TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                               129’uncu Birleşim

                                                                                           1 Temmuz 2012 Pazar

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, 2012 Londra Olimpiyatlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’in, alışveriş festivallerinin illerimize getirdiği canlılık ve Çankırı’nın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’da kapatılan ilçe adliyelerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’na ve Türk denizciliğinin içinde bulunduğu krize ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Millî Emlakin İstanbul’un bazı semtlerindeki uygulamalarına ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in gündem dışı konuşmasına ilişkin açıklaması

4.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’da başlayan göç sezonuna ve gerçekleştirilmeyen sulama projelerine ilişkin açıklaması

5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Muş ilindeki pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

6.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da DSİ’nin sulama kanallarında koruma korkuluklarının bulunmamasına ve bu nedenle her yıl onlarca insan öldüğüne ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa ili GAP projesi ile Atatürk Barajı’na bitişik il ve ilçelerin arıtma tesisleri olmadığı için pisliklerini bu baraja akıttıklarına ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, neden sık sık yoklama talebinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

9.- Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, kürsüye çıkan hatiplerin tamamının AK PARTİ’nin Türkiye Büyük Millet Meclisini, kamuoyunu ve ülkeyi yanılttığına dair sözler söylediklerine ilişkin açıklaması

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun konuşması üzerine, istiklal mahkemeleri, devlet güvenlik mahkemeleri ve özel mahkemelerin aynı olduğuna ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, görüşülmekte olan tasarının İç Tüzük’e aykırı olduğuna ve Komisyonun geri çekmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, tasarının 74’üncü maddesinde önergeyle yapılan düzenlemeye gösterilen tepkiye ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, görüşmelerin aceleye getirildiğine ve hukuka riayet etmek gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Batman Milletvekili Ayla Akat’ın, uzun süreli çalışmanın insan psikolojisi ve fizyolojisi üzerindeki etkisine ve yaşanan gelişmelerin Adalet ve Kalkınma Partisinin sorumluluğunda olduğuna ilişkin açıklaması

15.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, muhalefetin eleştirilerini ve tepkilerini anlayışla karşıladıklarına ancak bunun İç Tüzük kurallarıyla sınırlı kalması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ve 22 milletvekilinin, Van depremi sonrasında yapılan yardımlardaki usulsüzlük iddialarının ve Van’ın afet bölgesi ilan edilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/343)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Iğdır milletvekili Pervin Buldan’ın, kılık-kıyafeti nedeniyle mağdur edilmiş kişilerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/344)

3.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 21 milletvekilinin, basım ve yayım faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/345)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302)

3.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278)

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Barış ve Demokrasi Partisinin söz alan bazı milletvekillerinin, Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 74’üncü madde üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisine mensup milletvekilleri tarafından verilen önergenin İç Tüzük hükümleri çerçevesinde işleme alınamayacağı hususunda Başkanın tutumu hakkında

 

XI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Sivas olaylarının da, Başbağlar olaylarının da bir katliam olduğuna ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 24’üncü Dönem İkinci Yasama Yılının sonuna yaklaşılmış olması nedeniyle  teşekkür konuşması

01 Temmuz 2012 Pazar

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129'uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır, Hükûmetin cevap hakkı vardır.

Gündem dışı ilk söz, 2012 Londra Olimpiyatları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Osman Aşkın Bak’a aittir.

Buyurun Sayın Bak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, 2012 Londra Olimpiyatlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları ve İstanbul'un 2020 olimpiyat adaylığı hakkında gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Konuşmama başlarken, tüm denizcilik camiasının 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nı kutluyorum.

İstanbul 2012 yılında Avrupa Spor Başkenti seçildi ve Avrupa Birliği üyesi olmadan bu unvanı taşımaya hak kazanan ilk şehir oldu ve yine, İstanbul’umuz, 2020 yılında düzenlenecek olan 32’nci Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına ev sahipliği yapmak için aday olmuştur.

Sayın Başbakanımız 13 Ağustos 2011 tarihinde Olimpiyatevi'nde düzenlenen toplantıda Türkiye'nin adaylığını şu sözlerle açıklamıştır: “Bugün ülkemiz ve insanımız için son derece önemli gördüğümüz 2020 Olimpiyat Oyunları adaylığımızı buradan bütün dünyaya ilan etmek üzere bir araya geldik. Heyecanlıyız çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz. Türkiye özünde bir olimpiyat ülkesidir. Meşale bu ülkeye çok yakışacaktır."

Uluslararası Olimpiyat Komitesi, 23 Mayıs 2012 günü Kanada'nın Quebec kentinde düzenlenen değerlendirme toplantısında aday şehirlerden Doha ve Bakû'yü eleyerek İstanbul ile birlikte Tokyo ve Madrid'in yola devam edeceğini açıkladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İstanbul halkına yönelik kitlesel spor faaliyetleri ile İstanbul'da düzenlenen, aralarında basketbol, atletizm, güreş ve tenis gibi popüler branşların dünya şampiyonalarının da bulunduğu pek çok organizasyon sayesinde 2020 hedefimize emin adımlarla ilerlenmektedir.

İstanbul'un uluslararası federasyonların talep noktası hâline gelmesi, elbette belediyemizin özverili çalışmaları ve nihayetinde on yıllık Hükûmetimizin siyasi ve ekonomik istikrarı sayesinde mümkün olmuş ve bugün geldiğimiz noktada İstanbul'un yıllardır süren olimpiyat düzenleme arzusunun gerçekleştirilmesi için yeterli altyapıya sahip olunmuştur. İstanbul artık sporun en popüler küresel merkezlerinden birisi hâline gelmiştir. Gençlik ve Spor Bakanlığına, Millî Olimpiyat Komitemize ve tüm ulusumuza düşen, planlı bir lobi süreciyle, 7 Eylül 2013 tarihinde Arjantin'in Başkenti Buenos Aires'te düzenlenecek olan 125’inci IOC Genel Kurulunda 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları ev sahibi olarak İstanbul'un adının okutulması için var gücümüzle çalışmaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, yirmi altı gün sonra Londra'da başlayacak olan 30’uncu Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına katılacak kafilemizden sizlere bahsetmek istiyorum. Ancak ondan önce geçtiğimiz cuma günü Arjantin'i mağlup ederek oyunlara katılma hakkı kazanan Bayan Basketbol Millî Takımımızı tebrik ediyorum. Dün Helsinki'de devam etmekte olan Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda millî atletlerimiz Nevin Yanıt, Gülcan Mıngır ve Polat Arıkan Avrupa şampiyonu olarak ülkemize 3 altın madalya kazandırmışlardır. Sporcularımızı ve emeği geçenleri bu başarıdan dolayı tebrik ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, İktidarımız süresince desteklenen sporcularımızın uluslararası müsabakalarda kazandığı başarılar 2012 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına en yüksek sporcu katılımıyla taçlanmıştır.

Londra'ya bayan basketbol ve voleybol takımlarımızın yanı sıra atletizmde 27, güreşte 13, halterde 9, boksta 6, atıcılık ve yelkende 5'er, bisiklet, tekvando ve yüzmede 3'er, judo ve masa tenisinde 2'şer, okçuluk, jimnastik ve badmintonda ise 1'er sporcuyla iştirak ediyoruz. Paralimpik Oyunlarında da 46 erkek, 21 bayan sporcuyla temsil ediliyoruz.

Elli iki yıl sonra ilk kez takım sporlarında olimpiyatlardayız. 2000 Sydney Olimpiyatlarına 60, 2004 Atina Olimpiyatlarına 75 ve 2008 Pekin Olimpiyatlarına 84 sporcuyla katıldığımızı dikkate aldığımızda İktidarımız süresince istikrarlı bir artış yakaladığımızı görmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, yine Londra'da 1948 yılında düzenlenen Olimpiyat Oyunlarında 6 tanesi altın olmak üzere toplam 11 madalya kazanan ve tüm dünyaya “Türk gibi güçlü” sözünü öğreten efsane güreş takımımızı hatırlatarak ata sporumuzun temsilcileri millî güreşçilerimize, iki dönem Güreş Federasyonu Başkanlığı yapmış bir güreşsever olarak ayrıca başarı dileklerimi iletmek istiyorum.

Gençlik ve Spor Bakanlığına ve Millî Olimpiyat Komitemize hem 2012 Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarında hem de 2020 adaylığında başarılar diler, bugüne kadar gerçekleştirdiği etkinlikleri ve adaylık dosyasına sunduğu katkılar nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesine teşekkürlerimi sunarım.

Sayın Başbakanımızın hedef gösterdiği 2023 yılından önce olimpiyat ve paralimpik oyunları düzenlemiş bir İstanbul temennisiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bak.

Gündem dışı ikinci söz, alışveriş günlerinin illerimize yapacağı katkı hakkında söz isteyen Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’e aittir.

Buyurun Sayın Filiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

2.- Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’in, alışveriş festivallerinin illerimize getirdiği canlılık ve Çankırı’nın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; alışveriş festivalleri ve bu festivallerin illerimize getirdiği canlılık ve Çankırı’nın sorunları hakkında görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi dünyada son günlerde yoğun bir şekilde alışveriş festivalleri, kongreler, fuarlar düzenlenmektedir. Bu festivaller esnafımıza hareketlilik getirmekte, esnafımızın moralini düzeltmekte ve esnafımıza âdeta bir can suyu olmaktadır. Yalnız, bu festivallerin bütün illere yayılmasında fayda görüyorum.

Alışveriş deyince hemen aklıma tekstil sektörü geliyor. Tekstil sektörünün sorunlarını yakından takip ediyorum. Biliyorum ki tekstil yatırımcıları Ankara’da ve İstanbul’da sağlıksız koşullarda, özellikle apartman dairelerinin altında, bodrum katlarda imalat yapmaktadırlar. Buradan özellikle tekstil yatırımcılarına bir çağrım olacak. Diyorum ki ilimiz Çankırı da yeni Teşvik Yasası’na göre kalkınmada öncelikli 5’inci bölge oldu ancak organize sanayide yatırım yapmamız hâlinde 6’ncı bölgenin şartlarından yararlanıyoruz. Dolayısıyla, Türkiye'deki tekstil sektörünü, buradan, Çankırı’ya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Çankırı son yıllarda Hükûmetimiz döneminde çok yatırım almaktadır. Özellikle Devlet Su İşlerinin, Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’nun desteğiyle Çankırı’da iki tane çok önemli projenin temelleri atıldı. Bunlardan Kızılırmak Sulama Projesi ve Hamzalı Sulama Projesi -ikisi- 120 trilyon lira değerindedir. Temeli atılan bu iki proje hayata geçtiği takdirde özellikle Çankırı’nın Kızılırmak bölgesinde çeltik üretimi bulunduğu durumdan en az yüzde 50 artış gösterecektir, buğday ve arpa rekoltesi yükselecektir, Çankırı’da şeker pancarı üretimi artacaktır.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Kota yok mu, kota?

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Çankırı’nın -kalkınmada öncelikli iller arasında- özellikle organize sanayi bölgesinde yatırım yapılması hâlinde 6’ncı bölgenin şartlarından yararlanması durumunda, bugün İstanbul’dan Ankara’ya kadar hiçbir bölge yoktur ki 6’ncı bölgenin imkânlarından yararlansın. Dolayısıyla, biz bu fırsatı değerlendirmek üzere Çankırı’da bir organize sanayinin temellerini atmaya hazırlanıyoruz, burada bunu sizlere duyurmak istiyorum. Bu kurmak istediğimiz organize sanayi… Çankırı Ankara’ya biliyorsunuz 120 kilometre, il sınırımız 80 kilometre ve Ankara’ya yarım saat mesafede bir organize sanayiye özellikle Ankara’daki sanayicilerin gelip yatırım yapması hâlinde hem Ankaralı sanayici olacak hem de Çankırı’nın imkânlarından yararlanacak. Esenboğa Havaalanı’na on beş-yirmi dakika mesafede olan bu organize sanayi… Aynı zamanda iş adamlarımız Esenboğa Havaalanı’nı Çankırı’nın havaalanı gibi kullanacaklardır.

Dolayısıyla, “Bu 6’ncı bölgenin şartları nelerdir?” dediğimiz zaman, tekrarladığımız zaman, Ankara’da yatırımcı arsasını parayla alacağına, Çankırı’dan, gelecek, arsasını bedelsiz alacaktır. Bedelsiz arsa tahsisisin hemen yanı başında faiz desteği olacaktır; 5’inci bölgede 7 yıl, 6’ıncı bölgede 10 yıl bir faiz desteği alacaktır. Bunun yanında SSK prim desteği alacaktır, en az -organizede olması hâlinde- 10 yıl bir prim desteği alacaktır.

Değerli hemşehrilerim…

Değerli milletvekilleri, şimdi, bunun dışında…(Alkışlar)

Teşekkür ederim.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Hepimiz Çankırılıyız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hepimiz hemşehri sayılırız. Hepimiz Çankırılıyız, hemşehriyiz.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Benim için hemşehrilerim önemli, tabii onları aklımdan çıkaramıyorum, buradan hemşehrilerimi selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, son olarak şunu söylemek istiyorum: Şayet bir yere yatırım yapılacaksa o il Çankırı olmalıdır… (Alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Filiz, teşekkür ediyorum, süreniz tamamlandı.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Sözlerimi burada tamamlıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Manisa’da kapatılan ilçe adliyeleri hakkında söz isteyen Manisa Milletvekili Hasan Ören’e aittir.

Buyurun Sayın Ören. (CHP sıralarından alkışlar)

 

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’da kapatılan ilçe adliyelerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz ki geçtiğimiz günlerde Türkiye’de 146 ilçenin adliyesi kapatıldı. Aslında bu adliyeler kapanırken gerekçeleri ortaya kondu, gerekçeleri üzerinde tartışmalar yapılabilir. Doğrudur, yanlıştır ama bu gerekçeler üzerinde, kapatılan adliyelere ilaveten bu gerekçeleri hiçe sayarak, Meclisi baypas ederek, bu gerekçelerin dışında tekrar adliyeleri açmaya kalkar iseniz, işte problem orada başlıyor.

Neydi HSYK’nın gerekçeleri?

1) Nüfusu 10 binden aşağıya olmayacak, 10 binin yukarısında olacak.

2) Dosya sayısı

3) 15 ila 40 kilometre arasındaki mesafe uzaklığı.

Bunun üzerinde tartışma yapılabilirdi ve sizler de şunu söylemekte haklı olabilirdiniz: “Yasama-yürütme-yargı birbirinin kontrolü altında olmayan kurumlar.” derdiniz, bu tartışma da bu bazda yürüyebilirdi. Ama ne yaptınız? Yasama baypas edildi, yürütme hukuka baskı yaparak, bunların içerisinden aynı kriterlere uymayan 44 ilçenin açılmasına izin verdiniz. İşte burada ipler koptu.

Değerli arkadaşlarım, Manisa’da Gölmarmara ilçesi 15 bin nüfusa sahip, uzaklığı Akhisar’a 27 kilometre; kapattınız. Köprübaşı, Salihli ilçesine 50 kilometre uzaklıkta, yani 15’in altında değil, 40’ın da altında değil, 50 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen orayı da kapattınız ama her koşulda, 15 kilometrenin altında olan ilçelerin adliyelerinin kapanacağını söylemenize rağmen, bağlandığı yere 9 kilometre olan mesafedeki bazı ilçeleri açtınız. Açılmasında yarar var çünkü bu ilçelerde adliye, oranın sosyal yaşamına büyük katkılar koymaktadır. Şimdi 102 ilçe adliyesi açılmayı bekliyor.

Şununla kurtulamazsınız: “Efendim, biz HSYK’ya baskı yapamayız.” veya “HSYK böyle bir karar aldı, bu karara bir sefer itiraz etme hakkımız var, ikinci itirazı edemeyiz.” gibi, bu 102 ilçeye gidip bahane üretemezsiniz. Bunlar cumhuriyet tarihinde açılmış adliyelerdir, AKP döneminde kapatılan adliyeler olmamalıdır. Adliyenin bir ilçeye ne kadar fayda getirdiğini burada anlatmaya gerek yok. Yasamanın da, sizlerin de bu konuda sıkıntılarının olduğunu biliyorum. Bizi bırakın, biz muhalefetiz ama yasamayı da baypas eden AKP’nin İktidarı sizleri de bu 102 ilçenin önünde sıkıntıya sokmuştur. Biz muhalefet milletvekilleri olarak bu ilçelere gideceğiz, bu ilçelerdeki adliyelerin niye kapatıldığıyla ilgili gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz ama sizin o ilçelere gitmeyle ilgili sıkıntılarınız olacaktır.

Yani Köprübaşı’na AKP’li bir milletvekili gidip başka şey söylüyor, Manisa Köprübaşı’nda diğer AKP’li milletvekili gidip başka şey anlatıyor, anlatmak zorunda kalıyor. Eğer gerçekten bu 102 ilçede adliyelerin kapatılması o ilçelerin, o ilçelerde yaşayan insanların sosyal yaşamlarına, ekonomik yaşamlarına bir katkı olacaksa burada tartışalım. Eğer böyle bir şey yok ise veya böyle bir şeyle karşı karşıya kalınmayacak ise o 44 tane ilçe niçin açılmıştır? Kıstasları aynı değil midir? Bu 44 ilçede yani toplamda 146 ilçede kapanan adliyelerle ilgili HSYK bu kriterleri koyar iken 146’sı için koymadı mı? 146’sı için koyduysa hangi erk, hangi güç, bağımsız olduğunu iddia ettiğiniz HSYK’ya bu baskıyı yaptı, bu baskılar sonucunda 44 tane ilçenin adliyesi açıldı? Açılmasında yarar vardır, açılmasını isteyen bir Cumhuriyet Halk Partisi vardır ama bununla yetinmiyoruz, 102 ilçedeki adliyenin de açılmasını istiyoruz. 102 adliyenin de Türkiye’de  açılması gereklidir. Bununla ilgili yasama gerçekten bu konu üzerinde birlikte düşünüyor ise açılmasında sizlerin de yardımınıza ihtiyacımız var. Yoksa, bu kürsüde her zaman değişik eylemlerle karşı karşıya kalmak durumundasınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ören.

Sayın milletvekilleri, sisteme giren arkadaşlarımıza 1’er dakika söz vereceğim.

Sayın Korkmaz…

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’na ve Türk denizciliğinin içinde bulunduğu krize ilişkin açıklaması

 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 1 Temmuz Kabotaj Bayramı. Seksen altı yıl önce bugün, ülkemiz Lozan Anlaşması ile kendi limanlarımızdaki yabancı gemilerin sahip olduğu ayrıcalıklara son vermiş, 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanunu’nu yürürlüğe sokarak bu ayrıcalıkları millîleştirmiştir.

Türk denizciliği çok ciddi bir krizin içerisinde. Özellikle uluslararası lobiler Türk bayraklı gemilerin yüzde 98’lerden yüzde 40’lara kadar gerilemesine sebep olan her türlü şer politikalarını uygularken maalesef AKP Hükûmeti bu gidişata seyirci kalmaya devam ediyor.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak Meclisin tatile girmesini de bir engel olarak görmeden bir mücadele başlatmaya kararlı olduğumuzu, bu meselenin Türkiye'nin bir onur meselesi olduğunu gördüğümüzü beyanla, herkesi ve her kesimi destek olmaya davet ediyoruz.

Ahirete intikal etmiş Barbaros başta olmak üzere, bugünün, dünün tüm deniz kahramanlarını hayırla yâd ediyor; kahraman donanmamızı ve deniz ticaretiyle uğraşan herkesin bayramını kutluyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Öğüt…

 

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Millî Emlakin İstanbul’un bazı semtlerindeki uygulamalarına ilişkin açıklaması

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Maliye Bakanlığına ait Millî Emlak, İstanbul’da bazı semtlerde usulsüzlük yapıyor. Millî Emlakin, apartmanların bahçelerinin bir bölümünü Marmaray tren hattına bir hat daha eklemek amacıyla dört yıl önce istimlak ettiği ve aradan geçen zamanda, istimlak edilen yerlerde herhangi bir faaliyet yapmadığı kamuoyunca bilinmektedir. Bu, devletin vatandaşının malını haksız yere gasbı anlamına gelmektedir. Bununla yetinmeyen Millî Emlak, istimlak ettiği ve kullanmadığı alanları apartman sakinlerinin kullandığını iddia ederek yıl bazlı kira istemiştir. Vatandaşların söz konusu alanı kullanmadığını belirterek kira ödeme emrine itirazlarının eski yıllara ait fotoğraflarının sözde delil sayılarak reddedilmesi ve gerekçe olarak da sanki istimlak edilen alan apartman sakinlerine aitmiş gibi tel örgü çevirmeleri istenmesi son derece ciddi bir sorundur. Bu görev mal sahibine ait olduğu gibi, Millî Emlak istimlak ettiği araziye dört sene el sürmeyerek âdeta tuzak kurmuştur. Bununla ilgili mağduriyeti İstanbul Anadolu yakasında birçok apartman sakini yaşamaktadır. Bu iddiaları araştırmayan yöneticiler de aynı soygunun sorumlularıdır. Geçmiş yıllara ait bu borçların bir an önce silinmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Yurttaş…

 

3.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in gündem dışı konuşmasına ilişkin açıklaması

 

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HSYK bağımsız bir yargı organıdır. Tasarrufları ve kararlarını kendi hür iradesiyle alır. Daha önceki dönemlerde de lüzumu hâlinde adliyeler kapatılmış olup geçtiğimiz günlerde 146 yerde adliyeler kapatılmıştır. Gerekçe olarak yargılamanın hızlandırılması ortaya konmuştur. HSYK’nın Adalet Bakanlığına itiraz hakkı vardır. Bu itirazı Adalet Bakanlığı değerlendirmiş ve HSYK’yı haklı görerek aralarında Manisa Selendi ve Kırkağaç adliyelerinin de bulunduğu 44 adliyeyi tekrar açmıştır. Bu konu siyaset malzemesi yapılmayacak kadar önemli bir konudur. Buradan CHP ve Manisa Milletvekili Sayın Hasan Ören’e bir malzeme çıkmaz. Manisa’nın tüm ilçeleri bizim için önemlidir. Manisa’yı mamur ve zengin yapmaya devam edeceğiz.

Saygılarımla.

BAŞKAN - Sayın Fırat…

 

4.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’da başlayan göç sezonuna ve gerçekleştirilmeyen sulama projelerine ilişkin açıklaması

 

SALİH FIRAT (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adıyaman ilinde yine göç sezonu, ırgat sezonu başladı. Dört yanı suyla çevrili olan Adıyaman’da sulanabilir arazilerin yüzde 15’i ancak sulanabilmektedir. Son on yıldır iktidarda olan AKP Hükûmeti her seçim öncesi Adıyaman’a sulama projesi müjdesi vermektedir ancak henüz bir tanesi gerçekleşememiştir. Bebek 1, Aslanoğlu, Koçali Barajı, Çamyurdu Barajı, Kâhta Çayı barajları henüz yapılmamıştır. Adıyamanlı yurttaşlarımız yine Türkiye'nin bütün bölgelerine ırgat ihraç etmeye başlamışlardır, yol ıstırapları başlamıştır. Adıyaman bu ıstıraplardan ne zaman kurtulacaktır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Sakık…

 

5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Muş ilindeki pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

 

SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, birkaç kez yine gündeme getirdik ama bir türlü sonuç alamadığımız bir sorunumuz var Muş ilimizle ilgili. Geçen yıl pancar üreticileri büyük bir mağduriyet yaşadılar. Yani kışın erken başlamasından dolayı hiç kimse ürünlerini tarladan alamadı ama çevre illerde de aynı sorun yaşandı. Çiftçilerin borcu, çevre illerin borçlarının -birkaç kez seslendirdik- büyük bir kısmı ertelendi ama Muş’a bu noktada ayrımcı bir tavır takınıldı. Bunun giderilmesi için Hükûmeti bu konuda sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Ağbaba…

 

6.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da DSİ’nin sulama kanallarında koruma korkuluklarının bulunmamasına ve bu nedenle her yıl onlarca insan öldüğüne ilişkin açıklaması

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Teşekkür ederim.

Ben Sayın Bakana sormak istiyorum, Sayın Veysel Eroğlu’na.

Malatya’daki Devlet Su İşlerinin sulama kanallarının tamamında koruma korkulukları yok. Bu nedenle her yıl onlarca insan ölmekte. Şimdi, “ileri demokrasi” diyoruz, “büyük devlet” diyoruz ama hâlâ Malatya’da ve Türkiye’de her yıl gençlerimiz derelerde, kanallarda boğulup ölmekte. En son Malatya’da Yazıhan ilçesinde Mısırdere köyünde bir aile yok oldu. Geçtiğimiz günlerde, kurtarma çalışmalarını gittim, yerinde izledim, anne haykırıyor, “Benim çocuğum göz göre göre, haykıra haykıra, yalvara yalvara öldü. Hiçbir koruma olmadığı için arabamız kanala uçtu ve ailemiz yok oldu.” diyor. Sizden ricam, Malatya’daki sulama kanallarının etraflarına özellikle yolun geçtiği yerlere koruma korkuluklarının yapılmasını Sayın Bakan Eroğlu’ndan rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağbaba.

Sayın Tanal…

 

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa ili GAP projesi ile Atatürk Barajı’na bitişik il ve ilçelerin arıtma tesisleri olmadığı için pisliklerini bu baraja akıttıklarına ilişkin açıklaması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şanlıurfa ili GAP projesinin yüzde 20’si bitmiş durumda, yüzde 80’ine başlanmamış durumdadır. Bu sebepten dolayı Şanlıurfalılar mağdurdur. Bu mağduriyet ne zaman bitecektir? Bu birinci soru.

İkinci soru: Atatürk Barajı’na bitişik il ve ilçelerin tüm arıtma tesisleri olmadığı için ham bir vaziyette Atatürk Barajı’na o pislikler akmaktadır. Bununla halk sulama işlemini gerçekleştirmektedir. Bu aynı zamanda bir çevre kirliliğidir. İlgililerin bu konuda duyarlı davranmasını talep ediyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ve 22 milletvekilinin, Van depremi sonrasında yapılan yardımlardaki usulsüzlük iddialarının ve Van’ın afet bölgesi ilan edilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/343)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

23 Ekim 2011'de Van Erciş'te, 9 Kasım 2011 tarihinde Van merkezinde yaşanan depremler öncesinde ve sonrasında devlet ve kamu idaresi adına yürütülen çalışmaların, eğitim ve sağlık kurumlarına ait binalar başta olmak üzere kamu binalarının en çok hasar gören ve en çok ölüme neden olan binalar olmasının sorumlularının, özellikle 9 Kasım depreminde 40 insanımızın enkazı altında kaldığı Bayram Otel’in kullanımına izin verenlerin, yardımların dağıtılmasında ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesinde depremzedeler arasında ayrımcılık yapıldığı duygusuna yol açan uygulamaların ve sorumlularının açığa çıkarılması, Van'ın afet bölgesi ilan edilmesinin koşullarının olup olmadığının tespit edilmesi için Anayasanın 98. ve TBMM İç Tüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                      29/11/2011

 

1) Abdullah Levent Tüzel                                       (İstanbul)

2) Pervin Buldan                                                   (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                                                    (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                                        (Muş)

5) Murat Bozlak                                                     (Adana)

6) Halil Aksoy                                                       (Ağrı)

7) Ayla Akat                                                          (Batman)

8) İdris Baluken                                                    (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderljoğlu                                   (Bitlis)

10) Emine Ayna                                                    (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                                               (Diyarbakır)

12) Altan Tan                                                        (Diyarbakır)

13) Adil Kurt                                                         (Hakkâri)

14) Esat Canan                                                     (Hakkâri)

15) Sırrı Süreyya Önder                                         (İstanbul)

16) Sebahat Tuncel                                               (İstanbul)

17) Mülkiye Birtane                                               (Kars)

18) Erol Dora                                                        (Mardin)

19) Ertuğrul Kürkcü                                               (Mersin)

20) Demir Çelik                                                    (Muş)

21) İbrahim Binici                                                 (Şanlıurfa)

22 Nazmi Gür                                                        (Van)

23) Özdal Üçer                                                      (Van)

Gerekçe:

23 Ekim 2011 tarihinde merkez üssü Van'ın Erciş ilçesi olan 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. 9 Kasım 2011 tarihinde ise merkez üssü Van'ın Edremit ilçesi olan 5,6 büyüklüğünde ikinci deprem yaşanmıştır. İki deprem arasında ve 9 Kasım’dan sonra şiddeti 2 den büyük, 3 bine yakın artçı deprem olmuştur.

Bilindiği üzere, ülkemizin büyük bir bölümü deprem bölgesidir. Geçtiğimiz yıllarda Kocaeli, Düzce, Van, Erzincan gibi büyük deprem felaketleri yaşanmıştır. Uzmanlara göre, İstanbul başta olmak üzere pek çok kentimizde büyük depremler beklenmektedir. Bununla birlikte, Van'da yaşanan deprem felaketi karşısında devlet ve kamu idaresi adına yapılan açıklamalar ve gelişmeler karşısında alınan tutumların vatandaşların acılarını ve kayıplarını dindirmek bir yana mağduriyetlerinin artmasına neden olmaktadır.

23 Ekim 2011 tarihinde Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Van merkezde 10 civarında bina yıkılmış, Erciş'te 25-30 arası bina, bir de yurt, yıkılmış durumda" diye açıklamada bulunurken, Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, "Bütün afetzedelere yetecek kadar çadırımız, battaniyemiz ve gıda stokumuz Van ve Erciş'e ulaşmış vaziyette" şeklinde beyanat vermiştir.

24 Ekim 2011'de pek çok ülke yardım teklifinde bulunmuş, ancak yardım talepleri Hükümet tarafından reddedilmiştir. İngiliz The Times gazetesi Ankara'nın dış yardım tekliflerini reddetmesini haber yaparak "Yardımı reddetmek akılsızlık ve zalimce" değerlendirmesini yapmıştır.

Oysa, felaketin boyutu çok büyüktü; 25 Ekim günü deprem bölgesinde çadır ve yardım malzemelerinin dağıtımı sırasında yaşanan organizasyon eksikliği nedeniyle yaşanan izdihamı önlemek için askerler havaya ateş açmış, yine de izdiham engellenememiştir. Van Valisi, Van Belediye Başkanı ile birlikte çalışmayı kabul etmemiş, depremzedelere yönelik çalışmalarda iki başlılık ortaya çıkmış, merkezi hükümet olanakları ile ayrımcılık ve partizanlık yapıldığı iddiaları ortaya atılmıştır.

"Kendi deprem kapasitemizi görmek için" reddedilen yardımlara, ihtiyacımız olduğu 2 gün sonra, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yardım teklif eden tüm ülkelere duyurulmuştur.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar 29/10/2011 tarihinde Van ve Erciş'te deprem beklentisi söylentilerine itibar edilmemesini isteyerek, "Bugün itibariyle diyebilirim ki; deprem açısından en güvenilir Van ve Erciş'tir, az hasarlı evlere girebilirler" demiş, Bakan'a Van Valisi Münir Karaloğlu da katılmış ve AFAD'ın teknik görevlilerinin "Artık 3 gün geçti, bundan sonra artçı sarsıntılar azalarak devam eder" dediğini belirtmiştir.

Bu açıklamalardan tam 11 gün sonra, 9 Kasım depremi gerçekleşmiştir. "Erciş ve Van en güvenli yerlerdir, evlerinize girebilirsiniz" şeklindeki açıklamasıyla, 5.6 lık depremde enkaz altında kalan 40 kişinin ölümünden birinci elden sorumluluğu olan Bakan Erdoğan Bayraktar, istifa edeceğine, "Bugün seçim olsa Van'da en az 6 milletvekilini alırız" diyebilmiştir.

Van'da birinci depremin üzerinden 35, ikinci depremin üzerinden 16 gün geçmesine rağmen sorunlar azalacağına büyümektedir. Hükûmet sorunun çözümünü, 2012 Ağustosu'na ertelemiş bulunmakta ve aldığı son önlemle vatandaşı Van'ı terke teşvik etmektedir. Soğuktan zatürre ve beslenme yetersizliği nedeniyle 2, çadırlarda çıkan yangınlarda 3 olmak üzere şu ana kadar 5 çocuk yaşamını yitirmiştir. Yaşadıkları depremden sonra derme çatma çadırlarda zemheri soğuğuyla baş başa bırakılan Vanlılara gösterilen çözüm göç olmamalıdır. Binlerce insan depremden değil, çaresizlikten, soğuktan donmamak için gözü arkada âdeta Van'dan kaçmaktadır. Yaklaşık 200 bin kişinin Van'dan göç ettiği ifade edilmektedir.

Eğitim/öğretim kurumlarındaki sorunlar henüz giderilebilmiş değildir. Okulların, yurtların, lojmanların, konutların hasar tespitlerinin sağlıklı yapılmadığı iddiaları vardır. Üniversite sınavına girecek lise son sınıf ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinin durumunun ne olacağı, eğitim takvimi içinde gerçekleştirilemeyen programın nasıl telafi edileceği, sınavlar vb. belirsizliğini korumaktadır. Üniversite içerisinde prefabrik binalar kurularak eğitime devam edileceği belirtilmiş ancak yaklaşık 20 bin öğrenci kapasiteli üniversitenin derslik ve öğrencilerin barınma sorunlarını çözmek üzere henüz gözle görülür bir çalışma başlatılmış değildir.

Ortada büyük sorunlar dururken, "Her şeyi çözdük, sorun yoktur" diyen hükûmet yetkililerine depremzedelerin güvenleri kalmamıştır. Dahası, yardım ihtiyacını dile getiren halkı "Bunlar depremzede değil provokatör" diye suçlayan, yardım verilmiyor diye tepkisini dile getiren depremzedelerin "teröristlerin uzantısı" ilan edilmesi hükümetin inandırıcılığını ortadan kaldırmıştır.

18 Kasım tarihi itibarıyla, Başkanlık nezdinde toplam 220 milyon 760 bin TL nakdî yardım toplandığını, deprem bölgesindeki hizmet binalarının hasar görmesi ve acil ihtiyaçların karşılanması için Van Valiliği'ne 28 milyon acil yardım ödeneği gönderildiğini açıklamıştır.

Tüm bu olup bitenlerin karşısında araştırmaya muhtaç pek çok konu bulunmaktadır. Eksi 13 dereceye varan kış koşullarında on binlerce insan çadırlarda yaşamak zorunda bırakılırken 1000'i aşkın TOKİ konutu depremzedelerin kullanımına açılmamıştır. Kalıcı konut ihtiyacı varken depremzedeler için toplanan nakit 220 milyon lira Hükümet tarafından bankalarda tutulmaktadır. Kamu binaları başta olmak üzere tüm konutlarda hasar tespitleri tam olarak yapılmamış ve hasar tespiti raporları düzenlenmeden hizmete açılan binalardan söz edilmektedir. Kamu idaresinin tarafsızlığı ilkesi, vatandaşın kamu idaresi ve kanunlar önünde eşitliği ilkesinin ihlal edildiği kanaati yaygınlaşmaktadır.

Van halkının maruz kaldığı göçün, katlanılması zor, barınma ve yaşama koşullarının, Bayram otel'in enkazında ölen aralarında iki gazeteci ve bir Japon kurtarma ekibi görevlisinin de bulunduğu 40 insanın ölümünün sorumlularının açığa çıkarılması, sorunların giderilmesi, bundan sonra yaşanabilecek olası doğal felaketlerde yaşanmaması ve Meclis denetim çalışmaları kakımından büyük önem taşımaktadır.

 

2.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Iğdır milletvekili Pervin Buldan’ın, kılık-kıyafeti nedeniyle mağdur edilmiş kişilerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/344)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen ordu ve bürokrasi merkezli süreçte başörtülü kadınlar yönünden insan haklarına aykırı kararlar alınmıştır. Bu kararlar doğrultusunda Kamuda çalışan birçok kadının, başörtüsü takması nedeniyle görevlerine son verilmiş, bir çoğu için ise disiplin soruşturmaları ile görevden el çektirme, istifaya veya emekliliğe zorlandırılmışlardır. Başörtüsü nedeniyle mağdur edilmiş kadınların sayısal tespiti, bu kişilerin yaşadıkları sorunların ve çözüm yollarının araştırılması amacıyla, Anayasa'nın 98. ve içtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımla arz ederim.

                                               Pervin Buldan                                             

                                                                  (Iğdır)

Gerekçe:

28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlar arasında yer alan "Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye'yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalar engellenmeli" yönündeki kararla birlikte, kamu kurumlarında çalışan ve başını örten memurların, "ideolojik ve siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozdukları" iddia edilmiş ve bu kadın memurlar memuriyetten çıkartılmışlardır. Binlerce kadın ve ailesi mağdur edilmiştir. Bu süreçte pek çok öğretmenin yanı sıra, hemşire, doktor ve diğer meslek gruplarında da çalışan birçok kadın, başörtüsü taktıkları için aynı şekilde mağdur edilmişlerdir. Uygulama her birey için farklı tezahür etmiştir. Daha önce usulüne uygun olarak verilen asaleti onama kararlan geri alınmış ya da daha önce memuriyet görevine son verilen kadınlar tekrardan devlet memurluğundan çıkarılmışlardır. Memuriyet sona erdiğinden, başka iş kollarında çalışarak SSK veya Bağ-Kur’dan emekli olan kadınlar, Emekli Sandığı'ndan emekli olamadıkları için Emekli Sandığı'na tabi olarak çalıştıkları döneme ilişkin emeklilik ikramiyelerini, alamamışlardır. Yasak devam ettiğinden 2000 yılından sonra memur olmak için gerekli koşullara sahip olan başörtülü kadınların, memuriyet için müracaat etmeleri dahi mümkün olmamaktadır.

Binlerce kadın, Anayasa'da eşitlik ve kamu hizmetine girme haklarının varlığına rağmen kamu kurumlarında çalışma hakkından mahrum bırakılmaktadır.

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin (CEDAW) İhtiyari Protokolü, 30 Temmuz 2002 tarihinde TBMM tarafından onaylanmış ve 02 Ağustos 2002 tarihli resmi  gazetede yayınlanmıştır.  Türkiye  Cumhuriyeti hem uluslararası hükümlülüklerini ciddiye alan hem de kadınların insan haklarının tanınması, korunması ve ilerletilmesi yönünde politikalar üreten bir devlettir. Başörtülü kadınların kamu kurumlarında çalıştırılması önündeki engeller, bu uluslararası sözleşmelere de aykırılık teşkil etmektedir.

28.02.1997 tarihinden bugüne alınan kararlar ile görevden alınan, hakkında soruşturma yürütülen, disiplin cezası alan ve halen bu nedenle başvuruları reddedilen kadınların sayılarının, bu kişilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunların çözüm yollarının araştırılması için bir komisyon kurulmasının fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.

 

3.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 21 milletvekilinin, basım ve yayım faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/345)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Düşünce ve ifade özgürlüğü önünde engel teşkil eden yasal hükümlerin saptanması ve tutuklu bulunan gazetecilerin durumunun araştırılması için Anayasa'nın 98'inci İçtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

 

1) Halil Aksoy                                                (Ağrı)

2) Pervin Buldan                                            (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                                             (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                                  (Muş)

5) Murat Bozlak                                              (Adana)

6) Ayla Akat                                                   (Batman)

7) İdris Baluken                                             (Bingöl)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu                           (Bitlis)

9) Emine Ayna                                               (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan           (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                                 (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                                                   (Hakkâri)

13) Esat Canan                                              (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder     (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                                       (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                                        (Kars)

17) Erol Dora                                                 (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                                        (Mersin)

19) Demir Çelik                                             (Muş)

20) İbrahim Binici                                          (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                                               (Van)

22) Özdal Üçer                                               (Van)

 

Gerekçe:

İnsan hakları bir insanlık değeri olarak ortaya çıkıp kabul edildiğinden beri düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve basın-yayın özgürlüğü ile beraber değerlendirilmektedir. Düşüncenin ifade edilmesi, açıklanması, basılıp yayılması bir bütündür. Açıklanamayan, basılıp yayılamayan bir düşüncenin özgür olması ya da böyle bir durumda düşünce özgürlüğünden söz etmek olası değildir.

Ne yazık ki ülkemiz belirtilen çerçevede yasal olarak anti-demokratik bir yapıya sahiptir. TCK 301. Madde TMK 7/2 Madde başta olmak üzere her toplumsal soruna ilişkin düşünce açıklamak engellenmiş ve yasal olarak cezalandırılmaktadır. Kökenini büyük ölçüde 12 Eylül darbe anayasasından alan bu durum, her iktidar tarafından bilinse de basın yayın kuruluş ve gazeteciler üzerinde sindirme ve bastırma politikalarının bir aracı olarak bugüne kadar kullanılmıştır.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu'nun verilerine göre, 25 Kasım 2011 tarihinde tutuklanan Özgür Gündem Gazetesi Yazarı Cengiz Kapmaz ile birlikte tutuklu gazeteci sayısı 65'e ulaştı. Bu sayı, 2010 yılında yaklaşık 50 iken, 2009 yılında 35 idi. Görüldüğü üzere her sene tutuklanan gazeteci sayısında ciddi bir artış söz konusudur. Ayrıca tutuklanmayan ancak, yargılaması devam eden binlerce dava dosyası da mahkemelerde devam etmektedir.

Uluslararası kuruluşların yaptıkları basın özgürlüğü değerlendirmelerinde Türkiye gün geçtikçe daha da geriye gitmektedir. Ekim ayında açıklanan son Avrupa Birliği İlerleme Raporu'nda da, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda yaşanan sorunlara özellikle değinilmiştir.

TRT'nin Kürtçe yayın yapmaya başlamasında sonra, Kürtçe yayınlar üzerindeki baskının kalkması beklenirken tersine sürmüştür.

Toplumu doğrudan ilgilendiren davalarda bilgi alma ve kamuoyuna aktarma gizlilik kaydı ile engellenmektedir. Sol sosyalist, muhalif basın yayın kuruluşları ve gazetecileri üzerinde baskı ve engellemeler gittikçe artmaktadır.

Oysa basın özgürlüğü, Birleşmiş Milletler tarafından, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde ilan edilen, birçok ülke tarafından kabul edilen bir haktır. Gerek BM, gerekse de Avrupa Birliği bünyesinde basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü konularında pek çok sözleşme hazırlanmış ve üye ülkelere imzalanmıştır.

Bu anlamda ülkemiz de bu tür pek çok sözleşmeye taraftır. Özgür, tarafsız bir basın oluşturmada da iç hukukun bu sözleşmelere uygun duruma getirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun mutlaka değişmesi gerekmektedir.

Özgür Basın, demokratik sistemin korunması ve güçlendirilmesinde son derece önemli bir unsur olma özelliğini taşımakta olup, insan haklarına dayalı barış içinde demokratik bir toplumsal ve siyasal düzenin gerçekleşmesi yolunda önemli yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.

Bunun yanı sıra demokratik siyasetin oluşturulmasının temel koşullarından biridir. Siyasi ve ekonomik baskı altında bulunan basının, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında yeniden ele alınmalı ve önünde engel olan düzenlemelerin derhal değiştirilmesi kaçınılmaz olmuştur.

Bu nedenle basın yayın faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılması, ifade özgürlüğünün yasal olarak güvenceye alınması ve tutuklu gazetecilerin durumunun ve yasal çerçevelerinin araştırılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını dileriz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, araştırma önergeleri bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 14.43

 İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır),Tanju ÖZCAN (Bolu)

---0---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

 

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi

 

 

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 01/07/2012 Pazar günü yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

 

                                                                               Cemil Çiçek

                                                               Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                   Başkanı

 

        Mahir Ünal                                Mehmet Akif Hamzaçebi

Adalet ve Kalkınma Partisi                 Cumhuriyet Halk Partisi

   Grubu Başkanvekili                            Grubu Başkanvekili

 

      Oktay Vural                                        Pervin Buldan

Milliyetçi Hareket Partisi                    Barış ve Demokrasi Partisi

   Grubu Başkanvekili                            Grubu Başkanvekili

 

Öneriler

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan ve daha önceki birleşimlerde görüşmeleri yarım kalan 302 ve 287 sıra sayılı kanun teklifi ve tasarısının bu kısmın sırasıyla 2 ve 3 üncü sıralarına alınması

Genel Kurulun;

1 Temmuz 2012 Pazar günkü (bugün) birleşiminde 278 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

2 Temmuz 2012 Pazartesi günkü birleşiminde 10 sıra sayılı kanun tasarısına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

Yukarıda belirtilen birleşimlerde gece 24:00'de günlük programların tamamlanamaması halinde günlük programların tamamlanmasına kadar,

çalışmalarını sürdürmesi,

önerilmiştir.

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisi üzerinde Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün günlerden pazar, çok istisnai bir gün. Bütçe görüşmeleri yok ama bir pazar günü çalışıyoruz. Hatta bütçe görüşmelerindeki gibi on bire kadar değil bir haftadır sabah beşlere kadar çalışıyoruz. Beşte gidiyoruz, komisyon toplantılarımızın durumuna göre erken saatlerde bir daha geliyoruz. Herkes yorgun, uykusuz, gergin ama ortamda son derece istisnai bir durum var, o yüzden çalışmak zorundayız.

Farkında mısınız, bu dönem biz seçildiğimizden beri son derece istisnai bir Parlamentoda hep birlikte görev yapıyoruz. Meclis açık olduğu hâlde, hatta ilgili komisyonlar toplantı hâlinde olduğu hâlde, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiyle, 12 Eylülün, paşaların getirdiği bir düzenlemeyi kullanarak Meclis açıkken yasama yapılacak kadar istisnai durumlar var. Kanun tasarılarına hasret kaldık. Çünkü ne kadar önemli ya da ne kadar önemsiz, ne kadar acil ya da ne kadar yapısal olursa olsun, bütün kanunlarda, ilgili bakanlıkların çalışması, bürokratların mutfakta pişirmesi, Bakanlar Kurulunda tartışılması ve Meclisin gündemine getirilmesi yerine, Sayın Başbakanın işaret ettiği, bazen 1, bazen 5 milletvekilinin eliyle hazırlık yapılıyor. MİT Yasası gibi bir yasayı jet hızıyla geçirmek için 1 milletvekili kendiliğinden kanun teklifi verebiliyor veya 4+4+4 gibi fevkalade önemli bir konuda, konu hakkında -komisyona katılan herkes biliyor ki- Millî Eğitim Bakanının dünyadan haberi yok, Millî Eğitim bürokrasisi hazırlıksız ama dışarılarda bir yerlerde pişirilmiş, Başbakan eliyle AKP’den 5 milletvekiline, 5 sayın grup başkan vekiline getirilmiş ve Meclis gündemine getirilebiliyor. Çok istisnai bir durum.

Ve öyle istisnai bir Mecliste görev yapmaya çalışıyoruz ki, 326 tane iktidar milletvekili var, toplantı başlasın diye 184 toplantı yeter sayısını toplamalarını, karar yeter sayısı olan 139’u bulmalarını, daha doğrusu bulmamalarını kimse eleştirmiyor da, muhalefet denetim görevini yapmak için “Bir sayar mısınız Sayın Başkan, bu karar hukuki mi? Gelin burada bir karar yeter sayısı arayalım.” deyince iktidar sıralarından tepkiler, Sayın Bakanlardan sitemler: “Efendim, neden yoklama istiyorsunuz, neden bu tip denetim yollarına gidiyorsunuz?” Niçin? Çünkü, son derece istisnai bir Mecliste görev yapıyoruz.

Aslında bu istisna meselesinin üzerine sırf kafa yoran, mağduru olan veya bu duruma dikkat çeken biz değiliz. İtalyan Felsefeci Agamben diyor ki: “Sürekli bir istisna hâli ve hukukun askıya alınası sürecinde yaşıyor dünya artık.” Agamben’e göre istisna hâli siyasal belirsizlik veya nedeni ne olursa olsun bir kriz durumunda belli bir siyasal düzenin devamının sağlanması adına hukukun askıya alınmasıdır. Agamben’e göre hukuksuzluğun artık normal bir durum hâline geldiği, kuralsızlığın kural yerine işletildiği, istisnanın kaideyi bozmadığı, doğrudan kaide hâline geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Agamben bu çalışmasına ispat olarak da 2011 yılında Amerikan Başkanı Bush’un yayınladığı bir askerî emri örnek gösteriyor. Bush’un askerî emri şu, bu emirde diyor ki Bush: Terörist faaliyetlere karıştığından kuşkulanılan Amerikan vatandaşı ya da Amerikan vatandaşı olmayan kişilerin süresiz alıkonulmalarına ve askerî komisyonlarda yargılanmalarına izin veriyor.

Şimdi, Türkiye’deki yansımasına bir bakın. Birileri bir şeyden şüphe ediyor; bu, bazen bizim Grup Başkan Vekilimizin Hükûmeti yıpratmasıyla ilgili bir şüphe olabilir, bazen kendi Genelkurmay Başkanının silahlı bir terör örgütü kurduğuyla ilgili bir şüphe olabilir, kendi atadığı, kendi emekli ettiği, ödül verdiği, elini sıkıp plaket verdiği Genelkurmay Başkanının terörist eylemlerin başı olduğuyla ilgili şüphe olabilir. Ne olursa olsun, aynı Bush’un koyduğu gibi 2001 yılında, bir şüphe varsa eğer ne kadar duracağı ve neyle suçlandığını bilmeden içeride kalması ve hukukun askıya alınması sürecini Türkiyede yaşıyor.

İçinde yaşadığımız alan hukuki boyuttan yoksun, bir şiddetin hüküm sürdüğü bir yasasızlık bölgesi aslında. Devlet iktidarı istisna yoluyla yasasızlığı bünyesine katmış durumda ve istisna hâlini sürekli kılarak normalleşmiş durumdayız. Böylece aslında hepimiz biliyoruz ki maske düştü ve şiddete olan ihtiyaç ve bu yeni iktidar sahiplerinin aslında ülkeyi yönetmekle ilgili nasıl bir iradenin sahibi oldukları açıkça ortaya çıktı. 

Öyle istisnai bir ülkede yaşıyoruz ki her muhalif partiden en az 1 milletvekili tutuklu, öyle istisnai bir ülkede yaşıyoruz ki 100’den çok muhalif gazeteci tutuklu -Çin’le yarışıyoruz muhalif gazetecilerin tutuklu olması noktasında- binden fazla öğrenci tutuklu, poşu takmanın, yumurta bulundurmanın, konser bileti satmanın, şemsiye bulundurmanın ayrı ayrı aylarca süren yargılanmalar ve tutukluluk hâlleriyle karşılıkları var artık.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nerede?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Milletvekillerine Genel Kurulda, burada dayak, Komisyonda tekme atılıyor bu istisnai Parlamentoda. Milletvekiline yumruk atıyor polisler.

Seyahat özgürlüğünün engellenebildiği bir 2011 yılı düşünüyor musunuz? Eğitim-Sen’li öğretmenlerin çıktıkları yerden “Ankara’ya gelmeyin, suç işleyeceksiniz.” diyerek seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor. Gelenlere, burada eylem yapanlara “Siz 4+4+4’e karşı niçin toplandınız?” diye soruluyor, cevabından tatmin olmayan sayın savcının isteğine uyan hâkim bu sendikacıları tutuklayabiliyor.

Öyle bir istisnai ülkede yaşıyoruz ki grev yapma hakkı elinden alınıyor birilerinin toplu iş sözleşmesindeki gücü zayıflatılsın diye, buna karşı fiilî grev hakkını kullananların tamamını işten çıkarıyorsunuz. Ve öyle bir istisnai ülke ki bu, bu istisna ülkenin istisna Parlamentosunun çok müstesna bir milletvekili, daha bu grev yapılmadan önce 500 tane CV alıyor, “Greve 500 kişi kadar katılacakmış, yerine bizim arkadaşları istihdam edeceğim.” diyebiliyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Öyle bir istisnai ülkede yaşıyoruz ki darbe dönemlerinde karakolda olan işkence şimdi cezaevlerinde hüküm sürüyor. Muamele aynı, sadece yapıldığı yer ve talimatı verenler değişmiş durumda.

Öyle bir istisnai ülke ki burası, paşaların kurduğu, 12 Eylülün kurduğu, hepimizin kaldırılmasını istediğimiz Devlet Güvenlik Mahkemeleri yerine, özgürlükçü, sözde demokrat, ileri demokrasici bir iktidar özel yetkili mahkemeleri kuruyor ve o özel yetkili mahkemeler yedi yıl boyunca yakmadık can bırakmıyorlar.

Ve öyle istisnai bir ülkedeyiz ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, o özel yetkili mahkemelerin kurulduğu zamanda -ki görevi hepimizce malum- diyor ki “Özel yetkili mahkemeler, gerçekten bu düzenlemeyle bile düzeltilemeyecek kadar büyük bir sorun hâline geldiler.”

Ve öyle bir noktadayız ki Sayın Bekir Bozdağ çıkıyor, Cumhuriyet Halk Partisinin yaptığı görevi belki de daha fevkinde yaparak, “Özel yetkili mahkemeler hukuk devletlerinde olmaz, demokrasiyle bağdaşmaz.” diyebiliyor.

Bu özel yetkili mahkemeleri biz mi kurduk? Bu özel yetkili mahkemelerde hukuku ayaklar altına biz mi aldık? Bu özel yetkili mahkemeleri getirip de yıllardır Türkiye'de dünya ölçeğinde bir demokrasi zaafı yaratan sizler değil misiniz?

Dün akşam bunu kaldırmakla ilgili önergeyi bile netleştiremeyip, kendi içinizdeki bu çatışmayı Meclisin gündemine taşımadınız mı? Siz özel yetkili mahkemelerle ilgili önergeyi vermeyip buradan giderken, ilk kez şöyle bir şey yaşandı. Benim Grup Başkan Vekilim döndü ve dedi ki size: ”Arkadaşlar, nereye gidiyorsunuz? Hani görüşecektik? Biz buradayız ve burayı terk etmiyoruz.” Ama hepiniz arkanızı döndünüz ve tıpış tıpış o Parlamentoyu terk ederek yerinize gitmek zorunda kaldınız.

Bunları, şuradan söylemek lazım, okumak lazım: Bunların tamamı oluşan yeni vesayetle ilgili. Bunların tamamı, yeni bir derin devlet var ama eskisinden hem daha derin hem daha  etkin, eskisinden daha acımasız. O kadar derinde ki, eski derin devletin kökleriyle birbirine tutunmuş durumda, plasenta köprüsü kurmuş olmalı çünkü eski derin devletle arasında bir başka ilişkiyi tarif ediyor. Abdülkadir Aksu, Cemil Çiçek, Vecdi Gönül, Oğuz Kağan Köksal, 12 Eylül döneminin Genel Sekreteri Hasan Celal Güzel’in Değerli Eşleri; isimleri nedense aklıma geldi.

 Ama şunu açıkça söylemek lazım: Böyle bir şey yok mu diyoruz? Eski kuvvet komutanlarının nerede olduğu ortada ama şu anda Mehmet Ağar’a “Sen devlete emanetsin.” diyen bir Bakan var. Mehmet Ağar’ın cezaevindeki 24 tutuklunun 21’ini birileri tahliye etti. Mehmet Ağar, ailesine en yakın yerde, Bodrum’a en yakın cezaevine yerleştirildi. Kendi girmeden önce eski MİT Müsteşarı Korkut Eken gitti, asayiş berkemal mi diye baktı. Helikopter pisti yaptınız Mehmet Ağar’ın kalmakta olduğu cezaevinin yanına kolay gitsin diye ziyaretçileri.

Bu duygu, bu düşünce, bu  tespitlerle ve büyük bir yürek yanıklığıyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İkinci konuşmacı, aleyhinde olmak suretiyle Haluk Koç.

Buyurun Sayın Koç. (CHP sıralarından alkışlar)

HALUK KOÇ (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisinin usulen aleyhinde söz aldım çünkü bütün gruplar onay vermiş durumda ama sizlerle paylaşmak istediğim bazı gelişmeler boyutunda bilgilerinize sunmak istediğim bir iki husus var. Önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçen hafta Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin yaz dönemi toplantısı vardı. Türkiye denetim mekanizması içerisinde takipte olan bir ülke. Avrupa Konseyinin kuruluş ilkeleri, demokrasi, insan hakları ve bununla ilgili tüm boyutlarda üye bütün ülkelerin aynı kriterleri sağlamasına dönük takibi yapmak zorunda olan bir kuruluş. Gizli komisyon toplantılarında, Türkiye’nin denetimle ilgili boyutunda ben muhalefet boyutunu temsil ediyorum ve iktidardaki arkadaşlarımız iyi niyetleriyle, “Türkiye’de birçok reform yapıldığını ve artık, bu reformlar sonucunda Türkiye’nin denetim mekanizması dışına çıkması gerektiğini” ifade ediyorlar. Maalesef bizler aynı kanıda değiliz. Türkiye’de hukuk, insan hakları ve demokrasi kavramları maalesef Avrupa Konseyi normları içerisinde olumlu olarak değerlendirilebilecek bir boyutta değil.

