DÖNEM: 24                          CİLT: 22                        YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

117’nci Birleşim

7 Haziran 2012 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

I.  - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.   - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in, Açlıkla Mücadele Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat-Çorum-Kastamonu illerinde Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığından ölen vatandaşların sayısının artması üzerine alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Türkiye Büyük Millet Meclisinde denetim mekanizmalarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, birçok kentte üniversite öğrencilerinin ve belediye başkanlarının gözaltına alındığına, Adalet ve Kalkınma Partisinin özgürlüğü susturmaya çalıştığına ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, okullarda kıyafet ve Kur’an-ı Kerim derslerinde baş örtüsü takma serbestisi getirilecek olmasının Kıyafet Yönetmeliği’nin zamanla değişerek Adalet ve Kalkınma Partisi zihniyetine mi hizmet edeceğini merak ettiğine ilişkin açıklaması

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, buğday üreticilerinin durumuna ve TMO’nun bir an önce peşin bedelle alım yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Muğla Milletvekili Tolga Çandar’ın, Millî Eğitim Bakanlığının ortaöğretim başarı puanıyla ilgili kararına ilişkin açıklaması

5.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, İnebolu Şeref ve Kahramanlık Günü’nün 91’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç’in, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

8.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

9.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

11.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve 21 milletvekilinin, Türkiye’de meydana gelen trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/307)

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, narenciye üretici ve ihracatçılarının yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/308)

3.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, sağlık hizmetlerinin yönetimi ve hizmet üretim sürecine ilişkin olarak yürütülen idari ve politik uygulamalar ile mevcut sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/309)

 

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/490) (S. Sayısı: 257) 

 

VIII.- OYLAMALAR

1.- Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı’nın oylaması

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Başbakanın mal varlığı beyanındaki artışa ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/6684)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2012 yılları arasında Bakanlıkta çalışan ve emekli olan personel ile ataması yapılan Bakan Yardımcısına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6769)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatında hizmet alımı yoluyla çalışan personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/6785)

4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2012 yılları arasında Bakanlıkça yürütülen yolsuzlukla mücadele stratejisine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6974)

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2002-2012 yılları arasında Bakanlıkça yürütülen yolsuzlukla mücadele stratejisine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/7287)

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, etik kurallara aykırılık nedeniyle hakkında işlem yapılan bürokratlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/7347)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, binaların engellilerin kullanımına uygun inşa edilip edilmediğine ve bunun denetimine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/7368)

 


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.03’te açılarak yedi oturum yaptı.

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın büyükşehir olmasına,

Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Boralan Sınır Kapısı’na,

Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın sorunlarına,

İlişkin gündem dışı konuşmalarına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap verdi.

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvin ilinde çıkarılması düşünülen madenle ilgili sorunların devam ettiğine ve bu konuyla ilgili olarak yapılmak istenen ÇED toplantısına,

İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, hava yolu çalışanlarına getirilen grev yasağına direndikleri için 305 kişinin işine son verildiğine ve halkın uçuş güvenliğinin tehlikeye girdiğine,

Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Türkçe Olimpiyatları’na,

İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, MİT mensupları ve emeklileri hakkında soruşturma izni konusunda Başbakanın açıklama yapması gerektiğine ve kuzey İstanbul’un imara açılmasına,

Muş Milletvekili Demir Çelik, sağlık merkezine başvuran bir Kürt kadınının Türkçe bilmediği ve Kürtçe konuştuğu için muayenesinin reddedildiğine,

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, Türkiye'nin Dünya Çevre Endeksi’ndeki sıralamasına ve çevreyi korumak için geri dönüşüm sisteminin uygulanması gerektiğine,

Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Malatya’nın büyükşehir olmasıyla ilgili gündem dışı konuşmasına,

Muğla Milletvekili Tolga Çandar, Muğla’da muhalif belediyeler üzerinde baskı olduğuna,

Kütahya Milletvekili Alim Işık, yapılan yönetmelik değişiklikleriyle yapı denetim şirketlerinin hakkıyla denetim yapamaz hâle geldiklerine,

Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, Adıyaman’ın Gerger ilçesi Gölyurt köyünde yaşanan içme suyu sorununa,

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın konuşmasına,

Adana Milletvekili Muharrem Varlı, çiftçilerin zor durumda olduklarına ve Hükûmetin çizdiği gibi tozpembe bir tablonun olmadığına,

Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt, Eskişehir Mahmudiye’de bulunan TİGEM’den Sakarya Nehri’ne akıtılan melas nedeniyle balık ölümleri meydana geldiğine,

Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, Gediz ve Dokuzsele çaylarının ıslah edilmesi gerektiğine ve 6 Mayıs 2012 tarihinde yapılan avukatlıktan hâkimliğe geçiş sınavıyla ilgili bazı şaibeler olduğuna,

İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde uzun yıllardır beklenen Ünlendi barajının ne zaman yapılacağını öğrenmek istediğine,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Tokat ilinde yaşanan dolu felaketinden dolayı çiftçilerin zor durumda olduğuna ve Hükûmetten destek beklediklerine,

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyan 21 öğrencinin gözaltına alınmasına,

Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, geçen yıl Aydın ilinin Söke ilçesinde yaşanan sel felaketi nedeniyle borçları faizle ertelenmiş olan 500 çiftçinin prim ödemelerinde kesinti yapılmasına,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve 22 milletvekilinin, ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelinin (10/304),

Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu ve 23 milletvekilinin, Karadeniz Sahil Yolu’yla ilgili sorunların ve sıkça tekrarlanan sel felaketlerinin nedenlerinin (10/305),

Hakkâri Milletvekili Adil Kurt ve 20 milletvekilinin, Van depreminin neden olduğu maddi ve manevi zararlarla deprem sonrasında yaşanan sorunların (10/306),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Dilekçe Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde bulunduğu dönemde de çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi tezkeresi kabul edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, izlemekte olduğu dış politikanın gerçeklerden uzak olduğu, ülke güvenliği ve çıkarlarına zarar verdiği iddiasıyla Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/12) gündeme alınıp alınmamasına ilişkin ön görüşmeleri tamamlandı; yapılan açık oylama sonucunda önergenin gündeme alınması kabul edilmedi.

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun CHP Grubuna,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin Adalet ve Kalkınma Partisine,

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın Cumhuriyet Halk Partisine,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun şahsına,

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın AK PARTİ Grubuna,

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.                                                    

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının;

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156) görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/486) (S. Sayısı: 233) görüşmeleri tamamlanarak kabul edildi.

Çalışma süresi sona erdiğinden, alınan karar gereğince, 7 Haziran 2012 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere 00.07’de birleşime son verildi.

 

                                                   Şükran Güldal MUMCU

                                                           Başkan Vekili

    Mustafa HAMARAT                                                                               Fatih ŞAHİN

                Ordu                                                                                               Ankara

            Kâtip Üye                                                                                         Kâtip Üye

II. - GELEN KÂĞITLAR

                                                                                                                                                No: 162

7 Haziran 2012 Perşembe

Teklifler

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve Mersin Milletvekili Ali Öz'ün; Atakent Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/652) (Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.06.2012)

2.- Sakarya Milletvekili Hasan Ali Çelik'in; Kara Avcılığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/653) (Plan ve Bütçe ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.06.2012)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Harçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/654) (Adalet; Çevre ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.06.2012)

4.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/655) (Çevre; Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.06.2012)

5.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in; Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/656) (Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.06.2012)

6.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/657) (Adalet ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.06.2012)

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Su Kaynakları Bakanlığı Arasında Su Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/380) (S. Sayısı: 263) (Dağıtma tarihi: 07.06.2012) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı Arasında Meteoroloji ve Meteorolojik Araştırmalar Alanlarında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/383) (S. Sayısı: 264) (Dağıtma tarihi: 07.06.2012) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ormancılık Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/388) (S. Sayısı: 265) (Dağıtma tarihi: 07.06.2012) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Doğal Kaynaklar ve Su Havzası Amenajmanı Üzerine Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre Komisyonu, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/441) (S. Sayısı: 266) (Dağıtma tarihi: 07.06.2012) (GÜNDEME)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ormancılık Alanında Yardım ve İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/496) (S. Sayısı: 267) (Dağıtma tarihi: 07.06.2012) (GÜNDEME)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Üyelerinin Aile Bireylerinin Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/600) (S. Sayısı: 268) (Dağıtma tarihi: 07.06.2012) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve 21 Milletvekilinin trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/307) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/11/2011)

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 Milletvekilinin, narenciye üretimindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/308) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2011)

3.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 Milletvekilinin, sağlık hizmetlerinin üretimi ve yönetimindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/309) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2011)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, TMSF Başkan Vekiliyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6577)

2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyeleri ile idarecilerinin özlük haklarına ve Başkanlığın giderlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6578)

3.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, bir Bakanın Altındağ ilçesinde satın aldığı gayrimenkule ödenek tahsisi yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6579)

4.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Kur’an kurslarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6580)

5.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların Suudi Arabistan ve Katar ziyaretlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6581)

6.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Kırşehir’deki Lale Camii’nin restorasyonu ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6583)

7.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, İstanbul’daki bazı cami ve mezarlık alanlarının farklı amaçlarla kullanıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6584)

8.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2002’den bugüne dini duyguların kullanılması vasıtasıyla gerçekleşen dolandırıcılık olaylarına ve bu olayların illere göre dağılımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6585)

9.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2009 yılı Ramazan ayında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlatılan flama ve afişler için ödenen telif ücretine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6586)

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, PKK terör örgütü tarafından kaçırılan vatandaşlara ve alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6589)

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın kalkınması için gerekli yeni yatırımlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/6590)

12.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, 2012 yılı ilk çeyreğindeki protestolu senet sayısındaki artışa ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/6591)

13.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Türkiye’de suça itilen, kaçırılan, kötü muameleye maruz kalan ve bakıma muhtaç olan çocuklar ile çocuk işçiliğine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6595)

14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, engelli vatandaşlar için yapılan çalışmalara ve tekerlekli sandalye teminine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6596)

15.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Turgutlu OSB’de bulunan bir parselin tahsisiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/6597)

16.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Turgutlu OSB’de bulunan bir parselin tahsisiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/6598)

17.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Yeni Teşvik Paketine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/6599)

18.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, TSE’nin Şanghay’da açtığı ve yabancı bir firma ile yaptığı anlaşmaya ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/6600)

19.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, silikozis hastalarının 6111 sayılı Kanundan faydalanmaları için getirilen süreden kaynaklanan mağduriyetine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/6602)

20.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, acil durumlarda doğalgaz talebini karşılamak üzere alınan tedbirlere ve ithal edilen doğal gaz miktarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6611)

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan ve ilçelerinde kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6613)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, okullara ücretsiz süt dağıtımı projesine ve sektördeki firmaların denetimine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6614)

23.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelikte yapılan değişikliklere ve bu değişikliklerin zeytincilik sektörüne etkilerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6615)

24.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, GDO’lu ürünlerin yasaklanmamasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6616)

25.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, zeytinyağında tağşiş uygulamasına ve zeytinyağı sektöründeki firmaların denetimine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6617)

26.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlığın 2012 yılı tarım ve hayvancılık destekleme primlerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6618)

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Merkez’e bağlı bazı köylerinin ulaşım sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6619)

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Merkez’e bağlı bazı köylerinin yol ve içme suyu sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6620)

29.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Merkez’e bağlı bazı köylerinin yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6621)

30.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars Belediyesinin borçları, projeleri ve yatırımlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6622)

31.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, bir açıklamasında iki milletvekili arasındaki konuşmayı aktarmasına ve milletvekillerinin telefonlarının dinlendiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6623)

32.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Sivas’da KÖYDES Projesi kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6624)

33.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, taltif ile ödüllendirilen Emniyet Teşkilatı personeline ve taltif listeleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6625)

34.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin dilenen insanlara karşı alması gereken önlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6626)

35.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, LPG ruhsatlı akaryakıt ve oto gaz istasyonlarına ve bunların denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/6627)

36.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Suriye’de bir savaş durumunda turizm sektörünün nasıl etkileneceğine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/6629)

37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elazığ ve Muş’un eğitim ile ilgili sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6630)

38.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Elazığ ve Muş’taki üniversitelerin öğretim görevlisi ve yurt binası ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6631)

39.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yurt dışındaki üniversitelerde okuyan öğrencilerimize ve vakıf üniversitelerinin öğrenci kabulünün kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6632)

40.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, 2012 YGS sınav sonucundaki başarısızlığa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6633)

41.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmen maaşlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6634)

42.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yeni eğitim sistemine geçiş sürecinde yapılması planlanan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6635)

43.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkan ve üyeleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6636)

44.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Motorlu Satış Sürücü Adayları Sınavında görev yapan personelin ücretlerinin ödenmediği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6637)

45.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye ili başta olmak üzere okullardaki güvenlik sorununa ve öğretmenlere uygulanan şiddet olaylarının önlenmesine yönelik yapılan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6638)

46.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, Alparslan İlköğretim Okulunun imam hatip lisesine dönüştürüleceği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6639)

47.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, 2012 KPSS başvuru işlemlerinin süresine ve ek süre tanınıp tanınmayacağına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6640)

48.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenleri teşvik edici çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6641)

49.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2012 KPSS’ye kaydını yaptıramamış vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6642)

50.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, okullarda dağıtılan tabletlerdeki kitaplarla müfredattaki kitapların birbirine uymadığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6643)

51.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, öğretmenlerin ek ders ücretlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6644)

52.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, ilköğretim okulları müfredatına Arapça dersi konulmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6645)

53.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bakanlık ilçe ve şube müdürlerine uygulanacak rotasyon uygulamasının ertelenmesi ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6646)

54.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yeni eğitim sistemine yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6647)

55.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, okulların güvenlik sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6648)

56.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, YGS’de başarısız olan öğrencilere ve eğitimde fırsat eşitliğine yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/6649)

57.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, üniversitelerde bahar yarı yılı kayıt yenilemelerinde askerlik tecil belgesi istenmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6650)

58.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Malatya-Kürecik’e kurulan radar sisteminin menziline ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6651)

59.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yeni teşvik sistemi kapsamındaki yatırımlara ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6653)

60.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, yeni teşvik paketine ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/6654)

61.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Erzincan’da bulunan Eğitim Araştırma Hastanesinin Tıp Fakültesine bağlanmasına yönelik çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6655)

62.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa-Viranşehir Devlet Hastanesine televizyon ve buzdolabı alımı ile ilgili iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6656)

63.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, ülkemizdeki hekim ve hemşire başına düşen hasta sayısına, ortalama insan ömrüne ve bebek ölüm oranlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6657)

64.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, ambulansların karıştığı trafik kazalarına ve bu kazaları önlemeye yönelik çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6658)

65.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, doktorlar hakkındaki bazı açıklamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6659)

66.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ı çevre illere bağlayan ana yolların sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/6660)

67.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli-Derince Gar Binası inşaatına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/6661)

68.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, THY’ye ait uçak sayısı ve bu uçakların kapasiteleri ile bakım giderlerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/6662)

69.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa Birecik Köprüsünün bakım, onarım ve denetimine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/6663)

70.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa Merkez’deki bir köyün telefon santrali ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/6664)

71.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, yabancılara satılan taşınmazlara ve elde edilen gelire ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6667)

 


07 Haziran 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz Açlıkla Mücadele Haftası münasebetiyle söz isteyen Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’e aittir.

Buyurunuz Sayın Yetiş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.-  GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in, Açlıkla Mücadele Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

MUHAMMED MURTAZA YETİŞ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; istatistikler korkunç, her saat başı 300 çocuk açlık nedeniyle dünyaya gözlerini yumuyor, yine her gece 800 milyon insan aç uyuyor, her gün 50 bin kişi önlenebilir nedenlerle açlık ve yoksulluktan dolayı ölüyor. Her yıl 2,6 milyon çocuk yetersiz beslenmeye bağlı sebeplerle hayatını kaybediyor.

Onurlu, erdemli bir dünya için bir samimiyet sınavından geçiyoruz. İnsanlığın kurtuluşu adına çok sözler söylendi, açlıkla mücadele adına çok şey söylendi, söylenecek.

Bir günah çıkarır gibi konuşacağız; istatistiklerden bahsedip kapitalizme, çok uluslu şirketlere dokunduracağız. Çoğu kez satırların arasında bizler olmayacağız; fiziki ihtiyacından kat kat fazlasını tüketen bizler, on iki çeşit yemekle iftarlar açan bizler olmayacağız; sınır tanımadan yiyen, sonrasında zayıflamak için beş yıldızlı otellerin “fitness” salonlarına koşan bizler olmayacağız.

“Yiyiniz, içiniz  ama israf etmeyiniz, Allah israf edenleri sevmez.” ilahî kelamı, “Nehir kenarında dahi olsanız abdest alırken israf etmeyin.” diyen Peygamber uyarısı bile kifayet etmiyor. Açlık ve yoksullukla mücadelenin, açgözlülüğümüz ve doyumsuzlukla ilişkisi görmezlikten geliniyor.

Değerli arkadaşlar, açlık ve yoksulluk aslında bir sonuçtur. Açlıktan ölen her çocuğun bizim yaşam biçimimizle, sofralarımızla, gardıroplarımızla ve topyekûn bütün alışkanlıklarımızla bir ilgisinin olduğunu gözden geçirmeliyiz.

İsrafı ekonomilerinin bir dinamiği hâline getiren toplumların, “açlıkla mücadele” kavramı üzerinden günah çıkarmaya ve vicdanlarını rahatlatmaya hakkı yoktur. Kitle iletişim araçları yoluyla yaygınlaştırılan tüketim dürtüleriyle bu uğraşıların çok gerisindeyiz. Üretimi tüketime koşullandıran yaklaşımlar, sürekli olarak tüketime dönük bir rol izlemektedir.

Değerli arkadaşlar, demokratik özgürleşme yanında insanın eşya karşısındaki özgürleşmesi de önemlidir; hatta eşya karşısında bir özgürleşme sağlanamadan demokratik bir özgürleşmenin sağlanması da düşünülemez. Çünkü belirli yaşam standartlarına ve tüm biçimlerine bağımlı hâle gelmiş toplumlar, tercihlerini bu standartları kaybetmeme yönünde kullanıyorlar. Hatta, kendi devletleri başka ülkelerin kaynaklarını elde etmek için katliamlar dahi yapsa bu yine böyle anlaşılacaktır.

Burada önemli olan, bu katliamın kendi yaşam standartlarına ne gibi katkılar sağlayacağı olacaktır. Sonrasında vicdanı rahatlatmak için bahaneler bulmak, çalınan minareye kılıf uydurmak zor olmuyor çünkü karşı çıkacakları şeyin, başta kendi yaşam ve tüketim biçimleri olduğunu bilmektedirler. Neticede, başkalarının sömürülmesini ve yoksullaştırılmasını kendi yaşam standartlarının devamı için zorunlu gören bir anlayış oluşmuştur.

Değerli arkadaşlar, Afrika’ya giden herkes gibi ben de Somali’de çadırları gezerken gördüğüm korkunç çocuk ölümleri karşısında anne-babaların umutsuz ve anlamsız bakışlarını, Nijer yollarında yürürken açlıktan iki büklüm olmuş insanların gözlerindeki acıları gördüm. “Bir umut yolculuğu” dedikleri yolda, diğer çocuğunu yaşatmak için çocuklarından en zayıfını ölüme terk eden Somalili kadının duygularını anlamadan bu dünyada değişen bir şey olmayacaktır.

Demokratik özgürleşmenin, ancak eşya karşısında özgürleşmenin sağlanmasıyla mümkün olabileceği idrak edilmelidir. Eşya karşısında edilgen nesiller yerine, mutluluğu eşya ile koşullandırmayan bir gelecek amaçlanmalıdır.

Unutmayalım bu dünya hepimizin. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yetiş.

Gündem dışı ikinci söz, Tokat, Çorum, Kastamonu illerinde Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığından ölen vatandaş sayısının artması üzerine, alınması gereken tedbirler hakkında söz isteyen Tokat Milletvekili Reşat Doğru’ya aittir.

Buyurunuz Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat-Çorum-Kastamonu illerinde Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığından ölen vatandaşların sayısının artması üzerine alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kırım Kongo kanamalı hastalığıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Kırım Kongo hemorajik ateşi, keneler tarafından bulaştırılan “Nairovirüs” isimli bir mikrobiyal etken tarafından oluşan ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgularla seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur.

Son yıllarda, özellikle de ülkemizde bu enfeksiyondan dolayı çok sayıda ölüm görülmektedir. Tokat ili başta olmak üzere Orta Karadeniz ve Orta Anadolu Bölgesi’nde yoğunlukla görülen bu hastalık ülkemizin her tarafına yayılmaya başlamıştır. İlk çıktığı andan itibaren, yaklaşık olarak on iki yıldan beri bu hastalığa birçok yerde rastlanılmakta, ölüm oranları da gün geçtikçe artmaktadır. Bu yıl da 30 civarında vatandaşımızın bu hastalıktan öldüğü anlatılmaktadır.

Aradan geçen on iki yıl gibi çok uzun bir zaman süresinde tedavi ve korunmada çok büyük mesafelerin alınmadığı da görülmektedir. Bu hastalıkla mücadele ve tedavide birçok bakanlık sorumluluk içerisindedir. Ancak yeterli bir koordinasyonun yapılmadığı alenen ortadadır. Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Tarım Bakanlığı yetkilileri çok farklı açıklamalar yapmakta, konu da dağılmakta, neredeyse ortada kalmaktadır. Hâlbuki bir terör örgütünün verdiği zarardan daha fazlası olmaktadır. Suçsuz, masum, ekmek mücadelesi veren insanlar ölmekte, yürekler de yanmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Tokat, Çorum, Kastamonu’da gencecik anne-babalar ölmüş, çocuklar da yetim kalmıştır. Bebeklere bile kene yapıştığı tespit edilmiştir. Durum çok acildir. Başbakan ve Sağlık Bakanı sezaryen ve kürtaj söylemlerinden bir an önce vazgeçmeli, halkın gerçek gündemine ve beklentilerine cevap vermelidir. Bunun için de derhal önlem alınması gerekmektedir.

Hükûmet Tokat ilinde geçici bir araştırma merkezi kurmalıdır. Bu merkez vasıtasıyla uluslararası bir konferans düzenlenerek dünyanın her tarafından uzmanlar, araştırmacılar, yetkililer ülkemize davet edilmelidir. Konferanslardan çıkan sonuçlar doğrultusunda, merkez ve periferde laboratuvarlar kurulmalı, çalışmalara da zaman kaybedilmeden başlanmalıdır. Bu hastalığı oluşturan mikrop için aşı çalışmaları yapılırken “Doğaya, çevreye zarar vermeden kenenin yok edilmesi için neler yapılabilir?” şeklinde çalışmalar da mutlaka yapılmalıdır.

İnsanın sağlığından daha değerli bir şey var mıdır? Ancak son zamanlarda sağlığın politikaya, siyasete kurban gittiğini de görüyoruz. AKP yetkilileri sağlık üzerinden siyaset yapıyorlar. Bu doğru değildir.

Halk bu konu dâhil çok zor durumdadır. Bir gecede çıkarılan ve sağlık sistemini sil baştan yapan kanun hükmünde kararnameler sorunları çözmemiş, bilakis artırmıştır. Bu hastalık da şayet gerekli önlemler alınmaz ise daha fazla yayılacaktır.

On iki yıl önceki durum ile şimdiki yaşananlar karşılaştırıldığında her şey ayan beyan ortadadır. Başta İç Anadolu Bölgesi olmak üzere halk çok huzursuzdur. Tarlada, ahırda çalışan insan da, yaz dolayısıyla tatilini memleketinde, bağı, bahçesinde çalışarak geçirecek olan da korku ve panik içerisindedir. Yazın köyüne, kasabasına kene korkusundan dolayı gidemeyen birçok insan vardır. Tokat ili Kuzbağı beldesi bunlardan biridir. Dünyanın en güzel yeri olan Kuzbağı beldesi yazın neredeyse bomboş kalmakta, insanlar oraya gidememektedir.

İnsanlarımızı bu kâbustan kurtaralım. Hastaların tedavisini yapan sağlık personelinin bile risk altında olduğu bu hastalık ortadan kaldırılabilir. Hekime, sağlık personeline sahip çıkarak, fedakârlık yaparak başarabiliriz. Sağlığın tavizi, neme lazımcılığı yoktur.

Ayrıca, bilinçsiz şekilde yapılan doğa ilaçlamaları da kenenin artmasına sebep olmaktadır. Dağ, taş bilinçsiz şekilde ilaçlanarak kenelerin doğal düşmanları yok edilmektedir. Ayrıca, keneleri ihmal edenler tespit edilmelidir. Kontrolü imkânsız küresel ısınmaya dikkat edilmelidir. Başıboş hayvanlara sahip çıkılmalıdır. On iki yıldan beri bir hastalıkla mücadele edilmez mi? Aşısı bulunamaz mıydı? Etkenleri belli olan bu hastalıktan daha az zararla korunulamaz mıydı? Bu soruların cevabını bekliyoruz.

Ayrıca, bu hastalıkla mücadelede çevremiz de, çevre de zarar görmektedir. Sağlık, tarım, çevre bakanlıkları hastalıkla mücadelede neler yapmıştır, neler yapamamıştır? Bakanlar ve yetkililer kendilerini bu konuda sorumlu sayıyorlar mı, öğrenmek istiyoruz. Bundan dolayı da Türkiye Büyük Millet Meclisi araştırma komisyonu kurulmalı ve konu her yönüyle mutlaka araştırılmalıdır.

Sonuçta, kene konusuna özel dikkat çekilmeli, yetkililer üzerlerine düşen görevi eksiksiz, mazeretsiz yapmalıdır. Başta, Başbakan olmak üzere, Hükûmet yetkilileri ülkemiz insanına faydası olmayan gündem değiştirici konuları bir yana bırakarak halkın gerçek gündemine gelmelidir diyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Doğru.

Gündem dışı üçüncü söz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde denetim mekanizmaları hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Adnan Keskin’e aittir.

Buyurunuz Sayın Keskin. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Türkiye Büyük Millet Meclisinde denetim mekanizmalarına ilişkin gündem dışı konuşması

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasinin evrensel kuralları vardır. O kurallar coğrafyaya, kültürlere göre değişmez. Her coğrafyada, her kültürde geçerliliğini sürdürür. Bir ülkede demokrasinin evrensel kuralları değişik gerekçelerle işletilmiyorsa, o ülkede demokrasinin varlığından söz edilemez.

Sorgulama, hesap verme, açıklık o evrensel kuralların başında yer tutar. Hesap sormanın, hesap vermenin araçları parlamentonun denetim mekanizmalarıdır. Parlamentolar denetim mekanizmalarını kullanarak iktidarları kontrol altında tutarlar, siyasi iktidarın yanlış tasarrufları, yolsuzluk ve haksızlık dokulu işlemleri denetim mekanizmaları kullanılarak düzeltilir, disipline edilir, sorumlular hakkında yasal işlem yapılır.

Dile getirilen sonuçlara ulaşılması iktidarın demokrasiyi içselleştirmesi, sorumlular hakkında yasal işlem yapılmasının önünü açmasıyla özdeştir. Ülkemizde iktidar, demokrasi duyarlılığı ve kültüründen yoksun, yolsuzluklar konusunda pişkin olduğu için denetim mekanizmaları çalıştırılamıyor, hesap sorma, hesap verme gerçekleştirilemiyor.

19 Nisan 2012 günü Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına yazılı şekilde yanıtlaması koşuluyla soru önergesi verdim. Bakanlıkta yapılan usulsüz işlemler ve yolsuzlukları içeren 14 maddelik soru önergesi kırk sekiz gündür yanıtlanmadı.

Rixos Otel’de 20 bin liraya 20 kişiye kahvaltı yaptıran Bakan suskun kalmayı tercih etti. Bakanın özel kaleminde tüketilen çerez, börek ve çay faturalarıyla ilgili 23/5/2012 günü ikinci bir soru önergesi verdim. Sekiz maddelik bu soru önergesi de cevapsız kaldı. Üç ayda 60 bin liralık çerez tüketildiği iddiasıyla faturalar devreye sokuluyor. Öyle sanıyorum ki Sayın Bakan, Bakanlığın özel kaleminde çerez değil, uydudan getirilen meyveler ikram etmiş ki üç ayın içerisinde bu kadar yüksek meblağ içeren faturalar devreye sokulmuş.

Sağlık Bakanlığında görevliyken yaptığı usulsüzlüklerle ilgili, hakkında soruşturma açılan kişiyi müsteşarlık koltuğunda oturtan Sayın Bakan sessiz kalarak yolsuzlukların üzerine şal çekmeyi hedefliyor. Sorulara yanıt verilmediği, araştırma, soruşturma önergelerinin gündeme alınmadığı, yolsuzluklarla ilgili iddiaların kapatıldığı bir sisteme demokrasi denilemez. Her kişi ve kurum adına fetva verme yetkisini kendinde gören kişiler bile böyle bir yapıyı demokrasi olarak niteleyemezler. Bu niteleme toplumda kabul görmez.

Dindar ve kindar gençlik yetiştireceğini, tiyatroların, operaların yanına mescit yapacağını ilan ederek inanç ticareti yapanlar, kul hakkının hortumlanmasına seyirci kalmaktadırlar. Ne kadar kapatılırsa kapatılsın, özel telefon görüşmelerinde yapılan konuşmaların basına düşmesi, Sayın Bakanın bu konudaki duyarsızlığının ve tutarsızlığının en büyük kanıtlarından birisidir.

Daha dün de bir başka yetkilinin yapmış olduğu telefon konuşmasının dokümanları basında yer almıştır. Yüce Parlamentonun takdirine sunuyorum. İlgilileri ve yetkilileri bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.

Aileden sorumlu Bakanlığın yoksullara verilmek için ayrılan paralardan böylesine yolsuzluk yapılmasına seyirci kalması, ne kadar dindarlık çalımı yapılırsa yapılsın sorumluların aklanmasına gerekçe hazırlamaz. Umuyorum, diliyorum, bu konuda gerekli girişimler yapılarak soru önergelerimize yanıt verilir.

Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Keskin.

Gündeme geçmeden önce İç Tüzük 60’a göre, sisteme girmiş sayın milletvekillerimize birer dakika söz vereceğim.

Sayın Tüzel…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, birçok kentte üniversite öğrencilerinin ve belediye başkanlarının gözaltına alındığına, Adalet ve Kalkınma Partisinin özgürlüğü susturmaya çalıştığına ilişkin açıklaması

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP despotizmi dur durak bilmiyor, “Anayasa’da bizim için görüşleri önemlidir.” dedikleri gençler, her gün gözaltına alınıyor. Dün Ankara Üniversitesinde, Dicle Üniversitesinde ve birçok kentte tıp öğrencileri finalleri varken gözaltına alındı. “Parasız Eğitim” diye pankart açan Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz’a sekiz buçuk yıl hapis cezası, hangi demokrasi ilkeleriyle açıklanabilir? Fırat, Marmara, İstanbul ve birçok üniversitede öğrenciler baltalı, satırlı saldırıya uğrarken gözaltına alınan yine onlar oluyor. Dün iktidar ve ana muhalefet liderleri Kürt sorununu konuşmak için bir araya gelirken bugün Van Belediye Başkanı Bekir Kaya ve Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, birçok belediye başkanı gözaltına alınıyor. Nasıl olacak da halkın seçilmiş temsilcileri susturulup cezaevine konulurken halk güvenli, barışçıl, ortak geleceğini bulacak? Başbakanın “tasmalı” deyip hakaret ettiği, diktatörlere direnen onurlu gazetecilerin tutukluluğuna tanığız. Gözümüzün önünde süren kirli, sinsi bir siyasetin barışı, emeği, özgürlüğü susturmaya çalıştığına da tanığız ve susmayacağız.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tüzel.

Sayın Öğüt…

2.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, okullarda kıyafet ve Kur’an-ı Kerim derslerinde baş örtüsü takma serbestisi getirilecek olmasının Kıyafet Yönetmeliği’nin zamanla değişerek Adalet ve Kalkınma Partisi zihniyetine mi hizmet edeceğini merak ettiğine ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in eğitimcilere yaptığı video konferansta öğrencilerin kılık-kıyafetinde serbest uygulamalara gidilebileceğine yönelik açıklamalarına atfen sormak istiyorum: “Bazen farklı şey giysinler.” demek ilköğretimde türbanlı öğrenciye yeşil ışık mıdır?

Yine Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 4+4+4 ile ilgili merak edilenler hakkında hazırlanan elli sekiz soru ve cevaplı kitapçıkta imam-hatip okulları dışındaki okullarda da Kur’an-ı Kerim derslerine mahsus olmak üzere öğrencilerin baş örtüsü takabileceği yazmaktadır. Acaba tüm bu hamlelerin neticesinde baş örtüsü zorunlu eğitimin tüm kademelerine yansıyacak mıdır yoksa kitapçıkta ifade edildiği gibi sadece Kur’an derslerine mahsus mu sınırlı kalacaktır? Sayın Bakanın gerçek niyetini, sanırım, Kur'an dersi dışında türban takan öğrencileri uyaran eğitimcilerin akıbetini gördüğümüz zaman anlayacağız. Bazı çevrelerin “darbe mirası kıyafet yönetmeliği” dediği Kıyafet Yönetmeliği de zaman içinde ve hazmettire hazmettire değişecek ve AKP zihniyetine mi hizmet edecektir, bunu merak ediyoruz.

Ayrıca, hangi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Varlı…

3.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, buğday üreticilerinin durumuna ve TMO’nun bir an önce peşin bedelle alım yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aracılığınızla, yine Çukurova bölgesinin bir problemini duyurmak istiyorum.

Geçen hafta burada, buğdayın biçileceğini, buğdayla alakalı fiyatın kesinleşmediğini, kamuoyunda dalgalanma olduğunu söylediğimizde ve yapılması gerekeni söylediğimizde Sayın Bakan bizi popülizm yapmakla suçlamıştı.

Dedi ki kendisi: “TMO emanet alım yapıyor.” TMO’nun emanet alım yapması piyasayı regüle etmiyor, piyasadaki canlılığı sağlamıyor. TMO’nun bir an önce, peşin bedelle piyasaya girip yükseltmesi, çiftçileri desteklemesi lazım. Şu anda geçen yılki fiyatın altında gidiyor buğday fiyatları, geçen yıl 660 bin lirayken bu yıl 630 bin liraya gidiyor. Bununla çiftçi, -girdilerin artmasıyla beraber kendi ürettiğinin fiyatının düşmesi- çok büyük sıkıntıya giriyor; işte, mazot fiyatları ortada, gübre fiyatları ortada. Ama Sayın Bakan herhâlde hâlinden çok memnun, çiftçinin hâlinden de hiç haberi yok, bilgisi yok ki bu tip konuşmalar, açıklamalar yapıyor. TMO’nun bir an önce peşin bedelle piyasaya girmesi lazım. Yoksa buğday üreticileri çok mağduriyet yaşayacak.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Varlı.

Sayın Çandar…

4.- Muğla Milletvekili Tolga Çandar’ın, Millî Eğitim Bakanlığının ortaöğretim başarı puanıyla ilgili kararına ilişkin açıklaması

TOLGA ÇANDAR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bundan yaklaşık dört yıl önce çocuklarımız lise giriş sınavlarına girdiler ve Anadolu liselerini kazandılar, içinde benim oğlum da vardı. Sırf Anadolu Lisesi Programı diye birçok insan Polatlı Anadolu Lisesine gidip geldi. Sonra bir gün, birkaç gün önce, Millî Eğitim Bakanlığının aldığı bir kararla, Anadolu liseleriyle bütün liseleri eşitlediler. Cemaat okullarının önünü açabilmek için Türkiye’de ciddi sayıda insanın 18 puanını gasbettiler. Bu nasıl bir eşitlik anlayışıdır, bu nasıl millî eğitim anlayışıdır, bu nasıl -her zaman övündükleri- bir özgürlükçü anlayıştır?

Biz bu uygulamayı şiddetle kınıyoruz ve çocuklarımızın gasbedilen bu 18 puanlarını Meclisin dikkatine sunuyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çandar.

Sayın Çınar…

5.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, İnebolu Şeref ve Kahramanlık Günü’nün 91’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kurtuluş Savaşı’nda 9 Haziran 1921 günü, İnebolu’da verilen destansı mücadele, kahraman Kastamonu’nun vatanperverliğinin ispatı olmuş, onların gösterdiği fedakârlıklar sonucu Türk ordusunun ikmal yolları kapanmamış ve düşmana karşı kazanılan eşsiz zaferin bir parçası olmuştur. İşte, bu yüzden, Türkiye’de istiklal madalyası ile onurlandırılan ilçe olma şerefine nail olmuştur İnebolu.

