TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 126’ncı Birleşim

                                                                                       28 Haziran 2012 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün, Kocaeli’nin kurtuluşunun 91’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, okullarda süt dağıtımına ve bu hususta Hükûmetin açıklama ve uygulamalarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, adliyelerinin kapatılması düşünülen Burdur ilinin Ağlasun ve Çavdır ilçelerinin kazanılmış haklarının gasbedilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubunun hazırladığı“ Akademide Hak İhlalleri” dosyasındaki raporda yer alan bazı ifadelere ilişkin açıklaması

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ili Ardanuç ilçesinde adliyenin kapatılması nedeniyle halkın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için kapatma kararının geri alınması talebine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, özelleştirme sonrası İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesinin keyfî uygulamalarına ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Srebrenica katliamını lanetlediğine ve KESK Başkanı Lami Özgen ve bazı sendikacıların gözaltına alınmalarına ilişkin açıklaması

6.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen Antalya EXPO 2016 Yasa Tasarısı’na ilişkin açıklaması

7.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ve Türk tarımının içinde bulunduğu duruma ilişkin açıklaması

8.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, buğday alım fiyatlarına ve 2012 yılında tarıma verilmesi öngörülen desteğe ilişkin açıklaması

9.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ilişkin açıklaması

10.- Samsun Milletvekili Tülay Bakır’ın, süt şekeri laktozun intoleransına ilişkin açıklaması

11.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

12.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

14.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, İzmir’de banliyönün metro standartlarına getirilmesi konusunda Bakanlığı döneminde protokol imzalandığına ve Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Demiryolları ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının çalışmalarının sürdüğüne ilişkin açıklaması

16.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın yaptığı konuşmada Malatya ile ilgili söylediklerine ilişkin açıklaması

17.- Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle’nin, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın Erzincan’daki hastanelerle ilgili vermiş olduğu bilgilere ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, görüşmelerin sağlıklı yürütülemediğine ve sonlandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 20 milletvekilinin, İstanbul ili Pendik ilçesindeki imar planı değişikliklerinden kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/334)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, öğretmenlerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/335)

3.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 23 milletvekilinin, kültürel nedenlerden dolayı düşük toplumsal statüde bulunan kadınların durumunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/336)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, 13/6/2012 tarihinde İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28/6/2012 günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın İzmir Büyükşehir Belediyesine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

 

 

 

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302)

 

4.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl’ün; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/637, 2/700) (S. Sayısı: 301)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkanlarına tahsis edilen makam araçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7626)

2.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, İbradı ilçesindeki bir alanın Konya iline bağlanmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/7647)

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, çay üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/7692)

4.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, NBŞ kotası üzerinde yapılan artırıma ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/7706)

5.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, diziler, dizilerin süreleri ve RTÜK tarafından verilen cezalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/7834)

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2011 yılları arasında meydana gelen orman yangınlarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/7890)

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7917)

8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Başbakanlık koruma görevlileri ile koruma araçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7918)

9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TRT personeline ve TRT’nin yayın politikalarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/7941)

10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7943)

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2012 yılları arasında gerçekleşen cari açık değerlerine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/8063)

12.- İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın’ın, Mardin ili konulu bir TV programına konuk olarak davet edilmemesine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/8113)

13.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, örtülü ödenekten yapılan harcamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/8117)

14.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Suudi Arabistan ve Brunei Krallarının ziyaretleri sırasında verdikleri hediyelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/8121)

15.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, kullandığı makam araçlarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/8160)

16.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Suudi Arabistan Kralının 2007’deki ziyareti sırasında verdiği hediyelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/8179)

28 Haziran 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşmalar beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir; cevap süresi yirmi dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, Kocaeli’nin kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’e aittir.

Buyurun Sayın Aygün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün, Kocaeli’nin kurtuluşunun 91’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmit’in düşman işgalinden kurtuluşunun 91’inci yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

28 Haziran, İzmit’in düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü. Birliğimizin, bütünlüğümüzün bölücü terörle tehdit edildiği, içeriden ve dışarıdan menfur saldırılara hedef olduğu şu günlerde Kurtuluş Savaşı’mızı ve onun kahramanlarını bir kez daha minnetle yâd ediyorum.

Siirt’in Eruh ilçesinde menfur saldırı sonucu şehit olan 4 Mehmetçiğimizin ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum. Bu yüce Meclis o kahramanların omuzlarında yükseldi ve yükselmektedir. Onların ruhaniyetleri hâlâ aramızda dolaşıyor. İster iktidar ister muhalefet olalım, onların manevi varlığını daima hissetmek, bu millete, onlara karşı sorumluluğumuzu bilerek canla başla hizmet etmek durumundayız. İnanıyorum ki Kara Fatma’yı, Yahya Kaptan’ı hatırlayıp andığımız müddetçe, aramıza sokulan nifaklar da boşa çıkacaktır. Türk, Kürt, Çerkez, Abaza, ne olursak olalım, bu isimler ve isimsiz kahramanlar bizi birbirimize yaklaştıracaktır. Bugün yaşadığımız sorunların, terörün çaresi budur.

Değerli milletvekilleri Kurtuluş Savaşı’mız bitti fakat o savaşın kahramanlarından aldığımız feyzle mücadelemiz devam ediyor. Neyin mücadelesi? Vatanımızın her köşesine, hak ettiği hizmeti, hak ettiği eserleri kazandırmanın mücadelesi. Ben Kocaeli Milletvekiliyim. Bütün vatanımız gibi, şehrimiz için bir oluş mücadelesinin içindeyim. Arkadaşlarımla birlikte, Kocaeli’ye, Kocaeli halkına, hak ettiği hizmetleri sunmanın, onları hak ettiği yaşam standartlarına kavuşturmanın mücadelesini veriyoruz.

Hamdolsun bugün, Kocaeli bir kurtuluş daha yaşıyor. Kocaeli, yeni bir güzelliklerin daha galibi. Bilirsiniz “Kocaeli” denince akla Körfez gelir. Körfez’in sekiz yıl önceki hâline bakın, bir de şimdiki hâline. Zamanında, otobüsler Körfez’in yanından geçerken “Dikkat, Körfez’den geçiyoruz. Duyduğunuz koku dışarıdan gelmektedir.” uyarısı yapılıyordu. Fabrikaların atıkları, kanalizasyonlar Körfez’e boca ediliyordu. Körfez’de hayat tükenmişti, çevresini de tüketir hâle gelmişti. Bırakın yüzmeyi, balık tutmayı, Körfez’in yanına bile yaklaşılamıyordu. Peki, ya bugün? “Olmaz.” denilen oldu, bir mucize gerçekleşti; Kocaeli, Körfez’ine yeniden kavuştu. Uygulamaya konan çok boyutlu, çok amaçlı dev projeler, tam kapasite çalışan arıtma tesisleri, sıkı kontroller, denetimler, dikilen milyonlarca ağaç, 50 milyon TL’yi aşan yatırımla kurulan onlarca yeni park, sürekli eğitimler, kampanyalar, yedi yıllık hummalı çalışma, meyvelerini çoktandır vermeye başladı.

Bakın, geçtiğimiz günlerde, Karamürsel plajında mavi bayrak asıldı. Bugün, Körfez’in 10’a yakın noktasında vatandaşlarımız denize girebiliyorlar. Su altı yaşamı, yüzlerce canlı türüyle yeniden hayat buldu. Körfez’in kıyıları parklarla, sahil düzenlemeleriyle iğne oyası gibi işlendi. Vatandaşımız maviyle, yeşille yeniden buluştu. Kocaeli’nin, Körfez’in üzerine çöken gri örtü kalktı. Kocaeli tabiatın, hayatın canlı güzel renklerine yeniden kavuştu; velhasıl Kocaeli 2’nci kurtuluşunu kazandı.

Meclis Çevre Komisyonu üyesi olmam münasebetiyle, yaşanılan bu güzelliklerden gurur duymaktayım. Bu vesileyle başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere bu başarıda payı olan herkesi yürekten kutluyorum. Bu mucizeye hayat veren Hükûmetimize, özveriyle çalışan arkadaşlarıma, duyarlı sanayicilerimize, desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Kocaeli halkına şükranlarımı sunuyorum. Körfez’deki bu dönüşümün ülkenin benzer çevre problemleri için örnek olmasını diliyorum. Millî mücadele ruhuyla çalışırsak kim bilir daha nice “olmaz” denileni oldurur, nice mucizevi başarılara imza atarız. İhtiyacımız olan feyiz ve ilhamı Kurtuluş Savaşı’mız bize ziyadesiyle sağlayacaktır; yeter ki onu iyi öğrenip anlayalım, kahramanlarımızı sık sık yâd edelim.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm İzmit’in kurtuluş yıl dönümünü kutluyor, daha nice mücadeleden aziz milletimizin güçlenerek çıkmasını temenni ediyorum.

Bu arada, Srebrenica katliamını protesto ediyor, aynı zamanda Suriye halkının da kıyımını protesto ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aygün.

Gündem dışı ikinci söz, okullarda uygulanan süt projesi hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Adnan Keskin’e aittir.

Buyurun Sayın Keskin. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, okullarda süt dağıtımına ve bu hususta Hükûmetin açıklama ve uygulamalarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

 

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, dün Siirt’in Eruh ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren 4 askerimize Tanrı’dan rahmet diliyorum, yakınlarına ve ailelerine sabır diliyorum, bunun son şehit olmasını, son çatışma olmasını temenni ediyorum.

Ülkemizde hukukla bağdaşmayan, demokrasi kültürüyle uyumlu olmayan, ülke çıkarlarıyla uyumlu olmayan ilginç gelişmeler ve olaylar yaşanıyor. Korku jeneratörlüğüne soyunarak tehdit ve şantajı siyaset yöntemi olarak kullanan iktidar, bilgi kirliliği yapıp gerçek dışı haberler yayarak insanları beyinlerinden zapt edip toplumu tutsak etme gayreti içerisinde. Yalan haber, saldırgan üslup günlük yaşamımızın ayrılmaz parçası oldu. Bu yaklaşım ile uygulamanın en somut örneği, okullara süt dağıtım programında yaşandı.

Geçmiş dönemde Adalet ve Kalkınma Partisinin Denizli Merkez İlçe Başkanlığını yapan Mehmet Ali Özkan’ın ortağı olduğu Aynes firması, Denizli’nin Acıpayam ilçesinde yer alan süt ürünleri fabrikasının sahibidir. Fabrika 27 Nisan 2008 tarihinde Başbakan tarafından işletmeye açılmıştır. Şirket yöneticileri Millî Eğitim Bakanlığınca yürütülen Okul Sütü Programı çerçevesinde açılan ihaleye katılmışlar, okullara süt verme hakkını elde etmişlerdir. Denizli Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü 02/05/2012 günü firmanın ürettiği sütlerden numuneler almış, yaptırılan laboratuvar analizleri firmanın ürettiği sütlerin sterillik yönünden olumsuz olduğunu saptamıştır. Tarım İl Müdürlüğü bu olumsuz tablonun ortaya çıkmasından sonra illere yazı yazarak, firmanın ürettiği sütlerin dağıtımının durdurulmasını ve dağıtılmışsa toplatılmasını talep etmiştir. Süt dağıtılan okullardaki öğrencilerin zehirlenme belirtileri ortaya çıkanca Bakanlar Kurulu toplantısından sonra basının karşısına çıkan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 02/05/2012 günü saat 16.14’te “Süt alerjisi diye bir durum olabilir. Bu durum ya ilk defa içildiği için ya da çok yüksek miktarda tüketildiği için olabilir.” diye açıklama yapmıştır. 11 Mayıs 2012 günü açıklama yapan Millî Eğitim Bakanı “Sütten kaynaklanan bir zehirlenme yok. Olay, çocukların süte hassasiyetiyle ilgili olabilir.” diye bilgi vermiştir. 11 Mayıs 2012 günü Trabzon kongresinde konuşan Sayın Başbakan da “Gıda zehirlenmesine yol açan tek bir paket süte rastlanmamıştır. Bu projeyi Kılıçdaroğlu’nun kafası almaz. Sen tıp doktoru değilsin, sen hesap uzmanısın. Bu süreçte ana muhalefet partisi olsun, diğerleri olsun hop oturup hop kalktılar. Sağlık Bakanlığının yanı sıra, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ayrı ayrı kurullarda gerekli incelemeleri yaptılar, numunelerin hiçbirisinde sağlığa zararlı belirtiler görülmemiştir.” diye açıklama yapmıştır.

Sayın Başbakanın bu açıklaması Denizli İl Tarım Müdürlüğünün laboratuvarında yaptırılan ve orada bilimsel araştırmalarda çıkan gerçeklerle çelişki içerisindedir. Sayın Başbakan, gerçek dışı haber üretmenin, bilgi kirliliği yaratmanın, saldırgan üslup kullanmanın en kaba örneklerinden birisini sergilemiştir.

Denizli İl Müdürlüğünün yaptırdığı analizleri içeren raporların basına yansıması iktidar tarafından tepkiyle karşılanmış, önce laboratuvar kapatılmış, arkasından İl Müdürü Afyon’a, yardımcısı olan kişi de Kastamonu’ya sürülmüştür. Bu tasarruflarla gerçekler örtülemez. Basın mensuplarına tasma takarak, basın mensuplarını ihanetle suçlayarak gerçeklerin üzerine şal sürülmesi mümkün değildir. Bu süt olayında yaşanan bu kirli ilişkiler iktidarın alın kiri olarak tarihte yerine alacaktır.

Hepinize saygı sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Keskin.

Gündem dışı üçüncü söz, çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Sayın Muharrem Varlı’ya aittir.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

 

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çiftçilerin sorunları hakkında gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“Sorunu” demiyorum, “sorunları” diyorum çünkü çiftçilerimizin o kadar çok sorunları var ki, toprağın içerisinde büyüyen, bizzat ekip diken ve bu işin içerisinden gelen bir arkadaşınız olarak yüreğim yanıyor. O kadar çok, söyleyecek o kadar çok sıkıntı var ki, bunları anlatmakla, hele hele böyle beş dakikalık bir  zamana sığdırmak mümkün değil.

Buğday hasadı Çukurova’da biteli bir ay oldu. Buğday… Burada her defasında Sayın Bakana söyledim: “Sayın Bakanım, şu buğday fiyatını bir an önce açıklayın, TMO’yu devreye sokun, peşin bedelle buğdayı alıyorum.” deyin. Zaten TMO’ya buğday gelmez çünkü Adana’nın buğdayı turfanda olduğu için, İç Anadolu’nun bütün un fabrikaları Adana’nın buğdayını almak için sıraya girerler ve Adana’nın buğdayı para eder ama Adana’nın buğdayı bitti, Adana’nın buğdayı tüccara satıldı. Tüccara teslim ettiniz Adana’nın çiftçisini, ondan sonra fiyat açıkladınız yani “Bu nasıl perhiz, bu ne lahana turşusu?” diye bir laf vardır. Çiftçiyi her sene, özellikle Adana çiftçisini her sene tüccarın kucağına itiyorsunuz ve tüccara teslim ediyorsunuz.

Deseydiniz ki: “Kardeşim, ben peşin bedelle bu buğdayı eski parayla 670 bin liradan alıyorum.” Çünkü köylü yeni parayı pek anlamıyor onun için “Eski parayla 670 bin liradan alıyorum.” deseydiniz ve piyasaya TMO’yu bu şekilde girdirmiş olsaydınız, inanın ki buğday 700 bin liradan fiyat bulurdu ve tüccar 1 kilo buğdayı da Ofise düşürmezdi ama siz bunu yapmadınız. Bu fikri size söylediğimiz zaman da hep popülist politikalardan bahsediyorsunuz. Neresi bunun popülist politika? Gerçek politika.

Çıkacaksın, diyeceksin: “Kardeşim, ben peşin bedelle bu buğdayı 670 bin liradan alıyorum, eylül ayında da 700 bin liradan satıyorum.” Bak bakayım, o zaman tüccar 1 kilo buğdayı Ofise düşürüyor mu? Düşürmez çünkü unculara buğday lazım, özellikle de Adana’nın turfanda buğdayı lazım. Zaten bu sene verim zayıf, hektolitresi düşük. Dolayısıyla, çiftçinin zaten bundan kaybı var, bir de fiyattan… Geçen seneki fiyatın altından, bu sene 570 bin lirayla 630 bin lira arasında ne yazık ki buğday fiyat buldu. Geçen seneki fiyat 670 bin lira.

Değerli arkadaşlarım, bunu kabul edebiliyor musunuz? Buna vicdanınız razı oluyor mu? Pamuk üreticilerine bakıyorsunuz, pamuk üreticileri de aynı sıkıntıyı yaşıyor. 2010 yılında pamuk 2 lira, yani eski parayla 2 milyon lira, yeni parayla 2 lira. Şimdi, 2011’e bakıyorsunuz, hasat döneminde pamuk 1,3 lira yeni parayla, eski parayla 1 milyon 350 bin lira. Şimdi, bu seneye bakıyorsunuz, pamuk 1 milyon lira.

Ya, pamuk eken çiftçi kalmadı. Yani siz, bu endüstriyel, işçi istihdamı sağlayan, Türkiye'nin sanayi tesislerine ham madde sağlayan bir ürünü Türkiye’de âdeta yok etmeye çalışıyorsunuz. Dışarıya tamamen bağımlı… Dışarıdan gelsin ithal mallar, efendim, dolsun Türkiye'nin limanları dışarıdan gelen pamuklarla, Amerikalı kazansın, Yunanlı kazansın, efendim, başka ülkelerden, Hindistan’dan gelen pamuk üreticileri kazansın. Benim çiftçim ne yapacak? Benim çiftçim pamuktan kazanamazsa, buğdaydan kazanamazsa ne ekecek? Değerli arkadaşlarım, nasıl hayatını idame ettirecek?

Geçen yılki buğday fiyatlarıyla bu yılki buğday fiyatları arasında yüzde 10’un üzerinde bir değer kaybı var. 2010’la 2012 yılları arasındaki pamuk fiyatlarında yüzde 50’ye varan bir fiyat kaybı var ama mazota bakıyorsunuz, gübreye bakıyorsunuz, yüzde 20’den fazla zamlanmış.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Karpuz da para etmiyor Muharrem; Suriye…

MUHARREM VARLI (Devamla) - Şimdi, bu şartlarda çiftçi nasıl para kazanacak, nasıl ekecek, dikecek, nasıl hayatını idame ettirecek, ben buradan Sayın Bakana soruyorum. Şimdi Sayın Bakan gelecek buraya, diyecek ki: “Efendim, şu kadar destek veriyoruz, biz şunu yaptık, biz bunu yaptık.”

Kardeşim, veriyorsun da, cebinden mi veriyorsun ya? Sen çiftçiden aldığın verginin kaçta kaçını çiftçiye geri veriyorsun ki burada sanki cebinden veriyormuşsun gibi, milletin malını millete peşkeş çekiyormuş gibi bir ifadede bulunuyorsun. Tabii ki vereceksin. Devletsen çiftçini desteklemek zorundasın, çiftçini korumak zorundasın çünkü geleceğin en önemli şeyi gıdadır gıda! Ne enerji ne yer altı zenginlikleri, hiçbirisi para etmeyecek, sen buğdayla, pamukla uğraşacaksın.

Karpuz üreticisi perişan, patates, soğan üreticisi perişan. Suriye’ye ihracat yapıyorlardı, yapamıyorlar, hepsinin malı elinde kaldı, sıkıntı içerisinde, perişanlık içerisinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM VARLI (Devamla) – Sen geleceksin, burada güllük gülistanlık pembe bir tablo. Ohh! “Şunu verdim, bunu verdim…” Cebinden vermiyorsun kardeşim, bu milletin parasından veriyorsun.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Varlı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız cevap verecekler.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce, burada, Hükûmetimiz tarafından cumhuriyet tarihinde ilk defa uygulanan, Türkiye genelinde ilk defa uygulanan Okul Sütü Programı’yla ilgili bazı tenkitlerle bulunuldu. Tabii, gerçek dışı bilgiler verildi. Bu konuyu açıklığa kavuşturmak lazım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye genelinde Hükûmetimizin aldığı bir kararla Türkiye’deki 7 milyon 185 bin 21 öğrenciye toplam 143 milyon 700 bin kutu olacak şekilde bir Okul Sütü Programı yapıldı ve bu Okul Sütü Programı başlamadan önce de, gerek Millî Eğitim Bakanlığımızla gerek Sağlık Bakanlığımızla gerekli koordinasyon yapılmak suretiyle, ihale açılmak suretiyle bu yapıldı. Tabii, bu ihaleye Türkiye’deki kutu sütü üretimi yapan bütün firmalar davet edildi ve 17 tane firma buna katıldı. Arkasından, bu firmalardan bir tanesi hukuki durumu sebebiyle bu alıma girmedi, satım işine girmedi ama 16 firma tarafından bu ihaleyle ilgili tedarik yapıldı. 2 Mayıs 2012 tarihinde okul sütü uygulaması başladı ve 8 Haziran 2012 günü okulların kapandığı tarihe kadar da bu devam etti.

Bir kez daha söylüyoruz. Tabii, geçen süre içerisinde milletimize gerekli açıklamalar yapıldı ama yüce Meclise bir kez daha program ertesinde, bitim esnasında bir keza daha söylüyorum. Bu dağıtım esnasında Türkiye’de süt sebebiyle gıda zehirlenmesi teşhisi konmuş bir tek hadise yok.

ALİ ÖZ (Mersin) – Ne bunlar peki, ne?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Hiçbir sağlık kuruluşumuzda, hastaneye süt içtikten sonra rahatsızlığını beyan edip başvuran çocuklarımızdan hiçbirine gıda zehirlenmesi teşhisi konmuş değil; bu bir. Net.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Peki, Sivas Valisinin demeci nerede?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bu bilgi net.

İki…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sütü bile zehirli hâle getiriyorsunuz. Yazıklar olsun!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi muhalefet duygularınızı tatmin için, zehirlenme olmayan vakayı zehirlenme diye doktorlarımızın söylemesi mümkün değil. Böyle bir şey olmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İlla sizin muhalefet duygunuzu tatmin edeceğiz diye, hasta olmayan…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Benim konuşmamda zehirlenme diye bir şey yok. Çarpıtma Sayın Bakan. Yakışmıyor sana bu, yakışmıyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Zehirlenme hiç olmadı, hiç. Hiç olmadı.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Ben konuşmamda zehirlenme diye bir şey söylemedim. Masal okuyorsun.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bir şey daha söyleyeyim…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sürgünlerden cevap ver, sürgünlerden.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bir şey daha söyleyeyim. 1.488 numune alınıp bunlardan analiz yapıldı ve alınan 1.488 numunenin yapılan analizi sonucunda bir tek tane numunede hastalık yapıcı, hastalığa sebep olan -tıbbi terimiyle patojen yani hastalık yapıcı- bir mikroorganizmaya da rastlanmadı. Bunu da söyleyeyim.

Dolayısıyla bu, geneli itibarıyla Türkiye’de ilk defa uygulanan, bütün Türkiye için ilk defa uygulanan Okul Sütü Programı başarılı bir şekilde sonuçlanmıştır ve amacına ulaşmış çünkü bu kapsamda hem üreticilerimizin hem çocuklarımızın hem sanayicilerimizin, toplumun ilgili bütün kesimlerinin aslında faydasına olan, yararına olan hayırlı bir proje, bu safhası itibarıyla başarılı bir şekilde tamamlanmış.

Şimdi, burada bir firma, bir ilden, Denizli’den, laboratuvardan, vesaire bahsedildi. Değerli arkadaşlar, biz tabii çok hassas davrandık. Herhangi bir şikâyet olduğunda, sadece hastalık yapmayla ilgili olarak değil, eğer şekil bozukluğu varsa, herhangi bir şekilde o kutu nakli esnasında herhangi bir problem yaşamışsa onlar üzerinde de gerekli hassasiyet gösterildi ve onlar, o seri piyasadan toplatıldı, yani o şikâyetlerin görüldüğü yerlerde de hassasiyetle takip edildi ve o seri sütler piyasadan toplandı. Denizli’deki laboratuvarın kapanmasının bu süt olayıyla hiçbir ilişkisi yok. Hiçbir ilişkisi yok.

ADNAN KESKİN (Denizli) – El insaf! El insaf!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Onun kararı daha önce alınmış ve o laboratuvarın bazı teknik donanımlarında Türkiye’deki laboratuvar standartlarına uymadığı Bakanlık tarafından tespit edilmiş olmasından ötürü faaliyetlerine ara verildi. Onun dışında bu konuyla ilgili başkaca herhangi bir yorum yapmaya, bunun altında başka bir şey aramaya da hiçbir şekilde gerek yok. Bunu, milletimize ve yüce Meclisin siz değerli üyelerine gönül rahatlığıyla bu şekilde burada açıklamak istiyorum. Burada okul sütü ile ilgili değil, laboratuvarda yetersizlik olduğu raporlanıyor. Bu Denizli’deki laboratuvar meselesine verilen karar mart ayında yapılan, yani Okul Sütü Projesi başlamadan iki ay önce alınan bir rapor, yapılan bir inceleme, analiz sonucunda elde edilen bir raporla alınan bir karardır. Onun için, bunun burada altında başka bir şey aramaya gerek yok.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, okul sütü bu şekilde, bu yıl itibarıyla başarılı bir şekilde tamamlandı ve çok şükür, herhangi bir problem, komplikasyon da geneli itibarıyla… Türkiye'deki bu büyük ölçekli yani milyonlarca çocuğumuza, 7 milyon çocuğumuza ulaştırılan, Türkiye'nin bütün bölgelerinde, köylerinde, şehirlerinde, beldelerinde her yere ulaştırılan bu kadar büyük çaplı bir proje başarılı bir şekilde bu safhasıyla bitmiş oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz tarım sektörünü hem ekonomik bir sektör olarak hem Türkiye için, Türkiye'nin geleceği için stratejik bir sektör olarak değerlendirdi ve başından itibaren de politikalarımızı bu çerçevede belirledik. Şimdi, arkadaşlarımız, özellikle muhalefet milletvekilleri kendi dönemlerinde çiftçiye verilen destekleri artırmadıkları gibi, bir de birçoğunu kaldırdıklarından dolayı, onun için o konuda hassaslar, yaralılar. Biz ne zaman destekten bahsetsek, “Biz destek veriyoruz.” desek “E, siz bunu cebinizden mi veriyorsunuz?” diyorlar, bundan rahatsız oluyorlar. Elbette ki milletin parasını milletin yararına olan işlerde doğru bir şekilde kullanıyoruz ama asla IMF’nin veya Dünya Bankasının Türkiye'de kredi verme karşılığında çiftçiye verilen kredileri hiç kaldırmadık, bizim öyle bir yaklaşımımız hiç olmadı. Bunu şu andaki muhalefet, bizden önceki iktidar partilerinin yaptığını biz biliyoruz. Ben, Dünya Bankasına, IMF’e yazılan, zamanın Hükûmet üyelerinin altında imzası bulunan belgeyi de bu kürsüde milletimize ve değerli Meclis üyelerine göstermiştim. Onun için bundan, bizim verdiğimiz desteklerden sizin rahatsız olmanıza gerek yok.

Biz destekleri milletimizin kalkınması, çiftçimizin daha verimli bir üretim yapması ve onun gelirinin artırılması için veriyoruz, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz. Bakın, size bir kez daha hatırlatıyorum: 2002 yılında Türkiye'de Türk çiftçisine verilen toplam destek miktarı 1 milyar 868 milyon lira. Buradan, bu noktadan devraldık.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Mazot kaçtı, mazot, mazot?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Gayrisafi millî hasılanın kaçta kaçı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu noktadan devraldık. Ne yaptık 2011 yılında? 2011 yılında, değerli arkadaşlar, Türk çiftçisine 7 milyar 84 milyon lira nakdî ödeme gerçekleşti, 7 milyar, yani 1,8 milyar oldu 7 milyar, Türk çiftçisine verdik. 2012 yılında, 28 Haziran tarihi itibarıyla, 5 milyar 777 milyon ödedik, bu yıl için söylüyorum, 2012, içinde bulunduğumuz yıl. Şu an itibarıyla çiftçimize 5 milyar 770 milyon -yani eski parayla 5 katrilyon 770 trilyon- lira ödedik.

MUHARREM VARLI (Adana) – Çiftçiden ne kadar aldınız Sayın Bakan peki?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Öngördüğümüz yıllık ödeme programının, öngörülen yıllık ödeme programının bugün itibarıyla yüzde 81’i ödenmiş oldu…

MUHARREM VARLI (Adana) – Mazottan, gübreden, buğdaydan KDV ne kadar aldığınızı söyler misiniz oradan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …yüzde 81’i yani ne demek? Yüzde 81’i, yılın ilk altı ayı dolmadan çiftçiye ulaştı. Bu, nakit ödediğimiz destek.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ben beş yıldır buradayım, aynı şeyleri söylüyorsunuz hep Sayın Bakan, yeni bir şey söyleyin, yeni bir şey.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 2003 ila 2012 yılları arasında, haziran sonu itibarıyla ödediğimiz toplam nakit tarımsal destek miktarı, Hükûmetimiz döneminde, 48 milyar 780 milyon lira, 48 milyar 780 milyon lira, 2012 sonu itibarıyla bu rakam 50 milyarı, yani 50 katrilyonu bulmuş olacak, AK PARTİ Hükûmeti döneminde Türk çiftçisine sağlanan nakit destekten bahsediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Hükûmetimiz döneminde kalite, sağlık verimlilik ve kırsal kalkınmaya esas olan elli iki yeni destek uygulaması başlatıldı. Verimlilikten uzak ve 2002 yılında destekleme bütçesinin yüzde 83’ünü oluşturan doğrudan gelir desteği -halkın “tarla parası, tapu parası” dediği destek- tarafımızdan, Hükûmetimiz döneminde kaldırıldı. Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli hayata geçirildi. 2009 yılından bugüne kadar da, desteklerin yaklaşık yüzde 90’ı yılın ilk altı ayında ödeniyor. Bunu, artık, biz bir programa bağladık ve yaklaşık yüzde 90’ını her sene yılın ilk altı ayında ödüyoruz, geri kalanını da -yüzde 10’unu da- yılın ikinci yarısında ödüyoruz. Niye? İlkbahar döneminde, kış döneminde mazottu, gübreydi, diğer birtakım girdilerdi, bunların teminiyle ilgili destekleri peşin peşin yılın başında ödüyoruz.

MUHARREM VARLI (Adana) – Pamuk kaç lira Sayın Bakan, pamuk? Ne kadar ithal pamuk getiriyorsunuz? Ne kadar dolar ödüyorsunuz, onu da söyler misiniz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002’de 1 litre mazotu kaç kilo buğdayla alıyordunuz, şimdi kaç kilo buğdayla alıyorsunuz, onu söyler misiniz? Onu da söyleyin Sayın Bakan, merak ediyorum.

MUHARREM VARLI (Adana) – Kazak buğdayına kaç lira para ödüyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de mazot desteği 2003 yılında bizde, 2003 yılında ilk defa Hükûmetimiz döneminde başlatıldı. Kimyevi gübre desteği 2005 yılında ilk kez doğrudan çiftçiye bizim tarafımızdan ödendi. Sertifikalı tohum kullanım desteği 2005 yılında ilk kez bizim Hükûmetimiz döneminde başlatıldı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ya, pamuğu söyle, pamuğu. Pamuk kaç lira pamuk, pamuk?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sertifikalı fidan kullanımı desteği 2005 yılında ilk kez bizim dönemimizde başladı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Buğday kaç lira, karpuz kaç lira, onu bir söylesene!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sulamaya faizsiz kredi ve hibe desteğine 2006-2007 yıllarında ilk kez bizim tarafımızdan başlandı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Kayısıyı dalından çırpıyorlar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002 yılında 1 litre mazot kaç kilo buğdayla alınıyordu, şimdi kaç kiloyla alınıyor, onu söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Makine ekipmana yüzde 50 hibe destek ödemesine ilk kez bizim zamanımızda, bizim Hükûmetimiz döneminde, 2007 yılında başlandı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Pamuktan örnek verin, fındıktan örnek verin, çaydan örnek verin, arpadan örnek verin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli milletvekilleri, prim destekleri, stratejik öneme sahip kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, aspir, dane mısır ve zeytinyağında önemli miktarda prim desteği verildi. 2004 yılından itibaren destekleme kapsamına alınan çay; 2005 yılından itibaren hububat, arpa, buğday, çavdar, yulaf ve çeltik; 2008 yılından itibaren baklagiller, yine 2010 yılından itibaren tritikale de ilave edildi; bunlara da prim desteği uygulaması yine Hükûmetimiz döneminde başladı.

2002 yılında prim ödemesinin toplamı 186 milyon lira. Bu arkadaşlarımız, sayın milletvekillerimiz duyuyorlardır, deminden beri yerlerinden bağırıp pamuk desteğinden bahsediyorlar. Şimdi, 2002 yılında siz 186 milyon lira toplam prim desteği veriyorsunuz, 186 milyon, hepsi bu, tamamı bu.

MUHARREM VARLI (Adana) – 2002 yılında da pamuk 1 milyon liraydı, şu anda da 1 milyon lira Sayın Bakan, onu da söylesene.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, arkadaş, 2011 yılında ben ne vermişim prim desteği? 2 milyar 502 milyon lira.

MUHARREM VARLI (Adana) – Yani sen ancak meseleyi hep kendi tarafından görüyorsun.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, 2 milyar 502 milyon lira 186 milyon liranın kaç katıdır?

MUHARREM VARLI (Adana) – Pamuk 2002’de de 1 liraydı, şimdi de 1 lira.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunu bir söyleyin, kaç katıdır? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Alkışlayın, alkışlayın!

OKTAY VURAL (İzmir) – Protesto mu ediyorlar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sen bunun bir hesabını yap bana önce; 2 milyar 500 milyon lira, 186 milyon liranın kaç katıdır, bana bunun hesabını yap, ondan sonra gel bu işleri konuşalım.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ya, pamuğu söyle, pamuğu! Fiyatı kaç lira şu anda pamuğun?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 14 kat artış var.

MUHARREM VARLI (Adana) – Buğdayın fiyatı kaç lira, onu söylesene bana.

ALİ ÖZ (Mersin) – Kayısı 10 kuruş, 10 kuruş.

MUHARREM VARLI (Adana) – Geçen sene 671 liraydı, şu anda kaç lira buğday?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, 46 kuruş, şu anda pamuğa bizim verdiğimiz prim desteği, 2012 yılı için ödeyeceğimiz.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ancak prim desteği söyle…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, hayvancılık desteklerine geliyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiçbir konuda başarılı olamamışsın sen!

MUHARREM VARLI (Adana) – Alın teri toprağa düşmemiş adam burada topraktan bahsediyor!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Toplam destek, hayvancılık desteği 2002 yılında 83 milyon lira, 2012 yılında 1 milyar 883 milyon lira. Yüzde 26,2’ye çıktı hayvancılık desteklerinin toplam tarım destekleri içerisindeki payı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Onun için ithal kurbanlık getirdik yani!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hayvancılık desteklerindeki artış oranı 21 kat, arkadaşlar, 21 kat. Dolayısıyla bunları bilerek konuşacağız.

Tarımsal kredi sizin zamanınızda, devri iktidarınızda Türkiye’de çiftçilerin…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, 2 bin liralık ineği 6 bin liraya veriyorsunuz faiziyle. Sorun bakalım, satabiliyorlar mı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …ödediği faiz yüzde 59’a çıkarıldı, yüzde 59. Çiftçi, tarım kredi faizine yüzde 59 oranında ödeme yapıyordu, yüzde 59. Bunu bizden önceki iktidar kaldırdı. Zirai kredi faizlerinin desteklenmesi uygulamasına son verdiler. Dolayısıyla ticari krediler gibi çiftçi kredisi de aynı faiz oranına çıkarıldı ve bu da yüzde 59’du.

MUHARREM VARLI (Adana) – Şimdi çiftçi kredi alamıyor ki!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Tarım kredi kooperatiflerinin aldığı faiz yüzde 68’di. Şimdi ne kadar?

MUHARREM VARLI (Adana) – Ziraat Bankasına bir sor bakalım Sayın Bakan, haberin var mı, çiftçi kredi alabiliyor mu, bir sor, sor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, çiftçi toplam 529 milyon lira kredi kullanıyordu yüzde 59 faizle.

MUHARREM VARLI (Adana) – Geçen sene 100 lira alan, bu sene 50 lira alamıyor. Sorsana onu bir, Ziraat Bankasına.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çiftçi borçlarını ödüyordu o zaman, şimdi ödeyemiyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bugün ne kullanıyor? 22 milyar 300 milyon lira kredi kullanabiliyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çiftçiye bir sor, çiftçiye.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ne kadarlık faiz oranı? Yüzde sıfır ile yüzde 5 arasındaki faizle.

MUHARREM VARLI (Adana) – Bu sene kaç liradan kullanıyor, bu sene?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Aradaki farkı çiftçiye, bankaya biz ödüyoruz Hükûmet olarak. Çiftçinin yanında olmak budur.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ya, Ziraat Bankasına bir sor bakalım, sor, ne kadar kredi verebiliyormuş, bir sor bakalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Çiftçinin faizini ticari faiz hâline çıkarmak değil, çiftçinin faizini sübvanse etmektir, desteklemektir. Çiftçiye verilen destek, çiftçiyi düşünmek buradan anlaşılır.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Traktörünü niye satıyor bizim çiftçiler?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Değerli kardeşlerim, kredi geri dönüş oranı neydi? Çiftçi, devri iktidarınızda 529 milyon lira…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çiftçi dalak çıkarıyor dalak, dalak!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Millet çiftçiliği bıraktı Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …kredi kullanıyor ama bunun yüzde kaçını geri ödüyordu? Yüzde 38’ini geri ödüyordu.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Bakan, sizin sayenizde Limuzin’in araba değil de bir hayvan markası olduğunu öğrendik. Sizin sayenizde bir hayvan markası olduğunu öğrendik.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bugün yüzde kaçını geri ödüyor? 22 milyar 300 milyon kredi alıyor, yüzde 99’unu geri ödüyor.

MUHARREM VARLI (Adana) – İlk defa kurbanlık ithal ettik sizin sayenizde; daha neyi anlatıyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu, çiftçinin geldiği durumu göstermesi bakımından son derece de önemli.

Şimdi arkadaşlarım diyor ki “Yeni bir şey söyle.” Bakın, yeni bir şey söyleyeyim size onu da dinleyin. Bakın, bu, çok yeni bir şey.

MUHARREM VARLI (Adana) – Angus’u da sizin sayenizde öğrendik, Allah razı olsun! Vallahi bize çok şey öğrettiniz siz, helal olsun size!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli kardeşlerim, 2012 yılı tarımsal kredilerinde yeni uygulamalar…

MUHARREM VARLI (Adana) – Kültürümüzü geliştirdiniz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hayvancılıkta sıfır faiz, damızlık süt ve etçil sığır yetiştiriciliği, düve yetiştiriciliği, küçükbaş yetiştiriciliğinde yatırım için sıfır faiz uygulamasına devam ediliyor.

MUHARREM VARLI (Adana) – Hep aynı şeyler ya! Beş senedir aynı şeyleri dinliyoruz ha bire, başka bir şey yok!

OKTAY VURAL (İzmir) – Başbakana matematiği bile unutturdun sen ya!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bitkisel üretimde yurt içi sertifikalı tohum, fidan üretiminde yüzde 50 olan faiz indirimi sıfıra çekildi ve limiti 3 milyon liraya yükseltildi.

Muhtelif konularda, modern basınçlı sulama sistemlerinde sıfır faiz uygulamasına devam edildi.

Traktör ve arazi alımı, muhtelif konular altında ilk kez düşük faizli tarımsal kredi kapsamına alındı.

Şimdi, bütün bunlarla aslında Türkiye’de tarım sektörü geriye mi gitti, ileriye mi gitti? Tabii ki geriye git… İleriye gitti, geriye gitmedi.

MUHARREM VARLI (Adana) – Bak, ne güzel itiraf ettiniz ya!

ALİ ÖZ (Mersin) – Hah, helal olsun!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Geriye gitmedi. Geriye gitmedi, ileriye gitti. [MHP sıralarından “Bravo (!) sesleri, alkışlar]

Şimdi, değerli arkadaşlarım…

MUHARREM VARLI (Adana) – Ne güzel itiraf ettiniz ya, vallahi helal olsun size! Sizin kadar açık bir bakan görmedim ben daha!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Onlar sizin kendi zihninizdeki çarpıklıklar, kendi zihninizdeki çarpıklığı söylüyorsunuz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Senede de olsa bir defa doğruyu söyledin!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, 2012 yılı, Toprak Mahsulleri Ofisinin alımlarıyla ilgili de sizlere bilgi arz etmek istiyorum: Bugün itibarıyla 82 bin ton alım gerçekleşti. Bu alımlarda bizim uyguladığımız fiyat piyasa fiyatının şu anda çok üzerinde değerli arkadaşlar, bu hususu özellikle bilgilerinize sunmak istiyorum çünkü bu sene üç yüz on noktada Toprak Mahsulleri Ofisi alım yapıyor. Protein cihazları alındı, analize dayalı olarak alınıyor. Kayıtlı üreticilerden belgelerindeki üretim miktarının tamamı satın alınıyor. Bu yıl da, değerli arkadaşlar, ilk defa randevuyla alım sistemi gerçekleştiriliyor yani çiftçi müracaat ediyor, randevu alıyor, “Şu tarihte, şu saatte gelip ürünümü vereceğim.” diyor. 16 tane, borsada da altyapısı uygun olan yerde alım yapılmaya devam ediliyor. Haftanın altı günü alım yapılıyor. Emanet alımlar kapalı ve boş depo kapasitesi uygun olan iş yerlerinde alım yapılıyor. Bunun dışında, değerli arkadaşlar, ürün kartını alanlara on gün içerisinde ödeme yapılıyor, diğerlerine bir ay içerisinde üretim yapılıyor. Bu şekilde Sayın Başkan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Kocaeli milletvekilleriyle beraber sizi Kandıra’ya davet ediyorum. Gelir misiniz?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Köylere gitmiyorsun hiç Sayın Bakan. Şehirde Tarım Bakanlığı yapılmaz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben hep giderim köylere ama sizi hiç oralarda görmüyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Kocaeli milletvekilleri olarak sizi Kandıra’ya davet ediyorum. Gelir misiniz?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Karacabey’e davet ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kırşehir’in Akpınar ilçesine davet ediyorum. Gelir misiniz?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bakanlıkta oturarak Tarım Bakanlığı yapılmaz, köyleri biraz gezin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben hep oralardayım, sizi hiç oralarda görmüyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, süreniz doldu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bakın, birçok davet aldınız. Gelir misiniz?

BAŞKAN – Bir dakikada toparlayın lütfen.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Niye süre veriyorsunuz şimdi Sayın Bakana?

BAŞKAN – Size bilgi vermesini istemiyorsanız keseyim.

MUHARREM VARLI (Adana) – Bize süre vermediniz, niye veriyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Tamam.

BAŞKAN – Peki efendim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Peki…

BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen… Süreniz doldu, çok teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Bakan bilgi vermiyor zaten. Ezberlediği şeyi okuyor, bilgi vermiyor zaten.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tamam. Çok teşekkür ederim, oldu.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, sisteme giren arkadaşlarımıza söz vereceğim.

Sayın Özkan…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, adliyelerinin kapatılması düşünülen Burdur ilinin Ağlasun ve Çavdır ilçelerinin kazanılmış haklarının gasbedilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adliyelerinin kapatılması düşünülen Burdur ili Ağlasun ve Çavdır ilçelerinin konumunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu ilçelerimiz tarım ve hayvancılıkta marka olması yanında emekli ilçeleridir. Ağlasun’un Yeşilbaşköy ve Çanaklı beldeleri; Aşağıyumrutaş, Çamlıdere, Dereköy, Hisarköy, Kiprit, Yazır, Yumrutaş köyleri vardır ve 10 binin üzerinde nüfusa hitap etmektedir. Yaz nüfusu 20 binin üzerine çıkmaktadır. Çavdır Kozaağacı, Bayır ve Söğüt beldeleri vardır. Yine, bunun da 13 bin nüfusu yazın 20 binleri geçmektedir. Ambarcık, Bölmepınar, Büyükalan, Küçükalan, Karaköy, Kayacık, Kızıllar, İshak, Yazır köyleri bulunmaktadır. Bu ilçelerin kazanılmış haklarının gasbedilmesini istemiyoruz. Sizlerden destek bekliyoruz. Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, rakamlar veriyor. Sayın Bakanın Bakanlığında 3.500 liralık düveler 6.700 liraya satılıyor, müteahhit zengin ediliyor.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Otur, otur, otur… Sayın Bakan, otur! Nereye kaçıyorsun?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, dinleyin, dinleyin!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Bunun da bilinmesini burada isterim. O paralar müteahhitlere gidiyor, Ziraat Bankasının paraları…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakan gidiyor efendim, gitmesin.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Bakan dinle, Sayın Bakan!

Verdiğiniz paralar müteahhitlere gidiyor. 3.500’lük düveler müteahhitler tarafından 6.700 liraya alınıp çiftçi borçlandırılıyor ama piyasada o düveler 3.500 lira. 2 misli, sıfır faiz oluyor yüzde 100 faiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Erdemir, buyurun.

2.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubunun hazırladığı“ Akademide Hak İhlalleri” dosyasındaki raporda yer alan bazı ifadelere ilişkin açıklaması

 

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümde bir dosya var: Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu, Akademide Hak İhlalleri Dosyası. Bakın, raporda ne diyor: “Siyasal ve toplumsal iktidar odaklarının üniversiteler üzerindeki müdahale ve baskılarının vahim derecede artmış olduğu gözlemlenmektedir. Öğretim elemanlarının ve öğrencilerin gözaltına alınması ve tutuklanması; akademik yükseltme, atama ve özlük hakları konularındaki hukuk dışı uygulamalar; öğretim elemanlarına yönelik idari soruşturmalar; araştırma alanlarına yönelik doğrudan veya dolaylı engellemeler; eğitimin ticarileşmesi çerçevesinde yaratılan güvensizlik ve kırılganlık sonucu meslekte iş güvencesinin ortadan kalkması, akademik faaliyetin ve bilim insanlarının itibarsızlaştırılmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, acil çözüm bekleyen konularda bilgi üretimi ve paylaşımının gerçekleşememesi, Türkiye’nin en can alıcı sorunlarının çözümü önünde de engel teşkil etmektedir. Oysa ağır toplumsal ve siyasal bedelleri olan pek çok sorunun aşılması, özgür araştırma ve ifade ortamının güvence altına alınmasına bağlıdır.” diyor bu rapor.

Umarım anlıyorsunuz, umarım bu konuda bir adım atarsınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bayraktutan…

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ili Ardanuç ilçesinde adliyenin kapatılması nedeniyle halkın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için kapatma kararının geri alınması talebine ilişkin açıklaması

 

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Artvin ilinde, Ardanuç ilçemizde adliye de ne yazık ki kapatılmıştır. Ardanuç ilçe nüfusumuz, merkezi 6.500, köyleri 5.500, toplam 13 bindir. Yaz nüfusu ise 20 bine ulaşmaktadır. 49 tane köyü mevcuttur Ardanuç’un. Köylerinin ilçe merkezine mesafesi ortalama 20 kilometre civarındadır. Bazı köyler, örneğin Irmaklar köyü 30 kilometre, Kapıköy 43 kilometre, Bağlıca 45 kilometre, Geçitli köyü 25 kilometredir. Artvin-Ardanuç arası ise 42 kilometrelik bir uzaklığı ifade etmektedir. Bu nedenle Ardanuç’tan kalkan bir vatandaşımızın Artvin Adliyesine gidiş dönüşü 160 kilometredir. Bir sabıka kaydını almak için bile 160 kilometre gidilen bir mesafede adliyenin olması ve Ardanuçluların adliyenin kapatılması nedeniyle derin bir mağduriyet durumu ortaya çıkmıştır. Bütün Ardanuç, partili partisiz ayrım yapmaksızın derin bir infial içerisindedir. Ardanuç ilçemizin yaşadığı bu mağduriyetin giderilmesi için adliyenin bir an önce açılmasını, adliyeyle ilgili kapatma kararının geri alınmasını, Sayın Adalet Bakanının ve HSYK’nın bu konuda duyarlı davranmasını talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Öğüt…

4.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, özelleştirme sonrası İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesinin keyfî uygulamalarına ilişkin açıklaması

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bilindiği üzere, İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi de AKP’nin “Ne varsa özelleştir.” mantığıyla 2011 Nisan ayında satıldı. Özelleştirme rekabet olsun, hizmette kalite artsın, fiyatlar ucuzlasın diye yapılır. Ancak İDO’da yapılan ve yaşanan şeyin adı tam bir tekelleşme. İşletme belediyeden alındıktan sonra, deyim yerindeyse, tekelleşti çünkü başka rakibi olmayan İDO, tarifeleri keyfî olarak değiştirmeye başladı. Son günlerde artan şikâyetler ve kamuoyu baskısıyla olacak ki İDO’dan yeni bir hamle geldi ve 1 Temmuz-15 Ağustos arasında dört ayrı hattın ücreti 51-85 lira arasında değişen fiyatlarla sabitlendi. Peki, yeterli mi?

Şu soruların cevabını kim verecek?

Eskiden bilet iadesi yapılıyorken şimdilerde neredeyse bilet fiyatı kadar iade cezası kesiliyor. İade edilen biletin parası neden haftalarca vatandaşa geri verilmiyor?

Daha ucuz bilet alanların daha fazla ödeyenlere göre birkaç vapur beklediği doğru mu?

Motosikletlerle otomobillere aynı fiyatın uygulandığı, İnternet’ten alınan bilet için 6 lira hizmet bedeli kesildiği, İDO’nun sistem üzerinden parasını tahsil ettiği, bileti vermediği, yıllardır uygulanan öğretmen indiriminin kaldırıldığı, vapurlarda acil tıbbi müdahale…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tüzel…

5.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Srebrenica katliamını lanetlediğine ve KESK Başkanı Lami Özgen ve bazı sendikacıların gözaltına alınmalarına ilişkin açıklaması

 

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, Srebrenica katliamını ve tarihteki halk kıyımlarını, insanlık suçlarını lanetliyorum.

Sabah, gözaltındaki KESK Başkanı Lami Özgen ve sendikacılarla görüştüm. Kendileri, çok açık bir şekilde, siyasi nedenlerle gözaltına alınmıştır. Üç yıldır her anı adım adım izlenen bu kişiler, şimdi sendikal çalışmaları nedeniyle, grev, miting, basın açıklaması, TV konuşmalarıyla suçlanıyorlar. Bunları üyelerinin çıkarları ve sendikal görevleri nedeniyle değil de örgüt talimatıyla yaptıkları söyleniyor. Sendika tüzükleri, seçimlerdeki tutumları sorgulanıyor. Sendika binaları kendileri olmaksızın aranıyor; kitaplara, evdeki düğün CD’lerine, kişisel eşyalarına “örgütsel doküman” diye el konuluyor.

Özel görevli mahkemeler ve emniyet teşkilatı siyasi iktidarın özel hukukunu, Kürtlere, sendikacılara, muhalif güçlere dönük baskıya dönüştürüyor. Demokratik anayasa çalışması, Van depremiyle dayanışma, 4+4+4 eğitim yasası, Diyarbakır sivil toplum açıklamaları, milletvekilleriyle yapılan görüşmeler sorgu ve suç konusu yapılmıştır. İşte, AKP İktidarının demokrasi anlayışı budur. Bu cadı kazanını kaynatmaya, devlet gücünü halka karşı kullanmaya son verip barış ve demokrasi adına gözaltılar son bulmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Acar…

6.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen Antalya EXPO 2016 Yasa Tasarısı’na ilişkin açıklaması

 

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanın yerinde olmasını isterdim doğrusu çünkü bizi dinlemiyor, oysa biz kendisine hitaben konuşuyoruz.

Sayın Bakan, Antalya EXPO 2016 yasası Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Antalya’nın tüm etkin güçleri iktidar ve muhalefeti EXPO’yu bir kalkınma projesi olarak benimsemişler ve sahiplenmişlerdir. Özellikle geçtiğimiz dört yıldan bu yana büyük özveriyle, yerel kıt kaynaklarla, yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce faaliyet yürütmüşlerdir, toplantılar yapılmıştır, seyahatler yapılmıştır.

İcra kurulu olarak görev yapan Antalya Valiliği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Antalya Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğü, Antalya Ticaret Borsası dört yıldan bu yana günlük olağan işlerini bile EXPO 2016 hedeflerine göre düzenlemişlerdir. Yöneticilere teşekkür ediyoruz.

Buna rağmen neden Hükûmet tasarısında tüm yükü çeken üç kuruluş, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve Antalya Ticaret Borsası icra ve yönetim dışında tutulmuştur. AKP’li olmayanlar dışlanıyor, neden?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Varlı…

7.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ve Türk tarımının içinde bulunduğu duruma ilişkin açıklaması

 

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gündem dışı konuşmamıza Sayın Bakan cevap verdi. Her zaman olduğu gibi klasik rakamlar, işte şu zaman şuydu, bu zaman buydu… Türkiye o söylediği tarihten bu yana on yıl yaşadı, on yıl geçti ama Sayın Bakan herhâlde kalbindekini diline ikrar etti, “Çiftçi geriye gitmiştir, Türk tarımı geriye gitmiştir.” dedi, o itirafta da bulundu.

Hakikaten Türk tarımı şu anda çok kötü bir durumda, herkes traktörünü, evini, arabasını hatta tarlasını satabilecek duruma geldi. Ziraat Bankası geçen yılki vermiş olduğu kredilerin yarısını veriyor. Eğer bu yıl çiftçiler aldıkları krediyi tekrar geri alamazlarsa birçok insan batacak göçecek. Lütfen bu konuda -âdeta yalvarırcasına söylüyorum- Hükûmet bir çare üretsin. Çiftçilerimiz çok kötü durumda. Sayın Bakanın tozpembe tablosu hayalden ibaret, başka bir anlamı ve ifadesi yoktur bunun. Aynı rakamlar, aynı rakamlar söylenip gidiliyor ama gerçeğe baktığınız zaman karpuz üreticisi perişan; soğan, patates üreticisi perişan, ihracat yapamıyor ne Rusya’ya ne İran’a.

BAŞKAN – Sayın Demiröz…

8.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, buğday alım fiyatlarına ve 2012 yılında tarıma verilmesi öngörülen desteğe ilişkin açıklaması

 

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanı biz Tarım Komisyonunda, diğer komisyonlarda bulamıyoruz. Bugün bulduğumuz için buğdayla ilgili başlamak istiyorum.

Buğday alım fiyatını açıkladıktan sonra çiftçi şunu iyice anladı: Bundan sonra, aklı olan buğday ekmez çünkü Ziraat Mühendisleri Odası ve Ziraat Odasının buğday maliyeti 80 kuruş.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Son dört yıldır buğdaya 5 kuruş prim vermekte ve artırmamaktadır. Sertifikalı tohum kullanımına 2011 yılında dekar başına 10 lira destek verirken 2012 yılında bu miktar 6 TL’ye neden düştü Sayın Bakan? Ayrıca yine buğdayla ilgili, desteklerle ilgili biz 3,5 milyar ton mazot kullanıyoruz ve 13 milyar TL ödüyor çiftçimiz. Bunun yaklaşık 9 milyar TL’si ÖTV ve KDV. Açıkça görülüyor ki 2012 yılında tarıma verilmesi öngörülen 7,6 milyar TL’lik destek, çiftçinin tarımda kullandığı girdilerden sadece birine, mazota ödediği vergiyi dahi karşılamamaktadır. Buğday üreticisi, dekara yaklaşık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Keskin…

9.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ilişkin açıklaması

 

ADNAN KESKİN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanın biraz önce vermiş olduğu cevaplar maalesef denetim mekanizmasının işlemesine olanak sağlamayan bir yaklaşımdı. Ben, konuşmamda Sayın Bakana sorular tevcih ettim.

Bir: 2/5’te alınan 9 tane numunenin hepsinin sağlığa zararlı olduğu laboratuvarda tespit edilmiştir. Buna rağmen, Başbakan ve bakanların bu rapora rağmen açıklama yapmasını doğru bulmadığımı vurguladım.

Sayın Bakan “Laboratuvarın kapatılması bununla ilgili değil.” dedi. Otuz yıldır faaliyet gösteren, on binlerce tahlil yapmış olan bir laboratuvar niçin o tarihe kadar kapatılmıyor da 22/5 tarihinde kapatılma ihtiyacını duyuyor?

İki: Sayın Bakan bir gerçeği de örtüyor. Niçin laboratuvar müdürü Afyon’a tayin ediliyor, niçin yardımcısı olan kişi Kastamonu’ya tayin ediliyor? O ana kadar Tarım Bakanlığı bu insanların hizmetinden memnun ve mutluydu da bu olay ortaya çıkınca kafalarına meteor taşı mı düştü de bunları tayin etmek ihtiyacını duydu? Sayın Bakan gelsin bunun bir cevabını versin. Tam cambaza bak numarasını oynuyor Sayın Bakan, bütün Şark kurnazlarının yaptığı cambaza bak numarasını oynuyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Keskin.

Son olarak, Sayın Bakır…

10.- Samsun Milletvekili Tülay Bakır’ın, süt şekeri laktozun intoleransına ilişkin açıklaması

 

TÜLAY BAKIR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli üyelerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben süt şekeri laktozun intoleransı konusunda çok kısa bazı şeyler söylemek istiyorum. Süt şekeri içinde bulunan laktoz intoleransı iki yaşından itibaren başlayan ve yetişkin yaşta daha yükseğe çıkan bir intolerans ama buna alerji sözünü edemeyiz. Alerji sütün proteinine karşı gelişir ve bunu anne sütünden sonra ilk defa inek sütüyle karşılaştığı zaman çocuk bunun karşılığını görür ve çok ağır bir tablodur, bununla alakası yok. İnce bağırsaklarda bulunan laktaz enzimi belirli bir dönemden sonra bağırsaklarda eksilir ancak bazen mutasyonel olarak özellikle İskandinav ülkelerinde yetişkin yaşa kadar laktaz enzimi devam eder ama laktaz enzim eksikliği…

ALİ ÖZ (Mersin) – Yapma Hocam! Hocam, çocuklar aynı bölgede, aynı sınıfta nasıl isabet etmiş, Allah aşkına yapmayın ya!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Srebrenica katliamıyla ilgili grup başkan vekillerinden isteyenlere söz vereceğim.

Pervin Buldan.

Buyurun efendim.

11.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Srebrenica katliamı ile ilgili söz aldım.

Etnik temizliğin, katliamın, insanlığa karşı işlenen suçların yakın tarihinin adıdır aslında Srebrenica katliamı. Sorumluları Savaş Suçları Mahkemesinde yargılanan çağımız soykırımında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, anaların acılarını paylaşıyor, soykırımı lanetliyoruz. Günümüzde Orta Doğu’da savaş rüzgârları eserken, ülkemizde otuz yıldır süren çatışmalar yaşanırken Meclisin, siyaset kurumunun barış için daha fazla çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Başta Roboski katliamı olmak üzere, işlenen tüm katliamların sorumlularının bir an önce açığa çıkması temennisinde bulunuyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Buldan.

İkinci olarak Sayın Vural, buyurun.

12.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Evet, on yedi yıl önce, bir temmuz ayında Sırp ordusunun akrepleri, maalesef, Birleşmiş Milletlerin silahsızlandırıp güvenli bölge ilan ettiği, 400 tane Hollandalının bulunduğu Srebrenica’ya maalesef saldırmışlar, acımasız, insanlık dışı bir katliam gerçekleştirmişlerdir.

O gün, şehrin Türk milletinin evladı olan Boşnak ahalisi, kendilerini korumakla görevli olan Hollanda Birliğinin Komutanına görevini hatırlatır, “Girmek üzereler, hemen harekete geçin, yoksa katliam olacak. Bizi koruyun, yoksa kendimizi savunabilmemiz için silahlarımızı iade edin.” der ama Hollandalı Komutan hiç oralı olmaz ve 11 Temmuz ile 15 Temmuz arasında yüzyılın en büyük soykırımına tabi tutulurlar. 8.372 evladımız hunharca öldürülür, binlerce kadın maalesef tecavüze uğrar.

İşte, onun yıl dönümünde ne biz büyük Türk milletinin evladı Boşnakları unuttuk ne de onları “evladı fatihan” olarak gören Türk milleti unuttu. Balkanları bırakırken aynı zamanda orada yarımızı bırakmıştık. Bir diğer yarımız da milletimizin evladı, mensubu Boşnak kardeşlerimizdi. Onlarla hiçbir zaman bağımızı koparmadık, hep beraber olduk. Bugün de onların acılarını paylaşıyor, onların acıları bizim acılarımız diyoruz.

Bu vesileyle, o gün şehit olan Boşnak kardeşlerimize, milletimizin evlatlarına bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Evet, bugün burada o katliama uğrayan milletimizin evlatlarının, hanımlarının el emeği göz nuruyla beraber şu iğne oyasını bütün milletvekillerimiz gönüllerinde taşıyorlar. Bunlar aslında barışı, adaleti, sevgiyi hedefleyen anlayışları simgeliyor. Ben de bu çiçek oyasıyla onların anılarını, mücadelelerini saygıyla anıyorum, kendilerinin önünde saygıyla eğiliyorum.

Sayın Genel Başkanımızın da Balkanlar gezisinde, bu vesileyle de onlarla birlikte acılarını paylaşmak üzere oralarda bir gezi düzenlediğini ifade etmek istiyorum.

Mücadeleleri üzerinde, anıları üzerinde saygıyla eğiliyoruz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Vural.

Sayın Hamzaçebi…

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1990 yılında Sovyet Bloku’nun parçalanmasını takiben Yugoslavya da parçalanma sürecine girmiş ve Yugoslavya devletini oluşturan etnik unsurlar birer birer bağımsızlığını ilan etmeye başlamıştır. Bu çerçevede 1992 yılında Bosna-Hersek devleti ilan edilmiş ve bu devlet Birleşmiş Milletler tarafından da tanınmıştır.

Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış bir devlet olmasına rağmen Sırpların tahammülsüzlüğü nedeniyle Sırplar ve Boşnaklar arasında çıkan savaşta yaklaşık 250 bin Boşnak kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Bu süreçte Birleşmiş Milletler konuya müdahale etmiş ve Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu güvenli bölgeye canlarını kurtarmak amacıyla 8 bini aşkın Boşnak kardeşimiz sığınmış ama Birleşmiş Milletlerin şemsiyesi, koruması altında olan bu bölge, Birleşmiş Milletlerin sözünü tutmaması veya görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle Sırpların saldırısına uğramış ve 9 bine yakın, 8 bini aşkın Boşnak kardeşimiz burada hunharca katledilmiştir.

Bugün bu katliamın 17’nci yıl dönümü. O katliamda hayatlarını kaybeden bütün Boşnak kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu ülkeye, Bosna-Hersek devletine sabır ve başsağlığı diliyorum. Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşadığı bu en büyük katliamın insanlık tarihine büyük bir ayıp olarak geçtiğini düşünüyorum. Bu ayıbın insanlık tarihinde bir daha yaşanmaması, bu acının insanlık tarihinde, insanlık arasında bir daha tekerrür etmemesi için, tüm ulusları, tüm ülkeleri barış için iş birliğine çağırıyorum ve bu insanlık ayıbını, insanlık suçunu Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak buradan bir kez daha kınıyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Sayın Canikli.

14.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tarihin gördüğü, yaşadığı en büyük katliamlardan bir tanesi Srebrenica. Dünyanın gözü önünde yaşanması ve örtülü bir şekilde bir başka açıdan göz yumulması gerçekten çok utanç verici.

Öncelikle, bu katliamda hayatını kaybeden Boşnak kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Çok büyük acılar çektiler, Türk milletinin, bu acılarını paylaştığını da bilmelerini istiyoruz, onu biliyorlar zaten. Her türlü sıkıntılarında Türk milleti kendilerine destek oldu, olmaya devam edecek. Onların yüreği yandığında bizim de yüreğimiz yandı, hâlen bu acıyı bütün derinliklerimizde millet olarak hissediyoruz, Türk milleti olarak hissediyoruz, paylaşıyoruz. İnşallah, temenni ediyoruz, Cenabıhak bu millete, Boşnak kardeşlerimize böyle acılı günleri bir daha göstermez ve aslında belki üzücü boyutu ise, Batı’nın, çağdaş dünyanın, maalesef, en hafif ifadeyle, görevini yapmaması, ihmali nedeniyle böyle bir acımasız katliamın ortaya çıkması bir başka üzüntü kaynağı. Tabii, zaman zaman çok konuşuluyor, dillendiriliyor, ama çağdaş dünyanın bu özelliği hak edebilmesi için benzer hadiselerin yaşanmaması gerekir ve yaşatmamaları gerekir; bunu da buradan belirtmekte fayda var.

Tekrar, Boşnak kardeşlerimizin acılarını millet olarak, AK PARTİ Grubu olarak paylaştığımızı ifade ediyorum. Kalanlara, o acı katliamı yaşayanlara ve şu an hayatta olanlara sağlıklı ömürler diliyoruz ve hayatını kaybedenlere de Cenabıhak’tan rahmet diliyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Canikli.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 20 milletvekilinin, İstanbul ili Pendik ilçesindeki imar planı değişikliklerinden kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/334)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İstanbul ili Pendik İlçesinde bulunan mülkiyeti vatandaşlara ait iken imar planlarında spor alanında kaldığı gerekçesiyle 1994 tarihinde kamulaştırılan, içinde Pendik Lisesi, Kızılay kampı ve futbol sahası bulunan 25 dönümlük 3 arsanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından turizm alanına çevrilerek adım adım iktidara yakın kişilere peşkeş çekileceği halkın arasında söylemekte olup, basında bu konuda haberler yer almıştır.

Pendik Belediyesinin spor alanında kaldığı gerekçesiyle istimlak ettiği ve üzerine tribünlü futbol sahası yapılan Pendik Lisesinin önündeki ve Kızılay Kampının yanında bulunan 3 parseldeki tribünlü futbol sahasının İstanbul Büyükşehir Belediyesince spor alanından çıkarılarak turizm alanı yapıldığı anlaşılmıştır. Buranın spor alanından çıkarılıp turizm alanı yapılmasındaki gerekçe; dolgu alanlarında yeteri kadar spor alanlarının olduğu şeklindedir. Dolgu alanında belirlenen spor alanlarının ihtiyacı karşılaması mümkün değildir. Dolgu alanlarında oluşturulan spor alanlarına hiçbir zaman kapalı spor tesisleri yapılamaz.