Değerli arkadaşlarım, dün uçakla dönerken, Fransa’nın en saygın gazetelerinden Le Monde gazetesinin en baş sayfasında Sayın Erdoğan’a yönelik bir editöryel yazısı, yani bir başyazı var. Burada “Sayın Erdoğan, Sevil Sevimli hangi suçu işledi?” diye büyük bir başlık.

Değerli arkadaşlarım, kendi ayağına kurşun sıkan bir ülke durumundayız. Kendi ayağına çelme takan bir ülke durumundayız. Yani sizin başlangıçta Avrupa Birliği ile ilgili yürüttüğünüz çalışmalar karşılıklı olarak -Avrupa Birliği boyutundan da, Türkiye boyutundan da- bir kandırmacaymış gibi geliyor bugün Avrupa’daki birçok siyasi otoriteye.

Şimdi bu başyazıda, Türk kökenli bir Fransız yurttaşı olan genç bir üniversite öğrencisinin, Lyon Üniversitesinde okuyan bir öğrencinin -Anne baba Türk ama Fransız yurttaşı- Erasmus Değişim Programı’yla, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde bir değişim programı içerisinde oraya geliyor ve bu çocuk tutuklanıyor. Şimdi, bunu, tutuklanma gerekçesini, bir üniversite öğrencisinin, Erasmus programıyla gelmiş bir üniversite öğrencisinin tutuklanma gerekçesini hiçbir kanuni çerçeveye sığdırmanız mümkün değil. Siz sığdırabilirsiniz ama Batılı bunu bu şekilde değerlendirmiyor. Ondan sonra “Türkiye denetimden çıksın, Türkiye’de şu iyilikler oldu, Türkiye’de bu gelişmeler oldu…” Batılı hiçbir parlamenteri inandırabilmek mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, yine, bakın, iktidar partisinin kapatılmasıyla ilgili süreç boyunca, 2008 yılında, Avrupa Konseyinin bazı açıklamaları oldu. O zaman hepiniz alkışladınız. Yani, halkoyuyla iktidara gelmiş bir partinin, tek başına iktidar olan bir partinin kapatılmasının hiçbir yasal çerçeveye sığmadığını, zaten Batılı parlamenterlerin hiçbir mantık çerçevesi içerisinde olumlu karşılamaları mümkün değildi. Ona dönük açıklamalar yapıldı, onlar alkışlandı ama şu anda çok ciddi eleştiri okları altında Türkiye. Eğer gerçekten bir ilerleme sağlayabilmek istiyor isek, burada Sayın Başbakan, Sayın Meclis Başkanı, Sayın Adalet Bakanı ya da Hükûmeti temsil eden Sayın Kültür Bakanı ve sizler çok dikkatli olmak zorundasınız. Seçime girerken girmesine müsaade edilmiş milletvekillerinin, seçimden sonra, seçildikten sonra tutukluluk hâllerinin herhangi bir suç isnat edilmeden ve kesin bir yargı kararı olmadan -seçimden sonraki bir yıl, bütün tutukluluk hâli de bazılarının üç yılı geçti- bunları anlatabilmek mümkün değil. Sizin tezlerinizle, sizin gerekçelerinizle bir Batılı parlamentere bunları anlatabilmeniz mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, artık tılsım bozuldu gibi gözüküyor dışarıda. Ben, bir parlamenter olarak -iktidarı muhalefeti ayırt etmeden söylüyorum- bu tablodan üzüntü duyuyorum. Çünkü, Türkiye 2004’te denetimden çıktı, denetim sonrası takip mekanizması içinde değerlendiriliyor idi ama bu süreçten Türkiye'nin çıkabilmesi inanın mümkün değil. Burada, bu Parlamentonun bir şekilde adım atması gerekiyor. Bu, Parlamentonun temel görevlerinden bir tanesidir. Geçen sene temmuz ayında iktidar partisiyle ana muhalefet partisinin birlikte hazırladıkları bir deklarasyon var. Bunun gereği mutlaka yapılmak zorundadır.

Şimdi, kendinizi bir Batılı parlamenter yerine koyun. Ben Türkiye'nin Belarus gibi diktatöryel bir sistem altında ezilen bir ülkeyle birlikte karşılaştırılmasını hazmedemiyorum, açık söyleyeyim. Ha, bir fark var, orada Silivri yok belki, orada bu şekilde dünyanın en saygın gazetelerinde başyazı olabilecek eleştiriler yok belki, çünkü orada idam var. Biz de o yok, tek farkımız o. Ama bizde de süründürme var, mahkûmiyet var, tutukluluk var. Bu “tutukluluk” kavramı… Bakın, Türkiye yüzünden geçici tutukluluk süreleriyle ilgili bir rapor hazırlanıyor, buradan da çok ağır faturalar çıkacak Türkiye’ye. Yani inandırıcı olmak istiyorsanız, gerçekten o “demokrasi”, “ileri demokrasi” kavramlarının içini doldurmak istiyorsanız, bu Parlamentoda göstermelik, artık son noktaya gelindiğinde, tatil öncesinde, her bakanlığın kendisini ilgilendiren bir maddeyle ilgili bir büyük çuval yasa hazırladığı dönemlerde, bu konunun hâlâ halledilmemiş olması son derece üzüntü vericidir.

Değerli arkadaşlarım, yasama tekniğine gelince temel yasa burada kabul edilirken çok tartışıldı, ben o zaman Grup Başkan Vekiliydim. Temel yasanın İç Tüzük’te, belirli bir hukuk konusunu, bir bütünlüğü, bir temel konuyu kavraması en temel kavramdır. Ama görüyoruz ki artık normal kanun gelmiyor, birbiriyle alakasız, bir çuvala doldurulan, adına “torba yasalar” denen kanunlar bile bir temel hukuk kavramını ifade ediyormuş gibi temel yasa kapsamına sokuluyor.

Değerli arkadaşlarım, burada şu sözüme çok dikkat edin: Ben, iktidar ya da muhalefet milletvekilleri olarak bir ayrımda bulunmuyorum, üç dönemdir burada görev yapıyorum, kendi partim içinde de bugüne kadar değişik noktalarda, değişik sorumluluklar aldım. Ama şunu sizlere ifade etmek istiyorum: Sizler milletvekilisiniz, sizi buraya getiren irade şu olabilir, bu olabilir ama buraya geldikten sonra milletin vekilisiniz. Hepimizin yasama yeteneğini zorlayan, yasama kabiliyetimizi sıfırlayan bu tür yasaları “Efendim, bu, bu şekilde talimatla geldi, bu şekilde çıkacak.” noktasında lütfen kendi içinizde tartışın. Burada biraz tavır koymakta haklısınız bir grup disiplini içinde ama Parlamentonun saygınlığı açısından bu hiç hoş bir olay değil. Farklı farklı konular… Ve “Bunu buradan çıkartacağız; konuşana, eleştirene kızacağız, susturacağız…” Ve bu şekilde kendi saygınlığınızı yitiriyorsunuz.

Parlamenter olarak bu dönemler çok çabuk geçiyor, inanmadığınız şeyleri kendi aranızda şimdi söyleyin. Bir dönem daha milletvekili olmak inanın önemli değil ama kendisine saygısını koruyan bir parlamenter olarak o dönemi kapatıp, görev bittikten sonra da “Ben bazı yanlışlıklara karşı kendi partim içinde de gününde dik durmuştum, eğilmemiştim.” deme onurunu bu dönem sonunda taşımanız gerekiyor. Benim tüm Parlamentodan… (AK PARTİ sıralarından “Aynaya bak.” sesi) Aynaya mı bakayım? Öyle mi? Ben aynaya çok baktım, aynaya çok baktım ama sizin baktığınız ayna buzlu cam herhâlde hiç kendinizi görmüyorsunuz. Ben burada uygarca bir uyarıda bulunuyorum; Parlamentonun saygınlığı, milletvekillerinin saygınlığı açısından bir öneride bulunuyorum. Bu, acıdır… Ama o aynaya sen milletvekilliği dönemi bittikten sonra baktığında orada kendi yüzünü değil, çok farklı bir yüz göreceksin, belki kendinden utanacaksın.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Koç.

Şimdi, lehinde olmak üzere Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, burada söz alan hatipler Parlamentonun saygınlığından bahsetti. Hepimiz, bütün milletvekili arkadaşım, 550 parlamenter bu saygınlığa en hassas derecede, en güzel derecede, en üst seviyede özen gösterirler. Bunda birbirimizden şüphe etme, birbirimize bu konuda “Siz şöylesiniz, biz böyleyiz.” deme, birbirimize karşı bir artı-eksi konumunda değiliz; burada kimse kimsenin üstünde değil, birbirimize ders verme konumunda da değiliz. Herkes görevinin, milletvekili sorumluluğunun bilincindedir.

Bu Danışma Kurulu bir ortak öneriyle gündeme geldi. Bugünkü çalışma takvimimizi belirliyor, yarınki çalışma takvimimizi belirliyor. İnşallah, yarın gece bitirerek Meclisin tatile girmesine imkân sağlanacak. O nedenle, verimli bir çalışma olmasını, güzel katkıda bulunacağımız bir çalışma olmasını… Tabii ki, muhalefet İç Tüzük’ten kaynaklanan bütün haklarını kullanacaktır, buna hepimiz saygı duymak durumundayız, saygı duyuyoruz ama Parlamentonun, iktidar partisinin çalışma yöntemini muhalefetin bunu denetlemesi ama bir yoklamanın, karar yeter sayısının bir denetim aracı gibi kullanılması da pek doğru değil. Bir dakika önce yapılan yoklamadan sonra tekrar bir yoklama istemek denetim görevi değildir, denetim görevi soru önergesidir, araştırma önergeleridir. İç Tüzük’teki haklarımızı doğru ve yerinde kullanırsak daha verimli kullanırız, birbirimizin hakkına daha tecavüz etmemiş oluruz diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Önerinin aleyhinde Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yani Danışma Kurulunu imzaladık, dört parti grubunu niye söz ihtiyacı duyar, arkadaşlarımız, anlamış değiliz. Yani bu Danışma Kurulunu imzalarken bir geleneğimizdir ve tabii ki söz aldıkları zaman biz de söz almak zorunda kalıyoruz, açık konuşalım yani.

Bizim söylediğimiz şu: Yani sene sonuna gidiyoruz, bizim de istediğimiz şeyler gündeme gelmedi. Bugün milletvekillerimizin 8 tanesi tutuklu, yarın tatile girmek bize vicdanen huzur vermiyor, milletin iradesi açısından da sıkıntı, önümüze gelecek, bu 3’üncü yargı paketi içinde bunu çözmek mümkün. Gelin, işin gerçeğini konuşalım. Şimdi, Anayasa yapıyoruz, Uzlaşma Komisyonunda da dört parti grubu çalışıyor, biz Anayasa Komisyonunda herhâlde dört parti grubu olarak Türkiye'nin nasıl bir güvenlik devleti olacağını, nasıl bir polis devleti olacağını, nasıl bir diktatörya olacağını tartışmıyoruz; temel hak ve özgürlükleri tartışıyoruz. Temel hak ve özgürlüklerin çoğunda da uzlaştık; hepsinden haberimiz, bilgimiz var. Düşünce özgürlüğünde uzlaştık, temel haklarda uzlaştık, insan onurunda uzlaştık, demokratik toplumun gereği olarak toplantı gösteri hakları konusunda, aşağı yukarı adil yargılanma konuları; bütün bunlarda Anayasa Uzlaşma Komisyonunda bir seyir ama bunun dışında bir seyir de Mecliste gidiyor. Mecliste biz temel yasayı, Anayasa'yı yapacağız, o Anayasa'ya göre yasa yapacağız, doğrusu budur. Biz, tam tersinden yapıyoruz, önce yasaları yapıyoruz, sonra Anayasa'yı ona uydurmaya çalışıyoruz ki bu, yaklaşım tarzı olarak sıkıntılı bir tarz.

Yarın 2 Temmuz; Sivas davası zaman aşımına uğramış, bu bir yargının farklı bir ayıbı. Saygıyla anıyorum. Onların, Sivas’ta yanarak can veren Sivas şehitlerinin içinde müvekkillerim de vardı.

Yarın 2 Temmuz; İstanbul KCK davası görüşülecek Silivri’de, 132 kişisi tutuklu, 200 kişi yargılanacak. Bizim partimizin genel merkezinin Anayasa Komisyonu üyemiz Profesör Büşra Ersanlı -ilk görüşmelerde de Hükûmetle olan görüşmelere katılmıştı- eğer tutuklu olmasa yani tutuksuz olsaydı, bugün Mecliste uzman olarak Anayasa çalışmalarını sürdürmüş olacaktı. Üç sene, Anayasa hazırlık çalışmalarını sivil toplumla, meslek örgütleriyle sürdürmüş bir arkadaşımızdı.

Şimdi, Anayasa'yı yapıyoruz bir taraftan, bir taraftan bu davalarla uğraşıyoruz, bir taraftan 10 bini aşkın tutuklu ve  siyasi tutuklu var. 10 bin kişinin siyasi tutuklu iddianamesi kes, yapıştır… İnternet  gizli dinleme belgelerinden oluşan -dünyanın hiçbir hukuk devletinde buna “iddianame” denmeyecek- çorba iddianamelerle yargılamalar yapılıyor.

Biz bugün 3’üncü yargı paketini görüşüyoruz. 3’üncü yargı paketinin temeli de adalet, hukuk, kişi güvenliği, kişi özgürlüğü ve bütün bunların içinde düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü… Ama bir taraftan 16 Temmuzda, Türkiye’de 40 avukatın tutuklu olduğu bir dava görülecek savunma hukukundan dolayı. Şimdi, 40 avukat niye tutuklu? İmralı’dan talimat almışlar.

Bakın, avukatlar görevleri gereği gitmişler, görüşmüşler ve görüşmelerin sonrası… Görüşme notlarını zaten Genelkurmay orada kayıt altında tutuyor, 2004 yılından bu yana da, Hükûmetin aldığı bir kararla Adalet Bakanlığına bağlı Bursa yargı çevresinden bir görevli her görüşmede bulunuyor ve o görüşme notları anında, canlı olarak Adalet Bakanlığına geliyor. Şimdi Adalet Bakanlığının dinlediği, anında Bakanlığa ilettiği, Genelkurmayın dinlediği, Jandarma Komutanlığının dinlediği, 10 mil yasak bölge kapsamındaki bir yeri konuşuyoruz.

Şimdi buradaki bu adada özel, kişiye özel yasak, kişiye özel yasak bölgede bir senedir avukatlarıyla görüşü yapılmıyor. Şimdi burada herkes merak ediyor, ne oluyor, Öcalan adada mıdır? Sayın Bakan da diyor ki: “Merak eden varsa gelsin baksın.” Daha önce İnsan Hakları Komisyonu, dört parti grubundan oluşacak bir komisyonun İmralı Adası’nda inceleme yapmasını istemişti. Bazı partiler buraya üye vermedi. Bakın, dikkat çekiyorum, merak eden bazı partiler üye vermemişti. Şu an söylüyoruz: Eğer bu konuda ciddi kaygılar varsa bu kaygılarla ilgili, buyurun, dört parti grubunun, görevlendireceği, bağımsız milletvekilleri de olabilir, gitsinler, görsünler, gelsinler kamuoyunu bilgilendirsinler. Sayın Adalet Bakanı bu konuda açıklama da yapmıştı. “İsteyen gidebilir.” diyor. E, benim bildiğim, yakın zamanda, Sayın Ahmet Türk, Sayın Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, eş başkanlarımız bu kaygılarla ilgili olarak sayın Adalet Bakanlığına başvurdular ve görüşmek istediklerini söylediler, hâlâ bir yanıt yok. Şimdi, burada bazı şeyleri doğru koymak lazım. Gerçekten, eğer Sayın Bakan dediği gibi… “Hadi, buyurun, merak eden gelsin.” deniliyorsa merak değil yazılı talep var, o talebe Hükûmetin doğru cevap vermesi zamanıdır. Sayın Ahmet Türk veya diğer partilerden de, sayın eş başkanlarımız, merak edenler varsa gidip görüşme yapabilirler, gitmeliler.

Şimdi, burada sadece bu olay değil. Temmuzun sonunda, muhtemelen de ağustos ayı içinde toplu gazeteciler davası görülecek, “KCK davası” olarak geçiyor bu da. Dünyanın ilk toplu gazeteciler davası Türkiye’de, ilk toplu avukatlar davası Türkiye’de, ilk toplu belediye başkanları davası Türkiye’de. Yani 12 Eylül darbesini alın, o dönemin yargılamalarına bakın, şimdikini karşılaştırın ve karşılaştırdığınız zaman 12 Eylül döneminde de böyle bir yargılama sisteminin olmadığını göreceğiz. O zaman bu aksaklıkları gidermek gerekiyor. Bu aksaklıkları elbette ki özel yetkili mahkemeleri tamamen kaldırarak giderebiliriz. Onu kaldırıp yerine bir şey koyduğunuz zaman bunun adı kaldırma olmuyor. Eskiden, istiklal mahkemeleri kalktı yerine askerî sıkıyönetim mahkemeleri geldi, onları kaldırdılar devlet güvenlik mahkemeleri geldi, devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdılar özel güvenlik mahkemeleri geldi. Şimdi, özel güvenlik mahkemelerini kaldıracaksınız, onun yerine aynı benzerlikte yeni bir mahkeme kuracaksınız. İşte, bu, olağanüstü yargının kaldırılmadığı anlamına gelir. Nasıl ki özel yetkili mahkemelerin anası babası DGM, dedesi sıkıyönetim askerî mahkemeleri, ceddi de istiklal mahkemeleri ise torununun da o şecereden usul ve füru olarak nasıl doğacağı bellidir. “Bağımsızdır, tarafsızdır.” diyeceksiniz, kimse yemez. Bunun kan dolaşımında bağımlılık var, taraf var, siyasallaşma var; iktidarın emri altındadır, muhalefeti yargılarlar, özgürlük düşmanıdırlar ve haksız cezalar, ağır cezalarla kamu vicdanında daha tarihte yer edinmiş bir tek olağanüstü mahkeme yok. 

Olağanüstü mahkeme ayıbından kurtulmak bugün bir fırsat. Gelin, bu fırsatı birlikte değerlendirelim. Bu, bizim çağrımızdır. Gelin, bugün 1 Temmuz, tarihe not düşelim. “Mecliste bütün partilerin katkısıyla özel yetkili mahkemeler kaldırılmıştır, olağanüstü yargı tarihe karışmıştır.” diyelim diyoruz. Bu çağrımız bütün milletvekillerinedir.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Danışma Kurulu önerisi kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

 

Hükûmet? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının 55’inci maddesinde kalınmıştı.

55’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri okutacağım ve birlikte işleme alacağım.

Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 55. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                  Oktay Vural                                      Oktay Öztürk                                  Nevzat Korkmaz

                        İzmir                                              Erzurum                                             Isparta

              Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu

                       Muğla                                              Kayseri

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                Ali Rıza Öztürk                                  Mahmut Tanal                                     Salih Fırat

                      Mersin                                             İstanbul                                           Adıyaman

                   Ali Sarıbaş                                       Kazım Kurt                                 Rahmi Aşkın Türeli

                   Çanakkale                                         Eskişehir                                              İzmir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Salih Fırat.

BAŞKAN – Salih Fırat, Adıyaman Milletvekili.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Fırat.

SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesi üzerinde bir önerge verdim, önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu pazar günü, tatil öncesi bir yasa değişikliği yapıyoruz. Yargı reformu diyoruz. Yargı hizmetlerinin rahatlaması ve hızlandırılması için bu kanunu çıkarıyoruz. Dün gece saat dört buçuğa kadar buradaydık. Son bir haftadır gene aynı şekilde çalışıyoruz.

Evet, biz, Türkiye’de hakikaten adaletli bir hukuk sistemi istiyor muyuz? Türkiye’de tam demokrasiyi istiyor muyuz? Türkiye’de tam özgürlük, tam insan hakları istiyor muyuz? Önce bu soruyu kendimize sormamız gerek. Eğer bu sorulara biz “evet” diyorsak o zaman oturup birlikte Türkiye’nin hukuk sistemini, Anayasa’sını, yasalarını bu şartlara uygun olarak değiştirmemiz gerekiyor. Bakın, belki yarın tatile çıkacağız ama üzülerek belirtiyorum ki, 11 arkadaşımız cezaevlerinde tutsak; 11 tane milletvekili, halkın oyuyla, millî iradeyle seçilen milletvekili tutsak. Bu, hukukumuzun, adaletimizin bence yüz karasıdır; böyle bir şey olmaz, millî iradeyle seçilen milletvekilleri tutsak tutulamaz.

Yine aynı şekilde, gruplar hâlinde, topluca tutuklamalar oluyor. Nedense Türkiye'de iki tane sihirli kelime var: Terör ve örgüt. Kimi sevmiyorsak, kimleri sevmiyorsak, hangi grubu sevmiyorsak “terör” kelimesini, “örgüt” kelimesini başına koyuyoruz, cezaevlerinde tutsak ediyoruz; gruplar hâlinde, tek değil. Suçları nedir, belli olmuyor; iddianamelerde hangi suçla yargılandığını insanlar bilmiyor. Cezaevlerinde on binlerce bu şekilde tutuklu var; siyasetçi var, örgütçü var.

Bakın, 12 Eylül öncesinde veya 12 Eylül döneminde şu söyleniyordu: Özellikle bizim güneydoğuda birine “Apocu” kelimesini atıyorlardı, hemen zindana götürülüyordu, aylarca, yıllarca kendisinden haber alınamıyordu; kimisi kayboldu, kimisi dönmedi, kimisi döndü, öldü. “Apocu” kelimesi koyuluyordu veya “komünist” kelimesi koyuluyordu veya “faşist” kelimesi koyuluyordu veya “ülkücü” kelimesi koyuluyordu veya başka bir kelime koyuluyordu yani bir sıfat bulunup insanlarımız tutuklanıyordu. 12 Eylülden bugüne otuz iki yıl geçti. Hepimiz eleştirdik. “12 Eylülü yargılayalım.” diyoruz, “12 Eylülden hesap  soralım.” diyoruz, “Darbelerden hesap soralım.” diyoruz. Güzel, soralım; “Soralım.” demek de kolay ancak iş gerçeğe gelince, uygulamaya gelince bunu yapmıyoruz. Darbelerin adı değişiyor, “sivil darbe” oluyor, “postmodern darbe” oluyor, “muhtıra” oluyor. Artık Türkiye'nin bu kamburdan kurtulması gerek. Tatile gitmeyelim, bu yasalarımızı düzeltelim. Bütün bu tutukluların büyük bir kısmı suçsuzdur. Hak ve özgürlük istiyorlar. Hepimiz, insanların hak ve özgürlüklerine karşı mıyız? Hayır. Herkesin hak ve özgürlüğünü ifade etmesini istiyoruz. Öyleyse, nedir bu korku? Neden korkuyoruz? Örgütten, terörden -bu kelimelerden-korkmayalım, bu kelimeler bizde korku hâline getirildi. Yıllarca “Kürt” kelimesinden korktuk, “Kürt yok.” dedik, “Kürtçe yok.” dedik. Peki, şimdi “Var” diyoruz, bir şey oldu mu Türkiye’ye? Türkiye parçalandı mı? Ne oldu? Hiçbir şey olmadı. O yüzden, artık, korkuları, fobileri bir kenara bırakmak zorundayız. Tam demokrasi istiyoruz, tam insan hakları istiyoruz, adaletli hukuk istiyoruz.

“Bir yanda dava dosyaları çoğaldığı için davalar zamanında görülmüyor.” diye “Adalet zamanında tecelli etmiyor.” diyoruz ama diğer yandan -çelişkili olarak- Türkiye’de 102 tane adliyeyi kapatıyoruz. Peki, bu adliyelerin yükünü kim alacak? Dosyaya bakma zamanı daha da uzamayacak mı? Gelin, bu çelişkilerden birlikte kurtulalım arkadaşlar.

O yüzden, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının bize verdiği yetkiyi olumlu yönde kullanalım, halkın isteği yönünde kullanalım, halkın beklentisi yönünde kullanalım. Meydanlarda hepimiz “Tam özgürlükçü, hak ve özgürlüklerin önünde engel olmayan bir Anayasa değişikliği yapacağız.” dedik, gelin, yapalım bunları. Hukukumuzu, yasalarımızı buna göre değiştirelim. Kimden, neden, niçin korkuyoruz? Bu korkuyu bir kenara bırakalım.

Birlikte, özgürlüklerin önünde engel olmayan bir Türkiye umuduyla, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Fırat.

Sayın Vural, kim konuşacak?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Nevzat Korkmaz efendim.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının  55’ncı maddesinin metinden çıkarılmasını isteyen değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli Milletvekilleri, adalet kurumu sadece mahkemeler ve muhakeme sürecinden ibaret değildir. Güvenlik güçlerinin bazı iş ve işlemlerinden tutun, teftiş kurullarının raporları, gözaltı işlemleri ve savcılık kararları da mahkeme hükümleri kadar adil olmalıdır. Yine, sadece mahkeme ilamları değildir adaletin terazisinde tartılan; ihtiyati tedbir, yürütmenin durdurulması gibi ara kararlar da hukuka uygun olmalıdır. Dolayısıyla, adalet süreci A’dan Z’ye kanunlarla ve vicdani kabullerle uyum içinde yürümelidir. Yürütmenin durdurulması kararı, hukuki alanda son hüküm olmayıp bu hüküm oluşuncaya kadar idarenin iş ve işlemleri ile şahısların hukuk alanında telafisi güç veya imkânsız zararların oluşmaması için alınan bir karardır. Bu karar alınırken mahkemenin dikkate alacağı ikinci kriter de işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır.

Bu iki kriter birlikte gerçekleştiğinde, idarenin işlemi ile geri dönülemez, tamir ve tazmin edilemez sonuçlar ortaya çıkmaması için mahkemeler işlemin yürümesini durdururlar. Âdeta idari işlem zamana karşı donar, hareketsiz kalır ve hukuki bir netice doğmasına engel olunur. "Basra harap olmadan Basra'yı kurtarmak" sözü burada anlam kazanır, vücut bulur. Haklı-haksız tanımlaması yapılmadan, sadece vatandaş değil, aslında mahkemeler de adil hüküm tesis etmek için zaman kazanır. Bu mekanizma, yargılamanın bir parçasıdır ve hâkim takdirindedir.

Değerli milletvekilleri, bu düzenleme ile inşallah ne yaptığınızın farkındasınızdır. Yargılamanın yönlendirilmesi ve hak arama hürriyetinin engellenmesi gibi bir sonuç doğuracak düzenleme yapıyorsunuz.

Eklediğiniz 3’üncü fıkrayla, yürütmenin durdurulması talebine karar vermek üzere dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesi yeterli olacak, idarenin savunmasına bile gerek görülmeyecektir. Lütfen dikkat buyurun: “İşlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç ve imkânsız zararların ortaya çıkması” şartlarına “dava dilekçesi ve eklerinin de muntazam olması” şartı gibi bir üçüncü şart eklenmektedir. Bu şartın uygulamada hâkim tarafından değil mahkeme kalemince denetleneceği bir aşikârdır. Yani hem hâkimi hem de müştekiyi sınırlandırıcı bir düzenleme yapıyorsunuz.

AKP'nin yönettiği kamu idarelerinin kanun dışı uygulamalarının yargı tarafından engellenmemesi ve idarenin rahatça at oynatması için bundan daha zekice bir yol bulamamanıza gerçekten şaştım. Daha zekice hazırlanmış tuzaklar gördük ve kanunların içini boşaltma projelerinize alıştık, bu düzenlemeyi gerçekten kötü bir senaryo ve elbette bir o kadar da tehlikeli bulduk. Bir müddet, çıkardığınız her kanunun içine -sırf yargı hukuk dışı işlemlerinize ket vurmasın diye- “idarenin yerine geçerek işlem tesis edemez” diye maddeler koyuyordunuz. Kanun metnine ister ilave et ister etme, idari yargının temel kabullerinden birisidir bu zaten. Sırf hesap verme kaygı ve korkularınız yüzünden hemen hemen tüm kanunların değişmez demirbaş maddesi hâline gelmiştir bu temel ilke. Bugün yaptığınız da bundan farklı değil. Zihninizin arka planında şu var: “Yargı bizi engelliyor.” Demokratik hukuk devletinde kurulan hükûmetlerin zihninde asla olmaması gereken bir şey. Mahkeme kararları tüm erkleri bağlıyor Anayasa’mıza göre. Yargı bir noksanlık bulmuş ise yürütmenin vereceği cevap “Kendimize çeki düzen veriyoruz.” Olmalı; yoksa yargıya efelenmek, kabadayılık yapmak değil. İşine gelirse yargı kararlarını kutsa, işine gelmediğinde kararları acımasızca eleştir, hakaret et. Böyle bir şeyin kabulü mümkün değil.

 Bu düzenleme, idarenin iş ve işlemleri üzerindeki yargısal denetimi zayıflatmak üzerine kurgulanmıştır ve vatandaşın aleyhinedir. Bu nedenle de Milliyetçi Hareket Partisi olarak 55’incı maddenin tasarı metninden çıkarılmasını istiyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

55’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

56’ncı madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

278 sıra sayılı kanun tasarısının 56 ncı Maddesinin değiştirilen 2 nci ve 3 üncü fıkralarının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Pervin Buldan                                                      Ayla Akat                                       İbrahim Binici

      Iğdır                                                                 Batman                                            Şanlıurfa

                           Adil Kurt                                                    Erol Dora

                            Hakkâri                                                      Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının 56’ncı maddesinin kanun tasarısından çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk Atilla Kart                                Ali İhsan Köktürk

     Mersin                                                                Konya                                            Zonguldak

Turgut Dibek                                                     Ali Özgündüz                   Dilek Akagün Yılmaz    Kırklareli                                                                              İstanbul                                               Uşak

İlhan Cihaner                                                     Mevlüt Dudu                                      Gürkut Acar

  Denizli                                                                   Hatay                                              Antalya     

                 Mahmut Tanal                                                 Sezgin Tanrıkulu

                     İstanbul                                                                 İstanbul

                                         

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Vural                                        Faruk Bal                                             Ali Öz

                        İzmir                                                Konya                                               Mersin

                     Alim Işık                                      Muharrem Varlı

                     Kütahya                                             Adana

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Her iki önergeye katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27 inci maddesinde değişiklik yapılarak, yürütmenin durdurulması müessesesi kısmen revize edilmektedir.

Anılan düzenleme hak arama hürriyetini sınırlandırıcı nitelikte olup, yürütmenin durdurulması için üçüncü bir koşul getirmek Anayasanın 125'inci maddesinin beşinci fıkrasına aykırılık teşkil edecektir.

Gelişmiş ülkelerde yürütmenin durdurulması kararlarının verilmesini kolaylaştıracak hükümlere gidilirken, getirilen düzenlemeyle yürütmenin durdurulması zorlaştırılmaktadır.

Öngörülen değişiklik yürütme organı ile vatandaş arasındaki davalarda aleyhine sonuç doğuran hak arama hürriyetini yürütme organı lehine kısıtlayan bir düzenleme olup, isabetli değildir.

BAŞKAN – Sayın Köktürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 56’ncı maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının geneli üzerinde dün yaptığımız görüşmelerde tasarının genel gerekçesinde ifade edilen anlamlar itibarıyla tasarıya çok büyük bir misyon yüklendiğini, özellikle temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi konusunda yürütme karşısında bireyin haklarının, yurttaşların haklarının korunması konusunda çok büyük görevler yüklendiğini ifade etmiştik. Ancak özellikle tasarının 56’ncı maddesi gibi düzenlemelere baktığımızda, tasarının, kendisine yüklenen misyonu, kendisine yüklenen anlamı karşılamaktan oldukça uzak olduğunu görüyoruz.

Bakın, değerli arkadaşlar, idari yargının temel işlevinin özellikle yürütmenin idarenin işlemlerini sınırlayarak devlet yönetimini hukuki sınırlar içerisinde tutma amacıyla kurulduğunu ve bu nedenle hukuk devletinin temel müesseselerinden biri olduğunu ifade etmiştik. İdari yargının, devlet yönetimini yani siyasal iktidarı hukuki sınır içerisinde tutması için elindeki en önemli enstrümanlardan bir tanesi yürütmenin durdurulması müessesesidir. Yürütmenin durdurulması müessesesi, yürütme karşısında bireylerin hukukunu koruduğu için, idarenin haksız eylemleri karşısında bireylerin uğrayacağı telafisi güç ve olanaksız zararları önlediği için hukuk devleti açısından son derece önemli bir enstrüman olarak kabul edilmiş ve bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125’inci maddesinin beşinci fıkrasında özel olarak düzenlenmiştir. Yani 125’inci maddede sadece idari yargı değil, idari yargının elinde hukuk devletinin temel enstrümanlarından olan yürütmenin durdurulması müessesesi de düzenlenmiştir.

Değerli milletvekilleri, 125’inci maddenin beşinci fıkrasına baktığımızda, yürütmenin durdurulması şartlarının çok sınırlayıcı bir şekilde sayıldığını görüyoruz.  Bunlardan ilki, gecikmesi hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması, diğeri de idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartı. Yani Anayasa’nın 125’inci maddesinin beşinci fıkrası, idari işlem hakkında idari yargının karar verebilmesi için iki şartı sınırlı bir şekilde saymıştır ancak temel hak ve özgürlükleri güvence altına aldığını iddia eden, bireyin yürütme karşısında hukukunu güçlendirdiğini iddia eden bu tasarıyla Anayasa’mızın 125’inci maddesinde sınırlı bir şekilde sayılan şartlara üçüncü bir şart daha eklenmiştir. Bu şart da idarenin savunmasının alınması veya idarenin savunmasının alınması süresinin geçmesi şartıdır.

Değerli milletvekilleri, burada güdülen amaç şudur: İdareye zaman kazandırarak, aslında haksız olan, aslında bireyin, yurttaşın hakları konusunda büyük zararlar doğuracak olan bir idari işlemin yürütülmesine bir süre daha olanak tanıma amacı güdülmektedir. Dolayısıyla haksız, zarar verici bir idari işlemin aslında idari yargı tarafından durdurulması ve çok daha büyük zararlara neden olmasının engellenmesi gerekirken, temel hak ve özgürlüklere sahip çıktığını iddia eden tasarının 56’ncı maddesi düzenlemesiyle tam tersine, birey için telafisi mümkün olmayacak zararların doğmasına ve bu anlamda idareye zaman kazandırılmasına olanak tanınmaktadır.

Değerli arkadaşlar, burada üzüntü verici diğer bir konu şudur: Aynı konuda 2005 yılında Bankacılık Kanunu’nda yapılan bir düzenleme var. Bu düzenlemeyle özellikle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluyla ilgili yapılan düzenlemelerde bu kurulların görüşü alınmaksızın, savunması alınmaksızın yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğine yönelik yasalar, Anayasa Mahkemesi tarafından önce yürürlüğü durdurulmuş, daha sonra da iptal edilmiştir. Dolayısıyla, bugün 56’ncı maddesi düzenlemesiyle  Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilen ve özellikle temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma gerekçesinin arkasına saklanılarak getirilen bu tasarıyla bireyin hak ve özgürlükleri ortadan kaldırıldığı gibi, 2005 yılında çıkartılan ancak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bir yasal düzenlemenin aynısı Parlamento gündemine getirilmiş, Anayasa’ya açıkça aykırı olan bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla) - …yasanın yeniden geçirilmesi için girişimde bulunulmuştur. Dolayısıyla, biz, açıkça Anayasa’ya aykırı olan bu düzenlemenin tasarı metninden çıkartılmasını diliyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Köktürk.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 56 ncı Maddesinin değiştirilen 2 nci ve 3 üncü fıkralarının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Dora.

BAŞKAN – Sayın Dora, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 278 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 56’ncı maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun tasarısının idare hukuku alanında öngördüğü en olumsuz değişiklik, kuşkusuz, yürütmeyi durdurma kararının yapısının değiştirilmek istenmesidir. Yürütmeyi durdurma yöntemi, idari yargılamanın en temel unsurlarından biridir. Yürütmenin durdurulması mekanizması öncelikle vatandaşı korumak için konulmuştur. Yürütmenin durdurulması kararı, hukuka aykırı idari işlemlerin uygulanmasını önleyerek kişilerin giderilmesi zor kararlara uğramasını engellemektedir. Öte yandan, yürütmenin durdurulması, yargı organınca hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlemin uygulanması nedeniyle doğabilecek düzeltilmesi zor durumları başından önleyerek idare hayatında düzen sağlamaktadır. Ülkemizde, tüm alanlarda olduğu gibi idare hukuku alanında da köklü reformlara ihtiyaç vardır. Kamu hizmetlerinin etkinleşmesi, hukuka aykırılığın en aza indirilmesi için bu tür reformlara ihtiyaç vardır. Yargının demokratik zihniyete ulaşması ve devlet değil vatandaş eksenli olması şarttır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mevcut düzenleme, yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesini, telafisi güç ya da imkânsız zararlara neden olmak ve açıkça hukuka aykırı olmak şartlarına bağlamaktadır. Yeni düzenleme ise bu kararın verilmesinde idarenin savunmasının alınması veya savunma süresinin dolması şartlarını da eklemiştir. Bu durum, yürütmeyi durdurma kararlarının niteliğine aykırıdır çünkü savunma süresi, mahkemenin çabuk karar vermesini önlemektedir. Değişiklikte, özellikle “Ancak dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.” denmiş. Getirilen idarenin savunmasının alınması koşullarının amacının dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin kabulünün yerinde olacağı anlaşılan davalarda idarenin savunma verebilmesi için, gerekli zaman dilimi araya konularak yürütmesi derhâl durdurulması gereken idari işlemin bir süre daha uygulanmasına olanak sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Bu amaç, insan hak ve özgürlüklerine saygılı ve onların korunmasını amaç edinen hukuk devleti için kabul edilebilir değildir.

Öte yandan, bu değişiklik teklifi, etkili yargı denetimini engelleyecektir. Mahkemelerin yürütmeyi durdurma yetkisinin sınırlandırılmasının Anayasa’nın 125’inci maddesine aykırı olduğu açıktır. Yapılması gereken ise hak kayıplarını en aza indirecek düzenlemelerin yapılmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle HES davalarıyla özdeşleşen çevre davalarında vatandaşların tek umudu olan yürütmeyi durdurma kararı müessesesi için öngörülen değişiklik adalet sistemini derin biçimde yaralayacaktır. Vatandaşın adalete duyduğu güvensizlik derinleşerek büyüyecektir. Öte yandan, okuldan atılan öğrenciler, açtıkları yürütmeyi durdurma davalarıyla kısmen de olsa eğitim hayatlarına devam edebiliyorlarken, şu durumda en temel hakları da ellerinden alınmış olacaktır.

Bu nedenlerle vermiş olduğumuz önergemizin desteklenmesini istiyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

56’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 56’ncı madde kabul edilmiştir.

57’nci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun tasarısının 57’nci maddesiyle 2577 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                           

                  Tanju Özcan                                       Atilla Kart                                       Mevlüt Dudu

                        Bolu                                                Konya                                                Hatay

                 Turgut Dibek                                   Ali Rıza Öztürk                                Ali İhsan Köktürk

                    Kırklareli                                            Mersin                                           Zonguldak

           Dilek Akagün Yılmaz                              Ali Özgündüz                                 Sezgin Tanrıkulu

                        Uşak                                               İstanbul                                            İstanbul

                 İlhan Cihaner                                   Mahmut Tanal                                    Gürkut Acar

                      Denizli                                             İstanbul                                             Antalya

TBMM Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 57. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                           

                  Oktay Vural                                      Oktay Öztürk                                  Nevzat Korkmaz

                        İzmir                                              Erzurum                                             Isparta

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

                      Kayseri                                              Muğla

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz, kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olmuştur.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne idare hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler getirmeyercek, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun tasarısının 57’nci maddesiyle 2577 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                            Tanju Özcan (Bolu) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özcan buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Komisyon metnindeki 57’nci maddesi ile ilgili  düşüncelerimi ve değişiklik önergesiyle ilgili düşüncelerimi açıklamak için burada bulunuyorum.

Arkadaşlar, bu Hükûmet tasarısının 43’üncü maddesinde, Komisyon metninin de 57’nci maddesinde olan düzenleme ile aslında Hükûmet neyi amaçlıyor?

Şimdi burada söylenen şu: “Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda -idari yargıyla ilgili, biz buna tam yargı davası diyoruz- ve her türlü davada” diyor. Bu her türlü davanın içerisine iptal davası da giriyor.

Burada şunu söylüyorlar, diyorlar ki: “Siz idareye karşı bir tam yargı davası açmışsanız veya idari yargıda bir iptal davasını kazanmışsanız, tam yargı davasının konusu olan bedeli veya iptal davaları gibi davalarda ortaya çıkan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerini doğrudan icraya koyamayacaksınız.” Ne yapacaksınız? İdareye bir yazı yazacaksınız, idareye diyeceksiniz ki: “Bana bunları öde.” “Ödemediği takdirde genel hukuk hükümleri çerçevesinde icra takibi başlatabilirsiniz.” diyor.

Şimdi arkadaşlar, Hükûmet tasarısının 43’üncü maddesinde bunun gerekçesi olarak şöyle denilmiş: “Maddeyle, tam yargı davalarında hüküm altına alınan miktar ile her türlü davada hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı veya vekilinin bildireceği banka hesap numarasına, bildirim tarihinden itibaren yatırılması.” Bunu söylerken de diyor ki: “Hem icra dairelerinin iş yükünü gereksiz şekilde artırmayalım hem de idareyi icra gideri ve vekâlet ücreti ödemekten kurtaralım.”

Saygıdeğer milletvekilleri, düzenlemenin asıl amacı bu yani avukatlara icra vekâlet ücreti ödenmesinin önüne geçmek isteniyor bu  düzenlemeyle.

Arkadaşlar, bu Parlamentonun aşağı yukarı beşte 1’i hukukçulardan oluşuyor ve bu hukukçu arkadaşların yüzde 90’ı da serbest avukatlık deneyiminden gelmiş olan arkadaşlarımız.

Arkadaşlar, bakın “Bu Parlamentonun çok önemli bir kısmı hukukçu, avukat.” diyoruz ancak bugüne kadar avukatlar lehine herhangi bir düzenlemeye imza atmıyoruz. Ne zaman böyle bir düzenleme yapsak hep avukatların hakkından, hukukundan bir şeyleri götürmeye çalışıyoruz.

Arkadaşlar, milletvekilliğimiz sona erdiğinde veya  bir ziyaret için baroya gittiğimizde bizim avukat arkadaşlarımıza bunun hesabını verebilmemiz mümkün değil yani biz devlet olarak niçin avukatın üç kuruşluk icra vekâlet ücreti gelirine el koymaya çalışıyoruz, göz koyuyoruz? Bunu insanlara anlatamayız.

Şimdi, arkadaşlarımın ve benim imzaladığımız bu düzenlenmede, önergede bu hükmün çıkartılmasını biz talep ediyoruz. Bu son derece de makuldür ve AKP grubundan konuştuğumuz avukat kökenli milletvekillerinin de aslında buna sıcak baktığını görüyoruz.

Arkadaşlar, rica ediyorum tekrar, lütfen, devleti avukata karşı korumayalım, avukatın üç kuruşluk gelirini elinden almayalım, bu çok yanlış olur.

Arkadaşlar, az önce de söyledim, “Yargı reformu paketi.” diyoruz, dünkü konuşmamda da ifade ettim, yargının ana unsurlarından bir tanesi olan avukatlar lehine bir düzenleme yok, tam tersi avukatın geçmişte hak ettiği bir icra vekâlet ücretini idari yargıyla ilgili olan tüm davalarda elinden almaya çalışıyoruz. Ben bunun yanlış olduğunu tekrar vurguluyorum ve bu düzenleme için tüm AKP’li arkadaşlarımdan kabul oyu kullanmalarını rica ediyorum. Aksi takdirde tüm baro başkanlarına bir yazı yazacağım ve AKP oylarıyla bu düzenlemenin kabul edildiğini de hepsine bildireceğim, hepsine bildireceğim, hiç kusura bakmayın.

Arkadaşlar, bir de bir komedi yaşanıyor dün akşamdan bu yana, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme gelecek, ha geldi ha gelecek. Arkadaşlar, dünden beri bu devlet sırrı gibi saklanıyor, hatta Sayın Bakan tarafından Adalet Komisyonu Başkanından bile saklanıyor, hatta Sayın Bakan dün fotokopi çekilirken fotokopi makinesinin başında bekliyor.

Sayın Bakanım, bu nedir Allah’ınızı severseniz, niye birkaç gün önceden atmıyorsunuz, niye birkaç dakika önceden atıyorsunuz, niye Türkiye'nin ve bizlerin bunu tartışmasına izin vermiyorsunuz?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Şu an elinizde…

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Bunun altında başka bir şey mi var? “Çok tartışılırsa bu ortaya çıkar.” diye bir kaygınız mı var? İnanın çok yadırgıyorum ve hiç yakıştıramıyorum Türkiye Cumhuriyeti Bakanına.

Arkadaşlar, sizlere de soruyorum: Siz merak etmiyor musunuz bu düzenlemeyi, hiç bu saate kadar merak etmediniz mi, altından ne çıkacağını biliyor musunuz? Yapmayın Allah’ınızı severseniz, en azından sorgulamayı öğrenin şurada.

Ben, hepinizi saygıyla selamlıyorum, önergeye destek vermenizi bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özcan, teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 57’nci madde kabul edilmiştir.

58’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 58. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali İhsan Köktürk            Turgut Dibek             Ali Özgündüz

   Zonguldak                     Kırklareli                    İstanbul

 

İlhan Demiröz                 Ali Rıza Öztürk          Refik Eryılmaz

     Bursa                              Mersin                     Hatay

 

Mevlüt Dudu

   Hatay

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

 

Oktay Vural                   Oktay Öztürk         Nevzat Korkmaz

    İzmir                             Erzurum                 Isparta

 

Yusuf Halaçoğlu          Mehmet Erdoğan

    Kayseri                        Muğla

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor musunuz Sayın Komisyon Başkanım?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Vural, gerekçe mi okunsun?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe, yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reformu paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Konuşmacı, Hatay Milletvekili Sayın Dudu. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun efendim.

MEVLÜT DUDU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bir süreden beri başını Sayın Başbakanın çektiği “Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın mı, kaldırılmasın mı?” tartışması yaşanıyor. Başbakan bir şey söylüyor, bir Başbakan Yardımcısı tersini söylüyor; tekrar bir Başbakan Yardımcısı çıkıyor, o da daha farklı bir şey söylüyor. Sonuçta öğreniyoruz ki bugün görüşülmekte olan bu tasarıya bir önergeyle özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ilave edilecek, edilecek ama üç gündür bekliyoruz önerge yok. AKP sözcülerinden ve Hükûmetten çelişkili açıklamalar geliyor ve ben iddia ediyorum, şu anda hiçbir iktidar partisi milletvekili -hatta belki Adalet Komisyonu Başkanı dâhil- bu önergenin, bu teklifin nasıl bir teklif olduğundan haberdar değiller. O zaman bize de şunu sormak kalıyor: Kimden korkuyorsunuz, kimden çekiniyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu söylemekte yarar görüyorum: “Doğal hâkim” ilkesine aykırı olduğunu düşündüğümüz DGM’lere Cumhuriyet Halk Partisi başından beri karşıydı. 2004 yılında yapılan bir değişiklikle kurulan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri de aynen devlet güvenlik mahkemeleri gibi “doğal hâkim” ilkesine aykırı olağanüstü mahkemelerdir. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde hüküm altına alınan adil yargılanma hakkına da ters düşen ÖYM’ler çağdaş demokrasilerde yer bulmamalıdır.

Bugün yüzlerce yazar ve aydın, yüz civarında gazeteci, onlarca belediye başkanı, çok sayıda general ve muvazzaf subay ve 8 milletvekili, işte bu özel yetkili mahkemeler tarafından cezaevlerinde tutsak edilmişlerdir.

Sayın Adalet Bakanı bir gün bu kürsüde, sayı da vermek suretiyle, bu gazetecilerin büyük bölümünün terörist olduklarını ilan etti. Sayın Adalet Bakanı bir hukukçu, benim de meslektaşım, biz yıllarca kendisiyle aynı baroda kayıtlı olarak avukatlık yaptık. Ben Sayın Bakanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.” şeklinde ifade edilen ve aynı zamanda ceza hukukunun evrensel ilkelerinden başta geleni olan masumiyet karinesinden bihaber olduğunu düşünmüyorum ama bir Adalet Bakanı olarak ona bu büyük yanlışı yaptıran düşüncenin ne olduğunu da doğrusu merak ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Adalet Bakanlığı bir süreden beri yargıyı hızlandırmayı kendisine amaç edinmiş durumda. Biraz da şu özel yetkili mahkemeleri hızlandırsanız diyorum. İki, iki buçuk yıldır hazırlanamayan iddianameler, üç buçuk yıldır toplanamayan deliller ve bu sebeple neyle suçlandığını dahi henüz tam olarak bilmeden tutuklu kalan insanlar; biraz da bu yavaşlığa karşı çözüm bulmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, ben ayrıca bir itirafta bulunmak istiyorum, bugüne kadar hep özel yetkili mahkemelerin AKP İktidarının muhafızı olduğunu düşünüyordum ve bunu bu şekilde ifade ediyordum. Ancak şimdi görüyorum ki özel yetkili mahkemeler AKP İktidarı dışında malum bir yapılanmanın, malum bir cemaatin muhafızı ve öncüleridir ve şimdi sıra AKP’ye geldi. Kendi yarattığı canavar artık AKP’yi yutmak istiyor.

Biz size söylemiştik hukuk bir gün size de lazım olacak diye ama şimdi yapmaya çalıştığınız kendinize özel bir hukuk yaratmak, yani ikili bir hukuk sistemi yaratmak. Bunun için de işte, bu düzenlemeyi getiriyorsunuz ve geçmişle ilgili o malum yapılanmaya sus payı veriyorsunuz ve “Aman, bana dokunma.” diyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, AKP bu gibi düzenlemelerle günü kurtarabilir, hatta bu malum cemaatin hışmından tamamen de kurtulabilir ama eninde sonunda bu devran dönecek, hesap günü gelecek, önce halkımıza sonra da Allah’a hesap vermekten asla kurtulamayacaksınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Dudu.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

58’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 58’inci madde kabul edilmiştir.

59’uncu madde üzerinde Komisyonun bir redaksiyon isteği var, bir de iki tane yine aynı mahiyette önerge var, onları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı tasarının 59. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. 

                 Turgut Dibek                                 Ali İhsan Köktürk                                 Ali Özgündüz

                    Kırklareli                                         Zonguldak                                          İstanbul

                           

                İlhan Demiröz                                  Refik Eryılmaz                                  Ali Rıza Öztürk

                       Bursa                                                Hatay                                               Mersin

                Mahmut Tanal

                     İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Vural                                      Oktay Öztürk                                  Yusuf Halaçoğlu

                        İzmir                                              Erzurum                                            Kayseri

             S. Nevzat Korkmaz                            Mehmet Erdoğan

                      Isparta                                               Muğla

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Sayın Komisyon katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçe.

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe, yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reformu paketinin de ölü doğmasına sebep olmuştur.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Kanunu’nda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler getirmeyecek, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Tanal konuşacak efendim.

BAŞKAN – Sayın Tanal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Değerli milletvekilleri, tabii, yargı reformuyla ilgili konuşuyoruz. Yargı reformunun gerekçesi, Türkiye'deki yargı açıklığından bahsedildi ve bu yargı açıklığı gerçekten doğru mudur, bu doldurulabilir mi? Türkiye'de 64 tane hukuk fakültesi var, 60 bine yakın avukat var. Yani eğer geçici anlamda, üç yıllık süreyle idari yargıdaki davaların bitirilmesi isteniliyorsa, Türkiye'deki 64 tane hukuk fakültesinden, 60 bine yakın avukattan yararlanılarak bu kadro doldurulabilirdi, ancak ne yapılmaya çalışılıyor? Danıştay İdari Davalar Genel Kurulunda sayı 31 kişiden 20 kişiye indiriliyor, tabii, burada yürütmeyle ilgili davaların koşulları zorlaştırılmaya çalışılıyor. Nedir bu?

Biraz önce hatipler değindi, ancak değinmedikleri bir konu daha var, o da görülmekte olan bir davada eğer o uygulanacak olan kanun maddesi Anayasa’ya aykırıysa, Anayasa Mahkemesine iptal davası açarsa o davayla ilgili yürütmeyi durdurma kararı verilebilir mi? Evet, Anayasa’mızın 152’nci maddesine göre verilebilir, ancak yeni getirilen tasarının 56’ncı maddesinden dolayı bu engellenmekte; bu, Anayasa’ya açıkça aykırı değerli milletvekilleri.

Aynı şekilde, gerek vergi mahkemelerinde gerek idare mahkemelerinde görülmekte olan davalarda bin TL’nin miktarı 25 bin TL’ye yükseltilmiş durumda. Bu da itiraz üzerine ancak bölge idare mahkemelerinde görülebilecek. Bu ise Danıştaya götürülemeyeceği için Danıştay burada devre dışı bırakılmış olacak. Bu, bir anlamda, hak arama özgürlüğü açısından tehlikeli, sakıncalı bir durum yaratmakta değerli milletvekilleri.

Burada, İdari Davalar Kuruluna üç yıllık süreyle 20 kişinin atanması; bu, aynı zamanda Danıştayın içtihat birleştirme görevini de azaltmış olacak ve bu tehlikeli bir gidiş. Ne olacak? Değişik kararların oluşmasına sebebiyet verecek. Burada da halkın yargıya olan güveni, itimadı azalmış olacak.

Peki, bunu ne yapmak lazım? 20 tane üyenin birden değişmesi yerine Sayın Bakan, dönüşümlü olarak veyahut da bir bütün olarak bunlar değişmiş olursa hiç olmazsa mevcut olan  içtihat birliğini de bu şekilde korumuş ve muhafaza etmiş oluruz diye düşünüyorum. Aksi takdirde, idari yargıya olan güvenin tamamı burada sarsılmış olur.

Tabii, özel yetkili mahkemelerden bahsedildi. Özel yetkili mahkemelerin adı özel yetkili. Sayın Bakan dün dedi ki: “Bunlar ihtisas mahkemesi.”

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; bu özel yetkili mahkemeler değil. Özel yetkili mahkemelerde ne olur? O konuda ihtisas görmüş hâkimlerin olması lazım. Nedir mesele? Fikrî ve sınai haklarla ilgili. Nedir? Aile mahkemesiyle ilgili. Nedir? Tüketici mahkemesiyle ilgili. Bunlarda özel olarak tatbik edilen bir usul, esas yasası yok değerli milletvekilleri ancak bizim özel yetkili mahkemelerle ilgili Ceza Muhakemeleri Kanunu 250-251 uyarınca uygulanacak olan özel hükümler var. Özel hükümler olduğu için, bir, bunlar ihtisas mahkemesi değil, olmadığına dair açık ve net bir yazılı belge olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna 18 Nisan 2012 tarihinde vermiş olduğum dilekçede şunu söylüyorum: “Türkiye’de özel yetkili mahkemelerde görevli olan savcı ve hâkimlerin bu konuda ihtisas gördükleri herhangi bir alan var mıdır? Bu hâkim ve savcılar içerisinde asliye hukuk mahkemesinde, sulh hukuk mahkemesinde, aile, kadastro mahkemeleri gibi mahkemelerde daha önce görev yapanlar var mıdır?” şeklinde. Bana Sayın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun verdiği cevapta “Her hâkim her davaya bakabilir. Bu anlamda ihtisasa gerek yoktur.” şeklinde yazılı verilen bir cevap var.

Bu olduğu zaman, maalesef, hâkim, o mahkemelerde yargılanan kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruyamaz. Yıllarca aile hâkimliği yapmış, kadastro hâkimliği yapmış olan bir kişinin ceza hâkimliğinden, hele hele özel yetkili ağır ceza mahkemesindeki bir ağır sorumluluk getiren bir alanı bilebilmesi imkânsızdır. Bu da kişilerin yargıya olan güvenini, itimadını sarsar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) - Bu anlamda, bunlar, ihtisas mahkemeleri değil, özel konuya ilişkin kurulmuş, özel kişileri, Hükûmeti korumaya yönelik mahkemelerdir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu Oslo’yu korumak için getiriyorlar yani!