Bu vesileyle, İnebolu Şeref ve Kahramanlık Günü’nün 91’inci yıl dönümünü kutluyor, Kurtuluş Savaşı’mızda canlarıyla bu vatanı kurtaran İneboluluları ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün silah arkadaşlarını rahmetle, şükranla yad ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çınar.

Sayın Güvenç…

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç’in, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türk İslam dünyasının yetiştirdiği en büyük halk şairi ve yazarlardan Kahramanmaraş doğumlu Abdürrahim Karakoç vefat etmiştir. Cenazesi, Hacıbayram Camisinden yarın ikindi namazını müteakip ebedî dünyaya uğurlanacaktır.

Abdürrahim Karakoç şiirleri ve yazılarıyla her zaman gönüllerde yaşayacaktır. Kendisine Allah’tan rahmet, kederli ailesine, şairler dünyasına ve Kahramanmaraş halkına başsağlığı diler, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güvenç.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve 21 milletvekilinin, Türkiye’de meydana gelen trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/307)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'de meydana gelen trafik kazalarının nedenlerinin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması hususunda Anayasa'nın 98 inci ve İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz. 16/11/2011

1) Sırrı Sakık                            (Muş)

2) Pervin Buldan                      (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                       (Şırnak)

4) Murat Bozlak                       (Adana)

5) Halil Aksoy                         (Ağrı)

6) Ayla Akat Ata                      (Batman)

7) İdris Baluken                       (Bingöl)

8) Hüsamettin Zenderlioğlu      (Bitlis)

9) Emine Ayna                         (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                (Diyarbakır)

11) Altan Tan                           (Diyarbakır)

12) Adil Kurt                           (Hakkâri)

13) Esat Canan                         (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder           (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                   (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                 (Kars)

17) Erol Dora                           (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                 (Mersin)

19) Demir Çelik                       (Muş)

20) İbrahim Binici                    (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                         (Van)

22) Özdal Üçer                         (Van)

Gerekçe:

Trafik kazaları ve kazalar sonucu meydana gelen ölümler, ülkemiz gündeminde önemli bir yere sahiptir. Her yıl hızla artan trafik kazalarında yaralanma ve ölümler göstermektedir ki bu hususta herhangi bir önlem alınmamaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre; dünya üzerinde bir milyon 250 bin kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir. Bugüne kadar dünya üzerinde trafik kazalarında ölenlerin sayısı tüm dünya savaşlarında ölenlerin sayısından fazladır.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde trafik kazalarında ölümler, bilinen tüm ölüm nedenleri arasında 3 üncü sırada yer almaktadır. Ülkemizde son 10 yılda 46.545 kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir.

Resmi verilere göre 2010 yılında Türkiye'de 1.104.388 trafik kazası gerçekleşmiş, bu kazalarda 211.498 kişi yaralanmış, 4.045 kişi de hayatını kaybetmiştir. Bu veriler 2011 yılının ilk yarısında 232.389 trafik kazası, 178.770 kişi yaralı, 2.854 kişi ise ölü olarak kayıtlara geçmiştir. Kaza istatistikleri incelendiğinde kazaların büyük bir çoğunluğu yaz tatilleri ve bayram tatilleri döneminde meydana gelmiş, aynı zamanda bu dönemler en fazla ölümcül kazaların meydana geldiği dönemler olmuştur.

Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 5-9 Kasım 2011 tarihleri arasındaki Kurban Bayramı tatili süresince ülke genelinde meydana gelen ölümlü ve yaralanmalı bin 491 trafik kazası meydana gelmiş, bu kazalarda 3 bin 173 kişi yaralanmış, 61 kişi ise hayatını kaybetmiştir.

Türkiye'de trafik kazalarında ilk sırayı her yıl olduğu gibi yine İstanbul almıştır. İstanbul ilinde geçen yıl 11.125 ölümlü ve yaralı trafik kazası meydana gelmiş, bu kazalarda 16.958 kişi yaralanmış, 233 kişi ise hayatını kaybetmiştir. Bu ili 8.893 ölümlü ve yaralı trafik kazası ile Ankara, 5.889 ölümlü ve yaralı trafik kazası ile İzmir, 4.444 ölümlü ve yaralı trafik kazası ile de Antalya takip etmektedir.

Trafik polislerinin Türkiye genelinde yapmış oldukları denetimlerde, 2010 yılında 8.715.742 adet trafik cezası uygulanmış, 1.137.509.424 TL para cezası kesilmiştir. Bu denetimlerde 25.209 sürücü Cumhuriyet Savcılıklarına sevk edilmiş, 823.897 araç ise trafik şartlarına uymadığından dolayı trafikten men edilmiştir.

Yukarıda ifade edilen denetimler sonucu gerek idari gerekse adli yaptırımlar söz konusu olduğu halde istenilen caydırıcılık sağlanamamış; kaza, ölüm ve yaralanma oranlarında hiçbir azalma meydana gelmemiştir.

Bu vesileyle Türkiye'de meydana gelen trafik kazalarının nedenlerinin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve önlenmesine yönelik gerekli çalışmaların yapılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasının gerekliliğine inanmaktayız.

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, narenciye üretici ve ihracatçılarının yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/308)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin yaş meyve ve sebze ihracatının yarıya yakınının narenciyeden karşılanıyor olması narenciye üretiminin Türkiye açısından önemini ortaya koymaktadır.

Sahip olduğumuz potansiyel, uygulanan yanlış politikalar sebebiyle iyi değerlendirilememektedir. Narenciye üretici ve ihracatçılarının başta pazarlama sorunları olmak üzere yaşadıkları sorunların tespit ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98. İç Tüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Ali Öz                                      (Mersin)

2) Mehmet Şandır                        (Mersin)

3) Oktay Vural                             (İzmir)

4) Necati Özensoy                       (Bursa)

5) Yusuf Halaçoğlu                     (Kayseri)

6) Alim Işık                                 (Kütahya)

7) Celal Adan                               (İstanbul)

8) Muharrem Varlı                       (Adana)

9) Bülent Belen                            (Tekirdağ)

10) Hasan Hüseyin Türkoğlu      (Osmaniye)

11) Mehmet Erdoğan                   (Muğla)

12) Kemalettin Yılmaz                 (Afyonkarahisar)

13) Adnan Şefik Çirkin               (Hatay)

14) Lütfü Türkkan                       (Kocaeli)

15) Ali Halaman                          (Adana)

16) Enver Erdem                          (Elâzığ)

17) Özcan Yeniçeri                      (Ankara)

18) Süleyman Nevzat Korkmaz   (Isparta)

19) Ali Uzunırmak                       (Aydın)

20) Reşat Doğru                          (Tokat)

Gerekçe:

Ülkemiz yıllık ortalama 5 milyon ton civarında üretim ile dünya narenciye üretiminde ön sıralarda yer almaktadır. Bu üretim miktarının ancak üçte bir kısmı ihraç edilebilmekte, kalan kısmı iç piyasaya sunulmaktadır.

Başta üreticilerimiz olmak üzere ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, nakliyesi ve ihracatı gibi unsurlar da dikkate alındığında narenciyenin ülkemiz ekonomisine katkısı bilinen bir gerçektir.

Türkiye'nin 5 milyon ton olan narenciye üretiminin yüzde 30'u Mersin'de yetiştirilmekte olup ana geçim kaynağı narenciye olan bu üreticilerimiz ciddi sorunlar yaşamaktadırlar. Narenciye ürünlerinden portakal, mandalina, limon, greyfurt maliyetinin altında alıcı bulmakta hatta dalında kalmaktadır. Yetiştirdiği ürününü maliyetini karşılayamayacak fiyatta pazarlama şansını bile bulamayan üreticimiz ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.

Narenciye ihracatına verilen destekler mutlaka dış piyasalarda diğer ülkelerle rekabet edecek miktarda olmalı, erken dönemde, mutlaka Temmuz ve Ağustos aylarında açıklanmalı ve ihracatçıya nakit olarak verilmelidir. İç piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı, ürünün bahçe fiyatı ile market fiyatı arasındaki fark kapatılmalıdır.

Narenciyenin piyasaya arzında oluşan sıkıntı ise, hali hazırda kurulu bahçelerin ürün hasat sürelerinin uzatılması ve depolama yapan çiftçilerin ürün bazında desteklenmesi ya da faizsiz kredilerle teşvik edilerek geç hasat yoluyla giderilmelidir.

Narenciye üretiminde bahçe oluşturma ve bakım masrafları yüksektir. Yeni dikilen narenciye ağaçlarının meyve vermesi 5-6 yılı bulmakta ve ürün 15-20 yıl değiştirilememektedir. Üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi bakımından girdi fiyatlarının aşağı çekilmesi büyük rol oynayacaktır.

Kaliteli ve sağlıklı ürün için teknolojik gelişmeler yakından takip edilememektedir. Ürünün işlenmesini sağlayacak modern nitelikte tesislerin kuruluşuna teşvik verilmemesi, zararlılar ve ruhsatsız ilaçlar da narenciye ihracatını sekteye uğratmaktadır.

İhracatın artırılması için iyi işleyen bir pazarlama organizasyonuna ihtiyaç olduğu açıktır. Bunu gerçekleştirmek için Devlet kurumları öncü rol üstlenmelidir.

Bu nedenle narenciye üreticilerinin yaşadıkları sorunların ve bu ürünlerle ilgili ihracat politikasında var olan eksikliklerin saptanması, uluslararası piyasalarda rekabet edebilirliğinin artırılması amacıyla Anayasanın 98. İç Tüzüğün 104 ve 105. maddelerince Meclis Araştırması gerekmektedir.

3.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, sağlık hizmetlerinin yönetimi ve hizmet üretim sürecine ilişkin olarak yürütülen idari ve politik uygulamalar ile mevcut sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/309)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Anayasamızın 56. maddesinde de belirtildiği üzere ülkemizde yaşayan her insan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak hakkına sahiptir. İnsan sağlığı ve yaşam kalitesini yükseltmek de devletin başlıca görevlerindendir.

Sağlık hizmetlerinin yönetimi ve hizmet üretim sürecine ilişkin olarak yürütülen idari ve politik uygulamalarla mevcut sorunların daha da derinleştiği gözlenmektedir. Bu konuda alınacak önlemler, çözüm önerileri ve gerekli politikaların oluşturulması amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104. ve 105. Maddeleri  gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Ali Öz                                      (Mersin)

2) Yusuf Halaçoğlu                     (Kayseri)

3) Necati Özensoy                       (Bursa)

4) Oktay Vural                             (İzmir)

5) Alim Işık                                 (Kütahya)

6) Celal Adan                               (İstanbul)

7) Hasan Hüseyin Türkoğlu        (Osmaniye)

8) Adnan Şefik Çirkin                 (Hatay)

9) Muharrem Varlı                       (Adana)

10) Mehmet Erdoğan                   (Muğla)

11) Bülent Belen                          (Tekirdağ)

12) Ali Uzunırmak                       (Aydın)

13) Lütfü Türkkan                       (Kocaeli)

14) Kemalettin Yılmaz                 (Afyonkarahisar)

15) Reşat Doğru                          (Tokat)

16) Ali Halaman                          (Adana)

17) Enver Erdem                          (Elâzığ)

18) Mehmet Şandır                      (Mersin)

19) Özcan Yeniçeri                      (Ankara)

20) Süleyman Nevzat Korkmaz   (Isparta)

Gerekçe:

Bugün itibarı ile dünyada, gerek gelişmiş ekonomileri olan ülkelerde, gerekse orta ve geri ekonomik düzeylere sahip ülkelerde, üzerinde uzlaşma sağlanmış, ideal ve genel geçerli bir sağlık sisteminden bahsetmek mümkün değildir. Artan iletişim imkânları sayesinde daha çok şeyin farkında olan ve daha çok beklentisi olan vatandaşların ortaya çıktığı bir bilinçlenme sürecinde, artan kent nüfusu, çoğalan sağlık sorunları gibi nedenlerle sağlık hizmet ihtiyacı artmaktadır.

Sürekli gelişmeyi ve yenilenmeyi sağlayarak halk sağlığını koruyucu ve tedavi edici, çağdaş yaşamın gereklerine uygun, hasta haklarına saygılı, verimli, kaliteli ve eşit sağlık hizmeti sunmak sosyal devlet ilkesidir.

Sağlık alanında gerekli eğitim, altyapı yatırımı ve denetim bugüne kadar yeterince yapılmadığı için, gereğinden çok fazla sağlık sorunuyla yüzleşmekteyiz ve doğal olarak bu ekonomik anlamda maliyetlere yansımaktadır. Öncelikle halkın yaşam koşullarını olumlu yönde değiştirip geliştirmedikçe, hastalık üreten ortamları sağlık üreten ortamlara dönüştürmedikçe hangi sağlık sistemi uygulanırsa uygulansın asla başarılı olunamayacaktır.

Ülkemizde 2003  yılından bu yana sürdürülen sağlıkta reform politikalarıyla sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sunumunda temel bir dönüşüm ve değişim sağlamak amaçlanmış ve bunun gereği olarak da devletin sağlık hizmetlerinin finansmanından giderek daha fazla çekilmesiyle özelleştirme yönünde tercihlere gidilmiştir. Bu politikaların sonucunda daha fazla tıbbi işlem yapılarak döner sermaye gelirlerinin arttırılması esasına dayanan bir ödeme sistemi getirilmiştir. Eğitim ve araştırma hastanelerinde, Tıp Fakültelerinde hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının, öğretim elemanlarının, yapacakları tıbbi işlemler karşılığında puan almaları ve alacakları ücretlerin bu puanlar karşılığında belirlenmesi anlamında "Performans Sistemi" getirilmiştir. Katkı payı, sözleşmeli çalışma, güvencesiz iş gücü, sağlık hizmetlerinde nitelik yerine niceliğin öne çıkması, finansman sorunları, kamu kaynaklarının kullanımı, SGK yapılanması, küresel bütçeleme, zorunlu mali sigorta yönleri bakımından bakıldığında bu yeni uygulamalarla tıbbi hatalar azaltılamamış, bu yanıyla da hasta hakları olumsuz etkilenmiştir. Hekime yönelik şiddeti arttırıcı etki oluşabildiği gibi sağlık hakkının gerçekleştirilmesi zorlaştırılmış, mesleki değerlerin korunması ve etik ilkelerin uygulanmasını güçleşmiştir. Sağlıkta hızlı erişimin sağlanması hedefiyle sağlık çalışanlarımızdan artan talebi ve halkın memnuniyet düzeyini zirvede tutmak için, yüksek performans göstermeleri istenmiştir. Sağlık çalışanlarının sistemde yaşadığı sorunlar nedeniyle güvenleri, mesleki bağlılıkları ve motivasyonları azalmıştır. Değişim ihtiyacının göz ardı edildiği bir dönemde, mevcut sorunların baskıladığı sağlık çalışanları, teşkilat yapısını kökten değiştiren bir yasa ile karşı karşıya bırakılmıştır. Sağlık hizmetlerinin sunumu sürecindeki sorunlar devam etmektedir, performans sisteminin çalışanlar arasında adaletsizliği büyüten uygulamalarına çözüm getirilememektedir. Sağlık çalışanlarının döner sermaye tavan oranlarının adil şekilde belirlenmesi noktasındaki haklı talebi dikkate alınmazken yöneticilerde hekimlere pozitif ayrımcılık getirilmiştir. Öte yandan sağlık istihdamı ve sağlık eğitiminde makro düzeyde planlar yerine yabancı hekim ve yabancı hemşire istihdamına imkân sağlanması da ayrı bir sorun oluşturacaktır. Söz konusu düzenleme, sağlık gibi devletin sorumluluk alanında bulunan kamu hizmetlerinin devlet memuru eliyle yürütüleceği şeklindeki anayasal hükme ve yasalarla belirlenen devlet memurluğu kriterlerine aykırıdır. Sağlık istihdamındaki ihtiyacı karşılamak için, sağlık eğitiminin potansiyelini geliştirecek ulusal bir politika belirlenmeli, yabancı hekim, hemşire gibi uygulanabilir olmayan tedbirler yerine, bütün dünyanın gıpta ile baktığı genç işgücü kaynaklarımızı değerlendirmek hedeflenmelidir.

Sağlık sisteminin geleceğini, sağlık hizmetlerinin etkinliği ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen temel sorunlar çözümlenmedikçe uygulanacak politikalar asla yeterli olamayacaktır. Sorun çözmek adına sorunları ağırlaştırmanın bedelini ödemek istemiyorsak, gerçekçi politikalar üretmeli, sağlık üretmenin yolunun sağlıklı kararlardan geçtiği unutulmamalıdır. Bu konuda TBMM içinde tüm tarafların katılımı ile sorunlara karşı alınacak önlemler, çözüm önerileri ve gerekli politikaların oluşturulması amacıyla Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/490) (S. Sayısı: 257) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 257 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Niğde Milletvekili Doğan Şafak konuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Şafak.

CHP GRUBU ADINA DOĞAN ŞAFAK (Niğde) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 257 sıra sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı’nın geneli üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım.

Turist rehberliği tasarısı, turist rehberlerinin yaklaşık sekiz yıldır bekledikleri bir düzenlemedir. Bu düzenleme, rehberlik meslek kuruluşlarının en önemli hedefiydi.

Bu tasarının üyesi olduğum Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonundan geçmesi ve Genel Kurulda görüşülüyor olması, rehberler ve turizm sektörü adına büyük bir sevinç kaynağı olmuştur.

Komisyonda, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri olarak tasarı maddeleri üzerinde verdiğimiz bazı değişiklik önergelerimizden birkaç tanesi oy birliğiyle kabul edilmiştir.

Turist rehberlerine katkı sunabilmek için, nasıl değil nasıl olması gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu, Komisyon toplantısında olumlu düşünce yapısı ve görüş içerisinde iki madde hariç gerçekleştirdik.

                        

(x) 257 S. Sayılı Bazmayazı tutanağa eklidir.

Değerli milletvekilleri, rehberlik, kültürler arasında köprü kuran, saygın bir meslektir. Ülkemizde rehberliğin geçmişi 19’uncu yüzyılın sonlarına uzanmaktadır. Rehber örgütleri de elli yılı aşkın bir süredir, turist rehberlerinin sunduğu hizmetin niteliğinin artırılması, hizmet içi eğitim, uzmanlaşma alanlarında çalışmalarını sürdürmekte, ülke turizminin geliştirilmesi konusunda yapılan çalışmalara etkin bir biçimde katılmaktadırlar.

Turist rehberliğiyle ilgili ilk yönetmelik 3 Eylül 1971 tarihinde ve 13945 sayılı Tercüman Rehber Kursları ve Tercüman Rehber Yönetmeliği adıyla yayımlanmıştır. Bu Yönetmelik, 21 Mart 1974 tarihinde değiştirilerek Profesyonel Turist Rehberliği Yönetmeliği adını almış, 1981 ve 83 yıllarında bazı değişikliklere uğramıştır.

2 Temmuz 1986 tarihinde 19152 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Profesyonel Turist Rehberliği Yönetmeliği bazı değişikliklere uğrayarak 25 Kasım 2005 tarihli ve 16004 sayılı Resmî Gazete’de yeni Profesyonel Turist Rehberliği Yönetmeliği adıyla yayımlanmıştır.

Günümüzde, Bakanlığın açtığı kursların yanında, üniversitelerin iki yıllık ön lisans ve dört yıllık lisans programlarıyla da turist rehberleri yetiştirilmektedir.

Geçen yıllar içerisinde, barındırdığı kültürel ve doğal zenginlikler nedeniyle Türkiye için turizmin önemi giderek artmıştır. Bu tasarıyla, turizmde önemli rol oynayan rehberlerle ilgili yasal düzenlemeler yapılarak arzulanan sonuca yıllar sonra ulaşılacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanlığına kayıtlı belgeli profesyonel turist rehberi sayısı günümüzde 10 binin üzerindedir. Profesyonel Turist Rehberliği Meslek Yasası ülkenin tanıtımı ve ülke turizmi açısından büyük önem taşımaktadır.

Kanun tasarısının 2’nci maddesinin (b) ve (f) fıkralarında yer alan “birliklerini” ibarelerinin “birliğini” olarak değiştirilmesini Komisyon görüşmelerinde teklif ettik ve Genel Kurula bu iki maddenin düzeltilmesiyle ilgili vereceğimiz önergeyle teklifimizi yineliyoruz. Parti gruplarından, özellikle Hükûmetten bu maddelerin değiştirilmesi için desteklerini bekliyoruz.

Bu tasarıda düzeltilmesini istediğimiz diğer bir madde ise 8’inci maddenin (1)’inci ve (2)’nci fıkralarıdır. 8’inci maddenin (1)’inci fıkrasında, ülkemizde sadece bir tane rehber odaları birliğinin kurulması gerektiğini Komisyonda dile getirdik. Kamu kurumu ve meslek kuruluşları niteliğinde birden fazla meslek birliğinin kurulabilmesine olanak sağlayan bu fıkrada, öncelikle, birliklerin uygulamalarda farklılık göstermesiyle takiben meslek ihtiyaç ve çözüm önerilerinde gerekli olan birlik olabilme yeteneğini kaybetme olasılığı vardır. Tüm rehberleri temsil etmeyen, sadece bir kısım rehberlerin parça parça, farklı birliklerce temsil edildiği bir meslek birliğinin faaliyetini aktif ve verimli şekilde devam ettiremeyeceğini bir kez daha belirtiyoruz. Ülke genelinde birden fazla odalar birliğinin oluşması sürekli bir mutabakat arayışına neden olacağından kurumları hantallaştıracaktır.

Aynı maddenin (2)’nci fıkrasında vermiş olduğumuz bir başka önerge ise aynı ilde birden fazla oda kurulamayacağına yönelikti. Meslek odalarının kuruluş amacı, mesleği icra edenlerin bir araya gelerek mesleki sorunlara çözüm getirmek, mesleki faaliyetin meslek ehline sahip kişilerce en iyi biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Bir ilde birden fazla kamu kurumu niteliğinde meslek odasının kurulmasına müsaade etmek bu mesleği icra edenleri bir araya getirme amacına aykırı olacaktır. Birlik hâline gelemeyen rehberlerin de meslek sorunlarını sağlıklı bir şekilde tartışma ve çözüm bulabilme yetkisi de ortadan kalkacaktır.

Ayrıca, meslek odalarının zamanla farklı uygulamalar içerisine girmesi üyeler arasında bilgi karmaşasına neden olacaktır. Bu durum meslek odalarının tüm enerjisini mesleki sorunlar ve bunların çözümüne harcamasına engel olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, her ilde bir oda, Türkiye genelinde de bir meslek odasının olmasının daha uygun olduğunu düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, her coğrafyasında, denizleriyle, dağlarıyla, doğal gölleri, doğal güzellikleri ve kültürel varlıklarıyla turizm sektörü açısından büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Buna rağmen bizlerin turizm sektörünün hakkını tam anlamıyla verdiğimiz söylenemez. Ülkemizin coğrafi küredeki yerini, gelişmiş ülkelere mesafe yakınlığını göz önünde bulundurursak, bu durum turistlere ucuz ulaşım avantajı sunmaktadır. Ne yazık ki Türkiye’de turizm, 80’li yıllar dışında, bir devlet politikası olarak algılanmamıştır. Türkiye'nin her bölgesinde var olan turizm potansiyelleri ortaya çıkarılmamıştır.

Türkiye, kayak sporu ve kış turizminde de çok büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin en aktif şekilde kullanılması için, yeni ve alternatif kayak merkezleri bir an önce yapılmalıdır. Kış turizminin gelişebilmesi için, paralelinde kayak sporunun da gelişmesi gerekiyor. Bu konuda doğru yönlendirme ve yatırım yapılmasına ihtiyaç vardır. Bolkar Dağları kış turizmine en elverişli dağımızdır. Gerek Alp disiplini, gerek kış olimpiyatları, tur kayağı ve çeşitlerinin yapılabileceği, yanında Çiftehan termalinin de bulunması nedeniyle yatırım yapılması gerekli olan en önemli dağımızdır. Ülkemizde kış turizmi yönünden, Erzurum ve Erciyes dışında, yabancı turistlerin ilgisini çekecek, kayda değer yatırımlar yapılmamış ve bu önemli turizm dalı ihmal edilmiştir.

Kayak sporu ve kış turizminin en önemli sorunlarından biri ise dağlarda kayak sporunun ve kış turizminin yönetimi açısından yönetmelik, yazılı metin ve kanun yoktur. Her ildeki kayak merkezi yönetimi kendi kafasına göre uygulama yapmaktadır. Bu eksiklik bir an önce giderilmelidir. Ayrıca, turizm sektörünün elinde, kanyoning, dağ bisikleti, rafting, trekking, macera turları gibi özel ürün bulunan firmalar fuarlara katılamamakta ve tur bağlantıları yapamamaktadır. Bu küçük firmalara tanıtım ve yatırım teşviki verilerek sermayenin tabana yayılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, Kültür ve Turizm Bakanımız, yaptığı bir açıklamasında, dünya standartlarında en iyi 100 otelin en az 20’sinin Türkiye’den seçildiğini söylemektedir. Evet, Sayın Bakan haklı olabilir. Turizm alanında tesislerin konforlu, verilen hizmetin kaliteli olduğu doğrudur ancak turizm acentelerinin ve tur operatörlerinin ülkemize getirdiği turistler “her şey dâhil” sisteminden yararlanmaktadır. Yurt dışındaki bazı firmalar, çalışanlarına, Türkiye’de, uçak biletleri de alınmış, her şey dâhil tatil pazarlamaktadırlar. Bu sistem turistleri ülkemizde bir bardak su için harcama yapmamaya, girdikleri tatil köyleri ya da otellerden çıkmamaya alıştırmakta ve bu durum turizm sektörüne belli başlı zararlar vermektedir.

Çözüm olarak, otellerin haftada bir gün sırayla her şey dâhil sisteminden vazgeçirilmesi için yönetmelik düzenlenmelidir. Bu da turistlerin şehir merkezlerine yönlenmelerini sağlayacaktır, böylece hem otel çalışanlarının haftada bir gün tatil hakları doğacak hem de o bölgedeki küçük esnafın ve rehberlerin günlük ticari hareketliliğine ekonomik yönden katkı sunacaktır.

Sayın Bakanın bahsettiği en iyi yirmi otelden, tatil köylerinden kendi vatandaşlarımızın hizmet alması inanılmaz yüksek maliyetlerdir.

Sayın milletvekilleri, turizm sektöründe yerli seyahat acentelerinin en zorlandığı konu sigortadır çünkü Türkiye’de turistleri seyahat kapsamı içine alacak, sigortalayacak bir sigorta şirketi yoktur. Kısmen sigorta yapan şirketler de tur kapsamı alanını çok dar tutmaktadır. Bunun için, seyahat sigortası mevzuatında düzenlemeye ihtiyaç vardır.

Turizm sektörünün diğer ve önemli bir sorunu ise bazı ülkelerden gelen turistlerin ülkemizde kaçak işçi olarak çalıştığı bilinmektedir. Bu insanları turist olarak kaydettiğimizi göz ardı etmemeliyiz.

TÜİK, turizm gelirlerini hesaplarken, örneğin “Ülkemize gelen Amerikalı bir turist 1.500 dolar, Fransız bir turist bin dolar, İngiliz bir turist 500 dolar, Azerbaycanlı bir turist 500 dolar harcıyor.” şeklinde topluyor ve bu miktarın ortalamasını alıyor, gelen turist sayısına çarpıyor. Türkiye’ye gelen 2,5-3 milyon civarı kişi turist olarak gelmekte ve ülkemizde kaçak işçi olarak da çalıştığı bilinmektedir. Bu kaçak işçilerin gelirleri de turizm geliri olarak hesaplanmaktadır.

2,5-3 milyon kişinin kayıt dışı olarak ülkemizden götürdüğü miktarın gelir olarak hesaplanmasını anlamak mümkün değildir. Bu kaçak işçilerin kayıt dışı olarak ne kadar miktar dövizi ülkelerine geri götürdükleri göz ardı edilemeyecek acı bir gerçektir.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, turizm gelirlerinin büyük bir bölümü altı vilayetimize gitmektedir. Bu illerimiz, Antalya, İstanbul, İzmir, Aydın, Muğla, Nevşehir’dir. Turizmin geliştirilmesine, çeşitlendirilmesine ve ülke geneline yayılmasına ihtiyaç vardır. Ülkemizde dağ, doğa, trekking, macera ve alternatif turlarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu da meslek dalında farklı ihtiyaçları doğurmaktadır.

Ağrı Dağı, Bolkar Dağları, Kaçkar Dağları, Aladağlar, Likya yolları turlarını, rafting turlarını, alternatif ve macera turlarını mevcut turist rehberlerinin karşılaması mümkün değildir. Trekking, alan kılavuzları ve dağ rehberlerinin sınavları çeşitli kurumlar tarafından yapılarak, yabancı dil bilmeyen, turizmle alakası olmayan kişilerden oluşmaktadır. Az önce belirttiğim alanlarda sektörün ihtiyaçlarını karşılamak için en kısa sürede yönetmelik düzenlenmesi ve sınav açılması gerekmektedir. Riskler taşıyan sektörün bu çeşitlerinde daha nitelikli bir hizmet verebilmek için yetkilerin, denetim ve kontrolünün Kültür ve Turizm Bakanlığında ve meslek odasında toplanması kaçınılmazdır.

Birçok üniversite İngilizce turist rehberliği bölümü açmıştır. Fakat Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca ve başka dillerde rehberlik bölümü açılmamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığının YÖK ile bağlantı kurarak bu sorunu çözmesi, başka dillerde de bölümler açtırması şarttır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde yat işletmecilerinin yat işletme belgesi alması zulme dönüşmüştür. Vatandaşın bu belgeyi alma eziyeti Mersin Telsiz Müdürlüğünde başlıyor, Antalya Fethiye’de zulme dönüşüyor, Ankara’da işkenceyle son buluyor. Ayrıca bu bölgemizde, Mersin-Antalya arasında, Silifke ve Anamur ilçelerimizde muhteşem bir turizm potansiyeli olmasına rağmen bu bölgelerimiz unutulmuştur. Ulaşım sorunu can sıkıcıdır. Mersin-Antalya arasındaki uzun yıllardır bir türlü bitmeyen yol yapım çalışmaları derhâl bitirilmelidir. Bu da kıyı ve kültür turizmine katkı sağlayacak, Antalya, Anamur, Mersin, Adana, Hatay, Şanlıurfa hattında yeni bir güzergâh açacaktır.

Türk Hava Yolları 10 Temmuz ve 1 Eylül arası Londra, Paris, Barselona, Frankfurt, Milano gibi nitelikli turistlerin gelebileceği ülkelerin başkentlerine ek seferler düzenlemelidir. Bu arada, Türk Hava Yolları işçilerinin grev haklarını da ellerinden aldığınızı unutmamak gerekir. Bununla da Hükûmet yetinmedi, altı saniyelik bir cep telefonu mesajıyla 305 kişiyi işten attı. Gece gündüz demeden ülkemizin turizm ve ulaştırma sektörüne büyük katkıları bulunan Türk Hava Yolları çalışanlarına yapılan acımasızlığı ve vicdansızlığı buradan kınıyoruz. Atılan işçiler derhâl geri alınmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığından son zamanlarda belediyeler uyduruk festivaller icat ederek bütçe almaktadırlar. Kavurma ve pilavın yenildiği, sazların çalındığı, hiçbir kültürel faaliyeti ve sektöre katkısı olmayan suistimallerin yapıldığı bu faaliyetlere bütçe ayrılmamalıdır. Kültür ve turizm yönünden zengin, ülkemizin sosyal hayatına katkı sağlayacak çerçevede festival düzenleyen belediyelere söyleyecek hiçbir sözümüz yok, hatta teşekkür ederiz. Fakat belediyelerin düzenlediği bu festivallere hangi kriterlere göre ödenek ayrıldığı da son zamanlarda tartışılır hâle gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı turizm sektörüne rahat bir nefes aldıracaktır genel itibarıyla. Turizm sektörünün tüm sorunlarını çözmek için Cumhuriyet Halk Partisinin özellikle üzerinde durduğu maddelerle ilgili vermiş olduğumuz önergelere desteklerinizi bekliyor, bu kanun tasarısının olumlu olduğunu düşünüyor, turizm sektörüne hayırlı olmasını diliyor, Sayın Bakana sektörüm adına da teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şafak.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Durmuş Ali Torlak.

Buyurunuz Sayın Torlak. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA D. ALİ TORLAK (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı’nın geneli üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısı yerli ve yabancı turistlere Türkiye’nin tarihî, kültürel, doğal ve diğer özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi veren, turistlerin sorunlarının çözümüne yardımcı olan turist rehberlerinin yıllardan bu yana mücadelesini verdikleri bir meslek kanunu tasarısıdır.

Kanun tasarısının geneline baktığımızda turist rehberlerinin tüzel kişiliği haiz bir meslek odasına ve birliğe kavuşacak olması sevindiricidir ancak kanun tasarısının özüne baktığımızda ise birçok eksiklikler ve Anayasa’yla çelişen maddeler bulunmaktadır.

Tasarıda turist rehberleri birliğinin bir meslek birliği gibi değil de Bakanlığa bağlı bir kurum hâline getirilmek istendiği açıkça görülmektedir. Kurulacak olan meslek birliğinin tamamen Bakanlık tekelinde faaliyet göstermesinin hedeflendiği, dolayısıyla yetkisiz bir meslek birliğinin kurulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Meslek odaları kamu tüzel kişiliğine sahip, merkezî otoritenin hiyerarşi anlayışı içinde olmadan, merkezî otoritenin idari vesayetinde olan kuruluşlardır. Bu kuruluşların merkezî otoritenin emir komuta zincirine sokulmaya çalışılması hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığı gibi doğru ve etik bir yaklaşım tarzı da değildir. Bununla birlikte, meslek kuruluşlarının işleyişi ve yönetim tarzı Anayasa’nın 135’inci maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi birçok kararında genel olarak kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının da kamu hizmeti yaptığını, idarenin bir parçası olduğunu ve yerinden yönetim esaslarına göre oluşturulduğunu kabul etmiştir. Bu kapsamda meslek odalarının mahiyetine, ruhuna ve işleyişine ters olan, ileride birçok sorunlar getirecek maddeler içeren bu tasarıda Anayasa’ya da aykırılıklar bulunmaktadır.

Tasarının geneline baktığımızda ilk göze çarpan en büyük sorun, Bakanlığa verilen yetkilerin çok fazla olmasıdır. Her konuda Bakanlık onayı aranmakta, her türlü belgenin Bakanlık tarafından verilmesi öngörülmektedir. Bu da tüzel kişiliğe sahip olmanın özüne ters olmakla birlikte kurulacak odaların da tamamen siyasallaşmasına neden olacaktır. Diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kanun ve yönetmeliklerini incelediğinizde, örneğin Avukatlık Kanunu’nun 9’uncu maddesi incelendiğinde avukatlık mesleğini kabul ruhsatının ilgili baro tarafından verildiği görülmektedir. Diğer mesleklerde de ilgili oda ya da birlik tarafından verilmekte olan meslek ruhsatının, görüşmekte olduğumuz bu tasarıda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilmesi doğru değildir. Dolayısıyla ya o meslek kanunları yanlıştır ya da bu kanun tasarısı yanlıştır. Bu nedenle, mesleğe kabul koşullarını taşıyan turist rehberlerine verilen ruhsatnamenin ilgili meslek kuruluşu tarafından verilmesi, Anayasa’nın 135’inci maddesinde yer alan “meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak” ibaresindeki amaçla bağdaşması açısından önemlidir.

Ayrıca mesleğe kabul başvurusunun da doğrudan meslek kuruluşlarına yapılması gerekirken, tasarıda başvurunun Bakanlığa yapılması, Bakanlığın denetim yetkisinden çok karar alma yetkisine sahip olmasına neden olacaktır. Bu da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları yetki çerçevesinin ruhuna ters olup ayrıca bürokratik işlemleri de arttıracaktır. Diğer taraftan odaların yetki alanları da daraltılacaktır.

