DÖNEM: 24                              CİLT: 25                      YASAMA YILI: 2

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

126’ncı Birleşim

28 Haziran 2012 Perşembe

 

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

 IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’ün, Kocaeli’nin kurtuluşunun 91’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, okullarda süt dağıtımına ve bu hususta Hükûmetin açıklama ve uygulamalarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, adliyelerinin kapatılması düşünülen Burdur ilinin Ağlasun ve Çavdır ilçelerinin kazanılmış haklarının gasbedilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubunun hazırladığı “Akademide Hak İhlalleri” dosyasındaki raporda yer alan bazı ifadelere ilişkin açıklaması

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ili Ardanuç ilçesinde adliyenin kapatılması nedeniyle halkın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için kapatma kararının geri alınması talebine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, özelleştirme sonrası İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesinin keyfî uygulamalarına ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Srebrenica katliamını lanetlediğine ve KESK Başkanı Lami Özgen ve bazı sendikacıların gözaltına alınmalarına ilişkin açıklaması

6.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen Antalya EXPO 2016 Yasa Tasarısı’na ilişkin açıklaması

7.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ve Türk tarımının içinde bulunduğu duruma ilişkin açıklaması

8.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, buğday alım fiyatlarına ve 2012 yılında tarıma verilmesi öngörülen desteğe ilişkin açıklaması

9.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ilişkin açıklaması

10.- Samsun Milletvekili Tülay Bakır’ın, süt şekeri laktozun intoleransına ilişkin açıklaması

11.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

12.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

14.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, İzmir’de banliyönün metro standartlarına getirilmesi konusunda Bakanlığı döneminde protokol imzalandığına ve Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Demiryolları ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının çalışmalarının sürdüğüne ilişkin açıklaması

16.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın yaptığı konuşmada Malatya ile ilgili söylediklerine ilişkin açıklaması

17.- Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle’nin, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın Erzincan’daki hastanelerle ilgili vermiş olduğu bilgilere ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, görüşmelerin sağlıklı yürütülemediğine ve sonlandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 20 milletvekilinin, İstanbul ili Pendik ilçesindeki imar planı değişikliklerinden kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/334)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, öğretmenlerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/335)

3.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 23 milletvekilinin, kültürel nedenlerden dolayı düşük toplumsal statüde bulunan kadınların durumunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/336)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, 13/6/2012 tarihinde İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28/6/2012 günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın İzmir Büyükşehir Belediyesine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302)

4.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl’ün; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/637, 2/700) (S. Sayısı: 301)

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkanlarına tahsis edilen makam araçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7626)

2.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, İbradı ilçesindeki bir alanın Konya iline bağlanmasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/7647)

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, çay üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/7692)

4.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, NBŞ kotası üzerinde yapılan artırıma ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/7706)

5.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, diziler, dizilerin süreleri ve RTÜK tarafından verilen cezalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/7834)

6.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2011 yılları arasında meydana gelen orman yangınlarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/7890)

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7917)

8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Başbakanlık koruma görevlileri ile koruma araçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7918)

9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TRT personeline ve TRT’nin yayın politikalarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/7941)

10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7943)

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2012 yılları arasında gerçekleşen cari açık değerlerine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/8063)

12.- İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın’ın, Mardin ili konulu bir TV programına konuk olarak davet edilmemesine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/8113)

13.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, örtülü ödenekten yapılan harcamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/8117)

14.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Suudi Arabistan ve Brunei Krallarının ziyaretleri sırasında verdikleri hediyelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/8121)

15.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, kullandığı makam araçlarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/8160)

16.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Suudi Arabistan Kralının 2007’deki ziyareti sırasında verdiği hediyelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/8179)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.04’te açılarak beş oturum yaptı.

 

İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, Çocuk Esirgeme Kurumunun kuruluşuna,

Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, Antalya-Konya il sınırının değiştirilmesine,

Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, Bitlis’in sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, ülkede hayvancılığın ve tarımın kaderine terk edilmiş olduğuna,

Kütahya Milletvekili Alim Işık, HSYK kararıyla görevlerine devam etmesi kararlaştırılan 44 adliyenin bulunduğu ilçelerden 23’ünün Kütahya ilinin Domaniç ilçesinden, 13’ünün de Şaphane ilçesinden daha az nüfusa sahip olduğuna ve bu haksızlığın giderilmesi gerektiğine,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvin’in Ormanlı köyünde, köy muhtarının idare nezdinde girişimler yapmış ve yargıya başvurmuş olmasına rağmen bölge trafik istasyonu kurulacağı bahanesiyle bin ağacın kesimine başlandığına, bu işlemin durdurulması gerektiğine,

İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, Meclisin ülkedeki çatışmalara, tutuklamalara ve baskılara son verecek bir irade ortaya koyamadan tatile girdiğine,

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, etüt ve beslenme ilköğretim okullarındaki statü değişikliğine,

Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, HSYK kararıyla 44 ilçe adliyesinin tekrar görevlerine devam etmesine karar verildiğine ama nüfusu 5 binden fazla olan Uşak’ın Karahallı ve Ulubey ilçelerindeki adliyelerin neden açılmadığı konusunda bilgi sahibi olamadıklarına,

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Siirt’te 4 askerin şehit olmasına ve Hükûmetin sınır ötesi operasyon yetkisini kullanması gerektiğine,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Siirt’in Eruh ilçesinden Görendoruk Jandarma Karakoluna giden askerlere terör örgütünün pusu kurması sonucu 4 askerin şehit olmasına,

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya ili Yeşilyurt ilçesi İkizce köyünde açılan taş ocaklarının hem köyde yaşayan insanların sağlığına hem de çevreye zarar verdiğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Niğde Milletvekili Doğan Şafak ve 20 milletvekilinin, Niğde, Aksaray ve Nevşehir illerinde yaşanan don felaketi nedeniyle patates üreticilerinin içinde bulunduğu sorunların (10/331),

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 20 milletvekilinin, öğretmenlerin tüm sorunlarının (10/332),

Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve 33 milletvekilinin, nişasta bazlı şekerin üretimindeki artışın ve ülkemize kaçak giren tatlandırıcıların sağlık açısından doğuracağı risklerin ve şeker pancarı üreticilerinin sorunlarının (10/333),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),

Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasında yer alan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) görüşmelerine başlanarak ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in AK PARTİ Grubuna,

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın şahsına,

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın Adalet ve Kalkınma Partisine,

Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Cumhuriyet Halk Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

Alınan karar gereğince, 28 Haziran 2012 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 01.17’de birleşime son verildi.

 

                                                                   Mehmet SAĞLAM

                                                                      Başkan Vekili

 

                  Mine LÖK BEYAZ                                                                     Tanju ÖZCAN

                        Diyarbakır                                                                                    Bolu

                        Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

                                                                                                                                          No: 177

28 Haziran 2012 Perşembe

Tasarı

1.- 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/649) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.06.2012)

Teklifler

1.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın; Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/728) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.06.2012)

2.- Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl’ün; Pasaport Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/729) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.06.2012)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 20 Milletvekilinin, İstanbul ili Pendik ilçesinde yapılan imar planı değişikliklerinden kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/334) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/11/2011)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkanvekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, öğretmenlerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/335) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/11/2011)

3.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 23 Milletvekilinin, toplumsal cinsiyet sorunlarının ortadan kaldırılması için alınması gereken önlemlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/336) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/11/2011)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Muğla’da 2-B kapsamındaki arazilerin rayiç bedellerine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1914) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

2.- Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Muğla’da 2-B kapsamındaki arazilerin rayiç bedellerine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1915) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sağlık araştırmalarının yaygınlaştırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1916) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, hane halkı sağlık araştırmalarına ilişkin Kalkınma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1917) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün Arpaçay’da bir köyün yol, köprü, köy konağı ve sağlık personeli sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1918) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Arpaçay’da bir köyün yol, aydınlatma ve köy konağı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1919) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Arpaçay’da bir köyün yol ve kanalizasyon sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1920) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Arpaçay’da bir köyün yol ve köprü sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1921) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Arpaçay’da bir köyün yol ve kanalizasyon sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1922) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Arpaçay’da bir köyün köprü, köy konağı ve sağlık ocağı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1923) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

11.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, ceza infaz koruma memurlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1924) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

12.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, yeni eğitim sisteminin çocuk işçiliğini artıracağı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1925) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

13.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, üstün yetenekli çocukların yurt dışına eğitime gönderilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1926) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

14.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi kapsamında yapılacak personel alımına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1927) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

15.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, kamuda sözleşmeli ve geçici kadrolarda çalışanlara ve grev yasaklarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1928) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

16.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da büyük ve küçükbaş hayvan sayısına ve hayvancılığa verilen destek miktarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1929) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

17.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, 2002- 2012 yıllarında Ankara’ya gelen turist sayısına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1930) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

18.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, yeni eğitim sistemi ile Ankara’daki okulların mevcut durumundaki değişikliğe ve yaşanan belirsizliğe ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1931) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

19.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da doğal gaz kullanımına ve fiyatına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1932) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

20.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, 2011ve 2012 yıllarında tarımsal sulamadan doğan elektrik borçlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1933) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

21.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Kredi ve Yurtlar Kurumundan ilişiği kesilen bir öğrenciye ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/1934) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Diyarbakır Adalet ve Kalkınma Partisi İl Teşkilatı Kongresinde yaptığı bir konuşmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8415) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

2.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Çorlu’nun eğitim alanındaki ihtiyaçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8416) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

3.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, 2003-2012 yılları arasında gerçekleştirilen imar değişikliklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8417) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

4.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, 2002-2012 yılları arasında gerçekleştirilen özelleştirmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8418) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

5.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, bazı TV kanallarının seçim kampanyaları sırasında siyasi partilere karşı taraflı yayın politikası izlediği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8419) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

6.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Haziran 2012’de İzmir’de açılışı gerçekleştirilen 771 projeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8420) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

7.- Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, Balıkesir’deki 2-B arazilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8421) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

8.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Bursa’ya yapılacak yeni stadyuma ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8422) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

9.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, kürtajla ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8423) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

10.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Orman Genel Müdürlüğü Gazi Yerleşkesinde yapılan bakım-onarım harcamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8424) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

11.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Suriyeli muhaliflere gönderilen silahlarla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8425) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

12.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, 2-B arazilerinin rayiç bedellerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8426) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

13.- Samsun Milletvekili Ahmet İhsan Kalkavan’ın, Samsun’un kamu yatırımları ve toplanan vergilerdeki payına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8427) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

14.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarının 10’uncu yılına özel olarak bastırılan hatıra paralara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8428) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

15.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarının 10’uncu yılına özel olarak bastırılan hatıra paralara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8429) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

16.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yurt dışında oluşturulan kardeş şehirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8430) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

17.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Türkiye’nin Suriyeli muhaliflere yardım ettiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8431) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

18.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyeleri ile idarecilerinin özlük haklarına ve Başkanlığın giderlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8432) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

19.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, ABD’nin PKK’ya silah bıraktırmak için devreye gireceği haberlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8433) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

20.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Zonguldak’ta sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan vatandaşlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/8434) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

21.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, kapatılacak ilçe adliyelerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8435) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

22.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, bazı ilçelerdeki adliye teşkilatlarının kaldırılacağı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8436) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

23.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bazı ilçe adliyelerinin kapatılacağı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8437) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

24.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Hatay F Tipi Kapalı Cezaevinde siyasi suçlardan dolayı bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı ile tutuklu ve hükümlülere yapıldığı iddia edilen bir takım uygulamalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8438) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

25.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, Selçuk’ta sit alanı uygulamasından dolayı mağdur olan kişilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8439) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

26.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısına ve sağlık hizmetlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8440) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

27.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, 2003-2011 yılları arasında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının bütçesine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8441) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

28.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, ÖMSS sonrası yapılacak atamalara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8442) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

29.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, annelerin 18 yaşından küçük çocuklarıyla yurt dışına çıkışlarında eşlerinden muvafakatname istenmesine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8443) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

30.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Türkiye ile AB arasındaki sosyal güvenlik ilişkilerini düzenleyen Ortaklık Konseyi kararının getirdiği kazanımlarda geri adım atılacağı iddialarına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/8444) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

31.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Hollanda’da yaşayan yurttaşlarımızın eğitim sorunlarına ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/8445) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

32.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Akçaabat Organize Sanayi Bölgesinin ulaşım sorunlarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/8446) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

33.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Siber Güvenlik Merkezi oluşturulacağı iddialarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/8447) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

34.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’de sanayi sektörünün sorunlarına ve işsizliğe ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/8448) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

35.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, kamu kurumlarına ve şirketlere yapılan siber saldırılara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/8449) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

36.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, TÜBA’ya atanan bilim insanlarının akademik yeterliliğine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/8450) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

37.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, bir makrosefali hastasının sağlık giderlerinin karşılan-mamasında yapılan ödemelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8451) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

38.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Kadirli TEDAŞ’ta ihaleyi kazanan bir taşeron firma tarafından işe başlatılmayan bir işçiye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8452) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

39.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’deki Kentsel Dönüşüm Projesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8453) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.06.2012)

40.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapı denetim şirketlerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8454) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

41.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, İlbank’ın personel alım ilanında aranan şartlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8455) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

42.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, Efes Antik Kentinde ruhsat verilen işletmelere ve bunların tarihi dokuya etkisine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8456) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

43.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık ile ilgili yapı ruhsatı başvurularına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8457) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

44.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Batman’da tarım ve hayvancılık ile ilgili yapı ruhsatı başvurularına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8458) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

45.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, müteahhitlerden alınacak bir yazıyla geçici ustalık belgesi teminine yönelik uygulamaya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/8459) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

46.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, mübadele anlaşmaları dışında ülkemize göç eden Türk vatandaşlarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8460) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

47.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Türk iş adamlarının Kuzey Irak’ta yaşadığı sorunlara ve Suriye ile ilişkilere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8461) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

48.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da yaşanan elektrik kesintilerine ve dağıtım şirketinin sorumluluğuna ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8462) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

49.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Kadirli TEDAŞ’ta ihaleyi kazanan bir taşeron firma tarafından işe başlatılmayan bir işçiye ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8463) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

50.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Eti Maden İşletmeleri personelinin özlük haklarına ve işletmenin giderlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8464) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

51.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Eti Maden İşletmelerinin yöneticilerine ve genel müdürlük binasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8465) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

52.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, akaryakıt fiyatlarına ve indirim oranlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8466) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

53.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, TPAO’nun yurt dışı şirketi olan TPIC’e ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/8467) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

54.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Digor’daki ekim alanlarının barajdan sızan suyun altında kalmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8468) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.06.2012)

55.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ta kuraklık nedeniyle çiftçilerin yaşadığı sorunlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8469) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.06.2012)

56.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Güneysınır ve Seydişehir’de don afetinden zarar gören çiftçilere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8470) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

57.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, 2002 yılından günümüze düve ve süt ineği sayısı ile hayvancılık desteklerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8471) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

58.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Balıkesir’deki şap aşısının yetersizliğine ve şap hastalığıyla mücadeleye ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8472) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

59.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’da bir beldede dolu nedeniyle çiftçilerin uğradığı zararlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8473) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

60.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kültür balıkçılığının desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8474) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

61.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, GDO’lu ürünlerin ithaline ve kullanımına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8475) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

62.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, 2011-2012 yıllarında çiftçiye verilen desteklere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8476) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

63.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki kene ısırması vakalarına ve alınan tedbirlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8477) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

64.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, ülkemizdeki organik bal üretimi, denetimi ve bal üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8478) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

65.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Salihli’nin bazı köylerinde dolu felaketinden zarar gören çiftçilere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8479) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

66.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, ülkemizdeki meraların tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8480) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

67.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, bitkisel destek ürünleri ve gıda takviyelerine verilen ruhsatlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8481) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

68.- İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in, Bergama’ya bağlı bazı köylerde yaşanan sel felaketine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8482) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

69.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, bir firmanın süt numunelerinin analizine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8483) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

70.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’daki süt sığırcılığı projelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8484) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

71.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, GAP Eylem Planı kapsamında Şırnak’ta yapılan müracaatlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8485) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

72.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, hazır yiyeceklerde bulunan Çin tuzuna ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8486) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

73.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Polis Meslek Yüksek Okulu yazılı sınav ücretini yatıramayan adayların mağduriyetine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8487) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

74.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, il genel meclisi üyelerinin sosyal ve özlük haklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8488) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

75.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli-Gebze Belediye Başkanı hakkındaki bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8489) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

76.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Nisan 2009-Haziran 2012 tarihleri arasında görevden alınan belediye başkanlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8490) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

77.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Araç’taki bazı köylerin yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8491) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

78.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Azdavay’daki bir köyün içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8492) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

79.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, kayıp çocuklara ve çocuk kaçırma olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8493) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

80.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Haymana’ya bağlı bir köyün sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8494) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

81.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Mersin Adalet ve Kalkınma Partisi İl kongresi için afiş ve billboardlara yapılan ödemelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8495) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

82.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’daki şebeke suyunun kalitesine ve içilebilirliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8496) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

83.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen otoparklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8497) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

84.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Siteler esnafının sel dolayısıyla yaşadığı mağduriyete ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8498) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

85.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, parkların giriş-çıkışlarına hız kesici kasislerin yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8499) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

86.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa Merkeze bağlı bir köyün içme suyu, kanalizasyon, yol ve elektrik sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8500) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

87.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa-Merkeze bağlı bazı köylerin ulaşım, elektrik ve çevre düzenlemesi sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8501) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

88.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa-Merkeze bağlı bir köyün yol, elektrik ve su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8502) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

89.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, annelerin 18 yaşından küçük çocuklarıyla yurt dışına çıkışlarında eşlerinden muvafakatname istenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8503) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

90.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Tunus’taki Osmanlı eserlerinin restorasyonuna ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/8504) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

91.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Bursa’daki tarihi ve kültürel değer taşıyan yapıları koruma, yenileme ve restorasyon çalışmalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/8505) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

92.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, il ve ilçe merkezleri ile beldelerdeki kültür merkezlerinin sayısına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/8506) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

93.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, müze ve ören yerlerindeki satış noktalarının özelleştirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/8507) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

94.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, basılı kitap ve e-kitapta uygulanan KDV oranlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/8508) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

95.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Emniyet ve Jandarma personelinin ek göstergelerine ve aralarındaki farklılığın giderilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/8509) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

96.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, özel iletişim vergisinin düşürülmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/8510) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

97.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, tefecilik yapan işyerlerinin denetimine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/8511) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

98.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmen açığının kapatılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8512) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

99.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ilköğretimdeki derslik açığının azaltılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8513) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

100.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, engellilerin eğitime erişimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8514) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

101.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, yeni eğitim sisteminde ikili öğretim yapılmasının doğuracağı sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8515) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

102.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, yeni eğitim sistemine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8516) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

103.- İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in, İstanbul’da bir okulun imam hatip okuluna dönüştürüleceği iddiasına ve engelli öğrenciler için yapılan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/8517) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

104.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, yaz aylarında kanal ve göletlerde yaşanan çocuk ölümlerinin önlenmesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8518) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

105.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa Kestel Şevketiye Göletinin su sızdırdığı iddialarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8519) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

106.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa Merkeze bağlı bir köyün sulu tarım yapılan arazilerinin artırılmasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/8520) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

107.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, kene ısırması vakalarına karşı alınan tedbirlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8521) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

108.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Trabzon’daki tüm kamu hastanelerinin birleştirileceği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8522) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

109.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8523) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

110.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki kene ısırması vakalarına ve alınan tedbirlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8524) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

111.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa Merkeze bağlı bir köyün sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8525) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

112.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, baz istasyonlarının insan sağlığına etkilerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8526) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

113.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, gıda ürünlerinde kullanılan katkı maddelerinin zararlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8527) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

114.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Ceza İnfaz Kurumlarında açılan semt polikliniklerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8528) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

115.- Çanakkale Milletvekili Mehmet Serdar Soydan’ın, şoför esnafının sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8529) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.06.2012)

116.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır-Nahçıvan yolunun alt geçit sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8530) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

117.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Karayolları Düzenleme Kurulunca verilen yetki belgelerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8531) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

118.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, 3’üncü Boğaz Köprüsü Projesinin neden olacağı çevre sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8532) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

119.- Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, İDO işletmesinin Yenikapı-Güzelyalı (Mudanya) deniz otobüsü seferlerine bağlı kara otobüsü projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8533) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

120.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Gazipaşa Havaalanına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8534) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

121.- Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, Keşan’da bir köyde yapılan bir balıkçı barınağının doğal kıyı şeridini bozmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/8535) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

122.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, İlbank’ın yönetim kurulu üyelerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/8536) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

123.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Devlet bursuyla yurt dışında eğitim gören öğrencilere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/8537) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

124.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, İsrail ile ekonomik ilişkilere ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/8538) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

125.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Aralık’a kapalı spor salonu yapılmasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/8539) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

126.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Boralan Sınır Kapısına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/8540) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.06.2012)

127.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, GAP Eylem Planı kapsamındaki çalışmalara ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/8541) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.06.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, ülkemizdeki hemşire açığına ve sözleşmeli hemşire uygulamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6451)

2.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, merkez ve taşra teşkilatında çalışan personele ve nakillerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6452)

3.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli-Beylikbağı’na sağlık merkezi yapılıp yapılmayacağına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6453)

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, 2002-2012 yılları arasında toplumsal olaylarda yaşanan ölüm ve yaralanmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6454)


 

28 Haziran 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşmalar beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir; cevap süresi yirmi dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, Kocaeli’nin kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’e aittir.

Buyurun Sayın Aygün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’ün, Kocaeli’nin kurtuluşunun 91’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmit’in düşman işgalinden kurtuluşunun 91’inci yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

28 Haziran, İzmit’in düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü. Birliğimizin, bütünlüğümüzün bölücü terörle tehdit edildiği, içeriden ve dışarıdan menfur saldırılara hedef olduğu şu günlerde Kurtuluş Savaşı’mızı ve onun kahramanlarını bir kez daha minnetle yâd ediyorum.

Siirt’in Eruh ilçesinde menfur saldırı sonucu şehit olan 4 Mehmetçiğimizin ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum. Bu yüce Meclis o kahramanların omuzlarında yükseldi ve yükselmektedir. Onların ruhaniyetleri hâlâ aramızda dolaşıyor. İster iktidar ister muhalefet olalım, onların manevi varlığını daima hissetmek, bu millete, onlara karşı sorumluluğumuzu bilerek canla başla hizmet etmek durumundayız. İnanıyorum ki Kara Fatma’yı, Yahya Kaptan’ı hatırlayıp andığımız müddetçe, aramıza sokulan nifaklar da boşa çıkacaktır. Türk, Kürt, Çerkez, Abaza, ne olursak olalım, bu isimler ve isimsiz kahramanlar bizi birbirimize yaklaştıracaktır. Bugün yaşadığımız sorunların, terörün çaresi budur.

Değerli milletvekilleri Kurtuluş Savaşı’mız bitti fakat o savaşın kahramanlarından aldığımız feyzle mücadelemiz devam ediyor. Neyin mücadelesi? Vatanımızın her köşesine, hak ettiği hizmeti, hak ettiği eserleri kazandırmanın mücadelesi. Ben Kocaeli Milletvekiliyim. Bütün vatanımız gibi, şehrimiz için bir oluş mücadelesinin içindeyim. Arkadaşlarımla birlikte, Kocaeli’ye, Kocaeli halkına, hak ettiği hizmetleri sunmanın, onları hak ettiği yaşam standartlarına kavuşturmanın mücadelesini veriyoruz.

Hamdolsun bugün, Kocaeli bir kurtuluş daha yaşıyor. Kocaeli, yeni bir güzelliklerin daha galibi. Bilirsiniz “Kocaeli” denince akla Körfez gelir. Körfez’in sekiz yıl önceki hâline bakın, bir de şimdiki hâline. Zamanında, otobüsler Körfez’in yanından geçerken “Dikkat, Körfez’den geçiyoruz. Duyduğunuz koku dışarıdan gelmektedir.” uyarısı yapılıyordu. Fabrikaların atıkları, kanalizasyonlar Körfez’e boca ediliyordu. Körfez’de hayat tükenmişti, çevresini de tüketir hâle gelmişti. Bırakın yüzmeyi, balık tutmayı, Körfez’in yanına bile yaklaşılamıyordu. Peki, ya bugün? “Olmaz.” denilen oldu, bir mucize gerçekleşti; Kocaeli, Körfez’ine yeniden kavuştu. Uygulamaya konan çok boyutlu, çok amaçlı dev projeler, tam kapasite çalışan arıtma tesisleri, sıkı kontroller, denetimler, dikilen milyonlarca ağaç, 50 milyon TL’yi aşan yatırımla kurulan onlarca yeni park, sürekli eğitimler, kampanyalar, yedi yıllık hummalı çalışma, meyvelerini çoktandır vermeye başladı.

Bakın, geçtiğimiz günlerde, Karamürsel plajında mavi bayrak asıldı. Bugün, Körfez’in 10’a yakın noktasında vatandaşlarımız denize girebiliyorlar. Su altı yaşamı, yüzlerce canlı türüyle yeniden hayat buldu. Körfez’in kıyıları parklarla, sahil düzenlemeleriyle iğne oyası gibi işlendi. Vatandaşımız maviyle, yeşille yeniden buluştu. Kocaeli’nin, Körfez’in üzerine çöken gri örtü kalktı. Kocaeli tabiatın, hayatın canlı güzel renklerine yeniden kavuştu; velhasıl Kocaeli 2’nci kurtuluşunu kazandı.

Meclis Çevre Komisyonu üyesi olmam münasebetiyle, yaşanılan bu güzelliklerden gurur duymaktayım. Bu vesileyle başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere bu başarıda payı olan herkesi yürekten kutluyorum. Bu mucizeye hayat veren Hükûmetimize, özveriyle çalışan arkadaşlarıma, duyarlı sanayicilerimize, desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Kocaeli halkına şükranlarımı sunuyorum. Körfez’deki bu dönüşümün ülkenin benzer çevre problemleri için örnek olmasını diliyorum. Millî mücadele ruhuyla çalışırsak kim bilir daha nice “olmaz” denileni oldurur, nice mucizevi başarılara imza atarız. İhtiyacımız olan feyiz ve ilhamı Kurtuluş Savaşı’mız bize ziyadesiyle sağlayacaktır; yeter ki onu iyi öğrenip anlayalım, kahramanlarımızı sık sık yâd edelim.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm İzmit’in kurtuluş yıl dönümünü kutluyor, daha nice mücadeleden aziz milletimizin güçlenerek çıkmasını temenni ediyorum.

Bu arada, Srebrenica katliamını protesto ediyor, aynı zamanda Suriye halkının da kıyımını protesto ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aygün.

Gündem dışı ikinci söz, okullarda uygulanan süt projesi hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Adnan Keskin’e aittir.

Buyurun Sayın Keskin. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, okullarda süt dağıtımına ve bu hususta Hükûmetin açıklama ve uygulamalarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, dün Siirt’in Eruh ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren 4 askerimize Tanrı’dan rahmet diliyorum, yakınlarına ve ailelerine sabır diliyorum, bunun son şehit olmasını, son çatışma olmasını temenni ediyorum.

Ülkemizde hukukla bağdaşmayan, demokrasi kültürüyle uyumlu olmayan, ülke çıkarlarıyla uyumlu olmayan ilginç gelişmeler ve olaylar yaşanıyor. Korku jeneratörlüğüne soyunarak tehdit ve şantajı siyaset yöntemi olarak kullanan iktidar, bilgi kirliliği yapıp gerçek dışı haberler yayarak insanları beyinlerinden zapt edip toplumu tutsak etme gayreti içerisinde. Yalan haber, saldırgan üslup günlük yaşamımızın ayrılmaz parçası oldu. Bu yaklaşım ile uygulamanın en somut örneği, okullara süt dağıtım programında yaşandı.

Geçmiş dönemde Adalet ve Kalkınma Partisinin Denizli Merkez İlçe Başkanlığını yapan Mehmet Ali Özkan’ın ortağı olduğu Aynes firması, Denizli’nin Acıpayam ilçesinde yer alan süt ürünleri fabrikasının sahibidir. Fabrika 27 Nisan 2008 tarihinde Başbakan tarafından işletmeye açılmıştır. Şirket yöneticileri Millî Eğitim Bakanlığınca yürütülen Okul Sütü Programı çerçevesinde açılan ihaleye katılmışlar, okullara süt verme hakkını elde etmişlerdir. Denizli Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü 02/05/2012 günü firmanın ürettiği sütlerden numuneler almış, yaptırılan laboratuvar analizleri firmanın ürettiği sütlerin sterillik yönünden olumsuz olduğunu saptamıştır. Tarım İl Müdürlüğü bu olumsuz tablonun ortaya çıkmasından sonra illere yazı yazarak, firmanın ürettiği sütlerin dağıtımının durdurulmasını ve dağıtılmışsa toplatılmasını talep etmiştir. Süt dağıtılan okullardaki öğrencilerin zehirlenme belirtileri ortaya çıkanca Bakanlar Kurulu toplantısından sonra basının karşısına çıkan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 02/05/2012 günü saat 16.14’te “Süt alerjisi diye bir durum olabilir. Bu durum ya ilk defa içildiği için ya da çok yüksek miktarda tüketildiği için olabilir.” diye açıklama yapmıştır. 11 Mayıs 2012 günü açıklama yapan Millî Eğitim Bakanı “Sütten kaynaklanan bir zehirlenme yok. Olay, çocukların süte hassasiyetiyle ilgili olabilir.” diye bilgi vermiştir. 11 Mayıs 2012 günü Trabzon kongresinde konuşan Sayın Başbakan da “Gıda zehirlenmesine yol açan tek bir paket süte rastlanmamıştır. Bu projeyi Kılıçdaroğlu’nun kafası almaz. Sen tıp doktoru değilsin, sen hesap uzmanısın. Bu süreçte ana muhalefet partisi olsun, diğerleri olsun hop oturup hop kalktılar. Sağlık Bakanlığının yanı sıra, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ayrı ayrı kurullarda gerekli incelemeleri yaptılar, numunelerin hiçbirisinde sağlığa zararlı belirtiler görülmemiştir.” diye açıklama yapmıştır.

Sayın Başbakanın bu açıklaması Denizli İl Tarım Müdürlüğünün laboratuvarında yaptırılan ve orada bilimsel araştırmalarda çıkan gerçeklerle çelişki içerisindedir. Sayın Başbakan, gerçek dışı haber üretmenin, bilgi kirliliği yaratmanın, saldırgan üslup kullanmanın en kaba örneklerinden birisini sergilemiştir.

Denizli İl Müdürlüğünün yaptırdığı analizleri içeren raporların basına yansıması iktidar tarafından tepkiyle karşılanmış, önce laboratuvar kapatılmış, arkasından İl Müdürü Afyon’a, yardımcısı olan kişi de Kastamonu’ya sürülmüştür. Bu tasarruflarla gerçekler örtülemez. Basın mensuplarına tasma takarak, basın mensuplarını ihanetle suçlayarak gerçeklerin üzerine şal sürülmesi mümkün değildir. Bu süt olayında yaşanan bu kirli ilişkiler iktidarın alın kiri olarak tarihte yerine alacaktır.

Hepinize saygı sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Keskin.

Gündem dışı üçüncü söz, çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Sayın Muharrem Varlı’ya aittir.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çiftçilerin sorunları hakkında gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“Sorunu” demiyorum, “sorunları” diyorum çünkü çiftçilerimizin o kadar çok sorunları var ki, toprağın içerisinde büyüyen, bizzat ekip diken ve bu işin içerisinden gelen bir arkadaşınız olarak yüreğim yanıyor. O kadar çok, söyleyecek o kadar çok sıkıntı var ki, bunları anlatmakla, hele hele böyle beş dakikalık bir  zamana sığdırmak mümkün değil.

Buğday hasadı Çukurova’da biteli bir ay oldu. Buğday… Burada her defasında Sayın Bakana söyledim: “Sayın Bakanım, şu buğday fiyatını bir an önce açıklayın, TMO’yu devreye sokun, peşin bedelle buğdayı alıyorum.” deyin. Zaten TMO’ya buğday gelmez çünkü Adana’nın buğdayı turfanda olduğu için, İç Anadolu’nun bütün un fabrikaları Adana’nın buğdayını almak için sıraya girerler ve Adana’nın buğdayı para eder ama Adana’nın buğdayı bitti, Adana’nın buğdayı tüccara satıldı. Tüccara teslim ettiniz Adana’nın çiftçisini, ondan sonra fiyat açıkladınız yani “Bu nasıl perhiz, bu ne lahana turşusu?” diye bir laf vardır. Çiftçiyi her sene, özellikle Adana çiftçisini her sene tüccarın kucağına itiyorsunuz ve tüccara teslim ediyorsunuz.

Deseydiniz ki: “Kardeşim, ben peşin bedelle bu buğdayı eski parayla 670 bin liradan alıyorum.” Çünkü köylü yeni parayı pek anlamıyor onun için “Eski parayla 670 bin liradan alıyorum.” deseydiniz ve piyasaya TMO’yu bu şekilde girdirmiş olsaydınız, inanın ki buğday 700 bin liradan fiyat bulurdu ve tüccar 1 kilo buğdayı da Ofise düşürmezdi ama siz bunu yapmadınız. Bu fikri size söylediğimiz zaman da hep popülist politikalardan bahsediyorsunuz. Neresi bunun popülist politika? Gerçek politika.

Çıkacaksın, diyeceksin: “Kardeşim, ben peşin bedelle bu buğdayı 670 bin liradan alıyorum, eylül ayında da 700 bin liradan satıyorum.” Bak bakayım, o zaman tüccar 1 kilo buğdayı Ofise düşürüyor mu? Düşürmez çünkü unculara buğday lazım, özellikle de Adana’nın turfanda buğdayı lazım. Zaten bu sene verim zayıf, hektolitresi düşük. Dolayısıyla, çiftçinin zaten bundan kaybı var, bir de fiyattan… Geçen seneki fiyatın altından, bu sene 570 bin lirayla 630 bin lira arasında ne yazık ki buğday fiyat buldu. Geçen seneki fiyat 670 bin lira.

Değerli arkadaşlarım, bunu kabul edebiliyor musunuz? Buna vicdanınız razı oluyor mu? Pamuk üreticilerine bakıyorsunuz, pamuk üreticileri de aynı sıkıntıyı yaşıyor. 2010 yılında pamuk 2 lira, yani eski parayla 2 milyon lira, yeni parayla 2 lira. Şimdi, 2011’e bakıyorsunuz, hasat döneminde pamuk 1,3 lira yeni parayla, eski parayla 1 milyon 350 bin lira. Şimdi, bu seneye bakıyorsunuz, pamuk 1 milyon lira.

Ya, pamuk eken çiftçi kalmadı. Yani siz, bu endüstriyel, işçi istihdamı sağlayan, Türkiye'nin sanayi tesislerine ham madde sağlayan bir ürünü Türkiye’de âdeta yok etmeye çalışıyorsunuz. Dışarıya tamamen bağımlı… Dışarıdan gelsin ithal mallar, efendim, dolsun Türkiye'nin limanları dışarıdan gelen pamuklarla, Amerikalı kazansın, Yunanlı kazansın, efendim, başka ülkelerden, Hindistan’dan gelen pamuk üreticileri kazansın. Benim çiftçim ne yapacak? Benim çiftçim pamuktan kazanamazsa, buğdaydan kazanamazsa ne ekecek? Değerli arkadaşlarım, nasıl hayatını idame ettirecek?

Geçen yılki buğday fiyatlarıyla bu yılki buğday fiyatları arasında yüzde 10’un üzerinde bir değer kaybı var. 2010’la 2012 yılları arasındaki pamuk fiyatlarında yüzde 50’ye varan bir fiyat kaybı var ama mazota bakıyorsunuz, gübreye bakıyorsunuz, yüzde 20’den fazla zamlanmış.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Karpuz da para etmiyor Muharrem; Suriye…

MUHARREM VARLI (Devamla) - Şimdi, bu şartlarda çiftçi nasıl para kazanacak, nasıl ekecek, dikecek, nasıl hayatını idame ettirecek, ben buradan Sayın Bakana soruyorum. Şimdi Sayın Bakan gelecek buraya, diyecek ki: “Efendim, şu kadar destek veriyoruz, biz şunu yaptık, biz bunu yaptık.”

Kardeşim, veriyorsun da, cebinden mi veriyorsun ya? Sen çiftçiden aldığın verginin kaçta kaçını çiftçiye geri veriyorsun ki burada sanki cebinden veriyormuşsun gibi, milletin malını millete peşkeş çekiyormuş gibi bir ifadede bulunuyorsun. Tabii ki vereceksin. Devletsen çiftçini desteklemek zorundasın, çiftçini korumak zorundasın çünkü geleceğin en önemli şeyi gıdadır gıda! Ne enerji ne yer altı zenginlikleri, hiçbirisi para etmeyecek, sen buğdayla, pamukla uğraşacaksın.

