DÖNEM: 24                          CİLT: 17                        YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

85’inci Birleşim

29 Mart 2012 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

I.  - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III.  - YOKLAMALAR

 

IV.   - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, Türk halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, son yaşanan terör olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün, Batman’da nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylara ilişkin gündem dışı konuşması

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen dosyada adı geçen Mustafa Öztürk'ün hâlen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu anlaşıldığından, ilgili dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine ve Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/804)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, Saros Körfezi'nin doğal yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/212)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, 4/C mağdurları arasında son yıllarda artan intihar olaylarının, içinde bulundukları sorunların ve çözüm yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/213)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214)

C) Gensoru Önergeleri

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Nevruz Bayramı kutlamaları ile eğitim sistemine ilişkin kanun teklifine karşı yapılan protesto gösterilerinin yasaklandığı ve bu gösterilere katılanlara yönelik polisin orantısız güç kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10)

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

 

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

2.- Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

3.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

 

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, 28 Mart 2012 tarihli 84’üncü Birleşim tutanağında yer alan ifadesini düzelttiğine ilişkin konuşması

 

VIII.- AÇIKLAMALAR

 

1.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, 1 Nisan 2012 Pazar günü Meclis Genel Kurulunun çalışması nedeniyle aynı gün yapılacak olan öğrenci seçme sınavında yakınlarının yanında olamayacaklarına ilişkin açıklaması

2.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadeleri nedeniyle kendilerinden özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’nın konuşmasına ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, imza sahibi olduğu bu kanun teklifinin görüşmelerinde Meclis Genel Kurulunu yönetmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına ilişkin açıklaması

7.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına ilişkin açıklaması

8.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylar ve gergin ortam nedeniyle İç Tüzük madde 68’e göre birleşimin kapatılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

 

1.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.-  İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

8.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

11.- Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

12.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’nın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’nın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

14.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

15.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

16.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

 

 

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı: 180)

3.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/387) (S. Sayısı: 194)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199)

 

 

 

 

 

XI.- DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ

1.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’e yapmış olduğu davranış nedeniyle İç Tüzük’ün 160’ıncı  maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kınama cezası verilmesi yapılan oylama sonucu kabul edilmedi

 

XII.- OYLAMALAR

1.- İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9.  Maddesinin oylaması

 

XIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, kadınların istihdam edildiği iş kolları ve bunların illere göre dağılımına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/3667) Ek cevap

2.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdür Yardımcılıklarına yapılan atamalara ve Antalya Sosyal Güvenlik Müdürü hakkındaki müfettiş raporuna ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4520)

3.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, üst düzey yönetici kadrolarında vekaleten görev yapan sigorta müfettişleri ve denetmenlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4521)

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 2010-2011 yıllarında BAĞ-KUR ve SSK’lı çalışan sayısına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4524)

5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, SGK bünyesinde GİH sınıfında çalışan personelin ek ödemelerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4704)

6.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, İşsizlik Sigortası Fonu’nun varlıklarının değerlendirilmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5029)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak yedi oturum yaptı.

 

Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü’ne,

Adana Milletvekili Muharrem Varlı, sulama birliklerinin sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşmasına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap verdi.

 

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 milletvekilinin, patates üreticilerinin içinde bulunduğu sorunların; çifçilerin üretim sıkıntılarının giderilmesine, üretilen ürünlerin değerlendirilmesi ve pazarlanmasına yönelik çözümlerin (10/209),

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, Boğaziçi'ndeki kaçak ve çarpık yapılaşmanın (10/210),

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, gıda güvenliğinin sağlanması açısından tarım arazilerinin durumunun, ne kadarının yabancılara satıldığı veya uzun süreli kullanımlara tahsis edildiğinin ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin (10/211),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

BDP Grubunun, 2/3/2012 tarihinde, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşlarının çocuk cezaevlerinde çocukların karşı karşıya kaldığı sistematik şiddet, kötü muamele ve cinsel istismar sorunlarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu (673 sıra no.lu),

MHP Grubunun, 23/3/2012 tarihinde, 3951 sayı ile özel güvenlik görevlilerinin özlük hakları, sağlık problemleri ve diğer sorunlarının araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu,

CHP Grubunun, 21/3/2012 tarihinde, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşlarının Mersin Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer güç santralinin bölgeye ve insan sağlığına zararlarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu (323 sıra no.lu),

Meclis araştırması önergelerinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 28/3/2012 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri, yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Manisa Milletvekili Özgür Özel, Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un şahsına,

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Siirt Milletvekili Afif Demirkıran’ın Cumhuriyet Halk Partisine,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Pozantı ilçesinin Pozantı Cezaevinde yaşanan olaylarla anılmasının doğru olmadığına,

Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, özel güvenlik şirketlerinin yabancı şirketler tarafından satın alınmasının ülke güvenliği açısından sorun teşkil edebileceğine,

Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Sandıklı kaplıcalarından sıcak su sirkülasyonunu sağlayan elektriğin kesik olmasından dolayı halkın mağdur olduğuna,

Adana Milletvekili Ali Halaman, Adana Kozan’da baraj kapağı patlaması olayında kaybolanlara,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının;

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun (1/569) (S. Sayısı: 180),

3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/387) (S. Sayısı: 194),

Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

4’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) görüşmelerine devam edilerek 9’uncu maddesine kadar kabul edildi.

 

İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen maddeler üzerinde siyasi parti grupları dışında milletvekillerinin de önerge verip veremeyeceğine,

Başkanlığın yeni madde ihdasına ilişkin önergelerle ilgili uygulamasına,

İlişkin birer usul görüşmesi açıldı; yapılan görüşmelerden sonra, Başkanlığın uygulamasının İç Tüzük’e uygun olduğu açıklandı.

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın ifadelerine,

Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin ifadelerine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in şahsına,

Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in şahsına,

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin MHP Grubuna,

Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Alınan karar gereğince, 29 Mart 2012 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 00.55’te son verildi.

 

                                                                       Sadık YAKUT

                                                                       Başkan Vekili

 

Muhammet Rıza YALÇINKAYA                                                                Özlem YEMİŞÇİ

                           Bartın                                                                                    Tekirdağ         

                       Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

 

                Bayram ÖZÇELİK                                                                     Tanju ÖZCAN

                          Burdur                                                                                       Bolu

                       Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

 

II.- GELEN KâĞITLAR

NO: 116

 

29 Mart 2012 Perşembe

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kayıtlı Posta, On-Line Havale ve Tahsilat Hizmetlerinin Geliştirilmesine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/318) (S. Sayısı: 202) (Dağıtma tarihi: 29/03/2012) (GÜNDEME)

2.- Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Taşıtlarda Çalışan Personelin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşmasının 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı Değişikliklerine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/558) (S. Sayısı: 205) (Dağıtma tarihi: 29/03/2012) (GÜNDEME)

3.- Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Akademisi Kurucu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/568) (S. Sayısı: 206) (Dağıtma tarihi: 29/03/2012) (GÜNDEME)

4.- Güneydoğu Asyada Dostluk ve İşbirliği Andlaşmasını Değiştiren Üçüncü Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/590) (S. Sayısı: 208) (Dağıtma tarihi: 29/03/2012) (GÜNDEME)

 

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 Milletvekilinin, Saros Körfezi’nin doğal yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/212) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/10/2011)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 Milletvekilinin, başta yaşanan intihar olayları olmak üzere 4/C statüsünde çalışanların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/213) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/10/2011)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 Milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/10/2011)

 

Gensoru Önergesi

1.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Nevruz Bayramı kutlamaları ile eğitim sistemine ilişkin kanun teklifine karşı yapılan protesto gösterilerinin yasaklandığı ve bu gösterilere katılanlara yönelik polisin orantısız güç kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/03/2012) (Dağıtım tarihi: 29/03/2012)

 

29 Mart 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Türk halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen, İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Boyraz.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, Türk halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük halk ozanı Âşık Veysel’in ölümünün 39’uncu yılı münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Hiç şüphesiz Anadolu halkının sanat yapıtlarının en özgün örneği halk edebiyatıdır. Edebiyatın seçkin ustaları olan halk ozanlarımız, halk âşıklarımızın dünden bugüne kültürel kimliğimizin korunması ve gelişmesinde sayısız katkıları ve hizmetleri olmuştur.

Âşıklık geleneğinin unutulmaya yüz tuttuğu 20’nci yüzyıl Türk halk şiirinin önde gelen sanatçısı olarak kendini kabul ettiren Âşık Veysel, 1894 yılında, Sivas ili Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğmuştur. Doğduğu yörede Veysel Karani’ye duyulan sevgi ve saygıdan dolayı adını "Veysel" koymuşlardır. Asıl adı Veysel Şatıroğlu'dur. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur. Yaşadığı yıllar, bulunduğu koşullar nedeniyle herhangi bir öğrenim görmemiş, daha da önemlisi dünyayı görememiş olmasına rağmen içinde yaşadığı kültür onun yetişmesinde, hayata bakış açısında ve felsefesinde önemli bir yer tutmuştur. Yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü, bir kaza sonucunda da diğer gözünü kaybetmiştir. Bir şiirinde Âşık Veysel, bu durumu,

“Genç yaşımda felek vurdu başıma,

Aldırdım elimden iki gözümü.

Yeni değmiş idim yedi yaşına,

Kayıp ettim baharımı yazımı.” diye ifade ediyordu.

Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması için, aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. Ömrü yoksulluk ve çileler içinde geçen Veysel, köyünden ilk ayrıldığında, 1933 yılında, Sivas Âşıklar Bayramı’na katılır; "Türkiye'nin İhyası Hazreti Gazi" şiiriyle dikkatleri üzerine toplar. Ahmet Kutsi Tecer Bey'in ilgisine mazhar olan Veysel,  bir dönem yurdu dolaşarak köy köy saz öğretmenliği yapar. Veysel, bu yıllarda da hasret şiirlerinin altyapısını oluşturur.

Sayın milletvekilleri, 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, ana dilimize, millî birliğimize katkılarından dolayı özel bir kanunla kendisine maaş bağlanmıştır. Şarkışla ilçemizde her yıl adına şenlikler düzenlenmektedir. Türkçesi yalındır, Türkçeyi ustalıkla kullanır. İnsan sevgisini, hoşgörüyü her şeyin üstünde tutan bir felsefeyle yoğrulmuştur. Âşık Veysel derin bir felsefeye sahiptir. Hepimizin bildiği gibi,

 “Uzun ince bir yoldayım,

Gidiyorum gündüz gece.

Bilmiyorum ne haldeyim,

Gidiyorum gündüz gece.

Dünyaya geldiğim anda,

Yürüdüm aynı zamanda.

İki kapılı bir handa,

Gidiyorum gündüz gece.” şiiriyle gönüllere yer edinmiştir.

Dizelerinde inkâr edilemez bir gerçek vardır. Daima birleştirici, kaynaştırıcı bir tutum sergiler. O, bu toprakların inanç bütünlüğüne samimi, içten, yürekten bağlı bir sanatçıdır.

“Kim okurdu, kim yazardı?

Veysel adın kim sezerdi?

Koyun kurt ile gezerdi,

Fikir başka başka olmasa.” sözleriyle fikir farklılıklarının olabileceğini, fakat bunun bir ayrışma sebebi olmaması gerektiğine vurgu yapmıştır.

Âşık Veysel Anadolu kültürüyle yetişmiş, şiirlerinde hoşgörü vardır.

“Allah birdir, Peygamber hak,

Rabbül âlemindir mutlak.

Senlik benlik nedir bırak,

Söyleyeyim geldi sırası.

Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i,

Hep Adem'in oğlu kızı,

Beraberce şehit gazi,

Hakikatte yüz karası.” diyerek ayrımcılığa karşı olmuştur.

Âşık Veysel, yine bir şiirinde yıllar öncesinden,

“Yezit nedir? Ne Kızılbaş?

Değil miyiz hep bir gardaş.

Bizi yakar bizim ataş,

Söndürmektir tek çaresi.” mısralarıyla da bizlere hoşgörü, sevgi, insanlık dersi vermiştir.

Şiirlerinde birlik ve bütünlük mesajları veren, bilim, teknolojiyi önemseyip benimseyen Veysel, özünde, sözünde birdir. Karanlıklar arasından aydınlık çıkarabilen bir kişiliğe sahiptir. Samimidir, doludur. Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşamıştır, fakat karanlık sadece gözlerinde kalmıştır, yüreği de şiirleri gibi aydınlıktır.

“Beni hor görme gardaşım,

Sen altınsın, ben tunç muyum?

Aynı vardan var olmuşuz,

Sen gümüşsün ben sac mıyım?” sözleriyle, insanların birbirleriyle eşit olduğunu, bundan dolayı insanlar arasında ayrım gözetilmemesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.

Tabii, yine bir vatan şiirini çok güzel ifade etmiştir.

“Vatan bizim, ülke bizim, el bizim,

Emin ol ki her çalışan kol bizim.

Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim,

Söyle Veysel övünerek, överek.”

Evet, zaman yetersiz, keşke biz Âşık Veysel’i bu toprakların her santimetrekaresine ilmik ilmik, nakış nakış işleyebilseydik, onu anlatabilseydik, onun öğretilerini, felsefesini anlatabilseydik, bugün belki de yüreğimizi dağlayan olaylar olmayacaktı, belki de anneler ağlamayacaktı.

Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Boyraz.

Gündem dışı ikinci söz, son yaşanan terör olayları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Aytun Çıray’a aittir.

Buyurun Sayın Çıray.

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, son yaşanan terör olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonunda şehitlik makamını da tartışılır hâle getirdi AKP.

İktidar olarak, AKP olarak kendinizi olduğunuzdan farklı göstererek tek parti devleti kurmayı başardınız. Aslında, başardığınız şey bir zorbalık ve korku imparatorluğudur. Rövanş şehvetiyle, aldığınız hazla belki bunu unutmuş olabilirsiniz ama gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Estirdiğiniz endişe ve korkunun aynısı sizi bekliyor çünkü Sayın Başbakanın çok sevdiği bir Arapça deyimle “men dakka dukka”, eden bulacak, ettiniz, günü geldiğinde bulacaksınız.

Biliyoruz, 4,4,4’lük sosyal formatlama projenizin amacı, hesap vermenizi geciktirecek kendi nesillerinizi yetiştirmek ama bunu başaramayacaksınız. Kininiz uğruna çocuklarımızı ateşe attığınız çok yakında anlaşılacak. Gün gelecek mızrak çuvala sığmayacak, adını anmaktan kaçındığınız, sadece adına “Bu millet” dediğiniz Türk milleti gördükleriyle irkilecek “Hay ellerim kırılsaydı da bunlara oy vermeseydim.” sözü, belki de ilk kez bu kadar içtenlikle söylenecek çünkü boğazınıza kadar günaha gömüldünüz. Hepinizi şehit kanları tutacak, ikiyüzlü siyasetler, takiyeler bu kez kör kuruş etmeyecek.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti, 2002 Kasımında terör örgütünün bitirildiği bir ülke devralmıştı. Güneydoğudaki Kürt vatandaşlarımız siyasi ayrılıkçılığın etki alanından çıkmaya başlamıştı. Bir de bugün AKP İktidarının getirdiği hâlimize bakın: Artık, ruhen Türkiye’den kopmak üzere olan genç kuşaklarla korkutulur hâle geldik ama sizler ne yaptınız? Kendi ideolojik inançlarınızı doğrulamak için ayrılıkçı terör organizasyonunun toparlanmasına göz yumdunuz. Siyasi ayrılıkçılığın motive ettiği terörün bedelini bile Atatürk ve arkadaşlarına fatura etmeye kalktınız. Aklınızca bir taşla birçok kuş vuracaktınız. Elhak vurdunuz. Şehitler pahasına kazanılan bir zaferi âdeta yenilgiye çevirdiniz. Millî moral ve motivasyonu kırdınız. Şimdi, bu tabloya “Helal olsun.” diyenler var tabii. Bunları dinleyin ve bence şimdilik kulaklarınıza bayram ettirin vakit varken. Çünkü bugün size “Helal olsun.” diyen bu yalaka takımı, yarın da size “İhanet ettiler.” diyecekler. “Yapılanların tümü… Vatana ihanet etti.” diye sizi suçlayacaklar. Bu ithamları duyacaksınız. O zaman geldiğinde, ayrılıkçı teröristlerin ayağına mahkeme götürdüğünüz hatırlanacak. Mahkemeyi teröristlerin ayağına götürenler hesap verecek.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sen hâlâ orada mısın ya?

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Hukuk varsa ve yaşayacaksa hesap verilecek.

Sonra, bu devletin egemenliğine koca bir yara açan, bölücülere cesaret veren içi boş açılımın perde arkası sorulacak, sorgulanacak. Sayın Başbakanın bilgisi dâhilinde, Oslo görüşmelerinde, Anayasa’nın en temel, değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddelerinin pazarlık masasına sürüldükleri, Anayasa’nın tağyir, tebdil ve ilgaya teşebbüs edildiğini herkes öğrenecek. O zaman, kişiye özel MİT Yasası’nı aslında Başbakanı korumak için çıkarttığınız anlaşılacak. Sahte dijital belgeler değil, savcıların elinde bulunan gerçek belgeler konuşacak. Bir zamanlar Hazreti Ömer adaletinden ve asrısaadetten bahsedenler, şimdi ne yazık ki sessiz. Şimdi iktidarın tadını çıkarın.

Değerli AKP milletvekilleri, 4,4,4 çeker cip gibi görüyorsunuz ama bu cip, sizi yarattığınız bataktan çıkartmaz. Sizi, kurduğu devletin İnternet sitelerinden resmini çıkardığınız Atatürk’ün aziz hatırası boğacak. Kadir bilmezliğiniz, vefasızlığınız, sadakatsizliğiniz kötü bir efsane olarak gelecek kuşaklara anlatılacak ama akıllarda en çok kindarlığınız kalacak. Bu millet, terör örgütüne karşı kazandığı zaferin bozuk para gibi harcandığını anlayacak ve sırf hedeflerinizi gerçekleştirmek için Müslümanlara dair komplolar kurduğunuzu hatırlayacak.

Onun için, tavsiyemi tekrarlıyorum: Biraz daha iktidarın tadını çıkarın çünkü yarın, hesabınızda, boşuna akıtılan şehit kanlarının, pazarladığınız şehitlik makamının utancı kalacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çıray.

Gündem dışı üçüncü söz, Batman’da nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylar hakkında söz isteyen Mardin Milletvekili Ahmet Türk’e aittir.

Buyurun Sayın Türk. (BDP sıralarından alkışlar)

3.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün, Batman’da nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylara ilişkin gündem dışı konuşması

AHMET TÜRK (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, 18 Mart “nevroz” kutlamalarında gerçekten Türkiye’ye yakışmayan görüntülerle karşı karşıya kaldık.

Bugün, bu Meclise yaşananları aktarmak için bana imkân veren Sayın Başkana da teşekkür ediyorum.

Batman’a gittiğimizde, gerçekten, bütün sokaklar tutulmuş, Diyarbakır’dan, Elâzığ’dan getirilen polislerle bütün mahalleler kontrol altına alınmıştı. Bu durumu görünce Belediye Konuk Evi’ne çekilerek arkadaşlarımızla bir durum değerlendirmesi yaptık. Tabii, hem kalp pili olduğu için hem de akciğerlerimde sorun olduğu için, arkadaşlarımla şakalaşarak “Gazın olduğu yere gelmem, siz gidin, mümkün olduğu kadar ‘nevroz’un kutlanması konusunda halka kolaylık sağlayın…” Tabii ki bulunduğumuz yer, yüksek bir yer. Batman Konuk Evi’ni bilen arkadaşlarımız çok iyi bilir, Batman’a hâkim bir tepe ve orada her taraftan bir gaz bulutu, şehir gaz bulutu altında. Aradan saatler geçtikten sonra arkadaşlarım telefonla aradılar, durumun çok iyi olmadığını, oraya gitmem hâlinde belki bu sorunu sancısız bir şekilde çözebileceklerini söylediler, bunun üzerine gittim. Otobüsümüz bir tarlaya çekilmiş, bir dakikada on tane gaz bombası düşüyor, o gençler, düşen gaz bombalarını bizden uzaklaştırmak için hemen düştüğü gibi oraya yöneliyor ve farklı, boş alanlara atıyor. Bu arada, Milletvekili Arkadaşımız Nursel Aydoğan Vali Bey’i aradı. Ben telefonu kendisinden aldım, durumun çok hassas olduğunu söyledim, eğer “nevroz” alanına girersek beş on dakikalık bir konuşmayla kitleyi sakinleştirebileceğimizi ifade ettim. Tabii ki Sayın Vali bir daha dönmedi ve gittikçe yoğun gaz başladı. O tarlanın içinde artık boğulma noktasındayız. Bunun üzerine, “nevroz” alanına doğru gittik. “Nevroz” alanına giderken otobüsle, tabii ki alana girdiğimizde 40-50 polis, parti otobüsünü taşlarla, gaz bombalarıyla taşlamaya başladı, kırılan camlardan gaz bombaları içeri düştü. Nefes alacak hâlimiz yok, kendimizi dışarı attık. Sonuç olarak, iner inmez -zaten yarı baygın bir hâldeyim- tıknaz, orta boylu bir polis yaklaştı -ben böyle bir şey beklemiyordum- ve birdenbire sol gözüme yumruklar indirdi. Tabii, o hâl de Valinin açıkladığı gibi değil. Biz, oradaki bir polis arabasına yöneldik, çünkü orada bir tek sivil yok, bir tek insan yok, sadece polisler var, biz varız. Yöneldik, o polis bizi götürüp götürmemekte tereddüt geçirdi. Üç yıldızlı bir komiser işaret verdi: “Götürün.” Çünkü vahim bir durum ortada, bir arkadaşımız baygınlık geçiriyor, hepimiz o hâldeyiz. Şimdi, tabii, bir polis öfkesine yenilebilir, faşist biri olabilir, provokatör olabilir; bunun hepsini anlıyoruz biz ama bir Valinin bu olayı örtbas etmek için âdeta bizi yalancı çıkarmaya çalışması gerçekten demokrasimiz açısından vahim bir durumdur.

Bakınız sayın milletvekilleri, otobüs alana geliyor, görüntüler mevcut; polisler taşlarla otobüsü taşladığı zaman görüntüler kesiliyor, ben orada yumruklanıyorum görüntü yok ama yumruklamadan sonra, 2 metre sonra arabaya geçtiğimizde görüntüler yine başlıyor. Şimdi, Sayın Vali diyor ki: “Kimin elinde görüntü varsa getirsin.” veya diyor ki: “Araba gelirken tarladan geçtiğinde sarsıntı yapmış, bir yere çarpmış olabilir.” Oysaki yüzlerce insan orada, hastaneye gittiğimizde doktorlar, hem gözcü hem kardiyolog…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET TÜRK (Devamla) – Sayın Başkan, biraz izin verir misiniz?

(CHP sıralarından “Ver Başkan, ver; önemli bir konu konuşuyor.” sesleri)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bir dakika verebilirseniz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Efendim, yumruk yemiş bir insan bırakın da derdini anlatsın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ondan sonra da “O partiye verdiniz, bu partiye vermediniz.” diyorsunuz. Lütfen ama…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ama hayır, Sayın Başkan, bu başka bir konu, hoşgörü gösterin.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, sadece Sayın Türk’e verin diyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bir milletvekili meslektaşınız saldırıya uğramış, bu konunun aydınlanması lazım.

AHMET TÜRK (Devamla) – Burada bir milletvekili bir olayla karşı karşıya kalıyor, bu Meclisin bunu bilmesi gerekiyor.

BAŞKAN – Sayın Türk, sayın grup başkan vekilleri “BDP’ye söz verdiniz, bize vermiyorsunuz.” demesinler, söz versinler kendi aralarında, vereyim. Benim meselem değil.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Tamam, demeyeceğiz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türk.

AHMET TÜRK (Devamla) – Tabii durum vahim.

Ben burada birilerinin yumruk atmasını önemsemiyorum. Bir Valinin olayı örtbas etmeye çalışması ve bütün şahitlere rağmen, ki milletvekili arkadaşlarımız o yumruğu atan polisleri de tanıyor, yine bizi arabasıyla götüren polis belli, üç yıldızlı, orada görev yapmış olan komiser belli. Eğer bu Hükûmet isterse bunu çıkarır ama bunu örtbas ederse biz bunun peşini bırakmayacağız, bunun çok iyi anlaşılması gerekiyor. Öyle birileri de rahat gelip o bölgede dolaşamayacak.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Senin babanın çiftliği mi orası?

AHMET TÜRK (Devamla) - Burada hiçbir zaman öfkeye kapılmadım ama inanın ki eğer meydanlarda yumruk yersek bu alışkanlık her tarafa yayılacak. Lütfen bu konuda, bu suçu işleyenler, valinin bu aymazlığını giderecek tedbirler alın ve bu olayı ortaya çıkarın. Ben, bir polisin ceza almasını önemsemiyorum; ben, hiç kimsenin mağdur olmasını da istemem ama gerçekten biz burada bu Parlamentoda demokratik değerleri, demokratik bir Türkiye’yi, yaşanan olumsuzlukları ortadan kaldıracak bir sorumlulukla mı hareket edeceğiz, yoksa siyasileri, kendi ideolojilerine, kendi anlayışlarına yakın olmadığı için, farklı baktığı için onları tehditle mi terbiye edeceğiz? Aslında bu Parlamentonun bunun üzerinde durması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET TÜRK (Devamla) - Ben Sayın Valimize uzun ömürler diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Türk. Tekrar geçmiş olsun diyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Başbakanlığın bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen dosyada adı geçen Mustafa Öztürk'ün hâlen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu anlaşıldığından, ilgili dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine ve Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/804)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Başkanlığınıza ilgi (b) yazı ekinde gönderilen listede yer alan ilgi (a) yazı ve eki dosyada adı geçen Mustafa Öztürk'ün; halen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu anlaşıldığından ilgi (a) yazı eki dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                                  Bekir Bozdağ

                                                                                                            Başbakan Yardımcısı

BAŞKAN – Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosya Hükûmete geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, birer dakikalık söz istemiştik.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, benim uygulamalarımı biliyorsunuz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Efendim?

BAŞKAN – Her toplantıda açıklama yapmak durumunda değilim. Ben, gündem dışı konuşmalarda, sayın milletvekillerine, gündem dışı üç konuşmacının haricinde söz vermiyorum.

Teşekkür ederim.

Önergeleri okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, Saros Körfezi'nin doğal yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/212)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Saros Körfezi hem turizm hem de balıkçılık sektörü açısından son derece önemli bir değerimizdir. Konumu itibariyle Ege denizinin kuzey doğusunda yer alan körfez yurt içi ve yurtdışından çok kolay ulaşılabilecek durumdadır. Tertemiz kumsallarla kaplı kıyı şeridine sahip olan körfezin kendi kendini temizleme özelliği ve çok yoğun yerleşimlerin bulunmaması ayrıca dikkat çekicidir.

Bu kadar önemli olan bu doğal güzelliğin son zamanlarda her geçen gün katledildiği, balıkçılığın her geçen gün stokları bitirdiği, pek çok balık türünün tükenme noktasına geldiği basında ve diğer platformlarda giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir.

Gerekçesini ekte arz ettiğimiz “Saros Körfezinin koruma altına alınması, ticari balıkçılığın yasaklanarak amatör balıkçılığa dönüştürülmesi deniz milli park yapılması” amacıyla Anayasanın 98 inci Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Gerekçe:

Trakya topraklarının Ege Denizindeki kıyısı Saros Körfezi, tertemiz kumsallarla kaplı bir kıyı şerididir. Saros körfezi su sirkülasyonunun yüksek olması ve sanayileşmemiş olmasından dolayı Ege'nin belki de en temiz denizine sahiptir. Saros Körfezi dünya üzerinde kendi kendini temizleyen 3 denizden birisidir. Saros Körfezi, bir körfez olmasına rağmen kendi kendini temizlemesi ve etrafında yoğun yerleşimlerin bulunmaması ile uzun yıllar belki de hiçbir zaman kirlenmeyecek nadir denizlerden birisi, Yılda üç defa ve aynı zamanda olmak üzere, şubat, nisan ve temmuz aylarının 15 veya 18. günü başlayıp, 25 veya 28. günü sona eren körfezin kendi kendini temizlemesi işleminde tabanda soğuk su ve yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar körfezi içine atılan tüm artık ve atık maddelerden kurtarmaktadır.

Bu sularda mevsimine göre hem tuzlu Ege sularının, hem daha az tuzlu Marmara'nın bütün balıklarını burada bulmak mümkündür. Bu sularda mevsimine göre çipura, lüfer, barbunya, mercan, karagöz, levrek, kefal, ahtapot ve ülkemizde sadece bu yörede bulunan yılan balığı bol miktarda mevcuttur. 144 çeşit balık yetiştiriliyor. Dolayısıyla buranın bu özelliklerinin yaşatılması lazım. Ama bilinçsiz avcılık, özellikle balıkçılık yönüyle bir gün bitecek. Ticari ölçekte, büyük ölçekte balıkçılık ve avcılık yasaklanarak sadece olta balıkçılığı ve amatör balıkçılık olarak geliştirilebilirse, inanın bir cazibe merkezi olarak çok dikkat çekecektir ve belki de dünyanın dört bir tarafından insanlar buraya gelecektir. Bu spor yönüyle de mutlaka buradaki ticari imkânlar da gelişecektir. O anlamda belki de Saros Körfezini Türkiye'de ve dünya üzerinde de bir önemli merkez olmasını sağlamış olacağız.

Diğer taraftan, Saros Körfezine sınırı olan yerlere, küçük balıkçı ve balıkçılık kooperatifleri üyelerine sınırlı izin verilerek, sahanın korunması ve gözetilmesi için doğal ortak ve kontrol mekanizması sağlanmış olacaktır.

Ege Denizi'nin kuzey doğusunda yer alan Saros Körfezini güney ve doğusundan Çanakkale ilinin Gelibolu ve Ecebat ilçeleri, kuzeyini ise Edirne ilinin Keşan ve Enez ilçeleri çevreler. Körfezin Gelibolu yarımadası tarafından olan güney bölgeleri yerleşime olanak vermez. Çoğunlukla yerleşim doğu ve kuzey bölgelerinde yer almaktadır. Saros Körfezi İstanbul'a göre, baktığınızda 250 km. mesafede yaklaşık iki iki buçuk saatte varılabilecek bir yer ama Avrupa'ya açılan Kapıkule'ye 200 km mesafede. Yani yurtdışından ülkemize gelen turistlerin varabileceği, gidebileceği bir yer. Kara yoluyla gelen turistlere de çok uygun bir yer.

Saros Körfezi 2006 yılında kültür ve turizm gelişim bölgesi olarak ilan edildi ama o günden bugüne herhangi bir çalışma henüz yapılmadı. Dolayısıyla buraya bir el atılması lazım. Yeterince ilgilenildiğini söylemek mümkün değildir.

Kısa dönemde bitmesi beklenen Kınalı-Tekirdağ-Keşan duble yol çalışmaları sonucu İstanbul'dan Saros Körfezine ulaşım 2,5 saate inmiş olacak. Keşan üzerinden ulaşım Saros Körfezi yerleşim bölgeleri içinde en çok konaklanan bölgeler ise Enez, Erikli ve Yayla olarak göze çarpmakta. Enez sadece sahili ile değil, binlerce yıllık yerleşim bölgesi olmasından dolayı antik bölgeleri ve arkeolojik kazı alanları ve ayrıca Manyas Gölünden sonra Türkiye’nin en geniş kuş barınma alanı olan Gala Gölü ile ilgi çekmektedir.

Yukarıda sunulan ve araştırma sırasında belirlenecek nedenlerle Anayasanın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105'nci maddeleri uyarınca "Saros Körfezinin koruma altına alınması, ticari balıkçılığın yasaklanarak amatör balıkçılığa dönüştürülmesi, deniz milli park yapılması" için bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Mehmet Şandır               (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan            (Muğla)

4) Enver Erdem                   (Elâzığ)

5) Alim Işık                        (Kütahya)

6) Ali Öz                             (Mersin)

7) Ali Halaman                   (Adana)

8) Seyfettin Yılmaz             (Adana)

9) Mehmet Günal                (Antalya)

10) Mustafa Kalaycı           (Konya)

11) Kemalettin Yılmaz        (Afyonkarahisar)

12) Oktay Öztürk                (Erzurum)

13) D. Ali Torlak                (İstanbul)

14) Celal Adan                    (İstanbul)

15) Mesut Dedeoğlu           (Kahramanmaraş)

16) Erkan Akçay                 (Manisa)

17) S. Nevzat Korkmaz      (Isparta)

18) Atila Kaya                    (İstanbul)

19) Emin Haluk Ayhan       (Denizli)

20) Emin Çınar                   (Kastamonu)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, 4/C mağdurları arasında son yıllarda artan intihar olaylarının, içinde bulundukları sorunların ve çözüm yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/213)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 657 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi (C) fıkrası kapsamında çalıştırılan ve kamuoyunda 4/C mağduru olarak bilinen vatandaşlarımız arasında; son yıllarda artan intihar olaylarının araştırılması, sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi, gereken tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Özelleştirilen veya kapatılan Kamu İktisadi Teşebbüslerinde işçi olarak çalışanlardan emekliliği dolmamış olanlar, 2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi (C) fıkrası kapsamında başka kamu kurumlarına geçici personel statüsü ile yerleştirilmişlerdir.

Bu statüde olup emekli olanların haricinde şu an sayıları 8 bin 500'e kadar düşen 4/C çalışanlarının; gerek sendikal haklar, gerekse çalıştığı kurumun takdiri ile aldığı ikramiyeleri ortadan kalkmış, sosyal hakları elinden alınmıştır.

Gönderildikleri kurumlarda verilen işleri yaparken, gittikleri bu yerlerde, kendileri ile aynı işi yapan kişinin aldığı ücretin yarısını almakta, bir mali yılda 10 ay çalıştırılıp, 2 ay çıkış verilmektedir. Hal böyle olunca, aldıkları yıllık ücret daha da azalmakta, asgari ücretin de altına düşmektedir.

Ücret alamadıkları 2 ay içinde geçimlerini temin edemeyen ve borçlanmak zorunda kalan 4/C'lilerin biriken borçları, ücret aldıkları 10 ayı da ipotek altına almaktadır. Gelirlerinin düşmesi nedeniyle mağdurların çocukları üniversite eğitimlerini dondurarak, eğitimlerine ara vermişlerdir.