Yine tasarıda yer alan aralıksız sekiz yıl süreyle eylemsiz turist rehberi olanların eylemli turist rehberi olabilmeleri için yapılacak sınavın Bakanlık tarafından yapılması yanlıştır. Bu sınavın iki aşamalı olması, bunlardan yazılı sınavın içeriği de açıkça belirtilerek konusunda uzmanlaşmış kamu kurum veya kuruluşları tarafından yapılması daha doğru olacaktır. Bununla birlikte turist rehberliği mesleğinde en önemli kriterlerden biri olan yabancı dilde konuşma veya pratik bilginin daha öne çıkması nedeniyle mülakatın da birlik tarafından yapılması daha isabetli olacaktır.

Tasarıda diğer önemli gördüğümüz ve düzeltilmesi gereken yanlışlıklar ise kamu kurumu niteliğinde birden fazla meslek birliğinin kurulmasıdır.

Değerli milletvekilleri, bu düzenleme sektörde birçok sorunları ve ikilikleri beraberinde getirecektir. Nasıl ki Barolar Birliği ve her ildeki baro tek ise turist rehberleri odaları birliğinin ve illerdeki turist rehberleri odalarının de tek olması kamu yararı açısından önemlidir. Çünkü illerde birden fazla odanın ve genelde de birden fazla birliğin kurulması kamu tüzel kişiliğine sahip kurum olmanın özüne ters olmakla birlikte, uygulamada birçok yetki karmaşasına da neden olacaktır. Aynı ilde birden fazla oda kurulmasına ve ülke çapında birden fazla birlik kurulmasına imkân veren bu yasal düzenleme, güçsüz meslek kuruluşlarının, etkisiz ve tüm rehberleri temsil etmeyen birliklerin kurulmasına, karar almada ve uygulamada hantallığa, uyumsuzluğa ve meslek mensuplarının siyasi nedenlerle ayrışmalarına yol açacaktır. Bu durum, meslek kuruluşlarının amacı olan mesleki birlik ve dayanışma ile mesleğin geliştirilmesi amaçlarından da uzaklaştırılmasına neden olacaktır, uygulamada birçok sorunu da beraberinde getirecektir.

Değerli milletvekilleri, meslek odalarının kuruluş amacındaki öncelik, ilgili mesleği icra edenlerin bir araya gelerek mesleki sorunlarına çözüm getirmek, mesleki faaliyetin meslek ehline sahip kişilerce en iyi biçimde icra edilmesini sağlamaktır. Bu tasarı, yıllardır mesleki bir yasaya sahip olamadıkları için yasal mesleki kuruluş çatısı altında örgütlenemeyen turist rehberlerini bir yandan yasal mevzuatlarına kavuştururken, diğer taraftan mesleki sorunlarını sağlıklı bir ortamda tartışma ve çözüm bulabilme yetisi bir karmaşa içine itilmektedir. Bu durum, kurulacak olan turist rehberleri meslek odalarının ve birliğinin tüm enerjisini mesleki sorunlara ve bunların çözümüne harcamasına engel olacaktır. Diğer taraftan, kurulan birliklerde rehberler arasında bazı ideolojik değerlere ve dillere göre bölünmeler yaşanacaktır. Aynı zamanda, yoğun iş potansiyeline sahip olan acentelerin birlikte çalıştıkları rehberleri belirli odalara yönlendirme eğilimine girmesi muhtemeldir. Bu durum da meslek odalarının rehberlerin değil de acentelerin taleplerine göre hareket etmelerini sağlayacak, tamamıyla fonksiyonunu yitirmesine sebep olacak sonuçlar doğuracaktır. Dolayısıyla diğer mesleki birlik ve odaların yapısıyla benzer bir yapının oluşturulması tasarının amacı ve kamu yararı açısından önemlidir.

Değerli milletvekilleri, turist rehberi, ülkemize gelen turist grubunu havaalanında karşılayan, bir program dâhilinde gezdiren, tur programı sonunda grubu tekrar havaalanına bırakan kişidir. Rehberin yaptığı iş dar kalıplar içinde bu şekilde özetlense de, aslında rehberlik mesleği turizm sektörünün can damarlarından birisidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında yabancı dil bilen azınlıklar tarafından icra edilen bu meslek, günümüzde profesyonel bir meslek dalı olarak üzerinde durulması gereken bir sektörel dal hâline gelmiştir. Bunun için gerek turizm sektörünün gerekse ülkemize gelen turistlerin rehberlerden beklentileri oldukça fazladır. Dolayısıyla, turist rehberi turizm sektörünün vazgeçilmez dinamiklerinden biri hâline gelmiştir. Özellikle kitle turizminde çeşitli çaba ve masraflarla kazanılan müşterilerin sürekli müşteri hâline gelebilmesinde turist rehberlerinin rolü yadsınamaz önemdedir. Beş yıldızlı bir hizmeti bir turist rehberiyle daha kaliteli hâle getirmek mümkün olduğu gibi çok kalitesiz bir düzeye indirgemek de mümkündür. Bu nedenle, bir turist rehberi, gerek ülke tanıtımının gerekse turizm işletmelerinin aynası durumundadır. Turistler de aynada iyi şeyler görebildiği ölçüde ülkenin daimî konuğu olacaklardır.

Turizmin ülke ekonomisinde ağırlığı arttıkça tanıtıma ayrılan bütçe de her yıl artmaktadır, sınır ötesi tanıtımda kullanılacak bu bütçenin ülkeye daha çok turist kazandıracağı açıktır. Ancak tanıtımın ikinci bir ayağı daha vardır, bu da, potansiyel talebin fiilî talebe dönüşmesinden sonra yapılan tanıtım faaliyetlerini kapsamaktadır. Ülkeye yeni giriş yapan turist ile yüz yüze yapılan tanıtımda, kuşkusuz, turizm alanında hizmet veren herkesin kendisine düşen bir yükümlülüğü vardır. Ülkemizi temsilen gönüllü elçi olan profesyonel turist rehberinin bire bir tanıtımda ne kadar etkin olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, profesyonel turist rehberi, gerek ülke tanıtımı gerekse turizm işletmeleri ve turistik işletmeler için stratejik önemdedir. Dolayısıyla, bu mesleği icra edenlerin çok eğitim almalarının yanında “liderlik, davranış, sabır ve anlayış, kararlılık ve mesleki etik” gibi bazı bireysel özellikleri de taşıması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, turist rehberliği turizm alanında çok farklı amaçlardan önemli görülen mesleklerdendir. Öncelikle her turist rehberinin birtakım liderlik özelliklerine sahip olması gerekmektedir. Çünkü rehberler, turist gruplarına liderlik yapmakta ve tur süresince onları yönlendirmektedirler. Diğer taraftan, yerel toplum ile turist grupları arasında iletişim sağladıkları için, sosyal fayda sağlaması açısından da önemi büyüktür. Bu nedenle, turist rehberlerinin işlerini başarılı bir şekilde yapması turizm sektörünün olumlu gelişimi açısından çok önemlidir. Bu itibarla, dünya turizm pazarından aldığı payı sürekli artırma çabasında olan ülkemiz için, bu sektörün gelişmesinde en önemli ekonomik unsurlardan biri olarak görülen Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı’nın yasalaşması hayati bir gerekliliktir. Bu kapsamda, mevcut tasarıda yer alan eksikliklerin de bir an önce yönetmeliklerle giderilmesinin önem, hassasiyeti vardır.

Çıkarılacak uygulama yönetmelikleriyle, rehberlik mesleğinin çalışma sistemi, rehberlerin özlük hakları ve yükümlülükleri ile sosyal güvenceleri de belirlenmeli ve yaşanacak olumsuzlukların önüne en baştan geçilmelidir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde sadece deniz turizmi yoktur. Türkiye, tarihî zenginlikler ve doğal güzellikler bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasındadır. Bu özelliklere sahip en önemli ilimiz İstanbul’dur. Tarihle doğanın, kültürle farklı sosyal zenginliklerin iç içe geçtiği İstanbul’dan, bütün bu avantajlarına karşın benzerleriyle kıyaslandığında, turizm bakımından yeteri kadar istifade edildiği söylenemez. Bu kapsamda, “İstanbul” denilince akla ilk gelen, İstanbul’un aynası konumundaki tarihî ve kültürel yapıların, tarihî ve kültürel dokunun yavaş yavaş yok olduğuna tanık olmaktayız. En son Fatih ilçesinde, Balat’ta yer alan, tarihî ve kültürel bir hazine olan iç surlardaki bir mahzenin üzerine beton bina yapılması hem de belediye tarafından bu binaya ruhsat verilmesi, Anıtlar Yüksek Kurulunun da buna sessiz kalması, İstanbul’da tarihî ve kültürel dokunun nasıl katledildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Değerli milletvekilleri, “turist” ve “turizm” birlikte anıldığı zaman ülkemizin en önemli çekim merkezleri, hiç şüphesiz, İstanbul, Antalya ve İzmir’dir. Yıllar itibarıyla İstanbul’a turistik gezi amaçlı gelen gemilerin sayıları ve boyları sürekli artış gösterirken, bu gemilerin yanaşabileceği rıhtım kapasitesi aynı kalmıştır. Bunun sonucunda da İstanbul’a gelen gemilerin yanaşma yeri problemi oluşmaktadır. Bazı gemiler zaman zaman rıhtımda bağlama yeri bulamadığından rıhtıma yanaşamamakta, açıkta demirleyerek, yolcular yolcu tekneleriyle limana taşınmaktadır. Yolcuların ve firmaların istemedikleri bu durum, yolcuların açıkta demirlemiş gemiye ve yolcu teknelerine indirilip bindirilmeleriyle taşınması sırasında yaşanması muhtemel büyük riskler bulunmaktadır. Bununla birlikte, açıkta demirleyen bu gemilerin İstanbul Boğazı’nın hem yerel hem de boğaz geçişi yapan gemi trafiğine olumsuz etkileri de bulunmaktadır.

Kruvaziyer turizm potansiyeli her geçen gün artmakta olan İstanbul’da, bu artışı devamlı kılabilmek için, bu gemilerin sorunsuz yanaşabilecekleri, kapasitesi yüksek, modern kruvaziyer limanlarına çok acil olarak ihtiyaç duyulmaktadır. O nedenle, İstanbul’la birlikte diğer kıyı şeridindeki turizm bölgelerine gelen turistlerin daha uzun süre konaklamalarını sağlamak ve gelen nitelikli turist sayısını artırabilmek için potansiyeli yüksek bölgelerde kruvaziyer yolcu taşımacılığına yönelik alt ve üst yapıların hızla tamamlanarak turizme açılması sağlanmalıdır.

Ayrıca, deniz turizmi sektöründe hızla gelişen mega yat limanlarının iyileştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Başta İstanbul, Antalya ve İzmir’de bulunan yat limanlarının rehabilite edilerek mega yatları alacak şekilde geliştirilmesi, Türk turizminin yat turizminden aldığı payın artırılmasını da sağlayacaktır. Bunun yanında, yat limanlarına ilave olarak, ülkemizde bulunan iki yüzü aşkın balıkçı barınakları potansiyelinden faydalanılması da ayrıca düşünülmelidir. Birbirine belirli bir deniz mesafesi içerisinde bulunan balıkçı barınaklarının iyileştirilmesi, yat turizmine gerekli hizmeti sağlayabilecek şekilde yenilenmeleri sektörde önemli bir ilerleme sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz turizm alanında hem coğrafi konumu ve iklimi hem de sahip olduğu doğal kaynaklar açısından büyük bir avantaja sahiptir. Ancak bu avantajın turizm politikalarında eksikliğini hissettiğimiz profesyonellik anlayışıyla da bütünleştirilmesi gerekmektedir.

Turizmin çeşitlendirilmesine imkân veren coğrafi ve doğal yapısı nedeniyle Türkiye, son on beş yılda en çok ziyaretçi alan ülkeler arasındadır. Turizme adapte olmakta sorun yaşamayan dinamik, genç nüfus varlığı ve sosyokültürel özellikleri nedeniyle turistlerin ilgisini çeken doğu-batı sentezi özellikleri ülkemizi merak edilen bir turizm merkezi yapmaktadır. Coğrafi konumu nedeniyle ana pazar bölgelerine yakın olması, bu konumun avantajından yararlanılarak kurulan halı, deri, konfeksiyon ve mücevherat gibi turistik alışveriş olanaklarına sahip olunması ve bölgedeki rakip ülkelere göre daha yeni ve daha kaliteli nitelikli tesislerin varlığı Türkiye turizmine avantaj sağlayan diğer unsurlardandır. Ancak, bu özellikler dışında Türk turizmini ve sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen birtakım dezavantajlar bulunmaktadır. Her ne kadar alternatif turizm imkânları artsa da, Türkiye’de turizm çoğunlukla Akdeniz ve Ege kıyı kesiminde yoğunlaşmıştır. Bu bölgelerde aşırı yığılma, kıyı gerisi ve çevresi alanlarda çarpık kentleşme ve yapılaşma bölge turizmini ve ülkemizin itibarını olumsuz etkilemektedir. O nedenle, ülkemize gelen turistlerin çevreye karşı aşırı duyarlılığı Türkiye’nin turizm sorunlarının başında gelmektedir.

Ülkemizin kıyı şeridinde çok katlı yapılaşmaların artması, daha fazla tesis uğruna Bodrum, Marmaris ve Kuşadası örneklerinde olduğu gibi turistik merkezlerin şehirleşmesi, tarım alanlarının tahrip edilmesi, turizme açılan bölgelerde katı ve sıvı atıkların çevreyi tehdit etmesi gibi sorunlar ülkemizin turizm sorunlarının başında gelmektedir. Dolayısıyla, çarpık kentleşme, turizm bölgelerindeki ulaşım sorunları, altyapı problemleri ve çevre kirliliği ülkemize gelen turistler açısından olumsuz bir izlenim yaratmakta, orta ve uzun vadede turizmi olumsuz etkilemektedir. Bununla birlikte, altyapı, hizmet kalitesi ve destek sektörlerdeki gelişmelerin hızlı talep artışlarından kaynaklanan ihtiyaca cevap verememesi, düzensiz ve denetimsiz ticari faaliyetler, ülkemiz turizminde ve ürün kalitesinde yol açtığı bozukluklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diğer taraftan, rezervasyonlarda yaşanan sorunlar, kötü işletmecilik, özellikle turistlere karşı fiyatlarda yaşanan çelişkiler turizmi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, stratejik pazarlama yönetimine işlerlik kazandırılamaması, yerel yönetimler ile kamunun turizm sektörüne gerekli ilgiyi göstermemesi ülkemizde etkin bir planlama politikasının olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla, turizm sektöründeki yatırımları da yakından ilgilendiren, gerek altyapı gerekse planlama alanındaki eksiklikler yerli ve yabancı yatırımcıların gözünü korkutmakta, sektöre yapılmak istenen yatırımları kaçırmaktadır.

Bu kapsamda, kamu-özel sektör iş birliği geliştirilmeli, devletin koordinatör ve özel sektörün uygulayıcı olması, devletin finansman olarak tanıtımda özel sektöre destek vermesi konusunda teşvikler ve kredilerde farklı yaklaşımların geliştirilmesi sağlanmalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle turist rehberliği meslek kanununun ülkemize, ülkemiz turizmine ve yıllardır bu kanunu bekleyen turist rehberliği camiasına hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Torlak.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Erol Dora.

Buyurunuz Sayın Dora.

BDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 257 sıra sayılı turist rehberliğiyle ilgili Kanun Tasarısı üzerine Barış ve Demokrasi Partisinin düşüncelerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, jeopolitik konumu, üç semavi dinin buluştuğu bir ülke olarak ön plana çıkması, bununla birlikte rakiplerine göre son derece temiz plaj ve koylara sahip olması ve dört mevsimin bir arada yaşanması özellikleri nedeniyle âdeta bir turizm cenneti görünümündedir. Türkiye’nin sahip olduğu bu değerleri turizm amaçlı kullanması, ülkemizin içinde bulunduğu işsizlik sorununun giderilmesinde çok önemli rol oynayacaktır.

Ülkemizin turizm potansiyelinin temel bileşenleri, sahip olduğu doğal, kültürel ve tarihî değerlerdir. Bu değerler uzun vadede korunabildikleri sürece uluslararası turizm pazarındaki payımız hızla büyümeye devam edecektir. Bunun için özellikle turizm yörelerindeki arazi kullanma ve altyapı kararlarının gerek yerel gerekse merkezî yönetimlerce doğru olarak verilmesi gereklidir. Altyapılarda kapasite üstü zorlamalar doğal değerlerin yok olması tehlikesini de beraberinde getirecektir. Bu kararların verilmesi aşamasında turizmin en önemli görevinin doğal, kültürel ve tarihî değerlerini koruyarak kullanılması gerekliliği iyi anlaşılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizm üzerinde konuşurken önemle belirtilmesi gereken hususlardan biri de ekolojik yaşamın gerekliliğidir. Ekolojik yaşam, çevreye duyarlı yaşam modellerinin geliştirilmesi olarak değerlendirilebilir. Turizm faaliyetlerinde gözetilmesi gereken husus, ekolojiye duyarlı bir çevre bilincinin geliştirilmesi ve bu faaliyetlerin icraatında çevrenin ve doğal yaşamın tahrip edilmemesidir.

Bugün Türkiye’nin birçok turizm bölgesi giderek eski canlılığını yitirmektedir ve halkımız, “turizm” adı altında çevrenin katledilmesi konusunda şikâyetlerini zaman zaman dile getirmektedir. Bizim için ekolojik yaşam, insanlığın kapitalist sistemin neoliberal saldırılarına karşı kendi yaşamını üretme, doğa, insan ve yaşam diyalektiklerini hayatta tutma dinamiğidir. Elbette “ekoloji” denilince ilk akla gelen çevre ve çevresel sorunlar olmaktadır. Bu yaklaşımın bir parçası doğru olmakla beraber, ekolojik yaklaşımı anlamak adına yeterince eksik de kalmaktadır. Ekolojik yaşam tam anlamıyla endüstriyalizmin karşıtıdır. Endüstriyel yaklaşım, insana, topluma, doğaya, her türlü canlı ve cansız varlığa kâr üzerinden yaklaşma pratiğidir. Endüstriyel anlayışta dereler kâr için, tarlalar organik ve daha fazla ürün için, şehirler rant için vardır. Bunun yanı sıra, doğa-insan ilişkisinde insanın daha fazla kâr elde etmesi yoluyla tahakkümünü sağlamayı da insanlık dramı olarak ortaya koymaktadır.

Türkiye birçok bölgesiyle beraber turistik alanlara ve belki de daha doğru ifadeyle daha güzel yaşanabilecek tarihselliği olan alanlara sahiptir. Söz konusu bu alanlar Türkiye’nin her alanına yayıldığı gibi özellikle Güney ve Doğu Anadolu Bölgesi yani Mezopotamya bölgesinde çok fazla sayıda yer almaktadır. Mezopotamya insanlık tarihinin beşiğidir. İlk tarımsal hayata geçiş, ilk sanatsal yapılar bu alanda yapılmıştır. Dolayısıyla, bu bölge içinde çok değerli bir tarihi ve bu tarihten bize kalan alanları miras bırakmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizm faaliyetlerinin en önemli unsurlarından biri de turist rehberliği mesleğidir. Ne yazıktır ki turist rehberliğinin ülkemiz tanıtımı için sağlayacağı genel ve kamu yararı bugüne kadar yeterince gözetilememiştir. Sektörün çeyrek asra yaklaşan deneyimlerine dayalı olarak ortaya konan mesleki taleplere hâlâ işlerlik kazandırılamaması toplumun tüm katmanlarında giderek yaygınlaşan bir kanıksama kültürünün yansıması olarak değerlendirilebilir. 12 Eylül 1998 tarihinde kurulan Turist Rehberleri Birliği kuruluş tarihi itibarıyla belli bir süre sektörü temsil etmede ve mesleki kazanımlar noktasında yol almış ancak sorunların çözülememesi ve iç çekişmeler nedeniyle her zaman güçsüz mesleki örgütlenmede olduğu gibi birlik içinde zamanla çözülmeler başlamıştır. Bakanlık bu meslekî örgütsel dağınıklığı da gerekçe alarak eski merkeziyetçi düzenini devam ettirmektedir. Bu bağlamda yasa tasarısı turizm rehberlerinin sorunlarını çözmekten uzaktır.

Yasa tasarısında turist rehberlerinin bir odaya kayıtlı olması gerektiği ifade edilmekte ancak bu odaların Bakanlık tekelinde faaliyet göstermek zorunda bırakılması kurulacak olan odaların siyasallaşacağı endişelerini doğurmaktadır. Odaların yetki alanlarının daraltılması da aynı şekilde siyasallaşma endişelerini beraberinde getirmektedir. Bu kaygıları azaltmak için yasa tasarısında geçen, odaya üyelik kayıtları Bakanlık tarafından değil Turist Rehberleri Odaları Birliği tarafından yapılmalıdır. Birlik üye kaydını zaten ilgili bakanlığa arz edeceğinden sorun ortadan kalkmış olacaktır. Turist rehberi olabilmek için gerekli olan sınav ve mülakatların odalar tarafından yapılması gerekmektedir. Bu sınavın içeriği net bir şekilde ortaya konmalıdır ve bu aşamadan sonra mülakatların bu işe ehil olan odalar tarafından yapılması gerekmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı uygun gördüğü hâllerde birliğe yetki devri yapabilmelidir. Yetki devriyle meslekle ilgili deneyim ve birikim sahibi, mesleki kuruluş çalışmalarında etkin ve hızlı işleyiş sağlayacak, gerekli konuları Bakanlığa sunacak, Bakanlıktan görüş ve onay alacaktır.

Yine, kanun tasarısının 3’üncü maddesinin (3)’üncü fıkrasında meslekten çıkarmanın Bakanlık kararıyla olacağı öngörülmektedir. Oysa mesleğe kabulde olduğu gibi çıkarma da birlik kararı ve Bakanlık onayıyla gerçekleştirilmelidir. Yasa tasarısında geçen, oda başkanlarının yanı sıra bölgesel oda başkanlarının da birlik genel kurulunda delege olarak yer almaları gerektiğini düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı ülkemizde ortak vatanda halkların ve inanç gruplarının haklarını teminat altına alan, gerçekten demokratik, sivil bir anayasanın beklentisi içinde olanlardan biriyim. Burada asıl işimizin bu olduğunu unutmamak gerekiyor. Sivil, demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasa; bugün Türkiye’de yaşayan Kürtlerin ve diğer halkların ve inanç gruplarının ortak talebi budur.

Barış ve Demokrasi Partisi olarak bizler de bu ülkenin ortak vatan çatısı altında her halkın ve her kesimin kendisini özgürce ifade edebileceği bir Türkiye yaratmanın siyasetini yürütmekteyiz. Türkiye'nin temel sorununun Kürt sorunu olduğu bilincinden hareketle temel siyasetimiz, Türkiye’deki bütün ezilenlerin, bütün ötekilerin sesi olmaya çalışmaktır. Bizim siyasetimiz kırmızı çizgiler ve tekçi politikalar üzerinden ilerleyen bir siyaset değildir.

Eğer, kırmızı çizgilerden bahsedeceksek partimizin insani hassasiyetlerinden söz etmek gerekir. İnsanlık onurunu yok sayan herhangi bir siyaset bizim kırmızı çizgimize takılacaktır. Bu coğrafyada yaşayan halkların ve inanç gruplarının karşısında olan, onları yok sayan, evrensel insan hakları temelli siyaset üzerinde şekillenmeyen bir siyasetin karşısındayız ve karşısında olmaya devam edeceğiz.

Halkların farklı kimliklerini, kültürlerini kabul etmeyen, bütün farklılıkları kucaklayacak anayasal vatandaşlık tanımını içermeyen, ana dilde eğitimi kabul etmeyen, örgütlenme özgürlüğünü garanti altına almayan bir anayasanın yeni bir anayasa olması mümkün değildir. Aynı şekilde başörtülülerin çalışma hakkını, Alevilerin, Yezidilerin ve diğer farklı kültürlerin inanç hakkını, çalışanların, kadınların hakkını güvence altına almayan bir anayasanın halk tarafından kabul görmesi mümkün olmayacaktır. Bu bağlamdan hareketle yeni anayasa çalışmalarından umutlu olmamız gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten demokratik, eşitlikçi, katılımcı ve içinde kırmızı çizgileri barındırmayan özgürlükçü bir anayasaya ülke olarak hepimizin ihtiyacı vardır.

Bu ülke özgürlükler ve temel haklar konusunda 12 Eylül Anayasası’ndan çok çekmiştir, Anayasa’dan kaynaklı mağduriyetler hâlâ devam etmektedir. Özgürlükleri sonuna kadar savunan “ancak” bağlacıyla bir önceki cümlede söylenen özgürlüklerin hepsini geri alan bir anayasa bizim anayasamız olmamalı. Anayasa tartışmalarında gözden kaçırılmaması gereken en önemli husus anayasanın sihirli bir değnek olmadığını idrak etmekten geçmektedir. Burada önemli olan zihinlerin değişimidir. Devlet zihinsel dönüşümlerde demokratik bir hukuk devletine yaraşır bir şekilde rol almasını bilmelidir. Hepimizin bildiği gibi, örneğin İngiltere’nin yazılı bir anayasası yoktur ancak ileri bir demokrasiyle yönetilmekte, temel hak ve özgürlükler konusunda çağdaş kriterlere uygun davranmaktadır. Bu açıdan bakıldığında aynı zamanda bir zihniyet devrimi içermesi beklenen anayasa yazım çalışmaları önündeki bütün engeller kaldırılmalı ve özgürlüklerin önü açılmalıdır.

Ülkemizde birçok gazeteci, aydın ve öğrencinin tutukluluğu devam etmektedir. Bu insanlar sadece düşüncelerini ifade ettikleri için, demokratik zeminde muhalif siyaset yürüttükleri için içeride tutulmaya devam edilmektedirler. Aynı şekilde 7 binin üzerinde, siyaset yapan vatandaşımız tutukludur ve özgür kalacakları günü beklemektedirler. Tutukluluğun istisna hâli olması gerekirken binlerce tutuklunun cezaevinde tutulması, cezaevlerinin kapasitelerinin çok üstünde tutuklu ve hükümlü barındırması anlaşılır bir durum değildir. Bu bağlamda temel hak ve özgürlükler konusunda yol temizliği yapılmadığı takdirde yeni anayasa çalışmalarının umut vaat eden ruhunun kaybolacağı endişesini taşımaktayız. Gelin, hep birlikte evrensel insan haklarına saygılı, gerçekten sivil, demokratik, katılımcı ve özgürlükçü bir anayasa yapım sürecine samimi bir şekilde katkıda bulunalım ve yapım süreci önündeki bütün engelleri kaldırıp, geleceğimizi hep beraber inşa edelim.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz haftalarda Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek muhalefet partilerinin grup başkan vekilleriyle bir araya gelerek, tutuklu vekillerin serbest bırakılmasıyla ilgili olarak olumlu sinyaller verdi. Çalışma arkadaşlarımızın Meclise gelip çalışmalarına başlayacakları yönünde bir beklentimiz vardı. Grup başkan vekillerimiz görüşmelerin olumlu geçtiğini ifade ettiler, ancak daha birkaç hafta geçmeden Başbakan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik bu işin yargının meselesi olduğunu söyledi. “Muhalif partilerin önerdiği tarzda bir değişikliğin olması hâlinde bunun çok farklı ve olumsuz hukuki sonuçlar doğurabileceği ve böyle bir düzenlemenin suistimale son derece müsait olabileceği sonucu çıkarılmıştır.” dedi. Oysa sayın grup başkan vekillerinin önerdikleri düzenlemede uzlaşmacı davrandıklarını, olumsuz hukuki sonuçlar doğurmaması için çaba harcadıklarını, son derece iyi niyetli davrandıklarını biliyoruz.

Şunu sormak gerekiyor: Muhalefet partilerinin önerilerini eğer tasvip etmiyorsanız sizin öneriniz nedir? Ne yapmak gerekiyor? “Tutuklu vekiller sorunu muhalefetin sorunudur.” demek doğru bir yaklaşım değildir. Bu vekiller Türkiye'nin vekilleridir. Onlara oy verenler bu ülkenin vatandaşlarıdır ve bu mesele muhalefet partilerinin olduğu kadar bu ülkeyi yöneten Hükûmetin de sorunudur. Açıkça ifade etmek gerekiyor ki Sayın Meclis Başkanının iyi niyetli girişimleri ikinci defadır boşa çıkarılmaktadır.

Bu meselenin basit bir yargı işi olmadığı, siyasi bir mesele olduğunu ve siyasetin çözmesi gerektiğini artık herkes biliyor. Yargı sisteminin bu kadar geç çalıştığı bir ülkede, yasama döneminin sonuna mı bırakılacak tutuklu vekiller?

MİT krizinde Sayın Başbakanın bile yargıya güvenmediği açıkça ortadayken, tutuklu vekiller konusunda yargıya güvenmemizin, yargının karar vereceği günü beklememizin bir anlamı var mıdır? Eğer yargıya güvenilseydi bir gecede yasa çıkarılmaz, şeriatın kestiği parmak acımaz şiarıyla hareket etmesi beklenen Sayın Başbakanın, MİT personellerini yargıya teslim etmesi gerekirdi.

Dünyanın neresinde “tutuklu vekil” kavramı vardır? Halkın verdiği binlerce oyla Meclise gelip çalışma yapması gereken vekiller neden hâlâ içeridedir?

Mardin Cezaevinde tutuklu bulunan Şırnak Milletvekilimiz Faysal Sarıyıldız ve Mardin Milletvekilimiz Gülser Yıldırım daha geçenlerde cezaevinin verdiği yemeklerden zehirlenme tehlikesi geçirdiler. Kapasitesinin 3 katı kadar tutuklu ve hükümlü barındıran bir cezaevinde kalan vekillerimiz dışarıda dönen siyasi hesapların kurbanı durumuna düşmüşlerdir.

Daha önceki konuşmalarımda da ifade ettiğim gibi, tutuklu vekillerin durumu siyasi bir meseledir ve Meclis çatısı altında çözümlenmesi gereken bir konudur. Bu konu üzerinde söz söyleyen hiç kimse yargının işine müdahale etme gibi bir amaç gütmemektedir. Tutuklu yargılanan vekillerle ilgili bizim ortak talebimiz, 12 Eylül’ün kötü bir mirası olan seçim barajına rağmen, temsiliyetin yüksek oranda olduğu son genel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesinin Meclise tam olarak yansıtılmasıdır.

Parlamenter sistemlerde milletvekilleri halkın iradesiyle seçilirler. Bu bağlamda, şu an cezaevinde olan, yüz binlerce oy alarak halkın teveccühünü kazanmış olan 8 milletvekili değil halkın iradesinin bizzat kendisidir.

Özgürlük kısıtlamasının keyfî olmaması gerektiği yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ortadayken, tutuklu vekiller sorununun âdeta bir kangren hâline gelmiş olması bizim açımızdan kabul edilemez. AİHM içtihatları, kişi özgürlüğünün ihlali olan bir eylemin öncelikle iç hukuka uyumlu olması gerektiğini, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını, bu eylemin sözleşmeye uygun olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmenin iç hukukun üzerinde olduğunu ve sözleşme kararlarının iç hukuk tarafından uygulanması gerektiğini düşünmekteyiz. Unutulmaması gerekiyor ki, sözleşmeye taraf olan bir devlet vatandaş, vatansız, yabancı ayrımı veya başka herhangi bir ayrıma tabi tutmaksızın herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını korumak ve geliştirmekle yükümlüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemde olan bir başka konu da Cumhuriyet Halk Partisinin Kürt sorununun çözümüne yönelik başlatmış olduğu yeni girişimdir. Bizler bu türden girişimleri olumlu karşıladığımızı en başından belirtmiştik. Kürt sorunu bu Meclisin çözmesi gereken siyasi bir sorundur. Çözüm sürecini Mecliste bulunan partilerin el ele vererek ilerletmesi gerekmektedir. Bu sorunun çözümünde başta Mecliste bulunan siyasi partiler olmak üzere bütün siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin elini taşın altına koyup sürece katkı vermek zorunda olduklarını düşünüyoruz.

Bu ülkenin birlik ve beraberliğini savunmak ve sağlamak hepimizin boynumuzun borcu olmalıdır. Otuz yıl süren çatışmalı ortamda yeterince kan dökülmedi mi? Güvenlik konseptinde ısrarcı olmak, barışın elini geri çevirmek halkımıza hiçbir şey kazandırmayacaktır.

Yasa tasarısıyla ilgili olarak da, sözünü ettiğimiz eksiklerin giderilmesi koşuluyla yasayı desteklediğimizi belirtiyor, bu vesileyle hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dora.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak.

Buyurunuz Sayın Bakbak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA DERYA BAKBAK (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Ülkemizin gelir kazanımlarından önemli bir kalemi teşkil eden turizm gelirimizin daha da artırılması, yeni meslek alanlarının oluşturulması, daha kaliteli turizm hizmetlerinin verilmesi, turizm rehberliği mesleğinin geliştirilmesi amacıyla Meclise getirdiğimiz Turizm Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı’nın hayırlı olması ümidiyle sözlerime başlamak istiyorum.

Ülkemiz, topraklarında birçok medeniyetin mirasını taşıyan, eski Yunan’dan Hititlere, Selçukludan Osmanlıya birçok uygarlığa ait eserlerin ve kalıntıların yer aldığı, doğal güzellikleri bakımından, özel konumu bakımından dünyada bir cazibe merkezidir.

Bütün bu özelliklerine rağmen Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’nun bağlantı merkezi durumunda olan ülkemiz, yakın geçmişe kadar esas itibarıyla bir kıyı turizmi ülkesi olmasının, başka bir ifadeyle, sıcak iklim ülkesi olmasının şansını yakalayan ve bu imkânı kullanmaya çalışan bir konumdaydı. Gelen turist profiline baktığımızda da daha çok soğuk iklimden gelen turistlerin varlığını görebiliyorduk. Dolayısıyla mevcut turizm hizmetlerinde de deniz kıyısı turizmi odaklı hizmetler veriyorduk ancak özellikle son on yılda Türkiye, bu özelliğinin yanına tarihini katarak, müzelerini katarak, ören yerlerini katarak, gastronomisini katarak, sivil mimari örneklerini katarak, kış turizmi ve kongre turizmini katarak turizmi yaygınlaştırmıştır. Bu gelişmelere paralel olarak ihtiyaçlar da gelişmiş ve bu ihtiyaçlara yönelik yeni düzenlemelere de ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır.

Amacımız, sürdürülebilir bir turizmi ülke düzeyine yaymaktır ancak bu şekilde marka değeri yüksek bir standarda ulaşmış oluruz. Tarihin vefakâr izlerini titizlikle taşıyan, topraklarından tarih taşan, kültür taşan ülkemizin, aynı zamanda, misafirperver ve barışçı geleneğini de dünyaya tanıtmalıyız.

Sayın milletvekilleri, biz İktidarımızda, turizm değerlerimizin katkısını artırmak amacıyla kültürel değerlerimizi yükselttik, dünya standartlarına ulaştırmaya çalışıyoruz. Müzelerimizi, ören yerlerimizi, türbelerimizi, arkeolojik alanlarımızı elden geçirerek hem tarihimize sahip çıkıyoruz hem de bundan ülkemize kazanç elde etmeyi başarıyoruz. İstatistikler de bunun en güzel ispatıdır. Ülkemiz, 2002 yılında, gelen turist sayısı bakımından dünyada 17’nci sırada iken 2010 yılında 7’nci sırada yer almıştır. 13,2 milyon olan yabancı ziyaretçi sayısı 2011’de yüzde 137,3 artarak 31,4 milyona yükselmiştir. Turizm gelirleri de 2002 yılında 11,9 milyar dolar iken 2011 yılında yüzde 93,27 artarak 23 milyar dolar olmuştur. Bu artışlarda turizm tanıtım çalışmalarının çok büyük bir yeri olduğu göz ardı edilmemelidir. 2002’de tanıtıma ayrılan bütçe yurt dışı için 44 milyon lira iken biz bu rakamı AK PARTİ Hükûmeti olarak 2011’de 155 milyona çıkardık. 2002’de 7.685 olan turist rehberi sayısı ise 2011’de 13.214’e yükselmiştir.

Turizmdeki yerel, ulusal ve uluslararası vizyonumuz ve izlediğimiz istikrarlı politikalar ile 2023 hedefimiz 50 milyon turist, 50 milyar dolar gelirdir.