MAHMUT TANAL (Devamla) - Dolayısıyla bunların kaldırılması lazım.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Her iki önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Var mı Başkanım, var mı?

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır; önergeler kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, var öyle mi? Tebrik ediyorum kâtip üyeleri; bravo!

BAŞKAN – 59’uncu madde üzerinde bir redaksiyon önerisi var; buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Değerli Başkanım, görüşülmekte olan yasa tasarısının…

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaç kişi vardı acaba?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) –  …59’uncu maddesiyle kurumsal kanunun 33’üncü maddesine eklenen dördüncü fıkradaki…

OKTAY VURAL (İzmir) – Söyle, kaç kişi var?

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Burada 100 kişi yok!

OKTAY VURAL (İzmir) - Değer mi buna ya Sayın Başkan? Değer mi buna ya! Şuraya bir bakın ya! Şuraya bir bakın!

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – …“i+dari mahkemelerinin” ibaresinin “idare mahkemelerinin” biçiminde olması gerekir; bu düzeltimle oylanması talebiyle.

Saygılar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şuraya bakın ya!

BAŞKAN –  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu redaksiyon talebiyle…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – 59’uncu maddeyi oylarınıza sunacağım, yalnız, karar yeter sayısı istenmiştir, karar yeter sayısını arayacağım.

59’uncu maddeyi, redaksiyon yetkisiyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır.

Madde kabul edilmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo! Tebrik ediyoruz, bravo, kâtip üyeleri özellikle!

BAŞKAN – 60’ıncı madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun tasarısının “2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasını değiştiren” 60 ıncı maddesinin “1.b)”de yer alan “valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile Bakanlıkların ve diğer...”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bundan sonra 5 kişi de olsa “var” diyeceklerine göre, gerek yok. Fiilen İç Tüzük’ü ihlal ediyorsunuz.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Hem de göz göre göre…

OKTAY VURAL (İzmir) - İç Tüzük’e sahip çıkması gereken kâtip üyeler İç Tüzük’ü ihlal ediyor. Yok burada. Elinizi vicdanınıza koyun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Görevlerini kötüye kullanıyorlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vicdanınıza koyun ya! Bir bakın ya! Var mı burada ya? Allah için yani…

BAŞKAN – Gerekirse elektronik oylama yapabilirim, gerekirse sayım için. 

OKTAY VURAL (İzmir) - Allah için ya! Vicdan yok mu ya!

BAŞKAN - Buyurun.

 “valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile Bakanlıkların ve diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekâleten atama…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Şuraya bakın ya! Yanlış da okunabilir önergeler, vallahi! Yanlış okudu herhâlde efendim.

“…görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    Ali Özgündüz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                            İstanbul

                Refik Eryılmaz                                  İlhan Demiröz                                  Ali Rıza Öztürk

                       Hatay                                                Bursa                                               Mersin

                  Tanju Özcan

                       Bolu”

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah yalan beyanda bulunanların hesabını sorar. Vicdan olacak ya!

“TBMM Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun tasarısının 60. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

               Nevzat Korkmaz                                  Oktay Öztürk                                      Oktay Vural

                      Isparta                                            Erzurum                                              İzmir

              Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu

                       Muğla                                              Kayseri

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 60’ıncı madde üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yıl 1912 ve şair haykırıyor değerli arkadaşlar:

“Bir devri şeamet, yine çiğnendi yeminler;

Çiğnendi, yazık, milletin ümmidi bülendi,

Kanun diye topraklara sürtündü cebinler;

Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi...”

Şimdi 2012’deyiz, tam yüz yıl geçmiş. Yüz yılda yaşadığımız bin kıssa, on yıllık iktidara bin hisse verdi mi acaba? Bu yüz yılın on yılı size ait iktidar mensupları. Adalet mülkün temelidir. Adli yargıda, idari yargıda, diğer pek çok kanunda yapılan düzenlemelerin bazıları maalesef adaleti de, yargı düzenini de, mülkü de sakatlamaktadır.

Değerli arkadaşlar, on yıllık AKP İktidarı bir kamuoyu araştırması yaptırsa, ortaya çıkacak sonuç şu olacaktır: İktidarın en başarısız olduğu iki alan vardır:

1) Hukuk ve adalet, adalet kurumu,

2) Terörle mücadele.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu gerçek kılan “hukukun üstünlüğü” ilkesidir. Yürütmenin veya yasamanın anayasal sınırlar dışına taşan güç ve yetki kullanımı “hukukun üstünlüğü” ilkesiyle sınırlanır. En başta, bizatihi, yargı, hukukun üstünlüğüne uymak zorundadır. Hukuk devleti şeklî bir kanun devleti değildir. “Kanun” diye, “kanun” diye hukuku tepeliyorsunuz. Birey ve toplum, huzur ve barışı adalet sayesinde bulur. Toplum vicdanı “adalet” kavramıyla sükûn bulur. Adaletsizlik herkesi incitir. Hukuk devletine ulaşmak için yargının bağımsız ve tarafsızlığını sağlama adına bugüne kadar görev yapmış tüm hükûmetler çeşitli çalışmalar yapmışlardır. 2009 yılında Adalet Bakanlığınca Yargı Reformu Stratejisi hazırlanmıştır, yol haritası belirlenmiştir. Belirlenmiş de ne olmuştur?

1) Yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi: On yılda yargı bağımsızlığı güçlendirildi mi, yoksa bağımsızlık daha mı azaldı, yargı daha mı bağımlı hâle geldi? Yargı maalesef daha bağımlı hâle geldi. HSYK, yüksek yargı, bağımsızlığını neredeyse kaybetti, Hükûmetin güdümüne girdi. Çok basit olaylarda dahi bunun örneklerini görmek mümkündür. Bazı adliyelerin kapatılmasında, HSYK’nın Adalet Bakanlığının yönlendirmesine ne kadar açık olduğunu ve cılız kararlar verdiğini gördük. Danıştay Başkanının neredeyse her hafta, magaziner, siyasi ve iktidar yandaşı ancak hukuk dışı beyanlarına tanık oluyoruz. Danıştay Başkanı ihsası reyde bulunuyor, siyasi ve hukuki durumlarda açıkça taraf tutup mahkemeleri etki altına almaya çalışıyor.

2) Yargı tarafsızlığının geliştirilmesi: Yargı tarafsızlıktan daha da uzaklaşmıştır. On yılda gelinen nokta budur. Yargının on yılda daha tarafsız hâle geldiğini söyleyen varsa, biliniz ki, o ya kördür ya da vicdansızdır.

3) Yargının verimliliği ve etkinliği: Hükûmet verimlilikte somut bilgiler sunabilir mi, yargı verimli mi, etkinlikte mesafe alındı mı? Bunların cevabını verebilir mi Hükûmet? Hayır.

4) Yargıya güvenin artırılması: AKP dönemi yargıya güvenin en çok azaldığı bir dönem olarak anılacaktır.

5) Adalete erişimin kolaylaştırılması: Adalete erişim daha da zorlaştırılmıştır. Yüzden fazla adliyenin kapatılması adalete erişimi kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu? Yüksek yargı harçları, tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri avans şeklinde peşin olarak alınmaktadır. Bunlar adalete erişimi kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu?

6) Ceza infaz sisteminin geliştirilmesi: Uzun tutukluluk süreleri cezaya dönüştürülerek ceza infaz süreleri oldukça geliştirildi(!) Cezaevlerinde, cezaevi araçlarında yanarak ölenler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – …insanlık dışı muameleye tabi tutulanlar ceza infaz sisteminin geldiği acı noktayı göstermektedir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akçay,  teşekkür ediyorum.

III - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Özcan, Sayın Tezcan, Sayın Toptaş, Sayın Çam, Sayın Serindağ,  Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Güven, Sayın Serter, Sayın Tamaylıgil,  Sayın Kart, Sayın Köprülü, Sayın Türmen, Sayın Acar, Sayın Oyan, Sayın Özkan, Sayın Nazlıaka, Sayın Köktürk. 

Elektronik cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

 (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

 

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER(Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun tasarısının “2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasını değiştiren” 60 ıncı maddesinin “1.b)”de yer alan “valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile Bakanlıkların ve diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekâleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                               Turgut Dibek (Kırklareli)

                                                                                       ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özcan, buyurun.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın, Hükûmet tasarısında 45’inci madde olan metniyle ilgili değişiklik önergesinde söz almış bulunuyorum.

Şimdi, efendim, burada yapılan düzenlemeye itirazımız şu, düzenlemede şu söyleniyor: Valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum, kuruluşların taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen -bakın, kapsam geniş- geçici görevlendirme, ikinci görev, vekâleten atama, görev ve unvan değişikliği, naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman, izinlere ilişkin idari işlemlerin tamamıyla ilgili itiraz mercisi olarak bölge idare mahkemelerini yetkili kılıyor. Gerekçeye baktığınızda “Danıştayın iş yükünü azaltmak, bölge idare mahkemelerinin işlevini artırmak.” olarak değerlendirilmiş.

Arkadaşlar, burada bu konu, bu kadar basite indirgenecek bir konu değil. Bakın, valilerin bu kadar yetkisi varken, kaymakamların bu kadar yetkisi varken, yerel yöneticilerin bu kadar yetkisi varken bu görevden alma, geçici görevlendirme, görevden uzaklaştırma gibi işleri sıradan, rutin, basit işlemler gibi değerlendirmenin ben yanlış olduğu kanaatindeyim. Bakın, illerde en çok dava konusu olan konular bunlardır yani valiler tarafından, kaymakamlar tarafından, yerel yöneticiler, belediye başkanları tarafından yapılan görevden alma, görevden uzaklaştırma, geçici görevlendirmeye ilişkin işlemlerdir.

Siz, değerli milletvekilleri, bu işlemleri basit, sıradan işlemler olarak görmeyin, bu işlemlerden mağdur olan insanların ne kadar ciddi sıkıntılar çektiğini, hatta bunlardan dolayı, uğradıkları haksızlıklardan dolayı bunalıma girenler olduğunu unutmayın diyorum.

Arkadaşlar, özellikle bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Ne zaman bir şehirde yerel yönetim değişikliği olursa, o belediyelerde görevden alma, görevden uzaklaştırma, emekliye sevk etmek için geçici görevlendirme gibi uygulamaların ne kadar sık yapıldığını, zannediyorum hepiniz biliyorsunuz.

Arkadaşlar, eğer bunu, sadece itirazen bölge idare mahkemelerinin incelemesi yönündeki bu düzenlemeyi kabul edersek, inanın bundan sonra bu işlemler, valiler, kaymakamlar ve yerel yöneticiler tarafından, belediye başkanları tarafından son derece keyfî olarak kullanılacaktır. Ben bu konuda sizleri bugünden uyarmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu anlamda bu tasarının metinden çıkartılması gerekeceğinin de doğru olacağını düşünüyorum.

Arkadaşlar, burada herkes kendi illeriyle ilgili, kapatılan adliyelerle ilgili bir şeyler söyledi. Arkadaşlar, benim seçim bölgem olan Bolu’da da üç adliye kapatıldı ilk kararla. Arkasından, Sayın Adalet Bakanıyla da görüştük, Mengen ile ilgili kapatma kararı geri alındı kırk dört adliyeyle birlikte ancak maalesef Kıbrıscık ve Seben’le ilgili adliyelerin kapatılma kararları hâlen geçerli ve 9’undan itibaren de hüküm ifade etmeye başlayacak. Şimdi, Kıbrısçık ve Seben ilçelerimiz gerçekten küçük ilçelerimiz ancak coğrafi koşulları sebebiyle Bolu’ya çok uzak olan ilçeler. Kıbrıscık’ın 130 kilometre Bolu’ya uzak köyleri var.

Bakın, Sayın Bakanım, samimiyetle söylüyorum, ben otomobille o köyden Bolu’ya iki saatte varamıyorum, ulaşamıyorum. Kışın kar yağdığında Kıbrıscık-Bolu yolu, Kıbrıscık-Seben yolu ve Seben-Bolu yolu bazen haftalarca kapalı kalabiliyor. Şimdi, buralarda son derece yaşlı bir nüfus var. Kıbrıscık daha ilçe olmadan adliyesi vardı, nahiyeyken. Şimdi, siz bir hesap yapıyorsunuz rantabl mı, değil mi diye, buna göre bunu kapatıyorsunuz.

Arkadaşlar, adliye hizmeti bir kamu hizmetidir, çok önemli bir kamu hizmeti. Kamu hizmetlerinin tamamında kâr-zarar hesabı yapamazsınız. Şirket yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz. Şirket olsa, şu departman zarar ediyor dersiniz kapatırsınız. Ben, şimdi, size soruyorum: İtfaiye hizmeti ile ilgili hiç aklınıza geldi mi, itfaiye teşkilatı bu dönem ne kadar kâr etti, ne kadar zarar etti? Polis teşkilatıyla ilgili böyle bir hesap yapılabilir mi, böyle bir soru sorulabilir mi? Güvenlik güçlerimizle ilgili böyle bir soru sorabilir misiniz? Adliye hizmeti de böyle bir hizmettir. Adliye hizmetinden tasarrufa gidemezsiniz, adliye hizmetinin kârlı mı, zararlı mı olduğu konusunda hesap yapamazsınız. İnsanlar adalet duygusunu en hızlı şekilde nereden alabilirler, buna bakmamız lazım ama devlet yönetmekten âciz olan Hükûmetiniz, maalesef, Türkiye Cumhuriyeti devletini şirket gibi idare etmeye çalışıyor.

Arkadaşlar, bu karar yanlıştır, ileride de bunun sonuçları ortaya çıkacaktır. İtiraz dilekçesi verdim Sayın Bakana. “Ben, Adalet Bakanlığı olarak itiraz edemem.” dedi. Ben, ilimin milletvekili olarak itiraz ediyorum, itirazımın cevabını da bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özcan.

 

III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Yoklama talebiniz var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Gümüş, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Aldan, Sayın Güven, Sayın Acar, Sayın Çam, Sayın Köktürk, Sayın Serindağ, Sayın Tamaylıgil, Sayın Düzgün, Sayın Serter, Sayın Danışoğlu, Sayın Batum, Sayın Kaplan, Sayın Ekşi, Sayın Korutürk.

Yoklamayı elektronik cihazla yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum, yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A)      Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

 

                                           III - Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama istiyoruz efendim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Madde oylamasından önce yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Aldan, Sayın Kuşoğlu, Sayın Gümüş, Sayın Kurt, Sayın Güven, Sayın Acar, Sayın Güven, Sayın Serter, Sayın Serindağ, Sayın Tamaylıgil, Sayın Danışoğlu, Sayın Batum, Sayın Toptaş, Sayın Korutürk, Sayın Kart, Sayın Serindağ, Sayın Ekşi.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum, yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A)    Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – 60’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 60’ıncı madde kabul edilmiştir.

61’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

T B M M Başkanlığına

278 sıra sayılı kn. tasarısının 61. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

              Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu

                       Muğla                                              Kayseri

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    Ali Özgündüz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                            İstanbul

                Refik Eryılmaz                                  İlhan Demiröz                                  Ali Rıza Öztürk

                       Hatay                                                Bursa                                               Mersin

                Mahmut Tanal

                     İstanbul

BAŞKAN – Sayın Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne idare hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Diğer önerge üzerinde Sayın Rıza Türmen, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu önemli bir oturumu Meclisin. Neden önemli bir oturum? Çünkü Türkiye’de büyük bir sorun hâline gelen özel yetkili mahkemelerin görüşüldüğü bir oturum. Türkiye’de büyük bir sorun hâline gelen özel yetkili mahkemelerin insan hakkı ihlallerine yol açması sorununun görüşüldüğü bir oturum. Bunlar nasıl önlenecek? Bu konuları ele alıyoruz.

Tabii, bir kere ilke olarak şunu belirtmek lazım: Bir ülkedeki bütün mahkemeler aynı kurallara, aynı usul kurallarına tabi olmalıdır. Aynı usul kurallarına tabi olmadığı takdirde, usul kuralları bakımından bir birlik sağlanmadığı takdirde ortaya çok büyük problemler çıkar. Bugün ortaya çıkan problemlerin bir kaynağı budur. Özel yetkili mahkemeler, çok önemli insan hakkı ihlallerine yol açmıştır Türkiye’de. Bunun için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına bakmak yeterlidir. Yani gözaltı süresi bakımından, tutuklama süresi bakımından, gizlilik kararları bakımından, müdafiyle görüşme hakkının sınırlanması bakımından, bütün bunlar ve uygulamalarla, bütün bunların sonucunda özel yetkili mahkemelerin bugün yarardan çok zarar verdiği anlaşılmıştır.

Şimdi Hükûmetin getirdiği bir önerge var, özel yetkili mahkemelerin yetkilerini ağır ceza mahkemelerine devretmek gibi. Bu önergeye şöyle bir bakınca ilk gözünüze çarpan şey şu oluyor: Özel yetkili mahkemelerin sakıncaları burada giderilmiyor, bütün bu söylediğim özel yetkili mahkemelere has usul farklılıkları bu mahkemelerde de, yeni ağır ceza mahkemesinde de muhafaza edilecek. “O zaman değişecek olan şey nedir?” diye sorduğunuz zaman, değişecek olan hiçbir şey yoktur, insan hakları ihlali bakımından hiçbir şey yoktur, aynı insan hakları ihlalleri devam edecektir, bu yeni düzenleme çerçevesinde de.

“Bu, ihtisas mahkemesidir.” deniyor, “İhtisas mahkemeleri her ülkede vardır.” Tabii, ihtisas mahkemeleri her ülkede vardır ama birincisi: İhtisas mahkemeleri farklı usul kurallarına tabi değildir, aynı usul kuralları geçerlidir ihtisas mahkemeleri bakımından. İkincisi: İhtisas mahkemeleri o ihtisas mahkemelerinin konusu olan bireylerin güvencelerini artırmak için kurulmuştur. Örneğin çocuk mahkemeleri vardır ihtisas mahkemeleri olarak. Çocuk mahkemelerinin amacı nedir? Çocukların daha iyi yargılanmasını sağlamaktır. Peki, bu özel yetkili mahkemelerin amacı nedir? Çocuk mahkemeleri gibi, oradaki şüphelilerin ya da sanıkların daha iyi yargılanmasını mı sağlamaktır? Hayır, tam tersine olmuştur, onların daha iyi yargılanmalarına değil, daha kötü yargılanmalarına yol açmıştır, adil yargılamanın en temel kuralları ihlal edilmiştir burada. O nedenle bunları ”ihtisas mahkemeleri” olarak nitelemek ne ihtisas mahkemelerinin özelliklerine uygun düşer ne de doğrudur.

Arkadaşlar, şunu açıkça söylemek lazım: Bu özel yetkili mahkemelerin yetkilerinin ağır ceza mahkemelerine devredilmesi hiçbir şey değiştirmeyecektir. Siz tutuklama rejimini değiştirmediğiniz sürece, siz Terörle Mücadele Kanunu’ndan kaynaklanan problemleri halletmediğiniz sürece, siz yargının bağımsızlığını sağlamadığınız sürece böyle bir, tamamen şekilde kalan bir değişiklik aslında Türkiye'deki, yargıdaki sorunlara bir çözüm getiremeyecektir.

Tutuklamayla ilgili maddelere baktığınız zaman bu getirilen kanunda “Efendim, işte, bundan sonra tutuklama kararı kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gören delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilsin.” deniyor. Bu yeterli değildir arkadaşlar. Bunun yanında, katalog suçlar vardır, asıl problem buradadır. Katalog suçlara hiç değinilmemiştir. Katalog suçları ortadan kaldırmadığınız sürece tutuklamalarla ilgili sorunlar devam edecektir. Bunun yanında, mutlaka, tutuklamanın devamı kararının duruşma yapılarak verilmesi gerekir, bu yoktur kanunda, getirilen değişikliklerde. Bunun yanında, tutuklamanın devamı kararında mutlaka diğer tedbirlerin niye uygulanmadığının belirtilmesi gerekmektedir, bu da eksiktir. Yani bunları siz düzeltmediğiniz sürece, tutuklama rejimi aslında tutuklamadan kaynaklanan insan hakları ihlalleri bugün de devam edecektir.

Öte yandan, Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişiklikler de yetersizdir. Terörle Mücadele Kanunu’nda basın özgürlüğünü sınırlayan, yayın sahiplerini sorumlu kılan çok önemli cezalar vardır. O nedenle, Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan düzenleme yetersizdir, tutuklamayla ilgili düzenleme yetersizdir. Bunlar belirtilmediği sürece, zaten göstermelik bir şekilde  özel yetkili mahkemelerin yetkilerinin ağır ceza mahkemelerine devredilmesi aslında derde çare olmayacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Türmen, teşekkür ediyorum efendim.

 

III - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebimiz vardı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylamadan önce tekrar yoklama talebi vardır, yoklama yapacağız.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Erdoğdu, Sayın Özkoç, Sayın Aldan, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Çam, Sayın Kuşoğlu, Sayın Moroğlu, Sayın Dibek, Sayın Özkök, Sayın Acar, Sayın Batum, Sayın Serindağ, Sayın Köktürk, Sayın Öztürk, Sayın Köprülü, Sayın Özel, Sayın Güven, Sayın Danışoğlu.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

 

 (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.-      Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) ------- (Devam)

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

                                                                   

                                                          III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama talebimiz vardır Sayın Başkan. [AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Madde oylamasından önce yoklama mı? Buyurun.

Hamzaçebi, Erdoğdu, Dibek, Tezcan, Özkoç, Aldan, Aydın, Yılmaz, Çam, Kuşoğlu, Batum, Moroğlu, Kurt, Köktürk, Acar, Serindağ, Özel, Güven, Toptaş, Kaplan. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

 

Sakin olun sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri lütfen, lütfen…

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.-      Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) ------- (Devam)

 

BAŞKAN – 61’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’ıncı maddeye göre bir söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – 60’a göre söz istiyorsunuz.

Buyurun.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, neden sık sık yoklama talebinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

 

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öyle anlaşılıyor ki AKP Grubu bizim neden sık sık yoklama istediğimizi merak ediyor. Merak eden arkadaşlarımız… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Dinleyin, dinleyin, anlarsınız belki.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Dinlemeyi de bilmiyorsunuz herhâlde, değil mi?

Merak eden arkadaşlarımız şu önergeleri incelesinler, “özel yetkili mahkemelerin kaldırılması” adı altında Hükûmetin, Adalet Bakanının, Başbakan Yardımcısının, Başbakanın kamuoyuna nasıl yalan söylediklerini görsünler.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Sen yalan söylüyorsun, yalancı sensin.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 62’nci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı tasarının 62. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. 30.06.2012

 

Ömer Süha Aldan                                            Ali Rıza Öztürk                                 R. Kerim Özkan

        Muğla                                                             Mersin                                              Burdur

                     Kamer Genç                                           Mehmet Ali Ediboğlu

                       Tunceli                                              Hatay

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Oktay Öztürk                                        Oktay Vural                       S. Nevzat Korkmaz

Erzurum                                                    İzmir                                     Isparta

                      Mehmet Erdoğan                     Yusuf Halaçoğlu

                            Muğla                                   Kayseri

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe; yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, üçüncü yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olmuştur.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Kanunu’nda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler getirmeyecek, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Sayın Ömer Süha Aldan…

BAŞKAN – Sayın Aldan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında buraya bu yasayla ilgili genel bir değerlendirme yapmak üzere çıkacaktım ama biraz önce değişiklik önergesi elimize geçti, özel yetkili mahkemelere ilişkin. Bununla ilgili, beş dakikalık sürede kısa bir değerlendirme yapacağım.

Aslında “Aynı hamam, aynı tas.” diye özetleyebileceğimiz bir olgudur. Bu yasada değişen, bu düzenlemede değişen tek şey, tutuklamaya ya da itirazlara karar verecek hâkimin duruşmada yer almamasından ibarettir. Değişen hiçbir şey yok.

Ben geçtiğimiz yıl aralık ayında HSYK’yla ilgili bütçe görüşmeleri sırasında şöyle bir konuşma yapmıştım: “Adalet ve Kalkınma Partililer, yargıyı kırk yaş düzeyinde bir gruba teslim ettiniz ama aslında kendi Frankenstein’ınızı yarattınız. Şuna emin olun ki bir gün gelecek, onlar sizi de tasfiye edecekler.” demiştim. Nitekim, çok kısa bir süre sonra MİT olayıyla yüz yüze geldik yani “Onu alma, beni al.” olgusuyla karşı karşıya geldik ve bunun sonucunda da kişiye özel yasa çıkarıldı.

Artık, ortaya çıkan belli bir olgu vardır: Yargıdaki bir yapıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında ciddi bir çatışma vardır ve bu çatışma zaman zaman Sayın Başbakanın söylemleriyle dile getirildi üstü kapalı bir şekilde. Örneğin, 28 Şubat tutuklamalarına ilişkin “Artık, ifrata kaçılmaması gerekir.” dendi, ama olmadı.

Sonuçta, şöyle bir beklenti içindeydik biz: Bu özel yetkili mahkemelerin yaptığı hukuksuz davranışları Başbakan da gördü çünkü kendi adamları zarar görecek bir süre sonra. Bu beklentiyi sıcak bir şekilde taşıdık ama şunu görüyoruz ki değişen hiçbir şey yok, sadece mahkemenin adı değişecektir, mahkemenin sayısı bile sanıyorum değişmeyecektir, ağır ceza mahkemeleri bölge mahkemesi hâlinde yine sürecektir. Keza bu mahkemelerdeki görevlendirmeyi kim yapacak? Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu. Özel yetkili mahkemelerdeki yapılanmayı kim yarattı? Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu. Dolayısıyla aynı HSYK yine aynı kişileri atadığında değişen bir şey olmayacaktır. Belki şu olacaktır sadece: Sayın Başbakan kendi adamlarını korumuştur bu yasada. Ne diyor? “Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile askerî mahkemelerin görevine ilişkin hükümler saklıdır.” deniyor ve (b) fıkrasında da “Devlet istihbarat hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26’ncı maddesi hükmü saklıdır.” deniyor. Bu sadece şu anlama geliyor: Bundan böyle, sanıyorum torba yasasının apar topar yarıda bırakılıp yargının etkinleştirilmesine ilişkin bu tasarının gündeme getirilmesinin sebebi de budur. Önce Terörle Mücadele Yasası’nın bu 10’uncu maddesi değiştirilecek, sonra torba yasayla bazı kişilere ayrıcalıklar tanınacak ve bu kişiler Anayasa Mahkemesinde, Yargıtayda yargılanacak ya da askerî mahkemelerde yargılanacak kişiler olacak, bunlar Başbakanın adamları olacak. Başbakan kendisini adamlarıyla birlikte emniyete almıştır ama ne yazık ki hukuk tanımayan bir anlayışa Ergenekon, Balyoz ve KCK davasının sanıklarını kurban vermiştir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi…

 

                                              III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, Sayın Öztürk, Sayın Tanrıkulu, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Erdoğdu, Sayın Toptaş, Sayın Köktürk, Sayın Özkoç, Sayın Çam, Sayın Çelebi, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Yılmaz, Sayın Aydın, Sayın Aldan, Sayın Güven, Sayın Batum, Sayın Özkes.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.-  Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

62’nci maddeyi…

 

 

                                  III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama talebimiz var efendim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Olmaz böyle bir şey ya!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Niye olmuyor ya? Sana mı soracağız? Gel, sana soralım: Yoklama yapabilir miyiz Beyefendi? Yoklama isteyebilir miyiz?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Meclisin itibarını beş paralık ettiniz, artık her yol mübah!

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Öztürk, Sayın Tanrıkulu, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Köktürk, Sayın Toptaş, Sayın Erdoğdu, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Çam, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Genç, Sayın Acar, Sayın Batum, Sayın Güven, Sayın Düzgün, Sayın Özkes.

Cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.-      Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – 62’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 62’nci madde kabul edilmiştir.

63’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı tasarının 63’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    İlhan Demiröz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                             Bursa

                Refik Eryılmaz                                 Ali Rıza Öztürk                                   Ali Özgündüz

                       Hatay                                               Mersin                                             İstanbul

              B. Süheyl Batum

                    Eskişehir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

                      Kayseri                                              Muğla

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

“Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür. “

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, Kâtibe çok hızlı okuyor, anlamıyoruz.

BAŞKAN – Evet, biraz daha yavaş okusun.

“Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne idare hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolunu seçmiştir.”

BAŞKAN – Kim konuşacak?

Sayın Batum, Eskişehir, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, MHP’nin önergesinin gerekçesini okudunuz, “Kim konuşacak?” dediniz, yani “diğer önerge” diye bir hitapta bulunmadınız. O nedenle, sizin hitabınızı bekliyorum ben.

BAŞKAN – Aynı mahiyette önergeler diye başladığımız için aynen devam ediyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama şimdi gerekçeyi okudunuz.

BAŞKAN – Evet.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Genel Kurulca anlaşılması lazım, onu söylemeniz lazım.

BAŞKAN – Gerekçe okundu efendim.

Buyurun Sayın Batum.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok önemli bir kanunu konuşuyoruz; yargının etkinleştirilmesi, iyileştirilmesi, hızlandırılmasına ilişkin olduğu iddia edilen bir kanunu ve dün akşam ara verdiğimizde saat dört buçuktu.

Sevgili arkadaşlar, ilk önce bunu söyleyeyim: “Mutlaka ve mutlaka, Meclisi bir an önce tatil edeceğiz.” diye ben kanunların dört buçukta görüşüldüğünü zannediyordum. Benim ilk milletvekilliği dönemim ve arka arkaya uygulamaları görünce, gerçekten, utanç duymaya başladım. Kulislerde konuşuyorduk değerli arkadaşlar, “Acaba neden bunları dört buçukta görüşüyoruz?” diye ve bu tasarının en önemli noktası olan özel yetkili mahkemeleri bekliyorduk. Dün akşam saat dört buçuk, beşe kadar gelmeyince, açık söyleyeyim, tabii, milletin ağzı torba değil, biz hepimiz orada konuşuyoruz “Acaba Pensilvanya’yla mı anlaşamadılar?” diyorlar…

EŞREF TAŞ (Bingöl) – Konuşma ya!

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – “Acaba nasıl oldu? Amerika’dan metin gelmedi mi? Daha İngilizceden Türkçeye çevrilmedi mi? Daha acaba hazırlanmadı mı?” deniliyor, bütün bunlar konuşuluyor.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Ağzınız torba değil ki, konuşuyorsunuz.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Meğer, hepsi için özür dilerim, hiçbiri doğru değilmiş; arkadaşlarınız, Sayın Bakan, utanıyormuş bunu çıkarmaya. Bugün, şimdi çıktı, metin önümüzde. (CHP sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Utanmaz olmaktan iyidir.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Sevgili arkadaşlar, biz bunu bir alışkanlık hâline getirdik, ilk önce söyleyeyim. Evvelki hafta İnsan Hakları Kurumunu gece dört buçukta konuştuk, ondan evvelki hafta kamu denetçiliğini gece dörtte konuştuk. O arada da, şimdi açık söyleyeyim, bu maddeyle, bu düzenlemeyle bir şeyler getirdiniz. Bir tanesini söyleyeyim. Sevgili arkadaşlar, tekrar söylüyorum, bunu yapmamamız lazım; hangi parti olursa olsun yapmaması lazım. Bundan üç gün önce Kamu İhale Kurumuna ilişkin olarak açık ihale sistemini ortadan kaldırdınız, AKP oylarıyla, çoğunluk oylarıyla, davetiye usulünü getirdiniz. Neden? İstediğimize ihaleyi verebilelim, istediğimiz kişileri, firmaları zengin edebilelim diye. Neden? Amaç da, diyorsunuz ki:  “Aman, kamu maliyesine daha fazla para kalsın.”

Bugün bu yasayla bir şey getiriyorsunuz, o da şu: Burada işte, ortada, hepimiz görüyoruz. Elektrik enerjisinde, suda, doğal gazda, eğer paralarını ödeyemezlerse garibanlar, bunlara hapis cezası getirelim diyorsunuz.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Tam tersi…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Şimdi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Bu yasayla getirmişsiniz. Ama, şimdi bakıyorum, çoğunuz, haklı olarak, ya tam kabul etmez ya da yahu içeriğinde yazanı tam bilmiyoruz der gibi bakıyorsunuz. Haklısınız, çoğunuz bilmiyorsunuz. Maalesef, Bakanlık hazırlamış bunu, getirmiş ve de bunu, hemen kabul edilmesi lazım bir düzenleme olarak getiriyorsunuz.

Sevgili arkadaşlar, inanılmaz çelişkileri olan bir yasa. Demin arkadaşlarım söyledi, gene söylemeye devam edeceğiz, inanılmaz çelişkiler. Bazı yerlerde özel yaşamın gizliliğini ihlal etme suçunun cezasını artırıyorsunuz, öbür taraftan, bu suçu daha önce işleyenlere af getiriyorsunuz.

Sabahleyin gene Sayın Köktürk arkadaşım çok güzel açıkladı. Anayasa Mahkemesinin 2006’da -böyle yirmi yıl, otuz yıl önce değil- iptal ettiği yasanın aynısını getiriyorsunuz. Yürütmeyi durdurmayı engellemek için getiriyorsunuz.

Sevgili arkadaşlar, en sonda da, çelişkiler var, Anayasa’ya aykırılıklar var ama en önemlisi şu: Bu maddeden sonra bunu konuşacağız çünkü şimdi elimize geçti.

Biraz önce, siz, açıklıkla, bile bile -burada Sayın Bakanı da itham ederek söylüyorum- gerçekleri saptırıyorsunuz, Türk halkını kandırıyorsunuz. Bu suça sizleri de alet ediyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu bütün maddelerde konuşacağız. “Özel yetkili mahkemeleri kaldırdık.” diye daha ağırını başımıza getiriyorsunuz.

Hepinize saygılar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkürler Sayın Batum.

 

                                          III - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebimiz var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Toptaş, Sayın Ağbaba, Sayın Köktürk, Sayın Özkoç, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Öğüt, Sayın Çam, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Genç, Sayın Kurt, Sayın Acar, Sayın Batum, Sayın Serindağ, Sayın Özkes.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A)      Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

 

 

 

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

 

                                                            III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama talebimiz vardır.

BAŞKAN –  Tamam.

 Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Köktürk, Sayın Toptaş, Sayın Çam, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Öğüt, Sayın Kuşoğlu, Sayın Gök, Sayın Kurt, Sayın Yıldız, Sayın Genç, Sayın Acar, Sayın Ağbaba, Sayın Düzgün, Sayın Özkes, Sayın Serindağ, Sayın Batum, Sayın Güven.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – 63’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 63’üncü madde kabul edilmiştir.

64’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı yasa tasarının 64’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                   Ali Rıza Öztürk

                    Zonguldak                                         Kırklareli                                             Mersin

 

                İlhan Demiröz                                  Refik Eryılmaz                                   Ali Özgündüz

                       Bursa                                                Hatay                                              İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                    Nevzat Kormaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

 

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan                           Dilek Akagün Yılmaz

                      Kayseri                                              Muğla                                                Uşak

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

 Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanununda, ne idare hukukunda, ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Dilek Akagün Yılmaz konuşacak.

BAŞKAN – Dilek Akagün Yılmaz.

Sayın Yılmaz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dün akşam Godot’u bekler gibi bekledik, sizin bu önergenizin  nasıl olacağı konusunda. Yani Sayın Bakan Bekir Bozdağ’ın açıklamalarını da ciddiye almak istemiştik. Gerçekten de özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerektiğini, antidemokratik olan, doğal yargıç ilkesine aykırı olan, savunma hakkını ortadan kaldıran özel yetkili mahkemelerdeki usul hükümlerini ve bu mahkemelerin kaldırılmasını beklerken biz, yine aynı nitelikte, doğal yargıç ilkesine aykırılıklar içeren, savunma hakkını ortadan kaldıran ve hiçbir şekilde değişiklik  yaratmayan bir önerge geldi elimize. Artık anlaşılıyor ki siz özel yetkili mahkemelerle kardeş oldunuz. Özel yetkili mahkemeler sizin açınızdan çok önemli, vazgeçilmez nitelikte çünkü daha bu ülkede toplamanız gereken, dalga dalga almanız gereken insanlar var; onun öyle olduğu anlaşılıyor. Bundan sonra sıra kime gelecek, kimler var sıranızda, bunları zaman içerisinde göreceğiz. Ama inanın biz bu konuda mücadele etmekten, demokrasi mücadelesini vermekten, yargı bağımsızlığı için mücadele etmekten, savunma hakkını sonuna kadar savunma mücadelesini vermekten asla vazgeçmeyeceğiz, bunu bilmenizi istiyorum.

Dün Sayın Bakana biz çok sayıda dedik ki: Abdullah Öcalan nerede? Abdullah Öcalan dışarı çıkartılıyor mu, belli heyetlerle görüşülüyor mu? Bursa’da MİT misafirhanesinde mi ağırlanıyor? Bunları söyledik. Sayın

Bakan bunları reddetti ama bugün yeniden, basında, aynı konuda, Abdullah Öcalan’ın belli kişilerle ve belli heyetlerle görüştürüldüğü çok açık seçik görülmektedir.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sizi niye bu kadar rahatsız ediyor?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) - Yani bu konuda Sayın Bakanın vermiş olduğu cevapların hiçbirisi bizi tatmin etmemektedir çünkü daha önce de Oslo müzakere süreci reddedildi tarafınızdan ve Sayın Başbakan dedi ki: “Orada görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir.”, ardından da “Ben görüşmeleri için gönderdim.” dedi. Uludere’de bazı şeyleri gizlediniz, yok saydınız, Uludere’deki yalanlar ortaya çıktı. Şimdi de İmralı yalanlarınız teker teker ortaya çıkıyor.

Şu anda kulaklarımıza fısıldanan başka bir olay daha var arkadaşlar: Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 311’deki “yargılamanın iadesi” hükmünün değiştirileceği ve Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasının yolunun açılacağı şeklinde bir duyum alıyoruz. Bu fısıltılar zaman içerisinde gerçek oluyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynen öyle.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Oslo müzakere sürecinde yüzde 95 anlaşılan konulardan bir tanesi de bu mudur? Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması ve dışarı çıkartılmasının, tahliyesinin yolu mu aranmaktadır? Yüzde 95 anlaşılan Oslo müzakere süreci -geçen gün Sayın Bülent Arınç söyledi- devlet sırrı niteliğinde değilmiş. Artık bunlar çok açık seçik konuşuluyor, biz bunları öğrenmek istiyoruz.

Yargılamanın iadesi yoluyla yeniden Abdullah Öcalan yargılanacak ve serbest mi bırakılacak? Bunları bilmek hakkımız. Bunları bilirken tabii, bunlar tüm Türk milletinin gözü önünde oluyor, Türk milleti bunları değerlendirecektir. Sizleri ne Türk milleti affedecektir ne de tarih affedecektir arkadaşlar. Bunun sonucuna sizler katlanacaksınız, yani hukuk bir gün size de gerekli olacaktır.

Sayın milletvekilleri, idari yargılama usulüyle ilgili bazı konuları konuşuyoruz. Ben bu konuda bir araştırma yaptım ve çok sayıda hukukçu arkadaşımız da bana bu konuda bir talepte bulundu. Biliyorsunuz, bizim özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ıslah süreci vardır. Biz davalar açıldığında, fazlaya ilişkin hakkımızı saklı tuttuğumuzda tazminatlarla ilgili olarak adli mahkemelerde, ıslah yapabiliriz ve bilirkişi raporunda belirtilen tüm alacağı alabiliriz, ancak idari yargılama usulünde ve askerî idari yargılama usulünde bu konuda bir hüküm yok. Yani, idari yargılamada, hepimiz biliyoruz ki davayı öncelikle açarız ama bedelin ne olduğunu bilmediğimiz için, ıslah da yapamadığımızdan dolayı insanlar çok ciddi zararlar görürler. İşte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda Sabri Güneş kararı var arkadaşlar, deniyor ki: “İdari yargılama usulünde de ıslah müessesesini getirmeniz lazım.” Ve bu konuda tazminatla pek çok şekilde cezalandırılmış durumdayız.

Şimdi, idari yargılama usulü konusunu tartışırken biz -Sayın Başkanımız İyimaya da burada, Sayın Bakanımız da burada- bu konuda bir önerge verilerek, yani aynen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda olduğu gibi idari yargılama usulünde de ıslah müessesesini getirmemiz gerekiyor. Bu konuda biz bir önerge hazırlasak reddedeceksiniz, bunu biliyorum, ama lütfen arkadaşlar, böylesi kararlar da varken bunun gereğini yerine getirelim ve bugün idari yargılama usulündeki bu yanlışlığı düzeltme konusunda çaba sarf edelim. Sizlerden bir önerge bekliyoruz arkadaşlar.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, ben aslında bugün 64’üncü maddeyle ilgili konuşmak üzere söz almıştım ama yine işte, pek çok konu öne geçtiği için ne yazık ki bu maddeyle ilgili konuşma konusunda süremiz çok az kalıyor.

SIRRI SAKIK (Muş) – Yok, yok, yine Öcalan’ı konuş, Öcalan’ı konuş.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Yani bu şeker…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

 

                                              III - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylamadan önce yoklama talebi var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Toptaş, Sayın Özkoç, Sayın Yılmaz, Sayın Aydın, Sayın Çam, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Yıldız, Sayın Kurt, Sayın Genç, Sayın Cihaner, Sayın Acar, Sayın Serindağ, Sayın Özkes, Sayın Düzgün, Sayın Atıcı, Sayın Oran, Sayın Tarhan, Sayın Tezcan.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278)----------(Devam)

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

64’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

65’inci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarı ve tekliflerinin (65). maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                    Erol Dora                                       Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık

                      Mardin                                              Adana                                                 Muş

                     Adil Kurt                                        Demir Çelik                                   Sebahat Tuncel

                      Hakkâri                                               Muş                                                İstanbul

                   Ahmet Türk

                      Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                 S. Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

                      Kayseri                                              Muğla

 

 

 

Aynı mahiyetteki üçüncü önergenin imza sahipleri:

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                   Ali Rıza Öztürk

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                             Mersin

                  Gürkut Acar                                    İlhan Demiröz                                   Ali Özgündüz

                      Antalya                                              Bursa                                              İstanbul

                Refik Eryılmaz

                       Hatay

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ayla Akat, buyurun.

AYLA AKAT (Batman) – Teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, dün akşam çok geç saatlerde buradan ayrıldık ve Türkiye'nin en önemli ihtiyacı demokratikleşme diyoruz, 3’üncü yargı paketi gündemimizde ama Parlamentodaki atmosfere baktığımızda, çok gergin bir atmosfer var.

Biz, mevcut anayasa çalışmasının bile sağlıklı yürüyebilmesi için mutlaka ülkede bir yol temizliği çalışması yapılması gerektiğinin altını defalarca kez çizdik ve 3’üncü yargı paketi ve Parlamentoda, Genel Kuruldaki gergin ortam dışarıdaki gelişmelerden bağımsız olmadığı gibi, Hükûmetin bu yasa tasarısını getirme şeklinden ve yine, son dakikada getirmiş olduğu, tasarı görüşülürken ele alınmayan ama daha sonra Sayın Başbakanın beyanıyla kamuoyuna düşen, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasına ilişkin hükmün de son dakika Parlamentoda gruplara verilmesiyle tırmanan bir gerginlik var.

Öncelikle şunu belirtelim: Biz defalarca kez söyledik. İstiklal mahkemelerinden sıkıyönetim mahkemelerine, sıkıyönetim mahkemelerinden devlet güvenlik mahkemelerine, bugün özel yetkili mahkemelere kadar kendini taşıyan, yargıda kendini taşıyan bir süreç vardır.

Bu sürecin temel algısı nedir, temel nedeni nedir? Türkiye'deki güvenlik algısıdır ve biz, bugün bir anayasa çalışması, toplumsal barış ve demokratikleşme için bir anayasa çalışması, bunu destekleyen bir yol temizliği çalışmasından bahsediyoruz ve gelen teklifte görüyoruz ki özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kalkıyor ama onun yerine her ağır ceza mahkemesi içerisinde, belli iller içerisinde kapsayan, yargı çevresi içerisinde belirlenecek olan ağır ceza mahkemeleri aynı görevi görecekler. Bugün Türkiye'de kanayan bir yara hâline gelen KCK, Balyoz, Ergenekon davaları bu kapsam içerisinde girmeyecek bile. Ne girecek? Tabii ki Hükûmet kendi iktidarını sağlamlaştıracak.

Ama şu var: Eğer bugün istiklal mahkemesi, sıkıyönetim, olağanüstü hâl, işte,  DGM’ler, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin Türkiye’deki Türkiye toplumu içerisinde yaratmış olduğu duygusal kopuşu göremiyorsak ve bunun önlemini alamıyorsak ve bugün bu maddeyi bu şekilde getiriyorsak kaldırılması yönünde, o zaman henüz biz işin, yolun başında sayılırız, bir mesafe katedebilmiş değiliz demektir.

Değerli arkadaşlar, diğer bir boyutu, dünden beri bu salonda ifade edildi hatta gerginliklere de neden oldu, biz, bir yıl önce İmralı Cezaevindeki koşullara dair buradan konuştuk, beş yıl önce de konuştuk, geçen sene de çok ağırlıklı bir şekilde gündemimize geldi çünkü İmralı Cezaevindeki koşullar Türkiye’deki ceza infaz kurumları için öngörülen hiçbir yasada olmayan koşullardır. Orada özel bir hukuk vardır, orada özel bir yönetim şekli vardır. Bunu, Sayın Adalet Bakanı da bilir, kendisinden önceki Adalet Bakanları da bilir, diğer hükûmetler de bilirler. Ama bugün, burada, İmralı Cezaevinde bulunan Sayın Abdullah Öcalan’ın orada olup olmadığını tartışma noktasına geldik. Bunun çözümü bellidir. Tam bir yıldır Hükûmet resmî yalan söylüyor “Koster bozuk.” diyor. Bunun yarattığı gerginliği siz görmüyorsunuz. Niye? Çünkü, bölgede insanlar sokağa çıktıklarında eğer bir çatışmayla sonuçlanmamışsa kamuoyunun bundan haberdar olma şekli mümkün değildir, kamuoyu bunu bilmiyor. Gençler yaralanıyor, gençler yaşamını yitiriyor ama kimsenin bundan haberi yok. Hadi bundan haberiniz yok, son altı aydır ülkenin değişik yerlerine giden cenazelerden de mi haberiniz yok? Bunların nedeni İmralı Cezaevindeki tecrit değil midir? Bunun vebali, sorumluluğu Sayın Hükûmette değil midir, Hükümetin ilgili bakanlığında değil midir? Bu kadar genç toprağa düşüyorsa ve bunun belli gerekçeleri varsa, bu gerekçelerin en başında da tecrit geliyorsa bunun sorumluluğu Sayın Hükûmetin değil midir? Hükûmetindir, ilgili Bakanlığındır. Yapılması gereken de çok açıktır: Bu ülkenin yasaları İmralı Cezaevine de uygulanmalıdır. Bu ülkenin yasalarında var olan etnik ayrımcılık bir an önce kaldırılmalıdır. İşte önümüzde yargı paketi. Biz yol temizliğinden bahsediyoruz, Türk Ceza Kanunu 220/6 ve 7’nci hatta 8’inci maddeleri sadece Kürtlere uygulanıyor. Bu Parlamentodan ses çıkıyor mu? Niye yargıda etnik ayrımcılık var deniyor mu? Niye bu yasalar sadece ülkenin güneydoğusunda, doğusunda ve yine Kürtlerin yaşamış olduğu metropol şehirlerde uygulanıyor deniyor mu? Herkes bu konuda sessiz. “Çözüm nerede? Parlamentoda. Nerede tartışacağız? Parlamentoda tartışacağız; birbirimizi dinleyeceğiz, anlayacağız.” diyoruz ama ne oluyor? Gelen yasa tekliflerinde, tasarılarında sorunun çözümüne katkı sunacak bir düzenleme olmadığı gibi, bu Parlamentoda mevcut hâliyle bile görüşülürken toplumsal hassasiyetlere direkt dikkat çekiliyor. Biz kabul etmesek de, biz kabul ediyoruz da bu Parlamentodaki diğer milletvekilleri kabul etmese de değerli arkadaşlar, bu ülkede bulunan 3,5 milyon insan “Sayın Abdullah Öcalan siyasi irademdir.” dedi. Bunu da gizli saklı yapmadı; imza topladı, imzaları noterden geçirdi ve Parlamentoya teslim etti, Avrupa Birliğine gönderdi. “Benim bakış açım budur.” dedi. Bu Parlamentonun bütün milletvekilleri buna karşı gözlerinizi kapayabilirsiniz, kulaklarınızı tıkayabilirsiniz ama gerçeklik budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT (Devamla) – Tekrar saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akat.

Diğer önerge sahipleri?..

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne idare hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Diğer önerge sahiplerinden, Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gürkut Acar…

BAŞKAN – Gürkut Acar, Antalya… (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Acar.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 278 sıra sayılı Tasarı’nın 65’inci maddesi için söz aldım.

Bu maddeyle getirilen sistem, idarenin en etkin denetimini önleyecek niteliktedir. Daha önce Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararları aleyhinde, 10’uncu maddeye göre Danıştayda dava açılırken bu yapılan değişiklikle idare mahkemesi görevli hâle getirilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Kanun’unun 9’uncu maddesine göre, bu Kurul, yönetmeliğe aykırılıkta 250 milyar lira para cezası verebiliyor, lisans veya sertifika, genel esaslara aykırılık hâlinde 300 milyar ceza verebiliyor, lisan vesaire için gerçek dışı belge sunulması hâlinde 400 milyar ve lisanssız çalışma hâlinde 500 milyar ceza verebilen bir kurul ve bu büyük para cezalarını denetleyecek organ Danıştay iken bundan alınıp idare mahkemesine veriliyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, kişinin güvenli yargılanma hakkını ortadan kaldıran, deneyimli ve en yüksek yargıçlar tarafından yargılanma hakkını indiren bir yasadır, bir değişikliktir. Bu, yargının yükünü hafifletmek bir yana, tam tersine, yargının yükünü ağırlaştıracaktır çünkü idare mahkemesi karar verdikten sonra, temyiz üzerine, yine Danıştaya gelip yine Danıştay bir daha iş yapacaktır. Böylece iki iş çıkmış olacaktır. Bunun hiçbir yararı yoktur. Bu nedenle biz bu maddenin kaldırılmasını istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle birkaç şeyi daha sizlere arz etmek istiyorum. Bakınız, Suriye’yle gerginlik çıkınca gündem bir anda değişti. Oysa daha beş altı gün öncesine kadar, cezaevlerindeki durumu konuşuyorduk. Urfa Cezaevinde diri diri yanan 13 insanın bedelini kimin ödeyeceğini, cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlallerini gündemden düşürdü bu olay. Ben sizi tebrik ediyorum. AKP olarak, gündem değiştirme konusunda sizden usta, tarihte, gelmiş geçmiş başka bir iktidar yok, tebrik ediyorum! Arkadaşlar, Japonya’da olsaydı eğer, bir adalet bakanı, 13 tane insan en sağlıksız ve en kötü koşullarda yaşaması nedeniyle ölmüş olsaydı, âdeta öldürülmüş olsaydı harakiri yapardı herhâlde. Ama bizim Sayın Bakanımız istifa etmeyi düşünmüyor, “Ben istifa etsem ne değişecek.” diyor. Doğru tabii yani iktidarın zihniyeti değişmediği müddetçe bakanların değişmesinin hiçbir önemi yok.

Bakın, bugün Esra Açıkgöz’ün Cumhuriyet gazetesinin ekinde bir yazısı çıktı, bir röportajı. Cezaevindeki bir insanın -yaşayan ve çıkan, tahliye olan- cezaevindeki koşullarını anlatıyor.

Değerli arkadaşlarım, devlet olarak biz sorumluyuz. Cezaevindeki bir insana, eğer devlet yiyeceğini vermezse açlıktan ölür, eğer suyunu vermezse susuzluktan ölür. Namusu, her şeyi, açlığı, sağlığı hepsi devlete emanettir ve bu emanete ihanet ediliyor. Bir odada 40 kişi yatacağına 80 kişi yatıyor. Değerli arkadaşlarım, sıcakta soğukta yerde yatıyor, bu insanlar aç, bu insanlar su bulamıyor. Hiç içinizde hapiste yatan var mı? Biz yattık ve biliyoruz bu şartları. Bu cezaevi şartlarının bir an önce değiştirilmesi lazım. İktidarınız her şeyden önce devletin emanetinde olan bu insanların can güvenliğini sağlamak zorundadır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’yi büyük bir hapishaneye döndürdünüz, çok özür diliyorum bunu söylerken. 7 bin üniversite öğrencisi üniversiteden atıldı. Değerli arkadaşlarım, binin üstünde öğrenci, üniversite öğrencisi tutuklu. Hiç vicdanınız sızlamıyor mu?

Avukatlar savunma yapamaz hâle geldiler. Turgut Kazan hakkında avukatlık nedeniyle dava açtınız, bir yerlerde o davada onu yargılıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, Mehmet Haberal tazminata mahkûm ettirdi kendisini yargılayan yargıçları. Dünyada böyle bir emsali görülen bir olay var mıdır? Aynı yargıçlar aynı davaya bakmaya devam ediyor. Nasıl oluyor böyle? En yüce mahkeme Yargıtay diyor ki: “Siz bunu haksız yere fazladan içeride tuttunuz, sizi tazminata mahkûm ediyorum.” Karar kesinleşiyor ama aynı yargıçlar bakmaya devam ediyor.

Değerli arkadaşlarım, bu ülkede hukuk devletini yok ettiniz. Bakınız, buradan ben defalarca söylüyorum: Ben bir hukukçuyum, hukuku olmayan devlette hiç kimse de ayakta kalmaz, partiler de ayakta kalmaz. Lütfen adaletli olun.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Balbay’la gittim görüştüm. Ne diyor bakın:  “Esas insan hakları ihlali burada yargılamada yapılıyor, âdeta biz yargılamaya geldiğimiz zaman cezaevini özlüyoruz.”

Arkadaşlar, sürem bitti ama size şunu söylemek istiyorum: Lütfen Türkiye’yi iyi yönetin, lütfen iyi yönetin. Her şey sizin elinizde, tek başınıza iktidarsınız. Her şey iyi olsun istiyoruz. Biz sizi burada yerin dibine sokmak için yokuz. Olumlu bir şey yapın, biz de “evet” diyelim. Bu özel mahkemeleri kaldırın; böyle kaldırılmaz, Türkiye’yi aldatmayalım hep beraber.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar )

BAŞKAN – Sayın Acar, teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

65’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 65’inci madde kabul edilmiştir.

66’ncı madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı tasarı ve tekliflerinin (66) maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                    Erol Dora                                       Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık

                      Mardin                                              Adana                                                 Muş

                                                 Adil Kurt                                         Ahmet Türk

                                                  Hakkâri                                             Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

                                           Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu

                                                   Muğla                                              Kayseri

Aynı mahiyetteki üçüncü önergenin imza sahipleri:

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    Ali Özgündüz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                            İstanbul

                Refik Eryılmaz                                  İlhan Demiröz                                  Ali Rıza Öztürk

                       Hatay                                                Bursa                                               Mersin

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki üç önergeye Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ali Rıza Öztürk…

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, dün akşamdan beri, dün sabahtan beri bizden sakladığınız, Parlamentonun muhalefet milletvekillerinden sakladığınız yasa yapma, Anayasa’nın 7’nci maddesi gereğince egemenlik kapsamında yasa yapma yetkisi ve görevi olan milletvekillerinden ısrarla sakladığınız önerge bu mu? Bunu mu sakladınız? Bunun saklanacak nesi var Sayın Bakan? Yani siz sadece hukuku kendinizin bildiğini mi sanıyorsunuz?

Değerli arkadaşlarım, önergenin gerekçesinde “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251 ve 251’nci madde hükümleri ve buna bağlı olarak mahkeme ve savcılık görevlendirilmesi muhakeme sistemimizden kaldırılmaktadır.” diyor. Şimdi, hakikaten kaldırılıyor mu, kaldırılmıyor mu, bakalım.

Değerli arkadaşlarım, önergeyle, 3713 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesi, -yani Terörle Mücadele Kanunu bu- görev ve yargı çevresinin belirlenmesi ve soruşturma ve kovuşturma usul olarak düzenleniyor. Böylelikle Terörle Mücadele Kanunu olan bir kanundaki bir usul hükmü o kanuna aktarılıyor.

Şimdi, madde 10 -Terörle Mücadele Kanunu değişiyor ya- birinci fıkra, arkadaşlar, okuyorum, diğerlerini okumama gerek yok ama hepsi aynı: “Bu Kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayabilecek şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür. Bu mahkemelerin başkan ve üyeleri adli yargı adalet komisyonunca, bu mahkemelerden başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.”