4 ay için en fazla 2 gün ücretli hastalık izni alabilen 4/C'lilerin, kelimenin tam anlamıyla, hasta olmaları bile yasaklanmıştır.

Tüm bunlar, 4-C mağdurlarını psikolojik ve sosyal yönden etkilerken, devlete olan saygıyı, yöneticilere olan güveni de zaafa uğratmaktadır. İçine düştükleri geçim sıkıntısı nedeniyle aile düzenleri ve ruh sağlıkları bozulan mağdurlardan son 3 yılda 10 kişi intihar etmiştir.

4/C mağdurlarının çalıştıkları yerlerde konum ve statülerinin yeniden belirlenerek, günün koşullarında eşit işe eşit ücret verilmesi ve yılda 12 ay çalıştırılmaları, sağlık güvencelerinin bir zemine oturtulması, hastalık izinlerinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Sürekli kanayan ve toplumsal bir yara haline gelen 4/C mağdurlarının içinde bulundukları sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi, mağdurlar arasında son yıllarda artan intihar olaylarının araştırılması ve gereken tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

1) Mehmet Şandır                     (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                      (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan                  (Muğla)

4) Enver Erdem                         (Elâzığ)

5) Alim Işık                               (Kütahya)

6) Ali Öz                                   (Mersin)

7) Seyfettin Yılmaz                   (Adana)

8) Mehmet Günal                      (Antalya)

9) Mustafa Kalaycı                    (Konya)

10) Kemalettin Yılmaz              (Afyonkarahisar)

11) Oktay Öztürk                      (Erzurum)

12) D. Ali Torlak                      (İstanbul)

13) Celal Adan                          (İstanbul)

14) Erkan Akçay                       (Manisa)

15) Mesut Dedeoğlu                 (Kahramanmaraş)

16) Emin Çınar                          (Kastamonu)

17) Atila Kaya                           (İstanbul)

18) Emin Haluk Ayhan             (Denizli)

19) S. Nevzat Korkmaz             (Isparta)

20) Ali Halaman                        (Adana)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki işsizlik sorunlarının ve buna bağlı gelişen iç göçün araştırılarak, insanlarımızın sıkıntılarının giderilmesine, yönelik çözümlerin geliştirilmesi, alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi için Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük'ün 104 ve 105'nci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Ülkemiz ile aynı kategoride olan ülkelere baktığımız zaman, işsizlik oranının bizde çok daha yüksek olduğu görülmektedir. Sürekli nüfus artışıyla beraber, son yıllarda uygulanan yanlış ekonomik politikalar sonucu, işsizlik çığ gibi büyüyerek, birçok sosyal olayı da tetiklemektedir. Genç işsizlerimiz iş peşinde koşarken işini kaybeden insan sayısı da hızla artmaktadır. Son dönemlerde TÜİK tarafından yayınlanan istatistiklerde işsizlik oranlarının sürekli artarak çift haneli rakamlara ulaştığı görülmektedir. Yükselmekte olan işsizlik oranları, aynı zamanda hem kamu sektöründe hem de özel sektörde, işverenler tarafından daha "esnek" çalışma koşullan talep etmek için kullanılabilir. Bu da, ücretlerin ve çalışma koşullarının daha da fazla erozyona uğramasına ve daha fazla sayıda işçinin kayıt dışı istihdam edilmesine neden olabilir.

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlarda, işsizlik acil çözüm bekleyen en önemli sosyal sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bu sorunun ciddiye alınmaması ya da ertelenmesi toplumun tüm dengelerini alt-üst edecek boyuttadır. Son yıllardaki yüksek oranda büyümeye rağmen ülkemizde işsizlik artmaktadır. Bugün ekonomide gelinen noktada ise, işsizlerin iş bulma şansı olmadığı gibi çalışan insanlarımızın birçoğu da işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Halen en büyük istihdam kaynağımız olan tarım kesiminden işgücü kopmaları yüksek oranda devam etmektedir. Köyünü, toprağını terk etmek zorunda kalan çiftçilerimiz bir umutla büyük şehirlerimize akın etmektedir. Kısaca işsizlik ve iç göç hareketinin, planlanamaması ve yönetilememesi, Türkiye'nin istihdam kapasitesinin çok üzerinde bir nüfusun büyük şehirlerde toplanmasına yol açmıştır. Ülkemiz insanının yerinde hayatını sürdürebilmesi için gerekli ekonomik altyapı tedbirleri bir an önce alınmadığı takdirde, gelecekte ülkemizi çok daha ciddi sosyal tehlikelerin beklediği bilinmelidir.

Ülkemizde, son dönemde uygulanan politikalar sonucu vatandaşlarımız, tarımsal üretimden de kaçırılmaya çalışılmakta, ancak bu insanlara alternatif iş gücü yaratılmadığı için, istihdam sorunları yaratmakta, işsizliği büyütmekte, özellikle batı bölgelerine olan iç göçü hızlandırarak sosyal sorunların yoğunluğunu artırmaktadır. Ülke ekonomisinin yıllardır büyüdüğü söylense de, ne garip çelişkidir ki, işsizlik de büyümekte ve bugün ülkemizin en önemli sorunu olarak çözüm beklemektedir.

Devletimizin, özel sektör ve çalışanların temsilcisi olan sendikaların, ortak bir masa etrafında toplanıp, nasıl daha çok üretilebilineceği, nasıl daha çok insana iş imkânı sağlanacağı ve ürettiklerimizin dünyada aranan markalı ürünler hâline gelmesi için nelerin yapılması gerektiğinin planlanarak gerekli stratejinin oluşturulması elzemdir.

Üretim ve istihdamı arttırarak, ülkemizin en önemli sorunu olan işsizliğe ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorunlarına yönelik tedbirlerin zaman kaybedilmeden alınması gerekmektedir.

1) Mehmet Şandır                             (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                              (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan                          (Muğla)

4) Enver Erdem                                 (Elâzığ)

5) Ali Öz                                           (Mersin)

6) Alim Işık                                       (Kütahya)

7) Seyfettin Yılmaz                           (Adana)

8) Mehmet Günal                              (Antalya)

9) Kemalettin Yılmaz                        (Afyonkarahisar)

10) Mustafa Kalaycı                          (Konya)

11) Oktay Öztürk                              (Erzurum)

12) D. Ali Torlak                              (İstanbul)

13) Mesut Dedeoğlu                         (Kahramanmaraş)

14) Celal Adan                                  (İstanbul)

15) Erkan Akçay                               (Manisa)

16) Atila Kaya                                   (İstanbul)

17) Emin Haluk Ayhan                     (Denizli)

18) Emin Çınar                                  (Kastamonu)

19) S. Nevzat Korkmaz                     (Isparta)

20) Ali Halaman                                (Adana)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Bir gensoru önergesi vardır.

Önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

C) Gensoru Önergeleri

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Nevruz Bayramı kutlamaları ile eğitim sistemine ilişkin kanun teklifine karşı yapılan protesto gösterilerinin yasaklandığı ve bu gösterilere katılanlara yönelik polisin orantısız güç kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in Newroz bayramı kutlamaları ile KESK'in eğitim yasasını protesto etkinliklerini genelgeyle yasaklaması, talimatları sonucu güvenlik güçlerinin birçok ilde aşırı şiddet kullanması, iki kişinin ölmesi, yüzlerce kişinin yaralanması ve bini aşkın kişinin gözaltına alınması nedeniyle; Anayasanın 99 uncu maddesi İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz.

                            Hasip Kaplan                                                            Pervin Buldan

                                  Şırnak                                                                          Iğdır

Gerekçe

Newroz bayramı binlerce yıldır başta Orta Doğu halkları olmak üzere Doğu Türkistan'dan Balkanlara kadar, başta Kürt ve Türk halkı olmak üzere halkların ortak kutladığı bir bayramdır.

Ülkemizde 90'lı yıllardan bu yana başta Kürt halkı olmak üzere her yıl kitlesel etkinliklerle kutlanmaktadır. 1992-93 yıllarda OHAL bölgesinde Cizre, Şırnak, Nusaybin başta olmak üzere Jitemin, karanlık güçlerin darbecilerin, çetelerin halka saldırısı sonucu yüzlerce yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Baskıcı katliamcı bu konsept döneminde binlerce köy yakılmış, binlerce faili meçhul cinayet, suç örgütleri tarafından devlet adına işlenmiştir.

Son on yılda izin verilen ve coşku ile kutlanan Newroz bayramlarının hiçbirinde olaylar yaşanmamıştır. BDP yirmi yıllık siyasi geleneği sürdürmüş milyonlar Newroz meydanlarında bayramını kutlamıştır.

Anayasanın 34 ve 90 ıncı maddeleri ile AİHS nin 10 ve 11 inci maddeleri uyarınca önceden izin almadan toplantı ve gösteri hakkı, AB uyum yasaları ve reformları çerçevesinde temel hak ve hürriyetlerdendir.

AK Parti iktidarlarının 10 yılı boyunca, 21 mart ve haftası içinde partimiz Newroz bayramını kutlamıştır. 2012 yılında da 138 yerde kutlama kararı alarak planlamasını yapmış ve birçok yerde izin almıştır. Ancak kutlamalara iki gün kala İçişleri Bakanı tüm illere bir genelge göndererek 21 mart dışındaki tüm kutlamaların izinlerinin iptal edildiğini ve yasaklandığını bir genelge ile duyurmuştur. Ancak;

Yasak genelgeye rağmen AKP nin Eyüp Belediyesi 19 martta, bakanları 18 martta izin almadan kutlamalar yapmış, geçen yıl Kültür Bakanlığı bir hafta boyunca Resmi Newroz programı ile kutlama yapmış hükümet izin konusunda çifte standart uygulamıştır.

Newroz bayramı halkların bayramıdır, tarihsel kültürel boyutu vardır. Devletin bayramı olmadığı için de izne tabi değildir ve yasaklanması da anayasa ihlalidir.

Aynı uygulama 4+4+4 eğitim sistemine karşı demokratik tepkisini ortaya koyan KESK üyelerine uygulanmıştır. Seyahat özgürlüğünü ihlal eden, hürriyeti tahdit suçu işleyen, demokratik tepkilerini gösterenlere kötü muamelede bulunan işkence eden, gözaltına alan bir anlayış sistematik hale gelmiştir.

İçişleri Bakanlığının aldığı yasadışı kararla başta İstanbul ve Diyarbakır olmak üzere birçok ilde yollar kesilmiş, kitlelere güvenlik güçleri saldırıda bulunmuş aşırı ve orantısız güç kullanmıştır. Saldırı esnasında helikopterlerden gaz bombaları atılmış, caddeler, sokaklar güvenlik güçlerinin halka saldırısı sonucu tahrip edilmiş kötü muamele işkence olayları yaşanmıştır.

Saldırılar sonucu İstanbul'da BDP Arnavutköy yöneticisi Hacı Zengin yaşamını yitirmiş, Cizre'de bayram kutlayan kitleye saldırıda bulunulmuş, zırhlı araçlar, Tomalar, panzerler eşliğinde gaz bombaları ve uzun namlulu silahlarla parti binasına yapılan saldırı sonucu binanın beş katı tahrip edilmiş, başta ilçe başkanı olmak üzere onu aşkın kişi saldırı sonucu ölüm tehlikesi geçirmiş, yüzlerce masun insan aralarında çocuk kadınlar gözaltına alınmıştır. Cizre'de Gazze görüntüleri medyaya yansımıştır.

Batman ilinde resmi güvenlik güçleri milletvekili Ahmet Türk'e saldırmış yaralamıştır. Birçok ilde aynı şekilde milletvekillerine saldırılar olmuştur. Sıkıyönetim, OHAL ilan edilmemesine rağmen, fiili "Savaş Hali" uygulaması yapılmaktadır.

Yaşanan olayların ölümlerin sorumlusu genelge ile yasak kararı alan saldırı emri veren İçişleri Bakanıdır. Toplumsal barışı tehlikeye koyan, muhaliflere şiddet uygulayan, totaliter bir rejimin faşizan baskıların sorumlusu olan Taksim meydanında izinsiz gösteri yapıp ırkçılık, kin, nefret söyleminde bulunan Kürt-Türk çatışması tetikleyen, sivil toplum örgütlerine saldıran, suç işleyen amirleri terfi ettiren kontrolsüz güce dönüşen "kamu tehlikesi" arz eden, üslubu ve kullandığı dil ile devlet adamı ciddiyetinden uzak, sorumsuz;

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddesi uyarınca gensoru açılması uygun olacaktır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşme günü Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

                                                                                                                             29.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 29.03.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                           Hasip Kaplan

                                                                                                                                 Şırnak

                                                                                                                       Grup Başkanvekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 76 ncı sırasında yer alan 10/76 Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılarak bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesini, Genel Kurulun 29.03.2012 Perşembe günlü birleşiminde birlikte yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri lehinde söz isteyen Adil Kurt, Hakkâri Milletvekili.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Grubumuz adına verilmiş olan Meclis araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Öncelikle, cezaevinde bulunan ve sayısı 100’ün üzerinde olan gazeteci arkadaşlarımıza Meclis kürsüsünden selamlarımı ileterek konuşmama başlamak istiyorum.

Türkiye’de basın özgürlüğü sürekli olarak tartışma konusudur, sürekli olarak üzerinde konuşulan bir konudur ve hiçbir zaman da zerre kadar adım atılan bir konu olmamıştır. Kim iktidara gelmişse, kim iktidardaysa basını kendisine göre dizayn etmeye çalışmıştır, bu dizaynın dışında kalanlara da baskıyı reva görmüştür. Biz bu baskıları tanıyoruz. 90’lı yıllardan bu yana 80 dolayında basın mensubu arkadaşımız sokak ortasında katledildiler, faili meçhule götürüldüler. Bugün de bunun benzeri yaşanıyor; 90’lı yıllarda, 93’te, 94’te olan neyse bugün de benzer şeyler oluyor. Son üç yıl içerisinde bu ülkede kapatılan gazete sayısı yetmişin üzerindedir. Bu gazetelerin her biri kendi yayın politikasını sürdürmek için farklı adlar altında yeniden yayınını sürdürme gayreti içerisinde oldu. En son üç gün önce Özgür Gündem gazetesi bir aylığına kapatıldı, yerine şu anda Günlük gazetesi çıkıyor. Yani alınmış olunan karar, savcılığın, mahkemenin verdiği kapatma kararı aslında bir gündür, bir gün sürelidir. Ertesi gün yine bir gazete çıkabiliyor, yerini dolduran bir gazete çıkabiliyor.

Bakınız, bu gelenekten gelen ve Türkçe yayın yapan gazetelerin tamamı ki şu ana kadar yirminin üzerinde isim değiştirdiler, bu gazetelerin okurları bayiye gidip gazete alacakları zaman, dağıtımcıdan gazetesini alacakları zaman, gazetenin adı ne olursa olsun “Gündem gazetesini istiyorum” diyor. Yani aslında gazetenin logosu o gazetenin okurları açısından artık çok bir şey ifade etmiyor. Ama bu kapatmaların bir esprisi var, bu kapatmaların nedeni şu: Kürtlere “Siz kendinizle ilgili hiç konuşmayın. Kendinizle ilgili, kendinizi iyi ifade etme gibi bir sorununuz var, siz kendinizi iyi ifade edemiyorsunuz, Kürtler hakkında eğer konuşulacaksa da biz konuşalım…” Kürt’e “Kendini ifade etme, sen kendini ifade edeceksen de seni ben ifade ederim, gerek yok...”

Yaygın televizyon kanallarına bakın, ekranlara çıkıp konuşan uzmanların Kürtler hakkındaki ahkâm kesmelerine bir bakın. Bir Kürt kendini ifade edemeyecek mi, edemeyecek durumda mıdır? Pekâlâ kendilerini ifade ederler ama Kürtler kendini ifade etmeye başladığı andan itibaren iktidar ve resmî ideoloji jargonunun dışında kendilerini ifade ettikleri için konuşmamaları gerekir. Kürtler resmî ideolojinin jargonu içerisinde kalırlarsa kendilerini ifade edebilirler, basın yayın faaliyeti yapabilirler. Kürtçe yayıncılık yapan gazete, Günlük gazete, bu ülkede son dört yıl içerisinde 9 defa kapatıldı. Bu ülkede özgür basın çalışanlarına 1990’lı yıllardan bugüne kadar reva görülen hapis cezaları yirmi bin yılın üzerindedir. İnanmıyorsanız mahkeme ilamlarına başvurabilirsiniz, pekâlâ bu rakamı önünüze koyabilirler.

Tabii ki biz bunları burada söylerken sadece kendimizi düşündüğümüz için söylemiyoruz. Basının sansürlü olması bu ülkenin imajı açısından problemdir. Hükûmet yetkililerinin gittikleri her yerde karşılarına çıkıyor. En son, BBC televizyonunda bu ülkenin bakanına tutuklu gazetecilerin ve gazetelerin, basın yayının üzerindeki sansür soruluyor. Söylediği şu: “Tutuklanan gazeteciler aslında gazeteci değil, içlerinde tecavüzcüsü var, gaspçısı var, katili var, terör örgütü üyesi olan var.” Soruyoruz Sayın Bakana: Kim bunlar? Bunlar içerisinde gaspçı olan kim? Tecavüzcü olan kim? Adam öldürmeye kasteden kim? Çıkın tek tek açıklayın. Yoksa, tutukladığınız yüz küsur gazetecinin hepsini bu töhmet altında bırakamazsınız.

Bakın, bir tecavüzcü gazeteci hikâyesini sizinle paylaşabilirim aslında. Sizin durumunuza düşmemek için isim vermeyeceğim ama o tecavüzcü gazeteci adli tıp raporuyla aklanmak istendi; özgür basının, alternatif basının bastırması, ısrarlı haberciliği sonucunda cezaevine tekrar konuldu. Siz de onun kim olduğunu çok iyi biliyorsunuz. O nedenle, bugün sırf gazetecilik yaptıkları için cezaevinde olan arkadaşlarımızın tamamını bu şekilde itham etmek kelimenin en basit anlamıyla, en basit ifadesiyle vicdansızlıktır.

Bakınız arkadaşlar, Pozantı rezaletini kamuoyuna duyuran Özlem Ağuş ismindeki gazeteci arkadaşımız, Dicle Haber Ajansı muhabiri, Pozantı rezaletini kamuoyuna duyurduğu için bir hafta sonra tutuklandı. Tutuklanma gerekçesine bakın: Terör örgütü üyesiymiş! Ya, bir hafta önce terör örgütü üyesi değildi, Pozantı rezaletini yazdığı için mi terör örgütü üyesi oldu? Terör örgütü adına faaliyette bulunmuş.

Eğer Pozantı rezaletini, cezaevlerindeki baskıları kamuoyuna açıklamak gazetecilik açısından teröristlikse ben de o meslekten gelen bir arkadaşınız olarak, evet, ben olsam ben de yazarım. Bana da “terörist” diyorsanız bu da sizin bileceğiniz iştir, hiç kimsenin bundan gocunacağı bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, Kürt basını, Özgür Gündem gazetesi Roboski katliamını, “nevroz” vahşetini kamuoyuyla paylaştığı için, yaygın medyanın baktığı pencereden bakmadığı için, o vahşeti kamuoyuna duyurduğu için hedef seçildiler. Özgür Gündem gazetesi Roboski katliamıyla ilgili haberlerinden dolayı kapatıldı, “nevroz” vahşetindeki haberlerinden dolayı kapatıldı. Bir ifade daha var: “Tutuklanan gazetecilerin hiçbirisi sarı basın kartı sahibi değil ya da 1-2 tanesi sarı basın kartı sahibi.” Değerli arkadaşlar, bu ülkede yaygın medyada çalışan gazetecilerin kaç tanesi sarı basın kartı sahibi? Ki akıbetlerine… Hemen, bir an önce bulunup sağ salim ülkelerine dönmesini arzuladığım Adem Özköse ve Hamit Coşkun, biliyorsunuz Suriye’de kayıplar. Bir an önce, sağ salim, ailelerine, ülkelerine dönmelerini en içtenlikle arzuluyorum. Bu 2 arkadaşımız da sarı basın kartı sahibi değil. Bunların sarı basın kartı sahibi olmamış olmaları bu ülke yöneticilerinin onlara sahip çıkmasını engelleyecek bir durum mudur?

Adem Özköse, Gerçek Hayat dergisinin Orta Doğu temsilcisi. Bir gazetecinin sarı basın kartı kalemidir, fotoğraf makinesidir, kamerasıdır; bunun dışındaki hiçbir belge gazeteciyi gazeteci yapmaz. Bu tutuklanan gazetecilerin hiçbiri çok şükür sarı basın kartı sahibi değiller, sarı basın kartını kullanarak da kimsenin ihalesine rant sağlama, rant devşirme gayreti içerisinde olmadılar. Öyle sarı basın kartı sahibi olmaktansa cezaevinde olmayı elbette ki tercih ederiz.

Basın özgürlüğü bu ülkenin alnındaki kara lekedir, bu lekeyi derhâl silmek lazım, bunun için de bu Meclise görev düşüyor. Bu Meclisin bir araştırma önergesiyle bir araştırma komisyonu kurarak bunun önüne geçmesi gerekir diye düşünüyorum.

Hepinizi selamlıyoruz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kurt.

Öneri aleyhinde söz isteyen Rıfat Sait, İzmir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RIFAT SAİT (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ Hükûmeti olarak, fikirlere karşı değiliz, herkes fikrini söyleyebilmeli ve yazabilmelidir ancak bu fikirler nefrete, şiddete ve kana dönüşmemeli, birlik ve beraberliğimizi bozmamalıdır. Ay yıldızlı bayrağımızın ortak paydasında bir araya gelmek istiyoruz. Bu aziz vatanın şehit kanlarıyla sulanmış her bir köşesi bizim için kutsaldır, önemlidir. Bu birliği bozucu sakat düşünceler, fikirden öte fesat, fitnelerdir. Sayın Başbakanımız şiir okuduğu için mahkûm edildi.

Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün değerini en iyi bilen AK PARTİ’dir. Adalet Bakanımız Sayın Sadullah Ergin iki gün önce bir açıklama yaptı. Türkiye’de gazete kapanması evet, doğru bir şey değildir, ben de buna katılmıyorum. Biraz önce Sayın Hatip Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasıyla ilgili bir açıklama yaptı ve bu Özgür Gündem gazetesi örgüt propagandası yapmak suçundan, teröre muavenet vermekten dolayı kapatılmıştı ancak bunun dahi kapatılmasının doğru olmadığını düşünüyorum, gazetelerin kapatılmasının doğru olmadığını düşünüyorum ve Sadullah Ergin Bakanımın açıklamasında da buna yer verilmiştir. Şu anda, Adalet Komisyonunun alt komisyonunda 3’üncü yargı paketi de görüşülmektedir ve bu düzenleme Meclise gelecektir, Genel Kurulda görüşülecektir ve şunu söyleyebilirim ki artık gazeteler Türkiye’de kapanmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de basın alanında daha özgürlükçü, demokratik ve başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası hukuk kuralları ile uyumlu hâle getirilen Basın Kanunu bizim Hükûmetimiz döneminde, 26 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemizde basın özgürlüğü, öncelikle Anayasa’nın 28 ile 32’nci maddeleri arasında düzenlenmiş olup Anayasa’nın bu düzenlemesinde “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak için izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.” ifadesi yer almaktadır. “Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” hükmüyle basın özgürlüğü Anayasa’da güvence altına alınmıştır.

Basın özgürlüğü konusunda Avrupa Birliği normlarına ve gelişmiş demokratik ülkelerin standartlarına ulaşılabilmesi için, 15 Temmuz 1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanunu’nun yürürlükten kaldırılarak 9 Haziran 2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Kanun’un hazırlık aşamasında 20-21 Şubat 2003 tarihlerinde basın sektörünün bütün temsilcileri bir araya getirilerek İletişim Şûrası toplanmış, basının sorunları ve ihtiyaçları her boyutuyla tartışılarak önerilen çözümler bu kanunun hazırlanmasına kaynaklık etmiştir. Katılımcı bir anlayışla hazırlanan ve basın camiası tarafından takdirle karşılanan söz konusu kanun, ifade ve basın özgürlüğünün sağlanması bakımından Avrupa Birliği standartlarını yakalayan bir kanun olmuştur. 5187 sayılı Kanun, “Basın özgürlüğü” başlıklı 3’üncü maddesinde “Basın özgürdür; bu özgürlük bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” diyor. Bu Basın Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28’inci maddesindeki düzenlemeye paralel olarak basının özgür olduğu bir kez daha vurgulanmış, bu özgürlüğün kullanılmasına getirilen sınırlamaların demokratik bir toplumun gereklerine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Hürriyeti bağlayıcı cezalara yer verilmemiştir. Para cezaları, caydırıcılık ilkesi dikkate alınarak makul seviyelerde belirlenmiş ve bu cezaların hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilemeyeceği öngörülmüştür; tek istisnası, hâkim kararına rağmen düzeltme ve cevabın yayınlanmaması hâlinde verilen para cezalarının ödenmediği takdirde hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilmesidir.

Süreli yayınlar yayın alanlarına göre yerel, bölgesel ve yaygın olmak üzere üç gruba ayrılmış ve yaptırımlar bu çerçevede belirlenmiştir. Sorumlu müdür olabilmek için Türk vatandaşı olmak yerine Türkiye’de yerleşik olma koşulu getirilmiştir. Süreli yayın sahipleri açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları paralelinde yerli ve yabancı ayrımı kaldırılmıştır.

Basılmış eserler yoluyla işlenen suçlardan esas itibarıyla eser sorumlu tutulmuş, başkasının fiilinden sorumluluk ve objektif sorumluluk hâllerine de yer verilmemiştir. Süreli yayın sahibinin, sorumlu müdürün ve eser sahibinin haber kaynaklarının tanıklık yapmaya zorlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Düzeltme ve cevap hakkına işlerlik ve etkinlik kazandırılmıştır. Dağıtımının önlenmesi veya dağıtılması -ekipmanlarının- yayın kapatma gibi yaptırımlara yer verilmemiştir. Cumhuriyet başsavcılığı, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, kolluk kuvvetleri tarafından, basılmış eserlerin ancak 3 adedine el konulabileceğini, hâkim tarafından basılmış eserlerin tamamına el konulabilmesi içinse soruşturma veya kovuşturmanın olması ve basılmış eserin kanunda sayılan suçları içerdiğine dair kuvvetli delil bulunması şartlarını öngörmüştür.

Bir süredir, gazetecilerin yazdıkları yazılar sebebiyle tutuklu ve hükümlü olduklarına dair iddialar sergileniyor. Bunlar, Türkiye’de son dönemde basın özgürlüğünün kısıtlandığı yolundaki iddialarla paralel gidiyor. Cezaevlerindeki basın mensubu tutuklu ve hükümlü sayısı konusunda sağlıklı verilere dayanmayan çeşitli rakamlar verilmektedir. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin hangi nedenlerle cezaevinde oldukları Adalet Bakanlığımızca tek tek incelenmiştir. Sivil toplum örgütlerince tutuklu ve hükümlü olduğu belirtilen 72 isimden 3’ünün cezaevinde kaydına dahi rastlanmamıştır, 6’sının ise tahliye edildiği tespit edilmiştir. Listede yer alan isimlerden 63’ü hâlen cezaevindedir. Bu 63 isimden 36’sı hakkında dava açılmış ve bunların 18’iyle ilgili mahkûmiyet kararı verilmiştir. 27 kişi hakkında soruşturmalar devam etmektedir. Burası önemli, cezaevlerindeki 63 kişiden 18’inin sarı basın kartı vardır, 45’inin sarı basın kartı yoktur. Hakkında dava açılan veya mahkûmiyet kararı verilen 36 kişiden sadece 4’ü, basın yoluyla işlenen suçlar arasında sayılabilecek olan terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan dolayı cezaevindedir. Diğer 32 tutuklu ve hükümlünün cezaevinde bulunmalarının gazetecilik faaliyetleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu, Sayın Başbakanımız da defaatle belirtmiştir.

Yine, sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü 63 kişi, basın yoluyla işledikleri iddia olunan suçlardan yani yazdıkları yazılardan ve gazetecilik faaliyetlerinden dolayı değil, basınla ilgisi olmayan suçlardan dolayı tutuklanmış ve mahkûm edilmişlerdir. Bu nedenle, tutuklu ve hükümlü gazeteciler konusunda “Cezaevlerinde 70 kadar gazeteci var.” şeklinde sadece rakamsal olarak değil, işlenen ya da işlendiği iddia edilen suçların gazetecilik faaliyeti kapsamında olup olmadığı sorgulanmalı ve bu konuda konuşulmalıdır. Ayrıca, bağımsız yargı organlarınca alınan soruşturma ve davalar ile yapılan tutuklamalar, verilen mahkûmiyet kararlarının, Hükûmetin basına baskı yaptığı şeklinde değerlendirilmesi de doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün daha ileriye taşınması için son yıllarda önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır ve bu yöndeki çalışmalar özgürlükçü bir anlayışla sürdürülmektedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri lehinde söz isteyen Turgay Develi, Adana Milletvekili.

Buyurun Sayın Develi. (CHP sıralarından alkışlar)

TURGAY DEVELİ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce, benden önce konuşan sayın milletvekilleri, AK PARTİ ve BDP temsilcileri, ikisi de kendi hayat felsefelerinden basın özgürlüğüne bakıyorlar. Aslında basın özgürlüğü, çok daha kapasitesi yüksek bir alandan değerlendirilmesi gereken bir konu. Bugün yaşadıklarımız, Meclisin kapısında 4+4+4 yasasını protesto için bekleyen eğitim emekçileri, Adana’dan bu eyleme destek vermek için yola çıkan EĞİTİM SEN üyesi 74 arkadaşımızın Adana çıkışında polis tarafından alıkonulması olayları, geçtiğimiz günlerde bu kürsüde burada yaşanan İç Tüzük tartışmaları, önümüzdeki günlerde gelmesi muhtemel olan Anayasa tartışmaları, kanun hükmündeki kararnameler; bütün bunlar arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin zorla, şiddetle, ceberutlukla, baskıyla toplumu belli bir yöne sokma girişimleri.

Basın özgürlüğünü, sadece, benden önce konuşan arkadaşımızın Basın Yasası’ndan örnekler vererek anlattığı gibi, içerideki gazetecilerin sarı basın kartlı olup olmadığını, isteyen gazetecilerin istediği haberleri yazıp yazmaması perspektifinden bakarak değerlendirmek son derece yanlıştır ya da AK PARTİ’nin Türkiye’de miladı 2002, kendilerinin iktidara geldiği günden başlattıkları gibi, BDP’li arkadaşımızın da Türkiye’de basın özgürlüğü kavramını ve şiddet olaylarını, gazetecilere uygulanan şiddeti sadece 1990 yılından  başlatması gibi.  Tabii kendileri açısından her 2 arkadaşımız da olaya bu açıdan yaklaşmakta haklılar.

Şimdi, Türkiye’de bütün bu sorunların neden yaşandığının önce temel altını çizmemiz gerekiyor. Burjuva demokratik devrimini tamamlayamamış milletler, uluslar, bütün bu yaşadıklarımızı yaşamaya mecbur kalırlar çünkü kendi iç devinimlerini tamamlamadıkları için, tamamlayamadıkları için kendilerine, kendi uluslarının, kendi halklarının yaşam standartlarını ve özgürlük alanlarını genişletmek yerine kendilerine dayatılan gündemi yaşarlar; buna mecburdurlar.

Asıl konuya geçmeden önce birkaç örnek vereceğim: Mahmut Tanal arkadaşımıza cezaevindeki gazetecilerin 2 tanesinden mektup gelmiş -1 tanesini ben de tanırım sosyalist bir gazetecidir- Mehmet Yeşiltepe ile Erdal Süsem. Ben  şu anda burada başka bir konuşma hazırladığım için bu konuyu, mektupları burada uzun uzun anlatamayacağım ama Mahmut arkadaşımızın bu konuda gerekli çabayı göstereceğine inanıyorum.

Şimdi, bütün bu tartışmalar içerisinde devletin demokratikleşmesi gerçekleşmedikten sonra, devletin bütün kurum ve kuruluşları ile burjuva demokratik devrimini tamamladıktan sonra, devletin demokratikleşmesi tamamlanmadıktan sonra arkadaşlar, biz sadece burada bize dayatılan sonuçlar üzerinden tartışmalar yaparız, gündemimizi kendimiz belirleyemeyiz.

Türkiye’de önemli bir milat  olan 1980 askerî darbesinin yapılış gerekçesini bilmeden, bu darbeden sonra yaşananlara tanıklığımızı -hafızamızı zorlamadan- unutmadan… Unutursak eğer bugün sonuçlarını yaşadığımız sorunlara doğru çözümler bulamayız. 24 Ocak kararları neden uygulandı? 24 Ocak kararlarının uygulanması için bu ülkede neden darbe yapıldı? Şimdi, bu Mecliste İç Tüzük neden değiştirilmeye çalışılıyor? Anayasa neden yeniden yazılmaya çalışılıyor? Neden dışarıda bu 4+4+4 yasası değiştirilmek isteniyor, Millî Eğitim Yasası değiştirilmek isteniyor, toplumun omurgası yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor?

Bütün bunların içerisinde basın özgürlüğünü bunların dışında tutmamız, düşünmemiz mümkün değil. Basın özgürlüğü sadece bir muhabirin bir haberi bir gazeteye koyması, o gazetenin o haberi yayınlayıp yayınlamaması meselesi değil ya da bir gazetecinin yazdığı bir yazıdan dolayı köşesinin kapatılması, işsiz kalması da değil. Bir gazetenin kapatılması, birden çok defa kapatılıp yeniden açılması, bu da değil basın özgürlüğü. Basın özgürlüğü bir kavram, bu ülkede anayasa gibi, yürütme organı gibi, yasama organı gibi bir kavram. Eğer sizin, bu ülkede yaşayan insanların özgür düşünebilmeleri için, bu ülkenin geleceğini doğru tartışabilmeleri için beyinlerine herkesin sağlıklı oksijen gitmiyorsa, zihin arkasında sağlıklı bir mayalanma olmuyorsa işte burada bir sorun var demektir. Basın özgürlüğü de aslında tam da bu demektir.