Aynı zamanda bu bölge herhangi bir afet anında Pendik halkının toplanabileceği güvenli tek açık alandır. Bu bölgede başka boş arazi bulunmamaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1/5000’lik imar planlarında değişiklik yaparak Pendik'teki tek boş araziyi (ki bu alan hâlen spor alanı olarak kullanılmaktadır) turizm alanı yapmıştır. Bu alan Pendik'in en güzel ve değerli alanlarından biridir. Eğer kamunun spor alanı ihtiyacı kalmamışsa bu yerlerin tekrar eski malikine devretmesi mülkiyet hakkının doğal gereğidir. Oysa İstanbul Büyükşehir Belediyesi spor alanı olarak kamulaştırılıp üzerine spor tesisi yapılan bu arazileri "Yeterince spor alanı var." gerekçesiyle imar planı değiştirilerek turizm alanına çevirmiştir.

Pendik İlçe merkezi yeşil fakiri, spor alanları olmayan bir ilçedir. Bu plan değişikliği iyi niyetle bağdaşmayan bir değişikliktir.

Bu nedenle söz konusu ilçedeki imar değişikliği ve imar planı değişikliklerinden kaynaklanan sorunlarını araştırmak ve çözüm yollarını tespit etmek amacıyla Anayasamızın 98. Maddesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 104 ve 105. Maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını arz ederiz.17.11.2011

1) Celal Dinçer                                                         (İstanbul)

2) İhsan Özkes                                                         (İstanbul)

3) Kadir Gökmen Öğüt                                               (İstanbul)

4) Bülent Tezcan                                                      (Aydın)

5) Namık Havutça                                                     (Balıkesir)

6) Mahmut Tanal                                                      (İstanbul)

7) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                                      (Kayseri)

8) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

9) Ali Serindağ                                                         (Gaziantep)

10) Muharrem Işık                                                    (Erzincan)

11) Gürkut Acar                                                        (Antalya)

12) Erdal Aksünger                                                   (İzmir)

13) Sedef Küçük                                                       (İstanbul)

14) Mehmet Şeker                                                    (Gaziantep)

15) İlhan Demiröz                                                     (Bursa)

16) Aylin Nazlıaka                                                    (Ankara)

17) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

18) Hülya Güven                                                       (İzmir)

19) Tolga Çandar                                                     (Muğla)

20) Sakine Öz                                                          (Manisa)

21) Ayşe Nedret Akova                                              (Balıkesir)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, öğretmenlerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/335)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Öğretmenlik mesleğinin "aydın" kimliğinin yıllardır uygulanan neoliberal eğitim politikaları ile nasıl "teknik" bir alana sıkıştırıldığının, toplumun öncüsü olan öğretmenlerin yaşadıkları sorunların neler olduğunun belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci İç Tüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan                                             Hasip Kaplan

Grup Başkanvekili                                    Grup Başkanvekili

 

AKP iktidarı ile birlikte eğitim politikalarında neoliberal değişim dönüşümün hız kazandığı görülmektedir. Eğitimde ticarileştirme ve özelleştirme politikalarının yaygınlaştırıldığı, esnek ve güvencesiz istihdamın arttığı, kamu okullarının satışa çıkarıldığı, kamu kaynakları özel okullar ve üniversitelerin desteklendiği, müfredatın piyasacı bir içerikle yeniden oluşturulduğu görülmektedir. Eğitim politikaları, piyasanın gündemindeki ticarileşme, metalaşma, rekabet, verimlilik, kârlılık gibi piyasa merkezli kavramlar ile belirlenmektedir. Bu politikalar Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'in 2012 Yılı Bütçe sunuşunda yaptığı konuşmada "... çocuklarımızı uluslararası rekabete açık kabiliyetler hâline getirmeliyiz..." ifadeleri ile somutluk kazanmaktadır. Bu temelde öğretmene verilen rolde ve öğretmenlik mesleğine yüklenen anlamda da ciddi değişim ve dönüşümler olduğu görülmektedir.

Öğretmenlik, "aydın" kimliği ön planda olan, özel ihtisas gerektiren bir meslektir. Öğretmenin "aydın" kimliği, öğretmenin öğrenci ile birlikte, öğrencinin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve politik çevre ile de sürekli, bilinçli ve eleştirel bir etkileşim hâlinde olmasını gerektirir. Öğretmenlik mesleği aydınlanma, dayanışma, diyalog, toplumsal adalet, eşitlik, hakkaniyet, öznelleşme, özgürleşme, insanlaşma, çok kültürlülük, demokratik eğitim, eğitim hakkı, kamusal eğitim, kültür, sosyal sınıflar, bilginin sosyal inşası, bilgiyi özgür kılmak, bütüncül insan, iktidar ilişkileri, insanın gerçek gereksinimleri, ekoloji, teknik-pratik bilgiye karşı özgürleştirici bilgi, teori-pratik ilişkisi (praksis), toplum-birey dengesi kavramları ile doğrudan ilişkilidir. Öğretmen eğitim öğretime ilişkin tüm planlamasını ve etkinliklerini bu kavramlar doğrultusunda, öğrencisinin ve kendisinin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve politik öznel koşulları, öğrenci gerçekliğini, istek ve ilgilerini göz önünde bulundurarak belirler. Fakat bugün gelinen noktada baktığımızda eğitim politikalarındaki neoliberal dönüşüm ile öğretmenlik mesleğinin "aydın" kimliği, adım adım törpülenmekte, öğretmenliğin hızla "teknik" bir mesleğe dönüştürüldüğü izlenmektedir.

Günümüzde gelinen noktada öğretmen yetiştirme politikaları, eğitim öğretim müfredatındaki değişiklikler, sınav merkezli eğitimin, öğretmen kılavuz kitaplarının ve eğitim ve öğretimde teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması, vb. tüm uygulamalar bir yandan eğitimin ticarileştirilmesini ve piyasaya açılmasını sağlarken diğer yandan öğretmeni "okula sıkıştırmak"ta ve "teknik işler" ile boğmaktadır. Bugün öğretmenler tüm zamanlarını; veli, öğretmen, zümre, gibi ilköğretim yönetmeliğinde belirtilen onlarca toplantıya katılma ve bunların raporlarını hazırlama, OGYE ve TKY çalışmasına katılma ve bunların raporlarını formlarını hazırlama, nöbet tutma ve her gün nöbet defterini doldurma, okulun ve sınıfın fiziki ve donanımsal eksikliklerini tamamlama, kurumların açtığı sınavlara ucuz iş gücü olarak girme, bütün tören, kutlama vb. programlarda görev alma ve bunların rapor ve tutanaklarını hazırlama, e-okul sisteminde öğrenci devamsızlıklarını tek tek girme, ADEY, RİDEF vb. çok sayıda formu doldurma, her hafta tüm derslerde tüm öğrenciler için ayrı ayrı değerlendirme formları, doldurma öğrenci tanıma fişleri ve kişisel dosyaları her dönem sonunda doldurma, sosyal kulüp çalışmaları ve toplantılarına katılma plan ve raporlarını hazırlama, rehberlik çalışmaları yürütme bunların anketlerini doldurma ve raporlarını yazma, okunan kitapları e-okula tek tek işleme, iş günü takvimi, ünite süre çizelgesi, yıllık çalışma programı, haftalık ders programı, ünite çalışma dosyası, sınıf ders defteri, deney defteri raporu, gezi planı, öğretmen not defteri, çevre incelemesi, tebliğler dergisi fihristi, sınıf demirbaş listesi, ders dışı etkinlik dosyası hazırlama gibi çok sayıda teknik görev ile yüklenmiş durumdadır.

Öğretmenlik mesleğinin "aydın" kimliğinin yıllardır uygulanan neoliberal eğitim politikaları ile nasıl "teknik" bir alana sıkıştırıldığının, toplumun öncüsü olan öğretmenlerin yaşadıkları sorunların neler olduğunun belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi için Meclis araştırması açılması önem arz etmektedir.

3.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 23 milletvekilinin, kültürel nedenlerden dolayı düşük toplumsal statüde bulunan kadınların durumunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/336)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkelerin kalkınmasında, kadınların toplumsal statülerinin yükseltilmesi ve kalkınmaya entegre edilmesi büyük önem taşımakta, kalkınma literatüründe kadınlar ve çocuklar toplumun en dezavantajlı grupları olarak kabul edilmektedir. Kadınlar, erkeklere oranla kaynaklara daha az erişmekte/kontrol edebilmekte, kamusal hizmetlerden, istihdam ve sosyal güvenlikten daha az yararlanabilmekte, kamusal yaşama daha az katılabilmektedirler.

Aile düzeyinde, topluluk düzeyinde ve ulusal düzeyde karar alma süreçlerine kadınların katılımı çok daha sınırlı kalmakta, Türkiye'de özellikle az gelişmiş bölgelerin geleneksel aile yapısı içinde, bu olumsuzluklar kadınlar açısından daha fazla öne çıkmaktadır.

Nitekim namus cinayeti olgusu bu bağlamda açıklık kazanmaktadır. Çünkü genellikle sevmediği biriyle evlenmek istemeyen genç kızın ya da zorla evlendirildiği kişiyle mutlu olmayan kadının sevdiğine kaçması şeklinde sonuçların ortaya çıkmasıyla, sözde namus bahanesiyle kadın/genç kızlar öldürülmektedir.

Ayrıca; eğitim alanındaki gelişmeler açısından da kadına bakacak olursak kadın okur-yazarlığının önemli bir gösterge niteliğinde olduğu bilinmektedir. Türkiye'de yetişkin nüfus (15 yaş üzeri) içinde okumaz-yazmazlık oranı kadınlarda % 13,8 iken, erkeklerde ise % 3,4 olduğu görülmektedir(TÜİK 2009 ADNKS verileri).

Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün Türkiye'de Kadının Durumu'na ilişkin Şubat 2011'de yayımladığı rapora göre ise hâlen 4 milyona yakın kadının okuma-yazma bilmediği TÜİK Kasım 2010 verilerine göre de Türkiye'de kadınların istihdama katılımında yüzde 27,5'lik oranla AB ülkeleri arasında son sırada yer aldığı belirtilmiştir.

Türkiye, kadın istihdamında AB ülkeleri arasında son sırada yer alırken, 12 Eylül 2010 referandumunun ardından yapılan düzenlemeyle yüksek yargıda yeni atanan kadın yargıç oranının yüzde 45'ten yüzde 3'e gerilediğini, bunun da "ileri demokrasinin" geldiği noktanın göstergelerinden birisini teşkil ettiği açıktır. Ayrıca meşhur paketin geçmesinden sonra oluşan HSYK ve onun sonrasında oluşturulan yeni Danıştay ve Yargıtay'daki kadın yeni atanan hâkim oranının da yüzde 3 olduğu ve bundan önceki yüksek hâkim oranı yüzde 45 olduğu bellidir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadınlar üzerinde oluşturduğu baskıları, kadınların yaşadığı bu sorunların alanlarına ilişkin geleneksel uygulamaların altında yatan nedenlerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığından bahisle;

Bütün bu söz konusu olgular çerçevesinde nüfusun yarısını oluşturan, ailede ve ekonomik yaşamda kilit roller üstlenen ancak kaynaklara erişim, kaynakları denetim ve kararlara katılım konularında erkeğe göre, toplumsal-kültürel nedenlerden dolayı düşük toplumsal statüde bulunan kadınların durumunun güçlendirilmesi, kişiler, kurumlar, bölge düzeylerinde ve ülke genelinde toplumsal cinsiyet sorunlarının ortadan kaldırılması, sözde namus bahanesiyle kadın/genç kızların öldürülmesinin önüne geçilmesi "toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması", kadının güçlendirilmesi, statüsünün yükseltilmesi gibi temel stratejik hedeflerinin sağlanması amacıyla, Anayasanın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederiz.

1) Mehmet Ali Ediboğlu                  (Hatay)

2) İhsan Özkes                               (İstanbul)

3) Ali Özgündüz                             (İstanbul)

4) Sedef Küçük                              (İstanbul)

5) Kadir Gökmen Öğüt                    (İstanbul)

6) Bülent Tezcan                            (Aydın)

7) Mehmet Şevki Kulkuloğlu            (Kayseri)

8) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

9) Mehmet Hilal Kaplan                  (Kocaeli)

10) İlhan Demiröz                          (Bursa)

11) Aylin Nazlıaka                          (Ankara)

12) Hülya Güven                            (İzmir)

13) Veli Ağbaba                             (Malatya)

14) Tolga Çandar                           (Muğla)

15) Sakine Öz                                (Manisa)

16) Ayşe Nedret Akova                   (Balıkesir)

17) Ali Demirçalı                            (Adana)

18) Selahattin Karaahmetoğlu         (Giresun)

19) Gürkut Acar                              (Antalya)

20) Haluk Eyidoğan                        (İstanbul)

21) Erdal Aksünger                         (İzmir)

22) Ali Rıza Öztürk                         (Mersin)

23) Doğan Şafak                            (Niğde)

24) Ahmet İhsan Kalkavan              (Samsun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, 13/6/2012 tarihinde İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28/6/2012 günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

28.06.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 28.06.2012 Perşembe günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                 M.Akif Hamzaçebi

                                                                                         İstanbul

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşları tarafından, 13/06/2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi” amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, (457 sıra nolu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 28/06/2012 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi, öneri üzerinde gruplar adına, Cumhuriyet Halk Partisi Partisi Grubu adına Alaattin Yüksel, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Yüksel. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa’nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri kapsamında Meclis araştırması açılması konusunda söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetin kendinden olmayan belediyeleri nasıl ötekileştirdiğini, muhalif belediyeleri nasıl ayrımcılaştırdığını ve kentlere nasıl baskılar kurduğunu şimdi sizlere İzmir örneğinden yola çıkarak açıklamaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, 5 Temmuzda İzmir’de sahneye konan trajik bir oyunun ikinci perdesi açılıyor; İzmir Büyükşehir Belediyesi davası 5 Temmuzda ikinci kez yeniden başlıyor.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, İzmir Büyükşehir Belediyesine 11 Haziran seçimleri öncesinde, mayıs ayında, 2 Mayısta gerçekleştirilen bir operasyonla başlayan bu süreç, daha sonra yine İzmir Büyükşehir Belediyesinin tam da Paris’te EXPO sunumunu yaparken ikinci kez yinelenmiştir ve bu dava açıldığında üç yüz sayfalık iddianamede gördük ki İzmir Büyükşehir Belediyesiyle ilgili en küçük zimmet, rüşvet, irtikâp, haksız zenginleşme, çıkar sağlama gibi herhangi bir suçlama yoktur. İzmir Büyükşehir Belediyesinin davasında ne vardır? Dokuz yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi izlenerek bu dava açılmıştır, dokuz yıldır dinlenerek ve kameralar yerleştirilerek açılmıştır. Haksız, hukuksuz deliller yaratılarak bu dava açılmıştır ama iddianamede ciddi hiçbir suçlama yoktur. Ne vardır? Sosyal projeleri vardır İzmir Büyükşehir Belediyesinin.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin, Seferihisarlı üreticilerden mandalina alarak yoksul halka dağıtması vardır. Yine, üreticilerden şal alarak öğretmenlerimize dağıtması vardır. “Vidanjör hizmetinden gelir elde ettiniz, niye vergi ödemediniz?” sorgusu vardır. 100 bin gıda yardımı paketi içindeki birkaç kilogram unun KDV’si sorusu vardır ve “Şevval Sam’ı niye ihalesiz, konsere getirdiniz?” sorgusu vardır. Sanki Şevval Sam’dan onlarca varmış gibi. Ve bu davada, böylesi bir davada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı için üç yüz doksan yedi yıl ceza istenmektedir. Bürokratlarıyla beraber bin yılın üzerinde bir ceza davasıdır bu dava, bu utanç davası. Ve İzmir Büyükşehir Belediyesini “suç örgütü”, onun Belediye Başkanını da “çete reisi” ilan eden bir davadır. Benim bildiğim, çeteler hırsızlık yapar, gasp suçu işlerler, fuhuş yaptırırlar, kumar oynatırlar. Oysa Kocaoğlu’nun önce kendi rakipleri, sonra sayın bakanlar İzmir’e her geldiklerinde, ne kadar dürüst olduğundan övgüyle söz etmektedirler.

Değerli arkadaşlar, Turgutlu gibi, bakanla birlikte belediyeyi ciddi zararlara uğratan, belediyenin olanaklarını bakana peşkeş çeken; Kayseri gibi, rüşvet defterinin Başbakana iletildiği illerde, AKP’li illerde, bunlara bir müfettiş bile göndermekten Hükûmet imtina etmektedir.

Kayseri’de, Cumhurbaşkanı, Kayseri Belediye Başkanına kefil olduğunu belirtmiştir ama İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, defalarca kendisine “Gelin, İzmir’de yetkisiz, taraflı bu araştırmaların önüne geçecek Devlet Denetleme Kurulunu gönderin, İzmir’i denetlettirin, İzmir’de biz de aklanalım.” demesine rağmen, bu feryatlara kulağını tıkamıştır ne yazık ki.

İzmir’deki bu denetlemeler 100’e yakın müfettiş, Sayıştay denetçisi, bilirkişiler, özel yetkili savcılar eliyle yürütülmektedir ama 5 milyonluk Ankara’da bu denetimler 10 kişiyle yapılmaktadır, 14 milyonluk İstanbul’da 20 kişiyle yapılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, sadece bu baskılar değil tabii, İzmir’in projeleri de sürekli olarak engellenmektedir. Özellikle bu Hükûmet “yerel demokrasi, yerinden yönetim.” diye diye yerel yönetimlerin elinde ne kadar yetki varsa merkezî hükûmetlere almıştır ve bunlardan bir tanesi de 17 Haziran 2010’da çıkartılan Belediyeler Kanunu’ndaki 73’üncü madde, -şimdi 17’nci madde oldu- kentsel dönüşüm projelerinin Bakanlar Kurulu onayı olmadan yürürlüğe giremeyeceği maddesidir. Bu madde uygulanmaya başlandıktan sonra bugüne kadar Bakanlar Kurulunda 26 adet kentsel dönüşüm projesi onaylanmıştır arkadaşlar.

Sayın Şehircilik Bakanı burada “Van depreminden sonra İzmir birinci derecede risk taşıyan bölgedir, önce oradan başlayacağız.” demiştir. Sayın Başbakan 61’inci Hükûmet Programı’nda aynı şeyi söylemiştir ama bakın, Bakanlar Kurulunda onaylanan projeler bugüne kadar 26 adettir; bunlardan 1 tanesi MHP’li, 25 tanesi AKP’li belediyelere aittir ve hepsi de üçüncü, dördüncü sırada, arada bir iki tane birinci sıra var. İzmir’in bekleyen kentsel dönüşüm projelerinin tamamı, gerçekten Bakanın söylediği gibi, birinci derecede riskli bölgelerdir.

Değerli arkadaşlar, bu yirmi beş projenin nasıl onaylandığını araştırdık, ne kadar sürede onaylandığını araştırdık; ortalama onaylanma süresi on beş gündür. İzmir’inkiler on altı aydır onay beklemektedir Bakanlar Kurulunda. Sayın Melih Gökçek, Başbakana projeleri için, fuar alanı için, kentsel dönüşüm projeleri için “Verdiğiniz destekten dolayı minnettarız Ankara olarak.” demektedir. Sayın Gökçek’in aslında teşekkür edeceği daha çok şey var. Rantsal dönüşüm projeleri için, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir gecede çıkarılan yasayla EGO’nun BOTAŞ’a olan borçlarını sildiğiniz için, onun istediği yasaları incelemeden TBMM’den geçirdiğiniz için, on beş yıldır bir metre dahi ilerletemediği metroyu Hükûmet olarak devraldığınız için ve bütün hakkındaki yolsuzluk iddialarına rağmen, İzmir’deki gibi, en ufak bir soruşturma bile açmadığınız için teşekkür etmesi gerekmektedir. Hiç aklıma gelmezdi Gökçek’e teşekkür edeceğim. Gökçek’e teşekkür ediyorum. Tam da ben de bunları anlatmak istiyorum. En güzel şekilde Gökçek bunları, gayet güzel anlatmış değerli arkadaşlar.

Evet değerli arkadaşlar, İzmir’in engellenen projeleri yalnız kentsel dönüşüm projeleri değil. Bakın, İzmir’de 81 ille ilgili, kamu yatırımlarıyla ilgili, ödedikleri vergiler ve kamu yatırımlarından aldıkları payla ilgili bir araştırma yaptık ve bu araştırmadan şöyle bir sonuç çıkıyor: Değerli arkadaşlar, 2004’ten bu yana AKP hükûmetleri döneminde İzmir’in ödediği vergiler düzenli bir şekilde kırmızıdır, artmaktadır ve İzmir’in kamu yatırımlarından aldığı pay da düzenli bir şekilde düşmektedir. 10,88’le 3’üncü sırada vergi ödemiştir, 10,86’yla tahsilatta 2’nci sıradadır ama kamu yatırımlarından aldığı payda İzmir ne yazık ki 72’nci sıradadır.

Değerli arkadaşlar, İzmir’in içme suyu projesi, Çamlı Barajı engellenmektedir, tramvay projesi engellenmektedir. Birçok projesi engellenirken, şimdi de zorlama, dayatma projeler İzmir’e dayatılmaktadır. Liman ve Alsancak Stadı’yla ilgili, kent merkezine 150 bin metrekareye yaklaşan alışveriş merkezleri ve oteller yapma zorlaması Hükûmet tarafından dayatılmaktadır. İzmirliler olarak buna bütün gücümüzle karşı çıkacağımızı bu kürsüden bir kez daha belirtmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yüksel.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, “Barajı engelliyor.” diyor, orada duymuyorsunuz Sayın Bakanım. “Barajı engelliyor.” diyor, barajı…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – İçme suyunu İzmir’e biz getirdik.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Dünyanın en büyük arıtma tesisini oraya biz yaptık, siz yapmadınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, Çamlı Barajı, Çamlı, Çamlı!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Bilmiyor, konuyu bilmiyor. İzmir’e suyu biz getirdik.

BAŞKAN - İkinci konuşmacı, aleyhte olmak suretiyle, Sayın Ali Aşlık, İzmir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Cumhuriyet Halk Partisi “En büyük savunma, saldırıdır.” deyip sürekli belli konularda AK PARTİ’ye yüklenmeye çalışmaktadır.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Mesela, mesela…

ALİ AŞLIK (Devamla) – Ben bunun böyle olmadığını sizlere açıklamak istiyorum.

Şimdi, bakınız, ben İzmir’de beş yıl il başkanlığı yaptım. İl başkanlığım döneminde Buca Belediyesine karşı operasyon yapıldı, Kaynaklar Belediyesine karşı operasyon yapıldı, Ayrancılar Belediyesine karşı operasyon yapıldı, AK PARTİ’li belediyelere de operasyon yapıldı. “İzmir Büyükşehir Belediyesine operasyon yapıldı” diye kıyametleri koparıyorlar. Kaynaklar Belediyesine yapılan operasyonda altı yüz yıla kadar ceza istendi. Gitti, savunmasını yaptı, beraat etti, çıktı. Buca Belediye Başkanı yargılanıyor. Savunmasını yaptı, yargı kararını verecek.

Arkadaşlar, yargıya intikal eden bir konuda “doğrudur, yanlıştır” demek, Anayasa’ya aykırı bir durumdur. Bizi, sürekli, Anayasa’ya aykırı bir durum konusunda söz söylemeye, konuşmaya, mindere çekmeye çalışıyorlar. Hukuk devletinde bunlar olmaz arkadaşlar, olmamalıdır. Kimin bir yanlışı varsa yargıda hesabını verecektir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Deniz Feneri’ni anlatsana hukuk devletinde.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Suçu yoksa hâkim vicdanına göre kanaatini bildirir, beraat de verir, ceza da verir. Dolayısıyla yargıya intikal eden konuda savunma yeri Meclis değil, yargıdır. Dolayısıyla eğer bizim yargı politikalarıyla alakalı söyleyeceklerimiz varsa bunu zaten burada söylüyoruz. Meclis, siyaset çözüm yeridir, çare yeridir, ağlama yeri değildir, çözüm üretme yeridir. Biz, birinci yargı paketi, ikinci yargı paketi, üçüncü yargı paketi, dördüncü yargı paketi diye gündeme getirmiyor muyuz? Bunlar Sevgililer Günü’nde giden paket değil ki, bunlar Analar Günü, Babalar Günü için gönderilen paketler değil ki. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunlar, Türkiye’nin çehresini, kaderini değiştirecek, hukuk devleti olma yolunda daha ilerilere taşıyacak paketlerdir. Onun için, değerli arkadaşlar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo! Bravo! İyi söylüyorsun! Binlerce öğrenci içeride.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, söyleyeceğimiz çok şey var. Yine il başkanlığım döneminden bir şey söyleyeceğim. Hani “Belediyelere taraflı davranılıyor.” deniliyor, ya…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – CHP’nin, MHP’nin belediye başkanları yargılandı.

ALİ AŞLIK (Devamla) – 2004 yılında Aliağa Belediyesini aldık. Aliağa Belediyesi büyük şirketlerin üretim yaptığı bir yer. Arkadaşlar, Belediye Başkanımız ilk birinci ayında soruşturma geçirdi. İki ayda bir, üç ayda bir yeni yeni soruşturmalar geçirdi. Yani belediye başkanlığını bitirene kadar anasından emdiği süt burnundan geldi. Bu, Türkiye’deki bürokratik yapıdan kaynaklanan bir şeydir, AK PARTİ ile uzaktan yakından alakası yoktur. AK PARTİ, 2002 yılında iktidar oldu. AK PARTİ döneminde ilkokula başlayan kişi daha lise son sınıfta. Dolayısıyla…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Adana’dan haberin yok senin herhâlde. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı iki seneden beridir koltuğuna oturamıyor.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu eğitimle alakalı bir şeydir, bu anlayışla alakalı bir şeydir. Dolayısıyla biz bütün anlayışları yeniden, yeniden dönüştürüyoruz. Yeniden milletin önündeki engelleri kaldırmaya çalışıyoruz. Milletin önündeki engelleri tek tek kaldırıyoruz arkadaşlar. Tek tek kaldırmaya da devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Neyi kaldırdın? Cezaevlerinin yarısı tutuklu. On senedir bu ülkeyi yönetiyorsunuz, milletin önündeki engelleri kaldırmıyorsunuz.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Niçin? Bakınız, 2001’de biz kurulduğumuzda, AK PARTİ olarak kurulduğumuzda…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başka partide miydin sen?

ALİ AŞLIK (Devamla) – …değişik siyasi partilerden insanlar bir araya gelerek milletin önündeki engelleri kaldırmak adına siyaset yapmaya karar verdik ve bu kararımız doğrultusunda siyaset yapıyoruz. Tabii, birçok engellerle karşılaştık ama ağlamadık; sıkıntıya düştüğümüzde millete gittik, milletle paylaştık, millet bizi bağrına bastı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, siz de sıkıntıya düştüğünüzde ağlamayın, siyaset çözüm yeridir, milletle buluşun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Söyle söyle, “Yüzde 50 aldık.” de, “milletin iradesi” de! Söyle söyle!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Milletin kültürel genetiklerini doğru okuyalım arkadaşlar, doğru okumamız lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ver coşkuyu Başkan, ver!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Seni ödüllendirmişler, başarısız olmana rağmen ödüllendirmişler seni. Ver coşkuyu!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Ankara’da Melih Gökçek metroyu Ulaştırma Bakanlığına devretti. Biz kanun çıkardık. Niçin kanun çıkardık? “Metro ihtisas gerektiren bir iştir.” dedik. Dolayısıyla “Belediyeler bunu götüremiyorsa, yürütemiyorsa Ulaştırma Bakanlığına devreder.” diye kanun çıkardık. Ankara devretti, İzmir devretmedi. Yani biz “Güç bizde.” diye İzmir’in metrosuna el mi koysaydık? Hem bir taraftan yerel yönetimleri savunacağız hem başka şey mi yapacaktık?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Metroyu yapamıyor, gecekonduyla başa çıkamıyor, ne iş yapar bu Belediye Başkanı?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yahu, söylesene, bekleyenleri söylesene İzmir’de, kentsel dönüşüm için bekleyenleri söylesene. Bakana “Niye onaylamıyorsunuz?” diye sorsana, İzmir Milletvekili değil misin sen?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bunu bile istismar ediyorsunuz arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi? Onun için, özellikle söylüyorum: Biz İzmir’de hiçbir yatırımın önünü kesmiyoruz. Bakınız, İzmir’de sadece çevre yoluna 300 milyonun üzerinde yatırım yaptık, çevre yolundaki tünelleri biz bitirdik. İzmir Uluslararası Havalimanına 800 milyon euronun üzerinde yatırım yaptık. Tekrar 1 milyar euronun üzerinde iç hatlar için yeni yatırımlar yapıyoruz. Bunların hiçbirisi o sizin gösterdiğiniz istatistikte gözükmüyor. Dolayısıyla, İzmir’deki projelerin birçoğu aynı zamanda İzmir dışındaki illeri de doğrudan ilgilendirdiği için İzmir’e yapılan yatırımlar olarak gözükmüyor ama bunlardan en fazla İzmir istifade ediyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede gözüküyor ya, hadi göster.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bunu, istatistiklerle, istatistiklere yalan söyletmekle gerçekleri örtemeyiz ki. Dolayısıyla, Gördes Barajı’nı yaptık. Gördes Barajı İzmir sınırları içinde değil ama suyundan kim faydalanacak arkadaşlar? İzmir faydalanacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bak, Sayın İzmir İl Başkanı, İzmir Milletvekili, bak, bak, buraya bak, yatırımlara bak! Bak, kaçıncı sırada İzmir?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Arkadaşlar, siz on yıldır yerel yönetimlerde iktidarsınız, İzmir’e ne yaptınız? İzmir’e ne yaptınız, bunu anlatın, bunu aktarın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yahu sen anlat! Bak nereye gelmiş İzmir, bak!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – İstanbul’un yüzde 70’i kaçak, kaçak! Yirmi yıldır İstanbul’u yönetiyorsunuz.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Hangi projeye imza attınız arkadaşlar? 5 kilometre metro bitmedi. Bu yıl bitireceğim, seneye bitireceğim, öbür seneye bitireceğim… Bitmedi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Gökçek’e niye sormuyorsun onu? Sen sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin milletvekilisin; sorsana Gökçek’e, İstanbul’a sorsana Sözen zamanında başlayan metroyu!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Yani siz, özel yetkili savcı Büyükşehir Belediyesine bir dava açtı diye bütün beceriksizliklerinizi bu iddianamenin altına süpürmeye kalkmayın. Dolayısıyla, iki tane ihaleyi beceremiyorsanız, yahu “Bizim bürokrasimiz…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Siz çok iyi beceriyorsunuz!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz iyi beceriyorsunuz değil mi bu işleri? Doğru, bravo, alkışlıyorum sizi!

ALİ AŞLIK (Devamla) - “…biz bu işi beceremiyoruz.” diyorsanız…

Arkadaşlar, başka bir şey daha söyleyeyim ben size: Diyelim ki İzmir Büyükşehir Belediyesinde bu işi bilen bürokrat yok. Sizin dünya görüşünüze uygun maliyede veya bürokraside hiç mi insan yok, getirip orada çalıştıracağınız, doğru dürüst ihale yapacak hiç mi insan yok? Çağırın, ekip kurun, çalışın, İzmir’e hizmet verin, kim engel oluyor? Beceriksizliğinizin adına “engel koyma” diyorsunuz.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Adana’yı anlat, Adana’yı. Adana Büyükşehri anlat. AKP’deyken soruşturmayı kapatıyordunuz, MHP’deyken adamı açığa aldınız, hapse attırdınız adamı.

ALİ AŞLIK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz, Türkiye'nin adım adım hukuk devleti olması konusunda AK PARTİ olarak üzerimize düşeni yapıyoruz.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Melih’i bile savunabiliyorsunuz!

ALİ AŞLIK (Devamla) - Dolayısıyla, ayrım yapmıyoruz. Ayrımcılığı Sayın Başbakanımıza sorun, ayrımcılık nasıl yapıldı, Büyükşehirde onun başına neler geldi, bir de ondan dinleyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç de gelmedi, hep sistemden yararlandı.

ALİ AŞLIK (Devamla) - Cumhuriyetin fikir babalarından Ziya Gökalp’in…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hep yararlanan tarafta oldu.

ALİ AŞLIK (Devamla) - …şiirini okudu diye hapse atılan Başbakanımıza sorun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senaryonun ürünüydü o da, senaryo, senaryo.

ALİ AŞLIK (Devamla) - Ama ağlamadık, milletle bütünleştik, milletimiz bize üçüncü defa iktidar yolunu açtı; inşallah, dördüncüsünü, beşincisini açacağız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senaryo ürünüydü o. Hep beslendi sistemden, hep beslendi, ne çile çekti be!

ALİ AŞLIK (Devamla) - Dolayısıyla, arkadaşlar, Meclisin gündemi çok yoğun. Biz, milletin önündeki bütün engelleri…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir tek, harem kurmadı hapishanede, harem, her şey vardı!

ALİ AŞLIK (Devamla) - …muhalefetin günübirlik engellemelerine kulak asmaksızın aşmaya devam edeceğiz.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyor, öneri hakkında aleyhe oy kullanacağımızı söylüyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Aşlık, teşekkür ediyorum.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sonra, sonra efendim.

Şimdi, lehinde olmak üzere, Sayın Emin Haluk Ayhan.

Buyurun efendim.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sataşmadan dolayı istiyorum, son konuşmacı…

BAŞKAN – Sonra. Şahsınıza değil efendim sataşma. Bekleyin, zamanı gelince vereceğim.

Buyurun.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu grup önerisi üzerine söz aldım, lehinde söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Önerge, belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediyelerin denetiminde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirtilmesiyle ilgili. Bunda, bu önerinin görüşülmemesi, kabul edilmemesi için bir şey yok. Araştıracağız, bakacağız, böyle bir şey var mı, yok mu hakikaten. Bunda sıkıntılı, sakıncalı bir taraf yok. İktidar partisinin de bundan muzdarip olacağı bir şey olmaması lazım. Çünkü yapılan haksızlıkları bile, nasıl olsa kendileri iktidarda oldukları için, ortadan kaldırmayı beceriyorlar.

Şimdi, gerçekten belediyeler sıkıntı içinde, özellikle küçük belediyeler. Milliyetçi Hareket Partili belediyelere de iktidar sıkıntı vermeye başladı. Bu doğru bir davranış biçimi değil. Dolayısıyla, böyle bir önerinin kabul edilmemesi gerçekten doğru bir olay değil. Ne kaybedeceğiz böyle bir işi araştırsak, iyi muamele edilip edilmediğini, onlara baskı yapılıp yapılmadığını? Belki AKP’li belediyeler de bunu arzu ediyorlar, onların içinde de partinin iç çekişmelerinden kaynaklanan birtakım sıkıntılar vardır. Bu problemlerden dolayı onlarda da sıkıntı çekenler var. Dolayısıyla, böyle bir önergeye iktidarın katılmasının olumlu olacağını düşünüyordum.

Ben gerçekten… Belediyelerin bütçe büyüklükleri, özellikle 1975-2010 arası dönem dikkate alınırsa, yaklaşık, ekonomi içerisindeki payı 4 kat, kamu maliyesi içindeki payı da 2 kat arttı, giderek önemli hâle geldi. Başta belediyeler olmak üzere, mahallî idarelerin, artan kentleşme ve yerelleşme eğilimlerine paralel olarak, kamusal hizmet sunumunda daha etkin aktörler hâline geldiği kesin. Bu durum mahallî idarelerin mali yapısına da yansıyor. Belediyelerin bütçe büyüklükleri, biraz önce ifade ettim, gerçekten arttı. Bu artışta büyükşehir belediyelerinin kurulması da, bununla birlikte merkezî bütçeden bu kuruluşlara aktarılan payların da nesi var? Önemi var. Bazı yerel vergilerin ihdası ve tahsilatının belediyelere devri, genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan tutarların zaman içinde oran olarak artırılması ve artan vergi yükünün bu kaynak üzerindeki olumlu etkisi ve yüksek oranda kentleşme ne yapıyor? Önemli hâle geliyor. Bu belediyeler, önemli ölçüdeki, önemli sayıdaki belediyeler yasal borç stokunu ve limitini aşmış ve sınıra yaklaşmış. Bu belediyeler de vergi ve prim borçlarını ödemeyerek finansman imkânı yaratmakta ve kamu mali disiplininin de gerçekten bozulmasına neden olmaktadır. Bir yandan belediyelere bu kaynaklar sağlanırken, diğer yandan hızlı şehirleşme süreciyle birlikte yerel ihtiyaçlar artıyor. Bunun yanı sıra, kaynakların verimli kullanılmaması ve kötü mali yönetim de belediyelerin mali yapısını olumsuz etkiliyor ve bu da belediyelerin neyini artırıyor? Borç stokunun artmasına neden oluyor.

Burada ifade etmek istediğim birtakım hususlar var. Şimdi, illerde gerçekten sıkıntı var. “Büyükşehir belediyesini üç il yapacağız.” diyorsunuz, Denizli’de beş senedir türkü çağırıyorsunuz. Büyükşehir belediyesinin hangi türünü, hangi şeklini uygulayacağınızı söyleyemiyorsunuz. Neden? Daha önce sadece merkezi büyükşehir belediyesi yapmak arzusunu taşırken ve kamuoyuna böyle sunarken şimdi ne yapıyorsunuz? İlin tamamını büyükşehir yapma gibi bir düşünceniz ortaya çıkıyor. Üç ilken, on üç ile çıkıyor. Sayın Başbakan her geldiğinde Denizli’de söz veriyor, her geldiğinde bu söz erteleniyor. Diğer illerde de aynı. Birçok belediye ve belediye olan yerlerde yaşayan insanlar huzursuzluk içinde. “Bizim geleceğimiz ne olacak? Biz ne yapacağız?” diyorlar, sıkıntı içindeler. AKP’li belediyeler de bunun içine dâhil.

Peki, ne oluyor? Bakanlık bünyesinde yapılan toplantılarda bile AKP’lilerin anlaşamadıklarından dolayı bu büyükşehir olayı, mütemadiyen mevzuat düzenlemesi ne yapılıyor? Erteleniyor. Bu erteleme huzursuzluğu giderek artırıyor.

Tabii, burada yeniden yapılanmada “demokratik özerklik” zırvasının da dikkate alınması yönüne gidiliyor. Bunun bazı AKP’li yerel yöneticilerin ağzından telaffuz edildiğini de duyuyoruz ama buna rağmen, yandaş yazarlar bile AKP’nin bu tür düşünce yapısı içinde olmasından rahatsızlar. Bunun KCK söylemleriyle paralellik arz ettiğini de ifade ediyorlar.

Şimdi, durumu bu şekilde dikkate aldığımızda, AKP’nin çaresizliğini, kendi içindeki dağılımda herkesin farklı bir şey söylediğini, kimisinin demokratik özerkliğe yakın, kimisinin daha farklı bir sistemi benimsediğini ifade etmek mümkün. Çünkü biz mahallî olarak yapılan açıklamalardan tatmin olmuyoruz. “Ben 2023’e kadar belediye başkanı olacağım.” diyen arkadaşlar, AKP’li arkadaşlar, AKP’nin istikrarlı ve doğru bir şekilde ifade etmemesinden dolayı illerini bırakıp, kaçıp belediye başkanlığından, gelip milletvekili olma arzusunu taşıyorlar.

Ben bunu şunun için rahat ifade ediyorum, daha önce bu arkadaşlarıma burada da ifade ettim, söyledim: Bir tutarlılık yok, sıkıntı var. Bakın, şimdi, Denizli’nin Güney ilçesinde Eziler Belediyesi, Yatağan Belediyesi Serinhisar’da, Kızılcabölük Tavas’ta, Gölcük’te, bu insanların eli ayağı bağlanmış vaziyette. Ne vatandaş bir şey söyleyebiliyor ne belediye başkanları, hatta AKP’nin belediye başkanları da bir şey söyleyemiyorlar, ifade edemiyorlar. AKP, programsız, bilinçsiz bir şekilde verdiği taahhütlerin arkasında da duramıyor veyahut seçim kaybedeceği alanlarda, her yerde farklı bir büyükşehir modeli uygulama yönüne gitme düşüncesi içinde olmalarından dolayı net bir şekilde durumu topluma ne yapamıyorlar? İfade edemiyorlar.

Bakın, gerçekten, belediyelerde büyük baskı var, belediyelerde büyük sıkıntı var. Ben, birebir, benim bölgemdeki bir belediyeyi, Sayın Bakana gidip rica etsem, bireysel ilişkilerimle, dostluğumla bu meseleyi çözsem, bu problemi çözmüyor, gerçekten sıkıntı var.

Bakın, belediye olmanın da o yeri sosyalleştirdiğini ifade etmek istiyorum. Şimdi, siz, adliyeleri kapatıyorsunuz, HSYK’yı arka bahçeniz gibi kullanıyorsunuz. Bu adliyesi kapanan yerin orada ne olacak belediye olarak? Belediye başkanları burada, işte Sayın Yüksel -aynı bölgenin milletvekiliyiz- geldi, çok mu memnun belediyelerin kapatılmasından? Büyükşehir olunca çok mu iyi olacak? Buna ilave olarak söyleyebiliriz, bakın, adliyelerin kapatılmasından da memnun değiller. Sayın vekiller insan içine çıkmakta zorluk çekiyorlar. Eskiden A şahsı konuşurken şimdi o ilçelerde sıkıntı olur diye B şahsı konuşuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Dolayısıyla, muhalefet belediyelerine işkence yapılmamalıdır ve ne yapılmalıdır? AKP vatandaşa doğruyu söylemelidir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Aleyhte olmak suretiyle, Sayın Sırrı Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önergeyle ilgili, genelde gruplar görev dağılımı yaparlar ama bize en sona ne düşerse biz öyle çıkıp konuşuruz çünkü burada dağıtım yapılırken adil ve adaletli değil. Onun için, aleyhte de olsa, ben lehte konuşacağım.

Şimdi, aslında, belediyelerle ilgili, gerçekten hepimizin yaraları var. Hele hele Barış ve Demokrasi Partisinin belediyelerinin uğradığı o zalimane politikaları hepimiz biliyoruz. 2009 Mart ayındaki seçimlerden hemen sonra, alelacele, 14 Nisanda bir operasyon düzenlendi ve belediye başkanlarımız içeri alındı; bir kısmı da yakın tarihte alındılar. Bunlardan, mesela, 14 Nisanda Batman Belediye Başkanımız Nejdet Atalay, daha bir aylık görevdeyken alelacele tutuklandı. Şırnak Belediye Başkanımız Ramazan Uysal, Iğdır Belediye Başkanımız Mehmet Nuri Güneş, Van Belediye Başkanımız Bekir Kaya da birkaç gün önce alındı. Şırnak Cizre Belediye Başkanımız Aydın Budak, Şırnak İdil Belediye Başkanımız Resul Sadak, Şırnak Uludere Belediye Başkanımız Şükran Sincar, Urfa Viranşehir Belediye Başkanımız Leyla Güven, Urfa Suruç Belediye Başkanımız Ethem Şahin, Hakkâri Yüksekova Belediye Başkanımız Ruken Yetişkin, Mardin Kızıltepe Belediye Başkanımız Ferhan Türk, Mardin Derik Belediye Başkanımız Çağlar Demirel, Van Özalp Belediye Başkanımız Murat Durmaz ve onlarca eski belediye başkanımız ve yüzlerce il genel meclisi üyelerimiz ve binlerce seçilmiş il, ilçe başkanlarımız ve bu Parlamentonun da 8 tane milletvekili şu anda içeride.

Şimdi, bu operasyon nereden başladı? Bu operasyon, hemen mart sonrası, seçimler sonrası, Barış ve Demokrasi Partisi 100 belediye başkanlığı alınca alelacele bir operasyon düzenlendi. Şimdi, bu belediye başkanlarımızın hiçbiri… Yani akçeli işlerle ilgili bir tek tutuklama yoktur, bunlar sadece düşüncelerinden dolayı cezaevindedirler.

Şimdi, bu ülkede sürekli çıkıp “Geçmişle yüzleşip, geleceğimizi birlikte inşa edelim.” dediğimizde ve sizler de zaman zaman “Gereği yapılmalıdır, seçilmişler, evet, geçmişte haksızlıklar yaşandı ama  bugünü inşa etmek için bu seçilmişlerin belediyede belediye başkanlığını sürdürmesi lazım.” Ama bu yapılmıyor ve Van’da büyük bir deprem yaşıyoruz. Van Belediye Başkanımız ve oradaki ilçe belediye başkanlarımızın gecesini gündüzüne katarak -Sayın Bakanımız da oradaydı, hep beraberdik Van’da- nasıl çalıştığını, nasıl Van’da zaman zaman çaresiz kaldığında hüngür hüngür ağladığını bütün Van halkı da gördü ama birkaç gün önce, eften püften ve özel yetkili mahkemelerin kararıyla gözaltına alındı.

AKP Grubu adına buraya çıkıp konuşan arkadaşımız: “Yargıya intikal etmiş, yargı bağımsız…” Vallahi, siz de bilirsiniz, Allah da bilir ki yargı bağımsız değil. Hele hele özel yetkili mahkemeler bağımsız değildir, 12 Eylülün ürünüdür. O mahkemeler Genel Başkanınızı mahkûm ettiğinde kıyamet koparıyorsunuz ama muhaliflerinize karşı acımasız bir silah gibi o mahkemeler devredeyse dönüp yargının bağımsız olduğunu söylemeyin, ayıptır ve günahtır.

Bugün onlarca KESK yöneticisi… Bütün görevi, yani görevi sendikal faaliyetleri sürdürmektir. Öğretmendir, diğer kuruluşlarda görev almıştır ama özel yetkili mahkemeler diyor ki: “Siz şu eylemleri yaptığınız için…” 71 kişi gözaltına alındı, bunlardan bir kısmı hâlen Terörle Mücadelede, bir kısmı da -dün gece- 22 tane öğretmen arkadaşımız, KESK üyesi tutuklandı.

Şimdi, dönün deyin ki: “Evet, bizim ülkemizde yargı bağımsızdır.” Buna kimse inanmaz. Yargının gerçekten bağımsız olması için bu özel yetkili mahkemelerin ortadan kaldırılması gerekir. Hele hele 12 Eylülün ürünü olan devlet güvenlik mahkemelerinin yerine görev inşa eden yargının bağımsız olduğunu söylemek, 12 Eylülün ürünü olan o mahkemelerin mantığıyla hareket etmekle eş değerdedir.

Bakın, sevgili arkadaşlar, İngiltere, demokrasinin beşiği diye bilinir. Orada dün bir olay gerçekleşti. Yıllar önce orada bizim gibi sorunları olan bir İngiltere, IRA vardı. IRA militanı Martin denilen biri, bugün orada yerel yönetimlerden sorumlu başkan yardımcısıdır ve onlar da otuz yıl kavga ettiler ve bu bir gerilla komutanıydı, kavgada bulundu ve dün el sıkıştılar. Kiminle? Kraliçeyle el sıkışıyor ve Kraliçenin kuzeni o savaşta yaşamını yitiriyor ve dönün bakın, işte dün İngiltere’de bu gerçekleşiyor. Burada otuz yıllık bir gerilla komutanı ile Kraliçe çok rahatlıkla el tutuşabiliyorlar.

Şimdi, bunun elinde silah, bunun elinde otuz yıllık bir mücadelenin ürünü olan kanlı bir dönemden geliyor ama İngiltere’de… Ve açıklamasında şöyle diyor: “Biz bu dönemi geride bıraktık. İngiltere’de acı dolu yıllar yaşandı, kan ve gözyaşıyla karşılaştık ama bugün artık onları çok geride bıraktık, hep birlikte, geleceğimizi birlikte inşa etmeliyiz.” Şimdi, bunu söylüyor ve bizim ülkemizde belediye başkanlarımızın elinde bir silah yok. Bunlar, yerel yönetimlerde halk tarafından görev verilmiş ve belediye başkanıdırlar yani siz, biz ne kadar iradeysek, halkın iradesiysek, bunlar da bir o kadar, bizden daha fazla oy alarak belediye başkanı seçilmişlerdir ve bunlar içeridedirler. Zaten adil, adaletli bir dağılım yok. Hiç olmazsa bunların çıkıp, bir an önce, bir an önce çıkıp halkın iradesini orada inşa etmeleri gerekir. Eğer bunları yapabilirsek gerçekten biz geleceğimizi birlikte inşa edebiliriz ama bunları yapamazsak yani İngiltere’deki bu tabloyu bu ülkede gerçekleştiremezsek ve biz bu hoşgörü kültürünü burada birbirimize gösteremezsek ve bu ülkede emrinizde olan özel güvenlik yargıç sistemini devreye sokup muhaliflerinizi susturursanız bu ülkede barış sağlanmaz. Bizim yapacağımız tek şey, hoşgörü kültürünü bu Parlamentodan başlatıp Türkiye’nin dört bir tarafına yaymamız gerekir.

Biraz önce arkadaşlarımız da söyledi, halkların tarihinde… Ve bütün gruplar da düşüncelerini ifade ederken Bosna’daki o katliamın, hep birlikte o katliamın acılarını yüreğimizde nasıl hissettiğimizi söyledik. Yani halklar katliamları hak etmiyorlar; halklar dillerine, kültürlerine, kimliklerine gem vurulmayı hak etmiyorlar. İşte bu belediye başkanları da kendi dillerine, kültürlerine, kimliklerine gem vurulduğu içindir ki uzun yıllardır cezaevinde demokrasi mücadelesi için bedel ödüyorlar. Bosna’daki katliamı kınıyoruz, dünyanın dört bir tarafındaki halklara karşı uygulanan o zalimane politikaları kınıyoruz ama kendi ülkemizdeki katliamlara da, kendi ülkemizdeki siyasal soykırımlara karşı da bir duruş sergilememiz lazım. Dün bizim arkadaşlarımız Roboski’deydiler, dün orada nöbet tutuyorlardı. Biz burada uyurken, onlar orada, Roboski’deki insanların acısını dindirmek adına orada, dağlarda sabaha kadar beklediler. İşte, Bosna’daki katliama karşı duruş sergileyenler Roboski’de de vicdanlarının sesini duymalıdır. Eğer bunu birlikte yapabilirsek ortak vatanı birlikte inşa etmekten de hiç çekinmeyiz. Buna ihtiyacımız var. Zor günlerden geçiyoruz; ülkemiz de zor günlerden geçiyor, biz de zor günlerden geçiyoruz. Bu zor günleri barış meltemlerine dönüştürebiliriz yani ülkemizin üzerinde savaş bulutları dolaşıyor ama bu savaş bulutlarını iç barışımızı sağlayarak barış meltemlerine dönüştürebiliriz.

Ben ülkemizi ve halkımızı bu savaş bulutlarından Allah kollasın ve korusun diyorum. İç barışımızın sağlanması için de herkesi vicdan sahibi olmaya davet ediyor, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

Fazla bir tartışmaya lütfen…

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın İzmir Büyükşehir Belediyesine sataşması nedeniyle konuşması

 

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Değerli milletvekilleri, AKP milletvekili Sayın Ali Aşlık bizim eleştirilerimize yine klasik bir şekilde yanıt verdi “Beceriksizliklerinizi gizlemek için davaya sığınıyorsunuz.” diye. “Beceriksiz” dedi. “Metroyu yapamadınız.” dedi. “İzmir Büyükşehir Belediyesi metroyu beş yılda yapamadı.” diyor ama beş yılda İzmir Büyükşehir Belediyesi metroyu yapıyor ve bugün yarın tamamı bitiyor. Ayrıca, 80 kilometrelik, Türkiye’deki en uzun şehir içi ulaşım sistemi olan raylı sistemi 600 milyon lira harcayarak bitirdi. Bakanlığın tek kuruşu yoktur, çıkıp kürsülerde yalan söylüyorsunuz; tek kuruşu yoktur, yanıltıyorsunuz kamuoyunu. Başbakanı da yanıltıyorsunuz. Sadece yüz elli yıllık hattı tahsis ettiniz, başka bir katkınız yoktur, bir.

İkincisi: Ankara metrosu on beş yıldır 1 metre yapılmamıştır, içinde ağaç bitmişti. İstanbul’da 3 istasyon, Ankara’da 4 istasyon, 7 istasyonu Ulaştırma Bakanlığı, yapamadığınız için, belediyeleriniz yapamadığı için devraldı. Ankara’da şimdi Ulaştırma Bakanlığı başlattı projeyi, daha ilk günden Ankara’nın ortasında göçük oluştu, bir yurttaşımız hayatını kaybetti ve Bakan çıkıp ne yazık ki “Bu normaldir.” diye bir açıklama yaptı. Sizin zaten normal bir şekilde… Yılda 1.563’ün üzerinde yurttaşımız hayatını iş kazalarında kaybediyor.

Yalnız “İzmir Büyükşehir Belediyesi ne yaptı?” diye… Sayın Vekile ben şu kitapçıktan bir tane hediye edeceğim. Bu 80 kilometrelik raylı sistemi tek kuruş katkı almadan yapmıştır. Metro için 500 milyonun üzerinde harcama yapmıştır, bitirmiştir, bitirmek üzeredir ama Ankara’da, İstanbul’da tek 1 metre bile yapılmamıştır belediyeler tarafından. (CHP sıralarından alkışlar) Evet, kim beceriksiz, kim becerikli, bu açıklamalarda görülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALAATTİN YÜKSEL (Devamla) – Doğal yaşam parkından arıtma tesislerinin dörtte 1’i İzmir’dedir, İzmir’de. Bunları bilin, ondan sonra konuşun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Aşlık, buyurun efendim.

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkanım, yalancılıkla itham etti.

BAŞKAN – Bir saniye efendim…

ALİ AŞLIK (İzmir) – Bir dakikada cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Size de bir dakika, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkan, “80 kilometre metro” dedikleri şey rahmetli Ecevit Hükûmeti döneminde Büyükşehirle yapılan protokolle, merkezî hükûmetle Büyükşehir arasında yapılmıştır. O gün için, Ecevit döneminde 250 milyon dolar para harcanmıştır.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Bravo, bak bu doğru.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bunlar eksik kaldığı için bizim dönemimizde tekrar yatırımlar yapılmıştır.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Tek kuruş yok!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Büyükşehir Belediyesi yapması gerekenleri gününde yapmadığı için hizmete geç açılmıştır. “Devletin bir kuruş parası yok.” demek yanlıştır. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğüyle İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan ve şimdi ortak bir şirketle, İZBAN adı verilen ortak bir şirketle burası yürütülmektedir, yönetilmektedir. Dolayısıyla, “Buraya yatırım yapılmadı.” demek doğru değildir, bizi yalancılıkla suçlamak da yanlıştır.

Ayrıca, metro dediği şeyi, 5 kilometre yolu beş yılda yapamadılar. Biz bunu söylemeye çalışıyoruz. 5 kilometre yol beş yılda yapılamıyorsa, belediyenin imkânsızlıkları olsa bir şey demeyeceğim. Arkadaşlar, yine söylüyorum, üstüne basarak söylüyorum, hani, paranız olmaz yapamazsınız, teknik imkânlarınız olmaz yapamazsınız ama para var, teknik imkân var ama beceri yok; bunu söylüyoruz, başka bir şey söylemiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, İzmir’de banliyönün metro standartlarına getirilmesi konusunda Bakanlığı döneminde protokol imzalandığına ve Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Demiryolları ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının çalışmalarının sürdüğüne ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, ben bir konuyu İzmir Milletvekili olarak ifade etmek istiyorum. Tabii, İzmir’de bu banliyönün metro standartlarına getirilmesi konusunda Bakanlığım döneminde protokol imzalandı ve o günden bu yana da Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Demiryolları ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı çalışmalarını sürdürüyor.

Ancak şunu ifade etmeliyim ki İzmir Milletvekili olarak, AKP döneminde devraldıkları İzmir yüzde 2,8 yatırımlardan pay alıyordu, on yıl içerisinde bunu yüzde 1,4’e düşürdüler.

Gerçekler bunlardır, bunu paylaşmak istedim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, zapta geçti.

III. Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağı kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunacaktım, ama yoklama isteği var, yoklama yapacağız.

Sayın Demir, Sayın Hamzaçebi, Sayın Seçer, Sayın Keskin, Sayın Akar, Sayın Demiröz, Sayın Yüksel, Sayın Havutça, Sayın Altay, Sayın Işık, Sayın Oran, Sayın Tayan, Sayın Çam, Sayın Gümüş, Sayın Kurt, Sayın Sarıbaş, Sayın Aslanoğlu, Sayın Gök, Sayın Genç, Sayın Dibek, Sayın Öner, Sayın Soydan.

Değerli arkadaşlarım, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum efendim.

Kapanma Saati: 16.03

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

III. YOKLAMA

BAŞKAN - Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, 13/6/2012 tarihinde İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28/6/2012 günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3'üncü sırada yer alan, Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (X)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

22’nci madde üzerinde iki önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri okutacağım ve birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 22. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                   Musa Çam                                      Turgut Dibek                                     Haydar Akar

                        İzmir                                              Kırklareli                                            Kocaeli

                Mahmut Tanal

                     İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                Necati Özensoy

                      Manisa                                              Konya                                                Bursa

                       Ali Öz                                 Hasan Hüseyin Türkoğlu                        Nevzat Korkmaz

                      Mersin                                           Osmaniye                                            Isparta

                Mehmet Günal

                      Antalya

BAŞKAN – Sayın Komisyon aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

OKTAY VURAL (İzmir) – Necati Özensoy.

BAŞKAN – Necati Özensoy, Bursa Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Özensoy. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de dün şehit olan 4 askerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine, yaklaşan Srebrenica katliamıyla ilgili de bugün Mecliste gündem oluştu. Katliamda ölen Boşnak soydaşlarımıza, dindaşlarımıza da Allah’tan rahmet diliyorum, böyle kötü olayların da bir daha tekrar etmemesini temenni ediyorum.

Bugün yine torba yasaya devam ediyoruz. Her madde farklı bir kanuna atıfta bulunuyor, her madde farklı kanunlarda değişiklik yapıyor. Tabii, bu torba kanun yapılırken elbette aksayan, eksik olan yönlerin giderilmesi, belki birtakım şeyleri, eksiklikleri çabuk giderme açısından önemli olabilir, ancak bazı şeyleri yaparken de öncelik sırasını kaçırarak ve hatta akla başka soruların getirildiği birtakım maddelerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu torba yasada zaten üstü kapalı birçok, dün buradan ifade ettiğim o bor meselesinde olduğu gibi, konu da var. Bu madde, EPDK’nın etkinliğini veya EPDK’nın “D”sini, yani “Düzenleme”sini ortadan kaldıran maddelerden bir tanesi. Yani devredilen bu dağıtım firmalarıyla alakalı denetimi Bakanlık kendi yetkisine alarak, yine özel birtakım denetim kurumlarına verme yetkisini alıyor. Yani şimdi Enerji Bakanlığında bunca yıldır uzmanlaşan ekipler, EPDK’da çalışan bunca insan, bunca uzman varken niye bu kurumlar baypas edilerek, bu anlamda bu kurumların özel sektörle denetimi isteniyor? Bunu da anlamak mümkün değil.

İfade ettiğim gibi, böyle alelacele getirilen kanunlarda, üstü kapalı geçilen kanunlarda insanın aklına hep farklı, ranta dayalı birtakım işlerin oluşabileceği geliyor. Oysa dağıtım şirketleri veya TEDAŞ, yıllardır devletin sırtında kambur olmuş. Enerji KİT’lerine tahsilatını yapamadığından dolayı, borçlarını ödeyemediğinden dolayı, kayıp kaçakları önleyemediğinden dolayı bütün enerji KİT’lerine, yani Elektrik Üretim AŞ’ye, iletime, toptan dağıtıma, TETAŞ’a, hatta BOTAŞ’a borçlarını silsile yoluyla ödemediği için, maalesef, bunun da faturalarını son yıllarda vatandaşa ciddi anlamda ağır bir şekilde ödetmiş bir kurum. Bence, öncelikle, bu denetimler devletin kurumlarının yetkisinden çıkarılacağına, denetimlerin daha etkin bir şekilde sürdürülmesi gerekmekte. İşte, beş yıldır KİT Komisyonunda bu kurumları denetlerken yaptığımız denetimlerin sonucunda bir yaptırımın da olmayışı, maalesef bu kurumları da böyle iyi çalışamaz hâle getirdi. Bu torba yasada, yine ileriki maddelerde, Sayıştay Kanunu’nda yapılan bazı değişikliklerle yine denetimin de etkinliğini azaltıyorsunuz yani zaten etkin bir denetim yapamayan Sayıştay ve KİT Komisyonu bu etkinliğini giderek kaybedecek ve birtakım şeyler de gözden kaçırılarak herhâlde yolunda gidecek diye düşünüyorum. Bu yasa teklifindeki bu madde de bunun önünü açıyor olsa gerek. Oysa TEDAŞ ve özelleştirilen dağıtım şirketleri bir an önce kayıp kaçağın önüne geçmek, kayıp kaçakları azaltmak, bu kurumları daha etkin ve verimli hâle getirmek için yapılan özelleştirmeler. 4628 sayılı Yasa 2001 yılında çıktı, daha sonra bu Hükûmet bunların ekmeğini, meyvesini çok yedi ama bu imkânları doğru yönlerde yönlendirmek, milletin menfaatleri doğrultusunda yönlendirmek çok daha hayırlı işler olacaktır diye düşünüyorum. Bunun için bu EPDK’nın etkinliğini yani denetimin etkinliğini azaltacak bu maddenin de bu yasa teklifinden çıkarılmasını teklif ettik.

Hepinize hayırlı günler diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özensoy.

Sayın Dibek, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Değerli arkadaşlar, maddeyle 22’nci ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Önergeye geçmeden önce, aslında bugün basın toplantısıyla dile getirdiğim bir konu var, önemsiyorum, sizlerin de mutlaka takip etmesi gerektiğine inanıyorum, kamuoyunun da bu konuyla ilgilenmesi gerekir diye düşünüyorum. TRT’yle ilgili bir konuyu bugün basın toplantısında dile getirmiştim, burada da sizlerle önce onu kısaca paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, TRT, biliyorsunuz anayasal bir kurumumuz yani bünyesinde binlerce çalışanı var, tabii çok sayıda kanal var. Ama şöyle bir durum var: TRT programların çoğunu dışarıdan satın alıyor, dışarıya yaptırıyor ve kendi çalışanlarını, kendi personelini, kendi olanaklarını kullanmıyor. Ben, bunu bir soru önergesiyle, geçtiğimiz günlerde, TRT’den sorumlu Sayın Bakan Bülent Arınç’a, Başbakan Yardımcısına sormuştum, yanıtı da bana yine kısa bir süre önce geldi. Sorduğum sorularda şu vardı: TRT’nin, yıllara sari olarak, on yıllık döneminde yani 2002’den 2011 yılına kadar geçen sürede ne kadar dışarıya program yaptırdığını, yıl olarak hangi ajanslara veya firmalara yaptırdığını ve bunların maliyetlerini yine yıl olarak sormuştum Sayın Bakana.

Değerli arkadaşlar, tabii, TRT Genel Müdürü Sayın Şahin, ısrarla bizlerden, milletvekillerinden ve halktan bu bilgileri kaçırıyor. Benim sorularıma yine yanıt vermemiş kendisi, gelişigüzel yanıt vermiş ve şöyle bir yanıt vermiş; on yıllık ödemeleri toplam olarak bana iletmiş. Rakamları sizlerle paylaşacağım, onların da gerçek olmadığını sonradan tespit ettim, zaten toplantıyı da bu yüzden yapmıştım. TRT, on yılda, Sayın İbrahim Şahin’in bana gönderdiği resmî yazıyla ve Sayın Bülent Arınç’ın da imzasıyla, 831 milyon liralık bir kaynağı dışarıdaki firmalara -kaç firmaya, burada da onlar yazıyor- yaklaşık 480 firmaya ve 1.102 program için ödediğini belirtiyor değerli arkadaşlar.

Tabii şöyle bir olay oldu yani 831 milyon, eski tabirle -belki daha kulaklar alışık olduğu için- 831 trilyon ödeme yapmışlar. Fakat yine geçtiğimiz günlerde, milletvekili arkadaşlarımızdan Sivas Milletvekilimiz Sayın Malik Ecder Özdemir’in bir soru önergesine yanıt vermiş aynı şekilde Sayın Bakan ve İbrahim Şahin. Malik Bey, sadece 2011 yılı için TRT’nin dış yapımlara, dış programlara harcadığı parayı sormuş değerli arkadaşlar, bir yılı sormuş. TRT’nin bildirdiği rakam, bir yıl için 478 milyon, 478 trilyon. Durum böyle olunca, ben “Bu işte bir tuhaflık var.” dedim yani ben on yılı soruyorum, bana verilen rakam 831 trilyon, bir yıl 478 trilyon. O rakamın da büyüklüğünü birazdan söyleyeceğim. Tabii, böyle olmadığını araştırdığımda, dört yıllık TRT’nin faaliyet raporu ve bilançolarına ulaştım.

Değerli arkadaşlar, oradaki resmî rakamlar; 2008 yılı için 117 trilyon, 2009 yılı için 158 trilyon, 2010 yılı için 316 trilyon, 2011 yılı 477 trilyon. Yani o 477 olarak belirtmiş, küsuratı var onun. Toplam ne yapıyor biliyor musunuz? 1 katrilyon 68 trilyon, dört yıl için. TRT, dışarıya, dış firmalara… O firmalarla ilgili süreç ayrı. Kimlerdir bunlar, işte kimlere programlar yaptırılıyor, sahipleri kimlerdir, AKP’yle bağlantıları var mıdır, yakınlığı var mıdır, sizin eski görev yapmış yakınlarınız mıdır, onlar ayrı, onlara da gireriz ama buradaki olay şu: Bana verilen rakam on yıllık, 831 trilyon. Ben, dört yıllık, Sayın Şahin dönemindeki dışa ödenen paranın 1 katrilyon 68 trilyon olduğunu öğreniyorum. Yani bana on yıllık rakamda dahi belirtirken dört yıllık rakamın 250 trilyon eksiğini bildiriyor Sayın Şahin, yani gerçeğe aykırı beyanda bulunuyor.

Bakın değerli arkadaşlar, 2011 yılında vatandaşın cebinden

-biliyorsunuz, TRT’nin finansını vatandaşımız sağlıyor, elektrik faturalarındaki katkı bedelleriyle ve bandrol ücretleriyle sağlıyor- TRT’ye aktarılan para ne kadar biliyor musunuz? 514 trilyon, geçen yıl. 514 trilyon aktarmış vatandaş cebinden, TRT bunun 478 trilyon lirasını dış yapımlara harcamış.

