DÖNEM: 24                          CİLT: 26                        YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

129’uncu Birleşim

1 Temmuz 2012 Pazar

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I.  - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IV.   - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, 2012 Londra Olimpiyatlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’in, alışveriş festivallerinin illerimize getirdiği canlılık ve Çankırı’nın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’da kapatılan ilçe adliyelerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’na ve Türk denizciliğinin içinde bulunduğu krize ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Millî Emlakin İstanbul’un bazı semtlerindeki uygulamalarına ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in gündem dışı konuşmasına ilişkin açıklaması

4.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’da başlayan göç sezonuna ve gerçekleştirilmeyen sulama projelerine ilişkin açıklaması

5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Muş ilindeki pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

6.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da DSİ’nin sulama kanallarında koruma korkuluklarının bulunmamasına ve bu nedenle her yıl onlarca insan öldüğüne ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa ili GAP projesi ile Atatürk Barajı’na bitişik il ve ilçelerin arıtma tesisleri olmadığı için pisliklerini bu baraja akıttıklarına ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, neden sık sık yoklama talebinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

9.- Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, kürsüye çıkan hatiplerin tamamının AK PARTİ’nin Türkiye Büyük Millet Meclisini, kamuoyunu ve ülkeyi yanılttığına dair sözler söylediklerine ilişkin açıklaması

10.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun konuşması üzerine, istiklal mahkemeleri, devlet güvenlik mahkemeleri ve özel mahkemelerin aynı olduğuna ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, görüşülmekte olan tasarının İç Tüzük’e aykırı olduğuna ve Komisyonun geri çekmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, tasarının 74’üncü maddesinde önergeyle yapılan düzenlemeye gösterilen tepkiye ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, görüşmelerin aceleye getirildiğine ve hukuka riayet etmek gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Batman Milletvekili Ayla Akat’ın, uzun süreli çalışmanın insan psikolojisi ve fizyolojisi üzerindeki etkisine ve yaşanan gelişmelerin Adalet ve Kalkınma Partisinin sorumluluğunda olduğuna ilişkin açıklaması

15.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, muhalefetin eleştirilerini ve tepkilerini anlayışla karşıladıklarına ancak bunun İç Tüzük kurallarıyla sınırlı kalması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ve 22 milletvekilinin, Van depremi sonrasında yapılan yardımlardaki usulsüzlük iddialarının ve Van’ın afet bölgesi ilan edilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/343)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, kılık-kıyafeti nedeniyle mağdur edilmiş kişilerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/344)

3.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 21 milletvekilinin, basım ve yayım faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/345)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302)

3.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Barış ve Demokrasi Partisinin söz alan bazı milletvekillerinin, Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- 74’üncü madde üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisine mensup milletvekilleri tarafından verilen önergenin İç Tüzük hükümleri çerçevesinde işleme alınamayacağı hususunda Başkanın tutumu hakkında

 

XI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, Sivas olaylarının da, Başbağlar olaylarının da bir katliam olduğuna ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, 24’üncü Dönem İkinci Yasama Yılının sonuna yaklaşılmış olması nedeniyle  teşekkür konuşması
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 12.02’de açılarak altı oturum yaptı.

Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığının yayılışı, bulaşma kaynağı, alınması gereken tedbirler ve bu hastalık nedeniyle insan ölümlerine,

Çorum Milletvekili Tufan Köse, Çorum Belediyesindeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak Belediye Başkanı, bazı Belediye Meclisi üyeleri ve İhale Komisyonu Başkanı hakkında ihaleye fesat karıştırmak ve irtikap suçlamalarına,

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, Isparta - Burdur tren seferlerinin yeniden başlatılması gerektiğine,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, Çankırı’nın Bayramören ilçesi ile Melen Çayı üzerinde kurulması planlanan hidroelektrik santrallerine,

Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, Trabzon’un ilçelerinde kapatılan adliyelere,

Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın gündem dışı konuşmasına,

Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, Madımak olaylarının 19’uncu yıl dönümüne,

Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Türkiye çapında kapatılan ve bir kısmı sonradan açılan adliyeler ile mübaşirlerin sorunlarına,

İlişkin birer açıklama yaptılar.

Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu ve 23 milletvekilinin, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının (10/340),

Adana Milletvekili Ali Halaman ve 19 milletvekilinin, Adana ilinin sorunlarının (10/341,)

Adana Milletvekili Ali Halaman ve 19 milletvekilinin, dış politika uygulamalarının (10/342),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302),

4’üncü sırasında yer alan, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl’ün; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu’nun (1/637, 2/700) (S. Sayısı: 301),

Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

5’inci sırasında yer alan, Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278), 55’inci maddesine kadar kabul edildi.

Tasarının görüşmeleri sırasında;

Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın şahsına,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın partisine,

Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın şahsına,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi;

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın grubuna,

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in grubuna,

Sataşması nedeniyle birer konuşma yaptılar.

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in milletvekillerine saygı göstermesi gerektiğine,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, BDP Grubu da milletin iradesini temsil ettiği hâlde saygı gösterilmediğine,

İlişkin birer açıklama yaptılar.

Verilen aradan sonra, Komisyon yetkililerinin Genel Kurulda hazır bulunmaması nedeniyle, alınan karar gereğince, 1 Temmuz 2012 Pazar günü saat 14.00’te toplanmak üzere 03.52’de birleşime son verildi.

                                                         Mehmet SAĞLAM

                                                             Başkan Vekili

            Tanju ÖZCAN                    Mustafa HAMARAT                      Mine LÖK BEYAZ

                    Bolu                                        Ordu                                        Diyarbakır

                Kâtip Üye                                Kâtip Üye                                     Kâtip Üye

II. - GELEN KÂĞITLAR

                                                                                                                                                No: 180

1 Temmuz 2012 Pazar

Tasarı

1.- Şehit Yakınları, Gaziler ve Terör Mağdurlarına Tanınan Hakların Düzenlenmesi ile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/651) (İçişleri; Milli Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.06.2012)

Teklif

1.- Adana Milletvekili Fatoş Gürkan ve İzmir Milletvekili Rıfat Sait’in; Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/738) (İçişleri; Milli Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.06.2012)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ve 22 Milletvekilinin, Van depremi sonrasında yapılan yardımlardaki usulsüzlük iddialarının ve Van’ın afet bölgesi ilan edilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/343) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, kılık-kıyafeti nedeniyle mağdur edilmiş kişilerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/344) (Başkanlığa geliş tarihi: (29/11/2011)

3.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 21 Milletvekilinin, basım ve yayım faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/345) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)


1 Temmuz 2012 Pazar

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır, Hükûmetin cevap hakkı vardır.

Gündem dışı ilk söz, 2012 Londra Olimpiyatları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Osman Aşkın Bak’a aittir.

Buyurun Sayın Bak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, 2012 Londra Olimpiyatlarına ilişkin gündem dışı konuşması

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları ve İstanbul’un 2020 olimpiyat adaylığı hakkında gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Konuşmama başlarken, tüm denizcilik camiasının 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutluyorum.

İstanbul 2012 yılında Avrupa Spor Başkenti seçildi ve Avrupa Birliği üyesi olmadan bu unvanı taşımaya hak kazanan ilk şehir oldu ve yine, İstanbul’umuz, 2020 yılında düzenlenecek olan 32’nci Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına ev sahipliği yapmak için aday olmuştur.

Sayın Başbakanımız 13 Ağustos 2011 tarihinde Olimpiyatevi’nde düzenlenen toplantıda Türkiye’nin adaylığını şu sözlerle açıklamıştır: “Bugün ülkemiz ve insanımız için son derece önemli gördüğümüz 2020 Olimpiyat Oyunları adaylığımızı buradan bütün dünyaya ilan etmek üzere bir araya geldik. Heyecanlıyız çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz. Türkiye özünde bir olimpiyat ülkesidir. Meşale bu ülkeye çok yakışacaktır.”

Uluslararası Olimpiyat Komitesi, 23 Mayıs 2012 günü Kanada’nın Quebec kentinde düzenlenen değerlendirme toplantısında aday şehirlerden Doha ve Bakû’yü eleyerek İstanbul ile birlikte Tokyo ve Madrid’in yola devam edeceğini açıkladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İstanbul halkına yönelik kitlesel spor faaliyetleri ile İstanbul’da düzenlenen, aralarında basketbol, atletizm, güreş ve tenis gibi popüler branşların dünya şampiyonalarının da bulunduğu pek çok organizasyon sayesinde 2020 hedefimize emin adımlarla ilerlenmektedir.

İstanbul’un uluslararası federasyonların talep noktası hâline gelmesi, elbette belediyemizin özverili çalışmaları ve nihayetinde on yıllık Hükûmetimizin siyasi ve ekonomik istikrarı sayesinde mümkün olmuş ve bugün geldiğimiz noktada İstanbul’un yıllardır süren olimpiyat düzenleme arzusunun gerçekleştirilmesi için yeterli altyapıya sahip olunmuştur. İstanbul artık sporun en popüler küresel merkezlerinden birisi hâline gelmiştir. Gençlik ve Spor Bakanlığına, Millî Olimpiyat Komitemize ve tüm ulusumuza düşen, planlı bir lobi süreciyle, 7 Eylül 2013 tarihinde Arjantin’in Başkenti Buenos Aires’te düzenlenecek olan 125’inci IOC Genel Kurulunda 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları ev sahibi olarak İstanbul’un adının okutulması için var gücümüzle çalışmaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, yirmi altı gün sonra Londra’da başlayacak olan 30’uncu Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına katılacak kafilemizden sizlere bahsetmek istiyorum. Ancak ondan önce geçtiğimiz cuma günü Arjantin’i mağlup ederek oyunlara katılma hakkı kazanan Bayan Basketbol Millî Takımımızı tebrik ediyorum. Dün Helsinki’de devam etmekte olan Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda millî atletlerimiz Nevin Yanıt, Gülcan Mıngır ve Polat Arıkan Avrupa şampiyonu olarak ülkemize 3 altın madalya kazandırmışlardır. Sporcularımızı ve emeği geçenleri bu başarıdan dolayı tebrik ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, İktidarımız süresince desteklenen sporcularımızın uluslararası müsabakalarda kazandığı başarılar 2012 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına en yüksek sporcu katılımıyla taçlanmıştır.

Londra’ya bayan basketbol ve voleybol takımlarımızın yanı sıra atletizmde 27, güreşte 13, halterde 9, boksta 6, atıcılık ve yelkende 5’er, bisiklet, tekvando ve yüzmede 3’er, judo ve masa tenisinde 2’şer, okçuluk, jimnastik ve badmintonda ise 1’er sporcuyla iştirak ediyoruz. Paralimpik Oyunlarında da 46 erkek, 21 bayan sporcuyla temsil ediliyoruz.

Elli iki yıl sonra ilk kez takım sporlarında olimpiyatlardayız. 2000 Sydney Olimpiyatlarına 60, 2004 Atina Olimpiyatlarına 75 ve 2008 Pekin Olimpiyatlarına 84 sporcuyla katıldığımızı dikkate aldığımızda İktidarımız süresince istikrarlı bir artış yakaladığımızı görmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, yine Londra’da 1948 yılında düzenlenen Olimpiyat Oyunlarında 6 tanesi altın olmak üzere toplam 11 madalya kazanan ve tüm dünyaya “Türk gibi güçlü” sözünü öğreten efsane güreş takımımızı hatırlatarak ata sporumuzun temsilcileri millî güreşçilerimize, iki dönem Güreş Federasyonu Başkanlığı yapmış bir güreşsever olarak ayrıca başarı dileklerimi iletmek istiyorum.

Gençlik ve Spor Bakanlığına ve Millî Olimpiyat Komitemize hem 2012 Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarında hem de 2020 adaylığında başarılar diler, bugüne kadar gerçekleştirdiği etkinlikleri ve adaylık dosyasına sunduğu katkılar nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesine teşekkürlerimi sunarım.

Sayın Başbakanımızın hedef gösterdiği 2023 yılından önce olimpiyat ve paralimpik oyunları düzenlemiş bir İstanbul temennisiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bak.

Gündem dışı ikinci söz, alışveriş günlerinin illerimize yapacağı katkı hakkında söz isteyen Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’e aittir.

Buyurun Sayın Filiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’in, alışveriş festivallerinin illerimize getirdiği canlılık ve Çankırı’nın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; alışveriş festivalleri ve bu festivallerin illerimize getirdiği canlılık ve Çankırı’nın sorunları hakkında görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi dünyada son günlerde yoğun bir şekilde alışveriş festivalleri, kongreler, fuarlar düzenlenmektedir. Bu festivaller esnafımıza hareketlilik getirmekte, esnafımızın moralini düzeltmekte ve esnafımıza âdeta bir can suyu olmaktadır. Yalnız, bu festivallerin bütün illere yayılmasında fayda görüyorum.

Alışveriş deyince hemen aklıma tekstil sektörü geliyor. Tekstil sektörünün sorunlarını yakından takip ediyorum. Biliyorum ki tekstil yatırımcıları Ankara’da ve İstanbul’da sağlıksız koşullarda, özellikle apartman dairelerinin altında, bodrum katlarda imalat yapmaktadırlar. Buradan özellikle tekstil yatırımcılarına bir çağrım olacak. Diyorum ki ilimiz Çankırı da yeni Teşvik Yasası’na göre kalkınmada öncelikli 5’inci bölge oldu ancak organize sanayide yatırım yapmamız hâlinde 6’ncı bölgenin şartlarından yararlanıyoruz. Dolayısıyla, Türkiye’deki tekstil sektörünü, buradan, Çankırı’ya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Çankırı son yıllarda Hükûmetimiz döneminde çok yatırım almaktadır. Özellikle Devlet Su İşlerinin, Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’nun desteğiyle Çankırı’da iki tane çok önemli projenin temelleri atıldı. Bunlardan Kızılırmak Sulama Projesi ve Hamzalı Sulama Projesi -ikisi- 120 trilyon lira değerindedir. Temeli atılan bu iki proje hayata geçtiği takdirde özellikle Çankırı’nın Kızılırmak bölgesinde çeltik üretimi bulunduğu durumdan en az yüzde 50 artış gösterecektir, buğday ve arpa rekoltesi yükselecektir, Çankırı’da şeker pancarı üretimi artacaktır.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Kota yok mu, kota?

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Çankırı’nın -kalkınmada öncelikli iller arasında- özellikle organize sanayi bölgesinde yatırım yapılması hâlinde 6’ncı bölgenin şartlarından yararlanması durumunda, bugün İstanbul’dan Ankara’ya kadar hiçbir bölge yoktur ki 6’ncı bölgenin imkânlarından yararlansın. Dolayısıyla, biz bu fırsatı değerlendirmek üzere Çankırı’da bir organize sanayinin temellerini atmaya hazırlanıyoruz, burada bunu sizlere duyurmak istiyorum. Bu kurmak istediğimiz organize sanayi… Çankırı Ankara’ya biliyorsunuz 120 kilometre, il sınırımız 80 kilometre ve Ankara’ya yarım saat mesafede bir organize sanayiye özellikle Ankara’daki sanayicilerin gelip yatırım yapması hâlinde hem Ankaralı sanayici olacak hem de Çankırı’nın imkânlarından yararlanacak. Esenboğa Havaalanı’na on beş-yirmi dakika mesafede olan bu organize sanayi… Aynı zamanda iş adamlarımız Esenboğa Havaalanı’nı Çankırı’nın havaalanı gibi kullanacaklardır.

Dolayısıyla, “Bu 6’ncı bölgenin şartları nelerdir?” dediğimiz zaman, tekrarladığımız zaman, Ankara’da yatırımcı arsasını parayla alacağına, Çankırı’dan, gelecek, arsasını bedelsiz alacaktır. Bedelsiz arsa tahsisisin hemen yanı başında faiz desteği olacaktır; 5’inci bölgede 7 yıl, 6’ıncı bölgede 10 yıl bir faiz desteği alacaktır. Bunun yanında SSK prim desteği alacaktır, en az -organizede olması hâlinde- 10 yıl bir prim desteği alacaktır.

Değerli hemşehrilerim…

Değerli milletvekilleri, şimdi, bunun dışında…(Alkışlar)

Teşekkür ederim.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Hepimiz Çankırılıyız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hepimiz hemşehri sayılırız. Hepimiz Çankırılıyız, hemşehriyiz.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Benim için hemşehrilerim önemli, tabii onları aklımdan çıkaramıyorum, buradan hemşehrilerimi selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, son olarak şunu söylemek istiyorum: Şayet bir yere yatırım yapılacaksa o il Çankırı olmalıdır… (Alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Filiz, teşekkür ediyorum, süreniz tamamlandı.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Sözlerimi burada tamamlıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Manisa’da kapatılan ilçe adliyeleri hakkında söz isteyen Manisa Milletvekili Hasan Ören’e aittir.

Buyurun Sayın Ören. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’da kapatılan ilçe adliyelerine ilişkin gündem dışı konuşması

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz ki geçtiğimiz günlerde Türkiye’de 146 ilçenin adliyesi kapatıldı. Aslında bu adliyeler kapanırken gerekçeleri ortaya kondu, gerekçeleri üzerinde tartışmalar yapılabilir. Doğrudur, yanlıştır ama bu gerekçeler üzerinde, kapatılan adliyelere ilaveten bu gerekçeleri hiçe sayarak, Meclisi baypas ederek, bu gerekçelerin dışında tekrar adliyeleri açmaya kalkar iseniz, işte problem orada başlıyor.

Neydi HSYK’nın gerekçeleri?

1) Nüfusu 10 binden aşağıya olmayacak, 10 binin yukarısında olacak.

2) Dosya sayısı

3) 15 ila 40 kilometre arasındaki mesafe uzaklığı.

Bunun üzerinde tartışma yapılabilirdi ve sizler de şunu söylemekte haklı olabilirdiniz: “Yasama-yürütme-yargı birbirinin kontrolü altında olmayan kurumlar.” derdiniz, bu tartışma da bu bazda yürüyebilirdi. Ama ne yaptınız? Yasama baypas edildi, yürütme hukuka baskı yaparak, bunların içerisinden aynı kriterlere uymayan 44 ilçenin açılmasına izin verdiniz. İşte burada ipler koptu.

Değerli arkadaşlarım, Manisa’da Gölmarmara ilçesi 15 bin nüfusa sahip, uzaklığı Akhisar’a 27 kilometre; kapattınız. Köprübaşı, Salihli ilçesine 50 kilometre uzaklıkta, yani 15’in altında değil, 40’ın da altında değil, 50 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen orayı da kapattınız ama her koşulda, 15 kilometrenin altında olan ilçelerin adliyelerinin kapanacağını söylemenize rağmen, bağlandığı yere 9 kilometre olan mesafedeki bazı ilçeleri açtınız. Açılmasında yarar var çünkü bu ilçelerde adliye, oranın sosyal yaşamına büyük katkılar koymaktadır. Şimdi 102 ilçe adliyesi açılmayı bekliyor.

Şununla kurtulamazsınız: “Efendim, biz HSYK’ya baskı yapamayız.” veya “HSYK böyle bir karar aldı, bu karara bir sefer itiraz etme hakkımız var, ikinci itirazı edemeyiz.” gibi, bu 102 ilçeye gidip bahane üretemezsiniz. Bunlar cumhuriyet tarihinde açılmış adliyelerdir, AKP döneminde kapatılan adliyeler olmamalıdır. Adliyenin bir ilçeye ne kadar fayda getirdiğini burada anlatmaya gerek yok. Yasamanın da, sizlerin de bu konuda sıkıntılarının olduğunu biliyorum. Bizi bırakın, biz muhalefetiz ama yasamayı da baypas eden AKP’nin İktidarı sizleri de bu 102 ilçenin önünde sıkıntıya sokmuştur. Biz muhalefet milletvekilleri olarak bu ilçelere gideceğiz, bu ilçelerdeki adliyelerin niye kapatıldığıyla ilgili gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz ama sizin o ilçelere gitmeyle ilgili sıkıntılarınız olacaktır.

Yani Köprübaşı’na AKP’li bir milletvekili gidip başka şey söylüyor, Manisa Köprübaşı’nda diğer AKP’li milletvekili gidip başka şey anlatıyor, anlatmak zorunda kalıyor. Eğer gerçekten bu 102 ilçede adliyelerin kapatılması o ilçelerin, o ilçelerde yaşayan insanların sosyal yaşamlarına, ekonomik yaşamlarına bir katkı olacaksa burada tartışalım. Eğer böyle bir şey yok ise veya böyle bir şeyle karşı karşıya kalınmayacak ise o 44 tane ilçe niçin açılmıştır? Kıstasları aynı değil midir? Bu 44 ilçede yani toplamda 146 ilçede kapanan adliyelerle ilgili HSYK bu kriterleri koyar iken 146’sı için koymadı mı? 146’sı için koyduysa hangi erk, hangi güç, bağımsız olduğunu iddia ettiğiniz HSYK’ya bu baskıyı yaptı, bu baskılar sonucunda 44 tane ilçenin adliyesi açıldı? Açılmasında yarar vardır, açılmasını isteyen bir Cumhuriyet Halk Partisi vardır ama bununla yetinmiyoruz, 102 ilçedeki adliyenin de açılmasını istiyoruz. 102 adliyenin de Türkiye’de  açılması gereklidir. Bununla ilgili yasama gerçekten bu konu üzerinde birlikte düşünüyor ise açılmasında sizlerin de yardımınıza ihtiyacımız var. Yoksa, bu kürsüde her zaman değişik eylemlerle karşı karşıya kalmak durumundasınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ören.

Sayın milletvekilleri, sisteme giren arkadaşlarımıza 1’er dakika söz vereceğim.

Sayın Korkmaz…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’na ve Türk denizciliğinin içinde bulunduğu krize ilişkin açıklaması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 1 Temmuz Kabotaj Bayramı. Seksen altı yıl önce bugün, ülkemiz Lozan Anlaşması ile kendi limanlarımızdaki yabancı gemilerin sahip olduğu ayrıcalıklara son vermiş, 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanunu’nu yürürlüğe sokarak bu ayrıcalıkları millîleştirmiştir.

Türk denizciliği çok ciddi bir krizin içerisinde. Özellikle uluslararası lobiler Türk bayraklı gemilerin yüzde 98’lerden yüzde 40’lara kadar gerilemesine sebep olan her türlü şer politikalarını uygularken maalesef AKP Hükûmeti bu gidişata seyirci kalmaya devam ediyor.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak Meclisin tatile girmesini de bir engel olarak görmeden bir mücadele başlatmaya kararlı olduğumuzu, bu meselenin Türkiye’nin bir onur meselesi olduğunu gördüğümüzü beyanla, herkesi ve her kesimi destek olmaya davet ediyoruz.

Ahirete intikal etmiş Barbaros başta olmak üzere, bugünün, dünün tüm deniz kahramanlarını hayırla yâd ediyor; kahraman donanmamızı ve deniz ticaretiyle uğraşan herkesin bayramını kutluyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Öğüt…

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Millî Emlakin İstanbul’un bazı semtlerindeki uygulamalarına ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Maliye Bakanlığına ait Millî Emlak, İstanbul’da bazı semtlerde usulsüzlük yapıyor. Millî Emlakin, apartmanların bahçelerinin bir bölümünü Marmaray tren hattına bir hat daha eklemek amacıyla dört yıl önce istimlak ettiği ve aradan geçen zamanda, istimlak edilen yerlerde herhangi bir faaliyet yapmadığı kamuoyunca bilinmektedir. Bu, devletin vatandaşının malını haksız yere gasbı anlamına gelmektedir. Bununla yetinmeyen Millî Emlak, istimlak ettiği ve kullanmadığı alanları apartman sakinlerinin kullandığını iddia ederek yıl bazlı kira istemiştir. Vatandaşların söz konusu alanı kullanmadığını belirterek kira ödeme emrine itirazlarının eski yıllara ait fotoğraflarının sözde delil sayılarak reddedilmesi ve gerekçe olarak da sanki istimlak edilen alan apartman sakinlerine aitmiş gibi tel örgü çevirmeleri istenmesi son derece ciddi bir sorundur. Bu görev mal sahibine ait olduğu gibi, Millî Emlak istimlak ettiği araziye dört sene el sürmeyerek âdeta tuzak kurmuştur. Bununla ilgili mağduriyeti İstanbul Anadolu yakasında birçok apartman sakini yaşamaktadır. Bu iddiaları araştırmayan yöneticiler de aynı soygunun sorumlularıdır. Geçmiş yıllara ait bu borçların bir an önce silinmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Yurttaş…

3.- Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın, Manisa Milletvekili Hasan Ören’in gündem dışı konuşmasına ilişkin açıklaması

MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HSYK bağımsız bir yargı organıdır. Tasarrufları ve kararlarını kendi hür iradesiyle alır. Daha önceki dönemlerde de lüzumu hâlinde adliyeler kapatılmış olup geçtiğimiz günlerde 146 yerde adliyeler kapatılmıştır. Gerekçe olarak yargılamanın hızlandırılması ortaya konmuştur. HSYK’nın Adalet Bakanlığına itiraz hakkı vardır. Bu itirazı Adalet Bakanlığı değerlendirmiş ve HSYK’yı haklı görerek aralarında Manisa Selendi ve Kırkağaç adliyelerinin de bulunduğu 44 adliyeyi tekrar açmıştır. Bu konu siyaset malzemesi yapılmayacak kadar önemli bir konudur. Buradan CHP ve Manisa Milletvekili Sayın Hasan Ören’e bir malzeme çıkmaz. Manisa’nın tüm ilçeleri bizim için önemlidir. Manisa’yı mamur ve zengin yapmaya devam edeceğiz.

Saygılarımla.

BAŞKAN - Sayın Fırat…

4.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’da başlayan göç sezonuna ve gerçekleştirilmeyen sulama projelerine ilişkin açıklaması

SALİH FIRAT (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adıyaman ilinde yine göç sezonu, ırgat sezonu başladı. Dört yanı suyla çevrili olan Adıyaman’da sulanabilir arazilerin yüzde 15’i ancak sulanabilmektedir. Son on yıldır iktidarda olan AKP Hükûmeti her seçim öncesi Adıyaman’a sulama projesi müjdesi vermektedir ancak henüz bir tanesi gerçekleşememiştir. Bebek 1, Aslanoğlu, Koçali Barajı, Çamyurdu Barajı, Kâhta Çayı barajları henüz yapılmamıştır. Adıyamanlı yurttaşlarımız yine Türkiye’nin bütün bölgelerine ırgat ihraç etmeye başlamışlardır, yol ıstırapları başlamıştır. Adıyaman bu ıstıraplardan ne zaman kurtulacaktır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Sakık…

5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Muş ilindeki pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, birkaç kez yine gündeme getirdik ama bir türlü sonuç alamadığımız bir sorunumuz var Muş ilimizle ilgili. Geçen yıl pancar üreticileri büyük bir mağduriyet yaşadılar. Yani kışın erken başlamasından dolayı hiç kimse ürünlerini tarladan alamadı ama çevre illerde de aynı sorun yaşandı. Çiftçilerin borcu, çevre illerin borçlarının -birkaç kez seslendirdik- büyük bir kısmı ertelendi ama Muş’a bu noktada ayrımcı bir tavır takınıldı. Bunun giderilmesi için Hükûmeti bu konuda sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Ağbaba…

6.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da DSİ’nin sulama kanallarında koruma korkuluklarının bulunmamasına ve bu nedenle her yıl onlarca insan öldüğüne ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Teşekkür ederim.

Ben Sayın Bakana sormak istiyorum, Sayın Veysel Eroğlu’na.

Malatya’daki Devlet Su İşlerinin sulama kanallarının tamamında koruma korkulukları yok. Bu nedenle her yıl onlarca insan ölmekte. Şimdi, “ileri demokrasi” diyoruz, “büyük devlet” diyoruz ama hâlâ Malatya’da ve Türkiye’de her yıl gençlerimiz derelerde, kanallarda boğulup ölmekte. En son Malatya’da Yazıhan ilçesinde Mısırdere köyünde bir aile yok oldu. Geçtiğimiz günlerde, kurtarma çalışmalarını gittim, yerinde izledim, anne haykırıyor, “Benim çocuğum göz göre göre, haykıra haykıra, yalvara yalvara öldü. Hiçbir koruma olmadığı için arabamız kanala uçtu ve ailemiz yok oldu.” diyor. Sizden ricam, Malatya’daki sulama kanallarının etraflarına özellikle yolun geçtiği yerlere koruma korkuluklarının yapılmasını Sayın Bakan Eroğlu’ndan rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağbaba.

Sayın Tanal…

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa ili GAP projesi ile Atatürk Barajı’na bitişik il ve ilçelerin arıtma tesisleri olmadığı için pisliklerini bu baraja akıttıklarına ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şanlıurfa ili GAP projesinin yüzde 20’si bitmiş durumda, yüzde 80’ine başlanmamış durumdadır. Bu sebepten dolayı Şanlıurfalılar mağdurdur. Bu mağduriyet ne zaman bitecektir? Bu birinci soru.

İkinci soru: Atatürk Barajı’na bitişik il ve ilçelerin tüm arıtma tesisleri olmadığı için ham bir vaziyette Atatürk Barajı’na o pislikler akmaktadır. Bununla halk sulama işlemini gerçekleştirmektedir. Bu aynı zamanda bir çevre kirliliğidir. İlgililerin bu konuda duyarlı davranmasını talep ediyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ve 22 milletvekilinin, Van depremi sonrasında yapılan yardımlardaki usulsüzlük iddialarının ve Van’ın afet bölgesi ilan edilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/343)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

23 Ekim 2011’de Van Erciş’te, 9 Kasım 2011 tarihinde Van merkezinde yaşanan depremler öncesinde ve sonrasında devlet ve kamu idaresi adına yürütülen çalışmaların, eğitim ve sağlık kurumlarına ait binalar başta olmak üzere kamu binalarının en çok hasar gören ve en çok ölüme neden olan binalar olmasının sorumlularının, özellikle 9 Kasım depreminde 40 insanımızın enkazı altında kaldığı Bayram Otel’in kullanımına izin verenlerin, yardımların dağıtılmasında ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesinde depremzedeler arasında ayrımcılık yapıldığı duygusuna yol açan uygulamaların ve sorumlularının açığa çıkarılması, Van’ın afet bölgesi ilan edilmesinin koşullarının olup olmadığının tespit edilmesi için Anayasanın 98. ve TBMM İç Tüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                        29/11/2011

1) Abdullah Levent Tüzel         (İstanbul)

2) Pervin Buldan                      (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                       (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                            (Muş)

5) Murat Bozlak                       (Adana)

6) Halil Aksoy                         (Ağrı)

7) Ayla Akat                            (Batman)

8) İdris Baluken                       (Bingöl)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu      (Bitlis)

10) Emine Ayna                       (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                (Diyarbakır)

12) Altan Tan                           (Diyarbakır)

13) Adil Kurt                           (Hakkâri)

14) Esat Canan                         (Hakkâri)

15) Sırrı Süreyya Önder           (İstanbul)

16) Sebahat Tuncel                   (İstanbul)

17) Mülkiye Birtane                 (Kars)

18) Erol Dora                           (Mardin)

19) Ertuğrul Kürkcü                 (Mersin)

20) Demir Çelik                       (Muş)

21) İbrahim Binici                    (Şanlıurfa)

22 Nazmi Gür                          (Van)

23) Özdal Üçer                         (Van)

Gerekçe:

23 Ekim 2011 tarihinde merkez üssü Van’ın Erciş ilçesi olan 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. 9 Kasım 2011 tarihinde ise merkez üssü Van’ın Edremit ilçesi olan 5,6 büyüklüğünde ikinci deprem yaşanmıştır. İki deprem arasında ve 9 Kasım’dan sonra şiddeti 2 den büyük, 3 bine yakın artçı deprem olmuştur.

