme çünkü sadece Ankara’da, İstanbul’da değil, Anadolu’nun en ücra köşelerinde bile, sınırda savaş istemeyen vatandaşlarımız Akçakale’de Kaymakamlığa yürüdükleri için, can güvenliği istedikleri için de biber gazı yiyorlar ve Sayın Bakanın orada kazada yaralanan vatandaşları ziyaret ederken, biber gazından mağdur olan ve oksijen tüpünün altında tedavi olmaya çalışırken onu ziyaret edip etmediğini göremedim televizyonlarda.

Tabii ki bu gaz meselesi çok önemli bir mesele. Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan, 1991’de Amerika Birleşik Devletleri’nin emriyle İncirlik’ten Saddam ve Irak üzerine bombalar yağdırılırken, yine Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay SHP Genel Sekreteriyken sokaklarda ellerinde “Savaşa hayır!” pankartlarını taşırken o zaman biber gazı yemiyorlardı. Sanıyorum biber gazı artık rutinden bir uygulama hâline geldi. Bundan sonra günlük yaşamımızda sık sık karşılaşacağımız bir olay çünkü ileri demokrasinin ileri bir, gelişmiş bir organik aygıtı!

Mutabakat meselesini hep söylüyorlar ama baktığımızda sadece sendika başkanlarının, sendika ağalarının bu konuda mutabakat yaptıklarını görüyoruz. Sendikanın gerçek temsilcilerinin, işçilerinin, emekçilerin bu mutabakatta yerinin olmadığını rahatlıkla görebiliriz.

Tasarının 8’inci maddesinde özellikle üyelik konusu çok önemli. Bu üyelikle ilgili kısımda eğer işçi emekli olmuşsa delegeliği devam ediyor mu, etmiyor mu? Bu konuda bir açıklık yok yani bir kargaşa var. Bunu neden koymak istemediler, bir türlü anlamakta zorlanıyoruz. Acaba bu kendilerine göre yönlendirecekleri bir konu mu?

Bir de biliyorsunuz demokratik kitle örgütlerinde özellikle divan oluşturmadan bu demokratik örgütlenmeyi nasıl sağlayabileceğiz, nasıl ilerletebileceğiz, bunu bilemiyoruz. Sizler hep beraber bir derneğin toplantısına katılmışsınızdır, divan oluşmadan nasıl oluşacak, nasıl bu toplantı olacak, nasıl bu demokratik haklarını insanlar orada savunabilecekler? Demek ki sadece göstermelik bir karar ötesine geçmeli. Bu kararın tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

197 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 9. Maddesinin (1). Fıkrasında bulunan “Bu organlardan genel kurul dışında kalanların üye sayıları üçten az dokuzdan fazla; konfederasyonların yönetim kurullarının üye sayıları beşten az on dokuzdan fazla ve şubelerin genel kurul dışındaki kurullarının üye sayıları üçten az beşten fazla olamaz. Genel kurul dışındaki organlara asıl üye sayısı kadar yedek üye seçilir.” ibaresinin metinden çıkarılmasını ve aşağıdaki fıkranın maddeye eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“(8) Sendika organlarının üyelerinde % 50 kadın kotası uygulanır.”

            Pervin Buldan                        Halil Aksoy                          Hüsamettin Zenderlioğlu

                    Iğdır                                     Ağrı                                               Bitlis

                                    Levent Tüzel                          Murat Bozlak

                                       İstanbul                                    Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 9 uncu maddesinin (1) ve (6) nolu fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Süleyman Çelebi                     Candan Yüceer                       Kadir Gökmen Öğüt

               İstanbul                                 Tekirdağ                                      İstanbul

         Nurettin Demir                         Aytun Çıray                                 Özgür Özel

                Muğla                                     İzmir                                          Manisa

             İzzet Çetin                              Musa Çam                               Namık Havutça

                Ankara                                     İzmir                                        Balıkesir

(1) Kuruluşun ve şubelerinin organları; genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kuruludur. Bu organlardan genel kurul dışında kalanların üye sayıları üçten az dokuzdan fazla, konfederasyonların yönetim kurulları ise beşten az yirmi ikiden fazla ve şubelerin genel kurul dışındaki kurulları ise üçten az dokuzdan fazla olamaz. Genel kurul dışındaki organlara asıl üye sayısı kadar yedek üye seçilir.

(6) Kuruluş ve şube yöneticilerinin görevleri, milletvekili veya belediye başkanı seçilmeleri halinde talepleri halinde son bulur aksi halde devam eder.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa)– Efendim, sosyal taraflarla bu rakamlarda uzlaştığımız için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Evet.

Önerge üzerinde söz isteyen Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

(Hatip tarafından kürsünün önüne grafik tablosu konuldu)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 9’uncu maddesi üzerine söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AKP Hükûmetinin “Sendikal özgürlükleri getiriyoruz.” diye hazırladığı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı ILO Sözleşmesi’nin 87’nci ve 98’inci sözleşmelerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ILO Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinde “1) Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.” deniliyor. 2’nci bendinde de “Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdırlar.” deniliyor.

Şimdi; ILO Sözleşmesi’ndeki düzenleme böyle. Sizin getirdiğiniz düzenlemede sendika şubelerinde görev yapan yönetici sayısının üst sınırı 9’dan 5’e indirilmiş ve hâlen görev yapmakta olan yöneticilerin kazanılmış hakları da sınırlandırılmıştır. Bu, herhâlde AKP’nin ileri demokrasi diye tanımladığı demokrasinin çarpıcı bir örneği olsa gerekir.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin sendikal örgütlenmenin üretimi gerilettiğini, gelişmeye engelmiş gibi gösterdiğini görüyoruz. Bunun aksine, sanayisi gelişmiş, kalkınmış ülkeler de sendikal hareketin önünü açmış ülkelerdir. Almanya’da sendikalı işçi sayısı yaklaşık 8 milyon, bunun yetişkin nüfusa oranı yüzde 12. İngiltere’de yaklaşık 7 milyon, oran yüzde 15. İtalya’da 11 milyon 600 bin sendikalı var ve oranı yüzde 23. Bakın, Hükûmetinizin döneminde, 2002 yılında Türkiye’de yüzde 10 seviyesinde bir sendikal örgütlenme vardı ve yaklaşık 2 milyon 800 bin sendikalı işçi bulunuyordu. Şimdi ise Türkiye’de 10 milyon işçi var, Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre sendikalı işçi sayısı sadece 950 bin civarında gösteriliyor.

Değerli milletvekilleri, bugün, bakın, getirdiğiniz Toplu İş Kanunu Tasarısı’yla toplu iş ilişkilerinin düzenlenmesinde toplumsal barışın düzenlenmesi sonuçlandırılmak isteniyor. Ama bugün bakıyoruz, işçi kardeşlerimiz haklarını aramak için, sendikalarının yüzde 60’ına yakın bir bölümünü, şu manzarada gördüğünüz gibi toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi dışında bırakacak olan bu düzenleme karşısında demokratik haklarını, taleplerini söylemek için yürüyüşe geçtiklerinde, aralarında başta Musa Çam milletvekili arkadaşımız olmak üzere ileri demokrasinin gaz bombalarıyla karşılaşıyor. Dün öğretmenlere yaptığınızı, emeklilere yaptığınızı bugün haklarına, ekmeğine sahip çıkmak isteyen işçi kardeşlerimize yapıyorsunuz.

Biz bu kürsüden çok söyledik, AKP İktidarı işçi ve emek düşmanı bir iktidardır. Bugüne kadar, 2002 yılından bugüne kadar işçinin lehine, memurun lehine, öğretmenin lehine, çalışanların lehine bir tek yasa çıkarmadınız burada. Sayın Çalışma Bakanı, bir intibak yasası çıkardınız. O intibak yasasıyla da emekli kardeşlerimiz kendi maaşlarına 45 lira, 50 lira zam yapılacak diye beklerken hayal kırıklığına uğradılar. Baktılar ki, kendilerine 5’er bin lira fazla para ödendi diye onlara zarar tazmini tebliğ edildi.

Şimdi, böyle bir iktidarın Toplu İş Kanunu düzenlemesinde işçilerin lehine bir düzenleme yapmasını biz elbette beklemiyorduk ama ne yazık ki bugün evlatlarının ekmeğini aşını karşılayamayan, üniversiteye giden öğrencisinin harcını yatıramayan işçi kardeşlerimizi zaten açlık sınırında, yoksulluk sınırında maaş alan işçileri, bunları işveren karşısında sendikal pazarlık güçlerinden mahrum etmek asla insani bir durum olmayacaktır.

Bakın, Hükûmetinizin 8,5 milyar liraya varan bütçe açığını kapatmak için kullandığı yöntem ekmeğe zam, suya zam, doğal gaza zam, elektriğe zam. Zaten yoksulluk sınırı içerisinde “inim inim” inleyen bu insanları bir de en demokratik olan Avrupa Birliği normlarında bir sendikal düzenlemeden mahrum etmek  herhâlde iktidarınızın emek ve işçi düşmanı olduğunun bir kez daha tescilidir. O nedenle ben, bu yasanın işçi kardeşlerimizin ve sendikaların talepleri doğrultunda yeniden düzenlemesini ve bu tabloda yetkisiz kalan sendikalara tekrar yetki verecek bir sonucun düzenlenmesini teklif ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

197 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 9. Maddesinin (1). Fıkrasında bulunan “Bu organlardan genel kurul dışında kalanların üye sayıları üçten az dokuzdan fazla; konfederasyonların yönetim kurullarının üye sayıları beşten az on dokuzdan fazla ve şubelerin genel kurul dışındaki kurullarının üye sayıları üçten az beşten fazla olamaz. Genel kurul dışındaki organlara asıl üye sayısı kadar yedek üye seçilir.” ibaresinin metinden çıkarılmasını ve aşağıdaki fıkranın maddeye eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“(8) Sendika organlarının üyelerinde % 50 kadın kotası uygulanır.”