Karpuz üreticisi perişan, patates, soğan üreticisi perişan. Suriye’ye ihracat yapıyorlardı, yapamıyorlar, hepsinin malı elinde kaldı, sıkıntı içerisinde, perişanlık içerisinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM VARLI (Devamla) – Sen geleceksin, burada güllük gülistanlık pembe bir tablo. Ohh! “Şunu verdim, bunu verdim…” Cebinden vermiyorsun kardeşim, bu milletin parasından veriyorsun.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Varlı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız cevap verecekler.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce, burada, Hükûmetimiz tarafından cumhuriyet tarihinde ilk defa uygulanan, Türkiye genelinde ilk defa uygulanan Okul Sütü Programı’yla ilgili bazı tenkitlerle bulunuldu. Tabii, gerçek dışı bilgiler verildi. Bu konuyu açıklığa kavuşturmak lazım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye genelinde Hükûmetimizin aldığı bir kararla Türkiye’deki 7 milyon 185 bin 21 öğrenciye toplam 143 milyon 700 bin kutu olacak şekilde bir Okul Sütü Programı yapıldı ve bu Okul Sütü Programı başlamadan önce de, gerek Millî Eğitim Bakanlığımızla gerek Sağlık Bakanlığımızla gerekli koordinasyon yapılmak suretiyle, ihale açılmak suretiyle bu yapıldı. Tabii, bu ihaleye Türkiye’deki kutu sütü üretimi yapan bütün firmalar davet edildi ve 17 tane firma buna katıldı. Arkasından, bu firmalardan bir tanesi hukuki durumu sebebiyle bu alıma girmedi, satım işine girmedi ama 16 firma tarafından bu ihaleyle ilgili tedarik yapıldı. 2 Mayıs 2012 tarihinde okul sütü uygulaması başladı ve 8 Haziran 2012 günü okulların kapandığı tarihe kadar da bu devam etti.

Bir kez daha söylüyoruz. Tabii, geçen süre içerisinde milletimize gerekli açıklamalar yapıldı ama yüce Meclise bir kez daha program ertesinde, bitim esnasında bir keza daha söylüyorum. Bu dağıtım esnasında Türkiye’de süt sebebiyle gıda zehirlenmesi teşhisi konmuş bir tek hadise yok.

ALİ ÖZ (Mersin) – Ne bunlar peki, ne?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Hiçbir sağlık kuruluşumuzda, hastaneye süt içtikten sonra rahatsızlığını beyan edip başvuran çocuklarımızdan hiçbirine gıda zehirlenmesi teşhisi konmuş değil; bu bir. Net.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Peki, Sivas Valisinin demeci nerede?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bu bilgi net.

İki…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sütü bile zehirli hâle getiriyorsunuz. Yazıklar olsun!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Şimdi muhalefet duygularınızı tatmin için, zehirlenme olmayan vakayı zehirlenme diye doktorlarımızın söylemesi mümkün değil. Böyle bir şey olmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İlla sizin muhalefet duygunuzu tatmin edeceğiz diye, hasta olmayan…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Benim konuşmamda zehirlenme diye bir şey yok. Çarpıtma Sayın Bakan. Yakışmıyor sana bu, yakışmıyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Zehirlenme hiç olmadı, hiç. Hiç olmadı.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Ben konuşmamda zehirlenme diye bir şey söylemedim. Masal okuyorsun.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bir şey daha söyleyeyim…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sürgünlerden cevap ver, sürgünlerden.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bir şey daha söyleyeyim. 1.488 numune alınıp bunlardan analiz yapıldı ve alınan 1.488 numunenin yapılan analizi sonucunda bir tek tane numunede hastalık yapıcı, hastalığa sebep olan -tıbbi terimiyle patojen yani hastalık yapıcı- bir mikroorganizmaya da rastlanmadı. Bunu da söyleyeyim.

Dolayısıyla bu, geneli itibarıyla Türkiye’de ilk defa uygulanan, bütün Türkiye için ilk defa uygulanan Okul Sütü Programı başarılı bir şekilde sonuçlanmıştır ve amacına ulaşmış çünkü bu kapsamda hem üreticilerimizin hem çocuklarımızın hem sanayicilerimizin, toplumun ilgili bütün kesimlerinin aslında faydasına olan, yararına olan hayırlı bir proje, bu safhası itibarıyla başarılı bir şekilde tamamlanmış.

Şimdi, burada bir firma, bir ilden, Denizli’den, laboratuvardan, vesaire bahsedildi. Değerli arkadaşlar, biz tabii çok hassas davrandık. Herhangi bir şikâyet olduğunda, sadece hastalık yapmayla ilgili olarak değil, eğer şekil bozukluğu varsa, herhangi bir şekilde o kutu nakli esnasında herhangi bir problem yaşamışsa onlar üzerinde de gerekli hassasiyet gösterildi ve onlar, o seri piyasadan toplatıldı, yani o şikâyetlerin görüldüğü yerlerde de hassasiyetle takip edildi ve o seri sütler piyasadan toplandı. Denizli’deki laboratuvarın kapanmasının bu süt olayıyla hiçbir ilişkisi yok. Hiçbir ilişkisi yok.

ADNAN KESKİN (Denizli) – El insaf! El insaf!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Onun kararı daha önce alınmış ve o laboratuvarın bazı teknik donanımlarında Türkiye’deki laboratuvar standartlarına uymadığı Bakanlık tarafından tespit edilmiş olmasından ötürü faaliyetlerine ara verildi. Onun dışında bu konuyla ilgili başkaca herhangi bir yorum yapmaya, bunun altında başka bir şey aramaya da hiçbir şekilde gerek yok. Bunu, milletimize ve yüce Meclisin siz değerli üyelerine gönül rahatlığıyla bu şekilde burada açıklamak istiyorum. Burada okul sütü ile ilgili değil, laboratuvarda yetersizlik olduğu raporlanıyor. Bu Denizli’deki laboratuvar meselesine verilen karar mart ayında yapılan, yani Okul Sütü Projesi başlamadan iki ay önce alınan bir rapor, yapılan bir inceleme, analiz sonucunda elde edilen bir raporla alınan bir karardır. Onun için, bunun burada altında başka bir şey aramaya gerek yok.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, okul sütü bu şekilde, bu yıl itibarıyla başarılı bir şekilde tamamlandı ve çok şükür, herhangi bir problem, komplikasyon da geneli itibarıyla… Türkiye'deki bu büyük ölçekli yani milyonlarca çocuğumuza, 7 milyon çocuğumuza ulaştırılan, Türkiye'nin bütün bölgelerinde, köylerinde, şehirlerinde, beldelerinde her yere ulaştırılan bu kadar büyük çaplı bir proje başarılı bir şekilde bu safhasıyla bitmiş oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz tarım sektörünü hem ekonomik bir sektör olarak hem Türkiye için, Türkiye'nin geleceği için stratejik bir sektör olarak değerlendirdi ve başından itibaren de politikalarımızı bu çerçevede belirledik. Şimdi, arkadaşlarımız, özellikle muhalefet milletvekilleri kendi dönemlerinde çiftçiye verilen destekleri artırmadıkları gibi, bir de birçoğunu kaldırdıklarından dolayı, onun için o konuda hassaslar, yaralılar. Biz ne zaman destekten bahsetsek, “Biz destek veriyoruz.” desek “E, siz bunu cebinizden mi veriyorsunuz?” diyorlar, bundan rahatsız oluyorlar. Elbette ki milletin parasını milletin yararına olan işlerde doğru bir şekilde kullanıyoruz ama asla IMF’nin veya Dünya Bankasının Türkiye'de kredi verme karşılığında çiftçiye verilen kredileri hiç kaldırmadık, bizim öyle bir yaklaşımımız hiç olmadı. Bunu şu andaki muhalefet, bizden önceki iktidar partilerinin yaptığını biz biliyoruz. Ben, Dünya Bankasına, IMF’e yazılan, zamanın Hükûmet üyelerinin altında imzası bulunan belgeyi de bu kürsüde milletimize ve değerli Meclis üyelerine göstermiştim. Onun için bundan, bizim verdiğimiz desteklerden sizin rahatsız olmanıza gerek yok.

Biz destekleri milletimizin kalkınması, çiftçimizin daha verimli bir üretim yapması ve onun gelirinin artırılması için veriyoruz, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz. Bakın, size bir kez daha hatırlatıyorum: 2002 yılında Türkiye'de Türk çiftçisine verilen toplam destek miktarı 1 milyar 868 milyon lira. Buradan, bu noktadan devraldık.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Mazot kaçtı, mazot, mazot?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Gayrisafi millî hasılanın kaçta kaçı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu noktadan devraldık. Ne yaptık 2011 yılında? 2011 yılında, değerli arkadaşlar, Türk çiftçisine 7 milyar 84 milyon lira nakdî ödeme gerçekleşti, 7 milyar, yani 1,8 milyar oldu 7 milyar, Türk çiftçisine verdik. 2012 yılında, 28 Haziran tarihi itibarıyla, 5 milyar 777 milyon ödedik, bu yıl için söylüyorum, 2012, içinde bulunduğumuz yıl. Şu an itibarıyla çiftçimize 5 milyar 770 milyon -yani eski parayla 5 katrilyon 770 trilyon- lira ödedik.

MUHARREM VARLI (Adana) – Çiftçiden ne kadar aldınız Sayın Bakan peki?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Öngördüğümüz yıllık ödeme programının, öngörülen yıllık ödeme programının bugün itibarıyla yüzde 81’i ödenmiş oldu…

MUHARREM VARLI (Adana) – Mazottan, gübreden, buğdaydan KDV ne kadar aldığınızı söyler misiniz oradan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …yüzde 81’i yani ne demek? Yüzde 81’i, yılın ilk altı ayı dolmadan çiftçiye ulaştı. Bu, nakit ödediğimiz destek.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ben beş yıldır buradayım, aynı şeyleri söylüyorsunuz hep Sayın Bakan, yeni bir şey söyleyin, yeni bir şey.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 2003 ila 2012 yılları arasında, haziran sonu itibarıyla ödediğimiz toplam nakit tarımsal destek miktarı, Hükûmetimiz döneminde, 48 milyar 780 milyon lira, 48 milyar 780 milyon lira, 2012 sonu itibarıyla bu rakam 50 milyarı, yani 50 katrilyonu bulmuş olacak, AK PARTİ Hükûmeti döneminde Türk çiftçisine sağlanan nakit destekten bahsediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Hükûmetimiz döneminde kalite, sağlık verimlilik ve kırsal kalkınmaya esas olan elli iki yeni destek uygulaması başlatıldı. Verimlilikten uzak ve 2002 yılında destekleme bütçesinin yüzde 83’ünü oluşturan doğrudan gelir desteği -halkın “tarla parası, tapu parası” dediği destek- tarafımızdan, Hükûmetimiz döneminde kaldırıldı. Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli hayata geçirildi. 2009 yılından bugüne kadar da, desteklerin yaklaşık yüzde 90’ı yılın ilk altı ayında ödeniyor. Bunu, artık, biz bir programa bağladık ve yaklaşık yüzde 90’ını her sene yılın ilk altı ayında ödüyoruz, geri kalanını da -yüzde 10’unu da- yılın ikinci yarısında ödüyoruz. Niye? İlkbahar döneminde, kış döneminde mazottu, gübreydi, diğer birtakım girdilerdi, bunların teminiyle ilgili destekleri peşin peşin yılın başında ödüyoruz.

MUHARREM VARLI (Adana) – Pamuk kaç lira Sayın Bakan, pamuk? Ne kadar ithal pamuk getiriyorsunuz? Ne kadar dolar ödüyorsunuz, onu da söyler misiniz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002’de 1 litre mazotu kaç kilo buğdayla alıyordunuz, şimdi kaç kilo buğdayla alıyorsunuz, onu söyler misiniz? Onu da söyleyin Sayın Bakan, merak ediyorum.

MUHARREM VARLI (Adana) – Kazak buğdayına kaç lira para ödüyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de mazot desteği 2003 yılında bizde, 2003 yılında ilk defa Hükûmetimiz döneminde başlatıldı. Kimyevi gübre desteği 2005 yılında ilk kez doğrudan çiftçiye bizim tarafımızdan ödendi. Sertifikalı tohum kullanım desteği 2005 yılında ilk kez bizim Hükûmetimiz döneminde başlatıldı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ya, pamuğu söyle, pamuğu. Pamuk kaç lira pamuk, pamuk?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sertifikalı fidan kullanımı desteği 2005 yılında ilk kez bizim dönemimizde başladı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Buğday kaç lira, karpuz kaç lira, onu bir söylesene!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sulamaya faizsiz kredi ve hibe desteğine 2006-2007 yıllarında ilk kez bizim tarafımızdan başlandı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Kayısıyı dalından çırpıyorlar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 2002 yılında 1 litre mazot kaç kilo buğdayla alınıyordu, şimdi kaç kiloyla alınıyor, onu söyleyin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Makine ekipmana yüzde 50 hibe destek ödemesine ilk kez bizim zamanımızda, bizim Hükûmetimiz döneminde, 2007 yılında başlandı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Pamuktan örnek verin, fındıktan örnek verin, çaydan örnek verin, arpadan örnek verin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli milletvekilleri, prim destekleri, stratejik öneme sahip kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, aspir, dane mısır ve zeytinyağında önemli miktarda prim desteği verildi. 2004 yılından itibaren destekleme kapsamına alınan çay; 2005 yılından itibaren hububat, arpa, buğday, çavdar, yulaf ve çeltik; 2008 yılından itibaren baklagiller, yine 2010 yılından itibaren tritikale de ilave edildi; bunlara da prim desteği uygulaması yine Hükûmetimiz döneminde başladı.

2002 yılında prim ödemesinin toplamı 186 milyon lira. Bu arkadaşlarımız, sayın milletvekillerimiz duyuyorlardır, deminden beri yerlerinden bağırıp pamuk desteğinden bahsediyorlar. Şimdi, 2002 yılında siz 186 milyon lira toplam prim desteği veriyorsunuz, 186 milyon, hepsi bu, tamamı bu.

MUHARREM VARLI (Adana) – 2002 yılında da pamuk 1 milyon liraydı, şu anda da 1 milyon lira Sayın Bakan, onu da söylesene.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, arkadaş, 2011 yılında ben ne vermişim prim desteği? 2 milyar 502 milyon lira.

MUHARREM VARLI (Adana) – Yani sen ancak meseleyi hep kendi tarafından görüyorsun.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, 2 milyar 502 milyon lira 186 milyon liranın kaç katıdır?

MUHARREM VARLI (Adana) – Pamuk 2002’de de 1 liraydı, şimdi de 1 lira.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunu bir söyleyin, kaç katıdır? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Alkışlayın, alkışlayın!

OKTAY VURAL (İzmir) – Protesto mu ediyorlar?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sen bunun bir hesabını yap bana önce; 2 milyar 500 milyon lira, 186 milyon liranın kaç katıdır, bana bunun hesabını yap, ondan sonra gel bu işleri konuşalım.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ya, pamuğu söyle, pamuğu! Fiyatı kaç lira şu anda pamuğun?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 14 kat artış var.

MUHARREM VARLI (Adana) – Buğdayın fiyatı kaç lira, onu söylesene bana.

ALİ ÖZ (Mersin) – Kayısı 10 kuruş, 10 kuruş.

MUHARREM VARLI (Adana) – Geçen sene 671 liraydı, şu anda kaç lira buğday?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, 46 kuruş, şu anda pamuğa bizim verdiğimiz prim desteği, 2012 yılı için ödeyeceğimiz.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ancak prim desteği söyle…

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, hayvancılık desteklerine geliyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiçbir konuda başarılı olamamışsın sen!

MUHARREM VARLI (Adana) – Alın teri toprağa düşmemiş adam burada topraktan bahsediyor!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Toplam destek, hayvancılık desteği 2002 yılında 83 milyon lira, 2012 yılında 1 milyar 883 milyon lira. Yüzde 26,2’ye çıktı hayvancılık desteklerinin toplam tarım destekleri içerisindeki payı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Onun için ithal kurbanlık getirdik yani!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hayvancılık desteklerindeki artış oranı 21 kat, arkadaşlar, 21 kat. Dolayısıyla bunları bilerek konuşacağız.

Tarımsal kredi sizin zamanınızda, devri iktidarınızda Türkiye’de çiftçilerin…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, 2 bin liralık ineği 6 bin liraya veriyorsunuz faiziyle. Sorun bakalım, satabiliyorlar mı?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …ödediği faiz yüzde 59’a çıkarıldı, yüzde 59. Çiftçi, tarım kredi faizine yüzde 59 oranında ödeme yapıyordu, yüzde 59. Bunu bizden önceki iktidar kaldırdı. Zirai kredi faizlerinin desteklenmesi uygulamasına son verdiler. Dolayısıyla ticari krediler gibi çiftçi kredisi de aynı faiz oranına çıkarıldı ve bu da yüzde 59’du.

MUHARREM VARLI (Adana) – Şimdi çiftçi kredi alamıyor ki!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Tarım kredi kooperatiflerinin aldığı faiz yüzde 68’di. Şimdi ne kadar?

MUHARREM VARLI (Adana) – Ziraat Bankasına bir sor bakalım Sayın Bakan, haberin var mı, çiftçi kredi alabiliyor mu, bir sor, sor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, çiftçi toplam 529 milyon lira kredi kullanıyordu yüzde 59 faizle.

MUHARREM VARLI (Adana) – Geçen sene 100 lira alan, bu sene 50 lira alamıyor. Sorsana onu bir, Ziraat Bankasına.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çiftçi borçlarını ödüyordu o zaman, şimdi ödeyemiyor.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bugün ne kullanıyor? 22 milyar 300 milyon lira kredi kullanabiliyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çiftçiye bir sor, çiftçiye.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ne kadarlık faiz oranı? Yüzde sıfır ile yüzde 5 arasındaki faizle.

MUHARREM VARLI (Adana) – Bu sene kaç liradan kullanıyor, bu sene?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Aradaki farkı çiftçiye, bankaya biz ödüyoruz Hükûmet olarak. Çiftçinin yanında olmak budur.

MUHARREM VARLI (Adana) – Ya, Ziraat Bankasına bir sor bakalım, sor, ne kadar kredi verebiliyormuş, bir sor bakalım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Çiftçinin faizini ticari faiz hâline çıkarmak değil, çiftçinin faizini sübvanse etmektir, desteklemektir. Çiftçiye verilen destek, çiftçiyi düşünmek buradan anlaşılır.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Traktörünü niye satıyor bizim çiftçiler?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Değerli kardeşlerim, kredi geri dönüş oranı neydi? Çiftçi, devri iktidarınızda 529 milyon lira…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çiftçi dalak çıkarıyor dalak, dalak!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Millet çiftçiliği bıraktı Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …kredi kullanıyor ama bunun yüzde kaçını geri ödüyordu? Yüzde 38’ini geri ödüyordu.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Bakan, sizin sayenizde Limuzin’in araba değil de bir hayvan markası olduğunu öğrendik. Sizin sayenizde bir hayvan markası olduğunu öğrendik.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bugün yüzde kaçını geri ödüyor? 22 milyar 300 milyon kredi alıyor, yüzde 99’unu geri ödüyor.

MUHARREM VARLI (Adana) – İlk defa kurbanlık ithal ettik sizin sayenizde; daha neyi anlatıyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bu, çiftçinin geldiği durumu göstermesi bakımından son derece de önemli.

Şimdi arkadaşlarım diyor ki “Yeni bir şey söyle.” Bakın, yeni bir şey söyleyeyim size onu da dinleyin. Bakın, bu, çok yeni bir şey.

MUHARREM VARLI (Adana) – Angus’u da sizin sayenizde öğrendik, Allah razı olsun! Vallahi bize çok şey öğrettiniz siz, helal olsun size!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Değerli kardeşlerim, 2012 yılı tarımsal kredilerinde yeni uygulamalar…

MUHARREM VARLI (Adana) – Kültürümüzü geliştirdiniz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hayvancılıkta sıfır faiz, damızlık süt ve etçil sığır yetiştiriciliği, düve yetiştiriciliği, küçükbaş yetiş-tiriciliğinde yatırım için sıfır faiz uygulamasına devam ediliyor.

MUHARREM VARLI (Adana) – Hep aynı şeyler ya! Beş senedir aynı şeyleri dinliyoruz ha bire, başka bir şey yok!

OKTAY VURAL (İzmir) – Başbakana matematiği bile unutturdun sen ya!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bitkisel üretimde yurt içi sertifikalı tohum, fidan üretiminde yüzde 50 olan faiz indirimi sıfıra çekildi ve limiti 3 milyon liraya yükseltildi.

Muhtelif konularda, modern basınçlı sulama sistemlerinde sıfır faiz uygulamasına devam edildi.

Traktör ve arazi alımı, muhtelif konular altında ilk kez düşük faizli tarımsal kredi kapsamına alındı.

Şimdi, bütün bunlarla aslında Türkiye’de tarım sektörü geriye mi gitti, ileriye mi gitti? Tabii ki geriye git… İleriye gitti, geriye gitmedi.

MUHARREM VARLI (Adana) – Bak, ne güzel itiraf ettiniz ya!

ALİ ÖZ (Mersin) – Hah, helal olsun!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Geriye gitmedi. Geriye gitmedi, ileriye gitti. [MHP sıralarından “Bravo (!) sesleri, alkışlar]

Şimdi, değerli arkadaşlarım…

MUHARREM VARLI (Adana) – Ne güzel itiraf ettiniz ya, vallahi helal olsun size! Sizin kadar açık bir bakan görmedim ben daha!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Onlar sizin kendi zihninizdeki çarpıklıklar, kendi zihninizdeki çarpıklığı söylüyorsunuz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Senede de olsa bir defa doğruyu söyledin!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, 2012 yılı, Toprak Mahsulleri Ofisinin alımlarıyla ilgili de sizlere bilgi arz etmek istiyorum: Bugün itibarıyla 82 bin ton alım gerçekleşti. Bu alımlarda bizim uyguladığımız fiyat piyasa fiyatının şu anda çok üzerinde değerli arkadaşlar, bu hususu özellikle bilgilerinize sunmak istiyorum çünkü bu sene üç yüz on noktada Toprak Mahsulleri Ofisi alım yapıyor. Protein cihazları alındı, analize dayalı olarak alınıyor. Kayıtlı üreticilerden belgelerindeki üretim miktarının tamamı satın alınıyor. Bu yıl da, değerli arkadaşlar, ilk defa randevuyla alım sistemi gerçekleştiriliyor yani çiftçi müracaat ediyor, randevu alıyor, “Şu tarihte, şu saatte gelip ürünümü vereceğim.” diyor. 16 tane, borsada da altyapısı uygun olan yerde alım yapılmaya devam ediliyor. Haftanın altı günü alım yapılıyor. Emanet alımlar kapalı ve boş depo kapasitesi uygun olan iş yerlerinde alım yapılıyor. Bunun dışında, değerli arkadaşlar, ürün kartını alanlara on gün içerisinde ödeme yapılıyor, diğerlerine bir ay içerisinde üretim yapılıyor. Bu şekilde Sayın Başkan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Kocaeli milletvekilleriyle beraber sizi Kandıra’ya davet ediyorum. Gelir misiniz?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Köylere gitmiyorsun hiç Sayın Bakan. Şehirde Tarım Bakanlığı yapılmaz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben hep giderim köylere ama sizi hiç oralarda görmüyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, Kocaeli milletvekilleri olarak sizi Kandıra’ya davet ediyorum. Gelir misiniz?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Karacabey’e davet ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kırşehir’in Akpınar ilçesine davet ediyorum. Gelir misiniz?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bakanlıkta oturarak Tarım Bakanlığı yapılmaz, köyleri biraz gezin.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben hep oralardayım, sizi hiç oralarda görmüyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, süreniz doldu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bakın, birçok davet aldınız. Gelir misiniz?

BAŞKAN – Bir dakikada toparlayın lütfen.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Niye süre veriyorsunuz şimdi Sayın Bakana?

BAŞKAN – Size bilgi vermesini istemiyorsanız keseyim.

MUHARREM VARLI (Adana) – Bize süre vermediniz, niye veriyorsunuz?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Tamam.

BAŞKAN – Peki efendim.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Peki…

BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen… Süreniz doldu, çok teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Bakan bilgi vermiyor zaten. Ezberlediği şeyi okuyor, bilgi vermiyor zaten.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tamam. Çok teşekkür ederim, oldu.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, sisteme giren arkadaşlarımıza söz vereceğim.

Sayın Özkan…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, adliyelerinin kapatılması düşünülen Burdur ilinin Ağlasun ve Çavdır ilçelerinin kazanılmış haklarının gasbedilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adliyelerinin kapatılması düşünülen Burdur ili Ağlasun ve Çavdır ilçelerinin konumunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu ilçelerimiz tarım ve hayvancılıkta marka olması yanında emekli ilçeleridir. Ağlasun’un Yeşilbaşköy ve Çanaklı beldeleri; Aşağıyumrutaş, Çamlıdere, Dereköy, Hisarköy, Kiprit, Yazır, Yumrutaş köyleri vardır ve 10 binin üzerinde nüfusa hitap etmektedir. Yaz nüfusu 20 binin üzerine çıkmaktadır. Çavdır Kozaağacı, Bayır ve Söğüt beldeleri vardır. Yine, bunun da 13 bin nüfusu yazın 20 binleri geçmektedir. Ambarcık, Bölmepınar, Büyükalan, Küçükalan, Karaköy, Kayacık, Kızıllar, İshak, Yazır köyleri bulunmaktadır. Bu ilçelerin kazanılmış haklarının gasbedilmesini istemiyoruz. Sizlerden destek bekliyoruz. Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, rakamlar veriyor. Sayın Bakanın Bakanlığında 3.500 liralık düveler 6.700 liraya satılıyor, müteahhit zengin ediliyor.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Otur, otur, otur… Sayın Bakan, otur! Nereye kaçıyorsun?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, dinleyin, dinleyin!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Bunun da bilinmesini burada isterim. O paralar müteahhitlere gidiyor, Ziraat Bankasının paraları…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bakan gidiyor efendim, gitmesin.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Bakan dinle, Sayın Bakan!

Verdiğiniz paralar müteahhitlere gidiyor. 3.500’lük düveler müteahhitler tarafından 6.700 liraya alınıp çiftçi borçlandırılıyor ama piyasada o düveler 3.500 lira. 2 misli, sıfır faiz oluyor yüzde 100 faiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Erdemir, buyurun.

2.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubunun hazırladığı “Akademide Hak İhlalleri” dosyasındaki raporda yer alan bazı ifadelere ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümde bir dosya var: Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu, Akademide Hak İhlalleri Dosyası. Bakın, raporda ne diyor: “Siyasal ve toplumsal iktidar odaklarının üniversiteler üzerindeki müdahale ve baskılarının vahim derecede artmış olduğu gözlemlenmektedir. Öğretim elemanlarının ve öğrencilerin gözaltına alınması ve tutuklanması; akademik yükseltme, atama ve özlük hakları konularındaki hukuk dışı uygulamalar; öğretim elemanlarına yönelik idari soruşturmalar; araştırma alanlarına yönelik doğrudan veya dolaylı engellemeler; eğitimin ticarileşmesi çerçevesinde yaratılan güvensizlik ve kırılganlık sonucu meslekte iş güvencesinin ortadan kalkması, akademik faaliyetin ve bilim insanlarının itibarsızlaştırılmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, acil çözüm bekleyen konularda bilgi üretimi ve paylaşımının gerçekleşememesi, Türkiye’nin en can alıcı sorunlarının çözümü önünde de engel teşkil etmektedir. Oysa ağır toplumsal ve siyasal bedelleri olan pek çok sorunun aşılması, özgür araştırma ve ifade ortamının güvence altına alınmasına bağlıdır.” diyor bu rapor.

Umarım anlıyorsunuz, umarım bu konuda bir adım atarsınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bayraktutan…

3.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ili Ardanuç ilçesinde adliyenin kapatılması nedeniyle halkın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için kapatma kararının geri alınması talebine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Artvin ilinde, Ardanuç ilçemizde adliye de ne yazık ki kapatılmıştır. Ardanuç ilçe nüfusumuz, merkezi 6.500, köyleri 5.500, toplam 13 bindir. Yaz nüfusu ise 20 bine ulaşmaktadır. 49 tane köyü mevcuttur Ardanuç’un. Köylerinin ilçe merkezine mesafesi ortalama 20 kilometre civarındadır. Bazı köyler, örneğin Irmaklar köyü 30 kilometre, Kapıköy 43 kilometre, Bağlıca 45 kilometre, Geçitli köyü 25 kilometredir. Artvin-Ardanuç arası ise 42 kilometrelik bir uzaklığı ifade etmektedir. Bu nedenle Ardanuç’tan kalkan bir vatandaşımızın Artvin Adliyesine gidiş dönüşü 160 kilometredir. Bir sabıka kaydını almak için bile 160 kilometre gidilen bir mesafede adliyenin olması ve Ardanuçluların adliyenin kapatılması nedeniyle derin bir mağduriyet durumu ortaya çıkmıştır. Bütün Ardanuç, partili partisiz ayrım yapmaksızın derin bir infial içerisindedir. Ardanuç ilçemizin yaşadığı bu mağduriyetin giderilmesi için adliyenin bir an önce açılmasını, adliyeyle ilgili kapatma kararının geri alınmasını, Sayın Adalet Bakanının ve HSYK’nın bu konuda duyarlı davranmasını talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Öğüt…

4.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, özelleştirme sonrası İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesinin keyfî uygulamalarına ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bilindiği üzere, İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi de AKP’nin “Ne varsa özelleştir.” mantığıyla 2011 Nisan ayında satıldı. Özelleştirme rekabet olsun, hizmette kalite artsın, fiyatlar ucuzlasın diye yapılır. Ancak İDO’da yapılan ve yaşanan şeyin adı tam bir tekelleşme. İşletme belediyeden alındıktan sonra, deyim yerindeyse, tekelleşti çünkü başka rakibi olmayan İDO, tarifeleri keyfî olarak değiştirmeye başladı. Son günlerde artan şikâyetler ve kamuoyu baskısıyla olacak ki İDO’dan yeni bir hamle geldi ve 1 Temmuz-15 Ağustos arasında dört ayrı hattın ücreti 51-85 lira arasında değişen fiyatlarla sabitlendi. Peki, yeterli mi?

Şu soruların cevabını kim verecek?

Eskiden bilet iadesi yapılıyorken şimdilerde neredeyse bilet fiyatı kadar iade cezası kesiliyor. İade edilen biletin parası neden haftalarca vatandaşa geri verilmiyor?

Daha ucuz bilet alanların daha fazla ödeyenlere göre birkaç vapur beklediği doğru mu?

Motosikletlerle otomobillere aynı fiyatın uygulandığı, İnternet’ten alınan bilet için 6 lira hizmet bedeli kesildiği, İDO’nun sistem üzerinden parasını tahsil ettiği, bileti vermediği, yıllardır uygulanan öğretmen indiriminin kaldırıldığı, vapurlarda acil tıbbi müdahale…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tüzel…

5.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Srebrenica katliamını lanetlediğine ve KESK Başkanı Lami Özgen ve bazı sendikacıların gözaltına alınmalarına ilişkin açıklaması

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, Srebrenica katliamını ve tarihteki halk kıyımlarını, insanlık suçlarını lanetliyorum.

Sabah, gözaltındaki KESK Başkanı Lami Özgen ve sendikacılarla görüştüm. Kendileri, çok açık bir şekilde, siyasi nedenlerle gözaltına alınmıştır. Üç yıldır her anı adım adım izlenen bu kişiler, şimdi sendikal çalışmaları nedeniyle, grev, miting, basın açıklaması, TV konuşmalarıyla suçlanıyorlar. Bunları üyelerinin çıkarları ve sendikal görevleri nedeniyle değil de örgüt talimatıyla yaptıkları söyleniyor. Sendika tüzükleri, seçimlerdeki tutumları sorgulanıyor. Sendika binaları kendileri olmaksızın aranıyor; kitaplara, evdeki düğün CD’lerine, kişisel eşyalarına “örgütsel doküman” diye el konuluyor.

Özel görevli mahkemeler ve emniyet teşkilatı siyasi iktidarın özel hukukunu, Kürtlere, sendikacılara, muhalif güçlere dönük baskıya dönüştürüyor. Demokratik anayasa çalışması, Van depremiyle dayanışma, 4+4+4 eğitim yasası, Diyarbakır sivil toplum açıklamaları, milletvekilleriyle yapılan görüşmeler sorgu ve suç konusu yapılmıştır. İşte, AKP İktidarının demokrasi anlayışı budur. Bu cadı kazanını kaynatmaya, devlet gücünü halka karşı kullanmaya son verip barış ve demokrasi adına gözaltılar son bulmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Acar…

6.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen Antalya EXPO 2016 Yasa Tasarısı’na ilişkin açıklaması

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanın yerinde olmasını isterdim doğrusu çünkü bizi dinlemiyor, oysa biz kendisine hitaben konuşuyoruz.

Sayın Bakan, Antalya EXPO 2016 yasası Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Antalya’nın tüm etkin güçleri iktidar ve muhalefeti EXPO’yu bir kalkınma projesi olarak benimsemişler ve sahiplenmişlerdir. Özellikle geçtiğimiz dört yıldan bu yana büyük özveriyle, yerel kıt kaynaklarla, yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce faaliyet yürütmüşlerdir, toplantılar yapılmıştır, seyahatler yapılmıştır.

İcra kurulu olarak görev yapan Antalya Valiliği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Antalya Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğü, Antalya Ticaret Borsası dört yıldan bu yana günlük olağan işlerini bile EXPO 2016 hedeflerine göre düzenlemişlerdir. Yöneticilere teşekkür ediyoruz.

Buna rağmen neden Hükûmet tasarısında tüm yükü çeken üç kuruluş, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve Antalya Ticaret Borsası icra ve yönetim dışında tutulmuştur. AKP’li olmayanlar dışlanıyor, neden?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Varlı…

7.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ve Türk tarımının içinde bulunduğu duruma ilişkin açıklaması

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gündem dışı konuşmamıza Sayın Bakan cevap verdi. Her zaman olduğu gibi klasik rakamlar, işte şu zaman şuydu, bu zaman buydu… Türkiye o söylediği tarihten bu yana on yıl yaşadı, on yıl geçti ama Sayın Bakan herhâlde kalbindekini diline ikrar etti, “Çiftçi geriye gitmiştir, Türk tarımı geriye gitmiştir.” dedi, o itirafta da bulundu.

Hakikaten Türk tarımı şu anda çok kötü bir durumda, herkes traktörünü, evini, arabasını hatta tarlasını satabilecek duruma geldi. Ziraat Bankası geçen yılki vermiş olduğu kredilerin yarısını veriyor. Eğer bu yıl çiftçiler aldıkları krediyi tekrar geri alamazlarsa birçok insan batacak göçecek. Lütfen bu konuda -âdeta yalvarırcasına söylüyorum- Hükûmet bir çare üretsin. Çiftçilerimiz çok kötü durumda. Sayın Bakanın tozpembe tablosu hayalden ibaret, başka bir anlamı ve ifadesi yoktur bunun. Aynı rakamlar, aynı rakamlar söylenip gidiliyor ama gerçeğe baktığınız zaman karpuz üreticisi perişan; soğan, patates üreticisi perişan, ihracat yapamıyor ne Rusya’ya ne İran’a.

BAŞKAN – Sayın Demiröz…

8.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, buğday alım fiyatlarına ve 2012 yılında tarıma verilmesi öngörülen desteğe ilişkin açıklaması

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanı biz Tarım Komisyonunda, diğer komisyonlarda bulamıyoruz. Bugün bulduğumuz için buğdayla ilgili başlamak istiyorum.

Buğday alım fiyatını açıkladıktan sonra çiftçi şunu iyice anladı: Bundan sonra, aklı olan buğday ekmez çünkü Ziraat Mühendisleri Odası ve Ziraat Odasının buğday maliyeti 80 kuruş.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Son dört yıldır buğdaya 5 kuruş prim vermekte ve artırmamaktadır. Sertifikalı tohum kullanımına 2011 yılında dekar başına 10 lira destek verirken 2012 yılında bu miktar 6 TL’ye neden düştü Sayın Bakan? Ayrıca yine buğdayla ilgili, desteklerle ilgili biz 3,5 milyar ton mazot kullanıyoruz ve 13 milyar TL ödüyor çiftçimiz. Bunun yaklaşık 9 milyar TL’si ÖTV ve KDV. Açıkça görülüyor ki 2012 yılında tarıma verilmesi öngörülen 7,6 milyar TL’lik destek, çiftçinin tarımda kullandığı girdilerden sadece birine, mazota ödediği vergiyi dahi karşılamamaktadır. Buğday üreticisi, dekara yaklaşık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Keskin…

9.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in, gündem dışı konuşmasına verdiği cevaba ilişkin açıklaması

ADNAN KESKİN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanın biraz önce vermiş olduğu cevaplar maalesef denetim mekanizmasının işlemesine olanak sağlamayan bir yaklaşımdı. Ben, konuşmamda Sayın Bakana sorular tevcih ettim.

Bir: 2/5’te alınan 9 tane numunenin hepsinin sağlığa zararlı olduğu laboratuvarda tespit edilmiştir. Buna rağmen, Başbakan ve bakanların bu rapora rağmen açıklama yapmasını doğru bulmadığımı vurguladım.

Sayın Bakan “Laboratuvarın kapatılması bununla ilgili değil.” dedi. Otuz yıldır faaliyet gösteren, on binlerce tahlil yapmış olan bir laboratuvar niçin o tarihe kadar kapatılmıyor da 22/5 tarihinde kapatılma ihtiyacını duyuyor?

İki: Sayın Bakan bir gerçeği de örtüyor. Niçin laboratuvar müdürü Afyon’a tayin ediliyor, niçin yardımcısı olan kişi Kastamonu’ya tayin ediliyor? O ana kadar Tarım Bakanlığı bu insanların hizmetinden memnun ve mutluydu da bu olay ortaya çıkınca kafalarına meteor taşı mı düştü de bunları tayin etmek ihtiyacını duydu? Sayın Bakan gelsin bunun bir cevabını versin. Tam cambaza bak numarasını oynuyor Sayın Bakan, bütün Şark kurnazlarının yaptığı cambaza bak numarasını oynuyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Keskin.