250’nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendini okuyorum arkadaşlar, aynısını, 250’nci maddenin (c) bendi diyor ki arkadaşlar: “Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür.” Neymiş? 250’nci maddesi kapsamına giren suçlar nerede görülürmüş? Burada. Bu ne diyor? Aynısını diyor: “Adalet Bakanlığının teklifi…”

Devam edelim arkadaşlar, ikinci fıkra: “Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yapacağı işlere ilişkin hükümler ve askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.”

Peki, mevcut 250’nin üçüncü fıkrası ne diyor: “Birinci fıkrada belirtilen Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim hâlindeki askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.” Burada askerî mahkemelerin görevleri daha da genişletiliyor yani mevcut düzenlemede sadece savaş ve sıkıyönetim hâlindeki askerî mahkemelerin görevleri istisna tutulurken, getirilen kanunda askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır yani bir savaş ya da sıkıyönetim hâliyle sınırlı olmamak kaydıyla.

Şimdi diğerlerini okumaya hiç gerek yok arkadaşlar.

Üçüncü fıkra 251’inci maddenin birinci fıkrasının aynısı Sayın Bakan, tıpatıp, kelimesi kelimesine.

Devam ediyoruz arkadaşlar: Üçüncü fıkranın (a) bendi 251’in birinci fıkrasının aynısı, kelimesi kelimesine.

Devam ediyoruz: (b) bendi arkadaşlar, sadece burada “2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.” denilmiş. Şu geçenlerde çıkarttığımız Yasa’yı buraya saklı koymuşlar ve suçları da zaten saymış aynı. Daha konuşmalarımda söyleyeceğim.

Devam ediyoruz: (c) bendi, 251’in ikinci fıkrasının aynısı,

(ç) bendi, 251’in beşinci fıkrasının aynısı,

(d) bendi Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (a) bendi,

(e) bendi ise Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (b) bendi,

(f) bendinde -mevcut tasarıda da var- Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (c) bendinin aynısı,

(g) bendi, 252’nin birinci fıkrasının (c) bendinin aynısı,

252 yani “Açılan davalara adli tatilde de bakılır.” 252’nin birinci fıkrasının (a)’sının aynısı,

(h) bendi, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (c) bendinin aynısı.

Şimdi, birinci fıkradaki suçları gene tanımlıyor. Birinci fıkradaki suçlara mevcut Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/1-c fıkrasındaki suçlara bakarsanız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – …”305, 318, 319, 323, 324, 325, 332 aynı olmak üzere.” diyor;  aynısı.

 

Devam ediyoruz arkadaşlar: “6) Çocuklar, bu madde hükümleri uyarınca kurulan mahkemelerde yargılanamaz.”

BAŞKAN – Teşekkürler…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Terörle Mücadele Kanunu’nda mevcut, var, biz bunu taş atan çocuklarda zaten çıkarmıştık.

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Bakan, özel yetkili mahkemeleri nasıl kaldırıyorsunuz? Özel yetkili mahkemelerin 251, 252’nin kaldırıldığı konusunda hüküm de yok, burada bir önergeniz var, bunda da yok. Siz CMK’nın 250, 251, 252’yi aldınız, Terörle Mücadele Kanunu’nun içine aynen koydunuz ve bu önergeyle saklıyorsunuz. Allah aşkına saklanacak bir şeysi yok bunun ya!

BAŞKAN – Sayın Öztürk, teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Keşke bunu bize dün verseydiniz bu kadar da üzülmeseydik, birbirimizi üzmeseydik. Bakın Sayın Bakan, şimdi birazdan konuşacağız; bu, halkı kandırmaktır…

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – …bu, Parlamentoyu kandırmaktır, bu, millî iradeye saygısızlığın daniskasıdır Sayın Bakan.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Sayın Vural, gerekçeyi mi okutuyorum?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu'nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama  yolu seçmiştir.

 

BAŞKAN - Kim konuşacak Sayın Kaplan?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bozlak…

BAŞKAN – Adana Milletvekili Sayın Bozlak, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

MURAT BOZLAK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun bir süredir, rahatsızlığımdan dolayı, Parlamento çalışmalarına katılmadım ama günübirlik, Parlamentomuzun yaptığı çalışmaları yakinen de izledim.

Gerçekten, ülkemiz adına üzüldüğümü burada ifade etmek istiyorum. Bir yıl süre ile çalışmalarımız bitti, birinci yılımız bitti. Sanki hiç zamanımız yokmuş gibi Meclisin tatile gireceği gün biz toplantı yürütüyoruz, hem de sabah saat dörtlere kadar toplantı yürütüyoruz. Oysa bugüne kadar bu çalışmaları çok rahatlıkla yürütebilirdik.

Şimdi, dışarıda gördüğüm kadarıyla, vatandaşta ve bende uyanan şey şu: AKP Türkiye’yi demokratikleştirecek. Bu anlamda da, işte, “1’inci yargı paketi geliyor, 2’nci yargı reformu paketi geliyor, 3’üncü yargı paketi reformu geliyor, 4’üncüsü de sırada.” deniliyor. İnsanlarda müthiş bir beklenti var. Gele gele ne geliyor? Statüko geliyor. Ne geliyor? İşte, biraz sonra önerge verilecek zannedersem, verilmiştir de, özel yetkili devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılıyor yerine yeni ihtisas mahkemesi oluşturuluyor. Eskiden özel yetkili mahkemenin düzenlenmesi, kuruluşu, Ceza Usulü Muhakemesi Kanunu ile belirlenmişti, bu sefer Terörle Mücadele Yasası içerisine alınmış. Hiçbir değişiklik yok. Sadece yapılan değişiklik, bu kurulacak yeni mahkemenin ismi yok, isim koymak gerekiyor. Eski mahkemelerin, bu mahkemelerin öncesi olan mahkemelerin isimleri vardı. İstiklal mahkemeleri vardı, Yassıada Mahkemesi vardı, sıkıyönetim mahkemeleri vardı, olağanüstü hâl mahkemeleri vardı, devlet güvenlik mahkemeleri vardı ve sizin getirdiğiniz bu özel yetkili mahkemeler vardı. Şimdi onları kaldırıyorsunuz, yerine isimsiz bir mahkeme kuruyorsunuz. Ben isim öneriyorum size: Buna da “AKP mahkemesi” deyin. “AKP mahkemesi” deyin, hiç olmazsa mahkeme isimsiz kalmasın. İşin doğrusu, burada sizin yaptığınız şey, ihtiyaç doğdukça, ihtiyacı, sıkıntıyı gidermeye yönelik çalışma yürütülüyor burada.

Sayın Bakan konuşmasının başında belirtmişti, şunu diyordu: “Mahkemelerimizin iş gücü arttı.” Cezaevlerinden bahsetmedi. Cezaevleri de tutuklularla doldu. Şimdi, bu iki sıkıntıyı atlatabilmek için getirilmiş bu 3’üncü yargı paketinin ceza usulü muhakemeleriyle ve ceza kanunuyla ilgili bölümleri. Yani Türkiye’yi demokratikleştirmeye yönelik, demokratik hukuk devletine bu ülkeyi evirmeye yönelik bir çalışma değil. Sokakta giden insanı “Basın toplantısı yaptı.” diye, “Basın toplantısına katıldı.” diye “Gösteri yürüyüş yasasını çiğnedi.” diye alıyorsun, özel mahkemeye gönderiyorsun, içeri atıyorsun; altı ay, yedi ay iddianameyle davası dahi açılmıyor. Dolayısıyla ne oldu? Cezaevleri tıklım tıklım doldu. İstif ettiniz insanları orada, cezaevinde. Şu an 8 kişilik koğuşta 18 kişi kalıyor. Diyarbakır’da, bizim milletvekili arkadaşımızın kaldığı koğuşta, 18 kişilik koğuşta 40 kişi kalıyor, “Nefes alamıyoruz, boğulacağız.” diyor.  İşte, bu sıkıntıyı gidermek için şimdi bir çalışma yürütülüyor. Ya değilse, Türkiye’yi demokratikleştirmeye yönelik bir çalışma yok. “Mahkemelerin yükünü azaltacağız.” diyorsunuz. Mahkemelerin yükünü bu şekilde de azaltamazsınız. Yasaları, yasaklayıcı mantığı ortadan kaldırmıyorsunuz; yasaklayıcı mantık olduğu gibi kalıyor, yasakları koruyorsunuz, özgürlüklere karşı durmuş oluyorsunuz.

Yani açıkçası sevgili AKP’li arkadaşlar, AKP’nin güttüğü politikada, AKP’li arkadaşların düşüncede demokrat ama pratikte statükocu, tutucu olduklarını, özgürlüklere karşı olduklarını görüyorum.

Sizi engelleyen ne? Gerçek anlamda bir iktidar gücü hâline geldiniz. Tıpkı 1930’ların Cumhuriyet Halk Partisi gibisiniz. Devletin idare ettiği parti değil, devleti idare eden parti konumundasınız. Sizin açılım yapmanızın önüne set çekecek herhangi bir güç de yok. Niye açmıyorsunuz? Niye açmıyorsunuz? CHP’nin 1900’lerde, 30’larda işlediği gibi günah işlemeyin. Bu ülkenin önünü açın, demokratikleşmeyi sağlayın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bozlak.

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili bir sataşmada bulundu. Bir söz istiyorum efendim.

İsterseniz oylamadan sonra da olabilir.

BAŞKAN – Oylamadan sonra memnuniyetle.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istemiştim ben biliyorsunuz.

BAŞKAN – Onu işitmedim.

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Efendim, daha önce söyledim. Sayın Başkan, 2 kez karar yeter sayısı söyledim.

BAŞKAN – Samimiyetle duymadım.

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Efendim, istedim.

BAŞKAN – Hepimiz yorulduk. Duymadım yani.

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bizim konuşmacımız kürsüden indikten sonra istedim, diğer önergeleri bekledik, onlar da bitti. Karar yeter sayısı aramanız gerekiyor.

BAŞKAN – Arayayım efendim.

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Ee, arayın tabii. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Oylama bitti efendim.

OKTAY SARAL (İstanbul) - 67’de istesinler, 67’de.

SONER AKSOY (Kütahya) – Ya olur mu öyle şey!

BAŞKAN – Siz önergeler üzerinde mi karar yeter sayısı istediniz, maddeyi oylamada mı?

MEHMET AKİF HAMZÇEBİ (İstanbul) – Önergeler üzerinde.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Geçti efendim. Geçenler bir daha oylanır mı?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, mademki bizim duymamamız söz konusu, bir hatamız söz konusu. Müsaade ederseniz tekrar edelim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı var, önergeler kabul edilmemiştir.

66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Hamzaçebi bir söz istemiştir iki dakika, kendisine veriyorum efendim.

 

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Barış ve Demokrasi Partisinin söz alan bazı milletvekillerinin, Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

                                                                            

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; burada zaman zaman Barış ve Demokrasi Partisinden çıkan bazı milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisini hedef alarak bazı eleştirilerde bulunuyorlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hedefimize iktidarı koymuş, dolayısıyla muhatap olarak iktidar partisini kabul eden bir partiyiz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri) Bu tip sataşmalara çok zaman cevap vermiyoruz çünkü bu sataşmalara cevap vermek, o anlayışa prim vermek olur. Cumhuriyet Halk Partisine ikide bir sataşıp da “Cumhuriyet Halk Partisi bize cevap versin, biz de bir tartışma yaratalım, gündeme gelelim” anlayışına prim vermiyoruz.

Siz, Sayın Konuşmacı, mensup olduğunuz parti önce Türkiye’nin partisi olsun, önce adına hareket ettiğinizi ifade ettiğiniz vatandaşlarımızı temsil edin, onları kucaklayın, ondan sonra gelin, Cumhuriyet Halk Partisine bir şey söyleyin, konuşalım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Biz Türkiye halklarının partisiyiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Sayın Hatip kantarın topuzunu kaçırdı. İzninizle…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, buyurun.

 

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Biz, bu Parlamentonun matruşka bebek partilerinden, grup partilerinden değiliz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri) Buranın ana muhalefet, demokratik ana muhalefet partisiyiz. Sizin geçmişte istiklal mahkemeleri ve sıkıyönetim mahkemeleri varsa, AK PARTİ’nin koalisyon olduğu dönemlerde de devlet güvenlik mahkemeleri ve özel yetkili mahkemeler var. Al birini vur diğerine. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bakın, on yıldır iktidarsınız. Al birini vur diğerine.

Diğer noktaya gelince, Sayın  Hamza Çebi, siz ana muhalefetsiniz, iktidara yürüyorsunuz, iktidarı hedef alıyorsunuz değil mi? Bu Parlamento 5 milletvekilinden, bir küçük gruptan nice iktidarları çıkarmış, nice iktidarları. Siz ne zannediyorsunuz? (BDP sıralarından alkışlar) Bu ülkenin iktidarı ve ana muhalefeti size mi tapulu? Önümüzde üç seçim var. Burada üç seçim boyunca yüzde 100 oyunu artıran tek parti Barış ve Demokrasi Partisi değil mi? 2009’da 50 tane belediye başkanı 100 olmadı mı? 2011’de 20 milletvekilini 36 yapmadık mı? Hanginiz bizim kadar oyunu artırdı? (AK PARTİ sıralarından “Biz.” sesleri) Gün ola devran döne; siz, birbirinizle ikiniz bu işi yürüteceğinizi zannediyorsunuz. Üç seçim var önümüzde. Biz doğrudan yanayız, biz eşitlik, özgürlük ve adaletten yanayız. Sizin döneminizin de olağanüstü mahkemelerinin, AK PARTİ’nin de olağanüstü mahkemelerinin dibine kibrit suyu dökene kadar, bu ülkeden izlerini silene kadar militan demokratik muhalefet sürecek, militan demokratik doğru muhalefet. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu mahkemeleri tarihe gömeceğiz, hepinize rağmen, yanlışlarınıza rağmen olağanüstü yargı bitecek ülkemizde, bunu bilesiniz. Bunun için söz aldım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan yerinden 60’a göre bir söz talebinde bulunmuştur.

Buyurun Sayın Bakanım.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

9.- Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, kürsüye çıkan hatiplerin tamamının AK PARTİ’nin Türkiye Büyük Millet Meclisini, kamuoyunu ve ülkeyi yanılttığına dair sözler söylediklerine ilişkin açıklaması

 

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, burada 250’nci maddeye ilişkin önergeler dağıtıldıktan sonra kürsüye çıkan hatiplerin tamamı AK PARTİ’nin Türkiye Büyük Millet Meclisini, kamuoyunu, ülkeyi yanılttığına dair sözler söylediler, hatta daha ağır sözler söyleyenler oldu. Ben şunu ifade ediyorum: Temel yasa görüşmeleri sırasında Hükûmetin bu aralarda konuşma yetkisi yok, 60’a göre söz istedim, esasa ilişkin açıklamalarımızı dördüncü bölümün görüşmelerinde yapacağım ancak burada, yanlış yürümemesi için tartışmaların kısa bir şeyi ifade etmek istiyorum.

AK PARTİ sözcüleri, Başbakanımız, bakanlarımız ne zaman bu maddelerle ilgili konuşmuşlarsa şunu söylemişler: “250’yi, yetkili mahkemeleri kaldıracağız.” “Ama bunu kaldırırken, devam etmekte olan davalar etkilenmeyecek.” demiştir, bu bir. “Terörle mücadelemize zarar verecek bir adım atmayacağız.” demiştir, bu iki. “Darbe ve darbe girişimleriyle mücadelemize zarar getirecek bir adım atılmayacak.” denmiştir, bu üç. “Uyuşturucu ve çetelerle mücadeleye ilişkin…”

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Ya, neyi değiştiriyorsun Sayın Bakan, neyi değiştiriyorsun o zaman?  

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – “…maddelerde bir zafiyet oluşturmayacağız.” denmiştir, bu dört. Yaptığımız düzenleme tam da sözümüzün arkasında olan bir düzenlemedir. Geniş bir şekilde dördüncü bölümde açıklayacağım.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Bakan, Bekir Bozdağ’ın dün açıklamaları var.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Hem “kaldırdık” diyorsunuz hem devam ediyor…

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.-      Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – 67’nci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarısının 67’nci maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                     Adil Kurt                                        Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık

                      Hakkâri                                              Adana                                                 Muş

                   Ahmet Türk                                      Demir Çelik                                   Sebahat Tuncel

                      Mardin                                                Muş                                                İstanbul

                                                                                   

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                           

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                 S. Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan                               Özcan Yeniçeri

                      Kayseri                                              Muğla                                               Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipler: 

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    İlhan Demiröz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                             Bursa

                Refik Eryılmaz                                 Ali Rıza Öztürk                                   Ali Özgündüz

                       Hatay                                               Mersin                                             İstanbul

              B. Süheyl Batum

                    Eskişehir

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Süheyl Batum…

BAŞKAN – Sayın Batum, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 278 sıra sayılı yasayı tartışırken bıkmadan, usanmadan aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz sevgili arkadaşlar. Sizler anlamıyorsunuz diye değil. Mutlaka bu yasayı okuyun. Çünkü çok güzel söyledi Sayın Bakan “Daha ağır ithamlarda bulundular.” dedi. Çok samimiyetle söylüyorum: Daha ağırında da bulunmak isterdik ama Parlamentonun içinde olduğumuz için biz sadece “gerçekleri saptırmakla” itham etmekle yetindik.

Değerli arkadaşlar, bazı suçları yeniden düzenliyorsunuz bu yasayla. Bazı suçların cezasını artırıyorsunuz, çelişkiler olduğunu söyledik. Çok açıklıkla söylüyorum. Anayasa Mahkemesinin kararına aykırı bir düzenlemeyi tekrar getiriyorsunuz. Bankacılık Kurulu için, onun verdiği yürütmeyi durdurma kararları için bir düzenleme getirilmiş idi, Anayasa Mahkemesi bunu 2006 yılında -Sayın Köktürk de söyledi, değerli arkadaşlarım da söyledi- iptal etti. Buna rağmen aynı düzenlemeyi Bakanlık getirmiş. Şimdi, bunu getirirken, gözümüzün içine baka baka, 2006’da iptal edilmiş bir düzenlemeyi tekrar getiren bir bakanlığa biz ne diyebiliriz? “Acaba atlarlar mı, farkına varmazlar mı?” diye düşündüler diyelim. Biz, bizi kandırmaya çalıştıklarını söylüyoruz.

Sevgili arkadaşlar, net söylüyorum: Şimdi, gerçekleri saptıran bir düzenleme geldi önümüze, “Özel yetkili mahkemeleri kaldırıyoruz.” düzenlemesi. Şimdi, bu yasanın tümünde bunları tartışıyorduk ama artık insaf! Bu yasayı niçin getirdik, niçin konuşuyoruz Türkiye Büyük Millet Meclisinde? Bunu herkes duysun diye bir daha söylüyoruz, bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde söylensin, tutanaklara geçsin ve yarın öbürsü gün lazım olursa, Sayın Bakan da, bunu kimler hazırladıysa… Herhâlde bizim söylediğimiz doğru değildir, Amerika’dan gelip de onun İngilizceden Türkçeye çevrilmesi için zaman kaybetmemişlerdir, muhakkak kendileri yapmışlardır. Ama bunu yaparken o bürokratlar, o Sayın Bakan ve eğer kabul edersek bizler, bir daha çocuklarımızın suratına bakarken bir kez daha düşünelim diye söylüyorum.

Sevgili arkadaşlar, bu yasayı getirirken neydi sıkıntılarımız? Hukuk devletiyle bağdaşmayan noktalar neydi? Özel yetkili mahkemeler gibi bir rezilliği yaşıyorduk. DGM’lerden, sıkıyönetim mahkemelerinden sonra gelen özel yetkili mahkemeler. Kim getirmişti bunu? Sizin çoğunluğunuz. Bunu kaldıracaksınız diye bakıyorduk. “Ceza davalarının uzun sürmesini kaldıracağız.” diyorduk. Ne diyorduk? “Uzun tutukluluk sürelerini kaldıracağız.” diyorduk. Ne diyorduk? “Yargıçların bağımsızlığı sorununu çözeceğiz.” diyorduk. Ne yaptınız değerli arkadaşlar? İnsanları, imzasız ihbar mektuplarıyla üç yıl, dört yıl, beş yıl tutuklu tuttunuz. Allah’ınızı severseniz söyleyin, buna yönelik ne getirdiniz bu düzenlemede? Şu düzenlemede buna yönelik ne var, ne değiştirdiniz? Tutukluluk süresini siz on yıla çıkardınız. Şimdi bu düzenlemede ne var bunu düşürdüğünüz? Tam tersine, devam ettiriyorsunuz. Siz -ilk kez söylüyorum- demokratik bir dönemde beş yıl tutuklu kalan… Bunu da -yazılsın tekrar- bir gün soracaklar, çocuklarınız, torunlarınız soracak, Bakana da soracak “Beş yıl tutuklu tuttunuz insanları bu ülkede, beş yıl.” diyecek, gazetecileri, Ergün Poyrazları, size soracaklar. Peki, bunu değiştiren ne getirdiniz, Allah rızası için söyleyin? Beş yıl tutukluluğa bir şey yok, 250, 251, 252… Şimdi, bir düzen, 3713’e monte ettik bunu, aynılarını devam ettiriyorsunuz.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, bakın, “kandırıyorsun” dendiğinde Bakana, üzülüyor. Şuraya bakın, Milliyet’te “ÖYM’ler -özel yetkili mahkemeler- tarih oluyor…” Bunu bizden almadı, Bakan kandırmış, atlatmış. Radikal’de “Özel yetkilere veda zamanı.” Bu arkadaşlar aptal değil ya. Nereden almışlar? Sayın Bakandan ya da bürokratlarından almışlar, “Özel yetkili mahkemelere veda zamanı” diye.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Doğru, doğru.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Şimdi, bu metin elinizde, okuma yazma bilen herkes okuyabilir. Okuyun ve özel yetkili mahkemeler kalkmış mı, bir kere daha vicdanınızla hesaplaşın arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ÖNTÜRK (Hatay) – Burada “kaldırıldı” yazıyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Batum.

Buyurun Sayın Yeniçeri.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum öncelikle.

Yasaları değiştirmek, mahkemelerin görevlerini yeniden tanımlamak suretiyle Türkiye’de hakkın, hukukun, adaletin geleceğini düşünenler fena hâlde yanılıyorlar. Özel yetkili mahkemeleri değiştirmek ya da kaldırmak sorunu çözmüyor. Zira, özel yetkili mahkemeleri değil, öncelikle onların oturmuş olduğu zihniyet kalıplarını ve esas aldıkları yaklaşım biçimlerini değiştirmek gerekiyor. Türkiye’de meydana gelen adli vakaları, hukuk facialarını görmezlikten gelmek körlüktür, merhametsizliktir, insafsızlıktır, zulme seyirci kalmaktır. Türkiye’de, bugün uzun tutukluluk süreleri, tutukluyken hapishanede hayatını kaybeden insanlar ve kendilerine yapılan haksızlığı onur sorunu yaparak intihar eden insanlar vardır. Çete kurmakla suçlanan spor yöneticileri, terör örgütü mensubu olmaktan tutuklu emniyet müdürleri, silahlı terör örgütü kurmaktan tutuklanan Genelkurmay başkanları vardır.

Açıkça söyleyeyim: Hukuk sosyal bir bilimdir ama hukukun matematik yönü de vardır ve mantığı olmayan bir hukuk da olmaz. Herkese göre bir başka biçimde uygulamanın olduğu yerde hukuktan bahsedemezsiniz, izafiyetten bahsedersiniz ancak. Aynı hukukun ilkeleri Deniz Fenerinde bir biçimde, Silivri’dekiler için ayrı biçimde uygulanıyorsa orada tarafsız ve bağımsız yargıdan hiç kimse söz edemez. Demokrasilerde hukuk, iktidardakiler için ayrı, muhalefettekiler için uygulanamaz; yargıda da bu böyledir. Demokrasilerde herkes kendisi için; hukuk herkes, adalet herkes içindir.

Diğer yandan, mahkemeler yahut yargıçlar her türlü hatadan da münezzeh değillerdir. Yargılamalarını eleştirenleri tutuklamayla tehdit eden bir yargının kendisinin ne kadar demokratik bir süreç içerisinde hareket ettiği de ayrı bir tartışma konusudur. Demokrasi vesayeti kaldırmaz, bu doğrudur ama demokrasi yalnız silahlı vesayeti değil, sivil vesayeti de kaldırmaz, bu da doğrudur; askerî vesayetin yerine yargının vesayetini de kaldırmaz, o da bir başka doğrudur. Özel yetkili mahkemeler, spor adamları dâhil, neredeyse tutukladığı her kişiyi kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçundan yargılıyor. Özel yetkili mahkemeler, mevcut uygulamalarıyla âdeta milletin iradesinin üzerinde yeni bir vesayet kurumu hâline gelmişlerdir. Zulmün yerine, şekline ve zamanına değil, bizzat varlığına karşı çıkmak lazımdır. Bugün, özellikle dikkat çekecek bir biçimde örnek olması hasebiyle bir daha söylemek istiyorum. İlker Başbuğ’a yöneltilen suçlama şöyledir: Terör örgütü kurmak ve yönetmek. Genelkurmay eski Başkanının nerede yargılanması gerektiği ise Türkiye'nin gündemini meşgul eden önemli bir konu hâline gelmiştir. Şu soruyu kendi kendisine herkes sorsun: Hukuk hukuktur, suç suçtur, yargı da yargıdır; bir insanın nerede yargılandığının ne önemi olabilir? Acaba, neden bir kısım insanlar Orgeneral Başbuğ’un özel yetkili mahkemelerde, diğer bir kısım insanlar ise Yüce Divanda yargılanmasını istedi? Bu durum neden tartışma konusu yapıldı? Bunun cevabı açık. Demek ki bir kısım insanlar özel yetkili mahkemelerin, diğer bir kısım insanlar da Yüce Divanın adaletine güvenmiyor. Yargı adına, adalet adına, hukuk adına bundan daha vahim bir olgu düşünülebilir mi? Hukuk adaletin değil, siyasetin aracı olunca yorumlar da ona göre şekil almaktadır. İktidar hırsı, can korkusu, kamuoyu baskısı ve tarihe kayıt düşme adına hukuk yerine iktidara teslimiyet söz konusu olabiliyor.

Zaman azaldığı için kısaca şöyle söyleyeyim: Yapılan ya da yapılmak istenen şey, aslında özel yetkili mahkemeyi kaldırmak değil, özel yetkili mahkemelere karşı AK PARTİ ve yandaşlarına bağışıklık kazandırmaktır. Yapılanlar, yandaşların suç işleme özgürlüklerini garanti altına almak anlamına gelmektedir. DGM kaldırıldı, onun yerine ÖYM getirildi. Şimdi yapılmak istenen de ÖYM’nin adını değiştirmek ve onun işini bir başkasına yüklemekten ibarettir. AKP, ÖYM’leri kaldırarak devleti korumasız ve yandaşları ise koruma altına almaya çalışıyor.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yeniçeri.

Sayın Kaplan, önergede kim konuşacak?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Sakık konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Sakık, buyurun.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, uzun tutukluk süresi beş yılı Türkiye’de herkes konuşuyor ama emin olun, Kürt coğrafyasında uzun tutukluluk süresini, ta on beş yıla kadar varan dönemleri hep birlikte yaşadık ama hiç kimsenin kılı kıpırdamadı. Yani ayrım yapmadan Türkiye’de yaşayan herkesin bu konuda vicdanları nasırlaştı, olup bitenlere seyirci kaldı. Yıllarca, yani son dönemlere kadar, on beş yıl, on yıl insanlar her gün gidip geliyordu ve on yıl sonra, on beş yıl sonra mahkemeler beraatla sonuçlandığında insanlar cezaevinde tutuluyordu.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; aslında, dünden bugüne kadar bir miktar böyle gizem karıştırılarak bizi de umutlandırdınız. Ya, yeni şeyler oluyor, bu Parlamentonun hassasiyetleri vardır, AKP Grubu içerisinde milliyetçi bir dalga var, burada da milliyetçi bir dalga var. Bunu bir miktar tolere ederek yani halkı umutlandırmak, bizi de umutlandırmak… “Ya, AKP bir şeyler yapıyor ama engel olanlar var.” dedik. Vallahi, bu umutla gidip uyuduk, sabahleyin de kalkıp bu umutla buraya geldik ama hayat bize bir şeyi gösterdi. Japonların çok hoş bir sözü var, derler ki: “Güneşe tapanlar ısı kanununu değiştiremezler, sistemden beslenenler sistemi değiştiremezler.” Tarih bize bir kez daha bunu göstermiştir. Yani geçmişin mağdurları bugün zalimleşiyorlar. DGM’den geçenler… Başbakan da DGM’den geçti ve hepimiz geçtik, bir toplum olarak DGM’den geçtik. Yani istiklal mahkemelerinden tutun, askerî mahkemeler, DGM, bugünkü işte, sizin kurduğunuz özel yetkili mahkemelerin yerine, yeniden -biraz önce arkadaşımız da söyledi- Adalet ve Kalkınma Partisinin mahkemeleri oluştu. Buradan huzur çıkmaz. Buradan ne çıkar? Devlet çıkar. Nerede devlet varsa zulüm vardır. Bu zulümden zaman zaman sizlerin de nasıl mağdur olduğunuzu biliyoruz ama bugün iktidarsınız.

Bakın, dünyanın en çok terörist besleyen ülkesi -yani devletin tanımıyla söylüyorum- biziz. Yani 35 bin 100 bilmem kaç insan dünyada terör suçundan yargılanıyor, bunlardan 13.500’ü bizim ülkemizde Sayın Bakanım. En fazla, düşünce suçundan kim yatıyor yani terörle mücadele yasalarından? Dünyada yine 1’inci biziz. Bu bile bize şunu gösteriyor: Bizim dönüp bu DGM’lerin yerinde olan ve bunun için inşa edilen özel yetkili mahkemeleri lağvetmemiz lazım. Biz gerçekten diğer yargıçlarımıza güvenmiyor muyuz, inanmıyor muyuz? Yani demek ki burada bir şey var. Sayın Bakanım, Genelkurmay Başkanı alelacele niye size geldi? Yani bu yargı paketi gelip tam görüşüleceği sırada niye sizinle görüşme ihtiyacı duydular? Ne söylediler? Ne yaptılar? Şimdi, biz bunları öğrenmek istiyoruz.

Gerçekten sizin niyetiniz bu ülkede hukukun ülkesini mi yaratmaktır, yoksa kendi hukukunuzu mu yaratmak istiyorsunuz? Vallahi kendi hukukunuzu da yaratsanız kimse size boyun eğmez. Eğer geçmişten ders almamışsanız dönün bakın, bu Parlamentodan onlarca iktidar gelip geçti, herkes ceberut devlete sığınarak iktidarlarını sürdürmeye çalıştı ve herkes kendisine göre yasalar yaptı. Suçüstü yakalananlar oldu, başbakanlar onları akladılar ama bugün size bu yakışmıyor, gerçekten size bu yakışmıyor. Çünkü biz gittiğimizde bizim halkımız şunu söylüyordu: “Aman aman, AKP var ya, onlar mağdurdurlar. Onları, aman aman, dışlamayın; destek verin çünkü bizim sorunlarımızı çözerler.” Halkımızda böyle bir inanç vardı ve emin olun… Ama işte bugün Kürtler diyor ki: “…”(x) “Ev sahibi, hırsız; birbirini tanımaya başladı.” Biz birbirimizi artık tanıyoruz. Bu yasalardan özgürlük çıkmaz. Bu yasalardan, yeniden, Kürtlere acı dolu günler, muhaliflere acı dolu günler çıkar; bu ülkenin mağdurları, size muhalif olanlara karşı gerçekten acı dolu günler çıkar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKIK (Devamla) – Acı dolu günlerden herkes payını alır; sadece muhalifler değil, siz de pay alırsınız.

Diliyorum, umuyorum ki sağduyu egemen olur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

 

III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Yoklama talebiniz var. Tamam.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Tanal, Sayın Öztürk, Sayın Ören, Sayın Özkoç, Sayın Çam, Sayın Aydın, Sayın Köktürk, Sayın Gök, Sayın Kurt, Sayın Ekinci, Sayın Genç, Sayın Cihaner, Sayın Acar, Sayın Güven, Sayın Tamaylıgil, Sayın Batum.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

67’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 67’nci madde kabul edilmiştir.

68’inci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarı ve tekliflerinin 68. maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                   Ahmet Türk                                     Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık

                      Mardin                                              Adana                                                 Muş

                                                                              Adil Kurt                                                                                                    Hakkâri                                                  

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

                      Kayseri                                              Muğla

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    Ali Özgündüz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                            İstanbul

                Refik Eryılmaz                                  İlhan Demiröz                                  Ali Rıza Öztürk

                       Hatay                                                Bursa                                               Mersin

                                                                                   

                                                                          İlhan Cihaner

                                                                               Denizli

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki üç önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın İlhan Cihaner.

BAŞKAN – Sayın Cihaner, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN CİHANER (Denizli) – Teşekkür ediyorum.

Tabii, aslında karşı karşıya kaldığımız sorun ahlaki bir sorun. Yani özellikle sizler, toplumu bu kadar yakından ilgilendiren bir düzenlemenin, yasa maddesinin sadece beş dakikalık bir görüşmeyle, tartışmayla geçmesini, gizli kapaklı pazarlıklarla metnin hazırlanmasını içinize sindiriyorsanız, demek ki ahlak sadece diğer kısma ait bir şey. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Dinleyelim arkadaşlar.

İLHAN CİHANER (Devamla) – Bir kere bunu peşin olarak tespit edelim. Daha sonra da bu noktaya nasıl geldik biz? Bu tartışmalar…

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Millet her şeyi biliyor.

İLHAN CİHANER (Devamla) – Millet her şeyi bilecek, hiç merak etmeyin.

Bu tartışmalar, Fethullah Gülen cemaatinin kontrolündeki birtakım yargıç ve savcıların MİT müsteşarlarını ve önceki MİT müsteşar yardımcılarını ifadeye çağırmalarıyla başladı. Bunlar medyanın iddiası, sizin adınıza konuşan ve cemaat adına konuşan kişilerin iddiası. Bir kere, tartışma böyle başladı ve soruşturmanın Başbakana uzanacağı anlaşılınca bu tarz bir yasa değişikliği gündeme geldi. Her şeyden önce bunu açıkça ifade edelim ki “Ne yapılacak? Bundan sonra neler yaşanacak?” onu da bir öngörebilelim bir kere. Ama ne yaparsanız yapın, Uludere’nin kanından kurtulamayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)  Ne yaparsanız yapın, Urfa’da yanan hükümlülerin kokusu üzerinizden gitmeyecek. Pozantı Cezaevinde tecavüze uğrayan çocukların gözyaşlarının izleri üzerinizden  gitmeyecek. Başbakanı da kurtaramayacaksınız, kurtarmak istediğiniz diğer kişileri de.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) –  Hadi oradan!

İLHAN CİHANER (Devamla) – Halka hesap vereceksiniz. (AK PARTİ sıralarından “Kendine bak!” sesleri)

Şimdi, sizin dediğiniz şey şu, bu yasayla getirilen şey şu: “8 tane özel yetkili mahkeme yetmez, 30 tane getiriyoruz.” Tüm hükümleri alıp, Terörle Mücadele Yasası’na koyuyorsunuz.

İlerleyen konuşmalarda teknik kısımlarına da mutlaka değineceğiz ama hemen sadece şuna değinmek istiyorum, şöyle bir hüküm var: “CMK 250’nci maddenin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış olan davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakılmaya devam olunur.” Bu, yaklaşık on yıl sürecek bir süreç arkadaşlar. Yani -şu anda var olan davalar- öyle anlaşılıyor ki tek bir dava kalsa  bile bu mahkeme o tek bir dava kalıncaya kadar  bu varlığına devam edecek. Yani, sıkıyönetim mahkemelerinden sonra devlet güvenlik mahkemeleri, ondan sonra özel yetkili mahkemeler… Bu gidişle alfabede “M” harfi sabit kalmak kaydıyla sanırım tüm harf kombinasyonları kullanılmış olacak. Yani, daha önceden CMK içerisinde bulunan hükümleri Terörle Mücadele Yasası’na alarak tam tersi “düşman ceza hukuku” pratiğini diğer suçlara da yaymış olacaksınız. Daha önceden Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olmayan suçlara da  Terörle Mücadele Kanunu uygulanacak olacak. Mesela, ödüllendirmeye dair hükümler var Terörle Mücadele Kanunu’nda. Mesela, bu hükümler suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerlerinin aklanması suçunda kullanılmıyordu, şimdi onda da kullanılacak. Bunun dışında “Muhbirlerin kimliğinin açıklanmaması” diye bir hüküm var Terörle Mücadele Kanunu’nda. Sadece terör suçlarında değil diğer örgütlü suçların tamamında da uygulanacak.

Bunun dışında müdafi tayini, ödüllendirme, buna dair istisnai hükümlerin tamamı daha önceden CMK’da olduğu için, Terörle Mücadele Kanunu’na tabi olmayan ve uygulanması mümkün olmayan suçlar da Terörle Mücadele Kanunu’na dâhil olmuş olacak. Dolayısıyla, hukuk sistemine inanılmaz bir karmaşa getiriyorsunuz.

Burada acaba şöyle bir gizli amaç mı var? Artık adalet sistemini yönetilemez hâle getirelim, iş yükünü öyle bir boyuta ulaştıralım, hâkim, savcıları yasa manyağı yapalım, iş yükünün altından kalkılamasın ve ancak bir genel afla bu çözülebilir hâle gelsin. Niyetiniz buysa, bence bunu açık açık tartışalım. Koşullar gitgide bunu dayatmaya başlıyor. Çünkü bu kadar hukuksuzlukla, bu kadar hak ihlaliyle çok fazla yönetemeyeceksiniz. Yönetemeyen iktidarların sonu da tarihin çöplüğüdür.

Teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Cihaner.

Sayın Vural...

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu'nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Tuncel, buyurun.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten AKP Hükûmetinin özellikle toplumda bir umut yaratan yaklaşımı her zaman için var olmuştur. Özellikle Türkiye’nin temel sorunları konusunda sorunları çözecekmiş gibi davranıp bir umut yaratan yaklaşımları var. Bu yargı paketi de  bunlardan birisi ama uygulamalara geçtiğinde bu umut yaratan yaklaşımdan ne kadar uzak olduğunu bir kez daha burada görmek mümkün.

Diğer bir konu sayın milletvekilleri, AKP Hükûmetinin en çok övündüğü iki konu var. Bunlardan birisi adliye sarayları yapmak, diğerleri de yeni zindanlar açmak. Tabii adliye saraylarında sarayların olduğu yerde ne kadar adalet dağıtılırsa AKP de o kadar adalet dağıtıyor. Dolayısıyla insanları haksız, hukuksuz yere cezaevlerine gönderiyor. Sonra burada sorunları çözmeyince de “Yeni cezaevleri açacağız.” diye bir süreç başlatıyor. Biz buradan bu yargı paketinin Türkiye’de yaratılan beklentiye denk olmadığını, Türkiye’nin temel sorunlarını çözemediğini, dolayısıyla da herhangi bir katkısı olmayacağını bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Hatta yargı sisteminde bazı karmaşalara neden olacak uygulamalar var, daha geri uygulamalar var, bunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, bir Japon yazarın bir sözü var, buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Diyor ki: “Bir ülkede asker çoksa o ülkede barış yok, bir ülkede polis çoksa o ülkede özgürlük yok, eğer bir ülkede avukat çoksa orada adalet yok.” Bizde maşallah üçü de çok. Dolayısıyla bu üçü de, özgürlük de yok, barış da yok, adalet de yok, bunların sağlanması konusunda çok ciddi bir irade de yok. Bakın, şimdi özel yetkili mahkemeleri konuşuyoruz. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gündemde ama bu mahkemeler kaldırılıp Türkiye’de gerçekten demokratikleşmenin önünü açacak bir yaklaşım yok. Sadece bu özel yetkili mahkemeleri kaldırıp yeni mahkemeler kurmak, yeni özel mahkemeler kurmak projesi var.

Bunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz: Eğer Türkiye’de, Terörle Mücadele Kanunu yani Türkiye’nin Anayasası olan -aslında Anayasa dışında başka bir anayasayla yönetiliyor çünkü Türkiye- Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmadığı sürece istediğiniz kadar yargı paketi getirin, istediğiniz kadar düzenleme getirin, buradan hiçbir sonuç çıkmayacaktır. Bunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Sevgili arkadaşlar, bu özel yetkili mahkemelerin temel nedeni nedir? Türkiye’de bir türlü çözülmeyen Kürt sorunudur. 91 yılında çıkartıldı bu Terörle Mücadele Kanunu. O zaman neydi: Kürt sorununu nasıl yargı eliyle baskı altına alabilirdik? 2006’da AKP Hükûmeti, sözde ileri demokrasinin bir gereğiymiş gibi, Avrupa Birliği uyum sürecinde iyi düzenlemeler yapıyormuş gibi yeniden ele aldı, şimdi toplumla mücadele kanununa dönüştü. Şimdi sadece Kürtler değil, sendikacılar, sanatçılar, aydın, yazar, öğrenci, genç herkes bu terörle mücadele kapsamının içinde yer alıyor. HES’lere karşı çıkıyorsan teröristsin, parasız eğitim istiyorsan teröristsin, ana dilinde eğitim istiyorsan teröristsin! Dolayısıyla dünyada en çok teröristi olan ülke unvanına sahip olduk. Böylesi bir ülkede nasıl demokrasiden bahsedeceğiz? Şimdi bu yargı paketinde ne var bunları değiştirebilecek? Hiçbir yaklaşım yok. O açıdan, bunlar değişmediği sürece, yani Türkiye’nin temel sorunu olan Kürt sorunu çözülmediği sürece hep özel ihtisas alanı olan mahkemeler olacak. Bu özel ihtisas alanına şimdi itiraz etmiyoruz, nasıl olsa Kürtler yargılanacak. Çünkü 90’larda da böyle yaptık, sonra işte istiklal mahkemelerinden devlet güvenlik mahkemelerine, oradan ağır ceza mahkemelerine… Özel yetkili mahkemelerin hepsine bakın, herkes önce sessiz kalıyor, nasıl olsa bana dokunmaz, ama bugün adaleti sağlamayanlar, bakıyor, kendisine de dokunuyor. O yüzden burada yapılacak düzenlemenin, tamamen, gerçekten demokratik bir Türkiye için olması gerekir. Bunun için de sağından solundan geçmeden, bu ülkedeki temel sorunları net olarak tespit edip buradan çözüm aramak gerekir.

Yoksa istediğiniz kadar yasa çıkarın… Herhâlde, Türkiye kadar yasa çıkaran bir Hükûmet yok, üstelik kaç saat çalışıyoruz. Yani, burada, diyelim ki niçin? Çıkarılan bütün yasalarda toplumu daha çok baskı altına almak, daha çok toplum yararına değil zararına yönelik bir yaklaşım oluyor.

Buradan bir kez daha şunu ifade etmek istiyoruz: Özel yetkili mahkemeler tamamen kaldırılmalıdır, Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmalıdır, onun yerine yeni özel yetkili mahkemeler kurulmamalıdır. Eğer özel yetkili mahkemeler kuracaksanız, mevcut olan zaten işini yapıyor, niye yeniden bu şeyi yapıyorsunuz?

Bunun bir kez daha buradan Türkiye kamuoyu tarafından bilinmesi gerekiyor. Aksi takdirde, sanki iyi bir düzenleme yapıyormuşuz gibi herkes umut içerisinde bekliyor. Umut edecek bir şey yok, ne yazık ki hukuksuzluğa yeni bir hukuk oluşturuluyor, yeni bir kılıf oluşturuluyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

 

III - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylamadan önce yoklama talebi vardır, yerine getiriyoruz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Toptaş, Sayın Tanal, Sayın Çam, Sayın Türeli, Sayın Yılmaz, Sayın Ören, Sayın Aydın, Sayın Cihaner, Sayın Güven, Sayın Öz, Sayın Düzgün, Sayın Gök, Sayın Köktürk, Sayın Kurt, Sayın Ekinci.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.38

 

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III - Y O K L A M A

BAŞKAN – 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 68’inci maddesi üzerinde verilen aynı mahiyetteki üç önergenin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

68’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 68’inci madde kabul edilmiştir.

69’uncu madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarısının (69) maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                 Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık                                        Ahmet Türk

                       Adana                                                Muş                                                Mardin

                     Adil Kurt                                        Demir Çelik

                      Hakkâri                                               Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

              Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu

                       Muğla                                              Kayseri

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    Ali Özgündüz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                            İstanbul

                Refik Eryılmaz                                  İlhan Demiröz                                  Ali Rıza Öztürk

                       Hatay                                                Bursa                                               Mersin

                                                                            Kazım Kurt

                                                                             Eskişehir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki üç önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Kurt, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı görüşülürken gelen farklı bir öneriyle ilgili esas gündem oluştu ve böyle olunca da Türkiye’de tüm insanlarımızın umutla beklediği bir yaklaşımın ne olduğu ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı şikâyetçi, Başbakan şikâyetçi, Adalet Bakanı şikâyetçi, AKP’li milletvekili arkadaşlarımızın tümü şikâyetçi. Özel yetkili mahkemeler kaldırılacak ve onun yerine demokratik açılımı sağlayan, özgürlükleri geliştiren bir yasa gelecek diye umut ederken, umudumuz tükendi ve gelinen noktada gördük ki, çok özel bir uygulama geldi. Özel yetkili mahkemelerde şu anda yargılanan sanıklar o özel mahkemede yargılanmaya devam edecek ama bundan sonra tüm sanıklar Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ihtisas mahkemesi sıfatı verilecek olan ayrı bir mahkemede yargılanmaya devam edecek.

                           

Değişen, gelişen ve hukuk adına katkı sunan ne var diye baktığımız zaman hiçbir cümle, hiçbir kelime olmadığı çok net bir biçimde ortada ama esas garabet iki ayrı özel mahkeme uygulamasının devam edecek olmasıdır. Şu anda yargılananlar için bu mahkemeler devam ederken, bundan sonraki sanıklar için çok özel, ayrı bir ihtisas mahkemesi getirilecek.

Yargılama hizmetlerinin hızlandırılması ve etkinleştirilmesiyle ilgili yasa yapılırken böyle bir uygulamanın getirilmiş olması, şu anda daha önce koyduğumuz 100 küsur maddedeki iyi niyetli unsurların hiçbirisinin iyi niyetli olmadığını da ortaya koyuyor. Dolayısıyla Türkiye’de özel yetkili mahkemelerde yapılan yargılamaların gerçek anlamıyla bir bağımsız yargı önüne getirilmesini sağlayacak adımı atmanızı boşuna beklemişiz; bu, net bir biçimde ortaya çıktı.

Türkiye, Batı’yla yaptığı tüm sözleşmelerde taahhüt altına girdiği hâlde insan haklarına dayalı temel hak ve özgürlükleri koruyacak ve tüm Türkiye’deki insanlarımıza eşit muamele edecek bir uygulamayı ne zaman ve nasıl ortaya koyacaktır, bunu gerçekten merakla bekliyoruz, merakla izliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu düzenleme Türkiye’deki tartışmaları sona erdirmeyecek, Türkiye’de hukuk adına ve hukuksuzluk adına yapılan tüm olumsuzlukların devam etmesini sağlayacaktır ama bir tek, çok özel bir biçimde buraya eklenen MİT Müsteşarını garanti altına alan ikinci bir garanti getirilmiştir; bu da kimin, neden ve niçin korktuğunu, çekindiğini ortaya koymaktadır.

“Bu mahkemeler nereye doğru gidiyordu? Nereye doğru gidecek? Bundan sonra onun önünü nasıl keseriz?”i değerlendirmek, gerçekten Türk hukukçuları açısından uzun zaman tartışılacak bir noktadır.Hiçbir ülkede, hiçbir zaman, sadece belli sayıdaki kişiler için özel bir mahkeme olmaz ama ne yazık ki bugün o, özel bir mahkeme getiriliyor ve şu anda Türkiye’de uzun tutukluluktan şikâyet edilen, hak arama özgürlüklerini ortadan kaldırdığından şikâyet edilen mahkemeleri kaldırdığımızı hiç kimseye anlatamayız, hiç kimseye yutturamayız. Bunu söyleyerek Türkiye’de özel yetkili mahkemeleri kaldıran bakan, özel yetkili mahkemeleri kaldıran Meclis olarak tarihe geçmek varken, özel yetkili mahkemeleri devam ettiren ama insanlara da “kaldırdık” diye yutturmaya çalışan bir Meclis görüntüsü vermek, çok doğru bir mantık ve çok doğru bir yaklaşım değildir. Bu doğrultuda yeniden değerlendirmeleri yapmanızı ve yeniden, bu maddeleri tekrar gözden geçirerek okumanızı diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM KURT (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu'nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Bir sonraki önerge için Sayın Demir Çelik.

Buyurun efendim.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım ve partim adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, bir yargı reformunda beklenmesi gereken temel kıstas, onun özgürlükçü ve eşitlikçi olması, özgürlükleri çoğaltan, toplumun önündeki bir kısım engelleri, barikatları kaldıran nitelikte, özellikte olmasıdır. Sekiz aya yakın bir süredir ülkemiz ve ülkemiz halklarının gündemine taşınan yargı paketi beklentisiyle toplumun önemli bir kısmına verilmek istenen umuda rağmen geldiğimiz nokta bugün itibarıyla bir fiyaskodur. Bu anlamıyla sorunun daha da katmerleşerek kaosa ve krize doğru hızla evrildiğine dair… Yasama organı olarak bizler mevcut duruma, yaşanana müdahale edemezsek krizin siyasal boyutu derinliğine hepimizi beraberinde sürükleyeceği bir belirsizliğe doğru da götüreceğe benzer.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doksan yıllık cumhuriyet tarihinin bizatihi kendisi, merkezî devletle kimlikler arası, merkezî devletle din ve inançlar arası, merkezî devletle çevre arası çelişkilerin ortaya çıkardığı krizler yumağıdır. Biz bu çelişkileri demokratik hukuk devleti normu ve normatifi çerçevesinde çözüme kavuşturamadığımızda yapmaya çalıştığımız her şeyin günü ve günceli kurtarmaktan öte bir anlamı ve içeriği olmayacaktır. Doksan yıldır kimlikleri özgürleştiremediğimizden; inançları, kültürleri, dinleri özgürleştiremediğimizden hep yasakçı ve güvenlikçi anlayışla soruna yaklaşıp baskılamaya çalıştığımızdan kaynaklı doksan yılda dört Anayasa değişikliğine gitmiş, on binlerce kanun ve yasa yapımı sürecine bizatihi şahitlik yapmış bu Meclis. Yetinmemişiz, kanun hükmünde kararnamelerle, istiklal mahkemeleriyle, sıkıyönetim mahkemeleriyle, devlet güvenlik mahkemeleriyle, özel yetkili mahkemelerle toplumun bir kısmını düşmanlaştırarak, düşman algısına tabi tutarak, ötekileştirip baskılamaya çalışarak hizaya getirmeye çalışmışız. Yetinmemişiz, irade kırmaya, tasfiye etmeye, teslim almaya çalışmışız. Ama “Hâl yoluna koyduğumuz, çözebildiğimiz bir sorun var mıdır?” diye soracak olursanız, bugün tartıştığımız 3’üncü yargı paketinin kendisinden de, özel yetkili mahkemelere yaklaşımdan da anlaşılması gereken odur ki, sorunu çözmek yerine daha da kangrenleştirerek toplumun önemli dinamiklerini hiçleştiren, onların iradesini kıran, onları yeniden var olan çözümsüzlük politikalarına mahkûm kılmaya çalışan bir kısım adımlardır.

Bu açıdan, Kürt sorununun can alıcı olmaya başladığı, otuz yılı aşkın bir süredir canı ve malı götürdüğü, ülkenin özgürleşmesinin önünde ciddi sorunların yaşandığı günümüz Türkiye’sinde olması gereken, sadece ve sadece özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasadır; o anayasayla çelişmeyen, çatışmayan, uyum içerisinde olan yasalardır. Bu yasaları çıkarmak da bizim görevimizdir ama görünen o ki, biz bunları yapmak yerine, görev edinmek yerine yine insanların meşru ve demokratik haklarını gasbeden, öteleyen, bu talepleri karşılamak yerine onları bir kısım askerî, siyasi operasyonlarla halletmeye çalışıyoruz; yetinmiyoruz, yargıyı ve hukuku devreye sokarak da baskılamaya çalışıyoruz. Hâlbuki hukuk devleti, her şeyden önce idarenin, yönetimin ve yürütmenin denetimini, insan hak ve özgürlüklerine dayalı bir denetimi öngörmek durumundadır ama bunlardan uzak bir anlayış olsa olsa otoriterizmdir. Bu da cumhuriyetin karakteriyle örtüşen bir şeydir, çözümsüzlüğün çözüme evrilebilmesi için de tekçi, katı merkeziyetçi otoriter cumhuriyetten demokratik cumhuriyete  yol açan yasaları ertelemeden gündeme taşımaktır diyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Çelik,  teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

69’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

70’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 70’inci maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                 Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık                                                

                       Adana                                                Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

                      Kayseri                                              Muğla

Diğer önerge sahipleri:

              Ali İhsan Köktürk                                 Turgut Dibek                                    Ali Özgündüz

                   Zonguldak                                         Kırklareli                                            İstanbul

                Refik Eryılmaz                                  İlhan Demiröz                                  Ali Rıza Öztürk

                       Hatay                                                Bursa                                               Mersin

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki üç önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kart, buyurun efendim. (CHP sıralarından  alkışlar)

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tarafımızdan verilen önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin bazı gerçeklerini doğrudan dile getirmenin, doğrudan ifade etmenin tam da zamanı olduğu düşüncesindeyiz. Bu değerlendirmeleri olabildiğince açık bir şekilde yapmak, bunlarla yüz yüze gelmek, bunları sorgulamak cesaretini ve sorumluluğunu gösterme zamanımızın bir kez daha geldiğini ifade etmek gereğini duyuyoruz.

Bakın, değerli milletvekilleri, Türkiye, ekonomi politikalarıyla, yargı ve kolluk yapılanmasıyla, istihbari yapılanmasıyla bağımlı hâle gelen bir ülke konumundadır; kendi özgür iradesini kullanmayan, kullanamayan bir ülke konumundadır. Bu gerçeği görmemiz gerekiyor.

Bu fotoğraf ve bu gerçek beraberinde neyi getiriyor? Toplumda nefreti getiriyor, ayrışmayı getiriyor, toplumsal tehlikeyi ve bir kısır döngüyü yaratıyor. Olay sadece, bence, iktidar ve cemaat kavgasından ibaret değildir; bunu da aşan boyutları vardır, bunu görmemiz gerekiyor. Daha ötesi var; iktidar ve cemaati de kullanan, kuşatan, hepimizi kuşatan -hepimizi ama- Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm yurttaşlarını kuşatan, teslim almak isteyen büyük oyunu görmemiz gerekiyor değerli milletvekilleri.

Bakın, bunları biraz somut örneklerle anlatayım. Bunları 2005-2006’dan bu yana aslında Cumhuriyet Halk Partisi olarak anlatıyoruz ama bir kez daha anlatmamız gerekiyor. Türkiye'de 2005-2006’lı yıllardan bu yana, yargı-istihbarat-emniyet üçgeninde, legal ve illegal unsurlar, dinamikler hep birlikte görev yapmaktadır. Türkiye, bu dönemde sömürgeleştirilen ve bölgede uydu hâline getirilen bir ülke hâline gelmiştir ve maalesef, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın taşeron Bakan konumuna geldiği bir ülke hâline gelmiştir.

Beş altı yıldan bu yana, Türkiye'nin sömürgeleştirilmesi sürecini kronolojik ve maddi bulgularıyla anlatıyoruz. Bu çerçevede şunları sorduk, Adalet Bakanına şunları sorduk:  “Sayın Bakan, 2-3 Aralık 2010 tarihinde yirmi dört saatliğine Amerika’ya gidip gelme ihtiyacını neden duydun?” Bunun cevabını ver, bunu soruyoruz. Aslında bunun cevabı, olayların gelişimiyle, son derece açık. Hâkim ve Savcı Değişim Programı’nın yeni dinamiklerini konuşmak üzere gidip geliyoruz. Hâkim ve Savcı Değişim Programı’nda neyi konuşuyoruz? Duruşma öncesi kolluğun faaliyetleri nasıl olmalıdır, bunları konuşuyoruz. Bunun anlamı yargınızı, kolluğunuzu birilerine teslim etmek değil midir değerli milletvekilleri? Bunu, Türkiye Silivri’de yaşıyor, bunu KCK olaylarında yaşıyor, bunu bütün kritik konularda yaşıyor.

