TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                 TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                               115’inci Birleşim

                                                                                           5 Haziran 2012 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                                 İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Nazım Hikmet ve Ahmed Arif’in ölüm yıl dönümlerine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati’nin, Dünya Çevre Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

3.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Dünya Çevre Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 askerin şehit olmasına ve Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 askerin şehit olmasına ve Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 askerin şehit olmasına ve 5 Azerbaycan askerinin şehit edilmesi nedeniyle Ermenistan’ın kınanması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in,  5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

5.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın çevre sorunlarına ilişkin açıklaması

6.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

7.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, cıva zehirlenmesi vakaları nedeniyle Millî Eğitim Bakanlığının laboratuvarı olmayan okullara cıva gönderme uygulamasına son vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’da Eskihisar-Topçular arasındaki arabalı vapur ücretine 20 TL fazla ödeme yapan özel araçların öne alınması uygulamasına son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, ÖSYM’nin LYS’ye birkaç hafta kala puanların hesaplanmasında ağırlıklı ortaöğrenim başarı puanını kaldırmasının haksızlıklara sebep olduğuna ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’a yapılacak üçüncü köprünün çevreye vereceği zararlara ilişkin açıklaması

11.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in, Eğirdir Gölü Özel Hüküm Belirleme çalışmaları sonuçlanmadığı için koruma-kullanma dengesinde adaletsizlik olduğuna ve bu çalışmanın ne zaman sonuçlanacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, geçen yıl biber gazından hayatını kaybeden Metin Lokumcu’ya ve Hükûmetin enerji, konut, tarım ve ulaşım politikalarıyla insanlarımızın yaşam alanlarını, doğayı, tarihî ve kültürel dokuyu katlettiğine ilişkin açıklaması

13.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, çevreye karşı duyarlı olunması gerektiğine ve ülkemizin her yerinde olduğu gibi Doğu Karadeniz’de de doğanın katledildiğine ilişkin açıklaması

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülkemizdeki yenilenebilir ve temiz enerji yatırımlarına daha fazla katkı yapılması gerektiğine ve İhlas Finans Kurumu bünyesinde hesabı bulunan vatandaşların sorunlarına ilişkin açıklaması

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hükûmetin dış politikasında değişiklik yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’nın Yeşildere köyünde yaşanan dolu felaketi nedeniyle çiftçilerin zor durumda olduğuna ve Yeşilırmak Vadisi’ndeki HES projelerine ilişkin açıklaması

17.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Hükûmetin yapay gündem oluşturmak yerine terörle etkin mücadele etme noktasında kararlılıkla bu işin üzerine gitmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Van, Ağrı, Bitlis ve Muş’ta şeker pancarı üreticilerinin zor durumda olduğuna ve söz verilmesine rağmen borçlarının ertelenmemiş olduğuna ilişkin açıklaması

19.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, ülkemizde pek çok çevre talanı yaşandığına ve Uşak Ulubey Kışladağ’daki altın madeni işletmesinin çevreye verdiği zararlara ilişkin açıklaması

20.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın çevre sorunlarına ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Melet Irmağı’nın bir maden ocağı tarafından zehirli atık bırakılmak suretiyle kirletildiğine ve bu çevre felaketinin önlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

22.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Hükûmetin kriz ekonomisi uyguladığına, Ziraat Bankasının çiftçilere verdiği kredinin düşürüldüğüne ve bu nedenle çiftçilerin mağdur olduğuna ilişkin açıklaması

23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars Havaalanı’ndaki VIP uygulamasına ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (6/505, 6/1065, 6/710, 6/1787) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/49)

2.- İstanbul Milletvekili Harun Karaca’nın, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/50)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (2/27) esas numaralı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/51)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 21 milletvekilinin, tarım girdi maliyetlerindeki artışların nedenlerinin, tarımda yarattığı olumsuz etkilerin ve ekonomik zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/301)

2.- İstanbul Milletvekili Faik Tunay ve 21 milletvekilinin, üniversitelerin iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden mezun olan ya da hâlen okumakta olan öğrencilerin sosyal, toplumsal ve psikolojik problemlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/302)

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve 20 milletvekilinin, Bingöl ili Yayladere ilçesinin altyapı, hizmet ve sağlık problemlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/303)

 

C) Tezkereler

1.- Kazakistan’ın 7-8 Haziran 2012 tarihlerinde Astana’da düzenlemeyi planladığı "AİGK/CICA Üye Devletlerin Gençlik Politikaları: Birlikte Geleceği İnşa Etmek" başlıklı uluslararası gençlik konferansına İstanbul Milletvekili ve TBMM Kâtip Üyesi Muhammet Bilal Macit'in katılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/888)

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve 5 Haziran 2012 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin önerisi

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda açık  bulunan üyeliğe seçim

 

B) Sayıştay Üyeliklerine Seçim

1.- Sayıştayda açık bulunan üyeliklere seçim (S.Sayısı : 260)

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/486) (S. Sayısı: 233)

3.- İzmir EXPO Alanı Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/613) (S. Sayısı: 262)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya’da bir futbol stadı yapılıp yapılmayacağına ve bunun için tahsis edildiği iddia edilen araziye ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/5779)

2.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Kaz Dağlarında maden aranması için verilen izinlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6478)

3.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, KYK’da bir şiir dinletisine katılım konusunda memurlara baskı yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/6520)

4.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, son on yılda çeşitli disiplin cezalarına çarptırılan üniversite öğrencilerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/6521)

5.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, kamu yararına olduğuna karar verilen reklamlarda kullanılan logoya ve bu reklamların konularına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6582)

6.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2011 yılı hac organizasyonu için ayrılan ihtiyaç akçesi miktarına ve 2012 yılına devredilen ihtiyaç akçesi bulunup bulunmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/6587)

7.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, KYK’ya borçlu öğrencilerin borçlarını ödemelerinde kolaylık sağlanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/6588)

8.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Kocaeli-Dilovası’nda hava kirliliğine ve kansere neden olan işyeri ve fabrikaların denetimine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/6601)

9.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, BOTAŞ-BİL Genel Müdürüyle ilgili bazı iddialara ve doğal gaz fiyatlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/6610)

10.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, elektrik dağıtım şirketlerinin denetimlerinin yetersiz kaldığı iddialarına ve tarımsal sulamayı zamanında yapamayan çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6612)

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülkemizde faaliyet gösteren bankalara ve çeşitli banka işlemlerinin ücretlendirilmesinden kaynaklanan mağduriyete ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı  (7/6708)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2012 yılları arasında görev yapan personele ve yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6714)

13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Başbakanlık bünyesindeki özürlü personele ve yapıların erişime uygun hale getirilmesine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı  (7/6716)

14.- İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu’nun, Vakıflar Genel Müdürlüğünün öğrencilere verdiği burslara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6717)

15.- Adana Milletvekili Turgay Develi’nin, TRT’nin reklam gelirlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6718)

16.- Adana Milletvekili Turgay Develi’nin, TRT Kanunu uyarınca toplanan geçici danışma kurullarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6719)

17.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Basın İlan Kurumu verilerine göre resmi reklam verilmesindeki şartlara ve resmi reklamların maliyetine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6720)

18.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, özelleştirilen işletmelerde işçilerin aldıkları ücretle bordrolarının farklı olduğu iddialarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/6755)

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya’da moloz dökülmesi için ayrılan sahaya çöp ve çeşitli atıkların döküldüğü iddialarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6763)

20.- Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in, Kocaeli’de hava kirliliğine ve alınması gereken önlemlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6765)

21.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, İzmit-Entegre Çevre Projesi kapsamındaki projeleri üstlenen İZAYDAŞ’la ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6766)

22.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, 10 numaralı yağ olarak adlandırılan yağların üretimi, satışı ve denetimine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı  (7/6767)

23.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık bünyesindeki özürlü personele ve yapıların erişime uygun hale getirilmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6768)

24.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Bursa’da tarım arazilerinin ve su kaynaklarının konut alanına çevrilmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6770)

25.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, TÜPRAŞ bacalarından çıkan dumanın sebep olduğu zararların giderilmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6771)

26.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Ermenistan’daki Metzamor Nükleer Santralinde olası bir kazanın yol açabileceği sorunlara ve alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6782)

27.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, elektrik faturalarına yansıtılan çeşitli bedel kalemlerine ve elektriğe yapılan zam oranına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6783)

28.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Balıkesir’de Akarsu Göleti içinde bulunan yüksek gerilim hattının taşınması ihtiyacına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6784)

29.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık bünyesindeki özürlü personele ve yapıların erişime uygun hale getirilmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6786)

30.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, İran’dan ham petrol alımının azaltılmasına ve alternatif ham petrol kaynağının maliyeti artıracağı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6787)

31.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Hazinenin özel mülkiyetindeki malların satışına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı  (7/6845)

32.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Akköy 2. HES Projesi’nin çevreye verdiği zararlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6973)

33.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlıkta son beş yıl içerisinde müşavir kadrosuna atanan personele ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı  (7/6982)

34.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Konya’nın teşvik planında 2. Bölgeye dahil edilmesine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/6983)

35.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, EÜAŞ Tunçbilek Termik Santrali İşletme Müdürlüğünde çalışan taşeron işçilerinin yaşadığı iddia edilen sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6984)

36.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2012 döneminde EÜAŞ Tunçbilek Termik Santralinde üretilen elektrik enerjisine ve üretim esnasında yaşanan sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6985)

37.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlıkta son beş yıl içerisinde müşavir kadrosuna atanan personele ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6986)

38.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedellerinin gizlendiği iddialarına ve bedeli ödeyen vatandaşların mağduriyetinin giderilmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6987)

39.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Amasra’da üretimi yapılan kömürün analiz değerlerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/6988)

40.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de elektrik dağıtımında ve faturaların son ödeme tarihlerinde yaşanan sorunlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6989)

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, iletim ve dağıtım gerilimi seviyesindeki şebeke kayıp oranlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6991)

42.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, elektrik özelleştirmeleri sonucu vatandaşın pahalıya elektrik tükettiği iddiasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6995)

43.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, elektrik dağıtımın özelleştirmelerine ve sonuçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6996)

44.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, elektrik kesme ve bağlama bedellerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6997)

45.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, elektrik dağıtım şirketlerince belirlenen sayaç sökme ve takma bedellerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/6998)

46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, elektriğe yapılan zamlara ve kaçak elektrik kullanımına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/7003)

47.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2012 yılları arasında TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatında çalışan personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/7045)

48.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Başbakanın bir açıklamasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/7150)

49.- Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, 2003-2012 yılları arasında Antalya’da yabancı gerçek ve tüzel kişilere satışı yapılan taşınmazlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/7176)

50.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depremi nedeniyle yaşanan mağduriyete ve yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/7179)

51.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depremi nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/7181)

52.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Bakanlık müşavirliği kadrosuna yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/7182)

53.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, 2002-2012 yılları arasında yapılan yatırımlara ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı  (7/7185)

54.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 2011 yılında Gürcistan ve Irak’la olan ihracat ve ithalat miktarına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/7186)

55.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Seyitömer Termik Santraline ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/7187)

56.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, bir köyün elektrik borcu nedeniyle kesilen içme suyuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/7310)

57.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TBMM Tören Salonunun tahsisine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/7341)

58.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, iade edilen bir soru önergesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/7822)

 

 

 

05 Haziran 2012 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Mustafa HAMARAT (Ordu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşimini açıyorum.

 

III.- Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Nazım Hikmet ve Ahmed Arif’in ölüm yıl dönümleri münasebetiyle söz isteyen Muş Milletvekili Sırrı Sakık’a aittir.

Buyurunuz Sayın Sakık.

Sayın milletvekili arkadaşlarımız, lütfen, biraz sessiz olursak kürsüdeki milletvekili arkadaşımızı daha rahat duyabileceğiz.

Buyurunuz Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Nazım Hikmet ve Ahmed Arif’in ölüm yıl dönümlerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size de teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için.

Benim, tabii, Nazım Hikmet ve Ahmed Arif’le ilgili gündem dışı söz talebim olmuştu ama bugün Dünya Çevre Günü…

Sayın Başkan, uğultudan konuşamıyoruz.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim, siz devam ediniz, sayın milletvekillerimiz sizi dinleyeceklerdir.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Bugün Dünya Çevre Günü, benim doğama, dünyama karışmayan, Türkiye’nin dört bir tarafında direnen, doğayı koruyan ve kollayan, gece gündüz kendi doğası için mücadele eden herkese buradan sevgilerimizi ve dayanışma duygularımızı iletiyorum.

Sevgili arkadaşlar, Nâzım Hikmet ve Ahmed Arif -Ahmed Arif 2 Haziran 1991’de, Nâzım da 3 Haziran 1963’te yaşamını yitirdi- ikisi de ülkemizin önemli şairlerinden, ikisi de bu ülkede ülkelerini sevdikleri için, daha özgür bir ülke için çok ağır bedeller ödeyen iki şair.

Nâzım uzun yıllar yaşamını cezaevinde geçirdi, on iki yıl yedi ay bilfiil cezaevinde kaldı. Cezaevinde kaldığı dönemlerde büyük haksızlıklarla karşı karşıya kaldı ve Nâzım’ın yakınlarına selam verenler bile soruşturmaya alındı. Nâzım bir gün bunları protesto etmek amacıyla iki kutu ilaç alır ve doktorlar onu götürür, midesini yıkarlar. Sonra döner doktora der ki: “Bu çocukluğumu lütfen kimseyle paylaşmayın. İçimdeki çocuk böyle emrediyordu.” Böyle bir şair ve bu ülkede uzun yıllar yaşamını cezaevinde geçirdi. Cezaevinden çıktıktan sonra da sürgün hayatı başladı, 1963’te bir kalp krizi sonucu Moskova’da yaşamını yitirdi.

Yine, Ahmed Arif de bu ülkede haksızlıklara karşı, Kürtlere uygulanan politikalara karşı dik durduğu için cezayla… İki yıl ceza veriliyor, Ahmed Arif tutuklanıyor ama ne hikmetse, İnfaz Yasası bile uygulanmadan tam otuz sekiz ay cezaevinde kalıyor.

Ahmed Arif bir şiirinde -ikisi de bu ülke sevdalısı- şöyle diyor:

 “Adiloş Bebem,

Doğdun,

Üç gün aç tuttuk

Üç gün meme vermedik sana

Adiloş Bebem,

Hasta düşmeyesin diye,

Töremiz böyle diye,

Saldır şimdi memeye,

Saldır da büyü...

 

Bunlar,

Engerekler ve çıyanlardır,

Bunlar,

Aşımıza, ekmeğimize

Göz koyanlardır,

Tanı bunları,

Tanı da büyü...

 

Bu, namustur

Künyemize kazınmış,

Bu da sabır,

Ağulardan süzülmüş.

Sarıl bunlara

Sarıl da büyü.”

Ve Nâzım da şöyle diyor:

“Günler ağır.

Günler ölüm haberleriyle geliyor.

Düşman haşin, zalim ve kurnaz.

Ölüyor çarpışarak insanlarımız,

Halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı.

Ölüyor insanlarımız,

Ne kadar çok.

Sanki şarkılar ve bayraklarla,

Bir bayram günü nümayişe çıktılar.

Öyle genç ve öyle fütursuz...

 

Günler ağır.

Günler ölüm haberleriyle geliyor.

En güzel dünyaları yaktık ellerimizle

Ve gözümüzde kaybettik ağlamayı.

Bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp gözyaşlarımız gittiler

Ve bundan dolayı biz unuttuk bağışlamayı...

 

Varılacak yere kan içinde varılacaktır.

Ve zafer artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar

Tırnakla sökülüp koparılacaktır...”

Şimdi, bu iki büyük şairimizi rahmetle anıyorum. Aslında, ikisinin yazdığı bu şiirler, bu dörtlükler günümüze o kadar çok uygun ki hepimizi bir göreve davet ediyor: “Günler ağır” ve hepimizin birleşmesi lazım. Kime karşı? Faşizme karşı. Kime karşı? Halka kan kusturanlara karşı Türkiye demokrasi güçlerinin birlik günüdür.

Ben bu şairlerimizin ruhuna, halkımızın ve muhalefet gücünü yükselten Türkiye demokrasi güçlerinin birlik oluşturmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sakık.

Gündem dışı ikinci söz, Dünya Çevre Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Nebati.

 

2.- İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati’nin, Dünya Çevre Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

 

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü kutluyorum.

1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan bir kararla 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Haziran ayının ikinci haftasıyla başlayan haftayı okullarımızda da Çevre Koruma Haftası olarak kutlamaktayız.

Son dönemlerde hem küreselleşme hem de çevrenin korunması meselesi dünya gündeminin en önemli konularındandır. Küreselleşmenin sonucu olan ekonomik ve siyasal gelişmeler çevreyi önemli ölçüde etkilemektedir. Çevrenin korunması konusundaki yoğun çalışmalar küreselleşmeyle koşut giden bir çevresel duyarlılığın artması için nesnel bir zemin hazırlamaktadır. Çevre sorunları gittikçe çok daha fazla küresel nitelik kazanmakta, aranan çözümlerin uluslararası ölçekte olması istenmektedir. Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü, Birleşmiş Milletler gibi küresel ölçekli örgütler ile Avrupa Birliği gibi ulus üstü aktörler çevre konusunda önemli çalışmaları organize etmekte ve uygulamaktadır. Bu süreç Türkiye’yi de etkilemektedir.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca etkili bir çevre yönetimi sistemi kurulamamış, doğal ve kültürel varlıklar ekonomik büyümenin olumsuz etkilerine maruz bırakılmıştır. Sadece ekonomik kalkınmayı odağa yerleştiren, özgül, ekolojik ve çevresel koşulları dikkate almayan siyasi yaklaşımlar benimsenmiştir. AK PARTİ, çevre politikaları konusunda geçmişten gelen alışkanlıkları ve siyasi yaklaşımları kırmış ve siyasi gündeme “çevresel farkındalık” ve “duyarlılık” gibi o güne değin üzerinde durulmamış yepyeni kavramlar dâhil etmiştir. Bu konuda atılan ilk ve en önemli adımlardan biri “sürdürülebilir kalkınma” kavramının siyasi gündeme ve iradeye dâhil edilmesidir. Bu kavramın taşıdığı önem aynı zamanda çevreye duyarlılık ve demokratik yönetim gibi unsurları da içermesinden ileri gelir. Zira, sadece kişi başına düşen geliri artırmak ve fiziki şartları iyileştirmek kaliteli yaşam için yeterli değildir. İnsanların temel gereksinimlerini karşılamak kadar çevre ve insan sağlığını korumaya yönelik politikalar da önem taşır. AK PARTİ, yüksek seviyeli ve bütünleşmiş çevre koruma anlayışını hayata geçirmek amacıyla çeşitli tasarılar yapmış ve önemli bir kısmını da uygulamaya koymuştur. Bu doğrultuda, AK PARTİ İktidarı, çevre yönetimi düzenini kökten değiştiren çok sayıda uluslararası belgeye ve anlaşmaya da imza atmıştır. Yeni yönetim yasaları, çevre yönetimi sisteminde önemli etkiler yaratmıştır. Bir yandan yerel yönetimlerin etkileri artırılırken bir yandan da katı atık sorunu, içme suyu sağlanması gibi çevre ve insan sağlığını ilgilendiren konularda doğrudan ve hızlı bir şekilde çözüm üretmenin ve müdahale etmenin koşulları da oluşturulmuştur.

AK PARTİ İktidarı döneminde gerçekleştirilen uygulamalar ve tasarılar, çevresel meseleleri gerek makro düzeyde gerekse mikro ölçekte bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yeniden düzenlenen Türk Ceza Kanunu’nda, çevre kirliliği ve imar kirliliğiyle ilgili cezai yaptırımlar konulmuştur. Değişen şartlara uyum sağlamak üzere hazırlanan Çevre Kanunu, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de alınarak yasalaştırılmıştır. Böylece, Türk hukuk sistemine çağdaş standartta bir çevre anlayışı kazandırılmıştır. Kentsel Dönüşüm Yasası hazırlanırken kentsel çevrenin korunması amaçlanmıştır. Ayrıca, sürdürülebilir kalkınma anlayışı çerçevesinde, çevrenin korunmasıyla rekabet ve sanayileşme arasında gerekli denge gözetilmiştir.

Doğal kaynaklarımızı korumak ve gelecek nesillere aktarmak, AK PARTİ İktidarının en temel hassasiyetleri arasında olmuştur. Bu doğrultuda, su kaynaklarını kirlenmeye karşı korumak için tüm sanayi ve belediyelere, Çevre Kanunu ile atık sularını arıtma mecburiyeti getirilmiş ve bu konuda ağır cezai yaptırımlar öngörülmüştür. Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan hava kirliliğini önlemek amacıyla doğal gaz kullanımının ülke genelinde yaygınlaşması sağlanmıştır. İlave önlemler olarak da kentlerde temiz yakıt kullanılması teşvik edilmiştir. Uluslararası teamüller ve teknolojik gelişmelere uygun olarak bütün illerde hava kirliliği izleme birimleri kurulmuş, ağaçlandırma faaliyetlerine çok büyük bir hız verilmiştir. Sağlıklı ve güvenli konutların temini de çevresel politikaların kapsamında ele alınmıştır.

Konuşmamızda da değindiğimiz çevresel duyarlılığın ve farkındalığın artırılmasını hedef alan bu kavramları küresel düzeyde gündeme taşıyan Dünya Çevre Günü ve Çevre Koruma Haftası’nın ülkemizde çevre konusunda gerekli bilinçlenmeyi teşvik eden yönü, AK PARTİ’nin çevre politikalarıyla da bire bir örtüşmektedir. Çevreyi kirletmenin kendi varlığımızı yok etmek anlamına geleceğini herkese hatırlatarak tüm insanların çevreye duyarlı, barış ve huzur içinde, kardeşçe yeşil bir dünyada yaşaması umuduyla Dünya Çevre Günü’nü kutluyorum. Hepimize yaşanabilir ve temiz bir çevrede mutluluk ve sağlık diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Nebati.

Gündem dışı üçüncü söz, Dünya Çevre Günü münasebetiyle söz isteyen Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Soydan. (CHP sıralarından alkışlar)

 

3.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Dünya Çevre Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

 

MUSTAFA SERDAR SOYDAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Dünya Çevre Günü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Bugün, Uludere’de yaşanan insanlık dramını; memur ve emekliye reva görülen komik zamları; eğitim emekçilerinin, öğretmenlerimizin maaşlarında, tatillerinde gözü olan tarihin ilk başbakanını; perişan olan üreticiyi, esnafı, çiftçiyi, köylüyü, emekliyi konuşmayacağız. Sağlıklı nesiller yetiştirmek amacıyla başlanan süt kampanyasındaki rezaleti, çocuklarımızın sağlığıyla oynayanları konuşmayacağız. Cezaevlerinde adil yargılanmayı bekleyen, tutukluluk süreleri cezaya dönüşmüş aydınlarımızı, bürokratlarımızı, üniversite öğrencilerimizi, gazetecileri, milletvekiline sahip çıkamayan Parlamentoyu, milletvekiline sahip çıkamayan Parlamentoyu, milletvekiline sahip çıkamayan Parlamentoyu da konuşmayacağız. Bugün, insanlığın, her ne şartta olursa olsun sağlıklı bir şekilde yaşamasını ve neslinin devamı için gerekli olan suyumuzu, havamızı, toprağımızı konuşacağız.