Son olarak, Sayın Bakır…

10.- Samsun Milletvekili Tülay Bakır’ın, süt şekeri laktozun intoleransına ilişkin açıklaması

TÜLAY BAKIR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli üyelerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben süt şekeri laktozun intoleransı konusunda çok kısa bazı şeyler söylemek istiyorum. Süt şekeri içinde bulunan laktoz intoleransı iki yaşından itibaren başlayan ve yetişkin yaşta daha yükseğe çıkan bir intolerans ama buna alerji sözünü edemeyiz. Alerji sütün proteinine karşı gelişir ve bunu anne sütünden sonra ilk defa inek sütüyle karşılaştığı zaman çocuk bunun karşılığını görür ve çok ağır bir tablodur, bununla alakası yok. İnce bağırsaklarda bulunan laktaz enzimi belirli bir dönemden sonra bağırsaklarda eksilir ancak bazen mutasyonel olarak özellikle İskandinav ülkelerinde yetişkin yaşa kadar laktaz enzimi devam eder ama laktaz enzim eksikliği…

ALİ ÖZ (Mersin) – Yapma Hocam! Hocam, çocuklar aynı bölgede, aynı sınıfta nasıl isabet etmiş, Allah aşkına yapmayın ya!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Srebrenica katliamıyla ilgili grup başkan vekillerinden isteyenlere söz vereceğim.

Pervin Buldan.

Buyurun efendim.

11.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Srebrenica katliamı ile ilgili söz aldım.

Etnik temizliğin, katliamın, insanlığa karşı işlenen suçların yakın tarihinin adıdır aslında Srebrenica katliamı. Sorumluları Savaş Suçları Mahkemesinde yargılanan çağımız soykırımında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, anaların acılarını paylaşıyor, soykırımı lanetliyoruz. Günümüzde Orta Doğu’da savaş rüzgârları eserken, ülkemizde otuz yıldır süren çatışmalar yaşanırken Meclisin, siyaset kurumunun barış için daha fazla çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Başta Roboski katliamı olmak üzere, işlenen tüm katliamların sorumlularının bir an önce açığa çıkması temennisinde bulunuyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Buldan.

İkinci olarak Sayın Vural, buyurun.

12.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Evet, on yedi yıl önce, bir temmuz ayında Sırp ordusunun akrepleri, maalesef, Birleşmiş Milletlerin silahsızlandırıp güvenli bölge ilan ettiği, 400 tane Hollandalının bulunduğu Srebrenica’ya maalesef saldırmışlar, acımasız, insanlık dışı bir katliam gerçekleştirmişlerdir.

O gün, şehrin Türk milletinin evladı olan Boşnak ahalisi, kendilerini korumakla görevli olan Hollanda Birliğinin Komutanına görevini hatırlatır, “Girmek üzereler, hemen harekete geçin, yoksa katliam olacak. Bizi koruyun, yoksa kendimizi savunabilmemiz için silahlarımızı iade edin.” der ama Hollandalı Komutan hiç oralı olmaz ve 11 Temmuz ile 15 Temmuz arasında yüzyılın en büyük soykırımına tabi tutulurlar. 8.372 evladımız hunharca öldürülür, binlerce kadın maalesef tecavüze uğrar.

İşte, onun yıl dönümünde ne biz büyük Türk milletinin evladı Boşnakları unuttuk ne de onları “evladı fatihan” olarak gören Türk milleti unuttu. Balkanları bırakırken aynı zamanda orada yarımızı bırakmıştık. Bir diğer yarımız da milletimizin evladı, mensubu Boşnak kardeşlerimizdi. Onlarla hiçbir zaman bağımızı koparmadık, hep beraber olduk. Bugün de onların acılarını paylaşıyor, onların acıları bizim acılarımız diyoruz.

Bu vesileyle, o gün şehit olan Boşnak kardeşlerimize, milletimizin evlatlarına bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Evet, bugün burada o katliama uğrayan milletimizin evlatlarının, hanımlarının el emeği göz nuruyla beraber şu iğne oyasını bütün milletvekillerimiz gönüllerinde taşıyorlar. Bunlar aslında barışı, adaleti, sevgiyi hedefleyen anlayışları simgeliyor. Ben de bu çiçek oyasıyla onların anılarını, mücadelelerini saygıyla anıyorum, kendilerinin önünde saygıyla eğiliyorum.

Sayın Genel Başkanımızın da Balkanlar gezisinde, bu vesileyle de onlarla birlikte acılarını paylaşmak üzere oralarda bir gezi düzenlediğini ifade etmek istiyorum.

Mücadeleleri üzerinde, anıları üzerinde saygıyla eğiliyoruz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Vural.

Sayın Hamzaçebi…

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1990 yılında Sovyet Bloku’nun parçalanmasını takiben Yugoslavya da parçalanma sürecine girmiş ve Yugoslavya devletini oluşturan etnik unsurlar birer birer bağımsızlığını ilan etmeye başlamıştır. Bu çerçevede 1992 yılında Bosna-Hersek devleti ilan edilmiş ve bu devlet Birleşmiş Milletler tarafından da tanınmıştır.

Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış bir devlet olmasına rağmen Sırpların tahammülsüzlüğü nedeniyle Sırplar ve Boşnaklar arasında çıkan savaşta yaklaşık 250 bin Boşnak kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Bu süreçte Birleşmiş Milletler konuya müdahale etmiş ve Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu güvenli bölgeye canlarını kurtarmak amacıyla 8 bini aşkın Boşnak kardeşimiz sığınmış ama Birleşmiş Milletlerin şemsiyesi, koruması altında olan bu bölge, Birleşmiş Milletlerin sözünü tutmaması veya görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle Sırpların saldırısına uğramış ve 9 bine yakın, 8 bini aşkın Boşnak kardeşimiz burada hunharca katledilmiştir.

Bugün bu katliamın 17’nci yıl dönümü. O katliamda hayatlarını kaybeden bütün Boşnak kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu ülkeye, Bosna-Hersek devletine sabır ve başsağlığı diliyorum. Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşadığı bu en büyük katliamın insanlık tarihine büyük bir ayıp olarak geçtiğini düşünüyorum. Bu ayıbın insanlık tarihinde bir daha yaşanmaması, bu acının insanlık tarihinde, insanlık arasında bir daha tekerrür etmemesi için, tüm ulusları, tüm ülkeleri barış için iş birliğine çağırıyorum ve bu insanlık ayıbını, insanlık suçunu Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak buradan bir kez daha kınıyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Sayın Canikli.

14.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Srebrenica katliamının yıl dönümüne ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tarihin gördüğü, yaşadığı en büyük katliamlardan bir tanesi Srebrenica. Dünyanın gözü önünde yaşanması ve örtülü bir şekilde bir başka açıdan göz yumulması gerçekten çok utanç verici.

Öncelikle, bu katliamda hayatını kaybeden Boşnak kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Çok büyük acılar çektiler, Türk milletinin, bu acılarını paylaştığını da bilmelerini istiyoruz, onu biliyorlar zaten. Her türlü sıkıntılarında Türk milleti kendilerine destek oldu, olmaya devam edecek. Onların yüreği yandığında bizim de yüreğimiz yandı, hâlen bu acıyı bütün derinliklerimizde millet olarak hissediyoruz, Türk milleti olarak hissediyoruz, paylaşıyoruz. İnşallah, temenni ediyoruz, Cenabıhak bu millete, Boşnak kardeşlerimize böyle acılı günleri bir daha göstermez ve aslında belki üzücü boyutu ise, Batı’nın, çağdaş dünyanın, maalesef, en hafif ifadeyle, görevini yapmaması, ihmali nedeniyle böyle bir acımasız katliamın ortaya çıkması bir başka üzüntü kaynağı. Tabii, zaman zaman çok konuşuluyor, dillendiriliyor, ama çağdaş dünyanın bu özelliği hak edebilmesi için benzer hadiselerin yaşanmaması gerekir ve yaşatmamaları gerekir; bunu da buradan belirtmekte fayda var.

Tekrar, Boşnak kardeşlerimizin acılarını millet olarak, AK PARTİ Grubu olarak paylaştığımızı ifade ediyorum. Kalanlara, o acı katliamı yaşayanlara ve şu an hayatta olanlara sağlıklı ömürler diliyoruz ve hayatını kaybedenlere de Cenabıhak’tan rahmet diliyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Canikli.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 20 milletvekilinin, İstanbul ili Pendik ilçesindeki imar planı değişikliklerinden kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/334)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İstanbul ili Pendik İlçesinde bulunan mülkiyeti vatandaşlara ait iken imar planlarında spor alanında kaldığı gerekçesiyle 1994 tarihinde kamulaştırılan, içinde Pendik Lisesi, Kızılay kampı ve futbol sahası bulunan 25 dönümlük 3 arsanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından turizm alanına çevrilerek adım adım iktidara yakın kişilere peşkeş çekileceği halkın arasında söylemekte olup, basında bu konuda haberler yer almıştır.

Pendik Belediyesinin spor alanında kaldığı gerekçesiyle istimlak ettiği ve üzerine tribünlü futbol sahası yapılan Pendik Lisesinin önündeki ve Kızılay Kampının yanında bulunan 3 parseldeki tribünlü futbol sahasının İstanbul Büyükşehir Belediyesince spor alanından çıkarılarak turizm alanı yapıldığı anlaşılmıştır. Buranın spor alanından çıkarılıp turizm alanı yapılmasındaki gerekçe; dolgu alanlarında yeteri kadar spor alanlarının olduğu şeklindedir. Dolgu alanında belirlenen spor alanlarının ihtiyacı karşılaması mümkün değildir. Dolgu alanlarında oluşturulan spor alanlarına hiçbir zaman kapalı spor tesisleri yapılamaz.

Aynı zamanda bu bölge herhangi bir afet anında Pendik halkının toplanabileceği güvenli tek açık alandır. Bu bölgede başka boş arazi bulunmamaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1/5000’lik imar plan-larında değişiklik yaparak Pendik'teki tek boş araziyi (ki bu alan hâlen spor alanı olarak kullanılmaktadır) turizm alanı yapmıştır. Bu alan Pendik'in en güzel ve değerli alanlarından biridir. Eğer kamunun spor alanı ihtiyacı kalmamışsa bu yerlerin tekrar eski malikine devretmesi mülkiyet hakkının doğal gereğidir. Oysa İstanbul Büyükşehir Belediyesi spor alanı olarak kamulaştırılıp üzerine spor tesisi yapılan bu arazileri “Yeterince spor alanı var.” gerekçesiyle imar planı değiştirilerek turizm alanına çevirmiştir.

Pendik İlçe merkezi yeşil fakiri, spor alanları olmayan bir ilçedir. Bu plan değişikliği iyi niyetle bağdaşmayan bir değişikliktir.

Bu nedenle söz konusu ilçedeki imar değişikliği ve imar planı değişikliklerinden kaynaklanan sorunlarını araştırmak ve çözüm yollarını tespit etmek amacıyla Anayasamızın 98. Maddesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 104 ve 105. Maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını arz ederiz.17.11.2011

1) Celal Dinçer                                (İstanbul)

2) İhsan Özkes                                (İstanbul)

3) Kadir Gökmen Öğüt                   (İstanbul)

4) Bülent Tezcan                              (Aydın)

5) Namık Havutça                           (Balıkesir)

6) Mahmut Tanal                             (İstanbul)

7) Mehmet Şevki Kulkuloğlu          (Kayseri)

8) Veli Ağbaba                                (Malatya)

9) Ali Serindağ                                (Gaziantep)

10) Muharrem Işık                          (Erzincan)

11) Gürkut Acar                              (Antalya)

12) Erdal Aksünger                         (İzmir)

13) Sedef Küçük                             (İstanbul)

14) Mehmet Şeker                           (Gaziantep)

15) İlhan Demiröz                           (Bursa)

16) Aylin Nazlıaka                          (Ankara)

17) Mehmet Hilal Kaplan                (Kocaeli)

18) Hülya Güven                             (İzmir)

19) Tolga Çandar                             (Muğla)

20) Sakine Öz                                  (Manisa)

21) Ayşe Nedret Akova                  (Balıkesir)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, öğretmenlerin yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/335)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Öğretmenlik mesleğinin “aydın” kimliğinin yıllardır uygulanan neoliberal eğitim politikaları ile nasıl “teknik” bir alana sıkıştırıldığının, toplumun öncüsü olan öğretmenlerin yaşadıkları sorunların neler olduğunun belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci İç Tüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

                               Pervin Buldan                                         Hasip Kaplan

                            Grup Başkanvekili                                  Grup Başkanvekili

AKP iktidarı ile birlikte eğitim politikalarında neoliberal değişim dönüşümün hız kazandığı görülmektedir. Eğitimde ticarileştirme ve özelleştirme politikalarının yaygınlaştırıldığı, esnek ve güvencesiz istihdamın arttığı, kamu okullarının satışa çıkarıldığı, kamu kaynakları özel okullar ve üniversitelerin desteklendiği, müfredatın piyasacı bir içerikle yeniden oluşturulduğu görülmektedir. Eğitim politikaları, piyasanın gündemindeki ticarileşme, metalaşma, rekabet, verimlilik, kârlılık gibi piyasa merkezli kavramlar ile belirlenmektedir. Bu politikalar Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'in 2012 Yılı Bütçe sunuşunda yaptığı konuşmada “... çocuklarımızı uluslararası rekabete açık kabiliyetler hâline getirmeliyiz...” ifadeleri ile somutluk kazanmaktadır. Bu temelde öğretmene verilen rolde ve öğretmenlik mesleğine yüklenen anlamda da ciddi değişim ve dönüşümler olduğu görülmektedir.

Öğretmenlik, “aydın” kimliği ön planda olan, özel ihtisas gerektiren bir meslektir. Öğretmenin “aydın” kimliği, öğretmenin öğrenci ile birlikte, öğrencinin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve politik çevre ile de sürekli, bilinçli ve eleştirel bir etkileşim hâlinde olmasını gerektirir. Öğretmenlik mesleği aydınlanma, dayanışma, diyalog, toplumsal adalet, eşitlik, hakkaniyet, öznelleşme, özgürleşme, insanlaşma, çok kültürlülük, demokratik eğitim, eğitim hakkı, kamusal eğitim, kültür, sosyal sınıflar, bilginin sosyal inşası, bilgiyi özgür kılmak, bütüncül insan, iktidar ilişkileri, insanın gerçek gereksinimleri, ekoloji, teknik-pratik bilgiye karşı özgürleştirici bilgi, teori-pratik ilişkisi (praksis), toplum-birey dengesi kavramları ile doğrudan ilişkilidir. Öğretmen eğitim öğretime ilişkin tüm planlamasını ve etkinliklerini bu kavramlar doğrultusunda, öğrencisinin ve kendisinin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve politik öznel koşulları, öğrenci gerçekliğini, istek ve ilgilerini göz önünde bulundurarak belirler. Fakat bugün gelinen noktada baktığımızda eğitim politikalarındaki neoliberal dönüşüm ile öğretmenlik mesleğinin “aydın” kimliği, adım adım törpülenmekte, öğretmenliğin hızla “teknik” bir mesleğe dönüştürüldüğü izlenmektedir.

Günümüzde gelinen noktada öğretmen yetiştirme politikaları, eğitim öğretim müfredatındaki değişiklikler, sınav merkezli eğitimin, öğretmen kılavuz kitaplarının ve eğitim ve öğretimde teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması, vb. tüm uygulamalar bir yandan eğitimin ticarileştirilmesini ve piyasaya açılmasını sağlarken diğer yandan öğretmeni “okula sıkıştırmak”ta ve “teknik işler” ile boğmaktadır. Bugün öğretmenler tüm zamanlarını; veli, öğretmen, zümre, gibi ilköğretim yönetmeliğinde belirtilen onlarca toplantıya katılma ve bunların raporlarını hazırlama, OGYE ve TKY çalışmasına katılma ve bunların raporlarını formlarını hazırlama, nöbet tutma ve her gün nöbet defterini doldurma, okulun ve sınıfın fiziki ve donanımsal eksikliklerini tamamlama, kurumların açtığı sınavlara ucuz iş gücü olarak girme, bütün tören, kutlama vb. programlarda görev alma ve bunların rapor ve tutanaklarını hazırlama, e-okul sisteminde öğrenci devamsızlıklarını tek tek girme, ADEY, RİDEF vb. çok sayıda formu doldurma, her hafta tüm derslerde tüm öğrenciler için ayrı ayrı değerlendirme formları, doldurma öğrenci tanıma fişleri ve kişisel dosyaları her dönem sonunda doldurma, sosyal kulüp çalışmaları ve toplantılarına katılma plan ve raporlarını hazırlama, rehberlik çalışmaları yürütme bunların anketlerini doldurma ve raporlarını yazma, okunan kitapları e-okula tek tek işleme, iş günü takvimi, ünite süre çizelgesi, yıllık çalışma programı, haftalık ders programı, ünite çalışma dosyası, sınıf ders defteri, deney defteri raporu, gezi planı, öğretmen not defteri, çevre incelemesi, tebliğler dergisi fihristi, sınıf demirbaş listesi, ders dışı etkinlik dosyası hazırlama gibi çok sayıda teknik görev ile yüklenmiş durumdadır.

Öğretmenlik mesleğinin “aydın” kimliğinin yıllardır uygulanan neoliberal eğitim politikaları ile nasıl “teknik” bir alana sıkıştırıldığının, toplumun öncüsü olan öğretmenlerin yaşadıkları sorunların neler olduğunun belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi için Meclis araştırması açılması önem arz etmektedir.

3.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu ve 23 milletvekilinin, kültürel nedenlerden dolayı düşük toplumsal statüde bulunan kadınların durumunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/336)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkelerin kalkınmasında, kadınların toplumsal statülerinin yükseltilmesi ve kalkınmaya entegre edilmesi büyük önem taşımakta, kalkınma literatüründe kadınlar ve çocuklar toplumun en dezavantajlı grupları olarak kabul edilmektedir. Kadınlar, erkeklere oranla kaynaklara daha az erişmekte/kontrol edebilmekte, kamusal hizmetlerden, istihdam ve sosyal güvenlikten daha az yararlanabilmekte, kamusal yaşama daha az katılabilmektedirler.

Aile düzeyinde, topluluk düzeyinde ve ulusal düzeyde karar alma süreçlerine kadınların katılımı çok daha sınırlı kalmakta, Türkiye'de özellikle az gelişmiş bölgelerin geleneksel aile yapısı içinde, bu olumsuzluklar kadınlar açısından daha fazla öne çıkmaktadır.

Nitekim namus cinayeti olgusu bu bağlamda açıklık kazanmaktadır. Çünkü genellikle sevmediği biriyle evlenmek istemeyen genç kızın ya da zorla evlendirildiği kişiyle mutlu olmayan kadının sevdiğine kaçması şeklinde sonuçların ortaya çıkmasıyla, sözde namus bahanesiyle kadın/genç kızlar öldürülmektedir.

Ayrıca; eğitim alanındaki gelişmeler açısından da kadına bakacak olursak kadın okur-yazarlığının önemli bir gösterge niteliğinde olduğu bilinmektedir. Türkiye'de yetişkin nüfus (15 yaş üzeri) içinde okumaz-yazmazlık oranı kadınlarda % 13,8 iken, erkeklerde ise % 3,4 olduğu görülmektedir(TÜİK 2009 ADNKS verileri).

Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün Türkiye'de Kadının Durumu'na ilişkin Şubat 2011'de yayımladığı rapora göre ise hâlen 4 milyona yakın kadının okuma-yazma bilmediği TÜİK Kasım 2010 verilerine göre de Türkiye'de kadınların istihdama katılımında yüzde 27,5'lik oranla AB ülkeleri arasında son sırada yer aldığı belirtilmiştir.

Türkiye, kadın istihdamında AB ülkeleri arasında son sırada yer alırken, 12 Eylül 2010 referandumunun ardından yapılan düzenlemeyle yüksek yargıda yeni atanan kadın yargıç oranının yüzde 45'ten yüzde 3'e gerilediğini, bunun da “ileri demokrasinin” geldiği noktanın göstergelerinden birisini teşkil ettiği açıktır. Ayrıca meşhur paketin geçmesinden sonra oluşan HSYK ve onun sonrasında oluşturulan yeni Danıştay ve Yargıtay'daki kadın yeni atanan hâkim oranının da yüzde 3 olduğu ve bundan önceki yüksek hâkim oranı yüzde 45 olduğu bellidir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadınlar üzerinde oluşturduğu baskıları, kadınların yaşadığı bu sorunların alanlarına ilişkin geleneksel uygulamaların altında yatan nedenlerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığından bahisle;

Bütün bu söz konusu olgular çerçevesinde nüfusun yarısını oluşturan, ailede ve ekonomik yaşamda kilit roller üstlenen ancak kaynaklara erişim, kaynakları denetim ve kararlara katılım konularında erkeğe göre, toplumsal-kültürel nedenlerden dolayı düşük toplumsal statüde bulunan kadınların durumunun güçlendirilmesi, kişiler, kurumlar, bölge düzeylerinde ve ülke genelinde toplumsal cinsiyet sorunlarının ortadan kaldırılması, sözde namus bahanesiyle kadın/genç kızların öldürülmesinin önüne geçilmesi “toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması”, kadının güçlendirilmesi, statüsünün yükseltilmesi gibi temel stratejik hedeflerinin sağlanması amacıyla, Anayasanın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederiz.

1) Mehmet Ali Ediboğlu                 (Hatay)

2) İhsan Özkes                               (İstanbul)

3) Ali Özgündüz                             (İstanbul)

4) Sedef Küçük                              (İstanbul)

5) Kadir Gökmen Öğüt                  (İstanbul)

6) Bülent Tezcan                             (Aydın)

7) Mehmet Şevki Kulkuloğlu         (Kayseri)

8) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

9) Mehmet Hilal Kaplan                 (Kocaeli)

10) İlhan Demiröz                          (Bursa)

11) Aylin Nazlıaka                         (Ankara)

12) Hülya Güven                            (İzmir)

13) Veli Ağbaba                             (Malatya)

14) Tolga Çandar                            (Muğla)

15) Sakine Öz                                 (Manisa)

16) Ayşe Nedret Akova                 (Balıkesir)

17) Ali Demirçalı                            (Adana)

18) Selahattin Karaahmetoğlu         (Giresun)

19) Gürkut Acar                             (Antalya)

20) Haluk Eyidoğan                       (İstanbul)

21) Erdal Aksünger                        (İzmir)

22) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

23) Doğan Şafak                            (Niğde)

24) Ahmet İhsan Kalkavan             (Samsun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- CHP Grubunun, 13/6/2012 tarihinde İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28/6/2012 günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                                    28.06.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 28.06.2012 Perşembe günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                              M.Akif Hamzaçebi

                                                                                                                      İstanbul

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşları tarafından, 13/06/2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi” amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, (457 sıra nolu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 28/06/2012 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Şimdi, öneri üzerinde gruplar adına, Cumhuriyet Halk Partisi Partisi Grubu adına Alaattin Yüksel, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Yüksel. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa’nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri kapsamında Meclis araştırması açılması konusunda söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetin kendinden olmayan belediyeleri nasıl ötekileştirdiğini, muhalif belediyeleri nasıl ayrımcılaştırdığını ve kentlere nasıl baskılar kurduğunu şimdi sizlere İzmir örneğinden yola çıkarak açıklamaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, 5 Temmuzda İzmir’de sahneye konan trajik bir oyunun ikinci perdesi açılıyor; İzmir Büyükşehir Belediyesi davası 5 Temmuzda ikinci kez yeniden başlıyor.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, İzmir Büyükşehir Belediyesine 11 Haziran seçimleri öncesinde, mayıs ayında, 2 Mayısta gerçekleştirilen bir operasyonla başlayan bu süreç, daha sonra yine İzmir Büyükşehir Belediyesinin tam da Paris’te EXPO sunumunu yaparken ikinci kez yinelenmiştir ve bu dava açıldığında üç yüz sayfalık iddianamede gördük ki İzmir Büyükşehir Belediyesiyle ilgili en küçük zimmet, rüşvet, irtikâp, haksız zenginleşme, çıkar sağlama gibi herhangi bir suçlama yoktur. İzmir Büyükşehir Belediyesinin davasında ne vardır? Dokuz yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi izlenerek bu dava açılmıştır, dokuz yıldır dinlenerek ve kameralar yerleştirilerek açılmıştır. Haksız, hukuksuz deliller yaratılarak bu dava açılmıştır ama iddianamede ciddi hiçbir suçlama yoktur. Ne vardır? Sosyal projeleri vardır İzmir Büyükşehir Belediyesinin.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin, Seferihisarlı üreticilerden mandalina alarak yoksul halka dağıtması vardır. Yine, üreticilerden şal alarak öğretmenlerimize dağıtması vardır. “Vidanjör hizmetinden gelir elde ettiniz, niye vergi ödemediniz?” sorgusu vardır. 100 bin gıda yardımı paketi içindeki birkaç kilogram unun KDV’si sorusu vardır ve “Şevval Sam’ı niye ihalesiz, konsere getirdiniz?” sorgusu vardır. Sanki Şevval Sam’dan onlarca varmış gibi. Ve bu davada, böylesi bir davada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı için üç yüz doksan yedi yıl ceza istenmektedir. Bürokratlarıyla beraber bin yılın üzerinde bir ceza davasıdır bu dava, bu utanç davası. Ve İzmir Büyükşehir Belediyesini “suç örgütü”, onun Belediye Başkanını da “çete reisi” ilan eden bir davadır. Benim bildiğim, çeteler hırsızlık yapar, gasp suçu işlerler, fuhuş yaptırırlar, kumar oynatırlar. Oysa Kocaoğlu’nun önce kendi rakipleri, sonra sayın bakanlar İzmir’e her geldiklerinde, ne kadar dürüst olduğundan övgüyle söz etmektedirler.

Değerli arkadaşlar, Turgutlu gibi, bakanla birlikte belediyeyi ciddi zararlara uğratan, belediyenin olanaklarını bakana peşkeş çeken; Kayseri gibi, rüşvet defterinin Başbakana iletildiği illerde, AKP’li illerde, bunlara bir müfettiş bile göndermekten Hükûmet imtina etmektedir.

Kayseri’de, Cumhurbaşkanı, Kayseri Belediye Başkanına kefil olduğunu belirtmiştir ama İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, defalarca kendisine “Gelin, İzmir’de yetkisiz, taraflı bu araştırmaların önüne geçecek Devlet Denetleme Kurulunu gönderin, İzmir’i denetlettirin, İzmir’de biz de aklanalım.” demesine rağmen, bu feryatlara kulağını tıkamıştır ne yazık ki.

İzmir’deki bu denetlemeler 100’e yakın müfettiş, Sayıştay denetçisi, bilirkişiler, özel yetkili savcılar eliyle yürütülmektedir ama 5 milyonluk Ankara’da bu denetimler 10 kişiyle yapılmaktadır, 14 milyonluk İstanbul’da 20 kişiyle yapılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, sadece bu baskılar değil tabii, İzmir’in projeleri de sürekli olarak engellenmektedir. Özellikle bu Hükûmet “yerel demokrasi, yerinden yönetim.” diye diye yerel yönetimlerin elinde ne kadar yetki varsa merkezî hükûmetlere almıştır ve bunlardan bir tanesi de 17 Haziran 2010’da çıkartılan Belediyeler Kanunu’ndaki 73’üncü madde, -şimdi 17’nci madde oldu- kentsel dönüşüm projelerinin Bakanlar Kurulu onayı olmadan yürürlüğe giremeyeceği maddesidir. Bu madde uygulanmaya başlandıktan sonra bugüne kadar Bakanlar Kurulunda 26 adet kentsel dönüşüm projesi onaylanmıştır arkadaşlar.

Sayın Şehircilik Bakanı burada “Van depreminden sonra İzmir birinci derecede risk taşıyan bölgedir, önce oradan başlayacağız.” demiştir. Sayın Başbakan 61’inci Hükûmet Programı’nda aynı şeyi söylemiştir ama bakın, Bakanlar Kurulunda onaylanan projeler bugüne kadar 26 adettir; bunlardan 1 tanesi MHP’li, 25 tanesi AKP’li belediyelere aittir ve hepsi de üçüncü, dördüncü sırada, arada bir iki tane birinci sıra var. İzmir’in bekleyen kentsel dönüşüm projelerinin tamamı, gerçekten Bakanın söylediği gibi, birinci derecede riskli bölgelerdir.

Değerli arkadaşlar, bu yirmi beş projenin nasıl onaylandığını araştırdık, ne kadar sürede onaylandığını araştırdık; ortalama onaylanma süresi on beş gündür. İzmir’inkiler on altı aydır onay beklemektedir Bakanlar Kurulunda. Sayın Melih Gökçek, Başbakana projeleri için, fuar alanı için, kentsel dönüşüm projeleri için “Verdiğiniz destekten dolayı minnettarız Ankara olarak.” demektedir. Sayın Gökçek’in aslında teşekkür edeceği daha çok şey var. Rantsal dönüşüm projeleri için, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir gecede çıkarılan yasayla EGO’nun BOTAŞ’a olan borçlarını sildiğiniz için, onun istediği yasaları incelemeden TBMM’den geçirdiğiniz için, on beş yıldır bir metre dahi ilerletemediği metroyu Hükûmet olarak devraldığınız için ve bütün hakkındaki yolsuzluk iddialarına rağmen, İzmir’deki gibi, en ufak bir soruşturma bile açmadığınız için teşekkür etmesi gerekmektedir. Hiç aklıma gelmezdi Gökçek’e teşekkür edeceğim. Gökçek’e teşekkür ediyorum. Tam da ben de bunları anlatmak istiyorum. En güzel şekilde Gökçek bunları, gayet güzel anlatmış değerli arkadaşlar.

Evet değerli arkadaşlar, İzmir’in engellenen projeleri yalnız kentsel dönüşüm projeleri değil. Bakın, İzmir’de 81 ille ilgili, kamu yatırımlarıyla ilgili, ödedikleri vergiler ve kamu yatırımlarından aldıkları payla ilgili bir araştırma yaptık ve bu araştırmadan şöyle bir sonuç çıkıyor: Değerli arkadaşlar, 2004’ten bu yana AKP hükûmetleri döneminde İzmir’in ödediği vergiler düzenli bir şekilde kırmızıdır, artmaktadır ve İzmir’in kamu yatırımlarından aldığı pay da düzenli bir şekilde düşmektedir. 10,88’le 3’üncü sırada vergi ödemiştir, 10,86’yla tahsilatta 2’nci sıradadır ama kamu yatırımlarından aldığı payda İzmir ne yazık ki 72’nci sıradadır.

Değerli arkadaşlar, İzmir’in içme suyu projesi, Çamlı Barajı engellenmektedir, tramvay projesi engellenmektedir. Birçok projesi engellenirken, şimdi de zorlama, dayatma projeler İzmir’e dayatılmaktadır. Liman ve Alsancak Stadı’yla ilgili, kent merkezine 150 bin metrekareye yaklaşan alışveriş merkezleri ve oteller yapma zorlaması Hükûmet tarafından dayatılmaktadır. İzmirliler olarak buna bütün gücümüzle karşı çıkacağımızı bu kürsüden bir kez daha belirtmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yüksel.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, “Barajı engelliyor.” diyor, orada duymuyorsunuz Sayın Bakanım. “Barajı engelliyor.” diyor, barajı…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – İçme suyunu İzmir’e biz getirdik.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Dünyanın en büyük arıtma tesisini oraya biz yaptık, siz yapmadınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, Çamlı Barajı, Çamlı, Çamlı!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Bilmiyor, konuyu bilmiyor. İzmir’e suyu biz getirdik.

BAŞKAN - İkinci konuşmacı, aleyhte olmak suretiyle, Sayın Ali Aşlık, İzmir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Cumhuriyet Halk Partisi “En büyük savunma, saldırıdır.” deyip sürekli belli konularda AK PARTİ’ye yüklenmeye çalışmaktadır.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Mesela, mesela…

ALİ AŞLIK (Devamla) – Ben bunun böyle olmadığını sizlere açıklamak istiyorum.

Şimdi, bakınız, ben İzmir’de beş yıl il başkanlığı yaptım. İl başkanlığım döneminde Buca Belediyesine karşı operasyon yapıldı, Kaynaklar Belediyesine karşı operasyon yapıldı, Ayrancılar Belediyesine karşı operasyon yapıldı, AK PARTİ’li belediyelere de operasyon yapıldı. “İzmir Büyükşehir Belediyesine operasyon yapıldı” diye kıyametleri koparıyorlar. Kaynaklar Belediyesine yapılan operasyonda altı yüz yıla kadar ceza istendi. Gitti, savunmasını yaptı, beraat etti, çıktı. Buca Belediye Başkanı yargılanıyor. Savunmasını yaptı, yargı kararını verecek.

Arkadaşlar, yargıya intikal eden bir konuda “doğrudur, yanlıştır” demek, Anayasa’ya aykırı bir durumdur. Bizi, sürekli, Anayasa’ya aykırı bir durum konusunda söz söylemeye, konuşmaya, mindere çekmeye çalışıyorlar. Hukuk devletinde bunlar olmaz arkadaşlar, olmamalıdır. Kimin bir yanlışı varsa yargıda hesabını verecektir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Deniz Feneri’ni anlatsana hukuk devletinde.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Suçu yoksa hâkim vicdanına göre kanaatini bildirir, beraat de verir, ceza da verir. Dolayısıyla yargıya intikal eden konuda savunma yeri Meclis değil, yargıdır. Dolayısıyla eğer bizim yargı politikalarıyla alakalı söyleyeceklerimiz varsa bunu zaten burada söylüyoruz. Meclis, siyaset çözüm yeridir, çare yeridir, ağlama yeri değildir, çözüm üretme yeridir. Biz, birinci yargı paketi, ikinci yargı paketi, üçüncü yargı paketi, dördüncü yargı paketi diye gündeme getirmiyor muyuz? Bunlar Sevgililer Günü’nde giden paket değil ki, bunlar Analar Günü, Babalar Günü için gönderilen paketler değil ki. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunlar, Türkiye’nin çehresini, kaderini değiştirecek, hukuk devleti olma yolunda daha ilerilere taşıyacak paketlerdir. Onun için, değerli arkadaşlar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo! Bravo! İyi söylüyorsun! Binlerce öğrenci içeride.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, söyleyeceğimiz çok şey var. Yine il başkanlığım döneminden bir şey söyleyeceğim. Hani “Belediyelere taraflı davranılıyor.” deniliyor, ya…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – CHP’nin, MHP’nin belediye başkanları yargılandı.

ALİ AŞLIK (Devamla) – 2004 yılında Aliağa Belediyesini aldık. Aliağa Belediyesi büyük şirketlerin üretim yaptığı bir yer. Arkadaşlar, Belediye Başkanımız ilk birinci ayında soruşturma geçirdi. İki ayda bir, üç ayda bir yeni yeni soruşturmalar geçirdi. Yani belediye başkanlığını bitirene kadar anasından emdiği süt burnundan geldi. Bu, Türkiye’deki bürokratik yapıdan kaynaklanan bir şeydir, AK PARTİ ile uzaktan yakından alakası yoktur. AK PARTİ, 2002 yılında iktidar oldu. AK PARTİ döneminde ilkokula başlayan kişi daha lise son sınıfta. Dolayısıyla…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Adana’dan haberin yok senin herhâlde. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı iki seneden beridir koltuğuna oturamıyor.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu eğitimle alakalı bir şeydir, bu anlayışla alakalı bir şeydir. Dolayısıyla biz bütün anlayışları yeniden, yeniden dönüştürüyoruz. Yeniden milletin önündeki engelleri kaldırmaya çalışıyoruz. Milletin önündeki engelleri tek tek kaldırıyoruz arkadaşlar. Tek tek kaldırmaya da devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Neyi kaldırdın? Cezaevlerinin yarısı tutuklu. On senedir bu ülkeyi yönetiyorsunuz, milletin önündeki engelleri kaldırmıyorsunuz.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Niçin? Bakınız, 2001’de biz kurulduğumuzda, AK PARTİ olarak kurulduğumuzda…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başka partide miydin sen?

