TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                  86’ncı Birleşim

                                                                                            30 Mart 2012 Cuma

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.-  GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin, 30 Mart Filistin Toprak Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, spordaki gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Sultanbeyli ilçesinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 24 milletvekilinin, Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması amacıyla TİB’in görev, yetki ve sorumluluklarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/215)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 milletvekilinin, terör saldırılarından önce ve saldırı esnasında MİT, askerî ve emniyet istihbarat birimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/216)

3.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak ve 24 milletvekilinin, Akkaya Baraj Gölü'ndeki su kirliliğinin insan sağlığına, ekolojik dengeye ve çevreye yarattığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/217)

 

V.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin, 29/3/2012 tarihli 85’inci Birleşim tutanağında yer alan bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 29/3/2012 tarihli 85’inci Birleşim tutanağında yer alan bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, 29 Mart 2012 tarihli Birleşimde Genel Kuruldaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 29 Mart 2012 tarihli Birleşimde Genel Kurulda yaşanan olaylardan üzüntü duyduğuna ve kürsüye saldıran Milletvekilini kınadığına ilişkin açıklaması

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da özel idare bünyesinde çalışan geçici işçilerin durumuna ilişkin açıklaması

4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Hatay’ın Yayladağ ilçesinin Apaydın köyünde Suriye’den gelen muhalifler için kurulan bir kampa ilişkin açıklaması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Başbakanın Bill Gates’le yaptığı görüşmede FATİH Projesi’nin konuşulduğu iddiasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Başbakanın Bill Gates’le yaptığı görüşmede FATİH Projesi’nin konuşulduğu konusunda kesin bir ithamda bulunmadığına ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, 10/12/2011 tarihinde, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve arkadaşlarının Suriye ile ilişkilerimizin yeniden canlandırılması için izlenecek politikaların belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 30/3/2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı: 180)

3.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/387) (S. Sayısı: 194)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199)

5.- Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/556) (S. Sayısı 200)

6.- Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları Hakkında Kanun Teklifi; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 68 Milletvekilinin; 2/B Barışı Kanunu Teklifi (Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Alanların İdaresi, Değerlendirilmesi ve Tasarrufu Hakkında Kanun Teklifi); Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Yayla ve Yaylacılık Kanunu Teklifi ve İçişleri Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporları (1/563, 2/71, 2/211, 2/417) (S. Sayısı 198)

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

 

 

 

 

X.- OYLAMALAR

1.- İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin oylaması

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatlarına ait binalarının depreme karşı güçlendirilmesi çalışmalarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/2861)

2.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, bir millî kayakçının ölümüyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevabı (7/4350)

3.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Yerköy Adalet Meslek Yüksek Okulunun atık su tahliye sorununa ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/4563)

4.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Genelkurmay internet sitesinden Anıtkabir istatistiklerinin kaldırılmasına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/4606)

5.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, cami, kilise, sinagog ve havra sayısı ile bunların elektrik ve su giderlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/4784)

 

 

 

 

 

 

 

 

30 Mart 2012 Cuma

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, 30 Mart Filistin Toprak Günü münasebetiyle söz isteyen Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’ye aittir.

Buyurun Sayın Zeybekci. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin, 30 Mart Filistin Toprak Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 30 Mart günü her yıl Filistin’de Ulusal Toprak Günü olarak kutlanmaktadır. 30 Mart 1948’de İsrail’in işgalinin resmîleştirilmesinden sonraki süreçte Filistin topraklarının bütünlüğüne, işgal edilmiş toprakların Filistinlilere ait olduğuna vurgu yapmak ve İsrail’in hukuksuzluğunu bir kez daha teyit etmek amacıyla yirmi bir yıldır Filistin’de 30 Mart günü Filistin Toprak Günü olarak kutlanmaktadır. Ben de Filistin’in bu Toprak Günü’ne, kutsal gününe destek vermek amacıyla söz almış bulunuyorum ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Filistin’de kanayan yara kardeşlerimizin yarasıdır. Ne yazık ki bu kan, ecdadımızın bize emaneti olan kültür ve inanç coğrafyamızda akıtılmaktadır. Bu kanın Yozgat’ta, Denizli’de, Urfa’da, İstanbul’da akıtılmasıyla Gazze’de, Batı Şeria’da akıtılması arasında hiçbir fark yoktur. Aynı zamanda, Bağdat ile Bosna arasında bir fark olmadığı gibi, Karabağ ile Kıbrıs arasında da bir fark yoktur.

Bizler, insani hassasiyetlerimiz ve tarihten gelen sorumluluklarımızdan dolayı bu davanın dünyadaki en yakın ve büyük savunucusu durumundayız. Bu nedenle, Türk Dünyası Belediyeler Birliği heyeti olarak 23 Mart günü -geçtiğimiz hafta Cuma günü- üyemiz olan Gazze bölgesi belediyelerini ziyaret etmek, orada çeşitli temaslarda bulunmak, yerinde görmek, Filistinli kardeşlerimizin çektiği sıkıntıları paylaşmak üzere Türkiye’den yola çıktık. 1 milletvekili, 4 belediye başkanı, 6 belediye temsilcisiyle birlikte Filistin’in, Gazze’nin Mısır tarafından giriş kapısı olan Refah Kapısı’na varmak üzere El Ariş kentine vardık. Cumartesi sabah saat 10.00’da Refah Kapısı’nın Mısır tarafına vardığımızda, elimizdeki onaylı listeyle beraber pasaportlarımızı Mısırlı yetkililere verdik. Mısırlı yetkililer, bir saat sonra, 11 kişilik listeden 6 arkadaşımızın onayının olduğunu, ben dâhil 4 belediye başkanımızla birlikte 5 kişinin onayı olmadığını bizlere teyit ettiler. Bu tuhaf ve anlaşılmaz cevaptan hemen sonra ilgili diplomatik girişimlerde bulunduk ve Mısır’ın Ankara Büyükelçisiyle derhâl temasa geçtik, Türkiye’nin Kahire Büyükelçisiyle derhâl temasa geçtik.

Mısır’ın Ankara Büyükelçisi derhâl halledeceklerini… “On beş dakika sonra, yarım saat sonra” diyerek tam altı saat bekledik ve altı saatin sonunda büyük bir hayal kırıklığıyla El Ariş kentine geri döndük ve onay alan 6 arkadaşımıza da Türkiye’den yardım amaçlı götürmüş olduğumuz, karınca kararınca olan değerlerimizi kendilerine teslim ederek onları Gazze’ye uğurladık. Gazze’de, Bölge Başkanı İsmail Haniye ve 25 belediye başkanıyla temaslarda bulundular. İki günlük oradaki ziyaretimizi bir günde gerçekleştirerek geri döndüler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esasında burada Mısır’a gitmek için hiçbirimizin vizeye ihtiyacı yoktu. Bu onay ve vize, Mısır tarafından Gazze’ye geçmek içindi çünkü buraya girmeyi onaylamak, gelenleri kabul etmek Filistin’in Gazze yönetimine ait değil, Mısır’a aitti.

Bu yetkiyi kullanırken Mısır son derece çekingen davrandı, hatta bir Türk milletvekilini sınır kapısında altı saat beklettikten sonra geri gönderecek kadar korkak davrandı.

Burada sizlerin dikkatine sunmaya çalıştığım esas konu, Filistin-Gazze’ye uygulanan işgal, ambargo ve zulümdür. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir üyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomatik pasaportuyla Gazze’yi girememiş biri olarak, oradaki insanlara reva görülen şartların ne kadar ağır olduğuna ve yapılan zulmün ise uluslararası anlaşmalara, insan haklarına ne denli aykırılık teşkil ettiğine dikkatinizi çekmek için bu sözü aldım.

Şüphesiz, Gazze’ye girememek bizleri çok üzmüştür ama asıl bizi üzen, bu girememenin Mısır tarafından sağlanmış olmasıdır, Mısır tarafından engellenmiş olmasıdır. Bizler sadece insani amaçlarla bu ziyaretimizi planladık.

Burada şunu özellikle belirtmek istiyorum ki bu yaşananlar bizim Filistin’e olan inancımızı ve ilgimizi azaltmamış, tam aksine, daha artırmıştır. İnşallah en yakın bir sürede yine parlamenterlerimizden, milletvekillerimizden ve belediye başkanlarımızdan oluşan daha kalabalık bir heyetle Gazze’yi ziyaret edeceğiz.

Türk milleti adına sizlere bir dilek ve umudumu aktarmak istiyorum: İnsanlık daha fazla bu zulmün devamına izin vermeyecek ve “dur” diyecektir ve bölgede bütün dinler ve bütün milletler, barış ve kardeşlik içinde, birbirlerinden güç alarak inşallah barışa imza atacaklar ve o günlerin en büyük mimarı da Türkiye olacaktır diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) – Bu duygularla yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Zeybekci.

Gündem dışı ikinci söz, spordaki gelişmeler hakkında söz isteyen Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Uzunırmak.

 

2.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, spordaki gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

 

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidarıyla muhalefetiyle bu ülke hepimizin. Dolayısıyla bu ülkedeki bütün problemler, bütün çözüm yolları, ortak aranması gereken sahalardır.

Değerli milletvekilleri, iktidarlar, yönetimler öngörmelidirler ve geçmişten ders çıkarmalı, tecrübe edinmelidirler ama ne yazık ki bugünkü Hükûmetimizle ilgili bunları söylememiz mümkün değil. Kafalarımızı duvarlara vura vura, el yordamıyla karanlıkta yol almaya çalışan, geçmişten hiç ders çıkarmayan, örneklemeleri, yanlış örneklemelerden hareket ederek maalesef geçmişi doğru değerlendirememek ve geleceği doğru öngörememek bugün en büyük problemimizdir.

Çok değerli milletvekilleri, bugün gazetelerde bir haber; Sayın Başbakan diyor ki: “Avrupa’ya gitmesek beş sene ne olur? İngiltere gitmedi.” Değerli milletvekilleri, İngiltere örneği Türkiye’ye örtüşmeyen bir örnektir. İngiltere’de sporla ilgili alınan tedbirler, bir Heysel faciasından ve seyircilerin, taraftarların problemlerinden kaynaklanmıştır. Oysa bugün Türk sporunun içinde bulunduğu problem, seyirci ve taraftar probleminden kaynaklanmamıştır, sporda şikeden kaynaklanmıştır ve eğer biz problemin kaynağına doğru teşhis koyamazsak çözümü de doğru öngöremeyiz.

Peki, buradaki problem nereden kaynaklanmıştır? Buradaki problem, maalesef, Hükûmetin bütün alanlarda “Benden olan-olmayan… Nasıl kuşatabilirim?” düşüncesiyle hareket tarzından kaynaklanmıştır. İşte, önce kamuoyunu bilgilendirme, iletişim araçlarını Hükûmet kuşatmış ve her türlü problemde, felakette veya meydana gelen problemlerin aleyhinde olacağı çözümleri bile laf kalabalığı ile baskıyla, yeri geldiğinde karton kabadayılıkla, tehditle, toplumu maalesef algı yönetimiyle, olanla, yapılanla söylenenin farklı olduğu bir algı yönetimiyle kuşatmıştır Hükûmet. Dolayısıyla Türk sporunda da bir şike operasyonu başlamıştır ama şike operasyonu başlarken o kadar yanlış şekilde yönlendirilmiştir ki, ilk andaki yapılan şike suçüstü imkânları daha sonraki anladığımız şekilde tecelli etmiş olmasına rağmen açık bırakılmış ve daha birçok kişinin ve kulübün suçlanmasına sebep olabileceği bir yöne doğru soruşturmalar sürüklenmiştir ve neticesinde, ilk suçüstünde eğer şikeyle ilgili operasyon doğru yapılsaydı bugün sekiz kulüpten bahsedilmeyecekti, belki iki kulüpten bahsedilecekti. Dolayısıyla yüzlerce kişiden bahsedilmeyecekti, belki üç beş kişiden bahsedilecekti ve Süper Lig’in çökmesi gibi bir gündem olmayacaktı. Ama Hükûmet ne yaptı? Rövanş almak, ele geçirmek, sektörü kuşatmak adına ucu açık bıraktı, daha sonra bu iş büyüdü, suçüstünden daha öteye gitti, suçlular çoğaldı ve neticesinde lig bitti. Lig bitmiş olmasına rağmen, soruşturmaların bilgi dâhilinde olmasına rağmen, bu defa Türkiye Futbol Federasyonu ligi tescil etti. O lig tescili başlı başına bir spekülasyon olması gerekirken bundan bile ders çıkarmadık. Ondan sonra Federasyon seçimlerine el atıldı, Federasyon seçimlerinde yine Hükûmetin ilişkileri ortada ve ondan sonra Federasyonda bir bunalım, Federasyonun bunalımından sonra yeniden Federasyon değişikliği ve bugün UEFA’yla ilgili olarak da bizim Avrupa kupalarına dahi katılamayacak duruma gelmiş bir spor sektörümüz meydana geldi.

Çok değerli milletvekilleri, bizim kuşatılmışlık içerisinde algı yönetimiyle problemlerden kaçmamız mümkün değil. Bakın, Hükûmet çok büyük yanlışlar yapıyor. Erzurum’da bir spor kompleksi yapıldı, bir kayak pisti yapıldı ama trilyonlarca para harcanmasına rağmen, ölçümleri kriterlere uygun olmadığı için kayak pisti uluslararası yarışmalara açılamıyor.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Öyle bir şey yok.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – “Trabzon’da olimpiyat.” dediniz, hâlbuki oynanan bir gençlik oyunları idi ve trilyonlarca masraf edildi ve yine bir algı yönetimi içerisinde, toplum günden güne kandırılıyor.

Çok değerli milletvekilleri, bu konulara dikkatinizi çekmek istedim. Hükûmet bu yanlışlardan dönmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Hükûmet, algı yönetimiyle değil, yapılan doğru işleri, doğru şekilde ve tecrübe edinerek icraatlarını yapmaya devam etmelidir. Türk sporunun içine düştüğü bu durumdan Hükûmet sorumludur.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Uzunırmak.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum, iyi günler, iyi çalışmalar diliyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, İstanbul ili Sultanbeyli ilçesinin sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’a aittir.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

 

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’un Sultanbeyli ilçesinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sultanbeyli’nin sorunlarıyla ilgili söz almış bulunmaktayım.

Sultanbeyli, 31 Aralık 1987 tarihinde belediye oldu. 26/12/1989 tarihinde yapılan ilk seçimde Refah Partisi adayı Ali Nabi Koçak, 1994 yılında yine Refah Partisi adayı Ali Nabi Koçak, 1999 yılında Fazilet Partisinden Yahya Karakaya, 2004 yılında AKP’den Alaattin Ersoy, 2009’da AKP’den Hüseyin Keskin... Bu kronolojik tarihi niçin veriyorum? Vermemin gerekçesi şu: Sultanbeyli, belediye olduğu aşamadan, günden bugüne kadar aynı zihniyet, aynı kişiler, ideolojisi aynı olan kesim tarafından idare edilmekte. Peki, Sultanbeyli’nin sorunlarının sebebi nedir, Sultanbeyli’nin sorunlarını bu kadar biriktiren, bu aşamaya getiren, halkı perişan eden, evinden yoksun hâle getiren, mağdur eden, işsizliği yaratan sebep ne? Bu düşüncelerin sahibi olan partilerin gerçekten halkın yararına değil, halkın zararına çalıştığının bir göstergesi açısından.

Nedir peki Sultanbeyli’nin ilçe sorunları? İstanbul Sultanbeyli’de vatandaşların içme suyunu karşıladığı onlarca çeşmeden alınan su numuneleri kirli çıkmıştır. Peki, kirli çıktı da ne oldu? Vatandaşımız, gayet rahat, yoksul olduğu için, oradaki kirli suyu içme durumuyla karşı karşıya kalmış durumda.

Sosyal olan bir devlette ne olur? İzmir Dikili Belediyesi, bir sosyal devletin gereği olan, 10 tona kadar içme suyunu ücretsiz olarak vatandaşa vermekte. AKP İktidarı ne yaptı? İzmir Dikili Belediyesinin -10 ton suya kadar ücretsiz verdiği için- hakkında suç duyurusunda bulundular, dava açıldı -hâlen Türkiye’de yargıçlar var- gerçekten, mahkeme, sosyal devlet ilkesi nedeniyle beraat kararını verdi. Aynı şekilde Sultanbeyli Belediyesinde de -orada kirli suyu içme durumuyla karşı karşıya bırakan zihniyetin- Anayasa’mızda ifadesi bulunan “sosyal devlet ilkesi” uyarınca, 10 tona kadar ücretsiz olarak suyun verilmesi gerekir. Eğer Cumhuriyet Halk Partili Dikili Belediyesi gibi bir lider, bir önder olmuş olsaydı, Sultanbeyli Belediyesi halkı, bugün, gayet rahat kirli içme suyunu içmeyecekti, temiz, 10 tona kadar ücretsiz su alabilecekti.

Nedir? Sultanbeyli’de otopark sorunu. 1989 yılından beri kurulan belediye, hep, bugüne kadar otopark sorunu, otopark sorunu, otopark sorunu… Peki, İmar Kanunu’nun 37 ve 44’üncü maddesi uyarınca otopark ücreti alınıyor. Otopark Yönetmeliği’nin 5’inci maddesi uyarınca ne yapılıyor? “Otopark amacı için alınan paralar başka bir amaca tahsis edilemez.” Ey Sultanbeyli halkı, ey İstanbul halkı, ey Ankara halkı, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi dâhil olmak üzere, bugüne kadar halktan alınan otopark ücretleriyle ilgili, ücretsiz bölge otoparkı yapması gerekirken, bu otopark ücretlerini başka bir amaca tahsis etmemesi gerekirken, maalesef, ücretsiz bölge otoparkları açmamıştır, halkı mağdur etmişlerdir.

Gelelim, Sultanbeyli’nin en önemli sorunlarından bir tanesi Hasanpaşa Mahallesi. Değerli arkadaşlar, Hasanpaşa Mahallesi’nde 7 bin insan yaşıyor ve burada yapılan konutların tamamı AKP döneminde yapılan konutlar ve burası:

1) Elektriği verilmiş durumda.

2) Suyu verilmiş durumda.

3) Sokak isimleri verilmiş durumda.

4) Cadde isimleri verilmiş durumda.

5) Kaldırımlar yapılmış durumda.

6) Caddeler yapılmış durumda.

7) Asfaltların tamamı yapılmış durumda.

Peki, kardeşim, bunu yapan belediye. Vatandaş kime güvenir? Belediyeye güvenir, belediyeye inanır ve oraya üç katlı, dört katlı, beş katlı konutlar yaptılar. Bugüne kadar her seçimde “Biz size tapu vereceğiz.”, her seçimde “Tapu vereceğiz.” dediler, arkasından mahkeme kararıyla ceza kararları gönderildi, müsadere kararları gönderildi, yıkım kararları gönderildi, tahliye kararları gönderildi. Her seçimden sonra, gayet rahat “Oy verirseniz biz size tapu vereceğiz...”

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar Sultanbeyli halkı aldatıldı. Sultanbeyli halkının aldatılmasına da artık son vermek lazım. Sultanbeyli halkı AKP’ye mahkûm değil. Sultanbeyli halkının gayet rahat alternatifi olan Cumhuriyet Halk Partisi var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi günler diliyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Tanal, teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 24 milletvekilinin, Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması amacıyla TİB’in görev, yetki ve sorumluluklarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/215)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hrant Dink 19 Ocak 2007 tarihinde AGOS Gazetesi önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Cinayetin üzerinden 5 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen olayın asıl sorumluları henüz ortaya çıkarılamamış, dava süreci de sürekli farklı sebeplerle uzatılmıştır. Hrant Dink cinayetinin sır perdesini aralayabilecek Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)'nın mahkemeye gerekli bilgi ve belgeleri göndermeyerek davanın uzamasına sebep olduğu iddia edilmektedir. Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca dava sürecinde ağır ihmalleri bulunan TİB'in sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

TİB; cinayetin işlendiği gün AGOS gazetesi önünde dolaşan ve sık sık telefonla konuşurken güvenlik kameralarına yakalanan 4 kişinin daha bulunduğunu ileri süren avukatların mahkeme kanalıyla ilettikleri cinayet işlendiği sırada o civarda bulunan kişilerin telefon numaralarının gönderilmesi talebini "özel hayatın ihlali" olacağı gerekçesiyle reddetmiştir.

TİB olay yerinde bulunan 4 esrarengiz kişinin tespit edilmesi için istenen baz istasyonu kayıtlarını 2010 yılında mahkemeye gönderdiğini açıklarken 17 Haziran 2011 tarihinde ise “özel hayatın gizliliğini" gerekçe göstererek kayıtların gönderilmesine itiraz etmiştir.

2006 yılında yapılan bir yasa değişikliğine göre, GSM operatörlerinin kayıtları TİB tarafından doğrudan tutulmaktadır. TİB daha sonra mahkemeye gönderilen yazıda iki şirketin o bölgede baz istasyonu olmadığını, üçüncü şirketin ise cinayetin işlendiği gün 11.00-11.25 ila 14.45-15.00 saatleri arasında o bölgede hiçbir telefon görüşmesi yapılmadığı bilgisini vermiştir.

TİB'in bu açıklaması mahkeme sürecini uzatmaya yöneliktir. Zira her 3 GSM şirketi daha sonra TİB'in açıklamalarının gerçek olmadığını belirtmişlerdir.

www.doguturkistan.net -(Ötüken) başlıklı internet sitesinde 16 Ocak 2006 tarihinde siteye "recep_akkus" ismiyle yazan kişi hem Hrant Dink hem de Orhan Pamuk ile ilgili ağır hakaretler içeren cümleler ile onların kanunlarına inanmadığımızı, güvenmediğimizi göstermek için, artık dilekçeler, açılan karşı davalar bir anlam ifade etmediği için, Türk'ün vatanında kafir mahkemeleri kurulduğu için, bu siyonist mahkemelere tokat için...." ifadelerini paylaşmıştır.

Dink cinayetinin tetikçisi olarak yargılanan Ogün Samast ile diğer zanlılar da cinayetin hazırlık sürecinde internetteki sitelerde Dink'in Türklüğe hakaret ettiğini okuduklarını ve resimlerini de internetten indirdiklerini söylemişlerdir. www.doguturkistan.net internet sitesinde yer alan yazı, araştırma önergesinin hazırlandığı 20.10.2011 tarihinde halen sitede yer almaktadır. Her yıl binlerce siteye erişimi engelleyen, www.tib.gov.tr adresinde “İnternet ihbar merkezi" kuran TİB'in 5 yıldır bu siteye işlem yapmamasının arkasında yatan gerçek mutlaka sorgulanmalıdır.