Bir tane örnek vereceğim, soru önergemde var, o yüzden belirteceğim: ONE Ajans var, ONE Ajans. Sormuştum; ONE Ajansa üç program yaptırılıyor ve üç yıllık süre için bir anlaşma yapılıyor. Ücret ne kadar biliyor musunuz? 50 trilyon arkadaşlar. Yani ONE Ajansa 50 trilyon parayı -sadece bir ajanstan bahsediyorum- TRT vatandaşın cebinden almış, oraya aktarmış.

Burada Sayın Cumhurbaşkanı dâhil herkesi göreve çağırıyorum. Özellikle, Sayın Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulunu bence görevlendirsin ve TRT’nin tüm harcamalarıyla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURGUT DİBEK (Devamla) - …ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Dibek, teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı efendim.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı…

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Aynı mahiyetteki iki önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 16.27

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesi üzerinde verilen, maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin aynı mahiyetteki iki önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Teklifin görüşülmesine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

23’üncü madde üzerinde üç önerge vardır. Önergelerin iki tanesi aynı mahiyettedir, bu önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 23 üncü maddesinin 2 inci fıkrasındaki “on yıl” ibaresinin “sekiz yıl” olarak, son fıkrasının son cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                           Mehmet Doğan Kubat                               Yunus Kılıç

                     Giresun                                            İstanbul                                               Kars

                 Hüseyin Filiz                              Ahmet Haldun Ertürk                           Bedrettin Yıldırım

                      Çankırı                                             İstanbul                                              Bursa

“Hisse satış sözleşmesi bedelinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na vadeli olarak ödenmesi durumunda, bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler gelirler tahsil edildikçe yukarıda belirtilen sıraya uyularak gerçekleştirilir.”

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 23. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                    Mahmut Tanal                                     Musa Çam

                      Kocaeli                                             İstanbul                                               İzmir

                   Levent Gök

                      Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                         Necati Özensoy                                        Ali Öz

                    Osmaniye                                            Bursa                                               Mersin

                Mehmet Günal

                      Antalya

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki son iki önergeye katılıyor musunuz Sayın Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Necati Özensoy, Bursa Milletvekili…

BAŞKAN – Sayın Özensoy, Bursa Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine bu torba yasanın böyle çarpıcı örneklerinden birine daha geldik. 23’üncü maddede Sayın Melih Gökçek’in, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının içini boşaltıp batırdığı Başkent Doğalgazı daha da iyileştirmek, onun fiyatını arttırmak adına birtakım ilave uygulamalar yapılmış.

Tabii, bu uygulamalar esnasında da bazı yanlış anlaşılır, hatta yanlışlıkları da tekrar iktidar partisi bir önergeyle düzeltiyor şu anda. Biraz sonra o oylanacak.

Burada, fiyatını çok daha aşırı artıracak lisans verilmesinden itibaren dağıtım şirketinin sistem kullanım bedeli, amortismanlar gibi ve kullanım taşıma bedeli gibi rakamların on yıl süresini, bu şirket satıldıktan sonra on yıl süreyle, buraya dercetmişler, ancak bu rakam herhâlde çok yüksek görüldü, onu sekiz yıla indiriyorlar.

Yine paragrafın, bu maddenin sonunda bahsediliyor. “Hisse satış sözleşmesi bedelinin vadeli olarak ödenmesi durumunda, vade tarihinde yapılacak ödemeler, BOTAŞ Genel Müdürlüğü, Hazine ve Başkent Doğalgaz Dağıtım Anonim Şirketine eşit oranda dağıtılır.” denmiş. Buradan da anlaşılacağı gibi bir yanlışlık olmuş. Yanlışlık, gerçekten yanlışlık çünkü geçmişteki kanunda, yani 2007’de çıkan kanunda yine Başkent Doğalgazın borçları dondurularak, yani 600 milyonun üzerinde, 676 milyon civarındaki bir borç dondurularak, sabitlenerek, faizleri affedilerek, bundan sonra faiz yürütülmeyerek, BOTAŞ’a ödemesi gereken, özelleştirmeden sonraki borcu öncelik olması gerekirken, üstte bu ifade edilmiş ama altta bir yanlışlık olduğundan bu da düzeltildi.

Bakın, 2007 yılından bu yana 676 milyon lira borcunu Başkent Doğalgaz özelleşmediği için ödemiyor. Şimdi, BOTAŞ’ın denetlemesine girdiğimizde her yıl önümüze gelen önerilerden bir tanesi, BOTAŞ’ın finansman yükünün fazla olduğuyla alakalı. Yine enerji KİT’leri arasındaki borçlardan bahsedilirdi. Yine bir kanunla bir düzeltme yapıldı ama hâlâ finansman yükü var. Bunu, BOTAŞ, al ya da öde kavramında, al ya da öde anlaşmalarından dolayı da yine almadığımız ama ödediğimiz rakamlardan

-Rusya’ya ve İran’a- finansman yükü bindiğinden dolayı bu finansman yükünü de yine tabii ki vatandaşa sattığı doğal gaza bindiriyor. Dolayısıyla, vatandaşın sırtına binen bu yüklerin en büyüklerinden bir tanesi de yaklaşık beş yıldır Sayın Melih Gökçek’in hortumladığı Başkent Doğalgazın BOTAŞ’a ödemediği borçlardan geliyor.

Yine Başkent Doğalgaz bu özelleştirilmeye girdiğinden itibaren, Büyükşehir Belediyesi de üstelik gaz borcunu, Başkent Doğalgaza 500 milyonun üzerindeki borcunu da ödemedi ve ödememeye devam ediyor. Yani, biraz önce burada bir grup önerisi geldi -araştırma önergesi- belediyelerle ilgili uygulamalar… Başkent Ankara’nın AKP’li Belediye Başkanına nasıl yardımlar yaptığınız, batmış firmalarını nasıl dirilterek onların borçlarını ödemek için nasıl kanunlar, nasıl çabalar gösterdiğiniz, bariz, apaçık, ayan beyan ortada olan bir madde bu.

Dolayısıyla, yaklaşık, bu rakam da öyle 300-500 milyon da değil, yani milyarları aşan, neredeyse 1,5 katrilyonluk bir rakamdan söz ediyoruz. Bu kanundan sonra da, bu maddeden sonra da herhâlde, yine üzerine 1 milyar dolarlık gibi bir rakam da zannediyorum ilaveyle Ankara Büyükşehir Belediyesine yaptığınız ayrımcılığa örneklerden bir tanesidir bu. Bu madde metninin de metinden çıkarılmasını talep ettik.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özensoy.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara’da geçtiğimiz hafta 22 Haziranda, tam merkezde, tam Ankara’mızın göbeğinde metro çöktü ve otuz yedi yaşında bir yurttaşımız Kadir Sevim hayatını kaybetti. Kadir Sevim’in cesedini ancak 1 kilometre sonra Millî Eğitim Bakanlığının önünden zar zor çıkartabildiler tam on beş saat sonra. Olay yerine hemen koştuk gittik; ne Ankara’daki AKP milletvekilleri ne Ankara Valisi ne Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, hiçbiri ortada yok, hiçbir yetkili ortada yok; aile perişanlık içinde, eşi gözü yaşlı, 2 çocuğu gözü yaşlı ama bir tek yetkili kalkıp da bugüne kadar söz etmedi. Çünkü o gün Ankara’da çöken, aslında, o göçükteki, o göçüğe giden Ankara Büyükşehir Belediyesinin icraatlarıydı. O göçüğe, aslında, o gün, Melih Gökçek’in kendisi düştü. İflas etmiş bir Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının, o gün, tüm icraatları, bütün çıplaklığıyla Ankara’da çukurun içine gitti ve bir daha da çıkamadı. Hâlâ Melih Gökçek ortada yoktur ve hâlâ sizlere sırtını dayamaya devam ederken, bir yandan da sizi arkadan vurmaktadır ve siz bu yasayla hâlâ yine onu kurtarmaya çalışıyorsunuz. Neden? Neden değerli arkadaşlarım?

Bakın, Ankara’daki metro çalışmaları bir yılan hikâyesine döndü, bunu hepiniz biliyorsunuz, yıllardır biliyorsunuz. Melih Gökçek eline yüzüne bulaştırdı, beceremedi. Ankara Belediyesinin bütün bütçesini harcadı, yapamadı, en çok borçlu belediye olarak ortaya çıktı ve 2007 yılında Doğal Gaz Kanunu üzerinde bir değişiklik yaptınız. O Doğal Gaz Kanunu’na eklediğiniz bir maddeyle Ankara’daki en önemli gelir kaynağı olan belediyenin EGO’sundaki gazı ayırdınız ve özelleştirme yoluna gittiniz. Bu suretle EGO’da gazın satılmasıyla elde edilecek gelirden BOTAŞ’a olan borçlar ödenecek ve metro yapımı tamamlanacaktı değerli arkadaşlarım, metro yapımı tamamlanacaktı. Bakın, kanunun gerekçesi bu, 2007 yılında çıkan kanunun gerekçesi bu. Şimdi bu getirdiğiniz madde o kanuna ekleme bir maddedir yani o kanunda metronun yapımına kaynak aktarılması için EGO’nun özelleştirilmesi söz konusu olmuştu ama Melih Gökçek özelleştirmeyi beceremedi, Özelleştirme İdaresine devredildi, o zaman 3 milyar dolar olacağı söylenilen EGO’nun gaz özelleştirmesinin üç ihalesinde de ne yazık ki başarılı olunamadı, verilen en yüksek fiyat 1 milyar 610 milyon dolardır 3 milyar olduğu söylenmesine rağmen.

Değerli arkadaşlarım, bunu da beceremeyince Melih Gökçek, 25/4/2011’de bir protokolle Ankara metroları Ulaştırma Bakanlığına devredildi, tam -eski parayla 3 katrilyon- 3 milyar liralık bir yükü Hükûmet üstlendi değerli arkadaşlarım.

Şimdi ben sormak istiyorum: Cemil Çiçek, Ulaştırma Bakanına, devir töreninde aynen şunları söyledi: “Bugün burada yaptığımız törenle, biz Hükûmet olarak 2010 ya da 2011 yılı yatırım programımızın yedide 1’ini Ankara’ya ayırdık.” Şimdi, rakamın büyüklüğüne bakın, Ankara metrosuna harcanan rakamın büyüklüğüne bakın.

Peki, değerli arkadaşlarım, Hükûmet bunu üstlendiyse, artık doğal gazın özelleştirilmesine ne gerek kalmıştır? Niçin getiriyorsunuz bu maddeyi? Ne yapacak Melih Gökçek? Bu parayı Hükûmete vermeyecek herhâlde. Siz üstlendiniz, tam 3 katrilyon liralık bir borcu üstlendiniz, siz yapacaksınız. Melih Gökçek ne yapacak? Yan gelip yatacak, bu paranın üzerine konacak. Tam 1,5 milyon abonesiyle Başkent Doğalgaz önemli bir gelir kaynağıdır, bunu belediyeden ayırmak yanlıştır. Bu maddeyi derhâl geri çekmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım.

Ayrıca, az önce verdiğiniz bir önergeyle, daha önceki yasada belli olan sabit fiyat tam on yıla göre belirlenmişti, bunu sekiz yıla indiriyorsunuz. Sekiz yıla indirmek Ankara’ya çok ciddi bir haksızlıktır. Ankaralıların doğal gazı çok önemli, stratejik bir üründür. Başka seçeneği yoktur Ankaralıların, bu doğal gazı kullanmak durumundadırlar. Alacak şirket sekiz yıl sonra, kanunda aynen… Şirketin tavsiyesiyle belirlenecek fiyat Ankaralılara yansıtılacaktır. Bu çok kritik bir önergedir, derhâl bu önergeyi çekmeniz gerekiyor.

Ama Ankara’da sorunlar bunlarla da bitmiyor değerli arkadaşlarım. Melih Gökçek bu olaydan beş gün sonra dedi ki: “Bu olayı bana sormayın     -göçük hadisesini- ben burayı Ulaştırma Bakanlığına devrettim.”

Değerli arkadaşlarım, bir iktidar bu kadar sırtından vurulur. Siz her şeyinizi ona tahsis etmişsiniz, kaynakları ayırmışsınız, kanun çıkartıyorsunuz. Bir göçük oluyor, Melih Gökçek olayı üstleneceğine, kalkıyor Ulaştırma Bakanına topu atıyor. Bu nasıl bir anlayıştır, anlamak mümkün değildir.

Ulaştırma Bakanımız da hepimizin saçını başını yolduran bir söz söyledi, “Bunlar normal ölümlerdir, her ülkede olur.” dedi. Kusura bakmayın ama arkadaşlarım, ya sizin anlayışınız değişik ya bizim anlayışımız değişik. Dünyanın hiçbir yerinde, Ankara’nın göbeğinde olduğu gibi, merkezinde, bir anda bir çukurun yuttuğu bir yurttaşın ölümü normal ölüm değildir. Sayın Bakana benim tavsiyem, bu konudaki görüşlerini bir doktora göstermesidir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gök.

 

III. YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Öğüt, Havutça, Aslanoğlu, Hamzaçebi, Oran, Ediboğlu, Işık, Fırat, Özkan, Acar, Tanal, Dibek, Tayan, Gök, Kurt, Çam, Eyidoğan, Soydan, Küçük, Kaleli.

Şimdi yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 23 üncü maddesinin 2 nci fıkrasındaki “on yıl” ibaresinin “sekiz yıl” olarak, son fıkrasının son cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                   Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

“Hisse satış sözleşmesi bedelinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na vadeli olarak ödenmesi durumunda, bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler gelirler tahsil edildikçe yukarıda belirtilen sıraya uyularak gerçekleştirilir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Mustafa Bey, gerekçe mi, kim konuşacak?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Hazineye ve Başkent Doğalgaz A.Ş.’ye ait hisselerin bir arada özelleştiriliyor olması nedeniyle sekiz yıllık sürenin piyasa şartlarına daha uygun olacağı için; yine vadeli satış durumunda BOTAŞ Genel Müdürlüğünün alacaklarının tahsili imkânının öncelikli olarak sağlanması.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu önergeyle ilgili bilgilenmek istiyorum, sanıyorum Genel Kurulun da bilgilenme ihtiyacı olacaktır.

Burada çok önemli bir değişiklik yapılıyor, Başkent Doğalgazın özelleştirilmesinden sonra on yıllık bir süreyle mevcut tarifenin uygulanması öngörülürken tasarıda, şimdi bu on yıllık süre sekiz yıla indirilmektedir. Sekiz yıla indirilmesinin anlamı nedir? Eğer on yıllık süre içerisinde mevcut tarife uygulanacak ve on yıllık süreden sonra bu tarife daha yükselecek ise on yıllık sürenin sekiz yıla indirilmesi doğrudan doğruya tüketicinin aleyhine olacaktır. Yok, eğer bunun tersi bir durum var ise bunu da bilmemiz gerekir. Acaba gerekçe nedir burada?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – On yıllık sürenin sekiz yıla indirilmesi tüketicinin lehine çok net bir şekilde ve bu, tüketicinin kullandığı doğal gazın fiyatlarına olumlu bir şekilde yansıyacak, birincisi bu.

İkincisi, son fıkrasında yapılan değişiklik ise özelleştirilmesinden elde edilecek gelirlerin, peşin ya da vadeli olup olmadığına bakılmaksızın, öncelikle BOTAŞ’ın alacaklarının ve Hazinenin alacaklarının tahsilinden sonra kalan olur ise ödenmesine imkân sağlayacak hâle getirilmiştir, olay budur.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yalnız, şöyle değil mi: Yürürlükteki kanun on yıllık süreden sonra tarifenin şirket tarafından belirleneceğini öngörmüyor mu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ondan sonra, buradaki özel kurallar uygulanmıyor, genel kurallar uygulanıyor. Dolayısıyla, on yıllık sürenin sekiz yıla indirilmesi hâlinde tarife daha da az olacak, düşecek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani o zaman, bu, şu mu demektir: Yani on yıl süreyle tüketici pahalı elektrik kullanacak da biz iki yıl daha mı azalttık?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, ben, benim de imzam bulunan önergeyle getirilen düzenlemenin ne anlama geldiğini arz ettim. Bu, tüketicinin kesinlikle lehine olacak.

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın başkanlar.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.  İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir.

Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 23 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve müteakip maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                      Erdoğan Bayraktar

                                                                             Trabzon

                                                                Çevre ve Şehircilik Bakanı

Madde 24- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 3 üncü maddesinde yer alan "tarım ve hayvancılık yatırımları için bir," ibaresi "tarım, hayvancılık ve eğitim yatırımları için bir," şeklinde, geçici 7 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç dört ay içinde" ibaresi "31/12/2012 tarihine kadar" şeklinde, "1/1/2008 tarihinden" ibaresi ise "yeni sözleşmenin yapıldığı tarihten" şeklinde değiştirilmiştir.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, 4706 sayılı Kanunun;

-Ek 3 üncü maddesinde yer alan "tarım ve hayvancılık yatırımları için bir," ibaresi "tarım, hayvancılık ve eğitim yatırımları için bir," şeklinde değiştirilmek suretiyle; yatırımları teşvik kapsamında ve üzerlerinde yatırım yapılmak amacıyla; Hazineye, özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi veya arsalar üzerinde yatırımcılar lehine tesis edilecek olan…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, gerekçeyi okuyabilmeniz için maddeyi işleme koymanız lazım. Evvela önergeyi okutacaksınız.

BAŞKAN – Tamam efendim, haklısınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama yanlış yaptınız.

BAŞKAN - Şimdi soracağım, haklısınız, doğru.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, yanlış yaptınız.

BAŞKAN - Sayın Komisyon, salt çoğunlukla…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, evvela bir madde alsın da gündeme...

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunluğuyla katılmış olduğu için önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Sayın Akif Hamzaçebi, buyurun efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben de kişisel söz istiyorum Sayın Başkan, şahsım adına söz istiyorum.

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir torba kanun tasarısını görüşüyoruz. Bu tasarı ya da teklif Plan ve Bütçe Komisyonuna 35 maddeden ibaret bir teklif olarak geldi. Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda tam 24 madde daha ilave edildi ve 59 maddeye çıktı. Ancak Genel Kurul aşamasından itibaren sürekli olarak yine bu teklife yeni maddeler ihdas edilmesi yönünde önergeler gelmektedir. Yani bu nerede sona erecektir, doğrusu merak ediyoruz. Bu tip önemli düzenlemelerin komisyonlarda tartışılmasında ve orada bunların eğer gerekliyse teklife, tasarıya ilave edilmesinde yarar var.

Şimdi, burada önemli bir değişiklik yapılıyor. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un ek 3’üncü maddesinde bir değişiklik yapılmak suretiyle tarım, hayvancılık ve turizm yatırımları ile diğer yatırımlar için hazine arazilerinin tahsisine veya bunlar için, bu yatırımlar için kişiler lehine irtifak hakkı tesisine ilişkin maddede bir değişiklik öngörülüyor.

Ek 3’üncü madde, hazine arazilerinin belirttiğim yatırımlar için yatırım yapacak kişiler lehine tahsis edilmesine, onlar lehine irtifak hakkı tesis edilmesine imkân veriyor. Yanlış bir düzenleme değil. Elbette, hazine arazileri boş duracağına yatırımcılar alsın, yatırım yapsınlar, devlet de bu yatırımları teşvik etsin. “Hazine arazileri” dediğimiz varlıklar sonuçta milletin varlıklarıdır. Devlete düşen görev, milletin bu varlıklardan yararlanması için bunun objektif kurallarını koymaktır. Kurallar objektif ise, bundan herkes eşit şekilde yararlanıyor ise, eşit şekilde bu kurallara muhatap ise bundan hiçbir şekilde çekinmememiz gerekir.

Ek 3’üncü maddede öngörülen şartlar şunlar: Tarım ve hayvancılık yatırımları için o arazinin rayiç bedelinin 1 katı tutarında yatırım yapılması şarttır. Turizm yatırımları için 2 kat, bunun dışındaki diğer yatırımlar için ise 3 kat tutarda bir yatırım yapılması gerekiyor.

Önergeyle tarım ve hayvancılık yatırımlarının yanına eğitim yatırımları ilave ediliyor. Şimdi, tarım ve hayvancılık ile eğitimi aynı kefeye koymak doğru değil. Eğer biz tarım ve hayvancılığı teşvik edeceksek tarım ve hayvancılığa eğitimle aynı teşviki vermek gibi bir yanlışı yapmamalıyız yani eğitimi teşvik edelim derken tarım ve hayvancılığın teşvikini biz eğitime veriyor isek tarım ve hayvancılığı cezalandırıyoruz demektir.

Biraz önce yani bu torba yasa teklifi görüşmelerinden önce Sayın Tarım Bakanı buraya çıktı birtakım rakamlar verdi, AKP hükûmetleri döneminde tarım sektörünün ne kadar teşvik edildiğine ilişkin rakamlar verdi. Bu vesileyle ifade edeyim ki o rakamlar yanlış bir bakış açısıyla sunulan rakamlar, yanlıştır demeyeceğim ama bakış açısı yanlış. “2002 yılında bütçeden tarım sektörüne verilen teşvik şuydu, harcama veya ödenek şuydu, şimdi şu kadar veriyoruz, şu kadar kat arttı.” Bu ölçüyle ekonomi veya teşvikler veya diğer rakamlar ölçülemez. Ölçü şudur: Verdiğiniz ödeneğin, verdiğiniz desteğin 2002 yılındaki millî gelire oranı nedir, 2011 yılında nedir?  2011 yılını sonuçlanmış bir yıl olarak aldığım için onu ölçü alıyorum. Hemen rakamları söyleyeyim: Tarımsal desteklerin, bütçeden çiftçiye yapılan tarımsal destek harcamalarının 2002 yılında millî gelire, gayrisafi yurt içi hasılaya oranı binde 53’tür, 2011 yılında bu binde 49’a inmiştir. Bir azalma var. Daha somut bir ölçü: 2002 yılında buğday üreticimiz 4 kilogram buğdayla 1 litre mazot alırken şimdi neredeyse 7 kilogram buğdayla ancak 1 litre mazot alabilmektedir. Buğday üreticisinin durumu buyken “Biz bütçeden şu kadar tarıma destek verdik.” derseniz doğru bir şey söylemiş olmazsınız.

Efendim hayvan üreticisinde, süt üreticisinde durum farklı değildir, diğer alanlara gidelim farklı değildir. Süt üreticisinde 1 litre sütle 2 kilogram yem alabilen üreticimiz şimdi 2 kilogram sütle 1 kilogram yem alabilmektedir, tablo tersine dönmüştür.

Tekrar bu önergeye dönmek istiyorum. Şimdi neden eğitim yatırımını biz tarım ve hayvancılıkla aynı kefeye koyuyoruz? Eğitim, sağlık, bunları hep beraber anıyoruz. Peki sağlık niye farklı? Sağlık niye buraya alınmıyor? Alınsın anlamında söylemiyorum, eğitim için yapılanın yanlış olduğunu söylüyorum. Eğitim için tabii ki teşvik vermeliyiz ama falan yerlerde arsa değeri çok kıymetli, o hâlde buraya, bu arsa değerinin rayiç bedelini esas alarak, eğitim için kanunun öngördüğü o değerin 3 katı tutarda yatırım ararsak, bu yatırım tıkanır dersek doğru olmaz. Eğer çok yaygın bir sorun varsa gerçekten, Hükûmet veya önergeyi veren arkadaşlarımız bunları izah eder, çözebiliriz. Yani eğitime bir destek verilmesine kesinlikle karşı değiliz, kesinlikle. Eğitimi de teşvik etmeliyiz ama eğitimle tarım ve hayvancılığı aynı kefeye koyarsak bu yanlış olur. O zaman tarım ve hayvancılığı ayıralım, onlara biraz daha fazla teşvik verelim.

Önerge bu nedenle doğru bir mantıkla kurgulanmış olmadığı için bu eleştirilerimi ifade etme ihtiyacı duydum. Sözlerimi burada bitiriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten torba kanunda her kanun var ama bu son dakika önergeleri gerçekten kafamızı karıştırıyor. Kime, bu önergelerle kime ne yapılmak isteniyor, kim ne kadar kazanıyor, hangi şirket, hangi kişiler? Kimler, ne kadar devletin malını, mülkünü, hazinesini, limanını kendi imkânlarına, zenginliklerine katacak? Bu ülkede bu kadar rahat, bir önergeyle, bir torba kanunla kişileri, şirketleri zengin etmek söz konusu olduğunda hep soru işareti ve kuşkuyla baktık, bunda da öyle bakıyoruz, çok açık söylüyoruz.

Burada çok ilginç bir olayı anlatacağım. Sizi olağanüstü hâl döneminden, o dönemin kararnamelerinden, o dönemin teşviklerinden günümüze getireceğim.

Şimdi, bölgede tarımı ve hayvancılığı destekleyeceksiniz, güçlendireceksiniz, eğitim imkânlarını artıracaksınız, bu önerge öyle diyor, fakat torba kanunda getirilen 24’üncü madde bu değil, bu farklı. Bakın, çok açık söylüyorum, bu ikisi arasında dünya kadar fark var. Birisi olağanüstü hâl döneminin teşvik ve tasarruflarının bugün kurtarılmasıdır. “Olağanüstü hâl ne zaman kaldırıldı?” Sorduğunuz zaman AK PARTİ Sayın Genel Başkanı “Bizim dönemimizde kaldırıldı.” diyor, o dönemden önce koalisyon hükûmetleri “Olağanüstü hâli biz kaldırdık.” diyorlar ama, buradaki teşvik ve tasarruflara dikkatinizi çekmek istiyorum.

Şimdi, bir, o dönemde 90’lı yıllarda 4 binin üzerinde köy yakılıp, yıkılmadı mı? Yakıldı, yıkıldı. Bağları, bahçeleri viran oldu, bütün hayvanları telef oldu, hayvanlarını canlarını kurtarmak için çok ucuza ellerinden çıkardılar. 2 milyonun üstünde insan göç etti, İstanbul’un, İzmir’in, Antalya’nın, Ankara’nın varoşlarına göç ettiler. İşsiz, yoksul, iki göz odada 20 kişi kaldılar ve bunların bahçeleri de vardı, tarlaları da vardı, hayvanları da vardı ve bu uygulamayla bu 4 bin köyün bütün ekonomisi çöktü.

Bu yetmedi, Et ve Balık Kurumu o dönemlerde özelleştirildi. Et ve Balık Kurumu özelleştirilip Van’da, Kars’ta, Ağrı’da, bölgede hayvancılık bitirildi. O da yetmedi, şu an dahi otuz yıldır süren savaş nedeniyle yayla yasağı var. Şu an, biraz önce Beytüşşebap Belediye Başkanı beni aradı. Laleş Yaylası’nda on bin yıldır kutladığımız bir festival var. On bin yılı aşkın yani Mezopotamya’nın en eski festivali bu  “…”(*) diye geçer, Kuzu Kırpma Festivali’dir. Orada yaylaya giden yüz binlerce hatta milyonların üzerinde koyun sahipleri yaylada son demlerinde ürünlerini toplar ve ovaya dönmeye başlarlar.

Orada yarışmalar yapılır; bal yarışması vardır, kaymak yarışması vardır, ustalıkları denenir. Koyun kırpma olayında kim daha çabuk yapar, yarışmalar vardır, at yarışları vardır ve bunlar Kato Dağı’nın orada Laleş Yaylası’nda yapılır.

Bugün, Belediye Başkanım aradı, dedi ki: “7, 8, 9 Temmuzda bu on bin yıllık geleneğin festivalini yapacaktık ancak bizim diğer belediyelerden aldığımız greyderler, kepçeler yola çıktı, Beytüşşebap’ın çıkışında güvenlik güçleri bu kepçeleri durdurdu ‘Yasak, gidemezsiniz.’ dedi.” Yani on bin yıldır bir gelenek yaşatılıyor ve Beytüşşebap halkı, şu an üç zoma yaylada var, üç zoma ürününü orada toparlar, peynirini yapmıştır, yününü alır ve oradan, o serin yaylalardan artık kışa doğru geçildiği için ovalara doğru hareket ederler ve ürünlerini aldıkları için… Bu on bin yılı aşkın festival Kato Dağı’nın sırasında Altın Kapı denilen, hatta Türkiye'nin değil dünyanın en eski gümrüğü olarak tabir edilen yerde. Şimdi burada bırakın tarım ve hayvancılık yapmayı festival yapmak yasak. Yasak bölgeler var, yasak bölgeler de yasak. Bırakın onun ötesini, zaten son teşvik yasalarıyla 50 milyar seti getirildi, 50 milyarı olan yatırım yapabilecek denildi.

Şimdi, olağanüstü hâl döneminde çıkarılan hatta kararnamelere konu olan, teşvikle ilgili, bakın, 98 Olağanüstü Hâl Bölgesi’ndeki kalkınma öncelikli yöreler. Bu, bayatladı artık, kabak tadı vermeye başladı arkadaşlar. Biz son elli senedir, GAP projesinden bu yana “Bölgeyi kalkındıracağız, doğuyu kalkındıracağız, teşviki vereceğiz, vergiyi kaldıracağız, bilmen ne yapacağız, yapacağız” diye diye gelmişiz buraya. Elli sene oraya hiçbir şey de verilmemiş. Sayın Başbakan geçen iki tane mitingde de söyledi; dedi ki: “32 milyar dolar harcadık.” Ben Plan ve Bütçe Komisyonundayken şöyle denilmişti: “Biz 35 katrilyon, yani 35 milyar harcadık.” Sonra ben bunu, hangi alanlara bu harcamaların yapıldığını sordum; bunun cevabını alamadım. O 35 milyar bazen 32 oldu, bazen de 25 oldu. Diyarbakır Kongresi’nde 25 oldu, bir başka kongrede 32 milyar oldu ve bunların içinde hakikaten Heronlar mı var, insansız hava araçları mı var; yani bunlar mı bu yatırımın rakamlarını yükseltiyor diye… Fakat GAP projesine bakıyorum, kırk yıldır sulama amaçlı yapılan GAP projesinde 1 milyon 182 bin hektar arazinin kırk yıl sonra sadece yüzde 16’sı, AK PARTİ İktidarı döneminde de yüzde 1, yüzde 17’si sulanmış.

Ee, şimdi, siz oraya yatırım diyorsunuz. Şanlıurfa’da elektrikle yerin altından GAP projesine rağmen suyu çıkarıp pamuğu eken, ayçiçeği eken, mısırı eken vatandaş onun parasını ödeyemediği için, borcunu ödeyemediği için, 2 milyar lira borcu olduğu için Şanlıurfa’da, hırsız ilan ediyor Sayın Bakanımız; diyor ki: “Kaçak elektrik orada, en fazla kaçak elektrik orada.” Ben de geçen gün şunu söyledim: İddia ediyorum ki, en fazla kaçak elektrik de, hırsız elektrik de orada değil. Ben çok açık söylüyorum, bunu EPDK Başkanı söyledi, İstanbul’da en büyük açık; en büyük kaçak da orada.

Şimdi, böyle bir durum karşısında soruyorum size: Yüzde 48 barajlarından elektrik alacaksınız, kırk senede suyu getirmeyeceksiniz; suyu getirilmeyen vatandaşa da… O zaman buradaki Şanlıurfa milletvekillerinin hepsine sormak istiyorum: Yani siz iyi de oy alıyorsunuz oradan ama yüzde 55 yeşil kart vardı. Bırak yüzde 55 yeşil kartı, işte bu borçlarında bari destek olun ama öyle değil.

Bakın, bu yasada çok garip şeyler de var. Limanlar konusunda, Hazinedeki -yüzde 1 ödemek suretiyle- limanların tescili konusunda, Hazine mülklerinin devri konusunda getirilen bir madde. Zaten limanların hepsi özelleştirilip satılmadı mı? Liman mı kaldı arkadaşlar? Mersin, Samsun, Trabzon, bütün limanların hepsi satıldı. Şu yapılan özel limanlar… Özel limanların da terkini yapılırsa birilerine ilişkin bir yasa bu.

Bu açıdan, Barış ve Demokrasi Partisi halk için olmayan, kişiler için çıkar getiren yasalara karşıdır. Biz de buna bu nedenle karşıyız ve bu açıdan bu yeni madde ihdasına kuşkuyla bakıyoruz, kaygıyla bakıyoruz, kişiye özel olduğunu düşünüyoruz, karşı çıkıyoruz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

Şahsı adına Sayın Kamer Genç. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı torba kanunu… Torba kanunun yanına, Hükûmetimiz uykuda imiş, bir de birdenbire uykudan uyanmış,”Ya, şuraya bir madde ilave edelim.” demiş! Ya, bu kadar gayriciddi bir Hükûmet olur mu arkadaşlar? Yani bir kanun çıkarmak ciddiyet ister, önceden bunun incelenmesi lazım, tartışılması lazım. Kanunun tümü görüyorsunuz Komisyona 39 madde olarak geliyor, 59 madde, 3 geçici madde çıkıyor. Yani bu ne demektir? 1 öküz getiriyorsunuz komisyona sokuyorsunuz, 10 tane öküz çıkıyor arkasından! Böyle bir şey olmaz ki. Bu öküzvari bir davranış biçimi olmuş! Şimdi, aslında bu maddenin burada verilmemesi lazım, 25’inci maddede verilmesi lazım, çünkü 4706 sayılı Kanun’un bitimi orada. Neyse o da önemli değil.

Arkadaşlar, şimdi, aslında AKP İktidarı zamanında tarım öldürüldü. İhaleyle inek getirip vatandaşlara satıyorlar. Yani piyasadaki ineğin fiyatı 3.500 – 4.000 lirayken yandaşları müteahhitlere 6 bin liraya, 7 bin liraya ihaleyi veriyorlar. Vatandaş 6-7 bin lira üzerinde Ziraat Bankasından krediyi çekiyor fakat sonradan, yani oralarda vatandaşların bize bildirdiğine göre, ineğin fiyatı bin liraya düşüyor. Yani, hep emeğiyle tarımda geçinen insanlara kazık atılıyor.

Şimdi, tabii, bu Hükûmetin bir derdi, bir hedefi var: Kendi yandaşlarını zengin etmek, devletin kaynaklarını onlara peşkeş çektirmek. Bu kanunun 24 ve 25’inci maddelerinde de ayrı bir şey getirmiş. Daha önce hazine arazileri kendilerine tahsis edilen bazı kişiler bunların üzerinde birtakım inşaatlar yapmışlardır. Efendim, şimdi tutuyorlar, bu inşaatların şu kadarını yapmışsa yüzde 5’ini getirip ödediği takdirde -maddelerde var bunlar- verdiği takdirde, onun üzerindeki kayıtları, yani irtifak hakkı ve ipoteği terkin ediyor. Yani, tabii, böyle ciddi bir hükûmet olmayınca her aklına esen getiriyor devlet malını kendi yandaşlarına peşkeş çektiriyor. Yani bu 24 ve 25’inci maddeyi getiren insanların da, ben inanıyorum ki, birtakım kendi yandaşlarının böyle hazineden zamanında tahsis edilmiş çok kıymetli mülkleri var, bu mülkler üzerine birtakım yatırımlar yapmış. Şimdi, normal olarak bu mülklerin normal vadesi geçtikten sonra bunların ihaleyle, açık artırmayla satılması gerekirken bu maddelerle ne yapıyor? “Yok, sen yatırım miktarına göre yüzde 3’ünü, yüzde 40’ını veya yüzde 50’sini öde, sana hemen bedava verelim.” gibi oluyor. Bu devletin malını bu kadar kendinize ve yandaşlarınıza peşkeş çektirirken acaba sizde vicdan denilen bir duygunun varlığı yok mudur? Yani, vicdanı olan insanlar buna teşebbüs edebilirler mi, bu gibi yollara tevessül edebilirler mi? Tabii, onun takdirini vatandaşa bırakıyorum.

Şimdi, arkadaşlar, aslında burada önce tarım için yapılan arazi tahsisi için hazine arazisi bedava verilince, hazine arazisinin 1 misli kadar yatırım yapınca bu teşvikten yararlanıyordu. Eskiden eğitim yatırımı için 3 misli yatırım yapılması lazım, bunu 1’e getiriyorlar. Bunun nedeni de belli, işte AKP İktidarı zamanında cemaatlerin birtakım eğitim yatırımları var, bunları, hazine arazilerini bunlara peşkeş çektirmek için bunu getiriyorsunuz, yoksa ki bunun dışında bir şeyi de yok.

Bakın, ben, geçen hafta Silivri Cezaevini ziyaret ettim. Oradaki insanların karşı karşıya bulunduğu haksızlıklar o kadar bariz ki. Genelkurmay Başkanıyla görüştüm. Diyor ki: “Bana ‘Sen silahlı terör örgütünün başısın.’ diyorlar. Silahlı terör örgütü kimdir? ‘Türk Silahlı Kuvvetleri.’ diyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinde benim emrimdeki bütün kişiler burada tutukludur.” Arkasından “Türk Silahlı Kuvvetlerini terörist ilan eden kişiler Türkiye Cumhuriyeti devletini terörist olarak ilan ediyor.” diyor. Bir devletin silahlı kuvvetleri gayrimeşru teröristse o devlet de gayrimeşru teröristtir. Bu, sizin iktidarınız zamanında oldu. Evvela gelin şu kanunları bir düzeltelim de… Bakın, orada milletvekili arkadaşlarımız var. Mustafa Balbay yüz doksan altı tane duruşmaya girmiş arkadaşlar, hâlâ arkadaşımızın suçu belli değil. Yahu, normal olarak mahkemelerde en fazla birkaç duruşmada, beş veya on duruşmada artık o duruşmanın karar safhasına gelmesi lazım. Ama diyor ki: “Getiriyorlar, birtakım insanlara aşklarını anlatıyorlar.” Bu ne demektir? O insanları çıldırtmak için girişilen bir yoldur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunların bir an önce çözümlenmesi lazım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.

Şahsı adına Sayın Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, “Yargı reformu” dediler, adliyeleri kapattılar. Önce Doğanyol, Kale, Battalgazi, sonra Arguvan, Kuluncak, Yazıhan ve Yeşilyurt adliyelerini kapattılar yani adalet dağıtacaklarına adliyeleri dağıttılar.

Değerli arkadaşlar, ben, size Malatya’dan bir köy anlatacağım şimdi. Bu köye bakarak AKP’nin Malatya’ya nasıl baktığı konusunda bir fikriniz olabilir. Köyün ismi Parçikan, yeni ismi Bozburun. Bu köy Malatya’daki diğer köyler gibi her yıl küçülüyor. Köyün nüfusu 2002 yılında 365 iken şimdi 217’ye düşmüş. Bozburun köyünü Malatya’da, hatta Türkiye'de, hatta dünyada diğer köylerden ayıran bir özelliği var. Dünyadaki en çok karaciğer hastalığının olduğu köy Malatya Arguvan Bozburun köyü. Şimdiye kadar yirmiye yakın karaciğer nakli yapılmış. İnsanlar bu hastalıklarını tesadüfen öğreniyorlar. Hükûmet “Parçikan köyünde niye karaciğer hastalığı oluyor?” diye hâlâ bir açıklama yapmış değil.

Değerli arkadaşlar, nasıl olsa işler yolunda gidiyor, her seçimde bu köy AKP’ye oy vermiş. Bakın, 2007 yılında 154 oyun 128’ini AKP almış, 3’ünü CHP almış. 2011 yılında 86 oyun 80’ini AKP, 4’ünü CHP, 1’ini MHP, 1’ini HAS Parti almış. Bu köy her seçimde AKP’ye oy vermesine rağmen köyde hâlâ kanalizasyon yok. Köy ana yola 1,5-2 kilometre olmasına rağmen, köye giderken çamurdan çıkılmıyor.

Değerli arkadaşlar, köyün içerisine girdiğimiz zaman manzara korkunç. Ben, şahsen bu olumsuzluklarda hiçbir katkım olmamasına rağmen, bu manzaradan dolayı bir milletvekili olarak utanç duyuyorum. Köyün içinde -abartmadan söylüyorum- hayvan dışkısıyla, insan dışkısıyla çamur birbirine girmiş, yürümek mümkün değil. Köylüler hayvancılıkla geçimini sağlıyorlar. Önemli bir kısmı yazın Sarıçiçek Yaylası’na çıktıkları için köyde yazın salgın hastalıklar önlenmiş oluyor. Bunu niye söylüyorum? Arkadaşlar, bakın, AKP en çok oy aldığı yeri en çok cezalandırıyor. Malatya’da her seçimde oyunu artırıyor, en çok Malatya’ya zarar veriyor, en çok Parçikan’a, Bozburun’a zarar veriyor. Böyle bir şey olur mu? 2012’de hâlâ insanlar yaşadıkları koşullardan dolayı hasta oluyorlar. Bu ayıp değil mi? Bu günah değil mi? Bu vicdansızlık değil mi arkadaşlar?

Değerli arkadaşlar, Malatya Parçikan’dan farklı değil. Bakın, Malatya da her seçimde AKP’ye en yüksek seviyede oy vermiş. 2011’de maalesef yüzde 69 oy vermiş. Oy verdi de hizmet mi aldı, oy verdi de yatırım mı aldı arkadaşlar? Hizmet, yatırım almadığı gibi Malatya’nın elindekileri aldılar. AKP’nin seçimde bir sloganı vardı, hepiniz biliyorsunuz: “Hayaldi gerçek oldu.”

Bakın ben size, Malatya’da gerçek olup hayal olanları anlatacağım: Malatya Tekel Sigara Fabrikası vardı, gerçekti hayal oldu. Malatya’da Sümerbank vardı, peşkeş çekildi, gerçekti hayal oldu. Malatya’da Meteoroloji Bölge Müdürlüğü vardı, Elâzığ’a götürüldü, gerçekti hayal oldu. Malatya’da bir şeker fabrikası var, kentin göbeğinde, o da gerçek, hayal olacak herhâlde.

Bakın arkadaşlar, hepiniz bilirsiniz, bir Malatyaspor vardı hepimizin övündüğü. UEFA’ya giden, UEFA’da oynayan bir Malatyaspor vardı. AKP döneminde kötü yönetimden dolayı, o da gerçekti hayal oldu. Hangi ligde olduğunu bilen varsa, bir vicdanlı milletvekili çıkıp söylesin Malatyaspor’un nerede olduğunu? (CHP sıralarından alkışlar)

Ama arkadaşlar, bakın, AKP’nin hakkını yemeyelim; AKP Malatya’ya bir önemli yatırım yaptı -yiğidi öldür, hakkını ver- Kürecik’te bir füze kalkanı yaptı arkadaşlar. Malatya’nın kayıpları karşısında körleri, sağırları, dilsizleri oynayanlar bu öldürücü yatırım konusunda seslerini çıkartmadılar, hararetle savundular, hatta şöyle bir şey söylediler arkadaşlar: “Yatırım geliyor, Kürecik’te sizi işe alacağız.”

Değerli arkadaşlar, durum bu. Sadece kapanan bunlar mı? Kapanan bunlar değil. Bakın, yeni bir büyükşehir yasası çıkarılıyor, Malatya’da ilçelerden, hatta bazı illerin tarihinden daha eski olan beldeler kapatılıyor. Yetmiyor, geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı bir genelge yayınladı -meşhur İçişleri Bakanı- diyor ki: “Siz beş yıllığına seçildiniz ama darbe yaptım, şimdi dur, iki yıl görev yapamazsın, kaymakamdan, validen izin almadan bir çivi çakamazsın.” Böyle demokrasi olur mu, böyle millî irade olur mu arkadaşlar? Bu, halkın oylarına tecavüz etmektir. Bunun başka bir anlamı yoktur değerli arkadaşlar.

Sözlerimi bitirirken size iyi bir haber veriyorum: Dünyada eşi olmayan bir türkü festivali yapıyoruz. Arguvan Türkü Festivali’nde muhalefeti, iktidarı Arguvan’da ağırlamaktan büyük onur duyacağım. Gelin Arguvan’ı görün, Bozburun’u görün diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, bir açıklamada bulunmak istiyorum, 60’a göre söz talebim var.

BAŞKAN – 60’a göre söz istiyorsunuz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – 60’a göre oradan olmaz efendim, yerinden…

Sayın Başkan, 60’a göre yerinden söz verilebilir. Dolayısıyla İç Tüzük’e göre ya sataşmadan dolayı ya da yerinden söz alması lazım, öyle olmaz efendim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, söz verdiniz artık, hatip kürsüde.

BAŞKAN – Sabahtan beri 60’a göre isteyenlere de hep kürsüden verdim, müsaade ederseniz o da kürsüden konuşsun.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

16.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın yaptığı konuşmada Malatya ile ilgili söylediklerine ilişkin açıklaması

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle şunu söylemem gerekir ki Adalet ve Kalkınma Partisi, illerin, ilçelerin, beldelerin, köylerin aldıkları oylara göre hizmet götürmedi. KÖYDES’te, BELDES’te ve tüm genel merkezin, genel idarenin yaptığı hizmetlerde adaletli bir dağıtım yaptı. Bunları yaparken de Malatya çok önemli yatırımları aldı. Malatya bugün sağlık turizminin başkenti olmak üzere çok önemli adımlar atıyor. Malatya ulaşımda şu an tüm illerle bağlantısını, doğu-batı bağlantısını, kuzey-güney bağlantısını bitirmiş vaziyette yollarına devam ediyor.

Bununla birlikte, Malatya’da “Hayaldi gerçek oldu.” dediğimiz çok hizmet var. Tabii, muhalefet bazen görmek istemiyor, duymak istemiyor ama binlerce kere şükürler olsun ki milletimiz bunu görüyor.

Bilmem hatırlar mı, üzerinden geçer mi? Beylerderesi Viyadük’ü diye bir köprü vardı. Bu viyadük rahmetli Turgut Özal’ın rüyasıydı ve bu rüyayı AK PARTİ İktidarı gerçekleştirdi. Malatyaspor’la ilgili söyleyecek sözü olan arkadaşım gider Malatyaspor’a sahiplik eder. Ve buna bugüne kadar sahiplik eden muhalefet partisindeki milletvekillerimizle birlikte -Sayın Mevlüt Aslanoğlu’na ben buradan çok teşekkürlerimi iletiyorum- biz, Malatya olarak, hizmet edeceğimiz zaman iktidarı, muhalefeti el ele veririz ama burada sadece eleştirmek adına yapılanı görmemek, sadece kör zihniyetin ürünüdür.

Ben, bu vesileyle, AK PARTİ İktidarı olarak “Dün yaptıklarımız bugün yapacaklarımızın garantisidir.” diyorum. Biz, Malatya’yı büyükşehir yapıyoruz. Büyükşehir yaparken bile hâlâ söz söyleyen ve bunu yok hükmünde gören bir zihniyet var ve inşallah, nasip olursa 2014 yılına Malatya Büyükşehir olarak gireceğiz.

Ben hepinize çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Adı büyük olmakla şehir büyümez ki!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, sataşmadan…

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen… Rica ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Kör zihniyet.” dedi Sayın Başkan.

BAŞKAN - Burada bırakın Sayın Ağbaba. Lütfen yani…

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Kör zihniyet.” dedi ama Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bunun sonu yok ki arkadaşlar.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ama “Kör zihniyet.” dedi.

BAŞKAN – Efendim, siz bir fikir söylüyorsunuz, o da ona katılmadığını söylüyor. Bunun sonu yok yani. Rica ederim… Ben bir hakaret görmüyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hayır, “Kör zihniyet.” diyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, kusura bakmayın…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Başkan, lütfen… Getireyim, baktıralım…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, lütfen, tarafsız olun.

BAŞKAN - Bir sataşma varsa söz vereyim ama bunun sonu yok. Tabii ki fikirler farklı olacak.

Buyurun lütfen Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Kör zihniyet.” dedi Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, baktırayım. Öyle bir şey varsa söz vereceğim, söz veriyorum.

Buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, “Kör zihniyet.” diyor. Ben kimseye sataşmadım, ben sadece icraatlarını eleştirdim.

BAŞKAN – Tamam, söyleyeceğim…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ne zaman vereceksiniz?

BAŞKAN - Baktıracağım, söz vereceğim varsa bir şey.

Buyurun efendim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

 

BAŞKAN - Şimdi, değerli arkadaşlar, yeni bir madde ihdasına ilişkin önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Efendim, kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik sistemle yapalım.

Buyurun, iki dakika içerisinde…

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmiştir.

Böylece teklife yeni 24’üncü madde eklenmiştir.

Kanunun yazımı esnasında bu madde eklenerek diğer madde numaraları teselsül ettirilecektir.

Bir karışıklığa mahal vermemek amacı ile görüşülmekte olan komisyon raporuna mevcut maddeler üzerinden devam edeceğiz.

Şimdi mevcut 24’üncü madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

T.B.M.M Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 24. maddesinin (b) fıkrasındaki %60 ifadesinin %65 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                         Haydar Akar                         Haluk Eyidoğan

İstanbul                                                  Kocaeli                                  İstanbul

Ali Haydar Öner                                    Levent Gök                              Umut Oran

Isparta                                                    Ankara                                   İstanbul

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) ile düzenlenen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 24 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Erkan Akçay                                      Mustafa Kalaycı                      Nevzat Korkmaz

Manisa                                                     Konya                                    Isparta

Hasan Hüseyin Türkoğlu                           Ali Öz                               Mehmet Günal

Osmaniye                                                Mersin                                   Antalya

 

"MADDE 24- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 14- 21/1/1998 tarihli ve 4325 sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun mülga 8 inci maddesi ile 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun mülga 5 inci maddesine göre, üzerlerinde yatırım yapılmak amacıyla gerçek veya tüzel kişilere bedelsiz olarak devredilen veya süresiz kullanma izni verilen taşınmazların yatırımcılar tarafından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde müracaat edilmesi ve iki yıl içinde;

a) Taahhüt edilen veya varsa yatırım teşvik belgesinde öngörülen yatırımın tamamının gerçekleştirilmesi ve anılan Kanunlarda öngörülen asgari istihdam sayılarından az olmamak kaydıyla istihdam sayısının (her kişi için en az bir ay olmak üzere) beş yıllık toplam üzerinden yüzde ellisinin sağlanması, üretime tamamen ya da kısmen geçilmiş olunması ve ilgili idarelerden gerekli izinlerin alınması koşullarıyla, taşınmazın şerhin kaldırılacağı tarihteki rayiç bedelinin yüzde üçünün ilgili idarece genel hükümlere göre tahsil edilmesinden sonra başka bir işleme gerek olmaksızın tapu kütüklerine veya sözleşmelerine konulan şerhler terkin edilir.

b) Taahhüt edilen veya varsa yatırım teşvik belgesinde öngörülen yatırımın yüzde altmışı kadar asgari yatırım yapılmış olması ve anılan Kanunlarda öngörülen asgari istihdam sayılarından az olmamak kaydıyla istihdam sayısının (her kişi için en az bir ay olmak üzere) beş yıllık toplam üzerinden yüzde kırkının sağlandığının ve üretime kısmen geçildiğinin tespit edilmesi halinde, taşınmazın şerhin kaldırılacağı tarihteki rayiç bedelinin yarısının ilgili idarece genel hükümlere göre tahsil edilmesinden sonra tapu kütüklerine konulan şerhler terkin edilir.

c) Taahhüt edilen veya varsa yatırım teşvik belgesinde öngörülen yatırımın yüzde kırkı kadar asgari yatırım yapılmış olması halinde istihdam sayısına bakılmaksızın taşınmazın şerhin kaldırılacağı tarihteki rayiç bedelinin ilgili idarece genel hükümlere göre tahsil edilmesinden sonra tapu kütüklerine konulan şerhler terkin edilir.

Yatırımcılara bedelsiz olarak devredilen ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle devir işlemi iptal edilerek tapuda eski maliki idare adına tescil edilen veya edilmek istenen, ancak dava konusu edilmesi nedeniyle davası devam eden ve idarece her hangi bir tasarrufta bulunulmamış taşınmazlar hakkında da, bu maddenin yürürlük tarihinde yukarıda belirtilen şartları taşımaları halinde bu madde hükümleri uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon son okunan önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Sayın Ayhan, buyurun.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Tasarı’nın 24’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Gerekçemiz, önergemizde yüzde 35 olarak belirlenen oranın 40’a yükseltilmesidir.

Şimdi, genel anlamıyla baktığımızda, yatırım yapmak önemli bir hadise. Yatırım teşvik sistemi de dolayısıyla bu açıdan büyük önem taşıyor. Ancak, AKP İktidarı döneminde, daha yeni, yatırım teşviklerinin dördüncüsü ortaya çıktı. Bu teşvik paketinin diğerlerinden çok büyük bir farkı yok, farkı olmamasından öte, zaten bu teşvik paketlerinin ardı ardına değişmesi, AKP hükûmetlerinin yatırım politikasındaki zafiyeti, başarısızlığı göstermesi açısından önemli bir gösterge, unsur. Dolayısıyla, şimdiye kadar, yatırımlar konusunda, gerçekten AKP Hükûmeti başarılı olamadı.

Hatta, ben, bunu, özel sektörün ifadesiyle Denizli Organize Sanayisinin eski başkanlarından, sanayici duayen bir arkadaşımızın ifadesiyle söyleyeyim: “Çivi yoktu, çivi çakılmadı kaç senedir Denizli’ye. Ses çıkmadı bu organize sanayide, yeni yatırım da yoktu. Ses çıksın diye ünlü bir sanatçımızı çığırdık, bari biraz ses çıksın diye.” diyor. Bu, gerçekten, Anadolu insanının bazı olayları çok zekice ifadesinin bir tarzı.

Bunun dışında, daha öncekiler -biraz önce ifade ettim- yatırım paketleri, teşvik paketleri gerçekten başarılı olsaydı, ne olurdu? Yenilerine ihtiyaç kalmazdı. Mesela, Denizli’de Çardak Organize Sanayisi dururken yatırımlar nereye doğru kaydı? 20 kilometre ileriye, sınırı geçip Dazkırı’ya doğru, biraz daha ileride Uşak’a doğru gitti. Bu, AKP hükûmetlerinin özel sektör yatırımlarına bakışını çok net ve açık şekilde gösteriyor.

Burada başka şeyler de var: “Her zaman Denizli hak ettiğini alacak.” dendi ama almadı, sıkıntıları oldu. Burada gerçekten bölgenin milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, iktidara mensup siyasiler ile Ankara’daki merkez arasında, bu işin koordinasyonunu sağlayan o günkü Devlet Planlama Teşkilatı arasında, diğer bakanlar arasında, Başbakan yardımcısı arasında problemler çıktı. Onlar bölgede yatırım yapmak isteyenlerin, yatırım arzu edenlerin isteklerine cevap vermediler. Onların illaki başka yere gitmelerini istediler, Denizli’ye, Aydın’a yatırım yapmalarını istemediler, başka yerlere yapmalarını istediler. Ama maalesef, siz ne kadar teşvik verirseniz verin, yatırımcıya güveni vermediğiniz takdirde ne oluyor? İşi gerçekleştirmiş olmuyorsunuz, büyük sıkıntı ortaya çıkıyor.

Bir de, bu teşvik paketinin cari işlemler dengesi ve dış ticaret açığını azaltıcı yönde etki yapacağını yetkililer açıkladılar. Fakat bunu gerçekten iyi takip eden hem özel sektör hem de dışarıda bu işi iyi bilen basın mensupları, iktisatçılar bunun böyle olmadığını, kısa dönemde yatırım yaptığınız takdirde makine teçhizat ithali nedeniyle ithalatın artacağını ve cari işlemlerin azaltılamayacağını, azalmış olsa bile çok hızlı bir şekilde azalma gösteremeyeceğini ne yaptılar? İfade ettiler. Ama bu konuda hâlen AKP inadını sürdürüyor.

Ben inşallah, bu teşvik paketinin bu hâliyle bile memlekete hayırlı olmasını, iyi yatırımlar getirmesini Cenabıhak’tan niyaz ediyorum. AKP’den böyle bir şeyi beklemek, böyle bir sonucu almak mümkün değil. Özellikle yatırım açısından başarılı olduklarını söyleyemiyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ayhan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Öteki önergeyi okutuyorum:

T.B.M.M Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 302. sıra sayılı yasa teklifinin 24. maddesinin (b) fıkrasındaki %60 ifadesinin %65 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Oran, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

UMUT ORAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Türk Kara Kuvvetleri kurumunun kuruluş yıl dönümü. Bundan iki bin iki yüz yirmi bir yıl önce Türk Kara Kuvvetleri kurulmuş.

Bildiğiniz gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri bugün büyük sorunlarla mücadele ediyor. Bir taraftan özel yetkili mahkemelerle mücadele ediyor, bir taraftan da terörle mücadele ediyor. Son bir ay içerisinde yaklaşık 23 şehidimiz var. Dün de şehitlerimiz vardı. Ben bir kez daha şehitlerimize rahmet, ailelerine de sabır ve başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, terörün gündemimizdeki en önemli ve en öncelikli konu olması gerekiyor. Bakın, bundan yaklaşık yedi sekiz ay evvel 61’inci Hükûmet Programı’nda terörle mücadeleyle ilgili somut, ciddi bir öneri, bir plan yoktu. Yine biz terörle ilgili iki tane kapalı oturum yaptık ve bu iki kapalı oturumda da hiçbir sonuç çıkaramadık. Sayın Başbakan da bu toplantılara katılmadı.

Daha geçen hafta Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, şehit yakınları ve gazilerimizin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için kanun teklifi verdik. Bu da sizlerin oylarıyla reddedildi ve gündeme alınmadı.

Nerede Gazi Meclis nerede bu Meclis? Tabii, bakın, Gazi Mecliste “torba yasa” diye bir yasa da yoktu, böyle yasalar da yoktu. Onu da maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi olarak siz buldunuz, torba yasaları buraya dayattınız.

Torba kanuna baktığımız zaman, sorun isterseniz hukukçulara, antidemokratik bir uygulama. Biraz evvel arkadaşlarımız söylediler, otuz altı tane farklı kanun var, elli dokuz, altmış tane madde var. Tabii, bitime kadar kaç tane daha madde koyacağız bilmiyorum.

Bu kanunda her şey var, yok yok; teşvik var, eğitim var, adalet var, dediğim gibi her şey var. Âdeta bu torba yasa, çorba yasa olmuş durumda.

Bunlar -biraz evvel de bir yasa eklendi- tali komisyonlarda bile konuşulmuyor. Arkadaşlar, sizler yangından mal mı kaçırıyorsunuz? Meclisin iradesiyle, ya kanun hükmünde kararnamelerle Parlamentoyu baypas ederek yasalar geçiriyorsunuz ya da torba yasalarla Meclisi sabahlara kadar çalıştırıyorsunuz.

Peki, sormak istiyorum buradan: 1 Temmuzda neden tatile giriyoruz? Bir yanda terör belası varken, her gün şehitler verirken, diğer yanda bölgemizde savaş belası kapımızdayken biz nasıl tatile gidebiliyoruz? Her şey güllük gülistanlık mı? Yani Meclisi nasıl kapatıp da üç ay tatile çıkartıyorsunuz Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Biz çıkartmıyoruz, Anayasa, İç Tüzük çıkartıyor.

UMUT ORAN (Devamla) – Bakın, teşvike geldiğimiz zaman ilgili madde ne getiriyor: Yani on yılda beşinci teşvik yasası. Daha evvel çıkan dört tane yasanın sonuçları ortada. Aynı dış politikada “Komşularda sıfır sorun” gibi burada da teşvikte sıfır sonuç bugüne kadar.

Sormak istiyorum: Bu teşvik Ekonomik ve Sosyal Konseyde konuşuldu mu, tartışıldı mı? Daha doğrusu, son üç yıldır, üç buçuk yıldır Ekonomik ve Sosyal Konsey toplandı mı?

Peki, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda bu teşvik enine boyuna tartışıldı mı? Hayır.

Peki, bu, Parlamentoda, komisyonlarda detaylı tartışıldı mı? Ama ne yapıyoruz? Alelacele getiriyoruz ve buradan bunu çıkaracağız.

Teşvikin Türkiye’nin temel sorunlarından istihdam odaklı olması gerekiyor, ihracat hedefli olması gerekiyor, sektörel kümelenmeler içermesi gerekiyor ve bunlarla da, yatırımı planlayan, yönlendiren bir araç olması gerekiyor. Yani insanların doğduğu yerde karınlarını doyuracak teşviklere ihtiyaç var. Yaşadıkları yerlerde insanlara iş, aş sağlayacak, aynı zamanda da sosyal barış sağlayacak teşvike ihtiyaç var. Şimdi bu teşvik yasası bunların hiçbirisini getirmiyor. Bir sürü öneri getirdik, bir sürü şey getirdik, hiçbirisini dikkate almadınız.

Bakın, bu teşvikte Van’ı da unuttunuz siz. Van için önerdiğimiz hayvancılık sektörünü neden dikkate almadınız? Çünkü ortak akıldan, toplumsal mutabakattan… Hiçbir şekilde dikkate almak istemiyorsunuz.

Ben bu çerçevede böyle bir çalışmayı doğru bulmadığımı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Kabul edenler…

Karar yeter sayısı istiyorsunuz.

Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım:

Kabul etmeyenler…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Kabul edenler…”i söylemediniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, sordum, ikisini de sordum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yok, yok…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok, Sayın Başkan.

BAŞKAN - Anlaşamadılar, cihazla yapalım efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, “Kabul edenler…” demediniz yalnız, kabul edenleri saymadınız efendim.

BAŞKAN – Efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Kabul edenler…” diye sormadınız. Önce onu sayalım, sonra diğerine geçin efendim.

BAŞKAN – Soralım efendim: Kabul edenler…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama o oylamayı yeni baştan başlatın.

BAŞKAN - …Kabul etmeyenler…

Evet, cihazla oylama yapalım mademki yok…

Buyurun efendim. İki dakika süre vermiştim.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

25’inci maddede iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 25. maddesinin üçüncü paragrafındaki %50 oranının %55 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

      Ferit Mevlüt Aslanoğlu                    Haydar Akar                         Haluk Eyidoğan

                İstanbul                                  Kocaeli                                  İstanbul

              Levent Gök                          Ali Haydar Öner

                 Ankara                                   Isparta

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) ile düzenlenen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 25 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                      Nevzat Korkmaz

                 Manisa                                    Konya                                    Isparta

                  Ali Öz                               Mehmet Günal                 Hasan Hüseyin Türkoğlu

                 Mersin                                   Antalya                                 Osmaniye

 

Madde 25- 4706 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"Geçici Madde 15- 5084 sayılı Kanunun mülga 5 inci maddesine göre taşınmazlar üzerinde yatırım yapılmak amacıyla yatırımcılara bedelsiz olarak verilen ve uzatılan ön izin süreleri ile kırk dokuz yıl süreli tesis edilen irtifak hakkı veya verilen kullanma izinlerindeki yatırımı tamamlama süreleri; yatırımcılar tarafından talep edilmesi halinde, yükümlülüklerin yatırımcının kusuru dışında kamudan kaynaklanan ve/veya taşınmaz maliki ilgili idarelerce kabul edilebilir sebeplerle yerine getirilmemesi ve bu sebeplerin aynı idarelerce uygun görülmesi halinde, öngörülen sürelerin bitim tarihinden itibaren üç yıla kadar ilave süre verilmek suretiyle uzatılabilir.

Bedelsiz kırk dokuz yıl süreli irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen taşınmazların üzerinde taahhüt edilen yatırımın kısmen veya tamamen yapılmış olmasına karşın, öngörülen yatırım ve istihdam şartlarını tam olarak sağlayamamış yatırımcılar tarafından talep edilmesi halinde; Kanunun öngördüğü asgari istihdam şartından aşağı olmamak üzere taahhüt edilen istihdamın ve yatırımın en az yüzde altmışının sağlanması, ilgili idarelerden gerekli izinlerin alınması halinde, kanunda belirtilen beş yıllık süre başlatılır. İstihdam sayısı her kişi için en az bir ay olmak üzere beş yıllık ortalama üzerinden değerlendirilir.

Bedelsiz kırk dokuz yıl süreli irtifak hakkı tesis edilen taşınmazların üzerinde taahhüt edilen yatırımın en az yüzde altmışını gerçekleştiren yatırımcılar tarafından talep edilmesi halinde; irtifak hakkı tesis edilen taşınmaz, taşınmazın zemin bedeli ile üzerindeki bina ve tesislerin taşınmaz maliki idareye geçmesi gereken kısmının rayiç bedelleri üzerinden yatırımcıya doğrudan satılabilir.

Lehine bedelsiz kırk dokuz yıl süreli irtifak hakkı tesis edilen veya kendisine kullanma izni verilen yatırımcıların yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle bu işlemleri iptal edilenlerden dava konusu edilip davası devam edenler ve idarece herhangi bir tasarrufta bulunulmayan taşınmazlar hakkında da, bu maddenin yürürlük tarihinde yukarıda belirtilen şartları taşıyan yatırımcılar için de bu madde hükümleri uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon, son önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Haluk Ayhan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı tasarının 25’inci maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Gerekçemiz, yüzde 50 gerçekleştirme oranının yüzde 60’a çıkarılması. Şimdi, biraz önceki maddedeki önergede de konuştum; gerçekten, bu teşvik paketleri AKP’nin yatırımlar konusunda sınıfta kaldığının çok açık bir göstergesi. Zaten AKP hükûmetleri her yıl -2002 yılı- programı açıkladıklarında kamu yatırımlarını, reel olarak sabit sermaye yatırımlarını, hedefi negatif veriyor, eksi. Dolayısıyla, kamu olarak bile buna pozitif baktığını söylememiz nedir, mümkün değildir.

Zaten burada bir de problem var. Ülkede AKP geldiğinden beri tasarruf oranı -buraya her geldiğimde söylüyorum, dilimde tüy bitti- yüzde 24’lerinden yüzde 12’lerine geldi millî gelirin. Neyle yatırım yapacaksınız? Borçlanacaksınız. Şimdi, böyle bir problem var.

Biraz önce Denizlili bir sanayicimizin söylediğini ifade etmiştim, şarkı türkü çağırmayla ilgili. Sanayi Odası Başkanımız da diyor ki: “Son on yılda Denizli’de ben yeni yapılan bir şeye, açılışa davet edilmedim.” Ha, şimdi, son sıralarda birkaç otel oldu, başbakan yardımcıları falan koşa koşa gidiyorlar, her hafta da bir bakan getiriyorlar ama neticede katkısı hakikaten çok sınırlı. Buna baktığımız zaman, gerçekten problem var. Neredeyse, Denizlili vatandaşlar… Geçen konuşuyorduk aramızda, espri babında oldu -inşallah Allah bizi o duruma düşürmez, yatırım yağar Denizli’ye- “Yatırım duasına çıkalım.” dedik. Şimdi, gerçekten sıkıntılı.