ALİ AŞLIK (Devamla) – …değişik siyasi partilerden insanlar bir araya gelerek milletin önündeki engelleri kaldırmak adına siyaset yapmaya karar verdik ve bu kararımız doğrultusunda siyaset yapıyoruz. Tabii, birçok engellerle karşılaştık ama ağlamadık; sıkıntıya düştüğümüzde millete gittik, milletle paylaştık, millet bizi bağrına bastı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, siz de sıkıntıya düştüğünüzde ağlamayın, siyaset çözüm yeridir, milletle buluşun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Söyle söyle, “Yüzde 50 aldık.” de, “milletin iradesi” de! Söyle söyle!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Milletin kültürel genetiklerini doğru okuyalım arkadaşlar, doğru okumamız lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Ver coşkuyu Başkan, ver!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Seni ödüllendirmişler, başarısız olmana rağmen ödüllendirmişler seni. Ver coşkuyu!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Ankara’da Melih Gökçek metroyu Ulaştırma Bakanlığına devretti. Biz kanun çıkardık. Niçin kanun çıkardık? “Metro ihtisas gerektiren bir iştir.” dedik. Dolayısıyla “Belediyeler bunu götüremiyorsa, yürütemiyorsa Ulaştırma Bakanlığına devreder.” diye kanun çıkardık. Ankara devretti, İzmir devretmedi. Yani biz “Güç bizde.” diye İzmir’in metrosuna el mi koysaydık? Hem bir taraftan yerel yönetimleri savunacağız hem başka şey mi yapacaktık?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Metroyu yapamıyor, gecekonduyla başa çıkamıyor, ne iş yapar bu Belediye Başkanı?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yahu, söylesene, bekleyenleri söylesene İzmir’de, kentsel dönüşüm için bekleyenleri söylesene. Bakana “Niye onaylamıyorsunuz?” diye sorsana, İzmir Milletvekili değil misin sen?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bunu bile istismar ediyorsunuz arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi? Onun için, özellikle söylüyorum: Biz İzmir’de hiçbir yatırımın önünü kesmiyoruz. Bakınız, İzmir’de sadece çevre yoluna 300 milyonun üzerinde yatırım yaptık, çevre yolundaki tünelleri biz bitirdik. İzmir Uluslararası Havalimanına 800 milyon euronun üzerinde yatırım yaptık. Tekrar 1 milyar euronun üzerinde iç hatlar için yeni yatırımlar yapıyoruz. Bunların hiçbirisi o sizin gösterdiğiniz istatistikte gözükmüyor. Dolayısıyla, İzmir’deki projelerin birçoğu aynı zamanda İzmir dışındaki illeri de doğrudan ilgilendirdiği için İzmir’e yapılan yatırımlar olarak gözükmüyor ama bunlardan en fazla İzmir istifade ediyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nerede gözüküyor ya, hadi göster.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bunu, istatistiklerle, istatistiklere yalan söyletmekle gerçekleri örtemeyiz ki. Dolayısıyla, Gördes Barajı’nı yaptık. Gördes Barajı İzmir sınırları içinde değil ama suyundan kim faydalanacak arkadaşlar? İzmir faydalanacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bak, Sayın İzmir İl Başkanı, İzmir Milletvekili, bak, bak, buraya bak, yatırımlara bak! Bak, kaçıncı sırada İzmir?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Arkadaşlar, siz on yıldır yerel yönetimlerde iktidarsınız, İzmir’e ne yaptınız? İzmir’e ne yaptınız, bunu anlatın, bunu aktarın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yahu sen anlat! Bak nereye gelmiş İzmir, bak!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – İstanbul’un yüzde 70’i kaçak, kaçak! Yirmi yıldır İstanbul’u yönetiyorsunuz.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Hangi projeye imza attınız arkadaşlar? 5 kilometre metro bitmedi. Bu yıl bitireceğim, seneye bitireceğim, öbür seneye bitireceğim… Bitmedi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Gökçek’e niye sormuyorsun onu? Sen sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin milletvekilisin; sorsana Gökçek’e, İstanbul’a sorsana Sözen zamanında başlayan metroyu!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Yani siz, özel yetkili savcı Büyükşehir Belediyesine bir dava açtı diye bütün beceriksizliklerinizi bu iddianamenin altına süpürmeye kalkmayın. Dolayısıyla, iki tane ihaleyi beceremiyorsanız, yahu “Bizim bürokrasimiz…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Siz çok iyi beceriyorsunuz!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz iyi beceriyorsunuz değil mi bu işleri? Doğru, bravo, alkışlıyorum sizi!

ALİ AŞLIK (Devamla) - “…biz bu işi beceremiyoruz.” diyorsanız…

Arkadaşlar, başka bir şey daha söyleyeyim ben size: Diyelim ki İzmir Büyükşehir Belediyesinde bu işi bilen bürokrat yok. Sizin dünya görüşünüze uygun maliyede veya bürokraside hiç mi insan yok, getirip orada çalıştıracağınız, doğru dürüst ihale yapacak hiç mi insan yok? Çağırın, ekip kurun, çalışın, İzmir’e hizmet verin, kim engel oluyor? Beceriksizliğinizin adına “engel koyma” diyorsunuz.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Adana’yı anlat, Adana’yı. Adana Büyükşehri anlat. AKP’deyken soruşturmayı kapatıyordunuz, MHP’deyken adamı açığa aldınız, hapse attırdınız adamı.

ALİ AŞLIK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz, Türkiye'nin adım adım hukuk devleti olması konusunda AK PARTİ olarak üzerimize düşeni yapıyoruz.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Melih’i bile savunabiliyorsunuz!

ALİ AŞLIK (Devamla) - Dolayısıyla, ayrım yapmıyoruz. Ayrımcılığı Sayın Başbakanımıza sorun, ayrımcılık nasıl yapıldı, Büyükşehirde onun başına neler geldi, bir de ondan dinleyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç de gelmedi, hep sistemden yararlandı.

ALİ AŞLIK (Devamla) - Cumhuriyetin fikir babalarından Ziya Gökalp’in…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hep yararlanan tarafta oldu.

ALİ AŞLIK (Devamla) - …şiirini okudu diye hapse atılan Başbakanımıza sorun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senaryonun ürünüydü o da, senaryo, senaryo.

ALİ AŞLIK (Devamla) - Ama ağlamadık, milletle bütünleştik, milletimiz bize üçüncü defa iktidar yolunu açtı; inşallah, dördüncüsünü, beşincisini açacağız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Senaryo ürünüydü o. Hep beslendi sistemden, hep beslendi, ne çile çekti be!

ALİ AŞLIK (Devamla) - Dolayısıyla, arkadaşlar, Meclisin gündemi çok yoğun. Biz, milletin önündeki bütün engelleri…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir tek, harem kurmadı hapishanede, harem, her şey vardı!

ALİ AŞLIK (Devamla) - …muhalefetin günübirlik engellemelerine kulak asmaksızın aşmaya devam edeceğiz.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyor, öneri hakkında aleyhe oy kullanacağımızı söylüyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Aşlık, teşekkür ediyorum.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sonra, sonra efendim.

Şimdi, lehinde olmak üzere, Sayın Emin Haluk Ayhan.

Buyurun efendim.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sataşmadan dolayı istiyorum, son konuşmacı…

BAŞKAN – Sonra. Şahsınıza değil efendim sataşma. Bekleyin, zamanı gelince vereceğim.

Buyurun.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu grup önerisi üzerine söz aldım, lehinde söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Önerge, belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediyelerin denetiminde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirtilmesiyle ilgili. Bunda, bu önerinin görüşülmemesi, kabul edilmemesi için bir şey yok. Araştıracağız, bakacağız, böyle bir şey var mı, yok mu hakikaten. Bunda sıkıntılı, sakıncalı bir taraf yok. İktidar partisinin de bundan muzdarip olacağı bir şey olmaması lazım. Çünkü yapılan haksızlıkları bile, nasıl olsa kendileri iktidarda oldukları için, ortadan kaldırmayı beceriyorlar.

Şimdi, gerçekten belediyeler sıkıntı içinde, özellikle küçük belediyeler. Milliyetçi Hareket Partili belediyelere de iktidar sıkıntı vermeye başladı. Bu doğru bir davranış biçimi değil. Dolayısıyla, böyle bir önerinin kabul edilmemesi gerçekten doğru bir olay değil. Ne kaybedeceğiz böyle bir işi araştırsak, iyi muamele edilip edilmediğini, onlara baskı yapılıp yapılmadığını? Belki AKP’li belediyeler de bunu arzu ediyorlar, onların içinde de partinin iç çekişmelerinden kaynaklanan birtakım sıkıntılar vardır. Bu problemlerden dolayı onlarda da sıkıntı çekenler var. Dolayısıyla, böyle bir önergeye iktidarın katılmasının olumlu olacağını düşünüyordum.

Ben gerçekten… Belediyelerin bütçe büyüklükleri, özellikle 1975-2010 arası dönem dikkate alınırsa, yaklaşık, ekonomi içerisindeki payı 4 kat, kamu maliyesi içindeki payı da 2 kat arttı, giderek önemli hâle geldi. Başta belediyeler olmak üzere, mahallî idarelerin, artan kentleşme ve yerelleşme eğilimlerine paralel olarak, kamusal hizmet sunumunda daha etkin aktörler hâline geldiği kesin. Bu durum mahallî idarelerin mali yapısına da yansıyor. Belediyelerin bütçe büyüklükleri, biraz önce ifade ettim, gerçekten arttı. Bu artışta büyükşehir belediyelerinin kurulması da, bununla birlikte merkezî bütçeden bu kuruluşlara aktarılan payların da nesi var? Önemi var. Bazı yerel vergilerin ihdası ve tahsilatının belediyelere devri, genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan tutarların zaman içinde oran olarak artırılması ve artan vergi yükünün bu kaynak üzerindeki olumlu etkisi ve yüksek oranda kentleşme ne yapıyor? Önemli hâle geliyor. Bu belediyeler, önemli ölçüdeki, önemli sayıdaki belediyeler yasal borç stokunu ve limitini aşmış ve sınıra yaklaşmış. Bu belediyeler de vergi ve prim borçlarını ödemeyerek finansman imkânı yaratmakta ve kamu mali disiplininin de gerçekten bozulmasına neden olmaktadır. Bir yandan belediyelere bu kaynaklar sağlanırken, diğer yandan hızlı şehirleşme süreciyle birlikte yerel ihtiyaçlar artıyor. Bunun yanı sıra, kaynakların verimli kullanılmaması ve kötü mali yönetim de belediyelerin mali yapısını olumsuz etkiliyor ve bu da belediyelerin neyini artırıyor? Borç stokunun artmasına neden oluyor.

Burada ifade etmek istediğim birtakım hususlar var. Şimdi, illerde gerçekten sıkıntı var. “Büyükşehir belediyesini üç il yapacağız.” diyorsunuz, Denizli’de beş senedir türkü çağırıyorsunuz. Büyükşehir belediyesinin hangi türünü, hangi şeklini uygulayacağınızı söyleyemiyorsunuz. Neden? Daha önce sadece merkezi büyükşehir belediyesi yapmak arzusunu taşırken ve kamuoyuna böyle sunarken şimdi ne yapıyorsunuz? İlin tamamını büyükşehir yapma gibi bir düşünceniz ortaya çıkıyor. Üç ilken, on üç ile çıkıyor. Sayın Başbakan her geldiğinde Denizli’de söz veriyor, her geldiğinde bu söz erteleniyor. Diğer illerde de aynı. Birçok belediye ve belediye olan yerlerde yaşayan insanlar huzursuzluk içinde. “Bizim geleceğimiz ne olacak? Biz ne yapacağız?” diyorlar, sıkıntı içindeler. AKP’li belediyeler de bunun içine dâhil.

Peki, ne oluyor? Bakanlık bünyesinde yapılan toplantılarda bile AKP’lilerin anlaşamadıklarından dolayı bu büyükşehir olayı, mütemadiyen mevzuat düzenlemesi ne yapılıyor? Erteleniyor. Bu erteleme huzursuzluğu giderek artırıyor.

Tabii, burada yeniden yapılanmada “demokratik özerklik” zırvasının da dikkate alınması yönüne gidiliyor. Bunun bazı AKP’li yerel yöneticilerin ağzından telaffuz edildiğini de duyuyoruz ama buna rağmen, yandaş yazarlar bile AKP’nin bu tür düşünce yapısı içinde olmasından rahatsızlar. Bunun KCK söylemleriyle paralellik arz ettiğini de ifade ediyorlar.

Şimdi, durumu bu şekilde dikkate aldığımızda, AKP’nin çaresizliğini, kendi içindeki dağılımda herkesin farklı bir şey söylediğini, kimisinin demokratik özerkliğe yakın, kimisinin daha farklı bir sistemi benimsediğini ifade etmek mümkün. Çünkü biz mahallî olarak yapılan açıklamalardan tatmin olmuyoruz. “Ben 2023’e kadar belediye başkanı olacağım.” diyen arkadaşlar, AKP’li arkadaşlar, AKP’nin istikrarlı ve doğru bir şekilde ifade etmemesinden dolayı illerini bırakıp, kaçıp belediye başkanlığından, gelip milletvekili olma arzusunu taşıyorlar.

Ben bunu şunun için rahat ifade ediyorum, daha önce bu arkadaşlarıma burada da ifade ettim, söyledim: Bir tutarlılık yok, sıkıntı var. Bakın, şimdi, Denizli’nin Güney ilçesinde Eziler Belediyesi, Yatağan Belediyesi Serinhisar’da, Kızılcabölük Tavas’ta, Gölcük’te, bu insanların eli ayağı bağlanmış vaziyette. Ne vatandaş bir şey söyleyebiliyor ne belediye başkanları, hatta AKP’nin belediye başkanları da bir şey söyleyemiyorlar, ifade edemiyorlar. AKP, programsız, bilinçsiz bir şekilde verdiği taahhütlerin arkasında da duramıyor veyahut seçim kaybedeceği alanlarda, her yerde farklı bir büyükşehir modeli uygulama yönüne gitme düşüncesi içinde olmalarından dolayı net bir şekilde durumu topluma ne yapamıyorlar? İfade edemiyorlar.

Bakın, gerçekten, belediyelerde büyük baskı var, belediyelerde büyük sıkıntı var. Ben, birebir, benim bölgemdeki bir belediyeyi, Sayın Bakana gidip rica etsem, bireysel ilişkilerimle, dostluğumla bu meseleyi çözsem, bu problemi çözmüyor, gerçekten sıkıntı var.

Bakın, belediye olmanın da o yeri sosyalleştirdiğini ifade etmek istiyorum. Şimdi, siz, adliyeleri kapatıyorsunuz, HSYK’yı arka bahçeniz gibi kullanıyorsunuz. Bu adliyesi kapanan yerin orada ne olacak belediye olarak? Belediye başkanları burada, işte Sayın Yüksel -aynı bölgenin milletvekiliyiz- geldi, çok mu memnun belediyelerin kapatılmasından? Büyükşehir olunca çok mu iyi olacak? Buna ilave olarak söyleyebiliriz, bakın, adliyelerin kapatılmasından da memnun değiller. Sayın vekiller insan içine çıkmakta zorluk çekiyorlar. Eskiden A şahsı konuşurken şimdi o ilçelerde sıkıntı olur diye B şahsı konuşuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Dolayısıyla, muhalefet belediyelerine işkence yapılmamalıdır ve ne yapılmalıdır? AKP vatandaşa doğruyu söylemelidir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Aleyhte olmak suretiyle, Sayın Sırrı Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önergeyle ilgili, genelde gruplar görev dağılımı yaparlar ama bize en sona ne düşerse biz öyle çıkıp konuşuruz çünkü burada dağıtım yapılırken adil ve adaletli değil. Onun için, aleyhte de olsa, ben lehte konuşacağım.

Şimdi, aslında, belediyelerle ilgili, gerçekten hepimizin yaraları var. Hele hele Barış ve Demokrasi Partisinin belediyelerinin uğradığı o zalimane politikaları hepimiz biliyoruz. 2009 Mart ayındaki seçimlerden hemen sonra, alelacele, 14 Nisanda bir operasyon düzenlendi ve belediye başkanlarımız içeri alındı; bir kısmı da yakın tarihte alındılar. Bunlardan, mesela, 14 Nisanda Batman Belediye Başkanımız Nejdet Atalay, daha bir aylık görevdeyken alelacele tutuklandı. Şırnak Belediye Başkanımız Ramazan Uysal, Iğdır Belediye Başkanımız Mehmet Nuri Güneş, Van Belediye Başkanımız Bekir Kaya da birkaç gün önce alındı. Şırnak Cizre Belediye Başkanımız Aydın Budak, Şırnak İdil Belediye Başkanımız Resul Sadak, Şırnak Uludere Belediye Başkanımız Şükran Sincar, Urfa Viranşehir Belediye Başkanımız Leyla Güven, Urfa Suruç Belediye Başkanımız Ethem Şahin, Hakkâri Yüksekova Belediye Başkanımız Ruken Yetişkin, Mardin Kızıltepe Belediye Başkanımız Ferhan Türk, Mardin Derik Belediye Başkanımız Çağlar Demirel, Van Özalp Belediye Başkanımız Murat Durmaz ve onlarca eski belediye başkanımız ve yüzlerce il genel meclisi üyelerimiz ve binlerce seçilmiş il, ilçe başkanlarımız ve bu Parlamentonun da 8 tane milletvekili şu anda içeride.

Şimdi, bu operasyon nereden başladı? Bu operasyon, hemen mart sonrası, seçimler sonrası, Barış ve Demokrasi Partisi 100 belediye başkanlığı alınca alelacele bir operasyon düzenlendi. Şimdi, bu belediye başkanlarımızın hiçbiri… Yani akçeli işlerle ilgili bir tek tutuklama yoktur, bunlar sadece düşüncelerinden dolayı cezaevindedirler.

Şimdi, bu ülkede sürekli çıkıp “Geçmişle yüzleşip, geleceğimizi birlikte inşa edelim.” dediğimizde ve sizler de zaman zaman “Gereği yapılmalıdır, seçilmişler, evet, geçmişte haksızlıklar yaşandı ama  bugünü inşa etmek için bu seçilmişlerin belediyede belediye başkanlığını sürdürmesi lazım.” Ama bu yapılmıyor ve Van’da büyük bir deprem yaşıyoruz. Van Belediye Başkanımız ve oradaki ilçe belediye başkanlarımızın gecesini gündüzüne katarak -Sayın Bakanımız da oradaydı, hep beraberdik Van’da- nasıl çalıştığını, nasıl Van’da zaman zaman çaresiz kaldığında hüngür hüngür ağladığını bütün Van halkı da gördü ama birkaç gün önce, eften püften ve özel yetkili mahkemelerin kararıyla gözaltına alındı.

AKP Grubu adına buraya çıkıp konuşan arkadaşımız: “Yargıya intikal etmiş, yargı bağımsız…” Vallahi, siz de bilirsiniz, Allah da bilir ki yargı bağımsız değil. Hele hele özel yetkili mahkemeler bağımsız değildir, 12 Eylülün ürünüdür. O mahkemeler Genel Başkanınızı mahkûm ettiğinde kıyamet koparıyorsunuz ama muhaliflerinize karşı acımasız bir silah gibi o mahkemeler devredeyse dönüp yargının bağımsız olduğunu söylemeyin, ayıptır ve günahtır.

Bugün onlarca KESK yöneticisi… Bütün görevi, yani görevi sendikal faaliyetleri sürdürmektir. Öğretmendir, diğer kuruluşlarda görev almıştır ama özel yetkili mahkemeler diyor ki: “Siz şu eylemleri yaptığınız için…” 71 kişi gözaltına alındı, bunlardan bir kısmı hâlen Terörle Mücadelede, bir kısmı da -dün gece- 22 tane öğretmen arkadaşımız, KESK üyesi tutuklandı.

Şimdi, dönün deyin ki: “Evet, bizim ülkemizde yargı bağımsızdır.” Buna kimse inanmaz. Yargının gerçekten bağımsız olması için bu özel yetkili mahkemelerin ortadan kaldırılması gerekir. Hele hele 12 Eylülün ürünü olan devlet güvenlik mahkemelerinin yerine görev inşa eden yargının bağımsız olduğunu söylemek, 12 Eylülün ürünü olan o mahkemelerin mantığıyla hareket etmekle eş değerdedir.

Bakın, sevgili arkadaşlar, İngiltere, demokrasinin beşiği diye bilinir. Orada dün bir olay gerçekleşti. Yıllar önce orada bizim gibi sorunları olan bir İngiltere, IRA vardı. IRA militanı Martin denilen biri, bugün orada yerel yönetimlerden sorumlu başkan yardımcısıdır ve onlar da otuz yıl kavga ettiler ve bu bir gerilla komutanıydı, kavgada bulundu ve dün el sıkıştılar. Kiminle? Kraliçeyle el sıkışıyor ve Kraliçenin kuzeni o savaşta yaşamını yitiriyor ve dönün bakın, işte dün İngiltere’de bu gerçekleşiyor. Burada otuz yıllık bir gerilla komutanı ile Kraliçe çok rahatlıkla el tutuşabiliyorlar.

Şimdi, bunun elinde silah, bunun elinde otuz yıllık bir mücadelenin ürünü olan kanlı bir dönemden geliyor ama İngiltere’de… Ve açıklamasında şöyle diyor: “Biz bu dönemi geride bıraktık. İngiltere’de acı dolu yıllar yaşandı, kan ve gözyaşıyla karşılaştık ama bugün artık onları çok geride bıraktık, hep birlikte, geleceğimizi birlikte inşa etmeliyiz.” Şimdi, bunu söylüyor ve bizim ülkemizde belediye başkanlarımızın elinde bir silah yok. Bunlar, yerel yönetimlerde halk tarafından görev verilmiş ve belediye başkanıdırlar yani siz, biz ne kadar iradeysek, halkın iradesiysek, bunlar da bir o kadar, bizden daha fazla oy alarak belediye başkanı seçilmişlerdir ve bunlar içeridedirler. Zaten adil, adaletli bir dağılım yok. Hiç olmazsa bunların çıkıp, bir an önce, bir an önce çıkıp halkın iradesini orada inşa etmeleri gerekir. Eğer bunları yapabilirsek gerçekten biz geleceğimizi birlikte inşa edebiliriz ama bunları yapamazsak yani İngiltere’deki bu tabloyu bu ülkede gerçekleştiremezsek ve biz bu hoşgörü kültürünü burada birbirimize gösteremezsek ve bu ülkede emrinizde olan özel güvenlik yargıç sistemini devreye sokup muhaliflerinizi susturursanız bu ülkede barış sağlanmaz. Bizim yapacağımız tek şey, hoşgörü kültürünü bu Parlamentodan başlatıp Türkiye’nin dört bir tarafına yaymamız gerekir.

Biraz önce arkadaşlarımız da söyledi, halkların tarihinde… Ve bütün gruplar da düşüncelerini ifade ederken Bosna’daki o katliamın, hep birlikte o katliamın acılarını yüreğimizde nasıl hissettiğimizi söyledik. Yani halklar katliamları hak etmiyorlar; halklar dillerine, kültürlerine, kimliklerine gem vurulmayı hak etmiyorlar. İşte bu belediye başkanları da kendi dillerine, kültürlerine, kimliklerine gem vurulduğu içindir ki uzun yıllardır cezaevinde demokrasi mücadelesi için bedel ödüyorlar. Bosna’daki katliamı kınıyoruz, dünyanın dört bir tarafındaki halklara karşı uygulanan o zalimane politikaları kınıyoruz ama kendi ülkemizdeki katliamlara da, kendi ülkemizdeki siyasal soykırımlara karşı da bir duruş sergilememiz lazım. Dün bizim arkadaşlarımız Roboski’deydiler, dün orada nöbet tutuyorlardı. Biz burada uyurken, onlar orada, Roboski’deki insanların acısını dindirmek adına orada, dağlarda sabaha kadar beklediler. İşte, Bosna’daki katliama karşı duruş sergileyenler Roboski’de de vicdanlarının sesini duymalıdır. Eğer bunu birlikte yapabilirsek ortak vatanı birlikte inşa etmekten de hiç çekinmeyiz. Buna ihtiyacımız var. Zor günlerden geçiyoruz; ülkemiz de zor günlerden geçiyor, biz de zor günlerden geçiyoruz. Bu zor günleri barış meltemlerine dönüştürebiliriz yani ülkemizin üzerinde savaş bulutları dolaşıyor ama bu savaş bulutlarını iç barışımızı sağlayarak barış meltemlerine dönüştürebiliriz.

Ben ülkemizi ve halkımızı bu savaş bulutlarından Allah kollasın ve korusun diyorum. İç barışımızın sağlanması için de herkesi vicdan sahibi olmaya davet ediyor, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

Fazla bir tartışmaya lütfen…

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın İzmir Büyükşehir Belediyesine sataşması nedeniyle konuşması

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Değerli milletvekilleri, AKP milletvekili Sayın Ali Aşlık bizim eleştirilerimize yine klasik bir şekilde yanıt verdi “Beceriksizliklerinizi gizlemek için davaya sığınıyorsunuz.” diye. “Beceriksiz” dedi. “Metroyu yapamadınız.” dedi. “İzmir Büyükşehir Belediyesi metroyu beş yılda yapamadı.” diyor ama beş yılda İzmir Büyükşehir Belediyesi metroyu yapıyor ve bugün yarın tamamı bitiyor. Ayrıca, 80 kilometrelik, Türkiye’deki en uzun şehir içi ulaşım sistemi olan raylı sistemi 600 milyon lira harcayarak bitirdi. Bakanlığın tek kuruşu yoktur, çıkıp kürsülerde yalan söylüyorsunuz; tek kuruşu yoktur, yanıltıyorsunuz kamuoyunu. Başbakanı da yanıltıyorsunuz. Sadece yüz elli yıllık hattı tahsis ettiniz, başka bir katkınız yoktur, bir.

İkincisi: Ankara metrosu on beş yıldır 1 metre yapılmamıştır, içinde ağaç bitmişti. İstanbul’da 3 istasyon, Ankara’da 4 istasyon, 7 istasyonu Ulaştırma Bakanlığı, yapamadığınız için, belediyeleriniz yapamadığı için devraldı. Ankara’da şimdi Ulaştırma Bakanlığı başlattı projeyi, daha ilk günden Ankara’nın ortasında göçük oluştu, bir yurttaşımız hayatını kaybetti ve Bakan çıkıp ne yazık ki “Bu normaldir.” diye bir açıklama yaptı. Sizin zaten normal bir şekilde… Yılda 1.563’ün üzerinde yurttaşımız hayatını iş kazalarında kaybediyor.

Yalnız “İzmir Büyükşehir Belediyesi ne yaptı?” diye… Sayın Vekile ben şu kitapçıktan bir tane hediye edeceğim. Bu 80 kilometrelik raylı sistemi tek kuruş katkı almadan yapmıştır. Metro için 500 milyonun üzerinde harcama yapmıştır, bitirmiştir, bitirmek üzeredir ama Ankara’da, İstanbul’da tek 1 metre bile yapılmamıştır belediyeler tarafından. (CHP sıralarından alkışlar) Evet, kim beceriksiz, kim becerikli, bu açıklamalarda görülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALAATTİN YÜKSEL (Devamla) – Doğal yaşam parkından arıtma tesislerinin dörtte 1’i İzmir’dedir, İzmir’de. Bunları bilin, ondan sonra konuşun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Aşlık, buyurun efendim.

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkanım, yalancılıkla itham etti.

BAŞKAN – Bir saniye efendim…

ALİ AŞLIK (İzmir) – Bir dakikada cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Size de bir dakika, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın, İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkan, “80 kilometre metro” dedikleri şey rahmetli Ecevit Hükûmeti döneminde Büyükşehirle yapılan protokolle, merkezî hükûmetle Büyükşehir arasında yapılmıştır. O gün için, Ecevit döneminde 250 milyon dolar para harcanmıştır.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Bravo, bak bu doğru.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bunlar eksik kaldığı için bizim dönemimizde tekrar yatırımlar yapılmıştır.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Tek kuruş yok!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Büyükşehir Belediyesi yapması gerekenleri gününde yapmadığı için hizmete geç açılmıştır. “Devletin bir kuruş parası yok.” demek yanlıştır. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğüyle İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan ve şimdi ortak bir şirketle, İZBAN adı verilen ortak bir şirketle burası yürütülmektedir, yönetilmektedir. Dolayısıyla, “Buraya yatırım yapılmadı.” demek doğru değildir, bizi yalancılıkla suçlamak da yanlıştır.

Ayrıca, metro dediği şeyi, 5 kilometre yolu beş yılda yapamadılar. Biz bunu söylemeye çalışıyoruz. 5 kilometre yol beş yılda yapılamıyorsa, belediyenin imkânsızlıkları olsa bir şey demeyeceğim. Arkadaşlar, yine söylüyorum, üstüne basarak söylüyorum, hani, paranız olmaz yapamazsınız, teknik imkânlarınız olmaz yapamazsınız ama para var, teknik imkân var ama beceri yok; bunu söylüyoruz, başka bir şey söylemiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, İzmir’de banliyönün metro standartlarına getirilmesi konusunda Bakanlığı döneminde protokol imzalandığına ve Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Demiryolları ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının çalışmalarının sürdüğüne ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, ben bir konuyu İzmir Milletvekili olarak ifade etmek istiyorum. Tabii, İzmir’de bu banliyönün metro standartlarına getirilmesi konusunda Bakanlığım döneminde protokol imzalandı ve o günden bu yana da Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Demiryolları ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı çalışmalarını sürdürüyor.

Ancak şunu ifade etmeliyim ki İzmir Milletvekili olarak, AKP döneminde devraldıkları İzmir yüzde 2,8 yatırımlardan pay alıyordu, on yıl içerisinde bunu yüzde 1,4’e düşürdüler.

Gerçekler bunlardır, bunu paylaşmak istedim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, zapta geçti.

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağı kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunacaktım, ama yoklama isteği var, yoklama yapacağız.

Sayın Demir, Sayın Hamzaçebi, Sayın Seçer, Sayın Keskin, Sayın Akar, Sayın Demiröz, Sayın Yüksel, Sayın Havutça, Sayın Altay, Sayın Işık, Sayın Oran, Sayın Tayan, Sayın Çam, Sayın Gümüş, Sayın Kurt, Sayın Sarıbaş, Sayın Aslanoğlu, Sayın Gök, Sayın Genç, Sayın Dibek, Sayın Öner, Sayın Soydan.

Değerli arkadaşlarım, elektronik cihazla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum efendim.

 

Kapanma Saati: 16.03
 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- CHP Grubunun, 13/6/2012 tarihinde İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve arkadaşlarının belediyelere sağlanan olanaklar ve belediyelere yönelik soruşturma ve denetimlerde farklı uygulamalar yapılmasının yarattığı sorunların tespiti, belediye denetimlerinde objektif ilkelerin geçerli kılınmasını sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 28/6/2012 günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3'üncü sırada yer alan, Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

22’nci madde üzerinde iki önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri okutacağım ve birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

                                        

(x) 302 S. Sayılı Basmayazı 27/6/2012 tarihli 125’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 22. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                      Kazım Kurt                          Aydın Ayaydın                      Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                        Eskişehir                                  İstanbul                                        İstanbul

                       Musa Çam                             Turgut Dibek                                Haydar Akar

                           İzmir                                    Kırklareli                                       Kocaeli

                                                                    Mahmut Tanal

                                                                         İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                            Necati Özensoy

                          Manisa                                     Konya                                           Bursa

                          Ali Öz                       Hasan Hüseyin Türkoğlu                    Nevzat Korkmaz

                          Mersin                                  Osmaniye                                        Isparta

                                                                    Mehmet Günal

                                                                         Antalya

BAŞKAN – Sayın Komisyon aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

OKTAY VURAL (İzmir) – Necati Özensoy.

BAŞKAN – Necati Özensoy, Bursa Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Özensoy. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de dün şehit olan 4 askerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine, yaklaşan Srebrenica katliamıyla ilgili de bugün Mecliste gündem oluştu. Katliamda ölen Boşnak soydaşlarımıza, dindaşlarımıza da Allah’tan rahmet diliyorum, böyle kötü olayların da bir daha tekrar etmemesini temenni ediyorum.

Bugün yine torba yasaya devam ediyoruz. Her madde farklı bir kanuna atıfta bulunuyor, her madde farklı kanunlarda değişiklik yapıyor. Tabii, bu torba kanun yapılırken elbette aksayan, eksik olan yönlerin giderilmesi, belki birtakım şeyleri, eksiklikleri çabuk giderme açısından önemli olabilir ancak bazı şeyleri yaparken de öncelik sırasını kaçırarak ve hatta akla başka soruların getirildiği birtakım maddelerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu torba yasada zaten üstü kapalı birçok, dün buradan ifade ettiğim o bor meselesinde olduğu gibi, konu da var. Bu madde, EPDK’nın etkinliğini veya EPDK’nın “D”sini, yani “Düzenleme”sini ortadan kaldıran maddelerden bir tanesi. Yani devredilen bu dağıtım firmalarıyla alakalı denetimi Bakanlık kendi yetkisine alarak, yine özel birtakım denetim kurumlarına verme yetkisini alıyor. Yani şimdi Enerji Bakanlığında bunca yıldır uzmanlaşan ekipler, EPDK’da çalışan bunca insan, bunca uzman varken niye bu kurumlar baypas edilerek, bu anlamda bu kurumların özel sektörle denetimi isteniyor? Bunu da anlamak mümkün değil.

İfade ettiğim gibi, böyle alelacele getirilen kanunlarda, üstü kapalı geçilen kanunlarda insanın aklına hep farklı, ranta dayalı birtakım işlerin oluşabileceği geliyor. Oysa dağıtım şirketleri veya TEDAŞ, yıllardır devletin sırtında kambur olmuş. Enerji KİT’lerine tahsilatını yapamadığından dolayı, borçlarını ödeyemediğinden dolayı, kayıp kaçakları önleyemediğinden dolayı bütün enerji KİT’lerine, yani Elektrik Üretim AŞ’ye, iletime, toptan dağıtıma, TETAŞ’a, hatta BOTAŞ’a borçlarını silsile yoluyla ödemediği için, maalesef, bunun da faturalarını son yıllarda vatandaşa ciddi anlamda ağır bir şekilde ödetmiş bir kurum. Bence, öncelikle, bu denetimler devletin kurumlarının yetkisinden çıkarılacağına, denetimlerin daha etkin bir şekilde sürdürülmesi gerekmekte. İşte, beş yıldır KİT Komisyonunda bu kurumları denetlerken yaptığımız denetimlerin sonucunda bir yaptırımın da olmayışı, maalesef bu kurumları da böyle iyi çalışamaz hâle getirdi. Bu torba yasada, yine ileriki maddelerde, Sayıştay Kanunu’nda yapılan bazı değişikliklerle yine denetimin de etkinliğini azaltıyorsunuz yani zaten etkin bir denetim yapamayan Sayıştay ve KİT Komisyonu bu etkinliğini giderek kaybedecek ve birtakım şeyler de gözden kaçırılarak herhâlde yolunda gidecek diye düşünüyorum. Bu yasa teklifindeki bu madde de bunun önünü açıyor olsa gerek. Oysa TEDAŞ ve özelleştirilen dağıtım şirketleri bir an önce kayıp kaçağın önüne geçmek, kayıp kaçakları azaltmak, bu kurumları daha etkin ve verimli hâle getirmek için yapılan özelleştirmeler. 4628 sayılı Yasa 2001 yılında çıktı, daha sonra bu Hükûmet bunların ekmeğini, meyvesini çok yedi ama bu imkânları doğru yönlerde yönlendirmek, milletin menfaatleri doğrultusunda yönlendirmek çok daha hayırlı işler olacaktır diye düşünüyorum. Bunun için bu EPDK’nın etkinliğini yani denetimin etkinliğini azaltacak bu maddenin de bu yasa teklifinden çıkarılmasını teklif ettik.

Hepinize hayırlı günler diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özensoy.

Sayın Dibek, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Değerli arkadaşlar, maddeyle 22’nci ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Önergeye geçmeden önce, aslında bugün basın toplantısıyla dile getirdiğim bir konu var, önemsiyorum, sizlerin de mutlaka takip etmesi gerektiğine inanıyorum, kamuoyunun da bu konuyla ilgilenmesi gerekir diye düşünüyorum. TRT’yle ilgili bir konuyu bugün basın toplantısında dile getirmiştim, burada da sizlerle önce onu kısaca paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, TRT, biliyorsunuz anayasal bir kurumumuz yani bünyesinde binlerce çalışanı var, tabii çok sayıda kanal var. Ama şöyle bir durum var: TRT programların çoğunu dışarıdan satın alıyor, dışarıya yaptırıyor ve kendi çalışanlarını, kendi personelini, kendi olanaklarını kullanmıyor. Ben, bunu bir soru önergesiyle, geçtiğimiz günlerde, TRT’den sorumlu Sayın Bakan Bülent Arınç’a, Başbakan Yardımcısına sormuştum, yanıtı da bana yine kısa bir süre önce geldi. Sorduğum sorularda şu vardı: TRT’nin, yıllara sari olarak, on yıllık döneminde yani 2002’den 2011 yılına kadar geçen sürede ne kadar dışarıya program yaptırdığını, yıl olarak hangi ajanslara veya firmalara yaptırdığını ve bunların maliyetlerini yine yıl olarak sormuştum Sayın Bakana.

Değerli arkadaşlar, tabii, TRT Genel Müdürü Sayın Şahin, ısrarla bizlerden, milletvekillerinden ve halktan bu bilgileri kaçırıyor. Benim sorularıma yine yanıt vermemiş kendisi, gelişigüzel yanıt vermiş ve şöyle bir yanıt vermiş; on yıllık ödemeleri toplam olarak bana iletmiş. Rakamları sizlerle paylaşacağım, onların da gerçek olmadığını sonradan tespit ettim, zaten toplantıyı da bu yüzden yapmıştım. TRT, on yılda, Sayın İbrahim Şahin’in bana gönderdiği resmî yazıyla ve Sayın Bülent Arınç’ın da imzasıyla, 831 milyon liralık bir kaynağı dışarıdaki firmalara -kaç firmaya, burada da onlar yazıyor- yaklaşık 480 firmaya ve 1.102 program için ödediğini belirtiyor değerli arkadaşlar.