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) –Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa)  Efendim, böyle bir düzenlemeyi tüzüğe çok rahat sendika koyabilir. Bundan dolayı yasaya konmasını uygun bulmuyoruz, katılamıyoruz.

BAŞKAN –Evet, önerge üzerinde söz isteyen, Hüsamettin Zenderlioğlu, Bitlis Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi adına, Toplu İş İlişkileri Yasası Tasarısı’nın 9’uncu maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı, sendikalara, işçi, emekçi sınıfına karşı, iktidara geldiği günden bu yana kör, sağır ve dilsizleri oynamaktadır. Kanun tasarısında özellikle toplu sözleşme ve grev hakkı konusunda gelinen aşama, Türkiye'nin ihtiyacı olan değişim ihtiyacını göz ardı eden bir anlayışla bu yasayı ele almaktadır. Buna karşın gündemde olan kanun tasarısı Uluslararası Çalışma Örgütünün 87 ve 98 sayılı sözleşmelerinin gereklerini de karşılamamaktadır. Oysaki ülkemizin imzaladığı ve usulüne uygun görülen ve yürürlüğe konulmuş bulunan ILO sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Siyasal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı ile ülkemiz işçi sınıfının demokratik taleplerini göz ardı etmektedir.

AKP Hükûmeti sermayeye karşı bütün algıları sonuna kadar açmıştır. Oysa hiçbir şekilde sermayenin bir dediğini iki etmemiştir. Bu konuda işçi sınıfını, hatta onun sendikal önderliğini bile göz ardı ederek dinleme lütfunda dahi bulunmamıştır. Söz konusu yasa tasarısı ile mücadeleci sendikacılığı tasfiye ederek, yandaş ve yoldaş sendikaları yaratarak işçi ve emekçi sınıfına modern kölelik belgelerini kabul ettirmekten başka bir ifade değildir. Tüm gelişmiş ülkelerde kabul görmüş ve uygulama alanı bulmuş olan bu ilkelerin ülkemizde uygulanması ve çalışma yaşamı açısından hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluk durumuna gelmiştir.

Sendikaların yönetim kurulu üye sayısının üçten veya dokuzdan az, fazla olması önemli değildir. Burada kadın kotası göz ardı edilmiştir, bir ayrımcılık söz konusudur. Oysaki böyle bir sınırlama sendika özgürlüğüne ilişkin 87 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinde yer alan: “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.

2. Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdırlar.”

Aynı zamanda bir önceki 2821 sayılı Yasa’daki ruhu taşımaktadır. Bu ruh kimin ruhudur, darbecilerin ruhudur. Sendikal hak ve özgürlükler, örgütlenme özgürlüğü, toplu sözleşme hakkı, grev hakkı olmak üzere üç ayaktan oluşmakta olup bu haklar iç içe geçmiş bir bütünlük arz etmektedir. Bu haklardan birinin yokluğu veya eksikliği diğerinin de gerçekleşmemesi sonucunu doğurmaktadır. Bu yasa tasarısı hiçbir şekilde uluslararası özgürlük kurallarını gerçekleştirmeye, toplu sözleşme ve grev hakkının özgürce kullanılmasını sağlamaya ve 2821, 2822 sayılı yasaların antidemokratik niteliğini ortadan kaldırmaya yönelik olumlu bir içerik taşımamaktadır. Bu yasa ile toplu sözleşme hakkının güvenceye alınmasını sağlayacak ve mevcut sorunları ortadan kaldıracak bir uygulamanın doğması da mümkün değildir.

Peygamber Efendimiz’in bir sözü vardır: “İşçinin alın teri kurumadan hakkını verin.” Şimdi soruyorum: AKP Hükûmeti bu sözün neresindedir. Böylesi kanunlarla, böylesi aldatmaca yasalarla işçiyi, emekçiyi, dar gelirliyi daha ne kadar aldatacaksınız, merak ediyorum.

Bu vesileyle, işçilerin, emekçilerin haklarını koruyan bir yasa değildir, bu yasanın değiştirilmesini öneriyoruz.

Selam ve saygılarımı sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 10 uncu maddesinin (1) nolu fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Süleyman Çelebi                      Candan Yüceer                      Kadir Gökmen Öğüt

               İstanbul                                  Tekirdağ                                     İstanbul

          Nurettin Demir                          Aytun Çıray                                Özgür Özel

                 Muğla                                      İzmir                                         Manisa

             İzzet Çetin                               Musa Çam                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                Ankara                                      İzmir                                        İstanbul

Madde 10- (1) Sendikaların ve konfederasyonların genel kurulu, tüzüğüne göre üye veya delegelerden oluşur. Sendikaların ve şubelerin yönetim ve denetleme kurulu üyeleri, bu sıfatla kendi genel kurullarına delege olarak katılır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Disiplin kurulu üyelerinin genel kurulda delege olmaları uygun bulundu, onun için yer aldı; çıkarılmasını uygun bulmuyoruz, onun için katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; Sayın Bakan, herhâlde hep mağdur yaratmak istiyorsunuz. Orada bir liste gördüm, hep kırmızıya dönüşüyor, hep mağdur yaratıyorsunuz, yaratacaksınız. Amacınız mağdur yaratıp mağdurlarla ilgilenmemek mi?

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan; bir konuda sizi suçluyorum, açık, net suçluyorum: Yaşa takılanlar bu ülkenin insanı değil mi? Orada mağdur yaratıldı. Mağdurlarla ilgilenmek sizin göreviniz değil mi, siz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı değil misiniz? Bu ülke sosyal bir hukuk devleti. Onlara çözüm bulmak, 99’da bu kanun böyle çıktı diye çözüm bulmak sizin göreviniz.

Değerli arkadaşlarım, anlatayım size: Vicdanımız sızlıyor. Yirmi beş yılı doldurdu, şirketler gönderiyor, hatta bazı kamu kurumları da ama yaş süresini doldurmadığı için beş yıldır, altı yıldır maaş almayan insanlar var. İş bulamıyorlar, aş bulamıyorlar, “Kırk beş yaşında biz insan almayız.” diyorlar. Pazarcılık yapıyorlar ve bunlar perişan. Bu insanlar bizim insanımız. Yüce Tanrı kimseyi gördüğünden geri koymasın. Ama biz sosyal devlet olarak, sosyal güvenlik sistemini delsin demiyorum ama çözüm bulmak, bu geçiş sürecinde bir çözüm bulmak sizin göreviniz Sayın Bakan. Bu yaşa takılanlar perişan, çocuklarının yüzüne bakamıyorlar, çocuklarını okula gönderecek parayı bulamıyorlar. Daha nasıl haykıralım, ne diyelim daha? Ama Sayın Bakan, ne hikmetse, bunların sesini bir türlü duymak istemiyor. “Sosyal güvenlik sistemini delemem.” Biz sana “del” demiyoruz, biz size “delin” demiyoruz ama bir çözüm bulmak da bu Meclisin görevi. Gelin bir geçici çözüm, bir ara çözüm bulalım. Bu insanlara aşını ekmeğini vermek zorundayız, sosyal devlet...

Her gün yeni mağdur yaratıyoruz, yeni mağdur yaratmaya da devam ediyoruz. Bunların sayıları her geçen gün artıyor. 99’da çıkan yasayla, belli bir süreden sonra, yirmi beş yaşını dolduranların hepsi gönderiliyor.

Sayın Bakan, aş bulamıyorlar, aş. Bu kadar mağdurun sesini hakikaten duymuyorsanız, bu kadar mağdurun sesini hakikaten işitmiyorsanız, ben sizi vicdanınızla baş başa bırakıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge  kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve 2 nolu fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Süleyman Çelebi                   Candan Yüceer                    Kadir Gökmen Öğüt

                  İstanbul                               Tekirdağ                                    İstanbul

             Nurettin Demir                       Aytun Çıray                              Özgür Özel

                    Muğla                                   İzmir                                       Manisa

                İzzet Çetin                           Musa Çam                       Dilek Akagün Yılmaz

                   Ankara                                  İzmir                                         Uşak

ç) Yönetim kurulu ve denetleme kurulu raporlarının görüşülmesi,

(2) Şube genel kurulları sadece birinci fıkranın (a), (d) ve (k) bentlerinde belirtilen görevleri yerine getirirler. Şube genel kurullarının mali ibra yetkisi yoktur.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

Bu bir devlet denetimi değil, bağımsız bir denetimin yapılması. Dolayısıyla, sendikaların da şeffaf hâle gelmesi, öyle tahmin ediyorum, en çok sendikalarımız tarafından arzulanıyor. Onun için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Dilek Akagün Yılmaz, Uşak Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Toplu İş İlişkileri Kanunu’nun 11’inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak vermiş olduğumuz önergeyle ilgili konuşmak için söz almış bulunuyorum.

11’inci maddede açıkça görüldüğü gibi, ILO sözleşmelerinde ve Avrupa Birliği anlaşmalarında sıkça bizim eleştiri aldığımız konulardan bir tanesi. Sendikaların dış denetime tabi tutulmaları, kendi iç işleyişlerinde serbestlik ilkesinin ortadan kaldırılması nedeniyle biz ILO sözleşmelerine göre eleştiriliyoruz ancak bu vesayetçi anlayış bu metinle devam ediyor. Sendikaların yeminli mali müşavirler tarafından iki yılda bir kontrol edilmesi gündeme getiriliyor. Bu demektir ki sendikalara güvenilmiyor, sendikaların denetici kurullarına, denetmen kurullarına güvenilmiyor, dışarıdan bir denetim mekanizması getirilmiştir. Bu, gerçekten sendikalarımıza, kitle örgütlerimize ciddi bir saygısızlıktır, güvensizliktir. Diğer yandan, ILO sözleşmesine göre sürekli aldığımız eleştiriler nedeniyle de bizim söylediğimiz şekilde, önergemiz doğrultusunda, bu metinden yeminli mali müşavirlerin kontrolünün çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz, önergemizin de kabul edilmesini diliyoruz.