Hrant Dink cinayetinin işlendiği gün cinayet bölgesinde yapılan telefon görüşmelerinin dökümünü göndermemekte ısrar eden ve o bölgede hiçbir telefon görüşmesi yapılmadığı bilgisini veren TİB son olarak mahkemeye, bölgede "temsili görüşmeler" yapılması halinde; mahkemenin isteğini "yerine getireceğini" bildirmiştir. Mahkeme tarafından bilgi istenilen TİB süreci daha da uzatmak için mahkemeden bilgi isteme yoluna gitmiştir. Hrant Dink cinayetine ilişkin kasta varacak davranışlarda bulunmasının altında yatan gerçeğin TİB'in Tarikat-Cemaat denetimine girmesinden kaynaklı olduğu konuşulmaktadır.

19 Ocak 2012 tarihinde Hrant Dink cinayetin üzerinden tam 5 yıl geçmiş olacaktır. TİB tarafından sürdürülen oyalama taktiği sebebiyle kayıtların silinmesi sürecine 3 ay kalmıştır. Cinayetin sır perdesini çözecek en önemli delillere böylece hiç ulaşılamayacaktır. Kayıtlar silindikten sonra mahkeme süreci iyice sekteye uğrayacaktır.

Türkiye'nin basın özgürlüğünü hayata geçirmemesi ve etnik kimliklerin korunmaması konusunda ağır eleştiriler almasına sebep olan ve Başbakanın "Adalet, namus sözümdür" ifadelerine rağmen bugüne kadar Hrant Dink cinayetinin asıl faillerine yukarıda sayılan sebeplerle ulaşılamamıştır.

Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması amacıyla üzerine büyük görevler düşen TİB'in görev,  yetki ve sorumlulukları konusunda Meclis Araştırması açılması gerekli görülmektedir.

1) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

2) Hüseyin Aygün                                                     (Tunceli)

3) Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

4) Sakine Öz                                                            (Manisa)

5) Haluk Eyidoğan                                                    (İstanbul)

6) Gürkut Acar                                                          (Antalya)

7) Selahattin Karaahmetoğlu                                     (Giresun)

8) Ramis Topal                                                         (Amasya)

9) Mehmet Hilal Kaplan                                            (Kocaeli)

10) Refik Eryılmaz                                                    (Hatay)

11) Malik Ecder Özdemir                                           (Sivas)

12) Ayşe Gülsün Bilgehan                                         (Ankara)

13) Tanju Özcan                                                       (Bolu)

14) Dilek Akagün Yılmaz                                           (Uşak)

15) Aytuğ Atıcı                                                         (Mersin)

16) Mevlüt Dudu                                                       (Hatay)

17) Muharrem Işık                                                    (Erzincan)

18) Binnaz Toprak                                                    (İstanbul)

19) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

20) Mahmut Tanal                                                     (İstanbul)

21) Süleyman Çelebi                                                (İstanbul)

22) Osman Aydın                                                      (Aydın)

23) Kemal Ekinci                                                      (Bursa)

24) Ahmet Toptaş                                                     (Afyonkarahisar)

25) Hasan Ören                                                         (Manisa)

 

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 22 milletvekilinin, terör saldırılarından önce ve saldırı esnasında MİT, askerî ve emniyet istihbarat birimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/216)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Terör olaylarının başladığı 1984 yılından günümüze kadar yedi bine yakın güvenlik mensubu şehit olmuştur. En son 19 Ekim tarihinde Hakkâri Çukurca ve Yüksekova'da 8 ayrı noktaya aynı anda saldıran PKK’lı teröristler tarafından 24 askerimiz şehit düşmüştür. 27 yıldır devam eden terör saldırılarının en kanlı 5’incisi olan Çukurca baskını bir kez daha istihbarat birimlerinin görevlerini tam olarak yapamadıklarını gün yüzüne çıkarmıştır.

Toplumun tüm kesimleri tarafından nefretle kınanan terör olaylarının önlenebilmesi amacıyla MİT, Askeri ve Emniyet İstihbarat birimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

19 Ekim 2011 tarihinde 200 PKK'lı tarafından, Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı ile Çukurca Polis ve Jandarma lojmanları, Kavuşak, Barakambi Tepe, Keklikkayası Tepe, Baski Tepe, Han Tepe ve Gazi Tepe üs bölgelerine aynı anda ağır silah, roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı gerçekleştirilmiştir.

Terör örgütü mensuplarının günlerce saldırı hazırlıkları yaptıkları, 2 hafta boyunca ağır silahları sınırdan geçirerek bölgeye yığınak yaptıkları iddia edilmektedir. MİT, Emniyet, Jandarma istihbarat birimlerinin bu hazırlıklardan haberdar olmaması Türkiye'nin terör konusunda içinde bulunduğu durumun en acı göstergesi olmuştur.

Şehirlerde özel hayatın tam ortasına bile girerek çalışmalar yapan, Genelkurmay Başkanını, Milletvekillerini bile rahatlıkla yasal ve yasadışı yollarla dinleyen devletin istihbarat örgütlerinin 200 teröristin sınırdan ülkemize gelerek kanlı bir terör saldırısı gerçekleştirmesini tespit edememesi bizce çok anlamlıdır. Terör saldırısı gerçekleştirilirken bu birimlerin kimleri dinlediği de merak edilmektedir.

Terör saldırılarından önce ve saldırı esnasında MİT, Askeri ve Emniyet İstihbarat birimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

2) Ali Serindağ                                                         (Gaziantep)

3) Haydar Akar                                                         (Kocaeli)

4) Ali Haydar Öner                                                    (Isparta)

5) Mehmet Şeker                                                      (Gaziantep)

6) Mahmut Tanal                                                      (İstanbul)

7) Ramazan Kerim Özkan                                          (Burdur)

8) Refik Eryılmaz                                                      (Hatay)

9) Malik Ecder Özdemir                                             (Sivas)

10) Ayşe Gülsün Bilgehan                                         (Ankara)

11) Tanju Özcan                                                       (Bolu)

12) Dilek Akagün Yılmaz                                           (Uşak)

13) Aytuğ Atıcı                                                         (Mersin)

14) Mevlüt Dudu                                                       (Hatay)

15) Mehmet Hilal Kaplan                                           (Kocaeli)

16) Muharrem Işık                                                    (Erzincan)

17) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

18) Ali Özgündüz                                                      (İstanbul)

19) Mustafa Serdar Soydan                                       (Çanakkale)

20) Osman Aydın                                                      (Aydın)

21) Kemal Ekinci                                                      (Bursa)

22) Ahmet Toptaş                                                     (Afyonkarahisar)

23) Hasan Ören                                                        (Manisa)

 

3.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak ve 24 milletvekilinin, Akkaya Baraj Gölü'ndeki su kirliliğinin insan sağlığına, ekolojik dengeye ve çevreye yarattığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/217)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Akkaya Baraj Gölü'nde meydana gelen su kirliliği ile bu kirliliğinin insan sağlığına, ekolojik dengeye ve çevreye yarattığı sorunlarla ilgili alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Akkaya Barajı, Niğde ilinde, Tabakhane Çayı üzerinde, tarımsal sulama amacı ile 1964-1967 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Gövde tipi toprak dolgu olan baraj, 426.000 (m3) metreküplük gövde hacmi ile 2.277 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermektedir.

Baraj 2003 yılında su kirliliğine bağlı oksijen yetersizliğinden çok sayıda balığın ölümüyle gündeme gelmiştir. Yaşanan balık ölümlerini takip eden yıllarda baraj gölü, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda göçmen kuşa ev sahipliği yapmaya başlamıştır. Bölgenin önemini Çevre ve Orman Bakanlığı 2005 yılında "Ramsar Sözleşmesi" gereğince "Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan" ilan etmiştir. Böylece sadece sulama amaçlı bir baraj konumundan çıkarak "Uluslararası Akkaya Sulak Alanı" olarak belirlenmiştir.

Nesilleri hızla tükenmekte olan dikkuyruk ördeklerinin yanı sıra çeşitli türden balıkçıl flamingo, pelikan ve 10 kadar da ördek türü bulunmaktadır. Niğde Üniversitesi'nin Merkez Yerleşkesi içinde bulunan 1970'li yıllarda sulama amaçlı yapılan "Akkaya Baraj Gölü" kuşların göç yolu üzerinde bulunması ve sazlık-kamışlık, kayalık, maki, bozkır, ağaçlık gibi değişik habitat tiplerine sahip olması sebebiyle kuşların uğrak yeri haline gelmiştir. Akkaya Göleti'ndeki kuş türü sayısı yapılan çalışmalar sonucunda son bir yıl içinde tespit edilen 12 yeni tür ile birlikte 207'ye ulaşmıştır. Akkaya Göleti ülkemizde düzenli olarak görülen kuş türlerinin yarısına ev sahipliği yapmaktadır. Sadece kuşlar değil, göletin su toplama havzasındaki bazı derelerde endemik türde balıklar da yaşamaktadır. Bu sebeple özellikle bahar aylarında çok sayıda yabancı turist ve kuş gözlemcisi Akkaya Göleti'ni görmek için ülkemize gelmektedir.

Niğde ve yakın çevresindeki pek çok yerleşke ile "Akkaya Barajı" çevresinde bulunan belediyelerin, sanayi kuruluşlarının, cezaevinin ve Niğde Üniversitesi'nin atık sularının, mevcut arıtma tesislerinin tam randımanlı çalıştırılamaması nedeniyle baraj alanına intikal etmesiyle, su kirliliği yaşanmaktadır. Niğde Belediyesi'nin arıtma tesislerinin çalışmaması ve baraja intikal eden bu atıklar bölgede çok ciddi ekosistem bozulmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle çeşitli basın haberlerinde baraj alanı "Niğde'nin atık deposu" olarak tanımlanmıştır.

Akkaya Sulaması'nın işletmesi Bor Belediyesi'ne devredilmiş olup, işletme-bakım çalışmaları belediye tarafından yürütülmektedir. Yapılan su kontrolleri suyun içinde yaşayan canlılar bir tarafa; barajdaki su ile sulanan Bor Ovası'ndaki tarla ve bahçelerin de ciddi risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. Yörede otlatılan hayvanlarla insana bulaşan kist hidatik gibi çeşitli paraziter hastalıkların artışı dikkati çekmektedir. 1999-2004 yılları arasında, alınan önlemlerin yetersiz kalması sonucu art arda toplu balık ölümleri gerçekleşmiştir. Mevcut kirlilik çevrede kötü kokuya sebep olmuş ve bu durum sinek, sivrisinek gibi hastalık taşıyan kanatlı böceklerin var olmasını sağlamıştır. Ayrıca, baraj suyu ile sulanan tarımsal alanlardan elde edilen ürünler insan sağlığı üzerinde risk oluşturma potansiyeline sahiptir. Suyun kirliliği, barajdan sulama yapan kişiler tarafından da şikâyete sebep olmuştur. Akkaya Göleti'nin mevcut kirlilik durumu ile ilgili veriler ve bu sorunların çözümüne yönelik bilgilerin yetersizliği sebebiyle, baraj gölü hakkındaki yorumlar sadece olasılıklara dayanmaktadır. Bugüne kadar farklı zaman ve platformlarda "Akkaya Baraj Gölü ve çevre sorunları" ile ilgili yapılan kısıtlı bireysel ve kurumsal çalışmaların iyi niyetten öteye gitmediği açıkça görülmektedir. Küresel ısınmanın önemle tartışıldığı günümüzde "Akkaya Baraj Gölü'nün" su hacmini koruyabilmesi için Akkaya'yı besleyen su kaynaklarının, Akkaya Barajına gelene dek su yataklarında kaybı önlenmelidir: Ölçüsüz ve sorumsuzca kullanılması denetlenmelidir. Baraj su kapasitesinin artırımı için gerekli çalışmaların ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından kapsamlı bir şekilde yapılması gerekmektedir. Kimyasal arıtma ve ön arıtma gerektiren firmaların ayrıca ön arıtma tesisi kurmaları gerekmektedir. Kimyasal atık veya direkt sanayi atığı olarak sınıflandırılabilecek atık ve atık suların baraja intikalinin engellenmesi için yeterli önlemlerin alınması gerekmektedir. Akkaya Baraj Gölü'nün, temizlenmesi için yöresel, bölgesel ve ulusal kaynaklar ışığında hazırlıklara zaman kaybedilmeden başlanması gerekliliği açıkça ortadadır. Bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü ile ilgi çeken "Akkaya Baraj Gölü" doğal kaynaklarımızı ve ülkemizi tanıtmamız açısından önemli bir turistik yapıya sahiptir. Meydana gelen su ve çevre kirliliği nedeniyle önemini yitirmek üzeredir.

Canlı sağlığını tehdit eden bu önemli sorunun kalıcı olarak çözülmesi ve bizden sonraki kuşaklara sağlıklı içme suyu ve yaşanabilir bir çevre bırakmak için Akkaya Baraj Gölü'nde meydana gelen su kirliliğinin ve çevresel sorunların sebeplerinin araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

1) Doğan Şafak                                                        (Niğde)

2) Veli Ağbaba                                                         (Malatya)

3) Mustafa Serdar Soydan                                         (Çanakkale)

4) Mahmut Tanal                                                      (İstanbul)

5) İzzet Çetin                                                           (Ankara)

6) Mehmet Hilal Kaplan                                            (Kocaeli)

7) Kemal Değirmendereli                                          (Edirne)

8) İhsan Özkes                                                         (İstanbul)

9) Ali Serindağ                                                         (Gaziantep)

10) Sakine Öz                                                          (Manisa)

11) Mehmet Volkan Canalioğlu                                  (Trabzon)

12) Haydar Akar                                                       (Kocaeli)

13) Kadir Gökmen Öğüt                                             (İstanbul)

14) Erdal Aksünger                                                   (İzmir)

15) Candan Yüceer                                                   (Tekirdağ)

16) Müslim Sarı                                                        (İstanbul)

17) Muharrem Işık                                                    (Erzincan)

18) Ercan Cengiz                                                      (İstanbul)

19) Tanju Özcan                                                       (Bolu)

20) Emine Ülker Tarhan                                            (Ankara)

21) Levent Gök                                                         (Ankara)

22) Emre Köprülü                                                     (Tekirdağ)

23) Mehmet S. Kesimoğlu                                         (Kırklareli)

24) Recep Gürkan                                                     (Edirne)

25) Sinan Aydın Aygün                                              (Ankara)

 

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın Zeybekci, İç Tüzük’ün 58’inci maddesine göre, geçen birleşimde tutanaklara geçen bir sözünüzü düzeltmek için yazılı müracaatınız var.

Buyurun kürsüye.

Üç dakika süre veriyorum.

 

V.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’nin, 29/3/2012 tarihli 85’inci Birleşim tutanağında yer alan bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması (x)

 

NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Sayın milletvekilleri, bu kürsü, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsü, milletin egemenliği ve bağımsızlığının temsilidir. Bu kürsüye her türlü saldırıyı hiçbir milletvekilimizin tasvip etmesi mümkün değildir. Bu kürsüyü işgal etmek, işgal etmeye teşebbüs etmek hemen hemen darbe ve darbe girişimi kadar da tasvip edilmemesi gereken bir uygulamadır. Diğer taraftan, bu kürsüde konuşan bir hatibe yapılan her türlü saldırıyı da burada kınadığımı bildirmek istiyorum.

Dün akşamki birleşimde bir Değerli Grup Başkan Vekilimizin buradaki konuşması sırasında söylemiş olduğu bir sözden sonra, benim ona cevaben yerimden söylediğim sözün çok yanlış anlaşıldığını ve bana yakışmadığını burada beyan etmek için söz almış bulunuyorum. Yani bu Mecliste, Türkiye Büyük Millet Meclisinde asla dile gelmemesi gereken “Silahla mı gelmemiz lazım?” sözüne karşılık söylediğim “Gelmezseniz…” diye başlayan sözümü geri alıyorum ve bu yanlış anlamadan dolayı Değerli Grup Başkan Vekilimizden de özür diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Meclisimizin başarılı çalışmalara imza atmasını dileyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın İnce.

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, 29 Mart 2012 tarihli Birleşimde Genel Kuruldaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ben ne söylediğini zaten bilmiyordum. Geri aldığına göre demek ki kötü bir şey söylemiş. (Gülüşmeler)

Teşekkür ederim.

Az önce kameralar önünde düzelttik, burada bir kez daha düzeltelim. Benim sözüm de şuydu: “Anayasa bitmiş, uygulanmıyor; İç Tüzük uygulanmıyor, Parlamento hukuku işlemiyor, kürsüdeki arkadaşımıza saldırılıyor, silahla mı geleceğiz buraya biz?” Sözlerim bundan ibarettir. Ben milletvekilliğimde dokuz yıldan bu yana daha hiç silah taşımadım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Konu anlaşılmıştır Sayın İnce.

Teşekkür ediyorum.

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, 10/12/2011 tarihinde, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve arkadaşlarının Suriye ile ilişkilerimizin yeniden canlandırılması için izlenecek politikaların belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 30/3/2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

30.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 30.03.2012 Cuma günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                      

                                                                                Muharrem İnce

                                                                     Yalova

                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve arkadaşları tarafından, 10.12.2011 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Suriye ile ilişkilerimizin yeniden canlandırılması için izlenecek politikaların belirlenmesi” amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, (161 sıra nolu) Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 30.03.2012 Cuma günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker.

Buyurun Sayın Şeker. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞEKER (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suriye’ye karşı izlenen politikalar neticesinde Suriye ile ticari ilişkilerimizde meydana gelen ekonomik kaybın belirlenmesi, bu kaybın bölge halkına, esnafa, sanayiciye ve ihracatçıya etkilerinin saptanması, ticari ilişkilerimizin tekrar canlandırılması için izlenecek politikaların oluşturulması amacıyla Meclis araştırması açılması teklifimizle ilgili olarak söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2002 yılına kadar Suriye ile ilişkilerimiz terör örgütünün Suriye'deki faaliyetleri, su paylaşımı ve Hatay sorunu nedeniyle gerilimli bir seyir izlemekteydi ancak 2002’den sonra atılan olumlu adımlarla yumuşama başlamıştı. İki ülkenin cumhurbaşkanlarının karşılıklı ziyaretleri, Serbest Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Anlaşması’nın imzalanması, vizelerin karşılıklı kaldırılması sayesinde Suriye ile ekonomik, kültürel ve sosyal alanda çok önemli mesafeler katedilmiştir.

Gelişen bu ticari ve ekonomik ilişkiler neticesinde 2,5 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşılmıştır. Orta Doğu’ya açılan önemli bir kapı olan Suriye üzerinden, Türkiye, on bir ülkeye ticaret yapmaktaydı. Bavul ticaretiyle yaklaşık 3 milyar dolara ulaşan bir ticaret hacmi oluşturulmuştu. Vizelerin kaldırılmasıyla beraber, karşılıklı, sınırdan geçişler artmış, 60 bin kişi bölge esnafını ayakta tutan en önemli gelir kaynaklarından biri olmuştur. Suriye’de aktif olarak yatırım yapan 30 firmamız ve 10 da müteahhitlik firmamız vardır. Ancak Suriye’de çıkan olaylar ve bu olaylara karşı AKP Hükûmetinin izlediği tutarsız politika neticesinde Suriye ile ihracattaki gerileme yüzde 37, ithalattaki gerileme ise yüzde 62 seviyesine ulaşmıştır.

Gezmek, alışveriş yapmak, tedavi olmak amacıyla Türkiye’ye giriş yapan Suriyeli sayısı âdeta bıçak gibi kesilmiştir.

Suriye’de yatırım yapan firmalar yatırımlarını durdurmuşlar, belirsiz bir gelecekle karşı karşıya kalmışlardır.

Transit ticaret durmuş, önerilen alternatif yollar maliyetli olduğundan binlerce araç atıl durumda kalmıştır.

Durma noktasına gelen bavul ticareti ile binlerce aile geçim sıkıntısı içerisine girmiştir.

Değerli arkadaşlar, bugün, Suriye’de yaşananların Amerika’nın enerji politikasının bir sonucu olduğunu hepimiz biliyoruz. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı petrol trafiğine kapatma ihtimaline karşı Suriye’nin Lazkiye Limanı’nı kontrolü altına almak isteyen ve böylece Irak petrolünü rahatça Akdeniz’e taşımak isteyen Amerika, Suriye’de kukla bir yönetim istiyor. AKP de Suriye’ye karşı izlediği politika ile Amerika’nın bu emelinin maalesef taşeronluğunu yapmaktadır. Şu an gerek bölge halkının gerekse esnaf, iş adamı ve ihracatçının içinde bulunduğu bu tablonun sorumlusu maalesef iktidardır. Yıllardır izlediğimiz ve tüm dünyaya örnek olacak “Yurtta barış cihanda barış.” politikasını maalesef hiçe saymaktayız ve Suriye halkı ile aramızda şu anda düşmanlık tohumları da ekilmiş bulunuyor.

Maalesef AKP, Suriye konusundaki tüm adımlarını Amerika’dan aldığı direktiflerle atmaktadır. Buna buradan birçok milletvekili arkadaşımızın itiraz edeceğini biliyorum ama eminim birazdan vereceğim birkaç örnek itirazların yetersizliğini gösterecektir. Ocak ayında Kilis’in Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan Suriye’den gelecek mülteciler için konteynerlerden oluşan bir kamp oluşturma çalışmaları başlatılmıştır. Eğer Suriyeli mülteciler erken otel rezervasyonuna benzer bir uygulama ile erken konteyner rezervasyonu yaptırmadıysa var olmayan mülteci için kamp yapma girişiminin bir tek açıklaması vardır; o da sınıra sıfır noktasındaki bu kamptan Esad muhaliflerine askerî yardım ve lojistik destek sağlamaktır çünkü Suriye’deki olayları tırmandırmak ve bir an önce sonuca ulaştırmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri için Kilis dört dörtlük bir ildir.

Ocak ayında “Vanlı depremzedeler çadırlarda donarken, çadırları yanarken olmayan mülteciye konteyner kent yapmak reva mı?” diye sormuştum, bugüne kadar da maalesef iktidardan bir cevap alamadım.

Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz haftalarda muhaliflerin Humus’taki en önemli direniş noktasının Suriye ordusunun kontrolüne geçmesinden sonra Suriye’ye fiziki müdahaleye giden süreç hızlanmıştır. Gelişi sır gibi saklanan CIA Başkanı Başbakanla ve MİT Müsteşarı ile ne görüşmüştür? Dışişleri Bakanlığının Türk vatandaşlarına yurda dönüş çağrısı yapmasını, Suriye’de birbiri ardına gelen patlamaların olmasını, Şam’daki Büyükelçiliğimizin kapatılmasını,      Hatay ve Kilis’teki kamplara ilaveten Gaziantep’in İslahiye ilçesinde 10 bin kişilik, Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde 20 bin kişilik çadır kamp kurma girişimlerinin başlatılmasını CIA Başkanıyla yapılan görüşmeden bağımsız değerlendirmek mümkün müdür? Bu olayların Başkanın gelmesinden hemen sonra birbiri ardına yaşanması tesadüf mü? Buna inanan birileri var mı arkadaşlar?

Bir de ihbar üzerine yakalanan tırlar var sevgili milletvekilleri. Gürbulak Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan Kilis'in Öncüpınar Sınır Kapısı'nda yakalanan silah ve patlayıcı yapımında kullanılan mühimmat yüklü tırlar gizemlerini korumaya devam etmektedir. Bu tırların nereden geldiğine, taşıdıkları silahların menşesinin ne olduğuna, Suriye’deki isyancılara gidip gitmediğine yönelik verdiğim soru önergesine süresi geçtikten iki ay sonra, dün gelen cevapta bu hususlar aydınlatılamamıştır. Benim sorduğum soruya –maalesef- İçişleri Bakanlığının verdiği cevap da burada arkadaşlar, maddeleri okumayacağım:

“…maddesine istinaden Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığıyla Bakanlığımız arasında yapılan yazışmalar neticesinde, söz konusu patlayıcı ve kimyasal maddelerin imhasıyla ilgili sürecin Genelkurmay Başkanlığının eş güdümünde yürütülmesinin uygun olduğu bildirildiğinden Bakanlığımızca herhangi bir işlem yapılmamıştır.

                                                                               İdris Naim Şahin

                                                                               İçişleri Bakanı”

  Bu tırların maalesef nereden geldiği belli değildir arkadaşlar ancak Öncüpınar Sınır Kapısı’na kadar eğer Gürbulak’tan girdilerse on ili rahat bir şekilde nasıl geçmişlerdir? Yoksa bu tırlar İncirlik’ten mi yüklenmiştir? Bu silahlar isyancılara mı gitmektedir? Yakalanmayan ve Suriye’ye geçen tırlar da, başka tırlar da var mıdır, başka silahlar da var mıdır? Bunlar Suriye’de masum, yoksul insanların öldürülmesine vesile olmuş mudur?

AKP’nin Suriye politikasını haklı, doğru çıkarmak için özel çaba gösteren yandaş medya da hem vatandaşlarımızın hem de Suriyelilerin tüm mağduriyetlerinden Hükûmetle aynı oranda sorumluluk sahibidir. Suriye’den yayın yaptığını iddia ederek Hatay’dan yayın yapanlar “Çatışma seslerini duyuyoruz, silah sesleri geliyor, siviller öldürülüyor.” diye haber yapanlar neye hizmet ettiklerinin farkındalar mı?

Değerli arkadaşlar, bugün Suriye’de demokratik bir yönetimin olması herkesin ortak arzusudur ancak demokrasi söylemi altında saldırgan ifadelerle, mezhep kışkırtıcılığı ile Suriye’de çatışmaların arttırılması, Suriye’de eylem yapacakların Türkiye’de kalmaları, bunlar için kamplar kurulması sonuna kadar da karşı olduğumuz hususlardır.

Sevgili arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Suriye’de demokratik bir iktidarın olduğunu söylemiyoruz, Suriye’de insan hakları ihlallerinin olduğunu biliyoruz, Suriye’nin demokratik bir anayasasının olmadığını da biliyoruz ama Orta Doğu’da buna benzer pek çok ülke var. Biz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak her şeyden önce yapmamız gereken, buradaki ülkelerde, özellikle komşumuz olan Suriye’de, 850 kilometre sınırımız olan Suriye’de demokrasinin tesisi için maddi, manevi her türlü desteği verelim, mutlaka destek olalım ama kesinlikle savaş kışkırtıcılığı yapmadan, orayı bizim iç işlerimiz gibi görmeden müdahale etmek durumundayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suriye’ye yapılan 1 milyar dolarlık yatırımın akıbeti şu anda belli değildir. Onlarca firma Suriye’deki fabrikalarının kapısına kilit vurmuş, orada çalıştırdığı işçileri işten çıkarmıştır. Ailesinin geçimini sağlayan yüzlerce kişinin işsiz kalması aile fertleriyle binlerce kişinin olumsuz etkilenmesi anlamına gelmektedir.

Değerli arkadaşlar, bunlar derinlemesine bir araştırma yapmadan, bir çırpıda yapılan bir değerlendirme neticesinde ortaya çıkan sonuçlardır. Elbette, bu, buz dağının görünen yüzüdür. Kurulacak bir araştırma komisyonu ile konu tüm yönleri ile ele alınmalıdır. Bu komisyon ile Suriye’de yaşanan olaylar ve Hükûmetin Suriye politikasının olumsuz etkilediği tüm kesimler belirlenmeli, zararları tespit edilmeli, bunun tazminine yönelik çalışmalar yapılmalı ve Suriye ile ticari ilişkilerimizi tekrar canlandırmak için yeni politikalar üretilmelidir.

Suriye’deki gerginliği tırmandıran değil azaltan, Suriye’de barış ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olan her türlü politikanın ve çalışmanın yanında olduğumuzu belirtiyor, araştırma önergesini desteklemeniz dileğiyle hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şeker.

Önerinin aleyhinde söz isteyen Nurdan Şanlı, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Şanlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURDAN ŞANLI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun Suriye’yle ilgili ilişkilerimizde yaşanan sıkıntılar hakkında vermiş oldukları grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP Grubunun gündeme alınmasını istediği konu ile ilgili, Hükûmetimiz her türlü tedbiri almaktadır. Gereken bütün görüşmeler, çalışmalar Hükûmetimiz tarafından yapılmakta, gerek uluslararası arenada gerek ikili ilişkilerde, Suriye yönetiminin katliamlarına seyirci kalınamayacağı anlatılmaktadır. Ümit ediyoruz ki yaşanan insanlık ayıbı bir an evvel son bulur, Suriye halkı bir an evvel demokrasiye kavuşur. Bütün dünyanın yakından gözlemlediği komşumuz Suriye’yle ilgili, Sayın Başbakanımız başta olmak üzere, ilgili kurumlarımız, her türlü tedbir hususunda gerekli hassasiyeti gösteriyor ve yakından takip ediyor.

Bu konu üzerinde tabii ki daha uzun konuşma yapabiliriz ancak hepimizin bildiği üzere, 199 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam etmekteyiz. Muhalefetin önergeleri muhakkak ki zamanı geldiğinde yine Meclis gündemine gelecektir ancak şu anda öncelikli konumuz, görüşmekte olduğumuz yasa teklifidir. Dolayısıyla, önergeye katılmadığımızı belirtiyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şanlı.

Önerinin lehinde söz isteyen Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Önder. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Suriye meselesine geçmeden önce, kırk yıl önce bugün, bu ülkenin, Türkiye halklarının en güzel 10 evladı, Kızıldere’de hayatlarının en cevahir zamanlarında ölümün koynuna girdiler. Bu sömürü, bu zulüm, bu bezirgânlık bu topraklarda hayatiyet bulmasın diye, bu toprakların çok da alışkın olmadığı bir cesareti sergilemişlerdi. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 12 Mart faşist rejimi tarafından idam edilmesini engellemek amacıyla bir yolculuğa çıktılar ve kontrgerillanın bugün hayasızca hâlen ortalıkta cirit atan eli kanlı temsilcileri tarafından imha edildiler. Çok değil, bundan bir iki yıl önce İngiliz gizli servis belgeleri açıklandı, top atışıyla öldürüldüklerini söylüyordu.

Mahir Çayan, Ömer Ayna, Cihan Alptekin, Sinan Kazım Özüdoğru, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy ve Hüdai Arıkan yoldaşlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyorum. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar) Devrimci mücadelelerini, Ertuğrul Kürkcü yoldaşımız, kardeşimizle birlikte ondan devraldığım bu on karanfil simgesiyle her dem yüksek tutacağımıza bir kez daha söz veriyorum.

Şimdi, Suriye meselesinde bu araştırma önergesini destekliyoruz, fakat meselenin arka planına bir miktar bakmakta fayda var, çünkü topyekûn bir yalan ve manipülasyonun esiri olmuş gidiyoruz.

Neoconların başlattığı, Obama’yla birlikte geliştirilen yeni bir konsept var. Bunda hiçbir aşağılama kastım yok öncelikle bunu söyleyerek başlayayım.

Bir Sayın Davutoğlu kibri, bu meseleyi  görmeye ve Türkiye’ye göstermeye mâni. Hiçbir buğuz ile konuşmuyorum, niye böyle olduğunu anlatacağım. Yeni paradigma, İran, Lübnan, Suriye “versus” İsrail denklemi artık Orta Doğu’daki düzeni, nizâmâtı sürdürmeye yeterli değildi. Emperyalist sistemin yeni paradigması, bunları birer adım geri çekmek, Sayın Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu politikasına da iki adım ileri çıkmalarına cevaz vermek olarak kararlaştırıldı. Niye? Orta Doğu’da Irak işgaliyle oluşturulmaya çalışılan ve Orta Doğu’daki tüm halkların ve ülkelerin bir jandarması olması tasarlanan özel güvenlik güçleri, Orta Doğu’daki Amerikan nefretini tasarladıklarının ve öngördüklerinin çok daha üzerinde yükseltince bunun için bir jandarma aradılar. Ne yazık ki, jandarma aradıkları zaman kendilerinin en yetkin ağızdan da söyledikleri gibi “Sizin tek kıymetli ihraç malınız ordunuz” diyen  Türkiye’ye yöneldiler.

Buradaki kibir, bu politikayı okumaya yetmedi. Hep, özellikle muhafazakâr arkadaşlar, kısmen haklı  bir serzenişle, Türkiye’deki bu bilinçaltı Arap düşmanlığını  burada dile getirirler, bunda büyük bir haklılık payı vardır. Evet, her konuşmaya başlarken “Araplar da bizi arkamızdan vurmuştu” diye başlamak çürümüş bir bilinçaltının eseridir fakat burada da tam tersinden bir durum var: Bir Türk kibriyle yaklaşma var yani kınadığı, reddettiği anlayışın bir başka versiyonu vücut bulmuş durumda şu andaki Hükûmette. Bir ağabeylik, ne olduğu belirsiz bir efendilik taslayarak bu Orta Doğu’daki yeni paradigmayı okumaktan âciz, meseleye dâhil olmaya çalıştılar.

Şimdi, bu planı bir Mavi Marmara hadisesi bozmuştur. Mavi Marmara meselesinde, İsrail yıkılmamak üzere dizayn edilmiş kolonyal bir devlettir. İsrail’in yıkılması, Amerika ve İngiltere’nin yıkılması demektir. Bu, yıkılamaz anlamına gelmiyor. Bir rasyonel analizden bahsediyorum. Ama İsrail’de 500 bin kişiyle yapılan savaş karşıtı mitingler var. Eğer gerçekten bir dâhi Dışişleri Bakanımız varsa şunu hesap edebilmeliydi: İsrail’deki savaş karşıtı kamuoyunu bu cinayet davasını –Mavi Marmara’yı kastediyorum- İsrail’in bizatihi bir iç mahkemesinde ve bir iç politikası ve bir adi cinayet vakası olarak bunu İsrail kamuoyuna mal edebilmeli ve dönüştürme zeminini buradan aramalıydı.

Şimdi, böyle yapmadılar. Nereye gittiler? Uluslararası platforma. Bu ne anlama geliyor? Yani yıkılmamak üzere dizayn ettikleri adamlara bizzat, hani kadıya, bu tacizi yapan kadı, bizatihi kadıya şikâyetçi oldular. Böyle olunca meşruiyetini kabul etmiş oluyorsunuz bu mahkemenin. Bu mahkeme de sizin yüzünüze bir kararı tokat gibi çarparak “İsrail haklıdır.” dedi. Bir sürü insanımızın hayatını kaybettiği bir meselede bir enerji, bir savrulma, bir itiraz sönümlenmiş oldu; bugün hatırlayan yok.

Suriye meselesinde de bu kibrin bir uzantısının devam ettiğini görüyoruz. Gelinen noktada Esad’ı ve yaptığı zulmü Orta Doğu’daki diğer diktatörlerden ayıran bir farkı var. Esad’ın orada dayandığı bir kitle tabanı var. Şu an “Lazkiye’ye çekilirim.” diyor. Bu Suriye bölünür, diğer güçlerle araya bir tampon bölge konulur, herkes de bir statü kazanır, buna Kürtler de dâhil ve bu tampon bölge Türkiye’nin kendi eliyle büyük oranda başına açtığı en büyük bela olarak gündemimize oturur.

Orada adına “mektum” denilen “ketmetmek”ten, “ketmolunmak”tan gelen “ağzı bağlı” anlamında, kimliksiz Kürtler var, sayıları bir istatistiğe göre 2,5 milyonu buluyor. Dünyanın en vahim sömürge biçimidir. 60’lı yıllarda bu Arap milliyetçiliği politikası oralarda hüküm sürerken “Nüfus sayımı yapacağız.” diye kimlikleri toplanıyor, diğer bütün insanların kimlikleri dağıtılıyor, Kürtlerinki dağıtılmıyor. O günden beri kimliksiz yaşıyorlar, yok hükmündeler. Şimdi bir statü kazanacaklar ve bunun bu ülkedeki yansımasından korkuluyor. Niye korkuluyor? Çünkü bu ülkede asgari insani koşulları tamamlamamışsınız da ondan. Eğer siz kendi ülkenizden ve kendi halklarınızdan emin olsanız bunun bilindik bugüne kadar kadim bir tek yolu var: Yasaklar böler; hürriyet, özgürlükler birleştirir. Siz buna tenezzül, tevessül etmemişsiniz, kibrinizin esiri olmuşsunuz, ya korkularınıza ya kuşkularınıza iman etmişsiniz ve temennilerinizi konsept diye bu ülkeye yutturmaya çalışıyorsunuz. Hâlihazırdaki durum bu politikanın iflas etmiş olduğunun fotoğrafıdır. Bu fotoğrafın nişanesi de İran ziyaretinden bir ortak bildiri bile, ortak bir açıklama bile yazılamamış olmasıdır. Siz içeride bir taşra esnafı laubaliliğiyle bir al-ver üzerine oturttuğunuz politikayı dünyanın en kadim halklarından olan İran’la da yürütebileceğinizi zannediyorsunuz. Birçok halkı tarih sahnesinden siyasetle silmiş bir ülkeden ve onun halkından bahsediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Bu politika bölgedeki halklara hiçbir mutluluk getirmeyecektir…

BAŞKAN – Sayın Önder, teşekkür ederim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - …özgürlük bahsinde bir faydası olmayacaktır, araştırılması gerekir.

Teşekkür ederim.

Tekrar yoldaşlarımızı anıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkanım, ben 58’e göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

Üç dakika süre veriyorum.

 

V.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR (Devam)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 29/3/2012 tarihli 85’inci Birleşim tutanağında yer alan bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

 

 

VELİ AĞBABA (Malatya) – Değerli arkadaşlar, bugün 30 Mart. Öncelikle 30 Mart 1972’de katledilen Mahir Çayan ve 9 arkadaşını saygıyla anıyorum. Onlar bu ülkenin aydınlık yüzüydü, onlar bu ülkenin onuruydu. Kızıldere’de kanayan 10 yürek, Türkiye halkına bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin mirasını bırakmışlardır.

Değerli arkadaşlar, dün bir olay yaşandı, o olayla ilgili kısaca bir iki şey söylemek istiyorum.

Ben kırk dört yaşındayım arkadaşlar, değerli milletvekilleri. Kırk dört yıl boyunca bir sefer kavga ettim. İlkokul 3’e giderken -köyde okuyordum ben- aşağı mahalle, yukarı mahalle kavgası yaptık, hâlâ o kavgadan, kavga ettiğim arkadaşları gördüğüm zaman utanırım. Yaşamımda hiçbir zaman şiddetin, kavganın içerisinde olmadım, bundan sonra da olmayacağım.

Bakın arkadaşlar, dün burada ben konuşuyorum. Siz, her beğenmediğiniz düşüncenin, her beğenmediğiniz fikrin üzerine şiddetle mi gideceksiniz?

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Kutsallarına hakaret ediyorsun insanların.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Konuşma sen… Sen de, bak, şiddet kullanıyorsun, sen de konuşma!

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – İnsanların kutsallarına hakaret ediyorsunuz.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Konuşma sen! Konuşma sen!

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen… Bakın, 58’inci maddeye göre…

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bakın arkadaşlar, ben…

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, bir şeyi hatırlatayım: 58’inci maddeye göre söz istediniz.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Onu konuşuyorum ben.

BAŞKAN – Buyurun.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Onu konuşuyorum.

Şimdi, arkadaşlar, ben Eğitim Komisyonuna gittim. Komisyonda, şimdi de söylüyorum: Eğer “Tekme atmadım.” diyorsa, “Atmadım.” desin, ben özür dileyeceğim sizden. Arkadaşıma, birisi Tufan Köse’ye bir gün -bizim grubun en sakin milletvekilleri- bir gün sonra Özgür Özel’e, aynı şahıs, ben ayırmaya çalışıyorum, tekme atıyor, tokat atıyor arkadaşlar. Böyle demokrasi olur mu, böyle bir şey olur mu? Ben yirmi yıl boyunca emek çekerek milletvekili oldum, çocuğumdan, işimden, gücümden fedakârlık yaptım, siyaset yaptım. Niye? Malatyalıların sorunlarını, Malatyalıların düşüncesini burada konuşmak için. Her çıktığımda birisi saldırıyor, her çıktığımda… Bütün yapılan kavgaların üçte 1’i o şahsiyete ait.

Arkadaşlar, bakın…

ÖMER SELVİ (Niğde) – Milletin sakalını mı Malatyalı sordu sana?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Yani, sen şimdi haddini aşma, konuşma, tamam mı? Haddini aşma, konuşma!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 58’e göre söz aldın, suçlamaya gerek yok.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Yahu! Bak, böyle bir şey yok ki!

Şimdi, bak, ben size tekrar söylüyorum: Bunu bana söyleyenlere -AK PARTİ’deki bütün arkadaşlarımı kastetmiyorum bakın arkadaşlar- bana bu şiddeti uygulayanlara, şimdi beni terbiyeye davet edenlere, bana laf atanlara terbiye dersi de veririm, başka dersler de veririm.

Bakın, ben size tekrar söylüyorum: Kırk dört yaşındayım, bugün kavganın içerisinde olmadım, o utancı taşıyamam, bundan sonra da hiçbir kavganın, hiçbir şiddetin yanında olmayacağımı herkes bilmeli.

Şimdi, bir şey daha ilave etmek istiyorum. Dün burada saldırı oldu bana, Sayın Grup Başkan Vekili sağ olsun kınadı ama sizler, arkadaşlar, yani böyle şey olur mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) – Ben de sizin arkadaşınızım, ben de burada, Mecliste milletvekilliği yapan birisiyim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Hiç kimse söyleyebilir mi burada, AK PARTİ Grubundan hiç biriniz, sizlere karşı bir saygısızlığımı, olumsuz bir tutumumu söyleyebilir mi? Ama, kınamaya cesaret edemediniz arkadaşlar.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen…

VELİ AĞBABA (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, 10/12/2011 tarihinde, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ve arkadaşlarının Suriye ile ilişkilerimizin yeniden canlandırılması için izlenecek politikaların belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 30/3/2012 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mustafa Gökhan Gülşen.

Buyurun Sayın Gülşen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA GÖKHAN GÜLŞEN (Kastamonu) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şu an gündemimizde hepimizin bildiği gibi ilköğretim ve eğitim kanun tasarısı vardır, sonrasında kamu sendikaları yasa tasarısı gibi, 2/B yasa tasarısı ve toplu iş ilişkileri yasası gibi tasarılar görüşülecektir. Kamuoyunun kanunlaşmasını beklediği bu tasarıların bir an önce görüşülmesi için Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisine katılmadığımızı bildiriyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gülşen.

Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Bayraktutan, buyurun.

 

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 29 Mart 2012 tarihli Birleşimde Genel Kurulda yaşanan olaylardan üzüntü duyduğuna ve kürsüye saldıran Milletvekilini kınadığına ilişkin açıklaması

 

 

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün, sabaha doğru Mecliste yaşanan olaylardan dolayı derin üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum öncelikle. Biraz önce, Değerli, Sayın Milletvekili, dünkü olayda kürsüye saldıran Sayın Milletvekili, bir televizyon kanalında konuşmasında CHP’nin faşizmine hem burada hem başka yerlerde direneceğini söyledi ve o televizyon konuşmasında bir tek şunu söylüyor: “Ben saygılı… O ‘lan’ kelimesi dışında bir kelime kullanmadım.” Bütün tutanakları istedim. “Terbiyesiz herif” kelimesini ısrarla kullanmış, tutanaklar önümde. O nedenle Sayın Milletvekilini kınıyorum ve buradan şunu söylüyorum: Burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bayraktutan.

Sayın Halaman, buyurun.

 

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da özel idare bünyesinde çalışan geçici işçilerin durumuna ilişkin açıklaması

 

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, ben teşekkür ediyorum ama ben bu soruyu Sayın Millî Eğitim Bakanımız burada diye sormak istemiştim.

BAŞKAN – Ama Sayın Halaman, soru sorma zamanı değil.

ALİ HALAMAN (Adana) – Soru değil Sayın Başkanım, şöyle: Ben bir problemi anlatmak için Bakanıma söylemek istemiştim.

Bizim Adana’da özel idare bünyesinde çalışan geçici işçiler vardı. Bunların sayısı da 391 tane. Bu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda müstahdem olarak çalışıyorlardı, geçici işçi. Bunların geçen ay başında bütün çıkışlarını vermişler, gerek yok diye. Sayın Bakanım bununla bir ilgilensin. Ben…

(Mikrofon Başkan tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Halaman, teşekkür ediyorum. Bunların İç Tüzük’e göre her birisinin usulü var.

Son söz, Sayın Bulut, buyurun.

 

4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Hatay’ın Yayladağ ilçesinin Apaydın köyünde Suriye’den gelen muhalifler için kurulan bir kampa ilişkin açıklaması

 

 

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hatay’ın Yayladağ ilçesinin Apaydın köyünde Suriye’den gelen muhalifler için kurulan bir kamp var. Bu kampta Suriye’den kaçan muhalif askerleri -sayılarının 250 olduğu ifade ediliyor- CIA, MOSSAD ajanlarının orada eğittikleri, kendilerinin günübirlik Suriye’ye girip orada ordu subaylarını öldürdüklerini, Avrupalı, yabancı gazetelere verdikleri beyanatta ifade ediyorlar. Bir milletvekilimiz kampa girmek istiyor, kampa giremiyor. Kampın kontrolünün bizim elimizde olmadığı ve yetkililerin ifadesine göre Sayın Başbakanın bu konuda izninin olduğu ifade edilmektedir. Komşumuz olan Suriye’yle ilişkilerin bu noktaya gelmesinin, böyle bir oluşumun uluslararası hukuki altyapısının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı: 180)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/387) (S. Sayısı: 194)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Geçen birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin ikinci bölümünde yer alan 23’üncü madde üzerinde üç önerge okunmuş ve işleme alınmıştı.