Ben burada bazı arkadaşlarıma, iktidara mensup -hakikaten aramızda espri de oluyor- bari hani bizler bunu ifade ediyoruz, AKP’li arkadaşlar da bunu söylesinler de hiç olmazsa sataşmadan onlara da söz çıksın diye düşünüyoruz ama o da zaman zaman hoş olmuyor, onu da söylemeyeceğim.

Gerçekten, her birimizin iline yatırım yağsın inşallah, biz de hep beraber sevinelim, burada bu işin esprisini  bile yapmamış olalım. Ama bu teşvik paketlerinde, geçmişteki uygulamalarda etkinlik analizleri falan da yok Sayın Bakanım. Bunların mutlaka yapılıp göz önünde tutulması lazımdı.

Ben, bu yine 2012 yılı programı, Bakanlar Kurulu kararı eki, her seferinde burada da, Komisyonda da sanayinin ne hâle geldiğini ifade ediyorum Bakanlar Kurulunun kendi ağzından. Ne diyor Bakanlar Kurulu: “Sanayinin kredi maliyetlerinin yüksekliği, kayıt dışı ekonomi ve düşük fiyatlı ithalattan kaynaklanan haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı, kamunun sağladığı bazı girdilerin fiyatlarının uluslararası fiyatlara göre yüksekliği, vergi oranlarındaki yükseklik gibi temel sorunlar hâlâ devam etmektedir.” diyor.

Siz 2002 yılının Kasım ayında iktidara geldiniz, bu 2012 yılı, hâlen aynı şey devam ediyor. Şimdi, baktığınız zaman yaptığınız işin doğru olmadığını bizzat kabine kendisi söylüyor. Zaman zaman kabinede değişiklikler de olsa bunu oturup yazan insanlar aklı başında insanlar. Her ne kadar bazı bakanlar DPT’nin yazdığı raporları çok böyle downgrade ederek, beğenmeme neyine kapılıyorlar? Lüksüne kapılıyorlar. Bakın, o kurumlar nedir? Gerçekten, ülkenin doğruyu gösteren kurumlarıdır ama kime? Onlara inananlara. Siz şayet onlara inanmaz, oradaki bürokrasiyi dışlarsanız yaptığınız işin hesabını kitabını bile tutamazsınız.

Bakın işte, tasarruf oranları nereden nereye geldi, cari işlemler açığı nereden nereye geldi. Bugün cari işlemler açığının azaldığını falan söylüyorsunuz ama hiç kimse ekonomideki büyümenin yüzde 9’dan 2’ye düştüğünü, 3’e düştüğünü söylemiyor. Gerçekten bunların ne yapılması lazım? İyice burada analiz edilmesi lazım. Krizde, ekonomi 2009’da beş dakika dışında burada görüşülmedi.

Teşekkür ediyorum, tasarının hayırlı olmasını diliyorum.

Saygılar sunuyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 25. maddesinin üçüncü paragrafındaki %50 oranının %55 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Umut Oran…

BAŞKAN – Sayın Oran, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

UMUT ORAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz evvel de söylediğim gibi yani teşvikle ilgili, bu maddeyle ilgili ne kadar konuşsak boş çünkü artık atı alan Üsküdar’ı geçmiş, olan olmuş, yapılan hazırlıklar yapılmış. Dediğim gibi, Parlamento ortak aklı çalıştırmamış, komisyonlar ciddi bir anlamda toplanmamış, işte şimdi beş dakika yasak savar gibi burada konuşacağız, biraz sonra eller kalkacak, birisi bir işaret verecek, herkes elini kaldıracak yani aklından geçse de doğru olduğu, vicdanından doğru olduğunu da bulsa yine eller havaya, her şey geçiyor gidiyor. Hakikaten güler misin, ağlar mısın? Yani böyle bir Parlamento maalesef!

Şimdi, bakın, teşvik yasasıyla ilgili yani ben bu konuya belki hayatını veren bir insanım, yaklaşık yirmi dört, yirmi beş yıl bu ülkede bölgesel kalkınmayı gönüllü çalışmış bir insanım sivil toplum örgütlerinde, iş hayatında yani şu bir yıllık süreç içerisinde bir sürü şey yazdık, ilgili bakanlara bir sürü şey gönderdik ama hiçbirisinden ne cevap aldık ne de ya hani “Bir gel konuşalım, şöyle yapalım.” hiç böyle bir şey almadık.

Şimdi yani usul yerini bulsun diye, âdet yerini bulsun diye… Hükûmetten de burada bilmiyorum kimse var mı? Sayın Bakan burada ama bizi dinlemiyor tabii, onlar başka işlerle meşgul.

Şimdi bu teşvikin mesela hangi yılın sosyoekonomik gelişim endeksi alındığı belli değil yani hangi yılın sosyoekonomik gelişim endeksi alındığı belli değil. Biz 2012’deyiz. Şu andaki eldeki verilere baktığımız zaman 2003 var, en son güncel. Aynı şekilde, il bazında gayrisafi millî hasıla hangi yılın alındığı belli değil. Yine en  son elimizde 2003 yılının gayrisafi  millî hasıla il bazında var. Bu teşvikte…Biraz evvel Van’ı söyledim geleceğim Van’a. Ben sizin de Van’ı bu üç aylık tatilinizde hatırlamanızı özellikle rica ediyorum. Bakın teşvikte GAP yok, GAP unutulmuş. GAP’a hiçbir şey söylemiyor. Altıncı bölge demek GAP demek değil. GAP dediğimiz, dokuz il var orada ve Sayın Başbakanın taahhütleri var yine bundan dört sene evvel, bir sene sonra beş yıl doluyor. Kişi başı gelir artışıyla ilgili, sulamayla ilgili ve istihdamla ilgili çok uçuk, çok ayağı yere basmayan hedefleri vardı, taahhütleri vardı. Yıldönümünde bunun hesabını soracağız, seneye de o noktada defterini düreceğiz Sayın Başbakanın. GAP unutulmuş, bakın GAP unutulmuş ve dünya krizle yatıyor kalkıyor, yüzyılın krizi var, herkesin birinci gündem maddesi işsizlik, herkes istihdam politikaları konuşuyor, herkes kaynak peşinde ama bu teşvik paketinin bütçeye ne kadar kaynak getireceği, ne kadar kaynak ihtiyacı olacağı, ne kadar yük getireceği burada açıklanmamış. Peki yani önce eldekileri ne yapacağız? Yani bir sürü işletme var, bir sürü fabrika var; bunlarla ilgili, bunların rekabet güçleriyle ilgili, bunların mevcudiyetlerinin devam etmeleriyle ilgili niye bir şey yapmıyoruz? Bunları da unutmuşuz. Mevcutları da kendi kaderlerine terk etmişiz. Bundan önce dört tane teşvik var dedim, bu beşincisi. Peki, o teşvikten yararlananların durumu ne olacak? O da meçhul.

Tarım ve hayvancılık bu teşvik paketinde yok. Diyeceksiniz ki: “Sanayiyle ilgili.” Ama biz tarım ülkesiyiz ve bugün büyük bir tarım ithalatı yapıyoruz. Biz sanayi ülkesiyiz. Sanayinin bugün gayrisafi millî hasıladaki payı, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı döneminde yüzde 27’den yüzde 19’a düştü. Yani hızla sanayimizi kaybediyoruz, hızla tarımımızı kaybediyoruz, hızla hayvancılığı kaybediyoruz. Peki, bunları teşvik etmeyeceksek neyi teşvik edeceğiz? Enerjide dışa bağımlılık ve enerji çeşitliliği, somut bir şey yok. Biz hâlâ… Bununla ilgili bir eylem planı ortaya koymamış bu teşvik paketi.

Yine, yeri geldiği zaman ARGE diyoruz ama yüksek teknoloji ürün ihracatındaki payımıza bakıyorum, son dokuz yıl içerisinde yüzde 4’ten yüzde 1,9’a düşmüş. Yani yüksek teknoloji ürününün ihracatının toplam ihracattaki payı düşmüş. Bunu nasıl yeniden çıkartacağız? Bununla ilgili de bir şey yok.

Dediğim gibi, yani biz burada yasak savıyoruz, biz burada birbirimizi kandırıyoruz ama olan gerçekten yüce Türk milletine oluyor.

Ben, bir kez daha, üç ay nasıl vicdan rahatlığıyla, nasıl gönül rahatlığıyla tatil yapacaksınız, çok merak ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oran.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

lll - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ağbaba, Sayın Tanrıkulu, Sayın Özkes, Sayın Dinçer, Sayın Oran, Sayın Işık, Sayın Erdoğdu, Sayın Tanal, Sayın Çıray, Sayın Genç, Sayın Dibek, Sayın Sarıbaş, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kalkavan, Sayın Altay, Sayın Küçük, Sayın Kaleli, Sayın Öz.

Yoklama cihazıyla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER(Devam)

A)      Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 25’inci madde kabul edilmiştir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakikayı geçmesin ve tekrar sataşmaya meydan vermeden lütfen.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Değerli milletvekilleri, ben bu çatı altında kendi ilimin milletvekilleriyle polemiğe girmek istemem, ancak ben doğruları söylemeye devam edeceğim, Malatyalılar bana doğruları söyleyeyim diye, Malatya’nın hakkını savunayım diye oy verdiler.

Arkadaşlar, bakın, adliyeler kapatılıyor. Malatya’nın dört tane adliyesi kapatıldı, Erzincan’ın da üç tane adliyesi kapatıldı. Erzincanlı Bakan uğraştı, gitti, Kemaliye, Kemah ve Çayırlı adliyelerini açtırdı. Ee, şimdi, sen Malatya’nın sahibi isen sen de bir Malatya’nın adliyesini açtır, ben de sana teşekkür edeyim ama sen sadece konuşuyorsun. (CHP sıralarından alkışlar)

Büyükşehir meselesi… Büyükşehri sen yapmadın, büyükşehri Malatyalılar yaptı. Niye? 17 Mayıs 2011’de Başbakan geldi, Malatya’nın meydanında dedi ki: “Ey Malatyalılar, nüfusunuz yetmiyor, nüfusunuz 742 bin, çocuk yapın.” Malatyalılar da yaptı, 750 bin oldu nüfusumuz. Size ne? Yani böyle bir şey olur mu?

Şimdi, Malatyaspor diyor, Mevlüt Aslanoğlu’nu övüyor. Mevlüt Aslanoğlu Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekili, sen kendini öv. Bir de “Malatyaspor’a sahip çıkmıyorsunuz.” diyor. Kaç kuruş vermişseniz Malatyaspor’a gösterin arkadaşlar, bizim verdiklerimizi de sizin verdiklerinizi de.

Hastane yapılıyor 1 tane hastane, 2 hastaneyi kapatıyorlar, hastane sayısı 1’e düşüyor. Hizmet bu. Ulaşım, hakeza öyle, Kayseri’ye gidin bakın, Elâzığ’a gidin bakın, Adıyaman’a gidin bakın, çevre illerle karşılaştırın, Malatya’nın hâlâ çevre yolu yok; varsa söyleyin, yok çevre yolu, Malatya’nın çevre yolu yok. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, Sivas’a, Trabzon’a bağlayan bir yolumuz var, hâlâ yeni yeni açılmaya başlandı. Duble yollarla ördüğünüzü söylüyorsunuz.

Bakın, bir rakam vereceğim. SSK’lı işçi sayısı Malatya’da 135 bin, yeşil kartlı sayısı 140 bin, bu, devletin resmî rakamları yani çalışan sayımız daha az. Diyor ki Hükûmet: “Duble yolu AKP yapar, Uludere’deki ölen insanları devlet öldürür.” Zihniyet bu.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – 26’ncı madde üzerinde dört önerge var, birinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 26 ncı maddesiyle, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenmesi öngörülen (t) bendine, "şirketten" ibaresinden sonra gelmek üzere "(ÖSYM'nin yapacağı mal ve hizmet alımlarında Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınmak kaydıyla)" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

          Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                  Mehmet Akyürek

                Giresun                                  İstanbul                                 Şanlıurfa

             Hilmi Bilgin                     Ahmet Haldun Ertürk                  Bedrettin Yıldırım

                  Sivas                                    İstanbul                                   Bursa

BAŞKAN – Diğer üç önerge aynı mahiyettedir, önergeleri okutacağım ve istenildiği takdirde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 26. maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

              Kazım Kurt                           Aydın Ayaydın                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

               Eskişehir                                 İstanbul                                  İstanbul

              Musa Çam                           Aykut Erdoğdu                         Mahmut Tanal

                  İzmir                                    İstanbul                                  İstanbul

             Haydar Akar

                 Kocaeli

Diğer önergenin imza sahipleri:

                Adil Kurt                             İdris Baluken                          Levent Tüzel

                Hakkâri                                   Bingöl                                   İstanbul

            Hasip Kaplan                         Pervin Buldan                            Erol Dora

                 Şırnak                                     Iğdır                                     Mardin

Diğer önergenin imza sahipleri:

             Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                      Nevzat Korkmaz

                 Manisa                                    Konya                                    Isparta

    Hasan Hüseyin Türkoğlu                       Ali Öz                               Mehmet Günal

               Osmaniye                                 Mersin                                   Antalya

BAŞKAN – Komisyon, aynı mahiyetteki bu üç önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu.

BAŞKAN – Sayın Türkoğlu, buyurun.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 302 sıra sayılı Teklif’in 26’ncı maddesinin değiştirilmesi gayesiyle vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime, dün Siirt’ten gelen, yüreğimize kor gibi düşen, içimizi acıtan şehit haberlerinden dolayı üzüntülerimi dile getirerek başlamak istiyorum. Cenabıallah şehitlerimizden rahmetini esirgemesin, ailelerine sabır ihsan etsin, Türk milletinin başı sağ olsun. Terör örgütünün katil sürülerini, terör örgütünün dostlarını, sevenlerini ve terörle mücadele etmeyen müzakere edenleri kahretsin.

On yedi yıl evvel modern ve medeni olduğu iddia edilen Avrupa’nın göbeğinde, Bosna’da yaşanan katliamı şiddetle kınıyorum, sadece Müslüman oldukları için katledilen, soykırıma uğrayanlara da Cenabıallah’tan rahmet diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Meclis gündeminde ele aldığımız 302 sıra sayılı Teklif, artık yerinde ifadeyle tam bir AKP klasiğidir. Birçok kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan teklif, konu ve amaç bütünlüğü olmayan, aralarında bağlantı bulunmayan mevzuatı değiştiren hükümler ihtiva etmektedir. AKP Hükûmetleri bu duruma “torba yasa” dese de bunun adı “çorba yasa” ya da “çuval yasa” olarak söylense daha uygun olacaktır.

Diğer yandan  bu düzenleme tasarı olarak değil teklif olarak gelmektedir. Bir grup milletvekili Hükûmet işlerine dair kanunlarda sadece ilgili Hükûmet dairelerinin bilebileceği hususları teklif hâline getirip gündemimize getirmektedir. Burada maksadın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 14’üncü maddesi ve diğer mevzuattan kaçmak olduğunu bilmeyenler sadece saflardır. 5018 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tasarı olarak getirilmesi hâlinde bu teklifin hem daha isabetli hem de devlet ve millet hayatına daha katkılı bir iş olacağı muhakkaktır.

Bir başka husus da çok farklı alanları düzenleyen bu teklifin Meclis ihtisas komisyonlarında ele alınmadan sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek Genel Kurul gündemine gelmesidir. Hâlbuki, olması gereken teklifin ilgili maddelerinin İç Tüzük çerçevesinde ilgili komisyonlarda incelenmesi ve karara bağlanmasıdır. Maalesef, bunlar ve benzeri özellikleriyle bu düzenleme bir AKP klasiğidir.

Teklifin 26’ncı maddesi de bir AKP klasiğidir. Mecliste bugüne kadar tasarı ve tekliflerin yasalaşmasında usul ve şekil açısından klasik sahibi olan AKP, esas bakımından da klasikler arasına girmiştir. İktidara geldiğinde, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele etmeyi esas olarak sunan AKP, her düzenlemesinde yolsuzluğu yol, yoksulluğu kader, yasakları hikmet hâline getirmeyi becerebilmiştir. Kamu alımları gibi şaibe, yolsuzluk ve adaletsizliğin bir arada olabileceği bir alanda kamu ihale mevzuatında, AKP, şeffaflık ve rekabet ilkelerini raflarda tozlanmaya mahkûm etmiştir. Kamu İhale Kanunu’nun istisna maddesi üç adet iken, (c) harfine kadar gelinmiş iken, bugün bu teklifin 26’ncı maddesiyle (t) harfine yani yirmi dördüncü bende kadar gelinmiştir. Artık ÖSYM şirket kuracak ve şirketin mal ve hizmet alımları da Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılacaktır. 26’ncı madde hükmü gereği ÖSYM’den sınav hizmeti alan kurumlar da ihale mevzuatından istisna tutulacaklardır.

Bugün, artık yasanın istisnaları genel kural, uyulması gereken genel kurallar ise istisna hâline gelmiştir. Kamu İhale Kanunu’nun içi boşaltılmıştır, sadece Hükûmet yandaşlarının ihale almasını sağlamak için kullanılan bir kanun hâline gelmiştir. İhaleleri idarelerin istemediği müteahhitler aldığında, idareler Kamu İhale Kanunu hükümlerine sarılıp ya ihaleyi iptal etmekte ya da istekliyi elemektedirler. Buna karşın, idarelerin, dolayısıyla Hükûmetin kendi yandaşlarına ise İhale Yasası’nın istisna hükümleri kullanılarak ekonomik güç pompalanmaktadır.

Daha evvel bir öneride bulunmuştum, yineliyorum: Bu kadar dolambaçlı ve örtülü yolsuzluk faaliyetleriyle yorulmayın. İktidarsınız, çoğunluğunuz var; gelin, Kamu İhale Kanunu’nu tümden kaldıralım, “Bütün ihaleler Başbakanın istediği kişilere verilir.” diye tek maddelik bir düzenleme yapalım. Sizin yandaşınız olmayan müteahhitler de artık ihale peşinde koşup, masraf etmekten vazgeçsinler. Çoluğunun çocuğunun rızkını başka yerde arasınlar. Zaten ihale vermiyorsunuz, bari boşuna zaman ve para israfına yol açmasınlar.

Saygıdeğer milletvekilleri, yeri gelmişken birkaç soruyu sormadan da edemeyeceğim. Hani devleti küçük ama fonksiyonel yapacaktınız. Hani yolsuzluklarla mücadele edecektiniz. Hani partiniz adı “adalet” ile başlıyordu. Niçin kamu alımlarını sürekli istisnayla örtüyor, görünmez hâle getiriyorsunuz? Yoksa siz de “Türkiye’de zengin olmak istiyorsanız ya devlete satacaksınız ya da devletten alacaksınız.” diyen holding sahibinin rahleitedrisatından mı geçtiniz? Mal ve para hırsınız neyle sonlanacak? Kanuni olan ancak meşru ve helal olmayan geliriniz, servetiniz millet ve Allah katında hesaba çekilmez mi sanıyorsunuz? Kanunları değiştirerek gayrimeşru, haram servetinizi helal kılamazsınız. Bu hakkın gerçek sahipleri bir gün yakanıza yapışır.

Bu duygularla önergemizin kabulünü istirham eder, Türk milletinin milletvekillerine saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkoğlu.

Diğer önerge sahiplerinden kim konuşacak acaba?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Erdoğdu.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: 26. Maddede yapılan düzenlemeyle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına (s) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (ş) bendi eklenmek suretiyle; ÖSYM'nin kurduğu veya iştirak ettiği şirketten sınav faaliyetlerinin yürütülmesine yönelik olarak yapılacak mal ve hizmet alımları Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına alınmıştır. Kamu ihalelerinde mümkün olan usulsüz uygulamaların önüne geçmek ve şeffaflığı sağlamak adına 2002'de çıkartılmış Kamu İhale Kanunu, bugüne kadar 50'yi aşkın kez değiştirilmiş ve birçok kuruma istisnalar sağlanmıştır. Bu maddedeki düzenlemeyle, adı kopya skandalları ve başarısız sınav yapmakla anılan ÖSYM'nin de bu istisnalar kapsamına alınması oldukça düşündürücüdür. Bu nedenle kati suretle bu maddenin teklif metninden çıkarılması ve kamu ihalelerindeki usulsüzlüklere davetiye çıkarmak anlamına gelen Kamu İhale Kanununun bir kez daha delinmesinin önlenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Erdoğdu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; 302 sayılı yasanın 26’ncı maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kritik soru şudur ki, bir milletin meclisi, milletin aleyhine bir yasa çıkarır mı? Ne yazık ki bu sorunun cevabı, Türkiye Büyük Millet Meclisi için, bu yasal düzenlemeler sayesinde “evet” olmuştur. Konuştuğumuz yasa maddesi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na (t) bendi eklenmesiyle ilgilidir. Bildiğiniz üzere, 29 harfli alfabemizde 25’inci harfe geldik. Hangi maddeyle ilgili geldik? İstisna maddesiyle ilgili geldik.

Şimdi, ben size Türkiye’deki kamu ihale sürecini çok özet anlatayım, ondan sonra, neden bu milletin aleyhine bu yasanın çıktığını daha net kavrayacağımıza inanıyorum. 2002 yılına kadar 2886 sayılı Kamu İhale Kanunu vardı. 2886 sayılı Kamu İhale Kanunu ne yazık ki, artık, yolsuzlukların odağı hâline gelmişti. Dönemin koalisyon hükûmeti çok önemli bir değişiklik yaparak, bütün dünyada uygulanan ve yolsuzlukları engellemekte son derece etkin olan, kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını gerektiren kamu ihale yasalarını çıkardı; 4734, 4735 sayılı kamu ihale yasaları. Bu yasalar, yolsuzlukla ilgili, son derece önemli kontrol mekanizmaları getiriyordu. Açık ihaleyi mecbur kılıyordu, “Kamu İhale Kurumu” diye bir kurum kuruldu ve ihale yapan kurumlar yolsuzluk yapmasınlar ve kamu kaynağını doğru dürüst kullansınlar diye, kontrol mekanizmaları içeriyordu. Ancak siz iktidara geldikten sonra, ne yazık ki, emrinizde çalışan bürokratlar, beraber iş yaptığınız iş adamları ve birtakım siyasiler, kamu ihalelerini yolsuzluklara bulaştırdı ve bu yolsuzlukların önemli bir kısmı da devletin denetim birimleri tarafından, teftiş kurulları tarafından ve Sayıştay tarafından tespit edilmeye başlandı. Tespit edilen her bir yolsuzlukla ilgili de istisna maddeleri ortaya çıkmaya başladı. Peki, niye istisna ediliyordu arkadaşlar? 3’üncü madde yani istisnaların (c) şıkkından ta (t) şıkkına gelmesi nedendi? Örneğin kömür alımları; kömür alımlarında yolsuzluk tespit etti, (r) bendi konuldu. Toplu konutla ilgili bir sürü tespit vardı Sayın Bakan orada, bir sürü istisna konuldu.

Değerli arkadaşlar, kamu ihalelerinde 3/g maddesiyle alakalı, sadece şu elimde gördüğüm… Yani bugün istisna koyduğunuz maddeyle alakalı, şu elimde görmüş olduğunuz rapor Ankara Büyükşehir Belediyesinin Başkent Doğalgaz şirketiyle alakalı. Bu yasada da Başkent Doğalgaz şirketiyle ilgili hükümler var ve içinde 3’üncü madde yani istisna maddesine alınmaması gereken ihaleleri nasıl alarak yolsuzluk yapıldığını Sayıştay tespit etmiş durumda değerli arkadaşlar.

Bütün bu rapordan örnek isteyen arkadaşlarımıza bu raporun bir örneğini ben de verebilirim, KİT Komisyonu Başkanımız da verebilir. Bu şekilde kamu ihalelerindeki yapılan usulsüzlükler…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Fotokopi dağıt, fotokopi.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Tabii, fotokopi isteyen… Yalnız, fotokopi son derece yüklü bir yük olur, çünkü bunun gibi yaklaşık yüzlerce rapor var, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarında yapılmış yolsuzlukları anlatıyor.

Bu, bizi mutlu etmiyor değerli arkadaşlar, döneminizde bu kadar kamu mallarının gerçekten yolsuzluklara konu edilmesi bizi sevindirmiyor, bizi mutlu etmiyor.

Ben şunu söyleyeyim: Kamu İhale Kanunu’nda açık ihale yapmak bir zorunluluktur değerli arkadaşlar. Şimdiye kadar 450 katrilyon yani yeni parayla 450 milyar liralık kamu ihalesi yapılmış değerli arkadaşlar -Kamu İhale Kanunu’na bildirilerek- bunun sadece 340 milyar lirası açık ihale olarak yapılmış. Toplam ihalelerin yüzde 30’u aynen bu şekilde istisna maddeleri kapsamında yapılmış değerli arkadaşlar ve bu kamu ihalelerinde yapılan bu usulsüzlükler artık sadece Türkiye'nin derdi olmaktan çıkmış. Avrupa Birliği ilerleme raporlarının kamu ihalesiyle ilgili kısmını açtığınızda, Türkiye’deki istisnai ihalelerin dünya ortalamasının çok üzerinde olduğu ve bu istisnai ihaleler artık Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğinin önünde engel teşkil ettiği yönünde raporda ibareler vardır değerli arkadaşlar. Siz şimdiye kadar Avrupa Birliği ilerleme raporlarının işinize gelen kısımlarını çok kullandınız, yapmak istediğiniz bütün değişikliklerde Avrupa Birliği ilerleme raporlarını kullandınız. Avrupa Birliği ilerleme raporuna ulaşmak zor değil. Sizden rica ediyorum, İnternet’e girip Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nun kamu ihaleleriyle ilgili kısmına bakınız ve lütfen, sizden rica ediyorum -buradaki Komisyon üyeleri bu yasanın ne anlama geldiğini biliyor, bakanlıklar ve bürokratlar biliyor- eğer bu ihalelerde bu değişikliğin ne anlama geldiğini bilmeyen milletvekilleri varsa bu raporlara bir baksın.

Ve şu aşamadan sonra milletimizin yararına kanunlar çıkaralım diyorum. Bu sebeple, önergemize destek vermenizi rica ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar )

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Sayın Başkan, bu defa söyledim, geç kaldınız gibi geliyor. (CHP sıralarından “Yok, yok” sesleri)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Peki, efendim.

Önergeleri oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Efendim, anlaşmazlık var; oylamayı yine elektronik cihazla yapacağız.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önergeler reddedilmiştir.

Bir önerge daha var, onu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 26 ncı maddesiyle, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenmesi öngörülen (t) bendine, "şirketten" ibaresinden sonra gelmek üzere "(ÖSYM'nin yapacağı mal ve hizmet alımlarında Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınmak kaydıyla)" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü maddesine eklenmesi öngörülen bent ile, ÖSYM’nin kurduğu veya iştirak edeceği şirketten kamu idarelerinin yapacakları sınava yönelik faaliyetler anılan Kanundan istisna edilirken, önerge ile ÖSYM’nin yapacağı alımların ise YÖK’ün iznine bağlanması amaçlanmaktadır.

 

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 26’ncı madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.

Beş dakika ara veriyoruz oturuma.

                                                                               Kapanma Saati: 18.36

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.

Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine Komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir.

Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla -21 üyesiyle- katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı teklifin çerçeve 26 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki çerçeve maddenin ihdas edilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                               Erdoğan Bayraktar

Çevre ve Şehircilik Bakanı

Madde 27 .- 4734 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“İlan yapılmayan ihalelerde, ihale dokümanı sadece idare tarafından  davet edilenlere satılır.”

BAŞKAN – Komisyon, salt çoğunlukla önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Önerge üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Mahmut Tanal, İstanbul.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüşülmekte olan 302 sıralı bazı kanun maddeleri hakkındaki değişiklik yani yazı diliyle adı olmayan, halk arasında diliyle “torba kanunu” olarak adlandırılan yasa üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, “torba kanunu” ne Anayasa’mızda ne İç Tüzük’te yasal anlamda ismi geçmeyen bir terim. Ancak halk arasında “torba kanunu” olarak adlandırılıyor. Neden “torba kanunu” olarak adlandırılıyor? İki türlü yasa yapma tekniği var: Bir, olağan yasa yapma tekniği; ikincisi, olağanüstü yasa yapma tekniği. Olağan yasa yapma tekniği; normal bir tasarı veya kanun teklifi ilgili komisyona gelir, ilgili komisyon bunu tartışır, Genel Kurula gönderir. Olağanüstü yasa yapma şekli ise, işte, şu anda görüşmüş olduğumuz, görüşülmekte olan torba kanunu. Bu da nedir? Bugüne kadar, 2002 yılından itibaren yoğun bir şekilde başvurulan bir yöntemdir. 21’inci Dönemde toplam 7 sefer torba kanuna başvurulmuş, 22’nci Dönem 29 kez başvurulmuş, 23’üncü Dönem 45 kez başvurulmuş, ancak 24’üncü Dönem -bir yılı aşağı yukarı tamamladık- bugüne kadar gelen yasaların aşağı yukarı çoğu torba yasası olarak Meclise gelmekte. Bu, torba yasası olarak Meclise geldiği zaman pratik anlamda yararı ve zararı nedir? Zararı şudur: İlgisi olmayan komisyonlarda, ihtisas olmayan komisyonlarda o teklif görüşülür ve kanunlaşır. Bu da, aynı zamanda, çok fazla hata yapma imkânını yaratmış olur. O kanun, hem muhalefet partileri tarafından hem sivil toplum kuruluşları tarafından incelenmeden, kontrol edilmeden kanunlaşmasına sebebiyet vermiş olur ki bu da parlamenter rejime aykırı bir uygulamadır. Yani kanun yapma sürecinde sivil toplumun etkili bir şekilde katılması ve görüşlerini ifade etmesi torba kanun yönteminde sekteye uğratılmaktadır.

Öte yandan, çok sayıda kanun, çok sayıda bakanlık ve kuruluşu ilgilendirdiğinden yasa yapım sürecinin teknik bilgileri arasında gereken diyalog, bilgi alışveriş imkânı çoğu zaman ortadan kalkabilmekte. Bu durum yasama hatalarının artmasına yol açmaktadır.

Şimdi, burada, baktığımız zaman, ancak hantal çalışan parlamentolarda torba yasasına müracaat edilir. Peki, diyeceğiz, bugüne kadar yapılan kanunlara baktığımız zaman Parlamento hantal mı çalışıyor? Örnek açısından bunu vermek istiyorum: 21’inci Dönemde toplam 1.567, 22’nci Dönem 1.589, 23’üncü Dönem 4.823 madde kanunlaşmıştır. Yani eğer normal bir diyalog, anlaşma, uzlaşma kültürü olmuş olsa… Bundan iki gün önce Türk Ticaret Kanunu, 55 madde, gerçekten uzlaşma kültürü geliştiği için kanunlaşmıştır. Bu neyi bize gösteriyor? Parlamentoda bir diyaloğun eksikliğini gösteriyor.

Peki “torba kanun” deniliyor ama bu “torba” ne anlama geliyor? “Torba” Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç; genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi konulan çuval.” anlamına geliyor. Peki, bu elimizdeki tasarıya baktığımız zaman gerçekten bu da aynen çuval gibi içerisine öte beri atılmış bir kanun mudur? Evet, baktığımız zaman 59 madde ve bu 59 maddenin içerisinde değişik kanunlarla, toplam 36 değişik kanun bu torbanın içerisine atılmış durumda. Yani bunun adı her ne kadar arkadaşlar torba, çuval, vesaire, çorba diyorlarsa da… Yani bu, gerçeklik payı, sözlüğe baktığımız zaman bununla örtüşmektedir. Normal, olağan bir parlamentonun bu tür torba kanunlara başvurmaması gerekir.

Teklifte ise… Değerli arkadaşlar, 28’inci maddeye baktığımız zaman burada “İlan yapılmayan ihalelerden ihale dokümanı, sadece idare tarafından davet edilenlere satılır.” deniliyor. Peki, ilan ne için yapılmasın? İlan yapılmamasının gerekçesi ne? 15 milyar, 20 milyara satmış olduğunuz bir ürünün mutlak surette Türkiye’de tirajı büyük, beş büyük gazetede ilanını yapmazsanız İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca ihalenin feshi nedenidir.

6183 sayılı Kamu Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna baktığımız zaman, 50 milyarlık bir gayrimenkulün satışını yaptığınız zaman yine eğer gazete ilanını yapmazsanız yine ihalenin feshi nedeni.

Peki, idareyle ilgili çok yüklü bir miktarda bir mal, bir hizmet alındığı zaman kamu gelirlerinin bu şekilde, etkin ve verimli bir şekilde harcanması açısından neden ilandan kaçınılmış olsun? Yani niçin ilan yapma şartından bu kaçırılmak isteniliyor? Bu, resmen bunun adı, halk arasındaki deyimi, adrese teslim ihale usulüdür.

Değerli milletvekilleri, Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesine bakıldığı zaman, 5’inci maddesinde ihalelerin temel ilkeleri, nasıl ihale yapılır… Yapılan bir ihalede şu ilkelerin esas alınması lazım: Saydamlık ilkesine uyulması lazım, rekabet ilkesine uyulması lazım, eşit muamele ilkesine uyulması lazım, güvenilirlik ilkesine uyulması lazım, gizlilik ilkesine uyulması lazım, kamu denetim ilkesine uyulması lazım, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında kullanılması, kaynakların verimli bir şekilde kullanılması lazım.

Peki, burada asıl olan sorun, ihalenin ilan edilmemesine yönelik teklif sunulmuştu. Burada da değerli arkadaşlar, hem Danıştay kararlarında hem tüm teorik, bilimsel açıklamaların tamamında, ihale mevzuatının açık ve anlaşılabilir ve ihalelere ilişkin ilanların herkesin haberdar olabileceği şekilde duyurulması, saydamlık ilkesinin ön koşuludur, yani eğer bir ihale ilan edilmeyecekse, burada saydamlık ilkesi ihlal edilmiş olur, kamunun denetiminden biz bu ihaleyi kaçırmış oluruz. Burada kamunun denetiminden biz niçin çekiniyoruz? Demokratik hukuk devleti olan bir ülkede asıl olan, ihalelerin saydam olması, denetime açık olması, kamuoyu tarafından denetlenebilir olması. İhale işlemi bir dosyanın en önemli unsurudur. Hem rekabet ortamının sağlanması hem de kamuoyunun denetimi açısından ihalenin ilanıdır. Yani burada ilan, Kamu İhale Yasası’nda kamu ihale ilkelerinin de olmazsa olmazlarındandır. Eğer burada ihaleyi yapmaktan çekiniyor isek, kaçınıyor isek demek ki burada kapaklı, gizli, ayıplı bir işlem vardır. Gizli ve ayıplı işlemin olmadığı bir ihale mutlak suretle ilanla yapılması lazım. İhale ilanları saydamlığın ön koşuludur. İhale mevzuatının açık ve anlaşılabilir olması ile ihalelere ilişkin ilanların herkesin haberdar olabileceği şekilde duyurulması saydamlık ilkesinin ön koşuludur.

Bugüne kadar Kamu İhale Yasası’na da baktığımız zaman, gerçekten, siyasal iktidarı en fazla rahatsız eden yasaların başında da Kamu İhale Yasası gelmektedir. Neden Kamu İhale Yasası siyasal iktidarı bugüne kadar rahatsız eden yasaların başında gelmekte? Çünkü burada para var, burada rant var, burada ekonomi var. Bunun için, bugüne kadar, iktidara gelinen bu süre içerisinde 50’ye yakın sefer değiştirildi, herhâlde dönem sonuna kadar bu 65-75’i bulabilir ama bu kadar bu Kamu İhale Yasası eğer siyasal iktidarı rahatsız ediyorsa bir öneriyle de bu Kanun’u komple rafa da kaldırabilirler.

Hepinize teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tanal.

Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Sayın Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 302 sıra sayılı torba yasaya yeni bir kaşık daha ilave yapılarak Hükûmet tarafından verilen ve Kamu İhale Yasası’nda yeni bir değişikliği öngören ek madde üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

4 Ocak 2002 tarih ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 28’inci maddesini bir kez daha sizlere hatırlatıyor ve kamuoyuyla paylaşıyorum. Bu madde aynen şöyle diyor: “İhale ve ön yeterlik dokümanı idarede bedelsiz görülebilir. Ancak, ön yeterlik veya ihaleye katılmak isteyen isteklilerin bu dokümanı satın almaları zorunludur. Doküman bedeli, basım maliyetini aşmayacak ve rekabeti engellemeyecek şekilde idarelerce tespit edilir.” Şu anda yürürlükte olan madde bu. Hükûmet adına Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanının imzasıyla gelen ve Komisyonun kabul ettiği bu ek maddede ne var? İkinci cümleden sonra yani “İhale dokümanının satın alınması zorunludur.” ibaresinden sonra gelmek üzere… Paylaşıyorum: “İlan yapılmayan ihalelerde, ihale dokümanı sadece idare tarafından davet edilenlere satılır.”

Değerli milletvekilleri, bunun anlamı şudur: “Biz kapalı kapılar ardında gizli işler beceriyoruz,  bu becerdiğimiz işleri aman bilgisayar ağından kimse görmesin, sadece telefonla ihaleye davet edelim; ihale dokümanlarını, şartnameyi de bunlar alsın.” Bu kadarına da pes Allah aşkına! Bu kadarına da pes! Kimin malını kimden kaçıyorsunuz? Burada yetim hakkı, kul hakkı yenmiyor da ne oluyor Sayın Bakanım? Bir de gerekçeye konan cümleye bakınız, deniyor ki: “Bilgisayar sisteminde, artık, herkes bunu görebildiği için herkes ihalelere müracaat ediyor, dokümanları satın alıyor, bunların değerlendirilmesi zaman alıyor.”

Değerlendirmeyin Sayın Bakanım, istemediğiniz adamın başvurusunu değerlendirmeyin. Ama bu vatandaşın -Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının- parasını vererek şartname almasını nasıl engellersiniz? Hangi vicdanla buna da “Evet” diyebilirsiniz? Böyle bir öneri sizden gelebilir mi? Siz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Bakanısınız, sıradan bir insan falan değilsiniz Sayın Bakanım. Allah aşkına, böyle bir önerge olur mu? Böyle bir madde olur mu? Ne demek bu? Dolayısıyla, bunu şiddetle kınıyoruz. Bu demektir ki bundan sonra AKP’li bakanların telefonunun dışındaki hiçbir Türk vatandaşı Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içerisinde ihale alamaz. Bu kadarına da pes! Bu kadarına da pes! Bu kadarına da pes! Doküman da alamaz, doküman alamaz  zaten ihaleyi alamaz.

AHMET ARSLAN (Kars) – Maddeleri karıştırıyorsun, maddeleri.

ALİM IŞIK (Devamla) - Bilgisayardan herhangi bir şekilde dolaylı olarak bir ihaleden haberi varsa, müracaat ettiyse, bunun müracaatını yapamaz. Böyle bir şey olabilir mi? Kim kimin hakkını engelleyebiliyor bu memlekette? Böyle bir şey olmaz! İstediğinize verin, istediğinize dokümanı verin, değerlendirme dışı bırakın, zaten yapıyorsunuz. On yıldır şu Kamu İhale Kanunu’nda yapmadığınız değişiklik kalmadı Allah aşkına, bir bu mu kaldı yahu! Böyle bir şeyi nasıl, hangi vicdanla bu Meclisin huzuruna getirebiliyorsunuz? Evrak satın almayı dahi engelliyorsunuz. Hem telefonla davet edeceksiniz, davet ettiğinizin dışındakilere de -kimseye- doküman satmayacaksınız. “Allah sizlere sabır, insaf versin.” diyorum ben. Böyle bir kanun teklifini bu Meclis gündemine getirmek demek, Meclisin yasama döneminin son günlerine yakın bir günde, artık, nasıl yorumlanır bilmiyorum. Bunu kesinlikle geri çekmenizi talep ediyoruz. Böyle bir şeyin bu Meclisten geçmesi, bu Meclis çatısı altında bulunan her milletvekili için büyük bir vebaldir. Bırakınız da insanlar ihale dokümanını bari satın alsın yani. Bunu da mı elinden alacaksınız? Zaten ihale vermiyorsunuz, zaten istediğiniz yerlere veriliyor. Daha bir ay önce Kütahya’da yapılan bir ihalenin aynı bu şekilde olduğunu biliyorum ben. Millî Emlake gidiyorlar, köylü, vatandaş kendi evinin bulunduğu araziyi satın almak istiyor, dokümanı göremiyorlar “Veremeyiz size.” diyorlar ama başka birisi, iktidar partisinden zamanında aday adayı olmuş birisi telefonla çağırılıyor, köylülere teklif edilen fiyatın yarı fiyatına karşı tarafındaki çok büyük bir kamu arazisi veriliyor, peşkeş çekiliyor. Şimdi, burada siz, hakkı olan vatandaşın hakkını da elinden alıyorsunuz. Yapmayın bunu Sayın Bakanım, bu olmuyor, bu olmuyor! Bunu lütfen geri çekiniz. Bu, size yakışmıyor, bu Meclise yakışmıyor!

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Sayın Bakan buna cevap versin.

ALİM IŞIK (Devamla) – Bu memleketin helal süt emmiş hiçbir evladına böyle bir kanun teklifi vermek yakışmaz. Biz bunu gerçekten hayretle karşıladık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Reddederler zaten, milletvekilleri reddeder!

ALİM IŞIK (Devamla) – Dolayısıyla ben, sayın milletvekillerinin vicdanlarının buna müsaade etmeyeceğine inanıyorum. Bu, hiçbir şeklide kabul edilebilir değil. Tekrar okuyorum: “İlan yapılmayan ihalelerde…”

AHMET ARSLAN (Kars) – Yapılmayanlarda ama!

ALİM IŞIK (Devamla) – Yani “Zaten biz ilan yapmıyoruz, istediğimiz kişilere ihale verebiliyoruz…” Bundan o çıkıyor.

“…ihale dokümanı sadece idare tarafından davet edilenlere satılır.” Yapmayın Allah aşkına, yapmayın ya!

FARUK BAL (Konya) – Ayıp! Ayıp!

ALİM IŞIK (Devamla) – Dolayısıyla, bu kanun maddesinin, son derece onur kırıcı, Meclisin onuruna yakışmayan ve hiçbir vicdan sahibi Türk evladının kabullenemeyeceği bir kanun maddesi olduğunu tekrar hatırlatıyorum.

Bunun geri çekilmesi talebiyle saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Sayın Bakan açıklama yapsın.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Işık.

Şimdi, şahısları adına Erzincan Milletvekili Sayın Muharrem Işık.

Buyurun Sayın Işık. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; verilen teklif üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, yasalar yapılırken komisyonlarda güzel tartışılmadığı için, buraya gelen yasalarda eksikleri gördüğünüz zaman ya da ihtiyacınız olanların çıkmadığını gördüğünüz zaman yeni yasalar vererek onları çıkarıyorsunuz, kendi istediğiniz gibi ayarlıyorsunuz. Tabii, biz burada ne kadar anlatsak da bunlarda nasıl olsa bir sonuç alınmadığını biliyoruz. O yüzden, ben biraz memleketimin sorunlarından bahsedeceğim.

Bizim, Erzincan’da üç tane hastanemiz vardı. Ben de sürekli bu hastaneleri gündeme getiriyorum. Üç hastanenin bir tanesi Kızılay Tıp Merkeziydi -benim de Başhekimlik yaptığım yer- burayı anlaşmayla kapattılar, semt polikliniği olacaktı. O zaman Sayın Bakan “Burası illaki çalışsın, semt polikliniği olarak kalsın.” diye ısrar etti tabii, biz ona inanmadık ama birkaç ay sonra kapandı gitti, ben tek başıma çalıştım orada. Daha sonra SSK hastanemiz olan yeri kapattılar, orayı yok ettiler. Ben ısrarla diyorum ki: Siz devlet hastanesini kapatıp orayı da yukarı taşıyacaksınız. “Hayır, biz taşımayacağız.” dediler ama maalesef en son olarak, 24 Nisan 2012 tarihli, İnşaat ve Onarım Daire Başkanlığından giden yazıyla Erzincan Devlet Hastanesinin A Blokunun Mengücek Devlet Hastanesine taşınması gerektiği, buranın hasta yatırmak için uygun olmadığı, en kısa zamanda çalışmaların yapılarak buranın gitmesi gerektiği söylenmiş.

Tabii, burada herkes çıkıp şov yapıyor, ben de şov yapacağım. Erzincan’daki hastane kapanmasın, kapanmasını da istemiyoruz. Bu çok güzel bir cümle, işte, gösteriyorum: “Erzincan’ın ihtiyacı olan devlet hastanesi kapatılmamalı.” Şimdi, rica ediyoruz kapatılmaması için, ileride tabii, bunlar başka türlü eylemlere dönecek. Erzincan’da kesinlikle hastanemizi kapattırmayacağız.

Erzincan’da bir sene önce bir otel temeli atıldı. Otel temeli atıldıktan sonra Köy Hizmetlerinin araçları gitti, bir yeri temizlediler. Hemen gelip orada biraz “grobeton” dediğimiz beton atıldı. Daha sonra otel olduğu gibi kaldı, yapılmadı.

Şimdi, Erzincan Devlet Hastanemizin yeri de Erzincan’ın en güzel yeri, merkezi olan bir yer. Tabii, burası kapandıktan sonra SSK hastanesi olan yer diş polikliniği olacağına göre, müdürlük de oraya taşınacağına göre, Erzincan’ın en güzel yeri olan devlet hastanesi de beş yıldızlı güzel bir otel olur. Biz bunda ısrar ediyoruz, otel olacaktır orası ama engelleyeceğiz, buna emin olabilirsiniz, bütün gücümüzle çalışacağız.

Biz araştırma hastanesinin çürük olduğunu söylüyoruz, “hayır” diyorlar. Sizin kendi milletvekillerinizden bir hocamız, Yıldız Teknik Üniversitesinden bir hocamız çıktı, burada dedi ki: “1997 yılından önce yapılan inşaatların hepsi çürük.” Biz hiçbirini kabul etmiyoruz, 2000 yılından önce yapılanlar da çürük. Bizim araştırma hastanemizin 1986 yılında temeli atılmış, yirmi sene inşaat hâlinde beklemiş, sıvası yapılmamış, devamlı güneşe, yağmura maruz kalmış bir yerde bulunan bir hastaneydi. Daha sonra 2006 yılında Sağlık Bakanımız Sağlık Bakanlığına devrettikten sonra -üniversiteye bağlıydı- orayı yapıp içine girdiler. Şimdi oraya 160 yataklı yeni bir hastane yapılacak. Daha sonra da hastanemiz kapatılarak buraya taşınacak.

Erzincan’ımızda ne kaldı? Erzurum’da her köşe başında bir hastaneye rastlarken Erzincan’da maalesef tek hastaneye düşeceğiz, bir de özel hastanemiz olacak, diğer yerler kapanacak.

Şeker fabrikamız bu sene belki açık kalacak ama seneye büyük ihtimalle kapanacak, özelleştirme yapıldı. Orası kapandıktan sonra Erzincan’ımızın göç vereceğini söylüyoruz sürekli olarak, bunun da devam edeceği kesin.

Ama hastanemiz için -tekrar ediyorum- yetkililerden de şimdi rica ediyoruz: Lütfen, hastanemiz açık kalsın. Bizim Erzincan’ımız merkezde bir yer; Kelkit’e, Gümüşhane’ye, Suşehri’ne, Tunceli’ye, Bingöl’e hatta Aşkale’ye. Hastalarımız gelip Erzincan’da muayene olmaktadırlar, Erzincan merkezdir.

Kızılay Tıp Merkezimiz olan yeri Dünya Göz Hastanesi sürekli istiyor, orayı iyi bir merkez yapmak istediği için, ama maalesef verilmiyor. Verilmemesinin sebebi de… Ben şuna eminim ki Erzurum’daki hastaların Erzincan’a kayacağı düşünüldüğü için verilmiyordur. Ama Erzincan’da bu devran böyle sürmeyecek, eninde sonunda, halkımız da bunu görüyor, görecek de. Ama hastanemizi kapatmamak için bütün esnaf odalarıyla… Şu anda fazla ses çıkarmıyorlar, ticaret odamız ses çıkarmıyor, çünkü baskı gördükleri kesin ama eninde sonunda, hep birlikte, el ele vererek hastanelerimizi açık tutacağız. Hastanemizi kapatmamak için yüce Meclisten de bu konuda talep ediyorum, yardım istiyorum çünkü Erzincan’ımızın buna ihtiyacı var.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Sayın Bakan, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Verdiğimiz önerge hakkında açıklama yapma zarureti hasıl olmuştur. Çok değerli milletvekilleri, burada Yasa’nın, Kamu İhale Kanunu’nun ruhuna ve özüne dokunulmamaktadır. Sadece bugüne kadar gerek Kamu İhale Kurulunun verdiği çelişkili kararları ortadan kaldırmak için…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Çelişkili karar yok, senin menfaatine aykırı olduğu için verdiği…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – …gerekse Danıştayın verdiği değişik kararları ortadan kaldırmak için, sadece…

KAMER GENÇ (Tunceli) – 50 katrilyon liralık ihaleler yaptın, bunların kaçını kendi adamlarına verdin, bunu söyle bunu!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, sadece acil işlerde, davetle yapılan çok acil işlerde -kanunda bellidir bunlar, acil işler- bu acil işlerde…

Daha evvelden bunlar EKAP’a konmuyordu, fakat şeffaf olsun diye bütün ihaleleri biz EKAP’a koyuyoruz ve sadece müteahhitler değil, herkes gelip idareden dosyayı alıp inceleyebilir, parasız dosyayı alabilir; bu, kanunda çok açıkça yazılıdır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İncelesin, ne zararı var?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Fakat, davet edilmeyenler gelip dosya satın aldığı zaman teklif veriyor, 70 kişi teklif veriyor. İhaleye bunlar katılmasa da bunlara cevap vermek zorundasınız. Cevap verince, on beş günde bitirmeniz gereken ihaleyi üç ayda bitiremiyorsunuz. Yangın olduğu zaman, afet olduğu zaman, deprem olduğu zaman acil ihaleleri bitiremiyorsunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Onları karıştırma, onlar zaten bu işe girmez.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Olayın özü budur, başka taraflara bunu çekmenin…

OKTAY VURAL (İzmir) – O afet ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yangınla, depremle ne işin var?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – İhalede bellidir. “Davet edilmeyen ihaleler” nelerdir? Acil işler, pazarlıkla yapılan işler.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Acil olmayan iş mi var sizin zamanınızda, kanunlar bile acele çıkıyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Burada biz bunu EKAP’a koyduğumuz için gelip herkes dosya satın alabiliyor kanunda açıkça yazılmadığı için, bunu kanuna açıkça koyuyoruz. Yani, davet edilenlerin dışındakiler gelsin dosyaya baksın, şikâyet etsin, şikâyet edebilir, fakat parayla aldığı zaman teklif verme hakkı doğuyor, bu sefer ona cevap verme mecburiyetinde kalınıyor. Şikâyetler oluyor, mahkemeler oluyor ve işleri üç ayda, dört ayda, beş ayda, altı ayda ihale yapamıyoruz. İşin özü budur; yoksa burada ifade edildiği gibi, herhangi bir şekilde İhale Kanunu’nun özüne dokunulmamaktadır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – İhale Kanunu açık ihaleyi emreder Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Sadece ilan edilmeyen işlerde… Bunları biz EKAP’a koyuyoruz ki herkes gelsin ihaleyi incelesin. Yoksa başka bir şey yoktur burada.

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Sayın Bakan İhale Kanunu diye bir şey kalmadı ki!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Bu açıklıkla burada gözükmektedir, İhale Kanunu’nun maddelerini okursanız, 28’inci maddeyi, burada çok açıkça yazmaktadır. Yoksa, “dosyaya bakamaz, dosya alamaz, ihaleye giremez, şeffaflık kaldırılıyor…” Böyle bir şey yok, nereden çıkarılıyor bunlar?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, ihaleyi niye ilan etmiyorsunuz, açık ihale neden yapmıyorsunuz?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Efendim, ilan edilmeyen işleri burada demiyoruz, ilan edilmeyen işler kanunda zaten belli, lütfen iyi okuyup…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, bu kadar iş dururken bu mudur acil, son günde torbaya böyle bir tarif mi konur?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Efendim, kanunda zaten ilan edilmeyen işler bellidir; acil işler…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Memleket kan gölüne dönmüş. En acil konu bu mu şimdi?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –Acil işler…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yapma, Allah’ını seversen ya! Yapma ya, böyle bir şey olur mu ya!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Lütfen, lütfen, demagoji yapmayalım. Lütfen efendim, işin özü acil işleri biz yapmak zorundayız.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Her gün memlekette evler ağlıyor, en acil konu bu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Bu devlet iş yapacak, bu devlet acil olan işleri acil yapmak zorundadır, sadece acil işleri hızlı yapmak için getirilmiştir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan, bir iddiada bulundu “Yangınlarda, afetlerde, bunları şey yapıyoruz, onun için altı ay, yedi ay, sekiz ay uzuyor.” Örnekler verebilir mi? Van’daki şeyler mi böyle oldu? Nerede oldu? Yani bir örnek versin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Çok örnek var, binlerce örnek var.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hiçbir örnek yok Sayın Bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, bir örnek verin yani somut örnek Sayın Başkan yani.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Veremez, veremez yok çünkü.

OKTAY VURAL (İzmir) – Somut örnekler olmadan soyut kavramlarla… Bu konuda katkı sağlamak istiyoruz ama…

BAŞKAN – Söyledikleriniz zabta geçti Sayın Vural.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim de kısa bir söz talebim var efendim, 60’ıncı maddeye göre.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Buradan mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok, kürsüden herhâlde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, efendim, izninizle, kürsüye çıkayım efendim.

BAŞKAN – Oradan konuşun, zapta geçiyor nasılsa buyurun.

MUHARREM VARLI (Adana) – Grup Başkan Vekili, kürsüden…

BAŞKAN – Beyler, tartışma istiyorsanız bilmiyorum, hangi beşiğe beleyelim sizi? Nerede istiyorsanız orada konuşun efendim, buyurun, ister yerinizden ister buradan, başka söyleyecek bir şey yok.

Buyurun.

MUHARREM VARLI (Adana) – Siz yapıyorsunuz o hatayı Sayın Başkan. Az evvel Sayın Öznur Çalık’a kürsüden söz verdiniz.

BAŞKAN – Peki, size ne oluyor kardeşim? Size ne oluyor yani? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Niye ben milletvekili değil miyim? Size ne oluyor orada Sayın Başkan?

BAŞKAN – Ben bir Grup Başkan Vekiliyle görüşüyorum, sen niye bağırıyorsun?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, milletvekiline “Ne oluyor?” demek millete hakarettir. Ne demek ne oluyor?

BAŞKAN – Ama onun bana… Bir saniye Sayın Başkan. O arkadaşımızın bağırarak Başkanlığa bunu söylemesi hakaret olmuyor mu?

MUHARREM VARLI (Adana) – Niye hakaret oluyor, senin yaptığın hakaret!

BAŞKAN – Ben söylersem hakaret oluyor, onlar söyleyince hakaret olmuyor mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Talebini nasıl iletecek size, mektupla mı?

BAŞKAN – Kimseye hakaret ettiğimiz yok. Ben diyorum ki: “Efendim, ben bir Grup Başkan Vekiliyle görüşüyorum.” Onunla muhatap oluyorum değil mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – “Size ne oluyor?” ne demek?

BAŞKAN – Arkadaşım da elini kaldırır, ben de bir şey söyleyeceğim der, buyurun derim, konuşur. Herkes kalkıyor, istediği gibi konuşuyor Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, “Size ne oluyor?” ne demek?

MUHARREM VARLI (Adana) – Sizin yönetim tarzınızdan öyle oluyor!

OKTAY VURAL (İzmir) – “Size ne oluyor?” diyemezsiniz!

BAŞKAN – Peki, ne söyleyeceğimizi öğreniriz efendim, başka çare yok, bilemiyorum yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizi saygıya davet ediyorum, milletvekili millet adına konuşuyor.

BAŞKAN – Size beğendirmek için ne söyleyeceğimi bilemiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Milletvekillerine saygı esastır.

BAŞKAN - Sayın Başkan, buyurun efendim, kusura bakmayın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önergeyi doğru bulmuyorum, şu nedenle: Davetiye usulü ihalede bir mal veya hizmet belli kişiler çağrılmak suretiyle, onlar arasında ihale yapılmak suretiyle temin edilir. Davetiye usulü ihalenin çerçevesi budur. Hangi hâllerde yapılır, ne zaman yapılır, bunlar ayrı bir tartışma konusu, Hükûmet bu usulü veya ilgili kamu kurumları bu usulü layıkıyla, amacına uygun bir şekilde kullanıyor mu; bu da ayrı bir tartışma konusu, ancak davetiye usulü ihalede davet edilmeyen kişiler de idareye başvurup şartnameyi satın alabilirler. Bunda hiçbir sakınca yok.

Kamu İhale Kanunu’nun temel felsefesi, ihalelerin rekabet ortamında ve saydam bir şekilde yapılmasıdır. Saydamlık açık olmayı gerektirir, ihaleye katılamasa bile, katılmasa bile, davet edilmemiş olsa bile, ilgilenen herkesin şartnameyi alabilmesini, satın alabilmesini gerektirir. Dolayısıyla, bir kişinin davetli olmasa dahi “Ben bu şartnameyi satın alayım, kendimi ona göre hazırlayayım, diğer ihalelere ona göre bir hazırlık yapayım, kim hangi teklifi vermiş, sonuçta hangi teklifle bu ihaleyi kazanacak daha doğrusu, bunu bileyim.” deme hakkı vardır. Bunu engelliyor bu önerge. Sayın Bakanın dediği gibi, hani, yangın, deprem vesaire, acil hâller, bunlar ayrı.

Ayrıca, bir idare kendisinden emin ise, 3 kişiyi, 5 kişiyi davet etmiş bunlar arasında ihale yapıyor ise, kaç kişi başvurmuş olursa olsun davet edilmediği hâlde, bunlardan çekinmemesi gerekir, ret cevabını verir, ihalesine devam eder, gider. Kesinlikle bu önergeyi doğru bulmuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Şahısları adına Sayın Yusuf Başer, Yozgat Milletvekili.

Buyurun Sayın Başer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Teklif’in çerçeve maddesine ek cümle eklenmesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılmakta olan maddeye göre şu an mevcut kanunda ihaleye davet edilmeyen isteklilere ihale dokümanının satışını sınırlayan bir düzenleme bulunmamakta. Dolayısıyla, ilan yapılmaksızın gerçekleştirilen ihalelerde idare tarafından davet edilmeyen istekliler de davet alıp, teklif verebilmektedir. Bu durum ise ihale usulüyle sağlamak istediği işin özelliğine ve önemine uygun olarak sadece ilgili sektörde faaliyet gösteren, yeterliliği ve ehliyeti bilinen firmaları ihaleye davet etme imkânını fiilen ortadan kaldırmakta, davet edilmemiş olmalarına rağmen, ihale dokümanı satın almak suretiyle ihaleye katılanların tekliflerinin değerlendirilmesi ihale sürecini uzatmakta…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu konuşmayı yapmak için insanın çok değerlerini kaybetmiş olması lazım.

YUSUF BAŞER (Devamla) - …özellikle pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde ve acil olması gereken ihalelerde, bu durumda hem ihtilafların uzaması ve hem de şikâyetlerin uzaması sebebiyle acil olan ve ivedi yapılması gereken ihaleler zamanında yapılmamaktadır. Bu getirilen maddeyle yapılmak istenen şey budur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu an görüşülmekte olan torba yasanın çıkmasından amaç toplumun büyük kesiminin ihtiyaçlarını karşılamaktır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu maddenin amacı AKP yandaşları dışındaki hiç kimseyi ihaleye sokmamaktır!

YUSUF BAŞER (Devamla) - Dolayısıyla, milletvekilleri olarak bizlerin iktidarıyla ve muhalefetiyle yapması gereken şey, toplumumuzun ihtiyaçlarını bir an önce karşılamaktır diye düşünüyorum.

Kanunun lehinde olduğumu belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, soru-cevap işlemi yapacağım on dakika süreyle.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu maddenin getirilmesindeki temel amaç hırsızlığa kalıp hazırlamaktır. Maddede ne diyor? Diyor ki: “Ben herkesi ihaleye davet etmeyeceğim, kendi adamlarımı davet edeceğim. Kendi adamlarımı davet edeceğim için bu ihalelerin şartnamelerini başkası öğrenmesin. Bırakın da ben hırsızlığı istediğim gibi yapayım.” diyor. 

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Sus be!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu AKP’lilerde de eğer vicdan varsa, haysiyet varsa, memleket severlik duyguları varsa…

BAŞKAN – Daha temiz…

KAMER GENÇ (Tunceli) - …bu maddeyi reddetmeleri lazım. Böyle bir şey olmaz!

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Sen mi söylüyorsun!

KAMER GENÇ (Tunceli) -  Burada çıkıyor diyor… Efendim, bakın, yani ihaleye hem başkalarının girmesini engelliyor hem de diyor ki: “Bu ihalelerin şartlarını başkaları da para vererek öğrenmesin, benim rahatımı da bozmasın.” Bu hangi ahlak kabul eder? Hangi vicdan kabul eder? Hangi mebus kabul eder? Ya biraz da bizi bu kadar alçaltmayın yahu! Bu Türkiye Cumhuriyeti devletini bu kadar talan eden alçak insanlara da birtakım bu kadar avantajlar sağlamayın efendim.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Alçak sensin!

BAŞKAN – Sayın Karakelle.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Efendim, ben 60’a göre söz istemiştim Sayın Erzincan Milletvekilimiz Muharrem Işık Bey’in bir bilgisini düzeltmek adına fakat bakmadınız. Eğer uygunsa, onunla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun; bulunduğunuz yerden buyurun…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, o geçti, geçti! Kanun içinde 60’a göre konuşulur mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sorulardan sonra söz verin.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Süre geçiyor Sayın Başkan.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, soru-cevap bölümüne geçtik. 60’a göre konuşma değil ki!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, az önceki soru muydu? Soru soracak o da.

BAŞKAN – Sayın Karakelle, bu, soru-cevap kısmı olduğu için, size onunla ilgili 60’a göre ayrıca söz vereyim istiyorsanız.

Müsaade ederseniz devam edelim, arkadaşların hakkını yemeyelim.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Ama arkadaşlar da şu anda bizim…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bir dakika gitti Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, söyledim, hakkını yemeyelim dedim. Sabırlı olunuz rica ediyorum.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bir dakika gitti ama.

BAŞKAN - Ben de görüyorum Allah’ın izniyle.

Sayın Erdoğdu, buyurun.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Sayın Bayraktar’ın yaptığı açıklama ne hukuka ne meşruiyete, hiçbir şeye sığmamaktadır.

Sayın Bakanın yüce Meclisi aldatmaması gerekmektedir. Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesi açık ihaleyi zorunlu kılmaktadır. Açık ihale, ilan edilen, herkesin, gerekli şartları taşıyan her Türk vatandaşının, her şirketin katılabildiği ihale demektir.

21’inci madde deprem, yangın, sel gibi acil durumlarda idarenin vakit kaybetmemesi amacıyla ihalenin ilan edilmemesi ve üçten ziyade firmanın çağrılması suretiyle yapılır. Kentsel Dönüşüm Yasası gibi 300-400 milyar dolar paranın harcanacağı bir yasada bunu 21/b maddesine sokmak, yani bu çok ağır bir durumdur, bu ülkeye karşı işlenmiş çok ciddi bir suçtur. Bugün belki çoğunluğunuzla, bilmeyen milletvekillerine bunu kabul ettirdiniz ama bunun sonu Yüce Divandır. Sayın Bakana ben bunu hatırlatıyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erdoğdu.

Sayın Sarıbaş…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İhale, Türkiye’deki vergi veren tüm insanların, özellikle parasının eşit şartlarda, insanların, bütün firmaların eşit şartlarda gireceği, rekabet edeceği anlamını taşır. Bu bakımdan baktığımızda, ihaleye davet usulünde  -idarenin- davetin adı şudur: İdarenin, hangi insanları, hangi ölçüden, hangi şeyi yapacağını insanların bilmemesidir ve bu anlam içerisinde de davet, bana yakın olan ve benimle ilişkisi çok daha sıcak olabilecek firmalar ya da kişiler anlamı taşır. Bu anlamda, ihalenin özü yani Anayasa’mızda ve hepimizin hakları konusunda baktığımızda, şeffaflık ve insanların bilgi edinme ve diğer haklarının korunması ve rekabet anlamında ve Türkiye’deki girişimci diğer firmalar anlamında da davetin doğru olmayacağı bir yöntemdir ve yine, bu anlamda da baktığımızda ihale Kanunu’nun bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sarıbaş.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Kamu İhale Kanunu’nda şu anda gerçekleştirilen değişiklik, AKP iktidara geldiğinden bu yana gerçekleştirilen kaçıncı değişikliktir?

Kanun’un son hâli AB müktesebatına uygun durumda mıdır hâlâ?

Eklenen bu maddeyle AKP’lilerin istemediği kimseye ihale verilmesi imkânsız hâle gelmektedir. Bu durumda Kamu İhale Kanunu’nun da bir anlamı kalmamaktadır. Kanun’u ne zaman tamamen ortadan kaldırmayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İhaleye fesat karıştırma suçları bu önergeyle perdelenmiyor mu?

Soru 2: Saydamlık ilkesine aykırılık teşkil etmiyor mu?

Soru 3: Açıklık ilkesine aykırılık teşkil etmiyor mu?

Soru 4: Rekabet ilkesine aykırılık teşkil etmiyor mu?

Soru 5: Sayın Bakanın açıklamalarından, madem acil ve istisnai durumlarda bu, söz konusu olacaksa, o önergeye, o zaman “deprem ve yangın” ibaresini koymayı niçin düşünmüyorlar?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Varlı…

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Öznur Çalık’a 60’a göre kürsüden söz verdiniz. Aynı şekilde Hamzaçebi isteyince itiraz ettiniz. Ben de yerimden bir haksızlığı belirtmek için müdahale edince çok kaba bir tavır sergilediniz, tutumunuzu kınıyorum.

BAŞKAN – Sizin söylediğinizin, bu olayla hiç ilgisi yok. Hamzaçebi’ye “İstediği yerde konuşabilir.” dediğime göre bir tartışma yok ama siz öyle takdir ediyorsanız, öyle olsun efendim.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bakanlığınızca Van ve Simav depremlerinde kaç firmaya ilansız ihale verdiniz? Bunların hangi sorunu vardı da böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuldu? Şu anda bu değişikliği bekleyen kaç yandaş firma sırada beklemektedir?