Yıllardır bu ülkede, az önce söylediğim tanımlar içerisinde, devletin resmî ideolojisi üzerinden siyaset yapan, Kemalizm’in, kurucu iradenin resmî ideoloji kapsamından çıkarılmasını söyleyen bu ülkedeki muhalifler, şimdi aslında kendi resmî ideolojilerini dayatırken elbette özgürlük alanlarını her aşamada tıkamaya, kapatmaya özen gösteriyorlar. Aslında yaşadıklarımızın tamamı, basının susturulması, gazetelerin kapatılması, gazetecilerin cezaevine sokulması, İç Tüzük’ün değiştirilmesi, Anayasa’nın değiştirilmeye çalışılması, kanun hükmünde kararnamelerle Parlamentonun devre dışı bırakılmaya çalışılmasının özünde tam da bu yatıyor. AK PARTİ kendi resmî ideolojisini dayatmaya çalışıyor.

Şimdi, yıllar önce Ömer Çelik, AK PARTİ milletvekili, daha 2003 yılında bir gazeteci olarak “resmî ideoloji  ve demokrasi arasındaki doğru orantı” yazısında şunu söylemişti. Şimdi hiçbir AK PARTİ’li bu düşünceyi savunmuyor, savunamıyor. “Resmî ideoloji bizde uygulama yüzünden demokrasi konusundaki aksaklıkların sebebi gibi gösterilir. Resmî ideoloji olmazsa siyasi pratiklerin daha iyi gerçekleşeceği ileri sürülür. Kuşkusuz, resmî ideolojiden esinlenen kimi uygulamalar sebebiyle ciddi sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Bundan yola çıkarak resmî ideoloji kavramının gereksiz olduğu sonucuna ulaşılabilir mi? Hayır. Dar kapsamlı ve katı bir resmî ideoloji tanımına yaslanarak demokrasiyi kısırlaştırmak ne kadar yanlışsa, resmî ideolojinin bu tür kullanımından yola çıkarak resmî ideolojiden boşalmış bir siyasi tablo üretmek de yanlıştır. Aslında resmî ideoloji kavramı demokrasinin teminatıdır. Bu kavram, toplumsal olarak yaşamın kodlarını belirginleştirir, kamusal alanın mimari çizgilerini ortaya çıkarır, resmî ideolojiden yoksun bir ortamda siyasal gücün yanlış şekilde kullanılmasını engelleyecek ideolojik baraj ortadan kalkmış olur.” Çok hazindir, o dönemde Ömer Çelik’le aynı çizgide düşünen, şimdi düşündüklerini yazdığından dolayı işsiz kalan Nuray Mert de şöyle demiş: “Bir ülkede siyasete yön veren kurucu bir ideolojiden hiçbir şekilde bahsedilemeyeceği görüşünün kendisi ideolojiktir ve adı neoliberalizmdir. Demokrasiler, her seçimle toplumun bütün temel kabullerini yeniden ortaya sunulmasının mümkün olduğu rejimler değildir. Hiçbir toplumsal, siyasal sistem bu kadar sürekli ve kökten yenilenmeyi taşıyamaz. Dolayısıyla her toplumda, ülkede, sistemde kurucu ideolojiler vardır.” Neymiş? Her sistemde kurucu ideolojiler varmış. Şimdi 24 Ocak kararlarıyla başlayan süreçten sonra yeni Anayasa tartışmalarıyla beraber, daraltılan özgürlük alanlarıyla beraber AK PARTİ kendi resmî ideolojisini dayatmaya çalışıyor; basın özgürlüğünü de bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. Sadece basın özgürlüğü kapsamından olaylara bakarsak sorunların bütününü algılayamayız.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Develi.

Aleyhte söz isteyen Hüseyin Şahin, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Serindağ, söz verdim; Sayın Şahin konuşmasını bitirsin, ondan sonra.

Buyurun.

HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, basın özgürlüğü ve basınımızın Türkiye’deki sorunları hakkındaki araştırma önergesi ve Barış ve Demokrasi Partisinin Danışma Kurulu önerisi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Katılımcı bir demokrasinin vazgeçilmez unsuru, bağımsız ve gelişmiş bir basındır. Bağımsız bir medya da gelişmiş bir demokrasinin temel direklerindendir. Bu iki durum da birbiriyle örtüşmektedir. Bu doğrultuda, özgürlükleri her alanda teminat altına alan AK PARTİ hükûmetleri, sadece lafta değil, icraatta da çeşitli düzenlemelerle basınımızın özgürlüğünü teminat altına almakta ve basın mensuplarının gelişmesi ve reform olarak da düşünce yapılarının da gerçekleştirilmesi için çalışmalar yapmaktadır.

Yine, Hükûmetimiz, Avrupa Birliği katılımı yolunda ve Türk demokrasisinin sağlamlaştırılması için bu konuya daha fazla enerji ve kaynak tahsis etmektedir. Basınımız, bu anlamda, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Basın İlan Kurumu, KOSGEB ve Türk Tanıtma Fonu’ndan aktarılan kaynaklarla desteklenmektedir.

Yine, basın mensuplarının 2008 yılındaki sosyal güvenlik düzenlemesiyle ellerinden alındığı söylenen yıpranma hakları ve özlük haklarıyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız bir çalışma yapmaktadır.

Yeni bir çalışma da dünyada yeniden şekillenen medyanın “İnternet medyası” adı altında günümüzde insanlara sunulması ve bunun da Basın Kanunu’nda yer alması için Hükûmetimizin çalışmaları devam etmektedir.

Ayrıca, yerel ve bölgesel TV’ler için Yerel ve Bölgesel TV’ler Birliği kurularak, Türkiye’mizde çeşitli illerde ve ilçelerde kurulan yerel kanalların bir çatı altında toplanması ve bunlar adına TRT’nin bir kanalının tahsis edilerek, TRT Anadolu’nun, bu basın mensuplarının, yerel TV sahiplerinin ve mensuplarının Türkiye çapında seslerini duyurması, aynı şekilde TRT’nin bilgisinden, birikiminden, tecrübesinden istifade etmeleri ve TRT’nin şu ana kadar oluşturduğu kaynaklardan da istifade etmeleri sağlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, basın özgürlüğü konusunda da özgürlükler de bir yere kadardır. Basın mensupları da mutlaka kamuyu aydınlatmak, kamuyu bilgilendirmek için çalışmaktadırlar ama temelde şunu asla unutmamak gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti 780 bin kilometrekareden oluşan, üniter devlet yapısına sahip bağımsız bir ülkedir; eğer bu konuda bir açmaza girmezseniz hiçbir sorun yaşamazsınız. Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde özgürce yaşamaktadırlar ve bunu da teminat olarak son seçimlerde AK PARTİ’ye yüzde 50 oy vererek AK PARTİ Hükümetinden sağlamak istediklerini göstermişlerdir.

Biz AK PARTİ olarak, Barış ve Demokrasi Partisinin önergesine katılmadığımızı bildirir, saygılarımı sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şahin.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, dünkü oturumda bana ait bir ifadeyi düzeltmek istiyorum. Dünkü oturumda söz aldığım vakit bana ait olan bir ifadeyi düzeltmek istiyorum; o nedenle 58’inci maddeye göre söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.

İki dakika söz veriyorum.

VII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, 28 Mart 2012 tarihli 84’üncü Birleşim tutanağında yer alan ifadesini düzelttiğine ilişkin konuşması (x)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; 28 Mart 2012 Çarşamba günkü Üçüncü Oturumda şöyle bir beyanım var, tutanaklardan aktarıyorum: “28 Şubatın esamisi yok, Refahyol Hükûmeti işbaşında, 1996 yılının Mayıs ayı.” demişim. 1996 yılının Mayıs ayında Millî Eğitim Şûrası toplandığı vakit, iktidarda Refahyol Hükûmeti yok, onu düzeltiyorum, Anayol Hükûmeti var, çünkü burası Parlamento, her şeyin doğru konuşulması lazım. Bu nedenle, düzeltmek için söz aldım, ama şunun da o zaman düzeltilmesi lazım: İktidarda Anayol Hükûmeti olduğuna göre, gerçekten 28 Şubatın esamisi yok. O nedenle 96 yılındaki Millî Eğitim Şûrası Anayol Hükûmeti döneminde toplanmış.

Bir konu daha -düzeltmeme gerek yok- Sayın Sağlam iki ay sonra bakan olmuş, burada da öyle söylemişim zaten, Sayın Sağlam’la ilgili söylediklerimde herhangi bir yanlışlık yok.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Serindağ.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

Sayın Aslanoğlu, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Öz, Sayın Şeker, Sayın Ayaydın, Sayın Tanal, Sayın Öner, Sayın Serindağ, Sayın Çetin, Sayın Ediboğlu, Sayın Kuşoğlu, Sayın Çam, Sayın Kurt, Sayın Toprak, Sayın Nazlıaka, Sayın Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Kaleli, Sayın Eyidoğan, Sayın Özkoç.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Aslanoğlu, söz talebiniz vardı.

                                              

(x) Bu açıklamaya ilişkin ifade 28/12/2012 tarihli 84’üncü Birleşim Tutanak Dergisi’nin 742’nci sayfasında yer almıştır.

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, 1 Nisan 2012 Pazar günü Meclis Genel Kurulunun çalışması nedeniyle aynı gün yapılacak olan öğrenci seçme sınavında yakınlarının yanında olamayacaklarına ilişkin açıklaması

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, Pazar günü üniversite sınavı var; tüm gençlere başarılar diliyorum. Yalnız, bir sitemlerini iletiyorum başta Meclis Başkanımıza, şahsınıza, tüm grup başkan vekillerine ve başta iktidar partisi grup başkan vekillerine: “Biz sınava gireceğiz. Biz yanımızda annemizi, babamızı, dedemizi görmek istiyoruz ama bize çok gördünüz. Ömrümüzde bir defa bir sınava gireceğiz. Moralman yanımızda annemizin, babamızın olmadığı bir sınava, biz moralsiz girmek istemiyoruz. Meclis çalışmalarını bahane ederek gelmiyorsunuz.” diyorlar. Bu nedenle, gençlerin bu sitemini bana iletmek görevi verilmiştir. Başta iktidar partisine, gençlere saygımız gereği, Pazar günü en azından, çocukların yanında olmak görevimizdir. Bir kez daha dikkatlerinize sunuyorum, zatıaliniz dâhil.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Başta Sayın Meclis Başkanı, başkan vekilleri ve grup başkan vekilleri olmak üzere herkes konuyu dinledi.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

                                                                                                               Tarih: 29.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 29.03.2012 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                 Mehmet Şandır

                                                                                                                       Mersin

                                                                                                        MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/205 Esas numaralı, “Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının Belirlenmesi Amacıyla” verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 29.03.2012 Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri lehinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu bor madenciliğinin sorunları ve alınması gereken tedbirlerin araştırılmasıyla ilgili Meclis araştırması hakkında söz aldım. Bu vesileyle, şimdiye kadar madencilik sektöründe çalışan ve Türk ekonomisine önemli katkılarda bulunan tüm çalışanları saygıyla selamlıyorum. Maden sektöründe kaybettiğimiz vatandaşlarımıza da yine Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, “Milliyetçi Hareket Partisi bu konuyu niçin Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımayı uygun gördü?” sorusunu son günlerde yaşanan gelişmelerle açıklamak daha doğru olacaktır. “Nedir bu gelişmeler?” derseniz, Sayın Başbakanın 20 Mart 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine -Meclis Başkanlığına- sevk ettiği Bor Tuzları Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Türkiye'nin gündemine ve kamuoyunun gündemine getirilen bir konudan dolayı bunu sizlerle ve değerli vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 2840 sayılı ve 10 Haziran 1983 tarihli mevcut Kanun’un 2’nci maddesi aynen şöyle diyor: “Bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle yapılır. Bu madenler için 6309 sayılı Maden Kanunu gereğince gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerine verilmiş olan ruhsatlar iptal edilmiştir.” Peki, -biraz önce ifade ettiğim- “Yeni tasarıda ne deniyor?” derseniz, buraya bir fıkra eklenmiş, bu fıkrayı da sizlerle paylaşıyorum, dikkatle: “Bu madenlerin üretim ve zenginleştirilmesi, teknik, ticari ve ekonomik sebeplerle, ürünün mülkiyeti ruhsat sahibinde kalmak üzere, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri çerçevesinde ihale edilmek suretiyle üçüncü şahıslara gördürülebilirler. -Cümle düşük ama- “Ancak üçüncü şahıslara gördürülecek işlerin ihale süresinin 3 yıldan fazla olması durumunda konuya ilişkin talepler, Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır.”

Değerli milletvekilleri, acı olan, bu kanun tasarısının gerekçesinde yer alan ifadelerdir. Gerekçede yer alan ifadeyi aynen söylüyorum: “2840 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde yer alan ‘devlet eliyle işletme’ kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda tartışmaların yaşanmaya başlanması ve farklı görüşlerin ortaya çıkması sonucu, çok önemli yeraltı zenginliklerimizden olan anılan kanun kapsamındaki madenlerden beklenen gelirin sağlanamaması riski ortaya çıkmıştır.”

Değerli milletvekilleri, “devlet eliyle işletme”nin ne olacağı, yine 1999-2000 yıllarında böyle bir konu gündeme geldiğinde o günün Enerji Bakanlığının Danıştay 1. Dairesine resmî başvurusu üzerine Danıştayın görüşünde ifade edilmiş. Danıştayca, 2840 sayılı Yasa’nın değişik 2’nci maddesi uyarınca bor tuzlarının aranması ve işletilmesinin devlet eliyle yapılması zorunluluğunun bu madenin zenginleştirilmesini, rafinasyonunu ve pazarlanmasını da kapsadığı ifade edilmiştir.

Şimdi, bu gerekçeyi hazırlayan değerli bürokratlara ve imzası bulunan Bakanlar Kurulu sayın üyelerine buradan seslenmek istiyorum: “Devlet eliyle işletme”nin ne anlama geldiğini anlayamayacak kadar bu alanda bilgi birikimine sahip değilseniz, lütfen, o imzalarınızı geri çekiniz.

Bu tasarıyla, artık borun da zenginleştirme ve rafinasyon dâhil olmak üzere, bugüne kadar hizmet alımı yöntemiyle birçok taşeron işçiyle zaten yürütülmekte olan işlemlerin artık yetmediği, bunun yerine bor üretim tesislerinin bor rezervlerinin bulunduğu alanlarda üçüncü kişilere devredilerek yaptırılması ve böylece, özelleştirmenin önünün açılması amaçlanmaktadır. Bunu şimdiden kamuoyunun ve sizlerin dikkatine sunmayı uygun buluyorum. Özellikle Meclis gündemine geldiğinde zaten bu konuyla ilgili daha yoğun tartışmaların yaşanacağını da şimdiden tahmin ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün bu alanlarda yapılan üretim ve sağlanan istihdam açısından değerlendirildiğinde bor üretimi çok önemli bir üretim dalı. Bugünkü rakamlara göre söylüyorum, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Bandırma, Emet Eti Bor, Kırka ve Bigadiç tesislerindeki toplam kadrolu çalışan sayısı 2.251, taşeron işçiliğiyle çalıştırılan sayısı 1.779 ve genel toplam 4.030 kişi, merkezde de bine yakın kişinin çalıştığını dikkate alırsak 5 bin ailenin geleceğinin yine ne olacağının belirsiz hâle sokulacağı bir uygulamaya doğru gitmek üzereyiz. Dolayısıyla, bu kanunun bu gerekçeyle Meclis gündemine getirilmesinin çok doğru olmayacağını düşünüyorum. Kaldı ki hem Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün resmî İnternet sayfasında yayınlanan tüm bugüne kadarki gelişmeleri gösteren resmî istatistikler hem de Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın 2012 yılı bütçe sunumundaki kendisinin verdiği değerlerden gerekçenin hiç de böyle olmadığı, bor pazarında daralmanın bulunmadığı ve gelişmelerin çok da yolunda gittiği ifade edilmektedir.

Şimdi, bir taraftan dünyanın en fazla rezerv sahibi -yüzde 72 payla- ülkesi olacaksınız, pazardaki payınız yüzde 40’lara kadar artmış olacak, ondan sonra da bu rezervlerin ve ürünlerin doğru ve istenilen şekilde değerlendirilememe riskinden yola çıkarak böyle bir kanunu gündeme getireceksiniz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir ve bu kanun hem Anayasa’nın ilgili maddelerine hem de şu andaki mevzuattaki diğer kanunlardaki hükümlere aykırı olacaktır, dolayısıyla bu endişeyi paylaşmadan geçemeyeceğim.

Bakınız, Sayın Enerji Bakanımız ne diyor: “Bor ihracatında konsantre ürünlerin payı azalırken bor kimyasalları ve enerji ürünlerinin payı katma değerinin yüksek olması nedeniyle artırılmaktadır.” Şu anda yüzde 95 oranıyla bor kimyasalları ve eş değeri ürünler, yüzde 5 oranında da konsantre bor şekline dönüşmüştür ihracattaki payımız. 2002’den 2011’e kadar ciddi artışların olduğunu ve 2011 yılı sonu itibarıyla 875 milyon dolar bor satışı gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini ifade etmektedir.

Değerli milletvekilleri, bakınız, bugün bir ıstırap yaşanıyor. Bu işletmeler ve diğer maden işletmelerinde “taşeron işçiliği” adı altında Türkiye'nin gündemine AKP iktidarlarıyla beraber yoğun olarak getirilen işçilikte ıstıraplar yaşanıyor. İnsanlar iki ay, üç ay çalıştıklarının karşılığını alamayıp kapının önüne bırakılıyorlar ve yeni bir şirketin sahibi geliyor “Önce bu sözleşmeye bir imza atın. Geçmişten herhangi bir alacağın bulunmamaktadır.” deyip bu insanları köle gibi kullanmaya devam ediyor.

Eti Bor Emet İşletmelerinin, örneğin Hisarcık ve Espey konsantratör yani ana üretim merkezi ünitelerinde kadrolu olarak çalışan elemanların 1 Mart itibarıyla hiçbiri kadrolu değildir, sadece çavuşlar kalmıştır. Tüm çalışanlar taşeron işçiliğine sevk edilmişler ve bunların maaşlarındaki düşmeler bir tarafa, yaşadıkları birçok ıstırap, birçok ilimizde de birçok maden işletmemizde artarak devam etmektedir.

Böyle bir konuda çözülmesi gereken birçok sorun varken, yeniden, konuya yeni bir boyut kazandırıp, özelleştirmenin önünü açacak ve yurt dışı yabancı şirketlere bu kaynakları peşkeş çekecek bir konunun Türkiye'deki kamuoyu gündemine taşınmış olması ıstırap vericidir.

İktidar partisinin değerli milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum: “Ellerinizi vicdanlarınıza koyunuz, ellerini cüzdanlara koyanlara örnek olunuz.” diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.

Önerinin aleyhinde söz isteyen Tülay Selamoğlu, Ankara Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY SELAMOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bor mineralleri ve rafine bor üretimi alanındaki sorunlar ve çözüm yollarını belirlemek amacıyla Milliyetçi Hareket Partisinin bu hususta Meclis araştırması açılması isteği aleyhine partim adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; AK PARTİ Hükûmeti olarak iktidara geldiğimiz günden itibaren bor madeninin değerini ve önemini bilerek, gerek üretim miktarı ve buna bağlı olarak oransal kapasite kullanımında ve gerekse bu konudaki ARGE çalışmalarıyla bor üretimi, işlenmesi ve ihracatında 2005’ten bu yana dünya lideri olarak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Dünya bor rezervinin yüzde 72’sini Türkiye karşılamaktadır. Onun arkasından yüzde 8’le Rusya, yüzde 7’yle ABD, yüzde 4’le Çin, yüzde 3’le Şili, yüzde 2’yle Peru ve Bolivya, yüzde 1’lik oranlarla da Arjantin ve Kazakistan gelmektedir.

Bor kimyasalları üretim miktarının 2002’de Türkiye’deki miktarı 436 bin ton, 2011’deki miktarımız 1 milyon 780 bin tona ulaşmıştır.

Yurt dışı bor bileşikleri satışımız 2002’de 186 milyon dolarken 2011’de 829 milyon dolara ulaşmıştır.

Bor ürünleri ihracatının yüzde 59,3’ünü Asya’ya, yüzde 25,3’ünü Avrupa’ya, yüzde 13,7’sini Amerika’ya, yüzde 1,5’unu Orta Doğu’ya, yüzde 0,2 yani binde 2’lik bir oranı da Afrika’ya yapmaktayız.

Dünya bor ürünleri tüketiminde dünyada 2002’deki bor tüketimi 2,7 milyon tonken 2011’de 4,3 milyon tona ulaştı. Türkiye’nin pazar payı içerisindeki alanı da 2002’de yüzde 29 iken 2011’de -tüketimin artması oranından daha fazla- yüzde 47’lere ulaştı.

Biz, özellikle Eti Madenle birlikte Türkiye, son yıllarda izlediği yatırım politikaları ve etkin bir şekilde yürüttüğü teknik ve proaktif pazarlama anlayışı ile pazar payını kademeli olarak arttırarak 2005 yılı itibarıyla borda dünya lideri konumuna gelmiştir. Eti Maden yüzde 47’lik oranla yani Türkiye yüzde 47’lik oranla dünya lideriyken onun arkasındaki yüzde 29’luk pasta Rusya, Çin ve Güney Amerika’daki ülkeler arasında paylaşılmaktadır.

Biz Türkiye olarak kâr ettiğini bildiğimiz bir şirket olarak biliyoruz Eti Madeni. Brüt kâr oranı dolar üzerinden 2002’de 146 milyon dolarken 2011’de 488 milyon dolar olmuştur. Bunun Türk lirası karşılığı da 2002’de 228 milyon Türk lirası iken 2011’de 842 milyon Türk lirasıdır. Eti Maden, borla, sadece borla 2010 yılında Türkiye’nin en büyük bin ihracatçı firma sıralamasında kârlılıkta 2’nci sırada, ihracatta 16’ncı sırada, üretici-ihracatçı firmalar sıralamasında ise 10’uncu sırada yer almaktadır.

2003-2011 arasında borla ilgili yirmi bir proje tamamlanmış, bu tamamlanan projelerin tesislerinin yatırım tutarı 508,7 milyon dolar olmuştur. Devam eden ve onay aşamasında olan iki projeyle beraber yeni yatırım tutarımız 530 milyon dolar olacaktır.

Bor üzerindeki ARGE çalışmalarımızda Türkiye olarak amacımız, daha ekonomik üretim, yeni kullanım alanları, yeni ürün, teknolojik bilgi birikimidir. ARGE çalışmamızdaki stratejimiz de bor ürünleri pazarının büyümesini beklemek yerine, yeni bor ürünleri ve yeni kullanım alanları bulmaktır.

ARGE çalışmalarıyla sodyum perborat, trimetil borat, zirai bor ve çinko borat, bor oksit, kalsine tinkal, susuz boraks tamamlanan projelerdir. Sodyum bor hidrür, kalsine kolemanit, borlu soda devam eden projelerimizdir.

2013 stratejik plan hedefimizde bor ve şu anki gerçekleşen tesislerin yaptığı üretimlerle bor kimyasalları üretim kapasitesi 2,2 milyon tona ulaşacaktır ve 2013’te satış geliri olarak 1 milyar dolar hedeflenmiştir. 2023 hedefimiz ise, bor kimyasallarının üretim kapasitesini 5,5 milyon tona ulaştırmak ve satış gelirini 2,5 milyar dolara ulaştırmaktır.

Kamuoyundaki bazı bilinmeden yapılan yorumlar ki bunları şöyle söyleyebiliriz. Kamuoyu diyor ki: “Eti Maden 40 milyon dolar ile yabancı bir firmaya satılacaktır.” Başka bir dedikodu da “Bor yurt dışına ham madde olarak satılıp işlenmiş olarak geri alındığı.” şeklindeki iddialardır. Biz biliyoruz ki Eti Maden ham bor satışı yapmamaktadır. Eti Madenin öz sermayesi 2011 yılı itibarıyla 1,1 milyar Türk liraya ulaşmış durumdadır. Bu boyutta bir kuruluşun 40 milyon dolara satılması mümkün değildir.

Biraz önce konuşan vekilimiz 2004 yılındaki 5177 sayılı Kanun’la yapılan 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasını okumamış. Bu madde “2840 sayılı Kanun hükümleri saklıdır. Bu kanunun yürürlük tarihinden önce bulunmuş ve sonra bulunacak bor madenlerinin aranması ve işletilmesi 2840 sayılı Kanun hükümlerine tabidir. Bunların ihracatına ait usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” der. Bu şekilde değiştirilen madde, tüm bor tuzlarının devlet tarafından aranması ve işletilmesini güvence altına almıştır.

Değerli milletvekilleri, bugün de görüşmelerine devam edeceğimiz 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin hayata geçirilmesi ile bilgi ve yeteneklerini geliştirecek yeni nesillerimiz bor alanında lider olduğu gibi birçok alanda da ülkemizi dünya lideri yapacaktır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri lehinde söz isteyen Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında bor üzerine, Türkiye’nin en stratejik madeni bor üzerine, burada metin üzerine ve teknolojik ufuklar üzerine bir konuşma yapacaktım ama biraz önce konuşan Sayın Hanımefendiye verilen metinde okuduklarını gördüğümde ve bunun Hükûmetin fikirlerini yansıttığını gördüğümde, teknolojik kısımla alakalı kısmı daha dar tutup, asıl, Hükûmetin madenlerimiz üzerindeki politikaları ve bakış açısı üzerine konuşacağım.

Değerli arkadaşlar, bir halkın kaderi stratejik ham maddelere ve teknolojiye sahip olup olmadığıyla ölçülür. Stratejik ham maddeler arzı kıt ham maddelerdir ve alternatifi olmayan ürünlerdir. Bor bu madenlerden biridir.

Tarihe baktığımızda bir zamanlar demir, çelik ve kömür stratejik madenlerdi ancak teknolojik gelişmeye paralel olarak petrol stratejik bir maden hâline geldi. Petrolün stratejik maden hâline gelmesinden önce gaz yağı vardı. O dönemler gaz yağı stratejik bir madendi ve bugün bildiğimiz bir çok aile, mesela Nobel ailesi Bakû’deki gaz yağı kaynaklarını sömürerek zenginleşti. Bugün bor madenleri bize aynı ufukları açıyor arkadaşlar.

Bor madenleri gıda teknolojilerinde, iletişim teknolojilerinde ve uzay teknolojilerinde stratejik bir madendir. Bor madenleri element seviyesinde en yüksek enerjiye sahip elementtir. Bugün bize söylenen, bor madeninin çok az kullanıldığı ama şunu unutmayalım ki mevcut teknolojilerde bor madenleri çok az kullanılıyor değerli arkadaşlar ve bu bor madenlerinde Türkiye Cumhuriyeti hemen hemen tekeldir çünkü bor madenlerinin yüzde 72’sine sahibiz.

Bor madenleri süper iletken teknolojisinde açtığı ufuklarla sürtünmesiz hareket sağlayabilir değerli arkadaşlar. Bu ne demek? Bu, sizin de hepimizin çok yakından takip ettiği havada ilerleyen trenler, havada ilerleyen arabalar demek. Eğer bu teknolojiyi geliştirebilseydik biz, bugün İstanbul ile Ankara arasındaki hızlı tren rüyalarımız daha rasyonel bir çizgiye ulaşmış olabilirdi. Bu süper iletken teknolojisinin en önemli elementinin bor madeni olduğu bugün bilim dünyasında konuşuluyor.

Bor madenlerinin bir diğer özelliği, yanma ve itme gücünü en yükseğe çıkartan element olduğu söylenmektedir. Bu konuda çeşitli bilimsel makaleler vardır. Bu ne demektir arkadaşlar? Bu, özellikle askerî teknolojilerde, uzay teknolojilerinde alüminyum yakıt yerine bor yakıtı kullanıldığında, bugün en yüksek hız olarak bilinen sesin 2 katı hızının 4 katına çıkarılmasıdır. Bu ne demektir? Mevcut radar teknolojileri bildiğiniz üzere ses dalgaları sistematiği üzerine çalışmaktadır. Sesten daha hızlı hareket eden bir roketin mevcut radar teknolojisi tarafından algılanması mümkün değildir. Bunun da stratejik ham maddesi olan bor bu ülkenin kaynağıdır değerli arkadaşlar.

Bor ile ilgili, Bor Araştırma Enstitüsünde çok kıymetli uzmanlar çok kıymetli deneyler yaptı arkadaşlar ama ne yazık ki Hükûmetiniz döneminde bunların birçoğu görevden alındı. Yerine getirilen kıymetli yöneticilerin bor ile ilgili hiçbir çalışması yok. Bu, ülkemiz açısından, az sonra anlatacağım yolsuzluk ve suistimallerden daha önemli bir konudur ama önümüze kanun geldiğinde bunu anlatmaya devam edeceğim.

Şimdi, buradaki Sayın Konuşmacı dedi ki: “Hükûmetimiz bor madenlerine çok önem vermektedir.” Değerli arkadaşlar, bor madenlerini Eti Madenleri işletmektedir. Eti Madenlerinin açtığı dekapaj ihalesi Fernas şirketine verilmiştir. Peki, biz bu Fernas şirketini nereden tanıyoruz? 2005 yılında, şu an tutuklu bulunan Hanefi Avcı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanıyken bir soruşturma başlattı ve bu soruşturma sonucunda Enerji Bakanlığında organize yolsuzluklar yapıldığı tespit edildi. Organize yolsuzluklar yaptığı tespit edilen Fernas şirketi bu organize yolsuzluğun aktörlerinden biriydi ve 2 yöneticisi ihaleye fesat karıştırma ve çeşitli suçlardan hüküm giydi arkadaşlar, Enerji Bakanlığında yapılan ihalelerde, BOTAŞ’ta yapılan ihalelerde ihaleye fesat karıştırma suçundan bu şahıslar hüküm giydi.

Peki, Fernas şirketi daha sonra ne yaptı? Eti Maden İşletmelerinin bor, boraks, boksit madenleriyle alakalı dekapaj ihalesine başvurdu değerli arkadaşlar. Türkiye'nin, dünyanın en stratejik madenlerinden biri olan bor madenlerinin dekapaj ihalesine bu firma başvurdu ve bu firma bu ihaleyi aldı değerli arkadaşlar. İşte Hükûmetin bor madenlerine bakışı budur: İhaleye fesat karıştırmaktan hükümlü bir şirkete bor madenlerinin dekapaj ihalesinin verilmesidir. Yarın önümüze gelecek kanun zaten fiilen gerçekleşmişti arkadaşlar, bor madenlerinin fiilen dekapaj işinin işletilmesi işi zaten verildi. Yani kamu işçilerinin ekmeğine göz dikilerek bunlar işten çıkarılırken, iş verilen şirket ihaleye fesat karıştırmıştır.

Peki, Enerji Bakanlığı bunu engelleyemez miydi? Enerji Bakanlığı elbette ki bunu engelleyebilirdi çünkü kendi Bakanlığında hüküm giymişti bu şirket, kendi Bakanlığında ihaleye fesat karıştırmaktan hüküm giymişti. Ben bu şirketi suçlamıyorum, ben Hükûmeti suçluyorum, ben Enerji Bakanlığını suçluyorum çünkü Kamu İhale Kanunu’na göre ihaleye katılmaktan yasaklama kararı verilmesi gerekirdi. Değil hüküm giydiğinde, soruşturmanın emareleri ciddi olduğunda bile bu kararın verilmesi gerekiyordu değerli arkadaşlar ve bu karar verilmedi. Ben eminim, şimdi Hükûmetin yetkilileri telefonda bunu soracaklar, ben belgelerini onlara getirip göstereceğim, belgesiz hiçbir zaman konuşmadım çünkü ben.

Biz en stratejik madenlerimizi bu şekilde değerlendirirsek sonu nereye gider arkadaşlar? Bor madenleri, belki siz görmüyorsunuz ama Rothschild ailesinin peşinde olduğu madenler, Amerika’daki Rio Tinto şirketinin peşinde olduğu madenler. Siz, Bor Araştırma Enstitüsünde gerekli araştırmaları yapmış olsaydınız, bu teknolojileri geliştirmiş olsaydınız belki bizim torunlarımız, olacak millî gelirin 10 katı millî gelire sahip olacaktı. Belki bu ülkenin bayındırlığını biz borla finanse ediyor olacaktık.

Benzer süreç kömür madenleri için de geçerli değerli arkadaşlar. Biz, kömür madenlerini 2003 yılında verimsiz olduğu gerekçesiyle kapattık, “Bu kömür madenleri verimsizdir.” denildi. Kapatılan madenler, daha sonra, bir kısmı ihalesiz -söylüyorum, bir kısmı ihalesiz- sizin partinize yakın birtakım iş adamlarına verildi. İhale yapılmasında zorlanan bir madenden bahsetmek istiyorum: Çorum Dodurga madeni. Çorum Dodurga madeni, ihale yapılırken… “Redevans” denilen ihale şu şekilde yapılır: Firmalar gelir, ton başına teklif verir değerli arkadaşlar, “Ben üreteceğim ton başına devlete şu kadar para vereceğim.” teklifinde bulunur ve o sırada, ihale sırasında -Bunların CD kayıtları var. Ben bürokrasideyken Türkiye Kömür İşletmelerinde bu kaydı izledim- ihaleye katılan şirketler soruyor: İki tane saha var, birinin üstü açılmış ve temizlenmiş, diğeri ise kapalı. Kapalı yerde kömür çıkarmak çok pahalı bir şey arkadaşlar. Açık yerde dekapaj yapıldığı için çok ucuz, firma için çok kazançlı. “Kapalı yer” diye ihaleye çıkılıyor yani buraya giren, buradan pahalı kömür üretecek. Firmalar soruyor, diyor ki: “Açık yer buraya dâhil mi?” Orada, ihale komisyonu yetkilileri “Hayır, dâhil değil.” diyorlar. Firmalar inanmıyor, tekrar yazıyla soruyor değerli arkadaşlar “Bu ihaleye bu açık yer dâhil midir?” diye. Yazıyla cevap veriyorlar “Dâhil değildir.” diye. İhaleden bir yıl sonra, şirket Türkiye Kömür İşletmelerine başvuruyor, diyor ki: “Buranın üzeri açık yerinin işletmesini istiyorum ben.” Önce diyorlar ki: “Hayır, veremeyiz çünkü ihaleyi buna göre yapmadık.” Ama sonra, siyasi bir sihirli çubuk dokunuyor ve bu maden -üstü açık maden- çok daha ucuz olan maden, bu şirkete veriliyor. Bu şirketin adı Çelikler değerli arkadaşlar. Şu Meclisin karşısındaki otelin sahibi, Emekli Sandığından o lüks oteli alan şirket Çelikler, bu şekilde bu madeni alıyor.  Peki, bu madeni aldıktan sonra ne yapıyor? Bu sevilen şirketin pazarlamayla uğraşmasını istemez tabii Hükûmet. Fakir ailelere kömür dağıtılıyor ya arkadaşlar, hani, fakir, küçücük ellerini sobanın karşısında ısıtacaktı ya bu çocuklar. Benim, fakire giden her kuruş başımla birlikte ama fakire giderken parasını hazineden alıyorsanız ve siz bu kömürü fahiş fiyatlarla, normal piyasa fiyatının çok üstünde fiyatlarla ihalesiz alıyorsanız burada ahlaki bir problem vardır arkadaşlar. Bunu hiçbir şekilde vicdanlarımıza yediremeyiz. Buraya Enerji Bakanı gelsin, “Cumhuriyet Halk Partisinden Aykut Erdoğdu’nun söylediği şeyler gerçeği yansıtmıyor.” desin ben hepinizden özür dileyeceğim. Ama ben buraya belgeleriyle bu konuyu getirdiğimde, bu ihalenin bu şekilde yapıldığını, ihalesiz olarak kömür alındığını, bu kömürün rayiç bedelinin çok daha yüksek olduğunu Sayıştay raporlarıyla, Hazine raporlarıyla ispat edersem, sizden tek ricam var, on yıllık iktidarınızda bir kez yolsuzlukla mücadele edin ve bu Enerji Bakanını gensoruyla düşürün.