Şimdi, aynı mahiyette olup birlikte işleme alınan ve Komisyon ve Hükûmetin katılmadığı en aykırı iki önergeyi hatırlatmak için tekrar okutacağım, istemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 23. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Recep Gürkan                            Mehmet S. Kesimoğlu                               Faik Tunay

                      Edirne                                            Kırklareli                                            İstanbul

 

                 Emre Köprülü                                    Mevlüt Dudu                                     Veli Ağbaba

                     Tekirdağ                                             Hatay                                              Malatya

 

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 23’üncü Maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Pervin Buldan                                 Mülkiye Birtane                                  Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                  Kars                                                Şırnak

 

               Nursel Aydoğan                                     Adil Kurt                                        Levent Tüzel

                   Diyarbakır                                           Hakkâri                                             İstanbul

 

                 Sırrı S. Önder                                   İdris Baluken                           Hüsamettin Zenderlioğlu

                     İstanbul                                             Bingöl                                                Bitlis

 

                  Emine Ayna                                     Aysel Tuğluk                                      Halil Aksoy

                   Diyarbakır                                              Van                                                   Ağrı

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Dün akşam bir fiilî saldırıya uğrayarak konuşmam yarım kalmıştı. Konuşmama devam ediyorum.

Değerli arkadaşlar, ben Alevi bir Müslüman ailenin çocuğuyum. Çocuğumu da Alevi bir çocuk olarak, insan olarak yetiştirmek istiyorum. Aslında, bu 4+4+4 politikasının en büyük özelliği, bir asimilasyon politikası olmasıdır. Amaç, Sünni İslam dışındaki bütün inançları asimile etmektir. Bunun başında da Alevilik gelmektedir. Şimdi size bir örnek vereceğim, bugün yaşanan bir örnek: Erzincan Üzümlü Avcılar köyünde, jandarmaya 200 metre mesafede olan bu köyde “Kâfir Aleviler, hepiniz yanacaksınız.” diye kapılarının önüne yazılar yazılıyor.

Değerli arkadaşlar, bu yasa, birinci 4’te itaatkârlık, ikinci 4’te dindarlık, son 4’lükte de kindarlık üretmektedir. Bu nedenle bu yasa, toplumda yaşayan herkesi düşünen bir yasa değildir.

Değerli arkadaşlar, “dindar bir toplum” söylemiyle din tüccarlığı yapılırken aslında dindarlık sözde kalıyor, itaatkârlık pekiştirilmek isteniyor. Adalet istemeyen, özgürlük istemeyen, aş, iş istemeyen piyasa gençliği, abdestli kapitalizm yetiştiriliyor. Birbirine karşı kindar, hakkını hukukunu bilmeyen, toplumun son rötuşu, son dörtlükte yapılıyor değerli arkadaşlar. Şimdi, bakın, bu kindarlık öyle bir şey ki hem Mecliste oluyor hem bir gün Maraş’ta oluyor, bir gün Adıyaman’ın bir mahallesinde oluyor, bugün de Erzincan’ın bir köyünde oluyor arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, alçaklık bir seviye göstergesidir. Bazılarına “alçak” demek yüksek gelir çünkü onun daha altında bir mevki vardır, o da çukurdur. Yalakalıkta sınır tanımayanlar saldırganlıkta da sınır tanımıyor. Fikri olmayanlar şiddete başvuruyorlar. Bilmeliler ki bunu, bütün Millet Meclisi bilmeli ki bir zamanlar Musa da vardı Firavun da, Spartaküs de vardı Sezar da, Hazreti Ali de vardı Muaviye de, Hazreti Hüseyin de vardı Yezid de, Pir Sultan da vardı Hızır Paşa da vardı, Che Guevara da vardı Bolivya’da onu katleden CIA ajanları da vardı. Bugün füze kalkanı da var, ona karşı çıkanlar da var, onu destekleyenler de var. Ben Musa’nın yanındayım, ben Hazreti Hüseyin’in yanındayım, ben Hazreti Ali’nin yanındayım, ben Pir Sultan’ın yanındayım, ben Che’nin yanındayım, ben Deniz Gezmiş’in yanındayım. Birilerinin yerini de milletin takdirlerine bırakıyorum.

Değerli arkadaşlar, burası milletin kürsüsüdür. Ben de milletin vekiliyim, milletin sesiyim. Burada aslında saldırıya uğrayan milletin vekili değildir, millettir, milletin sesine saldırıda bulunulmuştur. Birileri saldırıda bulunduktan sonra bir yerlere kaçarak kurtulmaya çalışıyor ama bunun hesabını halk verecektir, millet verecektir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, ben sözlerime bir şey söyleyerek son veriyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin Meclisidir, bu kürsüyü, bu Meclisi, milletvekillerini kimsenin aşağılamaya, kimsenin toplum nezdinde itibarını düşürmeye hakkı yoktur.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dil ve kültür birbirinden ayrılamaz, birisi olmadı mı diğeri olmuyor ve bu, özellikle eğitim evresi olarak nitelendirildiği zaman altı önemli aşamadan bahsedilir. Bu, çocukluk evresi, aile; beş-on iki yaş arası, okul artı çevre; on dört-on beş yaş arası, sosyal çevre ve ondan sonraki bölüm de üniversite ve iş çevresi. Bu aşamalarda iki dil edinilmesi, yani bir bireyin iki dil bilmesi, kullanması durumu ve yine sömürge okullarında, biliyorsunuz geçmişte sıkça uygulanan bir dili yok etme çabası, asimilasyon, tek dil olayını dayatma…

Tabii, çok kültürlü bir ülke miyiz, çok dilli bir ülke miyiz, farklı zenginliklerimiz var mı? Bu soruların cevabı “evet” olduğu zaman ona uygun çözümlerin de getirilmesi gerekiyor. Devletin üniter yapısı bu çözümlere engel değildir. Üniter yapıda birlik içinde, bütünlük içinde bu sorunların demokrasi içinde aşılabildiği çokça biliniyor.

Şimdi, bir insan ana dilini nasıl öğrenecek? Önce doğal ortamda öğrenebilir. Öğretimde çocuğun kendi dilini kullanmasıyla öğrenebilir. Bütün derslerden yararlanarak öğrenebilir. Değişik dil çalışmaları arasında sıkı bir ilişki olabilir. Çeşitli ders ve araç gerekçelerinden yararlanabilir. Dil öğretimi, kültür öğretimi… Tabii ki kimisi “Dil öğretimi bilgi değil, aynı zamanda beceri öğretimidir.” der, yani onu da söylerler. Ama ana dil öğretimi aynı zamanda düşünmenin öğretimidir ve ana dil öğretiminin temel olarak dört-on beş yaş arası kesintisiz olmasını özellikle dil bilimciler söyler. Hafızanın eğitilmesi, konuşma becerisinin olması, aktif kelime servetinin geliştirilmesi; bütün bunlar son derece önemlidir.

Fakat bir gariplik var bizim eğitim sistemimizde. Merak ediyorum yani Sayın Meclisin değerli üyelerine sormak istiyorum: Bir anket yapsak aranızda -Türkiye’de yüz altmış beş tane üniversite var- “Selahaddin Eyyubi Üniversitesi” bir üniversitenin adı olursa ne olur arkadaşlar? Veya “Ahmedi Hani” Ağrı’da yakışmaz mı? Veya batıda, âlimler, dil bilimciler, tıpkı “Mevlânâ Üniversitesi” gibi, yani bunlar olmaz mı? Yani biz burada demokrasiyi yok ediyoruz, demokrasiyi katlediyoruz.

Demokrasi, bir katılımcılık olayı, bir çoğulculuk olayı, bir ortaklaşma. Beş ilde üniversite ismini değiştiriyoruz, o ildeki insanlara sormuyoruz, o ildeki üniversiteye sormuyoruz, öğretim üyelerine sormuyoruz, öğrencilere sormuyoruz, vatandaşa sormuyoruz, fikrini almıyoruz, geliyoruz Meclise, emrivaki yapıyoruz: “Al, senin adın bu olsun.” Bu yanlış bir yaklaşım tarzıdır, demokratik değil arkadaşlar.

Yani demokratik olmadığını şuradan biliyoruz: Birçok ilde “Üniversitelerin sonradan adları değiştirilsin.” diye imza kampanyaları var. Kendi illerinizde dikkat edin bu tür kampanyalar var. Mesela Şırnak’ta ben rastladım; üniversite, yükseköğrenim gençliği, halk isim değişikliği öneriyorlar.

Şimdi, biz, demokrasiyi Meclisten katletmeye başlarsak, merkezî emrivakiler yaparsak sıkıntı doğuyor çünkü üniversiteler artık bir ekol olarak, o isimlerle marka olarak anılırlar. Bu marka siyaset markası değil arkadaşlar, üniversitelerin markası siyaset olmaz; üniversitelerin markası bilim olur, bilim özgürlüğü olur, eser olur, ürün olur, çalışma olur, bunlar verilir ve bunlar tarihte yerini alır, o tarihte yerini alanlara da o isimleri yaşatılsın diye verilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Saygılar. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun teklifinin 23 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                        Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları

“Madde 23- 21/12/2011 tarihli ve 6260 sayılı 2012 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu, 2/9/1983 tarihli ve 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede; Erciyes, Zonguldak Karaelmas, Bilecik, Konya ve Kayseri Abdullah Gül Üniversitelerine yapılmış olan atıflar Alparslan Türkeş, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Kayseri Üniversitelerine yapılmış olarak sayılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette herhangi bir büyüğün, geçmişte memleketimize, milletimize, dilimize, devletimize, istiklalimize ve istikbalimize katkı ve ilave yapmış, kültürümüzü ve değerlerimizi asırlardan asırlara aktaran mekanizmaların içerisinde yer almış insanların isimlerini üniversitelere vermek veya bu tür kurum ve kuruluşlara vermek onlara gösterilecek vefanın bir yansımasıdır. Ancak burada böyle çok dar bir bakış açısıyla, fanatizmle ya da dogmatik bir yaklaşım tarzıyla, kendi önünü açanlara veya kendilerine şu veya bu biçimde ilave yapmış olarak görenlere “evet” deyip kendilerinin dışındakilere “hayır” demek ve onları, âdeta görmezlikten gelmek “Müktesebatın tamamını kullanmamak.” anlamına geliyor.

Zaten burada bizim gördüğümüz bir şey var, onu yüksek sesle ifade etmek istiyorum. Herkes dünyaya kendi dar alanından bakıyor yani gözlerini açıp diğer insanları da içine alacak şekilde demokrasiyi, insan haklarını, adaleti, hukuku değerlendireceği yerde, kendisini merkeze koyarak, kendi değerlerini önceleyerek ve kendi egosuna ya da kendi çıkarlarına uygun bir biçimde bir yaklaşım içerisine giriyor. Yani biz, bu yasa tekliflerinin içerisinde, üniversiteye isim verilen tekliflerin içerisinde “Şeyh Edebali” ismini getirdik. “Şeyh Edebali” ismine kim, nasıl karşı çıkar, ben bunu anlayamadım bu Mecliste. Yani sizi siz yapan, bizi biz yapan, toprağı toprak yapan, varlığı varlık yapan bir insanın ismini siz Bilecik Üniversitesinden esirgiyorsunuz. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz, ben merak ediyorum.

Hadi verdiniz; birtakım insanları ambalajlar içerisindeki söylemlerle avuttunuz ya da kandırdınız, vicdanınıza karşı nasıl vereceksiniz? Hem de üstüne üstlük “Ey oğul” diye başlayan sözlerini de sürekli dillerinizde tekrar ederek bunu yapacaksınız. Yani herkesin bir aynaya bakmasını kendisine öneririm.

“Bu memlekette teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda.

Bugün hanümansız bir serseriyim kendi öz diyarımda.” diyen Akif, işte bunu diyor, bu memleketin filozofu, düşünürü. Bu memlekete bağlı olan insanlara, bu memleketi memleket yapan insanlara biz hep hanümansız bir serseri duygusunu yaşatmışız.

“Kayna kayna Sakarya!

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.” diyor.

Şeyh Edebali eğer bugün yaşamış olsaydı eminim ki şunu diyecekti bizlere:

“Siz Garb’ın vefasız, kansız evladı.

Seraba, Garb’a çiğnettiniz de çıktınız hâki ecdadı.”

Ve bunu altını çizerek söylüyorum, büyük bir yanlış yaptınız, bunun siyasi maliyeti de size olacak.

İkincisi: Alparslan Türkeş isminin bir üniversiteye verilmesi… İddia, ideal ve mefkûre ve bir milletin, bir toplumun, özellikle millî mukavemetini güçlendiren, millî hafızasına katkı yapan ve o toplumun kendi kendisine gelmesini sağlayan bir yaklaşım içerisinde olan ve bunun için de yaşadığı döneme damgasını vurmuş, bütün çileleri içselleştirmiş ve bu çilelerin üzerinden milletinin dinini, diyanetini yüceltmek için elinden gelen her şeyi yapmış olan bir insanın ismini vermemek ise, o da başka bir handikap, onu da kamuoyu değerlendirecektir.

Başka bir şey daha ifade edeyim: Bugün her tarafa Sayın Başbakanın ve Sayın Cumhurbaşkanının isimlerini veriyoruz. Sayın Başbakan ve Sayın Cumhurbaşkanı çok saygın insanlardır, memlekete hizmet yapmışlardır. Yaptıkları hizmet için kendilerine minnettarız. Onlarda hiç kuşku yok. Ancak üzerinde durulması gereken şey, belli bir siyasi blokun bunlar temsilcileridir. Ve hâlen Sayın Başbakan bugün bir siyasi partinin Genel Başkanıdır. Biz bu siyasi partinin Genel Başkanının ismini bir üniversiteye veriyoruz ve o üniversitede başka siyasi partilerin çocukları da eğitim göreceklerdir; o, işin de bir başka kısmı.

Bir de ne yapıyoruz: Şimdi, komisyonda Sayın Cumhurbaşkanının içinden çıktığı grubun üyelerinin oyuyla kabul edildi, geçti Abdullah Gül Üniversitesinin kurulması. Burada da geçecek, geçti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri, teşekkür ediyorum.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Burada da yine Sayın Cumhurbaşkanının içerisinden çıkmış olduğu siyasi partinin oylamasıyla, el kaldırmasıyla geçecek ve Sayın Cumhurbaşkanının önüne bu tasarı gidecek.

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri…

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Abdullah Gül Üniversitesinin açılmasını istiyor musunuz? (AK PARTİ sıralarından “Evet” sesleri)

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri, lütfen.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Altına “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Üniversitesinin açılmasını istiyoruz.” diyecek. Ve bu da ne kadar doğru olur bilmiyoruz.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınızı sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

24’üncü madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Arkadaşlar, bu maddede yetim hakkı yeniyor yalnız.

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalkarak pankart açtı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 15.37

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

24’üncü madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 24’üncü maddesi ile 4734 sayılı Kanuna eklenen geçici 13 üncü maddede yer alan “hazırlanacak yönetmelikle” ibaresinden sonra gelmek üzere “, rekabete açık olacak şekilde” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                           Ayşe Nur Bahçekapılı                             Mustafa Elitaş

                     Giresun                                            İstanbul                                             Kayseri

              Osman Aşkın Bak                                Emrullah İşler

                     İstanbul                                             Ankara

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım üç önerge aynı mahiyettedir. Üçünü okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 24’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Oktay Vural                                    Mehmet Şandır                                 Özcan Yeniçeri

                        İzmir                                                Mersin                                              Ankara

                  Zühal Topcu                                    Lütfü Türkkan                                       Alim Işık

                      Ankara                                             Kocaeli                                             Kütahya

             Ahmet Duran Bulut                                Erkan Akçay

                     Balıkesir                                            Manisa

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Erdal Aksünger                        Hasan Ören          Dr. Aytun Çıray

        İzmir                                   Manisa                     İzmir

Ferit Mevlüt Aslanoğlu             Kamer Genç

     İstanbul                                Tunceli

MUHARREM İNCE (Yalova) – Önergeyi niye eksik okuyorsunuz?

BAŞKAN – Üçü aynı mahiyette.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hayır efendim, önergemizi olduğu gibi okumanız lazım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Baştan okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın İnce, aynı mahiyette üç önerge. Uygulamamız, bir önergeyi okutup diğerlerinin önerge sahiplerini okutuyoruz.

25’inci maddedeki üç önerge de aynı mahiyette. O zaman da sizinkini okutacağız, diğerlerinin önerge sahiplerinin isimlerini okutacağız.

MUHARREM İNCE (Yalova) – 25’i görüşmüyoruz zaten, 24’ü görüşüyoruz.

BAŞKAN – Evet. 24 öyle, 25 de öyle. 24’te de üç önerge aynı mahiyette, 25’te de üç önerge aynı mahiyette. Şimdi birini okuttum, diğerlerinin de önerge sahiplerini okutuyorum, 25’te de sizinkini okutup diğerlerinin önerge sahiplerini okutacağım.

Diğer önerge imza sahipleri:

Pervin Buldan                      Mülkiye Birtane       Nursel Aydoğan

        Iğdır                                     Kars                   Diyarbakır

  İdris Baluken                        Sırrı S. Önder          Hasip Kaplan

       Bingöl                                İstanbul                   Şırnak

Ertuğrul Kürkcü                          Adil Kurt              Levent Tüzel

      Mersin                                 Hakkâri                   İstanbul

   Emine Ayna                         Aysel Tuğluk             Halil Aksoy

    Diyarbakır                                 Van                        Ağrı

Hüsamettin Zenderlioğlu

       Bitlis

BAŞKAN – Sayın Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili… (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24’üncü madde üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinde baş örtüsüne, ilmihal dersine, Şeyh Edebali ve Alparslan Türkeş Üniversitesine kalkmayan eller bu tablet ihalesine kalkacak, biliyorum. Bundan hiçbir şüphemiz yok ve iddia ediyorum ki: Adalet ve Kalkınma Partisi bu kanun teklifinin bütün maddelerinden vazgeçer ama 24 ve 25’inci maddelerden asla vazgeçmez. (MHP sıralarından alkışlar) Çünkü görünmez holding böyle istiyor, çünkü bu iki maddede para var, rant var, bu iki maddede paragöz bir iktidar hırsı var.

Önce, adına “FATİH” dedikleri bir proje ortaya attılar. “Fatih” kavramını istismar etmek için de uyduruk bir açılım icat etmişler: “Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi” Fatihlerin hatıraları inciniyor. FATİH Projesi’yle önce milyarlarca liralık suni ihtiyaç ortaya çıkarıyorlar, sonra bu ihtiyaçları kendi kontrollerinde sağlamak için Kamu İhale Kanunu’ndan yangından mal kaçırır gibi kaçırıyorlar.

24’üncü madde teknoloji donanımı, tablet bilgisayar alımları gibi alımların 2015 yılı sonuna kadar Kamu İhale Kanunu’na tabi olmayacağını ifade ediyor ve Kamu İhale Kanunu’ndan istisna tutuyor. Neymiş? Güya, yönetmelikle bu işleri yapacaklarmış.

FATİH Projesi bilgisayar merkezli bir projedir. Öğrencinin kalem kâğıttan uzaklaşmasına, teknolojiye bağımlı olmasına sebep olacak; dahası, öğrencinin genç yaşta, çocuk yaşta, daha dimağının gelişmediği bir evrede soyut düşünme yeteneğine zarar verecektir. Eğitim, teknoloji destekli olmalıdır değerli arkadaşlar, ancak teknoloji merkezli olmamalıdır.

Ben buradan Hükûmeti, vatandaşlarımızı ve öğrenci velilerini uyarmak istiyorum: Bu kanunun dört büyük sorunu vardır. Birinci sorunu: Bu eğitim yapısıyla ilgili olarak, bu getirdikleri sistemle ve düzenlemelerle ilgili olarak Hükûmetin hiçbir hazırlığı, planlaması, hesabı kitabı yoktur. Sadece ne vardır? Sayın Başbakanın 28 Şubatta söylediklerini yerine getirme gayreti ve telaşı vardır. Yasanın bütününü dikkate aldığımızda tahminen 80-90 milyar civarında bir bilançodan, bir maliyetten, bir piyasadan söz ediyoruz. Bu yasanın gerektirdiği kaynak var mı? Yok. Finansman? Yok. Çok pahalı bir maliyet var. Bu yasanın altı boş, içi sorunludur.

Teklifin yasalaşması hâlinde okula başlayacak beş, altı yaşında yaklaşık 1 milyon 300 bin çocuğumuzun ek derslik ihtiyacının maliyeti 5-6 milyar lira civarındadır. Öğretmen ve yatırım ihtiyacının karşılanması için de tahminen en az 20 milyarlık bir bütçe gerekmektedir. Millî Eğitim Bakanlığının 2012 bütçesi 38 milyar liradır, yani bütçenin en az yüzde 55’ini bu yasaya ayırmak gerekiyor. On iki yıllık zorunlu eğitim için, sistemde kalitenin artırılması için 24 kişilik sınıfların maliyetinin de 36 milyarı bulacağı ayrıca tahmin edilmektedir. Bunun dışında, taşımalı eğitim nedeniyle taşıma ücretlerinin getirdiği masraflar artacak ve yeni yurt ihtiyaçları da ortaya çıkacaktır ki tahmin edemiyoruz.

Bu teklifte insan yok, eğitilen yok, eğiten yok, idare yok. Teklif zaten Anayasa ve İç Tüzük’e aykırı. Bu teklif FATİH Projesi hariç Hükûmet Programı’nda da yok. Bu teklif Millî Eğitim Stratejik Planı’nda yok, performans programlarında yok, finansal planlama yok, düzenleme etki analizi yok.

Bir diğer önemli husus da değerli arkadaşlar, velilere getireceği masraftır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Bu konuyu da inşallah 25’inci maddedeki konuşmamda ayrıntılı olarak dile getireceğim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

Önergeler üzerinde söz isteyen Erdal Aksünger, İzmir Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 24’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, Sayın Bakanın dün ve evvelsi günkü konuşmalarını dışarıdan dinledim daha önce, tabletle ilgili konuya değineceğim. Bu konuda Türkiye’de üretim diye bir konuyu gündeme getiren herkes bu ülkeye yalan söylüyordur. Nasıl bir yalan söylüyordur? Bu ülkenin altyapısının olmadığını biz burada çıkıp defalarca anlattık. Altyapısı yok, tablet neden getirilmek isteniyor? Kendileri çocuklarla ilgili konuda şunu anlatıyorlar: “Efendim, İnternet’i kablolu bağlayacağız, çocuklar zarar görmesin.” Tableti de kablolu mu yapacaksınız? Bu da kablosuz. Bu nasıl bir çelişki o zaman?