Kamu İhale Kurumu tarafından son yılın 10 büyük yolsuzluğu olarak medyaya yansıyan yolsuzluklardan 2 tanesi Kütahya’ya aittir. Bu Kamu İhale Kurumu tarafından geçen hafta medyaya yansıyan 10 büyük yolsuzluğun kaçı Bakanlığınızla ilgilidir? Cevaplarsanız memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, buyurun efendim...

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, süreyi uzatmadınız.

BAŞKAN – Hayır, on dakika İç Tüzük’ün emri, beş dakika geçti bile.

Buyurun efendim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) –Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; tekrar, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Burada sorular, tabii, genel oldu. Sayın Tanal’ın soruları münferit sorular, diğer sorular genel mahiyette. Genel mahiyette tekrar açıklamaya çalışacağım.

Burada özellikle vurgulamak istediğim ve önergenin vurgulamak istediği husus tamamen zamandır. Biz burada İhale Kanunu’nda “Belli kişileri çağıracağız, belli kişileri çağırmayacağız.” gibi bir madde getirmiyoruz, hiçbir maddenin özüne dokunmuyoruz, fakat tenakuz var. Şimdi, efendim…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, davet edilemeyenler şartname alamıyor Sayın Bakan. Yazıktır ya insanlara!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Efendim, kanunu biz yapmadık. 4734 sayılı Kanun bizim İktidarımızdan önce yapılmış bir yasadır, bu Yasa’ya hepimiz saygılıyız. Tabii ki yasalar uygulama yapıldığı süre içerisinde ihtiyaç duyulduğu oranda, tatbikat süresinde değişikliğe uğrayabilir; bütün yasalar böyledir, hatta Anayasa da böyledir. Yasalar ihtiyaç oldukça, geliştikçe, iş geliştikçe, hayat geliştikçe…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama insanların hakkını alamazsınız, sadece davet edilenler alacak burada!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Müsaade ederseniz sözümü bitireyim, siz tekrar söz alabilirsiniz.

Şimdi, burada, daha evvelden EKAP’a ihaleleri koymuyorduk, niye koymaya başladık? Şeffaf olsun diye. Niye koymaya başladık? Herkes gelsin dosyayı incelesin diye, şeffaflığı artırmak için.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya hangi şeffaflık?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) –Davetten maksat, hangi ihalelere davet edilebiliyorsa kanunda yazılı. Biz hangi ihalelerde davet yapılacağını burada yeniden tadat etmiyoruz, onlar yasada zaten var, acil ihaleler belli, kanunun birçok yerinde bunlar ifade ediliyor; o ihalelerde davet yapılıyor. Benim Bakanlığım ihale yapmıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, davet edilemeyenlerin ihale hakkını elinden alıyorsunuz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) –Efendim, bakınız, acil işlerde yasa idarelere hak vermiştir, demiştir ki: “Senin acil işin olduğu zaman bu işi iyi yapanları çağır.” Burada bir…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam, acil iş, adam ögrenmiş niye ihale hakkını elinden alıyorsunuz?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – “Acil işler”i tanımla o zaman bir an önce.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Efendim, burada bir yolsuzluk aramak haksızlıktır, burada başka şeyler aramak insanın kendisinin kötü düşüncesidir. Yoksa o zaman idareler acil işi olduğu zaman iş yapamayacak mı; Van’ı yapamayacak mı, Simav’ı yapamayacak mı? Peki, bu işler nasıl olacak? Bunlar da Sayıştayın denetimine tabidir, bunlar da yargıya açıktır. Bunlarda doküman isteyen herkese verilebiliyor. Zaten dokümanlar idarelerden geldiği zaman dosyadan herkese göstermek zorundasınız, zaten EKAP’a konduğu zaman herkes oradan bakabiliyor. Onun dışında, satın aldığı zaman gelip… Siz 10 kişi davet ettiniz, 15 kişi davet ettiniz; 70 kişi gelip teklif veriyor, 70 kişinin teklifine cevap vermek zorundasınız. Bunlar süreci uzatıyor, üç ayda bitirmeniz gereken işin ihalesini altı ayda bitiremiyorsunuz. Bu işin özü budur. Ben kimseyi aldatmıyorum.

Benim Bakanlığım da şu anda ihale yapmıyor. Sayın Alim Işık Hoca’nın dediği “Burada on tane yolsuzluktan sizin Bakanlığınızda hangileri var?” diye; ben bilmiyorum. Benim Bakanlığımda bir tane yolsuzluk varsa, ihale yolsuzluğu varsa veya başka yolsuzluk varsa her türlü cezaya biz razıyız.

Çok değerli milletvekilleri, biz TOKİ’de de 30 bin ihale yaptık, 30 bin! Bunların 3 bin tanesi büyük ihaledir, geri kalan 27 bin tanesi küçük ihaledir. Bunların içerisinde biz çok sıkı denetlendik. Hiç kimse kimseyi korumaz; kardeş, kardeşi korumaz; bakan, bürokratı korumaz böyle işlerde, koruyamaz. Biz hiçbir yolsuzluğa bulaşmadık, bundan sonra da bulaşmayacağız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Allah’tan kork, Allah’tan!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Biz böyle fikri bozuk olan dervişlerden değiliz. Kesinlikle, burada da sadece vatanımız için, milletimiz için, insanımız için hızlı yapılması gereken, acil yapılması gereken hastane olabilir, acil yapılması gereken yurt olabilir, acil yapılması gereken karakol olabilir, acil yapılması gereken yangından, afetten zarar gören bir yer olabilir, selden zarar gören bir yer olabilir; bunları biz yapmak zorundayız. Bunun için de eğer bir idare yanlış kişileri davet ediyorsa onu Sayıştay denetlesin, KİT Komisyonu -bu Meclisin aynı zamanda yasamanın yanında denetleme görevi de vardır- onları denetlesin fakat devletin, Hükûmetin elini kolunu bağlamak doğru değildir. İdareler çalışacak, memleket kalkınacak; biz bunun için mücadele ediyoruz, kalkınmak için, gelişmek için. Burada da sadece üç ayda, iki ayda, bir ayda bitmesi gereken ihaleler… Samimiyetle söylüyorum, lütfen buna inanın, bir ayda bitirmemiz gereken işin ihalesini altı ayda bitiremiyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, arada sekiz gün süre farkı var Sayın Bakan, doğru bilgi verin yani! Sekiz gün süre farkı var.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Bunun çok canlı örnekleri var. Özellikle lütfen bunun altında, bu önergenin altında bir milim kötü niyet aramayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Maliye Bakanı gelsin, Kamu İhale Kurumu Başkanı gelsin, bu dediklerinizi teyit etsin, ben “kabul” vereceğim burada.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Özellikle bu madde kötü niyetlilerin ihaleye girmesini engelleyen bir madde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama bu Kamu İhale Kurumuyla ilgili bir konu Sayın Bakan.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, Kamu İhale Kurumu Başkanı gelsin, söylediklerinizi teyit etsin, ben “kabul” vereceğim bu yasaya.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) -Gerçek müteahhitleri koruma vardır burada özellikle.

Saygıyla arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Yeni madde olarak görüşülen bu madde üzerinde aynı mahiyette iki adet önerge vardır, okutuyorum efendim:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Yasa Teklifi’ne eklenen 27. maddenin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                  Kamer Genç                                    Mahmut Tanal                                    Hasan Ören

                      Tunceli                                             İstanbul                                             Manisa

               İhsan Kalkavan                                Candan Yüceer

                     Samsun                                           Tekirdağ

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                     Alim Işık                                   Cemalettin Şimşek                            Mehmet Erdoğan

                     Kütahya                                            Samsun                                              Muğla

                Ali Uzunırmak                                    Oktay Vural                                               

                       Aydın                                                İzmir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki iki önerge hakkında görüşünüz nedir efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) -  Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki dönemin sonuna doğru bu gibi yasalar torbanın içerisinde geliyor, geçiyor.

Değerli milletvekilleri, biraz hafızanızı yoklayarak, sizlerle bu yüce Meclisin kürsüsünden bir şey paylaşacağım. Sayın Başbakan bundan birkaç gün önceki konuşmasında diyordu ki: “Biz aramızdaki rantçıları temizleyerek yola devam ediyoruz.” Ve bir sayın bakan gazetedeki röportajında diyordu ki: “Paraları birilerine yedirdim.”

Tabii ki bazı önemli bakanlıklarda bir daha bakan olamayan arkadaşlarımız ve milletvekili olamayan arkadaşlarımız oldu. Sayın Başbakana şimdi buradan, Meclis kürsüsünden sormak istiyorum: Acaba Kamu İhale Kanunu’nda 2002’den bugüne kaç maddede değişiklik yaptı ve aynı maddelerde kaç defa değişiklik yapıldı? Eğer, siz kıymetli milletvekilleri, iktidar milletvekilleri, muhalefetin iktidarı denetlemeye gücü yetmediği zamanda dahi milletvekili olarak bunları, iktidarınızı denetleyemiyorsanız, milletvekilliğinin hiçbir anlamı yok değerli arkadaşlar.

Eğer bir ülkede kurallar günbegün değişiyor ise, eğer bir ülkede kurallar kişilere göre değişiyor ve değiştiriliyorsa, o zaman o ülkede ne bir fırsat eşitliğinden söz edilebilir ne de bir hak eşitliğinden söz edilebilir. Ve bu bilhassa iktidar eliyle yapılıyorsa, yürütme eliyle yapılıyorsa ve iktidar çoğunluğu buna alet oluyorsa, ben sizin yüreğinize ve vicdanınıza sesleniyorum.

Değerli milletvekilleri, tekrar söylüyorum, Sayın Başbakan diyor ki: “Biz aramızdaki rantçıları temizleyerek yola devam ediyoruz.” Peki, kürsüden soruyorum: Sayın Başbakan, siz aranızdaki rantçıları temizliyor iseniz hangi rantçıyı hukuka teslim ettiniz? Eğer siz bu rantçıları biliyor,

hukuka teslim etmiyorsanız, kuralları, iktidar gücüne dayalı günbegün değiştiriyorsanız… Ben hiçbir iftira atmıyorum ve kendi izanımla da, kendi edebiyatımla da söylemiyorum, Sayın Başbakanın söylediğiyle soruyorum. Sayın Bakana soruyorum: Sayın Bakan, siz Bakanlıkta yeni olabilirsiniz ama Kamu İhale Kanunu’nda kaç madde, kaç defa değişti ve aynı maddede kaç defa değişiklikler yapıldı?

Eğer hakikaten, Sayın Başbakanın söylediği gibi, değerli milletvekilleri, acemilik, kalfalık, ustalık dönemi… Devlet, acemi nalbant eşeği değil. “Göç yolda düzülür.” hesabı, devletin kuralları, devletin kaideleri böyle değiştirilmez; kişiye göre, yandaşa göre, şartlara göre, güne göre ihaleyle bu kadar oynanılmaz. İhaleyle bu kadar oynanılıyorsa, o rantçıların kimler olduğu oynayanlar tarafından da biliniyor demektir. O zaman, rantçıları aradan temizlemek için mi tedbir alınıyor, yoksa yeni rantçılar meydana getirmek için mi yol açılıyor?

Öyleyse, dün Sayın Başbakanın kendi söylediği, eğer hakikaten söz ağızdan çıktığında er kişi o sözün esiriyse, bu rantçıları hukuka teslim etmeliydi. Eğer hukuka teslim etmediyse, Sayın Başbakan o zaman mesuliyet altındadır.

Bir ülkede Genelkurmay Başkanlığı yapmış birisiyle çay içip kahvehanede arkadaş olmadı. Millî Savunma Bakanı buradaki soruya diyor ki: “Sayın Başbakanla Yaşar Büyükanıt’ın arasındaki özel mesele.”

Sayın Başbakan, Yaşar Büyükanıt’la, Sayın Genelkurmay Başkanıyla acaba mahalle arkadaşı mıydı, okul arkadaşı mıydı, çocukluk arkadaşı mıydı sır paylaştığı? Birisi Başbakandı, birisi Genelkurmay Başkanıydı ve düşünüyorum ki Başbakan ve Genelkurmay Başkanı olmazdan, o konuma gelmezden önce de hiç birbiriyle sohbet etmiş, çay içmiş değillerdir. Ne “özel meselesi” olur?

 İşte, devlet bugün acemi nalbant eşeğine dönmüştür ve o acemilik, maalesef, Türkiye’yi, iç güvenlikten dış politikaya varıncaya kadar birtakım zaafların içerisine düşürmüştür ve millî onur, millî gurur, millî hassasiyetler, dış politikadaki hassasiyetler iç politikaya malzeme yapılarak baskı kurulmaya çalışılmaktadır. Sorgulanması gereken doğru zeminlerde Milliyetçi Hareket Partisi olarak bunları sorgulayacağız, bundan herkes emin olsun ama elbette ki devletimizin kurumlarının doğru bilgi vermesini ve bu doğru bilgilerden doğru sorgulamaların yapılacağı zeminleri biz kullanmak istiyoruz.

Hepinize teşekkür ediyorum. Bu madde yeni yolsuzluklar maddesidir, çıkartılmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Uzunırmak.

Sayın Genç, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi yüce bir kurumdur. Bu yüce kurumun, hak, adalet, insanlık, vatan sevgisiyle, millet sevgisiyle ve dürüstlükle karar alması, bu yolda işlem tesis etmesi lazım. Şimdi, bir memleketin kaderini tayin eden Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin konulara her yönüyle hâkim olması lazım. O memlekette, en ufak bir haksızlığın önünü kesecek yasal düzenlemeler yapması lazım. O memlekette, icranın en dürüst şekilde görev yapmasını sağlayacak düzenlemeler yapması lazım. O memlekette, binde 1 de olsa, hani binde 1 de olsa, kötü bir, bakanlık makamına gelen kişilerin suistimalleri önleyecek düzenlemeler yapması lazım. Yani öyle bir düzenlemeler yapacağız ki, karşımızdaki insanlar kendi keyiflerine göre değil… Getirdiğimiz kuralların, öyle açık, net, uygulamada şüpheye meydan vermeyecek derecede çok açık ve şeffaf olması lazım.

Şimdi, tam Meclis tatile girerken bir torba kanunu getirilmiş, burada bir önerge getiriliyor, diyor ki: “Ben, ihaleyi açık yapmayacağım, kendi dostlarıma davetiyeyle… Trilyonluk, hatta katrilyonluk ihalelere müteahhitleri davet edeceğim ama olabilir ki birtakım birtakım insanlar gelecek, benim bu kendi dostlarıma böyle özel davetiyeyle davet ederek ihale verdiğim kişilerin, verdiğim ihalenin, devletin mallarını ne kadar talan ettiğinin farkına varacak, ne kadar o ihale verdiğim kişiyle benim menfaatlerimin olduğunu tespit edecek bilgileri elde etmesin. Ben onlara bu bilgileri vermeyeyim. Dolayısıyla çok rahat yolsuzluk yapayım, talan yapayım.” Ondan sonra… Ve bunu size onaylatmak istiyor yani “Parmaklarınızı kaldırın.” diyor. Yani “İhale özel pazarlıkla yapılacak, birtakım, üç beş tane ahbabımı davet edeceğim, başkaları bu ihale hakkında bilgi sahibi olmasın. Ey AKP’li milletvekilleri, siz de bize destek verin ama yani.” diyor.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, bu bana karşı değil, bu size karşı bir saygısızlık. Şimdi, arkadaşlar, bugün TOKİ’de 45 katrilyonluk ihaleler… Yani bugüne kadar yapılan ihaleler var. Bu ihaleleri incelediğiniz zaman –ben KİT Komisyonundayım- birçok ihale -inanınız, bakın- afet olmadığı hâlde, afet kapsamına girilmek suretiyle, özel pazarlık suretiyle yapılmış. Mesela, bir şehirde, şehir içinde yapılan bir TOKİ ihalesi 60 bin liraya ihale edildiği hâlde, bir köyde yapılan ihale 195 bin liraya veriliyor yani 195 milyar liraya veriliyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu memleket hepimizin. Üç beş kişi para kazanacak diye biz niye haktan ayrılalım, biz niye hukuktan ayrılalım, biz niye memleketimize ihanet edelim? Arkadaşlar, bu memlekette hakikaten çok muhtaç, zor durumda olan insanlar var, ekmeğe muhtaç insanlar var. Bugün milyonlarca üniversite mezunu iş bulamıyor. Neden bulamıyor biliyor musunuz? Üretime dayalı bir yatırım yok.

Şimdi, buraya getirmiş Hükûmet, diyor ki: “Ben özel dostlarımı çağıracağım, bu ihaleyi onlara vereceğim, bu ihalenin şartlarını da başkaları öğrenmesin.” Sizin vicdanınız kabul ediyorsa buna kabul verebilirsiniz. Ama kabul verdiğiniz zaman Kamer Genç’e çok büyük bir koz vermiş olursunuz. Her yerde çıkacağım, bu yaptığım konuşmayı yapacağım, diyeceğim ki: “Ey vatandaşlar, bak, ben çıktım, bunların vicdanlarına hitap ettim. Dedim ki: Ey AKP’liler, vicdanlarınıza hitap ediyorum. Bu memleketi talan edenlere, soygun edenlere, hırsızlık yapanlara meydan vermeyin.” Ama siz verirseniz o zaman derim ki: ”Arkadaşlar, ben söylenmesi gereken şeyi söyledim. Bunların vicdanlarına hitap ettim ama buna rağmen önergeye kabul verdiler.”

Yahu, bunun şimdi zamanı mı arkadaşlar? Her şey açık olsun, şeffaf olsun, ihaleler gerçek bedelleri üzerinde yapılsın. İhale edilen kişilerin gerçek ihale şartlarına uyması lazım. Ondan sonra, hizmete uygunluk yapması lazım. O bakımdan, bu önergeyi reddetmeniz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ(Devamla) - Ben size söylüyorum. Benim için bir şey yok, benim vicdanım rahat. Ben bunu dile getirmek istedim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.

                                               lll.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN- Hayhay efendim.

Yeni madde olarak görüşülen bu madde üzerindeki iki adet önergenin oylaması sırasında yoklama talebi var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özgümüş, Sayın Dinçer, Sayın Erdoğdu, Sayın Aygün, Sayın Genç, Sayın Işık, Sayın Erdemir, Sayın Kurt, Sayın Çam, Sayın Sarıbaş, Sayın Moroğlu, Sayın Özkoç, Sayın Öz, Sayın Güven, Sayın Danışoğlu, Sayın Tayan, Sayın Bulut, Sayın Onur, Sayın Tanal.

Arkadaşlar, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

 (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri(Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Yeni madde olarak görüşülen bu madde üzerindeki iki adet aynı mahiyetteki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Şimdi, yeni madde ihdasına dair olan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece teklifin mevcut metnine yeni 27’nci madde eklenmiştir. Kanunun yazımı esnasında bu madde eklenerek diğer madde numaraları teselsül ettirilecektir.

Bir karışıklığa mahal vermemek amacıyla görüşülmekte olan Komisyon raporuna mevcut maddeler üzerinden devam edeceğiz.

Sayın Karakelle, buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ya aynı ilin milletvekillerinin kavga etmesi kadar… Bu Mecliste ilk defa getiriyorsunuz ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Neye göre söz verdiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN – 60’a göre söz istemişti efendim.

V.- AÇIKLAMALAR(Devam)

17.- Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle’nin, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın Erzincan’daki hastanelerle ilgili vermiş olduğu bilgilere ilişkin açıklaması

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzincan Milletvekilimiz Sayın Muharrem Işık Bey’in Meclise vermiş olduğu, hastanelerimizle ilgili bilgileri düzeltmek üzere söz aldım. Gerçekten ben de üzüldüm. Aynı ilin milletvekilleri olarak kendi hastanelerimizi yüceltmek görevimiz olduğunu da ifade edeyim.

Hemen, kısa, öz… Bizim Erzincan’da Tıp Fakültemiz var. Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanemiz şu anda 11 profesörle hizmet veriyor; 200 yataklı, 200 yatak da ilave yapıyoruz. Daha önce iki tane devlet hastanemiz vardı A ve B bloklardan ibaret; bunların hizmetlerini birleştirdik, A Blok Devlet Hastanemiz hizmetine devam ediyor, edecektir. Ben özellikle Sağlık Bakanımıza Erzincan’ımıza sağlık hizmetlerinden dolayı, yaptığı hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyorum.

Değerli Milletvekili Kardeşim Erzincan’da Kızılay polikliniğinden bahsetti. O doğrudur, kendisi de oranın mesul Müdürlüğünü yapmıştı herhâlde iki yılı aşkın, çünkü orası başhekimlik değildi. İhtiyaç kalmadı, Üniversite Hastanesini açtıktan sonra Kızılay polikliniğini devrettik Sağlık Bakanlığına ve şu anda orada da Dünya Göz Bankası hemen hizmete açılıyor. İsterse Değerli Milletvekilimiz bunu da oradan tespit edebilir. Ve devredildi, Kızılay Genel Başkanlığı polikliniği de devretti Dünya Göz Bankasına, bulunduğu yerde de bu hizmete devam ediyor.

Bir de Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanemizin binasının sakat olduğunu… Gerçekten, hemşehrilerim adına çok üzüldüm. Kendilerine ben, kendi yazımla Ankara Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin raporlarını, yirmi beş sayfadan ibaret olan ve bu binamızın sağlam olduğu raporlarını da hem Erzincan basınına hem de bu Değerli Milletvekili Kardeşimize de gönderdim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SABAHATTİN KARAKELLE(Devamla) - Ben Meclisi de bu noktada bilgilendirmek hususunda söz aldım. Zamanınızı aldım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakelle.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.

                                                                                                   Kapanma Saati: 19.47

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri(Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

27’nci madde üzerinde üç adet aynı mahiyette önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 27. maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ederiz.

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Haydar Akar                                   Haluk Eyidoğan

                     İstanbul                                            Kocaeli                                             İstanbul

               Ali Haydar Öner                                   Levent Gök

                      Isparta                                              Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                     Adil Kurt                                       İdris Baluken                                    Levent Tüzel

                      Hakkâri                                              Bingöl                                              İstanbul

                    Erol Dora                                      Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan

                      Mardin                                              Şırnak                                                Iğdır

Aynı mahiyetteki son önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

                       Ali Öz                                 Hasan Hüseyin Türkoğlu                          Mehmet Günal

                      Mersin                                           Osmaniye                                           Antalya

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe efendim. 

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

 

Gerekçe:

Bir taraftan tasarruftan bahsederken, bir taraftan istisna hükümleri getirilirken, bir taraftan da Kamu İhale Kurumunun başkan yardımcısı sayısının artırılması çelişkidir. Maddenin metinden çıkarılması önerilmektedir.

EROL DORA (Mardin) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

27. maddede yapılan düzenlemeyle, 4734 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (h) fıkrasının birinci paragrafında yer alan "üç" ibaresi "dört" olarak değiştirilmiştir. Yani Kamu İhale Kurumunun Başkan Yardımcısı sayısı üçten dörde çıkarılmıştır. Bu yönüyle bu değişiklik, bir önceki madde ile tamamen çelişkili bir maddedir. Bir taraftan, 26. maddede bir kez daha Kamu İhale Kanunu delinmiş ve bir bakıma Kamu İhale Kurumu daha da etkinsizleştirilirken, öbür taraftan Kamu İhale Kurumunun üst yapılanmasında artışa gitmek kendi içinde tutarsız bir yaklaşımdır. KİK'in iş yükü olduğu düşünülse bile, personel almak yerine üç olan başkan yardımcısı sayısının dörde çıkarılması ayrıca bir soru işaretidir. Bu yönüyle bir önceki madde ile çelişen ve kendi içinde de nedeni belli olmayan bu değişikliğin teklif metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Engin Özkoç konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Engin Özkoç, Sakarya.

Buyurun Sayın Özkoç. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce Sayın Bakan buradaydı ve bir madde geçti. Bu maddede aynen şöyle diyor: “Bu durum idarenin bu ihale usulü ile sağlamak istediği işin özelliği ve önemine uygun olarak sadece ilgili sektörde faaliyet gösteren yeterliliği ve ehliyeti bilinen firmaları ihaleye davet etme imkânını fiilen ortadan kaldırmakta, davet edilmemiş olmalarına rağmen ihale dokümanı satın alarak ihaleye katılanların tekliflerinin değerlendirilmesi ihale sürecini çok uzatmaktadır. Bu yüzden sadece davet edilen firmalara bu ihaleler verilecektir.”

Şimdi Sayın Bakan burada olsaydı ben Sayın Bakana sormak isterdim değerli arkadaşlarım: Konuşmakta olduğum madde 27’nci madde, 4734 sayılı Kanun, İhale Kanunu. Burada ne değişiyor? Burada Kamu İhale Kurumunun işleri o kadar çok ki o yüzden hem daire sayısında çok bir artış olacak hem de başkan yardımcılıkları konusunu da 3’ten 4’e çıkarmak gerekiyor.

Şimdi, Sayın Bakan, gerçekten acil konular varsa ve bu acil konularda ihaleye davetiye veren ya da dosya veren insanlar çoğunlukta bulunuyorlarsa ve bu işler uzuyorsa gerçekten bu ihale yasasını anlamak mümkündür, anlaşılabilir bir şeydir. Peki, ben size soruyorum Sayın Bakanım: Gerçekten Kamu İhale Kurumunun iş yükü artmakta mıdır? Şu an itibarıyla BOTAŞ alımları Kamu İhale Kurumunun dışına çıkarılmıştır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında yapılan mal ve hizmetler Kamu İhale Kanunu’nun dışına çıkarılmıştır. Vakıf kültür varlıklarının onarım ve restorasyonuna ilişkin mal ve hizmetler, elektrik sektöründeki KİT’lerin diğer kamu kurumlarında yapacağı enerji ve yakıt alımları, Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile özerk spor federasyonlarının ulusal ve uluslararası sportif faaliyetlerine ilişkin mal ve hizmet alımları Kamu İhale Kurumunun dışına çıkarılmıştır. Şimdi, bunlarda acelecilik neydi? Ne oldu da bunlar Kamu İhale Yasası’nın dışına çıkarıldı?

Kamu İhale Yasası içerisinde davetiye verilip görüşülmesini hadi anlıyoruz, istediklerinize davetiye vermenizi de hadi anlıyoruz. Peki, 4+4+4’teki Fatih Projesi’nin ne gibi bir acelesi vardı da siz gerçekten bu projeyi Kamu İhale Kurumunun dışına çıkardınız? Burada alınacak olan tabletleri, yangın mı çıktı, afet mi vardı, deprem mi oldu, zamanımız mı yoktu, ne oldu da… Ben bunu anlamak istiyorum bir vekil olarak. Bırakın, beni Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olarak görmeyin, bir vekil olarak az önce konuşulan konuyla bu konu arasında bir bağ kurmaya çalışıyorum. Siz bir Bakan olarak diyorsunuz ki: “Gerçekten, biz ihale açtığımızda, davet ettiğimizin dışında bazıları 70 tane, 80 tane ihale dosyası getiriyordu ve onları koyuyorlardı ve bizim işimiz uzuyordu.” Peki, uzuyordu, siz bir önlem aldınız. Peki, tümüyle Kamu İhale Yasası’nın dışına çıkartırsanız bunu ve ondan sonra da “Kamu İhale Kurumunun görevleri çoğaldığından dolayı biz burada daire başkanlığını artırıyoruz ve daire başkanlığına da ayrıca bir yardımcı başkanlık alacağız.” derseniz, değerli arkadaşlarım, bunun inandırıcılığı olur mu?

Biz, tamam, muhalefet edelim, başka şeyler yapalım ama sadece bir şeyi soruyorum, siz de vicdanınıza sorun lütfen: 4+4+4’te İhale Kanunu’nun dışına çıkartılan tabletin acelesi neydi? Bunu vicdanınıza sorun. Neden Kamu İhale Yasası’nın dışına çıkartılmıştır? Bunu sorun. O zaman vicdanınız “Evet.” diyorsa ben de “Evet.” diyorum.

İşin acı tarafı nedir biliyor musunuz: Ne söylersek söyleyelim, bu Hükûmet kadar kanunsuzluğu kanunlaştıran başka bir hükûmet cumhuriyet tarihinde gelmemiştir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkoç.

Sayın milletvekilleri, şimdi aynı mahiyetteki üç önergeyi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN - …oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Efendim, 2 kâtip üye arasında anlaşmazlık var.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Efendim, bana verilen bilgiye göre karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 27’nci madde kabul edilmiştir.

28’inci madde üzerinde dört önerge vardır; aynı mahiyette iki önerge ve diğer iki önerge.

Şimdi sırasıyla önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 28’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mustafa Elitaş                                  Ramazan Can                                     Ahmet Yeni

                      Kayseri                                            Kırıkkale                                            Samsun

             Akif Çağatay Kılıç                               Muzaffer Aslan                                   Yusuf Başer

                     Samsun                                            Kırşehir                                              Yozgat

Madde 28- (1) 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 81'inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                

“Tüzel kişi temsilcisi gerçek kişilerin, temsil ettikleri tüzel kişinin tescilli ana sözleşmeleri gereğince temsil ve bağlayıcı işlem yapma yetkisine sahip olduklarına dair düzenlenmiş imza sirkülerinin aslı veya noter tasdikli sureti veya ticaret sicil müdürlüğünden doksan gün içerisinde alınmış yetki belgesinin oy kullanma sırasında ibrazı gerekir. İbraz edilen imza sirkülerinin bir fotokopisi oy kullanılan sandık kurulu başkanına teslim edilir. Ticaret sicil müdürlüklerince organ seçimlerinin başladığı tarihten önceki doksan gün de dahil olmak üzere oda ve borsa organ seçimlerinin yapıldığı aylarda seçim amacıyla tasdik edilen bu belgelerden harç ve hizmet bedeli tahsil edilmez."

TBMM Genel Kurul Başkanlığına

Genel Kurulda görüşülmekte olan 2/679 esas sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 28. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Saygılarımızla.

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                        Sinan Aydın Aygün                              Namık Havutça

                     İstanbul                                             Ankara                                            Balıkesir

                   Umut Oran                                     İlhan Demiröz                                             

                     İstanbul                                              Bursa

 

"Madde 28- 18.5.2004 tarih ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 81 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

"Tüzel kişi temsilcisi gerçek kişilerin, temsil ettikleri tüzel kişinin tescilli ana sözleşmeleri gereğince temsil ve bağlayıcı işlem yapma yetkisine sahip olduklarına dair son iki ay içinde düzenlenmiş ve ilgili ticaret sicili memurluğunca tasdik edilmiş bir belgeyi oy kullanma sırasında ibraz etmeleri gerekir."

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki iki önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

302 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 28. maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Adil Kurt                                       İdris Baluken                                    Levent Tüzel

                      Hakkâri                                              Bingöl                                              İstanbul

                 Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan                                      Erol Dora

                       Şırnak                                                Iğdır                                                Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

                       Ali Öz                                       Seyfettin Yılmaz                         Hasan Hüseyin Türkoğlu

                      Mersin                                              Adana                                            Osmaniye                    Mehmet Günal

                      Antalya

BAŞKAN – Komisyon, son okunan aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

28. Maddede yapılan düzenlemeyle, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 81. maddesinin 5.fıkrası değiştirilmiştir. Bu değişikliğin Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun ihtisas alanına girdiği hâlde hızlıca Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilmesi yasama ciddiyetinden uzaktır. Nitekim TOBB kanununda değişiklik yapan bu düzenlemenin doğruluğuna Plan ve Bütçe Komisyonu karar veremez. Bu nedenle, bu maddenin ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmek üzere teklif metninden çıkarılması çok doğru olacaktır.

BAŞKAN – Sayın Şandır, kim konuşacak?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Seyfettin Yılmaz konuşacak efendim.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurun.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 28’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifiyle  yaklaşık 35 adet kanun ve kanun hükmünde kararnamede çeşitli değişiklikler yapılmaktadır.

Bu kanun teklifinde, öğretmen ve polis kadroları ihdas edilmesi, yine ilkokulu bitirenlere sürücü belgesi alma imkânı verilmesi güzel işlerdir fakat böyle alelacele gelen bu torba yasada Sayın Başbakanın da seçim meydanlarında söz verdiği gibi belediyelerde ve özel idarelerde çalışan sözleşmeli personele kadro verilmesinin olması gerekiyordu.

Yine, bu torbada işçilerin, memurların, esnafların, emeklilerin ve çiftçilerin olması gerekiyordu; yok ne yazık ki. Bu torbada ne var? Meclise yeni 10 tane kırmızı plakalı araç tahsisi var, Kamu İhale Kanunu’ndan kaçış var, Sayıştay denetimini etkisizleştirerek denetimden kaçış var ve yandaşlara yeni kadrolar oluşturmak üzere müşavir kadrosu verilmesi var.

Bakın, bundan beş altı ay önce kanun  hükmünde kararnamelerle bir sürü müşavir kadrosu alındı.

İşte burada Orman ve Su İşleri Bakanı oturuyor. Şimdi, buradan kendisine de soruyorum ve sizlere de söylüyorum: Bundan önceki Bakan da Adalet ve Kalkınma Partisinin bakanıydı, 28 tane müşavir kadrosu vardı. Bu Bakanla beraber bu sayı yaklaşık 130’lara çıktı. Şimdi soruyorum: Bu aldığınız artı 100 tane müşavir kadrosundan nasıl istifade ettiniz? Ben size birkaç tane örnek vereyim: Bakanın ta İSKİ’den beri özel kalem müdürlüğünü yapan kişi özel kalem müdürlüğünden müşavir kadrosuna geçirildi. Yine, eskiden beri yanında çalışan Mustafa Yaraşır diye bir arkadaşı önce müfettiş, daha sonra müşavir oldu. Yine özel kalemde çalışan birisi orada çalışmaya devam ediyor, müşavir kadrosuna alındı. Niye bunlar alınıyor? Size söyleyeyim: Müşavir kadrosuna son yapılan düzenlemelerle 5 milyar 400 milyon lira maaş veriliyor.

Sayın milletvekilleri, bugün, yangında canını ortaya koyan mühendisler 2-3 milyar para alırken, sizin yakınlarınıza, milletvekillerinin yakınına, partililerinize müşavir kadrosu vereceksiniz ve onlara 5 milyar 400 milyon lira gibi bir para ödeyeceksiniz. Şimdi, bu hangi mantığa sığar, hangi akla sığar? Yani, Sayın Bakan cevap versin. Bu artırdığı 100’e yakın müşavir kadrosuyla ne yapıyor?

Şimdi, burada da yine, bu kanun teklifinde, aynı şekilde birilerine ballı maaşları vermek üzere müşavir kadroları tahsis edilmiş; yine sonuç aynı noktaya gidecek.

 Evet, bizim önergemiz odalar ve borsalarla ilgili. Bakın, sayın iktidar partisinin milletvekilleri, sizlere sesleniyorum: Şimdi, Türkiye’deki tüm kurum ve kuruluşları sizinle aynı düşünen insanlardan oluşacak bir yapı hâline getirmeye çalışıyorsunuz. Şimdi, Odalar ve Borsalar Birliği, odalar, sivil toplum örgütleri…

Bakın, geçenlerde bir orman mühendisleri odası seçimi oldu. Merkezi Adana olan Doğu Akdeniz Şubesi yaklaşık 11 vilayeti kapsıyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığının, artık Bakan talimatı mıdır bilmiyorum ama bütün genel müdürleri, bölge müdürleri, müsteşar yardımcıları sahada bu seçimleri kazanmak için, yönetimin desteklediği listeyi kazandırmak için müthiş bir gayret gösterdiler ve netice itibarıyla Adana seçimlerini kaybettiler. İlla ki baskıyla sonuç almak mümkün olmuyor, milletin duruşu bazen sağlam oluyor.

Bunun üzerine ne yapıldı? Şimdi ben buradan soruyorum: Eski Orman Bakanı zamanında, 2003 yılında Belediye Başkanı, iktidarınızın Belediye Başkanı AKP’li Aytaç Durak, Bakan Osman Pepe, AK PARTİ’nin Bakanı ve 2003 yılında Adana’ya, fuar alanının olduğu yere bir kent ormanı verildi ve bunun arkasında Orman Bakanlığının yetkilileri var, olurları var Orman Bakanlığının Genel Müdürü dâhil olmak üzere, Orman Bölge Müdürü de dâhil olmak üzere ama Adana Orman Mühendisleri Odasının seçimini kaybedince bir baktık ki müfettişler buraya akın ettiler. Yetmiş beş seksen gündür müfettişler orada bir suç bulmanın gayreti içerisinde. Yetmiş beş seksen gündür…  (AK PARTİ sıralarından “Ne var ya oraya müfettişlerin gelmesinde?” sesi) Sen gel cevap ver buradan Hocam. Haksız yere, 2003 yılında olan olayı, 2012 yılında Orman Mühendisleri Odasının seçiminden sonra müfettiş gönderiyorsanız, bunu hangi vicdanlara soruyorsanız sorun. Şimdi, orada geldiniz bir suç unsuru bulmaya çalışıyorsunuz yetmiş seksen gündür Sayın Bakan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Altı ay da dursa, bir sene de dursa, onun arkasında sizden önceki Bakan var, Orman Genel Müdürü var, Orman Bölge Müdürü var. Yapılan iş doğrudur. Orada suç unsuru bulamazsınız. Böyle yaptığınız müddetçe de inşallah genel seçimlerde kaybedeceksiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Dualar kabul olsaydı…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – İnşallah, inşallah, kabul olacak.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Şimdi diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Genel Kurul Başkanlığına

Genel Kurulda görüşülmekte olan 2/679 esas sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 28. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Saygılarımızla.

                                                                                                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

"Madde 28- 18.5.2004 tarih ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 81 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

"Tüzel kişi temsilcisi gerçek kişilerin, temsil ettikleri tüzel kişinin tescilli ana sözleşmeleri gereğince temsil ve bağlayıcı işlem yapma yetkisine sahip olduklarına dair son iki ay içinde düzenlenmiş ve ilgili ticaret sicili memurluğunca tasdik edilmiş bir belgeyi oy kullanma sırasında ibraz etmeleri gerekir."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Aygün, buyurun.

SİNAN AYDIN AYGÜN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin katılmayacağını, komisyonun katılmayacağını artık bir senedir öğrendik. Allah rızası için, bir kere bile katılmadılar. Dur bakalım, daha önümüzde üç senemiz var, ne kadar gidecek? Bunu da merak ediyorum. Yani, hiç mi bir tane doğru bir şey yok? Bu tarafın hiçbiri mi doğru bir şey yapmıyor? Hepsi mi yanlış, hepsi mi yamuk? Ama, sistem böyle gelmiş, böyle gider; biz de bu sisteme uyacağız, sabaha kadar da burada oturacağız.

Ben bu maddede dünden söz almıştım grup başkan vekillerimden ama sağ olsun, hem benim grup başkan vekilim hem de Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekilleri ortak bir metin hâline getirdiler. Bu, bizim haberimiz olmadan, Odalar Birliği Başkanının haberi olmadan, Sanayi Bakanının, Ticaret Bakanının haberi olmadan, odaların haberi olmadan, seçimle ilgili bir maddeyi, torba kanunun, çorba kanunun -ne kanunu olduğunu da bilmiyorum zaten- içine koyuyorlar, buraya getiriyorlar. Şimdi, burada bir Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği var, bir odalar camiası var, Ticaret Bakanı var, Sanayi Komisyonu var. Bunların hiçbirinin haberi yok. O zaman bunları niye kurdunuz siz? Buraya getireceksiniz bir önerge -bir kişi önerge veriyor- hepiniz kabul edeceksiniz. Gayet yanlış bir tavır diye düşünüyorum.

Neymiş bu önergenin gerekçesi? Efendim, odalarda usulsüzlük yapılıyormuş, yolsuzluk yapılıyormuş. Peki, bu kanunu da siz çıkardınız sekiz sene evvel. Burada huzurunuzda teşekkür ediyorum -Adalet ve Kalkınma Partisi çıkardı Odalar Birliği Kanunu’nu, altmış yıl evvelki kanunla yönetiliyorduk biz- Sayın Ali Coşkun’a, -burada kendisini saygıyla yâd ediyorum- her partiden bu komisyonda olanlara, komisyon başkanlarına çünkü Odalar Birliği Kanun’u burada yine oy birliğiyle çıktı ve bizim kanunumuzdu bu ve biz bu Kanun’la sekiz yıl devam ettik, sekiz yıl bu Kanun’la çalıştık. Peki, ne oldu da şimdi, sekiz yıl sonra bu kanun geldi? Efendim, usulsüzlükler varmış. İşte Sanayi Bakanımızın kendisi burada. Sayın Bakana soruyorum: Bu anlamda, usulsüzlük yapılan, seçimi iptal olan bir oda, 365 oda başkanından görevden alınan bir kişi var mı? Benim bildiğim yok bir kişi. Seçimlerde usulsüzlük… Böyle geldik, böyle yapıyorduk bu seçimleri. Şimdi, müfettişlik olan bir kimse de yok bu konuda, yargılanan kimse yok bu konuda. Bu kanunun değişmesi gerektiği söylendi ve geldi buraya.

Şimdi, geldiğimiz safhada iki gündür, işte hem bizim grup başkan vekilimiz hem sizin grup başkan vekiliniz herhâlde 5-6 sefer toplantı yaptık. Değerli oda başkanlarım var sizin aranızda, yıllardır tanıştığım, işte Sayın Hüseyin Üzülmez’i görüyorum, Sayın Diyarbakır Başkanımı görüyorum, Antep Başkanımı görüyorum, Antalya Başkanımı görüyorum burada. Hep bir camia içinde, onlarla oturduk, doğrusunu çözelim…

ŞAMİL TAYYAR (Gaziantep) - Antep’i söylemediniz.

SİNAN AYDIN AYGÜN (Devamla) – Antep’i de söyledim efendim, Antep’i de söyledim.

Neyse ki son aşamada, bugün yanılmıyorsam öğleden sonra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız da olmak üzere buna müdahil oldu, bizler de müdahil olduk, gerçekten bir noktaya getirebildik. Eski sistemden biraz saptı, ilk verilen önergeden biraz daha geriye gidildi. Bir ortak metin… İçinize sindi mi? Yüzde 70, yüzde 80 sindi. Ama bunu, keşke biz bu kanun buraya gelmeden oturup, Komisyonumuzda Sayın Komisyon Başkanı Mücahit Fındıklı Başkanlığında tartışsaydık bu kanunu; hiç fark etmez CHP, MHP, Adalet ve Kalkınma Partisi, oda başkanları biz bunu çıkarsaydık diye düşünüyordum. Herhâlde bir iki günde çok büyük stres, sıkıntı çektim. Yıllardır tanıdığım dostlarım bu tarafta; öbürleri bu tarafta. Neyse ki bugün bir sürece geldi. Ben, bu sürece gelmesinde katkı sağlayan oda başkanlarıma da teşekkür ediyorum hem Adalet ve Kalkınma Partisinden hem Cumhuriyet Halk Partisinden hem Milliyetçi Hareket Partisinden. Bu hâle geldi. Biz bunun tamamının odalara verilmesini istiyorduk ama noterlere de bir kısım yetki verildi. İyi mi? Olmasa iyiydi ama yine de iyi oldu, kötünün iyisi oldu. Dört dörtlük oldu mu? Dört üçlük oldu. Her şey…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ticaret sicil müdürlüğünün kaldırılmasıyla ama…

SİNAN AYDIN AYGÜN (Devamla) – Doğru söylüyorsunuz. Biz iki ay istemiştik süreyi, sağ olsun Sayın Başkan lütfetmiş bunu üç aya çıkarmış, ben yeni fark ettim üç ay olduğunu.

Ben, bu kanunun hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum. Herkese saygılar sunuyorum, her şey gönlünüzce olsun diyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aygün.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 28’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları

Madde 28- (1) 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 81'inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tüzel kişi temsilcisi gerçek kişilerin, temsil ettikleri tüzel kişinin tescilli ana sözleşmeleri gereğince temsil ve bağlayıcı işlem yapma yetkisine sahip olduklarına dair düzenlenmiş imza sirkülerinin aslı veya noter tasdikli sureti veya ticaret sicil müdürlüğünden doksan gün içerisinde alınmış yetki belgesinin oy kullanma sırasında ibrazı gerekir. İbraz edilen imza sirkülerinin bir fotokopisi oy kullanılan sandık kurulu başkanına teslim edilir. Ticaret sicil müdürlüklerince organ seçimlerinin başladığı tarihten önceki doksan gün de dahil olmak üzere oda ve borsa organ seçimlerinin yapıldığı aylarda seçim amacıyla tasdik edilen bu belgelerden harç ve hizmet bedeli tahsil edilmez."

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜFTİ ELVAN (Karaman) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakan?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılıyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Birinci fıkrada yapılan değişiklik ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve bu Birliğe bağlı odaların seçimlerinde oy kullanırken, sadece ticaret sicilinden belge alınması ile yetinmeyerek çeşitliliğin arttırılması ve bu şekilde seçimlerde daha çok katılımın sağlanmasını amaçlamak, bir kısım bürokratik işlemlerden dolayı oy kullanma hakkı elde etmek için yapılan işlemlerin zaman alması sebebiyle seçimlere ilgisiz kalınmakta, bu durumda tüm üyelerin içinde bulunduğu ve müşterek kararların alındığı Genel Kurulların işlerliği olumsuz yönde etkilenmekte; bu nedenle, yapılan düzenlemeyle oy kullanma hakkına ilişkin prosedürlerin kolaylaştırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

29’uncu madde üzerinde üç önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin 29 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                           Mehmet Doğan Kubat                               Öznur Çalık

                     Giresun                                            İstanbul                                            Malatya

              Mehmet Akyürek                                Ramazan Can                                 H. Hami Yıldırım

                    Şanlıurfa                                          Kırıkkale                                             Burdur

           Alpaslan Kavaklıoğlu                            Nihat Zeybekci                                     Adem Tatlı

                       Niğde                                               Denizli                                             Giresun

Madde 29 - 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun 6/C maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu Kanun kapsamındaki üretim tesisleri ile elektrik üretimi yapılan diğer tesislerin lisansı kapsamındaki inceleme ve denetimi EPDK tarafından yapılır veya gerektiğinde masrafları ilgililerine ait olmak üzere EPDK tarafından yetkilendirilecek denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak EPDK tarafından yaptırılabilir. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık görüşü alınmak kaydıyla EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 29. maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                    Mahmut Tanal                                     Musa Çam

                      Kocaeli                                             İstanbul                                               İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                Seyfettin Yılmaz                     Ali Öz

                    Osmaniye                                       Adana                                Mersin

                Mehmet Günal                                      Alim Işık

                      Antalya                                            Kütahya

 

BAŞKAN – Komisyon, aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyorlar mı?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Alim Işık.

Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı torba yasa teklifinin 29’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılması yönünde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu madde şimdiye kadar elektrik üretim ve dağıtım lisansına sahip olan işletmelerin denetimini yürüten EPDK’nın elinden elektrik üretim ve dağıtımı yapılan tesislerin denetim yetkisinin alınmasını öngörüyor. Maddenin önceki, şu anda uygulamada olan hâli ve en son bir buçuk yıl önce, 29/12/2010 tarihinde yine bu Hükûmet döneminde komisyonda yapılan değişiklik sonunda kabul edilen metnini sizlerle paylaşıyorum: “Bu kanun kapsamındaki üretim tesisleri ile elektrik üretim ve dağıtımı yapılan diğer tesislerin lisansı kapsamındaki inceleme ve denetimi EPDK tarafından yapılır veya gerektiğinde masrafları ilgililerine ait olmak üzere EPDK tarafından yetkilendirilecek denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak EPDK tarafından yaptırılabilir.

Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, bakanlık görüşü alınmak kaydıyla EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Teklif metnindeki bölüme bakarsanız, maddeye baktığınız zaman, bu okuduğum madde içerisinden birinci cümledeki “ile elektrik üretim ve dağıtım yapılan diğer tesisler” bölümü çıkartılmış, geri kalanı aynı. Yani bu ne demek istiyor? “Şimdiye kadar elektrik dağıtım şirketlerinin kayıp kaçak kontrolü yapamadıkları bölgelerde  artık hiç denetim yapılmasın, Bakanlık tarafından bu yetkinin kullanılması hâlinde denetimin daha da zayıflayacağı dikkate alındığında, kaçak kullanmaya devam edenler ödüllendirilsinler.”

Değerli milletvekilleri, EPDK bu işi yaparken -ve bu yönde verdiğimiz soru önergelerine Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının cevabını sizlerle paylaştığımda göreceksiniz- EPDK’yı överek, şimdiye kadar, 2003 yılından bu yana çok iyi denetimler yaptığını söyleyen Bakanlık bir tarafta duracak, öbür taraftan da bu iyi denetim yaptığı ileri sürülen kurumun yetkisini siz alacaksınız, “Sen bu işi yapamadın, ben daha iyisine yaptıracağım.” diyeceksiniz veya “Kardeşim, sen çok iyi denetledin. Biz buralardan hiç elektrik parası almak istemiyoruz, bu insanlar hepsini kaçak kullansın diyoruz. Sen engel oldun, senden bu yetkiyi alıyoruz.” anlamına gelecek cezalandırma yapıyorsunuz. Böyle bir iş kabul edilebilir değil.

Bakınız, Bakanın cevabı: “EPDK’nın dağıtım şirketlerine uyguladığı tarife metodolojisi ve TEDAŞ Genel Müdürlüğünün 2003 yılından 05/04/2012’ye -yani bu yılın nisan ayına- kadar yapmış olduğu etkin kayıp kaçak tarama çalışmaları sayesinde Türkiye genelinde toplamda yaklaşık 44,8 milyon abonenin kontrolü gerçekleştirilmiş ve tahakkuka bağlanan kaçak sayısı yaklaşık 1,85 milyon olarak tespit edilmiştir.” Yani 2 milyona yakın abone kaçak kullanmış. “Yapılan bu kontrollerde 2,37 milyar TL bedelli 9,68 milyar kilovatsaat kaçak taahhüdü gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda 584,3 milyon TL tahsil edilmiş, ayrıca 598.241 abone hakkında ise savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.”

Yine Maliye Bakanlığından “Bu paranın ne kadarı tahsil edildi ve nasıl dağıldı?” diye sorduğumuzda, Maliye Bakanlığından gelen cevapta da diyor ki: “Yüzde 37’si Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ’de, yüzde 31’i Dicle Elektrik Dağıtım AŞ’de -2,36 milyar TL kaçağın- dağılmakta.” Ne kadarı tahsil edilmiş? Sadece dörtte 1’i.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu denetim yetkisini almanız hâlinde bu paralar da tahsil edilemeyecek. Dolayısıyla, mademki bu kurum etkin denetim yapamadı neden on yıldır cezalandırmadınız? Sorumlular hakkında nasıl bir işlem yaptınız? Bunları burada ilgili bakanın cevaplaması lazım. Bu önergenin kabul edilmesi hâlinde hiç olmazsa şu ana kadar bu denetimi eksik yapanlardan bir şeyler sorma hakkımız olacaktır. Aksi takdirde onlar da ödüllendirilmiş olacak.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Işık.

Sayın Hamzaçebi, önergeniz üzerinde kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Sarıbaş…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sarıbaş. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 29’uncu madde üzerinde -torba kanunun- söz almış bulunuyorum. Ama bu konuda verdiğim önergeyle, maddenin eski hâlinde kalmasını talep ediyorum.

Ancak, bununla ilgili görüşlerimi belirtmeden önce, özellikle Çanakkale’nin ve Türkiye’nin 2 tane adası var, bunlar bademciklerimiz. Başka adalarımız da yok. Tüm dünyada bu tür stratejik yerler, özellikle adaların, zor ulaştığı yerde, devlet, ulaşımından, oradaki yargıdan altyapısına kadar her şeyini özellikle zarar etmesine rağmen karşılar ama görüyorum ki Türkiye elindeki 2 tane küçük adacığı yani bademciği olan, Boğaz’ın girişindeki adalardan bile, bunlardan ulaşımı zor olan, sağlık sorunlarını bile ulaşımda çözemeyen Bozcaada ilçemizde, HSYK tarafından yargının Çanakkale’ye bağlandığını görüyoruz.

Yine burada önemli olan şu: Gerçekten, burada, hukukun üstünlüğü ve yargının gerçekten insanlara bir hizmet olduğu anlayışını verirken, bu adaların, bizim adalarımızın, oradaki yaşayan insanların göz önüne alınmadığını yani 146’dan 44 tanesi düşürülerek, ikinci bir kararla 102’ye düşürülürken de gerçekten dünyanın neresine giderseniz gidin, o adalardaki yaşayan insanların, 10 kişi dahi olsa, orada hizmeti, oraya stratejik anlamdaki hizmetlerin götürüldüğünü görürsünüz.

Yine, bir başka ilçemiz Gelibolu Yarımadası. Orada tarihî, millî değerleri olan, gene adı üzerindeki yarımadada da HSYK tarafından oradaki adaletimizin Çanakkale’ye bağlandığını görüyoruz. Bu iki tane önemli yer var. Burada, bu ülkede, bu anlamda, oradaki vatandaşlarımızın bu kadar bol, ekonomisi genişleyen bir Hükûmet anlayışı içerisinde kalkındığını ifade eden AKP Hükûmetinin, bu adaların, buradaki 2 tane yargıcı, 1 savcıyı, parasını ödemekten mağdur mu olduğunu, bu anlamda karşılayamayacağını mı söylemek istiyorsunuz? Buradaki bunu göz ardı etmememiz gerekir. Bunlar normal boyutlarda… O adaların aslında özel statüsü de vardır. Normal bir ilçe anlayışı içerisinde değildir. O adalara bu özel statü içerisinde bakarken oradaki yargının kaldırılması, yargı ve adaletin daha zor koşullar içerisinde, gerçekten insanların zor ulaştığı yerde kaldırılması doğru mudur? Bunların gözden geçirilmesini istiyoruz.

Şimdi, bugünkü, bu madde üzerinde de, özellikle bağımsızlığı söz konusu olan EPDK’nın burada bağımsızlığı, daha doğrusu özerkliği ortadan kaldırıldığı gibi… Burada en önemli şeylerden bir tanesi de gerçekten doğru olan şey, özelleştirilmiş bir şirketin her türlü planlama ve dağıtımını veriyorsunuz ama bundan önceki yasada denetimi EPDK’nın elindeyken, onu özelleştiren her şeyi, bir de özel firmalara dağıtılması ve onların özel şirket tarafından da özellikle de kontrol edilmesini sağlamak ne kadar doğru olacaktır? O zaman özelleştirme şirketlerinde tekrar bir özelleştirme şirketine denetletmek gerektiğini ve böylelikle durmadan özelleştirme şirketlerinin bir denetim içerisinde olduğunu göreceğiz.

Gerçi bundan önce, bir buçuk yıl önce yaptığınız kanun doğruydu ama şimdi niye buna ihtiyaç hissediyorsunuz? Özellikle kendi özelleştirdiğimiz, planlamaların yetkilerini verdiğiniz bir kuruluşa kendi güvenliğimizi ve özerkliğini savunduğunuz bu kuruluşa, 2001 yılında çıkan bu özel kuruluşa güvenmiyor musunuz? Ya da EİE gibi, yine aynı şekilde kendi kuruluşlarımızın Türkiye’de, Türk elektrik dağıtım kurumları gibi yıllarca bu konuda gerçekten ihtisaslaşmış kurumlarımızdan faydalanarak… Onları denetleyen ve onların gerçekten üzerinde olan bir kuruluşun yetkilerini alarak ve özellikle de Plan Bütçede buna karşı çıkmasına rağmen niye bakanlığın eline verilerek yönetmelik hâlinde ucu açık hâle getiriyorsunuz?

Eğer bu konuda yeterli değilse eski kanundaki gibi “veya gerektiğinde özelleştirilmiş şirketlere yardım istenebilir” maddesinin kalmasından yanayız. Ancak eski kanuna bu hâliyle gelirse bilin ki çok büyük yaralara, çok büyük bir çözümsüzlüğe doğru gideceğinizi bildirmek istiyorum. Onun için bu kanunun bu hâliyle değişmemesi gerektiğini söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sarıbaş.

Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

29’uncu madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin 29 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                               Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

Madde 29 - 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun 6/C maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu Kanun kapsamındaki üretim tesisleri ile elektrik üretimi yapılan diğer tesislerin lisansı kapsamındaki inceleme ve denetimi EPDK tarafından yapılır veya gerektiğinde masrafları ilgililerine ait olmak üzere EPDK tarafından yetkilendirilecek denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak EPDK tarafından yaptırılabilir. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık görüşü alınmak kaydıyla EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılıyoruz.

MUSTAFA ELİŞTAŞ (Kayseri) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

EPDK tarafından denetimi yapılacak üretim tesislerinin kapsamı genişletilerek tüm üretim tesislerine ilişkin denetimin, lisanları kapsamında EPDK tarafından yapılması sağlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

29’uncu maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 29’uncu madde kabul edilmiştir.

30’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

302 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 30. maddesinin aşağıda belirtilen şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 27 Haziran 2012

              Ömer Süha Aldan                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu                            Turgut Dibek

                       Muğla                                              İstanbul                                           Kırklareli

                   Özgür Özel                                      Hasan Ören

                      Manisa                                             Manisa

Madde 30- 25/5/2005 tarihli 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Kamu kurum ve kuruluşları, mevzuatın adli sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hallerde, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili kişiler hakkında adli sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yapabilirler. Gerçek kişiler de kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilirler, sonucu fiziki veya elektronik ortamda merciine verebilirler.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) ile düzenlenen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 30 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                            Emin Çınar                                           Ali Öz

                    Osmaniye                                        Kastamonu                                           Mersin

                                             Mehmet Günal                           Seyfettin Yılmaz

                                                  Antalya                                         Adana

"MADDE 30- 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(2) Kamu kurum ve kuruluşları, ilgili kanunların adli sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hallerde, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde kişilerle ilgili olarak adli sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yapabilirler. Gerçek kişiler kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını, güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilir, sonucu fiziki veya elektronik ortamda ilgilisine verebilirler."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Emin Çınar…

BAŞKAN – Sayın Çınar, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, bu madde gerçekten şu ana kadar gecikmiş, milletimizin menfaatine olan bir madde olduğundan dolayı Milliyetçi Hareket Partisi olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergesinin kabulü ya da reddi noktasında bu maddede verilmiş olan önergeye desteklerimizi vereceğimizi ifade etmek istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, bundan yaklaşık on beş gün kadar önce yine bu Meclis salonunda -bugün itibarıyla- adli sicille alakalı bir kanunu görüşmüştük. Ben Kastamonu Milletvekiliyim. Bölgemde yirmi ilçe bulunmakta. Sayın Adalet Bakanına bundan on beş gün kadar önce, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun vermiş olduğu kararla Türkiye'nin değişik illerine bağlı ilçelerdeki adliyelerin kapatılma sebeplerini sorduğumuzda, bu değerlendirmenin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yapılacağını ifade etmişti ama daha sonra, geçen zaman içerisinde, anladığımız kadarıyla, bu yapılan görüşmelerin Sayın Adalet Bakanının talimatıyla olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. Sayın Bakan, burada, muhalefet partisi milletvekillerini ve iktidar partisinin değerli milletvekillerini de, bana göre, bir yanılgının içerisine itmiştir.

Bölgemde 4 tane ilçemizin adliyesi kapatılacaktır. Şu anda gerek ilçe başkanları gerek belediye başkanları gerekse vatandaşımız bundan duyduğu rahatsızlığı değişik platformlarda dile getirmesine rağmen, maalesef, şu ana kadar herhangi bir farklı gelişme olmamıştır.

Yine, HSYK’nın 15/6/2012 tarihinde aldığı kararla 146 adliyenin kapatılması öngörülürken daha sonra değişik Hükûmet baskıları neticesinde, belki de Adalet Bakanın da devreye girmesiyle beraber bu sayı 102 rakamlarına indirilmiştir.

Daha önceden Malatya Milletvekilimizle birçok milletvekili arkadaşımız burada, bu kürsüde dile getirdi. Kastamonu’ya baktığınız zaman, şu anda, bu bölgenin insanı vatanına, milletine bağlı, Millî Mücadele’de en fazla şehidi vermiş olan bir il. Şu anda bu illerin içerisinde olan Kastamonu’da Abana, Bozkurt, Çatalzeytin, Daday ilçelerinin adli hizmetlerinden bu insanlarımız mahrum kalacaklar, yaklaşık 150 tane köyde yaşayan insanımız bu hizmetlerden maalesef mahrum kalacak. Onun için, inşallah, bir beklentinin içerisindeyiz. Bu yanlış uygulamadan nasıl ki 44 tane ilçenin adli hizmeti tekrardan geriye verildiyse, bu Millî Mücadele’de İstiklal Madalyası’nı kazanmış Kastamonu ilinin bu güzide ilçelerinin en azından bir iki tanesinin daha adli hizmetinin geri alınmasının arzusu içerisindeyiz.

Yine, Sayın Orman Bakanımız burada. En son orman yangınlarıyla alakalı işçiler alınacak, mevsimlik işçi alınacak… Kastamonu orman emvali itibarıyla Türkiye'nin yüzde 17’sini karşılarken, yaklaşık 2.200 kişi alınmasına rağmen Kastamonu’ya tahsis edilen rakam 100 kişi. Sinop bölgesinin de Kastamonu’ya dâhil olduğunu düşünürsek, Kastamonu’nun alacağı rakam 70 kişi. Sayın Bakan, lütfen, şöyle bir bütçenize bakın, Kastamonu sizin bütçenize ne kadar bir katkı sunmakta? Siz Kastamonu’ya hangi gözle bakmaktasınız? Ama inanın şuna: Kastamonu insanının bu kadar millî bir ruha sahip olması… Sizlerin yarınlarında bunun cevabını en yakın seçimlerde vereceğini düşünüyorum.

Ben, bu maddenin, özellikle bu torba yasa içerisindeki en olumlu maddelerden bir tanesi olduğunu düşünüyor ve vatandaşımıza hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çınar.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

302 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 30. maddesinin aşağıda belirtilen şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 27 Haziran 2012

                                                     Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

Madde 30- 25/5/2005 tarihli 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Kamu kurum ve kuruluşları, mevzuatın adli sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hallerde, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili kişiler hakkında adli sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yapabilirler. Gerçek kişiler de kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilirler, sonucu fiziki veya elektronik ortamda merciine verebilirler.”

BAŞKAN – Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Aldan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik önergemizin kabul edilmesinden dolayı mutluyum çünkü uygulamadaki bir tereddüt hâli ortadan kalkacak.

Burada Sayın Mehmet Doğan Kubat’a da teşekkür etmek isterim çünkü burada ne Adalet Bakanı var ne Adalet Komisyonundan bir yetkili var ne de Adalet Bakanlığından bir bürokrat var.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Adalet var mı adalet?

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Adalet de yok!

ÖMER SÜHA ALDAN (Devamla) – Çünkü otuz beş tane ayrı yasada değişiklik yapmaya kalktığınızda burada bakan değiştirmekten herhâlde Meclis çalışmaya fırsat bulamazdı.

Aslında bu torba yasada en olumlu gördüğüm düzenlemelerden bir tanesi bu. Vatandaşlarımızın adli sicil kayıtlarına, arşiv kayıtlarına kolaylıkla ulaşabilmeleri için önemli bir fırsat tanınmaktadır. Biz bu değişiklik önergemizde gerçek kişiler için de bu adli sicil kayıtlarının nasıl alınacağına ilişkin düzenlemenin Adalet Bakanlığının planlaması çerçevesinde olmasını uygun gördük ve değişikliği bu kapsamda verdik.

Söz adalet ya da adaletsizlikten açılmışken -pek çok arkadaşım değindi ama- eski bir cumhuriyet savcısı olarak benim de üzerinde durmak istediğim bir konu var: Kapatılan adliyeler.

Değerli arkadaşlarım, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 15 Haziran tarihli kararıyla 146 adliye kapatıldı ancak aradan iki gün geçtikten sonra Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu adliyelerin bulunduğu yerleşim yerlerinin coğrafi durumu gibi birtakım bahanelerle 44 adliyenin kapatılması kararını geri çekti. Bu iki günde ne değişmiştir ve neden 44 adliyenin kapatılma kararı geri çekilmiştir? Nasıl bir hata yapılmıştır ki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu “pardon” diyerek iki gün sonra kararını değiştirmek durumunda kalmıştır? Herhâlde kâğıt üzerinde bu karar değişikliğine birçok kılıf bulunabilir ama belli ki burada karar siyasi baskılarla alınmıştır. Bunu anlamak için bölgelerindeki adliyelerin yeniden açıldığını gören bazı Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin konuşmalarına göz atmak bile yeterli olacaktır. Bazı AKP milletvekillerinin mücadele vererek ve çalışarak bölgelerindeki adliyelerin kapanmasının önüne geçtiklerini ifade ettiklerini biliyoruz. Bu durumda, adliyeleri kapatılan bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız “Demek ki bizim ilimizdeki AKP milletvekilleri yeterince becerikli değil. Baksanıza, bizim adliyemizi açık tutmayı bile beceremediler.” demektedirler. Yani AKP’yle birlikte en makbul milletvekili, yargıya en iyi baskı yapan milletvekili hâline getirilmiştir.

Bu durum hukuk devleti açısından yüz karası bir tabloya işaret etmektedir. Kapatılmasından iki gün sonra siyasi bir kararla açılan bir adliye binasından adalet dağıtılmasını beklemek ne kadar mümkündür? Bu binalarda davaları görülen kişiler “Demek ki siyasiler her şeye müdahil olabiliyor, bir adliyeyi bile kapatıp açtırabiliyorlar.” diye düşünmeyecekler mi? Verilen kararın adil olduğuna, yargının herhangi bir baskıyla karşı karşıya kalmadığına nasıl emin olacaklar?

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Bunlar Habur’da adliye açıyorlar, adliye!

ÖMER SÜHA ALDAN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, seçim bölgem olan Muğla’da Dalaman ve Ula adliyeleri ne yazık ki kapatılmıştır. Dalaman’ın merkez nüfusu 25 bindir. İlçede turizm büyük bir patlama gerçekleştirmek üzeredir. Uluslararası havaalanı vardır, TİGEM vardır, açık cezaevi vardır, kâğıt fabrikası vardır, iki tane üs komutanlığı vardır. Böylesine gelişmekte olan bir yerin adliyesini kapattılar ne yazık ki. Şuna emin olun, bir sene sonra açmak zorunda kalacaksınız.

Bu açıdan, ben Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu, başta da  Başkanı olan Sayın Adalet Bakanını bu konuda göreve çağırıyorum. Derhâl Kurulu toplasın ve bu adliyelerin kapatılma kararı yeniden gözden geçirilsin. Keza hâkim, savcı atamalarında mezhep ayrımcılığı yapan, bu tip kararlara imza atan, avukatlıktan mesleğe alınan savcılara ilişkin sınavlarda artık yolsuzluk yaptığı ortaya çıkan HSYK da derhâl görevinden istifa etmelidir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 30’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

31’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum.

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 31. maddesindeki “yürürlükten kaldırılmıştır” ifadesi yerine “meriyetten kaldırılmıştır” şeklinde değiştirilmiştir.

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Haydar Akar                                   Haluk Eyidoğan

                     İstanbul                                            Kocaeli                                             İstanbul

                İlhan Demiröz                                 Ali Haydar Öner                                   Levent Gök

                       Bursa                                               Isparta                                              Ankara

                  Gürkut Acar

                      Antalya

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) ile düzenlenen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 31 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                           Hasan Hüseyin Türkoğlu                         Mustafa Kalaycı

                      Manisa                                           Osmaniye                                            Konya

               Seyfettin Yılmaz                               Nevzat Korkmaz                                       Ali Öz

                       Adana                                              Isparta                                              Mersin

                   Emin Çınar                                    Mehmet Günal

                   Kastamonu                                          Antalya

“Madde 31- 5352 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yer alan hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.”

 

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Şandır?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Seyfettin Yılmaz.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 31’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde adli sicil veya arşiv kaydı taleplerinde alınan 5 liranın kaldırılmasını öneriyor. Buna katılıyor ve destekliyoruz ama bu vesileyle şunu ifade etmek istiyorum: Bir kere, bizim de Adana ilimizin Saimbeyli ilçesinin adliyesi kapatılıyor. Saimbeyli’nin nüfusu yaklaşık 17 bin civarında. Şimdi, biraz önce de dile getirdiler. Bir hafta önce 146 adliyeyi kapatıyorsunuz, aradan bir hafta geçiyor, 383 sayılı Karar’la 44 tane adliyeyi geri açıyorsunuz. Şimdi, bu adliyelerin kapatılması gerekiyorsa tekrar niye açıyorsunuz? Burada hangi faktörler devreye girdi? Burada adaletin hangi ölçüsüne inanmamız gerekiyor?

Şimdi, ben de aynı şeyi ifade edeceğim. Bizim Saimbeyli ilçemiz ta Hititlerden beri bir yerleşim yeri, bin yıllık geçmişe sahip ve bugün birkaç tane köyünden örnek vereceğim. Bakın, Naltaş köyü adli hizmet alacağı yere 110 kilometre, Çeralan 100 kilometre, Çorak 100 kilometre, Gökmenler 44 kilometre. Şimdi, buradaki vatandaşımız 100-110 kilometre gidecek, bunlar orman köyü ve yolları berbat. Şimdi, siz bu insanların adalet alma imkânını ortadan kaldırıyorsunuz. Şimdi, burada vatanına, milletine sadık, devletinin bütün kanunlarına sadık insanların önünden, elinden adliyeyi alıyorsunuz ama Habur’da teröristlerin ayağına mahkemeyi götürmekten zül etmiyorsunuz, bunu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, yine adalet anlayışınızla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Bakın, Aytaç Durak Adana’da beş dönem belediye başkanlığı yaptı ve beş yıl AKP döneminde belediye başkanlığı yaptı. Beş yıl, sizin partiniz döneminde ve son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisinden aday olmadı, Milliyetçi Hareket Partisinden aday oldu. Bir genel başkan yardımcınız bir başka aday çıkardı Adana’da ve 800 oyla Aytaç Durak seçimi kazandı ve seçimden önce başlayan süreçte ve seçimden sonra aynı genel başkan yardımcınız ve onların yönlendirdiği medya marifetiyle, Aytaç Durak’ın görevden alınacağı medyada ve basında günlerce manşet edildi ve bir baktık ki İçişleri Bakanlığı bir kararla iki ay görevden uzaklaştırdı.

Şimdi yaklaşık otuz aydır görevinden uzakta Aytaç Bey. ASKİ Genel Müdürüyüm o dönemde. Dört ay içerisinde tam 61 tane müfettiş görevlendirildi. 61 tane. Aynı anda Büyükşehir Belediyesinde 10 tane, 12 tane mülkiye müfettişi var ve sonuçta, suç bulma noktasında müfettişlerin gayretiyle hakkında 13’e yakın dava açıldı, bunlardan 7 tanesinde beraat etti, 6 tanesi devam ediyor, ama hâlâ Aytaç Durak görevinin başında değil.

Şimdi, bir şey daha ifade edeceğim. Ve müfettişlerin bulduğu suçların, iddiaların birçoğu Adalet ve Kalkınma Partisinin belediye başkanıyken. Şimdi, hangi adalet anlayışından ve hangi vicdandan bahsedeceksiniz? Sizin partinizden belediye başkanıyken herhangi bir şey yok, ama sizin partinizden belediye başkanı olmayınca önce 61 tane müfettişi göndereceksiniz, mahkemeye vereceksiniz, mahkemelerden de bir şey çıkmayacak, hâlâ görevine iade etmeyeceksiniz.

Şimdi, bakın, “Başkan.” Sayın Elitaş, sonra laf atıyorsunuz, şimdi söyleyeyim de cevap verirsiniz. İETT Genel Müdürü Cemal Acar. Sizin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından göreve atanmış ve bir kitap yazıyor. Bu kitapta da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyla ilgili gerek İçişleri Bakanlığının gerekse İstanbul Valiliğinin “Soruşturmaya gerek yoktur.” diye birçok şeyleri var. Bu kitabı alın, iddiaları görün, milyarlarca dolarlık iddia var. Yine, aynı iddialar Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıyla ilgili var.

Şimdi, Aytaç Durak’ı, Adana halkının oylarıyla seçilmiş Aytaç Durak’ı görevden alacaksınız, ama aynı iddiaların bir benzeriyle karşı karşıya olan İstanbul, Ankara görevine devam edecek.

Şimdi, buradan hodri meydan çekiyorum: Gelin, elinizi vicdanınıza koyun, burada dört parti grubundan tarafsız, vicdan sahibi 4 kişiyle bu iddiaları inceleyelim. Eğer Aytaç Durak’la ilgili 13 tane iddia bulunduysa, Ankara ve İstanbul’la ilgili 30 tane iddia bulacağız, buluruz.

Bakın, aynı zihniyet, bugün…

Sürem bitiyor.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 31. maddesindeki “yürürlükten kaldırılmıştır” ifadesi yerine “meriyetten kaldırılmıştır” şeklinde değiştirilmiştir.

                                                      Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları                                      

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?..

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Efendim, bu teklifteki “yürürlük” kelimesinin yerine “meriyet” kelimesinin konulmasına katılmak isterdim çünkü bu kelime daha efradını cami ağyarını mâni bir kelime ancak kanunlarımızdaki genel teamül “yürürlük” hâline geldiği için katılamıyorum.

BAŞKAN – Sayın Acar, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 302 sıra sayılı yasanın 31’inci maddesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu 5352 sayılı Kanun’un 17’nci maddesinin yürürlükten kaldırılması doğrudur ve bu konuda halkımızın uzun kuyruklar oluşturarak işe girmede, her konudaki adli sicilden kayıt alma olayında çekmiş olduğu çile ortadan kalkacaktır.

Ben, bu vesileyle, başka adaletle ilgili konularda da yüksek kurulunuzun dikkatlerini çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye garip bir ülke hâline geldi, hukuk işlemiyor, Anayasa işlemiyor, bir de garip bir tartışma var: Başbakan ile Fethullah Gülen arasına birileri nifak sokuyormuş, o ona “Gel” demiş de fitne bozulmuş. Peki, fitne nedir? Devletin yargısı MİT ile ilgili bir soruşturma yürütüyor, Başbakan izin vermiyor. Sonra Başbakan “Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın.” diyor. Bu, cemaatle Başbakan arasında fitne ve tartışma olarak kamuoyuna sunuluyor.

Değerli arkadaşlarım, bir yargılama işlemi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin kanun düzenlemesi nasıl oluyor da bir cemaatle ülkenin Hükûmeti arasında nifak tartışması yaratıyor? Bunu anlamak mümkün değildir. Cemaatle yargının, cemaatle özel yetkili mahkemelerin ne ilgisi var? Burası laik, demokratik, hukuk devleti değil mi değerli arkadaşlar?

Ortaya çıkan tablo Türkiye’nin giderek laik, demokratik, hukuk devleti olmaktan uzaklaştığını ortaya koyuyor. Çünkü ancak böyle bir ülkede cemaatler, tarikatlar, dervişler, şeyhler yargıyı da belirler, kanunu da. Tablo budur değerli arkadaşlarım.

Eğer bir ülkede özel yetkili mahkemelerin kaldırılıp kaldırılmaması hukukla, demokrasiyle değil de cemaatler üzerinden tartışılıyorsa, karar bu tartışmaya göre alınıyorsa bu ülke hukuk devleti değildir. Bir ülkede kanunlar konusunda cemaatlerden görüş soruluyorsa o ülke demokrasi ülkesi değildir. Bir ülkede kanunlar, mevzuat düzenlemeleri tarikatların, cemaatlerin görüşleriyle şekillendiriliyorsa o ülke laik bir ülke değildir. Başbakan “gel” diyor, birisi ağlayarak “gelemem” diyor.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Ayıp, ayıp!

GÜRKUT ACAR (Devamla) - Bunlar garip tablolardır, garip olaylardır. Başbakan, milyonların gözünün içine baka baka bir cemaati, bir tarikatı topluma empoze ediyor; bu yolla bu kişi üzerine ilgi çekiliyor, bir önem atfediliyor. Böyle bir tutumu anlamak mümkün değil.

Büyük Atatürk ne diyor değerli arkadaşlar, kurucumuz Büyük Atatürk: “Efendiler, ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz.” Evet, Türkiye, şeyhler, meczuplar, cemaatler, tarikatlar ülkesi olmamalıdır. Türkiye, cumhuriyetin aydınlığı sayesinde bugün çağdaş ülkeler arasında onurlu bir yer edinmiştir. Bu tablonun bozulmasına, çağdaşlıktan, aydınlıktan Türkiye’nin koparılmasına izin verilmemelidir.

Bakınız, bu konuda Grup Başkan Vekilimiz Sayın Emine Ülker Tarhan’ın da bir açıklaması var; onları hatırlatarak sözlerime son vermek istiyorum: “Bu ülkeye ilişkin bir derdiniz varsa, gelirsiniz, siyasetinizi yaparsınız. İkamet ettikleri çok eyaletli ülke, yaşadıkları refah ve koruma kalkanları ile haklarında bir fikir yürütmemizi sağlayan birileri ‘Bizde hizmet etme aşkından başka bir şey yok.’ diyen birileri, hizmetin ardında saklanan kudret arzusunu, hizmet ettiğini söyleyenin efendi olabilme hırsını biz göremiyoruz zannetmişler. Başbakanın davetine huzursuzlanıp ağlayarak ‘Ülkede başımıza türlü hâller gelebilir, dönemeyiz.’ demişler. Yani ‘Temizlik harekâtını hızlandırın ki, yol temizliğini daha derin yapın ki dönebilelim.’ buyurmuşlar. ‘Dikensiz gül bahçesi, muhalefetsiz bir hizmet sektörü’ mesajları ile yine bizi bizden almışlar. Her darbe dönemi kıvrak tavrı ile bilinen bu politikaya çok meraklı hizmet erbabı artık bir parti kurmalı diyorum. Kim olduğunu, kimlerle iş birliği içinde olduğunu halka anlatmalı, meydanlarda söyleyeceği ne varsa söylemeli. Söylemeli ki, halkımız da kimlerle muhatap olduğunu bilsin. Hem görmüyor musunuz, artık özel yetkili gazetecilerle, ses kayıtlı medya linçleriyle yapılan siyaset kabak tadı veriyor. Özel yetkili mahkemelerle gözdağı vererek nereye kadar götürebilirsiniz bu işi? Muhalifleri tek tek yok edemezsiniz ya. En az 3 olmayabilir ama bizim de çocuklarımız var. Silivri’ye kapatmakla bizi tüketemez, ancak mücadeleyi bayraklaştırırsınız…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜRKUT ACAR (Devamla) – “Biliniz ki, korkaklar kapı arkasından siyaset yapar, her eleştiriye kasetle cevap verme yüreksizliğini gösterirler. Siz böyle değilseniz, yüreğiniz varsa, çıkın ortaya ve kimseye yaslanmadan yapın siyasetinizi namusluca.” diyor.

BAŞKAN - Sayın Acar, teşekkür ediyorum efendim.

GÜRKUT ACAR (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, sağ olun. Süreniz tamam.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var, elektronik cihazla oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Şimdi 31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 31’inci madde kabul edilmiştir.

Yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin 31’inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                      Sırrı Sakık                                         Erol Dora

                       Şırnak                                                Muş                                                Mardin

                                              Levent Tüzel                                        Adil Kurt

                                                  İstanbul                                            Hakkâri

Madde 32- 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Ek Madde 1- Kamuya açık bina ve alanlar ile toplu taşıma araçlarının başvuru üzerine, özürlülere uygun olmadığının bunların bulunduğu yer aile ve sosyal politikalar il müdürlüğünce tespit edilmesi halinde her yıl; bin Türk Lirasının altında değişiklik için masraf gerektiren yerlere o miktar kadar, on bin Türk lirasına kadar masraf gerektiren yerlere bu miktarın yüzde on beşi kadar, yüz bin liraya kadar masraf gerektiren yerler için yüzde onu kadar, bir milyon Türk liradan fazla masraf gerektiren yerler için gereken değişikliğin yüzde beşi kadar, bir milyondan fazla masraf gerektiren yerler için iki yüz bin Türk lirası idari para cezası verilir. Bu miktarlarda değişiklik yapmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu cezalar Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan bir Fonda toplanır ve özürlülere yönelik hizmet veren gönüllü kuruluşların bina ve hizmetlerinin ulaşılabilirliği, izleme ve eğitim faaliyetleri ile ulaşılabilirlik uygulama ve çalışmalarında kullanılır. Bu Fonun yönetimiyle ülke çapında izleme ve değerlendirme çalışmaları yapmak üzere Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürünün başkanlığında, Özürlü Konfederasyonları, Mimar ve Mühendisler Odası temsilcileri ile istihdam, eğitim, ulaşılabilirlik sahalarında temayüz etmiş, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı tarafından belirlenecek kişiler arasından üç kişi ile toplam yedi kişiden meydana gelecek Ulaşılabilirlik İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturulur. Bu üyelere üç asgari ücret tutarında aylık ödenir. Kurul haftada en az bir kez toplanır. Cezaların uygulanması, Ulaşılabilirlik İzleme ve Değerlendirme Kurulunun çalışma usul ve esasları gibi hususlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 21 üyeyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Sayın Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunluğunun bulunmaması nedeniyle önergeye katılamamıştır.

Şimdi, önergeyi işlemden kaldırıyorum.

32’nci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 32 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                           Mehmet Doğan Kubat                            Sevim Savaşer

                     Giresun                                            İstanbul                                            İstanbul

               Türkan Dağoğlu                                     Rıfat Sait                                     Mehmet Metiner

                     İstanbul                                              İzmir                                             Adıyaman

                   Oya Eronat

                   Diyarbakır

Madde 32- 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2 nci ve 3 üncü maddelerinde yer alan "yedi yıl" ibareleri "sekiz yıl" şeklinde değiştirilmiş, geçici 3 üncü maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Bu Kanunun geçici 2 inci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen erişilebilirlik standartlarının uygulanmasının izlenmesi ve denetimi her ilde Aile ve Sosyal Politikalar, İçişleri, Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıkları ile özürlüler ile ilgili konfederasyonların temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından yapılır. İhtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilir. Denetim sonucunda ilgili belediye ve kamu kurum ve kuruluşları ile umuma açık hizmet veren her türlü yapıların ve açık alanların malikleri ile toplu taşıma araçlarının sahiplerine eksikleri tamamlaması için birinci fıkrada belirtilen sürenin bitiminden itibaren iki yılı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

Sürenin bitiminden itibaren öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediği denetim komisyonlarınca tespit edilen umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarının sahibi olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından her bir tespit için bin Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının tutarı elli bin lirayı geçemez. Sürenin bitiminden itibaren öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediği denetim komisyonlarınca tespit edilen büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından her bir tespit için beş bin Türk Lirasından yirmi beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının tutarı beş yüz bin lirayı geçemez. Bu maddeye göre verilen idari para cezalan tebliğinden itibaren bir ay içerisinde ödenir. Genel bütçeye gelir kaydedilen idari para cezası tutarları dikkate alınarak erişilebilirlik konusundaki projelerde kullanılmak üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesinde ödenek öngörülür.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; İçişleri, Maliye, Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıklarının ve özürlüler ile ilgili konfederasyonların görüşleri alınmak sureti ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca bir yıl içerisinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Teklifinin 32 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay                                                    Mustafa Kalaycı                             S. Nevzat Korkmaz

   Manisa                                                                 Konya                                               Isparta

Hasan Hüseyin Türkoğlu                                  Mehmet Günal                                         Ali Öz

  Osmaniye                                                            Antalya                                              Mersin

 “MADDE 32- 1/7/2005 tarihli 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 2 nci ve Geçici 3 üncü maddelerinde yer alan "yedi yıl" ibareleri "sekiz yıl" şeklinde değiştirilmiş, maddelere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve geçici 2 nci maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Standartların izlenmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca 2 ay içerisinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir."

"Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve belediyelerin denetimlerinde şehir içinde toplu taşıma yapan araçlarda 7/7/2013 tarihine kadar Özürlülerin erişebilirliği için gerekli düzenlemeler yapılır. Gerekli düzenleme yapılmamış olan araçlar bu tarihten itibaren trafikten men edilir. 7/7/2013 tarihine kadar Özürlülerin erişebilirliği için gerekli düzenlemeyi yapmamış olan belediyelerin denetimlerinde toplu taşıma hizmeti veren şirket ve kooperatiflerin toplu taşıma ihaleleri tek taraflı olarak fesh edilerek 5 yıl süre ile toplu taşıma ihalelerinden men cezası verilir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 32. maddesindeki 1/7/2005 tarihli 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılması hakkındaki Kanunundaki “özürlüler” ifadesinin çıkartılarak Engelliler olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                        Özgür Özel                                      Sedef Küçük

     İstanbul                                                             Manisa                                             İstanbul

Müslim Sarı                                                         Sakine Öz

   İstanbul                                                               Manisa

BAŞKAN – Komisyon son önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Sedef Küçük.

BAŞKAN – Sayın Küçük, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

SEDEF KÜÇÜK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 32’nci maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle, Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 2’nci ve 3’üncü maddelerinde yer alan “yedi yıl” ibaresi “sekiz yıl” olarak değiştirilmektedir.

5378 sayılı bu Kanun’un ilgili maddelerinde “Kamu kurum ve kuruluşlarına ait resmî yapılar, tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar ve benzeri sosyal ve kültürel altyapı alanları ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirilir.” denilmekte ve yedi yıl içinde toplu taşıma araçların engellilerin erişimine uygun hâle getirilmesini düzenlemektedir. Şimdi, 2005 yılında çıkarılan bu Kanun ile konulmuş olan yedi yıllık sürenin sekiz yıla çıkarılmasını görüşüyoruz.

Teklife ilişkin düşüncelerimi açıklamadan önce şu konuyu vurgulamak istiyorum: Bu kürsüden de defalarca dile getirildi; söz konusu olan yurttaşlarımız özürlü değillerdir, böyle nitelenmemelidirler. Bu nedenle, ben konuşmamda bu sıfatı kullanmayıp engelli yurttaşlarımızın sorunlarından söz edeceğim. Aslında, geçen yedi yıl içinde engelli yurttaşlarımız için bu kolaylıkları sağlamayan kamu kuruluşları ve belediyeleri “özürlü” olarak nitelemenin daha doğru olacağı düşüncesindeyim.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz 2009 yılında Birleşmiş Milletlerin Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’sini imzalamıştır. Pek çok yasada engelli yurttaşlarımızın hakları düzenlenmiş, devlete, Anayasa’mızın 10’uncu ve 61’inci maddeleriyle bu hakların gözetilmesi ve engellilerin korunmasına ilişkin görevler yüklenmiştir ancak bu haklar da birçok alanda olduğu gibi kâğıt üzerinde kalmıştır. Bunca düzenlemeye ve uluslararası sözleşmeye rağmen 9 milyona yakın engelli yurttaşımız bu temel haklarından yoksun yaşamaktadır. Örneğin 657 sayılı Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları kadrolarının yüzde 3’ü kadar engelli personel çalıştırmakla yükümlüdür ama kamu kurumları bu yükümlülüğe uymamaktadır. Devlet tarafından sorun, yalnızca bir sosyal yardım sorununa indirgenmiştir. Engellilerimizin eşit koşullar altında ve eşit fırsatlara sahip olarak toplum içinde yaşama ve çalışma hakkı görmezden gelinmektedir. Soruna yalnızca sosyal yardımlarla çözüm aramak buna bir süreklilik kazandırmaktır ki bunda da en büyük zararı yine engelli vatandaşlarımız ve aileleri görmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir devletin çağdaş bir devlet olup olmadığının en temel ölçütlerinden birisi, engelli vatandaşlarımız gibi dezavantajlı gruplara yaklaşım biçimidir. Bugün, engelli yurttaşlarımızın yüzde 80’inden fazlası eğitim, yüzde 90’dan fazlası meslek ve beceri edindirme hizmetinden yararlanamamaktadır. Yalnızca yüzde 5’i çalışabilmektedir. Bunlar da yetmezmiş gibi, kaldırımlar sanki bu ülkede hiç engelli yokmuş gibi yapılmıştır. Engelliler sanki hiç seyahat etmemeliymiş gibi ulaşım düzenlenmiştir. Engelliler sanki karşıdan karşıya hiç geçmemeliymiş gibi üst geçitler tasarlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, engelli yurttaşlarımız da haklarının tamamından yararlanabilsin, ulaşım sağlayabilsin, kaldırımlarda, parklarda rahat etsin diye 2005 yılında bu düzenleme yapıldı ve yedi yıllık bir süre konuldu. Yedi yıl boyunca başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyük şehirlerde yüzlerce defa kaldırımlar söküldü, yeniden yapıldı, yollar defalarca düzenlendi, oluk oluk paralar akıtıldı ama bunlar yapılırken sanki bu kanun yokmuş gibi, bu ülkede engelli yurttaşlar yokmuş gibi davranıldı. Şimdi ise bu süre sekiz yıla çekilerek bunların düzeltileceği düşünülüyor. Yedi yıl boyunca bu konuda kılını bile kıpırdatmayan kamu kurumları ve belediyelerin kalan bir yıl içinde bunları halledebilmelerini diliyor, yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Küçük.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyeler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Teklifinin 32 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

“Madde 32- 1/7/2005 tarihli 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 2 nci ve Geçici 3 üncü maddelerinde yer alan "yedi yıl" ibareleri "sekiz yıl" şeklinde değiştirilmiş, maddelere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve geçici 2 nci maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Standartların izlenmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca 2 ay içerisinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir."

"Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve belediyelerin denetimlerinde şehir içinde toplu taşıma yapan araçlarda 7/7/2013 tarihine kadar Özürlülerin erişebilirliği için gerekli düzenlemeler yapılır. Gerekli düzenleme yapılmamış olan araçlar bu tarihten itibaren trafikten men edilir. 7/7/2013 tarihine kadar Özürlülerin erişebilirliği için gerekli düzenlemeyi yapmamış olan belediyelerin denetimlerinde toplu taşıma hizmeti veren şirket ve kooperatiflerin toplu taşıma ihaleleri tek taraflı olarak fesh edilerek 5 yıl süre ile toplu taşıma ihalelerinden men cezası verilir."

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Erkan Akçay konuşacak Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  32’nci madde üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, temel insani değerlerimiz engellilerin sosyal yaşama katılmasına  imkân sağlayacak şartların gerçekleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bugüne kadar engellilerin ulaşılabilirliği konusundaki yasal düzenlemelerde pek çok husus yer almıştır. Ancak uygulamalar beklenilen ölçüde hızlı gerçekleşmemektedir. Engelliler için fiziksel çevre düzenlenmesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun kabul ettiği Sakat Hakları Bildirgesi, ILO Sözleşmesi ve Engelliler İçin Standart Kurallar yaklaşımı çerçevesinde yerleşimlerin tüm engellilerin ihtiyaç duydukları her yere rahatça ve kolayca erişebilecekleri biçimde yeniden düzenlenmesini kapsamaktadır.

Bu bağlamda sosyal kullanım alanları, konutlar, yollar, kaldırımlar, trafik lambaları, geçitler, otogarlar, havaalanları, tren ve yer altı treni istasyonları ile toplu ulaşım araçları, toplu kullanım alanları ve kamu binalarının özürlülerin kullanımına uygun hâle getirilmeleri gerekmektedir.

Toplumsal hayata katılım sürecindeki fiziksel çevre düzenleme kolaylıkları yalnız engelliler için değil tüm toplum için gereklidir. Engelliler için yapılacak bu uygulamalar aynı zamanda farklı ihtiyaçları olan kullanıcılar bakımından da rahat bir çevre imkânı sağlayacaktır.

Özürlüler Kanunu’nun geçici 2’nci maddesi kamuya ait resmî yapılar, yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel altyapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapıların bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Temmuz 2005 tarihinden itibaren yedi yıl içinde özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Geçici 3’üncü madde de "Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişilebilirliğine uygun olması için gereken tedbirleri alır. Mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Temmuz 2005 tarihinden itibaren yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma getirilir." demektedir.

Bu kanun yürürlüğe girdiğinden bu yana, kanunda belirtilen hususların ne kadarının hayata geçirildiği konusunda hiçbir çalışma yoktur. Bu hizmetlerin nasıl yapılacağı, hangi kaynaklar tarafından finanse edileceği ve denetimlerin hangi kurum tarafından yapılacağı da belirtilmemiştir.

3 Ocak 2012 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına verdiğimiz soru önergesinde, bu kanunun yürürlüğe girdiği 2005 yılından bu yana kanunun geçici 2’nci ve 3’üncü maddelerinde belirtilen hususların ne kadarının hayata geçirildiğini, bu maddelerde belirtilen hizmetlerin nasıl yapılacağını, hangi kaynaklar tarafından finanse edileceğini, denetimin hangi kurum tarafından yapıldığını, gerekli çalışmaları yapmayan kamu kurumları ve belediyelere yaptırım yapmayı ve süre uzatmayı düşünüp düşünmediğini sormuştuk.

Sayın Bakan verdiği cevapta, geçici 2’nci maddeyle ilgili olarak, 12 Temmuz 2006 tarihinde Başbakanlık genelgesinin yayınladığını, 8 Ağustos 2008 tarihli Başbakanlık talimatı ile kamu kurumlarının uyarıldığını, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 12 Aralık 2011 tarihinde 81 il valiliğine gönderilen yazıda ulaşılabilirlik konusunda yasal zorunluluklar hatırlatıldığını, konunun hassasiyetine istinaden, bir cezai ve para cezası yaptırımı düşünmediklerini söylemiş ve süre uzatma ile ilgili sorumuza da cevap vermemiştir. Şimdi ise bu bir yıl süre uzatılmayla karşı karşıya kaldığımız gibi ayrıca verilen cevapların hilafına para cezaları ve ayrıca iki yıl daha ek süre verilmesi ile karşı karşıyayız.

Bizim önergemizin daha makul ve yerinde olduğunu düşünüyoruz ve desteklerinizi bekliyoruz. Hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 32 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                          Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

MADDE 32- 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun

geçici 2 nci ve 3 üncü maddelerinde yer alan "yedi yıl" ibareleri "sekiz yıl" şeklinde değiştirilmiş, geçici 3 üncü maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Bu Kanunun geçici 2 inci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen erişilebilirlik standartlarının uygulanmasının izlenmesi ve denetimi her ilde Aile ve Sosyal Politikalar, İçişleri, Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıkları ile özürlüler ile ilgili konfederasyonların temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından yapılır. İhtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilir. Denetim sonucunda ilgili belediye ve kamu kurum ve kuruluşları ile umuma açık hizmet veren her türlü yapıların ve açık alanların malikleri ile toplu taşıma araçlarının sahiplerine eksikleri tamamlaması için birinci fıkrada belirtilen sürenin bitiminden itibaren iki yılı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

Sürenin bitiminden itibaren öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediği denetim komisyonlarınca tespit edilen umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarının sahibi olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından her bir tespit için bin Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının tutarı elli bin lirayı geçemez. Sürenin bitiminden itibaren öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediği denetim komisyonlarınca tespit edilen büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından her bir tespit için beş bin Türk Lirasından yirmi beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının tutarı beş yüz bin lirayı geçemez. Bu maddeye göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içerisinde ödenir. Genel bütçeye gelir kaydedilen idari para cezası tutarları dikkate alınarak erişilebilirlik konusundaki projelerde kullanılmak üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesinde ödenek öngörülür.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; İçişleri, Maliye, Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıklarının ve özürlüler ile ilgili konfederasyonların görüşleri alınmak sureti ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca bir yıl içerisinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet önergeye katılıyor mu?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılarla, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlarla, Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişilebilirliğine uygun olması için 5378 sayılı kanunda yer alan yedi yıllık sürenin sekiz yıla çıkarılması ile erişilebilirlik standartlarının uygulanmasının izlenmesi ve denetiminin Aile ve Sosyal Politikalar, İçişleri, Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıkları ile özürlüler ile ilgili konfederasyon temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından yapılması ve ihtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilmesi öngörülmüştür. Denetim sonucunda ilgili belediye ve Kamu kurum ve kuruluşları ile umuma açık hizmet veren her türlü yapıların ve açık alanların maliklerine eksikleri tamamlaması için iki yılı geçmemek üzere ek süre verilebileceği bu süre sonunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere idari para cezası uygulanacağı hüküm altına alınarak Kanunla amaçlanan işlerin yapılması konusunda mali bir yükümlülük getirilmesi amaçlanmıştır. Bu şekilde uygulanan para cezalarının komisyon çalışmaları ile erişilebilirlik konusundaki projelerin finansmanında kullanılmasına imkan tanınmıştır.

Ayrıca bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların İçişleri, Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme ve Maliye Bakanlıklarının ve özürlüler ile ilgili konfederasyonların görüşleri alınmak sureti ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca bir yıl içerisinde çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği belirtilerek bu konuda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Başkan, bizim de önergemiz var 32’nci maddede.

BAŞKAN – Hayır, 32’de yok efendim.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul)  – Var, var, var efendim.

BAŞKAN – Yok, bende yok, gözükmüyor.

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Atlamışsınız herhâlde.

SIRRI SAKIK (Muş) – Okudu hatta.

BAŞKAN – Hayır, hayır üç önerge okundu, sonuncusu da…

Yeni maddede bir önergeniz var sizin.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Şimdi, yeni bir madde ihdasına dair önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve talep ederiz.

               Nurettin Canikli                                Mehmet Şandır                           Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                     Giresun                                             Mersin                                             İstanbul

                   Recep Özel                                  Ali Rıza Alaboyun                                 Hülya Güven

                      Isparta                                             Aksaray                                               İzmir

                Mustafa Elitaş                            Zeynep Karahan Uslu                            Afif Demirkıran

                      Kayseri                                            Şanlıurfa                                              Siirt

MADDE 33- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Ek Madde 29- Türk vatandaşı olup, üniversitelerin (Gülhane Askeri Tıp Akademisi dahil) tıp fakültelerinin beşinci yılını tamamlayıp altıncı yıla geçen öğrencilerine intern eğitimi döneminde öğretim üyesi rehberliğinde yaptıkları uygulama çalışmaları karşılığında ilgili kurumların bütçesinden oniki ay süreyle 4.350 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda artık ücret ödenir. Bu şekilde ücret ödenmiş olması 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanmasını gerektirmeyeceği gibi bu çalışma sebebiyle uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalılık ilişkisi kurulamaz. Bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesilmez ve bu ödemelere ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulunca müştereken belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunlukla yani 21 üyeyle bu önergeye katılıyorsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde önergeyi işlemden kaldıracağım.

Sayın Komisyon…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu önerge dağıtılmadı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 22.32

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

32’nci maddeden sonra gelmek üzere iki yeni madde ihdasına dair önerge vardı.

Biraz önce okuttuğum önergeye Komisyonun salt çoğunlukla katılıp katılmadığını soracağız.

 

Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Katılıyorsunuz.

O zaman, salt çoğunlukla katıldığına göre, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – MHP Grubu adına Sayın Ali Öz.

BAŞKAN – Sayın Ali Öz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına.

Sayın Öz, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tıp fakültesinde beş yıl temel eğitimini bitirdikten sonra 6’ncı yılında “intern hekim” olarak addettiğimiz meslektaşlarımızın, hekim arkadaşlarımızın birtakım haklarına kavuşması için verilmiş olan bir önerge.

Önergenin gerçek manadaki mahiyeti, tıp fakültesi 6’ncı sınıf öğrencilerinin hiçbir sınava tabi olmadan, normal bir hekimin yapmış olduğu işleri eğitim almış olduğu hastanede veya eğitim hastanesinde veya üniversitede bir uzman hekimin kontrolünde, denetiminde bazı işleri yürüttüğü bir dönemi içermektedir. Dolayısıyla, son sınıf öğrencileri aktif hekimlik yapar gibi görevlerini tamamlamaktadırlar. Bu süre, kanunun da belirttiği gibi on iki ayı kapsamaktadır.

Önergemizdeki gerçek mana, hiçbir sosyal imkânı olmayan, gerçekten özlük hakları noktasında kendilerine herhangi bir avantaj sağlanmamış olan 6’ncı sınıf öğrencilerinin asgari ücret seviyesinde, çalıştıkları işin karşılığında… Çünkü bunlar, süresiz, otuz gün boyunca, çoğu zaman nöbetlerinde normal bir sigortalının bile çalışacağı süreden daha uzun süre çalışmalarına rağmen bunun bir karşılığını almamaktadırlar. Dolayısıyla aslında hak ettikleri bir şeyi kendilerine vermeyi amaçlayan bir önergedir. Dolayısıyla bu son sınıf öğrencilerine asgari ücret düzeyinde bir ücret vermek, Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamına almak, aynı zamanda da ufak tefek de olsa masraflarını karşılayacak şekilde kendilerine bir ücret vermeyi amaçlamaktadır. Komisyonlarda görüşülmesi esnasında olumlu görüş bildirilmiştir.

Hepimizin bildiği gibi, Türkiye’de 54 üniversite ve 10 vakıf hastanesiyle beraber 64 tıp fakültesinden hekim kadrosuna yıllık ortalama olarak 5 bin-6 bin civarında hekim katılmaktadır. Bu arkadaşlarımızın mağduriyetlerini gidermek, dolayısıyla bunların -özlük haklarında çok bir iyileşme yapmayacak belki ama- mesleklerini tamamlamadan bir yıllık sürelerinin sosyal güvenlik kapsamı içerisinde, emekliliklerine de yansıyacak şekilde, devlet tarafından sigortalı kapsamında kabul edilmeleri, asgari ücret düzeyinde bir ücret almaları bu öğrencilerin mesleğe bakışlarını, mesleğe olan tutkularını, aynı zamanda motivasyonlarını da artıracağı düşüncesiyle bu önergeyi verdik.

Bu önerge, gerçekten, sağlığımızı emanet ettiğimiz hekimlere vermiş olduğumuz değerin de bir göstergesi olarak karşımızda durmaktadır. Hekim arkadaşlarımızın, tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinin bu konuda ciddi beklentileri vardır. Yıllardır Parlamentodan beklentileri bu kanunun yasalaşması arzusu içerisindedirler, dolayısıyla gerek iktidarın gerekse muhalefetin ortaklaşa karar vermiş olduğu, aslında komisyonlarda üzerinde uzlaşma sağlamış olduğu bir önergedir.

Özellikle hekimlik mesleğinin son zamanlarda karşılaşmış olduğu ciddi sorunlar, önceki dönemle meslekteki manevi hazzın azalması noktasında, özellikle böyle bir önergeye destek verir ve bu önergedeki teklifi eğer yasalaştırmış olursak, onlara bir sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz inancındayız, dolayısıyla sizlerin desteğine ihtiyacımız var. Bu önerge gerçekten, Türk hekimlerine belki de bugüne kadar yapılmamış önemli iyiliklerden bir tanesi olacaktır. Dolayısıyla ortak bir kararla destekleyeceğinizi umuyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Hülya Güven, İzmir Milletvekili.

Sayın Güven, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HÜLYA GÜVEN (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, bugün, Türk vatandaşı olup üniversitelerin tıp fakültelerinin 5’inci yılını tamamlayıp 6’ncı yıla geçen öğrencilerine yani intern dediğimiz dönemde öğretim üyesi rehberliğinde yaptıkları uygulama çalışmaları karşılığında ilgili kurumların bütçesinden aylık bağlanması üzerine verilen önerge üzerine konuşuyor, saygılarımı sunuyorum.

Ve hepimiz biliyoruz -burada hekim arkadaşlarımız var- tıp fakültesi uzun ve zor bir eğitim. İlk 5’inci yıl bitirdikten sonra 6’ncı sınıfta, internlük döneminde artık öğrenci diyemeyeceğimiz, stajyer diyemeyeceğimiz, bir doktor gibi çalışan bir hekim grubu karşımızda bulunmaktadır. Bu hekimlerimiz, 6’ncı sınıf eğitimleri on iki ay sürmektedir, klinik, poliklinik, ameliyathane, saha çalışmaları ve sonuçta sınava girmemektedirler. Bu arkadaşlarımıza sadece kendilerini yönlendiren, yöneten öğretim üyeleri tarafından yeterlik belgesi verilmektedir. Fizik muayene yapma, teşhis-tedavi planlama, uygulama yaptıkları işlerden biri.

Ve yurt dışında intern hekimlere iki örnek vereceğim aldıkları maaşla ilgili olarak. İngiltere’de 22.500 sterlin alıyor bir 6’ncı sınıf öğrencisi intern döneminde, İrlanda’da ise 33 bin avro alıyorlar, bizde ise bu öğrencilerimiz nöbet tuttukları hâlde, hastalarla birebir ilgilendikleri hâlde ve hatta öğrenciler -artık öğrenci diyemeyeceğiz, demeyeceğiz- bu hekim arkadaşlarımız aynı şekilde diğer hekimlere olduğu gibi şiddete maruz kalıyorlar.

Bu hekimlerimize yine, uzman hekimlerde olduğu gibi veya mezun olan hekimlerde olduğu gibi zaman zaman, tıbbi kötü uygulama nedeniyle dava açılabilmektedir. Bu nedenle, eksik olan, bu hekimlerimizin bu tıbbi uygulamaları bakımından zorunlu sigortalı olmaları da gerekiyor ve kurumlar tarafından bu bedelin de ödenmesi gerekmektedir. Öğrencilerimiz, asistanlarımız, tabip odalarımız bu konuyla çok yakından ilgilenmektedirler.

Çok büyük özveriyle eğitimleri süresince büyük çalışma, gayret gösteren internlerimizin bu aylıklarını alması ve bir şekilde yaşam koşullarının düzelmesi, kendilerini ve bizleri de mutlu edecektir.

Daha iyi bir aylık bağlanması üzerine ben sözlerimi bitiriyor, saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Güven.

Şahısları adına Sayın Recep Özel, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Recep, sen hekim misin?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu torba kanunu gerçekten gecenin bu geç vaktinde muhalefet partilerinin çok olumlu destekleriyle güzel bir noktaya getirdik, inşallah bir an önce de neticelendirir, yasalaştırırsak, tatile veyahut da Meclisin ara vermesine bir an önce geçebiliriz, gidebiliriz diye düşünüyoruz.

Vermiş olduğunuz olumlu katkılardan dolayı sizlere teşekkür ederiz. Bu yasanın da intern öğrencilerine verilmiş olan bir madde ilavesinin  hayırlı olmasını diliyoruz, inşallah tıp tarihine geçecek güzel hizmetler yaparlar. Ülkemiz doktorlarına hayırlı olsun diyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Türkan Dağoğlu, İstanbul. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜRKAN DAĞOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tıp fakülteleri belki de tahsilin en uzun olanı ve en ağır ve en zor olanlarından birisidir çünkü bütün fakültelerin üzerine iki sene de internlük gibi bir bölümleri vardır. Bu bölümler, asistanlıktan evvel öğrencilerin pratik anlamda kliniklere alışması, hastaya alışması ve kendi başlarına hastayı takip edebilmeleri devresidir. İşte bu devrede, sanki daha evvel bir asistanlık yaparcasına bu çocukların böyle bir -çok küçük de olsa- ücretle taltif edilmeleri bence son derece olumlu bir katkı sağlayacak ve çocukların da bu kadar ağır bir tahsil içinde okullarını okurken son sınıflarında motive edici bir destek olacağını düşünüyorum.

Bu konuyu gündeme getirenlere ben de ayrıca teşekkür ediyorum ve internlerimiz için de hayırlı olmasını diliyorum ve bu konuda fevkalade olumlu olduğumu da bir öğretim üyesi olarak belirtmek istiyorum.

Herkese teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralardan alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dağoğlu.

Önerge üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Sisteme giren arkadaşımız yok.

Önergeyi, 32’nci maddeden sonra gelmek üzere…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir ara verir misiniz.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyoruz efendim.

                                                                               Kapanma Saati: 22.59

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

32’nci maddeden sonra gelmek üzere verilen yeni madde ihdasına dair önergenin görüşmeleri tamamlanmıştı.

Madde üzerinde bir adet önerge vardır; okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun teklifi ile 2547 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen ek 29 uncu maddede geçen 'uzun vadeli sigorta kolları' ibaresinin 'uzun vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortası ile analık sigortası' şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                Mustafa Elitaş                                 Türkan Dağoğlu                               Muzaffer Yurttaş

                      Kayseri                                             İstanbul                                             Manisa

                  Sıtkı Güvenç                                    Murtaza Yetiş

              Kahramanmaraş                                    Adıyaman

BAŞKAN – Sayın Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılıyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tabi olacakları sigorta kollarına açıklık getirilmektedir.

BAŞKAN – 32’nci maddeden sonra gelmek üzere verilen yeni madde ihdasına dair önergenin üzerine verilen önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda, verilen yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 32’nci maddeden sonra gelmek üzere yeni madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece teklifin mevcut metnine yeni 33’üncü madde eklenmiştir. Kanunun yazımı esnasında bu madde eklenerek diğer madde numaraları teselsül ettirilecektir.

Şimdi, yeni bir madde ihdasına dair bir önerge daha vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine 32. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Haydar Akar                                       Salih Fırat

                     Giresun                                             Kocaeli                                           Adıyaman

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                          Mustafa Kalaycı                            Malik Ecder Özdemir

                     İstanbul                                             Konya                                                Sivas

               Ali Haydar Öner

                      Isparta

"MADDE 33- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

"m) Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu, bağımsız spor federasyonları tarafından yapılan her türlü gençlik ve spor faaliyetleri ile bu faaliyetlerle ilgili kamp, eğitim ve hazırlık çalışmalarında süreklilik arz etmeyecek şekilde görevlendirilenler,"

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Şimdi yeni madde olarak bir önerge vardır, komisyon salt çoğunluğuyla katılmıştır.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Böylece 34’üncü madde yeni bir madde olarak eklenmiştir. Kanunun yazımı esnasında bu madde de eklenerek diğer madde numaraları teselsül ettirilecektir. Bir karışıklığa mahal vermemek için görüşülmekte olan Komisyon raporunda mevcut maddeler üzerinden devam edeceğiz.

Şimdi 33’üncü madde üzerinde iki önerge var, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 33 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                                        Ali Öz

                      Manisa                                              Konya                                               Mersin

                Mehmet Günal                          Hasan Hüseyin Türkoğlu                        Nevzat Korkmaz

                      Antalya                                           Osmaniye                                            Isparta

                 Bülent Belen

                     Tekirdağ

“Madde 33- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bendleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (i) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (j) ve (k) bendleri eklenmiş ve dördüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, biri sigortalılık başlangıç tarihinden önce ve en fazla iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla sigortalılık kapsamında çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri,"

"d) Sigortalı olmaksızın doktora öğrenimi veya tıpta intörnlük dönemi ile uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri,"

"j) Sigortalı olmaksızın, 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna göre yurt dışına gönderilen ve öğrenimini başarıyla tamamlayarak yurda dönenlerden yükümlü bulunduğu mecburi hizmet süresini tamamlamış olanların, yurt dışında resmî öğrenci olarak geçirmiş oldukları öğrenim sürelerinin 18 yaşının tamamlanmasından sonraki döneme ait olan kısmı,"

"k) Tabi olduğu sosyal güvenlik hükümlerine göre emeklilik yaşını doldurduğu halde halen çalışan veya mücbir sebeple Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilişiğine ara vermiş olanların beş yıla kadar eksik süreleri,"

"a) Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e), (f), (g), (h), (j) ve (k) bendleri gereği borçlananlar, borçlandığı tarihteki 4 üncü maddenin birinci fıkrasının ilgili bendine göre,"

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 33. Maddesinin teklif metninde çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                    Mahmut Tanal                                     Musa Çam

                      Kocaeli                                             İstanbul                                               İzmir

                                                                          Celal Dinçer

                                                                              İstanbul

BAŞKAN – Sayın Komisyon son okunan önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Celal Dinçer.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Dinçer. (CHP sıralarından alkışlar)

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 33’üncü maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifinin, yabancı ülkelere burslu olarak gönderilen öğrencilerin öğrenimlerini tamamladıktan sonra Türkiye’ye geri dönmesini teşvik ve ülkemizin yetişmiş insan gücünü karşılamak amacıyla hazırlandığı görülmektedir. İlke olarak doğru bir tekliftir, ancak kanun yapma tekniği açısından yanlıştır; bunun, diğer kanunlarda, diğer torba kanunlarda olduğu gibi bu madde içinde gösterilmesi yanlıştır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Mustafa Kemal Atatürk emperyalist güçlere karşı mazlum milletlerin tümüne örnek olacak ulusal Kurtuluş Savaşı’nı 9 Eylülde zaferle bitirince İzmir’de kendisine “Çok yoruldunuz, herhâlde çiftliğinize çekilir, dinlenirsiniz.” diye soranlara Mustafa Kemal’in yanıtı şöyle oldu: “Hayır, asıl savaş şimdi başlıyor. Bu savaş, cahilliğe ve gericiliğe karşı yapılacaktır.” demiştir. Bu savaş, aslında Orta Çağın karanlığından bir türlü çıkmasına fırsat verilmeyen bir toplumun çağdaşlaşma için verilecek, uzun zaman alacak ikinci bir Kurtuluş Savaşı olacaktır. Nitekim devrimin lideri Atatürk de bunun farkındadır, “En mühim, en esaslı nokta eğitim meselesidir. Eğitimdir ki bir milleti ya hür, müstakil, şanlı, yüksek bir cemiyet hâlinde yaşatır ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.” dedikten sonra ekler: “Bazı şeyler vardır ki bir kanunla, bir emirle, bir düdük çalarak düzeltebilirsiniz ama bazı şeyler vardır ki kanunla, emirle, milletçe omuz omuza boğuştuğunuz hâlde düzelmezler. Fesi atar, şapkayı giyer adam ama alnında fesin izi vardır. Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz ama bazı insanların başındaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz çünkü onlar zihniyetin içindedir. Zihniyet binlerce yılın birikimidir, o birikimi bir anda yok edemezsiniz, boğuşursunuz onunla. Yeni bir zihniyet, yeni bir etik yerleşinceye kadar boğuşursunuz onunla ve sonunda muvaffak olursunuz.”

Emperyalist güçlere karşı Kurtuluş Savaşı’nın kazanılıp cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra Türk toplumunu çağdaş medeniyet düzeyine ulaştırmak, ülkenin ilerlemesinin önündeki engelleri kaldırmak, laik ve ulusal bir yapı oluşturmak için Atatürk’ün önderlik ettiği devrimlerin adım adım uygulanmaya başlandığını görüyoruz. Özellikle Türk devriminin başarısının eğitim alanındaki başarıya bağlı olduğunu Atatürk görmüş ve bu amaçla Atatürk döneminde eğitim ve öğretimde ilkokuldan yükseköğretime kadar her alanda köklü çözümlere gidilmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün de Türkiye’de pek çok sorun eğitim eksikliğine bağlanır, “Eğitim şart.” deyip dururuz. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de eğitimin şart olduğuna inanmış ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaşılması için somut girişimlerde bulunmuştur. Bu girişimlerden bir tanesi de 1924 yılında çıkardığı 1416 sayılı Kanun’dur. Bu Kanun’la özellikle çeşitli kurum ve kuruluşların açtığı sınavları kazanan yetenekli öğrenciler, kimisi mühendislik kimisi tıp eğitimi almak için kısaca meslek adamları, bilim insanları yetiştirmek üzere yurt dışındaki seçkin üniversitelere gönderilmiştir.

1927 yılında 42 öğrenciyle başlayan bu yurt dışına öğrenci gönderilme olayı, 1938 yılına geldiğinde 700’leri bulmuştur. Atatürk’ün açtığı yolda, bugün on binlerce öğrencimiz yurt dışında öğretim görmektedir ve ülkemize dönüp ülkemizin kalkınması ve başarısı için büyük katkılar ve çabalar göstermektedirler. Her branşta büyük başarıya imza atmaktadırlar bu dönenler ancak bir kısmı “beyin göçü” dediğimiz yurt dışında kalmaktadır. İşte bu yasayla bu beyin göçünün dışarıya gitmesi engellenmiş olacak, orada eğitimleri süresinde geçen insanlar sigortalı sayılacaklar, borçlandıkları takdirde bu sigortalarının sayılması onların Türkiye'ye gelmesine teşvik unsuru olacaktır. Bu yönüyle yasanın bu maddesine katılıyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dinçer.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 23.19

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.35

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 33’üncü maddesi üzerinde verilen İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 33 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

“Madde 33- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (i) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (j) ve (k) bentleri eklenmiş ve dördüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, biri sigortalılık başlangıç tarihinden önce ve en fazla iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla sigortalılık kapsamında çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri,"

"d) Sigortalı olmaksızın doktora öğrenimi veya tıpta intörnlük dönemi ile uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri,"

"j) Sigortalı olmaksızın, 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna göre yurt dışına gönderilen ve öğrenimini başarıyla tamamlayarak yurda dönenlerden yükümlü bulunduğu mecburi hizmet süresini tamamlamış olanların, yurt dışında resmî öğrenci olarak geçirmiş oldukları öğrenim sürelerinin 18 yaşının tamamlanmasından sonraki döneme ait olan kısmı,"

"k) Tabi olduğu sosyal güvenlik hükümlerine göre emeklilik yaşını doldurduğu halde halen çalışan veya mücbir sebeple Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilişiğine ara vermiş olanların beş yıla kadar eksik süreleri,"

"a) Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e), (f), (g), (h), (j) ve (k) bentleri gereği borçlananlar, borçlandığı tarihteki 4 üncü maddenin birinci fıkrasının ilgili bendine göre,"

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 33’üncü madde üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz aldım; muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 41’inci maddesine göre, kadınların doğum borçlanması yapabilmeleri için doğumdan önce sigortalı olarak tescil edilmiş olmaları şartı aranmaktadır. Bu nedenle, kadınlar işe girmeden evvel yaptıkları doğum nedeniyle çalışma hayatından ayrı kaldıkları süreyi borçlanamamaktadırlar. Ayrıca, esnaf ya da tarım BAĞ-KUR’lu kadın sigortalıların doğum borçlanması hakkı hiçbir zaman olmamıştır, yoktur. Hâlbuki, erkekler işe girmeden önceki askerlikte geçen süreleri borçlanabilmektedir, askerlikten önce sigortalı olarak tescil edilmiş olmaları şartı aranmamaktadır. Ayrıca, esnaf ya da tarım BAĞ-KUR’lu erkek sigortalılar da askerlik süresini borçlanabilmektedir.

Verdiğimiz önerge ile, işe girmeden önce doğum yapan kadınlara, doğum nedeniyle çalışma hayatından ayrı kaldıkları süre kadar borçlanma hakkı getirilmektedir. 41’inci maddeye göre, esnaf ya da tarım BAĞ-KUR'lu kadın sigortalıların doğum borçlanması hakkı bulunmamaktadır. Vermiş olduğumuz bu önerge ile esnaf ya da tarım BAĞ-KUR'lu kadın sigortalılarımıza doğum borçlanması hakkı verilmektedir.

İkinci olarak, tıp eğitiminde ilk beş sınıfın bütün derslerini başarı ile geçen öğrenci intern adayı olmakta ve stajlara başlamaktadır. Bu dönem, klinik ve poliklinik uygulamaları ile saha çalışmalarının yaptırıldığı stajlardan oluşan on iki aylık bir süreyi kapsamaktadır. Bu 41’inci maddenin (d) bendi ile, sigortalı olmaksızın doktora öğrenimi veya tıpta uzmanlık için yurt içinde, yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri borçlandırılırken tıp fakültesi öğrencilerinin internlük dönemi borçlandırılamamaktadır. Vermiş olduğumuz önerge ile tıp fakültesi öğrencilerinin internlük dönemini kapsayan bir yıl süreyle sigortalılık borçlanma imkânı getirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, işsizlik rakamı mart dönemi itibarıyla yüzde 9,9’dur. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 17 ve işsiz sayısı 2 milyon 615 bin ve diğer, iş aramadığı hâlde çalışmaya hazır olanlar, iş bulma ümidi olmayanlar ve mevsimlik çalışanları da dikkate aldığımızda işsiz sayısı 5 milyon 600 bini bulmaktadır ve işsizlik oranı da yüzde 21’e ulaşmaktadır.

2009 yılındaki ekonomik kriz ve buna bağlı ortaya çıkan işsizlik toplumun bütün kesimlerini etkilemiştir. Bu kriz neticesinde pek çok sektörde işten toplu çıkarmalar yaşanmış, binlerce kişi işsiz kalmıştır. Ülke gündeminden hiç düşmeyen işsizlik sorunundan en fazla etkilenen kesimlerden biri de kapanan iş yerleri nedeniyle işini kaybeden sigortalılardır. Bu çalışanlar emeklilik yolunda önemli bir darbe almıştır.

Ekonomik kriz ve son dönemdeki ekonomik durgunluk nedeniyle işini kaybeden bu vatandaşlarımızdan birçoğu emekli olma yaşını doldurduğu hâlde prim gün sayısını dolduramadığı için emekli olamamaktadır. Bu sigortalılar, üniversite mezunu gençlerin bile iş bulmakta zorlandığı ülkemizde işsiz kalmışlardır. Belli yaşın üzerindeki bu sigortalı vatandaşlarımızın iş bulma şansları da yok denecek kadar azdır. Bu nedenle, belli bir yaştan sonra iş bulmanın zorlukları göz önünde bulundurularak sigortalının beş yıl kadar tamamlayamadığı eksik sürelerin ödenmesi yoluyla isteyenlere emeklilik imkânı sağlamaya yönelik bu önergeyi verdik.

Yurt dışında çalışıp hizmet süresi eksik olanlar bu süreyi borçlanarak emekli olabilmektedirler. Ülkemizde çalışıp hizmete ara verenler için bir düzenleme yapılması bu konudaki eşitsizliği de giderecektir.

Önergemize desteklerinizi bekler, hepinize saygılar sunarım. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

 

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 33’üncü madde kabul edilmiştir.

34’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 34. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                    Mahmut Tanal                                     Musa Çam

                      Kocaeli                                             İstanbul                                               İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                     Adil Kurt                                       İdris Baluken                             Abdullah Levent Tüzel

                      Hakkâri                                              Bingöl                                              İstanbul

                    Erol Dora                                      Hasip Kaplan                                   Pervin Buldan

                      Mardin                                              Şırnak                                                Iğdır

                   Sırrı Sakık

                        Muş

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önerge hakkında Komisyonun görüşü?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Kazım Kurt…

BAŞKAN – Kazım Kurt, Eskişehir.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa teklifinin 34’üncü maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunun net olarak ortaya çıkması lazım: Biz bu Parlamentoda her dönem, her olayda mutlaka kişiye özel bir yasa yapıyoruz, kişiye özel bir maddeyi son dakikada bu işin içine sokuyoruz. Şu anda tartışmakta olduğumuz 34’üncü madde de çok masum, çok olumsuzlukları giderici, ortadan kaldırıcı bir madde gibi görünmesine rağmen derinlemesine incelendiği zaman hiç de öyle olmadığı, kişiye özel bir uygulama, düzenleme olduğu ortaya çıkacaktır.

Ne diyoruz? Geçici 38’inci maddenin 4’üncü fıkrası kapsamında bulunanlardan altmış gün içinde müracaat etmeyenler bu yasa yapıldıktan sonra yeni bir altmış gün içinde müracaat edebilir. Kim bunlar? Bunu değerlendirdiğimiz zaman anlıyoruz ki ciddi bir sorun var, kişiye özel bir uygulama var.

43’üncü madde şunu diyor arkadaşlar: “Eski cumhurbaşkanları, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığı yapmış, başbakanlık yapmış kişiler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Millet Meclisi üyeleri, Cumhuriyet Senatosu üyeleri, Temsilciler Meclisi üyeleri, Danışma Meclisi üyeleri…” Bunların içinde ocak ayında çıkarılan yasadan yararlanmayan kaç kişi var acaba? Gerçekten bunu merak ediyorum ve Sayın Bakandan yanıtlamasını da istiyorum. Altmış gün içinde emeklilik haklarından yararlanmak üzere müracaat etmeyi kaçırmış da şimdi onun için özel olarak düzenlediğimiz bu yasa hangi talihli için yapılıyor? Bunu gerçekten merak ediyoruz.

Böyle bir uygulamanın, Parlamentonun ciddiyetiyle ve milletvekilliğinin saygınlığıyla bağdaşmadığını düşünüyorum. Eğer biz, burada, Türkiye’de çalışan memurlarımıza, kamuda görevli insanlarımıza altı ay boyunca zam vermemiş isek, toplu sözleşmede yarım puanlık bir farkı ortaya koyarak onlar lehine değerlendirmemiş isek şimdi böyle bir yasa yapmaya hakkımız yok. Gerçekten, bu nitelikteki insanların, hiç değilse o ocak ayındaki dönemde, sürede müracaatını yapması gerekirdi. Böyle olağanüstü özellikle bir yasa yapmanın Parlamentoda söz konusu olmaması gerekir. Bu değerlendirmeyi hiç olmazsa şimdi geri çekin, bizim önergemizi kabul edin, bu, metinden çıkarılsın, daha sonraki dönemlerde insanlara hesap verebilecek bir pozisyonda olalım. Türkiye’de milletvekillerine ya da milletvekili emeklilerine getirilmekte olan bu ayrıcalıkları ne olursunuz bir düzene sokalım. Ortalama emekli maaşının 850-900 lira olduğu bir ülkede böyle bir uygulamayı çok doğru bulmadığımızı bir kez daha üstüne basarak vurgulamak istiyoruz. Ama bunu özel bir yasa maddesiyle -unutanlar için çıkarılan bir yasa maddesidir bu- unutanlar için çıkarılacak bir yasa yerine hiç olmazsa yeni bir hukuki düzenleme yapın, Emekli Sandığı ya da Sosyal Güvenlik Kurumu resen hareket etsin, resen hareket ederek emekli yapsın sizi. Unutanlar böylelikle o zaaftan kurtulmuş olur.

Önergemiz bu maddenin metinden çıkarılması doğrultusundadır. Desteklerinizi bekliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kurt.

Sayın Sakık, buyurun efendim.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tam da böyle, torba yasanın ruhuna uygun bir konuşma yapacağım.

Şimdi bir torba yasa getiriyorsunuz. Yani geçmişte bir reklam vardı: “TAMEK’se atın sepete!” Sizin de işinize ne geliyorsa sepete atıyorsunuz ama acaba Allah aşkına bir özgürlükler paketi oluşturamaz mısınız, hak ve özgürlükler paketi oluşturamaz mısınız? Daha önce Ahmet Kaya’nın bir parçası vardı, “Adı Bahtiyar’dır./Suçu saz çalmaktır.” derdi. Bundan üç gün önce, adı Süleyman Acar’dı, bunun suçu da, Diyarbakır’da düğünlerde saz çalardı ana diliyle ve bunu KCK’den gözaltına aldılar. Süleyman içeride öldü, bütün uğraşlara rağmen... Süleyman’ın bütün suçu, günahı saz çalmaktı ve öldü. Öldüğü gün de bir çocuğu oldu, yeni bir çocuğu oldu ve bugün de duruşması vardı, duruşmasından da tahliye oldu; ölü tahliye edildi.

Şimdi, ülkemizin bu kadar sorunları var. Siz, özgürlükler adına neden bir torba oluşturmuyorsunuz? Bu torbada barış adına neden bir şey yok?

Biraz önce tıp öğrencileriyle ilgili bir yasa geçti ama aynı şekilde tıp öğrencileri, Hacettepe’de okuyan çok başarılı Kürt öğrencileri ne oldu biliyor musunuz? Bundan yirmi gün önce ”KCK operasyonu” adı altında bu öğrencilerin hepsi alındı ve tutuklandılar ve emin olun ki yıllarca bu acıyı çekecekler. Bunlarla ilgili bir adım yok.

Sayın Bakanım, siz, Ağrı’ya gitmiştiniz AKP il kongresine, orada çok insani bir şey söylemiştiniz, bir öz eleştiride bulunmuştunuz: “Bu, devletin günahıdır eğer Türkçe bilmiyorsa. Eğer ‘kardeş halklar’ diyorsak ve biz Kürtçe bilmiyorsak, bu, bizim günahımızdır.” Bu çok büyük bir tespitti. “Allah razı olsun” demiştiniz Kürtçe. Ben de size …(x) Bunun gereğini yapın. Sadece Kürt coğrafyasına gittiğinizde orada Kürtlerin yüreğini serinletecek sözlere ihtiyacımız yok ve karnımız da tok.

Bugün de, mesela, bizim Ulaştırma Bakanımız diyor ki, bir çağrısı var silahlı güçlere “Gelin, 100’üncü yılı birlikte inşa edelim.” diyor. İşte, bakın, böyle çağrılara ihtiyaç vardır. Bu çağrılar Türkiye’yi güçlendirir, bu çağrılar iç barışımızı sağlar, bu çağrılar… Yeni bir torba yasaya, özgürlük ve demokrasiyi birlikte inşa edecek bir yasaya ihtiyacımız var. Bunları getirirseniz, hep birlikte “Barış” adına bir şeyleri inşa edebiliriz ama sizin işinize ne kadar gerekli olan yasalar varsa onları getiriyorsunuz ve onun dışındaki özgürlüklerle ilgili tek adım atmıyorsunuz. Dönüp diyorsunuz ki, Sayın Başbakan söylüyor: “Efendim, seçmeli ders olsun Kürtçe.” Yani ben ana dilimi niye seçeyim, Allah rızası için? Siz, Türkler, ana dilinizi seçmek gibi bir şeyle karşı karşıya mısınız? Ve dönüp diyorsunuz ki: “Kürt çocukları 5 kişi yan yana gelirse, onlara lütufta bulunacağız, seçmeli ders olsun.” Vallahi, sizin aklınızda ne olur biliyor musunuz? 5 tane Kürt yan yana geldi mi, aklınıza illegal örgüt gelir yani eğitim meğitim gelmez. Kürtlerin kaderi budur. Yani Kürtler yan yana geldi mi sizin aklınıza özel yetkili savcılar gelir, Terörle Mücadele Yasası gelir ve mağduriyet gelir. Yani Kürt dili de seçmeli ders olmamalıdır, kardeş Türk dili yanında kendisini özgürce ifade edebilmelidir. Eğer bunları yapabilirseniz siz iç barışımızı sağlayabilirsiniz, ama bunları yapmazsanız, sadece dönüp, bunları “Efendim, işte seçmeli ders…” Peki, sizlere sormazlar mı Allah aşkına “Burada Güney Kürdistan var, orada devletleri var, orada bayrağı var, orada üniversitesi var, ana dilde yani ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim gören 5 milyon Kürt var. Adı orada Kürdistan’dır ve devleti de var ve burada yaşayan 20 milyon -adı 15 milyon- Kürt var. Peki, bu Kürt’ün dili niye seçmeli olsun?” diye. Yani şimdi size de dönüp aynı şeyi sorsalar burada hakkaniyet aramayız. Biz diğer partiler gibi de değiliz. Mesela biri çıkıp diyor ki: “Deniz Gezmiş’in idamı insanlığa karşı suçtur.” Doğrudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKIK (Devamla) – Ama “Âtıf Hoca’nın idamı haktır.” derseniz biz hoş bakmayız. İdam insanlığa karşı suçtur. Adı Âtıf Hoca olur, adı Deniz Gezmiş olur, adı Seyit Rıza olur, adı Şeyh Sait olur; idam insanlık suçudur. Bir halkın diline, kimliğine, kültürüne gem vurmak da insanlık suçudur.

Ben bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sakık.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 34’üncü madde kabul edilmiştir.

Yeni bir madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin 34'üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                                Ali Öz                                         Mehmet Günal

                    Osmaniye                                            Mersin                                              Antalya

“Madde 35 - 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

Geçici Madde 43 - Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer bentlerine göre sigortalı sayılanların 31/12/2000 tarihinden önce vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması hâlinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32'si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi hâlinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edilir."

BAŞKAN – Bilindiği gibi, Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde önergeyi işlemden kaldıracağım.

Sayın Komisyon, salt çoğunlukla önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, bizi davet etmedi ki Sayın Komisyon Başkanı. Davet etsin bizi, gelelim oraya.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Davet et Sayın Hocam, belki gelenler olacak. Komisyon üyeleri burada davet bekliyorlar sizden.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Gelmek isteyenler gelebilir tabii, elbette.

BAŞKAN – Davet etti Komisyon, buyurun.

Komisyon salt çoğunlukla katılamıyor, önergeyi işlemden kaldırıyorum.