Tabii şöyle bir olay oldu yani 831 milyon, eski tabirle -belki daha kulaklar alışık olduğu için- 831 trilyon ödeme yapmışlar. Fakat yine geçtiğimiz günlerde, milletvekili arkadaşlarımızdan Sivas Milletvekilimiz Sayın Malik Ecder Özdemir’in bir soru önergesine yanıt vermiş aynı şekilde Sayın Bakan ve İbrahim Şahin. Malik Bey, sadece 2011 yılı için TRT’nin dış yapımlara, dış programlara harcadığı parayı sormuş değerli arkadaşlar, bir yılı sormuş. TRT’nin bildirdiği rakam, bir yıl için 478 milyon, 478 trilyon. Durum böyle olunca, ben “Bu işte bir tuhaflık var.” dedim yani ben on yılı soruyorum, bana verilen rakam 831 trilyon, bir yıl 478 trilyon. O rakamın da büyüklüğünü birazdan söyleyeceğim. Tabii, böyle olmadığını araştırdığımda, dört yıllık TRT’nin faaliyet raporu ve bilançolarına ulaştım.

Değerli arkadaşlar, oradaki resmî rakamlar; 2008 yılı için 117 trilyon, 2009 yılı için 158 trilyon, 2010 yılı için 316 trilyon, 2011 yılı 477 trilyon. Yani o 477 olarak belirtmiş, küsuratı var onun. Toplam ne yapıyor biliyor musunuz? 1 katrilyon 68 trilyon, dört yıl için. TRT, dışarıya, dış firmalara… O firmalarla ilgili süreç ayrı. Kimlerdir bunlar, işte kimlere programlar yaptırılıyor, sahipleri kimlerdir, AKP’yle bağlantıları var mıdır, yakınlığı var mıdır, sizin eski görev yapmış yakınlarınız mıdır, onlar ayrı, onlara da gireriz ama buradaki olay şu: Bana verilen rakam on yıllık, 831 trilyon. Ben, dört yıllık, Sayın Şahin dönemindeki dışa ödenen paranın 1 katrilyon 68 trilyon olduğunu öğreniyorum. Yani bana on yıllık rakamda dahi belirtirken dört yıllık rakamın 250 trilyon eksiğini bildiriyor Sayın Şahin yani gerçeğe aykırı beyanda bulunuyor.

Bakın değerli arkadaşlar, 2011 yılında vatandaşın cebinden -biliyorsunuz, TRT’nin finansını vatandaşımız sağlıyor, elektrik faturalarındaki katkı bedelleriyle ve bandrol ücretleriyle sağlıyor- TRT’ye aktarılan para ne kadar biliyor musunuz? 514 trilyon, geçen yıl. 514 trilyon aktarmış vatandaş cebinden, TRT bunun 478 trilyon lirasını dış yapımlara harcamış.

Bir tane örnek vereceğim, soru önergemde var, o yüzden belirteceğim: ONE Ajans var, ONE Ajans. Sormuştum; ONE Ajansa üç program yaptırılıyor ve üç yıllık süre için bir anlaşma yapılıyor. Ücret ne kadar biliyor musunuz? 50 trilyon arkadaşlar. Yani ONE Ajansa 50 trilyon parayı -sadece bir ajanstan bahsediyorum- TRT vatandaşın cebinden almış, oraya aktarmış.

Burada Sayın Cumhurbaşkanı dâhil herkesi göreve çağırıyorum. Özellikle, Sayın Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulunu bence görevlendirsin ve TRT’nin tüm harcamalarıyla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURGUT DİBEK (Devamla) - …ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Dibek, teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı efendim.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı…

Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Aynı mahiyetteki iki önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.27
 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesi üzerinde verilen, maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin aynı mahiyetteki iki önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Teklifin görüşülmesine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

23’üncü madde üzerinde üç önerge vardır. Önergelerin iki tanesi aynı mahiyettedir, bu önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 23 üncü maddesinin 2 inci fıkrasındaki “on yıl” ibaresinin “sekiz yıl” olarak, son fıkrasının son cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                          Yunus Kılıç

                         Giresun                                   İstanbul                                           Kars

                     Hüseyin Filiz                    Ahmet Haldun Ertürk                     Bedrettin Yıldırım

                          Çankırı                                    İstanbul                                          Bursa

“Hisse satış sözleşmesi bedelinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na vadeli olarak ödenmesi durumunda, bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler gelirler tahsil edildikçe yukarıda belirtilen sıraya uyularak gerçekleştirilir.”

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 23. Maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                      Kazım Kurt                          Aydın Ayaydın                      Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                        Eskişehir                                  İstanbul                                        İstanbul

                     Haydar Akar                          Mahmut Tanal                                 Musa Çam

                         Kocaeli                                    İstanbul                                           İzmir

                                                                      Levent Gök

                                                                          Ankara

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                           Nevzat Korkmaz

                          Manisa                                     Konya                                          Isparta

           Hasan Hüseyin Türkoğlu                Necati Özensoy                                   Ali Öz

                       Osmaniye                                   Bursa                                           Mersin

                                                                    Mehmet Günal

                                                                         Antalya

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki son iki önergeye katılıyor musunuz Sayın Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Necati Özensoy, Bursa Milletvekili…

BAŞKAN – Sayın Özensoy, Bursa Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine bu torba yasanın böyle çarpıcı örneklerinden birine daha geldik. 23’üncü maddede Sayın Melih Gökçek’in, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının içini boşaltıp batırdığı Başkent Doğalgazı daha da iyileştirmek, onun fiyatını arttırmak adına birtakım ilave uygulamalar yapılmış.

Tabii, bu uygulamalar esnasında da bazı yanlış anlaşılır, hatta yanlışlıkları da tekrar iktidar partisi bir önergeyle düzeltiyor şu anda. Biraz sonra o oylanacak.

Burada, fiyatını çok daha aşırı artıracak lisans verilmesinden itibaren dağıtım şirketinin sistem kullanım bedeli, amortismanlar gibi ve kullanım taşıma bedeli gibi rakamların on yıl süresini, bu şirket satıldıktan sonra on yıl süreyle, buraya dercetmişler ancak bu rakam herhâlde çok yüksek görüldü, onu sekiz yıla indiriyorlar.

Yine paragrafın, bu maddenin sonunda bahsediliyor. “Hisse satış sözleşmesi bedelinin vadeli olarak ödenmesi durumunda, vade tarihinde yapılacak ödemeler, BOTAŞ Genel Müdürlüğü, Hazine ve Başkent Doğalgaz Dağıtım Anonim Şirketine eşit oranda dağıtılır.” denmiş. Buradan da anlaşılacağı gibi bir yanlışlık olmuş. Yanlışlık, gerçekten yanlışlık çünkü geçmişteki kanunda, yani 2007’de çıkan kanunda yine Başkent Doğalgazın borçları dondurularak, yani 600 milyonun üzerinde, 676 milyon civarındaki bir borç dondurularak, sabitlenerek, faizleri affedilerek, bundan sonra faiz yürütülmeyerek, BOTAŞ’a ödemesi gereken, özelleştirmeden sonraki borcu öncelik olması gerekirken, üstte bu ifade edilmiş ama altta bir yanlışlık olduğundan bu da düzeltildi.

Bakın, 2007 yılından bu yana 676 milyon lira borcunu Başkent Doğalgaz özelleşmediği için ödemiyor. Şimdi, BOTAŞ’ın denetlemesine girdiğimizde her yıl önümüze gelen önerilerden bir tanesi, BOTAŞ’ın finansman yükünün fazla olduğuyla alakalı. Yine enerji KİT’leri arasındaki borçlardan bahsedilirdi. Yine bir kanunla bir düzeltme yapıldı ama hâlâ finansman yükü var. Bunu, BOTAŞ, al ya da öde kavramında, al ya da öde anlaşmalarından dolayı da yine almadığımız ama ödediğimiz rakamlardan

-Rusya’ya ve İran’a- finansman yükü bindiğinden dolayı bu finansman yükünü de yine tabii ki vatandaşa sattığı doğal gaza bindiriyor. Dolayısıyla, vatandaşın sırtına binen bu yüklerin en büyüklerinden bir tanesi de yaklaşık beş yıldır Sayın Melih Gökçek’in hortumladığı Başkent Doğalgazın BOTAŞ’a ödemediği borçlardan geliyor.

Yine Başkent Doğalgaz bu özelleştirilmeye girdiğinden itibaren, Büyükşehir Belediyesi de üstelik gaz borcunu, Başkent Doğalgaza 500 milyonun üzerindeki borcunu da ödemedi ve ödememeye devam ediyor. Yani, biraz önce burada bir grup önerisi geldi -araştırma önergesi- belediyelerle ilgili uygulamalar… Başkent Ankara’nın AKP’li Belediye Başkanına nasıl yardımlar yaptığınız, batmış firmalarını nasıl dirilterek onların borçlarını ödemek için nasıl kanunlar, nasıl çabalar gösterdiğiniz, bariz, apaçık, ayan beyan ortada olan bir madde bu.

Dolayısıyla, yaklaşık, bu rakam da öyle 300-500 milyon da değil, yani milyarları aşan, neredeyse 1,5 katrilyonluk bir rakamdan söz ediyoruz. Bu kanundan sonra da, bu maddeden sonra da herhâlde, yine üzerine 1 milyar dolarlık gibi bir rakam da zannediyorum ilaveyle Ankara Büyükşehir Belediyesine yaptığınız ayrımcılığa örneklerden bir tanesidir bu. Bu madde metninin de metinden çıkarılmasını talep ettik.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özensoy.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara’da geçtiğimiz hafta 22 Haziranda, tam merkezde, tam Ankara’mızın göbeğinde metro çöktü ve otuz yedi yaşında bir yurttaşımız Kadir Sevim hayatını kaybetti. Kadir Sevim’in cesedini ancak 1 kilometre sonra Millî Eğitim Bakanlığının önünden zar zor çıkartabildiler tam on beş saat sonra. Olay yerine hemen koştuk gittik; ne Ankara’daki AKP milletvekilleri ne Ankara Valisi ne Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, hiçbiri ortada yok, hiçbir yetkili ortada yok; aile perişanlık içinde, eşi gözü yaşlı, 2 çocuğu gözü yaşlı ama bir tek yetkili kalkıp da bugüne kadar söz etmedi. Çünkü o gün Ankara’da çöken, aslında, o göçükteki, o göçüğe giden Ankara Büyükşehir Belediyesinin icraatlarıydı. O göçüğe, aslında, o gün, Melih Gökçek’in kendisi düştü. İflas etmiş bir Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının, o gün, tüm icraatları, bütün çıplaklığıyla Ankara’da çukurun içine gitti ve bir daha da çıkamadı. Hâlâ Melih Gökçek ortada yoktur ve hâlâ sizlere sırtını dayamaya devam ederken, bir yandan da sizi arkadan vurmaktadır ve siz bu yasayla hâlâ yine onu kurtarmaya çalışıyorsunuz. Neden? Neden değerli arkadaşlarım?

Bakın, Ankara’daki metro çalışmaları bir yılan hikâyesine döndü, bunu hepiniz biliyorsunuz, yıllardır biliyorsunuz. Melih Gökçek eline yüzüne bulaştırdı, beceremedi. Ankara Belediyesinin bütün bütçesini harcadı, yapamadı, en çok borçlu belediye olarak ortaya çıktı ve 2007 yılında Doğal Gaz Kanunu üzerinde bir değişiklik yaptınız. O Doğal Gaz Kanunu’na eklediğiniz bir maddeyle Ankara’daki en önemli gelir kaynağı olan belediyenin EGO’sundaki gazı ayırdınız ve özelleştirme yoluna gittiniz. Bu suretle EGO’da gazın satılmasıyla elde edilecek gelirden BOTAŞ’a olan borçlar ödenecek ve metro yapımı tamamlanacaktı değerli arkadaşlarım, metro yapımı tamamlanacaktı. Bakın, kanunun gerekçesi bu, 2007 yılında çıkan kanunun gerekçesi bu. Şimdi bu getirdiğiniz madde o kanuna ekleme bir maddedir yani o kanunda metronun yapımına kaynak aktarılması için EGO’nun özelleştirilmesi söz konusu olmuştu ama Melih Gökçek özelleştirmeyi beceremedi, Özelleştirme İdaresine devredildi, o zaman 3 milyar dolar olacağı söylenilen EGO’nun gaz özelleştirmesinin üç ihalesinde de ne yazık ki başarılı olunamadı, verilen en yüksek fiyat 1 milyar 610 milyon dolardır 3 milyar olduğu söylenmesine rağmen.

Değerli arkadaşlarım, bunu da beceremeyince Melih Gökçek, 25/4/2011’de bir protokolle Ankara metroları Ulaştırma Bakanlığına devredildi, tam -eski parayla 3 katrilyon- 3 milyar liralık bir yükü Hükûmet üstlendi değerli arkadaşlarım.

Şimdi ben sormak istiyorum: Cemil Çiçek, Ulaştırma Bakanına, devir töreninde aynen şunları söyledi: “Bugün burada yaptığımız törenle, biz Hükûmet olarak 2010 ya da 2011 yılı yatırım programımızın yedide 1’ini Ankara’ya ayırdık.” Şimdi, rakamın büyüklüğüne bakın, Ankara metrosuna harcanan rakamın büyüklüğüne bakın.

Peki, değerli arkadaşlarım, Hükûmet bunu üstlendiyse, artık doğal gazın özelleştirilmesine ne gerek kalmıştır? Niçin getiriyorsunuz bu maddeyi? Ne yapacak Melih Gökçek? Bu parayı Hükûmete vermeyecek herhâlde. Siz üstlendiniz, tam 3 katrilyon liralık bir borcu üstlendiniz, siz yapacaksınız. Melih Gökçek ne yapacak? Yan gelip yatacak, bu paranın üzerine konacak. Tam 1,5 milyon abonesiyle Başkent Doğalgaz önemli bir gelir kaynağıdır, bunu belediyeden ayırmak yanlıştır. Bu maddeyi derhâl geri çekmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım.

Ayrıca, az önce verdiğiniz bir önergeyle, daha önceki yasada belli olan sabit fiyat tam on yıla göre belirlenmişti, bunu sekiz yıla indiriyorsunuz. Sekiz yıla indirmek Ankara’ya çok ciddi bir haksızlıktır. Ankaralıların doğal gazı çok önemli, stratejik bir üründür. Başka seçeneği yoktur Ankaralıların, bu doğal gazı kullanmak durumundadırlar. Alacak şirket sekiz yıl sonra, kanunda aynen… Şirketin tavsiyesiyle belirlenecek fiyat Ankaralılara yansıtılacaktır. Bu çok kritik bir önergedir, derhâl bu önergeyi çekmeniz gerekiyor.

Ama Ankara’da sorunlar bunlarla da bitmiyor değerli arkadaşlarım. Melih Gökçek bu olaydan beş gün sonra dedi ki: “Bu olayı bana sormayın -göçük hadisesini- ben burayı Ulaştırma Bakanlığına devrettim.”

Değerli arkadaşlarım, bir iktidar bu kadar sırtından vurulur. Siz her şeyinizi ona tahsis etmişsiniz, kaynakları ayırmışsınız, kanun çıkartıyorsunuz. Bir göçük oluyor, Melih Gökçek olayı üstleneceğine, kalkıyor Ulaştırma Bakanına topu atıyor. Bu nasıl bir anlayıştır, anlamak mümkün değildir.

Ulaştırma Bakanımız da hepimizin saçını başını yolduran bir söz söyledi, “Bunlar normal ölümlerdir, her ülkede olur.” dedi. Kusura bakmayın ama arkadaşlarım, ya sizin anlayışınız değişik ya bizim anlayışımız değişik. Dünyanın hiçbir yerinde, Ankara’nın göbeğinde olduğu gibi, merkezinde, bir anda bir çukurun yuttuğu bir yurttaşın ölümü normal ölüm değildir. Sayın Bakana benim tavsiyem, bu konudaki görüşlerini bir doktora göstermesidir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gök.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

Sayın Öğüt, Havutça, Aslanoğlu, Hamzaçebi, Oran, Ediboğlu, Işık, Fırat, Özkan, Acar, Tanal, Dibek, Tayan, Gök, Kurt, Çam, Eyidoğan, Soydan, Küçük, Kaleli.

Şimdi yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 23 üncü maddesinin 2 nci fıkrasındaki “on yıl” ibaresinin “sekiz yıl” olarak, son fıkrasının son cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                             Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

“Hisse satış sözleşmesi bedelinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na vadeli olarak ödenmesi durumunda, bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler gelirler tahsil edildikçe yukarıda belirtilen sıraya uyularak gerçekleştirilir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Mustafa Bey, gerekçe mi, kim konuşacak?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Hazineye ve Başkent Doğalgaz A.Ş.’ye ait hisselerin bir arada özelleştiriliyor olması nedeniyle sekiz yıllık sürenin piyasa şartlarına daha uygun olacağı için; yine vadeli satış durumunda BOTAŞ Genel Müdürlüğünün alacaklarının tahsili imkânının öncelikli olarak sağlanması.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bu önergeyle ilgili bilgilenmek istiyorum, sanıyorum Genel Kurulun da bilgilenme ihtiyacı olacaktır.

Burada çok önemli bir değişiklik yapılıyor, Başkent Doğalgazın özelleştirilmesinden sonra on yıllık bir süreyle mevcut tarifenin uygulanması öngörülürken tasarıda, şimdi bu on yıllık süre sekiz yıla indirilmektedir. Sekiz yıla indirilmesinin anlamı nedir? Eğer on yıllık süre içerisinde mevcut tarife uygulanacak ve on yıllık süreden sonra bu tarife daha yükselecek ise on yıllık sürenin sekiz yıla indirilmesi doğrudan doğruya tüketicinin aleyhine olacaktır. Yok, eğer bunun tersi bir durum var ise bunu da bilmemiz gerekir. Acaba gerekçe nedir burada?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – On yıllık sürenin sekiz yıla indirilmesi tüketicinin lehine çok net bir şekilde ve bu, tüketicinin kullandığı doğal gazın fiyatlarına olumlu bir şekilde yansıyacak, birincisi bu.

İkincisi, son fıkrasında yapılan değişiklik ise özelleştirilmesinden elde edilecek gelirlerin, peşin ya da vadeli olup olmadığına bakılmaksızın, öncelikle BOTAŞ’ın alacaklarının ve Hazinenin alacaklarının tahsilinden sonra kalan olur ise ödenmesine imkân sağlayacak hâle getirilmiştir, olay budur.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yalnız, şöyle değil mi: Yürürlükteki kanun on yıllık süreden sonra tarifenin şirket tarafından belirleneceğini öngörmüyor mu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ondan sonra, buradaki özel kurallar uygulanmıyor, genel kurallar uygulanıyor. Dolayısıyla, on yıllık sürenin sekiz yıla indirilmesi hâlinde tarife daha da az olacak, düşecek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani o zaman, bu, şu mu demektir: Yani on yıl süreyle tüketici pahalı elektrik kullanacak da biz iki yıl daha mı azalttık?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, ben, benim de imzam bulunan önergeyle getirilen düzenlemenin ne anlama geldiğini arz ettim. Bu, tüketicinin kesinlikle lehine olacak.

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın başkanlar.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.  İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir.

Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 23 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve müteakip maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                              Erdoğan Bayraktar

                                                                                                                      Trabzon

                                                                                                        Çevre ve Şehircilik Bakanı

Madde 24- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 3 üncü maddesinde yer alan “tarım ve hayvancılık yatırımları için bir,” ibaresi “tarım, hayvancılık ve eğitim yatırımları için bir,” şeklinde, geçici 7 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç dört ay içinde” ibaresi “31/12/2012 tarihine kadar” şeklinde, “1/1/2008 tarihinden” ibaresi ise “yeni sözleşmenin yapıldığı tarihten” şeklinde değiştirilmiştir.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, 4706 sayılı Kanunun;

-Ek 3 üncü maddesinde yer alan “tarım ve hayvancılık yatırımları için bir,” ibaresi “tarım, hayvancılık ve eğitim yatırımları için bir,” şeklinde değiştirilmek suretiyle; yatırımları teşvik kapsamında ve üzerlerinde yatırım yapılmak amacıyla; Hazineye, özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi veya arsalar üzerinde yatırımcılar lehine tesis edilecek olan…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, gerekçeyi okuyabilmeniz için maddeyi işleme koymanız lazım. Evvela önergeyi okutacaksınız.

BAŞKAN – Tamam efendim, haklısınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama yanlış yaptınız.

BAŞKAN - Şimdi soracağım, haklısınız, doğru.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, yanlış yaptınız.

BAŞKAN - Sayın Komisyon, salt çoğunlukla…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, evvela bir madde alsın da gündeme...

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunluğuyla katılmış olduğu için önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Sayın Akif Hamzaçebi, buyurun efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben de kişisel söz istiyorum Sayın Başkan, şahsım adına söz istiyorum.

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir torba kanun tasarısını görüşüyoruz. Bu tasarı ya da teklif Plan ve Bütçe Komisyonuna 35 maddeden ibaret bir teklif olarak geldi. Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda tam 24 madde daha ilave edildi ve 59 maddeye çıktı. Ancak Genel Kurul aşamasından itibaren sürekli olarak yine bu teklife yeni maddeler ihdas edilmesi yönünde önergeler gelmektedir. Yani bu nerede sona erecektir, doğrusu merak ediyoruz. Bu tip önemli düzenlemelerin komisyonlarda tartışılmasında ve orada bunların eğer gerekliyse teklife, tasarıya ilave edilmesinde yarar var.

Şimdi, burada önemli bir değişiklik yapılıyor. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değer-lendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un ek 3’üncü maddesinde bir değişiklik yapılmak suretiyle tarım, hayvancılık ve turizm yatırımları ile diğer yatırımlar için hazine arazilerinin tahsisine veya bunlar için, bu yatırımlar için kişiler lehine irtifak hakkı tesisine ilişkin maddede bir değişiklik öngörülüyor.

Ek 3’üncü madde, hazine arazilerinin belirttiğim yatırımlar için yatırım yapacak kişiler lehine tahsis edilmesine, onlar lehine irtifak hakkı tesis edilmesine imkân veriyor. Yanlış bir düzenleme değil. Elbette, hazine arazileri boş duracağına yatırımcılar alsın, yatırım yapsınlar, devlet de bu yatırımları teşvik etsin. “Hazine arazileri” dediğimiz varlıklar sonuçta milletin varlıklarıdır. Devlete düşen görev, milletin bu varlıklardan yararlanması için bunun objektif kurallarını koymaktır. Kurallar objektif ise, bundan herkes eşit şekilde yararlanıyor ise, eşit şekilde bu kurallara muhatap ise bundan hiçbir şekilde çekinmememiz gerekir.

Ek 3’üncü maddede öngörülen şartlar şunlar: Tarım ve hayvancılık yatırımları için o arazinin rayiç bedelinin 1 katı tutarında yatırım yapılması şarttır. Turizm yatırımları için 2 kat, bunun dışındaki diğer yatırımlar için ise 3 kat tutarda bir yatırım yapılması gerekiyor.

Önergeyle tarım ve hayvancılık yatırımlarının yanına eğitim yatırımları ilave ediliyor. Şimdi, tarım ve hayvancılık ile eğitimi aynı kefeye koymak doğru değil. Eğer biz tarım ve hayvancılığı teşvik edeceksek tarım ve hayvancılığa eğitimle aynı teşviki vermek gibi bir yanlışı yapmamalıyız yani eğitimi teşvik edelim derken tarım ve hayvancılığın teşvikini biz eğitime veriyor isek tarım ve hayvancılığı cezalandırıyoruz demektir.

Biraz önce yani bu torba yasa teklifi görüşmelerinden önce Sayın Tarım Bakanı buraya çıktı birtakım rakamlar verdi, AKP hükûmetleri döneminde tarım sektörünün ne kadar teşvik edildiğine ilişkin rakamlar verdi. Bu vesileyle ifade edeyim ki o rakamlar yanlış bir bakış açısıyla sunulan rakamlar, yanlıştır demeyeceğim ama bakış açısı yanlış. “2002 yılında bütçeden tarım sektörüne verilen teşvik şuydu, harcama veya ödenek şuydu, şimdi şu kadar veriyoruz, şu kadar kat arttı.” Bu ölçüyle ekonomi veya teşvikler veya diğer rakamlar ölçülemez. Ölçü şudur: Verdiğiniz ödeneğin, verdiğiniz desteğin 2002 yılındaki millî gelire oranı nedir, 2011 yılında nedir?  2011 yılını sonuçlanmış bir yıl olarak aldığım için onu ölçü alıyorum. Hemen rakamları söyleyeyim: Tarımsal desteklerin, bütçeden çiftçiye yapılan tarımsal destek harcamalarının 2002 yılında millî gelire, gayrisafi yurt içi hasılaya oranı binde 53’tür, 2011 yılında bu binde 49’a inmiştir. Bir azalma var. Daha somut bir ölçü: 2002 yılında buğday üreticimiz 4 kilogram buğdayla 1 litre mazot alırken şimdi neredeyse 7 kilogram buğdayla ancak 1 litre mazot alabilmektedir. Buğday üreticisinin durumu buyken “Biz bütçeden şu kadar tarıma destek verdik.” derseniz doğru bir şey söylemiş olmazsınız.

Efendim hayvan üreticisinde, süt üreticisinde durum farklı değildir, diğer alanlara gidelim farklı değildir. Süt üreticisinde 1 litre sütle 2 kilogram yem alabilen üreticimiz şimdi 2 kilogram sütle 1 kilogram yem alabilmektedir, tablo tersine dönmüştür.

Tekrar bu önergeye dönmek istiyorum. Şimdi neden eğitim yatırımını biz tarım ve hayvancılıkla aynı kefeye koyuyoruz? Eğitim, sağlık, bunları hep beraber anıyoruz. Peki sağlık niye farklı? Sağlık niye buraya alınmıyor? Alınsın anlamında söylemiyorum, eğitim için yapılanın yanlış olduğunu söylüyorum. Eğitim için tabii ki teşvik vermeliyiz ama falan yerlerde arsa değeri çok kıymetli, o hâlde buraya, bu arsa değerinin rayiç bedelini esas alarak, eğitim için kanunun öngördüğü o değerin 3 katı tutarda yatırım ararsak, bu yatırım tıkanır dersek doğru olmaz. Eğer çok yaygın bir sorun varsa gerçekten, Hükûmet veya önergeyi veren arkadaşlarımız bunları izah eder, çözebiliriz. Yani eğitime bir destek verilmesine kesinlikle karşı değiliz, kesinlikle. Eğitimi de teşvik etmeliyiz ama eğitimle tarım ve hayvancılığı aynı kefeye koyarsak bu yanlış olur. O zaman tarım ve hayvancılığı ayıralım, onlara biraz daha fazla teşvik verelim.

Önerge bu nedenle doğru bir mantıkla kurgulanmış olmadığı için bu eleştirilerimi ifade etme ihtiyacı duydum. Sözlerimi burada bitiriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten torba kanunda her kanun var ama bu son dakika önergeleri gerçekten kafamızı karıştırıyor. Kime, bu önergelerle kime ne yapılmak isteniyor, kim ne kadar kazanıyor, hangi şirket, hangi kişiler? Kimler, ne kadar devletin malını, mülkünü, hazinesini, limanını kendi imkânlarına, zenginliklerine katacak? Bu ülkede bu kadar rahat, bir önergeyle, bir torba kanunla kişileri, şirketleri zengin etmek söz konusu olduğunda hep soru işareti ve kuşkuyla baktık, bunda da öyle bakıyoruz, çok açık söylüyoruz.

Burada çok ilginç bir olayı anlatacağım. Sizi olağanüstü hâl döneminden, o dönemin kararnamelerinden, o dönemin teşviklerinden günümüze getireceğim.

Şimdi, bölgede tarımı ve hayvancılığı destekleyeceksiniz, güçlendireceksiniz, eğitim imkânlarını artıracaksınız, bu önerge öyle diyor, fakat torba kanunda getirilen 24’üncü madde bu değil, bu farklı. Bakın, çok açık söylüyorum, bu ikisi arasında dünya kadar fark var. Birisi olağanüstü hâl döneminin teşvik ve tasarruflarının bugün kurtarılmasıdır. “Olağanüstü hâl ne zaman kaldırıldı?” Sorduğunuz zaman AK PARTİ Sayın Genel Başkanı “Bizim dönemimizde kaldırıldı.” diyor, o dönemden önce koalisyon hükûmetleri “Olağanüstü hâli biz kaldırdık.” diyorlar ama, buradaki teşvik ve tasarruflara dikkatinizi çekmek istiyorum.

Şimdi, bir, o dönemde 90’lı yıllarda 4 binin üzerinde köy yakılıp, yıkılmadı mı? Yakıldı, yıkıldı. Bağları, bahçeleri viran oldu, bütün hayvanları telef oldu, hayvanlarını canlarını kurtarmak için çok ucuza ellerinden çıkardılar. 2 milyonun üstünde insan göç etti, İstanbul’un, İzmir’in, Antalya’nın, Ankara’nın varoşlarına göç ettiler. İşsiz, yoksul, iki göz odada 20 kişi kaldılar ve bunların bahçeleri de vardı, tarlaları da vardı, hayvanları da vardı ve bu uygulamayla bu 4 bin köyün bütün ekonomisi çöktü.

Bu yetmedi, Et ve Balık Kurumu o dönemlerde özelleştirildi. Et ve Balık Kurumu özelleştirilip Van’da, Kars’ta, Ağrı’da, bölgede hayvancılık bitirildi. O da yetmedi, şu an dahi otuz yıldır süren savaş nedeniyle yayla yasağı var. Şu an, biraz önce Beytüşşebap Belediye Başkanı beni aradı. Laleş Yaylası’nda on bin yıldır kutladığımız bir festival var. On bin yılı aşkın yani Mezopotamya’nın en eski festivali bu  “…”(*) diye geçer, Kuzu Kırpma Festivali’dir. Orada yaylaya giden yüz binlerce hatta milyonların üzerinde koyun sahipleri yaylada son demlerinde ürünlerini toplar ve ovaya dönmeye başlarlar.

Orada yarışmalar yapılır; bal yarışması vardır, kaymak yarışması vardır, ustalıkları denenir. Koyun kırpma olayında kim daha çabuk yapar, yarışmalar vardır, at yarışları vardır ve bunlar Kato Dağı’nın orada Laleş Yaylası’nda yapılır.

Bugün, Belediye Başkanım aradı, dedi ki: “7, 8, 9 Temmuzda bu on bin yıllık geleneğin festivalini yapacaktık ancak bizim diğer belediyelerden aldığımız greyderler, kepçeler yola çıktı, Beytüşşebap’ın çıkışında güvenlik güçleri bu kepçeleri durdurdu ‘Yasak, gidemezsiniz.’ dedi.” Yani on bin yıldır bir gelenek yaşatılıyor ve Beytüşşebap halkı, şu an üç zoma yaylada var, üç zoma ürününü orada toparlar, peynirini yapmıştır, yününü alır ve oradan, o serin yaylalardan artık kışa doğru geçildiği için ovalara doğru hareket ederler ve ürünlerini aldıkları için… Bu on bin yılı aşkın festival Kato Dağı’nın sırasında Altın Kapı denilen, hatta Türkiye'nin değil dünyanın en eski gümrüğü olarak tabir edilen yerde. Şimdi burada bırakın tarım ve hayvancılık yapmayı festival yapmak yasak. Yasak bölgeler var, yasak bölgeler de yasak. Bırakın onun ötesini, zaten son teşvik yasalarıyla 50 milyar seti getirildi, 50 milyarı olan yatırım yapabilecek denildi.

                              

(*) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

Şimdi, olağanüstü hâl döneminde çıkarılan hatta kararnamelere konu olan, teşvikle ilgili, bakın, 98 Olağanüstü Hâl Bölgesi’ndeki kalkınma öncelikli yöreler. Bu, bayatladı artık, kabak tadı vermeye başladı arkadaşlar. Biz son elli senedir, GAP projesinden bu yana “Bölgeyi kalkındıracağız, doğuyu kalkındıracağız, teşviki vereceğiz, vergiyi kaldıracağız, bilmen ne yapacağız, yapacağız” diye diye gelmişiz buraya. Elli sene oraya hiçbir şey de verilmemiş. Sayın Başbakan geçen iki tane mitingde de söyledi; dedi ki: “32 milyar dolar harcadık.” Ben Plan ve Bütçe Komisyonundayken şöyle denilmişti: “Biz 35 katrilyon, yani 35 milyar harcadık.” Sonra ben bunu, hangi alanlara bu harcamaların yapıldığını sordum; bunun cevabını alamadım. O 35 milyar bazen 32 oldu, bazen de 25 oldu. Diyarbakır Kongresi’nde 25 oldu, bir başka kongrede 32 milyar oldu ve bunların içinde hakikaten Heronlar mı var, insansız hava araçları mı var; yani bunlar mı bu yatırımın rakamlarını yükseltiyor diye… Fakat GAP projesine bakıyorum, kırk yıldır sulama amaçlı yapılan GAP projesinde 1 milyon 182 bin hektar arazinin kırk yıl sonra sadece yüzde 16’sı, AK PARTİ İktidarı döneminde de yüzde 1, yüzde 17’si sulanmış.

Ee, şimdi, siz oraya yatırım diyorsunuz. Şanlıurfa’da elektrikle yerin altından GAP projesine rağmen suyu çıkarıp pamuğu eken, ayçiçeği eken, mısırı eken vatandaş onun parasını ödeyemediği için, borcunu ödeyemediği için, 2 milyar lira borcu olduğu için Şanlıurfa’da, hırsız ilan ediyor Sayın Bakanımız; diyor ki: “Kaçak elektrik orada, en fazla kaçak elektrik orada.” Ben de geçen gün şunu söyledim: İddia ediyorum ki, en fazla kaçak elektrik de, hırsız elektrik de orada değil. Ben çok açık söylüyorum, bunu EPDK Başkanı söyledi, İstanbul’da en büyük açık; en büyük kaçak da orada.

Şimdi, böyle bir durum karşısında soruyorum size: Yüzde 48 barajlarından elektrik alacaksınız, kırk senede suyu getirmeyeceksiniz; suyu getirilmeyen vatandaşa da… O zaman buradaki Şanlıurfa milletvekillerinin hepsine sormak istiyorum: Yani siz iyi de oy alıyorsunuz oradan ama yüzde 55 yeşil kart vardı. Bırak yüzde 55 yeşil kartı, işte bu borçlarında bari destek olun ama öyle değil.

Bakın, bu yasada çok garip şeyler de var. Limanlar konusunda, Hazinedeki -yüzde 1 ödemek suretiyle- limanların tescili konusunda, Hazine mülklerinin devri konusunda getirilen bir madde. Zaten limanların hepsi özelleştirilip satılmadı mı? Liman mı kaldı arkadaşlar? Mersin, Samsun, Trabzon, bütün limanların hepsi satıldı. Şu yapılan özel limanlar… Özel limanların da terkini yapılırsa birilerine ilişkin bir yasa bu.

Bu açıdan, Barış ve Demokrasi Partisi halk için olmayan, kişiler için çıkar getiren yasalara karşıdır. Biz de buna bu nedenle karşıyız ve bu açıdan bu yeni madde ihdasına kuşkuyla bakıyoruz, kaygıyla bakıyoruz, kişiye özel olduğunu düşünüyoruz, karşı çıkıyoruz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

Şahsı adına Sayın Kamer Genç. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 302 sıra sayılı torba kanunu… Torba kanunun yanına, Hükûmetimiz uykuda imiş, bir de birdenbire uykudan uyanmış,”Ya, şuraya bir madde ilave edelim.” demiş! Ya, bu kadar gayriciddi bir Hükûmet olur mu arkadaşlar? Yani bir kanun çıkarmak ciddiyet ister, önceden bunun incelenmesi lazım, tartışılması lazım. Kanunun tümü görüyorsunuz Komisyona 39 madde olarak geliyor, 59 madde, 3 geçici madde çıkıyor. Yani bu ne demektir? 1 öküz getiriyorsunuz komisyona sokuyorsunuz, 10 tane öküz çıkıyor arkasından! Böyle bir şey olmaz ki. Bu öküzvari bir davranış biçimi olmuş! Şimdi, aslında bu maddenin burada verilmemesi lazım, 25’inci maddede verilmesi lazım, çünkü 4706 sayılı Kanun’un bitimi orada. Neyse o da önemli değil.

Arkadaşlar, şimdi, aslında AKP İktidarı zamanında tarım öldürüldü. İhaleyle inek getirip vatandaşlara satıyorlar. Yani piyasadaki ineğin fiyatı 3.500 – 4.000 lirayken yandaşları müteahhitlere 6 bin liraya, 7 bin liraya ihaleyi veriyorlar. Vatandaş 6-7 bin lira üzerinde Ziraat Bankasından krediyi çekiyor fakat sonradan, yani oralarda vatandaşların bize bildirdiğine göre, ineğin fiyatı bin liraya düşüyor. Yani, hep emeğiyle tarımda geçinen insanlara kazık atılıyor.