Peki, bu tableti alacaksınız, nereden getireceksiniz parçalarını? Türkiye’de yüzde 55’ini yerli yapacakmış. Nereden yapacaksınız yüzde 55’ini yerli? LCD mi imal edeceksiniz? İşlemci mi, android işlemci mi getireceksiniz? Ya, bilmeyenlere anlatabilirsiniz bu işi.

Peki, bu tableti bir kere alıp on beş yıl mı kullanacaksınız? Hayır -her alımın değeri 3 milyar dolar, çıksınlar farklı bir şey söylesinler- en az, minimumda 4 ya da 5 kere alacaksınız bunu. Yerli de üretemezsiniz on yıl içerisinde, böyle bir altyapınız da yok, buna hazırlığı da yapmadınız çünkü TÜBİTAK’ı burada kadük bıraktınız. 15 milyar dolar civarında bir parayı buraya yatıracağınız söyleniyor. Yatıracaksınız da… Ben Kamu İhale Kurumuna da takmıyorum, götürün istediğiniz kadar, o önemli değil! Memleket şunu bilmiyor, hangi seviyede konuştuğunuzu bilmiyor.

Bu arada Türk Telekom’la ilgili konuyu da nereye getirdiniz, onu da söyleyeyim: Bu Türk Telekom’u yirmi beş yıllığına verdiniz; 6,5 milyar dolara verdiniz; 1,3 milyar doları peşin, geri kalanı beş taksitle. Adam beş altı yılda sadece 10 milyar dolar götürdü. Şimdi, 11 milyar dolar da yatırım yapacaktı, ona sesiniz çıkmıyor, beş kuruş yatırım yapmıyor. “Tablet” denilen bu FATİH Projesi’nin arkasında da Türk Telekom’a peşkeş çekeceğiniz 20 milyar dolar var. Nasıl var? Velilerin cebinden alacaklar onu.

Dershaneleri nasıl kaldıracaklar? Eğer bu Türk Telekom’dan bu “Vitamin”i alırsanız ve velileri de buna zorunlu bırakırsanız bu yetimlerin gerçekten öbür tarafta iki eli sizin yakanızda olur.

Her veliye 20 lira civarında aylık olarak bir külfet getireceksiniz on beş yıl boyunca, rekabete açık tutmadığınız Türk Telekom üzerinden de hepsinin cebinden bu parayı alacaksınız.

Bu arada başka bir şey daha söylemek istiyorum: Türk Telekom ile birlikte altyapıyı yapacak olan bir firmanın yüzde 70 ortağı kimdir kardeşim? Hangi bakanın kayınbiraderidir? Verecek misiniz, vermeyecek misiniz? Buradan söylüyorum: Verirseniz… Bugünden söylüyorum: Bakın, bunu Kamu İhale Kurumunun içine almışsınız, dışına çıkarmışsınız, bunun da önemi yok. Zaten olanların da nasıl yapıldığı belli.

Bu arada, içerikle ilgili hangi holdingden hangi içeriği Millî Eğitim Bakanlığı bedava alacak? Onu da çıkıp açıklasınlar. Niye bedava veriyor bunu? Neden bedava veriyor bu içeriği? Devamında hangi programlara abone ettireceksiniz İnternet üzerinden?

Arkadaşlar, bakın, bu konu ülkeyle ilgili bir konu. Bu konu birinin bir malı götürme, götürmeme meselesi de değil aslında. Yapmadığınız konular üzerinden -burada çıkıp anlattık- Türkiye’nin geleceğini tahsis etmeye çalışıyorsunuz. Böyle bir şey olur mu?

Bir tableti üç yıldan fazla kullanabilecek misiniz? Kim kullanıyor eline aldığı bilgisayarı?

Hangi ürünü, nerede üreteceklermiş? “Efendim -açıklamalarda görüyorum- Arçelik, Vestel şunu yapıyor…” Nerede yapıyor böyle bir şeyi? Biz yirmi yıldır Türkiye’de bir sürü şeyin distribütörlüğünü yapıyoruz, ben böyle bir şey görmedim.

Çin’in 2 trilyon dolar ihracatı var, bunun yüzde 40’ı elektronik ürünler üzerinden. 600 milyar dolarlık ihracat yapıyor ve bu adam dünyada başka bir kişiye fasonculuğun dışında bir iş yapmıyor. Teknoloji, “knowhow” belki başkalarında olabilir ama bunu düşünmeden diyorsunuz ki: “Burada teknoloji üreteceğiz.” Yazılımınız yok, altyapınız yok, FATİH Projesi çıkarttınız. Tabii ki insanlar arkasında bir şeyler arıyor, ben de bir şey arıyorum arkasında.

Akıllı tahta meselesini getirdiniz. Yahu, neresini keşfetmişsiniz bu akıllı tahtanın? Hiç görmediniz mi bu akıllı tahta nedir diye? Bir tarafında kara tahta var, bir tarafında dokunmatik bir ekran var. Başka? Oraya dokunacak, içeriklerde yapacak. Bir de araya bir süpürge yapmışlar, süpürgeyle de artık kim temizleyecekse o tozları, buna akıllı tahta diyorlar. Ya, böyle bir şey olur mu arkadaşlar?

800 milyon TL’ye ilk pilot uygulamada ihaleye çıktılar -Bakan, doğru söylüyor- Vestel aldı ihaleyi 300 küsur milyon TL’ye. Aslında bu, Kamu İhale Kurumu dâhilinde olsaydı iptal olurdu. Kim yaptı bunu 800 milyon TL’ye? Muhammen bedeli kim çıkarttı da birisi 339 milyon TL’ye aldı bunu? Sonradan, yapıştırma bir tane de oradan birisi getirdi bir teklif verdi, yine ülkenin büyük firmalarından biri de bir tane teklif verdi. Bu pilot uygulama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Arkadaşlar, gelin, bu yanlıştan dönün. Bu doğru bir proje değil, FATİH Projesi doğru bir proje değil ama bunu bakın, sorarlar daha sonra. Bu bir Yüce Divanlık konudur ben size söyleyeyim ve bu memleketi yeme konusudur.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aksünger.

Önerge üzerinde diğer söz sahibi Özdal Üçer, Van Milletvekili.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik önergemiz hakkında söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu selamlarım.

On yıllık AK PARTİ İktidarının Mecliste en canhıraş çalıştığı alanlar aslında Kamu İhale Kanunu’yla ilgili konular olmuştur. Bu on yıllık süreçte Hükûmet sözcülerinin kamuyu bilgilendirmesi gerekiyor. Kaç defa oldu? Kaç defa kamu ihale kanunlarıyla ilgili değişiklik, düzenleme yapıldı? Yapılan düzenlemelere de bakıldığında hangi alanla ilgili olursa olsun, hangi sektörle ilgili olursa olsun aslında kamuya ait maddi değerleri kendi siyasi yandaşlarına bir şekilde peşkeş çekebilmenin hesaplarıyla ince bir şekilde ayarlanmış bir kanun metni üzerine geliyor.

4+4+4 eğitim sistemi üzerine söylediğimizde, eğer bu mantalite, bu anlayış, bu tekçi zihniyet üzerine kurulu ise bu ülkede eğitim sorunları cumhuriyetin başından bugüne nasıl devam ettiyse bugünden sonra da öyle devam edecektir. Asimilasyoncu zihniyetten vazgeçilmediği müddetçe, demokratik eğitim ortamının koşulları sağlanmadığı müddetçe, ana dilde eğitimin ortamı olmadan, öğrenci merkezli bir eğitim sistemi olmadan, eğitim emekçilerinin çalışma koşulları düzeltilmeden, okulların altyapı sorunları giderilmeden ne yapılırsa yapılsın, 3 kere 4 değil, 40 kere 4 de olsa bu projeden hiçbir şey çıkmayacaktır.

Okullarda tebeşir alınamadığı şu gün… Bugün Genel Başkan yardımcılığınızı yapan dönemin Van Milletvekili, kardeşini müdür yapmıştı Volkswagen bayisine. Öğretmenler aralarında para toplayıp, öğrencilerden para toplayıp okullara tebeşir alıyorlardı. Onlar da kendi otomobil bayilerinden Millî Eğitim müdürlerine zorunlu bir şekilde makam arabaları aldırıyorlardı. FATİH Projesi de öyle bir şey. Hani ölümsüz şair Ahmet Arif diyor ya “Uzay çağında bir ayağımız; ham çarık, kıl çorap olsa da biri.”

Şimdi, teknolojinin topluma lanse ediliş biçimi bir kere çok yanlış. Sanki tablet dağıtıldığında bütün okullarda teknoloji uygulanacakmış gibi; sanki birleştirilmiş sınıflarda eğitim yapılmıyormuş gibi; sanki Türkiye’de okullarda, öğretmenler okula dayanışma olsun diye, öğrenciler sağlıksız kalmasınlar diye kendileri para verip temizlikçi tutmuyorlarmış gibi;  sanki okul aile birliklerinden zorunlu bir şekilde aidat şeklinde toplanan paralarla okulların kalorifercileri tutulup okullarda kalorifer yakılmıyormuş gibi milyarlarca dolarlık bir yatırımı FATİH Projesi’yle, hiç de altyapısı olmayan teknolojik bir alana yatırıyorlar. Yatırılan bu paralar elbette kimsenin babasının malı değildi ama bundan sonra birilerinin babasına hizmet edecek bir konuma geliyor. Aslında biz ne dersek diyelim, siz sayısal çoğunluğunuzu kullanıp, bunları projelendirip bir şekilde kullanacaksınız. Türkiye’de en hızlı artan şeylerden biri dolar milyarderleri ve dolar milyarderlerinin de bir gün öncesine baktığınız zaman herhangi bir şeyi olmayan, sadece birilerine siyasi yandaş olmakla sermaye edinen kişiler olduğunu görebiliriz. O yüzden, Türkiye’de eğitim konusu tartışılacaksa önce anayasal düzenlemeler yapılmalı, eğitimin demokratik ve fırsat eşitlikçi olabilecek şekilde bir ekonomik altyapısı oluşturulmalı, bütün okullar bütün öğrencilere hizmet verebilecek ve eğitim emekçilerinin çarşıda, pazarda coplanmadığı, geçim sıkıntısı yaşamadığı ve yüz binlerce eğitim emekçisi öğretmenin atama beklemediği bir ortamı sağladıktan sonra bu tür düzenlemeleri yapmaya kalkışmanız toplumda vicdanen bir yer bulacaktır.

Ana dilde eğitimle ilgili cumhuriyet tarihinde çok köklü bir değişimin olması gerekiyor. Ana dilde eğitimi kabullenmek için, bir kere, insanların varlığını kabullenmek lazım ve bu varlığı kabullenmek için… “Ana dilde eğitim” denince sadece Kürtler geliyor sanki akla ama bugün Türkiye’de ana dilinde eğitim yapamayan en büyük etnik yapı eğer Kürtlerse, bu şekilde, Kürtler üzerine kurgulanan bir sistem değil, demokrasinin temel kuralı olarak söylenmeli. Kürtlerse söz konusu olan, Kürt şairin dediği gibi… “…”(x)

Saygılar. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 24’üncü maddesi ile 4734 sayılı Kanuna eklenen geçici 13 üncü maddede yer alan “hazırlanacak yönetmelikle” ibaresinden sonra gelmek üzere “, rekabete açık olacak şekilde” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu önergeye?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Mersin) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) -  Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Dün bu konu burada tartışıldı biliyorsunuz ve o tartışmalar sırasında Sayın Akif Hamzaçebi tarafından bir eleştiri ya da eleştirilerden bir tanesi olarak rekabetin göz önünde bulundurulduğuna ilişkin, teklifte herhangi bir düzenleme olmadığı şeklinde bir eleştiri gündeme geldi. Bunu sağlamak amacıyla yani yasada… Aslında yönetmelik çıkacak, yönetmelikte mutlaka bunlar belirtilecek ayrıntılı bir şekilde, ihale yöntemi orada dizayn edilecek. Yine, rekabete açık olduğu ve katılımcı firmalar arasından rekabetçi bir yöntemle bütün alımların yapılacağı tartışmasız bir şekilde orada belirtilecek ama yasada olsun, yasal bir güvenceye kavuşturulsun düşüncesinden ve talebi ve eleştirisinden hareketle bu önergeyi verdik ve bir ibare ekliyoruz buraya, kanun teklifine: “Rekabete açık olacak şekilde, rekabeti sağlayacak şekilde…” Dolayısıyla, dün Sayın Hamzaçebi’nin o söylediği eleştiri ve talebi de yerine getirmiş olacağız.

Değerli arkadaşlar, bakın, dün de söyledim, kaçırılmaması gerekiyor, şu iki maddeyi, 24’üncü ve 25’inci maddeyi bu tekliften çıkaralım, FATİH Projesi de genel hükümlere göre, genel kurallara göre, şu anda meri olan mevzuata göre eğer yürütülürse, bütün ihaleleri yabancı firmalar alacak, büyük çoğunluğunu muhtemelen Çinliler alacak, Çinliler ve diğerleri ama içlerinde yerli üretim, Türk firması kesinlikle olmayacak, kesinlikle olmayacak. Yani bunu eleştiren arkadaşlarımın acaba, bunu istediklerini mi yani bunu mu istiyor arkadaşlarımız, böyle olsun mu, böyle devam etsin mi istiyorlar? (MHP sıralarından gürültüler)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ne alakası var?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Evet, aynen öyle, aynen öyle.

Bakın, arkadaşlar…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İneği ithal ediyorsunuz, Angus getiriyorsunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sizin ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, ihale mevzuatına göre… (MHP sıralarından gürültüler)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Üç hafta uğraştırdın burada…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …ihale mevzuatına göre, şu anda ihale yapılsın.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Mayın ihalesini İsrailliye vermek için üç hafta uğraştırdın.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İzin verin.

İhale yapılsın. İhale neye göre yapılıyor? (MHP sıralarından gürültüler)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Lütfen yapmayın.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İhale herkese açık, uluslararası bütün firmaların katılacağı şekilde açık yapılmıyor mu? Yapılıyor.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hani “sermayenin dini imanı yok” diyen siz değil misiniz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Biliyorsunuz bunu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Madem yerli istiyorsun, bir ay niye kilitledin Meclisi İsrailliye vereceğim diye.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Peki, kim alacak bu şartlar altında? Türkiye’de bu ürünler üretiliyor mu arkadaşlar? Üretimi var mı? Bir tane söyler misiniz bana. Yapmayın Allah aşkına ya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bir akıllı sizsiniz, hiç kimse hiçbir şey bilmiyor! Buradaki insanların hepsi aptal.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sana yakışmıyor!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Hatibi dinleyin.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Farkında olarak ya da olmayarak.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sana yakışmıyor!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Farkında olarak ya da olmayarak, Çinli firmaların menfaatini savunuyorsunuz, kusura bakmayın. (MHP sıralarından gürültüler) Kusura bakmayın, olan bu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle olmaz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın arkadaşlar, biz ne yapmaya çalışıyoruz? Biz, bu yolla teknoloji transfer etmeye çalışıyoruz.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Hindistan’dan çelik yelek almıyor musunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bugün, savunma sanayisinde benzer bir durum söz konusu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bu ne bu? Rekabete açık şekilde…” ne?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Savunma sanayisinde yine istisna söz konusu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hayır, rekabete açık şekilde Çinli de girsin.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Savunma sanayisi ürünlerinin ihalesi Kamu İhale Kanunu’na göre yapılmıyor…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kamuoyunu yanlış bilgilendiriyorsun, yanlış!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …orada istisna var ve bunun sonucunda bakın…

ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan…

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Önergede “Rekabete açık” diyor, Çinli de girer, Japon da girer açarsa. Tersini söylüyor, bunu söylemiyor.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …bugün HAVELSAN varsa, ASELSAN varsa ve Türk savunma ürünleri, Türkiye’de üretilen savunma ürünleri, ciddi teknoloji içeren ürünler ihraç edilebiliyorsa…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ama kulağı duyacak söylediğini, kulağı duyacak. Biz aptal mıyız? Aptal mıyız biz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …1,5 milyar dolar bugün ihracat yapılabiliyorsa, onun nedeni de, işte o zaman, bu şekilde bu teknolojiyi Türkiye’ye transferin gerçekleştirilmesini sağlayacak olan politikalardır.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kulağı duyacak! Ne biçim konuşuyor böyle!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – “Rekabete açık” diyor kendi.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Aynı mantığı takip ediyoruz burada, aynı sistemi sorguluyoruz. Bakın, siz şu andaki ihale yöntemiyle Türkiye’ye teknoloji transferi şartı koyabilir misiniz şartnameye?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kapat, kapat! Kamu İhale Kurumunu kapatıver bari. Kapat hepsini. Kalmadı zaten bir şey.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Koyamazsınız. Lütfen boşuna konuşarak bunu değiştiremezsiniz. Yerli üretim şartı koyabilir misiniz? Soruyorum: Şu andaki kamu ihale mevzuatına göre yaptığınız zaman bu ihaleyi, şartnameye yerli üretim şartı koyabilir misiniz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ne kaldı zaten? Kamu İhale Kurumu mu kaldı?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Koyamazsınız.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Mevzuatı düzelt.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Arkadaşlar koyamazsınız, biz konulmasını sağlamak amacıyla yapıyoruz. Teknoloji transferi şartını getirmek amacıyla yapıyoruz bütün bunları.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Tamamen yandaşlaştırmak amacıyla yapıyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Dolayısıyla lütfen, eleştirirken neyi eleştirdiğinizi bilmeniz gerekiyor.

Bakın, önümüzdeki günlerde göreceğiz, ihaleler yapılacak, her şey açık olacak.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Her şey açık zaten canım. Dünkü yaptıklarınız açık değil mi? Zorbalığınız açık değil mi?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Bakan “Benim alakam yok, Devlet Malzeme Ofisi yaptı.” diyor.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Hiçbir şeyin gizlenmesi mümkün değil. İhaleleri kimin alacağı, yatırımın nasıl yapılacağı, kime ne kadar para ödeneceği hepsi açık, gizli hiçbir şey olmayacak. O zaman söylersiniz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Kamu İhale Kanunu’nda size hangi madde engel?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Eğer bir şey olursa konuşursunuz o zaman. Şu anda tamamen hayal ürünü bir şekilde, gerçeği yansıtmayan bir şekilde zihin okumak gibi yanlış bir yöntemle suçlamada bulunmak kadar gerçekten çok büyük haksızlık olamaz değerli arkadaşlar.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Zihin okumuyoruz, ortada örnekleri var, örnekleri…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – O maddeyi siz okumasını bilmiyorsunuz, ne anlama geldiğini biz biliyoruz. Biz gördük onun arkasında ne olduğunu.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ne var ortada şu anda? Neye dayanarak söylüyorsunuz ki efendim yandaşınız alacak, şu kişi alacak, bu kişi alacak? En ufak bir deliliniz var mı, en ufak bir karine işaretiniz var mı? Yok.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Daha yeni başladınız işte. Maddeler delil, o maddeler delil, kamu ihalesinden kaçırıyorsunuz, kanundan kaçırıyorsunuz. Kendisi delil zaten.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Tamamen afaki töhmetlerde bulunuyorsunuz. Ben size söylüyorum, diyorum ki; şu andaki ihale mevzuatına göre hiçbir Türk firmasının, yerli üretim yapan bir firmanın buradan alma şansı yok.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hangi Türk firması bunları üretecek, onu söyle!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Çünkü bunların hiçbir tanesinin, bu ürünlerin Türkiye’de üretimi gerçekleştirilmiyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bırak bu işleri ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, o zaman ben de dün sormuştum: Birileri o yabancı firmaların avukatlığına mı soyunuyor? Lütfen yani…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ama niye konuşulduğunun belirtilmesi gerekiyor değerli arkadaşlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Siz İsrail’e verin, İsrail’e.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Mayını niye İsrail’e veriyordun o zaman, üç hafta bizi burada tuttunuz! O zaman İsrail’e verirken iyiydi! Türk Silahlı Kuvvetlerinin temizlediği şeyi veriyordun İsrail’e, hepimizi burada oturtturuyordun üç hafta. O zaman millî değildi.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Benim konuştuklarım üzerinde…

BAŞKAN – Ne konusuna açıklık getireceksiniz?

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Teknoloji transferiyle ilgili olmayacağını, o yüzden Türkiye’deki yerli üretim…

BAŞKAN –  Hayır, önerge konusunda zaten konuştunuz.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) –  Önemli bir konu ama yani…

BAŞKAN –  Sizin böyle bir söz hakkınız yok ki bir konuya açıklık getirme gibi.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) –  Efendim bakın, madde 69’a göre söz hakkı istiyorum çünkü benim konuştuklarımın üzerinden Türkiye’deki…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Olur mu efendim böyle bir şey? Basın toplantısında…

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – İhale ayrı bir konu, teknoloji transferi ayrı bir konu.

BAŞKAN –  Hayır, Sayın Aksünger sizinle…

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Efendim, iki dakikada anlatayım. Yanlışın ne olduğunu anlatayım efendim, yanlışın ne olduğunu.

BAŞKAN –  Hayır, ne için istiyorsunuz sözü? Onu bir söylemeniz gerekir ki…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –  Burası açık oturum yeri değil.

BAŞKAN – Yani böyle bir usul yok ki Sayın Aksünger. Size sataşma varsa o zaman söz verebilirim  ben. Bunun haricinde bir konuya açıklık getirmek için size söz veremem ki.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkanım, biz Çin malları konusunda “Türkiye’ye getirsin ona göre ihale yapılsın.” demiyoruz, böyle demek istemiyoruz. Oradan oraya getirmek…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –  Olur mu? Burası açık oturum yeri değil.

BAŞKAN –  Sayın Elitaş, lütfen bir oturur musunuz yerinize. Yani sizden sormama gerek yok ki, ben de izah ediyorum. Lütfen…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gidin bari karar verin de grup başkan vekilleri olarak, onu uygulasın yani.

BAŞKAN – Sayın Aksünger, siz önerge konusunda çıktınız, görüşlerinizi açıkladınız.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) –  Evet, ama bizim…

BAŞKAN –  Bir saniye… Sizinle aynı madde konusunda, AK PARTİ’nin Grup Başkan Vekilinin verdiği önerge konusunda da Sayın Grup Başkan Vekili çıktı, görüşlerini belirtti.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) –   Efendim, bizim konuşmalarımızın…

BAŞKAN –  Siz bu konuya açıklık getirmek için söz isteyemezsiniz ki. İç Tüzük gereği böyle bir hakkınız yok.