35’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 35 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                          Mehmet Günal                                         Ali Öz

                    Osmaniye                                           Antalya                                              Mersin

Madde 35- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici Madde 43- 1416 sayılı Kanuna göre yurt dışına gönderilen ve öğrenimini başarıyla tamamlayarak yurda dönenlerden yükümlü bulunduğu mecburi hizmet süresini tamamlamış olanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmaya başlamış olup geçici 4 üncü madde kapsamında çalışmaya devam edenler; yurt dışında resmî öğrenci olarak geçirmiş oldukları öğrenim sürelerinin 18 yaşının tamamlanmasından sonraki döneme ait olan kısmının tamamını veya bir bölümünü, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde veya mecburi hizmetlerini tamamlayacakları tarihten itibaren üç ay içinde müracaat etmeleri ve müracaatın kabul edildiği ay itibariyle geçerli olan emekli keseneğine esas kazanç tutarı üzerinden ve borçlanacakları süreye ilişkin olarak hesaplanacak kesenek ve kurum karşılığı toplamından oluşan yükümlülük tutarının tamamını peşin olarak veya müracaatın kabul tarihinden itibaren oniki ayda eşit taksitler hâlinde ödemek suretiyle borçlanabilirler. Borcunu taksitler halinde ödeyecek olanların borçlanma işlemi sırasında hesaplanan aylık taksit tutarı, borcun ödendiği tarihteki prime esas asgarî kazanca oranlanarak, söz konusu oran ilgili ayın prime esas asgari kazancı ile çarpılır ve bulunan tutar, ilgili ayın taksit tutarı kabul edilir.

Borcunun tamamını peşin ödeyenler ile taksit ödeme dönemi sonunda borcunun tamamını ödemiş olduğu tespit olunanların borçlanmış oldukları süreler, fiilî hizmet süresinin hesabında ve iştirakçiliğin başlangıç tarihinin tespitinde dikkate alınır. Aylık taksitlerini zamanında ödemeyenlerin önceki aylara ilişkin olarak ödemiş oldukları tutarlar, süresi geçen son taksit tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgililere iade olunur.

Bu maddeye göre yapılacak borçlanma işlemlerine ilişkin olarak birinci ve ikinci fıkrada düzenlenmemiş olan hususlar hakkında mülga hükümleri dahil 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 35. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

Kazım Kurt                         Aydın Ayaydın      Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                    Mahmut Tanal                                  Bülent Kuşoğlu

                      Kocaeli                                             İstanbul                                             Ankara

                   Musa Çam

                        İzmir

BAŞKAN – Komisyon son önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Kuşoğlu konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

 

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

35’inci madde üzerinde bir önergemiz var, onunla ilgili bazı açıklamalarda bulunacağım müsaadenizle. 35’inci madde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na geçici bir madde ilave edilmesini öngörüyor ve bununla geriye yönelik bir borçlanma yapılabilmesini getiriyor. Biraz önce kabul edilen 33’üncü maddeyle de paralel bir düzenleme.

1416 sayılı Kanun’a göre -1416 sayılı Kanun yurt dışına öğrenci gönderilmesiyle ilgili bir kanun- yurt dışına gönderilen öğrencilerden yurt dışından dönüp başarılı olanlardan mecburi hizmetlerini tamamlayanların borçlanabilmesini öngörüyor, bu da geçici bir maddeyle şu anda 5434 sayılı Kanun’a göre çalışanların borçlanabilmesini getiriyor.

Burada dikkatinizi bir hususa çekmek istiyorum: Alt komisyona gitmediği için bu konular, yeterince Komisyonda tartışamadık, benim için de net değil. Şöyle bir durum var: 5434 sayılı Kanun Emekli Sandığı Kanunu, yani sadece Emekli Sandığına tabi olarak çalışanlar için bunu getiriyor, öyle bir görüntü var. Hâlbuki Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi olarak çalışanlar için bunun geçmişe yönelik de getirilmesi lazım, yani geçmişteki BAĞ-KUR ve SSK’ya yönelik çalışmaların da kavranması lazım. Yurt dışında okuyup da on sekiz yaşından sonraki dönemle ilgili olarak bu düzenlemenin getirildiğini görüyoruz. Neden diyorum sadece Emekli Sandığına tabi olanlar buna dâhil olsun? SGK’ya tabi olanların tümünün bu kapsamda olması gerekir.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, borçlanma sosyal güvenlik sistemimizi zaafa uğratan en önemli konulardan bir tanesi. Geçmişte de birçok borçlanma yapıldı, onun için Sosyal Güvenlik Kurumu bugün de büyük açıklar veriyor, büyük sıkıntılar içerisinde. Önümüzdeki otuz yıl, 2040 yılına kadar, Dünya Bankası çalışmalarına göre, ILO tarafından hazırlanan raporlara göre, aktüeryal hesaplara göre, otuz yıl Sosyal Güvenlik Kurumu açık verecek her yıl, çok önemli meblağlarda açıklar verecek. Biz onu borçlanacağız, faiziyle borçlanacağız, sıkıntıya gireceğiz. Dolayısıyla, bunlar önemli konular, bu borçlanma konusunun daha dikkatli ele alınması lazım. Yani yurt dışında okuyup Türkiye’ye dönmüş öğrenciler için bu borçlanmayı getiriyoruz, sadece Emekli Sandığı için getiriyoruz, böyle anlaşılıyor, Emekli Sandığına tabi olanlar için. Hâlbuki bunun geçmişte SSK ve BAĞ-KUR’lular için de getirilmesi gerekir diyorum bakın.

Diğer taraftan, benzeri bir durum bizim için de söz konusu değerli arkadaşlarım. Bakın, bizden de şu anda milletvekilliği yapmakta olup da Emekli Sandığından emekli olanlar ile SSK veya BAĞ-KUR’dan emekli olanlar arasında büyük farklılıklar var, SSK’ya tabi hizmeti olanlar arasında farklılıklar var. Aynı şeyi biz bununla öğrenciler için de yapıyoruz, geçmişe yönelik olarak öğrenciler için de yapıyoruz; bu büyük bir haksızlık, büyük bir yanlışlık. Eğer bu tür düzenlemeler yapacaksak, yani Sosyal Güvenlik Kurumunun geçmişe yönelik borçlanmasını her hâlükârda getireceksek, mesela kadınların doğum borçlanması için de benzeri bir düzenleme yapmamız gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Süreniz tamam Sayın Kuşoğlu.

Yanlış yapmışlar, beş dakika olacak efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama yanıp sönmedi ışığı, nereden bilsin ki! Bir yarım dakika selamlama için verin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu süresini kullandı.

Buyurun efendim, sözünüzü tamamlayın.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, çok teşekkür ederim. Pek dinlenmedi ama söylediğim önemliydi aslında, Emekli Sandığı için getirilen SSK ve BAĞ-KUR için getirilmiyordu, buna dikkat edilmesini önemle rica ediyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim, sağ olun.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 35 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

Madde 35- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici Madde 43- 1416 sayılı Kanuna göre yurt dışına gönderilen ve öğrenimini başarıyla tamamlayarak yurda dönenlerden yükümlü bulunduğu mecburi hizmet süresini tamamlamış olanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmaya başlamış olup geçici 4 üncü madde kapsamında çalışmaya devam edenler; yurt dışında resmî öğrenci olarak geçirmiş oldukları öğrenim sürelerinin 18 yaşının tamamlanmasından sonraki döneme ait olan kısmının tamamını veya bir bölümünü, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde veya mecburi hizmetlerini tamamlayacakları tarihten itibaren üç ay içinde müracaat etmeleri ve müracaatın kabul edildiği ay itibariyle geçerli olan emekli keseneğine esas kazanç tutarı üzerinden ve borçlanacakları süreye ilişkin olarak hesaplanacak kesenek ve kurum karşılığı toplamından oluşan yükümlülük tutarının tamamını peşin olarak veya müracaatın kabul tarihinden itibaren oniki ayda eşit taksitler halinde ödemek suretiyle borçlanabilirler. Borcunu taksitler halinde ödeyecek olanların borçlanma işlemi sırasında hesaplanan aylık taksit tutarı, borcun ödendiği tarihteki prime esas asgarî kazanca oranlanarak, söz konusu oran ilgili ayın prime esas asgari kazancı ile çarpılır ve bulunan tutar, ilgili ayın taksit tutarı kabul edilir.

Borcunun tamamını peşin ödeyenler ile taksit ödeme dönemi sonunda borcunun tamamını ödemiş olduğu tespit olunanların borçlanmış oldukları süreler, fiili hizmet süresinin hesabında ve iştirakçiliğin başlangıç tarihinin tespitinde dikkate alınır. Aylık taksitlerini zamanında ödemeyenlerin önceki aylara ilişkin olarak ödemiş oldukları tutarlar, süresi geçen son taksit tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgililere iade olunur.

Bu maddeye göre yapılacak borçlanma işlemlerine ilişkin olarak birinci ve ikinci fıkrada düzenlenmemiş olan hususlar hakkında mülga hükümleri dahil 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanır."

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

“Kanunun” yerine “maddenin” şeklinde düzeltilmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 35’inci madde kabul edilmiştir.

Şimdi, yeni bir madde ihdasına dair önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                               Nihat Ergün

                                                                               Kocaeli

                                                       Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

"MADDE 36- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 44- (1) 23/4/1999 ile 14/2/2005 tarihleri arasında tabi oldukları personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu memuriyetleri sona erip, 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı Kanun uyarınca haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile ortadan kaldırılanların bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde Kuruma müracaat etmeleri halinde ve yaş haddine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla; memuriyetlerinin sona erdiği tarih ile 22/6/2006 tarihi arasındaki dönem içinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış sürelerine ilişkin kesenek ve kurum karşılığı toplamları, görevden ayrıldıkları tarihteki derece ve kademelerine hizmet olarak sayılacak sürenin her üç yılına bir derece ve her yılına bir kademe verilmek ve öğrenim durumları itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesindeki yükselebilecekleri dereceleri geçmemek üzere tespit edilecek derece ve kademeleri ile başvuru tarihinde uygulanmakta olan katsayılar esas alınarak belirlenecek emekli keseneğine esas aylık tutarları üzerinden Kurum tarafından hesaplanarak halen çalıştıkları veya kamu görevlisi olarak en son çalışmış oldukları kamu idarelerine bildirilir ve söz konusu tutarlar bu idareler tarafından üç ay içerisinde Kuruma defaten ödenir.

 (2) Haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile 5525 sayılı Kanun uyarınca ortadan kaldırılmış olanlardan memuriyetten çıkarılmış oldukları kuruma yeniden atanmak üzere başvuranların, bu başvurularının ilgili kurumların kayıtlarına geçtiği tarihten başlayarak bu kurumlarda yapılan ilk atamalarının kendilerine tebliği tarihine kadar olan dönem içerisindeki uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış süreleri hakkında ise, birinci fıkra uyarınca yapılmış olan derece yükselmesi ve kademe ilerlemeleri saklı kalmak kaydıyla, yukarıdaki fıkra hükümleri çerçevesinde işlem yapılır. Ancak, bu fıkra kapsamına girenlerden ataması bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış olanların bu fıkra hükümlerinden yararlanabilmesi için, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altı ay içerisinde, bu maddenin yürürlük tarihinden önce atama talebinde bulunduğu halde atama işlemleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra tamamlanacakların ise, atamalarını izleyen altı ay içerisinde Kuruma başvuruda bulunmaları zorunludur.

(3) Bu madde uyarınca ilgililer adına kesenek ve kurum karşılığı ödenmiş olması; birinci fıkrada belirtilen dönem içerisinde ödenmiş olan emeklilik veya malullük aylıkları ya da dul ve yetim aylıkları için kendilerine borç çıkarılmasını, emekli ikramiyesi farkı ve geriye dönük olarak aylık farkı ödenmesini gerektirmez."

BAŞKAN – Komisyona soracağım, Komisyon önergeye salt çoğunlukla -21 üyesiyle- katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde önergeyi işlemden kaldıracağım.

Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – O zaman, önerge üzerinde gruplar adına konuşma talepleri…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Hamzaçebi.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Hamzaçebi.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklif Plan ve Bütçe Komisyonuna 44 madde olarak geldi, oradan 59 maddeye ulaşarak Genel Kurula ulaştı ve burada her gün, her oturumda birden fazla maddenin ilavesiyle 59 maddelik bu teklifin çok daha fazla bir maddeyle yasalaşacağı anlaşılıyor. Yani, torba yasa da olsa, torba yasanın da bir onuru olmalı; bu onur kalmadı. Yani, öteden beri torba yasa bu Parlamentoda çıkarılır, o da bir ihtiyaçtır ama komisyondan geçtikten sonra artık Genel Kurulda torba yasaya bir ilave olmaz. Yağmur gibi önerge geliyor, yağmur gibi madde geliyor. Bunların hiçbirisi tartışılmamıştır, görüşülmemiştir. Zaman zaman, bazı önergelerle ilgili, teknik arkadaşlardan bilgi aldık ama bu önerge örneğin, görüştüğümüz bu önerge bize açıklanmamıştır. Acaba Sayın Bakan, bu önergeyi veren Sayın Bakan bu önerge hakkında Genel Kurulu bilgilendirme ihtiyacı duyar mı? Muhtemelen Sayın Bakan da önerge kapsamı hakkında bilgi sahibi değil çünkü bunu teknisyenler hazırlamıştır. Elbette, isteyenler siyasilerdir, Sayın Bakan Hükûmet adına burada oturduğu için o da imzalamak zorunda kalmıştır.

Şimdi, bu maddenin ne getirdiği Genel Kurul tarafından bilinmiyor      -uzun bir madde okundu burada- getirilen şudur: Sistem altüst ediliyor. 1999 yılı ile 2005 yılları arasında disiplin suçları nedeniyle memuriyetten ihraç edilen personelin, bu memuriyetten ihraca ilişkin cezaları, 2006 yılında çıkarılmış olan 5525 sayılı Kanun’la affedildi. Bu af sonucuna göre, memuriyetten ihraç cezası kaldırılan kişilere de, daha sonra çıkarılan bir kanunla, açıkta geçirdikleri süreler için Sosyal Güvenlik Kurumuna borçlanma olanağı getirildi. Bunlar olabilir. Mademki disiplin cezaları Meclis tarafından affedilmiştir, bu yönde bir yasa çıkmıştır, açıkta geçen süreler için de kendilerine bir borçlanma olanağı getirilmiştir. Buraya kadar söyleyeceğim bir şey yok. Bunlar, 2006 yılına kadar olan işlemler.

Şimdi, borçlanmamış olan yani kendilerine tanınan bu imkâna rağmen bu imkânı kullanmayan kişilere bu önerge diyor ki, Sayın Bakan diyor ki: “Ya, bir kısmı borçlandı bunların, onlar sonuçta emekli olacak konuma geldiler, bir fedakârlık yaptılar ama bazıları hiç borçlanmadı; e, madem bunlar borçlanmadı, bunların prim borçlarını da devlet ödesin.”

Değerli arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi? Adalete uygun mudur bu? O zamanında prim borcunu ödeyen vatandaşlarımızın ne kusuru, ne günahı var? Onun prim borcunu şimdi devlet üstleniyor ise… Prim borcu değil, daha doğrusu, borçlanacak, onun borçlanma nedeniyle doğacak olan prim borcunu da mensubu olduğu kurum defaten ödeyecek. Madem bunu ödüyoruz, o zaman, zamanında fedakârlık edip kendi cebinden prim borcunu ödemiş olanların bu ödemelerini de kendilerine iade edelim. Böyle bir adaletsizlik olabilir mi? Yani bu kişiler kimlerdir? Bunu Hükûmet açıklamalıdır. Kimlere, hangi kolaylık sağlanıyor? Sayıları fazla değildir bunların, sayıları fazla değildir. Bunu Hükûmet açıklamalıdır.

Sayın milletvekilleri, basit bir önerge değildir, bunun kabul edilmemesi gerekir.

Madem böyle kıyıda köşede kalmış birtakım sorunları burada birilerinin hatırı uğruna çözmek için yola çıkmışsınız, gelin, çok ciddi sorunları olan kamu personeli var, bunları çözelim. Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen, YAŞ kararı dışında ihraç edilen ama daha önce Parlamentonun çıkarmış olduğu kanun kapsamına da girmediği için kendilerine açıkta kaldıkları süreler için tazminat ödenemeyen personelle ilgili bir düzenlemeyi yapalım. Birazdan onunla ilgili önergemiz Divan tarafından okunacak. Komisyon çoğunluğunu şurada sağlayalım, onu da yasalaştıralım. Maliye teşkilatında defterdarlık uzmanlarının sorunları var. Defterdarlık uzmanları, uzman olmasına rağmen, en son kararnameler nedeniyle, uzmanlık nedeniyle hak edilen veya onların gelmesi gereken yere gelememişlerdir, geride kalmışlardır. Bu uzmanlar rencide olmuştur. Yine, gelir idaresinde uzmanlık sınavlarının sona ermiş olması nedeniyle yeniden uzmanlık sınavına giremeyen, bu hakkı elde etmeye aday olduğu hâlde sınav açılamamış olması nedeniyle bu sınava katılamayan binlerce, on binlerce personel vardır. Polis teşkilatımızın özlük hakları sorunu vardır. Uzman çavuşlarımızın sorunları vardır. Başka kurum mensuplarının sorunları vardır. Gelin, bunları da, madem yağmur gibi önergeyle getiriyorsunuz, onları da bu çerçevede çözelim.

Değerli milletvekilleri, bu doğru bir önerge değildir, haksızlık yaratacak bir önergedir. Burada şu denebilir: “Efendim, silahlı kuvvetlerden ihraç edilmiş olanlara biz bu imkânları sağladık.” Ama silahlı kuvvetlerden ihraç edilmiş olanlar için onlara sağlanan imkânın nedeni, onların ihraç kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasıydı. Memuriyetten ihraç nedeniyle ihraç cezasına muhatap olanlara yargı yolu açıktı, onlar yargı yolunu kullanmışlardır veya bu imkân olduğu hâlde kullanmamış da olabilirler ama her şartta, bu önerge haksızlık yaratan bir önergedir. Eğer bunu kabul edecekseniz, bu önergeden yararlanacak kişilerin açıklanmasını istiyoruz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Gruplar adına söz talebi yok.

Şahıslar adına Hilmi Bilgin, Sivas.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Konuşmayacağım.

BAŞKAN – Şuay Alpay, Elâzığ.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yok.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Komisyon Başkanı.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Müsaade ederseniz Sayın Başkan, ben bir açıklama yapmak istiyorum.

Biliyorsunuz, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik bir düzenleme yapıldı ve bu düzenleme çerçevesinde -sigorta primleri- silahlı kuvvetler mensubu olup da daha sonra silahlı kuvvetlerden ayrılan veya değişik nedenlerle görevine son verilenlere bir hak tanındı.

Burada yapılan şey şu: Benzer bir uygulama sivil memurlar için yapılıyor, herhangi bir farklı yönü yok. Oradaki yapı aynen sivil memur olup da herhangi bir şekilde disiplin suçu nedeniyle görevine son verilenlerin ve daha sonra görevine başlayan memurların aradaki dönemi, sigorta primleri devlet tarafından, ilgili kendi kurumları tarafından ödeniyor.

İşin özü budur efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şahsım adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Şahsı adına 2 kişi söz istemişti, vazgeçtiler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Vazgeçtiler, ben istiyorum.

BAŞKAN – Siz istiyorsunuz.

Buyurun efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Değerli Komisyon Başkanının bu açıklamasına karşılık olarak, kürsüdeki son cümlelerim yeteri kadar dinlenmedi sanıyorum. Ben, Sayın Komisyon Başbakanının yaptığı bu açıklamanın muhtemelen o sıralardan yapılacağını tahmin ettiğim için peşinen bu cevabı burada vermiştim, ikisi arasındaki farkı ifade etmiştim, dikkatlerden kaçtı sanıyorum, bir kez daha ifade ediyorum.

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen personel ile tabi oldukları personel kanunlarına göre memuriyetten ihraç edilen personel arasında bir temel fark var; Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen personel Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla ihraç edilmişti, Yüksek Askerî Şûra kararlarına karşı da yargı yolu kapalıydı, o nedenle onlara bir imkân tanındı. Bu imkânın tanınmasında Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek verdik, kanun teklifleri verdik. Hâlâ o imkânın eksik olan tarafları olduğu düşüncesiyle başka kanun tekliflerimiz de vardır ve bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında bekliyor.

Tabi oldukları personel kanunlarına göre yani 657 sayılı Personel Kanunu ile Üniversite Personel Kanunu’na göre memuriyetten ihraç edilmiş personelin ise ihraç kararlarına karşı yargı yolu açıktı, kapalı değildi. Varsayalım ki -büyük bir kısmının öyle olduğunu düşünüyorum- memuriyetten ihraç edilen personel ihraç kararına karşı yargıya gitti ve kaybetti yani yargı da kamunun ihraç kararını tescil etti. Bu personele daha önce bir borçlanma imkânı getirdiniz, silahlı kuvvetlerden ihraç edilenlere geçmişte böyle imkân da getirmemiştiniz. Şimdi, siz diyorsunuz ki bu personele: “Efendim, o borçlanma imkânından yararlanıp da parasını ödemiş olanlara artık geçmiş olsun, onlar bir bardak su içsin üstüne. Ödemeyenlere biz devlet bütçesinden bu imkânı sağlayacağız. Onlar bizim adamlarımız, biz onlara bu ödemeyi yapacağız.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bunun anlamı budur.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, bir hususa açıklık getireceğim efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, bir hususa açıklık getirmek istiyorum.

Eğer borçlanarak, kendisi bizatihi memuriyetten ayrıldıktan sonra borcunu ödeyip, borçlanıp emekli olduysa, biz o memurlara, emekli olan memura, memur adına tekrar bir ödeme yapacak olursak, bunların emeklilikleri düşüyor. Dolayısıyla, bir mağduriyet durumu söz konusu oluyor. O nedenle böyle bir yöntem de izlenmiştir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Emekli olmadıysa…

BAŞKAN – Sisteme giren arkadaşlarımıza soru için söz vereceğim.

Sayın Işık, buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu yeni getirilen düzenlemeden kaç kişinin yararlandırılması düşünülmektedir? Bu kişiler kimlerdir? Devlet, bunlara ödeyeceği bu katkıyla ne kadar zarara uğratılmaktadır? Sayın Komisyon Başkanı biraz önce izah etmeye çalıştı ama eminim ki kendisi de buna inanmadı. Geri ödeme yapacak olurlarsa bir gün önce parasını verirler, ertesi gün de yeniden emeklilik hakkı verirler, bu mağduriyeti ortadan kaldırırlar. Böyle bir düzenleme yapmayı düşünüyorlar mı? Emekli olmayanlar için böyle bir düzenlemenin yapılması gerekmez mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Işık.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, bundan önceki maddenin birinde konuşurken özellikle tıp fakültesi 6’ncı sınıf intern öğrencilerine verilecek olan parayı bahsettiğimizde, Maliyeye çok ciddi bir külfet getireceğini ifade etmiştiniz. Oysaki şimdi, daha önce hak mahrumiyeti olan birilerinin sigorta primlerinin defaten devlet tarafından karşılanmasıyla karşı karşıyayız. Bu sizce adil midir, adalet bunun neresindedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Öz.

Sayın Kurt…

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan, Sayın Bakan; biraz önce görüştüğümüz 34’üncü maddeyle ilgili olarak hangi kişilerin yararlandığı konusunda bir bilgi istemiştim, yanıt alamadım. Bunu tekrarlıyorum. Yanıtını verirseniz memnum olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Öner…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Bakanımız Meclisimizdeyken, uzun zamandır merak konusu olan bir hususu dikkatlerine sunmak istiyorum.

Sayın Başkanım, zaman zaman, yolcu otobüslerinin yandığı, yangının motor bölümünde çıktığı, sürücünün büyük bir maharet ve kahramanlık göstererek yolcuları indirmeyi başardığı veya bazı yolcuların hayatını kaybettiği yolunda haberler almaktayız.

Bu haberleri, bu durumları Sayın Bakanlığımız takip etmekte midir? İmalat hatasından mı kaynaklanmaktadır? Bugüne kadar kaç yolcu otobüsü yanmış, ne kadar maddi hasar meydana gelmiş, kaç kişi hayatını kaybetmiştir?

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Öner.

Sayın Sarıbaş…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) - Teşekkür ederim Başkan.

Ben, Millî Güvenlik Kurulunun bugüne kadar son çıkan yasa içerisinde kaç kişinin faydalandığını ve bu kişilerin özellikle aralarındaki uygulamadaki atılan gerekçeler içerisinde, bazı duyumlarımıza göre, hepsine eşit şartta bu yasaların uygulanmadığı, özellikle irticanın dışındaki tüm uygulamaların olmadığı söylentisi içerisindeyiz. Bunun için Sayın Bakandan… Kaç kişi ve hangi atılma gerekçeleriyle faydalanmıştır? Ve yine bugünkü önergede de şöyle bir sonuç var: Bu yasalaşırsa buradaki faydalanacak kişi sayısı kaç kişidir? Bundan önce primlerini ödemiş ya da mahkemelere intikal etmiş bu adaletsizliği önlemek için bir başka yasa önerisi de var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Sayın Erdoğdu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, al ya da öde anlaşmaları çerçevesinde, alamadığımız doğal gaza milyarlarca dolar ödediğimiz Sayıştay raporlarıyla tespit edilmiştir. 2009 ve 2010 yılları için alamadığımız doğal gaza kaç milyar dolar para ödedik? Bir de Azerbaycan’la hiç hesapta yokken yaptığınız fiyat revizyon anlaşması dolayısıyla 1,4 milyar dolar 2008 ve 2009 yılları için Azerbaycan’a fiyat farkı ödedik. Bildiğim kadarıyla, sizin mensup olduğunuz parti daha önceki dönemde enerji bakanlarını bu konuda Yüce Divana göndermişti. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Ayhan…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce Sayın Komisyon Başkanının her iki defa söz alışındaki ifadeleri arasındaki farkı anlayamadım, özür dilerim. Tekrar ettirebilir miyiz?

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon Başkanına bir soru sordular. Sayın Komisyon Başkanı…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim soru talebim vardı.

BAŞKAN – Sizin sorunuz mu vardı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tekrar söz almayacaktım ama soru bağlamında şunu ifade etmek isterim: Sayın Komisyon Başkanı nezaket gösterip açıklamalar yaptı ancak son açıklama… Aslında Sayın Bakanın yapması gereken bir açıklamayı kendisi üstlendi. Şimdi, emekliliği hak etmiş olanın ödemiş olduğu paranın kendisine iadesi gibi bir sonuç yaratmaz benim önerim. O emeklik aynen devam eder, o para kendisine devlet tarafından iade edilir veya o prim kendisine iade edilecekse onun yerine devlet o parayı ilgili sosyal güvenlik kurumuna öder. Yani “Hiçbir şekilde emekli olan kişinin mağduriyeti söz konusu değildir.” dedikten sonra “Değil mi?” diyerek sorumu da sormuş olayım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, Sayın Komisyon Başkanına iki soru oldu. İsterseniz, onu cevaplandıralım, sonra Sayın Bakana beş dakikasını verelim.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle şunu ifade edeyim: Devlet memuru olarak çalışıp da herhangi bir şekilde disiplin cezası nedeniyle atılıp belirli bir süre sonra tekrar memuriyete başlayanlar için söylüyorum bunu, aradaki fark kaç yıl ise sigorta primi devlet tarafından ödeniyor, bu bir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Adam hırsızlık yaptıysa, bunu geri aldıysanız…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – İkinci husus: Bu süre içerisinde eğer disiplin cezası nedeniyle devlet memurluğundan atılıp kendisi bu primlerini ödeyip emekli olmuş ise emekli olan bu kişinin bu geçen süre içerisindeki terfi işlemleri de yeniden yapılacaktır. Örneğin, 2’nci dereceden emekli olmuş ise, belirli bir süre kaybı var ise ve 1’inci dereceye gelmesi gerekiyorsa, bu da sağlanacaktır. Yani bu tür bir haksızlık da giderilecektir bu öneriyle.

Benim özet olarak söylemek istediğim bu. Toplam sayı soruldu, ona Sayın  Bakan cevap verecek. Bu kadar efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, buyurun efendim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; milletvekillerimiz tarafından bu sayı soruldu. Arkadaşlarımızın verdiği bilgiye göre bu kanun tasarısı kanunlaşmış olması hâlinde toplam 630 kişi bundan yararlanacak ve Sayın Komisyon Başkanımızın da bahsettiği şartlar altında.

Şimdi, enerji sektörüyle alakalı özellikle 2 tane soru soruldu.

“Al ya da öde”yle alakalı değerli arkadaşlar, bir yanlış anlama var. Al ya da öde, o kontratlarla beraber beş ayrı ülkeden aldığımız doğal gazın o yıl alınamaması hâlinde takip eden beş yıl içerisinde alınması hâlinde herhangi bir para o ülkede kalmış olmuyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu yıl alamadığınızı nasıl alacaksınız?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) –Tabii bunların hepsi kontratlarıyla beraber ve Türkiye’nin büyüme hızlarıyla beraber karşılanıyor. Şu ana kadar 2007 yılından itibaren başlayıp da al ya da ödeyle alakalı gerek İran’la gerek Rusya’yla gerek Azerbaycan’la yani uzun dönemli kontrat yapılan boru hatlarıyla alınan doğal gazlarda bu saydığım ülkelerin hiçbir tanesinde Türkiye’nin 1 dolar parası kalmamıştır arkadaşlar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayıştay söylüyor Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Bakın, arkadaşlar, ben şimdi size tutanaklara geçecek bir ifade veriyorum: Türkiye’nin 1 dolar parası şu ana kalmamıştır. Ancak o yıl içerisinde alınamayan gazın parasının yüzde 75’i ödenmek kaydıyla -bir avans niteliğinde bu para ödenmektedir- ve takip eden beş yıl içerisinde almanız hâlinde yüzde 25’ini ödeyerek yüzde 100’ünü alacağınız bir sistem kurulmuştur.

Niçin böyle bir anlaşmaya… AK PARTİ hükûmetlerinden önce yapılan anlaşmalardır bunlar. Ama üreticileri korumak ve üreticilerin de bu imalatı yapabilmesini teminen dünyanın her tarafında konulan anlaşmadır. İtalya’da da böyledir, Almanya’da da böyledir, Fransa ve diğer büyük tüketicilerde de böyledir. Türkiye’nin…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – İtalya’nın 5 milyar doları var mı Sayın Bakan orada? Doğru bilgilendirin, eksik bilgi…

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Değerli arkadaşlar, bakın, ben size bunu anlatayım. Anlamak isteyen arkadaşlarımızın rahatlıkla anlayabileceği bir şekilde anlatıyorum.

Türkiye’nin avans niteliğinde karşı tarafa verdiği -bu, üreticileri desteklemek adına verilen para- mesela Rusya’nın 3,2 milyar metreküplük al ya da öde miktarı 2012 yılında bitirilecektir. Yüzde 25’ini ödeyerek 2012 yılında yüzde 100’ünü aldığımız bir gaz bedeli hâline gelecektir. İşin…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Alamazsak ne olacak?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Şu anki Türkiye on yıl önceki Türkiye olmadığı için, tabii on yıl önceki rakamlara bakarsanız alamadığını görürsünüz ama şu anda…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – 2009’da 5 milyar dolar.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) –Türkiye’nin son iki yıldaki büyüme hızı doğal gazda yüzde 25’tir, yani dörtte 1 kadar daha Türkiye doğal gaz tüketiminde büyümüştür. O yüzden, şu anda Türkiye’nin, bizim yaptığımız hesaplamalarla da herhangi bir ülkede bırakacağı 1 dolarlık para bulunmamaktadır.

Değerli arkadaşlar, Azerbaycan’a, kimse inisiyatifiyle böyle bir parayı ödeme yetkisine sahip değildir. 2007 yılında başlayan ve 2001 yılında yapılan kontratlar şunu söylemektedir: “Her üç yılda bir ülkelerin revizyon hakkı vardır.” Yani fiyatlar uluslararası piyasalardan yüksekse onu düşürme hakkı vardır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hakkı vardır, mecburiyeti yoktur ama.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Eğer düşükse, bununla alakalı düşükse yükseltme hakkı taraflara verilir. Şu anda İran’la yaşadığımız olayda olduğu gibi, uluslararası piyasalardan, AK PARTİ hükûmetlerinden önce yapılan kontralarda uluslararası fiyatlardan daha yüksek bir duruma gelmiştir. Türkiye itiraz etmektedir. Türkiye demiştir ki: “Şu anki fiyatlar yüksek.” İran bunu kabul etmemiştir. O zaman uluslararası tahkim yolu açılmıştır. Azerbaycan konusu bunun tam tersidir. Uluslararası fiyatlardan daha düşük kalmıştır Azerbaycan’ın…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, İran kabul etmediyse biz niye kabul ettik?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – …ve kontratlar bu hakkı vermektedir. Şimdi, gidilen uluslararası hakem heyeti, şu anki bizim tarafı olduğumuz kontratları, anlaşmalarda bu hak verilen anlaşma uluslararası fiyatlara getirmeyle alakalıdır ve Azerbaycan’la bizim iki gün önce yaptığımız anlaşma taraf imzası bu ilişkiler üzerine kurulu bir anlaşmadır ve 7 milyar dolarlık Türkiye’de yapılacak bir yatırımdan bahsetmektedir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bakan, hangi ilişkiyle 1,5 milyar dolar parayı verdiniz siz ya? Bu ilişki mi gazı böyle öldürdü? Rusya’ya yılbaşı hediyesi verdiniz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Siz şimdi inanıyor musunuz, herhangi birisi, bir inisiyatifle, neyse şuraya da 1,5 milyar dolar verelim diyerek verilebileceğini?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Nasıl 5 milyar dolar parayı ödediniz o zaman?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Lütfen, devlet işi ciddi bir iştir arkadaşlar, öyle herkes inisiyatifine göre bunu veremez. Bununla alakalı farklı bilgiler, daha değişik bilgiler almak isteyenler varsa bu toplantıdan sonra bu bilgileri de verebilirim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

35’inci maddeden sonra gelmek üzere yeni madde ihdasına dair önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 

Sayın milletvekilleri, böylece teklife, mevcut metne yeni 36’ncı madde eklenmiştir. Kanunun yazımı esnasında bu madde eklenerek diğer madde numaraları teselsül ettirilecektir. Bir karışıklığa mahal vermemek amacıyla, görüşülmekte olan Komisyon raporuna mevcut maddeler üzerinden devam edeceğiz.

Şimdi tekrar, yeni bir madde ilavesine dair bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

TBMM Genel Kurulun'da görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine, aşağıdaki maddenin  eklenmesini ve diğer maddelerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 36- 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununun geçici 2. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 2- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, mülga 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanununun 5 inci maddesinin (r) bendinin (5) numaralı alt bendine göre kurulup yönetilmekte olan OSB'ler, bu Kanunda adı geçen OSB'lerden sayılır. Bu OSB'lerden sanayi odaları tarafından kurulup yönetilmekte olan OSB'lerde, genel kurul ve müteşebbis heyet görevlerini, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa göre faaliyette bulunan sanayi oda meclisleri yürütür. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri sanayi oda meclisi üyeleri               tarafından ve yönetim kurulu üyelerinin en az üçü OSB katılımcıları arasından seçilir.”

                                                                                                                                    Nihat Ergün

                                                                                                                   Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

BAŞKAN – Yeni bir madde ilavesine dair bu teklifi Komisyona soracağım. Komisyon bu önergeye salt çoğunlukla -21 üyeyle- katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Salt çoğunlukla katılmaması hâlinde önergeyi işlemden kaldıracağım.

Komisyon katılıyor mu salt çoğunlukla?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Şimdi, Komisyonun salt çoğunlukla katılması üzerine, önerge üzerinde görüşme açıyorum.

Gruplar adına söz isteyen var mı? Yok.

Şahıslar adına?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir bilgi alabilir miyiz? Sayın Bakan bir açıklama yapabilir mi burada ne yapılıyor acaba?

BAŞKAN – Tabii.

Sayın Bakan, buyurun.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Şöyle bir açıklama yapayım arkadaşlar: Organize sanayi bölgelerinden bir kısmı odalar tarafından, sanayi odaları tarafından kurulan organize sanayi bölgeleri, altı veya yedi tane organize sanayi bölgesi.

Sanayi bölgelerinin bugünkü genel statüsü şudur: Sanayi ve ticaret odalarının da içinde bulunduğu bir müteşebbis heyetle -işte vali, il özel idaresi, vesaire- bir organize sanayi bölgesi kurulur. Bakanlığımız bunun kuruluşunu tescil eder. Sanayiciler organize sanayi bölgesinde belli bir çoğunluğa ulaşana kadar müteşebbis heyet tarafından yönetilir organize sanayi bölgeleri. Belirli bir çoğunluğa ulaştı mı -yüzde 50’yi aştı mı doluluk oranları- daha sonra yönetim sanayicilere devredilir, mevcut sistem bu şekildedir. Ancak, sanayi odalarının kurmuş olduğu organize sanayi bölgelerinde, organize sanayi bölgeleri oda meclisi tarafından yönetilir, yönetim kurulu oda meclisi tarafından seçilir. Yalnız, seçilenler, bazen, organize sanayi bölgesinde girişimci olmayan, yatırımı olmayan kişiler arasından oluyor. Dolayısıyla, organize sanayi bölgesini, o sanayi bölgesinde fabrikası olmayan başka kişiler çoğunlukla yönetince, sanayiciler arasında bir rahatsızlık meydana geliyor, onu burada düzeltiyoruz, 5 kişilik yönetim kurulunun en az 3 tanesini oda meclisi sanayiciler arasından, o organize sanayi bölgesindeki sanayiciler arasından seçsin istiyoruz. Mesele budur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Sisteme giren arkadaşlarımız var; soru-cevap işlemi yapacağız.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Teklifin 34’üncü maddesinde düzenlenen 5510 sayılı Kanun’un geçici 42’nci maddesi, geçici 38’inci maddesi kapsamında bulunan, altmış gün içerisinde başvuru hakkını kullanmamış kaç tane milletvekili vardır? Bu, kişiye özgü yasal düzenleme değil midir? Bu milletvekilleri hangi siyasi partiye üyedir ve isimleri nedir?

Bir başka sorum: Kanun yapım tekniği açısından yeni madde ihdası, muhalefet partilerine ve sivil toplum kuruluşlarına kanun tasarı maddelerini tartışma, araştırma, inceleme imkânı tanımadığı için hangi hukuk yöntemine uygundur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tanal.

Sayın Erdemir…

 

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Bakan, sizin de bildiğiniz gibi, TÜBİTAK ve TÜBA son bir yıl içinde üç kez yeniden yapılandırıldı ve her seferinde de torba kanunlarla yapılandırıldı. Cem Yılmaz’ın güzel bir sözü var, “Bu işin bir ayarı yok mu?” diyor, uzay gemilerinde sürekli kumandayla oynayan kişiler için. Biz de tabii aynısını Hükûmetinize soruyoruz, Türkiye’de bilim ve teknolojinin bir ayarı yok mu? TÜBİTAK ve TÜBA neden sürekli kurcalanıyor? Neden özerk kurumlar ortadan kaldırılıyor?

Biliyorsunuz, TÜBA’yı kurma şerefi, özerk bir kurum olarak kurma şerefi Erdal İnönü’ye ait, TÜBA’yı bir kapıkulu kurum hâline getirme şerefi de Hükûmetinize ait. Neden özerk kurumlar ortadan kaldırılarak kapıkulu bilim kurumları oluşturulmaya çalışılıyor?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdemir.

Sayın Kuşoğlu…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında ben bu soruyu Sayın Enerji Bakanına soracaktım ama Sayın Sanayi Bakanının da cevap vermesinin mahzuru yoktur sanırım.

Medyaya intikal eden haberlere göre, İran gazı kesilmiş. Bunun siyasi bir gerekçesi var mıdır? Ne kadar sürecektir, ne zamana kadar sürecektir? Ne kadarlık bir maliyet söz konusudur? Anlaşmaya uygun mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kuşoğlu.

Sayın Türeli…

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapılan vergi kesintileri de gene bu önümüze gelen torba yasada da var, hep gündemde. Tabii, şimdi, kamuoyu merak ediyor, bu İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapılan harcamaların ne kadarı Fon’un amaçları doğrultusunda gerçekten işsizlere yapıldı? Çünkü biz gerek Fon’dan yararlanma koşullarının ağırlığı gerekse bağlanan paraların düşüklüğü ve süresinin kısalığı nedeniyle çok az bir para olduğunu düşünüyoruz. Maliye Bakanı da Plan ve Bütçede yönelttiğimiz bir soruda şu ana kadar yapılan toplam harcamanın 10,7 milyar lira olduğunu söyledi. Şimdi, ben merak ediyorum, bunun ne kadarı Fon’un amaçları doğrultusunda işsizlere verildi, ne kadarı GAP harcamaları için yapıldı, ne kadarı da duble yollar ya da diğer harcamalar için yapıldı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Türeli.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, milletvekilleri yasama faaliyetlerinden dolayı hiçbir şekilde sorumlu tutulamıyorlar ama Komisyonda getirilmeye cesaret edilemeyen, orada tartışılmayan, gecenin bu saatinde, yayın yokken, bir anda sıralardan kalkıp oralara gidilen, sonra da devlete maddi yük getiren… Geçmişte memuriyetten atılmış, mahkemeye gitmiş, kaybetmiş. Şimdi af getirmekle yetinmiyoruz, bir de üstüne onların sigorta paralarını ödüyoruz. Mesela sadece bu tip yasama durumlarında Komisyon üyelerine -eğer bir zimmet çıkacak olursa- şahsen ödemeleri gibi bir sorumluluk getirilmesinin yasama faaliyetini daha sağlıklı hâle getireceğini düşünüyor musunuz? Öyle bir durum olsa Komisyon sizce salt çoğunlukla orada oturabilir miydi?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bilindiği gibi, OSB’lerde zor şartlarda üretim yapmaya devam eden işletmelerin en önemli sorunlarından birisi kayıp kaçak elektrik ve TRT’ye yüzde 2’lik payla yapılan ödemedir. Bu torba yasa içerisinde getirdiğiniz bu düzenlemeye benzer şekilde bugün OSB’lerde kayıp kaçak elektrik ve yüzde 2’lik TRT payını kaldırmayı düşünür müsünüz? Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

İki:Türk Standardları Enstitüsünün Kütahya Şubesinde bir makine mühendisi yoktur. Dolayısıyla, Kütahya’daki birçok sanayici burada yaptıracağı işi Eskişehir’e veya başka yerlere giderek yaptırmaktadır. Yakın zamanda Kütahya TSE’ye bir makine mühendisi atamayı düşünür müsünüz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Öner…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkanım, biraz önceki soruma yanıt alamadım. Sayın Taner Yıldız’ın konusu dışındaydı ama şu anda temsil makamında Sayın Nihat Ergün Bakanım var. Sorumun bir bölümünü özetle sunayım.

Kaç otobüs yanmıştır? Maddi hasar ne kadardır? Kaç kişi hayatını kaybetmiştir? Bakanlık olarak neler yapılmaktadır? İmalat hatasından kaynaklanan sorunlar ve hukuki sonuçlarının nasıl çözümleneceği düşünülmektedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyursunlar.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Teşekkür ederim arkadaşlar.

Otobüs yangınlarıyla ilgili yaptığımız incelemelerde, bazı otobüslerin yangınla ilgili alarm sistemlerini -özellikle yurt içi üretimlerde- farklı bir şekilde, yani zorunlu olmadığı için şimdiye kadar… Yangının çıktığı merkezdeki alarm sistemlerini, görüntüleme sistemlerini yurt içinde, bazı ülkelerde uygulanan, standartlara konulmuş bir şekilde uygulanan, yeni uygulanmaya başlanan şekilde üretirken, yurt içinde bu tür üretimlerin standartlarda gerekli, zorunlu unsurlardan sayılmadığı için üretilmediği gibi bir tespit yapıldı. Şimdi, Türk Standardları Enstitüsünü ve arkadaşlarımızı otobüs üreticileriyle… Bu konuda, bu konuyu zorunlu standartlardan sayacak, Türkiye’deki üretimde zorunlu standartlardan sayacak bir uygulamayı getiriyoruz. Yani yangının sebebi bunlar olmayabilir ama nihayetinde, yangının erken tespiti için bir kısım maliyetler üstlenmesi gerekiyorsa firmaların, o maliyetleri de üstlenmesi zaruri hâle gelmiş olacaktır.

“Organize sanayi bölgelerinde kayıp kaçak ve elektrik payları sanayicinin rekabet gücünü artırması açısından kaldırılsın.” Bunlarla ilgili miktarlarda önemli azaltmalar oldu biliyorsunuz geçtiğimiz yıllarda ve organize sanayi bölgelerimizin kendi elektriklerini kendilerinin üretebilmesi için imkân getirildi. Şimdi, kömür veya doğal gaz veya hidroelektrik santralleri de kurabilen organize sanayi bölgelerimiz var. Bütün bunlar o kayıp kaçak meselelerinden de organize sanayi bölgelerimizi kurtaran uygulamalar olarak görülmektedir.

Tabii, komisyon üyelerinin yaptıkları yasama faaliyetinden veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin yaptıkları yasama faaliyetinden kendilerine zimmet çıkarılması gibi bir şey söz konusu olamaz. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, mali, siyasi veya idari veya adli bütün hükümleri koyma hakkına, salahiyetine sahip bir yerdir, dolayısıyla böyle bakmak lazım hadiseye.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Konu o değil Sayın Bakan, onu biz de biliyoruz. Sorumlu olsalardı böyle katılırlar mıydı?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapılan harcamaların önemli bir kısmı işsizlikle alakalı, gerçekten işsiz kalmış arkadaşlarımızın işsizlik sigortalarının ödenmesiyle ilgili harcanmaktadır ama bir kısmı da GAP projesi gibi, önümüzdeki süreçte çok ciddi istihdam meydana getirecek olan Türkiye'nin önemli projelerine harcanmaktadır. O projelerden de aslında bir ölçüde baktığınız zaman, biraz daha kapsamlı düşündüğünüz zaman bir istihdamın meydana geleceğini burada görmek gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, TÜBİTAK ve TÜBA’da gerekli olduğunda, şartlara göre birtakım değişiklikler yapıyoruz, ki bu torba kanunda da TÜBİTAK yasasında bazı değişiklikler yapıyoruz. TÜBİTAK’ın bugüne kadarki misyonu belki daha çok araştırma yapmak, buluşlar yapmak şeklindeydi ama bu araştırmaların, buluşların ticarileştirilmesi, piyasaya bir sanayi ürünü, bir teknoloji olarak arz edilmesiyle ilgili mekanizmalar kurulmamıştı. Şimdi, bu kanunda biz aslında TÜBİTAK gibi kurumlarımızdaki ticarileşebilecek, piyasaya sanayi ürünü, teknoloji olarak transfer edilebilecek hususların gerçekleştirilmesini sağlıyoruz. Bu tür değişiklikler kurumlar için her zaman gereken değişikliklerdir yoksa ikide bir, bir kuruma müdahale, bir kurumu yeniden yapılandırma meselesi değildir. TÜBA kurulalı yaklaşık yirmi yıl olmuştur, yirmi yıl sonra eldeki tecrübeler, uygulamalar TÜBA’da bir yeniden yapılandırma ihtiyacını meydana çıkarmıştır. Kimse, kimsenin kapıkulu değildir. Sayın Erdal İnönü -Allah rahmet etsin- onun zamanında kuruldu ama Türkiye Büyük Millet Meclisi kurdu TÜBA’yı.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – TÜBA’ya haksızlık yapıyorsunuz Sayın Bakan, TÜBA çok şey üretmiştir.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Peki, TÜBA’nın o gün atanan üyeleri kapıkulu muydu, Erdal İnönü’nün veya o ekolün kapıkulu muydu ki şimdikiler bu ekolün kapıkulu olsun?

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – TÜBA’ya haksızlık yapıyorsunuz, hiç yakışmıyor Sayın Bakan.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) –Onun için bu nitelemeler bilim adamları açısından yakışık almayan nitelemelerdir.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – TÜBA’nın faaliyetleri İnternet’te vardır.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Bu şekilde konunun değerlendirilmesini arkadaşlarımızdan hassasiyetle rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Böyle bir hakkınız yok Sayın Bakan.

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Bir tane uluslararası yayını olsun, bir tane Allah rızası için…

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Kimse kapıkulu değildir Sayın Bakan!

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Bakan, bilimi de fetvalarla yürüteceksiniz!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Yeni madde ihdasına dair önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – “Kapıkulu” terimi sizlere daha iyi yakışır!

BAŞKAN – Bu şekilde sayın milletvekilleri, teklife, mevcut metne yeni 37’nci madde eklenmiştir. Kanunun yazımı esnasında bu madde eklenerek diğer maddeler de numaralanarak teselsül edecektir.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Gecenin bu saatinde böyle terimlere ne gerek var Sayın Bakan?

BAŞKAN – Şimdi, 36’ncı madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 36. Maddesinin ikinci paragrafındaki, "bir buçuk katını geçmemek üzere" ifadesinin "1.25 katına kadar" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                      Musa Çam                                     Mahmut Tanal

                      Kocaeli                                               İzmir                                               İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 36 ncı maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

                       Ali Öz                                         Mehmet Günal                          Hasan Hüseyin Türkoğlu

                      Mersin                                             Antalya                                           Osmaniye

BAŞKAN – Sayın Komisyon son okunan önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun lütfen.

Gerekçe:

Konu önemli olmakla birlikte kapsamlı bir düzenleme yapılarak istismar ve ihtilaflara meydan verilmemesi amaçlanmaktadır.

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 36. Maddesinin ikinci paragrafındaki, "bir buçuk katını geçmemek üzere" ifadesinin "1.25 katına kadar" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Öner konuşacak efendim.

BAŞKAN – Sayın Öner, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkanım, değerli milletvekillerimiz; “Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey Oldu.” Bir Brodway müzikalinin adı. Larry Gelbart ile Bert Shevelove’nin eseri. 2010-2011 yılında devlet tiyatrolarında en iyi oyuncular Levent Çelmen ve Nejat Armutçu bu oyun arasından seçildi. İzleyenleri eğlendiriyor, ancak dün akşam benim tanık olduğum olay biraz daha farklı. “Dün gece yolda giderken çok trajikomik bir olay oldu.” Başrolde Davos’un baş aktörü Sayın Recep Tayyip Erdoğan.

Dün gece geç vakitte, sabaha daha yakın bir saatte Türkiye Büyük Millet Meclisinden eve dönüyordum. Radyo açıktı, haberleri dinliyordum, haber başlığı trajikomikti gerçekten de: “Başbakan hukukçu kurmaylarıyla bir toplantı yaptı.” Hayret, Başbakanın hukukçu kurmayları da varmış!

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Ya sen nereden bileceksin!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Evet, efendim, hukukçu kurmayı olsa böyle torba mı, çorba mı, çuval mı, haral mı, böyle yasa gelir mi? Böyle yasalar yapılır mı? (CHP sıralarından alkışlar) Her dakika bir madde ekliyorsunuz, Komisyonda görüşmemişsiniz, olgunlaştırmamışsınız, aklınıza geleni koyuyorsunuz. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, çocuk oyuncağı değil.

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Çalışmayı sevmiyorsunuz! Sen sabaha kadar çalışmanın ne olduğunu bilmiyorsun!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim, sataşanlar cevaplarını alıyorlar, yeni sataşanlar olursa cevaplarını alırlar, kamburlarıyla dolaşırlar.

ŞUAY ALPAY (Elâzığ)- Sataşmadık, çalışmayı bilmediğinizi söyledik.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) - İnternet’e girdim “AKP” yazdım “Hukukçu” yazdım “Sayfa açılamıyor.” diye yazıyor “Safari.sunucuyu bulamadığı için sayfayı açamıyor.” yazıyor.

Bu yazıdan sonra, bu defa “Ali Dibo” diye girdim, karşımıza baş hukukçu çıktı adıyla sanıyla. “Ali Dibo” yazın, bakın, hangi baş hukukçu çıkıyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – “Ali Haydar Öner” diye girdin mi?

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Efendim “Ali Haydar Öner” diye gir, şeref duyacağın bir sayfayla karşılaşırsın. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Bravo!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Siz de biliyorsunuz, hukukçu kurmayları olan bir partide böyle yasa çıkmaz arkadaşlar. Arama konferansı yapılsa torba kanunu mu, çorba kanunu mu, aşure mi, ucube mi, çuval mı, haral mı, curcuna mı, Bayburtlu hemşehrinin deyimiyle, corcolos mu, karambol mü, ofsayttan gol mü, oldu da bitti maşallah mı?

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Hakikaten komik.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Evet, çok komik.

Çerçi kanunu mu? Aklına geleni koy sepete kanunu mu? Böyle yasama olur mu? Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir tam yıl geçti 24’üncü Dönemin görevi başladığından bu yana. Kırk yama bohça kanunu mu? Ne ararsan var.

Değerli arkadaşlar, bu kanun yapma tekniği konusundaki zafiyeti  ne zaman aşacağız?

4+4+4’te de görüşülmeyen yasayı komisyonda görüşülmüş gibi yaptınız.

Efendim, ne zaman “Yarabbi şükür.” diyeceği belli olmayan Sayın Hakan Şükür de Meclise gelmediği hâlde komisyonu imzalamış… (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Hakan Şükür komisyondaydı, görmemişsin.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) - Sahte evrak tanzimi hükmündeki bir tutanağı Genel Kurula sunduk. Genel Kurul da onun üzerinde işlem yaptı.

Hukukçu varsa… Hukukçu özgür iradesiyle hareket eden insandır. Hukukçu, başkalarının iradesine kendi iradesini tabi kılmaz. Gerçek hukukçu, çocuklarına en büyük manevi mirasını özgür iradesiyle bırakır.

Çok zamana ihtiyaç var ama ne yazık ki beş dakikalık konuşma süremiz var.

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Çok şey söyledin de hiçbir şey söylemedin!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – 36’ncı madde Cumhuriyet Halk Partisinin projesini barındıran bir madde ancak belirsizliklerle dolu. Çünkü organize sanayi bölgelerinde meslek yüksekokulları kurulması ve oradaki öğrencilere harçlık ya da oraya katkı sağlayanlara destek verilmesi önemli, doğru bir husus efendim. Yalnız, burada da belirsizliklerle kanunu olgunlaştırmadan getiriyoruz. Umarız çıkan yönetmelik bu hususları düzeltir.

Değerli arkadaşlar, yargı bağımsız diyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 146 adliyeyi kapatıyor, sonra etki altında kalıyor, 44’ünü açıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) - Senirkent’inki açılıyor, Uluborlu, Gelendost, Atabey niye açılmıyor? Hani bağımsızdı? Yargı bağımsızsa buna saygı duyalım. Yargının yandaşlığı hepimize zarar verir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öner.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 36’ncı madde kabul edilmiştir.

37’nci madde üzerinde iki önerge vardır; okutuyorum:

T.B.M.M. Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 37. maddesinin sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Haydar Akar                                   Bülent Kuşoğlu

                     İstanbul                                            Kocaeli                                              Ankara

 

                   Levent Gök                            Mehmet Akif Hamzaçebi                         Haluk Eyidoğan

                      Ankara                                             İstanbul                                            İstanbul

Madde 37- Bu uygulama 30.9.2012 tarihinde sona erer.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 37 nci maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                             S. Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

 

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                                Ali Öz                                         Mehmet Günal

                    Osmaniye                                            Mersin                                              Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, mahallî idareler, il, belediye veya köy halkının yerel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş, karar organları seçimle işbaşına gelen kamu tüzel kişileri. Elbette yerel yönetimler bu sorumluluklarını yerine getirirken mali kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Sorumluluk var ama bu görevlerini yerine getirecek para yok. Bu durum kabul edilebilir bir şey değildir.

1984’lerde, genel bütçe vergi gelirlerinden yerel yönetimlere pay verilmesi ve yerel yönetimlerin merkezî hükûmet ile uyumlu bir biçimde hizmet üretmesi ilkesi kabul edilmiş iken zaman içerisinde bu paylar göreli olarak azalmış, personel harcamaları gibi zorunlu giderlerini bile karşılayamaz duruma gelmişlerdir. Bugün, özellikle küçük belediyelerin, kendi ihtiyaçlarını karşılama dışında, yörede yaşayan insanlara hizmet götürmesi bu şartlarda mümkün görülmemektedir. Kentlere göç, küçük belde ve ilçelerde ticaretin ve çalışma hayatının durma noktasına gelmesi ve istihdam imkânlarının kalmaması gibi sebeplerdir nüfuslarının ve böylece gelirlerinin düşmesi gerekçeleri.

Bu torba kanunda yerel yönetimlerin kaynak sorunlarını gideren çözümler yoktur. Zaten bu küçük belediyeleri kapatmak üzere hazır bekleyen AKP Hükûmeti, bu belediyelerin iyice dip yapmasını arzulamakta, kapatmanın getireceği siyasi faturayı ödememek için, kepenklerini kendilerinin indirmesini, zaman içerisinde sönüp gitmesini beklemektedir. AKP’nin, aslında, iktidara geldiği günden itibaren yaptığı bu; sadece konuşmak, işin edebiyatını yapmak; yaparmış, çözermiş gibi gözükmek.

Ortada bir sorun var. Bu sorunun çözümü de belli; bu belediyelere daha çok gelir aktarmak, elbette, bu kaynakların nasıl harcandığını da denetlemek. AKP, bugüne kadar, ne onu yapmıştır ne de bunu. Sorunu çözmek yerine, seyirci kalarak zamana yayıyorsunuz, yol gösterip yardımcı olmuyor, yerel yönetimlerin etkili, verimli ve ekonomik hizmet yapıp yapmadığını denetlemiyorsunuz. Maalesef AKP’nin belediyecilikten anladığı bu.

Küçük belediyelerin yargı kararıyla tüzel kişiliklerini muhafaza etmelerini içine bir türlü sindirememiştir.  “Belediyeleri kaldırıyorsun, yerine ne ikame edeceksin?” sorusuna “Köy Kanunu’nu yenileyip muhtarlıkları güçlendireceğiz.” cevabını veren AKP, aradan yıllar geçmesine rağmen Meclise bir türlü Köy Kanunu’nu getirememiştir. Bugün de büyükşehir yasa taslağı ile köy tüzel kişiliklerini ve yüzlerce belediyeyi kaldırmaya hazırlanan AKP, yeni bir kaos ve karmaşanın hazırlığını yapmaktadır.

Nüfusumuzun yüzde 80’i şehir merkezlerinde yaşıyor, kentsel hizmet ihtiyacı hem nicelik hem de kalite açısından gittikçe artıyor. Bu şartlarda Hükûmetin yapması gereken, belediyeleri ekonomik anlamda daha çok güçlendirmek ve onlara daha fazla imkânlar sağlamak.

Değerli milletvekilleri, 37’nci maddenin arkasındaki düşünce şu: Sözü edilen özel tüketim vergisi mükellefi tüm Türkiye’de yaklaşık 1.500 civarında, akaryakıt, doğal gaz gibi sektörlerde, İzmit, İstanbul, İzmir gibi birkaç ilde toplanmışlar ancak vergiye esas olan miktar bir hayli yüksek. 2011 yılı itibarıyla akaryakıt ve doğal gazdan alınan ÖTV 33,5 milyar yani eski parayla 33,5 katrilyon lira. Bu miktarları dağıtılacak paylara ilave ederseniz, İzmit, İzmir gibi iller daha çok pay alacak, bu yüzden ÖTV’leri hesabın dışında tutmaya devam ediyorsunuz. Madem niyetiniz adalet, bu payların kapsam dışına çıkarılması yerine, tüm belediyelere nüfuslarına göre dağıtılması daha doğru olmaz mı? 33,5 milyar liranın yüzde 5’i dağıtılırsa bu da yaklaşık 1,6 milyara tekabül ediyor. Bu yaptığınız gayrisamimi bir davranış. Kaynak kullanımında belediyelere güvenmemek seçilenlere itibar etmemektir. Gerçi bunun böyle olduğunu, belediye başkanlarına güvenmediğinizi BELDES’İ işlevsiz bırakarak gösterdiniz. AKP Hükûmetine sesleniyorum: Belediyeleri mali açıdan güçlendirmenin yolu siyasi müdahaleye ya da icazete imkân bırakmadan düzenli gelir kaynakları tahsis etmektir, yoksa kredi ve yardımlar ya da “Laf olsun torba dolsun.” şeklinde bir projeye bağlanan yardımlarla değil. Çünkü bu olsa olsa mahallî idarelerin merkezî Hükûmete göbeğinden bağlı olması, günlük siyasi çekişmelerin etkisine girmesi sonucunu doğuracaktır.

Değerli milletvekilleri, bu yüzden, belediyelerin ve il özel idarelerinin gelirleri hususunu bir bütün olarak ele almakta faydalar vardır Yamalı bohçaya benzeyen düzenlemelerle bu sorun aşılmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – AKP, tutarlı ve adil bir yerel yönetim politikası ortaya koymalı, tercihini etkin, sürekli ve verimli hizmet üreten yerel yönetimler yönünde yapmalıdır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.

Önergeyi…

 

III- Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz, tamam.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Demiröz, Sayın Çelebi, Sayın Dinçer, Sayın Eyidoğan, Sayın Fırat, Sayın Öner, Sayın Erdemir, Sayın Toprak, Sayın Işık, Sayın Kurt, Sayın Çam, Sayın Türeli, Sayın Özel, Sayın Tanal, Sayın Kuşoğlu, Sayın Sarıbaş, Sayın Değirmendereli, Sayın Serter.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

 

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) _________(Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

 

 Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 37. maddesinin sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

                    Mehmet Akif Hamzaçebi (İstanbul) ve arkadaşları

Madde 37- Bu uygulama 30.9.2012 tarihinde sona erer.

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddede söz almak mecburiyetinde kaldım, gerçekte maddeyle ilgili çok fazla söyleyeceğim bir şey yok.

Bu madde, öteden beri Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yer alan bir hükmün yürürlüğünün sona erecek olması nedeniyle o yürürlüğün uzatılmasına yönelik olan bir maddedir. Maddeye yönelik olarak herhangi bir itirazımız yoktur. Torba yasa görüşmelerinin temel yasa olarak yapılıyor olması nedeniyle, 39’uncu maddede de konuşma imkânımın olmaması nedeniyle 39’uncu maddeye yönelik görüşlerimi burada ifade etmek istiyorum.

39’uncu madde, Sayıştay Kanunu’nda çok önemli bir değişiklik yapmaktadır. Sayıştay Kanunu, 2010 yılı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek yürürlüğe giren bir kanundur. Sayıştay Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’na paralel olarak Sayıştayın yapacağı denetimi tanımlamıştır. Sayıştayın yapacağı denetimin tanımları her iki kanunda da ayrıntılı olarak yer almıştır, bunlardan birisi de düzenlilik denetimidir. Düzenlilik denetiminin iki alt başlığı vardır. Birincisi mali denetimdir, diğeri uygunluk denetimidir. Mali denetim, kurumların mali işlemlere ilişkin faaliyet sonuçlarının değerlendirilerek, bunun sonucunda mali tabloların doğru olup olmadığına ilişkin olarak Sayıştayın yapmış olduğu denetimdir. Uygunluk denetimi ise kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarının kanunlara uygun olup olmadığının denetlenmesidir. Bu iki denetimin toplamına “düzenlilik denetimi” diyoruz.

Şimdi getirilen maddeyle, düzenlilik denetimi, dolayısıyla Sayıştayın Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yapacağı denetim katledilmektedir, ortadan kaldırılmaktadır; bunun anlamı budur.

Düzenlilik denetimine ilişkin olarak yapılan tanım “Sayıştayın Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yaptığı denetimi artık yürütme organı adına yapıyor.” şeklinde bir düzenlemeyi içermektedir. Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yani yasama adına bir denetim yapıyor ise yürütme organının çıkaracağı tüzük, yönetmelik, Bakanlar Kurulu kararı, sirküler gibi düzenlemeler Sayıştayı bağlamaz; Sayıştay kanunlara uygunluk denetimi yapacaktır çünkü. Eğer yürütmenin, bir bakanlığın yayınladığı bir genel tebliğe, bir sirkülere diğer kamu kurumlarının veya o bakanlığın uyup uymadığını Sayıştay denetleyecek ise, o genelgeyi, o sirküleri Sayıştay kendisi açısından uyulması gereken bir mevzuat olarak alır ise Sayıştay Meclis adına denetim yapmıyor demektir. Sayıştay, yürütme organının hiçbir işlemiyle bağlı değildir; bütün yürütme işlemlerinin yasalara uygunluğunu denetlemekle görevlidir. Madde bunu tamamen ortadan kaldırmaktadır, tamamen ortadan kaldırıyor.

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun denetime ilişkin maddeleri bizim de destek verdiğimiz maddelerdir, modern maddelerdir bunlar. Bütün dünyada örneğini gördüğümüz, bütün gelişmiş ülkelerde, Sayıştayın olduğu bütün ülkelerde var olan maddelerdir ve uzun yıllardan sonra Türkiye, bu denetim sistemine uyum sağlama yönünde ciddi bir adım atmıştır, eksiklikleri olmasına rağmen bu ciddi bir adımdır.

Şimdi, bir bakanlık bir genelge yayınlayacak, eğer o genelgeye uygun harcama yapılmış ise Sayıştay bunu denetlemeyecek, Sayıştay “Bu genelge kanuna aykırıdır.” yorumunu yapamayacak. Böyle bir şey olmaz değerli arkadaşlar, 39’uncu madde yanlıştır. Bu görüşmelerin bu kadar uzamasının nedeni de 39’uncu maddedir. Eğer iktidar partisi, Hükûmet “39’uncu maddeyi çekiyoruz.” derse bu görüşmeler rahatlayacaktır. Bütün problem 39’uncu maddededir.

Ben buradan, bu görüşmelerin sağlıklı yürümesi için, bundan sonraki, yarınki, öbür günkü görüşmelerin de rayına girebilmesi için 39’uncu maddenin metinden çıkarılmasını teklif ediyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 37’nci madde kabul edilmiştir.

38’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

                                                        

 

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 38. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                           

                   Kazım Kurt                                Aydın Ağan Ayaydın                       Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                           

                   Musa Çam                                     Mahmut Tanal                                    Haydar Akar

                        İzmir                                               İstanbul                                             Kocaeli

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                           

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                             S. Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

                           

                       Ali Öz                                         Mehmet Günal                          Hasan Hüseyin Türkoğlu

                      Mersin                                             Antalya                                           Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Haluk Eyidoğan…

BAŞKAN – Sayın Eyidoğan… (CHP sıralarından alkışlar)

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; herkese iyi sabahlar, günaydın diyorum.