Sevgili milletvekilleri, bunun yanında, 31 Ocak 2012 tarihi itibarıyla bu tasarı Meclise gelmiş ancak dokuz aydır bu tasarı ne yazık ki Meclisten çıkarılamadı ve bu nedenle de yüz binlerce işçimiz toplu iş sözleşmesini yapamadı, mağdur oldu. Bu Hükûmet “MİT Kanunu”nu yani Oslo’da görüşme yapan Hakan Fidan’ı yargının elinden kurtarmak için üç beş günde kanun çıkardı, eğitim sistemini kökünden değiştiren “4+4+4 Yasası”nı komisyonlarda bile görüştürmeksizin çok kısa bir zamanda çıkardı ama yüz binlerce işçimizi etkileyen, onların haklarını etkileyen bu tasarı dokuz ay Mecliste bekletildi. Bunu, artık bütün işçilerimizin ve bizi izleyen sendikalarımızın dikkate almasını ve bundan sonra, bu konuda gereken cevabın verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sayın milletvekilleri, bunun yanında, bu yasa tasarısı yapılırken gerekçesinde örgütlenme, grev ve toplu sözleşme, sendikal haklar açısından imzalanmış olan ILO ve Avrupa Birliği sözleşmelerine uyum sağlanması amacıyla yapıldığı ve örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, grev yasaklarının önündeki engellerin kaldırılması amacıyla bu tasarının düzenlendiği söylenmektedir. Ama ne yazık ki hem örgütlenme hem grev yasakları hem de güvenceler konusunda o normları yakalayabilmiş durumda değiliz, sadece kenarından dolaşmışız ama gerçek anlamda o normları yakalayabilmiş değiliz. Ben birkaç tane örnek vermek istiyorum size.

Sevgili arkadaşlar, 23’üncü maddenin ikinci fıkrasında sendika yöneticileriyle ilgili şöyle bir düzenleme var, deniyor ki: “Eğer sendika yöneticileri iş yerinden ayrılırlarsa sendika yöneticiliğini yapmak için, iş akitleri askıya alınır.” Sendika yöneticilikleri bittiği takdirde de bir ay içerisinde işe girmek için yeniden talepte bulunduklarında, eski düzenlemede… Bakın, hiç beğenmediğimiz, “Darbe hukukunun sonucudur.” dediğimiz 2821 sayılı Yasa’da bu konuda “Sendika yöneticilerinin işe geri alınması zorunludur.” denmesine rağmen, bu düzenlemede “Zorunludur ama işe alınmadığı takdirde de yine İş Yasası hükümlerine göre işe iade davası açılabilir.” deniyor. Yani sendika yöneticilerinin hakları ortadan kaldırılmış oluyor, güvenceleri ortadan kaldırılmış oluyor. Böylesi bir düzenlemeyle bundan sonra sendikalar kendilerine yönetici dahi bulamayacaklar.

İş yeri temsilcileriyle ilgili daha olumlu bir düzenleme var. İş yeri temsilcileri işten çıkarıldıkları takdirde, işe iade davalarını kazandıklarında eğer işveren geri almazsa bu süre içerisinde, iş yeri temsilcilikleri devam ettiği sürece onların maaşları ödenmeye, ücretleri ödenmeye devam ediyor. Ama yöneticiler için, yani iş yerinden profesyonel sendikacılık yapmak için, örneğin genel olarak, sendikanın başkanı bu sendikal örgütlenmeyi yapmak için iş yerinden ayrılmak durumunda kaldığında, bunların güvenceleri ortadan kaldırılıyor sevgili arkadaşlar. Şu anda ileri demokrasinin karşımıza çıkardığı maddeler bunlar mıdır?

Sevgili arkadaşlar, bir de bunun yanında, şuna değinmek istiyorum: Şimdi, biraz önce arkadaşlarımız bir çizelge sundular “İşte baraj böyle olunca şu kadar, şu kadar sendika bunun dışında kalacak.” dediler. Arkadaşlar, dışında kalacak o bütün sendikalar hangi sendikalar biliyor musunuz? Kamu iş yeri sendikaları. Özel iş yerlerinde artık sendikalaşma neredeyse mümkün değil.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım ancak …

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı Sayın Başkan.

BAŞKAN – … karar yeter sayısı arayacağım.

Heyecanlanmayın arayacağım, merak etmeyin.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yok.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 18.42  
YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6’ncı Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

11’inci madde üzerinde Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

197 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

12’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 12 inci maddesinin (3) ve (4) nolu fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Süleyman Çelebi                     Candan Yüceer                   Kadir Gökmen Öğüt

                İstanbul                                 Tekirdağ                                   İstanbul

             Kazım Kurt                            Özgür Özel                             Aytun Çıray

               Eskişehir                                 Manisa                                      İzmir

           Nurettin Demir                          İzzet Çetin                               Musa Çam

                  Muğla                                   Ankara                                      İzmir

(3) İki genel kurul toplantısı arasındaki döneme ait faaliyet ve hesap raporu, yeminli mali müşavir raporu, denetleme kurulu raporu ve gelecek döneme ait bütçe teklifi toplantı tarihinden on beş gün önce genel kurula katılacaklara gönderilir. Ancak, Şube genel kurulları için yeminli mali müşavir raporu genel kurula katılacaklara gönderilmez.

(4) Olağanüstü genel kurul, yönetim kurulu veya denetleme kurulunun gerekli gördüğü hâllerde ya da genel kurul üye veya delegelerinin beşte birinin haklı gerekçelere dayanan yazılı isteği üzerine altmış gün içinde yazılı istekteki konuları öncelikle görüşmek üzere toplanır. Talep tarihi itibarıyla olağan genel kurul toplantı tarihine altı aydan az bir süre kalması hâlinde olağanüstü genel kurula gidilemez, ancak isteğe konu olan hususlar olağan genel kurul gündemine alınır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım, yeminli mali müşavir raporunun genel kurula katılacaklara gönderilmesinin bir mahzuru yok.

Şunu da Genel Kurulun bilmesini istiyorum: Bu ve benzeri düzenlemeler gerçekten bir uzlaşma çerçevesinde düzenlendi, onun için katılamıyoruz, yoksa bir değişiklik talebi söz konusu olsa bunu tartışabiliriz ama sosyal taraflar arasında uzlaştığımız bir maddedir, onun için katılamıyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kazım Kurt, Eskişehir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; önergemizle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Türkiye’de, Sayın Bakanın söylediği uzlaşma kimlerle yapıldı, kimlerle sağlandı o konuyu da gerçekten merak ediyorum çünkü işçi sınıfının temsilcileri yukarıda, hepsi bu yasaya itiraz ediyor ama Sayın Bakan sosyal taraflar arasında bir uzlaşmadan söz ediyor. Bunun doğru olmadığı bu tavırdan anlaşılıyor.

Şu anda bu yasayı bekleyen binlerce işçinin yanında, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde örgütlenmesini tamamlayan ve beş aydır sözleşme yapamayan ve o nedenle de işten atılan selüloz işçilerini de saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Değerli arkadaşlar, genel kurulların toplanma zamanı ve genel kuruldaki uygulamalarla ilgili gerçekten çelişkili bir düzenleme içindeyiz. Sendikal örgütlenmenin demokratik alt yapısını kuramayan, bunu talep edenlere organik biber gazı ve cop kullanarak tavır koyanlar doğru bir sendikal yasa yapma konusunda sınıfı geçemezler. “12 Eylül ürünü Sendikalar Yasası’nı değiştiriyorum.” demek “Daha ileri bir yasa yapıyorum.” anlamına gelmez çünkü şu anda, sosyal devleti, demokratik devleti gerçekten işletecek bir hükûmet, sendikaları daha da genişletecek, daha da büyütecek altyapıyı sağlamak durumundadır. Merdiven altındaki kaçak işçiyi denetleyemeyen devlet, kamudaki sendikaları bitirmek amacıyla ciddi anlamda bir örgütlenme peşinde koşmaktadır. Bu sendikaların tek tip olması ve genel merkezle şube arasındaki diyaloğu da bozan ve o ilişkileri yanlış yönlendiren bir tasarıyı getiriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, çelişkilerle dolu bu tasarıda 12’nci madde mali müşavir denetimini şubelere de zorunlu olarak getirmektedir, oysa şubede mali ibra yetkisi yok. Mali ibra yetkisi olmayan bir kurulun mali müşavir raporuyla zorlanması o ekonomik sıkıntı içindeki sendikalara ayrı bir külfet getirecektir ve üstelik, sendika genel kurulları dört yılda bir yapılırken mali müşavir denetlemesi de iki yılda bir yapılacak ve bu konuda sendikalarımızın sıkıntı içine girmesine sebep olacaktır.

Olağanüstü genel kurulun her beşte 1 imzayı toplayan tarafından gerçekleştirilmesini sağlayacak bir düzenleme sendikalarımız açısından çok büyük bir kaosu yaratacaktır. Haklı bir sebep olmadan, beşte 1 imzayı bulan ve talep edenlere karşı kongreyi gerçekleştirmeyenleri görevden almak, sendika şubelerini ve sendika merkezlerini her daim kongre baskısı altında, kendi işini yapamaz, kendi işlevini yerine getiremez bir duruma düşürecektir, ki bu, demokratik olmayı özleyen bir mantık değildir. Sadece imza sayısını bulmakla olağanüstü kongrenin gerçekleştirilmeye çalışılması, yöneticileri sürekli popülizm içinde ve gerçek işlevini yerine getiremez bir mantık içerisinde bırakacaktır. Böyle bir mâhkumiyetin kabul edilmesi mümkün değildir.