Saygılarımı arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri aleyhinde söz isteyen Soner Aksoy, Kütahya Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SONER AKSOY (Kütahya) – Muhterem Başkanım, çok kıymetli arkadaşlarım; biliyorsunuz, konumuz bor. Bor üzerine verilmiş olan araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Bor deyince aklımıza Kütahya gelir biliyorsunuz, özellikle Kütahya’nın Emet yöresi gelir. Türkiye’deki rezervin çok büyük bir kısmı, yüzde 70 civarında olan bir kısmı Kütahya’da, Emet’te bulunmaktadır.

Hakikaten bor kıymetli bir madendir. Biz 2003’ün ilk aylarında Maden Yasası’yla ilgili, Sanayi, Ticaret, Enerji Komisyonunda yasa üzerinde çalışmaları yaparken -özellikle Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın desteğiyle o yasayı çıkartmıştık- bütün madenlerin özel sektör tarafından çok rahat bir şekilde işletilmesini, çıkartılmasını ve ekonomiye katılmasını, ancak bor madeninin devlette kalmasını teklif ettiler Komisyonda, bu teklif de Cumhuriyet Halk Partisinden gelmişti. Bizim grup arkadaşlarımız da bunu kabul ettiler ve o gün yasamızda bor madeni devletin tekelinde kalmak koşuluyla Madencilik Yasası gerçekleşti. O gün bugün Yasa’mızda bor madeni devlete aittir, dolayısıyla yatırımlarını devlet yapar ve gelişmeler o istikamete göre cereyan eder. Bütün bunlara rağmen, devletin madencilik üzerinde daha önce daha büyük hâkimiyeti varken bu noktada sadece borun üzerine devletin hâkimiyeti konulmuştur.

Bildiğiniz gibi, diğer kömür madenlerini ve diğer madenleri Enerji Bakanlığı veya diğer, TKİ vesaire özelleştirmekte, mülkiyetini başka özel firmalara devretmektedir ama bor için böyle bir şey şu ana kadar olmamıştır. Bor yataklarının mülkiyeti ve istihracıyla alakalı olan ruhsatların devriyle alakalı hiçbir olay cereyan etmemiştir çünkü Yasa buna aykırıdır yani müsaade etmemektedir. Dolayısıyla, böyle bir işlemin olması mümkün değildir. Şu anda “Bununla alakalı bir işlem yapılacak, bor madenleri özelleştiriliyor.” şeklinde bir gayretin, feryat figanın veya herhangi bir çağrının hiçbir anlamı yoktur çünkü Yasa’da bu hüküm çok açık bir şekilde durmaktadır ancak madencilikte maden kaynaklarının çıkartılmasında ve işletilmesinde çeşitli metotlar olabilir, çeşitli metotlar geliştirilmiş de olabilir çünkü biz konuyu ele aldıktan sonra borda çok büyük üretim artışı olmuştur. Daha önce Türkiye’de çok az miktarda üretilen bor madeni, takriben 2003 yıllarında hızlandırılmış, özellikle sadece Emet’teki tesis 150 bin ton borik asit üreten tesis hâline getirilmiştir. Bugün 500 bin ton üreten bir tesis konumundadır ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde de 750 bin ton borik asit üreten bir tesis hâline getirilecektir Emet’teki borik asit işleme tesisi. Bunu devlet yapacak ama bu arada devlet birtakım taşeronlar kullanabilir. Zaten Sayın Alim Işık da konuşurken “mülkiyeti kendisinde kalmak şartıyla” dedi, “Bu tür bir yasa değişikliği söz konusudur.” dedi. Yani mülkiyeti devlette kalmak şartıyla bu işletmeye, gelişen bu işletmenin hem teknolojisine hem de istihracına destek veren özel sektörden birtakım unsurlar almanın ne mahzuru olabilir? Bunun ne Emet’te bizim çalışan arkadaşlarımıza bir zararı olabilir… Zaten oradan, Emet ve civarından gerekli işçiler alınmaktadır. Bu noktada ne istihdam yönüyle ne de herhangi bir şekilde devletin elinden çıkması şeklinde bir hadise söz konusu değildir.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bor işletmeleri özelleşirse ne yapacaksınız?

SONER AKSOY (Devamla) - Bilakis daha prodüktif, daha verimli, daha etkin ve daha çok üreten… Çünkü bordan elde edeceğimiz ürünleri, art ürünleri, türevleri ve onlardan da yeni teknolojik gelişmeleri yapabilmek için, biliyorsunuz, yine aynı yıllarda, 2003, 2004 yıllarında Bor Enstitüsünü kurmuştuk. Orta Doğu Teknik Üniversitesinde kurduğumuz bu Bor Enstitüsü de yine bir yasayla kurulmuştu ve orada hakikaten bilimsel çalışmalar yapılmakta…

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – AK PARTİ döneminde mi?

SONER AKSOY (Devamla) – İşte, 2004, 2005, o yıllarda kurulduğu için AK PARTİ dönemi zaten, başka bir dönem yok.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Altını çizmen lazım yani AK PARTİ dönemi diye çizin altını!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama asıl, bilim adamları sizin döneminizde görevden alındı.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Arkadaşlar anlayamadı da!

SONER AKSOY (Devamla) – Yani başka bir dönem yok zaten, 2002’den beri AK PARTİ iktidar. Daha bir on sene daha AK PARTİ Allah’ın izniyle devam edecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu gidişle, bu muhalefetle yani gerçekleri çarpıtarak olmayan bir şeyi oluyormuş gibi göstermek uygun değildir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beyefendi, kimse gerçekleri çarpıtmıyor, bakan gelsin onunla konuşalım, siz konuyu bilmiyorsunuz efendim.

SONER AKSOY (Devamla) – Mesela, bir arkadaşımız, daha önce, 12 Hazirandan önce Çavdarhisar’da havaalanı yaparken geldi, dedi ki: “13 Haziranda bu yapılan havaalanıyla ilgili şu şantiye kalkacaktır arkadaşlar.” Biz de gittik, dedik ki oraya: “Eğer kalkacak olursa 14 Haziranda biz de istifa ederiz.” Nitekim, havaalanı şu anda yapılıyor, bu senenin sonunda havaalanı açılacak.

Arkadaşlar, bir gerçeği çarpıtmak veyahut da yalanla örtbas etmek ne fayda getirebilir yani? Kime ne fayda getirebilir?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bora ne oldu, bora?

SONER AKSOY (Devamla) – Muhalefete hiç fayda getirmez.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben mi yalan söylüyorum?

SONER AKSOY (Devamla) – Kim söylüyorsa yani…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hayır, bakan…

SONER AKSOY (Devamla) – Hakikat eğer örtülüyorsa onun adı “yalan”dır. Arapçada “yalan” kelimesinin anlamı “hakikatin örtülmesi”dir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam. Sayın Bakan, burada…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bak, herkese laf atıyorsun arkadan, gazete okuyorsun orada devamlı. Biz sana saygı duyduk yaşından. Tuttun döndün, bir de “yalancı” dedin arkadaşımıza. Böyle bir şey olur mu ya!

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

SONER AKSOY (Devamla) – Ben “yalancı” demiyorum kimseye.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen orada bütün gün gazete oku…

SONER AKSOY (Devamla) – Ben ne okursam okurum, o seni ilgilendirmez, sen işine bak!

BAŞKAN – Sayın Aksoy, lütfen Genel Kurula hitap edin, karşılıklı konuşmayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yazık ya, niye “yalancı” diyorsun arkadaşımıza?

SONER AKSOY (Devamla) – Sen işine bak, karışma!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayıp ya, ayıp!

SONER AKSOY (Devamla) – Karışma, önce bir dinlemesini öğren.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen dinlemesini biliyor musun! Bütün gün laf atıyorsun oradan!

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oraya oturmuşsun bütün gün laf atıyorsun!

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Nöbetleşe geliyorsunuz Meclise.

SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, bor meselesinin sahibi biziz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ya ne sahibi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ne demek sizsiniz, biz değil miyiz!

SONER AKSOY (Devamla) – Bor meselesi bize ait olan bir meseledir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen devamlı laf atıp duruyorsun oradan, ne kadar ayıp ya!

SONER AKSOY (Devamla) - Bora sahip olmuşuz, devlet de sahip olmuş ve ülkemizde bor bugün 1 milyar dolar ihracata gidiyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Borun ne olduğunu bilmiyorsun!

SONER AKSOY (Devamla) – Madencilik sektörü ihracatını artırmıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Günde beş tane gazete okuyorsun orada, laf atıyorsun.

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

SONER AKSOY (Devamla) – Daha önce her şeye uyulurdu, herkes sakindi…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Niye tahrik ediyorsun sen bizim grubu ya!

SONER AKSOY (Devamla) - …kimsenin hiç yaptığı bir şey yoktu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Üstat, sen “boru”yla “bor”u karıştırmışsın!

SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, bu şekilde gerçekleri değiştirecek konuşmalar yapmayalım, doğru olan neyse onu söyleyelim, ben gerçekleri söylüyorum. Yasada “Bor devlete aittir.” derken “Efendim, özelleştiriyor.” demenin ne anlamı var? Fol yok, yumurta yok!

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – İşletmeler özelleşiyor, işletmeler.

SONER AKSOY (Devamla) – Neyin işletmesinden, neyin özelleşmesinden bahsediyorsun? Mülkiyeti devlette kalmak şartıyla kendisi taşeron kullanabilir, bunu herkes kullanıyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Telekom’un da mülkiyeti devlette.

SONER AKSOY (Devamla) – Taşeron kullanmak yanlış mı? “Taşeron da kullanmayın.” derseniz o da artık yani devletçiliğin allame-i zûfünûnu olur.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Telekom’un da mülkiyeti devlette? Ne oluyor peki? Kim işletiyor?

SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, biz serbest pazar ekonomisinden yanayız, özel sektörden yanayız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Özelleştirmeyle peşkeşi karıştırmayacaksınız ama!

SONER AKSOY (Devamla) – Özel sektör her meseleye girecektir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Özelleştirmeyle peşkeşi karıştırıyorsunuz!

SONER AKSOY (Devamla) – Bakın, sizin hiç ilgilenmediğiniz bor türevlerinden şu anda üniversiteler kesici aletler yapıyorlar, üniversiteler yanmaz malzemeler üretiyorlar. Bor Enstitüsünde kurduğumuz çalışmanın sonunda, 15 adet geliştirilmiş proje üzerinde çalışan üniversitemizde şu anda yüzlerce arkadaşımız var. Daha önce böyle bir şey yoktu. Bu, tamamen AK PARTİ’nin meydana getirmiş olduğu bir çalışmanın sonucudur. AK PARTİ bu işe sahip olmuştur ve büyütmüştür. Sizin belki daha önce bordan haberiniz bile yoktu.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aksoy.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım, sayın konuşmacı konuşması sırasında şahsıma tekrar etmek istemediğim sözler söyledi. Mümkünse, kürsüden bu konuya açıklık getirmek istiyorum.

BAŞKAN – Ama konuşmayı dinledik, sizin şahsınızdan…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı” dedi Başkanım, yapmayın etmeyin ya!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Yalan söylüyorsunuz.” dedi Sayın Başkan. “Yalan söylüyorsunuz.” dedi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı” dedi.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, Erdoğdu kendisini ifade ediyor, dinliyoruz, karşılıklı konuşuyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Yalancı” dedi, şahidiz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben de şahidim Başkan, dedi.

BAŞKAN – Ne söyledi peki Sayın Erdoğdu?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı” dedi Başkanım, daha ne desin!

BAŞKAN – Zikretti mi isminizi?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Efendim?

BAŞKAN – İsminizi zikretti mi sizin?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı “dedi konuşurken, burada bütün insanlar boşuna panik olmadı.

BAŞKAN – Ne söyledi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Konuşmacı yalan söylüyor.” dedi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Konuşmacı yalan söylüyor.” dedi.

BAŞKAN – “Tekrarlamak istemiyorum” dediniz. Ne söyledi? Madem Sayın Vekil söylediyse siz de tekrarlayın.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Konuşmacı yalan söylüyor.” dedi Sayın Başkanım. Lütfen… Sayın Başkan, gerçekten bu sizde hoş durmuyor yani.

BAŞKAN - Sayın Erdoğdu, iki dakika süre veriyorum.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, bu konuşmayı germek üzere buraya gelmedim. Ben, bir haksızlığa dur demek için buraya geldim.

Şimdi, bu arkadaşımız…

MEHMET ERDEM (Aydın) – Ah yavrum!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – “Ah yavrum!” yok kardeşim! Tamam mı? Ben yetimin hakkını savunuyorum, o yavruların hakkını savunuyorum. Tamam mı? Benim canımı sıkma “Ah yavrum”la “Vah yavrum”la! Ben seni iyi tanıyorum. Senin beynin yetmez onlara!

Buraya gelecek Enerji Bakanı, bürokratlarıyla… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Hatip boru anlattı, başka bir şey yapmadı.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu herkesin parası, bu halkın parası. Buradaki 550 kişinin parası değil, 75 milyon insanın parası. Ben muhalefet milletvekiliyim, benim görevim bu hesabı sormak. O belgeler hepimizin belgesi. O belgeler açılacak, biz de belgelerimizi açacağız. Eğer ben yalan söylemişsem, eğer ben gerçek dışı bir şey söylemişsem, yani ihalede olmayan bir alan ihaleye dâhil edilmemişse, eğer ihalesiz mal alınmamışsa, eğer bu şirkete, ihaleye fesat karıştıran şirkete 110 trilyonluk, artı 130 trilyonluk yani 230 trilyonluk bir iş verilmemişse ben çıkar bu kürsüden özür dilerim. Benim için özür dilemek büyüklüktür ama ben bunların gerçek olduğunu biliyorum. Onun için, bu mücadeleye “yalancı” demek sadece ve sadece bu mücadelenin karşısında olanların yanında yer almaktır. Şunu hepinize hatırlatıyorum: Haksızlık karşısında, yolsuzluk  karşısında susan dilsiz şeytandır.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdoğdu.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Evet, Sayın Işık, sizin için ne söyledi efendim?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım, Sayın Konuşmacı özelleştirmeyle ilgili aslı astarı olmayan ifadelerde bulundu.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım, böyle bir usul var mı?

BAŞKAN – Nedir o ifadeler?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ya, çıkacak “yalancı” diyecek, Ahmet Bey.

BAŞKAN – Bir saniye, sayın milletvekilim lütfen… Sayın Işık ön tarafa çıktı, konuşuyor, konuşuyoruz karşılıklı. Hepinizin müdahil olması gerekmez ki.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Biz duyduk, siz duymuyorsunuz. Siz dinlemiyorsunuz, ondan sonra bağırıyorsunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bor madenlerinin özelleştirileceği yönünde bir tasarının hazırlık çalışmalarından bahsettim, böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Benim düzeltme yapmam lazım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beni de duydu.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, böyle bir usul olmaz ya!

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Nasıl bir usul olur?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Konuşmacıya sataşmadan dolayı mı söz verdiniz? Herhangi bir sataşma var mı yok mu?

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ALİM IŞIK (Kütahya) – Değerli milletvekilleri, tekrar saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki teşekkür ediyorum Sayın Milletvekilimize bazı açıklamalarda bulundu.

Sayın Milletvekilim böyle bir şeyin özelleştirmeyle alakası olmadığından bahsetti, saygı duyarım, o onun görüşü ancak bu tasarısının genel gerekçesindeki, biraz önce okumadığım bir ifadeyi ve madde gerekçesini sizlere okuyacağım, ne anlama geldiğine siz karar veriniz: “Tasarıyla kamu iktisadi teşebbüslerine yetkili organların alacakları gerekçeli karar üzerine cevher mülkiyetini üçüncü şahıslara devretmemek kaydıyla üretim ve zenginleştirme aşamalarında hizmet alımı yöntemi kullanabilme imkânı tanınmıştır.” Madde gerekçesine bakıldığında…

SONER AKSOY (Kütahya) – Hayır, yok.

ALİM IŞIK (Devamla) - Ne olduğunu görürsün. Senin Kütahya’da borun nasıl üretildiğinden haberin var mı Değerli Kardeşim veya Türkiye’de? Madde gerekçesi “Uygulamadaki birtakım farklılıkları, tereddütleri gidermek, bir kısım işlerin hizmet alımı yoluyla gerçekleştirilebilmesine olanak tanınmaktadır.” Nedir bu bir kısım işler? Şu anda memleket çalışanları feryat ederken özelleştirilmeyeceğini ifade etmek… Bunun orada hazırlık yapan birkaç özel sektör temsilcisine önayak olma adına hazırlanmış bir tasarı olduğunu, Sayın Milletvekilim, siz de benden iyi biliyorsunuz ama o zaman görüşeceğiz.

SONER AKSOY (Kütahya) – Yok Mecliste!

ALİM IŞIK (Devamla) – O zaman görüşeceğiz. Şu anda, maden işletmelerinde, çok ciddi anlamda, bu taşeron sisteminden dolayı feryat eden insanların olduğunu siz benden daha iyi biliyorsunuz. Daha bir ay önce, Tunçbilek’te, 200 kişi meydanda bırakıldı, ortalıktan kaçtı gitti taşeron.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet parasını ödedi.

ALİM IŞIK (Devamla) – Burada da taşeron işlemi.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet parasını ödedi.

ALİM IŞIK (Devamla) – Sayın Vekilim, siz de söz hakkı alıp buradan konuşursanız iyi olur. Devlet taşerona ödedi ama işçiye ödemedi.

Sayın Milletvekilim, gidin, Kütahya’da Valiliği ve İl Başkanlığınızı basan taşeron işçilerinin ne durumda olduğunu siz bir onlardan öğrenin.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet ödedi parasını.

ALİM IŞIK (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneriyi oylarınıza…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Aslanoğlu, Sayın Öz, Sayın Şeker, Sayın Öner, Sayın Tanal, Sayın Ediboğlu, Sayın Çetin, Sayın Köktürk, Sayın Özel, Sayın Ağbaba, Sayın Ekinci, Sayın Dibek, Sayın Tayan, Sayın Çam, Sayın Aksünger, Sayın Toptaş, Sayın Kurt, Sayın Kuşoğlu, Sayın Akar, Sayın Özkan.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım, okutuyorum:

3.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

                                                                                                                    29.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu'nun, 29.03.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                 Muharrem İnce

                                                                                                                       Yalova

                                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşları tarafından, 21.03.2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına "SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı halde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak"  amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, (315 sıra nolu)  Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 29.03.2012 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması  önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin  lehinde söz isteyen İzzet Çetin, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerimiz üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, bugün gündeme getirmeye çalıştığımız konu, sizin de seçim sırasında meydanlarda ve bugün milletvekili olarak hepinize telgrafla, telefonla veya sosyal medya aracılığıyla iletilen bir konu. Herkes yakından biliyor, kamuoyunda emeklilikte yaşa takılanlar olarak bilinen bu kesim, bugün oldukça mağdur, hatta mağdurdan öte perişan konumda. Bunların mağduriyetleri ve perişanlıkları iş bilmezliklerinden, iş göremezliklerinden değil, bunların perişanlığı, bu Mecliste tıpkı AKP Grubunun yaptığı gibi sonuçlarını düşünmeden “Çoğunluğumuz vardır.” mantığıyla çıkarılan bir yasa sonucu. Bu Yasa, kamuoyunda 4447 sayılı Yasa olarak bilinen ve kısa adı “İşsizlik Sigortası” olarak anılan ama uzun adını  söylemeyeceğim neredeyse bir dakikadan fazla zamanımı alır, emeklilikte yaşı kademeli olarak yükselten bir kanun. Kanunun görüşmeleri 12 Ağustos 1999 tarihinde başlamıştı ve 25 Ağustos 1999 tarihinde sona ermişti. Daha sonra bu kanun 8 Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe girdi. Adı her ne kadar İşsizlik Sigortası Kanunu olarak başlıyorsa da yasa, çalışanların emeklilik yaşlarını, emekli olma koşullarını yeniden düzenleyen bir yasaydı. O gün getirilen düzenlemeyle emeklilik yaşı, çalışma süresi ve prim ödeme gün sayısı arttırılmıştı. O günlerde ana muhalefet görevi sizin devamı niteliğinde olduğunuz Fazilet Partisindeydi ve o günlerde bugünkü Çalışma Bakanımızın, yine bugünkü Genel Başkan Yardımcınız Salih Kapusuz’un ve o günlerdeki Genel Başkanınız, Fazilet Partisi Genel Başkanı olan Recai Kutan’ın konuşmaları var ve bu kanun tarafınızdan Anayasa Mahkemesine götürüldü. Anayasa Mahkemesi de 2001 yılı Şubat ayında bu kanunun kademeli geçişlerini Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etti ve altı aylık bir geçiş süreci tanıyarak o geçiş sürecinde yasanın yeniden düzenlenmesine imkân tanıdı ancak o günkü iktidar bu yasayı yeniden Mayıs 2002’de düzenleyerek kademeler arasındaki geçişleri daraltarak getirdi ve Meclisten geçerek yürürlüğe girdi. Tabii çalışanları tedirgin eden bir yasaydı. Pek çok çalışan, işçi olsun memur olsun devlete, özellikle devleti yönetenlere güveni kalmadığı için emeklilikte buldu çareyi, pek çoğu emekliye ayrıldı. Pek çok insan da o günkü ekonomik krizlerden ve sosyal güvenlik sisteminde sık sık yapılan değişikliklerden kaçarcasına emeklilik hakkını doldurdu ya da doldurmadan ayrılmak zorunda kaldı. Tabii, yasadan önce, biliyorsunuz, emeklilikte yirmi beş yıl hizmet süresi kadınlar için otuz sekiz, erkekler için kırk üç yaşında emekli olmayı olanaklı kılıyor idi. Bu doğru muydu, değil miydi, o ayrı bir konu. Elbette, bugünün koşullarında bunu savunmak pek mümkün değil. Ama o günkü yasa, emeklilik yaşını elli sekiz kadınlar için, altmış erkekler için yürürlüğe koyduğunda, demin sözünü ettiğim, bugünkü Çalışma Bakanı dâhil hepiniz “Mezarda emeklilik.” diye feryat ettiniz, çalışanlar da böyleydi. Fakat döneminizde -unutmayın- bunu da istismar edercesine, o görüşünüzü tekzip edercesine, emeklilik yaşını altmış beş yaşa çıkarttınız, bu ayrı bir konu.

Benim esas söylemek istediğim, biz bir kanun çıkartmışız bu Mecliste, bugün on binlerce aile perişan konumda. Yani bir yandan sosyal güvenlik sisteminde yapılan, sıklıkla gerçekleştirilen değişiklikler, öbür taraftan ülkemizde ekonomideki daralmaların sonucu yaşanan ekonomik krizler çalışanları her seferinde vuran bir konuma geldi.

O yasanın içerisinde, yirmi beş yıllık hizmet süresini doldurup prim ödeme gün sayısını tamamlayanlar, işçi ise kıdem tazminatını alarak iş yerlerinden ayrılma, emekli olma hakları doğduğu için ayrıldılar devlete ve yönetenlere güveni kalmadığı için; memurlar da emekli ikramiyelerini alamadılar ama iş yerlerinden, prim ödeme gün sayısını ve çalışma süresini doldurdukları için onlar da ayrıldı. Bugün, işçi olarak ayrılanlar, kıdem tazminatlarını da yediler, yaşları da belli bir düzeye geldi ve o aldıkları tazminatı da bitirdiler, herhangi bir iş de bulamadılar, çocuklarının eğitim, sağlık, vesair ihtiyaçlarını gideremez konumdalar. Memur olarak ayrılanlar da hem ikramiye alamadılar, iş bulamadılar hem de sağlık haklarından faydalanamaz konumdalar, çocuklarını bile tedavi ettiremiyorlar.

Bu konu gerçekten ülkemizde sadece Cumhuriyet Halk Partisinin veya muhalefet partisinin sorunu değil, hepimizin ortak sorunu, hepimizin yakınları var. Ben bu konuyu gündeme getirmek için 26 Ekim tarihinde Meclis Başkanlığına bir kanun teklifi vererek konunun çözüme kavuşturulmasını istedim, tabii pek oralı olan olmadı. Bu sefer, sosyal medya aracılığıyla, bu emeklilikte yaşa takılan yurttaşlarımız sıklıkla bizi sonuçtan bilgi sahibi olmak için arar konuma gelince, Çalışma Bakanımıza bir soru yönelttim. Soruları ocak ayında yönelttim. “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün sayısını doldurarak emekli olan, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş koşullarını sağlamayı bekleyen kaç kişi vardır? Bunların bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatı açısından 5434, 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlar kapsamına göre dağılımları nedir?” diye Bakanlığa soru sordum.

Arkadaşlar, Bakanlığın verdiği cevabı sizlere okutuyorum, Bakanlık verdiği cevapta diyor ki: “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün sayısını doldurarak emekliliği hak eden, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş şartını yerine getirmeyi bekleyen kişi sayısal dağılımıyla ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu bilgi işlem veri tabanında herhangi bir veri bulunmamaktadır.”

Şimdi, sormak gerekir arkadaşlar: SGK bu görevlerini el yordamıyla mı yapıyor? Yani, SGK kayıtları tutmuyor, aktüeryal hesaplarını yapmıyor, çalışanların sayısını bilmiyor, emekli olacakların sayısını bilmiyor da bu işleri nasıl götürüyor? Çalışma Bakanlığı ne güne duruyor, ne iş yapıyor, bunu sormak gerekmez mi?

Şimdi, biz dedik ki: Çalışma Bakanlığı veri tabanı yok, SGK’nın veri tabanı yok, bu işin mali portesini sorduk cevap veremiyor, o hâlde bu görev yasama organına düşer. Yasamı organı 1999 yılında bir kanun çıkarmış, yurttaşını perişan etmiş, açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm etmiş. O mahkûmiyeti giderecek organ yine yasama organıdır. O nedenle SGK’nın elinde veri tabanı olmadığına göre, Çalışma Bakanlığı bu konuda bilgi sahibi olmadığına göre bir araştırma komisyonu kuralım. Meclisten, içimizden bu işleri bilen arkadaşlardan oluşacak bir komisyon hem SGK’ya bir veri tabanı hazırlamış olur hem Çalışma Bakanlığına çalışmaların nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda yol göstericilik ödevini yerine getirir hem de mağdur olan, perişan konumda olan yurttaşlarımızın sorunlarına çözüm bulur. O nedenle bu komisyon kurulması önerimiz gerçekten bir çıkar sağlamadan öte, bir sorunu çözmeye yöneliktir.

Bu konuyla ilgili olarak ben Sayın Çalışma Bakanını ziyaret ettim, dedim ki: “Cumhuriyet Halk Partisinin ya da diğer muhalefet partilerinden birisinin vereceği bir yasa teklifini veya araştırma önergesini dikkate almayabilirsiniz. O nedenle AKP’den bir milletvekiline bu konuyla ilgili iki satır bir önerge verdirin, bu sorunu çözelim.” “Bir bakalım, bir baktıralım.” dedi ama Sayın Bakandan o günden bugüne ses çıkmadı.

Değerli arkadaşlar, yani ben polemik yapmak istemiyorum. Sayın Kutan’ın da Sayın Çalışma Bakanının da bu yasa çıkarkenki konuşmaları burada. Sayın Bakanın bir cümlesini okuyayım. “Değerli milletvekilleri, bu tasarı Türkiye gerçeklerine aykırı bir tasarıdır, bu tasarı bilimsel analizin ürünü değildir, bu tasarı kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır, bu tasarı sosyal kaygıları dikkate almamaktadır, vatandaşın durumunu incelemeden yapılmıştır.” diyor. Ne zaman söylüyor? 21’inci Dönem, Birinci Yasama Yılı, 16 Ağustos 1999 Pazartesi günü, Çalışma Bakanı söylüyor değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İZZET ÇETİN (Devamla) – Otuz saniye Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Bir cümle mesaj vereceğim, ayrılacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

İZZET ÇETİN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu sorun gerçekten hepimizin ilgilenmesi gereken bir sorun, reddedilecek bir sorun değil. Bir komisyon kurulmasını öneriyoruz. Bu komisyonun kurulması yurttaşlarımızın beklentilerine, sorunlarına cevap bulacak bir komisyon olacağından olumlu oy kullanmanızı rica ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Öneri aleyhinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tabii usulen önerinin aleyhine söz almış olduk ama konuşmamı ben önerinin lehine sürdüreceğim.

Öncelikle, konuşmama geçmeden önce, emeklilerle ilgili bir düzenlemeyi görüştüğümüz bu saatlerde Tandoğan Meydanı’nda emekçilere gaz bombası, cop ve tazyikli suyla müdahale yapılıyor. Emekçilere saygısı olmayan bir iktidar anlayışının emeklilerle ilgili ne kadar düzenleme yapabileceğinin takdirini ben sizlere bırakıyorum.

Bu yapılan saldırı sırasında alanda milletvekilleri var, bu Parlamentonun mensupları var ve müdahale yapılırken özellikle milletvekillerinin de içinde bulunduğu gruba yönelik polisin orantısız şiddet uygulaması var. Şu anda, burada bulunan 2 milletvekili arkadaşımız üstleri başları sırılsıklam olmuş bir şekilde bu Parlamento sıralarında oturarak kendi görevlerini yapmaya çalışıyorlar.

Ben öncelikle size bir öneride bulunmak istiyorum: Böyle yasaklamalarla, birtakım aldığınız yasakçı kararlarla polisin arkasına sığınmaktan vazgeçin. Siz de madem politika yapıyorsunuz, madem bu politikalarınızın arkasında duruyorsunuz, bu almış olduğunuz politikaların gereği olarak o alanlara gidin. Yani örneğin “nevroz”u yasaklıyorsunuz, Diyarbakır’da yüzde 70 oy alan bir partinin Genel Başkanı Diyarbakır’daki alanda önüne polis memuru konularak bir şekilde engellenmeye çalışılıyorsa, buradaki muhatabiyet ilişkisi yanlıştır. Polis memurunu milletvekiliyle ya da genel başkanla muhatap etmeyin, AKP’nin bölge milletvekillerini getirin, orada bizim önümüze, milletvekillerinin, halkın seçilmiş iradesinin önüne gelip sizin belirlemiş olduğunuz yasakçı politikaları sahiplensinler ya da Tandoğan Meydanı’nda emekçilere gaz ve bomba yağdırmadan önce bu yasakçı kararı  alan ve bunu destekleyen milletvekili arkadaşlarımız oraya gelsinler, orada bulunan milletvekilleriyle beraber kendi politikalarını halka anlatsınlar. Bu önerimizi dikkate almanızı temenni ediyorum.

Tabii, bu verilen önergeyle ilgili her şeyden önce şunu belirtmek gerekiyor ki: Hepimizin, dört grubun da üzerinde mutabık olduğu en önemli anayasal ilkelerden birisi, bu devletin sosyal devlet olma ilkesidir.

Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirtilen bu ilkenin, aslında toplumsal düzeyde ete kemiğe bürünmesinde, somutlaşmasında çok ciddi sıkıntılar var. Bugüne kadar gelen hükûmetlerin pek çoğu, bu sosyal devlet ilkesinin gereklerini yerine getirme noktasında, toplumun ezilen kesimlerinin, yaşlıların, kadınların, gençlerin, çocukların, işçilerin, emekçilerin haklarını savunma noktasında maalesef Anayasa’nın göstermiş olduğu duyarlılığı yeterli bir şekilde yerine getirememişlerdir.

Son on yıldır iktidarda bulunan AKP’nin uyguladığı politikalarda ise genel olarak sermaye ve emek ilişkisi üzerinde sermayeye avantaj sağlayan, ucuz iş gücü şeklinde emek sömürüsünü önceleyen birtakım uygulamaların olduğunu görüyoruz.

Defalarca birtakım sorunları, sosyal düzeyde, toplumsal düzeyde yaşanan birtakım sorunları çözülmesi maksadıyla buraya getirdik. Buraya getirirken de ülkenin bu anlamda yaşamış olduğu, içinde bulunduğu birtakım fotoğrafları ve tabloları mümkün olduğunca açığa çıkarmaya çalıştık. Ancak her getirdiğimizde, AKP’nin almış olduğu oy oranı üzerinden sosyal güvenlikle ilgili ya da sosyal politikalarla ilgili herhangi bir sorunun olmadığını buraya gelen arkadaşlar dillendirdi.

Şimdi bakın, bu sosyal güvenlikle ilgili işlerin iyi gitmediğinin en açık göstergesi, kara delik olarak nitelendirdiğimiz sosyal güvenlik açığında objektif olarak ortaya çıkıyor. 2003 yılında 20,2 milyar olan sosyal güvenlik açığı, 2010 yılında tam yüzde 52 artışla 54,6 milyara çıkmış. Sadece 2010 yılı verilerini ele aldığımızda bütçe açığının 39,6 milyar, sosyal güvenlik açığının 54,6 milyar olduğunu göz önünde bulundurursak, bu sosyal güvenlik politikasının ya da bununla ilgili ekonomik uygulamaların ne kadar başarılı olduğu konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.