Hani seyahate çıkarken bazen aceleyle bir şey unuturuz, hani unuttuğumuz şey  “Ha, şunu da alayım torbaya koyayım, sokuşturayım.” deriz. Şimdi, tatile çıkmadan, böyle aceleyle torbaya bir şeyler atıyoruz. Bu atılan şeylerden biri de 38’inci maddede, AFAD’la ilgili. Alelacele, hemen torbaya atmaya çalıştığınız bir şey Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, AFAD. 5902 sayılı Yasa’da 20’nci madde var, onun 2’nci fıkrasını kaldırıyorsunuz. Neden? Şimdi, bu 20’nci madde 2’nci fıkra ne diyor? AFAD 2009’da kurulmuştu, 2011’de o 20’nci maddeyi zaten değiştirmişsiniz. Diyor ki 2’nci fıkrada: “Başkan –AFAD başkanı- başkan yardımcısı, daire başkanı ve birinci hukuk müşaviri kadrolarına atanabilmek için bu kadrolara atanacaklarda aranan genel şartlara ek olarak, en az dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olmak, kamu sektöründe veya özel sektörde atanacağı görev alanıyla ilgili en az beş yıllık iş tecrübesine sahip olmak gerekir.” Şimdi, bu fıkrayı, 2’nci fıkrayı atıyorsunuz, “mülga” diyorsunuz yani ne oluyor? Diyorsunuz ki: Başkan, başkan yardımcısı, daire başkanları ve hukuk müşavirleri görevleriyle ilgili herhangi bir deneyim kazanmamışlarsa da, tecrübeleri yoksa da biz bunları başkan, başkan yardımcısı, daire başkanı atarız. Bu mudur? Gerçekten bunu yapmak istiyor musunuz yoksa bu kazara yazılmış bir madde mi bu 38’inci madde?

Yani bir kurum düşünün, 99 depreminden sonra tartışıldı, dendi ki: Türkiye’de afet yönetimi, riskleri azaltma yönetimi yok. Ne yapalım? Bazı kurumları birleştirelim. Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Sivil Savunma, Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, bunlar birleştirildi, çift başlılık vardı, çok başlılık vardı, AFAD’ı oluşturdunuz. Biz de, bunu, eksiklerini eleştirerek dedik ki: “Evet, böyle bir kuruluş gerekli çünkü 2004’teki deprem şûrasında da böyle bir şey arzu edilmişti. Fakat gördük ki AFAD istenildiği gibi olmadı, zafiyetleri var. Zaten Van depreminde bu zafiyetleri çok açık gördük. Hâlâ bilgilendirme, doğru bilgilendirme, toplumu bilgilendirme, teşkilatlanma, hasar tespitleri, afet yönetimi, risk yönetimi, eğitim, her sahada eğitim… Hatta, afet bölgesi ilanında bile Başbakanı yanlış bilgilendirip gereksiz tartışmalara Van depreminde yol açtınız, “Afet bölgesi olsun mu, olmasın mı?” gibi.

Şimdi, bakınız, hadi başkanı atadınız, beş yıllık tecrübesi yok. Şu andaki başkan endüstri mühendisi. Başkan yardımcısını atadınız, herhangi bir konuda deneyimli ama teşkilat içinde öyle dallar var ki, öyle daire başkanlıkları var ki, planlama, zarar azaltma, müdahale, iyileştirme, sivil savunma, deprem dairesi başkanlığı, yönetim hizmetleri dairesi, bilgi sistemleri, hukuk müşavirliği… Bu daire başkanlıklarına diyorsunuz ki: “Nereden mezun olursa olsun, önemli değil, tecrübesi de olmasa biz bunları atarız.” Gerçekten bunu yapmak istiyor musunuz? Bu, Türkiye’de afet ve risk yönetimine yapılacak en büyük kötülüktür. Sakın bunu yapmayınız, bu maddeyi geri çekiniz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eyidoğan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında Başkan, Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı ve I. Hukuk Müşaviri kadrolarına atanabilmek için aranan 4 yıllık üniversite mezunu olma ve 5 yıllık iş tecrübesi şartı kaldırılması uygun görülmemektedir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı istiyorum maddenin oylamasında.

BAŞKAN – 38’inci maddeyi oylamaya sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır. (CHP sıralarından alkışlar)

Madde kabul edilmiştir, pardon.

Efendim, alkışlayacak bir şey yok. Gecenin bu saatinde yorulduk ve ağzımızdan öyle çıktı. Maddenin kabul edildiğini biliyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Burada çocuk oyunu oynamıyoruz yani. Ya yapmayın şunu gözünüzü seveyim.

39’uncu madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 39 uncu maddesiyle, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 35 inci maddesine eklenmesi öngörülen ikinci fıkranın (a) bendinde yer alan “hususu” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sayıştay tarafından çıkarılacak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

               Nurettin Canikli                           Mehmet Doğan Kubat                           H. Hami Yıldırım

                     Giresun                                            İstanbul                                             Burdur

                   İlyas Şeker                                       Önder Matlı                                      Sıtkı Güvenç

                      Kocaeli                                              Bursa                                       Kahramanmaraş

                  Hilmi Bilgin

                       Sivas

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 39. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasın arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                      Musa Çam                                     Aykut Erdoğdu

                      Kocaeli                                               İzmir                                               İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                          Mehmet Günal                                         Ali Öz

                    Osmaniye                                           Antalya                                              Mersin

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeye,

Sayın Komisyon katılıyor, musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hasan Hüseyin Türkoğlu...

BAŞKAN – Sayın Türkoğlu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 302 sıra sayılı Teklif’in 39’uncu maddesinin değiştirilmesi gayesiyle vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Düzenlemenin 39’uncu maddesi yasalaştığı takdirde, Sayıştay denetiminin çok önemli unsurları arasında bulunan kamu idarelerinin mali rapor ve tablolarının güvenilirliği ve doğruluğu hakkında görüş bildirilmesi, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, iç kontrol sistemlerinin değerlendirilmesine ilişkin görev ve yetkiler ortadan kalkacaktır. Aslında, bu maddeyle yürürlükten kaldırılmak istenen bu unsurlar, 2010 yılında yürürlüğe giren 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun Aralık 2011’de düzenlenen ikincil mevzuatı ile yedi sekiz aydır uygulanma imkânı olan hükümlerdir. Henüz bu hükümlere dayanan denetim raporları bile hazırlanmamıştır. Ortada raporları bile yok iken, neyin, nasıl olduğu anlaşılmadan ve Sayıştaya fikri sorulmadan bu teklifin hazırlanması, modern, çağdaş, hukuk devleti kavramlarından bihaber zihniyetlere işaret etmektedir.

Bu yıl kuruluşunun 150’nci yılını kutlayan Sayıştay, maalesef tartışılmaya devam edilmektedir. Bunun sebebi, şüphesiz ki yürütme dışında ve denetim organı olarak bulunan Sayıştayın etkin çalışması ve yürütme birimlerinin bundan rahatsız olmasıdır.

Kuruluşundan 2000’li yıllara kadar hukuka uygunluk denetimi yapan ve bu faaliyetleri sonunda idarenin mali işlemlerinin hukuka uygunluğunun yerleşmesinde önemli katkıları olan Sayıştay, 2004 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Kanun ile kamu mali sisteminin yaşamış olduğu köklü değişime ancak 2010 yılındaki 6085 sayılı düzenleme ile uyumlu hâle gelebilmiştir.

Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe giren Sayıştay Kanunu ile kamu mali yönetiminde şeffaflık ve üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğu ilkelerinin yerleştirilmesi amaçlanmış, bu ilkeler doğrultusunda kamu idarelerinin kamu kaynaklarını verimli, etkin ve tutumlu kullanmaları, işlem ve faaliyetlerini hukuka uygun yürütmeleri, mali rapor ve tablolarını doğru ve güvenilir hazırlamaları ve etkin bir iç kontrol ve mali yönetim sistemi kurmaları Sayıştay denetimi kapsamına alınmıştır.

5018 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte Sayıştay, bu projelerde  performans  denetimi ve mali denetimin etkinleştirilmesi amacıyla çok önemli iki proje yürütmüştür. Ortalama dört yıl süren bu projeler sonucunda performans, verimlilik, etkililik ve tutumluluk denetimi ve mali denetim rehberleri hazırlanmıştır. Ancak, Sayıştay Kanunu’nun hazırlanma sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu aşamasında son anda verilen bir önerge ile denetim kapsamındaki kamu idarelerinin kamu kaynaklarını verimlilik, etkinlik ve tutumluluk ilkelerine uygun kullanmalarının denetimi hususu Sayıştay denetimi kapsamından çıkarılarak önemli bir hata yapılmıştır. 5018 sayılı Kanun'un Sayıştay denetimini düzenleyen 68’inci    maddesinde verimlilik, etkinlik ve tutumluluk ilkelerine bağlı denetim yetkisi muhafaza edilmiş, Sayıştay Kanunu'nun kamu yöneticilerinin mali sisteme ilişkin görev ve sorumluluklarını düzenleyen değişik maddelerinde yer alan verimlilik, etkinlik ve tutumluluk ilkeleri unutulmuştur. Sonuçta, verimlilik, etkinlik ve tutumluluk ilkelerine uygunluk yönüyle kamu yöneticilerinin görev ve sorumlukları bulunan ancak Sayıştay Kanunu'na göre denetim yetkisi olmayan, 5018 sayılı Kanun'a göre denetim yetkisi olan tam bir karmaşa ortaya çıkmıştır. Bu teklif ile Sayıştay denetimine yasaklar ve denetlediği kurumların müdahalesi getirilmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, Sayıştay yüz elli yıldır hem hukuka uygunluk denetimi hem de hesap mahkemesi niteliği ile yargı mercisi olarak bağımsız, anayasal bir kuruluştur. Anayasa’mızın 160’ıncı maddesine göre çatısı altında bulunduğumuz ve üyesi olduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapmakta, hesapları kesin hükme bağlamaktadır. Bu düzenleme ile Sayıştayın denetim yetkisi neredeyse tamamen ortadan kaldırılacaktır, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve kamuoyu kamu kuruluşlarının hesaplarına ilişkin bilgi sahibi olamayacaklardır, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu ilkeleri ortadan kalkacaktır.

Her vesile ile denetimden, teftişten, yargısal işlemlerden, düzenleyici kurum ve kuruluşlardan rahatsız olan AKP hükûmetleri on yıllık iktidarları boyunca bu kavramlara soğuk, uzak, hatta düşman gözüyle bakmışlardır.

AKP hükûmetleri, çıraklık döneminde büyük yolsuzluklara imza atmışlar, kalfalık döneminde yolsuzluklar suç olmaktan çıkarma çabasına girişmişler, ustalık döneminde de yolsuzlukları ortaya çıkaracak mekanizmaları ve bilgi, belgeleri ortadan kaldırma cüreti göstermektedirler; MİT Yasası, Devlet Sırrı Yasası ve bugün görüştüğümüz düzenleme bu niyetin en çarpıcı örnekleridir. Bu düzenlemenin hukuka, adalete ve çiğnemeyi çok sevdiğiniz Anayasa’ya uygun hiçbir tarafı yoktur.

Tavsiyemiz, nedamet getirip yol yakınken önergemiz doğrultusunda bu yanlışı düzeltmenizdir.

Bu duygularla, önergemizin kabulünü istirham eder, Türk milletinin Milletvekillerini saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Türkoğlu.

Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Aykut Erdoğdu…

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 39’uncu maddesi üzerine konuşacağım, kötü bir kanunun çok daha kötü bir maddesi üzerine konuşacağım değerli arkadaşlar.

Biraz evvel ben Sayın Bakana dedim “Sayın Bakan, alamadığımız doğal gaza yaklaşık 3 milyar dolar para ödedik mi?” diye.

Biraz önce Sayın Bakana yine sordum “Azerbaycan’la yaptığınız anlaşmayı değiştirerek bu ülkeye 1,4 milyar dolar, sadece iki yıl için, fiyat farkı ödettiniz mi?” diye.

Sayın Bakan, bunların olmadığını, biraz utana sıkıla, teknik terimlerin arkasına saklayarak söyledi değerli arkadaşlar.

Şimdi, tekrar huzurlarınızda Sayın Bakana soruyorum: Sayın Bakan, yönettiğiniz kurumlardan bir tanesinde 18 trilyon liralık bir alım ihalesiz yapıldı mı yapılmadı mı?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sanki yeni bir şey bulmuş gibi söylüyorsun.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – 18 trilyon liralık bir alım, değerli arkadaşlar, Sayın Bakanın yönettiği bir kurumda ihalesiz olarak yapıldı mı yapılmadı mı? Grubunuzun önünde soruyorum.

Ben Sayın Bakana başka bir soru daha soruyorum: Afşin-Elbistan’da 11 tane işçinin maden altında, göçük altında kaldığı sırada, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin düzenlediği raporda göçükten hemen önce sismik hareketler olduğu, buraya inilmemesi gerekirken işçilerin buraya indiğine yönelik bir rapor var mı yok mu? Maden Teknik Arama Enstitüsü “Burada 9 dereceyle çalışılması gerekir, eğimin 9 derece olması gerekir.” derken 15 derece olduğuna yönelik bir rapor var mı, yok mu? Maden Tetkik Arama Enstitüsü “Burada 9 dereceyle çalışılması gerekir, eğimin 9 derece olması gerekir.” derken 15 derece olduğuna yönelik bir rapor var mı, yok mu? Değerli arkadaşlar, bunların hepsi var. Peki, ben bunları nereden biliyorum? İşte ben bunları biraz sonra yok edeceğiniz Sayıştay raporlarından biliyorum değerli arkadaşlar. İşte bu Sayıştay raporları bunu bana söylüyor. Sayıştay hepimizin adına denetim yapması gereken bir kurum. Getirdiğiniz maddede, Sayıştayda namuslu bir denetçi bu tip bir olayı tespit ettiğinde siz ona diyorsunuz ki: “Mali nitelikli bir olay olmadığı için bu 11 tane canın hesabını Meclisin sormasına engel ol.” Çünkü burada ne diyorsunuz? Diyorsunuz ki: “Gider malları ve bunların sadece mali nitelikteki işlemlerine göre denetim yapılacak.” Değerli arkadaşlar, biraz sonra bu maddeyi oylayacaksınız.

Mesela burada diyor ki: “Yapılan denetimler sonucunda, ilgili kanunlar -sayıyor sayıyor- yetkilendirilmiş olan kamu idareleri tarafından yapılan düzenleme ve verilen görüşlere aykırı denetim raporu düzenlenemez.”

Şimdi Sayın Bakana -Sayın Bakan burada olduğu için söylüyorum, herhangi bir bakanınız için de söyleyebilirim, çünkü siz kurumsal olarak yolsuzlukların içerisindesiniz- tekrar soruyorum: Sayın Bakan, sizin yönettiğiniz bir kurumda, kanunda olmamasına rağmen, yönergeyle ihalesiz alıma izin verilmiş midir? Sizin Bakanlığınızda, devlet tarafından işletilmesi gereken asfaltit madenleri ihalesiz olarak bir şirkete verilmiş midir? Evet, bunların hepsi olmuştur ve biz bunların olduğunu Sayıştay raporlarından biliyoruz değerli arkadaşlar.

Şimdi getirdiğiniz raporda… Bu ülke dünyada yalnız değil arkadaşlar. Ben Sayın Bakanınızdan farklı olarak üç ülkede denetim görevi yaptım, Türkiye Hükûmeti ile birlikte üç tane uluslararası kuruluşun denetçiliğini yaptım. Değerli arkadaşlar, bu bütün ülkelerin üzerinde anlaştığı standartlara biz “uluslararası denetim standartları” diyoruz. Uluslararası denetim standartlarına uygun olarak Sayıştayımızın hazırladığı 370 sayfalık bir denetim rehberi var, 370 sayfa. Bu 370 sayfa denetimi çıkarırken de… Siz kanunu çıkardığınızda şunu demişsiniz zaten: “Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz. İdarenin takdir yetkisini sınırlandıracak ve ortadan kaldıracak kararlar alınamaz.” demişsiniz ve altında uluslararası standartları saymışsınız. Aslında bu da uluslararası standartlara uygun değil, çünkü zaten denetçinin böyle bir şey yapmaması beklenir, tıpkı vatanını seven milletvekillerinin bu yasayı çıkarmamasının bekleneceği gibi. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Ama siz bunu yasaya koymuşsunuz ama yasa da bununla yetinmemiş değerli milletvekilleri. Yasa diyor ki: Siz gidin, idareleri övün yani Sayın Bakanın yönettiği kurumlar gibi bu idarelerde gidin hukuka uygunlukları bulun ve yazın. Düşünün ki ben bir müfettiş muaviniyim, daha gencim, beni bir kuruma götürdüler ve ben bunları bulamadım, ben bunların hukuka uygun olduğunu yazdım ve bir yıl sonra kıdemli bir üstadım geldi, yeni bilgi ve belgeler buldu ve bir buldu ki tüyü bitmemiş yetimlerin, şu şehit olan yurttaşlarımız, kardeşlerimiz var ya onların süt parasının çalındığını tespit etti. Madde ne diyor biliyor musunuz? “Bir daha bu konuda rapor yazamazsınız, bir daha bu konuyu gündeme getiremezsiniz.” diyor ama sizin partinizin zihniyeti bunu niye yapıyor biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Şunu yapıyorsunuz: Neler yaptığınızı biliyorsunuz ve “Biz iktidardan gidersek ve yeni bir parti gelirse bunlara asla şey yapılmasın.” diyorsunuz.

Başbakanın sözüyle bitiriyorum konuşmamı: “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Başbakanın sözü değil o, Hazreti Ali’nin sözü.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bu yasa haksızlıktır. Ben burada melekler görüyorum, burada melekler görüyorum bu yasaya “hayır” diyecek. Ben burada da melekler görüyorum, inşallah haksızlığın karşısında susmazsınız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğdu.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza…

 

lll.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Demiröz, Sayın Çelebi, Sayın Dinçer, Sayın Eyidoğan, Sayın Fırat, Sayın Özkan, Sayın Işık, Sayın Toprak, Sayın Erdemir, Sayın Serter, Sayın Tanal, Sayın Özel, Sayın Kurt, Sayın Çam, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özkoç, Sayın Öner, Sayın Köprülü.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 39 uncu maddesiyle, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 35 inci maddesine eklenmesi öngörülen ikinci fıkranın (a) bendinde yer alan “hususu” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sayıştay tarafından çıkarılacak” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                     Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde ile çıkarılması öngörülen yönetmeliğin, Sayıştay tarafından çıkarılacağı açıklığa kavuşturulmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 39’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 39’uncu madde kabul edilmiştir.

40’ıncı madde üzerinde iki önerge vardır, aynı mahiyette.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 40. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                    Mahmut Tanal                                     Musa Çam

                      Kocaeli                                             İstanbul                                               İzmir

Fatma Nur Serter

İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

                       Ali Öz                                         Mehmet Günal                          Hasan Hüseyin Türkoğlu

                      Mersin                                             Antalya                                           Osmaniye

                Özcan Yeniçeri

                      Ankara

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Özcan Yeniçeri.

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yani, kabul edildi-kabul edilmedi arasındayı bile şaşırtan bir vakitte, ilginç bir şekilde karşınıza geldik. Bir şey söyleyeyim, teselsül üstüne teselsül geliyor, birbiri peşi sıra kanunlar, teklifler, önergeler yağmuru altında bir torba yasa çerçevesi içerisinde inanılmaz bir gece yaşanıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar[!])

Ben şunu söyleyeyim, bu niye böyle? Bu şundan: Birbiriyle ilgisiz onlarca yasayı üst üste koyar, yan yana koyar, iç içe koyar çuvallaştırır, torbalaştırırsanız geleceği yer burası. Son zamanlarda iktidarınız yasaları torba torba getirmeye başladı, bu da gidişinizin işaretidir, onu söyleyeyim.

Torbalarla çıkartılan ya da değiştirilen yasalar bir süre sonra tekrar değiştirilmek üzere bu değiştirme kaderinden kendilerini kurtaramayacaklardır, bunun herkes böyle altını çizsin. Alelacele çıkarılan yasaların sorun çözücü değil, aslında sorunları üretici bir boyuta geleceğini herkesin bilmesi lazım.

Yangından malın nasıl kaçırıldığını herkes biliyordu da, Türkiye Büyük Millet Meclisinden yasaların nasıl kaçırıldığını bilmiyordu, bunu da öğrettiniz. AKP yasa çıkarırken koy-kaldır, getir-götür, olmadı-değiştir yöntemiyle çalışıyor, o da oportünist bir yöntemdir, onun da altını çizeyim.

Şimdi, önümüzde 40’ıncı maddeyle bir değişiklik getirildi. Bu maddeye göre “Başkanlık” ibaresinin “Başkanlık ile Başkanlığın kuracağı ve iştirak edeceği şirketler” şeklinde değiştirilmesi öngörülüyor. Peki, bu yasa nasıldı daha önce? 4734 sayılı Kanun’un hükümlerinden, İhale Kanunu’nun hükümlerinden burada istisna söz konusu. Bu değişiklik Başkanlık ve Başkanlığın kuracağı şirketlerin Kamu İhale Yasası’ndan muaf tutulmasını öngörüyor. Yani çok ilginç ya da ilgincin karesi bir durumla karşı karşıyayız.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Vay be!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Şunu söyleyeyim: Bu maddeye (j) fıkrasıyla “Faaliyetleri ile ilgili olarak… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Ya, azıcık dinleyin de bazı şeyleri kavrayın arkadaşlar. Yani oradan kendinizi laf atarak bir alt kademeye indirmiş oluyorsunuz. “Ya, bu adam ne diyor? Bu, bir şeyler söylüyor.” Bunları anlayacaksınız.

Şimdi, (j) fıkrasıyla ilgili olarak “Faaliyetleri ile ilgili olarak şirket kurmak, kurulmuş olan şirketlere ortak olmak ilave edilmiştir.” deniliyor. Bu maddeden anlaşılıyor ki ÖSYM’ye ölçmek, seçmek ve yerleştirmek görevinin yanına bir de şirket kurmak, kurulmuş şirketlere ortak olmak gibi bir fonksiyon daha ilave edilmiş oluyor. Zannedersiniz ki ÖSYM asıl görevi olan ölçme, seçme, yerleştirmeyle ilgili görevlerini başarmış da bir şirket kurma işi kalmış, onu da başarmak üzere yasa getiriyorsunuz. Ya, bu kurum, asıl görevi ölçme, seçme ve yerleştirme olan ÖSYM, bir sınavını şaibesiz, lekesiz, gölgesiz bir biçimde yapmayı başaramıyor, farkında değil misiniz? Şimdi, bunun üstüne bir de şirket kuracak, şirkete ortak olacak ve dolayısıyla çok daha başarılı bir iş yapacak devasa, hantal bir yapıya götürüyorsunuz. Kurumları bu şekilde şirketleştire şirketleştire yeni bir sosyalist model üretme gibi bir tavır içerisine de girdiğiniz görülüyor.

 “ÖSYM” denildiğinde son zamanlarda vatandaşın aklına ölçme, seçme, yerleştirme değil şifreleme, kopyalama ve sızdırma geliyor. Şimdi, vatandaşların…

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Vay be!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Vay, hâlinize sizin!

Vatandaşlar için ÖSYM şaibeli sınav, sorgulanan soru, yargılanan sorumlu ve istifa eden yetkili anlamına gelmektedir ekselansları! Sonuç itibarıyla bu ÖSYM istikbal çalan, hukuk çiğneyen ve emek heba eden bir mekanizmaya dönüşmüştür. ÖSYM, bu bağlamda imajını düzeltecek tedbirleri alacak, yapısını dinamikleştirecek, işini birinci sınıf yapacak yerine bunu yapmıyor, şirketleşiyor, şirketlere ortak oluyor, ticarileşiyor ve doğal olarak da hantallaşıyor.

Yani laf atarak aslında asıl eleştiri yapacağım yerleri geçirdiniz ama, sizin canınıza okumayı bileceğim. (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

Aşırı örgütlenmenin meydana getirdiği bu gereksiz yapının ve bu maddenin kesinlikle millete, topluma, geleceğe yönelik bir katkısının olmayacağının özellikle altını çizmek istiyorum.

ÖSYM’nin şirket kurma ve şirkete ortak olmakla uğraşmak yerine, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme konusuna yoğunlaşması gerekiyor.

Bu maddeyle ÖSYM’ye artı bir yük getiriliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bu maddenin yasalaşması doğru değildir. Aklınızı başınıza devşirin, bu maddeyi yasadan çıkarın. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yeniçeri.

Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İSTANBUL) – Sayın Nur Serter konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Serter, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Evet, ben de biraz uyandırayım sizi diye geldim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Özcan Yeniçeri’nin ağzından bal damlıyordu, ama biliyorsunuz benimkinden pek damlamaz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Öyledir, çünkü konu ciddi bir konu, konu hafife alınacak bir konu değil sayın milletvekilleri, gecenin bu saatinde ya da sabahın bu saatinde bile son derece ciddi bir konuyu konuşuyoruz burada.

Yalnız, tabii, ÖSYM gibi son derece önemli bir kurumun, yine kendi isteğiyle sunduğu teklifler burada konuşulurken, ÖSYM’nin Sayın Başkanının yatağında derin bir uykuyu tercih etmiş olmasını burada kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Kınıyorum, çünkü bu yasa önerileri buraya ÖSYM’nin isteğiyle gelmiştir ve Sayın Başkanının zahmet edip en azından buraya teşrif buyurmasını beklerdik, beklemek hakkımızdır, çünkü burada yapacağımız konuşmaların öncelikli muhatabı da kendisidir. Bu ve bundan sonraki konuşmaları burada işitmesi ve buna önce kendi vicdanında cevabı vermesi gerekirdi.

Şimdi…

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Sayın Vekilim, ikna odalarından konuşalım!

FATMA NUR SERTER (Devamla) -  Sizinle konuşmuyorum. Siz, başka bir plak, aynı plağı çevirip duruyorsunuz, biz burada daha önemli şeylerden konuşuyoruz.

Şimdi, bu yasa neyi getiriyor? Bu düzenleme neyi getiriyor? 6114 sayılı Yasa, ÖSYM Yasası ÖSYM’yi yeniden yapılandıran bir yasa olarak henüz dumanları tüten, taptaze bir yasa. Bu Yasa ne zaman çıktı arkadaşlar? 17 Şubat 2011’de çıktı, kabul edildi. ÖSYM buna göre yeniden yapılandırıldı. Peki, ne oldu da daha üzerinden bir buçuk yıl bile geçmeden bu Yasa’nın birçok maddesiyle ilgili eklemeler ve değişiklikler talep edildi? Ne oldu? Şu oldu: Çünkü ÖSYM’nin talepleri sonsuzdur, ÖSYM’nin istekleri bitmez. ÖSYM ister ister, alır alır, tatmin olmaz. ÖSYM 17 Şubat 2011’den itibaren dev bir kurum, özelliklere sahip bir kurum, âdeta kozmik bir kurum hâline dönüştürülmüştür ve ÖSYM Başkanının ve yönetiminin talepleri de sonsuz olduğu için bugün olduğu gibi bundan sonra da gündeme gelecektir.

ŞUAY ALPAY (Elâzığ) – Kozmik odaları, ikna odalarını siz bilirsiniz!

FATMA NUR SERTER (Devamla) -  Şimdi, burada ne istiyor Başkanlık? Ne istiyor? Şunu istiyor: Diyor ki: Biz ÖSYM olarak sınav yapmakla yükümlü bir kurumuz ama biz şirketler kurarak bütün bu görevlerimizi o şirketler aracılığıyla yaptırmak istiyoruz. 

Bakınız, ne diyor ÖSYM? Bu kuracağı şirketlere hangi görev ve sorumlulukları devrediyor? Sınav, ölçme, değerlendirme, yerleştirme hizmetleri… Affedersiniz, başka bir şey yapıyor muydu ÖSYM? Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum?

Devam ediyorum: Soru hazırlama, donanım, yazılım, iletişim altyapısı, baskı, paketleme, taşıma, dağıtım, güvenlik ve iş gücü hizmetleri. Peki, bu kurumlar… Bütün bu görevler zaten ÖSYM’nin asli fonksiyonu. ÖSYM, bunları 300’ü aşkın personeliyle kendisi yapmayıp da şirketlere mi yaptıracak? O zaman ÖSYM’ye ihtiyaç kalacak mı değerli arkadaşlar? Şu anda bütün bu görevler 7 daire başkanlığı aracılığıyla yürütülüyor. Bununla yetinmiyor ÖSYM, 2 daire başkanlığının daha ihdasını istiyor. 260 kadro aldı; kadrolar arttı 300’e çıktı. Bununla yetinmiyor, yeni kadro talebinde bulunuyor. Ne için bulunuyor? Bu görevleri özel şirketlere yaptırmak için. Yani ÖSYM diyor ki: “Ah ah şu şirketler olsa bu görevlerin hiçbirini biz yapmasak biz bu sınavları ne kadar da güzel yönetiriz, ne kadar da güzel yaparız.” Böyle bir kurumun örneği yok değerli arkadaşlar.

Üstelik bununla da yetinmiyor… Zaten 6114 sayılı Yasa Kamu İhale Kanunu dışına çıkarmıştı ÖSYM’nin mal ve hizmet alımlarını. Bununla yetinmiyor; şirketlerin yapacağı mal ve hizmet alımlarını da Kamu İhale Kanunu dışına çıkarıyor. Böyle bir örnek yoktur. Bu, özelleşmenin ötesinde, bu, yeni rant sağlama düzenlemesidir ve bunun hesabı elbette bir gün verilecektir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – İkna odaları…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

40’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

41’inci maddede aynı mahiyette üç önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 41. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                Aydın Ağan Ayaydın                       Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

 

                   Musa Çam                                     Mahmut Tanal                                    Haydar Akar

                        İzmir                                               İstanbul                                             Kocaeli

Fatma Nur Serter

İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                             S. Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

 

                       Ali Öz                                 Hasan Hüseyin Türkoğlu                          Mehmet Günal

                      Mersin                                           Osmaniye                                           Antalya

 

Aynı mahiyetteki üçüncü önergenin imza sahipleri:

                    Erol Dora                                       Levent Tüzel                                    İdris Baluken

                      Mardin                                             İstanbul                                              Bingöl

                Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                Şırnak

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki üç önergeye Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

Son okunan önerge sahiplerinden burada kimse yok. Dolayısıyla gerekçesini okutacağız.

Gerekçe:

Teklifin 41. Maddesiyle, 6114 Sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da değişiklik yapılmıştır. Ancak bu konu; Plan ve Bütçe Komisyonu'nun değil, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nun ihtisas alanıdır. Bu nedenle, eğer bir değişiklik yapılacaksa bunun ilgili ihtisas komisyonda görüşülerek yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, maddenin teklif metninden çıkarılarak ilgili komisyonda görüşülmesi gereklidir.

BAŞKAN – Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

ÖSYM Başkanlığına şirket kurma yetkisi verilmesi uygun görülmemektedir.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Nur Serter…

BAŞKAN – Sayın Serter, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 41’inci maddeyle ilgili vermiş olduğumuz önergeyle bu maddenin kanun metninden çıkarılmasını talep ediyoruz. Niye talep ediyoruz? Biraz önceki konuşmamda da söylediğim gibi, ÖSYM, aslında, bütün görevlerini özel şirketlere devredip ama bunun yanı sıra büyümeyi sürdürmekte kararlı görünüyor. Bu maddede de başkan yardımcısı sayısını 2’den 3’e çıkarıyor. Hiçbir görevi kendisi yapmayan, 300’e yakın çalışanı olan bir kurumun, başkan yardımcısını 2’den 3’e çıkarmayı doğrusu niye istediğini anlamak güç.

Ama şunu yapabiliriz, şunu yapabiliriz: Hafızalarımızı tazeleyebiliriz, yakın geçmişe bir gidebiliriz ve ÖSYM’nin ne yaptığını yeniden hatırlayabiliriz. ÖSYM, tabii, kamu tüzel kişiliğine sahip, idari ve mali özerkliği olan, özel bütçeli bir kurum. ÖSYM, Türkiye’de, gerçekten çok saygın bir kurum olarak, uzun yıllar güvenilir bir kurum olarak görev yaptı.

Ancak belli bir dönemden sonra ÖSYM, sadece sınav skandallarıyla anılan ve özellikle yeni yönetim döneminden itibaren de bu sınav skandalları nedeniyle reytingi de çok yükselen bir kurum hâline geldi, olumsuz anlamda ama kamuoyunun gündeminden hiç düşmedi. Şimdi şunu bir hatırlayalım: Bu sınav skandalları eskiden hiç olmuyor muydu, yeni mi olmaya başladı? Hayır. Sayın Yarımağan döneminde, değerli arkadaşlarım, iki tane önemli olay var:

Birincisi, polis sınavının ihbar alındığı ve bu sınavla ilgili soruların çalındığı ihbarı alındığı için iptal edilmesi. Yani ne olmuş? Sınav yapılmamış aslında 2009 yılında. Bir duyum almış yönetimi, o günkü yönetimi ÖSYM’nin ve derhâl sınavı iptal etmiş, 13 Eylül 2009.

İkinci önemli olay KPSS eğitim bilimleri sınavı. Yani yüz yirmi net sorunun çok sayıda kişi tarafından yapıldığı ve Sayın Yarımağan’ın bu olayda bir kopya yapıldığı endişesi taşıyarak savcılığa başvurduğu ve ondan sonra da kendisinin istifa ettiği olaydır. Yani ÖSYM’nin bütün tarihine baktığınızda iki önemli olay vardır, birinde sınav yapılmamıştır; öbüründe de 16 Temmuz 2010’da yapılan KPSS eğitim bilimleri sınavı nedeniyle Sayın Yarımağan istifa etmiştir, bu skandaldan dolayı istifa etmiştir, görevi bırakmıştır.

Peki, Sayın Yarımağan’dan sonra ne oldu? Önce, bu KPSS sınavının acaba sorumluları bulundu, ortaya çıkarıldı, soruları kimin aracılığıyla dışarıya sattıkları veya verdikleri anlaşıldı mı? Üzerinden iki yıl geçti. Biz, bir milletvekilimiz aracılığıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını istedik -Sayın Aytuğ Atıcı- ben iki tane soru önergesi verdim. Son olarak Adalet Bakanlığından da sordum: “Ne oldu bu soruşturma, nereye gidiyor?” diye, hiçbir cevap yok. Peki, bu olayın faili meçhul. Faili meçhul ama günah keçisi hâline getirilen o dönemdeki 318 ÖSYM çalışanı var. Bu adalet midir, bu hak mıdır? 318 kişi bu nedenden dolayı YÖK’e gönderildi. YÖK’te ne yapıldı? Etkisiz hâle getirildi, onlara mobbing uygulandı, değersizleştirildiler, fonksiyonsuzlaştırıldılar, erken emekliliğe teşvik edildiler. Peki, ne oldu? 260 yeni çalışan aldı ÖSYM ve yoluna devam etti.

Yeni ÖSYM Başkanı Sayın Ali Demir göreve geldikten sonra olanları isterseniz kısaca bir hatırlayalım: 27 Mart 2011, YGS’yle yaşanılan şifre skandalı. 24 Nisan 2011, ALES’e giren 500 adaya eksik kitapçık dağıtımı. 30 Nisan 2011, YGS’ye giren mahkûm adaylara sınav kitapçıklarının eksik gönderilmesi. 30 Nisan 2011, ALES’te eksik kitapçıktan mağdur olan adaylar için yeniden sınav düzenlenmesi. 7 Haziran 2011, YGS’ye giren Diyarbakır’dan 4 öğrencinin cevap kâğıdının kaybolması. 29 Mayıs 2011, STS 2011 sınav sorularının bir önceki yılın aynısı olması.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA NUR SERTER (Devamla) – İşte, ÖSYM’nin, yeni ÖSYM’nin performansı budur ve bu düzenlemelerin hiçbirini hak etmemektedir. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – İkna olmadım!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serter.

Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

42’nci maddede aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 42. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Kazım Kurt                                     Aydın Ayaydın                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                    Eskişehir                                           İstanbul                                            İstanbul

                  Haydar Akar                                      Musa Çam                                     Mahmut Tanal

                      Kocaeli                                               İzmir                                               İstanbul

                                                                           Engin Özkoç

                                                                              Sakarya

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                    Erol Dora                                       Levent Tüzel                                    İdris Baluken

                      Mardin                                             İstanbul                                              Bingöl

                                             Pervin Buldan                                   Hasip Kaplan

                                                     Iğdır                                                Şırnak

 

 Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                  Mustafa Kalaycı                               Nevzat Korkmaz

                      Manisa                                              Konya                                               Isparta

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                                Ali Öz                                         Mehmet Günal

                    Osmaniye                                            Mersin                                              Antalya

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Şimdi, önergelerden bir tanesinde BDP Grubu burada değil. Dolayısıyla onun gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Teklifin 42. Maddesiyle, 6114 Sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmıştır. Ancak bu konu; Plan ve Bütçe Komisyonu’nun değil, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nun ihtisas alanıdır. Bu nedenle, eğer bir değişiklik yapılacaksa bunun ilgili ihtisas komisyonunda görüşülerek yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, maddenin teklif metninden çıkarılarak ilgili komisyonda görüşülmesi gereklidir.

BAŞKAN – Sayın Şandır?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

ÖSYM Başkanlığına şirket kurma yetkisi verilmesi uygun görülmemektedir.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Engin Özkoç konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; az önce, oturduğum sırada, Millî Eğitim Komisyonunda bir AKP milletvekili -yaşça benden büyük, şu anda göremiyorum kendisini- bir konuyu bana anlattı ve anlatırken de şöyle dedi: “Biz neden bağırarak, çağırarak, kürsüde birbirimize hakaret ederek, birbirimizi küçük düşürerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin onuruyla, haysiyetiyle oynuyoruz? Biz neden birbirimizi dinlemiyoruz? Neden birbirimizin söylediklerinde acaba gerçekten doğru şeyler var mı diye kulak kabartmıyoruz? Böyle yaparsak hem iktidar hem de muhalefet gerçekten puan toplayacak.” Ben de kendisini saygıyla dinledim, hemen arkasından söylediği bir şeye cevap vermek de istemedim. Söz sıram geldiği için kürsüye çıktım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bağırmadan çağırmadan söylüyorum. Bakın, görüşmekte olduğumuz 40’ıncı madde, 41’inci madde, 42’nci madde ve görüşeceğimiz 43’üncü madde, 44’üncü madde, 45’inci madde ve 46’ncı maddelerin hepsi ÖSYM’nin idari yapılandırılmasıyla ilgili. Değerli arkadaşlarım, bunlardan hiçbir tanesi Millî Eğitim Komisyonuna gelmedi.

Şimdi, değerli büyüğüm dedi ki: “Birbirimize saygı duyalım.” Hem yaşça hem de siyaset olarak büyük birisi, dinlemem gerekiyor. Ben de şimdi size soruyorum değerli arkadaşlarım ilk defa Meclise gelmiş bir milletvekili olarak, bugüne kadar yaptıklarımızı bir tarafa bırakalım. Şimdi, komisyonları kuruyoruz, görevlendiriyoruz ve bu komisyonların çalışmasını istiyoruz ve Meclise, bunları çalışarak getirmesini istiyoruz. Ondan sonra, bu komisyonlara bu görevi verdirmeden bir anda bu yasayı Meclise getirip geçiriyoruz, sonra da diyoruz ki: “Bu konuda gerçekten bağırmayalım çağırmayalım, hiçbir şey söylemeyelim.”

Değerli arkadaşlarım, siz muhalefet koltuğunda otursanız ve iktidarda bu kadar bir sayı olsa, gecenin bu vaktine kadar komisyonlarda hiç görüşülmeyen maddeler burada getirilip geçirilse, siz muhalefet görevini yapmış sayar mısınız kendinizi? Bakınız, cevap vermek kolay, verirsiniz, ben de veririm. İsterseniz bir cevap daha verin, ben de sesimi yükselterek, az önce büyüğümün, içinizden söyleyen bir büyüğümün söylediğinin tam tersini söylerim ama ben, bunu istemeden bunu bitirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bakın, sınav hizmetlerini ne yapıyorsunuz? Bir şirkete devrediyorsunuz yani devletin kamusunu şirketleştiriyorsunuz. Bundan sonra sınavları bir şirket yapacak. Nedir? Ne kadar denenmiştir? Konumu nedir? Nasıl yapacak? Bu gerçekten, sizin üstlendiğiniz görevi doğru yapamadığınızı ve az önce Sayın Hocamın ifade ettiği gibi, bunlarda bir sürü usulsüzlüklerin ve yanlışlıkların olmasından kaynaklanan bir şeyi kabul etmiş olmaz mısınız? Soruyorum yani ben gerçekten samimiyetle soruyorum: Olmaz mıyız arkadaşlar? Yani biz, gerçekten, bir şirkete mi devrederek çocuklarımızın sınav hizmetlerini okutturacağız? Bunu böyle mi gerçekleştireceğiz? Biz önemli bir devletiz ve bu devlet bütün kurumlarıyla, ülkesindeki herkese güven vermek zorundadır, öğrencisine güven vermelidir, velisine güven vermelidir. Biz ne diyeceğiz onlara arkadaşlar?

Vermeyelim, muhalefet yapmayalım ve ben de, eğer biraz olsun sesimi yükselttiysem, gerçekten kusuruma bakmayın ama sizden, o zaman sesimi alçaltarak rica ediyorum arkadaşlar: Değerli büyüklerim, sevgili milletvekili arkadaşlarım; ben gerçekten öğrenmeye çalışıyorum bu işi ve siz de bana lütfen doğruyu öğretin. Bu doğruysa kaldıralım parmaklarımızı geçsin ama yanlışsa, bir kereye mahsus gönüllerimiz birleşsin ve doğruyu yapalım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

42’nci maddeyi  oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeleri tamamlamış bulunuyoruz.

Şimdi, üçüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz. Üçüncü bölüm, geçici madde 1, 2, 3 dâhil 43 ila 59’uncu maddeleri kapsamaktadır.

Üçüncü bölüm üzerinde söz isteyen Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Emin Haluk Ayhan.

Sayın Ayhan, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, Genel Kurulumuzun sükûnetini sağlayalım Hatibe öyle söz verelim.

BAŞKAN – Arkadaşlar, uğultuyu keselim lütfen. Dinleyelim Hatibi.

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Devam edin…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Saygısızlığa reva mıyız yani teessüf ederim. Sizden duymak istemezdim, meslektaşız sizinle. Çok ayıp oluyor yani.

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – “Devam edin.” diyorum, bir şey mi dedim?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Siz buranın amiri misiniz, benim amirim misiniz? Teessüf ederim, hiç yakıştıramadım size.

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Rica ederim. “Devam edin.” diyorum.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Yakıştırıyor musunuz? Siz benim amirim misiniz?

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Ya, yanlış mı söylüyorum?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Yanlış söylüyorsunuz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gecenin bu saatinde doğru olmaz zaten.

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Siz devam edin.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Çok ayıp ama ya, hiç yakışıyor mu size gecenin bu saatinde?

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Yanlış bir şey mi söyledim?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Evet, yanlış söylediniz. Buranın bir işleyişi, nizamı var. Bundan bihaber misiniz?

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Ben on senedir buradayım.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Ama, işte, belli öğrenmemişsiniz.

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Hayır, siz devam edecekseniz edin.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sayın Başkanım, lütfen süremi dikkate alırsanız sevinirim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan, yeniden başlatıyorum.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 302 sıra sayılı Tasarı’nın üçüncü bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu saatte neresinden başlayacağız? Tabii ki zor. Merkez trafoda bir arıza varsa her yere arıza aynı şekilde dağılıyor. Dolayısıyla, problemler giderek artıyor. Bu bir kanun yapım süreci değil. Hukuki prosedürü yerine getirme anlayışı içinde cereyan eden bir olay. Baktığınız zaman… Bugün sabahleyin Komisyonda TÜRKAK’la ilgili yasa tasarısını görüşürken bir şeyi gördüm. Dercedilen hükümlerin içinde bir tanesinde TUSKON kanuna dercedilmeye çalışılıyor, edilmiş. Soruyoruz “Bunu Hükûmet mi koydu?” Tasarı Hükûmetten geliyor. Kamu görevlisi, Hükûmeti temsil eden diyor ki: “Bilmiyorum.” Ama MÜSİAD’cı üyeler Komisyonda milletvekili, onlar da kıskanıyorlar “Biz niye buraya dercedilmedik?” diye.

Ben söylüyorum, AKP’de sıkıntı başladı. Bu bir kanun yapım şekli, süreci değil. Çok üzülüyorum ben bu süreçte. Böyle bir şey olabilir mi? Benim ne konuşup ne konuşmayacağımı, ne zaman başlayıp ne zaman başlamayacağımı, başka üyelerin yaptığı saygısızlığı dikkate almadan başka bir üyenin bana yaptığı saygısızlığı dikkate alarak işlemime devam edeceğim. Nerede görülmüş böyle bir şey? Hangi Parlamentoda var?

RECEP  ÖZEL (Isparta) – Ya, gitti artık, tamam, sakin ol.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Muhatabım orada oturuyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Gitti… O kadar uzatmanın gereği yok.

BAŞKAN – Sayın Can, lütfen…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Şimdi, her şeye müdahil olmayın. Her sefer böyle yapıyorsunuz. Ben ne zaman kürsüye çıksam, sizi orada öyle görüyorum. Hiç yakışık alıyor mu size? Yakışık alıyor mu?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bana mı söylüyorsunuz?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Evet, zatıalinize söylüyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bir yaşıma daha girdim!

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Şimdi, bazı kurumların başkan yardımcılığı 2’den 3’e, bazılarının ki 3’ten 4’e çıkıyor. Şimdi, bu, oradaki başkan yardımcılarının görevden anlamaması, her birinin siyasi olarak arkasında duran olması sebebiyle oradaki yöneticilerin, idarecilerin kendi tanıdıklarını, kendi yakınlarını getirme çabasının Parlamentoda onaylanması arzusudur, talebidir. Biz burada bunu görüşüyoruz. Böyle bir şeyi Hükûmet kabul edebilir mi? Burada birbirine benzemeyen bu kadar hususların görüşüldüğü olabilir mi? Biraz önce iktidara mensup arkadaşlar, muhalefete mensup arkadaşlar, grup başkan vekillerinin de olduğu, arada görüşülürken, bu işin –söylemek istemem. Parlamentoya yakışmaz ama- suyu çıktı denildi. Bu iş zıvanadan çıkmadı ama raydan çıktı. Böyle bir şey bu Parlamentoda olur mu? Türkiye Cumhuriyeti’nde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde işlerin bu kadar hafife alındığı görülmüş müdür?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Kamu İhale Başkanı da ÖSYM Başkanı da birer tane arkadaş getirecekler, bu kadroyu, bu kanunu onun için çıkarıyoruz.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Burada, AKP’nin yaptığı her hukuksuzluğu, kurumların yaptığı her hukuksuzluğu Parlamentoya onaylatma mecburiyetiniz mi var? Denetim kalkıyor.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Yiyin efendiler yiyin kanunu bu Sayın Ayhan.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Şurada elimde geçen gösterdim. Amme Alacakları Kanunu -arkadan çıkarttım burada- 16 kere değişiyor. Biraz önce baktık. Arkadaşlarla getirttik. Kamu İhale Kanunu’na ek ve değişiklikler getiren mevzuat…

ALİM IŞIK (Kütahya) – 30 kez, 30 kez… 30 defa değişti bunların döneminde.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Kaç maddesi var? En az 100 maddede değişiklik yapıldı. “Kamu İhale Kanunu yoktur.” deseniz, bundan daha iyi olacak Sayın Bakan. Böyle bir rezalet olmaz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – En son değişiklik öyle olacak zaten. Kaldıracaklar, bitecek bu iş.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Efendim, Başbakan dağıtsın ihaleleri rahatlayalım.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Hayır, kaldırmak da bir erdemdir ama tek tek kaldırırsanız bir gün öyle bir mevzuatın olduğunu da bilmezsiniz. Sıkıntının özü burada.

Aslında gecenin bu saatinde bozulan moraller, psikolojisi yıkılanlar…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Kimin morali bozuldu?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Ne diyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Kimin morali bozuldu?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Tamam, sorun yok.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Psikolojin mi bozuldu?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Gelene çatıyorsun gidene çatıyorsun.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sayın Başkan, bana niye müdahale etmek istiyorlar?

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Sen herkese müdahale ediyorsun.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen, rica edeyim, sessiz dinleyelim.

Buyurun Sayın Ayhan.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bu Parlamentoda böyle bir davranış biçimi yakışmaz. Bakın, ben özellikle Sayın Grup Başkan Vekilinizin olduğu anlarda, burada, gerçekten de bu işi problemsiz, anlayış içinde her seferinde götürdüğümü kendisine de ifade ederim ama bu işi rayından çıkarmanın bir âlemi yok. Nereden bakarsanız bakın, bu kanun yapma tekniği, bugün her aklına gelenin son dakikada, burada son anda “Gelin, bunu da ekleyelim.” Bakın, aslında sizin ne yapmanız gerekir? AKP Genel Merkezine “bu hafta iyi çalışan bakanlar, bu hafta kötü çalışan bakanlar” listesini bazı şirketlerde olduğu gibi asmanız lazım. Yani şimdi, bu kadar bu iş sıkıntıya giriyorsa, her sene son anda yüzlerce maddelik… Geçen sene 40 madde gelen tasarı 252 madde olarak çıktı. Bunun normal olduğunu söylemek mümkün mü? Bunun iyi olduğunu söylemek mümkün mü? Psikolojiniz bozulduğunda burada yapılan saygısızlığı “Bırak, sen devam et.” diyebilecek kadar devlet adabı, devlet terbiyesi görmüş insanların söylemesi beni üzüyor. Bu, hoş bir şey değil. Ben, bunu söylerken mutluluk duyduğumu da söyleyemem.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Ustalık dönemi eseri onlar.

AFİF DEMİRKIRAN (Batman) – Siz de yanlış anlamayın her söyleneni canım. Doğru okursanız doğru anlarsınız, iyi niyetle söylediğimi anlarsınız.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Doğru söylerseniz, doğru anlaşılır.

AFİF DEMİRKIRAN (Batman) – Beni tanıyorsa iyi niyetle söylediğimi anlar.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Ben, niyet okuyucusu falan değilim.

AFİF DEMİRKIRAN (Batman) – Kusura bakmayın, benim tavrım senin niyet okumanı…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Ben, niyet okuyucusu falan değilim. Ben hukuk neyse, buranın İç Tüzük’ü neyi emrediyorsa öyle bu işi yerine getirmek isteyen bir insanım ve öyleyimdir de. Komisyonlarda da Genel Kurulda da beni arkadaşlarım, muhalefettekiler de böyle tanırlar ama niyeti bozuk olanlar öyle tanımıyorlar, onlar farklı düşünüyorlar.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Devlet ciddiyeti diye bir şey vardır.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Onu da sen düşün.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Demin niyet okumayı anlamıyordun, şimdi niyet okuyorsun!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, böyle bir usul var mı?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bu ciddiyetiniz şuradan gözüküyor: Nerede demin çıkartan adamlarınız? Demin 200 kişiyi burada tutuyordunuz. Nerede şimdi Grup Başkan Vekiliniz? bir de orada oturup laf yetiştiriyorsunuz. Ayıptır ya!

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Nerede arkadaşlarınız? Oylama olmayacak diye herkes gitti. E, hani ciddiyet? Bunun söylenmesinden niye rahatsız oluyorsunuz?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sayın Başkanım, aslında herkes kendisine yakışanı yapıyor.

 MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani “Suyunu çıkarttınız.” diyen arkadaşa niye laf ediyorsunuz, suyunu çıkarttınız.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Herkes kendine yakışanı yapıyor.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakana hakaret ediyorsunuz siz be! Nerede grubunuz? Allah Allah! Yani burası Meclis mi, kanun mu yapıyoruz, oyun mu oynuyoruz? Bir de laf atıyorsunuz utanmadan, ayıptır be!

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sayın Başkanım, söylediğinize değse “Devam edin.” diyeceğim ama değmeyecek gerçekten.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sizin de konuşmanıza değmez, inan ki konuşmayın.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakan, buna sizin itiraz etmeniz lazım. Müzakere mi yapıyoruz? Böyle şey olur mu?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ayhan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şimdi bir şekil şartını… Sayın Divan Başkanının da Meclis Başkanının da buna itiraz etmesi lazım. Nerede grup? Müzakere mi yapıyoruz, birleşim mi yapıyoruz? Gecenin ikisi…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Her maddede aynı önergeyi verirlerse…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Biz niye bekliyoruz burada? Sayın Başkan, nerede AKP Grubu?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hepsinde aynı önergeyi veriyorsunuz ya.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Siz yazın da biz imzalayalım. Ne demek o?

BAŞKAN – Arkadaşlar, sakin olalım lütfen. Lütfen… Lütfen sakin olalım. Haklısınız.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Böyle şey olur mu ya? “Ayıp” denen bir şey var. Ondan sonra da gruba laf atıyorsunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – O zaman getir önergeyi, biz imzalayalım, öyle mi istiyorsunuz?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – “Cuma, cumartesi çalışalım.” diyen siz değil misiniz?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ayıp ya! Ayıp ya! Size mi soracağız kardeşim nasıl önerge vereceğimizi? Size mi soracağız?

BAŞKAN – Lütfen… Arkadaşlar… Lütfen…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani önerge vermeyelim, konuşmayalım, ne yapalım?

BAŞKAN – Sayın Başkan…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Her getirileni kabul edelim! Hırsızlığı getir, onaylayalım; var mı böyle bir şey?

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Pişkinlik, pişkinlik!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Oradan oturup laf atacaksınız… Olur mu ya arkadaşlar?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Komisyon laf atıyor, grup laf atıyor, siz seyrediyorsunuz, ondan sonra…

BAŞKAN – Ha, benim suçum mu oldu şimdi?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Benim suçum mu? Ben mi yönetiyorum Parlamentoyu?

BAŞKAN – Belki 10 defa “Lütfen…” dedim, “Susun.” dedim şimdi siz bana bağırıyorsunuz arkadaşlar.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Anlamıyor. Ne diyeceksin?

BAŞKAN – Ne yapayım yani ne yapmamı istiyorsunuz?

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Onu diyorum ben de işte.

BAŞKAN – Nasıl görev yapacağım?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – AKP’nin Başkanı mısınız, bu Meclisin Başkanı mısınız?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, Meclisin hükmi şahsiyetine hakaret edilmiştir. Burada kanun görüşüyorsak biraz önceki şekliyle görüşmemiz lazım. Deminki yoklama çıkartan iktidar partisi grubu nerede? Eğer onlar gidiyorlarsa siz de tatil ediniz. Tatil ediniz ki herkesin olduğu bir zeminde kanunu görüşelim, bu kadar önemli bir kanun. Hükûmet önergeyle doldurdular yani işte, Komisyon Başkanı burada. Komisyonda gelenin 2 katı önerge getirdiler, gerekliydi getirdiler. E, nerede müzakere edeceğiz? Bölüm görüşüyoruz. Siz de tatil edin efendim. Gelsin iktidar grubu, beraber çıkaralım.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Torbaya sığmaz bu kanun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Biz niye bekleyelim burada? Öyle şey mi olur?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bizim suçumuz Hükûmete saygı göstermek. Bekliyoruz şu anda burada.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani şimdi, yoklama isteme imkânı yok İç Tüzük’e göre, var mı yoklama? Bu da sizin takdiriniz yani Hocam. Bu iş bu kadar basit olmamalı arkadaş ya!

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - 326 kişi azınlıkta kaldı.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekili buyurun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Biz sayın grup başkan vekilleriyle zaman zaman kendi aramızda görüşüp Meclisin çalışma şekliyle, usulüyle ilgili aramızda bir anlaşma oluştururuz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Mahir Bey, hiçbir şey konuşmanıza gerek yok ya.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu durumu savunmasanız daha iyi Mahir Bey.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şimdi, bakınız, ikinci bölüm tamamlandıktan sonra üçüncü bölümün konuşmaları yapılıp kapatılmak üzere konuştuk bunu biz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Tamam efendim, grubunuz nerede?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Yapalım, hani grubunuz nerede?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bak biz buradayız, grubunuz nerede?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, arkadaşlar, siz eğer kavga etmek istiyorsanız…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hayır grubunuz nerede Mahir Bey?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Dün de aynısı oldu. 

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) –  …şimdi, bu saatte kavga için hiçbirimizin psikolojisi uygun değil.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ya, ne alakası var? Grubunuz nerede Allah aşkına? Biz buradayız.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sadece laf atıcılar burada.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Dün de aynı oldu, dün de duvarlara konuştuk. 

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Tamam, üçüncü bölümün konuşmaları yapılsın, grubunuz nerede?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Dolayısıyla, hepimiz biliyoruz ki üçüncü bölümün konuşmaları tamamlandığında çalışma nihayetlenecek.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Dolayısıyla, şimdi neyi tartışıyoruz?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  …yani burada yapılacak konuşmalar AKP Grubunu ilgilendirmiyor mu?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) –  Böyle bir müzakereyi ya da bir kanun görüşmesini…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, burada yapılacak konuşmalar… Muhalefet grupları kaldı, iktidar grubu gitti, MHP grubu konuştu, şimdi CHP grubu konuşacak. Bu konuşmalar iktidar grubunu ilgilendirmiyor mu?

BAŞKAN – Efendim, bir saniyenizi rica edeyim. Bir saniye, bir saniye…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Çok seviyesiz bir müdahale oluyor zaten Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Bir saniye, bir saniye…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, bu müzakereye devam etmemek lazım Sayın Başkanım. Lütfen…

BAŞKAN – Tamam efendim...

Sayın Ünal, lütfen sözünüzü tamamlar mısınız.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, söylediğim şey şudur…

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hiçbir uzlaşmamız yok Mahir Bey.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yaptığımız görüşme gereği, konuşmalar tamamlandığında, bizim zaten söz talebimiz olmamıştır, dolayısıyla, CHP Grubu da konuşmasını tamamladıktan sonra zaten zatıaliniz Meclisi kapatacak. Dolayısıyla burada kavga etmeyi gerektiren bir durum…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Bana “Hadi bitir.” der gibi söylüyor, olur mu öyle şey? “Başla, devam et.” diyor. Hangi hakla onu söylüyor bana?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Konuşmacılar arasında bir sataşma ilk defa vuku bulmuyor. Dolayısıyla bu yeni bir şey değil efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Mahir Bey, itiraz ettiğimiz hadise…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – İşi hafife almayın.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Konuşmacı kendisini ifade ederken daha çirkin sözlere muhatap olduğumuz olmuştur.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – O da söylesin!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Mahir Bey, yani sizin gitmeye hakkınız var da, bu grupların burada oturmak gibi bir mecburiyeti mi var?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Efendim, grupların burada oturmak gibi bir mecburiyeti olduğunu ben ifade etmedim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ne yapalım, biz de mi gidelim?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Gidebiliriz efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Kapatın o zaman Meclisi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu peki, Sayın Hükûmete, Sayın Bakana saygısızlık olmaz mı?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bakın, Meclisin bir çalışma usulü var.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hangi usulden bahsediyorsunuz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Meclisin çalışma usulüne aykırı bir durum varsa bunu belirleyelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, gruplara birer söz verin efendim kürsüden, grubu temsilen bir arkadaşımız konuşsun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Hayır, gruplara söz vermeye gerek yok Sayın Başkanım. CHP Grubu eğer konuşmak istiyorsa, kürsüde, zaten kanunun görüşme usulüne göre on dakikalık konuşma süresini kullanır. Hayır “Kullanmayacağım.” diyorsa, üçüncü bölümün görüşmelerini tamamlamış oluruz.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Hayır, zaten bize tarif ediyorlar nasıl konuşacağımızı, merak etme!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hepsini çıkartalım Mahir Bey, yani hiç görüşmeye, konuşmaya da gerek yok.

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekilleri, bana verilen bilgiler öyleydi, yani üçüncü bölüme başlayacağız ve müzakereleri bitireceğiz, son vereceğiz.

Şimdi, eğer grup başkan vekilleri de antant kaldıysa, burada söz isteyen bir arkadaşımız daha var, onu da konuşturup kapatalım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, ne karar yeter sayısı ne yoklama var burada. Müzakere için de yeterli sayı yok. Burada konuşulan her konu önemlidir ve…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Böyle bir usul mü var? Müzakere yeter sayısı diye İç Tüzük’te bir hüküm yok.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sizin içinize siniyorsa, Sayın Bakanın içine siniyorsa müzakereye devam edelim.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Toplantı yeter sayısı diye bir şey var.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Toplantı yeter sayısı istemeyi gerektiren bir durum yok efendim şu anda.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – O zaman biz konuşalım, duvarlar dinlesin!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bu İç Tüzük bir şekil şartıdır ama buranın bir de ruhunun, bir şahsiyetinin olması lazım. Siz de buranın Başkanısınız.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Efendim, Meclisin çalışmasıyla ilgili bir felsefeyi tartışacaksak bununla ilgili bir usul tartışması yok sanıyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şimdi, şu şekil sizin içinize siniyorsa, Sayın Bakanın içine siniyorsa, Sayın Komisyonun içine siniyorsa devam edin, devam edin ama ben bunu bu Meclise saygısızlık olarak görüyorum. İşin özü bu. Buna bir tepki olarak ifade ediyoruz ve maalesef arkadaşın konuşmasına da yerinden laf atan arkadaşlar, bu işi nasıl alaya aldıklarını ortaya koydukları için bu tepkiyi ortaya koyduk.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Bakan, herhangi bir alay söz konusu olmamıştır. Sayın Konuşmacımıza dönük eğer bir hakaret ya da çirkin bir ifade varsa, tutanaklara bakalım, ben Grup Başkan Vekili olarak özür dilemeye hazırım. Tam tersine, Sayın Konuşmacı burada konuşmasını tamamlarken, tam dediğim gibi, bir diyalog şeklinde âdeta konuşma cereyan etmiştir. Dolayısıyla burada bir hakaret söz konusu değildir.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Benim nasıl konuşacağımı tarif ediyorlar, niye söylemeyeyim?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Kendi gruplarından kendisine yapılan konuşmalar var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Yani siz şu anda bile bağırıyorsunuz.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Nasıl konuşacağımı nasıl tarif eder bana bir vekil?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Kimse size böyle bir tarifte bulunmamıştır.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Bulundu, onun için ben konuştum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir saniye, Sayın Hamzaçebi’yi de dinleyelim.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben iki grup başkan vekilinin konuştuğu sürenin yarısı kadar bir süre talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Kürsüye çıkabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun, kürsüden konuşun. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, görüşmelerin sağlıklı yürütülemediğine ve sonlandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sabaha doğru görüşmeler bu kadar uzarsa bunun çok doğal sonucu bu olacaktır. Yanlış olan, bu torba yasanın görüşülme usulüdür. Komisyona 44 madde olarak gelen tasarı, Komisyondan…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – 34 madde…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Komisyona 34 madde olarak gelen tasarı buraya 59 madde olarak indi, buradan da 100’üncü maddeye doğru gidiyoruz şimdi ve gecenin geç saatlerine, sabaha kadar süren oturumlarda bu görüşmeleri yapıyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ve muhalefet önerge vermekle suçlanıyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bunlar bir formalite görüşmelere dönüşmüş durumda. Muhalefetin eleştirilerine iktidar kulak vermiyor.

Bir kez daha söylüyorum, kabul edilen 39’uncu maddede eğer iktidar partisi bir düzeltme yapmış olsaydı, bu görüşmeler gayet sağlıklı, sıhhatli yürürdü, medeni bir şekilde bunları tartışırdık. Şimdi, siz, iktidar partisi grubu, tek tek milletvekillerini tenzih ederim ama sonuçta Hükûmet, grup başkan vekilleri bir iş birliği içerisinde bu maddeleri buradan geçiriyor. 39’uncu madde yanlış, kesinlikle yanlış.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – 41’inci madde yanlış değil mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Birçok yanlış madde var ama en vahimi 39’uncu maddedir. Birçok madde daha var yani diğerleri doğrudur demiyorum ama Sayıştay maddesi olağanüstü ölçüde yanlış bir madde. Tekrar buraya dönüp bir değerlendirme yapmak istemiyorum.

Şimdi, formalite görüşmeler. Evet, doğru, Sayın Mahir Ünal’ın söylediği gibi üçüncü bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanacak, maddelere geçilmeden buradan ayrılacaktık ama artık muhalefetin hiçbir önerisi, hiçbir önergesi kabul görmediği için bu görüşmelerin formalite bir görüşmeye dönüşmüş olması nedeniyle tüm muhalefet milletvekillerinde bir tepki ortaya çıkıyor, sorun buradan kaynaklanıyor.

O nedenle şöyle yapalım yani bu görüşmeyi bir konuşmacı arkadaşımız daha var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – İki.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – İki konuşmacımız mı var? Burada sonlandırabiliriz de yarın buna da vakitli bir şekilde devam edebiliriz ama iktidar partisi grubu da muhalefetin eleştirilerini, önerilerini dikkate alsın. Elbette her öneri dikkate alınacak, ona göre maddeler değiştirilecek değil. Tabii ki iktidarın, Hükûmetin farklı görüşleri olabilir, farklı düşünebiliriz ama “Biz böyle istiyoruz, bu böyle geçecek.” demeyin arkadaşlar.

Bakın, 39’uncu maddeye girmeyeceğim dedim ama bir iki cümleyle oraya bir daha girmek istiyorum. Parlamento vergi koyar, halk adına bu vergiyi koyar. Toplanan vergilerle hükûmete bütçe yetkisi verilir, “Bu kadarlık bütçeyi sen harcayacaksı.” denilir. “Bu vergileri sana veriyorum, harcamalarını da belirledim. Bakanlıklar itibarıyla bunları planladım, şu harcamayı yapacaksın.” Parlamento millet adına Sayıştaya yetki vermiştir: “Hükûmetin harcamalarını denetleyeceksin.” Kural budur, bütün demokrasilerde kural budur; halk adına, parlamento adına Sayıştay hükûmetin harcamalarını denetler.

Şimdi kabul edilen düzenlemeyle Hükûmet diyor ki: “Ben Parlamentonun bu denetimini o kadar istemiyorum. Ben bir genelge yayınladım X bakanlığı olarak, bu genelgeye göre harcamalarımı yaptım, sen beni denetleme.” Hayır, sen yürütme organısın, Hükûmetsin, burası millet adına o denetimi yapıyor.

Bu kadar vahim bir madde buradan geçti, kimse bunun bana doğruluğunu söyleyemez. Anayasa Mahkemesinden döneceğine de inanıyorum ama Türkiye süre kaybetmiş olacak, Türkiye demokratik kültürden çok fedakârlık yapmış olacak, uluslararası standartların gerisine düşmüş olacağız. Sayıştay Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri var, en son kabul edilen 6085 sayılı Kanun’la da uluslararası standartlara ulaşma yönünde ciddi bir adım attık, şimdi onun gerisine düştük.

“Biz ne dersek burada geçecek, kabul edilecek.” Doğru değil. Yine istediğinizi belki yapacaksınız ama bari yarına bırakalım da sağlıklı bir görüşme olsun.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, müzakereye devam etmemeniz lazım.

BAŞKAN – Efendim, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 02.32

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 02.35

BAŞKAN : Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER : Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

_____0_____

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) Devam)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.