Bilindiği üzere, ülkemizin büyük bir bölümü deprem bölgesidir. Geçtiğimiz yıllarda Kocaeli, Düzce, Van, Erzincan gibi büyük deprem felaketleri yaşanmıştır. Uzmanlara göre, İstanbul başta olmak üzere pek çok kentimizde büyük depremler beklenmektedir. Bununla birlikte, Van’da yaşanan deprem felaketi karşısında devlet ve kamu idaresi adına yapılan açıklamalar ve gelişmeler karşısında alınan tutumların vatandaşların acılarını ve kayıplarını dindirmek bir yana mağduriyetlerinin artmasına neden olmaktadır.

23 Ekim 2011 tarihinde Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “Van merkezde 10 civarında bina yıkılmış, Erciş’te 25-30 arası bina, bir de yurt, yıkılmış durumda” diye açıklamada bulunurken, Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, “Bütün afetzedelere yetecek kadar çadırımız, battaniyemiz ve gıda stokumuz Van ve Erciş’e ulaşmış vaziyette” şeklinde beyanat vermiştir.

24 Ekim 2011’de pek çok ülke yardım teklifinde bulunmuş, ancak yardım talepleri Hükümet tarafından reddedilmiştir. İngiliz The Times gazetesi Ankara’nın dış yardım tekliflerini reddetmesini haber yaparak “Yardımı reddetmek akılsızlık ve zalimce” değerlendirmesini yapmıştır.

Oysa, felaketin boyutu çok büyüktü; 25 Ekim günü deprem bölgesinde çadır ve yardım malzemelerinin dağıtımı sırasında yaşanan organizasyon eksikliği nedeniyle yaşanan izdihamı önlemek için askerler havaya ateş açmış, yine de izdiham engellenememiştir. Van Valisi, Van Belediye Başkanı ile birlikte çalışmayı kabul etmemiş, depremzedelere yönelik çalışmalarda iki başlılık ortaya çıkmış, merkezi hükümet olanakları ile ayrımcılık ve partizanlık yapıldığı iddiaları ortaya atılmıştır.

“Kendi deprem kapasitemizi görmek için” reddedilen yardımlara, ihtiyacımız olduğu 2 gün sonra, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yardım teklif eden tüm ülkelere duyurulmuştur.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar 29/10/2011 tarihinde Van ve Erciş’te deprem beklentisi söylentilerine itibar edilmemesini isteyerek, “Bugün itibariyle diyebilirim ki; deprem açısından en güvenilir Van ve Erciş’tir, az hasarlı evlere girebilirler” demiş, Bakan’a Van Valisi Münir Karaloğlu da katılmış ve AFAD’ın teknik görevlilerinin “Artık 3 gün geçti, bundan sonra artçı sarsıntılar azalarak devam eder” dediğini belirtmiştir.

Bu açıklamalardan tam 11 gün sonra, 9 Kasım depremi gerçekleşmiştir. “Erciş ve Van en güvenli yerlerdir, evlerinize girebilirsiniz” şeklindeki açıklamasıyla, 5.6 lık depremde enkaz altında kalan 40 kişinin ölümünden birinci elden sorumluluğu olan Bakan Erdoğan Bayraktar, istifa edeceğine, “Bugün seçim olsa Van’da en az 6 milletvekilini alırız” diyebilmiştir.

Van’da birinci depremin üzerinden 35, ikinci depremin üzerinden 16 gün geçmesine rağmen sorunlar azalacağına büyümektedir. Hükûmet sorunun çözümünü, 2012 Ağustosu’na ertelemiş bulunmakta ve aldığı son önlemle vatandaşı Van’ı terke teşvik etmektedir. Soğuktan zatürre ve beslenme yetersizliği nedeniyle 2, çadırlarda çıkan yangınlarda 3 olmak üzere şu ana kadar 5 çocuk yaşamını yitirmiştir. Yaşadıkları depremden sonra derme çatma çadırlarda zemheri soğuğuyla baş başa bırakılan Vanlılara gösterilen çözüm göç olmamalıdır. Binlerce insan depremden değil, çaresizlikten, soğuktan donmamak için gözü arkada âdeta Van’dan kaçmaktadır. Yaklaşık 200 bin kişinin Van’dan göç ettiği ifade edilmektedir.

Eğitim/öğretim kurumlarındaki sorunlar henüz giderilebilmiş değildir. Okulların, yurtların, lojmanların, konutların hasar tespitlerinin sağlıklı yapılmadığı iddiaları vardır. Üniversite sınavına girecek lise son sınıf ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinin durumunun ne olacağı, eğitim takvimi içinde gerçekleştirilemeyen programın nasıl telafi edileceği, sınavlar vb. belirsizliğini korumaktadır. Üniversite içerisinde prefabrik binalar kurularak eğitime devam edileceği belirtilmiş ancak yaklaşık 20 bin öğrenci kapasiteli üniversitenin derslik ve öğrencilerin barınma sorunlarını çözmek üzere henüz gözle görülür bir çalışma başlatılmış değildir.

Ortada büyük sorunlar dururken, “Her şeyi çözdük, sorun yoktur” diyen hükûmet yetkililerine depremzedelerin güvenleri kalmamıştır. Dahası, yardım ihtiyacını dile getiren halkı “Bunlar depremzede değil provokatör” diye suçlayan, yardım verilmiyor diye tepkisini dile getiren depremzedelerin “teröristlerin uzantısı” ilan edilmesi hükümetin inandırıcılığını ortadan kaldırmıştır.

18 Kasım tarihi itibarıyla, Başkanlık nezdinde toplam 220 milyon 760 bin TL nakdî yardım toplandığını, deprem bölgesindeki hizmet binalarının hasar görmesi ve acil ihtiyaçların karşılanması için Van Valiliği’ne 28 milyon acil yardım ödeneği gönderildiğini açıklamıştır.

Tüm bu olup bitenlerin karşısında araştırmaya muhtaç pek çok konu bulunmaktadır. Eksi 13 dereceye varan kış koşullarında on binlerce insan çadırlarda yaşamak zorunda bırakılırken 1000’i aşkın TOKİ konutu depremzedelerin kullanımına açılmamıştır. Kalıcı konut ihtiyacı varken depremzedeler için toplanan nakit 220 milyon lira Hükümet tarafından bankalarda tutulmaktadır. Kamu binaları başta olmak üzere tüm konutlarda hasar tespitleri tam olarak yapılmamış ve hasar tespiti raporları düzenlenmeden hizmete açılan binalardan söz edilmektedir. Kamu idaresinin tarafsızlığı ilkesi, vatandaşın kamu idaresi ve kanunlar önünde eşitliği ilkesinin ihlal edildiği kanaati yaygınlaşmaktadır.

Van halkının maruz kaldığı göçün, katlanılması zor, barınma ve yaşama koşullarının, Bayram otel’in enkazında ölen aralarında iki gazeteci ve bir Japon kurtarma ekibi görevlisinin de bulunduğu 40 insanın ölümünün sorumlularının açığa çıkarılması, sorunların giderilmesi, bundan sonra yaşanabilecek olası doğal felaketlerde yaşanmaması ve Meclis denetim çalışmaları kakımından büyük önem taşımaktadır.

2.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, kılık-kıyafeti nedeniyle mağdur edilmiş kişilerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/344)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen ordu ve bürokrasi merkezli süreçte başörtülü kadınlar yönünden insan haklarına aykırı kararlar alınmıştır. Bu kararlar doğrultusunda Kamuda çalışan birçok kadının, başörtüsü takması nedeniyle görevlerine son verilmiş, bir çoğu için ise disiplin soruşturmaları ile görevden el çektirme, istifaya veya emekliliğe zorlandırılmışlardır. Başörtüsü nedeniyle mağdur edilmiş kadınların sayısal tespiti, bu kişilerin yaşadıkları sorunların ve çözüm yollarının araştırılması amacıyla, Anayasa’nın 98. ve içtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince “Meclis Araştırması” açılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                Pervin Buldan

                                                                                                                                       (Iğdır)

Gerekçe:

28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlar arasında yer alan “Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye’yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalar engellenmeli” yönündeki kararla birlikte, kamu kurumlarında çalışan ve başını örten memurların, “ideolojik ve siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozdukları” iddia edilmiş ve bu kadın memurlar memuriyetten çıkartılmışlardır. Binlerce kadın ve ailesi mağdur edilmiştir. Bu süreçte pek çok öğretmenin yanı sıra, hemşire, doktor ve diğer meslek gruplarında da çalışan birçok kadın, başörtüsü taktıkları için aynı şekilde mağdur edilmişlerdir. Uygulama her birey için farklı tezahür etmiştir. Daha önce usulüne uygun olarak verilen asaleti onama kararlan geri alınmış ya da daha önce memuriyet görevine son verilen kadınlar tekrardan devlet memurluğundan çıkarılmışlardır. Memuriyet sona erdiğinden, başka iş kollarında çalışarak SSK veya Bağ-Kur’dan emekli olan kadınlar, Emekli Sandığı’ndan emekli olamadıkları için Emekli Sandığı’na tabi olarak çalıştıkları döneme ilişkin emeklilik ikramiyelerini, alamamışlardır. Yasak devam ettiğinden 2000 yılından sonra memur olmak için gerekli koşullara sahip olan başörtülü kadınların, memuriyet için müracaat etmeleri dahi mümkün olmamaktadır.

Binlerce kadın, Anayasa’da eşitlik ve kamu hizmetine girme haklarının varlığına rağmen kamu kurumlarında çalışma hakkından mahrum bırakılmaktadır.

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) İhtiyari Protokolü, 30 Temmuz 2002 tarihinde TBMM tarafından onaylanmış ve 02 Ağustos 2002 tarihli resmi gazetede yayınlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti hem uluslararası hükümlülüklerini ciddiye alan hem de kadınların insan haklarının tanınması, korunması ve ilerletilmesi yönünde politikalar üreten bir devlettir. Başörtülü kadınların kamu kurumlarında çalıştırılması önündeki engeller, bu uluslararası sözleşmelere de aykırılık teşkil etmektedir.

28.02.1997 tarihinden bugüne alınan kararlar ile görevden alınan, hakkında soruşturma yürütülen, disiplin cezası alan ve halen bu nedenle başvuruları reddedilen kadınların sayılarının, bu kişilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunların çözüm yollarının araştırılması için bir komisyon kurulmasının fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.

3.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 21 milletvekilinin, basım ve yayım faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/345)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Düşünce ve ifade özgürlüğü önünde engel teşkil eden yasal hükümlerin saptanması ve tutuklu bulunan gazetecilerin durumunun araştırılması için Anayasa’nın 98’inci İçtüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

1) Halil Aksoy                         (Ağrı)

2) Pervin Buldan                      (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                       (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                            (Muş)

5) Murat Bozlak                       (Adana)

6) Ayla Akat                            (Batman)

7) İdris Baluken                       (Bingöl)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu      (Bitlis)

9) Emine Ayna                         (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                (Diyarbakır)

11) Altan Tan                           (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                           (Hakkâri)

13) Esat Canan                         (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder           (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                   (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                 (Kars)

17) Erol Dora                           (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                 (Mersin)

19) Demir Çelik                       (Muş)

20) İbrahim Binici                    (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                         (Van)

22) Özdal Üçer                         (Van)

Gerekçe:

İnsan hakları bir insanlık değeri olarak ortaya çıkıp kabul edildiğinden beri düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve basın-yayın özgürlüğü ile beraber değerlendirilmektedir. Düşüncenin ifade edilmesi, açıklanması, basılıp yayılması bir bütündür. Açıklanamayan, basılıp yayılamayan bir düşüncenin özgür olması ya da böyle bir durumda düşünce özgürlüğünden söz etmek olası değildir.

Ne yazık ki ülkemiz belirtilen çerçevede yasal olarak anti-demokratik bir yapıya sahiptir. TCK 301. Madde TMK 7/2 Madde başta olmak üzere her toplumsal soruna ilişkin düşünce açıklamak engellenmiş ve yasal olarak cezalandırılmaktadır. Kökenini büyük ölçüde 12 Eylül darbe anayasasından alan bu durum, her iktidar tarafından bilinse de basın yayın kuruluş ve gazeteciler üzerinde sindirme ve bastırma politikalarının bir aracı olarak bugüne kadar kullanılmıştır.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun verilerine göre, 25 Kasım 2011 tarihinde tutuklanan Özgür Gündem Gazetesi Yazarı Cengiz Kapmaz ile birlikte tutuklu gazeteci sayısı 65’e ulaştı. Bu sayı, 2010 yılında yaklaşık 50 iken, 2009 yılında 35 idi. Görüldüğü üzere her sene tutuklanan gazeteci sayısında ciddi bir artış söz konusudur. Ayrıca tutuklanmayan ancak, yargılaması devam eden binlerce dava dosyası da mahkemelerde devam etmektedir.

Uluslararası kuruluşların yaptıkları basın özgürlüğü değerlendirmelerinde Türkiye gün geçtikçe daha da geriye gitmektedir. Ekim ayında açıklanan son Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda da, Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda yaşanan sorunlara özellikle değinilmiştir.

TRT’nin Kürtçe yayın yapmaya başlamasında sonra, Kürtçe yayınlar üzerindeki baskının kalkması beklenirken tersine sürmüştür.

Toplumu doğrudan ilgilendiren davalarda bilgi alma ve kamuoyuna aktarma gizlilik kaydı ile engellenmektedir. Sol sosyalist, muhalif basın yayın kuruluşları ve gazetecileri üzerinde baskı ve engellemeler gittikçe artmaktadır.

Oysa basın özgürlüğü, Birleşmiş Milletler tarafından, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde ilan edilen, birçok ülke tarafından kabul edilen bir haktır. Gerek BM, gerekse de Avrupa Birliği bünyesinde basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü konularında pek çok sözleşme hazırlanmış ve üye ülkelere imzalanmıştır.

Bu anlamda ülkemiz de bu tür pek çok sözleşmeye taraftır. Özgür, tarafsız bir basın oluşturmada da iç hukukun bu sözleşmelere uygun duruma getirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nun mutlaka değişmesi gerekmektedir.

Özgür Basın, demokratik sistemin korunması ve güçlendirilmesinde son derece önemli bir unsur olma özelliğini taşımakta olup, insan haklarına dayalı barış içinde demokratik bir toplumsal ve siyasal düzenin gerçekleşmesi yolunda önemli yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.

Bunun yanı sıra demokratik siyasetin oluşturulmasının temel koşullarından biridir. Siyasi ve ekonomik baskı altında bulunan basının, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında yeniden ele alınmalı ve önünde engel olan düzenlemelerin derhal değiştirilmesi kaçınılmaz olmuştur.

Bu nedenle basın yayın faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılması, ifade özgürlüğünün yasal olarak güvenceye alınması ve tutuklu gazetecilerin durumunun ve yasal çerçevelerinin araştırılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını dileriz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, araştırma önergeleri bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.43


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır),Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 01/07/2012 Pazar günü yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                                                                                              Cemil Çiçek

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

               Mahir Ünal                                                                   Mehmet Akif Hamzaçebi

   Adalet ve Kalkınma Partisi                                                        Cumhuriyet Halk Partisi

        Grubu Başkanvekili                                                                Grubu Başkanvekili

              Oktay Vural                                                                           Pervin Buldan

    Milliyetçi Hareket Partisi                                                       Barış ve Demokrasi Partisi

        Grubu Başkanvekili                                                                Grubu Başkanvekili

Öneriler:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan ve daha önceki birleşimlerde görüşmeleri yarım kalan 302 ve 287 sıra sayılı kanun teklifi ve tasarısının bu kısmın sırasıyla 2 ve 3 üncü sıralarına alınması

Genel Kurulun;

1 Temmuz 2012 Pazar günkü (bugün) birleşiminde 278 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

2 Temmuz 2012 Pazartesi günkü birleşiminde 10 sıra sayılı kanun tasarısına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

Yukarıda belirtilen birleşimlerde gece 24:00’de günlük programların tamamlanamaması halinde günlük programların tamamlanmasına kadar,

çalışmalarını sürdürmesi,

önerilmiştir.

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisi üzerinde Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün günlerden pazar, çok istisnai bir gün. Bütçe görüşmeleri yok ama bir pazar günü çalışıyoruz. Hatta bütçe görüşmelerindeki gibi on bire kadar değil bir haftadır sabah beşlere kadar çalışıyoruz. Beşte gidiyoruz, komisyon toplantılarımızın durumuna göre erken saatlerde bir daha geliyoruz. Herkes yorgun, uykusuz, gergin ama ortamda son derece istisnai bir durum var, o yüzden çalışmak zorundayız.

Farkında mısınız, bu dönem biz seçildiğimizden beri son derece istisnai bir Parlamentoda hep birlikte görev yapıyoruz. Meclis açık olduğu hâlde, hatta ilgili komisyonlar toplantı hâlinde olduğu hâlde, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiyle, 12 Eylülün, paşaların getirdiği bir düzenlemeyi kullanarak Meclis açıkken yasama yapılacak kadar istisnai durumlar var. Kanun tasarılarına hasret kaldık. Çünkü ne kadar önemli ya da ne kadar önemsiz, ne kadar acil ya da ne kadar yapısal olursa olsun, bütün kanunlarda, ilgili bakanlıkların çalışması, bürokratların mutfakta pişirmesi, Bakanlar Kurulunda tartışılması ve Meclisin gündemine getirilmesi yerine, Sayın Başbakanın işaret ettiği, bazen 1, bazen 5 milletvekilinin eliyle hazırlık yapılıyor. MİT Yasası gibi bir yasayı jet hızıyla geçirmek için 1 milletvekili kendiliğinden kanun teklifi verebiliyor veya 4+4+4 gibi fevkalade önemli bir konuda, konu hakkında -komisyona katılan herkes biliyor ki- Millî Eğitim Bakanının dünyadan haberi yok, Millî Eğitim bürokrasisi hazırlıksız ama dışarılarda bir yerlerde pişirilmiş, Başbakan eliyle AKP’den 5 milletvekiline, 5 sayın grup başkan vekiline getirilmiş ve Meclis gündemine getirilebiliyor. Çok istisnai bir durum.

Ve öyle istisnai bir Mecliste görev yapmaya çalışıyoruz ki, 326 tane iktidar milletvekili var, toplantı başlasın diye 184 toplantı yeter sayısını toplamalarını, karar yeter sayısı olan 139’u bulmalarını, daha doğrusu bulmamalarını kimse eleştirmiyor da, muhalefet denetim görevini yapmak için “Bir sayar mısınız Sayın Başkan, bu karar hukuki mi? Gelin burada bir karar yeter sayısı arayalım.” deyince iktidar sıralarından tepkiler, Sayın Bakanlardan sitemler: “Efendim, neden yoklama istiyorsunuz, neden bu tip denetim yollarına gidiyorsunuz?” Niçin? Çünkü, son derece istisnai bir Mecliste görev yapıyoruz.

Aslında bu istisna meselesinin üzerine sırf kafa yoran, mağduru olan veya bu duruma dikkat çeken biz değiliz. İtalyan Felsefeci Agamben diyor ki: “Sürekli bir istisna hâli ve hukukun askıya alınası sürecinde yaşıyor dünya artık.” Agamben’e göre istisna hâli siyasal belirsizlik veya nedeni ne olursa olsun bir kriz durumunda belli bir siyasal düzenin devamının sağlanması adına hukukun askıya alınmasıdır. Agamben’e göre hukuksuzluğun artık normal bir durum hâline geldiği, kuralsızlığın kural yerine işletildiği, istisnanın kaideyi bozmadığı, doğrudan kaide hâline geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Agamben bu çalışmasına ispat olarak da 2011 yılında Amerikan Başkanı Bush’un yayınladığı bir askerî emri örnek gösteriyor. Bush’un askerî emri şu, bu emirde diyor ki Bush: Terörist faaliyetlere karıştığından kuşkulanılan Amerikan vatandaşı ya da Amerikan vatandaşı olmayan kişilerin süresiz alıkonulmalarına ve askerî komisyonlarda yargılanmalarına izin veriyor.

Şimdi, Türkiye’deki yansımasına bir bakın. Birileri bir şeyden şüphe ediyor; bu, bazen bizim Grup Başkan Vekilimizin Hükûmeti yıpratmasıyla ilgili bir şüphe olabilir, bazen kendi Genelkurmay Başkanının silahlı bir terör örgütü kurduğuyla ilgili bir şüphe olabilir, kendi atadığı, kendi emekli ettiği, ödül verdiği, elini sıkıp plaket verdiği Genelkurmay Başkanının terörist eylemlerin başı olduğuyla ilgili şüphe olabilir. Ne olursa olsun, aynı Bush’un koyduğu gibi 2001 yılında, bir şüphe varsa eğer ne kadar duracağı ve neyle suçlandığını bilmeden içeride kalması ve hukukun askıya alınması sürecini Türkiyede yaşıyor.

İçinde yaşadığımız alan hukuki boyuttan yoksun, bir şiddetin hüküm sürdüğü bir yasasızlık bölgesi aslında. Devlet iktidarı istisna yoluyla yasasızlığı bünyesine katmış durumda ve istisna hâlini sürekli kılarak normalleşmiş durumdayız. Böylece aslında hepimiz biliyoruz ki maske düştü ve şiddete olan ihtiyaç ve bu yeni iktidar sahiplerinin aslında ülkeyi yönetmekle ilgili nasıl bir iradenin sahibi oldukları açıkça ortaya çıktı. 

Öyle istisnai bir ülkede yaşıyoruz ki her muhalif partiden en az 1 milletvekili tutuklu, öyle istisnai bir ülkede yaşıyoruz ki 100’den çok muhalif gazeteci tutuklu -Çin’le yarışıyoruz muhalif gazetecilerin tutuklu olması noktasında- binden fazla öğrenci tutuklu, poşu takmanın, yumurta bulundurmanın, konser bileti satmanın, şemsiye bulundurmanın ayrı ayrı aylarca süren yargılanmalar ve tutukluluk hâlleriyle karşılıkları var artık.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nerede?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Milletvekillerine Genel Kurulda, burada dayak, Komisyonda tekme atılıyor bu istisnai Parlamentoda. Milletvekiline yumruk atıyor polisler.

Seyahat özgürlüğünün engellenebildiği bir 2011 yılı düşünüyor musunuz? Eğitim-Sen’li öğretmenlerin çıktıkları yerden “Ankara’ya gelmeyin, suç işleyeceksiniz.” diyerek seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor. Gelenlere, burada eylem yapanlara “Siz 4+4+4’e karşı niçin toplandınız?” diye soruluyor, cevabından tatmin olmayan sayın savcının isteğine uyan hâkim bu sendikacıları tutuklayabiliyor.

Öyle bir istisnai ülkede yaşıyoruz ki grev yapma hakkı elinden alınıyor birilerinin toplu iş sözleşmesindeki gücü zayıflatılsın diye, buna karşı fiilî grev hakkını kullananların tamamını işten çıkarıyorsunuz. Ve öyle bir istisnai ülke ki bu, bu istisna ülkenin istisna Parlamentosunun çok müstesna bir milletvekili, daha bu grev yapılmadan önce 500 tane CV alıyor, “Greve 500 kişi kadar katılacakmış, yerine bizim arkadaşları istihdam edeceğim.” diyebiliyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Öyle bir istisnai ülkede yaşıyoruz ki darbe dönemlerinde karakolda olan işkence şimdi cezaevlerinde hüküm sürüyor. Muamele aynı, sadece yapıldığı yer ve talimatı verenler değişmiş durumda.

Öyle bir istisnai ülke ki burası, paşaların kurduğu, 12 Eylülün kurduğu, hepimizin kaldırılmasını istediğimiz Devlet Güvenlik Mahkemeleri yerine, özgürlükçü, sözde demokrat, ileri demokrasici bir iktidar özel yetkili mahkemeleri kuruyor ve o özel yetkili mahkemeler yedi yıl boyunca yakmadık can bırakmıyorlar.

Ve öyle istisnai bir ülkedeyiz ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, o özel yetkili mahkemelerin kurulduğu zamanda -ki görevi hepimizce malum- diyor ki “Özel yetkili mahkemeler, gerçekten bu düzenlemeyle bile düzeltilemeyecek kadar büyük bir sorun hâline geldiler.”

Ve öyle bir noktadayız ki Sayın Bekir Bozdağ çıkıyor, Cumhuriyet Halk Partisinin yaptığı görevi belki de daha fevkinde yaparak, “Özel yetkili mahkemeler hukuk devletlerinde olmaz, demokrasiyle bağdaşmaz.” diyebiliyor.

Bu özel yetkili mahkemeleri biz mi kurduk? Bu özel yetkili mahkemelerde hukuku ayaklar altına biz mi aldık? Bu özel yetkili mahkemeleri getirip de yıllardır Türkiye’de dünya ölçeğinde bir demokrasi zaafı yaratan sizler değil misiniz?

Dün akşam bunu kaldırmakla ilgili önergeyi bile netleştiremeyip, kendi içinizdeki bu çatışmayı Meclisin gündemine taşımadınız mı? Siz özel yetkili mahkemelerle ilgili önergeyi vermeyip buradan giderken, ilk kez şöyle bir şey yaşandı. Benim Grup Başkan Vekilim döndü ve dedi ki size: “Arkadaşlar, nereye gidiyorsunuz? Hani görüşecektik? Biz buradayız ve burayı terk etmiyoruz.” Ama hepiniz arkanızı döndünüz ve tıpış tıpış o Parlamentoyu terk ederek yerinize gitmek zorunda kaldınız.

Bunları, şuradan söylemek lazım, okumak lazım: Bunların tamamı oluşan yeni vesayetle ilgili. Bunların tamamı, yeni bir derin devlet var ama eskisinden hem daha derin hem daha  etkin, eskisinden daha acımasız. O kadar derinde ki, eski derin devletin kökleriyle birbirine tutunmuş durumda, plasenta köprüsü kurmuş olmalı çünkü eski derin devletle arasında bir başka ilişkiyi tarif ediyor. Abdülkadir Aksu, Cemil Çiçek, Vecdi Gönül, Oğuz Kağan Köksal, 12 Eylül döneminin Genel Sekreteri Hasan Celal Güzel’in Değerli Eşleri; isimleri nedense aklıma geldi.

 Ama şunu açıkça söylemek lazım: Böyle bir şey yok mu diyoruz? Eski kuvvet komutanlarının nerede olduğu ortada ama şu anda Mehmet Ağar’a “Sen devlete emanetsin.” diyen bir Bakan var. Mehmet Ağar’ın cezaevindeki 24 tutuklunun 21’ini birileri tahliye etti. Mehmet Ağar, ailesine en yakın yerde, Bodrum’a en yakın cezaevine yerleştirildi. Kendi girmeden önce eski MİT Müsteşarı Korkut Eken gitti, asayiş berkemal mi diye baktı. Helikopter pisti yaptınız Mehmet Ağar’ın kalmakta olduğu cezaevinin yanına kolay gitsin diye ziyaretçileri.

Bu duygu, bu düşünce, bu  tespitlerle ve büyük bir yürek yanıklığıyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İkinci konuşmacı, aleyhinde olmak suretiyle Haluk Koç.

Buyurun Sayın Koç. (CHP sıralarından alkışlar)

HALUK KOÇ (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisinin usulen aleyhinde söz aldım çünkü bütün gruplar onay vermiş durumda ama sizlerle paylaşmak istediğim, bazı gelişmeler boyutunda bilgilerinize sunmak istediğim bir iki husus var. Önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçen hafta Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin yaz dönemi toplantısı vardı. Türkiye denetim mekanizması içerisinde takipte olan bir ülke. Avrupa Konseyinin kuruluş ilkeleri, demokrasi, insan hakları ve bununla ilgili tüm boyutlarda üye bütün ülkelerin aynı kriterleri sağlamasına dönük takibi yapmak zorunda olan bir kuruluş. Gizli komisyon toplantılarında, Türkiye’nin denetimle ilgili boyutunda ben muhalefet boyutunu temsil ediyorum ve iktidardaki arkadaşlarımız iyi niyetleriyle, “Türkiye’de birçok reform yapıldığını ve artık, bu reformlar sonucunda Türkiye’nin denetim mekanizması dışına çıkması gerektiğini” ifade ediyorlar. Maalesef bizler aynı kanıda değiliz. Türkiye’de hukuk, insan hakları ve demokrasi kavramları maalesef Avrupa Konseyi normları içerisinde olumlu olarak değerlendirilebilecek bir boyutta değil.

Değerli arkadaşlarım, dün uçakla dönerken, Fransa’nın en saygın gazetelerinden Le Monde gazetesinin en baş sayfasında Sayın Erdoğan’a yönelik bir editöryel yazısı, yani bir başyazı var. Burada “Sayın Erdoğan, Sevil Sevimli hangi suçu işledi?” diye büyük bir başlık.

Değerli arkadaşlarım, kendi ayağına kurşun sıkan bir ülke durumundayız. Kendi ayağına çelme takan bir ülke durumundayız. Yani sizin başlangıçta Avrupa Birliği ile ilgili yürüttüğünüz çalışmalar karşılıklı olarak -Avrupa Birliği boyutundan da, Türkiye boyutundan da- bir kandırmacaymış gibi geliyor bugün Avrupa’daki birçok siyasi otoriteye.