Sayın milletvekilleri, kültür, toplumsal kimliğimizin en önemli unsurudur. Biz, medeniyet, kültür ve sanat değerlerimizi muhafaza edip yeniden üreten ve gelecek nesillere aktaran, evrensel kültüre katkıda bulunan çalışmalara hiç ara vermeden devam ediyoruz.

Anlayışımız, turizme kültürü de katarak zenginliğimizi artırmak ve bu çeşitliliğimizi yüksek imkânlara çevirmektir. Biz bunu yaparken bu değeri milletimizin ortak bir faaliyet alanı olarak görüyor, sosyal oluşum ve faaliyetlere büyük destek veriyoruz.

Bakınız, on yıl önce uluslararası ölçekte bir kültür envanterine bile sahip değildik; şimdi çok şükür, bütün illerimizin somut ve somut olmayan kültürel mirasımızın ayrıntılı bir envanterine sahibiz.

Sadece ülke sınırları içerisinde değil, dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki mimari mirasımızın da restorasyonunu yapmaktayız. Şehirlerimizin turizm ve kültürel kimliklerinin geliştirilmesi ve vatandaşlarımızın turizm ve kültürel ihtiyaçlarının dünya standartlarına çıkartılması için destek sağlıyoruz.

Dünyada ve ülkemizde turizm algısı hızla değişmektedir. Bu değişime ayak uydurmak, yeni trendlere, yeni teknolojilere, işitsel ve görsel gelişimlere uygun hareket etmek gerekmektedir. Aksi hâlde, ilginç olmaktan çıkar sıradanlaşırız, tükenmeye doğru gideriz. Biz bu değişimin farkındayız, rakamlar da bunu göstermekte.

Dünyada özellikle 2008’den bu yana turizm geliri düşerken, gezen turist sayısı azalırken bizde sürekli artıyor. Dolayısıyla turizm gelirimiz de sürekli artıyor. Tabii, bunlar kendiliğinden olmuyor. Bakınız, yerli ve yabancı kazılarda yeni standartlar getirdik. Artık yabancı kazılarda mutlaka akademik unvan taşıyan birilerini bulunduruyoruz. Üstelik 2002 yılında 57 yerli arkeolojik kazı yapılmakta iken 2011’de bu sayı 2 kattan fazla artarak 123’e ulaşmış. Yabancı arkeoloji enstitüleri tarafından yürütülen 43 kazı daha bulunmakta.

İnsanlardaki müze kavramını değiştirdik. Müzeleri sadece objeleri olan mekân algısı yerine, yaşayan, daha dinamik, daha çağdaş, daha canlı sunumlar hâline getirerek standartlarımızı yükselttik. Bakınız, Türkiye’nin bugüne kadar sadece 10 tarihî mirası UNESCO dünya kültür mirasına girmeyi başarmış. Geçici listede yer alan 38 tarihî mirasımızdan 21 tanesi de bizim İktidarımız döneminde listeye girmiş. Allah’ın izniyle bu sayı daha da artacak. Biliyorsunuz en son sahip olduğu mozaik alanıyla dünyanın en büyük mozaik müzesi Zeugma da UNESCO’nun 2012 Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’ne girdi.

Vizyonumuz çok geniş, bu nedenle hepimize büyük görevler düşmekte. Öncelikle kendi geleneğimiz olan hoşgörü, birlik ve beraberlik çatısı altında buluşmalı, birlikte hareket etmeliyiz. Bizler, bu hoşgörü ile tarihî eserlerimize, figürlerimize yansımış olan ev sahibinin gücünü ve önemini hissettirmeli, misafir karşılama geleneğimizle bütünleşerek misafirimizi karşılayan, ülkemizin dili olan profesyonel turist rehberlerimizle de örnek olmalıyız.

Sayın milletvekillerim, öncelikle, turist rehberi kimdir, bu soruyu cevaplamak gerekiyor. Turist rehberi, turist rehberliği mesleğini icra etme hak ve yetkisine sahip kişi veya grup hâlindeki yerli ve yabancı turistleri gezi öncesinde seçmiş oldukları dili kullanarak kültür, turizm, tarih, çevre, doğa, sosyal ve benzeri değerler ile varlıkları tanıtarak gezdiren veya seyahat acenteleri tarafından düzenlenen turların gezi programını seyahat acentesinin yazılı belgelerinde tanımladığı ve tüketiciye satıldığı şekilde yürüten, acente adına yöneten kişidir.

Dünyada yazılı kaynaklara ilk geçmiş rehberler Mısırlı rahipler olarak anılmaktadır. Ancak milattan önce 7’nci yüzyılda başlayan olimpiyat oyunları organize seyahatlerin başlangıcı olmuş ve beraberinde de turist rehberliğini getirmiştir. Anadolu’da doğup büyüyen tarihçi ve coğrafyacı Heredot, gezdiği yerleri ve gelenekleri anlatan ilk rehberlerdendir ve bir anlamda kültür turizminin öncüsü de sayılabilir. Daha sonraları ticaret ve seyahatlerin artışına paralel olarak Anadolu kıyılarını ziyaret edenlerin de sayısı artmıştır. Ancak bu dönemlerde rehberlik yapanlar kulaktan dolma bilgileri aktarmaktadırlar.

Turizmin ve turist rehberliğinin günümüzdekine benzer bir niteliğe kavuşması ancak sanayi devrimini izleyen yıllardadır. Turizmin gelişmesi ve kitle turizminin başlaması ile profesyonel turist rehberliği hizmeti zorunluluğu doğmuştur. Ülkemizde ise rehberliğin geçmişi 19’uncu yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır. 1839 yılında Osmanlıda Tanzimat’ın ilanıyla eğitim, güzel sanatlar ve ticaret alanında Avrupa ile ilişkiler gelişmiş ve İstanbul’da yaşayan yabancı sayısında artış olmuştur. Bu gelişmeyle birlikte Osmanlıda 19’uncu yüzyıl sonunda görülmeye başlayan turist rehberliği, ülkenin tanıtımı ve ulusal güvenlik açısından büyük önem taşımıştır. Mesleğin kurumsallaştırılması çabalarının ilk örneği 1890 tarihli Nizamname’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından iki yıl sonra 1925 tarihli Ecnebi Seyyahlara Tercümanlık ve Rehberlik Edecekler Hakkında Kararname yayınlanmış ve turist rehberliğine yönelik çeşitli adımlar atılmış ancak yaşanan ekonomik krizlerle birlikte turizm dönem dönem durma noktasına gelmiştir. 1971 yılına kadar turist rehberliğinde 1925 Kararnamesi geçerli olmuştur.

Turist rehberliği ile ilgili ilk yönetmelik 1971 yılında “Tercüman Rehber Kursları ve Tercüman Rehber Yönetmeliği” adıyla yayımlanmıştır. Bu yönetmelik 1974 tarihinde değiştirilerek “Profesyonel Turist Rehberliği Yönetmeliği” adını almıştır. 1981, 83 ve 86 yıllarında değişikliklere uğramıştır. Söz konusu yönetmelik 2005 yılında “Profesyonel Turist Rehberliği Yönetmeliği” adıyla yeniden yayımlanmıştır.

Günümüzde Bakanlığın açtığı kursların yanında üniversitelerin iki yıllık ön lisans ve dört yıllık lisans programları ile de turist rehberi yetiştirilmektedir.

Geçen yıllar içinde barındırdığı kültürel ve doğal zenginlikleri nedeniyle Türkiye için turizmin önemi giderek artmış ancak turizmde önemli rol oynayan rehberlerle ilgili yasal düzenlemelerde arzulanan sonuca ulaşılamamıştır.

Türkiye’nin tanıtımında önemli bir yeri olan turist rehberliğinin yasal bir zemine oturtulması, artan rehber sayısına paralel olarak mesleğe ilişkin kalite ve standartların belirlenmesi, turist rehberliği mesleğinin tanımı, çerçevesi, denetimi ve bu denetim neticesinde mesleğini gereği gibi yapmayanlara uygulanacak yaptırımların düzenlenmesi ve turist odaları ile turist rehberleri odaları birlikleri şeklinde yeni mesleki örgütlenmelere gidilerek turist rehberliği mesleğinin geliştirilmesi amacıyla bu kanun tasarısı hazırlanmıştır.

Tasarı ile odalar ve odaların üst kuruluşları olmak üzere tüzel kişiliğe sahip ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu birlikleri kurulmaktadır. Meslek kuruluşlarının organları, seçimleri, görev ve yetkileri tasarıda düzenlenmiştir.

Birliklerin Türkiye genelinde kayıtlı toplam meslek mensubu sayısının yüzde 33’üne sahip odaların Bakanlığa yapacakları başvuru üzerine kurulabileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.

Sınırları içinde en az 150 turist rehberinin yerleşim yerinin bulunduğu her ilde, o ilde kayıtlı toplam meslek mensubu sayısının yüzde 33’ünün valiliğe başvurusu üzerine, tüzel kişiliğe sahip ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan oda kurulabileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.

Oda merkezlerinin kuruldukları il olduğu ve aynı ilde birden fazla oda kurulabilmesine izin verilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

Oda olmayan illerde en az 50 turist rehberinin oda merkezinin bulunacağı ili belirten başvurusu üzerine Bakanlık tarafından bölgesel odalar kurulabileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.

Bu kanun hükümleri dışında rehber meslek kuruluşu kurulamayacaktır.

Tasarı ile mesleğin icrasına ilişkin hükümler getirilerek meslek mensuplarının hak ve yükümlülükleri de düzenlenmiştir.

Turist rehberleri bakımından bu odaya üye olma, ruhsatname alma, eylemli rehberler bakımından iki yıl için verilecek çalışma kartı alma, yazılı rehberlik sözleşmesi yapma ve taban ücreti altında çalışmama gibi zorunluluklar getirilmektedir.

Mesleğe kabul için aranılan şartlardan biri “Üniversitelerin turist rehberliği bölümlerinin ön lisans, lisans veya yüksek lisans programlarından mezun olmak veya üniversitelerin turist rehberliği bölümü dışındaki diğer bölümlerden, en az lisans düzeyinde, mezun olmak” olarak düzenlenmiştir.

Turist rehberliği sertifika programının, birliklerin ve Türkiye Seyahat Acenteleri Birliğinin ortak önerileri ve Bakanlığın onayıyla turizm sektörünün ihtiyaçları da dikkate alınarak, belirlenen dillerde, Bakanlığın gözetimi ve denetimi ile birlikler tarafından düzenlenmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Disiplin suçları ve cezaları sayılmış ve disiplin soruşturması usulü belirlenmiştir.

Tasarı kanunlaştığı takdirde, tüm turist rehberlerini kapsayacak bir meslek örgütlenmesinin kurulmasının sağlanması, sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığımızca düzenlenecek yönetmelik ile mesleğin hukuksal altyapısının mesleğin özelliklerine uygun şekilde oluşturulması ve rehberlik iş ve işlemlerinin daha etkin ve süratli bir şekilde yürütülmesi hedeflenmektedir. Bu tasarının yasalaşması hâlinde, sürdürülebilir turizm doğrultusunda Türkiye, coğrafyasının özel konumunu, geçmişinin zengin mirasını en iyi şekilde değerlendirmiş, ekonomik ve toplumsal kalkınma yolunda bir adım daha atmış olacaktır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye’nin uzun dönemli refahı ulusal ölçeği aşan ekonomik bir bakış açısıyla mümkündür. Turizm gelirimizin artması bu ülkümüze hizmet edecektir. Yüce Meclisimizin çıkarttığı, çıkaracağı tüm kanunlar, düzenlemeler halkımızın refahını daha da artırmaya yöneliktir. Böylelikle, ülkemiz başta bölgesinde olmak üzere dünyada yıldızı daha da parlayan bir ülke olacaktır. Bulunduğu konumuyla, köklü tarihiyle gurur duyduğumuz ülkemizin önümüzdeki yıllarda da küresel düzeyde başarılardan başarılara koşması dileğiyle, bu kanun tasarısının hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakbak.

Sayın milletvekilleri, soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Buyurunuz Sayın Demiröz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanını komisyonlarda bulamadığım için burada görünce soru sorma ihtiyacı duydum ama Sayın Bakan maalesef burayı da terk etti ama iletilmek üzere soruyorum: Bursa Yenişehir, Karasu, Ayazma ve Söylemiş köyleriyle Kestel ve İnegöl köylerinde dolu ve aşırı yağmurdan dolayı ihraç ettiğimiz kiraz ve çileklerde çok büyük bir sıkıntı var. Bu konuda Tarım Bakanlığının yaptığı bir çalışma var mıdır yoksa zeytinde olduğu gibi kulak ardı mı edecektir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

Sayın Öğüt…

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

İstanbul’da Küçükçekmece Gölü ve Marmara Denizi’ne akan kirli suları arıtmak için yapılan Ambarlı Biyolojik Tesisinin 2012 yılı içinde hizmete açılması ve 1 milyon 600 bin kişiye hizmet etmesi öngörülmektedir. Diğer yandan, gerek yapılmış olan gerekse yapımı devam eden konutlar ile birlikte söz konusu bölgeye 3 milyon nüfus eklenecektir. Hâlihazırda adrese dayalı nüfus sayımına göre 2011 yılı sonu itibarıyla Avcılar, Beylikdüzü, Arnavutköy ve Başakşehir’de yaklaşık 1 milyon 600 bin kişinin yaşadığını göz önünde bulundurduğumuz zaman, bu ek 3 milyon kişiyle toplam nüfus 4,5 milyon kişiye ulaşacaktır. Dolayısıyla, arıtma tesisi projedeki hâliyle nüfusa cevap verecek nitelikte değildir. Bu yetersizliğin giderilmesi için önlem alınmış mıdır? Alındıysa neler planlanmaktadır? Tesisin projesinde bir revizyon düşünülmekte midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Hükûmetiniz döneminde Adana gerçekten çok ihmal edildi hem tarımda hem işsizlikte hem sanayide Türkiye birincisi oldu.

Şimdi, ben, özellikle bu turizmle ilgili şunu sormak istiyorum: Bizim Karataş’ın oradan başlayarak Tuzla ve Akyatan bölgeleri Türkiye'nin en güzel kumsallarına sahip, Seyhan Nehri de buraya dökülüyor. Buranın turizm alanı ilan edilmesi noktasında herhangi bir çalışmanız var mı? Bu, Adana’nın önünün açılması noktasında iyi bir çalışma olacaktır diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, 2011 yılı içerisinde Gaziantep’i sadece 311 bin yerli ve yabancı turist ziyaret etmiştir. Oysa, Gaziantep, etrafındaki illerle birlikte turizm potansiyeli geniş olan bir ilimizdir. Acaba, Gaziantep’te turizmi geliştirmek ve turist sayısını artırmak için turizm master planı yapılması düşünülüyor mu? Bu turizm master planı yapılırken bir havza olarak değerlendirilmesi göz önüne alınıyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serindağ.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, turizm altyapısının bütün unsurları ile nitelikli hizmet sunması gereklidir. Bu sektörü emekleriyle ayakta tutan turizm çalışanlarının mevsimlik işçi konumundan çıkarılması gerekir. Her yıl Antalya’da on binlerce emekçi işçi kış aylarını işsiz geçirmektedir. Bu konuda yeni bir sistemin oluşturulması için bir çalışma yapılması ihtiyacı vardır. Turizm örgütlerinden gelen yeni destekler konusunda Bakanlığın bir katkısı, çabası olacak mıdır? Bir proje var mıdır?

Ayrıca, turizm taşımacılığı da birkaç kötü kazayla hafızalardadır. Burada çalışanların, şoförlerin sigortasız çalıştırıldığı, çalışma saatlerine çok dikkat edilmediği konusunda şikâyetler var. Bu sorunun çözümü  konusunda Bakanlığın bir girişimi olacak mı? Çünkü, bu durum da yalnızca sigortasız işçi çalıştırma sorunu değil, turizm sektörünün parçası olarak düşünülmeli. Orada yaşanacak bir olumsuzluk sektörün imajını, yurt dışındaki algısını olumsuz etkilemektedir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Son olarak da, İzmir 2020 EXPO için kanun çıktı ancak 2016 Antalya EXPO için hâlâ somut bir gelişme yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Antalya’da büyük bir kaygı var. Acaba bu 2016 Antalya EXPO kanununu ne zaman çıkartacaksınız, Meclise getireceksiniz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Acar.

Sayın Varlı…

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Adana bu bölgesel teşviklerden umduğunu bulamadı. Turizm teşvikleri kapsamında, az önce Seyfettin Bey’in söylediği bölgeler de dâhil, Yumurtalık ilçemiz de bu kapsama alınabilir mi? Biliyorsunuz, enerji yatırımlarından dolayı Ceyhan Yumurtalık dünyanın tanıdığı bir bölge ama Yumurtalık sahili de dünyanın en güzel sahillerinden bir tanesi. Enerji bölgesi ile turizm bölgesi ilan edeceğiniz yerler birbirinden farklı yerler. Onun için burayı da turizm bölgesi kapsamına almayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Varlı.

Sayın Demiröz, tekrar…

İLHAN DEMÖRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Turizm Haftası’nda, turizmle ilgili yasanın görüşüldüğü bugünde Sayın Bakanıma yine iletilmek üzere: Bursa Orhaneli Başköy köyümüzde mermer ocaklarından dolayı içme suları kirli ve bu İl Özel İdaresi tarafından da tespit edildiği hâlde hiçbir işlem yapılmamaktadır. Bu konuda Çevre Bakanını biz Bursa’ya nasıl götürelim veya bu yerleri, Kabulbaba’yı, Başköy’ü nasıl gösterelim diye bu konuda sizden yardım istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.

Sayın Öğüt…

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Büyükşehir Belediyesi her tarafta olduğu gibi, şimdi de Anadolu yakasının sahillerinde büyük bir hoyratlıkla tatbikatlar yapmaktadır. Örneğin, bugün Göztepe’de, hiçbir ihtarda bulunmadan, yirmi iki yıllık bir balıkçı kooperatifini 150 zabıtayla yıkmıştır, hoyratça yıkmıştır. Ayrıca, Maltepe sahilinde, yine bütün Maltepelilerin itirazına, belediyenin itirazına rağmen, ÇED raporlarına rağmen, imar kararlarına rağmen bir dolgu alanı yapmaktadır. Dolgu alanları -biliyorsunuz, Çevre Haftası’ndayız- özellikle sahil kenarında büyük bir yıkıma yol açmaktadır. Bunu burada bir daha belirterek yetkilileri uyarmak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü başta olmak üzere uluslararası ekonomik örgütler, sürdürülebilir turizm konusunda yatırım olanakları sunmakta ve sürdürülebilirlik politikalarının oluşmasına ve uygulanmasına destek vermek amacıyla programlar yürütmektedirler.

Demin de ifade ettiğim gibi, Gaziantep ve bulunduğu havza turizm açısından önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Acaba, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü ve diğer ekonomik örgütlerin yaptığı bu programlardan yararlanmak üzere, Gaziantep’te bir program yapmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serindağ.

Sayın Şafak…

DOĞAN ŞAFAK (Niğde) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, Dalyan Nehri’nde günübirlik çalışan dört yüze yakın tekne var. Bu tekneler mazotla çalışıyor. Nehirde korkunç bir kirlilik var. Dalyan da Türkiye'nin en güzel yerlerinden bir tanesi. Ancak orada güneş enerjisiyle çalışan birkaç tane örnek tekne var. Bununla ilgili kooperatiflere teşvik verip bu konuyu, güneş enerjisiyle çalışan tekneleri teşvik etmeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda görüşünüzü almak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şafak.

Sayın Halaçoğlu…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, şimdi, tarihî mezarlıklarımızın korunması konusunda biliyorsunuz çok fazla katkımız olmadı. Bunların korunması konusunda ne yapmayı planlıyorsunuz?

İkincisi de: 2015 yılı geliyor, eski Van şehrimiz, Kale’nin altındaki Van şehri, biliyorsunuz, 17 Mayıs 1915’te Ermeniler tarafından yerle bir edildi. Orada bir kazı yapmayı planlıyor musunuz 2015’e hazırlık almak üzere?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaçoğlu.

Buyurunuz Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Öncelikle, burada cevabını veremediğim soruları -birçokları zaten başka bakanlıklara aktarılmak üzereydi, gerek Tarım Bakanlığına gerek Çevre Bakanlığına, onları zaten tutanaklardan da alırlar ama- ben bilhassa aktaracağım.

Bunun dışında, turizmle ilgili olarak, Sayın Serindağ’ın “Gaziantep’e 311 bin yerli ve yabancı turist geliyor. Bir turizm master planı düşünülüyor mu?” diye…

Biliyorsunuz, her bakanlığın kendi bütçesinde ayrı bir ödenek GAP için ayrılmakta. Kültür ve Turizm Bakanlığı da, GAP için ayrılan ödeneğin en çoğunu Gaziantep için kullanmakta. Bakın, Gaziantep’e mükemmel bir müze yapıldı. Bu müze, mozaik müzesi belki Tunus’takinden de, bu bölgedekilerden de, Akdeniz’dekilerden de çok daha büyük, çok daha güzel bir müze. Sağ olsun, Belediye Başkanımıza biz öyle diyoruz ki halk da öyle düşündüğünden tekrar seçti, çok iyi çalışıyor. Dolayısıyla “Gaziantep için de, her il için de bir master planını daha iyi nasıl yaparız?” şeklinde bakanlığımızda bir çalışma var ama şunu diyoruz: Gaziantep kendini kurtarmış bir yer. Biz öyle diyoruz, Gaziantep kendini kurtarmış. Yani, Gaziantep’in yanında kendini biraz daha kurtaramayan illerin isimlerini vermeyeyim ama Gaziantep bayağı yol almış durumda.

Yol aldığını nasıl anlarsınız? Bakın, beş yıldızlı otellerin hiçbirini devlet yapmaz, her birini özel sektör yapar. Özel sektör de hatır için gidip bir yere “Gel buraya beş yıldızlı otel yap.” desen, yapmaz. O fizibilite raporunu yapar, bakar, eğer ki yapmış olduğu otel dolacaksa, yapmış olduğu yatırım çıkacaksa, fizibl ise işte o zaman yapar. Son yıllarda Gaziantep’e yapılan beş yıldızlı otellere Sayın Serindağ bir bakın, Gaziantep’in turizmde çok yol aldığını görürüz.

Muhakkak ki Suriye krizi olmasa Gaziantep mevcut bulunduğu noktadan da çok daha iyi bir yere gidecekti ama Gaziantep’in bulunduğu nokta çok daha iyi, Bakanlığımızın da desteğiyle çok daha iyi bir yere gidecektir. Artık iller birbiriyle yarışıyor. Her il için de bir master planı hazırlanmaktadır.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yani havza bazında düşünmüyorsunuz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yok, havza bazında… Zaten hiçbir yer tek başına bir destinasyon olmaz. Eğer sadece bir Mardin’e giderseniz Mardin yetmez, Mardin’in yanında Midyat’ı da almak lazım, Midyat’ın yanında Hasankeyf’i de almak lazım, Hasankeyf’in yanında belki Dağara Antik Kenti’ni de eklemek lazım. Sadece Antep’i değil, Antep’in yanında belki Yesemek’teki o güzel heykel müzesini, açık hava müzesini de dâhil etmek lazım. Dolayısıyla, bir destinasyonu tamamlarsanız ancak turizmde varlık olabilir. Dolayısıyla da güneydoğu hem Mardin’iyle hem Antep’iyle, inşallah, hem de Hatay’ıyla…

Bakın, burada çok önemli olan, çok kültürlülüğü savunmak. Çok kültürlülüğü yaşattığınız zaman, ayrım göstermeksizin hepsine önem verdiğiniz zaman -Rum Kalesi de vardır, o da ayrı cazibe merkezi- dolayısıyla siz güneydoğuyu turizmle de çok iyi bir noktaya götürürsünüz.

Hatay çok kültürlülüğü yaşattığı için iyi bir yerde, Mardin çok kültürlülüğü yaşattığı için iyi bir yerde, Antep de onun yolunda. Dolayısıyla, inşallah, güneydoğuda her türlü kültürü, hiçbir ayrım yapmaksızın yaşatırsak, gösterirsek, insanlığın el emeği, göz nuru olan ürünleri tüm insanlığa, yerelden alıp evrensele taşırsak, inşallah, Türkiye'nin de, Güneydoğu’nun da, Antep’in de durumu çok iyi olacaktır.

Kaldı ki Antep’in bir de Bakanı var biliyorsunuz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı. Arkadaşlarım not verdiler, Sayın Bakanla da ortak bir çalışma yürütülüyor, GAP İdaresinin de master planı var ki ayrıyeten de ilave bir desteklenmektedir diye.

Yine, Sayın Acar’ın… Gerçekten de mevsimlik işçileri turizmden kurtarmak lazım, biz de aynen katılıyoruz. Çünkü çok iyi yetişmiş bir insan, işte, genelde, diyelim ki kış otellerinde çalışanlar yazın işsiz kalıyor; işte, yaz otellerinde çalışanlar kışın işsiz kalıyor. Ancak bu kendilerinin o sektörde yetişmiş olmasını engelliyor çünkü üç ay sonra, beş ay sonra, altı ay sonra bir başka yere gittiğinde yine tekrar işe tekrar dönebilme ihtimalleri yok, hepsi B. Dolayısıyla, bu hizmetin kalitesinde, niteliğinde bir düşüklük olduğunda bir düşmeye sebebiyet vereceğine biz de inanıyoruz. Bunun için bir çalışma, biz Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına da en azından şunu teklif ettik bakanlık olarak, dedik ki: Bunlara vatandaşlar hazır. Bir de eskiden herkes standart bir emekli maaşı alırdı, ancak şimdi öyle bir standart emekli maaşı yok, ne kadar prim öderseniz o kadar maaş alırsınız. Dolayısıyla, bu kış turizmine ait olan yerlerde yazın çalışmayı teşvik ettirmek için işveren üzerindeki maliyetin, prim yükünün yüzde 50’ye düşürülmesi, tabii işçi de kabul etmek kaydıyla, çünkü sonunda emekli olduğunda düşük emekli aylığı alacak işçi. Yazın da kışı olan yerlerde… Yüzde 50’sini biz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına teklif ettik. Tabii, oradan gelen bir şeyle artık kısmi çalışma mümkündü, kısmi çalışmaya dönerlerse bu da olabilir dendi ama bunun üzerinde çalışılıyor, henüz daha bir ortak çözüme varabilmiş değiller.

Tabii, bir başkası İstanbul’la ilgili sordu. Gerçekten 1 milyon 200 bin kişi için yapılan bir arıtma tesisinin nüfusu… 1.200’lük, 1.600’lük ama nüfus şimdi 4 milyona, 3 milyona… Her yerden gelenler var dendi, dolayısıyla bu yeter mi yetmez mi? Yetmezse bile, bil ki İstanbul bizim gözbebeğimiz, İstanbul Türkiye’nin gözbebeği, İstanbul kültür başkenti. Antalya turizmin başkenti diyoruz ama bilin ki İstanbul’un ikinci bir şapkası da turizmin başkenti ve İstanbul’un Slav dilindeki adı Çargrad’dır yani çarların şehridir, imparatorların şehridir. Biraz önce sayın vekilim burada Kayseri’den giderek kazser şehri diyor, yani imparatorların şehri ama bilin ki İstanbul Çargrad, imparatorların şehri. Tabii bizim imparatorumuz da öyle yani Fatih’i de öyle diyelim. Burada hocam var, tarih alanına girmeyeyim ama İstanbul hepimizin gözbebeği. Daha bu sabah Pakistan’dan geldim, Pakistan’dakiler diyor ki; “İstanbul’a her gittiğimizde, bir önceki gitmemize rağmen inanamıyoruz, İstanbul’da büyük bir değişim oluyor.” Ben de Sayın Başkana gerçekten teşekkür ediyorum. İstanbul hepimizin malı, bu sadece Başkanın değil, ne benim ne sizin ne dediği gibi Hasip Kaplan Bey’in değil, hepimizin. Hatta şunu diyebilmemiz lazım ki, İstanbul insanlığın ortak malı, ortak değeri. Herkes çıkarsa biz bundan gurur duyarız, niye ondan rahatsız olalım ki. Dolayısıyla, İstanbul çok iyi bir yolda. Eğer yetmezse, bilin ki Türkiye’nin imkânları da vardır.

Sayın Başkanımız tabii eski belediye başkanı olduğundan konuyu da iyi biliyordur, modüler yapılıyor, yani ilave tekrar yapılabilme imkânı var ki, bilin ki İstanbul’u kirletecek hiçbir şeye ne biz ne de Belediye Başkanımız müsaade etmez.

Bir başka, tabii yine söylemiştim ama, Kestel ve İnegöl köylerinde aşırı yağıştan dolayı kirazla ilgili çalışma var mı Tarım Bakanına ileteceğim.

Yine Dalyan’da… Dalyan’da biliyorsunuz ben Kültür ve Turizm Müsteşarlığından önce de Denizcilik Müsteşarlığı yaptım. Bunlar ilk defa o dönem geldiklerinde biz yönetmelik değiştirdik. Hem gürültü çıkarmıyorlar hem çevreyi kirletmiyorlar. Dolayısıyla, bu insanların o döneme kadar ruhsat alabilmeleri için mesela makine biriminin horse power olması lazımdı veya kilovat olması  gerekirken biz yönetmelik değiştirdik, bunlara çalışma izni verdik. Bunların teşvik edilmesi lazım. Özel bir teşvik veriliyor mudur? Maddi bir teşvik verilmiyordu. Verilmesi gerekir mi? Kesinlikle verilmesi gerekli. Çevreyi korumak istiyorsak, Dalyan’ı korumak istiyorsak gerçekten bu güneş enerjisiyle çalışan, çevreye saygılı teknelerin desteklenmesi gereklidir, bununla ilgili bir çalışma yapılması gerekir diye düşünüyorum.

Yine tarihî mezarlıklar, Sayın Halaçoğlu muhterem hocam. Ahlat yani bizim gözbebeğimiz ama Ahlat geçmiş yıllarda ihmal edilmişti. Ama bu dönemde, biliyorsunuz, Ahlat’ın da, Tatvan’ın da, Erciş’in de, Adilcevaz’ın da olduğu kısım kültür ve turizm gelişme bölgesi ilan edildi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da özel himayesi altına alındı. Resmî Gazetede yayımlandı ama şimdi Ahlat’taki mezarların hepsinin kayda alınması, gezi güzergâhının oluşturulması karşılama merkezi için inanın ki finansal sıkıntımız yok, daha önceden kurullardan projelerin geçmesi konusunda bir sıkıntı vardı. Dolayısıyla da benim yani Kültür ve Turizm Bakanlığında bulunduğum dönemde, Allah için, işte Roma kültürüne veya daha önceki antik kültürlere hiç ayrım göstermeden, onlar da bizim servetimiz ancak bu bulunduğumuz dönemde mutlaka Ahlat’ın, mutlaka Adilcevaz’ın, mutlaka işte Kubadabad’ın, biliyorsunuz Konya’daki Selçuklu Sultanı’nın yazlık sarayıdır. Dolayısıyla, Selçuklu eserlerini de, Sivas’ta da olduğu gibi, öne çıkarma… Divriği Ulucami…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ağaçlar çıkıyor ya, onun için Sayın Bakanım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yani yok. Dediğim gibi eskiye kıyasla çok daha iyi bir durumda, inşallah bu yıl veya uygun bir yılda beraber gideriz. Biz de diyoruz ki: Gerçekten orası bu coğrafyanın ortak zenginliğidir. Çok daha iyi bir durumda yani sadece bizde değil yerel yöneticilerimizde de oldu, inşallah onları da eskisinden çok daha iyi bir duruma getireceğiz.

Bir başka Sayın Milletvekilimiz dedi ki: “Karataş bölgesi…” Adana gerçekten turizmde, dediği gibi, hak ettiği yeri almadı. Biz yine o dönemde Adana’da kültür ve turizmi nasıl geliştiririz diye arama konferansı gibi bir çalışma yaptık Karataş bölgesinin sahil bölgesi kültür ve turizm koruma geliştirme bölgesi içerisinde. Dikkat ederseniz, oraya beş yıldızlı hiçbir otel yapılmamıştır. Niye yapılmamıştır? Kültür bölgesi içinde ve turizm bölgesinin içine alındığı için yapılmamıştır. Tabii, bu korumacılık açısından iyi oldu, hiçbir şey yapılmadı ancak bir şeyin de yapılması lazım. Şimdi, inşallah…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Bakanım, çok doğru söylüyorsunuz da bir bakın oraya pislikten geçilmiyor, nasıl bir koruma bölgesi yani?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yani, ben de baktım, ben de baktım da…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Gidelim bir bakalım yani yetkililer…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Ben de gittim, hem Karataş’a hem Yumurtalık’a her yere gittim dediği gibi.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Kâğıtta yazılana bakmayalım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bak, şimdi Tarsus’taki yerlerin…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Aynı, devamı zaten.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Biliyorum, biliyorum, onun için yani bir ayrım yok, biraz yürüsen Tarsus’a geçersin sahil bölümünden, ben biliyorum ama Tarsus’taki araziler beş yıldızlı turizm yatırımı yapmak isteyenlere tahsis edildi ve yatırımlara da başlandı. Dolayısıyla, inşallah, Tarsus’tan sonra Yumurtalık-Karataş arasındaki bölgenin de tahsislerine başlandığında bu iş olacak.

Faydası nedir? Doğrudur, hiçbir şey yapılmadı. Şu ana kadar oranın ne gecekondularla ne de çirkin yapılarla işgal edilmemiş olması bizim için el değmemiş bir hazine sunuyor. Pislik var ama hiç değilse ondan daha önemlisi bir yapı yapılsaydı onu ortadan kaldırmak çok daha zordu, diğerini temizlemek daha iyi olacak. Biraz sabredersek çok daha iyi olacak ama el değmemiş bir yer.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Eski Van’ı söyledim bir de.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Eski Van yapılıyor, Allah için en üstündeki camiyi de biliyorsunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Yapıldı da alttaki şehir…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Altı da yapılıyor, yani ben müsteşarken de çok kaynak gönderdik. Van da doğunun incisi, aynen öyledir. Dolayısıyla, hem kalesini hem yukarıdaki camisini hem Akdamar’ı hem o kalesini…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – 2015 geliyor ya Bakanım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Vallahi bizim hiçbir kaygımız olmasın. 2015’te bizim Çanakkale Zaferlerimizin 100’üncü yıl dönümü, inşallah, onu da alnımızın akıyla, gururla kutlayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – İşte, Ermenilerin soykırım iddialarının da 100’üncü yıl dönümü de onun için söylüyorum.

BAŞKAN – Evet…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bizim bir korkumuz olmasın biz bir olursak, birlik olursak… Yoksa dışarı da bunu fırsat bilir, bizim onlara fırsat vermememiz gerekiyor diyorum.

Katkılarınız için hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

On dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.16


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

257 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz. Komisyon ve Hükümet yerinde. Tasarının 1'inci maddesini okutuyorum:

TURİST REHBERLİĞİ MESLEK KANUNU

TASARISI

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; turist rehberliği mesleğine kabule, mesleğin icrasına ve turist rehberliği meslek kuruluşlarının kuruluş ve işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanun; turist rehberliği mesleğine kabule, meslek içi eğitime ve mesleğin icrasına, turist rehberleri odaları ile turist rehberleri odaları birliklerinin kuruluşuna, organlarının niteliklerine ve seçimlerine, organlık niteliğini yitirme hal ve usullerine, görev ve yetkilerine, çalışma usullerine, üyeleri ile olan karşılıklı hak ve yükümlülüklerine, gelir ve giderleri ile bütçelerine, Kültür ve Turizm Bakanlığının mesleğe ilişkin görev ve yetkilerine, meslek kuruluşlarıyla işbirliğine ve turist rehberliği meslek kuruluşlarının Bakanlıkça denetlenmesine ilişkin usul ve esasları kapsar.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Yıldı ray Sapan.

Buyurunuz Sayın Sapan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YILDIRAY SAPAN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli   milletvekilleri;   görüşmekte  olduğumuz  tasarının   Vinci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Turist rehberi demek ülkemizi, kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi, doğamızı, tarihimizi önce kendi özümsemiş, anlamış, bu konuda yeterince donanımlanmış, turistin ülkemize geldiği andan itibaren âdeta ayna görevi gören, bıraktığı izlenim ve tanıtım biçimiyle turistlerin ülkemiz hakkındaki düşüncelerinin oluşmasındaki ilk ve en önemli kişidir.