Şimdi, tabii, bu Hükûmetin bir derdi, bir hedefi var: Kendi yandaşlarını zengin etmek, devletin kaynaklarını onlara peşkeş çektirmek. Bu kanunun 24 ve 25’inci maddelerinde de ayrı bir şey getirmiş. Daha önce hazine arazileri kendilerine tahsis edilen bazı kişiler bunların üzerinde birtakım inşaatlar yapmışlardır. Efendim, şimdi tutuyorlar, bu inşaatların şu kadarını yapmışsa yüzde 5’ini getirip ödediği takdirde -maddelerde var bunlar- verdiği takdirde, onun üzerindeki kayıtları, yani irtifak hakkı ve ipoteği terkin ediyor. Yani, tabii, böyle ciddi bir hükûmet olmayınca her aklına esen getiriyor devlet malını kendi yandaşlarına peşkeş çektiriyor. Yani bu 24 ve 25’inci maddeyi getiren insanların da, ben inanıyorum ki, birtakım kendi yandaşlarının böyle hazineden zamanında tahsis edilmiş çok kıymetli mülkleri var, bu mülkler üzerine birtakım yatırımlar yapmış. Şimdi, normal olarak bu mülklerin normal vadesi geçtikten sonra bunların ihaleyle, açık artırmayla satılması gerekirken bu maddelerle ne yapıyor? “Yok, sen yatırım miktarına göre yüzde 3’ünü, yüzde 40’ını veya yüzde 50’sini öde, sana hemen bedava verelim.” gibi oluyor. Bu devletin malını bu kadar kendinize ve yandaşlarınıza peşkeş çektirirken acaba sizde vicdan denilen bir duygunun varlığı yok mudur? Yani, vicdanı olan insanlar buna teşebbüs edebilirler mi, bu gibi yollara tevessül edebilirler mi? Tabii, onun takdirini vatandaşa bırakıyorum.

Şimdi, arkadaşlar, aslında burada önce tarım için yapılan arazi tahsisi için hazine arazisi bedava verilince, hazine arazisinin 1 misli kadar yatırım yapınca bu teşvikten yararlanıyordu. Eskiden eğitim yatırımı için 3 misli yatırım yapılması lazım, bunu 1’e getiriyorlar. Bunun nedeni de belli, işte AKP İktidarı zamanında cemaatlerin birtakım eğitim yatırımları var, bunları, hazine arazilerini bunlara peşkeş çektirmek için bunu getiriyorsunuz, yoksa ki bunun dışında bir şeyi de yok.

Bakın, ben, geçen hafta Silivri Cezaevini ziyaret ettim. Oradaki insanların karşı karşıya bulunduğu haksızlıklar o kadar bariz ki. Genelkurmay Başkanıyla görüştüm. Diyor ki: “Bana ‘Sen silahlı terör örgütünün başısın.’ diyorlar. Silahlı terör örgütü kimdir? ‘Türk Silahlı Kuvvetleri.’ diyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinde benim emrimdeki bütün kişiler burada tutukludur.” Arkasından “Türk Silahlı Kuvvetlerini terörist ilan eden kişiler Türkiye Cumhuriyeti devletini terörist olarak ilan ediyor.” diyor. Bir devletin silahlı kuvvetleri gayrimeşru teröristse o devlet de gayrimeşru teröristtir. Bu, sizin iktidarınız zamanında oldu. Evvela gelin şu kanunları bir düzeltelim de…

Bakın, orada milletvekili arkadaşlarımız var. Mustafa Balbay yüz doksan altı tane duruşmaya girmiş arkadaşlar, hâlâ arkadaşımızın suçu belli değil. Yahu, normal olarak mahkemelerde en fazla birkaç duruşmada, beş veya on duruşmada artık o duruşmanın karar safhasına gelmesi lazım. Ama diyor ki: “Getiriyorlar, birtakım insanlara aşklarını anlatıyorlar.” Bu ne demektir? O insanları çıldırtmak için girişilen bir yoldur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunların bir an önce çözümlenmesi lazım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.

Şahsı adına Sayın Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, “Yargı reformu” dediler, adliyeleri kapattılar. Önce Doğanyol, Kale, Battalgazi, sonra Arguvan, Kuluncak, Yazıhan ve Yeşilyurt adliyelerini kapattılar yani adalet dağıtacaklarına adliyeleri dağıttılar.

Değerli arkadaşlar, ben, size Malatya’dan bir köy anlatacağım şimdi. Bu köye bakarak AKP’nin Malatya’ya nasıl baktığı konusunda bir fikriniz olabilir. Köyün ismi Parçikan, yeni ismi Bozburun. Bu köy Malatya’daki diğer köyler gibi her yıl küçülüyor. Köyün nüfusu 2002 yılında 365 iken şimdi 217’ye düşmüş. Bozburun köyünü Malatya’da, hatta Türkiye'de, hatta dünyada diğer köylerden ayıran bir özelliği var. Dünyadaki en çok karaciğer hastalığının olduğu köy Malatya Arguvan Bozburun köyü. Şimdiye kadar yirmiye yakın karaciğer nakli yapılmış. İnsanlar bu hastalıklarını tesadüfen öğreniyorlar. Hükûmet “Parçikan köyünde niye karaciğer hastalığı oluyor?” diye hâlâ bir açıklama yapmış değil.

Değerli arkadaşlar, nasıl olsa işler yolunda gidiyor, her seçimde bu köy AKP’ye oy vermiş. Bakın, 2007 yılında 154 oyun 128’ini AKP almış, 3’ünü CHP almış. 2011 yılında 86 oyun 80’ini AKP, 4’ünü CHP, 1’ini MHP, 1’ini HAS Parti almış. Bu köy her seçimde AKP’ye oy vermesine rağmen köyde hâlâ kanalizasyon yok. Köy ana yola 1,5-2 kilometre olmasına rağmen, köye giderken çamurdan çıkılmıyor.

Değerli arkadaşlar, köyün içerisine girdiğimiz zaman manzara korkunç. Ben, şahsen bu olumsuzluklarda hiçbir katkım olmamasına rağmen, bu manzaradan dolayı bir milletvekili olarak utanç duyuyorum. Köyün içinde -abartmadan söylüyorum- hayvan dışkısıyla, insan dışkısıyla çamur birbirine girmiş, yürümek mümkün değil. Köylüler hayvancılıkla geçimini sağlıyorlar. Önemli bir kısmı yazın Sarıçiçek Yaylası’na çıktıkları için köyde yazın salgın hastalıklar önlenmiş oluyor. Bunu niye söylüyorum? Arkadaşlar, bakın, AKP en çok oy aldığı yeri en çok cezalandırıyor. Malatya’da her seçimde oyunu artırıyor, en çok Malatya’ya zarar veriyor, en çok Parçikan’a, Bozburun’a zarar veriyor. Böyle bir şey olur mu? 2012’de hâlâ insanlar yaşadıkları koşullardan dolayı hasta oluyorlar. Bu ayıp değil mi? Bu günah değil mi? Bu vicdansızlık değil mi arkadaşlar?

Değerli arkadaşlar, Malatya Parçikan’dan farklı değil. Bakın, Malatya da her seçimde AKP’ye en yüksek seviyede oy vermiş. 2011’de maalesef yüzde 69 oy vermiş. Oy verdi de hizmet mi aldı, oy verdi de yatırım mı aldı arkadaşlar? Hizmet, yatırım almadığı gibi Malatya’nın elindekileri aldılar. AKP’nin seçimde bir sloganı vardı, hepiniz biliyorsunuz: “Hayaldi gerçek oldu.”

Bakın ben size, Malatya’da gerçek olup hayal olanları anlatacağım: Malatya Tekel Sigara Fabrikası vardı, gerçekti hayal oldu. Malatya’da Sümerbank vardı, peşkeş çekildi, gerçekti hayal oldu. Malatya’da Meteoroloji Bölge Müdürlüğü vardı, Elâzığ’a götürüldü, gerçekti hayal oldu. Malatya’da bir şeker fabrikası var, kentin göbeğinde, o da gerçek, hayal olacak herhâlde.

Bakın arkadaşlar, hepiniz bilirsiniz, bir Malatyaspor vardı hepimizin övündüğü. UEFA’ya giden, UEFA’da oynayan bir Malatyaspor vardı. AKP döneminde kötü yönetimden dolayı, o da gerçekti hayal oldu. Hangi ligde olduğunu bilen varsa, bir vicdanlı milletvekili çıkıp söylesin Malatyaspor’un nerede olduğunu? (CHP sıralarından alkışlar)

Ama arkadaşlar, bakın, AKP’nin hakkını yemeyelim; AKP Malatya’ya bir önemli yatırım yaptı -yiğidi öldür, hakkını ver- Kürecik’te bir füze kalkanı yaptı arkadaşlar. Malatya’nın kayıpları karşısında körleri, sağırları, dilsizleri oynayanlar bu öldürücü yatırım konusunda seslerini çıkartmadılar, hararetle savundular, hatta şöyle bir şey söylediler arkadaşlar: “Yatırım geliyor, Kürecik’te sizi işe alacağız.”

Değerli arkadaşlar, durum bu. Sadece kapanan bunlar mı? Kapanan bunlar değil. Bakın, yeni bir büyükşehir yasası çıkarılıyor, Malatya’da ilçelerden, hatta bazı illerin tarihinden daha eski olan beldeler kapatılıyor. Yetmiyor, geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı bir genelge yayınladı -meşhur İçişleri Bakanı- diyor ki: “Siz beş yıllığına seçildiniz ama darbe yaptım, şimdi dur, iki yıl görev yapamazsın, kaymakamdan, validen izin almadan bir çivi çakamazsın.” Böyle demokrasi olur mu, böyle millî irade olur mu arkadaşlar? Bu, halkın oylarına tecavüz etmektir. Bunun başka bir anlamı yoktur değerli arkadaşlar.

Sözlerimi bitirirken size iyi bir haber veriyorum: Dünyada eşi olmayan bir türkü festivali yapıyoruz. Arguvan Türkü Festivali’nde muhalefeti, iktidarı Arguvan’da ağırlamaktan büyük onur duyacağım. Gelin Arguvan’ı görün, Bozburun’u görün diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, bir açıklamada bulunmak istiyorum, 60’a göre söz talebim var.

BAŞKAN – 60’a göre söz istiyorsunuz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – 60’a göre oradan olmaz efendim, yerinden…

Sayın Başkan, 60’a göre yerinden söz verilebilir. Dolayısıyla İç Tüzük’e göre ya sataşmadan dolayı ya da yerinden söz alması lazım, öyle olmaz efendim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, söz verdiniz artık, hatip kürsüde.

BAŞKAN – Sabahtan beri 60’a göre isteyenlere de hep kürsüden verdim, müsaade ederseniz o da kürsüden konuşsun.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın yaptığı konuşmada Malatya ile ilgili söylediklerine ilişkin açıklaması

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle şunu söylemem gerekir ki Adalet ve Kalkınma Partisi, illerin, ilçelerin, beldelerin, köylerin aldıkları oylara göre hizmet götürmedi. KÖYDES’te, BELDES’te ve tüm genel merkezin, genel idarenin yaptığı hizmetlerde adaletli bir dağıtım yaptı. Bunları yaparken de Malatya çok önemli yatırımları aldı. Malatya bugün sağlık turizminin başkenti olmak üzere çok önemli adımlar atıyor. Malatya ulaşımda şu an tüm illerle bağlantısını, doğu-batı bağlantısını, kuzey-güney bağlantısını bitirmiş vaziyette yollarına devam ediyor.

Bununla birlikte, Malatya’da “Hayaldi gerçek oldu.” dediğimiz çok hizmet var. Tabii, muhalefet bazen görmek istemiyor, duymak istemiyor ama binlerce kere şükürler olsun ki milletimiz bunu görüyor.

Bilmem hatırlar mı, üzerinden geçer mi? Beylerderesi Viyadük’ü diye bir köprü vardı. Bu viyadük rahmetli Turgut Özal’ın rüyasıydı ve bu rüyayı AK PARTİ İktidarı gerçekleştirdi. Malatyaspor’la ilgili söyleyecek sözü olan arkadaşım gider Malatyaspor’a sahiplik eder. Ve buna bugüne kadar sahiplik eden muhalefet partisindeki milletvekillerimizle birlikte -Sayın Mevlüt Aslanoğlu’na ben buradan çok teşekkürlerimi iletiyorum- biz, Malatya olarak, hizmet edeceğimiz zaman iktidarı, muhalefeti el ele veririz ama burada sadece eleştirmek adına yapılanı görmemek, sadece kör zihniyetin ürünüdür.

Ben, bu vesileyle, AK PARTİ İktidarı olarak “Dün yaptıklarımız bugün yapacaklarımızın garantisidir.” diyorum. Biz, Malatya’yı büyükşehir yapıyoruz. Büyükşehir yaparken bile hâlâ söz söyleyen ve bunu yok hükmünde gören bir zihniyet var ve inşallah, nasip olursa 2014 yılına Malatya Büyükşehir olarak gireceğiz.

Ben hepinize çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Adı büyük olmakla şehir büyümez ki!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, sataşmadan…

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen… Rica ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Kör zihniyet.” dedi Sayın Başkan.

BAŞKAN - Burada bırakın Sayın Ağbaba. Lütfen yani…

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Kör zihniyet.” dedi ama Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bunun sonu yok ki arkadaşlar.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ama “Kör zihniyet.” dedi.

BAŞKAN – Efendim, siz bir fikir söylüyorsunuz, o da ona katılmadığını söylüyor. Bunun sonu yok yani. Rica ederim… Ben bir hakaret görmüyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hayır, “Kör zihniyet.” diyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, kusura bakmayın…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Başkan, lütfen… Getireyim, baktıralım…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, lütfen, tarafsız olun.

BAŞKAN - Bir sataşma varsa söz vereyim ama bunun sonu yok. Tabii ki fikirler farklı olacak.

Buyurun lütfen Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Kör zihniyet.” dedi Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, baktırayım. Öyle bir şey varsa söz vereceğim, söz veriyorum.

Buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, “Kör zihniyet.” diyor. Ben kimseye sataşmadım, ben sadece icraatlarını eleştirdim.

BAŞKAN – Tamam, söyleyeceğim…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ne zaman vereceksiniz?

BAŞKAN - Baktıracağım, söz vereceğim varsa bir şey.

Buyurun efendim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, değerli arkadaşlar, yeni bir madde ihdasına ilişkin önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Efendim, kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik sistemle yapalım.

Buyurun, iki dakika içerisinde…

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmiştir.

Böylece teklife yeni 24’üncü madde eklenmiştir.

Kanunun yazımı esnasında bu madde eklenerek diğer madde numaraları teselsül ettirilecektir.

Bir karışıklığa mahal vermemek amacı ile görüşülmekte olan komisyon raporuna mevcut maddeler üzerinden devam edeceğiz.

Şimdi mevcut 24’üncü madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

T.B.M.M Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 24. maddesinin (b) fıkrasındaki %60 ifadesinin %65 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                              Haluk Eyidoğan

                         İstanbul                                    Kocaeli                                         İstanbul

                  Ali Haydar Öner                         Levent Gök                                   Umut Oran

                          Isparta                                     Ankara                                         İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) ile düzenlenen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 24 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                           Nevzat Korkmaz

                          Manisa                                     Konya                                          Isparta

           Hasan Hüseyin Türkoğlu                       Ali Öz                                    Mehmet Günal

                       Osmaniye                                  Mersin                                         Antalya

“Madde 24- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici Madde 14- 21/1/1998 tarihli ve 4325 sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun mülga 8 inci maddesi ile 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun mülga 5 inci maddesine göre, üzerlerinde yatırım yapılmak amacıyla gerçek veya tüzel kişilere bedelsiz olarak devredilen veya süresiz kullanma izni verilen taşınmazların yatırımcılar tarafından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde müracaat edilmesi ve iki yıl içinde;

a) Taahhüt edilen veya varsa yatırım teşvik belgesinde öngörülen yatırımın tamamının gerçekleştirilmesi ve anılan Kanunlarda öngörülen asgari istihdam sayılarından az olmamak kaydıyla istihdam sayısının (her kişi için en az bir ay olmak üzere) beş yıllık toplam üzerinden yüzde ellisinin sağlanması, üretime tamamen ya da kısmen geçilmiş olunması ve ilgili idarelerden gerekli izinlerin alınması koşullarıyla, taşınmazın şerhin kaldırılacağı tarihteki rayiç bedelinin yüzde üçünün ilgili idarece genel hükümlere göre tahsil edilmesinden sonra başka bir işleme gerek olmaksızın tapu kütüklerine veya sözleşmelerine konulan şerhler terkin edilir.

b) Taahhüt edilen veya varsa yatırım teşvik belgesinde öngörülen yatırımın yüzde altmışı kadar asgari yatırım yapılmış olması ve anılan Kanunlarda öngörülen asgari istihdam sayılarından az olmamak kaydıyla istihdam sayısının (her kişi için en az bir ay olmak üzere) beş yıllık toplam üzerinden yüzde kırkının sağlandığının ve üretime kısmen geçildiğinin tespit edilmesi halinde, taşınmazın şerhin kaldırılacağı tarihteki rayiç bedelinin yarısının ilgili idarece genel hükümlere göre tahsil edilmesinden sonra tapu kütüklerine konulan şerhler terkin edilir.

c) Taahhüt edilen veya varsa yatırım teşvik belgesinde öngörülen yatırımın yüzde kırkı kadar asgari yatırım yapılmış olması halinde istihdam sayısına bakılmaksızın taşınmazın şerhin kaldırılacağı tarihteki rayiç bedelinin ilgili idarece genel hükümlere göre tahsil edilmesinden sonra tapu kütüklerine konulan şerhler terkin edilir.

Yatırımcılara bedelsiz olarak devredilen ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle devir işlemi iptal edilerek tapuda eski maliki idare adına tescil edilen veya edilmek istenen, ancak dava konusu edilmesi nedeniyle davası devam eden ve idarece her hangi bir tasarrufta bulunulmamış taşınmazlar hakkında da, bu maddenin yürürlük tarihinde yukarıda belirtilen şartları taşımaları halinde bu madde hükümleri uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon son okunan önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Sayın Ayhan, buyurun.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Tasarı’nın 24’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Gerekçemiz, önergemizde yüzde 35 olarak belirlenen oranın 40’a yükseltilmesidir.

Şimdi, genel anlamıyla baktığımızda, yatırım yapmak önemli bir hadise. Yatırım teşvik sistemi de dolayısıyla bu açıdan büyük önem taşıyor. Ancak, AKP İktidarı döneminde, daha yeni, yatırım teşviklerinin dördüncüsü ortaya çıktı. Bu teşvik paketinin diğerlerinden çok büyük bir farkı yok, farkı olmamasından öte, zaten bu teşvik paketlerinin ardı ardına değişmesi, AKP hükûmetlerinin yatırım politikasındaki zafiyeti, başarısızlığı göstermesi açısından önemli bir gösterge, unsur. Dolayısıyla, şimdiye kadar, yatırımlar konusunda, gerçekten AKP Hükûmeti başarılı olamadı.

Hatta, ben, bunu, özel sektörün ifadesiyle Denizli Organize Sanayisinin eski başkanlarından, sanayici duayen bir arkadaşımızın ifadesiyle söyleyeyim: “Çivi yoktu, çivi çakılmadı kaç senedir Denizli’ye. Ses çıkmadı bu organize sanayide, yeni yatırım da yoktu. Ses çıksın diye ünlü bir sanatçımızı çığırdık, bari biraz ses çıksın diye.” diyor. Bu, gerçekten, Anadolu insanının bazı olayları çok zekice ifadesinin bir tarzı.

Bunun dışında, daha öncekiler -biraz önce ifade ettim- yatırım paketleri, teşvik paketleri gerçekten başarılı olsaydı, ne olurdu? Yenilerine ihtiyaç kalmazdı. Mesela, Denizli’de Çardak Organize Sanayisi dururken yatırımlar nereye doğru kaydı? 20 kilometre ileriye, sınırı geçip Dazkırı’ya doğru, biraz daha ileride Uşak’a doğru gitti. Bu, AKP hükûmetlerinin özel sektör yatırımlarına bakışını çok net ve açık şekilde gösteriyor.

Burada başka şeyler de var: “Her zaman Denizli hak ettiğini alacak.” dendi ama almadı, sıkıntıları oldu. Burada gerçekten bölgenin milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, iktidara mensup siyasiler ile Ankara’daki merkez arasında, bu işin koordinasyonunu sağlayan o günkü Devlet Planlama Teşkilatı arasında, diğer bakanlar arasında, Başbakan yardımcısı arasında problemler çıktı. Onlar bölgede yatırım yapmak isteyenlerin, yatırım arzu edenlerin isteklerine cevap vermediler. Onların illaki başka yere gitmelerini istediler, Denizli’ye, Aydın’a yatırım yapmalarını istemediler, başka yerlere yapmalarını istediler. Ama maalesef, siz ne kadar teşvik verirseniz verin, yatırımcıya güveni vermediğiniz takdirde ne oluyor? İşi gerçekleştirmiş olmuyorsunuz, büyük sıkıntı ortaya çıkıyor.

Bir de, bu teşvik paketinin cari işlemler dengesi ve dış ticaret açığını azaltıcı yönde etki yapacağını yetkililer açıkladılar. Fakat bunu gerçekten iyi takip eden hem özel sektör hem de dışarıda bu işi iyi bilen basın mensupları, iktisatçılar bunun böyle olmadığını, kısa dönemde yatırım yaptığınız takdirde makine teçhizat ithali nedeniyle ithalatın artacağını ve cari işlemlerin azaltılamayacağını, azalmış olsa bile çok hızlı bir şekilde azalma gösteremeyeceğini ne yaptılar? İfade ettiler. Ama bu konuda hâlen AKP inadını sürdürüyor.

Ben inşallah, bu teşvik paketinin bu hâliyle bile memlekete hayırlı olmasını, iyi yatırımlar getirmesini Cenabıhak’tan niyaz ediyorum. AKP’den böyle bir şeyi beklemek, böyle bir sonucu almak mümkün değil. Özellikle yatırım açısından başarılı olduklarını söyleyemiyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ayhan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Öteki önergeyi okutuyorum:

T.B.M.M Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 302. sıra sayılı yasa teklifinin 24. maddesinin (b) fıkrasındaki %60 ifadesinin %65 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                                                                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Oran, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

UMUT ORAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Türk Kara Kuvvetleri kurumunun kuruluş yıl dönümü. Bundan iki bin iki yüz yirmi bir yıl önce Türk Kara Kuvvetleri kurulmuş.

Bildiğiniz gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri bugün büyük sorunlarla mücadele ediyor. Bir taraftan özel yetkili mahkemelerle mücadele ediyor, bir taraftan da terörle mücadele ediyor. Son bir ay içerisinde yaklaşık 23 şehidimiz var. Dün de şehitlerimiz vardı. Ben bir kez daha şehitlerimize rahmet, ailelerine de sabır ve başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, terör gündemimizdeki en önemli ve en öncelikli konu olması gerekiyor. Bakın, bundan yaklaşık yedi sekiz ay evvel 61’inci Hükûmet Programı’nda terörle mücadeleyle ilgili somut, ciddi bir öneri, bir plan yoktu. Yine biz terörle ilgili iki tane kapalı oturum yaptık ve bu iki kapalı oturumda da hiçbir sonuç çıkaramadık. Sayın Başbakan da bu toplantılara katılmadı.

Daha geçen hafta Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, şehit yakınları ve gazilerimizin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için kanun teklifi verdik. Bu da sizlerin oylarıyla reddedildi ve gündeme alınmadı.

Nerede Gazi Meclis nerede bu Meclis? Tabii, bakın, Gazi Mecliste “torba yasa” diye bir yasa da yoktu, böyle yasalar da yoktu. Onu da maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi olarak siz buldunuz, torba yasaları buraya dayattınız.

Torba kanuna baktığımız zaman, sorun isterseniz hukukçulara, antidemokratik bir uygulama. Biraz evvel arkadaşlarımız söylediler, otuz altı tane farklı kanun var, elli dokuz, altmış tane madde var. Tabii, bitime kadar kaç tane daha madde koyacağız bilmiyorum.

Bu kanunda her şey var, yok yok; teşvik var, eğitim var, adalet var, dediğim gibi her şey var. Âdeta bu torba yasa, çorba yasa olmuş durumda.

Bunlar -biraz evvel de bir yasa eklendi- tali komisyonlarda bile konuşulmuyor. Arkadaşlar, sizler yangından mal mı kaçırıyorsunuz? Meclisin iradesiyle, ya kanun hükmünde kararnamelerle Parlamentoyu baypas ederek yasalar geçiriyorsunuz ya da torba yasalarla Meclisi sabahlara kadar çalıştırıyorsunuz.

Peki, sormak istiyorum buradan: 1 Temmuzda neden tatile giriyoruz? Bir yanda terör belası varken, her gün şehitler verirken, diğer yanda bölgemizde savaş belası kapımızdayken biz nasıl tatile gidebiliyoruz? Her şey güllük gülistanlık mı? Yani Meclisi nasıl kapatıp da üç ay tatile çıkartıyorsunuz Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Biz çıkartmıyoruz, Anayasa, İç Tüzük çıkartıyor.

UMUT ORAN (Devamla) – Bakın, teşvike geldiğimiz zaman ilgili madde ne getiriyor: Yani on yılda beşinci teşvik yasası. Daha evvel çıkan dört tane yasanın sonuçları ortada. Aynı dış politikada “Komşularda sıfır sorun” gibi burada da teşvikte sıfır sonuç bugüne kadar.

Sormak istiyorum: Bu teşvik Ekonomik ve Sosyal Konseyde konuşuldu mu, tartışıldı mı? Daha doğrusu, son üç yıldır, üç buçuk yıldır Ekonomik ve Sosyal Konsey toplandı mı?

Peki, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda bu teşvik enine boyuna tartışıldı mı? Hayır.

Peki, bu, Parlamentoda, komisyonlarda detaylı tartışıldı mı? Ama ne yapıyoruz? Alelacele getiriyoruz ve buradan bunu çıkaracağız.

Teşvikin Türkiye’nin temel sorunlarından istihdam odaklı olması gerekiyor, ihracat hedefli olması gerekiyor, sektörel kümelenmeler içermesi gerekiyor ve bunlarla da, yatırımı planlayan, yönlendiren bir araç olması gerekiyor. Yani insanların doğduğu yerde karınlarını doyuracak teşviklere ihtiyaç var. Yaşadıkları yerlerde insanlara iş, aş sağlayacak, aynı zamanda da sosyal barış sağlayacak teşvike ihtiyaç var. Şimdi bu teşvik yasası bunların hiçbirisini getirmiyor. Bir sürü öneri getirdik, bir sürü şey getirdik, hiçbirisini dikkate almadınız.

Bakın, bu teşvikte Van’ı da unuttunuz siz. Van için önerdiğimiz hayvancılık sektörünü neden dikkate almadınız? Çünkü ortak akıldan, toplumsal mutabakattan… Hiçbir şekilde dikkate almak istemiyorsunuz.

Ben bu çerçevede böyle bir çalışmayı doğru bulmadığımı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Kabul edenler…

Karar yeter sayısı istiyorsunuz.

Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım:

Kabul etmeyenler…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Kabul edenler…”i söylemediniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, sordum, ikisini de sordum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yok, yok…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok, Sayın Başkan.

BAŞKAN - Anlaşamadılar, cihazla yapalım efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, “Kabul edenler…” demediniz yalnız, kabul edenleri saymadınız efendim.

BAŞKAN – Efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Kabul edenler…” diye sormadınız. Önce onu sayalım, sonra diğerine geçin efendim.

BAŞKAN – Soralım efendim: Kabul edenler…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama o oylamayı yeni baştan başlatın.

BAŞKAN - …Kabul etmeyenler…

Evet, cihazla oylama yapalım mademki yok…

Buyurun efendim. İki dakika süre vermiştim.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

25’inci maddede iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 25. maddesinin üçüncü paragrafındaki %50 oranının %55 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   Haydar Akar                              Haluk Eyidoğan

                         İstanbul                                    Kocaeli                                         İstanbul

                                                Levent Gök                           Ali Haydar Öner

                                                   Ankara                                       Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) ile düzenlenen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 25 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                           Nevzat Korkmaz

                          Manisa                                     Konya                                          Isparta

                          Ali Öz                               Mehmet Günal                     Hasan Hüseyin Türkoğlu

                          Mersin                                    Antalya                                       Osmaniye

Madde 25- 4706 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici Madde 15- 5084 sayılı Kanunun mülga 5 inci maddesine göre taşınmazlar üzerinde yatırım yapılmak amacıyla yatırımcılara bedelsiz olarak verilen ve uzatılan ön izin süreleri ile kırk dokuz yıl süreli tesis edilen irtifak hakkı veya verilen kullanma izinlerindeki yatırımı tamamlama süreleri; yatırımcılar tarafından talep edilmesi halinde, yükümlülüklerin yatırımcının kusuru dışında kamudan kaynaklanan ve/veya taşınmaz maliki ilgili idarelerce kabul edilebilir sebeplerle yerine getirilmemesi ve bu sebeplerin aynı idarelerce uygun görülmesi halinde, öngörülen sürelerin bitim tarihinden itibaren üç yıla kadar ilave süre verilmek suretiyle uzatılabilir.

Bedelsiz kırk dokuz yıl süreli irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen taşınmazların üzerinde taahhüt edilen yatırımın kısmen veya tamamen yapılmış olmasına karşın, öngörülen yatırım ve istihdam şartlarını tam olarak sağlayamamış yatırımcılar tarafından talep edilmesi halinde; Kanunun öngördüğü asgari istihdam şartından aşağı olmamak üzere taahhüt edilen istihdamın ve yatırımın en az yüzde altmışının sağlanması, ilgili idarelerden gerekli izinlerin alınması halinde, kanunda belirtilen beş yıllık süre başlatılır. İstihdam sayısı her kişi için en az bir ay olmak üzere beş yıllık ortalama üzerinden değerlendirilir.

Bedelsiz kırk dokuz yıl süreli irtifak hakkı tesis edilen taşınmazların üzerinde taahhüt edilen yatırımın en az yüzde altmışını gerçekleştiren yatırımcılar tarafından talep edilmesi halinde; irtifak hakkı tesis edilen taşınmaz, taşınmazın zemin bedeli ile üzerindeki bina ve tesislerin taşınmaz maliki idareye geçmesi gereken kısmının rayiç bedelleri üzerinden yatırımcıya doğrudan satılabilir.

Lehine bedelsiz kırk dokuz yıl süreli irtifak hakkı tesis edilen veya kendisine kullanma izni verilen yatırımcıların yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle bu işlemleri iptal edilenlerden dava konusu edilip davası devam edenler ve idarece herhangi bir tasarrufta bulunulmayan taşınmazlar hakkında da, bu maddenin yürürlük tarihinde yukarıda belirtilen şartları taşıyan yatırımcılar için de bu madde hükümleri uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon, son önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Haluk Ayhan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı tasarının 25’inci maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Gerekçemiz, yüzde 50 gerçekleştirme oranının yüzde 60’a çıkarılması. Şimdi, biraz önceki maddedeki önergede de konuştum; gerçekten, bu teşvik paketleri AKP’nin yatırımlar konusunda sınıfta kaldığının çok açık bir göstergesi. Zaten AKP hükûmetleri her yıl -2002 yılı- programı açıkladıklarında kamu yatırımlarını, reel olarak sabit sermaye yatırımlarını, hedefi negatif veriyor, eksi. Dolayısıyla, kamu olarak bile buna pozitif baktığını söylememiz nedir, mümkün değildir.

Zaten burada bir de problem var. Ülkede AKP geldiğinden beri tasarruf oranı -buraya her geldiğimde söylüyorum, dilimde tüy bitti- yüzde 24’lerinden yüzde 12’lerine geldi millî gelirin. Neyle yatırım yapacaksınız? Borçlanacaksınız. Şimdi, böyle bir problem var.

Biraz önce Denizlili bir sanayicimizin söylediğini ifade etmiştim, şarkı türkü çağırmayla ilgili. Sanayi Odası Başkanımız da diyor ki: “Son on yılda Denizli’de ben yeni yapılan bir şeye, açılışa davet edilmedim.” Ha, şimdi, son sıralarda birkaç otel oldu, başbakan yardımcıları falan koşa koşa gidiyorlar, her hafta da bir bakan getiriyorlar ama neticede katkısı hakikaten çok sınırlı. Buna baktığımız zaman, gerçekten problem var. Neredeyse, Denizlili vatandaşlar… Geçen konuşuyorduk aramızda, espri babında oldu -inşallah Allah bizi o duruma düşürmez, yatırım yağar Denizli’ye- “Yatırım duasına çıkalım.” dedik. Şimdi, gerçekten sıkıntılı.

Ben burada bazı arkadaşlarıma, iktidara mensup -hakikaten aramızda espri de oluyor- bari hani bizler bunu ifade ediyoruz, AKP’li arkadaşlar da bunu söylesinler de hiç olmazsa sataşmadan onlara da söz çıksın diye düşünüyoruz ama o da zaman zaman hoş olmuyor, onu da söylemeyeceğim.

Gerçekten, her birimizin iline yatırım yağsın inşallah, biz de hep beraber sevinelim, burada bu işin esprisini  bile yapmamış olalım. Ama bu teşvik paketlerinde, geçmişteki uygulamalarda etkinlik analizleri falan da yok Sayın Bakanım. Bunların mutlaka yapılıp göz önünde tutulması lazımdı.

Ben, bu yine 2012 yılı programı, Bakanlar Kurulu kararı eki, her seferinde burada da, Komisyonda da sanayinin ne hâle geldiğini ifade ediyorum Bakanlar Kurulunun kendi ağzından. Ne diyor Bakanlar Kurulu: “Sanayinin kredi maliyetlerinin yüksekliği, kayıt dışı ekonomi ve düşük fiyatlı ithalattan kaynaklanan haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı, kamunun sağladığı bazı girdilerin fiyatlarının uluslararası fiyatlara göre yüksekliği, vergi oranlarındaki yükseklik gibi temel sorunlar hâlâ devam etmektedir.” diyor.

Siz 2002 yılının Kasım ayında iktidara geldiniz, bu 2012 yılı, hâlen aynı şey devam ediyor. Şimdi, baktığınız zaman yaptığınız işin doğru olmadığını bizzat kabine kendisi söylüyor. Zaman zaman kabinede değişiklikler de olsa bunu oturup yazan insanlar aklı başında insanlar. Her ne kadar bazı bakanlar DPT’nin yazdığı raporları çok böyle downgrade ederek, beğenmeme neyine kapılıyorlar? Lüksüne kapılıyorlar. Bakın, o kurumlar nedir? Gerçekten, ülkenin doğruyu gösteren kurumlarıdır ama kime? Onlara inananlara. Siz şayet onlara inanmaz, oradaki bürokrasiyi dışlarsanız yaptığınız işin hesabını kitabını bile tutamazsınız.

Bakın işte, tasarruf oranları nereden nereye geldi, cari işlemler açığı nereden nereye geldi. Bugün cari işlemler açığının azaldığını falan söylüyorsunuz ama hiç kimse ekonomideki büyümenin yüzde 9’dan 2’ye düştüğünü, 3’e düştüğünü söylemiyor. Gerçekten bunların ne yapılması lazım? İyice burada analiz edilmesi lazım. Krizde, ekonomi 2009’da beş dakika dışında burada görüşülmedi.

Teşekkür ediyorum, tasarının hayırlı olmasını diliyorum.

Saygılar sunuyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı yasa teklifinin 25. maddesinin üçüncü paragrafındaki %50 oranının %55 olarak değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

                                                                              Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Umut Oran…

BAŞKAN – Sayın Oran, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

UMUT ORAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz evvel de söylediğim gibi yani teşvikle ilgili, bu maddeyle ilgili ne kadar konuşsak boş çünkü artık atı alan Üsküdar’ı geçmiş, olan olmuş, yapılan hazırlıklar yapılmış. Dediğim gibi, Parlamento ortak aklı çalıştırmamış, komisyonlar ciddi bir anlamda toplanmamış, işte şimdi beş dakika yasak savar gibi burada konuşacağız, biraz sonra eller kalkacak, birisi bir işaret verecek, herkes elini kaldıracak yani aklından geçse de doğru olduğu, vicdanından doğru olduğunu da bulsa yine eller havaya, her şey geçiyor gidiyor. Hakikaten güler misin, ağlar mısın? Yani böyle bir Parlamento maalesef!

Şimdi, bakın, teşvik yasasıyla ilgili yani ben bu konuya belki hayatını veren bir insanım, yaklaşık yirmi dört, yirmi beş yıl bu ülkede bölgesel kalkınmayı gönüllü çalışmış bir insanım sivil toplum örgütlerinde, iş hayatında yani şu bir yıllık süreç içerisinde bir sürü şey yazdık, ilgili bakanlara bir sürü şey gönderdik ama hiçbirisinden ne cevap aldık ne de ya hani “Bir gel konuşalım, şöyle yapalım.” hiç böyle bir şey almadık.

Şimdi yani usul yerini bulsun diye, âdet yerini bulsun diye… Hükûmetten de burada bilmiyorum kimse var mı? Sayın Bakan burada ama bizi dinlemiyor tabii, onlar başka işlerle meşgul.