Değerli milletvekilleri, tüm insanlığı tehdit eden çevre sorunlarının başlıcaları, iklim değişmesi, ozon tabakasının incelmesi ve hızlı nüfus artışıdır. Bölgesel çevre sorunlarının ekosistemlerinin tahribi ve biyolojik zenginliğin kaybolmasıdır.

Mahallî çevre sorunları ise atık maddeler, çöpler, sanayi ve kimyasal atıklardır; hava kirliliği, çarpık sanayileşme ve kentleşmenin sonucudur. Suların kirlenmesi sanayi atıklarından kaynaklanmaktadır. Dünyanın derisi olan toprağın üst tabakası erozyonla yok olduğunda yenilenmesi yüz yıllar alır. Erozyon sonucu her yıl 500 milyon ton verimli toprağımız yani Kıbrıs Adası büyüklüğünde toprağımızı kaybetmekteyiz. Bu dehşet verici tabloya artık dur demek zorundayız. Gerekli tedbirleri almaz isek, yaşadığı toprağı, içtiği suyu, soluduğu havayı acımasızca kirleten, kendini yok eden canavarlara dönüşeceğiz.

Dünyanın oksijen deposu cennetmekân Kaz Dağlarını, Marmara Denizi'ni,  Ege ve Akdeniz kıyılarını, Karadeniz'in eşsiz bitki örtüsünü yok edeceğiz, kaybedeceğiz.

Üzülerek ifade ediyorum ki hiçbir Hükûmet yetkilisinden, özellikle Sayın Başbakandan on yıldır çevre konusunda bir eylem, söz ve vaat duymuyoruz. Her konuda sözü olan Sayın Başbakan, acaba çevre konusunda söylenecek olan şeyleri uluslararası maden şirketlerine mi bıraktı, yoksa çevreyi düşünmek ve korumak yerine kendi çevresini mi koruyup kolluyor?

Sayın milletvekilleri, bugün doğayı, Çanakkale’yi, Kaz Dağlarını korumak ve kollamak için hiçbir kişisel menfaat gözetmeden sokaklara dökülenler, Çanakkale Söğütalan, Şahinli, Kuşçayırı, Kızılelma, Evciler, Halilağa köylüleri ve çevrede yaşayan Çanakkaleliler, Balıkesirliler, onlar çocuklarına, torunlarına yaşanabilir bir çevre bırakmak isteyen duyarlı insanlar; onların yanında Başbakan yok, temsilcileri yok. Karadeniz’de bitki örtüsünü yok eden, plansız ve denetimsiz işleyen ve yanlış yerlere kurulan HES’lerin mücadelesini veren Karadeniz insanının yanında Hükûmet yok. Erzurum Tortum'da Nafiye teyzenin, Leyla’nın yanında Hükûmet yok. Bugün karşımızda, havasına, suyuna, toprağına sahip çıkanları asker dipçiğiyle, polis copuyla karşılayan, çevre eylemcilerini cezaevlerine dolduran bir Hükûmet var.

Çözüm yok mu? Elbette var. Çözüm, sürdürülebilir kalkınma anlayışı çerçevesinde şekillenen iklim değişikliği politikaları üreterek insan-çevre ilişkisini bütünsel bir yaklaşımla ele almaktır. Çözüm, toplumların çevre ile uyumlu bir şekilde kalkınması ve gelişmesi gerekliliğini ön plana almaktır. Çözüm, tüm çevre gönüllüleriyle birlikte hareket etmek, onları dinlemektir.

Temiz ve sağlıklı havanın, suyun ve toprağın bulunmadığı, sağlanamadığı yaşam alanlarımızda teknolojiden, gelişmeden, medeniyetten bahsetmek mümkün değildir. Uygar toplumlar, içtiği suyu, soluduğu havayı, beslendiği toprağı kirletmeyen, koruyan toplumlardır.

Gelin hep birlikte, hemen şu anda harekete geçelim. Özellikle bilmenizi ve yaşamın her anında herkesin hatırlamasını istiyorum: Geciktiğimiz her bir dakikada 16 hektar ormanımız yok oluyor, 20 hektar verimli toprağımız erozyonla kayboluyor, 32 hektar daha çöl alanı oluşuyor. Gelin, hep birlikte çocuklarımıza, gelecek nesillere temiz bir gelecek, temiz bir dünya bırakalım.

Hepinize saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Soydan.

Gündem dışı konuşmalara Hükûmet adına Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar cevap verecektir.

Buyurunuz Sayın Bayraktar.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nüzü tebrik ediyorum. Daha güzel bir Türkiye ve dünya için çalışma ve gayretlerimizin artarak devam edeceği ifadesiyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, çevreyle ilgili uluslararası politikaların dönüm noktası olarak kabul edilen ve 5 Haziran 1972 tarihinde gerçekleştirilen Stockholm Konferansı’nda, 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak ilan edilmiştir. Kırk yıl ince bugün ilan edilen Dünya Çevre Günü, ülkemizde ve dünyada çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması gayesiyle evrensel bilinçlendirme günü olarak kabul edilmiştir.

Her yıl Birleşmiş Milletler Çevre Programı yani UNEP tarafından Dünya Çevre Günü’nün ana  teması belirlenmektedir. Bu yılki ana tema “Yeşil ekonomi sizi kapsıyor mu?” şeklindedir. Bu sloganla, Birleşmiş Milletler Çevre Programı, yeşil ekonominin günlük hayatımızda nerede yer aldığı ve yeşil ekonomi aracılığıyla kalkınma için gerekli sosyal, ekonomik ve çevresel sonuçların ne olacağıyla ilgili değerlendirmeleri yapmak için herkesi davet etmektedir.

Peki, biz Türkiye olarak yeşil ekonominin neresindeyiz? Yeşil büyüme kriterleri doğrultusunda İklim Değişikliği Eylem Planı’mızı enerji, sanayi, ormancılık, tarım, binalar, ulaştırma, atık ve iklim değişikliğine uyum odak konuları olmak üzere sekiz başlık altında birleştirdik.

Ayrıca, ülkemiz sera gazı emisyonlarının kontrolü kadar Akdeniz havzasında yer alan hassas konumu nedeniyle iklim değişikliğine uyum konusu da bizim için çok önemlidir. Bu çerçevede, İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’mızı tamamladık. Kyoto Protokolü’nün emisyon ticareti mekanizmalarından yararlanmasak da gönüllü karbon piyasasında yüz yetmişin üzerinde proje geliştirdik. Projelerimizin çoğu hidroelektrik, rüzgâr ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji alanlarıdır.

2012 sonrası dönem için karbon piyasasının oluşturulması sürecinde aktif rol oynayacağız. Bu konuda öncü yirmi beş devletin Dünya Bankası aracılığıyla bir araya geldiği karbon piyasasına hazırlık ortaklığı oluşumunda yer almaktayız. Bu ortaklık sayesinde hem ihtiyaç duyduğumuz kapasite geliştirme faaliyetleri için hibe kaynaklara erişim imkânına sahip olacağız hem de ülkenin karbon varlıklarının azami değerinden işlem görmesi için gerekli çalışmaları yapma fırsatını elde edeceğiz. Bakanlığımızca oluşturulan karbon sicili ile yıllık yaklaşık 12 milyon ton civarında karbondioksit azaltımı gerçekleştirdik.

Hızla gelişen dünyamızda katı, sıvı ve gaz atıklar, çevre kirliliği ve ekolojik tahribat her ülkenin ortak sorunu olarak karşımızı çıkmaktadır. Çevre kirliliğinin artışı karşısında ekosistemin kendini yenileme kapasitesi her geçen gün daha da yetersiz kalarak doğal denge bozulmakta ve bunlara bağlı olarak iklim değişmesi gibi pek çok çevre sorunu yaşanmaktadır. Bu nedenle yeni yüzyılda insanlık için hedef, herkesin ve gelecek nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşama ve doğal kaynaklardan yararlanma hakkına sahip olabilmesidir. Bu hedefe ulaşmak için tüm insanlığın gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Örneğin, sanayicilerimizin temiz üretim ilkesiyle çevreye duyarlı üretim yapmaları, bu ürünleri tüketenlerin ise temiz tüketim bilinciyle hareket etmeleri, çevreye duyarlı ürünleri tercih etmeleri önem arz etmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, çevrenin korunması kapsamında yapılan yatırımlara yönelik olarak bazı yanlış algılamaların da düzeltilmesi gerektiğine inanmaktayız. Çevrenin korunması kapsamında yapılacak 1 birim harcama 2 birim fayda temin etmektedir. Ayrıca uluslararası ticarette çevreye zarar vermeyen, temiz üretim yapan sanayi tesislerinin rekabet gücü de fazlasıyla artmaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, son yıllarda ülkemizin sahip olduğu sosyoekonomik dinamizm ve kalkınma ivmesine paralel olarak sürdürülebilir kalkınmanın en önemli bileşenlerinden olan çevre konusundaki mevzuat ve uygulamalarda da önemli gelişmeler yaşanmış ve birçok konuda önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Doğal kaynaklarımızın akıllıca yönetilerek gelecek kuşaklara yaşanılabilir bir çevrenin bırakılması için ciddi çaba harcamaktayız. Çevre konusu artık yöresel ve bölgesel olmaktan çıkmış, evrensel bir boyut kazanmıştır. Günümüzde tüm insanlığın bugününü ve yakın geleceğini önemli ölçüde etkileyen çevre sorunları artık dünyada farklı sosyal ve siyasal özelliklere sahip ülkelerin üzerinde anlaştıkları ve anlaşmak zorunda kaldıkları önemli bir konu hâline gelmiştir. Ancak dünyamızın pek çok yerinde hâlâ savaşlar yaşanmakta ve kaynakların büyük bir kısmı bu uğurda harcanmaktadır.

Bizim, Türkiye olarak kültürümüzde ve inancımızda var olan temizlik kavramını öncelikle bizlerin tam anlamıyla benimsemesi ve bu sayede dünyaya model olmamız mümkündür. Atık, atık su, hava, deniz, kimyasallar, gürültü, iklim değişikliği gibi çok değişik alt sektörlerde yapılan birçok faaliyetlerimiz bulunmaktadır. Bu faaliyetlerin başarıyla devam etmesi, uygulamaların hedefine ulaşması, bireylerin ve toplumun çevre konularına karşı duyarlılık ve farkındalıkla sahip çıkmasıyla mümkündür.

Bu çerçevede, çevrenin korunmasına yönelik tüm çaba ve gayretlerin bir plan çerçevesinde eşgüdümle organize edilerek yürütülmesi ve tanıtımının yapılması ve bir eğitim seferberliğiyle bütünleştirilerek “Temiz Türkiye'm” adında bir atılımın başlatılarak, çevre konularının sosyokültürel bir olgu hâline getirilmesi Bakanlığımızca hedeflenmektedir. Bu anlamda, bölgesinde ve dünyada model alınan bir ülke olabilmemiz için Bakanlığımızca birçok çalışma yürütülmektedir.

Bu çalışmalarda baz alınan temel yaklaşımımız, sıfır atık ve geri kazanım politikası, kullananın ve kirletenin ödemesi ve çevre korumada ihtiyat prensipleridir. Bakanlığımızca büyük önem verilen ihtiyat prensibi kapsamında, çevresel risk oluşturan tesisler için acil müdahale planı hazırlanmıştır.

Sıfır atık politikası sayesinde çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve geri kazanım sektörünün oluşturulması için çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Bu sektörde bugün 60 bin kişi istihdam edilmekte ve ülke ekonomisine 1 milyar TL katkı sağlanmaktadır.

Bu çalışmaların yanı sıra 429 adet ambalaj atığı toplama ve geri dönüşüm tesisiyle yılda 2,2 milyon ton ambalaj atığı, 24 adet bitkisel atık yağ geri kazanım tesisiyle 40 bin ton bitkisel atık yağ, 24 geri kazanım ve 35 ek yakıt tesisiyle 45 bin ton atık yağ, 17 geri kazanım tesisiyle 33 bin atık akü, 13 adet geri kazanım tesisiyle 33.400 ton ve 16 enerji geri kazanım tesisinde 39 bin ton ömrünü tamamlamış lastik, 192 adet geri kazanım tesisiyle 431.581 ton tehlikeli atığın geri kazanımı sağlanmıştır.

2003 yılında 15 düzenli depolama tesisiyle 23 milyon nüfusa hizmet verilirken, bugün, 59 katı atık düzenli depolama tesisiyle yaklaşık 757 belediyede 41 milyonluk nüfusa hizmet verilmektedir. Atık Yönetimi Eylem Planı’na göre 2012 yılında tesis sayısını 130’a çıkararak 1.130 belediyeye hizmet vermeyi hedeflemekteyiz. Tehlikeli atıklarda 2003 yılında 18 olan tesis sayısı 2011 yılı sonunda 192’ye ulaşmıştır.

Görüldüğü gibi, Hükûmetimiz döneminde çevreye, çevre duyarlılığına, çevre bilincini artırmaya, çevreye yatırım yapmaya son derece önem vermekteyiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak önümüzdeki süreçte fosil yakıtların azaltılması noktasında, kömür, petrol ve doğal gaza olan bağımlılığın azaltılması noktasında, dönüşümü olan enerjilerin üretilmesi noktasında çok ciddi çalışmalarımız olacak. Bu süreçte, belediyelerimizi bilinçlendirme, belediyelere yardım etme… Çöp toplama konusunda belediyelerimize çok ciddi manada çöp toplama araçları vermekteyiz ve yine katı atık tesisleri, atık su arıtma tesisleri ve çevreye duyarlı diğer tesisler noktasında hem kredi vermekteyiz hem yardım etmekteyiz.

Yine Avrupa Birliğiyle ve uluslararası finansal kuruluşlarla ortaklaşa yaptığımız çalışmalar nezdinde bugüne kadar 300 milyon euro tutarında kredi temin ederek yine belediyelerimizle birlikte hem katı atık tesislerinin hem atık su arıtma tesislerinin geliştirilmesi ve rehabilite edilmesi noktasında çok ciddi çalışmalar yaptık. Bu çerçevede, belediyelere ekipman ve çevreye yönelik yatırım yapma noktasında bugüne kadar, 2003 yılı başından 2011 yılı sonuna kadar yaklaşık 2,1 milyar TL kredi kullandırdık.

Yine Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğümüz aracılığıyla, bugüne kadar belediyelere 714 adet çöp toplama aracı tahsis ettik. Çevreyle ilgili katı atık, kanalizasyon, atık su, arıtma tesisi, çöp arabası, hayvan barınakları ve bunun benzeri yatırımlar için yine belediyelere yaklaşık 600 milyon TL kaynak aktardık.

Bu nedenle, yine çevre konusunda daha önceden denizlerdeki atıkların toplanması yapılmazken, günümüzde artık denizlerimizde, kıyılarımızda, atıkları ve çöpleri toplamak için 210 kıyıda acil müdahale istasyonları kurduk; hem gemi kazalarında hem atıkların toplanması için çok ciddi çalışmalar yapmaktayız.

Ayrıca, 213 limanda da hizmet vermekteyiz. Deniz suyunun kalitesinin ölçülmesi, mavi bayrak temin edilmesi noktasında kıyıların ve denizlerin temizlenmesi için çalışma yapan belediyelerimize de ciddi şekilde katkı vermekteyiz.

Bu doğrultuda, bugün tekraren yine yüce Meclisimizin, Türkiye’mizin, insanlarımızın, tüm insanlığın Çevre Günü’nü kutluyor, hepinizi tekrar saygılarımla, sevgilerimle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bayraktar.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, sisteme girmiş sayın milletvekillerimize birer söz hakkı tanıyacağım fakat sisteme girmiş olan grup başkan vekillerine öncelikle söz hakkı veriyorum.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 askerin şehit olmasına ve Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, arazide meydana gelen mayın patlaması sonucu 2 askerimiz şehit olmuştur. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum; ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Terörü Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kez daha kınadığımızı ifade ediyorum.

Bugün Dünya Çevre Günü. Dünya Çevre Günü’nü Cumhuriyet Halk Partisi olarak kutluyoruz. Türkiye’de bir dönem bakanlık olarak Çevre Bakanlığı vardı, daha sonra Çevre ve Orman Bakanlığı oldu; her iki proje de güzel projelerdi. Şimdi de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı var. “Şehircilik” ile “çevre” kavramlarının yan yana gelmemesi gereken kavramlar olduğunu düşünüyoruz. Çevrenin şehirciliğe feda edilmesi gibi bir uygulamanın olmasından endişe ediyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanından bizim talebimiz ve ricamız, çevre konularında olabildiğince hassas olmasıdır. Şehircilik kadar, çevreye ayrı bir önemi vermek gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Sayın Aydın…

 

2.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 askerin şehit olmasına ve Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

 

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Evet, dün mayın patlaması sonucu şehit olan askerlerimize biz de Allah’tan rahmet diliyoruz. Tüm Türkiye'nin başı sağ olsun ve bu vesileyle teröre bir kez daha lanet ediyoruz.

Bugün Dünya Çevre Günü. Çevre, bir kurum ya da kuruluşun değil, bütün insanlığın sorumlu olduğu yaşam alanıdır ve bütün ülkelerin, aynı zamanda, ortak sorunudur. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için, küresel boyutta yaşanan çevre sorunlarının çözümüne katkıda bulunarak, kirlenmenin önlenmesi, tabiatın korunarak tahribatın engellenmesi, yeşil alanların korunması ve artırılmasıyla kamuoyunun bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu konuda, AK PARTİ İktidarı olarak duyarlılığımızı her açıdan göstermekteyiz. İnsanlığın bu ortak meselesi için, görevli kamu kurumlarının yanında, eğitim kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, gönüllü kuruluşlarımız, yazılı, görsel ve işitsel basınımız ve tüm bireyler olarak hep birlikte çaba sarf etmeli ve iş birliğini güçlendirmeliyiz. Bir Kızılderili atasözü “Doğa bize dedelerimizden kalan bir miras değil, torunlarımıza bırakacağımız bir emanettir.” der.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Sayın Vural…

 

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 askerin şehit olmasına ve 5 Azerbaycan askerinin şehit edilmesi nedeniyle Ermenistan’ın kınanması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak, şehadet şerbetini içmiş 2 güvenlik mensubumuza Allah’tan rahmet diliyoruz ve “Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” demeye devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Hiçbir terör amacına ulaşamayacaktır. Her türlü terörle müzakerenin de terör örgütünü cesaretlendireceğini bu vesileyle Meclisle paylaşmak istiyorum.

Öte yandan, maalesef, Ermenistan, işgalci ve saldırgan Ermenistan, 5 Azerbaycanlı askerimizi, askeri şehit etmiştir. İvedilikle bu saldırgan ve işgalci Ermenistan’ın kınanması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla, bu vesileyle de Ermenistan’la imzalanmış protokollerin ivedilikle geri gönderilmesini ve bu çerçevede, Hillary Clinton’ın ifadesiyle “Top Türkiye’dedir.” demek suretiyle Türkiye’yi tehdit altına alan bu açıklamalar karşısında topun kendilerine pas edilmesi gerektiğini düşünüyorum ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının da bu protokolleri geri göndermesi gerektiğini ifade ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Vural.

Sayın Erdemir…

 

4.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in,  5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

 

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yıl 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü buruk kutluyoruz. Avrupa Birliği 1990-2010 yılları arasındaki yirmi yıllık dönemde karbon emisyonlarını yüzde 11 oranında azaltmıştır. Aynı dönemde Türkiye'nin karbon emisyonları yüzde 115 oranında artmıştır. 2011 yılında dünyada temiz enerji teknolojilerine yılda 263 milyar dolar yatırım yapılırken Türkiye bu miktarın ancak binde 1’i oranında yatırım yapabilmiştir. Ülkemiz, çevreye saygı, sürdürülebilirlik ve yenilenebilirlik söz konusu olduğunda AKP’nin kılavuzluğunda dünyayla taban tabana zıt bir yönde gitmektedir. On yıldır başaramadığınız güneş enerjisi projelerine yönelik lisanslamayı söz verdiğiniz gibi 2013 yılı içinde başarabileceğinizi umuyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Sayın Ağbaba…

 

5.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın çevre sorunlarına ilişkin açıklaması

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, bugün Dünya Çevre Günü. Ben bu gün nedeniyle, Malatya’da çevrenin yok edildiğini, elimizdeki güzelliklerin hovardaca harcandığını belirtmek isterim.

Burada sürekli gündeme getiriyorum, Malatya’nın güzelim dağları taş ocakları açılarak talan ediliyor, artık Malatya’nın dağları delik deşik edilmiş ve sanki yaralanmış gibidir. Dünyanın en güzel su kaynağı olan Gündüzbey’deki kaynak başta olmak üzere, Örnekköy, Haçova, Dedeyazı, Kelhalil gibi köylerde çevre katliamı yaşandığı gibi, sular ve hatta mezarlıklar yok edilmekle karşı karşıyadır. Bu taş ocakları ve madenler sayesinde köy yolları da kullanılamaz hâle gelmiş, artık insanlar ulaşım yapamaz duruma getirilmiştir. Köylere hoyratça taş ocağı açıldığı gibi, köylerimizin yüz yıllardır hayvanlarını otlattıkları, geçimlerini sağladıkları meralar da satılmaktadır. Son dönemde Malatya’da Reşadiye, Dedeyazı gibi köylerde, köylerin içlerine kadar girmiş, evlerin önüne girmiş meralar satılarak insanlar âdeta köylerde açlığa mahkûm edilmiştir.

Yine, Malatya’ya yapılan HES’ler de bizim kendi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –Teşekkür ederiz Sayın Ağbaba.

Sayın Çelik…

 

6.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne ilişkin açıklaması

 

DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

40’ıncı yıl dönümünü kutladığımız bir Çevre Günü’nde yeniden birlikteyiz. Bugün, HES’lerin uygulanmasında, nükleer ve termik santrallerin hayat bulmasında bizatihi görev aldığınız Mecliste bu Çevre Günü’nü kutluyor olmamız tam bir insanlık dramı. Bu açıdan da Meclisin, emanet aldığını emanetçisine vermek adına, tarihî ve insani bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu belirtir, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelik.

Sayın Bayraktutan…

 

7.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, cıva zehirlenmesi vakaları nedeniyle Millî Eğitim Bakanlığının laboratuvarı olmayan okullara cıva gönderme uygulamasına son vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Millî Eğitim Bakanlığı laboratuvarı olmayan okullara da civa gönderme uygulaması yapmaktadır. Bu nedenle, Artvin Hopa ilçemizin Sugören köyü ilköğretim okuluna civa gönderilmiştir. Bu civa çocuklar tarafından dolaptan alınarak oynamak amacıyla evlerine götürülmüştür. Şu anda 25 civarında çocuğumuz Ankara’da civa zehirlenmesi nedeniyle tedavi görmektedir. Yine, Hopa ilçemizde de 20 civarında çocuğumuz tedavi görmektedir. Bunlardan üç yaşındaki bir çocuğumuzun durumu çok ağırdır. Çok ağır bir mağduriyet durumu söz konusudur. Bu nedenle, Millî Eğitim Bakanlığının bundan sonra acilen bu uygulamaya son vermesini talep ediyoruz.

Bu nedenle, civa zehirlenmesi nedeniyle tedavi gören çocuklarımıza, ailelerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor ve bu olayın son bulmasını, bir daha böyle üzücü olayların yaşanmamasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bayraktutan.

Sayın Tanal…

 

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’da Eskihisar-Topçular arasındaki arabalı vapur ücretine 20 TL fazla ödeme yapan özel araçların öne alınması uygulamasına son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

İstanbul ilimizde İDO’nun aldığı karar uyarınca, Eskihisar-Topçular arasındaki arabalı vapura binişte, asıl ücretten ayrıca 20 TL fazla ödeme yapan sadece özel araçlar öne alınmaktadır. Kamyon ve otobüsler bu uygulamadan yararlandırılmamaktadır. Sırasını beklerken 20 TL fazla ödeyen özel araçlar öne alınarak, sınıf ve zümre farkını yaratan bu uygulamaya son verilmesini arz ederim.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Öğüt…

 

9.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, ÖSYM’nin LYS’ye birkaç hafta kala puanların hesaplanmasında ağırlıklı ortaöğrenim başarı puanını kaldırmasının haksızlıklara sebep olduğuna ilişkin açıklaması

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

4+4+4 ucubesinin olumsuz sonuçları bir bir ortaya çıkıyor. ÖSYM’nin, LYS’ye sadece birkaç hafta kala puanların hesaplanmasında yer alan ağırlıklı ortaöğrenim başarı puanının kaldırılması haklı tepkiler doğurdu. Okullar arasındaki seviyenin bu denli açık olduğu ülkemizde bu uygulama başarılı okullar ve öğrencilerin şüphesiz değerini düşürecek, zira konunun uzmanları da uygulamanın keyfiyet esasına dayandığı ve emeğin hiçe sayıldığı konularında hemfikir. Okulların başarılı gözükmek adına not şişireceği iddiaları ise uzak bir ihtimal olmadığı kadar da vahim bir durumdur.

Buradan soruyorum: Değişiklik neden gelecek sene değil de sınava iki hafta kala uygulamaya konmuştur? Yeni puan hesaplama sistemi, okullarından dolayı avantaj elde edeceğini düşünen öğrencilere, SBS ile yüksek puanlı okullara girenlere haksızlık değil midir? Öğretmenlerin bol keseden notlar verip vermeyeceğinin garantisi var mıdır? En önemli kontrol ve tespit mekanizması kurulmuş mudur? Değişiklikten önceden haberdar olan eğitimciler olmuş mudur? Öğretmenler üzerine, hele ki eğitimcilere şiddetin tartışıldığı bir dönemde sosyal baskı artmayacak mıdır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Eyidoğan…

 

10.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul’a yapılacak üçüncü köprünün çevreye vereceği zararlara ilişkin açıklaması

 

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Bugün Çevre Günü vesilesiyle İstanbul için birkaç şeyi söylemek istiyorum. 2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanan ve yüzlerce bilim insanı ile iki buçuk yıl süren çalışmalar sonunda oluşturulan İstanbul arazi kullanım yasası, İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda şu ifade vardır: “İstanbul’un doğu-batı aksında ve Marmara Denizi boyunca doğrusal bir yapıda ve çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çok merkezli geliştirilmesi ve kuzeye doğru gelişimin kontrole alınması.” denmektedir ancak Sayın Başbakan helikopterle uçarak İstanbul’un kuzeyinde 3’üncü köprüye karar vermiştir, bu planı elinin  tersiyle iterek.

Bakın, o köprü yapılırsa ne olacak: Yapılacak köprü yolunun 180 kilometresi ormandan geçecek, ormanın 2.300 hektarı asfalt kaplanacak, milyonlarca ağaç kesilecek, 3’ncü köprünün ve otoyolun nüfus çekim gücü nedeniyle 85 bin hektar orman alanı bina dolacak, 85 bin hektarlık alanda doğal yapı mahvolacak, İstanbul’un su havzaları kirlenecek ve kullanılmaz duruma gelecektir.

Saygılarımla yüce Meclise sunarım. Bugün Çevre Günü, hatırlatmak istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eyidoğan.

Sayın Öner…

 

11.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in, Eğirdir Gölü Özel Hüküm Belirleme çalışmaları sonuçlanmadığı için koruma-kullanma dengesinde adaletsizlik olduğuna ve bu çalışmanın ne zaman sonuçlanacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Efendim, Eğirdir Gölü sayısız güzellikleri barındıran 482 kilometrekarelik bir göl, ikinci büyük içme suyu havzası olan göl, çevresindeki yerleşim alanlarına içme suyu sağlayan bir göl. Ancak özel hüküm belirleme çalışmaları sonuçlanmadığı için koruma kullanma dengesinde bir adaletsizlik var. Köylü yurttaşlarımız, çevresindeki yerleşim alanlarında yaşayan yurttaşlarımız evlenen çocuklarına oda yapamamaktalar. Köyün geçimini sağlayan hayvanlar için ilave ahır ve samanlık da yapılamamakta, yıkılan yere bir payanda çakılamamaktadır. Bu özel hüküm belirleme çalışmaları ne zaman sonuçlanacaktır? Bu konuda bilgi edinmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öner.

Sayın Tüzel…

 

12.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, geçen yıl biber gazından hayatını kaybeden Metin Lokumcu’ya ve Hükûmetin enerji, konut, tarım ve ulaşım politikalarıyla insanlarımızın yaşam alanlarını, doğayı, tarihî ve kültürel dokuyu katlettiğine ilişkin açıklaması

 

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, Dünya Çevre Günü nedeniyle, geçen yıl 31 Mayıs tarihinde Hopa’da suyuna, çayına, onuruna sahip çıktığı için gaz bombasıyla öldürülen ve Başbakan tarafından “şehir eşkıyası” ilan edilen Metin Lokumcu’yu anıyorum.

Kapitalizm ve ülkemizdeki siyasi gücü AKP Hükûmeti, enerji, konut, tarım ve ulaşım politikalarıyla insanlarımızın yaşam alanlarını, doğayı, tarihi, kültürel dokuyu katlediyor. İktidar, olduğu her yeri insafsızlaştırıyor. HES’ler, termik santraller, siyanürcü altın şirketleri, Karadeniz’den Ege’ye, Akdeniz’e tüm topraklarımızı, tarım alanlarımızı, derelerimizi kurutuyor, zehirliyor. Karadeniz Trabzon Solaklı Vadisi’nde HES’lere karşı direnen halk, çay üreticileri, hemşehrileri Başbakana öfkeliler. Öfkeli olan sadece onlar değil, Hükûmetin kolladığı siyanürcü şirketler Kütahya Dulkadir köyünde evleri yıkıyor. İzmir’in içme suyunun kaynağı Efemçukuru zehirleniyor, Ege’nin zeytinlikleri madenlere açılıyor. İstanbul halkı yeşilini yok edecek üçüncü köprü ihalesinden dolayı öfkeli.

Mecliste orman alanlarının yağmalanmasına yol açan iktidara oy verenler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tüzel.

Sayın Karaahmetoğlu…

 

13.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, çevreye karşı duyarlı olunması gerektiğine ve ülkemizin her yerinde olduğu gibi Doğu Karadeniz’de de doğanın katledildiğine ilişkin açıklaması

 

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Teşekkür ederim.

“Gözü doymayan kapitalist, emperyalist sistem doğayı ve çevreyi katlediyor, tüketiyor.” bilinciyle tüm insanlığı çevreye karşı duyarlı olmaya davet ediyorum.

Ülkemizin her yerinde olduğu gibi Doğu Karadeniz’de de derelerimiz, ormanlarımız, yaylalarımız, dağlarımız, yeşilliklerimiz katlediliyor. Bunun yanında, ihmal ve denetimsizlik nedeniyle insanlarımız da yaşamını yitiriyor. Bunun nedeni siyasi iktidardır. Seçim bölgem Giresun’un Dereli ilçesinde mayıs ayı ortalarında 4 yurttaşımız yaşamını yitirmişti. Köylerinde aileleri ziyaret ettim. Bir annenin bana söyledikleri ibret vericidir: “Önce dağlarımızı deldiler, sonra da yüreğimizi.”

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karaahmetoğlu.

Sayın Işık.

 

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülkemizdeki yenilenebilir ve temiz enerji yatırımlarına daha fazla katkı yapılması gerektiğine ve İhlas Finans Kurumu bünyesinde hesabı bulunan vatandaşların sorunlarına ilişkin açıklaması

 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dünya Çevre Günü vesilesiyle ülkemizdeki yenilenebilir ve temiz enerji yatırımlarına daha fazla katkı yapmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Bu vesileyle, 2001 yılında BDDK tarafından faaliyetleri durdurulan ve tasfiye kararı alınan İhlas Finans Kurumu bünyesinde hesabı bulunan vatandaşlarımızın on yıldır sorunları çözülememiştir, vaatler yerine getirilememiştir. Tekrar sözleşme imzalayan vatandaşlarımıza ise 2012 yılı Ocak ayından beri taahhüt edilen ödemeler yapılmamaktadır. Hükûmeti bu konuda duyarlı olmaya çağırıyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Yeniçeri…

 

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hükûmetin dış politikasında değişiklik yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye bütün enerjisini Suriye’ye yöneltmiş, Beşar Esad rejimini çökertmek için çaba üzerine çaba gösterirken İsrail Türkiye’yi çevreleme stratejisini devreye sokmuştur. İsrail Türkiye’ye karşı Yunanistan ile ortak tatbikat, Kıbrıs Rum Yönetimi’yle doğal gaz anlaşmaları imzalayarak Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır. Kıbrıs semalarında İsrail uçakları uçmaktadır.

Bu arada, Azerbaycan ile Ermenistan arasında ilişkiler giderek gerilmektedir. Ermenistan askerleri saldırarak 5 Azerbaycan askerini şehit etmişlerdir. Sahipsiz bırakılan Irak’taki Türkmenlerin hayatları da tehlike altındadır. AKP Hükûmeti Kerkük ve Türkmen konusunu, Suriye Türkmenleri konusunu âdeta yok sayıyor. Türkmenler üzerinde bir yandan peşmergenin diğer yandan Maliki’nin baskısı had safhadadır. AKP’yi, ABD’nin Orta Doğu jandarmalığı politikasını terk etmek, Türkiye jeopolitiğine dönmek için bir kez daha uyarıyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yeniçeri.

Sayın Topal…

 

16.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’nın Yeşildere köyünde yaşanan dolu felaketi nedeniyle çiftçilerin zor durumda olduğuna ve Yeşilırmak Vadisi’ndeki HES projelerine ilişkin açıklaması

 

RAMİS TOPAL (Amasya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu hafta ben Amasya’daydım. Amasya geçiminin büyük çoğunluğunu tarımdan sağlayan bir ilimiz. Ne yazık ki bu sene Amasya’nın Yeşildere köyünü çok şiddetli bir şekilde dolu vurmuş. Bağ-bahçeler, tahıl ürünleri, hepsi perişan durumda. Tabii ki bu arkadaşların, köylülerin tarım sigortaları da yok. Bununla ilgili Hükûmetin bir çalışması olacak mı?

Yine, Amasya’mız Yeşilırmak Vadisi’nde 22 tane -Taşova’ya kadar- HES projeleri var. 20 bin çiftçi bu sulamadan, Yeşilırmak Vadisi’nden geçimlerini sağlıyor. Bu HES projelerinin bir kısmı durdurulacak mı yoksa devam edecek mi çalışmalar?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Topal.

Sayın Seyfettin Yılmaz…

 

17.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Hükûmetin yapay gündem oluşturmak yerine terörle etkin mücadele etme noktasında kararlılıkla bu işin üzerine gitmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

AKP İktidarı yapay gündem oluşturmaya devam ediyor. Ülke kürtaj gibi, sezaryen gibi, yapay gündemlerle uğraşırken, ne yazık ki, dün, yine Lice’de 2 tane askerimizi şehit verdik. Son iki ayda 21 tane Mehmetçik’imizi toprağa verdiğimiz bir süreci yaşıyoruz.

Buradan Hükûmete bir defa daha, terörle müzakere anlayışını bir kenara bırakarak terörle etkin mücadele etme noktasında kararlılıkla bu işin üzerine gitmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. Artık bu mikrofonlardan veya söylemlerde başsağlığı dilemekle bu işler çözülmüyor.

Yine, bugün, hepimiz biliyoruz, Dünya Çevre Günü. Çevreyi kirletmenin kendi geleceğimizi yok etmek anlamına geldiği bilinciyle, yeşil bir dünyada yaşamak umuduyla  Dünya Çevre Günü’nü kutluyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Sakık…

 

18.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Van, Ağrı, Bitlis ve Muş’ta şeker pancarı üreticilerinin zor durumda olduğuna ve söz verilmesine rağmen borçlarının ertelenmemiş olduğuna ilişkin açıklaması

 

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, tekrar teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanımız da orada ama 2011 yılında kış koşulları çok ağır geçti. Özellikle, Van, Ağrı, Bitlis ve Muş’ta şeker pancarı üreticilerinin büyük bir çoğunluğu çok büyük bir mağduriyet içerisindeydiler. Birkaç kez burada gündeme getirmemize rağmen borçların erteleneceğine dair Sayın Bakandan da söz almıştık. Ama gittim -bölgeden yeni dönüyorum- bölgede hâlâ belli illerde borçların ertelenmediğini ve büyük bir mağduriyetin olduğunu… Sayın Bakanımız, bir not alır, ilgilenirse çok mutlu oluruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sakık.

Sayın Yılmaz…

 

19.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, ülkemizde pek çok çevre talanı yaşandığına ve Uşak Ulubey Kışladağ’daki altın madeni işletmesinin çevreye verdiği zararlara ilişkin açıklaması

 

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü ben ne yazık ki kutlayamıyorum. Bugün ülkemizde iktidar eliyle pek çok çevre talanı yaşanmaktadır. Bunlardan bir tanesi de benim kentim olan Uşak’ta yaşanmaktadır. Uşak’ta Ulubey Kışladağ’da altın madeni işletmesi Kanadalı bir şirketin Türkiye’deki temsilcisi tarafından işletiliyor, TÜPRAG tarafından. Bu altın madeninin işletilmesi sırasında açılan davalarda verilen bilirkişi raporunda altın madeninin çevreye çok ciddi zararları olacağı ve bunların giderilmesinin mümkün olmayacağı belirtilmesine rağmen, ne yazık ki yargı üzerinde kurulan baskıyla madenle ilgili açtığımız davaların bir kısmı kaybedilmiştir. Şu anda daha da kötüsü İzmir Efemçukuru’ndan çıkarılacak toprak, içinde altın olduğu belirlenen toprak Uşak’a getirilecektir, Uşak’ta Kışladağ Altın Madeni’nde işletilecektir. Alanın daha da genişletilmesine karar verilmiştir. Siyanürle işletim yapıldığı takdirde, asit kaya drenajı olduğu takdirde çok ciddi anlamda çevreye ağır metaller yayılmakta, havaya, suya ve toprağa yayılmaktadır. Bizler bu zehirle yaşarken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yılmaz.

Sayın Oğan…

 

20.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın çevre sorunlarına ilişkin açıklaması

 

SİNAN OĞAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Saygıdeğer Başkan.

Iğdır’ın çevre sorunlarını bir kez daha gündeme getirmek istiyorum çünkü böylesi bir çevre gününde Iğdır’da biz çevre felaketi yaşıyoruz. Metsamor Nükleer Santrali’nden dolayı Iğdır’da kanser vakaları son derece artmış durumda. Arsenikli su içiyor Iğdır halkı ve maalesef, doğal gaz yanımızdan, sağımızdan, solumuzdan gittiği hâlde Iğdır’a uğramıyor. Ama bir sevindirici gelişme var: Iğdır’da hem Cığrıklı bölgesinde hem Karasu bölgesinde Türkiye’deki toplam kuş sayısının üçte 2’sinden çoğu tespit edildi, 237 çeşit kuş tespit edildi. Çevre Bakanımız inşallah bunu dikkate alır ve o bölgeyi koruma altına alır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

Sayın Ekşi…

 

21.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Melet Irmağı’nın bir maden ocağı tarafından zehirli atık bırakılmak suretiyle kirletildiğine ve bu çevre felaketinin önlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünya Çevre Günü münasebetiyle Sayın Bakanın -gerçi kendilerini burada göremiyorum ama hiç değilse kayda geçsin diye arz ediyorum- dikkatini çekmeye değer bir husus var: Son otuz yıldan beri Melet Irmağı, “MENKA” isimli bir maden ocağı tarafından oraya zehirli atık bırakılmak suretiyle kirletilmektedir. Bu işletmeyi, Bakanlık tarafından 145 bin lira para cezası verilerek ve süresiz olarak kapatılarak sözde işletme dışı bırakılmış zannediyorduk fakat ben son günlerde orada inceledim, bana hemşehrilerimin verdiği bilgiye göre yine işletme faal hâldedir, Bakanlığın talimatı herhâlde dikkate alınmamaktadır.

Bu vesileyle hem Çevre Günü’nde Bakanın dikkatini çekmeye hem de bu çevre felaketinin önlenmesi için yetkilileri kendilerine düşeni yapmaya davet etmeye niyetlendim, bu nedenle söz aldım.

Teşekkürlerimi sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ekşi.

Sayın Varlı…

 

22.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Hükûmetin kriz ekonomisi uyguladığına, Ziraat Bankasının çiftçilere verdiği kredinin düşürüldüğüne ve bu nedenle çiftçilerin mağdur olduğuna ilişkin açıklaması

 

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bunu birkaç defa gündeme getirdim, herhâlde dikkate alınmadı, bir daha gündeme getirmek istiyorum. Hükûmet üyeleri mikrofon karşısına geçtiklerinde, her defasında, dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olduklarını, Avrupa’da kriz olmasına rağmen Türkiye’de hiçbir şeyin olmadığını, bankacılık sisteminin güçlü olduğunu falan anlatıyorlar ama şu anda resmen bir kriz ekonomisi uygulanıyor. Ziraat Bankası geçen yıl vermiş olduğu kredinin yarısını veriyor. Bir şubenin yetkisi geçen yıl 100 milyarsa, bu yıl 50 milyara yani 50 bin TL’ye düşürüldü.

Şimdi, büyükbaş hayvancılık kredisi alanlar, tarım kredisi alanlar, hepsi sıkıntı içerisinde. Kredilerini ödediler, tekrar geri dönüşü yapılmıyor. Bu sene birçok çiftçi bu yüzden batabilir. Hükûmeti onun için uyarıyorum. Lütfen bu sistemi değiştirsinler ve çiftçinin, üreten insanın önünü kesmesinler, üreten insanın önüne engel koymasınlar, üreten insanın önünü açsınlar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Varlı.

Sayın Ensar Öğüt…

 

23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars Havaalanı’ndaki VIP uygulamasına ilişkin açıklaması

 

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bülent Arınç’a soru sormayacağım ama bir olay anlatacağım.

Sayın Bakanım, cuma günü Sayın Millî Eğitim Bakanımızla beraber Ardahan’a gittik. Kars Havaalanı’na indiğimiz zaman, benim aracımı havaalanında protokole almamışlardı, bayağı uzak bir yere almışlardı. “Niçin almadınız?” diye sorduğumda, orada bir sivil müdür “Vali Bey’in talimatı.” dedi. “Kusura bakmayın, buraya biz almadık, almıyoruz.” dediler ve ısrara rağmen de almamışlar. Benimkini almadıkları gibi, MHP Iğdır Milletvekili Sayın Sinan Oğan’ın arabasını da içerdeyken dışarı çıkardılar yani şimdi, ben onu görünce teselli oldum. Böyle bir olay olabilir mi yani bu VIP’in üyeleri kimlerdir, VIP’den kimler yararlanıyor?

Orada bütün AKP teşkilatının, il, ilçe başkanlarının, herkesin arabası içeride, bütün herkesin arabası var, milletvekillerinin arabası içeri alınmıyor, içerdeki araba da dışarı çıkarılıyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Öğüt, siz tekrar sisteme girmişsiniz ama daha önce söz verdim size, onun için teşekkür ediyoruz.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Peki.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (6/505, 6/1065, 6/710, 6/1787) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/49)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

6/505, 6/1065, 6/710, 6/1787 esas numaralı sözlü soru önergelerimi geri çekiyorum. Gereğini saygılarımla arz ederim. 04.06.2012

                                                                         Ensar Öğüt

                                                                           Ardahan

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Komisyondan istifa tezkeresi vardır, okutuyorum:

 

2.- İstanbul Milletvekili Harun Karaca’nın, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/50)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Üyesi bulunduğum Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğinin yapılması hususunu arz ederim. 30.05.2012

                                                                           Harun Karaca

                                                                               İstanbul

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 21 milletvekilinin, tarım girdi maliyetlerindeki artışların nedenlerinin, tarımda yarattığı olumsuz etkilerin ve ekonomik zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/301)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

AKP döneminde uygulanan tarım politikaları tarımı çökertmiş ve çiftçiyi iflas noktasına sürüklemiştir. Nüfus sürekli artarken üretimin geriye gidişi, ithalatı patlatmıştır. Türkiye kendi kendine yeten bir tarım ülkesi iken bugün tarım ürünlerini ithal eder konuma gelmiştir. Tarımda yüksek maliyet ve düşük verimlilik kıskacı Türkiye'nin her geçen gün daha fazla ithalata bağımlı olmasına yol açmaktadır. Böylece, kendi çiftçimizi destekleyerek içerde üretmek yerine, dışarıya para akıtan bir anlayış hâkim olmuştur. Türkiye'nin yeniden gıda egemenliği sağlanarak, tarım ithalatına mahkûm olmaktan kurtarılması gerekmektedir. Bu durumdan kurtulmanın başlıca yolu üretim için çiftçimizin desteklenmesinden geçmektedir.

Mazot, gübre, tohum, ilaç ve yem gibi tarımsal girdi desteklerinin tarım politikalarının başarısında diğer politika araçlarını tamamlayıcı bir rolü vardır. Yetersiz olarak verilen girdi destekleri üreticinin teknik ve ekonomik olarak etkin girdi kullanım düzeyi için yeterli motivasyonu sağlayamamaktadır. Buna bağlı olarak üretici tarım yapmaktan vazgeçmekte, tarım alanları daralmakta yüz binlerce köylü üreticinin kırsal alanı terk ederek kentlere göç etmesi sonucu doğmaktadır.

Bununla birlikte üreticilerimizin tarım sektöründe kalabilmeleri için tarımdan yeterli bir gelir sağlamaları gerekir. Ancak girdilerin büyük bir bölümünün dışa bağımlı olması girdi fiyatlarının kontrol edilmemesine yol açmakta çiftçinin girdileri sürekli artmakta ancak ürünler yerinde saymaktadır. Buğday-mazot ve buğday-gübre fiyatlarındaki değişimin karşılaştırması çiftçimizin içinde bulunduğu zorlukları açıkça ortaya koymaktadır. Bir kilogram buğdayın TMO alım fiyatı 2002 yılında 230 kuruş iken 2011 yılında 550 kuruş olmuştur. 1 litre mazot fiyatı ise aynı yıllarda 1,09 lira iken 3,75 lira olarak gerçekleşmiştir. Bu çerçevede, 1 litre mazot almak için üreticinin 2002 yılında 4,73 kg buğday satması gerekirken, 2011 yılında yaklaşık 7 kg buğday satması gerekmektedir.

Aynı durum, gübre-buğday fiyat ilişkisi için de geçerlidir. 2002 yılında 1 kg üre gübresi 237 kuruş iken, fiyat 2011 yılında 1,20 liraya yükselmiştir. Bu çerçevede 1 ton üre almak için 2002 yılında çiftçi 1.030 kg buğday satarken, 2011 yılında satması gereken buğday miktarı yaklaşık 1.850 kg'a çıkmaktadır. Bu çerçevede, yukarıda buğday/mazot ve buğday/gübre arasında gösterilen üretici aleyhine iç ticaret haddi değişimi, diğer ürünlerde yine üretici aleyhine ve daha şiddetli olarak ortaya çıkmaktadır.