Şimdi bu başyazıda, Türk kökenli bir Fransız yurttaşı olan genç bir üniversite öğrencisinin, Lyon Üniversitesinde okuyan bir öğrencinin -Anne baba Türk ama Fransız yurttaşı- Erasmus Değişim Programı’yla, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde bir değişim programı içerisinde oraya geliyor ve bu çocuk tutuklanıyor. Şimdi, bunu, tutuklanma gerekçesini, bir üniversite öğrencisinin, Erasmus programıyla gelmiş bir üniversite öğrencisinin tutuklanma gerekçesini hiçbir kanuni çerçeveye sığdırmanız mümkün değil. Siz sığdırabilirsiniz ama Batılı bunu bu şekilde değerlendirmiyor. Ondan sonra “Türkiye denetimden çıksın, Türkiye’de şu iyilikler oldu, Türkiye’de bu gelişmeler oldu…” Batılı hiçbir parlamenteri inandırabilmek mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, yine, bakın, iktidar partisinin kapatılmasıyla ilgili süreç boyunca, 2008 yılında, Avrupa Konseyinin bazı açıklamaları oldu. O zaman hepiniz alkışladınız. Yani, halkoyuyla iktidara gelmiş bir partinin, tek başına iktidar olan bir partinin kapatılmasının hiçbir yasal çerçeveye sığmadığını, zaten Batılı parlamenterlerin hiçbir mantık çerçevesi içerisinde olumlu karşılamaları mümkün değildi. Ona dönük açıklamalar yapıldı, onlar alkışlandı ama şu anda çok ciddi eleştiri okları altında Türkiye. Eğer gerçekten bir ilerleme sağlayabilmek istiyor isek, burada Sayın Başbakan, Sayın Meclis Başkanı, Sayın Adalet Bakanı ya da Hükûmeti temsil eden Sayın Kültür Bakanı ve sizler çok dikkatli olmak zorundasınız. Seçime girerken girmesine müsaade edilmiş milletvekillerinin, seçimden sonra, seçildikten sonra tutukluluk hâllerinin herhangi bir suç isnat edilmeden ve kesin bir yargı kararı olmadan -seçimden sonraki bir yıl, bütün tutukluluk hâli de bazılarının üç yılı geçti- bunları anlatabilmek mümkün değil. Sizin tezlerinizle, sizin gerekçelerinizle bir Batılı parlamentere bunları anlatabilmeniz mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, artık tılsım bozuldu gibi gözüküyor dışarıda. Ben, bir parlamenter olarak -iktidarı muhalefeti ayırt etmeden söylüyorum- bu tablodan üzüntü duyuyorum. Çünkü, Türkiye 2004’te denetimden çıktı, denetim sonrası takip mekanizması içinde değerlendiriliyor idi ama bu süreçten Türkiye’nin çıkabilmesi inanın mümkün değil. Burada, bu Parlamentonun bir şekilde adım atması gerekiyor. Bu, Parlamentonun temel görevlerinden bir tanesidir. Geçen sene temmuz ayında iktidar partisiyle ana muhalefet partisinin birlikte hazırladıkları bir deklarasyon var. Bunun gereği mutlaka yapılmak zorundadır.

Şimdi, kendinizi bir Batılı parlamenter yerine koyun. Ben Türkiye’nin Belarus gibi diktatöryel bir sistem altında ezilen bir ülkeyle birlikte karşılaştırılmasını hazmedemiyorum, açık söyleyeyim. Ha, bir fark var, orada Silivri yok belki, orada bu şekilde dünyanın en saygın gazetelerinde başyazı olabilecek eleştiriler yok belki, çünkü orada idam var. Biz de o yok, tek farkımız o. Ama bizde de süründürme var, mahkûmiyet var, tutukluluk var. Bu “tutukluluk” kavramı… Bakın, Türkiye yüzünden geçici tutukluluk süreleriyle ilgili bir rapor hazırlanıyor, buradan da çok ağır faturalar çıkacak Türkiye’ye. Yani inandırıcı olmak istiyorsanız, gerçekten o “demokrasi”, “ileri demokrasi” kavramlarının içini doldurmak istiyorsanız, bu Parlamentoda göstermelik, artık son noktaya gelindiğinde, tatil öncesinde, her bakanlığın kendisini ilgilendiren bir maddeyle ilgili bir büyük çuval yasa hazırladığı dönemlerde, bu konunun hâlâ halledilmemiş olması son derece üzüntü vericidir.

Değerli arkadaşlarım, yasama tekniğine gelince temel yasa burada kabul edilirken çok tartışıldı, ben o zaman Grup Başkan Vekiliydim. Temel yasanın İç Tüzük’te, belirli bir hukuk konusunu, bir bütünlüğü, bir temel konuyu kavraması en temel kavramdır. Ama görüyoruz ki artık normal kanun gelmiyor, birbiriyle alakasız, bir çuvala doldurulan, adına “torba yasalar” denen kanunlar bile bir temel hukuk kavramını ifade ediyormuş gibi temel yasa kapsamına sokuluyor.

Değerli arkadaşlarım, burada şu sözüme çok dikkat edin: Ben, iktidar ya da muhalefet milletvekilleri olarak bir ayrımda bulunmuyorum, üç dönemdir burada görev yapıyorum, kendi partim içinde de bugüne kadar değişik noktalarda, değişik sorumluluklar aldım. Ama şunu sizlere ifade etmek istiyorum: Sizler milletvekilisiniz, sizi buraya getiren irade şu olabilir, bu olabilir ama buraya geldikten sonra milletin vekilisiniz. Hepimizin yasama yeteneğini zorlayan, yasama kabiliyetimizi sıfırlayan bu tür yasaları “Efendim, bu, bu şekilde talimatla geldi, bu şekilde çıkacak.” noktasında lütfen kendi içinizde tartışın. Burada biraz tavır koymakta haklısınız bir grup disiplini içinde ama Parlamentonun saygınlığı açısından bu hiç hoş bir olay değil. Farklı farklı konular… Ve “Bunu buradan çıkartacağız; konuşana, eleştirene kızacağız, susturacağız…” Ve bu şekilde kendi saygınlığınızı yitiriyorsunuz.

Parlamenter olarak bu dönemler çok çabuk geçiyor, inanmadığınız şeyleri kendi aranızda şimdi söyleyin. Bir dönem daha milletvekili olmak inanın önemli değil ama kendisine saygısını koruyan bir parlamenter olarak o dönemi kapatıp, görev bittikten sonra da “Ben bazı yanlışlıklara karşı kendi partim içinde de gününde dik durmuştum, eğilmemiştim.” deme onurunu bu dönem sonunda taşımanız gerekiyor. Benim tüm Parlamentodan… (AK PARTİ sıralarından “Aynaya bak.” sesi) Aynaya mı bakayım? Öyle mi? Ben aynaya çok baktım, aynaya çok baktım ama sizin baktığınız ayna buzlu cam herhâlde hiç kendinizi görmüyorsunuz. Ben burada uygarca bir uyarıda bulunuyorum; Parlamentonun saygınlığı, milletvekillerinin saygınlığı açısından bir öneride bulunuyorum. Bu, acıdır… Ama o aynaya sen milletvekilliği dönemi bittikten sonra baktığında orada kendi yüzünü değil, çok farklı bir yüz göreceksin, belki kendinden utanacaksın.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Koç.

Şimdi, lehinde olmak üzere Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, burada söz alan hatipler Parlamentonun saygınlığından bahsetti. Hepimiz, bütün milletvekili arkadaşım, 550 parlamenter bu saygınlığa en hassas derecede, en güzel derecede, en üst seviyede özen gösterirler. Bunda birbirimizden şüphe etme, birbirimize bu konuda “Siz şöylesiniz, biz böyleyiz.” deme, birbirimize karşı bir artı-eksi konumunda değiliz; burada kimse kimsenin üstünde değil, birbirimize ders verme konumunda da değiliz. Herkes görevinin, milletvekili sorumluluğunun bilincindedir.

Bu Danışma Kurulu bir ortak öneriyle gündeme geldi. Bugünkü çalışma takvimimizi belirliyor, yarınki çalışma takvimimizi belirliyor. İnşallah, yarın gece bitirerek Meclisin tatile girmesine imkân sağlanacak. O nedenle, verimli bir çalışma olmasını, güzel katkıda bulunacağımız bir çalışma olmasını… Tabii ki, muhalefet İç Tüzük’ten kaynaklanan bütün haklarını kullanacaktır, buna hepimiz saygı duymak durumundayız, saygı duyuyoruz ama Parlamentonun, iktidar partisinin çalışma yöntemini muhalefetin bunu denetlemesi ama bir yoklamanın, karar yeter sayısının bir denetim aracı gibi kullanılması da pek doğru değil. Bir dakika önce yapılan yoklamadan sonra tekrar bir yoklama istemek denetim görevi değildir, denetim görevi soru önergesidir, araştırma önergeleridir. İç Tüzük’teki haklarımızı doğru ve yerinde kullanırsak daha verimli kullanırız, birbirimizin hakkına daha tecavüz etmemiş oluruz diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Önerinin aleyhinde Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yani Danışma Kurulunu imzaladık, dört parti grubunu niye söz ihtiyacı duyar, arkadaşlarımız, anlamış değiliz. Yani bu Danışma Kurulunu imzalarken bir geleneğimizdir ve tabii ki söz aldıkları zaman biz de söz almak zorunda kalıyoruz, açık konuşalım yani.

Bizim söylediğimiz şu: Yani sene sonuna gidiyoruz, bizim de istediğimiz şeyler gündeme gelmedi. Bugün milletvekillerimizin 8 tanesi tutuklu, yarın tatile girmek bize vicdanen huzur vermiyor, milletin iradesi açısından da sıkıntı, önümüze gelecek, bu 3’üncü yargı paketi içinde bunu çözmek mümkün. Gelin, işin gerçeğini konuşalım. Şimdi, Anayasa yapıyoruz, Uzlaşma Komisyonunda da dört parti grubu çalışıyor, biz Anayasa Komisyonunda herhâlde dört parti grubu olarak Türkiye’nin nasıl bir güvenlik devleti olacağını, nasıl bir polis devleti olacağını, nasıl bir diktatörya olacağını tartışmıyoruz; temel hak ve özgürlükleri tartışıyoruz. Temel hak ve özgürlüklerin çoğunda da uzlaştık; hepsinden haberimiz, bilgimiz var. Düşünce özgürlüğünde uzlaştık, temel haklarda uzlaştık, insan onurunda uzlaştık, demokratik toplumun gereği olarak toplantı gösteri hakları konusunda, aşağı yukarı adil yargılanma konuları; bütün bunlarda Anayasa Uzlaşma Komisyonunda bir seyir ama bunun dışında bir seyir de Mecliste gidiyor. Mecliste biz temel yasayı, Anayasa’yı yapacağız, o Anayasa’ya göre yasa yapacağız, doğrusu budur. Biz, tam tersinden yapıyoruz, önce yasaları yapıyoruz, sonra Anayasa’yı ona uydurmaya çalışıyoruz ki bu, yaklaşım tarzı olarak sıkıntılı bir tarz.

Yarın 2 Temmuz; Sivas davası zaman aşımına uğramış, bu bir yargının farklı bir ayıbı. Saygıyla anıyorum. Onların, Sivas’ta yanarak can veren Sivas şehitlerinin içinde müvekkillerim de vardı.

Yarın 2 Temmuz; İstanbul KCK davası görüşülecek Silivri’de, 132 kişisi tutuklu, 200 kişi yargılanacak. Bizim partimizin genel merkezinin Anayasa Komisyonu üyemiz Profesör Büşra Ersanlı -ilk görüşmelerde de Hükûmetle olan görüşmelere katılmıştı- eğer tutuklu olmasa yani tutuksuz olsaydı, bugün Mecliste uzman olarak Anayasa çalışmalarını sürdürmüş olacaktı. Üç sene, Anayasa hazırlık çalışmalarını sivil toplumla, meslek örgütleriyle sürdürmüş bir arkadaşımızdı.

Şimdi, Anayasa’yı yapıyoruz bir taraftan, bir taraftan bu davalarla uğraşıyoruz, bir taraftan 10 bini aşkın tutuklu ve  siyasi tutuklu var. 10 bin kişinin siyasi tutuklu iddianamesi kes, yapıştır… İnternet  gizli dinleme belgelerinden oluşan -dünyanın hiçbir hukuk devletinde buna “iddianame” denmeyecek- çorba iddianamelerle yargılamalar yapılıyor.

Biz bugün 3’üncü yargı paketini görüşüyoruz. 3’üncü yargı paketinin temeli de adalet, hukuk, kişi güvenliği, kişi özgürlüğü ve bütün bunların içinde düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü… Ama bir taraftan 16 Temmuzda, Türkiye’de 40 avukatın tutuklu olduğu bir dava görülecek savunma hukukundan dolayı. Şimdi, 40 avukat niye tutuklu? İmralı’dan talimat almışlar.

Bakın, avukatlar görevleri gereği gitmişler, görüşmüşler ve görüşmelerin sonrası… Görüşme notlarını zaten Genelkurmay orada kayıt altında tutuyor, 2004 yılından bu yana da, Hükûmetin aldığı bir kararla Adalet Bakanlığına bağlı Bursa yargı çevresinden bir görevli her görüşmede bulunuyor ve o görüşme notları anında, canlı olarak Adalet Bakanlığına geliyor. Şimdi Adalet Bakanlığının dinlediği, anında Bakanlığa ilettiği, Genelkurmayın dinlediği, Jandarma Komutanlığının dinlediği, 10 mil yasak bölge kapsamındaki bir yeri konuşuyoruz.

Şimdi buradaki bu adada özel, kişiye özel yasak, kişiye özel yasak bölgede bir senedir avukatlarıyla görüşü yapılmıyor. Şimdi burada herkes merak ediyor, ne oluyor, Öcalan adada mıdır? Sayın Bakan da diyor ki: “Merak eden varsa gelsin baksın.” Daha önce İnsan Hakları Komisyonu, dört parti grubundan oluşacak bir komisyonun İmralı Adası’nda inceleme yapmasını istemişti. Bazı partiler buraya üye vermedi. Bakın, dikkat çekiyorum, merak eden bazı partiler üye vermemişti. Şu an söylüyoruz: Eğer bu konuda ciddi kaygılar varsa bu kaygılarla ilgili, buyurun, dört parti grubunun, görevlendireceği, bağımsız milletvekilleri de olabilir, gitsinler, görsünler, gelsinler kamuoyunu bilgilendirsinler. Sayın Adalet Bakanı bu konuda açıklama da yapmıştı. “İsteyen gidebilir.” diyor. E, benim bildiğim, yakın zamanda, Sayın Ahmet Türk, Sayın Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, eş başkanlarımız bu kaygılarla ilgili olarak sayın Adalet Bakanlığına başvurdular ve görüşmek istediklerini söylediler, hâlâ bir yanıt yok. Şimdi, burada bazı şeyleri doğru koymak lazım. Gerçekten, eğer Sayın Bakan dediği gibi… “Hadi, buyurun, merak eden gelsin.” deniliyorsa merak değil yazılı talep var, o talebe Hükûmetin doğru cevap vermesi zamanıdır. Sayın Ahmet Türk veya diğer partilerden de, sayın eş başkanlarımız, merak edenler varsa gidip görüşme yapabilirler, gitmeliler.

Şimdi, burada sadece bu olay değil. Temmuzun sonunda, muhtemelen de ağustos ayı içinde toplu gazeteciler davası görülecek, “KCK davası” olarak geçiyor bu da. Dünyanın ilk toplu gazeteciler davası Türkiye’de, ilk toplu avukatlar davası Türkiye’de, ilk toplu belediye başkanları davası Türkiye’de. Yani 12 Eylül darbesini alın, o dönemin yargılamalarına bakın, şimdikini karşılaştırın ve karşılaştırdığınız zaman 12 Eylül döneminde de böyle bir yargılama sisteminin olmadığını göreceğiz. O zaman bu aksaklıkları gidermek gerekiyor. Bu aksaklıkları elbette ki özel yetkili mahkemeleri tamamen kaldırarak giderebiliriz. Onu kaldırıp yerine bir şey koyduğunuz zaman bunun adı kaldırma olmuyor. Eskiden, istiklal mahkemeleri kalktı yerine askerî sıkıyönetim mahkemeleri geldi, onları kaldırdılar devlet güvenlik mahkemeleri geldi, devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdılar özel güvenlik mahkemeleri geldi. Şimdi, özel güvenlik mahkemelerini kaldıracaksınız, onun yerine aynı benzerlikte yeni bir mahkeme kuracaksınız. İşte, bu, olağanüstü yargının kaldırılmadığı anlamına gelir. Nasıl ki özel yetkili mahkemelerin anası, babası DGM, dedesi sıkıyönetim askerî mahkemeleri, ceddi de istiklal mahkemeleri ise torununun da o şecereden usul ve füru olarak nasıl doğacağı bellidir. “Bağımsızdır, tarafsızdır.” diyeceksiniz, kimse yemez. Bunun kan dolaşımında bağımlılık var, taraf var, siyasallaşma var; iktidarın emri altındadır, muhalefeti yargılarlar, özgürlük düşmanıdırlar ve haksız cezalar, ağır cezalarla kamu vicdanında daha tarihte yer edinmiş bir tek olağanüstü mahkeme yok. 

Olağanüstü mahkeme ayıbından kurtulmak bugün bir fırsat. Gelin, bu fırsatı birlikte değerlendirelim. Bu, bizim çağrımızdır. Gelin, bugün 1 Temmuz, tarihe not düşelim. “Mecliste bütün partilerin katkısıyla özel yetkili mahkemeler kaldırılmıştır, olağanüstü yargı tarihe karışmıştır.” diyelim diyoruz. Bu çağrımız bütün milletvekillerinedir.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Danışma Kurulu önerisi kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının 55’inci maddesinde kalınmıştı.

55’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri okutacağım ve birlikte işleme alacağım.

Talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 55. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

              Oktay Vural                           Oktay Öztürk                        Nevzat Korkmaz

                    İzmir                                     Erzurum                                    Isparta

                                  Mehmet Erdoğan                     Yusuf Halaçoğlu

                                           Muğla                                     Kayseri

                        

(x) 278 S. Sayılı Bazmayazı 30/06/2012 tarihli 128’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Ali Rıza Öztürk                        Mahmut Tanal                            Salih Fırat

                  Mersin                                    İstanbul                                  Adıyaman

               Ali Sarıbaş                              Kazım Kurt                       Rahmi Aşkın Türeli

                Çanakkale                                Eskişehir                                     İzmir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Salih Fırat.

BAŞKAN – Salih Fırat, Adıyaman Milletvekili.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Fırat.

SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesi üzerinde bir önerge verdim, önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu pazar günü, tatil öncesi bir yasa değişikliği yapıyoruz. Yargı reformu diyoruz. Yargı hizmetlerinin rahatlaması ve hızlandırılması için bu kanunu çıkarıyoruz. Dün gece saat dört buçuğa kadar buradaydık. Son bir haftadır gene aynı şekilde çalışıyoruz.

Evet, biz, Türkiye’de hakikaten adaletli bir hukuk sistemi istiyor muyuz? Türkiye’de tam demokrasiyi istiyor muyuz? Türkiye’de tam özgürlük, tam insan hakları istiyor muyuz? Önce bu soruyu kendimize sormamız gerek. Eğer bu sorulara biz “evet” diyorsak o zaman oturup birlikte Türkiye’nin hukuk sistemini, Anayasa’sını, yasalarını bu şartlara uygun olarak değiştirmemiz gerekiyor. Bakın, belki yarın tatile çıkacağız ama üzülerek belirtiyorum ki, 11 arkadaşımız cezaevlerinde tutsak; 11 tane milletvekili, halkın oyuyla, millî iradeyle seçilen milletvekili tutsak. Bu, hukukumuzun, adaletimizin bence yüz karasıdır; böyle bir şey olmaz, millî iradeyle seçilen milletvekilleri tutsak tutulamaz.

Yine aynı şekilde, gruplar hâlinde, topluca tutuklamalar oluyor. Nedense Türkiye’de iki tane sihirli kelime var: Terör ve örgüt. Kimi sevmiyorsak, kimleri sevmiyorsak, hangi grubu sevmiyorsak “terör” kelimesini, “örgüt” kelimesini başına koyuyoruz, cezaevlerinde tutsak ediyoruz; gruplar hâlinde, tek değil. Suçları nedir, belli olmuyor; iddianamelerde hangi suçla yargılandığını insanlar bilmiyor. Cezaevlerinde on binlerce bu şekilde tutuklu var; siyasetçi var, örgütçü var.

Bakın, 12 Eylül öncesinde veya 12 Eylül döneminde şu söyleniyordu: Özellikle bizim güneydoğuda birine “Apocu” kelimesini atıyorlardı, hemen zindana götürülüyordu, aylarca, yıllarca kendisinden haber alınamıyordu; kimisi kayboldu, kimisi dönmedi, kimisi döndü, öldü. “Apocu” kelimesi koyuluyordu veya “komünist” kelimesi koyuluyordu veya “faşist” kelimesi koyuluyordu veya “ülkücü” kelimesi koyuluyordu veya başka bir kelime koyuluyordu yani bir sıfat bulunup insanlarımız tutuklanıyordu. 12 Eylülden bugüne otuz iki yıl geçti. Hepimiz eleştirdik. “12 Eylülü yargılayalım.” diyoruz, “12 Eylülden hesap  soralım.” diyoruz, “Darbelerden hesap soralım.” diyoruz. Güzel, soralım; “Soralım.” demek de kolay ancak iş gerçeğe gelince, uygulamaya gelince bunu yapmıyoruz. Darbelerin adı değişiyor, “sivil darbe” oluyor, “postmodern darbe” oluyor, “muhtıra” oluyor. Artık Türkiye’nin bu kamburdan kurtulması gerek. Tatile gitmeyelim, bu yasalarımızı düzeltelim. Bütün bu tutukluların büyük bir kısmı suçsuzdur. Hak ve özgürlük istiyorlar. Hepimiz, insanların hak ve özgürlüklerine karşı mıyız? Hayır. Herkesin hak ve özgürlüğünü ifade etmesini istiyoruz. Öyleyse, nedir bu korku? Neden korkuyoruz? Örgütten, terörden -bu kelimelerden-korkmayalım, bu kelimeler bizde korku hâline getirildi. Yıllarca “Kürt” kelimesinden korktuk, “Kürt yok.” dedik, “Kürtçe yok.” dedik. Peki, şimdi “Var” diyoruz, bir şey oldu mu Türkiye’ye? Türkiye parçalandı mı? Ne oldu? Hiçbir şey olmadı. O yüzden, artık, korkuları, fobileri bir kenara bırakmak zorundayız. Tam demokrasi istiyoruz, tam insan hakları istiyoruz, adaletli hukuk istiyoruz.

“Bir yanda dava dosyaları çoğaldığı için davalar zamanında görülmüyor.” diye “Adalet zamanında tecelli etmiyor.” diyoruz ama diğer yandan -çelişkili olarak- Türkiye’de 102 tane adliyeyi kapatıyoruz. Peki, bu adliyelerin yükünü kim alacak? Dosyaya bakma zamanı daha da uzamayacak mı? Gelin, bu çelişkilerden birlikte kurtulalım arkadaşlar.

O yüzden, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının bize verdiği yetkiyi olumlu yönde kullanalım, halkın isteği yönünde kullanalım, halkın beklentisi yönünde kullanalım. Meydanlarda hepimiz “Tam özgürlükçü, hak ve özgürlüklerin önünde engel olmayan bir Anayasa değişikliği yapacağız.” dedik; gelin, yapalım bunları. Hukukumuzu, yasalarımızı buna göre değiştirelim. Kimden, neden, niçin korkuyoruz? Bu korkuyu bir kenara bırakalım.

Birlikte, özgürlüklerin önünde engel olmayan bir Türkiye umuduyla, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Fırat.

Sayın Vural, kim konuşacak?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Nevzat Korkmaz efendim.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 55’inci maddesinin metinden çıkarılmasını isteyen değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli Milletvekilleri, adalet kurumu sadece mahkemeler ve muhakeme sürecinden ibaret değildir. Güvenlik güçlerinin bazı iş ve işlemlerinden tutun, teftiş kurullarının raporları, gözaltı işlemleri ve savcılık kararları da mahkeme hükümleri kadar adil olmalıdır. Yine, sadece mahkeme ilamları değildir adaletin terazisinde tartılan; ihtiyati tedbir, yürütmenin durdurulması gibi ara kararlar da hukuka uygun olmalıdır. Dolayısıyla, adalet süreci A’dan Z’ye kanunlarla ve vicdani kabullerle uyum içinde yürümelidir. Yürütmenin durdurulması kararı, hukuki alanda son hüküm olmayıp bu hüküm oluşuncaya kadar idarenin iş ve işlemleri ile şahısların hukuk alanında telafisi güç veya imkânsız zararların oluşmaması için alınan bir karardır. Bu karar alınırken mahkemenin dikkate alacağı ikinci kriter de işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır.

Bu iki kriter birlikte gerçekleştiğinde, idarenin işlemi ile geri dönülemez, tamir ve tazmin edilemez sonuçlar ortaya çıkmaması için mahkemeler işlemin yürümesini durdururlar. Âdeta idari işlem zamana karşı donar, hareketsiz kalır ve hukuki bir netice doğmasına engel olunur. “Basra harap olmadan Basra’yı kurtarmak” sözü burada anlam kazanır, vücut bulur. Haklı-haksız tanımlaması yapılmadan, sadece vatandaş değil, aslında mahkemeler de adil hüküm tesis etmek için zaman kazanır. Bu mekanizma, yargılamanın bir parçasıdır ve hâkim takdirindedir.

Değerli milletvekilleri, bu düzenleme ile inşallah ne yaptığınızın farkındasınızdır. Yargılamanın yönlendirilmesi ve hak arama hürriyetinin engellenmesi gibi bir sonuç doğuracak düzenleme yapıyorsunuz.

Eklediğiniz 3’üncü fıkrayla, yürütmenin durdurulması talebine karar vermek üzere dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesi yeterli olacak, idarenin savunmasına bile gerek görülmeyecektir. Lütfen dikkat buyurun: “İşlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç ve imkânsız zararların ortaya çıkması” şartlarına “dava dilekçesi ve eklerinin de muntazam olması” şartı gibi bir üçüncü şart eklenmektedir. Bu şartın uygulamada hâkim tarafından değil mahkeme kalemince denetleneceği bir aşikârdır. Yani hem hâkimi hem de müştekiyi sınırlandırıcı bir düzenleme yapıyorsunuz.

AKP’nin yönettiği kamu idarelerinin kanun dışı uygulamalarının yargı tarafından engellenmemesi ve idarenin rahatça at oynatması için bundan daha zekice bir yol bulamamanıza gerçekten şaştım. Daha zekice hazırlanmış tuzaklar gördük ve kanunların içini boşaltma projelerinize alıştık, bu düzenlemeyi gerçekten kötü bir senaryo ve elbette bir o kadar da tehlikeli bulduk. Bir müddet, çıkardığınız her kanunun içine -sırf yargı hukuk dışı işlemlerinize ket vurmasın diye- “idarenin yerine geçerek işlem tesis edemez” diye maddeler koyuyordunuz. Kanun metnine ister ilave et ister etme, idari yargının temel kabullerinden birisidir bu zaten. Sırf hesap verme kaygı ve korkularınız yüzünden hemen hemen tüm kanunların değişmez demirbaş maddesi hâline gelmiştir bu temel ilke. Bugün yaptığınız da bundan farklı değil. Zihninizin arka planında şu var: “Yargı bizi engelliyor.” Demokratik hukuk devletinde kurulan hükûmetlerin zihninde asla olmaması gereken bir şey. Mahkeme kararları tüm erkleri bağlıyor Anayasa’mıza göre. Yargı bir noksanlık bulmuş ise yürütmenin vereceği cevap “Kendimize çeki düzen veriyoruz.” Olmalı; yoksa yargıya efelenmek, kabadayılık yapmak değil. İşine gelirse yargı kararlarını kutsa, işine gelmediğinde kararları acımasızca eleştir, hakaret et. Böyle bir şeyin kabulü mümkün değil.

Bu düzenleme, idarenin iş ve işlemleri üzerindeki yargısal denetimi zayıflatmak üzerine kurgulanmıştır ve vatandaşın aleyhinedir. Bu nedenle de Milliyetçi Hareket Partisi olarak 55’inci maddenin tasarı metninden çıkarılmasını istiyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

55’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

56’ncı madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

278 sıra sayılı kanun tasarısının 56 ncı Maddesinin değiştirilen 2 nci ve 3 üncü fıkralarının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Pervin Buldan                             Ayla Akat                            İbrahim Binici

                    Iğdır                                      Batman                                   Şanlıurfa

                                        Adil Kurt                                 Erol Dora

                                         Hakkâri                                    Mardin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının 56’ncı maddesinin kanun tasarısından çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Ali Rıza Öztürk                           Atilla Kart                         Ali İhsan Köktürk

                  Mersin                                     Konya                                  Zonguldak

             Turgut Dibek                          Ali Özgündüz                   Dilek Akagün Yılmaz

                Kırklareli                                  İstanbul                                      Uşak

             İlhan Cihaner                           Mevlüt Dudu                           Gürkut Acar

                  Denizli                                      Hatay                                     Antalya

                                    Mahmut Tanal                       Sezgin Tanrıkulu

                                         İstanbul                                   İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

              Oktay Vural                              Faruk Bal                                   Ali Öz

                    İzmir                                      Konya                                     Mersin

                                        Alim Işık                            Muharrem Varlı

                                         Kütahya                                    Adana

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Her iki önergeye katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27 inci maddesinde değişiklik yapılarak, yürütmenin durdurulması müessesesi kısmen revize edilmektedir.

Anılan düzenleme hak arama hürriyetini sınırlandırıcı nitelikte olup, yürütmenin durdurulması için üçüncü bir koşul getirmek Anayasanın 125’inci maddesinin beşinci fıkrasına aykırılık teşkil edecektir.

Gelişmiş ülkelerde yürütmenin durdurulması kararlarının verilmesini kolaylaştıracak hükümlere gidilirken, getirilen düzenlemeyle yürütmenin durdurulması zorlaştırılmaktadır.

Öngörülen değişiklik yürütme organı ile vatandaş arasındaki davalarda aleyhine sonuç doğuran hak arama hürriyetini yürütme organı lehine kısıtlayan bir düzenleme olup, isabetli değildir.

BAŞKAN – Sayın Köktürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 56’ncı maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının geneli üzerinde dün yaptığımız görüşmelerde tasarının genel gerekçesinde ifade edilen anlamlar itibarıyla tasarıya çok büyük bir misyon yüklendiğini, özellikle temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi konusunda yürütme karşısında bireyin haklarının, yurttaşların haklarının korunması konusunda çok büyük görevler yüklendiğini ifade etmiştik. Ancak özellikle tasarının 56’ncı maddesi gibi düzenlemelere baktığımızda, tasarının, kendisine yüklenen misyonu, kendisine yüklenen anlamı karşılamaktan oldukça uzak olduğunu görüyoruz.

Bakın, değerli arkadaşlar, idari yargının temel işlevinin özellikle yürütmenin idarenin işlemlerini sınırlayarak devlet yönetimini hukuki sınırlar içerisinde tutma amacıyla kurulduğunu ve bu nedenle hukuk devletinin temel müesseselerinden biri olduğunu ifade etmiştik. İdari yargının, devlet yönetimini yani siyasal iktidarı hukuki sınır içerisinde tutması için elindeki en önemli enstrümanlardan bir tanesi yürütmenin durdurulması müessesesidir. Yürütmenin durdurulması müessesesi, yürütme karşısında bireylerin hukukunu koruduğu için, idarenin haksız eylemleri karşısında bireylerin uğrayacağı telafisi güç ve olanaksız zararları önlediği için hukuk devleti açısından son derece önemli bir enstrüman olarak kabul edilmiş ve bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125’inci maddesinin beşinci fıkrasında özel olarak düzenlenmiştir. Yani 125’inci maddede sadece idari yargı değil, idari yargının elinde hukuk devletinin temel enstrümanlarından olan yürütmenin durdurulması müessesesi de düzenlenmiştir.