Bakın, bu çerçevede neyi soruyoruz? “Türkiye ekonomik olarak bağımlı hâle gelmiştir.” derken, Suudi Arabistan ve Katar’dan gelen 10 milyar dolarların kaynağını neden açıklamıyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı bütün kritik aşamalarda, Uzak Doğu gezilerini yarıda kesmek pahasına neden öncelikle Suudi Arabistan’ı ve Katar’ı ziyaret ediyorlar? Bunlar önemli konular değil mi değerli milletvekilleri? Bu konulardaki önergelere neden cevap verilmiyor? Bunları sorgulamak gereğini duymuyor musunuz? Bunları sorgulamayacak mısınız? Bunları çocuklarımızın geleceği adına, hepimizin geleceği adına sorgulamak, sormak gerekmiyor mu değerli milletvekilleri?

Bakın, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi başkanları ve emniyet örgütleri, emniyet birimleri yabancı büyükelçiliklere girip kritik dava dosyaları hakkında ve ana muhalefet partisi hakkında brifing verebiliyor değerli arkadaşlarım. Bu fotoğrafı görmeniz gerekiyor. Onun için, biz diyoruz ki: Sayın Başbakan, “Gelin beni de alın.” diye kükreyen Sayın Başbakan, maalesef birilerine teslim olmuştur. Bu sadece cemaat değildir. Bu büyük fotoğrafı görün değerli milletvekilleri. Bu hepimizi rahatsız ediyor, bu hepimizi kaygılandırıyor. Onun için diyoruz ki biz: Siz teslim olabilirsiniz ancak biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye adına, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm yurttaşları adına müstevlilere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz ve teslim olmayacağız değerli milletvekilleri.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bir sonraki önerge…

Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz, kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan, kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Kanunu’nda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, diğer önerge için kim konuşacak efendim?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ben efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  gerçekten, tek kelimeyle “Özel güvenlik mahkemelerini kaldıracağız.” dediniz, dağ fare doğurdu. Üstelik yetmedi, daha beter hükümleri de eklediniz. Yani 74’üncü maddeye vereceğiniz önergeye baktığımız zaman, hakikaten insanlarla bu kadar rahat dalga geçip, bu kadar rahat oyunu alabilmenin ustalığını nasıl gösteriyorsunuz diye insan hayret ediyor. Yani nasıl beceriyorsunuz bunu, gerçekten şaşırıyorum. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesine aykırı. Tarafsız, bağımsız mahkeme değil.

Yine, istiklal mahkemeleri, sıkıyönetim ve DGM’lerden bir adım daha öteye geçiyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Bu mahkeme yetkilerini ağır cezalara değil, bölge mahkemelerine gönderiyorsunuz. Ama bir ayıp yapmışsınız. O ayıbı söyleyeyim. Mahkemenin nakli konusunda da hüküm koymuşsunuz. Ya devletin özel güvenlik mahkemesi isminde. Onun güvenliği yoksa, gözünüzü seveyim, nereye gidip güvenlik sağlayacak?

Onu bırakın, avukat yasağını yirmi dört saate kadar çıkarıyorsunuz. Onu bırakın, gözaltı süresini uzatıyorsunuz yirmi dört saatten kırk sekiz saate. Savaşa mı gidiyorsunuz, derdiniz ne sizin?

Bakın, özel yetkili mahkemelerin isim babası, markası, patenti AK PARTİ’ye aittir. İsminiz de “adalet.” Eğer isminizdeki adalet kavramıyla bu mahkemeleri açıklarsanız, bu ülkede adaletten ne çektiğini vatandaş bilir.

Yeni doğacak mahkemeniz hayırlı olsun. Güvenlik yetkili mahkemesi kuruyorsunuz. ÖYM yerine GYM. Siz bunu satabilirsiniz. Güzel yetkili mahkeme diye satabilirsiniz. 3 tane seçim var önümüzde. ÖYM yerine güvenlik yetkili mahkeme. Bu güvenlik politikalarının yanlış ve şaşı bakış açısıdır.

Bakın, çok samimi söylüyorum. Niye? Şimdi düşünsenize, bu kapsama aldığınız suçlarda devlet sırlarıyla ilgili bölümü kendinize yontmuşsunuz. Sanki orada korunmayı gerektiren bir durum var, onu almışsınız kapsama. Bırakın onu, hani olabilir, genelkurmay başkanları Yüce Divanda yargılanır ama özel yetkili mahkemeler bunu dinlemiyor. Buna bir ufak rötuş çekiyorsunuz.

Şimdi, iddia ve savunmanın silahlarının eşitliği, adil yargılamanın temelidir. Gizli polis, gizli soruşturma, gizli tanık, gizlilik kararının üstüne avukat görüş yasağını koyuyorsunuz. Avukatsız yargılama getireceksiniz. Bu çağdaş engizisyon mahkemelerinin adıdır. Bu çağdaş engizisyon mahkemelerinin içinde maddelerini de saymışsınız. Kapsamını genişletmişsiniz ve adına “ihtisas mahkemesi” demişsiniz. Bunun adı ihtisas mahkemesi değil, testere mahkemeleridir, adaleti doğrayan mahkemelerdir. İnsanları özgürlüğünden yoksun bırakan, siyasi düşünceleri nedeniyle tutukladığınız, tutsak ettiğiniz, size muhalif olan herkese karşı bunu testere gibi kullandığınız mahkemelere dönüyor. Bunun neresi ihtisas mahkemesi? Üç tane madde var. İhtisas mahkemesi mi olur devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar? Ama bu önergenizde onu da genişletiyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Yasak bölgeler.” Ya Şırnak’ta asker istediği yere bir tabela koyuyor, diyor ki: “Burası yasak bölgedir.” O yasak bölgede iki tane keçisi yakalanan çobanı getirip yargılayacaksınız. O kadar sınır ve kapsam genişletiyorsunuz. Hakikaten, sizin vicdanınız ve adaletiniz… Partinizin adındaki adaletinizi de anlamakta zorluk çekiyorum.

Tutuklama süresini bu mahkemelerde 2 katına çıkarıyorsunuz. Allah’tan korkun, ceza adaletinde geriye dönüş var mı? Haksız yere tutukladığınız bir vatandaşın, üç yıldan fazla tutuklu olanların, tutuklu milletvekillerinin, seçilmişlerin, yarın beraat ettiği zaman ceza adaletinde geriye dönüşünü sağlayıp özgürlüğünü iade edebilirsiniz misiniz? Çocuklarından, ailesinden, çevresinden, işinden kopuşunun telafisini sağlayabilir misiniz? Niye hâlâ 2 katına çıkarıyorsunuz tutukluluk süresini? Yani bu devlet güvenlik mahkemeleri yerine kurulan özel güvenlik mahkemeleri daha sıhhatli, daha adil çalışması gerekmiyor mu? Zamanında çalışması gerekmiyor mu? Ne demek tutukluluğun 2 katına çıkarılması? Bu sizin ayıbınız olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bu sizi çok çok zorlayacak. Çok açık söylüyoruz. Bunun üzerinde konuşmaya devam edeceğiz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir. 

70’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 

Birleşime bir saat ara veriyorum.                 

                                                                                                   Kapanma Saati: 19.15

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

71’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının 71. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 71-a) 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“c) Başkanlık iç denetçiliğine 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunundaki atama şartlarına tabi olmaksızın hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az 8 yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile iç denetim hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından, muvafakatları alınarak, Müsteşarın teklifi üzerine Bakan tarafından atama yapılır. Bu şekilde atananlar İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından en az iki aylık eğitime tabi tutulur ve eğitim sonunda bunlara kendi idarelerinde geçerli kamu iç denetçi sertifikası verilir.

                 İlhan Cihaner                                  Ali Rıza Öztürk                                     İdris Yıldız

                      Denizli                                              Mersin                                                Ordu

                   Kazım Kurt                                    Hüseyin Aygün

                    Eskişehir                                            Tunceli

BAŞKAN – Bundan sonraki iki önerge aynı mahiyettedir.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarı ve tekliflerinin 71. maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                    Erol Dora                                       Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık

                      Mardin                                              Adana                                                 Muş

                     Adil Kurt                                        Demir Çelik                                   Sebahat Tuncel

                      Hakkâri                                               Muş                                                İstanbul

                   Ahmet Türk                                     İbrahim Binici

                      Mardin                                            Şanlıurfa

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

               Yusuf Halaçoğlu                              Mehmet Erdoğan

                      Kayseri                                              Muğla

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergenin üzerindeki görüşünüzü almak istiyorum Sayın Komisyon Başkanı.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Değerli Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

S. NEVZAT KOKRMAZ (Isparta) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe, yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu'nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Akat…

AYLA AKAT (Batman) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

3. Yargı paketinde Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması amaçlandığı açıklanmışken, yeni bir düzenleme ile ihtisas mahkemesi adı altıda devamı sağlanmaktadır.

Hükûmet olağanüstü yargının sürdürülmesinden yana karar almıştır. AİHS’ne, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesine ve Anayasa 36 ve 90 ncı maddeye aykırıdır.

Söz konusu kanun maddesi temel kanun hükümlerine ve içtüzük 91 nci maddeye aykırı olduğundan çıkarılmalıdır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının 71. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 71-a) 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“c) Başkanlık iç denetçiliğine 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunundaki atama şartlarına tabi olmaksızın hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az 8 yıl görev yapmış ve üstün başarısıyla iç denetim hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından, muvafakatları alınarak, Müsteşarın teklifi üzerine Bakan tarafından atama yapılır. Bu şekilde atananlar İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından en az iki aylık eğitime tabi tutulur ve eğitim sonunda bunlara kendi idarelerinde geçerli kamu iç denetçi sertifikası verilir.

İlhan Cihaner (Denizli) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz önergeye?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Cihaner. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN CİHANER (Denizli) – Herkesi saygıyla selamlıyorum.

Aslında bu maddeyle ilgili bizim asıl değişiklik önergemiz, hâkim ve savcıların yaşadıkları çok yoğun, ağır çalışma koşullarıyla uyumlu olarak fiilî hizmet süresi zammı ve maaşlarına yapılacak bir iyileştirmeyle ilgiliydi ancak tüzük gereği yeni bir madde ihdası olarak getirilmesi… Aynı fikirde olmamakla birlikte, Divandan öyle bir uyarı gelince onu ayrı bir madde ihdası hâlinde getireceğiz ama ona rağmen gene hâkim ve savcıların çalışma koşullarıyla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.

Hâkimler ve cumhuriyet savcıları, belki de dünyada hiçbir ülkede görülmediği bir şekilde ağır çalışma koşulları altında yaşıyorlar ve diğer fiilî hizmet zammı alan meslek gruplarıyla mukayese edildiği zaman belki de en fazla bu tarz bir olanağı hak eden meslek grubuna aitler. Meslekten kaynaklanan streslerden, hastalıklardan tutun, gecesi, gündüzü, hafta sonu bile çalışmayı zorunlu kılan bir iş yükü altında gerçekten eziliyorlar ve bunun karşılığını aldıkları söylenemez. 2006 yılında yapılan maaş zammı da erimiş ve o dönemki kazanımlarını kaybetmiş durumdalar. O nedenle böyle bir önerge vermiştik fakat bahsettiğim gerekçelerle bunu ayrı bir madde ihdası olarak getiriyoruz.

Ben, tekrar, bu özel yetkili mahkemeler meselesine dönmek istiyorum. Yasada -bu şekilde eğer yasalaşırsa önerge- ayrı bir karmaşa çıkaracak husus da savcılıkların ellerinde şu anda bulunan soruşturmalar. Bununla ilgili detaylı bir bilgi yok. Hâlen, ucu açık, devam eden onlarca soruşturma var. Davaları açılmış fakat elde tutulan soruşturmalar var. Bu soruşturmaların ne şekilde sonlandırılacağı, hangi mahkemeye dava açılacağı belli değil. Bunun yaratacağı karmaşa, bunun yaratacağı yetki görev karmaşası, bu soruşturmaların belki de on yıllarca sürecek bir belirsizliğe mahkûm olmaları sonucunu doğuracak. Dolayısıyla, böyle bir sakınca da taşımakta.

Şimdi, medyada dünden beri yaratılan hava, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması. Özel yetkili mahkemeler sadece isimden ya da tabeladan ibaret değil. Özel yetkili mahkemeler, DGM’lerden, sıkıyönetim mahkemelerinden miras aldıkları bir zihniyet taşıyorlar. Bu zihniyeti yeniden yeniden üreten de başta Terörle Mücadele Kanunu olmak üzere antidemokratik hükümler. Bu zihniyeti ortadan kaldıracak, özel yetkili mahkemelerin bu yaklaşımını ortadan kaldıracak düzenlemeler yapmak yerine, Terörle Mücadele Yasası’nı külliyen kaldırmak yerine, CMK’nın içerisindeki hükümleri oraya aktarmak özel yetkili mahkemelerin kaldırılması değil, çok daha güçlü ve antidemokratik bir şekilde yeniden kurulması anlamına gelecektir. Tek bir değişiklik yok, tek bir demokratikleşme yok. Hatta daha sonra önerge hazırlandığını biliyoruz, CMK 188’inci maddede, avukatsız karar verme olanağı getiren maddeyle birlikte değerlendirirsek, gene savunmaya, dosyanın hacmine göre yeterli süre verilmesine dair hükmün kaldırıldığını göz önünde bulundurursak, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması bir yana, yeni yeni özel yetkili mahkemelerin çok daha antidemokratik bir şekilde kurulacağı açık. Bu düzenlemeyle yapılacak iş, belki de hoşunuza gitmeyen hâkim, savcıların ayıklanması olacaktır ama özel yetkili mahkemeler DGM’den aldıkları yargılama kültürünü devam ettirecektir. Dolayısıyla eğer yargı bağımsızlığı istiyorsak, özel yetkili mahkemelerin yarattığı hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasını istiyorsak çok basittir bunun çözümü; Terörle Mücadele Yasası’nın ve özel yetkili mahkemelerin kurulumuna dayanak teşkil eden üç maddenin kaldırılması olacaktır. Yapılan düzenleme kesinlikle özel yetkili mahkemelerin kaldırılması değil, çok daha antidemokratik bir şekilde yeniden kurulması anlamına gelmektedir.

Teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Cihaner.

 

III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Cihaner, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Tanrıkulu, Sayın Tanal, Sayın Yılmaz, Sayın Köktürk, Sayın Acar, Sayın Moroğlu, Sayın Aydın, Sayın Koç, Sayın Loğoğlu, Sayın Aldan, Sayın Köse, Sayın Oyan, Sayın Ekşi, Sayın Korutürk, Sayın Türmen.

Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

 

Yoklama işlemini başlatıyorum.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.29

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

 

III - Y O K L A M A

 

BAŞKAN – 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 71’inci maddesi üzerinde verilen Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve arkadaşlarının önergesinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

 

III - Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Madde üzerindeki oylamada yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Tanrıkulu, Sayın Tanal, Sayın Sarıbaş, Sayın Türeli, Sayın Yüceer, Sayın Sarı, Sayın Moroğlu, Sayın Köktürk, Sayın Yılmaz, Sayın Cihaner, Sayın Batum, Sayın Aydın, Sayın Koç, Sayın Erdoğdu, Sayın Türmen, Sayın Korutürk, Sayın Ekşi.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – 71’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni geçici madde ihdasına dair bir önerge vardır.

Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, Komisyon metninde bulunmayan, ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve Komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir.

Bu nedenle önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun Tasarısının 71 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                 İlhan Cihaner                               M. Akif Hamzaçebi                               Bülent Tezcan

                      Denizli                                             İstanbul                                              Aydın

                 Turgut Dibek                                   Mahmut Tanal

                    Kırklareli                                           İstanbul

 

MADDE 72- 2802 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin 1 inci fıkrasındaki “% 10” ibaresi “% 60” olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

72’nci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 72. maddesi ile eklenen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33/A maddesinin başlığının “Kadastro Mahkemelerinin yargı çevresinin değiştirilmesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Sezgin Tanrıkulu                                 Turgut Dibek                                    Bülent Tezcan

                     İstanbul                                           Kırklareli                                             Aydın

              Ali İhsan Köktürk                                 Engin Özkoç

                   Zonguldak                                          Sakarya

BAŞKAN – Diğer iki önerge aynı mahiyettedir. Dolayısıyla, ayrı ayrı okutup, birlikte oylamaya sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarısının (72.) maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                    Erol Dora                                       Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık

                      Mardin                                              Adana                                                 Muş

                     Adil Kurt                                         Ahmet Türk                                     İbrahim Binici

                      Hakkâri                                             Mardin                                            Şanlıurfa

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

              Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu

                       Muğla                                              Kayseri

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki son iki önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılamıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organların da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu'nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Kurt, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

ADİL KURT (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, dün, kuliste muhtelif sohbetler oluyordu. Bu sohbetlerden bir tanesi, daha çok ağırlıklı olarak sohbetin konusu, 74’üncü maddeydi; herkes merak ediyordu. Sonra bize gelen duyumlar da oldu. İktidar partisi milletvekilleri çoğunlukla “BDP’liler niye burada? Bir pazarlık mı var?” diye konuşuyorlardı ama biz, dün hep kulislerde de sohbet edilirken, konuşulurken muhalefet partisinden arkadaşlara hep şunu söyledik: “Merak etmeyin, özel yetkili mahkemeler kalkmaz.” Biz bu devletin aklını ezberledik. Bu devlet, biz Kürtleri mahkemesiz, özel yetkili mahkemelerden mahrum bırakmaz. Biz bu mantığı biliyoruz. Ta 1920’den bugüne kadar, bu mantık bu şekilde işledi. Ne zaman “Bir iyileştirme yapılacak.” dendiyse daha vahimi geldi yani gelen gideni sürekli arattı. O nedenle -samimi duygularımızı ifade edeyim- biz dün şunu söylüyorduk: “Keşke ‘değişiklik’ adı altında bir tasarı gelmese de hiç olmazsa mevcut olan kalsa, gelen daha beter, gelen ya da getirilmek istenen, bir öncekinden çok daha beter.”

İstiklal mahkemesinde 54 bin Kürt yargılandı. Bunlardan 43 bini sürgün ve hapis cezalarına çarptırıldı, 1.024 kişi idam edildi. Devamında gelen mahkemelerin tamamı, kurulan özel yetkili mahkemelerin tamamı aynı şeyleri yaptı. 2004 yılında kurulan özel yetkili mahkeme, yerine ikame edildiği DGM’leri arattı.

Şimdi sıkıntı noktası şu: Duyumdur tabii yani daha bize yansıtılan bir şey yok ama bu özel yetkili mahkemeler 3 sayın bakan hakkında da fezleke hazırlama girişiminde bulundular, o nedenle, ucu iktidara dokununca şimdi iktidar kendi tarafını bu yargılamanın dışında tutuyor.

Ama benim burada merak ettiğim bir konu var: Sayın Başbakan sık sık vurgular, gittiği her yerde söyler: “Benim şu sayıda, şu kadar sayıda Kürt milletvekili arkadaşım var. Kürt kökenli milletvekili arkadaşım var.”  Şimdi, biliyoruz, “Bu özel yetkili mahkemelerle ilgili madde ihdası yapılacak.” dendiği günden bu yana, kulisin sol tarafında çok yoğun gelgitler var, görüşmeler var, kazan kaynıyor bu tarafta biliyoruz. Ama merak ediyorum, ataları Zilan’da, Koçgiri’de, Dersim’de, Sivas kampında sürgün edilmiş, idam edilmiş, ki içlerinde şu anda AKP sıralarında oturan milletvekili arkadaşlarımız var, onların torunları. Ya, bu kazan bu kadar kaynarken kendi bölgenizin, kendi insanlarınızın, kendi vekili olduğunuz kentlerin ihtiyaçlarını bir nebze de olsa dillendirme gibi bir sorumluluğunuz yok mu? Siz, buraya sadece Hükûmetin, iktidar partisinin önünüze koyduğu, bu tarz ucube uygulamalara “evet” demek için mi milletvekili seçildiniz? Bunun için mi milletvekili seçildiniz? Bu vahşet uygulamalara, bu ucube uygulamalara, bu insanlıkla bağdaşmayan uygulamalara burada sadece el kaldırmak için mi milletvekili oldunuz? Nerenin milletvekiliniz siz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Ey Kürt milletvekilleri, ey AKP’li Kürt milletvekilleri, Kürt kökenli milletvekilleri; siz buraya Hükûmetin, devletin Kürtlere karşı zorba politikalarına “evet” demek için mi milletvekili oldunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Kusura bakmayın, kusura bakmayın bu laflar size hafif geliyor. Böyle devam ederseniz siz yakıştırmayı hak etmiş olursunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL KURT (Devamla) - İhale peşinde koşmakla halkın menfaatlerini savunmak aynı şeyler olmaz, bunu şey edersiniz. Buraya çıkarsınız, doğruları söylersiniz.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Haddini bil! Haddini bil!

ADİL KURT (Devamla) – Haddini bilmeyen sensin! Haddimi biliyorum.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Bilmiyorsun!

ADİL KURT (Devamla) – Haddimi çok iyi biliyorum. Siz buraya ihale peşinde koşmak için geldiyseniz, bu vahşet… (BDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Kurt, süreniz doldu.

FATİH ŞAHİN (Ankara) - Ağzını topla, ağzını!

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

Sayın Kurt, teşekkür ediyorum. Süreniz doldu.

 

III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylamadan evvel yoklama isteği vardır, yerine getiriyorum.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Tanal, Sayın Dibek, Sayın Tanrıkulu, Sayın Özkoç, Sayın Köktürk, Sayın Erdoğdu, Sayın Türeli, Sayın Sarıbaş, Sayın Sarı, Sayın Yüceer, Sayın Cihaner, Sayın Batum, Sayın Acar, Sayın Ören, Sayın Aydın, Sayın Koç, Sayın Moroğlu, Sayın Gümüş, Sayın Yılmaz.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama istiyoruz Sayın Başkan. [AK PARTİ sıralarından alkışlar(!)]

BAŞKAN – Efendim, henüz Cumhuriyet Halk Partisinin önergesini okutmadım, yoklama yapmayacağım.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 72. maddesi ile eklenen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33/A maddesinin başlığının “Kadastro Mahkemelerinin yargı çevresinin değiştirilmesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Sezgin Tanrıkulu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sezgin Tanrıkulu…

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; bu Mecliste benim okurken utandığım bir tasarıyla karşı karşıyayız, utandığım; bunun bu Meclise gelmesi, bu saatte gelmesi bir utanç vesilesidir. Ben yirmi beş yıl avukatlık yaptım. Burada benim avukatlığımı bilen arkadaşlarım var, bilenler var. Siz yapmadınız, Hazine avukatlığı yaptınız buraya geldiniz. Ben, sıkıyönetim mahkemelerinde avukatlık yaptım, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde avukatlık yaptım, özel yetkili mahkemelerde yaptım, hepsini yaptım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sana bunu öğretirim, terbiyeli ol, tamam mı, terbiyeli ol, sana bunu öğretirim.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne bağırıyorsun! Sen de terbiyeli ol!

YUNUS KILIÇ (Kars) – Sen de terbiyeli ol!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Bu sizin utanç belgenizdir, utanç belgesi, utanç belgesi tamam mı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Elini indir!

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Terbiyeli konuş! 

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, size söylüyorum…

BAŞKAN - Sayın Tanrıkulu, lütfen Meclise siz de… Sayın Tanrıkulu, Meclise lütfen… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, size söylüyorum, ben, buraya kavga etmeye değil…

Bakın, değerli arkadaşlar… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bir saniye… Bir saniye…

Değerli arkadaşlar… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 

Susun be!

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen susalım.

Sayın Tanrıkulu, siz de Meclise hitap edin lütfen. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Süreyi durdurur musunuz? Bir dakikam da geçti.

BAŞKAN – İlave ederiz, merak etmeyin.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, bu utanç belgesidir. Ne yaptınız biliyor musunuz, size söyleyeyim. Ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Kimseyi kandıramazsınız. Bugüne kadar ortağı olduğunuz güç odaklarıyla pazarlık yaptınız. “Diyarbakır’daki mahkemeler, İstanbul’daki mahkemeler size ait, bu davalar bitene kadar size ait. Portakal, orada kal! Sizin göreviniz bu kadar ama bundan sonra yok. Biz kendi mahkemelerimizi kuracağız. HSYK’daki güç dengesini değiştirdik. Bundan sonra artık güç dengesi bizde.” Türkçesi bu, bilmeyen mi var ve buna “Özel yetkili mahkemeyi değiştirdim.” diyorsunuz. Utanmak lazım ya, utanmak lazım, gerçekten utanmak lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, 2004’te de bu şekilde gelmiştiniz, 2004’te. Şimdi ne yapacaksınız? Dokuz değil, yirmi dokuz yerde kendi partinizin mahkemelerini kuracaksınız. Ya, bu mu ya, gerçekten bu mu, gerçekten bu mu değerli arkadaşlar, gerçekten bu mu getirmek istediğiniz? Teker teker maddeleri aynı ya! Ben buna emek verdim. 2004’te yazdığım basın açıklaması burada. Emek verdim, bedel ödedim, bedel ödeyenler var, burada da bedel ödeyenler var. Burayı katmıyorum. Ya, kendi bedelinize sahip çıkın ya! Böyle bir şey olur mu? Kendinize sahip çıkın!

Bunu niye getiriyorsunuz Sayın Bakan? Niye getiriyorsunuz? Niye getiriyorsunuz? Bakın, ne söylediniz biliyor musunuz? “Aynaya bakan hesap verir…”

BAŞKAN – Lütfen…

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Önüne dön!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Siz de aynaya bakacaksınız, aynaya bakacaksınız siz de. Aynaya baktıracaklar size. Aynaya bakacaksınız.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, lütfen…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, biliyor musunuz, dün bir gazetede şu vardı, söylüyorum size: “Cücüğü sonbaharda sayarlar.” Size de cücüğü saydıracaklar, saydıracaklar size cücüğü, saydıracaklar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Düzgün konuş!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bu halk sizden hesap soracak, hesabı sizden soracak, hesabı sizden soracak. Dün, dün yazılmıştı, yarın da yazacaklar ve soracaklar sizden. Bu yasayı, 74’üncü maddedeki bu değişikliği geri çekmeniz lazım. Getirin, demokrasiye uygun bir düzenlemeyi getirin, beraber yapalım, kaldıralım. Neden korkuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Kendi mahkemenizi kuracaksınız. Geldi çünkü size dokunacak, bunu biliyorsunuz. Kendi mahkemenizi kuracaksınız. Özel yetkili mahkemeleri Türkiye'ye yayıyorsunuz. Bunu herkes biliyor, herkes biliyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, yanlıştan dönebiliriz. Bunun zamanı var, bunun fırsatı var. Yanlış yapıyorsunuz. Sizi, adalet tarihi ve adalet vicdanı adına uyarıyorum, uyarıyorum. Bedel ödemiş bir insan olarak uyarıyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne bedeli ödedin sen? Sen neyin bedelini ödedin?

İHSAN ŞENER (Ordu) – Sen kimsin ya!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bedel ödemişler adına sizi uyarıyorum, sizi uyarıyorum. Uyarıyorum hepinizi, tamam mı? Hepinizi uyarıyorum.

BAŞKAN – Lütfen…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Özel yetkili mahkemeleri yeniden bizim önümüze getirmeyin, tamam mı? Yeniden getirmeyin.

Değerli arkadaşlar, son olarak şunu söyleyeyim: Bir insan ne zaman ölür bilir misiniz? Şair demiş:” Bir insan ne zaman ölür? “Elbet gülünün solduğu akşam.” Siz, şimdi, bu akşam adaleti öldürüyorsunuz, toplumu çürütüyorsunuz, adaleti öldürüyorsunuz, bunun hesabını vereceksiniz. Bunu böyle bilin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu…

 

III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Tezcan, Sayın Tanal, Sayın Dibek, Sayın Özkoç, Sayın Tanrıkulu, Sayın Sarıbaş, Sayın Türeli, Sayın Erdoğdu, Sayın Köktürk, Sayın Sarı, Sayın Yüceer, Sayın Cihaner, Sayın Acar, Sayın Aydın, Sayın Öz, Sayın Ören, Sayın Öztrak, Sayın Tamaylıgil.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

 

III - Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama istiyoruz Sayın Başkan. [AK PARTİ sıralarından alkışlar(!)]

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Tanal, Sayın Dibek, Sayın Özkoç, Sayın Sarıbaş, Sayın Türeli, Sayın Erdoğdu, Sayın Köktürk, Sayın Yılmaz, Sayın Sarı, Sayın Yüceer, Sayın Cihaner, Sayın Acar, Sayın Öz, Sayın Ören, Sayın Tamaylıgil, Sayın Öztrak, Sayın Aydın, Sayın Moroğlu, Sayın Loğoğlu.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – 72’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

 

73’üncü madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun Tasarısının 73 üncü maddesinde yer alan “2. maddesinin” ibaresinden sonra gelen ibarelerin “2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Pervin Buldan                                      Ayla Akat                                       İbrahim Binici

                        Iğdır                                               Batman                                            Şanlıurfa

                   Nazmi Gür                                         Erol Dora

                         Van                                                Mardin

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 278 sıra sayılı Kanun Tasarısının 73. maddesinin “12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Dilek Akagün Yılmaz                             Ali Rıza Öztürk                                Ali İhsan Köktürk

                        Uşak                                                Mersin                                           Zonguldak

                 Turgut Dibek                                     Ali Serindağ

                    Kırklareli                                          Gaziantep

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun Tasarısının 73. maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Oktay Vural                                        Faruk Bal                                     Muharrem Varlı

                        İzmir                                                Konya                                               Adana

                     Alim Işık                                             Ali Öz                                       Yusuf Halaçoğlu

                     Kütahya                                             Mersin                                              Kayseri

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yusuf Halaçoğlu, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddede sadece “terör suçlusu sayılanlar” kelimesi çıkarılıyor. Aslında, bu madde yani 3713 sayılı Yasa’nın 2’nci maddesinin bu son fıkrasındaki bu tabirin çıkarılması aslında doğrudan doğruya 5237 sayılı Kanun’un 220’nci maddesinin altı ve yedinci fıkralarıyla örtüşmektedir ve bundan dolayı bu maddenin bu kelimesinin çıkarıldığını düşünüyoruz ve dolayısıyla burada bu maddenin yer almasına hiçbir gerek yoktur. Çünkü bu madde şöyle söylüyor: “1’inci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.” Bu kısım duruyor, bu fıkra duruyor. Ardından “Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır ve örgüt mensupları gibi cezalandırılırlar.” Burada “terör suçlusu sayılır” kelimesi çıkarılıyor.

Aslında 84’üncü maddeye baktığınızda zaten “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilir.” Aslında 84’üncü maddeyle, bununla tenakuza düşmesin diye suç örgütlerine, terör örgütlerine bir indirim ve af çıkarıyorsunuz. Bu affın bir yerde diğeriyle çelişmemesi için böyle bir yola başvurmuşsunuz.

Değerli milletvekilleri, aslında burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Şimdi, terör örgütüne üye olan kişiyi nasıl tespit edeceksiniz? Yani daha önce olaylara katılmış olup bundan dolayı terör örgütü mensubu olarak nitelendirdiğiniz kişilerin dışında, diyelim ki ilk defa terör örgütü adına suç işlemiş bir kişinin terör örgütüne üye olmadığını nasıl belirleyebileceksiniz? Böyle bir belirleme hakkınız veya yeteneğiniz yok çünkü bunlar bir dernek değil ve niçin kuruldukları ve hangi gayeye hizmet ettikleri zaten maddenin başında da belirlenmiş ve “terörist” dediğimiz şey zaten kanunlara, yasalara aykırı hareket eden insan demektir, devlete karşı çıkan insan demektir, silahla kendi amaçlarına ulaşan insan demektir. Öyleyse, suç örgütü adına suç işlemiş olan bir kişinin terör örgütü dışına çıkarılmasını zaten nasıl belirleyeceksiniz, nasıl kabul edebileceksiniz? Edemeyeceğiniz gibi,  diğer taraftan da diğer 84’üncü maddeyle bunların affa dâhil olmasını sağlıyorsunuz ki nitekim diğer bir fıkrada da üçte 1’ine kadar bunun indirilebileceğini söylüyorsunuz.

Burada bir de şunu söylemek isterim. Aslında biraz önce milletvekilleri tarafından şu söyleniyor. İstiklal mahkemeleriyle özel yetkili mahkemeler eş değer tutuluyor. Hayır, öyle değil. Aslında istiklal mahkemeleri bile özel yetkili mahkemelerden daha iyi. Neden diyeceksiniz? Burada Türkiye Büyük Millet Meclisinin… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Böyle yapmanıza gerek yok. Tabii, hareketinizi yapabilirsiniz.

Türkiye Millet Meclisinin arşivine gidin. Orada istiklal mahkemelerinin bütün zabıtları bulunmaktadır, tabelaları da bulunmaktadır. Tabelada aynen şunu yazar: “Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Mahkemesi.” Altında da şu ibare vardır: “Mücahedesinde yalnız Allah’tan korkar” Yani “Kararlarında yalnız Allah’tan korkar.” ifadesi vardır. Şimdi, Allah’tan korkan bir mahkemenin herhâlde belli bir gene, kendisini sınırlama imkânı vardır ama Allah’tan korkmayanların yoktur. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Çünkü Allah’tan korkmayanların aldıkları karar şöyle olur: Akıl ve mantık dışında da olur.

Siz 700 bin kişilik silahlı kuvvetleri teslim ettiğiniz bir Genelkurmay Başkanını terör örgütü mensubu olarak içeriye atarsanız bunun Allah’tan korkuyla hiçbir alakasının olmadığını da görürsünüz. Zira onu oraya atayanlar Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzalarıyla atanmıştır. Eğer bu kişi terör örgütü mensubuysa ve bunu, bunlar bilmediyseler çok büyük bir gaftır ve derhâl istifa etmeleri gerekir çünkü 700 bin kişilik bir gücü, böyle bir “terörist”e teslim etmiş olmaktan dolayı ama teröristse, terörist değilse, buna göre de yine suç işlemek adına onlar da suç işlemiş olacaklarından onların da mahkemeye çıkmaları lazım. Yani terörist olduğunu bile bile oraya getirenler de aynı suçu işlemiş olurlar ve dolayısıyla da durum bu şekilde ortaya çıkar.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, teşekkürler ederim.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

SIRRI SAKIK (Muş) – Biraz önce istiklal mahkemeleriyle ilgili konuşmayı ben yaptım ve atalarım da istiklal mahkemelerinde katledildiler. Bu konuda açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Bir alakası var mı?

SIRRI SAKIK (Muş) - Ne alakası var mı? İstiklal mahkemelerinin daha adil ve adaletli olduğunu söyledi ve ben istiklal mahkemeleriyle devlet güvenlik mahkemelerinin…

BAŞKAN – Buyurun, tamam.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Sayın Başkan, niye söz verdiniz siz?

BAŞKAN – Daha adil olduğunu söylemiş, bir açıklama yapacakmış.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Sayın Başkan, istiklal mahkemesini bir başkasının cümlesine göre mi değerlendireceğiz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir şey olur mu ya?

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun konuşması üzerine, istiklal mahkemeleri, devlet güvenlik mahkemeleri ve özel mahkemelerin aynı olduğuna ilişkin açıklaması

SIRRI SAKIK (Muş) – Yani söz verirken sizden onay alması gerekmiyor Başkanın. Ben burada seslendirmiştim…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bizim de itiraz etmememizi gerektirmiyor herhâlde.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Biz de sana göre anlatmayacağız.

SIRRI SAKIK (Devamla) – …istiklal mahkemeleri neyse devlet güvenlik mahkemeleri de aynıdır, özel yetkili mahkemeler de aynıdır. Allah korkusu olan bir istiklal mahkemesi, Sason’da gelip, bir salonda -mahkeme başkanı- oturanlara “1’den 15’inci sıraya kadar idam, 15’ten 90’a kadar on beş yıl, ondan sonra beraat.” diyen bir anlayışta Allah korkusu varsa ben Allah korkusunun ne olduğunu bilmiyorum. Sonra, Seyit Rıza’yı hangi şartlarda astıklarını bütün Türkiye biliyor. Hâlâ buna “Allah korkusu” deyip ve istiklal mahkemelerinin ne kadar zulmettiğini bütün Türkiye halkı biliyor. Allah istiklal mahkemelerinin de, devlet güvenlik mahkemelerinin de, özel yetkili mahkemelerin de ve sizin yeni getirdiğiniz mahkemelerin de belasını versin çünkü bu halka belanın dışında bir şey getirmiyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah vatan hainlerinin de belasını versin.

OKTAY ÖZTÜRK (Erzurum) – Allah bunlara muhatap olanların belasını versin.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – İstiklal mahkemelerinin bütün zabıtları Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivinde bulunuyor. Söyledikleri hiçbir şey doğru değil, orada o şekilde “15’e kadar idam” diye bir kayıt da yoktur.

BAŞKAN – Söylediğiniz zapta geçti.

SIRRI SAKIK (Muş) – O zaman tarihi okuyun, kimler tarihin mağdurları…

OKTAY VURAL (İzmir) – “Uydurmasyon, uydurmasyon”!

 

III - YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin oylamasıyla ilgili yoklama istiyorsunuz. 

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Ağbaba, Sayın Dibek, Sayın Tanal, Sayın Yılmaz, Sayın Köktürk, Sayın Türeli, Sayın Sarıbaş, Sayın Sarı, Sayın Yüceer, Sayın Genç, Sayın Cihaner, Sayın Özel, Sayın Ören, Sayın Tamaylıgil, Sayın Köprülü.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

 

 (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, aynı mahiyette diğer iki önerge var, onları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 278 sıra sayılı Kanun Tasarısının 73. maddesinin “12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                             Dilek Akagün Yılmaz (Uşak) ve arkadaşları

Diğer önergenin imza sahipleri:

                                                                                                  Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

                                                        

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akat, buyurun efendim.

AYLA AKAT (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının ilgili maddesiyle -73’üncü maddesi- ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerine söz hakkı aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri bu tasarıyla TMK’nın 2/2’deki “Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır.” kısmı kalacak ama “örgüt mensupları gibi cezalandırırlar” kısmı çıkacak. Tabii, bu maddenin bir de muadili var Türk Ceza Kanunu’nda. Orada da “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır.” diye bir hüküm var. Şimdi, işin özü burada esasında, örgüt üyesi gibi cezalandırılmakta değil, örgüt üyesi sayılmakta yani siz, örgütün bir parçası olmayacaksınız, hiyerarşik anlamda bir bağınız olmayacak, organik anlamda bir bağınız tespit edilmeyecek ama örgütün üyesi olacaksınız! Ki, Türk Ceza Kanunu’ndaki ile Terörle Mücadele arasındaki genel kavramı biz “şiddet” olarak koyarsak eğer, bu durumda, bugün cezaevlerinde bulunan binlerce BDP üyesi, yöneticisi, belediye başkanı, vekili, çoğu bu madde kapsamında yargılanıyor, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt üyeliğinden yargılanıyor.

Bu durumda BDP örgüt oluyor, BDP’nin yöneticileri de örgüt üyesi oluyor çünkü bu madde direkt bize uygulanıyor. Üyelerimize, yöneticilerimize, belediye başkanlarımıza ve hatta vekillerimize. Birçoğumuzun hakkında şu an Mecliste bekleyen fezlekeler Türk Ceza Kanunu’nun 220’ye 6’ncı maddesinden düzenlenmiş durumda ve TMK’da da bunun muadili var. İşte şimdi burada “Terör örgütü mensubu gibi cezalandırılırlar.” hükmünü kaldırıyoruz.

Bu hüküm yani Terörle mücadele Kanunu’nun 2/2 maddesi kökten kaldırılmalı. Böyle bir hukuk garabetine bir an önce son verilmeli. Bunun TCK’daki karşılığı olan 220’ye 6’ncı maddesi de hakeza yine aynı tasarının 104’üncü maddesinde bir paragraf açılarak bir an önce kaldırılmalı.

Aksi hâlde ne oluyor değerli milletvekilleri? Defalarca bu kürsüden ifade ettik, Türkiye birinci oluyor. Tabii, bu Türkiye'nin eğitimde, sağlıkta, turizmde birinci olması değil, bilim, kültür, teknolojide birinci olması değil, içinde en çok terörist barındıran ülke olmaktaki birinciliği.

Eğer bu maddeler var olursa Terörle Mücadele Kanunu’nda ya da Türk Ceza Kanunu’nda, Türkiye'nin bundan sonra alacağı mesafe bugünkünden daha da kötü olacak. Çünkü var olan özel yetkili ağır ceza mahkeme sayısını da bu tasarıyla artırıyoruz. Eğer yüzde 300’lük bir artış olacaksa aynı şekilde demek ki bugün bu maddeden yargılanan insanların sayısında da yüzde 300’lük bir artış olacak. Açık ve net olan budur.

Peki, biz bir tercih yapacak mıyız? Bir önce konuştuğum maddede de ifade etmiştim, Türkiye'nin yapması gereken bir tek şey var: Özgürlükler ve güvenlik algısı arasındaki tercihini yapması. Eğer biz bu koşullarda tercihimizi sürekli güvenlikten yana koyarsak başımıza gelecek olan budur. Bu maddeleri çıkaran, bu hukuk garabeti maddeleri çıkaran bir ülke olacağız, yine bu maddelerden yüzler değil, binler değil, on binlerce insanı yargılayan bir ülke olacağız. Hakeza burada, Türkiye’de şu Parlamentonun üyesi olan arkadaşlarımızın da bu maddelerden yargılandığını düşünürsek, seçilmiş milletvekili arkadaşlarımızın da bu maddelerden yargılandığını düşünürsek durumun ne kadar vahim olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalırız ama burada bir tercih söz konusu ve AKP bu tercihi yaptı. Ne zaman yaptı? 12 Eylül referandumunda yaptı. Bu tercih neydi? Özgürlükler değil. “Biz bunu çok iyi tespit ettik, gereğini de yaptık, bundan sonra da birlikte yaşamayı ve mücadele etmeyi bırakmaya hazırız…” Ve siz mücadele etmeyi bıraktınız, bu yasalarla birlikte yaşamayı tercih ettiniz. Bu konularda dünyada düşünce, ifade özgürlüğünü en çok sınırlandıran ülke olmakta birinci olma noktasında bu gerçekle birlikte yaşamayı tercih ettiniz ve bu tercihinizin sonuçlarını şimdi bu tasarıya böyle ne idüğü belirsiz düzenlemeler koyarak gidermeye çalışıyorsunuz.

Bir insan örgüt üyesi değil ama onu örgüt üyesi sayacaksınız ama örgüt üyesi gibi cezalandırmamakla da ona lütfetmiş sayılacaksınız! Var mı böyle bir şey? “Cezalandırdınız da ne oldu?” diye şimdi soralım. Cezaevindeki doluluk oranı sizin döneminizde yüzde 200 arttı. Cezalandırdınız da ne oldu? İnsanlar sokağa mı çıkmadı? İnsanlar düşüncelerini mi ifade etmedi? Özgürlüklerden mi bahsetmedi? Eşit, özgür yaşamı mı savunmadı? Daha fazla savundu ve sizin bunu görebilmeniz için bir tek şeye bakmanız gerekiyor, o da cezaevlerine. 75’inci maddede de bunu değerlendireceğiz.

Saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akat.

Diğer önerge sahipleri adına Sayın Ali Rıza Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanımız benim konuşmamdan sonra bir söz aldı. Ben aslında bu “kes-yapıştır” ya da “kopyala-yapıştır” önergesi olarak adlandırılan, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri tarafından 74’üncü madde üzerinde verilen önergenin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251, 252 ya da mevcut Terörle Mücadele Kanunu’nun bazı maddelerindeki hükümlerin aynısı olduğunu söylemiştim. Hatta, zahmete katlanmayın diye, maddelerin nerede, ne olduğunu fıkrasına varana kadar söylemiştim. Zahmet edersiniz, okursunuz, kimin gerçek dışı beyanda bulunduğu açıkça ortaya çıkar.

Öyle anlaşılıyor ki Adalet ve Kalkınma Partisinin yasa yapma anlayışı ve tekniği, taşımacılıktan ibaret yani mevcut hükümleri başka yere taşıma. Ya bir evinizi yazlığa mı taşıyorsunuz ya da kışlığa mı taşıyorsunuz? Bir evin içerisindeki eşyaları başka yere taşıma gibi bir şey.

FEVAİ ARSLAN (Düzce) – Taşıma değil.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Sen fazla konuşma, dediğimi yap, bak bakalım, doğru mu, değil mi! Noktasına kadar, virgülüne kadar aynı mı, değil mi; bak! Yani siz hiç mi bir yasa yapma tekniği bilmezsiniz ya! Hiç bilmiyorsanız öğrenin, sorun, başkalarına sorun arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Bakan, hiç olmazsa, bürokratların da bilmiyorsa, o zaman o bürokratları da değiştir.

Arkadaşlar, bakın, burada, Sayın Bekir Bozdağ: “Bu özel yetkili mahkemeler, normal bir hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelerdir.” dedi ve devam etti, bu mahkemelerin ihtiyaçtan doğduğunu söyledi. Demek ki ihtiyaç ortadan kalktığında yeniden düzenleneceğini söyledi. Öyle anlaşılıyor ki bu mahkemelerin doğurduğu ihtiyaç ortadan kalkmamış. Yani normal bir hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelere olan ihtiyaç devam ediyor çünkü Türkiye normal bir hukuk devleti değilmiş demek ki, bunu anladık. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında Türkiye'nin normal bir hukuk devleti olduğuna zaten inanmak saflıktır değerli arkadaşlarım.

Sayın Başbakan, ATV’de yaptığı konuşmada, bu özel yetkili mahkemelerin, devlet güvenlik mahkemelerinin devamı olduğunu, onun yerine ikame edildiğini söylüyordu. Biz bugüne kadar bunu söylüyorduk, AKP’liler diyordu ki: “Bunlar ihtisas mahkemesi.” Ya Başbakan diyor “DGM’lerin yerine kuruldu bu mahkemeler.” diye ve hatta, ileri gidiyor Sayın Başbakan, bu mahkemelerin artık canavarlaştığını söylüyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, yine burada, çok basit bir şekilde söylemek istiyorum, Başbakan demiş ki: “Tutuklu yargılamak doğru bir yol değildir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi özel yetkili mahkemelere karşıymış, demiş ki çok açık bir şekilde: “Bu özel yetkili mahkemeler gözden geçirilsin.” Sayın Adalet Bakanı da gözden geçirmiş arkadaşlar, oturmuş, hocalarla beraber –bunu yazan hocaları da merak ediyorum, kim olduğunu- gözden geçirmiş; tutmuş, CMK 250, 251, 252’deki şeyleri şöyle bir gözden geçirmiş, “Hadi bunları alalım buradan, Terörle Mücadele Kanunu’nun içerisine taşıyalım.” demiş.

Değerli arkadaşlarım, aslında bu özel yetkili mahkemeler, Sayın Başbakanın da söylediği gibi, devlet güvenlik mahkemelerinin ruhunu taşıyan mahkemelerdir. 250, 251, 252’nci maddelerde devlet güvenlik mahkemelerinin ruhu devam etmektedir. Devlet güvenlik mahkemelerinin yaşattığı özel yetkili mahkemeler, devletin hukukunu esas alan mahkemelerdir. Yani hem devlet güvenlik mahkemeleri hem de özel yetkili mahkemeler bireyin, yurttaşın özgür hukuku yerine devletin hukukunu esas alan mahkemelerdir. Şimdi yapılan düzenleme ile bu mahkemeler yine devletin hukukunu esas almaya devam edecektir değerli arkadaşlarım.

Şimdi burada yapılan şey, CMK 252 incelendiğinde, sadece mahkemelerin adının değiştiği bile söz konusu değildir. Hiç olmazsa devlet güvenlikten özel yetkiliye atlarken adı değişmişti. Burada aslında özel yetkilinin değiştiğini anlamam için benim… Özel yetkili mahkemelerin uyguladığı, Ceza Muhakemesi Usulü’nde tanınan özel yetkinin ortadan kaldırılıp kaldırılmamasıdır. Siz alıp onu buraya taşımışsınız yani evinizdeki eşyaların bir kısmını öbür tarafa taşımışsınız.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Adalet Komisyonu Başkanı sevdiğim bir insandır. Bu yasa yapma tekniği kendi içine siniyor mu? “Yasa Yapma” diye bir kitapçık da yayımlamış. Adalet ve Kalkınma Partili hukukçu milletvekili arkadaşlarıma soruyorum: Böyle bir yasa, böyle bir yasa tekniği doğru mudur? Bu getirilen önerge gerçekten içinize siniyor mu değerli arkadaşlarım? Bunu Sayın Sezgin Tanrıkulu söyledi: “Bu, utanç belgesidir.” dedi. Ben söylüyorum arkadaşlar: Bir milyon kere utanç belgesi, hukuk adına utanç belgesi. Siz ister utanırsınız ister utanmazsınız, o sizin bileceğiniz bir iştir ama ben bir hukukçu olarak bu önergeden -siyasi olarak söylemiyorum- hiçbir hukuk tekniği içermeyen, hiçbir yasaya uygun olmayan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - …bir maddeden bir maddeye atlayış şeklinde olan bu önergeden bir hukukçu olarak utanıyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Öztürk.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunacağım.

 

lll.-YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getiriyorum.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Tezcan, Sayın Tanal, Sayın Dibek, Sayın Nazlıaka, Sayın Özkoç, Sayın Ağbaba, Sayın Köktürk, Sayın Yılmaz, Sayın Güven, Sayın Tamaylıgil, Sayın Öztrak, Sayın Oran, Sayın Batum, Sayın Cihaner, Sayın Genç, Sayın Yüceer, Sayın Değirmendereli, Sayın Öğüt.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A)      Kanun Tasarı ve Teklifleri(Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

 

lll.-Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Öztürk, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Nazlıaka, Sayın Dibek, Sayın Tanal, Sayın Yılmaz, Sayın Köktürk, Sayın Ağbaba, Sayın Yüceer, Sayın Sarı, Sayın Özel, Sayın Genç, Sayın Acar, Sayın Güven, Sayın Aydın, Sayın Batum, Sayın Aygün, Sayın Öz, Sayın Öztrak.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN – 73’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

74’üncü madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 74’üncü maddedeki önergelerle ilgili olarak bir konuşma yapmak istiyorum, bir açıklama yapacağım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bizim de talebimiz var efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – 74’üncü maddeye ilişkin olarak Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önergesi İç Tüzük hükümleri uyarınca görüşülemez efendim.

Birincisi: Bu madde, bu önergenin içerdiği madde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251 ve 252’nci maddelerini Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddesine, bir maddesine taşımaktan ibarettir. Madde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 252’nci maddeleriyle ilgilidir yani bu önergenin içeriği olan maddeler Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 252’nci maddeleriyle ilgilidir. Oysa Komisyondan geçen metin doğrudan doğruya Terörle Mücadele Kanunu’yla ilgilidir.

Hepinizin bildiği gibi, özel yetkili mahkemeler, 1961 Anayasası’na 1973 yılında yapılan değişikliklerle “Devlet Güvenlik Mahkemesi” adı altında girmiştir, üç yıllık bir uygulamanın sonunda 1976 yılında kaldırılmıştır, daha sonra 1983 yılında tekrar yürürlüğe konulmuştur ve 2004 yılında Adalet ve Kalkınma Partisinin ikinci Hükûmeti döneminde bir yasa değişikliğiyle, isim değişikliğiyle “özel yetkili mahkemeler” adı altında tekrar kurulmuştur. Bu mahkemenin özü Devlet Güvenlik Mahkemesi olmasıdır, tek farkı içerisinde bir askerî hâkimin olmamasıdır. Şu an yapılan da esasen Devlet Güvenlik Mahkemesi anlayışının devam ettirilmesidir, başka bir şey değildir. Sadece bir makyaj yapılıyor, bir yerden bir yere taşınıyor bu madde.

Dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 ve 252’nci maddelerinde bir düzenleme içeren bu madde, Terörle Mücadele Kanunu’yla ilgili olan bir madde içerisinde görüşülemez; birincisi bu.

İkincisi: İç Tüzük’ün 87’nci maddesine göre, değişiklik önergeleri gerekçeler dâhil 500 kelimeyi geçemez. Bu önerge 808 kelime, bağlaçları düşerseniz yine 500’ü geçiyor; İç Tüzük’ün 87’nci maddesine de aykırıdır, görüşülmesi mümkün değildir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim, fikrinizi söylediniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Size de vereceğim.

Buyurun Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Hamzaçebi’nin iddiaları doğru değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, müsaadenizle, itiraz edenler önce şey yapsın da sonra siz cevaplandırırsınız yani.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Öncelikle şunu ifade edeyim, önergemizdeki kelime sayısı 500’e indirgenmiştir, parafınızla birlikte, orada bir problem yoktur.

İkinci husus, Adalet Komisyonundan geçen tasarı metninin 74’üncü maddesine baktığımızda, orada Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesini düzenleyen bir hüküm, orada değişiklik yapan bir madde, bizim verdiğimiz önerge de tamamen Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinde -başlığıyla birlikte- bir değişiklik öngören bir hüküm. Dolayısıyla, ilintili, bağlantılı ve tamamen aynı konuyu değiştiren bir önerge, önergemizde bir problem yoktur, görüşmelerin devam etmesini arz ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Vural, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Benden önce Sayın Kaplan istedi.

BAŞKAN – Pardon, Sayın Kaplan, buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, İç Tüzük 87’nci maddeye göre, görüşülmekte olan tasarı veya teklifin…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, mikrofon kullanılabilir mi lütfen.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – …konusu olmayan sair kanunlarda ek ve değişiklik getiren yeni bir kanun teklifi işleme konulamaz, yeni madde ihdası şeklinde getiriliyorsa onun usulü farklıdır.

Şimdi, burada gerçekten şuna dikkat etmek gerekiyor: Burada Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi, dikkat edildiği zaman bir yargılama usulünü getiriyor.

Terörle Mücadele Kanunu 1991 yılında çıkarılmış bir kanun, daha sonra Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu çıkarıldı, 2004, 2005, bu tarihlerde yine AK PARTİ İktidarı vardı, sonra 10’uncu madde 2006 yılında değiştirildi. Yani 2006 yılında değiştirildi. 2006 yılında değişiklik yapıldıktan sonra, burada şuna dikkatinizi çekmek istiyorum Sayın Başkanım, 10’uncu maddenin son şekli itibarıyla şöyle net bir durum var: “Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, Ceza Muhakemesi Kanununun 250 ilâ 252 nci maddelerinde hüküm bulunmayan hususlarda diğer hükümleri uygulanır. Ancak; ”deyip, birkaç fıkra var; soruşturmanın tehlikeye düşme hâli, şüphe ve gözaltı süresi, müdafiin hukuku yani savunma hakkı, savunmanın görüşmesi ve evrakın içeriğinin incelenmesi. Bu üç dört konu son derece önemli ama her birisi farklı bir temel kanunu ilgilendiriyor. Birisi Ceza Muhakemeleri Kanunu 250, 251, 252’yi ilgilendiriyor. Bu konuda bir önerge, değişiklik önergesi olduğu için, bizim de CMK’nın 250, 251, 252’nci maddesinin kaldırılmasıyla ilgili vermiş olduğumuz kanun teklifimiz var, Komisyona da intikal ettirilmedi. Bir: Usul açısından, İç Tüzük açısından, bu kanun teklifimiz muvacehesinde bir önerge olduğu için, bu teklifimizin gelip Komisyonda tekrar görüşülmesi gereken bir durum yarattı.

İkinci husus, özellikle yine AK PARTİ hükûmetlerinin yapmış olduğu bir düzenlemeyle ilgilidir. Doğru bir düzenlemedir fakat uygulanmıyor, uygulamada hayat bulmuyor, hiçbir mahkeme uygulamıyor; Anayasa’nın 90’ıncı maddesi. AK PARTİ hükûmetlerinin on yıllık iktidarı döneminde yaptığı en doğru şey budur ancak hiç uygulanmayan da Anayasa’nın 90’ıncı maddesidir. Nedir? Meclisin kabul ettiği usulüne uygun uluslararası sözleşmeler iç hukukta kanunların üzerindedir yani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bunun üzerindedir, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi bunun üzerindedir. Yani bu yasanın içine CMK değişikliği getirip koyduğunuz, monte ettiğiniz zaman “silahların eşitliği” denen evrensel bir ilkeyi ihlal edersiniz; iddia ve savunmanın silahlarının eşitliği. Yani savcı soruşturmaya başladıktan sonra avukata süre verilmeyecek. Burada bu, sınırlama getiren bir madde var; yani savunma hakkının sınırlanması. Oysaki Anayasa 36’ncı maddede adil yargılanma hakkı düzenlenmiş. Orada da sözleşmeye atıf yapıyor, Anayasa 90 da bunu emrediyor.