Şimdi, uygulanan politikalarda tabii, bir eksi yönde bir de artı yönde değerlendirmemiz gereken birtakım unsurlar var. Ekonomik politikaların eksi yönünde ulusal ekonominin kendisi ve toplumun ezilen kesimleri varken artı yönünde de -inkâr etmiyoruz- ciddi düzeyde, her geçen gün makası açılan bir zenginler kulübü var. Bakın, AKP Hükûmeti döneminde ultra zengin sayısı yüzde 400 artmış, eski para birimiyle söyleyeyim, trilyoner sayısı 8’den 32’ye çıkmıştır yani ezilen kesimlerin, emekçi kesimlerin bütçeden aldığı pay, genel gelir payından almış olduğu oran her geçen gün düşerken bir kesimin de, bir zenginler kulübü kesiminin de her geçen gün servetini artıracak şekilde bir politika yürütülmesi içerisindeyiz.

Değerli arkadaşlar, gelir dağılımı adaleti açısından, şu anda, dünyada son beş sıradayız. Özellikle nüfusun yüzde 20’lik en zengin kesimi, şu anda, ortalama gelirlerin yüzde 47,6’sına hükmediyor, en yoksul olan yüzde 20’lik kesim ise bu tüm gelirlerin yüzde 5,6’sına hükmediyor yani aradaki makas, artık 10 kat gibi, neredeyse dudak uçuklatacak bir düzeye gelmiş durumda. Bakın, sadece TÜİK’in verilerini –bu TÜİK’in vermiş olduğu hiçbir rakamın güvenilir olmadığını, Hükûmeti memnun etmeye yönelik, formüllere takla attırma olduğunu her defa söyledik ama- sadece TÜİK’in bu güvenilmez rakamlarını bile buraya getirirsek, şu anda, ülkede 13 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Tabii, bütün bu örnekleri çoğaltabiliriz ancak bugün tabii, emeklilerle ilgili birkaç somut yaşanan sorunu, burada çözüm bulmak amacıyla sizlerle paylaşmak istiyoruz. Emeklilerimizin şu anda içinde bulunduğu sosyoekonomik durumu burada defalarca dile getirdik. Sizin belirtmiş olduğunuz enflasyon rakamlarının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayan birtakım göstergelerini, verilerini emeklilerin almış olduğu paralar üzerinden değerlendirdik. Bu ülkede emekli olan doktorların, öğretmenlerin, işçilerin emekli olduktan sonra yüzde kaçının bir ek iş yapma gereği hissettiğini defalarca burada paylaştık. Bu tablo bile emeklilerimizin bugün yaşamış olduğu sorunları en açık şekilde aslında ifade etmeye yetiyordu. Ancak CHP Grubunun vermiş olduğu önergede özellikle ön plana çıkan üç temel sorun var, çözüm bekleyen üç temel sorun var. Bu üç temel sorunla ilgili bizim de daha önce vermiş olduğumuz kanun teklifleri vardı:

Bunlardan birincisi, prim gününü doldurup yaştan dolayı emekli olamayanların durumuydu.

İkincisi, yaşını doldurup prim gününü doldurmadığı için emekli olamayanların durumuydu.

Üçüncüsü de hem prim hem yaşını doldurup AKP’nin devreye sokmuş olduğu yeni yasadan dolayı emekli olamayanların durumuydu.

Bahsetmiş olduğumuz bu her üç durum da çok büyük bir yüzdedeki emekli kesimini yakından ilgilendiriyor. Özellikle toplumda “mezarda emeklilik” olarak adlandırılan bu emekliliğe getirilen yaşla ilgili düzenlemenin çok ciddi mağduriyetler getirdiğini biliyoruz. Bununla ilgili bir an önce birtakım düzenlemelerin yapılması ve bu emeklilerimizin mağduriyetinin giderilmesi noktasında biz Meclisin tümünden bir duyarlılık bekliyoruz. Bu nedenle, bu öneriye de lehte oy kullanacağımızı belirtmek istiyoruz. Sosyal devlet ilkesinin her geçen gün paralı sağlık, paralı eğitim, verilmesi gereken en temel kamusal hizmetlerin paralı hâle getirilmesiyle yok edildiği bir dönemde en azından bu emeklilerimizin durumunun düzeltilmesine yönelik birtakım palyatif adımların atılması bu Meclisin önündeki önemli görevlerden biridir diye buradan belirtmek istiyorum.

Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Bizim çocukluğumuzda TRT’de yayınlanan bir reklam vardı. Bu reklamda “Ödediğiniz vergiler size -vatandaşa- yol, su, elektrik olarak geri döner.” deniyordu, ancak maalesef AKP’nin politikalarıyla, sürdürülen neoliberal politikalarla artık ödediğimiz vergiler, ödenen vergiler sermaye sahiplerinin ve savaş baronlarının cebine geri gidiyor, artakalan kırıntılar ise yoksulları ve emekçileri susturmak için sosyal yardım olarak, sus payı olarak bir şekilde dağıtılıyor. Bu tablonun düzeltilmesi umudu ile özellikle emeklilerimizle ilgili bu mağduriyet için verilen bu önerinin desteklenmesini ben de Meclisten bekliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Teşekkürlerimi sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerinin lehinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sosyal güvenlik politikalarının en önemli amaçlarından birisi, insanlar arasında oluşturduğu güvenlik ağları ile toplumsal eşitsizlikle mücadeleyi desteklemektir. Bu anlamda, devlet, tüm bireyler için eşit hak ve yükümlülükler içeren bir sosyal güvenlik sistemi kurgulamakla yükümlüdür. Ülkemizde de sosyal güvenlik hakkı Anayasa ile teminata bağlanmış olup, devletin yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Ancak birçok vatandaşımız sosyal güvenlik uygulamaları nedeniyle sorunlar yaşamaktadır. İşe başladıkları tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik için gerekli prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresini tamamladıkları hâlde, bir başka ifadeyle emekli olma hakkını elde ettikleri hâlde bir de yaş şartına tabi tutulmaları birçok vatandaşımızı mağdur etmiştir. Kazanılmış hakları ellerinden alınan, emeklilikte yaşı bekleyen vatandaşlarımız haklarını aramakta, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çözüm beklemekte, bu mağduriyetlerinin giderilmesini sağlayacak düzenleme yapılmasını istemektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi, emeklilik hakkını elde ettiği hâlde emeklilik için yaşı bekleyenlere emeklilik hakkının verilmesi gerektiği görüşündedir. Bu konuda söz konusu mağduriyeti gidermeye yönelik olarak gerekli kanun teklifi ve önergeler de vermiştir. Hatta daha bu ayın başında Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen ve kamuoyunda “İntibak Yasası” diye adlandırılan kanunun görüşmeleri esnasında verdiğimiz teklif ile 2000 yılından önce sigortalı olanlardan sigortalı oldukları tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik için gerekli prim gün sayısı ve hizmet yılı şartlarını tamamlamış olanlara yaş şartı aranmaksızın emekli aylığı bağlanması önerilmiş, ancak AKP Grubunun oylarıyla reddedilmiştir. Bugün de CHP tarafından verilen Meclis araştırma önergesini destekliyoruz, emeklilikte yaşa takılanların sorunları hakkında mutlaka Meclis araştırması açılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik sisteminin iki temel sorunu aktif-pasif dengesindeki bozulma ve bütçe açıklarındaki artıştır. 1992 yılında emeklilik yaş haddinin kaldırılarak erken emekliliğin yolunun açılması, sosyal güvenlik sisteminin aktif-pasif dengesinin hızla bozulmasında en başta gelen etkenlerden biri olmuştur. Sosyal güvenlik sisteminin aktif-pasif oranındaki düşüş, açıklarındaki artış yıllardır devam etmekte olup, bu olumsuz yapının düzeltilmesine yönelik olarak birçok hükûmet tarafından çeşitli uygulamalar yürürlüğe konulmuştur. Bunlardan biri de emeklilikte yaş şartı getirilmesidir. Esas olarak otuz sekiz-kırk üç yaşında emekliliğin getirdiği yükü, dünyada hiçbir ülkenin sosyal güvenlik sisteminin kaldırması mümkün değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde de böyle bir uygulama yoktur. Bu bir gerçektir, bu herkesçe kabul edilmelidir. Ancak kazanılmış hakların vatandaşın elinden alınması da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz, hiçbir hukuk devletinde böylesi bir uygulama söz konusu olamaz. Bu da kabul edilmesi gereken bir başka gerçektir. Bu konuda geçmişte yapılanlara takılıp kalmamak gerekmektedir, buradan bir yere varamayız, bir sonuç alamayız, geçmişte yapılan düzenlemeleri o günün şartlarında değerlendirmek gerekir. Eğer geçmişte bir yanlış yapıldı ise bu yanlışı bile bile bugüne kadar düzeltmemiş olmak da aynı derecede yanlıştır. O nedenle geleceğe bakmalı ve mevcut haksızlıkları giderebilmenin yolunu bulmalıyız.

İşe girdiği tarihte tabi olduğu mevzuata göre emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarını tamamlayan vatandaşlarımız, emekli aylığı alamadığı gibi bir de sağlık sigortası primi ödemekle karşı karşıya kalmışlardır. Kanunla aranan prim ödeme gün sayısını dolduran, dolayısıyla yıllarca gerekli primleri ödemiş olan vatandaşlarımızdan “Sen yaşı doldurmadın, sağlık sigortası primini vermezsen sağlık yardımından yararlanamazsın.” demek insafsızlıktır, vicdansızlıktır. Bu itibarla, emeklilikte yaşı bekleyen vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların ve mağduriyetlerin belirlenmesi ve çözüm yollarının tespit edilmesi için Meclis araştırması yapılmalıdır. Bu durumda olan vatandaşlarımıza yaş şartını beklemeksizin emeklilik hakkı verilmelidir, zira bu onların kazanılmış haklarıdır.

Değerli milletvekilleri, bir önemli konuyu daha burada gündeme getirmek istiyorum. 2012 yılının üçüncü ayının sonuna gelmemize rağmen, sayıları 6 milyonu bulan kamu çalışanı, 4/C mağdurları, memur emeklileri, altmış beş yaş aylığı alanlar, engelliler, gaziler, şehit yakınları, köy korucuları ve muhtarların 2012 yılı maaş artışları henüz verilmemiştir. AKP Hükûmeti, bu kesimleri ilk defa zamsız maaşa mahkûm eden Hükûmet olma unvanını elde etmiştir. İstediği kanunu bir gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçiren AKP Hükûmeti, aileleriyle birlikte 20 milyona yakın vatandaşımızın sorununu çözecek, yüzünü güldürecek bir düzenlemeyi henüz becerememiştir.

Böylesine gecikme ve acil durum söz konusu iken, bugün için aciliyeti olmayan, beş-altı ay sonra yürürlüğe girecek olan yasaya hâlâ öncelik verilmesi, AKP Hükûmetinin nasıl rant peşinde koştuğunu da açıkça ortaya koymaktadır. Eğer bir tasarı veya teklifte rant varsa Mecliste öncelikle onlar görüşülmektedir. Kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıyan tasarının gündemin 5’inci sırasına alınmasının, hâlâ görüşülmemesinin sizce başka bir izahı olabilir mi?

AKP Hükûmeti, önümüzdeki ayın 15’inde bir rekora daha imza atacak ve “Tam dört ay boyunca memuruna, emeklisine zam vermeyip inim inim inleten Hükûmet” olarak tarihe geçecektir. Böyle giderse kendi rekorlarını da kırmaya devam edecektir.

AKP Hükûmeti, 2012 maaş artışlarını vermediği gibi, uygulamaya koyduğu zamlarla dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın aylıklarının erimesine yol açmaktadır. AKP Hükûmeti, yüksek oranlı zamlarla milletimize âdeta zulüm uygulamaktadır. Vatandaş her gün yeni bir zam haberiyle karşı karşıya kalmaktadır. Çalışanların ve emeklilerin sağlık yardımı alırken karşılaştıkları “muayene, reçete, ilaç, kutu, katılım payı” adı altında yaptıkları ödemeler, artık aylıklarının önemli bir kısmına karşılık gelir hâle gelmiştir.

Kamu çalışanları, 4/C mağdurları, memur emeklileri, altmış beş yaş aylığı alanlar, engelliler, gaziler, şehit yakınları, köy korucuları ve muhtarlar, daha 2012 maaş farklarını alamadan alacakları maaş zammından çok daha fazlasını ödemekle karşı karşıya bırakılmıştır.

TÜRK-İŞ tarafından yapılan Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın 2012 Mart ayı sonuçlarına göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 954,40 lira. Gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı yani yoksulluk sınırı ise 3.108, 78 liradır.

Bu verilere göre, emekli, dul ve yetimlerin tamamı yoksulluk sınırının altında, tamamına yakını da açlık sınırının altında aylık almaktadır. AKP Hükûmeti emeklilere hep umut vermiştir ancak emeklileri sürekli aldatmış ve hayal kırıklığına uğratmıştır. Emeklilere banka promosyonu verileceğini söylemiş ancak bunu da vermemiştir. Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini vadetmesine karşın intibak konusunda da emeklilerimiz aldatmacaya konu edilmiştir. Çıkarılan kanun, 2000 yılı sonrası SSK emeklilerini, BAĞ-KUR emeklileri kapsamamış, Emekli Sandığı ile SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikleri hiç dikkate almamıştır. Kanunun kapsadığı emeklilerin hakkının da 2013 yılında verilmesi öngörülmüş, haklarına bir yıl daha el konulmuştur.

Meclis araştırmasına destek verdiğimizi belirtiyorum, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kalaycı.

Şimdi, aleyhte söz isteyen Süreyya Sadi Bilgiç, Isparta Milletvekili, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Aç insanlara çözüm bulmak bu Meclisin görevidir. Bunların hepsi aç.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından Başkanlığa verilen araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

CHP tarafından gündeme alınması teklif edilen araştırma önergesi, konusu itibarıyla emeklilik sistemi ve bu sistemin kurumsal aktörlerinden birisi olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığıyla ilişkilidir. Önerge sahipleri, esas olarak emeklilik yaşının yıllar itibarıyla arttığından ve bu süreçte prim ödeme gün sayısını tamamlayan ancak yaş şartını tamamlayamayan vatandaşların sağlık sisteminden yararlanamadığını ifade etmekte, emeklilik sistemine ilişkin verilerin üretilmesiyle ilgili bazı sorunlardan ve bu sorunların çözümüne yönelik bir ihtiyaçtan bahsetmektedirler.

Ben, şimdi sözlerime, sizlere, İktidarımız döneminde emeklilik rejiminde yapılan değişiklikleri kısaca anlatarak devam etmek istiyorum. Hepinizin bildiği gibi, emeklilik sisteminde emeklilik yaşının uzatılmasına ilişkin esas düzenleme 1999 yılında 57’nci Hükûmet devri zamanında kabul edilen 4447 sayılı Kanun ile yapılmıştır. Bu kanun ile emeklilik yaşı da kadınlarda elli sekiz, erkeklerde ise altmışa çıkarılmıştır. Kanun ile ayrıca sosyal güvenlik sistemine ilişkin diğer birçok düzenleme de beraberinde yapılmıştır. Önergenin de veriliş gerekçelerinden birini oluşturan emeklilikte yaş şartı ilk defa bu kanunla getirilen bir düzenleme değildir.

Konunun geçmişine bakarsak, yaş şartının ilk olarak 1987 yılında kabul edilen 3395 sayılı Kanun’la getirildiğini görüyoruz. Yaş şartına ilişkin düzenleme daha sonra 1992 yılında kabul edilen 3774 sayılı Kanun ile uygulamadan kaldırılmıştır. Böylece, prim ödeme gün süresini dolduranlara emeklilik hakkı tanınmış, kadınlar otuz sekiz, erkeklerimiz ise kırk üç yaşında emekli edilmiştir.

Az önce de belirttiğim gibi, 1999 yılında koalisyon hükûmeti döneminde yasal düzenlemeyle tekrar yaş şartı getirilmiş ve mevcut çalışanlar için ise kademe sistemi öngörülmüştür. “Kademe sistemi” dediğim husus, özet olarak, 1999 öncesi hizmeti olan vatandaşların emekliliklerinde beklemek zorunda oldukları yaşa vurgu yapmaktadır. İktidarımız öncesinde yapılan bu düzenleme Anayasa Mahkemesine götürülmüş ve tabi olunan kurum göz önünde bulundurularak bazı kademeler mahkeme tarafından 2002 yılında iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca iptal edilen kanunun yerine Anayasa Mahkemesi kararlarını da dikkate alan yeni bir kanun yapılması ihtiyacı doğmuş ve böylece, aynı yıl 4759 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Eski kanunun iptal edilmesi üzerine Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili verdiği kararlar dikkate alınmış ve 4759 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ile emeklilik yaşı 1999 yılı baz alınarak ikiye ayrılmış ve 99 yılından önce işe giren vatandaşlar için emeklilik yaşı kadınlarda kırk ile elli sekiz, erkeklerde ise kırk dört ile altmış olarak kademelendirilmiştir. 1999 yılından sonra işe başlayanlar için ise kadınlarda elli sekiz, erkeklerde altmış olarak belirleme yapılmıştır. Bu düzenlemeyle geçmiş yıllarda emeklilik yaşında yapılan değişiklikler dikkate alınmış ve kişinin hizmet süresi ve tabi olduğu mevzuata göre değişecek şekilde emeklilik yaşı belirlenmesi uygulamasına geçilmiştir.

Konuşmamın başından itibaren sadece emeklilik yaşı üzerinde durdum. Ancak “emeklilik yaşı” dediğimiz kavram sosyal güvenlik sisteminde yer alan unsurlardan sadece bir tanesidir. Her konuda olduğu gibi, sosyal güvenlikle de ilgili olarak İktidarımız döneminde konuya bütüncül bir bakış açısıyla bakılmış ve sosyal güvenlik reformu olarak adlandırılan reform çalışmaları başlatılmıştır. Sosyal güvenlik reformu ülkemizin sadece bugününü ve geçmişini değil, yarınlarını da ilgilendiren çok geniş kapsamlı mevzuat düzenlemelerini içeren bir süreçtir.

Şimdi sizlere bu geniş sürece ilişkin sadece genel çerçeveyi kısaca çizmek istiyorum. Reform çalışmalarının esas çerçevesini 2008 yılında kabul edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu oluşturmaktadır. Bu Kanun ile daha önce -vatandaşın bildiği tabir ile söylüyorum- SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı olmak üzere üç ayrı başlık altında düzenlenen emeklilik rejimi tek bir başlık altında toplanmıştır. Yeni sistemde farklı mevzuat için farklı sigortalılık koşullarının yerine bütün vatandaşları kapsayan genel sağlık sigortası modeli benimsenmiş ve belirlenen bir geçiş süresinin ardından bugün sistemin uygulanmasına tam olarak başlanmıştır.

Sosyal güvenlik reformu süreci hazırlık aşamasından kanunun kabulüne kadar sivil toplum örgütlerinin ve geniş halk kitlelerinin katılımıyla müzakere yöntemiyle tamamlanan bir süreç olmuştur.

Muhalefete mensup arkadaşlarımız tarafından 5510 sayılı Kanun ile getirilen sistemin en çok eleştirilen noktası, emeklilik yaşına ilişkin hükümler olmuştur. Kanun ile emeklilik yaşı erkek ve kadınlar için altmış beş yaş olarak belirlenmiştir ancak bu konuda bir hususun çok iyi anlaşılması lazım: Sosyal güvenlik sistemi uzun yılları kapsayan ve geniş projeksiyonlarla hazırlanması gereken bir süreçtir. Bu sistemde seçim vaadi amacıyla belirli kesimlere fayda sağlayacak şekilde değişiklik yapılması ileride telafisi mümkün olmayan ve devletin bütününü etkileyen kamu zararlarına yol açmaktadır. Geldiğimiz nokta da bu sürecin en iyi göstergesidir.

90’lı yıllarda kadınların otuz sekiz, erkeklerin ise kırk üç yaşında emekli olmasına ilişkin yapılan düzenlemeler ile sosyal güvenlik sistemi sürekli açık veren ve sürdürülebilirlik vasfını kaybeden bir sistem hâline gelmiştir. 2008 yılında yapılan reform ile özellikle emeklilik yaşına ilişkin altmış beş yaş sınırı çok detaylı hesaplamalar sonucunda tespit edilmiştir. Bu kapsamda, özellikle Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminin ihtiyaçları ve bu alanda var olan uluslararası standartlar dikkate alınmıştır.

Tekrar altını çizmek istiyorum, İktidarımız zamanında getirilen altmış beş yaş sınırı popülist söylemlere değil, bürokratların ve bu alandaki teknik uzmanların çalışmalarıyla oluşturulan bir sınır olmuştur. Bu sınır, sistemin tekrar sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması açısından gerekli ve önemlidir.

Değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik reformunun kurumsal ayağı ise 2006 yılında kabul edilen 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile gerçekleştirilmiştir. Bu kanun ile kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, daha önce üç kurumun yerine getirdiği faaliyetleri artık tek bir çatı altında yerine getirmektedir ancak bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumunun 2006 yılında oluşturulan yeni bir yapı olduğu gibi bir yanılgıya düşmemek gerekir. Bu kurum, daha önceki yıllarda hizmet veren ve alanlarında uzmanlaşmış SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüklerinin geçmiş birikimlerinin SGK’da toplanması suretiyle oluşturulmuştur.

Araştırma önergesinde belirtildiği gibi, Sosyal Güvenlik Kurumunun veri ve istatistik üretmesinde herhangi bir aksaklık yaşandığına katılmıyorum. “Herhangi bir veri olmadığı” ifadesine katılmıyorum. SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamındaki ilişkilerin, hizmet ve emeklilik bilgilerinin, 2000 yılından sonra elektronik ortamda toplanmaya başladığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu tarihten önceki hizmet bilgileri mevcuttur ancak elektronik ortamda değildir. Uygulamada, herhangi bir vatandaş emekli olmak için başvurduğunda, vatandaşın dosyası kurum personeli tarafından incelenmekte ve böylece bireyin hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı hesaplanmaktadır. Dolayısıyla önergede iddia edildiğinin tersine, SGK’da söz konusu veriler mevcuttur ancak henüz tamamı dijital ortamda değildir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, bu konuda “Sosyal Güvenlik Entegrasyon Projesi” adı altında bir proje yürütmekte ve bütün sosyal güvenlik verilerinin tek bir havuzda toplanmasını amaçlamaktadır. Bu projeyle amaçlanan faaliyetlere çok kısaca bakacak olursak, mevcut sosyal sigortalar uygulamalarının belirlenecek kurumsal standartlara uyumlu olarak birbirleriyle, diğer kurum içi uygulamalarla entegre yapacak şekilde tasarlanması; devredilen kurumların veri tabanlarındaki kayıtlarda bulunan problemlerin giderilmesi ve her kurumun veri tabanının yapısal ve içerik olarak diğerlerinden farklılıklarının tespiti ve veri entegrasyonunun sağlanması; kurum bünyesinde ve dış paydaşlar tarafından ihtiyaç duyulan bilgi paylaşımının sağlanması; genel sağlık sigortası primlerinin belirlenmesi ve yönetiminin sağlanması için otomasyon yapılarının hazırlanması; SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamında çalışan, çalışan yakını, emekli ve diğer hak sahipliği durumlarına göre yapılan farklı provizyon sorgulamalarının entegre edilerek birleştirilmesi ve tek bir sistem üzerinden yönetiminin yapılabilmesinin sağlanması; entegre sosyal sigortalar uygulamalarının geliştirilmesine paralel olarak kurumsal kapasite oluşturulmasına yönelik SGK’nın ihtiyaç duyduğu yazılım proje modelinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi; hizmet sunumunda performansta iyileşme sağlanması, kayıp kaçakların azaltılması. Bunu, bu Sosyal Güvenlik Entegrasyon Projesi’nin detaylarını sürdürebiliriz, sadece uzatmak istemiyorum, sürem de kalmadı. Projenin Nisan 2012 tarihi sonunda başlatılması hedeflenmiştir ve proje süresi de iki yıl olarak öngörülmüş olup yatırım ödeneği de sağlanmış bulunmaktadır. Tabii, bu noktaya gelene kadar da sadece Sosyal Güvenlik Kurumunun bünyesinde şu ana kadar yüz ellinin üzerinde otomasyona dayalı proje, altyapı oluşturulması amacıyla yapılmıştır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bilgiç.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın İnce, Sayın Serter, Sayın Gümüş, Sayın Gürkan, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ayaydın, Sayın Serindağ, Sayın Çetin, Sayın Genç, Sayın Sarıbaş, Sayın Dibek, Sayın Tayan, Sayın Çam, Sayın Ekinci, Sayın Toprak, Sayın Akar, Sayın Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Aksünger.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı: 180)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3'üncü sırada yer alan, Kars Milletvekili Sayın Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Sayın Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/387) (S. Sayısı: 194)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

                                      

(x) 199 S. Sayılı Basmayazı 27/3/2012 tarihli 83’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Geçen birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin birinci bölümünde yer alan 8’inci madde kabul edilmişti. Şimdi bölümde yer alan diğer maddeleri, varsa önerge işlemlerini yaptıktan sonra oylarınıza sunacağım.

9’uncu madde üzerinde dört adet önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                  Ayşe Nur Bahçekapılı                        Mustafa Elitaş

                         Giresun                                   İstanbul                                         Kayseri

                      Mahir Ünal                            Ahmet Aydın                                Hilmi Bilgin

                   Kahramanmaraş                           Adıyaman                                        Sivas

                     Ramazan Can                          Mustafa Ataş                              Bayram Özçelik

                        Kırıkkale                                  İstanbul                                         Burdur

“Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

‘İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.’”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, AKP’nin bu önergesi…

“Görüşülmekte olan 199 Sıra sayılı Kanun Teklifinin…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – …Anayasa’nın 24’üncü maddesine aykırıdır, işleme koyamazsınız.

“…9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu önergeyle laik cumhuriyet tamamen sona erdiriliyor, din devleti kuruluyor.

                   “…Oktay Vural                       Mehmet Şandır                         İsmet Büyükataman

                           İzmir                                      Mersin                                        Bursa…”

KAMER GENÇ (Tunceli) - Orada, bu kürsüye gelirken yemin ettiniz Anayasa’ya, laikliğe sadakat göstereceğinize.

                     “…Alim Işık                          Ali Uzunırmak                               Bülent Belen

                         Kütahya                                    Aydın                                         Tekirdağ

                  Nevzat Korkmaz                       Özcan Yeniçeri                           Yusuf Halaçoğlu

                          Isparta                                     Ankara                                         Kayseri

                   Necati Özensoy                         Ali Halaman                                 Zühal Topcu

                           Bursa                                      Adana                                          Ankara

                    Lütfü Türkkan                            Celal Adan                                       Ali Öz

                         Kocaeli                                    İstanbul                                         Mersin

           Hasan Hüseyin Türkoğlu                Mehmet Günal                               Enver Erdem

                       Osmaniye                                  Antalya                                          Elâzığ

                        Faruk Bal                               Sümer Oral                            Ahmet Duran Bulut

                          Konya                                     Manisa                                        Balıkesir

                 Kemalettin Yılmaz                      Meral Akşener                             Ruhsar Demirel

                   Afyonkarahisar                             İstanbul                                       Eskişehir

Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir…”

KAMER GENÇ (Tunceli) - AKP’nin getirdiği bu önerge cumhuriyete rahmet okutuyor, cumhuriyetin boynuna idam sehpası kuruluyor, laik cumhuriyete… Lütfen, bu önergeyi işleme koymayın.

BAŞKAN – Önergeyi işleme alırken dikkate alacağım Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama işleme koymamanız lazım. Bakın, ben size bir şeyler söylüyorum, hâlâ önerge okutuyorsunuz.

“…İlköğretim kurumları; beş yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, bu, Anayasa’ya çok açıkça aykırı. Anayasa’nın 24’üncü maddesine göre din kültürü ve ahlak dersi var, bunun getirdiğinde ise din devleti esası var.

“…Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti de bir din devleti hâline gelemez.

“…Ayrıca tüm öğrencilerin tercihlerine açık, Kur'an-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin Hayatından Örnekler ve İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman, laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin yani 29 Ekimde kurulan cumhuriyetin sonu demektir bu.

“...TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun teklifinin çerçeve 9’uncu Maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Kanunun 25. maddesinin mülga birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz…”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Buna nasıl müsaade ediyorsunuz? Siz Anayasa’da, yaptığınız milletvekili yemininin çalışma düsturunu göstermek zorundasınız. Böyle bir şey olmaz ya! Biz bir şeyler söylüyoruz sen hâlâ devam ediyorsun.

             “…Sırrı Süreyya Önder                  Pervin Buldan                             Mülkiye Birtane

                         İstanbul                                      Iğdır                                             Kars

                     Hasip Kaplan                          Aysel Tuğluk                                  Adil Kurt

                          Şırnak                                       Van                                           Hakkâri

                  Nursel Aydoğan                        İdris Baluken                                 Emine Ayna

                       Diyarbakır                                  Bingöl                                       Diyarbakır

                      Halil Aksoy                            Levent Tüzel                       Hüsamettin Zenderlioğlu

                            Ağrı                                      İstanbul                                          Bitlis”

“İlköğretim ve ortaöğretim bütün yaş grubu çocuklar için zorunludur.

Bu okullarda, eğitim öğrencinin anadilinde yapılır. Eğitim dili Türkçe dışındaki dillerden biri olan öğrencilere Türkçeyi yeterli seviyede öğrenmelerini sağlayacak dersler oluşturulur. Okullarda Türkçe dışında hangi anadillerde eğitim yapılacağı yerel yönetimler ile bakanlığın ortak yürüteceği çalışmalar ile ihtiyaca ve talebe göre belirlenir.

Ayrıca ilk ve ortaöğretim eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler de oluşturulur.

Öğrencilere verilecek hiçbir ders bir inanç, kültür, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet, sınıf ve zümreye ayrımcılık içeren bir içeriğe sahip olamaz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 9. maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Fatma Nur Serter                        Sedef Küçük                         Dilek Akagün Yılmaz

                         İstanbul                                   İstanbul                                           Uşak

                    Aylin Nazlıaka                   Ayşe Eser Danışoğlu                        Muharrem İnce

                          Ankara                                    İstanbul                                         Yalova

                                                                M. Akif Hamzaçebi

                                                                         İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

Biz, burada diyoruz ki getirilen önerge laik Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırıyor. 29 Ekimde kurulan bu Meclis ortadan kaldırılıyor ve dolayısıyla bu önerge Anayasa’nın 24’üncü maddesine aykırı.

BAŞKAN – Sayın Genç, o önerge gündeme geldiğinde söz vereceğim efendim, konuşulacak konu. Tamam.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim…

Siz, burada göreve başlarken Anayasa’ya sadakat yemini ettiniz ama burada, AKP oy uğruna cumhuriyeti yıkıyor.

BAŞKAN – O önerge gündeme geldiğinde söz vereceğim Anayasa’ya aykırılık iddiasında olanlara.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Laik cumhuriyeti yıkıyor. Önerge veriyor, din devletini getiriyor ve siz bu önergeyi işleme koyuyorsunuz. Bu devleti kim müdafaa edecek Sayın Başkan? Böyle şey mi olur mu ya!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce dağıtılan önerge seti içerisinde iki önerge gördüm. Bu önergeler ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa okullarda ders müfredatının hangi derslerden oluşacağına yönelik olarak bir düzenleme yapılmaktadır. Belki bazılarınız çıkıp “1982 Anayasası’yla da bazı dersler uygulamaya konuldu.” diyebilirsiniz ancak o Anayasa’nın bir darbe dönemi anayasası olduğunu unutmayalım. Yüce dinimizin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim bugün ibret verici bir şekilde oy uğruna siyasete alet edilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi ile onun takipçileri artık bundan sonra toplumda dinlerin kutsal kitapları etrafında bir kutuplaşmayı yaratmak istemektedirler.

Değerli milletvekilleri, devlet, vatandaşları, dinleri, inançları itibarıyla bir ayrıma tabi tutmaz. Yönetimler, hükûmetler bütün vatandaşları eşit şekilde kucaklarlar; bütün inançlara, bütün  dinlere karşı eşit mesafede dururlar. Devletin görevi, vatandaşların inançlarını, dinlerini özgürce yaşamalarının önündeki engelleri kaldırmaktır. Bu sadece, bir laik devlet tanımı değildir; bu aynı zamanda özgürlükçü, demokratik devletin tanımıdır. Bugün, AKP ortaya koymuş olduğu tavırla özgürlükçü ve demokrat bir hükûmet olmadığını, böyle bir anlayışa sahip olmadığını, vatandaşların inançları arasında, onların kutsal kitapları arasında bir ayrım yapacağını ilan etmektedir.

Değerli milletvekilleri, bütün dinler doğruluk, dürüstlük, adalet gibi kavramlardan hareket ederler. Bütün dinler haksızlığa karşı hakkın isyanını ifade ederler. Dinlerin bütün kuralları, ibadetler, ritüeller, ahlaki olarak iyi olanı, doğru olanı bulmak içindir. Esasen, doğru olan, iyi olan sadece dinlere mahsus da değildir ancak dinler bu kavramları alarak bunları “ruhun ölümsüzlüğü” ve “tanrı” gibi iki kavrama bağlamak suretiyle daha uyulması gereken, toplum tarafından daha riayet edilmesi gereken kurallar hâline dönüştürürler ancak yapılmaması gereken, dini siyasete alet etmektir. Sayın Başbakan 4+4+4’ün bir pazarlama stratejisi olarak dershanelerin kapatılacağını ifade etmişti. Sayın Bülent Arınç ertesi gün onu tekzip etti, “Dershaneler kapatılmayacak.” dedi. Şimdi, Sayın Başbakan bir başka stratejiye başvuruyor, yüce dinimizin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim üzerinden, bu teklife karşı oluşan toplumsal muhalefeti susturmak istemektedir. Bu, tarihten bana bir örneği hatırlattı: İslam tarihinde, yapmış oldukları haksızlıkları ve zulümleri kader kavramı üzerinden İslam dinine dayandırarak meşrulaştırmak isteyen bir kötü dönem vardır, Emevî devleti dönemi. Emevî Sultanı Muaviye, Hazreti Ali’yle giriştiği mücadelede, o Sıffin Savaşı’nda, savaşı kaybedeceğini anlayınca onun komutanı olan Amr Bin El-Âs, mızrakların ucuna Kur'an-ı Kerim’in sayfalarını geçirir ve savaşı öyle kazanır. Sizin şimdi yaptığınız budur. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, buna hiç kimsenin hakkı yok. Gelin, toplumun, öğrencilerimizin hangi noktada din eğitimi ihtiyacı var, bunu hep birlikte konuşalım, bunun düzenlemesini yapalım. Böyle, uzlaşma aramayan, hemen biraz önce, beş dakika önce muhalefet partilerine dağıtmış olduğunuz önergelerle, öğrencilerimize din eğitimi yönünde, vatandaşları ayıracak şekilde bir çerçeve çizmeye çalışmak son derece yanlıştır. Bu, bizim dinimizin esasına da aykırıdır. İslam’ın esası, tevhit ilkesi çerçevesinde haksızlığı ortadan kaldırmaktır, mülk ilişkilerini düzenlemektir yani mülkiyet ve egemenlik ilişkilerini düzenlemektir, bunların halka ait olduğunu ortaya koymaktır. Siz, bütün bunları bir kenara bırakıyorsunuz, bu tasarıda olmaması gereken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkan, önemli bir konuyu konuşuyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, konunun önemi nedeniyle, bir dakika ek süre talep ediyorum. Ek süre talep ediyorum Sayın Başkan. (CHP, MHP ve BDP sıralarından “Verin, verin” sesleri)

BAŞKAN – Lütfen Sayın Hamzaçebi, lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, o zaman sözlerimi izninizle burada tamamlamak istiyorum. Bakın, yapmış olduğunuz İslamiyet’e uygun bir düzenleme değildir. Bunu din adına buraya getiriyorsunuz ama gerçekten İslam’a inanmış olan kişilerin bu tasarıya koymaması gereken bir madde var. 20 milyar dolarlık bir ihale maddesi var.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 20 milyar dolarlık bir ihale maddesi… İhalesiz AKP yandaşlarına 20 milyar dolarlık bir paketi verme maddesi. Kur’an-ı Kerim gibi helal kavramının olduğu bir yüce kitapla bir haram ihaleyi yan yana getiriyorsunuz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, lütfen…

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bir saniye Sayın Başkan!

BAŞKAN – Ama çok oldu Sayın Hamzaçebi, lütfen buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkanım, duyulmadıysa söyleyeyim: “Kur’an’la haramı yan yana getirdiler.” dedi. “Kur’an’la haram aynı kanunun içinde.” dedi, duyulmamıştır diye tekrar edeyim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, benim burada uzun süre kaldığımı gördünüz mü hiç?

BAŞKAN – Hayır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Son cümlelerimi söyleyeceğim.

BAŞKAN – Hayır, ama sonuna kadar bekledim ben Sayın Hamzaçebi, siz teşekkür ettiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şöyle bir uyumsuzluk oluyor; on saniyelik bir zaman anlaşmazlığımız oluyor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım sayın milletvekilim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip Üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun teklifinin Çerçeve 9’uncu maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Kanunun 25. maddesinin mülga birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                    Sırrı Süreyya Önder (İstanbul) ve arkadaşları

“İlköğretim ve ortaöğretim bütün yaş grubu çocukları için zorunludur.

Bu okullarda, eğitim öğrencinin anadilinde yapılır. Eğitim dili Türkçe dışındaki dillerden biri olan öğrencilere Türkçeyi yeterli seviyede öğrenmelerini sağlayacak dersler oluşturulur. Okullarda Türkçe dışında hangi anadillerde eğitim yapılacağı yerel yönetimler ile bakanlığın ortak yürüteceği çalışmalar ile ihtiyaca ve talebe göre belirlenir.

Ayrıca ilk ve ortaöğretim eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler de oluşturulur.

Öğrencilere verilecek hiçbir ders bir inanç, kültür, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet, sınıf ve zümreye ayrımcılık içeren bir içeriğe sahip olamaz”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge  üzerinde söz isteyen Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Önder. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önce bir hususu düzeltmem gerekiyor. Evvelsi gün burada Haydar Arkadaşımızla ilgili bir latife, amacını aşan yerlere çekildi ve Sevgili Arkadaşımızı üzen bir noktaya getirildi. Böyle bir kastımın olmadığını belirtir, üzüntüsüne vesile olduğum için özür dilerim. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

“…”(x)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ne diyorsun ya?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bilmiyorsan konuşma kardeşim, bilen konuşsun, bilen.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…”(x)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Tiki Tiki Tempo Noserembo Çari Bari Ruçi Titaritempo!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…”(x)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Estağfurullah!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ya düz konuş, düz, düzelt de konuş.

MUHARREM İNCE (Yalova)  - Aynen iade.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…” (x)

Daha fazla devam etmeyeyim.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Yani?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu kadar zulüm yeter bize ya.

                                   

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Yanisi şu:  Bu ülkede yüz binlerce Kürt çocuğu, yüz binlerce Arap çocuğu ilkokula ilk gittikleri gün karşılaştıkları şey sizin bundan anladığınız kadardır. Gidiyorlar, bilmedikleri bir dilde…

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Sen zor okuyorsun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ya ben zor okuyorum çünkü bilmiyorum, sen nasıl anlayacaksın? Kürt’ün çocuğu için de böyle işte.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hepsi biliyor. Senden daha iyi biliyor.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Hiç bilmediği bir evrenin içine giriyor ve size bu ne kadar tanıdık geliyorsa Türkçe de o çocuğa o kadar tanıdık geliyor.

Sevgili vekiller, bu meselede Osmanlı’dan geri gitmeye hakkınız yok, atalarınızdan geri gitmeye hakkınız yok. Onlar her çocuğun kendi ana dilinde eğitim görmesinin bütün olanaklarını sağladıkları için bu ülkenin manevi iklimini sağlayan bir sürü müçtehit hep Kürtlerin arasından çıktı. Hemen milliyetçi arka plan zihniniz ayağa kalkıyor ama şunu unutuyorsunuz işte: Bugün sövdüğünüz bir sürü Kürt’ün dedesi vaktinde sizin bugünkü manevi ikliminizi oluşturmuş ana diliyle eğitim görmesine izin verildiği için.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Hiçbir Kürt’e sövmüyoruz. O yanlış bir ifade.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Bugün… Kim laf atarsa ona söylüyorum, siz de dönün sayın vekilinize deyin ki iki dakika sabretsin.

Ne anladınız bundan? Hiçbir şey. Latince bir şiirdi bu, Latince. Bir çocuğu böyle bir yarılmaya atıp atmama meselesidir ana dil meselesi. Ne olur, ne eksilir izzeti deryanızdan, himmetinizden? Siz Allah’ın verdiğini gasp etmeye muktedir misiniz? Kendinizi bununla nasıl ruhsatlandırırsınız?  “Bize bakıp söylemeyin.” diyorsunuz. O zaman, ana dilinde eğitimine herkesin cevaz verecek bir şeyi oy birliğiyle kabul edelim, ben de döneyim, kendi sıramıza bakayım. (BDP sıralarından alkışlar) Siz bunu… Allah’ın verdiğini gasp etmektir. Hele hele medeni mi, değil mi falan gibi gereksiz ve incitici şeylere girmiyorum bile, antitezi barbarlıktır. Hiçbirimizin hakkı yok, bir halkın dilini, medeniyet terazisinde başka bir halkın dilini tartmaya.

Tekraren söylüyorum, birazcık empati yapmanızı bütün Genel Kuruldan: Bir Kürt çocuğu, ilkokula ilk başladığı gün -dönün, kendi Kürt vekillerinize sorun- ilkokula ilk gittikleri gün, öğretmen “Hoş geldiniz çocuklar.” dediğinde, işte burada “… …”(x) gibi bir şeyi anlıyorlar onlar da. Ondan sonra, o Kürt çocuğunu, doğuştan ana dili Türkçe olanla yarışa sokuyorsun ve ondan başarı bekliyorsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Kalkınmanızı bilmem ama adalet meselesi hiç uymuyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ben de size teşekkür ederim.

Kalkınma bir yana isminizdeki, ama adalete bu hiçbir şekilde uymaz. İki dakika tefekkür edin, anlarsınız.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, efendim, hiç kimsenin, evinde, ocağında kullandığı dille ilgili bir problemi yoktur ama eğitim dili Türkçedir, resmî dil Türkçedir, dolayısıyla Anayasa’da da belirtilmiştir. Bu bakımdan, insanlarımızı ve çocuklarımızı sıralarında etnik kimliklere göre ayırmak doğru değildir. Hepimiz, hep beraber, herkesin ana diline saygı gösteririz ama Türkiye’de eğitim dili ve resmî dil Türkçedir. Bununla ilgili bir önergenin de işleme alınması, doğrusu Anayasa’nın amir hükmü varken ne derece bağdaşır, takdirlerinize sunuyorum.

                                   

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Ama İngilizce okullar var bu memlekette, bu sizin hassasiyetinize…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ana dili değil o.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Fransızca olan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ana dili Fransızca olan yok.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 12 Eylül darbesi yapıldığı zaman, generaller, Kenan Evren, ilk defa, bu Anayasa’da, ilk defa 2932 sayılı Yasa ile ana dilleri yasakladı ve hiçbir devletin tarihinde böyle bir yasa yoktur ana dili yasaklayan.

Şimdi, darbecilerin yasakladığı ana dilleri ve milyonların konuştuğu, milyonların talep ettiği kendi dilinde eğitimi, “Bu Kenan Evren Anayasası’na aykırıdır.” diye, bu darbecilerin, bu generallerin, 4 Nisanda yargı önüne çıkacak darbecilerin ve işkencecilerin, sağcıları da solcuları da idam edenlerin yasakladıklarını bu Meclis yasaklayamaz; Türkiye’ye yakışmaz.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, sakin olun, dinliyoruz, sakin olun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Osmanlı’dan bu yana bütün dillerde tarih, edebiyat, şiir, roman her dilde eserler verilmiştir. İşte, Kültür Bakanlığının Mem u Zin’i basması, Ahmedi Hani, Fakih Tayran, Melaye Ciziri, Yaşar Kemal’in yazdıkları ve sadece cumhuriyet tarihinde iki yüz kırk tane Kürtçe ana dilde roman yazılmıştır.

Şimdi, bu Meclis ya “Ben yasakçıyım, dilleri yasaklıyorum.” ya da “Ben çok kültürlü, çok dilli bir Türkiye’yim.” kararını verecek.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, niye bağırıyorsunuz ki? Dinliyoruz, Meclis sizi dinliyor.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya bu Meclis burada Kürtler de vardır, Çerkezler de vardır, Araplar da vardır, farklı diller de vardır, onun kararını verecek ya da “Ben tekçiyim, benim dışımdakileri reddediyorum.” diyecek.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan, konu anlaşılmıştır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bugün alacağınız karar tarihîdir.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen oturur musunuz, konu anlaşıldı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya ortak vatanın ortak Meclisinde ortaklaşacağız ya da ayrışacağız. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Kaplan, böyle bir usul yok yani!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya ortaklaşırız ya da ayrışırız Sayın Başkan, böyle tartışmalara zemin vermeyiz.

BAŞKAN – Ne yapalım şimdi Sayın Kaplan? Lütfen oturur musunuz yerinize.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bakın, iki tane önerge var, iki tane önerge de din eğitimiyle ilgili. Din eğitimiyle ilgili önergeler var.

BAŞKAN – Tartışacağız, onları da tartışacağız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi soruyorum: Hanefi mezhebinde mi…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen oturur musunuz yerinize!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – …Şafii mezhebinde mi, Hanbeli mezhebinde mi… (Gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen diyorum, oturur musun!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Yeter!

BAŞKAN – Sayın Kaplan, siz grup başkan vekilisiniz, söyleyeceklerinizi söylediniz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu konu tartışılacak bir konu değildir bu kadar!

BAŞKAN – Sayın Kaplan, oturun, biz de söyleyeceğiz! Lütfen…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kafadan atıyorlar! Osmanlıda öyle bir şey yok bir defa. Kimi kandırıyorsunuz siz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, milletin bölünmesine izin vermeyeceğiz, oylamaya koyun.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Vural’ın talebiyle ilgili, Genel Kurul, Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir önergeyi Anayasa’ya aykırılık yönünden değerlendirir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hasip Bey’e rağmen bu millet ayrılmayacak.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani sen dilini konuşacaksın, başkasını yasaklayacaksın, olur mu öyle şey?

BAŞKAN – Bu değerlendirme sonunda Anayasa’ya aykırılık görürse yapılacak oylamayla düzenlemeyi reddedebilir. Bunun dışında Başkanlığımızın Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir önergeyi işleme koymama yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa’ya aykırılıkla ilgili kararı verecek yüce kuruldur. Düzenleme kanunlaştıktan sonra Anayasa Mahkemesine de Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle iptal davası açılması ve düzenlemenin iptal ettirilmesi mümkündür. Bu nedenle Başkanlığımızın bu konudaki tutumu değişmemiştir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İç Tüzük’e aykırı olanı bile koymuyorsun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, Tüzük’ün 38’inci maddesi var.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. [BDP sıralarından alkışlar(!)]

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Alkışlıyoruz sizi, bravo, bravo size, alkışlıyoruz!

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra sayılı Kanun Teklifinin 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                       Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“İlköğretim kurumları; beş yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ayrıca tüm öğrencilerin tercihlerine açık, Kur'an-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin Hayatından Örnekler ve İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, herkes bilmelidir ki bu topraklarda yaşayan halkın adı Türk milletidir. (MHP sıralarından alkışlar) Bu devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin adı Türk milletidir. Türk milletinin dili Türkçedir, Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dili Türkçedir; bundan hiç kimse rahatsız olmamalıdır, bu bizim ortak paydamızdır, bu ortak paydada herkesi kucaklıyoruz. Kendisini bunun dışında sayanlar kendi sorunlarıdır.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kimse Türk milletine laf atmıyor zaten Sayın Şandır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Türk milletine bir şey diyen yok da siz diğer milletleri niye inkâr ediyorsunuz, mesele burada yani.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Türk milletiyle hiçbir sorunumuz yok bizim.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bakınız, bugün, burada…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Niye diğerlerini inkâr ediyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …çok hayırlı bir iş yapıyoruz. Cumhuriyet tarihinin bana göre en önemli, Türkiye büyük Millet Meclisinin en önemli… Geleceğe kalacak, çocuklarımızın bizi rahmetle anacağı çok önemli ve çok değerli, hayırlı bir iş yapıyoruz. Buna katkısı olan herkesten Allah razı olsun.

Yaptığımız iş şudur: Yüzde 99’u Müslüman olan bir milletin, bir ülkenin çocuklarına kendi inanç değerlerinin kaynaklarının eğitiminin verilmesini bir hukuk hâline getiriyoruz. Artık milletimiz ile cumhuriyetimizi barıştırmanın zamanıdır. Bu cumhuriyet de, bu Meclis de, bu devlet de, bu hukuk da bu millet için vardır. Siz, bu milletin değerlerini, inanç değerlerini yok sayarak ne geleceği tanzim edebilirsiniz ne de bu küreselleşen dünyada kendinizi koruyabilirsiniz.

Gerçekten yıllardır ağza almaya bile korktuğumuz inanç değerlerimizin temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerîm’in ve onun en güzel uygulayıcısı olan Hazreti Peygamber'in hayatının ve bunların her anlayışa göre uygulama alanı olan -AKP’nin eksiği burada- ilmihâl bilgileri öğretilmeli. Temel ve ortak payda Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber'in hayatı, ama bunun uygulanmasıyla ilgili, mezheplere göre, anlayışlara göre ilmihâl farklılığının da okutulması bir imkân hâline getirmeliydi.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biz, 1999 yılından bu yana, işte, size daha önce de ifade ettiğim bu kitapta, bunun gerekli olduğunu, bunun okullarımızda okutulması gerektiğini ısrarla vurguluyoruz. Her seçim beyannamesinde, her programımızda bunu söylüyoruz, ama iktidar olan sizsiniz ve on yıldan bu yana iktidarsınız.

Dün Sayın Celal Adan’ın söylediği gibi, imam-hatiplerin isyanını, onların mazlumiyetini kullanarak iktidar olup, on yıl sonra böyle bir düzenlemeyi yapmaya cesaret edebilmiş olmanızı bile bir kazanç olarak görüyorum ama bu, Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı Doktor Devlet Bahçeli’nin eseridir. Onun bu meselenin arkasında durmasından sonra, biz sözcüleri olarak bunu telaffuz ettik ve siz de gerçekten bu konuyu gerçekleştirmek noktasında cesaret gösterdiniz.

İnanıyorum ki, biraz sonra Adalet ve Kalkınma Partisinin önergesi okunacak, o önerge -Tabii bizim önergemize destek vermenizi arzu ederiz çünkü bizimki daha mütekâmil, ilmihâl bilgileri okutulmalı- eksik kalır. Farklı inançlardaki insanların dinî hassasiyetlerinin eğitilmesine imkân verilmiş olacak, bir fırsat verilmiş olacak. Dolayısıyla, biz sizin önergenize, bu konuyla ilgili maddenin oylanmasına Milliyetçi Hareket Partisi olarak “evet” oyu vereceğiz ve korkuların kuşatmasında, korkuların kuşatılmasında, bu milletle, bu milletin değerleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisini, hukukumuzu ve cumhuriyetimizi kavuşturacak, kucaklaştıracağız.

Hiçbir şekilde, hiç kimse bu düzenlemenin cumhuriyete karşı olduğunu düşünmemeli, Atatürk’e karşı olduğunu düşünmemeli. Büyük Atatürk bile diyor ki: “Dini mekteplerde öğretiniz.” İşte şimdi, dini mekteplerde öğreteceğiz. Bu ülkenin insanlarının yüzde 99’u Müslüman. Müslümanlığın kaynaklarını çocuklarımıza okutmanın hiçbir şekilde ne cumhuriyete ne laikliğe ne de Atatürk ilkelerine aykırılığı yoktur.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Laikliğe aykırı. Yok öyle bir şey.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Bu sebeple, ben Cumhuriyet Halk Partisinin de bu önergeye destek vermesi ve bu şerefi paylaşmasını temenni ediyorum, talep ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Bu, bir ortak paydadır. Bu, hepimizin eseri olacaktır. Bu, bu Meclisin eseri olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ben, hepinize çok teşekkür ediyorum. Çok heyecan duyuyorum, çok sevinç duyuyorum, hayırlı olmasını diliyorum. Önergemizi desteklemenizi bekliyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, orada el kaldıran vardı.

Sayın Başkan, el kaldıran, kaldırmayanların tespitini istiyorum.

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Anlamadılar galiba neyin oylandığını!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Başkanım…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hayret bir şeysiniz ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Tekrarlayın… Özellikle ayağa kalkarak, açık… O oylamanın tekrarını istiyorum.

BAŞKAN –  Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Vural, önergeleri…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – O oylamanın tekrarını… Tek tek okuyarak tekrarlayın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın milletvekillerinin bir kısmı belki “evet” oyu verecek.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Kelimeişehadet buradan gelince “hayır”, oradan gelince “evet” mi denilecek?

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hayret bir şey ya!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben şunu müşahede ettim: AKP Grubu içerisinde bazı sayın milletvekilleri bizim önergemizin lehinde el kaldırdılar, bazı milletvekilleri kaldırmadı. Dolayısıyla…

BAŞKAN – Sayın Vural, önergeler, sadece işaret oyuyla yapılıyor. Başka türlü bir usulümüz olsaydı, siz de talep etmiş olsaydınız yapardık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, tekrarlamanız gerekiyor. Çünkü…

BAŞKAN – Ama burada...

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, siz, kalkan parmaklara bakmadınız.

BAŞKAN – Ben değil, kâtip üyeler baktılar. İşte kâtip üyeler burada; birisi iktidar partisinden, birisi muhalefet partisinden.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim.

BAŞKAN - Kâtip üyeler arasında bir uyuşmazlık, anlaşmazlık söz konusu olsa, ben dediğinizi yapacağım Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Sayın Başkan, ne var milletvekillerinin burada el kaldırdığının tespit edilmesinde?

BAŞKAN – Anladım da, bakan ben değilim, sayan ben değilim, kâtip üyeler burada.

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye grup engelliyor, bilmiyorum ki?

BAŞKAN – Kâtip üyeler burada.

Evet, sayın milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

“Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

‘İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip okullarından oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip okullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.’”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Uygun görüşle takdirinize arz ediyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Canikli.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bu önergeyle gerçekten, milletimizin uzun zamandan beri beklediği, istediği, arzu ettiği bir talebi, inşallah, biraz sonra yüce Meclisin takdirleriyle gerçekleşmiş olacaktır. Bu itibarla bugün gerçekten tarihî bir gündür. Bugün bir gurur günüdür, bir onur günüdür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yazıklar olsun!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Türkiye Cumhuriyeti devletini yıktığınız için tarihî bir gün!

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergenizin nasıl boş olduğunu gördük!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu sadece milletimizin talimatı değildir, milletimizin emri değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergeniz nasıl boş!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Aynı zamanda, Anayasa’nın 24’üncü maddesinin de emridir değerli arkadaşlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşte böyle! Böyle getiririz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Anayasa’mızın 24’üncü maddesi çok açık bir şekilde, herkesin anlayabileceği ve algılayacağı bir şekilde diyor ki…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Canikli, niye tek başınıza yapıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - “Din ve ahlâk eğitimi ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır…”

OKTAY VURAL (İzmir) - Milliyetçi Hareketin gücü bu!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Madem milletin ortak değeri niye tek başınıza yapıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -  “Din kültürü ve ahlâk eğitimi…”

OKTAY VURAL (İzmir) – Milliyetçi Hareketin gücü bu! Böyle getirtirler!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – “…ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.” Bunun…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza yapıyorsunuz Canikli?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Çok açık değil mi değerli arkadaşlar?

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle getirtirler, böyle!

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza yapıyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Altından, üstünden çekmeye gerek var mı?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Madem milletin ortak değeri niye tek başınıza yapıyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle getirtirler, böyle!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Anayasa’nın amir hükmüdür. Anayasa’nın amir hükmüdür.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza...

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Hayır ne oluyor ya! Allah aşkına, biraz önce Sayın Şandır destek vereceğinizi söyledi…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Madem milletin ortak değeri, niye tek başınıza yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak…

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyonda keşke engellemeseydiniz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Milliyetçi Hareket Partisi biraz önce destek vereceğini söyledi, vaz mı geçti Milliyetçi Hareket Partisi; bilemiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyonda keşke engellemeseydiniz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Vaz mı geçtiniz? Sayın Şandır söyledi biraz önce, vaz mı geçtiniz? Önemli değil.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek başınıza?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen Sayın Hatibi dinleyelim.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – AK PARTİ Grubunun desteğiyle, inşallah, milletimizin bu talimatı yerine getirilecektir, ondan hiç kuşku duymayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Yani 28 Şubattan ne farkı var şimdi buranın?

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergenizin nasıl içi boş olduğu ortaya çıktı.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Buranın 28 Şubattan ne farkı var? Tek başınızasınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Milliyetçi Hareket olmasaydı kılınız bile kıpırdamazdı.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ne farkı var 28 Şubattan?

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, burada hiçbir şekilde hiçbir kişiye, zümreye karşı bir dayatma söz konusu değildir. Çok açık bir şekilde…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Dün askerlerin sivilleri vardı, bugün sivillerin askerleri var. Ne farkı var 28 Şubattan?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Allah aşkına! Niye konuşturmamaya çalışıyorsunuz beni?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Konuşturmamaya çalışmıyorum, bir şeyi protesto ediyorum. Konuşturmamak değil, protesto ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, lütfen…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Sizin destek verdiğiniz, vereceğinizi söylediğiniz önerge üzerinde konuşuyorum. Allah aşkına yapmayın ya! Hiç kimseye en ufak bir dayatma söz konusu değildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – İkili siyaseti görün. Neredeydi teklifiniz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Çünkü önerge metnine baktığınız zaman, isteğe bağlı ve seçimlik olarak okutulacağı çok açık bir şekilde ifade ediliyor değerli arkadaşlar. Niye bundan çekiniyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Teklifinizde neredeydi? Hani vardı içinde?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu imkândan herkes faydalanabilir, herkes bu imkândan faydalanabilir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaçamazsınız, kaçamazsınız.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Düşüncesi, inancı ne olursa olsun herkes bundan faydalanabilir zorunlu olmadığı sürece, bir dayatma olmadığı sürece.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaçamazsınız böyle.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tıpkı 1997’de uygulamaya konulan kesintisiz sekiz yıllık eğitim dayatması gibi bir dayatma olmadığı sürece, tercihe dayalı, isteğe dayalı bir sistemin neresi yanlış?

OKTAY VURAL (İzmir) - Nurettin Bey, böyle getirtiriz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bir de bakın arkadaşlar, isteğe bağlı olarak okutulan nedir, okutulmak istenen nedir? Kur'an-ı Kerim’dir, Hazreti Peygamber’imizin hayatıdır. Bunun neresi yanlış?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yanlışları dile getirmeye devam ediyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İsteyen vatandaşımız çocuklarına eğer Kur'an-ı Kerim okutmak istiyorsa devlet bunu sağlasın, devlet bu imkânı versin. Bundan niye rahatsızlık duyuyorsunuz? Sadece bu değil, başka hangi dinden olursa olsun…

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye bizimkine “hayır” diyorsunuz? MHP olmasaydı ne yapacaktınız siz?

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Hani bu darbe anayasasıydı? Hani darbe anayasasıydı?

BAŞKAN – Sayın Serindağ… Sayın Serindağ, lütfen oturun. Sayın Hatibi sükûnetle dinleyelim.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hangi dinden olursa olsun çocuklarına kendi dininin eğitimini vermek istiyorsa sistem buna müsait, seçmeli ders olarak bunlar getirilebilir. Orijinal metninde de bu çok açık bir şekilde ifade ediliyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yeni mi aklınıza geldi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoktu, hayır. Doğru demiyor. Öyleyse niye değiştiriyorsunuz?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, bu son derece demokratik, son derece çoğulcu, son derece vatandaşın düşüncelerini dikkate alan bir uygulamadır. Buna hiç kimsenin bir itirazı olmaması gerekir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – On sene sonra aklınıza geldi. Dünya işi bitti, ahiret işi on sene sonra başladı. Önce dünya işi, sonra ahiret işi!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Demokrat olduğunu, çoğulculuğa destek verdiğini söyleyen hiç kimse bu öneriye itiraz edemez değerli arkadaşlar, çünkü dayatma yok, zorlama yok, tamamen istek var. Bu milletimizin… Bakın, bazılarının milletin iradesiyle, milletle sorunu olduğunu biliyoruz, biliyoruz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sizin sorununuz var, sizin!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – O nedenle, zaten milletimiz kırk yıldan beri, elli yıldan beri, bilemiyorum kaç yıldan beri, güvenmiyor; onu biliyoruz.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sizin cumhuriyetle sorununuz var, cumhuriyetle!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ama bu millete hizmet etmek üzere millet bu kadrolara görev verdi değerli arkadaşlar, bu kadrolara görev verdi; bunu unutmayın.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi hizmet?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu kadrolar milletimizin kendisine verdiği görevi sonuna kadar yerine getirecektir. Onda kararlıdır, hiç kimse bunu engelleyemez. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – “Engelleyemezsiniz, tıpış tıpış getireceksiniz.” dedim, bak nasıl kuzu gibi getirdiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, bu iki ders örnek olarak konulmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Daha neler var, neler!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bunun dışında, Bakanlık, talebe göre seçimlik derslerin sayısını artırabilir, buna bütün dinî gruplar dâhildir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu konuda maskeli siyaseti bitireceğiz, maskeli siyasetinizi bitireceğiz! İç yüzünüzü millet görsün.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bütün dinî gruplar dâhildir; evet, aynen öyle. Yani, belki siz bunu algılayamayabilirsiniz, kabul etmek istemeyebilirsiniz ama bizim demokrat anlayışımız budur, çoğulculuk anlayışımız budur ve maddenin orijinal metninde de açık olarak belirtiliyor. Yani, bir tarafta sekiz yıllık kesintisiz eğitim dayatmasını, diğer tarafta milletimizin emrinde olan… (Gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bu cumhuriyeti yıkamayacaksınız, yıkamayacaksınız!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Canikli.

Bir saniye lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Canikli -doğrusu hayretler içindeyim- diyor ki: “Bundan öncekinde vardı.” Elinizi vicdanınıza koyun, bundan önce aklınıza gelmedi, yoktu içinde ya, yoktu! “Milliyetçi Hareketin isteğiyle yaptık.” deme cesaretini niye gösteremiyorsunuz? Yürekli olun ya, yürekli olun; teşekkür edin.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, metnin içerisinde açık bir şekilde var, maddede var.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yoktu, imam-hatip ortaokulları da yoktu, biz önerdik.

BAŞKAN – Sayın Vural, sözleriniz tutanaklara geçti, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir de bilemiyorum, bu önergelerde önerge kabul edildiği zaman gerekçesi kanunun maddesi mi oluyor, olmuyor mu çok bilmiyorum ama bu gerekçe o kadar zayıf ki. İmam-hatip ortaokulları açılıyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Orada izah etti gerekçeyi.

OKTAY VURAL (İzmir) – “…Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in hayatı…” Diyor ki, gerekçeye bakın…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Orada gerekçeyi şifahi olarak ifade ettim.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Okutulacak…”

BAŞKAN – Sayın Vural, yerinizden veya buyurun kürsüden ifade edin.

OKTAY VURAL (İzmir) – “Okutulacak seçmeli derslerle ilgili kamuoyundaki yanlış bilgilendirmelere açıklık getirmek amacıyla önerilmiştir.” Yani “Bizim niyetimiz yoktu buna.” Niyetinizin olmadığını belirtiyorsunuz burada.

BAŞKAN – Sayın Vural, teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın İnce.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Niye destek vermediniz demin? On sene dünya malıyla uğraştınız, aklınıza ahiret gelmedi!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir müsaade edin, Sayın İnce söz istiyor.

Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Canikli milletin değerleriyle sorunlu olduğumuzu söyledi, açıkça bir sataşmada bulundu, iki dakika söz istiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben CHP’ye sataşmada bulunmadım.

BAŞKAN – Hayır, tutanakları isteyelim bakalım Sayın İnce, isterseniz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım, siz o anda konuşuyordunuz kâtip üyeyle, yalan söyleyecek hâlim yok, bana inanın.

BAŞKAN – Hayır, lütfen… Lütfen…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ama öyle dedi. İki dakikada…

BAŞKAN – Ya, bu kelimeleri niye kendi kendinize hemen telaffuz ediyorsunuz çok çabuk, “yalan” kelimesi, “iftira…”

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bizim grubu işaret ederek konuştu, “Bazıları…” dedi, böyle gösterdi.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Peki, çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ama lütfen, Grup Başkan Vekilisiniz, hemen “yalan” kelimesi, “iftira”, “hakaret”, “gasp…”

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yüksek perdeden başlamazsak söz vermiyorsunuz.

BAŞKAN – Ben, sayın grup başkan vekillerine yakıştıramıyorum doğrusu.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Peki.

BAŞKAN – Buyurun.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim tartışmasının içinde bilgisayar tartışılır, İnternet  tartışılır; dinimiz, kitabımız sıcak siyasetin konusu olabilir mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yazıklar olsun!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ne kadar ayıp! Ne kadar ayıp! Yani biz burada İnternet, bilgisayar, okulları tartışacağımıza, “Sen mi daha iyi Müslümansın, ben mi daha iyi Müslümanım?..” Böyle bir tartışma olur mu? Yazıktır ya, günahtır, günah; günahtır. (CHP sıralarından alkışlar)

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Biz tartışmıyoruz ki!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlarım, yani siz o dinî eğitimden geçmiş insanlarsınız çoğunuz, ben de geçtim o eğitimden merak etmeyin, ben kendime yakıştıramıyorum bu tartışmaları, siz nasıl yakıştırıyorsunuz anlamıyorum. Bu kanunda bu iki önergenin ikisi de olmasa bile zaten bu dersleri koymak mümkün.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Buyurun!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Mümkün bu. Sırf bunları ne için koyuyorsunuz biliyor musunuz? Oy almak için Kur'an-ı Kerim’i kullanıyorsunuz, oy almak için! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Yapmayın bunu.

Kur'an-ı Kerim’le ilgili bir düzenlemede ben burada 550 milletvekilinin 550’sinin de oy vermesini isterim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu birlikte yapmalıyız. Sizin işiniz, gücünüz, o milyar dolarlar var ya bilgisayarlarla ilgili, onları Kur'an’la kapatmaya çalışıyorsunuz, haramı Kur'an’la kapatmaya çalışıyorsunuz! (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, yapmayın bunu. Bunu yapmayın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bu olmadı, olmadı.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Dinimiz, Kur’an-ı Kerim, sıcak siyasetin tartışma alanı değildir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tartışma yok.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Siz Müslümansınız, ben değil miyim?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Öyle bir şey söylemiyoruz.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sizin içinizden buradan seçerim, halkın huzurunda tartışırım, eğer onlara yenilirsem siyaseti bırakırım. Bırakın bu işleri siz. Bırakın bu işleri. [AK PARTİ sıralarından alkışlar(!)]

Bakın, bunu sıcak siyasetin tartışma konusu olmaktan çıkarın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) – Son maddelerde göreceksiniz Cumhuriyet Halk Partisinin direncini. Size o yetimin hakkını yedirmeyeceğiz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İnce.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, efendim, bizim de önergemiz var. Sayın Muharrem İnce oy almak için Kur’an-ı Kerim’le ilgili önerge verildiğini ifade etti, teeddüp ederim. Bu değerlerimiz oy için istismar edilecek değerler değildir. Bunlar hepimizin, hep beraber, birlikte sahiplenmesi gereken değerlerdir. Dolayısıyla, böyle bir değerlendirmeyi kabul etmemiz mümkün değildir. Böyle bir şey olmaz. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, Sayın Canikli benim konuşmamdan sonra bir konuşma yaptı, beni de grubumuzu da ilzam edecek şekilde beyanlarda bulundu.

BAŞKAN – Ne söyledi grubunuzu ilzam edecek şekilde?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben bir şey söylemedim.

ENVER ERDEM (Elâzığ) -  Siz hiçbir şeyi dinlemiyorsunuz Başkanım ya.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani bizim önergemizin kabul edilmeyişinin gerekçesini anlatırken, bizi bir anlamda bu konuyu istismar etmekle suçladı. Müsaade ederseniz düzeltme yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır, sataşma nedeniyle, yeni bir sataşmaya mahal vermemek şartıyla.  (MHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, on dakikadır işaret ediyorum, meramımı sormadınız.

BAŞKAN – Sayın Altay, Grup Başkan Vekiline…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, grup başkan vekilleriyle mi yöneteceksiniz bu Meclisi?

BAŞKAN – Ama Sayın Altay, böyle bir usulümüz yok ki efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, sizin göreviniz, bana -on dakikadır bunu yakmışım- meramımı sormaktır, söz verirsiniz, vermezsiniz, ayrı bir iş. Lütfen. Meramımı sormaya bile…

BAŞKAN – Grup başkan vekillerine…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, siz, bana…

BAŞKAN – …söz verdim, bir dinleyelim, ondan sonra Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, hayır ama “Siz oturun, vermeyeceğim.” diyorsunuz. Bana meramımı sormaya mecbursunuz.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekilini kürsüde bekletemeyiz efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Olabilir, benim meramımı dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, burada milletvekilleri de var. “Grup başkan vekili” ne demek? Yani burada milletvekilleri kişiliksiz mi? Böyle bir tutumunuz var ya! Burada her milletvekili eşit.

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değerli arkadaşlar, hiç olmazsa…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir saçma sapan düşüncelerle…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …şu konuştuğumuz konunun kutsiyetinde birbirimize hoşgörülü olalım. Lütfen.

Bizim itirazımız şudur Sayın Canikli: Eğer Komisyonda bizi konuştursaydınız, biz bu önergeyi orada verecektik ve bu tartışma orada bitecekti ama müsaade etmediniz. Yani bir Sayın Bakanınız çıktı -Sayın Başbakanınız bir ayrı- Milliyetçi Hareket Partisini bu konuyu istismar etmekle suçladınız. Buna hakkınız yok. Yani biz size kendimizi ispat etmek mecburiyetinde değiliz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz kimsiniz ya?

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – İşte söylüyoruz, 99’dan bu yana, ayrıca on yıldır iktidarsınız ve bu mazlumların oyunu alarak iktidar oldunuz ama bugüne kadar getirmeyişiniz… Getirdiğiniz kanunda buna imkân yok.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Var.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Getirdiğiniz önerge de açıkta.

Değerli milletvekilleri, suçlamak için söylemiyorum. Önünüzde Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi var. Beş yüz kelimelik gerekçe var. Aranızda ilim adamları var, din adamları var. Okuyun gerekçeyi, göreceksiniz. Adalet ve Kalkınma Partisinin gerekçesini okuyunuz, bir satır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben konuştum…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Yani değerli arkadaşlar, yani bu konuda bizim ciddiyetimizi sorgulamak hakkınız değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hazırlıksızsınız, çalışmamışsınız. Niyetiniz hayır değil.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Hakkınız değil ve ben tekrar ifade ediyorum: Yani hangi gerekçeyle Milliyetçi Hareket Partisinin önergesine “hayır” oyu verdiniz arkadaşlar?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi? Taassup, parti taassubu…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Biz şimdi sizin önergenize “evet” oyu vereceğiz. Utanmayacak mıyız arkadaşlar? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Evet, utanmayacak mıyız? Olur mu böyle bir şey? Yani Kur'an-ı Kerim konusunda bile biz sizinle anlaşamıyorsak, siz bizimle anlaşamıyorsanız nasıl olacak bu iş?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben konuşurken konuşturmadılar Sayın Şandır. Yapmayın Allah aşkına.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah’ını seversen, ne var destekleseniz?

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Allah aşkına. Ama orada, hemen bizim önergemize “hayır” oyunu, elini kaldırdın, bu grubun iradesini gasbettin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne var destekleseniz? Yürek yok, yürek yok.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yanlış, teknik olarak…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Niye yanlış olsun? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şandır, teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, kendinizi gözden geçirmenizi istirham ediyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – İşte, sizin önceki önergeniz de burada. Rezalet.

BAŞKAN – Sayın Altay, buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – … keskin sirke küpüne zarardır…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye… Sayın Altay’a söz verdim…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Kendi değerlerimize sahip çıkalım…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay’a söz verdim, bir saniye Sayın Kaplan.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım, Talim Terbiye Kurulu Başkanının ya da temsilcisinin o sıralardan derhâl kalkıp Genel Kurul salonunu terk etmesi gerekir. Bunu talep ediyorum çünkü ilköğretime müfredat koymak, ders koymak Talim Terbiyenin işidir; bir. Bunu biz üstlenmişsek Talim Terbiye Kurulu Başkanının ya da temsilcisinin orada işi yok. Orayı derhâl terk etmelidir ve bu teklifi, gerek MHP’ninkini gerek AKP’nin teklifini siz burada Anayasa’ya aykırılık önergelerine rağmen işleme alarak da bir Anayasa suçu işlediniz. Bunu da belirtmek istiyorum ve Türkiye Büyük Millet Meclisi laik, demokratik cumhuriyetin dinamitleneceği yer değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay, teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Aynen, doğru söylüyor, Talim Terbiyenin görevini biz yapıyoruz.

BAŞKAN - Lütfen, konuşmalarınızda bürokratları hedef almayınız. İkincisi: Anayasa’ya aykırılıkla ilgili burada Başkanlık olarak görüşümüzü bildirdik.

Buyurun Sayın Özdemir.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu getirilen önerge, biraz önce kabul edilen önerge açıkça Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırıdır. Hazır AKP’nin çoğunluğu var, Mecliste başka destek de bulduklarına göre -Grup Başkan Vekili söylüyor: “Bence bugün tarihî bir gün.” diyor. Evet, tarihî bir gün.- “Cumhuriyeti kaldırdık, halifeliği yeniden ilan ettik.” desinler, daha dürüst davranmış olurlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan’ın söz talebi vardır.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gerçekten, burada üzülerek bir tartışmaya tanık olduk çünkü Kur’an, din, peygamber gibi kutsal değerleri gerçekten siyaset konusu yapmak üzmüştür bizi. On yıldır iktidar AK PARTİ hükûmetleri ve Sayın Bakan ve Müsteşar, ilgililer burada. Din dersleri vardı müfredatta. Siz bu din derslerinde bugüne kadar Kur’an-ı Kerim, Hazreti Peygamber’in hayatını, mealini, hiç ders olarak okutmadınız mı? Okuttunuz mu, okutmadınız mı? Bu konuda Meclisi bilgilendirseniz sevinirim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Doğru tavır budur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yürek olacak, yürek! Aferin size aferin! “Böyle tıpış tıpış getireceksiniz.” dedim değil mi? Nasıl? Sıktı değil mi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kabul edilen… (CHP sıralarından gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman halifeliği, saltanatı da ilan edelim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, kabul edilen önerge doğrultusunda 9’uncu maddeyi oylarınıza sunacağım. Ancak 9’uncu maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır. Önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.

Önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanunun 9. Maddesinin oylamasının açık oylama ile yapılmasına müsaadelerinizi arz ederiz.

BAŞKAN - Mehmet Şandır? Burada.

Oktay Vural? Burada.

Mehmet Günal? Burada.

Özcan Yeniçeri? Burada.

D. Ali Torlak? Burada.

Mustafa Erdem? Burada.

Lütfü Türkkan? Burada.

Alim Işık? Burada.

Zühal Topcu? Burada.

Yusuf Halaçoğlu? Burada.

Ahmet Duran Bulut? Burada.

Seyfettin Yılmaz? Burada.

Münir Kutluata? Burada.

Ruhsar Demirel? Burada.

Meral Akşener? Burada.

Murat Başesgioğlu? Burada.

Celal Adan? Burada.

Mehmet Erdoğan? Burada.

Mesut Dedeoğlu? Burada.

Muharrem Varlı? Burada.

Mustafa Kalaycı? Burada.

Sinan Oğan? Burada.

Ali Uzunırmak? Burada.

Ali Halaman? Burada.

Reşat Doğru? Burada.

Cemalettin Şimşek? Burada.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı            :          391

Kabul                                   :          306

Ret                                        :              85 (x)

                                        Kâtip Üye                                                            Kâtip Üye

                                   Bayram Özçelik                                         Muhammet Rıza Yalçınkaya

                                          Burdur                                                                 Bartın”

Böylece 9’uncu madde kabul edilmiştir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.03

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.22

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

10’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 10'uncu maddesinde yer alan "veya yaygın" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                       Sırrı Sakık                            Pervin Buldan                             Mülkiye Birtane

                            Muş                                         Iğdır                                             Kars

                     Hasip Kaplan                          İdris Baluken                                   Adil Kurt

                          Şırnak                                     Bingöl                                         Hakkâri

                  Nursel Aydoğan                         Levent Tüzel                                 Halil Aksoy

                       Diyarbakır                                 İstanbul                                           Ağrı

                      Emine Ayna                           Aysel Tuğluk                       Hüsamettin Zenderlioğlu

                       Diyarbakır                                    Van                                              Bitlis

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Binnaz Toprak                          Turgut Dibek                            Ali İhsan Köktürk

                         İstanbul                                  Kırklareli                                     Zonguldak

                                           Ayşe Eser Danışoğlu               Aylin Nazlıaka

                                                     İstanbul                                Ankara

Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 26- Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu öğrenim veren genel, meslekî ve teknik öğretim kurumları ile açık lise öğrenimini kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Şandır                          Oktay Vural                               Özcan Yeniçeri

                          Mersin                                      İzmir                                           Ankara

                     Zühal Topcu                           Lütfü Türkkan                                  Alim Işık

                          Ankara                                    Kocaeli                                        Kütahya

                      Engin Çınar                       Ahmet Duran Bulut                         Mustafa Erdem

                      Kastamonu                                Balıkesir                                        Ankara

“Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

‘Madde 26- Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, üç yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir.’”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Erdem, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Aynı dinin mensupları olarak üzerimizdeki bir görev ve sorumluluğun ifası için buradayız. Yüce dinimiz İslam’ın herhangi bir alanının istismara müsaade etmediği ve bir Müslüman’ın dinî duygularının sömürüye araç olmaması gerektiği hususlarını dikkatlerinize arz etmek istiyorum.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu dinin bu milletin kaderi ve ideali olduğu, o dinin yaşanması hâlinde bu milletin selamete ereceği duygularıyla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak eğitim kurumlarımızda din derslerinin verilmesini, Kur’an’ın öğretilmesini, imam-hatip okullarının orta kısımlarının açılmasını önerdiğimiz hâlde bu milletin dinî duygularını istismar ederek oy toplayan AKP milletvekillerinin bu grup önerisine destek vermemelerini kınıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, bir başka hususa daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Milliyetçi Hareket Partisi önerge sunmazdan önce, Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı ve grup yöneticileri Kur’an-ı Kerim’in, Peygamberimizin hayatının, ilmihâl bilgilerinin bu milletin çocuklarına öğretilmesi gerektiğini, imam-hatip okullarının orta kısımlarının açılması gerektiğini söyleyinceye kadar program metninde veya kanun metninde böyle bir şeyiniz vardı da niye daha önceden bize bildirmediniz?

İki tane önerge sundunuz ve bu iki önergenin birincisinde imam-hatip okullarının orta kısımları da yok idi ama kamuoyuna Sayın Bakanın Türkiye’den, Sayın Başbakanın Seul’den verdiği mesajlarda bu programın içerisine Kürtçenin eğitim dili olarak konulacağı, Heybeliada Ruhban Okulunun da bu program çerçevesinde açılacağı dost Obama’ya bildirilmiş idi.

O zaman şunu burada dikkatlerinize sunmak istiyorum aziz milletvekilleri: Din, Yüce Kitabımızın 30’uncu Sure’sinin 30’uncu Ayet’inde bildirildiğine göre, Allah’ın insanın içerisine yerleştirdiği, değiştirilmesi mümkün olmayan bir değerler bütünüdür. “İnanmıyorum.” diyen insanların yapmış olduğu uygulama veya ifadeler bastırılmış dinî duyguların ifadesinden başka bir şey de değildir.

Bundan on beş sene kadar önce Kırgızistan’da bulunduğum bir sürede Rusya’nın Komsomolskaya Pravda gazetesine vermiş olduğum mülakatı burada sizlerin vicdanına, aklına hitaben yeniden arz etmek istiyorum: Bu surede ifade edilen husus; inanma duygusu insanın içerisine yerleştirilmişse o zaman bu duygunun legal yollardan reel bir şekilde mutlaka insana öğretilmesi ve onun zararlı taraflarının bertaraf edilmesi lazım gelir. Eğer siz yaygın ve örgün eğitim kurumlarınızda din derslerini insanlara öğretmezseniz, bu legal ve reel bir şekilde olmaz ise bu duyguyu tatminden başka seçeneği olmayan insanların bunu illegal yollardan irreel bilgiler şeklinde tatmin etme zarureti vardır ki o zaman ülkemizde yaşanan din sömürüsünün, din istismarının veya yanlış dinî bilgilenmenin manzarası ortaya çıkar. Dolayısıyla, burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum: Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda çeşitli cinsiyet ve yaş gruplarına mensup olan insanların dinle ilgili çok ilkel bazda bile bir soru sorma ihtiyacı oluyor, din bezirgânları bu sorulara karşı kendi duygularını ve beceriksizliklerini ortaya koyarak yanlış yönlendirme yapabiliyorsa, bu yaradılıştan gelen olgunun yanlış yöne yönlendirilmesinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla, asırlardır dinî eğitim tecrübesine sahip olan ülkemizin, dinle özdeşleşmiş ve Müslüman Türk milleti vasfını kazanmış olan bu milletin dinî değerleriyle, kültürel değerleriyle yaygın ve örgün eğitim kurumlarında tanışması ve milletimizin bekası noktasında ideal bir ruha kavuşması lazım gelir diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                      Binnaz Toprak (İstanbul) ve arkadaşları

Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 26- Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu öğrenim veren genel, meslekî ve teknik öğretim kurumları ile açık lise öğrenimini kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Binnaz Toprak, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Toprak.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben buraya gelmeden önce iki televizyonda konuşma yaptım. Bana sorulan soru şuydu: “CHP bu yasaya neden itiraz ediyor?” Ben de şunu söyledim, dedim ki: “İtirazlarımızın dinle, imam-hatip okullarıyla, laiklikle hiçbir ilişkisi yok. Hatta Sayın Başbakan ve diğer AKP’li yetkililer verdikleri demeçlerde CHP milletvekillerinin Komisyonda bu tartışılırken sadece ve sadece imam-hatip liselerinin orta kısımlarının açılmaması doğrultusunda konuştuklarını söylediler. Bu doğru değil, hiçbir arkadaşımız bu konuyu gündeme getirmedi. Bizim asıl üstünde önemle durduğumuz mesele, eğitim felsefesi ve bu yasanın içeriğiyle ilgiliydi çünkü bu yasayla ilgili ciddi endişelerimiz var. Endişelerimizin kaynağında da özellikle yoksul aile çocuklarına ilişkin tereddütlerimiz var.”

Şimdi, bunu söyledikten sonra şunu söyleyeyim: Gerçekten de demin burada yaşanan sahneyi esefle karşılıyorum. MHP’li bir milletvekili arkadaşımız AKP’yi suçlayarak biraz önce dedi ki:  “Efendim, dini alet ediyorlar siyasete.” Maalesef, bugün kendileri de aynı şeyi yapmış durumda. Burada biz, MHP ve AKP’nin, kim daha fazla dindar gözükecek ve dolayısıyla, bundan rant sağlayıp daha fazla oy alacak münazarasına sahne olduk. Bunu şiddetle kınıyorum. Zaten bu Meclisin çalışma şekli, aslında bizim bu yasaya itirazlarımızın en önemli nedenlerinden bir tanesi. Bakın ben, Komisyon toplantılarının birçoğuna katıldım iki günü hariç, 7’nci maddeye kadar tartışıldı ve 7 madde Komisyondan geçti. Geriye kalan maddeler Komisyonda güya tartışıldı ve güya oylamaya sunuldu ve güya kabul edildi. Eğer bu memlekette adil yargı varsa, bağımsız yargı varsa, bu yasanın Anayasa Mahkemesinde usulden bozulması lazım çünkü hiçbir parlamenter sistemde, bir yasa tartışılmadan, ortak akıl üretmeye çalışılmadan, mutabakat aranmadan, bu şekilde geçirilmeye çalışılmaz. Bu, gerçekten de esef verici bir durumdur ve bir AKP klasiği hâline gelmiştir. Bunu daha önce de yaşadık, bu Meclis çalışmıyor, çalıştırılmıyor çünkü bu Meclis, sadece ve sadece, böyle, bir yere imzasını basan veya mührünü basan insanlar topluluğundan oluşuyor, hiçbir şeyi burada tartışamıyoruz.

Bakın, buraya Kürt sorunu geldi, kapalı oturum olduğu için bunu şimdi açıklayamayacağım ama şu kadarını söyleyebilirim ki iki gün boyunca konuya değinmedik bile.

Aynı şekilde, buraya, defalarca hem bizim milletvekili arkadaşlarımız hem BDP’li arkadaşlar, ırkçı söylemlere karşı yasa çıkarılması için teklif verdiler, bu dahi reddedildi.

Şimdi, dolayısıyla, burada biz, aslına bakarsanız bir tiyatro oynuyoruz, demokrasicilik oynuyoruz tıpkı demin oynandığı gibi. Hiçbir şeyi tartışmıyoruz, hiçbir konuya çözüm aramaya çalışmıyoruz. Şimdi, demin dedim ki…

Dolayısıyla, şunu söyleyeyim: Başbakan ve AKP yetkililerinin umdukları şöyle bir şeydi zannediyorum: CHP nasıl olsa buna laiklik temelinde karşı çıkacak, biz de yükleneceğiz. Bu böyle olmadığı içindir ki bugünkü sahne yaşandı diye düşünüyorum. Çünkü, zaten bizim grup başkan vekilimizin de söylediği gibi, yasanın içeriğinde bu vardı. Yani, din eğitimi bir paket hâlinde verilecek deniyor yasanın içeriğinde. Dolayısıyla, bu paketin içinde Kur’an-ı Kerim de öğretilebilirdi, Peygamberin hayatı da öğretilebilirdi, İslamiyet hakkında bilgi de verilebilirdi. Hiçbir yasada, şu ders okutulacak, bu ders okutulacak diye ayrıntıya girilmez.

Şunu söyleyeyim: Dedim ya, bu, yoksul çocukları vuracak bir yasadır. Bakın, baktığınızda aslında seçmeli dersler veriliyor gibi gözüküyor. Çok güzel, biz de zaten seçmeli ders taraftarıyız. Yani öğrencilere bu şans tanınmalı, kendi kabiliyetlerini, yeteneklerini keşfetmeleri için ama burada şöyle bir kandırmaca var: Aslında seçmeli ders verilmiyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BİNNAZ TOPRAK (Devamla) - …seçmeli ders paketleri veriliyor. Dolayısıyla da bundan zarar görecek olanlar yoksul aile çocuklarıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Toprak.

BİNNAZ TOPRAK (Devamla) - Aynı şekilde, okul öncesi eğitim, yoksul aile çocuklarıyla daha varlıklı aile çocuklarının eşit şartlarda ilkokula başlamaları için çok önemli bir çabadır. Dolayısıyla, bakın Sayın Bakan, bu bir reform değildir. Ama asıl yapılması gereken burada reform yasası çıkarmaktır.

BAŞKAN – Sayın Toprak, lütfen…

BİNNAZ TOPRAK (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Hatip, biraz önce 9’uncu maddede kabul edilen bir önerge çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisinin de din istismarı yaptığı gibi, haksız, mesnetsiz ifadelerde bulunmuştur. Din, bizi millet yapan değerlerdir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak “din istismarcılığı” adı altında tavrımızın eleştirilmesinin ayrıca ayrı bir istismar konusu olduğunu ifade etmek istiyorum.

Ben inanıyorum ki Cumhuriyet Halk Partisine oy veren insanlar da bu milletin dinini kaynaklarından öğrenme ve anlama ve Atatürk’ün dediği gibi mekteplerde öğrenmeyi, tercihlerini ilk sırasına ortaya koyar diye düşünüyorum.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) - Konu o değil efendim, mekteplerde zaten öğretiliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak din gibi konular bir istismar alanı değildir, hepimizi beraber, birlikte getiren hususlardır. Ne hazindir ki Sayın Hatip, maalesef, etnik meseleleri istismar etmekle ilgili düşüncelerini ifade ederken bunu istismar ettiğinin farkında olmadığını esefle ifade etmek durumundayım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum Sayın Vural, tutanaklara geçmiştir.

Oylarınıza sunuyorum önergeyi…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.

Sayın Aslanoğlu, Sayın Seçer, Sayın Öğüt, Sayın Çıray, Sayın Özgümüş, Sayın Köktürk, Sayın Yüceer, Sayın Ayaydın, Sayın Dibek, Sayın Kurt, Sayın Toptaş, Sayın Aksünger, Sayın Toprak, Sayın Özkan, Sayın Nazlıaka, Sayın Danışoğlu, Sayın Öz, Sayın Işık, Sayın Kaptan, Sayın Susam.

Sayın milletvekilleri, iki dakika süre veriyorum, buyurun.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 10'uncu maddesinde yer alan "veya yaygın" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                            Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ertuğrul Kürkcü, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Kürkcü. (BDP sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; aslında bu önerge, bugün İçişleri Bakanı Naim Şahin’in emirleriyle Kızılay’da, Tandoğan’da, Ankara’nın her yerinde basınçlı suyla, zehirli gazla, dövülen, sürülen, yerlerde sürüklenen, horlanan öğretmenlerin talebiydi. O öğretmenlerin fikrini sormadınız, onların hiçbir zaman düşüncelerine başvurmadınız ama onların verdikleri eğitimin nasıl şekilleneceğine dair bir gece yarısı baskınıyla bize bir yasa dayattınız. Unutmayın Kızılay’da, Tandoğan’da, Türkiye’nin her yerinde dayaktan geçirdiğiniz öğretmenlerden herhangi biri sizin çocuklarınızın öğretmeni olabilir. Hanginiz yarın veli toplantısına gittiğinizde o öğretmenlerin yüzüne bakabileceksiniz? “Sizi biz dövdürdük.” diyebilecek misiniz? Yazıklar olsun size! (AK PARTİ sıralarından “Bağırma” sesleri)

ADEM YEŞİLDAL (Hatay)  - Bağırmadan konuş.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Bu yola daha önce başvuranlar da oldu. Sayın İçişleri Bakanımızın ifrazat yoluyla insanları cezalandırma çağrısı yani sadece ve ancak vahşi hayvanların yaptığı bir yolu halka teklif etmesi unutulmadı ama bugün başka bir ifrazatla, tazyikli suyla, zehirli gazla karşılaştık. Ne oldu? Gene buradayız, gene düşündüğümüzü söylüyoruz. Tıpkı bundan kırk yıl önce zalimlerin karşısında dimdik duranların durduğu gibi. (BDP sıralarından alkışlar) Onların kendi idealleri için hayatlarını verdikleri gibi. Onları ortadan kaldıranlar, katiller, zalimler, cellatlar unutuldu ama onlar asla unutulmayacak tıpkı bugün Kızılay’da kendi amaçları ve kendi inançları için direnen öğretmenler gibi, tıpkı onlar gibi direnen mahkûmlar cezaevinde. İşte faksları. Otuzuncu günündeler açlık grevinin, Osmaniye Cezaevinde. Tek iyileşme o günden beri, heyetin gittiğinden beri, şikâyetlerini faks yoluyla bize iletebilmeleri oldu. Bu Hükûmetin emekçilere, siyasetçilere, cezaevinde yatanlara, kadınlara, erkeklere reva gördüğü bu muamele, işte onların siyaseti hakkında bize bir fikir veriyor.

Bu eğitim yasası… Eski eğitim yasası bir matah değildi. O da barışın okulunu bize vermiyordu, o da erkek olmayanların okulunu vermiyordu; o da emekçilerin, yoksulların okulu değildi; engellilerin, halkların okulu değildi; inananların, inanmayanların, hiçbirimizin okulu değildi; ne özgürlüğün ne eşitliğin ne kardeşliğin okuluydu; baskının, asimilasyonun, zulmün okuluydu ama bugün, bundan da katmerlisini bize dayatıyorsunuz.

Ana dilde eğitim talebini reddediyorsunuz. Kız çocukları aleyhine var olan ortaöğretimdeki eşitsizlikleri geliştiriyorsunuz. Dokuz yaşındaki öğrencilerin belli alanlara yönlendirilmesi on üç yaş sonrası eğitim seçeneklerini kısıtlıyor. Mukaddesatçı, milliyetçi, cinsiyetçi, neoliberal, küresel sermaye düzeninin ihtiyaçlarını gözetiyorsunuz.

Bu tasarı, eski deyimle “milleti hâkime”nin talebi, Türkiye’nin ne emekçilerine ne Alevilerine ne Hristiyanlarına ne inanmayan yurttaşlarına ne de Diyanet İslam’ı dışında kalan İslami yorumlara sahip insanlara hitap ediyor. Çok geç olmadan sizlere sesleniyoruz arkadaşlar: Çocuk işçiler, itaatkâr, dindar nesiller ülkesine “Hayır.” deyin. Hiçbir ayrım yapmadan, herkese nitelikli ve parasız eğitim sağlayan demokratik cumhuriyetin okullarını konuşmaya, hayata geçirmeye çalışalım.

Bu yasayı geri çekebilirsiniz, hâlâ böyle bir şansınız var. Ama inanın, bu yasayı geçirdikten sonra, bu yasayı kanunlaştırdıktan ve halka, millî eğitime maruz kalacak çocuklarımıza dayattıktan sonra, her gün, her gün, eğitim, siyasi bir tartışmanın konusu olacak. Kaçınılmaz olarak bu yola girdiniz, buradan geri dönebilirsiniz. Üzerinde ortaklaşabileceğimiz, sizin de temsil ettiğiniz kesimlerin ihtiyaçlarını gözeten bir yeni eğitim yasası üzerinde anlaşabiliriz. Ama ben öyle anlıyorum ki biz öyle anlıyoruz ki siz sadece bir eğitim yasası peşinde değilsiniz, siz toplumu yeniden şekillendirmeye, bir toplum mühendisliği yapmaya yani şimdiye kadar eleştirdiğiniz merkezî devlet siyasetinin bir simetriğini kurmaya niyetlisiniz. Bu niyetinizin nelere mal olduğunu yasanızı uyguladığınız zaman göreceksiniz çünkü Türkiye halkları itaatkâr koyun değildir, boynunu hiçbir zaman kendisini cahil bırakmak için düzenlenmiş bir eğitim sisteminin çarklarına uzatmayacaktır.

Görüşlerinizi gözden geçirmeye sizi davet ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesiyle eklenen Geçici Madde 3’de geçen “2012-2013” ibaresinin “2013-2014” olarak, “bir eğitim-öğretim yılı” ibaresinin de “iki eğitim-öğretim yılı” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                    Ali Uzunırmak                             Alim Işık                                   Zühal Topcu

                          Aydın                                    Kütahya                                         Ankara

                   Mustafa Erdem                        Mehmet Şandır                             Lütfü Türkkan

                          Ankara                                    Mersin                                         Kocaeli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Namık Havutça                 Ferit Mevlüt Aslanoğlu                         Hasan Ören

                        Balıkesir                                   İstanbul                                         Manisa

                                              Kamer Genç                               Dr. Aytun Çıray

                                                  Tunceli                                            İzmir

Madde 11- 1739 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"Geçici Madde 3- Zorunlu ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye yetkilidir."

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 11'inci Maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Geçici Madde 3- Zorunlu ortaöğretime, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, çağ nüfusundaki öğrencilerin tamamına nitelikli bir eğitim verilebilecek şekilde öğretmen, okul, sınıf, fiziki ve donanımsal ihtiyaçlar belirlenip karşılandıktan sonra Bakanlar Kurulunun kararı ile geçilir."

                    Pervin Buldan                        Mülkiye Birtane                             Hasip Kaplan

                            Iğdır                                        Kars                                            Şırnak

                        Altan Tan                           Ertuğrul Kürkcü                                Adil Kurt

                       Diyarbakır                                  Mersin                                         Hakkâri

                                                                  Nursel Aydoğan

                                                                       Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eskiden bugünlerde bahar gelirdi, Kızılay Meydanı parfüm kokardı ama şimdilik Kızılay Meydanı gaz kokuyor. Gazdan sorumlu Bakan burada şu an. Çünkü “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” demişti Hazreti Ali, bizde de Bakan diyor ki: “Bana bir harf öğreteni gazlarım, bombalarım, biberli, tazyikli su sıkarım, coplarım, genelge gönderir seyahat özgürlüğünü kısıtlarım, hürriyetini tahdit ederim, perişan ederim bu öğretmenleri.” İmza, Hazreti İdris Naim Şahin.

Şimdi, bakın, böyle bir ileri demokrasiyi Allah kimseye vermesin! Öğretmenler geliyor, Mecliste görüşülen bir yasa için tepki koyuyorlar, düşüncelerini açıklıyorlar. Niye korkuyorsunuz bunlardan? Öğretmen bunlar, öğretmen bunlar, öğretmen arkadaşlar! Buraya gelip, Meclisin önünde bir basın açıklaması yapıp, kendi dosyalarını bütün gruplara verseler, milletvekilleri de orada, kıyamet mi kopacak? İlla o zırhlıları, o çelik TOMA’ları, o biber gazlarını, kendi polisini, o polisin çocuğunun öğretmeninin karşısına polisini sürmenin ahlakı nedir, hukuku nedir, insanlığı nedir, vicdanı nedir? Allah aşkına bunun dinde yeri nedir, ahlakta yeri nedir, insanlıkta yeri nedir, söyler misiniz? Ha, burası Başkent, şuracıkta oluyor bunlar.

Bakın, eğer sizler buna gözünüzü kapatırsanız -gözünüzün önünde, Başkentte, Meclisin 100 metre ilerisinde atılan gaz fişekleri, gaz bombaları, yerde sürünen öğretmenler, bu karda, yağışta, Adana’da bilmem kaç gözaltı, Antalya’da bilmem kaç gözaltı, İzmir’de bilmem kaç gözaltı- devlet terörü estirirseniz bunun adı demokrasi değildir. Bunun adı tükürük demokrasisidir! Tükürük demokrasisi de en çok tükürükçülere zarar verir, bakın, açık söyleyeyim çünkü demokrasinin kurallarını ihlal ettiğiniz ve ortadan kaldırdığınız zaman hiçbir şeyi sağlıklı tartışamazsınız, konuşamazsınız, ortaklaşamazsınız, çoğulcu demokrasinin kurallarını hayata geçiremezsiniz, güzel şeyler yapamazsınız, çocuklarınızın istikbalini ayarlayamazsınız, bunlar sağlanamaz.

Şimdi, burada tartışmalar oluyor. Elbette ki farklı fikirler yarışacak. Farklı fikirlerin yarışmasından daha doğru bir şey var mı? Neden fikirlerin yarışmasından korkuyoruz? Neden yasak? 12 Eylül darbecileri 4 Nisanda yargılanacak. Onların zihniyetiyle, yönetim anlayışıyla, darbecilerin, çetecilerin yönetim anlayışıyla, zihniyetiyle bu ülkeyi yönetmek nereye kadar götürür? Bunu böyle yapıp rant alanlarını açacaksınız, rant yasalarını getireceksiniz. Soygun, talan, ihale, yap-işlet-devret, özelleştirme, limanlarını, dağlarını, ormanlarını, madenlerini ülkenin bire bir satışa çıkaracaksınız. Bu yürümez arkadaşlar. Biraz vicdan sınırlarını zorlamak gerekiyor.

Bakın, Cizre Belediye Başkanımız Aydın Budak bir konuşmasından dolayı iki sene altı ay ceza aldı; kesinleşti. Düşüncesini açıkladığı için Belediye Başkanlığı düşürüldü. Hodri meydan… Sayın Bakan burada, eski Cizre Kaymakamıdır. Cizre’de kaymakamdı, öğretmen tokatlamıştı 1987 yılında Artukoğlu İlkokulunda. Artukoğlu İlkokulunda tokatlama işini oradan alışkanlık yapmış, Kızılay’da da tokatlama işini sürdürüyor.

Buyurun hodri meydan, Cizre’de seçim kararı alın. İktidarınızı, istediğinizi getirin; yarışalım bakalım sandıkta gücünüz var mı? Buyurun, hodri meydan. Demokrasi budur.

Bakın, Şerafettin Halis burada milletvekiliydi. Beş sene burada yaptığı konuşmalar yüzünden on altı sene yedi ay ceza aldı. Bir milletvekili arkadaşınız konuştuğu için… Susturamazsınız bu ülkeyi arkadaş ya! Yazık, yazık bu ülkeye. Bu, demokrasi değildir.

(Mikrofon otomatik cihazlar tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.

VURAL KAVUNCU (Kütahya)- Terörist ağzıyla konuşma!

HASİP KAPLAN (Devamla) – “Hepiniz terörist” diyorsun değil mi? Devlet terörü estireceksiniz, bu size kalacak değil mi?

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Terörist ağzıyla konuşma!

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Korkaklar ancak panzerlerin arkasına sığınır.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Tehdit etme!

HASİP KAPLAN (Devamla) - Korkaklar ancak zırhlıların arkasına sığınır.  Korkaklar ancak darbecilerin arkasına sığınır. Siz, korkmuyorsanız fikirlerinizle sandığa gidersiniz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kaplan lütfen… Lütfen Sayın Milletvekilleri.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 11- 1739 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"Geçici Madde 3 - Zorunlu ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye yetkilidir."

                                                                                          Namık Havutça (Balıkesir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yirmi altı yıl yaşamını eğitime vermiş bir öğretmen arkadaşınız olarak, ileri demokrasinizde bugün Kızılay’da üzerlerine gaz bombası atılan, göz yaşartıcı bomba atılan, tazyikli su sıkılan ileri demokrasinizi burada Türk milletine, Türk halkına şikâyet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Arkasında bunlar var! Bunlar gazı atıyorlar, bunlar! Bunlar gaz atıyorlar!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sensin bunlar!

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Şimdi, biz, sendikaları ilk kurduğumuzda da Kızılay meydanlarında üzerimize gaz bombaları atıldı ama Türkiye'nin demokrasisi, öğretmenlerin mücadelesiyle demokrasiyi sınıflarda öğrete öğrete bugünlere geldi.

Değerli arkadaşlarım, ünlü bir atasözüdür, bilirsiniz: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız buğday ekin, on yıl sonrasını düşünüyorsanız ağaç ekin, yüz yıl sonrasını düşünüyorsanız insan yetiştirin, bin yıl sonrasını düşünüyorsanız sanatçı yetiştirin.” Burada vurgulanan şudur: Yani bu ülkenin evlatları bilime, özgürlüğe, özgür düşünceye, üretime yönelik yetiştirilsin ve çağdaş dünya içerisinde diğer insanlarla yarışabilsin. Anayasa’mızın 2’nci maddesinde nasıl bir insan yetiştireceğimiz tanımlanmış. Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu niteliklerine uygun insan yetiştirmek zorundayız, Anayasa’mız böyle tanımlıyor ve biz yıllarca okullarımızda bu niteliklere uygun arkadaşlarımızı, öğrencilerimizi yetiştirdik. Dindarlar da, hoşgörülüler de, bilime saygılılar da bu okullarda yetişti, hepimiz bu okullarda yetiştik.

Bakın, biz, yıllarca öğretmenler odalarında sağcısı solcusu, inançlısı inançsızı tüm arkadaşlarımızla o öğretmenler masasının etrafında yan yana olabilmeyi başardık.

Yani hatırlayın, 12 Eylül 1980’den önce aynı köyden çıkmış biri sığırtmacın çocuğu, biri köylünün çocuğu birbirini yok etmedi mi bu ülkede, oluk oluk kan akmadı mı, Uğur Mumcu’lar, nice aydınlarımız ölmedi mi, sağdan soldan nice insanlarımızı kaybetmedik mi değerli arkadaşlarım? O nedenle, şimdi, biz diyoruz ki: Türkiye bu filmi daha önce seyretti. Bakın Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta nice insanlarımız değişik ayrımlar yüzünden birbirlerine girdiler ve bu ülkenin insanlarını kaybettik. O nedenle, gelin, bu ülkede kinin değil barışın tohumlarını okullarımızda yeşertelim; özgürlüğün, bilimin, aydınlığın, dayanışmanın, hoşgörünün tohumlarını ekelim.

Değerli arkadaşlarım, Değerli Millî Eğitim Bakanına ben sormak istiyorum buradan: Öğretmenlerimiz sokaklara mı düştü, “4+4” diye sendikalar sokaklara mı düştü, veliler sokaklara mı düştü, öğrenciler sokaklara mı düştü; acelemiz ne? Evet, şu andaki kesintisiz eğitimin birtakım sakıncaları vardı, eksikleri vardı. Örneğin, köylerimizdeki okulların kapanması son derece eksiklikti, bunu gidermek zorundayız. Yine, sabahın erken saatlerinde o gencecik yavrularımız, beş yaşında servislere binip 30 kilometre mesafeye taşınıyor; bunu da düzeltmeliyiz. Ama bizim bunu bu şekilde yapmamız doğru değil ve bunun bir geçiş süreci olmalı. Daha dün Savaştepe’de 3 tane evladımızı kaybettik servis kazasında. Şimdi, bakın, beş yaşında Bandırma’nın 30 kilometre ötesindeki bir köyde sabah anne kalkacak, çocuğunu giydirecek ve 30 kilometre mesafeye çocuğunu derse gönderecek. Yapmayın arkadaşlar! Öğretmen arkadaşlarımızı dinleyin lütfen. Çok tehlikeli gidiyoruz, bunun bedelini kuşaklarımız veremez, veremezsiniz.

O nedenle, biz sizlerden… Evet, çoğunluğunuz var, her şeyi yapmaya muktedirsiniz. Hatta deniyor ya bu Meclisle ilgili: “Bu Meclis bir tek şey yapamaz: Kadını erkek, erkeği kadın yapamaz. Onun dışında her şeyi yapar.” Doğrudur, ama demokrasilerde… Kral bile diyor: “Ben kral olmasına kralım ama aklımdan geçen her şeyi de yapamam ki.”

Değerli arkadaşlarım, demokrasinin en önemli niteliklerinden bir tanesi elbette ki çoğulculuktur, çoğunluktur ama onun kriterlerini Fransız Devrimi’nden itibaren belirleyen kriterler vardır, bunları biz icat etmedik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Yapmayın, bu ülkenin geleceğine ihanet etmeyelim; barışa, sevgiye, onura, dayanışmaya gidelim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bunların gözü dönmüş, gözü dönmüş. Tayyip Bey’in emirlerine karşı çıkmıyorlar, çocukları yok edecekler.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesiyle eklenen Geçici Madde 3’de geçen “2012-2013” ibaresinin “2013-2014” olarak, “bir eğitim-öğretim yılı” ibaresinin de “iki eğitim-öğretim yılı” olarak değiştirilmesini arz ederiz.

                                                                                              Ali Uzunırmak (Aydın) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali Uzunırmak, Aydın Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Teklif’in 11’inci maddesinde söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Çok değerli arkadaşlar, hepimiz, öncelikle siyaset kurumunun ve onun en üst organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin mensuplarıyız. Ben hemen bir soruyla konuşmama başlamak istiyorum: Her şeyden önce Meclisin geldiği bugünkü konumda acaba kendinden beklentilere usul ve esaslarına uygun olarak cevap verebiliyor mu? Bunu kendimize sormamızı istiyorum.

İkincisi: Fonksiyonlarını acaba usul ve esaslara uygun olarak yerine getirebiliyor mu?

Eğer bu sorulara vicdan rahatlığı içerisinde “Evet.” diye bu kurumun mensubu olan sizler cevap verebiliyorsanız, benim diyebileceğim hiçbir şey yok. Ben, bu sorulara “Hayır.” cevabını veriyorum.

Çok değerli milletvekilleri, iktidarlar, ülke yönetimleri millî birlik konusunda hassas olmalıdırlar. Millî birliğin sağlanmasının en önemli safahatı ise ortak değerlerin büyütülmesi, farklılıkların küçültülmesidir. Dolayısıyla, bilhassa yönetimler, iktidar çoğunlukları ortak değerleri büyüten, farklılıkları küçülten politikalar üretmelidirler.

Peki, bugün, şurada, dünden bugüne yaşadığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu döneminde dikkatle izlediğinizde acaba ortak değerleri birleştiren, yücelten, büyüten politikalar mı gelişiyor, tavırlar mı gelişiyor yoksa ayrıştıran, ayrılıkları büyüten, farklılıkları büyüten politikalar mı gelişiyor? Bugün üzerinde görüştüğümüz bu teklifte bile olan davranışlar maalesef bizim ortak değerlerimizi küçülten, birilerini dışlayan ve izlenen siyasette farklılıklar yaratan, siyasette tekelleşmeye giden bir anlayışı temsil etmektedir.

Siyasetçi sadece yol, su götüren, elektrik hizmetlerini veren bir birey, insan, kurum değildir, mantık inşa eden bir kurumdur. Dolayısıyla, bugün Türkiye'de doğru mantık inşa edilmemektedir değerli arkadaşlar.

Dünden bugüne baktığımızda, teklif, her şeyden önce, teklif edildiğinde, içerisinde olmayan, milletin ortak değerlerini yükseltecek hatta dışarıda kalmış olanların da ikna edilerek bütüncül hâle getirilmesi gereken bir konu olmasına rağmen, teklifte olmayan bir madde burada önergeyle ihdas edildi, bir fıkra ihdas edildi ama teklifte yoktu. Ne zaman ortaya çıktı? Ne zaman ki Komisyondaki görüşmelerden, gerilimden sonra Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Devlet Bahçeli grup konuşmasında, yıllarca öncesinden seçim beyannamelerinde ve parti programlarında olan bir maddeyi yani bugünkü fıkrayı gündeme getirdi, ondan sonra burada, AKP tarafından diğerleri dışlanarak tek başına çıkartılmaya çalışıldı.

Ben burada “Millî” diyemeyeceğim ama Eğitim Bakanını kutluyorum, taltif edilmiş ve yerine iyi getirilmiş. Tabii ki intihalcilik de bir eğitim. Hırsızlık sadece camiden halı çalmak değil değerli arkadaşlar, düşünce hırsızlığı da çok büyük bir hırsızlık yani bir faaliyet hırsızlığı da emek hırsızlığı da çok büyük bir hırsızlık. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kaç defa açıkladı, öyle bir şey yok.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Dolayısıyla, burada AKP’nin, Milliyetçi Hareket Partisinin…

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Saygılı ol.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Önce siz saygılı olacaksınız, saygılı olmayı ondan sonra bizden isteyeceksiniz.

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Benzetme ya.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hırsızlık yapacaksınız, ondan sonra mağdur olana diyeceksin ki: “Saygılı ol.” Bunun neresinde saygı var? Bunun neresine inanıyorsunuz siz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Defalarca dile getirdi, böyle bir şeyin olmadığını defalarca açıkladı.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hırsızlığı yapan sizsiniz değerli arkadaşlar yani dışlayan sizsiniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ayıp ama, çok ayıp!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Çok ayıp!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, dün 28 Şubatı eleştirerek, dün “Askerlerin sivilleri var.” diyerek 28 Şubatı eleştirenlerin bugün sivillerin kurşun askerleri olduğunu görüyoruz. Siz, mantıksız, bilgisiz, kurşun askerler durumuna gelmişsiniz. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Aranızda çok saygı duyduğumuz arkadaşlar var ama bu kurşun askerlik Türkiye’ye de fayda getirmeyecek, sizlere de fayda getirmeyecek değerli arkadaşlar.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, hiç kimse milletvekiline böyle hakaret edemez.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Onun için, dün zulme uğradıklarını iddia edenler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Uzunırmak.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - …dün zulümden şikâyet edenler bugün zalim koltuğuna oturmuş bu zulme devam ediyorlar ama bu bizi yıldıramayacak. Bundan emin olun.

BAŞKAN – Sayın Uzunırmak, teşekkür ediyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın Sakık, bir söz talebiniz var, buyurun.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadeleri nedeniyle kendilerinden özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, geçmişten bugüne kadar gaflarıyla bilinen, tanınan bir adet bakan iki gün önce halkımıza hakaret ederek, “75 bin insanı tükürükle boğarız…” Şimdi, buradan sormak istiyorum: Siz 75 bin sayısını nasıl tespit ettiniz? Bir halka nasıl böyle hakaret etme hakkını buluyorsunuz kendinizde? Bu coğrafyada 20 milyona yakın Kürt yaşıyor. Eli vicdanında olan demokrasi güçleri var. Bu insanların tükürüğü onların iradesiyle… Kimin yüzüne tükürüğünü salacaklarını o irade belirler, siz belirleyemezsiniz. Onun için, bizden ve halkımızdan özür dilemelisiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sakık.

Yalnız, Sayın Bakanın kastettiği, benim anladığım kadarıyla, oradaki herhangi bir halk değil yani.

Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Cevap versin kendisi.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kendisi cevap versin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan burada.

BAŞKAN - Sayın Bakanım, cevap verecek misiniz? Yok.

Sayın milletvekilleri, birleşime saat 20.00’ye kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.21

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S. Sayısı:199) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

12’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Ahmet Toptaş                           Hasan Ören                              Dr. Aytun Çıray

                   Afyonkarahisar                              Manisa                                           İzmir

                  R. Kerim Özkan                          Ali Sarıbaş                          Kemal Değirmendereli

                          Burdur                                  Çanakkale                                        Edirne

Madde 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde onundan fazla” ibaresi “yüzde yirmisinden fazla” olarak değiştirilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunuda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

“Madde 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Yirmi ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde onundan az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tama iblağ olunur."

                     Zühal Topcu                               Alim Işık                                 Mehmet Şandır

                          Ankara                                   Kütahya                                         Mersin

                    Mehmet Günal                        Mustafa Erdem                             Lütfü Türkkan

                         Antalya                                    Ankara                                         Kocaeli

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 12’nci Maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Pervin Buldan                        Mülkiye Birtane                           Nursel Aydoğan

                            Iğdır                                        Kars                                         Diyarbakır

                      Emine Ayna                           Aysel Tuğluk                              Sebahat Tuncel

                       Diyarbakır                                    Van                                           İstanbul

                        Adil Kurt                              Hasip Kaplan                               İdris Baluken

                         Hakkâri                                     Şırnak                                          Bingöl

                     Levent Tüzel                            Halil Aksoy                        Hüsamettin Zenderlioğlu

                         İstanbul                                      Ağrı                                             Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Son söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Aslında bugün bu kanun tasarısı geri çekilmelidir. Hâlâ bu konuda şans var. AKP Hükûmeti zorla, dayatarak, emekçilerin, Türkiye halklarının sesini dinlemeden bir kanun teklifi çıkartıyor. Dün de ifade etmiştik: Bu, 2013-2014 yılında en erken uygulanabilir, dolayısıyla hâlâ zaman var, hâlâ tartışılabilecek zaman var. Dolayısıyla bunu çekip gerçekten sağlıklı bir tartışma yürütmek gerekiyor. Çünkü bizim meselemiz sadece 4+4+4 değil; bizim meselemiz, bu ülkede eğitim sistemi; bizim meselemiz, bu ülkede barış, bu ülkede özgürlük. Yani biz yeni anayasa tartışmaları yapıyoruz, Türkiye'yi yeni baştan, tamamen değiştirmeyi düşünüyoruz eğitim sisteminden sağlık sistemine, ekonomik sisteme karşı ama burada bu yasanın değiştirilmesinin kavgasını veriyoruz. Ne uğruna? “AKP dedi, yaptık.” uğruna.

Burada bu yasanın başlığı bile problemli; 4+4+4 yani sadece bölüyoruz, binalar yapmaya çalışıyoruz, ilköğretimi, ortaöğretimi, liseyi bölüyoruz. Yani burada bile ticari bir yaklaşım var; yeni binalar yapacağız, yeni eğitim kurumları kuracağız, buradan nasıl daha çok kâr elde edeceğiz?

İçeriğine baktığımızda, mesela parasız eğitim talebi burada yok. Parasız eğitim talebini değil, aksine “Dershaneleri kaldıracağız.”, “Sınav sistemini kaldıracağız.” deyip süslü sözler altında Türkiye'de eğitim sisteminin nasıl ticarileştirildiğini görüyoruz. Önümüzdeki dönem göreceğiz, özel okullar açılacak. Zaten yoksul, emekçi insanların çocukları zar zor okula gidiyor, şimdi özel okullar aracılığıyla bu meseleyi, diyelim ki zenginlerin eğitim alabileceği noktaya getireceğiz.

İkincisi: Hep bu kürsüde söyledik, neoliberal politikalar doğrultusunda ara eleman yetiştirilecek. Sınıfsal noktada baktığınızda bile bu problemdir yani yine zenginlerin çocukları okuyacak, akademik kariyer yapacak, yoksullar ara eleman olarak çalışacak. Bunun bile yani bu eğitim sisteminin kendisinin ne kadar problemli olduğunu ve tartışılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Yine, ana dilde eğitim meselesi hiç gündeme bile alınmıyor. Biraz önce burada yapılan tartışmaları gerçekten büyük bir hayretle izliyoruz.

Şimdi, kültürel farklılıklardan, zenginliğimizden bahsediliyor ama bu ülkede yaşayan milyonlarca Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Ermeni, Gürcü -burada hep sayıyoruz- halkların hak ve özgürlükleri, eğitim talepleri burada yok. O zaman, ona gelince, burada, onların ortak değerleri, burada nasıl yaşayacağı meselesi olmuyor, daha çok, işte, güncel politika üzerinden bir tartışma yürütülüyor. Ana dilde eğitimi olmayan, düzenlemeyen bir yasanın Türkiye’ye bir faydası yok. Gelin, baştan bu yasayı geri çekin çünkü buradan sorunları çözemeyeceğiz.

Bu ülkenin temel sorunlarından birisi olan çatışmalı sürecin ortadan kalkmasının temel şeyi de, barış meselesi de bununla bağlantılıdır. Eğer siz birlikte yaşadığınız halkın ana dilinde eğitim yapmasına bile tahammül edemiyorsanız nasıl birlikte bir gelecek kuracağız? Bunları düşünmeden bir eğitim sistemi yapmak mümkün değil. Kaldı ki burada yaptığımız konuşmalar sadece kamuoyuna bir şey oluyor. Biraz önce Sayın Binnaz Toprak söyledi, bir tiyatro meydanınızdayız çünkü AKP Hükûmeti el kaldır, indir… Hatta izliyorum, bazı milletvekilleriniz iki elini kaldırıyor, dün bir sayın bakan da iki elini kaldırıyordu, herhâlde zafer edasıyla… Burada bir zafer falan meselesi yok, burada bir hezimet var yani halkının, emekçilerinin, muhalefetin sesini dinlemeden “nasıl bastırabiliriz” meselesi üzerinden bir yaklaşım. Bu kabul edilebilir mi? Neden korkuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz?

Biraz önce milletvekillerimiz söyledi, yanı başımızda, Kızılay’da emekçileri, öğretmenleri, gazla, copla yaralıyorsunuz. Bir öğretmen arkadaşımız şu an hastanede. Bundan çok mu memnunsunuz?

Bakın, yarın 30 Mart, Kızıldere katliamının yıl dönümü. Otuz yıl önce de bu sistem farklı düşünenleri, bu ülkede demokrasiden, devrimden, sosyalizmden bahsedenleri yok etmek istedi. Sadece 30 Mart 1972’de değil, aslında, Dersim’de, Zilan’da, Sivas’ta, Madımak’ta, biz her yerde gördük bunu. Ama bu zihniyet başarılı olamadı, yok edemezsiniz. Şimdi, bugün oradakiler direniyor. Şimdi, Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Kürkcü, bugün, burada, bu kürsüde konuşuyor.

Siz gelişecek olan mücadelenin önünde engel olamazsınız, bu mümkün değil. Tek sizden ibaret değil bu dünya. Dolayısıyla, bunun karşısında yapmanız gereken şey, farklılıkları dinlemek. En farklı olduğunuzu söylüyorsunuz, en farklı açılımlar yapıyorsunuz. Açılımlar yaptığınız yerde yani nasıl bir politika yürüttüğünüzü en iyi biz biliyoruz. Şimdi, bunu kabul etmeden burada yapacağınız bir değişikliğin hiçbir anlamı yok sayın milletvekilleri. Biz biliyoruz ki 4+4+4 bu ülkenin gündemlerini kapatmak için kurulmuş, bizi de burada oyalayan, bu tiyatroya alet eden bir yaklaşımdan başka bir şey değildir yani. Gerçekten eğitim sistemini değiştiriyor olsaydık, köklü olarak bu ülkenin eğitim sisteminde yaşanan sorunları, üniversitelerdeki ırkçı, faşist saldırıları, üniversite yönetimlerinin daha, öğrenciler bir eyleme katıldılar diye, basın açıklamasına katıldılar diye, mahkemelerde bir sonuç almadan kendilerinin hemen karar verip okuldan atılmasını tartışabilirdik. İlkokullardaki milliyetçiliği, ırkçılığı tartışabilirdik. Kürt çocukları ile Türk çocuklarının artık bir arada nasıl duygu kırılması yaşadığını, bir arada yaşayamaz hâle geldiğini, özellikle batıda, İstanbul’da, Edirne’de, Trakya’da, onları konuşup buradan bu konu üzerinde nasıl çözüm bulacağımızı tartışabilirdik. Ama yok burada sadece “Eğitimi böleceğiz, bunun üzerinde istediğimizi yapacağız ve bu sistemle de biz dedik oldu, olacak… “ Dolayısıyla bunun hiç kimseye hayrı yok, yani AKP’ye de hayrı yok. Bugün AKP kendi hayrına kullanabilir bunu ama hiç kimseye hayrı yok diyorum, önergemizi desteklemenizi istiyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tuncel.

Sayın Tuncel, sayın bakanların iki elini kaldırmasıyla ilgili açıklama yapmak istiyorum. Sebebi; Anayasa’nın 96’ncı maddesinin ikinci fıkrası: “Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir.”

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.

Madde 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yirmi ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde onundan az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tama iblağ olunur."

                                                                                              Muharrem Varlı (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Adana Milletvekili Muharrem Varlı.

Buyurun Sayın Varlı.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanunla yeni bir eğitim sistemi getiriliyor. Hükûmetiniz döneminde o kadar çok değişikliğe uğradı ki eğitim sistemi hangisini aklımızda tutacağız, öğrencileri hangisine göre yetiştireceğiz, öğrencileri, çocuklarımızı neye göre yetiştireceğiz, şaşırdık doğrusu. Eğitimin bu kadar çok problemi varken, bu kadar çok sıkıntısı varken siz, her bakan döneminde yeni bir sistem uygulamaya başladınız ve bu sistemi uygularken de demokrasinin gereği olan uzlaşma kültüründen uzak, “Ben bilirim, ben yaptım oldu.” tavrıyla bir kanun teklifi getiriyorsunuz ve burada parmak çoğunluğuyla bu kanun teklifini yasalaştırıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, demokrasinin gereği uzlaşmaktır. Komisyonda 7’nci maddeden sonra ne yazık ki ne önergeleri ne de söz almak isteyen, konuşmak isteyen arkadaşlarımızı dinlediniz, önergelerin hiçbirisi görüşülmedi. Bu teklifte bizim vermiş olduğumuz önerge, sizin vermiş olduğunuz önergeden çok daha kapsamlı olmasına rağmen, işte, okullarda Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) hayatının anlatılması, hadislerinin anlatılması, okutulması, yine Kur'an-ı Kerim’le alakalı derslerin verilmesi, imam-hatiplerin orta kısımlarının açılmasıyla alakalı bizim önergemizi reddettiniz ama kendiniz buna benzer, buna yakın, hatta bizimkinden daha dar kapsamlı bir önergeyi burada kabul ettiniz, biz de size destek verdik. Bu, demokrasinin gereği değildir arkadaşlar. Demokraside önemli olan uzlaşmaktır. Eğer uzlaşarak bir şeyi başarabiliyorsanız bu en doğrusudur. Yani Türkiye’de her şeyi tekeliniz altına aldınız, özerkleştirilen kurumları yasa değişikliğiyle özerklikten çıkarttınız, tekeliniz altına aldınız, yargıyı tekeliniz altına aldınız, basını, medyayı tekeliniz altına aldınız. Şimdi din eğitimini de mi tekeliniz altına almak istiyorsunuz? Yani burada neden bizim verdiğimiz önergeyi reddettiniz de siz, kendinize göre yeniden bir önerge düzenleyip burada onu kabul ettirmek zorunda bıraktınız?

Şimdi, değerli arkadaşlar, demokraside birçok şey vardır ki insanlar uzlaşarak, anlaşarak bunu başarmak mecburiyetindedir. Mesela eğitim ülkenin en önemli meselesidir. Eğitim konusunda eğer siz, sizinle aynı şeyleri düşünen, aynı konuları paylaşanlarla bile uzlaşamıyorsanız hangi konuda uzlaşacağız sizinle? Hangi konuları beraber çözeceğiz burada? “Ben yaparım, olur.”, “Ben derim, olur.”, “Benim parmak çokluğum var, olur.” Bu demokrasi demek değildir değerli arkadaşlarım. İşte, bugün ne yazık ki burada sizin yaptığınız bundan farklı bir şey değildir. Onun için bunu da esefle karşıladığımı belirtmek istiyorum.

Yine, gelin, öğretmenlerin maaşlarıyla alakalı bir sürü problemi var, bunları hep beraber çözelim.

Yine, öğretmenlerin sendikal haklarıyla ilgili bir sürü problemi var, sendikaların bir sürü problemi var, sıkıntıları var. Baskıyla, yıldırmayla sendikaları âdeta çalışamaz hâle getirdiniz. Orada bir başka sendika eğer sizin görüşünüzde değilse, sizin dışınızda bir sendikaysa -oradaki üyelere şeflik, müdürlük- oradaki müdürlerin baskısıyla oradaki diğer sendikaların üyelerini yıldırıp istifa ettirip kendi sendikalarınıza, yandaş sendikalarınıza kaydettirerek sendikacılığı da işlemez hâle getirdiniz.

Demokrasi kültürü bu değildir, demokrasi kültürü hazmetmektir, demokrasi kültürü kabullenebilmektir. Ne yazık ki sizde müthiş bir hazımsızlık var ve kabul etmeme var arkadaşlar. Lütfen bu huyunuzdan vazgeçin, ülkenin önemli meselelerinde, hepimizi ilgilendiren meselelerde hep beraber ortak kararlar alalım ve bu ülkeye hep birlikte doğru hizmetleri yapmış olalım.

Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Varlı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                              Ahmet Toptaş (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

Madde 12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde onundan fazla” ibaresi “yüzde yirmisinden fazla” olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Toptaş, Afyonkarahisar Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Toptaş.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 199 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu teklifin Anayasa’ya, İç Tüzük’e, Parlamento geleneklerine uymayan yöntemlerle yüce Meclisin Genel Kuruluna getirilmiş olmasını üzüntüyle karşıladığımı belirtmek isterim. Bu teklif mutlak butlanla malul bir tekliftir, aslında görüşülmesi bu Meclis açısından hiç de hoş olmamıştır.

İktidar partisi grup başkan vekili arkadaşlarımın getirdiği teklifle hangi sorunu çözüyoruz? Bu teklifle getirilen eğitimdeki düzenlemelerle özgür insan mı yetiştireceğiz, sorgulayan insan mı yetiştireceğiz, demokrasiyi içselleştirmiş insan mı yetiştireceğiz? Bu teklif öğretmenlerimizin sorununu çözüyor mu, öğretmenlerimizin özlük sorunlarını çözüyor mu? Bu teklif öğretmenlerimizin örgütlenme sorunlarını çözüyor mu? Bu teklif hiçbir sorunu çözmüyor. Bu teklif neyi çözüyor? Bu teklif, dokuz yaşındaki çocuklarımızı kız-erkek çocuklar diye okullarda ayrı sınıflarda okutmayı getiriyor, ayrı okul alanlarında oynamalarını getiriyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hani nerede?

AHMET TOPTAŞ (Devamla) - Göreceğiz, bunu yaşayacağız birlikte.

Bu teklif neyi getiriyor? Bu teklif 100 milyar liraya varan bir rant paylaşımını getiriyor, bunun dışında hiçbir şey getirmiyor.

Değerli arkadaşlar, Anayasa’dan bile önemli saydığımız eğitim yasalarının teklif olarak getirilmesinin yakışıksız olduğunu defalarca anlattık. Bu sorunun ülkemizin otuz, kırk yılında uygulanacağını ve bu otuz, kırk yıl içerisinde yetişecek çocuklarımızı, ülkemizin geleceğini düzenleyeceğini, ya çocuklarımızın geleceğini karartacağını ya ülkemizin yararına olacağını ya da ülkemize hiçbir yararı olmayacağını söyledik, inandıramadık, devam ettiniz. Mecliste uyguladığınız zorbalıkla ve baskıyla bu yasayı çıkarmaya çalışıyorsunuz. Aynı zorbalığı alanlarda uyguluyorsunuz.

Şimdi 28 Şubatın arkasına sığınmışsınız, çıkıyorsunuz, diyorsunuz ki “Tankların gölgesinde yapılan, çıkarılan sekiz yıllık kesintisiz eğitimi biz halkın iradesiyle 4+4+4 olarak getiriyoruz.” Siz “Tankların gölgesinde gelen teklif.” dediğiniz teklife karşı direnen eğitimcileri, velileri bu teklifin daha demokratikleştirilmesi, daha çağdaşlaştırılması için taleplerini dile getirmek isteyenleri 200 metre ileride, Kızılay’da kan revan içinde, polis copuyla, gazla, bombayla, biber gazıyla boğuyorsunuz, 28 Şubatçılardan bir farkınız olmadığını gösteriyorsunuz. Hani ileri demokrasiydiniz? Orada bir faşizm vardı, sizin ileri demokrasinizin 28 Şubatın faşizminden bir farkı var mı?

Değerli arkadaşlar, siz alkışlarla zafer ilan ediyorsunuz, “Devrimi devirdik.” diye alkışlıyorsunuz, bir zafer kazanmış gibi göstermeye çalışıyorsunuz kendinizi. Devrimi deviremeyeceksiniz. Biz, 12 Martların işkencelerinden geldik, 12 Eylüllerin işkencelerini çektik. Siz o zaman kuzu kuzu oturuyordunuz ya da daha çocuktu çoğunuz. O darbelere biz direndik, o darbelerin çıkardığı yasalara karşı biz direndik, o darbelere karşı demokrasi talebini meydanlarda biz dile getirdik, o darbelere karşı biz mücadele ettik. Şimdi, sizin polisinizin copu, bombası, biber gazı yıldıracak mı sanıyorsunuz, o alkışlarla başarıya ulaştığınızı mı sanıyorsunuz?

Cumhuriyetin temellerini kimseye kazıtmayacağız. Değerli arkadaşlar, bunu bilin, tarihe not olsun diye kaydediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Siz kazımayın yeter!

AHMET TOPTAŞ (Devamla) – Cumhuriyetin kazanımlarını, Mustafa Kemal’in aydınlanma devriminin izlerini silemeyeceksiniz. O gün 12 Martta nasıl direndiysek, 12 Eylülde nasıl direndiysek 11 Mart darbenize böyle direneceğiz. İnanın, bu memlekette, bu ülkede demokrasiyi, bu ülkede çağdaş düşünceyi, bu ülkede Mustafa Kemal’in aydınlık dönemini, aydınlık devriminin kazanımlarını savunacak insanlar var.

Siz, halkı bir zaman kandırabilirsiniz ama hiçbir zaman bütün halkı kandırmak mümkün değildir. “Biz, yüzde 50 oyla iktidara geldik istediğimizi yaparız.” diyorsunuz. Kenan Evren de “Yüzde 92,5’la iktidara geldim.” diyordu, şimdi, kendi çıkardığı yasalarla yargılanıyor. Size Kenan Evren’in durumunu örnek olarak vermek isterim. Allah başınıza getirmesin.

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi oradan ya!

AHMET TOPTAŞ (Devamla) – Hepimizin kafasına, beynine ve kalbine demokrasi ihsan eylesin diye söylüyorum.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Toptaş.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hiçbir sayın milletvekilinin cumhuriyetin kazanımlarıyla ilgili hiçbir probleminin olmadığı kanaatindeyim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) - Bravo Sayın Başkan, bravo!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…  Kabul edenler…

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sen bunu önerge konuşulurken söyleyecektin.

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Böyle ortalığı düzeltmeye kalkarak kurtaramazsınız.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler…

Madde kabul edilmiştir.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Siz bu önerge verilirken söyleyecektiniz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’e göre tarafsız davranmanız gerekirken Meclisin içindeki tartışmalara katılmakla tarafsızlığınızı yitiriyorsunuz siz.

BAŞKAN - 13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 13. Maddesinde geçen “ilköğretim ve ortaöğretim” ibaresinin “zorunlu ilköğretim ve ortaöğretim” şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

                  Seyfettin Yılmaz                           Alim Işık                                  Mehmet Günal

                          Adana                                    Kütahya                                        Antalya

                     Zühal Topcu                             Celal Adan                                 Bahattin Şeker

                          Ankara                                    İstanbul                                         Bilecik

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 13. Maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                      Aytuğ Atıcı                       Dr. Candan Yüceer                         Haluk Eyidoğan

                          Mersin                                   Tekirdağ                                        İstanbul

                                             Vahap Seçer                                      Hülya Güven

                                                 Mersin                                                 İzmir

TBMM Başkanlığına

199 sıra sayılı kanun tasarısının 13’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Pervin Buldan                        Mülkiye Birtane                             Hasip Kaplan

                            Iğdır                                        Kars                                            Şırnak

                  Nursel Aydoğan                           Adil Kurt                                Ertuğrul Kürkcü

                       Diyarbakır                                 Hakkâri                                         Mersin

                                                                        Altan Tan

                                                                       Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Pervin Buldan, Iğdır Milletvekili.

Buyurun Sayın Buldan. (BDP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, son iki önergenin aynı mahiyette olduğunu belirtiyorum, aynı şekilde işleme alacağım.

Buyurun Sayın Buldan.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 199 sıra sayılı tartışmalı kanun teklifinin tartışmalı maddelerini konuşuyoruz burada. Çocuklarımızın, yavrularımızın geleceğini, aydınlık yarınlarını karartmaya hiç kimsenin hakkı olmadığını buradan ifade etmek istiyorum, ama AKP Hükûmetinin yaptığı tek şey, işçinin, emekçinin, kadının, gencin, çocukların hayatını karartmak olmuştur. Bu kanunla çocuklarımızın geleceğiyle oynuyorsunuz sayın milletvekilleri, ama siz, bu ülkede çocuk yaşta toprağın altına girenleri de çok iyi bilirsiniz. Devlet ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren çocuklar. Bu ülkede eğitimden ve eğitimin niteliğinden bahsederken ilk bakılması gereken gösterge, o ülkede insan yaşamına ne kadar önem verildiğidir. Yaşam hakkı kutsaldır değerli vekiller ve hiçbir gerekçeyle devlet dâhil hiçbir güç tarafından müdahale edilemez. Hele bir ülkede, devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu suç ehliyeti olmayan çocukların yaşam hakkına müdahale ediliyorsa o ülkede eğitimde yapılmak istenen her türlü değişiklik anlamsızlaşmaktadır.

Tarih 27 Aralık 2011, yer Şırnak Uludere Roboski.  Bu köyün yakınlarında, İsrail yapımı Heronlardan edinilen istihbaratla F-16'lar, aralarında çocukların da bulunduğu 34 sivil yurttaşımızı bombalayarak katletti. 34 sivil yurttaşın 19'u çocuktu. Özcan Uysal on sekiz yaşındaydı, Mehmet Encü on beş yaşında,  Şervan Encü on altı yaşında, Cemal Encü on altı yaşında, Şıvan Encü on dört yaşında, Bilal Encü on beş yaşında, Mahsum Encü on altı yaşında, Salih Encü on yedi yaşında, Adem And on beş yaşında,  Çetin Encü on iki yaşında, Berdan Encü on iki yaşında,  Aslan Encü on beş yaşında, Cihan Encü on altı yaşında. Katledilen çocuklardan 4’ü ilkokul çağındaydı.

Devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren yalnızca Uludere'de katledilen çocuklar değildi sayın vekiller. Son altı yıl içerisinde  59 çocuk, devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Evet, bunlardan Uğur Kaymaz on iki yaşında Mardin’de katledilmişti. Şilan Demir altı yaşında Diyarbakır’da katledildi. Abdullah Duran dokuz yaşında yine Diyarbakır’da, Ceylan Önkol on iki yaşında Lice’de katledildiler.

Bu çocuklar okula gidemediler ve bu çocuklar bu dünyada sizlere bir şey yapamadılar ama şundan emin olun sayın vekiller, bu çocukların öbür dünyada iki eli hepinizin yakasında olacak.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki diğer önergeyle ilgili söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Tüm özgür iradeli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Ooo” sesleri)

Ben, özgür iradeli milletvekillerine selam verdim. Siz değilseniz size selamım yoktur.

Sayın milletvekilleri, önergemizde ne diyoruz? “13’üncü maddeyi metinden çıkarın.” diyoruz. Ne diyor 13’üncü madde? “… ‘sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim’ ibaresi ‘ilköğretim ve ortaöğretim’ şeklinde değiştirilmiş ve maddede yer alan ‘sekiz yıllık kesintisiz’ ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.” diyor.