Değerli milletvekilleri, 125’inci maddenin beşinci fıkrasına baktığımızda, yürütmenin durdurulması şartlarının çok sınırlayıcı bir şekilde sayıldığını görüyoruz.  Bunlardan ilki, gecikmesi hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması, diğeri de idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartı. Yani Anayasa’nın 125’inci maddesinin beşinci fıkrası, idari işlem hakkında idari yargının karar verebilmesi için iki şartı sınırlı bir şekilde saymıştır ancak temel hak ve özgürlükleri güvence altına aldığını iddia eden, bireyin yürütme karşısında hukukunu güçlendirdiğini iddia eden bu tasarıyla Anayasa’mızın 125’inci maddesinde sınırlı bir şekilde sayılan şartlara üçüncü bir şart daha eklenmiştir. Bu şart da idarenin savunmasının alınması veya idarenin savunmasının alınması süresinin geçmesi şartıdır.

Değerli milletvekilleri, burada güdülen amaç şudur: İdareye zaman kazandırarak, aslında haksız olan, aslında bireyin, yurttaşın hakları konusunda büyük zararlar doğuracak olan bir idari işlemin yürütülmesine bir süre daha olanak tanıma amacı güdülmektedir. Dolayısıyla haksız, zarar verici bir idari işlemin aslında idari yargı tarafından durdurulması ve çok daha büyük zararlara neden olmasının engellenmesi gerekirken, temel hak ve özgürlüklere sahip çıktığını iddia eden tasarının 56’ncı maddesi düzenlemesiyle tam tersine, birey için telafisi mümkün olmayacak zararların doğmasına ve bu anlamda idareye zaman kazandırılmasına olanak tanınmaktadır.

Değerli arkadaşlar, burada üzüntü verici diğer bir konu şudur: Aynı konuda 2005 yılında Bankacılık Kanunu’nda yapılan bir düzenleme var. Bu düzenlemeyle özellikle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluyla ilgili yapılan düzenlemelerde bu kurulların görüşü alınmaksızın, savunması alınmaksızın yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğine yönelik yasalar, Anayasa Mahkemesi tarafından önce yürürlüğü durdurulmuş, daha sonra da iptal edilmiştir. Dolayısıyla, bugün 56’ncı maddesi düzenlemesiyle  Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilen ve özellikle temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma gerekçesinin arkasına saklanılarak getirilen bu tasarıyla bireyin hak ve özgürlükleri ortadan kaldırıldığı gibi, 2005 yılında çıkartılan ancak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bir yasal düzenlemenin aynısı Parlamento gündemine getirilmiş, Anayasa’ya açıkça aykırı olan bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla) - …yasanın yeniden geçirilmesi için girişimde bulunulmuştur. Dolayısıyla, biz, açıkça Anayasa’ya aykırı olan bu düzenlemenin tasarı metninden çıkartılmasını diliyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Köktürk.

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 56 ncı Maddesinin değiştirilen 2 nci ve 3 üncü fıkralarının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                               Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Dora.

BAŞKAN – Sayın Dora, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 278 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 56’ncı maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun tasarısının idare hukuku alanında öngördüğü en olumsuz değişiklik, kuşkusuz, yürütmeyi durdurma kararının yapısının değiştirilmek istenmesidir. Yürütmeyi durdurma yöntemi, idari yargılamanın en temel unsurlarından biridir. Yürütmenin durdurulması mekanizması öncelikle vatandaşı korumak için konulmuştur. Yürütmenin durdurulması kararı, hukuka aykırı idari işlemlerin uygulanmasını önleyerek kişilerin giderilmesi zor kararlara uğramasını engellemektedir. Öte yandan, yürütmenin durdurulması, yargı organınca hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlemin uygulanması nedeniyle doğabilecek düzeltilmesi zor durumları başından önleyerek idare hayatında düzen sağlamaktadır. Ülkemizde, tüm alanlarda olduğu gibi idare hukuku alanında da köklü reformlara ihtiyaç vardır. Kamu hizmetlerinin etkinleşmesi, hukuka aykırılığın en aza indirilmesi için bu tür reformlara ihtiyaç vardır. Yargının demokratik zihniyete ulaşması ve devlet değil vatandaş eksenli olması şarttır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mevcut düzenleme, yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesini, telafisi güç ya da imkânsız zararlara neden olmak ve açıkça hukuka aykırı olmak şartlarına bağlamaktadır. Yeni düzenleme ise bu kararın verilmesinde idarenin savunmasının alınması veya savunma süresinin dolması şartlarını da eklemiştir. Bu durum, yürütmeyi durdurma kararlarının niteliğine aykırıdır çünkü savunma süresi, mahkemenin çabuk karar vermesini önlemektedir. Değişiklikte, özellikle “Ancak dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.” denmiş. Getirilen idarenin savunmasının alınması koşullarının amacının dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin kabulünün yerinde olacağı anlaşılan davalarda idarenin savunma verebilmesi için, gerekli zaman dilimi araya konularak yürütmesi derhâl durdurulması gereken idari işlemin bir süre daha uygulanmasına olanak sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Bu amaç, insan hak ve özgürlüklerine saygılı ve onların korunmasını amaç edinen hukuk devleti için kabul edilebilir değildir.

Öte yandan, bu değişiklik teklifi, etkili yargı denetimini engelleyecektir. Mahkemelerin yürütmeyi durdurma yetkisinin sınırlandırılmasının Anayasa’nın 125’inci maddesine aykırı olduğu açıktır. Yapılması gereken ise hak kayıplarını en aza indirecek düzenlemelerin yapılmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle HES davalarıyla özdeşleşen çevre davalarında vatandaşların tek umudu olan yürütmeyi durdurma kararı müessesesi için öngörülen değişiklik adalet sistemini derin biçimde yaralayacaktır. Vatandaşın adalete duyduğu güvensizlik derinleşerek büyüyecektir. Öte yandan, okuldan atılan öğrenciler, açtıkları yürütmeyi durdurma davalarıyla kısmen de olsa eğitim hayatlarına devam edebiliyorlarken, şu durumda en temel hakları da ellerinden alınmış olacaktır.

Bu nedenlerle vermiş olduğumuz önergemizin desteklenmesini istiyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

56’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 56’ncı madde kabul edilmiştir.

57’nci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun tasarısının 57’nci maddesiyle 2577 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

              Tanju Özcan                              Atilla Kart                             Mevlüt Dudu

                    Bolu                                       Konya                                      Hatay

             Turgut Dibek                         Ali Rıza Öztürk                     Ali İhsan Köktürk

                Kırklareli                                   Mersin                                  Zonguldak

      Dilek Akagün Yılmaz                    Ali Özgündüz                       Sezgin Tanrıkulu

                    Uşak                                     İstanbul                                   İstanbul

             İlhan Cihaner                          Mahmut Tanal                          Gürkut Acar

                  Denizli                                    İstanbul                                    Antalya

TBMM Başkanlığına

278 sıra sayılı kanun tasarısının 57. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

              Oktay Vural                           Oktay Öztürk                        Nevzat Korkmaz

                    İzmir                                     Erzurum                                    Isparta

                                  Yusuf Halaçoğlu                            Mehmet Erdoğan

                                          Kayseri                                            Muğla

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz, kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de, bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olmuştur.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne idare hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler getirmeyercek, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun tasarısının 57’nci maddesiyle 2577 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                   Tanju Özcan (Bolu) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özcan buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın Komisyon metnindeki 57’nci maddesi ile ilgili  düşüncelerimi ve değişiklik önergesiyle ilgili düşüncelerimi açıklamak için burada bulunuyorum.

Arkadaşlar, bu Hükûmet tasarısının 43’üncü maddesinde, Komisyon metninin de 57’nci maddesinde olan düzenleme ile aslında Hükûmet neyi amaçlıyor?

Şimdi burada söylenen şu: “Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda -idari yargıyla ilgili, biz buna tam yargı davası diyoruz- ve her türlü davada” diyor. Bu her türlü davanın içerisine iptal davası da giriyor.

Burada şunu söylüyorlar, diyorlar ki: “Siz idareye karşı bir tam yargı davası açmışsanız veya idari yargıda bir iptal davasını kazanmışsanız, tam yargı davasının konusu olan bedeli veya iptal davaları gibi davalarda ortaya çıkan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerini doğrudan icraya koyamayacaksınız.” Ne yapacaksınız? İdareye bir yazı yazacaksınız, idareye diyeceksiniz ki: “Bana bunları öde.” “Ödemediği takdirde genel hukuk hükümleri çerçevesinde icra takibi başlatabilirsiniz.” diyor.

Şimdi arkadaşlar, Hükûmet tasarısının 43’üncü maddesinde bunun gerekçesi olarak şöyle denilmiş: “Maddeyle, tam yargı davalarında hüküm altına alınan miktar ile her türlü davada hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı veya vekilinin bildireceği banka hesap numarasına, bildirim tarihinden itibaren yatırılması.” Bunu söylerken de diyor ki: “Hem icra dairelerinin iş yükünü gereksiz şekilde artırmayalım hem de idareyi icra gideri ve vekâlet ücreti ödemekten kurtaralım.”

Saygıdeğer milletvekilleri, düzenlemenin asıl amacı bu yani avukatlara icra vekâlet ücreti ödenmesinin önüne geçmek isteniyor bu  düzenlemeyle.

Arkadaşlar, bu Parlamentonun aşağı yukarı beşte 1’i hukukçulardan oluşuyor ve bu hukukçu arkadaşların yüzde 90’ı da serbest avukatlık deneyiminden gelmiş olan arkadaşlarımız.

Arkadaşlar, bakın “Bu Parlamentonun çok önemli bir kısmı hukukçu, avukat.” diyoruz ancak bugüne kadar avukatlar lehine herhangi bir düzenlemeye imza atmıyoruz. Ne zaman böyle bir düzenleme yapsak hep avukatların hakkından, hukukundan bir şeyleri götürmeye çalışıyoruz.

Arkadaşlar, milletvekilliğimiz sona erdiğinde veya  bir ziyaret için baroya gittiğimizde bizim avukat arkadaşlarımıza bunun hesabını verebilmemiz mümkün değil yani biz devlet olarak niçin avukatın üç kuruşluk icra vekâlet ücreti gelirine el koymaya çalışıyoruz, göz koyuyoruz? Bunu insanlara anlatamayız.

Şimdi, arkadaşlarımın ve benim imzaladığımız bu düzenlenmede, önergede bu hükmün çıkartılmasını biz talep ediyoruz. Bu son derece de makuldür ve AKP grubundan konuştuğumuz avukat kökenli milletvekillerinin de aslında buna sıcak baktığını görüyoruz.

Arkadaşlar, rica ediyorum tekrar, lütfen, devleti avukata karşı korumayalım, avukatın üç kuruşluk gelirini elinden almayalım, bu çok yanlış olur.

Arkadaşlar, az önce de söyledim, “Yargı reformu paketi.” diyoruz, dünkü konuşmamda da ifade ettim, yargının ana unsurlarından bir tanesi olan avukatlar lehine bir düzenleme yok, tam tersi avukatın geçmişte hak ettiği bir icra vekâlet ücretini idari yargıyla ilgili olan tüm davalarda elinden almaya çalışıyoruz. Ben bunun yanlış olduğunu tekrar vurguluyorum ve bu düzenleme için tüm AKP’li arkadaşlarımdan kabul oyu kullanmalarını rica ediyorum. Aksi takdirde tüm baro başkanlarına bir yazı yazacağım ve AKP oylarıyla bu düzenlemenin kabul edildiğini de hepsine bildireceğim, hepsine bildireceğim, hiç kusura bakmayın.

Arkadaşlar, bir de bir komedi yaşanıyor dün akşamdan bu yana, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme gelecek, ha geldi ha gelecek. Arkadaşlar, dünden beri bu devlet sırrı gibi saklanıyor, hatta Sayın Bakan tarafından Adalet Komisyonu Başkanından bile saklanıyor, hatta Sayın Bakan dün fotokopi çekilirken fotokopi makinesinin başında bekliyor.

Sayın Bakanım, bu nedir Allah’ınızı severseniz, niye birkaç gün önceden atmıyorsunuz, niye birkaç dakika önceden atıyorsunuz, niye Türkiye’nin ve bizlerin bunu tartışmasına izin vermiyorsunuz?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Şu an elinizde…

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Bunun altında başka bir şey mi var? “Çok tartışılırsa bu ortaya çıkar.” diye bir kaygınız mı var? İnanın çok yadırgıyorum ve hiç yakıştıramıyorum Türkiye Cumhuriyeti Bakanına.

Arkadaşlar, sizlere de soruyorum: Siz merak etmiyor musunuz bu düzenlemeyi, hiç bu saate kadar merak etmediniz mi, altından ne çıkacağını biliyor musunuz? Yapmayın Allah’ınızı severseniz, en azından sorgulamayı öğrenin şurada.

Ben, hepinizi saygıyla selamlıyorum, önergeye destek vermenizi bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özcan, teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 57’nci madde kabul edilmiştir.

58’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 58. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          Ali Özgündüz

               Zonguldak                                Kırklareli                                  İstanbul

            İlhan Demiröz                        Ali Rıza Öztürk                        Refik Eryılmaz

                   Bursa                                      Mersin                                      Hatay

                                                             Mevlüt Dudu

                                                                   Hatay

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

              Oktay Vural                           Oktay Öztürk                        Nevzat Korkmaz

                    İzmir                                     Erzurum                                    Isparta

                                  Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan

                                          Kayseri                                     Muğla

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor musunuz Sayın Komisyon Başkanım?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Vural, gerekçe mi okunsun?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe, yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reformu paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler getirmeyecek insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Konuşmacı, Hatay Milletvekili Sayın Dudu. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun efendim.

MEVLÜT DUDU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bir süreden beri başını Sayın Başbakanın çektiği “Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın mı, kaldırılmasın mı?” tartışması yaşanıyor. Başbakan bir şey söylüyor, bir Başbakan Yardımcısı tersini söylüyor; tekrar bir Başbakan Yardımcısı çıkıyor, o da daha farklı bir şey söylüyor. Sonuçta öğreniyoruz ki bugün görüşülmekte olan bu tasarıya bir önergeyle özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ilave edilecek, edilecek ama üç gündür bekliyoruz önerge yok. AKP sözcülerinden ve Hükûmetten çelişkili açıklamalar geliyor ve ben iddia ediyorum, şu anda hiçbir iktidar partisi milletvekili -hatta belki Adalet Komisyonu Başkanı dâhil- bu önergenin, bu teklifin nasıl bir teklif olduğundan haberdar değiller. O zaman bize de şunu sormak kalıyor: Kimden korkuyorsunuz, kimden çekiniyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu söylemekte yarar görüyorum: “Doğal hâkim” ilkesine aykırı olduğunu düşündüğümüz DGM’lere Cumhuriyet Halk Partisi başından beri karşıydı. 2004 yılında yapılan bir değişiklikle kurulan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri de aynen devlet güvenlik mahkemeleri gibi “doğal hâkim” ilkesine aykırı olağanüstü mahkemelerdir. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde hüküm altına alınan adil yargılanma hakkına da ters düşen ÖYM’ler çağdaş demokrasilerde yer bulmamalıdır.

Bugün yüzlerce yazar ve aydın, yüz civarında gazeteci, onlarca belediye başkanı, çok sayıda general ve muvazzaf subay ve 8 milletvekili, işte bu özel yetkili mahkemeler tarafından cezaevlerinde tutsak edilmişlerdir.

Sayın Adalet Bakanı bir gün bu kürsüde, sayı da vermek suretiyle, bu gazetecilerin büyük bölümünün terörist olduklarını ilan etti. Sayın Adalet Bakanı bir hukukçu, benim de meslektaşım, biz yıllarca kendisiyle aynı baroda kayıtlı olarak avukatlık yaptık. Ben Sayın Bakanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.” şeklinde ifade edilen ve aynı zamanda ceza hukukunun evrensel ilkelerinden başta geleni olan masumiyet karinesinden bihaber olduğunu düşünmüyorum ama bir Adalet Bakanı olarak ona bu büyük yanlışı yaptıran düşüncenin ne olduğunu da doğrusu merak ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Adalet Bakanlığı bir süreden beri yargıyı hızlandırmayı kendisine amaç edinmiş durumda. Biraz da şu özel yetkili mahkemeleri hızlandırsanız diyorum. İki, iki buçuk yıldır hazırlanamayan iddianameler, üç buçuk yıldır toplanamayan deliller ve bu sebeple neyle suçlandığını dahi henüz tam olarak bilmeden tutuklu kalan insanlar; biraz da bu yavaşlığa karşı çözüm bulmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, ben ayrıca bir itirafta bulunmak istiyorum, bugüne kadar hep özel yetkili mahkemelerin AKP İktidarının muhafızı olduğunu düşünüyordum ve bunu bu şekilde ifade ediyordum. Ancak şimdi görüyorum ki özel yetkili mahkemeler AKP İktidarı dışında malum bir yapılanmanın, malum bir cemaatin muhafızı ve öncüleridir ve şimdi sıra AKP’ye geldi. Kendi yarattığı canavar artık AKP’yi yutmak istiyor.

Biz size söylemiştik hukuk bir gün size de lazım olacak diye ama şimdi yapmaya çalıştığınız kendinize özel bir hukuk yaratmak, yani ikili bir hukuk sistemi yaratmak. Bunun için de işte, bu düzenlemeyi getiriyorsunuz ve geçmişle ilgili o malum yapılanmaya sus payı veriyorsunuz ve “Aman, bana dokunma.” diyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, AKP bu gibi düzenlemelerle günü kurtarabilir, hatta bu malum cemaatin hışmından tamamen de kurtulabilir ama eninde sonunda bu devran dönecek, hesap günü gelecek, önce halkımıza sonra da Allah’a hesap vermekten asla kurtulamayacaksınız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Dudu.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

58’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 58’inci madde kabul edilmiştir.

59’uncu madde üzerinde Komisyonun bir redaksiyon isteği var, bir de iki tane yine aynı mahiyette önerge var, onları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı tasarının 59. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. 

             Turgut Dibek                       Ali İhsan Köktürk                      Ali Özgündüz

                Kırklareli                                Zonguldak                                 İstanbul

            İlhan Demiröz                         Refik Eryılmaz                        Ali Rıza Öztürk

                   Bursa                                       Hatay                                      Mersin

                                                            Mahmut Tanal

                                                                 İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

              Oktay Vural                           Oktay Öztürk                        Yusuf Halaçoğlu

                    İzmir                                     Erzurum                                   Kayseri

                                S. Nevzat Korkmaz                   Mehmet Erdoğan

                                          Isparta                                      Muğla

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Sayın Komisyon katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçe.

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe, yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reformu paketinin de ölü doğmasına sebep olmuştur.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Kanunu’nda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler getirmeyecek, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Tanal konuşacak efendim.

BAŞKAN – Sayın Tanal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Değerli milletvekilleri, tabii, yargı reformuyla ilgili konuşuyoruz. Yargı reformunun gerekçesi, Türkiye’deki yargı açıklığından bahsedildi ve bu yargı açıklığı gerçekten doğru mudur, bu doldurulabilir mi? Türkiye’de 64 tane hukuk fakültesi var, 60 bine yakın avukat var. Yani eğer geçici anlamda, üç yıllık süreyle idari yargıdaki davaların bitirilmesi isteniliyorsa, Türkiye’deki 64 tane hukuk fakültesinden, 60 bine yakın avukattan yararlanılarak bu kadro doldurulabilirdi, ancak ne yapılmaya çalışılıyor? Danıştay İdari Davalar Genel Kurulunda sayı 31 kişiden 20 kişiye indiriliyor, tabii, burada yürütmeyle ilgili davaların koşulları zorlaştırılmaya çalışılıyor. Nedir bu?

Biraz önce hatipler değindi, ancak değinmedikleri bir konu daha var, o da görülmekte olan bir davada eğer o uygulanacak olan kanun maddesi Anayasa’ya aykırıysa, Anayasa Mahkemesine iptal davası açarsa o davayla ilgili yürütmeyi durdurma kararı verilebilir mi? Evet, Anayasa’mızın 152’nci maddesine göre verilebilir, ancak yeni getirilen tasarının 56’ncı maddesinden dolayı bu engellenmekte; bu, Anayasa’ya açıkça aykırı değerli milletvekilleri.

Aynı şekilde, gerek vergi mahkemelerinde gerek idare mahkemelerinde görülmekte olan davalarda bin TL’nin miktarı 25 bin TL’ye yükseltilmiş durumda. Bu da itiraz üzerine ancak bölge idare mahkemelerinde görülebilecek. Bu ise Danıştaya götürülemeyeceği için Danıştay burada devre dışı bırakılmış olacak. Bu, bir anlamda, hak arama özgürlüğü açısından tehlikeli, sakıncalı bir durum yaratmakta değerli milletvekilleri.

Burada, İdari Davalar Kuruluna üç yıllık süreyle 20 kişinin atanması; bu, aynı zamanda Danıştayın içtihat birleştirme görevini de azaltmış olacak ve bu tehlikeli bir gidiş. Ne olacak? Değişik kararların oluşmasına sebebiyet verecek. Burada da halkın yargıya olan güveni, itimadı azalmış olacak.

Peki, bunu ne yapmak lazım? 20 tane üyenin birden değişmesi yerine Sayın Bakan, dönüşümlü olarak veyahut da bir bütün olarak bunlar değişmiş olursa hiç olmazsa mevcut olan  içtihat birliğini de bu şekilde korumuş ve muhafaza etmiş oluruz diye düşünüyorum. Aksi takdirde, idari yargıya olan güvenin tamamı burada sarsılmış olur.

Tabii, özel yetkili mahkemelerden bahsedildi. Özel yetkili mahkemelerin adı özel yetkili. Sayın Bakan dün dedi ki: “Bunlar ihtisas mahkemesi.”

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; bu özel yetkili mahkemeler değil. Özel yetkili mahkemelerde ne olur? O konuda ihtisas görmüş hâkimlerin olması lazım. Nedir mesele? Fikrî ve sınai haklarla ilgili. Nedir? Aile mahkemesiyle ilgili. Nedir? Tüketici mahkemesiyle ilgili. Bunlarda özel olarak tatbik edilen bir usul, esas yasası yok değerli milletvekilleri ancak bizim özel yetkili mahkemelerle ilgili Ceza Muhakemeleri Kanunu 250-251 uyarınca uygulanacak olan özel hükümler var. Özel hükümler olduğu için, bir, bunlar ihtisas mahkemesi değil, olmadığına dair açık ve net bir yazılı belge olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna 18 Nisan 2012 tarihinde vermiş olduğum dilekçede şunu söylüyorum: “Türkiye’de özel yetkili mahkemelerde görevli olan savcı ve hâkimlerin bu konuda ihtisas gördükleri herhangi bir alan var mıdır? Bu hâkim ve savcılar içerisinde asliye hukuk mahkemesinde, sulh hukuk mahkemesinde, aile, kadastro mahkemeleri gibi mahkemelerde daha önce görev yapanlar var mıdır?” şeklinde. Bana Sayın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun verdiği cevapta “Her hâkim her davaya bakabilir. Bu anlamda ihtisasa gerek yoktur.” şeklinde yazılı verilen bir cevap var.

Bu olduğu zaman, maalesef, hâkim, o mahkemelerde yargılanan kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruyamaz. Yıllarca aile hâkimliği yapmış, kadastro hâkimliği yapmış olan bir kişinin ceza hâkimliğinden, hele hele özel yetkili ağır ceza mahkemesindeki bir ağır sorumluluk getiren bir alanı bilebilmesi imkânsızdır. Bu da kişilerin yargıya olan güvenini, itimadını sarsar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) - Bu anlamda, bunlar, ihtisas mahkemeleri değil, özel konuya ilişkin kurulmuş, özel kişileri, Hükûmeti korumaya yönelik mahkemelerdir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu Oslo’yu korumak için getiriyorlar yani!

MAHMUT TANAL (Devamla) - Dolayısıyla bunların kaldırılması lazım.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Her iki önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Var mı Başkanım, var mı?

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır; önergeler kabul edilmemiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, var öyle mi? Tebrik ediyorum kâtip üyeleri; bravo!

BAŞKAN – 59’uncu madde üzerinde bir redaksiyon önerisi var; buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Değerli Başkanım, görüşülmekte olan yasa tasarısının…

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaç kişi vardı acaba?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) –  …59’uncu maddesiyle kurumsal kanunun 33’üncü maddesine eklenen dördüncü fıkradaki…

OKTAY VURAL (İzmir) – Söyle, kaç kişi var?

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Burada 100 kişi yok!

OKTAY VURAL (İzmir) - Değer mi buna ya Sayın Başkan? Değer mi buna ya! Şuraya bir bakın ya! Şuraya bir bakın!

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – …“idari mahkemelerinin” ibaresinin “idare mahkemelerinin” biçiminde olması gerekir; bu düzeltimle oylanması talebiyle.

Saygılar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Şuraya bakın ya!

BAŞKAN –  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu redaksiyon talebiyle…

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – 59’uncu maddeyi oylarınıza sunacağım, yalnız, karar yeter sayısı istenmiştir, karar yeter sayısını arayacağım.

59’uncu maddeyi, redaksiyon yetkisiyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır.

Madde kabul edilmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bravo! Tebrik ediyoruz, bravo, kâtip üyeleri özellikle!

BAŞKAN – 60’ıncı madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun tasarısının “2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasını değiştiren” 60 ıncı maddesinin “1.b)”de yer alan “valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile Bakanlıkların ve diğer...”

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bundan sonra 5 kişi de olsa “var” diyeceklerine göre, gerek yok. Fiilen İç Tüzük’ü ihlal ediyorsunuz.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Hem de göz göre göre…

OKTAY VURAL (İzmir) - İç Tüzük’e sahip çıkması gereken kâtip üyeler İç Tüzük’ü ihlal ediyor. Yok burada. Elinizi vicdanınıza koyun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Görevlerini kötüye kullanıyorlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vicdanınıza koyun ya! Bir bakın ya! Var mı burada ya? Allah için yani…

BAŞKAN – Gerekirse elektronik oylama yapabilirim, gerekirse sayım için. 

OKTAY VURAL (İzmir) - Allah için ya! Vicdan yok mu ya!

BAŞKAN - Buyurun.

“valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile Bakanlıkların ve diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekâleten atama…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Şuraya bakın ya! Yanlış da okunabilir önergeler, vallahi! Yanlış okudu herhâlde efendim.

“…görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          Ali Özgündüz

               Zonguldak                                Kırklareli                                  İstanbul

            Refik Eryılmaz                         İlhan Demiröz                        Ali Rıza Öztürk

                   Hatay                                       Bursa                                      Mersin

                                                              Tanju Özcan

                                                                   Bolu”

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah yalan beyanda bulunanların hesabını sorar. Vicdan olacak ya!

TBMM Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun tasarısının 60. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

          Nevzat Korkmaz                        Oktay Öztürk                           Oktay Vural

                  Isparta                                    Erzurum                                     İzmir

                                  Mehmet Erdoğan                     Yusuf Halaçoğlu

                                           Muğla                                     Kayseri

BAŞKAN – Sayın Komisyon, son okunan önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 60’ıncı madde üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yıl 1912 ve şair haykırıyor değerli arkadaşlar:

“Bir devri şeamet, yine çiğnendi yeminler;

Çiğnendi, yazık, milletin ümmidi bülendi,

Kanun diye topraklara sürtündü cebinler;

Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi...”

Şimdi 2012’deyiz, tam yüz yıl geçmiş. Yüz yılda yaşadığımız bin kıssa, on yıllık iktidara bin hisse verdi mi acaba? Bu yüz yılın on yılı size ait iktidar mensupları. Adalet mülkün temelidir. Adli yargıda, idari yargıda, diğer pek çok kanunda yapılan düzenlemelerin bazıları maalesef adaleti de, yargı düzenini de, mülkü de sakatlamaktadır.

Değerli arkadaşlar, on yıllık AKP İktidarı bir kamuoyu araştırması yaptırsa, ortaya çıkacak sonuç şu olacaktır: İktidarın en başarısız olduğu iki alan vardır:

1) Hukuk ve adalet, adalet kurumu,

2) Terörle mücadele.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu gerçek kılan “hukukun üstünlüğü” ilkesidir. Yürütmenin veya yasamanın anayasal sınırlar dışına taşan güç ve yetki kullanımı “hukukun üstünlüğü” ilkesiyle sınırlanır. En başta, bizatihi, yargı, hukukun üstünlüğüne uymak zorundadır. Hukuk devleti şeklî bir kanun devleti değildir. “Kanun” diye, “kanun” diye hukuku tepeliyorsunuz. Birey ve toplum, huzur ve barışı adalet sayesinde bulur. Toplum vicdanı “adalet” kavramıyla sükûn bulur. Adaletsizlik herkesi incitir. Hukuk devletine ulaşmak için yargının bağımsız ve tarafsızlığını sağlama adına bugüne kadar görev yapmış tüm hükûmetler çeşitli çalışmalar yapmışlardır. 2009 yılında Adalet Bakanlığınca Yargı Reformu Stratejisi hazırlanmıştır, yol haritası belirlenmiştir. Belirlenmiş de ne olmuştur?

1) Yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi: On yılda yargı bağımsızlığı güçlendirildi mi, yoksa bağımsızlık daha mı azaldı, yargı daha mı bağımlı hâle geldi? Yargı maalesef daha bağımlı hâle geldi. HSYK, yüksek yargı, bağımsızlığını neredeyse kaybetti, Hükûmetin güdümüne girdi. Çok basit olaylarda dahi bunun örneklerini görmek mümkündür. Bazı adliyelerin kapatılmasında, HSYK’nın Adalet Bakanlığının yönlendirmesine ne kadar açık olduğunu ve cılız kararlar verdiğini gördük. Danıştay Başkanının neredeyse her hafta, magaziner, siyasi ve iktidar yandaşı ancak hukuk dışı beyanlarına tanık oluyoruz. Danıştay Başkanı ihsası reyde bulunuyor, siyasi ve hukuki durumlarda açıkça taraf tutup mahkemeleri etki altına almaya çalışıyor.

2) Yargı tarafsızlığının geliştirilmesi: Yargı tarafsızlıktan daha da uzaklaşmıştır. On yılda gelinen nokta budur. Yargının on yılda daha tarafsız hâle geldiğini söyleyen varsa, biliniz ki, o ya kördür ya da vicdansızdır.

3) Yargının verimliliği ve etkinliği: Hükûmet verimlilikte somut bilgiler sunabilir mi, yargı verimli mi, etkinlikte mesafe alındı mı? Bunların cevabını verebilir mi Hükûmet? Hayır.

4) Yargıya güvenin artırılması: AKP dönemi yargıya güvenin en çok azaldığı bir dönem olarak anılacaktır.

5) Adalete erişimin kolaylaştırılması: Adalete erişim daha da zorlaştırılmıştır. Yüzden fazla adliyenin kapatılması adalete erişimi kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu? Yüksek yargı harçları, tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri avans şeklinde peşin olarak alınmaktadır. Bunlar adalete erişimi kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu?

6) Ceza infaz sisteminin geliştirilmesi: Uzun tutukluluk süreleri cezaya dönüştürülerek ceza infaz süreleri oldukça geliştirildi(!) Cezaevlerinde, cezaevi araçlarında yanarak ölenler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – …insanlık dışı muameleye tabi tutulanlar, ceza infaz sisteminin geldiği acı noktayı göstermektedir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akçay, teşekkür ediyorum.