Şimdi, buradaki değişikliğe baktığımız zaman, sadece bu değil Sayın Başkanım, TCK hükümlerini de içeren bir yargılama kapsamı olayı var ve en önemlisi, gerekçeyi okuduğunuz zaman şöyle diyor, gerekçede şöyle diyor: “CMK 250, 251, 252 kaldırılmıştır.” diyor. Oysaki önergede bu kaldırılmıyor, yok bunun içinde. Yani gerekçeyle önerge çelişkili, birbirini tutmayan… Önergede 250, 251, 252’nin kalktığı belli değil. Bunun birisi özel yetkili mahkemedir, diğerleri de yargılama usullerini içeriyor. Eğer siz bunları kaldırdığınızı kanun hükmünde, Meclis iradesiyle çıkarmazsanız, burada çok tehlikeli bir yasama sürecine girersiniz. Yasama, Meclis, kanun yapma yerine, kanunla mahkemelerin çalışmasını tanzim etme yerine, yetkisini hükûmete, yürütmeye devreder. O da nedir? Bakanlığa ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna devreder. Hiçbir Meclis, hiçbir yasama iradesi kendi yetkisini bu şekilde yürütmeye devretmez.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu da tehlikeli bir konu.

Şimdi, buradan baktığımız zaman Sayın Başkan… (AK PARTİ sıralarından “Ooo sesleri”)

BAŞKAN – Efendim, rica edeyim… Yani sonuç…Sonuç, sonuç…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi, Sayın Başkan, bir, CMK yönünden; iki, TCK yönünden; üç, görev yönünden burada 10 tane madde ihdası var. Her birisinin ayrı ayrı madde ihdası olarak teknik bir düzenleme içine alınması gerekiyor. Bir önergenin içinde toplu torba önerge olmaz; çünkü farklı hükümler, farklı uygulamalar, infaz usul ve kararlar var. Bu nedenle bu önerge işleme konamaz. Anayasa’ya aykırı, farklı maddeler içeriyor. Hükûmet şunu yapabilir; ben yine kestirme bir yol önereyim: Önce, bu maddeye, 74’e göre bir önerge versin “Özel yetkili mahkemeleri kaldırıyoruz.” diye Sayın Başkanım; hep beraber “evet” diyelim buna. Ha, ondan sonra, kafasındakini getirsin, farklı maddeler olarak, yeni madde ihdası olarak getirsin Komisyona. Komisyonda çoğunluğu var, gücü var, sayısı var; hiç kimse de buradan ayrılma niyetinde değil. Doğru dürüst bir işlem yapılmış olur, hukuk tekniği açısından doğru olur. Bir yanlış bir yanlışla düzeltilmez Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Çok tehlikeli bir durum söz konusu.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, çok teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, Sayın Başkan, tabii, görüştüğümüz kanun yani bu değişiklikle ilgili görüşlerimizi elbette ifade edeceğiz ama bir temel kanunu görüşüyoruz. Bu temel kanun neden oldu? İç Tüzük 91’e göre, “Düzenlediği alan yönünden bütünlüğünün ve maddeler arasındaki bağlantıların korunması zorunluluğunun bulunması…” Dolayısıyla bu önerge, böyle bir zorunlulukla getirilen bir önerge değil. Olmadığı için de bence bu önergeyle birlikte, Komisyonun bu önergeyi alıp değerlendirdikten sonra Genel Kurula indirmesi daha uygun olacak gibi geliyor. Yani, bu zorunluluğu temin etmiyor. Tabii, muhtevayla ilgili söyleyeceklerimiz var. Gerçekten burada, yani 250, 251 kaldırılmış gibi gösteriliyor ama kaldırılmamış olanın olduğu da açık olduğuna göre, bunu getiriyoruz. Burada bir çelişki doğabilir, boşluk doğabilir. O bakımdan, bunu, acaba Komisyon -bilemiyorum- bu önergeyi ya da maddeyi alıp değerlendirdikten sonra Genel Kurula sunsa daha uygun olmaz mı? Yani Komisyonda bir değerlendirme olsun. Takdir edersiniz ki önemli bir düzenlemedir. Komisyon maddeyi çeksin, görüşsün; bu arada diğer maddeleri görüşürüz, Komisyon bu değerlendirmeleri yapar ve böylelikle çözümlemiş oluruz diye… Bu şekilde daha iyi olabilir.

Bir de Sayın Başkan, çok kapsamlı bir değişiklik. Yani, gerçekten, Sayın Arınç şunu söylemişti: “Gece yarısı, önergelerle bunları getirecek değiliz.” diye ifadelerde bulunmuştu. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konudaki görüşlerimizi daha önce ifade ettik ama böyle bir yasama yöntemiyle getirilmiş olması konusundaki itirazlarımızı tekraren ifade ediyorum. Daha sağlıklı belki bir değerlendirme yapabiliriz. Sadece bir önergeyle, böylesine önemli bir konunun, çok çeşitli polemiklere, tartışmalara yol açacak bir konunun bu şekilde bir önergeyle ele alınması olayın ciddiyetiyle ve önemiyle mütenasip değil. Çok önemli bir değişiklik bu takdir edersiniz ki, bir tartışma. O zaman yapılması gereken, bu tartışmanın ağırlığına ithafen sadece bunu bir önergeyle sınırlandırmamak. Madde görüşmesi olarak ele alması daha uygun olur diye düşünüyorum. Komisyon çeker ve bununla ilgili değerlendirme yaparsa belki diğer maddelere de geçeriz, o arada Komisyonun… Yani bu gece de toplanabilir, devam edebilir.

Benim söyleyeceğim bunlar Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, aslında bu maddeyi Komisyon geri alsın. Böyle karmakarışık madde olur mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir saniye… Bir saniye efendim…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, meram ifade edilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, maddeyi Komisyon alsın, yeniden düzenlesin.

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir dakika…

Ahmet Bey, buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, grup başkan vekili arkadaşlarım meramlarını ifade etmiştir, biz de şunu ifade ettik…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir madde olur mu ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Öncelikle önergedeki kelime sayısı gerekçede beş yüze indirgenmiştir, birisi bu. İkincisi…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – E, konuştu, şimdi ikincisini de konuşuyor Sayın Başkan. Buraya vermiyorsun, oraya niye veriyorsun?

BAŞKAN – Anlayamıyorum ki. Bir saniye susar mısınız, işitemiyorum.

Buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İkincisi de Sayın Başkanım… İkincisi…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Konuştu ama, konuştu tabii. Niye veriyorsun ikinci kez, konuştu!

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya, niye bağırıyorsun? Arkadaşlar, bir saniye ya… Biz sizi dinledik, bakın, yarım saattir konuşuyorsunuz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Yani Akif Bey’den sonra o konuştu, aynı konuyu anlatıyor. Niye veriyorsunuz o zaman?

BAŞKAN – Peki, Beyefendi, siz niye bağırıyorsunuz?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ya, Sayın Başkan, Akif Bey’den sonra Arkadaş konuştu. Konuştu ama, Arkadaş konuştu.

BAŞKAN – Gerekirse, Hamzaçebi tekrar konuşmak isterse ona da söz veririz. Siz sakin olun efendim.

Evet, Ahmet Bey, buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, ikinci husus: Bakın, Adalet Komisyonundan geçen tasarı metninin 74’üncü maddesi şunu diyor: “3713 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesini düzenleyen bir hüküm.” Bizim getirdiğimiz önerge de tam da aynı maddeyle alakalı, 3713 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesini değiştiren bir önerge. Dolayısıyla, teknik açıdan da, hukuki açıdan da bir problem yoktur, görüşmelerin kaldığı yerden bir an önce devam etmesini arzu ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu önerge beş yüz kelimeden fazla efendim.

BAŞKAN – Efendim, çektiler geri ve şu anda beş yüz kelimeden fazla değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergeyi mi geri çektiler?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye… Ne zaman çekildi efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Önerge mi çekildi efendim?

BAŞKAN – İşte burada efendim, gelirseniz görürsünüz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, ne zaman çekildi?

KÂTİP ÜYE MİNE LÖK BEYAZ (Diyarbakır) – Önerge çekilmedi, beş yüze indirgendi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önerge geri çekildiyse…

BAŞKAN – Beş yüz kelimeye indirildi önergenin gerekçesi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ne zaman indirildi? Bize ulaşmadı bu.

BAŞKAN – Bana da ulaşmadı ama burada indirilmiş. Ne zaman indirildi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir görüşme yapabilir miyiz? Böyle bir görüşme yapabilir miyiz efendim?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tekrar dağıtılsın efendim, tamam.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, bir saniye… Sayın Başkan, bunu kabul etmemiz mümkün değil.

BAŞKAN – Beş yüze indirildi.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, paragraflardaki imza benim imzamdır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bana söz verir misiniz efendim,sözümü bitirmedim.

BAŞKAN – Siz konuştunuz efendim, bir dakika müsaade buyurun.

Sayın Bahçekapılı, buyurun.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – AK PARTİ’nin değişiklik önergesindeki kelime sayısını kısaltan ve bunu kısaltmaya da paraf atan, imza atan kişi benim ve bu olayı yarım saat önce yaptım.

Bilginize sunarım.

BAŞKAN – Dağıtılsın efendim şimdi. Beş yüze indirildi, orada sorun yok Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, izin verir misiniz, konuşmak istiyorum. Benim konuşmamı kesip…

BAŞKAN – Efendim, konuşacaksınız. Bir saniye efendim, bir saniye!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Ne bağırıyorsun ya!

BAŞKAN – “Söz vereceğim.” dedim Sayın Hamzaçebi, bir saniye...

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Niye bağırıyorsun? Neden bağırıyorsun? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sen niye bağırıyorsun?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Bağırırım! Niye bağırıyorsun buraya? Senin maraban mıyız biz bağırıyorsun ya! (AK PARTİ sıralarından “Otur yerine!” sesleri, gürültüler)

Kapanma Saati: 21.42

 

 

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

---0---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

74’üncü madde üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisine mensup milletvekilleri tarafından verilen önergenin İç Tüzük hükümleri çerçevesinde işleme alınması üzerine yapılan itirazlara karşı usul tartışması açıyorum.

Sırasıyla iki lehte, iki aleyhte söz vereceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, her gruptan birer kişi görüşlerini ifade etsin. Ben aleyhte konuşacağım.

BAŞKAN – Her gruptan birer kişiye söz veriyorum. Tutumum lehinde Sayın Aydın, aleyhinde Sayın Hamzaçebi, Sayın Vural, Sayın Kaplan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, öyle bir madde getirmişler ki burada, diyor ki yani 3’üncü maddenin (b) fıkrasında, sıfatı ne olursa olsun savcılık araştırması şey eder. Buna göre, milletvekillerini, Hükûmeti, bakanı bunlar, savcılar soruşturabilir efendim. Yani bu önergeyi yazan arkadaşların okuma yazması varsa, açın, okuyun, siz de okuyun efendim. Bakın, diyor ki: “(b) bendinde sayılan sınırlı sayıdaki suçlar nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılması şüpheli veya sanığın görev veya sıfatı ne olursa olsun izne tabi değildir.”

BAŞKAN – Sayın Genç, usul tartışması açtık. Müsaade ederseniz tartışmayı başlatayım efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, usul tartışması ama yani burada bazı şeyleri gizlemişler. Fethullah Gülen bunlara talimat vermiş, “Bunları böyle getirin.” demiş.

BAŞKAN – Tamam efendim.

Sayın Aydın, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 74’üncü madde üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisine mensup milletvekilleri tarafından verilen önergenin İç Tüzük hükümleri çerçevesinde işleme alınamayacağı hususunda Başkanın tutumu hakkında

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, aslında kaç gündür bir hayli önergeler var, o önergelerin hepsini de burada bir şekilde görüşüp oyluyoruz ancak iş bu önergeye geldiği zaman da maalesef hukuka aykırı bir şekilde, haksız bir şekilde bu önergenin görüşülmemesi yolunda arkadaşlar görüş beyan ettiler.

Sayın Başkanım, ben tutumunuzun lehinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle, tabii, burada değişiklik önergeleriyle alakalı olarak beş yüz kelimeyi aştığı yolunda bir iddia vardı. Tabii, biz, vermiş olduğumuz önergeyi, daha görüşmeye başlamadan evvel grup başkan vekili arkadaşımızın parafıyla birlikte onu beş yüz kelimeye de indirgemiştik.

Şimdi, değişiklik önergelerini belirleyen İç Tüzük’ün 87’nci maddesine baktığımızda orada aynen şöyle ifade ediliyor: “Değişiklik önergeleri gerekçeli olarak verilir. Değişiklik önergeleri ve gerekçeleri beşyüz kelimeden fazla ise, önerge sahibi önergesine beşyüz kelimeyi geçmeyen bir özet eklemek zorundadır.” Yani bin kelime dahi olabilir ama biz beş yüz kelimeyi geçmeyecek şekilde bir özet ekledikten sonra hiçbir problem yok, hiçbir mahzur yok. Daha önce de bugüne kadar da hep bu teamülde uygulandı, İç Tüzük de bunu emrediyor.

İkinci bir husus: Yine değerli grup başkan vekili arkadaşlarımız burada önergedeki hususla, karşımıza, Genel Kurulda görüştüğümüz tasarıdaki maddeyle alakalı bir ilintinin olmadığını söylediler. Dolayısıyla “Böyle bir önerge verilemez.” dendi. Bu da tamamen yanlış çünkü görüşmekte olduğumuz tasarının 74’üncü maddesine baktığımızda orada ifade aynen şu: “3713 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.” Yani madde 74 tamamen Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesini tanzim eden, değiştiren bir madde.

Verdiğimiz değişiklik önergesi neyi ihtiva ediyor? Verdiğimiz değişiklik önergesine de baktığımızda değerli arkadaşlar, burada “3713 sayılı yani Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.” Yani tasarı metni, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi, verdiğimiz önergenin kendisi bizatihi 10’uncu maddeyi zaten değiştiren bir önerge. Siz, böyle bir önergeyi kabul etmedikten sonra başka hangi önerge kabul edilir, başka hangi önergeyi burada görüşebiliriz?

Değerli arkadaşlar, yine aynı şekilde… Tabii, gerekçe farklı şekilde yazılabilir, gerekçesi yazılabilir, çizilebilir ama önerge geçerli, hukuki bir önergedir. Teknik ve hukuki açıdan hiçbir sakıncası yoktur. Kaldı ki, yine tasarının geçici 2’nci maddesine ilişkin bir fıkra ilave eden bir önergemiz daha var, o da var. Orada da yine 250, 251’in kaldırılmasına dair maddeler var.

Ben, Başkanın tutumunun lehinde olduğumu ifade ediyorum ve dolayısıyla da -bir haylice görüşmeler uzadı- bir an önce görüşmelerin kaldığı yerden devam etmesini talep ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte, Sayın Hamzaçebi.

Buyurun efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

Sayın Başkan, öncelikle içeride bu konuşma süresinin beş dakika olması yönünde bir talepte bulunmuştum ama siz cevap vermediniz. Ben de beş dakikalık talebi kabul ettiniz diye aldım ama siz, yine üç dakika olarak verdiniz.

BAŞKAN – İsterseniz beşe de çıkarabiliriz efendim, sorun değil.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Tabii ki benden önceki konuşmacı üç dakika konuştuğu için ben de üç dakika konuşacağım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yani konuşmalarımız samimiyet içerisinde olmalı, sözlerimizde durmalıyız efendim.

Değerli milletvekilleri, burada yapılan çok önemli bir değişikliktir, çok önemli bir sistem değişikliğidir. Devlet güvenlik mahkemeleri 1973 yılında kuruldu, 1976 yılında kaldırıldı, 12 Eylül rejiminden sonra tekrar 1983 yılı Haziran ayında kuruldu; 2004 yılında sizin hükûmetlerinizden birisinin yönetim döneminde ismi değiştirilerek, özel yetkili mahkemeye dönüştürülerek tekrar kuruldu. 2004’teki değişikliğin amacı sizin bu mahkemelere hâkim olma düşüncesiydi. Askerî hâkimi çıkarıp özel yetkili mahkemeye dönüştürmenizin amacı bu mahkemeleri kontrolünüze almaktı. Ama geçen zaman içerisinde, sanıyorum, bu kontrol sizde olmadı, olamadı, her neyse, bilemiyorum; siz, şimdi, kendi mahkemelerinizi, kendi hâkimlerinizi, kendi savcılarınızı atamak istiyorsunuz. “Özgürlük hâkimi, özgürlük savcısı” adı altında yaptığınız sizin kendi yargı sisteminizi oluşturmaktır, başka bir şey değildir. Bizim de karşı çıktığımız budur. Bu kadar önemli bir düzenlemeyi, sistemi altüst edecek bir düzenlemeyi, siz getirip bugüne kadar, şu saate kadar saklıyorsunuz; önergeyi bizlerle paylaşmıyorsunuz, kamuoyuyla paylaşmıyorsunuz. Son dakikada, işte, bir iki saat önce bizlere dağıtıyorsunuz, “Bunu yapacağız.” diyorsunuz.

Demokrasi bu mudur? Bu mudur saydamlık? Bu mudur muhalefete söz hakkı vermek? Hani özel yetkili mahkemeler kalkıyordu? Aranızda “Bu mahkemeler işlevini tamamlamıştır.” diyen kişiler oldu. Sayın Adalet Bakanı çıkıp orada diyor ki: “Hayır, biz kamuoyuna doğruyu söyledik.” Hayır, Sayın Bakan, tek tek o cümleleri çıkarırım. Bir grup başkan vekiliniz “Bu mahkemeler işlevini tamamlamıştır.” dedi. Bir sayın bakan “Bu mahkemeler demokrasilerde olmaz.” dedi. Aynı mahkemeleri, aynı anlayışı siz Terörle Mücadele Kanunu’nun içine getirip koyuyorsanız vatandaşa, millete doğruyu söyledim diyebilir misiniz? Doğruyu söylemediniz.

Değerli arkadaşlar, bu maddeye sonuna kadar karşı çıkacağız. Bakın, gelin bu maddeyi buradan çıkaralım, yeni yasama dönemine bırakalım. Bu maddeyi getirmeyin. Komisyona çekip bunu yasalaştırmayın.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.

Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında uzunca bir süredir Türk kamuoyunda tartışılan bir konu. Gerçekten adalet mülkün temelidir gibi son derece önemli bir konuyu bir önerge münasebetiyle beş dakikalık bir sınırla… Ki, bunda bir temel kanun olduğu için madde görüşmesi dahi yapamıyoruz. Yani böylesine hepimizin hakkını hukukunu ilgilendiren ve Türkiye için önemli bir konunun böyle bir gecekondu yasa faaliyeti doğrultusunda yapılmasını Milliyetçi Hareket Partisi olarak eleştiriyoruz. Bu doğru bir şey değil.

Önergenin beş yüz kelimeden fazla olması, diğerleri… Elbette gerekçesi beş yüz kelimeden aşağı olup okunabilir, bütün bunlar düzeltilebilir konulardır, bunları tartışmamıza gerek yok ama bir adalet konusunu tartışıyoruz. Yani bir saatlik adaletin ne kadar önemli olduğunu ifade eden bir manevi görüşe sahip olanlar olarak diyorum ki: Böyle bir konuyu sadece kapalı kapılar ardında yapılmış bir önerge münasebetiyle buraya getirip parmaklarla onaylamak acaba bizi doğru noktaya götürür mü, götürmez mi? O bakımdan, bizim bunu düşünmemiz lazım. Burada yapacağımız bir yanlışın kimlerin hayatına mal olacağını, kimlerin adalet duygusunu yok edeceğini düşünerek sağlıklı bir yasama faaliyeti olarak gerçekleştirilmesi uygun olacaktır diye ifade ettim.

Yani gerçekten Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde değil arkadaşlar, yarın çalışacağız, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak buradayız. Öbür gün de çalışacağız, daha sonraki gün de çalışacağız. Bu durumda belki de yapılması gereken husus, Sayın Komisyonun bu maddeyi geri çekmesi. Bununla ilgili düzenlemeyi, Komisyonda, Bakanlık ve ilgililerin de çağırıldığı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan alınan görüşler istikametinde sağlıklı bir değerlendirme yaptıktan sonra… Bundan sonraki maddeleri görüşelim, yürütme kısmı kalsın, yarıda kalmış olan kalır, ondan sonra yarın öbür gün -diğer kanunları görüşürüz- o kanunlar görüşüldükten sonra bitiririz, sonra buna döneriz. Eğer aramızda bir sulh olacaksa, bir doğru noktada bir katkı olacaksa bunu temin etmiş oluruz. Birçok insan bakıyor buna ya. Herkes merak ediyor ne olacak, ne bitecek, var mıdır, yok mudur. Biraz önce bir milletvekilinin, sıfatı ne olursa olsun, acaba Yüce Divanda yargılanacaklar için bir istisna…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) – …getirilmiş olmakla birlikte acaba milletvekilleri bir sıkıntıya girer mi, girmez mi diye birtakım endişeleri de var. O bakımdan, böyle bir yöntemi benimsesek daha sağlıklı bir kanun çıkartırız, daha iyi hizmet ederiz, biz de katkı sağlarız, Hükûmetin de bu konuda görüş ve düşüncelerini… Sayın Bakan diyor ki: “Benim konuşma hakkım yok.” Değerli arkadaşlar, ben üç dakika içerisinde bunları söyleyebildim. Böylesine önemli bir konuda Sayın Bakanın konuşma yapamaması, izahat verememesi, bundan muzdarip olması bile, bizim düşünmemiz gereken, bununla ilgili özel bir ortamın hazırlanmasında fayda olduğunu mülahaza ediyoruz, düşünüyoruz.

Görüşlerimizi bu istikamette yüce Genel Kurula ve Sayın Başkan size arz ediyorum. Önemli bir konu. Yani elimizi vicdanımıza koyalım. Hiçbiriniz bir kimseye adaletsizlik yapılmasını istemezsiniz, zannetmiyorum. Böyle bir kastın da olmaması lazım. Buna ilişkin, sizlere yöneltebileceğimiz birtakım eleştirileri de engellemiş olursunuz. Elinizde böyle bir fırsat var. Yani bir mahkemenin “AKP mahkemesi” gibi nitelendirilmiş olması sizi de rahatsız etmeli.

Sayın Başkanım, kusura bakmayın, üç dakikada ancak bunları ifade edebiliyorum ama konuşacak çok şey var. Keşke bütün bunları bütün milletvekilleri Komisyonda değerlendirse, anlatsa, sağlıklı bir neticeye gitsek daha iyi olur diye düşünüyoruz ama takdir tabii yüce Genel Kurulun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Kaplan, buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizin huzurunda Sayın Başbakanı, Hükûmeti, ilgili bakanları Türkiye halkına, 75 milyon insana verdikleri sözü tutmaya davet ediyorum. “Özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız.” sözünü verdiniz. Bu sözü tutmaya davet ediyoruz. Eğer bu sözünüzde duruyorsanız adını açık koyun, getirdiğiniz önergeye “CMK 250-251-252 kaldırılmıştır.” deyin. Eğer bunu yapacaksanız Meclisteki bütün partileri de dikkate alın. Bakın, bizim kanun teklifimiz var bunun kaldırılmasıyla ilgili. Biz kanun teklifi veriyoruz –muhalefetiz- Komisyona indirilmiyor, Komisyonda görüştürülmüyor, Komisyonda görüşümüz alınmıyor; burada bir önergeyle baypas ediliyor. Böyle şey olur mu arkadaşlar? Yasama, İç Tüzük, hukuk bu mudur? Değil.

Burada bir yanlış daha yapıyorsunuz. Sayın Kamer Genç burada bir şeye dikkat çekti, bunu iyi düşünün. Robespierre de bir kanun çıkarmıştı ama Robespierre’in kellesi o giyotin kanununda gitti biliyor musunuz? Buraya koymuşsunuz bir madde ve diyorsunuz ki: “Türk Ceza Kanunu şu, şu, şu maddelerinde görevlerinde olsalar, olmasalar bile savcılar doğrudan doğruya soruşturma açabilir.” Yani “Milletvekilini alabilir, bakanı alabilir, Genelkurmay Başkanını alabilir,  herkesi alabilir yalnız MİT’i alamaz, yalnız MİT’i alamaz.”

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir de Başbakanın görevlendirdiklerini.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, bu, çok tehlikeli bir şeydir. Başbakan, Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandı, mahkûm oldu. 12 Eylül darbesi sıkıyönetiminden geçmeyen partili yoktur, parti yoktur. Hepimiz bunu yaşadık, bu acıları. Hâlâ bunun üzerine “Biz bunu düzeltelim.” derken bu ülkede hukuku, demokrasiyi, adil yargılanmayı savunma hakkını, savunma hukukunu, adaleti, “adalet” ismini taşıyan bir partinin çok görmesini yadırgıyorum. Siz kimi…Yani devleti koruma güdüsünü bırakın, milleti koruyun, bireyi koruyun, vatandaşı koruyun, hakkı koruyun.

Sayın İyimaya bir şey söyledi: “Bu mahkemeler kendilerini Allah gibi görüyor.” Aynen öyle, ben de katılıyorum, bu mahkemeler kendilerini Allah’ın da üstünde görüyorlar, o zaman, bunları hizaya geçirmek lazım, bu mahkemeleri hizaya çekmek lazım. Bu mahkemelerin bu Meclisin iradesinin üstünde olmaması lazım. Vatandaşın karşısında zalim duran mahkemeleri, her gün, kapısı kapalı, özel timlerce evleri basılmış, çoluk çocuğunun gözü önünde “düşüncesini açıkladı” diye, “terörist” diye insanların evinden alınıp zorbaca içeride tutulduğu -yıllarca- mahkeme süreçlerini artık kapatmak lazım. Çok ciddi bir yanlış, katılıyoruz. Önergeyi geri alsınlar, Komisyonda tartışalım, gereğini yapalım, sizler de sözünüzde durmuş olun biz de bir katkı sunalım diyorum.

Saygılarımla.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Biz sözümüzde duruyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim…

BAŞKAN – Sayın İyimaya söz istiyorlar, bir dakika efendim.

Buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Değerli Başkanım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir defa, ben, kendimle ilgili basında yer alan haberler konusunda beyanda bulunmamayı -mecbur kalmadıkça- tercih eden bir arkadaşım ve kürsüleri de kendim için katiyen kullanmam. Bilimsel incelemelerimde, Türkiye’de özgürlük gelişmesini durduran temel dinamiklerden birisini, yargının asıl görevi olan özgürleştirme faaliyetini, kararlar verirken özgürlüğü esas almamasını sebep olarak ileri sürdüm ve buna bilimde “yargısal aktivizm, vesayetten daha ağır hâkimler iktidarı” anlamında eleştirilerim oldu. Ama ben inanç ve değerlerim bakımından, Yüce Allah’ın ismini herhangi bir beşerî veya sistem zaafını izah etmek için tamlamada kullanacak bir ruh yapısına, hele hele bir zarafet ve nezaket anlayışına sahip değilim ve öyle bir tamlamayı kullanmadım, eleştirilerim var ama öyle bir tamlamayı kullanmadım. Yüksek Genel Kurulum bunu bilsin diyorum.

Bir de somut sorunla ilgili… Çünkü, gerçi usul tartışması konusu kişisel söz hakkı doğuran bir konudur, partilerin grup olarak sahip olamayacakları konudur İç Tüzük’teki düzenlemede ama Komisyona atıf yapılınca, hem ileride Parlamento tarihine ve bu somut sorunlara yarar sağlasın amacıyla konuyla ilgili görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Türk Parlamentosu, gerçekten, henüz hukukunu tam ve tamamlanmış olarak oluşturabilmiş bir kurum ve organ değil.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani Parlamentonun üstü yok!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Vesayete mi ihtiyacı var? Sizin vesayetinizde mi?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – 1972 yılındaki Tüzük’le yönetiliyoruz, ciddi bir reform ihtiyacı şu tartışmalardan da ortaya çıkıyor. Ama somut sorunu çözerken tabii, bu sorunlarla ilgili evrimsel aklın, tecrübi düşüncenin de dile getirilmesi lazım.

O şudur: Değerli arkadaşlar, burada, bir defa, Parlamentonun ana yetkilerinden birisi tasarruf yetkisidir. Görüştüğü konularda Anayasa’nın ve İç Tüzük’ün dışında bir sınırlamanın getirilememesi ilkesidir. Genel Kurulun gündeme hâkimiyetinin de, bu ilkenin de anlamı bu.

Somut sorunda durum ne? Ben içeriğe bakmıyorum, içerik değerlendirmesini yapmıyorum, Parlamento hukukunun parametrelerini izah etmek bakımından ifade ediyorum: Bizim İç Tüzük’ümüze göre, Komisyon metninde bulunan tasarı veya tasarılarla ilgili önergeler konusunda Genel Kurul yönünden bir sınırlama yok.

Somut olayımızda;

Bir: Komisyon metninde hem Ceza Muhakemesi Kanunu -250 ve devamı 253 dâhil- hem Ceza Kanunu hem de terör kanunuyla ilgili maddeler var. İşin daha ötesi, bu maddelerin birbirlerine atıfları var, yasal analojileri var. Konu bakımından bir sınır yok.

İki: Beş yüz kelime çok önemli. Bilhassa Anglosakson hukukunda sınırsız bir engelleme -obstrüksiyon- Kara Avrupası hukukunda engellenmek istendi. Mesela bu Parlamentoda bir madde için bir roman okundu, günlerce bir madde müzakeresi bitmedi ve bundan ders alınarak beş yüz kelimelik sınır getirildi ama ne için getirildi? Gerekçe için getirildi. Yazım noksan, “metin içinde” diyor. O yanlış olur. Niye? Çünkü normu yasama organı bir cümleden itibaren de kurabilir, yüz sayfa olarak da kurabilir. Norm müdahalesini İç Tüzük yapamaz, Anayasa’mızın 7’nci maddesi çok açık, yatay etki doğurur.

Bu kapsamda, Parlamentonun bunu görüşmesi mümkün ama bana göre, rasyonellik gereği, bu gibi temel önergelerin süreçlerden geçmesi ve tartışmanın yapılması temenni olunur ama Genel Kurula böyle bir önerge gelmiş, hukuken mâni hâl yok.

Bir husus var, Kamer Bey dile getirdi, 83’üncü maddeye, 100’üncü maddeye bir saklılık kaydı düşülmediğine göre -milletvekili ve bakanlarla ilgili, bu redaksiyon sebebiyle, gerekçede de bu husus yer aldığı için- sıfatlara bakılamazlık, görevlere bakılamazlık ilkesi yer aldığı için acaba bu mahkemeler milletvekilleri bakımından ve bakanlar bakımından yasama organının bir iradesi olmadan bu davada aktif süje olabilirler mi, sanık veya şüpheli olabilirler mi?

Arkadaşlar, Anayasa’nın getirdiği somut teminatın yasayla bertaraf edilmesi mümkün değil, Anayasa madde 11, Anayasa’nın yatay etkisi diyoruz. Somut etki dolayısıyla doğrudan Anayasa bu teminatı sağlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un durumu ortada.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Arkadaşlar, orada, Anayasa’mızın 148’inci maddesiyle -her ikisi de Anayasa normu- Anayasa’nın 145’inci maddesi arasındaki normatif çatışma sebebiyle yargı organının yorumudur. Bizim, milletvekilleri bakımından, bakanlar bakımından…

OKTAY VURAL (İzmir) – E burada da olur.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Ben, arz ediyorum. Burada yok, farklı hüküm yok. Bakanın soruşturulması Parlamentonun iznine bağlı, hilafı bir Anayasa normu yok.

Efendim, Komisyonun da Genel Kurula gelmiş bir hususta takdir hakkı vardır. Arz ediyorum. Ben tenvir edeyim dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben, Komisyonun bu maddeyi geri alıp alamayacağını da öğrenmek istiyorum. Yetkiniz var mı böyle?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Hukuken mümkün.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Hukuken mümkün.

Çok saygılar sunuyorum. Sağ olun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hukuken mümkün olanı yasama kalitesi açısından mümkün kılsanız bütün bu sözleriniz takdir edilir. Bir taraftan Genel Kurula yasama dersi veriyorsunuz, diğer taraftan da Komisyon olarak yasama kalitesini temin etmek için bu maddeyi geri istemiyorsunuz, bu bir çelişki. Elinizdeki yetkiyi kullanın.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Peki, teşekkür ediyorum, sağ olun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Ahmet İyimaya uzun uzun açıklamalarda bulundu, kendisine teşekkür ederim. Herhangi bir şekilde de bir süre sınırlaması öngörmediniz ama bu kadar önemli bir konuyu görüşürken siz bizlere üçer dakikalık bir süreyi takdir ettiniz. İç Tüzük’e göre on dakikaya kadar bize söz verme imkânı olduğu hâlde, bu kadar önemli bir maddede bu imkânı bizden esirgediniz. Nedense yani sıra Hükûmet sırasına, Komisyon sırasına gelince sizin teraziniz, sizin saatiniz farklı ölçüyor, sıra bize gelince bu farklı oluyor Sayın Başkan.

Ben “Sayın İyimaya neden çok konuştu?” anlamında bir değerlendirme yapmıyorum. Ben, isteyen herkesin mümkün olduğu ölçüde daha fazla konuşmasını arzu ederim, müdahale etmem, ona söz hakkı tanımış olmanızdan mutlu olurum. Sayın bakanlara, iktidar partisi milletvekillerine, grup başkan vekillerine söz hakkı, daha fazla söz hakkı vermenizden mutlu olurum. Hiçbir zaman buna itiraz etmedim bugüne kadar ama sizin genel tutumunuz, bu konuda muhalefet partisi sözcülerine herhangi bir toleransınızın olmayışı. Şu biraz önce yaptığımız konuşmada bile, ben içeride size “Beş dakika olarak söz verin.” diye talepte bulundum. Siz bana “Hayır.” demediniz. Sükût ikrardan gelir. Demek ki beş dakikayı siz kabul ettiniz. Sonra buraya çıkıp da bunu üç dakika olarak verirseniz siz sözünüzde durmamış olursunuz.

BAŞKAN- Efendim, müsaade eder misiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bakın, şık olmuyor bunlar.

BAŞKAN – Benden beş dakika istediğinizi hiç duymadım, bir.

İki, istiyorsanız beşer dakika da konuşabilirsiniz Sayın Hamzaçebi. Önemli olan doğrusunu yapmak. Böyle bir niyetim de yoktu ama genelde usul tartışmalarında iki üç dakika yapıldığı içindir, başka bir niyetimiz yok.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İçeride beş dakika diye konuşmuştuk Sayın Başkan.

BAŞKAN - İsterseniz, buyurun tekrar… Yani söylediğiniz gibi değil, benden beş dakika isteyip benim sükûtum değil. Bana Sayın Canikli “Arkadaşlar beşer dakika konuşabilir.” dedi. Burada “Genel uygulama üç.” dediler, üç dedim. Beş isteyene beş de veririz, bu önemli değil; önemli olan doğruyu yapalım yani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, içeride bunun beş dakika olmasını ben sizden rica etmedim mi? Siz buna “Hayır.” demediniz.

BAŞKAN – Ben duymadım.

OKTAY VURAL (İzmir) – İlave ikişer dakika daha süre verin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Genelkurmay Başkanı, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen özel mahkemelerce alınıp tutuklanmışsa… Şimdi Komisyon Başkanı diyor ki: “Efendim, Anayasa var.” Özellikle bunları hâkimlerin takdirine bırakırsanız hâkimler anayasayı manayasayı dinlemez. İşte, Genelkurmay Başkanını aldığı gibi yarın milletvekilini de alır. Onun için, lütfen Parlamento bu işe el koysun, burada açıkça bu konuları belirleyelim. Yoksa ki mahkemeye bıraktığınız zaman, hâkime bıraktığınız zaman… İşte, Genelkurmay Başkanını aldı. Anayasa’da açık hüküm var, “Anayasa Mahkemesinin bunu yargılaması lazım.” der. “Ben dinlemiyorum Anayasa’yı.” diyor. Onun için, burada belirtmezsek, o zaman hâkimin takdirine bırakırsanız hâkim de hangi düşünceye sahipse ona göre şey eder. Ben özellikle rica ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.

Şimdi, buradaki arkadaşların da değerlendirmesiyse şöyle bir şey rica edeyim…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hasip Bey, lütfen…

Tasarının 74’üncü maddesiyle, 3713 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin ikinci bendinde değişiklik yapılırken, önergeyle 3713 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin tümü değiştirilmektedir. Ayrıca, söz konusu önergeyle 3713 sayılı Kanun’un kapsamına giren suçlara, dolayısıyla açılan davalara ilişkin görev ve yargı çerçevesi ile soruşturma ve kovuşturma usulü belirlenirken Türk Ceza Kanunu’na ve Ceza Muhakemesi Kanunu’na atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, İç Tüzük’ün 87’nci maddesi çerçevesinde önergenin işleme alınması konusundaki tutumumu değiştirmiyorum. Müsaade ederseniz işleme alacağım önergeyi.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, özür dilerim…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Tanal, lütfen…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, bakın, önemli bir şey arz edeceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, açıkladınız, konuştunuz, rica ediyorum… Ben bu tutumu sürdüreyim müsaade buyurursanız.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Buyurun.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 Sıra Sayılı…”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özür dilerim, Anayasa’ya aykırı bir biçimde…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Tanal, lütfen…

HASİP KAPLAN(Şırnak) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bir şey söyleyeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bakınız, Grup Başkan Vekiliniz konuştu. Lütfen, lütfen Sayın Tanal…

Evet, buyurun.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 Sıra Sayılı…”

HASİP KAPLAN(Şırnak) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle olmaz ki!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Böyle bir saygısızlık olur mu? Bir şeyi tüketmeden okunuşa geçiliyor, bu nasıl bir yaklaşım?

BAŞKAN – Şimdi, saygısızlıkla alakası yok Sayın Kaplan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bu şekilde olmaz ama!

BAŞKAN – 4 kişi, 5 kişi konuştu lehte-aleyhte, yapacağımız bir şey yok. (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Biz söz istedik Başkan!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan söz istiyoruz burada biz.

BAŞKAN – Yapacak bir şey yok efendim. (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Söz istiyoruz anlamıyor musunuz, dediğimizi anlamıyor musunuz? Böyle bir yaklaşım olmaz! Allah Allah!

BAŞKAN – On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.34

 

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Tasarının 74’üncü maddesi üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, deminki…

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı…”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, demin de aynısını yaptınız.

BAŞKAN – Bir saniye…

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, demin söz talep ederken, bize ne “evet” ne “hayır” demeden, yüzümüze bakarak Sayın Kâtip Üyeye “Buyurun okuyun.” dediniz.

Biz burada bir tartışma yapıyoruz ve bir grup başkan vekili söz talep ederken böylesine yok sayılmak, saygı sınırlarını aşan bir yaklaşım tarzını yakıştıramadım Başkanım. Yakıştıramadım, çok açık söyleyeyim, bir.

BAŞKAN – Tamam, bir cümle söyleyebilir miyim Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İkincisi, tutanaklara geçmesi açısından şunu ifade edecektim: Biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması için, CMK’nın 250, 251, 252’nci maddelerinin kaldırılması için kanun teklifi verdik. Komisyonda bunu dile getirdik, bunun da kapsama alınmasını istedik, ancak bizim sadece bilişim suçlarıyla ilgili, gizli dinlemeyle ilgili kanun teklifimiz kondu, bu konmadı ve görüşülmedi Komisyonda.

Tutanaklar ileride hukukçular tarafından incelenecektir. Biz bu mahkemelerin kaldırılmasını isteyen bir partiyiz, imzamız var, teklifimiz var ama dışlanıyoruz, Meclis ve yasama sürecinde yok sayılıyoruz ve Komisyonda görüşülmeyen konularda Komisyon görüş serdediyor, bu yaklaşım tarzının yanlış olduğunu ifade etmek istiyoruz. Bunu yapmadığımız zaman, bu sözler ve bu İç Tüzük hukuku işlemediği zaman gerginlik oluyor Sayın Başkanım.

Sizin de bizim de sağlığımız için iyi olmaz diye düşünüyorum. Yani gerçekten…

BAŞKAN – Efendim, zabıtlara geçti.

Benim düşüncem şuydu Sayın Kaplan, yani şahsınızla veya teklifle alakası yok, bir usul tartışması açınca, biliyorsunuz, lehte, aleyhte 4 kişi konuşuyor, bir sonuçlandırıyorsunuz…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani usul tartışmasını açtırma zorunda bırakmayın bizi.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Estağfurullah, öyle bir niyetim yok.

Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bu, şu anda önümüze gelen tasarı… Takdir edersiniz İç Tüzük’ün 38’inci maddesi der ki: “Gelen teklif veya tasarı Anayasa’nın metin ve ruhuna eğer aykırıysa, bu müzakere edilmeden aynen reddedilir.”

Şimdi, bu çerçevede, bu önümüze gelen tasarıya baktığımız zaman, geçmişte hep şunu söylerdik, “Bu devlet güvenlik mahkemeleri kaynağını Anayasa’nın 143’üncü maddesinden alır.”  denilirdi. Anayasa’nın 143’üncü maddesi kaldırılmakla, onun dayanağı olan devlet güvenlik mahkemeleri iptal edildi. Onun yerine, tabii, ne oldu o dönem? Eş güdümlü olarak, 2005 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu’yla birlikte 250, 251, 252 geldi. Ancak, şu anda yeni getirilmek istenilen yeni bir mahkeme türü; bu yeni mahkeme türünün de… Takdir edersiniz, Anayasa’nın 142’nci maddesi de genel mahkemelerin kuruluşuyla ilgili bir dayanaktır. Ancak özel yetkili mahkemelerin dayanağı olan Anayasa’mızın 143’üncü maddesi ilga edildiğine göre, kaldırıldığına göre mevcut olan bu tasarı, bir, Anayasa’nın hükümlerine aykırı; iki, aynı zamanda, getirilen tasarı “Görevine, sıfatına bakılmaksızın cumhuriyet savcısı soruşturma yapabilir.” şeklinde. Bu da aynı zamanda bu milletvekillerine de dokunur. Bu ne anlamına gelir? Bu, 83’üncü maddeyle tam aykırılık teşkil eder.

Sizden benim istirhamım şu, komisyondan istirhamım şu: Bunların, bu tasarının Anayasa’nın ruhuna aykırı olduğu için müzakere edilmeden derhâl geri çekilmesini talep ediyorum ben.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Söyledikleriniz zapta geçti. Usul tartışması yapıldı. Grup başkan vekillerimizi dinledik.

Ben, şimdi müsaade ederseniz, Kanunlar ve Kararların da görüşünü aldıktan sonra, tutumumda bir değişiklik olmadan işleme devam edeceğim.

Buyurun Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, siz… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yeter ya!

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, özür dilerim, ben sizin tutumunuzla ilgili bir talepte bulunmadım. Ben, tamamen bir parlamenter olarak, önümüze gelen tasarı Anayasa’nın ruhuna aykırı olduğu için, bu da sizin yetkinizde olduğu için sizden talepte bulunuyorum.

BAŞKAN – Efendim, sizi dinledim, zapta geçti Sayın Tanal.

Çok teşekkür ediyorum.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, Türk Ticaret Kanunu, koskocaman Türk Ticaret Kanunu’nu, bir önergeyle yasaya ekleyip çıkartabilir mi? Buradaki İç Tüzük buna izin verir mi? Bir önergeyle koskoca Türk Ticaret Kanunu’nu “Ben önerge değiştiriyorum.” deyip getirebilir mi? Siz, buna “Ben baktım, Kanunlar ve Kararlarla görüştüm, uygun gördüm.” diyebilir misiniz? 500 kelime niçin getirilmiş? Kırk sekiz saatler niçin getirilmiş? Bunlar çiğnesin diye mi getirilmiş? Böyle bir şey olabilir mi? Komisyona geri çekeceksiniz. Komisyon geri alacak bunu, görüşecek, önümüze getirecek.

BAŞKAN – Sayın Batum, ben de…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkanım, benim söyleyeceğim bu.

Sayın Başkanım, bütün, getirilen, 87’nci madde de, Anayasa da bunun için getirilmiş. Görüşülmeden, kamuoyu duymadan, demokratik olarak çoğulculuk sağlanmadan bir önergeyle ilgisi olmayan yasalar Genel Kurulda çıkartılmasın diye getirilmiş bu düzenlemeler. Koskoca, onun için söylüyorum, ilgisi olmayan bir alanda herhangi bir kanun getirilebilir mi? Buna cevaz verebilir mi? “Aa 500 sayfa değilmiş, 500 kelime değilmiş, 600’müş; biz onu özet yaptık” denilebilir mi? Bunun için getirildi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Batum, bitirdiniz mi efendim?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Hukuka aykırı bir iş yapıyorlar.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun. 

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, gerekli görüşleri aldığınızı ifade ettiniz. Nihayetinde Kanunlar ve Kararlardan da görüş aldığınızı ifade ettiniz. Lütfen okutur musunuz?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, sizi dinleyeyim ve bitirelim lütfen.

Buyurun.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın İyimaya bile doğruyu söylüyor!.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi’yi dinleyeyim, oralara geçeceğim.

Hocam, zabta geçsin söyledikleriniz; buyurun Sayın Hamzaçebi.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Ya Sayın Başkan, biz Adalet Komisyonunda dört ay niye çalıştık? Dört ay çalıştık, bu önerge yeni geliyor buraya; böyle bir şey olabilir mi ya? Bu önerge dört ay boyunca niye Komisyon gündemine getirilmedi?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Komisyon Başkanını da dinledim.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Adalet Komisyonu ne işe yarar? İhtisas komisyonları bu Mecliste ne iş yapar? Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir anlayış olabilir mi?

BAŞKAN – Zapta geçti söyledikleriniz.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Ayıptır ya!

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Zapta geçme değil… O zaman Adalet Komisyonlarına biz, bütün komisyonlara ...

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Böyle bir anlayış olabilir mi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, istirham ediyorum, usul tartışması açıldı. Usul tartışmasının dışında usulsüzce bir sürü konuşma yapıldı.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, Komisyonun tüzel kişiliğini siz temsil ediyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Yakışır mı ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Siz kararınızı beyan ettiniz. Verdiğiniz karar doğrultusunda lütfen işlem yapınız.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Dört ay bizi niye çalıştırdınız o zaman Komisyonda?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, sizi de dinleyip işleme gireceğim.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Komisyon Başkanı bile söylüyor…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Yasamada böyle bir şey olursa, Türkiye’de her şey olur ya!

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Nasıl bir yasa yapma tekniğidir bu?

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, devam etmiyorsunuz değil mi bunlara cevap vermeden?

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR(Devam)

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, görüşülmekte olan tasarının İç Tüzük’e aykırı olduğuna ve Komisyonun geri çekmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251 ve 252’nci maddesi hükümleri Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesine taşınıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu genel bir kanundur, Terörle Mücadele Kanunu özel bir kanundur. Bu iki kanunu bu ilişki açısından kıyaslarsak, birisi geneldir, diğeri özeldir.

Şimdi sormak istiyorum: Uyuşturucu ile mücadele, uyuşturucu suçları Terörle Mücadele Kanunu kapsamında düzenlenebilir mi?

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Evet, oradan besleniyorsa olur tabii…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani, siz Sayın Milletvekili, devamlı bana laf atmakla meşgulsünüz. Ben sizin yerinizde olsam, şimdi, ben sizin yerinizde olsam ne yaparım biliyor musunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bakın, sizin yerinizde olsam, biraz açar, o kanunlara bakarım, nüfuz etmeye çalışırım, ondan sonra konuşurum.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, geç oldu artık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bakın, size daha önce söylemiştim, tekrar söyleyeyim: Laf atarak sizin partide milletvekilliği devam etmiyor, onu bilmenizi isterim. Sizin partinizin güzel bir uygulamasıdır, size hatırlatıyorum.

Sayın Başkan, şimdi, genel kanundaki bir hükmü, uyuşturucuyla mücadele, uyuşturucu suçları kısmını Terörle Mücadele Kanunu kapsamında düzenleyebilir miyiz? Bu bile, bu düzenlemenin İç Tüzük’e aykırı olduğunu gösterir. Buna rağmen, “Tutumumda değişiklik yoktur.” diyerek bu görüşmelere devam etmenizi doğru bulmuyoruz. Bakın, öneriyorum tekrar, Sayın Komisyon bu maddeyi Komisyona geri çeksin veya bu maddeyi burada, önergelerle bu metinden çıkaralım, kalan şekliyle bunu yasalaştıralım. Bu maddeyi toplum olarak tartışalım. Bu madde gizli kapaklı geldi. Yeni öğreniyoruz maddeyi.

İkinci olarak, özel yetkili mahkemeler, varlıklarıyla, yaptıkları soruşturmalarla, gördükleri davalardaki muhakeme usulleriyle, yargılamalarıyla toplumda büyük bir tartışma konusu oldu. Bu kadar büyük bir tartışmanın sonucunda Hükûmet “Biz bu mahkemeleri kaldıracağız.” şeklinde bir açıklama yaptı. Buna rağmen, şimdi, “Kaldıracağız.” açıklaması adı altında sistemi olduğu gibi muhafaza etmeye yönelik, asgariden görülmekte olan davalarla ilgili olarak sistemi muhafaza etmeye yönelik bir düzenlemeyi Hükûmet nasıl açıklayacaktır? Bunun kabulü mümkün değildir, hem büyük bir tartışma konusu var… Bu mahkemeler güvenilirliklerini yitirmiştir. Buna rağmen şikâyet konusu olan bu davaları olduğu gibi muhafaza edip “Bu davalar yine eski hükümlere göre görülür.” şeklinde, buna benzer bir düzenlemeyi yapmak hangi objektif kriterle, ölçüyle açıklanabilir? Burada bir ölçüsüzlük vardır. Burada bir standart yoktur. Burada AKP’nin “Ben artık yargıda kendi sistemimi, kendi mahkemelerimi, kendi hâkimlerimi, kendi savcılarımı yaratayım.” anlayışı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu kabul etmeyeceğimizi ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER(Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

 

BAŞKAN - Şimdi önergeyi okutuyorum:

 

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına”

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, gece yarısı kanunu, gece yarısı kanunu! (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

“…Görüşülmekte olan 278 Sıra Sayılı "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara ilişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nın çerçeve 74 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz…”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, ne yapıyorsunuz siz! Ne yapıyorsunuz siz!

                  “Mahir Ünal                                     Ahmet Aydın                                 Osman Aşkın Bak

              Kahramanmaraş                                    Adıyaman                                           İstanbul

             Akif Çağatay Kılıç                          Ayşe Nur Bahçekapılı                        Ahmet Berat Çonkar

                     Samsun                                            İstanbul                                            İstanbul

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, her şeyin bir usulü var. Yazıklar olsun size! (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

          Mihrimah Belma Satır                             Mustafa Akış                              Mehmet Doğan Kubat

                     İstanbul                                             Konya                                              İstanbul

          Zeynep Karahan Uslu                               Salih Koca                                 Mine Lök Beyaz

                    Şanlıurfa                                          Eskişehir                                   Diyarbakır”

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Oldubittiye getirmeyin Sayın Başkan! (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

“…Madde 74- 3713 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir…”

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Oldubittiye gelmesin bu yasa! (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

“... Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi, soruşturma ve kovuşturma usulü…”

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, duyamıyoruz. (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

“…Madde 10- (1) Bu kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayabilecek şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür.”

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Böyle bir şey olur mu Sayın Başkan! (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

“Bu mahkemelerin başkan ve üyeleri adlî yargı adalet komisyonunca, bu mahkemelerden başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez…” (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen… Arkadaşlar, lütfen…

“…(2) Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır…”

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, anlaşılmıyor!

“…(3) Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak…”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, hiçbir şey anlaşılmıyor, duymuyoruz. Böyle bir müzakere olmaz!

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

“…a) Soruşturma, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılır. Bu Cumhuriyet savcıları, Cumhuriyet başsavcılığınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez...”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ara verin, böyle bir müzakere olmaz!

“…b) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır...”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, duyamıyoruz!

BAŞKAN – Arkadaşlar, ben de duyamıyorum, susmaları lazım.

Arkadaşlar, lütfen…

“…1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.”

c) Yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, bu kararlara karşı yapılan itirazları incelemek ve sadece bu işlere bakmak üzere yeteri kadar hâkim görevlendirilir...”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Neyi oylatacaksınız? Duymuyoruz efendim.

“…ç) Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinin birinci fıkrasındaki yirmidört saat olan gözaltı süresi kırksekiz saat olarak uygulanır…”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, böyle bir müzakere olmaz!

BAŞKAN – Lütfen arkadaşlar, lütfen…

“…d) Soruşturmanın amacı tehlikeye düşebilecek ise yakalanan veya gözaltına alınan veya gözaltı süresi uzatılan kişinin durumu hakkında Cumhuriyet savcısının emriyle sadece bir yakınına bilgi verilir.

e) Gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süre ile kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz…”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HASİP KAPLAN(Şırnak) – Sayın Başkan, böyle sürdürülemez, anlaşılmıyor.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, burada demokrasi tarihi yazıyorsunuz(!)

“…f) Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hâllerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş yeri adresleri gösterilir...”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Burada kendi mahkemelerinizi kuruyorsunuz, kendi mahkemelerinizi!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ara verin!

BAŞKAN – Lütfen beyler, lütfen… İşitilmiyor, kimseyi işitemiyoruz ki.

“…g) Güvenliğin sağlanması bakımından duruşmanın başka bir yerde yapılmasına karar verilebilir.

ğ) Açılan davalara adli tatilde de bakılır...”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen yerinize oturun, lütfen yerinize oturun.

“…h) Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinin (8) numaralı alt bendindeki, 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendindeki ve 140 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendindeki istisnalar uygulanmaz...”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, duyamıyoruz!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Duyulmuyor, duyulmuyor!

“…(4) Türk Ceza Kanununda yer alan;

a) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçu veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama suçu,

b) Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar,

c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç), dolayısıyla açılan davalar, birinci fıkra hükmüne göre görevlendirilen mahkemelerde görülür. Üçüncü fıkranın (d), (e), (f) ve (h) bentleri hariç olmak üzere, bu madde hükümleri, bu suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır...”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Duyamıyoruz! Duyamıyoruz!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ara verin Sayın Başkan, duyamıyoruz!

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Duyamıyoruz Sayın Başkan!

HASİP KAPLAN(Şırnak) – Buyurun! Böyle Meclis mi olur! Duymuyoruz.

“…(5) Türk Ceza Kanununun, 305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeleri hariç olmak üzere, İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci bölümlerinde tanımlanan suçlarda, Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen tutuklama süresi iki kat olarak…”

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Duyamıyoruz Sayın Başkan! Böyle bir şey olabilir mi! Sen nasıl yönetiyorsun Meclisi! Kulağımız gitti.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu böyle gitmez Sayın Başkan, bu böyle yürümez! Verin şunları ya!

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Böyle olmaz! Bu böyle yürümez! Sükûnet gerekir.

(Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın Kâtip Üye Mine Lök Beyaz’ın elinden önerge metnini çekmesi üzerine kürsü önünde toplanmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Birleşime ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 23.03

 

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, daha çözümlemediniz mi?

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Şimdi, efendim, biz biraz önce… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, devam edelim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Adam gibi susmak zorundasınız siz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yeteri kadar konuştunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – O ne demek “adam gibi”?

BAŞKAN – Buyurun…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özür dilerim sizden. Şimdi, biz biraz önce bu gelen tasarının İç Tüzük’ün 38’inci maddesine aykırı olduğunu… Ve 38’inci maddede der ki: “Gelen tasarı veya teklif Anayasa’nın ruhuna eğer aykırıysa bu geri çekilir.” Şimdi, bundan hareketle mevcut olan tasarı, bahsettiğimiz şekilde hem Anayasa’nın 83’üncü maddesine aykırı, aynı zamanda Anayasa’nın 142’nci maddesinde genel mahkemeler de kaynağını orada buluyor, bu ayrı bir özel yetkili mahkemedir. Onun dayanağı olan Anayasa’nın 143’üncü maddesinde böyle bir dayanak yok. Bu açıdan bu, Anayasa’ya aykırıdır. Ancak siz bununla ilgili, Kanunlarla, fikrinizi beyan etmediniz, bir karar oluşturmadınız. Öncelikle bizim bu taleplerimizin karara bağlanmasını talep ediyoruz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bağlandı, bağlandı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ancak, siz şöyle bir şey söylediniz: “Efendim, usulle ilgili.” Biz usulle ilgili size açıklamalarda bulunmadık. Tamamen açıklamalarımız Tüzük 38, Anayasa 83 ve 142’ye aykırılıktan dolayı. Sizden istirhamımız şu: Bizim bu taleplerimizi bir değerlendirmeye alın. Ondan sonra karar vermenizi istirham ediyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir de Sayın Başkan, Meclisi yönetemiyorsunuz. Bakın, 68’inci maddeye göre, bir Mecliste kavga ve gürültü olursa Meclis Başkanı oturuma ara verir.