Meclisimizin önergemizi destekleyerek doğru ve demokratik hukuk devletine uygun, ILO standartları çerçevesinde bir örgütlenmeyi sağlayacak yasayı çıkarmak gibi bir görevi olduğunu hepinize hatırlatıyorum ve bu doğrultuda önergemize destek verilmesi gerektiğini ifade ederek saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’ıncı maddeye göre bir söz talebim var efendim. Bu maddeyle ilgili bir teknik katkı yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görüştüğümüz madde, genel kurul toplantılarına sunulacak olan mali tabloların ve diğer bilgilerin doğruluğunun sağlanması açısından bir yeminli mali müşavir raporunun olmasını şart koşuyor. Bu saydamlık açısından önemli ve iyi bir adım ancak bu görevi münhasıran yeminli mali müşavirlere verip, serbest muhasebeci mali müşavirleri bu kapsamın dışında tutmayı doğru bulmuyorum. Serbest muhasebeci mali müşavirler de bu raporu düzenleyebilecek bilgi ve donanıma sahiptir. Ben hem Hükûmete ve hem Genel Kurula buradan böyle bir öneride bulunuyorum. Böyle bir önergeyi hep birlikte hazırlayıp “serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavir” olarak bunu düzeltmekte yarar olduğunu düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

13’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 13’üncü maddesinin (3) no.lu fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Süleyman Çelebi                    Candan Yüceer                        Kadir Gökmen Öğüt

              İstanbul                                Tekirdağ                                       İstanbul

         Nurettin Demir                       Aytun Çıray                                 Özgür Özel

                Muğla                                    İzmir                                          Manisa

                                   İzzet Çetin                                Musa Çam

                                      Ankara                                       İzmir

(3) Genel Kurulun karar yeter sayısı toplantıya katılan üye veya delege sayısının salt çoğunluğudur. Ancak bu sayı üye veya delege tamsayısının dörtte birinden az olamaz. Tüzükte daha yüksek bir yeter sayı belirlenmemişse, tüzük değişikliği, fesih, birleşme, katılma, üst kuruluşun veya uluslararası kuruluşun kurucusu olma, üst kuruluşlara ve uluslararası kuruluşlara üyelik ile üyelikten çekilme hâllerinde karar yeter sayısı üye veya delege tamsayısının üçte iki çoğunluğudur.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Üçte 2 çoğunluk daha da zorlaştırıyor. Onun için, salt çoğunluk daha doğru diye düşünüyoruz. Sosyal taraflar da böyle bakıyor olaya, onun için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İzzet Çetin, Ankara Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu görüşüyoruz. İki yasanın birleştirilmiş hâli dedik ama son derece özensiz, özden yoksun ve 12 Eylül mantığını olduğu gibi içinde taşıyan düzenlemelerin ne yazık ki yine “daha ileri bir yasa” diye önümüze koyulduğuna tanıklık yapıyoruz.

Gerçi biraz evvel kabul edildi ama bir örnek vermek istiyorum söylediğime: Örneğin, organlara ait ortak hükümleri içeren 9’uncu maddede 12 Eylül öncesindeki 274 sayılı Yasa’dan çok geri, 2821 sayılı, yani askerlerin getirip dayattığı kanun hükmü aynen korunuyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir sendikacı milletvekili seçildiğinde ya da sendika organlarına seçilen bir kişi milletvekili seçildiğinde görevi kendiliğinden sona ermez. Yani o tercih hakkını kullanıyor idi, şimdi sona erer noktaya getirdik. Yani, Kenan Evren’in hazırladığı yasada bile, bir ay içerisinde karar verir, ona göre sendikacılığı ya da milletvekilliğini tercih ederdi. Şimdi “sona erer” hükmünü koyarak 12 Eylül mantığından geri bir Sendikalar Yasası’nı Türkiye’ye ileri bir yasa diye getiriyorsunuz. Bu, AKP’nin ileri demokrasi anlayışının somut bir göstergesi.

Bu maddeye gelince değerli arkadaşlar, eğer sendikalar toplu iş sözleşme haklarını etkin olarak kullanabileceklerse bunun temel koşulu demokratik bir ortam, gelişmiş bir demokrasidir. Eğer bu yoksa çalışanların temel haklarını, örgütlenme hakkını,  sendika hakkını, toplu sözleşme hakkını kullanabilmelerinin olanağı yoktur.

Biraz evvel tartışılan konu da bu minvalde değerlendirilmesi gerekir. Sendikaların asıl olan iç denetimidir. Yani, sendikaları ben mutlak suretle piyasalaştıracağım, onların kasalarını, varlıklarını piyasaya açacağım ve onlara güvenmiyorum, onun için de yeminli mali müşavire denetlettireceğim yaklaşımı da doğru değildir. İç denetimi asıldır sendikaların. Organlarını sayıyorsanız tüzüğünde,  o organlarında görev alan işçilere, çalışanlara güvenmek zorundasınız. Eğer siz onlara güvenmiyorsanız, onların da bu konuda tepkilerini ortaya koymaları beklenir. Ama ne yazık ki, on yılda sendikal yaşam, sendikalı işçi sayısı yüzde 50 azaldığı için devri iktidarınızda, sendikaların bunu dillendirecek bir şeyi kalmadı.

Şimdi, genel kurulun kararları, evet, özgürce olmalı. Bazı kararlar salt çoğunlukla alınabiliyor, bazı kararlar… Biz burada da bazı önemli kararları Sayın Bakan, nitelikli çoğunlukla alıyoruz. Yani bir sendika hakkında, sendikanın geleceğine ilişkin bir kararda, üye sayısının üçte 1’iyle toplanılan bir genel kurul salt çoğunlukla karar alacak ise toplananların, katılanların salt çoğunluğu mu yoksa üye ya da delege sayısının salt çoğunluğu mu? O nedenle sendikaların geleceğine ilişkin birleşme, fesih, üst kuruluşlara iştirak gibi konularda nitelikli çoğunluk aranmasında hiçbir mahzur yoktur. Yani orada salt çoğunluk derseniz, kongreye katılanların, genel kurula katılanların salt çoğunluğu derseniz, pek çok karar kavram kargaşası içerisinde geçiştirilir.

Değerli arkadaşlar, bir de burada olağanüstü kongre ve genel kurullarda kimlerin oy kullanacağı zaman zaman pratikte karşılaştığımız zorluklardır. Yani 2821 sayılı Yasa’da, yasa koyucu… O zaman “Delegelerle toplanan genel kurullarda delege olmayanlar, üyelerle toplanan genel kurullarda üye olmayanlar genel kurullarda oy kullanamazlar.” hükmü bilerek konulmuş bir hükümdü. Şimdi bunun çıkarılması hiçbir amaca hizmet etmiyor. Yani sadece o paragrafı çıkararak “Sendikalar Yasası’nda değişiklik yaptık, ileriye taşıdık.” demenin de bir mantığı yoktur. O nedenle, nitelikli çoğunluk sayılabilecek nitelikte üçte 2 çoğunluğun esas alınması, maddeyle ilgili bir öneridir, kabul edilmesi gerekir.

9’uncu maddede de Sayın Bakan, eğer iddia ediyorsanız, 12 Eylülcülerden daha ileri bir Sendikalar Yasası diyebilmeniz için 9’uncu maddenin altıncı fıkrasını o metinden çıkartın, tekriri müzakere yapın.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 14’üncü maddesinin (6) no.lu fıkrası olarak aşağıdaki teklifin kabul edilmesini ve tasarının (6) no.lu fıkrasının numarasının (7) olarak değiştirilmesi ve yapılan değişiklikle birlikte diğer fıkraların numaralarının bu değişikliğe göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Süleyman Çelebi                     Candan Yüceer                    Kadir Gökmen Öğüt

                İstanbul                                 Tekirdağ                                   İstanbul

          Nurettin Demir                         Aytun Çıray                             Özgür Özel

                 Muğla                                     İzmir                                      Manisa

                                    İzzet Çetin                               Musa Çam

                                       Ankara                                      İzmir

(6)    Genel kurul tutanakları başkanlık divanınca kanuna uygun bir şekilde tutulur ve imzalanır.

(7)    Seçimlerde aday olanların listeleri, listeleri birlikte veya organlara göre ayrı ayrı olarak başkanlık divanınca düzenlenerek ilgili seçim kurulu başkanlığına mühürlenmek üzere verilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılmıyoruz çünkü tutanaklar zaten kanuna uygun olmak durumunda. Bundan dolayı katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Musa Çam, İzmir  Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasasını görüşüyoruz. 1980 darbesinin üzerinden yaklaşık olarak otuz iki yıl geçti, Anayasa 16 kez değişti. Buna bağlı olarak birçok kanun, tüzük, yönetmelik değiştirildi ve ilk kez, bu ülkede çalışan işçilerin, emekçilerin geleceklerini, sendikal hayatın geleceğini belirleyecek olan kanun teklifini görüşüyoruz. Görüşürken, geçtiğimiz yıl içerisinde, 2011 yılına kadar son kez uzatılmıştı -baraj- istatistiklerin açıklanması. Bu yıl ocak ayından itibaren, ocak ve temmuz ayında yayınlanması gereken istatistikler ne yazık ki açıklanmadı. 1.700 iş yeri, yaklaşık 400 bin işçi ve emekçi kardeşimiz ne yazık ki toplu sözleşmeden faydalanamıyorlar ve toplu sözleşmeyi bağıtlayamıyorlar.  