Yazılı kaynaklar dünyadaki ilk rehberlerin Mısırlı rahipler olduğunu söylemektedir. Ancak Milattan Önce 7’nci yüzyılda başlayan olimpiyat oyunları organize seyahatlerin başlangıcı olmuş, beraberinde turist rehberliğini de getirmiştir.

Rehber örgütleri yarım asırdır kalite, hizmet, eğitim konusunda ve sektörün gelişimi konusunda büyük çabalar göstermiştir. Turist rehberliğiyle ilgili uzun yıllar önce bir iki yönetmelik yayımlanmış ancak turizmde önemli rol oynayan rehberlerle ilgili yasal düzenlemelerde arzulanan sonuca bir türlü ulaşılamamıştır.

Rehberliğin gerektirdiği çağdaş yasal düzenlemeleri içeren bir önerinin Meclis Genel Kuruluna gelmesi için yıllar boyu beklenmiştir. Son dokuz buçuk senelik AKP iktidarında da bu yasa tozlu raflarda kalmayı sürdürmüştür. Neyse ki, TUREB’in çabalarıyla Meclis gündemine alınmıştır.

Görüştüğümüz yasanın, yani Profesyonel Turist Rehberliği Meslek Yasası’nın en kısa sürede çıkarılması ülke turizmi açısından büyük önem taşımaktadır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizdeki turist rehberlerinin birçok sıkıntısı bulunmaktadır. Bu sıkıntıların bir kısmı görüştüğümüz tasarının yasalaşmasıyla ortadan kalkacaktır. Ancak bununla birlikte, rehberlerin sosyal hakları ve ücretleri garanti altına alınarak, yetişmiş rehberlerin mesleği terk etmelerine neden olan olumsuzluklar giderilerek rehber, acente, otel ilişkisine yeniden saygınlık kazandırılmalı ve rehberliğin profesyonel bir iş kimliğine kavuşması sağlanmalıdır.

Bunların dışında rehberlere uzmanlaşma eğitimi verilmeli, kuş gözlem rehberinden rafting rehberine kadar birçok dalda kariyer yapma imkânı sağlanmalıdır. Eski rehberlerin uzmanlaşması sağlanırken, yeni yetişecek rehberlerin eğitimleri bu çerçevede yapılmalıdır.

Rehberler, turisti yakından tanır, onların sorunlarını ve taleplerini çok iyi bilir; turist profilini en doğru biçimde ortaya koyacak olan da onlardır. Dolayısıyla, genel turizm politikaları oluşturulurken, sektörel kararlar alınırken mutlaka rehberlerin de katılımı sağlanmalıdır. Ülkemiz turizminin gelişimini sağlıklı bir yapı içinde sürdürebilmesi açısından, hâlen Kültür ve Turizm Bakanlığının elinde bulunan yetkilerin Birliğe devredilmesi gerekmektedir ancak tasarıda tüm yetkiler Bakanlıkta toplanmaktadır. Komisyondaki çabalarımıza karşın bu konudaki önergelerimiz AKP tarafından karşılık bulmamıştır. Kendini fazlaca denetlemeyen ve sorgulamayan bir yapının sağlıklı sonuçlar alması olası değildir. Yıllardır sadece seyahat acentelerine tanınan mesleki yetkiler diğer birimlere tanınmamakla âdeta eşitsizlik yaratılmaktadır. Bu eşitsizliği giderme noktasında ve Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları çerçevesinde, sektör unsurlarının işlevsel olmaları sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turist rehberliği meslek kanunu görüşülürken ülkemizin göz bebeği olan turizm sektörünün de genel sıkıntılarına değinmemek olmaz. Sıkıntıların en büyüğü, AKP’nin turizmde istikrarlı bir devlet politikasının bulunmamasıdır. Diğer sektörlerle bu denli iç içe olan turizm sektöründe bir devlet politikasının mutlaka oluşturulması gerekir. Bu alandaki çok seslilik, yönetim boşluğu ve karmaşa giderilerek istikrarlı, sağlıklı bir koordinasyon gerçekleştirilmeli ve turizm, ülke geneline, tüm yıla yayılmalıdır.

Bunun yanında, ülkemizin geleceğinin bağlı olduğu sektörlerden biri olan turizmin öneminin kavratılması amacıyla çok boyutlu bir turizm eğitim seferberliği başlatılmalı; bu eğitim, medya aracılığıyla yaygınlaştırılmalıdır. Örneğin, her gün, en çok televizyon izlenen saatlerde en az beş veya on dakika genel turizm eğitimi verilmelidir. Turistin tüm ülkeyi kalkındıracağı, onlara güler yüzlü davranmanın, kaliteli hizmetin yeni turistlerin gelmesini sağlayacağı ve turizmin herkesi ilgilendirdiği bilinci, sadece sektörde ve turizmle bağlantılı sektörlerde çalışanlara değil, kamuoyuna da benimsetilmelidir.

Her geçen gün artan seyahat acentesi ve rehber sayısı sektördeki kaliteyi düşürmektedir. Oysa turizm sektöründe kalite her şeyden önde gelmelidir. Bu nedenle, talep artana kadar yeni seyahat acentelerinin açılması durdurulmalı, yeni rehber yetiştirilmesine son verilmeli ya da rehber eğitiminde çıta yükseltilmelidir, var olan acente ve rehberlerin ise çeşitli hizmet içi eğitimlerle donanımlarının artırılması sağlanmalıdır. Son yıllarda ucuzlamış olan fiyatlar hak ettikleri düzeye çekilmelidir. Kalitenin artırılması amacıyla seyahat acentesi veya turizm işletmesi açmak zorlaştırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetleri dokuz buçuk yıldır sağlıklı ve istikrarlı bir turizm politikası izlemediğinden, yüksek bütçeli yurt dışı tanıtımlardan bile istenen sonuçlar alınamamıştır. Tanıtımın koordineli bir biçimde gerçekleştirilmesi ülkemizin turizmde hedeflediği büyümeyi yakalamasını kolaylaştıracaktır. Turist ülkemizden ayrıldıktan sonra da hizmet sürdürülmeli yani işletmelerin satış sonrası hizmet ilkesi turizmle de hayata geçirilmelidir; bu ilkenin yerleşmesinin Türkiye'nin tanıtımına da önemli katkıları olacaktır.

Kaliteli ve iyi hizmet, turistin gittiği ülkede önem verdiği noktalardan sadece biridir. Turist, güvenliğinin sağlanmadığı, giriş çıkışlarda zorluklar yaşadığı, çevre kirliliğinin yoğun boyutlara ulaştığı, altyapının doğru düzgün kurulamadığı ülkeleri tercih etmez. Bu nedenle, turistin güvenliği sağlanmalı, çevre kirliliği ve altyapı sorunları bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Türkiye, doğal, tarihsel ve kültürel koşulları göz önüne alındığında çeşitli alanlarda turizm geliri elde edebilecek bir yapıya ve zenginliğe sahiptir. Raftingden dağcılığa, su altından tarihî ve kültürel mirasımıza, burada tek tek saymaya gerek görmediğim pek çok konuda var olan olanaklardan yararlanarak turizmde çeşitlilik sağlanmalıdır. Bu çeşitlilik hem turizm gelirimizi yükseltecek hem de Türkiye'nin dünyanın turizm cennetlerinden biri olmasını sağlayacaktır.

Tatil köylerine gelen “her şey dâhil” sisteminde tatil yapan turistin turizme ve ondan beslenen iş kollarına yeterli gelir bırakmadığı ortadadır. Bu tür paketler çok ucuz olduğundan hem gelen turistin kalitesini düşürmekte hem de tatil köylerine hapsedildikleri için beklenen dövizi bırakmamakla birlikte, kaçak içki ve kalitesiz gıda tüketimini teşvik etmektedir. Bu uygulama dikkate alınarak AKP tarafından açıklanan artan turist sayısına ilişkin rakamlar göz boyamaktan öteye gitmemektedir. Turizmden elde edilen gelirin kâr marjı giderek küçülüyor ve turizm sektörü tehlike sinyalleri veriyor. Bu nedenle ülkemizin gereksinim duyduğu turist tipi belirlenerek bu yönde teşvikler sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turist rehberlerinin en önemli sorunlarından biri de Hükûmetin kaçak rehber çalıştırmayı teşvik etmesidir. Özellikle Antalya bölgesinde bazı acenteler tarihî ören yerleri ziyaretlerinde kokartsız rehberleri turistmiş gibi içeri sokarak rehberlik yaptırmaktadırlar. Bu şekilde yaklaşık bin yabancı uyruklu kaçak turist rehberinin bulunduğu bilgimiz dâhilindedir. Seyahat acentelerinin ucuz buldukları için yabancı uyruklu gençlere turist rehberliği yaptırması Türk turizminin imajına zarar verdiği gibi, kokartlı rehberlik belgesi olmayan yabancıların turistlere Türkiye hakkında yanlış bilgilendirme yapmasına neden olmaktadır. Bu nedenle Antalya esnafı kaçak turist rehberlerinden çok rahatsızdır. Turistler havalimanından alınır alınmaz yabancı uyruklu rehberler turistlere “Türk esnafı pahalı satar, ürün almayınız, içeceğinize ilaç katar, sizi soyar, hatta tecavüz eder.” uyarılarında bulunmaktadır. Yabancı uyruklu kaçak rehberler için de ören yerlerini gezdirirken Türkleri barbar ve zalim bir millet olarak anlatan şikâyetler de alınmıştır. Kaçak rehberler ülkemizdeki tarihî eser ve dinimiz hakkında da yalan yanlış bilgiler vermektedirler. Acentelerin yabancı uyruklu kaçak rehber çalıştırmasının önüne geçmek için Kültür ve Turizm Bakanlığının denetimleri artırması uygun olacaktır.

Sonuç itibarıyla, dokuz buçuk yıllık AKP İktidarı boyunca ülkemiz turizmi dünyada bir marka olamamış, sorunlarından arındırılamamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

YILDIRAY SAPAN (Devamla) - Bu tasarı turist rehberlerinin üzerindeki baskıyı bir nebze de olsun hafifletecek, sektöre rahat bir nefes aldırabilecek bir uygulamadır; eksiklikleri olmasına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi olarak desteklediğimiz bir düzenlemedir.

Geçen yıllara oranla yüzde 15 eksiyle başlayan 2012 turizm sezonunun kalan süresinin bol kazançlı geçmesi dileklerimle hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sapan.

Şahsı adına, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz.

Buyurunuz Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 257 sıra sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı’yla ilgili şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Bu yasa tasarısının turizmimize ve memleketimize hayırlar getirmesini diliyorum. Fakat ben, öncelikle, kendi seçim bölgem olan Adana’yla ilgili konulara girmek istiyorum.

Biraz önce Sayın Bakana da sormama rağmen… Adana, biliyorsunuz, bu İktidar döneminde, son on yılda bütün alanlarda kan kaybetti yani iktidar partisi tarafından özellikle üvey evlat muamelesi gören bir kent. İşte, işsizlikte birinci olmuş; sağlık yolsuzluğunda, yolsuzlukta, yatırımlarda sonuncu sıraları alıyor ama Adana, gerek konumu gerek ulaşım imkânları gerekse sahip olduğu tarihî mirası, doğal güzellikleri, sosyal ve kültürel değerleriyle turizm açısından önemli potansiyeller taşımaktadır.

Bakın, ben, burada, Turizm Bakanlığının yetkililerine seslenmek istiyorum: Bölgemiz, bir, deniz turizmi açısından; iki, yayla turizmi… Yani bugün yüz binlerce insan yaz döneminde yaylalarda vakitlerini geçiriyor. İrili ufaklı birçok yaylamız var; Tekir’den, Kozan’ın Horzum’una, Bürücek’ine kadar birçok yaylamız var. Buralar Allah’a emanet, hiçbir çalışma yapılmadan kendiliğinden gidiyor.

Yine, bölgemizi tek başına düşünmemek lazım. Mersin’iyle, Hatay’ıyla, Osmaniye’siyle, Niğde’siyle baktığınızda, hem deniz turizmi açısından hem ekoturizmi açısından hem de Orta-Doğu’ya açılan bir kapı olarak sağlık turizmi açısından çok önemli potansiyeller taşımaktadır.

Şimdi, biz seçimden önce de proje sunduk. Buradan Turizm Bakanlığı yetkililerine sesleniyorum: Bakın, Türkiye'nin 45 kilometrelik en güzel kumsalları, bizim “Karataş, Tuzla ve Akyatan” dediğimiz bölgede. Seyhan Nehri’nin denize döküldüğü yerden Adana’ya aldığınızda 44 kilometre. 40 kilometrelik bu uzunluktaki yerde 40-50 metre genişliğinde… Burayı diyoruz ki: “Gelin, denizle Adana’yı birleştirelim. 40-50 metre kanal yaptığımızda… Kanal Adana projesi; çok basit bir proje ve uygulanabilmesi kolay çünkü etrafı tamamen Devlet Su İşleri tarafından istimlak edilmiş, düşük maliyetli bir proje. Bu bölgeyi turizm alanı ilan edelim, burada beş yıldızlı oteller yapılsın ve kanalın etrafına golf sahalarından hobi bahçelerine kadar… Artık Adanalı Adana’dan kalktığında tekneyle, kayıkla denize inebilecek hâle gelsin.” Bunların yapılması birtakım projelere bağlı.

Yine ekoturizm açısından baktığımızda bölgemiz, Bolkarlardan Demirkazıklara kadar, Karagöl’den Çinili Göl’e, Hacer Ormanlarından Yedigöller’e kadar, ekoturizmin dünyada yükselen değer olduğu günümüzde çok ciddi potansiyeller taşımaktadır ama baktığınız zaman, turizm açısından bölgemize yapılan ciddi bir yatırım görememekteyiz.

Yine -bunların hepsini bir bütün olarak söylemek istiyorum- sağlık turizmi açısından karşımızda Orta Doğu gibi çok önemli bir potansiyel var. Bölgemizi faydalı kaynaklar açısından değerlendirdiğimizde, bu bölgeyi aynı zamanda sağlık potansiyeli açısından da değerlendirip sağlık turizminin merkezi hâline getirebiliriz.

Yani iktidar mensuplarına ve Hükûmete şunu söylemek istiyorum: On yıldır Adana’ya üvey evlat muamelesi yapıyorsunuz. Bakın, Çukurova olarak dünyanın en mümbit topraklarına sahip olmasına rağmen şu anda tarımda can çekişmekte. Türkiye’de 1950’li yıllarda sanayileşme hamlesinin başlamasıyla beraber Türkiye'nin ilk sanayileşen kenti olmasına rağmen, iktidarınız döneminde elliye yakın fabrika kapandı, 10 binlerce insanımız işini kaybetti.

Tarım ve sanayinin yanı sıra turizm olarak da bölgemizi bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, çok önemli bir potansiyele sahip. İktidar partisinden bir daha rica ediyorum, Sayın Bakandan ve turizm yetkililerinden cevap bekliyorum: Bu kadar önemli turizm potansiyeline sahip olan bu bölgemize ciddi bir proje yapma imkânımız yok mu?

Şimdi, ülkelerin kalkınması, belli bölgelere yapmakla geçmiyor. İşte, İstanbul’a çılgın projeden bahsediyorsunuz ama bölgesel kalkınmalar bir ülkenin kalkınması açısından çok daha önemlidir. Oralara milyar dolarlarca lira para yatırıyorsunuz. Bunun kırkta, ellide 1’i yatırımla… Hatay’dan başlayarak, Osmaniye, Adana ve Mersin’i bir bütün olarak düşündüğünüzde ellide 1, yüzde 1 yatırımla çok daha büyük katma değerler sağlarsınız. Bu bölgeyi Kocaeli, Sakarya, İstanbul bölgesine aldığınızda ikinci bir megakentten bahsediyorsunuz. İşte, bir depremde Türkiye’nin ne kadar etkilendiğini görüyorsunuz. Bir büyük ülke olmak, büyük düşünmek ancak potansiyelleri harekete geçirmekle mümkündür. Bizim bölgemizde de bu potansiyeller vardır. Sizden ricamız bu potansiyelleri hayata geçirmenizdir. Ben tekrar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Sayın Serindağ…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkanım, Sayın Bakan soruyu yanıtlarken Gaziantep’in kendine yeten bir il olduğunu, aslında bir şeye ihtiyacı olmadığını, kendi kendisine gerçekten yeter bir il olduğunu ifade etti. Doğru, Gaziantep kendi bölgesinin en önemli illerinden biridir. Gaziantep zaten önemli olmasaydı bir turizm master planı veya havza bazında bir plan gündeme gelmeyecekti. Sayın Bakan da söyledi, Gaziantep pek çok kültür varlığını bünyesinde barındıran bir il, çevresiyle de öyle. Ancak, bunların iyi değerlendirilebilmesi için sağlıklı bir planlamanın olması da şarttır. Zaten planlama bu açıdan önemlidir. Türkiye’nin en büyük mozaik müzesi Gaziantep’te…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serindağ.

Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, turizmi konuşuyoruz, Millî Savunma Bakanı burada; terörü konuşuyoruz, Tarım Bakanı cevap veriyor. Size de, tabii, turizmle ilgili sormayacağım. Biliyorsunuz, iki yüz seksen gün önce, üç yüz gün önce sizin personeliniz, terör örgütü tarafından kaçırılan personeliniz hakkında ne söyleyeceksiniz? Bir girişiminiz var mı? O insanları terör örgütünün elinden kurtarmak için yaptığınız bir çalışma var mı yoksa turizmle mi meşgulsünüz, bunu merak ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akar.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Antalya turizmin başkenti olarak anılıyor biliyorsunuz ve turizmi konuşuyoruz. Antalya’da yeşilin korunması çok önemli, kent tamamen beton yığınına döndü ve turistler de kent merkezine genellikle gelmiyorlar. Bu nedenle, kentin merkezinde şu anda yeşil kalmış 125 dönümlük bir arazi var. Burası 100’üncü yıl arazisi, 100. Yıl Alanı olarak geçiyor. Bu 125 dönümlük alanın yeniden TOKİ’ye verilerek oraya bir stadyum yapılması ve kalan kısmının da TOKİ tarafından ticari alan olarak değerlendirilmesi ya da konut alanı olarak değerlendirilmesi planlanıyor. Antalya’nın bir kent meydanı yoktur. Bu 125 dönümlük alanın kurtarılması son derece, hayati derecede önemlidir.

Buradan, ben, Antalya halkı adına rica ediyorum Sayın Bakandan ve Turizm Bakanımızdan: Bu 125 dönümü TOKİ’ye devrederek, lütfen, kent yağmasına yol açmayınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Acar.

Sayın Dedeoğlu…

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanıma sorum şu: Aynı zamanda soruyla beraber bir de bilgi arzı olarak değerlendirilsin lütfen.

Kahramanmaraş belki Türkiye’nin en az iç ve dış turizmine açık ve ziyaretçi alan illerimizden bir tanesidir. Turizm yatırımımız yok denecek kadar azdır. Hâlbuki, tüm doğal güzellikleriyle 81 ilimizin içerisinde sayılı illerimizden biri. Turizmle ilgili Hükûmet olarak Kahramanmaraş’a bir yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Dedeoğlu.

Sayın Dinçer…

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Trabzon’un Araklı ilçesi, Türkiye’nin, özellikle Bayburt yöresine doğru olan kesimleri Türkiye’nin en güzel köşelerinden birisi.

Şimdi, aldığımız haberlere göre bu bölgede katı atık arıtma tesislerinin yapılacağı söyleniyor. Bu doğru mudur?

İsviçre kadar güzel bir bölgeye bu tesisi niçin yapıyorsunuz? Bu konuda bilgi istiyorum Sayın Bakanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dinçer.

Sayın Işık…

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, Erzincan’daki ağır bakım kapanacak mı, açık mı kalacak? Erzurum’a taşınacağı söyleniyor. Bu konuda bilgi almak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Buyurunuz Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Öncelikle en son sorudan başlıyorum. Erzincan’daki ağır bakım Erzurum’a taşınmayacak, yerinde kalacak. Taşınması konusunda şu anda bizim Bakanlığımızda yapılmış bir çalışma yok; birinci husus o.

Bir diğer husus, Sayın Dinçer söylemişti: “Trabzon Araklı Karadeniz’in en güzel bölgelerinden birisidir. Burada katı atık arıtma tesisi yapılması düşünülüyor. Bununla ilgili bir çalışma var mı?” Tabii bunu Çevre Bakanlığına muhakkak sorar, doğrusunu size iletiriz. Fakat daha önce biliyorsunuz Çamburnu… Çamburnu herhâlde dünyanın en güzel yerlerinden birisiydi, sarıçamın denizle buluştuğu ender yerlerden birisiydi. Pekâlâ da oraya da yapıldı. Ama bilin ki, bir katık atık arıtma tesisinin veya işleme tesisinin mutlaka Karadeniz’de bir yere yapılması lazım. Siz seçin desek, bilin ki bir başkası itiraz edecek. Ama bunun da mutlaka olması lazım. İnşallah Hükûmetimiz… Yani o bölgede en çok desteği alan parti. Yani oradaki halkı rahatsız ederse desteğini kaybeder. Dolayısıyla akıl almaz ki halkın iradesine aykırı bir faaliyet yapılsın. Oradaki halka danışarak, öyle emredici, buyur edici değil, yönetişimle, onların da fikrini alarak inşallah Karadeniz’in en uygun yerinde bu katı atık arıtma tesisi yapılır. Bu yapılacak ki çevre temiz kalsın.

Bak, biraz önce Adana’daki Sayın Vekilimiz dedi ki: “İşte plastikler var, torbalar var, temiz değil…” Neden? Katı atık arıtma tesislerinin veya işleme tesislerinin olmamasından dolayı. İnşallah Karadeniz’e de uygun bir yere yapılırsa Karadeniz’in de bu problemi çözümlenir.

Eskiden Karadeniz’e atılırdı ama deniz kendisine atılanı kabul etmez, bir şekilde, geri, tekrar size iade eder. Dolayısıyla da denize de atmamak lazım. Bunu karada işlemek lazım. İnşallah Türkiye geliştikçe, büyüdükçe çevreyle uyumlu, doğayla uyumlu katı atık arıtma tesislerini yapacaktır.

Sayın Dedeoğlu, Kahramanmaraş… Biliyorsunuz, ben Sivas Gürünlüyüm. Gürün’ün komşusu hem Afşin’dir hem Elbistan’dır. Maraş bize komşudur, kardeştir, öyle diyeyim. Çok iyi bilirim ama devlet turizm yatırımı yapmaz, devlet altyapıyı yapar. Ne yapar? Yolunu yapar. Devlet ne yapar? Havaalanını yapar. Çok eskiden otelleri yapmıştı ancak şimdi oteller yapmıyor, eğer bu düşünülüyorsa. Onun dışında altyapıyı devlet yapar, üstyapıyı eğer orada fizibılsa, yapılabilecekse, sürdürülebilecekse yapılır. Eğer ki biz beş yıldızlı farzımuhal herhangi bir otel yapsak işlemezse bu 70 milyonun hakkını orada gömmüş oluruz demektir ki bu da doğru olmaz. Kaldı ki benim Kahramanmaraşlı kardeşlerim de bunu istemez. Ama altyapının gelişmesi için, tarihî varlıkların restorasyonunun yapılması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ki ben, Kültür ve Turizm Bakanlığının da kendisine ayrılan kaynaklardan Kahramanmaraş’a gönderdiğini iyi biliyorum. Kaldı ki Maraş’ın bir mahallesinde de -dediği gibi- mükemmel bir taban mozaiği bulundu, dolayısıyla da orası da inşallah genişletilirse -ki kamulaştırmalar devam ediyor- çok güzel, Kahramanmaraş ilinde bir cazibe merkezi hâline gelecektir, bir çekim alanı olacaktır.

Tabii, Sayın Serindağ, dediğim gibi bizim Antep’le ilgili konuşuyoruz. Yani illerimize ne kadar yapılsa çok daha iyidir. Zatıaliniz de söylediniz ki çevre illere kıyasla Antep çok iyi bir yerde. Biz de onu söylüyoruz yani. Ancak Antep’in daha iyi yerde olması gerekir mi? Gerekir. Biz de onun için çalışıyor muyuz? Çalışıyoruz. Söyledim biraz önce. Bakanı da var. Bakanı olması çok daha büyük avantajlıdır. Sizin gibi milletvekilleri de var. Gördünüz, en azından Antep’i dile getiriyor. Dile getirirse de bizim milletvekillerimiz de var, onlar da inşallah hizmetleri takip ediyorlar, çok daha iyi bir yere gelecektir.

Tabii Antalya… Antalya’ya kesinlikle ben de katılıyorum. Antalya’ya daha önceki dönemde de acaba beş yıldızlı yapılan oteller yeter mi? Çünkü 500 bine yakın belki şey var veya daha fazla bir yatak kapasitesi var. Dolayısıyla da Antalya’yı daha fazla kullandırmamak, daha fazla kirletmemek lazım. Kirleniyor mu? Bence kirlenmiyor da yani. Ama bir taş yığını hâline de getirmemek lazım. Turizm Bakanlığı gerek bizim dönemimizde, on yıllık dönemde gerekse ondan önceki dönemlerde -onlara da aynı kefil olarak söylüyorum ki- Turizm Bakanlığının turizm bölgelerinde yapmış olduğu hiçbir imar planında çevre kirliliğine fırsat verilmemiştir. “Burayı Kültür ve Turizm Bakanlığı tahsis etti, imar planını onayladı fakat yapı çok kötü oldu.” denilecek bir yer yok. Ancak Bodrum’da, Marmaris’te, gidip bakarsanız sahiller ikinci konutlarla dolmuştur; ne onları yapanlara faydası vardır ne de milletimize ne de devletimize bir faydası vardır. Dolayısıyla Turizm Bakanlığının tahsislerinden ve yönlendirmesinden çekinmemek gerekir diyorum. İnşallah Kaş’tan Anamur’a kadar, Alanya’ya kadar Antalya çok iyi bir yerde. 10 milyonun üzerinde bu yıl turist kabul etti. İnşallah bu seyir gidecektir ancak ben de katılıyorum ki, çok daha fazla, Antalya’nın betonlaşmaması gerekir.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Sayın Bakanım, ben Hükûmet olarak söylüyorum, bu, TOKİ’ye verilmesi Bakanlığın bir tasarrufu değil, Hükûmetin tasarrufu.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Evet, yani 125 bin metrekare alanın, 100. Yıl Alanı’nın dediğiniz gibi, TOKİ’ye stadyum artı ticari alan artı konut alanı olarak devredilmesi şeklindeki görüşünüzü de Çevre Bakanımıza aynen ileteceğim.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Çok teşekkür ederim Sayın Bakanım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Estağfurullah.

Tabii, bu arada, Sayın Başkanım, muhterem milletvekilleri; bugün üzücü bir haber aldık, o da… Tabii, hepinizin de üzüldüğünü biliyorum. Gerçekten Türk şairlerinin, Türk düşünce hayatının önemli kilometre taşlarından biri olan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, benim soruma cevap vermediniz henüz.

BAŞKAN – Süremiz sona ermişti ama size bir dakika ek süre vereceğim efendim.

Buyurunuz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayır, önce benim soruma cevap verin, sonra onu söyleyin.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – “Her nesnenin bir hududu var ama aşka hudut çizilmiyor Mihriban’ım.” sözlerinin yazarı olan Abdurrahim Karakoç Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. “Mekânı cennet olsun.” diyorum. Bu ülkenin kültürüne, kültür binasına taş üstüne taş koyanı bu millet unutmaz, Abdurrahim Karakoç’u da unutmayacaktır. “Mekânı cennet olsun.” diyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, sorumu hangi bakana soracağımı söyler misiniz? Lütfen söyler misiniz, hangi bakana soracağım bu soruyu ben?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sordunuz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Niye cevaplamıyorsunuz sorumu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – İçişleri Bakanımız da  cevap verir, Millî Savunma Bakanımız da cevap verir…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sizin personeliniz değil mi bu 2 asker? Niye cevap vermiyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Burada neyi konuşuyoruz? Rehberlik yasasını konuşuyoruz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O zaman Turizm Bakanı gelsin efendim buraya, Millî Savunma Bakanı oturmasın.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hükûmeti temsilen…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz benim soruma cevap vermek zorundasınız, yazılı veya sözlü.

BAŞKAN – Sayın Bakan… Lütfen karşılıklı konuşmayınız.

Lütfen Sayın Akar, yerinize oturunuz. Herhâlde Bakan onu yazılı olarak cevaplandıracaktır. 

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:  

MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,

b) Birlik: Turist rehberleri odaları birliklerini,

c) Çalışma kartı: Eylemli turist rehberlerine, kayıtlı oldukları oda tarafından bir yıl süreyle geçerli olmak üzere mesleği fiilen icra edebileceklerine ilişkin olarak verilen izin belgesini,

ç) Eylemli turist rehberi: Çalışma kartı sahibi olup fiilen turist rehberliği hizmeti sunma hak ve yetkisine sahip turist rehberini,

d) Eylemsiz turist rehberi: Ruhsatname sahibi olup, çalışma kartı olmayan turist rehberini,

e) Meslek: Turist rehberliği mesleğini,

f) Meslek kuruluşları: Turist rehberleri odaları ve birliklerini,

g) Oda: Turist rehberleri odalarını,

ğ) Ruhsatname: Mesleğe kabul koşullarını taşıyan turist rehberlerine Bakanlık tarafından verilen belgeyi,

h) Turist rehberi: Bu Kanun hükümleri uyarınca mesleğe kabul edilerek turist rehberliği hizmetini sunma hak ve yetkisine sahip olan gerçek kişiyi,

ı) Turist rehberliği hizmeti: Seyahat acentalığı faaliyeti niteliğinde olmamak kaydıyla kişi veya grup halindeki yerli veya yabancı turistlerin gezi öncesinde seçmiş oldukları dil kullanılarak ülkenin kültür, turizm, tarih, çevre, doğa, sosyal veya benzeri değerleri ile varlıklarının kültür ve turizm politikaları doğrultusunda tanıtılarak gezdirilmesini veya seyahat acentaları tarafından düzenlenen turların gezi programının seyahat acentasının yazılı belgelerinde tanımladığı ve tüketiciye satıldığı şekilde yürütülüp acenta adına yönetilmesini,

ifade eder.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Mehmet Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Şandır.

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, söz verildiği için de çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, sakin bir gün geçiriyoruz. Bundan da faydalanarak bu kanunla ilgili bazı görüşlerimi, temennilerimi arz etmek için söz aldım.

Sayın Bakanımızın da -Sayın Kültür ve Turizm Bakanlığı eski Müsteşarımızın- burada olmasını önemli bir kazanım olarak görmekteyim.

Önemli bir kanun çıkartıyoruz. Nedir bu? Turist rehberliği. Çünkü turizm Türkiye'miz için çok önemli bir sektör yani başat sektörlerden biri hâline geldi. Zannediyorum turizm gelirlerinin 30 milyar dolara falan ulaştığı söylenebilinir. Dolayısıyla, bu kadar büyük bir değeri, yeri olan turizmle ilgili, çok önemli hizmet üreten turist rehberlerinin meslek odasının kurulmasıyla ilgili Meclisimizde mutabakatla bir kanun çıkartıyoruz. Öncelikle bu kanunun hayırlar getirmesini, meslek mensuplarına faydalar getirmesini, sektöre hizmet etmesini diliyorum ve emeği geçen herkese başlangıçta teşekkür ediyorum. Bu vesileyle bazı hususları da dile getirmek istiyorum, sayın ilgililerin dikkatine sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, turizm sektöründe gerçekten çok önemli ilerlemeler var. Türk Hava Yollarının uçaklarında, havaalanlarında Turizm Bakanlığının yayımladığı kataloglar, broşürler var. Oradaki rakamlara da bakarsak görürüz ki turizm sektörü ciddi bir ivme kazanmış, ilerlemeler var, rakamlar artmış. Ancak orada dikkat çeken bir husus var: Turist sayımız artmış, turizm gelirlerimiz artmış ama kârlılık oranımız düşmüş. Bu önemli bir husustur, “Tehlikedir.” diyebilir miyiz bilemiyorum ama önemli bir husustur. Yani Türkiye'nin, insanımızın emeğinin ve kaynaklarımızın ucuza pazarlanması gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu “her şey dâhil” metodu, o milyonlarca dolarlık yatırımları ve gerçekten çok önemli değer olan güneşimizi, kumumuzu, kültürümüzü çok ucuza pazarladığımız gibi bir sonuç getiriyor. Turizm sektöründeki kârlılık oranlarının düşmüş olmasının sektör açısından, yönetim açısından önemli bir husus olması gerekir diye düşünüyorum. Bunu öncelikle dikkatinize sunmak istiyorum.

Değerli Bakan, değerli milletvekilleri; bir husus dikkatimi çekiyor: Şimdi, 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13’üncü maddesinin (m) bendinde Bakanlığın görevleri sıralanmakta. Bu görevlerine atfen de böyle bir meslek odasının kurulması gerekli görülmekte. Doğru bir iş yapılıyor ancak sizler de bilirsiniz ki demokrasinin amacı, demokrasinin gelişmesi, idarede olan, devlette olan, otoritede olan yetkilerin daha fazlasının sivil topluma devredilmesini amaçlar yani “Demokrasiyi geliştiriyoruz, geliştireceğiz.” diye bir iddia ortaya koyuyorsanız, “Daha demokratik olacağız, ileri demokrasiyi getireceğiz.” diyorsanız elinizdeki yetkilerin bir kısmını halka, sivil topluma, onların örgütlerine devretmeniz gerekir. Demokrasinin gelişmesinin kapsamı ve amacı budur.

Daha önce meslek odaları yokken Kültür ve Turizm Bakanlığının bu alanla ilgili tüm hizmetleri kontrol etmesi, tanzim etmesi doğal bir şeydi ama şimdi meslek odaları kuruyorsunuz -çok da iyi yapıyorsunuz- ama meslek odaları kanununu çıkarırken yine tüm yetkileri kendinize alıyorsunuz. Demokrat kişiliğine, bu noktadaki gayretlerine yürekten inandığım Sayın Bakan, demokrasinin çok temel bir kuralı olan bu yetki devri konusunu içine sindirebilmeliydi. Kendisi burada yok, mutlaka bu sözlerim ona ulaşacaktır ve bir cevap verecektir, o nezaketini biliyorum. Ama gerçekten, kanunu çıkarırken, bakın, Milliyetçi Hareket Partisinin değerli Komisyon üyeleri Sayın Ali Halaman ve Ali Torlak Bey muhalefet şerhinde bu hususu çok açık, net -Cumhuriyet Halk Partisi de aynı şeyi yapmış- tenkit etmişler. Şimdi, tüm yetkileri yine Bakanlıkta toplamışsınız. Meslek odasını niye kuruyoruz o zaman? Bir meslek odası esprisine uymuyor yani tabip odasındaki, barolardaki, mühendis odalarındaki eşit hukuka uymuyor. Bir tespit yapmaya çalıştım. Ruhsatnameyi Bakanlık verecek, mesleğe kabul başvurusu Bakanlıktan geçecek, meslekten çıkarma hususu Bakanlıktan geçecek, üye kaydı Bakanlıktan geçecek ve eylemsiz turist rehberi eylemli turist rehberi olabilmesi için Bakanlığın yaptığı sınavı kazanacak. Bunlara gerek yok Sayın Bakanım, Sayın Müsteşarım. Yani bir meslek odası kuruyorsunuz; güveneceksiniz, inanacaksınız bu meslek odasına; kendi mesleğinin sorunlarını çözmek üzere bir araya gelen turist rehberlerinin iradesine, kararına inanacaksınız. Haydi, denetimi yapın, ona itiraz etmiyoruz. Hatta, eğitimi de yapmanız lazım, ARGE’sine de destek vermeniz lazım, bunlar da gerekli ama üye kabulüydü, efendim işte ruhsat verilmesiydi, meslekten çıkarma hususu… Bunları Bakanlığın üzerine aldığınız takdirde bunun ne demokraside ne de sivilleşmede yeri yok. Bu, bütünüyle yanlış olmuş Sayın Müsteşarım, Sayın Bakanım; bunun düzeltilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bir başka husus, kanunun yazımından kaynaklansa gerek, 2’nci maddenin “b” fıkrasında deniliyor ki: “Turist rehberleri odaları birlikleri.”