BAŞKAN – Efendim, ara verdim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi bu kavganın meydana gelmesinin sebebi sizsiniz, onun için tutumunuz hakkında söz istiyorum efendim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Usul tartışması yeni açtık Sayın Başkan, usul tartışması yok.

BAŞKAN – Şimdi, müsaade ederseniz ben de durumu izah edeyim: Efendim, ilk önce, biraz evvel usul tartışması açtık ve içeride de, burada da grup başkan vekillerimiz fikirlerini söylediler. Lehte ve aleyhte ikişer kişi konuştu, Sayın Komisyon Başkanı konuştu ve ben ona göre Kanunlar Kararlarla da görüşerek izlemem gereken tutum konusunda bir karara vardım ve bunu uygulamaya çalışıyorum.

Eğer, Anayasa’ya aykırılık meselesi varsa orada da İç Tüzük çok açık: Genel Kurul, Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir önergeyi Anayasa’ya aykırılık yönünden değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda Anayasa’ya aykırılık görürse yapılacak oylamayla düzenlemeyi reddedebilir. Bunun dışında, Başkanlığımızın Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir önergeyi işleme koymama yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa’ya aykırılıkla ilgili kararı verecek olan yüce kuruldur. Düzenleme kanunlaştıktan sonra Anayasa Mahkemesinde de açılması ve düzenlemenin iptal ettirilmesi mümkündür. Bu nedenle, bu konuda, Başkanlığımızın bir yönde bir tutum değiştirmesi, geliştirmesi mümkün değildir. Buradaki usul de bu efendim.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, bu Anayasa’ya aykırılık… Bakın, bugüne kadar bu türde bir itiraz ileri sürmedik. Değerli arkadaşlar da… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir dakika…  Bugüne kadar böyle bir itiraz ileri sürmedik. Fakat bugün yapılan, getirilen hükümlerin bir tanesinin Anayasa’ya aykırılığı değil, aynı şekilde bu önergenin getiriliş biçiminin İç Tüzük’e ve Anayasa’ya kesinkes aykırı olduğunu söylüyoruz. Neden? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir dakika sevgili arkadaşlar… Yazıyor. Kırk sekiz saat süre vermiş. Komisyonlarda görüşme…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Tamamen demagoji.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Demagoji değil. Sizin yaptığınız demagoji.

Sevgili arkadaşlar, Sayın Başkan; bir hüküm getirilmiş, diyor ki: “Kırksekiz saat bekler komisyonlarda görüşülme süresini.” Niçin bu komisyonlar var? Şunun için: Görüşülsün, herkes öğrensin; gerekli yerlerden, gerekli bilgiler alınsın, sonra yasa yapılsın diye.

Şimdi, bizim size söylediğimiz şu: Madde yapıldıktan sonra, komisyonda görüşüldükten sonra, buraya geldikten sonra şimdi tamamını değiştirecek bir düzenleme bir önergeyle getirilebilir mi? İç Tüzük’te bunun için diyor ki: “Beşyüz kelimeyi geçmez.”

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ne alakası var?

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Eğer gerekçe geçer ise…

BAŞKAN – Sayın Hocam, bunları tartıştık.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Ama tartışmadık.

BAŞKAN – Hayır, beş yüz kelimeye indirildi, izah edildi.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Tartışamayız ki. İç Tüzük’e aykırı bir şeyi tartışabilir miyiz?

BAŞKAN – Beş yüz kelime gerekçeyle ilgili.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Hayır, efendim. Yazmıyor böyle bir şey…

BAŞKAN – Ve o zaten imzayla, parafla arkadaşlarımıza gösterildi.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Siz, yeniden, şimdi, bir taraftan diyorsunuz ki: ”Anayasa’ya aykırılık iddia etmiyoruz…” Demin arkadaşımız onu söyledi. Ben de orada yapamayacağım şeyleri söylüyorum.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Şimdi, diğerlerini de, grup başkan vekilleriyle de usul tartışmasını açtık ve bir yola girdik.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Müsaade ederseniz Meclisi çalıştıralım.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Ederiz tabii, neden etmeyelim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama Komisyon Başkanı bile kendisi diyor ki: “Prensip olarak bunun çekilmesi lazım Komisyona.”

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sakık.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, biraz önce burada bir linç yaşandı. Siz buna seyirci kaldınız. Oturduk yerimizde, siz, diğer bütün grup başkan vekilleri acaba ne diyeceksiniz… Bir insan yanlış da yapabilir ama linç edilmez. Sayısal çoğunluğunuza güvenerek bizleri linç etmeye çalışıyorsanız hodri meydan! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan be!

SIRRI SAKIK (Muş) - Vurun, öldürün! Öldürmezseniz namertsiniz! Bizi linç etmezseniz namertsiniz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Sakık…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, sözünü geri alsın! Sözünü geri al!

RIFAT SAİT (İzmir) – Sayın Başkan, kınama cezası verin!

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, burada biz arkadaşımızı almaya geldik ama gelip bir bütün olarak saldırı ve linç etmek… Siz de gelip hiçbir şey olmamış gibi yerli yerinizde ve grup başkan vekilleri bir bütün olarak seyirci kaldınız. Hepinizi kutluyorum, hepinizi! Çünkü Kürtler, en iyi Kürt ölü Kürt’tür! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Bırak ya!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI(İstanbul) – Yazıklar olsun!

SIRRI SAKIK (Muş) – Bırakın be! Bırakın be!

BAŞKAN – Sayın Sakık… Sayın Sakık, lütfen…

SIRRI SAKIK (Muş) – Bakın size bir şey söyleyeyim: Bizi korkutamazsınız. Bizi korkutamazsınız, öldürebilirsiniz. Öldürmezseniz namertsiniz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen germeyelim.

Sayın Sakık, Sayın Sakık, lütfen.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada İç Tüzük’e göre yapılacak olan şeyler yapıldı. Başka benim yapacağım bir şey yok. (CHP sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – O zaman devam Sayın Başkan!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Oylat Sayın Başkanım, oylat!

BAŞKAN – Lütfen oturun. İtirazlarınızı yine sürdürebilirsiniz.

Anayasa’ya aykırılık konusunu ileri sürdüğünüz gibi sonra da gidilebilir. İç Tüzük bunu emrediyor. Bunun dışında lütfen Meclisin çalışmasını engellemeyelim, devam etsin.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, İç Tüzük şiddeti de emrediyor mu? Millî Eğitim Komisyonunda şiddet gördük, İç Tüzük’te şiddet gördük, şimdi de şiddet gösteriyorsunuz. Bunu mu söylüyor İç Tüzük?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, gerçekten yapacağımız bir şey yok.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, devam eder misiniz.

AYLA AKAT (Batman) – Sayın Başkan…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkanım, bu İç Tüzük’e göre siz hüküm yapıyorsunuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yapmayın böyle Sayın Başkan!

BAŞKAN - Lütfen oturun ve Meclisi çalıştıralım.

Okutuyorum:

…(5) Türk Ceza Kanununun 305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332’nci maddeleri…

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, yine aynı şeyi yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Yapmayınız beyler, yapmayınız… Rica ediyorum yapmayınız…

“…hariç olmak üzere, ikinci Kitap dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci bölümlerinde tanımlanan suçlarda Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen tutuklama süresi iki kat olarak uygulanır.“

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, gerginliği görüyorsunuz. Yapmayın Allah aşkına!

…“(6) Çocuklar, bu madde hükümleri uyarınca kurulan mahkemelerde yargılanamaz; bu mahkemelere özgü soruşturma ve kovuşturma hükümleri çocuklar bakımından uygulanmaz.”

BAŞKAN – Tamam.

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, ayakta alkışlar(!)]

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, lütfen müdahale edin.

BAŞKAN – Beyler, susun. Başkalarını okutacağım… Başka önergeler… Lütfen oturun…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, lütfen müdahale edin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Devam edin Sayın Başkan.

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, ayakta alkışlar(!)]

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, gerginliği görüyorsunuz, Allah aşkına yapmayın ya!

BAŞKAN – Evet, şimdi okutacağım üç önerge aynı mahiyettedir.

Okuyun:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı…”

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, lütfen şiddeti kışkırtıyorsunuz. Sizi protesto ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Beyler, oturun…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Lütfen Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yapacağım bir şey yok.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hayır, sizin yapacağınız çok şey var.

BAŞKAN – Hayır… Hayır… Hayır… Lütfen…

“…yasa tasarısının 74. maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan

      Iğdır…”

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, ayakta alkışlar(!)]

BAŞKAN – Lütfen… Meclisi çalıştırmak zorundayız. Lütfen…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sizin yüzünüzden karışıyor ortalık. Lütfen Sayın Başkan… Lütfen müdahale edin.

                  “…Ayla Akat                                        Erol Dora                                       Murat Bozlak

                      Batman                                             Mardin                                               Adana

                   Sırrı Sakık                                                

                        Muş”

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, alkışlar(!)]

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Lütfen… Bakın, şiddeti körüklüyorsunuz.

BAŞKAN – Okuyun…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, Parlamentonun itibarını zedeliyorsunuz.

BAŞKAN – Okuyun…

“Aynı mahiyetteki diğer önergelerin imza sahipleri:

       Faruk Bal                                        Oktay Vural                                    Muharrem Varlı

         Konya                                                İzmir                                                Adana

Nevzat Korkmaz                                      Alim Işık

         Isparta                                            Kütahya”

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, Büyük Millet Meclisinin itibarını zedeliyorsunuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, lütfen müdahale edin.

“Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Ali İhsan Köktürk

Zonguldak…”

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler ve alkışlar(!)]

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Lütfen Sayın Başkan, ağırlığınızı koyun, müdahale edin.

BAŞKAN – Lütfen, beyler… Rica ediyorum… Meclisi çalıştıralım.

“… Turgut Dibek                                   Mahmut Tanal                             Dilek Akagün Yılmaz

       Kırklareli                                           İstanbul                                               Uşak

   Ahmet Toptaş

Afyonkarahisar”

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bu sizin görevinizdir. Şiddeti körüklüyorsunuz.

BAŞKAN – Yapacak başka bir şey yok İç Tüzük’e göre. Lütfen anlamaya çalışın.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hayır…

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler ve alkışlar(!)]

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer üç önergeye katılıyor musunuz efendim?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, bu tutumunuz şiddeti körüklüyor.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.

Önergeyi…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Anlamadık ki Sayın Başkan.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Yapmayın Sayın Başkan.

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Bir saat ara verin hiç olmazsa Sayın Başkan. Saat 24.00’e geliyor, gece yarısı bu olmuyor. Yapmayın Sayın Başkan.

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, alkışlar(!)]

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, şiddeti körüklüyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, komisyondaki dayatmanızı buraya getiremezsiniz. Önergeyi duymadık. Kendi aranızda bile konuşamıyorsunuz. Benim önerge üzerinde konuşma hakkımı elimden alamazsınız. Dolayısıyla sizden İç Tüzük gereğince gereğini yapmanızı istirham ediyorum. Lütfen… Lütfen alet olmayın…

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Ne yapmamı? İşitemiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Duymuyoruz bile birbirimizi yahu! Duymuyoruz bile!

BAŞKAN – Evet, duymuyoruz. O zaman ilk önce sükûneti sağlayalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir şey olur mu canım!

[CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Beyler, lütfen…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Buna izin veremezsiniz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Millî Eğitim Komisyonundaki şeyi buraya mı getiriyorsunuz be! Yeter artık be! “Medeni bir ortamda konuşalım.” diyoruz.

BAŞKAN – E, o zaman susun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ara verin beş dakika, konuşup…

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Susun beyler, lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne yaptığını duymuyoruz ya! Ne yaptığını görmüyoruz ya! Duymuyoruz!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Arkana söyle, arkana! Arkana bak!

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, lütfen müdahale edin.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Oraya söylesene!

OKTAY VURAL (İzmir) – Ben mi yapayım, ben mi susturayım?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Çağırın grup başkan vekillerini, konuşun Sayın Başkan, böyle olur mu ya? Sizden istirham ediyorum. Bakın, istirham ediyorum. Müdahale edin, başkanları çağırın ve konuşun.

BAŞKAN – Konuştum efendim.

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Lütfen efendim ya! Kavga çıkacak ya!

ÜLKER CAN (Eskişehir) – Devam Başkan, devam, ne istiyorlarsa yapsınlar.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, lütfen müdahale edin! Sayın Başkan, buna seyirci kalamazsınız, şu hâle bakın yahu! Lütfen… Allah aşkına yahu!

BAŞKAN – O hâli düzeltin.

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, Allah aşkına yeter artık yahu!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Çağırın konuşmacıları efendim.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisinden önerge üzerinde görüşmek isteyen kim efendim, ismini verir misiniz?

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, yeter artık Allah aşkına!

BAŞKAN – Sayın Vural, önerge üzerinde konuşacak mı arkadaşlarımızdan birisi? Gelirse, susturalım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi önerge?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, olayın ciddiyetini gördünüz artık, yeter!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şu anda Meclise karşı yapılan bir hareket var.

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, daha karar veremediniz mi?

Sayın Başkan, böyle devam edemeyiz. Bakın, şiddet çıkacak ve bu şiddetin sebebi siz olacaksınız!

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, önerge sahiplerini konuşmaya davet edin.

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Grup başkan vekilleri, lütfen konuşmaya gelin.

Beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 23.51

 

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 00.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Tanju ÖZCAN (Bolu)

---0---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Hamzaçebi, söz istemiştiniz.

Buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

V.- AÇIKLAMALAR(Devam)

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, tasarının 74’üncü maddesinde önergeyle yapılan düzenlemeye gösterilen tepkiye ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gergin bir ortamda bir tasarıyı görüşüyoruz. Sayın Başkan iki üç kez ara verdi ve bu gergin ortamda hiç de hoş olmayan, ortamı daha çok geren olaylar yaşadık.

74’üncü maddede önergeyle yapılmak istenen düzenlemeyi içerik olarak doğru bulmadığımız gibi, bu önergenin getirilme biçimine, usulüne ve zamanına da büyük eleştirilerimiz var. Bu kadar önemli bir düzenlemeyi Parlamentoyla, muhalefet partileriyle çok geç paylaşmak son derece yanlış olmuştur. Dünden ben bu önergeyi istedim ve bize bu önerge verilmedi. “Gizli.” dendi, “Açıklamıyoruz.” dendi, “Şu an açıklayamayız.” veya “Üzerinde çalışıyoruz.”, her neyse. Son dakikada bu önerge buraya gelip de “Biz bunu bugün yasalaştıracağız.” derseniz bu yanlış olur.

Grubumuz doğal bir tepki gösterdi. Bu tip tepkileri demokrasinin bir gereği olarak kabul etmek lazım. Bu tip tepkilere Parlamento olarak, iktidar çoğunluğu olarak eğer tolerans göstermezseniz, demokraside problem yaşarız arkadaşlar.

Sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim 1997 yılında Millî Eğitim Komisyonunda görüşülürken, sizin bugün partinizdeki ağabeylerinizin o zaman Komisyonda yaptıklarına bakın, bizim 4+4+4’te Komisyonda yaptıklarımız onların yanında son derece küçük kalır. Onlar, onu, o zaman çok demokratik bir tepki olarak ifade etmişlerdi.

Burada Cumhuriyet Halk Partisi Grubu bir tepki gösteriyor. Bu sırada Barış ve Demokrasi Partisinden Sayın Hasip Kaplan, gergin ortamın etkisiyle, kürsüye gidiyor, Divan Kâtibinin elindeki önergeyi almaya çalışıyor. Bu gergin ortamda… (AK PARTİ sıralarından “Aldı, aldı” sesleri, gürültüler)

İzin verir misiniz, konuşayım.

BAŞKAN – Lütfen dinleyin, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yani, şu laf atmayı bir bıraksanız daha iyi konuşacağız.

Şimdi, bu gergin ortamda insanlar hakikaten hata yapabilir, hepimiz yapabiliyoruz. Yani, çok kontrollü olarak davranmamıza rağmen, zaman zaman hakikaten kontrolümüzü kaybettiğimiz, sonra da bu kaybettiğimiz anlara üzüldüğümüz zamanlar oluyor.

Sayın Hasip Kaplan bir tepkiyle gitti aldı. Şimdi, Sayın Kaplan’ın bu davranışına böyle kalabalık bir grupla gidip, neredeyse onu linç edecek şekilde bir cevap vermek doğru mudur? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul) – Yalan söyleme, doğru konuş!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ayıp be! Ayıp, Grup Başkan Vekili konuşuyor, ayıp be!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şimdi, bakın, bakın, olmuyor arkadaşlar. Siz 336 milletvekiline sahip bir iktidar partisisiniz. Burada bir küçük grup ve onun bir milletvekili, Grup Başkan Vekili bir tepki gösteriyor. Bunu neden bu kadar büyütüyorsunuz? “Yahu! Sayın Kaplan, olmadı bu.” diyebilirsiniz. Birkaç arkadaşımızın gidip “Sayın Kaplan, bir saniye.” deyip ortalığı sakinleştirmeye çalışmak varken, Sayın Kaplan’a…

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Devamlı müdahale ediyor, devamlı!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – İnternet’te görüntüleri var, bakın doğru değil. Ben şimdi ortalığı germek için buraya çıkmadım. Ben ortalığı germek için buraya çıkmadım, ortam gerilmemeli, burada medeni bir şekilde, her türlü görüşmeyi yapabilmeliyiz.

Sayın Başkan ara verdi, içeride oturduk konuştuk. Sayın Kaplan’a yapılan bu hareketi doğru bulmuyorum ve kınıyorum, Sayın Kaplan, evet, yanlış yapmıştır ama ona gösterilen tepki olağanüstü ölçüde ölçüsüz olmuştur, yanlış olmuştur. Yani Sayın Başkan ara verdi, arkada bir çözüm bulmaya çalıştı kendisince. Biz çözüm olarak şunu söyledik: “Bu ortamda bu görüşmeye devam etmek doğru değil, gelin, bu görüşmeyi yarına bırakalım, yarına bırakalım.” (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Beğenmeyebilirsiniz, ben bir öneri yaptım.

Evet, laf atmayı bırakmış, gülümsüyorsunuz, bu daha iyi bir tepki, kutlarım sizi.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Benim gülümsemem…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hayır, bu güzel, bu güzel, ben bir olumlu gelişme olarak onu ifade ettim.

Yarına bırakalım, yarın istiyorsanız görüşme saatini 14.00’ten 12.00’ye alabiliriz çünkü gergin bir ortamda bir şeye ısrar etmek, onu devam ettirmeye çalışmak doğru değil. “Sabahın şerri akşamın hayrından iyidir.” diye güzel bir laf vardır yani bir şeyi sabaha bırakmak daha doğrudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, bir iki dakika daha alabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hayır, iktidar partisinden arkadaşlarımız, bunu yapamayız, bu bir taviz gibi algılanır anlayışında, tam cümleler böyle değil ama. Değerli arkadaşlar, 336 milletvekiline sahip bir iktidar partisi grubunun yani böyle bir yaklaşımı taviz mi olur? “Gelin.” dedim, “O zaman şu önergeyi bir daha beraber yazalım.” “Hayır.” “Peki, birkaç düzeltme yapalım. Örneğin ‘devam eden davalar’ diyorsunuz. Bu davalarla ilgili bir düzenleme yapalım. Tutuklu milletvekilleriyle ilgili, 24’üncü Dönemin tutuklu milletvekilleriyle ilgili bir sonraki bölümde bir önergemiz var -sanıyorum diğer muhalefet partileri de o önergeyi verdi, öyle tahmin ediyorum, yanıltıcı bir şey söylemeyeyim- böyle bir şey çözelim.” “Hayır.”

Şimdi, her şeye “hayır” diyen bir yaklaşım var. Bu çerçevede ben Sayın Başkanın odasından ayrıldım, bir uzlaşmayla çıkmadık. Yani devam ettirmek istiyor iktidar partisi grubu, elbette öyle karar almışsa alabilir ama biz özellikle bir tepki gösterirken planlanmış bir tepkiyi göstermiş değiliz. Grup olarak böyle bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Son cümlelerim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Hamzaçebi.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Teşekkür ederim, izninizi biraz fazla kullandım galiba, son cümlelerim.

Yani bir tepki planladık meselesi değil, doğal olarak böyle bir düzenlemeye grup olarak tepki gösteriyoruz, bunu da sizin anlayışla karşılamanız gerekir.

Yapılması gereken, bu öneriyi, bu önergeyi, bu maddeyi yarına bırakmak, yarından itibaren, yarın nasıl bir şekilde başlarız, siz bir yere gelir misiniz gelmez misiniz bilemiyorum ama, en azından daha sakin bir ortamda bunu bir daha baştan alarak tartışırız, konuşuruz ve o şekilde yasama dönemi kapanır.

Teşekkür ediyorum.

İyi akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Vural, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

 

13.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, görüşmelerin aceleye getirildiğine ve hukuka riayet etmek gerektiğine ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabiatıyla daha önce de konuştum aslında, “Adalet mülkün temelidir.” dediğimiz çok önemli bir konuyu, milletvekilleri olarak vicdanımıza, bilgimize göre bir değerlendirme yaparak burada bir karara varacağız, ama takdir edersiniz ki böylesine önemli bir konunun, Türkiye Cumhuriyeti devleti gibi gerçekten arkamızda büyük bir mücadele, şerefli bir tarih olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin gelenekleri itibarıyla bakıldığı zaman, böylesine önemli bir konuda devletimizin aklını kullanamıyoruz. Devletin kurumlarının bu konuda bilgileri elimizde değil, çünkü o süzgeçten geçmedi, Bakanlar Kurulu tasarısı olarak gelmedi buraya. Yani bir devletin, böylesine önemli bir konuda -bu kadar Adalet Bakanlığı, birçok bakanlıklar var, hepimizin vergileriyle, vatandaşlarımızın vergileriyle bunlar oluyor- elbette bir değerli milletvekilinin bir önerge verme hakkı vardır elbette, ama bir devleti yönetiyoruz, “Adalet mülkün temelidir.” diyoruz. Böylesine mülkün ve devletin temeli olan adaletle ilgili bir konuda, devletimizin Bakanlar Kurulunun bir tasarı getirememesi, bununla ilgili bir irade  beyan etmemesi ve bununla ilgili sadece milletvekillerinin bir teklifiyle bu konuyu getirmesi sağlıklı bir karar alma süreci değil arkadaşlar.

Yine, bakın, milletin temsilcisiyiz yani tarih boyunca var olmuş bir milletin temsilcileri bugün burada, milletvekilleri olarak bu iradeyi temsil ediyoruz. Partilerimizi bırakalım, şunları bırakalım, hepimizin söyleyecek şeyi var, söylediklerimizin hiçbirisine, birbirimize katılmayabiliriz ama biz bu milletin temsilcisiyiz. Onlar bu devleti yönetiyorlar, biz, bu milletin temsilcisiyiz.

Peki, böylesine önemli bir konuda görüş ve düşüncelerimizi nerede ifade edeceğiz? Komisyonda. Niye var komisyonlar? Yani bugüne kadar geldi, bundan sonra ne olur? Bir önerimiz vardı, çok makul çünkü yarın, devlet sırrı, torba yasa, sağlık, birçok konu var, devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, varsın yarın tatile gitmeyin, çarşamba da perşembe de… Ama inanın ki, bir saat adaletli yönetim için parmaklarımız kalkarsa, bizim yapacağımız birçok nafile ibadetin yerine geçer. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Onun için, elimizi vicdanımıza koyalım. Katkı sağlamak isteyenler yapsın. Ne lüzum var buna?

Farklı görüşlerim olacak benim, bunun tam manasıyla karşılamadığını söylüyorum, Cumhuriyet Halk Partisi gibi de düşünmüyoruz. Özel yetkili mahkemeler ile ihtisas mahkemeleri farklı. Türkiye'nin tehditlerle karşılaştığı bir ortamda, Türkiye Cumhuriyeti devletine birçok tehdidin olduğu bir ortam içerisinde bunlarla mücadele edecek etkili bir araca ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz ama karşılıyor mu karşılamıyor mu, yapıyor mu yapmıyor mu? Bizi buraya bunun için millet gönderdi, inanın bunun için gönderdi.

Değerli arkadaşlarım, sizin arkanızda, elbette bunu da saygıyla karşılıyorum, çoğunluk partisinin iradesi olan Hükûmet var elbette. Bu konuda sizin çok fazla katkı sağlamanıza gerek olmayabilir ama bizim arkamızda… Biz kendi bilgi kaynaklarımızla düşüneceğiz. Bakacağız, soracağız; ne oluyor, ne bitiyor. Elinizi vicdanınıza koyun. Nasıl yapacağız? Geldi önerge; hemen düşünün. Acaba ne getiriyor, ne götürüyor? Ona soruyoruz, buna soruyoruz, şunu yapıyoruz yanlış bir iş yapmayalım diye.

O bakımdan, muhalefetin bu konuda bir tutum oluşturması için zeminine saygı göstermek gerekiyor. Keşke öyle olsaydı, keşke yapabilsek. Ne var burada, iki gün gecikelim ya! Allah için iki gün gecikelim. Bugün burada, bu Parlamentoda fiilî durumlar yöntem olmamalı arkadaşlar.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Evet, doğru.

OKTAY VURAL (Devamla) – Sesim ve sözüm yüksek çıkabilir, eleştirilerim ağır olabilir ama Meclisi, fiilî durumlarla yönetilen bir Meclis koyarsak değerli arkadaşlarım, o zaman darbeci bir zihniyeti meşrulaştırmış olursunuz. Onun için herkes önce, iğneyi kendisine batırsın, herkes.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) – İğneyi batırın kendinize; sonra, bizim gruba ne diyecekseniz, o gruba ne diyecekseniz, o gruba ne diyecekseniz yapsın. Ben de batırayım. Değerli arkadaşlarım, gürültü çıkabilir, çıkmaz değil. Yöntemi var; sakin olmak lazım. Başkan beş dakika ara verir, olmadı bir daha ara verir, bir daha ara verir; hiç önemli değil değerli arkadaşlar. Alelacele bir şey yapmaktansa, acele işe şeytan karışır, rahmani tarafta olmakta fayda var değerli arkadaşlarım. Rahmani olmakta fayda var. Onun için böyle alelacele, gece yarısı korsan önergeler, bunlarla yapmak ancak “şeytanla bile görüşürüm.” diyen kılavuzlara yarar. (MHP sıralarından alkışlar)

O bakımdan, bence bu birtakım itirazlar, gürültüler, bunlar değerli arkadaşlarım, siz ne yapmak istiyorsanız… Zannederim buradaki her 1 milletvekilinin arkasında, AKP’nin arkasında 80-85 bin oy var ya da 70 bin filan, bizim milletvekillerimizin arkasında 120 bin oy var, her bir milletvekili olarak bakıldığı zaman. Herkes bir iradeyi temsil ediyor. Dolayısıyla bence, saygı gösterilmesi gereken millet iradesidir, çoğunluk iradesi elbette olabilir, ama saygı göstermeniz gereken milletin diğer tarafı da var milletvekilleri olarak.

Ben bu bakımdan, bazı engelleme çabaları yani kamuoyuna, elbette, değerli milletvekillerimiz, kendisini buraya getirenlere, elbette, duruşunu ifade etmek için, sözünü, bir tepkisini, bir şeyini dile getirecek. Bunu bu seviyede tutmakta fayda var, bu seviyede de görmekte fayda var ama bunu Meclisi çalışamaz hâle, bunu da Meclis çalışmalarının bir yöntemi hâline dönüştürmek bence doğru değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) – O bakımdan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak –Sayın Başkanım, kusura bakmayın ama- bu konuyla ilgili, biraz daha sabırlı olmak gerekiyor. İtirazlar olabilir ama bu Parlamentoda, açıkçası, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde, iktidarıyla muhalefetiyle Meclis Genel Kurulunda, hepimizin, hepimizi buraya getiren milletin sesini, iradesini dile getirmek durumundayız; herkesin de birbirine saygı göstermesi gerekir. Elbette çoğunluk iradesi, demokrasilerde çoğunluk iradesi diğerlerini yönetir, kuralı da budur ama hakka, hukuka riayet etmek lazım.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, gelin, hep beraber, birlikte bu konuyla ilgili değerlendirme yapamak için bir fırsat tanıyalım. Bununla ilgili bir irade beyanı inşallah olacaktır diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (Devamla) -  Sayın Başkanım, Sayın Mehmet Sağlam Bey de… Herhâlde hakem değişti galiba?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Değil, biraz rahatsız…

OKTAY VURAL (Devamla) – Evet, şekeri mi?

BAŞKAN - Uzun süre çalışmasından kaynaklandı.

Teşekkür ediyoruz, evet.

OKTAY VURAL (Devamla) -  Efendim, inşallah siz o kadar uzun süre çalışmazsınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, sağ olun.

Buyurun Sayın Akat.

14.- Batman Milletvekili Ayla Akat’ın, uzun süreli çalışmanın insan psikolojisi ve fizyolojisi üzerindeki etkisine ve yaşanan gelişmelerin Adalet ve Kalkınma Partisinin sorumluluğunda olduğuna ilişkin açıklaması

AYLA AKAT (Batman) – Evet, saat bire çeyrek var değerli arkadaşlar ve son dönemde herhâlde Meclisimizin çalışma takvimi gece yarısını aşıyor. Uzun zaman çalışmayıp son dönemde bir anda bütün yasaları getirme telaşı, kaygısı bu noktaya getiriyor Meclisi ve uzun süreli çalışma, tabii ki insan psikolojisi, fizyolojisi üzerinde de etki yapıyor.

Değerli milletvekilleri, mevcut görüşmüş olduğumuz yasa tasarısının getirilme zamanı ne kadar yanlışsa, son üzerinde tartışmış olduğumuz önergenin de getirilme şekli ve zamanı o kadar yanlış olmuştur. Biz bir yargı paketinden bahsediyoruz. Hemen hemen her siyasi partinin, kendi seçmenine vermiş olduğu vaatten kaynaklı, Türkiye'nin demokratikleşmesiyle ilgili yasalar eksenli bu yasa tasarısının kanunlaşması sürecinde olumlu katkılar sunma arzusu vardır. Ama öyle bir zamanda getirilmiştir ki, yasama döneminin son haftası, son günü ve biz bu yasa tasarısını oldukça gergin bir ortamda tartışmak durumunda kaldık. Her siyasi partinin sunmak istediği katkılar vardır. Dün burada sadece kelime değişikliklerinden ibaret CHP’nin önergeleri kabul edildi, bunun dışında muhalefetin herhangi bir önergesinin kabul edilme durumu da yok. Tabii, görüşmeler oldu, onlar sizin tarafınızdan, iktidar partisi tarafından getirilen önergelere yansır mı, bilemiyoruz ama sonuçta önemli bir yasayı tartıştığımız için Meclis bugün bu saatte bu çoğunlukla toplanıyor.

Diğer bir boyutu: Mevcut tasarı hakkında herkesin farklı düşüncesi var. Barış ve Demokrasi Partisi ilgili maddelerle ilgili bu kürsüye her çıktığında özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kalkması gerektiğinin altını çizdi. Ama bu mahkemeler kalkarken yerine ihdas edilenin “Gelen gideni aratır.” esprisi içerisinde olmaması gerektiğini de belirtti. Biz, mevcut teklifle ilgili bugün bilgi sahibi olduk. Her siyasi parti gibi biz de inceledik, araştırdık, belli yerlere gönderdik, belli sonuçlar almaya çalıştık ama kafamızda çok da soru işareti var. Sayın Grup Başkan Vekilimizin son anda söz hakkı istemesinin nedeni de budur. Kendini ifade edememiştir grup başkan vekilleri usul hakkında verilen süre dâhilinde. Üç dakikalık süre içerisinde, neden bu yasaya karşı çıkıldığı ve neden yönetime ilişkin eleştiriler noktasında o üç dakikanın yetersiz olduğu aktarılamamıştır ve gerginlik yaşanmıştır. Kişinin, buradaki herhangi bir milletvekilinin bir diğerini duymadığı bir ortamda biz önergeyi dinlemek durumunda kaldık. Onu bırakın, Sayın Başkan “Önergeleriniz hakkında konuşur musunuz?” sorusunu sordu. Grup Başkan Vekilimiz, evet, bir yanlış yapmış olabilir ama değerli arkadaşlar, daha büyük bir yanlış yapıldı ki bütün grup, AKP Grubu bizim Grup Başkan Vekiline saldırdı. Bundan daha büyük bir yanlış olamaz.

Ki, şu var arkadaşlar, şunu da belirtelim: AKP Grubunun 326 milletvekili olduğu bir gerçektir. Bizim de, Barış ve Demokrasi Partisinin de yüzde 10’luk seçim barajına rağmen, kılı kırk yararak 36 milletvekiliyle Parlamentoya geldiği de bir gerçektir. 1 tanesi gasbedilmiştir AKP Grubu tarafından; 35 milletvekiliyle buradayız, 1 milletvekilimiz de cezaevinde. 5 milletvekilimiz de cezaevinde ama 1’i düşürüldüğü için bu şekilde ifade ediyorum. Ki, biz “Bu Parlamentoda milletin iradesi tecelli edecek.” diyoruz. Son bir yıldır en sık tartıştığımız konu tutuklu milletvekilleri konusu. Bu konuyla ilgili düzenleme ve değerlendirmeler için ortak tartışma zemini bile yakalayamamışken bu yasa tasarısında bu kadar gergin bir ortam yaşandı ve sonuç olarak, bu gerginlikten sonra yapılan yorumlara baktığımızda, bizim grubumuza bakarak “Özel yetkilileri kaldırmayalım, bunlar bunu istiyorlar.” dendi. Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kimin için kurulduğunu ya da şu an hangi işlevi gördüğünü Sayın Vekilimiz ifade ettiler. Bugün itibarıyla istiklal mahkemelerinden daha kötü bir durumda olduğu bir gerçektir çünkü bugün, sadece hedefinde muhalefet eden Kürtler yoktur, bunun dışındaki tüm muhalefet odakları bu mahkemelerin hedefi durumundadırlar. Bu yönüyle bir gerçeklik payı vardır ama şunun da unutulmaması gerekir: Türkiye eğer bir yargı paketini tartışıyorsa bu yargı paketinin içerisinde de Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’yla ilgili, ki bunların içerisinde düşünce ve ifade suçları da var, bu kapsamda değerlendirilen, düzenlenen maddeler de var; bununla ilgili tartışmalarımızı bu kadar gergin bir ortamda yürütmemiz de mümkün değildir.

Bizler BDP Grubu olarak, bugün yaşanan, son bir saat içerisinde yaşanan gelişmelerden tabii ki hoşnut değiliz ama bunun sorumluluğunun da tabii ki iktidar partisi olarak AKP Grubunda olduğunu düşünüyoruz. Sizin Parlamentoyu yönetme şekliniz aslında ülkeyi yönetme şeklinizle eş değerdir. Muhalefet güçlerini susturarak, bastırarak, İç Tüzük’e dayanarak antidemokratik bir uygulamayla istediğiniz düzenlemeyi getirme politikanız esasında ülkeyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT (Devamla) - …yönetme politikanızla da eş değerdir.

Ama şunu söyleyerek bitirmek istiyorum: Muhalefetin olmadığı rejimlerin adı demokrasi değildir, muhalefetin olmadığı rejimlerin adı diktatörlüktür ve bu ülkede bir diktatörlük yaşanmaması için biz en radikal muhalefetin içerisinde olacağız, en radikal demokrasi mücadelesini vereceğiz.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Canikli, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

15.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, muhalefetin eleştirilerini ve tepkilerini anlayışla karşıladıklarına ancak bunun İç Tüzük kurallarıyla sınırlı kalması gerektiğine ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şunu bütün samimiyetimle öncelikle ifade etmek istiyorum: İşin iktidarı ve muhalefeti sistemin bir bütünü, iktidarın görevleri ve sorumlulukları var, belki muhalefetin daha fazla görev ve sorumlulukları var. Biraz önce arkadaşlarımız da ifade etti, bunlara ben de katılıyorum yani muhalefet eleştirecek, muhalefet konuşacak, muhalefet sert eleştirecek, muhalefet bardağın boş tarafını görecek, buna hiçbir itirazımız olamaz. Elbette zaman zaman laf atmalar olabiliyor maalesef, yani bu eskiden beri bir yöntem hâline gelmiş, her zaman yani geçmiş dönemde de bugün iktidarıyla muhalefetiyle bunlar olabiliyor ve biz buna sabredeceğiz iktidar grubu olarak, buna dayanacağız, bu sert muhalefete, sert eleştiriye dayanacağız, ona hiçbir itirazımız olamaz. Zaman zaman gerginlik ortamının da etkisiyle sesimiz yükselebiliyor yani bu olabiliyor. Bu, gerçeği değiştirmiyor ama, bu, gerçeğin hayata geçirilmesi gerçeğini kesinlikle değiştirmez. Biz buna yürekten inanıyoruz, bundan yana problemimiz yok. Hakikaten sürekli olarak akşama kadar biz dinliyoruz, eleştiri dinliyoruz, dinleyeceğiz elbette yani muhalefet de konuşacak, eleştirecek, görevini yapacak, biz de onu dinliyoruz, sabırla dinliyoruz. Buradaki sorun o değil arkadaşlar, buradaki sorun şu: Elbette İç Tüzük’ün verdiği birtakım imkânlar var yani engelleme, geciktirme; bunların hepsi doğaldır, hepsi de hukukidir, İç Tüzük’teki sınırları çizilen kurallara elbette uymak kaydıyla.

Şimdi, yine bu çerçevede hatta bunun ötesinde de yani arkadaşlarımızın talepleri olursa, İç Tüzük’te belirlenen kuralların ötesinde söz, konuşma hatta belki biraz daha, işte biraz önce ortaya çıktığı gibi yani gürültü olarak bir tepkinin ortaya konulması, belli noktaya kadar bunlar da doğaldır. Tamam, hoşumuza gitmeyebilir, biz de eleştirebiliriz ama sonuçta, bunlar da anlayışla karşılanabilir, karşılanması da gerekir. En çok anlayışla karşılaması gereken grup da AK PARTİ Grubudur ama sıkıntı burada o değil; sıkıntı burada, bunun, Meclisin çalışma yöntemini belirleme şekline dönüştürülmemesi gerekiyor. Ya, açıkça şunu söylemeye çalışıyorum: Bu yöntem kullanılarak Meclisin çalışmasına ara verilir, Meclis tatil edilir ya da istenmeyen o konu, o önerge, o maddenin görüşülmesi bu şekilde engellenirse ya da engellenmek istenirse sıkıntı odur. O zaman, bu yöntem Meclisin çalışma biçimini belirlemiş, yönlendirmiş olur. Bunu sanıyorum siz de kabul etmezsiniz, hiç kimse kabul etmez.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – “İç Tüzük’e göre uygun.” diyorsunuz, sonra niye “Vurmayın.” diyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, tamam, olabiliyor, kapaklara da vurulabiliyor; vurulmaması iyidir ama vurulabiliyor ama dediğim gibi, tepkinin karşı tarafta algılamasını sağlayana kadar, tepkinin şiddetini göstermesi bakımından bununla sınırlı olmak üzere, tamam, olabilir ama eğer Meclisi çalıştırmamak noktasında bir araç olarak eğer kullanma şeklinde bir irade ortaya veya uygulama ortaya çıkarsa, o, sanıyorum hiç birimizin isteyeceği bir durum değildir; biz ona karşı çıkıyoruz ve o noktada da zaten ben inanıyorum ki yeteri kadar da ortaya konuldu en sert şekilde, en şiddetli şekilde hem konuşmalarla hem ifadelerle bulundukları yerden arkadaşlar… Yoksa o konuşmaların hiçbirisinde İç Tüzük onları öngörmüyor aslında. Ha, verilmesi gerekir, bir şey demiyorum ama İç Tüzük’ün kuralları açısından bakıldığında, arkadaşlarımız, grup başkan vekillerimiz ve hepimiz için geçerli, bunlar da dâhil olmak üzere ama bunlar önemli, gerekir, o işin başka bir boyutu ama yani şunu söylemeye çalışıyorum: Yeteri kadar zaten verilmeye çalışılıyor. Ha, şu talep edilseydi bizim en ufak bir itirazımız olamazdı: Gelin, burada bunu bir saat daha konuşalım. Yani aşağı yukarı üç saattir konuşuyoruz zaten. Yanlış bilmiyorsam aşağı yukarı üç saattir bu konuyu konuşuyoruz. O çerçevede arkadaşlarımız içeriğini, kanaatlerini paylaşmak isteyebilirlerdi. Ona hiçbir itirazımız olamazdı bizim. Ama biraz önce altını çizerek vurgulamaya çalıştığım gibi, bu yöntemle… Hatta arkadaşlara içeride ben şunu da söyledim: Diyelim ki Meclisi biz bugün tatil etme kararı -normal şartlar altında- almış olsaydık, bu olay nedeniyle bile bundan vazgeçmemiz gerekirdi. Ya, neden? Aksi hâlde, bu yöntem Meclisin çalışma biçimine yön veren, yöneten, yönlendiren ve bundan sonrası için de örnek olacak şekilde hayata geçirilebilecek yanlış bir uygulama olurdu. O yüzden, çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam etmemiz gerekiyor.

Ha şunu da söyleyeyim, biraz önce Sayın Vural da ifade etti, içeride de söyledim: Görüşmelerimiz normal seyrinde devam eder. Bu kanunun tüm maddeleri görüşülene kadar, biraz önce tartışma konusu olan önergedeki içeriği biz her zaman konuşabiliriz, tartışabiliriz, gruplar arasında konuşabiliriz ve bu konuda eğer bir tadilat gereği olursa, mutabakatla bir tadilat gereği ortaya çıkarsa tekriri müzakere de yaparız. Bu mümkündür ve buradan bunu da söylüyorum ben. Buna bir engel yok yani komisyonun çekilme talebi de dâhil olmak üzere. Yani o zaman veya ara vermek de dâhil olmak üzere o değerlendirmede, biraz önce söylediğim nedenle, söylediğim çerçevede kesinlikle doğru bulmuyoruz çünkü o zaman, olağan dışı yöntemlerin Meclisi yönlendirmesi, Meclis çalışmalarını yönlendirmesi gibi bir durum ortaya çıkar ki bunu hiçbirimiz kabul edemeyiz, etmememiz gerekir. Ama bu çerçevede mümkündür, buradan da söylüyorum. Yani bunu konuşalım, edelim bu görüşmeler devam etsin, yürüsün. O görüşmeler sırasında da geriye dönerek, tekrar, eğer o konuda bir mutabakat ortaya çıkarsa… Nitekim, bir arkadaşımızın söylediği bir husus vardı, “Aslında Anayasa’da hüküm var ama o Anayasa’daki hükmü aynen buraya da dercedelim.” şeklinde. Yani bunu da konuşabiliriz, ben de konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Konuşuruz aramızda ama bu, görüşmelerin yürümesine engel teşkil etmez. Bu, görüşmelere ara verilmesini gerektirmez. Bu, tasarının veya önerinin ya da bu maddenin komisyona çekilmesini gerektirmez.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Seninle neyi sohbet edeceğiz Sayın Canikli?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Yani içeriğine fazla girmek istemiyorum, zamanı da çok fazla almak istemiyorum ama biz tepkileri toleransla karşılamayı kabul ediyoruz ve o şekilde…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Komisyona gönderin. Tartışılsın Komisyonda.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani tartışmalar, seslerin yükselmiş olması bu gerçeği değiştirmez. AK PARTİ Grubu bunu bu şekilde karşılamak zorundadır zaten, bunun farkındayız biz. Ama yöntem olmamalı, esası etkilememeli ve yönlendirmemeli, esas olmamalı; esas İç Tüzük olmalı, İç Tüzük’teki kurallar olmalı. Ona riayet etmemiz gerekiyor, ona uymamız gerekiyor.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Susmamızı istiyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu çerçevede, elbette muhalefetin her türlü önerisine, eleştirisine, katkısına… Yani, bazen arkadaşlarımızın birazcık haksızlık yaptığını düşünüyorum. Çünkü biz hakikaten bu görüşmelerde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …muhalefete mensup arkadaşlarımızın önergelerini de birçok kereler kabul ediyoruz. Hatta, bazı kanunlarda birlikte karar veriyoruz, birlikte… Yani belki arzulanan seviyede sizin açınızdan olmayabilir, tamam, yani. Ama sonuç itibarıyla arkadaşlar sizin kanaatleriniz, düşünceleriniz var; bizim kanaatlerimiz, düşüncelerimiz var. Bunlar uyuşmadığı zaman ve bir yol da, ortak bir nokta da bulunamadığı zaman sisteme kilit vuramayız değil mi? Sistem yürüyecek, devam edecek. Görüşmeler de devam edecek, Meclis de çalışmalarına devam edecek.

SIRRI SAKIK (Muş) – Peki, bir gruba saldırmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Temennimiz, arzumuz, bütün bu, mümkünse, uzlaşmanın sağlanması, bir noktaya gelinmesi. Hepimiz bulunduğumuz yerden adım atalım ama bu her zaman olmayabilir, olmayabiliyor, doğaldır. Yani farklı siyasi partileriz,  farklı görüşlerimiz var. O nedenle milletin karşısına o şekilde çıkıyoruz zaten, farklılıklarımız nedeniyle çıkıyoruz. Dolayısıyla yani bunları da doğal karşılamak lazım ama bu farklı görüşlerin olması sistemi tıkamamalı. Bizim beklentimiz, bizim istirhamımız odur.

Bu çerçevede yürütülmesinin çok daha sağlıklı olacağını ve hukuki olacağını ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

74’üncü madde üzerindeki aynı mahiyetteki üç önergeyi tekrar okutup işleme alacağım…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, usul hakkında bir şey söylemek istiyorum.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına…”

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, lütfen…

“… 278 sıra sayılı yasa tasarısının 74’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.”

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, bir saniye…

              “Ali İhsan Köktürk                                Turgut Dibek

                   Zonguldak                                         Kırklareli”

BAŞKAN – Grup başkan vekillerine söz verdim Sayın Batum.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, bir saniye…

           “Dilek Akagün Yılmaz                            Mahmut Tanal                                  Ali Rıza Öztürk

                        Uşak                                               İstanbul                                             Mersin

                 Ahmet Toptaş

               Afyonkarahisar”

Diğer önerge sahipleri:

                    Faruk Bal                                        Oktay Vural                                    Muharrem Varlı

                       Konya                                                İzmir                                                Adana

                           

 

 

               Nevzat Korkmaz                                     Alim Işık                                             Ali Öz

                      Isparta                                             Kütahya                                             Mersin

Diğer önerge sahipleri:

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Ayla Akat

                       Şırnak                                                Iğdır                                               Batman

                    Erol Dora                                       Murat Bozlak                                      Sırrı Sakık

                      Mardin                                              Adana                                                 Muş

                     Adil Kurt                                     Sebahat Tuncel

                      Hakkâri                                            İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkan.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, usul hakkında istedik.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Batum. Önerge işlemini başlattım ama lütfen…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Ama bir dakika…

BAŞKAN - Önerge işlemi bitsin söz vereceğim.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Önerge üstünde söz istemiyorum Sayın Başkan, sadece usul hakkında.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Usul tartışmaları yapıldı efendim.

BAŞKAN – Anladım Sayın Batum da, böyle bir usulümüz yok ki ama. Sayın grup başkan vekillerine -içerde konuşuldu, beşer dakika- sekizer dakika söz verdim efendim.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Ne kadar da güzel söyledin.

Sayın Başkanım, üç tane grup başkan vekili… Lütfen, yapmayın.

BAŞKAN – Evet…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Üç tane grup başkan vekili son derece açık olarak, son saniyede getirilen bu derece uzun ve bir yasanın anlamını veya içeriğini tamamıyla değiştiren bir önergenin Komisyonda görüşülemeden getirilemeyeceğini söylediler. Son derece haklılar. Anayasa’da ve İç Tüzük’teki hükümler…

BAŞKAN – Sayın Batum, yirmi dakikadan bu tarafa bunu konuşuyoruz. Lütfen ama…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Bir dakika…

Buradaki çoğunluk baskıcı diye, buradaki çoğunluk azınlığın sesini bir hiçe sayıyor diye, biz en temel hakkımızdan…

BAŞKAN – İç Tüzük gereği işletiyoruz efendim. Ne yapmam gerekir, yol gösterin efendim.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Şunu yapmanız gerekir: Üç tane grup başkan vekili bunun Komisyonda görüşülmesi gerektiğini söylüyorlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Beş grup başkan vekili de burada görüşülsün diyor efendim.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Bir grup başkan vekili de çıkıp hiçbir anlam ifade etmeyen, “gelin sohbet edelim, kahve içelim, bu arada görüşelim” türünde anlamsız şeyler söylüyor.

Çok kusura bakmasınlar ama biz neden grup başkan vekiliyle kahve içelim, oturalım? Biz burada bu yasanın Komisyonda görüşülmesini istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim. Sözler tutanaklara geçmiştir efendim. Teşekkür ediyorum.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Böyle devam ettirmek bunu anlamsız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu efendim?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

(CHP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, böyle bir şey olabilir mi yani!

BAŞKAN - Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tuncel.

Sayın milletvekilleri, lütfen…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Demokrasi bir tahammül kültürünü beraberinde getirir. Dolayısıyla ortak çalışma, kolektif çalışmayı da gerektirir. Ne yazık ki bu ülkede çok demokratik bir ortam olmadığı için, biz bu kürsüde çoğu zaman bunu ifade ettik. Bütün tutanaklara baktığınızda, en azından yüz defa, belki de bin defa bu kürsüde şu ifade edildi: “Demokratik bir şekilde bu Meclis yönetilmiyor.” Demokratik bir şekilde yönetilmediği için de sorunlara ve krizlere neden oluyor.

Öncelikle bu kadar önemli bir yasa dediğimiz, Türkiye’de kamuoyunun beklediği, beklentiye uğradığı bir yasayı böyle alelacele getirmek -biraz önce milletvekilimiz Sayın Ayla Akat da söyledi- bu kadar alelacele getirme ve üzerinde tartışma zemini bile yaratmamanın kendisi problemli bir şey. Biz, Türkiye’nin geleceğini etkileyen bir yasa çıkaracaksak o zaman ona göre bir yasa çıkartacağız, bunu tartışacağız.

Şimdi, AKP’li Grup Başkan Vekilimiz kalkmış, burada diyor ki: “Biz de tartışılmasını istiyoruz. Aslında önemsiyoruz.” Madem tartışılmasını istiyorsunuz, önemsiyorsunuz bunun olanaklarını yaratırsınız. Şimdi, biraz önce burada yaşanan bir şey despotik bir yönetimdir. Özellikle Meclis Başkanı arkadaşımızın yaklaşımı kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Şimdi, bunu kimse sorgulamadı, mesele BDP’lilere yönelik bir yaklaşım olduğu için kimse de ses çıkarmadı. Burada yapılan bir uygulama kınama gerektirir ya da bunu bir tartışma gerektirir. Bu olmadığı sürece burada adalet de olmayacaktır. Şimdi, benzer durumları biz hiç tartışmadan sorun yokmuş gibi değerlendirmek bir problem.

İkincisi, sayın milletvekilleri, Sayın Bakan; yani bu mesele… Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını biz talep ediyoruz. Diyoruz ki: Bu özel yetkili mahkemeler kaldırılsın. Ama siz özel yetkili mahkemeleri kaldırmıyorsunuz zaten, yeni özel yetkili mahkemeler kuruyorsunuz. Bunu tartışalım. Bunu tartışmanın şeyi ne? Meclis Başkanı aynı zamanda bunu tartışma zemini bırakmadan konuşmaya devam ediyor. Yani bu nasıl bir yaklaşımdır? Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yani sayın milletvekilleri, adalet hepimize gereklidir, demokrasi de hepimize gereklidir. Biz daha çok çalışacağız bu Mecliste. Bir yıl bitti daha. Şimdi, bir yandan yeni Anayasa tartışmaları yaptığımızı düşünüyoruz. İşte orada bir grup çalışıyor, ne yapacak belli değil. Yeni Anayasa’da sözde Türkiye’yi demokratikleştireceğiz, Türkiye’nin temel sorunlarını çözeceğiz, Kürt sorununu çözeceğiz, bu noktada Türkiye’yi ileri demokrasiye taşıyacağız diyoruz ama bir yandan da buradan başka şeyin kavgalarını yapıyoruz. Buradaki kavganın özü aslında yeni Anayasa falan yapmak değil. AKP tam da burada kendi yeni Anayasa’sını yapıyor. Kavganın nedeni de bu. Bu kadar hırgür çıkarmanın nedeni de bu. Çünkü biz “Yeni bir Anayasa yapıyor.” tartışması yürütsek, bu kadar, gece yarılarına kadar, hatta sabahlara kadar çalışıp yasa çıkarmayız, bekleriz. Hele bu Anayasa’ya göre uyumlu şeyler yapacağız ama böyle yapmıyoruz, sabaha kadar çalışıyoruz, buradan yasalar çıkartıyoruz, özel yetkili mahkemeler şunlar, bunlar. Şimdi, bu kabul edilebilir bir nokta değil. Diğeri, tamam, çıkartalım, hani, çok çalışkansınız, bu halka çok hizmet edeceksiniz, onu da anlayalım ama öyle bir şey yok. O zaman, demokratik teamülleri geliştirin, birlikte bu meseleyi geliştirelim; bir gün kalsın, bir gün tartışalım gerçekten. İlla bu kadar gergin bir ortamda da tartışmaya gerek yok. Biz -diyelim ki grup başkan vekilleri başka zamanlarda bir araya geliyor- Adalet Bakanlığı bir toplantı düzenlesin, bu meseleyi tartışıp, gerçekten Türkiye'nin yararına nasıl bir şey olacağını gösterelim.

Şimdi bunların hiçbiri yapılmadan burada zorla bu işi çıkarmaya çalışmanın kendisi Türkiye'nin ileri demokrasisini gösteriyor, AKP’nin ileri demokrasisini gösteriyor. Biz ileri demokrasiden şimdiye kadar hiçbir şey görmedik. “İleri demokrasi” denildi, “KCK” adı altında siyasi soykırım operasyonları yapıldı; “ileri demokrasi” denildi, HES mücadelesi verenler zindanlara gönderildi; “ileri demokrasi” deniliyor, Türkiye'de emekçiler tutuklanıyor. Daha geçenlerde 28 tane kamu emekçisi arkadaşımız tutuklandı. Niye? Sadece Kürt oldukları için bu ülkede, emek mücadelesi verdikleri için, 4+4’e karşı çıktıkları için. Bu nasıl bir demokrasi? Eğer siz düşüncelerinizi söyleyemiyorsanız, farklı şey yapamıyorsanız nasıl bir demokratik ortamdan bahsedebileceksiniz?

İleri demokrasinin bir örneğini de bu gece gördük. Yani grup başkan vekilleri bu meseleyi bu noktaya gelmeden de çözebilirlerdi. Sadece, benim şey yaptığım, Meclis Başkanı daha etkin yönetebilir. Grup başkan vekilleri ya da siyasi partiler bunun muhalefetini yapabilir. Kriz çözmek bir yönetim sanatıdır. Doğru yönetirseniz iyi sonuçlar çıkartırsınız, doğru yönetmezseniz kargaşa ve kaos çıkarırsınız. Bugün yaşanan şeylerden birisi budur. Herkes de, kendisi, bu noktada bu kaosta bir şekilde rol sahibi olmuştur diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Vural, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette bir önerge verdik ama bugün açıkçası verdiğimiz önerge üzerinde konuşmayacağımız açık çünkü, maalesef, AKP’nin getirdiği önerge müzakere edilemeyeceği için -bu önergeler münasebetiyle- sizin biraz sonra görüşülecek önergeniz üzerinde konuşma ihtiyacı içerisindeyim.