Şimdi bu teşvikin mesela hangi yılın sosyoekonomik gelişim endeksi alındığı belli değil yani hangi yılın sosyoekonomik gelişim endeksi alındığı belli değil. Biz 2012’deyiz. Şu andaki eldeki verilere baktığımız zaman 2003 var, en son güncel. Aynı şekilde, il bazında gayrisafi millî hasıla hangi yılın alındığı belli değil. Yine en  son elimizde 2003 yılının gayrisafi  millî hasıla il bazında var. Bu teşvikte… Biraz evvel Van’ı söyledim geleceğim Van’a. Ben sizin de Van’ı bu üç aylık tatilinizde hatırlamanızı özellikle rica ediyorum. Bakın teşvikte GAP yok, GAP unutulmuş. GAP’a hiçbir şey söylemiyor. Altıncı bölge demek GAP demek değil. GAP dediğimiz, dokuz il var orada ve Sayın Başbakanın taahhütleri var yine bundan dört sene evvel, bir sene sonra beş yıl doluyor. Kişi başı gelir artışıyla ilgili, sulamayla ilgili ve istihdamla ilgili çok uçuk, çok ayağı yere basmayan hedefleri vardı, taahhütleri vardı. Yıldönümünde bunun hesabını soracağız, seneye de o noktada defterini düreceğiz Sayın Başbakanın. GAP unutulmuş, bakın GAP unutulmuş ve dünya krizle yatıyor kalkıyor, yüzyılın krizi var, herkesin birinci gündem maddesi işsizlik, herkes istihdam politikaları konuşuyor, herkes kaynak peşinde ama bu teşvik paketinin bütçeye ne kadar kaynak getireceği, ne kadar kaynak ihtiyacı olacağı, ne kadar yük getireceği burada açıklanmamış. Peki yani önce eldekileri ne yapacağız? Yani bir sürü işletme var, bir sürü fabrika var; bunlarla ilgili, bunların rekabet güçleriyle ilgili, bunların mevcudiyetlerinin devam etmeleriyle ilgili niye bir şey yapmıyoruz? Bunları da unutmuşuz. Mevcutları da kendi kaderlerine terk etmişiz. Bundan önce dört tane teşvik var dedim, bu beşincisi. Peki, o teşvikten yararlananların durumu ne olacak? O da meçhul.

Tarım ve hayvancılık bu teşvik paketinde yok. Diyeceksiniz ki: “Sanayiyle ilgili.” Ama biz tarım ülkesiyiz ve bugün büyük bir tarım ithalatı yapıyoruz. Biz sanayi ülkesiyiz. Sanayinin bugün gayrisafi millî hasıladaki payı, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı döneminde yüzde 27’den yüzde 19’a düştü. Yani hızla sanayimizi kaybediyoruz, hızla tarımımızı kaybediyoruz, hızla hayvancılığı kaybediyoruz. Peki, bunları teşvik etmeyeceksek neyi teşvik edeceğiz? Enerjide dışa bağımlılık ve enerji çeşitliliği, somut bir şey yok. Biz hâlâ… Bununla ilgili bir eylem planı ortaya koymamış bu teşvik paketi.

Yine, yeri geldiği zaman ARGE diyoruz ama yüksek teknoloji ürün ihracatındaki payımıza bakıyorum, son dokuz yıl içerisinde yüzde 4’ten yüzde 1,9’a düşmüş. Yani yüksek teknoloji ürününün ihracatının toplam ihracattaki payı düşmüş. Bunu nasıl yeniden çıkartacağız? Bununla ilgili de bir şey yok.

Dediğim gibi, yani biz burada yasak savıyoruz, biz burada birbirimizi kandırıyoruz ama olan gerçekten yüce Türk milletine oluyor.

Ben, bir kez daha, üç ay nasıl vicdan rahatlığıyla, nasıl gönül rahatlığıyla tatil yapacaksınız, çok merak ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oran.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ağbaba, Sayın Tanrıkulu, Sayın Özkes, Sayın Dinçer, Sayın Oran, Sayın Işık, Sayın Erdoğdu, Sayın Tanal, Sayın Çıray, Sayın Genç, Sayın Dibek, Sayın Sarıbaş, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kalkavan, Sayın Altay, Sayın Küçük, Sayın Kaleli, Sayın Öz.

Yoklama cihazıyla yoklama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 25’inci madde kabul edilmiştir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

İki dakikayı geçmesin ve tekrar sataşmaya meydan vermeden lütfen.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Değerli milletvekilleri, ben bu çatı altında kendi ilimin milletvekilleriyle polemiğe girmek istemem, ancak ben doğruları söylemeye devam edeceğim, Malatyalılar bana doğruları söyleyeyim diye, Malatya’nın hakkını savunayım diye oy verdiler.

Arkadaşlar, bakın, adliyeler kapatılıyor. Malatya’nın dört tane adliyesi kapatıldı, Erzincan’ın da üç tane adliyesi kapatıldı. Erzincanlı Bakan uğraştı, gitti, Kemaliye, Kemah ve Çayırlı adliyelerini açtırdı. Ee, şimdi, sen Malatya’nın sahibi isen sen de bir Malatya’nın adliyesini açtır, ben de sana teşekkür edeyim ama sen sadece konuşuyorsun. (CHP sıralarından alkışlar)

Büyükşehir meselesi… Büyükşehri sen yapmadın, büyükşehri Malatyalılar yaptı. Niye? 17 Mayıs 2011’de Başbakan geldi, Malatya’nın meydanında dedi ki: “Ey Malatyalılar, nüfusunuz yetmiyor, nüfusunuz 742 bin, çocuk yapın.” Malatyalılar da yaptı, 750 bin oldu nüfusumuz. Size ne? Yani böyle bir şey olur mu?

Şimdi, Malatyaspor diyor, Mevlüt Aslanoğlu’nu övüyor. Mevlüt Aslanoğlu Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekili, sen kendini öv. Bir de “Malatyaspor’a sahip çıkmıyorsunuz.” diyor. Kaç kuruş vermişseniz Malatyaspor’a gösterin arkadaşlar, bizim verdiklerimizi de sizin verdiklerinizi de.

Hastane yapılıyor 1 tane hastane, 2 hastaneyi kapatıyorlar, hastane sayısı 1’e düşüyor. Hizmet bu. Ulaşım, hakeza öyle, Kayseri’ye gidin bakın, Elâzığ’a gidin bakın, Adıyaman’a gidin bakın, çevre illerle karşılaştırın, Malatya’nın hâlâ çevre yolu yok; varsa söyleyin, yok çevre yolu, Malatya’nın çevre yolu yok. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, Sivas’a, Trabzon’a bağlayan bir yolumuz var, hâlâ yeni yeni açılmaya başlandı. Duble yollarla ördüğünüzü söylüyorsunuz.

Bakın, bir rakam vereceğim. SSK’lı işçi sayısı Malatya’da 135 bin, yeşil kartlı sayısı 140 bin, bu, devletin resmî rakamları yani çalışan sayımız daha az. Diyor ki Hükûmet: “Duble yolu AKP yapar, Uludere’deki ölen insanları devlet öldürür.” Zihniyet bu.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Recai Berber ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ile 6 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın; Atanamayan Öğretmenlerin Boş Bulunan Kadrolara Atanması ve Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Öğretmen İhtiyacının ve Eğitim Programlarının Planlanması ve Uygulanması Hakkında Kanun Teklifi, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/679, 2/47, 2/73, 2/219, 2/566) (S. Sayısı: 302) (Devam)

BAŞKAN – 26’ncı madde üzerinde dört önerge var, birinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 26 ncı maddesiyle, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenmesi öngörülen (t) bendine, “şirketten” ibaresinden sonra gelmek üzere “(ÖSYM'nin yapacağı mal ve hizmet alımlarında Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınmak kaydıyla)” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                  Mehmet Doğan Kubat                     Mehmet Akyürek

                         Giresun                                   İstanbul                                        Şanlıurfa

                      Hilmi Bilgin                     Ahmet Haldun Ertürk                     Bedrettin Yıldırım

                           Sivas                                     İstanbul                                          Bursa

BAŞKAN – Diğer üç önerge aynı mahiyettedir, önergeleri okutacağım ve istenildiği takdirde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı kanun teklifinin 26. maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                      Kazım Kurt                          Aydın Ayaydın                      Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                        Eskişehir                                  İstanbul                                        İstanbul

                       Musa Çam                           Aykut Erdoğdu                             Mahmut Tanal

                           İzmir                                     İstanbul                                        İstanbul

                                                                     Haydar Akar

                                                                         Kocaeli

Diğer önergenin imza sahipleri:

                        Adil Kurt                              İdris Baluken                                Levent Tüzel

                         Hakkâri                                    Bingöl                                         İstanbul

                     Hasip Kaplan                          Pervin Buldan                                  Erol Dora

                          Şırnak                                       Iğdır                                           Mardin

Diğer önergenin imza sahipleri:

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                           Nevzat Korkmaz

                          Manisa                                     Konya                                          Isparta

           Hasan Hüseyin Türkoğlu                       Ali Öz                                    Mehmet Günal

                       Osmaniye                                  Mersin                                         Antalya

BAŞKAN – Komisyon, aynı mahiyetteki bu üç önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu.

BAŞKAN – Sayın Türkoğlu, buyurun.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 302 sıra sayılı Teklif’in 26’ncı maddesinin değiştirilmesi gayesiyle vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime, dün Siirt’ten gelen, yüreğimize kor gibi düşen, içimizi acıtan şehit haberlerinden dolayı üzüntülerimi dile getirerek başlamak istiyorum. Cenabıallah şehitlerimizden rahmetini esirgemesin, ailelerine sabır ihsan etsin, Türk milletinin başı sağ olsun. Terör örgütünün katil sürülerini, terör örgütünün dostlarını, sevenlerini ve terörle mücadele etmeyen müzakere edenleri kahretsin.

On yedi yıl evvel modern ve medeni olduğu iddia edilen Avrupa’nın göbeğinde, Bosna’da yaşanan katliamı şiddetle kınıyorum, sadece Müslüman oldukları için katledilen, soykırıma uğrayanlara da Cenabıallah’tan rahmet diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Meclis gündeminde ele aldığımız 302 sıra sayılı Teklif, artık yerinde ifadeyle tam bir AKP klasiğidir. Birçok kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan teklif, konu ve amaç bütünlüğü olmayan, aralarında bağlantı bulunmayan mevzuatı değiştiren hükümler ihtiva etmektedir. AKP Hükûmetleri bu duruma “torba yasa” dese de bunun adı “çorba yasa” ya da “çuval yasa” olarak söylense daha uygun olacaktır.

Diğer yandan  bu düzenleme tasarı olarak değil teklif olarak gelmektedir. Bir grup milletvekili Hükûmet işlerine dair kanunlarda sadece ilgili Hükûmet dairelerinin bilebileceği hususları teklif hâline getirip gündemimize getirmektedir. Burada maksadın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 14’üncü maddesi ve diğer mevzuattan kaçmak olduğunu bilmeyenler sadece saflardır. 5018 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tasarı olarak getirilmesi hâlinde bu teklifin hem daha isabetli hem de devlet ve millet hayatına daha katkılı bir iş olacağı muhakkaktır.

Bir başka husus da çok farklı alanları düzenleyen bu teklifin Meclis ihtisas komisyonlarında ele alınmadan sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek Genel Kurul gündemine gelmesidir. Hâlbuki, olması gereken teklifin ilgili maddelerinin İç Tüzük çerçevesinde ilgili komisyonlarda incelenmesi ve karara bağlanmasıdır. Maalesef, bunlar ve benzeri özellikleriyle bu düzenleme bir AKP klasiğidir.

Teklifin 26’ncı maddesi de bir AKP klasiğidir. Mecliste bugüne kadar tasarı ve tekliflerin yasalaşmasında usul ve şekil açısından klasik sahibi olan AKP, esas bakımından da klasikler arasına girmiştir. İktidara geldiğinde, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele etmeyi esas olarak sunan AKP, her düzenlemesinde yolsuzluğu yol, yoksulluğu kader, yasakları hikmet hâline getirmeyi becerebilmiştir. Kamu alımları gibi şaibe, yolsuzluk ve adaletsizliğin bir arada olabileceği bir alanda kamu ihale mevzuatında, AKP, şeffaflık ve rekabet ilkelerini raflarda tozlanmaya mahkûm etmiştir. Kamu İhale Kanunu’nun istisna maddesi üç adet iken, (c) harfine kadar gelinmiş iken, bugün bu teklifin 26’ncı maddesiyle (t) harfine yani yirmi dördüncü bende kadar gelinmiştir. Artık ÖSYM şirket kuracak ve şirketin mal ve hizmet alımları da Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılacaktır. 26’ncı madde hükmü gereği ÖSYM’den sınav hizmeti alan kurumlar da ihale mevzuatından istisna tutulacaklardır.

Bugün, artık yasanın istisnaları genel kural, uyulması gereken genel kurallar ise istisna hâline gelmiştir. Kamu İhale Kanunu’nun içi boşaltılmıştır, sadece Hükûmet yandaşlarının ihale almasını sağlamak için kullanılan bir kanun hâline gelmiştir. İhaleleri idarelerin istemediği müteahhitler aldığında, idareler Kamu İhale Kanunu hükümlerine sarılıp ya ihaleyi iptal etmekte ya da istekliyi elemektedirler. Buna karşın, idarelerin, dolayısıyla Hükûmetin kendi yandaşlarına ise İhale Yasası’nın istisna hükümleri kullanılarak ekonomik güç pompalanmaktadır.

Daha evvel bir öneride bulunmuştum, yineliyorum: Bu kadar dolambaçlı ve örtülü yolsuzluk faaliyetleriyle yorulmayın. İktidarsınız, çoğunluğunuz var; gelin, Kamu İhale Kanunu’nu tümden kaldıralım, “Bütün ihaleler Başbakanın istediği kişilere verilir.” diye tek maddelik bir düzenleme yapalım. Sizin yandaşınız olmayan müteahhitler de artık ihale peşinde koşup, masraf etmekten vazgeçsinler. Çoluğunun çocuğunun rızkını başka yerde arasınlar. Zaten ihale vermiyorsunuz, bari boşuna zaman ve para israfına yol açmasınlar.

Saygıdeğer milletvekilleri, yeri gelmişken birkaç soruyu sormadan da edemeyeceğim. Hani devleti küçük ama fonksiyonel yapacaktınız. Hani yolsuzluklarla mücadele edecektiniz. Hani partinizin adı “adalet” ile başlıyordu. Niçin kamu alımlarını sürekli istisnayla örtüyor, görünmez hâle getiriyorsunuz? Yoksa siz de “Türkiye’de zengin olmak istiyorsanız ya devlete satacaksınız ya da devletten alacaksınız.” diyen holding sahibinin rahleitedrisatından mı geçtiniz? Mal ve para hırsınız neyle sonlanacak? Kanuni olan ancak meşru ve helal olmayan geliriniz, servetiniz millet ve Allah katında hesaba çekilmez mi sanıyorsunuz? Kanunları değiştirerek gayrimeşru, haram servetinizi helal kılamazsınız. Bu hakkın gerçek sahipleri bir gün yakanıza yapışır.

Bu duygularla önergemizin kabulünü istirham eder, Türk milletinin milletvekillerine saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkoğlu.

Diğer önerge sahiplerinden kim konuşacak acaba?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Erdoğdu.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: 26. Maddede yapılan düzenlemeyle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına (s) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (ş) bendi eklenmek suretiyle; ÖSYM'nin kurduğu veya iştirak ettiği şirketten sınav faaliyetlerinin yürütülmesine yönelik olarak yapılacak mal ve hizmet alımları Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına alınmıştır. Kamu ihalelerinde mümkün olan usulsüz uygulamaların önüne geçmek ve şeffaflığı sağlamak adına 2002'de çıkartılmış Kamu İhale Kanunu, bugüne kadar 50'yi aşkın kez değiştirilmiş ve birçok kuruma istisnalar sağlanmıştır. Bu maddedeki düzenlemeyle, adı kopya skandalları ve başarısız sınav yapmakla anılan ÖSYM'nin de bu istisnalar kapsamına alınması oldukça düşündürücüdür. Bu nedenle kati suretle bu maddenin teklif metninden çıkarılması ve kamu ihalelerindeki usulsüzlüklere davetiye çıkarmak anlamına gelen Kamu İhale Kanununun bir kez daha delinmesinin önlenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Erdoğdu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; 302 sayılı yasanın 26’ncı maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kritik soru şudur ki, bir milletin meclisi, milletin aleyhine bir yasa çıkarır mı? Ne yazık ki bu sorunun cevabı, Türkiye Büyük Millet Meclisi için, bu yasal düzenlemeler sayesinde “evet” olmuştur. Konuştuğumuz yasa maddesi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na (t) bendi eklenmesiyle ilgilidir. Bildiğiniz üzere, 29 harfli alfabemizde 25’inci harfe geldik. Hangi maddeyle ilgili geldik? İstisna maddesiyle ilgili geldik.

Şimdi, ben size Türkiye’deki kamu ihale sürecini çok özet anlatayım, ondan sonra, neden bu milletin aleyhine bu yasanın çıktığını daha net kavrayacağımıza inanıyorum. 2002 yılına kadar 2886 sayılı Kamu İhale Kanunu vardı. 2886 sayılı Kamu İhale Kanunu ne yazık ki, artık, yolsuzlukların odağı hâline gelmişti. Dönemin koalisyon hükûmeti çok önemli bir değişiklik yaparak, bütün dünyada uygulanan ve yolsuzlukları engellemekte son derece etkin olan, kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını gerektiren kamu ihale yasalarını çıkardı; 4734, 4735 sayılı kamu ihale yasaları. Bu yasalar, yolsuzlukla ilgili, son derece önemli kontrol mekanizmaları getiriyordu. Açık ihaleyi mecbur kılıyordu, “Kamu İhale Kurumu” diye bir kurum kuruldu ve ihale yapan kurumlar yolsuzluk yapmasınlar ve kamu kaynağını doğru dürüst kullansınlar diye, kontrol mekanizmaları içeriyordu. Ancak siz iktidara geldikten sonra, ne yazık ki, emrinizde çalışan bürokratlar, beraber iş yaptığınız iş adamları ve birtakım siyasiler, kamu ihalelerini yolsuzluklara bulaştırdı ve bu yolsuzlukların önemli bir kısmı da devletin denetim birimleri tarafından, teftiş kurulları tarafından ve Sayıştay tarafından tespit edilmeye başlandı. Tespit edilen her bir yolsuzlukla ilgili de istisna maddeleri ortaya çıkmaya başladı. Peki, niye istisna ediliyordu arkadaşlar? 3’üncü madde yani istisnaların (c) şıkkından ta (t) şıkkına gelmesi nedendi? Örneğin kömür alımları; kömür alımlarında yolsuzluk tespit etti, (r) bendi konuldu. Toplu konutla ilgili bir sürü tespit vardı Sayın Bakan orada, bir sürü istisna konuldu.

Değerli arkadaşlar, kamu ihalelerinde 3/g maddesiyle alakalı, sadece şu elimde gördüğüm… Yani bugün istisna koyduğunuz maddeyle alakalı, şu elimde görmüş olduğunuz rapor Ankara Büyükşehir Belediyesinin Başkent Doğalgaz şirketiyle alakalı. Bu yasada da Başkent Doğalgaz şirketiyle ilgili hükümler var ve içinde 3’üncü madde yani istisna maddesine alınmaması gereken ihaleleri nasıl alarak yolsuzluk yapıldığını Sayıştay tespit etmiş durumda değerli arkadaşlar.

Bütün bu rapordan örnek isteyen arkadaşlarımıza bu raporun bir örneğini ben de verebilirim, KİT Komisyonu Başkanımız da verebilir. Bu şekilde kamu ihalelerindeki yapılan usulsüzlükler…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Fotokopi dağıt, fotokopi.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Tabii, fotokopi isteyen… Yalnız, fotokopi son derece yüklü bir yük olur, çünkü bunun gibi yaklaşık yüzlerce rapor var, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarında yapılmış yolsuzlukları anlatıyor.

Bu, bizi mutlu etmiyor değerli arkadaşlar, döneminizde bu kadar, kamu mallarının gerçekten yolsuzluklara konu edilmesi bizi sevindirmiyor, bizi mutlu etmiyor.

Ben şunu söyleyeyim: Kamu İhale Kanunu’nda açık ihale yapmak bir zorunluluktur değerli arkadaşlar. Şimdiye kadar 450 katrilyon yani yeni parayla 450 milyar liralık kamu ihalesi yapılmış değerli arkadaşlar -Kamu İhale Kanunu’na bildirilerek- bunun sadece 340 milyar lirası açık ihale olarak yapılmış. Toplam ihalelerin yüzde 30’u aynen bu şekilde istisna maddeleri kapsamında yapılmış değerli arkadaşlar ve bu kamu ihalelerinde yapılan bu usulsüzlükler artık sadece Türkiye'nin derdi olmaktan çıkmış. Avrupa Birliği ilerleme raporlarının kamu ihalesiyle ilgili kısmını açtığınızda, Türkiye’deki istisnai ihalelerin dünya ortalamasının çok üzerinde olduğu ve bu istisnai ihaleler artık Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğinin önünde engel teşkil ettiği yönünde raporda ibareler vardır değerli arkadaşlar. Siz şimdiye kadar Avrupa Birliği ilerleme raporlarının işinize gelen kısımlarını çok kullandınız, yapmak istediğiniz bütün değişikliklerde Avrupa Birliği ilerleme raporlarını kullandınız. Avrupa Birliği ilerleme raporuna ulaşmak zor değil. Sizden rica ediyorum, İnternet’e girip Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nun kamu ihaleleriyle ilgili kısmına bakınız ve lütfen, sizden rica ediyorum -buradaki Komisyon üyeleri bu yasanın ne anlama geldiğini biliyor, bakanlıklar ve bürokratlar biliyor- eğer bu ihalelerde bu değişikliğin ne anlama geldiğini bilmeyen milletvekilleri varsa bu raporlara bir baksın.

Ve şu aşamadan sonra milletimizin yararına kanunlar çıkaralım diyorum. Bu sebeple, önergemize destek vermenizi rica ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar )

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki üç önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Sayın Başkan, bu defa söyledim, geç kaldınız gibi geliyor. (CHP sıralarından “Yok, yok” sesleri)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Peki, efendim.

Önergeleri oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Efendim, anlaşmazlık var; oylamayı yine elektronik cihazla yapacağız.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önergeler reddedilmiştir.

Bir önerge daha var, onu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 26 ncı maddesiyle, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenmesi öngörülen (t) bendine, “şirketten” ibaresinden sonra gelmek üzere “(ÖSYM'nin yapacağı mal ve hizmet alımlarında Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınmak kaydıyla)” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                             Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü maddesine eklenmesi öngörülen bent ile, ÖSYM’nin kurduğu veya iştirak edeceği şirketten kamu idarelerinin yapacakları sınava yönelik faaliyetler anılan Kanundan istisna edilirken, önerge ile ÖSYM’nin yapacağı alımların ise YÖK’ün iznine bağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 26’ncı madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.

Beş dakika ara veriyoruz oturuma.

 

Kapanma Saati: 18.36


 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 126’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.

Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre, yeni bir madde olarak görüşülmesine Komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir.

Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla -21 üyesiyle- katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı teklifin çerçeve 26 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki çerçeve maddenin ihdas edilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                              Erdoğan Bayraktar

                                                                                                        Çevre ve Şehircilik Bakanı

Madde 27 .- 4734 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“İlan yapılmayan ihalelerde, ihale dokümanı sadece idare tarafından  davet edilenlere satılır.”

BAŞKAN – Komisyon, salt çoğunlukla önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Önerge üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Mahmut Tanal, İstanbul.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüşülmekte olan 302 sıralı bazı kanun maddeleri hakkındaki değişiklik yani yazı diliyle adı olmayan, halk arasında diliyle “torba kanunu” olarak adlandırılan yasa üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, “torba kanunu” ne Anayasa’mızda ne İç Tüzük’te yasal anlamda ismi geçmeyen bir terim. Ancak halk arasında “torba kanunu” olarak adlandırılıyor. Neden “torba kanunu” olarak adlandırılıyor? İki türlü yasa yapma tekniği var: Bir, olağan yasa yapma tekniği; ikincisi, olağanüstü yasa yapma tekniği. Olağan yasa yapma tekniği; normal bir tasarı veya kanun teklifi ilgili komisyona gelir, ilgili komisyon bunu tartışır, Genel Kurula gönderir. Olağanüstü yasa yapma şekli ise, işte, şu anda görüşmüş olduğumuz, görüşülmekte olan torba kanunu. Bu da nedir? Bugüne kadar, 2002 yılından itibaren yoğun bir şekilde başvurulan bir yöntemdir. 21’inci Dönemde toplam 7 sefer torba kanuna başvurulmuş, 22’nci Dönem 29 kez başvurulmuş, 23’üncü Dönem 45 kez başvurulmuş, ancak 24’üncü Dönem -bir yılı aşağı yukarı tamamladık- bugüne kadar gelen yasaların aşağı yukarı çoğu torba yasası olarak Meclise gelmekte. Bu, torba yasası olarak Meclise geldiği zaman pratik anlamda yararı ve zararı nedir? Zararı şudur: İlgisi olmayan komisyonlarda, ihtisas olmayan komisyonlarda o teklif görüşülür ve kanunlaşır. Bu da, aynı zamanda, çok fazla hata yapma imkânını yaratmış olur. O kanun, hem muhalefet partileri tarafından hem sivil toplum kuruluşları tarafından incelenmeden, kontrol edilmeden kanunlaşmasına sebebiyet vermiş olur ki bu da parlamenter rejime aykırı bir uygulamadır. Yani kanun yapma sürecinde sivil toplumun etkili bir şekilde katılması ve görüşlerini ifade etmesi torba kanun yönteminde sekteye uğratılmaktadır.

Öte yandan, çok sayıda kanun, çok sayıda bakanlık ve kuruluşu ilgilendirdiğinden yasa yapım sürecinin teknik bilgileri arasında gereken diyalog, bilgi alışveriş imkânı çoğu zaman ortadan kalkabilmekte. Bu durum yasama hatalarının artmasına yol açmaktadır.

Şimdi, burada, baktığımız zaman, ancak hantal çalışan parlamentolarda torba yasasına müracaat edilir. Peki, diyeceğiz, bugüne kadar yapılan kanunlara baktığımız zaman Parlamento hantal mı çalışıyor? Örnek açısından bunu vermek istiyorum: 21’inci Dönemde toplam 1.567, 22’nci Dönem 1.589, 23’üncü Dönem 4.823 madde kanunlaşmıştır. Yani eğer normal bir diyalog, anlaşma, uzlaşma kültürü olmuş olsa… Bundan iki gün önce Türk Ticaret Kanunu, 55 madde, gerçekten uzlaşma kültürü geliştiği için kanunlaşmıştır. Bu neyi bize gösteriyor? Parlamentoda bir diyaloğun eksikliğini gösteriyor.

Peki “torba kanun” deniliyor ama bu “torba” ne anlama geliyor? “Torba” Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç; genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi konulan çuval.” anlamına geliyor. Peki, bu elimizdeki tasarıya baktığımız zaman gerçekten bu da aynen çuval gibi içerisine öte beri atılmış bir kanun mudur? Evet, baktığımız zaman 59 madde ve bu 59 maddenin içerisinde değişik kanunlarla, toplam 36 değişik kanun bu torbanın içerisine atılmış durumda. Yani bunun adı her ne kadar arkadaşlar torba, çuval, vesaire, çorba diyorlarsa da… Yani bu, gerçeklik payı, sözlüğe baktığımız zaman bununla örtüşmektedir. Normal, olağan bir parlamentonun bu tür torba kanunlara başvurmaması gerekir.

Teklifte ise… Değerli arkadaşlar, 28’inci maddeye baktığımız zaman burada “İlan yapılmayan ihalelerden ihale dokümanı, sadece idare tarafından davet edilenlere satılır.” deniliyor. Peki, ilan ne için yapılmasın? İlan yapılmamasının gerekçesi ne? 15 milyar, 20 milyara satmış olduğunuz bir ürünün mutlak surette Türkiye’de tirajı büyük, beş büyük gazetede ilanını yapmazsanız İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca ihalenin feshi nedenidir.

6183 sayılı Kamu Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna baktığımız zaman, 50 milyarlık bir gayrimenkulün satışını yaptığınız zaman yine eğer gazete ilanını yapmazsanız yine ihalenin feshi nedeni.

Peki, idareyle ilgili çok yüklü bir miktarda bir mal, bir hizmet alındığı zaman kamu gelirlerinin bu şekilde, etkin ve verimli bir şekilde harcanması açısından neden ilandan kaçınılmış olsun? Yani niçin ilan yapma şartından bu kaçırılmak isteniliyor? Bu, resmen bunun adı, halk arasındaki deyimi, adrese teslim ihale usulüdür.

Değerli milletvekilleri, Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesine bakıldığı zaman, 5’inci maddesinde ihalelerin temel ilkeleri, nasıl ihale yapılır… Yapılan bir ihalede şu ilkelerin esas alınması lazım: Saydamlık ilkesine uyulması lazım, rekabet ilkesine uyulması lazım, eşit muamele ilkesine uyulması lazım, güvenilirlik ilkesine uyulması lazım, gizlilik ilkesine uyulması lazım, kamu denetim ilkesine uyulması lazım, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında kullanılması, kaynakların verimli bir şekilde kullanılması lazım.

Peki, burada asıl olan sorun, ihalenin ilan edilmemesine yönelik teklif sunulmuştu. Burada da değerli arkadaşlar, hem Danıştay kararlarında hem tüm teorik, bilimsel açıklamaların tamamında, ihale mevzuatının açık ve anlaşılabilir ve ihalelere ilişkin ilanların herkesin haberdar olabileceği şekilde duyurulması, saydamlık ilkesinin ön koşuludur, yani eğer bir ihale ilan edilmeyecekse, burada saydamlık ilkesi ihlal edilmiş olur, kamunun denetiminden biz bu ihaleyi kaçırmış oluruz. Burada kamunun denetiminden biz niçin çekiniyoruz? Demokratik hukuk devleti olan bir ülkede asıl olan, ihalelerin saydam olması, denetime açık olması, kamuoyu tarafından denetlenebilir olması. İhale işlemi bir dosyanın en önemli unsurudur. Hem rekabet ortamının sağlanması hem de kamuoyunun denetimi açısından ihalenin ilanıdır. Yani burada ilan, Kamu İhale Yasası’nda kamu ihale ilkelerinin de olmazsa olmazlarındandır. Eğer burada ihaleyi yapmaktan çekiniyor isek, kaçınıyor isek demek ki burada kapaklı, gizli, ayıplı bir işlem vardır. Gizli ve ayıplı işlemin olmadığı bir ihale mutlak suretle ilanla yapılması lazım. İhale ilanları saydamlığın ön koşuludur. İhale mevzuatının açık ve anlaşılabilir olması ile ihalelere ilişkin ilanların herkesin haberdar olabileceği şekilde duyurulması saydamlık ilkesinin ön koşuludur.

Bugüne kadar Kamu İhale Yasası’na da baktığımız zaman, gerçekten, siyasal iktidarı en fazla rahatsız eden yasaların başında da Kamu İhale Yasası gelmektedir. Neden Kamu İhale Yasası siyasal iktidarı bugüne kadar rahatsız eden yasaların başında gelmekte? Çünkü burada para var, burada rant var, burada ekonomi var. Bunun için, bugüne kadar, iktidara gelinen bu süre içerisinde 50’ye yakın sefer değiştirildi, herhâlde dönem sonuna kadar bu 65-75’i bulabilir ama bu kadar bu Kamu İhale Yasası eğer siyasal iktidarı rahatsız ediyorsa bir öneriyle de bu Kanun’u komple rafa da kaldırabilirler.

Hepinize teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tanal.

Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Sayın Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 302 sıra sayılı torba yasaya yeni bir kaşık daha ilave yapılarak Hükûmet tarafından verilen ve Kamu İhale Yasası’nda yeni bir değişikliği öngören ek madde üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

4 Ocak 2002 tarih ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 28’inci maddesini bir kez daha sizlere hatırlatıyor ve kamuoyuyla paylaşıyorum. Bu madde aynen şöyle diyor: “İhale ve ön yeterlik dokümanı idarede bedelsiz görülebilir. Ancak, ön yeterlik veya ihaleye katılmak isteyen isteklilerin bu dokümanı satın almaları zorunludur. Doküman bedeli, basım maliyetini aşmayacak ve rekabeti engellemeyecek şekilde idarelerce tespit edilir.” Şu anda yürürlükte olan madde bu. Hükûmet adına Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanının imzasıyla gelen ve Komisyonun kabul ettiği bu ek maddede ne var? İkinci cümleden sonra yani “İhale dokümanının satın alınması zorunludur.” ibaresinden sonra gelmek üzere… Pay-laşıyorum: “İlan yapılmayan ihalelerde, ihale dokümanı sadece idare tarafından davet edilenlere satılır.”

Değerli milletvekilleri, bunun anlamı şudur: “Biz kapalı kapılar ardında gizli işler beceriyoruz,  bu becerdiğimiz işleri aman bilgisayar ağından kimse görmesin, sadece telefonla ihaleye davet edelim; ihale dokümanlarını, şartnameyi de bunlar alsın.” Bu kadarına da pes Allah aşkına! Bu kadarına da pes! Kimin malını kimden kaçıyorsunuz? Burada yetim hakkı, kul hakkı yenmiyor da ne oluyor Sayın Bakanım? Bir de gerekçeye konan cümleye bakınız, deniyor ki: “Bilgisayar sisteminde, artık, herkes bunu görebildiği için herkes ihalelere müracaat ediyor, dokümanları satın alıyor, bunların değerlendirilmesi zaman alıyor.”

Değerlendirmeyin Sayın Bakanım, istemediğiniz adamın başvurusunu değerlendirmeyin. Ama bu vatandaşın -Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının- parasını vererek şartname almasını nasıl engellersiniz? Hangi vicdanla buna da “Evet” diyebilirsiniz? Böyle bir öneri sizden gelebilir mi? Siz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Bakanısınız, sıradan bir insan falan değilsiniz Sayın Bakanım. Allah aşkına, böyle bir önerge olur mu? Böyle bir madde olur mu? Ne demek bu? Dolayısıyla, bunu şiddetle kınıyoruz. Bu demektir ki bundan sonra AKP’li bakanların telefonunun dışındaki hiçbir Türk vatandaşı Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içerisinde ihale alamaz. Bu kadarına da pes! Bu kadarına da pes! Bu kadarına da pes! Doküman da alamaz, doküman alamaz  zaten ihaleyi alamaz.

AHMET ARSLAN (Kars) – Maddeleri karıştırıyorsun, maddeleri.

ALİM IŞIK (Devamla) - Bilgisayardan herhangi bir şekilde dolaylı olarak bir ihaleden haberi varsa, müracaat ettiyse, bunun müracaatını yapamaz. Böyle bir şey olabilir mi? Kim kimin hakkını engelleyebiliyor bu memlekette? Böyle bir şey olmaz! İstediğinize verin, istediğinize dokümanı verin, değerlendirme dışı bırakın, zaten yapıyorsunuz. On yıldır şu Kamu İhale Kanunu’nda yapmadığınız değişiklik kalmadı Allah aşkına, bir bu mu kaldı yahu! Böyle bir şeyi nasıl, hangi vicdanla bu Meclisin huzuruna getirebiliyorsunuz? Evrak satın almayı dahi engelliyorsunuz. Hem telefonla davet edeceksiniz, davet ettiğinizin dışındakilere de -kimseye- doküman satmayacaksınız. “Allah sizlere sabır, insaf versin.” diyorum ben. Böyle bir kanun teklifini bu Meclis gündemine getirmek demek, Meclisin yasama döneminin son günlerine yakın bir günde, artık, nasıl yorumlanır bilmiyorum. Bunu kesinlikle geri çekmenizi talep ediyoruz. Böyle bir şeyin bu Meclisten geçmesi, bu Meclis çatısı altında bulunan her milletvekili için büyük bir vebaldir. Bırakınız da insanlar ihale dokümanını bari satın alsın yani. Bunu da mı elinden alacaksınız? Zaten ihale vermiyorsunuz, zaten istediğiniz yerlere veriliyor. Daha bir ay önce Kütahya’da yapılan bir ihalenin aynı bu şekilde olduğunu biliyorum ben. Millî Emlake gidiyorlar, köylü, vatandaş kendi evinin bulunduğu araziyi satın almak istiyor, dokümanı göremiyorlar “Veremeyiz size.” diyorlar ama başka birisi, iktidar partisinden zamanında aday adayı olmuş birisi telefonla çağırılıyor, köylülere teklif edilen fiyatın yarı fiyatına karşı tarafındaki çok büyük bir kamu arazisi veriliyor, peşkeş çekiliyor. Şimdi, burada siz, hakkı olan vatandaşın hakkını da elinden alıyorsunuz. Yapmayın bunu Sayın Bakanım, bu olmuyor, bu olmuyor! Bunu lütfen geri çekiniz. Bu, size yakışmıyor, bu, Meclise yakışmıyor!

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Sayın Bakan buna cevap versin.

ALİM IŞIK (Devamla) – Bu memleketin helal süt emmiş hiçbir evladına böyle bir kanun teklifi vermek yakışmaz. Biz bunu gerçekten hayretle karşıladık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Reddederler zaten, milletvekilleri reddeder!

ALİM IŞIK (Devamla) – Dolayısıyla ben, sayın milletvekillerinin vicdanlarının buna müsaade etmeyeceğine inanıyorum. Bu, hiçbir şeklide kabul edilebilir değil. Tekrar okuyorum: “İlan yapılmayan ihalelerde…”

AHMET ARSLAN (Kars) – Yapılmayanlarda ama!

ALİM IŞIK (Devamla) – Yani “Zaten biz ilan yapmıyoruz, istediğimiz kişilere ihale verebiliyoruz…” Bundan o çıkıyor.

“…ihale dokümanı sadece idare tarafından davet edilenlere satılır.” Yapmayın Allah aşkına, yapmayın ya!

FARUK BAL (Konya) – Ayıp! Ayıp!

ALİM IŞIK (Devamla) – Dolayısıyla, bu kanun maddesinin, son derece onur kırıcı, Meclisin onuruna yakışmayan ve hiçbir vicdan sahibi Türk evladının kabullenemeyeceği bir kanun maddesi olduğunu tekrar hatırlatıyorum.

Bunun geri çekilmesi talebiyle saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Sayın Bakan açıklama yapsın.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Işık.