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) –   Hayır efendim ondan istemiyorum. Sayın Başkan, ondan istemiyorum. Bizim konuştuğumuzun Çin mallarını veya o malların Türkiye’ye getirilmesi noktasında bir çarpıtma olduğunu söylüyor, o yüzden söylüyorum.

BAŞKAN –  Böyle bir usul yok. Teşekkür ediyorum yani. Hayır, lütfen…

Evet önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Sayın Canikli niye el kaldırıyor? Demin “Rekabet olmasın.” diyordu, şimdi rekabete açık önergeye el kaldırıyor.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Sayın Başkanım, ama eğer Sayın Canikli…

BAŞKAN –  Efendim?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim ben konuşmayı dinlemedim, arkadaşlarımın  beyanı olarak söylüyorum: Eğer Sayın Canikli grupları ilzam edecek şekilde bu önergeye karşı çıkmanın, bu maddeye karşı çıkmanın, Çin mallarını, yabancı malları korumak anlamı taşıyan laflar söylediyse o zaman bizi ilzam eder, bu bir suçlamadır.

BAŞKAN –  Hayır, gruplara hitap ederek söylemedi ki zaten. Yok…

MEHMET GÜNAL (Antalya)  – Söyledi, işte söylüyorum, söyledi.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Söyledi Sayın Başkan, söyledi. Ama kime dedi Başkan? Yani kulağı duymuyor söylediğini.

BAŞKAN –  Böyle bir talebiniz de olmadı. Niye kızıyorsunuz Sayın Işık? Yani yanınızda Grup Başkan Vekili ayağa kalktı, Grup Başkan Vekili Sayın Şandır’la konuşuyoruz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Grup Başkan Vekilinin kulağı duymadı söylediğini.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Yani eğer…

ALİM IŞIK (Kütahya) – O lafı geri alması lazım.

BAŞKAN –  Ama böyle bir talep olmadı. Sayın Şandır konuşuyor, niye kızıyorsunuz siz oradan?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Biz söyledik kendisine, Grup Başkan Vekilim gelince ona söyledik.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Yani siz dinlediniz, arkadaşlarım da bunu söylüyor. Eğer, Sayın…

BAŞKAN –  Sayın Şandır, siz ayağa kalkana kadar böyle bir talep olmadı. Ben önergeyi oylattım ama siz konuşurken yanınızdaki sayın milletvekillerinin kızmasına gerek yok ki yani.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Talep olmaz olur mu Başkanım, ne fark ediyor, milletvekilleri söylüyor. Talep oldu işte burada arkadaşımın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – AK PARTİ Grup Başkan Vekili bizim önergelerimiz…

BAŞKAN – Sesinizi yükseltir misiniz, duyamıyorum. 

HASİP KAPLAN (Şırnak) –  Sesim yüksektir de…

BAŞKAN – Yoo, gereğinde çok yükseltiyorsunuz.

Buyurun. 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – …konusunda açıklama yaparken biraz maksadı aşan bir şekilde…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Olur mu öyle Sayın Başkan? Çok sakin ve teknik bir konuşma yaptı Sayın Grup Başkan Vekilimiz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – …üç muhalefet partisini de yanlış bir bilgilendirmeyle kamuoyuna karşı kendilerinin doğru olduğu şeklinde…

Burada, izin verirseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

İki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle.

Yeni bir sataşmaya mahal vermeden…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tabii tabii.

BAŞKAN – Buyurun.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi, değerli arkadaşlar, şöyle bir huy edindiniz: Yap, işlet, devrette sağlık alanında, kamu özel ortaklığında 2023’e kadar ihalesiz, devlet garantili, 100 milyarı aşan bir fonla alışverişi garantilediniz. Şimdi, burada, FATİH Projesi’yle aynı şeyi yapmaya çalışıyorsunuz?

Niye ihaleden kaçıyorsunuz, niye açıklıktan kaçıyorsunuz, niye denetimden kaçıyorsunuz? Meclis bizim adımıza Sayıştayda inceleme yapmayacak mı? Biz askerî harcamaları denetlemeye çalışmak istiyoruz. Onlardaki gelir giderin şeffaflığıyla uğraşmak istiyoruz. Siz ise çocuklarımıza verilecek tabletler konusunda nereden alındı, ne kadara alındı, ne kadara yapıldı, ne kadar ihale edildi? Yani sizin korkunuz ne, niye gizliyorsunuz, niye kaçıyorsunuz kamuoyundan, korkunuz ne? Normal İhale Kanunu’yla yapmıyorsunuz, yangından mal mı kaçırıyorsunuz? Yani burada bir sakatlık var, burada bir zihniyet, bir yaklaşım sakatlığı var.

Sadece bunda değil, bakın, dikkat edin, yap-işlet-devrette de bunu yapıyorsunuz. Bir de afet riski nedeniyle yıkılacak binalarda 500 milyar liralık bir rant olayı var yani şu an, bir hafta içinde 700 milyar liralık... Bak, 1 trilyon dolara yakın bir pastayı Meclisin denetiminden almak istiyorsunuz. Çocukların tabletlerinden başlıyorsunuz, sağlık edevatından hastanelere, okuldan başlıyorsunuz, hastaneden giriyorsunuz, yetmiyor İstanbul’da yıkacaksınız en tarihî yerleri, ora da kendi denetiminizde. Olmaz, o zaman bu Meclisi kapatalım, gidelim evimize. Bu Meclis niye o zaman çalışıyor? Denetim yapmayacaksa muhalefet, bunları yapacaksanız her gün istediğiniz gibi olmuyor. Bizim sıkıntımız bu. Bunu anlattığımız zaman bizi haksızlıkla suçlamayın. Biliyoruz, Çin malı gelen tabletlerin ne kadar, nasıl olduğunu…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, aynı konuda.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Şandır.

 

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Gerçekten iktidar grubu, Sayın Bakan, Hükûmet, bu maddeden dolayı bana göre ağır bir ithamın altında. Efendim, bu itham yapılıyor, bu istifham var. Deniliyor ki…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) -  Sizde olabilir, bizde yok.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Efendim bakınız, Devlet İhale Kanunu’nu, Kamu İhale Kanunu’nu bu Meclis çıkarttı ve bu devletin yolsuzlukla mücadele programı kapsamında çok önemli bir adımı olarak da değerlendirildi çünkü Türkiye’nin çok temel bir sorunu yolsuzluklarla mücadele. Yolsuzluklarla mücadele edebilmek için özerk, bağımsız bir Devlet İhale Kurumu kuruldu ve bir kanun çıkartıldı. Şimdi, her defasında ama her defasında, daha geçen hafta da bir kanunda yine Devlet İhale Kanunu’nun dışında bir uygulama için hukuk oluşturdunuz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye hukuk devletiyse, tek hukuk uygulaması önemli. O kadar çok hukuk uyguluyorsunuz ki. Bu devleti siz yönetiyorsunuz, Kamu İhale Kurumu sizin emrinizde. O kanunu siz uyguluyorsunuz. Niye ona istisna arayışı içerisindesiniz? O zaman bir istifham, bir ithamın altında kalıyorsunuz. “Demek ki burada, yani hukuktan kaçırılmaya çalışılan bir husus var, “Özel inisiyatif oluşturuluyor.” deniliyor. Bu işte yandaşa gidiyor, bu yolsuzluğa gidiyor. Niye böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? Buna itiraz eden muhalefet partilerini, böyle yabancı firmaların temsilcisi olarak suçlamak gibi bir iddiası olduysa, bunu çok yakışıksız bulur ve kendilerine iade ederim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, suçlamadım. Bu soruyu ortaya attım, kimseyi suçlamadım, öyle bir şey yok.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin menfaatini korumakla görevli, onun için burada bulunuyor; hiçbir kuruluşun, hiçbir ülkenin temsilcisi veya onun hesapları doğrultusunda konuşmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Dolayısıyla, bu hususun yeniden görüşülmesini istiyoruz. Yani helale haram karıştırmanın bir anlamı yok değerli arkadaşlar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Canikli konuşmasında aynen diyor ki: “Bu kanun bu haliyle çıkarsa, değişiklik olmaz ise, efendim, yerli firmalar giremeyecek, Çinli firmalar alacak.”

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yerli üretim yok ki.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Diyor ki: “Bizim niyetimizi mi okuyorsunuz?” Hayır, niyetinizi okumuyoruz. Burada sizin de…

BAŞKAN – Sayın Günal…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bir saniye Sayın Başkan, bir cümle söyleyeyim.

BAŞKAN – Ama böyle bir usulümüz yok ki Sayın Günal. Sataşmayla ilgili Sayın Grup Başkan Vekili…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bize sataşıyor, söylüyorum..

BAŞKAN – Hayır… Lütfen, sizin bir açıklama yapma hakkınız yok, talebiniz yok yani.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bakın, örnek söylüyorum, örnek veriyorum, müsaade edin…

Üç hafta boyunca, AKP Grubunu ve Meclisi, burada, İsrailli bir firmaya mayın tasarısında verebilmek için tutturdunuz. İsrailliler yerli miydi?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bırakın canım, hayal kuruyorsunuz!

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Örnek burada. Türk Silahlı Kuvvetleri yapmasın diye tutmadınız mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - O kanunda senin önergen vardı.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Örnek burada…

Şimdi de diyorsunuz ki: “Yerliler giremeyecek, yabancılar alacak.” Örnek kendileridir.

BAŞKAN – Sayın Günal, sözleriniz tutanaklara geçti, teşekkür ediyorum.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

25’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, ancak önergeler aynı mahiyettedir, okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 25. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Aykut Erdoğdu                                 Dr. Aytun Çıray                                   Hasan Ören

                     İstanbul                                              İzmir                                               Manisa

                Recep Gürkan                                    Kamer Genç                             Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                      Edirne                                              Tunceli                                             İstanbul

Diğer önerge sahipleri:

                  Oktay Vural                                    Mehmet Şandır                                 Özcan Yençeri

                        İzmir                                                Mersin                                              Ankara

             Ahmet Duran Bulut                                Erkan Akçay                                        Alim Işık

                     Balıkesir                                            Manisa                                             Kütahya

                  Zühal Topcu                                    Lütfü Türkkan

                      Ankara                                             Kocaeli

Diğer önerge imza sahipleri:

                Pervin Buldan                                 Mülkiye Birtane                                Nursel Aydoğan

                        Iğdır                                                  Kars                                             Diyarbakır

                 İdris Baluken                                    Sırrı S. Önder                                    Levent Tüzel

                       Bingöl                                             İstanbul                                            İstanbul

                 Hasip Kaplan                                  Ertuğrul Kürkcü                                      Adil Kurt

                       Şırnak                                              Mersin                                              Hakkâri

                  Emine Ayna                                     Aysel Tuğluk                                      Halil Aksoy

                   Diyarbakır                                              Van                                                   Ağrı

        Hüsamettin Zenderlioğlu

                        Bitlis

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Recep Gürkan, Edirne Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP GÜRKAN (Edirne) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yaklaşık bir aydır, hatta bir ayı da neredeyse geçti, bir şaşkınlıklar komedisini seyrediyoruz. Niye şaşkınlıklar komedisi? 20 Şubatta AKP grup başkan vekillerinin verdiği teklif ile bugün 25’inci maddesini görüşmekte olduğumuz teklifte yüzde 180’leri değil, bütün geometrik hesapları şaşırtacak derecede değişiklikler var. Hatta öyle değişiklikler, öyle manevralar yapıldı ki Sayın Millî Eğitim Bakanı dahi bu teklifin bazı maddelerini savunmakta zorlandı ve hem alt komisyonla hem komisyonla sık sık çelişkiye düştü.

Önce, küçük kızları, çocukları gelin yapmaya karar verdiniz, erkekleri tamirhanelere göndermeye karar verdiniz; sonra, baktınız ki çok tepki var, vazgeçtiniz. Daha sonra yaşa geldiniz, ya altı-on dört müydü, beş-on üç müydü derken gittiniz geldiniz, beş-on üçte karar kıldınız. Tabii, bunun hiç pedagojik tarafı yok.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Altı-on üç olduğunu biliyorsun.

RECEP GÜRKAN (Devamla) – Beş Sayın Işık, sen de biliyorsun. Yani TÜİK’in istatistikleri sende var, yapma, önümde.

Beş-on üçte karar kıldınız. Niye beş-on üç? Çünkü dokuz yaşına birinci kademeyi bitirecek çocuklar, ondan sonra bununla ilgili birtakım hâlâ açıklanmayan, hâlâ söylenmeyen örtülü projeleriniz var.

Kesintisiz temel eğitimi, Cumhuriyet Halk Partisinin öteden beri savunduğu kesintisiz temel eğitimi “Bu çocuklar aynı binaya tıkılıyor altı-on dört yaş aralığında, bu yüzden de psikososyal travmalar yaşıyor.” dediniz, ama dokuz yaşındaki çocuk ile ergenliğinin zirvesinde olan on yedi yaşındaki çocuğu aynı binanın içine koyma cüretini, koyma cesaretini gösterdiniz.

Şunu biliniz: Bu ortaokullar ile liselerin bir arada olduğu binalarda yaşanacak her türlü olumsuzluktan, yaşanacak her türlü travmadan, yaşanacak her türlü tacizden sizler sorumlu olacaksınız. Bu, tarih önünde asla hesap veremeyeceğiniz bir şey olacak.

Kat sayılara itiraz ettiniz, önce yüzde 6 olarak getirdi Sayın Canikli, arkadan alt komisyon 4’e düşürdü, dün baktınız ki “Ya, biz hata yapıyoruz, yanlış yapıyoruz, bunu komple kaldıralım.” dediniz.

Ne olacak biliyor musunuz bu kanun çıktığında? Yoksul çocuklar okuyamayacak.

Ama bu şaşkınlıklar komedisi sadece bu eğitim yasasında değil, siz öteden beri bunu yapıyorsunuz, öteden beri toplumu “Bizden olanlar”, “Olmayanlar” diye ötekileştiriyorsunuz.

Çıktınız “Kürt açılımı” dediniz, milletin ağzına bir parmak bal çaldınız, fiyasko oldu. Çıktınız “Roman açılımı” dediniz, milletin ağzına bir parmak bal çaldınız, fiyasko oldu. Çıktınız “Alevi açılımı” dediniz, bir parmak bal çaldınız, fiyasko oldu. Şimdi de sözüm ona “din açılımı” yapıyorsunuz, bu da fiyasko olacak, çünkü iki gün önce nasıl toplattıysanız o sahte balları, o milletin ağzına sürdüğünüz balların hepsi sahte, hepsi çürük. (CHP sıralarından alkışlar)

Cumhuriyet Halk Partisi tarihin hiçbir döneminde dine karşı olmadı; aksine, dinin koruyucusu, dinin sigortası oldu, ama Cumhuriyet Halk Partisi bütün geçmişi boyunca din bezirgânlarının, din simsarlarının, din tüccarlarının karşısında oldu, bundan sonra da olmaya devam edecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Şundan hiç kuşkunuz olmasın, hangi yasayı çıkarırsanız çıkarın, hangi kanunu çıkarırsanız çıkarın, ne yazarsanız yazın, cumhuriyetin öğretmenleri, o laik öğretmenler, cumhuriyetin aydınları, Atatürkçü öğretmenler bu ülkede yine Ulaş Bardakçıları, Deniz Gezmişleri, Turan Dursunları, Çetin Emeçleri, Uğur Mumcuları yetiştirmeye devam edecek. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gürkan.

Şimdi, önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25’inci maddedeki önergemiz üzerine söz aldım.

Biraz evvel, Grup Başkan Vekili Sayın Canikli konuşma yaptı ve meselenin özünü saptırdı. Şimdi, eğri oturacağız, doğru konuşacağız değerli arkadaşlar. Bugün ülkeyi yabancı malların ve yabancı firmaların âdeta talanı hâline kimin zamanında getirildiğinin bir muhasebesini yaparsak burada saatler değil günler yetmez; Akdeniz, Karadeniz mürekkep olsa yetmez.

Şimdi, yerli ve millî olmak gerekir kamu ihalesini düzenlerken, özelleştirmeleri yaparken ve başka düzenlemeleri gerçekleştirirken. Yerli üretim için politikanız nedir? Adalet ve Kalkınma Partisinin yerli üretimi teşvik için, hele hele bu FATİH Projesi kapsamında yerli üretimi gözetmek konusunda en küçük bir düzenlemesi yoktur.

Bir de şu iddiada bulunuyorum sayın milletvekilleri:  24’üncü maddede yapılan değişiklik yani “rekabete açık olmak üzere” diyor ya yapacağınız yönetmelikte bir noktada kendi kendinizi bağlayacaksınız çünkü bu defa yerli üretimi destekleyecek düzenlemeler getirmekte müşkülat çekebilirsiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yerliler arasında rekabet olacak.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Bir hatırlatma, değerlendirilebilir yani bir tartışma bakımından söylüyorum.

Değerli milletvekilleri, yerli üretim için, bu FATİH Projesi için programınız nedir? Hiçbir şey yok. Ama ben yüce Mecliste bir konuyu gündeme getirmek istiyorum. Benim bir şüphem var, benim bir endişem var. Bu FATİH Projesi gündeme geldiği tarihlerde Sayın Başbakan Bill Gates ile görüştü. Sayın Başbakan sadece CIA başkanlarıyla görüşmüyor. Ama biz bu görüşmelerden millet olarak, milletvekilleri olarak hiç haberdar değiliz. Lütfen, Sayın Başbakan veya bir sözcüsü Bill Gates ile neler konuşulduğunu bu yüce Meclise ve kamuoyuna da bilgi versin.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Murdoch’u da açıklasın!

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu 25’inci, 24’üncü maddeden devam ediyorum ve bu eğitim sisteminin maliyetiyle ilgili bir hesabının, planlamasının olmadığını söylemiştim. Arkadaşlarım hatırlattılar “Hesap var, kitap yok.” diye. Bir planlama yok.

Şimdi, ikincisi de değerli arkadaşlar, bu FATİH Projesi teknoloji, donanım, yazılım, tablet, bilgisayar, e-kitap, vesaire bütün bu laflar öğrenci velilerine ek maddi külfet getirecektir. Bunu bütün milletimizin ve milyonlarca yoksul ailenin iyi bilmesi gerekiyor. Şu anda zaten milyonlarca yoksul aile, çocuklarının eğitimi için o kıt imkânlarıyla bir sürü eğitim masrafının altında ezilmektedir. Tablet bilgisayar çalıştıydı çalışmadıydı, yedek parça, korundu korunmadı, kaybolduydu, kırıldıydı, bozulduydu derken bütün bunların parası eninde sonunda velilere, anne babalara yüklenecek. O yüzden bütün vatandaşlara, anne babalara ve Hükûmete de bu hususu hatırlatıyorum ve FATİH Projesi’nin yerli üretimi teşvik eden bir yönünün olmadığını, yabancı firmaların ve ithalatçılarının memnun edileceğini de tekraren hatırlattıktan sonra, bir dördüncü çok önemli bir konuyu dikkatlerinize sunmak istiyorum değerli arkadaşlar:

Bugün bilgisayar, İnternet, televizyon, cep telefonu, tablet gibi araçlar birey ve toplum psikolojisini altüst eden sorunların başında gelmektedir. Burada da en büyük zararı çocuklar görmektedir. Beyin fonksiyonları ve organları gelişmemiş körpe çocukların bilgisayarla tanışmaları hâlinde kısa zamanda bağımlılık oluşmaktadır. Çocukların, aileleriyle, sosyal çevreleriyle ilişkileri ve beslenme dengesi bozulmaktadır. Çocuklar sosyal yaşamdan kopmakta, psikiyatrik sorunlar nedeniyle hekimlere koşturmaktadır. Beş ila on yaş arasındaki çocuklar günde yedi sekiz saatini bilgisayar başında geçirirse -kitabını ve derslerini bilgisayarla okuyacak, çalışacak, oyunlarını bilgisayarla oynayacak- bu çocukların maruz kalacağı fiziki ve tıbbi tehlikeleri hesap ettiniz mi? Radyasyon çocukları nasıl etkileyecek? Sinüslere, beyne, göze fiziki zararlarını dikkate aldınız mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Uzmanların görüşlerini aldınız mı?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Sayın Başkan, AKP’yi hırslarından vazgeçmeye davet ediyoruz. Yandaşları zengin etmeye çalışırken çocuklarımıza kıymayınız, bir nesli mahvetmeyiniz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akçay, lütfen…

Önergeler üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuzun vermiş olduğu önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi selamlıyorum.

Konuşmama geçmeden önce, kırk yıl önce, demokratik bir ülke ve özgür bir gelecek için yaşamlarını ortaya koyan Mahir Çayan ve yoldaşlarını saygıyla anıyorum. Haklı mücadelelerinin mutlaka zafere ulaşacağını buradan belirtmek istiyorum.

Tabii, burada tartışmış olduğumuz konunun aslında ana eksenini çok fazla ortaya koyamadık diye düşünüyorum. Bütün dünyada eğitim, sağlık, kültür, sanat, sporla ilgili genel toplumsal ve sosyal yaşamı etkileyen bütün alanlarda yetkinin yerellere devri, yerinden yönetimin esas alınmasıyla ilgili süreçlerin işletilmesi demokrasiyi geliştiren önemli bir unsur iken biz bütün bu alanlarda çözümü buradan, Ankara’dan, bir şekilde hantallaşmış bürokratik bir yapı içerisinden çıkarmaya çalışıyoruz. Tabii, sistemle ilgili temel tespiti doğru yapamadığımız zaman çözüme de doğru bir şekilde ulaşmamız mümkün olmuyor. Şimdi, bakın, ademimerkeziyetçi, yerinden yönetimi esas alan ve bir şekilde sorunu tespit ettiği yerden çözen bir anlayışla hareket etmediğimiz zaman buraya, Meclis kürsüsüne gelip FATİH Projesi’yle ilgili havalı konuşmalar yapıyoruz. Biz bu havalı konuşmaları yaparken, örneğin benim seçim bölgemde, Bingöl’de deprem sonrası güçlendirilmesi gereken 49 okuldan 31 okulda güçlendirme yapıldı yani tam 18 okulda binlerce öğrencinin hayatı tehlikeye girecek şekilde bir eğitim sisteminin devamlılığını savunur olduk. Avrupa’da sınıf mevcudiyeti 24 iken ülkemizde 55 ile 60 kişilik mevcudu olan sınıflarda bir şekilde çocuklarımıza eğitim verme zulmünü yaşattık.

Tabii, burada, yerinden yönetimle ilgili AKP’nin genel olarak bir anlayışını da ortaya koymak gerekiyor. Bu Meclis kürsüsüne yerel yönetimlerimizin yaptığı, sosyal belediyecilik anlamında yaptığı eğitim destek evlerinin kapatılmasıyla ilgili süreçleri getirmiştik. Sayın Bakanımız burada, rica ediyorum, bu eğitim destek evleriyle ilgili kapatma gereçlerini ya kürsüden ya da bulunduğu yerden izah etsin. Belediyelerimiz, maddi durumu iyi olmayan, evde fiziki koşulları yeterli olmayan, dershaneye gitmek için ailesinin yeterli parası bulunmayan koşullarda yoksul çocuklara bir şekilde eğitim destek hizmeti sağlamak adına sosyal belediyecilik anlayışı gereği olarak birtakım hizmetleri götürüyor, ancak yerinden yönetimi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda imza altına alan bir devlet anlayışı bu sosyal belediyecilik anlayışına ters bir şekilde uygulamayla bu eğitim destek evlerini kapatıyor. Ben defalarca Bakanlığa gittim, orada da hangi gerekçeyle kapatıldığını öğrenmek istedik. Bu hizmeti veren sayısız AKP’li, CHP’li, MHP’li belediyenin olduğundan da söz ettik. Ancak şu ana kadar, bizi tatmin eden veya oradaki çocukların mağduriyetini gideren herhangi bir cevap tarafımıza iletilmedi.

Eğitimle ilgili şunu net koymamız lazım: Parasız, nitelikli, ulaşılabilir eğitim hizmeti vermek, devletin kamusal olarak vermesi gereken bir hizmettir. Burada, vatandaşın devlete karşı nasıl birtakım görevleri varsa, örneğin vergi vermek, örneğin askere gitmek, örneğin seçimlerde oy kullanmak gibi devlete karşı nasıl birtakım yükümlülükleri varsa devletin de parasız eğitim, parasız sağlık vermek gibi birtakım yükümlülükleri var. Dolayısıyla, bu yasada eğitimi ticarileştirmeye doğru götüren, eğitimi piyasaya açan, -işte sürekli tartışmalarımızda ihale cambazlığından bahsediliyor- bir şekilde eğitimi bir meta hâline getiren bu anlayışın mutlaka sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz.

Tabii, iki gündür yapmış olduğumuz konuşmalarda, ısrarla “ana dilde eğitim” diyoruz, pek çok ritüelden, örneklerden bahsediyoruz ama bununla ilgili de Meclisin genel bir duyarsızlığı var. Onu maalesef bir türlü aşamadık. Bu ana dilde eğitimin özellikle önümüzdeki aylarda olası çatışmalı süreçte yaşamını yitirmek durumunda olan pek çok gencin hayatını kurtarmayla ilgili kutsal bir adım olduğu hatırlatmasını yaparak ben tekrar hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Canikli, buyurun söz talebiniz var.

 

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Başbakanın Bill Gates’le yaptığı görüşmede FATİH Projesi’nin konuşulduğu iddiasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biraz önce yapılan konuşmalarda, Sayın Başbakanımızın Bill Gates ile FATİH Projesi’ni konuştuğu şeklinde bir iddia, daha doğrusu bir iftira ortaya atıldı. Sayın Başbakanımız Bill Gates ile görüştüğünde FATİH Projesi henüz gündemde bile değildi. Sayın Başbakanımız Bill Gates ile İstanbul’da kurulacak Bilişim Vadisi için görüşme yapmıştır, görüşmenin içeriği sadece budur. Zaten Bill Gates de Türkiye’de bir sigara karşıtlığı kampanyası çerçevesinde bulunmuştu. Dolayısıyla, bu şekildeki bir iftira nedeniyle bu iddiayı ortaya atan arkadaşımızın özür dilemesi gerekir. Çünkü Sayın Başbakanımızın Bill Gates’le FATİH Projesi çerçevesinde yaptığı hiçbir görüşme yoktur, hiçbir şekilde böyle bir konu bu görüşmede gündeme gelmemiştir.

Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Grup Başkan Vekili benim konuşmama…

BAŞKAN – Yerinize oturun, yerinizde ne için söz istediğinizi soracağım.

Buyurun.

 

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Başbakanın Bill Gates’le yaptığı görüşmede FATİH Projesi’nin konuşulduğu konusunda kesin bir ithamda bulunmadığına ilişkin açıklaması

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Grup Başkan Vekili, benim konuşmama atfen -Sayın Başbakanın Bill Gates’le yaptığı konuşmayı ben gündeme getirdim ve bunun açıklanmasını istedim- konuşmasında “iftira” olarak ifade etti. Bir kere, Sayın Bill Gates’le Sayın Başbakanın konuşması bir hakikat, bunun mahiyetinin açıklanmasını istedim, “Acaba” dedim ve bir endişemi de dile getirdim...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – FATİH Projesi’nin konuşulduğunu söylediniz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – …“Bu, FATİH Projesi’yle de ilgili olabilir.” dedim. Böyle de yüzde 100 kesin bir ithamda bulunmadım ama biz sizin bütün düzenlemelerinizden endişe duyuyoruz, şüphe ediyoruz çünkü on yıllık siciliniz bozuk. Bunu ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bunların hepsinin de vehim olduğu, gerçeği yansıtmadığı bir kez daha anlaşılmış oldu Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN - Evet, önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Yeni geçici madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutup işleme alacağım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, Komisyon çoğunluğunu…

BAŞKAN – Aynı zamanda Komisyona önergeye salt çoğunlukla katılıp, katılmadığını soracağım.

Buyurun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz. Saygılarımızla.

Geçici Madde 2 – 21/12/2011 tarihli ve 6260 sayılı 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 22'inci maddesi 1. fıkrasındaki; yükseköğretim kurumları için ilave 5.000 adet" ibaresinden sonra gelmek üzere "Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarına öğretmen atanması için ilave 50.000 adet," ibaresi eklenmiştir.

      Alim Işık                                                    Muharrem Varlı                                 Bahattin Şeker

       Kütahya                                                           Adana                                               Bilecik

 

Ahmet Kenan Tanrıkulu                                   Mehmet Günal                                    Zühal Topcu

          İzmir                                                            Antalya                                              Ankara

                                                                                   

  Mehmet Şandır İsmet Büyükataman                  Sümer Oral

       Mersin                                                              Bursa                                               Manisa

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon salt çoğunlukla katılıyor musunuz önergeye?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Salt çoğunluğumuz olmadığından katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Salt çoğunluk olmadığı için önergeyi işlemden kaldırıyorum.

26’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 26. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Mustafa Sezgin Tanrıkulu                            İzzet Çetin                                    Candan Yüceer

                     İstanbul                                             Ankara                                            Tekirdağ

              Ömer Süha Aldan                                Vahap Seçer                                   Aykut Erdoğdu

                       Muğla                                               Mersin                                             İstanbul

MADDE 26.- Bu Kanun 1.1.2020 tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AYŞENUR İSLAM (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Erdoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; bu Millî Eğitim Yasası’nın ihaleyle ilgili maddelerini dünden beri konuşuyoruz, dünden beri derdimizi anlatmaya çalışıyoruz.

Ben artık iktidar partisinin milletvekillerine konuşmuyorum; ben şu an, küçük de olsa, dar da olsa bu televizyonu izleyen Türk halkıyla konuşmak istiyorum; bunun bedelini ödeyecek halkla konuşmak istiyorum, onlara özetliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Biz diyoruz ki: “Bu, yolsuzluklara yol açacak bir yasadır.” Özetle, iktidar da diyor ki: “Biz bu ülkeye teknoloji getirmek istiyoruz, biz çocuklara tablet bilgisayar dağıtmak istiyoruz, okullara akıllı tahta koymak istiyoruz ve bunu da Türk firmalarına yaptırmak istiyoruz, bu muhalefet de bize engel oluyor çünkü mevcut yasayla bunu yapmamız mümkün değil.”

Değerli halkım, bu kocaman bir yalandır, büyük bir yalandır. Sebebi şudur: Bu iktidar, iktidara geldiği andan itibaren 1,2 trilyon dolar ithalat yapmıştır ve bu devlet, sadece Millî Eğitim Bakanlığı üzerinden ithalata dayalı ihale yapmamaktadır. Madem bu iş bu kadar kötüdür, Devlet Demiryollarında China Major Company’e, Hyundai Rotem Company’e, Millî Savunma Bakanlığında bir sürü Amerikan şirketine milyarlarca dolar ihaleyi niye yapıyorsunuz? Birinci husus bu.

İkinci husus: Ne derseler desinler bunu ithalatla yapacaklar. Sayın Grup Başkan Vekili diyor ya: “Bunu Çinli firmalar mı alsın?” Bunu gene Çinli firmalar yapacak mevcut teknolojik durum altında. Ama bu Çinli firmalar belirlenmiş birtakım firmalar üzerinden satacaklar, bu tespit edilmiş. Yetimin hakkının gideceği firmalar üzerinden yapacaklar. Yetim sonuçta aynı parayı ödeyecek. Bir kısmını Çinlilere ödeyecek, bir kısmını bu firmalara ödeyecek. Sizin tablet rüyanız ne biliyor musunuz? Yıllar yılı bu ülkede araba yaptılar, arkasına “Şahin”, “Doğan” yazdılar ve birtakım cahil kafalar bunu yerli araba sandılar ya, sizin tabletiniz aynen bu şekilde olacak.

Şimdi iddianız şu, siz diyorsunuz ki: “4734 sayılı Kanun’la alım yapılamaz.” Ya değerli arkadaşlar, kusura bakmayın ama bu kadar da cehalet olmaz. Bu bir alım kanunu, dünyanın her tarafında olan alım kanunu. Sadece namuslu ve dürüst alımlara yönelik hazırlanan kanun. Çok uğraştınız, çok bozmaya çalıştınız, mekanizmalarını kaldırdınız ama özü bu olduğu için hâlâ ve hâlâ yolsuzlukların önünde engel. Çok basit bir örneğini veriyorum: Bunu niye kaldırdınız? Kömür işinde kaldırdınız. Niye? Çünkü yolsuzluk vardı. Şimdi öncesinden yapıyorsunuz. O zaman yolsuzluk yapılmıştı siz kaldırdınız, şimdi yolsuzluktan önce kaldırıyorsunuz. Onun için boşuna bizi aldatmaya çalışmayın, boşuna bu halkı aldatmaya çalışmayın.

Bu kanun bir yolsuzluk yasasıdır. Üzücü olan, “Kur’an-ı Kerim” lafının içerisinde, bu yolsuzluk lafının içerisinde olmasıdır. İşte, laiklik buna engeldir arkadaşlar. İşte, bizim anladığımız laiklik, Kur’an-ı Kerim’le yolsuzluğu aynı yasada kullanmaya engeldir. Bunu herkesin bilmesini istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Diğer bir husus değerli arkadaşlar, Değerli Kardeşim Veli Ağbaba, devrimci Veli Ağbaba, Kürecik dağlarına Amerikan bayrağını diktirdiniz ya, onu indirmeye giden Veli Ağbaba; işte, o Veli Ağbaba bu kürsüde saldırıya uğradı. Veli Ağbaba o kadar cesur bir insandır ki, sizle değil, ağababalarınızla, Amerika’yla, İsrail’le mücadele eder. Dağlarımızdan onun bayrağını indirmeye, kaldırmaya giden Veli Ağbaba’dır. O bedenin içerisinde kocaman bir yürek vardır. Ama bu Amerika ve İsrail öyledir ki, bazen bu ülkenin içerisinde yerli iş birlikçiler bulur. İşte, bu vatanseverlerin üzerine yerli iş birlikçiler saldırır.

Biz altmış senedir, seksen senedir, yüz senedir bunlarla mücadele ediyoruz. Bizim canımız, bu toprağa, bu vatan için kurban olsun. Biz, insanlığımızdan, efendiliğimizden, aynı topraktaki insanlarla asla mücadele etmedik. Bunu, sakın korkaklık olarak algılamayın. Bu, dürüstlüktür; bu, delikanlılıktır; bu, mertliktir. Ama yaptıklarınızı bir daha düşünün. Bizim de bir sabrımızın olduğunu, bizim de kendi içimizdeki ahlakımıza karşı bir direniş sınırımızın olduğunu unutmayın.

Sizden rica ediyorum: Bunu yapan arkadaşlara, şimdiye kadar, beraberce, sizden vicdanlı adamlarla engel olduk. Ben bu engel olmaya devam edeceğim. Ama rica ediyorum, bir daha bu kürsüde böyle bir şey olmasın. Bu, milletin kürsüsüdür. Milletin kürsüsüne yapılan saldırı millete saldırıdır.

Ben, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biraz önce konuşmacı yalan söylediğimizi iddia ederek hakaret etmiştir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli. İki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, o konuşmacının kullandığı çirkin ifadeleri kullanmayacağım. Kem söz kendisine aittir. O çirkin ifadeleri katıyla, misliyle ben kendisine iade ediyorum.

Ama değerli arkadaşlar, bakın, gerçekten, o kadar yanlış,  o kadar ön yargılı, o kadar bir ideolojik bağnazlık söz konusu ki…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, neresi yanlış?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Kömür örneği verildi. Bakın, ilginç, güzel… Kömür örneğinde, yine “İhale kapsamı dışına çıkarıldı.” ve işte “Yolsuzluk yapıldı.” gibi bir iddia ortaya atıldı.

Şimdi, kömür kapsam dışına bırakıldı. Kömür kimden alınıyor değerli arkadaşlar? Kömürü kim satıyor fonlara? Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu satıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya yapmayın! Yalan! Sayın Başkanım, özür diliyorum. Lütfen ya! Ya ben yazdım raporu!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu satıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Çelikler, Geliş Madencilik…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Eğer bu proje uygulanmamış olsaydı o zaman özel kömür firmaları, Güney Afrika’dan kömür getiren kömür firmaları kömür satacaklardı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hayır! Hayır! Lütfen yapmayın… Doğruyu söylemiyorsunuz Sayın Canikli!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Onun için diyorum siz bunların avukatlığını mı yapıyorsunuz? Niye ısrar ediyorsunuz bunların avukatlığında?

Ama biz burada ne yaptık biliyor musunuz? Bakın, hem kapatılmış olan kömür ocaklarını aktif hâle getirdik, yerli üretim daha fazla yapılır hâle geldi. Öyle değil mi? Aynen öyle oldu. Daha da ucuza üretim yapar hâle geldiler.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Nasıl devletten daha ucuz kömür ya?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, fonlar daha ucuza kömür aldı. Sizin dediğinizi yapmış olsaydık, sizin dediğiniz yapılmış olsaydı daha pahalı kömür Güney Afrika’dan getirilecekti.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç Sayıştay raporunu okumadın mı?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu parayı kim kazanacaktı? Para kimin cebine girecekti? Soruyorum. Güney Afrika firmasının cebine girecekti ve siz de bundan memnun olacaktınız öyle mi? Bu da hoşunuza gidecekti öyle mi? Çok ayıp. Gerçekten çok ayıp.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz Sayıştay raporunu okuduk!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Biz, burada, milletin kaynaklarını koruyoruz, milletin kendi yerli üretimini koruyoruz ve daha da üst noktalara gelmesini sağlıyoruz. Yapmaya çalıştığımız bu. Belki bazılarının aklı almayabilir. O da kendi sorunları.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım, Sayın Canikli Meclise eksik bilgi veriyor, bilmeden veriyor. Bu kömür madenlerinden değil, Çelikler Firmasından, Geliş Madencilik Firmasından alınmıştır. Fahiş fiyatlarla alındığı 4 tane denetim raporuyla tespit edilmiştir. Bu kadar milletvekilini doğru bilgilendirmemiz gerekmektedir ve bu tam anlamıyla bir yolsuzluktur. Buradaki arkadaşlarımız da bu konuyu bilmezse yanlış karar verirler. Onun için söz istiyorum. Rica ediyorum sizden.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erdoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

Zaten söyleyeceklerinizi söylediniz.

 

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin ifadelerine ilişkin açıklaması

 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, ben size burada bir durumu anlatmaya çalışıyorum.

Şunu söylüyorum: Türkiye Kömür İşletmeleri kendisinden maden almıyor. Sayın Canikli’yi kırmak istemiyorum. Sayın Canikli doğruyu bilmiyor ama ona söyleyen yalan söylüyor çünkü bu madenler…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sözünü geri al! Ne biçim konuşuyorsun!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ben sizi kırmak istemiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayıp ya! Eleştirebilirsin ama…

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ben sizi kırmak istemiyorum. Oturun yerinize.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yakışıyor mu sana!

BAŞKAN – Size söylemedi Sayın Canikli zaten. Size söylemedi. Size söyleyene söyledi.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Gerçeği söylemiyor. Sayın Canikli, Grup Başkan Vekilisiniz. Partinize saygı duyuyorum, onun için bir şey demiyorum. Lütfen.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Öyle şey olur mu! Eleştir ama ne biçim laflar öyle!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Sayın Başkan, süreme ekler misiniz?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu kömür madenleri ihalesiz olarak bir kısmı Çelikler’e ve Geliş Madencilik’e kiralamıştır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayıptır! Öyle şey olur mu ya!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sana bir şey demedi. “Sayın Canikli’yi yanıltıyorlar.” dedi.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bunlar devlete kömür satıyor, bunlar alıp parasını cebine koyuyor ve fahiş fiyatlarla satıldığı Sayıştay raporunda yazıyor. İsteyen tüm arkadaşlarıma bu Sayıştay raporlarını göndereyim ama bizim burada gerçekleri değiştirerek olmuş yolsuzlukları olmuyor gösterme hakkımız yoktur.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Nerede? Bir tane somut örnek verin. (CHP sıralarından gürültüler)

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ya işte Sayıştay raporunu getireceğim.

Değerli milletvekilleri, sizden şunu rica ediyorum. Bu son derece önemli bir konudur. Sayın Canikli olmadığını söylüyor, ben de olduğunu söylüyorum. Ben milletvekilliğimi, ben her şeyimi ortaya koyuyorum. Eğer benim dediğim yalansa, eğer ki bu firmalardan bu kömür alınmamışsa, eğer bu Sayıştay raporu yoksa ben milletvekilliği görevimden -bütün halkın huzurunda söz veriyorum- istifa edeceğim, Meclisin kapısının önünden geçmeyeceğim. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen de istifa edecek misin Sayın Canikli?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ama eğer söylediğim doğruysa sizden rica ediyorum, yolsuzlukla mücadele adına rica ediyorum, yetim hakkı adına rica ediyorum, Sayın Canikli gelsin bu kürsüye, “Aykut Erdoğdu’dan özür diliyorum.” desin. Bari bunu yapalım.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdoğdu.

Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, yine aynı şekilde, Sayın Konuşmacı hakarette bulundu. (CHP sıralarından “Özür dile, özür” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Efendim… Lütfen sayın…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biraz önce Sayın Konuşmacı bana hakarette bulundu efendim. Yalan söylediğimi iddia ederek hakarette bulundu Sayın Başkan. Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

Ne zamana kadar devam edecek bilmiyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Yalan söylüyor.” demedi Sayın Başkan, “Nurettin Bey’i yanıltıyorlar.” dedi.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın değerli arkadaşlar, size kömür alımlarıyla ilgili olarak… Öncellikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

Bakın, lütfen dinleyin.

Bakın, kömür alımlarıyla ilgili olarak istisna maddesini okuyorum, aynen…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beyefendi, yaptığınız yolsuzluk sonrası…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Nerede, ondan öncekiler nerede?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkaran maddeyi aynen okuyorum: “Fakir ailelere kömür yardımı yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararnameleri kapsamında işletici kim olursa olsun Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğünün kendisine veya bağlı ortaklık veya iştiraklerine ait olan kömür sahalarından yapacağı mal ve hizmet alımları…” (CHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hangi bent, hangi bent?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Siz yaptınız, yolsuzluk sonrası siz yaptınız o yasayı. Yolsuzluk sonrası yapıldı, öncesi değil ama.

BAŞKAN – Sayın Canikli, teşekkür ediyorum, tamam.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Cehalet nerede şu anda değerli arkadaşlar, cehalet nerede? İstisna kapsamı dışına çıkarılan husus bu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne zaman çıktı? Tarihleri açıkla!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Fakirlere kömür yardımı ve sadece Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun ocaklarından alınması şartıyla. Ayıp değil mi bu yaptığınız, ayıp değil mi? (CHP sıralarından gürültüler)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – O ocak başkasının, kiralanmış.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu yasa, yolsuzluklar sonrası yapılmıştır Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Konu anlaşıldı Sayın Erdoğdu, lütfen…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Rapor yoksa istifa edeceğini söylesene!

 

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım, bu kadar önemli bir konuda bu Meclisi doğru bilgilendirmek zorundayım. Bu yasa, yolsuzluk raporu yargıdayken çıkarılmıştır. Böyle bir şey olabilir mi? 4734 Kamu İhale Kanunu dışında Türkiye Kömür İşletmeleri nasıl kömür alır yasa olmadan? Yazık ama yani! Gerçekten kendimizi parçalıyoruz…

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum Sayın Erdoğdu.

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

27’nci madde üzerinde iki adet aynı mahiyette önerge vardır, okutup birlikte işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 27. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.    

 

               Ali Haydar Öner                                    İdris Yıldız                                     Mehmet Şeker

                      Isparta                                                Ordu                                             Gaziantep

                  Müslim Sarı                                     Engin Özkoç                          Selahattin Karaahmetoğlu

                     İstanbul                                            Sakarya                                            Giresun

 

MADDE 27- Bu Kanun hükümlerini Başbakan yürütür.

Diğer önerge imza sahipleri:

                Mehmet Şandır                                      Alim Işık                                        Bülent Belen

                      Mersin                                             Kütahya                                            Tekirdağ

                  Zühal Topcu                                     Erkan Akçay                                     Enver Erdem

                      Ankara                                             Manisa                                              Elâzığ

        Hasan Hüseyin Türkoğlu                        Nevzat Korkmaz

                    Osmaniye                                           Isparta

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bize göre, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna göre, camiasına göre, cumhuriyet tarihimizin çok önemli bir kararını veriyoruz. Çocuklarımızın, geleceğimiz olan, milletimizin, ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın dinî, millî ve insani değerlere göre yetiştirilmesi için okullarımızda bu kaynakların okutulmasını bir hukuk hâline getiriyoruz.

Daha önce de ifade ettim, müsaadenizle -milletimiz bizi izliyor- bu, bizim bugünkü beyanımız değil. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, hem ideolojik olarak hem siyaset olarak hem iktidar projesi olarak, geleceğimize sahip çıkacak, kuracak çocuklarımızın kendi kaynaklarımıza, kendi değerlerimize göre yetiştirilmesini programımıza koyduk, seçim beyannamelerimizde her defasında ifade ediyoruz. Bu sebeple, ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak, çocuklarımızın, inanç değerlerimizin kaynağı olan Kur’an’a ve hadise ait bilgileri öğrenmelerini, ilmihâl bilgilerini öğrenmelerini çok önemsiyoruz. Teklifimize her ne kadar “hayır” dediyseniz de aynı mealdeki, aynı mahiyetteki ama bize göre eksik olan sizin önergenize biz “evet” dedik, maddede de “evet” dedik, bunu da tescil etmek için açık oylamayı biz talep ettik, sisteme de geçti.

Dolayısıyla bu konuda bazı sayın bakanlar talihsiz beyanlarda bulundular, “Milliyetçi Hareket Partisi istismar ediyor.” falan dediler ama yakışmadı. Allah biliyor, Milliyetçi Hareket Partisi bu önergesinde, bu desteğinde, bu kararında samimidir. Biz bunu bir irade beyanı olarak görüyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu irade beyanının tercümesi şudur: Cumhuriyet değerlerimize, bu cumhuriyeti kuran kurucuların ortaya koyduğu ilkelere, bu devletin kuruluş felsefesine asla aykırı, karşıt olmayan, halkımızın, insanımızın inanç değerlerinin, yüzde 99’u Müslüman olan bu milletin inanç değerlerinin çocuklarına okutulmasını, okullarda okutulmasını hukuk hâline getirdik. İrade beyanı budur. Bu irade beyanı, Meclisimizin de biraz sonra irade beyanı olacaktır. Hayırlı olmasını diliyorum. Hayırlı olmuştur ancak değerli arkadaşlar, bakın, biraz önce de söyledim, bu kadar önemli bir mutabakatı temin ettiniz, bize göre -size göre de- bu kadar hayırlı bir adım attınız yani cumhuriyet tarihimizde cumhuriyetle milleti barıştırdık. Bu devlet de, bu cumhuriyet de bu millet için. Bu milletin değerlerini öğretmeyip de neyi öğreteceğiz? Bunu başardık bu kadar güzel bir mesaide, bu kadar güzel bir meselede fakat şu yapılan ithamları yok sayamazsınız.

Değerli arkadaşlar, deryaya bir damla da şey düşse o derya kirlenir, yapmayın bunu. Bu hukuk elinizde, bu Kamu İhale Kurumu sizin elinizde. Her defasında bir istisna hüküm koyarak bu istifhamlara, bu ithamlara niye maruz kalıyorsunuz, bunu anlamak mümkün değil. Cumhuriyet Halk Partisi, diğerleri, bizim arkadaşlarımız da, ben de incelediğimde endişeleniyorum: Niye bu istisnayı koyuyoruz? Her defasında kendi koyduğumuz kuralın arkasından dolanabilmek için bir gayretin içine giriyoruz.

Ben üzüntümü ifade ediyorum, suçlamak anlamında söylemiyorum. Bu kadar güzel, bu kadar hayırlı, önemli bir konuyu kirlettiniz değerli arkadaşlar, maalesef kirlettiniz. Buna ihtiyacınız yoktu. Samimiyetle söylüyorum, üzüntümü ifade ediyorum, buna ihtiyacınız yoktu. Gene istediğiniz şekilde ihalenizi yapabilirdiniz yani on beş yıl sonraya kadar bu ülkeyi taahhüt altına atmanın bir gerekçesi var. Bu gerekçeyi anlatabilmeniz mümkün değil. Ortaya koyduğunuz gerekçelerin hiçbiri bunu karşılamaz.

Onun için, hayırlı olmuştur, hayırlı olsun diyorum ama üzüntülerimi de ifade ediyorum. Bu kanunun tümü bu şekilde çıkmamalıydı.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, size, bizim önergemize vermediğiniz destekten dolayı da teşekkür ediyoruz ama bu kanunun çıkmasını hayra yoruyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

Önerge üzerinde diğer konuşmacı İstanbul Milletvekili Müslim Sarı.

Buyurun Sayın Sarı. (CHP sıralarından alkışlar)

MÜSLİM SARI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan,

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık bir aylık bir süre boyunca Millî Eğitim Yasası’ndaki değişikliğe ilişkin tartışabildiğimiz ölçüde tartıştık, teknik ayrıntılara girdik, bazılarına giremedik, bazılarına girdik ama genel çerçeve oluştu, şimdi yürürlük maddesindeyiz.

Biz bu maddede şunu söylüyoruz: Bu yasayı Sayın Başbakan yürütsün, Bakanlar Kurulu değil. Niye Sayın Başbakan yürütsün? Çünkü bunun için beş tane sağlam gerekçemiz var:

Birincisi: Bu yasa ideolojik bir yasadır. Her ne kadar Sayın Bakan bizim eleştirilerimiz karşısında ve sıkıştığı yerde “Burada pedagojik ve teknik bir yan vardır, biz bu meseleye ideolojik bakmıyoruz.” diyorsa da Sayın Başbakan yaptığı bir grup toplantısında “28 Şubatın son izini de sileceğiz.” diyor. Dolayısıyla Sayın Başbakanın yaklaşımı ideolojiktir. Eğitim başlı başına ideolojik bir iştir ve Sayın Başbakan bütün ideolojik duruşunu bu yasanın içine giydirmeye çalışmaktadır. O yüzden bu yasayı lütfen Sayın Başbakan yürütsün.

İkincisi: Bu yasa yapılış yöntemi itibarıyla faşizandır. Bütün aşamalarında gördük bunu; Komisyonda gördük, ODTܒde gördük, Kızılay Meydanı’nda gördük ve dün akşam Genel Kurulda gördük. Yöntem olarak zorbalığa dayanan, faşizmin yöntemlerini kullanan faşizan bir yasadır. O yüzden lütfen bu yasayı yürütmek Sayın Başbakana düşer.

Üçüncüsü: Bu yasa bir tasarı olarak gelmemiştir, bir teklif olarak gelmiştir, Bakanlar Kurulunda imzaya açılmamıştır, bakanlar bu yasanın altına imza atmamıştır; niye Bakanlar Kurulu yürütsün? Bu yasanın tüm aşamasında Sayın Başbakan vardır, tüm aşamalarında. O yüzden bu yasayı lütfen Sayın Başbakan yürütsün.

Dördüncüsü: Başbakanın talimatlarıyla yürüdü bu süreç. Mardin’de Başbakan “Gerekirse cumartesi ve pazar da çalışacaksınız ama bu yasayı çıkartacaksınız.” dedi, talimat verdi ve pazar günü neler olduğunu hepimiz biliyoruz. Başbakan Seul’den talimat verdi, biz gece beşlere kadar çalıştık. Gece beşlere kadar bizi burada tutan güç ne? Hangi talimat? Hangi bakış açısı? Hangi ruh hâli? Bu yasa bir hafta daha tartışılsaydı ne olurdu? Niçin bunu bir siyasal inatlaşma hâline çevirdiniz? Dolayısıyla bu sürecin her yerinde talimatlarıyla Sayın Başbakan vardır. O yüzden lütfen bu yasayı Sayın Başbakan yürütsün.

Son olarak, bu yasa devletin hemen hemen hiçbir belgesinde yok. Türkiye'nin geleceğini şekillendiren bütün belgelere baktığınız zaman, Millî Eğitim Yasası’yla ilgili radikal bir değişikliği ve dönüşümü içeren bu yasayı hiçbir yerde göremezsiniz. Nerede yok? Kalkınma planlarında yok. Var mı? Nerede yok? Orta Vadeli Program’da yok. Var mı? Daha ekimde tartıştık, konuştuk. Nerede yok? Yıllık planlarda var mı? Yok. Nerede yok? Millî eğitim stratejisinde var mı? Yok. Nerede yok? Bütçe Yasası’nda var mı? Yok. Bunun bir sürü mali boyutu var ama ekimde başladığımız tartışma süreci içinde bütçenin hiçbir yerinde bunu görmedik. Nerede yok? Hükûmet Programı’nda yok. Nerede yok? Seçim beyannamesinde yok. Peki nerede var? Tek bir yerde var sevgili arkadaşlar: Bu yasa sadece ve sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın aklında var dolayısıyla böyle bir yasayı uygulamak da Recep Tayyip Erdoğan’a düşer.

Yasanın her yerinde bulunan, her noktasında yer alan, her sürecine müdahil olan ve her sürecini yöneten ve faşizan izler taşıyan bu yasayı uygulamak da herhâlde bir postmodern diktatöre düşer diye düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum: Darbenin dayattığı ideolojik duruşun izlerini silmek demokratik bir tavırdır. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünal.

Evet, sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır. Teklifin görüşmeleri de tamamlanmıştır.

Teklifin tümünü oylarınıza sunmadan önce İç Tüzük’ün 86’ncı maddesi gereğince lehte ve aleyhte görüşlerini belirtmek üzere, lehte Sayın Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili, söz istemişlerdir.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, gerçekten uzun bir maratonun sonunda bu kanun teklifinin görüşmeleri tamamlanmış oluyor. Ben, öncelikle bu teklifin bu noktaya gelmesinde emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum, katkı sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum. Elbette, bu çalışmalar sırasında Komisyonumuzun, alt komisyonumuzun yaptığı katkı ve çalışmaların mutlaka zikredilmesi gerekir. Özellikle Komisyon Başkanımızın son derece önemli çalışmalarını, katkılarını burada zikretmekte fayda var. Ben, bu vesileyle Başkanımız Sayın Nabi Avcı’ya da çok teşekkür ediyorum, elbette Bakanlığımıza, katkı sağlayan herkese, Türkiye Büyük Millet Meclisine.

Tabii bugün tarihî bir gün değerli arkadaşlar. Tarihî bir gün olduğunu belki bugün fark edemeyebiliriz ama daha sonra fark edeceğiz bunun tarihî bir gün olduğunu.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Tarih hesap sorar!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ben, Cenabıhakk’a binlerce şükrediyorum, bana, bizlere böyle tarihî bir onuru yaşattığı için, tarihî bir onura tanıklık ettiği için ve katkı sağlama görevi verdiği için Cenabıhakk’a binlerce kez şükrediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bize de teşekkür etmen lazım.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu teklifin görüşülmesi sırasında katkı sağlayan tüm milletvekili arkadaşlarımıza ve 9’uncu maddeye özellikle katkı veren Milliyetçi Hareket Partisine ve tüm Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili arkadaşlarımıza da özellikle teşekkür ediyorum; onları da burada zikretmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, hiç kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın. Bu, gerçekten demokratik bir düzenlemedir. Bu, milletimizin iradesine saygı duyan, onlara tercih imkânı veren, yani onlara herhangi bir şeyi zorla yaptırmayı amaçlayan bir düzenleme değildir. Dolayısıyla, o yönden, bütün arkadaşlarımız, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi, yani karşı çıkan arkadaşlarımız açısından da söylüyorum, en ufak bir tereddüdünüz olmasın, uygulandığı zaman görülecek.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Var, var, göreceğiz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Türkiye’de yaşayan, bu topraklarda yaşayan dini, kökeni, milliyeti ne olursa olsun herkes eşit olarak, talep etmeleri hâlinde bu imkânlardan faydalanacaktır. Bu, çoğulculuktur; bu, vatandaşımıza, milletimize saygı duymanın en güzel örneklerinden bir tanesidir, yansıtma şekillerinden bir tanesidir.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Canikli, BDP’den de “evet” oyu verenler var, onlara niye teşekkür etmiyorsun?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Canikli, BDP’den de “evet” oyu verenler var, onlara haksızlık yapma, haksızlık yapıyorsun. BDP’den de var, bakmamışsın.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Var, var, verdik.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hayır, elbette, onlara da teşekkür ediyorum, ben farkında değilim, bilmiyorum. Teşekkür ediyorum, “evet” oyu verdiklerini bilmiyorum, onlara da teşekkür ediyorum ama…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İsimlerini niye zikretmiyorsun, “onlar” deyince hangi partiler?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, sonuç itibarıyla, katkısı olan, yani Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili arkadaşlarımızın da katkıları olmuştur…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bize gerek yok.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – ….yani onu da inkâr etmeyelim, bilerek ya da bilmeyerek ama katkı sağlamışlardır, ben onlara da teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – “Onlara” derken kime?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Değerli arkadaşlar, inşallah hayırlı uğurlu olur, Cenabıhak hayırlara vesile kılar inşallah ve milletimizin, geleceğimizin çok daha ileriye götürülmesinde inşallah katkısı olacak, çok büyük katkı sağlayacak, milletimizin moral değerlerinin yükseltilmesinde çok büyük katkı sağlayacak olan bir yasadır, bir tarihî karardır ve karar da milletimize aittir. Milletimizden alınan bir imkân tekrar bugün milletimize iade edilmektedir.

Ben, hayırlı olması temennisiyle hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi, yine İç Tüzük madde 86 gereğince görüşlerini belirtmek üzere ve aleyhte söz isteyen Engin Altay, Sinop Milletvekili.

Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; boşuna telaş etmeyin, 9’uncu maddede yaptıkları tam bir kayıkçı kavgasıydı zaten. Bunun için teşekkür edilip edilmemesinin çok anlamı yok.

ADİL KURT (Hakkâri) – Bizim denizimiz yok ki kayığımız olsun.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın Canikli’nin temennilerine katılmayı çok isterdim ama maalesef, ben, Sayın Canikli’nin temennilerine katılamıyorum.

Değerli milletvekilleri, parlamentolar, devletlerinin, onları kuran kurucu iradenin ve o iradenin getirdiği temel esasların korunduğu yerlerdir. Parlamentolar, devletin anayasada ifadesini bulan niteliklerinin kanun koyarak parmak çoğunluğuyla değiştirileceği yerler değildir. Bu tarz nitelikler, olsa olsa, referandumlarla değiştirilebilir. Bunun bilinmesini istiyorum. Bu kanun gösterdi ki, bu kanun sürecindeki tavrınız gösterdi ki, ben yanlış söylemişim, ben, başından beri, sizin 28 Şubat 1997’den rövanş alma arzusu içinde olduğunuz hissiyatında idim ama şimdi anlıyorum ki sizin büyük çoğunluğunuzun asıl almak istediği rövanş, 29 Ekim 1923’tür. (CHP sıralarından alkışlar)

Daha önce söylemiştim, içinizde kimi AKP’li yönetici, yetkili, etkili, milletvekili, başkanların cumhuriyetle sorunu olduğunun bilincindeyiz ama…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kimsenin sorunu yok.

ENGİN ALTAY (Devamla) – …size oy veren, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan yurttaşlarımızın sizin gibi düşünmediğini ve büyük çoğunluğunun cumhuriyetle sorunu olmadığını, bu milletin cumhuriyetin icaplarını içine sindirdiğini bilmenizi isterim.

Değerli milletvekilleri, Tevhidi Tedrisat Kanunu, nelerin önünü tıkamak, nelerin önünü açmak içindi?

Soru 1) Harf İnkılabı vasıtasıyla bir ülkenin tamamının bir anda sıfır okuryazar seviyesine indirgenmesinin kimlere yaradığı?

Soru 2) Ve bir yorum: “Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme veya başkaca bir resmî ideolojiye yer yoktur.” Bu da bir yorum. Bu sözler Sayın Başbakana aittir. Böyle sözleri söyleyen bir insanın, görevi ne olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, içinde şu anda ortamını paylaştığımız bu yüce çatıyla sorunu var demektir. (CHP sıralarından alkışlar) Burası…

M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Ne alakası var!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Evet.

Ve Başbakanların, yasamanın başı olmadığını bilmeleri gerekir.

Başbakanların şöyle ya da böyle bir nesil yetiştirmek diye bir görevi yoktur.

Başbakanların, beş yaşındaki çocuklar üzerinden Pensilvanya’yla olan kavgasına cevap vermek ve beş yaşındaki çocuklar üzerinden camiye cevap vermek gibi de görevi yoktur.

Başbakanların, mensubu olduğu cemaat ve vakıflardan talimat alarak eğitim sistemi üzerinde oynamak gibi bir görevleri yoktur.

Sayın milletvekilleri, laiklik, bütün toplumlarda toplum ve devlet olmanın en temel özelliğidir. (CHP sıralarından alkışlar) Laik sistemle oynanan ülkelerin sonu Mısır’dır. Laik sistemle oynanan ülkelerin sonu Libya’dır. Laik sistemle oynanan ülkelerin sonu Suriye’dir, Tunus’tur, Cezayir’dir, Fas’tır ve onların liderleridir, bunun da bilinmesini istiyorum.

Size karşı bir tarihî uyarı yapıyorum: Çıraklık döneminde aldığınız törpüyü kalfalık döneminde bırakıp elinize bıçak aldınız, şimdi ustalık döneminde, şimdi bugün bıçağı da bıraktınız, elinize bir satır aldınız. Dilerim ve temenni ederim bunu kullanmazsınız.

Şu milleti, hem bir yandan rant, bir yandan da Allah ile aldatarak gideceğiniz yolun ömrü çok kısadır. Bu millet, sizin düşündüğünüz gibi sizi görmemekte ve algılamamaktadır. Bunu, en kısa sürede siz de maalesef yaşayarak göreceksiniz ve tekrar altını çizerek söylüyorum ve diyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti her hâl ve şartta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - …sonsuza kadar laik olarak kalacaktır. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, ayakta alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum Sayın Altay.

Sayın milletvekilleri, teklifin tümünü oylarınıza sunacağım ancak teklifin tümünün oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır, önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 sıra sayılı kanun teklifinin tümü üzerindeki oylamanın açık oylama yöntemiyle yapılmasını talep ediyoruz.

Gereğini arz ederiz.

Recep Özel? Burada.

Nurettin Canikli? Burada.

Ayşe Nur Bahçekapılı? Burada.

Mahir Ünal? Burada.

Ahmet Aydın? Burada.

Hüseyin Üzülmez? Burada.

İsmail Güneş? Burada.

Bülent Turan? Burada.

Mehmet Doğan Kubat? Burada.

Tülay Kaynarca? Burada.

Ramazan Can? Burada.

Ali Şahin? Burada.

Süreyya Sadi Bilgiç? Burada.

Osman Aşkın Bak? Burada.

Hüseyin Bürge? Burada.

Nurdan Şanlı? Burada.

Çağatay Kılıç? Burada.

Tülin Erkal Kara? Burada.

Oya Eronat? Burada.

Mustafa Şahin? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylamayı başlatıyorum ve dört dakika süre veriyorum.

Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan teşekkür konuşması yapacaklardır.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin açık oylama sonucu:

“Oy Sayısı                     387

Kabul                                 295      (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Ret                                     91

Çekimser                              1(x)

                                                                 

Kâtip Üye

Muhammet Rıza Yalçınkaya

Bartın

Kâtip Üye

Bayram Özçelik

Burdur”

Böylece teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı uğurlu olsun.

Sayın Bakan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün gerçekten bizim için önemli bir gün. Bugün kabul ettiğimiz kanunla, Türk eğitim sisteminde bu zamana kadar katı, tek tipleştirici bir yapıdan daha demokratik, daha esnek bir yapıya geçişi onaylayan bir düzenleme yaptık. Başka bir ifadeyle, artık bugünden sonra, Türk eğitim sisteminde, tek tip insan yetiştirmek yerine, bu ülkede ve bu toplumda ihtiyacımız olan ve beklentilerimizi karşılayacak bilgi ve yeteneklerdeki çocukları yetiştirmeye, dünyayla rekabet edebilecek bilgi ve kabiliyetlerle donatmaya yönelik bir adım atmış olacağız ama daha da önemlisi, her bir çocuğumuzu ayrı bir birey olarak, ayrı bir potansiyel ve dünya olarak kabul edip onların her birisinin kendi yetenek ve kabiliyetlerine göre geliştirebileceği bir zemini de oluşturmuş olacağız.

Bu kanun aslında, bir başka tarafıyla, sadece sistemimizi, sistemimizin yapısını demokratikleştiren ve esnekleştiren nitelik taşımayacak, benim şahsi kanaatim, bu kanun aynı zamanda Türkiye’de halk ile devletin barışmasının önündeki önemli bir adım olarak da tarihe geçecek. Biz halk ile devleti biraz daha yaklaştırdık ve biraz daha fazla barıştırdık. Ben eminim, bu barışma arttıkça ve geliştikçe, Türkiye Cumhuriyeti ve cumhuriyetimiz ilelebet ayakta kalmak için daha güçlü bir desteğe de sahip olmuş olacak. Ben, bir başka vesileyle bunları tekrar söylemek istedim.

Hakikaten, hem Komisyon çalışmaları sürecinde hem de Millet Meclisi Genel Kurulunda çok yoğun çabayla ve azimle bize destek ve güç verdiniz. Bu süreç içerisinde sağladığınız katkılar sebebiyle her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu teşekkürüm Meclis içerisinde sadece AK PARTİ Grubuna değil, aynı zamanda gerek eleştirileriyle gerekse zaman zaman destek ve katkılarıyla yer almış olan muhalefet partilerimizin her birisi için de söz konusu. Cumhuriyet Halk Partisine, Milliyetçi Hareket Partisine, BDP’ye de ayrıca teşekkür ediyorum.

Daha da önemlisi, 9’uncu maddedeki destekleri sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisindeki milletvekillerimize, BDP’den destekleyen milletvekillerimize ve sizin her birinize gönülden teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, 5’inci sırada yer alan, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

 

5.- Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/556) (S. Sayısı 200)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

6’ıncı sırada yer alan, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları Hakkında Kanun Teklifi; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 68 Milletvekilinin; 2/B Barışı Kanunu Teklifi (Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Alanların İdaresi, Değerlendirilmesi ve Tasarrufu Hakkında Kanun Teklifi); Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Yayla ve Yaylacılık Kanunu Teklifi ve İçişleri Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

 

6.- Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları Hakkında Kanun Teklifi; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 68 Milletvekilinin; 2/B Barışı Kanunu Teklifi (Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Alanların İdaresi, Değerlendirilmesi ve Tasarrufu Hakkında Kanun Teklifi); Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Yayla ve Yaylacılık Kanunu Teklifi ve İçişleri Komisyonu, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporları (1/563, 2/71, 2/211, 2/417) (S. Sayısı 198)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Alınan karar gereğince, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay haklarında gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeleri yapmak ve kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 31 Mart 2012 Cumartesi günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 17.41



(x) Bu düzeltmeye ilişkin ifadeler 29/03/2012 tarihli 85’inci Birleşim Tutanak Dergisi’nin 629’uncu sayfasında yer almaktadır.

(x)  199 S. Sayılı Basmayazı 27/3/2012 tarihli 83’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan dilde kelimeler ifade edildi.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.