Çiftçinin bu sorunları yanında yalnızca mazot üzerindeki dolaylı vergi yükü nedeniyle çiftçinin ödediği vergi miktarı, tarımsal destek bütçesinin neredeyse tamamına yakındır. Köylü üreticimizin mazotun litresine ödediği 3,75 TL'nin yaklaşık 1,125 TL'si ÖTV'dir. Çiftçinin aldığı destek ile mazota ödenen bedelin ise ancak yüzde 5'i karşılanabilmektedir.

Görüldüğü gibi mazot ve gübre maliyetleri gibi girdi maliyetleri üretimi tehdit ediyor. Bunun yanında diğer girdilerin de ele alınması durumunda tarımla uğraşan insanlarımızın ayakta kalarak tarıma devam etmesi hiç mümkün olmamaktadır. Temel girdilerin fiyatı çok hızlı artarken ürün fiyatlarının aynı düzeyde artmaması üretimi zorlaştırıyor. Hatta Türkiye'de tarım tam anlamıyla desteklenmemekte, tersine vergilendirilmektedir. Bu sebeple, tarımda yaşanan ve boyutlarının, gittikçe büyüyen girdi maliyetlerindeki artış nedenlerinin, tarımda yarattığı olumsuz etkilerinin, ekonomik zararlarının ve bu zararların nasıl giderileceğinin kapsamlı olarak araştırılması için Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğinin yapılmasını arz ederiz.

1) Namık Havutça                                          (Balıkesir)

2) İlhan Demiröz                                           (Bursa)

3) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                           (İstanbul)

4) Veli Ağbaba                                              (Malatya)

5) Sakine Öz                                                 (Manisa)

6) Ahmet İhsan Kalkavan                               (Samsun)

7) İdris Yıldız                                                (Ordu)

8) Hülya Güven                                             (İzmir)

9) Mahmut Tanal                                           (İstanbul)

10) Ali Rıza Öztürk                                        (Mersin)

11) İhsan Özkes                                            (İstanbul)

12) Gürkut Acar                                             (Antalya)

13) Erdal Aksünger                                        (İzmir)

14) Ayşe Nedret Akova                                   (Balıkesir)

15) Bülent Tezcan                                         (Aydın)

16) Faik Tunay                                              (İstanbul)

17) Mehmet Şeker                                         (Gaziantep)

18) Engin Altay                                             (Sinop)

19) Hurşit Güneş                                           (Kocaeli)

20) Faik Öztrak                                              (Tekirdağ)

21) Kemal Değirmendereli                             (Edirne)

22) Aylin Nazlıaka                                         (Ankara)

 

2.- İstanbul Milletvekili Faik Tunay ve 21 milletvekilinin, üniversitelerin iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden mezun olan ya da hâlen okumakta olan öğrencilerin sosyal, toplumsal ve psikolojik problemlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/302)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Toplumların ve bireylerin sorunları her geçen gün karmaşıklaşmakta ve çeşitlenmektedir. Toplumların ve bireylerin ihtiyaçlarının karşılanması ellerindeki sınırlı kaynakların etkin şekilde kullanılması zorunluluğunu doğurmaktadır. Sorunların çözülmesi iyi anlaşılmasına ve yönetilmesine bağlıdır. Her düzeyde yeterli yönetici yetiştirmek, yönetim sorunlarını bilimsel yöntemlerle aşmaya çalışmak, her ülkenin önceliğidir. Bu çerçevede ülkemizde bulunan çeşitli üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden mezun olan ve halen okumakta olan yönetici adayı öğrencilerin sosyal, toplumsal ve psikolojik problemlerinin araştırılması amacıyla İçtüzüğümüzün 104 ve 105. maddeleri gereğince Araştırma Komisyonu kurularak konunun araştırılmasını arz ve talep ederiz.

1) Faik Tunay                                        (İstanbul)

2) Engin Altay                                        (Sinop)

3) Veli Ağbaba                                       (Malatya)

4) Metin Lütfi Baydar                             (Aydın)

5) Ali Rıza Öztürk                                   (Mersin)

6) Ahmet Toptaş                                    (Afyonkarahisar)

7) İzzet Çetin                                         (Ankara)

8) Ramazan Kerim Özkan                       (Burdur)

9) Dilek Akagün Yılmaz                          (Uşak)

10) Hülya Güven                                    (İzmir)

11) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                 (İstanbul)

12) İhsan Özkes                                     (İstanbul)

13) Gürkut Acar                                     (Antalya)

14) Erdal Aksünger                                (İzmir)

15) Ayşe Nedret Akova                           (Balıkesir)

16) Bülent Tezcan                                  (Aydın)

17) Mehmet Şeker                                  (Gaziantep)

18) Hurşit Güneş                                    (Kocaeli)

19) Aylin Nazlıaka                                 (Ankara)

20) Durdu Özbolat                                  (Kahramanmaraş)

21) Rahmi Aşkın Türeli                           (İzmir)

22) Muharrem Işık                                  (Erzincan)

Gerekçe:

Küreselleşen dünyada ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkiler çok hızlı gelişmektedir. Bu duruma bağlı olarak her alandaki firmaların ve kurumların yönetilmesi, politikalarının oluşturulması yerel ve küresel değişimleri analiz eden iyi yetişmiş insan gücüne bağlıdır. Hemen hemen her üniversitede açılan İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri bazı üniversitelerde ise yalnızca işletme veya İktisat Fakültesi adı altında mezun vermektedir. Birbiri ardına açılan üniversiteler havuza su katan kanallar gibi, büyük bir debi ile mezun vermekte, istihdam olanakları, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu meslekler dikkate alınmadan her yıl 700 bin gencin üniversiteyi bitirerek "diplomalı işsizler" ordusuna katıldığı ve üniversite mezunu işsiz oranının yüzde 30'lara kadar çıktığı ifade edilmektedir. Her yıl Kamu Personeli Seçme Sınavı'na ortalama 900.000 (dokuzyüzbin) üzerinde üniversite mezununun başvurduğu görülmekte, 2010 yılında yapılan KPSS 'ye (Kamu Personeli Seçme Sınavı) yaklaşık olarak 300,000 (üçyüzbin) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden mezun ya da mezun durumda olan aday girmiş olmasına rağmen ilk iki atama döneminde sadece 7.000 (yedibin) civarında alım yapılmıştır.

Dört yıllık bir fakülteyi Devlet üniversitesinde okuyan, devlet yurdunda kalan bir üniversite öğrencisinin barınma, harç, kitap, yemek, yol ve giyimden oluşan masraflarının aile bütçesi üzerindeki yükü büyük miktarlarda olduğu mezuniyet sonrası yaşanan işsizlik problemleri aile ve gençler tarafından ağır tahribatlara yol açmaktadır. Aynı şekilde devletin bir üniversite öğrencisine, öğrenim süresi boyunca yapmış olduğu harcama düşünüldüğünde devletin nitelikli işgücünden ne kadar büyük miktarda yoksun kaldığı ortaya çıkmaktadır.

Son yıllarda İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri bazı üniversitelerde ise yalnızca İşletme veya İktisat Fakültesi adı altında eğitim veren kurumlardan mezun olan yüz binlerce gencimiz özel sektörde iş bulamama, sigortasız çalıştırılma, düşük ücret, ücretini düzgün alamama, bilgi ve deneyimlerinin aktarılamaması ve kötü çalıştırılma koşullarıyla karşı karşıya kalma problemlerinden dolayı üniversite mezunu gençlerin umudunu kamuda, gelir garantili bir iş bulmaya bağlamalarına yol açmıştır. Bu nedenle İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri bazı üniversitelerde ise yalnızca İşletme Fakültesi veya İktisat Fakültesi adı altında mezun veren kurumlardan mezun olan öğrenci ve ailelerinin yaşadığı problemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırma komisyonu kurularak araştırılması önem arz etmektedir.

 

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve 20 milletvekilinin, Bingöl ili Yayladere ilçesinin altyapı, hizmet ve sağlık problemlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/303)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Bingöl ilimizin Yayladere İlçesinin toplam nüfusu 2.087'dir. İlçeye bağlı 26 köy bulunmaktadır. İlçemiz yıllardır altyapı, hizmet ve sağlık problemleri yaşamaktadır. Bu problemlerin giderilmesi için ciddi ve kapsamlı bir çalışma henüz yapılmamıştır. Bu durum sonucunda ilçemiz insansızlaştırmaya mahkûm edilmek üzeredir. Yayladere ilçemizin yıllardır yaladığı sıkıntıların giderilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğünün 104 ve 105. Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

Gerekçe:

Bingöl İlimizin Yayladere İlçesi yıllardır bir çok sorunla baş başa kalmıştır. İlçemizde vatandaşlar yıllardır yardım çağrısı yapmalarına rağmen hiçbir şekilde bu çağrılara kulak asılmamıştır.

Yayladere İlçesinde 1990 yılında toplam nüfus 3.607 iken 2007 yılında bu sayı 2.087'ye düşmüştür. Bu düşüşün kaynağı olarak 1990'lı yıllardaki zorunlu göç anlayışı gösterilmekle beraber son zamanlarda köylerine dönüş yapmak isteyen vatandaşlarımız da hem bürokratik hem de hizmet anlamında zorluklarla karşılaşmaktadırlar Sorunlarla baş etmenin görece daha rahat göğüslenebildiği yaz aylarında ilçe nüfusumuz 5 binin üzerine çıkmaktadır.

Yayladere ilçesinin Kiğı ilçesiyle bağlantısını sağlayan kara yolu hâlâ stabilizedir. Bu da 2011 yılı için bir utanç kaynağı göstergesidir. Altyapı hizmetleri konusunda pek bir ilerleme kaydedilmemiştir. Elektrik şebekeleri bakımsızlıktan, su şebekeleri ve kanalizasyon sağlıksızlıktan dolayı vatandaşa sorun çıkarmaktadır. Arazi sulama kanalları ise dört köy hariç olmak üzere diğer köylerde bulunmamaktadır. Telefon ve İnternet sorunu ve bunların çözümsüzlük durumları ise ilçe sakinlerini çileden çıkarmıştır.

İlçe merkezi ve köyleri ne belediyeden ne de Valiliğe bağlı KÖYDES'ten bir yardım alamamaktadır. İlçede bir devlet hastanesi bulunmamakta ve vatandaşlar sağlık ocağıyla yetinemedikleri problemlerin çıkması durumunda ilçeye 100 kilometre uzaklıktaki Bingöl Merkez Devlet Hastanesine gitmenin yollarını aramaktadırlar. Yine Yayladere ilçemizde mevcut lisenin içinde bulunduğumuz yılda kapatılması düşünülmektedir. Bu da genç nüfusun eğitiminin önünde engel olmakta ve aileleri ilçeden göç etmeye zorlamaktadır.

İlçe halkını en fazla temkine düşüren konu ise ormanlık alanların izinli ama denetimsiz  kesimi yoluyla yok edilmeye çalışılmasıdır. Doğanın tahrip edilmesi her yıl onlarca canlı türünün yok olmasına sebep oluyor. Avcıların avlanma sezonu dışında da avcılık yaptığı ve herhangi bir denetime tabi olmadıkları tüm vatandaşlarca kanıksanan bir durum olmuştur. HES'lerin yapımı da doğa felaketinin başlıca sebepleri olmaktadır. Ekolojik dengeyi bozan tüm bu girişimler ilçe halkım son derece rahatsız etmekte ve kaygıları göç etme boyutuna taşımaktadır.

İlçede geçmiş dönemlerde yapılıp sonradan kaldırılan karakolların etrafında çok sayıda mayın bulunmaktadır ve bunların temizlenmesi için herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu da hem hayati tehlike arz etmekte hem de yaşamı, üretimi kısıtlamaktadır.

Bölgenin başlıca geçim kaynağı olan arıcılık yanlış devlet politikalarıyla zaafa uğratılmıştır. Bu da halkın başlıca geçim kaynağını elinden almış ve göçe zorlamıştır.

Tüm bu sorunların hem kaynağı hem de çözümsüzlüğünü üreten ise halkın, muhtarların, siyasi parti temsilcilerinin, sivil toplum kuruluşlarının çığlıklarına kulaklarını tıkayan sorumlu kamu görevlileridir. Sadece bir köy muhtarının cevapsız kalan başvurularından birkaçını örnek göstererek bu duruma açıklık getirmek istiyorum.

İlçemize bağlı Sarıtosun mahalle muhtarının 2009 yılından bugüne kadar devlet kurum ve yetkililerine verdiği birçok dilekçe cevapsız kalmıştır. Resmi dilekçelere cevap vermek ilgili makamın kanuni zorunluluğuyken açık bir kanun ihlali yapılmış ve sorunlar çözümsüz bırakılmıştır. Söz konusu muhtarın Bingöl ili Milletvekili olan 23. Dönem Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın makamına verdiği dilekçe 27.05.2009 tarihinden beri cevap beklemektedir. Yayladere Kaymakamlığına 30.04.2009 tarihinde, Yayladere Belediye Başkanlığına 30.04.2009 tarihinde, Bingöl Valilik makamına 24.11.2009 tarihinde, DSİ il müdürlüğüne 08.12.2009 tarihinde ve FEDAŞ müdürlüğüne 12.01.2010 tarihinde verilen bu dilekçeler hâlâ cevap beklemektedir. Dolayısıyla sorunlar hâlâ çözümsüz durmaktadır. Ki bu dilekçeler defalarca daha fazla makama gönderilip tekrar tekrar sorunları belirten dilekçeler yinelenmiştir.

Yayladere ilçesinde halkımız vatandaşlık ödevlerinin tümünü fazlasıyla yerine getirmektedir. Ancak zihniyet kaynaklı ve bürokratik engeller ile çığ gibi büyüyen sorunlar yumağı ilçe halkına hayatı tam bir eziyete çevirtmiştir. Altyapı, üstyapı, sağlık, ekoloji ve eğitim ile ilgili sorunların apaçık ortada durduğu ilçemizin bu sorunlarının giderilmesi ve sorumluların hem kişi hem de kurumsal açıdan ortaya çıkarılması için Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

1) İdris Baluken                                 (Bingöl)

2) Pervin Buldan                                (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                                 (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                     (Muş)

5) Murat Bozlak                                  (Adana)

6) Halil Aksoy                                    (Ağrı)

7) Ayla Akat                                       (Batman)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu                (Bitlis)

9) Emine Ayna                                   (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                            (Diyarbakır)

11) Altan Tan                                     (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                                      (Hakkâri)

13) Esat Canan                                  (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder                      (İstanbul)

15) Mülkiye Birtane                            (Kars)

16) Erol Dora                                     (Mardin)

17) Ertuğrul Kürkcü                            (Mersin)

18) Demir Çelik                                 (Muş)

19) İbrahim Binici                              (Şanlıurfa)

20) Nazmi Gür                                   (Van)

21) Özdal Üçer                                   (Van)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

C) Tezkereler

1.- Kazakistan’ın 7-8 Haziran 2012 tarihlerinde Astana’da düzenlemeyi planladığı "AİGK/CICA Üye Devletlerin Gençlik Politikaları: Birlikte Geleceği İnşa Etmek" başlıklı uluslararası gençlik konferansına İstanbul Milletvekili ve TBMM Kâtip Üyesi Muhammet Bilal Macit'in katılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/888)

 

29 Mayıs 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Kazakistan'ın insani boyuttaki koordinatörlük görevi kapsamında 7-8 Haziran 2012 tarihlerinde Astana'da "AİGK/CICA Üye Devletlerin Gençlik Politikaları: Birlikte Geleceği İnşa Etmek" başlıklı uluslararası gençlik konferansının düzenlenmesi planlanmaktadır.

Söz konusu konferansa İstanbul Milletvekili ve TBMM Kâtip Üyesi Sayın Muhammet Bilal Macit'in katılması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                    Cemil Çiçek

                                                                                                                                  TBMM Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

 

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve 5 Haziran 2012 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin önerisi

 

Danışma Kurulu Önerisi

Tarih: 05/06/2012

Danışma Kurulunun 05/06/2012 Salı günü yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                                                                                                                    Cemil Çiçek

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                       Başkanı

                  Ahmet Aydın                                                                                    Mehmet Akif Hamzaçebi

       Adalet ve Kalkınma Partisi                                                                          Cumhuriyet Halk Partisi

            Grubu Başkanvekili                                                                                   Grubu Başkanvekili

                           

                  Oktay Vural                                                                                              Hasip Kaplan

        Milliyetçi Hareket Partisi                                                                         Barış ve Demokrasi Partisi

            Grubu Başkanvekili                                                                                   Grubu Başkanvekili

 

Öneriler:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan 262 ve 257 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 3 ve 4 üncü sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

05 Haziran 2012 Salı günkü (bugün) birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesi ve bu birleşimde 262 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

6 Haziran 2012 Çarşamba günkü birleşimde 233 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

7 Haziran 2012 Perşembe günkü birleşimde 10 sıra sayılı kanun tasarısına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

çalışmalara devam edilmesi önerilmiştir.

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisi üzerine söz talebi yoktur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınması önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (2/27) esas numaralı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/51)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/27 Esas Numaralı Kanun Teklifim 45 gün içinde Komisyonda görüşülmediğinden İç Tüzüğün 37. Maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 24/11/2011

                                                                                                                                     Ensar Öğüt

                                                                                                                                       Ardahan

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt.

Buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; terör olaylarından dolayı zarar gören vatandaşlarımıza nakdî tazminat ve aylık bağlanması için vermiş olduğum kanun teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlarım.

Ancak bundan önce, değerli arkadaşlar, kendi bölgemle ilgili bir şey söyleyeceğim. Bizim iki tane sınır kapımız var, biri kapalı, biri de yarım açık.

Buradan sesleniyorum, Ticaret ve Gümrük Bakanına istirham ediyorum, Posof kapımızdan buğday ithalatı yapılacak, trenle Azerbaycan’dan getiriliyor, bununla ilgili tırların Posof kapısından girişi çıkışı zorlaştırılıyor, bu konuda bir kolaylık yapılmasını istirham ediyorum.

İki, Çıldır Aktaş kapısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği arasında bir anlaşma yapıldı, ama hâlen o kapıyla ilgili bir çalışma başlamadı. Niçin çalışma başlamadı onu da tam bilemiyorum, süre konusunda bir sıkıntı var diye duyuyoruz, bunu da bir an evvel yapmalarını ve o bölgenin kalkınmasıyla ilgili bu kapıların açılmasını temenni ediyor ve istirham ediyorum.

Değerli arkadaşlar, 3 Kasım 1980 tarihinde 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun çıkarılmış, 2’nci maddesinde… Terörden dolayı zarar gören vatandaşlarımıza tazminat verilmiyor, aylık bağlanmıyor. Büyük şehirlerde özellikle her gün olaylar oluyor, her gün günahsız vatandaşımız ölüyor veya yaralı kalıyor. Bunların mutlak surette şehit aileleri kapsamına alınması, hem maaş bağlanması hem de nakdî tazminat ödenmesi gerekiyor. Bu, Uludere’de olduğu gibidir.

İkincisi: Askerde nöbet sırasında, eğitim sırasında, tatbikat sırasında şehit olan askerlerimiz var. Bu askerlerimiz de şehit sayılmıyor ve bunların aileleri perişan bir durumda. Şehit ailesi olamıyorlar, şehit ailesi olamadıkları gibi nakdî tazminat alamıyorlar, nakdî tazminat alamadıkları gibi aylık da bağlanmıyor. Bu nedenle, ben istirham ediyorum yani şehit olan çocuklar bizim çocuklarımız, nöbet tutarken ölen veya tatbikat sırasında ölen veya eğitim sırasında ölen askerler de bizim çocuklarımız, onların da şehit sayılması lazım.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu kanun teklifini verdik, sizden istirham ediyoruz, Büyük Millet Meclisinden de bütün parti gruplarından da istirham ediyoruz, bu kabul edilsin. Bu, bizim hepimizin ortak paydasıdır arkadaşlar. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütün vatandaşları eşitse o zaman askerlik yapan bütün askerlerimiz de eşit olsun yani nöbet tutan askerimiz ölüyor şehit sayılmıyor da terörle mücadelede gidip ölen asker şehit sayılıyorsa o zaman burada bir farklılık var. Genelkurmay Başkanının da bu konuya el atmasını istiyorum.

O anlamda, ben istirham ediyorum, hem nöbet tuttuğu zaman hem tatbikat sırasında hem de eğitimde ölen askerlerimizin şehit sayılmasını, hem nakdi hem de aylık bağlanmasını istirham ediyoruz. Bu anlamda, terörü biz yaratmadık arkadaşlar. On yıldan beri Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarda. On yıldan beri terörde ölenler, şehit olanlar daha çok önde.

Değerli arkadaşlar, on yıldan beri gelen şehitlerden dolayı Türkiye’de analar ağlıyor, analar gözyaşı döküyor. Bunun çözümü siyasi kurumdur, bunun çözümü Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Yarın Sayın Genel Başkanımız Sayın Başbakanla görüşecek. Bu sorun Türkiye’nin bir numaralı sorunudur ve iki numaralı sorunu da işsizlik sorunudur. Bu sorunun çözümüne Sayın Başbakan ve diğer partilerin de katkı sunmasıyla, Kürt sorununun çözümünün bir bütün olarak, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü çerçevesinde çözüleceğini umuyorum ve bu kanun teklifimin kabul edilmesini istirham ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz.

Buyurunuz Sayın Özgündüz. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt’ün vermiş olduğu kanun teklifinin gündeme alınmasıyla ilgili söz aldım. Sözlerime başlamadan önce, bugün Dünya Çevre Günü’nü kutluyorum ve Hükûmetin özellikle İstanbul’un yeşil alanlarını, su havzalarını ranta çevirmemesini diliyorum.

Aynı zamanda, mayın patlaması sonucu hayatını kaybeden, şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine de başsağlığı diliyorum.

Yine, ABD Dışişleri Bakanı Sayın Clinton Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan seyahatini sürdürürken, bildiğiniz gibi, işgalci Ermenistan askerlerince sınırdaki bir kontrol noktasına saldırı yapılarak 5 Azerbaycan askeri şehit edildi. Onları da rahmetle anıyorum ve Hükûmetin, Ermenistan’la ilgili protokolü bir kez daha gözden geçirmesini ve bu yüce Meclisin gündemine sokmamasını diliyorum.

Değerli arkadaşlarım -Sayın Öğüt bahsetti- bildiğiniz gibi, büyükşehirlerde özellikle, son zamanlarda sık sık toplumsal olaylar meydana gelmekte, çeşitli kamu ulaşım araçlarına, özel araçlara, iş yerlerine saldırılar yapılmakta ve bu saldırılar sonucu zarar gören, sakat kalan, hayatını kaybeden kişiler, şu andaki mevzuata göre, bu Kanun kapsamında değil. Yani geçen yıl yaşanan, molotofkokteyli sonucu yanarak hayatını kaybeden bir genç kardeşimiz vardı biliyorsunuz, örneğin o şehit sayılmıyor, hâlbuki terör saldırısı sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu insanlar, şu andaki mevzuata göre, İçişleri Bakanlığı aleyhine idare mahkemesinde dava açarak zararlarının tazminini isteyebiliyorlar ancak bu şekilde zarar gören insanların bir de mahkeme kapılarında süründürülmesi uygun değil. Dolayısıyla, Sayın Öğüt’ün verdiği bu kanun teklifi gündeme alınıp görüşüldüğü takdirde, bu tür, dışarıdan, terör eylemleri sonucu zarar gören, sakat kalan, hayatını kaybeden kişiler de bu Kanun kapsamına alınacak ve dava yoluna gitmeden, Hükûmetimiz tarafından, devletimiz tarafından bu kişilerin zararları tazmin edilebilecektir.

Yine, şu andaki mevzuata göre, askerlik hizmeti sırasında nöbet, tatbikat, intikal, manevra gibi, terörle mücadele dışında, normal askerî faaliyet sırasında yaralanan, hayatını kaybeden insanlarımız da, askerlerimiz de bu Kanun kapsamında değil. Hâlbuki, bizim geleneklerimize göre biliyorsunuz ellerine kına yakılarak insanlar çocuklarını askere gönderir ve bu insanlar, eğitimde dahi olsa, tatbikatta dahi olsa hayatını kaybettiği zaman, mutlaka, vatan borcu sırasında böyle bir olay yaşandığı için, bunların şehit kabul edilmesi, yaralı kişilerin de yine gazi kabul edilerek Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’dan faydalanmaları gerekir diye düşünüyoruz.

Bu yasa teklifi bugün sizlerin oylarıyla umarım gündeme alınır ve sırasına kaydedilir, zamanı geldiği zaman da sizlerin oylarıyla çıkar, böylelikle vatandaşlarımızın bir mağduriyeti giderilmiş olur diyorum.

Uygun oy vereceğinizi düşünerek hepinize en içten saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda açık  bulunan üyeliğe seçim

 

BAŞKAN – Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Hatay Milletvekili Mehmet Öntürk aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

B) Sayıştay Üyeliklerine Seçim

1.- Sayıştayda açık bulunan üyeliklere seçim (S. Sayısı : 260) (x)

 

BAŞKAN – Şimdi, bu kısımda yer alan, Sayıştayda boş bulunan 5 üyelik için yapılacak seçime başlıyoruz.

Bu seçim, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 15’inci ve 16’ncı ve İç Tüzük’ün 150’nci maddelerine göre gizli oylamayla yapılacaktır.

Plan ve Bütçe Komisyonunca oluşturulan Sayıştay üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonu tarafından Sayıştay üyelikleri için boş üyelik sayısının 2 katı olarak kontenjan grupları dâhilinde belirlenen adayları içeren birleşik oy pusulası Başkanlıkça bastırılmıştır.

Toplantı ve karar yeter sayısı mevcut olmak şartı ile Sayıştay meslek mensupları kontenjan grubu listesinden en çok oyu alan 3 aday ile diğer meslek mensupları kontenjan grubu listesinden en çok oyu alan 2 aday Sayıştay üyeliğine seçilmiş olacaklardır.

Oylamanın ne şekilde olacağını arz ediyorum: Herhangi bir tereddüde mahal vermemek için, komisyon ve hükûmet sıralarında yer alan kâtip üyelerden komisyon sırasındaki kâtip üye Adana'dan başlayarak İstanbul'a kadar, İstanbul dâhil; hükûmet sırasındaki kâtip üye ise İzmir'den başlayarak Zonguldak'a kadar, Zonguldak dâhil, adı okunan milletvekilinin adını defterden işaretleyecek ve kendisine mühürlü birleşik oy pusulası ve bir zarf verecektir. Milletvekilleri Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oy kullanmayacaklardır. Adını ad defterine işaretlettiren ve mühürlü birleşik oy pusulasını alan sayın üye, Sayıştay meslek grupları kontenjan grubu listesinden 3 adayın, diğer meslek mensupları kontenjan grubu listesinden ise 2 adayın karşısındaki kareyi çarpı işaretiyle işaretleyecek ve oy pusulasını zarfa koyarak Başkanlık Divanı kürsüsünün önünde yer alan oy kutusuna atacaktır.

Aynı zarfta birden çok oy pusulası çıkması hâlinde bu oy pusulalarının tamamı, Sayıştay meslek mensupları kontenjan grubu listesinden 3’ten fazla adayın işaretlendiği oy pusulaları ile diğer meslek mensupları kontenjan grubu listesinden 2’den fazla adayın işaretlendiği oy pusulaları geçersiz sayılacaktır. Bu hususlar birleşik oy pusulalarında da dipnot olarak açıkça belirtilmiştir.

Oylamanın sayım ve dökümü için ad çekmek suretiyle 5 kişilik bir tasnif komisyonu tespit edeceğim:

Leyla Zana, Diyarbakır? Yok.

Hüseyin Cemal Akın, Malatya? Yok.

Yıldırım Tuğrul Türkeş, Ankara? Yok.

Tülay Kaynarca, İstanbul? Burada.

İsmail Tamer, Kayseri? Burada.

Ayla Akat Ata, Batman? Yok.

Faruk Septioğlu, Elâzığ? Yok.

Müslim Sarı, İstanbul? Yok.

Doğan Şafak, Niğde? Yok.

Engin Özkoç, Sakarya? Yok.

İlknur İnceöz, Aksaray? Yok.

Uğur Bayraktutan, Artvin? Yok.

Emin Haluk Ayhan, Denizli? Yok.

Ömer Süha Aldan, Muğla? Yok.

Şamil Tayyar, Gaziantep? Yok.

Sermin Balık, Elâzığ? Yok.

İlhan Yerlikaya, Konya? Burada.

Mehmet Ersoy, Sinop? Burada.

Sümer Oral, Manisa? Yok.

Erdal Kalkan, İzmir? Yok.

Ahmet Kutalmış Türkeş, İstanbul? Burada.

Kâtip üyeler lütfen yerlerini alsınlar.

Şimdi, gizli oylamaya Adana ilinden başlıyoruz.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok galiba.

Oy verme işlemi tamamlanmıştır.

Oy kupaları kaldırılsın lütfen.

Daha önce ad çekerek isimlerini okuduğum tasnif komisyonu üyeleri lütfen yerlerini alsınlar.

Tasnif komisyonu üyelerini tekrar okuyorum: İstanbul, Tülay Kaynarca; Kayseri, İsmail Tamer; Konya, İlhan Yerlikaya; Sinop, Mehmet Ersoy; İstanbul, Ahmet Kutalmış Türkeş.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayıştayda boş bulunan 5 üyelik için yapılan seçime ait Tasnif Komisyonu tutanağı gelmiştir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

260 sıra sayılı raporda belirlenen adaylardan Sayıştay’da boş bulunan 5 üyelik için yapılan seçime 361 üye katılmış, geçerli oyların dağılımı aşağıda gösterilmiştir.

Saygıyla arz olunur.

                                            Tasnif Komisyonu

                         Üye                                                   Üye                                                   Üye

               Tülay Kaynarca                                  İsmail Tamer                                   Mehmet Ersoy

                     İstanbul                                            Kayseri                                               Sinop

                         Üye                                                   Üye

                İlhan Yerlikaya                          Ahmet Kutalmış Türkeş

                       Konya                                              İstanbul

 

Sayıştay Meslek Mensupları Kontenjanı

1- İdris Bulut                                         335 oy

2- Mikdat Özkan                                     258 oy

3- Metin Orhan                                       242 oy

4- Nevin Atakan                                     109 oy

5- Levent Mutlu                                      89 oy

6- Özcan Rıza Yıldız                               31 oy

Diğer adaylar kontenjanı

1- Mustafa Atalar                                   345 oy

2- Ahmet Zorlar                                     284 oy

3- Ayhan Erdoğan                                  67 oy

4- Yakup Keleş                                      11 oy

BAŞKAN – Buna göre, Sayıştay meslek mensupları kontenjan grubundan Sayın İdris Bulut, Mikdat Özkan, Metin Orhan; diğer meslek mensupları kontenjan grubundan da Sayın Mustafa Atalar, Ahmet Zorlar Sayıştay üyeliklerine seçilmişlerdir. Hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.

                                                            Kapanma Saati: 17.51

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Mustafa HAMARAT (Ordu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/486) (S. Sayısı: 233)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sıraya alınan, İzmir EXPO Alanı Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

3.- İzmir EXPO Alanı Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/613) (S. Sayısı: 262) (*)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 262 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu konuşacaktır. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Tanrıkulu.

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 262 sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz bu tasarı, ilgili Komisyonda kısa bir süre önce görüşülmüş, bazı değişikliklerle Genel Kurulumuza indirilmiştir.

Ben konuşmamın başında EXPO süreciyle ilgili sizlere çok kısa bir bilgi vermek istiyorum. Dünyanın belki de en eski ve uluslararası etkinliklerinden, en büyük etkinliklerinden biri olan EXPO, bir başka deyişle dünya sergisi, beş yılda bir düzenleniyor ve bu düzenlemeler altı ay kadar devam ediyor. Bunların katılımcıları arasında uluslararası kuruluşlar, devletler, sivil toplum örgütleri ve şirketler de yer alıyor. EXPO’larda, diğerlerinden farklı olarak, ürünler değil, fikirler ve düşünceler, kültürler ve dünyanın geleceği gibi projeler yer alıyor. En büyük farklılığı burada. EXPO’yu “Uluslararası Sergiler Bürosu” dediğimiz bir kuruluş düzenliyor. Bu kuruluşun kendi içerisinde organizasyonu var ve genellikle de her ülke büyükelçi düzeyinde orada temsil ediliyor ve 157 civarında bir ülke de şu anda BIE’ye, kısa adı “BIE” olan bu kuruluşa üye olmuş durumda.

EXPO’nun en önemli özelliği teması. Her EXPO’nun bir teması var ve bu tema üzerinden yürütülüyor. Kısa bir süre önce Antalya ilimiz de çiçekle ilgili olarak bir EXPO düzenlemesi hakkını kazandı ve şu anda onunla ilgili çalışmalar devam ediyor.

Geniş bir kapsama sahip olan bu temalar, bütün insanlığı ilgilendirmesi gereken konular ve aynı zamanda da evrensel bir nitelik taşımak zorunda. EXPO alanlarının büyüklüğü sınırsız, herhangi bir sınırlama getirilmiyor. Zaten bizim bahis konusu olan tasarımızda da bu alanların düzenlenmesine yönelik hükümleri göreceğiz biraz sonra ve katılımcılar kendi yerlerini inşa edebilme hakkına da sahipler.

Yüz altmış yıllık bir düzenleme, çok eskiden beri gelen bir düzenleme. Biraz önce de belirttiğim gibi, gerçekten geleneği çok eski olan bir kurum ama en önemli özelliklerinden biri, düzenleme yapılan kentleri kendisi marka hâline getiriyor ve bu kentler bir süre sonra dünya kenti olma ve daha da yaşanılır olma noktasında ön plana geçiyorlar.

1992 yılında, İzmir Fuarcılık Anonim Şirketi, 2000 yılı EXPO’su için o zaman Dışişleri Bakanlığına başvurmuş, fakat bir sonuç alınamamış. Çok eski bir ilk müracaatı sizlere hatırlatıyorum. Aradan bir süre sonra ülkemiz, 2004 yılında, İzmir kentinin bütün toplumsal unsurlarının da katılımı ve zorlaması sonucunda Uluslararası Sergiler Bürosuna üye olmuş.

Biz, geçtiğimiz dönemde, İzmir EXPO 2015 adaylık sürecini hep birlikte, İzmir’deki sivil toplum örgütleriyle, yerel ve merkezî yöneticilerle birlikte yaşadık ve o dönemde Milliyetçi Hareket Partisi, bütün unsurlarıyla, gerek yerel yöneticileri gerekse milletvekilleriyle beraber bu sürece katkı koyma noktasında oldu.

Yine o dönemde bir kanun teklifi verdik, EXPO 2015’in İzmir Yönlendirme Kurulunun tüzel kişilik kazanmasına yönelik kanun teklifimiz de -yine diğer milletvekilleriyle beraber- görüşüldü ve geçtiğimiz dönem içerisinde kabul edilmişti.

Öte yandan, Milliyetçi Hareket Partisinin bütün İzmir milletvekilleri, gene o dönemde ve bu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Parlamento dostluk gruplarında bu BIE’ye üye olan ülkelere birer mektup yazarak konuyla ilgili olarak durum anlatıldı ve aynı zamanda kulis faaliyetleri yürütülme noktasında da yardımcı olmaları istendi.

Teması sağlık olan EXPO’yla ilgili olarak yine, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kanun teklifi hazırladık ve sağlık bilimleri üniversitesi kurulması noktasında o teklifimiz hem geçtiğimiz dönemde hem de bu dönemde maalesef Genel Kurula kadar gelmedi, komisyonlarda bekliyor. Bu teklifimizle sağlık bilimleri üniversitesi kurulacak, hemen bunun yanına medikal ürünlerin üretilmesinden tutun da ilaç sanayisi ve buna benzer konularda ülkemizde ilk kez sağlıkla ilgili bir ihtisas organize sanayi bölgesinin de kurulması ve İzmir’e kazandırılması söz konusu olacak değerli milletvekilleri.

Tabii, bu durumda, bu tekliflerin yasalaşması durumunda hem kazanan İzmir olacak, akabinde de Türkiye ekonomisi kazanmış olacak.

Partimizin yerel bazda teşkilatları -biraz önce de söyledim- İzmir’in EXPO sürecine katkı koymaya ve gönüllü olarak çalışmaya devam ediyorlar. O dönemde yaşamış olduğumuz İzmir’in EXPO adaylığıyla ilgili olarak süreci şimdi bir kez daha EXPO 2020 için yaşıyoruz değerli milletvekilleri. Ancak burada öne çıkan temel husus, İzmir’in bu noktada adaylığa hazır olup olmadığı meselesi. Burada kastettiğimiz tabii İzmir kentinin buna yakışıp yakışmadığı değil, onda bir şüphe yok ancak kurumsal itibarıyla ve iş birliği itibarıyla baktığımız zaman bu adaylık sürecine sadece EXPO’yla ilgili yasal düzenlemelere bakarak bunu sığdırmak bence doğru olmayacak. Zira, son zamanlarda görüyoruz ki EXPO’yla ilgili bir koordinasyon sorunu da var. EXPO yönetiminin birbirleri arasında bir koordinasyon sağlayamadığını, yeterli olarak sürece katkı yapamadığını da görüyoruz. Zaten o komitede görevli olan bazı yerel yöneticiler de geçtiğimiz zaman içerisinde buradan ayrıldılar.

EXPO yönetiminin daha paylaşımcı, şeffaf ve katkı koyucu olmasını da istiyoruz çünkü burada ne kararlar alınıyor, nasıl bir yönlendirme yapılıyor, doğrusu, biz çok da bilgilenmiş değiliz. Bunlar eğer gerçekleşirse başarı hepimizin başarısı olacak ve bir katkı sağlanmış olacak çünkü İzmir tarımdan turizme, sanayiden ulaştırma ve enerji sektörüne kadar birçok gerekli desteği gördüğü takdirde en iyi sonuçlar alınabilecek bir şehir olarak düşünmemiz lazım. İzmir’i marka şehir olarak perçinleyecek olan bu projede yani EXPO 2020 sürecinde bütün mercilerin hem yerel yönetimde hem de merkezî yönetimde gerekli desteği tüm gücüyle vermesi gerekiyor değerli milletvekilleri.

Biz, yine, biraz önce de söylediğim gibi, bu konuda çok ciddi adımlar atarak İzmir şehrini, bir önceki adaylık sürecinde olduğumuz gibi, bütün gücümüzle Milliyetçi Hareket Partisi olarak desteklemeye devam edeceğiz.

İzmir kentinin bazı özellikleri de var, pek çok uygarlığa beşiklik yapmış, tarihî, kültürel birikimleri var ama bir noktada ekonomik, sosyal olarak da, kültürel hayatta da öncü rol oynadığını da görüyoruz Türkiye coğrafyası içerisinde. Bugün İzmir’e ekonomik olarak baktığımız zaman, toplam katma değer içerisinde yüzde 15,5’luk bir değer ifade ettiğini, istihdamın yüzde 9,7’sini sağladığını ve 6 milyar doları aşan bir ihracatla ciddi bir ekonomik güç olduğunu da görüyoruz. Yüzde 95’lik bir vergi tahsilat oranı var. Bu oran birçok kentimizde maalesef yanına bile yaklaşılamayacak kadar yüksek bir oran.

Öbür tarafta, 1.500 civarında yabancı sermayeli şirket ve yatırımcıyı çekmiş ve bu anlamda da ciddi bir kapasite göstererek kendini ispatlamış bir şehir İzmir. 2000 yılında 3,3 milyon nüfusu var, bugünlere geldiğimiz zaman 4 milyonluk bir nüfusa yaklaşmış ve ciddi bir nüfus potansiyeli olmuş ama öbür tarafta da Türkiye ortalamasının üstünde bir nüfus artış hızına sahip. Yüzde 14,5’luk bir farklı nüfus ortalaması Türkiye genelinde sürerken İzmir ilimizde 18,8’lik bir oranla karşı karşıyayız. Bu da şehrin aynı zamanda göç aldığını, hızlı bir nüfus artışına sebep olduğunu ve iş hayatında, ekonomi hayatında da bazı sıkıntıların yaşandığını gösteriyor.

Şimdi, İzmir’le ilgili bu rakamlara baktığımız zaman, İzmir’in merkezî idareden yani Hükûmetten beklenen ilgiyi de göremediğini görüyoruz. Böyle baktığımız zaman, toplanan vergiye kıyasla yapılan yatırımlara da bakmamız lazım yani İzmir ili on yıldır yaklaşık dört vermiş bir almış. Bu ciddi bir fark. Şöyle baktığımız zaman, İzmir’in kamu yatırımlarından devletten daha fazla pay alması da gerekirdi diye düşünüyoruz. Bugün 3’üncü büyük kent olarak gözüküyor İzmir ama Bursa’nın toplam ihracat payı İzmir’in toplam ihracat içindeki payından yüksek. Kocaeli ilinin  sanayi ihracat içindeki payı gene İzmir ilinin ihracat payından daha yüksek. Böyle baktığımız zaman, gerçekten, bazı noktalarda İzmir’in atak yapmasını önleyen hem mevzuat yönünden hem de Hükûmet icraatı yönünden bazı uygulamalarla da karşı karşıyayız. 2003 yılından önce devamlı dış ticaret fazlası veren bir il ama son beş yılda, baktığımız zaman, İzmir’de bir dış ticaret açığı da var, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.

Şimdi, zengin doğal, tarihî, kültürel varlıklardan bahsediyoruz ve bunlar önemli özellikler bir yönüyle de incelediğimiz zaman. Türkiye’nin en gelişmiş ili olma noktasında İzmir için herhangi bir engel yok, bu biraz önce saydığım potansiyel noktasında. Demek ki yapılması gereken, kamunun da öncü olması, kamunun lokomotif görev görmesi ve İzmir’in önündeki engelleri kaldırması gerekiyor. Bugün baktığımızda merkezî hükûmetin payı 2002 yılında yüzde 2,8; bugün 1,4 değerli arkadaşlar. Yani bu nedir? Yüzde 55 oranında bir farkla karşı karşıya kalmışız, 100 liralık yatırım 55 liraya düşmüş. Önemli bir kayıp. Zaten dile getirmek istediğimiz husus da bu. Siz EXPO’yu bir yandan alma gayreti içerisindesiniz ama öbür taraftan, kamu olarak, İzmir kentinin yeteri kadar arkasında durmuyorsunuz demektir.

Bu durumu, bu yıl içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde on iki icracı bakanlığa verdiğim soru önergeleriyle de sorgulamak istedim ancak çok ilginç, hemen hemen hiçbir bakanlıktan bugüne kadar bu yazılı soru önergelerimizi de cevap alamadık değerli milletvekilleri. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hem geçtiğimiz dönemde hem de bu yasama döneminde, maalesef, bütün milletvekillerinin belki de en önemli kanayan yaralarından bir tanesi. Hükûmetin icraatı noktasında, milletvekillerinin yazılı veya sözlü soru önergelerinin ciddiye alınıp bir an evvel cevaplandırılması da gerekiyor.

Bir başka çalışmayı huzurunuza getirip sizleri bilgilendirme arzusundayım değerli milletvekilleri. İzmir’in de içinde bulunduğu 200 metropol kentini, ocak ayı içerisinde, bir yabancı kurum, “Brooking Institution” bir araştırma yapmış ve mukayese yapmış ve bunu kamuoyuyla da paylaşmış. İzmir kişi başına gelir açısından bu 200 metropol şehir arasında 181’inci sırada. En yüksek kategoriye sahip olan şehirle, kendi içerisinde kıyaslanabilecek şehirle neredeyse arasında 10 kat fark var. Böyle bir kent, örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde Hartford şehri, yıllık 76 bin dolarlık bir geliri var, İzmir’in yıllık 8.600 dolar. 10 kata kadar yaklaşan bir farkla da karşı karşıya kalınmış.

İstihdamdaki artış hızımız İzmir olarak, 2009-2010 yılı döneminde yüzde 9,3 iken, 2010-2011 döneminde 3,6 puan gerilemiş ve 5,6’ya düşmüş yani istihdam kapasitesi de giderek gerilemiş kentimizin ve bu rakamla da gene bu 200 şehir arasında 196’ncı sırada.

Şimdi bunları söyleme niyetimiz şu değerli milletvekilleri: İzmir’le ilgili alınan kararlar İzmir’in daha ileriye atılım yapmasını engellemiş gözüküyor. Örneğin vadeli opsiyon piyasasıyla ilgili olarak son zamanlarda alınan kararlar, örneğin son hazırlanan teşvik paketinde İzmir ve benzer illerin maalesef komşu illerle rekabet edemez hâle getirilmesi, ciddi bir problem. Buna yakından baktığımız zaman, bu komşu iller haksız rekabetini çok yakından görürsünüz. Bu sadece İzmir’in sorunu da değil, bu Genel Kurulda bulunan birçok milletvekilimizin temsil ettiği illerin maalesef karşı karşıya kaldığı sorunların bir tanesi.

Organize sanayi bölgelerine bir alt bölge teşviki verilmesi doğru ama yetersiz bir teşviktir değerli milletvekilleri. Organize sanayi bölgelerini kuruş niyetimiz sanayinin düzenli ve yeterli bir şekilde teşvik edilmesi ise -ki böyle, yasası çıktı- o zaman OSB’lerdeki bütün yatırımların en alt düzeyden teşvik edilmesi gerekir. Cari açığın yüzde 70’ini enerji ithalatının meydana getirdiğini tespit ediyoruz ama öte yandan baktığımız zaman, bu teşvik paketinde enerjiyle ilgili yeterli ve gerekli desteği göremiyoruz.

Stratejik yatırım başlıklarının eklenmesi büyük ölçekli yatırımların miktarını düşürse de KOBİ’lere ait teşviklerde maalesef kısıtlı kalıyor. Yine, EXPO 2020 sürecinde önem taşıyan sağlık turizminin stratejik yatırım içerisinde sayılmaması da ciddi bir eksiklik değerli milletvekilleri çünkü biz -biraz önce de söyledim- bu EXPO’nun temasını sağlık olarak belirlemiştik.

Yüzde 10 bandında giden bir işsizlik oranına baktığımız zaman, özel teşviklerin 6’ncı bölgeyle sınırlı kalması da maalesef büyük bir eksiklik. Bir örnek vereyim: Ege Bölgesi Sanayi Odasına kayıtlı ve 1.200 kişi istihdam eden 12 kadar üye kendi odalarından ayrılarak bugün Manisa’ya gitmişler ve Manisa’da yatırım yapıyorlar. Yine, dört firma, bu hazırlıklarını tamamlayarak, önümüzdeki dönem içerisinde, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nden arsa satın alarak, orada yatırımlarını yapacaklar. Bu, biraz önce söyledim, yani şehirler arasındaki haksız rekabeti eğer düzenleyemezseniz, gerekli tedbirleri alamazsanız diğer şehirlerimizin de başına gelecek olan en önemli unsurlardan bir tanesi. Kamu kaynaklarıyla yürütülen ARGE, inovasyon problemlerinin ve projelerinin İzmir’de de asgari yatırım tutarı içerisinde bölge farkı olmadan desteklenmesi önem kazanıyor ve İzmirli girişimcilerimizin rekabet gücünü arttıracak, teknoloji ve ARGE açığını kapatacak yüksek yatırımları ve bunların ARGE’lerini teşvik edecek olan KOBİ’lerin azami şekilde bu teşvik sisteminden faydalandırılması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, sanayiyle ilgili olan bu kısım tarımsal konularda da önemli veya tarım ve kırsal kesimi ilgilendiren bölgelerde de önemli. Bakın, 2/B Yasası diye bir yasa çıkarttık çok kısa bir süre önce ve burada muhalefet milletvekilleri olarak bu yasanın daha eksiksiz ve daha doğru çıkması noktasında âdeta çırpındık; bir sürü önerge verdik, eleştiride bulunduk ancak maalesef bunlar dikkate alınmadığı için, İzmir’de de 2/B Yasası’yla ilgili ciddi sorunlar bulunuyor. Geçtiğimiz dönem içerisinde gidip konuştuğumuz, 2/B söz konusu olan bütün köylerde ve köylülerde bununla ilgili problemler var. Bunun dikkate alınarak köylünün haksız durumunun bir an önce düzeltilmesi gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, büyük projeleri büyük ekipler hazırlar, bunda bir şüphe yok. Tabii ki bu tespite herkesin inandığını biliyorum ancak bu ekibin içerisinde görev dağılımı da önem kazanmaktadır. Biraz önce de söyledim, şu anki EXPO yönetimindeki anlaşmazlıklar bu tespiti maalesef doğrular nitelikte değildir; görev bilinci olmak zorundadır, sorumluluğunu herkes yerine getirmek zorundadır. İzmir’e bugüne kadar birçok kişi, birçok kurum bir vizyon belirlemiştir; İzmir’in fuarlar, sergiler kenti olmasından tutun, sanayi, turizm, hatta tarım kenti olmasına kadar bir vizyonu vardır ama İzmir’in kendisi bir marka ve vizyondur. Bu niteliği maalesef ön plana çıkartılmamıştır, gün yüzüne konmamıştır. Tarihî, kültürel zenginlikleri veyahut bir dünya kenti olabilme noktasındaki potansiyeli, İzmir’in hep birlikte, buradaki iktidarıyla muhalefetiyle birlikte ortak çalışması sonucunda oluşacak bir durumdur ve bu vizyon ancak böyle kazandırılır ve arkası getirilir.

Değerli milletvekilleri, bu noktada, ben bu tasarının hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah, eksikliklerin de verilecek önergelerle giderilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanrıkulu.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Kaplan.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, 262, İzmir EXPO üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun görüşlerini açıklayacağım.

Biz bugün İzmirliyiz çünkü daha önce de yasası çıkarıldığında biz destek sunduk, dosyamız, konuşmalarımız, belgelerimiz ortada, ama kaygılarımızı da söyledik ve kaygılarımızın, bugün için, İzmir EXPO’nun rakipleri açıklandıktan sonra çok daha önem arz ettiğini ifade etmek istiyorum. Eğer sağlık temasını seçmişseniz, bu temayla ilgili sorgulanırsınız arkadaşlar. Bu bir gerçek.

Şimdi, buradan şunu ifade etmek istiyorum: Milano neden az bir oyla, 21 oyla aldı? Hiç sorguladınız mı? Bence sorgulanması lazım. Milano’daki bu kampanyada çalışan gönüllü sayısı Türkiye’dekilerin 20 katıydı. Siz üniversiteleri mi kattınız? Sivil toplumu mu kattınız? Yerel yönetimleri mi kattınız? Çevre örgütlerini mi kattınız? Tabipler Odasını mı kattınız? Özel hastanelerin kuruluş birliklerini mi kattınız? Sağlık temasını işlediğiniz zaman sağlıkla ilgili her şey önünüze gelir, itiraz konusu olur.

Bugün Dünya Çevre Günü’dür arkadaşlar. Dünya Çevre Günü’ne denk gelmesi aslında çok çok da önemli. Siz, İzmir’de sağlık sorunlarını anlatırken Efemçukuru’nu anlatmak zorundasınız; İzmir’in suyu oradan geliyor. Oradan çıkarılan madenlerin akıttığı siyanürün İzmir’in sağlığına ne kattığını sorgulayacaktır rakipleriniz. Ne diyeceksiniz? “O maden ocakları altın çıkarıyor, İzmirliler ölsün.” mü diyeceksiniz? Sağlık kriteriniz bu mu olacak? Bunu sorgulamak zorundayız. Çevre günü bugün. İki yönden: Bir, rekabet edilebilirlik koşulları açısından, bir de bu konuda.

Size ilginç bir iki done sunmak istiyorum. Bu sunacağım doneler bence bu Çevre Günü’nde çok önemli. İzmir’in güzel ilçesi Bergama’dan konuşacağım. Çıkıp Bergama’yı nasıl tanıtacaksınız? “İzmir, sağlık belgesiyle aday.” diyeceksiniz. Nasıl tanıtacaksınız? İsterseniz sular altında bıraktığınız Allianoi’nın antik şifa merkezi olduğunun resimlerini gösteriniz, gitsinler görsünler. Rakipleriniz yerinde inceleme yapsın. Siz nasıl bu antik şifa merkezini, tarihî, jeotermal tedavisinin uygulandığı ilk merkezi burada sular altında bıraktınız diye sormazlar mı size arkadaşlar? Allah aşkına, bir de kendi kendinize sorun yani rekabet anlayışı olarak ben bunu ifade etmiyorum. Siz sağlık temasını seçeceksiniz, sağlık temasıyla çıkaracaksınız İzmir’i ve İzmir 21 oyla kaybedecek. 2020 EXPO yarışması için İzmir, epey bir çaba harcamış; iyi, eksik, kötü çabalar sonucu 21 oyla kaybetmiş. Yetmiyormuş gibi, Ankara’yı çıkarıp rakip yapacaksınız, uğraştıracaksınız. Bu ne zihniyettir arkadaşlar? Ankara’yı rakip çıkardınız. Ankara’yı EXPO’da İzmir’e rakip çıkardınız. Allah aşkına, bu ülkede “Uluslararası enternasyonal fuar” deyince çocukluğunuzdan, bebekliğinizden günümüze, Türk beyaz perdesinin bütün filmlerinde “İzmir Fuarı” denilen bir şey var Allah aşkına. Yani Ankara’yı çıkarıp… Melih Gökçek EXPO Fuarı’nı Ankara’da yapmak istiyor. Yap kardeşim, bir ton fuar yapılıyor. Fuar mı yok? İstediğin fuarı yapabilirsin.

Bak, çok güzel fuarlar var; bilgimiz var mı Meclis olarak? Demin sayın konuşmacı açıkladı, Antalya’da Botanik EXPO Fuarı 2016’da yapılacak. Yapılacak; karar verilmiş, herkes çalışıyor.

Antalya, Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri; sadece kum, deniz değil. Antalya, aynı zamanda tarım endüstrisinde, üretimde, botanikte, her alanda bir marka, dünya markası, bir coğrafi marka.

Şimdi, bu 2016’da yapılacak, kararı verilmiş Botanik EXPO’nun yasası yok arkadaşlar. Bir yasacık çok mu gördünüz Antalya’ya Allah aşkına? Kararı verilmiş, kararı. O botanik bahçesi Hollanda’nın bahçeleriyle rekabet edecek ve sadece Antalya’daki üretici, Antalya’daki emekçi, Antalya’daki istihdamcı, Antalya’dakiler, Antalya halkı, kendi, kendi işini yapıyor. Getirisi 3 milyar dolar arkadaşlar. 3 tane ilgili bakanlık var. Sayın Mehdi Eker, Antalya’da ekmeyeceksiniz, anladık, bari destek olun. Bakın, ilgili bakanlıklardan biri. Antalya’da Botanik EXPO için hiçbir şey ekmiyorsunuz, yasa da çıkarmıyorsunuz, bari destek olun. Sayın Çağlayan, Antalya’da çağlamadığınız belli, yasası yok, bırakın, Antalya’nın güzel bir çağlayanı var, güzel çağlasın; değil mi? Bir de ulaştırmayı ilgilendiriyor. Sayın Binali Yıldırım, vallahi, yıldırım gibi değil bu yasayı çıkarma konusunda. E şimdi, üç tane bakanlık, şimdi, bu kadar güzel bir şehir, elimizde, kararı alınmış, Antalya’yı kime kurban ediyorsunuz arkadaşlar? İktidar ve ana muhalefet arasında Antalyalıları ezme hakkınız var mı? Antalyalıları ezerseniz, İzmir’i de ezersiniz. İzmir’i ezmek için ne yaparsınız? İzmir’in karşısına, önce Ankara’yı çıkarırsınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Biz ezmeyiz ve ezdirmeyiz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Aslan Malatyalı. İyi dayanışma örneği bu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İstanbul Milletvekili…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, İstanbul Milletvekili olarak da bugün, onun da İzmir milletvekili olmasını istiyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – “Biz” dedim, biz…

HASİP KAPLAN (Devamla) - Şimdi, EXPO’daki rakiplerimizi -şöyle bir hafif- EXPO’daki rakiplerimizi görelim. Bu Meclisin, Hükûmetin… Şimdi, dört tane rakip. Bakın, İzmir’e karşı, daha önce Milano’ydu, rakip Milano’ydu yani hakikaten Milano’ydu; Paris’te Sarkozy vardı, İtalya’nın başında Berlusconi vardı, bizde de aynı Başbakan vardı. Şimdi yine aynı Başbakan bizde var, Berlusconi gitti, Sarkozy gitti; İzmir’in kaderi ne olacak? Paris’te bunun çalışmaları yapılacak. Tayland’ın Ayutthaya kenti -Tayland’ın, Uzak Doğu’dan, bakın, dikkat edin- Brezilya’nın Sao Paulo kenti -bakın, dikkat edin, dünyanın büyük 8’inci ekonomisi arkadaşlar- Rusya’nın Yekaterinburg ve Birleşik Arap Emirliklerinin Dubai kenti.

Şimdi, İzmir’e burada yasa çıkararak EXPO’ya üye olunmaz. İzmir’de soracaklar: “İzmir’in Büyükşehir Belediyesine sizin müfettişler niye dalıyor? Bu belediyeler, bu halkın seçtikleri çete midir? Ne işi var özel yetkili mahkemelerde?” diye sormayacaklar mı? “Buranın çalışanları niye içeri alınıyor?” diye sormayacaklar mı? Soracak. Rekabet bu arkadaşlar, rekabet. “Sizin yerel yönetimler, yerel temsilciler, yerel seçilmişler niye bu EXPO’nun belirleyicisi değildir?” diye sormazlar mı? “Ne bu Hükûmetle aranızdaki çatlak? Niye Hükûmetten ayrı ses, yerel yönetimlerden ayrı ses çıkıyor?” diye sormazlar mı? Size Gediz Ovası’nı sormazlar mı? Gediz niye kirli kirli akıyor? Gediz kirli akıyor, Gediz zehir akıyor, Ergene gibi akıyor artık. “Niçin, Turgutlu’daki madeni hangi kraliçe hazretlerine teslim ettiniz?” diye sormazlar mı size arkadaşlar? “Bu, sizin sağlığınızı, Ege’nin sağlığını, Ege’nin incirini, üzümünü, narını, zeytinini; bırakın rokasını, bırakın teresini, bırakın balığını, bırakın güzel havasını, denizini kirletmiyor mu?” diye sormayacaklar mı? “Bu kirletilen doğanın, çevrenin, tarihin, kültürün, size, sağlığınıza da zararı yok mu?” demeyecekler mi arkadaşlar?

Bugün Dünya Çevre Günü, bu çevre gününde sağlığı doğru dürüst konuşacağız ve size soracaklar: “Bugün gündeme attığınız konular, kürtaj için ne düşünüyorsunuz?”, “Diyanet İşleri Başkanı sezaryen hakkında hangi fetvayı verdi?” diye sormazlar mı? Sormazlar mı: “İnsan yaşamına ne kadar kıymet veriyorsunuz?”, “Roboski katliamı için ne fetva verdi” diye sormazlar mı? Sormazlar mı size cezaevinde… Yeni, büyük bir cezaevi yapıldı, F tipi. “F tipindeki, cezaevlerindeki mahkûmların, tutukluların sağlığı bu koşullarda, bu sistemde, bu esarette, bu zincirde nasıl sağlanacak?” diye sormaz mı insan hakları kuruluşları? Size, Manisa’da kapatılan ocakların civasının, çinkosunun hâlâ insan öldürdüğünü sormazlar mı arkadaşlar? “Sağlık” temasını seçerken akıllıca bir şey seçmemişsiniz, doğru bir şey seçmeliydiniz.

Üniversiteleriniz var; yedi tane üniversite var İzmir’de, 120 bin tane üniversite öğrencisi var sadece Bornova civarında. Ya “Bu üniversitenin dinamizmini, bu gençliğin dinamizmini siz bu çalışmanın içine kattınız mı?” demezler mi size? “Bu ülkeyi tanıtmak için -İzmir’in Sezen Aksu’su var, onun gibi çokça tanınmış sanatçısı, yazarı var- siz bu tanıtımın içine hangi sanatçıyı, hangi tarihçiyi, hangi ekonomisti, hangi insanı kattınız?” diye sormazlar mı size? Vicdan biraz ya arkadaşlar! İnsanın içi parçalanıyor. Hakikaten İzmir’i kurban etmek için elinizden gelen her şeyi yaparken niye tek başınıza düşünüyorsunuz, niye tek başınıza karar veriyorsunuz, niye “Tek başına yaparım.” diyorsunuz? Hakikaten bunu anlamak zor.

Evet, geçen dönemde “Daha iyi bir dünya için yeni yollar ve herkes için sağlık”tı bizim bir önceki tema. Şimdi ne yapmışız: “Sağlık.” Yine sağlık… Bakın, EXPO Paris’e Eiffel’i kazandırdı, sizin hafızanızda İzmir’e neyi kazandıracak? Amazon heykelini mi kuracaksınız, bana söyler misiniz, neyi koyacaksınız? Yani Eiffel gibi bir yaratıcı düşünceyi mi yoksa Kadifekale’de evlerini başlarına yıktığınız Kürt ailelerinin, halkının, oradaki insanların harabelerinin üzerinde şekillenecek bir anıt mı dikmeyi istiyorsunuz? EXPO 2020’nin, Kadifekale İzmir’in en büyük tepesi, en muhteşem yapıtı ne olabilir? Zihniyete göre ya bir cezaevi olabilir, ya bir cami olabilir, ya benzeri bir şey olabilir. Var mı kafanızda bir fikir arkadaşlar? “İzmir’e şunu yapacağız, marka olacak...” Eiffel Kulesini EXPO kazandırdı Paris’e, Londra’ya da kristal bir saray kazandırdı. 1800’lerde Londra’da da kristal…

Onu geçtik, şimdi, Fransızlar Fransız Devrimi’nin 100’üncü yılını kutladılar, “eşitlik, özgürlük, adalet” dediler. Siz ne diyeceksiniz? Siz ne diyeceksiniz Allah aşkına? “Sağlığı özelleştirdik, ticarileştirdik, paralarını, hepsini kendi yandaşlarımızın özel hastanelerine bağladık. Suları da kirlettik, madencilere verdik. Havayı da berbat ettik, denizleri de kirlettik. Buraya gelen, Amazonlar gibi nesli kurur; siz de gelin görün.” mü diyeceksiniz?

Hükûmetin on yıllık icraatı EXPO’da tek tek sorgulanacak, onun için İzmir’in aday olmasını, kazanmasını canıgönülden istiyoruz arkadaşlar. Biz bunu istiyoruz, istiyoruz ki sorgulansın. İnciraltı’na ne yapacaksınız? Balçova’nın teleferiklerinde salınmanızı istiyoruz. “Nerede o ağaçlar? Balçova’yı kupkuru bir tepeye çevirdiniz.” diyecekler. Siz yolları, tünelleri yaparken antik İzmir’in tarihine kültürüne hangi kazmaları vurdunuz, tek tek çıkaracaklar.

Hani bu yasada diyor ya: “Turizmi canlandıracağız.” Enginarların rengi bile değişti, Çeşme’de yetişen enginarların, farkında mısınız? Eskiden altın sarısı berrak renkleri vardı. Bu çevre kirliliğinden sonra enginarlara iyice dikkat edin. Bunlara dikkat edeceksiniz, sağlıksa sağlık arkadaşlar. Öyle burada çıkıp konuşmak kolay iş değil. Barselona gibi yüreğiniz var mı? Barselona gibi EXPO’yu, İspanya’yı, Barselona’yı… “Barselona” deyince, benim Katalanlarla gizliden gizliye bir… Severim onları, açık söyleyeyim. Biraz Katalan yanım da ağır basar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Açıktan açığa sev.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Barselona’da ne güzel tanıttılar İspanya’yı. Yalnız Katalanları değil, Barselona’yı değil, bütün İspanya’yı tanıttılar arkadaşlar; sadece futbolda değil, fuarda da tanıttılar. Yoksa biz, İzmir Fuarı’ndaki eski Türk filmlerini tekrar rezerve çıkarıp bu Türk filmleri üzerinden mi tanıtacağız Türkiye’yi? Türkiye’yi nasıl tanıtacağız ve ne kazandıracak diye düşünüyor muyuz acaba?

Şimdi, “58.500 kişiye iş.” amenna, olsun. “40-50 milyon ziyaretçi.” tamam. E, kardeşim, zaten Efes’e gidiyor, zaten yavaş şehir Seferihisar’a gidiyor, zaten İzmir’in Bergama’sına, Dikili’sine gidiyor. İzmir’in her tarafı tarih, her tarafı deniz, her tarafı güneş, her tarafı kum. “İzmir’in kavakları” boşuna söylenmedi, “Ege Denizi kararınca.” şarkısı boşuna yüreklerde söylenmedi arkadaşlar. “Ege Denizi kararınca.” bu emperyal ve ticari çıkarların uğrunda söylenen türkülerin odağıdır. İzmirlinin bir de böyle bir ruh damarı vardır; özgürlükçü bir ruh damarıdır bu aslında, başkaldırı ruhunda vardır. İşte, İzmir halkıyla bütünleşilirse bu EXPO İzmir’e yaraşır bir şey olur. İzmir’e yaraşır bir EXPO için elbette ki Meclis olarak hepimiz destek vereceğiz, kaygılarımızı söyleyeceğiz.

Bu iş halk işidir, devlet işi değil arkadaşlar. Bu iş bütün farklı partilerin, görüşlerin, sivil toplumun destekleyeceği bir iştir, Hükûmetin değil. Bu iş yürütmenin değil, bu iş yasamanın da yargının da yürütmenin de yerel yönetimlerin de sivil toplumun da taksi şoförünün de üzüm üreticisinin de tek başına Urla’da taşların altından mürekkep balığını çıkaran balıkçının da işidir arkadaşlar. Bunu idrak ettiğimiz zaman bu ülkede büyük şeyler başaracağız. Bunu idrak etmediğimiz zaman İnciraltı’nda bir çuval inciri berbat ederiz. İnciraltı’nı berbat edersiniz, projeyi berbat edersiniz, mimariyi berbat edersiniz.

Son sözümü -ne diyeyim bu çevre gününde- Kızılderili şefin Çevre Manifestosu’yla bitirmek isterim ama bir cümle, kısaca: “Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, ak kumsallı kıyılar, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu, halkımızın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerinin bir parçasıdır.” Buna sahip çıktığımız zaman ve şunu anladığımız zaman Kızılderili şefin dediği gibi: “Şu gerçeği iyi biliyorum: Toprak insana değil, insan toprağa aittir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) - Ve uyarısı en sonunda: “Bir gün paranızı yemeğe kalkarsanız iş işten geçmiş olur.” 1800’lü yıllarda bu söylendi.

Şimdi, bu güzelim memlekette, bu çevre gününde bu güzelim sloganı, bu güzelim bölgeyi siz seçtiniz ya sizi takdir ediyorum. Evet, sonuna kadar EXPO 2020 İzmir, sonuna kadar sağlığı sorgulayacağız ama sağlık emekçilerine Ankara meydanında, Kızılay meydanında gaz bombasıyla yürüyenlerin önüne dikile, dikile.

Rize’nin, Karadeniz’in derelerinin önünde, Tortumlu ninenin dediği gibi: “Sırat köprüsünde ne jandarma var ne polis, elbet öbür yakada buluşacağız.” dedi ya ve Kaz Dağlarında ve Uşak, bakın, Kayışdağı’nda ve nükleer santrallerin kurulduğu yerde ve Munzur’da ve Hasankeyf’te hep beraber yüreğimiz ülkemizin dört bir yanında olacak.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu.

Buyurunuz Sayın Moroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İzmir EXPO alanı hakkında hazırlanan kanun tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini iletmek üzere söz aldım. Hem Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hem de uzun yıllar İnciraltı’nda ve Balçova’da kendi sorunlarının çözümü için büyük çabalar harcayan ama bugüne kadar bir çözüm bulunamayan Balçova, İnciraltı ve Bahçelerarası halkı adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, önümüze bir EXPO kanun tasarısı geldi. Biz de bu kanun tasarısının bugüne kadar Balçova, İnciraltı ve Bahçelerarası’nda yaşayan yurttaşların değil, aynı zamanda İzmir’in de, Balçova’nın da, Narlıdere’nin de, Güzelbahçe’nin de yaşadığı birçok sorunu çözeceği inancıyla bu kanun tasarısını destekleyeceğiz.

Biz yeni milletvekiliyiz, bir yıldır görev yapıyoruz. Birçok, iki dönemdir, üç dönemdir milletvekilliği yapan arkadaşlarımız Meclisin daha önce var olan geleneklerine ve kültürlerine göre davranıp bir kanun tasarısı görüşülürken o kanun tasarısı dışında da bazı görüşler ifade etmeyi ve sadece tutanaklara geçmesi için bir çaba yürütmeyi ama sonra bu söylediklerine ilişkin dışarıda yapılması gereken işleri yapmamayı ya da yapamamayı bir gelenek, bir kültür olarak görmüş olabilir ama geldiğimden beri özlediğim ve istediğim şey şudur: Burada ne görüşülüyorsa, grupların ne düşündüğüne bakmadan konuşulanları dinlemek, acaba buradan bana bir görev çıkar mı diye düşünmek ve örneğin İzmir EXPO’sunu çok isteyenlerin İzmir EXPO’sunun kazanılmasına ilişkin yapılacak önerileri sunduktan sonra kanun tasarısı çıksa da çıkmasa da çıktıktan sonra da bu yapılan önerilerle ilgili hem İzmir’de hem de İzmir dışında hem de uluslararası düzeyde EXPO’nun İzmir’e kazanılması için çalışması gerekiyor. Herhâlde yeni edinmemiz gereken kültürlerden birisinin de bu olması dileğiyle hepinizi tekrar Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına selamlıyorum.

Aslında EXPO Kanunu, 1989 yılından beri süren ve İzmir’de çok tartışılan ama ne yazık ki yine popülizm, yine siyasal endişelerden ötürü İzmir’e yakışmayan, katılımcılığı reddeden davranışlardan ötürü bugüne kadar gerçekleştirilmeyen bir sorunu da konuşuyoruz aslında. Bu sorun, İnciraltı, Bahçelerarası’nın imara açılma sorunudur. Aslında bu EXPO meselesi, oranın yıllardır beklediği bu imar düzenlemesini de sağlayacak bir kanun tasarısı şeklinde. Yani sadece, “EXPO İzmir’in şu alanında yapılsın.” kanunu değil, burada yapılırken İnciraltı ve Bahçelerarası’nın imar meselesi de nasıl düzenlensin kanunu. Bu mesele 1989 yılından beri tartışılır. Evet, İnciraltı, Bahçelerarası, İzmir’in akciğerlerinden biridir, en önemli yerlerinden birisidir. Özellikle Büyükşehir Belediye Başkanımızın iki dönemdir yaptığı çabalarla, 1.250 dönümlük bir kent ormanı yaratılarak bu akciğer olma özelliğini kaybetmesinin önüne biraz geçilmiştir ama orada imara uygun olmayarak yapılan villalarla, yine ruhsatsız yapılan bir sürü düğün salonlarıyla orasının imar sorununun bir an önce çözülmesi ve yeşil alanın artırılması çok sorunlu hâle gelmiştir. Çünkü orada ne tarım yapılabildi bugüne kadar düzenli olarak ne çiçekçilik yapılabildi ne de düzenli bir imarlaşma ya da EXPO’da seçildiği gibi sağlık alanında, turizm alanında bir yapılaşmanın yasal anlamda yolu açılabildi ne de oradaki insanların, hak sahiplerinin hakları korunabildi. Evet, bu yasa o açıdan önemlidir ve o açıdan Cumhuriyet Halk Partisi de hem EXPO’yu çok isteyen bir parti olarak İzmir’in hem ekonomik hem siyasal hem kültürel alanındaki bizim anlayışımıza uygun bütün değerlerimize katkı koyacağı için istemektedir hem de bu imar sorununun hem yurttaşların hem de İzmir’in lehine çözümü için istemektedir. Çünkü İzmir’in akciğerinin İzmir’in akciğeri kalması için birçok çaba gösterdik bugüne kadar ama bir ticari mesele, ne zaman bir fuar alanı meselesi gelinceye kadar da bununla çok ilgilenen olmadı ama 2004 yılından bu yana “Artık bu sorun çözülmelidir.” diye, başta Balçova Belediye Başkanımız ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız ve meclislerimiz ve Kültür Bakanlığı önemli çalışmalar yürüttü, düzenli çalışmalar yürüttü ama ne yazık ki bu çalışmalar bu EXPO Kanunu kapsamına girinceye kadar sonuçlanamadı. Sonuçlanamayışının nedeni ne Kültür Bakanlığı ne Hükûmet ne Balçova Belediyesi ne İzmir Büyükşehir Belediyesi ne oranın halkı ne de bu meseleye katılmak isteyen bütün oda başkanlarımız, oda yöneticilerimiz. Bir türlü bu meselenin bir masa etrafında çözülmesi noktasında bir sonuca gelinemedi. Bu kanunla ve daha önce gösterilen çabalarla bunun sonuna gelineceği için de mutluyuz.

Evet, EXPO meselesine ilişkin İnciraltı’na gelince: Bir defa, hem İzmir halkı olarak hem Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem Balçovalılar olarak EXPO alanının İzmir olarak belirlenmesinden mutluyuz ama bu yeni belirlenen bir şey değil. 2015 EXPO’suna da İzmir belirlenmişti ve 2015 EXPO’su için de birtakım çalışmalar yürütülmüştü. Burada diğer konuşmacı arkadaşlarımız, MHP Grubu adına konuşan Arkadaşımız da, BDP Grubu adına konuşan Arkadaşımız da EXPO’nun tarihi ve yararları, ekonomiye, siyasete, kültüre katkıları anlamında belli açıklamalar yaptı, orasına değinmeyeyim ama 2’nci defa EXPO’ya İzmir adaysa, daha önce kazanamamanın nedenlerinin ne olduğunu ve daha önce kazanmak için çabalayan deneyimlerden ve oradaki aktörlerden, kadrolardan yararlanmak gerektiğini de belirtmek istiyorum. Yani niye 2015’i kaybettiğimizi… Ben o sürecin içinde bir görevli değildim ama görevli olarak bildiğim çok iyi arkadaşlarım var; Seferihisar Belediye Başkanı -şu an belediye başkanı- Tunç Soyar var, -EXPO sürecine katılan birçok arkadaşım bu dönemde bilgilerinden, birikimlerinden de yararlandı- deneyimlerden yararlanılmadığı gibi üstüne üstlük de EXPO sürecini zaafa uğratacak, kazaya uğratacak birçok şey yapıldı. Neler mi yapıldı? Şimdi, herkesin kabul ettiği, EXPO, bittikten sonra da yaşanılan kente çok faydalarının olduğu bir proje için dünyaya açılıyorsunuz, hep beraber Başbakanıyla, Cumhurbaşkanıyla, bakanlarıyla, belediye başkanlarıyla ama bu sürece zarar verecek bazı uygulamaları önceden engellemiyorsunuz. Bu, eğer, acemilik değilse, kasıt değilse, “EXPO’nun İzmir’e alınmaması için yapılması gereken hatalar” diye bakmak gibi bir endişeyi de taşıyoruz.

Ne mi yapıldı? Herkes şunu teslim ediyor: EXPO kentleriyle anılıyor, ülkeleriyle değil, devletleriyle değil, kentlerin adıyla anılıyor ve kentlerin, yerelin bir projesi olarak bakılıyor, bütün dünyada böyle bakıldığını herkes kabul ediyor. Peki, o zaman, bunun yerel olan, şehirlerin adıyla anılan EXPO’nun bütün yerelle birlikte yürütülmesi ve yerelin en büyük şehreminisinin büyükşehir belediye başkanının önderliğinde yürütülmesi gerekmiyor mu? Evet. Peki, çok mütevazı davrandı, “Önemli olan projeydi.” dedi, “Valinin önderliğinde, Bakanın önderliğinde, benim önderliğimde yürümesi çok önemli değil, önemli olan yürüsün.” dedi, ses etmedi; iyi yürüsün, öyle yürüsün ama başka bir şey daha yaptınız: EXPO’ya aday olan kentin Başkanını hukuk dışı kurulan özel yetkili mahkemelerde çete reisi olarak yargıladınız -senesini söylemiyorum, adı önemli- çete reisi! Çete reisi! Nerenin? İzmir’in. Nerenin? Büyükşehir Belediye Başkanının. İlk önce bunu düzelteceksiniz. Yani kalkıp da “Bunu yargıya müdahale mi sayıyorsunuz?”… Hayır, saymıyoruz. Yani bize karşı dönüp de “Yargıya müdahale mi edelim?” demeyin, öyle bir talebimiz hiç olmadı. Aksine “Yargıya müdahale etmeyin, yargıya müdahale ettiğiniz için bu duruma geldi bu iş. Savcı sayfa sayfa iddianameleri açıklayarak bu duruma getirdi bunu.” dedik. 300 sanıklı dava… Herhâlde bu devletin Adalet Bakanı var, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu var, müfettişleri var, yanlış bir iş yapan savcıyı, eğer doğru bir iş yapıyor olsa bile, yöntemini belirleyip bu EXPO sürecine zarar vermemesini sağlayacak kadar yetkisi de vardır, çabası da vardır. Üstüne üstlük bir iş daha yapıyorsunuz, sunum yapıldığı gün, 22 Kasımda bir operasyon daha yapıyorsunuz Büyükşehire. Büyükşehir Belediye Başkanı EXPO sunumu için dışarıda. Akşam yerleşiyor, sunum yapıyor…

Bir şey mi diyeceksin Aydın Bey, özür mü dileyeceksin?

AYDIN ŞENGÜL (İzmir) – Heyecanlandınız da…

MUSTAFA MOROĞLU (Devamla) – Ben heyecanlanmam, gerektiği zaman heyecanlanırım, gerektiği zaman sakin olurum. Herhâlde Meclis de sakinliğimi bugüne kadar tescillemiştir.

İzmir’in milletvekillerinin tümünün meselesi bu arkadaşlar yani Aydın Şengül de diyecek, İlknur Denizli de diyecek, Tekelioğlu, hepimiz diyeceğiz, diyoruz da. Peki, niye oluyor, neden olmuyor? EXPO’yu isteyen bir Hükûmet, partiler hep beraber birleşecek bir defa, bu sorunu çözecek. Kim yapıyorsa da bir kasıt arayacak. Evet, özel yetkili savcı yapıyorsa “Özel yetkili bir kasıt var.” diyecek. Olmaz böyle bir şey!

Onun için, EXPO kanunu mutlaka imar meselesini çözüyor, yurttaşların yaşadıkları sıkıntıları gideriyor, EXPO için İzmir iyi bir yer, hepimiz destekleyelim. Ama hepimizin yapması gereken işler de var. Bir defa, bütün EXPO meselesini yürüten, projeye inanan herkesin birleştiği bir konu var, bu konuya ilk önce İzmir inanacak. Yani yurt dışına giden herkes, yurt dışından gelen herkes İzmir halkının, İzmir sivil toplum örgütlerinin bu işe inandığını ve İzmir’in bunu istediğini bilecek. Biliyor mu? Bilmiyor, ben bilmiyorum. Bu Kurulun başı kimse, İzmir milletvekillerini, 25 tanesini -biri içeride- toplayıp “Ya, EXPO için ne yapacağız?” demedi. “Dedi” diyen varsa çıksın, burada söylesin. Demedi ya, milletvekillerine demedi yani 2 milyon 600 bin seçmenin oy verdiği milletvekillerine demedi ve bir yıldır neyse bu süreç sürüyor. Sivil toplum örgütlerini topladı mı? Toplamadı. İlanlar verdi, halka bir şey anlattı mı? Hani o Kadifekale meselesine de geleceğiz birazdan, Hasip Bey buradaysa. Kadifekale’yi anlattı mı? Gültepelinin bu EXPO geldiği zaman bundan ne kazanacağını anlattı mı? İzmir’in Tabip Odasını, doktorlarını toplayıp “Ya, doktorlar, bunun teması sağlıktır. İzmir sağlık, turizm kenti olacak. Bunu nasıl başarabiliriz?” dedi mi? Demedi. Ne yaptın? Sayısını bile benim bilmediğim, 12, 13, 15 kişilik bir kurul oluşturdun, bindin uçağa, gittin, orada da Büyükşehir Belediye Başkanını geri gönderdin. Şimdi, sadece kanun hazırlamakla EXPO kazanılmıyor.

Peki, kurduğun kuruldan 3 kişi “Rahatsızlıklarımız var.” diye istifa etti. Bu 3 kişi sıradan bir 3 kişi değil yani bunu şunun için konuşuyorum, başa döneyim: Bunları konuşup burada prim yapmak, tutanaklara geçmek için değil, hepimize bir görev çıkarmak için. Ki bu görevi yaptım, gidince yapmaya da devam edeceğim. Buradaki AKP’li milletvekilleriyle de beraber yapmaya devam edeceğiz.

İlk duyduk bu istifaları, dedik ki: “Sayın Vali -Kurulun Başkanı- biz bu arkadaşları yıllardır tanırız, biri VOB’un Başkanı, biri Sanayi Odamızın Başkanı, biri sizin daha önce Futbol Federasyonu Başkanı yaptığınız, sonra istifa ettirip geri gönderdiğiniz Futbol Federasyonu eski Başkanı. Biz bunların iş yapma biçimlerini biliriz, ahlaklarını biliriz, İzmirli bunlara güvenir. Ne oldu da bunlar kalkıp istifa etti? Bunu yapmayın, EXPO sürecine zarar vermeyin. Burada isteğimiz şudur: Bunlarla konuşun, bunların rahatsızlıkları neyse çözün, bunların tekrar görev alma olanaklarını sağlayın.” Şimdi bunun üstüne ne yapar biri? Hemen milletvekilini çağırır, belediye başkanını çağırır ya da bir açıklama yapar.

Bu EXPO’nun en önemli özelliklerinden biri şudur değerli arkadaşlarım: Bu halk bu işin içine katılmadan, örgütleri katılmadan ve buna inanmadan bu iş başarılamaz. Bunun için de ilk önce şeffaf olmak lazım. Yani niye bu iş becerilemiyor? Niye arkadaşlar burada görev yapamıyor?

Eğer orada bir yara alırsak bu işin vebali hepimizin üstünde kalır. Bakın, “Hükûmetin üstünde kalır, bakanların üstünde kalır.” demiyorum, hepimizin üstünde kalır. Ben bu vebalin üstümde kalmaması için, daha önce yaşadığımız deneylerden ötürü de diyorum ki: Hep beraber o arkadaşların tekrar görev yapmalarını sağlayalım ve bu işi şeffaf yürütelim. Bu işi İzmir’e, giderek Ege’ye, giderek Akdeniz’e mal edelim.

Yaz sezonu başlıyor, turizm sezonu yani teması turizm olan, sağlık olan bir EXPO’nun bütün çalışmalarıyla, bilboard’larından afişlerine kadar, Antalya’sından, Mersin’inden buraya kadar donatılmış olması lazım. Bütçesi var, kurumu var, ne bekliyorsunuz peki? Yani bunları biz yapacaksak çağırın bizi, biz yapalım. Yani burada EXPO kanununu çıkarırken en önemli meselemiz budur değerli arkadaşlarım, bunu bir hatırlatmak istedim, istifalar meselesi.

İzmir için iyi bir seçim, teması da iyi bir seçim. Teması bence İzmir’e daha da katkı koyacak bir tema ama EXPO’ların bir önemli yanı da, bu ekonomik, siyasal katkılarından ötürü, aynı zamanda bir barış projesi, evrensel bir proje. Yüz seksen gün açık kalıyor. Bütün ülkeler, 160 tane üye ülke sanırım… Sadece açıldığı zaman evrensel bir proje olmuyor, açılmadan önce yaratılan, gidilip gelinen ilişkilerle de evrensel bir proje oluyor, bir barış projesi aynı zamanda ama bu projenin gerçekleşmesi… Evet, hepimiz inanıyoruz, İzmir için de, Türkiye için de önemli katkılarda bulunacaktık ama başta da söylediğim şeye bir daha döneyim: Bütün milletvekili arkadaşlarımdan, partisi ne olursa olsun, isteğim ve dileğim odur ki bilgi edinmeden konuşmayalım ya da sonra, yanlış bir şey söylüyorsak da çıkıp buradan onu düzeltelim. Bunu Hasip Bey için söylüyorum. Kadifekale’de kimsenin başına ev yıkılmamıştır. Yani hep, her şeyde böyle çok yüksek sesle konuştuğumuz zaman inandırıcı olacağımızı sanıyorsak yanılıyoruz. Kadifekale’de halkın başına evlerin yıkılması engellenmiştir, yıkılmamıştır, bunu da başaran İzmir Büyükşehir Belediyesidir; ne TOKİ’dir ne Bayındırlık Bakanlığıdır. Bunu da şunun için söylüyorum: Çünkü onlar da bununla ilgili yanlış bilgiler veriyor; “Biz evleri yaptık, Büyükşehir sonra vazgeçti.” diyor. Orada birçok ev heyelan bölgesinde olduğu için evlerinden çıkarılmış, evler verilmiş. Orası büyük bir yeşil alan hâline getirilirken bir taraftan -380 dönüm gibi bir alan- bir taraftan da oranın antik özelliğini ortaya çıkaran restorasyon çalışmalarına ve kazı çalışmalarına başlanmış. Yani bunu da düzeltmek istedim; orada kimsenin başına ev yıkılmadı, evlerin başına yıkılması engellendi.

Burası bir barış projesi dedim. Evet, EXPO, İnciralaltı Bahçelerarası’nda düzenlenirken daha önce orada, Danıştay saldırısında hayatını kaybedenler için bir Yargı Anıtı yapılmıştı. Umarım, hem Balçova Belediyemiz hem Büyükşehir Belediyemiz hem EXPO Kurulu, orası düzenlenirken, 12 Haziran 1980’de kaybettiğimiz, İnciraltı katliamında yitirdiğimiz gençler için de bir barış anıtı yapar. Onlarla da ve onların aileleriyle de İnciraltı’nı ve yapılan zulme karşı çıkan bütün insanları buluşturmuş oluruz.

Bütün Meclisi, Başkanımızı ve bütün milletvekili arkadaşlarımı hem grubum adına hem de İzmir halkı adına, EXPO’yu isteyen ve EXPO’da güzel bir örnek sunmak isteyen bütün İzmirliler adına saygılarımla selamlıyorum. İyi çalışmalar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Moroğlu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili İlknur Denizli.

Buyurunuz Sayın Denizli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İLKNUR DENİZLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 262 sıra sayılı İzmir EXPO 2020 Alanı Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde AK PARTİ Grubu adına konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Güçlü iktidarlar, güçlü parlamentolar sadece bugünü konuşmazlar değerli milletvekilleri, yarını tartışırlar, daha da ötesini planlarlar, geleceği öngörürler. Güçlü bir siyaset bir öngörme, ileriyi görme sanatıdır. Bunun için de, bugünün temel sorunlarının çözümü yolunda ilerlemiş, çözüm için yol haritanızı çıkarmış olmanız gerekir. Biz, bugünü müzakere ederken gelecek için de var gücümüzle çalışıyoruz. Halktan aldığımız emanetin hakkını vermek üzere, gece gündüz mücadele ediyoruz.

Ülke gündemine baktığımızda, 2020 yılı şimdiden iki sebeple çokça konuşulmaya başlandı çünkü iki büyük organizasyondan birini ülkemize getirecek olmanın güveni, heyecanı ve inancı içindeyiz. 2020 Olimpiyat Oyunları’na adayız. Aday olduğumuz bir diğer uluslararası organizasyonsa 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası. Sevindirici olan, ikisini de yapacak güce sahip olmamızdır, ikisini de isteyecek kadar ekonomik büyüklüğe, altyapı desteğine, uluslararası itibara sahip olmamızdır. Sadece son bir yılda onlarca uluslararası organizasyonu alnımızın akıyla gerçekleştirdik. Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası, Dünya Salon Atletizm Şampiyonası, Dünya Güreş Şampiyonası, Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası, Dünya Satranç Şampiyonası, Avrupa Gençlik Oyunları bunlardan sadece birkaçı. Geldiğimiz bu aşama ülkedeki istikrarın sonucudur. Ülkemiz yıllardır istikrar içinde büyüyerek, kalkınarak, yatırımlar yaparak bugünlere geldi, dünyanın sayılı ülkelerinden biri oldu ve tabii ki uluslararası alanda söz sahibi oldu, öz güven kazandı ama bugünlerde onlara baktığımızda, sessiz sedasız ilerleyen bir başka süreç var, derinden giden, sağlam adımlarla ilerleyen bir başka süreç. EXPO 2020’ye talibiz ve biz bu yolda çok mesafe kat ettik. Biz Hükûmet olarak bütün dikkatimizle süreci takip ediyoruz, her aşamada üzerimize düşenleri titizlikle yerine getiriyoruz.

EXPO, Dünya Kupası ve olimpiyatlardan sonra dünyanın üçüncü büyük organizasyonu olarak kabul ediliyor. Katılımcıları arasında devletler, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, şirketler yer alıyor. Peki, nedir EXPO? EXPO’lar aslında bir tür olimpiyat değerli arkadaşlar, dünyanın kültür, tarih ve eğitim olimpiyatları. Dünyayı daha yaşanır bir yer kılmak üzere ülkeler bilgi birikimlerini, fikirlerini, kültürlerini ve gelecek için hazırladıkları projeleri sergiliyorlar EXPO’larda. İnsanlığın sosyal, kültürel gelişmesini bu fuarlardan izleyebiliyorsunuz. Altı ay süreyle açık kalan EXPO’lar, dünyanın dört bir yanından on milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yaptırıyor size. EXPO’lar, gerçekleştirildikleri kentleri dünyaya tanıtıyorlar, itibar kazandırıyorlar. Yüz elli altı yıldır yapılan EXPO’lar, düzenlendikleri kentleri birer marka hâline getirmiş ve insanlarının yaşam düzeyini yükseltmiştir. EXPO’lar, kimi ülkeler için fırsat olarak doğmuş ve doğru değerlendirilerek kalıcı eserler oluşturulmuştur.

Sanayi devriminin başladığı yıllara kadar giden köklü bir geçmişi vardır EXPO’ların. Temelleri 1851’de Londra Crystal Palace’ta düzenlenen sergiyle atılmıştır. Crystal Palace adıyla anılan kompleks de EXPO’nun Londra’ya bir armağanı olmuştur. Paris’in sembolü Eiffel Kulesi, 1889 yılında düzenlenen Paris EXPO’su için inşa edilmiştir, yüz yılı aşkın süredir de turist çekmeye ve Fransa’ya gelir kazandırmaya devam etmektedir. Yine, Brüksel’deki Atomium da EXPO sayesinde yapılmıştır. 1998 EXPO’su için hizmete açılan Lizbon’daki Vasco da Gama Köprüsü, bu yapılara bir başka örnektir. Sevilla da ise EXPO kapandıktan sonra EXPO alanı teknoparka dönüştürülmüş. Şimdi bu alanda 1,7 milyar dolarlık artı değer elde ediliyor ve 20 bin kişiye iş imkânı sağlanıyor. Bunun gibi daha pek çok örneği de sayabiliriz. Daha doğrusu, yüz elli yılda düzenlenen 63 EXPO fuarının her biri için ortaya koyduğu parıltılı etkilerden söz edebiliriz.

Üretim biçimlerindeki gelişmeler sermaye birikimini artırırken ekonomik ve sosyal yaşamda da köklü değişikliklere yol açmaktadır. Bugün insanların kullandığı hesap makinesi, televizyon gibi teknolojik buluşların çok büyük bir bölümü EXPO’larla insanlığın yaygın kullanımına sunulmuştur.

Ülkeler arasındaki ticaret çok büyük bir hızla artmış, üretim fazlasına sahip olan ülkeler bu fazlayı satmanın, pazarlamanın yollarını aramışlardır. İşte bu ihtiyaç büyük çaplı ticaret fuarlarının da doğmasına neden olmuştur. Aynı fuarlar sanayi devrimiyle büyük değişim geçiren teknoloji ve üretim biçimindeki yeniliklerin de buluşma noktasını oluşturmuştur.

Biz ülke olarak BIE’ye yani Uluslararası Sergiler Bürosuna üye olmadığımız için Türkiye bugüne kadar bir EXPO düzenleyemedi. Ülkemiz ancak 2004 yılında AK PARTİ İktidarıyla BIE üyeliğine kabul edildi. Böylece EXPO için ev sahipliği yapmanın yolu da açılmış oldu.

Evet, 2015 EXPO’su Milano’da yapılacak. Türkiye'nin ve İzmir’in hedefi, EXPO’yu düzenleyen 57’nci ülke ve kent olmaktır. Hedefimiz, 2020’de EXPO’yu ülkemize ve İzmir’e kazandırmaktır. Bu süreçte dört rakibimiz var, dört güçlü rakibimiz var; Brezilya’dan Sao Paulo, Rusya’dan Ekatarinburg; Birleşik Arap Emirlikleri, Dubai; Tayland, Ayutthaya. Rakiplerimiz arasından sıyrılıp hedefe ulaşmak için hep beraber el ele vererek, güç birliği yaparak çalışmamız gerekiyor.

EXPO’lar olimpiyatlar ve dünya kupalarıyla karşılaştırıldığında, üzerine kurulduğu alanın boyutları ve yapılan yatırımın hacmi ve ziyaretçi sayısı açısından da çok daha görkemli organizasyonlardır; dünyanın en büyük sosyal ve ekonomik etkinliği olarak kabul edilir.

İzmir daha önceki adaylığı nedeniyle yeterli tecrübe, bilgi birikimi ve deneyime, teknik donanıma, uzmanlaşmış personele, yeterli altyapı imkânlarına sahiptir. İzmir, uzun yılların hayalini gerçeğe dönüştürecek, gelecek nesillere daha yaşanır bir kent bırakmamızı sağlayacak bu organizasyonu en iyi şekilde yapacak güce de sahiptir. Şimdi el birliğiyle bu gücü kullanmanın ve dünyaya göstermenin tam zamanıdır.

Kuruluşu milattan önce 6.500 yıllarına kadar uzanan İzmir, Türkiye’nin batısında büyük Anadolu konağının güzel, anlamlı penceresidir. Yüzyıllardır onu gören herkesi kendisine hayran bırakmıştır. Herodot’un anlatımıyla İzmir, en güzel iklim, en mavi gökyüzünün şehridir. Victor Hugo’nun prensesidir İzmir. Bir liman şehri olması sebebiyle çağlar boyunca bölgesinin önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Aynı zamanda farklı kültürlerle temas kurmuş olması İzmir’e zenginlik katmıştır.

İzmir, fuarlara, uluslararası organizasyonlara alışkın bir kenttir. Türkiye’nin ilk genel ticaret fuarı olan İzmir Enternasyonal Fuarı seksen yıllık bir fuarcılık deneyimi kazandırmıştır İzmir’e. Dünyanın önde gelen ihtisas fuarlarından, İzmir’le özdeşleşen ve bugün itibariyle yurt dışında marka hâline gelen mermer fuarıyla birlikte İzmir, yılda yaklaşık kırk civarında, fuarı gerçekleştirmektedir.

İzmir, büyük organizasyonlarla ilgili ilk büyük sınavını 1971’de Akdeniz Oyunlarıyla vermiştir. Universiade 2005 organizasyonu büyük bir başarıyla gerçekleştirilmiş ve üniversite oyunlarının en başarılısı seçilmiştir.

İzmir bir tarih ve arkeoloji kentidir. Kent içi ve çevresi tarihî ve arkeolojik zenginliklerle donatılmıştır. Efes, Bergama, Agora, Meryem Ana Evi, İzmir’in sekiz bin beş yüz yıllık tarihinin en iyi bilinen örnekleridir.

Değerli milletvekilleri, İzmir, barışın ve hoşgörünün kentidir. İzmir, tarihten  bugüne üstlendiği bu misyonu EXPO 2020 ile pekiştirecektir. İzmir, bir kültür ve sanat kentidir. Binlerce yıllık geleneğiyle farklı kültürlerin ve sanat dallarının merkezi olmuş, birçok uluslararası kültür, sanat etkinliğine ev sahipliği yapmıştır. Estetiğin yaratıcılıkla buluştuğu bir coğrafyadır İzmir. Bu özellikleri dolayısıyla bir dünya fuarı yapmak için ideal bir kenttir. Ekonomik gelişmişliğin doğuya doğru akmaya başladığı dikkate alındığında da zamanın ihtiyacına cevap veren bir kent olarak çıkmaktadır karşımıza.

2020 EXPO için seçtiğimiz temadan da bahsetmek istiyorum: Ulusların en önemli hedeflerinden biri toplumlarının sağlık seviyesini yükseltmektir. Kuşkusuz sağlık, evrensel ve herkesi ilgilendiren bir konudur. Bu sebeple, İzmir EXPO 2020 adaylığı için “Daha iyi bir dünya için yeni yollar, herkes için sağlık.” temasını seçmiştir. EXPO 2020 İzmir teması yalnızca bireyin vücut ve ruh sağlığıyla sınırlı değildir. Burada sağlık kavramı toplum ve çevre sağlığını da içerecek biçimde en geniş anlamıyla kullanılmaktadır. 100’den fazla ülkeden beklenen 10 milyonlarca ziyaretçi sayesinde EXPO 2020 yeni teknolojiler dâhil olmak üzere her yönüyle daha sağlıklı bir yaşam için ideal bir platform oluşturacaktır. Bu sayede yenilikçi teknolojiler hakkında bilgi edinmek, ortaklıklar oluşturmak ve tüm paydaşlarla evrensel anlamda bir bilgi paylaşımına girmek EXPO 2020 İzmir’de mümkün olacaktır.

Bu kanunla 240 hektarlık EXPO 2020 alanı dünyanın en gelişmiş sağlık turizm bölgesini de oluşturacaktır. EXPO 2020 tamamlandıktan sonra da bu alan İzmir için de, Türkiye için de artı değer üretmeye devam edecektir. 2020’de dünyanın ihtiyaç duyduğu mesaj İzmir’den yükselecektir: Daha iyi bir dünya için yeni yollar, herkes için sağlık.

Şimdi, değerli arkadaşlarımızın -tabii Sayın Hasip Kaplan burada değil ama- birkaç konuyla ilgili yaptığı değerlendirmeleri de düzeltmek istiyorum. Bir kere, İzmir’de 7 değil 9 üniversite var. Onu, bir kere, bu yanlışlığı düzeltmek açısından ifade etmek istiyorum. Bir başka boyutu da: Bir yıldır Meclisteyim, ilk defa Sayın Kaplan’ın Kürt meselesi konuşmadan bir konuyu tamamladığına şahit oldum. Bunun için de kendisini tebrik ediyorum. İzmir’in de Türkiye'nin bir kenti olduğunu hatırlattıkları için kendisine teşekkür ediyorum. İlk defa böyle bir tanımlamayla karşı karşıya kaldık çünkü genelde konuşmalarımız ya Kürt meselesi ya da güneydoğudaki, doğudaki kentlerin adını anarak geçiyordu.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Her gün insanlar ölüyor.

İLKNUR DENİZLİ (Devamla) - Burada İzmir’i telaffuz etmesinden dolayı da kendisine teşekkür ediyorum, bunu bildirmek istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Her gün insanların ölmesi bir şey ifade etmiyor mu?

İLKNUR DENİZLİ (Devamla) – Şimdi, Antalya EXPO’suyla ilgili bir değerlendirme yapıldı. Onu da hemen dilerseniz düzeltelim. EXPO’yla ilgili, Antalya’yla ilgili düzenleme şu anda Bakanlar Kurulumuzda, önümüzdeki günlerde Genel Kurulumuza gelecek. Antalya EXPO’suyla ilgili düzenlemeleri de İzmir EXPO’suyla ilgili yaptığımız düzenlemeler gibi tamamlamış olacağız.

Bu arada, şimdi “İzmir, verdiğini alabiliyor mu?” diyerek Çok Değerli Vekilimizin bir değerlendirmesi oldu “Dört veriyor İzmir, bir alıyor.” diye. Bunu bugün bir siyasetçi olarak söylemiyorum, bundan önce de bir sivil toplum örgütü başkanıydım, iş dünyasının bir sivil toplum örgütü başkanıydım ve o zaman da hep aynı değerlendirmeyi yaptım, bugün de aynısı tekrarlıyorum: Bir kentin ürettiğinin tamamını alması diye bir şey söz konusu değildir. Burada şunu yapmamız gerekiyor o zaman: Hakkâri hiç üretmiyorsa, Artvin çok az üretiyorsa oraya baraj yapmayacaksınız, oraya yol götürmeyeceksiniz yani Kocaeli üretiyorsa sadece Kocaeli’ye, İzmir üretiyorsa sadece İzmir’e harcayacaksınız. Böyle bir mantığın söz konusu olması mümkün değildir.

Evet, bir konuya bu arada değinmek istiyorum.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) - İstanbul’a hâlâ fabrika yapıyorsunuz. İstanbul’un nüfusunu 35 milyona çıkarıyorsunuz.

İLKNUR DENİZLİ (Devamla) – Tabii ki yapacağız ama İstanbul’a da İstanbul’un verdiği kadarını yatırım olarak göndermiyoruz, Kocaeli’ye de yapmıyoruz.

Sonuç itibarıyla, gelişmişlik artık çok değişmiş bir kavramdır. Gelişmişliğin ölçüsü sizin, Mardin’in bir ilçesiyle İstanbul’un bir ilçesi arasında 123 katlık bir gelişmişlik farkınız olursa siz o ülkeye gelişmiş bir ülke diyemezsiniz. Bu temel sebeple de AK PARTİ İktidarı son on yılda çok ciddi bir düşünceyle, çok ciddi bir aşama kaydederek bu farklılıkları minimize etmek üzere, ihtiyacı olan bölgelere yatırım yapma konusunda çok ciddi bir hassasiyet göstermiştir ve bununla ilgili olarak da çok ciddi yatırımlar yapmıştır. Önümüzdeki süreçte de bunu yapmaya devam edecektir.

İzmir’le ilgili yatırımlara gelince, önümüzdeki süreçte şunu göreceğiz ki son on yılın, önümüzdeki on yılın parlayan yıldızı İzmir olacaktır. Hem Hükûmetin, kamunun yaptığı yatırımlarla hem oradaki sivil toplum dinamiklerinin geliştirdiği enerjiyle İzmir çok büyük bir dönüşüm sağlayacaktır. Önümüzdeki süreçte İzmir Akdeniz’in gerçekten yıldızı olacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Denizli.

Şahsı adına Manisa Milletvekili Erkan Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu, yüz altmış yıldır düzenlenen EXPO organizasyonları yapıldığı kentleri marka hâline getirmiş ve kentleri de köklü bir biçimde dönüştürmüştür ve İzmir de 2020 EXPO fuar organizasyonuna adaydır. Bu organizasyonun İzmir’de yapılması İzmir’in ve ülkemizin tanıtımını çok olumlu bir şekilde etkileyecektir. Milliyetçi Hareket Partisi İzmir’in EXPO 2020’yi almasına yönelik her türlü çabayı desteklemektedir ancak 2020 EXPO’ya aday olan İzmir iliyle ilgili son haftalarda meydana gelen bazı hadiseleri ve konulara yüce Meclisin dikkatini çekmekte fayda gördüğüm için söz aldım ve bunları çok kısa bir şekilde arz etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, “İzmir” demek fuar demektir ve İzmir, fuar ve organizasyon potansiyeliyle ve yeteneğiyle ünlüdür. 1971 Akdeniz Oyunları, 2005 Üniversiade organizasyonları da organizasyon yeteneği konusundaki yetkinliğini işaret eder.

Dünyaca ünlü futbol yıldızlarının kendilerini ilk kez gösterme şansı bulduğu, dünyada çok büyük ilgi gören, pek çok ülke televizyonundan canlı yayınlanan U-20 Dünya Futbol Şampiyonası 21 Haziran-13 Temmuz 2013 tarihleri arasında Türkiye’de düzenlenecektir. U-20 Dünya Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği için aday gösterilen on il arasında İzmir ve Manisa yer almakta idi ve buna ilişkin olarak İzmir’in ve Manisa’nın vali ve belediye başkanları bu konuda güvence mektubu da vermişti ancak daha sonra İzmir ve Manisa, FIFA’nın istediği tüm şartları taşımasına rağmen U-20 Dünya Futbol Şampiyonası’nın yapılacağı iller listesinden çıkartılmıştır değerli arkadaşlar. Oysa FIFA’nın istediği şartlara sahip olmadığını bildiğimiz bazı iller bu U-20 Dünya Futbol Şampiyonası’nın yapılacağı iller listesinde yer almıştır ve bu konudaki soru önergemize de maalesef yanlış bilgi verilmiştir. Sayın Bakanın da bu konuda yanıltıldığını düşünüyorum ben.

Şimdi, 2020 EXPO’ya aday olan İzmir’in bu organizasyon listesinden çıkartılması büyük bir tanıtım fırsatını kaçırmıştır. Eğer bu fırsatı tekrar yakalamak ve bu organizasyona İzmir’i de dâhil etmek mümkün ise bu değerlendirilmelidir.

İkinci önemli husus: 4 Temmuz 2002 tarihinde kurulan ve 4 Şubat 2005 tarihinde İzmir’de faaliyete geçen Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası, yedi yılda 144 kat büyüyüp 431 milyar lira işlem hacmine ulaşarak dünyanın 26’ncı büyük türev borsası hâline gelmiştir. Ancak İstanbul’un finans merkezi yapılması projesi kapsamında Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nın İstanbul’a taşınacağı yönündeki iddialar da devam etmektedir ve maalesef bu iddialar da doğrudur.

İzmir’de kurulan ve İzmir’in bir değeri olan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası İzmir’den dünyaya seslenmekte, İzmir’e ve Ege Bölgesi’ne hem ekonomik hem tanıtım olarak büyük katkıda bulunmaktadır ve bu Vadeli İşlemler Borsasının İzmir’den İstanbul’a taşınması, 2020 EXPO’ya aday olan İzmir’in imajı üzerinde maalesef olumlu bir katkı vermeyecektir.

Yine, İstanbul’daki bazı ihracatçılar ve ihracatçı birliklerince “Her sektörün tek birliği olsun.” talebiyle Türkiye'deki ihracatçı birliklerinin sayısını 60’dan 26’ya indirmek için Ekonomi Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmaktadır. Bu da EXPO’ya aday olan İzmir’in bu faaliyetlerine zarar verecek bir tutumdur, bundan da vazgeçilmelidir.

Aslında EXPO girişiminin Hükûmetin maddi manevi tüm desteğini arkasına alması gereken bir yerel girişim olması ve tüm organizasyonların buna göre şekillenmesi gerekirken, maalesef bu organizasyonla ilgili olarak bazı hesaplar nedeniyle organizasyon zarar görmektedir. Bu nedenle, 9 kişilik EXPO 2020 Yürütme Komitesinin Başkanı, Başkan Vekili dâhil olmak üzere 3 üyesi istifa etmek zorunda kalmış, istifa edenlerin yerine de yeni atamalar henüz yapılmamıştır.

Bu düşüncelerle, İzmir’in 2020 EXPO adaylığının hayırlı uğurlu olmasını ve başarılı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akçay.

Sayın milletvekilleri, soru-cevap bölümüne geçiyoruz yirmi dakika süreyle ama hiçbir soru yok.

Böylece, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

İZMİR EXPO ALANI HAKKINDA KANUN TASARISI

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, 2020 yılında gerçekleştirilecek EXPO Fuar Organizasyonu için aday olan İzmir İlinde EXPO Fuar Organizasyonunun gerçekleştirileceği alan için yer belirlenmesi, belirlenen alanın ve yakın çevresinin planlanması ve alanda yapılacak imar uygulamalarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Erol Dora? Yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

EXPO alanı

MADDE 2- (1) İzmir İli, Balçova İlçesinde yer alan İzmir-İnciraltı Turizm Merkezinin İnciraltı kesiminde 17/8/2011 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında büyük kentsel yeşil alan olarak planlanan ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesi kapsamında düzenleme ortaklık payı ile elde edilecek alan ve ekli krokide sınır ve koordinatları gösterilen alan, EXPO alanı olarak belirlenmiştir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi? Yok.

Soru-cevap? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

Planlama ve uygulamaya ilişkin esaslar

MADDE 3- (1) EXPO alanında imar uygulaması, İzmir-İnciraltı Turizm Merkezinin İnciraltı kesiminde 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının ilgili mevzuat kapsamında onaylanmasını müteakip İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Balçova Belediyesince öncelikle yapılır. Bu planların 2 nci maddeye göre belirlenen EXPO alanı dışında kalan kısımları sağlık, turizm ve nitelikli konut amaçlı planlanır. İmar planlamalarında ihtiyaç duyulan yol düzenlemeleri için yeterli alan ayrılır. Yapılaşmaya esas inşaat hakkı, emsal (E)=0,80’i ve dört katı geçemez.

(2) EXPO alanında İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Balçova Belediyesinin görüşü alınarak EXPO 2020 İzmir Yönlendirme Kurulu tarafından hazırlanan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygun görülen vaziyet planları doğrultusunda sabit olmayan, sökülüp takılabilir nitelikte geçici yapı elemanları kullanılarak ihtiyaç duyulan kullanım alanları oluşturulur. Organizasyonun bitimini takip eden bir yıl içinde bu yapılar kaldırılarak EXPO alanı büyük kentsel yeşil alan olarak düzenlenir. Ancak, EXPO alanının yüzde üçünü geçmemek kaydıyla EXPO’ya ilişkin simgesel yapılar korunabilir.

(3) EXPO alanına ilişkin ruhsat işlemleri; jeolojik, jeofizik ve jeoteknik etütler ile zemin etüt raporları esas alınarak mahalli idareler tarafından tanzim ve takip edilir.

(4) EXPO alanında yapılacak olan planlama, imar uygulamaları ve düzenlemeler, diğer mevzuatta yer alan kısıtlamalara ve prosedürlere tabi değildir.

BAŞKAN – Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 262 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 3’üncü maddesinde yer alan “İmar planlamalarında ihtiyaç duyulan yol düzenlemeleri için yeterli alan ayrılır.” cümlesinden sonra gelmek üzere “Sosyal donatı alanları ve yol düzenlemeleri için gerekli olan alanlar düzenleme ortaklık payı içerisinde değerlendirilir.” ifadesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Alaattin Yüksel                                Mustafa Moroğlu                             Mehmet Ali Susam

                        İzmir                                                 İzmir                                                 İzmir

             Rahmi Aşkın Türeli                                Kamer Genç                                Birgül Ayman Güler

                        İzmir                                               Tunceli                                               İzmir

                   Oğuz Oyan                                      Hülya Güven

                        İzmir                                                 İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Susam, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge EXPO’da, İnciraltı’nda aynı zamanda EXPO’yla ilgili düzenleme yapılırken o alanla ilgili yıllardır orada mülkü bulunan arsa sahiplerinin planlamadan mağdur olmalarının önüne geçme doğrultusunda önemli bir katkı koyabilecek ve sosyal donatı alanlarının bu anlamıyla bu plan içerisinde sayılmasını gerektirmesi için verdiğimiz bir önergedir.

Bu anlamıyla komisyonun katılmaması aslında çok doğru değildir. Ama ben bu konuşmada, bu önergede bazı konuların altını çizmek istiyorum. Gerçekten EXPO, İzmir’in uzun yıllardır sivil toplum örgütü hareketi olarak başlattığı ve İzmir için istediği önemli bir projedir. 2015 projesinin içerisinde yer almış biri olarak, o projenin gerçekleştirilmesi sürecinde bir sivil toplum örgütü lideri olarak koymuş olduğum katkılar… 2015 EXPO’sundan niye İzmir’in zaferle çıkamadığı noktasındaki derslere bakarak 2020 EXPO’sunda neler yapmamız gerektiğinin yol haritasını doğru koymamız gerekmektedir.

Bugün, burada, bu kanunun çıkması için tüm partilerimiz destek vermekte. İzmir adına tüm partilere teşekkür ediyorum. Ancak burada bir vizyonumuz olmalı. Bir, geçmişten ders almalıyız; iki, EXPO vizyonumuz ne olmalıdır?

Değerli arkadaşlarım, burada bir şeyin altını çizmek istiyorum: İzmir’in ihmalinin temel noktası, İzmir’in iktidarlar döneminde stratejik bir vizyonla teşvik edilememesidir. İstanbul’u bir metropol kent olarak, son dönemde de finans merkezi olarak her türlü iktidar nimetlerinden yararlandırırsınız, Ankara’yı siyasi başkent olarak yararlandırırsınız, Antalya’yı turizm merkezi yaparsınız, İzmir’in elindeki VOB’u alıp oranın bir vizyonsuz kalmasını sağlarsanız, işte EXPO’ya İzmirli böyle sarılmıştır. EXPO’daki sağlık temasıyla ve turizmiyle İzmir kendisine yeni bir vizyon koymuş ve iktidarlara “Bu vizyonuma sahip çık, bu vizyonuma katkı koy. Ben bu vizyonla İzmir’i ilerletmek, iyi bir noktaya taşımak istiyorum.” demiştir ve İzmir’in tüm sivil toplum örgütleriyle İzmir halkı yerel yönetimi bu EXPO’ya dört elle sarılmaktadır.

Burada EXPO’nun ikili bir yönü vardır:

Uluslararası tanıtımda yerel bir organizasyon olma özelliği de vardır. Yani EXPO’ların özellikle tanıtımında büyükşehir belediye başkanları EXPO’nun en önünde olması gerekendir. Burada bu eksiklik yaşanmıştır.

Ama asıl önemlisi bir devlet projesi olarak EXPO’da çok ciddi bir şekilde devletlerin oy vermesini sağlayacak girişimler yapmaya ihtiyacımız var. Geçen dönem bu konuda İtalya’nın gösterdiği başarıyı gösterememiş olmanın vermiş olduğu eksiklik yaşanmıştır. Yeni üyeler yapılmıştır. Orada yeni üyelerde, özellikle Afrika’dan gelen üyelerde İtalya’nın başarısı çok önemlidir. Şimdi rakiplerimiz daha güçlüdür. Bize benzer, bizden oy çalabilecek ülkeler vardır. İslam ülkesi vardır, yakınımızda Rusya vardır ve Sao Paulo gibi Brezilya’nın önemli bir kenti vardır.

O anlamıyla, bugün burada şunun altını çizmek istiyorum: Hızla devlet olarak, büyükelçiler olarak, o ülkedeki sivil toplum örgütü temsilcileri olarak ve bu ülkenin dinamikleri olarak -yani az önce Hasip’in söylediği gibi- Sezen Aksu’suyla, sanat adamıyla, Yaşar Kemal’iyle, Orhan Pamuk’uyla herkesi bu EXPO’da aktif bir şekilde tanıtımın içine koymak durumundayız.

İzmirli bu işe hazırdır. İktidar da bu işe hazır olmak durumundadır. Bu konuda süreçte eksiklikler görüyoruz. İstifalar bu eksikliklerin bir yanıdır ama bunu tartışmıyoruz çünkü tartışmaya zamanımız yok. İsteğimiz, EXPO’yu almaktır. Bunun için birçok şeyi sineye çekiyoruz. Ama EXPO’yu kazanmak için de Hükûmetin ve devletin, yerel yönetim ve İzmir halkıyla birlikte EXPO vizyonumuza sahip çıkıp İzmir’e EXPO’yu kazandırma doğrultusunda, gayretinde hep yanlarında olacağız. Bugün bu kanunda da her türlü desteği vermek için buradayız.

Bu anlayışla, bu duygularla EXPO’nun İzmir’e hayırlı olmasını diliyorum. Kanunda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Susam.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

Yürürlük

MADDE 4- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi okutuyorum:

Yürütme

MADDE 5- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler ile kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 6 Haziran 2012 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.46



(x) 260 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(*) 262 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.