Şimdi, bu hususa Cumhuriyet Halk Partisi muhalefet şerhinde dikkat çekmiş, demiş ki: “Eğer ‘birlikleri’ derseniz, aynı meslek alanında çok sayıda birliğin kurulmasına fırsat vermiş olursunuz.”

Bu, doğru değil. Meslek odalarının gücü meslekteki birlikten kaynaklanıyor. Siz meslekteki birliği parçalar, çok sayıda birlik kurulmasına fırsat verirseniz burayı parçalarsınız, faydadan çok zarar getirirsiniz. Niye bu tür yanlışlık yapılmış veya bu anlaşılmasın diye hiç olmazsa gerekçesinde bunu yazmanız lazım, uygulayıcılar, bunun tek oda olacağını, bu odaların üst kurul olarak tek birlik olacağını burada şerh etmemiz lazım. Eğer iktidar partisi grubu bir önergeyle bunun böyle anlaşılması gerektiğini kanuna dercederse doğru yapar veya Hükûmet olarak. Bu hususları arz etmek üzere söz aldım.

Sayın Bakanım, bir hususu daha söyleyeceğim: Bir yeri yaparken bir yeri yıkmanın anlamı yok. Bakın, bir yanlış yapıyoruz. Burada bir kanun çıkarıyoruz; bir sürü, birçok istisna getiriyoruz, engel getiriyoruz, tedbir geliştiriyoruz. Sonra da bir başka kanun çıkarıyoruz, kendi koyduğumuz bu engelleri ortadan kaldırmak için kanun değişikliği yapıyoruz. Bu, hiç doğru bir hadise değil. Güvene dayalı, istisnaya değil genele dayalı, temel hükümler koyarak kanun çıkarmamız gerekir ama her defa, korkuların kuşatmasında birtakım tedbirlere öncelik vererek kanun çıkarıyoruz, bu yanlış oluyor.

Bunlardan biri şu: Turizm çok önemli. Turizm sektörü, gerçekten Türkiye’miz açısından çok ciddi bir sektör ama belde belediyelerini kapatıyoruz. Hâlbuki o turizm bölgelerinde inci gibi dizilmiş beldelerimiz var ve buralarda belediyelerimiz var. Bu belediyeler hem ülke turizmine hizmet ediyor hem insanımıza hem o şehri güzelleştirmeye hizmet ediyor. Şimdi, bir kanun çıkarıyorsunuz, büyükşehir belediyesi kuruyorsunuz. Mersin 320 kilometre. Mersin Merkez’den Anamur’un Ören beldesinin turizm hizmetlerini nasıl göreceksiniz? Bir yeri yaparken bir yeri yıkıyoruz, bu doğru değil. Bir bütünlük içerisinde düşünmeye alışmak gerekir.

Bir başka şey, çok özel bir şey: Akkuyu Nükleer Santrali, Mersin Akkuyu Nükleer Santrali. Değerli arkadaşlar, yani belki de Türkiye'nin incisi o dört koyda -Mersin milletvekillerim bilir- şimdi bir nükleer santral yapılacak. Hem “İkinci turizm hamlesini Mersin’den başlatıyoruz.” diye Sayın Başbakanın beyanı var hem de bu bölgenin en güzel koylarına gidip nükleer santral yapıyoruz, burada bir çelişki var. Nükleer santral, nükleer enerji gerekli olabilir ama bugün altın yumurtlayan bu turizm gelirini de ortadan kaldırmak, bu potansiyeli ortadan kaldırmak hiç akıllıca olmuyor.

Tekrar, Akkuyu Nükleer Santrali kararının gözden geçirilmesini bu vesileyle temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Sayın Öğüt, buyurunuz.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, İstanbul turizm kenti olduğu kadar aynı zamanda önemli bir kültür merkezidir. Geçen ay durup dururken ortaya çıkartmış olduğunuz sorunla şehir ve devlet tiyatroları ortada bırakılmıştır. Önümüzdeki sezonun eserlerinin sahneye konabilmesi için çalışmaların başlaması gerekirken sanatçılar çaresiz beklemektedirler. Bir an önce çözüm bulunmalıdır.

Ayrıca, büyük tiyatrocu Cilalı İbo Sahnesi’nin adı Beykoz’da değiştirilmiştir. Sebep nedir? Ahmet Mithat Efendi’nin adı daha büyük ve yeni bir sahneye verilebilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Eryılmaz…

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, hâlâ devam eden Balyoz davasında 250’si tutuklu, 364 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu yargılanmaktadır. Bunların yarısından fazlası hâlen görevde olan muvazzaf personel olup 57’si her türden general ve amiraldir. Yargılanan bu silahlı kuvvetler mensupları ordu bünyesinde verilen seminerlere katıldıkları gerekçesiyle tutuklanmışlardır. Ancak, tutuklu 364 subaydan sadece 162 subay bu seminere katılmıştır. Bu seminere katılanların da sadece 52’si yargılanmakta, diğerleri hakkında da hiçbir şekilde dava açılmamıştır. Yapılan yargılama neticesinde ve yazışmalarda, bu yargılamanın içerisinde yaklaşık üç yüz sahte delilin de olduğu iddia edilmektedir. Peki, sizin personeliniz olan bu silahlı kuvvetler mensuplarının uğramış oldukları bu haksızlıklar karşısında siz bugüne kadar ne yaptınız, ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bu sahte delilleri üretenler hakkında herhangi bir araştırma yapmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eryılmaz.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünyanın en önemli organizasyonlarından birisi, Sayın Bakan, “EXPO 2016 Antalya” adıyla ülkemizde düzenlenecek Dünya Botanik EXPO’sunun teması çocuk ve çiçek olarak belirlenmiştir. EXPO 2016 Antalya’nın teması da dikkate alındığında, 23 Nisan Çocuk Bayramı’yla bütünleştirilmesi önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, bölgenin doğal bitki müzesi olması nedeniyle de önemli bir tanıtım organizasyonudur. Ancak, bu kadar kısa sürede EXPO için gerekli çalışmaların -özellikle üstyapı ve altyapı- bitirilmesinin zorluğu göz önünde bulundurulmalıdır. Kent turizm potansiyeli, son yıllarda toplu taşım sistemlerine dönük yatırımlar, havaalanının varlığı ve teknolojik yatırımların yeterliliği nedeniyle bir EXPO düzenleme potansiyeline sahiptir. Ancak, 3-7 milyon turistin EXPO’yu altı ay içerisinde ziyaret edeceği düşünüldüğünde, organizasyonun başarısı için bu altyapının planlı ve bütüncül olarak yeniden düzenlenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Turizm kenti adına Antalya’da bir EXPO düzenlenmesi önemlidir. Özellikle turizmin on iki aya yayılması ve çeşitlendirilmesi açısından önemli bir organizasyondur. Kanunu neden getirmiyorsunuz Sayın Bakan Hükûmet adına?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Acar.

Sayın Dedeoğlu…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Kahramanmaraş’ımızın yetiştirdiği önemli şairlerimizden birisi de Abdurrahim Karakoç’tu, maalesef bugün kaybettik. Tüm Kahramanmaraş’a ve Türk ulusuna başsağlığı diliyorum, sevenlerine başsağlığı diliyorum. En önemli şiirlerinden bir tanesi “Mihriban”dı, yirmi dört kıtaydı bu. Nur içinde yatsın diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Dedeoğlu.

Sayın Işık…

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/490) (S. Sayısı: 257) (Devam)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, askeriyede çalışan sivil memurların özlük haklarıyla ilgili bir çalışmanız var mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Buyurunuz Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; sivil memurlarla ilgili, daha önce Milliyetçi Hareket Partisinden bir milletvekili arkadaşımız da sivil memurların sorunlarıyla ilgili dile getirmişti. Onlarla ilgili bir açıklama yapmıştık ama bu konuda da size yazılı, geniş, detaylı bir bilgi vermeyi isterim ki öyle eksik kalmasın.

Bir diğer husus, Balyoz davasıyla ilgili. Sayın milletvekilimiz 300 tane sahte delil olduğunu söyledi. “Ne yapıyorsunuz?”

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – 300 dedim ama 1.500’müş, 1.500 sahte delil…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Tamam, 500 olsun, 600 olsun, anladım.

Yani, bizden şu mu bekleniyor: Görülmekte olan bir davanın içerisinde herhalde şunların da sahteliğine benim karar vermem mi, Bakanlığın karar vermesi mi bekleniyor?

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Hayır, benim dediğim, sahte…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Biz ne diyoruz? Yargıya intikal etmiş her konuda… Bakın, Türk hâkimi, inanıyorum ki -300 müdür, 400 müdür, 500 müdür veya 200 müdür- mutlaka sahte belgeler hangisiyse çıkaracak, o sahte belgelere isnat edilerek birileri suçlanmışsa onlar hakkında da beraat kararı verecektir. Ancak, eğer ki bir sahte belge yoksa, buna hâkim karar verecek. Bakın ben de hukukçuyum, bir belgenin sahteliği veya yanlışlığı bir bilirkişi incelemesine geçilir, ondan sonra da teknik bilirkişi raporuna göre denir ki -hâkim karar verir- “Ya bu belge sahtedir, bu belge sahte değildir.” Dolayısıyla da…

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Artık bu hâkimlerden kimse adalet beklemiyor Sayın Bakanım. Meclis araştırması niye yapmıyorsunuz?  Bu kadar general, amiral mağdur olmuş durumda.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Güzel kardeşim, bakın bu doğru değildir, “Biz hâkimlerden adalet beklemiyoruz.” sözü doğru değildir. Belki sadece bu kelimeyi kullanmanız açısından bir şey söylemiş olursunuz ama hem Türk yargısına hem Türk milletine hem Türk devletine büyük bir zarar vermiş olursunuz. Bu milletin, bu insanların yargıya olan itimadını sarsmamak lazım. Özü bu.

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Kalmamış zaten maalesef Sayın Bakanım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) –  Tabii Antalya EXPO’yla ilgili soru vardı. Şehir ve devlet tiyatrolarının, dediği gibi, şehir ve devlet tiyatrolarında işte Kültür ve Turizm Bakanlığı istiyor ki şehir ve…

Bakın, rekabetin olmadığı yerde sanat gelişmez, rekabetin olmadığı yerde spor da gelişmez. Dolayısıyla, hem sporda hem de sanatta rekabetin olması lazım ancak ödenekli tiyatrolarda bir rekabet söz konusu değildir. Herkes ister oyun oynasın ister oyun oynamasın aynı ücreti alıyorsa, hangi performansı gösteriyorsa göstersin aynı alıyorsa bu doğru değildir. Dolayısıyla ne yapılması lazım? Bunun yaygınlaştırılması, rekabete açık hâle getirilmesi lazım ki sanatta da, sporda da en üst noktayı yakalayalım. Dolayısıyla da…

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Belediye sporlarda da oluyor efendim, belediye sporlar da öyle.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – İşte, biz de onu söylüyoruz. Bakın, şimdi Kasımpaşa durdu, işte Birinci Lig’e çıktı. Dolayısıyla da iyi çalışan, gayret eden, çalışan çıkar. Hem sanatta hem sporda rekabeti sağlamak gerekli diye düşünüyorum.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Ankara Belediyesi el çekti, Ankaragücü düştü efendim bir dakikada.  

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, bir de şu hususta açıklama yapmak istiyorum: Tabii, Sayın Başkanımız bir açıklama yaptı, dedi ki: “Birden fazla niye birlik oluyor?” diye. Tabii, öncelikle şunu söylemek isterim ki rehberler, kendi menfaatlerini herkesten daha çok korurlar çünkü bu rehberler gerçekten okumuş, aydın, hem dünyayı tanıyorlar hem Türkiye’yi tanıyorlar. Kendi menfaatlerinin birlik içinde olduğunu görürlerse ikinci bir birliğe de ihtiyaç duymazlar. Ancak bir şekilde kendi menfaatlerinin birlik tarafından korunmadığı düşüncesinde iseler ve görüşleri de mevcut birlik tarafından itibar görmüyor ve dile de getirilmiyorsa, bunların da başka bir birlik kurmaları da demokrasinin ve çok sesliliğin gereğidir. Her birliğin üyelerinin haklarını daha iyi koruyabileceği fikri doğru olsa birden fazla işçi sendikasına izin vermemek lazım, birden fazla memur sendikası örgütlenmesine de izin vermemek lazım. Biz şunu söylüyoruz: Rekabet iyidir, daha iyiyi yakalarız, kaliteyi yakalarız; çok seslilik, demokrasi iyidir. Dolayısıyla kim kendi temsil ettiği insanların ihtiyaçlarını ve şikâyetlerini dile getirebiliyorsa muhakkak ki onlar da onları tercih ederler diye düşünüyorum. Farklı fikirler ve görüşler zenginliktir, hizmette de rekabeti getirir ve daha iyi hizmet verebileceği, daha iyi imkân  sağlayacağını rehberlere düşünüyoruz. Dolayısıyla bir sakınca yoktur diye düşünüyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın, sisteme girmişsiniz, süremiz var daha.

Buyurunuz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tabii bugün lambada  titreyen alev üşüdü. Bugün derin  bir üzüntü içerisindeyiz. Kültür dünyamızın önemli isimlerinden büyük bir dava adamı, aynı  zamanda fikir adamı,  büyük  bir şair Abdurrahim Karakoç’un vefatını üzüntüyle duyduk. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Bütün Maraş’ın, bütün milletimizin başı sağ olsun diyoruz. Allah mekânını cennet eylesin.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Sayın Aydın, biz de Allah rahmet eylesin diyoruz, nur içinde yatsın.

Sayın Bostancı.

9.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Teşekkür ediyorum.

Ben de büyük şair Abdurrahim Karakoç’a Allah’tan rahmet diliyorum, hepimizin başı sağ olsun. Bilinen o meşhur türküsünde “Sarı saçlarını deli gönlüme/ Bağlamışlar çözülmüyor mihriban/ Ayrılıktan zor belleme ölümü/ Görmeyince sezilmiyor Mihriban.” diyen şair öyle anlaşılıyor ki vefatıyla ayrılığa son vermiş. Mekânı cennet olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bostancı.

Sayın Öğüt, süremiz kalmadı ama sizin sorunuz mu var? Çok kısa.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Ben de sadece Abdurrahim Karakoç’u…

BAŞKAN – Ona süremiz yetiyor.

Buyurunuz.

10.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Büyük şairler Nâzım Hikmet ve Ahmet Arif’le birlikte biz de Abdürrahim Karakoç’un ailesine baş sağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Aynı zamanda kendisine de rahmet diliyoruz, ulusumuzun başı sağ olsun diyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Şandır, buyurunuz.

11.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, halk şairi ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim.

Efendim biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Türkçemizin, Türk şiirinin çok önemli bir şairini kaybetmiş olmanın üzüntüsü içerisindeyiz. “Mihriban” öksüz kaldı gerçekten.

 Şair, düşünür, yazar Abdurrahim Karakoç’a yüce Allah’tan rahmetler diliyoruz; kederli ailesine, dostlarına başsağlığı diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/490) (S. Sayısı: 257) (Devam)

BAŞKAN - Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesinin “b” ve “f” fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“b) Birlik: Turist rehberleri odaları birliğini,

f) Meslek kuruluşları: Turist rehberleri odaları ve birliğini,”

   Prof. Dr. Haluk Eyidoğan                Yıldıray Sapan                            Sakine Öz

                 İstanbul                                    Antalya                                    Manisa

      Ahmet İhsan Kalkavan                     İdris Yıldız                             Doğan Şafak

                 Samsun                                      Ordu                                       Niğde

                                                              Ali Serindağ

                                                                Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Serindağ. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, turizm gerçekten çok önemli. Turizm sektörü ülkelerin kalkınması ve ilerlemesi açısından önemli bir sektör. Hem ulusal hem uluslararası düzeyde ekonomi ve kalkınma politikalarına destek olacak ileriye dönük bir turizm politikasını oluşturmak, rekabet gücümüzü artırmak ve bu şekilde ülke ekonomisini güçlendirmek çok önemli.

Turizm öyle önemli ki hem gelir artırıcı hem istihdam yaratıcı hem de döviz girdisi sağlayıcı bir sektördür. Bu nedenle biz üzerinde çok duruyoruz, aslında dünya üzerinde duruyor. Mesela, örnek vermek gerekirse G 20 toplantısında “sürdürülebilir turizm” bir konu olarak ele alınmış ve tartışılmıştır.

Değerli milletvekilleri, Dünya Turizm Barometresi 2011 Raporu’na göre uluslararası turist sayısı 980 milyondur. Bizim bu pastadaki payımız yüzde 3’tür. Yüzde 3 Türkiye açısından kabul edilebilir değildir, bunun mutlaka büyütülmesi ve en azından kısa vadede yüzde 4’e çıkarılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, Sayın Bakana bir soru yöneltmiştim, bu soruya verdiği cevap üzerine aslında ben daha çok bu sözü alma ihtiyacı hissettim, şöyle: Zaten Sayın Bakanın konuşmasında, cevabında belirttiği potansiyel olmasaydı belki turizm planlaması o kadar önem arz etmeyebilirdi. Gaziantep gerçekten sahip olduğu kültür varlıkları itibarıyla çok önemli bir kenttir, aslında o bölgenin tümü önemli bir bölgedir. O nedenle, biz Gaziantep’te öncelikle bir turizm master planının yapılmasını ve bu planın büyütülerek havza düzeyinde ele alınmasını öneriyoruz. Bizim düşüncemiz bu, bizim Gaziantep’te görüştüğümüz tüm sivil toplum örgütlerinin arzusu da bu. Biliyorsunuz Gaziantep’te turizm derneğimiz var, onun da arzusu bu, ticaret odasının arzusu da bu.

Sayın Bakan, biraz genel olarak bir cevap verdiniz, tüm illerde master plan hazırlandığını ifade ettiniz ama bu genel bir ifadedir. Zannediyorum ki Gaziantep ve ait olduğu bölge içinde bir planlama yaparsınız. Şimdi, siz de biliyorsunuz ki Gaziantep, Gaziantep’in tümü GAP içerisinde yer almamaktadır, belli bir bölümü yer almaktadır.

Bir de Sayın Bakan konuşmanızda şunu ifade ettiniz: ”Kaldı ki Antep’in bir bakanı var biliyorsunuz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı. Arkadaşlarım not verdiler, Sayın Bakanla da ortak bir çalışma yürütülüyor. GAP İdaresinin de master planı var ki ayrıyeten de ilave desteklenmektedir.” demişsiniz. Şimdi şöyle, biz Sayın Fatma Şahin’in Bakan olmasından gurur duyuyoruz, sevinç duyuyoruz, Fatma Şahin’in başarılı olmasını da temenni ediyoruz. Ancak Sayın Fatma Şahin, sizin de belirttiğiniz gibi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve bizim gibi Gaziantep Milletvekili. Sayın Fatma Şahin’in Gaziantep’te yapılan devlet işlerinden ne kadar haberdar olması gerekiyorsa, daha doğrusu ne kadar haberdar edilmiş ise muhalefet milletvekillerinin de o zaman bilgilendirilmesi lazım. Sayın Fatma Şahin kendisi bir çaba gösterebilir, biz bunu destekleriz ancak Bakanlık Sayın Şahin’le turizm alanında bir planlama yapıyorsa, bir turizm çalışması yapıyorsa muhalefet milletvekilleri olarak bizim de o konuda haberdar olmamız ve gerekli katkıyı sağlamamız lazım diye düşünüyorum.

Sözlerimin başında söylemeyi unuttum, ben de Abdurrahim Karakoç’a rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.

Sayın Bakanım, tekrar söylüyorum, Gaziantep turizm açısından önemlidir, turizm önemli bir sektördür, bu nedenle Gaziantep’te ve Gaziantep’in bulunduğu havzada bir turizm master planının yapılması lazım, önemli bir destinasyondur ve bu, hem Gaziantep’in ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlayacaktır.

Teşekkür ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Serindağ.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

İKİNCİ BÖLÜM

Turist Rehberliği

Mesleğe kabul

MADDE 3- (1) Turist rehberi unvanı mesleğe kabulle kazanılır ve mesleğe kabul için aşağıdaki koşullar aranır.

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.

b) Başvuru tarihi itibarıyla onsekiz yaşını doldurmuş olmak.

c) Üniversitelerin turist rehberliği bölümlerinin önlisans, lisans veya yüksek lisans programlarından mezun olmak veya üniversitelerin turist rehberliği bölümü dışındaki diğer bölümlerinden en az lisans düzeyinde mezun olduktan sonra, birliklerin ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin ortak önerileri ve Bakanlığın onayıyla turizm sektörünün ihtiyaçları da dikkate alınarak belirlenen dillerde, gerektiği hallerde belirlenen bölgelerde, yönetmelikle kurs ve sınavlara ilişkin belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Bakanlığın gözetimi ve denetimi altında birlikler tarafından düzenlenen ülkesel veya bölgesel turist rehberliği sertifika programını başarıyla tamamlamak.

ç) Birliklerin ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin ortak önerileri ve Bakanlığın onayı ile belirlenen yabancı dillerden birinde, Bakanlığın gözetim ve denetimi altında yapacağı veya konusunda uzmanlaşmış kamu kurum veya kuruluşlarına yaptıracağı yabancı dil sınavında başarılı olmak veya yönetmelikle belirlenen yabancı dil yeterlik belgelerinden birine sahip olmak.

d) Birlikler tarafından Bakanlığın gözetim ve denetimi altında düzenlenen uygulama gezisini tamamlamak ve gezi sonunda yapılan sınavda başarılı olmak.

e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından; bu Kanuna veya 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa muhalefetten mahkûm olmamak.

f) Daha önce meslekten çıkarılmamış olmak.

(2) Mesleğe kabul başvurusu Bakanlığa yapılır. Bakanlık, otuz gün içinde gerekli incelemeleri yapar, başvuruyu kabul ettiği takdirde ruhsatnameyi düzenler, başvuruyu reddettiği hallerde ret kararını gerekçesi ile birlikte başvuru sahibine bildirir.

(3) Mesleğe kabul koşullarını taşımamalarına rağmen mesleğe kabul edilmiş olanlar, mesleğe kabulü engelleyen bir suçtan hüküm giyenler ile mesleğe engel hali ortaya çıkanlar Bakanlık kararı ile meslekten çıkarılır.

BAŞKAN – Soru-cevap bölümünde sisteme bir milletvekilimiz girmiş.

Buyurunuz Sayın Eryılmaz.

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, bugün, Türkiye'nin hemen hemen her yerinde hazine arazilerinin vatandaşlarımıza satışı mümkün iken, Hatay’da vatandaşlarımız bu imkândan mahrum bırakılmıştır.

Bir taraftan yıllardır bu toprakları ekip biçen, bakımını yapan, ağaçlandıran ve çoğunda da inşaat yapan bu vatandaşlarımıza hazine arazilerinin satışını yasaklayıp, öbür taraftan, yabancılara mülk satışına imkân tanıyan yasaların çıkarılması vatandaşlarımıza yapılan bir haksızlık değil midir? Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?

Hatay’da hazine arazilerinin vatandaşlarımıza satışını yasaklayan, engelleyen mevzuatı değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eryılmaz.

Sayın Özcan…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, Bolu’nun Dörtdivan ilçesi Ankara’ya çok yakın. 2003 yılında 24 orman işletme müdürlüğüyle birlikte Dörtdivan Orman İşletme Müdürlüğümüz de kapandı. 2006’da Danıştayın bu işlemi iptal etmesine rağmen -13 orman işletme müdürlüğü açıldı- Dörtdivan Orman İşletme Müdürlüğü mahkeme kararına rağmen sadece Bakanın keyfî tavrı yüzünden açılamıyor.

Bu durumun nasıl düzeltileceği konusunda bir fikriniz var mı; bunu sormak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Özcan.

Sayın Acar, buyurunuz.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, biraz önce, 2016 EXPO ile ilgili sorularıma cevap alamadım. Kısaca bir açıklama daha yapmak istiyorum: Bu EXPO ile ilgili planlanan süreç hem Antalya hem de hinterlandında, çevresinde yer alan Isparta ve Burdur’u son derece olumlu şekilde etkileyecektir. Antalya ve bu bölgelerde var olan doğa, ekoloji içerikli turizm büyük bir ivme kazanacaktır. Yaşanacak bu süreç çerçevesinde bölgede özellikle sosyal ve ekolojik anlamda önemli değişimler yaşanacaktır.

Botanik temalı EXPO 2016’nın Antalya’da 100 hektarlık bir alan üzerinde kurulması ve 100 dolayında ülkeyle, 40’a yakın çok uluslu büyük firmanın katılması ve altı ay sürecek EXPO sırasında 8-10 milyon kişinin Antalya’yı ziyaret etmesi beklenmektedir.

Ayrıca, Uluslararası Bahçe Bitkileri Üreticileri Birliğinin 60 üyesinin katılacağı 2012 yılındaki kongresi de Antalya’da yapılacaktır.

Altı aylık süreçte en az 20 bin sosyal, kültürel etkinlik yapılması planlanmaktadır. Antalya 2016 EXPO’sunu düzenlemek için çalışmalar sadece Antalya kentine odaklanmamalıdır. EXPO’nun özellikle bölgeye ve ülkeye yayılması için 2016 yılından önce ülkesel ve bölgesel ulaşım altyapı çalışmalarının, Antalya-Ankara hızlı tren, kara yolu ulaşımları ve havaalanı iyileştirmeleri lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜRKUT ACAR (Antalya) - Bunların bitirilmesi için de kanun çıkması lazım.

Sayın Bakanım, iki defa söyledim; bu kanun niye çıkmıyor, niye çıkarılmıyor?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Acar.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan -konuşmamda da söyledim ama Müsteşar Bey de buradayken- şimdi, Akdeniz Bölgesi’nde bu yaylacılık özellikle son yıllarda çok yaygınlaşıyor. Evet, oraya söylüyorum yani bilgi alırsanız diye. Şimdi, bu kadar yaygınlaşıyor ve gelişigüzel bir yapılanma var. Bizim kendi bölgemizde, Adana’da, Pozantı’dan Karaisalı’ya, Aladağ’dan Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli’ye kadar bütün ilçelerimizde yoğun bir yaylacılık var. Şimdi, bu yaylacılıkla ilgili, yayla turizmiyle ilgili -bu bir gerçek- hiçbir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz, bir plan geliştiriyor musunuz; bunu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Özcan…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bolu’nun Göynük ilçesinin Örencik ve Çubuk köylerinde, yaklaşık bir yıldır, sinir sisteminin iflas etmesi sonucu hayvanların felç olması, büyükbaş ve küçükbaş hayvanların felç olması sebebiyle çok sayıda hayvan ölümü meydana gelmektedir. Hatta bu ölümler sebebiyle neredeyse o köylerde hayvan dahi kalmadı. Sayın Bakanımız da orada oturuyor, konuyu biliyorlar. Bu konuda yapılan yüzeysel inceleme sonucunda, o bölgede çok çok uzun yıllardır var olan bir ota bağladılar bunu ancak buna Tarım Bakanlığı yetkilileri dahi inanmıyor, bırakın köylüleri. O bölgede, Göynük Çubuk Gölü üzerinde bulunan Turkcell’e ait vericiden kaynaklandığı yönünde, bölge halkında yaygın bir kanaat var. En azından bu endişeyi giderebilmek için, bu vericinin bir ay süreyle faaliyetinin durdurulması konusunda bir çalışmanız olabilir mi?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özcan.

Buyurunuz Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Öncelikle, Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; cevabını veremediğimiz, tabii, doğrudan, hem Kültür ve Turizm Bakanlığıyla da ilgili değil, Millî Savunma Bakanlığıyla da ilgili değil, birçokları mesela, Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla ve Tarım Bakanlığıyla ilgili konular var. Dolayısıyla onlara yazılı iletilecek.

Ancak, Antalya’daki EXPO’yla, 2016’yla ilgili kanun tasarısı Bakanlar Kurulunda şu anda, imzaya açıldı. Dolayısıyla, Tarım Bakanımızın notu yani sağlam yerden, doğru yerden geliyor. İnşallah en kısa zamanda bu çıkar.

Bir başka, vericilerle ilgili… Yani, çok kesin bir, hiçbir bilimsel çalışmayla bir cep telefonu vericisinin sağlığa zarar verdiği veya ne kadar verdiği bir bilimsel çalışmayla ispatlanmış değil. Kişiler kesinlikle -biraz da bilimsel dayanağı olmadan- korkularıyla yönetilmekte ve onlara göre tepki vermekte diye düşünüyorum. Ancak bildiğim kesin bir husus var ki, en büyük tehlike varsa televizyondadır, lütfen televizyonlardan uzak kalın. En büyük tehlike bilgisayarlardadır, en büyük tehlike bu cep telefonlarındadır. Eğer bu cep telefonlarını yirmi dört saat elinizden düşürmüyorsanız, her gittiğiniz yerdeyse, bilin ki en büyük tehlikedir, diğerinden 10 bin kat, 3 bin kat çok daha fazla tehlikelidir.

Bir de, tek başına orada vericinin olması, kesinlikle bir radyasyon tehlikesi de oluşturmamaktadır. Tehlike ne zaman başlamaktadır? Eğer varsa konuşmaya başladıktan sonra. Bilin ki bu vericilerin, şehir merkezlerinden daha dışarıya taşındıkları zaman, o zaman daha fazla yüksek frekanslı gelmesi gerektiğinden zararı daha da artmaktadır. Ancak işte, bir şekilde, yani bazen algı gerçeğin önüne geçer, maalesef burada da bu algılama gerçeğin önünde olduğundan hem şehrin dışına çıkarılması hem de acaba bu olayda olduğu gibi “Bir aylık çalışması durdurulursa bir şey olur mu?” diye bir şey var ki - teknik bir zararı- bunu bilerek söylüyorum, daha önce Ulaştırma Bakanlığı yapmış ve Ulaştırma Müsteşarlığında da bulunmuş bir arkadaşınız olarak söylüyorum ki bilimsel raporlara lütfen itibar edelim. Bizim bir inancımız var, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” diye, buna kesinlikle inanıyorum. Herkesten de istirhamın, lütfen bilimsel raporlara itibar edelim.

Bir başka husus, yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığına aktaracağım soru ve ondan aldığımızda aynen ileteceğiz. Yabancılara mülk satışının yapıldığı bir dönemde hazine arazilerinin kendi vatandaşlarımıza satışına engel çıkarılması doğru mudur? Kesinlikle doğru değildir. Bu ülkenin vatandaşı, en doğusundan en batısına kadar, bu ülkede İstanbul’daki hangi hakka sahipse Hakkâri’deki de o hakka sahip, Hatay’daki hangi hakka sahipse Artvin’deki de o hakka sahip. Dolayısıyla, bunu da Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ileteceğim.

Bir başka şey: Orman İşletme Bolu Dörtdivan’da mahkeme kararıyla kapatıldı, hâlâ açılamıyor veya mahkeme kararına rağmen açılamıyor. Mahkeme kararlarına saygı gerekir, hukuk düzeni bunu gerektirir, hukuka saygı bunu gerektirir. Biraz önce bir arkadaşımız söyledi yani bizim hâkimlere, bizim mahkemeye güvenmemiz lazım. Yasama, yürütme, yargı, devleti oluşturan üç organdan biri, eğer bu ayağı çekerseniz bu devlet ayakta kalmaz. Yani dolayısıyla…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Mahkeme kararına rağmen Bakan…

MİLLİ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Eğer Bakan Bey böyle bir şey yapmışsa doğru yapmamıştır ama biz biliyoruz ki hukuka saygı noktasında bizim Bakanlar Kurulumuz en saygılı Bakanlar Kuruludur. Mahkeme kararlarını mutlaka yerine getirir, getirmeyenlerin hem cezai sorumluluğu var hem manevi sorumluluğu var yani manevi tazminat ödemekle yükümlü olursunuz. Dolayısıyla da bununla ilgili de Orman ve Su İşleri Bakanına söyleyerek, doğru bilgi hangisidir, size verilmesini temin edeceğim.

Yine, dediği gibi, Antalya’daki EXPO’yla ilgili ulaşım altyapılarının yapılması lazım. Sayın Vekilim, siz de biliyorsunuz ki şu an Antalya’daki havaalanı Türkiye’de bir benzeri olmayan havaalanı -bunu bilerek söylüyorum- aynı anda iki uçağın ineceği, aynı anda iki uçağın kalkabileceği bir havaalanı. Türkiye’de işte İstanbul Yeşilköy deyin, Sabiha Gökçen deyin, ister GAP Havaalanı deyin, hangisini derseniz deyin böyle bir havaalanına şey… Dolayısıyla yani Antalya’da ikinci bir havaalanına ihtiyaç yok. Antalya’nın, Merkez için söylüyorum, ancak Gazipaşa -veya dediği gibi, Kaş’ın öbür tarafı ki Kaş’taki de, Fethiye yöresi de Dalaman Havaalanı’ndan faydalanır- civarı hariç yeni bir havaalanına ihtiyaç yoktur. Gazipaşa Havaalanı’na küçük uçakların inebilmesi de mümkündür. Zaten ulaşım altyapısının da yapılması gerekli. Allah için biz Binali Bey’in çok iyi çalıştığını düşünüyoruz. Kaldı ki bunu Sayın MHP Genel Başkanı da söyledi seçim döneminde yani arşivlere bakarız, dedi; Kılıçdaroğlu da söyledi, bir hakkı teslim etmek açısından, her yere gittiğinizde bir bakın… Bir başka ülkeden, Amerika’dan geldiğimde bile baktığımda bizim ülkenin yollarına “Ya, bu yolu yapanlardan Allah razı olsun.” diyoruz. Dolayısıyla da sadece Antalya’nın değil, Türkiye'nin dört bir tarafının da altyapıları bu dönemde yapılıyor, daha da yapılacaktır. Her şey bitmiş midir? Güllük gülistanlık demiyorum, az zamanda çok şey yaptık; önümüzde daha zaman var, yapmamız gereken de çok şey var.

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Demir yolu için söylüyorum.

MİLLİ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Demir yolu, doğrudur, demir yolunun da projeleri çiziliyor, onu da yine bilerek söylüyorum. İnşallah diyoruz ki, Türkiye'nin hangi noktasında olursa olsun… Ama ne zaman olur bilmiyoruz, kaynak ayırırsanız yaparsınız, inşallah -bu İspanya’da da öyledir- bir saatlik bir ulaşım mesafesiyle bir hızlı tren istasyonuna ulaşabilmeniz lazım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

Mesleğin icrası, odaya üyelik ve meslek sicilleri

MADDE 4- (1) Meslek, bu maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde serbest meslek şeklinde veya 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak icra edilebilir.

(2) Turist rehberlerinin yerleşim yerinin bulunduğu ilde kurulmuş odalardan birine, yerleşim yeri olan ilde oda kurulmamışsa en yakın ilde kurulmuş odalardan birine üye olmaları zorunludur. Hangi odaların hangi illerdeki turist rehberlerini üye olarak kaydedebilecekleri Bakanlıkça belirlenir. Turist rehberleri birden fazla odaya üye olamaz. Turist rehberlerinin oda üyeliğine kabulü için mesleğe kabul edilerek ruhsatname almış ve mesleğe kabul koşullarını kaybetmemiş olmaları gerekir.

(3) Eylemli ve eylemsiz turist rehberlerinin ad, soyad ve sicil numaraları ilgili birliğin resmi internet sitesinde yayınlanır. Meslek sadece eylemli turist rehberleri tarafından icra edilebilir. Eylemli turist rehberi olabilmek için bir yıl süreyle geçerli olan çalışma kartının alınması zorunludur. Odaya üyelik koşullarını kaybetmiş veya odaya karşı yükümlülüklerini yerine getirmemiş olanlara çalışma kartı verilmez. Çalışma kartı almayan veya eylemsiz turist rehberi olarak kalmak üzere yazılı beyanda bulunan turist rehberleri eylemsiz turist rehberi olarak sicile işlenir. Eylemsiz turist rehberleri, meslek kuruluşları organlarının seçimlerinde oy kullanamaz ve bu organlarda görev alamazlar. Aralıksız sekiz yıl süreyle eylemsiz turist rehberi olarak kalanların eylemli turist rehberi olabilmeleri için, Bakanlık tarafından yapılan sınava katılarak başarılı olmaları gerekir.