Aslında, bugün konuştuğumuz konu nedir biliyor musunuz? Yani sizin “değişiklik” olarak öne sürdüğünüz ya da şikâyet ettiğiniz ya da ana muhalefet partisinin şikâyet ettiği konu, aslında, 2004 yılında Türk Ceza Kanunu’nda yer alan hükümlerle ilgili. 2004 yılında, hatırlarsanız Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplantıya çağıran sizlerdiniz, “Bir an önce bunları geçirmemiz gerekir.” diyen sizlersiniz ama o günden bugüne kadar bu uygulamalar öyle bir noktaya geldi ki Sayın Cumhurbaşkanının bile şikâyet ettiği, Başbakanın şikâyet ettiği, hatta, ana muhalefet partisinin bile şikâyet ettiği bir konu hâline dönüştü. Dolayısıyla, 2004 yılında alelacele Avrupa Birliğinin isteği ve arzusu uğruna Türkiye Büyük Millet Meclisini Verheugen’in isteği üzerine toplantıya çağıran da sizdiniz, hatırlayın; “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Ceza Kanunu’nu geçirmelidir, olağanüstü toplantı yapılmalıdır.” diyerek “Aman ha, Avrupa Birliği yolunda kazaya uğramayalım…” Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Ekimde kendiliğinden toplanacakken sizler bir araya geldiniz, Verheugen’in bu talebini yerine getirmek için olağanüstü toplantıya çağırdınız. İşte, o olağanüstü toplantıyla ilgili geçirdiğiniz Türk Ceza Kanunu bugün şu ya da bu şekilde hem iktidar partisi, Başbakan hem ana muhalefet partisi tarafından şikâyet edilen bir kanun hâline geldi. İşte, böyle bakıldığı zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasamasını, buradaki müzakereleri, başka yerlerin -içeriden ya da dışarıdan- günlük, kısa vadeli talepleriyle yönetilen bir Meclis olmaması aslında bütün bu çalışmaların bir ürünü. Bu önerge de öyle aslında. Bu önergede bunlarla ilgili elbette konuştuk, sizlerle bunları paylaştım.

Şimdi, herkes elini vicdanına koysun. Bu süreç içerisinde uygulamadan rahatsızlık duyduğunuz açık. Peki, bu rahatsızlığı doğuran bir neticenin vebali yok mudur? Vebali var. Ne yaparsanız yapın bunun bir vebali var. Bu önerge de geldi. Bu vebali bir bakıma ortadan kaldırmak için getiriyorsunuz, kaldıracak mı, kaldırmayacak mı bilmiyoruz. Ana muhalefet partisi de bu eksende bugüne kadar çıkan uygulamaların vebaliyle ilgili “Ya, böyle olmaz.” diye ifadelerde bulunuyor. Ama acaba, bir an için, bu gecenin bu vaktinde parmaklarla kalkacak bu önergeye verdiğiniz oylar, bundan sonraki uygulamalar itibarıyla bu vebali ya da adaletli bir kanun yapma sürecini ya da kanunu gerçekleştirecek mi, gerçekleştirmeyecek mi? Bu bakımdan ben, AKP’nin önergesi çerçevesinde meseleye bakıldığı zaman burada şunu görüyorum: Eşitlik ilkesi ortadan kayboluyor.

Değerli arkadaşlarım, bu getirdiğiniz önergeyle, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’la ilgili bütün yürütmenin hepsinin devam ettirilmesini istiyorsunuz ama Yaşar Büyükanıt’ı bundan arındırıyorsunuz. Niye? Dolmabahçe’deki sır görüşmelerden dolayı mı? Niye? Niye iki farklı yüküm? Niye? Niye? Dolayısıyla, böyle bakıldığı zaman, getirdiğiniz zırhın amaç ve hedefi “başkan ve adamları” gibi bir yaklaşımla yapılan uygulamaların karşısında bir dokunulmazlık zırhı oluşturmaktır. Bunlarla ilgili bakıldığı zaman CMK’nın 250, 251, 252’sini kaldırmıyorsunuz, zımni bir kaldırma söz konusu ama değerli arkadaşlarım, bu maddelerin kaldırıldığından bahsediyorsunuz ama kaldırılmış bir madde olmadığı için bu da önemli bir boşluk doğuracak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurun sürenizi uzatıyorum ama açıklamasını da yapma gereği hissediyorum: Sadece bu maddeyle ilgili.

Buyurun.

OKTAY VURAL (Devamla) – Teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunlarla ilgili bakıldığı zaman, Sayın Cumhurbaşkanı şikâyet etti, İzmir meselesiyle ilgili hususlar aynen devam ediyor mesela. Çözümleniyor mu? Çözümlenmiyor. Şike, diğerleri çözümlenmiyor.

Bir de, değerli arkadaşlarım, çok önemli bir hüküm var, TCK 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316’ncı maddelerle ilgili hususlar, görev sırasında da görevinden dolayı işlenmiş olsa bile savcılarla doğrudan doğruya takibata tabi. Peki, kim takibata tabi değil? MİT 26’ncı maddedeki hükmü saklıdır. Kim bunlar? Belli bir görevi ifa etmek üzere görevlendirilen kamu görevlilerine başbakan talimat vermişse bunlarla ilgili izin olacak. Milletvekilleriyle ilgili yapabilirler mi? Bir yoruma göre yapabilirler ama MİT’le ilgili yapamazlar.

Değerli arkadaşlarım, nedir bu suçlar? 302’nci madde, okuyorum: “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak.” Soruyorum: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti devletinde kanunla görev yapan kamu görevlilerinin görevi midir? Bununla ilgili zırh getiriyorsunuz. 309’uncu madde: “Anayasayı ihlâl”, 311… “Cumhurbaşkanına suikast”, “Yasama organına karşı suç”, “Hükûmete karşı suç”, 313: “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı eylem.”

Değerli arkadaşlarım, bunlarla ilgili Başbakan birilerine talimat verirse, bunlarla ilgili, görev verdikleriyle ilgili yargı için izin alması gerekiyor. Bu nasıl olabilir ya? Nasıl olabilir?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Hayır, öyle bir şey yok.

OKTAY VURAL (Devamla) – İşte burada… İşte burada, Türk Ceza Kanunu’nun 302, 309… “Suçlar hakkında, görev sırasında görevinden dolayı işlenmiş olsa bile cumhuriyet savcılarına doğrudan soruşturma açılır. Ancak Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26’ncı maddesi hükmü saklıdır.” diyor Değerli Arkadaşım. Niye? Böyle bir görev mi verildi ya? Cumhurbaşkanına suikastla ilgili bir görev verildiği zaman MİT’in Kanunu’nda Başbakandan izin almak lazım. Bu bile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına bir yüktür ya, bunların üstü örtülür. Bu tür iddiaların soruşturulması gerektiği gayet açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Vural, lütfen…

Buyurun.

OKTAY VURAL (Devamla) – Onun için, bununla ilgili söyleyecek çok şey var. Ama şunu ifade etmek istiyorum ki, bugün geldiğimiz bu noktada, Sayın Başbakan “ÖYM’ler kaldırılmalı”; Sayın Bülent Arınç “Olur mu canım, bizim öyle bir irademiz yok.”; Bekir Bozdağ “Hukuk devletinde olmaz.”; Sayın Sadullah Ergin “Olur mu canım, ÖYM’ler devam etmeli.” Karmakarışık bir Hükûmet. Bu karmakarışık Hükûmetin iradesi yok burada. Bakanlar Kurulu üyelerinin hükmi şahsiyetinin iradesi yok. İşte, biz, onun için bu düzenlemeyle ilgili endişelerimizi belirtiyoruz. Bu düzenlemeyle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Türkiye’nin karşılaştığı tehditlerle ilgili ihtisas mahkemelerinin olması gerektiğini, mevcut yürüyen davalarla ilgili yetki aşımı, görevin kötüye kullanılmasındaki hususların giderilmesi, uzun süren tutuklulukların sona erdirilmesi, uzun süren davaların bir an önce bitirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama bunlarla ilgili de, bu getirdiğiniz maddede bunlarla ilgili hiçbir ilerleme olmadığını da görüyoruz; yine yargılamalar uzayacak, yine tutuklu yargılamalar uzayacak, adaletin dağılması, dağıtılması gecikecek. Bu konuyla bakıldığı zaman, bu eksende adaletin hızlanması açısından, bir an önce tecelli etmesi açısından da mevcut davalara da herhangi bir katkı sağlamadığını görüyoruz.

Bu yönleriyle eleştirilerimiz vardır. Keşke bunları da düzeltecek adımlar atılsaydı, keşke bütün bunlarla ilgili görüşlerimizi sadece bir Grup Başkan Vekili olarak ya da Sayın Başkanın müsamahasına sığınarak üç beş dakika içerisinde ifade etmek zorunda kalmasaydık. Bunun için bu kadar zorlamaktan bile teeddüp ediyorum, gerçekten. Bunu konuştuk, sanki çözeceğiz diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKTAY VURAL (Devamla) – Mesele burada konuşmak, sadece tutanağa girsin, laf olsun beri gelsin diye tutanağa girmek açısından olacak.

Bir müzakere sürecinin olmasını isterdik ama netice itibarıyla Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biraz sonra AKP’nin getireceği bu öneri konusunda düşüncelerimizi bu vesileyle ifade ettim.

Sayın Başkan, çok teşekkür ederim müsamahanıza. Saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, önerge üzerinde üçüncü söz sahibi Emine Ülker Tarhan, Ankara Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Değerli milletvekilleri, Türkiye günlerdir özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını bekliyor çünkü birileri böyle bir ilan vermişti, demişti ki: “Özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız.” Ancak, bugün anlıyoruz ki, anladık ki birkaç saat önce gelen bilgi üzerine, uzun tartışma ve pazarlıklardan sonra milletvekilleri, seçilmişler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve bunları düşman ilan edip susturmaya, başka kadrolarla devam etmeye ve bir çifte özel yetkili yargı düzeni oluşturmaya karar verdiğinizi anlamış bulunuyoruz. Bunu yapmaya karar vermişsiniz ve bizden şunu istiyorsunuz: Ağır, ileri faşizmi getirmeye çalıştığınız, bu yöntemle getirmeye çalıştığınız bu ülkede, ana muhalefet partisi milletvekillerinin bu kadar kısa sürede bu yasayı görüşmenize ve üzerine bizim soğuk su içmemize ve sizlerle oturup çay kahve içmemizi istediğinizi görüyorum yani inanamıyorum, gerçekten inanamıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bu kadar ağır bir faşizmi önümüze getiriyorsunuz… Biz faşizmden ayrıca korkmayız, asla korkmayız çünkü nerede olduğunu biliriz faşizmin; faşizmin nerede olduğunu, bizi nasıl yönetmeye çalıştığını biliriz ancak halkı siz yargı eliyle faşizmle kuşatırsanız biraz soluksuz bırakırsınız, onun endişesini taşırız. Ayrıca biz okumadan hiçbir şeyi imzalamayız. Görüyorum ki, bu hazırladığınız metinde hiçbir şeyi okumadan imzalamışsınız.

Değerli milletvekilleri, siz özel yetkili mahkemelere, elde kalan davaları onlara teslim etmeyi düşünüyorsunuz, yeni usul hükümlerinin onlara uygulanmaması gerektiğini söylüyorsunuz. Aranızda hiç mi hukukçu yok? Zannediyorum ki yok çünkü bu ağır ceza mahkemelerindeki zaman aşımı süresinin otuz yıl olduğunun bile farkında değilsiniz. Bir davanın otuz yıl 4 yargıcın eline verileceğinin farkında değil misiniz? Utanç duyuyorum, nasıl bunun farkında olmazsınız? 4 yargıcı siz otuz sene bir dosyanın başına oturtacaksınız ve o davanın bitmesini bekleyeceksiniz, öyle mi ve Türk halkının buna inanmasını bekleyeceksiniz?

Bakın, büyük Türk hukukçusu Bekir Bozdağ’ın söylediklerinin mefhumu muhalifinden de artık (CHP sıralarından alkışlar) polis devletiyle bu ülkeyi yönetme kararlılığını gösterdiğiniz anlaşıldı, bu açık. Hani hukuk devletlerinde özel yetkililere yer yoktu Sayın Bakan? Hani yoktu, öyle söylemiştiniz, hani güvenmiyor ve demokrasiye aykırı buluyordunuz? Belli ki bir gecede fikir değiştirdiniz çünkü günlerdir bunu konuşuyordunuz. Korkudan tir tir titrediğiniz bir yapıya, bu yapıya halkımızı teslim ettiniz. Kendinize yakın yeni bir kadro ile iktidara sınırsız bir dokunulmazlık getirmeye karar verdiniz ve bunu yangından mal kaçırır gibi, parça başı iş çıkartır gibi birkaç saat içinde yapmaya çalışıyorsunuz, buna müsaade etmeyiz, izin vermeyiz. (CHP sıralarından alkışlar) Çarpık sisteminizi devletle, siz devletle özdeşleştirebilirsiniz, kendi düşmanlarınızı dış mihrak ya da hain ilan edebilirsiniz ve yeni ulusal güvenlik stratejinize göre, bu düşmanların sivil toplum örgütleri, gazeteciler, gençler olduğunu ilan edip, bir savaş hukuku uygulamayı tercih edebilirsiniz. Böylece cezaevini doldurur, binlerce kişiye ağır cezalar da verebilirsiniz. Onun için durmadan ne yaparsınız biliyor musunuz? Demir coplar alırsınız, hiç durmadan. Kitaplar almak yerine demir coplar alırsınız, öğretmen almak yerine binlerce polis doldurursunuz kadrolara ve güvenlik sorununu nedense gene de bir türlü çözemezsiniz, çünkü… Bir de biber gazı alırsınız, en son biber gazı almaya da karar vermişsiniz.

Neden çok korkuyorsunuz, onu da anlatmak istiyorum. Gerçekten çok korkuyorsunuz, onun için kendinizi tahkim etmeye çalışıyorsunuz. Çünkü dünyayı her gün biraz daha yakından tanıyan gençlerle dolu bu ülke. Çoğu işsiz, çoğu yoksul ve gelecekten umutsuz. Her itirazı azarlanan, olmadı coplar, olmadı biber gazlarıyla terbiye etmek istediğiniz, en kötüsü de tek amacı mutlu olmakken kindar olmaya zorladığınız gençlerle dolu bu toplum. Ve saatli bombanın tik takları, kendini muktedir zanneden sizleri tek gözünüz açık uyumaya sevk ediyor. Mecbursunuz, çünkü korkuyorsunuz ve kendinizi tahkim etmek ve kendinizi korumak istiyorsunuz, düşmanlarınızı ise derdest etmek ya da yok etmek istiyorsunuz, hatta yıllardır ittifak ettiğiniz güçlere karşı bile bir gözünüz açık uyuyorsunuz, tetikte uyuyorsunuz. Bir vakit kardeşiniz olan komşularınızla şimdi nasıl kardeş değilseniz, bir gün, iktidarı paylaştığınız odaklarla da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Sayın Başkan, evet, lütfen…

…bu ittifaklarınız bozulabilir, karşılıklı sırlarınız devreye girebilir, bazı sırlar devreye girebilir. İşte, bakarsınız bir gün, yapılandırdığınız o yargı sizin için bir intikam aracı hâline gelebilir, onun için kendinizi korumak istiyorsunuz, işte tam da bu yüzden bu gece yarısı operasyonunuz. “Hukukun ilkelerine ihanet eden, beyni intikama tembihli bir yargıyı kim yarattı?” diye kendinize bir sorun. “Demokrasi ve özgürlükleri korumakla görevli yargıçları kim birer sürek avcısı hâline getirdi?” bunu da kendinize sorun. Kimin yaptığının aslında artık çok önemi yok, cemaatin mi, AKP’nin mi yaptığının gerçekten hiç önemi yok.

Şimdi, toplamaya kalkışılan, toplanmaya kalkışılan, sırtlanların kavgası gibi kavgalar var fark ettiğimiz ve kayıkçı kavgalarınız var. Bunlar yüzünden toplumu kurban ediyorsunuz, bugün bizim önümüze getirdiğiniz bu 74’üncü maddeyle aslında toplumu kurban ediyorsunuz. İktidarı paylaştığınız güçlerle güç dengesi sağlamak için Rambo mahkemelerinizi aranızda pay ediyorsunuz, paylaşıyorsunuz; yaptığınız budur.

Ne söylediysek gerçekleşti, hepsi gerçekleşti. Bir parti yargısı yaratacağınızı söylemiştik. Evet, bir parti yargısı yarattınız ve yargıçlardan oluşan, kendi yargıçlarınızdan oluşan, bir çadır tiyatrosunu bile yönetemeyen bir yapı yarattınız ve asıl önemlisi, bir eşeği bile seçebilecek nitelikte bir yargı yarattınız. Ama bakın, bir şeyi atlıyorsunuz, bunu görmek zorundasınız: Çarpık yargılama sistemi, özel yargılama biçimleriyle yargının yol açtığı haksızlıklar darbeyi de, bakın darbeyi de, terörü de, bu iki kötüyü de -bu iki kötü- iki lanetliyi de inanın çağırır, ne yazık ki çağırır. Bunun farkında değil misiniz? Ne yaptığınızın farkında değil misiniz siz?

Bakın, çünkü özgürlüğün ve adaletin olduğu yerde aslında, inanın, hiç kimse kavga çıkarmak istemez, hiç kimse huzursuzluk çıkarmak istemez, valizini toplayıp hiç kimse başka bir yere gitmek istemez, biliyorum. Mutluysanız, özgürseniz, huzursuzluk çıkarmak için ya da evinizi terk etmek için bir nedeniniz yoktur ama bunca baskı, zulüm… Korkarım ki, bu güvenlikçi politikalarınız, her gün biraz daha güçlendirmeye zorlayacak sizi, yaptığınız her şeyi yeniden ve yeni baştan yapmak zorunda bırakacak tüm gölgesinden korkanlar gibi; yeniden, yeniden, aşırı yasalaşma faaliyetine yeniden girişeceksiniz çok iyi bir şeymiş gibi, on yıldır yaptığınız gibi ve şu anda olduğu gibi. Bu dirlikten kurtulamayacaksınız çünkü korku dağları bekliyor çünkü siz demokrasiden korkuyorsunuz Sayın Bakan. Onun için, biliyorum ki, bu konuda etkili bir insan değilsiniz. Bunu biliyorum. Değiştirme iktidarına sahip değilsiniz bu olan biteni, onu da biliyorum ama yine de yanlış yapıyorsunuz Sayın Bakan. Bunu Türk halkına yapmayın, yapmayın.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum: [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 Sıra Sayılı "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)] çerçeve 74 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                      Mahir Ünal (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

Madde 74- 3713 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

"Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi, soruşturma ve kovuşturma usulü”

Madde 10- (1) Bu kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayabilecek şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]  Bu mahkemelerin başkan ve üyeleri adlî yargı adalet komisyonunca, bu mahkemelerden başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

(2) Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

“…(3) Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak;

a) Soruşturma, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılır. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)] Bu Cumhuriyet savcıları, Cumhuriyet başsavcılığınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

b) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)] 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

“…c) Yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, bu kararlara karşı yapılan itirazları incelemek ve sadece bu işlere bakmak üzere yeteri kadar hâkim görevlendirilir. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

ç) Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinin birinci fıkrasındaki yirmidört saat olan gözaltı süresi kırksekiz saat olarak uygulanır.

d) Soruşturmanın amacı tehlikeye düşebilecek ise yakalanan veya gözaltına alınan veya gözaltı süresi uzatılan kişinin durumu hakkında Cumhuriyet savcısının emriyle sadece bir yakınına bilgi verilir.

e) Gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süre ile kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.

f) Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hallerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş yeri adresleri gösterilir. (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar)

g) Güvenliğin sağlanması bakımından duruşmanın başka bir yerde yapılmasına karar verilebilir.

ğ) Açılan davalara adli tatilde de bakılır.

h) Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinin (8) numaralı alt bendindeki, 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendindeki ve 140 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendindeki istisnalar uygulanmaz.

(4) Türk Ceza Kanununda yer alan;

a) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçu veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama suçu,

b) Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar, (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, ayakta alkışlar(!), gürültüler)

c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç), dolayısıyla açılan davalar, birinci fıkra hükmüne göre görevlendirilen mahkemelerde görülür. Üçüncü fıkranın (d), (e), (f) ve (h) bentleri hariç olmak üzere, bu madde hükümleri, bu suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır.

(5) Türk Ceza Kanununun, 305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeleri hariç olmak üzere, İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci bölümlerinde tanımlanan suçlarda, Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen tutuklama süresi iki kat olarak uygulanır. [(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, ayakta alkışlar(!)]

(6) Çocuklar, bu madde hükümleri uyarınca kurulan mahkemelerde yargılanamaz; bu mahkemelere özgü soruşturma ve kovuşturma hükümleri çocuklar bakımından uygulanmaz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, ayakta alkışlar(!)]

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252 nci madde hükümleri ve buna bağlı olarak mahkeme ve savcılık görevlendirilmesi muhakeme sistemimizden kaldırılmaktadır. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, ayakta alkışlar(!)]

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

“…Bununla birlikte, terör suçlarının yoğunluğu da göz önünde bulundurulmak suretiyle bu suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmaları yürütecek cumhuriyet savcıları ve hâkimlerin uzmanlaşmalarını sağlamak amacıyla, Terörle Mücadele Kanununda, bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili ihtisas mahkemesi olarak belirli ağır ceza mahkemelerinin Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararıyla görevlendirilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu mahkemelerin görev alanına giren suçların niteliği dikkate alınarak bazı usul hükümleri düzenlenmektedir. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, ayakta alkışlar(!)]

Maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendinde sayılan sınırlı sayıdaki suçlar nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılması şüpheli veya sanığın görev veya sıfatı ne olursa olsun izne tabi kılınmamıştır. Ancak, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren ve fakat istisna olmak üzere sayılan suçlar dışındaki diğer suçlar dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi ilgili mevzuat hükümlerine göre izin veya karar alınmasını gerekli kılması halinde bu kurallara göre hareket edilmesi öngörülmüştür.”

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. [AK PARTİ sıralarından ayakta alkışlar; CHP sıralarından “Yuh” sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar, ayakta alkışlar(!)]

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 01.27

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 01.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Tanju ÖZCAN (Bolu)

_____0_____

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum. [CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 74’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 74’üncü madde kabul edilmiştir. [AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

75’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum. (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 75 inci Maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan “başkanlığında” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını ve “Teknik İşler Dairesi Başkanından” ibaresinden sonra gelmek üzere “Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Pervin Buldan                                      Ayla Akat                                       İbrahim Binci

                        Iğdır                                               Batman                                            Şanlıurfa

                    Erol Dora                                         Nazmi Gür

                      Mardin                                                Van

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 278 sıra sayılı kanun tasarısının 75. maddesi ile değiştirilen 4301 sayılı kanunun 3. Maddesi 2. Fıkrasına “Mali İşler Daire Başkanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “Hakimler Savcılar Yüksek Kurulundan seçilecek bir yargıç” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Ali Rıza Öztürk                                  Bülent Tezcan                             Dilek Akagün Yılmaz

                      Mersin                                               Aydın                                                 Uşak

                   Tufan Köse                                       Levent Gök

                      Çorum                                              Ankara

(CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Son önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 75. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                  Oktay Öztürk                                     Oktay Vural                                   Nevzat Korkmaz

                     Erzurum                                              İzmir                                                Isparta

              Mehmet Erdoğan                              Yusuf Halaçoğlu                                       Ali Öz

                       Muğla                                              Kayseri                                              Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe, yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu'nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. (CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 278 sıra sayılı kanun tasarısının 75. maddesi ile değiştirilen 4301 sayılı kanunun 3. Maddesi 2. Fıkrasına Mali İşler Daire Başkanı ibaresinden üzere “Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulundan seçilecek bir yargıç” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Dilek Akagün Yılmaz (Uşak) ve arkadaşları

BAŞKAN –  Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Tufan Köse.

BAŞKAN – Tufan Köse, Çorum Milletvekili. [CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından “Devam, devam(!)” sesleri]

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hukuk bir gün herkese lazım olacak. Dün akşam burada intikam duygularıyla nara atan ve yargı eliyle darbe teşebbüsünde bulunan Adalet Bakanına da bir gün hukuk lazım olacak. (CHP sıralarından alkışlar) Sayısal üstünlüğünü kaba kuvvetle destekleyerek hukuk literatürüne yeni bir yasama tekniği getiren AKP Grubuna da bir gün hukuk lazım olacak. Bugün yaptığınız düzenleme bir bumerang gibi size dönecek. O gün sızlanmalarınızı duyacak kimse kalmayacak burada. Sizin sızlanmalarınızı duyacak kimse kalmayacak. Başbakanın çok sevdiği bir laf söyleyeceğim: Men dakka dukka. Eden bulur, sizler de bulacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün biz burada şunu beklerdik AKP Grubundan da: Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti için özel yetkili mahkemeler başka bir isim ve görünüm altında devam ettirilmeksizin hemen ve mutlaka bu akşam kaldırılmalı diye oy kullanmanızı beklerdik ama maalesef bizleri yine hayal kırıklığına uğratmadınız.

Değerli arkadaşlarım, özel bir maksadınız yoksa özel yetkili mahkemelerde bu ısrarınız niye? Neden devletin ağır ceza mahkemelerine güvenmiyorsunuz? Devletin ağır ceza mahkemeleri bu milletin adına karar vermiyor mu? Bağımsız yargı değil mi onlar, neden güvenmiyorsunuz ağır ceza mahkemelerine? Yoksa, özel yetkili mahkemeler sizin devlet terörünüzün bir aracı mı? Yoksa, iktidarı devam ettirmenizin başka bir yolu kalmadı da bunun için mi özel yetkili mahkemelere bu kadar sarılıyorsunuz? Yoksa, özel amacı olanların dışında, çoğunluğunuzun özel yetkili mahkemelerin ne olduğundan haberi mi yok acaba? Biraz sonra örnekleriyle anlatacağım değerli arkadaşlarım. Bugün Kurtuluş Savaşı’mızın antiemperyalist niteliği, tam bağımsızlık niteliği sizin iktidarınız döneminde suç konusu olmuştur. Böyle bir suç olur mu? Böyle bir suç olmaz. Kökü dışarıda cemaatten emir almayan herhangi bir savcıya, herhangi bir hâkime böyle bir suç tarifi yaptırabilir misiniz? Kökü dışarıda olan, Amerika’da olan, Pensilvanya’da olan bir cemaatten emir almayan hâkim böyle bir suçu yargılayabilir mi? (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, günümüz Türkiyesi’nde en çok kaybettiğimiz değer adil olmaktır. Adil olmaksa öncelikle başkalarının hakkına sahip çıkmaktır. Ama daha da önemlisi yurduna, yoksul halkına, yurtsever aydınlarına, emekçisine sahip çıkmaktır. Özel yetkili mahkemeler  bunları yapıyor mu? Örnek olsun, çok yakın örnek olduğu için söylüyorum. Kemal Gürüz’ün tutuklanmasını gerektirir suçu neydi? Adam on beş yıl evvel görevinden ayrılmış, on beş yıldır makama oturmamış; yurt dışında gezisinden dönüp geliyor, kaçma şüphesi de yok. Niye tutukladınız? Mustafa Balbay niye üç yılı aşkındır tutuklu? Hiç düşünüyor musunuz İlker Başbuğ niye tutuklu arkadaşlar? Ne diyor İlker Başbuğ biliyor musunuz? Geçen hafta ziyaret ettim kendisini. “Bana yöneltilen suçlamalara cevap vermeyi onursuzluk kabul ettim.” diyor. “Diyorlar ki bana: ‘İnternet sitelerini niye kapattın? Sen suç delillerini karartıyorsun.’ Bir taraftan böyle diyorlar, bir taraftan da ‘Niye bu İnternet sitelerini açmadınız? Bir hazırlık varmış, suç işleyecektiniz, onun için açmadınız.’ Böyle bir onursuz suçlamaya ben cevap vermem.” diyor.

Peki, Cüppeli Ahmet Hoca ne diyor biliyor musunuz? “28 Şubatın bir ahlakı vardı. Suçum laiklik karşıtı eylem. Suçum belliydi, yatacağım ceza belliydi; yattım, çıktım onurumla, namusumla. Ama bunlar öyle mi? Benim cüppem bir yere saklanmaz, sakalım bir yere saklanmaz, cüppem de üstümde ama o kökü dışarıdaki cemaatin derdi Müslümanlık değil, İslamiyet değil; derdi ekonomik, derdi para. Ben milliyetçiyim, halkımı seviyorum, milliyetçi Müslüman’ım ben.” diyor. Cüppeli Ahmet Hoca da böyle diyor.

Değerli arkadaşlarım, otuz yaşındaki Barış Terkoğlu ne diyor biliyor musunuz? Bilin diye söylüyorum, hiçbirinin suçu yok. “Silivri’ye girmeyen tek şey adalet. Müyesser Yıldız bırakıldı aynı suçlamayla. Bırakıldıysa ben niye bırakılmıyorum?” diyor. Dediği bu. Yirmi sekiz yaşında, İnternet sitesi yöneticisi; başka bir suçu yok.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, tutuklama bir haksızlığın zorunlu olarak yerine getirilmesidir, tutuklama bir tedbirdir; hukukçular bunu bilir, belli şartları gerekir. Tutuklama konusunda da hâkimlere çok geniş takdir yetkisi tanınmıştır bizim hukukumuzda….

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Köse.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Başkanım, bir dakika…

BAŞKAN – Onu, biraz önce açıklamasını da yaptım.

Teşekkür ederim.

[CHP sıralarından sürekli sıra kapaklarına vurmalar, alkışlar(!)]

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 75 inci Maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan “başkanlığında” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını ve “Teknik İşler Dairesi Başkanından” ibaresinden sonra gelmek üzere “Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ayla Akat (Batman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ayla Akat Ata, Batman Milletvekili.

Sayın Ata, biraz önce diğer grupların kullandığı beş dakika fazla süreyi kullanmak isterseniz…

AYLA AKAT (Batman) – Tamam… Teşekkürler Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan tasarının 75’inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, cezaevleriyle ilgili problem hâliyle bugün ülkenin gündeminde. En son Urfa’da yaşanan var. Ama daha büyük önemle dikkat çekilmesi gereken bir husus şu ki: Cezaevleri, özellikle bölgedeki cezaevlerindeki doluluk oranı -Sayın Bakan da burada- yüzde 300’lere vardı. Belki ülkenin genelindeki rakam yüzde 200’leri gösteriyor ama bölge cezaevleri yüzde 300’lere vardı.

Şimdi, birtakım kısmi önlemler alınıyor. Nedir bu önlemler? Bölge cezaevlerinden özellikle Karadeniz ve Ege’de Şakran’a özellikle kadınlar ve yine Sincan’a son olarak kadınlar sevk edilerek bir şekilde doluluk oranı düşürülmeye çalışılıyor. Bu bir çözüm mü? Hayır. İki ayrı şeyi barındırıyor içerisinde. Birincisi, sevk edilenler, sevk olarak özellikle Karadeniz cezaevine gönderilenler için şöyle bir problem var: Gidenlerin ailelerinin yaşamış olduğu güvenlik problemleri var. Her türlü provokasyona açık bir durumla karşı karşıyayız.

İkincisi ve daha önemli olan, direkt bir insan hakları ihlali var ki ilçeden ile çocuğunu ziyarete gelemeyen aileler, en az 400, 500, 600, 700 kilometre uzaktaki cezaevlerine gitmek durumunda kalıyorlar. Ne ekonomik durumları buna müsait ne de sosyal koşulları buna müsait. Ve bu ne anlama geliyor? Direkt aile görüş hakları ellerinden alındı anlamına geliyor. Peki, cezaevlerindeki doluluk oranıyla mücadele etmenin yöntemi bu mu olmalı? Hayır, bu olmamalı. Biraz evvel de söylemiştim, cezaevlerini doldurarak insanların düşüncelerini ifade etmelerinin önüne engel koyamıyoruz. Artık cezaevlerinin -ki Türkiye’de tutukevi kalmadığının altını çizmek gerekiyor- Türkiye’deki şu an bütün cezaevlerinin tutukevi olma niteliğinden uzak olduğunun tekrar altını çizelim. Cezaevine giren, bir defa cezasını yatıp çıkma temelinde giriyor. Türk Ceza Kanunu’nun özellikle katalog suçlarda belirtilen hükümlerde yapılan düzenlemelerle cezaevinde bulunan arkadaşlar için bu durum böyle.

 Peki, cezaevlerinin bir caydırıcılığı mı kaldı? Hayır, kalmadı. Bugün eğer doluluk oranı yüzde 300’lere vurduysa, her toplumsal olayda, her demokratik eylemde gözaltıların sayısı günbegün artıyorsa ve buna rağmen insanlar demokratik hak ve özgürlüklerini talep etmekten bir adım geri noktaya gelmiyorsa bugün bizim tartışmış olduğumuz ve değiştirilmesini arzu etmiş olduğumuz hükümlerin, düzenlemelerin toplumsal yaşamda, toplumda bir karşılığı olmadığını gösterir. Toplum bu yasalara rağmen susmuyor, toplum bu yasalara rağmen hak ve özgürlük talebinden vazgeçmiyor, toplum bu yasalara rağmen demokratik eylem inisiyatifinden vazgeçmiyor. Hâlâ sokakta. Niye? Çünkü haklı. Evet, sizin 326 milletvekiliniz var; evet, sizin elinizde her toplumsal eylemde kullandığınız tazyikli su var, coplar var, yine biber gazları var ve bunlar insanların yaşamlarına mal oluyor ama sokağa çıkan insanların da arkasında oldukları tek şey var, o da haklı olduklarıdır. Bu haklılıktır ki cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300’lere varmıştır ama hâlâ kendilerini ifade edebilecekleri kanalların açık olması için mücadele etmektedirler. İşte ayın 14’ünde Diyarbakır’da yine bir dev miting yapılacak. Biliyoruz ki bu etkinlik de -en demokratik eylem, etkinliktir miting- bunlar da yine antidemokratik yasalarla, kararlarla engellenebilir ki bugün, bir siyasi partinin aldığı karardır ama yarın bir bakacağız, yine Diyarbakır’ın Valisi bunu engelleme, bunun yasaklama kararını alma gücünü kendinde bulacak. İşte sorun tam da buradadır arkadaşlar. Ne bu yasalarla ne de yereldeki idarecilerin vermiş olduğu yasaklama kararlarıyla, toplum evinde oturmuyor, sokağa çıkmaktan vazgeçmiyor, demokratik hak ve özgürlüklerini haykırmaktan vazgeçmiyor çünkü haklı. İşte bu haklılık noktasında ortak zeminde tartışmak, işte bu Parlamento çatısı altında çözüm bulmak durumundayız.

Değerli arkadaşlar, bizim sadece cumhuriyet tarihine dayanan bir geçmişimiz yok. Cumhuriyet tarihinin öncesine dayanan, ta 1071’lerden bugüne gelen bir birlikteliğimiz var Türk ve Kürt toplumu olarak. Ancak şu da bir gerçek ki: II. Mahmut döneminde başlayan merkezîleşme eğilimleriyle beraber Kürtler isyan etmeye başladılar. Ve 29’uncu isyanın sonuçlarını tartışıyoruz.

Eğer bugün cezaevlerindeki doluluk oranı buysa, evet, bu isyanın bir sonucudur. Ve yine altını çizmek gerekiyor: “Son otuz yıllık savaş nerede başladı?” sorusuna cevap aradığımızda direkt Diyarbakır Cezaevine dönüyoruz, diyoruz ki: Orada yapılan zulüm, orada yapılan işkence, evet, bugünleri beraberinde getirdi.

Peki, biz niye geçmişte denenmiş ama sonuç alınamamış bir yöntemde ısrar ediyoruz? Madem Diyarbakır Cezaevindeki zulüm, işkence bugünü getirdiyse son otuz yıllık savaşı, maddi, manevi kayıpları getirdiyse, peki, biz neden bunda ısrar ediyoruz? Niye bölgedeki cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300’e varıyor? Bu insanların birer ailesi yok mu, yakınları yok mu? Sadece cezaevindeki kişi sayısıyla mı çarpıyorsunuz? Hayır, cezaevindeki kişi sayısı değildir; bunların her birinin bir ailesi, akrabası, tanıdığı var ve hepsi o cezaevi kapılarında politikleşiyorlar. Ben 1980’de dört yaşındaydım, cezaevi kapısına sadece ağabeyim için gittim ama bugün cezaevi kapısında bekleyenlerin arzu ve isteği benim otuz yıl önceki durumum gibi değildir, böyle bir gerçeklik yok. Otuz iki yıl öncesi gibi değildir, çok daha tehlikeli bir durumla karşı karşıya Türkiye ve şimdi bunun önlemini almak durumundayız.

İşte bu yasalarla alacağız diye düşündük; bu yasalarla, işte yargı paketleriyle en azından düşünce, ifade özgürlüğünün önünü açacağız, örgütlenme özgürlüğünün önünü açacağız, insanlar hak ve özgürlük mücadelesine inanacaklar, siyaseten sonuç alabiliyoruz diye buna inanacaklar, arzu edecekler diye düşündük ama gördük ki bu tasarıda böyle bir şey yok. Eğer bizim, topluma vereceğimiz güven buysa, toplumda, var olan siyasete güveni artırmak için yöntemimiz buysa, ciddi bir yanlış ve yanılgı içerisindeyiz.

Burada bugün yaşananlar, bu akşam yaşananlar için, en azından, Sayın Grup Başkan Vekilinin -Sayın Canikli’nin- bu kürsüden iki kelime söylemesi gerekirdi. Çoğunluğun adaleti eğer buysa, Türkiye’deki yönetimin şekli de buysa, bizim bir adım mesafe almamız mümkün değil, ama yarın karşı karşıya olduğumuz tehditleri, yarın karşı karşıya olduğumuz gerçekliği bugünden görebilip sonuç almak durumundayız.

İki şey söyleyeceğim, birincisi şu: Geçmişini bilmeyenler daima çocuk kalmaya mahkûmdurlar ama bizde bir söz var, Türkçeye çevirince ne kadar anlam kaybeder bilmiyorum ama, şöyle der: “Kulağından tutup seni bütün dünyayı gezdiririm.” Öbürü de ona der ki: “Ama sen de benimle birlikte gezersin.” Bu yolun hep beraber ortak yolcusuyuz. O yüzden, yapılan muamelenin, yapılan uygulamanın sadece bölgede Kürt toplumunda bir sonucu olmayacak, aynı zamanda Türkiye için bir sonucu olacak.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım, ancak yoklama talebi var, yerine getireceğim: Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Fırat, Sayın Öztürk, Sayın Dibek, Sayın Serindağ, Sayın Güven, Sayın Özel, Sayın Yüceer, Sayın Çam, Sayın Gümüş, Sayın Ekinci, Sayın Kuşoğlu, Sayın Aslanoğlu, Sayın Öner, Sayın Acar, Sayın Köse, Sayın Öz, Sayın Özkes, Sayın Oran.

İki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

76’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 76 ncı maddesinde geçen “altı ay” ibaresinin madde metninden çıkarılarak yerine “beş ay” ibaresine yer verilmesini arz ve teklif ederiz.

                Pervin Buldan                                      Ayla Akat                                       İbrahim Binici

                        Iğdır                                               Batman                                            Şanlıurfa

                    Erol Dora                                         Nazmi Gür

                      Mardin                                                Van

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, diğer iki önerge aynı mahiyettedir, okutup birlikte işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Tasarının 53. maddesinin (Adalet Komisyonu raporunun 76. maddesi) aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 76- 9/6/2004 tarihli 5187 sayılı Basın Kanununun 26. maddesinin birinci fıkrasına “ceza davalarının” ibaresinden sonra gelmek üzere “bir muhakeme şartı olarak” ibaresi eklenmiş, fıkrada yer alan “iki ay” ibaresi, “altı ay”; “dört ay” ibaresi, “bir yıl” ve maddenin altıncı fıkrasında yer alan “iki ayı” ibaresi, “altı ayı” şeklinde değiştirilmiştir.

                Ali Rıza Öztürk                                Ali İhsan Köktürk                                    Atilla Kart

                      Mersin                                           Zonguldak                                            Konya

                 Turgut Dibek                                   Mahmut Tanal                                    Gürkut Acar

                    Kırklareli                                           İstanbul                                             Antalya

           Dilek Akagün Yılmaz                               Tufan Köse                                      Mevlüt Dudu

                        Uşak                                                Çorum                                               Hatay

                 Ali Özgündüz                          Mustafa Sezgin Tanrıkulu

                     İstanbul                                            İstanbul

Diğer önerge sahipleri:

                    Faruk Bal                                        Oktay Vural                                    Muharrem Varlı

                       Konya                                                İzmir                                                Adana

          Hasan Hüseyin Türkoğlu                               Ali Öz                                              Alim Işık

                    Osmaniye                                            Mersin                                             Kütahya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

 

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 278 sıra sayılı Tasarı’nın 76’ncı maddesini değiştirmek amacıyla vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben 24’üncü Dönem Milletvekiliyim, ilk defa milletvekili oluyorum, bu Parlamentoda bu şerefi ilk defa taşıyorum ve bir yıldır gözlemliyorum Parlamentoyu. Bu gözlemlerim sonucunda geldiğim nokta şu: İktidar partisinin ezici bir çoğunluğu var ve bu ezici çoğunluğun içerisinde ezici çoğunlukta olan meslek grubu hukukçular ve hukukun bu kadar ayaklar altına alındığı, kanunların, İç Tüzük’ün ve Anayasa’nın bu kadar rahatça çiğnendiği ve bu işlemlerin de, bu hareketlerin, bu davranışların da iktidar partisinin içinden gelmiş olduğunu ibretle izliyorum. Demek ki hukuk, hukukçulara teslim edilmeyecek kadar kıymetli bir şey. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Tabii, “hukuk” deyince hukuk devletinden bahsetmek lazım. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak insanların tereddütsüz güvenebileceği, adalet duygusunun zihinlerde ve kalplerde yer ettiği bir yapıda yargı sistemi istiyoruz. Adalet, temel hak ve hürriyetlerin güvencesi, devletin temeli olmalıdır diyoruz. Hâkim ve savcılar liyakat ve vicdan sahibi olmalı, kanaat adaletinin tesisi yargıya olan güvenin teminatı olarak değerlendirilmelidir diyoruz. Suçun işlenmesinin önlenmesi, suçun işlenmesinden sonra olaya ait delil ve bilgilerin sağlıklı biçimde mahkemelere intikali, mahkemelerin bağımsız, hızlı ve doğru karar vermesine ilişkin düzenlemelerin yapılması, bu sürecin etkin kılınması, bilgi teknolojilerinin kullanılması, iyi yetişmiş hâkim ve savcıların istihdamı adalet politikası olmalıdır diye düşünüyoruz. Bu çerçevede, Anayasa’nın lafzında ruhunu bulan hukuk devletinin temel ilkelerine gönülden bağlıyız.

Peki, hukuk devleti nedir? Bunu iktidar partisindeki arkadaşlarımızın çok daha iyi dinlemesi ve anlaması gerektiğini düşünüyorum. Hukuk devletinin belli ilkeleri vardır. Hukuk devletiyle polis devletini birbirinden ayıran en önemli özellik, hukuk devletinin takdirî kaidelere değil, hukuk kaidelerine tabi olmasıdır. Hukuk devletinin ilkelerinden en önemlisi, temel hakların güvenliğidir. Dünyada modern toplum ilerledikçe, bu ilke çerçevesinde yeni yaklaşımlar benimsenmekteyse de Türkiye’de son yıllarda gördüğümüz manzara, adil yargılanma hakkı, haberleşme hürriyeti ve benzer hâllerin ziyadesiyle ihlal edildiğidir.

Bir başka hukuk devleti ilkesi ise anayasaya uygunluğun yargısal denetimidir. Yasama organı olarak yapmış olduğumuz düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi hukuk devletinin temel özelliklerinden birisidir. Bu ilkenin uygulanmasından rahatsız olan iktidar partisi çoğunluğu, Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştirmek suretiyle, artık Anayasa Mahkemesini iktidarın, Hükûmetin bir bürosu hâline getirmiştir.

Kanunların genelliği ilkesine ise hiç girmeyelim. On yıllık iktidarınızda, CHP-AKP iş birliğiyle başlayan, Tayyip Erdoğan’ın sabıkasını kaldırma ve seçilme yeterliliğini kazandırmayla başlayan zincir, rahmetli Necmettin Erbakan’ın kayıp trilyon davasından uygun cezayla cezalandırılması, MİT Müsteşarının yargıdan kaçırılması ve bugün de bu tasarının içinde bulunan gazeteci bir milletvekilinin cezasının ertelenmesine ilişkin düzenleme. Bu da hukuk devletinin çiğnenen ilkelerinden birisidir.

Peki, yönetimin yargısal denetimi? 2/B’de, afet riskiyle ilgili arazi düzenlemesinde ve yine bu tasarının 56’ncı maddesinde, Anayasa’nın açık bir biçimde yürütmenin durdurulması kararlarının engellenmesi, yönetimin yargısal denetimi ilkesinin çiğnenmesine en güzel örnektir.

Ya mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıç güvencesi? Bununla ilgili onlarca örnek var ama sadece Deniz Fenerini size hatırlatmamız yetebilir.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi de tek adam olarak yönetme, sultan olma hevesiyle yanıp tutuşan birinin –siz o birinin kim olduğunu çok iyi biliyorsunuz- ona çanak tutan Meclisteki çoğunluğunuzun katkılarıyla hâk ile yeksan olmuştur.

Saygıdeğer milletvekilleri, işte hukuk ve adalet kavramı çerçevesinde Türk devletini getirdiğiniz nokta budur. Ancak bir bölümünü sayabildiğim bu tablonun tek sorumlusu sizsiniz. On yıldır iktidarda bulunan AKP, Türk milletinin kendisine verdiği, bugüne kadar hiç kimseye vermediği bu kadar uzun ve bu kadar güçlü yönetme hakkını israf etmiştir. AKP, başta yargı olmak üzere tüm devlet kurumlarını fethedilecek bir kale olarak görmüştür. Kurumları önce itibarsızlaştırmış, sonra ele geçirmiş ve hükmetmeye başlamıştır.

Hatırlatmamız ve AKP’nin de hatırlaması gereken şey, bu devlet çadır devleti değildir. Türk milleti de güruh değildir, necip bir millettir, buna asla razı olmaz. Bu tablo AKP’yi de yutar, tarihe gömer, bundan emin olunuz.

Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde başka söz sahibi?

Tufan Köse, Çorum Milletvekili.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Değerli arkadaşlarım, demin sözlerimi şöyle bağlamıştım: “Tutuklama zorunlu haksızlıktır.” diye. Yani birisinin hürriyetinden birisinin hürriyetini tahdit ediyorsanız, sınırlıyorsanız, buna çok özen göstermek zorundasınız.

Peki, özel yetkili mahkemeler, tutuklamalar için konulan kriterlerin hiçbirisine uyuyor mu? Hiçbirisine uymuyor, az evvel söyledim hiçbirisine uymuyor. Peki, nedir bu uzun tutukluluklardan, hemen tutuklamalardan umduğunuz fayda? Yoksa hedef ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın tam bağımsızlık felsefesi mi, tam bağımsızlık niteliği mi? Hedef, bu amacınızın önünde engel olarak gördüğünüz yurtsever aydınlarımızın, gazetecilerin, politikacıların susturulması ve uluslararası kapitalizmin, onların iş birlikçi sürüngenlerinin sömürülerinin pekiştirilmesi midir? Eğer sizin hedefiniz bunlar değilse, yurtsever aydınlara gücü yeten özel görevli mahkemelerinizin haksızlıklara, yolsuzluklara, soygunlara niçin gücü yetmiyor, hiç düşündünüz mü bunları?

Cumhuriyet Halk Partili belediyelere gücü yeten özel görevli mahkemelerinizin gücü niçin AKP’li belediyelere ulaşmıyor? Geçen hafta burada söyledim Çorum Belediye Başkanı ve 2 tane Belediye Meclisi üyesi hakkında açılan davayı, bir günden bir güne evlerinde arama yapılmadı, sabah kör vakitlerde evlerinden alınıp götürülmediler.

Vergi daireleriniz biat etmeyen iş adamlarına rahatlıkla ulaşırken Adalet ve Kalkınma Partili iş adamı milletvekillerine verilen para cezaları niye tahsil edilmiyor, biliyor musunuz bunları ve bunları ortaya çıkaran Sayıştayın yetkilerini niye tırpanlıyorsunuz? 40 trilyon, Kütahya Şeker Fabrikası…

Değerli arkadaşlarım, bugün burada yapılan, yargı eliyle darbedir demiştim. Her zaman tankla, tüfekle olmaz devleti ele geçirmek, hatta çoğu zaman böyle olmaz. Devlet bürokrasisinin içerisinde, adli bürokrasinin içerisinde, MİT ve emniyet bürokrasisinin içinde önemli köprü başlarının tutulması, karar organlarında egemenlik kurulması, bir bakıma devletin ele geçirilmesidir, işgalidir. Bugün de olan budur.

“İleri demokrasi” diye övünüyorsunuz her ağzınızı açtığınızda. Özel görevli mahkemeler ne zaman kuruldu biliyor musunuz? 12 Mart faşist diktası döneminde kuruldu. Biliyor muydunuz bunu? 1971’de darbe döneminde kurulan mahkemelerden ileri demokrasiyi kurmak da herhâlde

Adalet ve Kalkınma Partisine nasip olacak. Ne kadar samimiyetsiz değil mi?

Son olarak, sözlerime başlarken söylediğim şeye dönüyorum, gerçi Adalet Bakanı gitti, herhangi bir hukuk devletinde kendisine Adalet Bakanı denmeyecek Adalet Bakanı. Hukuk bir gün herkese lazım olacak, bir gün Adalet Bakanına da lazım olacak, bir gün AKP Grubuna da lazım olacak. Kısas da kıyamete kalmıyor değerli dostlar. Hukuksuzluklara, adaletsizliklere, uzun tutukluluklara, haksız tutukluluklara, adaletsiz ve zalim düzenin devamına kulaklarını tıkayıp siyaseten konumunu korumaya çalışan Adalet Bakanı da bir gün gelecek bu Meclisin önünde hesap verecek, bu Meclisin önünde hesap vermekle de kalmayacak; yine, yoksul halkımız adına, Türk milleti adına karar verecek bağımsız Türk yargısının önünde de bir gün gelecek hesap verecek, yargılanacak, hepsinden de önemlisi tarih önünde yargılanacak.

Cumhuriyet Halk Partisi de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da haksızlığa uğrayan insanların, tüm namuslu insanların özlemlerini dile getirmeye devam edecek.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun Tasarısının 76 ncı maddesinde geçen “altı ay” ibaresinin madde metninden çıkarılarak yerine “beş ay” ibaresine yer verilmesini arz ve teklif ederiz.

Adil Kurt (Hakkâri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) –  Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Adil Kurt, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

ADİL KURT (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, biraz önce Sayın Nurettin Canikli burada uzlaşmaya dönük bir konuşma yaptı. Aslında burada uzlaşmaya dönük sarf edilen her söze önem atfetmek gerekiyor, uzlaşmaya dönük sarf edilen her sözün altının çizilmesi gerekiyor ama bunu herkes söylüyorken bu Mecliste, herkes uzlaşmanın önemini ifade ediyorken, burada hiç uzlaşmanın olmamasının sebeplerinin sorgulanması gerekir ve iktidar partisinin öncelikle kendisini bu noktada sorgulaması gerekir.

Bir üzümcü hikâyesini sizinle paylaşacağım. Sanırım Sayın Canikli burada değildir ama mutlaka kendisi de bu hikâyeyi bir vesileyle duyar ya da yüz yüze gelirsek kendisiyle de paylaşırım. Maksadım zaten Sayın Canikli değil, yani iktidar partisinin şu anda ekseninde hareket ettiği fikriyatın kendisine hitap etmeye çalışıyorum.

Adamın biri köyünde üzümünü toplamış, komşu köye satmaya götürüyor. Yolda karşılaştığı başka bir yolcu kendisine diyor ki: “Esselamünaleyküm.” Köylü, üzümünü satmaya götüren vatandaş “Yok” cevabını veriyor. Selam veren şaşırıyor. “Ben sana Allah’ın selamını verdim, sen niye bana ‘Yok’ diyorsun?” Diyor ki: “Sebebini çok merak ediyorsan seninle paylaşayım. Ben ‘Aleykümselam’ diyeceğim, arkasından sen diyeceksin ‘Yükün nedir?’ ‘Üzüm’ diyeceğim, ‘Ağzım kurudu, bir salkım ver, yiyeyim.’ diyeceksin, ben de sana ‘Yok’ diyeceğim.” Mesele bu kadar basit.

Biz uzlaşmadan kaçmıyoruz değerli arkadaşlar, uzlaşma aramayan, uzlaşma istemeyen muhalefet değil, muhalefet, iktidar partisinin işini zorlaştırma göreviyle kendini sorumlu kılmıyor bu Mecliste. Selama “Yok” cevabı veren bir iktidar mantığıyla karşı karşıya olduğumuz için uzlaşma çıkmıyor buradan. Bu akşam olanlar olmayabilirdi. Çok aklıselim, yerinde öneriler yapıldı burada. Bu önerilere  maalesef cepheden “Yok” cevabı verildiği için bu akşam yaşananlar bu duruma geldi.

Basınla ilgili bir madde konuşuluyor, devam edeceğim bunun üzerine. Türkiye’de basın suçlarının affı ya da ötelenmesini dahi konuşmak ayıptır. Sıra buraya gelene kadar yapılması gereken çok şey vardır. Basının her dönem iktidar partisi ve hükûmet tarafından dizayn edildiği bir ülkede basın suçlarının ertelenmesi, ötelenmesi ya da konuşuluyor olması, hiç şık değildir. Kaç tane gazeteci şu anda cezaevinde?

Değerli arkadaşlar, yaptığınız bu düzenlemeden dolayı cezaevinden bir tek gazeteci çıkmayacaktır çünkü bu ülkede gazeteciler Basın Kanunu’ndan dolayı yargılanmıyor, ucube Terörle Mücadele Kanunu’ndan yargılanıyorlar. Gazeteci, yazdığı haberinden, yazdığı yazısından dolayı yargılanmıyor, maalesef, yazdığı yazısından dolayı terörist muamelesi gördüğü için şu anda cezaevinde ve bu yasal düzenlemeyle, bugün, bu maddede getirdiğiniz düzenlemeden bu ülkede şu anda cezaevinde bulunan 110 civarında gazetecinin bir teki dahi yararlanmayacaktır. Yarın bunu nasıl anlatacağız ya da ne diyeceksiniz? Gazetecileri cezaevinden çıkardık mı diyeceksiniz? Hayır. Bu düzenlemenin onunla hiçbir alakası yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL KURT (Devamla) – Altı boş bir düzenlemedir ve bu şekilde sorunu özü itibarıyla tartışmayan bir Meclis yapısı içerisinde sorunlarımıza köklü çözüm bulmak maalesef pek mümkün görünmüyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

lll.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunacağım, ancak yoklama talebi var yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Çelebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Demirçalı, Sayın Serindağ, Sayın Köktürk, Sayın Yılmaz, Sayın Ören, Sayın Yüceer, Sayın Kuşoğlu, Sayın Batum, Sayın Öz, Sayın Özkes, Sayın Tamaylıgil, Sayın Erdemir, Sayın Acar, Sayın Aydın, Sayın Kurt, Sayın Gök, Sayın Güven.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

 4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7'nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

77’nci madde üzerinde dört adet önerge vardır; okutup, işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı"nın çerçeve 77 nci maddesiyle 5187 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 3 üncü maddenin birinci cümlesinde yer alan "mahkemelerce" ibaresinin, "mahkemeler, yetkili mülki idare amirlikleri ve diğer makamlarca" olarak değiştirilmesini ve ikinci cümlesinde yer alan "bilgi ve deliller" ibaresinden önce gelmek üzere "mevcut" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Mahir Ünal                                      Ahmet Aydın                                 Osman Aşkın Bak

              Kahramanmaraş                                    Adıyaman                                           İstanbul

 

             Akif Çağatay Kılıç                           Ahmet Berat Çonkar                                Salih Koca

                     Samsun                                            İstanbul                                           Eskişehir

          Mihrimah Belma Satır                      Zeynep Karahan Uslu                       Mehmet Doğan Kubat

                     İstanbul                                           Şanlıurfa                                           İstanbul

 

               Mine Lök Beyaz                                  Mustafa Akış

                   Diyarbakır                                            Konya

 

 

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun Tasarısının 77. maddesiyle eklenen geçici 3. maddedeki 31.12.2011 tarihinin, 30.06.2012 olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Turgut Dibek                                M. Akif Hamzaçebi                               Bülent Tezcan

                    Kırklareli                                           İstanbul                                              Aydın

                  Engin Özkoç                                    Ahmet Toptaş                                   Mahmut Tanal

                     Sakarya                                      Afyonkarahisar                                       İstanbul

              Süleyman Çelebi</