Şimdi, bunu gerekçe göstererek “1.700 iş yeri, 400 bin işçi toplu sözleşme yapamıyor.” deyip ILO sözleşmelerinin dışında bir sendikal yapıyı, sendikal kanunu, grev ve toplu sözleşme yasasını getirip burada oldubittiye getirerek kabul etmek, kabul ettirmek doğru bir iş değildir. Bunun anlamı şudur: Ölümü gösterip sıtmaya insanları razı etmektir ve dolayısıyla bu getirilmiş olan kanun, ILO standartlarına ve sözleşmelere, Avrupa Birliği anlaşmalarına aykırı bir düzenlemedir.

Sayın Bakan, buradan size bir çağrıda bulunuyorum: Yukarıda tribünde Türkiye Devrimci İşçi Sendikalarına bağlı yöneticiler, işçiler, Türk-İş’e bağlı sendikaların yöneticileri burada oturuyorlar ve izliyorlar bizleri. Sizden istirham ediyorum, şurada ara verelim, bu arkadaşlarımızı aşağıda hem bir akşam yemeğine davet edin -dün biber gazı yedi arkadaşlarımızın hepsi- hem de bu yasanın değiştirilmesi gereken maddelerini, o arkadaşlarımızdan bir kez daha dinleyin ve nasıl bir sendikal yasa, nasıl bir grev ve toplu sözleşme yasası istiyorlar, kendi ağızlarından -birinci ağızdan- dinlemenizi istiyoruz ve talep ediyoruz. Bunları yapmadığınız takdirde, sadece TOBB’un, TÜSİAD’ın, ticaret ve sanayi odalarının, MÜSİAD’ın, işverenlerin dayatmaları sonucunda “Eğer barajlar yüzde 1’e düşer ise Türkiye’de sendikal hareket patlar, sıfır olursa mahvoluruz, yok oluruz.” aldatmacalarına boğun eğmeyiniz Sayın Bakan. Bu arkadaşlarımızı aşağıda dinleyin ve arkadaşlarımızın taleplerini ve istemlerini, lütfen, hayata geçirecek önlemleri ve tedbirleri alalım, onlar da huzurlu, doğru bir sendikacılık anlayışını hayata geçirsinler ve insanlar mağdur olmasınlar.

Şimdi, bu maddeyle getirilen değişiklikle ilgili verdiğimiz önerge… Burada, eski kanunda divan var, genel kurulu yönetecek olan bir divan oluşturulmuş fakat yeni düzenlemede genel kurulun yönetilme biçimi ve şekli tam olarak açık değil, net değil. Bundan kaynaklanan birtakım sıkıntılar var. Genel kurulu yönetecek olan divan seçilir ve o divan tarafından da genel kurul yönetilir ve buna uygun bir şekilde de tutanaklar tutulur ve bu tutanaklar da seçim kuruluna teslim edilir ve sendikanın da genel kurul tutanaklarının içerisine kaydedilir arkadaşlar. Bu unutulmuş, ihmal edilmiş ve bunun mutlaka eklenmesi gerektiğini söylüyoruz, fazla bir şey değil bu.

İkincisi: Seçimlerde aday olanların listeleri, listeleriyle birlikte organlara göre ayrı ayrı olarak başkanlık divanınca düzenlenmesi ve seçim kuruluna öyle teslim edilmesi gerekirken, bu da yok. Düzenlenen kanunun içerisinde bu da olmadığı için bir eksiklik var. Bunun anlamı şudur: Yarın öbür gün genel kurullarda bir diktatörya kurulabilir, kimi sendika yöneticileri oy kullanma esnasında delegelere ille bu renkteki oyu kullanırsın, şunu kullanacaksın diye bir baskı yapılır. Şimdi, seçimlere gidiyoruz, seçimlerde nasıl? Bütün siyasi partilerin ayrı ayrı bölümleri ve altında adayları mevcut. Şimdi, bunun, bu şekilde düzenlenmesi gerekirken, bir liste içerisinde düzenlenmesi gerekirken, çarşaf liste içerisinde düzenlenmesi gerekirken, bunlar açık ve net, bu şekilde belirtilmemiş. Belirtilmediği takdirde, yarın genel kurul süreçlerinde antidemokratik uygulamalar olur ve yanlış tercihler olur, işçinin üzerinde birtakım baskılar oluşur ve bu baskılar sonucunda da hiç istemediğimiz sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, seçim sisteminin demokratik olabilmesi için burada listelerin divan tarafından tanzim edilmesi ve tanzim edildikten sonra seçim kurulu tarafından onaylanarak seçimlere geçilmesi gerekiyor.

Son derece naif, son derece doğru bir önerge getiriyoruz ama Komisyon Başkanı da diyor ki: “Katılmıyoruz.” Sayın Bakan da diyor ki: “Katılmıyoruz. ”

Arkadaşlar, biz ne yapalım daha, ne söyleyelim biz, ne söylememizi istiyorsunuz sayın milletvekilleri? En naif, en doğru bir önergeyi getiriyoruz ama buna rağmen ne Komisyon katılıyor ne de Bakanlar katılıyor.

Bari siz katılın diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım, ancak karar yeter sayısı arayacağım, kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Katip üyeler arasında uyuşmazlık olduğu için iki dakika süre veriyorum. Elektronik cihazla oylama yapacağız.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı.)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 15’inci maddesinin (2) nolu fıkrasında Bakanlık kelimesinden sonra gelen Kuruluş kelimesinin “Sendika veya Konfederasyon” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Süleyman Çelebi                  Candan Yüceer                      Kadir Gökmen Öğüt

                 İstanbul                              Tekirdağ                                     İstanbul

           Nurettin Demir                      Aytun Çıray                               Özgür Özel

                  Muğla                                  İzmir                                        Manisa

               İzzet Çetin                           Musa Çam                            Uğur Bayraktutan

                  Ankara                                  İzmir                                         Artvin

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım, katılmıyoruz ama ısrarla kürsüden sorulduğu için cevaplamak durumundayım.

Sendika ve konfederasyon yöneticilerinin siyaset yasağını bu yasa getirmiyor, Anayasa getiriyor.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sen buradan kaldırırsan Anayasa’yı da değiştirirsin. Yarın değiştiriyoruz Anayasa’yı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Umarım Komisyon, Anayasa ile ilgili çalışan Uzlaşma Komisyonu buna bir çözüm bulur. Bir yanlış anlaşılma olmaması açısından ifade ediyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – On yıldır bu yasa raflarda bekliyor Sayın Bakanım, mazeret mi bu söylediğin?

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Uğur Bayraktutan, Artvin Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sendikalar ve grev toplu sözleşme yasasının 15’inci maddesi üzerine verilen önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Önerge üzerinde bir şey söylemeyeceğim, zaten ne dersek reddediyorsunuz, o nedenle başka bir şey anlatacağım ben sizlere. Özellikle Sayın Bakanın çok değerli hemşehrimi dinlemesini istiyorum.

Geçen ay içerisinde Rize’ye yapmış olduğumuz ziyaret sırasında Tekgıda-İş Sendikasını da ziyaret ettik. Burada, bunun Tekgıda-İş Sendikasını ziyaretimizde yapmış olduğumuz, sorunların dile getirilmesi anlamında Türkiye Büyük Millet Meclisine bu sorunu taşıyacağıma ilişkin söz verdim. Sayın Çelebi de diğer milletvekili arkadaşlarımız da beraberdi, o nedenle bu sorunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Çaykur, bilindiği üzere ellibeş yıldır Tekgıda-İş ile yetki sözleşmesi yapıyor, beraber masaya oturuyorlar, toplu iş sözleşmesi yapıyorlar. 2008 yılı içerisinde, ne yazık ki buna ilişkin bir problem çıktı. Hak-İş’e bağlı Özgıda-İş Sendikası… Yeni bir operasyon başlatıldı ve Çaykur’un Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına vermiş olduğu listelere ilişkin bir problem dayanak gösterilerek sendikanın, bunlarla ilişkili, yetkili bir sendikanın Özgıda-İş olduğu ileri sürüldü. Bu konuda çeşitli problemler ortaya çıktı, çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıktı ama gelinen noktada, ne yazık ki, Tekgıda-İş’in yetkiye ilişkin “Yetkili sendika ben olmalıyım.” diye Bakanlığa yapmış olduğu başvuru, Bakanlık tarafından Çaykur’un ileri sürmüş olduğu listeler gerekçe gösterilerek, Özgıda-İş’in yetkili olduğu ileri sürülerek bir fiilî durum yaratıldı değerli arkadaşlarım.

Şimdi ben buradan soruyorum: 9.104 sayısı mı fazladır, 4.780 sayısı mı fazladır? Yani, 9 bini aşkın üyesi olan Tekgıda-İş göz ardı edildi, onun yarısı kadar üyesi  olan Özgıda-İş muhatap olarak alındı ama ne yazık ki, hani bir söz var ya “Berlin’de de yargıçlar var.” Diye, ne yazık ki yanlış hesap Bağdat’tan değil, Ankara’dan döndü. Bu konuda Rize mahkemelerinde yapılan, alt mahkemelerinde yapılan yargılama sonucunda lehte kararlar verildi, arkasından Yargıtay süreçleri yaşandı. Yargıtay süreçlerinin sonucunda da yetkili olan sendikanın Tekgıda-İş olduğu ortaya çıktı değerli arkadaşlarım. Ama bunun ortaya çıkmasına rağmen, ne yazık ki Bakanlık, Sayın Bakan ve Sayın Bakanlık muhatap sendika olarak Tekgıda-İş’i kendisine muhatap almadı değerli arkadaşlarım. O nedenle de epey  uzun bir süreçten geçti ve arkasından belli bir süre geçtikten sonra 01/03/2011 tarihinde, çoğunluk lehine yetkili olan sendikanın Tekgıda-İş olduğunu Bakanlık kabul etti ve toplu iş sözleşmeleri, görüşmeler şu an itibarıyla devam etmektedir; inşallah olumlu bir sonuç alınır diye düşünüyorum.