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Özcan, Sayın Tezcan, Sayın Toptaş, Sayın Çam, Sayın Serindağ, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Güven, Sayın Serter, Sayın Tamaylıgil, Sayın Kart, Sayın Köprülü, Sayın Türmen, Sayın Acar, Sayın Oyan, Sayın Özkan, Sayın Nazlıaka, Sayın Köktürk. 

Elektronik cihazla yoklama yapacağız. Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı Kanun tasarısının “2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasını değiştiren” 60 ıncı maddesinin “1.b)”de yer alan “valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile Bakanlıkların ve diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekâleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Turgut Dibek (Kırklareli) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özcan, buyurun.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın, Hükûmet tasarısında 45’inci madde olan metniyle ilgili değişiklik önergesinde söz almış bulunuyorum.

Şimdi, efendim, burada yapılan düzenlemeye itirazımız şu, düzenlemede şu söyleniyor: Valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum, kuruluşların taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen -bakın, kapsam geniş- geçici görevlendirme, ikinci görev, vekâleten atama, görev ve unvan değişikliği, naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman, izinlere ilişkin idari işlemlerin tamamıyla ilgili itiraz mercisi olarak bölge idare mahkemelerini yetkili kılıyor. Gerekçeye baktığınızda “Danıştayın iş yükünü azaltmak, bölge idare mahkemelerinin işlevini artırmak.” olarak değerlendirilmiş.

Arkadaşlar, burada bu konu, bu kadar basite indirgenecek bir konu değil. Bakın, valilerin bu kadar yetkisi varken, kaymakamların bu kadar yetkisi varken, yerel yöneticilerin bu kadar yetkisi varken bu görevden alma, geçici görevlendirme, görevden uzaklaştırma gibi işleri sıradan, rutin, basit işlemler gibi değerlendirmenin ben yanlış olduğu kanaatindeyim. Bakın, illerde en çok dava konusu olan konular bunlardır yani valiler tarafından, kaymakamlar tarafından, yerel yöneticiler, belediye başkanları tarafından yapılan görevden alma, görevden uzaklaştırma, geçici görevlendirmeye ilişkin işlemlerdir.

Siz, değerli milletvekilleri, bu işlemleri basit, sıradan işlemler olarak görmeyin, bu işlemlerden mağdur olan insanların ne kadar ciddi sıkıntılar çektiğini, hatta bunlardan dolayı, uğradıkları haksızlıklardan dolayı bunalıma girenler olduğunu unutmayın diyorum.

Arkadaşlar, özellikle bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Ne zaman bir şehirde yerel yönetim değişikliği olursa, o belediyelerde görevden alma, görevden uzaklaştırma, emekliye sevk etmek için geçici görevlendirme gibi uygulamaların ne kadar sık yapıldığını, zannediyorum hepiniz biliyorsunuz.

Arkadaşlar, eğer bunu, sadece itirazen bölge idare mahkemelerinin incelemesi yönündeki bu düzenlemeyi kabul edersek, inanın bundan sonra bu işlemler, valiler, kaymakamlar ve yerel yöneticiler tarafından, belediye başkanları tarafından son derece keyfî olarak kullanılacaktır. Ben bu konuda sizleri bugünden uyarmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu anlamda bu tasarının metinden çıkartılması gerekeceğinin de doğru olacağını düşünüyorum.

Arkadaşlar, burada herkes kendi illeriyle ilgili, kapatılan adliyelerle ilgili bir şeyler söyledi. Arkadaşlar, benim seçim bölgem olan Bolu’da da üç adliye kapatıldı ilk kararla. Arkasından, Sayın Adalet Bakanıyla da görüştük, Mengen ile ilgili kapatma kararı geri alındı, kırk dört adliyeyle birlikte ancak maalesef Kıbrıscık ve Seben’le ilgili adliyelerin kapatılma kararları hâlen geçerli ve 9’undan itibaren de hüküm ifade etmeye başlayacak. Şimdi, Kıbrıscık ve Seben ilçelerimiz gerçekten küçük ilçelerimiz ancak coğrafi koşulları sebebiyle Bolu’ya çok uzak olan ilçeler. Kıbrıscık’ın 130 kilometre Bolu’ya uzak köyleri var.

Bakın, Sayın Bakanım, samimiyetle söylüyorum, ben otomobille o köyden Bolu’ya iki saatte varamıyorum, ulaşamıyorum. Kışın kar yağdığında Kıbrıscık-Bolu yolu, Kıbrıscık-Seben yolu ve Seben-Bolu yolu bazen haftalarca kapalı kalabiliyor. Şimdi, buralarda son derece yaşlı bir nüfus var. Kıbrıscık daha ilçe olmadan adliyesi vardı, nahiyeyken. Şimdi, siz bir hesap yapıyorsunuz rantabl mı, değil mi diye, buna göre bunu kapatıyorsunuz.

Arkadaşlar, adliye hizmeti bir kamu hizmetidir, çok önemli bir kamu hizmeti. Kamu hizmetlerinin tamamında kâr-zarar hesabı yapamazsınız. Şirket yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz. Şirket olsa, şu departman zarar ediyor dersiniz kapatırsınız. Ben, şimdi, size soruyorum: İtfaiye hizmeti ile ilgili hiç aklınıza geldi mi, itfaiye teşkilatı bu dönem ne kadar kâr etti, ne kadar zarar etti? Polis teşkilatıyla ilgili böyle bir hesap yapılabilir mi, böyle bir soru sorulabilir mi? Güvenlik güçlerimizle ilgili böyle bir soru sorabilir misiniz? Adliye hizmeti de böyle bir hizmettir. Adliye hizmetinden tasarrufa gidemezsiniz, adliye hizmetinin kârlı mı, zararlı mı olduğu konusunda hesap yapamazsınız. İnsanlar adalet duygusunu en hızlı şekilde nereden alabilirler, buna bakmamız lazım ama devlet yönetmekten âciz olan Hükûmetiniz, maalesef, Türkiye Cumhuriyeti devletini şirket gibi idare etmeye çalışıyor.

Arkadaşlar, bu karar yanlıştır, ileride de bunun sonuçları ortaya çıkacaktır. İtiraz dilekçesi verdim Sayın Bakana. “Ben, Adalet Bakanlığı olarak itiraz edemem.” dedi. Ben, ilimin milletvekili olarak itiraz ediyorum, itirazımın cevabını da bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özcan.

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Yoklama talebiniz var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Gümüş, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Aldan, Sayın Güven, Sayın Acar, Sayın Çam, Sayın Köktürk, Sayın Serindağ, Sayın Tamaylıgil, Sayın Düzgün, Sayın Serter, Sayın Danışoğlu, Sayın Batum, Sayın Kaplan, Sayın Ekşi, Sayın Korutürk.

Yoklamayı elektronik cihazla yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum, yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama istiyoruz efendim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Madde oylamasından önce yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Aldan, Sayın Kuşoğlu, Sayın Gümüş, Sayın Kurt, Sayın Güven, Sayın Acar, Sayın Güven, Sayın Serter, Sayın Serindağ, Sayın Tamaylıgil, Sayın Danışoğlu, Sayın Batum, Sayın Toptaş, Sayın Korutürk, Sayın Kart, Sayın Serindağ, Sayın Ekşi.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum, yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – 60’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 60’ıncı madde kabul edilmiştir.

61’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

T B M M Başkanlığına

278 sıra sayılı kn. tasarısının 61. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz.

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                         Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Mehmet Erdoğan                     Yusuf Halaçoğlu

                                           Muğla                                     Kayseri

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          Ali Özgündüz

               Zonguldak                                Kırklareli                                  İstanbul

            Refik Eryılmaz                         İlhan Demiröz                        Ali Rıza Öztürk

                   Hatay                                       Bursa                                      Mersin

                                                            Mahmut Tanal

                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Sayın Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne idare hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Diğer önerge üzerinde Sayın Rıza Türmen, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu önemli bir oturumu Meclisin. Neden önemli bir oturum? Çünkü Türkiye’de büyük bir sorun hâline gelen özel yetkili mahkemelerin görüşüldüğü bir oturum. Türkiye’de büyük bir sorun hâline gelen özel yetkili mahkemelerin insan hakkı ihlallerine yol açması sorununun görüşüldüğü bir oturum. Bunlar nasıl önlenecek? Bu konuları ele alıyoruz.

Tabii, bir kere ilke olarak şunu belirtmek lazım: Bir ülkedeki bütün mahkemeler aynı kurallara, aynı usul kurallarına tabi olmalıdır. Aynı usul kurallarına tabi olmadığı takdirde, usul kuralları bakımından bir birlik sağlanmadığı takdirde ortaya çok büyük problemler çıkar. Bugün ortaya çıkan problemlerin bir kaynağı budur. Özel yetkili mahkemeler, çok önemli insan hakkı ihlallerine yol açmıştır Türkiye’de. Bunun için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına bakmak yeterlidir. Yani gözaltı süresi bakımından, tutuklama süresi bakımından, gizlilik kararları bakımından, müdafiyle görüşme hakkının sınırlanması bakımından, bütün bunlar ve uygulamalarla, bütün bunların sonucunda özel yetkili mahkemelerin bugün yarardan çok zarar verdiği anlaşılmıştır.

Şimdi Hükûmetin getirdiği bir önerge var, özel yetkili mahkemelerin yetkilerini ağır ceza mahkemelerine devretmek gibi. Bu önergeye şöyle bir bakınca ilk gözünüze çarpan şey şu oluyor: Özel yetkili mahkemelerin sakıncaları burada giderilmiyor, bütün bu söylediğim özel yetkili mahkemelere has usul farklılıkları bu mahkemelerde de, yeni ağır ceza mahkemesinde de muhafaza edilecek. “O zaman değişecek olan şey nedir?” diye sorduğunuz zaman, değişecek olan hiçbir şey yoktur, insan hakları ihlali bakımından hiçbir şey yoktur, aynı insan hakları ihlalleri devam edecektir, bu yeni düzenleme çerçevesinde de.

“Bu, ihtisas mahkemesidir.” deniyor, “İhtisas mahkemeleri her ülkede vardır.” Tabii, ihtisas mahkemeleri her ülkede vardır ama birincisi: İhtisas mahkemeleri farklı usul kurallarına tabi değildir, aynı usul kuralları geçerlidir ihtisas mahkemeleri bakımından. İkincisi: İhtisas mahkemeleri o ihtisas mahkemelerinin konusu olan bireylerin güvencelerini artırmak için kurulmuştur. Örneğin çocuk mahkemeleri vardır ihtisas mahkemeleri olarak. Çocuk mahkemelerinin amacı nedir? Çocukların daha iyi yargılanmasını sağlamaktır. Peki, bu özel yetkili mahkemelerin amacı nedir? Çocuk mahkemeleri gibi, oradaki şüphelilerin ya da sanıkların daha iyi yargılanmasını mı sağlamaktır? Hayır, tam tersine olmuştur, onların daha iyi yargılanmalarına değil, daha kötü yargılanmalarına yol açmıştır, adil yargılamanın en temel kuralları ihlal edilmiştir burada. O nedenle bunları “ihtisas mahkemeleri” olarak nitelemek ne ihtisas mahkemelerinin özelliklerine uygun düşer ne de doğrudur.

Arkadaşlar, şunu açıkça söylemek lazım: Bu özel yetkili mahkemelerin yetkilerinin ağır ceza mahkemelerine devredilmesi hiçbir şey değiştirmeyecektir. Siz tutuklama rejimini değiştirmediğiniz sürece, siz Terörle Mücadele Kanunu’ndan kaynaklanan problemleri halletmediğiniz sürece, siz yargının bağımsızlığını sağlamadığınız sürece böyle bir, tamamen şekilde kalan bir değişiklik aslında Türkiye’deki, yargıdaki sorunlara bir çözüm getiremeyecektir.

Tutuklamayla ilgili maddelere baktığınız zaman bu getirilen kanunda “Efendim, işte, bundan sonra tutuklama kararı kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gören delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilsin.” deniyor. Bu yeterli değildir arkadaşlar. Bunun yanında, katalog suçlar vardır, asıl problem buradadır. Katalog suçlara hiç değinilmemiştir. Katalog suçları ortadan kaldırmadığınız sürece tutuklamalarla ilgili sorunlar devam edecektir. Bunun yanında, mutlaka, tutuklamanın devamı kararının duruşma yapılarak verilmesi gerekir, bu yoktur kanunda, getirilen değişikliklerde. Bunun yanında, tutuklamanın devamı kararında mutlaka diğer tedbirlerin niye uygulanmadığının belirtilmesi gerekmektedir, bu da eksiktir. Yani bunları siz düzeltmediğiniz sürece, tutuklama rejimi aslında tutuklamadan kaynaklanan insan hakları ihlalleri bugün de devam edecektir.

Öte yandan, Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişiklikler de yetersizdir. Terörle Mücadele Kanunu’nda basın özgürlüğünü sınırlayan, yayın sahiplerini sorumlu kılan çok önemli cezalar vardır. O nedenle, Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan düzenleme yetersizdir, tutuklamayla ilgili düzenleme yetersizdir. Bunlar belirtilmediği sürece, zaten göstermelik bir şekilde  özel yetkili mahkemelerin yetkilerinin ağır ceza mahkemelerine devredilmesi aslında derde çare olmayacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Türmen, teşekkür ediyorum efendim.

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebimiz vardı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylamadan önce tekrar yoklama talebi vardır, yoklama yapacağız.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Erdoğdu, Sayın Özkoç, Sayın Aldan, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Çam, Sayın Kuşoğlu, Sayın Moroğlu, Sayın Dibek, Sayın Özkök, Sayın Acar, Sayın Batum, Sayın Serindağ, Sayın Köktürk, Sayın Öztürk, Sayın Köprülü, Sayın Özel, Sayın Güven, Sayın Danışoğlu.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum. Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278)  (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama talebimiz vardır Sayın Başkan. [AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar(!)]

BAŞKAN – Madde oylamasından önce yoklama mı? Buyurun.

Hamzaçebi, Erdoğdu, Dibek, Tezcan, Özkoç, Aldan, Aydın, Yılmaz, Çam, Kuşoğlu, Batum, Moroğlu, Kurt, Köktürk, Acar, Serindağ, Özel, Güven, Toptaş, Kaplan. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Sakin olun sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri lütfen, lütfen…

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278)  (Devam)

BAŞKAN – 61’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’ıncı maddeye göre bir söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – 60’a göre söz istiyorsunuz.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, neden sık sık yoklama talebinde bulunduklarına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öyle anlaşılıyor ki AKP Grubu bizim neden sık sık yoklama istediğimizi merak ediyor. Merak eden arkadaşlarımız… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Dinleyin, dinleyin, anlarsınız belki.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Dinlemeyi de bilmiyorsunuz herhâlde, değil mi?

Merak eden arkadaşlarımız şu önergeleri incelesinler, “özel yetkili mahkemelerin kaldırılması” adı altında Hükûmetin, Adalet Bakanının, Başbakan Yardımcısının, Başbakanın kamuoyuna nasıl yalan söylediklerini görsünler.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Sen yalan söylüyorsun, yalancı sensin!

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 62’nci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı tasarının 62. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. 30.06.2012

         Ömer Süha Aldan                     Ali Rıza Öztürk                      R. Kerim Özkan

                   Muğla                                     Mersin                                     Burdur

                                      Kamer Genç                     Mehmet Ali Ediboğlu

                                          Tunceli                                     Hatay

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                       S. Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Mehmet Erdoğan                     Yusuf Halaçoğlu

                                           Muğla                                     Kayseri

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe; yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere hiçbir somut öneri içermediği, üçüncü yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Kanunu’nda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler getirmeyecek, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Ömer Süha Aldan…

BAŞKAN – Sayın Aldan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında buraya bu yasayla ilgili genel bir değerlendirme yapmak üzere çıkacaktım ama biraz önce değişiklik önergesi elimize geçti, özel yetkili mahkemelere ilişkin. Bununla ilgili, beş dakikalık sürede kısa bir değerlendirme yapacağım.

Aslında “Aynı hamam, aynı tas.” diye özetleyebileceğimiz bir olgudur. Bu yasada değişen, bu düzenlemede değişen tek şey, tutuklamaya ya da itirazlara karar verecek hâkimin duruşmada yer almamasından ibarettir. Değişen hiçbir şey yok.

Ben geçtiğimiz yıl aralık ayında HSYK’yla ilgili bütçe görüşmeleri sırasında şöyle bir konuşma yapmıştım: “Adalet ve Kalkınma Partililer, yargıyı kırk yaş düzeyinde bir gruba teslim ettiniz ama aslında kendi Frankenstein’ınızı yarattınız. Şuna emin olun ki bir gün gelecek, onlar sizi de tasfiye edecekler.” demiştim. Nitekim, çok kısa bir süre sonra MİT olayıyla yüz yüze geldik yani “Onu alma, beni al.” olgusuyla karşı karşıya geldik ve bunun sonucunda da kişiye özel yasa çıkarıldı.

Artık, ortaya çıkan belli bir olgu vardır: Yargıdaki bir yapıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında ciddi bir çatışma vardır ve bu çatışma zaman zaman Sayın Başbakanın söylemleriyle dile getirildi üstü kapalı bir şekilde. Örneğin, 28 Şubat tutuklamalarına ilişkin “Artık, ifrata kaçılmaması gerekir.” dendi, ama olmadı.

Sonuçta, şöyle bir beklenti içindeydik biz: Bu özel yetkili mahkemelerin yaptığı hukuksuz davranışları Başbakan da gördü çünkü kendi adamları zarar görecek bir süre sonra. Bu beklentiyi sıcak bir şekilde taşıdık ama şunu görüyoruz ki değişen hiçbir şey yok, sadece mahkemenin adı değişecektir, mahkemenin sayısı bile sanıyorum değişmeyecektir, ağır ceza mahkemeleri bölge mahkemesi hâlinde yine sürecektir. Keza bu mahkemelerdeki görevlendirmeyi kim yapacak? Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu. Özel yetkili mahkemelerdeki yapılanmayı kim yarattı? Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu. Dolayısıyla aynı HSYK yine aynı kişileri atadığında değişen bir şey olmayacaktır. Belki şu olacaktır sadece: Sayın Başbakan kendi adamlarını korumuştur bu yasada. Ne diyor? “Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile askerî mahkemelerin görevine ilişkin hükümler saklıdır.” deniyor ve (b) fıkrasında da “Devlet istihbarat hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26’ncı maddesi hükmü saklıdır.” deniyor. Bu sadece şu anlama geliyor: Bundan böyle, sanıyorum torba yasasının apar topar yarıda bırakılıp yargının etkinleştirilmesine ilişkin bu tasarının gündeme getirilmesinin sebebi de budur. Önce Terörle Mücadele Yasası’nın bu 10’uncu maddesi değiştirilecek, sonra torba yasayla bazı kişilere ayrıcalıklar tanınacak ve bu kişiler Anayasa Mahkemesinde, Yargıtayda yargılanacak ya da askerî mahkemelerde yargılanacak kişiler olacak, bunlar Başbakanın adamları olacak. Başbakan kendisini adamlarıyla birlikte emniyete almıştır ama ne yazık ki hukuk tanımayan bir anlayışa Ergenekon, Balyoz ve KCK davasının sanıklarını kurban vermiştir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi…

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, Sayın Öztürk, Sayın Tanrıkulu, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Erdoğdu, Sayın Toptaş, Sayın Köktürk, Sayın Özkoç, Sayın Çam, Sayın Çelebi, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Yılmaz, Sayın Aydın, Sayın Aldan, Sayın Güven, Sayın Batum, Sayın Özkes.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

62’nci maddeyi…

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama talebimiz var efendim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Olmaz böyle bir şey ya!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Niye olmuyor ya? Sana mı soracağız? Gel, sana soralım: Yoklama yapabilir miyiz Beyefendi? Yoklama isteyebilir miyiz?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Meclisin itibarını beş paralık ettiniz, artık her yol mübah!

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, Sayın Öztürk, Sayın Tanrıkulu, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Köktürk, Sayın Toptaş, Sayın Erdoğdu, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Çam, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Genç, Sayın Acar, Sayın Batum, Sayın Güven, Sayın Düzgün, Sayın Özkes.

Cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – 62’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 62’nci madde kabul edilmiştir.

63’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı tasarının 63’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          İlhan Demiröz

               Zonguldak                                Kırklareli                                    Bursa

            Refik Eryılmaz                        Ali Rıza Öztürk                        Ali Özgündüz

                   Hatay                                      Mersin                                    İstanbul

                                                          B. Süheyl Batum

                                                                Eskişehir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                         Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan

                                          Kayseri                                     Muğla

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

“Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.”

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, Kâtibe çok hızlı okuyor, anlamıyoruz.

BAŞKAN – Evet, biraz daha yavaş okusun.

“Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolunu seçmiştir.”

BAŞKAN – Kim konuşacak?

Sayın Batum, Eskişehir, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, MHP’nin önergesinin gerekçesini okudunuz, “Kim konuşacak?” dediniz, yani “diğer önerge” diye bir hitapta bulunmadınız. O nedenle, sizin hitabınızı bekliyorum ben.

BAŞKAN – Aynı mahiyette önergeler diye başladığımız için aynen devam ediyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama şimdi gerekçeyi okudunuz.

BAŞKAN – Evet.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Genel Kurulca anlaşılması lazım, onu söylemeniz lazım.

BAŞKAN – Gerekçe okundu efendim.

Buyurun Sayın Batum.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok önemli bir kanunu konuşuyoruz; yargının etkinleştirilmesi, iyileştirilmesi, hızlandırılmasına ilişkin olduğu iddia edilen bir kanunu ve dün akşam ara verdiğimizde saat dört buçuktu.

Sevgili arkadaşlar, ilk önce bunu söyleyeyim: “Mutlaka ve mutlaka, Meclisi bir an önce tatil edeceğiz.” diye ben kanunların dört buçukta görüşüldüğünü zannediyordum. Benim ilk milletvekilliği dönemim ve arka arkaya uygulamaları görünce, gerçekten, utanç duymaya başladım. Kulislerde konuşuyorduk değerli arkadaşlar, “Acaba neden bunları dört buçukta görüşüyoruz?” diye ve bu tasarının en önemli noktası olan özel yetkili mahkemeleri bekliyorduk. Dün akşam saat dört buçuk, beşe kadar gelmeyince, açık söyleyeyim, tabii, milletin ağzı torba değil, biz hepimiz orada konuşuyoruz “Acaba Pensilvanya’yla mı anlaşamadılar?” diyorlar…

EŞREF TAŞ (Bingöl) – Konuşma ya!

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – “Acaba nasıl oldu? Amerika’dan metin gelmedi mi? Daha İngilizceden Türkçeye çevrilmedi mi? Daha acaba hazırlanmadı mı?” deniliyor, bütün bunlar konuşuluyor.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Ağzınız torba değil ki, konuşuyorsunuz.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Meğer, hepsi için özür dilerim, hiçbiri doğru değilmiş; arkadaşlarınız, Sayın Bakan, utanıyormuş bunu çıkarmaya. Bugün, şimdi çıktı, metin önümüzde. (CHP sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Utanmaz olmaktan iyidir.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Sevgili arkadaşlar, biz bunu bir alışkanlık hâline getirdik, ilk önce söyleyeyim. Evvelki hafta İnsan Hakları Kurumunu gece dört buçukta konuştuk, ondan evvelki hafta kamu denetçiliğini gece dörtte konuştuk. O arada da, şimdi açık söyleyeyim, bu maddeyle, bu düzenlemeyle bir şeyler getirdiniz. Bir tanesini söyleyeyim. Sevgili arkadaşlar, tekrar söylüyorum, bunu yapmamamız lazım; hangi parti olursa olsun yapmaması lazım. Bundan üç gün önce Kamu İhale Kurumuna ilişkin olarak açık ihale sistemini ortadan kaldırdınız, AKP oylarıyla, çoğunluk oylarıyla, davetiye usulünü getirdiniz. Neden? İstediğimize ihaleyi verebilelim, istediğimiz kişileri, firmaları zengin edebilelim diye. Neden? Amaç da, diyorsunuz ki:  “Aman, kamu maliyesine daha fazla para kalsın.”

Bugün bu yasayla bir şey getiriyorsunuz, o da şu: Burada işte, ortada, hepimiz görüyoruz. Elektrik enerjisinde, suda, doğal gazda, eğer paralarını ödeyemezlerse garibanlar, bunlara hapis cezası getirelim diyorsunuz.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Tam tersi…

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Şimdi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Bu yasayla getirmişsiniz. Ama, şimdi bakıyorum, çoğunuz, haklı olarak, ya tam kabul etmez ya da yahu içeriğinde yazanı tam bilmiyoruz der gibi bakıyorsunuz. Haklısınız, çoğunuz bilmiyorsunuz. Maalesef, Bakanlık hazırlamış bunu, getirmiş ve de bunu, hemen kabul edilmesi lazım bir düzenleme olarak getiriyorsunuz.

Sevgili arkadaşlar, inanılmaz çelişkileri olan bir yasa. Demin arkadaşlarım söyledi, gene söylemeye devam edeceğiz, inanılmaz çelişkiler. Bazı yerlerde özel yaşamın gizliliğini ihlal etme suçunun cezasını artırıyorsunuz, öbür taraftan, bu suçu daha önce işleyenlere af getiriyorsunuz.

Sabahleyin gene Sayın Köktürk arkadaşım çok güzel açıkladı. Anayasa Mahkemesinin 2006’da -böyle yirmi yıl, otuz yıl önce değil- iptal ettiği yasanın aynısını getiriyorsunuz. Yürütmeyi durdurmayı engellemek için getiriyorsunuz.

Sevgili arkadaşlar, en sonda da, çelişkiler var, Anayasa’ya aykırılıklar var ama en önemlisi şu: Bu maddeden sonra bunu konuşacağız çünkü şimdi elimize geçti.

Biraz önce, siz, açıklıkla, bile bile -burada Sayın Bakanı da itham ederek söylüyorum- gerçekleri saptırıyorsunuz, Türk halkını kandırıyorsunuz. Bu suça sizleri de alet ediyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu bütün maddelerde konuşacağız. “Özel yetkili mahkemeleri kaldırdık.” diye daha ağırını başımıza getiriyorsunuz.

Hepinize saygılar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkürler Sayın Batum.

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama talebimiz var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Toptaş, Sayın Ağbaba, Sayın Köktürk, Sayın Özkoç, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Öğüt, Sayın Çam, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Genç, Sayın Kurt, Sayın Acar, Sayın Batum, Sayın Serindağ, Sayın Özkes.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Madde oylamasından önce yoklama talebimiz vardır.

BAŞKAN –  Tamam.

 Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Köktürk, Sayın Toptaş, Sayın Çam, Sayın Aydın, Sayın Yılmaz, Sayın Öğüt, Sayın Kuşoğlu, Sayın Gök, Sayın Kurt, Sayın Yıldız, Sayın Genç, Sayın Acar, Sayın Ağbaba, Sayın Düzgün, Sayın Özkes, Sayın Serindağ, Sayın Batum, Sayın Güven.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – 63’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 63’üncü madde kabul edilmiştir.

64’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

278 sıra sayılı yasa tasarının 64’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                         Ali Rıza Öztürk

               Zonguldak                                Kırklareli                                   Mersin

            İlhan Demiröz                         Refik Eryılmaz                         Ali Özgündüz

                   Bursa                                       Hatay                                     İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                          Nevzat Kormaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

          Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan                 Dilek Akagün Yılmaz

                  Kayseri                                     Muğla                                       Uşak

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki önergelere katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanununda, ne idare hukukunda, ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Dilek Akagün Yılmaz konuşacak.

BAŞKAN – Dilek Akagün Yılmaz.

Sayın Yılmaz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dün akşam Godot’u bekler gibi bekledik, sizin bu önergenizin  nasıl olacağı konusunda. Yani Sayın Bakan Bekir Bozdağ’ın açıklamalarını da ciddiye almak istemiştik. Gerçekten de özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerektiğini, antidemokratik olan, doğal yargıç ilkesine aykırı olan, savunma hakkını ortadan kaldıran özel yetkili mahkemelerdeki usul hükümlerini ve bu mahkemelerin kaldırılmasını beklerken biz, yine aynı nitelikte, doğal yargıç ilkesine aykırılıklar içeren, savunma hakkını ortadan kaldıran ve hiçbir şekilde değişiklik  yaratmayan bir önerge geldi elimize. Artık anlaşılıyor ki siz özel yetkili mahkemelerle kardeş oldunuz. Özel yetkili mahkemeler sizin açınızdan çok önemli, vazgeçilmez nitelikte çünkü daha bu ülkede toplamanız gereken, dalga dalga almanız gereken insanlar var; onun öyle olduğu anlaşılıyor. Bundan sonra sıra kime gelecek, kimler var sıranızda, bunları zaman içerisinde göreceğiz. Ama inanın biz bu konuda mücadele etmekten, demokrasi mücadelesini vermekten, yargı bağımsızlığı için mücadele etmekten, savunma hakkını sonuna kadar savunma mücadelesini vermekten asla vazgeçmeyeceğiz, bunu bilmenizi istiyorum.

Dün Sayın Bakana biz çok sayıda dedik ki: Abdullah Öcalan nerede? Abdullah Öcalan dışarı çıkartılıyor mu, belli heyetlerle görüşülüyor mu? Bursa’da MİT misafirhanesinde mi ağırlanıyor? Bunları söyledik. Sayın Bakan bunları reddetti ama bugün yeniden, basında, aynı konuda, Abdullah Öcalan’ın belli kişilerle ve belli heyetlerle görüştürüldüğü çok açık seçik görülmektedir.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sizi niye bu kadar rahatsız ediyor?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) - Yani bu konuda Sayın Bakanın vermiş olduğu cevapların hiçbirisi bizi tatmin etmemektedir çünkü daha önce de Oslo müzakere süreci reddedildi tarafınızdan ve Sayın Başbakan dedi ki: “Orada görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir.”, ardından da “Ben görüşmeleri için gönderdim.” dedi. Uludere’de bazı şeyleri gizlediniz, yok saydınız, Uludere’deki yalanlar ortaya çıktı. Şimdi de İmralı yalanlarınız teker teker ortaya çıkıyor.

Şu anda kulaklarımıza fısıldanan başka bir olay daha var arkadaşlar: Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 311’deki “yargılamanın iadesi” hükmünün değiştirileceği ve Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasının yolunun açılacağı şeklinde bir duyum alıyoruz. Bu fısıltılar zaman içerisinde gerçek oluyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Aynen öyle.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Oslo müzakere sürecinde yüzde 95 anlaşılan konulardan bir tanesi de bu mudur? Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması ve dışarı çıkartılmasının, tahliyesinin yolu mu aranmaktadır? Yüzde 95 anlaşılan Oslo müzakere süreci -geçen gün Sayın Bülent Arınç söyledi- devlet sırrı niteliğinde değilmiş. Artık bunlar çok açık seçik konuşuluyor, biz bunları öğrenmek istiyoruz.

Yargılamanın iadesi yoluyla yeniden Abdullah Öcalan yargılanacak ve serbest mi bırakılacak? Bunları bilmek hakkımız. Bunları bilirken tabii, bunlar tüm Türk milletinin gözü önünde oluyor, Türk milleti bunları değerlendirecektir. Sizleri ne Türk milleti affedecektir ne de tarih affedecektir arkadaşlar. Bunun sonucuna sizler katlanacaksınız, yani hukuk bir gün size de gerekli olacaktır.

Sayın milletvekilleri, idari yargılama usulüyle ilgili bazı konuları konuşuyoruz. Ben bu konuda bir araştırma yaptım ve çok sayıda hukukçu arkadaşımız da bana bu konuda bir talepte bulundu. Biliyorsunuz, bizim özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ıslah süreci vardır. Biz davalar açıldığında, fazlaya ilişkin hakkımızı saklı tuttuğumuzda tazminatlarla ilgili olarak adli mahkemelerde, ıslah yapabiliriz ve bilirkişi raporunda belirtilen tüm alacağı alabiliriz, ancak idari yargılama usulünde ve askerî idari yargılama usulünde bu konuda bir hüküm yok. Yani, idari yargılamada, hepimiz biliyoruz ki davayı öncelikle açarız ama bedelin ne olduğunu bilmediğimiz için, ıslah da yapamadığımızdan dolayı insanlar çok ciddi zararlar görürler. İşte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda Sabri Güneş kararı var arkadaşlar, deniyor ki: “İdari yargılama usulünde de ıslah müessesesini getirmeniz lazım.” Ve bu konuda tazminatla pek çok şekilde cezalandırılmış durumdayız.

Şimdi, idari yargılama usulü konusunu tartışırken biz -Sayın Başkanımız İyimaya da burada, Sayın Bakanımız da burada- bu konuda bir önerge verilerek, yani aynen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda olduğu gibi idari yargılama usulünde de ıslah müessesesini getirmemiz gerekiyor. Bu konuda biz bir önerge hazırlasak reddedeceksiniz, bunu biliyorum, ama lütfen arkadaşlar, böylesi kararlar da varken bunun gereğini yerine getirelim ve bugün idari yargılama usulündeki bu yanlışlığı düzeltme konusunda çaba sarf edelim. Sizlerden bir önerge bekliyoruz arkadaşlar.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, ben aslında bugün 64’üncü maddeyle ilgili konuşmak üzere söz almıştım ama yine işte, pek çok konu öne geçtiği için ne yazık ki bu maddeyle ilgili konuşma konusunda süremiz çok az kalıyor.

SIRRI SAKIK (Muş) – Yok, yok, yine Öcalan’ı konuş, Öcalan’ı konuş.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Yani bu şeker…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylamadan önce yoklama talebi var.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Dibek, Sayın Toptaş, Sayın Özkoç, Sayın Yılmaz, Sayın Aydın, Sayın Çam, Sayın Gök, Sayın Kuşoğlu, Sayın Yıldız, Sayın Kurt, Sayın Genç, Sayın Cihaner, Sayın Acar, Sayın Serindağ, Sayın Özkes, Sayın Düzgün, Sayın Atıcı, Sayın Oran, Sayın Tarhan, Sayın Tezcan.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

64’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

65’inci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarı ve tekliflerinin (65). maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                             Ayla Akat

                   Şırnak                                       Iğdır                                      Batman

                Erol Dora                             Murat Bozlak                             Sırrı Sakık

                  Mardin                                     Adana                                       Muş

                Adil Kurt                               Demir Çelik                          Sebahat Tuncel

                 Hakkâri                                      Muş                                      İstanbul

                                                              Ahmet Türk

                                                                  Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                       S. Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan

                                          Kayseri                                     Muğla

Aynı mahiyetteki üçüncü önergenin imza sahipleri:

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                         Ali Rıza Öztürk

               Zonguldak                                Kırklareli                                   Mersin

              Gürkut Acar                           İlhan Demiröz                          Ali Özgündüz

                  Antalya                                     Bursa                                     İstanbul

                                                            Refik Eryılmaz

                                                                   Hatay

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ayla Akat, buyurun.

AYLA AKAT (Batman) – Teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, dün akşam çok geç saatlerde buradan ayrıldık ve Türkiye’nin en önemli ihtiyacı demokratikleşme diyoruz, 3’üncü yargı paketi gündemimizde ama Parlamentodaki atmosfere baktığımızda, çok gergin bir atmosfer var.

Biz, mevcut anayasa çalışmasının bile sağlıklı yürüyebilmesi için mutlaka ülkede bir yol temizliği çalışması yapılması gerektiğinin altını defalarca kez çizdik ve 3’üncü yargı paketi ve Parlamentoda, Genel Kuruldaki gergin ortam dışarıdaki gelişmelerden bağımsız olmadığı gibi, Hükûmetin bu yasa tasarısını getirme şeklinden ve yine, son dakikada getirmiş olduğu, tasarı görüşülürken ele alınmayan ama daha sonra Sayın Başbakanın beyanıyla kamuoyuna düşen, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasına ilişkin hükmün de son dakika Parlamentoda gruplara verilmesiyle tırmanan bir gerginlik var.

Öncelikle şunu belirtelim: Biz defalarca kez söyledik. İstiklal mahkemelerinden sıkıyönetim mahkemelerine, sıkıyönetim mahkemelerinden devlet güvenlik mahkemelerine, bugün özel yetkili mahkemelere kadar kendini taşıyan, yargıda kendini taşıyan bir süreç vardır.

Bu sürecin temel algısı nedir, temel nedeni nedir? Türkiye’deki güvenlik algısıdır ve biz, bugün bir anayasa çalışması, toplumsal barış ve demokratikleşme için bir anayasa çalışması, bunu destekleyen bir yol temizliği çalışmasından bahsediyoruz ve gelen teklifte görüyoruz ki özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kalkıyor ama onun yerine her ağır ceza mahkemesi içerisinde, belli iller içerisinde kapsayan, yargı çevresi içerisinde belirlenecek olan ağır ceza mahkemeleri aynı görevi görecekler. Bugün Türkiye’de kanayan bir yara hâline gelen KCK, Balyoz, Ergenekon davaları bu kapsam içerisinde girmeyecek bile. Ne girecek? Tabii ki Hükûmet kendi iktidarını sağlamlaştıracak.

Ama şu var: Eğer bugün istiklal mahkemesi, sıkıyönetim, olağanüstü hâl, işte,  DGM’ler, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin Türkiye’deki Türkiye toplumu içerisinde yaratmış olduğu duygusal kopuşu göremiyorsak ve bunun önlemini alamıyorsak ve bugün bu maddeyi bu şekilde getiriyorsak kaldırılması yönünde, o zaman henüz biz işin, yolun başında sayılırız, bir mesafe katedebilmiş değiliz demektir.

Değerli arkadaşlar, diğer bir boyutu, dünden beri bu salonda ifade edildi hatta gerginliklere de neden oldu, biz, bir yıl önce İmralı Cezaevindeki koşullara dair buradan konuştuk, beş yıl önce de konuştuk, geçen sene de çok ağırlıklı bir şekilde gündemimize geldi çünkü İmralı Cezaevindeki koşullar Türkiye’deki ceza infaz kurumları için öngörülen hiçbir yasada olmayan koşullardır. Orada özel bir hukuk vardır, orada özel bir yönetim şekli vardır. Bunu, Sayın Adalet Bakanı da bilir, kendisinden önceki Adalet Bakanları da bilir, diğer hükûmetler de bilirler. Ama bugün, burada, İmralı Cezaevinde bulunan Sayın Abdullah Öcalan’ın orada olup olmadığını tartışma noktasına geldik. Bunun çözümü bellidir. Tam bir yıldır Hükûmet resmî yalan söylüyor “Koster bozuk.” diyor. Bunun yarattığı gerginliği siz görmüyorsunuz. Niye? Çünkü, bölgede insanlar sokağa çıktıklarında eğer bir çatışmayla sonuçlanmamışsa kamuoyunun bundan haberdar olma şekli mümkün değildir, kamuoyu bunu bilmiyor. Gençler yaralanıyor, gençler yaşamını yitiriyor ama kimsenin bundan haberi yok. Hadi bundan haberiniz yok, son altı aydır ülkenin değişik yerlerine giden cenazelerden de mi haberiniz yok? Bunların nedeni İmralı Cezaevindeki tecrit değil midir? Bunun vebali, sorumluluğu Sayın Hükûmette değil midir, Hükümetin ilgili bakanlığında değil midir? Bu kadar genç toprağa düşüyorsa ve bunun belli gerekçeleri varsa, bu gerekçelerin en başında da tecrit geliyorsa bunun sorumluluğu Sayın Hükûmetin değil midir? Hükûmetindir, ilgili Bakanlığındır. Yapılması gereken de çok açıktır: Bu ülkenin yasaları İmralı Cezaevine de uygulanmalıdır. Bu ülkenin yasalarında var olan etnik ayrımcılık bir an önce kaldırılmalıdır. İşte önümüzde yargı paketi. Biz yol temizliğinden bahsediyoruz, Türk Ceza Kanunu 220/6 ve 7’nci hatta 8’inci maddeleri sadece Kürtlere uygulanıyor. Bu Parlamentodan ses çıkıyor mu? Niye yargıda etnik ayrımcılık var deniyor mu? Niye bu yasalar sadece ülkenin güneydoğusunda, doğusunda ve yine Kürtlerin yaşamış olduğu metropol şehirlerde uygulanıyor deniyor mu? Herkes bu konuda sessiz. “Çözüm nerede? Parlamentoda. Nerede tartışacağız? Parlamentoda tartışacağız; birbirimizi dinleyeceğiz, anlayacağız.” diyoruz ama ne oluyor? Gelen yasa tekliflerinde, tasarılarında sorunun çözümüne katkı sunacak bir düzenleme olmadığı gibi, bu Parlamentoda mevcut hâliyle bile görüşülürken toplumsal hassasiyetlere direkt dikkat çekiliyor. Biz kabul etmesek de, biz kabul ediyoruz da bu Parlamentodaki diğer milletvekilleri kabul etmese de değerli arkadaşlar, bu ülkede bulunan 3,5 milyon insan “Sayın Abdullah Öcalan siyasi irademdir.” dedi. Bunu da gizli saklı yapmadı; imza topladı, imzaları noterden geçirdi ve Parlamentoya teslim etti, Avrupa Birliğine gönderdi. “Benim bakış açım budur.” dedi. Bu Parlamentonun bütün milletvekilleri buna karşı gözlerinizi kapayabilirsiniz, kulaklarınızı tıkayabilirsiniz ama gerçeklik budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT (Devamla) – Tekrar saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akat.

Diğer önerge sahipleri?..

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne idare hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Diğer önerge sahiplerinden, Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gürkut Acar…

BAŞKAN – Gürkut Acar, Antalya… (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Acar.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 278 sıra sayılı Tasarı’nın 65’inci maddesi için söz aldım.

Bu maddeyle getirilen sistem, idarenin en etkin denetimini önleyecek niteliktedir. Daha önce Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararları aleyhinde, 10’uncu maddeye göre Danıştayda dava açılırken bu yapılan değişiklikle idare mahkemesi görevli hâle getirilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Kanun’unun 9’uncu maddesine göre, bu Kurul, yönetmeliğe aykırılıkta 250 milyar lira para cezası verebiliyor, lisans veya sertifika, genel esaslara aykırılık hâlinde 300 milyar ceza verebiliyor, lisan vesaire için gerçek dışı belge sunulması hâlinde 400 milyar ve lisanssız çalışma hâlinde 500 milyar ceza verebilen bir kurul ve bu büyük para cezalarını denetleyecek organ Danıştay iken bundan alınıp idare mahkemesine veriliyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, kişinin güvenli yargılanma hakkını ortadan kaldıran, deneyimli ve en yüksek yargıçlar tarafından yargılanma hakkını indiren bir yasadır, bir değişikliktir. Bu, yargının yükünü hafifletmek bir yana, tam tersine, yargının yükünü ağırlaştıracaktır çünkü idare mahkemesi karar verdikten sonra, temyiz üzerine, yine Danıştaya gelip yine Danıştay bir daha iş yapacaktır. Böylece iki iş çıkmış olacaktır. Bunun hiçbir yararı yoktur. Bu nedenle biz bu maddenin kaldırılmasını istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle birkaç şeyi daha sizlere arz etmek istiyorum. Bakınız, Suriye’yle gerginlik çıkınca gündem bir anda değişti. Oysa daha beş altı gün öncesine kadar, cezaevlerindeki durumu konuşuyorduk. Urfa Cezaevinde diri diri yanan 13 insanın bedelini kimin ödeyeceğini, cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlallerini gündemden düşürdü bu olay. Ben sizi tebrik ediyorum. AKP olarak, gündem değiştirme konusunda sizden usta, tarihte, gelmiş geçmiş başka bir iktidar yok, tebrik ediyorum! Arkadaşlar, Japonya’da olsaydı eğer, bir adalet bakanı, 13 tane insan en sağlıksız ve en kötü koşullarda yaşaması nedeniyle ölmüş olsaydı, âdeta öldürülmüş olsaydı harakiri yapardı herhâlde. Ama bizim Sayın Bakanımız istifa etmeyi düşünmüyor, “Ben istifa etsem ne değişecek.” diyor. Doğru tabii yani iktidarın zihniyeti değişmediği müddetçe bakanların değişmesinin hiçbir önemi yok.

Bakın, bugün Esra Açıkgöz’ün Cumhuriyet gazetesinin ekinde bir yazısı çıktı, bir röportajı. Cezaevindeki bir insanın -yaşayan ve çıkan, tahliye olan- cezaevindeki koşullarını anlatıyor.

Değerli arkadaşlarım, devlet olarak biz sorumluyuz. Cezaevindeki bir insana, eğer devlet yiyeceğini vermezse açlıktan ölür, eğer suyunu vermezse susuzluktan ölür. Namusu, her şeyi, açlığı, sağlığı hepsi devlete emanettir ve bu emanete ihanet ediliyor. Bir odada 40 kişi yatacağına 80 kişi yatıyor. Değerli arkadaşlarım, sıcakta soğukta yerde yatıyor, bu insanlar aç, bu insanlar su bulamıyor. Hiç içinizde hapiste yatan var mı? Biz yattık ve biliyoruz bu şartları. Bu cezaevi şartlarının bir an önce değiştirilmesi lazım. İktidarınız her şeyden önce devletin emanetinde olan bu insanların can güvenliğini sağlamak zorundadır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’yi büyük bir hapishaneye döndürdünüz, çok özür diliyorum bunu söylerken. 7 bin üniversite öğrencisi üniversiteden atıldı. Değerli arkadaşlarım, binin üstünde öğrenci, üniversite öğrencisi tutuklu. Hiç vicdanınız sızlamıyor mu?

Avukatlar savunma yapamaz hâle geldiler. Turgut Kazan hakkında avukatlık nedeniyle dava açtınız, bir yerlerde o davada onu yargılıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, Mehmet Haberal tazminata mahkûm ettirdi kendisini yargılayan yargıçları. Dünyada böyle bir emsali görülen bir olay var mıdır? Aynı yargıçlar aynı davaya bakmaya devam ediyor. Nasıl oluyor böyle? En yüce mahkeme Yargıtay diyor ki: “Siz bunu haksız yere fazladan içeride tuttunuz, sizi tazminata mahkûm ediyorum.” Karar kesinleşiyor ama aynı yargıçlar bakmaya devam ediyor.

Değerli arkadaşlarım, bu ülkede hukuk devletini yok ettiniz. Bakınız, buradan ben defalarca söylüyorum: Ben bir hukukçuyum, hukuku olmayan devlette hiç kimse de ayakta kalmaz, partiler de ayakta kalmaz. Lütfen adaletli olun.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Balbay’la gittim görüştüm. Ne diyor bakın:  “Esas insan hakları ihlali burada yargılamada yapılıyor, âdeta biz yargılamaya geldiğimiz zaman cezaevini özlüyoruz.”

Arkadaşlar, sürem bitti ama size şunu söylemek istiyorum: Lütfen Türkiye’yi iyi yönetin, lütfen iyi yönetin. Her şey sizin elinizde, tek başınıza iktidarsınız. Her şey iyi olsun istiyoruz. Biz sizi burada yerin dibine sokmak için yokuz. Olumlu bir şey yapın, biz de “evet” diyelim. Bu özel mahkemeleri kaldırın; böyle kaldırılmaz, Türkiye’yi aldatmayalım hep beraber.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar )

BAŞKAN – Sayın Acar, teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

65’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 65’inci madde kabul edilmiştir.

66’ncı madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı tasarı ve tekliflerinin (66) maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                             Ayla Akat

                   Şırnak                                       Iğdır                                      Batman

                Erol Dora                             Murat Bozlak                             Sırrı Sakık

                  Mardin                                     Adana                                       Muş

                                        Adil Kurt                               Ahmet Türk

                                         Hakkâri                                    Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                         Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Mehmet Erdoğan                     Yusuf Halaçoğlu

                                           Muğla                                     Kayseri

Aynı mahiyetteki üçüncü önergenin imza sahipleri:

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          Ali Özgündüz

               Zonguldak                                Kırklareli                                  İstanbul

            Refik Eryılmaz                         İlhan Demiröz                        Ali Rıza Öztürk

                   Hatay                                       Bursa                                      Mersin

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki üç önergeye Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ali Rıza Öztürk…

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, dün akşamdan beri, dün sabahtan beri bizden sakladığınız, Parlamentonun muhalefet milletvekillerinden sakladığınız yasa yapma, Anayasa’nın 7’nci maddesi gereğince egemenlik kapsamında yasa yapma yetkisi ve görevi olan milletvekillerinden ısrarla sakladığınız önerge bu mu? Bunu mu sakladınız? Bunun saklanacak nesi var Sayın Bakan? Yani siz sadece hukuku kendinizin bildiğini mi sanıyorsunuz?

Değerli arkadaşlarım, önergenin gerekçesinde “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251 ve 251’nci madde hükümleri ve buna bağlı olarak mahkeme ve savcılık görevlendirilmesi muhakeme sistemimizden kaldırılmaktadır.” diyor. Şimdi, hakikaten kaldırılıyor mu, kaldırılmıyor mu, bakalım.

Değerli arkadaşlarım, önergeyle, 3713 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesi, -yani Terörle Mücadele Kanunu bu- görev ve yargı çevresinin belirlenmesi ve soruşturma ve kovuşturma usul olarak düzenleniyor. Böylelikle Terörle Mücadele Kanunu olan bir kanundaki bir usul hükmü o kanuna aktarılıyor.

Şimdi, madde 10 -Terörle Mücadele Kanunu değişiyor ya- birinci fıkra, arkadaşlar, okuyorum, diğerlerini okumama gerek yok ama hepsi aynı: “Bu Kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayabilecek şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür. Bu mahkemelerin başkan ve üyeleri adli yargı adalet komisyonunca, bu mahkemelerden başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.”

250’nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendini okuyorum arkadaşlar, aynısını, 250’nci maddenin (c) bendi diyor ki arkadaşlar: “Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür.” Neymiş? 250’nci maddesi kapsamına giren suçlar nerede görülürmüş? Burada. Bu ne diyor? Aynısını diyor: “Adalet Bakanlığının teklifi…”

Devam edelim arkadaşlar, ikinci fıkra: “Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yapacağı işlere ilişkin hükümler ve askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.”

Peki, mevcut 250’nin üçüncü fıkrası ne diyor: “Birinci fıkrada belirtilen Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim hâlindeki askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.” Burada askerî mahkemelerin görevleri daha da genişletiliyor yani mevcut düzenlemede sadece savaş ve sıkıyönetim hâlindeki askerî mahkemelerin görevleri istisna tutulurken, getirilen kanunda askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır yani bir savaş ya da sıkıyönetim hâliyle sınırlı olmamak kaydıyla.

Şimdi diğerlerini okumaya hiç gerek yok arkadaşlar.

Üçüncü fıkra 251’inci maddenin birinci fıkrasının aynısı Sayın Bakan, tıpatıp, kelimesi kelimesine.

Devam ediyoruz arkadaşlar: Üçüncü fıkranın (a) bendi 251’in birinci fıkrasının aynısı, kelimesi kelimesine.

Devam ediyoruz: (b) bendi arkadaşlar, sadece burada “2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.” denilmiş. Şu geçenlerde çıkarttığımız Yasa’yı buraya saklı koymuşlar ve suçları da zaten saymış aynı. Daha konuşmalarımda söyleyeceğim.

Devam ediyoruz: (c) bendi, 251’in ikinci fıkrasının aynısı,

(ç) bendi, 251’in beşinci fıkrasının aynısı,

(d) bendi Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (a) bendi,

(e) bendi ise Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (b) bendi,

(f) bendinde -mevcut tasarıda da var- Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (c) bendinin aynısı,

(g) bendi, 252’nin birinci fıkrasının (c) bendinin aynısı,

252 yani “Açılan davalara adli tatilde de bakılır.” 252’nin birinci fıkrasının (a)’sının aynısı,

(h) bendi, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesinin (c) bendinin aynısı.

Şimdi, birinci fıkradaki suçları gene tanımlıyor. Birinci fıkradaki suçlara mevcut Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/1-c fıkrasındaki suçlara bakarsanız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – …“305, 318, 319, 323, 324, 325, 332 aynı olmak üzere.” diyor;  aynısı.

Devam ediyoruz arkadaşlar: “6) Çocuklar, bu madde hükümleri uyarınca kurulan mahkemelerde yargılanamaz.”

BAŞKAN – Teşekkürler…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Terörle Mücadele Kanunu’nda mevcut, var, biz bunu taş atan çocuklarda zaten çıkarmıştık.

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Bakan, özel yetkili mahkemeleri nasıl kaldırıyorsunuz? Özel yetkili mahkemelerin 251, 252’nin kaldırıldığı konusunda hüküm de yok, burada bir önergeniz var, bunda da yok. Siz CMK’nın 250, 251, 252’yi aldınız, Terörle Mücadele Kanunu’nun içine aynen koydunuz ve bu önergeyle saklıyorsunuz. Allah aşkına saklanacak bir şeysi yok bunun ya!

BAŞKAN – Sayın Öztürk, teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Keşke bunu bize dün verseydiniz bu kadar da üzülmeseydik, birbirimizi üzmeseydik. Bakın Sayın Bakan, şimdi birazdan konuşacağız; bu, halkı kandırmaktır…

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – …bu, Parlamentoyu kandırmaktır, bu, millî iradeye saygısızlığın daniskasıdır Sayın Bakan.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Sayın Vural, gerekçeyi mi okutuyorum?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama  yolu seçmiştir.

BAŞKAN - Kim konuşacak Sayın Kaplan?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bozlak…

BAŞKAN – Adana Milletvekili Sayın Bozlak, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

MURAT BOZLAK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun bir süredir, rahatsızlığımdan dolayı, Parlamento çalışmalarına katılmadım ama günübirlik, Parlamentomuzun yaptığı çalışmaları yakinen de izledim.

Gerçekten, ülkemiz adına üzüldüğümü burada ifade etmek istiyorum. Bir yıl süre ile çalışmalarımız bitti, birinci yılımız bitti. Sanki hiç zamanımız yokmuş gibi Meclisin tatile gireceği gün biz toplantı yürütüyoruz, hem de sabah saat dörtlere kadar toplantı yürütüyoruz. Oysa bugüne kadar bu çalışmaları çok rahatlıkla yürütebilirdik.

Şimdi, dışarıda gördüğüm kadarıyla, vatandaşta ve bende uyanan şey şu: AKP Türkiye’yi demokratikleştirecek. Bu anlamda da, işte, “1’inci yargı paketi geliyor, 2’nci yargı reformu paketi geliyor, 3’üncü yargı paketi reformu geliyor, 4’üncüsü de sırada.” deniliyor. İnsanlarda müthiş bir beklenti var. Gele gele ne geliyor? Statüko geliyor. Ne geliyor? İşte, biraz sonra önerge verilecek zannedersem, verilmiştir de, özel yetkili devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılıyor yerine yeni ihtisas mahkemesi oluşturuluyor. Eskiden özel yetkili mahkemenin düzenlenmesi, kuruluşu, Ceza Usulü Muhakemesi Kanunu ile belirlenmişti, bu sefer Terörle Mücadele Yasası içerisine alınmış. Hiçbir değişiklik yok. Sadece yapılan değişiklik, bu kurulacak yeni mahkemenin ismi yok, isim koymak gerekiyor. Eski mahkemelerin, bu mahkemelerin öncesi olan mahkemelerin isimleri vardı. İstiklal mahkemeleri vardı, Yassıada Mahkemesi vardı, sıkıyönetim mahkemeleri vardı, olağanüstü hâl mahkemeleri vardı, devlet güvenlik mahkemeleri vardı ve sizin getirdiğiniz bu özel yetkili mahkemeler vardı. Şimdi onları kaldırıyorsunuz, yerine isimsiz bir mahkeme kuruyorsunuz. Ben isim öneriyorum size: Buna da “AKP mahkemesi” deyin. “AKP mahkemesi” deyin, hiç olmazsa mahkeme isimsiz kalmasın. İşin doğrusu, burada sizin yaptığınız şey, ihtiyaç doğdukça, ihtiyacı, sıkıntıyı gidermeye yönelik çalışma yürütülüyor burada.

Sayın Bakan konuşmasının başında belirtmişti, şunu diyordu: “Mahkemelerimizin iş gücü arttı.” Cezaevlerinden bahsetmedi. Cezaevleri de tutuklularla doldu. Şimdi, bu iki sıkıntıyı atlatabilmek için getirilmiş bu 3’üncü yargı paketinin ceza usulü muhakemeleriyle ve ceza kanunuyla ilgili bölümleri. Yani Türkiye’yi demokratikleştirmeye yönelik, demokratik hukuk devletine bu ülkeyi evirmeye yönelik bir çalışma değil. Sokakta giden insanı “Basın toplantısı yaptı.” diye, “Basın toplantısına katıldı.” diye “Gösteri yürüyüş yasasını çiğnedi.” diye alıyorsun, özel mahkemeye gönderiyorsun, içeri atıyorsun; altı ay, yedi ay iddianameyle davası dahi açılmıyor. Dolayısıyla ne oldu? Cezaevleri tıklım tıklım doldu. İstif ettiniz insanları orada, cezaevinde. Şu an 8 kişilik koğuşta 18 kişi kalıyor. Diyarbakır’da, bizim milletvekili arkadaşımızın kaldığı koğuşta, 18 kişilik koğuşta 40 kişi kalıyor, “Nefes alamıyoruz, boğulacağız.” diyor.  İşte, bu sıkıntıyı gidermek için şimdi bir çalışma yürütülüyor. Ya değilse, Türkiye’yi demokratikleştirmeye yönelik bir çalışma yok. “Mahkemelerin yükünü azaltacağız.” diyorsunuz. Mahkemelerin yükünü bu şekilde de azaltamazsınız. Yasaları, yasaklayıcı mantığı ortadan kaldırmıyorsunuz; yasaklayıcı mantık olduğu gibi kalıyor, yasakları koruyorsunuz, özgürlüklere karşı durmuş oluyorsunuz.

Yani açıkçası sevgili AKP’li arkadaşlar, AKP’nin güttüğü politikada, AKP’li arkadaşların düşüncede demokrat ama pratikte statükocu, tutucu olduklarını, özgürlüklere karşı olduklarını görüyorum.

Sizi engelleyen ne? Gerçek anlamda bir iktidar gücü hâline geldiniz. Tıpkı 1930’ların Cumhuriyet Halk Partisi gibisiniz. Devletin idare ettiği parti değil, devleti idare eden parti konumundasınız. Sizin açılım yapmanızın önüne set çekecek herhangi bir güç de yok. Niye açmıyorsunuz? Niye açmıyorsunuz? CHP’nin 1900’lerde, 30’larda işlediği gibi günah işlemeyin. Bu ülkenin önünü açın, demokratikleşmeyi sağlayın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bozlak.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili bir sataşmada bulundu. Bir söz istiyorum efendim.

İsterseniz oylamadan sonra da olabilir.

BAŞKAN – Oylamadan sonra memnuniyetle.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istemiştim ben biliyorsunuz.

BAŞKAN – Onu işitmedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, daha önce söyledim. Sayın Başkan, 2 kez karar yeter sayısı söyledim.

BAŞKAN – Samimiyetle duymadım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, istedim.

BAŞKAN – Hepimiz yorulduk. Duymadım yani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bizim konuşmacımız kürsüden indikten sonra istedim, diğer önergeleri bekledik, onlar da bitti. Karar yeter sayısı aramanız gerekiyor.

BAŞKAN – Arayayım efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ee, arayın tabii. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Oylama bitti efendim.

OKTAY SARAL (İstanbul) - 67’de istesinler, 67’de.

SONER AKSOY (Kütahya) – Ya olur mu öyle şey!

BAŞKAN – Siz önergeler üzerinde mi karar yeter sayısı istediniz, maddeyi oylamada mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Önergeler üzerinde.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Geçti efendim. Geçenler bir daha oylanır mı?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, mademki bizim duymamamız söz konusu, bir hatamız söz konusu. Müsaade ederseniz tekrar edelim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı var, önergeler kabul edilmemiştir.

66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Hamzaçebi bir söz istemiştir iki dakika, kendisine veriyorum efendim.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Barış ve Demokrasi Partisinin söz alan bazı milletvekillerinin, Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; burada zaman zaman Barış ve Demokrasi Partisinden çıkan bazı milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisini hedef alarak bazı eleştirilerde bulunuyorlar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hedefimize iktidarı koymuş, dolayısıyla muhatap olarak iktidar partisini kabul eden bir partiyiz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri) Bu tip sataşmalara çok zaman cevap vermiyoruz çünkü bu sataşmalara cevap vermek, o anlayışa prim vermek olur. Cumhuriyet Halk Partisine ikide bir sataşıp da “Cumhuriyet Halk Partisi bize cevap versin, biz de bir tartışma yaratalım, gündeme gelelim” anlayışına prim vermiyoruz.

Siz, Sayın Konuşmacı, mensup olduğunuz parti önce Türkiye’nin partisi olsun, önce adına hareket ettiğinizi ifade ettiğiniz vatandaşlarımızı temsil edin, onları kucaklayın, ondan sonra gelin, Cumhuriyet Halk Partisine bir şey söyleyin, konuşalım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Biz Türkiye halklarının partisiyiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Sayın Hatip kantarın topuzunu kaçırdı. İzninizle…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, buyurun.

2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Biz, bu Parlamentonun matruşka bebek partilerinden, grup partilerinden değiliz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri) Buranın ana muhalefet, demokratik ana muhalefet partisiyiz. Sizin geçmişte istiklal mahkemeleri ve sıkıyönetim mahkemeleri varsa, AK PARTİ’nin koalisyon olduğu dönemlerde de devlet güvenlik mahkemeleri ve özel yetkili mahkemeler var. Al birini vur diğerine. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bakın, on yıldır iktidarsınız. Al birini vur diğerine.

Diğer noktaya gelince, Sayın Hamzaçebi, siz ana muhalefetsiniz, iktidara yürüyorsunuz, iktidarı hedef alıyorsunuz değil mi? Bu Parlamento 5 milletvekilinden, bir küçük gruptan nice iktidarları çıkarmış, nice iktidarları. Siz ne zannediyorsunuz? (BDP sıralarından alkışlar) Bu ülkenin iktidarı ve ana muhalefeti size mi tapulu? Önümüzde üç seçim var. Burada üç seçim boyunca yüzde 100 oyunu artıran tek parti Barış ve Demokrasi Partisi değil mi? 2009’da 50 tane belediye başkanı 100 olmadı mı? 2011’de 20 milletvekilini 36 yapmadık mı? Hanginiz bizim kadar oyunu artırdı? (AK PARTİ sıralarından “Biz.” sesleri) Gün ola devran döne; siz, birbirinizle ikiniz bu işi yürüteceğinizi zannediyorsunuz. Üç seçim var önümüzde. Biz doğrudan yanayız, biz eşitlik, özgürlük ve adaletten yanayız. Sizin döneminizin de olağanüstü mahkemelerinin, AK PARTİ’nin de olağanüstü mahkemelerinin dibine kibrit suyu dökene kadar, bu ülkeden izlerini silene kadar militan demokratik muhalefet sürecek, militan demokratik doğru muhalefet. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu mahkemeleri tarihe gömeceğiz, hepinize rağmen, yanlışlarınıza rağmen olağanüstü yargı bitecek ülkemizde, bunu bilesiniz. Bunun için söz aldım. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan yerinden 60’a göre bir söz talebinde bulunmuştur.

Buyurun Sayın Bakanım.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

9.- Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, kürsüye çıkan hatiplerin tamamının AK PARTİ’nin Türkiye Büyük Millet Meclisini, kamuoyunu ve ülkeyi yanılttığına dair sözler söylediklerine ilişkin açıklaması

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, burada 250’nci maddeye ilişkin önergeler dağıtıldıktan sonra kürsüye çıkan hatiplerin tamamı AK PARTİ’nin Türkiye Büyük Millet Meclisini, kamuoyunu, ülkeyi yanılttığına dair sözler söylediler, hatta daha ağır sözler söyleyenler oldu. Ben şunu ifade ediyorum: Temel yasa görüşmeleri sırasında Hükûmetin bu aralarda konuşma yetkisi yok, 60’a göre söz istedim, esasa ilişkin açıklamalarımızı dördüncü bölümün görüşmelerinde yapacağım ancak burada, yanlış yürümemesi için tartışmaların kısa bir şeyi ifade etmek istiyorum.

AK PARTİ sözcüleri, Başbakanımız, bakanlarımız ne zaman bu maddelerle ilgili konuşmuşlarsa şunu söylemişler: “250’yi, yetkili mahkemeleri kaldıracağız.” “Ama bunu kaldırırken, devam etmekte olan davalar etkilenmeyecek.” demiştir, bu bir. “Terörle mücadelemize zarar verecek bir adım atmayacağız.” demiştir, bu iki. “Darbe ve darbe girişimleriyle mücadelemize zarar getirecek bir adım atılmayacak.” denmiştir, bu üç. “Uyuşturucu ve çetelerle mücadeleye ilişkin…”

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Ya, neyi değiştiriyorsun Sayın Bakan, neyi değiştiriyorsun o zaman?  

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – “…maddelerde bir zafiyet oluşturmayacağız.” denmiştir, bu dört. Yaptığımız düzenleme tam da sözümüzün arkasında olan bir düzenlemedir. Geniş bir şekilde dördüncü bölümde açıklayacağım.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Bakan, Bekir Bozdağ’ın dün açıklamaları var.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Hem “kaldırdık” diyorsunuz hem devam ediyor…

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – 67’nci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarısının 67’nci maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                             Ayla Akat

                   Şırnak                                       Iğdır                                      Batman

                Adil Kurt                              Murat Bozlak                             Sırrı Sakık

                 Hakkâri                                     Adana                                       Muş

              Ahmet Türk                             Demir Çelik                          Sebahat Tuncel

                  Mardin                                      Muş                                      İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                       S. Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

          Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan                      Özcan Yeniçeri

                  Kayseri                                     Muğla                                     Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri: 

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          İlhan Demiröz

               Zonguldak                                Kırklareli                                    Bursa

            Refik Eryılmaz                        Ali Rıza Öztürk                        Ali Özgündüz

                   Hatay                                      Mersin                                    İstanbul

                                                          B. Süheyl Batum

                                                                Eskişehir

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Süheyl Batum…

BAŞKAN – Sayın Batum, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 278 sıra sayılı yasayı tartışırken bıkmadan, usanmadan aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz sevgili arkadaşlar. Sizler anlamıyorsunuz diye değil. Mutlaka bu yasayı okuyun. Çünkü çok güzel söyledi Sayın Bakan “Daha ağır ithamlarda bulundular.” dedi. Çok samimiyetle söylüyorum: Daha ağırında da bulunmak isterdik ama Parlamentonun içinde olduğumuz için biz sadece “gerçekleri saptırmakla” itham etmekle yetindik.

Değerli arkadaşlar, bazı suçları yeniden düzenliyorsunuz bu yasayla. Bazı suçların cezasını artırıyorsunuz, çelişkiler olduğunu söyledik. Çok açıklıkla söylüyorum: Anayasa Mahkemesinin kararına aykırı bir düzenlemeyi tekrar getiriyorsunuz. Bankacılık Kurulu için, onun verdiği yürütmeyi durdurma kararları için bir düzenleme getirilmiş idi, Anayasa Mahkemesi bunu 2006 yılında -Sayın Köktürk de söyledi, değerli arkadaşlarım da söyledi- iptal etti. Buna rağmen aynı düzenlemeyi Bakanlık getirmiş. Şimdi, bunu getirirken, gözümüzün içine baka baka, 2006’da iptal edilmiş bir düzenlemeyi tekrar getiren bir bakanlığa biz ne diyebiliriz? “Acaba atlarlar mı, farkına varmazlar mı?” diye düşündüler diyelim. Biz, bizi kandırmaya çalıştıklarını söylüyoruz.

Sevgili arkadaşlar, net söylüyorum: Şimdi, gerçekleri saptıran bir düzenleme geldi önümüze, “Özel yetkili mahkemeleri kaldırıyoruz.” düzenlemesi. Şimdi, bu yasanın tümünde bunları tartışıyorduk ama artık insaf! Bu yasayı niçin getirdik, niçin konuşuyoruz Türkiye Büyük Millet Meclisinde? Bunu herkes duysun diye bir daha söylüyoruz, bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde söylensin, tutanaklara geçsin ve yarın öbürsü gün lazım olursa, Sayın Bakan da, bunu kimler hazırladıysa… Herhâlde bizim söylediğimiz doğru değildir, Amerika’dan gelip de onun İngilizceden Türkçeye çevrilmesi için zaman kaybetmemişlerdir, muhakkak kendileri yapmışlardır. Ama bunu yaparken o bürokratlar, o Sayın Bakan ve eğer kabul edersek bizler, bir daha çocuklarımızın suratına bakarken bir kez daha düşünelim diye söylüyorum.

Sevgili arkadaşlar, bu yasayı getirirken neydi sıkıntılarımız? Hukuk devletiyle bağdaşmayan noktalar neydi? Özel yetkili mahkemeler gibi bir rezilliği yaşıyorduk. DGM’lerden, sıkıyönetim mahkemelerinden sonra gelen özel yetkili mahkemeler. Kim getirmişti bunu? Sizin çoğunluğunuz. Bunu kaldıracaksınız diye bakıyorduk. “Ceza davalarının uzun sürmesini kaldıracağız.” diyorduk. Ne diyorduk? “Uzun tutukluluk sürelerini kaldıracağız.” diyorduk. Ne diyorduk? “Yargıçların bağımsızlığı sorununu çözeceğiz.” diyorduk. Ne yaptınız değerli arkadaşlar? İnsanları, imzasız ihbar mektuplarıyla üç yıl, dört yıl, beş yıl tutuklu tuttunuz. Allah’ınızı severseniz söyleyin, buna yönelik ne getirdiniz bu düzenlemede? Şu düzenlemede buna yönelik ne var, ne değiştirdiniz? Tutukluluk süresini siz on yıla çıkardınız. Şimdi bu düzenlemede ne var bunu düşürdüğünüz? Tam tersine, devam ettiriyorsunuz. Siz -ilk kez söylüyorum- demokratik bir dönemde beş yıl tutuklu kalan… Bunu da -yazılsın tekrar- bir gün soracaklar, çocuklarınız, torunlarınız soracak, Bakana da soracak “Beş yıl tutuklu tuttunuz insanları bu ülkede, beş yıl.” diyecek, gazetecileri, Ergün Poyrazları, size soracaklar. Peki, bunu değiştiren ne getirdiniz, Allah rızası için söyleyin? Beş yıl tutukluluğa bir şey yok, 250, 251, 252… Şimdi, bir düzen, 3713’e monte ettik bunu, aynılarını devam ettiriyorsunuz.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, bakın, “kandırıyorsun” dendiğinde Bakana, üzülüyor. Şuraya bakın, Milliyet’te “ÖYM’ler -özel yetkili mahkemeler- tarih oluyor…” Bunu bizden almadı, Bakan kandırmış, atlatmış. Radikal’de “Özel yetkilere veda zamanı.” Bu arkadaşlar aptal değil ya. Nereden almışlar? Sayın Bakandan ya da bürokratlarından almışlar, “Özel yetkili mahkemelere veda zamanı.” diye...

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Doğru, doğru.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Şimdi, bu metin elinizde, okuma yazma bilen herkes okuyabilir. Okuyun ve özel yetkili mahkemeler kalkmış mı, bir kere daha vicdanınızla hesaplaşın arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ÖNTÜRK (Hatay) – Burada “kaldırıldı” yazıyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Batum.

Buyurun Sayın Yeniçeri.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum öncelikle.

Yasaları değiştirmek, mahkemelerin görevlerini yeniden tanımlamak suretiyle Türkiye’de hakkın, hukukun, adaletin geleceğini düşünenler fena hâlde yanılıyorlar. Özel yetkili mahkemeleri değiştirmek ya da kaldırmak sorunu çözmüyor. Zira, özel yetkili mahkemeleri değil, öncelikle onların oturmuş olduğu zihniyet kalıplarını ve esas aldıkları yaklaşım biçimlerini değiştirmek gerekiyor. Türkiye’de meydana gelen adli vakaları, hukuk facialarını görmezlikten gelmek körlüktür, merhametsizliktir, insafsızlıktır, zulme seyirci kalmaktır. Türkiye’de, bugün uzun tutukluluk süreleri, tutukluyken hapishanede hayatını kaybeden insanlar ve kendilerine yapılan haksızlığı onur sorunu yaparak intihar eden insanlar vardır. Çete kurmakla suçlanan spor yöneticileri, terör örgütü mensubu olmaktan tutuklu emniyet müdürleri, silahlı terör örgütü kurmaktan tutuklanan Genelkurmay başkanları vardır.

Açıkça söyleyeyim: Hukuk sosyal bir bilimdir ama hukukun matematik yönü de vardır ve mantığı olmayan bir hukuk da olmaz. Herkese göre bir başka biçimde uygulamanın olduğu yerde hukuktan bahsedemezsiniz, izafiyetten bahsedersiniz ancak. Aynı hukukun ilkeleri Deniz Fenerinde bir biçimde, Silivri’dekiler için ayrı biçimde uygulanıyorsa orada tarafsız ve bağımsız yargıdan hiç kimse söz edemez. Demokrasilerde hukuk, iktidardakiler için ayrı, muhalefettekiler için uygulanamaz; yargıda da bu böyledir. Demokrasilerde herkes kendisi için; hukuk herkes, adalet herkes içindir.

Diğer yandan, mahkemeler yahut yargıçlar her türlü hatadan da münezzeh değillerdir. Yargılamalarını eleştirenleri tutuklamayla tehdit eden bir yargının kendisinin ne kadar demokratik bir süreç içerisinde hareket ettiği de ayrı bir tartışma konusudur. Demokrasi vesayeti kaldırmaz, bu doğrudur ama demokrasi yalnız silahlı vesayeti değil, sivil vesayeti de kaldırmaz, bu da doğrudur; askerî vesayetin yerine yargının vesayetini de kaldırmaz, o da bir başka doğrudur. Özel yetkili mahkemeler, spor adamları dâhil, neredeyse tutukladığı her kişiyi kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçundan yargılıyor. Özel yetkili mahkemeler, mevcut uygulamalarıyla âdeta milletin iradesinin üzerinde yeni bir vesayet kurumu hâline gelmişlerdir. Zulmün yerine, şekline ve zamanına değil, bizzat varlığına karşı çıkmak lazımdır. Bugün, özellikle dikkat çekecek bir biçimde örnek olması hasebiyle bir daha söylemek istiyorum. İlker Başbuğ’a yöneltilen suçlama şöyledir: Terör örgütü kurmak ve yönetmek. Genelkurmay eski Başkanının nerede yargılanması gerektiği ise Türkiye’nin gündemini meşgul eden önemli bir konu hâline gelmiştir. Şu soruyu kendi kendisine herkes sorsun: Hukuk hukuktur, suç suçtur, yargı da yargıdır; bir insanın nerede yargılandığının ne önemi olabilir? Acaba, neden bir kısım insanlar Orgeneral Başbuğ’un özel yetkili mahkemelerde, diğer bir kısım insanlar ise Yüce Divanda yargılanmasını istedi? Bu durum neden tartışma konusu yapıldı? Bunun cevabı açık. Demek ki bir kısım insanlar özel yetkili mahkemelerin, diğer bir kısım insanlar da Yüce Divanın adaletine güvenmiyor. Yargı adına, adalet adına, hukuk adına bundan daha vahim bir olgu düşünülebilir mi? Hukuk adaletin değil, siyasetin aracı olunca yorumlar da ona göre şekil almaktadır. İktidar hırsı, can korkusu, kamuoyu baskısı ve tarihe kayıt düşme adına hukuk yerine iktidara teslimiyet söz konusu olabiliyor.

Zaman azaldığı için kısaca şöyle söyleyeyim: Yapılan ya da yapılmak istenen şey, aslında özel yetkili mahkemeyi kaldırmak değil, özel yetkili mahkemelere karşı AK PARTİ ve yandaşlarına bağışıklık kazandırmaktır. Yapılanlar, yandaşların suç işleme özgürlüklerini garanti altına almak anlamına gelmektedir. DGM kaldırıldı, onun yerine ÖYM getirildi. Şimdi yapılmak istenen de ÖYM’nin adını değiştirmek ve onun işini bir başkasına yüklemekten ibarettir. AKP, ÖYM’leri kaldırarak devleti korumasız ve yandaşları ise koruma altına almaya çalışıyor.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yeniçeri.

Sayın Kaplan, önergede kim konuşacak?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Sakık konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Sakık, buyurun.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, uzun tutukluk süresi beş yılı Türkiye’de herkes konuşuyor ama emin olun, Kürt coğrafyasında uzun tutukluluk süresini, ta on beş yıla kadar varan dönemleri hep birlikte yaşadık ama hiç kimsenin kılı kıpırdamadı. Yani ayrım yapmadan Türkiye’de yaşayan herkesin bu konuda vicdanları nasırlaştı, olup bitenlere seyirci kaldı. Yıllarca, yani son dönemlere kadar, on beş yıl, on yıl insanlar her gün gidip geliyordu ve on yıl sonra, on beş yıl sonra mahkemeler beraatla sonuçlandığında insanlar cezaevinde tutuluyordu.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; aslında, dünden bugüne kadar bir miktar böyle gizem karıştırılarak bizi de umutlandırdınız. Ya, yeni şeyler oluyor, bu Parlamentonun hassasiyetleri vardır, AKP Grubu içerisinde milliyetçi bir dalga var, burada da milliyetçi bir dalga var. Bunu bir miktar tolere ederek yani halkı umutlandırmak, bizi de umutlandırmak… “Ya, AKP bir şeyler yapıyor ama engel olanlar var.” dedik. Vallahi, bu umutla gidip uyuduk, sabahleyin de kalkıp bu umutla buraya geldik ama hayat bize bir şeyi gösterdi. Japonların çok hoş bir sözü var, derler ki: “Güneşe tapanlar ısı kanununu değiştiremezler, sistemden beslenenler sistemi değiştiremezler.” Tarih bize bir kez daha bunu göstermiştir. Yani geçmişin mağdurları bugün zalimleşiyorlar. DGM’den geçenler… Başbakan da DGM’den geçti ve hepimiz geçtik, bir toplum olarak DGM’den geçtik. Yani istiklal mahkemelerinden tutun, askerî mahkemeler, DGM, bugünkü işte, sizin kurduğunuz özel yetkili mahkemelerin yerine, yeniden -biraz önce arkadaşımız da söyledi- Adalet ve Kalkınma Partisinin mahkemeleri oluştu. Buradan huzur çıkmaz. Buradan ne çıkar? Devlet çıkar. Nerede devlet varsa zulüm vardır. Bu zulümden zaman zaman sizlerin de nasıl mağdur olduğunuzu biliyoruz ama bugün iktidarsınız.

Bakın, dünyanın en çok terörist besleyen ülkesi -yani devletin tanımıyla söylüyorum- biziz. Yani 35 bin 100 bilmem kaç insan dünyada terör suçundan yargılanıyor, bunlardan 13.500’ü bizim ülkemizde Sayın Bakanım. En fazla, düşünce suçundan kim yatıyor yani terörle mücadele yasalarından? Dünyada yine 1’inci biziz. Bu bile bize şunu gösteriyor: Bizim dönüp bu DGM’lerin yerinde olan ve bunun için inşa edilen özel yetkili mahkemeleri lağvetmemiz lazım. Biz gerçekten diğer yargıçlarımıza güvenmiyor muyuz, inanmıyor muyuz? Yani demek ki burada bir şey var. Sayın Bakanım, Genelkurmay Başkanı alelacele niye size geldi? Yani bu yargı paketi gelip tam görüşüleceği sırada niye sizinle görüşme ihtiyacı duydular? Ne söylediler? Ne yaptılar? Şimdi, biz bunları öğrenmek istiyoruz.

Gerçekten sizin niyetiniz bu ülkede hukukun ülkesini mi yaratmaktır, yoksa kendi hukukunuzu mu yaratmak istiyorsunuz? Vallahi kendi hukukunuzu da yaratsanız kimse size boyun eğmez. Eğer geçmişten ders almamışsanız dönün bakın, bu Parlamentodan onlarca iktidar gelip geçti, herkes ceberut devlete sığınarak iktidarlarını sürdürmeye çalıştı ve herkes kendisine göre yasalar yaptı. Suçüstü yakalananlar oldu, başbakanlar onları akladılar ama bugün size bu yakışmıyor, gerçekten size bu yakışmıyor. Çünkü biz gittiğimizde bizim halkımız şunu söylüyordu: “Aman aman, AKP var ya, onlar mağdurdurlar. Onları, aman aman, dışlamayın; destek verin çünkü bizim sorunlarımızı çözerler.” Halkımızda böyle bir inanç vardı ve emin olun… Ama işte bugün Kürtler diyor ki: “…”(x) “Ev sahibi, hırsız; birbirini tanımaya başladı.” Biz birbirimizi artık tanıyoruz. Bu yasalardan özgürlük çıkmaz. Bu yasalardan, yeniden, Kürtlere acı dolu günler, muhaliflere acı dolu günler çıkar; bu ülkenin mağdurları, size muhalif olanlara karşı gerçekten acı dolu günler çıkar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKIK (Devamla) – Acı dolu günlerden herkes payını alır; sadece muhalifler değil, siz de pay alırsınız.

Diliyorum, umuyorum ki sağduyu egemen olur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Yoklama talebiniz var. Tamam.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Tanal, Sayın Öztürk, Sayın Ören, Sayın Özkoç, Sayın Çam, Sayın Aydın, Sayın Köktürk, Sayın Gök, Sayın Kurt, Sayın Ekinci, Sayın Genç, Sayın Cihaner, Sayın Acar, Sayın Güven, Sayın Tamaylıgil, Sayın Batum.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

                        

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

67’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 67’nci madde kabul edilmiştir.

68’inci madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarı ve tekliflerinin 68. maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                             Ayla Akat

                   Şırnak                                       Iğdır                                      Batman

              Ahmet Türk                            Murat Bozlak                             Sırrı Sakık

                  Mardin                                     Adana                                       Muş

                                                                Adil Kurt

                                                                 Hakkâri                                         

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                         Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan

                                          Kayseri                                     Muğla

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          Ali Özgündüz

               Zonguldak                                Kırklareli                                  İstanbul

            Refik Eryılmaz                         İlhan Demiröz                        Ali Rıza Öztürk

                   Hatay                                       Bursa                                      Mersin

                                                             İlhan Cihaner

                                                                  Denizli

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki üç önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın İlhan Cihaner.

BAŞKAN – Sayın Cihaner, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN CİHANER (Denizli) – Teşekkür ediyorum.

Tabii, aslında karşı karşıya kaldığımız sorun ahlaki bir sorun. Yani özellikle sizler, toplumu bu kadar yakından ilgilendiren bir düzenlemenin, yasa maddesinin sadece beş dakikalık bir görüşmeyle, tartışmayla geçmesini, gizli kapaklı pazarlıklarla metnin hazırlanmasını içinize sindiriyorsanız, demek ki ahlak sadece diğer kısma ait bir şey. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Dinleyelim arkadaşlar.

İLHAN CİHANER (Devamla) – Bir kere bunu peşin olarak tespit edelim. Daha sonra da bu noktaya nasıl geldik biz? Bu tartışmalar…

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Millet her şeyi biliyor.

İLHAN CİHANER (Devamla) – Millet her şeyi bilecek, hiç merak etmeyin.

Bu tartışmalar, Fethullah Gülen cemaatinin kontrolündeki birtakım yargıç ve savcıların MİT müsteşarlarını ve önceki MİT müsteşar yardımcılarını ifadeye çağırmalarıyla başladı. Bunlar medyanın iddiası, sizin adınıza konuşan ve cemaat adına konuşan kişilerin iddiası. Bir kere, tartışma böyle başladı ve soruşturmanın Başbakana uzanacağı anlaşılınca bu tarz bir yasa değişikliği gündeme geldi. Her şeyden önce bunu açıkça ifade edelim ki “Ne yapılacak? Bundan sonra neler yaşanacak?” onu da bir öngörebilelim bir kere. Ama ne yaparsanız yapın, Uludere’nin kanından kurtulamayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)  Ne yaparsanız yapın, Urfa’da yanan hükümlülerin kokusu üzerinizden gitmeyecek. Pozantı Cezaevinde tecavüze uğrayan çocukların gözyaşlarının izleri üzerinizden gitmeyecek. Başbakanı da kurtaramayacaksınız, kurtarmak istediğiniz diğer kişileri de.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) –  Hadi oradan!

İLHAN CİHANER (Devamla) – Halka hesap vereceksiniz. (AK PARTİ sıralarından “Kendine bak!” sesleri)

Şimdi, sizin dediğiniz şey şu, bu yasayla getirilen şey şu: “8 tane özel yetkili mahkeme yetmez, 30 tane getiriyoruz.” Tüm hükümleri alıp, Terörle Mücadele Yasası’na koyuyorsunuz.

İlerleyen konuşmalarda teknik kısımlarına da mutlaka değineceğiz ama hemen sadece şuna değinmek istiyorum, şöyle bir hüküm var: “CMK 250’nci maddenin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış olan davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakılmaya devam olunur.” Bu, yaklaşık on yıl sürecek bir süreç arkadaşlar. Yani -şu anda var olan davalar- öyle anlaşılıyor ki tek bir dava kalsa  bile bu mahkeme o tek bir dava kalıncaya kadar  bu varlığına devam edecek. Yani, sıkıyönetim mahkemelerinden sonra devlet güvenlik mahkemeleri, ondan sonra özel yetkili mahkemeler… Bu gidişle alfabede “M” harfi sabit kalmak kaydıyla sanırım tüm harf kombinasyonları kullanılmış olacak. Yani, daha önceden CMK içerisinde bulunan hükümleri Terörle Mücadele Yasası’na alarak tam tersi “düşman ceza hukuku” pratiğini diğer suçlara da yaymış olacaksınız. Daha önceden Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olmayan suçlara da  Terörle Mücadele Kanunu uygulanacak olacak. Mesela, ödüllendirmeye dair hükümler var Terörle Mücadele Kanunu’nda. Mesela, bu hükümler suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerlerinin aklanması suçunda kullanılmıyordu, şimdi onda da kullanılacak. Bunun dışında “Muhbirlerin kimliğinin açıklanmaması” diye bir hüküm var Terörle Mücadele Kanunu’nda. Sadece terör suçlarında değil diğer örgütlü suçların tamamında da uygulanacak.

Bunun dışında müdafi tayini, ödüllendirme, buna dair istisnai hükümlerin tamamı daha önceden CMK’da olduğu için, Terörle Mücadele Kanunu’na tabi olmayan ve uygulanması mümkün olmayan suçlar da Terörle Mücadele Kanunu’na dâhil olmuş olacak. Dolayısıyla, hukuk sistemine inanılmaz bir karmaşa getiriyorsunuz.

Burada acaba şöyle bir gizli amaç mı var? Artık adalet sistemini yönetilemez hâle getirelim, iş yükünü öyle bir boyuta ulaştıralım, hâkim, savcıları yasa manyağı yapalım, iş yükünün altından kalkılamasın ve ancak bir genel afla bu çözülebilir hâle gelsin. Niyetiniz buysa, bence bunu açık açık tartışalım. Koşullar gitgide bunu dayatmaya başlıyor. Çünkü bu kadar hukuksuzlukla, bu kadar hak ihlaliyle çok fazla yönetemeyeceksiniz. Yönetemeyen iktidarların sonu da tarihin çöplüğüdür.

Teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Cihaner.

Sayın Vural...

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Tuncel, buyurun.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten AKP Hükûmetinin özellikle toplumda bir umut yaratan yaklaşımı her zaman için var olmuştur. Özellikle Türkiye’nin temel sorunları konusunda sorunları çözecekmiş gibi davranıp bir umut yaratan yaklaşımları var. Bu yargı paketi de  bunlardan birisi ama uygulamalara geçtiğinde bu umut yaratan yaklaşımdan ne kadar uzak olduğunu bir kez daha burada görmek mümkün.

Diğer bir konu sayın milletvekilleri, AKP Hükûmetinin en çok övündüğü iki konu var. Bunlardan birisi adliye sarayları yapmak, diğerleri de yeni zindanlar açmak. Tabii adliye saraylarında sarayların olduğu yerde ne kadar adalet dağıtılırsa AKP de o kadar adalet dağıtıyor. Dolayısıyla insanları haksız, hukuksuz yere cezaevlerine gönderiyor. Sonra burada sorunları çözmeyince de “Yeni cezaevleri açacağız.” diye bir süreç başlatıyor. Biz buradan bu yargı paketinin Türkiye’de yaratılan beklentiye denk olmadığını, Türkiye’nin temel sorunlarını çözemediğini, dolayısıyla da herhangi bir katkısı olmayacağını bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Hatta yargı sisteminde bazı karmaşalara neden olacak uygulamalar var, daha geri uygulamalar var, bunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, bir Japon yazarın bir sözü var, buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Diyor ki: “Bir ülkede asker çoksa o ülkede barış yok, bir ülkede polis çoksa o ülkede özgürlük yok, eğer bir ülkede avukat çoksa orada adalet yok.” Bizde maşallah üçü de çok. Dolayısıyla bu üçü de, özgürlük de yok, barış da yok, adalet de yok, bunların sağlanması konusunda çok ciddi bir irade de yok. Bakın, şimdi özel yetkili mahkemeleri konuşuyoruz. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gündemde ama bu mahkemeler kaldırılıp Türkiye’de gerçekten demokratikleşmenin önünü açacak bir yaklaşım yok. Sadece bu özel yetkili mahkemeleri kaldırıp yeni mahkemeler kurmak, yeni özel mahkemeler kurmak projesi var.

Bunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz: Eğer Türkiye’de, Terörle Mücadele Kanunu yani Türkiye’nin Anayasası olan -aslında Anayasa dışında başka bir anayasayla yönetiliyor çünkü Türkiye- Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmadığı sürece istediğiniz kadar yargı paketi getirin, istediğiniz kadar düzenleme getirin, buradan hiçbir sonuç çıkmayacaktır. Bunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Sevgili arkadaşlar, bu özel yetkili mahkemelerin temel nedeni nedir? Türkiye’de bir türlü çözülmeyen Kürt sorunudur. 91 yılında çıkartıldı bu Terörle Mücadele Kanunu. O zaman neydi: Kürt sorununu nasıl yargı eliyle baskı altına alabilirdik? 2006’da AKP Hükûmeti, sözde ileri demokrasinin bir gereğiymiş gibi, Avrupa Birliği uyum sürecinde iyi düzenlemeler yapıyormuş gibi yeniden ele aldı, şimdi toplumla mücadele kanununa dönüştü. Şimdi sadece Kürtler değil, sendikacılar, sanatçılar, aydın, yazar, öğrenci, genç herkes bu terörle mücadele kapsamının içinde yer alıyor. HES’lere karşı çıkıyorsan teröristsin, parasız eğitim istiyorsan teröristsin, ana dilinde eğitim istiyorsan teröristsin! Dolayısıyla dünyada en çok teröristi olan ülke unvanına sahip olduk. Böylesi bir ülkede nasıl demokrasiden bahsedeceğiz? Şimdi bu yargı paketinde ne var bunları değiştirebilecek? Hiçbir yaklaşım yok. O açıdan, bunlar değişmediği sürece, yani Türkiye’nin temel sorunu olan Kürt sorunu çözülmediği sürece hep özel ihtisas alanı olan mahkemeler olacak. Bu özel ihtisas alanına şimdi itiraz etmiyoruz, nasıl olsa Kürtler yargılanacak. Çünkü 90’larda da böyle yaptık, sonra işte istiklal mahkemelerinden devlet güvenlik mahkemelerine, oradan ağır ceza mahkemelerine… Özel yetkili mahkemelerin hepsine bakın, herkes önce sessiz kalıyor, nasıl olsa bana dokunmaz, ama bugün adaleti sağlamayanlar, bakıyor, kendisine de dokunuyor. O yüzden burada yapılacak düzenlemenin, tamamen, gerçekten demokratik bir Türkiye için olması gerekir. Bunun için de sağından solundan geçmeden, bu ülkedeki temel sorunları net olarak tespit edip buradan çözüm aramak gerekir.

Yoksa istediğiniz kadar yasa çıkarın… Herhâlde, Türkiye kadar yasa çıkaran bir Hükûmet yok, üstelik kaç saat çalışıyoruz. Yani, burada, diyelim ki niçin? Çıkarılan bütün yasalarda toplumu daha çok baskı altına almak, daha çok toplum yararına değil zararına yönelik bir yaklaşım oluyor.

Buradan bir kez daha şunu ifade etmek istiyoruz: Özel yetkili mahkemeler tamamen kaldırılmalıdır, Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmalıdır, onun yerine yeni özel yetkili mahkemeler kurulmamalıdır. Eğer özel yetkili mahkemeler kuracaksanız, mevcut olan zaten işini yapıyor, niye yeniden bu şeyi yapıyorsunuz?

Bunun bir kez daha buradan Türkiye kamuoyu tarafından bilinmesi gerekiyor. Aksi takdirde, sanki iyi bir düzenleme yapıyormuşuz gibi herkes umut içerisinde bekliyor. Umut edecek bir şey yok, ne yazık ki hukuksuzluğa yeni bir hukuk oluşturuluyor, yeni bir kılıf oluşturuluyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylamadan önce yoklama talebi vardır, yerine getiriyoruz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Öztürk, Sayın Dibek, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Toptaş, Sayın Tanal, Sayın Çam, Sayın Türeli, Sayın Yılmaz, Sayın Ören, Sayın Aydın, Sayın Cihaner, Sayın Güven, Sayın Öz, Sayın Düzgün, Sayın Gök, Sayın Köktürk, Sayın Kurt, Sayın Ekinci.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.38


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN – 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 68’inci maddesi üzerinde verilen aynı mahiyetteki üç önergenin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için bir dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın; Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un; Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223, 2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326) (S. Sayısı: 278) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

68’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 68’inci madde kabul edilmiştir.

69’uncu madde üzerinde aynı mahiyette üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarısının (69) maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                             Ayla Akat

                   Şırnak                                       Iğdır                                      Batman

             Murat Bozlak                             Sırrı Sakık                              Ahmet Türk

                   Adana                                       Muş                                       Mardin

                                        Adil Kurt                               Demir Çelik

                                         Hakkâri                                      Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                         Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Mehmet Erdoğan                     Yusuf Halaçoğlu

                                           Muğla                                     Kayseri

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          Ali Özgündüz

               Zonguldak                                Kırklareli                                  İstanbul

            Refik Eryılmaz                         İlhan Demiröz                        Ali Rıza Öztürk

                   Hatay                                       Bursa                                      Mersin

                                                              Kazım Kurt

                                                                Eskişehir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki üç önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?..

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Kurt, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı görüşülürken gelen farklı bir öneriyle ilgili esas gündem oluştu ve böyle olunca da Türkiye’de tüm insanlarımızın umutla beklediği bir yaklaşımın ne olduğu ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı şikâyetçi, Başbakan şikâyetçi, Adalet Bakanı şikâyetçi, AKP’li milletvekili arkadaşlarımızın tümü şikâyetçi. Özel yetkili mahkemeler kaldırılacak ve onun yerine demokratik açılımı sağlayan, özgürlükleri geliştiren bir yasa gelecek diye umut ederken, umudumuz tükendi ve gelinen noktada gördük ki, çok özel bir uygulama geldi. Özel yetkili mahkemelerde şu anda yargılanan sanıklar o özel mahkemede yargılanmaya devam edecek ama bundan sonra tüm sanıklar Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ihtisas mahkemesi sıfatı verilecek olan ayrı bir mahkemede yargılanmaya devam edecek.

Değişen, gelişen ve hukuk adına katkı sunan ne var diye baktığımız zaman hiçbir cümle, hiçbir kelime olmadığı çok net bir biçimde ortada ama esas garabet iki ayrı özel mahkeme uygulamasının devam edecek olmasıdır. Şu anda yargılananlar için bu mahkemeler devam ederken, bundan sonraki sanıklar için çok özel, ayrı bir ihtisas mahkemesi getirilecek.

Yargılama hizmetlerinin hızlandırılması ve etkinleştirilmesiyle ilgili yasa yapılırken böyle bir uygulamanın getirilmiş olması, şu anda daha önce koyduğumuz 100 küsur maddedeki iyi niyetli unsurların hiçbirisinin iyi niyetli olmadığını da ortaya koyuyor. Dolayısıyla Türkiye’de özel yetkili mahkemelerde yapılan yargılamaların gerçek anlamıyla bir bağımsız yargı önüne getirilmesini sağlayacak adımı atmanızı boşuna beklemişiz; bu, net bir biçimde ortaya çıktı.

Türkiye, Batı’yla yaptığı tüm sözleşmelerde taahhüt altına girdiği hâlde insan haklarına dayalı temel hak ve özgürlükleri koruyacak ve tüm Türkiye’deki insanlarımıza eşit muamele edecek bir uygulamayı ne zaman ve nasıl ortaya koyacaktır, bunu gerçekten merakla bekliyoruz, merakla izliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu düzenleme Türkiye’deki tartışmaları sona erdirmeyecek, Türkiye’de hukuk adına ve hukuksuzluk adına yapılan tüm olumsuzlukların devam etmesini sağlayacaktır ama bir tek, çok özel bir biçimde buraya eklenen MİT Müsteşarını garanti altına alan ikinci bir garanti getirilmiştir; bu da kimin, neden ve niçin korktuğunu, çekindiğini ortaya koymaktadır.

“Bu mahkemeler nereye doğru gidiyordu? Nereye doğru gidecek? Bundan sonra onun önünü nasıl keseriz?”i değerlendirmek, gerçekten Türk hukukçuları açısından uzun zaman tartışılacak bir noktadır.Hiçbir ülkede, hiçbir zaman, sadece belli sayıdaki kişiler için özel bir mahkeme olmaz ama ne yazık ki bugün o, özel bir mahkeme getiriliyor ve şu anda Türkiye’de uzun tutukluluktan şikâyet edilen, hak arama özgürlüklerini ortadan kaldırdığından şikâyet edilen mahkemeleri kaldırdığımızı hiç kimseye anlatamayız, hiç kimseye yutturamayız. Bunu söyleyerek Türkiye’de özel yetkili mahkemeleri kaldıran bakan, özel yetkili mahkemeleri kaldıran Meclis olarak tarihe geçmek varken, özel yetkili mahkemeleri devam ettiren ama insanlara da “kaldırdık” diye yutturmaya çalışan bir Meclis görüntüsü vermek, çok doğru bir mantık ve çok doğru bir yaklaşım değildir. Bu doğrultuda yeniden değerlendirmeleri yapmanızı ve yeniden, bu maddeleri tekrar gözden geçirerek okumanızı diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM KURT (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Bir sonraki önerge için Sayın Demir Çelik.

Buyurun efendim.

DEMİR ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım ve partim adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, bir yargı reformunda beklenmesi gereken temel kıstas, onun özgürlükçü ve eşitlikçi olması, özgürlükleri çoğaltan, toplumun önündeki bir kısım engelleri, barikatları kaldıran nitelikte, özellikte olmasıdır. Sekiz aya yakın bir süredir ülkemiz ve ülkemiz halklarının gündemine taşınan yargı paketi beklentisiyle toplumun önemli bir kısmına verilmek istenen umuda rağmen geldiğimiz nokta bugün itibarıyla bir fiyaskodur. Bu anlamıyla sorunun daha da katmerleşerek kaosa ve krize doğru hızla evrildiğine dair… Yasama organı olarak bizler mevcut duruma, yaşanana müdahale edemezsek krizin siyasal boyutu derinliğine hepimizi beraberinde sürükleyeceği bir belirsizliğe doğru da götüreceğe benzer.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doksan yıllık cumhuriyet tarihinin bizatihi kendisi, merkezî devletle kimlikler arası, merkezî devletle din ve inançlar arası, merkezî devletle çevre arası çelişkilerin ortaya çıkardığı krizler yumağıdır. Biz bu çelişkileri demokratik hukuk devleti normu ve normatifi çerçevesinde çözüme kavuşturamadığımızda yapmaya çalıştığımız her şeyin günü ve günceli kurtarmaktan öte bir anlamı ve içeriği olmayacaktır.

Doksan yıldır kimlikleri özgürleştiremediğimizden; inançları, kültürleri, dinleri özgürleştiremediğimizden hep yasakçı ve güvenlikçi anlayışla soruna yaklaşıp baskılamaya çalıştığımızdan kaynaklı doksan yılda dört Anayasa değişikliğine gitmiş, on binlerce kanun ve yasa yapımı sürecine bizatihi şahitlik yapmış bu Meclis. Yetinmemişiz, kanun hükmünde kararnamelerle, istiklal mahkemeleriyle, sıkıyönetim mahkemeleriyle, devlet güvenlik mahkemeleriyle, özel yetkili mahkemelerle toplumun bir kısmını düşmanlaştırarak, düşman algısına tabi tutarak, ötekileştirip baskılamaya çalışarak hizaya getirmeye çalışmışız. Yetinmemişiz, irade kırmaya, tasfiye etmeye, teslim almaya çalışmışız. Ama “Hâl yoluna koyduğumuz, çözebildiğimiz bir sorun var mıdır?” diye soracak olursanız, bugün tartıştığımız 3’üncü yargı paketinin kendisinden de, özel yetkili mahkemelere yaklaşımdan da anlaşılması gereken odur ki, sorunu çözmek yerine daha da kangrenleştirerek toplumun önemli dinamiklerini hiçleştiren, onların iradesini kıran, onları yeniden var olan çözümsüzlük politikalarına mahkûm kılmaya çalışan bir kısım adımlardır.

Bu açıdan, Kürt sorununun can alıcı olmaya başladığı, otuz yılı aşkın bir süredir canı ve malı götürdüğü, ülkenin özgürleşmesinin önünde ciddi sorunların yaşandığı günümüz Türkiye’sinde olması gereken, sadece ve sadece özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasadır; o anayasayla çelişmeyen, çatışmayan, uyum içerisinde olan yasalardır. Bu yasaları çıkarmak da bizim görevimizdir ama görünen o ki, biz bunları yapmak yerine, görev edinmek yerine yine insanların meşru ve demokratik haklarını gasbeden, öteleyen, bu talepleri karşılamak yerine onları bir kısım askerî, siyasi operasyonlarla halletmeye çalışıyoruz; yetinmiyoruz, yargıyı ve hukuku devreye sokarak da baskılamaya çalışıyoruz. Hâlbuki hukuk devleti, her şeyden önce idarenin, yönetimin ve yürütmenin denetimini, insan hak ve özgürlüklerine dayalı bir denetimi öngörmek durumundadır ama bunlardan uzak bir anlayış olsa olsa otoriterizmdir. Bu da cumhuriyetin karakteriyle örtüşen bir şeydir, çözümsüzlüğün çözüme evrilebilmesi için de tekçi, katı merkeziyetçi otoriter cumhuriyetten demokratik cumhuriyete yol açan yasaları ertelemeden gündeme taşımaktır diyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Çelik, teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

69’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

70’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 70’inci maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                             Ayla Akat

                   Şırnak                                       Iğdır                                      Batman

                                     Murat Bozlak                             Sırrı Sakık              

                                           Adana                                       Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                       S. Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan

                                          Kayseri                                     Muğla

Diğer önerge sahipleri:

         Ali İhsan Köktürk                       Turgut Dibek                          Ali Özgündüz

               Zonguldak                                Kırklareli                                  İstanbul

            Refik Eryılmaz                         İlhan Demiröz                        Ali Rıza Öztürk

                   Hatay                                       Bursa                                      Mersin

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki üç önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmı-yoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kart, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tarafımızdan verilen önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin bazı gerçeklerini doğrudan dile getirmenin, doğrudan ifade etmenin tam da zamanı olduğu düşüncesindeyiz. Bu değerlendirmeleri olabildiğince açık bir şekilde yapmak, bunlarla yüz yüze gelmek, bunları sorgulamak cesaretini ve sorumluluğunu gösterme zamanımızın bir kez daha geldiğini ifade etmek gereğini duyuyoruz.

Bakın, değerli milletvekilleri, Türkiye, ekonomi politikalarıyla, yargı ve kolluk yapılanmasıyla, istihbari yapılanmasıyla bağımlı hâle gelen bir ülke konumundadır; kendi özgür iradesini kullanmayan, kullanamayan bir ülke konumundadır. Bu gerçeği görmemiz gerekiyor.

Bu fotoğraf ve bu gerçek beraberinde neyi getiriyor? Toplumda nefreti getiriyor, ayrışmayı getiriyor, toplumsal tehlikeyi ve bir kısır döngüyü yaratıyor. Olay sadece, bence, iktidar ve cemaat kavgasından ibaret değildir; bunu da aşan boyutları vardır, bunu görmemiz gerekiyor. Daha ötesi var; iktidar ve cemaati de kullanan, kuşatan, hepimizi kuşatan -hepimizi ama- Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm yurttaşlarını kuşatan, teslim almak isteyen büyük oyunu görmemiz gerekiyor değerli milletvekilleri.

Bakın, bunları biraz somut örneklerle anlatayım. Bunları 2005-2006’dan bu yana aslında Cumhuriyet Halk Partisi olarak anlatıyoruz ama bir kez daha anlatmamız gerekiyor. Türkiye’de 2005-2006’lı yıllardan bu yana, yargı-istihbarat-emniyet üçgeninde, legal ve illegal unsurlar, dinamikler hep birlikte görev yapmaktadır. Türkiye, bu dönemde sömürgeleştirilen ve bölgede uydu hâline getirilen bir ülke hâline gelmiştir ve maalesef, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın taşeron Bakan konumuna geldiği bir ülke hâline gelmiştir.

Beş altı yıldan bu yana, Türkiye’nin sömürgeleştirilmesi sürecini kronolojik ve maddi bulgularıyla anlatıyoruz. Bu çerçevede şunları sorduk, Adalet Bakanına şunları sorduk: “Sayın Bakan, 2-3 Aralık 2010 tarihinde yirmi dört saatliğine Amerika’ya gidip gelme ihtiyacını neden duydun?” Bunun cevabını ver, bunu soruyoruz. Aslında bunun cevabı, olayların gelişimiyle, son derece açık. Hâkim ve Savcı Değişim Programı’nın yeni dinamiklerini konuşmak üzere gidip geliyoruz. Hâkim ve Savcı Değişim Programı’nda neyi konuşuyoruz? Duruşma öncesi kolluğun faaliyetleri nasıl olmalıdır, bunları konuşuyoruz. Bunun anlamı yargınızı, kolluğunuzu birilerine teslim etmek değil midir değerli milletvekilleri? Bunu, Türkiye Silivri’de yaşıyor, bunu KCK olaylarında yaşıyor, bunu bütün kritik konularda yaşıyor.

Bakın, bu çerçevede neyi soruyoruz? “Türkiye ekonomik olarak bağımlı hâle gelmiştir.” derken, Suudi Arabistan ve Katar’dan gelen 10 milyar dolarların kaynağını neden açıklamıyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı bütün kritik aşamalarda, Uzak Doğu gezilerini yarıda kesmek pahasına neden öncelikle Suudi Arabistan’ı ve Katar’ı ziyaret ediyorlar? Bunlar önemli konular değil mi değerli milletvekilleri? Bu konulardaki önergelere neden cevap verilmiyor? Bunları sorgulamak gereğini duymuyor musunuz? Bunları sorgulamayacak mısınız? Bunları çocuklarımızın geleceği adına, hepimizin geleceği adına sorgulamak, sormak gerekmiyor mu değerli milletvekilleri?

Bakın, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi başkanları ve emniyet örgütleri, emniyet birimleri yabancı büyükelçiliklere girip kritik dava dosyaları hakkında ve ana muhalefet partisi hakkında brifing verebiliyor değerli arkadaşlarım. Bu fotoğrafı görmeniz gerekiyor. Onun için, biz diyoruz ki: Sayın Başbakan, “Gelin beni de alın.” diye kükreyen Sayın Başbakan, maalesef birilerine teslim olmuştur. Bu sadece cemaat değildir. Bu büyük fotoğrafı görün değerli milletvekilleri. Bu hepimizi rahatsız ediyor, bu hepimizi kaygılandırıyor. Onun için diyoruz ki biz: Siz teslim olabilirsiniz ancak biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye adına, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm yurttaşları adına müstevlilere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz ve teslim olmayacağız değerli milletvekilleri.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bir sonraki önerge…

Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz, kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarında da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan, kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Kanunu’nda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, diğer önerge için kim konuşacak efendim?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ben efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, tek kelimeyle “Özel güvenlik mahkemelerini kaldıracağız.” dediniz, dağ fare doğurdu. Üstelik yetmedi, daha beter hükümleri de eklediniz. Yani 74’üncü maddeye vereceğiniz önergeye baktığımız zaman, hakikaten insanlarla bu kadar rahat dalga geçip, bu kadar rahat oyunu alabilmenin ustalığını nasıl gösteriyorsunuz diye insan hayret ediyor. Yani nasıl beceriyorsunuz bunu, gerçekten şaşırıyorum. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesine aykırı. Tarafsız, bağımsız mahkeme değil.

Yine, istiklal mahkemeleri, sıkıyönetim ve DGM’lerden bir adım daha öteye geçiyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Bu mahkeme yetkilerini ağır cezalara değil, bölge mahkemelerine gönderiyorsunuz. Ama bir ayıp yapmışsınız. O ayıbı söyleyeyim. Mahkemenin nakli konusunda da hüküm koymuşsunuz. Ya devletin özel güvenlik mahkemesi isminde. Onun güvenliği yoksa, gözünüzü seveyim, nereye gidip güvenlik sağlayacak?

Onu bırakın, avukat yasağını yirmi dört saate kadar çıkarıyorsunuz. Onu bırakın, gözaltı süresini uzatıyorsunuz yirmi dört saatten kırk sekiz saate. Savaşa mı gidiyorsunuz, derdiniz ne sizin?

Bakın, özel yetkili mahkemelerin isim babası, markası, patenti AK PARTİ’ye aittir. İsminiz de “adalet.” Eğer isminizdeki adalet kavramıyla bu mahkemeleri açıklarsanız, bu ülkede adaletten ne çektiğini vatandaş bilir.

Yeni doğacak mahkemeniz hayırlı olsun. Güvenlik yetkili mahkemesi kuruyorsunuz. ÖYM yerine GYM. Siz bunu satabilirsiniz. Güzel yetkili mahkeme diye satabilirsiniz. 3 tane seçim var önümüzde. ÖYM yerine güvenlik yetkili mahkeme. Bu güvenlik politikalarının yanlış ve şaşı bakış açısıdır.

Bakın, çok samimi söylüyorum. Niye? Şimdi düşünsenize, bu kapsama aldığınız suçlarda devlet sırlarıyla ilgili bölümü kendinize yontmuşsunuz. Sanki orada korunmayı gerektiren bir durum var, onu almışsınız kapsama. Bırakın onu, hani olabilir, genelkurmay başkanları Yüce Divanda yargılanır ama özel yetkili mahkemeler bunu dinlemiyor. Buna bir ufak rötuş çekiyorsunuz.

Şimdi, iddia ve savunmanın silahlarının eşitliği, adil yargılamanın temelidir. Gizli polis, gizli soruşturma, gizli tanık, gizlilik kararının üstüne avukat görüş yasağını koyuyorsunuz. Avukatsız yargılama getireceksiniz. Bu çağdaş engizisyon mahkemelerinin adıdır. Bu çağdaş engizisyon mahkemelerinin içinde maddelerini de saymışsınız. Kapsamını genişletmişsiniz ve adına “ihtisas mahkemesi” demişsiniz. Bunun adı ihtisas mahkemesi değil, testere mahkemeleridir, adaleti doğrayan mahkemelerdir. İnsanları özgürlüğünden yoksun bırakan, siyasi düşünceleri nedeniyle tutukladığınız, tutsak ettiğiniz, size muhalif olan herkese karşı bunu testere gibi kullandığınız mahkemelere dönüyor. Bunun neresi ihtisas mahkemesi? Üç tane madde var. İhtisas mahkemesi mi olur devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar? Ama bu önergenizde onu da genişletiyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Yasak bölgeler.” Ya Şırnak’ta asker istediği yere bir tabela koyuyor, diyor ki: “Burası yasak bölgedir.” O yasak bölgede iki tane keçisi yakalanan çobanı getirip yargılayacaksınız. O kadar sınır ve kapsam genişletiyorsunuz. Hakikaten, sizin vicdanınız ve adaletiniz… Partinizin adındaki adaletinizi de anlamakta zorluk çekiyorum.

Tutuklama süresini bu mahkemelerde 2 katına çıkarıyorsunuz. Allah’tan korkun, ceza adaletinde geriye dönüş var mı? Haksız yere tutukladığınız bir vatandaşın, üç yıldan fazla tutuklu olanların, tutuklu milletvekillerinin, seçilmişlerin, yarın beraat ettiği zaman ceza adaletinde geriye dönüşünü sağlayıp özgürlüğünü iade edebilirsiniz misiniz? Çocuklarından, ailesinden, çevresinden, işinden kopuşunun telafisini sağlayabilir misiniz? Niye hâlâ 2 katına çıkarıyorsunuz tutukluluk süresini? Yani bu devlet güvenlik mahkemeleri yerine kurulan özel güvenlik mahkemeleri daha sıhhatli, daha adil çalışması gerekmiyor mu? Zamanında çalışması gerekmiyor mu? Ne demek tutukluluğun 2 katına çıkarılması? Bu sizin ayıbınız olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bu sizi çok çok zorlayacak. Çok açık söylüyoruz. Bunun üzerinde konuşmaya devam edeceğiz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

70’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Birleşime bir saat ara veriyorum.    

Kapanma Saati: 19.15


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

71’inci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının 71. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 71-a) 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“c) Başkanlık iç denetçiliğine 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunundaki atama şartlarına tabi olmaksızın hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az 8 yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile iç denetim hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından, muvafakatları alınarak, Müsteşarın teklifi üzerine Bakan tarafından atama yapılır. Bu şekilde atananlar İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından en az iki aylık eğitime tabi tutulur ve eğitim sonunda bunlara kendi idarelerinde geçerli kamu iç denetçi sertifikası verilir.

             İlhan Cihaner                         Ali Rıza Öztürk                          İdris Yıldız

                  Denizli                                     Mersin                                      Ordu

                                      Kazım Kurt                          Hüseyin Aygün

                                        Eskişehir                                   Tunceli

BAŞKAN – Bundan sonraki iki önerge aynı mahiyettedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı yasa tasarı ve tekliflerinin 71. maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                             Ayla Akat

                   Şırnak                                       Iğdır                                      Batman

                Erol Dora                             Murat Bozlak                             Sırrı Sakık

                  Mardin                                     Adana                                       Muş

                Adil Kurt                               Demir Çelik                          Sebahat Tuncel

                 Hakkâri                                      Muş                                      İstanbul

                                      Ahmet Türk                           İbrahim Binici

                                          Mardin                                   Şanlıurfa

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Oktay Öztürk                           Oktay Vural                         Nevzat Korkmaz

                 Erzurum                                     İzmir                                      Isparta

                                  Yusuf Halaçoğlu                     Mehmet Erdoğan

                                          Kayseri                                     Muğla

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergenin üzerindeki görüşünüzü almak istiyorum Sayın Komisyon Başkanı.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Değerli Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anayasal sistemimiz kuvvetler ayrılığı prensibine göre tanzim edilmiş, devlet organlarına da bu prensip çerçevesinde yetki ve sorumluluklar verilmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçiren, onu ayakta tutan da hukuk devleti ilkesidir. Meşruiyet içinde olunması gerekir.

Tam anlamıyla bir hukuk devletinden bahsedilmesi için de, bağımsız ve tarafsız bir yargı şarttır.

Yargının siyasallaşması gibi iddialar, hukuk devleti görüntüsünü ortadan kaldırmaktadır.

Bu erozyonun farkında olan kamuoyu tepkileri ile bu olumsuz atmosferi ortadan kaldırmak için yargı reform paketleri birbiri ardına açılmakta ve böylece kamuoyu oyalanmaktadır.

Toplumda büyük beklentiler yaratan 3. yargı reformu paketinin de bu beklentileri karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.

Ana gerekçe, yargının hızlandırılması ve biriken ağır iş yükünün azaltılmasının hedeflenmesidir.

Ancak bu hedefleri gerçekleştirmek üzere tasarının hiçbir somut öneri içermediği, 3. yargı reform paketinin de ölü doğmasına sebep olduğu görülmüştür.

Ne İcra ve İflas Kanunu’nda ne İdare Hukukunda ne Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ve ne de diğer kanunlarda yapılan değişiklikler, yargının süratli, adil ve etkin gerçekleşmesine katkı veren değişiklikler olmayıp, insanlarımız mahkeme kapılarında yıllarca beklemeye devam edeceklerdir. Verilen yargı kararları ise adalet terazisinde tartıldığında, hep tartışmalı ve kamu vicdanında mahkûm edilen kararlar olacaktır.

On yıldır tek başına hükûmet eden Adalet ve Kalkınma Partisi ülkedeki kronikleşmiş problemleri çözmek bir yana, kendisine millet tarafından verilen gücü hep istismar amacıyla kullanmıştır.

Bugün de Meclise getirdiği tasarı ile yıllardır kronikleşen problemi çözmek bir tarafa, çözermiş, yaparmış gibi davranarak yine kamuoyunu oyalama yolu seçmiştir.

BAŞKAN – Sayın Akat…

AYLA AKAT (Batman) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

3. Yargı paketinde Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması amaçlandığı açıklanmışken, yeni bir düzenleme ile ihtisas mahkemesi adı altıda devamı sağlanmaktadır.

Hükûmet olağanüstü yargının sürdürülmesinden yana karar almıştır. AİHS’ne, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesine ve Anayasa 36 ve 90 ncı maddeye aykırıdır.

Söz konusu kanun maddesi temel kanun hükümlerine ve içtüzük 91 nci maddeye aykırı olduğundan çıkarılmalıdır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 278 sıra sayılı kanun tasarısının 71. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 71-a) 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“c) Başkanlık iç denetçiliğine 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunundaki atama şartlarına tabi olmaksızın hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az 8 yıl görev yapmış ve üstün başarısıyla iç denetim hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından, muvafakatları alınarak, Müsteşarın teklifi üzerine Bakan tarafından atama yapılır. Bu şekilde atananlar İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından en az iki aylık eğitime tabi tutulur ve eğitim sonunda bunlara kendi idarelerinde geçerli kamu iç denetçi sertifikası verilir.

                                                                                              İlhan Cihaner (Denizli) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon, katılıyor musunuz önergeye?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Cihaner. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAN CİHANER (Denizli) – Herkesi saygıyla selamlıyorum.

Aslında bu maddeyle ilgili bizim asıl değişiklik önergemiz, hâkim ve savcıların yaşadıkları çok yoğun, ağır çalışma koşullarıyla uyumlu olarak fiilî hizmet süresi zammı ve maaşlarına yapılacak bir iyileştirmeyle ilgiliydi ancak tüzük gereği yeni bir madde ihdası olarak getirilmesi… Aynı fikirde olmamakla birlikte, Divandan öyle bir uyarı gelince onu ayrı bir madde ihdası hâlinde getireceğiz ama ona rağmen gene hâkim ve savcıların çalışma koşullarıyla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.

Hâkimler ve cumhuriyet savcıları, belki de dünyada hiçbir ülkede görülmediği bir şekilde ağır çalışma koşulları altında yaşıyorlar ve diğer fiilî hizmet zammı alan meslek gruplarıyla mukayese edildiği zaman belki de en fazla bu tarz bir olanağı hak eden meslek grubuna aitler. Meslekten kaynaklanan streslerden, hastalıklardan tutun, gecesi, gündüzü, hafta sonu bile çalışmayı zorunlu kılan bir iş yükü altında gerçekten eziliyorlar ve bunun karşılığını aldıkları söylenemez. 2006 yılında yapılan maaş zammı da erimiş ve o dönemki kazanımlarını kaybetmiş durumdalar. O nedenle böyle bir önerge vermiştik fakat bahsettiğim gerekçelerle bunu ayrı bir madde ihdası olarak getiriyoruz.

Ben, tekrar, bu özel yetkili mahkemeler meselesine dönmek istiyorum. Yasada -bu şekilde eğer yasalaşırsa önerge- ayrı bir karmaşa çıkaracak husus da savcılıkların ellerinde şu anda bulunan soruşturmalar. Bununla ilgili detaylı bir bilgi yok. Hâlen, ucu açık, devam eden onlarca soruşturma var. Davaları açılmış fakat elde tutulan soruşturmalar var. Bu soruşturmaların ne şekilde sonlandırılacağı, hangi mahkemeye dava açılacağı belli değil. Bunun yaratacağı karmaşa, bunun yaratacağı yetki görev karmaşası, bu soruşturmaların belki de on yıllarca sürecek bir belirsizliğe mahkûm olmaları sonucunu doğuracak. Dolayısıyla, böyle bir sakınca da taşımakta.

Şimdi, medyada dünden beri yaratılan hava, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması. Özel yetkili mahkemeler sadece isimden ya da tabeladan ibaret değil. Özel yetkili mahkemeler, DGM’lerden, sıkıyönetim mahkemelerinden miras aldıkları bir zihniyet taşıyorlar. Bu zihniyeti yeniden yeniden üreten de başta Terörle Mücadele Kanunu olmak üzere antidemokratik hükümler. Bu zihniyeti ortadan kaldıracak, özel yetkili mahkemelerin bu yaklaşımını ortadan kaldıracak düzenlemeler yapmak yerine, Terörle Mücadele Yasası’nı külliyen kaldırmak yerine, CMK’nın içerisindeki hükümleri oraya aktarmak özel yetkili mahkemelerin kaldırılması değil, çok daha güçlü ve antidemokratik bir şekilde yeniden kurulması anlamına gelecektir. Tek bir değişiklik yok, tek bir demokratikleşme yok. Hatta daha sonra önerge hazırlandığını biliyoruz, CMK 188’inci maddede, avukatsız karar verme olanağı getiren maddeyle birlikte değerlendirirsek, gene savunmaya, dosyanın hacmine göre yeterli süre verilmesine dair hükmün kaldırıldığını göz önünde bulundurursak, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması bir yana, yeni yeni özel yetkili mahkemelerin çok daha antidemokratik bir şekilde kurulacağı açık. Bu düzenlemeyle yapılacak iş, belki de hoşunuza gitmeyen hâkim, savcıların ayıklanması olacaktır ama özel yetkili mahkemeler DGM’den aldıkları yargılama kültürünü devam ettirecektir. Dolayısıyla eğer yargı bağımsızlığı istiyorsak, özel yetkili mahkemelerin yarattığı hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasını istiyorsak çok basittir bunun çözümü; Terörle Mücadele Yasası’nın ve özel yetkili mahkemelerin kurulumuna dayanak teşkil eden üç maddenin kaldırılması olacaktır. Yapılan düzenleme kesinlikle özel yetkili mahkemelerin kaldırılması değil, çok daha antidemokratik bir şekilde yeniden kurulması anlamına gelmektedir.

Teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Cihaner.

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Tarhan, Sayın Cihaner, Sayın Tezcan, Sayın Özkoç, Sayın Tanrıkulu, Sayın Tanal, Sayın Yılmaz, Sayın Köktürk, Sayın Acar, Sayın Moroğlu, Sayın Aydın, Sayın Koç, Sayın Loğoğlu, Sayın Aldan, Sayın Köse, Sayın Oyan, Sayın Ekşi, Sayın Korutürk, Sayın Türmen.

Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.29


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 129’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN – 278 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 71’inci maddesi üzerinde verilen Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve arkadaşlarının önergesinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Türk Ceza Kanunun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Kanununda Yer Alan Maddelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce ile 34 Milletvekilinin; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; Türk Ceza Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 6 ve 7’nci Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasa Teklifi; İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Terörle Mücadele Kanununda Bazı Maddelerin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili An