TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                 85’inci Birleşim

                                                                                          29 Mart 2012 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, Türk halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, son yaşanan terör olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün, Batman’da nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylara ilişkin gündem dışı konuşması

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen dosyada adı geçen Mustafa Öztürk'ün hâlen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu anlaşıldığından, ilgili dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine ve Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/804)

B)  Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, Saros Körfezi'nin doğal yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/212)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, 4/C mağdurları arasında son yıllarda artan intihar olaylarının, içinde bulundukları sorunların ve çözüm yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/213)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214)

C) Gensoru Önergeleri

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Nevruz Bayramı kutlamaları ile eğitim sistemine ilişkin kanun teklifine karşı yapılan protesto gösterilerinin yasaklandığı ve bu gösterilere katılanlara yönelik polisin orantısız güç kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10)

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

2.- Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

3.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, 28 Mart 2012 tarihli 84’üncü Birleşim tutanağında yer alan ifadesini düzelttiğine ilişkin konuşması

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, 1 Nisan 2012 Pazar günü Meclis Genel Kurulunun çalışması nedeniyle aynı gün yapılacak olan öğrenci seçme sınavında yakınlarının yanında olamayacaklarına ilişkin açıklaması

2.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadeleri nedeniyle kendilerinden özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’nın konuşmasına ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, imza sahibi olduğu bu kanun teklifinin görüşmelerinde Meclis Genel Kurulunu yönetmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına ilişkin açıklaması

7.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına ilişkin açıklaması

8.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylar ve gergin ortam nedeniyle İç Tüzük madde 68’e göre birleşimin kapatılması gerektiğine ilişkin açıklaması

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.-  İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

8.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

11.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

12.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’nın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’nın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

14.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

15.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

16.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı: 180)

3.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/387) (S. Sayısı: 194)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199)

XI.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’e yapmış olduğu davranış nedeniyle İç Tüzük’ün 160’ıncı  maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kınama cezası verilmesi yapılan oylama sonucu kabul edilmedi

XII.- OYLAMALAR

1.- İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9.  Maddesinin oylaması

XIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, kadınların istihdam edildiği iş kolları ve bunların illere göre dağılımına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/3667) Ek cevap

2.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdür Yardımcılıklarına yapılan atamalara ve Antalya Sosyal Güvenlik Müdürü hakkındaki müfettiş raporuna ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4520)

3.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, üst düzey yönetici kadrolarında vekaleten görev yapan sigorta müfettişleri ve denetmenlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4521)

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 2010-2011 yıllarında BAĞ-KUR ve SSK’lı çalışan sayısına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4524)

5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, SGK bünyesinde GİH sınıfında çalışan personelin ek ödemelerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4704)

6.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, İşsizlik Sigortası Fonu’nun varlıklarının değerlendirilmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı  (7/5029)

 

29 Mart 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur),Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Türk halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen, İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Boyraz.

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, Türk halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük halk ozanı Âşık Veysel’in ölümünün 39’uncu yılı münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Hiç şüphesiz Anadolu halkının sanat yapıtlarının en özgün örneği halk edebiyatıdır. Edebiyatın seçkin ustaları olan halk ozanlarımız, halk âşıklarımızın dünden bugüne kültürel kimliğimizin korunması ve gelişmesinde sayısız katkıları ve hizmetleri olmuştur.

Âşıklık geleneğinin unutulmaya yüz tuttuğu 20’nci yüzyıl Türk halk şiirinin önde gelen sanatçısı olarak kendini kabul ettiren Âşık Veysel, 1894 yılında, Sivas ili Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğmuştur. Doğduğu yörede Veysel Karani’ye duyulan sevgi ve saygıdan dolayı adını "Veysel" koymuşlardır. Asıl adı Veysel Şatıroğlu'dur. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur. Yaşadığı yıllar, bulunduğu koşullar nedeniyle herhangi bir öğrenim görmemiş, daha da önemlisi dünyayı görememiş olmasına rağmen içinde yaşadığı kültür onun yetişmesinde, hayata bakış açısında ve felsefesinde önemli bir yer tutmuştur. Yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü, bir kaza sonucunda da diğer gözünü kaybetmiştir. Bir şiirinde Âşık Veysel, bu durumu,

“Genç yaşımda felek vurdu başıma,

Aldırdım elimden iki gözümü.

Yeni değmiş idim yedi yaşına,

Kayıp ettim baharımı yazımı.” diye ifade ediyordu.

Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması için, aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. Ömrü yoksulluk ve çileler içinde geçen Veysel, köyünden ilk ayrıldığında, 1933 yılında, Sivas Âşıklar Bayramı’na katılır; "Türkiye'nin İhyası Hazreti Gazi" şiiriyle dikkatleri üzerine toplar. Ahmet Kutsi Tecer Bey'in ilgisine mazhar olan Veysel,  bir dönem yurdu dolaşarak köy köy saz öğretmenliği yapar. Veysel, bu yıllarda da hasret şiirlerinin altyapısını oluşturur.

Sayın milletvekilleri, 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, ana dilimize, millî birliğimize katkılarından dolayı özel bir kanunla kendisine maaş bağlanmıştır. Şarkışla ilçemizde her yıl adına şenlikler düzenlenmektedir. Türkçesi yalındır, Türkçeyi ustalıkla kullanır. İnsan sevgisini, hoşgörüyü her şeyin üstünde tutan bir felsefeyle yoğrulmuştur. Âşık Veysel derin bir felsefeye sahiptir. Hepimizin bildiği gibi,

 “Uzun ince bir yoldayım,

Gidiyorum gündüz gece.

Bilmiyorum ne haldeyim,

Gidiyorum gündüz gece.

Dünyaya geldiğim anda,

Yürüdüm aynı zamanda.

İki kapılı bir handa,

Gidiyorum gündüz gece.” şiiriyle gönüllere yer edinmiştir.

Dizelerinde inkâr edilemez bir gerçek vardır. Daima birleştirici, kaynaştırıcı bir tutum sergiler. O, bu toprakların inanç bütünlüğüne samimi, içten, yürekten bağlı bir sanatçıdır.

“Kim okurdu, kim yazardı?

Veysel adın kim sezerdi?

Koyun kurt ile gezerdi,

Fikir başka başka olmasa.” sözleriyle fikir farklılıklarının olabileceğini, fakat bunun bir ayrışma sebebi olmaması gerektiğine vurgu yapmıştır.

Âşık Veysel Anadolu kültürüyle yetişmiş, şiirlerinde hoşgörü vardır.

“Allah birdir, Peygamber hak,

Rabbül âlemindir mutlak.

Senlik benlik nedir bırak,

Söyleyeyim geldi sırası.

Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i,

Hep Adem'in oğlu kızı,

Beraberce şehit gazi,

Hakikatte yüz karası.” diyerek ayrımcılığa karşı olmuştur.

Âşık Veysel, yine bir şiirinde yıllar öncesinden,

“Yezit nedir? Ne Kızılbaş?

Değil miyiz hep bir gardaş.

Bizi yakar bizim ataş,

Söndürmektir tek çaresi.” mısralarıyla da bizlere hoşgörü, sevgi, insanlık dersi vermiştir.

Şiirlerinde birlik ve bütünlük mesajları veren, bilim, teknolojiyi önemseyip benimseyen Veysel, özünde, sözünde birdir. Karanlıklar arasından aydınlık çıkarabilen bir kişiliğe sahiptir. Samimidir, doludur. Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşamıştır, fakat karanlık sadece gözlerinde kalmıştır, yüreği de şiirleri gibi aydınlıktır.

“Beni hor görme gardaşım,

Sen altınsın, ben tunç muyum?

Aynı vardan var olmuşuz,

Sen gümüşsün ben sac mıyım?” sözleriyle, insanların birbirleriyle eşit olduğunu, bundan dolayı insanlar arasında ayrım gözetilmemesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.

Tabii, yine bir vatan şiirini çok güzel ifade etmiştir.

“Vatan bizim, ülke bizim, el bizim,

Emin ol ki her çalışan kol bizim.

Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim,

Söyle Veysel övünerek, överek.”

Evet, zaman yetersiz, keşke biz Âşık Veysel’i bu toprakların her santimetrekaresine ilmik ilmik, nakış nakış işleyebilseydik, onu anlatabilseydik, onun öğretilerini, felsefesini anlatabilseydik, bugün belki de yüreğimizi dağlayan olaylar olmayacaktı, belki de anneler ağlamayacaktı.

Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Boyraz.

Gündem dışı ikinci söz, son yaşanan terör olayları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Aytun Çıray’a aittir.

Buyurun Sayın Çıray.

 

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, son yaşanan terör olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonunda şehitlik makamını da tartışılır hâle getirdi AKP.

İktidar olarak, AKP olarak kendinizi olduğunuzdan farklı göstererek tek parti devleti kurmayı başardınız. Aslında, başardığınız şey bir zorbalık ve korku imparatorluğudur. Rövanş şehvetiyle, aldığınız hazla belki bunu unutmuş olabilirsiniz ama gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Estirdiğiniz endişe ve korkunun aynısı sizi bekliyor çünkü Sayın Başbakanın çok sevdiği bir Arapça deyimle “men dakka dukka”, eden bulacak, ettiniz, günü geldiğinde bulacaksınız.

Biliyoruz, 4,4,4’lük sosyal formatlama projenizin amacı, hesap vermenizi geciktirecek kendi nesillerinizi yetiştirmek ama bunu başaramayacaksınız. Kininiz uğruna çocuklarımızı ateşe attığınız çok yakında anlaşılacak. Gün gelecek mızrak çuvala sığmayacak, adını anmaktan kaçındığınız, sadece adına “Bu millet” dediğiniz Türk milleti gördükleriyle irkilecek “Hay ellerim kırılsaydı da bunlara oy vermeseydim.” sözü, belki de ilk kez bu kadar içtenlikle söylenecek çünkü boğazınıza kadar günaha gömüldünüz. Hepinizi şehit kanları tutacak, ikiyüzlü siyasetler, takiyeler bu kez kör kuruş etmeyecek.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti, 2002 Kasımında terör örgütünün bitirildiği bir ülke devralmıştı. Güneydoğudaki Kürt vatandaşlarımız siyasi ayrılıkçılığın etki alanından çıkmaya başlamıştı. Bir de bugün AKP İktidarının getirdiği hâlimize bakın: Artık, ruhen Türkiye’den kopmak üzere olan genç kuşaklarla korkutulur hâle geldik ama sizler ne yaptınız? Kendi ideolojik inançlarınızı doğrulamak için ayrılıkçı terör organizasyonunun toparlanmasına göz yumdunuz. Siyasi ayrılıkçılığın motive ettiği terörün bedelini bile Atatürk ve arkadaşlarına fatura etmeye kalktınız. Aklınızca bir taşla birçok kuş vuracaktınız. Elhak vurdunuz. Şehitler pahasına kazanılan bir zaferi âdeta yenilgiye çevirdiniz. Millî moral ve motivasyonu kırdınız. Şimdi, bu tabloya “Helal olsun.” diyenler var tabii. Bunları dinleyin ve bence şimdilik kulaklarınıza bayram ettirin vakit varken. Çünkü bugün size “Helal olsun.” diyen bu yalaka takımı, yarın da size “İhanet ettiler.” diyecekler. “Yapılanların tümü… Vatana ihanet etti.” diye sizi suçlayacaklar. Bu ithamları duyacaksınız. O zaman geldiğinde, ayrılıkçı teröristlerin ayağına mahkeme götürdüğünüz hatırlanacak. Mahkemeyi teröristlerin ayağına götürenler hesap verecek.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sen hâlâ orada mısın ya?

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Hukuk varsa ve yaşayacaksa hesap verilecek.

Sonra, bu devletin egemenliğine koca bir yara açan, bölücülere cesaret veren içi boş açılımın perde arkası sorulacak, sorgulanacak. Sayın Başbakanın bilgisi dâhilinde, Oslo görüşmelerinde, Anayasa’nın en temel, değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddelerinin pazarlık masasına sürüldükleri, Anayasa’nın tağyir, tebdil ve ilgaya teşebbüs edildiğini herkes öğrenecek. O zaman, kişiye özel MİT Yasası’nı aslında Başbakanı korumak için çıkarttığınız anlaşılacak. Sahte dijital belgeler değil, savcıların elinde bulunan gerçek belgeler konuşacak. Bir zamanlar Hazreti Ömer adaletinden ve asrısaadetten bahsedenler, şimdi ne yazık ki sessiz. Şimdi iktidarın tadını çıkarın.

Değerli AKP milletvekilleri, 4,4,4 çeker cip gibi görüyorsunuz ama bu cip, sizi yarattığınız bataktan çıkartmaz. Sizi, kurduğu devletin İnternet sitelerinden resmini çıkardığınız Atatürk’ün aziz hatırası boğacak. Kadir bilmezliğiniz, vefasızlığınız, sadakatsizliğiniz kötü bir efsane olarak gelecek kuşaklara anlatılacak ama akıllarda en çok kindarlığınız kalacak. Bu millet, terör örgütüne karşı kazandığı zaferin bozuk para gibi harcandığını anlayacak ve sırf hedeflerinizi gerçekleştirmek için Müslümanlara dair komplolar kurduğunuzu hatırlayacak.

Onun için, tavsiyemi tekrarlıyorum: Biraz daha iktidarın tadını çıkarın çünkü yarın, hesabınızda, boşuna akıtılan şehit kanlarının, pazarladığınız şehitlik makamının utancı kalacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çıray.

Gündem dışı üçüncü söz, Batman’da nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylar hakkında söz isteyen Mardin Milletvekili Ahmet Türk’e aittir.

Buyurun Sayın Türk. (BDP sıralarından alkışlar)

 

3.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün, Batman’da nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylara ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

AHMET TÜRK (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, 18 Mart “nevroz” kutlamalarında gerçekten Türkiye’ye yakışmayan görüntülerle karşı karşıya kaldık.

Bugün, bu Meclise yaşananları aktarmak için bana imkân veren Sayın Başkana da teşekkür ediyorum.

Batman’a gittiğimizde, gerçekten, bütün sokaklar tutulmuş, Diyarbakır’dan, Elâzığ’dan getirilen polislerle bütün mahalleler kontrol altına alınmıştı. Bu durumu görünce Belediye Konuk Evi’ne çekilerek arkadaşlarımızla bir durum değerlendirmesi yaptık. Tabii, hem kalp pili olduğu için hem de akciğerlerimde sorun olduğu için, arkadaşlarımla şakalaşarak “Gazın olduğu yere gelmem, siz gidin, mümkün olduğu kadar ‘nevroz’un kutlanması konusunda halka kolaylık sağlayın…” Tabii ki bulunduğumuz yer, yüksek bir yer. Batman Konuk Evi’ni bilen arkadaşlarımız çok iyi bilir, Batman’a hâkim bir tepe ve orada her taraftan bir gaz bulutu, şehir gaz bulutu altında. Aradan saatler geçtikten sonra arkadaşlarım telefonla aradılar, durumun çok iyi olmadığını, oraya gitmem hâlinde belki bu sorunu sancısız bir şekilde çözebileceklerini söylediler, bunun üzerine gittim. Otobüsümüz bir tarlaya çekilmiş, bir dakikada on tane gaz bombası düşüyor, o gençler, düşen gaz bombalarını bizden uzaklaştırmak için hemen düştüğü gibi oraya yöneliyor ve farklı, boş alanlara atıyor. Bu arada, Milletvekili Arkadaşımız Nursel Aydoğan Vali Bey’i aradı. Ben telefonu kendisinden aldım, durumun çok hassas olduğunu söyledim, eğer “nevroz” alanına girersek beş on dakikalık bir konuşmayla kitleyi sakinleştirebileceğimizi ifade ettim. Tabii ki Sayın Vali bir daha dönmedi ve gittikçe yoğun gaz başladı. O tarlanın içinde artık boğulma noktasındayız. Bunun üzerine, “nevroz” alanına doğru gittik. “Nevroz” alanına giderken otobüsle, tabii ki alana girdiğimizde 40-50 polis, parti otobüsünü taşlarla, gaz bombalarıyla taşlamaya başladı, kırılan camlardan gaz bombaları içeri düştü. Nefes alacak hâlimiz yok, kendimizi dışarı attık. Sonuç olarak, iner inmez -zaten yarı baygın bir hâldeyim- tıknaz, orta boylu bir polis yaklaştı -ben böyle bir şey beklemiyordum- ve birdenbire sol gözüme yumruklar indirdi. Tabii, o hâl de Valinin açıkladığı gibi değil. Biz, oradaki bir polis arabasına yöneldik, çünkü orada bir tek sivil yok, bir tek insan yok, sadece polisler var, biz varız. Yöneldik, o polis bizi götürüp götürmemekte tereddüt geçirdi. Üç yıldızlı bir komiser işaret verdi: “Götürün.” Çünkü vahim bir durum ortada, bir arkadaşımız baygınlık geçiriyor, hepimiz o hâldeyiz. Şimdi, tabii, bir polis öfkesine yenilebilir, faşist biri olabilir, provokatör olabilir; bunun hepsini anlıyoruz biz ama bir Valinin bu olayı örtbas etmek için âdeta bizi yalancı çıkarmaya çalışması gerçekten demokrasimiz açısından vahim bir durumdur.

Bakınız sayın milletvekilleri, otobüs alana geliyor, görüntüler mevcut; polisler taşlarla otobüsü taşladığı zaman görüntüler kesiliyor, ben orada yumruklanıyorum görüntü yok ama yumruklamadan sonra, 2 metre sonra arabaya geçtiğimizde görüntüler yine başlıyor. Şimdi, Sayın Vali diyor ki: “Kimin elinde görüntü varsa getirsin.” veya diyor ki: “Araba gelirken tarladan geçtiğinde sarsıntı yapmış, bir yere çarpmış olabilir.” Oysaki yüzlerce insan orada, hastaneye gittiğimizde doktorlar, hem gözcü hem kardiyolog…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET TÜRK (Devamla) – Sayın Başkan, biraz izin verir misiniz?

(CHP sıralarından “Ver Başkan, ver; önemli bir konu konuşuyor.” sesleri)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bir dakika verebilirseniz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Efendim, yumruk yemiş bir insan bırakın da derdini anlatsın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ondan sonra da “O partiye verdiniz, bu partiye vermediniz.” diyorsunuz. Lütfen ama…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ama hayır, Sayın Başkan, bu başka bir konu, hoşgörü gösterin.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, sadece Sayın Türk’e verin diyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bir milletvekili meslektaşınız saldırıya uğramış, bu konunun aydınlanması lazım.

AHMET TÜRK (Devamla) – Burada bir milletvekili bir olayla karşı karşıya kalıyor, bu Meclisin bunu bilmesi gerekiyor.

BAŞKAN – Sayın Türk, sayın grup başkan vekilleri “BDP’ye söz verdiniz, bize vermiyorsunuz.” demesinler, söz versinler kendi aralarında, vereyim. Benim meselem değil.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Tamam, demeyeceğiz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türk.

AHMET TÜRK (Devamla) – Tabii durum vahim.

Ben burada birilerinin yumruk atmasını önemsemiyorum. Bir Valinin olayı örtbas etmeye çalışması ve bütün şahitlere rağmen, ki milletvekili arkadaşlarımız o yumruğu atan polisleri de tanıyor, yine bizi arabasıyla götüren polis belli, üç yıldızlı, orada görev yapmış olan komiser belli. Eğer bu Hükûmet isterse bunu çıkarır ama bunu örtbas ederse biz bunun peşini bırakmayacağız, bunun çok iyi anlaşılması gerekiyor. Öyle birileri de rahat gelip o bölgede dolaşamayacak.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Senin babanın çiftliği mi orası?

AHMET TÜRK (Devamla) - Burada hiçbir zaman öfkeye kapılmadım ama inanın ki eğer meydanlarda yumruk yersek bu alışkanlık her tarafa yayılacak. Lütfen bu konuda, bu suçu işleyenler, valinin bu aymazlığını giderecek tedbirler alın ve bu olayı ortaya çıkarın. Ben, bir polisin ceza almasını önemsemiyorum; ben, hiç kimsenin mağdur olmasını da istemem ama gerçekten biz burada bu Parlamentoda demokratik değerleri, demokratik bir Türkiye’yi, yaşanan olumsuzlukları ortadan kaldıracak bir sorumlulukla mı hareket edeceğiz, yoksa siyasileri, kendi ideolojilerine, kendi anlayışlarına yakın olmadığı için, farklı baktığı için onları tehditle mi terbiye edeceğiz? Aslında bu Parlamentonun bunun üzerinde durması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET TÜRK (Devamla) - Ben Sayın Valimize uzun ömürler diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Türk. Tekrar geçmiş olsun diyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Başbakanlığın bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen dosyada adı geçen Mustafa Öztürk'ün hâlen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu anlaşıldığından, ilgili dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine ve Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/804)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlığınıza ilgi (b) yazı ekinde gönderilen listede yer alan ilgi (a) yazı ve eki dosyada adı geçen Mustafa Öztürk'ün; halen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu anlaşıldığından ilgi (a) yazı eki dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                               Bekir Bozdağ

                                                                       Başbakan Yardımcısı

BAŞKAN – Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosya Hükûmete geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, birer dakikalık söz istemiştik.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, benim uygulamalarımı biliyorsunuz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Efendim?

BAŞKAN – Her toplantıda açıklama yapmak durumunda değilim. Ben, gündem dışı konuşmalarda, sayın milletvekillerine, gündem dışı üç konuşmacının haricinde söz vermiyorum.

Teşekkür ederim.

Önergeleri okutuyorum:

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, Saros Körfezi'nin doğal yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/212)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Saros Körfezi hem turizm hem de balıkçılık sektörü açısından son derece önemli bir değerimizdir. Konumu itibariyle Ege denizinin kuzey doğusunda yer alan körfez yurt içi ve yurtdışından çok kolay ulaşılabilecek durumdadır. Tertemiz kumsallarla kaplı kıyı şeridine sahip olan körfezin kendi kendini temizleme özelliği ve çok yoğun yerleşimlerin bulunmaması ayrıca dikkat çekicidir.

Bu kadar önemli olan bu doğal güzelliğin son zamanlarda her geçen gün katledildiği, balıkçılığın her geçen gün stokları bitirdiği, pek çok balık türünün tükenme noktasına geldiği basında ve diğer platformlarda giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir.

Gerekçesini ekte arz ettiğimiz “Saros Körfezinin koruma altına alınması, ticari balıkçılığın yasaklanarak amatör balıkçılığa dönüştürülmesi deniz milli park yapılması” amacıyla Anayasanın 98 inci Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Gerekçe:

Trakya topraklarının Ege Denizindeki kıyısı Saros Körfezi, tertemiz kumsallarla kaplı bir kıyı şerididir. Saros körfezi su sirkülasyonunun yüksek olması ve sanayileşmemiş olmasından dolayı Ege'nin belki de en temiz denizine sahiptir. Saros Körfezi dünya üzerinde kendi kendini temizleyen 3 denizden birisidir. Saros Körfezi, bir körfez olmasına rağmen kendi kendini temizlemesi ve etrafında yoğun yerleşimlerin bulunmaması ile uzun yıllar belki de hiçbir zaman kirlenmeyecek nadir denizlerden birisi, Yılda üç defa ve aynı zamanda olmak üzere, şubat, nisan ve temmuz aylarının 15 veya 18. günü başlayıp, 25 veya 28. günü sona eren körfezin kendi kendini temizlemesi işleminde tabanda soğuk su ve yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar körfezi içine atılan tüm artık ve atık maddelerden kurtarmaktadır.

Bu sularda mevsimine göre hem tuzlu Ege sularının, hem daha az tuzlu Marmara'nın bütün balıklarını burada bulmak mümkündür. Bu sularda mevsimine göre çipura, lüfer, barbunya, mercan, karagöz, levrek, kefal, ahtapot ve ülkemizde sadece bu yörede bulunan yılan balığı bol miktarda mevcuttur. 144 çeşit balık yetiştiriliyor. Dolayısıyla buranın bu özelliklerinin yaşatılması lazım. Ama bilinçsiz avcılık, özellikle balıkçılık yönüyle bir gün bitecek. Ticari ölçekte, büyük ölçekte balıkçılık ve avcılık yasaklanarak sadece olta balıkçılığı ve amatör balıkçılık olarak geliştirilebilirse, inanın bir cazibe merkezi olarak çok dikkat çekecektir ve belki de dünyanın dört bir tarafından insanlar buraya gelecektir. Bu spor yönüyle de mutlaka buradaki ticari imkânlar da gelişecektir. O anlamda belki de Saros Körfezini Türkiye'de ve dünya üzerinde de bir önemli merkez olmasını sağlamış olacağız.

Diğer taraftan, Saros Körfezine sınırı olan yerlere, küçük balıkçı ve balıkçılık kooperatifleri üyelerine sınırlı izin verilerek, sahanın korunması ve gözetilmesi için doğal ortak ve kontrol mekanizması sağlanmış olacaktır.

Ege Denizi'nin kuzey doğusunda yer alan Saros Körfezini güney ve doğusundan Çanakkale ilinin Gelibolu ve Ecebat ilçeleri, kuzeyini ise Edirne ilinin Keşan ve Enez ilçeleri çevreler. Körfezin Gelibolu yarımadası tarafından olan güney bölgeleri yerleşime olanak vermez. Çoğunlukla yerleşim doğu ve kuzey bölgelerinde yer almaktadır. Saros Körfezi İstanbul'a göre, baktığınızda 250 km. mesafede yaklaşık iki iki buçuk saatte varılabilecek bir yer ama Avrupa'ya açılan Kapıkule'ye 200 km mesafede. Yani yurtdışından ülkemize gelen turistlerin varabileceği, gidebileceği bir yer. Kara yoluyla gelen turistlere de çok uygun bir yer.

Saros Körfezi 2006 yılında kültür ve turizm gelişim bölgesi olarak ilan edildi ama o günden bugüne herhangi bir çalışma henüz yapılmadı. Dolayısıyla buraya bir el atılması lazım. Yeterince ilgilenildiğini söylemek mümkün değildir.

Kısa dönemde bitmesi beklenen Kınalı-Tekirdağ-Keşan duble yol çalışmaları sonucu İstanbul'dan Saros Körfezine ulaşım 2,5 saate inmiş olacak. Keşan üzerinden ulaşım Saros Körfezi yerleşim bölgeleri içinde en çok konaklanan bölgeler ise Enez, Erikli ve Yayla olarak göze çarpmakta. Enez sadece sahili ile değil, binlerce yıllık yerleşim bölgesi olmasından dolayı antik bölgeleri ve arkeolojik kazı alanları ve ayrıca Manyas Gölünden sonra Türkiye’nin en geniş kuş barınma alanı olan Gala Gölü ile ilgi çekmektedir.

Yukarıda sunulan ve araştırma sırasında belirlenecek nedenlerle Anayasanın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105'nci maddeleri uyarınca "Saros Körfezinin koruma altına alınması, ticari balıkçılığın yasaklanarak amatör balıkçılığa dönüştürülmesi, deniz milli park yapılması" için bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

 

1) Mehmet Şandır                                                     (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                                                      (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan                                                  (Muğla)

4) Enver Erdem                                                        (Elâzığ)

5) Alim Işık                                                              (Kütahya)

6) Ali Öz                                                                  (Mersin)

7) Ali Halaman                                                         (Adana)

8) Seyfettin Yılmaz                                                   (Adana)

9) Mehmet Günal                                                      (Antalya)

10) Mustafa Kalaycı                                                  (Konya)

11) Kemalettin Yılmaz                                               (Afyonkarahisar)

12) Oktay Öztürk                                                       (Erzurum)

13) D. Ali Torlak                                                       (İstanbul)

14) Celal Adan                                                         (İstanbul)

15) Mesut Dedeoğlu                                                  (Kahramanmaraş)

16) Erkan Akçay                                                       (Manisa)

17) S. Nevzat Korkmaz                                              (Isparta)

18) Atila Kaya                                                          (İstanbul)

19) Emin Haluk Ayhan                                              (Denizli)

20) Emin Çınar                                                         (Kastamonu)

 

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, 4/C mağdurları arasında son yıllarda artan intihar olaylarının, içinde bulundukları sorunların ve çözüm yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/213)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 657 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi (C) fıkrası kapsamında çalıştırılan ve kamuoyunda 4/C mağduru olarak bilinen vatandaşlarımız arasında; son yıllarda artan intihar olaylarının araştırılması, sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi, gereken tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Özelleştirilen veya kapatılan Kamu İktisadi Teşebbüslerinde işçi olarak çalışanlardan emekliliği dolmamış olanlar, 2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi (C) fıkrası kapsamında başka kamu kurumlarına geçici personel statüsü ile yerleştirilmişlerdir.

Bu statüde olup emekli olanların haricinde şu an sayıları 8 bin 500'e kadar düşen 4/C çalışanlarının; gerek sendikal haklar, gerekse çalıştığı kurumun takdiri ile aldığı ikramiyeleri ortadan kalkmış, sosyal hakları elinden alınmıştır.

Gönderildikleri kurumlarda verilen işleri yaparken, gittikleri bu yerlerde, kendileri ile aynı işi yapan kişinin aldığı ücretin yarısını almakta, bir mali yılda 10 ay çalıştırılıp, 2 ay çıkış verilmektedir. Hal böyle olunca, aldıkları yıllık ücret daha da azalmakta, asgari ücretin de altına düşmektedir.

Ücret alamadıkları 2 ay içinde geçimlerini temin edemeyen ve borçlanmak zorunda kalan 4/C'lilerin biriken borçları, ücret aldıkları 10 ayı da ipotek altına almaktadır. Gelirlerinin düşmesi nedeniyle mağdurların çocukları üniversite eğitimlerini dondurarak, eğitimlerine ara vermişlerdir.

4 ay için en fazla 2 gün ücretli hastalık izni alabilen 4/C'lilerin, kelimenin tam anlamıyla, hasta olmaları bile yasaklanmıştır.

Tüm bunlar, 4-C mağdurlarını psikolojik ve sosyal yönden etkilerken, devlete olan saygıyı, yöneticilere olan güveni de zaafa uğratmaktadır. İçine düştükleri geçim sıkıntısı nedeniyle aile düzenleri ve ruh sağlıkları bozulan mağdurlardan son 3 yılda 10 kişi intihar etmiştir.

4/C mağdurlarının çalıştıkları yerlerde konum ve statülerinin yeniden belirlenerek, günün koşullarında eşit işe eşit ücret verilmesi ve yılda 12 ay çalıştırılmaları, sağlık güvencelerinin bir zemine oturtulması, hastalık izinlerinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Sürekli kanayan ve toplumsal bir yara haline gelen 4/C mağdurlarının içinde bulundukları sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi, mağdurlar arasında son yıllarda artan intihar olaylarının araştırılması ve gereken tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

1) Mehmet Şandır                                                     (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                                                      (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan                                                  (Muğla)

4) Enver Erdem                                                        (Elâzığ)

5) Alim Işık                                                              (Kütahya)

6) Ali Öz                                                                  (Mersin)

7) Seyfettin Yılmaz                                                   (Adana)

8) Mehmet Günal                                                      (Antalya)

9) Mustafa Kalaycı                                                    (Konya)

10) Kemalettin Yılmaz                                               (Afyonkarahisar)

11) Oktay Öztürk                                                       (Erzurum)

12) D. Ali Torlak                                                       (İstanbul)

13) Celal Adan                                                         (İstanbul)

14) Erkan Akçay                                                       (Manisa)

15) Mesut Dedeoğlu                                                  (Kahramanmaraş)

16) Emin Çınar                                                         (Kastamonu)

17) Atila Kaya                                                          (İstanbul)

18) Emin Haluk Ayhan                                              (Denizli)

19) S. Nevzat Korkmaz                                              (Isparta)

20) Ali Halaman                                                       (Adana)

 

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki işsizlik sorunlarının ve buna bağlı gelişen iç göçün araştırılarak, insanlarımızın sıkıntılarının giderilmesine, yönelik çözümlerin geliştirilmesi, alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi için Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük'ün 104 ve 105'nci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Ülkemiz ile aynı kategoride olan ülkelere baktığımız zaman, işsizlik oranının bizde çok daha yüksek olduğu görülmektedir. Sürekli nüfus artışıyla beraber, son yıllarda uygulanan yanlış ekonomik politikalar sonucu, işsizlik çığ gibi büyüyerek, birçok sosyal olayı da tetiklemektedir. Genç işsizlerimiz iş peşinde koşarken işini kaybeden insan sayısı da hızla artmaktadır. Son dönemlerde TÜİK tarafından yayınlanan istatistiklerde işsizlik oranlarının sürekli artarak çift haneli rakamlara ulaştığı görülmektedir. Yükselmekte olan işsizlik oranları, aynı zamanda hem kamu sektöründe hem de özel sektörde, işverenler tarafından daha "esnek" çalışma koşullan talep etmek için kullanılabilir. Bu da, ücretlerin ve çalışma koşullarının daha da fazla erozyona uğramasına ve daha fazla sayıda işçinin kayıt dışı istihdam edilmesine neden olabilir.

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlarda, işsizlik acil çözüm bekleyen en önemli sosyal sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bu sorunun ciddiye alınmaması ya da ertelenmesi toplumun tüm dengelerini alt-üst edecek boyuttadır. Son yıllardaki yüksek oranda büyümeye rağmen ülkemizde işsizlik artmaktadır. Bugün ekonomide gelinen noktada ise, işsizlerin iş bulma şansı olmadığı gibi çalışan insanlarımızın birçoğu da işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Halen en büyük istihdam kaynağımız olan tarım kesiminden işgücü kopmaları yüksek oranda devam etmektedir. Köyünü, toprağını terk etmek zorunda kalan çiftçilerimiz bir umutla büyük şehirlerimize akın etmektedir. Kısaca işsizlik ve iç göç hareketinin, planlanamaması ve yönetilememesi, Türkiye'nin istihdam kapasitesinin çok üzerinde bir nüfusun büyük şehirlerde toplanmasına yol açmıştır. Ülkemiz insanının yerinde hayatını sürdürebilmesi için gerekli ekonomik altyapı tedbirleri bir an önce alınmadığı takdirde, gelecekte ülkemizi çok daha ciddi sosyal tehlikelerin beklediği bilinmelidir.

Ülkemizde, son dönemde uygulanan politikalar sonucu vatandaşlarımız, tarımsal üretimden de kaçırılmaya çalışılmakta, ancak bu insanlara alternatif iş gücü yaratılmadığı için, istihdam sorunları yaratmakta, işsizliği büyütmekte, özellikle batı bölgelerine olan iç göçü hızlandırarak sosyal sorunların yoğunluğunu artırmaktadır. Ülke ekonomisinin yıllardır büyüdüğü söylense de, ne garip çelişkidir ki, işsizlik de büyümekte ve bugün ülkemizin en önemli sorunu olarak çözüm beklemektedir.

Devletimizin, özel sektör ve çalışanların temsilcisi olan sendikaların, ortak bir masa etrafında toplanıp, nasıl daha çok üretilebilineceği, nasıl daha çok insana iş imkânı sağlanacağı ve ürettiklerimizin dünyada aranan markalı ürünler hâline gelmesi için nelerin yapılması gerektiğinin planlanarak gerekli stratejinin oluşturulması elzemdir.

Üretim ve istihdamı arttırarak, ülkemizin en önemli sorunu olan işsizliğe ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorunlarına yönelik tedbirlerin zaman kaybedilmeden alınması gerekmektedir.

1) Mehmet Şandır                                                     (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                                                      (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan                                                  (Muğla)

4) Enver Erdem                                                        (Elâzığ)

5) Ali Öz                                                                  (Mersin)

6) Alim Işık                                                              (Kütahya)

7) Seyfettin Yılmaz                                                   (Adana)

8) Mehmet Günal                                                      (Antalya)

9) Kemalettin Yılmaz                                                (Afyonkarahisar)

10) Mustafa Kalaycı                                                  (Konya)

11) Oktay Öztürk                                                       (Erzurum)

12) D. Ali Torlak                                                       (İstanbul)

13) Mesut Dedeoğlu                                                  (Kahramanmaraş)

14) Celal Adan                                                         (İstanbul)

15) Erkan Akçay                                                       (Manisa)

16) Atila Kaya                                                          (İstanbul)

17) Emin Haluk Ayhan                                              (Denizli)

18) Emin Çınar                                                         (Kastamonu)

19) S. Nevzat Korkmaz                                              (Isparta)

20) Ali Halaman                                                       (Adana)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Bir gensoru önergesi vardır.

Önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

 

C) Gensoru Önergeleri

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Nevruz Bayramı kutlamaları ile eğitim sistemine ilişkin kanun teklifine karşı yapılan protesto gösterilerinin yasaklandığı ve bu gösterilere katılanlara yönelik polisin orantısız güç kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in Newroz bayramı kutlamaları ile KESK'in eğitim yasasını protesto etkinliklerini genelgeyle yasaklaması, talimatları sonucu güvenlik güçlerinin birçok ilde aşırı şiddet kullanması, iki kişinin ölmesi, yüzlerce kişinin yaralanması ve bini aşkın kişinin gözaltına alınması nedeniyle; Anayasanın 99 uncu maddesi İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz.

Hasip Kaplan                                         Pervin Buldan

       Şırnak                                                    Iğdır

Gerekçe

Newroz bayramı binlerce yıldır başta Orta Doğu halkları olmak üzere Doğu Türkistan'dan Balkanlara kadar, başta Kürt ve Türk halkı olmak üzere halkların ortak kutladığı bir bayramdır.

Ülkemizde 90'lı yıllardan bu yana başta Kürt halkı olmak üzere her yıl kitlesel etkinliklerle kutlanmaktadır. 1992-93 yıllarda OHAL bölgesinde Cizre, Şırnak, Nusaybin başta olmak üzere Jitemin, karanlık güçlerin darbecilerin, çetelerin halka saldırısı sonucu yüzlerce yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Baskıcı katliamcı bu konsept döneminde binlerce köy yakılmış, binlerce faili meçhul cinayet, suç örgütleri tarafından devlet adına işlenmiştir.

Son on yılda izin verilen ve coşku ile kutlanan Newroz bayramlarının hiçbirinde olaylar yaşanmamıştır. BDP yirmi yıllık siyasi geleneği sürdürmüş milyonlar Newroz meydanlarında bayramını kutlamıştır.

Anayasanın 34 ve 90 ıncı maddeleri ile AİHS nin 10 ve 11 inci maddeleri uyarınca önceden izin almadan toplantı ve gösteri hakkı, AB uyum yasaları ve reformları çerçevesinde temel hak ve hürriyetlerdendir.

AK Parti iktidarlarının 10 yılı boyunca, 21 mart ve haftası içinde partimiz Newroz bayramını kutlamıştır. 2012 yılında da 138 yerde kutlama kararı alarak planlamasını yapmış ve birçok yerde izin almıştır. Ancak kutlamalara iki gün kala İçişleri Bakanı tüm illere bir genelge göndererek 21 mart dışındaki tüm kutlamaların izinlerinin iptal edildiğini ve yasaklandığını bir genelge ile duyurmuştur. Ancak;

Yasak genelgeye rağmen AKP nin Eyüp Belediyesi 19 martta, bakanları 18 martta izin almadan kutlamalar yapmış, geçen yıl Kültür Bakanlığı bir hafta boyunca Resmi Newroz programı ile kutlama yapmış hükümet izin konusunda çifte standart uygulamıştır.

Newroz bayramı halkların bayramıdır, tarihsel kültürel boyutu vardır. Devletin bayramı olmadığı için de izne tabi değildir ve yasaklanması da anayasa ihlalidir.

Aynı uygulama 4+4+4 eğitim sistemine karşı demokratik tepkisini ortaya koyan KESK üyelerine uygulanmıştır. Seyahat özgürlüğünü ihlal eden, hürriyeti tahdit suçu işleyen, demokratik tepkilerini gösterenlere kötü muamelede bulunan işkence eden, gözaltına alan bir anlayış sistematik hale gelmiştir.

İçişleri Bakanlığının aldığı yasadışı kararla başta İstanbul ve Diyarbakır olmak üzere birçok ilde yollar kesilmiş, kitlelere güvenlik güçleri saldırıda bulunmuş aşırı ve orantısız güç kullanmıştır. Saldırı esnasında helikopterlerden gaz bombaları atılmış, caddeler, sokaklar güvenlik güçlerinin halka saldırısı sonucu tahrip edilmiş kötü muamele işkence olayları yaşanmıştır.

Saldırılar sonucu İstanbul'da BDP Arnavutköy yöneticisi Hacı Zengin yaşamını yitirmiş, Cizre'de bayram kutlayan kitleye saldırıda bulunulmuş, zırhlı araçlar, Tomalar, panzerler eşliğinde gaz bombaları ve uzun namlulu silahlarla parti binasına yapılan saldırı sonucu binanın beş katı tahrip edilmiş, başta ilçe başkanı olmak üzere onu aşkın kişi saldırı sonucu ölüm tehlikesi geçirmiş, yüzlerce masun insan aralarında çocuk kadınlar gözaltına alınmıştır. Cizre'de Gazze görüntüleri medyaya yansımıştır.

Batman ilinde resmi güvenlik güçleri milletvekili Ahmet Türk'e saldırmış yaralamıştır. Birçok ilde aynı şekilde milletvekillerine saldırılar olmuştur. Sıkıyönetim, OHAL ilan edilmemesine rağmen, fiili "Savaş Hali" uygulaması yapılmaktadır.

Yaşanan olayların ölümlerin sorumlusu genelge ile yasak kararı alan saldırı emri veren İçişleri Bakanıdır. Toplumsal barışı tehlikeye koyan, muhaliflere şiddet uygulayan, totaliter bir rejimin faşizan baskıların sorumlusu olan Taksim meydanında izinsiz gösteri yapıp ırkçılık, kin, nefret söyleminde bulunan Kürt-Türk çatışması tetikleyen, sivil toplum örgütlerine saldıran, suç işleyen amirleri terfi ettiren kontrolsüz güce dönüşen "kamu tehlikesi" arz eden, üslubu ve kullandığı dil ile devlet adamı ciddiyetinden uzak, sorumsuz;

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddesi uyarınca gensoru açılması uygun olacaktır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşme günü Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

 

                                                                               29.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 29.03.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                     Hasip Kaplan

                                                                                                                            Şırnak

                                                                                                                  Grup Başkanvekili

 

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 76 ncı sırasında yer alan 10/76 Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılarak bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesini, Genel Kurulun 29.03.2012 Perşembe günlü birleşiminde birlikte yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri lehinde söz isteyen Adil Kurt, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Grubumuz adına verilmiş olan Meclis araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Öncelikle, cezaevinde bulunan ve sayısı 100’ün üzerinde olan gazeteci arkadaşlarımıza Meclis kürsüsünden selamlarımı ileterek konuşmama başlamak istiyorum.

Türkiye’de basın özgürlüğü sürekli olarak tartışma konusudur, sürekli olarak üzerinde konuşulan bir konudur ve hiçbir zaman da zerre kadar adım atılan bir konu olmamıştır. Kim iktidara gelmişse, kim iktidardaysa basını kendisine göre dizayn etmeye çalışmıştır, bu dizaynın dışında kalanlara da baskıyı reva görmüştür. Biz bu baskıları tanıyoruz. 90’lı yıllardan bu yana 80 dolayında basın mensubu arkadaşımız sokak ortasında katledildiler, faili meçhule götürüldüler. Bugün de bunun benzeri yaşanıyor; 90’lı yıllarda, 93’te, 94’te olan neyse bugün de benzer şeyler oluyor. Son üç yıl içerisinde bu ülkede kapatılan gazete sayısı yetmişin üzerindedir. Bu gazetelerin her biri kendi yayın politikasını sürdürmek için farklı adlar altında yeniden yayınını sürdürme gayreti içerisinde oldu. En son üç gün önce Özgür Gündem gazetesi bir aylığına kapatıldı, yerine şu anda Günlük gazetesi çıkıyor. Yani alınmış olunan karar, savcılığın, mahkemenin verdiği kapatma kararı aslında bir gündür, bir gün sürelidir. Ertesi gün yine bir gazete çıkabiliyor, yerini dolduran bir gazete çıkabiliyor.

Bakınız, bu gelenekten gelen ve Türkçe yayın yapan gazetelerin tamamı ki şu ana kadar yirminin üzerinde isim değiştirdiler, bu gazetelerin okurları bayiye gidip gazete alacakları zaman, dağıtımcıdan gazetesini alacakları zaman, gazetenin adı ne olursa olsun “Gündem gazetesini istiyorum” diyor. Yani aslında gazetenin logosu o gazetenin okurları açısından artık çok bir şey ifade etmiyor. Ama bu kapatmaların bir esprisi var, bu kapatmaların nedeni şu: Kürtlere “Siz kendinizle ilgili hiç konuşmayın. Kendinizle ilgili, kendinizi iyi ifade etme gibi bir sorununuz var, siz kendinizi iyi ifade edemiyorsunuz, Kürtler hakkında eğer konuşulacaksa da biz konuşalım…” Kürt’e “Kendini ifade etme, sen kendini ifade edeceksen de seni ben ifade ederim, gerek yok...”

Yaygın televizyon kanallarına bakın, ekranlara çıkıp konuşan uzmanların Kürtler hakkındaki ahkâm kesmelerine bir bakın. Bir Kürt kendini ifade edemeyecek mi, edemeyecek durumda mıdır? Pekâlâ kendilerini ifade ederler ama Kürtler kendini ifade etmeye başladığı andan itibaren iktidar ve resmî ideoloji jargonunun dışında kendilerini ifade ettikleri için konuşmamaları gerekir. Kürtler resmî ideolojinin jargonu içerisinde kalırlarsa kendilerini ifade edebilirler, basın yayın faaliyeti yapabilirler. Kürtçe yayıncılık yapan gazete, Günlük gazete, bu ülkede son dört yıl içerisinde 9 defa kapatıldı. Bu ülkede özgür basın çalışanlarına 1990’lı yıllardan bugüne kadar reva görülen hapis cezaları yirmi bin yılın üzerindedir. İnanmıyorsanız mahkeme ilamlarına başvurabilirsiniz, pekâlâ bu rakamı önünüze koyabilirler.

Tabii ki biz bunları burada söylerken sadece kendimizi düşündüğümüz için söylemiyoruz. Basının sansürlü olması bu ülkenin imajı açısından problemdir. Hükûmet yetkililerinin gittikleri her yerde karşılarına çıkıyor. En son, BBC televizyonunda bu ülkenin bakanına tutuklu gazetecilerin ve gazetelerin, basın yayının üzerindeki sansür soruluyor. Söylediği şu: “Tutuklanan gazeteciler aslında gazeteci değil, içlerinde tecavüzcüsü var, gaspçısı var, katili var, terör örgütü üyesi olan var.” Soruyoruz Sayın Bakana: Kim bunlar? Bunlar içerisinde gaspçı olan kim? Tecavüzcü olan kim? Adam öldürmeye kasteden kim? Çıkın tek tek açıklayın. Yoksa, tutukladığınız yüz küsur gazetecinin hepsini bu töhmet altında bırakamazsınız.

Bakın, bir tecavüzcü gazeteci hikâyesini sizinle paylaşabilirim aslında. Sizin durumunuza düşmemek için isim vermeyeceğim ama o tecavüzcü gazeteci adli tıp raporuyla aklanmak istendi; özgür basının, alternatif basının bastırması, ısrarlı haberciliği sonucunda cezaevine tekrar konuldu. Siz de onun kim olduğunu çok iyi biliyorsunuz. O nedenle, bugün sırf gazetecilik yaptıkları için cezaevinde olan arkadaşlarımızın tamamını bu şekilde itham etmek kelimenin en basit anlamıyla, en basit ifadesiyle vicdansızlıktır.

Bakınız arkadaşlar, Pozantı rezaletini kamuoyuna duyuran Özlem Ağuş ismindeki gazeteci arkadaşımız, Dicle Haber Ajansı muhabiri, Pozantı rezaletini kamuoyuna duyurduğu için bir hafta sonra tutuklandı. Tutuklanma gerekçesine bakın: Terör örgütü üyesiymiş! Ya, bir hafta önce terör örgütü üyesi değildi, Pozantı rezaletini yazdığı için mi terör örgütü üyesi oldu? Terör örgütü adına faaliyette bulunmuş.

Eğer Pozantı rezaletini, cezaevlerindeki baskıları kamuoyuna açıklamak gazetecilik açısından teröristlikse ben de o meslekten gelen bir arkadaşınız olarak, evet, ben olsam ben de yazarım. Bana da “terörist” diyorsanız bu da sizin bileceğiniz iştir, hiç kimsenin bundan gocunacağı bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, Kürt basını, Özgür Gündem gazetesi Roboski katliamını, “nevroz” vahşetini kamuoyuyla paylaştığı için, yaygın medyanın baktığı pencereden bakmadığı için, o vahşeti kamuoyuna duyurduğu için hedef seçildiler. Özgür Gündem gazetesi Roboski katliamıyla ilgili haberlerinden dolayı kapatıldı, “nevroz” vahşetindeki haberlerinden dolayı kapatıldı. Bir ifade daha var: “Tutuklanan gazetecilerin hiçbirisi sarı basın kartı sahibi değil ya da 1-2 tanesi sarı basın kartı sahibi.” Değerli arkadaşlar, bu ülkede yaygın medyada çalışan gazetecilerin kaç tanesi sarı basın kartı sahibi? Ki akıbetlerine… Hemen, bir an önce bulunup sağ salim ülkelerine dönmesini arzuladığım Adem Özköse ve Hamit Coşkun, biliyorsunuz Suriye’de kayıplar. Bir an önce, sağ salim, ailelerine, ülkelerine dönmelerini en içtenlikle arzuluyorum. Bu 2 arkadaşımız da sarı basın kartı sahibi değil. Bunların sarı basın kartı sahibi olmamış olmaları bu ülke yöneticilerinin onlara sahip çıkmasını engelleyecek bir durum mudur?

Adem Özköse, Gerçek Hayat dergisinin Orta Doğu temsilcisi. Bir gazetecinin sarı basın kartı kalemidir, fotoğraf makinesidir, kamerasıdır; bunun dışındaki hiçbir belge gazeteciyi gazeteci yapmaz. Bu tutuklanan gazetecilerin hiçbiri çok şükür sarı basın kartı sahibi değiller, sarı basın kartını kullanarak da kimsenin ihalesine rant sağlama, rant devşirme gayreti içerisinde olmadılar. Öyle sarı basın kartı sahibi olmaktansa cezaevinde olmayı elbette ki tercih ederiz.

Basın özgürlüğü bu ülkenin alnındaki kara lekedir, bu lekeyi derhâl silmek lazım, bunun için de bu Meclise görev düşüyor. Bu Meclisin bir araştırma önergesiyle bir araştırma komisyonu kurarak bunun önüne geçmesi gerekir diye düşünüyorum.

Hepinizi selamlıyoruz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kurt.

Öneri aleyhinde söz isteyen Rıfat Sait, İzmir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RIFAT SAİT (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ Hükûmeti olarak, fikirlere karşı değiliz, herkes fikrini söyleyebilmeli ve yazabilmelidir ancak bu fikirler nefrete, şiddete ve kana dönüşmemeli, birlik ve beraberliğimizi bozmamalıdır. Ay yıldızlı bayrağımızın ortak paydasında bir araya gelmek istiyoruz. Bu aziz vatanın şehit kanlarıyla sulanmış her bir köşesi bizim için kutsaldır, önemlidir. Bu birliği bozucu sakat düşünceler, fikirden öte fesat, fitnelerdir. Sayın Başbakanımız şiir okuduğu için mahkûm edildi.

Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün değerini en iyi bilen AK PARTİ’dir. Adalet Bakanımız Sayın Sadullah Ergin iki gün önce bir açıklama yaptı. Türkiye’de gazete kapanması evet, doğru bir şey değildir, ben de buna katılmıyorum. Biraz önce Sayın Hatip Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasıyla ilgili bir açıklama yaptı ve bu Özgür Gündem gazetesi örgüt propagandası yapmak suçundan, teröre muavenet vermekten dolayı kapatılmıştı ancak bunun dahi kapatılmasının doğru olmadığını düşünüyorum, gazetelerin kapatılmasının doğru olmadığını düşünüyorum ve Sadullah Ergin Bakanımın açıklamasında da buna yer verilmiştir. Şu anda, Adalet Komisyonunun alt komisyonunda 3’üncü yargı paketi de görüşülmektedir ve bu düzenleme Meclise gelecektir, Genel Kurulda görüşülecektir ve şunu söyleyebilirim ki artık gazeteler Türkiye’de kapanmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de basın alanında daha özgürlükçü, demokratik ve başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası hukuk kuralları ile uyumlu hâle getirilen Basın Kanunu bizim Hükûmetimiz döneminde, 26 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemizde basın özgürlüğü, öncelikle Anayasa’nın 28 ile 32’nci maddeleri arasında düzenlenmiş olup Anayasa’nın bu düzenlemesinde “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak için izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.” ifadesi yer almaktadır. “Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” hükmüyle basın özgürlüğü Anayasa’da güvence altına alınmıştır.

Basın özgürlüğü konusunda Avrupa Birliği normlarına ve gelişmiş demokratik ülkelerin standartlarına ulaşılabilmesi için, 15 Temmuz 1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanunu’nun yürürlükten kaldırılarak 9 Haziran 2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Kanun’un hazırlık aşamasında 20-21 Şubat 2003 tarihlerinde basın sektörünün bütün temsilcileri bir araya getirilerek İletişim Şûrası toplanmış, basının sorunları ve ihtiyaçları her boyutuyla tartışılarak önerilen çözümler bu kanunun hazırlanmasına kaynaklık etmiştir. Katılımcı bir anlayışla hazırlanan ve basın camiası tarafından takdirle karşılanan söz konusu kanun, ifade ve basın özgürlüğünün sağlanması bakımından Avrupa Birliği standartlarını yakalayan bir kanun olmuştur. 5187 sayılı Kanun, “Basın özgürlüğü” başlıklı 3’üncü maddesinde “Basın özgürdür; bu özgürlük bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” diyor. Bu Basın Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28’inci maddesindeki düzenlemeye paralel olarak basının özgür olduğu bir kez daha vurgulanmış, bu özgürlüğün kullanılmasına getirilen sınırlamaların demokratik bir toplumun gereklerine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Hürriyeti bağlayıcı cezalara yer verilmemiştir. Para cezaları, caydırıcılık ilkesi dikkate alınarak makul seviyelerde belirlenmiş ve bu cezaların hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilemeyeceği öngörülmüştür; tek istisnası, hâkim kararına rağmen düzeltme ve cevabın yayınlanmaması hâlinde verilen para cezalarının ödenmediği takdirde hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilmesidir.

Süreli yayınlar yayın alanlarına göre yerel, bölgesel ve yaygın olmak üzere üç gruba ayrılmış ve yaptırımlar bu çerçevede belirlenmiştir. Sorumlu müdür olabilmek için Türk vatandaşı olmak yerine Türkiye’de yerleşik olma koşulu getirilmiştir. Süreli yayın sahipleri açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları paralelinde yerli ve yabancı ayrımı kaldırılmıştır.

Basılmış eserler yoluyla işlenen suçlardan esas itibarıyla eser sorumlu tutulmuş, başkasının fiilinden sorumluluk ve objektif sorumluluk hâllerine de yer verilmemiştir. Süreli yayın sahibinin, sorumlu müdürün ve eser sahibinin haber kaynaklarının tanıklık yapmaya zorlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Düzeltme ve cevap hakkına işlerlik ve etkinlik kazandırılmıştır. Dağıtımının önlenmesi veya dağıtılması -ekipmanlarının- yayın kapatma gibi yaptırımlara yer verilmemiştir. Cumhuriyet başsavcılığı, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, kolluk kuvvetleri tarafından, basılmış eserlerin ancak 3 adedine el konulabileceğini, hâkim tarafından basılmış eserlerin tamamına el konulabilmesi içinse soruşturma veya kovuşturmanın olması ve basılmış eserin kanunda sayılan suçları içerdiğine dair kuvvetli delil bulunması şartlarını öngörmüştür.

Bir süredir, gazetecilerin yazdıkları yazılar sebebiyle tutuklu ve hükümlü olduklarına dair iddialar sergileniyor. Bunlar, Türkiye’de son dönemde basın özgürlüğünün kısıtlandığı yolundaki iddialarla paralel gidiyor. Cezaevlerindeki basın mensubu tutuklu ve hükümlü sayısı konusunda sağlıklı verilere dayanmayan çeşitli rakamlar verilmektedir. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin hangi nedenlerle cezaevinde oldukları Adalet Bakanlığımızca tek tek incelenmiştir. Sivil toplum örgütlerince tutuklu ve hükümlü olduğu belirtilen 72 isimden 3’ünün cezaevinde kaydına dahi rastlanmamıştır, 6’sının ise tahliye edildiği tespit edilmiştir. Listede yer alan isimlerden 63’ü hâlen cezaevindedir. Bu 63 isimden 36’sı hakkında dava açılmış ve bunların 18’iyle ilgili mahkûmiyet kararı verilmiştir. 27 kişi hakkında soruşturmalar devam etmektedir. Burası önemli, cezaevlerindeki 63 kişiden 18’inin sarı basın kartı vardır, 45’inin sarı basın kartı yoktur. Hakkında dava açılan veya mahkûmiyet kararı verilen 36 kişiden sadece 4’ü, basın yoluyla işlenen suçlar arasında sayılabilecek olan terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan dolayı cezaevindedir. Diğer 32 tutuklu ve hükümlünün cezaevinde bulunmalarının gazetecilik faaliyetleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu, Sayın Başbakanımız da defaatle belirtmiştir.

Yine, sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü 63 kişi, basın yoluyla işledikleri iddia olunan suçlardan yani yazdıkları yazılardan ve gazetecilik faaliyetlerinden dolayı değil, basınla ilgisi olmayan suçlardan dolayı tutuklanmış ve mahkûm edilmişlerdir. Bu nedenle, tutuklu ve hükümlü gazeteciler konusunda “Cezaevlerinde 70 kadar gazeteci var.” şeklinde sadece rakamsal olarak değil, işlenen ya da işlendiği iddia edilen suçların gazetecilik faaliyeti kapsamında olup olmadığı sorgulanmalı ve bu konuda konuşulmalıdır. Ayrıca, bağımsız yargı organlarınca alınan soruşturma ve davalar ile yapılan tutuklamalar, verilen mahkûmiyet kararlarının, Hükûmetin basına baskı yaptığı şeklinde değerlendirilmesi de doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün daha ileriye taşınması için son yıllarda önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır ve bu yöndeki çalışmalar özgürlükçü bir anlayışla sürdürülmektedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri lehinde söz isteyen Turgay Develi, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Develi. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGAY DEVELİ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce, benden önce konuşan sayın milletvekilleri, AK PARTİ ve BDP temsilcileri, ikisi de kendi hayat felsefelerinden basın özgürlüğüne bakıyorlar. Aslında basın özgürlüğü, çok daha kapasitesi yüksek bir alandan değerlendirilmesi gereken bir konu. Bugün yaşadıklarımız, Meclisin kapısında 4+4+4 yasasını protesto için bekleyen eğitim emekçileri, Adana’dan bu eyleme destek vermek için yola çıkan EĞİTİM SEN üyesi 74 arkadaşımızın Adana çıkışında polis tarafından alıkonulması olayları, geçtiğimiz günlerde bu kürsüde burada yaşanan İç Tüzük tartışmaları, önümüzdeki günlerde gelmesi muhtemel olan Anayasa tartışmaları, kanun hükmündeki kararnameler; bütün bunlar arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin zorla, şiddetle, ceberutlukla, baskıyla toplumu belli bir yöne sokma girişimleri.

Basın özgürlüğünü, sadece, benden önce konuşan arkadaşımızın Basın Yasası’ndan örnekler vererek anlattığı gibi, içerideki gazetecilerin sarı basın kartlı olup olmadığını, isteyen gazetecilerin istediği haberleri yazıp yazmaması perspektifinden bakarak değerlendirmek son derece yanlıştır ya da AK PARTİ’nin Türkiye’de miladı 2002, kendilerinin iktidara geldiği günden başlattıkları gibi, BDP’li arkadaşımızın da Türkiye’de basın özgürlüğü kavramını ve şiddet olaylarını, gazetecilere uygulanan şiddeti sadece 1990 yılından  başlatması gibi.  Tabii kendileri açısından her 2 arkadaşımız da olaya bu açıdan yaklaşmakta haklılar.