(4) Eylemli turist rehberlerinin ödeyecekleri aidat, onaltı yaşını doldurmuş olanlar için belirlenen aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde yirmisinden fazla olamaz. Eylemsiz turist rehberleri, eylemli turist rehberlerinin ödediği aidatın beşte biri oranında aidat öder. Turist rehberleri ilgili birlik tarafından yıllık olarak belirlenen oda aidatını iki eşit taksit halinde üyesi bulundukları odaya öderler. Süresi içinde ödenmeyen aidatlar kanuni faizi ile birlikte genel hükümlere göre tahsil edilir. İstisnasız tüm aidat alınmayacak haller, Birlik tarafından belirlenir.

(5) Meslek sadece çalışma kartında belirtilen yabancı dillerde veya yönetmeliğin izin verdiği hallerde Türkçe olarak hukuka ve meslek etik ilkelerine uygun olarak icra edilir. Turist rehberleri mesleki onur ve itibarla bağdaşmayan herhangi bir faaliyet veya eylemde bulunamazlar. Mesleğin icrasında Türkiye’nin kültür, turizm, tarih, çevre, doğa, sosyal ve benzeri değerlerinin ve varlıklarının, Bakanlığın kültür ve turizm politikaları doğrultusunda tanıtılması esastır. Meslek etik ilkeleri yönetmelikle belirlenir.

(6) Turist rehberleri, tur, paket tur, ulaşım veya konaklama gibi seyahat acentalığı faaliyeti kapsamına giren hizmetleri vermemek koşuluyla yalnızca turist rehberliği hizmeti sunabilir ve mesleğe ilişkin nitelik ve özelliklerini göstermek üzere yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde reklam ve tanıtım yapabilir.

(7) Meslek sicilleri, odalar tarafından tutulur ve sicil işlemleri gecikmeksizin ilgili birliğe bildirilir. Birlik veri tabanı oluşturur ve bu veri tabanını Bakanlığın kullanımına sunar.

BAŞKAN – 4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 4’üncü madde kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi okutuyorum:

Disiplin cezaları ve soruşturma usulü

MADDE 5- (1) Mesleğini bu Kanun hükümlerine uygun olarak icra etmeyen ve meslek kuralları ile etik ilkelerine uymayan turist rehberleri hakkında aşağıdaki disiplin cezaları uygulanır.

a) Uyarma cezası; mesleğin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin turist rehberine yazılı olarak bildirilmesidir. Uyarma cezası aşağıdaki hallerde verilir.

1) Meslek icra edilirken çalışma kartının veya turist rehberliği sözleşmesinin bulundurulmaması.

2) Meslek icra edilirken çalışma kartının görünür şekilde taşınmaması.

b) Kınama cezası; mesleğini icra ederken kusurlu davrandığının turist rehberine yazılı olarak bildirilmesidir. Kınama cezası aşağıdaki hallerde verilir.

1) Tüketicinin yanıltılması suretiyle iş alınması.

2) Fiilin niteliği ve sonuçları itibarıyla daha ağır bir disiplin cezasını gerektirmediği hallerde işin taahhüde aykırı olarak ifa edilmesi.

3) Meslek etik ilkelerine aykırı davranılması.

4) Turist rehberliği sözleşmesi yapmadan veya taban ücretin altında çalışılması.

5) Uyarma cezasının uygulandığı tarihten itibaren altı ay içinde ikinci kez uyarma cezası gerektiren bir fiilin işlenmesi.

c) Meslekten geçici men cezası; turist rehberinin mesleği icra etmesinin bir aydan bir yıla kadar yasaklanmasıdır. Meslekten geçici men cezası aşağıdaki hallerde verilir.

1) 14/9/1972 tarihli ve 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere haklı veya zorunlu bir neden olmaksızın turun süre ve güzergahının değiştirilmesi.

2) Yetkililerce yapılan denetimlerde bilgi vermekten kaçınılması.

3) Gerçeğin gizlenmesi, yalan veya eksik bilgi verilmesi.

4) Turist gruplarına veya turistik kuruluşlara kasıtlı olarak zarar verilmesi.

5) Turizm meslek kuruluşlarına, yöneticilerine, çalışanlarına veya mesleğe karşı güven ve itibarı zedeleyecek veya turizme zarar verecek nitelikte haksız söz ve davranışlarda veya seyahat acentalığı niteliğinde faaliyette bulunulması.

6) Kanuni istisnalar saklı olmak üzere, mesleğin çalışma kartı alınmadan veya çalışma kartında belirtilen dil veya diller dışında icra edilmesi.

7) Bölgesel turist rehberlerinin, bölgesi dışında turist rehberliği faaliyetinde bulunması.

8) Seçimlerin bu Kanuna ve bu Kanun uyarınca belirlenen kurallara uygun şekilde yapılmasının engellenmesi.

9) Aynı yıl içinde iki kez kınama cezası alınması.

ç) Meslekten çıkarma cezası; ruhsatnamesinin geri alınarak turist rehberi unvanının kaldırılması ve turist rehberinin oda üyeliğinden silinmesidir. Meslekten çıkarma cezası aşağıdaki hallerde verilir.

1) Ülke yararına ve milli onura aykırı hareket, söz ve davranışlarda bulunulması.

2) İki kez seyahat acentalığı niteliğinde faaliyette bulunulması.

3) Turist rehberi unvanı, ruhsatname veya çalışma kartı kullanılarak suç işlendiğinin veya işlenmesine yardım edildiğinin mahkeme kararıyla tespit edilmesi.

4) Mesleğe ilişkin iş ve işlemlerde sahte belge kullanılması veya yalan beyanda bulunulması.

5) Meslekten geçici men cezası uygulanan ilk fiilin işlendiği tarihten itibaren beş yıl içinde toplamı iki yılı aşacak şekilde meslekten geçici men cezası gerektiren fiillerin işlenmesi.

6) Kanuni istisnalar saklı olmak üzere, çalışma kartı almadan turist rehberliği hizmeti sunulduğunun iki kez tespit edilmesi.

(2) Meslekten geçici men veya çıkarma cezası alanlara ilişkin bilgiler ilgili birlik tarafından gecikmeksizin Türkiye Seyahat Acentaları Birliğine bildirilir.

(3) Uyarma ve kınama cezasını gerektiren hallerde üye olunan odanın yönetim kurulu; meslekten geçici men ve meslekten çıkarma cezasını gerektiren haller ile oda ve birlik organlarının üyelerinin fiillerinde ise ilgili birlik yönetim kurulu tarafından resen veya oda yönetim kurulunun başvurusu üzerine ilgili birlik disiplin kurulu tarafından disiplin soruşturması başlatılır. Fiilin ilgili birliğe bildirilmesinden itibaren bir yıl içinde disiplin soruşturması sonuçlandırılır. Disiplin soruşturmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

BAŞKAN – Soru-cevap var, sisteme girmiş sayın milletvekilleri.

Sayın Eryılmaz, buyurunuz.

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yabancılara mülk satışına imkân tanıyan yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Antalya’nın Kadriye, Belek, Boğazkent gibi turizm beldelerinde devlete ait on binlerce arazinin apar topar parsellendiği ve yabancılara satılmak üzere hazırlıklar yapıldığı yönünde ciddi iddialar dolaşmaktadır. Böyle bir çalışmanın yapıldığı doğru mudur?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Eryılmaz.

Sayın Keskin…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, bu yıl Denizli’nin Buldan ilçesinde dolu yağışı nedeniyle üzüm bağları çok ciddi bir şekilde zarar gördü. Çal, Güney ve Bekilli ilçelerinde ise soğuk nedeniyle, bu sene eksi 27 derece düzeylerinde gelişen soğuk nedeniyle üzüm bağları, asmaları kurudu. Bu konuda il tarım müdürlüğü gerekli çalışmaları yaparak hazırladığı raporu Bakanlığınıza intikal ettirdi. Ben de bir soru önergesi verdim. Bugüne kadar soru önergesine cevap verilmedi. Bu konuda Bakanlıkça yürütülen bir çalışma var mıdır, varsa hangi düzeydedir? Zarar gören çiftçilere herhangi bir yardım yapılacak mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Keskin.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorumun cevabını bir türlü alamıyorum. Şimdi bu yayla turizmi… Özellikle Tekir’de, Pozantı’dan başlayarak Fındıklı, Alpu, Hamidiye, Dağdibi, Aşçıbekirli’ye kadar, Kızıldağ, Horzum’a kadar çok yoğun bir nüfus yaşıyor yazın buralarda. Bunlarla ilgili, yayla turizmiyle ilgili, bu potansiyellerle ilgili bir çalışmanız olacak mı?

İkinci bir sorum: Özellikle bahar ve yaz mevsiminde bu belediyelerimiz kültürel etkinlikler düzenliyor. Geçmiş yıllarda buraya destek veriyordunuz. Geçenlerde Pozantı Belediyemize verilmedi ve kaldırıldığı söylendi. Burada bir iktidar-muhalefet ayrımı yapılıyor mu?

Üçüncü bir sorum da: Bizim Akçatekir beldemiz var. Burasının nüfusu kışın 2-3 binken yazın 250 binlere varıyor, yani tamamen turizm, yayla turizmi. Bu gelen parayla bunun altından kalkılması mümkün değil. Bununla ilgili bir çözüm öneriniz veya bir katkınız olabilir mi?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bodrum Yarımadası’ndaki belediyelerin beldelerdeki iç yolları maalesef bir türlü düzeltilemiyor, yapılamıyor, çukurlar var, yollar maalesef turizm mevsimine uygun değil. Turizm mevsiminin başladığı bu dönemde bu konuda İller Bankasının özellikle bir destek çalışması var mıdır?

Bodrum Yarımadası’nda çöp ve katı atık sorunu bürokratik nedenlerle dört senedir çözülememektedir. Turizm mevsiminin başladığı bugünlerde Bodrum atık toplama alanındaki yeni yangınlar ve çamur deresinin denetimi konusu gündemde yerini alacaktır. Bakanlık olarak bu konuda neler yapıyorsunuz, yapacaksınız?

Bodrum Gökova Körfezi’nde mavi yolculuğa gelen yaklaşık 1.500 tekneyle ilgili olarak katı atık, sintine toplanması konusunda bir çalışmanız var mıdır? Bodrum Yarımadası’nda bulunan sıvı atık arıtma tesislerinin büyük bölümü tam kapasiteyle çalıştırılmamaktadır. Bu nedenle deniz kirliliği artmaktadır. Bu arıtma tesislerinin denetimleri konusunda ne yapmayı düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Buyurunuz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Eryılmaz’ın söylediği bu 2/B’yle ilgili özellikle yabancılara mülk satışı konusunda, aslında sorunun cevabını kendisi verdi Sayın Milletvekilimiz, söylentiler olduğunu söyledi. Bizim tabii söylentilerle ilgili olarak herhangi bir şey, bir değerlendirme yapmamız söz konusu değil. Neticede bunların adı “söylenti.”

REFİK ERYILMAZ (Hatay) – Bir çalışma var mı Sayın Bakan?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Çalışma, yasada belirlenen hususlarla ilgili, ne ise çalışma o, onunla ilgili yapılıyor. Bu da zaten kamuoyunun bilgisi dâhilinde.

Sayın Keskin’in Buldan’da dolu yağışıyla ilgili olarak sorduğu suale gelince: Malum, dolu zararı 1 Haziran 2006 tarihinden bu yana sigorta kapsamında ve tarım sigortası yaptıran üreticilerimize de 2006’dan bu yana son altı yıl içerisinde sigorta poliçe bedelinin yarısını da biz destek olarak ödüyoruz yani bağını veya bahçesini vatandaş eğer, diyelim, 500 liraya sigortalıyorsa bunun 250 lirasını biz karşılıksız, hibe olarak kendisine ödüyoruz. Bu şekilde sigorta poliçe sayısı da her gün artıyor ve dolu bu konuda en önemli, başından beri desteklenen riskler kapsamında; tabii, dolu gibi diğer afetler de, don, vesaire de. Burada da tabii, dolu yağışı ile ilgili, sigorta kapsamında bulunmasını biz önemsiyoruz. Bu nedenle hasar tespitleri geldiğinde, geldikten sonra, bununla ilgili, bunun dışında yapılabilecek başkaca bir husus, örneğin 2090 sayılı Yasa kapsamında yapılabilecek bir şey varsa, o kapsama giriyorsa onlar zaten ayrıca değerlendiriliyor. Onu Sayın Vekilimizin bilgisine arz etmek istiyorum.

Sayın Demir’in ve Sayın Yılmaz’ın soruları, yayla turizmiyle ilgili olarak bahsedilen husus, özellikle Adana’da: Tabii, özellikle meralarla ilgili bir turizm alanı hâline getirilebilmesi için burada bir ot bedeli meralarla ilgili… Bu kaldırıldı.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Mera değil Sayın Bakan, ne merası; bunlar mera değil ki.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Yaylayla ilgili ama aynı şey.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Yaylayla mera farklı, yaylayla merayı birbirine karıştırmamak lazım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Mera olarak kullanılıyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Hayır, hiç alakası yok.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Evet, evet, mera olarak kullanılıyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Yaylanın merayla ne alakası var Sayın Bakan, yanlış bilgi veriyorsunuz.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – E, siz soru sordunuz, biz de cevap veriyoruz.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Ama yanlış bilgi vermeyin, yani bilmiyorsanız Adana vekillerine sorun.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Yanlış bilgi değil, siz eğer cevabı zaten biliyorduysanız niye sordunuz? Siz bir soru sordunuz, ben size cevap veriyorum, beğenirsiniz beğenmezsiniz o sizin takdiriniz, o ayrı bir şey.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Doğru bilgilendirin Genel Kurulu. Merayla yaylanın ne alakası var?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Verdiğimiz bilgi doğru.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Kel alaka bir cevap!

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Burada, turizmin çeşitlendirilmesi ve tüm yıla yayılması konusunda, yayla turizmi dâhil olmak üzere, bu konuda çalışmalar Bakanlığımız tarafından devam ediyor. Ayrıca bu konuyla ilgili de, özellikle o bölgeyle ilgili olarak da, ayrıntılı bir şekilde yazılı olarak da size cevap verilecektir.

Bodrum Yarımadası’nda özellikle turizm bölgesinin açılması buradaki yollarla ilgili olarak da: Tabii, burada, her kuruluşun kendi görev sahasında yapması gereken faaliyetler var; özellikle belediye hudutları dâhilindeki yerlerle ilgili belediyelerin yapması… Ara yolları da zaten bu konuyla ilgili kendi çalışmasını, kendi programı çerçevesinde programlanan faaliyetlerde yapıyor. Özel birtakım durumlarla ilgili de, zaman zaman, proje karşılığında Kültür ve Turizm Bakanlığına müracaat edildiğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı da bu konuyla ilgili gerekli destekleri sağlıyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Biraz daha süremiz var.

Sayın Keskin, buyurunuz.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım herhâlde benim sorumun ikinci bölümünü kavrayamadı. Ben, yalnız Buldan’la ilgili değil, -Çal, Bekilli- güneydeki üzüm bağlarının asmalarının kurumasıyla ilgili de bir soru yöneltmiştim. TARSİM’i ben de biliyorum ama bu bağların asmalarını TARSİM maalesef kapsamamaktadır, ağaçlara TARSİM kapsamında sigorta yapılması söz konusu değildir. Bu üç ilçede 9 bin tane üreticinin üzüm asmaları tamamıyla kurumuştur, bunların sökülüp yerine yenilerinin dikilmesi gerekmektedir. Çok ciddi boyutta bir zarar söz konusudur. Bu konuda tarım il müdürlüğünün raporu vardır. Sanırım, Sayın Bakanımız, herhâlde bu konuda bilgi sahibi değil. O nedenle, eğer bilgi sahibiyse en azından bu konuda Tarım Bakanlığının bir girişimi var mıdır?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Keskin.

Buyurunuz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, Sayın Vekilimiz tabii, doluyla ilgili, özellikle Buldan’daki hususu söyledi. Tabii, diğer, örneğin soğuk algınlığıyla, soğuk vurmasıyla, donla vesaireyle ilgili oluşan hasarların hepsi, sonuç itibarıyla bir raporla Bakanlığa gelir ve orada gerek 2090 sayılı… Demin onu aslında söyledim, siz herhâlde orayı kaçırdınız, ben dedim ki: “Doluyla ilgili olan hususlarda sigorta kapsamında olanlar sigortayla ilgili, bunun dışında, 2090 sayılı Kanun çerçevesindeki bir uygulama varsa onunla ilgili olarak da raporlar geldiğinde ona göre onunla ilgili işlem yapılır.” Bu söylediğiniz, yani eğer bağ, asma çubukları, bu değişir, yerine başka bir şey ekilecek, dikilecekse, aynı şekilde bizim Bakanlık olarak yapabileceğimiz bir yardım veya bunun dışında… Teknik yardım olarak elbette biz her zaman veririz de ama bir destek ödemesi şeklinde, bunun, tabii, yazılı mevzuat içerisinde olabilecek bir şey olması lazım. O kapsam içerisindeyse değerlendirme ona göre yapılır, eğer değilse zaten o konuda biz vatandaşlara, çiftçilere de gerekli açıklamaları yaparız.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 5’inci madde kabul edilmiştir.

6’ncı maddeyi okutuyorum:

Turist rehberi ücretleri

MADDE 6- (1) Taban ücret tarifesi, birlikler ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin görüşleri alınarak Bakanlık tarafından net ücret üzerinden belirlenir ve her yıl 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranından az olmamak kaydıyla artırılarak en geç aralık ayında, izleyen takvim yılının başından itibaren yürürlüğe girmek üzere Bakanlık tarafından ilan edilir.

(2) Turist rehberleri, taban ücret tarifesinde belirlenen ücretin altında turist rehberliği hizmeti sunamazlar. Taban ücret altında çalışılabilecek sosyal ve kamusal nitelikli turist rehberliği hizmetleri yönetmelikle belirlenir.

(3) Turist rehberlerinin tur için belirlenen ücreti ihtiva eden yazılı turist rehberliği sözleşmesi yapmaları zorunludur. Haklı nedenlerin bulunduğu hallerde ve daha sonra yazılı olarak düzenlenmek kaydıyla e-posta, faks, telefon mesajı ve benzeri yollarla sözleşme yapılabilir.

(4) Tur için yazılı sözleşme yapmayan veya taban ücretin altında ücret ile çalışan turist rehberi, ilgili birlik tarafından her bir fiil için ayrı ayrı olmak, birlik bütçesine gelir kaydedilmek ve üç günlük taban ücretinden az olmamak üzere turun toplam süresine karşılık gelen taban ücret kadar idari para cezasıyla cezalandırılır.

BAŞKAN – Soru-cevap işlemi için sisteme giren sayın milletvekillerimiz var.

Sayın Öğüt, buyurunuz.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çankırı ili Orta ilçesinde, diğer birçok ilçede olduğu gibi, askerlik şubeleri kapanmış, beş belde başkanlığı iptal edilmek üzere ve bunun yanı sıra da adliye binası kapatılacak. Bu adliye binasının da kapatılmasıyla Orta ilçesi, esnaflarımız için ve oradaki yerel halk için hakikaten çekilmez bir hâle gelecek, ekonomik olarak çok büyük sıkıntılara uğrayacaklar. Orta, artık ilçe olmaktan çıkıp bir köy hâline dönecek. Bu konuda yapılabilecek bir şey var mı? Sebepleri konusunu da Hükûmetimize sormak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Fırat…

SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bakanımıza, tabii, gündemle ilgili değil de özellikle tarımla ilgili bir soru sormak istiyorum. Bölgemize biçerdöverler geldi artık ancak henüz hububat alım fiyatları belli değil. Ne zaman belli olacak? Bu bir.

Bir de daha önce yazılı bir soru önergesi sunmuştum. Bu ürün desteklemeden dolayı çiftçilere ödenen paraların -2007 yılında hem Şanlıurfa hem Adıyaman bölgesinde ödenen paraların- bir kısmı çiftçilerden geri alınmak isteniyor, hatta bir kısmına icra gitmiş. Bu konuda bir çözüm bulabildiniz mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Fırat.

Sayın Keskin…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sayın Başkan, ben Sayın Bakanın cevaplarını tatmin edici bulmadım. Bir daha tekrar ediyorum:

Bir: Üzüm bağlarının asmaları kurumuştur. Bu konudaki raporlar Bakanlığa intikal edeli yirmi gün olmuştur.

İki: Ben ve Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Mehmet Yüksel bu konuda on gün evvel gündem dışı birer konuşma yaptık.

Üç: Bu konuda ben bir yazılı soru önergesi verdim.

Sayın Bakan bana cevap verirken “Raporlar geldiyse” diye cevap veriyor. Ben bu raporların intikal ettiğini söylüyorum ve somut bir adımın atılıp atılmadığını soruyorum.

Dört: Sayın Bakana, Ziraat Odaları Genel Başkanıyla beraber bu bölgedeki ziraat odaları başkanlarını ziyaretinde bu oda başkanlarının hazırlamış olduğu rapor da sunulmuştur ama Sayın Bakan bu konuda müspet veya menfi bir cevap verme gereksinimi duymuyor, bana tarım sigortasından bahsediyor. Tarım sigortası bizim de bilgimiz dâhilinde. Ağaçlarla ilgili tarım sigortasının düzenlemesinde bir eksiklik var. Üretici tarım sigortası kapsamına ağacını aldırmak istese bile yasal zorluklar nedeniyle tarım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Keskin.

Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Başkan.

Sayın Bakan, sorduğum dört soruyla ilgili yeterli bir cevap alamadım, yazılı olarak da ileteceğinizi söylemediniz. O soruları eğer cevaplandırırsanız çok mutlu olurum.

Ayrıca, Gündoğan Mandalya Körfezi’ne gelen yatların atıklarının kontrolü yeteri kadar yapılmadığı için bu Körfez kirletilmektedir. Bu konuda ne gibi önlemler alacaksınız?

Ayrıca, Fethiye ve Muğla’nın diğer körfezleri deniz kirliliği alarmı vermekte ve çoğu yerde mavi bayrak kaldırılmaktadır. Bakanlığınızın bu konudaki çalışmaları nelerdir? Çok önemli bir konu gerçekten. Denizlerimiz süratle kirleniyor. Bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Demir.

Sayın Çınar…

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Kastamonu merkezinde 171 köyümüz var. Özellikle kış şartlarının çok ağır geçmesinden dolayı bu köylerimizde, 155 tane köyümüzde, Tarım İl Müdürlüğü tarafından tespiti yapılan, ekili arazilerde don hadisesinden dolayı çiftçimiz ciddi manada bir mağduriyet yaşadı.

Özellikle son zamanlarda patates üreticilerine verilen desteğin bu hububat ekicilerine de verilmesi düşünülüyor mu? Çünkü bu ekicilerimizin mağduriyetlerinden bir tanesi de, tarımsal sigorta noktasında, bu kapsamda herhangi bir ürün bedellerinin zayiatını alamayışları. Bununla alakalı bir çalışma var mıdır?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çınar.

Buyurunuz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Çankırı Orta ilçesindeki adliye binasıyla ilgili soru.

Değerli milletvekilleri, kamu kuruluşlarının gerek şubelerinin veya bazı hizmetlerinin bir yerde bulunup bulunmaması, bütünüyle tabii ihtiyaçla ve orada üretilecek olan hizmetle, o hizmet beklentisi içerisinde bulunan toplum kesimiyle alakalı. Yani bu, durduk yerde, ihtiyaç olmadığı zaman… Belirli bir işlem sayısına, belirli bir dosya sayısına ulaşması mutlaka gerekiyor ki hizmetin niteliğine göre orada bir bina, bir müessese, bir kurum, eğer adliyeyse adliye, diğer, askerlik şubesiyse askerlik şubesi… Sonuçta, bu hizmetlerin eğer çok yakın bir yerde yapılabileceği ilgili kurum tarafından değerlendirilir, bu şekilde rapor ediliyorsa ona göre tesis ediliyor, yani ihtiyaca binaen. Bazen gerçekte oraya yaşayan nüfus veya oradaki işlem sayısı, dosya sayısı, orada o hizmetin o şekilde sürdürülmesini kamu yararı açısından, maliyet açısından mümkün kılmıyor. Düzenlemeler genel olarak bunlarla ilgili yapılıyor.

Hububatla ilgili olarak, tabii, Türkiye’de şu an itibarıyla yüzde 2-3 civarındaki bir kısımda hasat var. Biz emanet alım yapıyoruz, önceki yıllarda yaptığımız gibi. Türkiye'nin ihtiyaç duyulan her noktasında, şu anda Toprak Mahsulleri Ofisinin şubeleri emanet alım şeklinde yapıyor. Tabii, henüz gerçekte fiyat oluşmasını teşekkül edecek piyasada bir şey oluşmadı. Şu anda üreticinin mağduriyeti olmaması açısından da isteyen, arzu eden üreticilerin ürünleri alınıyor emanete. Geçen seneki uygulamalarımız da bu şekilde. Piyasayı takip ediyoruz, üretici açısından belirli bir noktaya geldiğinde zaten biz üreticinin mağduriyetine asla fırsat vermiyoruz. Önceki yıllarda da biz bu uygulamayı sürdürdük.

2007-2008 yıllarında, tabii ki şey şu, biz tarımsal destek ödemelerimizi gerçekleştirdiğimizde yasal olarak husus şu: Eğer bir kişinin gerçekte kanuna aykırı olarak, haksız bir şekilde destekleme aldığı mahkeme kararıyla veya ilgili diğer mevzuatla tespit edilmişse bunun kendisinden tahsil edilmesi kanunun gereği. Bunun dışında kimseden hiçbir şekilde hukuk dışı herhangi bir talepte devlet bulunmadı, bulunmaz. Yani daha önceden eğer yasa dışı yollarla, bir usulsüzlükle, bir şekilde ya sahte belgeyle veya buna benzer bir uygulamayla bir destek alınmışsa, bu tespit edildiği zaman elbette ki alınıyor. Buradaki uygulama da bu, bunun dışında başka bir uygulama yok. Bugün itibarıyla da 4,5 milyarı geçti bizim 2012 yılı uygulamalarımız. En son, zannediyorum, yarın itibarıyla yaklaşık 650 milyon lira yağlı tohum ve bazı bölgelerdeki diğer destekleme ödemeleri çiftçilerimizin hesabına geçmiş olacak.

Sayın Demir’in bahsettiği, Muğla, Bodrum’la ilgili… Tabii, mavi bayrak uygulaması devam ediyor. Ayrıca, çevreye duyarlı işletmelere yönelik bir yeşil bayrak uygulaması da sürdürülüyor.

Bu konu, tabii, Bodrum’la ilgili Sayın Demir’in söylediği, çok sayıda ayrıntılı cevap vermeyi gerektiren hususlar var, onlar da ayrıca yazılı olarak kendisine bildirilecektir.

Sayın Keskin’in birkaç defadır sorduğu hususla ilgili olarak da yine, tabii, rapor neyse onun gereği yapılır. Ama ben size söyledim, yasal olarak yapabileceğimiz, eğer sigorta kapsamındaysa sigortanın gereği, değil ise 2090 sayılı Yasa çerçevesinde gerekli değerlendirmeler yapılır ve burada hak sahibi çiftçilerimize de gerekli ödeme yapılır.

Don hasarıyla ilgili olarak da Kastamonu’da yine aynı şekilde… Tabii, don da yine sigorta kapsamında ve sigorta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Süremizin sonuna gelmiştik, bir dakika daha ek süre size tanıyorum; buyurunuz, sözünüzü tamamlayınız.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Burada don da aynı dolu gibi sigorta kapsamında ve buradan zarar gören üreticilerimiz, eğer uygulaması varsa -yani hangi ürünlerle ilgili olduğuyla alakalı bu- dondan zarar görenler sigorta kapsamında mütalaa ediliyor ama uygulaması yoksa… Örneğin, daha önce patateste böyle bir şey vardı, onunla ilgili olarak da biz zaten patates üreticisine dekar başına yaklaşık 200 lira civarında bir destekleme ödemesi ile ilgili bir kararname çıkardık, o da uygulamaya giriyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 6’ncı madde kabul edilmiştir.

7’nci maddeyi okutuyorum:

Mesleğin korunması

MADDE 7- (1) Turist rehberliği hizmetleri sadece turist rehberleri tarafından sunulur. Başka sıfat veya unvanlarla icra edilen ancak bu Kanun uyarınca turist rehberliği niteliği taşıyan her türlü hizmetin yürütülmesinde mesleği icra etme koşullarını taşıyan kişiler çalıştırılır. Kamu kurum ve kuruluşlarının resmi faaliyetlerinde turist rehberliği hizmeti verecek ruhsatname sahibi bir kamu görevlisinin görevlendirilmiş olması halinde ayrıca turist rehberi bulundurulması zorunlu değildir.

(2) Bu Kanun kapsamı dışında hangi ad altında olursa olsun turist rehberliği niteliğinde bir faaliyet yürütülmesine hak kazandıracak eğitim programları düzenlenemez veya belge verilemez. Bu hükme aykırı hareket edenler hakkında Bakanlık tarafından fiilin ağırlığı ile süresi dikkate alınarak beşbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu fiillerin işlenmesi durumu mesleğe engel hal oluşturur.

(3) Ruhsatname sahibi olmadan turist rehberliği hizmeti sunanlar bu fiilin tekrarı halinde mesleğe kabul edilmez.

(4) İkinci fıkrada yasaklanan fiilleri işleyenler ile ruhsatname sahibi olmadan veya meslekten geçici olarak men edilmiş veya çıkarılmış olmasına rağmen turist rehberliği hizmeti sunanlar, birlik tarafından veya ilgili mülki idare amirlerince faaliyetten men edilir ve durum en geç üç gün içinde Cumhuriyet savcılığına bildirilir.

(5) Eylemsiz turist rehberlerinden turist rehberliği hizmeti sunanlar, Bakanlık tarafından binbeşyüz Türk Lirası idari para cezası ile cezalandırılır.

(6) Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil edilir. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde idari para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.

(7) Turist rehberliği hizmetleri ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen her türlü denetim, yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Bakanlık veya meslek kuruluşları tarafından yapılır. Denetimlerde işbirliği yapılması amacıyla ihtiyaç duyulması veya Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin talebi halinde Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinden temsilci alınabilir. Bakanlık ve meslek kuruluşları gerek gördüğünde kolluk güçlerinden yardım alır.

BAŞKAN – 7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 7’nci madde kabul edilmiştir.

8’inci maddeyi okutuyorum:

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Meslek Kuruluşları

Meslek kuruluşlarının nitelikleri, kurulması ve görevleri

MADDE 8- (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak ve odaların üst kuruluşu olmak üzere tüzelkişiliğe sahip ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu niteliğinde birlikler, Türkiye genelinde kayıtlı toplam meslek mensubu sayısının yüzde otuzüçüne sahip odaların Bakanlığa yapacakları başvuru üzerine kurulabilir. Birden fazla meslek birliği kurulabilir. Başvuru ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

(2) Sınırları içinde en az yüzelli turist rehberinin yerleşim yerinin bulunduğu her ilde, o ilde kayıtlı toplam meslek mensubu sayısının yüzde otuzüçünün valiliğe başvurusu üzerine tüzel kişiliğe sahip ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan oda kurulabilir. Odaların merkezleri kuruldukları ildir. Aynı ilde birden fazla oda kurulabilir. Odaların yetki çevresi coğrafi olarak yakın iller ve çalışma bölgesi dikkate alınarak Bakanlık tarafından belirlenir. Ancak oda olmayan illerde en az elli turist rehberinin oda merkezinin bulunacağı ili belirten başvurusu üzerine Bakanlık tarafından tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan bölgesel odalar kurulabilir. Odalar, birliğin üyesidir. Üye sayısı ellinin veya il bazında kayıtlı olan toplam turist rehberi sayısının en az yüzde yirmisinin altına düşen odalar, bu durumun tespit edildiği tarihten itibaren altı aylık süre sonunda da devam etmesi halinde; iki mali yıl üst üste bilançosu menfi bakiye veren odalar ise ikinci bilançonun açıklanmasını müteakiben ilgili birlik yönetim kurulunun kararıyla kapatılarak tasfiye edilir ve tasfiye sonucunda kalan malvarlığı ilgili birliğe devredilir. Bölgesel odalar, odalar hakkındaki hükümlere tabidir.

(3) Meslek kuruluşlarının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak ve mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak.

b) Mesleğin genel menfaatlerine ve ulusal turizm ve tanıtım politikalarına uygun olarak ifa edilmesini ve gelişmesini sağlamak.

c) Meslek mensuplarının birbirleri ve halkla olan ilişkileri ile mesleğin icrasında dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere; meslek etiğini ve disiplini korumak, turist rehberleri arasındaki haksız rekabetin önlenmesi hususunda gerekli tedbirleri almak, turist rehberlerinin yetiştirilmesi için kurs, seminer ve eğitim programları düzenlemek, meslek konusunda araştırma ve incelemeler yapmak.

ç) Bakanlıkça istenilen konularda görüş bildirmek.

d) Bu Kanun ve ilgili mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirmek.

(4) Birlik, odalara sınırlarını açıkça belirlemek şartıyla yetki devri yapabilir.

(5) Birlik yönetim kurulu, oda bulunmayan illerde temsilcilik açabilir veya talepleri halinde odalara temsilcilik açma yetkisi verebilir.

(6) Meslek kuruluşları, faaliyetlerini gerektiğinde turizm sektöründeki özel veya resmi kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde yürütebilir.

(7) Bakanlık, turist rehberliği hizmetleri ve ilgili her türlü faaliyetin bu Kanun ve ilgili mevzuatta belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde icra edilmesini sağlamak ve mevzuata aykırı şekilde icra edilmesini önlemek amacıyla, gerektiğinde meslek kuruluşlarıyla işbirliği yaparak gerekli tedbirleri alır.

(8) Birlikler, faaliyet alanı ile ilgili ulusal ve uluslararası kuruluşlara üye olabilir.

(9) Bu Kanun hükümleri dışında meslek kuruluşu kurulamaz.

BAŞKAN – Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı'nın 8'inci maddesinin 1'inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“(1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak ve odaların üst kuruluşu olmak üzere tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu ve meslek kuruluşu niteliğinde Türkiye Rehber Odaları Birliği kurulur.”

   Prof. Dr. Haluk Eyidoğan                Yıldıray Sapan                            Sakine Öz

                 İstanbul                                    Antalya                                    Manisa

      Ahmet İhsan Kalkavan                     İdris Yıldız                             Doğan Şafak

                 Samsun                                      Ordu                                       Niğde

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKAN  VEKİLİ OYA ERONAT (Diyarbakır) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak? Gerekçeyi mi okutalım?

DOĞAN ŞAFAK (Niğde) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamu kurumu ve meslek kuruluşu niteliğinde birden fazla meslek birliğinin kurulabilmesine olanak sağlayan bu madde, öncelikle birliklerin uygulamalarda farklılık göstermesiyle, müteakiben meslek ihtiyaç ve çözüm önerilerinde gerekli olan "birlik olabilme" yeteneğini kaybetmesi ile devam edecektir. Tüm rehberleri temsil etmeyen, sadece bir kısım rehberlerin parça parça farklı birliklerce temsil edildiği bir meslek birliği, faaliyetini aktif ve verimli şekilde devam ettiremeyeceği gibi uzun soluklu da olamayacaktır. Ülke genelinde birden fazla odalar birliğinin oluşması, sürekli bir mutabakat arayışına neden olacağından, kurumları hantallaştıracaktır. Ülkemizde başka bir örneği de mevcut değildir.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum bu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8’inci madde kabul edilmiştir.

9’uncu maddeyi okutuyorum:

Denetim ve gözetim

MADDE 9- (1) Bakanlık, meslek kuruluşlarının her türlü iş, işlem, faaliyet ve hesaplarını denetleme yetkisini haizdir. Meslek kuruluşları denetim esnasında her türlü bilgiyi vermek ve belgeyi göstermekle yükümlüdür.

BAŞKAN – Soru-cevap için sisteme girmiş sayın vekillerimiz var.

Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önce sorduğumda “Bu kültürel etkinliklere kaynak aktarıyoruz.” dedi ama bizim Pozantı Belediyesine kaynak aktarılmadı ve ret cevabı verilmiş. Bunun gerekçesini öğrenmek istiyorum yani Milliyetçi Hareket Partisinden olduğu için mi böyle bir uygulamaya gidildi?

İkinci bir sorum Sayın Bakana: Bizim özellikle Darboğaz, Pozantı’da Kamışlı Boğazı olmak üzere, Aladağ, Saimbeyli’de ihraç ürünü çok güzel kirazlar yetişmekte. Fakat gerek girdi maliyetlerinin yüksek olması gerekse belli toptancılar vasıtasıyla alınması neticesinde her yıl kiraz üreticileri ciddi manada mağdur olmakta. Bununla ilgili bir çözüm olabilir mi; bir katkı konabilir mi, onu öğrenmek istiyorum.