Şimdi burada daha farklı bir olay var: Bütün bu olaylar yapıldıktan sonra, -burada, arkada sendikacı arkadaşlarım da var- bir de baktık ki, Rize’de Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla bir soruşturma yürütülüyor. Soruşturmadaki olay da şu: Tekgıda-İş’le ilişkin noterden belgeleri olan        -bakın, hukukçu olan, AKP içerisinde değerli milletvekili arkadaşlarımız da var; hukukçu olan arkadaşlarımızın daha iyi anlayacağına inanıyorum- noter önünde belge tanzim etmiş olan arkadaşlarımızla ilgili Rize Cumhuriyet Savcılığı şöyle bir soruşturma yürütüyor: Tekgıda-İş’in şube yetkilileri de bunu anlayamadılar. Bize anlatınca, olayın içerisinde bir hinoğluhinlik olduğunu anladık ve kendilerini uyardık. Diyorlar ki: “Efendim, bunların altındaki imzalar sahtedir. Sahte imzalarla ilişkin bir sorun vardır.” O nedenle Yargıtaydan geçmiş olan, kesin hüküm teşkil eden, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir ilam nasıl çürütülebilir? Hukukta bunun bir tek yolu var; iadei muhakeme, yargılamanın iadesidir. Yani yargılama esnasında kullanılan bir delilin yarın bir gün sahteliği ortaya çıkarsa, bir tanık beyanının yalan şehadetle, yalan tanıklıkla ortaya çıktığı bir mahkeme kararıyla sabit olursa ancak bu mahkeme kararını çürütebilirsiniz değerli arkadaşlarım.

Şimdi, Sayın Bakana buradan sesleniyorum, değerli hemşehrime: Burada, Rize’de bir oyun oynanıyor Sayın Bakanım. Bu oyunun önümüzdeki süreçte ne olduğunu, bu işin içerisinde de bu oyunun nasıl yürütüldüğüne ilişkin ne yazık ki, yargı da karıştırılmış. Cumhuriyet Savcısı, altında noterin imzası olan bir belgenin sahteliğinin ispatıyla ilişkin imza istibhâsı yapıyor hukuken. İmzaların sahte olup olmadığına ilişkin kuruma, Çaykur yetkililerine de diyor ki: “Gidin bunları tespit edin, imzalarla ilişkin incelemeler yapın; istibhâs yapın.” diyor.

Şimdi buradan herkese haykırıyorum: Noterin düzenlemiş olduğu bir imza evrakının sahte olduğunu iddia edecek kişilerle ilişkin yargılamadaki sanık koltuğunda oturacak kişi noterdir değerli arkadaşlarım. Sahte imzası olduğu kişinin imzası değildir. Başka bir yerde bir belge olsa onu anlayışla karşılarım ama noterin tanzim etmiş olduğu bir belgede eğer bir sahtelik iddiası varsa, sanık sandalyesine oturtacağınız kişi noterdir, noterin ifadesini almanız gerekir. O nedenle ben buradan sesleniyorum: Cumhuriyet Savcısının yaptığı soruşturmayı dikkatle izliyorum, bir hukukçu olarak dikkatle izliyorum. İnşallah bu kaygılarımın haksız olduğu, benim bu kaygılarımın yersiz olduğu ortaya çıkar ve bu sözlerimden dolayı da sizlerden özür dilerim.

Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarında alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim, Sayın Başkanım.

Şimdi, iki sendika arasında Çaykur’da cereyan eden hadiselerle ilgili Sayın Milletvekilimiz bilgi verdiler. Netice itibarıyla Tekgıda’ya yetki verildiğini de ifade ettiler. Yargı kararını tabii ki dikkate almamız gerekiyor ama konu niye yargıya intikal etti? İşverenin beyanı esas idi. Bu yasa ne getiriyor? En önemli düzenlemeyi getiriyor. İşte bu ihtilaflardan bizi büyük ölçüde kurtaracak, Sosyal Güvenlik Kurumu verileri e-devlet çerçevesinde alınacak ve büyük ölçüde bu ihtilaflardan bizleri kurtarmış olacak. Dolayısıyla burada bir yargı süreci yaşandı. O yargı sürecinin yaşanmasının altında işverenin beyanı vardır. Kuruma, Bakanlığa gelen beyan ne ise, o çerçevede yetkiyle ilgili işlem yapılmıştır fakat yargı da bununla ilgili yaptığı araştırma neticesinde düzenleme yapmış ve ilgili sendikaya da yetki verilmiştir.

Bunun bu şekilde bilinmesinde yarar var diye araya girmiş oldum. Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 16’ncı maddesinin (2) nolu fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Süleyman Çelebi                       Candan Yüceer                  Kadir Gökmen Öğüt

               İstanbul                                   Tekirdağ                                 İstanbul

         Nurettin Demir                          Aytun Çıray                            Özgür Özel

                Muğla                                       İzmir                                     Manisa

             İzzet Çetin                               Musa Çam                            Veli Ağbaba

               Ankara                                      İzmir                                    Malatya

(2) Genel Kurul dışında yapılan delege seçimlerinde seçim sonuçlarının kesinleşmesinden veya ilanından sonra beş gün içinde yapılacak itirazlar, mahkeme tarafından kesin olarak karara bağlanır. Delege seçiminin mahkeme tarafından iptal edilmesi hâlinde, seçimler on beş gün içinde yenilenir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok makul bir talep var önergemizde, 16’ncı maddede. “Delege seçimi sonucunda iki gün içinde itiraz edilir.” diyorsunuz, biz de bunu dört gün olsun diyoruz. Yine bunu kabul etmeyeceksiniz ama biz yine de teklif edelim size.

Değerli arkadaşlar, ben KESK’e, DİSK’e, kadın sendikacılara yapılan baskıyı buradan kınamak istiyorum. Daha dün, başta Milletvekilimiz Sayın Süleyman Çelebi ve Musa Çam’a ve işçi sınıfının temsilcisi sendikacılara biber gazı sıkanları…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Beni niye saymıyorsun?

VELİ AĞBABA (Devamla) – …Sayın İzzet Çetin’e, yine, 4+4+4’te illerinden Ankara’ya bırakılmayan öğretmenlere, eğitimcilere, onlara gaz bombası atan anlayışı burada Mecliste kınamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, ben Malatya’da çalışan, Malatya’da yaşayan taşeron işçilere söz verdim, onların sorunlarını buradan müsaadenizle dile getirmek istiyorum. Taşeron sistemi iliklerine kadar işleyen sömürüdür, taşeron sistemi vahşi kapitalizmin AKP sürümüdür. Bu uygulamaya göz yuman, görmezden gelen herkesin bu kölelik sisteminde payı vardır. Geçici işçiler, mevsimlik işçiler derken memleketim Malatya da taşeron sisteminden nasibini aldı. Sultansuyu Tarım İşletmesinde, Malatya Karayollarında, üniversitede, hastanede çok sayıda taşeron işçi çalışıyor, istisnasız hepsi şikâyetçi. Türkiye'nin değişik bölgelerinde taşeron işçilerden çok sayıda mektup alıyorum. Zaman zaman yüz yüze konuştuklarım oluyor. Şimdi, sizlere taşeron işçilerin kendi dillerinden onların hikâyelerini anlatmak istiyorum.

Taşeron işçiler diyor ki: ”Patronum ne kadar isterse o kadar çalışıyorum, benim belirli bir mesai saatim yok. Her işi yapıyorum, ev temizliğine, bağ bahçe bakımına bile gidiyorum, yaptığım işin sınırı yok. Yarın hangi iş yerinde çalışacağım belli değil, isterlerse başka şehre bile gönderirler, itiraz etme hakkım yok. Sözleşmem, yıl dolmadan yenileniyor. Bir ömür çalışsam bile tazminat hakkım yok. İşime devam edebilmek için önüme konulan kağıdı imzalıyorum, sözleşmede ne yazdığından haberim yok. Birinin yakını var, işe gelmeden maaşını alıyor, emeklilik primini dolduruyor, onun işini de ben yapıyorum, ses çıkarmaya cesaretim yok. Seçim döneminde bir partiliden çok çalıştım, afiş yapıştırdım, pankart astım, kadro sözü verdiler ama değişen bir şey yok. Asgari ücret alıyorum, ne kadar çalışırsam çalışayım maaşımda artış yok. Yazın işler azalıyor, zorunlu izne çıkıyorum, iki ay boyunca maaş yok. Birden fazla sendikaya üye olma hakkı verdiler ama bizim iş yerinde bir tane bile sendikalı yok.”

Değerli milletvekilleri, bu kürsüde kimse taşeron sistemini savunmuyor ama onların hakkını gasbetmeye gelince onlarca el kalkıyor. Her seçimden önce umut veriliyor, her seçimden sonra kömüre mahkûm ediliyor. Tabii ki bu çark kendi kendine dönmüyor, köleliğin çarkı Hükûmet eliyle döndürülüyor. Her bakanlıkta, Başbakanlıkta, özerk devlet kurumlarında dolgun ücretli ihaleler veriliyor, sözde yasal olarak hak eden, gerçekte yandaş olan bir şirket ihaleyi alıyor, aslan payını da bu şirket kapıyor. İşçiler boğaz tokluğuna çalışıyor, buna “adalet” diyorlar. Yandaş şirket kazandıkça kazanıyor, büyüdükçe büyüyor, buna da “kalkınma” diyorlar.

Değerli milletvekilleri, işçilerin haklarını savunması gereken Bakanlık bile taşeron işçi çalıştırıyorsa Bakanın söylediklerinin hiçbir inandırıcılığı kalmıyor. Sayın Bakan, size buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Kendi Bakanlığınızda çalışan taşeron işçileri hiç olmazsa kadroya alın, onların bu mağduriyetine son verin. Millet adına ülkenin yönetildiği Millet Meclisinde bile taşeron işçi çalışıyorsa, her gün temizliğimizi yapan işçi, yemeğimizi pişiren aşçı, servisimizi açan garson taşeronsa, Sayın Başkan siz de bir adım atın, her gün yüz yüze geldiğimiz bu insanlara haklarını teslim edin.

Değerli arkadaşlar, son olarak buradan taşeron işçilere seslenmek istiyorum. Nazım’ın dizelerini hatırlayın: “Ne korkak bir karanlık içinde yaşayın, ne de serçenin telaşında olun.”

Devrimci sendikacının geçmişine bakın. Darbeler atlatan, işkence tezgâhlarından yeniden doğan DİSK’e bakın. Daha dün Meclis kapısında coplanan, gazlanan, sendikacılık faaliyetlerinden dolayı tutuklanan, kamuda sendikacılığın tarihini yazan KESK’e bakın. Baktığınız yerlerde ne yapmanız gerektiğini göreceksiniz. Unutmayın; hak, verilmez; alınır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısının “Sendika Üyeliği ve Üyeliğin Kazanılması” başlıklı 17. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “işverenlere ait” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Mesut Dedeoğlu                          Ali Öz                        Cemalettin Şimşek

            Kahramanmaraş                          Mersin                                Samsun

            Mehmet Şandır                  Kemalettin Yılmaz                      Alim Işık

                   Mersin                           Afyonkarahisar                         Kütahya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin (1) ve (3) nolu fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Süleyman Çelebi               Dr. Candan Yüceer              Kadir Gökmen Öğüt

                  İstanbul                               Tekirdağ                                 İstanbul

            Nurettin Demir                      Aytun Çıray                           Özgür Özel

                   Muğla                                   İzmir                                    Manisa

                                     İzzet Çetin                               Musa Çam

                                        Ankara                                      İzmir

(1) On beş yaşını dolduran ve bu Kanun hükümlerine göre işçi sayılanlar ile stajyer ve çıraklar, işçi sendikalarına üye olabilir.

(3) Bir işyerinde yardımcı işlerde çalışan işçiler ile o işyerinde çalışan alt işveren işçileri de, işyerinin girdiği işkolunda kurulu bir sendikaya üye olabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

197 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı’nın 17. Maddesinin (5). Fıkrasında bulunan aşağıdaki ibarenin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

(5) Sendikaya üyelik, Bakanlıkça sağlanacak elektronik başvuru sistemine e-Devlet kapısı üzerinden üyelik başvurusunda bulunulması ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile e-Devlet kapısı üzerinden kazanılır.

               İdris Baluken                      Pervin Buldan                         Levent Tüzel

                    Bingöl                                   Iğdır                                    İstanbul

               Hasip Kaplan                       Halil Aksoy                 Hüsamettin Zenderlioğlu

                    Şırnak                                   Ağrı                                      Bitlis

                                                             Erol Dora

                                                               Mardin

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Erol Dora, Mardin Milletvekili.

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesi üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bizi izleyen değerli işçi ve sendikacılarımızı da saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, sendikalar örgütlü toplumun asli unsurlarıdır ancak ülkemiz sendikal hakları tanıma konusunda çağın çok gerisinde kalmış hatta sırf sendikal hakları tanımamak için imzaladığı anlaşmalara ve ILO sözleşmelerine çekinceler eklemiştir. Türkiye’de 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarıyla başlayan ve 12 Eylül 1980 askerî darbesiyle kurumlaştırılan yapı günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde ucuz iş gücü istihdamı temel gelişme politikası olarak belirlenmiş, Türkiye sanayisinin rekabet gücü emeğin ucuzluğu üzerinden güçlendirilmeye çalışılmıştır. Bu politikanın temel araçları baskı ve şiddet uygulamalarıyla askerî darbe döneminde çıkarılan toplu iş ilişkileri yasalarıdır. Bugün de yürürlükte olan 2821 ve 2822 sayılı bu yasalara göre sendikal örgütlenmenin tüm çalışanlarına yayılması engellenmiş, toplu sözleşme uygulamasının ve grev hakkının sınırları olağanüstü dar tutulmuştur. Bu nedenle 2821 ve 2822 sayılı sendikal yasaların sendika üyeliğine, sendikal faaliyetlere, toplu sözleşme düzeyine, grev hakkının kullanımına ilişkin hükümlerinde Uluslararası Çalışma Örgütünün sözleşmelerine, sendikal özgürlüklerle ilgili evrensel kurallara ve Avrupa Birliğine üyelik koşullarına aykırılık gösteren çok sayıda düzenleme söz konusudur. Avrupa Birliğinin Türkiye'yle ilgili ilerleme raporlarında, ülkemizin sosyal haklar ve iş hayatıyla ilgili düzenlemelerde pek de başarılı olmadığını, yapılması gereken daha pek çok şeyin olduğunu üzülerek takip ediyoruz.

Üzerinde konuştuğumuz yasa tasarısı da birtakım iyileştirmeleri kapsamakla beraber, maalesef hataları bulunan ve bu hâliyle son derece eksik bir yasa tasarısıdır. Bu anlamıyla işçilerin sendikal haklarıyla ilgili düzeltmelere gidilmesi gerekirken, sendikalar içi boş, yetkisiz ve özellikle uygulanması düşünülen baraj sistemiyle hükûmetin güdümünde sivil toplum örgütlerine dönüştürülmek istenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının sendika üyeliğini düzenleyen 17’nci maddesi uyarınca, aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden çok sendikaya üyelik yasaklanmıştır; ancak farklı işverenlere bağlı iş yerlerinde, aynı iş kolunda ve aynı zamanda çalışan işçilere birden çok sendikaya üye olma imkânı getirilmektedir. Maddenin bu hâliyle düzenleniş şekli çelişkilidir. Bir defa, bir işçinin aynı zamanda farklı işverene bağlı olarak çalışması mümkün değildir. Bu hüküm kısa süreli ve çağrı üzerine çalışma gibi düzenlemeleri hedef alıyorsa bile, farklı işverenlerde ancak farklı zamanlarda çalışmak söz konusu olabilir. Metni, ancak farklı zamanlarda farklı iş kollarında faaliyet gösteren işverenlere bağlı çalışanlar için iki ayrı sendikaya üye olma hakkı şeklinde düzenlemekte yarar vardır. Kaldı ki işverenlerin şirket içinde farklı şirketler kurarak, ama muvazaa yoluyla aynı işletmede aynı işte çalıştırıldıkları işçiler açısından düşünüldüğünde, bu kez çok karmaşık yetki sorunlarıyla karşı karşıya kalınacağı açıktır. Aynı iş kolunda iki farklı sendikaya üye olmak, gerek baraj ve gerekse yetki çoğunluğu uygulamalarında ciddi sorunlar yaratacaktır. Daha da önemlisi bu şekilde sistem yine katı bir idari ve siyasi vesayet altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bu durum, sendikal hak ve özgürlükleri teminat altına alan normlara açık bir aykırılıktır.

Sendikalara üyelikte noter sisteminin kaldırılmış olması olumlu bir düzenlemedir, ancak e-devlet uygulaması sanal dünyadaki usulsüzlük ve yolsuzluklar karşısında ciddi kuşku ve endişeleri beraberinde getirmektedir. E-şifre yerine parmak okutma sisteminin uygulanması daha sağlıklı bir yöntem olarak görünmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mecliste görüşülmekte olan tasarı, Türkiye'nin uymakla yükümlü olduğu ILO sözleşmeleri başta olmak üzere, uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Tasarı, mevcut yasaların barışçı, yasakçı, kısıtlayıcı mantığını sürdürmekte; mevcut mevzuatı birkaç makyajla yeniden önümüze koymaktadır. Bu bağlamda işçilerin sendikal haklarını adil bir biçimde yeniden düzenleyerek, sendikaları gerçek anlamda sendika kimliğinden koparmayacak yasal değişikliklere gidilmesi gerekmektedir.

Bu vesileyle tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 197 Sıra Sayılı Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin (1) ve (3) nolu fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Süleyman Çelebi (İstanbul) ve arkadaşları

(1) On beş yaşını dolduran ve bu Kanun hükümlerine göre işçi sayılanlar ile stajyer ve çıraklar, işçi sendikalarına üye olabilir.

(3) Bir işyerinde yardımcı işlerde çalışan işçiler ile o işyerinde çalışan alt işveren işçileri de, işyerinin girdiği işkolunda kurulu bir sendikaya üye olabilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Katılamıyoruz efendim.

Alt işveren düzenlemesi İş Kanunu’nun 2’nci maddesindeki çalışmalarımızı sürdürüyoruz, o anlamda yasal düzenleme yapılırken bu konuyu değerlendireceğiz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Süleyman Çelebi, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi bir kez daha selamlıyorum.

Ben, Sayın Bakan, 13 yaşında işçiliğe başladım, Dinarsu Fabrikasında işe başladım. Sene 1966 ve o gün 13 yaşında sendikaya üye oldum. Yani biz “Bu yasalar eskiyi aratıyor, eski haklarımızı kazanalım.” derken, her geçen gün yasalar kötüye doğru gidiyor. O tarihte çıkartılan 274,275 sayılı Yasa’ya göre ben sendikacı olabiliyorum, ben bir taraftan sendika üyesi olabiliyorum ama bugün gerek çırak statüsünde stajyerlere, daha doğrusu çalışanlara ve yine alt işverenlerle ilgili çalışmada bulunanlara burada engel konuluyor. Biz bu engelin giderilmesiyle ilgili önerge verdik ve sizin sürekli söylediğiniz “ILO normlarına, Avrupa sosyal şartlarına” diye tanımladığınız düzenlemeye aykırı bir düzenleme yine önümüzde. Dolayısıyla önergemizin nedeni bu.

İkincisi: Sayın Bakan, sürekli, sosyal taraflarla mutabakata vardığınızı söylüyorsunuz ve biz sanki varılan bu mutabakatın önüne takoz oluyoruz. “Muhalefet partisi yine muhalefetliğini yapmak için, sırf muhalefet olsun diye bu yasaya karşı direniyor.” gibi bir yaklaşımı ortaya koyuyorsunuz.

Dün yaşananları arkadaşlar anlattılar, Sayın Musa Çam’ın başına gelenleri. Ama 3 milletvekili olduğumuz için orada… Sendikal alandan geldiğimiz için ve oradaki eyleme destek olmak amacıyla oradaydık. Eğer Sayın Musa Çam gaz yemeseydi, orada gözleri o anlamda yaşlanmasaydı, çökmeseydi, hastaneye götürmeseydik, dün konfederasyon başkanına gaz sıkılması kamuoyunun gündeminde bile olmayacaktı, sendika başkanlarının, sendika yöneticilerinin üzerine sıkılan gaz hiç dikkate alınmayacaktı. Dolayısıyla, orada, Türk-İş’e bağlı 15’e yakın sendikanın başkanı, yöneticisi vardı, bağımsız sendikalar vardı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun Başkan ve yöneticileri vardı. Gaz işçi sınıfına sıkılmıştır, emekçilere sıkılmıştır, bizlere sıkılmıştır. Daha önce İçişleri Bakanı dedi ki; ben de oraya gittim, gaz sıkılır diye biliyorum, eylemlerden gelen insanım: “Bu organik gaz, bundan sonra organik gazların zararı yok.” Ben de gaz sıkılırsa bir zarar görmeyiz diye düşündüm. Oysa birçok arkadaşımız hastanelik oldu.

Şimdi, İçişleri Bakanı aynı… Açık havada tabii, kapalı havada belki zor olur, başkaları da etkilenir ama o gazdan alacağım yanıma, kendisinden de rica edeceğim, o organik gazı kendisine sıkacağım, hastanelik oluyor mu olmuyor mu hep beraber göreceğiz.

Dolayısıyla, Değerli Bakan, şunu özellikle söylüyorum: Mutabakat dediğinizi iki üç tane konfederasyon başkanıyla yapmış oluyor olmanızın bu  sorunu çözmediğini, böylesi önemli bir konunun mutabakatının tüm sendikalarla aranması gerektiğini bir kez daha buradan ifade ediyorum ve özellikle şunu söylüyorum: Tabii, burada Bakanlar Kurulunu da etkileyen, sizleri de etkileyen, Başbakanı da etkileyen en önemli unsur TOBB’un bu konudaki sürece dâhil edilmesi olayıdır. TOBB’a bağlı iş yerlerinde sendika var mı diye sordum, yüzde 99,9’unda sendika yok ama bu yasanın belirlenmesinde söz sahibi olan en önemli kurum TOBB’dur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Dolayısıyla, TOBB’un inisiyatifiyle gelişen ve onun direktifiyle bu yasaların düzenlenmesi yerine, gelin, işte sendika başkanları bu akşam beraber bu sorunu çözün, biz de katkı verelim.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanın söz talebi var.

Buyurun Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Sendika başkanlarının, sendikacı arkadaşlarımızın başımızın üstünde yeri var. Her zaman Bakanlığımızın kapısı onlara açık olmuştur. Bu akşam bir yemek sorununu sık sık dile getirdiniz. Bundan kaçınmayacağımızı ve bununla yasanın da istişaresi konusunda kaçınmayacağımızı bilmenizi istiyorum.

Bu yasanın -geçici maddelerle yaklaşık doksan madde- doksan maddelik bu yasanın beş altı maddesi tartışma konusudur. Bütün açıklığıyla bunu ifade ediyorum. Diğerleri “mutabakat” dediğim, sosyal taraflarla Üçlü Danışmada oturup uzlaştığımız konulardır ama beş altı maddesi konusunda, işverenlerin, konfederasyonların ve Üçlü Danışmaya katılanların farklı görüşleri vardır. Biz ne yaptık? Bu önemli beş altı madde üzerinde aylardır bir ortak yol bulabilir miyiz diye çalışma yaptık ve bir noktaya geldik, huzurlarınıza getirdik. Bu yönüyle, beş altı madde yönüyle dört dörtlük müdür? Dört dörtlük değildir ama çözüme ciddi katkı sağlıyor ve tıkanan süreci açan bir yasadır, yasal düzenlemedir. Bundan dolayı, katkılarınıza teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısının “Sendika Üyeliği ve Üyeliğin Kazanılması” başlıklı 17. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “işverenlere ait” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                        Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkanım, katılamıyoruz çünkü Anayasa’ya uyum çerçevesinde bu düzenlemeyi yaptık. Farklı işveren olmalı, aynı iş kolu olmalı ve kısmi çalışanlarla ilgili bir hak getiriliyor burada. Siz eğer farklı işvereni kaldırırsanız orada 1 kişi 3 sendikaya üye olabilir. Bu kaosu nasıl gidereceksiniz? Onun için önergeye bu yönüyle katılamıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bakan, önerge sahipleri kadar söz istediniz.

Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz 197 sıra sayılı Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 17’nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım.

Bu önergenin, Sayın Bakanın dediği gibi kaosa yol açmayacak, tam tersine işçi haklarını ve sendikalaşmayı özendirecek bir önerge olduğunu ifade etmek istiyorum. Tasarının bu maddesinin özellikle değişiklik önergesinde bulunduğumuz üçüncü fıkrası sendika üyeliği ve üyeliğin kazanılmasıyla ilgili bölüm altında şöyle düzenlenmiş, bununla ilgili cümlesini okuyorum sadece: “İşçi veya işverenler aynı işkolunda ve aynı zamanda birden çok sendikaya üye olamaz ancak aynı işkolunda ve aynı zamanda farklı işverenlere ait işyerlerinde çalışan işçiler birden çok sendikaya üye olabilir. İşçi ve işverenlerin bu hükme aykırı şekilde birden çok sendikaya üye olmaları hâlinde sonraki üyelikler geçersizdir.” denmiş.

Şimdi, sabah tuğla fabrikasında, öğleden sonra da bir lastik fabrikasında çalışan bir işçiyi düşünelim. Farklı iş kolu ama aynı işverene ait. Şimdi, bu işçinin suçu, günahı ne Sayın Bakanım? Farklı iş kollarında sadece farklı işverene ait olmadığı gerekçesiyle bu iki iş koluna üye olamama sınırı getirilmekte, bu önergeyle farklı işverenlere ait olma şartını kaldırıp farklı iş kollarında çalışan, kısmi çalışanlara bu hakkın sağlanması öngörülmekte. Umarım bu yanlış anlaşılmayı giderecek ve çalışanların hakkını koruyacak düzenlemeye Sayın Bakan her ne kadar katılmamış olsa da yüce Genel Kurul destek verir diye düşünüyorum. Bu vesileyle biraz önce Sayın Çelebi’nin de dile getirdiği alt işverenlere yani taşeron sistemi adı altında Türkiye’de yaşatılmakta olan zulme son verecek bir düzenlemenin de bu kanunun uygun yerine konması gerektiğini düşünüyorum. Eğer siz alt işverenlere ait işçilerin bir yerde sendika üyesi olma hakkını vermezseniz bu zulüm devam edecek Sayın Bakan yani bu kanunun içine bu düzenlemeyi şimdiden koymanın, sizin bir sonra, daha sonra ne zaman geleceği belli olmayan bir düzenlemeye atıfta bulunarak buna “Hayır.” demenizi gerçekten anlayabilmiş değiliz.

Geçen yıl mart ayında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan taşeron dernekleriyle oturup on dört madde üzerinde anlaştığınızı söylemiştiniz. Geçen gün bu konuda sorduğumuz bir soruya cevaben de bununla ilgili hazırlıkta olduğunuzu da söylediniz. Bu olumlu bir gelişme ama bunun ne zaman yasalaşacağı konusu belli değil.

Şimdi, siz, buradaki çalışanlara önce o yasa çıksın, ondan sonra da onların sendikaya üye olma haklarını verelim gibi bir anlayışla konuya yaklaşırsanız işçi hakkını öteliyorsunuz demektir. Dolayısıyla bu taşeron işçiler konusunda, yeniden, en azından bu kanun görüşmeleri sırasında bazı hakların verilerek o konudaki sıkıntılarının çözümüne katkı yapmanız yararlı olur diye düşünüyorum.

Ben bu düşüncelerle, özellikle aynı işverene ait farklı iş kollarına sahip iş yerlerinde çalışanlara sendika üyeliği hakkının verilmesinin doğru olacağını düşünüyorum.

Bu konudaki önergemize desteğinizi bekliyor, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Çalışma süremizin bitmesine kısa bir süre kalması, bundan sonraki maddeye başlasak bile bitiremeyeceğimizden, alınan karar gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Irak’ın Kuzeyinden Ülkemize Yönelik Terör Tehdidinin ve Saldırılarının Bertaraf Edilmesi Amacıyla, Sınır Ötesi Harekat ve Müdahalede Bulunmak Üzere, Irak’ın PKK Teröristlerinin Yuvalandıkları Kuzey Bölgesi İle Mücavir Alanlara Gönderilmesi ve Görevlendirilmesi İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17/10/2007 Tarih ve 903 Sayılı Kararıyla Hükümete Verilen ve 08/10/2008, 06/10/2009, 12.10.2010 ve 05.10.2011 Tarihli 929, 948, 975 Ve 1005 Sayılı Kararları ile Birer Yıl Uzatılan İzin Süresinin Anayasanın 92nci Maddesi Uyarınca 17/10/2012 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresini, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 11 Ekim 2012 Perşembe günü saat 14.00 te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

Kapanma Saati: 19.58