Şimdi, Türkiye’de bütün bu sorunların neden yaşandığının önce temel altını çizmemiz gerekiyor. Burjuva demokratik devrimini tamamlayamamış milletler, uluslar, bütün bu yaşadıklarımızı yaşamaya mecbur kalırlar çünkü kendi iç devinimlerini tamamlamadıkları için, tamamlayamadıkları için kendilerine, kendi uluslarının, kendi halklarının yaşam standartlarını ve özgürlük alanlarını genişletmek yerine kendilerine dayatılan gündemi yaşarlar; buna mecburdurlar.

Asıl konuya geçmeden önce birkaç örnek vereceğim: Mahmut Tanal arkadaşımıza cezaevindeki gazetecileri 2 tanesinden mektup gelmiş -1 tanesini ben de tanırım sosyalist bir gazetecidir- Mehmet Yeşiltepe ile Erdal Süsem. Ben  şu anda burada başka bir konuşma hazırladığım için bu konuyu, mektupları burada uzun uzun anlatamayacağım ama Mahmut arkadaşımızın bu konuda gerekli çabayı göstereceğine inanıyorum.

Şimdi, bütün bu tartışmalar içerisinde devletin demokratikleşmesi gerçekleşmedikten sonra, devletin bütün kurum ve kuruluşları ile burjuva demokratik devrimini tamamladıktan sonra, devletin demokratikleşmesi tamamlanmadıktan sonra arkadaşlar, biz sadece burada bize dayatılan sonuçlar üzerinden tartışmalar yaparız, gündemimizi kendimiz belirleyemeyiz.

Türkiye’de önemli bir milat  olan 1980 askerî darbesinin yapılış gerekçesini bilmeden, bu darbeden sonra yaşananlara tanıklığımızı -hafızamızı zorlamadan- unutmadan… Unutursak eğer bugün sonuçlarını yaşadığımız sorunlara doğru çözümler bulamayız. 24 Ocak kararları neden uygulandı? 24 Ocak kararlarının uygulanması için bu ülkede neden darbe yapıldı? Şimdi, bu Mecliste İç Tüzük neden değiştirilmeye çalışılıyor? Anayasa neden yeniden yazılmaya çalışılıyor? Neden dışarıda bu 4+4+4 yasası değiştirilmek isteniyor, Millî Eğitim Yasası değiştirilmek isteniyor, toplumun omurgası yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor?

Bütün bunların içerisinde basın özgürlüğünü bunların dışında tutmamız, düşünmemiz mümkün değil. Basın özgürlüğü sadece bir muhabirin bir haberi bir gazeteye koyması, o gazetenin o haberi yayınlayıp yayınlamaması meselesi değil ya da bir gazetecinin yazdığı bir yazıdan dolayı köşesinin kapatılması, işsiz kalması da değil. Bir gazetenin kapatılması, birden çok defa kapatılıp yeniden açılması, bu da değil basın özgürlüğü. Basın özgürlüğü bir kavram, bu ülkede anayasa gibi, yürütme organı gibi, yasama organı gibi bir kavram. Eğer sizin, bu ülkede yaşayan insanların özgür düşünebilmeleri için, bu ülkenin geleceğini doğru tartışabilmeleri için beyinlerine herkesin sağlıklı oksijen gitmiyorsa, zihin arkasında sağlıklı bir mayalanma olmuyorsa işte burada bir sorun var demektir. Basın özgürlüğü de aslında tam da bu demektir.

Yıllardır bu ülkede, az önce söylediğim tanımlar içerisinde, devletin resmî ideolojisi üzerinden siyaset yapan, Kemalizm’in, kurucu iradenin resmî ideoloji kapsamından çıkarılmasını söyleyen bu ülkedeki muhalifler, şimdi aslında kendi resmî ideolojilerini dayatırken elbette özgürlük alanlarını her aşamada tıkamaya, kapatmaya özen gösteriyorlar. Aslında yaşadıklarımızın tamamı, basının susturulması, gazetelerin kapatılması, gazetecilerin cezaevine sokulması, İç Tüzük’ün değiştirilmesi, Anayasa’nın değiştirilmeye çalışılması, kanun hükmünde kararnamelerle Parlamentonun devre dışı bırakılmaya çalışılmasının özünde tam da bu yatıyor. AK PARTİ kendi resmî ideolojisini dayatmaya çalışıyor.

Şimdi, yıllar önce Ömer Çelik, AK PARTİ milletvekili, daha 2003 yılında bir gazeteci olarak “resmî ideoloji  ve demokrasi arasındaki doğru orantı” yazısında şunu söylemişti. Şimdi hiçbir AK PARTİ’li bu düşünceyi savunmuyor, savunamıyor. “Resmî ideoloji bizde uygulama yüzünden demokrasi konusundaki aksaklıkların sebebi gibi gösterilir. Resmî ideoloji olmazsa siyasi pratiklerin daha iyi gerçekleşeceği ileri sürülür. Kuşkusuz, resmî ideolojiden esinlenen kimi uygulamalar sebebiyle ciddi sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Bundan yola çıkarak resmî ideoloji kavramının gereksiz olduğu sonucuna ulaşılabilir mi? Hayır. Dar kapsamlı ve katı bir resmî ideoloji tanımına yaslanarak demokrasiyi kısırlaştırmak ne kadar yanlışsa, resmî ideolojinin bu tür kullanımından yola çıkarak resmî ideolojiden boşalmış bir siyasi tablo üretmek de yanlıştır. Aslında resmî ideoloji kavramı demokrasinin teminatıdır. Bu kavram, toplumsal olarak yaşamın kodlarını belirginleştirir, kamusal alanın mimari çizgilerini ortaya çıkarır, resmî ideolojiden yoksun bir ortamda siyasal gücün yanlış şekilde kullanılmasını engelleyecek ideolojik baraj ortadan kalkmış olur.” Çok hazindir, o dönemde Ömer Çelik’le aynı çizgide düşünen, şimdi düşündüklerini yazdığından dolayı işsiz kalan Nuray Mert de şöyle demiş: “Bir ülkede siyasete yön veren kurucu bir ideolojiden hiçbir şekilde bahsedilemeyeceği görüşünün kendisi ideolojiktir ve adı neoliberalizmdir. Demokrasiler, her seçimle toplumun bütün temel kabullerini yeniden ortaya sunulmasının mümkün olduğu rejimler değildir. Hiçbir toplumsal, siyasal sistem bu kadar sürekli ve kökten yenilenmeyi taşıyamaz. Dolayısıyla her toplumda, ülkede, sistemde kurucu ideolojiler vardır.” Neymiş? Her sistemde kurucu ideolojiler varmış. Şimdi 24 Ocak kararlarıyla başlayan süreçten sonra yeni Anayasa tartışmalarıyla beraber, daraltılan özgürlük alanlarıyla beraber AK PARTİ kendi resmî ideolojisini dayatmaya çalışıyor; basın özgürlüğünü de bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. Sadece basın özgürlüğü kapsamından olaylara bakarsak sorunların bütününü algılayamayız.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Develi.

Aleyhte söz isteyen Hüseyin Şahin, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Serindağ, söz verdim; Sayın Şahin konuşmasını bitirsin, ondan sonra.

Buyurun.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, basın özgürlüğü ve basınımızın Türkiye’deki sorunları hakkındaki araştırma önergesi ve Barış ve Demokrasi Partisinin Danışma Kurulu önerisi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Katılımcı bir demokrasinin vazgeçilmez unsuru, bağımsız ve gelişmiş bir basındır. Bağımsız bir medya da gelişmiş bir demokrasinin temel direklerindendir. Bu iki durum da birbiriyle örtüşmektedir. Bu doğrultuda, özgürlükleri her alanda teminat altına alan AK PARTİ hükûmetleri, sadece lafta değil, icraatta da çeşitli düzenlemelerle basınımızın özgürlüğünü teminat altına almakta ve basın mensuplarının gelişmesi ve reform olarak da düşünce yapılarının da gerçekleştirilmesi için çalışmalar yapmaktadır.

Yine, Hükûmetimiz, Avrupa Birliği katılımı yolunda ve Türk demokrasisinin sağlamlaştırılması için bu konuya daha fazla enerji ve kaynak tahsis etmektedir. Basınımız, bu anlamda, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Basın İlan Kurumu, KOSGEB ve Türk Tanıtma Fonu’ndan aktarılan kaynaklarla desteklenmektedir.

Yine, basın mensuplarının 2008 yılındaki sosyal güvenlik düzenlemesiyle ellerinden alındığı söylenen yıpranma hakları ve özlük haklarıyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız bir çalışma yapmaktadır.

Yeni bir çalışma da dünyada yeniden şekillenen medyanın “İnternet medyası” adı altında günümüzde insanlara sunulması ve bunun da Basın Kanunu’nda yer alması için Hükûmetimizin çalışmaları devam etmektedir.

Ayrıca, yerel ve bölgesel TV’ler için Yerel ve Bölgesel TV’ler Birliği kurularak, Türkiye’mizde çeşitli illerde ve ilçelerde kurulan yerel kanalların bir çatı altında toplanması ve bunlar adına TRT’nin bir kanalının tahsis edilerek, TRT Anadolu’nun, bu basın mensuplarının, yerel TV sahiplerinin ve mensuplarının Türkiye çapında seslerini duyurması, aynı şekilde TRT’nin bilgisinden, birikiminden, tecrübesinden istifade etmeleri ve TRT’nin şu ana kadar oluşturduğu kaynaklardan da istifade etmeleri sağlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, basın özgürlüğü konusunda da özgürlükler de bir yere kadardır. Basın mensupları da mutlaka kamuyu aydınlatmak, kamuyu bilgilendirmek için çalışmaktadırlar ama temelde şunu asla unutmamak gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti 780 bin kilometrekareden oluşan, üniter devlet yapısına sahip bağımsız bir ülkedir; eğer bu konuda bir açmaza girmezseniz hiçbir sorun yaşamazsınız. Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde özgürce yaşamaktadırlar ve bunu da teminat olarak son seçimlerde AK PARTİ’ye yüzde 50 oy vererek AK PARTİ Hükümetinden sağlamak istediklerini göstermişlerdir.

Biz AK PARTİ olarak, Barış ve Demokrasi Partisinin önergesine katılmadığımızı bildirir, saygılarımı sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şahin.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, dünkü oturumda bana ait bir ifadeyi düzeltmek istiyorum. Dünkü oturumda söz aldığım vakit bana ait olan bir ifadeyi düzeltmek istiyorum; o nedenle 58’inci maddeye göre söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

İki dakika söz veriyorum.

 

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, 28 Mart 2012 tarihli 84’üncü Birleşim tutanağında yer alan ifadesini düzelttiğine ilişkin konuşması (x)

 

 

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; 28 Mart 2012 Çarşamba günkü Üçüncü Oturumda şöyle bir beyanım var, tutanaklardan aktarıyorum: “28 Şubatın esamisi yok, Refahyol Hükûmeti işbaşında, 1996 yılının Mayıs ayı.” demişim. 1996 yılının Mayıs ayında Millî Eğitim Şûrası toplandığı vakit, iktidarda Refahyol Hükûmeti yok, onu düzeltiyorum, Anayol Hükûmeti var, çünkü burası Parlamento, her şeyin doğru konuşulması lazım. Bu nedenle, düzeltmek için söz aldım, ama şunun da o zaman düzeltilmesi lazım: İktidarda Anayol Hükûmeti olduğuna göre, gerçekten 28 Şubatın esamisi yok. O nedenle 96 yılındaki Millî Eğitim Şûrası Anayol Hükûmeti döneminde toplanmış.

Bir konu daha -düzeltmeme gerek yok- Sayın Sağlam iki ay sonra bakan olmuş, burada da öyle söylemişim zaten, Sayın Sağlam’la ilgili söylediklerimde herhangi bir yanlışlık yok.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Serindağ.

 

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

 

III.- Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

Sayın Aslanoğlu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Öz, Sayın Şeker, Sayın Ayaydın, Sayın Tanal, Sayın Öner, Sayın Serindağ, Sayın Çetin, Sayın Ediboğlu, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çam, Sayın Kurt, Sayın Toprak, Sayın Nazlıaka, Sayın Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Kaleli, Sayın Eyidoğan, Sayın Özkoç.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

 

 

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Aslanoğlu, söz talebiniz vardı.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, 1 Nisan 2012 Pazar günü Meclis Genel Kurulunun çalışması nedeniyle aynı gün yapılacak olan öğrenci seçme sınavında yakınlarının yanında olamayacaklarına ilişkin açıklaması

 

 

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, Pazar günü üniversite sınavı var; tüm gençlere başarılar diliyorum. Yalnız, bir sitemlerini iletiyorum başta Meclis Başkanımıza, şahsınıza, tüm grup başkan vekillerine ve başta iktidar partisi grup başkan vekillerine: “Biz sınava gireceğiz. Biz yanımızda annemizi, babamızı, dedemizi görmek istiyoruz ama bize çok gördünüz. Ömrümüzde bir defa bir sınava gireceğiz. Moralman yanımızda annemizin, babamızın olmadığı bir sınava, biz moralsiz girmek istemiyoruz. Meclis çalışmalarını bahane ederek gelmiyorsunuz.” diyorlar. Bu nedenle, gençlerin bu sitemini bana iletmek görevi verilmiştir. Başta iktidar partisine, gençlere saygımız gereği, Pazar günü en azından, çocukların yanında olmak görevimizdir. Bir kez daha dikkatlerinize sunuyorum, zatıaliniz dâhil.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Başta Sayın Meclis Başkanı, başkan vekilleri ve grup başkan vekilleri olmak üzere herkes konuyu dinledi.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

 

 

                                                                                                                               Tarih: 29.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 29.03.2012 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                                 Mehmet Şandır

                                                                                                                                        Mersin

                                                                                                                          MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/205 Esas numaralı, “Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının Belirlenmesi Amacıyla” verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 29.03.2012 Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri lehinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu bor madenciliğinin sorunları ve alınması gereken tedbirlerin araştırılmasıyla ilgili Meclis araştırması hakkında söz aldım. Bu vesileyle, şimdiye kadar madencilik sektöründe çalışan ve Türk ekonomisine önemli katkılarda bulunan tüm çalışanları saygıyla selamlıyorum. Maden sektöründe kaybettiğimiz vatandaşlarımıza da yine Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, “Milliyetçi Hareket Partisi bu konuyu niçin Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımayı uygun gördü?” sorusunu son günlerde yaşanan gelişmelerle açıklamak daha doğru olacaktır. “Nedir bu gelişmeler?” derseniz, Sayın Başbakanın 20 Mart 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine -Meclis Başkanlığına- sevk ettiği Bor Tuzları Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Türkiye'nin gündemine ve kamuoyunun gündemine getirilen bir konudan dolayı bunu sizlerle ve değerli vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 2840 sayılı ve 10 Haziran 1983 tarihli mevcut Kanun’un 2’nci maddesi aynen şöyle diyor: “Bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle yapılır. Bu madenler için 6309 sayılı Maden Kanunu gereğince gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerine verilmiş olan ruhsatlar iptal edilmiştir.” Peki, -biraz önce ifade ettiğim- “Yeni tasarıda ne deniyor?” derseniz, buraya bir fıkra eklenmiş, bu fıkrayı da sizlerle paylaşıyorum, dikkatle: “Bu madenlerin üretim ve zenginleştirilmesi, teknik, ticari ve ekonomik sebeplerle, ürünün mülkiyeti ruhsat sahibinde kalmak üzere, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri çerçevesinde ihale edilmek suretiyle üçüncü şahıslara gördürülebilirler. -Cümle düşük ama- “Ancak üçüncü şahıslara gördürülecek işlerin ihale süresinin 3 yıldan fazla olması durumunda konuya ilişkin talepler, Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır.”

Değerli milletvekilleri, acı olan, bu kanun tasarısının gerekçesinde yer alan ifadelerdir. Gerekçede yer alan ifadeyi aynen söylüyorum: “2840 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde yer alan ‘devlet eliyle işletme’ kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda tartışmaların yaşanmaya başlanması ve farklı görüşlerin ortaya çıkması sonucu, çok önemli yeraltı zenginliklerimizden olan anılan kanun kapsamındaki madenlerden beklenen gelirin sağlanamaması riski ortaya çıkmıştır.”

Değerli milletvekilleri, “devlet eliyle işletme”nin ne olacağı, yine 1999-2000 yıllarında böyle bir konu gündeme geldiğinde o günün Enerji Bakanlığının Danıştay 1. Dairesine resmî başvurusu üzerine Danıştayın görüşünde ifade edilmiş. Danıştayca, 2840 sayılı Yasa’nın değişik 2’nci maddesi uyarınca bor tuzlarının aranması ve işletilmesinin devlet eliyle yapılması zorunluluğunun bu madenin zenginleştirilmesini, rafinasyonunu ve pazarlanmasını da kapsadığı ifade edilmiştir.

Şimdi, bu gerekçeyi hazırlayan değerli bürokratlara ve imzası bulunan Bakanlar Kurulu sayın üyelerine buradan seslenmek istiyorum: “Devlet eliyle işletme”nin ne anlama geldiğini anlayamayacak kadar bu alanda bilgi birikimine sahip değilseniz, lütfen, o imzalarınızı geri çekiniz.

Bu tasarıyla, artık borun da zenginleştirme ve rafinasyon dâhil olmak üzere, bugüne kadar hizmet alımı yöntemiyle birçok taşeron işçiyle zaten yürütülmekte olan işlemlerin artık yetmediği, bunun yerine bor üretim tesislerinin bor rezervlerinin bulunduğu alanlarda üçüncü kişilere devredilerek yaptırılması ve böylece, özelleştirmenin önünün açılması amaçlanmaktadır. Bunu şimdiden kamuoyunun ve sizlerin dikkatine sunmayı uygun buluyorum. Özellikle Meclis gündemine geldiğinde zaten bu konuyla ilgili daha yoğun tartışmaların yaşanacağını da şimdiden tahmin ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün bu alanlarda yapılan üretim ve sağlanan istihdam açısından değerlendirildiğinde bor üretimi çok önemli bir üretim dalı. Bugünkü rakamlara göre söylüyorum, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Bandırma, Emet Eti Bor, Kırka ve Bigadiç tesislerindeki toplam kadrolu çalışan sayısı 2.251, taşeron işçiliğiyle çalıştırılan sayısı 1.779 ve genel toplam 4.030 kişi, merkezde de bine yakın kişinin çalıştığını dikkate alırsak 5 bin ailenin geleceğinin yine ne olacağının belirsiz hâle sokulacağı bir uygulamaya doğru gitmek üzereyiz. Dolayısıyla, bu kanunun bu gerekçeyle Meclis gündemine getirilmesinin çok doğru olmayacağını düşünüyorum. Kaldı ki hem Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün resmî İnternet sayfasında yayınlanan tüm bugüne kadarki gelişmeleri gösteren resmî istatistikler hem de Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın 2012 yılı bütçe sunumundaki kendisinin verdiği değerlerden gerekçenin hiç de böyle olmadığı, bor pazarında daralmanın bulunmadığı ve gelişmelerin çok da yolunda gittiği ifade edilmektedir.

Şimdi, bir taraftan dünyanın en fazla rezerv sahibi -yüzde 72 payla- ülkesi olacaksınız, pazardaki payınız yüzde 40’lara kadar artmış olacak, ondan sonra da bu rezervlerin ve ürünlerin doğru ve istenilen şekilde değerlendirilememe riskinden yola çıkarak böyle bir kanunu gündeme getireceksiniz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir ve bu kanun hem Anayasa’nın ilgili maddelerine hem de şu andaki mevzuattaki diğer kanunlardaki hükümlere aykırı olacaktır, dolayısıyla bu endişeyi paylaşmadan geçemeyeceğim.

Bakınız, Sayın Enerji Bakanımız ne diyor: “Bor ihracatında konsantre ürünlerin payı azalırken bor kimyasalları ve enerji ürünlerinin payı katma değerinin yüksek olması nedeniyle artırılmaktadır.” Şu anda yüzde 95 oranıyla bor kimyasalları ve eş değeri ürünler, yüzde 5 oranında da konsantre bor şekline dönüşmüştür ihracattaki payımız. 2002’den 2011’e kadar ciddi artışların olduğunu ve 2011 yılı sonu itibarıyla 875 milyon dolar bor satışı gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini ifade etmektedir.

Değerli milletvekilleri, bakınız, bugün bir ıstırap yaşanıyor. Bu işletmeler ve diğer maden işletmelerinde “taşeron işçiliği” adı altında Türkiye'nin gündemine AKP iktidarlarıyla beraber yoğun olarak getirilen işçilikte ıstıraplar yaşanıyor. İnsanlar iki ay, üç ay çalıştıklarının karşılığını alamayıp kapının önüne bırakılıyorlar ve yeni bir şirketin sahibi geliyor “Önce bu sözleşmeye bir imza atın. Geçmişten herhangi bir alacağın bulunmamaktadır.” deyip bu insanları köle gibi kullanmaya devam ediyor.

Eti Bor Emet İşletmelerinin, örneğin Hisarcık ve Espey konsantratör yani ana üretim merkezi ünitelerinde kadrolu olarak çalışan elemanların 1 Mart itibarıyla hiçbiri kadrolu değildir, sadece çavuşlar kalmıştır. Tüm çalışanlar taşeron işçiliğine sevk edilmişler ve bunların maaşlarındaki düşmeler bir tarafa, yaşadıkları birçok ıstırap, birçok ilimizde de birçok maden işletmemizde artarak devam etmektedir.

Böyle bir konuda çözülmesi gereken birçok sorun varken, yeniden, konuya yeni bir boyut kazandırıp, özelleştirmenin önünü açacak ve yurt dışı yabancı şirketlere bu kaynakları peşkeş çekecek bir konunun Türkiye'deki kamuoyu gündemine taşınmış olması ıstırap vericidir.

İktidar partisinin değerli milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum: “Ellerinizi vicdanlarınıza koyunuz, ellerini cüzdanlara koyanlara örnek olunuz.” diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.

Önerinin aleyhinde söz isteyen Tülay Selamoğlu, Ankara Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY SELAMOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bor mineralleri ve rafine bor üretimi alanındaki sorunlar ve çözüm yollarını belirlemek amacıyla Milliyetçi Hareket Partisinin bu hususta Meclis araştırması açılması isteği aleyhine partim adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; AK PARTİ Hükûmeti olarak iktidara geldiğimiz günden itibaren bor madeninin değerini ve önemini bilerek, gerek üretim miktarı ve buna bağlı olarak oransal kapasite kullanımında ve gerekse bu konudaki ARGE çalışmalarıyla bor üretimi, işlenmesi ve ihracatında 2005’ten bu yana dünya lideri olarak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Dünya bor rezervinin yüzde 72’sini Türkiye karşılamaktadır. Onun arkasından yüzde 8’le Rusya, yüzde 7’yle ABD, yüzde 4’le Çin, yüzde 3’le Şili, yüzde 2’yle Peru ve Bolivya, yüzde 1’lik oranlarla da Arjantin ve Kazakistan gelmektedir.

Bor kimyasalları üretim miktarının 2002’de Türkiye’deki miktarı 436 bin ton, 2011’deki miktarımız 1 milyon 780 bin tona ulaşmıştır.

Yurt dışı bor bileşikleri satışımız 2002’de 186 milyon dolarken 2011’de 829 milyon dolara ulaşmıştır.

Bor ürünleri ihracatının yüzde 59,3’ünü Asya’ya, yüzde 25,3’ünü Avrupa’ya, yüzde 13,7’sini Amerika’ya, yüzde 1,5’unu Orta Doğu’ya, yüzde 0,2 yani binde 2’lik bir oranı da Afrika’ya yapmaktayız.

Dünya bor ürünleri tüketiminde dünyada 2002’deki bor tüketimi 2,7 milyon tonken 2011’de 4,3 milyon tona ulaştı. Türkiye’nin pazar payı içerisindeki alanı da 2002’de yüzde 29 iken 2011’de -tüketimin artması oranından daha fazla- yüzde 47’lere ulaştı.

Biz, özellikle Eti Madenle birlikte Türkiye, son yıllarda izlediği yatırım politikaları ve etkin bir şekilde yürüttüğü teknik ve proaktif pazarlama anlayışı ile pazar payını kademeli olarak arttırarak 2005 yılı itibarıyla borda dünya lideri konumuna gelmiştir. Eti Maden yüzde 47’lik oranla yani Türkiye yüzde 47’lik oranla dünya lideriyken onun arkasındaki yüzde 29’luk pasta Rusya, Çin ve Güney Amerika’daki ülkeler arasında paylaşılmaktadır.

Biz Türkiye olarak kâr ettiğini bildiğimiz bir şirket olarak biliyoruz Eti Madeni. Brüt kâr oranı dolar üzerinden 2002’de 146 milyon dolarken 2011’de 488 milyon dolar olmuştur. Bunun Türk lirası karşılığı da 2002’de 228 milyon Türk lirası iken 2011’de 842 milyon Türk lirasıdır. Eti Maden, borla, sadece borla 2010 yılında Türkiye’nin en büyük bin ihracatçı firma sıralamasında kârlılıkta 2’nci sırada, ihracatta 16’ncı sırada, üretici-ihracatçı firmalar sıralamasında ise 10’uncu sırada yer almaktadır.

2003-2011 arasında borla ilgili yirmi bir proje tamamlanmış, bu tamamlanan projelerin tesislerinin yatırım tutarı 508,7 milyon dolar olmuştur. Devam eden ve onay aşamasında olan iki projeyle beraber yeni yatırım tutarımız 530 milyon dolar olacaktır.

Bor üzerindeki ARGE çalışmalarımızda Türkiye olarak amacımız, daha ekonomik üretim, yeni kullanım alanları, yeni ürün, teknolojik bilgi birikimidir. ARGE çalışmamızdaki stratejimiz de bor ürünleri pazarının büyümesini beklemek yerine, yeni bor ürünleri ve yeni kullanım alanları bulmaktır.

ARGE çalışmalarıyla sodyum perborat, trimetil borat, zirai bor ve çinko borat, bor oksit, kalsine tinkal, susuz boraks tamamlanan projelerdir. Sodyum bor hidrür, kalsine kolemanit, borlu soda devam eden projelerimizdir.

2013 stratejik plan hedefimizde bor ve şu anki gerçekleşen tesislerin yaptığı üretimlerle bor kimyasalları üretim kapasitesi 2,2 milyon tona ulaşacaktır ve 2013’te satış geliri olarak 1 milyar dolar hedeflenmiştir. 2023 hedefimiz ise, bor kimyasallarının üretim kapasitesini 5,5 milyon tona ulaştırmak ve satış gelirini 2,5 milyar dolara ulaştırmaktır.

Kamuoyundaki bazı bilinmeden yapılan yorumlar ki bunları şöyle söyleyebiliriz. Kamuoyu diyor ki: “Eti Maden 40 milyon dolar ile yabancı bir firmaya satılacaktır.” Başka bir dedikodu da “Bor yurt dışına ham madde olarak satılıp işlenmiş olarak geri alındığı.” şeklindeki iddialardır. Biz biliyoruz ki Eti Maden ham bor satışı yapmamaktadır. Eti Madenin öz sermayesi 2011 yılı itibarıyla 1,1 milyar Türk liraya ulaşmış durumdadır. Bu boyutta bir kuruluşun 40 milyon dolara satılması mümkün değildir.

Biraz önce konuşan vekilimiz 2004 yılındaki 5177 sayılı Kanun’la yapılan 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasını okumamış. Bu madde “2840 sayılı Kanun hükümleri saklıdır. Bu kanunun yürürlük tarihinden önce bulunmuş ve sonra bulunacak bor madenlerinin aranması ve işletilmesi 2840 sayılı Kanun hükümlerine tabidir. Bunların ihracatına ait usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” der. Bu şekilde değiştirilen madde, tüm bor tuzlarının devlet tarafından aranması ve işletilmesini güvence altına almıştır.

Değerli milletvekilleri, bugün de görüşmelerine devam edeceğimiz 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin hayata geçirilmesi ile bilgi ve yeteneklerini geliştirecek yeni nesillerimiz bor alanında lider olduğu gibi birçok alanda da ülkemizi dünya lideri yapacaktır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri lehinde söz isteyen Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında bor üzerine, Türkiye’nin en stratejik madeni bor üzerine, burada metin üzerine ve teknolojik ufuklar üzerine bir konuşma yapacaktım ama biraz önce konuşan Sayın Hanımefendiye verilen metinde okuduklarını gördüğümde ve bunun Hükûmetin fikirlerini yansıttığını gördüğümde, teknolojik kısımla alakalı kısmı daha dar tutup, asıl, Hükûmetin madenlerimiz üzerindeki politikaları ve bakış açısı üzerine konuşacağım.

Değerli arkadaşlar, bir halkın kaderi stratejik ham maddelere ve teknolojiye sahip olup olmadığıyla ölçülür. Stratejik ham maddeler arzı kıt ham maddelerdir ve alternatifi olmayan ürünlerdir. Bor bu madenlerden biridir.

Tarihe baktığımızda bir zamanlar demir, çelik ve kömür stratejik madenlerdi ancak teknolojik gelişmeye paralel olarak petrol stratejik bir maden hâline geldi. Petrolün stratejik maden hâline gelmesinden önce gaz yağı vardı. O dönemler gaz yağı stratejik bir madendi ve bugün bildiğimiz bir çok aile, mesela Nobel ailesi Bakû’deki gaz yağı kaynaklarını sömürerek zenginleşti. Bugün bor madenleri bize aynı ufukları açıyor arkadaşlar.

Bor madenleri gıda teknolojilerinde, iletişim teknolojilerinde ve uzay teknolojilerinde stratejik bir madendir. Bor madenleri element seviyesinde en yüksek enerjiye sahip elementtir. Bugün bize söylenen, bor madeninin çok az kullanıldığı ama şunu unutmayalım ki mevcut teknolojilerde bor madenleri çok az kullanılıyor değerli arkadaşlar ve bu bor madenlerinde Türkiye Cumhuriyeti hemen hemen tekeldir çünkü bor madenlerinin yüzde 72’sine sahibiz.

Bor madenleri süper iletken teknolojisinde açtığı ufuklarla sürtünmesiz hareket sağlayabilir değerli arkadaşlar. Bu ne demek? Bu, sizin de hepimizin çok yakından takip ettiği havada ilerleyen trenler, havada ilerleyen arabalar demek. Eğer bu teknolojiyi geliştirebilseydik biz, bugün İstanbul ile Ankara arasındaki hızlı tren rüyalarımız daha rasyonel bir çizgiye ulaşmış olabilirdi. Bu süper iletken teknolojisinin en önemli elementinin bor madeni olduğu bugün bilim dünyasında konuşuluyor.

Bor madenlerinin bir diğer özelliği, yanma ve itme gücünü en yükseğe çıkartan element olduğu söylenmektedir. Bu konuda çeşitli bilimsel makaleler vardır. Bu ne demektir arkadaşlar? Bu, özellikle askerî teknolojilerde, uzay teknolojilerinde alüminyum yakıt yerine bor yakıtı kullanıldığında, bugün en yüksek hız olarak bilinen sesin 2 katı hızının 4 katına çıkarılmasıdır. Bu ne demektir? Mevcut radar teknolojileri bildiğiniz üzere ses dalgaları sistematiği üzerine çalışmaktadır. Sesten daha hızlı hareket eden bir roketin mevcut radar teknolojisi tarafından algılanması mümkün değildir. Bunun da stratejik ham maddesi olan bor bu ülkenin kaynağıdır değerli arkadaşlar.

Bor ile ilgili, Bor Araştırma Enstitüsünde çok kıymetli uzmanlar çok kıymetli deneyler yaptı arkadaşlar ama ne yazık ki Hükûmetiniz döneminde bunların birçoğu görevden alındı. Yerine getirilen kıymetli yöneticilerin bor ile ilgili hiçbir çalışması yok. Bu, ülkemiz açısından, az sonra anlatacağım yolsuzluk ve suistimallerden daha önemli bir konudur ama önümüze kanun geldiğinde bunu anlatmaya devam edeceğim.

Şimdi, buradaki Sayın Konuşmacı dedi ki: “Hükûmetimiz bor madenlerine çok önem vermektedir.” Değerli arkadaşlar, bor madenlerini Eti Madenleri işletmektedir. Eti Madenlerinin açtığı dekapaj ihalesi Fernas şirketine verilmiştir. Peki, biz bu Fernas şirketini nereden tanıyoruz? 2005 yılında, şu an tutuklu bulunan Hanefi Avcı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanıyken bir soruşturma başlattı ve bu soruşturma sonucunda Enerji Bakanlığında organize yolsuzluklar yapıldığı tespit edildi. Organize yolsuzluklar yaptığı tespit edilen Fernas şirketi bu organize yolsuzluğun aktörlerinden biriydi ve 2 yöneticisi ihaleye fesat karıştırma ve çeşitli suçlardan hüküm giydi arkadaşlar, Enerji Bakanlığında yapılan ihalelerde, BOTAŞ’ta yapılan ihalelerde ihaleye fesat karıştırma suçundan bu şahıslar hüküm giydi.

Peki, Fernas şirketi daha sonra ne yaptı? Eti Maden İşletmelerinin bor, boraks, boksit madenleriyle alakalı dekapaj ihalesine başvurdu değerli arkadaşlar. Türkiye'nin, dünyanın en stratejik madenlerinden biri olan bor madenlerinin dekapaj ihalesine bu firma başvurdu ve bu firma bu ihaleyi aldı değerli arkadaşlar. İşte Hükûmetin bor madenlerine bakışı budur: İhaleye fesat karıştırmaktan hükümlü bir şirkete bor madenlerinin dekapaj ihalesinin verilmesidir. Yarın önümüze gelecek kanun zaten fiilen gerçekleşmişti arkadaşlar, bor madenlerinin fiilen dekapaj işinin işletilmesi işi zaten verildi. Yani kamu işçilerinin ekmeğine göz dikilerek bunlar işten çıkarılırken, iş verilen şirket ihaleye fesat karıştırmıştır.

Peki, Enerji Bakanlığı bunu engelleyemez miydi? Enerji Bakanlığı elbette ki bunu engelleyebilirdi çünkü kendi Bakanlığında hüküm giymişti bu şirket, kendi Bakanlığında ihaleye fesat karıştırmaktan hüküm giymişti. Ben bu şirketi suçlamıyorum, ben Hükûmeti suçluyorum, ben Enerji Bakanlığını suçluyorum çünkü Kamu İhale Kanunu’na göre ihaleye katılmaktan yasaklama kararı verilmesi gerekirdi. Değil hüküm giydiğinde, soruşturmanın emareleri ciddi olduğunda bile bu kararın verilmesi gerekiyordu değerli arkadaşlar ve bu karar verilmedi. Ben eminim, şimdi Hükûmetin yetkilileri telefonda bunu soracaklar, ben belgelerini onlara getirip göstereceğim, belgesiz hiçbir zaman konuşmadım çünkü ben.

Biz en stratejik madenlerimizi bu şekilde değerlendirirsek sonu nereye gider arkadaşlar? Bor madenleri, belki siz görmüyorsunuz ama Rothschild ailesinin peşinde olduğu madenler, Amerika’daki Rio Tinto şirketinin peşinde olduğu madenler. Siz, Bor Araştırma Enstitüsünde gerekli araştırmaları yapmış olsaydınız, bu teknolojileri geliştirmiş olsaydınız belki bizim torunlarımız, olacak millî gelirin 10 katı millî gelire sahip olacaktı. Belki bu ülkenin bayındırlığını biz borla finanse ediyor olacaktık.

Benzer süreç kömür madenleri için de geçerli değerli arkadaşlar. Biz, kömür madenlerini 2003 yılında verimsiz olduğu gerekçesiyle kapattık, “Bu kömür madenleri verimsizdir.” denildi. Kapatılan madenler, daha sonra, bir kısmı ihalesiz -söylüyorum, bir kısmı ihalesiz- sizin partinize yakın birtakım iş adamlarına verildi. İhale yapılmasında zorlanan bir madenden bahsetmek istiyorum: Çorum Dodurga madeni. Çorum Dodurga madeni, ihale yapılırken… “Redevans” denilen ihale şu şekilde yapılır: Firmalar gelir, ton başına teklif verir değerli arkadaşlar, “Ben üreteceğim ton başına devlete şu kadar para vereceğim.” teklifinde bulunur ve o sırada, ihale sırasında -Bunların CD kayıtları var. Ben bürokrasideyken Türkiye Kömür İşletmelerinde bu kaydı izledim- ihaleye katılan şirketler soruyor: İki tane saha var, birinin üstü açılmış ve temizlenmiş, diğeri ise kapalı. Kapalı yerde kömür çıkarmak çok pahalı bir şey arkadaşlar. Açık yerde dekapaj yapıldığı için çok ucuz, firma için çok kazançlı. “Kapalı yer” diye ihaleye çıkılıyor yani buraya giren, buradan pahalı kömür üretecek. Firmalar soruyor, diyor ki: “Açık yer buraya dâhil mi?” Orada, ihale komisyonu yetkilileri “Hayır, dâhil değil.” diyorlar. Firmalar inanmıyor, tekrar yazıyla soruyor değerli arkadaşlar “Bu ihaleye bu açık yer dâhil midir?” diye. Yazıyla cevap veriyorlar “Dâhil değildir.” diye. İhaleden bir yıl sonra, şirket Türkiye Kömür İşletmelerine başvuruyor, diyor ki: “Buranın üzeri açık yerinin işletmesini istiyorum ben.” Önce diyorlar ki: “Hayır, veremeyiz çünkü ihaleyi buna göre yapmadık.” Ama sonra, siyasi bir sihirli çubuk dokunuyor ve bu maden -üstü açık maden- çok daha ucuz olan maden, bu şirkete veriliyor. Bu şirketin adı Çelikler değerli arkadaşlar. Şu Meclisin karşısındaki otelin sahibi, Emekli Sandığından o lüks oteli alan şirket Çelikler, bu şekilde bu madeni alıyor.  Peki, bu madeni aldıktan sonra ne yapıyor? Bu sevilen şirketin pazarlamayla uğraşmasını istemez tabii Hükûmet. Fakir ailelere kömür dağıtılıyor ya arkadaşlar, hani, fakir, küçücük ellerini sobanın karşısında ısıtacaktı ya bu çocuklar. Benim, fakire giden her kuruş başımla birlikte ama fakire giderken parasını hazineden alıyorsanız ve siz bu kömürü fahiş fiyatlarla, normal piyasa fiyatının çok üstünde fiyatlarla ihalesiz alıyorsanız burada ahlaki bir problem vardır arkadaşlar. Bunu hiçbir şekilde vicdanlarımıza yediremeyiz. Buraya Enerji Bakanı gelsin, “Cumhuriyet Halk Partisinden Aykut Erdoğdu’nun söylediği şeyler gerçeği yansıtmıyor.” desin ben hepinizden özür dileyeceğim. Ama ben buraya belgeleriyle bu konuyu getirdiğimde, bu ihalenin bu şekilde yapıldığını, ihalesiz olarak kömür alındığını, bu kömürün rayiç bedelinin çok daha yüksek olduğunu Sayıştay raporlarıyla, Hazine raporlarıyla ispat edersem, sizden tek ricam var, on yıllık iktidarınızda bir kez yolsuzlukla mücadele edin ve bu Enerji Bakanını gensoruyla düşürün.

Saygılarımı arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri aleyhinde söz isteyen Soner Aksoy, Kütahya Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SONER AKSOY (Kütahya) – Muhterem Başkanım, çok kıymetli arkadaşlarım; biliyorsunuz, konumuz bor. Bor üzerine verilmiş olan araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Bor deyince aklımıza Kütahya gelir biliyorsunuz, özellikle Kütahya’nın Emet yöresi gelir. Türkiye’deki rezervin çok büyük bir kısmı, yüzde 70 civarında olan bir kısmı Kütahya’da, Emet’te bulunmaktadır.

Hakikaten bor kıymetli bir madendir. Biz 2003’ün ilk aylarında Maden Yasası’yla ilgili, Sanayi, Ticaret, Enerji Komisyonunda yasa üzerinde çalışmaları yaparken -özellikle Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın desteğiyle o yasayı çıkartmıştık- bütün madenlerin özel sektör tarafından çok rahat bir şekilde işletilmesini, çıkartılmasını ve ekonomiye katılmasını, ancak bor madeninin devlette kalmasını teklif ettiler Komisyonda, bu teklif de Cumhuriyet Halk Partisinden gelmişti. Bizim grup arkadaşlarımız da bunu kabul ettiler ve o gün yasamızda bor madeni devletin tekelinde kalmak koşuluyla Madencilik Yasası gerçekleşti. O gün bugün Yasa’mızda bor madeni devlete aittir, dolayısıyla yatırımlarını devlet yapar ve gelişmeler o istikamete göre cereyan eder. Bütün bunlara rağmen, devletin madencilik üzerinde daha önce daha büyük hâkimiyeti varken bu noktada sadece borun üzerine devletin hâkimiyeti konulmuştur.

Bildiğiniz gibi, diğer kömür madenlerini ve diğer madenleri Enerji Bakanlığı veya diğer, TKİ vesaire özelleştirmekte, mülkiyetini başka özel firmalara devretmektedir ama bor için böyle bir şey şu ana kadar olmamıştır. Bor yataklarının mülkiyeti ve istihracıyla alakalı olan ruhsatların devriyle alakalı hiçbir olay cereyan etmemiştir çünkü Yasa buna aykırıdır yani müsaade etmemektedir. Dolayısıyla, böyle bir işlemin olması mümkün değildir. Şu anda “Bununla alakalı bir işlem yapılacak, bor madenleri özelleştiriliyor.” şeklinde bir gayretin, feryat figanın veya herhangi bir çağrının hiçbir anlamı yoktur çünkü Yasa’da bu hüküm çok açık bir şekilde durmaktadır ancak madencilikte maden kaynaklarının çıkartılmasında ve işletilmesinde çeşitli metotlar olabilir, çeşitli metotlar geliştirilmiş de olabilir çünkü biz konuyu ele aldıktan sonra borda çok büyük üretim artışı olmuştur. Daha önce Türkiye’de çok az miktarda üretilen bor madeni, takriben 2003 yıllarında hızlandırılmış, özellikle sadece Emet’teki tesis 150 bin ton borik asit üreten tesis hâline getirilmiştir. Bugün 500 bin ton üreten bir tesis konumundadır ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde de 750 bin ton borik asit üreten bir tesis hâline getirilecektir Emet’teki borik asit işleme tesisi. Bunu devlet yapacak ama bu arada devlet birtakım taşeronlar kullanabilir. Zaten Sayın Alim Işık da konuşurken “mülkiyeti kendisinde kalmak şartıyla” dedi, “Bu tür bir yasa değişikliği söz konusudur.” dedi. Yani mülkiyeti devlette kalmak şartıyla bu işletmeye, gelişen bu işletmenin hem teknolojisine hem de istihracına destek veren özel sektörden birtakım unsurlar almanın ne mahzuru olabilir? Bunun ne Emet’te bizim çalışan arkadaşlarımıza bir zararı olabilir… Zaten oradan, Emet ve civarından gerekli işçiler alınmaktadır. Bu noktada ne istihdam yönüyle ne de herhangi bir şekilde devletin elinden çıkması şeklinde bir hadise söz konusu değildir.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bor işletmeleri özelleşirse ne yapacaksınız?

SONER AKSOY (Devamla) - Bilakis daha prodüktif, daha verimli, daha etkin ve daha çok üreten… Çünkü bordan elde edeceğimiz ürünleri, art ürünleri, türevleri ve onlardan da yeni teknolojik gelişmeleri yapabilmek için, biliyorsunuz, yine aynı yıllarda, 2003, 2004 yıllarında Bor Enstitüsünü kurmuştuk. Orta Doğu Teknik Üniversitesinde kurduğumuz bu Bor Enstitüsü de yine bir yasayla kurulmuştu ve orada hakikaten bilimsel çalışmalar yapılmakta…

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – AK PARTİ döneminde mi?

SONER AKSOY (Devamla) – İşte, 2004, 2005, o yıllarda kurulduğu için AK PARTİ dönemi zaten, başka bir dönem yok.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Altını çizmen lazım yani AK PARTİ dönemi diye çizin altını!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama asıl, bilim adamları sizin döneminizde görevden alındı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Arkadaşlar anlayamadı da!

SONER AKSOY (Devamla) – Yani başka bir dönem yok zaten, 2002’den beri AK PARTİ iktidar. Daha bir on sene daha AK PARTİ Allah’ın izniyle devam edecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu gidişle, bu muhalefetle yani gerçekleri çarpıtarak olmayan bir şeyi oluyormuş gibi göstermek uygun değildir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beyefendi, kimse gerçekleri çarpıtmıyor, bakan gelsin onunla konuşalım, siz konuyu bilmiyorsunuz efendim.

SONER AKSOY (Devamla) – Mesela, bir arkadaşımız, daha önce, 12 Hazirandan önce Çavdarhisar’da havaalanı yaparken geldi, dedi ki: “13 Haziranda bu yapılan havaalanıyla ilgili şu şantiye kalkacaktır arkadaşlar.” Biz de gittik, dedik ki oraya: “Eğer kalkacak olursa 14 Haziranda biz de istifa ederiz.” Nitekim, havaalanı şu anda yapılıyor, bu senenin sonunda havaalanı açılacak.

Arkadaşlar, bir gerçeği çarpıtmak veyahut da yalanla örtbas etmek ne fayda getirebilir yani? Kime ne fayda getirebilir?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bora ne oldu, bora?

SONER AKSOY (Devamla) – Muhalefete hiç fayda getirmez.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben mi yalan söylüyorum?

SONER AKSOY (Devamla) – Kim söylüyorsa yani…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hayır, bakan…

SONER AKSOY (Devamla) – Hakikat eğer örtülüyorsa onun adı “yalan”dır. Arapçada “yalan” kelimesinin anlamı “hakikatin örtülmesi”dir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam. Sayın Bakan, burada…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bak, herkese laf atıyorsun arkadan, gazete okuyorsun orada devamlı. Biz sana saygı duyduk yaşından. Tuttun döndün, bir de “yalancı” dedin arkadaşımıza. Böyle bir şey olur mu ya!

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

SONER AKSOY (Devamla) – Ben “yalancı” demiyorum kimseye.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen orada bütün gün gazete oku…

SONER AKSOY (Devamla) – Ben ne okursam okurum, o seni ilgilendirmez, sen işine bak!

BAŞKAN – Sayın Aksoy, lütfen Genel Kurula hitap edin, karşılıklı konuşmayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yazık ya, niye “yalancı” diyorsun arkadaşımıza?

SONER AKSOY (Devamla) – Sen işine bak, karışma!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayıp ya, ayıp!

SONER AKSOY (Devamla) – Karışma, önce bir dinlemesini öğren.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen dinlemesini biliyor musun! Bütün gün laf atıyorsun oradan!

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oraya oturmuşsun bütün gün laf atıyorsun!

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Nöbetleşe geliyorsunuz Meclise.

SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, bor meselesinin sahibi biziz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ya ne sahibi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ne demek sizsiniz, biz değil miyiz!

SONER AKSOY (Devamla) – Bor meselesi bize ait olan bir meseledir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen devamlı laf atıp duruyorsun oradan, ne kadar ayıp ya!

SONER AKSOY (Devamla) - Bora sahip olmuşuz, devlet de sahip olmuş ve ülkemizde bor bugün 1 milyar dolar ihracata gidiyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Borun ne olduğunu bilmiyorsun!

SONER AKSOY (Devamla) – Madencilik sektörü ihracatını artırmıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Günde beş tane gazete okuyorsun orada, laf atıyorsun.

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

SONER AKSOY (Devamla) – Daha önce her şeye uyulurdu, herkes sakindi…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Niye tahrik ediyorsun sen bizim grubu ya!

SONER AKSOY (Devamla) - …kimsenin hiç yaptığı bir şey yoktu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Üstat, sen “boru”yla “bor”u karıştırmışsın!

SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, bu şekilde gerçekleri değiştirecek konuşmalar yapmayalım, doğru olan neyse onu söyleyelim, ben gerçekleri söylüyorum. Yasada “Bor devlete aittir.” derken “Efendim, özelleştiriyor.” demenin ne anlamı var? Fol yok, yumurta yok!

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – İşletmeler özelleşiyor, işletmeler.

SONER AKSOY (Devamla) – Neyin işletmesinden, neyin özelleşmesinden bahsediyorsun? Mülkiyeti devlette kalmak şartıyla kendisi taşeron kullanabilir, bunu herkes kullanıyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Telekom’un da mülkiyeti devlette.

SONER AKSOY (Devamla) – Taşeron kullanmak yanlış mı? “Taşeron da kullanmayın.” derseniz o da artık yani devletçiliğin allame-i zûfünûnu olur.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Telekom’un da mülkiyeti devlette? Ne oluyor peki? Kim işletiyor?

SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, biz serbest pazar ekonomisinden yanayız, özel sektörden yanayız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Özelleştirmeyle peşkeşi karıştırmayacaksınız ama!

SONER AKSOY (Devamla) – Özel sektör her meseleye girecektir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Özelleştirmeyle peşkeşi karıştırıyorsunuz!

SONER AKSOY (Devamla) – Bakın, sizin hiç ilgilenmediğiniz bor türevlerinden şu anda üniversiteler kesici aletler yapıyorlar, üniversiteler yanmaz malzemeler üretiyorlar. Bor Enstitüsünde kurduğumuz çalışmanın sonunda, 15 adet geliştirilmiş proje üzerinde çalışan üniversitemizde şu anda yüzlerce arkadaşımız var. Daha önce böyle bir şey yoktu. Bu, tamamen AK PARTİ’nin meydana getirmiş olduğu bir çalışmanın sonucudur. AK PARTİ bu işe sahip olmuştur ve büyütmüştür. Sizin belki daha önce bordan haberiniz bile yoktu.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aksoy.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım, sayın konuşmacı konuşması sırasında şahsıma tekrar etmek istemediğim sözler söyledi. Mümkünse, kürsüden bu konuya açıklık getirmek istiyorum.

BAŞKAN – Ama konuşmayı dinledik, sizin şahsınızdan…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı” dedi Başkanım, yapmayın etmeyin ya!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Yalan söylüyorsunuz.” dedi Sayın Başkan. “Yalan söylüyorsunuz.” dedi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı” dedi.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, Erdoğdu kendisini ifade ediyor, dinliyoruz, karşılıklı konuşuyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Yalancı” dedi, şahidiz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben de şahidim Başkan, dedi.

BAŞKAN – Ne söyledi peki Sayın Erdoğdu?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı” dedi Başkanım, daha ne desin!

BAŞKAN – Zikretti mi isminizi?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Efendim?

BAŞKAN – İsminizi zikretti mi sizin?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı “dedi konuşurken, burada bütün insanlar boşuna panik olmadı.

BAŞKAN – Ne söyledi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Konuşmacı yalan söylüyor.” dedi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Konuşmacı yalan söylüyor.” dedi.

BAŞKAN – “Tekrarlamak istemiyorum” dediniz. Ne söyledi? Madem Sayın Vekil söylediyse siz de tekrarlayın.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Konuşmacı yalan söylüyor.” dedi Sayın Başkanım. Lütfen… Sayın Başkan, gerçekten bu sizde hoş durmuyor yani.

BAŞKAN - Sayın Erdoğdu, iki dakika süre veriyorum.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, bu konuşmayı germek üzere buraya gelmedim. Ben, bir haksızlığa dur demek için buraya geldim.

Şimdi, bu arkadaşımız…

MEHMET ERDEM (Aydın) – Ah yavrum!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – “Ah yavrum!” yok kardeşim! Tamam mı? Ben yetimin hakkını savunuyorum, o yavruların hakkını savunuyorum. Tamam mı? Benim canımı sıkma “Ah yavrum”la “Vah yavrum”la! Ben seni iyi tanıyorum. Senin beynin yetmez onlara!

Buraya gelecek Enerji Bakanı, bürokratlarıyla… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Hatip boru anlattı, başka bir şey yapmadı.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu herkesin parası, bu halkın parası. Buradaki 550 kişinin parası değil, 75 milyon insanın parası. Ben muhalefet milletvekiliyim, benim görevim bu hesabı sormak. O belgeler hepimizin belgesi. O belgeler açılacak, biz de belgelerimizi açacağız. Eğer ben yalan söylemişsem, eğer ben gerçek dışı bir şey söylemişsem, yani ihalede olmayan bir alan ihaleye dâhil edilmemişse, eğer ihalesiz mal alınmamışsa, eğer bu şirkete, ihaleye fesat karıştıran şirkete 110 trilyonluk, artı 130 trilyonluk yani 230 trilyonluk bir iş verilmemişse ben çıkar bu kürsüden özür dilerim. Benim için özür dilemek büyüklüktür ama ben bunların gerçek olduğunu biliyorum. Onun için, bu mücadeleye “yalancı” demek sadece ve sadece bu mücadelenin karşısında olanların yanında yer almaktır. Şunu hepinize hatırlatıyorum: Haksızlık karşısında, yolsuzluk  karşısında susan dilsiz şeytandır.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdoğdu.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Evet, Sayın Işık, sizin için ne söyledi efendim?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım, Sayın Konuşmacı özelleştirmeyle ilgili aslı astarı olmayan ifadelerde bulundu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, böyle bir usul var mı?

BAŞKAN – Nedir o ifadeler?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ya, çıkacak “yalancı” diyecek, Ahmet Bey.

BAŞKAN – Bir saniye, sayın milletvekilim lütfen… Sayın Işık ön tarafa çıktı, konuşuyor, konuşuyoruz karşılıklı. Hepinizin müdahil olması gerekmez ki.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Biz duyduk, siz duymuyorsunuz. Siz dinlemiyorsunuz, ondan sonra bağırıyorsunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bor madenlerinin özelleştirileceği yönünde bir tasarının hazırlık çalışmalarından bahsettim, böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Benim düzeltme yapmam lazım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beni de duydu.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir usul olmaz ya!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Nasıl bir usul olur?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Konuşmacıya sataşmadan dolayı mı söz verdiniz? Herhangi bir sataşma var mı yok mu?

 

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Değerli milletvekilleri, tekrar saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki teşekkür ediyorum Sayın Milletvekilimize bazı açıklamalarda bulundu.

Sayın Milletvekilim böyle bir şeyin özelleştirmeyle alakası olmadığından bahsetti, saygı duyarım, o onun görüşü ancak bu tasarısının genel gerekçesindeki, biraz önce okumadığım bir ifadeyi ve madde gerekçesini sizlere okuyacağım, ne anlama geldiğine siz karar veriniz: “Tasarıyla kamu iktisadi teşebbüslerine yetkili organların alacakları gerekçeli karar üzerine cevher mülkiyetini üçüncü şahıslara devretmemek kaydıyla üretim ve zenginleştirme aşamalarında hizmet alımı yöntemi kullanabilme imkânı tanınmıştır.” Madde gerekçesine bakıldığında…

SONER AKSOY (Kütahya) – Hayır, yok.

ALİM IŞIK (Devamla) - Ne olduğunu görürsün. Senin Kütahya’da borun nasıl üretildiğinden haberin var mı Değerli Kardeşim veya Türkiye’de? Madde gerekçesi “Uygulamadaki birtakım farklılıkları, tereddütleri gidermek, bir kısım işlerin hizmet alımı yoluyla gerçekleştirilebilmesine olanak tanınmaktadır.” Nedir bu bir kısım işler? Şu anda memleket çalışanları feryat ederken özelleştirilmeyeceğini ifade etmek… Bunun orada hazırlık yapan birkaç özel sektör temsilcisine önayak olma adına hazırlanmış bir tasarı olduğunu, Sayın Milletvekilim, siz de benden iyi biliyorsunuz ama o zaman görüşeceğiz.

SONER AKSOY (Kütahya) – Yok Mecliste!

ALİM IŞIK (Devamla) – O zaman görüşeceğiz. Şu anda, maden işletmelerinde, çok ciddi anlamda, bu taşeron sisteminden dolayı feryat eden insanların olduğunu siz benden daha iyi biliyorsunuz. Daha bir ay önce, Tunçbilek’te, 200 kişi meydanda bırakıldı, ortalıktan kaçtı gitti taşeron.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet parasını ödedi.

ALİM IŞIK (Devamla) – Burada da taşeron işlemi.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet parasını ödedi.

ALİM IŞIK (Devamla) – Sayın Vekilim, siz de söz hakkı alıp buradan konuşursanız iyi olur. Devlet taşerona ödedi ama işçiye ödemedi.

Sayın Milletvekilim, gidin, Kütahya’da Valiliği ve İl Başkanlığınızı basan taşeron işçilerinin ne durumda olduğunu siz bir onlardan öğrenin.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet ödedi parasını.

ALİM IŞIK (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneriyi oylarınıza…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Aslanoğlu, Sayın Öz, Sayın Şeker, Sayın Öner, Sayın Tanal, Sayın Ediboğlu, Sayın Çetin, Sayın Köktürk, Sayın Özel, Sayın Ağbaba, Sayın Ekinci, Sayın Dibek, Sayın Tayan, Sayın Çam, Sayın Aksünger, Sayın Toptaş, Sayın Kurt, Sayın Kuşoğlu, Sayın Akar, Sayın Özkan.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)

 

 

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım, okutuyorum:

 

3.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

 

                                                                                                                                     29.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu'nun, 29.03.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

 

                                                                                                                                 Muharrem İnce

                                                                                                                                        Yalova

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşları tarafından, 21.03.2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına "SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı halde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak"  amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, (315 sıra nolu)  Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 29.03.2012 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması  önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin  lehinde söz isteyen İzzet Çetin, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerimiz üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, bugün gündeme getirmeye çalıştığımız konu, sizin de seçim sırasında meydanlarda ve bugün milletvekili olarak hepinize telgrafla, telefonla veya sosyal medya aracılığıyla iletilen bir konu. Herkes yakından biliyor, kamuoyunda emeklilikte yaşa takılanlar olarak bilinen bu kesim, bugün oldukça mağdur, hatta mağdurdan öte perişan konumda. Bunların mağduriyetleri ve perişanlıkları iş bilmezliklerinden, iş göremezliklerinden değil, bunların perişanlığı, bu Mecliste tıpkı AKP Grubunun yaptığı gibi sonuçlarını düşünmeden “Çoğunluğumuz vardır.” mantığıyla çıkarılan bir yasa sonucu. Bu Yasa, kamuoyunda 4447 sayılı Yasa olarak bilinen ve kısa adı “İşsizlik Sigortası” olarak anılan ama uzun adını  söylemeyeceğim neredeyse bir dakikadan fazla zamanımı alır, emeklilikte yaşı kademeli olarak yükselten bir kanun. Kanunun görüşmeleri 12 Ağustos 1999 tarihinde başlamıştı ve 25 Ağustos 1999 tarihinde sona ermişti. Daha sonra bu kanun 8 Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe girdi. Adı her ne kadar İşsizlik Sigortası Kanunu olarak başlıyorsa da yasa, çalışanların emeklilik yaşlarını, emekli olma koşullarını yeniden düzenleyen bir yasaydı. O gün getirilen düzenlemeyle emeklilik yaşı, çalışma süresi ve prim ödeme gün sayısı arttırılmıştı. O günlerde ana muhalefet görevi sizin devamı niteliğinde olduğunuz Fazilet Partisindeydi ve o günlerde bugünkü Çalışma Bakanımızın, yine bugünkü Genel Başkan Yardımcınız Salih Kapusuz’un ve o günlerdeki Genel Başkanınız, Fazilet Partisi Genel Başkanı olan Recai Kutan’ın konuşmaları var ve bu kanun tarafınızdan Anayasa Mahkemesine götürüldü. Anayasa Mahkemesi de 2001 yılı Şubat ayında bu kanunun kademeli geçişlerini Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etti ve altı aylık bir geçiş süreci tanıyarak o geçiş sürecinde yasanın yeniden düzenlenmesine imkân tanıdı ancak o günkü iktidar bu yasayı yeniden Mayıs 2002’de düzenleyerek kademeler arasındaki geçişleri daraltarak getirdi ve Meclisten geçerek yürürlüğe girdi. Tabii çalışanları tedirgin eden bir yasaydı. Pek çok çalışan, işçi olsun memur olsun devlete, özellikle devleti yönetenlere güveni kalmadığı için emeklilikte buldu çareyi, pek çoğu emekliye ayrıldı. Pek çok insan da o günkü ekonomik krizlerden ve sosyal güvenlik sisteminde sık sık yapılan değişikliklerden kaçarcasına emeklilik hakkını doldurdu ya da doldurmadan ayrılmak zorunda kaldı. Tabii, yasadan önce, biliyorsunuz, emeklilikte yirmi beş yıl hizmet süresi kadınlar için otuz sekiz, erkekler için kırk üç yaşında emekli olmayı olanaklı kılıyor idi. Bu doğru muydu, değil miydi, o ayrı bir konu. Elbette, bugünün koşullarında bunu savunmak pek mümkün değil. Ama o günkü yasa, emeklilik yaşını elli sekiz kadınlar için, altmış erkekler için yürürlüğe koyduğunda, demin sözünü ettiğim, bugünkü Çalışma Bakanı dâhil hepiniz “Mezarda emeklilik.” diye feryat ettiniz, çalışanlar da böyleydi. Fakat döneminizde -unutmayın- bunu da istismar edercesine, o görüşünüzü tekzip edercesine, emeklilik yaşını altmış beş yaşa çıkarttınız, bu ayrı bir konu.

Benim esas söylemek istediğim, biz bir kanun çıkartmışız bu Mecliste, bugün on binlerce aile perişan konumda. Yani bir yandan sosyal güvenlik sisteminde yapılan, sıklıkla gerçekleştirilen değişiklikler, öbür taraftan ülkemizde ekonomideki daralmaların sonucu yaşanan ekonomik krizler çalışanları her seferinde vuran bir konuma geldi.

O yasanın içerisinde, yirmi beş yıllık hizmet süresini doldurup prim ödeme gün sayısını tamamlayanlar, işçi ise kıdem tazminatını alarak iş yerlerinden ayrılma, emekli olma hakları doğduğu için ayrıldılar devlete ve yönetenlere güveni kalmadığı için; memurlar da emekli ikramiyelerini alamadılar ama iş yerlerinden, prim ödeme gün sayısını ve çalışma süresini doldurdukları için onlar da ayrıldı. Bugün, işçi olarak ayrılanlar, kıdem tazminatlarını da yediler, yaşları da belli bir düzeye geldi ve o aldıkları tazminatı da bitirdiler, herhangi bir iş de bulamadılar, çocuklarının eğitim, sağlık, vesair ihtiyaçlarını gideremez konumdalar. Memur olarak ayrılanlar da hem ikramiye alamadılar, iş bulamadılar hem de sağlık haklarından faydalanamaz konumdalar, çocuklarını bile tedavi ettiremiyorlar.

Bu konu gerçekten ülkemizde sadece Cumhuriyet Halk Partisinin veya muhalefet partisinin sorunu değil, hepimizin ortak sorunu, hepimizin yakınları var. Ben bu konuyu gündeme getirmek için 26 Ekim tarihinde Meclis Başkanlığına bir kanun teklifi vererek konunun çözüme kavuşturulmasını istedim, tabii pek oralı olan olmadı. Bu sefer, sosyal medya aracılığıyla, bu emeklilikte yaşa takılan yurttaşlarımız sıklıkla bizi sonuçtan bilgi sahibi olmak için arar konuma gelince, Çalışma Bakanımıza bir soru yönelttim. Soruları ocak ayında yönelttim. “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün sayısını doldurarak emekli olan, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş koşullarını sağlamayı bekleyen kaç kişi vardır? Bunların bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatı açısından 5434, 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlar kapsamına göre dağılımları nedir?” diye Bakanlığa soru sordum.

Arkadaşlar, Bakanlığın verdiği cevabı sizlere okutuyorum, Bakanlık verdiği cevapta diyor ki: “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün sayısını doldurarak emekliliği hak eden, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş şartını yerine getirmeyi bekleyen kişi sayısal dağılımıyla ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu bilgi işlem veri tabanında herhangi bir veri bulunmamaktadır.”

Şimdi, sormak gerekir arkadaşlar: SGK bu görevlerini el yordamıyla mı yapıyor? Yani, SGK kayıtları tutmuyor, aktüeryal hesaplarını yapmıyor, çalışanların sayısını bilmiyor, emekli olacakların sayısını bilmiyor da bu işleri nasıl götürüyor? Çalışma Bakanlığı ne güne duruyor, ne iş yapıyor, bunu sormak gerekmez mi?

Şimdi, biz dedik ki: Çalışma Bakanlığı veri tabanı yok, SGK’nın veri tabanı yok, bu işin mali portesini sorduk cevap veremiyor, o hâlde bu görev yasama organına düşer. Yasamı organı 1999 yılında bir kanun çıkarmış, yurttaşını perişan etmiş, açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm etmiş. O mahkûmiyeti giderecek organ yine yasama organıdır. O nedenle SGK’nın elinde veri tabanı olmadığına göre, Çalışma Bakanlığı bu konuda bilgi sahibi olmadığına göre bir araştırma komisyonu kuralım. Meclisten, içimizden bu işleri bilen arkadaşlardan oluşacak bir komisyon hem SGK’ya bir veri tabanı hazırlamış olur hem Çalışma Bakanlığına çalışmaların nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda yol göstericilik ödevini yerine getirir hem de mağdur olan, perişan konumda olan yurttaşlarımızın sorunlarına çözüm bulur. O nedenle bu komisyon kurulması önerimiz gerçekten bir çıkar sağlamadan öte, bir sorunu çözmeye yöneliktir.

Bu konuyla ilgili olarak ben Sayın Çalışma Bakanını ziyaret ettim, dedim ki: “Cumhuriyet Halk Partisinin ya da diğer muhalefet partilerinden birisinin vereceği bir yasa teklifini veya araştırma önergesini dikkate almayabilirsiniz. O nedenle AKP’den bir milletvekiline bu konuyla ilgili iki satır bir önerge verdirin, bu sorunu çözelim.” “Bir bakalım, bir baktıralım.” dedi ama Sayın Bakandan o günden bugüne ses çıkmadı.

Değerli arkadaşlar, yani ben polemik yapmak istemiyorum. Sayın Kutan’ın da Sayın Çalışma Bakanının da bu yasa çıkarkenki konuşmaları burada. Sayın Bakanın bir cümlesini okuyayım. “Değerli milletvekilleri, bu tasarı Türkiye gerçeklerine aykırı bir tasarıdır, bu tasarı bilimsel analizin ürünü değildir, bu tasarı kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır, bu tasarı sosyal kaygıları dikkate almamaktadır, vatandaşın durumunu incelemeden yapılmıştır.” diyor. Ne zaman söylüyor? 21’inci Dönem, Birinci Yasama Yılı, 16 Ağustos 1999 Pazartesi günü, Çalışma Bakanı söylüyor değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İZZET ÇETİN (Devamla) – Otuz saniye Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Bir cümle mesaj vereceğim, ayrılacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu sorun gerçekten hepimizin ilgilenmesi gereken bir sorun, reddedilecek bir sorun değil. Bir komisyon kurulmasını öneriyoruz. Bu komisyonun kurulması yurttaşlarımızın beklentilerine, sorunlarına cevap bulacak bir komisyon olacağından olumlu oy kullanmanızı rica ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Öneri aleyhinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

 İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tabii usulen önerinin aleyhine söz almış olduk ama konuşmamı ben önerinin lehine sürdüreceğim.

Öncelikle, konuşmama geçmeden önce, emeklilerle ilgili bir düzenlemeyi görüştüğümüz bu saatlerde Tandoğan Meydanı’nda emekçilere gaz bombası, cop ve tazyikli suyla müdahale yapılıyor. Emekçilere saygısı olmayan bir iktidar anlayışının emeklilerle ilgili ne kadar düzenleme yapabileceğinin takdirini ben sizlere bırakıyorum.

Bu yapılan saldırı sırasında alanda milletvekilleri var, bu Parlamentonun mensupları var ve müdahale yapılırken özellikle milletvekillerinin de içinde bulunduğu gruba yönelik polisin orantısız şiddet uygulaması var. Şu anda, burada bulunan 2 milletvekili arkadaşımız üstleri başları sırılsıklam olmuş bir şekilde bu Parlamento sıralarında oturarak kendi görevlerini yapmaya çalışıyorlar.

Ben öncelikle size bir öneride bulunmak istiyorum: Böyle yasaklamalarla, birtakım aldığınız yasakçı kararlarla polisin arkasına sığınmaktan vazgeçin. Siz de madem politika yapıyorsunuz, madem bu politikalarınızın arkasında duruyorsunuz, bu almış olduğunuz politikaların gereği olarak o alanlara gidin. Yani örneğin “nevroz”u yasaklıyorsunuz, Diyarbakır’da yüzde 70 oy alan bir partinin Genel Başkanı Diyarbakır’daki alanda önüne polis memuru konularak bir şekilde engellenmeye çalışılıyorsa, buradaki muhatabiyet ilişkisi yanlıştır. Polis memurunu milletvekiliyle ya da genel başkanla muhatap etmeyin, AKP’nin bölge milletvekillerini getirin, orada bizim önümüze, milletvekillerinin, halkın seçilmiş iradesinin önüne gelip sizin belirlemiş olduğunuz yasakçı politikaları sahiplensinler ya da Tandoğan Meydanı’nda emekçilere gaz ve bomba yağdırmadan önce bu yasakçı kararı  alan ve bunu destekleyen milletvekili arkadaşlarımız oraya gelsinler, orada bulunan milletvekilleriyle beraber kendi politikalarını halka anlatsınlar. Bu önerimizi dikkate almanızı temenni ediyorum.

Tabii, bu verilen önergeyle ilgili her şeyden önce şunu belirtmek gerekiyor ki: Hepimizin, dört grubun da üzerinde mutabık olduğu en önemli anayasal ilkelerden birisi, bu devletin sosyal devlet olma ilkesidir.

Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirtilen bu ilkenin, aslında toplumsal düzeyde ete kemiğe bürünmesinde, somutlaşmasında çok ciddi sıkıntılar var. Bugüne kadar gelen hükûmetlerin pek çoğu, bu sosyal devlet ilkesinin gereklerini yerine getirme noktasında, toplumun ezilen kesimlerinin, yaşlıların, kadınların, gençlerin, çocukların, işçilerin, emekçilerin haklarını savunma noktasında maalesef Anayasa’nın göstermiş olduğu duyarlılığı yeterli bir şekilde yerine getirememişlerdir.

Son on yıldır iktidarda bulunan AKP’nin uyguladığı politikalarda ise genel olarak sermaye ve emek ilişkisi üzerinde sermayeye avantaj sağlayan, ucuz iş gücü şeklinde emek sömürüsünü önceleyen birtakım uygulamaların olduğunu görüyoruz.

Defalarca birtakım sorunları, sosyal düzeyde, toplumsal düzeyde yaşanan birtakım sorunları çözülmesi maksadıyla buraya getirdik. Buraya getirirken de ülkenin bu anlamda yaşamış olduğu, içinde bulunduğu birtakım fotoğrafları ve tabloları mümkün olduğunca açığa çıkarmaya çalıştık. Ancak her getirdiğimizde, AKP’nin almış olduğu oy oranı üzerinden sosyal güvenlikle ilgili ya da sosyal politikalarla ilgili herhangi bir sorunun olmadığını buraya gelen arkadaşlar dillendirdi.

Şimdi bakın, bu sosyal güvenlikle ilgili işlerin iyi gitmediğinin en açık göstergesi, kara delik olarak nitelendirdiğimiz sosyal güvenlik açığında objektif olarak ortaya çıkıyor. 2003 yılında 20,2 milyar olan sosyal güvenlik açığı, 2010 yılında tam yüzde 52 artışla 54,6 milyara çıkmış. Sadece 2010 yılı verilerini ele aldığımızda bütçe açığının 39,6 milyar, sosyal güvenlik açığının 54,6 milyar olduğunu göz önünde bulundurursak, bu sosyal güvenlik politikasının ya da bununla ilgili ekonomik uygulamaların ne kadar başarılı olduğu konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.

Şimdi, uygulanan politikalarda tabii, bir eksi yönde bir de artı yönde değerlendirmemiz gereken birtakım unsurlar var. Ekonomik politikaların eksi yönünde ulusal ekonominin kendisi ve toplumun ezilen kesimleri varken artı yönünde de -inkâr etmiyoruz- ciddi düzeyde, her geçen gün makası açılan bir zenginler kulübü var. Bakın, AKP Hükûmeti döneminde ultra zengin sayısı yüzde 400 artmış, eski para birimiyle söyleyeyim, trilyoner sayısı 8’den 32’ye çıkmıştır yani ezilen kesimlerin, emekçi kesimlerin bütçeden aldığı pay, genel gelir payından almış olduğu oran her geçen gün düşerken bir kesimin de, bir zenginler kulübü kesiminin de her geçen gün servetini artıracak şekilde bir politika yürütülmesi içerisindeyiz.

Değerli arkadaşlar, gelir dağılımı adaleti açısından, şu anda, dünyada son beş sıradayız. Özellikle nüfusun yüzde 20’lik en zengin kesimi, şu anda, ortalama gelirlerin yüzde 47,6’sına hükmediyor, en yoksul olan yüzde 20’lik kesim ise bu tüm gelirlerin yüzde 5,6’sına hükmediyor yani aradaki makas, artık 10 kat gibi, neredeyse dudak uçuklatacak bir düzeye gelmiş durumda. Bakın, sadece TÜİK’in verilerini –bu TÜİK’in vermiş olduğu hiçbir rakamın güvenilir olmadığını, Hükûmeti memnun etmeye yönelik, formüllere takla attırma olduğunu her defa söyledik ama- sadece TÜİK’in bu güvenilmez rakamlarını bile buraya getirirsek, şu anda, ülkede 13 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Tabii, bütün bu örnekleri çoğaltabiliriz ancak bugün tabii, emeklilerle ilgili birkaç somut yaşanan sorunu, burada çözüm bulmak amacıyla sizlerle paylaşmak istiyoruz. Emeklilerimizin şu anda içinde bulunduğu sosyoekonomik durumu burada defalarca dile getirdik. Sizin belirtmiş olduğunuz enflasyon rakamlarının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayan birtakım göstergelerini, verilerini emeklilerin almış olduğu paralar üzerinden değerlendirdik. Bu ülkede emekli olan doktorların, öğretmenlerin, işçilerin emekli olduktan sonra yüzde kaçının bir ek iş yapma gereği hissettiğini defalarca burada paylaştık. Bu tablo bile emeklilerimizin bugün yaşamış olduğu sorunları en açık şekilde aslında ifade etmeye yetiyordu. Ancak CHP Grubunun vermiş olduğu önergede özellikle ön plana çıkan üç temel sorun var, çözüm bekleyen üç temel sorun var. Bu üç temel sorunla ilgili bizim de daha önce vermiş olduğumuz kanun teklifleri vardı:

Bunlardan birincisi, prim gününü doldurup yaştan dolayı emekli olamayanların durumuydu.

İkincisi, yaşını doldurup prim gününü doldurmadığı için emekli olamayanların durumuydu.

Üçüncüsü de hem prim hem yaşını doldurup AKP’nin devreye sokmuş olduğu yeni yasadan dolayı emekli olamayanların durumuydu.

Bahsetmiş olduğumuz bu her üç durum da çok büyük bir yüzdedeki emekli kesimini yakından ilgilendiriyor. Özellikle toplumda “mezarda emeklilik” olarak adlandırılan bu emekliliğe getirilen yaşla ilgili düzenlemenin çok ciddi mağduriyetler getirdiğini biliyoruz. Bununla ilgili bir an önce birtakım düzenlemelerin yapılması ve bu emeklilerimizin mağduriyetinin giderilmesi noktasında biz Meclisin tümünden bir duyarlılık bekliyoruz. Bu nedenle, bu öneriye de lehte oy kullanacağımızı belirtmek istiyoruz. Sosyal devlet ilkesinin her geçen gün paralı sağlık, paralı eğitim, verilmesi gereken en temel kamusal hizmetlerin paralı hâle getirilmesiyle yok edildiği bir dönemde en azından bu emeklilerimizin durumunun düzeltilmesine yönelik birtakım palyatif adımların atılması bu Meclisin önündeki önemli görevlerden biridir diye buradan belirtmek istiyorum.

Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Bizim çocukluğumuzda TRT’de yayınlanan bir reklam vardı. Bu reklamda “Ödediğiniz vergiler size               -vatandaşa- yol, su, elektrik olarak geri döner.” deniyordu, ancak maalesef AKP’nin politikalarıyla, sürdürülen neoliberal politikalarla artık ödediğimiz vergiler, ödenen vergiler sermaye sahiplerinin ve savaş baronlarının cebine geri gidiyor, artakalan kırıntılar ise yoksulları ve emekçileri susturmak için sosyal yardım olarak, sus payı olarak bir şekilde dağıtılıyor. Bu tablonun düzeltilmesi umudu ile özellikle emeklilerimizle ilgili bu mağduriyet için verilen bu önerinin desteklenmesini ben de Meclisten bekliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Teşekkürlerimi sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerinin lehinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sosyal güvenlik politikalarının en önemli amaçlarından birisi, insanlar arasında oluşturduğu güvenlik ağları ile toplumsal eşitsizlikle mücadeleyi desteklemektir. Bu anlamda, devlet, tüm bireyler için eşit hak ve yükümlülükler içeren bir sosyal güvenlik sistemi kurgulamakla yükümlüdür. Ülkemizde de sosyal güvenlik hakkı Anayasa ile teminata bağlanmış olup, devletin yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Ancak birçok vatandaşımız sosyal güvenlik uygulamaları nedeniyle sorunlar yaşamaktadır. İşe başladıkları tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik için gerekli prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresini tamamladıkları hâlde, bir başka ifadeyle emekli olma hakkını elde ettikleri hâlde bir de yaş şartına tabi tutulmaları birçok vatandaşımızı mağdur etmiştir. Kazanılmış hakları ellerinden alınan, emeklilikte yaşı bekleyen vatandaşlarımız haklarını aramakta, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çözüm beklemekte, bu mağduriyetlerinin giderilmesini sağlayacak düzenleme yapılmasını istemektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi, emeklilik hakkını elde ettiği hâlde emeklilik için yaşı bekleyenlere emeklilik hakkının verilmesi gerektiği görüşündedir. Bu konuda söz konusu mağduriyeti gidermeye yönelik olarak gerekli kanun teklifi ve önergeler de vermiştir. Hatta daha bu ayın başında Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen ve kamuoyunda “İntibak Yasası” diye adlandırılan kanunun görüşmeleri esnasında verdiğimiz teklif ile 2000 yılından önce sigortalı olanlardan sigortalı oldukları tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik için gerekli prim gün sayısı ve hizmet yılı şartlarını tamamlamış olanlara yaş şartı aranmaksızın emekli aylığı bağlanması önerilmiş, ancak AKP Grubunun oylarıyla reddedilmiştir. Bugün de CHP tarafından verilen Meclis araştırma önergesini destekliyoruz, emeklilikte yaşa takılanların sorunları hakkında mutlaka Meclis araştırması açılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik sisteminin iki temel sorunu aktif-pasif dengesindeki bozulma ve bütçe açıklarındaki artıştır. 1992 yılında emeklilik yaş haddinin kaldırılarak erken emekliliğin yolunun açılması, sosyal güvenlik sisteminin aktif-pasif dengesinin hızla bozulmasında en başta gelen etkenlerden biri olmuştur. Sosyal güvenlik sisteminin aktif-pasif oranındaki düşüş, açıklarındaki artış yıllardır devam etmekte olup, bu olumsuz yapının düzeltilmesine yönelik olarak birçok hükûmet tarafından çeşitli uygulamalar yürürlüğe konulmuştur. Bunlardan biri de emeklilikte yaş şartı getirilmesidir. Esas olarak otuz sekiz-kırk üç yaşında emekliliğin getirdiği yükü, dünyada hiçbir ülkenin sosyal güvenlik sisteminin kaldırması mümkün değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde de böyle bir uygulama yoktur. Bu bir gerçektir, bu herkesçe kabul edilmelidir. Ancak kazanılmış hakların vatandaşın elinden alınması da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz, hiçbir hukuk devletinde böylesi bir uygulama söz konusu olamaz. Bu da kabul edilmesi gereken bir başka gerçektir. Bu konuda geçmişte yapılanlara takılıp kalmamak gerekmektedir, buradan bir yere varamayız, bir sonuç alamayız, geçmişte yapılan düzenlemeleri o günün şartlarında değerlendirmek gerekir. Eğer geçmişte bir yanlış yapıldı ise bu yanlışı bile bile bugüne kadar düzeltmemiş olmak da aynı derecede yanlıştır. O nedenle geleceğe bakmalı ve mevcut haksızlıkları giderebilmenin yolunu bulmalıyız.

İşe girdiği tarihte tabi olduğu mevzuata göre emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarını tamamlayan vatandaşlarımız, emekli aylığı alamadığı gibi bir de sağlık sigortası primi ödemekle karşı karşıya kalmışlardır. Kanunla aranan prim ödeme gün sayısını dolduran, dolayısıyla yıllarca gerekli primleri ödemiş olan vatandaşlarımızdan “Sen yaşı doldurmadın, sağlık sigortası primini vermezsen sağlık yardımından yararlanamazsın.” demek insafsızlıktır, vicdansızlıktır. Bu itibarla, emeklilikte yaşı bekleyen vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların ve mağduriyetlerin belirlenmesi ve çözüm yollarının tespit edilmesi için Meclis araştırması yapılmalıdır. Bu durumda olan vatandaşlarımıza yaş şartını beklemeksizin emeklilik hakkı verilmelidir, zira bu onların kazanılmış haklarıdır.

Değerli milletvekilleri, bir önemli konuyu daha burada gündeme getirmek istiyorum. 2012 yılının üçüncü ayının sonuna gelmemize rağmen, sayıları 6 milyonu bulan kamu çalışanı, 4/C mağdurları, memur emeklileri, altmış beş yaş aylığı alanlar, engelliler, gaziler, şehit yakınları, köy korucuları ve muhtarların 2012 yılı maaş artışları henüz verilmemiştir. AKP Hükûmeti, bu kesimleri ilk defa zamsız maaşa mahkûm eden Hükûmet olma unvanını elde etmiştir. İstediği kanunu bir gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçiren AKP Hükûmeti, aileleriyle birlikte 20 milyona yakın vatandaşımızın sorununu çözecek, yüzünü güldürecek bir düzenlemeyi henüz becerememiştir.

Böylesine gecikme ve acil durum söz konusu iken, bugün için aciliyeti olmayan, beş-altı ay sonra yürürlüğe girecek olan yasaya hâlâ öncelik verilmesi, AKP Hükûmetinin nasıl rant peşinde koştuğunu da açıkça ortaya koymaktadır. Eğer bir tasarı veya teklifte rant varsa Mecliste öncelikle onlar görüşülmektedir. Kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıyan tasarının gündemin 5’inci sırasına alınmasının, hâlâ görüşülmemesinin sizce başka bir izahı olabilir mi?

AKP Hükûmeti, önümüzdeki ayın 15’inde bir rekora daha imza atacak ve “Tam dört ay boyunca memuruna, emeklisine zam vermeyip inim inim inleten Hükûmet” olarak tarihe geçecektir. Böyle giderse kendi rekorlarını da kırmaya devam edecektir.

AKP Hükûmeti, 2012 maaş artışlarını vermediği gibi, uygulamaya koyduğu zamlarla dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın aylıklarının erimesine yol açmaktadır. AKP Hükûmeti, yüksek oranlı zamlarla milletimize âdeta zulüm uygulamaktadır. Vatandaş her gün yeni bir zam haberiyle karşı karşıya kalmaktadır. Çalışanların ve emeklilerin sağlık yardımı alırken karşılaştıkları “muayene, reçete, ilaç, kutu, katılım payı” adı altında yaptıkları ödemeler, artık aylıklarının önemli bir kısmına karşılık gelir hâle gelmiştir.

Kamu çalışanları, 4/C mağdurları, memur emeklileri, altmış beş yaş aylığı alanlar, engelliler, gaziler, şehit yakınları, köy korucuları ve muhtarlar, daha 2012 maaş farklarını alamadan alacakları maaş zammından çok daha fazlasını ödemekle karşı karşıya bırakılmıştır.

TÜRK-İŞ tarafından yapılan Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın 2012 Mart ayı sonuçlarına göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 954,40 lira. Gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı yani yoksulluk sınırı ise 3.108, 78 liradır.

Bu verilere göre, emekli, dul ve yetimlerin tamamı yoksulluk sınırının altında, tamamına yakını da açlık sınırının altında aylık almaktadır. AKP Hükûmeti emeklilere hep umut vermiştir ancak emeklileri sürekli aldatmış ve hayal kırıklığına uğratmıştır. Emeklilere banka promosyonu verileceğini söylemiş ancak bunu da vermemiştir. Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini vadetmesine karşın intibak konusunda da emeklilerimiz aldatmacaya konu edilmiştir. Çıkarılan kanun, 2000 yılı sonrası SSK emeklilerini, BAĞ-KUR emeklileri kapsamamış, Emekli Sandığı ile SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikleri hiç dikkate almamıştır. Kanunun kapsadığı emeklilerin hakkının da 2013 yılında verilmesi öngörülmüş, haklarına bir yıl daha el konulmuştur.

Meclis araştırmasına destek verdiğimizi belirtiyorum, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kalaycı.

Şimdi, aleyhte söz isteyen Süreyya Sadi Bilgiç, Isparta Milletvekili, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Aç insanlara çözüm bulmak bu Meclisin görevidir. Bunların hepsi aç.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından Başkanlığa verilen araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

CHP tarafından gündeme alınması teklif edilen araştırma önergesi, konusu itibarıyla emeklilik sistemi ve bu sistemin kurumsal aktörlerinden birisi olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığıyla ilişkilidir. Önerge sahipleri, esas olarak emeklilik yaşının yıllar itibarıyla arttığından ve bu süreçte prim ödeme gün sayısını tamamlayan ancak yaş şartını tamamlayamayan vatandaşların sağlık sisteminden yararlanamadığını ifade etmekte, emeklilik sistemine ilişkin verilerin üretilmesiyle ilgili bazı sorunlardan ve bu sorunların çözümüne yönelik bir ihtiyaçtan bahsetmektedirler.

Ben, şimdi sözlerime, sizlere, İktidarımız döneminde emeklilik rejiminde yapılan değişiklikleri kısaca anlatarak devam etmek istiyorum. Hepinizin bildiği gibi, emeklilik sisteminde emeklilik yaşının uzatılmasına ilişkin esas düzenleme 1999 yılında 57’nci Hükûmet devri zamanında kabul edilen 4447 sayılı Kanun ile yapılmıştır. Bu kanun ile emeklilik yaşı da kadınlarda elli sekiz, erkeklerde ise altmışa çıkarılmıştır. Kanun ile ayrıca sosyal güvenlik sistemine ilişkin diğer birçok düzenleme de beraberinde yapılmıştır. Önergenin de veriliş gerekçelerinden birini oluşturan emeklilikte yaş şartı ilk defa bu kanunla getirilen bir düzenleme değildir.

Konunun geçmişine bakarsak, yaş şartının ilk olarak 1987 yılında kabul edilen 3395 sayılı Kanun’la getirildiğini görüyoruz. Yaş şartına ilişkin düzenleme daha sonra 1992 yılında kabul edilen 3774 sayılı Kanun ile uygulamadan kaldırılmıştır. Böylece, prim ödeme gün süresini dolduranlara emeklilik hakkı tanınmış, kadınlar otuz sekiz, erkeklerimiz ise kırk üç yaşında emekli edilmiştir.

Az önce de belirttiğim gibi, 1999 yılında koalisyon hükûmeti döneminde yasal düzenlemeyle tekrar yaş şartı getirilmiş ve mevcut çalışanlar için ise kademe sistemi öngörülmüştür. “Kademe sistemi” dediğim husus, özet olarak, 1999 öncesi hizmeti olan vatandaşların emekliliklerinde beklemek zorunda oldukları yaşa vurgu yapmaktadır. İktidarımız öncesinde yapılan bu düzenleme Anayasa Mahkemesine götürülmüş ve tabi olunan kurum göz önünde bulundurularak bazı kademeler mahkeme tarafından 2002 yılında iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca iptal edilen kanunun yerine Anayasa Mahkemesi kararlarını da dikkate alan yeni bir kanun yapılması ihtiyacı doğmuş ve böylece, aynı yıl 4759 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Eski kanunun iptal edilmesi üzerine Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili verdiği kararlar dikkate alınmış ve 4759 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ile emeklilik yaşı 1999 yılı baz alınarak ikiye ayrılmış ve 99 yılından önce işe giren vatandaşlar için emeklilik yaşı kadınlarda kırk ile elli sekiz, erkeklerde ise kırk dört ile altmış olarak kademelendirilmiştir. 1999 yılından sonra işe başlayanlar için ise kadınlarda elli sekiz, erkeklerde altmış olarak belirleme yapılmıştır. Bu düzenlemeyle geçmiş yıllarda emeklilik yaşında yapılan değişiklikler dikkate alınmış ve kişinin hizmet süresi ve tabi olduğu mevzuata göre değişecek şekilde emeklilik yaşı belirlenmesi uygulamasına geçilmiştir.

Konuşmamın başından itibaren sadece emeklilik yaşı üzerinde durdum. Ancak “emeklilik yaşı” dediğimiz kavram sosyal güvenlik sisteminde yer alan unsurlardan sadece bir tanesidir. Her konuda olduğu gibi, sosyal güvenlikle de ilgili olarak İktidarımız döneminde konuya bütüncül bir bakış açısıyla bakılmış ve sosyal güvenlik reformu olarak adlandırılan reform çalışmaları başlatılmıştır. Sosyal güvenlik reformu ülkemizin sadece bugününü ve geçmişini değil, yarınlarını da ilgilendiren çok geniş kapsamlı mevzuat düzenlemelerini içeren bir süreçtir.

Şimdi sizlere bu geniş sürece ilişkin sadece genel çerçeveyi kısaca çizmek istiyorum. Reform çalışmalarının esas çerçevesini 2008 yılında kabul edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu oluşturmaktadır. Bu Kanun ile daha önce -vatandaşın bildiği tabir ile söylüyorum- SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı olmak üzere üç ayrı başlık altında düzenlenen emeklilik rejimi tek bir başlık altında toplanmıştır. Yeni sistemde farklı mevzuat için farklı sigortalılık koşullarının yerine bütün vatandaşları kapsayan genel sağlık sigortası modeli benimsenmiş ve belirlenen bir geçiş süresinin ardından bugün sistemin uygulanmasına tam olarak başlanmıştır.

Sosyal güvenlik reformu süreci hazırlık aşamasından kanunun kabulüne kadar sivil toplum örgütlerinin ve geniş halk kitlelerinin katılımıyla müzakere yöntemiyle tamamlanan bir süreç olmuştur.

Muhalefete mensup arkadaşlarımız tarafından 5510 sayılı Kanun ile getirilen sistemin en çok eleştirilen noktası, emeklilik yaşına ilişkin hükümler olmuştur. Kanun ile emeklilik yaşı erkek ve kadınlar için altmış beş yaş olarak belirlenmiştir ancak bu konuda bir hususun çok iyi anlaşılması lazım: Sosyal güvenlik sistemi uzun yılları kapsayan ve geniş projeksiyonlarla hazırlanması gereken bir süreçtir. Bu sistemde seçim vaadi amacıyla belirli kesimlere fayda sağlayacak şekilde değişiklik yapılması ileride telafisi mümkün olmayan ve devletin bütününü etkileyen kamu zararlarına yol açmaktadır. Geldiğimiz nokta da bu sürecin en iyi göstergesidir.

90’lı yıllarda kadınların otuz sekiz, erkeklerin ise kırk üç yaşında emekli olmasına ilişkin yapılan düzenlemeler ile sosyal güvenlik sistemi sürekli açık veren ve sürdürülebilirlik vasfını kaybeden bir sistem hâline gelmiştir. 2008 yılında yapılan reform ile özellikle emeklilik yaşına ilişkin altmış beş yaş sınırı çok detaylı hesaplamalar sonucunda tespit edilmiştir. Bu kapsamda, özellikle Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminin ihtiyaçları ve bu alanda var olan uluslararası standartlar dikkate alınmıştır.

Tekrar altını çizmek istiyorum, İktidarımız zamanında getirilen altmış beş yaş sınırı popülist söylemlere değil, bürokratların ve bu alandaki teknik uzmanların çalışmalarıyla oluşturulan bir sınır olmuştur. Bu sınır, sistemin tekrar sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması açısından gerekli ve önemlidir.

Değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik reformunun kurumsal ayağı ise 2006 yılında kabul edilen 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile gerçekleştirilmiştir. Bu kanun ile kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, daha önce üç kurumun yerine getirdiği faaliyetleri artık tek bir çatı altında yerine getirmektedir ancak bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumunun 2006 yılında oluşturulan yeni bir yapı olduğu gibi bir yanılgıya düşmemek gerekir. Bu kurum, daha önceki yıllarda hizmet veren ve alanlarında uzmanlaşmış SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüklerinin geçmiş birikimlerinin SGK’da toplanması suretiyle oluşturulmuştur.

Araştırma önergesinde belirtildiği gibi, Sosyal Güvenlik Kurumunun veri ve istatistik üretmesinde herhangi bir aksaklık yaşandığına katılmıyorum. “Herhangi bir veri olmadığı” ifadesine katılmıyorum. SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamındaki ilişkilerin, hizmet ve emeklilik bilgilerinin, 2000 yılından sonra elektronik ortamda toplanmaya başladığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu tarihten önceki hizmet bilgileri mevcuttur ancak elektronik ortamda değildir. Uygulamada, herhangi bir vatandaş emekli olmak için başvurduğunda, vatandaşın dosyası kurum personeli tarafından incelenmekte ve böylece bireyin hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı hesaplanmaktadır. Dolayısıyla önergede iddia edildiğinin tersine, SGK’da söz konusu veriler mevcuttur ancak henüz tamamı dijital ortamda değildir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, bu konuda “Sosyal Güvenlik Entegrasyon Projesi” adı altında bir proje yürütmekte ve bütün sosyal güvenlik verilerinin tek bir havuzda toplanmasını amaçlamaktadır. Bu projeyle amaçlanan faaliyetlere çok kısaca bakacak olursak, mevcut sosyal sigortalar uygulamalarının belirlenecek kurumsal standartlara uyumlu olarak birbirleriyle, diğer kurum içi uygulamalarla entegre yapacak şekilde tasarlanması; devredilen kurumların veri tabanlarındaki kayıtlarda bulunan problemlerin giderilmesi ve her kurumun veri tabanının yapısal ve içerik olarak diğerlerinden farklılıklarının tespiti ve veri entegrasyonunun sağlanması; kurum bünyesinde ve dış paydaşlar tarafından ihtiyaç duyulan bilgi paylaşımının sağlanması; genel sağlık sigortası primlerinin belirlenmesi ve yönetiminin sağlanması için otomasyon yapılarının hazırlanması; SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamında çalışan, çalışan yakını, emekli ve diğer hak sahipliği durumlarına göre yapılan farklı provizyon sorgulamalarının entegre edilerek birleştirilmesi ve tek bir sistem üzerinden yönetiminin yapılabilmesinin sağlanması; entegre sosyal sigortalar uygulamalarının geliştirilmesine paralel olarak kurumsal kapasite oluşturulmasına yönelik SGK’nın ihtiyaç duyduğu yazılım proje modelinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi; hizmet sunumunda performansta iyileşme sağlanması, kayıp kaçakların azaltılması. Bunu, bu Sosyal Güvenlik Entegrasyon Projesi’nin detaylarını sürdürebiliriz, sadece uzatmak istemiyorum, sürem de kalmadı. Projenin Nisan 2012 tarihi sonunda başlatılması hedeflenmiştir ve proje süresi de iki yıl olarak öngörülmüş olup yatırım ödeneği de sağlanmış bulunmaktadır. Tabii, bu noktaya gelene kadar da sadece Sosyal Güvenlik Kurumunun bünyesinde şu ana kadar yüz ellinin üzerinde otomasyona dayalı proje, altyapı oluşturulması amacıyla yapılmıştır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bilgiç.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın İnce, Sayın Serter, Sayın Gümüş, Sayın Gürkan, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ayaydın, Sayın Serindağ, Sayın Çetin, Sayın Genç, Sayın Sarıbaş, Sayın Dibek, Sayın Tayan, Sayın Çam, Sayın Ekinci, Sayın Toprak, Sayın Akar, Sayın Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Aksünger.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)

 

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı: 180)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3'üncü sırada yer alan, Kars Milletvekili Sayın Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Sayın Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/387) (S. Sayısı: 194)

 

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (X)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Geçen birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin birinci bölümünde yer alan 8’inci madde kabul edilmişti. Şimdi bölümde yer alan diğer maddeleri, varsa önerge işlemlerini yaptıktan sonra oylarınıza sunacağım.

9’uncu madde üzerinde dört adet önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Nurettin Canikli                             Ayşe Nur Bahçekapılı                               Mustafa Elitaş

                      Giresun                                             İstanbul                                              Kayseri

                    Mahir Ünal                                       Ahmet Aydın                                       Hilmi Bilgin

                 Kahramanmaraş                                       Adıyaman                                              Sivas

                  Ramazan Can                                      Mustafa Ataş                                    Bayram Özçelik

                     Kırıkkale                                             İstanbul                                              Burdur

“Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

‘İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.’”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, AKP’nin bu önergesi…

“Görüşülmekte olan 199 Sıra sayılı Kanun Teklifinin…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – …Anayasa’nın 24’üncü maddesine aykırıdır, işleme koyamazsınız.

“…9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu önergeyle laik cumhuriyet tamamen sona erdiriliyor, din devleti kuruluyor.

                 “…Oktay Vural                                   Mehmet Şandır                                 İsmet Büyükataman

                        İzmir                                                Mersin                                              Bursa…”

KAMER GENÇ (Tunceli) - Orada, bu kürsüye gelirken yemin ettiniz Anayasa’ya, laikliğe sadakat göstereceğinize.

                   “…Alim Işık                                     Ali Uzunırmak                                      Bülent Belen

                      Kütahya                                               Aydın                                              Tekirdağ

                Nevzat Korkmaz                                  Özcan Yeniçeri                                  Yusuf Halaçoğlu

                       Isparta                                               Ankara                                               Kayseri

                 Necati Özensoy                                     Ali Halaman                                       Zühal Topcu

                        Bursa                                                Adana                                                Ankara

                 Lütfü Türkkan                                       Celal Adan                                            Ali Öz

                      Kocaeli                                              İstanbul                                              Mersin

          Hasan Hüseyin Türkoğlu                             Mehmet Günal                                      Enver Erdem

                     Osmaniye                                            Antalya                                               Elâzığ

                     Faruk Bal                                          Sümer Oral                                   Ahmet Duran Bulut

                       Konya                                               Manisa                                              Balıkesir

               Kemalettin Yılmaz                                 Meral Akşener                                    Ruhsar Demirel

                 Afyonkarahisar                                        İstanbul                                             Eskişehir

Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir…”

KAMER GENÇ (Tunceli) - AKP’nin getirdiği bu önerge cumhuriyete rahmet okutuyor, cumhuriyetin boynuna idam sehpası kuruluyor, laik cumhuriyete… Lütfen, bu önergeyi işleme koymayın.

BAŞKAN – Önergeyi işleme alırken dikkate alacağım Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama işleme koymamanız lazım. Bakın, ben size bir şeyler söylüyorum, hâlâ önerge okutuyorsunuz.

“…İlköğretim kurumları; beş yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, bu, Anayasa’ya çok açıkça aykırı. Anayasa’nın 24’üncü maddesine göre din kültürü ve ahlak dersi var, bunun getirdiğinde ise din devleti esası var.

“…Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti de bir din devleti hâline gelemez.

“…Ayrıca tüm öğrencilerin tercihlerine açık, Kur'an-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin Hayatından Örnekler ve İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman, laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin yani 29 Ekimde kurulan cumhuriyetin sonu demektir bu.

“...TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 9’uncu Maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Kanunun 25. maddesinin mülga birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Buna nasıl müsaade ediyorsunuz? Siz Anayasa’da, yaptığınız milletvekili yemininin çalışma düsturunu göstermek zorundasınız. Böyle bir şey olmaz ya! Biz bir şeyler söylüyoruz sen hâlâ devam ediyorsun.

           “…Sırrı Süreyya Önder                              Pervin Buldan                                   Mülkiye Birtane

                      İstanbul                                                Iğdır                                                  Kars

                  Hasip Kaplan                                      Aysel Tuğluk                                         Adil Kurt

                       Şırnak                                                 Van                                                 Hakkâri

                 Nursel Aydoğan                                    İdris Baluken                                       Emine Ayna

                     Diyarbakır                                            Bingöl                                             Diyarbakır

                    Halil Aksoy                                       Levent Tüzel                              Hüsamettin Zenderlioğlu

                         Ağrı                                                İstanbul                                               Bitlis”

“İlköğretim ve ortaöğretim bütün yaş grubu çocuklar için zorunludur.

Bu okullarda, eğitim öğrencinin anadilinde yapılır. Eğitim dili Türkçe dışındaki dillerden biri olan öğrencilere Türkçeyi yeterli seviyede öğrenmelerini sağlayacak dersler oluşturulur. Okullarda Türkçe dışında hangi anadillerde eğitim yapılacağı yerel yönetimler ile bakanlığın ortak yürüteceği çalışmalar ile ihtiyaca ve talebe göre belirlenir.

Ayrıca ilk ve ortaöğretim eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler de oluşturulur.

Öğrencilere verilecek hiçbir ders bir inanç, kültür, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet, sınıf ve zümreye ayrımcılık içeren bir içeriğe sahip olamaz.”

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 9. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Fatma Nur Serter                                    Sedef Küçük                                 Dilek Akagün Yılmaz

                      İstanbul                                             İstanbul                                                Uşak

                 Aylin Nazlıaka                               Ayşe Eser Danışoğlu                               Muharrem İnce

                       Ankara                                              İstanbul                                              Yalova

              M. Akif Hamzaçebi

                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

Biz, burada diyoruz ki getirilen önerge laik Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırıyor. 29 Ekimde kurulan bu Meclis ortadan kaldırılıyor ve dolayısıyla bu önerge Anayasa’nın 24’üncü maddesine aykırı.

BAŞKAN – Sayın Genç, o önerge gündeme geldiğinde söz vereceğim efendim, konuşulacak konu. Tamam.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim…

Siz, burada göreve başlarken Anayasa’ya sadakat yemini ettiniz ama burada, AKP oy uğruna cumhuriyeti yıkıyor.

BAŞKAN – O önerge gündeme geldiğinde söz vereceğim Anayasa’ya aykırılık iddiasında olanlara.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Laik cumhuriyeti yıkıyor. Önerge veriyor, din devletini getiriyor ve siz bu önergeyi işleme koyuyorsunuz. Bu devleti kim müdafaa edecek Sayın Başkan? Böyle şey mi olur mu ya!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce dağıtılan önerge seti içerisinde iki önerge gördüm. Bu önergeler ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa okullarda ders müfredatının hangi derslerden oluşacağına yönelik olarak bir düzenleme yapılmaktadır. Belki bazılarınız çıkıp “1982 Anayasası’yla da bazı dersler uygulamaya konuldu.” diyebilirsiniz ancak o Anayasa’nın bir darbe dönemi anayasası olduğunu unutmayalım. Yüce dinimizin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim bugün ibret verici bir şekilde oy uğruna siyasete alet edilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi ile onun takipçileri artık bundan sonra toplumda dinlerin kutsal kitapları etrafında bir kutuplaşmayı yaratmak istemektedirler.

Değerli milletvekilleri, devlet, vatandaşları, dinleri, inançları itibarıyla bir ayrıma tabi tutmaz. Yönetimler, hükûmetler bütün vatandaşları eşit şekilde kucaklarlar; bütün inançlara, bütün  dinlere karşı eşit mesafede dururlar. Devletin görevi, vatandaşların inançlarını, dinlerini özgürce yaşamalarının önündeki engelleri kaldırmaktır. Bu sadece, bir laik devlet tanımı değildir; bu aynı zamanda özgürlükçü, demokratik devletin tanımıdır. Bugün, AKP ortaya koymuş olduğu tavırla özgürlükçü ve demokrat bir hükûmet olmadığını, böyle bir anlayışa sahip olmadığını, vatandaşların inançları arasında, onların kutsal kitapları arasında bir ayrım yapacağını ilan etmektedir.

Değerli milletvekilleri, bütün dinler doğruluk, dürüstlük, adalet gibi kavramlardan hareket ederler. Bütün dinler haksızlığa karşı hakkın isyanını ifade ederler. Dinlerin bütün kuralları, ibadetler, ritüeller, ahlaki olarak iyi olanı, doğru olanı bulmak içindir. Esasen, doğru olan, iyi olan sadece dinlere mahsus da değildir ancak dinler bu kavramları alarak bunları “ruhun ölümsüzlüğü” ve “tanrı” gibi iki kavrama bağlamak suretiyle daha uyulması gereken, toplum tarafından daha riayet edilmesi gereken kurallar hâline dönüştürürler ancak yapılmaması gereken, dini siyasete alet etmektir. Sayın Başbakan 4+4+4’ün bir pazarlama stratejisi olarak dershanelerin kapatılacağını ifade etmişti. Sayın Bülent Arınç ertesi gün onu tekzip etti, “Dershaneler kapatılmayacak.” dedi. Şimdi, Sayın Başbakan bir başka stratejiye başvuruyor, yüce dinimizin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim üzerinden, bu teklife karşı oluşan toplumsal muhalefeti susturmak istemektedir. Bu, tarihten bana bir örneği hatırlattı: İslam tarihinde, yapmış oldukları haksızlıkları ve zulümleri kader kavramı üzerinden İslam dinine dayandırarak meşrulaştırmak isteyen bir kötü dönem vardır, Emevî devleti dönemi. Emevî Sultanı Muaviye, Hazreti Ali’yle giriştiği mücadelede, o Sıffin Savaşı’nda, savaşı kaybedeceğini anlayınca onun komutanı olan Amr Bin El-Âs, mızrakların ucuna Kur'an-ı Kerim’in sayfalarını geçirir ve savaşı öyle kazanır. Sizin şimdi yaptığınız budur. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, buna hiç kimsenin hakkı yok. Gelin, toplumun, öğrencilerimizin hangi noktada din eğitimi ihtiyacı var, bunu hep birlikte konuşalım, bunun düzenlemesini yapalım. Böyle, uzlaşma aramayan, hemen biraz önce, beş dakika önce muhalefet partilerine dağıtmış olduğunuz önergelerle, öğrencilerimize din eğitimi yönünde, vatandaşları ayıracak şekilde bir çerçeve çizmeye çalışmak son derece yanlıştır. Bu, bizim dinimizin esasına da aykırıdır. İslam’ın esası, tevhit ilkesi çerçevesinde haksızlığı ortadan kaldırmaktır, mülk ilişkilerini düzenlemektir yani mülkiyet ve egemenlik ilişkilerini düzenlemektir, bunların halka ait olduğunu ortaya koymaktır. Siz, bütün bunları bir kenara bırakıyorsunuz, bu tasarıda olmaması gereken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkan, önemli bir konuyu konuşuyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, konunun önemi nedeniyle, bir dakika ek süre talep ediyorum. Ek süre talep ediyorum Sayın Başkan. (CHP, MHP ve BDP sıralarından “Verin, verin” sesleri)

BAŞKAN – Lütfen Sayın Hamzaçebi, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, o zaman sözlerimi izninizle burada tamamlamak istiyorum. Bakın, yapmış olduğunuz İslamiyet’e uygun bir düzenleme değildir. Bunu din adına buraya getiriyorsunuz ama gerçekten İslam’a inanmış olan kişilerin bu tasarıya koymaması gereken bir madde var. 20 milyar dolarlık bir ihale maddesi var.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 20 milyar dolarlık bir ihale maddesi… İhalesiz AKP yandaşlarına 20 milyar dolarlık bir paketi verme maddesi. Kur’an-ı Kerim gibi helal kavramının olduğu bir yüce kitapla bir haram ihaleyi yan yana getiriyorsunuz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, lütfen…

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bir saniye Sayın Başkan!

BAŞKAN – Ama çok oldu Sayın Hamzaçebi, lütfen buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkanım, duyulmadıysa söyleyeyim: “Kur’an’la haramı yan yana getirdiler.” dedi. “Kur’an’la haram aynı kanunun içinde.” dedi, duyulmamıştır diye tekrar edeyim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, benim burada uzun süre kaldığımı gördünüz mü hiç?

BAŞKAN – Hayır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Son cümlelerimi söyleyeceğim.

BAŞKAN – Hayır, ama sonuna kadar bekledim ben Sayın Hamzaçebi, siz teşekkür ettiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şöyle bir uyumsuzluk oluyor; on saniyelik bir zaman anlaşmazlığımız oluyor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım sayın milletvekilim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip Üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM BAŞKANLIĞINA

199 sıra sayılı kanun teklifinin Çerçeve 9’uncu maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Kanunun 25. maddesinin mülga birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

                                          Sırrı Süreyya Önder (İstanbul) ve arkadaşları

“İlköğretim ve ortaöğretim bütün yaş grubu çocukları için zorunludur.

Bu okullarda, eğitim öğrencinin anadilinde yapılır. Eğitim dili Türkçe dışındaki dillerden biri olan öğrencilere Türkçeyi yeterli seviyede öğrenmelerini sağlayacak dersler oluşturulur. Okullarda Türkçe dışında hangi anadillerde eğitim yapılacağı yerel yönetimler ile bakanlığın ortak yürüteceği çalışmalar ile ihtiyaca ve talebe göre belirlenir.

Ayrıca ilk ve ortaöğretim eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler de oluşturulur.

Öğrencilere verilecek hiçbir ders bir inanç, kültür, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet, sınıf ve zümreye ayrımcılık içeren bir içeriğe sahip olamaz”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge  üzerinde söz isteyen Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Önder. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önce bir hususu düzeltmem gerekiyor. Evvelsi gün burada Haydar Arkadaşımızla ilgili bir latife, amacını aşan yerlere çekildi ve Sevgili Arkadaşımızı üzen bir noktaya getirildi. Böyle bir kastımın olmadığını belirtir, üzüntüsüne vesile olduğum için özür dilerim. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

“…”(X)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ne diyorsun ya?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bilmiyorsan konuşma kardeşim, bilen konuşsun, bilen.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…”(x)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Tiki Tiki Tempo Noserembo Çari Bari Ruçi Titaritempo!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…”(x)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Estağfurullah!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ya düz konuş, düz, düzelt de konuş.

MUHARREM İNCE (Yalova)  - Aynen iade.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…” (x)

Daha fazla devam etmeyeyim.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Yani?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu kadar zulüm yeter bize ya.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Yanisi şu:  Bu ülkede yüz binlerce Kürt çocuğu, yüz binlerce Arap çocuğu ilkokula ilk gittikleri gün karşılaştıkları şey sizin bundan anladığınız kadardır. Gidiyorlar, bilmedikleri bir dilde…

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Sen zor okuyorsun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ya ben zor okuyorum çünkü bilmiyorum, sen nasıl anlayacaksın? Kürt’ün çocuğu için de böyle işte.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hepsi biliyor. Senden daha iyi biliyor.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Hiç bilmediği bir evrenin içine giriyor ve size bu ne kadar tanıdık geliyorsa Türkçe de o çocuğa o kadar tanıdık geliyor.

Sevgili vekiller, bu meselede Osmanlı’dan geri gitmeye hakkınız yok, atalarınızdan geri gitmeye hakkınız yok. Onlar her çocuğun kendi ana dilinde eğitim görmesinin bütün olanaklarını sağladıkları için bu ülkenin manevi iklimini sağlayan bir sürü müçtehit hep Kürtlerin arasından çıktı. Hemen milliyetçi arka plan zihniniz ayağa kalkıyor ama şunu unutuyorsunuz işte: Bugün sövdüğünüz bir sürü Kürt’ün dedesi vaktinde sizin bugünkü manevi ikliminizi oluşturmuş ana diliyle eğitim görmesine izin verildiği için.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Hiçbir Kürt’e sövmüyoruz. O yanlış bir ifade.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Bugün… Kim laf atarsa ona söylüyorum, siz de dönün sayın vekilinize deyin ki iki dakika sabretsin.

Ne anladınız bundan? Hiçbir şey. Latince bir şiirdi bu, Latince. Bir çocuğu böyle bir yarılmaya atıp atmama meselesidir ana dil meselesi. Ne olur, ne eksilir izzeti deryanızdan, himmetinizden? Siz Allah’ın verdiğini gasp etmeye muktedir misiniz? Kendinizi bununla nasıl ruhsatlandırırsınız?  “Bize bakıp söylemeyin.” diyorsunuz. O zaman, ana dilinde eğitimine herkesin cevaz verecek bir şeyi oy birliğiyle kabul edelim, ben de döneyim, kendi sıramıza bakayım. (BDP sıralarından alkışlar) Siz bunu… Allah’ın verdiğini gasp etmektir. Hele hele medeni mi, değil mi falan gibi gereksiz ve incitici şeylere girmiyorum bile, antitezi barbarlıktır. Hiçbirimizin hakkı yok, bir halkın dilini, medeniyet terazisinde başka bir halkın dilini tartmaya.

Tekraren söylüyorum, birazcık empati yapmanızı bütün Genel Kuruldan: Bir Kürt çocuğu, ilkokula ilk başladığı gün -dönün, kendi Kürt vekillerinize sorun- ilkokula ilk gittikleri gün, öğretmen “Hoş geldiniz çocuklar.” dediğinde, işte burada “… …”(*) gibi bir şeyi anlıyorlar onlar da. Ondan sonra, o Kürt çocuğunu, doğuştan ana dili Türkçe olanla yarışa sokuyorsun ve ondan başarı bekliyorsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Kalkınmanızı bilmem ama adalet meselesi hiç uymuyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ben de size teşekkür ederim.

Kalkınma bir yana isminizdeki, ama adalete bu hiçbir şekilde uymaz. İki dakika tefekkür edin, anlarsınız.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, efendim, hiç kimsenin, evinde, ocağında kullandığı dille ilgili bir problemi yoktur ama eğitim dili Türkçedir, resmî dil Türkçedir, dolayısıyla Anayasa’da da belirtilmiştir. Bu bakımdan, insanlarımızı ve çocuklarımızı sıralarında etnik kimliklere göre ayırmak doğru değildir. Hepimiz, hep beraber, herkesin ana diline saygı gösteririz ama Türkiye’de eğitim dili ve resmî dil Türkçedir. Bununla ilgili bir önergenin de işleme alınması, doğrusu Anayasa’nın amir hükmü varken ne derece bağdaşır, takdirlerinize sunuyorum.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Ama İngilizce okullar var bu memlekette, bu sizin hassasiyetinize…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ana dili değil o.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Fransızca olan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ana dili Fransızca olan yok.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 12 Eylül darbesi yapıldığı zaman, generaller, Kenan Evren, ilk defa, bu Anayasa’da, ilk defa 2932 sayılı Yasa ile ana dilleri yasakladı ve hiçbir devletin tarihinde böyle bir yasa yoktur ana dili yasaklayan.

Şimdi, darbecilerin yasakladığı ana dilleri ve milyonların konuştuğu, milyonların talep ettiği kendi dilinde eğitimi, “Bu Kenan Evren Anayasası’na aykırıdır.” diye, bu darbecilerin, bu generallerin, 4 Nisanda yargı önüne çıkacak darbecilerin ve işkencecilerin, sağcıları da solcuları da idam edenlerin yasakladıklarını bu Meclis yasaklayamaz; Türkiye’ye yakışmaz.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, sakin olun, dinliyoruz, sakin olun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Osmanlı’dan bu yana bütün dillerde tarih, edebiyat, şiir, roman her dilde eserler verilmiştir. İşte, Kültür Bakanlığının Mem u Zin’i basması, Ahmedi Hani, Fakih Tayran, Melaye Ciziri, Yaşar Kemal’in yazdıkları ve sadece cumhuriyet tarihinde iki yüz kırk tane Kürtçe ana dilde roman yazılmıştır.

Şimdi, bu Meclis ya “Ben yasakçıyım, dilleri yasaklıyorum.” ya da “Ben çok kültürlü, çok dilli bir Türkiye’yim.” kararını verecek.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, niye bağırıyorsunuz ki? Dinliyoruz, Meclis sizi dinliyor.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya bu Meclis burada Kürtler de vardır, Çerkezler de vardır, Araplar da vardır, farklı diller de vardır, onun kararını verecek ya da “Ben tekçiyim, benim dışımdakileri reddediyorum.” diyecek.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan, konu anlaşılmıştır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bugün alacağınız karar tarihîdir.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen oturur musunuz, konu anlaşıldı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya ortak vatanın ortak Meclisinde ortaklaşacağız ya da ayrışacağız. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Kaplan, böyle bir usul yok yani!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya ortaklaşırız ya da ayrışırız Sayın Başkan, böyle tartışmalara zemin vermeyiz.

BAŞKAN – Ne yapalım şimdi Sayın Kaplan? Lütfen oturur musunuz yerinize.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bakın, iki tane önerge var, iki tane önerge de din eğitimiyle ilgili. Din eğitimiyle ilgili önergeler var.

BAŞKAN – Tartışacağız, onları da tartışacağız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi soruyorum: Hanefi mezhebinde mi…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen oturur musunuz yerinize!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – …Şafii mezhebinde mi, Hanbeli mezhebinde mi… (Gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen diyorum, oturur musun!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Yeter!

BAŞKAN – Sayın Kaplan, siz grup başkan vekilisiniz, söyleyeceklerinizi söylediniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu konu tartışılacak bir konu değildir bu kadar!

BAŞKAN – Sayın Kaplan, oturun, biz de söyleyeceğiz! Lütfen…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kafadan atıyorlar! Osmanlıda öyle bir şey yok bir defa. Kimi kandırıyorsunuz siz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, milletin bölünmesine izin vermeyeceğiz, oylamaya koyun.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Vural’ın talebiyle ilgili, Genel Kurul, Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir önergeyi Anayasa’ya aykırılık yönünden değerlendirir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hasip Bey’e rağmen bu millet ayrılmayacak.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani sen dilini konuşacaksın, başkasını yasaklayacaksın, olur mu öyle şey?

BAŞKAN – Bu değerlendirme sonunda Anayasa’ya aykırılık görürse yapılacak oylamayla düzenlemeyi reddedebilir. Bunun dışında Başkanlığımızın Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir önergeyi işleme koymama yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa’ya aykırılıkla ilgili kararı verecek yüce kuruldur. Düzenleme kanunlaştıktan sonra Anayasa Mahkemesine de Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle iptal davası açılması ve düzenlemenin iptal ettirilmesi mümkündür. Bu nedenle Başkanlığımızın bu konudaki tutumu değişmemiştir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İç Tüzük’e aykırı olanı bile koymuyorsun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, Tüzük’ün 38’inci maddesi var.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. [BDP sıralarından alkışlar(!)]

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Alkışlıyoruz sizi, bravo, bravo size, alkışlıyoruz!

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra sayılı Kanun Teklifinin 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“İlköğretim kurumları; beş yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ayrıca tüm öğrencilerin tercihlerine açık, Kur'an-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin Hayatından Örnekler ve İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, herkes bilmelidir ki bu topraklarda yaşayan halkın adı Türk milletidir. (MHP sıralarından alkışlar) Bu devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin adı Türk milletidir. Türk milletinin dili Türkçedir, Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dili Türkçedir; bundan hiç kimse rahatsız olmamalıdır, bu bizim ortak paydamızdır, bu ortak paydada herkesi kucaklıyoruz. Kendisini bunun dışında sayanlar kendi sorunlarıdır.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kimse Türk milletine laf atmıyor zaten Sayın Şandır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Türk milletine bir şey diyen yok da siz diğer milletleri niye inkâr ediyorsunuz, mesele burada yani.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Türk milletiyle hiçbir sorunumuz yok bizim.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bakınız, bugün, burada…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Niye diğerlerini inkâr ediyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …çok hayırlı bir iş yapıyoruz. Cumhuriyet tarihinin bana göre en önemli, Türkiye büyük Millet Meclisinin en önemli… Geleceğe kalacak, çocuklarımızın bizi rahmetle anacağı çok önemli ve çok değerli, hayırlı bir iş yapıyoruz. Buna katkısı olan herkesten Allah razı olsun.

Yaptığımız iş şudur: Yüzde 99’u Müslüman olan bir milletin, bir ülkenin çocuklarına kendi inanç değerlerinin kaynaklarının eğitiminin verilmesini bir hukuk hâline getiriyoruz. Artık milletimiz ile cumhuriyetimizi barıştırmanın zamanıdır. Bu cumhuriyet de, bu Meclis de, bu devlet de, bu hukuk da bu millet için vardır. Siz, bu milletin değerlerini, inanç değerlerini yok sayarak ne geleceği tanzim edebilirsiniz ne de bu küreselleşen dünyada kendinizi koruyabilirsiniz.

Gerçekten yıllardır ağza almaya bile korktuğumuz inanç değerlerimizin temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim’in ve onun en güzel uygulayıcısı olan Hazreti Peygamber'in hayatının ve bunların her anlayışa göre uygulama alanı olan -AKP’nin eksiği burada- ilmihâl bilgileri öğretilmeli. Temel ve ortak payda Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber'in hayatı, ama bunun uygulanmasıyla ilgili, mezheplere göre, anlayışlara göre ilmihâl farklılığının da okutulması bir imkân hâline getirmeliydi.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biz, 1999 yılından bu yana, işte, size daha önce de ifade ettiğim bu kitapta, bunun gerekli olduğunu, bunun okullarımızda okutulması gerektiğini ısrarla vurguluyoruz. Her seçim beyannamesinde, her programımızda bunu söylüyoruz, ama iktidar olan sizsiniz ve on yıldan bu yana iktidarsınız.

Dün Sayın Celal Adan’ın söylediği gibi, imam-hatiplerin isyanını, onların mazlumiyetini kullanarak iktidar olup, on yıl sonra böyle bir düzenlemeyi yapmaya cesaret edebilmiş olmanızı bile bir kazanç olarak görüyorum ama bu, Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı Doktor Devlet Bahçeli’nin eseridir. Onun bu meselenin arkasında durmasından sonra, biz sözcüleri olarak bunu telaffuz ettik ve siz de gerçekten bu konuyu gerçekleştirmek noktasında cesaret gösterdiniz.

İnanıyorum ki, biraz sonra Adalet ve Kalkınma Partisinin önergesi okunacak, o önerge -Tabii bizim önergemize destek vermenizi arzu ederiz çünkü bizimki daha mütekâmil, ilmihâl bilgileri okutulmalı- eksik kalır. Farklı inançlardaki insanların dinî hassasiyetlerinin eğitilmesine imkân verilmiş olacak, bir fırsat verilmiş olacak. Dolayısıyla, biz sizin önergenize, bu konuyla ilgili maddenin oylanmasına Milliyetçi Hareket Partisi olarak “evet” oyu vereceğiz ve korkuların kuşatmasında, korkuların kuşatılmasında, bu milletle, bu milletin değerleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisini, hukukumuzu ve cumhuriyetimizi kavuşturacak, kucaklaştıracağız.

Hiçbir şekilde, hiç kimse bu düzenlemenin cumhuriyete karşı olduğunu düşünmemeli, Atatürk’e karşı olduğunu düşünmemeli. Büyük Atatürk bile diyor ki: “Dini mekteplerde öğretiniz.” İşte şimdi, dini mekteplerde öğreteceğiz. Bu ülkenin insanlarının yüzde 99’u Müslüman. Müslümanlığın kaynaklarını çocuklarımıza okutmanın hiçbir şekilde ne cumhuriyete ne laikliğe ne de Atatürk ilkelerine aykırılığı yoktur.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Laikliğe aykırı. Yok öyle bir şey.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Bu sebeple, ben Cumhuriyet Halk Partisinin de bu önergeye destek vermesi ve bu şerefi paylaşmasını temenni ediyorum, talep ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Bu, bir ortak paydadır. Bu, hepimizin eseri olacaktır. Bu, bu Meclisin eseri olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ben, hepinize çok teşekkür ediyorum. Çok heyecan duyuyorum, çok sevinç duyuyorum, hayırlı olmasını diliyorum. Önergemizi desteklemenizi bekliyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, orada el kaldıran vardı.

Sayın Başkan, el kaldıran, kaldırmayanların tespitini istiyorum.

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Anlamadılar galiba neyin oylandığını!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Başkanım…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hayret bir şeysiniz ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Tekrarlayın… Özellikle ayağa kalkarak, açık… O oylamanın tekrarını istiyorum.

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Vural, önergeleri…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – O oylamanın tekrarını… Tek tek okuyarak tekrarlayın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın milletvekillerinin bir kısmı belki “evet” oyu verecek.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Kelimeişehadet buradan gelince “hayır”, oradan gelince “evet” mi denilecek?

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hayret bir şey ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben şunu müşahede ettim: AKP Grubu içerisinde bazı sayın milletvekilleri bizim önergemizin lehinde el kaldırdılar, bazı milletvekilleri kaldırmadı. Dolayısıyla…

BAŞKAN – Sayın Vural, önergeler, sadece işaret oyuyla yapılıyor. Başka türlü bir usulümüz olsaydı, siz de talep etmiş olsaydınız yapardık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, tekrarlamanız gerekiyor. Çünkü…

BAŞKAN – Ama burada...

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, siz, kalkan parmaklara bakmadınız.

BAŞKAN – Ben değil, kâtip üyeler baktılar. İşte kâtip üyeler burada; birisi iktidar partisinden, birisi muhalefet partisinden.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim.

BAŞKAN - Kâtip üyeler arasında bir uyuşmazlık, anlaşmazlık söz konusu olsa, ben dediğinizi yapacağım Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Sayın Başkan, ne var milletvekillerinin burada el kaldırdığının tespit edilmesinde?

BAŞKAN – Anladım da, bakan ben değilim, sayan ben değilim, kâtip üyeler burada.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye grup engelliyor, bilmiyorum ki?

BAŞKAN – Kâtip üyeler burada.

Evet, sayın milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                               Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

 

“Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

‘İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip okullarından oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip okullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.’”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Uygun görüşle takdirinize arz ediyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bu önergeyle gerçekten, milletimizin uzun zamandan beri beklediği, istediği, arzu ettiği bir talebi, inşallah, biraz sonra yüce Meclisin takdirleriyle gerçekleşmiş olacaktır. Bu itibarla bugün gerçekten tarihî bir gündür. Bugün bir gurur günüdür, bir onur günüdür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yazıklar olsun!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Türkiye Cumhuriyeti devletini yıktığınız için tarihî bir gün!

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergenizin nasıl boş olduğunu gördük!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu sadece milletimizin talimatı değildir, milletimizin emri değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergeniz nasıl boş!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Aynı zamanda, Anayasa’nın 24’üncü maddesinin de emridir değerli arkadaşlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşte böyle! Böyle getiririz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Anayasa’mızın 24’üncü maddesi çok açık bir şekilde, herkesin anlayabileceği ve algılayacağı bir şekilde diyor ki…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Canikli, niye tek başınıza yapıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - “Din ve ahlâk eğitimi ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır…”

OKTAY VURAL (İzmir) - Milliyetçi Hareketin gücü bu!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Madem milletin ortak değeri niye tek başınıza yapıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -  “Din kültürü ve ahlâk eğitimi…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Milliyetçi Hareketin gücü bu! Böyle getirtirler!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – “…ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.” Bunun…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza yapıyorsunuz Canikli?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Çok açık değil mi değerli arkadaşlar?

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle getirtirler, böyle!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza yapıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Altından, üstünden çekmeye gerek var mı?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Madem milletin ortak değeri niye tek başınıza yapıyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle getirtirler, böyle!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Anayasa’nın amir hükmüdür. Anayasa’nın amir hükmüdür.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza...

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Hayır ne oluyor ya! Allah aşkına, biraz önce Sayın Şandır destek vereceğinizi söyledi…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Madem milletin ortak değeri, niye tek başınıza yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyonda keşke engellemeseydiniz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Milliyetçi Hareket Partisi biraz önce destek vereceğini söyledi, vaz mı geçti Milliyetçi Hareket Partisi; bilemiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyonda keşke engellemeseydiniz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Vaz mı geçtiniz? Sayın Şandır söyledi biraz önce, vaz mı geçtiniz? Önemli değil.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen Sayın Hatibi dinleyelim.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – AK PARTİ Grubunun desteğiyle, inşallah, milletimizin bu talimatı yerine getirilecektir, ondan hiç kuşku duymayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Yani 28 Şubattan ne farkı var şimdi buranın?

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergenizin nasıl içi boş olduğu ortaya çıktı.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Buranın 28 Şubattan ne farkı var? Tek başınızasınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Milliyetçi Hareket olmasaydı kılınız bile kıpırdamazdı.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ne farkı var 28 Şubattan?

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, burada hiçbir şekilde hiçbir kişiye, zümreye karşı bir dayatma söz konusu değildir. Çok açık bir şekilde…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Dün askerlerin sivilleri vardı, bugün sivillerin askerleri var. Ne farkı var 28 Şubattan?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Allah aşkına! Niye konuşturmamaya çalışıyorsunuz beni?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Konuşturmamaya çalışmıyorum, bir şeyi protesto ediyorum. Konuşturmamak değil, protesto ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, lütfen…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Sizin destek verdiğiniz, vereceğinizi söylediğiniz önerge üzerinde konuşuyorum. Allah aşkına yapmayın ya! Hiç kimseye en ufak bir dayatma söz konusu değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – İkili siyaseti görün. Neredeydi teklifiniz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Çünkü önerge metnine baktığınız zaman, isteğe bağlı ve seçimlik olarak okutulacağı çok açık bir şekilde ifade ediliyor değerli arkadaşlar. Niye bundan çekiniyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Teklifinizde neredeydi? Hani vardı içinde?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu imkândan herkes faydalanabilir, herkes bu imkândan faydalanabilir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaçamazsınız, kaçamazsınız.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Düşüncesi, inancı ne olursa olsun herkes bundan faydalanabilir zorunlu olmadığı sürece, bir dayatma olmadığı sürece.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaçamazsınız böyle.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tıpkı 1997’de uygulamaya konulan kesintisiz sekiz yıllık eğitim dayatması gibi bir dayatma olmadığı sürece, tercihe dayalı, isteğe dayalı bir sistemin neresi yanlış?

OKTAY VURAL (İzmir) - Nurettin Bey, böyle getirtiriz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bir de bakın arkadaşlar, isteğe bağlı olarak okutulan nedir, okutulmak istenen nedir? Kur'an-ı Kerim’dir, Hazreti Peygamber’imizin hayatıdır. Bunun neresi yanlış?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yanlışları dile getirmeye devam ediyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İsteyen vatandaşımız çocuklarına eğer Kur'an-ı Kerim okutmak istiyorsa devlet bunu sağlasın, devlet bu imkânı versin. Bundan niye rahatsızlık duyuyorsunuz? Sadece bu değil, başka hangi dinden olursa olsun…

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye bizimkine “hayır” diyorsunuz? MHP olmasaydı ne yapacaktınız siz?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Hani bu darbe anayasasıydı? Hani darbe anayasasıydı?

BAŞKAN – Sayın Serindağ… Sayın Serindağ, lütfen oturun. Sayın Hatibi sükûnetle dinleyelim.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hangi dinden olursa olsun çocuklarına kendi dininin eğitimini vermek istiyorsa sistem buna müsait, seçmeli ders olarak bunlar getirilebilir. Orijinal metninde de bu çok açık bir şekilde ifade ediliyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yeni mi aklınıza geldi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoktu, hayır. Doğru demiyor. Öyleyse niye değiştiriyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, bu son derece demokratik, son derece çoğulcu, son derece vatandaşın düşüncelerini dikkate alan bir uygulamadır. Buna hiç kimsenin bir itirazı olmaması gerekir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – On sene sonra aklınıza geldi. Dünya işi bitti, ahiret işi on sene sonra başladı. Önce dünya işi, sonra ahiret işi!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Demokrat olduğunu, çoğulculuğa destek verdiğini söyleyen hiç kimse bu öneriye itiraz edemez değerli arkadaşlar, çünkü dayatma yok, zorlama yok, tamamen istek var. Bu milletimizin… Bakın, bazılarının milletin iradesiyle, milletle sorunu olduğunu biliyoruz, biliyoruz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sizin sorununuz var, sizin!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – O nedenle, zaten milletimiz kırk yıldan beri, elli yıldan beri, bilemiyorum kaç yıldan beri, güvenmiyor; onu biliyoruz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sizin cumhuriyetle sorununuz var, cumhuriyetle!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ama bu millete hizmet etmek üzere millet bu kadrolara görev verdi değerli arkadaşlar, bu kadrolara görev verdi; bunu unutmayın.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi hizmet?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu kadrolar milletimizin kendisine verdiği görevi sonuna kadar yerine getirecektir. Onda kararlıdır, hiç kimse bunu engelleyemez. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – “Engelleyemezsiniz, tıpış tıpış getireceksiniz.” dedim, bak nasıl kuzu gibi getirdiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, bu iki ders örnek olarak konulmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Daha neler var, neler!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bunun dışında, Bakanlık, talebe göre seçimlik derslerin sayısını artırabilir, buna bütün dinî gruplar dâhildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu konuda maskeli siyaseti bitireceğiz, maskeli siyasetinizi bitireceğiz! İç yüzünüzü millet görsün.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bütün dinî gruplar dâhildir; evet, aynen öyle. Yani, belki siz bunu algılayamayabilirsiniz, kabul etmek istemeyebilirsiniz ama bizim demokrat anlayışımız budur, çoğulculuk anlayışımız budur ve maddenin orijinal metninde de açık olarak belirtiliyor. Yani, bir tarafta sekiz yıllık kesintisiz eğitim dayatmasını, diğer tarafta milletimizin emrinde olan… (Gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bu cumhuriyeti yıkamayacaksınız, yıkamayacaksınız!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

Bir saniye lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Canikli -doğrusu hayretler içindeyim- diyor ki: “Bundan öncekinde vardı.” Elinizi vicdanınıza koyun, bundan önce aklınıza gelmedi, yoktu içinde ya, yoktu! “Milliyetçi Hareketin isteğiyle yaptık.” deme cesaretini niye gösteremiyorsunuz? Yürekli olun ya, yürekli olun; teşekkür edin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, metnin içerisinde açık bir şekilde var, maddede var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoktu, imam-hatip ortaokulları da yoktu, biz önerdik.

BAŞKAN – Sayın Vural, sözleriniz tutanaklara geçti, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir de bilemiyorum, bu önergelerde önerge kabul edildiği zaman gerekçesi kanunun maddesi mi oluyor, olmuyor mu çok bilmiyorum ama bu gerekçe o kadar zayıf ki. İmam-hatip ortaokulları açılıyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Orada izah etti gerekçeyi.

OKTAY VURAL (İzmir) – “…Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in hayatı…” Diyor ki, gerekçeye bakın…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Orada gerekçeyi şifahi olarak ifade ettim.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Okutulacak…”

BAŞKAN – Sayın Vural, yerinizden veya buyurun kürsüden ifade edin.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Okutulacak seçmeli derslerle ilgili kamuoyundaki yanlış bilgilendirmelere açıklık getirmek amacıyla önerilmiştir.” Yani “Bizim niyetimiz yoktu buna.” Niyetinizin olmadığını belirtiyorsunuz burada.

BAŞKAN – Sayın Vural, teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın İnce.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Niye destek vermediniz demin? On sene dünya malıyla uğraştınız, aklınıza ahiret gelmedi!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir müsaade edin, Sayın İnce söz istiyor.

Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Canikli milletin değerleriyle sorunlu olduğumuzu söyledi, açıkça bir sataşmada bulundu, iki dakika söz istiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben CHP’ye sataşmada bulunmadım.

BAŞKAN – Hayır, tutanakları isteyelim bakalım Sayın İnce, isterseniz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım, siz o anda konuşuyordunuz kâtip üyeyle, yalan söyleyecek hâlim yok, bana inanın.

BAŞKAN – Hayır, lütfen… Lütfen…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ama öyle dedi. İki dakikada…

BAŞKAN – Ya, bu kelimeleri niye kendi kendinize hemen telaffuz ediyorsunuz çok çabuk, “yalan” kelimesi, “iftira…”

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bizim grubu işaret ederek konuştu, “Bazıları…” dedi, böyle gösterdi.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Peki, çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ama lütfen, Grup Başkan Vekilisiniz, hemen “yalan” kelimesi, “iftira”, “hakaret”, “gasp…”

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yüksek perdeden başlamazsak söz vermiyorsunuz.

BAŞKAN – Ben, sayın grup başkan vekillerine yakıştıramıyorum doğrusu.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Peki.

BAŞKAN – Buyurun.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

 

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim tartışmasının içinde bilgisayar tartışılır, İnternet  tartışılır; dinimiz, kitabımız sıcak siyasetin konusu olabilir mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yazıklar olsun!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ne kadar ayıp! Ne kadar ayıp! Yani biz burada İnternet, bilgisayar, okulları tartışacağımıza, “Sen mi daha iyi Müslümansın, ben mi daha iyi Müslümanım?..” Böyle bir tartışma olur mu? Yazıktır ya, günahtır, günah; günahtır. (CHP sıralarından alkışlar)

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Biz tartışmıyoruz ki!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlarım, yani siz o dinî eğitimden geçmiş insanlarsınız çoğunuz, ben de geçtim o eğitimden merak etmeyin, ben kendime yakıştıramıyorum bu tartışmaları, siz nasıl yakıştırıyorsunuz anlamıyorum. Bu kanunda bu iki önergenin ikisi de olmasa bile zaten bu dersleri koymak mümkün.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Buyurun!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Mümkün bu. Sırf bunları ne için koyuyorsunuz biliyor musunuz? Oy almak için Kur'an-ı Kerim’i kullanıyorsunuz, oy almak için! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Yapmayın bunu.

Kur'an-ı Kerim’le ilgili bir düzenlemede ben burada 550 milletvekilinin 550’sinin de oy vermesini isterim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu birlikte yapmalıyız. Sizin işiniz, gücünüz, o milyar dolarlar var ya bilgisayarlarla ilgili, onları Kur'an’la kapatmaya çalışıyorsunuz, haramı Kur'an’la kapatmaya çalışıyorsunuz! (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, yapmayın bunu. Bunu yapmayın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bu olmadı, olmadı.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Dinimiz, Kur’an-ı Kerim, sıcak siyasetin tartışma alanı değildir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tartışma yok.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Siz Müslümansınız, ben değil miyim?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Öyle bir şey söylemiyoruz.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sizin içinizden buradan seçerim, halkın huzurunda tartışırım, eğer onlara yenilirsem siyaseti bırakırım. Bırakın bu işleri siz. Bırakın bu işleri. [AK PARTİ sıralarından alkışlar(!)]

Bakın, bunu sıcak siyasetin tartışma konusu olmaktan çıkarın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) – Son maddelerde göreceksiniz Cumhuriyet Halk Partisinin direncini. Size o yetimin hakkını yedirmeyeceğiz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İnce.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, efendim, bizim de önergemiz var. Sayın Muharrem İnce oy almak için Kur’an-ı Kerim’le ilgili önerge verildiğini ifade etti, teeddüp ederim. Bu değerlerimiz oy için istismar edilecek değerler değildir. Bunlar hepimizin, hep beraber, birlikte sahiplenmesi gereken değerlerdir. Dolayısıyla, böyle bir değerlendirmeyi kabul etmemiz mümkün değildir. Böyle bir şey olmaz. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, Sayın Canikli benim konuşmamdan sonra bir konuşma yaptı, beni de grubumuzu da ilzam edecek şekilde beyanlarda bulundu.

BAŞKAN – Ne söyledi grubunuzu ilzam edecek şekilde?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben bir şey söylemedim.

ENVER ERDEM (Elâzığ) -  Siz hiçbir şeyi dinlemiyorsunuz Başkanım ya.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani bizim önergemizin kabul edilmeyişinin gerekçesini anlatırken, bizi bir anlamda bu konuyu istismar etmekle suçladı. Müsaade ederseniz düzeltme yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır, sataşma nedeniyle, yeni bir sataşmaya mahal vermemek şartıyla.  (MHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, on dakikadır işaret ediyorum, meramımı sormadınız.

BAŞKAN – Sayın Altay, Grup Başkan Vekiline…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, grup başkan vekilleriyle mi yöneteceksiniz bu Meclisi?

BAŞKAN – Ama Sayın Altay, böyle bir usulümüz yok ki efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, sizin göreviniz, bana -on dakikadır bunu yakmışım- meramımı sormaktır, söz verirsiniz, vermezsiniz, ayrı bir iş. Lütfen. Meramımı sormaya bile…

BAŞKAN – Grup başkan vekillerine…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, siz, bana…

BAŞKAN – …söz verdim, bir dinleyelim, ondan sonra Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, hayır ama “Siz oturun, vermeyeceğim.” diyorsunuz. Bana meramımı sormaya mecbursunuz.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekilini kürsüde bekletemeyiz efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Olabilir, benim meramımı dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, burada milletvekilleri de var. “Grup başkan vekili” ne demek? Yani burada milletvekilleri kişiliksiz mi? Böyle bir tutumunuz var ya! Burada her milletvekili eşit.

 

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değerli arkadaşlar, hiç olmazsa…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir saçma sapan düşüncelerle…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …şu konuştuğumuz konunun kutsiyetinde birbirimize hoşgörülü olalım. Lütfen.

Bizim itirazımız şudur Sayın Canikli: Eğer Komisyonda bizi konuştursaydınız, biz bu önergeyi orada verecektik ve bu tartışma orada bitecekti ama müsaade etmediniz. Yani bir Sayın Bakanınız çıktı -Sayın Başbakanınız bir ayrı- Milliyetçi Hareket Partisini bu konuyu istismar etmekle suçladınız. Buna hakkınız yok. Yani biz size kendimizi ispat etmek mecburiyetinde değiliz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz kimsiniz ya?

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – İşte söylüyoruz, 99’dan bu yana, ayrıca on yıldır iktidarsınız ve bu mazlumların oyunu alarak iktidar oldunuz ama bugüne kadar getirmeyişiniz… Getirdiğiniz kanunda buna imkân yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Var.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Getirdiğiniz önerge de açıkta.

Değerli milletvekilleri, suçlamak için söylemiyorum. Önünüzde Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi var. Beş yüz kelimelik gerekçe var. Aranızda ilim adamları var, din adamları var. Okuyun gerekçeyi, göreceksiniz. Adalet ve Kalkınma Partisinin gerekçesini okuyunuz, bir satır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben konuştum…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Yani değerli arkadaşlar, yani bu konuda bizim ciddiyetimizi sorgulamak hakkınız değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hazırlıksızsınız, çalışmamışsınız. Niyetiniz hayır değil.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Hakkınız değil ve ben tekrar ifade ediyorum: Yani hangi gerekçeyle Milliyetçi Hareket Partisinin önergesine “hayır” oyu verdiniz arkadaşlar?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi? Taassup, parti taassubu…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Biz şimdi sizin önergenize “evet” oyu vereceğiz. Utanmayacak mıyız arkadaşlar? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Evet, utanmayacak mıyız? Olur mu böyle bir şey? Yani Kur'an-ı Kerim konusunda bile biz sizinle anlaşamıyorsak, siz bizimle anlaşamıyorsanız nasıl olacak bu iş?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben konuşurken konuşturmadılar Sayın Şandır. Yapmayın Allah aşkına.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah’ını seversen, ne var destekleseniz?

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Allah aşkına. Ama orada, hemen bizim önergemize “hayır” oyunu, elini kaldırdın, bu grubun iradesini gasbettin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne var destekleseniz? Yürek yok, yürek yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yanlış, teknik olarak…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Niye yanlış olsun? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şandır, teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, kendinizi gözden geçirmenizi istirham ediyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – İşte, sizin önceki önergeniz de burada. Rezalet.

BAŞKAN – Sayın Altay, buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – … keskin sirke küpüne zarardır…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye… Sayın Altay’a söz verdim…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Kendi değerlerimize sahip çıkalım…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay’a söz verdim, bir saniye Sayın Kaplan.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, Talim Terbiye Kurulu Başkanının ya da temsilcisinin o sıralardan derhâl kalkıp Genel Kurul salonunu terk etmesi gerekir. Bunu talep ediyorum çünkü ilköğretime müfredat koymak, ders koymak Talim Terbiyenin işidir; bir. Bunu biz üstlenmişsek Talim Terbiye Kurulu Başkanının ya da temsilcisinin orada işi yok. Orayı derhâl terk etmelidir ve bu teklifi, gerek MHP’ninkini gerek AKP’nin teklifini siz burada Anayasa’ya aykırılık önergelerine rağmen işleme alarak da bir Anayasa suçu işlediniz. Bunu da belirtmek istiyorum ve Türkiye Büyük Millet Meclisi laik, demokratik cumhuriyetin dinamitleneceği yer değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay, teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Aynen, doğru söylüyor, Talim Terbiyenin görevini biz yapıyoruz.

BAŞKAN - Lütfen, konuşmalarınızda bürokratları hedef almayınız. İkincisi: Anayasa’ya aykırılıkla ilgili burada Başkanlık olarak görüşümüzü bildirdik.

Buyurun Sayın Özdemir.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu getirilen önerge, biraz önce kabul edilen önerge açıkça Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırıdır. Hazır AKP’nin çoğunluğu var, Mecliste başka destek de bulduklarına göre -Grup Başkan Vekili söylüyor: “Bence bugün tarihî bir gün.” diyor. Evet, tarihî bir gün.- “Cumhuriyeti kaldırdık, halifeliği yeniden ilan ettik.” desinler, daha dürüst davranmış olurlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan’ın söz talebi vardır.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gerçekten, burada üzülerek bir tartışmaya tanık olduk çünkü Kur’an, din, peygamber gibi kutsal değerleri gerçekten siyaset konusu yapmak üzmüştür bizi. On yıldır iktidar AK PARTİ hükûmetleri ve Sayın Bakan ve Müsteşar, ilgililer burada. Din dersleri vardı müfredatta. Siz bu din derslerinde bugüne kadar Kur’an-ı Kerim, Hazreti Peygamber’in hayatını, mealini, hiç ders olarak okutmadınız mı? Okuttunuz mu, okutmadınız mı? Bu konuda Meclisi bilgilendirseniz sevinirim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Doğru tavır budur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yürek olacak, yürek! Aferin size aferin! “Böyle tıpış tıpış getireceksiniz.” dedim değil mi? Nasıl? Sıktı değil mi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kabul edilen… (CHP sıralarından gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman halifeliği, saltanatı da ilan edelim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, kabul edilen önerge doğrultusunda 9’uncu maddeyi oylarınıza sunacağım. Ancak 9’uncu maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır. Önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.

Önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanunun 9. Maddesinin oylamasının açık oylama ile yapılmasına müsaadelerinizi arz ederiz.

BAŞKAN - Mehmet Şandır? Burada.

Oktay Vural? Burada.

Mehmet Günal? Burada.

Özcan Yeniçeri? Burada.

D. Ali Torlak? Burada.

Mustafa Erdem? Burada.

Lütfü Türkkan? Burada.

Alim Işık? Burada.

Zühal Topcu? Burada.

Yusuf Halaçoğlu? Burada.

Ahmet Duran Bulut? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

Münir Kutluata? Burada.

Ruhsar Demirel? Burada.

Meral Akşener? Burada.

Murat Başesgioğlu? Burada.

Celal Adan? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Mesut Dedeoğlu? Burada.

Muharrem Varlı? Burada.

Mustafa Kalaycı? Burada.

Sinan Oğan? Burada.

Ali Uzunırmak? Burada.

Ali Halaman? Burada.

Reşat Doğru? Burada.

Cemalettin Şimşek? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

391

 

 

Kabul

:

306

 

 

Ret

:

85

(x)

 

 

 

                               Kâtip Üye                                               Kâtip Üye

                          Bayram Özçelik                               Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                Burdur                                                    Bartın”

Böylece 9’uncu madde kabul edilmiştir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

                                                                                                   Kapanma Saati: 18.03

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.22

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

10’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 10'uncu maddesinde yer alan "veya yaygın" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Sırrı Sakık                                       Pervin Buldan                                   Mülkiye Birtane

                         Muş                                                  Iğdır                                                  Kars

                  Hasip Kaplan                                      İdris Baluken                                         Adil Kurt

                       Şırnak                                               Bingöl                                               Hakkâri

                Nursel Aydoğan                                    Levent Tüzel                                       Halil Aksoy

                    Diyarbakır                                           İstanbul                                                Ağrı

                   Emine Ayna                                       Aysel Tuğluk                              Hüsamettin Zenderlioğlu

                    Diyarbakır                                              Van                                                  Bitlis

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Binnaz Toprak                                     Turgut Dibek                                   Ali İhsan Köktürk

                      İstanbul                                            Kırklareli                                           Zonguldak

             Ayşe Eser Danışoğlu                               Aylin Nazlıaka

                      İstanbul                                              Ankara

MADDE 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 26- Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu öğrenim veren genel, meslekî ve teknik öğretim kurumları ile açık lise öğrenimini kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir."

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Mehmet Şandır                                     Oktay Vural                                      Özcan Yeniçeri

                       Mersin                                                İzmir                                                Ankara

                   Zühal Topcu                                      Lütfü Türkkan                                        Alim Işık

                       Ankara                                              Kocaeli                                              Kütahya

                   Engin Çınar                                   Ahmet Duran Bulut                                Mustafa Erdem

                    Kastamonu                                           Balıkesir                                              Ankara

 

“Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

‘Madde 26- Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, üç yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir.’”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Erdem, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Aynı dinin mensupları olarak üzerimizdeki bir görev ve sorumluluğun ifası için buradayız. Yüce dinimiz İslam’ın herhangi bir alanının istismara müsaade etmediği ve bir Müslüman’ın dinî duygularının sömürüye araç olmaması gerektiği hususlarını dikkatlerinize arz etmek istiyorum.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu dinin bu milletin kaderi ve ideali olduğu, o dinin yaşanması hâlinde bu milletin selamete ereceği duygularıyla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak eğitim kurumlarımızda din derslerinin verilmesini, Kur’an’ın öğretilmesini, imam-hatip okullarının orta kısımlarının açılmasını önerdiğimiz hâlde bu milletin dinî duygularını istismar ederek oy toplayan AKP milletvekillerinin bu grup önerisine destek vermemelerini kınıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, bir başka hususa daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Milliyetçi Hareket Partisi önerge sunmazdan önce, Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı ve grup yöneticileri Kur’an-ı Kerim’in, Peygamberimizin hayatının, ilmihâl bilgilerinin bu milletin çocuklarına öğretilmesi gerektiğini, imam-hatip okullarının orta kısımlarının açılması gerektiğini söyleyinceye kadar program metninde veya kanun metninde böyle bir şeyiniz vardı da niye daha önceden bize bildirmediniz?

İki tane önerge sundunuz ve bu iki önergenin birincisinde imam-hatip okullarının orta kısımları da yok idi ama kamuoyuna Sayın Bakanın Türkiye’den, Sayın Başbakanın Seul’den verdiği mesajlarda bu programın içerisine Kürtçenin eğitim dili olarak konulacağı, Heybeliada Ruhban Okulunun da bu program çerçevesinde açılacağı dost Obama’ya bildirilmiş idi.

O zaman şunu burada dikkatlerinize sunmak istiyorum aziz milletvekilleri: Din, Yüce Kitabımızın 30’uncu Sure’sinin 30’uncu Ayet’inde bildirildiğine göre, Allah’ın insanın içerisine yerleştirdiği, değiştirilmesi mümkün olmayan bir değerler bütünüdür. “İnanmıyorum.” diyen insanların yapmış olduğu uygulama veya ifadeler bastırılmış dinî duyguların ifadesinden başka bir şey de değildir.

Bundan on beş sene kadar önce Kırgızistan’da bulunduğum bir sürede Rusya’nın Komsomolskaya Pravda gazetesine vermiş olduğum mülakatı burada sizlerin vicdanına, aklına hitaben yeniden arz etmek istiyorum: Bu surede ifade edilen husus; inanma duygusu insanın içerisine yerleştirilmişse o zaman bu duygunun legal yollardan reel bir şekilde mutlaka insana öğretilmesi ve onun zararlı taraflarının bertaraf edilmesi lazım gelir. Eğer siz yaygın ve örgün eğitim kurumlarınızda din derslerini insanlara öğretmezseniz, bu legal ve reel bir şekilde olmaz ise bu duyguyu tatminden başka seçeneği olmayan insanların bunu illegal yollardan irreel bilgiler şeklinde tatmin etme zarureti vardır ki o zaman ülkemizde yaşanan din sömürüsünün, din istismarının veya yanlış dinî bilgilenmenin manzarası ortaya çıkar. Dolayısıyla, burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum: Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda çeşitli cinsiyet ve yaş gruplarına mensup olan insanların dinle ilgili çok ilkel bazda bile bir soru sorma ihtiyacı oluyor, din bezirgânları bu sorulara karşı kendi duygularını ve beceriksizliklerini ortaya koyarak yanlış yönlendirme yapabiliyorsa, bu yaradılıştan gelen olgunun yanlış yöne yönlendirilmesinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla, asırlardır dinî eğitim tecrübesine sahip olan ülkemizin, dinle özdeşleşmiş ve Müslüman Türk milleti vasfını kazanmış olan bu milletin dinî değerleriyle, kültürel değerleriyle yaygın ve örgün eğitim kurumlarında tanışması ve milletimizin bekası noktasında ideal bir ruha kavuşması lazım gelir diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Binnaz Toprak (İstanbul) ve arkadaşları

Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 26- Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu öğrenim veren genel, meslekî ve teknik öğretim kurumları ile açık lise öğrenimini kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Binnaz Toprak, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Toprak.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben buraya gelmeden önce iki televizyonda konuşma yaptım. Bana sorulan soru şuydu: “CHP bu yasaya neden itiraz ediyor?” Ben de şunu söyledim, dedim ki: “İtirazlarımızın dinle, imam-hatip okullarıyla, laiklikle hiçbir ilişkisi yok. Hatta Sayın Başbakan ve diğer AKP’li yetkililer verdikleri demeçlerde CHP milletvekillerinin Komisyonda bu tartışılırken sadece ve sadece imam-hatip liselerinin orta kısımlarının açılmaması doğrultusunda konuştuklarını söylediler. Bu doğru değil, hiçbir arkadaşımız bu konuyu gündeme getirmedi. Bizim asıl üstünde önemle durduğumuz mesele, eğitim felsefesi ve bu yasanın içeriğiyle ilgiliydi çünkü bu yasayla ilgili ciddi endişelerimiz var. Endişelerimizin kaynağında da özellikle yoksul aile çocuklarına ilişkin tereddütlerimiz var.”

Şimdi, bunu söyledikten sonra şunu söyleyeyim: Gerçekten de demin burada yaşanan sahneyi esefle karşılıyorum. MHP’li bir milletvekili arkadaşımız AKP’yi suçlayarak biraz önce dedi ki:  “Efendim, dini alet ediyorlar siyasete.” Maalesef, bugün kendileri de aynı şeyi yapmış durumda. Burada biz, MHP ve AKP’nin, kim daha fazla dindar gözükecek ve dolayısıyla, bundan rant sağlayıp daha fazla oy alacak münazarasına sahne olduk. Bunu şiddetle kınıyorum. Zaten bu Meclisin çalışma şekli, aslında bizim bu yasaya itirazlarımızın en önemli nedenlerinden bir tanesi. Bakın ben, Komisyon toplantılarının birçoğuna katıldım iki günü hariç, 7’nci maddeye kadar tartışıldı ve 7 madde Komisyondan geçti. Geriye kalan maddeler Komisyonda güya tartışıldı ve güya oylamaya sunuldu ve güya kabul edildi. Eğer bu memlekette adil yargı varsa, bağımsız yargı varsa, bu yasanın Anayasa Mahkemesinde usulden bozulması lazım çünkü hiçbir parlamenter sistemde, bir yasa tartışılmadan, ortak akıl üretmeye çalışılmadan, mutabakat aranmadan, bu şekilde geçirilmeye çalışılmaz. Bu, gerçekten de esef verici bir durumdur ve bir AKP klasiği hâline gelmiştir. Bunu daha önce de yaşadık, bu Meclis çalışmıyor, çalıştırılmıyor çünkü bu Meclis, sadece ve sadece, böyle, bir yere imzasını basan veya mührünü basan insanlar topluluğundan oluşuyor, hiçbir şeyi burada tartışamıyoruz.

Bakın, buraya Kürt sorunu geldi, kapalı oturum olduğu için bunu şimdi açıklayamayacağım ama şu kadarını söyleyebilirim ki iki gün boyunca konuya değinmedik bile.

Aynı şekilde, buraya, defalarca hem bizim milletvekili arkadaşlarımız hem BDP’li arkadaşlar, ırkçı söylemlere karşı yasa çıkarılması için teklif verdiler, bu dahi reddedildi.

Şimdi, dolayısıyla, burada biz, aslına bakarsanız bir tiyatro oynuyoruz, demokrasicilik oynuyoruz tıpkı demin oynandığı gibi. Hiçbir şeyi tartışmıyoruz, hiçbir konuya çözüm aramaya çalışmıyoruz. Şimdi, demin dedim ki…

Dolayısıyla, şunu söyleyeyim: Başbakan ve AKP yetkililerinin umdukları şöyle bir şeydi zannediyorum: CHP nasıl olsa buna laiklik temelinde karşı çıkacak, biz de yükleneceğiz. Bu böyle olmadığı içindir ki bugünkü sahne yaşandı diye düşünüyorum. Çünkü, zaten bizim grup başkan vekilimizin de söylediği gibi, yasanın içeriğinde bu vardı. Yani, din eğitimi bir paket hâlinde verilecek deniyor yasanın içeriğinde. Dolayısıyla, bu paketin içinde Kur’an-ı Kerim de öğretilebilirdi, Peygamberin hayatı da öğretilebilirdi, İslamiyet hakkında bilgi de verilebilirdi. Hiçbir yasada, şu ders okutulacak, bu ders okutulacak diye ayrıntıya girilmez.

Şunu söyleyeyim: Dedim ya, bu, yoksul çocukları vuracak bir yasadır. Bakın, baktığınızda aslında seçmeli dersler veriliyor gibi gözüküyor. Çok güzel, biz de zaten seçmeli ders taraftarıyız. Yani öğrencilere bu şans tanınmalı, kendi kabiliyetlerini, yeteneklerini keşfetmeleri için ama burada şöyle bir kandırmaca var: Aslında seçmeli ders verilmiyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BİNNAZ TOPRAK (Devamla) - …seçmeli ders paketleri veriliyor. Dolayısıyla da bundan zarar görecek olanlar yoksul aile çocuklarıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Toprak.

BİNNAZ TOPRAK (Devamla) - Aynı şekilde, okul öncesi eğitim, yoksul aile çocuklarıyla daha varlıklı aile çocuklarının eşit şartlarda ilkokula başlamaları için çok önemli bir çabadır. Dolayısıyla, bakın Sayın Bakan, bu bir reform değildir. Ama asıl yapılması gereken burada reform yasası çıkarmaktır.

BAŞKAN – Sayın Toprak, lütfen…

BİNNAZ TOPRAK (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Hatip, biraz önce 9’uncu maddede kabul edilen bir önerge çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisinin de din istismarı yaptığı gibi, haksız, mesnetsiz ifadelerde bulunmuştur. Din, bizi millet yapan değerlerdir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak “din istismarcılığı” adı altında tavrımızın eleştirilmesinin ayrıca ayrı bir istismar konusu olduğunu ifade etmek istiyorum.

Ben inanıyorum ki Cumhuriyet Halk Partisine oy veren insanlar da bu milletin dinini kaynaklarından öğrenme ve anlama ve Atatürk’ün dediği gibi mekteplerde öğrenmeyi, tercihlerini ilk sırasına ortaya koyar diye düşünüyorum.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) - Konu o değil efendim, mekteplerde zaten öğretiliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak din gibi konular bir istismar alanı değildir, hepimizi beraber, birlikte getiren hususlardır. Ne hazindir ki Sayın Hatip, maalesef, etnik meseleleri istismar etmekle ilgili düşüncelerini ifade ederken bunu istismar ettiğinin farkında olmadığını esefle ifade etmek durumundayım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum Sayın Vural, tutanaklara geçmiştir.

Oylarınıza sunuyorum önergeyi…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.

Sayın Aslanoğlu, Sayın Seçer, Sayın Öğüt, Sayın Çıray, Sayın Özgümüş, Sayın Köktürk, Sayın Yüceer, Sayın Ayaydın, Sayın Dibek, Sayın Kurt, Sayın Toptaş, Sayın Aksünger, Sayın Toprak, Sayın Özkan, Sayın Nazlıaka, Sayın Danışoğlu, Sayın Öz, Sayın Işık, Sayın Kaptan, Sayın Susam.

Sayın milletvekilleri, iki dakika süre veriyorum, buyurun.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 10'uncu maddesinde yer alan "veya yaygın" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                               Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ertuğrul Kürkcü, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Kürkcü. (BDP sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; aslında bu önerge, bugün İçişleri Bakanı Naim Şahin’in emirleriyle Kızılay’da, Tandoğan’da, Ankara’nın her yerinde basınçlı suyla, zehirli gazla, dövülen, sürülen, yerlerde sürüklenen, horlanan öğretmenlerin talebiydi. O öğretmenlerin fikrini sormadınız, onların hiçbir zaman düşüncelerine başvurmadınız ama onların verdikleri eğitimin nasıl şekilleneceğine dair bir gece yarısı baskınıyla bize bir yasa dayattınız. Unutmayın Kızılay’da, Tandoğan’da, Türkiye’nin her yerinde dayaktan geçirdiğiniz öğretmenlerden herhangi biri sizin çocuklarınızın öğretmeni olabilir. Hanginiz yarın veli toplantısına gittiğinizde o öğretmenlerin yüzüne bakabileceksiniz? “Sizi biz dövdürdük.” diyebilecek misiniz? Yazıklar olsun size! (AK PARTİ sıralarından “Bağırma” sesleri)

ADEM YEŞİLDAL (Hatay)  - Bağırmadan konuş.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Bu yola daha önce başvuranlar da oldu. Sayın İçişleri Bakanımızın ifrazat yoluyla insanları cezalandırma çağrısı yani sadece ve ancak vahşi hayvanların yaptığı bir yolu halka teklif etmesi unutulmadı ama bugün başka bir ifrazatla, tazyikli suyla, zehirli gazla karşılaştık. Ne oldu? Gene buradayız, gene düşündüğümüzü söylüyoruz. Tıpkı bundan kırk yıl önce zalimlerin karşısında dimdik duranların durduğu gibi. (BDP sıralarından alkışlar) Onların kendi idealleri için hayatlarını verdikleri gibi. Onları ortadan kaldıranlar, katiller, zalimler, cellatlar unutuldu ama onlar asla unutulmayacak tıpkı bugün Kızılay’da kendi amaçları ve kendi inançları için direnen öğretmenler gibi, tıpkı onlar gibi direnen mahkûmlar cezaevinde. İşte faksları. Otuzuncu günündeler açlık grevinin, Osmaniye Cezaevinde. Tek iyileşme o günden beri, heyetin gittiğinden beri, şikâyetlerini faks yoluyla bize iletebilmeleri oldu. Bu Hükûmetin emekçilere, siyasetçilere, cezaevinde yatanlara, kadınlara, erkeklere reva gördüğü bu muamele, işte onların siyaseti hakkında bize bir fikir veriyor.

Bu eğitim yasası… Eski eğitim yasası bir matah değildi. O da barışın okulunu bize vermiyordu, o da erkek olmayanların okulunu vermiyordu; o da emekçilerin, yoksulların okulu değildi; engellilerin, halkların okulu değildi; inananların, inanmayanların, hiçbirimizin okulu değildi; ne özgürlüğün ne eşitliğin ne kardeşliğin okuluydu; baskının, asimilasyonun, zulmün okuluydu ama bugün, bundan da katmerlisini bize dayatıyorsunuz.

Ana dilde eğitim talebini reddediyorsunuz. Kız çocukları aleyhine var olan ortaöğretimdeki eşitsizlikleri geliştiriyorsunuz. Dokuz yaşındaki öğrencilerin belli alanlara yönlendirilmesi on üç yaş sonrası eğitim seçeneklerini kısıtlıyor. Mukaddesatçı, milliyetçi, cinsiyetçi, neoliberal, küresel sermaye düzeninin ihtiyaçlarını gözetiyorsunuz.

Bu tasarı, eski deyimle “milleti hâkime”nin talebi, Türkiye’nin ne emekçilerine ne Alevilerine ne Hristiyanlarına ne inanmayan yurttaşlarına ne de Diyanet İslam’ı dışında kalan İslami yorumlara sahip insanlara hitap ediyor. Çok geç olmadan sizlere sesleniyoruz arkadaşlar: Çocuk işçiler, itaatkâr, dindar nesiller ülkesine “Hayır.” deyin. Hiçbir ayrım yapmadan, herkese nitelikli ve parasız eğitim sağlayan demokratik cumhuriyetin okullarını konuşmaya, hayata geçirmeye çalışalım.

Bu yasayı geri çekebilirsiniz, hâlâ böyle bir şansınız var. Ama inanın, bu yasayı geçirdikten sonra, bu yasayı kanunlaştırdıktan ve halka, millî eğitime maruz kalacak çocuklarımıza dayattıktan sonra, her gün, her gün, eğitim, siyasi bir tartışmanın konusu olacak. Kaçınılmaz olarak bu yola girdiniz, buradan geri dönebilirsiniz. Üzerinde ortaklaşabileceğimiz, sizin de temsil ettiğiniz kesimlerin ihtiyaçlarını gözeten bir yeni eğitim yasası üzerinde anlaşabiliriz. Ama ben öyle anlıyorum ki biz öyle anlıyoruz ki siz sadece bir eğitim yasası peşinde değilsiniz, siz toplumu yeniden şekillendirmeye, bir toplum mühendisliği yapmaya yani şimdiye kadar eleştirdiğiniz merkezî devlet siyasetinin bir simetriğini kurmaya niyetlisiniz. Bu niyetinizin nelere mal olduğunu yasanızı uyguladığınız zaman göreceksiniz çünkü Türkiye halkları itaatkâr koyun değildir, boynunu hiçbir zaman kendisini cahil bırakmak için düzenlenmiş bir eğitim sisteminin çarklarına uzatmayacaktır.

Görüşlerinizi gözden geçirmeye sizi davet ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesiyle eklenen Geçici Madde 3’de geçen “2012-2013” ibaresinin “2013-2014” olarak, “bir eğitim-öğretim yılı” ibaresinin de “iki eğitim-öğretim yılı” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

 

                 Ali Uzunırmak                                        Alim Işık                                          Zühal Topcu

                       Aydın                                               Kütahya                                              Ankara

                 Mustafa Erdem                                   Mehmet Şandır                                    Lütfü Türkkan

                       Ankara                                               Mersin                                               Kocaeli

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Namık Havutça                             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Hasan Ören

                     Balıkesir                                             İstanbul                                              Manisa

                   Kamer Genç                                     Dr. Aytun Çıray

                      Tunceli                                                İzmir

MADDE 11- 1739 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 3- Zorunlu ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye yetkilidir."

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 11'inci Maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

GEÇİCİ MADDE 3- Zorunlu ortaöğretime, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, çağ nüfusundaki öğrencilerin tamamına nitelikli bir eğitim verilebilecek şekilde öğretmen, okul, sınıf, fiziki ve donanımsal ihtiyaçlar belirlenip karşılandıktan sonra Bakanlar Kurulunun kararı ile geçilir."

                  Pervin Buldan                                   Mülkiye Birtane                                    Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                  Kars                                                 Şırnak

                     Altan Tan                                      Ertuğrul Kürkcü                                       Adil Kurt

                    Diyarbakır                                            Mersin                                               Hakkâri

                Nursel Aydoğan

                    Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eskiden bugünlerde bahar gelirdi, Kızılay Meydanı parfüm kokardı ama şimdilik Kızılay Meydanı gaz kokuyor. Gazdan sorumlu Bakan burada şu an. Çünkü “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” demişti Hazreti Ali, bizde de Bakan diyor ki: “Bana bir harf öğreteni gazlarım, bombalarım, biberli, tazyikli su sıkarım, coplarım, genelge gönderir seyahat özgürlüğünü kısıtlarım, hürriyetini tahdit ederim, perişan ederim bu öğretmenleri.” İmza, Hazreti İdris Naim Şahin.

Şimdi, bakın, böyle bir ileri demokrasiyi Allah kimseye vermesin! Öğretmenler geliyor, Mecliste görüşülen bir yasa için tepki koyuyorlar, düşüncelerini açıklıyorlar. Niye korkuyorsunuz bunlardan? Öğretmen bunlar, öğretmen bunlar, öğretmen arkadaşlar! Buraya gelip, Meclisin önünde bir basın açıklaması yapıp, kendi dosyalarını bütün gruplara verseler, milletvekilleri de orada, kıyamet mi kopacak? İlla o zırhlıları, o çelik TOMA’ları, o biber gazlarını, kendi polisini, o polisin çocuğunun öğretmeninin karşısına polisini sürmenin ahlakı nedir, hukuku nedir, insanlığı nedir, vicdanı nedir? Allah aşkına bunun dinde yeri nedir, ahlakta yeri nedir, insanlıkta yeri nedir, söyler misiniz? Ha, burası Başkent, şuracıkta oluyor bunlar.

Bakın, eğer sizler buna gözünüzü kapatırsanız -gözünüzün önünde, Başkentte, Meclisin 100 metre ilerisinde atılan gaz fişekleri, gaz bombaları, yerde sürünen öğretmenler, bu karda, yağışta, Adana’da bilmem kaç gözaltı, Antalya’da bilmem kaç gözaltı, İzmir’de bilmem kaç gözaltı- devlet terörü estirirseniz bunun adı demokrasi değildir. Bunun adı tükürük demokrasisidir! Tükürük demokrasisi de en çok tükürükçülere zarar verir, bakın, açık söyleyeyim çünkü demokrasinin kurallarını ihlal ettiğiniz ve ortadan kaldırdığınız zaman hiçbir şeyi sağlıklı tartışamazsınız, konuşamazsınız, ortaklaşamazsınız, çoğulcu demokrasinin kurallarını hayata geçiremezsiniz, güzel şeyler yapamazsınız, çocuklarınızın istikbalini ayarlayamazsınız, bunlar sağlanamaz.

Şimdi, burada tartışmalar oluyor. Elbette ki farklı fikirler yarışacak. Farklı fikirlerin yarışmasından daha doğru bir şey var mı? Neden fikirlerin yarışmasından korkuyoruz? Neden yasak? 12 Eylül darbecileri 4 Nisanda yargılanacak. Onların zihniyetiyle, yönetim anlayışıyla, darbecilerin, çetecilerin yönetim anlayışıyla, zihniyetiyle bu ülkeyi yönetmek nereye kadar götürür? Bunu böyle yapıp rant alanlarını açacaksınız, rant yasalarını getireceksiniz. Soygun, talan, ihale, yap-işlet-devret, özelleştirme, limanlarını, dağlarını, ormanlarını, madenlerini ülkenin bire bir satışa çıkaracaksınız. Bu yürümez arkadaşlar. Biraz vicdan sınırlarını zorlamak gerekiyor.

Bakın, Cizre Belediye Başkanımız Aydın Budak bir konuşmasından dolayı iki sene altı ay ceza aldı; kesinleşti. Düşüncesini açıkladığı için Belediye Başkanlığı düşürüldü. Hodri meydan… Sayın Bakan burada, eski Cizre Kaymakamıdır. Cizre’de kaymakamdı, öğretmen tokatlamıştı 1987 yılında Artukoğlu İlkokulunda. Artukoğlu İlkokulunda tokatlama işini oradan alışkanlık yapmış, Kızılay’da da tokatlama işini sürdürüyor.

Buyurun hodri meydan, Cizre’de seçim kararı alın. İktidarınızı, istediğinizi getirin; yarışalım bakalım sandıkta gücünüz var mı? Buyurun, hodri meydan. Demokrasi budur.

Bakın, Şerafettin Halis burada milletvekiliydi. Beş sene burada yaptığı konuşmalar yüzünden on altı sene yedi ay ceza aldı. Bir milletvekili arkadaşınız konuştuğu için… Susturamazsınız bu ülkeyi arkadaş ya! Yazık, yazık bu ülkeye. Bu, demokrasi değildir.

(Mikrofon otomatik cihazlar tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

VURAL KAVUNCU (Kütahya)- Terörist ağzıyla konuşma!

HASİP KAPLAN (Devamla) – “Hepiniz terörist” diyorsun değil mi? Devlet terörü estireceksiniz, bu size kalacak değil mi?

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Terörist ağzıyla konuşma!

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Korkaklar ancak panzerlerin arkasına sığınır.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Tehdit etme!

HASİP KAPLAN (Devamla) - Korkaklar ancak zırhlıların arkasına sığınır.  Korkaklar ancak darbecilerin arkasına sığınır. Siz, korkmuyorsanız fikirlerinizle sandığa gidersiniz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kaplan lütfen… Lütfen Sayın Milletvekilleri.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 11- 1739 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 3 - Zorunlu ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye yetkilidir."

                                                                                                             Namık Havutça (Balıkesir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yirmi altı yıl yaşamını eğitime vermiş bir öğretmen arkadaşınız olarak, ileri demokrasinizde bugün Kızılay’da üzerlerine gaz bombası atılan, göz yaşartıcı bomba atılan, tazyikli su sıkılan ileri demokrasinizi burada Türk milletine, Türk halkına şikâyet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Arkasında bunlar var! Bunlar gazı atıyorlar, bunlar! Bunlar gaz atıyorlar!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sensin bunlar!

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Şimdi, biz, sendikaları ilk kurduğumuzda da Kızılay meydanlarında üzerimize gaz bombaları atıldı ama Türkiye'nin demokrasisi, öğretmenlerin mücadelesiyle demokrasiyi sınıflarda öğrete öğrete bugünlere geldi.

Değerli arkadaşlarım, ünlü bir atasözüdür, bilirsiniz: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız buğday ekin, on yıl sonrasını düşünüyorsanız ağaç ekin, yüz yıl sonrasını düşünüyorsanız insan yetiştirin, bin yıl sonrasını düşünüyorsanız sanatçı yetiştirin.” Burada vurgulanan şudur: Yani bu ülkenin evlatları bilime, özgürlüğe, özgür düşünceye, üretime yönelik yetiştirilsin ve çağdaş dünya içerisinde diğer insanlarla yarışabilsin. Anayasa’mızın 2’nci maddesinde nasıl bir insan yetiştireceğimiz tanımlanmış. Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu niteliklerine uygun insan yetiştirmek zorundayız, Anayasa’mız böyle tanımlıyor ve biz yıllarca okullarımızda bu niteliklere uygun arkadaşlarımızı, öğrencilerimizi yetiştirdik. Dindarlar da, hoşgörülüler de, bilime saygılılar da bu okullarda yetişti, hepimiz bu okullarda yetiştik.

Bakın, biz, yıllarca öğretmenler odalarında sağcısı solcusu, inançlısı inançsızı tüm arkadaşlarımızla o öğretmenler masasının etrafında yan yana olabilmeyi başardık.

Yani hatırlayın, 12 Eylül 1980’den önce aynı köyden çıkmış biri sığırtmacın çocuğu, biri köylünün çocuğu birbirini yok etmedi mi bu ülkede, oluk oluk kan akmadı mı, Uğur Mumcu’lar, nice aydınlarımız ölmedi mi, sağdan soldan nice insanlarımızı kaybetmedik mi değerli arkadaşlarım? O nedenle, şimdi, biz diyoruz ki: Türkiye bu filmi daha önce seyretti. Bakın Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta nice insanlarımız değişik ayrımlar yüzünden birbirlerine girdiler ve bu ülkenin insanlarını kaybettik. O nedenle, gelin, bu ülkede kinin değil barışın tohumlarını okullarımızda yeşertelim; özgürlüğün, bilimin, aydınlığın, dayanışmanın, hoşgörünün tohumlarını ekelim.

Değerli arkadaşlarım, Değerli Millî Eğitim Bakanına ben sormak istiyorum buradan: Öğretmenlerimiz sokaklara mı düştü, “4+4” diye sendikalar sokaklara mı düştü, veliler sokaklara mı düştü, öğrenciler sokaklara mı düştü; acelemiz ne? Evet, şu andaki kesintisiz eğitimin birtakım sakıncaları vardı, eksikleri vardı. Örneğin, köylerimizdeki okulların kapanması son derece eksiklikti, bunu gidermek zorundayız. Yine, sabahın erken saatlerinde o gencecik yavrularımız, beş yaşında servislere binip 30 kilometre mesafeye taşınıyor; bunu da düzeltmeliyiz. Ama bizim bunu bu şekilde yapmamız doğru değil ve bunun bir geçiş süreci olmalı. Daha dün Savaştepe’de 3 tane evladımızı kaybettik servis kazasında. Şimdi, bakın, beş yaşında Bandırma’nın 30 kilometre ötesindeki bir köyde sabah anne kalkacak, çocuğunu giydirecek ve 30 kilometre mesafeye çocuğunu derse gönderecek. Yapmayın arkadaşlar! Öğretmen arkadaşlarımızı dinleyin lütfen. Çok tehlikeli gidiyoruz, bunun bedelini kuşaklarımız veremez, veremezsiniz.

O nedenle, biz sizlerden… Evet, çoğunluğunuz var, her şeyi yapmaya muktedirsiniz. Hatta deniyor ya bu Meclisle ilgili: “Bu Meclis bir tek şey yapamaz: Kadını erkek, erkeği kadın yapamaz. Onun dışında her şeyi yapar.” Doğrudur, ama demokrasilerde… Kral bile diyor: “Ben kral olmasına kralım ama aklımdan geçen her şeyi de yapamam ki.”

Değerli arkadaşlarım, demokrasinin en önemli niteliklerinden bir tanesi elbette ki çoğulculuktur, çoğunluktur ama onun kriterlerini Fransız Devrimi’nden itibaren belirleyen kriterler vardır, bunları biz icat etmedik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Yapmayın, bu ülkenin geleceğine ihanet etmeyelim; barışa, sevgiye, onura, dayanışmaya gidelim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bunların gözü dönmüş, gözü dönmüş. Tayyip Bey’in emirlerine karşı çıkmıyorlar, çocukları yok edecekler.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesiyle eklenen Geçici Madde 3’de geçen “2012-2013” ibaresinin “2013-2014” olarak, “bir eğitim-öğretim yılı” ibaresinin de “iki eğitim-öğretim yılı” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                                      Ali Uzunırmak (Aydın) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Uzunırmak, Aydın Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Teklif’in 11’inci maddesinde söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Çok değerli arkadaşlar, hepimiz, öncelikle siyaset kurumunun ve onun en üst organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin mensuplarıyız. Ben hemen bir soruyla konuşmama başlamak istiyorum: Her şeyden önce Meclisin geldiği bugünkü konumda acaba kendinden beklentilere usul ve esaslarına uygun olarak cevap verebiliyor mu? Bunu kendimize sormamızı istiyorum.

İkincisi: Fonksiyonlarını acaba usul ve esaslara uygun olarak yerine getirebiliyor mu?

Eğer bu sorulara vicdan rahatlığı içerisinde “Evet.” diye bu kurumun mensubu olan sizler cevap verebiliyorsanız, benim diyebileceğim hiçbir şey yok. Ben, bu sorulara “Hayır.” cevabını veriyorum.

Çok değerli milletvekilleri, iktidarlar, ülke yönetimleri millî birlik konusunda hassas olmalıdırlar. Millî birliğin sağlanmasının en önemli safahatı ise ortak değerlerin büyütülmesi, farklılıkların küçültülmesidir. Dolayısıyla, bilhassa yönetimler, iktidar çoğunlukları ortak değerleri büyüten, farklılıkları küçülten politikalar üretmelidirler.

Peki, bugün, şurada, dünden bugüne yaşadığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu döneminde dikkatle izlediğinizde acaba ortak değerleri birleştiren, yücelten, büyüten politikalar mı gelişiyor, tavırlar mı gelişiyor yoksa ayrıştıran, ayrılıkları büyüten, farklılıkları büyüten politikalar mı gelişiyor? Bugün üzerinde görüştüğümüz bu teklifte bile olan davranışlar maalesef bizim ortak değerlerimizi küçülten, birilerini dışlayan ve izlenen siyasette farklılıklar yaratan, siyasette tekelleşmeye giden bir anlayışı temsil etmektedir.

Siyasetçi sadece yol, su götüren, elektrik hizmetlerini veren bir birey, insan, kurum değildir, mantık inşa eden bir kurumdur. Dolayısıyla, bugün Türkiye'de doğru mantık inşa edilmemektedir değerli arkadaşlar.

Dünden bugüne baktığımızda, teklif, her şeyden önce, teklif edildiğinde, içerisinde olmayan, milletin ortak değerlerini yükseltecek hatta dışarıda kalmış olanların da ikna edilerek bütüncül hâle getirilmesi gereken bir konu olmasına rağmen, teklifte olmayan bir madde burada önergeyle ihdas edildi, bir fıkra ihdas edildi ama teklifte yoktu. Ne zaman ortaya çıktı? Ne zaman ki Komisyondaki görüşmelerden, gerilimden sonra Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Devlet Bahçeli grup konuşmasında, yıllarca öncesinden seçim beyannamelerinde ve parti programlarında olan bir maddeyi yani bugünkü fıkrayı gündeme getirdi, ondan sonra burada, AKP tarafından diğerleri dışlanarak tek başına çıkartılmaya çalışıldı.

Ben burada “Millî” diyemeyeceğim ama Eğitim Bakanını kutluyorum, taltif edilmiş ve yerine iyi getirilmiş. Tabii ki intihalcilik de bir eğitim. Hırsızlık sadece camiden halı çalmak değil değerli arkadaşlar, düşünce hırsızlığı da çok büyük bir hırsızlık yani bir faaliyet hırsızlığı da emek hırsızlığı da çok büyük bir hırsızlık. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kaç defa açıkladı, öyle bir şey yok.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Dolayısıyla, burada AKP’nin, Milliyetçi Hareket Partisinin…

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Saygılı ol.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Önce siz saygılı olacaksınız, saygılı olmayı ondan sonra bizden isteyeceksiniz.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Benzetme ya.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hırsızlık yapacaksınız, ondan sonra mağdur olana diyeceksin ki: “Saygılı ol.” Bunun neresinde saygı var? Bunun neresine inanıyorsunuz siz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Defalarca dile getirdi, böyle bir şeyin olmadığını defalarca açıkladı.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hırsızlığı yapan sizsiniz değerli arkadaşlar yani dışlayan sizsiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ayıp ama, çok ayıp!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Çok ayıp!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, dün 28 Şubatı eleştirerek, dün “Askerlerin sivilleri var.” diyerek 28 Şubatı eleştirenlerin bugün sivillerin kurşun askerleri olduğunu görüyoruz. Siz, mantıksız, bilgisiz, kurşun askerler durumuna gelmişsiniz. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Aranızda çok saygı duyduğumuz arkadaşlar var ama bu kurşun askerlik Türkiye’ye de fayda getirmeyecek, sizlere de fayda getirmeyecek değerli arkadaşlar.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, hiç kimse milletvekiline böyle hakaret edemez.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Onun için, dün zulme uğradıklarını iddia edenler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Uzunırmak.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - …dün zulümden şikâyet edenler bugün zalim koltuğuna oturmuş bu zulme devam ediyorlar ama bu bizi yıldıramayacak. Bundan emin olun.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, teşekkür ediyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın Sakık, bir söz talebiniz var, buyurun.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadeleri nedeniyle kendilerinden özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

 

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, geçmişten bugüne kadar gaflarıyla bilinen, tanınan bir adet bakan iki gün önce halkımıza hakaret ederek, “75 bin insanı tükürükle boğarız…” Şimdi, buradan sormak istiyorum: Siz 75 bin sayısını nasıl tespit ettiniz? Bir halka nasıl böyle hakaret etme hakkını buluyorsunuz kendinizde? Bu coğrafyada 20 milyona yakın Kürt yaşıyor. Eli vicdanında olan demokrasi güçleri var. Bu insanların tükürüğü onların iradesiyle… Kimin yüzüne tükürüğünü salacaklarını o irade belirler, siz belirleyemezsiniz. Onun için, bizden ve halkımızdan özür dilemelisiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sakık.

Yalnız, Sayın Bakanın kastettiği, benim anladığım kadarıyla, oradaki herhangi bir halk değil yani.

Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Cevap versin kendisi.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kendisi cevap versin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan burada.

BAŞKAN - Sayın Bakanım, cevap verecek misiniz? Yok.

Sayın milletvekilleri, birleşime saat 20.00’ye kadar ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 19.21

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa HAMARAT (Ordu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

12’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Ahmet Toptaş                                    Hasan Ören                                    Dr. Aytun Çıray

                Afyonkarahisar                                       Manisa                                               İzmir

               R. Kerim Özkan                                    Ali Sarıbaş                              Kemal Değirmendereli

                      Burdur                                           Çanakkale                                           Edirne

MADDE 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde onundan fazla” ibaresi “yüzde yirmisinden fazla” olarak değiştirilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunuda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

“MADDE 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Yirmi ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde onundan az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tama iblağ olunur."

  Zühal Topcu                      Alim Işık                    Mehmet Şandır

      Ankara                           Kütahya                           Mersin

Mehmet Günal                Mustafa Erdem                 Lütfü Türkkan

      Antalya                           Ankara                           Kocaeli

 

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 12’nci Maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Pervin Buldan                Mülkiye Birtane               Nursel Aydoğan

        Iğdır                               Kars                           Diyarbakır

   Emine Ayna                    Aysel Tuğluk                 Sebahat Tuncel

    Diyarbakır                           Van                             İstanbul

     Adil Kurt                      Hasip Kaplan                  İdris Baluken

      Hakkâri                            Şırnak                            Bingöl

  Levent Tüzel                    Halil Aksoy           Hüsamettin Zenderlioğlu

     İstanbul                             Ağrı                               Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Son söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Aslında bugün bu kanun tasarısı geri çekilmelidir. Hâlâ bu konuda şans var. AKP Hükûmeti zorla, dayatarak, emekçilerin, Türkiye halklarının sesini dinlemeden bir kanun teklifi çıkartıyor. Dün de ifade etmiştik: Bu, 2013-2014 yılında en erken uygulanabilir, dolayısıyla hâlâ zaman var, hâlâ tartışılabilecek zaman var. Dolayısıyla bunu çekip gerçekten sağlıklı bir tartışma yürütmek gerekiyor. Çünkü bizim meselemiz sadece 4+4+4 değil; bizim meselemiz, bu ülkede eğitim sistemi; bizim meselemiz, bu ülkede barış, bu ülkede özgürlük. Yani biz yeni anayasa tartışmaları yapıyoruz, Türkiye'yi yeni baştan, tamamen değiştirmeyi düşünüyoruz eğitim sisteminden sağlık sistemine, ekonomik sisteme karşı ama burada bu yasanın değiştirilmesinin kavgasını veriyoruz. Ne uğruna? “AKP dedi, yaptık.” uğruna.

Burada bu yasanın başlığı bile problemli; 4+4+4 yani sadece bölüyoruz, binalar yapmaya çalışıyoruz, ilköğretimi, ortaöğretimi, liseyi bölüyoruz. Yani burada bile ticari bir yaklaşım var; yeni binalar yapacağız, yeni eğitim kurumları kuracağız, buradan nasıl daha çok kâr elde edeceğiz?

İçeriğine baktığımızda, mesela parasız eğitim talebi burada yok. Parasız eğitim talebini değil, aksine “Dershaneleri kaldıracağız.”, “Sınav sistemini kaldıracağız.” deyip süslü sözler altında Türkiye'de eğitim sisteminin nasıl ticarileştirildiğini görüyoruz. Önümüzdeki dönem göreceğiz, özel okullar açılacak. Zaten yoksul, emekçi insanların çocukları zar zor okula gidiyor, şimdi özel okullar aracılığıyla bu meseleyi, diyelim ki zenginlerin eğitim alabileceği noktaya getireceğiz.

İkincisi: Hep bu kürsüde söyledik, neoliberal politikalar doğrultusunda ara eleman yetiştirilecek. Sınıfsal noktada baktığınızda bile bu problemdir yani yine zenginlerin çocukları okuyacak, akademik kariyer yapacak, yoksullar ara eleman olarak çalışacak. Bunun bile yani bu eğitim sisteminin kendisinin ne kadar problemli olduğunu ve tartışılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Yine, ana dilde eğitim meselesi hiç gündeme bile alınmıyor. Biraz önce burada yapılan tartışmaları gerçekten büyük bir hayretle izliyoruz.

Şimdi, kültürel farklılıklardan, zenginliğimizden bahsediliyor ama bu ülkede yaşayan milyonlarca Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Ermeni, Gürcü -burada hep sayıyoruz- halkların hak ve özgürlükleri, eğitim talepleri burada yok. O zaman, ona gelince, burada, onların ortak değerleri, burada nasıl yaşayacağı meselesi olmuyor, daha çok, işte, güncel politika üzerinden bir tartışma yürütülüyor. Ana dilde eğitimi olmayan, düzenlemeyen bir yasanın Türkiye’ye bir faydası yok. Gelin, baştan bu yasayı geri çekin çünkü buradan sorunları çözemeyeceğiz.

Bu ülkenin temel sorunlarından birisi olan çatışmalı sürecin ortadan kalkmasının temel şeyi de, barış meselesi de bununla bağlantılıdır. Eğer siz birlikte yaşadığınız halkın ana dilinde eğitim yapmasına bile tahammül edemiyorsanız nasıl birlikte bir gelecek kuracağız? Bunları düşünmeden bir eğitim sistemi yapmak mümkün değil. Kaldı ki burada yaptığımız konuşmalar sadece kamuoyuna bir şey oluyor. Biraz önce Sayın Binnaz Toprak söyledi, bir tiyatro meydanınızdayız çünkü AKP Hükûmeti el kaldır, indir… Hatta izliyorum, bazı milletvekilleriniz iki elini kaldırıyor, dün bir sayın bakan da iki elini kaldırıyordu, herhâlde zafer edasıyla… Burada bir zafer falan meselesi yok, burada bir hezimet var yani halkının, emekçilerinin, muhalefetin sesini dinlemeden “nasıl bastırabiliriz” meselesi üzerinden bir yaklaşım. Bu kabul edilebilir mi? Neden korkuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz?

Biraz önce milletvekillerimiz söyledi, yanı başımızda, Kızılay’da emekçileri, öğretmenleri, gazla, copla yaralıyorsunuz. Bir öğretmen arkadaşımız şu an hastanede. Bundan çok mu memnunsunuz?

Bakın, yarın 30 Mart, Kızıldere katliamının yıl dönümü. Otuz yıl önce de bu sistem farklı düşünenleri, bu ülkede demokrasiden, devrimden, sosyalizmden bahsedenleri yok etmek istedi. Sadece 30 Mart 1972’de değil, aslında, Dersim’de, Zilan’da, Sivas’ta, Madımak’ta, biz her yerde gördük bunu. Ama bu zihniyet başarılı olamadı, yok edemezsiniz. Şimdi, bugün oradakiler direniyor. Şimdi, Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Kürkcü, bugün, burada, bu kürsüde konuşuyor.

Siz gelişecek olan mücadelenin önünde engel olamazsınız, bu mümkün değil. Tek sizden ibaret değil bu dünya. Dolayısıyla, bunun karşısında yapmanız gereken şey, farklılıkları dinlemek. En farklı olduğunuzu söylüyorsunuz, en farklı açılımlar yapıyorsunuz. Açılımlar yaptığınız yerde yani nasıl bir politika yürüttüğünüzü en iyi biz biliyoruz. Şimdi, bunu kabul etmeden burada yapacağınız bir değişikliğin hiçbir anlamı yok sayın milletvekilleri. Biz biliyoruz ki 4+4+4 bu ülkenin gündemlerini kapatmak için kurulmuş, bizi de burada oyalayan, bu tiyatroya alet eden bir yaklaşımdan başka bir şey değildir yani. Gerçekten eğitim sistemini değiştiriyor olsaydık, köklü olarak bu ülkenin eğitim sisteminde yaşanan sorunları, üniversitelerdeki ırkçı, faşist saldırıları, üniversite yönetimlerinin daha, öğrenciler bir eyleme katıldılar diye, basın açıklamasına katıldılar diye, mahkemelerde bir sonuç almadan kendilerinin hemen karar verip okuldan atılmasını tartışabilirdik. İlkokullardaki milliyetçiliği, ırkçılığı tartışabilirdik. Kürt çocukları ile Türk çocuklarının artık bir arada nasıl duygu kırılması yaşadığını, bir arada yaşayamaz hâle geldiğini, özellikle batıda, İstanbul’da, Edirne’de, Trakya’da, onları konuşup buradan bu konu üzerinde nasıl çözüm bulacağımızı tartışabilirdik. Ama yok burada sadece “Eğitimi böleceğiz, bunun üzerinde istediğimizi yapacağız ve bu sistemle de biz dedik oldu, olacak… “ Dolayısıyla bunun hiç kimseye hayrı yok, yani AKP’ye de hayrı yok. Bugün AKP kendi hayrına kullanabilir bunu ama hiç kimseye hayrı yok diyorum, önergemizi desteklemenizi istiyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tuncel.

Sayın Tuncel, sayın bakanların iki elini kaldırmasıyla ilgili açıklama yapmak istiyorum. Sebebi; Anayasa’nın 96’ncı maddesinin ikinci fıkrası: “Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir.”

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

Madde 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yirmi ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde onundan az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tama iblağ olunur."

                                                            Muharrem Varlı (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Adana Milletvekili Muharrem Varlı.

Buyurun Sayın Varlı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanunla yeni bir eğitim sistemi getiriliyor. Hükûmetiniz döneminde o kadar çok değişikliğe uğradı ki eğitim sistemi hangisini aklımızda tutacağız, öğrencileri hangisine göre yetiştireceğiz, öğrencileri, çocuklarımızı neye göre yetiştireceğiz, şaşırdık doğrusu. Eğitimin bu kadar çok problemi varken, bu kadar çok sıkıntısı varken siz, her bakan döneminde yeni bir sistem uygulamaya başladınız ve bu sistemi uygularken de demokrasinin gereği olan uzlaşma kültüründen uzak, “Ben bilirim, ben yaptım oldu.” tavrıyla bir kanun teklifi getiriyorsunuz ve burada parmak çoğunluğuyla bu kanun teklifini yasalaştırıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, demokrasinin gereği uzlaşmaktır. Komisyonda 7’nci maddeden sonra ne yazık ki ne önergeleri ne de söz almak isteyen, konuşmak isteyen arkadaşlarımızı dinlediniz, önergelerin hiçbirisi görüşülmedi. Bu teklifte bizim vermiş olduğumuz önerge, sizin vermiş olduğunuz önergeden çok daha kapsamlı olmasına rağmen, işte, okullarda Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) hayatının anlatılması, hadislerinin anlatılması, okutulması, yine Kur'an-ı Kerim’le alakalı derslerin verilmesi, imam-hatiplerin orta kısımlarının açılmasıyla alakalı bizim önergemizi reddettiniz ama kendiniz buna benzer, buna yakın, hatta bizimkinden daha dar kapsamlı bir önergeyi burada kabul ettiniz, biz de size destek verdik. Bu, demokrasinin gereği değildir arkadaşlar. Demokraside önemli olan uzlaşmaktır. Eğer uzlaşarak bir şeyi başarabiliyorsanız bu en doğrusudur. Yani Türkiye’de her şeyi tekeliniz altına aldınız, özerkleştirilen kurumları yasa değişikliğiyle özerklikten çıkarttınız, tekeliniz altına aldınız, yargıyı tekeliniz altına aldınız, basını, medyayı tekeliniz altına aldınız. Şimdi din eğitimini de mi tekeliniz altına almak istiyorsunuz? Yani burada neden bizim verdiğimiz önergeyi reddettiniz de siz, kendinize göre yeniden bir önerge düzenleyip burada onu kabul ettirmek zorunda bıraktınız?

Şimdi, değerli arkadaşlar, demokraside birçok şey vardır ki insanlar uzlaşarak, anlaşarak bunu başarmak mecburiyetindedir. Mesela eğitim ülkenin en önemli meselesidir. Eğitim konusunda eğer siz, sizinle aynı şeyleri düşünen, aynı konuları paylaşanlarla bile uzlaşamıyorsanız hangi konuda uzlaşacağız sizinle? Hangi konuları beraber çözeceğiz burada? “Ben yaparım, olur.”, “Ben derim, olur.”, “Benim parmak çokluğum var, olur.” Bu demokrasi demek değildir değerli arkadaşlarım. İşte, bugün ne yazık ki burada sizin yaptığınız bundan farklı bir şey değildir. Onun için bunu da esefle karşıladığımı belirtmek istiyorum.

Yine, gelin, öğretmenlerin maaşlarıyla alakalı bir sürü problemi var, bunları hep beraber çözelim.

Yine, öğretmenlerin sendikal haklarıyla ilgili bir sürü problemi var, sendikaların bir sürü problemi var, sıkıntıları var. Baskıyla, yıldırmayla sendikaları âdeta çalışamaz hâle getirdiniz. Orada bir başka sendika eğer sizin görüşünüzde değilse, sizin dışınızda bir sendikaysa -oradaki üyelere şeflik, müdürlük- oradaki müdürlerin baskısıyla oradaki diğer sendikaların üyelerini yıldırıp istifa ettirip kendi sendikalarınıza, yandaş sendikalarınıza kaydettirerek sendikacılığı da işlemez hâle getirdiniz.

Demokrasi kültürü bu değildir, demokrasi kültürü hazmetmektir, demokrasi kültürü kabullenebilmektir. Ne yazık ki sizde müthiş bir hazımsızlık var ve kabul etmeme var arkadaşlar. Lütfen bu huyunuzdan vazgeçin, ülkenin önemli meselelerinde, hepimizi ilgilendiren meselelerde hep beraber ortak kararlar alalım ve bu ülkeye hep birlikte doğru hizmetleri yapmış olalım.

Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Varlı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                        Ahmet Toptaş (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

MADDE 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde onundan fazla” ibaresi “yüzde yirmisinden fazla” olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Toptaş, Afyonkarahisar Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Toptaş.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 199 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu teklifin Anayasa’ya, İç Tüzük’e, Parlamento geleneklerine uymayan yöntemlerle yüce Meclisin Genel Kuruluna getirilmiş olmasını üzüntüyle karşıladığımı belirtmek isterim. Bu teklif mutlak butlanla malul bir tekliftir, aslında görüşülmesi bu Meclis açısından hiç de hoş olmamıştır.

İktidar partisi grup başkan vekili arkadaşlarımın getirdiği teklifle hangi sorunu çözüyoruz? Bu teklifle getirilen eğitimdeki düzenlemelerle özgür insan mı yetiştireceğiz, sorgulayan insan mı yetiştireceğiz, demokrasiyi içselleştirmiş insan mı yetiştireceğiz? Bu teklif öğretmenlerimizin sorununu çözüyor mu, öğretmenlerimizin özlük sorunlarını çözüyor mu? Bu teklif öğretmenlerimizin örgütlenme sorunlarını çözüyor mu? Bu teklif hiçbir sorunu çözmüyor. Bu teklif neyi çözüyor? Bu teklif, dokuz yaşındaki çocuklarımızı kız-erkek çocuklar diye okullarda ayrı sınıflarda okutmayı getiriyor, ayrı okul alanlarında oynamalarını getiriyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hani nerede?

AHMET TOPTAŞ (Devamla) - Göreceğiz, bunu yaşayacağız birlikte.

Bu teklif neyi getiriyor? Bu teklif 100 milyar liraya varan bir rant paylaşımını getiriyor, bunun dışında hiçbir şey getirmiyor.

Değerli arkadaşlar, Anayasa’dan bile önemli saydığımız eğitim yasalarının teklif olarak getirilmesinin yakışıksız olduğunu defalarca anlattık. Bu sorunun ülkemizin otuz, kırk yılında uygulanacağını ve bu otuz, kırk yıl içerisinde yetişecek çocuklarımızı, ülkemizin geleceğini düzenleyeceğini, ya çocuklarımızın geleceğini karartacağını ya ülkemizin yararına olacağını ya da ülkemize hiçbir yararı olmayacağını söyledik, inandıramadık, devam ettiniz. Mecliste uyguladığınız zorbalıkla ve baskıyla bu yasayı çıkarmaya çalışıyorsunuz. Aynı zorbalığı alanlarda uyguluyorsunuz.

Şimdi 28 Şubatın arkasına sığınmışsınız, çıkıyorsunuz, diyorsunuz ki “Tankların gölgesinde yapılan, çıkarılan sekiz yıllık kesintisiz eğitimi biz halkın iradesiyle 4+4+4 olarak getiriyoruz.” Siz “Tankların gölgesinde gelen teklif.” dediğiniz teklife karşı direnen eğitimcileri, velileri bu teklifin daha demokratikleştirilmesi, daha çağdaşlaştırılması için taleplerini dile getirmek isteyenleri 200 metre ileride, Kızılay’da kan revan içinde, polis copuyla, gazla, bombayla, biber gazıyla boğuyorsunuz, 28 Şubatçılardan bir farkınız olmadığını gösteriyorsunuz. Hani ileri demokrasiydiniz? Orada bir faşizm vardı, sizin ileri demokrasinizin 28 Şubatın faşizminden bir farkı var mı?

Değerli arkadaşlar, siz alkışlarla zafer ilan ediyorsunuz, “Devrimi devirdik.” diye alkışlıyorsunuz, bir zafer kazanmış gibi göstermeye çalışıyorsunuz kendinizi. Devrimi deviremeyeceksiniz. Biz, 12 Martların işkencelerinden geldik, 12 Eylüllerin işkencelerini çektik. Siz o zaman kuzu kuzu oturuyordunuz ya da daha çocuktu çoğunuz. O darbelere biz direndik, o darbelerin çıkardığı yasalara karşı biz direndik, o darbelere karşı demokrasi talebini meydanlarda biz dile getirdik, o darbelere karşı biz mücadele ettik. Şimdi, sizin polisinizin copu, bombası, biber gazı yıldıracak mı sanıyorsunuz, o alkışlarla başarıya ulaştığınızı mı sanıyorsunuz?

Cumhuriyetin temellerini kimseye kazıtmayacağız. Değerli arkadaşlar, bunu bilin, tarihe not olsun diye kaydediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Siz kazımayın yeter!

AHMET TOPTAŞ (Devamla) – Cumhuriyetin kazanımlarını, Mustafa Kemal’in aydınlanma devriminin izlerini silemeyeceksiniz. O gün 12 Martta nasıl direndiysek, 12 Eylülde nasıl direndiysek 11 Mart darbenize böyle direneceğiz. İnanın, bu memlekette, bu ülkede demokrasiyi, bu ülkede çağdaş düşünceyi, bu ülkede Mustafa Kemal’in aydınlık dönemini, aydınlık devriminin kazanımlarını savunacak insanlar var.

Siz, halkı bir zaman kandırabilirsiniz ama hiçbir zaman bütün halkı kandırmak mümkün değildir. “Biz, yüzde 50 oyla iktidara geldik istediğimizi yaparız.” diyorsunuz. Kenan Evren de “Yüzde 92,5’la iktidara geldim.” diyordu, şimdi, kendi çıkardığı yasalarla yargılanıyor. Size Kenan Evren’in durumunu örnek olarak vermek isterim. Allah başınıza getirmesin.

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi oradan ya!

AHMET TOPTAŞ (Devamla) – Hepimizin kafasına, beynine ve kalbine demokrasi ihsan eylesin diye söylüyorum.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Toptaş.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hiçbir sayın milletvekilinin cumhuriyetin kazanımlarıyla ilgili hiçbir probleminin olmadığı kanaatindeyim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) - Bravo Sayın Başkan, bravo!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…  Kabul edenler…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sen bunu önerge konuşulurken söyleyecektin.

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Böyle ortalığı düzeltmeye kalkarak kurtaramazsınız.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler…

Madde kabul edilmiştir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Siz bu önerge verilirken söyleyecektiniz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’e göre tarafsız davranmanız gerekirken Meclisin içindeki tartışmalara katılmakla tarafsızlığınızı yitiriyorsunuz siz.

BAŞKAN - 13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 13. Maddesinde geçen “ilköğretim ve ortaöğretim” ibaresinin “zorunlu ilköğretim ve ortaöğretim” şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

                Seyfettin Yılmaz                                      Alim Işık                                        Mehmet Günal

                       Adana                                               Kütahya                                              Antalya

                   Zühal Topcu                                        Celal Adan                                       Bahattin Şeker

                       Ankara                                              İstanbul                                              Bilecik

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 13. Maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Aytuğ Atıcı                                   Dr. Candan Yüceer                                Haluk Eyidoğan

                       Mersin                                              Tekirdağ                                             İstanbul

                                             Vahap Seçer                                       Hülya Güven

                                                 Mersin                                                İzmir

 

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 13’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                   Mülkiye Birtane                                    Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                  Kars                                                 Şırnak

                Nursel Aydoğan                                      Adil Kurt                                       Ertuğrul Kürkcü

                    Diyarbakır                                            Hakkâri                                              Mersin

                                                                             Altan Tan

                                                                             Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Pervin Buldan, Iğdır Milletvekili.

Buyurun Sayın Buldan. (BDP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, son iki önergenin aynı mahiyette olduğunu belirtiyorum, aynı şekilde işleme alacağım.

Buyurun Sayın Buldan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 199 sıra sayılı tartışmalı kanun teklifinin tartışmalı maddelerini konuşuyoruz burada. Çocuklarımızın, yavrularımızın geleceğini, aydınlık yarınlarını karartmaya hiç kimsenin hakkı olmadığını buradan ifade etmek istiyorum, ama AKP Hükûmetinin yaptığı tek şey, işçinin, emekçinin, kadının, gencin, çocukların hayatını karartmak olmuştur. Bu kanunla çocuklarımızın geleceğiyle oynuyorsunuz sayın milletvekilleri, ama siz, bu ülkede çocuk yaşta toprağın altına girenleri de çok iyi bilirsiniz. Devlet ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren çocuklar. Bu ülkede eğitimden ve eğitimin niteliğinden bahsederken ilk bakılması gereken gösterge, o ülkede insan yaşamına ne kadar önem verildiğidir. Yaşam hakkı kutsaldır değerli vekiller ve hiçbir gerekçeyle devlet dâhil hiçbir güç tarafından müdahale edilemez. Hele bir ülkede, devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu suç ehliyeti olmayan çocukların yaşam hakkına müdahale ediliyorsa o ülkede eğitimde yapılmak istenen her türlü değişiklik anlamsızlaşmaktadır.

Tarih 27 Aralık 2011, yer Şırnak Uludere Roboski.  Bu köyün yakınlarında, İsrail yapımı Heronlardan edinilen istihbaratla F-16'lar, aralarında çocukların da bulunduğu 34 sivil yurttaşımızı bombalayarak katletti. 34 sivil yurttaşın 19'u çocuktu. Özcan Uysal on sekiz yaşındaydı, Mehmet Encü on beş yaşında,  Şervan Encü on altı yaşında, Cemal Encü on altı yaşında, Şıvan Encü on dört yaşında, Bilal Encü on beş yaşında, Mahsum Encü on altı yaşında, Salih Encü on yedi yaşında, Adem And on beş yaşında,  Çetin Encü on iki yaşında, Berdan Encü on iki yaşında,  Aslan Encü on beş yaşında, Cihan Encü on altı yaşında. Katledilen çocuklardan 4’ü ilkokul çağındaydı.

Devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren yalnızca Uludere'de katledilen çocuklar değildi sayın vekiller. Son altı yıl içerisinde  59 çocuk, devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Evet, bunlardan Uğur Kaymaz on iki yaşında Mardin’de katledilmişti. Şilan Demir altı yaşında Diyarbakır’da katledildi. Abdullah Duran dokuz yaşında yine Diyarbakır’da, Ceylan Önkol on iki yaşında Lice’de katledildiler.

Bu çocuklar okula gidemediler ve bu çocuklar bu dünyada sizlere bir şey yapamadılar ama şundan emin olun sayın vekiller, bu çocukların öbür dünyada iki eli hepinizin yakasında olacak.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki diğer önergeyle ilgili söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Tüm özgür iradeli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Ooo” sesleri)

Ben, özgür iradeli milletvekillerine selam verdim. Siz değilseniz size selamım yoktur.

Sayın milletvekilleri, önergemizde ne diyoruz? “13’üncü maddeyi metinden çıkarın.” diyoruz. Ne diyor 13’üncü madde? “… ‘sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim’ ibaresi ‘ilköğretim ve ortaöğretim’ şeklinde değiştirilmiş ve maddede yer alan ‘sekiz yıllık kesintisiz’ ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.” diyor.

Şimdi hatırlayın Komisyonda o bir dönemki insani boyutunun hâlâ yüksek olduğu dönemleri, o zaman konuşabiliyorduk. Size dedik ki teklifin ilk hâlinde, alt komisyona gitmedenki ilk hâlinde ne vardı?  İkinci 4 yılda açık öğretim vardı. Gittik alt komisyona, geldi, kaldırdık. İkinci 4 yılda meslek okulları vardı, gitti geldi, kaldırdık. Dedim ki size, yahu, her şey bitti, niye hâlâ bölmek istiyorsunuz, artık bölmenin bir dayanağı kalmadı, niye bölüyorsunuz? Dediniz ki: “Seçmeli ders koyacağız.” “Yahu, başımız üstüne, koyun, bölmeden koyun.” dedik, cevap vermediniz, veremediniz ama bugün gerçek yüzünüz ortaya çıktı. O günlerde de bu soruların cevaplarını biliyordunuz, sustunuz, sinsi davrandınız.

Ne istiyorsunuz, yiğitçe söylemeniz lazım. Yiğitçe söyleyin, yaptığınız bu manevralarla cemaat okullarını bitirmek mi istiyorsunuz? Çıkın söyleyin, “Biz, cemaat okullarını bitirmek için bütün dinî manevraları kullanıyoruz.” deyin. Ne istiyorsunuz, çıkın açıkça söyleyin, yiğitçe söyleyin eğer varsa yiğitliğiniz. Çıkın “5’inci sınıfa başlayan, ergenliğe yeni adım atan kızlara başörtüsünü serbest bırakacağız.” deyin, çıkın söyleyin yiğitçe, erkekçe, hanımefendice söyleyin, niye söyleyemiyorsunuz, çıkın söyleyin. Sinsi sinsi davranıp, arkasından lafı geveleyip, daha sonra üç beş tane önergeyle bunu el altından götürmeye çalışmayın. 

Bakın, işin esası şudur: Siz, bu teklif ile aslında üç şey yapıyorsunuz sayın milletvekilleri. Bir, kutsal dinimizi siyasete alet ediyorsunuz. Cümle âlem bugün gördü. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Estağfurullah ya!

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Cümle âlem gördü. İki, eğitimi de siyasete yem ediyorsunuz. Üç, çocuklarımızın üzerinden malı götürüyorsunuz.

Şimdi dini siyasete alet ettiğiniz için bunun hesabını Allah sizden soracak, onu biz soramayız. İki ve üçü yaptığınız için yani eğitimi siyasete yem ettiğiniz için ve çocuklar üzerinden malı götürdüğünüz için bunun hesabını sizden Cumhuriyet Halk Partisi soracak. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu da bir kenara yazın.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Halk soruyor, halk.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisi halkın eliyle soracak hiç merak etmeyin, halkın eliyle soracak.

Bakın malı nasıl götürüyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ne oldu? Dokundu değil mi? Malı götürüyorsunuz deyince dokundu. Nasıl malı götürüyorsunuz bakın: Komisyonda size dedik ki “Kardeşim, bu eğitim işine niye tablet ihalesini bulaştırdınız?” Bir Allah kulu çıkıp cevap verdi mi? Çıkın cevap verin, daha kürsü, sizi bekliyor. “Eğitimde ne işi var, malı buradan götürüyorsunuz.” dedik. Bir Allah kulu çıkıp da bize cevap veremedi. Bakın, malı ikinci şekilde nasıl götürüyorsunuz: Bakın, iki kademeye ayırdığınız okullarda altmış beş bin yeni dersliğe ihtiyacınız var. TOKİ’nin hesaplarına baktığınız zaman 20 milyar Türk lirası para gerekiyor. Nasıl, iyi para değil mi? Kışkırtıcı değil mi?

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) - Onu biz yaparız. Sizin aklınız ermez.

AYTUĞ ATICI (Devamla) - Tabii siz yapacaksınız Sayın Vekilim. Tabii götüreceksiniz, helal olsun ama çok daha vahim bir şey var. Para gider gelir. Ne olur? Yersiniz, tekrar kazanır bu memleket ama hepsinden daha vahim olmak üzere bütün bu pislikleri Kur’an-ı Kerim’le örtmeye çalıştınız, Kur’an-ı Kerim’le bu pislikleri örtmeye çalıştınız, bunun hesabını da yine halkımız sizden soracak. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, para yok diye hiç üzülmeyin, yap-işlet-devret modeliniz var; özel okulları, efendim, eğitimi satın almak yoluyla yap-işlet-devretle yapabilirsiniz, akıl veriyoruz. Daha da olmadı KDV’yi de çıkarırsınız, oradan da bir rant elde edersiniz. İşte sizin gerçek yüzünüz bu, sizin gerçek niyetiniz bu, dinle imanla uzaktan yakından hiçbir alakanız yok, hiçbir alakanız yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben yine özgür iradeli milletvekillerini saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biraz önce konuşmacı, aklının fikrinin her yerinde yer etmiş olan bir düşünceyi, kanaati, hakareti grubumuza yöneltti.

BAŞKAN – Ne söyledi de hakaret etti?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, o kadar çok hakaret etti ki… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kusura kalmayın, ben size sormadım, Sayın Canikli’ye sordum, cevap vermek durumunda.

Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Malı götürmekten başka hiçbir düşüncesi olmayan, her yere, her şeye o gözle bakan… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Canikli, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Şu tablet bilgisayar alımı Kamu İhale Kanunu dışına niye çıkartılıyor? Bunu bir anlatın.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Anlatacağız, anlatacağız, acele etmeyin, hepsini anlatacağız.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kaç paralık mama var orada, onu anlatın.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Tabii, hizmet nasıl yapılır, hizmet nasıl yerine getirilir, sonuçlandırılır…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hangi hizmetten yüzde kaç alınır?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …buradan nasibini almamış, hayatında hiç buna kafa yormamış, böyle bir husus için de millet tarafından kendisine görev verilmemiş bir kadro için başka bir şekilde düşünmek, başka bir şekilde algılamak zaten şaşılacak bir iş olur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen Giresunspor’u anlat biraz da, Giresunspor’u…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın arkadaşlar, şimdi, bazı arkadaşların -kusura bakmasınlar- akılları, fikirleri, her şeye götürme olarak bakıyorlar, her şeye suistimal gözüyle bakıyorlar.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Geç onu, geç…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ya, sizin başka bir şeye aklınız çalışmaz mı?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kamu İhale Kanunu’nun içine alalım, ya niye dışarı çıkarıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Siz başka bir şey düşünmez misiniz? Sizin hayatınızda sadece götürmek, suistimal mi var? Başka bir şeye kafanız çalışmıyor mu? Kusura bakmayın ama bunları söylemek zorundayız. Hiçbir belgesi yok elinde, hiç somut olarak herhangi bir elinde delili yok ama çıkıyor burada, saçma sapan konuşuyor. Kusura bakmayın, varsa deliliniz, belgeniz söyleyin. (CHP sıralarından “Var, var.” sesleri, gürültüler) Yani, demek ki siz, her hizmete, her ihaleye, her alışverişe, devletin her icraatına, devletin her para harcamasına suistimal gözüyle bakıyorsunuz…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, arkanızda bulunan Bakana belgeyi sorar mısınız.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …acaba bunu nasıl iç edebiliriz gözüyle bakıyorsunuz, bunu nasıl götürebiliriz gözüyle bakıyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kalkınma Bakanına belgeyi sorar mısınız, iki gün önceki gazetede manşetteydi.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Eğer öyle olmasa, bunların gerçekten hizmet amacıyla, sonuçlandırmak amacıyla, bir problemi çözmek amacıyla yapıldığını ve onun için getirildiğini görürsünüz. Lütfen aklınızı temizleyin, beyninizi temizleyin, lütfen… Böyle bir şey yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakana sorun, Kalkınma Bakanına sorun bunu.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – En ufak bir belgeniz, bilginiz var mı? Sadece iftira atıyorsunuz, sadece hakaret ediyorsunuz ve sadece müfterisiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sensin müfteri!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, Sayın Canikli “Beyninizi temizleyin.” dedi. Bizim beynimiz de, yüreğimiz de, vicdanımız da temiz.

Bakın, cümlem net, anlamadıysa bir daha söyleyeyim: “Bu kanunun içinde Kur’an da var, haram da var. Kur’an’a haram karıştırdınız.” diyoruz, bu kadar net.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Nerede, nerede?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Gel, çık, cevap ver. Kamu İhale Kanunu’nun niye dışına çıkarıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Zamanı gelince açıklayacağız, cevap vereceğiz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Niye, neden? Açıkla bunu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Söyleyeceğiz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Kur’an’a haram karıştırıyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Söyleyeceğiz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bu noktaya kadar söylemedin, şimdi mi söyleyeceksin!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Madde gelsin söyleyeceğiz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkanım, Sayın Grup Başkan Vekili ben “Malı götürüyorsunuz.” dediğim için sizden sataşma nedeniyle söz istedi. Çıktı, aynı lafları bize söyledi, beni kastederek “Başka bir şeye kafanız çalışmıyor mu? Nasıl götürürüz diye bakıyorsunuz. Beyninizi temizleyin.” dedi.

BAŞKAN – Grup adına Sayın İnce cevapladı zaten, gereken açıklamayı yaptı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Efendim, grupla alakası yok.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Atıcı’nın şahsına söyledi.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – “İçinizden bazıları” diyerek benim yaptığım konuşmaya cevaben söyledi.

BAŞKAN – Hayır, lütfen… Sayın Vekilim ama grup adına Sayın İnce açıklamayı yaptı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkanım, Sayın İnce grubumuz adına açıklamayı yaptı ama benim şahsıma yöneltilen konuya…

BAŞKAN – Hayır, şahsınıza değil, grup adına söyledi, dinledik sözleri. Grup adına da Sayın İnce açıklamayı yaptı.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hayır efendim, şahsına söyledi.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hayır, lütfen… Yani, benim ona söylediğimin aynısını bana söyledi, ona izin verdiniz, bana da vereceksiniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

 

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Allah aşkına, buraya çıktığınız zaman, koskoca Grup Başkan Vekilisiniz, size dedim ki…

BAŞKAN – Lütfen, yeni sataşmaya mahal vermeyelim.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bakın, bir şey yönelttim, dedim ki: “Çıkın, şu tablet işini açıklayın. Bir Allah kulu açıklamadı.” dedim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Madde gelince açıklayacağız, madde gelince konuşacağız, madde gelsin.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Çıkıp açıklayacağınıza bana buradan “Yok efendim, götürüyor…”

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Madde gelsin…

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Yahu! Bu götürmek değil de nedir Sayın Canikli?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Var mı elinde belge? Elinde belge var mı, neye dayanarak söylüyorsun?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bu götürmek değil de nedir? Niye çıkıp burada açıklamadın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Neye dayanarak söylüyorsun; var mı bir belgen, bir bilgin?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, burada, millî eğitimimizi…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kim neyi götürmüş? Ayıp ya, ayıp!

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Ayıp mı?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayıp tabii. Kim, nerede götürmüş söyleyin, isim verin. Kim neyi götürmüş?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bu tablet ihalesi nedir Sayın Canikli?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kim, neyi götürmüş ya?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bu tablet ihalesini niye çıkardınız?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Elinde belge, bilgi var mı, söyle; kim götürmüş, söyle.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – İşte, sen kendi elinle kanuna yazdın, sen kanunu teklif edenlerden birisisin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bomboş konuşuyorsun.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bunları, tabletleri sen çıkardın, ihalenin dışına sen çıkardın. Bunu yazan da sensin, teklif eden de sensin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bilgin, belgen var mı? Neye dayanarak söylüyorsun?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Hadi, “Ben teklif etmedim.” de. Sen kendi imzanla bunu teklif ettin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Neye dayanarak söylüyorsun? Bir iddiada bulun da biz de cevap verelim.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Senin yazdığın kanun teklifine dayanarak söylüyorum Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – “Şu kişi götürmüş.” de, söyle.

MUHARREM İNCE (Yalova) – İhale Kanunu’nun içine alalım o zaman. Niye korkuyorsunuz? Hadi bir önerge verelim.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Sen kendi imzana sahip çık, sen kendi imzana sahip çık önce, önce kendi yaptığına bir bak.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben sahip çıkıyorum, sen ne konuştuğunun farkına var, sen ne konuştuğunu bil.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Bu kanunu sen teklif ettin, “Bu tabletleri ihale dışı bırakacağım.” dedin. Din, iman, Kur'an, kitap hepsi bahane, sizin bir tek isteğiniz var; “Malı nasıl götürürüm?”, başka hiç bir şey değil. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından “Hadi oradan be!” sesleri)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan çıksın açıklasın. Telekom’a ihalesiz para ödendi mi, ödenmedi mi?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu ihalede Canikli’nin de payı var mıdır, yok mudur, onu öğrenmek istiyorum. Yani Canikli’nin müşavirlik yaptığı şirketler de bu ihaleye giriyor mu, girmiyor mu, onu açıkla Canikli.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumlan Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 13. Maddesinde geçen "ilköğretim ve ortaöğretim" ibaresinin "zorunlu ilköğretim ve ortaöğretim" şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

Seyfettin Yılmaz (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Seyfettin Yılmaz, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir eğitim sisteminin yapısına müdahale toplumun geleceğini şekillendirmeye yöneliktir. Her dönemle birlikte sistemin yeniden kurulmak istenmesi milletin sürekliliği açısından tehlikelidir. Toplumlar geçicilikleri üzerinden değil süreklilikleri üzerinden geleceğe tutunurlar. Tarihi olmayan kurumlar tarih olmaya mahkûmdur. Türk milleti her hükûmet ya da bakana göre bir kimlik,  bir eğitim, bir tarih, bir inanç ya da bir değerler sistemi edinmeye zorlanması gibi tavırla karşı karşıya kalıyor. Hükûmetler gelir hükûmetler gider, eğitim sistemleri eskir, değerler değişir, teknolojiler yenilenir, güncel eğilimler gelir geçer fakat kimlik ve idealler bir kılavuz ve esin kaynağı olarak kalmaya devam eder. Sürekli değiştirilen, kaldırılan, yenilenen ya da ekseni kayan bir eğitim sistemiyle kimlik ve şahsiyet sahibi nesiller yetiştirilemez. Manevi, millî, insani ve moral değeri olmayan bir eğitim sistemi, hangi yapı ve aracı kullanırsa kullansın, toplumsal ihtiyaçların değil nefsinin ihtiyaçlarının peşinde koşan bencil insanı yetiştirir. Eğitim, toplumun geleceği bakımından hayati bir konudur ve asla hırsların, tutkuların, saplantıların ve intikam duygularının aracı olarak kullanılamaz. İnsanı nesne yerine koyan, eğitimi rant aracı olarak gören, eğitimi rövanş almanın aracına indirgeyen her anlayış, yalnız sakat değil aynı zamanda tehlikelidir de.

Her şeyi herkesten çok iyi bilen Sayın Başbakan emretti ve bu yasa tasarısı AKP Grubu tarafından uygulamaya sokuluyor. Türkiye, yeni uygulamanın sebep olacağı sorunları ise yaşayarak öğrenecektir. Millî Eğitim Bakanının bile eğitimci olmadığı bir ülkede, eğitimle ilgili yasa tasarısının eğitimci olmayanlar tarafından hazırlanmasının sıradan bir iş olduğu düşünülebilir ama öyle değildir.

Sekiz yıllık zorunlu eğitimden on iki yıllık kesintili eğitime geçiş için düzenlenmiş çalıştaylar, paneller, konferanslar olmalıydı, onlar orta yerde yok. Konuyla ilgili akademik çevrelerin, eğitimle ilgili sivil toplum örgütlerinin çalışma ve düşünceleri de orta yerde yok. Eğitimde kökten değişiklik yapacak bu yasa tasarısı üzerinde konulmuş kitap, dergi, makale de orta yerde görünmüyor.

AKP’nin kâğıt üstüne yazılmış üç sayfalık bir gerekçeyle bir ülkenin eğitim sistemini kökten değiştirme talebi antidemokratik ve tepeden inmecidir. Daha açıkçası, bu tavır tam da 28 Şubatçılara özgüdür. İktidarın kudret elitleri, bu çok eleştirdikleri ve dönüştürmek istedikleri 28 Şubatçıların tavrını bizzat kendileri uygulamaya koymuşlardır.

Meselenin aşırı siyasallaşması, üstelik hınç ve intikam duygularıyla hareket edilmesi, millî eğitimde umut ettiğimiz değişim ve reform hamlelerinin yapılamayacağını göstermektedir. AKP’nin uzlaşmaz, bencil, diyaloğa ve iş birliğine kapalı siyaseti, eğitim hayatımızı yeni ve daha büyük sorunların ortasına sürükleyecektir.

Üzülerek ifade etmek isterim ki milyonlarca evladımız ve ailesi AKP’nin neden olduğu kavga ve gerginlik hâlinden dolayı bezgin ve kaygı içindedir. Başbakanın akşam yatıp sabah kalkmasıyla şekil bulan, “4+4+4” ifadesiyle somutlaştırdığı ve adına “eğitimde reform” denen teklifin her şeyden önce temelsiz bir içeriğe sahip olduğu meydandadır. İdeolojik endişeler, siyasi hesaplar eğitimdeki ihtiyaçların önüne geçmiş, çocuklarımızın ve gelecek nesillerin nasıl ve ne durumda olacakları esas olarak hiç gündeme getirilmemiştir.

Eğitim sistemiyle ilgili görüşlerin 28 Şubatla ilişkilendirilmesi ve imam-hatipler özelinde yürütülmesi, tabiatıyla AKP istismarının başka bir sonucudur. Parti olarak 28 Şubatın tarafgir ve dikte ettirici yaklaşımını ne kadar çirkin ve kabul edilemez buluyorsak AKP’nin de siyasi uygulamalarını aynı ölçü ve ayarda değerlendiriyoruz. AKP zihniyeti açıkça kendi 28 Şubatını oluşturmakta ve bunu da insafsızca sürdürmektedir. Dün demokrasinin kafasında tank geziyordu, bugün AKP’nin balyozu durmaktadır. İmam-hatipler dün hedefti, bugün de istismarın merkezindedir. İmam-hatiplerin varlığı memnuniyet vericidir. Genel Başkanımız net bir şekilde ifade ediyor: “Samimiyseniz, içtenseniz gelin imam-hatip liselerinin orta kısmını hep birlikte açalım, Kur'an-ı Kerim’i okullarda okutalım, yükseköğretimde kız öğrencilerin başörtüsünü çözelim.”

AHMET YENİ (Samsun) – Açtık, açtık.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet “Açtık” diye laf atıyorsunuz, ama bunlar getirdiğiniz kanun teklifinde yoktu.

AHMET YENİ (Samsun) – Vardı, siz anlayamadınız.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ne zaman Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkanı ve Milliyetçi Hareket Partisinin kadroları bunu gündeme getirdi, istismar edeceğiniz kesimlerin avantajları elinizden alındığı için dört elle sarılarak bu teklifi getirdiniz. Biz daha kapsamlısını getirmemize rağmen, buna ret verdiniz.

Şimdi, milletin beklentilerini Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman yapmaya hazırız, her zaman varız.

AHMET YENİ (Samsun) -  İktidardayken niye yapmadınız?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bu kadar ulvi işler yaparken, rant kokan tablet ihalesinin Kamu İhale Yasası’ndan çıkarılması helale haram karıştırmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Tek başına mı iktidardaydık Ahmet Yeni?

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - Bakın, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye lafını her zaman söylüyorsunuz ama Cenabı Allah…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) - …söylediklerini uygulamayan kullarından eylemesin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – On yıl oldu, on yıl. On yıl oldu, hâlâ çözmediniz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Böylece, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, 14 ila 27’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Ahmet Duran Bulut, Balıkesir Milletvekili.

Buyurun Sayın Bulut. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, ilgili yasanın ikinci bölümü üzerine konuşmak istiyorum, düşüncelerimi açıklıyorum.

Değerli milletvekilleri, tam yeterince hazırlanmadan, ilgili uzmanların görüşü alınmadan, birçoğunuzun bile Genel Kurulda öğrendiği, size dağıtılan kitapçıklarda öğrendiği bu yasa tasarısını değerlendirmeye başlarsak; bu zamana kadar yapılan değerlendirmelerde hiçe saydığınız, fikirlerine değer vermediğiniz muhalefetin bu yasa tasarısı içerisinde önemle üzerinde durduğu noktaları, böyle birkaç tanesini belirlerseniz, bu noktalarda uzlaşmaya, anlaşmaya gitmeden inatla, illa dediğim dedik noktasında, grup başkan vekillerinin önerisini Komisyondaki uzlaşma ortamını bile daha sonra Sayın Başbakanın direktifleriyle geri alıp, silerek okula başlama yaşını değiştirip, anlaşmazlığı körüklemeye çalışmanızla, eğitim gibi geleceğimizi ilgilendiren bir konuda, gençlerimizin geleceğini ciddi tehditlerle baş başa bırakmış oluyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de üstün zekâlı çocuk dediğimiz, sistemin bugüne kadar tespit edebildiği yaklaşık 400 bine yakın üstün zekâlı çocuk vardır. Bu çocukların sadece yüzde 10’u okullarda değil, bilim, sanat merkezi adı verilen ve Türkiye’de sayıları çok az bulunan yerlerde, okul dışlarında bilgileri, becerileri, yetenekleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Amerika, Rusya gibi büyük ülkelerde, güçlü ülkelerde, süper devletlerde üstün zekâlı çocukların tespiti, bunların değerlendirilmesi eğitimin en önemli unsurudur. Sistemimiz bunları yok saymakta. Özel eğitime muhtaç çocuklara devlet destek verirken gerçekten özel eğitime ve desteğe ihtiyacı olan bu çocuklara, bu sistem, getirilen tasarı hiçbir yer vermemektedir.

Okul öncesi eğitim zorunlu olması gerekirken bunu sistemin dışında bırakıp yine, 4+4+4 şeklinde, kim ortaya çıkarmış, neden 4, 4; neden farklı değil; hangi bilimsel veriler, bilgiler, bulgular size böyle bir tasarı, böyle bir sayı, böyle bir rakam, böyle bir süreç getirtmeye zorunlu kıldı bilemiyorum. Bildiğim bir büyüğüm, 60 ihtilalinden sonra, Millî Eğitim Bakanlığına gittiğinde, “Millî Eğitim Bakanlığında yabancı birilerini gördüm, sordum: ‘Bunlar kim?’ diye dediğimde, ‘Amerikalı uzmanlar.’ dediler bana. ‘Ne işi var bu Amerikalı uzmanların Millî Eğitim Bakanlığında?’ dediğimde, ‘Yeni eğitim sistemini oluşturuyorlar.’ diye ifade ettiler…”

Hükûmetimizin örnek aldığı, dünyada yüz yetmiş yedi ülkede okula başlama yaşı altı ve yedi yaş olmasına rağmen, örnek aldığı hangi ülke ise bunu beş yaşına indirgemektedir. Bütün bilimsel veriler bir çocuğun el kaslarının gelişimini yetmiş iki ay belirlemesine rağmen, inatla altmış ayda ısrar ediyorsunuz. Altmış aylık çocuklar, gelişmiş ülkelerde, çocukların sağlıklı beslenmelerinin sağlandığı, her çocuğun tek tek takip edilerek ekonomik seviyelerinin zaten kalkınmış olması sebebiyle bu çocukların zekâ gelişimlerinin, fiziki gelişimlerinin sağlandığı o ülkelerde uygulanması -oralarda- uygun olabilir ama Türkiye’de açlık sınırının altında yaşayan 20 milyon köylünün, 10 milyon emeklinin, 2 milyon memurun, sayıları 6 milyona yaklaşan işsizin bulunduğu bir ortamda çocuklarını geçindirmekte zorluk çeken bu ailelerin çocuklarını nasıl oyun çağında, beş yaşında eğitime alırsınız? Bu çocuklara ne verebilirsiniz bu okulda? Büyük çocuklarla aynı ortamda eğitime sokmaya çalıştığınız, eğitim vermeye çalıştığınız bu çocuklara hangi öğretmen, ne verebilecek? Yaşayarak göreceksiniz, belki burada olmayacaksınız o zaman ama dışarıda göreceksiniz. Bu yaptığınız, Türkiye’de, millî eğitimde Türk millî eğitimine bir kayıp nesil olarak geçecek, birkaç yıl sonra -on yılı bulmaz- yeniden bunu değiştirmeye çalışacaksınız. Aklın yolu bir. Daha önce uygulanan, Vehbi Dinçerler zamanında uygulanan bu sistemin ne kadar yanlış sonuçlar verdiğini bilmemize rağmen inatla döndük tekrar oraya. Kim dayatıyor bunu; anlamış değilim.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de hâlihazırda zaten eğitimin çok büyük eksikleri var. Biz “birleştirilmiş sınıf” dediğimiz yani şubelerin birleşmesi değil, 1’inci, 2’nci, 3’üncü sınıfların birleştiği, 1 öğretmenin bu sınıflara ders verdiği… Türkiye’deki okul sayısına baktığımızda, 10.413 derslik var, 8.437 okulda ikili eğitim yapıyoruz. Biz mevcudu götüremiyoruz, mevcudun üstüne sanki yeni, farklı bir şey ekliyormuşçasına yeni bir sistem getiriyorsunuz. Mevcudu düzeltmek değil, temelli kargaşaya sokmak için bunu yapıyorsunuz. Mevcut Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre 108 bin öğretmene ihtiyaç var sistemde. 63 bin ücretli öğretmenle, yani açlık sınırının altında para alan, ücret alan ama “öğretmenim” diye o okullara giden, ailesinden aldığı yardımlarla okula giden, neredeyse “eğitimin ırgatları” dediğimiz insanlarla, ucuz işçilikle eğitimi götürmeye çalışırken hangi planı, hangi programı, hangi metodu getirirseniz getirin bunun başarılı olması mümkün değildir.

Sayın Bakan yenilikçi, Bakanlıkta birtakım yenilikler yapıyor. Faydalı olan yönleri de var, yaptığı faydalı işler de var ama eğitimin hafızasını kaybediyoruz, dünden tecrübe almıyoruz ve bilinmez bir meçhule doğru geleceğimizi sürüklemeye çalışıyoruz. Bunun yanlışlığını ifade ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak her ortamda, komisyonlarda bu tasarıyı olgunlaştırmaya çalıştık, ana muhalefet partisi aynı duygularla olgunlaştırmaya çalıştı ama Hükûmet nasıl bir inat içerisindeyse muhalefetin hiçbir teklifini, tenkidini, eleştirisini dikkate almadan, inatla Genel Kurula getirdi. Buradan çıkacak. Evet, belki eğitime faydalı olacak birçok konunun içerisine eleştirileri dikkate almadan bu kanunun çıkmasıyla, sonunda yeniden düzeltilmesi, yeniden buraya getirilerek değiştirilmesi mecburiyeti olacak.

“Üniversite sınavlarını kaldıracağız.” diyor Başbakan. Tasarı getirmişsiniz, neden kaldırmıyorsunuz? Pazar günü çocuklarımız üniversite sınavına girecekler. Aileler, çocuklar büyük heyecan içerisinde. Buradan onlara başarılar diliyorum. Onlar işsizliklerini dört veya beş yıl ertelemek için üniversiteye giriyorlar. 300 bin öğretmenin iş beklediği gibi, bu çocuklarımız üniversiteye girecekler, bu sistemin içerisinde yine meçhule doğru gidecekler. Bir iş yapacaksak düzgün yapalım, tarihe burada not düşülüyor. 24’üncü Dönem milletvekilleri olarak, iktidarıyla, muhalefetiyle ortaklaşa bir şey çıkması gerekirken bunu siz zora soktunuz, bunu çıkmaza soktunuz iktidar milletvekilleri. Kendi iradenizle karar verdiğinize inanamıyorum.

Tasarının ülkemize hayırlar getirmesini yine diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.

Şimdi, söz sırası Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Adil Kurt’ta, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun Sayın Kurt.

BDP GRUBU ADINA ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi selamlıyorum.

Öncelikle ben sizlerle bazı veriler paylaşmak istiyorum, sonra bu verileri kendi cenahımdan değerlendirmeye çalışacağım.

8 milyonluk Azerbaycan’da bir kitabın basılış tirajı 100 bindir, 75 milyonluk Türkiye’de bir kitabın basılış tirajı 2 bin ile 4 bin arasındadır. 75 milyonluk Türkiye’de sadece 70 bin kişi sürekli düzenli kitap okuyucusudur. Bizdeki düzenli gazete okur sayısı oranı yüzde 22. Japonya’da bir yılda bir kişi 25 kitap okuyor, İsviçre’de 10 kitap okuyor, Fransa’da 7 kitap okuyor. 75 milyonluk Türkiye’de bir kişi yılda kaç kitap okuyor, onu da sizinle paylaşayım. Ortalama, on yılda 1 kitap okunuyor.

Verileri devam ettireceğim: Japonya’da halkın yüzde 14’ü düzenli kitap okuyucusu, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzde 12 düzenli kitap okuyucusu, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21 düzenli kitap okuyucusu, Türkiye’de on binde 1 düzenli kitap okuyucusu!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bir de Meclisi söyle istersen, milletvekillerini.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani kütüphaneden kitap alıyorlar mı, almıyorlar mı?

ADİL KURT (Devamla) – Şimdi, bu veriler sekiz ay öncesinin verileri yani güncel veriler aslında, Türkiye'nin güncel verileri.

Bu tasarıda -Millî Eğitim Bakanlığımızın bürokratları aslında bu verilerden haberdarlar. Hepimizin malumu bu veriler- sanırım şöyle bir kanıya vardılar: Nasılsa bizim ülkemizde kalem işe yaramıyor, nasılsa kalem, kullanılan bir aygıt olmaktan çıkmış, işimize yaramıyor, çocuklarımızın çantasında iyisi mi kalem olacağına başka şeyler koyalım çantaya. “Ne koyalım?” dediler, kalemin yerine tornavidayı koydular, penseyi koydular, levyeyi koyuyorlar. Bu tasarı kabul edildiği zaman, çocuklarımızın çantalarına kalem yerine bunları koymuş olacağız.

Bu veriler, aslında, Türkiye'de, Sayın Bakanın dediği gibi eğitim sisteminde bir düzeltmeye değil, köklü bir reforma ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor. Köklü bir reform gerekiyor ama köklü bir reform da getirilen bu kanun teklifiyle mümkün görünmüyor. Çünkü üç gündür üzerinde tartışıyoruz ve bu kanun teklifinin, maalesef, içeriğini, müfredat boyutunu zenginleştirmeye dönük fikir beyan etmek yerine, şeklî değişim üzerine burada alabildiğine tartışmalar götürülüyor, alabildiğine seçmene selam gönderilmeye çalışılıyor.

Eğer gerçekten, eğitim sistemimizin çağdaş, demokratik, laik bir eğitim sistemi olmasını arzuluyorsak, o zaman eğitim sistemimizdeki tekçi mantaliteyi bir tarafa bırakacağız, tekçiliği bir tarafa bırakacağız; eğitim sistemimizde asimilasyonu reddedeceğiz, asimilasyonun olmaması gerektiğini ifade edeceğiz; “Bunların olması gerekir.” diyeceğiz.

Eğitim sistemimizde, çocukları, öğrencileri bilgi deposu durumuna getirmek, ezberciliği dayatacak bir sistem olmaktan çıkarıp yol gösterici, eğitici yanlarının olması gerektiğini ya da bunun üzerinde durulması gerektiğini savunmak durumunda olmamız gerekiyor ama biz burada “Çocuklarımız zaten dünyayı algılayamıyorlar, onlar dünyadan bir şey anlamazlar, onlar yerine en iyisini de biz düşünürüz, onların ne olacaklarına da biz karar veririz.” mantığıyla hareket ederek onların iradesine de geleceğine de ipotek koyma arayışı içerisindeyiz.

Mesele 4+4+4 değildir. Bu sistemin getiriliş biçimi, tartışılış biçimi, kesinlikle Türkiye’de eğitim sisteminin sorunlarına çözüm bulma konusunda derman olmayacaktır, hiçbir şeye ilaç olmayacaktır.

Eğitim sisteminin gizemini, rakamları peş peşe dizmekte aramaktan vazgeçmek gerekir. Çözüm, eğitim sisteminde köklü zihniyet değişimine gitmektir. Bu zihniyet değişimini yakalamamız gerekiyor.

Türkiye’de, değerli milletvekili arkadaşlarım, asimilasyon politikaları üzerine bugüne kadar söylenmiş çok şey var, asimilasyon üzerine, asimilasyonun yarattığı mağduriyet üzerine söylenmiş çok şey var. Hepinizin çocukları var, çoğunuzun torunları da var. Bir Kürt olarak buradan sizlere şunu soruyorum: Eğer ki okullarda sizlerin çocuklarına her sabah şunu dedirtmiş olsaydık kabul eder miydiniz, “Varlığım Kürt varlığına armağan olsun.” dedirtmiş olsaydık gerçekten kabul eder miydiniz? Bu zulümden niye vazgeçilmiyor? Neden benim çocuğum, neden Kürt çocuğu her gün, her sabah bu zulme maruz kalsın, kendi varlığını sizin çocuklarınızın varlığına armağan etsin?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ayrımcılık yapıyorsun, ayrımcılık. Irkçılığı sen kendin yapıyorsun.

İSMAİL SAFİ (İstanbul) – O başka bir şey…

ADİL KURT (Devamla) – Ben Türk değilim efendim, ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Kürt’üm. Siz kendinizi öyle görebiliyorsanız o sizin sorununuz. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Kürt’üm. Böyle kabul etmek durumundasınız ve benim çocuğum senin çocuğuna varlığını armağan edemez. Bu zulmü benim çocuğuma yapamazsınız. Bu zulümdür, bu vicdansızlıktır. Bunun önüne geçmemiz gerekiyor.

Eğer gerçekten eğitim sisteminde bir reforma ihtiyaç duyuyorsanız, gerçekten bir daha yapboz tahtasına dönüştürülecek bir sistem kurgulamak istemiyorsanız bunu bu şekilde, özgürlükçü, demokratik bir mantaliteyle çözmemiz gerekirdi. Böyle oldubittiye getirmemek gerekirdi. Ne oluyor bunu bu şekilde tartışıyorsunuz, sorunu çözmüş mü oluyorsunuz? Hayır, çözmüş olmuyorsunuz.

Esasında şu anda, bu sistemin bu şekilde getirilmesiyle birlikte siz yeni anayasa çalışmalarına da ipotek koymuş oluyorsunuz. Bu, yeni anayasa çalışmalarının içeriğine de ilişkin bir müdahaledir. Demokratik eğitim sistemini gerçekten inşa etmek istiyorduysanız, o zaman önümüzde anayasa çalışmaları var, yeni anayasa çalışması var, o anayasa çalışmaları yapıldıktan sonra getirirdiniz bu sistemi, en azından Anayasa’yı tartıştığımız kadar eğitim sistemini de tartışma fırsatını bulurduk. Bu yöntemle, bu yolla biz bir daha, her bakan değiştiğinde ya da her iktidar değiştiğinde eğitim sistemini yeniden düzenlemek ya da restorasyondan geçirmek durumunda kalmazdık. Bunu yapmakla çocuklarımızın geleceğini çalıyoruz.

Bakınız, diğer teferruat konuların hiç birine girmiyoruz. Ama içeriği tartışılmayan, içeriği bilinmeyen, bu ülkenin geleceğine, geleceğini nereye taşıyacağına, rotayı nereye çevireceğine kani olmadan böylesi önemli bir konuyu oldubittiye getirmek, bu Meclisin görevi değildir. En başta sizlerin buna müdahale etmesi gerekiyor. Bunun bu şekilde olmaması gerekiyor. İçinizde eğitimciler var. Bu sistemin bu şekilde işlemeyeceğini, problem yaratacağını sizler de çok iyi biliyorsunuz. Ama tartışma imkânı bulamadığınız için, tartışma imkânı bulunmadığı için bu şekilde bir oldubittiye getirildi ve şimdi, sakat bir kanun çıkarmış oluyoruz. Sakat bir sistemi çocuklarımızın önüne koymuş oluyoruz.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kurt.

Bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Metin Lütfi Baydar, Aydın Milletvekili.

Buyurun Sayın Baydar. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA METİN LÜTFİ BAYDAR (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin sokaklarında seslerini iktidara duyurmak isteyen öğretmenlerimize biber gazı ve copu reva gören Hükûmete ve emri veren bakanı kınayarak sözlerime başlamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Öğretmenlerimize, eylem gerçekleştiren öğretmenlerimize bir şiirle destek vermek istiyorum:

“Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,

Akar suyun,

Meyve çağında ağacın,

Serpilip gelişen hayatın düşmanı.

Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:

-çürüyen diş, dökülen et-

bir daha geri gelmemek üzere yok olup gidecekler.

ve elbette ki, sevgilim, elbet,

dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,

dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, işçi tulumuyla

bu güzelim memlekette hürriyet...” (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, hayatı algılamanız nereden baktığınıza bağlıdır. Siz hayata iyi bir yerden bakmıyorsunuz. Büyük ölçüde mesleki eğitim gerekçesine dayandırdığınız bu tasarı, toplumun ihtiyaçlarını düşünmeden ve yeterince tartışma ortamı yaratılmadan hazırlanmıştır. Bunu, burada yapılan birçok eleştiride de yerinde izleme fırsatı bulduk.

Getirdiğinizi ifade ettiğiniz çözümler, mesleki eğitimde ve temel eğitimde kalabalık sınıflar, mesleki eğitimin ciddi düzeyde cinsiyetçi olarak yapılanmış olması, kız öğrencilerin mesleki eğitime katılımlarının ciddi oranda düşük olması, mesleki eğitimde uygulama ve staj eksikleri, istihdam ihtiyaçlarıyla bağlantı kurulamaması, müfredatın meslek odalarıyla tartışılmadan hazırlanması gibi sorunlara çözüm beklentilerini karşılamaktan uzaktır.

On iki yıllık kademeli zorunlu eğitimi meşrulaştırmak için çocukları mesleğe yöneltme gibi bir gerekçenin ileri sürülmesi, yapılmak istenen asıl değişikliklerin üstünü örtme amacı taşımaktadır. Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminin yapısı ve niteliği göz önüne alındığında, on yaşına gelmiş bir çocuğu mesleki alanlarda tercih yapmaya zorlamanın hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Soyut düşüncenin henüz oturmadığı, ilgi ve yeteneklerin yeterince belirlenmediği bu yaş grubunda mesleğe yönlendirme çocuklarımızın geleceğine konulan kaldırılamaz bir ipotektir. Öğrencilerin hayatlarını tümüyle etkileyecek böyle bir kararı bireysel olarak alamayacakları bir yaşta yönlendirmeye tabi tutulmaları otoriter faşist bir uygulamadan başka bir şey değildir.

Bu yasada dert, mesleki eğitimi güçlendirmek ve çekici hâle getirmek değildir, dert başkadır. Yasa gerekçesinde de, 8’inci sayfa 4’üncü paragrafta, çocukluk ve ergenlik dönemlerini insanın değer yapısının henüz oturmadığı, temel ahlaki normları ve sosyal davranış kurallarını özümseme aşaması olarak belirtmenize rağmen sekiz yıllık eğitim 4+4 olarak bölünmekte, mesleki ve din eğitimi daha da küçük yaşlara indirgenmeye çalışılmaktadır. Derdiniz yalnızca din eğitimi olsaydı “Gelin, sekiz yıllık eğitimin kazanımlarına dokunmayın, din eğitimini konuşalım, nasıl istiyorsanız tartışalım, düzenleyelim.” dediğimizde gelirdiniz, yanaşmadınız. Buradaki esas amaç, dindar nesil yetiştirme vaadiyle -vaadiyle, esasıyla değil- mutedil ve mütedeyyin vatandaşlarımızı kandırıp kendinize seçmen yetiştirmektir.

Ülkemizin yeterince din insanı yetiştirecek okulu mevcuttur ama bu okullardan Ankara ve birkaç gelişmiş il dışındakilerin ciddi öğretmen ve kaynak sorunları var. Sokaklar işsiz öğretmen kaynıyor. Sen, bu okullarda bilim ve fen derslerine, yabancı dil derslerine sokacak öğretmen bulamıyorsun. Bunu görmek için herhangi bir ilin, herhangi bir ilçenin imam-hatip lisesini ziyaret etmeniz yeterlidir. İmam-hatip liselerinde okuyan öğrenciler, sizin on yıldır uyguladığınız politikalar yüzünden kendilerini diğer yaşıtlarından ayrışmış ve dışlanmış hissediyorlar. Yanınızdan ayrılmasınlar diye bunu bilerek yapıyorsunuz. Konuyu “mesleki eğitimi geliştirmek” diye cilalıyorsunuz ama alttan alta da kindar nesil ve kendinize seçmen yetiştirme projenizi hayata geçirmeye çalışıyorsunuz. Milleti uyutuyorsunuz.

Ayrıca izlediğiniz sözde muhafazakâr demokrat politikalarla kızlara da ayrımcılığı meşrulaştırdınız. Cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle kız öğrenciler liseye devam etmiyorlar. 4+4 formülüyle sizin sayenizde ilköğretim 2’nci kademeye de devam edemeyecekler. Bu yasa büyük emeklerle kurulan sekiz yıllık eğitimi bozan bir uygulamayı öngörmektedir.

“Mesleki eğitimi toplumun ihtiyaçlarına göre belirleyelim, gelin tartışalım.” dedik, yine yanaşmadınız. Türkiye’de mesleki eğitim, yükseköğretimden ve istihdam piyasasından kopuk bir şekilde, sadece bir kademelendirme aracı olarak ele alınamaz. Mesleki eğitim yüksekokullarla örtüşecek bir sürekliliğe kavuşmalıdır. Bölgesel kalkınmayı güçlendirecek ve yerinden yönetime derinlik kazandıracak tematik bölge üniversiteleri açılmalıdır. Organize sanayilerin içerisinde mesleki eğitimle birlikte kümelenmeler yaratılmalıdır. Günümüz toplumlarının ihtiyaç duyduğu insan gücü sadece meslek lisesi mantığı ile oluşturulamaz. Bu nedenle, tematik bölge üniversitelerinin açılması için, on yıldır söylediğiniz ama yapmadığınız, YÖK Yasası kaldırılarak yeni bir düzenleme yapılmalı, ülkemizde bir eğitim seferberliği başlatılmalıdır.

Eğer sekiz yıllık eğitimi ikiye bölerseniz dershaneciliği de 3’üncü sınıfa kadar indirirsiniz. İlköğretim 2’nci kademede farklı okul türleri bulunduğundan merkezî sınav sistemi kaçınılmaz olacak, çocuklar 2’nci, 3’üncü sınıftan itibaren dershaneye gidecekler. TED’in araştırmasına göre, ailelerin lise ve üniversitelere giriş sınavlarına hazırlık için 2010 yılında ödediği 16,7 milyar, yükseköğretim ve üniversiteler bütçesini ikiye katlamıştır.

On yıldır iktidardasınız, iktidarınız süresince yabancı dil sorununa yönelik en ufak bir çözüm adımı atılmamıştır. En fazla yabancı dil eğitimi verip hâlâ dil öğretemeyen sistem sayesinde yabancı dil kursları devasa bir sektöre dönüşmüştür.

AKP, eğitimde, mesleki eğitimi imam-hatipler üzerinden çözmek gibi bir hata yapmaktadır. Mesleki eğitim, ulusal kalkınma ve artan ara eleman ihtiyacını karşılamak için tabii ki çok önemlidir.

Sizin 9’uncu maddede verdiğiniz önergeyle yaptığınız değişiklikteki derdiniz din eğitimi değil. Dindar nesil de sizin umurunuzda değil. Siz, yaşamı sizin gibi algılayan, klonlanmış gençler istiyorsunuz; siz, kendinize klonlanmış seçmen istiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Tevhidi tedrisatı kaldırıp hilafeti getirecek, laik cumhuriyeti dinamitleyecek bir eğitim istiyorsunuz ama bu yasa halktan dönecektir. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin adını değiştirmeden yıkmak üzere getirdiğiniz eğitim yasasının altında kalacaksınız.

AKP, eğitimde, mesleki eğitimi sadece Avrupa’yı Orta Çağ karanlığına götüren, Osmanlıyı çöküşe sürükleyen mantık, bilimsel toplumun ve ekonominin ihtiyaç duyduğu akılcı bir eğitimden uzaklaşmak değil midir? Fatih, İstanbul’u fethettiğinde, kendisiyle birlikte İstanbul’a ilk getirdiği, bilim insanları ve kütüphaneler olmamış mıdır? Fatih, Avrupa’nın skolastik ve din temelli eğitim anlayışına mahkûm olduğu dönemde bilimsel düşünceyi öne çıkararak Osmanlıyı dünya devleti yapmamış mıdır? Bu kadar “Osmanlıcıyız” diyorsunuz ama Osmanlının kötü uygulamalarını örnek alıyorsunuz. Bu nedenle, dikkat edin, siz de çökersiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Zaten çökmüşler.

METİN LÜTFİ BAYDAR (Devamla) - Sizin mantığınız hep aynı. Kanunları “ihale yolsuzluklarında nasıl yakalanmam” düşüncesiyle yapıyorsunuz. Harun gibi gelip Karun olmakla, “Rab” deyip cebini doldurmakla, kelimeişehadet getirip  ihale kapmakla, ulus açken tok yatmakla dindar olunmuyor değerli arkadaşlar.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Naci Bostancı, Amasya Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Grup adına benim söz isteğim vardı. Sayın Başkanım, AK PARTİ Grubu adına söz isteğim vardı.

BAŞKAN – Grup adına söz talebi yok.

Naci Bey, buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben şu arka tarafta oturuyorum. Aslında, arka tarafta oturmak bu müzakereleri izlemek bakımından oldukça fonksiyonel bir yer, çünkü müzakerelerin bir parçası olan Genel Kuruldaki bu konuşmalar sırasında kullanılan dil, ön taraftakilere sabır dileyeceğimiz bir dil. Bu dilin içinde neler var derseniz: “Ahlaksızlık, vicdansızlık, yüzsüzlük, utanmazlık, kurşun askerlik, ceberutluk, totaliterlik…” Bütün bunları dinlerken…

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Hangi dilden anlıyorsanız o!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – İletişim bilimlerinde “söylem analizi” diye bir yöntem vardır; kim, ne konuşuyor, hangi kavramlarla konuşuyor; buna ilişkin bir analiz. Hakikaten, şu Meclis tutanaklarına ilişkin bir akademik çalışma yapılsa, iktidarın ve muhalefetin dili bu açıdan değerlendirilse hepimiz için zannediyorum çok öğretici olur.

Değerli arkadaşlar, müzakere her yerde sürer, müzakere her şekilde sürer. “Müzakere yapılmıyor.” denilirken bile aslında yapılan, müzakeredir. İktidar ilişkilerine müdahil olmak için insan, dilin çok çeşitli imkânlarını kullanır. Hakaretler de müzakerenin bir parçasıdır, ama nasıl konuşursanız, hangi dille konuşursanız onunla şekillenir müzakere, o çerçevede yol alınır.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – O tarafa anlat Hoca, öğrendik biz, o tarafa anlat!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Bu müzakereler tabii ki kimi konularda uzlaşmaya, kimi konularda da anlaşmamaya varacaktır. Uzlaşma dediğimiz, esasen, bazı konularda uzlaşmak, bazı konularda da uzlaşamadığımızı kabul etmek demektir. Her konuda anlaşacak olsak ayrı partiler olmazdı, ayrı söylemler, ayrı yaklaşımlar, ayrı politik ve toplumsal çevreler olmazdı.

Uzlaştığımız konular esasen üç aşağı beş yukarı belli. Mesela 2’nci dört yıla ilişkin açık öğretim durumu ortadan kalkmış oldu, bunu muhalefetten de söylediler. Başka uzlaştığımız konular da var.

Elbette uzlaşamadığımız hususlar da var. Bunlardan birisi “kesintili” ve “kesintisiz” kavramlarına ilişkin.

MUSA ÇAM (İzmir) – Biber gazı uzlaşma mı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Eğer metne bakacak olursanız, buradaki “kesintisiz” vurgusunun kaldırılmasından bahseder. Esasen bu “kesintisiz” sözünün çağrıştırdığı bir politik repertuar vardır. İşin bilimsel ve pedagojik yanları kadar, çağrıştırdığı o siyasal repertuvar dolayısıyla bugün iktidar “kesintisiz” ifadesini oradan kaldırmaktadır. Bunu böyle bir bağlam içerisinde okumak gerekir.

Değerli arkadaşlar, kullandığımız dil gerçekten müzakereler bakımından önemlidir. Ben Meclise ilk geldiğim sıralarda burada CHP’nin bir sayın sözcüsü Habermas’tan bahsetmişti. Ben de Meclisin çatısı altında Habermas’ı duyunca dedim ki: Onun iletişim bilimlerine ve müzakereye çok önemli katkılarından birisi olan iletişimsel eylem kuramından da herhâlde bu arkadaşlar haberdarlar ve bu çerçevede muhalefetten çok, rafine ve estetik bir dille o müzakerelerin geçeceği bir Meclise geleceğim ama gördüm ki böyle bir rafine ve estetik dil ne yazık ki yok, keşke olsa. (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen hep böyle anlatıyorsun da senin adamların tekme atıyor bize, tekme!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Şunu söyleyeceğim, bir örnek: Naziler döneminde Nazilerin çok meşhur bir marşı vardır arkadaşlar. Bir de Nazilerin, sizlerin de çok iyi bildiği… (CHP sıralarından gürültüler) 

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU  (Kayseri) – Hocam, utanacağın laflar etme bak!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Komisyonda tekme yedik biz, tekme attı bunlar bize!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …“Lili Marleen” diye bir şarkısı vardır. Lili Marleen şarkısı Zagreb radyosunda -Ahmet Kaya’nın şarkılarında da vardır- her akşam… (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hocam, sen Komisyonda da bunları söyledin ama senin adamların tekme attı bize, tekme yedik biz, tekme!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – …09.55’te savaş boyunca çalınmıştır. Nazilerin çıkarttığı bu şarkı…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Komisyona gel, Komisyona!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …daha sonra müttefiklerin tarafına geçmiştir, hem Naziler söylemiştir Lili Marleen’i hem müttefikler. Lili Marleen’de, savaşa giden bir askerin bir karakolun önünde geceleyin lambanın altında sevgilisinden ayrılışı anlatılır. Nazi marşında ise… (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, ne anlatıyorsun sen ya! Sen bunları anlatıyorsun da tekme atıyor bunlar ya!

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hocam, iyi ahlaktan bahsediyorsan Komisyona gel, Komisyona!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen bunlardan bahsediyorsun, senin adamlar tekme atıyor, nasıl olacak bu iş?

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Neyi anlatıyorsun sen ya!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Ne anlattığımı anlayacaksınız.

Nazi marşında ise “Ben düşersem eğer…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hocam, iyi ahlaktan bahsediyorsan Komisyona gel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen “felsefe” diyorsun, bunlar tekme atıyor! Nasıl olacak Hocam, nasıl olacak?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Ortak dili kullananlar sınırları aşar, tıpkı AK PARTİ’nin aştığı gibi, yüzde 50’nin arkasında bu vardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bostancı, teşekkür ediyorum.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Komisyonda döverken mi?

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU  (Kayseri) – AK PARTİ’nin yeni ortak dili tehdit mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bostancı, teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hocam, bak, akıllı olacak! Telefon açtı, özür diledi. (CHP sıralarından “Özgür…”, “Özgür…” sesleri) Telefon açtı, “Kusura bakma.” dedi, “Yanlışlıkla yaptım.” dedi.

BAŞKAN – Sayın İnce, lütfen sayın milletvekillerini bir oturtun. Bir oturtun lütfen…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ben bir şey söyleyeceğim…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen tekme attın!

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Çok zariftiniz Komisyonda!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen bana tekme attın, tekme!

(CHP ve AK PARTİ sıraları arasında karşılıklı laf atmalar, gürültüler ve birbirleri üzerine yürümeler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                           Kapanma Saati: 21.33

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 21.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Tanju ÖZCAN (Bolu)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, ikinci…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Az önce, ara vermeden önce… Aynen söylüyorum: “Burada kullanılan dil için ön sıralardaki arkadaşlara sabır diliyorum çünkü bu dil ahlaksız, ceberut, kurşun asker dilidir, muhalefetin dili böyledir.” Çok açık…

OKTAY VURAL (İzmir) – O kendisine konuşmuş herhâlde. Öyle atıfta bulunan kendisini tarif etmiş, olsa olsa kendi grubunu tarif etmiştir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce.

Lütfen, yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim.

İki dakika süre veriyorum.

 

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın ifadelerine ilişkin açıklaması

 

MUHARREM İNCE (Yalova) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ahlak dersi kimseden alacak hâlimiz yok ama bizim ahlak anlayışımız da şu: Ahlak yetim hakkı yememektir. Ahlak ihale takip etmemektir. Ahlak bir kanun çıkarırken çocuklara verilecek bilgisayarların alımını Kamu İhale Kanunu dışına çıkarmamaktır. Ahlak haram, helal bilmektir. Ahlak Twitter’da ahlaksız mesaj atmamaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Ahlak kimsenin telefonlarını dinlememektir. Ahlak sahte delillerle insanları hapishanelerde çürütmemektir. Ahlak iktidar gücünü kötüye kullanarak muhalefeti, kendisine muhalif olan bütün kurumları ezmemektir. Ahlak kısa yoldan zengin olmamaktır. Ahlak fakir fukaranın fitre ve zekât paralarına göz dikmemektir. Ahlak Deniz Feneri’yle fakir fukaranın parasını iç etmemektir. Ahlak Bosna paralarını yememektir. (CHP sıralarından alkışlar)

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – İSKİ!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sizden alacak ahlak dersimiz yok. Sizden alacak ahlak dersimiz yok!

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Bizim de verecek dersimiz yok.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bence sizin iyi bir ders almaya ihtiyacınız var. Çok iyi bir ders almaya ihtiyacınız var.

Bakın, az önce söyledi Aytuğ Atıcı Arkadaşımız. Hiç merak etmeyin, bu dünyanın hesabını öbür dünyaya bırakacak hâlimiz falan yok. Onun hesabını Allah’a verirsiniz, o ayrı.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Veriyoruz zaten.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ama siz bu millete hesap vereceksiniz.

Şimdiden sonra, her maddede çıkan arkadaşım… Siz, neden, bu alınacak malzemeleri Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarıyorsunuz, neden? Neden, ta on beş yılı da hesaplıyorsunuz? Milyarlarca dolar para yapıyor. Neden bunu kaçırıyorsunuz? Madem böyle bir niyetiniz yok, getirin önergeyi, Kamu İhale Kanunu içine dâhil edelim bunu. Niye alamıyorsunuz? Bunu alamayanlar bize ahlak dersi veriyor!

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnce.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, o maddeler, bahsedilen maddeler teklifin 24 ve 25’inci maddeleri. Orada konuşacağız ama çıkan arkadaşlarımız bir şekilde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Maddede konuşma yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İzin verin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Maddeler üzerinde konuşma yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Önergemiz var Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Maddede konuşacağız.” dediniz de, yok. Temel kanun olduğu için bölümler üzerinde konuşma var.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Arkadaşlar eğer istiyorlarsa neden o düzenlemenin önerildiğini ben açıklayayım Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Anlaşılmadı Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani neden FATİH Projesi’yle ilgili alımların 2015 sonuna kadar özel alım yöntemlerine dönüştürüldüğünü ve İhale Kanunu kapsamı dışına çıkartıldığının gerekçesini ben açıklayayım Sayın Başkanım.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – 2015 değil 2030.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Soruyorlar çözümü, çok merak ediyorlar.

BAŞKAN – Madde gelince konuşulacak Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, onu söylüyorum, madde gelince konuşacağız ama gelmeden…

BAŞKAN – Hayır, Sayın Canikli, lütfen, sataşma nedeniyle çıktıysanız o ayrı bir konu.

Şimdi, bölüm üzerinde Komisyon adına Komisyon Sözcüsü…

OKTAY VURAL (İzmir) – İhaleyi kime verdiğinizi açıklayın.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, çok  kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Ne diye açıklama yapacaksınız Sayın Bostancı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Biraz önce Sayın İnce’nin yapmış olduğu açıklamaya katkı mahiyetinde.

BAŞKAN – Katkı mahiyetinde açıklama olmaz ki, lütfen Sayın Bostancı…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Böyle bir usul yok Sayın Başkan, öyle bir usul yok ki. “Katkı” diye bir usul mü var?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kısa bir açıklama…

BAŞKAN – Sayın Bostancı, karşılıklı açıklamalar olmaz. Eğer Sayın İnce’nin sizinle ilgili sataşma iddianız varsa onu söylersiniz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Benim ahlak dersi verdiğimi ima eden bir yaklaşımla konuştu. Ben de buna ilişkin… Burada bir sataşma var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede sataşma var ya?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Bu çerçevede çok kısa bir açıklama yapacağım.

BAŞKAN – Bölümü görüşüyoruz Sayın Bostancı lütfen…

Teşekkür ediyorum.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – Komisyon adına Komisyon Sözcüsü Kocaeli Milletvekili Fikri Işık söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Işık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine Komisyon adına söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, gerçekten Türkiye’de zorunlu eğitimi on iki yıla çıkaran, eğitimi ilkokul, ortaokul ve lise olarak üç ana kademeye ayıran ve her kademede -ısrarla üzerinde vurgulayarak söylüyorum- program bütünlüğünü esas alan ve -belki ikinci bölümün en önemli maddelerinden biri olan- yavrularımızın hiçbir aşamada yaptıkları tercihten dolayı ayaklarına pranga, ellerine kelepçe vurulmasını engelleyen, bunu kanuni teminat altına alan kat sayı adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasını hükme bağlayan kat sayı düzenlemesi bu kanun metnine giriyor.

Bakınız, Türkiye’de 28 Şubatın, maalesef, sadece ve sadece, imam- hatip liselerine olan talebi kırmak için meslek liselerine kat sayı barikatı, kat sayı duvarı getirdiğini ve bundan dolayı meslek liselerinin perişan olduğunu, meslek liselerine olan talebin dip yaptığını ve o gün 28 Şubat sürecine hararetle destek veren gerçekten birtakım çevrelerin bunun ülkeye ne kadar pahalıya mal olduğunu görüp…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Neye mal oldu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) - …“Meslek lisesi memleket meselesi” sloganıyla bir proje başlattıklarını ve yapılan yanlıştan döndüklerini biliyoruz. Bugün, meslek liselerinden kat sayının kaldırılmış olması haberi bile gerçekten meslek liselerine olan talebi patlattı…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede? Yapmayın Allah aşkına!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) - …ve şu anda, 28 Şubat öncesinin meslek liseli olarak rakamlarına ulaştık.

Haydar Bey, bunu senin arkadaşların biliyorlar, sen onlardan öğren.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ben de biliyorum, ben de!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada, bir konunun özellikle ve ısrarla, bu ülkenin bir evladı olarak…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senden fazla biliyorum.

BAŞKAN – Sayın Akar…

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) - …bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir üyesi olarak…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Şu ihale meselesini açın, ihale meselesini!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Zorla yolluyorsunuz çocukları oraya, çocuklar okulu bırakıyorlar.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) - …FATİH Projesi’yle ilgili konuyu müsaade ederseniz sizinle paylaşmak istiyorum ve bu kadar önemli bir konunun Meclis kayıtlarına özellikle girmesini arzu ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, biz, bırakın geçmişi, yakın tarihte pek çok fırsatı, eften püften meselelerle veya iç siyasi meselelerle kaçırmış ve ondan sonra da ah edip, vah edip “Keşke şöyle olsaydı, keşke böyle olsaydı, keşke şunu yapmasaydık.” diye kendi kendimize dövünmüş bir milletin evlatlarıyız. Bakın, 1930’ların sonu, dünyada uçak sanayisi hızla gelişiyor ve -uçak sanayisi ki teknolojik gelişimin motoru- Türkiye'nin de maalesef devlet bütçesinden uçak alacak parası yok. O zamanın zengin iş adamları…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) - Niye olduğunu siz biliyorsunuz.

Zengin iş adamları geliyorlar, zengin iş adamlarına, devlet yetkilileri “Ne olur, bir uçak alın, devlete bağışlayın” diyor. Nuri Demirağ diye, bugün torunu bizim milletvekilimiz olan Nuri Demirağ’a da geliyorlar. Diyorlar ki; “Ya bir uçak alıp devlete bağışlar mısınız?” “Ya ne demek, biz niye uçak yapmıyoruz” diyor ve projeyi başlatıyor. O projenin sonunda Nuri Demirağ, bildiğim kadarıyla on iki tane uçak yapıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim kapattı o fabrikaları söylesene?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – İstanbul’dan Sivas’a uçuyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim kapattı o fabrikaları?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – İstanbul’dan Eskişehir’e uçuyor ve Türkiye’nin ilk uçak sanayisini kuruyor hem de İstanbul’da Beşiktaş’ta kuruyor. Maalesef, maalesef…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim kapattı o fabrikaları?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Söyleyeyim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Söyle, söyle kim kapattı uçak fabrikalarını Türkiye’de.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Nuri Demirağ bir hata yapıyor, yaptığı hata şu: Millî Kalkınma Partisi diye Türkiye’nin ilk muhalefet partisini kuruyor. Sen misin parti kuran; üzerine gidiliyor, dünyadan sekiz tane sipariş alınmış, dünyadaki siparişler iptal ediliyor, Türk Hava Kurumunun aldığı siparişler iptal ediliyor ve Nuri Demirağ batırılıyor.

Bakın değerli hemşehrilerim…

OKTAY VURAL (İzmir) – Hemşehriler mi? Aziz hemşehrileri, size sesleniyor!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …bugün bir Amerika, savunma sanayisine verdiği destekle, devlet ihtiyaçlarını savunma sanayisi aracılığıyla karşıladığı için bugün süper güç hâline geldi, bunu sizler çok iyi biliyorsunuz.

Daha sonra, bugün her zaman örnek aldığımız Güney Kore bu modelle bir teknoloji devi hâline geldi ve biz, o gün…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu, çok yanlış, çok eksik bir bilgi ya!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …eğer devlet olarak bıraksaydık dünyadan sipariş alınanları iptal etmeyi…

OKTAY VURAL (İzmir) – Aziz hemşehrim, yanlış bilgi veriyorsun!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …biraz daha biz sipariş verseydik bugün belki Türkiye uçak sanayisinde dünyanın en önemli ülkelerinden biri olacaktı. Biraz daha yakın tarihe gelelim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kim kapattı o fabrikaları söyler misin, kim kapattı?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki değerli arkadaşlarım, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki 1960’ların başında Devrim otomobili hikâyemiz var bizim değil mi, Devrim otomobili. O dönemde gerçekten çalışmışlar, gayret etmişler, çok kısa bir sürede Devrim otomobilini yapıyorlar.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teklife gel teklife!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Efendim, ilk gösteride benzin konulması unutuldu, “Türk aklıyla otomobil yapılır mı” gibi bir safsatayla, hiç doğru olmayan…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, teklifle ilgili konuşsun. Teklife gelsin teklife.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Çünkü ikinci otomobille Cemal Gürsel’in Anıtkabir’e gittiğini biliyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Fikri Bey, bu şekilde teknoloji geliştirilmez, yanlış ve eksik bir bilgi bu.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bakın, ne oldu biliyor musunuz? “Siz niye uğraşıyorsunuz otomobil yapmakla, biz size ucuza veririz, niye yapıyorsunuz” denildi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tamam…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yazık, halka yazık ya!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …ve Türkiye'nin, 1960’lı yıllarda o dünyada otomobilin seri üretimi hızla ilerlerken Türkiye'nin bir yerli otomobil markasına kavuşması engellendi.

Şimdi, konunun bizim bu FATİH Projesi’yle ne ilgisi var? Değerli milletvekilleri, evet, bununla çok ilgisi var. Bakın, burada FATİH Projesi’nde özellikle şu anda dünya bir dijital çağı yaşıyor. Dijital çağda çok önemli teknolojik devrimler oluyor. Eğer Türkiye olarak biz geçmişte uçakta ve otomobilde olduğu gibi dijital çağı da mı acaba ıskalayacağız, uzaktan bakacağız, yoksa dijital çağın efendilerinden biri mi olacağız? Temel soru budur. Bu bir millî davadır. Eğer…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bunun yolu yolsuzluklara yol vermek değil ama, yazık!

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yolsuzluk yapılarak efendi olunmaz!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Anlatıyorum, müsaade edin, bakın…

Sayın milletvekilleri, bari şu konuda laf atmayın da bir dinleyin Allah aşkına.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Kendi çocuğunun üzerinden mal götürülerek dijital dünyanın efendisi falan olunmaz. O, dünyaya karşı yapılır.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bakın, Cumhuriyet Halk Partisinden şunu rica ediyorum: Bakın, üç dakika, ne olur üç dakika dinleyin. Ya üç dakika dinleyin Allah’ınızı severseniz.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sen sübyanların üstünden malı götürmeye kalkıyorsun!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bakın, “Allah” dediniz, “Peygamber” dediniz, “rant” dediniz, söylüyorum…

Şimdi, değerli hemşehrilerim, Türkiye'nin tablet bilgisayara ihtiyacı var mı?

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Alışırız, alışırız, tüm Türkiye’yi Tayyip Erdoğan’ın çiftliği yapacaksın.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin tablet bilgisayara ihtiyacı var mı? Var. Türkiye'nin tablet bilgisayar markasına, yerli bir tablet markasına ihtiyacı var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Var.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Muhalefete bu kadar saygı duyuyorsunuz işte. Muhalefete bu kadar bu kadar saygı duyuyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bu Mecliste yok diyen var mı? Herhangi bir itiraz eden yok. O zaman gelin, eğer…

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) –  Tayyip Erdoğan’ın çiftliği yapacaksın her yeri.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …biz yavrularımıza bu tableti vereceksek bunu  bir yerli malı olarak üretelim ve verelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yerli telefon için niye yapmıyorsun?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Peki, niye çıkarıyoruz? Niye çıkarıyoruz?

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yahu, gel kanuna gel sen, kanuna. Kime vereceksin onu söyle? Hangi tarikattan? Hangi yandaşın? Nasıl arkadaşın?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bir dakika… Ya sizin derdiniz anlamak değil var ya… Sizin derdiniz anlamak olsa dinlersiniz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, eğer bir ihalede, Kamu İhale Kanunu’na tabi ise yerli malıyla, yerli üretim ile yabancı üretim arasındaki fiyat marjı en fazla yüzde 15 olabiliyor.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) –   Yalan… Yalan…

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Yüzde 15’i geçtiği zaman siz mecburen yabancıyı dikkate almak zorundasınız.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Fikri Bey, sizi aldatmışlar, samimi söylüyorum aldatmışlar.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Şimdi değerli arkadaşlarım… Ne olur, Allah aşkına…

OKTAY VURAL (İzmir) – Senin tablet bilgisayarın var mı ya? Tablet bilgisayarın var mı senin?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sayın Başkan, süreme ilave edecek misiniz?

Bakın, değerli milletvekilleri, bakın bu bir millî davadır. Ne olur şunu dinleyin bari ya, Allah’ınızı severseniz şunu bir dinleyin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bilmiyorsun ya!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Şimdi, bakın, değerli arkadaşlar, eğer bugün Türkiye’de…

OKTAY VURAL (İzmir) - Bilmiyor ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz bilmiyorsunuz…

BAŞKAN – Sayın Akar…

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …biz devlet olarak ihtiyacımızı bir yerli firmadan karşılamak ve Türkiye'nin yerli bir tablet markası oluşturmasını istiyorsak…

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yok mu ki şimdi? Var.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) –  …bunu Kamu İhale Kanunu kapsamının dışında tutmak zorundayız.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Zaten var!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bunun için geçmişte otomobilde olduğu gibi…

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Onu biraz daha palazlandıracaksın, onu biraz daha devletin kaynaklarından zenginleştireceksin!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …geçmişte uçakta olduğu gibi Türkiye'nin bu sektöre girmesini istemeyen, Türkiye'nin…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne alakası var be? 

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bakın, açıklıyorum, niye…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede üretiyor?

OKTAY VURAL (İzmir) – İnanmayın sayın milletvekilleri, vallahi yok bir şey, vallahi yok!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin bu sektöre girmesini istemeyen yabancı firmalar, bu yüzde 15 avantajını çok daha fazla aşarak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Vallahi yok ya, inanın ki yok böyle bir şey, yok ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …çok daha fazla aşarak çok daha ucuz teklif verirler.

OKTAY VURAL (İzmir) – Külliyen yalan ya!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – “Siz niye uğraşıyorsunuz, biz sizin tabletinizi sağlarız.” derler ve Türkiye tarihî bir fırsatı, dijital çağa hükmeden, dijital çağın efendisi olması fırsatını kaçırır…

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Kanunda bir tek yandaşın adı yazmıyor!

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – …ve bizim çocuklarımız o zaman işte bizi hiç de hayırla anmaz.

Gelin, milletvekilleri olarak…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yapmayın ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Milletvekilliğini bırakma iddiasına gireceğim.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sayın Başkanım, süreme ilave ederseniz sevinirim.

Gelin, milletvekilleri olarak, bakın, bu Kamu İhale Kanunu’nun dışına çıkarılıyor ancak…

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Niye çıkıyor?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Müsaade edin…

Ancak…

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Niye ancak?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) –  …bunun, ihalenin usulünü Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme, Bakanlığının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Tüyü bitmemiş yetimin hakkı yok mu orada?

BAŞKAN – Sayın Işık, teşekkür ediyorum.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika istiyorum.

BAŞKAN – Hiç de öyle bir çabam yok benim.

Teşekkür ediyorum.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Çok laf attılar.

BAŞKAN – Sizin sorununuz efendim.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) –  Sözümü kestiler.

BAŞKAN – Sizin sorununuz. On dakikayı biliyorsunuz efendim, kimseye de vermiyorum, biliyorsunuz bunu.

Teşekkür ediyorum.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, kararın çok doğru olduğunu ve ülkemizde bunu yapanların ileride alkışlanacağını ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Geç, geç!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İddiaya girerim milletvekilliğini bırakma pahasına!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Türkiye Büyük Millet Meclisi saygın bir kurumdur. Bu kurumda olan milletvekillerini “hemşehriler” sıfatıyla hitap edip yanlış bilgilerle yönlendirmek doğru değildir.

BAŞKAN – Dil sürçmesi zannediyorum Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Elini vicdanına koy. Sana soruyorum: Buranın neresinde yerli üretim var? Bunu getirmezsen bütün bu söylediklerinle ilgili tutanakları yersin. Getir bakalım. Var mı? Bir tane yerli üretim var mı? Var mı?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yalan, yalan, kandırıyorsun.

BAŞKAN – Sayın Vural, lütfen…Lütfen Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ekranları, hepsini kandırıyorsun. Yerli üretim yok. Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sözleriniz tutanaklara geçti Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili alımlarda yerli üretimi teşvik amacıyla hükmü birlikte koyduk ama burada yok, burada yok.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU SÖZCÜSÜ FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Var var. Oktay Bey, birinci cümleyi okuyun.

OKTAY VURAL (İzmir) – İhaleyi ayarlamış herhâlde. Sen ihaleyi ayarlamışsın galiba.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Keşke yapabilsen.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; aslında ilgili madde geldiği zaman bu konuyu açıklamak istiyordum ama mademki konu bu kadar erken bir vakitte tartışmaya açıldı. Ben bu vesileyle sizlere gerçekten de Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına niçin çıkarıyoruz bununla ilgili kısaca bilgi sunmak istiyorum.

(CHP grubuna mensup bir kısım milletvekili salonu terk etti)

(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir başka parti grubunun dışarı çıkıp çıkmamasıyla ilgili niye bu kadar ilgileniyorsunuz?  Lütfen… Lütfen ama…  Sayın Bakan konuşuyor, süresi devam ediyor.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – “Gene bekleriz.” diyoruz sadece.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Arkadaşlar, ben, gerçekten niçin Kamu İhale Kanunu dışına çıkılması konusunda bir talebimiz var, onu merak ediyorsanız açıklamak üzere buradayım.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Maddeye koyun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Lütfen izin verin, izin verin, ben size o konuları açıklayayım.

Çok değerli arkadaşlar, FATİH Projesi, bizim ülkemizde bugüne kadar karşı karşıya kaldığımız en kapsamlı ve en büyük projelerden birisidir ve üstelik de bu proje, içinde bulunduğu teknolojik özellikler sebebiyle, bu ülkede henüz oluşmamış sektörleri teşvik edebilecek ve onlar için bir alan yaratabilecek potansiyele sahip bir projedir. Bir başka ifadeyle, aslında FATİH Projesi bizim eğitim sistemimizde bir fırsat eşitliği yaratma yanında, en az onun kadar bizim ülkemizde bir bilişim teknolojisi yaratma gücüne de sahip bir muhteva taşıyor, bu açıdan hakikaten bizim için çok önemli. Sadece Millî Eğitim Bakanlığı için değil, bu ülkenin bütün alanları için çok önemli bir proje. Bu açıdan bakıldığında, tablet bilgisayarlar ve akıllı tahtalarla birlikte e-içeriklerin yönetim ve güvenlik yazılımlarının oluşturulması sadece mal ve hizmet alımı olarak düşünülemez ve düşünülmemelidir. Biz, tablet bilgisayarları, akıllı tahtaları, e-içerikleri ve yönetim ve güvenlik yazılımlarının hepsini birlikte stratejik birer öge olarak tasarlıyoruz, bunun altını çizerek söylemek istiyorum.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – İyi de donanımı üretecek kimse var mı? Yazılımı yaparlar zaten.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Lütfen… İzin verdiğiniz zaman açıklayacağım.

Peki, Türkiye’de bugün akıllı tahta üretilebiliyor mu, Türkiye’de tablet bilgisayar üretilebiliyor mu, yerli firma var mı? Önce buna bir cevap verelim.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yok.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) - Türkiye’de tablet üretiliyor arkadaşlar, yerli firma var ama yerli ürün yok, bunun ikisini ayıralım birbirinden. Yani yerli firma var ve bunların hemen hemen pek çoğu, özellikle de Çin’den ve Tayvan’dan getirdikleri ürünleri Türkiye’de monte ederek satıyorlar.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bu yerli üretim mi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) - Dolayısıyla, yerli firma olmakla birlikte yerli ürün yok, bunun tespitini bir yapalım.

İkincisi, akıllı tahta üretiliyor mu? Akıllı tahtayı şu ana kadar, akıllı tahtanın bazı ögelerini bizim ülkemizdeki elektrik, elektronik sanayisinde çalışan firmalar, Vestel gibi, Arçelik gibi, Beko gibi firmalar bazı ögelerini üretiyorlar ama komple bir akıllı tahta üretimiyle ilgili henüz bir altyapı yok ve nisan ayının 15’inden itibaren üretime geçebilecek şekilde bizden ihaleyi alan firmanın hazırlıkları var. Ama bizim için önemli olan firmanın yerli olması değil sadece, aynı zamanda ürünün yerli olması, çünkü katma değer yaratmanın ve sektör oluşturmanın en önemli ağırlık tarafı burada oluşuyor.

Yerli ürün için ise biz yaptığımız hazırlıklarla, bakınız arkadaşlar, biz bu işin tek başına altından kalkabilecek bir durumda değiliz Bakanlık olarak, onun için Ulaştırma Bakanlığı ve Türksat, TÜBİTAK, Sanayi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı birlikte çalışıyoruz. Bu yapılan hazırlığın arkasında bütün bu bakanlıkların birlikte çalışması var.

Biz yerli ürünün sağlanmasıyla ilgili, 2014 yılına kadar tablet bilgisayarlarda en az yüzde 55 yerlilik oranına çıkmayı, akıllı tahtada ise en az yüzde 79 yerlilik oranına çıkmayı hedefleyen bir strateji belirledik. Tablet bilgisayarlarla alakalı olarak şunu arzu etmez miyiz hep birlikte: Bu ülkede üretilsinler ve biz onları alalım.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ya, bu kanunun neresinde yazıyor? Allah Allah!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Bu zamana kadar Kamu İhale Kanunu’nda yerli firmaları teşvik eden bir düzenleme var. Yerli firmaların teşvikiyle alakalı yüzde 15’e kadar fiyat avantajı sağlama imkânı getiriliyor, ancak yüzde 15’ten daha farklı, daha yüksek fiyat avantajları olduğunda yabancı firmalar ihaleyi alabiliyorlar. Başka bir ifadeyle, 100 liralık bir ürün için bir yerli firma 85 liraya kadar fiyat verirse şayet ihaleyi alma avantajına sahip olabiliyor ama 84 liraya bir fiyat veren yabancı bir firma varsa o ihaleyi almak zorunda.

Bu açıdan bakıldığında, bu zamana kadar yapılan düzenlemeleri biz inceledik, Türkiye’de yerli firmaların bu tip ihaleleri alma oranı yüzde 2 maalesef. Şimdi, biz yerlilik oranlarını her yıl artıran şekilde, Türkiye’de imalatı şart koşan bir hazırlık yaptık, bu açıdan, esas sebeplerimizden birisi bu.

Bakın, hangi ürünleri Türkiye’de ürettirecek bir altyapı hazırlığı yapıyoruz: Batarya, Türkiye’de üretilmiyor bu anlamda. Dokunmatik sensör. “LCD open cell” diyorlar, büyük yatırım gerektiren bir ürün. LCM modül, bunu Türkiye’de şu anda Arçelik ve Vestel üretebiliyorlar. İçerikler; Z kitap, oyun, interaktif eğitim modelleri ve programları, yazılım, içerik dağıtımı, ağ kontrolü, makineden makineye veri akışı ve benzeri düzenlemeler ve nihayet ağ cihazları, switch, router, access point gibi ürünler Türkiye’de üretilecek ve bir sektör doğacak. Bu açıdan bakıldığında ürün sadece mal alma meselesi değil, aynı zamanda bir strateji meselesidir.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) –  Başka bir kanun çıkartın, teşvik verin. Bununla ne alakası var?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – İkincisi: Özellikle İnternet hizmetleriyle alakalı, biz bütün okullarımızda özellikle çocuklarımız da radyasyonlardan korunsunlar, SAR değeri düşük bir yapı içerisinde bilişim hizmetlerinden yararlansınlar düşüncesiyle sınıflarımıza kabloyla İnternet hizmeti götüreceğiz. Bu çok ciddi bir yatırım gerektirmektedir. Sadece İnternet hizmetleri için zaten şu anda biz yılda 90 milyon Türk liraya yakın İnternet hizmeti için bedel ödüyoruz ama tüm Türkiye’de 42 bin okula ve 503 bin dersliğimize İnternet hizmeti gitmeye başladığında bunlar için alacağımız İnternet hizmetleriyle beraber altyapıları için çok ciddi bir kaynak gerektirmektedir. Biz bu kaynağı İnternet hizmeti üretecek olan firmalara devretmek ve tabiri caizse yap-işlet-devret modeli üzerinden almak istiyoruz ama İnternet hizmetleri cari hizmetlerken diğeri yatırım hizmetleri. Bugüne kadarki yani 5018 sayılı Kanun’da normal şartlarda ancak üç yıllık süreyle bizim ihaleye çıkma şansımız var. Hâlbuki yatırımın da içine girmesi hâlinde hiçbir firmanın bunun üç yıllık sözleşmeyle işin içerisine girebileceğini düşünmüyoruz. O yüzden de on beş yıla kadar sözleşme yapabilecek bir yetki talep ediyoruz.

Yine, yapılan bu projede, FATİH Projesi’nde ARGE hizmetlerinin teşvik edilmesiyle ilgili imkânlar ve düzenlemeler de var. Bu açıdan bakıldığında, FATİH Projesi bizatihi kendisi bir ARGE projesi ve bu açıdan ARGE projelerinde zaten Türkiye’de HAVELSAN’da, TÜBİTAK’ta, Türksat’ta pek çok düzenlemeyle Kamu İhale Kanunu’nun dışına çıkan uygulamalar yapılmıştır, yapılmaktadır. Öyleyse bizatihi kendisi bir ARGE projesi olan bu projenin mevcut Kamu İhale Kanunu süreçlerine tabi olarak yapılması bizim bu süreçleri yönetmemize engel bir sonuç doğuracaktır.

Ve nihayet son olarak şunu söylemek istiyorum: Kamu İhale Kanunu’nun dışına çıkması -lütfen bakın Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesine, istisnalara, çok sayıda istisna göreceksiniz- bunun hukuksuz ve Millî Eğitim Bakanlığının tek başına istediği işi istediği kişiye vereceği anlamına gelmez.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – 3 tane istisna vardı, şimdi 25 tane istisna var!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Bu açıdan bakıldığında, Ulaştırma Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu, Maliye Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı bunun hukukunu birlikte düzenleyecekler ve yaptıkları bu düzenlemeler çerçevesinde ihaleye çıkacaklar ve bütün bunları da açıkça siz de takip edebileceksiniz çünkü çok şeffaf, çok açık bir şekilde bunu koyacağız.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Hiç inandırıcı değil Sayın Bakan!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Ben özellikle muhalefet partilerimizden şunu rica ediyorum: Bizim ülkemizde şöyle bir atasözü var “Öküzün altında buzağı aramak” diye. Henüz ortada öküz bile yokken buzağı aramanın bence hiçbir manası yok arkadaşlar. Lütfen, daha soğukkanlı, daha rasyonel analizler yapalım.

Yaptığımız düzenlemede hakikaten ikaz edeceğiniz hususlar varsa bize o konularda ikazlarınızı yapın ama lütfen, daha ortada bir şey yokken belirli bir kurumu ve kişileri töhmet altında bırakacak açıklamalar ve konuşmalardan da kaçınalım.

Ben bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum, ama bir konuda hatırlatma yapıyorum. Bu geçici maddenin ilk cümlesi şöyle başlıyor: “Yurt içi üretimin ve katma değerin artırılması -virgül-…” Lütfen devamını siz okuyun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – FATİH Projesi kapsamında yapılacak mal ve hizmet alımlarının Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılmasına ilişkin olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak eleştirilerde bulunduk, Sayın Bakan bu eleştirilere cevap verdi. Verdiği cevaplara ilişkin tabii ki katılmadığımız yönleri vardır, ama bir cümlesiyle sataşmada bulunmuştur grubumuza…

BAŞKAN – Ne diye sataştı, ne söyledi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Öküz altında buzağı arıyor muhalefet” diyerek grubumuza sataşmada bulunmuştur. Söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Şimdi, onu misal olarak verdi, sataşma olarak değerlendirmiyorum ama buyurun Sayın Hamzaçebi.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.-  İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan o kadar güzel anlatıyor ki bu projeyi,  yerli sanayi teşvik edilecek, yerli katma değer artacak. O kadar güzel anlatıyor ki, öküz altında buzağı arıyormuşuz.

Sayın Bakan, size sormak istiyorum: Madem öyle, niye buraya “Rekabete açık bir şekilde bu ihale yapılır.” diyemiyorsunuz? Bunu demekten neden kaçınıyorsunuz?

2030 yılına kadar yapılacak mal ve hizmet alımları, İnternet erişim hizmetleri, Kamu İhale Kanunu’ndan muaf olarak yapılacak.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 2015…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Niye kaçıyorsunuz rekabetten? Yerli sanayiyi teşvik cümlelerini koyun buraya. Yerli tableti teşvik edelim. ARGE Yasası’nda değişiklik yapalım. Gelin, yerli sanayiyi teşvik için ARGE Yasası’nda vergi teşvikleri verelim o teşvikler yetmiyor ise.

Burada da bir şeyler yapabilirsiniz ama gelin en sonuna deyin ki: “Kamu İhale Kanunu’na tabi olmaksızın ancak rekabete açık bir şekilde yapılır.” Bunu demekten kaçınıyorsunuz çünkü burada -hesabı yapılmıştır tarafımızdan- 20 milyar dolarlık bir alım vardır. Bu alımın bir bölümünü devlet yapacaktır, önemli bir bölümünü aileler, öğrenciler yapacaktır. 20 milyar dolara göz dikmiş olan bir Hükûmet vardır. Niye kaçıyorsunuz? Neden karanlık alanlar yaratıyorsunuz? Niyetiniz açık olsa, samimi olsa, dürüst olsanız buraya “Rekabete açık bir şekilde…” diye yazmaktan kaçınmazsınız. Eğer buraya “Rekabete açık şekilde…” diye bir ibareyi eklemeyecekseniz 20 milyar doları AKP Hükûmeti kendi yandaşlarına paylaştıracak demektir. Bunun açıklaması budur.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan …

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sataştı Sayın Başkanım. Üç defa sataştı Sayın Başkan. Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Ne diye sataştı Sayın Canikli? Bilmiyoruz ki. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım “20 milyar dolara göz dikiyorsunuz.” diyor. Daha ne olacak?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri ve Sayın Canikli, niye kızıyorsunuz? Ben İç Tüzük gereği sormak zorundayım, herkese soruyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, kendisine sataşma olmadığı hâlde söz verdiniz, bize sataşma var.

BAŞKAN – Ama sataşan bir grup başkan vekili, sataşılan sizsiniz, kızılan biziz. Lütfen yani…

Ne dedi de sataştı? Tekrar edin lütfen.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – “20 milyar dolara göz koydunuz.” diyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – O sataşma değil ki, gerçek.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Gerçek, gerçek!

 

8.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şu anda ihale mevzuatını hiç değiştirmeden, bahsedilen proje ihale mevzuatı, kamu ihale mevzuatı çerçevesinde rekabete açık bir şekilde ihaleye çıkıldığı zaman ne olur?

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Ne olur?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Vereceğim cevabını.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) - Yandaş alamayabilir!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – 63’üncü maddedeki yüzde 15 yerli payı avantajı da dâhil olmak üzere, mevcut şartlara göre ihaleye çıkıldığı zaman bu ihaleyi kim alır?

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yandaşa gitmeyebilir!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) –    Bu ihaleyi ya Iphone alır ya da Samsung alır. Bir yerli firmanın, bir yerli firmanın…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Ya şartnameyi ona göre yazarsın!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) –  Bakın, şartnameye -problem o zaten- şartnameye hüküm koyamıyorsunuz. Şartnamede konulacak bir tane hüküm var.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Kaç tane örneği var ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İzin verin…

Bakın, yerli firmalara yüzde 15’e kadar avantaj sağlayabiliyorsunuz; koyabileceğiniz tek bu.

Şu anda, biraz önce, Sayın Bakanımız da söyledi, yerli üretim yok. Bu işin yerli üretimi yok.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Kendi kendini yalanlıyorsun ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Böyle bir ihale yaptığınız zaman, ihaleyi uluslararası yabancı bir firma alacaktır kesinlikle. Ya Samsung alacaktır ya Iphone alacaktır; başka firma yok çünkü.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Nasıl alacak? Nasıl alacaklar ama?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Türkiye’de üreten, yerli ürün, yerli firma değil, ürünü Türkiye’de üreten yerli firma yok.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yerli firmanın ucuz olduğunu söyleyen Komisyon üyen var biraz evvel. Biraz evvel “Yerli ürün yüzde 15 ucuz olur.” diyen Komisyon üyen var. O zaman Komisyon üyen yalan söylüyor.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Demek ki, şu andaki şartlara göre ihale yapılırsa, bu ihaleyi yabancı, ya İngiliz firması alacak ya Amerikan firması alacak, belki İsrail firması alacak.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Kendi aranızda anlaşın Sayın Başkan, anlattıklarınız farklı farklı.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Peki, şimdi soruyorum: Siz bu sistemi savunarak yabancı firmaların avukatlığını mı yapıyorsunuz değerli arkadaşlarım? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hayır da yani…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Neden? Neden?.. Şu andaki şartlara göre, elbette şu andaki şartlara göre ihale yapıldığında hiçbir yerli firmanın alma şansı yok, sıfır. Var mı?

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Ya o zaman Sayın Işık yalan söylüyor. Sen mi doğruyu söylüyorsun, o mu doğruyu söylüyor?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) –    Hayır, Sayın Bakan yerli üründen bahsediyor, yerli firma değil.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Ayıp ya! Birbirinizi yalanlıyorsunuz. Birbirinizle çelişmeyin.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani Türkiye’de üretilmiş, Türkiye’ye mal olmuş yerli ürün üretilmediği için ihaleyi bu yabancılar alacaklar. Dolayısıyla, siz yabancıları savunuyorsunuz; aradaki fark bu.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Canikli, teşekkür ediyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Canikli, Cem Yılmaz telefon açtı, “Benden daha fazla güldürüyor Sayın Canikli bizi.” diyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İzin verir misiniz bana.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi. 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Canikli konuşmasında, beni kastederek, yabancı şirketlerin avukatlığına benim soyunduğumu ifade ediyor.

BAŞKAN – Şimdi anlaşıldı.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

NURETTİN CANİKLİ (İstanbul) – Yok, yok, yok… Ben öyle bir şey söylemedim.

BAŞKAN – Böyle, önceden açıklayacaksınız ne söylediğini, söz vereceğim.

Buyurun.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – “İhtimalen” diyor, beni de kastetmiş olabilir!

BAŞKAN – Yalnız, yeni bir sataşmaya mahal vermeden, lütfen…

 

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Canikli, benim dediğimi gayet iyi anladınız ama nedense benim söylediğime cevap vermediniz, başka bir şey söylüyorsunuz. Ben sizin yazdığınız bu metni aldım. Diyorum ki: “Kamu İhale Kanunu’ndan bunu muaf tutuyorsunuz.” Peki, güzel, yerli sanayiyi, katma değeri teşvik edeceksiniz. Çerçeve bu. Bu çerçevede “Yerli sermaye arasında rekabete açık bir şekilde bu ihale yapılır”ı niye buraya yazamıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İhale yönetmeliğinde olacak.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Söylediğim bu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İhale yönetmeliğinde olacak o.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kanunda belirleyin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Nasıl? “Yönetmelikte bunu yazacağız…” Niye kanuna yazmıyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Rekabete açık olmak zorunda.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Tam on yedi kere kanun değiştirdin ya, on yedi kere!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yani siz, millî eğitim müfredatı kapsamında Kur'an-ı Kerim dersini getirip kanuna yazarken, buraya “rekabete açık bir şekilde” ibaresini koymaktan neden kaçıyorsunuz? “Kaçınıyorsunuz” değil bak, kaçıyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 24’üncü maddenin son fıkrasına bakın…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Kaçıyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)  – Tamam, önerge verelim, açık ihale olsun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Rekabet istemiyorsunuz çünkü. Benim sorumun cevabı yok.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Önerge verelim, açık ihale olsun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben size sormak istiyorum: Sayın Canikli ve sizin Hükûmetiniz hangi yerli sermaye grubunun burada temsilcisidir? Siz buna cevap verin.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Söyleyin, siz söyleyin! Ben çok net olarak söylüyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) - Hakikaten, kimin adına konuşuyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Özcan Yeniçeri.

Buyurun Sayın Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sataşma var, doğrudan sataşma…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Yeniçeri… 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Sataşmayla beraber 5+2 konuşacağım.

BAŞKAN – Hayır, hayır efendim.

Buyurun.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Önce Sayın Başkana teşekkür ediyorum.

 Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, şunu söylemek lazım: Yani acaba, bu iktidarın, yerli malı üretme, yerli sanayiyi geliştirme diye bir derdi var mı? (AK PARTİ sıralarından “Var, var.” sesleri) Doktoru ithal edersiniz, öğretmeni ithal edersiniz, hemşireyi ithal edersiniz… (MHP sıralarından “Bravo” sesleri, CHP sıralarından alkışlar) 2011 yılının ilk on bir ayında 27 milyar dolarlık gıda maddesi ithal edersiniz, “Yerli için -buraya geldiğimizde- teknolojiyi yerli yapmak için bunu ithal edeceğiz…” Bunun savunması yok. 24 ve 25’inci maddelerin Eğitim Komisyonuyla ilgisi yok, Eğitim Komisyonunun eğitime getirip ya da eğitim yasasının içerisine bunu koymanın da mantığı yok. Bu, sözünü ettiğimiz iki tanesinin de behemahâl çıkarılması gerekiyor. Ne anlatırsanız anlatın anlatamazsınız, bunun özellikle altını çizmek istiyorum.

Arkadaşlar, burada herkes konuşuyor, hiç kimse dinlemiyor. Şunu söylemek lazım, şu söylediğimi lütfen dikkatle dinleyin: Ya birlikte kazanacağız ya ayrı ayrı hep beraber kaybedeceğiz. Bunun üçüncü yolu yok.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bu bize ait.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Özcan Yeniçeri’ye ait, siz de üstlenmeyin.

Birikimlerinden, değerlerinden, müktesebatından korkanların geleceği olamaz. Kur'an-ı Kerim’den bahsederken -herkesin dikkatini çekiyorum- yüce bir kitaptan bahsediyoruz. Bu kitabı oraya, sıradan derslerin içerisine, seçmeli derslerin içerisine hiç kimse koyamaz, onu biz ifade ettik. Kur'an-ı Kerim ve diğer seçmeli dersler… Bundan kimse başka bir anlam çıkarmasın, bunun özellikle altını şöyle kalın çizgilerle çiziyorum ve şu Adalet ve Kalkınma Partili çok değerli arkadaşlarıma bir iki şey söylemek istiyorum. Siz, demin biz önerge verdiğimizde neyi reddettiğinizin farkında mısınız? Ya, biz ne dedik de siz reddediyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “5+3” demiştiniz siz önergede.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Şunu diyoruz ekselansları, bir dinler misin.

Diyoruz ki: “Tüm öğrencilerin tercihlerine açık Kur'an-ı Kerim ve meali, Peygamber Efendimizin hayatından örnekler ve ilmihâl bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri ise Bakanlıkça belirlenir.” Buna siz nasıl olur da “Hayır.” dersiniz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Başını okusana, başını.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – İlk cümleyi oku, önergenin ilk cümlesini oku.

OKTAY VURAL (İzmir) – İlmihâli niye reddediyorsunuz, ilmihâli?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Sizi aklıselime davet ediyorum ve gerçekten herhangi bir yerden gelen bir doğru, bir hakikat varsa bundan yararlanın.

OKTAY VURAL (İzmir) – İlmihâlden niye korkuyorsunuz?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bakın, siz de devlet şuuru yok, tarih şuuru yok, bazı toplumsal yapılar bakımından bazı değerler yok.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – “5+3” diyorsunuz orada.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bunu size birileri hatırlatıyorsa lütfen onlardan yararlanın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Önergenin tamamını oku. Tamamını oku.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Korkmayın, farklı düşünceler ve farklı yaklaşım biçimleri size zarar vermez. Hepimizin değerlerine hepimiz sahip çıkmalıyız. Biz sizin getirdiğiniz önergelere “Evet.” derken…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ya tamamını oku, tamamını.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Birinci cümleyi oku.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ya, tamam, neresini okursan oku bu bize ait. Komisyonda da söyledik, ilk defa biz ifade ettik, anlattık size. Ve öyle bir hata yaptınız ki sizi tarih affetmeyecek, tarih! Onu söyleyeyim. Biz buna rağmen, bu konuyu içine alan yasayı getirdiğiniz için ona “Evet.” dedik, onurla “Evet.” dedik. Getirmenizi de kutluyoruz, onun da altını çizeyim.

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Teşekkür ederiz, iyi yaptınız.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Şimdi, bilimi nakilden, İslam’ı şekilden ibaret sananlar her ikisine de ihanet edenlerdir. Fesi takmak için de, çıkarmak için de kellenin kesildiği yerde başın değeri yoktur, fesin değeri vardır.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Fes değil, sarık o.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Tehlikeli olan, başın şu veya bu biçimde bağlanması değil, başın nereye bağlı olduğudur. Biz baş bağlamasıyla uğraşırken birileri başını birtakım tekellere ve birtakım küresel güç odaklarının mekanizmalarına bağladılar; ona bakın. (MHP sıralarından alkışlar)

Düşünce ya da inançlar müntesiplerinin marjinal davranışlarıyla değerlendirilemez. Aşırı, istisnai ve radikal unsurlar hangi düşünce ve inançta olursa olsunlar değerlerini değil, kendilerini temsil ederler. Bugün Türkiye’de her anlamda kutuplaşmış bir yapı söz konusu: Modern-geleneksel, üst kültür-alt kültür, Batı-Doğu, bilim-din, laik-dindar, Alevi-Sünni, Kürt-Türk bölünmüşlüğü daha da giderek derinleştirilmektedir. Bölünmüşlükte fayda yoktur. Bölünüp çatıştırırsanız güçleri düşürürsünüz, kuvvetten düşersiniz. Kim kuvvetten düşer? Hep kendiniz düşer, ister mitoz bölün, ister mayoz bölün aynı yere gelirsiniz. Bugün Türkiye’de kelimeleri böldüler, bugün Türkiye’de tarihi böldüler, bugün Türkiye’de kimliği böldüler, bugün Türkiye’de insanlar aslında kendilerinin bastıkları yerin, tabir yerindeyse, tahribatını bizzat kendi elleriyle yaptılar. Bunları bizim topyekûn, hep birlikte aşmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yeniçeri.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Bir dakikasını verin Sayın Başkan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sataşma vardı efendim.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Böyle bir usulümüz yok Sayın Yeniçeri, lütfen…

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Çok acayip bir usul.

BAŞKAN – Usul bende değil, usul burada Sayın Yeniçeri.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – İç Tüzük’ü ben mi yazdım? Yok, siz yazdınız.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yeniçeri.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Söyleyeceklerimi sonra söylerim artık.

Saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bölüm üzerinde İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İç Tüzük’ün 72. maddesi uyarınca, görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 2. bölümü üzerindeki görüşmelerin devam ettirilmesini arz ve talep ederiz.

                 Muharrem İnce                                M. Akif Hamzaçebi                                   Sena Kaleli

                       Yalova                                              İstanbul                                               Bursa

              Ayşe Nedret Akova                                    Sakine Öz

                     Balıkesir                                             Manisa

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum şimdi:

Gerekçe:

Teklif Anayasa ve İçtüzüğün bir teklifin Genel Kurulda görüşülecek hale gelmesine ilişkin öngördüğü aşamaları tamamlamamıştır. Komisyon Başkanı tarafından "görüşme" olarak nitelendirilen anılan toplantıda İçtüzükte yer alan hükümler ihlal edilmiştir. Bu nedenle Komisyon tarafından düzenlenmesi muhtemel Komisyon Raporunun Sıra Sayısı haline getirilerek TBMM Gündemine getirilmesi Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırı olacaktır. Şöyle ki;

1. Komisyon Başkanı Sayın Nabi Avcı siyasi iktidar grubuyla anlaşmalı bir şekilde, toplantı saatinden çok önceki bir zaman diliminde Komisyon salonunu açtırarak, komisyon çalışmalarının sürdürülemeyeceği bir şekilde iktidar partisi milletvekilleri tarafından komisyon salonunun işgaline olanak sağlamıştır.

2. Zorbalıkla fiili durum yaratılmasına göz yumulmuştur. Bu durum Anayasanın 87 nci maddesine de aykırıdır. Anayasanın 87 nci maddesinin yasama organına dolayısıyla milletvekillerine verdiği yasama görevini yerine getirme görevi fiili güç kullanılarak engellenmiştir. Böylece Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerinin kullanılması engellenerek Anayasa ihlal edilmiştir.

3. TBMM İçtüzüğünün 29 uncu maddesinde "Komisyonlarda istem sırasına göre söz verilir" hükmü yer almaktadır. Komisyon toplantısının açılmasının ardından CHP'li komisyon üyeleri, grup başkanvekilleri ve milletvekillerinin Sayın Muharrem İnce tarafından Komisyon Divanına teslim edilmesine karşın, işleme konulmamış ve milletvekillerinin söz hakkı ihlal edilmiştir. Komisyonda CHP'li bir tek milletvekili bile konuşmamıştır. 29 uncu madde söz hakkının verilmesi konusunda takdir hakkı vermemektedir. Bu durum aynı zamanda yukarıda belirtilen gerekçelerle Anayasanın 87 nci maddesine de aykırıdır.

4. TBMM İçtüzüğünün 42 nci maddesinde "Komisyonlar, karara bağladıkları işler için birer rapor düzenler." hükmü yer almaktadır. Bu açıdan anılan teklif, görüşmeler sırasında söz talepleri ile değişiklik önergeleri işleme konulmadığından, karara bağlanamamış durumdadır. Bu gerekçelerle, Teklifin tümü üzerindeki görüşmelere devam edilmesi büyük önem taşımaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, bir konuyu Genel Kurulun bilgisine arz etmek istiyorum.

Biraz önce, bu tablet bilgisayarla ilgili, 4734 sayılı Kanun’da, yerli ürünlerin tercih edilemeyeceğine ilişkin bir beyanı Sayın Bakan ifade etmişti.

Bakın, Resmî Gazete 6 Eylül 2011 Salı günü, 28046:

“Genelge: 2011/13

İmza: Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki alımlar ile Devlet Malzeme Ofisinden gerçekleştirilecek alımlarda öncelikli olarak Türkiye’de üretilen ürünlerin tercih edilmesini…”

Madem tercih edilebiliyor da bugün burada “Tercih edilemediği için kanunu getiriyoruz.” demelerinin ne anlamı var? (MHP sıralarından alkışlar)

İşte, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, genelgesi var. Dolayısıyla bu kanun, başka bir amaç için düzenlenmiş bir kanun olduğunu ortaya koyuyor, yoksa Başbakanın bu görüşü hilafına 4734 sayılı Kanun’da değişiklik yapan bir iradeyi buraya getirmezdiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bakan buna cevap versin.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural.

Bölüm üzerinde on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Tanal, Sayın Doğru, Sayın Işık, Sayın Halaçoğlu, Sayın Türkoğlu, Sayın Serindağ, Sayın Çınar, Sayın Öz, Sayın Topcu, Sayın Erdemir, Sayın Demiröz, Sayın Erdem, Sayın Dinçer, Sayın Aslanoğlu, Sayın Nazlıaka, Sayın Çetin, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Yüksel, Sayın Erdoğan, Sayın Halaman ve Sayın Demirel sisteme girmişlerdir.

Sayın Tanal, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

1) Okul öncesi eğitim kaldırıldığına göre, Avrupa Birliğinden okul öncesi eğitim için aldığınız fonları geri ödeyecek misiniz? Okul öncesi eğitim Avrupa Birliği raporlarına göre önerildiğine göre ve bu kaldırıldığına göre Avrupa Birliğinden vaz mı geçtiniz?

2) Kesintisiz eğitimle birlikte kızlarda okuma yazma oranı arttı mı, azaldı mı? Arttıysa ne kadar artmıştır?

3) Okuma yazma oranı arttı mı yani tüm okullarda, karma okullarda? Artmışsa ne kadardır?

4) Türkiye’de ilköğretim birinci sınıfa düşen ortalama öğrenci sayısı nedir?

5) Türkiye’de bir öğretmene düşen ortalama öğrenci sayısı nedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Doğru…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Ortaokullarda verilecek olan seçmeli dersler hangi branştaki öğretmenler tarafından verilecektir? Seçmeli derslerin alınması neye göre belirlenecektir?

İkinci soru olarak: Ülkemizdeki öğrencilerin başarısızlığının en önemli sebeplerinden birisi güvenliksiz İnternet kullanımıdır. Bu da karşımıza bilgisayar oyunları olarak çıkmaktadır. Bu kanunla her öğrenciye tablet bilgisayar dağıtılacaktır. Güvenli İnternet kullanımı eğitimi almayan bu çocuklar çok büyük bir tehlike içerisinde değil midir? Millî Eğitim Bakanlığı olarak Türk örf, âdetlerini anlatan Türkçe yazılımlı bilgisayar oyunları yaptırmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kamu ihale kapsamı dışına bırakılan tablet bilgisayar, yazılım ve diğer araç gereçler için gelecek on sekiz yıl boyunca ne kadar bir kaynak ayrılması planlanmıştır?

İki: Millî Eğitim Bakanlığından ihale alan hangi firma nisan ayından itibaren yerli üretime hazırlanmaktadır?

Üç: Taşımalı eğitim uygulaması nedeniyle kapatılan on altı bin dolayındaki ilköğretim okulu bu uygulamadan sonra devreye alınabilecek midir?

Dört: Bu teklifte niçin öğretmenler, eğitim fakülteleri ve ücretli öğretmen uygulamasına bir çözüm bulunmamaktadır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaçoğlu…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakınım, 3’üncü kere soruyorum bunu, maalesef bir türlü sıra gelmiyor cevabına.

Şimdi, halkın en alt kademesine kadar inebilen iki meslek vardır; birisi öğretmenler, birisi de imamlar. İmamların tayini lise mezunlarından genelde yapılıyor. Şimdi, bunun için iyi eğitilmiş imamlara ihtiyacımız var. Bunun için bir yüksekokul açmayı, imam yetiştiren bir yüksekokul açmayı planlıyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Türkoğlu…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, anlaşıldığı kadarıyla bu kanunun, bu teklifin adı “4, 4, 4” değil “ört, ört, ört!”

Bu çerçevede, birkaç gün evvel ataması yapılamayan bir kısım öğretmen beni ziyarete geldi: Dilek, Recep, Feryal, Ayşegül, Berra, Hasan, İnan ve Adil. Aslında biraz daha gelecek arkadaşları da varmış ama intihar ettikleri için gelememişler! Benden size selam söylememi istediler. Öğretmenlik yapmak istediklerini, eşit işe eşit ücret yalanından vazgeçmenizi, kendilerine dershanelerin 150, 200, 300 lira gibi ücretler önerdiklerini, 55 bin öğretmen atayacağını söyleyip de sonra bunu inkâr eden Sayın Bakana -eski Bakana- da selam söylememi; ayrıca, kendilerine şahsiyet verdiğini ifade eden Sayın Bakana “Bizim şahsiyetimizin olduğunu iletin, bu sorunun kendisine ait olduğunu iletin.” dediler ve KPSS’de kopya çekerek öğretmen olarak atanan öğretmenlerden olmaktansa, onurlu olarak işsiz kalmayı tercih edeceklerini ifade ettiler.

Bu konudaki düşüncelerinizi istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 1996 yılı Mayıs ayında toplanan 15’inci Millî Eğitim Şûrası’nda sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitim karar altına alınmıştır. Bu tarihte iktidarda Anayol Hükûmeti bulunmaktadır, 28 Şubatın emaresi bile yoktur. Bu durumda, sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitimin 28 Şubatın dayatması olduğu ve topla, tankla dayatıldığı söyleminizden vazgeçecek misiniz? Bu konuda halkı doğru bilgilendirecek misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çınar…

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yöneticilere uyguladığınız rotasyonla ilgili herhangi bir çalışma yaptınız mı? Bu uygulamanın faydası ve zararı ne olmuştur? Ne kadar yönetici emekli olmuştur? Okullarımız bugün sizin verdiğiniz destekle hizmetlerini sürdürebiliyor mu? Yoksa, yöneticilerimiz, çevrelerinde bulunan esnaflardan destek almakta mıdırlar?

BAŞKAN – Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Türkiye’de son on yılda dershane sayısı ne kadar artmıştır? Bu artışın ana sebebi nedir? On yıllık döneminizde bu kadar artan dershanede eğitim sistemindeki yetersizlik etkili olmamış mıdır? Bu bağlamda, geçmişle ilgili bir sorumluluğunuz olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir diğer sorum da… Üniversite giriş sınavını kaldırmadan önce Sayın Başbakanın da seçim meydanlarında söz verdiği gibi öğretmen atamalarının önündeki sınavı kaldırma çalışmalarınız var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Topcu…

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, daha önceki günlerde sorduğum sorulara cevap almadım. Ben, aynen, tekrar sormak istiyorum.

Yeni sistemin bütçeye getireceği yük nedir? Seçmeli dersler konusunda ne düşünüyorsunuz? Nasıl ayarlayacaksınız seçmeli dersleri ve aynı zamanda bu seçmeli derslere hocaları nasıl yetiştireceksiniz?

Bir diğeri geçen gün verdiğiniz cevapla ilgili. Özellikle bilgisayar derslerini seçmeli hâle getirdiniz. Biraz önceki konuşmanızda özellikle akıllı sınıflardan, akıllı tahtalardan, akıllı teknolojiden bahsettiniz ve çocukların bilgisayarı bilerek geldikleri için bu dersleri seçmeli hâle getirdiğinizi söylediniz. Bunların ben mantıklı bir çözüm üretmediğini düşünüyorum ve çocuklar Türkçeyi de bilerek geliyor ama mutlaka eğitim sisteminin katması gereken bir değer var. O değeri hiçbir zaman unutmamak lazım. Acaba bunlara nasıl bir çözüm üreteceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Erdemir…

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Bakan, Anadolu’da bir deyiş vardır: “Zulmün artsın ki tez yıkılasın.” Bu eğitim yasası da zulmün artsın yasası olmuştur. Bir eğitim yasası düşünün ki temeli komisyonda CHP’li milletvekilleri dövülerek atıldı, iskeleti Kızılay’da KESK’li öğretmenlere sopayla copla çakıldı, son olarak çatısı ODTܒde öğrencilere sıktığınız gazla ve suyla çatıldı. Bu yasanın uygulanması aşamasında çocuklarımız üzerinde kullanmayı öngördüğünüz şiddet yöntemleri neler olacaktır?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; doğrusu bu sefer, izin verirseniz, Yusuf Bey’in sorusundan başlamak istiyorum. Hakikaten birkaç kez sordu, cevap verme fırsatı bulamadım.

Biliyorsunuz, şu anda imam yetiştiren müesseseler olarak imam-hatip okullarımız var. Zaten dört yıllık sürede de doğru dürüst dinî eğitim alamadıkları konusunda sürekli şikâyetler vardı ama daha sonra iki yıllık yüksekokullar kuruldu, var şu anda, eğitim görüyor ve ilahiyat fakülteleri var. Bu açıdan bakıldığında, yani siz nasıl bir başka eğitim sistemi düşünüyorsunuz onu bilemiyorum ama, varsa teklifinizi alalım. Şu anda mevcut okulların aslında bu tip eğitim için, imam yetiştirmek için yeterli olacağı kanaatindeyim ben ve bir hazırlığımız da yok.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Dört yıllık…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Onu sonra bana bildirirseniz memnun olurum.

OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman imam-hatip ortaokullarına gerek yok muydu demek istiyorsunuz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Hayır, imam-hatip okullarındaki dört yıllık eğitim yetersiz olduğu için ortaokulları açma ihtiyacı da çıkmıştı diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama dediniz ki: “İkiyi çıkarttık kâfidir bugünkü durum.”

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Hayır, öyle bir şey demedim.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Bugünkü durum kâfidir.” dediniz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Okul öncesi eğitimin kaldırılmasıyla alakalı kanaate nereden vardığınızı bilmiyorum ama hiçbir yerde, hiçbir surette ve hiçbir açıklamada Türkiye’de okul öncesi eğitimin kaldırıldığına dair bir cümleyi ben görmedim, rastlamadım. Dolayısıyla böyle bir yargının gerekçesini de bilmek istiyorum ama bu vesileyle tekrar açıklamalıyız ki Türkiye’de okul öncesi eğitimle ilgili en büyük performansı AK PARTİ İktidarı göstermiştir. 2002 yılından bu zamana kadar var olan yüzde 11’lik okul öncesi, 60 ila 72 ay arasındaki çocukların okul öncesi eğitimlerini biz şu anda yüzde 67’ye çıkartmaya muvaffak olduk. Temel hedefimiz de yüzde 100’e ulaşmaktır. Bu açıdan bakıldığında, bundan sonra da yine okul öncesi eğitimde yüzde 100’e ulaşmak için çaba sarf edeceğiz.

Yine ayrıca kızların okullaşmasıyla ilgili çok ciddi performans da gösterdik biz. 2002 yılında 100 erkek öğrenciye karşın aşağı yukarı 87-88 civarında kız öğrencimiz okullaşmışken, bugün ilköğretimde 100 erkek öğrenciye karşın 100,4 kız öğrencimiz okullaşmıştır. Bu vesileyle bunu tekrar söylemek istiyorum.

Derslik başına öğrenci sayımız şu anda ilköğretimde 30, ortaöğretimde 31, genel ortaöğretimde 28, mesleki ortaöğretimde ise 35’tir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız ilköğretimde 20, ortaöğretimde 16, genel ve mesleki eğitimde de 16 civarındadır.

Çok değerli milletvekilleri, özellikle seçmeli derslerde hangi branş öğretmenlerin gireceği soruluyor. Biliyorsunuz bizim alan öğretmen uygulamamız var. Seçmeli dersler de alan öğretmenleri ve o eksikliği giderebilecek eğitime sahip diğer öğretmenler tarafından karşılanacaktır.

Kimlerin, nasıl öğretmen olacağının da Türkiye’de şartları çok açıkça bellidir. “Öğretmen atamasıyla ilgili sınav kalkacak mı?” diye bir soru sorulmuştu. Hayır, kalkmayacak. Tam aksine alan sınavları da yapmaya başlayacağız. Onu da bu vesileyle söylemek istiyorum sizlere.

Akıllı tahtayla ilgili hangi firmanın ihale aldığı soruldu. Akıllı tahtayla ilgili çok açık bir ihale yapılmıştır. Ben bu vesileyle söyleyeyim: “İhale” demek “serbest rekabet şartlarında mal ve hizmet alımı” demektir zaten. Bu vesileyle kanunda ihaleyle ilgili hususlar düzenleniyorken serbestçe rekabete dayalı bir düzenden bahsedilir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Şartnameye patent koyduğunuzda serbest olmaz Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bu açıdan da çok açıkça da bir şey söyleyeyim hiç gocunmadan: Sayın Hamzaçebi’nin teklifine de burada “Evet.” diyorum. Orada son cümlede “…düzenlenir.” lafından önce “…serbest ihale şartlarınca düzenlenir.” lafını koymaya da hemen hazırım ama tekrardan ibaret bir ifadedir, tekit ifade edecektir. O tekide de ben razıyım zaten. Ama başka bir şekilde şunu söylemeliyim ki: Açıkça ihalesi yapıldı, Ulaştırma Bakanlığı bu ihaleyi yaptı, Vestel firması aldı ve Vestel firması da bu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama Vestel’in zaten patenti vardı, başkasının şansı yoktu ki!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Hayır arkadaşlar, o konuda da yanlış bilgi biliyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yargıda dosya!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Ben izah ettim ama tekrar söyleyeyim: Bir kere, her şeyden önce, ürünün geliştirilmesiyle ilgili olarak sadece Millî Eğitim Bakanlığı uzmanları çalışmadı arkadaşlar; bunu Komisyonda söyledim, bir daha söyleyeyim, çok açık, içimizde ne varsa aynısını da dışarıya yansıtıyoruz en şeffaf şekliyle. Millî Eğitim Bakanlığı uzmanları, Vestel’in uzmanları, özel sektörden bu konuda katkı sağlayacak uzmanlar bu ürünün geliştirilmesinde katkı yaptılar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama bu, Vestel’le çalışmanız haksız rekabet değil mi? Bu ülkede sadece Vestel yok çalışmak için Sayın Bakanım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – O firmalar patent için müracaat ettiklerinde biz müdahale ettik, Millî Eğitim Bakanlığının olacağını söyledik, onlar feragat ettiler ve ihaleye de üç firma girdi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakanım, siz Vestel’le çalıştığınızda rekabet bozuldu zaten. Siz Vestel’le çalışıyorsunuz, diğerlerinin ne şansı var?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sadece Vestel firması girmedi ihaleye de, Vestel firması, Arçelik firması, Atmaca Elektronik ihaleye girdiler ve en düşük fiyatı veren de aldı. Dolayısıyla bütün, her türlü bilginize açıktır; lütfen ihale dosyalarına, şartnamelere, ihaleye teklif veren firmalara ve fiyatlarına bakınız. O zaman göreceksiniz ki, içine düştüğünüz şüpheler sadece bir vehimden ibaret.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakanım, kötü bir şeyi bilmek bize bir şey kazandırmıyor.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Ama bu doğru bir yol değil Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – “Dershane sayısı ne kadar arttı?” diyorlar. Şu anda, dershane sayısıyla ilgili, yıllar itibarıyla size bilgileri kısaca sunmak istiyorum ama çok belirgin bir şekilde şunu söylemeliyim ki: Aslında son yıllarda dershane sayısı sizin bildiğinizin aksine düştü. 2001-2002 yılında Türkiye’de 2.002 tane dershane var -lütfen kaydedin- ve en yüksek -oran itibarıyla- 2008-2009 yılında bir sayıya çıktı, sayı 4.260, 2’ye katlandı yani. Ama o tarihten sonra yeniden alınan tedbirlerle giderek sayı düşmeye başladı, şu anda 3.961 dershane Türkiye’de hizmet sunuyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Kaç öğrenci var Sayın Bakan?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Öğrenci sayısını da söyleyeyim size: Toplam şu anda 1 milyon 219 bin 472 öğrenci gözüküyor elimizde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – 2002’de kaç öğrenciydi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – 2002’de 588 bin 637.

 Bir başka husus: 1996 yılındaki Millî Eğitim Şûrası’nda kesintisiz eğitimle ilgili tavsiye kararından bahsedildi. Evet, doğru, kesintisiz eğitim fikri sadece o şûrada vardır zaten. Onun dışında, 1981 yılından itibaren Türkiye’de eğitim süresinin uzatılmasıyla ilgili tavsiye kararlarının hiçbirisinde eğitimin kesintisiz olacağına dair bir ifade yoktur, sadece 96 yılında ne tesadüftür ki 97 yılındaki değişikliğe altyapı hazırlamıştır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Çünkü o tarihe kadar pilot uygulamalar yapıldı, siz de biliyorsunuz.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – 5+3 içindi onlar.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Başka bir husus, yine, Zühal Hanım’ın sorusuna cevap, bütçeye getireceği yük: Bunu birçok kez söyledim. Bizim, şu anda, toplam yüzde 100 eğitime çıktığımız zaman, yaklaşık olarak 130 bin ila 160 bin arasında dersliğe ihtiyacımız var. Derslik başına yaklaşık 140 bin liradan hesaplayabilirsiniz bugünkü fiyatlarla. Bizim -bütün bunların maliyeti, toplam, hep bütün dersliklerin tamamının yapıldığını varsayarsanız- aşağı yukarı 30 milyar Türk lirası derslik için kaynağa ihtiyacımız var. Derslik başına 30 öğrenciden hesaplayarak bu noktaya geldik ama zaten bu bizim ihtiyacımız. Bu kanun sebebiyle ortaya çıkan fazlalık sadece yüzde 15 civarındadır, onun dışındakiler zaten şu anda da ihtiyaç duyduğumuz bir husustur ve stratejik planlarımızda sadece yüzde 10’luk, yüzde 15’lik bir değişiklik yapmakla bu sorun için Türkiye, kaynaklarını kullanma imkânına sahip olacak.

Ayrıca tablet bilgisayarlar ve akıllı tahtaların kullanımıyla alakalı çok açık ve net, Sevgili Hocam, bir öğrenci bir tableti hiç bilmiyorsa bile iki saat sonra kullanabilecek noktaya geliyor. Bilgisayar kullanımıyla alakalı yanlış bilgi biliyorsunuz. Biz bilgisayar derslerini seçimlik yapmadık, bilgisayar derslerini kaldırdık, onun yerine “Bilişim Teknolojileri ve Tasarım” diye seçimlik ders koyduk. Şunu tekrar söylüyorum: Türkiye’de çocuklarımızın bilgisayar öğrenmeye ihtiyacı yok. Tasarım dersini aldıkları zaman bile birkaç saatte bunu kullanabilecek noktaya geliyorlar artık. Bu açıdan bakıldığında, esas eğitim bilgisayar kullanmak, okumak yazmak değil, bilgisayardan sonra nasıl bir girişimci ruhuyla bir şey üretmek fikrini aşılamaktır, bu da ancak tasarım dersleriyle olur ve bu da ancak ilgi duyan öğrencilerimizle olur. Bu açıdan bakıldığında…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Bakan, Türkçeyi öğreniyorlar ama Türkçe öğretmenlerini kaldırmıyorsunuz. Türkçeyi bilerek okullara geliyorlar ama…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Eğer aynı şeyse ben onun sizin mantığınıza ve düşünme mantığınıza bağlıyorum, aynı şeyse şayet.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin mantığınıza göre aynı!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bilgisayar öğretmenliği sadece bilgisayar öğretmekten ibaret değil ki! Yani ne kadar sığ düşünüyorsunuz. Öyle şey olur mu? Böyle bir şey olur mu ya!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bakınız, çok açık ve net: Bizim…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin mantığınız, sizin!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bakınız sevgili milletvekilleri, şunu açıkça söyleyeyim: Bugün Millî Eğitim Bakanlığının web sitesinden “kursiyerNet” programına girin, değil bilgisayar öğrenmeyi, ben size bilgisayar programı yapmayı öğreteceğimize dair söz veriyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sadece kullanmak değildir bilgisayar öğrenmek…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sadece “kursiyerNet” programına lütfen girin, size…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – …Rehberlik yapacak, bilgisayarın zararlarını, faydalarını anlatacak. Ne kadar sığ düşünüyorsunuz Sayın Bakan!

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Onlar için bizim “medya okuryazarlığı” dersimiz var, merak etmeyin onları da orada öğretiyoruz, bilgisayarın zararlarını öğretiyoruz, hiç endişe etmeyiniz.

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Sayın Bakan, medya okuryazarlığında…

OKTAY VURAL (İzmir) – Medya sizi okuyor, sizi yazıyor ya!

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Sayın Bakan, Tunay Alkan kimdir?

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya medya zaten AKP’yi okuyor, AKP’yi yazıyor, gerek yok ki okur yazarlığa!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Peki, teşekkür ediyorum, sağ olun.

ZÜHAL TOPCU (Ankara) – Bakın, yanlış yapıyorsunuz Sayın Bakan!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) – Tunay Alkan, patenti alan, kimdir bu, genel müdür mü, grup başkan vekili mi?

BAŞKAN – Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Böyle bir görevlimiz o birimde yok. Siz merak etmeyin orada böyle bir yönetici yok.

BAŞKAN – 14’üncü madde üzerinde dört adet önerge vardır.

Önergeleri önce geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 14 üncü maddesi ile değiştirilen 2547 sayılı Kanunun birinci fıkrası (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“b. Yükseköğretim kurumlarına esasları Millî Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bütüncül değerlendirme sistemi ile girilir. Bu sistem, öğrencinin akademik performansı ile birlikte sosyal, sanatsal ve alan yeterliklerinin tamamını hesaplayan ve ona göre değerlendiren bir sistemdir. Öğrenciler bu yeterliklerinin tamamında aldığı puan ortalamasıyla sınavsız olarak üniversiteye geçebileceklerdir.”

  

   Oktay Vural                                                    Mehmet Şandır                                    Özcan Yeniçeri

       İzmir                                                                 Mersin                                               Ankara

  Zühal Topcu                                                      Lütfü Türkkan                                 Ahmet Duran Bulut

     Ankara                                                                Kocaeli                                              Balıkesir

Alim Işık

Kütahya

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun teklifinin çerçeve 14 üncü maddesinin (d) bendinin madde metninden çıkartılmasını, diğer bentlerin de buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Nurettin Canikli                                    Ahmet Aydın                                        Ünal Kacır

                      Giresun                                            Adıyaman                                            İstanbul

                 İlhan Yerlikaya                                   Murat Yıldırım                                     Mustafa Ataş

                       Konya                                                Çorum                                               İstanbul

               Osman Aşkın Bak                                  Ekrem Çelebi                                        Mahir Ünal

                      İstanbul                                                Ağrı                                           Kahramanmaraş

                  Ramazan Can                                Ayşe Nur Bahçekapılı                          Mehmet Doğan Kubat

                     Kırıkkale                                             İstanbul                                              İstanbul

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 14. Maddesinin g bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Muharrem İnce                                      Hasan Ören                                     Dr. Aytun Çıray

                       Yalova                                               Manisa                                                İzmir

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Kamer Genç                                 Osman Faruk Loğoğlu

                      İstanbul                                              Tunceli                                               Adana

 

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 14’üncü maddesinin “b”, “c” ve “d” bentlerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                   Mülkiye Birtane                                    Hasip Kaplan

                        Iğdır                                                  Kars                                                 Şırnak

                     Altan Tan                                      Nursel Aydoğan                                  Ertuğrul Kürkcü

                    Diyarbakır                                          Diyarbakır                                            Mersin

                                                                              Adil Kurt

                                                                               Hakkâri

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, çok hızlı okunuyor, anlayamıyoruz. Ben anlamazsam nasıl karar vereceğim milletim adına?

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI NABİ AVCI (Eskişehir) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sırrı Sakık, Muş Milletvekili.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, birkaç saat önce 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi değiştirilirken aslında burada sorun inançlara özgürlük değildi. Bakın, biz de orada olumlu oy kullandık ama burada bir rant kavgası vardı, “Biz ne kadar bunun üzerinden bir mesaj vermeye çalışırız!” Aslında hepimizin bundan kurtulması gerekir. Yani sonsuz özgürlüğü bütün inançlara istemeliyiz ama ne yazık ki bu konuda çok fazla demokrat olmadığınızı, bu işi sadece siyasal olarak ranta devşirmek gibi iki parti arasındaki bir kavgayı gördük. Oysaki hepimiz inançlarımıza ne kadar özgürlük istiyorsak dilimize ve kültürümüze, kimliğimize de bir o kadar özgürlük istemeliyiz ama sizin kendi inançlarınızın dışında başka inançlara hayat hakkı yoktur.

Ne yazık ki Türkiye’de uzun yıllardır siyasetin bir kısmı cami avlusundan bir kısmı kışladan çıkmıyor ama kışlada olanları halk bir noktaya getirdi, emin olunuz ki cami avlusunda da siyaset yapanları halk bir yere getirecek. Kimse inançlar üzerinden ne olur siyasal bir rant devşirmeye kalkışmasın. Eğer yüreğiniz yetiyorsa -hani birlikte ortak vatandan bahsediyorsunuz- ortak vatanı şekillendirirken dilini, kültürünü yok saydığınız o halkın dilini, kültürünü özgürleştirmek gibi bir göreviniz yok mudur? Var ama bunu yapmıyorsunuz, yüreğiniz buna yetmiyor. Bir muhalefet partisi şunu söylüyor: “Köşede, bucakta dillerini konuşsunlar.” Ya köşede, bucakta bir dil konuşulur mu? Yani bir dile bu kadar haksızlık edilir mi? Bu bir dil köşe bucak dili değildir. Mesela, tersten alalım. Cumhuriyet oluştuğu dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti değil de “Kürt cumhuriyeti” olmuş olsaydı ve o günkü koşullarda cumhuriyet Kürtlerin kültürü, kimliği üzerinde şekillenmiş olsaydı ve Türk kimliğine haksızlık etmiş olsaydı ve biz, bugün, burada, Kürtçe kimlikle, Kürt kimliğiyle ilgili yasal bir düzenleme yapsaydık, burada Kürt bir bakan oturmuş olsaydı ve dönüp bize de şunu söyleseydi: “Türk dili de evde, bucakta, köşede kendisini ifade etsin.” Burada ne kadar hakkaniyet varsa, Kürtlerle ilgili taleplerde de bunu ileri sürmek bu kadar haksızlıktır, bu kadar vicdansızlıktır. Onun için, sizin, bu ülkede özgür bir eğitim sistemi, herkesin içinde olacağı bir dile, bir kimliğe gerçekten saygı duyduğunuzu söyleyemeyiz. İşte, ortadayız.

Bakın, uzun süredir, bu ülkede ırkçı bir ant var. Her sabah çocuklarımıza yalan yanlış bilgiler aktarırız. Bir Millî Eğitim Bakanımız, daha önce çıktı “Bunu kaldıralım. Bu ırkçıdır.” dedi. Kıyametler koptu, geri adım attınız çünkü Türkiye’deki ırkçı, milliyetçi dalgalardan nemalanıyorsunuz. Siz o dalgalardan oy alabilir misiniz? Siz döndünüz, bundan bile geri adım attınız ve her sabah okula giden çocuklarımız yalan yanlış bilgilerle “Türk’üz, doğruyuz, çalışkanız…” Ee vallahi ne Türk’üz… Yani Türk olmayanlar doğru olamaz mı, çalışkan olamaz mı? Yani bu coğrafyada farklı halklar da yaşıyor, o halklara neden saygı duymuyorsunuz? Neden o halkların diline, kimliğine doksan yıldır gem vuruyorsunuz, yok hükmünde sayıyorsunuz ve bir taraftan da demokratikleşme ve özgürlüklerden bahsediyorsunuz. Vallahi, ne halkımız size inanıyor ne de vicdan muhasebesi yaptığınızda, gece başınızı yastığa koyduğunuzda doğru işler yaptığınıza eminim ki siz de inanmıyorsunuz çünkü siz gerçekten tekçisiniz, ırkçısınız, asimilasyoncusunuz, diğer halklara zulmediyorsunuz, diğer inançlara zulmediyorsunuz. Bizim gibi hiç böyle inançlara zulmetmeden inançlara saygılı olacaksınız ve ben halk  diliyle diyorum ki: Biraz önce o Kur'an-ı Kerim’le, Peygamber Efendimiz’le ilgili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKIK (Devamla) - …bir yasa geçti. Her kim ki siyaseten o Kur'an’a ihanet ediyorsa o Kur'an -bu Anadolu tabiriyle- onların hakkından gelsin.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sakık.

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

Yoklama talebi var, onu yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Hamzaçebi, Sayın Nazlıaka, Sayın Tezcan, Sayın Kesimoğlu, Sayın Serindağ, Sayın Kulkuloğlu, Sayın Tanal, Sayın Ediboğlu, Sayın Özel, Sayın Yüceer, Sayın Köktürk, Sayın Özkan, Sayın Çam, Sayın Dibek, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özgündüz, Sayın Aksünger, Sayın Bayraktutan, Sayın Soydan.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – 14’üncü madde üzerindeki, Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri…”

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, çok hızlı okunuyor. Gerçekten, istirham ediyorum, ben seçmenlerim adına nasıl karar vereceğim anlamadığım bu önergelere?

“…Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı…”

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, istirham ediyorum, lütfen…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sizin grubun önergesi, yavaş okuyor. Sizin grubun önergesi diyorum, önergeyi biliyorsunuz, onun için anlarsınız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biliyorsak o zaman hiç okunmasın Sayın Başkan.

“…Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 14. Maddesinin g bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                     Muharrem İnce (Yalova) ve arkadaşları”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Osman Faruk Loğoğlu, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Loğoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemimizdeki yasa teklifiyle Türkiye'nin geleceği karanlığa mahkûm edilmeye çalışılıyor. Bilinmelidir ki, Cumhuriyet Halk Partisi buna izin vermeyecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, ayrıca, Türkiye'nin geleceğini geçmişte arayan bir ülkeye dönüşmesine de izin vermeyecektir. Fakat ben burada bir başka alandaki eğitim noksanlığından söz etmek istiyorum. Dış politika, diplomasi alanındaki eğitim noksanlığından bahsetmek istiyorum. Bunun en son örneğini de Sayın Başbakanın İran ziyareti vesilesiyle yaşadık, o konuya kısaca değinmek istiyorum:

Sayın Başbakanın İran ziyareti sonuçları itibarıyla tam bir fiyaskodur. Bir ortak bildiri dahi bu ziyaret neticesinde yayımlanamamıştır. Üstelik bu ziyaret  sırasında Türkiye küçük düşürülmeye çalışılmış ve İran tarafından Türkiye’ye “butik devlet” muamelesi yapılmıştır. Takip etmişsinizdir, Ahmedinejad, dün sağlık gerekçesiyle Sayın Başbakanla görüşmesini ertelemiştir. Sayın Başbakan da bu nedenle İran’da bir gün daha fazla kalmak durumunda kalmıştır. Fakat aynı Ahmedinejad, aynı gün, yani hasta olduğunu beyan ettiği gün Türkmenistan’dan bir heyeti kabul etmiş ve bunun fotoğraflarını, resimlerini boy boy İnternette yayınlamıştır. Fakat bu da yetmemiştir dinî lider Hamaney, Sayın Başbakanı ayağına çağırarak Meşet’e davet etmiştir. Laik bir devlet olan, en azından Anayasa’mıza göre hâlâ laik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı kalkıp Tahran’dan bir ülkenin dinî liderinin ayağına gitmiştir. Bunu nasıl izah edersiniz Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Başbakanının davranışı olarak? Bunu sizin takdirlerinize bırakıyorum.

Tabii bu davranış çok şaşırtıcı da değildir çünkü aynı ülkenin Dışişleri Bakanı Güney Kore’de bir devlet başkanının, Amerika Birleşik Devletleri Başkanının parmak işaretiyle yanına çağırılan bir ülkenin Bakanıdır. Dolayısıyla hem Başbakan hem Dışişleri Bakanı demek ki bu davranışlara alışık hareket etmektedirler.

Şimdi, bunları şöyle bilelim: İran’ın bu davranışlarının hiçbiri tesadüfi değildir. İran fevkalade ince bir diplomasi uygulamakta ve Türk Başbakanını önce bekletmekte, sonra İran içinde dolaştırmakta, sonra da hiçbir açıklama yapmayarak ziyaretin sonuçsuz kaldığını bütün dünyaya ilan etmektedir.

Burada, her yerde sesini yükseltmesini gayet iyi bilen Sayın Başbakandan hiçbir ses çıkmamıştır. Her yerde gürleyen Sayın Başbakan bu konuda sessiz kalmıştır. Oysa yapması gereken Sayın Başbakanın bu konuda, Türkiye’ye dönmesiydi fakat bunu da yapmamıştır, buna da cesaret edilmemiştir.

İran bu davranışlarıyla diyor ki Türkiye’ye: “Suriye konusunda yanlış yapıyorsun. Suriye konusunda Kofi Annan Planı bütün uluslararası toplumdan destek görürken sen bu girişimin içini boşaltmaya çalışıyorsun.” Ayrıca diyor ki İran: “Kürecik’teki radar istasyonuyla sen benim güvenliğimi tehlikeye atıyorsun, İsrail’le iş birliği yapıyorsun. Biz bunu kabul etmiyoruz.” Mesajlar İran tarafından budur.

Sonuç olarak, Sayın Başbakan Erdoğan, İran’dan eli boş dönmekte ve hiçbir tepki vermeden oradan dönmekte. “Bu konunun eğitimle ne ilgisi var?” diyeceksiniz. Ben, tekrar bunu eğitime bağlayacağım. AKP’nin dış politikası, daha önce bütün durumlarda olduğu gibi, bu İran ziyareti vesilesiyle yine sınıfta kalmıştır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Loğoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun teklifinin çerçeve 14 üncü maddesinin (d) bendinin madde metninden çıkartılmasını, diğer bentlerin de buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ahmet Aydın (Adıyaman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Uygun görüşle takdire arz ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Aydın, Adıyaman Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Çok teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; tabii, gecenin bu vaktinde çok daha hayırlı, çok güzel işler yapıyoruz. Bu önerge de gerçekten son derece hayırlı, son derece güzel işler getirecek olan bir önerge. Biz bu önergeyle eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi şu anda mevcut olan Yüksek Öğretim Kanunu’nun 45’inci maddesinin bir (d) bendi var ve bu (d) bendine göre de bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumları mezunlarına diğer bölümlerin, diğer liselerin mezunlarına oranla kendi alanını seçtiği takdirde ilave puan getiren -ki teklifte de bu yüzde 4’e kadar düşürülmüştür- yüzde 4 oranında ilave puan sağlayan bir düzenleme var  Yüksek Öğretim Kanunu’nun 45’inci maddesinde. Şimdi biz, tabii, özellikle diğer bentlerine de baktığımızda, (e) bendinde, zaten bu okuldan mezun olanların sınavsız bir şekilde ön lisans programlara kaydolma hakkı var, getiriliyor. Yine aynı şekilde bir sonraki (f) bendinden de ön lisans mezunları için de yüzde 10’luk barajı aşmamak üzere lisans programlarına kaydolma şartı, imkânı getiriyoruz. Tabii birçok okul var, sağlık meslek liseleri, çok programlı liseler, endüstri meslek liseleri, meteoroloji liselerinden tutun da turizm otelcilik meslek liselerine kadar, imam-hatip liselerine kadar birçok meslek okulu var ve bu meslek okullarından mezun olanların kendilerine ayrıca ilave bir puan tahsis ediliyor mevcut düzenlemede. Biz şunu diyoruz: Bütün bu okullarda okuyanlar -düz liseler, kolejler, meslek liseleri bütün bu okulların mezunları- zaten temel eğitimi görüyorlar, zaten temel dersleri görüyorlar, ilave meslek dersleri görüyor olabiliyorlar ve mezun oldukları zaman da hepsi aynı sınava tabi tutuluyor. Aynı sınava tabi tutulduğuna göre de hiçbirinin lehine öbürünün aleyhine hak vermeyelim ya da öbürünün aleyhine imkân tanımayalım, fırsat vermeyelim diye eğitimde bir fırsat eşitliği olsun diyoruz ve bütün bu mezunlar sınava girdiğinde eşit, adil bir şekilde bir yarışma usulü olsun, sınav sonucu aldığı puanlara göre hak ettikleri alanlara girebilsin. Farklı alanlara da girebilme imkânı getirebilelim  yani sadece meslek liselerinden mezun olana sadece kendi alanlarına değil o alanlara da girebildiği gibi, başka alanlara da bir puan kaybı da olmadan girebilsin diye bütün meslek liseleri arasında bir eşitlik, sadece meslek liseleri arasında değil tüm liseler arasında ciddi bir eşitlik getiriyoruz ve bu manada da çok güzel, çok hayırlı bir iş görüyoruz.

Yine, aynı şekilde, değerli arkadaşlar, tabii dış politikayla ilgili birtakım laflar söylendi bu kürsüde. Değerli arkadaşlar, Türkiye içeride istikrarın, itibarın, dışarıda da son derece dış politikada yükselişin adresi oldu.

Bakın, değerli arkadaşlar, Türkiye, AK PARTİ İktidarı döneminde, 151 ülkenin oyuyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin geçici üyesi oldu. Yine Türkiye, aynı Türkiye, AK PARTİ İktidarı döneminde ilk kez İslam Konferansı Örgütünün Genel Sekreteri oldu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Oldu da ne oldu?

AHMET AYDIN (Devamla) – Yine ilk kez, yine AK PARTİ döneminde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Başkanı bir Türk oldu ve bir milletvekilimiz oldu. Bundan hepimizin gurur duyması gerekmez mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Türkiye’nin dış politikada geldiği nokta ortada. Bugün, Türkiye’de, dış politikada gündem belirlenen bir ülke değil, eskiden kendi gündemini belirlemeyen bir ülke vardı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – BOP Eş Başkanı, onu da söyle.

AHMET AYDIN (Devamla) – Ama, şimdi, dünyanın gündemini belirleyen bir Türkiye var artık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, Türkiye artık dünya liderinin iki dudağı arasına bakıyor. “Acaba Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bu konuda ne düşünüyor, onun reyi bu konuda nedir?” diye merakla bakıyor ve artık Türkiye’yle herkes dost geçinmek zorunda.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ahmedinejad’ı da arasana!

AHMET AYDIN (Devamla) – Türkiye, bu dış politikayla birlikte, emin olun, sizin hayal edemeyeceğiniz alanlara da gelecek.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ahmedinejad’dan haberin var mı?

AHMET AYDIN (Devamla) - Siz bunları düşünemezsiniz değerli arkadaşlar. Türkiye’nin itibarını biz bundan on sene önce de biliyorduk. Türkiye hangi uluslararası müsabakada, yarışmada vardı? (CHP sıralarından gürültüler) Türkiye hangi uluslararası arenada bir varlık gösterebiliyordu? Hangi uluslararası gündemle alakalı Türkiye bir fikir beyan edebiliyordu? İşte şimdi Türkiye güçlü bir Türkiye, güçlü bir lideri olduğu için ve milletinin de desteğini aldığı için çok daha iyi noktada, daha da ileriye doğru bu halkın desteğiyle birlikte devam edecek diyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu önergeyle ilgili, ben aslında sadece teknik olarak öğrenmek istiyorum, bu teklifte adaletsizlik yarattığı için mi çekiyorlar? Teklifin içerisinde vardı değil mi? Evet.

Efendim, tabii Sayın Aydın gerçekten dış politikayla ilgili şeyi söyledi ama gerçekten Sayın Başbakanın “BOP Eş Başkanı” gibi bir sıfata sahip olmasını da burada onurla söylemesini isterdim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başbakan Medeniyetler İttifakının Eş Başkanıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 14 üncü maddesi ile değiştirilen 2547 sayılı Kanunun birinci fıkrası (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“b. Yükseköğretim kurumlarına esasları Millî Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bütüncül değerlendirme sistemi ile girilir. Bu sistem, öğrencinin akademik performansı ile birlikte sosyal, sanatsal ve alan yeterliklerinin tamamını hesaplayan ve ona göre değerlendiren bir sistemdir. Öğrenciler bu yeterliklerinin tamamında aldığı puan ortalamasıyla sınavsız olarak üniversiteye geçebileceklerdir.”

Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bu kanun teklifiyle, iki olumlu konuya değinmek istiyorum.

Birincisi: Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin -süresi tartışılabilir, her ne kadar dediğimiz gibi olmasa da- ikiye bölünüp 1’inci sınıfa giden ile 8’inci sınıfa giden yedi yaş farklı 2 çocuğun aynı ortamdan ayrılmasını getirmesi nedeniyle… Ancak maalesef bunu ortadan kaldıracak düzenlemeyi yapamadık; ilkokul ile ortaokul ihtiyaçlara göre beraber olabilecek veya ortaokul ile lise yine, ihtiyaçlara göre beraber olabilecek. Dolayısıyla bu olumlu düşünce de maalesef uygulamada gerçekleşmeyecek.

İkincisi de, sekiz yılın on iki yıl zorunlu eğitime dönüştürülmesi.

Değerli milletvekilleri, şimdi sizlere samimiyetle bir şey söylüyorum. Sayın Başbakan Güney Kore’ye giderken uçakta “Sınavsız bir üniversiteye geçiş sistemi düşünüyoruz.” diye söyledi. İşte, size bir fırsat, gelin, bu önergeye destek verin. Sayın Başbakanın her ne kadar bu kanun teklifi hazırlanırken aklına gelmeyen, ama sonradan bir şekilde bunun olabileceğine inandığı için bu beyanatı veren açıklamasından sonra buna “evet” deyiniz. Aksi takdirde, bugün sınav sistemine odaklanmış hem öğrenciler hem aileler, yine neyi değiştirirseniz değiştirin ıstırap çekmeye devam edecekler.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarları dönemiyle ÖSYM kirlenmiştir. Üniversite giriş sınavlarında hırsızlık yapılmıştır, sorular çalınmıştır; KPSS sınavlarında hırsızlık yapılmıştır, sorular çalınmıştır; öğretmen atamalarında hırsızlık yapılmıştır, sorular çalınmıştır, ama bunların sorumluları bulunamamıştır.

Yarından sonra, yani 1 Nisanda yapılacak üniversiteye giriş sınavında, YGS sınavında yine milyonlarca öğrenci aynı endişeyle bu sınava girecekler. Dolayısıyla, acaba benim hakkımı hangi hırsız çalacak, hangi yandaş çalacak ve iktidar yine bunu takipsiz bırakacak diye endişeyle bu sınava hazırlanmaktadırlar. Dolayısıyla, bunun mutlaka çözümlenmesi gerekiyor. Sayın Bakan burada değil, biraz önce sordum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın döneminde ve önceki millî eğitim bakanlarınız döneminde, bu ülkede Taşımalı İlköğretim Yönetmeliği’nin bir maddesine takılmasından dolayı ülkenin 16 bin okulu kapatıldı, 160 bin derslik boş, çürümeye terk edildi.

Şimdi sordum, bu sistemde bunlar ne olacak? Cevap yok. Kaç milyar dolarlık bir ödenek ayırmak gerekiyor? On sekiz yıl boyunca tablet bilgisayar ve donanımları için bir madde getirdiniz. Buradan ne kadar sisteme para aktarılacak? Cevapsız kaldı.

Şimdi, öğrencilerin bütüncül bir değerlendirme sistemiyle ortaöğretim başarı puanlarına dayandırılan ve doğrudan sınavsız üniversiteye girişini sağlayan bir önergemiz var, buna “evet” demeniz gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, biraz önce Sayın Grup Başkan Vekili ilklerden bahsetti. Sayın Başbakana haksızlık yapmaması lazım, BOP eş başkanlığını söyleyecek.

Bu teklifle bakınız hangi hakları alıyorsunuz? Şu anda mesleki eğitimde, mevcut 2547 sayılı Yasa’nın 45’inci maddesinde yüzde 10’undan az olmamak üzere dikey geçiş kontenjanı veriyor, siz en fazla yüzde 10’la sınırlıyorsunuz. Yine bu 45’inci maddede üstün yetenekli, sanat ve sporda başarı almış, TÜBİTAK tarafından olimpiyatlara katılmış öğrencilerin sınavsız olarak üniversiteye yerleştirme hakkını ellerinden alıyorsunuz. Bunları söyleyin. Bunları söylemezseniz haksızlık yaparsınız, kendi çocuklarınıza ve ülkemizin o değerli beyinlerine haksızlık yaparsınız.

Bu teklifle bu sakıncaları ortadan kaldıramıyorsunuz. Bakınız, biraz önce bahsettiğim konular çok önemli. Geliniz, bunların hepsini kaldıralım ve tüm öğrencilerimizin on iki yıl boyunca zorunlu olarak aldıkları eğitim sisteminin gereği olarak ortaöğretim başarı puanlarına dayalı bir sınavsız geçişi bu sayede gerçekleştirelim. Milliyetçi Hareket Partisi, 2007, 2011 ve 1999 seçimlerinden bu yana bu sistemi savunan ve her türlü hazırlığını yapmış ve buna göre de milletimize böyle bir alternatif sunan partidir.

Önergemize desteğinizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sınavsız üniversite….

Sayın Canikli, Başbakan söyledi.

BAŞKAN - Komisyonun bir düzeltme talebi vardır, söz veriyorum.

MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Sayın Başkanım, teklifin 14’üncü maddesinde…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başbakan “Sınavsız üniversite” dedi, getiriyoruz, reddediyorlar Sayın Başkan. Nasıl olacak?

BAŞKAN – Genel Kurulun takdiri efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) - Türkiye’yi Başbakan yönetmiyor mu? Gizli kuvvetler mi var? Allah, Allah… Koalisyonun diğer ortakları “Hayır” mı diyor?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun adı sehven “Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu” şeklinde yazılmıştır. Düzeltilmesi uygun olacaktır Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 23.30

 

BEŞİNCİ OTURUM

                                          Açılma Saati: 23.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

15’inci madde üzerinde iki önerge vardır; okutup, geliş sırasına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin çerçeve 15 inci maddesi ile değiştirilen 2547 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafında yer alan "gelirlerinin en az dörtte üçünü" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Zühal Topcu                                  Yusuf Halaçoğlu                                 Lütfü Türkkan

                      Ankara                                             Kayseri                                             Kocaeli

                  Oktay Vural                                         Alim Işık                                        D. Ali Torlak

                        İzmir                                              Kütahya                                            İstanbul

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe "Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 15. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Tufan Köse                               Mehmet Hilal Kaplan                               Gürkut Acar

                      Çorum                                             Kocaeli                                             Antalya

                 Turhan Tayan                                    Engin Özkoç

                       Bursa                                              Sakarya

MADDE 15- 2547 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Tufan Köse, Çorum Milletvekili.

Buyurun Sayın Köse. (CHP sıralarından alkışlar)

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bize ne Komisyon Başkanı Nabi Avcı’nın yüzüne karşı ne de Bakanın yüzüne karşı konuşmak nasip olmadı bu Komisyon toplantılarında; beş gün, altı gün takip ettik Komisyon toplantılarını.

Değerli arkadaşlarım, buradaki Bakan Arkadaşımızı tenzih ediyorum ama Sayın Bakana inanmıyoruz biz. Bir kere, öyle teknoloji günübirlik üretilebilecek bir olgu değil. Yılların birikimiyle üretilmiş bir teknoloji, onlarca yıllık birikimle üretilmiş bir teknolojiyi… “Yerli üretim yapacağım.” diye kimseyi kandırmasınlar, böyle bir olay yok. Büyük ihtimal kendisi olsaydı soracaktım ben. “Hangi firmayla anlaştınız siz yandaş firmalardan?” Bunu soracaktım kendisine.

Bakın, bundan üç yıl evvel, dört yıl evvel bugün kullandığımız telefonların hiçbirisi var mıydı? Yani Ericsson vardı, Nokia vardı ama bugün kullandığımız telefonlar çok farklı telefonlar. O anlamda, “Yerli üretim yaptıracağız.” diye kimseyi aldatmasınlar. Kaldı ki bugün en büyük sorunumuz ne bizim? Cari açık. Cari açığın sebebi ne? İthalat. Yani biz buğdayın tohumunu bile ithal ederken nasıl tablet bilgisayar veya devamındaki muadillerini üreteceğiz, bunu anlamak mümkün değil, bu anlamda inanmıyoruz.

Şimdi, Nabi Bey’i doğru yoldan çıkardılar, nasıl bir güç varsa bu gecekondu kanunun altında. Altmış yıllık yaşı var, kırk yıllık birikimi var, entelektüel bir kişiliği var; entelektüel kişiliğini ayaklar altına aldırdılar Nabi Bey’in. Vallahi, ben kendisi adına üzülüyorum, herhâlde beş on yaş yaşlanmıştır, birçok da rahatsızlık geçirecektir.

Değerli arkadaşlarım, az evvel bir önergeyle kat sayıları kaldırdınız. Peki, bu meslek liselerinin başarılı öğrencilerinin kendi branşları ile ilgili üniversitelere gitme hakkını siz kaldırmış olmuyor musunuz böylelikle? Nasıl bir adaletsizliktir bu, neresinde bunun adalet?

Şimdi şeye geleceğim, komisyonlarda bizi konuşturmadınız. Bu kanun teklifi, tasarı olarak gelmedi, teklif olarak geldi. Ne olduğu belirsiz, arkasında kim var o da belli değil. Bunları bize yaptınız ama dün bu konunun birinci elden muhatapları Kamu Emekçileri Sendikalarına bağlı öğretmenleri niye konuşturmadınız, ne vardı? 100 metre ara kalmıştı “Açıklama yapacağız.” dedikleri yere gelmek için. Niye bugün copla, tazyikli sularla, ilaçlarla dağıttınız bunları? Bu mu sizin ileri demokrasi anlayışınız, bu mu azınlıkların haklarına saygı, bu mu azınlık görüşlerine saygı? Bunları da anlamak mümkün değil.

Şimdi, nereye gittiğimizi, nereye gittiğinizi büyük ihtimal Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin de birçoğu bilmiyor arkadaşlar.

Ben uyarıcı olması bakımından geçtiğimiz günlerde Çorum’da yaşadığımız bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın, 26 Mart 2012 tarih ve 06.325 sayılı Valilik onayı, bu onay ile Çorum İl Millî Eğitim Müdürlüğü bir toplantı düzenliyor ve bu toplantıya imza karşılığı okul müdürlerinin tamamını, ilçe millî eğitim müdürlerini çağırıyor ve burada Hitit Üniversitesinden bir Hoca, ismini de vereyim Doçent Doktor Hasan Yücel Başdemir bir seminer veriyor bu okul müdürlerine. Ne demiş mealen Doçent Doktorumuz -seminerimizin ismi de “Eğitimde Değişim Kaçınılmazdır”- “Eğitimde Değişim Kaçınılmazdır” isimli seminerde? “Eğitimi devlet müfredatıyla sınırlamak ulus devlet anlayışından kaynaklanmaktadır.” Ulus devlet anlayışıyla bir problemimiz var bizim, nereden çıkıyorsa bu problemimiz? “Cemaat örgütleri devletin eğitimdeki yükünü alacak yetkinlikte kuruluşlardır.” Sayın Başbakanın açıklamalarıyla örtüşüyor artık bunlar. “Eğitimde değişim için devlet okulları özelleşmeli ve bu okullar sivil toplum örgütleri eliyle yönetilmelidir, zira devlet okulları şu anki yapısıyla eğitimin önündeki en büyük engeldir.”

Değerli arkadaşlarım, bu görüşleri içinizde paylaşanlar olabilir ancak ben bir gerçeği söylemek istiyorum diğer arkadaşlarımdan farklı olarak. Zaman zaman bu gecekondu yasa teklifinin 28 Şubatla hesaplaşmak adına yapıldığı söyleniyor. Hâlbuki bu yanlış, 28 Şubatla hiç ilgisi yok.

Bakın, cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından beri bizim ülkemizde ilkokul beş yıldır. Bu beş yılın son bir yılı acaba kimleri nasıl rahatsız etti ki de 4+4+4’e döndük yani burada hesaplaşma yapılıyorsa Mustafa Kemal Atatürk’ün binlerce yıllık Türk tarihinde açmış olduğu bir parantezli dönem var, onunla hesaplaşma yapılmaktadır.

Hepinizi bu anlamda, özellikle Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerini uyarıcı olmak istiyorum. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

 BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin çerçeve 15 inci maddesi ile değiştirilen 2547 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafında yer alan "gelirlerinin en az dörtte üçünü" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                               Yusuf Halaçoğlu (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; 2547 sayılı Kanun’un 56’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı üzerinde söz almış bulunuyorum.

Ben, bundan önce şunu söylemek isterim: Ülkenin en elit tabakası olan üniversitelerin önce kendi rektörlerini seçmelerinin sağlanması birinci derece önemlidir. Yani bir düşünün ki bir üniversitenin kendi rektörünü seçemediğini; 6 kişi seçip, 3 kişi, oradan 1 kişi seçtiğini düşünecek olursanız, o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisinde buna benzer bir şekilde uygulamanız gerekir. Dolayısıyla öncelikle YÖK Kanunu’nun da bu maddesinin değişmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, eğitimle ilgili çok ciddi bir kanun tasarısı önümüzde. 2010-2011 öğretim yılında ortaöğretimde toplam 110 bin derslik olduğu Sayın Bakan Dinçer tarafından ortaya konuluyor, ortaöğretimin zorunlu olması durumunda da bu sayının 160 bine çıkacağı belirtiliyor. Bu sebeple yaklaşık 50 bin dersliğe ihtiyaç var. Bugün İç Anadolu’da bile, Kayseri’de, Niğde’de, diğer başka illerimizde henüz sekiz yıllık öğrenim durumunda bile, birleştirilmiş iki sınıfta ders gören öğrencilerimiz var ve öğretmenlerin eksikleri var. Şimdi bu şekilde düşünürseniz, ihtiyaç duyulan 50 bin derslik için 15 milyar TL’ye ihtiyacınız var. Yine ilköğretim için de 65 bin dersliğe ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Bunun için de 20 milyar TL’ye ihtiyacınız var. TOKİ tarafından, en iyi yaklaşımla, 32 derslikli bir ilköğretim okulu kuracak olursanız 3 milyon TL’ye ancak inşa edilebiliyor. Dolayısıyla, ilköğretim için de 20 milyar TL gerekiyor. Toplam 35 milyara ihtiyacınız var.

Hadi bunu buldunuz diyelim, altı, yedi ay içerisinde, sekiz ay içerisinde bunu inşa etme imkânınız yok. Nitekim, bu sebeple gerek Bakan gerekse Başbakan, hizmet alımı şeklinde özel okullar kurulmasından, dershanelerin de liselere veya eğitim kurumları hâline çevrilmesinden söz ediyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, şu an ihtiyaç duyulan 126 bin öğretmeni de bunun içerisine katacak olursak kesinlikle önümüzdeki yıl eğitim- öğretim süresi içerisinde büyük bir sıkıntı yaşanacağı malumdur.

Diğer taraftan, siz eğer özel okullarda bunun standardını iyi belirlemediğiniz takdirde ortaya çıkacak durum şudur: Bakın, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yine aynı biçimde birtakım özel okullar kuruldu. Bunların çoğu da misyoner okullarıydı. 1914 yılında İngiltere, Fransa, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Osmanlı topraklarında kurduğu okul sayısı 1.244’tü. Öğrenci sayısı kaçtı? 85 bindi. Osmanlı devletinin açtığı resmî iki okul vardı: İdadi ve rüştiyeler. Bunların öğrenci sayısı ne kadardı? 35 bindi. Yani bakın, misyonerlerin kurduğu okulun öğrenci sayısı 85 bin, devletin kurduğu okulun öğrenci sayısı 35 bin. Osmanlı devleti, biliyorsunuz, yıkıldı ama burada en acı olanı… Mesela Robert Kolej, bir misyoner okuluydu. 1863 yılında kuruldu, 68 yılında ilk mezunlarını verdi ve ilk verdiği mezunlar Bulgar isyanının elebaşılarıydı.

Değerli milletvekilleri, ne yaptığımızın farkına varalım. Şimdi, bırakın diğer yönlerini, burada siz çocuklarınızı okutacaksınız, torunlarınızı okutacaksınız, bir düşünün. Önümüzdeki yıl bunlarla karşı karşıya geleceksiniz, karşı karşıya kalacaksınız. Neler yapacağınızı bir düşünün, ne duruma düşeceğinizi de düşünün. Burada çok önemli bir karar veriyorsunuz. Türkiye’nin geleceğine karar veriyorsunuz.

Nasıldı biliyor musunuz? Amerika Birleşik Devletleri 1845’te 37 misyonerini gönderdi Osmanlı Devleti’ne, 37 misyoner. Sonra, bunlara yardımcı olan 17 kişi vardı, yüzyıl sonunda bu misyoner sayısı 170’e çıktı fakat onlara yerli iş birlikçi 1.075’e çıktı. Öğrenci sayısı 73 bindi, sadece Amerika’nın kurduğu okulların. Bunun iyi düşünmenizi rica ediyorum. Nerelere gideceğini iyi düşünmek lazım ve ona göre karar vermek lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni ek madde ihdasına dair bir önerge vardır.

Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı ve teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin 4'üncü fıkrası hükmüdür.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir.

Bu nedenle önergeye okutup komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Komisyon Başkanı üyeleri çağırmalı ama.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bürokrat arkadaşlar, lütfen burada şey yapacağız… Sayın Başkan, komisyon üyelerimizin komisyon sıralarında oturmaları için lütfen imkân tanıyın.

BAŞKAN – Sayın bürokratlardan rica ediyorum…

Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi, önergeyi okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bir dakika. Komisyon üyelerimiz yerini alsın da…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, önergeyi okutmadan önce… Böyle bir önergenin işleme alınması mümkün değil Sayın Başkanım. İç Tüzük’ün 87 ve 91’inci maddelerine göre…

OKTAY VURAL (İzmir) – İç Tüzük’e uygundur efendim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - …bu da genel kurallar çerçevesinde hesaba katılması gereken bir önergedir. Bir başka ifadeyle…

OKTAY VURAL (İzmir) – Özellikle baş örtüsüyle ilgili bir önerge sırasında AKP Grup Başkan Vekilinin itiraz etmesini çok yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İzin verirseniz Sayın Vural.

BAŞKAN – Sayın Vural, bir saniye…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Şu anda temel yasa olarak görüştüğümüz bir yasa var. Burada da verilecek önerge sayısı bellidir. Her grup her madde için en fazla bir önerge verebilir. Dolayısıyla buna ek madde ihdası da dâhildir Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, doğru değil.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Geçici madde ihdası da dâhildir. Dolayısıyla bu usul, böyle bir uygulama…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın  Başkan…

BAŞKAN – Sayın Vural, bir saniye, Sayın Canikli’nin sözleri tutanaklara geçsin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - …İç Tüzük’ün 87 ve 91’inci maddelerine ve uygulamalara çok açık bir şekilde aykırılık teşkil etmektedir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim. Sayın Başkan, aykırı değildir çünkü İç Tüzük’e göre bizim ek madde verme hakkımız vardır. Bu hakkımızı çoğunluk iradesiyle kimsenin gasbetmesi mümkün değildir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Olmayan bir şeyin gasbı olmaz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ayrıca, yükseköğrenimde baş örtüsünden dolayı eğitim alamayan insanların önünü açacak bir ek madde önergesi sırasında AKP Grup Başkan Vekilinin bu itirazı yapmasını doğrusu yanlış gördüğümü özellikle ifade etmek istiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, Türkiye’de baş örtüsü problemi yok üniversitelerde.

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Baş örtüsü yasağı yok, fiilî durum vardı, kaldırıldı.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 15 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Oktay Vural                                     Mehmet Şandır                                      Zühal Topcu

                        İzmir                                                Mersin                                               Ankara

                 Özcan Yeniçeri                                       Alim Işık                                        Mustafa Erdem

                       Ankara                                              Kütahya                                              Ankara

"Madde 16- 2547 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Hiç kimse başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz."

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın  Başkanım, biz bu önergeyi daha önce AKP grup başkan vekillerinin imzalarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermiştik. Burada ıslak imzaları olan Bekir Bozdağ, Sayın Cemil Çiçek…

BAŞKAN – Sayın Vural, önergeyi okuttum, Komisyona soracağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Sadullah Ergin, Burhan Kuzu’nun da imzaları vardır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, şu anda Türkiye’de üniversitelerde başörtü yasağı yoktur.

BAŞKAN – Ama önce biriniz konuşun. Lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla AKP Grubunun Komisyon üyelerinin imza namusuna sahip çıkarak burada olmalarını istirham ediyorum. Buyurun. İmzanın namusu varsa bu burada gösterilsin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Zaten Anayasa’mızda da öğrenim ve eğitim güvence altındadır ve sorun yoktur.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Salt çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz Sayın Başkanım. [MHP sıralarından alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede AKP üyeleri? Nerede?

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum. [MHP sıralarından alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo size! Bravo size! Oynayın bakalım.

BAŞKAN – 16’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır…

OKTAY VURAL (İzmir) – İmzanızın namusu nerede! Baş örtüsü konusunda önerge vermedik mi orada? Yürek olacak sizde, yürek!

BAŞKAN - …geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 16 ncı maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 61'in aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                           Mehmet Doğan Kubat                                Ünal Kacır

                     Giresun                                            İstanbul                                            İstanbul

               Bayram Özçelik                                  Ahmet Aydın                                    Murat Yıldırım

                      Burdur                                           Adıyaman                                            Çorum

                 Mustafa Ataş                                    Bülent Turan

                     İstanbul                                            İstanbul

“GEÇİCİ MADDE: 61 - Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler bakımından, bu kurumların mezunlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde merkezi sınavlardan almış olduğu puanlara ilave edilecek orta öğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanır."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerinin de istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 16. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

   Hasan Ören                     Aytun Çıray                   Emre Köprülü

      Manisa                             İzmir                            Tekirdağ

Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Kamer Genç

           İstanbul                            Tunceli

 

Diğer önerge sahipleri:

Pervin Buldan                 Mülkiye Birtane                 Hasip Kaplan

        Iğdır                               Kars                              Şırnak

Levent Tüzel                      Emine Ayna                    Aysel Tuğluk                            İstanbul               Diyarbakır                           Van

Nursel Aydoğan                İdris Baluken                      Adil Kurt

    Diyarbakır                          Bingöl                           Hakkâri

   Halil Aksoy           Hüsamettin Zenderlioğlu

        Ağrı                               Bitlis                                 

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii burada, aslında, ülkenin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir sorunu konuşuyoruz, eğitim sorununu konuşuyoruz. Gönül isterdi ki eğitimin var olan sorunlarını, bugün, güncel yaşanan tıkanıklıkları burada etraflıca konuşup geleceği ona göre planlamak ve geleceği ona göre ortak bir tartışmayla birlikte toplumun diğer kesimleriyle, bütün kesimleriyle ortaklaştırarak bir zemine oturtalım ancak görüyoruz ki… Bugün yargı ve polis kıskacına almış olduğumuz eğitim emekçilerinin durumunu gündüz konuşmuştuk. Eğitim sistemiyle ilgili temel yaklaşımların da bahsetmiş olduğumuz sorunları çözmekten çok uzak bir şekilde ele alındığını ve Edirne’den Ardahan’a kadar bütün halkın, bütün toplumun eğitimle ilgili beklentilerini karşılayacak bir kaygının bulunmadığını buradan belirtmek istiyorum.

Bakın, yaşanan güncel sorunlara ilişkin ben size birkaç örnek vereyim: Diyarbakır’da öğrenim gören ve ana dilinde eğitim görme hakkını yani kendi varoluş hakkını isteyen “Hasan Basri Boztemir” ve “Yasemin Acer” adlı öğrenciler Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin cevabı ile yirmi bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırılmışlardır. Şimdi, hepinize tek tek birey olarak sorarsak sırf ana dilde eğitim istediği için yirmi bir yıl hapis alan öğrencilerin durumuyla ilgili hepinizin vicdanında bir kanaatin oluşacağına eminiz. Ancak bu vicdan muhasebesini, getirip burada bizden beklenti içerisinde olan kesimlerin sorunlarını çözmek yerine, bir şekilde, var olan sorunları görmezlikten gelerek mevcut sorunları tam olarak yansıtmayan birtakım tartışmalara hapsetmek gerçekten bu Meclisin, en azından halkın beklentisini karşılayacak bir çıta olmasa gerek.

Bakın, buradan, telefonla Kürtçe konuşurken Türkçe anlamı “arkadaş” olan “…”(x) kelimesini kullanan öğrencilerin hâlâ Sincan Cezaevinde tutulduğunun örneğini yine sizlere vermek istiyorum. Sadece poşu taktığı için üniversite öğrencisinin yirmi beş ay cezaevinde haksız tutulduğu örneğini çok yakın tarihte gördük. Bakın, yirmi beş ay haksız yere bir öğrenciyi sadece poşu taktığı için hâlâ cezaevine gönderen bir zihniyeti burada tartışmıyorsak gelecekle ilgili planlamalarımızın ne kadar sağlıklı olduğunun takdirini sizlere bırakıyorum. Bakana yumurta attığı için hemen bulunup cezalandırılan, dört yıl ceza alan öğrencilerin dramı yine bu kürsüden dile getirildi. Ancak, okul harçlığını çıkarmak üzere sınırın diğer tarafına kaçak mazot almaya giden yoksul Kürt köylüsü öğrencilerinin parçalanmış cesetlerinin, parçalanmış cenazelerinin hâlâ faillerinin bulunmadığı gibi bir sorunla da karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, sinemada çok önemli bir çalışma vardı, “İki Dil Bir Bavul” diye bir film vardı, eğer izlememişseniz ben hepinize o filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Kürtçe bilmeyen bir öğretmen ile Türkçe bilmeyen öğrencilerin yaşadığı sıkıntı, yaşadığı zulüm, işte, bugün, Mecliste, maalesef, sürdürmüş olduğumuz tartışmanın ta kendisidir. “Zülküf” adı hitap edilirken bile o hitabın fonetik ses tonundan ve vurgusundan kendi adını anlayamayan bir Kürt öğrencisinin dramını, ben, hepinizin o filmi izleyerek bir şekilde bir vicdani muhasebeyle değerlendirmenizi istiyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, burada, tartışılan -genel olarak- eğitim sistemiyle ilgili belirtilecek çok fazla nokta var. Ancak, eğer, biz, Edirne’den Ardahan’a kadar bu ülkede yaşayan 75 milyonun eğitimle ilgili sorunlarını eğer burada çözüme ulaştıracaksak, bu söylediklerimizi, bu çırpınışlarımızı artık bir şekilde dikkate almanızı bekliyoruz.

Ben, bu vesileyle, bu eğitim sistemi tartışmalarının çok sığ bir çerçevede geçtiğini ve halkın beklentisini karşılamadığını tekrar belirtmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Diğer konuşmacı Emre Köprülü, Tekirdağ Milletvekili.

Buyurun Sayın Köprülü. (CHP sıralarından alkışlar)

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyanın hiçbir ülkesinde eğitim sistemleri, AKP İktidarında olduğu gibi yangından mal kaçırırcasına yapılmamakta ya da değiştirilmemektedir. Sistemlerde başarının ölçüsü her zaman için doğru planlama yapmak ve hazırlık sürecini mümkün olduğu kadar uzun tutabilmektir.

Sayın milletvekilleri, bu yasa teklifinde bırakalım hazırlık sürecini, bu teklifin Genel Kurula geliş şekli bile her açıdan yanlıştır. Eğitim sistemleri öyle zorbalıkla, komisyon işgal ederek, vekil tekmeleyerek ya da gerçek dışı komisyon raporları tanzim edilerek değiştirilmemiştir. Bu bakımdan AKP ve AKP İktidarı maalesef ki tarihe geçmiştir. Bu yasa görüşmelerinde hukuksuzluk hukuk, kanunsuzluk ise kanun olmuştur. Söylemeye utanıyorum ama hukuk devletinin merkezi olması gereken Mecliste, iş buraya gelene kadar her türlü hukuksuzluk, her türlü kanunsuzluk yaşanmıştır. Bu bakımdan da AKP’li komisyon üyeleri ve AKP’li Sayın Komisyon Başkanı da bu hukuksuzluğu ve kanunsuzluğu yaşatan kişiler olarak tarihe geçmişlerdir.

Şimdi ise teklif Genel Kurula geldi. Ben AKP milletvekillerine seslenmek istiyorum: Şimdi siz tarihe geçin. Nasıl mı? Bu hukuksuzluğa, bu kanunsuzluğa “dur” diyen, ret oyu veren milletvekilleri olarak sizler tarihe geçin. Tüm Türkiye sizi alkışlasın, biz de sizi alkışlayalım. Bakın, siz bu kanunu çıkarmak isteyebilirsiniz. Tabii ki bizler yanlış olduğuna inanıyoruz, bu kanunun halka değil, ranta hizmet ettiğine inanıyoruz. Ama benim seçilip de gelen milletvekiline saygım var. Bunu gelin en baştan yapın, en baştan komisyona getirin ve bu kanunsuzluğu, hukuksuzluğu ortadan hep birlikte kaldırın. Aksi durumda, bunu çok iyi bilmelisiniz ki Türk demokrasi tarihinde bu olay kara bir leke olarak her zaman anılacak ve sizler de bu olayın kahramanları olarak halkın, milletin ve çocuklarımızın vicdanında her zaman için mahkûm olacaksınız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4+4+4’ün en baş muhataplarından bir tanesi de tabii ki öğretmenlerimiz. Sonuçta eğitim kanunu değişiyor ama eğitimciler ya da öğretmenler maalesef ki muhatap olarak alınmıyorlar. Bırakın muhatap olarak alınmayı, öğretmenlerin Ankara’ya gelişlerine bile izin verilmiyor, öğretmenleri taşıyan otobüsler durduruluyor, konuşmak isteyenler, sesini duyurmak isteyen insanlar copla, biber gazıyla, tazyikli suyla karşılanıyor. Nasıl milletvekilleri Komisyona sokulmuyorsa aynı şekilde eğitimciler de, öğretmenler de Ankara’ya sokulmuyor. Nasıl milletvekilleri Komisyonda şiddete maruz kalıyorsa aynı şekilde bu işin muhatabı olan öğretmenler de şiddete maruz kalıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, bir ülkenin geleceğini ilgilendiren konular parmak hesabıyla değil, bilimsel verilere göre yapılır. Bu kapsamdaki yasalar oy çokluğuna güvenerek “Ben yaptım, oldu.” anlayışıyla, “İki günde geçiririz.” diyen bir anlayışla yapılmaz. Şahsi kinlerimizi, ihtiraslarımızı, hırslarımızı tatmin etmek için çocuklarımız araç olarak kullanılamaz. ”İntikam alıyoruz.” diye küçücük bedenler bu işe alet edilemez. Koca bir ulusun, koca bir milletin geleceği bilinmez bir noktaya çekilemez ya da FATİH Projesi’yle birilerini zengin edeceğiz derken çocuklarımızın geleceği karartılamaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sekiz yıllık kesintisiz eğitimin okullaşma oranlarına, kız çocuklarının eğitimine, çocuk gelinlerin azalmasına katkıları tartışmasız. Bunu Sayın Bakan da açık olarak kabul ediyor. Bu sistemden vazgeçmek için akla, mantığa, bilime uygun gerekçeler bulunmalıdır. Gösterilen nedenlerin, gerekçelerin hiçbir tanesi sekiz yıllık kesintisiz eğitimin bölünmesi için makul bir sebep sayılmamaktadır. Bu nedenle bu yasa devletin ve milletin temeline dinamit koyan, sonuçları çok ağır olacak olan bir yasadır, reddedilmesi de mutlak olarak zorunludur.

Ben bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisinizi saygılarımla bir kez daha selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

III.- Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunacağım ancak yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Baydar, Sayın Ören, Sayın Serindağ, Sayın Ediboğlu, Sayın Tanal, Sayın Köktürk, Sayın Özkan, Sayın Çam, Sayın Çelebi, Sayın Şeker, Sayın Özkoç, Sayın Akar, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Özbolat, Sayın Toptaş, Sayın Kuşoğlu, Sayın Işık.

Bir dakika süre veriyorum sayın milletvekilleri.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 16 ncı maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 61'in aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                              Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

 

GEÇİCİ MADDE 61 - Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler bakımından, bu kurumların mezunlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde merkezi sınavlardan almış olduğu puanlara ilave edilecek orta öğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu Kanunla değiştirilen hükümlerden önceki kurallar çerçevesinde bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarına girmiş ve okuyan öğrencilerin kazanılmış haklarını korumak amacıyla bu değişiklik önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde iki önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin çerçeve 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

                   Zuhal Topçu                                       Reşat Doğru                                         Faruk Bal

                       Ankara                                                Tokat                                                 Konya

                     Alim Işık                                       Muharrem Varlı                                  Yusuf Halaçoğlu

                      Kütahya                                               Adana                                               Kayseri

                Mustafa Kalaycı

                       Konya

“MADDE 17- 2547 sayılı Kanunun ek 21 inci maddesinde yer alan “merkezi sınavla almış oldukları puanlarına” ibaresinin “ortaöğretim başarı puanlarına” şeklinde; “% 40’ından” ibaresinin “% 20’sinden” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddede yer alan “bir yüksekokul veya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.”

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim  Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 17. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Engin Özkoç                                     Bülent Kuşoğlu                                    Ümit Özgümüş

                      Sakarya                                              Ankara                                               Adana

               Gökhan Günaydın                                 Nurettin Demir                                      İhsan Özkes

                       Ankara                                               Muğla                                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İhsan Özkes, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Özkes. (CHP sıralarından alkışlar)

İHSAN ÖZKES (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kısa bir süre de olsa din ve ahlak bilgisi öğretmenliği yaptım. Bu derste Kur'an'dan sureler, açıklamalar, Hazreti Muhammed'in hayatı ve 32 farz gibi İslam ilmihâli bilgileri vardı.

Zorunlu olarak o kutulan din ve ahlak bilgisinde bu yasa ile getirilen hükümler kısmen de olsa vardır. Sizin yaptığınızı, ürünü olduğunuz Sayın Kenan Evren 1980 yılında zaten önemli ölçüde getirmişti.

AHMET YENİ (Samsun) – Terbiyeli konuş, terbiyeli!

İHSAN ÖZKES (Devamla) - CHP olarak, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere “Din görevlisi yetiştirecek imam-hatip lisesi ve Kur'an kursları programlarının yoğunlaştırılması için varız.” diye ta baştan beri açıkladık.

Türkiye'deki imam-hatip okullarının hepsi bugünkü iktidar zihniyeti dışındaki partiler tarafından açılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi, en çok imam-hatip okulları açan partilerdendir. Ancak siyasi tarihinde tek bir imam-hatip dahi açmayan din istismarcıları, imam-hatip üzerinden siyaset yapmayı sürdürmüşlerdir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de siyaset hep din, iman üzerinden yürütülmeye başlanmış, dini siyasete alet etmekten kaçınan Cumhuriyet Halk Partisi ise din istismarcıları tarafından suçlanır olmuştur. Hâlbuki biz, bir kimseye dokunmayı ibadet saymıyoruz, ikinci peygamber gibi görmüyoruz, şükür namazı istemiyoruz ve kimseyi de Hazreti Musa’ya, Hazreti Eyyub’a benzetmiyoruz. Avrupa Birliği istedi diye hutbelerden ayeti kerimeyi çıkartmıyoruz, kelimei tevhidden Hazreti Muhammed’i çıkartmıyoruz.

Mayınlı araziyi kırk dört yıllığına İsrail’e biz vermedik, biz vermek istemedik. (CHP sıralarından alkışlar) Yahudi Üstün Cesaret Ödülü’nü biz almadık. Hazreti Muhammed’i terörist gösteren karikatüre destek veren Rasmussen’i NATO Genel Sekreteri biz seçmedik. (CHP sıralarından alkışlar) Afganistan’da Kur'an-ı Kerim’leri yakan NATO askerlerini biz kınadık. Büyük Orta Doğu Eş Başkanı biz değiliz.

Irak’ta camileri yakan, Müslümanların ırzına geçen, kanını akıtan, çocukları yetim koyan Amerikan askerlerine biz dua etmedik. (CHP sıralarından alkışlar) Afganistan'da öldürdükleri Müslümanların üzerlerine tuvaletlerini yapan Amerikan askerlerini biz kınadık. İsrail'in her düşman olduğu İslam ülkesine asla düşman olmadık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; peki, neden din istismarı ülkemizin gündeminden düşmüyor? Çünkü malı götürmek, saltanatı sürmek isteyenler din üzerinden gerginlik oluşturuyor.

Bin dört yüz yıl önce savaşı kaybetmek üzere iken Kur'an'ı mızrak ucuna takan zihniyet, bugün de sıkıştığında Kur'an'ın arkasına saklanıyor ve hak olan yüce Kur'an'ı haksızlıklarına alet ediyor. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yazıklar olsun size!

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Dün, Hazreti Ali, bunun bir oyun, hile, entrika olduğunu söyledi ama çevresine anlatamadı fakat bugün, Hazreti Ali’nin haklılığı, Kur’an’ı istismar edenlerin de haksızlığı, tüm Müslümanlar tarafından kabul görüyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; din siyaset üstüdür; din siyasete alet edilirse o dinin sadeliği, samimiyeti kalmaz, dinî hayat gösterişten ibaret kalır. Bu durumda da din de, siyaset de zarar görür. Ancak din üzerinden siyaset yapanlar saltanat, mal mülk sahibi olurlar; yani halka din iman, kendilerine han hamam kalır. (CHP sıralarından alkışlar)

Cumhuriyet Halk Partisi Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. İlk defa bu ülkede imam-hatip okullarını açmıştır, ilahiyat fakültesini açmıştır. “Hak Dini Kur’an Dili” adıyla Kur’an tefsirini yaptırmıştır. Sahih-i Buhârî tercümesini yaptırmıştır.

Kimse İslamiyet’i Allah’la kandıran partilerden öğrenmedi. Türkiye, bugünkü iktidardan önce de bin yıldır Müslüman’dı, bu iktidardan sonra da kıyamete kadar Müslüman kalacaktır.

AKP on yıldır vardır, Cumhuriyet Halk Partisi seksen dokuz yıldır vardır. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) CHP’liler siz siyasi tarihte yokken de Müslüman’dılar, yarın siz iktidardan düştüğünüzde de Müslüman kalacaklardır. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Kaldı ki siz, Müslüman olmayı da önce Allah’a, sonra Cumhuriyet Halk Partisine borçlusunuz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Şunu da biliniz ki meyhaneye kendi parasıyla gideni Allah affeder ama kul hakkı yiyeni Allah asla affetmez. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 74 milyonu ilgilendiren, yarının büyükleri çocuklarımızın eğitimi ve öğretimini siyasi alana çekmek yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Özellikle böylesine önem arz eden bir konuyu din perdeli sömürü malzemesi yapmak ise telafisi mümkün olmayan yanlıştır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özkes.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin çerçeve 17 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 17- 2547 sayılı Kanunun ek 21 inci maddesinde yer alan “merkezi sınavla almış oldukları puanlarına” ibaresinin “ortaöğretim başarı puanlarına” şeklinde; “% 40’ından” ibaresinin “% 20’sinden” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddede yer alan “bir yüksekokul veya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.”

                               Reşat Doğru (Tokat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER  (İstanbul) –  Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Önerge üstünde söz isteyen Reşat Doğru, Tokat Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Çok önemli bir kanunu görüşüyoruz. Millî eğitim, tabii, ülkemizin geleceği, gençlerimizin geleceğiyle ilgili; her noktasıyla, her bölümüyle çok özel bir kanun olması gerekir. Böyle önemli bir kanunun tabii büyük bir mutabakat içerisinde çıkartılması, bütün tarafların, hepsinin hep beraber dinlenmesiyle beraber çıkartılması ideal olanıydı ancak görüldüğü kadarıyla, palas pandıras getirilen bir kanunla karşı karşıyayız.

Sayın milletvekilleri, tabii, böyle acele getirildiği zaman “Acaba neden bu kanun bu kadar süratli bir şekilde getirildi?”  diye herkesin aklına çok değişik konular ve sorular geliyor. Tabii, bizler de bu noktada, arkadaşlarımızla, kendi grubumuzla düşündüğümüz zaman, çok çeşitli noktalarda bunun değerlendirmesini yaptık.

Milliyetçi Hareket Partisi, millî eğitimle ilgili kanunu çok önemsemiştir, 1999 seçimleri öncesinde yaklaşık olarak 175 sayfayı tutan çok önemli bir çalışmayı o seçim beyannamesine koymuş, daha sonraki dönemlerde, 2007’de ve 2011’de de bunları güncelleştirerek en önemli yapılması gereken konular içerisinde bunu kamuoyuna sunmuştur. Ancak tabii şu anda getirilen kanunu -yani getirilmesinin- şöyle bir bakılmış olduğu zaman, neleri kapsadığı, neleri kapsamadığı şeklinde değerlendiriyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi bunu değerlendirirken özellikle tabii millî eğitimin çok önemli olduğunu ve millî eğitim sorunlarının hepsinin çözümlenmesini amaçlamıştı.

Sayın milletvekilleri, tabii, bu kanuna bakmış olduğumuz zaman, özellikle bunun içerisine bizim için Kur’an-ı Kerim derslerinin, ilmihâl derslerinin konulması çok önemliydi ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Devlet Bahçeli’nin söylemlerinden  sonra ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun da ısrarlı tutumuyla beraber, önergelerle, bu daha sonrasında AKP’nin de önergeleriyle beraber kabul edilmiş oldu. Ancak şurası gerçektir ki Milliyetçi Hareket Partisi Grubu burada olmasaydı ve şiddetli bir ısrar içerisinde olmasıydı belki de bu kanun içerisine bunların hiçbirisi konmayacaktı.

Tabii, konulmayanların bir tanesini de burada hep beraber gördük. Yine, biraz önce baş örtüsüyle ilgili de bir önerge sunulmaya çalışıldı ve AKP’nin oylarıyla bu reddedildi. Bunu ben nasıl kamuoyuna açıklayacağınızı merak ediyorum. Yıllardan beri söylenen veyahut da beklenen konu bu değil miydi? Hatta 1999 seçimleri esnasında özellikle AKP’nin halka söylemleri içerisinde ne söyleniyordu? Diyorlardı ki, işte yoksullukla mücadele edeceğiz, yasaklarla mücadele edeceğiz ve ülkemizin demokratikleşmesiyle ilgili her türlü konunun üzerine gideceğiz diye söylemleri vardı. Peki, yasaklarla mücadele içerisinde acaba baş örtüsüyle ilgili konu yok muydu? Niçin baş örtüsüyle ilgili konuyu tam önümüze gelmişken, çözme aşamasında bırakmış durumdayız? Tabii, halkımızın da bu konuyu yakından takip etmekte  olduğunu da söylemek istiyorum.

Tabii, burada bu kanun getirilirken -biraz önce de çeşitli konuşmacılar tarafından gündeme getirilmiştir- bilgisayar alımı yani tablet bilgisayar alımıyla ilgili insanların zihninde çok ciddi soru işaretleri vardır. Bakın, bunu kalktınız Kamu İhale Kanunu dışarısına çıkarttınız ve yaklaşık olarak 10 milyar doların üzerinde yani 20 milyar civarında çok büyük bir rantın da karşısında bulunuyoruz ve bununla ilgili de ne kadar söylerseniz söyleyin ama kamuoyunun ben tatmin olduğu kanaatinde değilim ve bununla ilgili de şüphe üzerinizdedir.

Ayrıca, tabii, beraberinde, değerli milletvekilleri, tablet bilgisayarlar deyince, şu anda ülkemizin bence en önemli sorunlarının başında bağımlılıklar gelmektedir. 21’inci yüzyılın da en önemli konularından birisi bu olmaktadır. Bağımlılık dendiği zaman bunun içerisine madde bağımlılığı girer, İnternet bağımlılığı girer.

Bakın, şu anda ülkemizdeki okulların hepsinde madde bağımlığıyla ilgili çok ciddi sorunlar vardır değerli milletvekilleri. Bakınız, Türk Eğitim-Sen’in yapmış olduğu, 1.370 öğretmen üzerinde bir çalışması vardır. Bu çalışma içerisine şöyle bakmış olduğumuz zaman öğrencilerin yüzde 79,2’si zararlı madde kullanımıyla ilgili sıkıntılarla karşı karşıyadır. Bunların içerisinde yine yüzde 79’u sigara kullanımı, yüzde 6,4’ü alkol kullanımı, yüzde 2’si de uyuşturucu kullanımıyla karşı karşıyadır. Yani okullarımız neredeyse batmaktadır ve Millî Eğitim Bakanlığı bu yönlü olarak da bir çaba içerisinde değildir.

Bakın, ESPAD Projesi diye bir proje vardır. Ben buradan Sayın Başbakana sesleniyorum: 4 tane Millî Eğitim Bakanı geçmiştir, ESPAD Projesi’ni bir türlü uygulamaya koyamamışlardır. Dolayısıyla da mutlaka bunun konulması gerekmektedir. Türk gençliğine, Türk çocuklarına yapılan çok büyük bir haksızlıktır.

Bunun yanında İnternet bağımlılığı. Bakınız, daha İnternet bağımlılığıyla ilgili olarak, güvenli İnternet kullanımıyla ilgili önümüzde kanuni müeyyideler yokken, çalışmalar yokken, biz kalkıyoruz, çocuklarımızın hepsine bir anda tablet bilgisayarlar vermeye çalışıyoruz. Tabii, ben bilgisayara karşı değilim, bilgisayarlar verilsin ama önümüzde çok ciddi sorun olarak bulunmaktadır.

Şu anda hepimizin çocukları var, hepimizin torunları var. Değerli milletvekilleri, eve gittiğiniz zaman o çocukların hepsinin oyun oynadığını görürsünüz, hepsi oyun oynuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REŞAT DOĞRU (Devamla) – Dolayısıyla bunun vebalinin de herhâlde Millî Eğitim Bakanlığının üzerinde olması gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunarım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğru.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini ve müteakip maddelerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mehmet Şandır                                   Oktay Vural                                    Özcan Yeniçeri

                      Mersin                                               İzmir                                                Ankara

                  Zühal Topcu                                    Lütfü Türkkan                                       Alim Işık

                      Ankara                                             Kocaeli                                             Kütahya

             Ahmet Duran Bulut

                     Balıkesir

"MADDE 18- 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun 25 inci maddesinin başlığı ile birinci fıkrasında yer alan "Erciyes Üniversitesi" ibareleri "Alparslan Türkeş Üniversitesi" şeklinde değiştirilmiştir."

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Komisyon üyelerimiz burada. Lütfen Sayın Başkan arasın Komisyon üyelerini.

BAŞKAN – Sayın Başkan, Komisyon üyelerini arar mısınız.

Ayrıca Komisyona soracağım, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, “Alparslan Türkeş Üniversitesi” ismi inşallah AKP Grubu tarafından reddedilmez, onu umut ediyoruz.

BAŞKAN - Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Salt çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aradınız mı? Milletvekillerimiz burada.

BAŞKAN – Sayın Başkan, salt çoğunluğunuz var mı?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Salt çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, önergeyi işlemden kaldırıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Maalesef, salt çoğunluk AKP tarafından sağlanamadı. “Alparslan Türkeş” ismi bu kadar AKP tarafından reddediliyor.

BAŞKAN – Sayın Vural, 18’inci madde üzerinde önergeniz var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergemiz var efendim.

BAŞKAN – 18’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

TBMM Başkanlığına,

Görüşülmekte olan 199 sıra sayılı Kanun Teklifinin 18. maddesinde geçen “Bülent Ecevit Üniversitesi” ibaresinin “Bülent Ecevit Karaelmas Üniversitesi” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                     Alim Işık                                      Mehmet Şandır                                  Lütfü Türkkan

                     Kütahya                                             Mersin                                              Kocaeli

                 Bülent Belen                                     Erkan Akçay                                   Özcan Yeniçeri

                     Tekirdağ                                            Manisa                                              Ankara

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin istemi hâlinde de kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Önergeleri okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 18’inci Maddesinin kanun tasarısı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Pervin Buldan                                 Mülkiye Birtane                                    Halil Aksoy

                        Iğdır                                                  Kars                                                  Ağrı

                 Hasip Kaplan                                   Sırrı S. Önder                                  Ertuğrul Kürkcü

                       Şırnak                                             İstanbul                                             Mersin

        Hüsamettin Zenderlioğlu                              Adil Kurt                                     Nursel Aydoğan

                        Bitlis                                               Hakkâri                                           Diyarbakır

                 İdris Baluken                                    Levent Tüzel                                     Emine Ayna

                       Bingöl                                             İstanbul                                          Diyarbakır

                 Aysel Tuğluk

                         Van

 

Diğer önerge sahipleri:

                Recep Gürkan                                  Bülent Kuşoğlu                               Gökhan Günaydın

                      Edirne                                              Ankara                                              Ankara

              Fatma Nur Serter                                 İhsan Özkes                                     Osman Aydın

                     İstanbul                                            İstanbul                                              Aydın

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katlıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İhsan Özkes, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Hocam, dolmuşa binme!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısı zorbalıkla ve kabadayılıkla bu yüce Meclise gelmiştir. Millî Eğitim Komisyonunda altı maddeye kadar görüşmeler oldu, Sayın Başbakan Mardin’de yaptığı konuşmada “Bu kanun çıkacak.” dedi, sonrasında iktidar partisi milletvekillerinin akıl almaz bir şiddet ve dayatmasıyla karşılaştık. İtişip kakışmalar, bağırıp çağrışmalar, tekmeler, tokatlar, hiddet ve şiddet ortamında 20 kadar madde güya oylandı ve Komisyonda güya kabul edildi. Kimsenin kimseyi duymadığı, anlamadığı bir ortamda, bir oldubittiyle eğitim öğretim yasa teklifi nasıl kabul edilmiş sayılabilir? Olmayan bir şeyi oldu kabul etmek, yok olan bir şeyi var kabul etmek, bırakınız bir milletin vekilini, dünyanın en ücra yerinde uygarlıktan nasip almayan bir insana bile ağır gelir. Dağ başında bile böyle bir karar alınamaz. İnsanlığa yakışmayan bir ortamda ve metotla karar alınamaz. Maalesef, bu komik, tuhaf ve kabul edilemez uygulama bu Mecliste yaşanıyor.

Görüşülmeyen, konuşulmayan, tartışılmayan bu yasa teklifinin bir dayatmayla bu yüce Meclise getirilip görüşülmeye başlanması yakışık almıyor. Hukuka aykırı bir uygulamayla 74 milyonun geleceğine karar veriliyor. Kargaşa ortamında kabak bile yetişmezken bu yüce Mecliste kargaşa ve dayatmayla geleceğimizin insanlarını yetiştirecek olan eğitim öğretim yasası çıkartılıyor. Bir hırs, intikam, rövanş havasında milletin ve memleketin geleceğiyle oynanamaz, Sayın Başbakanın buna hakkı yoktur. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanı da rövanş şeklinde uygulamaların doğru olmayacağına işaret etme gereği duymuştur. İslam tarihinin ilk dindar genci ve ilim şehrinin kapısı olan Hazreti Ali “Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onları kendi zamanlarına göre yetiştiriniz.” demiştir.

Sayın milletvekilleri, bu kadar hayati bir yasanın diretme, dayatma ve meydan okumayla çıkarılması ülkemiz için telafisi zor yaralar açacaktır. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu defalarca uzlaşı elini uzatmasına rağmen Sayın Başbakan mağrur bir edayla uzlaşmaya yaklaşmamaktadır. Padişahlara bile her gün “Mağrurlanma Padişahım, senden büyük Allah var.” deniliyordu. (CHP sıralarından alkışlar) Meşverete, uzlaşıya mesafeli kalarak demokrasi olur mu? Şûra ve meşveret insanca yaşamanın gereğidir. Uzlaşısız bir demokrasi kuru bir laftır. Sevgi, saygı, huzur ve bereket ancak uzlaşılarla mümkündür.

İlk Mecliste de yazılı olan “Onların işi şûra iledir.” düsturunu sizlere hatırlatmak isterim. “Biz iktidarız, muktediriz ve çoğunluğuz, istediğimiz yasayı istediğimiz şekilde geçiririz.” anlayışı doğru değildir. Sadece size oy verenler hakkında değil, size oy vermeyenlerin de hakkında karar veriyorsunuz ve bu kararı alırken de size oy verenlerin fikrini de almıyorsunuz. “Buna hakkınız yoktur, yapamazsınız.” dediğimizde diyorsunuz ki: “Biz sizi dövelim ama size vururken elimiz acımasın ve sizin de sesiniz çıkmasın.” Bu yapılanlar ne insanidir ne de ahlakidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bin dört yüz yıl önce Hazreti Muhammed bir karar aldığında o günün insanları diyordu ki: “Bu size Allah’ın emri mi, yoksa kendi fikriniz mi?” Eğer Sevgili Peygamberimiz “Benim görüşüm.” derse, bu defa “Sizin görüşünüzün şöyle şöyle mahzurları var, görüşünüz yanlıştır, şöyle şöyle olsa daha iyidir.” diyorlardı, Hazreti Muhammed de genellikle kendi görüşünün yanlışlığını kabul edip onların görüşlerine tabi oluyordu. Bu konuda onlarca örnek vardır. Bin dört yüz yıl önce Hazreti Muhammed bile eleştirilebilirken, 2012 yılında eleştirilemez bir Sayın Başbakan nasıl izah edilebilir?

Sayın Başbakan şimdi de acilen bu yasanın çıkması talimatını veriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi AKP’nin çiftliği değildir, Sayın Başbakan da bu çiftliğin ağası değildir, bizler de onun marabası değiliz. Sayın Başbakan ulu değildir, bizler de onun kulu değiliz. (CHP sıralarından alkışlar)

Milletin geleceği, istikbalimizin teminatı çocuklarımızla ilgili bu yasa kabala usulüyle alınmış ve istenilen sürede bitirilecek sıradan bir iş olarak görülemez. Bu tarz uygulamalardan ancak kindar nesil yetişir. Hâlbuki kindarlık dinimizle örtüşmez.

Bakınız, Yunus Emre ne diyor:

“Giderdim gönülden kini,

Kin tutanın yoktur dini.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İHSAN ÖZKES (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özkes.

Önerge üzerinde söz isteyen diğer konuşmacı Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birisi din, inanç, diğeri dil, kültür; bunlarda yasak olmaz. Yasak varsa o rejim demokrasi değildir; ya tiranlıktır ya diktatörlüktür ya da derebeyliktir. Bunun isimlerini artırmak mümkün ama gelin görün ki hâlâ YÖK Türkiye’de, gizli genelgeyle, üniversitelerde Kürtçe eğitim isteyen öğrencileri izliyor ve dört ayda bir raporları Hükûmete geliyor.

Şimdi sormak istiyorum, Hükûmet üyelerinden 2 Başbakan Yardımcısı burada: Siz ne zaman bu istihbari fişleme, takip etme, hak arayanları gazlama, kelepçeleme, zindanlama, sonra da terörist ilan etme alışkanlığından vazgeçeceksiniz? Ne zaman özgürlüklerin yanında olacaksınız? Ne zaman çok kültürlü, çok dilli bir gerçekliğimiz olduğuyla yüzleşeceksiniz?

Bakın, Türkiye’de gerçek rakamlar yaşayan 75 milyon nüfusun üçte 1’inin ana dilinin Türkçe olmadığını, yaygın konuşulan 8-9 farklı dil olduğunu koyuyor ortaya, 8-9 bakın.

Yine, dünyada, yeryüzünde, Kore gibi homojen ülkeler dışında, genellikle çok kültürlülüğün olduğu biliniyor. Orta Asya’dan yola çıkan Türki cumhuriyetlerin  yedi tanesi bir araya geliyor, kendi aralarında Rusça konuşuyor devlet başkanları çünkü farklılaşıyor şiveler, kültürler farklılaşıyor.

Şimdi, siz birçok çağdaş ülkeyi örnek alıyorsunuz. Dil varlıktır, kimliktir; bunu hepiniz biliyorsunuz. Güneş kadar gerçektir bu ve bunu bildiğiniz hâlde yasakçı bir zihniyeti, statükocu bir zihniyeti devralıp, aynen sürdürüyorsunuz.

Fransa’nın idari yapısını alıyorsunuz ama diksiyon, dil yasasını almıyorsunuz. Dillere özgürlük tanımıyorsunuz. Indian Yerel Halklar Bildirgesi’ni biliyorsunuz, uluslararası sözleşmeleri imzalıyorsunuz; hepsinde çekince koyuyorsunuz. Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ne, Ekonomik ve Sosyal Sözleşme’ye ve geliyorsunuz Avrupa Birliğinde Çerçeve Sözleşmesi’ni imzalamıyorsunuz. Çünkü 20 milyonun üstünde Kürt yurttaşınızın kendi diliyle konuşması sizi korkutuyor kendi kültürünü, kendi kimliğini yaşaması. Zaten bu “nevroz”u, bayramını yasaklamanın nedeni de o. Kendi türküleri, kendi halayı, kendi giysileri, kendi folkloruyla, kendi coşkusuyla çıktığı zaman alanlara farklılığını gösterdiği zaman tahammülsüzlük başlayıp panzerler, zırhlılar, gaz bombaları üstlerine gidiyor ve size şu gerçeği daha da söyleyeyim: Sayın Başbakan Almanya’ya gidiyor, orada azınlık statüsünden bahsediyor; orada yaşayan 1 milyonun üstündeki yurttaşımızın dil ve kültür konusu gündeme geliyor. Türkiye’ye geliyor, 20 milyon Kürt yurttaşını görmüyor. Bu nasıl adalettir? Bu nasıl vicdandır? Bu nasıl ahlaktır? Bu nasıl demokrasidir? Bu nasıl insanlıktır? Bu nasıl kardeşliktir? Bu nasıl eşitliktir? Bu nasıl yönetimdir? Lanet olsun bu ayrımcılığa, lanet olsun! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Lanet olsun bu ayrımcılığa; bu baskıya, bu zulme, bu diktatörlüğe, bu yasağa, bunu savunanlara…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen temiz bir dille konuşunuz. Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Hepsini lanetliyorum. (BDP sıralarından alkışlar) Bu ayrımcılığı sürdürenlerin hepsini lanetliyorum ve protesto ediyorum.

Buyurun, kendi yasanızı yapın. Zaten herhâlde Başbakan gelecek; geleceği için hepiniz buradasınız. Bu yasayı da çıkarmak zorundasınız. Buyurun çıkarın.

Bu ayrımcılık giderilmediği sürece ayağınıza dolanacak. Bu ülkede huzur istiyorsanız, barış ve demokrasi istiyorsanız bunu çözmek zorundayız, çözmek zorundayız. Biz siyasetçilerin önünde başka bir yol yok. Ya çözeceğiz ya her gün gelip burada kavga edeceğiz. Bunun başka çaresi yok. Gerçekleri konuşunca zorunuza gidiyor. Zorunuza gidiyor, zorunuza.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) - Ama unutmayın, haklı olanlar kazanır, daima, haklı olanlar kazanır. Zafer haklı olanlarındır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bunu kabul edeceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen…

HASİP KAPLAN (Devamla) – İnanın bir gün bugünleri size hatırlatacak, yüzünüze bakacağız yani.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına,

Görüşülmekte olan 199 sıra sayılı Kanun Teklifinin 18. maddesinde geçen “Bülent Ecevit Üniversitesi” ibaresinin “Bülent Ecevit Karaelmas Üniversitesi” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                                                                                                              Özcan Yeniçeri (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Komisyon sürekli olarak katılmamaya devam ediyor.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Özcan Yeniçeri, Ankara Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük milletler, büyük müsamahası olan milletlerdir. 1944 tabutluk davasından 1982 12 Eylül cuntasına kadar…

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Buraya bakmayacaksın, sen oraya bakacaksın!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ne söyleyeceğimi biliyor musun?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Oraya bakarak söyle!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sana bakacağım! Otur yerine!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, niye müdahale ediyorsunuz? Lütfen…

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – 1944 tabutluk davasından 1982 12 Eylül davasına kadar, ne kadar antidemokratik ve ne kadar despotik rejim varsa, doğrudan doğruya onun muhatabı olmuş ve Türk milletinin yüreğinde gerektiği yeri almış büyük bir insandır Alparslan Türkeş. (MHP sıralarından alkışlar) Alparslan Türkeş “Barajlar yıkılmak için, engeller aşılmak için, sorunlar çözülmek için vardır.” derdi ve Alparslan Türkeş “Her Türk genci bir bayraktır, nasıl ki bayrak lekesiz ve gölgesiz olursa siz de öyle lekesiz ve gölgesiz olmalısınız.” derdi ve o, üzerine basarak söyleyelim ki, Türkiye'nin en buhranlı dönemlerinde, Türkiye'nin gerçekten içeriden ve dışarıdan zorlandığı en belalı günlerinde yüreğinden sızarak ve beyninden bu milletin emrine girecek ve bu milletin emrinde olabilecek vatan evlatlarını yetiştirebilmek için gecesini gündüzüne katmış bir insandır ve o, bu hareketiyle bu milleti kendisine muhatap olan birtakım ideolojik saplantılardan kurtarmış ve dolayısıyla da bugünkü sahip olduğumuz birtakım değerler onun mücadelesi sonunda şekillenmiştir.

Ben şuna vicdanım kadar eminim ki: Şimdi, bu tasarının oradan kabul görmemesi, burada kabul görmediği anlamına gelmiyor. Burada temel problem insanların inandıklarıyla, gerçek yüreklerinden geçenle ortaya koydukları tavır arasındaki farklılıktır. Bu farklılık, aslında, belki yeni bir kavram olacak ama ben bunu söyleyeyim, bunun adına “psikolojik kirlenme” denir.

İnsanı insan yapan bel kemiğidir, çünkü aklıyla insan yalnızca bir ruh, iştahıyla ise yalnızca bir hayvandır. Daha açık bir ifadeyle, sürüngen insan modern toplumların bir çeşit dayattıkları insan tipidir. İşte böyle bir toplumda bireylerin yapabileceği en kolay iş onurlarını konforlarına ya da siyasetlerine feda etmektir. Onurdan yapılacak fedakârlık düzeyine göre de bireylerin konforları artar. Bir kez, onur konfora endekslendi mi, artık süreçte bir süreklilik gözlenir. Konfora endeksli bir hayata karar verenlerin işleri kolaydır. Psikolojik kirlenme…

 (AK PARTİ sıralarından “Ne anlatıyorsun?” sesi)

Vaziyeti anlatıyorum, vaziyeti. 19 Mayıs 1919’da umumi manzara neydi, ben de bu Meclisin manzarası ne onu anlatmaya çalışıyorum.

Psikolojik kirlenme, temelde zihinde kendi aleyhine işleyen bir mekanizmaya sahip olmasıyla belirir. Birey, sahip olduğu şahsiyetinden ve düşüncelerinden şu veya bu sebeple vazgeçebiliyorsa, kendine düşman olan bir süreçle mutabık ise gönüllü kul hâline gelmiş demektir. Böyle bir fert bir bakıma zihinsel süreçlerini maddi çıkarlar karşısında veya siyasi çıkarlar karşısında pasifleştirmiş demektir. Onun için, bizim getirdiğimiz ve ifade ettiğimiz, sözünü ettiğimiz tasarılara yürekten katılıyorsunuz ama reddediyorsunuz; “Evet, olması gerekir.” diyorsunuz ama karşı çıkıyorsunuz. Ee, niye? Sizin kendiniz getirmediğiniz için, sizin kendiniz bunu ifade etmediğiniz için. Şimdi, işte demokrasi aslında, zannedildiği gibi, kişilerin kendi kendilerine tanıdıkları veya kendi yandaşlarına tanıdıkları özgürlük değildir; demokrasi doğrunun, namuslunun, aklı başında olanın, açıklayıcı olanın hakkını vermektir. Yani o meşhur söylemle, herkese hakkını iade etme, herkese hakkını teslim etme olgusuna biz “demokrasi” diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Eğer bu demokrasi gerçek bir şekilde teşekkül etseydi şu anda azınlık çoğunluk olurdu, çoğunluk da azınlık olurdu.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yeniçeri.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Ben de teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

19’uncu maddeyle ilgili üç adet önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım ve önerge sahiplerine de istemleri hâlinde ayrı ayrı söz vereceğim.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 19’uncu Maddesinin kanun tasarısı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Pervin Buldan                                   Mülkiye Birtane                                       Adil Kurt

                        Iğdır                                                  Kars                                                Hakkâri

                  Hasip Kaplan                                    Nursel Aydoğan                               Sırrı Süreyya Önder

                       Şırnak                                             Diyarbakır                                            İstanbul

                  İdris Baluken                                      Levent Tüzel                                    Ertuğrul Kürkcü

                       Bingöl                                              İstanbul                                              Mersin

                   Emine Ayna                                       Aysel Tuğluk                                       Halil Aksoy

                    Diyarbakır                                              Van                                                   Ağrı

 

Diğer önerge sahipleri:

                Ali Haydar Öner                                   Turgut Dibek                                   Ali İhsan Köktürk

                       Isparta                                             Kırklareli                                           Zonguldak

                 Aylin Nazlıaka                                    Osman Kaptan

                       Ankara                                              Antalya

 

Diğer önerge sahipleri:

                   Oktay Vural                                     Mehmet Şandır                                        Alim Işık

                        İzmir                                                Mersin                                              Kütahya

                   Zühal Topcu                                      Lütfü Türkkan                                    Özcan Yeniçeri

                       Ankara                                              Kocaeli                                               Ankara

              Ahmet Duran Bulut

                     Balıkesir

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Önergenin başlığını niye okumadınız? Olur mu ama yani!

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki üç önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI NABİ AVCI (Eskişehir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Haydar Öner, Isparta Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; memleketimizin bunca önemli sorunu varken gecenin bu vaktinde nelerle uğraşıyoruz. Sağduyunun sesi olmak, gerçekleri hiç kimseden korkmadan, çekinmeden dile getirmek üzere, geçersiz bir metin olmasına karşın, huzurlarınızdayım.

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Uğraşma! Uğraşma!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Memleketin tutuklu milletvekilleri var, millî iradeyle seçilmişler, hâlâ içerideler. Sayın Başbakan mutabakat metnini onayladığı hâlde gereğini yerine getirmedi.

AHMET YENİ (Samsun) – Yanlış kâğıt almışsın, yanlış!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Memlekette tutuklu gazeteciler var, beton ve küf kokuyorlar. Akademisyenler içeride. Deniz Fenerinden haram yeme şüphesiyle yargılananlar yargıdan kaçırılıyorlar, savcılar yargılanmakta. Öğrenciler tutuklu. İntibak Yasası düş kırıklığı yaratmış, dereye su gelene kadar kurbağanın gözü çıkacak. Çiftçiler, traktör depolarını dolduramıyorlar, üretim sürecinden geri kalıyorlar. Depremzedeler perişan. Yoksullar sadakaya muhtaç. Atanmayan, intihar eden öğretmenler her gün Bakanlık kapısını çalıyor, verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyorlar ve üzerinde ideolojik kumar oynanmak istenen masum çocuklarımız, bütün bu oyunların masum özneleri.

Rize Üniversitesine adı verilmek istenen Recep Tayyip Erdoğan kim? Şehide “kelle” diyen Başbakan! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi oradan be!

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Evet. Hepiniz biliyorsunuz. Teröristbaşına da “sayın” diyen Başbakan! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Saygılı ol! Valilik yapmışsın sen.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Onların temsilcilerine adam gönderip “Memnun kalmadığınız vali, emniyet müdürü varsa alalım.” diyen adam!

AHMET YENİ (Samsun) – Valiyken öyle demiyordun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Esas duruşta bekliyordun bundan altı ay önce.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Ben çok dik durdum, size cevap vermiyorum.

Çiftçinin anasına hakaret eden Başbakan! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Şifreli sınavlarla hakları yenen gençleri tehdit eden yetkili; kibrinden geçilmeyen, orduyu, yargıyı, basını, yasamayı İnhisarlar İdaresi Başkanı gibi kontrol altına alan…

Simav konuşmasında, depremzedeler yardım beklerken, depremzedelerin içinde her kesimden insanların bulunduğunu düşünmeden, Başbakanlık otobüsünün üzerinde “Onlar tükürdüklerini yalayacak.” diye millet iradesiyle seçilen milletvekillerine hakaret eden Başbakan! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Buna karşın “Libya’da NATO’nun ne işi var?” deyip İzmir’i NATO’ya üs yapıp kendi tükürdüğünü yalayan Başbakan! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Öner, lütfen… Sayın Öner, lütfen temiz dille konuşunuz.

ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla) – Aynı şekilde, CHP’li belediyelere iftira edip “CHP’li belediyeler PKK’ya kaynak aktarıyor.” dedikten sonra unutan, kendi tükürdüğünü iç politikada da yalayan Başbakan!

Süleymaniye Camiin kapısına otobüsü dayayıp dini alet eden ve cemaatle bayramlaşma hakkından Diyanet İşleri Başkanını mahrum eden Başbakan! İyi hatırlayınız, camide Sayın Başbakan ve yardımcıları cemaatle bayramlaştı, Diyanet İşleri Başkanı bayramlaşma hakkından mahrum bırakıldı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Fazla kibirlenmeyin; bu millet sizi vezir ettiği gibi, engin sağduyusuyla rezil etmesini de bilir, unutmayın. Aldatmaca, kandırmaca, korkutmaca günleri biter, gün gelir sizi kamyondan düşmüş karpuza çevirir.

İyi akşamlar. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, Sayın Konuşmacı Grup Başkanımızı itham eden, ilzam eden bir konuşma yaptı. İzin verirseniz cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika; yalnız, yeni bir sataşmaya mahal vermeden.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Demokrasi, erdemin olduğu bir sistemdir; demokrasi, insanların özgürce konuşabildiği bir sistemdir ama özgürce konuşurken insanlıktan çıkmadığı bir sistemdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

Bundan bir sene önce, itiraz ettiği, burada eleştirdiği, farklı farklı şekillerde ifade ettiği Sayın Başbakanın karşısında “Emredersin Başbakanım.” deyip yalakalık yapanlar, bugün burada o Başbakana hakaret etmeyi kendilerine hak görüyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Hayır…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bir sene önce yalakalık yaparken şimdi geliyorsun…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Oraya bak!

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Oray