Bir üçüncü sorum da: Bizim özellikle Adana bölgesi, tali ürünler noktasında, Feke’den Saimbeyli’ye, Karaisalı’dan Kozan’a, Pozantı Aladağlar’a kadar çok yoğun bir şekilde… Dünyada da bu tali ürünler yükselen değerler. Bu noktada, Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla bir iş birliği yaparak hem bunların çok ciddi manada değerlendirilmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz

Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, biraz evvel Millî Savunma Bakanına kendi konusuyla ilgili, kendi Bakanlığıyla ilgili bir soru sordum. Bu soruyu sizin cevaplandıracağınızı söyledi. Sorarken de “Tarım Bakanı mı?” “Evet.” diye yanıt verdi.

Şimdi, Astsubay Abdullah Söpçeler ve Uzman Çavuş Zihni Koç üç yüz otuz gündür terör örgütünün elinde. Yine, Kenan Erenoğlu üç yüz gündür, Polis Memuru Nadir Özgen iki yüz yetmiş gündür terör örgütünün elinde. Bu konuyla ilgili ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Bu devlet görevlilerinin, kaymakam, polis memuru ve askerlerin kurtarılması konusundaki çalışmalarınız nelerdir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akar.

Sayın Öğüt…

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, İstanbul’da adliye binaları üç büyük bölgede birleştirildi. Bu ay itibarıyla Anadolu Yakası’nın da birleştiği nokta Kartal Adliyesi olacak. Kartal Adliyesi yer olarak belki o bölge için uygun ama bütün Anadolu Yakası için, örneğin Kadıköy için, Beykoz için, Üsküdar için, Şile için son derece uygun olmayan bir alan. Kadıköy’de adliye için ayrılmış bir alan vardı, Hasanpaşa’da, salı pazarının yerinde. Maalesef burası adliye yapılmayarak adliye Kartal’a taşındı. Buraya da bir imam hatip lisesi yapılması düşünülüyormuş. Özellikle bu bölgeye toplanan adliyenin daha küçük bölgeler hâline getirilmesi konusunda Hükûmetinizin girişim yapmasını istiyoruz çünkü vatandaşlarımız ve çalışanlar için çok büyük zorlukları olacak, Kartal’a taşınmanın çok büyük sıkıntıları olacak.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Erdoğdu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, Toprak Mahsulleri Ofisinin silolarında çok önemli miktarda fındık bulunmaktadır. Bu fındıkları FİSKOBİRLİK’e gerekirse ücretsiz vererek, FİSKOBİRLİK’in mali durumunun düzeltilmesi düşünülmekte midir?

Doğu Karadeniz Bölgemizde, Ordu’da ve Giresun’da halkımız için son derece önemli olan bu fındığın piyasadaki fiyatını düşürmemek için okullarda fakir ailelere ücretsiz fındık dağıtarak arzı ve talebi dengelemeyi düşünüyor musunuz?

Bir de Toprak Mahsulleri Ofisinin 2004 yılından beri yaptığı deniz taşıma ihaleleri açık ihaleyle yapılmıyor, pazarlık usulüyle yapılıyor ve sürekli aynı firmaya veriliyor. Bu para yaklaşık 100 trilyon lirayı buldu. Açık ihale yapılmaması konusunda bir soruşturma açılmasını düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Erdoğdu.

Sayın Keskin…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, bu sene 2011 yılı pamuk üreticileri maalesef çok büyük zararla karşılaştılar, henüz primler de ödenmedi. Primlerin artırılması düşünülüyor mu? Hangi tarihte primler, ihracat primleri ödenecektir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Keskin.

Buyurunuz Sayın Bakan.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Pozantı Belediyesi ile ilgili, kaynak aktarılmadığı yönünde, “Partilerinden dolayı mı acaba?” diye bir ifade söylendi. Bu tabii ki doğru değil, böyle bir şey söz konusu değil, asla olmaz çünkü bizim özellikle Hükûmetimiz döneminde, önceki hükûmetlerin aksine, kesintiler de, yasal kesintiler de -borç kesintileri dâhil olmak üzere- bütün belediyeler için, iktidar-muhalefet hiç fark etmeden hepsi için aynı usul ve esaslarla yapılmakta. Dolayısıyla da belediyeler arasında bu şekilde bir ayrım yapılması asla söz konusu değildir.

Tabii, burada yapılan, gerek yardımlar gerekse tahsisat, ödenek, yasal olanlar dışında, projeye dayalı olarak yapılıyor. Gelen projeler değerlendiriliyor ve o değerlendirme esas alınmak suretiyle yapılıyor.

Festival başvurusu, konusu itibarıyla yönetmeliğe uygun bulunmadığından dolayı reddediliyor, çünkü usule uygun bulunmamış, yönetmeliğe aykırı olduğundan dolayı. Altyapı projesi ise, değerlendirme ve destek yıl sonuna kadar devam ediyor. Yeniden değerlendirmesi mümkündür, o ayrı bir şekilde, ayrıca değerlendirilecek.

Şimdi, Sayın Akar’ın, bu terör örgütünün kaçırdığı kişilerle ilgili olarak neler yapıldığı hususu. Tabii, burada, ilgili bütün kurumların, bu konuyla ilgili -kaçırılanlardan bir tanesi de benim ilimin bir ilçe başkanı, partimin ilçe başkanı- onlarla ilgili…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ondan çok daha önce kaçırılanlar var, bir yıl oldu. Onlar hangileri?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – …tabii ki onların hepsiyle ilgili, gerek Türk Silahlı Kuvvetleri gerek terörle mücadeleyle görevli diğer ilgili birimler, emniyet ve diğer kurumlar, onlar çalışma yapıyor ama bu çalışmanın teferruatı, bu çalışmanın detayı, hangi gün hangi operasyon, hangi konuda ne yapılıyor, tabii ki, takdir edersiniz ki o şu anda bizim elimizde yok; ilgili birimler gerektiğinde onunla ilgili açıklamayı yapıyorlar ve kamuoyuyla da zaten bunu paylaşıyorlar.

Adliyenin, özellikle daha küçük adliyeler yapılmasıyla ilgili, tabii, burada da yine hizmetin etkin bir şekilde üretilmesi ve kamu yararı, özellikle büyük şehirlerde belirli merkezlerde bunun toplanması, hem maliyet açısından hem hizmetin etkinliği açısından düşünülüyor. Tabii, sizin öneriniz, bunların ayrı ayrı her bir yerde yapılması.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Daha küçük bölgeler, 3-4 ilçe adına.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Evet, siz onu öneriyorsunuz. İlgili birimlerimize onu öneri olarak söyleriz, teknik çalışmasını yaparlar.

FKB yani FİSKOBİRLİK’in elindeki fındıkla ilgili olarak -bunun dağıtılması- zaten eğer piyasa şartları uygunsa üreticiyi de sanayiciyi de zarara sokmayacak, olumsuz etkilemeyecek manada, sisteme olumlu katkı sağlayacak şekilde zaman zaman Toprak Mahsulleri Ofisi, bugüne kadar elindekileri verdi. FİSKOBİRLİK’e de biz verdik yani bu manada bir üretici kuruluşu olması hasebiyle FİSKOBİRLİK’e de Hükûmetin yine bu konuda fındık stratejisi ve politikası doğrultusunda Toprak Mahsulleri Ofisi, zaman zaman fındık sattı, onlar işlediler ve böylece FİSKOBİRLİK sistem itibarıyla yürüdü, bugüne kadar da geldi, hatta destek de sağlandı.

Pamuk primleri, biraz önce söyledim, zannediyorum Sayın Keskin’in sorusuydu, 600 küsur milyon lira Cuma günü 115 bin civarındaki hesaplara geçiyor. Bunun içerisinde çoğunluğu pamuk olmak üzere yağlı tohum destekleri 2011 yılına ait, her sene zaten mayıs-haziran ayları içerisinde ödeniyor, bu sene de geçtiğimiz günlerde, mayıs ayı içerisinde bir kısmı ödendi, şimdi yarın da büyük bir kısmı ödeniyor. İcmalleri gelen illerle ilgili hemen bir ödeme takvimi düzenleniyor ve onunla ilgili olarak yapıldı.

Bir açık ihaleyle ilgili bir soru oldu. Tabii, bütün ihaleler aslında Kamu İhale Kurumunun denetimi altında açık bir şekilde. Eğer bununla ilgili bir itiraz vesaire varsa zaten gerek Kamu İhale Kurumu gerekse diğer kurumların denetimine, hukukun denetimine tabi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 9’uncu madde kabul edilmiştir.

10’uncu maddeyi okutuyorum:

Meslek kuruluşlarının organları, seçimleri, görev ve yetkileri

MADDE 10- (1) Odaların organları genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu; birliklerin organları genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu ve disiplin kuruludur.

(2) Oda genel kurulu, en az altı aydır eylemli olan oda üyesi turist rehberlerinden; birlik genel kurulu oda başkanları ile her oda genel kurulunun kendi üyeleri arasından her elli üyesi için bir delege olmak ve üç yıl görev yapmak üzere seçeceği delegelerden oluşur. Ayrıca, delege sayısı kadar, delege sıfatının yitirildiği hallerde seçilme sıraları esas alınarak o görev dönemini tamamlamak üzere yedek delege seçilir.

(3) Meslek kuruluşları genel kurullarının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Yönetim kurulunun geçmiş dönem faaliyetleri ile bilançosunu gösteren raporun, bilanço gelir ve gider hesaplarının okunup müzakere edilerek kabulü veya reddine, yönetim kurulunun ibra edilip edilmemesine ve denetim kurulu raporunun okunarak kabul edilip edilmemesine ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilip edilmemesine karar vermek.

b) Yeni dönem çalışma programının ve yönetim kurulu tarafından hazırlanan tahmini bütçenin görüşülerek kabulüne veya reddine karar vermek.

c) İhtiyaç duyulan taşınmazların satın alınması veya mevcut taşınmazların satılması veya üzerinde ipotek dahil ayni hak tesis edilmesi hususunda yönetim kuruluna yetki vermek.

ç) Sermaye şirketi, kooperatif veya vakıf kurma ya da kurulu bulunanlara katılma kararı almak.

d) İş, işlem veya faaliyetleri nedeniyle hukuki veya cezai sorumluluğu tespit edilen organ üyeleri hakkında dava açılmasına ve bunların görevde kalıp kalmamasına karar vermek.

e) Yönetim kurulu tarafından sunulan hususları görüşüp karara bağlamak.

f) Olağan toplantılarda, katılanların beşte biri tarafından görüşülmesi, gündemden çıkarılması veya gündeme alınması önerilen konuları gündeme almak, gündemden çıkarmak veya görüşerek karara bağlamak.

g) Bu Kanun ve diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek.

(4) Genel kurul, genel kurul üyelerinin dörtte birinin noter onaylı yazılı başvurusu üzerine yönetim kurulu tarafından olağanüstü toplantıya çağrılır.  Olağanüstü toplantıda çağrıda belirlenen gündem dışında görüşme yapılamaz. Olağanüstü toplantıyla ilgili her türlü işlem ve faaliyetler yönetim kurulunca yürütülür. Yönetim kurulunun haklı nedenlerle bu görevi yerine getirememesi halinde bu işlem ve faaliyetlerin kimler tarafından yürütüleceği odalarda birlik tarafından, birlikte ise Bakanlık tarafından belirlenir.

(5) Meslek kuruluşlarının genel kurullarının çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.

(6) Başkanların seçimine ve yönetim kurullarının oluşumuna ve çalışmasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda gösterilmiştir.

a) Meslek kuruluşlarının yönetim kurulları, başkan dahil olmak üzere beş asıl üyeden oluşur. Oda yönetim kurullarında asıl üye sayısı odaya üye her iki yüz turist rehberi için birer kişi artırılır, ancak yönetim kurulu asıl üye sayısı başkan dahil olmak üzere dokuzu aşamaz. Başkan ve yönetim kurulu üyeleri üç yıllık süre için seçilir.

b) Oda başkanları ile oda yönetim kurulunun asıl ve yedek üyeleri oda genel kurulu tarafından oda üyesi eylemli turist rehberleri arasından, birlik başkanı ile birlik yönetim kurulunun asıl ve yedek üyeleri birlik genel kurulu tarafından birlik genel kurul üyeleri arasından seçilir.

c) Seçimlerde her üyenin aday olma hakkı vardır. Oy pusulalarında aday olanların adları alfabetik sıraya göre sıralanır. Oy pusulaları adayların adları yanına işaret konacak kare şeklindeki kutulara yer verilmek suretiyle çoğaltılır ve ilçe seçim kurulu mührü ile mühürlendikten sonra kullanılır. Oylar pusulada yer alan adaylardan seçilecek üye veya temsilcilik sayısınca adayın ismi yanındaki kutu işaretlenmek suretiyle kullanılır. Oy verme işlemi, gizli oy, açık tasnif esaslarına göre yapılır. Üye listesinde adı yazılı bulunmayan meslek mensupları oy kullanamaz. Oylar, oy verenin kimliğini resmi kuruluşlarca verilen belgeyle ispat etmesinden ve listedeki isminin karşısındaki yeri imzalamasından sonra kullanılır. Oylar, üzerinde ilçe seçim kurulu mührü bulunan ve oy verme sırasında sandık kurulu başkanı tarafından verilen zarflara konulmak suretiyle kullanılır. Seçilecek kişi sayısından fazla adayın işaretlendiği veya mühürsüz oy pusulası ve zarfla kullanılan oylar geçersiz sayılır.

ç) Seçime katılan adayların adları alt alta ve aldıkları geçerli oy adlarının hizalarına yazılır. Adayların aldıkları oylar en büyükten en küçüğe doğru sıralanır. Asıl ve yedek üyelikler, adaylara rakamlarının büyüklük sırasına göre tahsis olunur. Sona kalan üye veya temsilcilik için oyların eşit olması halinde, bunların arasında ad çekilmek suretiyle tahsis yapılır.

d) Yönetim kurulları en az ayda bir kez toplanır. Başkanlık sıfatı dahil yönetim kurulu üyeliği ölüm, istifa, görevi yerine getirmeye engel hastalık, meslekten çıkarma veya mazeretsiz olarak üç kere üst üste toplantıya katılmama hallerinde sona erer. Başkanlık sıfatının yitirildiği hallerde, yönetim kurulu asıl üyeleri kendi aralarından görev süresini tamamlamak üzere bir başkan seçer. Başkan seçilen asıl üyenin yerine seçilme sırasına göre birinci yedek üye asıl üyelik sıfatını kazanır. Birlik başkanı seçilen oda başkanı oda başkanlığı sıfatını yitirir. Aynı kişi, üst üste iki dönemden fazla başkan olarak seçilemez. Yönetim kurulu asıl veya yedek üyelerinin, kurulun karar yeter sayısının altına düşmesi sonucunu doğuracak şekilde istifası halinde üç ay içinde yapılacak seçimlere kadar odalar birlik, birlik ise Bakanlık tarafından görevlendirilen üç kişilik kurul tarafından yönetilir.

(7) Meslek kuruluşlarının yönetim kurullarının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Genel kurul kararlarının gereğini yerine getirmek.

b) Genel kurul gündemini hazırlamak ve genel kurulu toplantıya çağırmak.

c) Yıllık bilanço, faaliyet raporu ve tahmini bütçeyi hazırlayıp genel kurula sunmak.

ç) Bütçe içinde ödenek aktarmak.

d) Gerekli hallerde başkanın teklifi üzerine sınırları açıkça belirtilmek kaydıyla meslek kuruluşunu münferit olarak temsil edecek üyeleri yetkilendirmek.

e) Genel kurulun verdiği yetki dahilinde taşınmazlara ilişkin alım, satım, ipotek dahil ayni hak tesisi ve mülkiyete ilişkin benzeri işlemleri yapmak.

f) Faaliyetler için gereksinim duyulan taşınmazları kiralamak ve gerekli hallerde kira sözleşmesini feshetmek.

g) Faaliyetler için gereksinim duyulan taşınırları satın almak veya kiralamak, mevcutları satmak veya kiralamak.

ğ) Üyelik işlemlerini denetlemek.

h) Üyelerin mesleki faaliyetlerini denetlemek ve tüketici şikayetlerini değerlendirmek.

ı) Sosyal tesisler kurmak ve işletmek.

i) Bu Kanun ve diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek.

(8) Yönetim kurulları üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Yönetim kurullarının çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.

(9) Denetim kurullarının oluşumuna ve çalışmasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda gösterilmiştir.

a) Meslek kuruluşlarının denetim kurulları, ilgili genel kurul üyeleri arasından, üç yıl için seçilen üç asıl ve üç yedek üyeden oluşur. Denetim kurulları ilk toplantılarında kendi üyeleri arasından bir başkan seçer. Denetim kurulları en az ayda bir toplanır ve yaptıkları denetim sonuçlarını üç ayda bir yönetim kuruluna ve dönem sonunda da genel kurula rapor halinde sunar. Denetim kurulu üyeliği ölüm, istifa, görevi yerine getirmeye engel hastalık, meslekten çıkarma veya mazeretsiz olarak üst üste üç toplantıya katılmama hallerinde sona erer. Bu durumda, yedek üyelerden en fazla oy alan üye denetim kurulunca yazılı olarak göreve çağrılır. Denetim kurulu asıl veya yedek üyelerinin, kurulun karar yeter sayısının altına düşmesi sonucunu doğuracak şekilde istifası halinde ilk genel kurul toplantısına kadar odalarda birlik, birlikte Bakanlık tarafından bir denetçi atanır.

b) Denetim kurulları, olağan genel kurul toplantısından en az bir ay öncesinde ve başkanın uygun göreceği diğer tarihlerde denetim yapar. Yapılan her denetim sonucunda bir denetim raporu düzenlenir. Denetim raporu sadece hukuka ve mali kurallara uygunluk hususlarında oy çokluğuyla düzenlenir, muhalif üyeler gerekçelerini rapora eklemek zorundadır. Denetim raporları genel kurul toplantısından en az bir hafta önce genel kurul üyelerinin incelemesine sunulur ve genel kurulda okunur. Denetim kurullarının çalışma usul ve esasları yönetmelikte belirlenir.

c) (b) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla denetim kurulları oyçokluğuyla alacakları kararlarla, hukuka ve mali kurallara uygunluğuna dair tereddüt duydukları hususları yönetim kuruluna bildirir.

(10) Birlik disiplin kurulu, aday olan veya genel kurul üyelerince aday gösterilen genel kurul üyeleri arasından üç asıl ve iki yedek, genel kurul üyelerince aday gösterilen avukat veya hukuk fakültesi öğretim üyeleri arasından iki asıl ve bir yedek olmak üzere birlik genel kurulunca üç yıl için seçilen beş asıl ve üç yedek üyeden oluşur. Asıl üyelerin üyelik sıfatını yitirdiği hallerde yedek üyeler seçilme usulüne göre seçilme sıraları esas alınarak asıl üye sıfatını kazanır. Birlik disiplin kurulu, turist rehberlerinin disiplin işlemlerini bu Kanun ve ilgili mevzuatta öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde yürütür. Birlik disiplin kurulu üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Birlik disiplin kurulunun görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikte belirlenir.

(11) Meslek kuruluşu organlarına seçilenlerin organ üyeliği, oda üyeliğinin veya turist rehberi sıfatının kaybedilmesi halinde sona erer.

(12) Seçimler aşağıdaki usul ve esaslara göre yapılır.

a) Organ üyelerinin seçimleri, bu Kanunda yazılı usul ve esaslara göre gizli oyla ve yargı gözetimi altında yapılır.

b) Genel kurullar tarafından seçim yapılan hallerde, genel kurula katılma hakkına sahip olanları gösteren liste, toplantının gündemi, yeri, günü, saati ile çoğunluk olmadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususları belirten bir yazı ilgili yönetim kurulu tarafından üç nüsha olarak ve toplantı tarihinden en az otuz gün önce, ilgili meslek kuruluşunun merkezinin bulunduğu yer ilçe seçim kurulu başkanlığına sunulur. Bir yerde birden fazla ilçe seçim kurulu bulunduğu takdirde görevli  ilçe seçim kurulu, il seçim kurulunca belirlenir. İlçe seçim kurulu başkanlığı, gerektiğinde ilgili kayıt ve belgeleri de getirtip incelemek suretiyle varsa noksanları tamamlattırdıktan sonra genel kurula katılma hakkına sahip olanları belirleyen listeyi başvuru tarihini izleyen on gün içinde onaylar. Bu süre içinde onay verilmemesi halinde sunulan liste kesinleşmiş sayılır. Onaylanan veya kesinleşmiş sayılan liste, ilgisine göre birlik veya odanın merkezindeki ilan tahtasında ve elektronik ortamda yedi gün süreyle ilan edilir. Birlik genel kurulları tarafından seçim yapıldığı takdirde aynı süre içinde odalara yazılı bildirim yapılır. İlan süresini veya yazılı bildirim halinde bildirimi izleyen üç gün içinde ilçe seçim kuruluna itiraz edilebilir. İtirazlar ilçe seçim kurulu tarafından incelenir ve en geç yedi gün içinde kesin olarak karara bağlanır. Bu suretle kesinleşen listeler seçimin yapılacağı meslek kuruluşuna gönderilir.

c) Yönetim kurulunca seçim yapılan hallerde, toplantıdan yedi gün önce seçimi yapan meslek kuruluşunun merkezinin bulunduğu ilçe seçim kurulu başkanlığına başvurulur.

ç) Seçimde görevli hâkimlere 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanuna göre ücret ödenir. Bu ücret ve diğer seçim giderleri, ilgili meslek kuruluşu tarafından karşılanır.

d) Seçimler sırasında görevli hâkime veya sandık kurulu başkanı veya üyelerine karşı işlenen suçlar kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılır.

e) Seçimlere ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir.

(13) Meslek kuruluşu organlarının üyelerine yapılan ödemeler yönetmelikle belirlenir.

(14) Turist rehberleri, odaların yönetim ve denetim, birliklerin ise yönetim, denetim ve disiplin kurullarından sadece birinde görev alabilirler.

(15) Organ üyeleri; organ üyeliklerine seçim dışında, kendilerini, eşlerini veya üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarını ilgilendiren konuların görüşüldüğü toplantılara katılamaz ve oy kullanamazlar. Bu hallerde toplantı çoğunluğu sağlanamazsa yedek üyeler sırasıyla davet edilerek toplantı çoğunluğu sağlanır.  

(16) Meslek kuruluşları amaçları dışında herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Kuruluş amaçları dışında faaliyet gösteren veya bu Kanunda belirtilen asli görevlerini Bakanlığın uyarısına rağmen yerine getirmeyen meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine Bakanlığın veya bu kuruluşların bulundukları yer Cumhuriyet savcılığının istemi üzerine o yerdeki asliye hukuk mahkemesince karar verilir. Görevlerine son verilen organların yerine bu Kanun ve ilgili mevzuattaki usul ve esaslara göre en geç üç ay içinde yapılacak genel kurul toplantısına kadar, odalar birlik tarafından, birlik ise Bakanlık tarafından görevlendirilen üç kişilik kurul tarafından yönetilir. Görevlerine son verilen organ üyelerinin her türlü hukuki ve cezai sorumlulukları saklıdır. Organların bu fıkra hükümleri gereğince görevlerine son verilmesine neden olan ve mahkeme kararında belirtilen tasarrufları hükümsüzdür.

(17) Meslek kuruluşlarının hukuki temsilcileri başkanlarıdır. Başkanın teklifi üzerine yönetim kurulu kendi üyeleri arasından en fazla iki başkan yardımcısı seçer. Başkan yardımcıları başkanın verdiği yetki dahilinde veya başkanın yokluğu halinde başkanın görevlerini yerine getirirler. Başkan, genel kurul ile yönetim kurulunun yetkileri saklı olmak üzere, meslek kuruluşu adına düzenlenen taahhütname, sözleşme ve vekalet gibi meslek kuruluşunu hukuken bağlayan hukuki işlemleri yapmaya yetkilidir. Başkan bu yetkisinin başkan yardımcılarından birinin, yönetim kurulunun bir üyesinin veya genel sekreterin imzasıyla müşterek olarak kullanılmasına karar verebilir.

(18) Meslek kuruluşları bünyesinde kurulan hizmet birimleri ile bunların görev ve yetkileri, genel kurul tarafından karara bağlanır. İdari işleri yürütmek üzere bir genel sekreter, en fazla iki genel sekreter yardımcısı ile yeterli sayıda çalışandan oluşan genel sekreterlik oluşturulur. Genel sekreter başkanın teklifi üzerine yönetim kurulu tarafından, genel sekreter yardımcıları ise genel sekreterin teklifi üzerine başkan tarafından atanır. Genel sekreterin yürüteceği iş, sorumluluk, görev ve yetkileri yönetim kurulu tarafından, genel sekreter yardımcılarının ise genel sekreter tarafından belirlenir. Başkan, idari işlere ilişkin tek başına sahip olduğu karar ve imza yetkilerinden gerekli gördüklerini genel sekretere devredebilir. Hizmet birimlerinde çalıştırılan personelin ücretleri ile mali ve sosyal hakları yönetim kurulu tarafından belirlenir.

BAŞKAN – Sisteme girmiş sayın milletvekillerimiz var.

Sayın Akçay, buyurunuz soru-cevap için.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Manisa Alaşehir ilçesi Alkan köyü ve Piyadeler kasabasında 19 Mayıs tarihinden bu yana jeotermal patlamalar meydana gelmektedir ve bugüne kadar da yaklaşık 50 dekar bağ büyük zarar görmüştür, deyim yerindeyse bu bağlar yok olmuştur. Halk endişe ve korku içindedir; evinde dahi rahat oturamamakta ve bağında, bahçesinde çalışmakta çok büyük sıkıntı çekmektedir.

Acaba, bu Alkan köyü ve Piyadeler kasabasındaki bağı zarar gören vatandaşların zararlarının karşılanması konusunda bir çalışma var mı?

Daha da önemlisi, bu patlamalara karşı ne gibi tedbirler alınmakta ve Hükûmetiniz ve ilgili kuruluşlar, bakanlıklar hangi çalışmaları yapmaktadır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Akçay.

Sayın Şimşek….

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Gıda ve Hayvancılık Bakanımız ayrılmış ama daha önce yazılı olarak da sormuştum bu soruyu. Bakanlığımızın 27331 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2009/50 sayılı Tebliği’ne göre Samsun ili 2011 yılında alan bazlı fındık desteklemesi kapsamına alınmıştır. Samsun ilinde sistemden kaynaklanan birtakım hatalar sonucunda fındık üreticilerimizin bazıları desteklerini alamamışlar ve mağdur olmuşlardır. Fındık üreticilerimizin bu mağduriyetinin giderilmesi için alan bazlı fındık desteklemesi ödemelerinde süre uzatmayı düşünüyor musunuz? Sistem açılarak mağdur olanların mağduriyetini önlemeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şimşek.

Buyurunuz Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uygun görürseniz bu her iki konuda ilgili bakanlıklardan yazılı alacağımız bilgiler üzerine sizlere cevap verelim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Bakan, Enerji Bakanımız burada. Aslında konuyla yakinen ilgili.

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Tarım Bakanımız da burada.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Yani öyle bir usul varsa bilmiyorum, Sayın Başkanın takdiridir.

BAŞKAN – Öyle bir usulümüz yok efendim. Burada Sayın Bakan oturmuştur sorulara cevap vermek üzere.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Ben milletvekilimizin yanına gidiyorum.

BAŞKAN – Siz kendiniz bilginizi alırsınız.

Siz devam ediniz Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Zaten iki soru vardı, ikisine de yazılı olarak cevap vereceğiz.

BAŞKAN – Yazılı olarak cevap vereceksiniz, tamam efendim.

Sayın Tanal sisteme girmişler.

Buyurunuz efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Sayın Bakan, çayda kotayı kaldırmayı düşünüyor musunuz? Çayda kotayı kaldırmaz isek Karadeniz Bölgemizde işsizlik ve göçe sebebiyet vermez miyiz? ÇAYKUR fabrikalarının sayısını artırırsak acaba vatandaşımızın bu çay kotasını da engellemiş olmaz mıyız? Yılda kaç ton kaçak çay yurdumuza girmektedir? Kaçak çayla ilgili ne gibi mücadele yapmaktasınız? Kaçak çayla ilgili mücadele edilmemiş olsaydı kaç ton kaçak çay ülkemize gelecekti? Kaçak çayla mücadele ettiğiniz için kaç ton kaçak çayın yurda girmesini engellemektesiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Buyurunuz Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz bu kota meselesi ÇAYKUR’un Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlarla yürümekte ve ÇAYKUR kendi iş planı çerçevesinde ve çayın da kalitesini belli bir seviyede tutacak şekilde bu kotaları belirlemekte. Kotalar çok yükseldiği zaman kalitenin düştüğünü ÇAYKUR yöneticileri daha önce muhtelif vesilelerle bize bildirdiler.

Öte yandan, sadece çay kaçakçılığı değil, diğer konularla ilgili kaçakçılıkta da ilgili bütün kurumlarımız belli bir çaba içindeler ve Sayın Başbakanımızın bu konudaki talimatları da çok çok açık. Dolayısıyla, ilgili kurumlarımız belli bir eylem planı çerçevesinde kaçakçılıkla mücadele çabalarını sürdürecekler.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyeler… 10’uncu madde kabul edilmiştir.

11’inci maddeyi okutuyorum:

Meslek kuruluşlarının gelir ve giderleri

MADDE 11- (1) Meslek kuruluşlarının gelirleri şunlardır:

a) Düzenledikleri belgeler için alınan ücretler.

b) Sosyal, kültürel ve eğitim faaliyetlerinden elde edilen gelirler.

c) Bağış ve yardımlar.

ç) Yayın gelirleri.

d) Yapılan hizmetler karşılığı alınan ücretler.

e) Taşınır ve taşınmaz sermaye iratları, iştirak ve şirket kârları ve döviz gelirleri.

f) Kamu kurum ve kuruluşlarından alınan destek ve yardımlar.

g) Aidat, ceza ve diğer gelirler.

(2) Odaların bir takvim yılı içinde elde ettikleri gelirden, yüzde yirmiyi aşmayacak oranda birlik genel kurulu tarafından belirlenen tutar birliğe gelir olarak kaydedilir.

(3) Meslek kuruluşları bu Kanun ve diğer mevzuat uyarınca öngörülen görevlerini yerine getirmek üzere gereken giderleri, bütçelerinde belirlenen veya yönetim kurullarında belirtilen şekilde yapabilirler.

(4) Meslek kuruluşları, kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için taşınır ve taşınmaz almaya, satmaya, inşa, ifraz, tevhit ve rehnetmeye, burs vermeye, bağış ve yardımda bulunmaya, sosyal faaliyetleri desteklemek ve özendirmek amacıyla yardım yapmaya, bu Kanun hükümleri çerçevesinde şirket veya vakıf kurmaya ya da kurulu şirketlere iştirak etmeye, derneklere ve kooperatiflere üye olmaya ve benzeri hukuki işlemleri yapmaya yetkilidir.

BAŞKAN - 11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

12’nci maddeyi okutuyorum:

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Yönetmelik

MADDE 12- (1) Turist rehberliği niteliğindeki hizmet veya faaliyetler, meslekte uzmanlık ve ilgili sertifika programlarının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, turist rehberliği hizmetine yönelik sözleşmelerde bulunması gerekli asgari hususlar, disiplin, sicil, ruhsatname ve çalışma kartlarına ilişkin hususlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar meslek kuruluşlarının görüşü alınarak Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelik ile düzenlenir.

BAŞKAN – 12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 12’nci madde kabul edilmiştir.

13’üncü maddeyi okutuyorum:

Değiştirilen hükümler

MADDE 13- (1) 16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (m) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“m) Turist rehberliğine ilişkin mevzuat hükümleri ile verilen görevleri ve denetimleri yapmak, turist rehberliği mesleği ve turist rehberliği hizmetleri alanında kültür ve turizm politikalarının gerektirdiği tüm tedbirleri almak, turist rehberleri odaları birliklerini ve turist rehberleri odalarını her türlü iş, işlem, faaliyet ve hesapları bakımından denetlemek.”

(2) 14/9/1972 tarihli ve 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanununun 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

“5- Tur için yazılı rehberlik sözleşmesi yapmayan veya taban ücretin altında ücret ile rehber çalıştıran seyahat acentasına her bir fiil için ayrı ayrı olmak üzere bin Türk Lirası.”

BAŞKAN – 13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 13’üncü madde kabul edilmiştir.

Geçici madde 1’i okutuyorum:

Saklı tutulan haklar

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla rehberlik kimlik kartına sahip olanların hakları, bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (e) ve (f) bentlerinde öngörülen koşulları taşımaları ve bu Kanuna göre kurulan ilgili odaya kuruluş tarihinden itibaren altı ay içinde kaydolmaları şartıyla saklıdır. Ancak başvuruda bulunan rehberlerin rehberlik kimlik kartları ruhsatname ile değiştirilir.

(2) Bölgesel rehberlik kimlik kartına sahip olan rehberler, bu Kanuna göre kurulan ilgili odaya kuruluş tarihinden itibaren altı ay içinde kaydolmak şartıyla sadece rehberlik kimlik kartında belirtilen bölgede, dil veya dillerde faaliyet gösterebilirler.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlık tarafından açılmış olan rehberlik kurslarına kaydolanlar, süresine ve niteliğine bakılmaksızın bu eğitimi tamamlamaları ve bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen koşulları taşımaları kaydıyla mesleğe kabul edilir.

(4) Ülkesel veya bölgesel rehberlik kimlik kartına sahip iken, vize yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmaları ya da ilgili mevzuatları gereği başka iş ve hizmet yasağı nedeniyle meslekten men edilenler, meslekten çıkarılanlar veya rehberlik kimlik kartı iptal edilenler, bir yıl içinde Bakanlığa başvurmaları, bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentlerinde öngörülen koşulları taşımaları ve Bakanlık tarafından yapılan sınavda başarılı olmaları kaydıyla mesleğe kabul edilir.

BAŞKAN – Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 1 kabul edilmiştir.

Geçici madde 2’yi okutuyorum:

Seçim ve devir işlemleri

GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununa göre kurulmuş bulunan rehberlik meslek kuruluşları, tüm alacak, borç ve malvarlıklarıyla birlikte bu Kanun hükümlerine tabi rehber odası niteliğini kazanırlar ve faaliyetlerini bu Kanuna tabi olarak yürütürler. Bu kuruluşların bu Kanun uyarınca yapılması gerekli organ seçimleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılır. Bu kuruluşlar borçtan arî malvarlıklarının yüzde yirmisini veya buna karşılık gelen nakit meblağı Birlik organlarının seçimini izleyen üç ay içinde birliğe devrederler. 

(2) Bu Kanunda öngörülen seçimler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanır. Birliğin genel kurulu ve yönetim kuruluna verilen görevler, bu süre içinde, birinci fıkra uyarınca oda niteliğini kazanan rehberlik meslek kuruluşlarının başkanlarından oluşan ve üye sayısının çoğunluğuyla toplanıp karar alan bir kurul tarafından yerine getirilir.

(3) Bu Kanun uyarınca yapılan devir işlemleri kapsamında yapılacak işlemler her türlü vergi ve harçtan, düzenlenen kağıtlar ise damga vergisinden istisnadır. 

BAŞKAN – Geçici madde 2’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 2 kabul edilmiştir.

Geçici madde 3’ü okutuyorum:

Taban ücret tarifesi

GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerine göre yeni taban ücret tarifesi belirlenene kadar mevcut taban ücret tarifesinin uygulanmasına devam olunur.

BAŞKAN – Geçici madde 3’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 14’ü okutuyorum:

Yürürlük

MADDE 14- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde 14’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde 14 kabul edilmiştir. 

Madde 15’i okutuyorum:

Yürütme

MADDE 15- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde 15 kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 

Oylama için beş dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Turist Rehberliği Meslek Kanunu Tasarısı açık oylama sonucunu okuyorum: 

“Kullanılan oy sayısı       : 213

Kabul                               : 212

Ret                                   : 1(x)

                                         Kâtip Üye                                 Kâtip Üye

                                     Özlem Yemişçi                       Mustafa Hamarat

                                          Tekirdağ                                     Ordu”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, alınan karar gereğince sözlü soru önergeleriyle kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 12 Haziran 2012 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19.06

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                        

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.