Şimdi, şahısları adına Erzincan Milletvekili Sayın Muharrem Işık.

Buyurun Sayın Işık. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; verilen teklif üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, yasalar yapılırken komisyonlarda güzel tartışılmadığı için, buraya gelen yasalarda eksikleri gördüğünüz zaman ya da ihtiyacınız olanların çıkmadığını gördüğünüz zaman yeni yasalar vererek onları çıkarıyorsunuz, kendi istediğiniz gibi ayarlıyorsunuz. Tabii, biz burada ne kadar anlatsak da bunlarda nasıl olsa bir sonuç alınmadığını biliyoruz. O yüzden, ben biraz memleketimin sorunlarından bahsedeceğim.

Bizim, Erzincan’da üç tane hastanemiz vardı. Ben de sürekli bu hastaneleri gündeme getiriyorum. Üç hastanenin bir tanesi Kızılay Tıp Merkeziydi -benim de Başhekimlik yaptığım yer- burayı anlaşmayla kapattılar, semt polikliniği olacaktı. O zaman Sayın Bakan “Burası illaki çalışsın, semt polikliniği olarak kalsın.” diye ısrar etti -tabii, biz ona inanmadık- ama birkaç ay sonra kapandı gitti, ben tek başıma çalıştım orada. Daha sonra SSK hastanemiz olan yeri kapattılar, orayı yok ettiler. Ben ısrarla diyorum ki: Siz devlet hastanesini kapatıp orayı da yukarı taşıyacaksınız. “Hayır, biz taşımayacağız.” dediler ama maalesef en son olarak, 24 Nisan 2012 tarihli, İnşaat ve Onarım Daire Başkanlığından giden yazıyla Erzincan Devlet Hastanesinin A Blokunun Mengücek Devlet Hastanesine taşınması gerektiği, buranın hasta yatırmak için uygun olmadığı, en kısa zamanda çalışmaların yapılarak buranın gitmesi gerektiği söylenmiş.

Tabii, burada herkes çıkıp şov yapıyor, ben de şov yapacağım. Erzincan’daki hastane kapanmasın, kapanmasını da istemiyoruz. Bu çok güzel bir cümle, işte, gösteriyorum: “Erzincan’ın ihtiyacı olan devlet hastanesi kapatılmamalı.” Şimdi, rica ediyoruz kapatılmaması için, ileride tabii, bunlar başka türlü eylemlere dönecek. Erzincan’da kesinlikle hastanemizi kapattırmayacağız.

Erzincan’da bir sene önce bir otel temeli atıldı. Otel temeli atıldıktan sonra Köy Hizmetlerinin araçları gitti, bir yeri temizlediler. Hemen gelip orada biraz “grobeton” dediğimiz beton atıldı. Daha sonra otel olduğu gibi kaldı, yapılmadı.

Şimdi, Erzincan Devlet Hastanemizin yeri de Erzincan’ın en güzel yeri, merkezi olan bir yer. Tabii, burası kapandıktan sonra SSK hastanesi olan yer diş polikliniği olacağına göre, müdürlük de oraya taşınacağına göre, Erzincan’ın en güzel yeri olan devlet hastanesi de beş yıldızlı güzel bir otel olur. Biz bunda ısrar ediyoruz, otel olacaktır orası ama engelleyeceğiz, buna emin olabilirsiniz, bütün gücümüzle çalışacağız.

Biz araştırma hastanesinin çürük olduğunu söylüyoruz, “hayır” diyorlar. Sizin kendi milletvekillerinizden bir hocamız, Yıldız Teknik Üniversitesinden bir hocamız çıktı, burada dedi ki: “1997 yılından önce yapılan inşaatların hepsi çürük.” Biz hiçbirini kabul etmiyoruz, 2000 yılından önce yapılanlar da çürük. Bizim araştırma hastanemizin 1986 yılında temeli atılmış, yirmi sene inşaat hâlinde beklemiş, sıvası yapılmamış, devamlı güneşe, yağmura maruz kalmış bir yerde bulunan bir hastaneydi. Daha sonra 2006 yılında Sağlık Bakanımız Sağlık Bakanlığına devrettikten sonra -üniversiteye bağlıydı- orayı yapıp içine girdiler. Şimdi oraya 160 yataklı yeni bir hastane yapılacak. Daha sonra da hastanemiz kapatılarak buraya taşınacak.

Erzincan’ımızda ne kaldı? Erzurum’da her köşe başında bir hastaneye rastlarken Erzincan’da maalesef tek hastaneye düşeceğiz, bir de özel hastanemiz olacak, diğer yerler kapanacak.

Şeker fabrikamız bu sene belki açık kalacak ama seneye büyük ihtimalle kapanacak, özelleştirme yapıldı. Orası kapandıktan sonra Erzincan’ımızın göç vereceğini söylüyoruz sürekli olarak, bunun da devam edeceği kesin.

Ama hastanemiz için -tekrar ediyorum- yetkililerden de şimdi rica ediyoruz: Lütfen, hastanemiz açık kalsın. Bizim Erzincan’ımız merkezde bir yer; Kelkit’e, Gümüşhane’ye, Suşehri’ne, Tunceli’ye, Bingöl’e hatta Aşkale’ye. Hastalarımız gelip Erzincan’da muayene olmaktadırlar, Erzincan merkezdir.

Kızılay Tıp Merkezimiz olan yeri Dünya Göz Hastanesi sürekli istiyor, orayı iyi bir merkez yapmak istediği için, ama maalesef verilmiyor. Verilmemesinin sebebi de… Ben şuna eminim ki Erzurum’daki hastaların Erzincan’a kayacağı düşünüldüğü için verilmiyordur. Ama Erzincan’da bu devran böyle sürmeyecek, eninde sonunda, halkımız da bunu görüyor, görecek de. Ama hastanemizi kapatmamak için bütün esnaf odalarıyla… Şu anda fazla ses çıkarmıyorlar, ticaret odamız ses çıkarmıyor, çünkü baskı gördükleri kesin ama eninde sonunda, hep birlikte, el ele vererek hastanelerimizi açık tutacağız. Hastanemizi kapatmamak için yüce Meclisten de bu konuda talep ediyorum, yardım istiyorum çünkü Erzincan’ımızın buna ihtiyacı var.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Sayın Bakan, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Verdiğimiz önerge hakkında açıklama yapma zarureti hasıl olmuştur. Çok değerli milletvekilleri, burada Yasa’nın, Kamu İhale Kanunu’nun ruhuna ve özüne dokunulmamaktadır. Sadece bugüne kadar gerek Kamu İhale Kurulunun verdiği çelişkili kararları ortadan kaldırmak için…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Çelişkili karar yok, senin menfaatine aykırı olduğu için verdiği…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – …gerekse Danıştayın verdiği değişik kararları ortadan kaldırmak için, sadece…

KAMER GENÇ (Tunceli) – 50 katrilyon liralık ihaleler yaptın, bunların kaçını kendi adamlarına verdin, bunu söyle bunu!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, sadece acil işlerde, davetle yapılan çok acil işlerde -kanunda bellidir bunlar, acil işler- bu acil işlerde…

Daha evvelden bunlar EKAP’a konmuyordu, fakat şeffaf olsun diye bütün ihaleleri biz EKAP’a koyuyoruz ve sadece müteahhitler değil, herkes gelip idareden dosyayı alıp inceleyebilir, parasız dosyayı alabilir; bu, kanunda çok açıkça yazılıdır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İncelesin, ne zararı var?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Fakat, davet edilmeyenler gelip dosya satın aldığı zaman teklif veriyor, 70 kişi teklif veriyor. İhaleye bunlar katılmasa da bunlara cevap vermek zorundasınız. Cevap verince, on beş günde bitirmeniz gereken ihaleyi üç ayda bitiremiyorsunuz. Yangın olduğu zaman, afet olduğu zaman, deprem olduğu zaman acil ihaleleri bitiremiyorsunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Onları karıştırma, onlar zaten bu işe girmez.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Olayın özü budur, başka taraflara bunu çekmenin…

OKTAY VURAL (İzmir) – O afet ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yangınla, depremle ne işin var?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – İhalede bellidir. “Davet edilmeyen ihaleler” nelerdir? Acil işler, pazarlıkla yapılan işler.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Acil olmayan iş mi var sizin zamanınızda, kanunlar bile acele çıkıyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Burada biz bunu EKAP’a koyduğumuz için gelip herkes dosya satın alabiliyor kanunda açıkça yazılmadığı için, bunu kanuna açıkça koyuyoruz. Yani, davet edilenlerin dışındakiler gelsin dosyaya baksın, şikâyet etsin, şikâyet edebilir, fakat parayla aldığı zaman teklif verme hakkı doğuyor, bu sefer ona cevap verme mecburiyetinde kalınıyor. Şikâyetler oluyor, mahkemeler oluyor ve işleri üç ayda, dört ayda, beş ayda, altı ayda ihale yapamıyoruz. İşin özü budur; yoksa burada ifade edildiği gibi, herhangi bir şekilde İhale Kanunu’nun özüne dokunulmamaktadır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – İhale Kanunu açık ihaleyi emreder Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Sadece ilan edilmeyen işlerde… Bunları biz EKAP’a koyuyoruz ki herkes gelsin ihaleyi incelesin. Yoksa başka bir şey yoktur burada.

TUNCA TOSKAY (Antalya) – Sayın Bakan İhale Kanunu diye bir şey kalmadı ki!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Bu açıklıkla burada gözükmektedir, İhale Kanunu’nun maddelerini okursanız, 28’inci maddeyi, burada çok açıkça yazmaktadır. Yoksa, “dosyaya bakamaz, dosya alamaz, ihaleye giremez, şeffaflık kaldırılıyor…” Böyle bir şey yok, nereden çıkarılıyor bunlar?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, ihaleyi niye ilan etmiyorsunuz, açık ihale neden yapmıyorsunuz?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Efendim, ilan edilmeyen işleri burada demiyoruz, ilan edilmeyen işler kanunda zaten belli, lütfen iyi okuyup…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, bu kadar iş dururken bu mudur acil, son günde torbaya böyle bir tarif mi konur?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Efendim, kanunda zaten ilan edilmeyen işler bellidir; acil işler…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Memleket kan gölüne dönmüş. En acil konu bu mu şimdi?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –Acil işler…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Yapma, Allah’ını seversen ya! Yapma ya, böyle bir şey olur mu ya!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Lütfen, lütfen, demagoji yapmayalım. Lütfen efendim, işin özü acil işleri biz yapmak zorundayız.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Her gün memlekette evler ağlıyor, en acil konu bu?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Bu devlet iş yapacak, bu devlet acil olan işleri acil yapmak zorundadır, sadece acil işleri hızlı yapmak için getirilmiştir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan, bir iddiada bulundu “Yangınlarda, afetlerde, bunları şey yapıyoruz, onun için altı ay, yedi ay, sekiz ay uzuyor.” Örnekler verebilir mi? Van’daki şeyler mi böyle oldu? Nerede oldu? Yani bir örnek versin.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Çok örnek var, binlerce örnek var.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hiçbir örnek yok Sayın Bakan.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ya, bir örnek verin yani somut örnek Sayın Başkan yani.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Veremez, veremez yok çünkü.

OKTAY VURAL (İzmir) – Somut örnekler olmadan soyut kavramlarla… Bu konuda katkı sağlamak istiyoruz ama…

BAŞKAN – Söyledikleriniz zabta geçti Sayın Vural.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim de kısa bir söz talebim var efendim, 60’ıncı maddeye göre.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Buradan mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yok, kürsüden herhâlde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, efendim, izninizle, kürsüye çıkayım efendim.

BAŞKAN – Oradan konuşun, zapta geçiyor nasılsa buyurun.

MUHARREM VARLI (Adana) – Grup Başkan Vekili, kürsüden…

BAŞKAN – Beyler, tartışma istiyorsanız bilmiyorum, hangi beşiğe beleyelim sizi? Nerede istiyorsanız orada konuşun efendim, buyurun, ister yerinizden ister buradan, başka söyleyecek bir şey yok.

Buyurun.

MUHARREM VARLI (Adana) – Siz yapıyorsunuz o hatayı Sayın Başkan. Az evvel Sayın Öznur Çalık’a kürsüden söz verdiniz.

BAŞKAN – Peki, size ne oluyor kardeşim? Size ne oluyor yani? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Niye ben milletvekili değil miyim? Size ne oluyor orada Sayın Başkan?

BAŞKAN – Ben bir Grup Başkan Vekiliyle görüşüyorum, sen niye bağırıyorsun?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, milletvekiline “Ne oluyor?” demek millete hakarettir. Ne demek ne oluyor?

BAŞKAN – Ama onun bana… Bir saniye Sayın Başkan. O arkadaşımızın bağırarak Başkanlığa bunu söylemesi hakaret olmuyor mu?

MUHARREM VARLI (Adana) – Niye hakaret oluyor, senin yaptığın hakaret!

BAŞKAN – Ben söylersem hakaret oluyor, onlar söyleyince hakaret olmuyor mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Talebini nasıl iletecek size, mektupla mı?

BAŞKAN – Kimseye hakaret ettiğimiz yok. Ben diyorum ki: “Efendim, ben bir Grup Başkan Vekiliyle görüşüyorum.” Onunla muhatap oluyorum değil mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – “Size ne oluyor?” ne demek?

BAŞKAN – Arkadaşım da elini kaldırır, ben de bir şey söyleyeceğim der, buyurun derim, konuşur. Herkes kalkıyor, istediği gibi konuşuyor Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, “Size ne oluyor?” ne demek?

MUHARREM VARLI (Adana) – Sizin yönetim tarzınızdan öyle oluyor!

OKTAY VURAL (İzmir) – “Size ne oluyor?” diyemezsiniz!

BAŞKAN – Peki, ne söyleyeceğimizi öğreniriz efendim, başka çare yok, bilemiyorum yani.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizi saygıya davet ediyorum, milletvekili millet adına konuşuyor.

BAŞKAN – Size beğendirmek için ne söyleyeceğimi bilemiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Milletvekillerine saygı esastır.

BAŞKAN - Sayın Başkan, buyurun efendim, kusura bakmayın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önergeyi doğru bulmuyorum, şu nedenle: Davetiye usulü ihalede bir mal veya hizmet belli kişiler çağrılmak suretiyle, onlar arasında ihale yapılmak suretiyle temin edilir. Davetiye usulü ihalenin çerçevesi budur. Hangi hâllerde yapılır, ne zaman yapılır, bunlar ayrı bir tartışma konusu, Hükûmet bu usulü veya ilgili kamu kurumları bu usulü layıkıyla, amacına uygun bir şekilde kullanıyor mu; bu da ayrı bir tartışma konusu, ancak davetiye usulü ihalede davet edilmeyen kişiler de idareye başvurup şartnameyi satın alabilirler. Bunda hiçbir sakınca yok.

Kamu İhale Kanunu’nun temel felsefesi, ihalelerin rekabet ortamında ve saydam bir şekilde yapılmasıdır. Saydamlık açık olmayı gerektirir, ihaleye katılamasa bile, katılmasa bile, davet edilmemiş olsa bile, ilgilenen herkesin şartnameyi alabilmesini, satın alabilmesini gerektirir. Dolayısıyla, bir kişinin davetli olmasa dahi “Ben bu şartnameyi satın alayım, kendimi ona göre hazırlayayım, diğer ihalelere ona göre bir hazırlık yapayım, kim hangi teklifi vermiş, sonuçta hangi teklifle bu ihaleyi kazanacak daha doğrusu, bunu bileyim.” deme hakkı vardır. Bunu engelliyor bu önerge. Sayın Bakanın dediği gibi, hani, yangın, deprem vesaire, acil hâller, bunlar ayrı.

Ayrıca, bir idare kendisinden emin ise, 3 kişiyi, 5 kişiyi davet etmiş bunlar arasında ihale yapıyor ise, kaç kişi başvurmuş olursa olsun davet edilmediği hâlde, bunlardan çekinmemesi gerekir, ret cevabını verir, ihalesine devam eder, gider. Kesinlikle bu önergeyi doğru bulmuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Şahısları adına Sayın Yusuf Başer, Yozgat Milletvekili.

Buyurun Sayın Başer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Teklif’in çerçeve maddesine ek cümle eklenmesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılmakta olan maddeye göre şu an mevcut kanunda ihaleye davet edilmeyen isteklilere ihale dokümanının satışını sınırlayan bir düzenleme bulunmamakta. Dolayısıyla, ilan yapılmaksızın gerçekleştirilen ihalelerde idare tarafından davet edilmeyen istekliler de davet alıp, teklif verebilmektedir. Bu durum ise ihale usulüyle sağlamak istediği işin özelliğine ve önemine uygun olarak sadece ilgili sektörde faaliyet gösteren, yeterliliği ve ehliyeti bilinen firmaları ihaleye davet etme imkânını fiilen ortadan kaldırmakta, davet edilmemiş olmalarına rağmen, ihale dokümanı satın almak suretiyle ihaleye katılanların tekliflerinin değerlendirilmesi ihale sürecini uzatmakta…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu konuşmayı yapmak için insanın çok değerlerini kaybetmiş olması lazım.

YUSUF BAŞER (Devamla) - …özellikle pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde ve acil olması gereken ihalelerde, bu durumda hem ihtilafların uzaması ve hem de şikâyetlerin uzaması sebebiyle acil olan ve ivedi yapılması gereken ihaleler zamanında yapılmamaktadır. Bu getirilen maddeyle yapılmak istenen şey budur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu an görüşülmekte olan torba yasanın çıkmasından amaç toplumun büyük kesiminin ihtiyaçlarını karşılamaktır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu maddenin amacı AKP yandaşları dışındaki hiç kimseyi ihaleye sokmamaktır!

YUSUF BAŞER (Devamla) - Dolayısıyla, milletvekilleri olarak bizlerin iktidarıyla ve muhalefetiyle yapması gereken şey, toplumumuzun ihtiyaçlarını bir an önce karşılamaktır diye düşünüyorum.

Kanunun lehinde olduğumu belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, soru-cevap işlemi yapacağım on dakika süreyle.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bu maddenin getirilmesindeki temel amaç hırsızlığa kalıp hazırlamaktır. Maddede ne diyor? Diyor ki: “Ben herkesi ihaleye davet etmeyeceğim, kendi adamlarımı davet edeceğim. Kendi adamlarımı davet edeceğim için bu ihalelerin şartnamelerini başkası öğrenmesin. Bırakın da ben hırsızlığı istediğim gibi yapayım.” diyor. 

MUSTAFA ŞAHİN (Malatya) – Sus be!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu AKP’lilerde de eğer vicdan varsa, haysiyet varsa, memleket severlik duyguları varsa…

BAŞKAN – Daha temiz…

KAMER GENÇ (Tunceli) - …bu maddeyi reddetmeleri lazım. Böyle bir şey olmaz!

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Sen mi söylüyorsun!

KAMER GENÇ (Tunceli) -  Burada çıkıyor diyor… Efendim, bakın, yani ihaleye hem başkalarının girmesini engelliyor hem de diyor ki: “Bu ihalelerin şartlarını başkaları da para vererek öğrenmesin, benim rahatımı da bozmasın.” Bu hangi ahlak kabul eder? Hangi vicdan kabul eder? Hangi mebus kabul eder? Ya biraz da bizi bu kadar alçaltmayın yahu! Bu Türkiye Cumhuriyeti devletini bu kadar talan eden alçak insanlara da birtakım bu kadar avantajlar sağlamayın efendim.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Alçak sensin!

BAŞKAN – Sayın Karakelle.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Efendim, ben 60’a göre söz istemiştim Sayın Erzincan Milletvekilimiz Muharrem Işık Bey’in bir bilgisini düzeltmek adına fakat bakmadınız. Eğer uygunsa, onunla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun; bulunduğunuz yerden buyurun…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, o geçti, geçti! Kanun içinde 60’a göre konuşulur mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sorulardan sonra söz verin.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Süre geçiyor Sayın Başkan.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, soru-cevap bölümüne geçtik. 60’a göre konuşma değil ki!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, az önceki soru muydu? Soru soracak o da.

BAŞKAN – Sayın Karakelle, bu, soru-cevap kısmı olduğu için, size onunla ilgili 60’a göre ayrıca söz vereyim istiyorsanız.

Müsaade ederseniz devam edelim, arkadaşların hakkını yemeyelim.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Ama arkadaşlar da şu anda bizim…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bir dakika gitti Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, söyledim, hakkını yemeyelim dedim. Sabırlı olunuz rica ediyorum.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bir dakika gitti ama.

BAŞKAN - Ben de görüyorum Allah’ın izniyle.

Sayın Erdoğdu, buyurun.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Sayın Bayraktar’ın yaptığı açıklama ne hukuka ne meşruiyete, hiçbir şeye sığmamaktadır.

Sayın Bakanın yüce Meclisi aldatmaması gerekmektedir. Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesi açık ihaleyi zorunlu kılmaktadır. Açık ihale, ilan edilen, herkesin, gerekli şartları taşıyan her Türk vatandaşının, her şirketin katılabildiği ihale demektir.

21’inci madde deprem, yangın, sel gibi acil durumlarda idarenin vakit kaybetmemesi amacıyla ihalenin ilan edilmemesi ve üçten ziyade firmanın çağrılması suretiyle yapılır. Kentsel Dönüşüm Yasası gibi 300-400 milyar dolar paranın harcanacağı bir yasada bunu 21/b maddesine sokmak, yani bu çok ağır bir durumdur, bu ülkeye karşı işlenmiş çok ciddi bir suçtur. Bugün belki çoğunluğunuzla, bilmeyen milletvekillerine bunu kabul ettirdiniz ama bunun sonu Yüce Divandır. Sayın Bakana ben bunu hatırlatıyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erdoğdu.

Sayın Sarıbaş…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İhale, Türkiye’deki vergi veren tüm insanların, özellikle parasının eşit şartlarda, insanların, bütün firmaların eşit şartlarda gireceği, rekabet edeceği anlamını taşır. Bu bakımdan baktığımızda, ihaleye davet usulünde  -idarenin- davetin adı şudur: İdarenin, hangi insanları, hangi ölçüden, hangi şeyi yapacağını insanların bilmemesidir ve bu anlam içerisinde de davet, bana yakın olan ve benimle ilişkisi çok daha sıcak olabilecek firmalar ya da kişiler anlamı taşır. Bu anlamda, ihalenin özü yani Anayasa’mızda ve hepimizin hakları konusunda baktığımızda, şeffaflık ve insanların bilgi edinme ve diğer haklarının korunması ve rekabet anlamında ve Türkiye’deki girişimci diğer firmalar anlamında da davetin doğru olmayacağı bir yöntemdir ve yine, bu anlamda da baktığımızda ihale Kanunu’nun bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sarıbaş.

Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Kamu İhale Kanunu’nda şu anda gerçekleştirilen değişiklik, AKP iktidara geldiğinden bu yana gerçekleştirilen kaçıncı değişikliktir?

Kanun’un son hâli AB müktesebatına uygun durumda mıdır hâlâ?

Eklenen bu maddeyle AKP’lilerin istemediği kimseye ihale verilmesi imkânsız hâle gelmektedir. Bu durumda Kamu İhale Kanunu’nun da bir anlamı kalmamaktadır. Kanun’u ne zaman tamamen ortadan kaldırmayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İhaleye fesat karıştırma suçları bu önergeyle perdelenmiyor mu?

Soru 2: Saydamlık ilkesine aykırılık teşkil etmiyor mu?

Soru 3: Açıklık ilkesine aykırılık teşkil etmiyor mu?

Soru 4: Rekabet ilkesine aykırılık teşkil etmiyor mu?

Soru 5: Sayın Bakanın açıklamalarından, madem acil ve istisnai durumlarda bu, söz konusu olacaksa, o önergeye, o zaman “deprem ve yangın” ibaresini koymayı niçin düşünmüyorlar?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Varlı…

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Öznur Çalık’a 60’a göre kürsüden söz verdiniz. Aynı şekilde Hamzaçebi isteyince itiraz ettiniz. Ben de yerimden bir haksızlığı belirtmek için müdahale edince çok kaba bir tavır sergilediniz, tutumunuzu kınıyorum.

BAŞKAN – Sizin söylediğinizin, bu olayla hiç ilgisi yok. Hamzaçebi’ye “İstediği yerde konuşabilir.” dediğime göre bir tartışma yok ama siz öyle takdir ediyorsanız, öyle olsun efendim.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bakanlığınızca Van ve Simav depremlerinde kaç firmaya ilansız ihale verdiniz? Bunların hangi sorunu vardı da böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuldu? Şu anda bu değişikliği bekleyen kaç yandaş firma sırada beklemektedir?

Kamu İhale Kurumu tarafından son yılın 10 büyük yolsuzluğu olarak medyaya yansıyan yolsuzluklardan 2 tanesi Kütahya’ya aittir. Bu Kamu İhale Kurumu tarafından geçen hafta medyaya yansıyan 10 büyük yolsuzluğun kaçı Bakanlığınızla ilgilidir? Cevaplarsanız memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, buyurun efendim...

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, süreyi uzatmadınız.

BAŞKAN – Hayır, on dakika İç Tüzük’ün emri, beş dakika geçti bile.

Buyurun efendim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) –Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; tekrar, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Burada sorular, tabii, genel oldu. Sayın Tanal’ın soruları münferit sorular, diğer sorular genel mahiyette. Genel mahiyette tekrar açıklamaya çalışacağım.

Burada özellikle vurgulamak istediğim ve önergenin vurgulamak istediği husus tamamen zamandır. Biz burada İhale Kanunu’nda “Belli kişileri çağıracağız, belli kişileri çağırmayacağız.” gibi bir madde getirmiyoruz, hiçbir maddenin özüne dokunmuyoruz, fakat tenakuz var. Şimdi, efendim…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, davet edilemeyenler şartname alamıyor Sayın Bakan. Yazıktır ya insanlara!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Efendim, kanunu biz yapmadık. 4734 sayılı Kanun bizim İktidarımızdan önce yapılmış bir yasadır, bu Yasa’ya hepimiz saygılıyız. Tabii ki yasalar uygulama yapıldığı süre içerisinde ihtiyaç duyulduğu oranda, tatbikat süresinde değişikliğe uğrayabilir; bütün yasalar böyledir, hatta Anayasa da böyledir. Yasalar ihtiyaç oldukça, geliştikçe, iş geliştikçe, hayat geliştikçe…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama insanların hakkını alamazsınız, sadece davet edilenler alacak burada!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Müsaade ederseniz sözümü bitireyim, siz tekrar söz alabilirsiniz.

Şimdi, burada, daha evvelden EKAP’a ihaleleri koymuyorduk, niye koymaya başladık? Şeffaf olsun diye. Niye koymaya başladık? Herkes gelsin dosyayı incelesin diye, şeffaflığı artırmak için.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya hangi şeffaflık?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) –Davetten maksat, hangi ihalelere davet edilebiliyorsa kanunda yazılı. Biz hangi ihalelerde davet yapılacağını burada yeniden tadat etmiyoruz, onlar yasada zaten var, acil ihaleler belli, kanunun birçok yerinde bunlar ifade ediliyor; o ihalelerde davet yapılıyor. Benim Bakanlığım ihale yapmıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, davet edilemeyenlerin ihale hakkını elinden alıyorsunuz.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) –Efendim, bakınız, acil işlerde yasa idarelere hak vermiştir, demiştir ki: “Senin acil işin olduğu zaman bu işi iyi yapanları çağır.” Burada bir…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam, acil iş, adam ögrenmiş niye ihale hakkını elinden alıyorsunuz?

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – “Acil işler”i tanımla o zaman bir an önce.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Efendim, burada bir yolsuzluk aramak haksızlıktır, burada başka şeyler aramak insanın kendisinin kötü düşüncesidir. Yoksa o zaman idareler acil işi olduğu zaman iş yapamayacak mı; Van’ı yapamayacak mı, Simav’ı yapamayacak mı? Peki, bu işler nasıl olacak? Bunlar da Sayıştayın denetimine tabidir, bunlar da yargıya açıktır. Bunlarda doküman isteyen herkese verilebiliyor. Zaten dokümanlar idarelerden geldiği zaman dosyadan herkese göstermek zorundasınız, zaten EKAP’a konduğu zaman herkes oradan bakabiliyor. Onun dışında, satın aldığı zaman gelip… Siz 10 kişi davet ettiniz, 15 kişi davet ettiniz; 70 kişi gelip teklif veriyor, 70 kişinin teklifine cevap vermek zorundasınız. Bunlar süreci uzatıyor, üç ayda bitirmeniz gereken işin ihalesini altı ayda bitiremiyorsunuz. Bu işin özü budur. Ben kimseyi aldatmıyorum.

Benim Bakanlığım da şu anda ihale yapmıyor. Sayın Alim Işık Hoca’nın dediği “Burada on tane yolsuzluktan sizin Bakanlığınızda hangileri var?” diye; ben bilmiyorum. Benim Bakanlığımda bir tane yolsuzluk varsa, ihale yolsuzluğu varsa veya başka yolsuzluk varsa her türlü cezaya biz razıyız.

Çok değerli milletvekilleri, biz TOKİ’de de 30 bin ihale yaptık, 30 bin! Bunların 3 bin tanesi büyük ihaledir, geri kalan 27 bin tanesi küçük ihaledir. Bunların içerisinde biz çok sıkı denetlendik. Hiç kimse kimseyi korumaz; kardeş, kardeşi korumaz; bakan, bürokratı korumaz böyle işlerde, koruyamaz. Biz hiçbir yolsuzluğa bulaşmadık, bundan sonra da bulaşmayacağız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Allah’tan kork, Allah’tan!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Biz böyle fikri bozuk olan dervişlerden değiliz. Kesinlikle, burada da sadece vatanımız için, milletimiz için, insanımız için hızlı yapılması gereken, acil yapılması gereken hastane olabilir, acil yapılması gereken yurt olabilir, acil yapılması gereken karakol olabilir, acil yapılması gereken yangından, afetten zarar gören bir yer olabilir, selden zarar gören bir yer olabilir; bunları biz yapmak zorundayız. Bunun için de eğer bir idare yanlış kişileri davet ediyorsa onu Sayıştay denetlesin, KİT Komisyonu -bu Meclisin aynı zamanda yasamanın yanında denetleme görevi de vardır- onları denetlesin fakat devletin, Hükûmetin elini kolunu bağlamak doğru değildir. İdareler çalışacak, memleket kalkınacak; biz bunun için mücadele ediyoruz, kalkınmak için, gelişmek için. Burada da sadece üç ayda, iki ayda, bir ayda bitmesi gereken ihaleler… Samimiyetle söylüyorum, lütfen buna inanın, bir ayda bitirmemiz gereken işin ihalesini altı ayda bitiremiyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ya, arada sekiz gün süre farkı var Sayın Bakan, doğru bilgi verin yani! Sekiz gün süre farkı var.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Bunun çok canlı örnekleri var. Özellikle lütfen bunun altında, bu önergenin altında bir milim kötü niyet aramayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Maliye Bakanı gelsin, Kamu İhale Kurumu Başkanı gelsin, bu dediklerinizi teyit etsin, ben “kabul” vereceğim burada.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Özellikle bu madde kötü niyetlilerin ihaleye girmesini engelleyen bir madde.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ama bu Kamu İhale Kurumuyla ilgili bir konu Sayın Bakan.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, Kamu İhale Kurumu Başkanı gelsin, söylediklerinizi teyit etsin, ben “kabul” vereceğim bu yasaya.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) -Gerçek müteahhitleri koruma vardır burada özellikle.

Saygıyla arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Yeni madde olarak görüşülen bu madde üzerinde aynı mahiyette iki adet önerge vardır, okutuyorum efendim:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Yasa Teklifi’ne eklenen 27. maddenin teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

                     Kamer Genç                           Mahmut Tanal                                Hasan Ören

                          Tunceli                                    İstanbul                                         Manisa

                                            İhsan Kalkavan                          Candan Yüceer

                                                  Samsun                                     Tekirdağ

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                        Alim Işık                          Cemalettin Şimşek                         Mehmet Erdoğan

                         Kütahya                                   Samsun                                          Muğla

                                              Ali Uzunırmak                            Oktay Vural

                                                     Aydın                                        İzmir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, aynı mahiyetteki iki önerge hakkında görüşünüz nedir efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) -  Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki dönemin sonuna doğru bu gibi yasalar torbanın içerisinde geliyor, geçiyor.

Değerli milletvekilleri, biraz hafızanızı yoklayarak, sizlerle bu yüce Meclisin kürsüsünden bir şey paylaşacağım. Sayın Başbakan bundan birkaç gün önceki konuşmasında diyordu ki: “Biz aramızdaki rantçıları temizleyerek yola devam ediyoruz.” Ve bir sayın bakan gazetedeki röportajında diyordu ki: “Paraları birilerine yedirdim.”

Tabii ki bazı önemli bakanlıklarda bir daha bakan olamayan arkadaşlarımız ve milletvekili olamayan arkadaşlarımız oldu. Sayın Başbakana şimdi buradan, Meclis kürsüsünden sormak istiyorum: Acaba Kamu İhale Kanunu’nda 2002’den bugüne kaç maddede değişiklik yaptı ve aynı maddelerde kaç defa değişiklik yapıldı? Eğer, siz kıymetli milletvekilleri, iktidar milletvekilleri, muhalefetin iktidarı denetlemeye gücü yetmediği zamanda dahi milletvekili olarak bunları, iktidarınızı denetleyemiyorsanız, milletvekilliğinin hiçbir anlamı yok değerli arkadaşlar.

Eğer bir ülkede kurallar günbegün değişiyor ise, eğer bir ülkede kurallar kişilere göre değişiyor ve değiştiriliyorsa, o zaman o ülkede ne bir fırsat eşitliğinden söz edilebilir ne de bir hak eşitliğinden söz edilebilir. Ve bu bilhassa iktidar eliyle yapılıyorsa, yürütme eliyle yapılıyorsa ve iktidar çoğunluğu buna alet oluyorsa, ben sizin yüreğinize ve vicdanınıza sesleniyorum.

Değerli milletvekilleri, tekrar söylüyorum, Sayın Başbakan diyor ki: “Biz aramızdaki rantçıları temizleyerek yola devam ediyoruz.” Peki, kürsüden soruyorum: Sayın Başbakan, siz aranızdaki rantçıları temizliyor iseniz hangi rantçıyı hukuka teslim ettiniz? Eğer siz bu rantçıları biliyor, hukuka teslim etmiyorsanız, kuralları, iktidar gücüne dayalı günbegün değiştiriyorsanız… Ben hiçbir iftira atmıyorum ve kendi izanımla da, kendi edebiyatımla da söylemiyorum, Sayın Başbakanın söylediğiyle soruyorum. Sayın Bakana soruyorum: Sayın Bakan, siz Bakanlıkta yeni olabilirsiniz ama Kamu İhale Kanunu’nda kaç madde, kaç defa değişti ve aynı maddede kaç defa değişiklikler yapıldı?

Eğer hakikaten, Sayın Başbakanın söylediği gibi, değerli milletvekilleri, acemilik, kalfalık, ustalık dönemi… Devlet, acemi nalbant eşeği değil. “Göç yolda düzülür.” hesabı, devletin kuralları, devletin kaideleri böyle değiştirilmez; kişiye göre, yandaşa göre, şartlara göre, güne göre ihaleyle bu kadar oynanılmaz. İhaleyle bu kadar oynanılıyorsa, o rantçıların kimler olduğu oynayanlar tarafından da biliniyor demektir. O zaman, rantçıları aradan temizlemek için mi tedbir alınıyor, yoksa yeni rantçılar meydana getirmek için mi yol açılıyor?

Öyleyse, dün Sayın Başbakanın kendi söylediği, eğer hakikaten söz ağızdan çıktığında er kişi o sözün esiriyse, bu rantçıları hukuka teslim etmeliydi. Eğer hukuka teslim etmediyse, Sayın Başbakan o zaman mesuliyet altındadır.

Bir ülkede Genelkurmay Başkanlığı yapmış birisiyle çay içip kahvehanede arkadaş olmadı. Millî Savunma Bakanı buradaki soruya diyor ki: “Sayın Başbakanla Yaşar Büyükanıt’ın arasındaki özel mesele.”

Sayın Başbakan, Yaşar Büyükanıt’la, Sayın Genelkurmay Başkanıyla acaba mahalle arkadaşı mıydı, okul arkadaşı mıydı, çocukluk arkadaşı mıydı sır paylaştığı? Birisi Başbakandı, birisi Genelkurmay Başkanıydı ve düşünüyorum ki Başbakan ve Genelkurmay Başkanı olmazdan, o konuma gelmezden önce de hiç birbiriyle sohbet etmiş, çay içmiş değillerdir. Ne “özel meselesi” olur?

 İşte, devlet bugün acemi nalbant eşeğine dönmüştür ve o acemilik, maalesef, Türkiye’yi, iç güvenlikten dış politikaya varıncaya kadar birtakım zaafların içerisine düşürmüştür ve millî onur, millî gurur, millî hassasiyetler, dış politikadaki hassasiyetler iç politikaya malzeme yapılarak baskı kurulmaya çalışılmaktadır. Sorgulanması gereken doğru zeminlerde Milliyetçi Hareket Partisi olarak bunları sorgulayacağız, bundan herkes emin olsun ama elbette ki devletimizin kurumlarının doğru bilgi vermesini ve bu doğru bilgilerden doğru sorgulamaların yapılacağı zeminleri biz kullanmak istiyoruz.

Hepinize teşekkür ediyorum. Bu madde yeni yolsuzluklar maddesidir, çıkartılmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekk