TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ

 

YASAMA DÖNEMİ                 CİLT                YASAMA YILI

              24                                16                            2

 

 

TUTANAK DERGİSİ

77’nci BİRLEŞİM

 

13 Mart 2012 Salı

 

 

 

 

 

 

DÖNEM: 24                                                                    YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 16

77’nci Birleşim

13 Mart 2012 Salı

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

I.  - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III.  - YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya’nın, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’nun sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

3.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, medyayla ilgili sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ve İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ilişkin açıklaması

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne, İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ve Sivas davası kararına ilişkin açıklaması

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ve cezaevlerindeki tutukluların serbest kalması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ve İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ilişkin açıklaması

6.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in,  Sivas davası kararına ilişkin açıklaması

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

8.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Sivas davası kararına ilişkin açıklaması

9.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ilişkin açıklaması

10.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına, Sivas davası kararına ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

11.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ve Adana Kozan’da baraj kapağı patlaması olayına ilişkin açıklaması

12.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, Mehmet Akif Ersoy ve CHP İktidarı dönemine ilişkin açıklaması

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in şahsına tekrar sataşması nedeniyle konuşması

4.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin şahsına tekrar sataşması nedeniyle konuşması

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın Başbakana sataşması nedeniyle konuşması

6.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in partisine sataşması nedeniyle konuşması

9.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 7 Mart 2012 tarih ve 16 sayılı Kararı ile Suudi Arabistan Şûra Meclisi Türkiye Dostluk Grubu üyelerinden oluşan bir parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/801)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, ülkemizde yaşanan orman yangınlarının sebeplerinin ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/188)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, et fiyatlarının aniden yükselmesinin sebeplerinin ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/189)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, tersanelerde yaşanan işçi ölümlerinin ve iş kazalarının nedenlerinin; işçilerin çalışma koşullarının yasalara uygun olup olmadığı, taşeron firmalara iş devirlerinin iş gereklerine uygun olup olmadığı hususlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/190)

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından iş kazaları ve meslek hastalıklarının araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

2.- İlköğretim çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenmeleri konusundaki sorunların araştırılması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

3.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve arkadaşları tarafından Türk eğitim sisteminin içinde bulunduğu sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

4.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav’daki depremde görev alan devlet memurlarına fazla mesai ve özel hizmet tazminatı ödenmediği iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/894) (Ek cevap)

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında ödenen tazminatlara ilişkin Maliye Bakanından sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/3007)

3.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Adana’da yapılan ve yapılacak olan projelere ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/3123)

4.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Sitesinin sorunlarının çözümüne ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/3191)

5.- Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, Van depremi sonrası KOSGEB kredileri için yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/3547)

6.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TÜBİTAK’taki personel atamalarıyla ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/3548)

7.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, TÜBİTAK çalışanlarının geçici görevlendirilmelerine ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/3549)

8.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/3551)

9.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Balıkesir’de tarıma dayalı sanayinin desteklenmesi ve geliştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/3753)

10.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Van depremi sonrasında TOKİ tarafından gerçekleştirilen ihaleleri kazanan şirketlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/3771)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin zararlarının tazminine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/3819)

12.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, TOKİ tarafından yapılan konutlara ve ihalelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/3895)

13.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, Güney Akım Gaz Boru Hattı ve NABUCCO Projesi’ne ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/3896)

14.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Mersin’deki Sülfürik Asit Üretim Tesisinin çevreye ve insan sağlığına etkisine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/3904)

15.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, yabancılara toprak satışındaki kısıtlama oranının yükseltileceği iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/3910)

16.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/3923)

17.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Kürtçe ile ilgili bir açıklamasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/3924)

18.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. Kesimoğlu’nun, bir yazar hakkındaki sözlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/3925)

19.- Van Milletvekili Nazmi Gür’ün, Van Deprem Çalıştayı kapsamında yapılması planlanan çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/3976)

20.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’a Tedavi Yardımı Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/4005)

21.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, elektrik üretim tesislerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4007)

22.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, İzmir Büyükşehir Belediyesine tahakkuk ettirilen kurumlar vergisine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/4102)

23.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmet alım yoluyla çalışan personele ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/4141)

24.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, valiler toplantısındaki bir konuşmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/4180)

25.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, tapu ve kadastro ile harita ve kadastro meslek yüksekokulları mezunlarının istihdamına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/4205)

26.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Dilovası’ndaki kömür tesislerinin taşınması sonrası oluşabilecek sorunlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/4206)

27.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, şehit aileleri ve gazilerin mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in cevabı (7/4217)

28.- Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, çalışma yerleri değiştirilen banko memurları ve şefler ile Şubat ayı maaşı ödenmeyen bazı personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/4270)

29.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/4302)

30.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya-Gazipaşa Devlet Hastanesi arazisinin TOKİ’ye tahsis edileceği iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/4330)

31.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, İstanbul Finans Merkezi Projesi’ne ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/4334)

32.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/4336)

33.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, kömür sahalarının termik santral kurulması amacıyla özel sektöre devredileceği iddiasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4339)

34.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4340)

35.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, NABUCCO Projesi’ne ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4341)

36.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ülkemizin petrol ve doğal gaz kaynaklarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4344)

37.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de metal bakır üretimi için yapılan bir ihaleye ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4345)

38.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, soba zehirlenmelerinin engellenmesi için alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4346)

39.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, elektrik üretimi ve enerji politikasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4347)

40.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, Ödemiş’te hava kirliliğinin önlenmesi için alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/4348)

41.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yapılan yurt dışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/4435)

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars Kalesi eteklerinde bulunan tarihî evlerin restorasyonuna ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/4448)


ı.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.00’te açılarak iki oturum yaptı.

Adana Milletvekili Fatoş Gürkan,

Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova,

Batman Milletvekili Ayla Akat Ata,

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

İstanbul Milletvekili Meral Akşener,

Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan,

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner,

Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu,

İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan,

İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam,

Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk,

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin birer açıklamada bulundular.

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının (10/185),

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, Türk toplumunun yapısını tehdit eden sosyal olayların nedenlerinin ve çözüm yollarının (10/186),

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 milletvekilinin, Türkiye'nin su kaynaklarının kullanımı ve korunması konusunun ve su yönetimi politikasının (10/187),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır’ın, Danimarka’nın AB Dönem Başkanlığı çerçevesinde 11-12 Mart 2012 tarihlerinde Kopenhag’da düzenlenecek olan Dışişleri Komisyonları Başkanları Konferansı’na (COFACC) katılması hususuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının;

1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156) görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Kadını Şiddetten Koruma Kanunu Teklifi, Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Türk Medeni Kanunu ile Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Türk Medeni Kanunu ve Ailenin Korunmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/572, 2/38, 2/51, 2/145, 2/328, 2/383) (S. Sayısı: 181),

3’üncü sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/501) (S. Sayısı: 110),

4’üncü sırasında yer alan, Türkiye ile Ukrayna Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu-Feribot Hizmetinin Organizasyonu Konusunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/477) (S. Sayısı: 118),

Görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamalardan sonra kabul edildi.

İstanbul Milletvekili Hakan Şükür,

Ankara Milletvekili Levent Gök,

Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş,

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan bir olaya ilişkin birer açıklamada bulundular.

 

Alınan karar gereğince, 13 Mart 2012 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 17.55’te son verildi.

 

                                                         Mehmet SAĞLAM

                                                             Başkan Vekili

 

         Bayram ÖZÇELİK                                                                     Tanju Özcan

                  Burdur                                                                                       Bolu            

                Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye
II.- GELEN KâĞITLAR

                                                                                                                                         No: 103

12 Mart 2012 Pazartesi

Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile  Fas Krallığı Hükümeti  Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/574) (İçişleri  ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

2.- Türkiye Cumhuriyeti ve Federatif Brezilya Cumhuriyeti Arasında Hükümlülerin Nakli Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/575) (Adalet ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile  Gana  Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Tarımsal İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/576) (Tarım, Orman ve Köyişleri                ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile  Gana  Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/577) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile  Azerbaycan  Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşvikine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/578) (Plan ve Bütçe; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

6.- Türkiye Cumhuriyeti ile  Brezilya Federatif Cumhuriyeti  Arasında Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/579) (Adalet ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanlık Müsteşarlığı ile  Mısır Arap Cumhuriyeti  Hükümeti İdareyi Geliştirmeden Sorumlu Devlet Bakanlığı  Arasında Kamu Yönetimi Alanında  İşbirliği Hakkında Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/580) (Plan ve Bütçe ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Eğitim İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/581) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi  Arasında  Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi  Sekretaryasına Dair Evsahibi Ülke  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/582) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Plan ve Bütçe; Adalet ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

10.- Afet Sigortaları Kanunu Tasarısı (1/583) (Adalet; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile  Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/03/2012)

11.- Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/584) (Adalet; Plan ve Bütçe; Avrupa Birliği Uyum; İnsan Haklarını İnceleme ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/03/2012)

12.- Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/585) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile  Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/03/2012)

Teklifler

1.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün'ün; Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/403) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2012)

2.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/404) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile  Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/02/2012)

3.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/405) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor;  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile  Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/02/2012)

4.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan'ın; Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/406) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/02/2012)

5.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/407) (Adalet ile  İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/02/2012)

6.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü ve Yayınlanması ile  Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/408) (Milli Savunma; Anayasa ile  Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/02/2012)

7.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın; Toplu Taşıma Araçlarında ve Bu Araçların Bulunduğu Merkezlerde Bölgesel Dillerde de Hizmet Verilmesine Dair Kanun Teklifi (2/409) (Anayasa; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; İçişleri ile  Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

8.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in; 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/410) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

9.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/411) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

10.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 17.03.1981 Tarih ve 2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2'nci Maddesinin A Bendinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/412) (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile  İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/03/2012)

11.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; 28.3.1983 Tarih ve 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/413) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/03/2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, bazı kamu kurumlarının eleman alırken KPSS şartı aramamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2414)

2.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, koğuşların elektrik bedelinin mahkumlardan tahsil edilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2420)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, sanayicilerin siparişlerinin azalma nedenlerine ve çözümü için yapılacak çalışmalara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/3550)
                                                                                                                                         No: 104

13 Mart 2012 Salı

Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliği ile İlgili Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/586) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012) 

2.- 1978 Protokolü ile Değişik 1973 Tarihli Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Ait Uluslararası Sözleşmeyi Değiştiren 1997 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/587) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum; Çevre ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/03/2012)

3.- Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/588) (Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/03/2012)

Teklifler

1.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/414) (İçişleri; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

2.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın; 5682 Sayılı Pasaport Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi (2/415) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012) 

3.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in; 1211 Sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/416) (Adalet ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/20012)

4.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Yayla ve Yaylacılık Kanunu Teklifi (2/417) (İçişleri; Plan ve Bütçe; Adalet; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/03/2012)

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür, Bilim, Eğitim, Basın-Yayın ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/331) (S. Sayısı: 182) (Dağıtma tarihi: 13/03/2012) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ile Cibuti Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı Arasında Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/343) (S. Sayısı: 183) (Dağıtma tarihi: 13/03/2012) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/476) (S. Sayısı: 184) (Dağıtma tarihi: 13/03/2012) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ile Kosova Cumhuriyeti Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı Arasında Eğitim Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/527) (S. Sayısı: 185) (Dağıtma tarihi: 13/03/2012) (GÜNDEME)

5.- Asyada İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı Yazmanlığının, Personelinin ve Üyelerin Temsilcilerinin Ayrıcalık ve Bağışıklıklarına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/555) (S. Sayısı: 186) (Dağıtma tarihi: 13/03/2012) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Kandıra’da yoğurt üretimine teşvik verilmesine ve hindi üretim çiftliği kurulmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1269) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

2.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, bilgi ve iletişim teknolojisi derslerinin kaldırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1270) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana metrosunun devrine ve ulaşıma yönelik projelere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/1271) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

4.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki doğal gaz çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1272) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

5.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, meslek danışmanlık sertifikası sahiplerinin mağduriyetine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1273) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Fen-Edebiyat Fakültesi mezunlarının istihdamlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1274) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

7.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, şehit ailelerinin sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1275) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

8.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Suriye ile ilişkilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1276) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

9.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Anadolu Ajansının milletvekilleri tarafından verilen hükümet faaliyetleri ile ilgili soru önergelerinin yayınına son vermesine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) sözlü soru önergesi (6/1277) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, belediyelerdeki özel kalem müdürlüğü kadrolarına yapılan atamalara ve imar planlarında ibadet alanı olarak ayrılan yerlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1278) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

11.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bozova’daki bir köyün sağlık evi ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1279) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, KCK soruşturmalarına ve başlatılan açlık grevine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4652) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

2.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, açtığı ve kazandığı tazminat davalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4653) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’nın bazı köylerine hizmet gitmediği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4654) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

4.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Bakanlıklarda araştırmacı kadrosuna atanan yöneticilerin mağduriyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4655) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

5.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri ile mezunlarının sayısına ve istihdamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4656) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

6.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 1990-2012 yılları itibariyle hükümlü sayısına ve hükümlülerin istihdamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4657) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

7.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Suriye’den gelen siyasi sığınmacılara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4658) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

8.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, terör örgütünün, Vanlı depremzedelere yardım toplanmasıyla ilgili yaptığı dolandırıcılığa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4659) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

9.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, eğitime katkı sağlayan bir derneğin ve dernekten burs alan öğrencilerin mağduriyeti iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4660) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Başkanlarına tahsis edilen makam araçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4661) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

11.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Kuzey Irak’ta Türk ve Amerikan askerleri arasında gerçekleşmiş bir olaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4662) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

12.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı ve ilçelerine yapılan kömür yardımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4663) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

13.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, bazı kurumlarda çalışan sözleşmeli personelin kadroya alınmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4664) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

14.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, banka ve kredi kartından kaynaklanan mağduriyetin önlenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4665) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4666) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

16.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, GAP kapsamındaki sulama yatırımlarına ve Dostluk Barajının yapımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4667) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

17.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, ÖSYM’deki kopya iddialarına ve sorumluların cezalandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4668) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

18.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, kız çocuklarının eğitimine ve çalışma hayatındaki kadın sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4669) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

19.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, ABD’li askerlerin Kürecik radar üssüne konuşlandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4670) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

20.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Haymana TOKİ konutlarının yapımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4671) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

21.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, TSK’dan ilişiği kesilen bazı personelin mağduriyetinin telafisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4672) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

22.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, bir büyükşehir belediyesinin karıştığı iddia edilen yolsuzluklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4673) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

23.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Suriye haber ajansında yer alan Türk menşeli silahlar haberine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4674) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

24.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Van’daki sağlık kurum ve kuruluşlarınca ihalelerde yolsuzluk yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4675) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

25.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, ödenmiş borçların bankalar tarafından Merkez Bankası risk merkezine bildirilmemesi nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/4676) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

26.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz’ın, kamu ve özel bankalardan kullanılan krediler ve geri ödemelere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/4677) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

27.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Merkez Bankası risk merkezi kayıtlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/4678) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

28.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Anadolu Ajansı personelinin emekliye zorlandığı iddialarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/4679) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/4680) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

30.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, cezaevlerinde bulunan çocuk mahkumlara ve sorunlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4681) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

31.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Dargeçit ilçesinde gözaltına alınan ve kendilerinden haber alınamayan kişiler olduğu iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4682) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

32.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Beşikdüzü cezaevi projesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4683) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4684) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, ülkemizdeki yabancı uyruklu tutuklu ve hükümlülere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4685) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

35.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, bir milletvekili ve bir gazetecinin tutukluluk durumuna ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4686) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

36.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Pozantı Çocuk Cezaevinin kapasitesine ve çocuk mahkumların şiddete maruz kaldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4687) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

37.- Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar’ın, cezaevlerinin kapasitelerine ve tutuklu ile hükümlülerin dağılımına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4688) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

38.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, töre ve namus cinayetlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4689) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

39.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, kadına yönelik şiddete karşı yapılan çalışmalara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4690) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

40.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, görme engellilere dağıtılan gören göz cihazına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4691) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

41.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, kadına yönelik şiddete ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4692) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

42.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, kadına yönelik şiddete ve alınan önlemlere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4693) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

43.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Turgutlu Organize Sanayi Bölgesindeki bazı uygulamalardaki usulsüzlük iddialarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/4694) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

44.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Turgutlu Organize Sanayi Bölgesinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmeyen firmalara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/4695) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

45.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kahveciler Odasına kayıtlı işletme sahiplerinin sorunlarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/4696) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

46.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Arızlı-Irak konutlarında yaşanan mağduriyete ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4697) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

47.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Eti Gümüş Tesislerinin gümüş üretiminde siyanür kullandığı iddialarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4698) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

48.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Kütahya OSB’ye arıtma tesisi yapılıp yapılmayacağına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4699) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

49.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Adıyaman ve Şanlıurfa’nın bazı ilçelerindeki ham petrol kuyularının denetimine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4700) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

50.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Bünyan’daki bir köyün kanalizasyon sorununa ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4701) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

51.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, spor uzmanı olarak görev yapan personelin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4702) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

52.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bazı bakanlıklar, belediyeler, il özel idare ve üniversitelerde sözleşmeli olarak çalışan personelin mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4703) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

53.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, SGK bünyesinde GİH sınıfında çalışan personelin ek ödemelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4704) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

54.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, kamuda engelli istihdamına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4705) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

55.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4706) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

56.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, bir iş yerinde işten çıkarılan işçilerin mağduriyetlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4707) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

57.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4708) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

58.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4709) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

59.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Afşin-Elbistan A Termik Santraline işçi alımında haksızlık yapıldığı iddialarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4710) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

60.-  İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, kaçak elektrik kullanımına ve elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedeline ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4711) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

61.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4712) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

62.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, çoklu tek kat misina ağlarının kullanımının yasaklanmasından kaynaklanan mağduriyete ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4713) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

63.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, balıkçılığın geliştirilmesi ve yanlış avlanmaların önlenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4714) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

64.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Kastamonu’da balıkçılığın geliştirilmesine ve balıkçıların sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4715) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

65.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Tohum Dağıtıcıları Alt Birliğinin, sektördeki firmaların satışlarından komisyon talebine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4716) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

66.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Geven Köyündeki bazı mera vasfındaki arazilerin kiralanmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4717) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

67.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4718) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

68.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, şap hastalığının yayılmasına ve alınacak önlemlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4719) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

69.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri’de üreticilere yönelik destekleme ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4720) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

70.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, tüketicilerin 444’lü telefon hatlarından kaynaklanan mağduriyetlerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4721) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

71.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un, Derecik ve Üzümlü sınır kapılarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4722) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

72.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, gümrük akaryakıt antreposu tanklarında bulunan ölçüm cihazlarına dışarıdan müdahale edildiği iddialarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4723) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

73.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, gemilerle yapılan akaryakıt kaçakçılığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4724) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

74.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4725) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

75.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, İstanbul’da otopark sorununun çözümüne ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4726) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

76.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğu altındaki alanlarda kurulan baz istasyonlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4727) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

77.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, Osmaniye-Kadirli’de meydana gelen bir olaya ve mağdurların can güvenliğinin sağlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4728) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

78.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, İGDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4729) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

79.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, bir avukatın kötü muameleye maruz kaldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4730) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

80.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, uzman jandarma olarak çalışan personelin mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4731) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

81.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz’ın, 2009’dan bugüne denetlenen belediye sayısına ve siyasi partilere göre dağılımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4732) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

82.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinin temsil, ağırlama ve tören giderlerinin yıllara göre dağılımlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4733) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

83.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli-Gebze-Eskihisar Karayolu güzergâhında trafik lamba ve işaretleri olmadığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4734) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

84.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü binasının yenilenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4735) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

85.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4736) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

86.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, hakkında soruşturma açılan belediye başkanlarına ve bunların siyasi partilere göre dağılımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4737) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

87.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Tarlabaşı’nda yürütülen kentsel dönüşüm projesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4738) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

88.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Türkçenin uluslararası alanda tanıtımına yönelik çalışmalara ve uluslararası yarışmalarda Türkçenin kullanılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4739) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

89.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa-Göbeklitepe tanıtım CD’sine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4740) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

90.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa Haleplibahçe Projesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4741) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

91.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4742) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

92.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 03 Kasım 2002’de Hazinenin iç ve dış borç ile sahip olduğu varlıklara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4743) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

93.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, çiftçilerin yabancı sermayeli bankalardan kredi kullanımına ve yapılan haciz işlemlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4744) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

94.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Ankara-İstanbul arasındaki otoban kenarında bulunan akaryakıt istasyonlarındaki işletmelerin piyasa fiyatlarının üstünde satış yapmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4745) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

95.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, üniversitelerin fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterlerinin özlük haklarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4746) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

96.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, TMSF’ye devredilen fabrika ve işyerlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4747) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

97.- İstanbul Milletvekili Faik Tunay’ın, 664 sayılı KHK ile teknik hizmetler sınıfına geçen bazı personelin mağduriyetine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4748) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

98.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Özürlü Memur Seçme Sınavı başvuru ücretlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4749) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

99.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, Okullar Hayat Olsun Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4750) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

100.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, Simav depremi sonrasında Kütahya-Gediz’deki hasar durumuna ve yeni yapılacak okulun inşaatına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4751) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

101.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, ilköğretim okullarında Arapça dersi okutulması kararına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4752) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

102.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, okullara ayrılan ödenek miktarlarına ve bağış alınmaması hakkında yönetmeliğin uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4753) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

103.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, ilköğretim ve ortaöğretim ders kitaplarında yapılan ve yapılması planlanan değişikliklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4754) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

104.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, öğretmenlerin özür grubu atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4755) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

105.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, öğretmenlerin il içi yer değiştirme taleplerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4756) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

106.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, deprem sonrasında Van ve Erciş’teki öğretmenlerin yaşadıkları mağduriyete ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4757) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

107.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, özür grubu atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4758) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

108.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, İzmir Fen Lisesinde onarım nedeniyle öğrencilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4759) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

109.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4760) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

110.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bazı üniversitelerin fazladan alınan öğrenci harçlarını geri ödemedikleri yönündeki iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4761) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

111.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, öğretmenevlerinde çalıştırılan personelin özlük haklarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4762) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

112.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, üç ilde ilköğretim öğrencilerinin civa zehirlenmesi yaşamasının nedenlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4763) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

113.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, üniversitelerin beden eğitimi ve spor fakülteleri mezunlarının istihdamına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4764) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

114.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Asker Hastanesinin kapatılacağı iddialarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4765) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

115.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Malatya-Kürecik’te kurulan füze kalkanına ve ABD askerlerinin konuşlandırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4766) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

116.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4767) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

117.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Hatay’da son 10 yılda yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4768) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

118.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getiren doktorların geçici görevlendirilme gerekçelerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4769) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

119.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, aile hekimlerinin yerleştirilmelerinde hizmet puanlarının yanlış hesaplandığı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4770) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

120.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, uzuv nakli yapılan bir kişinin ölümü ile ilgili bazı iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4771) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

121.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Doğubeyazıt Devlet Hastanesinde meydana gelen yangına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4772) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

122.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, uzuv nakli yapılan bir kişinin ölümü ile ilgili bazı iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4773) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

123.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4774) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

124.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, kekemelerin sosyal güvenlik hakları ve tedavilerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4775) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

125.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Transport Küvöz İhalesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4776) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

126.- Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, CHP kadın kolları üyelerinin 12 yıllık kesintili eğitimi protesto telgraflarının alınmadığı iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4777) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/02/2012)

127.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, görme engellilere dağıtılacak gören göz cihazına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4778) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

128.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlıkta spor uzmanı olarak çalışan personele ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/4779) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

129.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli-Körfez Viyadüküne ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4780) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

130.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Körfez’deki ikinci viyadük inşaatından kaynaklanan sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4781) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

131.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Eskişehir çevre yolunun can ve mal güvenliği açısından tehlikeli olduğu iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4782) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

132.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, PTT’nin bir bankayla yaptığı ucuz para transferi anlaşmasına ve bazı iddialara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4783) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

133.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, cami, kilise, sinagog ve havra sayısı ile bunların elektrik ve su giderlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/4784) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

134.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türkiye’de gerçekleştirilecek U-20 Dünya Futbol Şampiyonasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/4785) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/02/2012)

135.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/4786) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

136.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4787) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

137.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/4788) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/03/2012)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 Milletvekilinin, orman yangınları konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/188) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/10/2011)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 Milletvekilinin, et üretimindeki azalışın ve et fiyatlarındaki yükselişin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/189) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/10/2011)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 Milletvekilinin, başta iş kazaları sonucu yaşanan işçi ölümleri olmak üzere tersane işçilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/190) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/10/2011)


13 Mart 2012 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Mustafa HAMARAT (Ordu)

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü münasebetiyle söz isteyen Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya’ya aittir.

Buyurunuz Sayın Yerlikaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya’nın, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

İLHAN YERLİKAYA (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 91’inci yılında İstiklal Marşı’mızın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Her yıl 12 Mart tarihi İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü olarak kutlanır. İstiklal Marşı’nı anlamak için, onun hangi şartlarda yazıldığını bilmemiz ve o çerçevede değerlendirmemiz gerekmektedir.

Savaşın elemli ve buhranlı günlerinde, İzmir gitmiş, Bursa düşmüş, Afyon kaybedilmiş, düşman orduları Türk yurdunun her yanına girmiş, Türk milleti tarihin en karanlık günlerini yaşamaktadır. İşgal güçlerinin çifte standart, zulüm ve vahşeti karşısında Batı medeniyetinin umursamazlığı ayyuka çıkmıştır. Mehmet Akif bunu İstiklal Marşı’mızda “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.” diye eleştirmekte. Burada eleştirilen medeniyetin bizatihi kendisi değil elbette, çağdaş medeniyet kisvesi altında yapılan haksızlık, zulüm ve çifte standarttır.

Mehmet Akif şair olduğu kadar fikir adamı, devlet adamı ve gönül ehli bir insandır değerli milletvekilleri; mütevazıdır ama millet düşmanlarına karşı gururlu ve dik başlıdır; bu zor günlerde, milletimize şanlı tarihimizi ve başarılarımızı şiirleri ve konuşmalarıyla hatırlatarak bağımsızlığımızın tekrar kazanılması için öz güven sağlamaya çalışmıştır. Bu acı dönemi milletimizle birlikte yaşayan yüce şairimiz “Hayal ile yoktur alışverişim. Her ne demişsem görüp de söylemişim.” diyerek yaşadıklarını dizelerine aktarmıştır.

Mehmet Akif, 6 Şubat 1920’de Kuvayımilliyenin Ege’deki merkezlerinden Balıkesir’e gider. Burada halktan aralardaki ayrılıkları kaldırmalarını, düşmanlara karşı birleşmelerini isteyip herkesi yurt savunmasına çağırır. Anadolu iç isyanlarla karşı karşıyadır. Kurtuluş Savaşı sürerken Mehmet Akif  Ersoy Kastamonu camilerinde yaptığı konuşmalarda millî, manevi değerler ve ülkemizin tehlikede olduğunu belirterek Müslümanları birliğe, düşmana karşı olmaya çağırır. Bu konuşmaların yayımlandığı dergi ve gazeteler Anadolu’nun bütün illerinde sancaklar ve kazalardaki idarecilere okutturulur. Kitaplar, broşürler şeklinde yeniden basılarak, cephelere, köylere dağıtılır.

Meclisin açıldığı günlerde “Artık burada duracak zaman değildir.” diyerek Kastamonu’dan Ankara’ya gelir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara’ya varır. Ankara’ya geldiği günlerde Mustafa Kemal Paşa, Konya Vali Vekiline telgraf göndererek Mehmet Akif  Ersoy’un Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemiştir. Haziran ayında Burdur’dan, temmuz ayında ise Biga’dan mebus seçildiği haberi Meclise ulaşır. Akif, Burdur mebusluğunu tercih eder. Böylece, 1920-23 yılları arasında vekil olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde yer alır. Meclis kayıtlarında Burdur Milletvekili ve İslam şairi olarak geçmektedir ama biz, üstadı o dönem Burdur’un Konya’ya bağlı bir sancak olması hasebiyle aynı zamanda Konya milletvekili olarak da kabul etmekteyiz.

Vatan sevgisini ve inancını canlı tutacak ve gelecekte millî bir marşımızın hazırlanması için teklifler gelir ve şairler yarışmaya girer. 739 şiir katılmış ama hiçbirisi istenilen özellikte bulunmamıştır. Mehmet Akif  ise “Milletin kurtulacağını para ile mi söyleyeceğiz?” diyerek yarışmaya katılmamıştır ancak ikna edilerek yarışmaya katılmış ve İstiklal Marşı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde alkışlarla kabul edilmiştir. İstiklal Marşı’mızın kabulü ile Mehmet Akif ’e “Tekrar böyle bir şiir yazar mısınız?” diye sorulduğunda “Allah o günleri bize tekrar göstermesin.” demiştir, “Milletimiz ilelebet bağımsız, özgür olarak yaşasın.” demiştir, bu bakımdan, bizler de bu temenni ile sözlerimizi bitiriyor ve üstadın şu tavsiyesiyle söze noktayı koymak istiyorum: “Allah’a dayan, sâye sarıl, hikmete râm ol/Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!”

İstiklal Marşı’mızı ve üstat Mehmet Akif ’i daha iyi anlamak ve anlatabilmek ümidiyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yerlikaya.

Gündem dışı ikinci söz, Kastamonu’nun sorunları hakkında söz isteyen Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Çınar.

2.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’nun sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; Kastamonu’nun sorunlarıyla alakalı gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kastamonu’nun sorunlarına değinmeden önce, 91’inci yıl dönümünü kutladığımız Türkiye Büyük Millet Meclisinde İstiklal Marşı’mızın kabulünün onur ve gururunu taşıdığımız, rahmetle ve şükranla yâd ettiğimiz Mehmet Akif Ersoy’u bir kere daha anmak istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Kastamonu’nun sorunlarıyla alakalı gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Kastamonu coğrafyasının iyi tanınması gerektiğini düşünmekteyim. Geçmiş dönemlerde, Kastamonu büyük şehirler arasında yer alan bir vilayet olmasına rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk yasama döneminde Parlamentoda 8 tane milletvekiliyle temsil edilirken ülke nüfusunun 15 milyon civarında olduğu dönemde Kastamonu ilinin nüfusu 365 bin civarında idi. Aradan geçen zaman içerisinde, 1980’li yıllara kadar, Kastamonu her geçen gün nüfus itibarıyla ciddi manada büyüme kaydetmiş ve 80’li yıllarda yapılan nüfus sayımında Kastamonu nüfusu 450 bin ama 2002’nin 3 Kasım tarihinde yapılan genel seçimlerden sonra, AKP’ye devredilen iktidar döneminde Kastamonu nüfusu, maalesef, ülkemizdeki yapılan hizmetlerden gerekli payı alamamış ve en son 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde Kastamonu’nun nüfusu 361 bin olmuştur ve akabinde, bölgemiz itibarıyla Kurtuluş Savaşı’nda istiklal yolu çizgisi içerisinde beyaz şeritli İstiklal Madalyası’na sahip olan bu ilimiz, maalesef, bugün itibarıyla Parlamentoda 3 milletvekiliyle temsil edilmektedir. Tabii ki sayın bakanlarımızın, Sayın Başbakanın Kastamonu’ya geldiklerinde vadettiklerinin, maalesef, bugüne kadar hiçbir şekilde yerine gelmediğini görmekteyiz.

Ülkemiz şu anda ciddi manada kış şartlarıyla boğuşmakta. Kastamonu 20 tane ilçesi, 1.071 köyü, 2.620 yerleşimiyle ülkemiz içerisinde yer alan iller arasında ilk 3 sırada yer almaktadır. Sayın Ulaştırma Bakanımız ve diğer bakanlarımız Kastamonu’ya geliş yolu itibarıyla havaalanını kullanmaktadırlar yani helikopterle ziyaretlerini yapmaktadırlar. Ama Kastamonu, Ankara’ya 240 kilometre mesafede bir il olmasına rağmen, ulaşımda ciddi manada zorluklar yaşamaktadır. Her yıl yenilenen, her yıl yeniden yapılandırması yapılan asfalt program çalışmalarının içerisinde yer alan bir ildir. Sayın bakanların özellikle Kastamonu’yu ziyaret programlarının bundan sonraki kısımlarında kara yolu tercihini kullanmasını özellikle istirham ediyorum. Çünkü bu yolu tercih ettikleri noktada, o zaman, Kastamonu’da yaşayan insanlarımızın nasıl bir sıkıntıyla karşı karşıya geldiğini görme anlayışı içerisinde olacaklarını düşünüyorum.

Bizim değişik noktalarda ilçelerimizle alakalı vermiş olduğumuz soru önergelerinde Kastamonu yollarıyla alakalı hiçbir problemin olmadığını Sayın Ulaştırma Bakanımız bizlere ifade etti. Tosya’yla alakalı bir soru önergesi verdik, akabinde dedi ki: “Yollar ciddi manada güzeldir ve kullanışlıdır.” Şu anda karla mücadele çalışmalarının yapıldığı Kastamonu merkezinde ve köylerinde birçok köy yolumuz, maalesef, kapalı vaziyettedir. Yaşlı insanlarımızın yer aldığı bu ilçe köylerimizde insanlarımız sağlık hizmetlerinden faydalanamamakta, gençlerimiz okullara gitmekte güçlük çekmektedir. Bir aydır henüz öğretim göremeyen genç nüfusumuz vardır.

Yine, yakın bir tarihte, geçen hafta içerisinde İstiklal Madalyalı ilçemiz olan İnebolu ilçemiz, bu dediğim noktadaki yaşanan Abana ve İnebolu arasındaki devlet yolunun çökmesiyle ciddi manada bir mağduriyet yaşamıştır.  Diyeceksiniz ki: “Bunlar sözlerden mi ibarettir?” İşte ben bunu özellikle sayın milletvekillerimize, Değerli Ulaştırma Bakanımıza Kastamonu’nun şu andaki mevcut yollarıyla alakalı yerel basında ve ulusal basındaki son durumunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Özellikle, böylesine millî mücadelede her türlü olumsuzluktan kaçınmayan, kendi çocuğunu rahmetle veren ama kurtuluş mücadelesinde göğsünü cepheye siper eden bu ilin bu noktadaki yaşam mücadelesini hak etmediğini düşünüyorum.

Özellikle ustalık dönemi olarak addeden AKP İktidarının artık sırtını değil, yüzünü Kastamonu’ya dönmesini bekliyor ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çınar.

Hükûmet adına Sayın Eroğlu cevap verecektir.

Buyurunuz Eroğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; ben de sizleri saygıyla selamlıyorum.

Özellikle, Kastamonu Milletvekili Sayın Emin Çınar Beyefendi’nin gündem dışı konuşmasına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum.

Efendim özellikle şunu belirteyim: Kastamonu gerçekten ülkemizin en değer verdiğimiz şehirlerinden birisi. Zaten istiklal mücadelesinde de destan yazan bir şehrimiz. Dolayısıyla bu vesileyle ben de İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle anıyorum, ruhu şad olsun.

Efendim evvela şunu ifade edeyim: Kastamonu’ya Sayın Vekilim ben defalarca gittim -belki en çok giden bakanlardan birisiyim- ben hiçbir zaman hava yolunu kullanmadım, kara yoluyla gittim. Onu özellikle belirteyim ve şu anda da kara yollarıyla ilgili geçen yıl sonuna kadar Kastamonu’ya Hükûmetimiz döneminde yaklaşık 454 milyon TL’lik kara yolu yatırımı yapılmış.

Bakın ne yapılmış bunlarla ilgili? Daha önce Kastamonu’ya gitmek, 2002 yılından önce -ben Kastamonu’ya çok gittim- gitmek bir eziyetti yani ulaşmak bile mümkün değildi ama Hükûmetimiz döneminde şu ana kadar, geçen yıl sonuna kadar yaklaşık 200 kilometre Kastamonu’ya bölünmüş yol yapıldı ancak takdir buyurursunuz ki bu sene hava şartları çok sert geçti yani Türkiye'nin hemen her yerinde eksi 27, hatta eksi 30 santigrada kadar soğuk hava şartlarında yollarda bir bozulma var ama sadece Kastamonu’da değil. Ben, geçenlerde özellikle Kütahya-Eskişehir arasında ve aynı zamanda Bilecik-Kütahya-Afyonkarahisar arasındaki yoldan geçtim orada da birtakım bozulmalar var ancak dün Sayın Ulaştırma Bakanımızla görüştüm, hava şartları şu anda daha müsait değil, hava şartları düzelir düzelmez asfalt programı uygulanacak ve yollardaki bu sıkıntılar giderilecektir. Ben, özellikle vurgulamak istiyorum.

Tabii ki burada şunu ifade edeyim: Kastamonu’ya gerçekten Hükûmetimiz çok büyük yatırımlar yaptı. Bir kısmını, müsaadenizle, ben arz edeyim. Bir kere, biz, Çevre ve Orman Bakanlığı, şimdi de Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak geçen yıl sonuna kadar Kastamonu’ya yaklaşık 500 milyon TL’lik yani 500 trilyonluk yatırım yapmışız. Bakın, bunun büyük kısmı da, yaklaşık 400 milyon TL’si de DSİ’ye ait. Neler yaptık? Kastamonu’da Kulaksızlar Barajı’nı biz bitirdik ve bu barajda 51.280 dekar arazi sulanacak. Hasköy sulamasını biz tamamladık, 30 bin dekar arazi sulanıyor. Karadere Barajı… Karadere Barajı, Kastamonu için bir rüyaydı. Bakın, ben DSİ Genel Müdürü olduğum zaman, o zamanki Kastamonu milletvekilleri “Yahu, bu baraj -DSİ’dekiler- bu ödeneklerle tam altmış beş yılda biter.” şeklinde, maalesef bana böyle bir bilgi verdiler. Ben, bizzat kendim giderek… Hakikaten barajda birtakım teknik problemler vardı, bu kardeşiniz bizzat bu problemleri yerinde çözdü ve Kastamonu’nun âdeta GAP’ı olan bu Karadere Barajı’nı bitirdik, sulaması da büyük ölçüde bitmek üzere.

Keza Tosya Kösençayırı Göleti sulaması, 8.500 dekar arazi sulanıyor. Kastamonu Taşköprü Asar Göleti ikmali ve sulaması, 10.100 dekar ve bunun dışında pek çok gölet inşaatına başladık.

Ayrıca 18 adet dere ıslahını Kastamonu’da geçen yıl sonuna kadar tamamladık. Bunların bir kısmını isterseniz ben sizlere okuyayım: Kastamonu merkezde Mehmet Akif Ersoy Mahallesi. Tesadüfen Mehmet Akif gününde böyle bir derenin ıslahını yaptık. Devrekâni Şenlik Köyü Pazaryeri, Sökü Deresi; merkezde Çağlayık Deresi dere ıslahı; Taşköprü Alamakayış ve Yukarıçayırcık köyleri taşkın koruma tesisleri; Taşköprü ilçe merkezi dere ıslahı; Küre ilçe merkezi Müderris Mahallesi, Tabakalar Deresi dere ıslahı; Tosya Karabey köyü köy içi ve Fındıklı dereleri dere ıslahları; Tosya Ekincik köyü Tıkınık Deresi taşkın koruma inşaatı; Çatalzeytin ilçe merkezi Akçay Deresi ıslahı; Cide Toygarlı Köyü Soğuksu Pazarı taşkın koruma inşaatı; Kastamonu Daday, Honsalar, Bağışlar, Seydibey, Civköy, Budaklar ve Honcaklar köyleri arazileriyle ilgili dere ıslahları; Kastamonu İhsangazi ilçe merkezi Ilgaz Çayı taşkın koruma inşaatı; Merkez Aktekke ve İnönü mahalleleri, Suluceviz Deresi dere ıslahı; Çatalzeytin ilçe merkezi Akçay Deresi ikinci kısım inşaatı; Cide Toygarlı Soğuksu Pazarı dere ıslahı; Devrekâni ilçe merkezi Tekke Deresi; Taşköprü ilçe merkezi ikinci kısım dere ıslahı ve Alamakayış Yukarı Çayırcık köyleri arazileriyle ilgili eksik kalan işlerin tamamlanması. Bakın, bunları biz gerçekten yaptık.

Şu anda Kastamonu Daday Bezirgan Hazım Kılıç Göleti hemen hemen ikmal edildi. Bunun dışında 7 tane dere ıslahı inşaatı, derelerin ıslahı devam ediyor, 2 tane de taşkın koruma ve rusubat kontrol tesisi inşaatı devam ediyor. Sadece dere ıslahları, sulama, “Bin günde bin gölet” kapsamında yapılacak göletlerden ben burada bahsetmiyorum, vaktimiz sınırlı ancak Orman Genel Müdürlüğünün de faaliyetleri var.

Bildiğiniz gibi daha önce söz vermiştik “Hanönü’nde Orman İşletme Müdürlüğünü kuralım.” dedik. Biliyorsunuz, ben Sinop dönüşünde bu sözü, Başbakanımızın da desteğiyle, yerine getirdik, Hanönü’nde Orman İşletme Müdürlüğü yeniden kuruldu. Kastamonu hakikaten ormancılık açısından en önemli şehirlerimizden birisi, yüzde 60’ı ormanlarla kaplı ama bunların ancak yüzde 35’i bozuk orman, bu konularda biz çalışma yaptık ve şu ana kadar yaklaşık 950 bin dekar arazide, orman arazisinde çalışma yaptık ve 35 milyon fidanı toprakla buluşturduk Kastamonu’da. Bunun dışında 2 adet kent ormanı ve 14 tane orman içi dinlenme yeri tesis ettik. ORKÖY Genel Müdürlüğümüz Kastamonu’ya çok büyük destek veriyor, şu ana kadar, geçen yıl sonuna kadar 3.247 aileye yaklaşık 15 trilyonluk bir destek sağlamışız ve doğa koruma millî parklar açısından da Kastamonu çok önemli, başımızın tacı bir ildir, onu da özellikle belirtmek istiyorum.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğümüz oraya 8 adet otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurdu, daha önce hiç yoktu. Bakın, Kastamonulu bir kardeşim yurt dışından istediği yerden, İstanbul’dan veya Almanya’dan Kastamonu’da merkezde, Bozkurt’ta, Çatalzeytin’de, Cide’de, Devrekâni’de, İnebolu’da, Tosya’da ve Ilgaz’da herhangi bir anda hava durumu nedir onu görebilecek durumda şu anda, otomatik olarak. Ayrıca araçla da kuruluyor, onu da ifade edeyim.

Sağlık Bakanlığımız Kastamonu’da 2 tane devlet hastanesi olmak üzere 18 adet sağlık tesisi hizmete açtı.

Millî Eğitim Bakanlığımız 467 dersliği tamamladı, yaklaşık 6 milyon adet kitabı ücretsiz olarak gönderdi. Biliyorsunuz, Kastamonu’da üniversite yoktu bir defa, 2006 yılında Kastamonu Üniversitesini bu Hükûmet kurdu ve şu anda 15 tane birim hizmete açıldı.

Bendeniz Çevre ve Orman Bakanıyken Kastamonu’ya çevre konusunda özel sıkıştırmalı çöp kamyonları konusunda büyük destek verdim, milletvekillerimiz biliyor.

TOKİ, 7 tane dev projeyi başlattı ve 1.696 adet konutu inşa ediyor. Tarım sektöründe 2003’ten 2010 yılı sonuna kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız 285 milyon TL destek vermiş; KÖYDES ve BELDES kapsamında Kastamonu’ya verilen destekle köylere su götürme, kanalizasyon hizmetleri 150 milyon TL’yi aşmış, yani 150 trilyon. Yani Kastamonu, asla Hükûmetimiz döneminde ihmal edilmiyor ancak Sayın Vekilim Kastamonu’da nüfusun azaldığını söylüyor. Tabii, İstanbul’da Kastamonu’dan daha çok Kastamonulu olduğunu da ben bu arada belirtmek istiyorum. İnşallah Kastamonu’nun ekonomik durumu daha geliştikçe daha da güzel olacaktır. Şimdi, havaalanıyla beraber, bu bölünmüş yollarla beraber, Kastamonu daha da gelişecektir, ben ona inanıyorum.

Ayrıca, Kastamonu’da biz Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü çerçevesinde, Sayın Vekilim, özel bir program yapıyoruz. Doğa turizmini, yani yayla turizmini geliştirmek, Kastamonu’yu bu şekilde dünyaya tanıtmak şeklinde böyle bir projemiz var. Bu konuda da sizlerin de tavsiyeleri olursa fevkalade memnun oluruz çünkü birlikte, Kastamonu’yu, hep birlikte layık olduğu yere taşımamız gerektiği kanaatindeyim, onu özellikle belirteyim.

Tekrar ediyorum, yollarla ilgili her yerde birtakım bozulmalar var ama Ulaştırma Bakanlığımız gerçekten çok ciddi hazırlık yapıyor. Dün Bakanlar Kurulunda da görüştük, inşallah bu bozuk olan yolları, hava şartları düzelir düzelmez yıldırım hızıyla Karayolları Genel Müdürlüğümüz gerekeni yapacaktır.

Ben bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Eroğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Gündem dışı üçüncü söz, medyayla ilgili sorunlar hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Ekşi. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, medyayla ilgili sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlarım; bugün, bildiğiniz gibi, İstiklal Marşı’mızın kabulünün yıl dönümü. O nedenle, merhum Mehmet Akif Ersoy’u sizler gibi ben de saygıyla anmak istiyorum sözlerimin başında.

Saygıdeğer arkadaşlarım, bugün bir başka özellik daha taşıyor. Bildiğiniz gibi, dün akşam, yetkili mahkemenin verdiği kararla Oda TV adıyla bilinen davanın sanıklarından 4 gazeteci arkadaşımız serbest bırakıldılar. Bu, tabii, benim gibi, sizler de katılıyorsunuz umudundayım, insanları mutlu edecek bir gelişmeydi fakat olayın aslını burada değil, geride aramak gerektiğini dikkate alarak medya dünyamızın bugünkü durumunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çok açık ve net bir şekilde söylemek gerekirse Türk basını tüm geçmişinin, bütün tarihinin en karanlık dönemini yaşamaktadır şimdi. O nedenle, 4 arkadaşımızın serbest bırakılması aslında herhangi bir şekilde temeldeki gerçekleri değiştirecek ağırlıkta değildir. Bunu normal olarak hiç istemediğim bir şekilde çizmemin sebebi şu sevgili dostlarım: Türkiye’de bu 4 arkadaşımızın serbest bırakılması aslında yargının iyi işlediğinin değil, maalesef bağımlı olduğunun ve o nedenle de bu kararın adalet değerleri açısından, hukuk değerleri açısından maalesef fazla bir önem taşımadığıdır.

Dostlarım, Türkiye’deki medyanın ne kadar bağımlı veya bağımsız olduğunu eğer merak eden varsa sadece Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin veya yetkililerin değil, bağımsız, tarafsız bir şekilde durumu değerlendiren kesimlerin de kanaatlerine kulak vermek zorundayız. Gerçekten Adalet ve Kalkınma Partisinin Türkiye’de demokratik yönde bazı reformlar yaptığını ileri süren Avrupa Birliği kesimi, Avrupa Birliğinin yetkilileri, Avrupa Parlamentosunun görevlendirilmiş komiseri ve raportörleri dahi, artık Türkiye'de basının dünyada en ağır baskı altında olduğunu kabul ettiklerini ortaya koymaktadır. Nitekim, yakın bir gelecekte Avrupa Parlamentosundan görevlendirilmiş 5 kişilik bir komite Türkiye'deki durumu yerinde inceleyerek Parlamentoya rapor verecek, bu görevle geleceklerdir.

Dostlarım, az önce 4 arkadaşımızın tahliye edilmesinden duyduğum sevinci ifade ettim. Bunlardan birini, özellikle Nedim Şener’in adını altını çizerek anmak istiyorum, çünkü şu anda İstanbul’da Maçka’da Nedim Şener tarafından açılması istenen, açılması için beklenen bir ifade özgürlüğü anıtı vardır. Bundan haberiniz olup olmadığını bilmiyorum, ama Nedim Şener’in tutuklu olduğu sırada Maçka Parkı’nda yapılan bu anıt, ifade özgürlüğünün hiçbir koşulda, hiçbir baskıcı rejim tarafından engellenemeyeceğini, ne kadar baskı altına alınırsa alınsın sonucun değişmeyeceğini, yani ifade özgürlüğünün başarıya ulaşacağını simgelemek için konuldu. Sadece böyle bir anıtın inşa edilmiş olması dahi, zannediyorum ki daha önce Türkiye'de hiçbir zaman duyulmamış bu ihtiyacın bu şekilde giderilmesi dahi, Adalet ve Kalkınma Partisinin medya dünyamız üzerindeki baskısını anlatmaya, ortaya koymaya yetecek ağırlıktadır.

Bugün bir başka çok önemli mesele daha var dostlarım, sözlerimi bitirmeden değinmek isterim: Anadolu Ajansı çok ağır bir baskı altında, sendikalı üyelerin sendikadan istifa etmeye zorlandığı bir döneme girmiş durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü bağlayınız.

OSMAN OKTAY EKŞİ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Bu, doğrudan doğruya iktidarınızın medya üzerine kurduğu baskının somut örneklerinden biridir ve çalışan insanları haklarından mahrum eden, özgürce görevlerini yapmaktan alıkoyan bu tavır, iktidarınız için hiçbir zaman şeref vesilesi olmayacak bir gerçektir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ekşi.

Sayın Şandır, buyurunuz.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ve İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, 12 Mart, İstiklal Marşı’mızın kabul edildiği gün. Türk milletinin bugüne gelişinde, çok önemli bir süreçte, merhum Mehmet Akif’in üstlendiği görev gerçekten çok değerli, çok önemli. Yeterince anıldığı, hatırlandığı kanaatinde değilim. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak öncelikle bu hususu ifade ediyorum. TRT, İstiklal Marşı’nın kabulü konusunda yeterince hassasiyet göstermemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak başta Mehmet Akif olmak üzere, millî mücadelenin tüm kahramanlarına, başta Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, rahmet diliyor, Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın diyorum.

Ayrıca, dün hayatını kaybeden 11 vatandaşımıza rahmet diliyor, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Hükûmetimizi de bu konudaki -maalesef vatandaşın hayatını koruyamayan bir Hükûmet görüntüsü ortada- bu türlü konulara tedbir geliştirmesini… Çünkü her defasında bunlar oluyor, yani mahkûm nakledilirken insanlar ölüyor, organize sanayi bölgelerinde sağlıksız çalışma koşulları dolayısıyla patlamalar oluyor, çok sayıda insanlarımız ölüyor. “Büyüdük, kalkındık.” denen Türkiye'nin Hükûmetine sesleniyorum: Bunlar Türkiye’ye yakışmıyor. Dün, milletin, dünyanın gözü önünde, sağlıksız koşullarda bir şantiyede çıkan yangında 11 tane vatandaşımız diri diri yanmıştır. Bunu kabul edebilmek mümkün değil. Her şeye rağmen, bu konuda Hükûmeti uyarıyorum, tedbir almaya davet ediyorum. Tekrar, bu insanlarımıza rahmet diliyorum, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, yakınlarına da başsağlığı diliyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

Sayın Vural…

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milletin oylarıyla gelen ve bu iradeyi kullanan buradaki milletvekillerinin, egemenliğini kullanan milletvekillerinin 11 Mart günü Millî Eğitim Komisyonunda, maalesef, zorlamayla, cebir ve şiddetle iradeleri ve egemenliği kullanmaları engellenmiştir; bunu kınıyorum. Bu millet ve Parlamento zorbalığa, baskıya, tehdide pabuç bırakmayacaktır. Dolayısıyla pazar günü olanlar aslında bir “kara pazar”dır. Söyleyecek sözü olmayanlar, sözlerden korkanlar, görüşlerini savunamayanlar cebir ve şiddetle Milliyetçi Hareket Partisinin sözünü ve milletvekillerini susturmuşlar, önerge verme haklarını ellerinden almışlar, söz söyleme haklarını ellerinden almışlardır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak dinini, milliyetini, diyanetini, cumhuriyetini bilen ve anlayan nesiller yetiştirme ülkümüzün hayata geçirilmesi için her türlü mücadeleye hazır olduğumuzu ve bu mücadeleyi hiç kimsenin engelleyemeyeceğini, bu mücadelede sözümüzü hiç kimsenin kesemeyeceğini hatırlatmak istiyorum.

Meclis Başkanlığının da Komisyon toplantısı sonucunda milletvekillerinin önerge verme ve konuşma haklarının gasbedildiği bu Komisyon toplantısını yenileyerek bu milletin sesini ve sözünü kullanabileceği yeni bir toplantıyla bu meselenin tartışılması ve millî iradenin tesis edilmesini istiyoruz. Bu bakımdan, bunun, Meclis Başkanlığı tarafından bir görev addedilmesini ve bu Komisyon toplantısı neticesinde varılan kararın hukuka uygun olmayan bir karar olduğunu ifade ederek hukuka uygun bir komisyon toplantısı temin edilmesini özellikle istirham ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Vural.

Sayın Hamzaçebi…

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne, İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ve Sivas davası kararına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün tarihler 12 Martı gösteriyordu. Dün itibarıyla bundan doksan bir yıl önce İstiklal Marşı’mız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildi. Bizim için onur verici bir olayın dün yıl dönümüydü. Bu vesileyle, Mehmet Akif Ersoy’u şükranla ve rahmetle anıyorum. Mehmet Akif Ersoy’un sadece İstiklal Marşı’nın yazarı olması nedeniyle anılmasını da yeterli bulmuyoruz. Mehmet Akif Ersoy, dürüstlüğüyle, sanatıyla bugünlere örnek olabilecek bir şahsiyettir. Bugünlerde rahmetli Mehmet Akif Ersoy’u örnek almaya, örnek göstermeye çalışan çok kişi var, çok siyasi var; keşke onun dürüstlük üzerine oturmuş olan yaşam anlayışı herkes tarafından örnek alınabilseydi. Bir kez daha Mehmet Akif Ersoy’u şükranla, rahmetle anıyorum. İstiklal Marşı’nın yazarı olması nedeniyle de, böyle bir İstiklal Marşı’mız olması nedeniyle de gurur ve mutluluk duyduğumu ifade ediyorum.

Dün İstanbul’da 11 işçimiz hayatını kaybetti. Bu, geçiştirilebilecek bir olay değildir. Bundan birkaç yıl önce yine İstanbul’da, Bayrampaşa’da bir iş hanında meydana gelen yangında onlarca vatandaşımız yanarak hayatını kaybetmişti. O günlerde, ilgili bakanlar, Sayın Başbakan çıkıp bir daha bunların olmayacağı yönünde açıklamalar yapmışlardı ama görünen tablo, bu konuda Türkiye'nin bir arpa boyu yol gidemediğidir. 11 işçimize Allah rahmet etsin diyorum, Hükûmeti de bu konuda göreve davet ediyorum.

Yine, yaşadığımız bir olay, acı bir olay şu: Bundan on dokuz yıl önce Sivas’ta çok acı bir olay yaşandı, 35 vatandaşımız hayatını kaybetti, yakılarak öldürüldüler. Bu olay nedeniyle açılmış olan dava zaman aşımına uğradı, failler yakalanamadı. Bir hukuk devletinde, hukuk devleti olarak tanımlamak istediğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanmaması gereken bir olaydır. Bir insanlık suçunu işleyen kişi hakkında, kişiler hakkında “zaman aşımı” diye bir kavramın olmaması gerekir, bu suçun takip edilebilmesi gerekir, bu konuda gerekli, Anayasa değişikliği dâhil, tüm yasal değişikliklerin yapılması gerekir. Sayın Başbakanın buna yönelik olarak “Hayırlı olsun.” açıklamasını da oldukça yadırgadığımı ve milletin bu vesileyle de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Son bir şey daha kaldı efendim.

BAŞKAN – Süre epey aştı, teşekkür ediyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Buldan.

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ve cezaevlerindeki tutukluların serbest kalması gerektiğine ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de dün İstanbul’da çadırda çıkan yangında 11 işçinin yaşamını yitirmesinden dolayı kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum, aynı zamanda yakınlarına da başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Ne yazık ki Türkiye, yanarak ölenlerin ve kendisini yakarak ölümsüzleşenlerin ülkesi oldu, bunu ifade etmek istiyorum.

Ayrıca dün gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık tahliye edildiler. Kararı Barış ve Demokrasi Partisi olarak olumlu bulduğumuzu belirtmek istiyorum ama verdikleri mesajın Hükûmet tarafından iyi anlaşılması gerektiğini ifade ediyorum. Cezaevindeki gazetecilerin, aydınların -hangi gerekçeyle cezaevinde oldukları belli olmayan binlerce tutuklu var bugün Türkiye’de- ve en kısa zamanda bütün tutukluların serbest kalması gerektiğini de ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Buldan.

Sayın Bahçekapılı, buyurunuz.

5.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ve İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına ilişkin açıklaması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İstiklal Marşı’mızın kabul yıl dönümünü hep birlikte kutladık. Ben de Kurtuluş Savaşı’mızın simgesi olan İstiklal Marşı’mızın kabul yıl dönümünü kutluyorum ve İstiklal Marşı’mızın bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ifadesi olduğunu hiçbir zaman unutmayacağımızı ifade etmek istiyorum ve bu vesileyle merhum Mehmet Akif Ersoy ve tüm şehitlerimizi rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Elbette ki dün Esenyurt’ta yaşanan elim kaza hepimizi derinden üzdü. Bu vesileyle işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum ve şöyle seslenmek istiyorum: Bilmelidirler ki -Faruk Çelik Bakanımız da olay yerinden yapmış olduğu açıklamalar neticesinde- bu olayın faillerinin cezasız kalmayacağını ve bu olayı şiddetle takip edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Son bir notum daha var: Geçtiğimiz günler 12 Mart darbesinin yıl dönümüydü. Ben ve Grubum bütün darbeleri şiddetle ve lanetle kınıyoruz, bütün darbelerin geride kaldığı düşüncesi ve kararlılığıyla bütün darbe mağdurlarını saygıyla anıyoruz ve selamlıyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bahçekapılı.

Sayın Erdemir…

6.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in,  Sivas davası kararına ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insanlık tarihi göstermiştir ki kitapları yakanlar gün gelir insanları da yakarlar ve bugün bir kez daha gördük ki yargının vesayet altına alındığı ülkelerde insanları yakanlar gün gelir zaman aşımına uğrarlar.

Sivas katliamı sanıklarını kollayan, saklayan ve adaletten kaçıran, başta siyasetçi ve kamu görevlileri olmak üzere, tüm iş birlikçileri ve suç ortaklarını kınıyorum, lanetliyorum.

Katliama duyarsız kalanların bir gün, “Sizin hiç babanız yandı mı?” diye seslenen Zeynep Altıok’un feryadını duyabilecek bir vicdana kavuşabilmelerini umut ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, İbrahim’i ateşe atan Nemrut’un karşısında “Tarafım belli olsun.” diyerek su taşıyan karınca olmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki mazlumun ahı, gün gelir indirir şahı.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Sayın Yeniçeri…

7.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Eğitimcilik ince iştir, zarif davranış gerektirir. Eğitimcinin davranışlarının izan, idrak, etik, estetik, edep içermesi şarttır. Eğitim ile kaba kuvvet ya da fiziki güç yan yana konulmaması gereken, birbirine ters süreçlerdir.

Eğitim seviyesi yükseldikçe insanların davranışlarının daha rafine ve daha estetik hâle gelmesi beklenir. Hâl bu iken 11 Mart ve öncesinde Eğitim Komisyonunda yaşanan kavga ve kaos görüntülerinden Komisyon üyesi olarak büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim.

Olgunluğu, yetkinliği, birikimi ve saygınlığıyla temayüz etmiş insanlardan oluşan bir komisyonda kavgadan söz etmek, eşyanın doğasına aykırı bir durumdur. İtiş kakış, bağırış çağırış ve kavga, eğitimin, kişilere yüklediği vasıflar değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Eğitim Komisyonunun en üst düzeyde rafine, entelektüel, aksakallı ve donanımlı çalışmalara sahne olması gerekirken, kavga, gürültü ve çirkin görüntülerle gündeme gelmesi çok kötü olmuştur. Eğitimi siyasi rant aracı olarak kullanmak doğru bir mesaj olmamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Eğitim Komisyonunun verilen kötü görüntüler için Türk milletinden özür dileme borcu vardır. Umarım Komisyon Divanı kamuoyunu bu konuda ikna edici bir tutum içinde olur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yeniçeri.

Sayın Aygün…

8.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Sivas davası kararına ilişkin açıklaması

HÜSEYİN AYGÜN (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

On dokuz yıl evvel 35 kişi yakıldı, dava bugün sonuçlandı ve failleri cezasız kaldı tıpkı, dünkü, Gazi Mahallesi katliamında öldürülenlerin 22’sinin faillerinin, gerçek sorumlularının hiçbir zaman açığa çıkarılmaması gibi. İnsanları yakmak barbarlıktır. Kamu vicdanını rahatsız eden bu karar karşısında barışçıl gösteri hakkını kullanmak isteyenlere gaz bombası atanları nefretle kınıyorum.

Sayın Başbakanın bugünkü grup konuşmasında söylediği “Hayırlı olsun.” sözünü duyduktan sonra polisin neden gaz attığını, faillerin niçin cezasız kaldığını daha iyi anlaması gerektiğini düşünüyorum halkımızın. Çünkü böyle barbarca bir eylemin faillerinin bulunamamış ve yargılanmamış olmasını “Hayırlı olsun.” gibi kupkuru bir sözcükle âdeta politikanın bir unsuruna çevirmiştir; onu da buradan protesto ediyorum.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aygün.

Sayın Doğru…

9.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ilişkin açıklaması

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yüce Türk milleti yedi düvele karşı büyük bir mücadele vererek Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış ve Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuştur. Büyük insan Mehmet Akif Ersoy tarih boyunca hür yaşamış aziz milletimizin bu özelliğini vatan ve hürriyet sevgisiyle yoğurarak çok güzel bir şekilde İstiklal Marşı’mızda anlatmıştır. İstiklal Marşı’mız Türk milletinin bağımsız yaşama arzusunun dünyaya anlatımıdır. Bu büyük şair ve devlet adamını ve ülkemizin kurucusu büyük Atatürk’ü minnet ve şükranla anıyorum, Allah’tan rahmet diliyorum.

Ülkemizin her türlü değerine saldırıldığı günümüzde Atatürk ilke ve inkılaplarına, bayrağımıza, istiklalimize, vatanımıza herkesin sahip çıkmasını bekliyor, gerekenin yapılmasını arzu ediyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Doğru.

Sayın Fırat…

10.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, İstanbul Esenyurt’ta bir şantiyede çıkan yangına, Sivas davası kararına ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan olaylara ilişkin açıklaması

SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün İstanbul’da çıkan yangında şehit olan 11 emekçinin yakınlarına başsağlığı, kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Türkiye iş güvenliği açısından, iş kazası açısından dünyada 3’üncü, Avrupa’da 1’incidir. İvedilikle Türkiye’nin iş güvenliğiyle ilgili yasaları çıkarması gerekir, iş güvenliğini sağlaması gerekir.

Yine, bundan on dokuz yıl önce yakılarak hayatını kaybedenlere de Allah’tan rahmet diliyorum. Bugün, üzüntüyle, alınan kararı duyduk, zaman aşımı kararını duyduk. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz, olmamalıdır. İnsanlık suçu işleyenlerden mutlaka hesap sorulmalıdır.

Yine, 11 Mart ”kara pazar” günü Millî Eğitim Komisyonunda çıkarılan olaylardan dolayı Meclisin yasama görevi gasbedilmiştir. Bu olayları çıkaranları kınıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Fırat.

Sayın Halaman…

11.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ve Adana Kozan’da baraj kapağı patlaması olayına ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ediyorum.

12 Mart 1921’de İstiklal Marşı’mızın kabulü, Türk milletinin bağımsızlığı ve dik duruşu demek, onu temsil eder. Ben, bunun devamını diliyorum. Bunu okuyan, yazan Mehmet Akif’e, Hamdullah Suphi’ye Allah’tan rahmet diliyorum, onlara saygılarımı sunuyorum.

Bir de, Orman Bakanımız buradayken, bundan on beş gün önce Adana’nın Kozan ilçesinde HES’lerden dolayı bir patlama oldu. Bu patlamadan mütevellit 12 tane o bölgenin insanı sele gitti. Bunun 3 tanesinin cenazesi bulundu, diğerleri bulunmadı. Ben, özellikle Adana Milletvekili olarak, Kozanlı olarak bunu takip ediyorum. Bu mağduriyetin ortadan kalkması için Sayın Orman Bakanımızın bugüne kadar ne yaptıklarıyla ilgili bilgi vermesini ister, saygı sunarım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Halaman.

Sayın Metiner…

12.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, Mehmet Akif Ersoy ve CHP İktidarı dönemine ilişkin açıklaması

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Eskiler ne güzel demişler: “Dinime dahleden bari Müselman olsa.” Sayın Ekşi’yi dinlerken bu söz aklıma geldi, bağışlasınlar. Aramızdaki dostluğa halel gelsin de istemem ama darbe süreçlerinin, en son da 28 Şubatın medyadaki başaktörlerinden biri olan Sayın Ekşi’nin demokrasi ve özgürlük bahsinde konuşacak en son kişi olduğuna inanıyorum. Karanlık çağ ve baskı edebiyatı yapmadan önce kendi geçmişini ve duruşunu gözden geçirmesi gerektiğine inanıyorum.

Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı’yla ilgili olarak da bir çift söz söylemek istiyorum. İstiklal Marşı kabul edildiğinde biliyorsunuz cumhuriyet henüz ilan edilmemişti ama Cumhuriyet Halk Partisinin devri iktidarında Mehmet Akif zihniyetinin nasıl irticayla anılarak yurt dışına sürgüne gönderildiğini de hiç kimsenin unutmaması gerekiyor. Eğer İstiklal Marşı’nın dizeleri okunursa CHP’nin devri iktidarında yaptığı şeylerin, bu İstiklal Marşı’mızın ruhuyla ve anlamıyla bağdaşır olmadığını görürler.

CHP’nin muktedir ideoloğu ve Genel Sekreteri Recep Peker’in dini sadece devlet hayatından değil memleket ve toplum hayatından söküp atmasını amaçlayan laikçilik anlayışını, laisizm anlayışını da yeniden okurlarsa, Mehmet Akif nesline yapılan zulümleri, mezalimleri hatırlarlarsa buradaki çifte standardı da sanıyorum herkes bir şekilde gözden geçirir.

Evet, kitaplar yakılmıştır, elifbalar toplatılmıştır, ilmihaller toplatılmıştır ve meydanlarda yakılmıştır. CHP’nin devri iktidarında bütün bunlar yaşanmıştır. Karanlık çağ edebiyatı yapmadan önce kendi geçmişine övünçle sahip çıktığını söyleyen CHP’li arkadaşların bunları da unutmamaları gerektiğini hatırlatırım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Metiner.

Buyurunuz Sayın Ekşi. Kürsüye lütfen sataşmadan dolayı istediniz için.

OSMAN KAHVECİ (Karabük) – O yerinden konuştu, o da yerinden konuşsun.

SONER AKSOY (Kütahya) – Söz istemiyor niye söz veriyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’e tekrar bakmanızı önereceğim.

Buyurunuz Sayın Ekşi.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim çünkü alenen sataşma var bir meslektaşımdan.

Bendenizin 28 Şubat veya yirmi bilmem ne tarihli Türkiye’nin hepimiz açısından üzüntü verici olaylarının destekçisi olduğuma dair kardeşimizin bir beyanı oldu. Biz gazeteciler her gün kendi sicilini yazan insanlarız. Hepimizin sicili ortada. Mehmet Metiner’inki de ortada, bendenizinki de ortada. Merak eden şurada kütüphaneye gider bakar, kim demokrasiyi ne zaman savunmuş, kim “28 Şubat dönemi” dediği dönemde de o dönemin aktörlerine en ağır eleştirileri yapmış gazetecidir ve o tarihte Sevgili Mehmet Metiner acaba hangi araziye uyarak ne yapmıştır? (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Onu bizim şeylerimiz gösterir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ekşi.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, sataşma gerekçesiyle söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Metiner.

Yeni sataşmalara mahal vermeyiniz lütfen. Yoksa bu sonsuza kadar uzar. Lütfen sadece cevap veriniz.

Buyurunuz.

2.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hangi arazide olduğumu merak edenler yazdıklarıma bakabilirler. 28 Şubatın hemen ertesinde, Sözleşme dergisinin genel yayın yönetmeniydim, orada yazdıklarımı okuyabilirsiniz. Orada yazdıklarımı okuyabilirsiniz. 28 Şubat sürecindeki yazılarınızı daha önceki bir televizyon programında size hatırlatmıştım Sevgili Dostum. 60 darbesinde de bu Meclisteydiniz. 60 darbesini de alkışlıyordunuz. 61 faşist anayasasının yapımına da katkıda bulundunuz.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Faşist deme! Senin kafan faşist!

MEHMET METİNER (Devamla) – 27 Nisan e-muhtırasına da katkıda bulundunuz. Bu ülke sizin de zihniyetinizi bilir, Mehmet Metiner gibilerin zihniyetini de bilir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen beynini özgürleştir önce, beynini özgürleştir.

MEHMET METİNER (Devamla) – Biz herkes için demokrasi ve herkes için özgürlük istiyoruz Sayın Ekşi.

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Siz milletvekilleri için demokrasiyi çok görüyorsunuz.

MEHMET METİNER (Devamla) – Hangi arazide bulunduğumuzu da başka bir platformda isterseniz sizinle tartışabiliriz.

Çok teşekkür ederim, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Metiner.

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir dakikalık söz hakkı rica ediyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim ama lütfen bu konu son olsun. Yeniden sataşma… Böyle uzayıp gider. Lütfen cevap veriniz ve yeni sataşma olmadan.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – 60 darbesini destekledin mi, desteklemedin mi, onu söyle.

3.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in şahsına tekrar sataşması nedeniyle konuşması

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – 1960 darbesini destekleyip desteklemediğimi merak ediyormuş kardeşimiz. O tarihte bendeniz askerdim. Desteklemek gibi, desteklememek gibi bir konumum zaten yoktu. Yedek subaydım. Bu kardeşimiz o tarihte neredeydi, bilmiyorum. Yedek subaydım. Herhangi bir şekilde…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ben annemin kucağındaydım.

OSMAN OKTAY EKŞİ (Devamla) – Onu merak ediyorsan eğer, git Çetin Altan’ın yazdıklarını oku, güneş nasıl doğmuş orada, o zaman o anlatıyordu ve devamlarının da ne yazdıklarına bak.

Aziz dostlarım, tekrar edeyim: Biz sicilimizi her gün yazan insanlarız. Hiçbir şeyimiz gürültüye gitmez. Tekrar ediyorum: Mehmet Metiner kaç tane zikzak çizmiş, hangi tarihlerde kaç kıble değiştirmiş onları merak eden bir baksın. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bir tek sözümü hatırlatın!

OSMAN OKTAY EKŞİ (Devamla) – Bendeniz gibi bütün hayatı boyunca tek çizgide devam etmişleri de orada görsün.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ekşi.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, lütfen…

BAŞKAN – Bu konu kapanmıştır, lütfen Sayın Metiner…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hayır, kapanmamıştır. Zikzakçılık yapmakla suçlayamaz.

BAŞKAN – Onu söylemişti daha önce, siz de cevap vermiştiniz Sayın Metiner.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Otur yerine, otur!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Hayır, söylemedi, ilk defa söylüyor.

BAŞKAN – Bu konunun kapandığını ve yeterli tartışma olduğunu düşünüyorum.

Gündeme geçiyoruz…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, şahsıma hakarette bulunmuştur…

BAŞKAN – Sayın Metiner, hayır efendim, lütfen, siz söylediniz… Sayın Ekşi söyledi, sonra siz söylediniz, o da cevap verdi ve söyledi; bu konuyu daha önce de söylemişti Sayın Metiner.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ona tanıdığınız hakkı bana da tanımak zorundasınız.

BAŞKAN – Parmağınızı öyle sallayamazsınız Divana, kürsüye karşı, lütfen.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, söylediğinde hakaret varsa, Arkadaşımızın söz hakkını niçin alıyorsunuz elinden?

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Söz hakkına saygı duyalım Sayın Başkan!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sataşma konusunda yeterince söz verdiğim kanaatindeyim ve bu konunun kapanmış olduğu kanaatindeyim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Her suçlama yaptığında cevabını alır!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, hakaret varsa bu konuyu siz sonlandıramazsınız.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Lütfen, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Siz de cevap verdiniz, Sayın Ekşi de cevap verdi. Böyle devam ederse, bu Genel Kurul akşama kadar devam eder. Çok rica ederim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Devam etmesin o zaman, söz veriniz o zaman.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Hakaret varsa cevap hakkı da var. Lütfen…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, lütfen, İç Tüzük’e göre söz hakkımı kullanmak istiyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hakaret yok Sayın Başkan, öyle bir şey kesinlikle yok.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Size “Zikzak çizdi.” dersem sizin için hakaret olmaz mı Sayın Hamzaçebi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, hakaret var, kısa bir süre verirseniz lütfen…

BAŞKAN – Bir dakika söz hakkı veriyorum. Tekrar, bir daha sataşırsanız bu konu uzamaktadır.

4.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin şahsına tekrar sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bu Genel Kurulun huzurunda bir kez daha hatırlatıyorum: Zikzakçılıkla suçladığı Mehmet Metiner’in söylemlerinde yani herkes için demokrasi isteyen…

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sivil darbenin neresindesin söylesene!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nasıl milletvekili oldun anlatsana!

MEHMET METİNER (Devamla) – …herkes için özgürlük isteyen söyleminden bir sapma varsa, Sayın Ekşi bunu ispatlamazsa sözlerini fazlasıyla kendisine iade ediyorum.

Ben kendimi bildim bileli, bu ülkede yaşayan Kürt, Alevi, Müslüman, dindar herkesin, hiçbir baskıya uğramaksızın, kendilerini özgürce ifade etmelerini savundum, her yerde, hangi pozisyonda olursam olayım bunu savundum. Söylemlerimde zikzaklık tespit ederseniz sizi saygıyla anarım ama tespit edemezsiniz, söylediklerinizin tümünü size iade ediyorum.

Durduğum yer belli, hep söylediğim şeyler belli. Bir tek kanıt bekliyorum sizden. Yoksa, sizin yaşınıza hürmeten başka kelime kullanmak istemiyorum ama medyada köşe yazarken de hep böyle yaptınız, “Vay şerefsizler vay.” dediniz, başka şeyler dediniz, tankların yanında kalemlerinizi oynattınız, yazıklar olsun! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Amerika’ya, Amerika’ya, hadi!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Metiner.

Gündeme geçiyoruz sayın milletvekilleri.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu, gündemin “Sözlü  Sorular” kısmının 1, 108, 109, 110, 128, 131, 149, 151, 159, 177, 181, 183, 194, 201, 211, 218, 222, 235, 236, 241, 269, 286, 287, 294, 302, 305, 306, 307, 339, 353, 374, 401, 485, 523 ve 587’nci sıralarda yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 7 Mart 2012 tarih ve 16 sayılı Kararı ile Suudi Arabistan Şûra Meclisi Türkiye Dostluk Grubu üyelerinden oluşan bir parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/801)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 7 Mart 2012 tarih ve 16 sayılı kararı ile Suudi Arabistan Şûra Meclisi Türkiye Dostluk Grubu üyelerinden oluşan bir parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 7. maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                              Cemil Çiçek

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır.

Okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, ülkemizde yaşanan orman yangınlarının sebeplerinin ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/188)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde yaşanan orman yangınlarının sebepleri ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Genel orman varlığımız, 21 milyon 188 bin 747 hektardır. Ormanlık alan miktarı ülke topraklarının yüzde 27,2'sini teşkil etmektedir.

Türkiye'de son 10 yıl içinde 20.998 adet orman yangını meydana gelmiştir.

Ülkemizde her yıl yaklaşık 2 bin orman yangını çıkmaktadır. Son yıllarda bu rakamlar 3 bine yaklaşmıştır.

Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) verilerine göre 2003-2006 döneminin yıllık ortalama orman yangını sayısı yüzde 48, bu yangınlarda zarar gören orman ekosistemi genişliği ise yüzde 110 oranında artmıştır.

Ülkemizde orman ekosistemlerinin yapısal özellikleri hem dikey hem de yatay olarak son derece değişkendir ve yaklaşık olarak yüzde 60'ı orman yangınları çıkma olasılığının en yüksek olduğu bölgelerde bulunmaktadır. Dahası, bu bölgelerdeki sıcaklık ve kuraklıkların küresel ısınmaya koşut olarak giderek artacağı öne sürülmektedir. Üstelik orman-halk ilişkileri, bu bölgelerde görece olarak daha yoğundur. Ek olarak; yaklaşık 45 milyon dönüm orman ekosistemi, yanıcı madde birikiminin, dolayısıyla yangın çıkma olasılığının en yüksek düzeyde olduğu 30-40 yaşlarına ulaşmıştır.

Öte yandan, yine bilindiği gibi, orman ekosistemleri ile küresel ısınma arasında iki yönlü bir ilişki vardır:

a) Orman ekosistemlerinin küresel ısınmaya yol açan sera gazlarını tutabilmesi, bu ilişkinin ülkemizde de üzerinde görece olarak daha fazla durulan bir yönüdür. Ne var ki, ülkemizde, hangi yapısal özelliklere sahip orman ekosistemlerinin bu işlevi görece olarak daha iyi görebildiği henüz belirlenmemiştir.

b) Küresel ısınmanın yol açabileceği sıcaklık ve kuraklık artışlarından zarar görebilecek ekosistemlerden birisi de ormanlardır. Ancak, ülkemizde farklı bölgeler bir yana aynı bölgede bile farklı yapısal özelliklere sahip orman ekosistemlerinin bu süreçten ne yönde ve denli etkilenebileceği bilinmemektedir.

Orman yangınlarıyla mücadele stratejisi yeniden ve hiç vakit geçirmeden değerlendirilmeli.

Orman yangınları, sadece orman teşkilatının sorunu olmaktan çıkartılmalıdır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığının, Çevre ve Orman Bakanlığı ile derhal işbirliği yaparak, orman içi mücavir alanlarında yapı uygulama teknikleri, yani yanmayan malzemelerin kullanımı, yangına karşı alınması gereken tedbirlerin değerlendirilmesini ele alması gerekiyor. YÖK ve üniversiteleri uyarmak gerekiyor. Orman fakülteleri harekete geçmeli.

Yangına hassas bitki türleri bir kez daha değerlendirilmelidir.

Tüm bu sorunların sebepleri ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz

1) Mehmet Şandır                    (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                     (Aydın)

3) Hasan Hüseyin Türkoğlu    (Osmaniye)

4) Alim Işık                             (Kütahya)

5) Mesut Dedeoğlu                  (Kahramanmaraş)

6) Enver Erdem                        (Elâzığ)

7) Ali Öz                                  (Mersin)

8) Seyfettin Yılmaz                  (Adana)

9) Yusuf Halaçoğlu                 (Kayseri)

10) Zühal Topcu                      (Ankara)

11) Sümer Oral                        (Manisa)

12) Bülent Belen                      (Tekirdağ)

13) Kemalettin Yılmaz             (Afyonkarahisar)

14) Ahmet Duran Bulut           (Balıkesir)

15) Emin Haluk Ayhan            (Denizli)

16) Oktay Öztürk                     (Erzurum)

17) Celal Adan                         (İstanbul)

18) Emin Çınar                        (Kastamonu)

19) Atila Kaya                         (İstanbul)

20) D. Ali Torlak                     (İstanbul)

21) Erkan Akçay                      (Manisa)

22) Necati Özensoy                 (Bursa)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, et fiyatlarının aniden yükselmesinin sebeplerinin ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/189)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Et insan sağlığı açısından önemli bir besin maddesidir. Son zamanlarda fiyatların aşırı derece artması, dolayısıyla zaten et yiyemeyen insanlarımızı daha da yiyemez hale getirmiştir. Et fiyatlarının aniden bu kadar yükselmesinin sebep ve sonuçlarının tespiti ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi için, Anayasa’mızın 98 ve İç Tüzük’ün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Ekonomik değer taşıyan hayvanların üretilmesi, beslenmesi, pazarlanması gibi işlere hayvancılık denir. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de nüfusun yeterli ve dengeli beslenmesinde ve birçok alanda endüstri hammaddesi olarak kullanılması açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bunun yanı sıra hayvancılık sektörü diğer sektörlerden farklı olarak içinde birçok sektörü barındırması sebebiyle ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadır.

Çeşitli iklimlere ve geniş meralara sahip olan ülkemiz, hayvancılık açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Hayvancılığın gelişimini yaşanan iklim koşulları belirlemektedir. Ülkemizde en çok beslenen küçükbaş hayvandır. Özellikle İç Anadolu Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilir. Büyükbaş hayvancılığın da en fazla yapıldığı yer, Erzurum-Kars bölümü ile Doğu Karadeniz bölümüdür.

Türkiye, coğrafi özellikleri bakımından her türlü hayvansal ürün üretimine uygun iken, uygulanan politikalardan dolayı hayvan varlığında hızlı azalmalar yaşamaktadır. Yanlış tarım politikaları, ırkların ıslah edilmemesi ve yeterli miktarda ucuz ve kaliteli yem bitkisi tarımının yapılamaması gibi nedenlerden dolayı ülkemiz mevcut hayvancılığı koruyamamıştır. Hayvancılık sektöründe üretimin azalması fiyatların da yükselmesine neden olmuştur.

TÜİK verilerine göre 2008 yılı sonu itibarıyla toplam büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre %1,58 azalış göstererek 10.946.239 baş olarak gerçekleşmiştir. Küçükbaş hayvan sayısı 2009 yılında bir önceki yıla göre %6,87 oranında azalış göstermiştir. Koyun sayısı 2008 yılı sonu itibarıyla bir önceki yıla göre %5,84 azalarak 23.974.591 baş, keçi sayısı ise %11,2 azalarak 5.593.561 baş olmuştur. Yıllar itibarıyla hayvan üretiminde azalmalar yaşanmaktadır. Bu duruma paralel olarak da et üretiminde azalışlar meydana gelmiştir. 2008 yılında kırmızı et üretimi, 2007 yılına göre toplamda %16,18 oranında azalarak 482,458 ton olmuştur. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğünün hazırlamış olduğu sektör değerlendirme raporuna göre, 1990 yılında et üretimi 742.149 ton iken, 2005 yılında bu oran 640.258 tona düşmüştür. İnsanların temel besin maddelerinden biri olan et, ülkemiz nüfusunun artmasına rağmen üretilen hayvan sayısı uygulanan politikalardan dolayı azalma göstermiştir.

Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğünün sektör değerlendirme raporuna göre, gelişmiş ülkeler ve Türkiye'de kişi başına tüketilen et miktarı ABD'de 87,70 kg, AB 34,01 kg, Türkiye'de ise 16,5 kg'dır. Buradan da anlaşılacağı üzere ülkemizdeki insanlar çok az miktarda et tüketmektedir.

Son aylarda et fiyatlarında aşırı derecede artışlar yaşanmaktadır. Etin kasaptaki fiyatı, kıyma 1 kg 30,00 TL, Dana Bonfile 1 kg 40,00 TL, Antrikot 1 kg 39,00 TL'ye yükselmiştir. Et fiyatlarındaki artışların bu kadar yükselmesi insanlarımızın et yiyemediğinin açık bir göstergesidir.

Et insan sağlığı açısında önemli bir yer teşkil etmektedir. Son zamanlarda fiyatların aşırı derece artması, dolayısıyla zaten et yiyemeyen insanlarımızı daha da yiyemez hale getirmiştir. Et fiyatlarının aniden bu kadar yükselmesinin sebep ve sonuçlarının tespiti ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi için, Anayasa’mızın 98 ve İç Tüzük’ün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu Kurulmasını arz ve teklif ederiz.

1) Mehmet Şandır                            (Mersin)

2) Mehmet Erdoğan                         (Muğla)

3) Adnan Şefik Çirkin                     (Hatay)

4) Ali Uzunırmak                            (Aydın)

5) Enver Erdem                               (Elâzığ)

6) Alim Işık                                     (Kütahya)

7) Seyfettin Yılmaz                          (Adana)

8) Ali Öz                                         (Mersin)

9) Zühal Topcu                                (Ankara)

10) Yusuf Halaçoğlu                       (Kayseri)

11) Mustafa Kalaycı                        (Konya)

12) Mehmet Günal                          (Antalya)

13) Sümer Oral                                (Manisa)

14) Oktay Öztürk                            (Erzurum)

15) Emin Çınar                                (Kastamonu)

16) D. Ali Torlak                             (İstanbul)

17) Emin Haluk Ayhan                   (Denizli)

18) Celal Adan                                (İstanbul)

19) Kemalettin Yılmaz                     (Afyonkarahisar)

20) Mesut Dedeoğlu                        (Kahramanmaraş)

21) Erkan Akçay                             (Manisa)

22) Atila Kaya                                 (İstanbul)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, tersanelerde yaşanan işçi ölümlerinin ve iş kazalarının nedenlerinin; işçilerin çalışma koşullarının yasalara uygun olup olmadığı, taşeron firmalara iş devirlerinin iş gereklerine uygun olup olmadığı hususlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/190)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tersane sektöründe büyüme ve başarı, ülke ekonomisinin gerekleri ile çalışanların hakları dikkate alınarak; tersanelerde yaşanan işçi ölümlerinin ve iş kazalarının nedenlerini; işçilerin çalışma koşullarının yasalara uygun olup olmadığı, yasal haklarının verilip verilmediği; iş güvenliği tedbirlerinin eksiksiz alınıp alınmadığının; taşeron firmalara iş devirlerinin iş gereklerine uygun olup olmadığı hususlarının araştırılması, alınacak önlemlerin ve çözüm önerilerinin, mevzuatta yapılacak değişikliklerin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98 İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

Gerekçe:

Endüstrinin emek yoğun dalı olan ve diğer sanayi kollarını bir lokomotif gibi sürükleyerek gelişmelerine önemli katkıda bulunan gemi inşa sanayi, hem ekonomiye katkısı hem de istihdam potansiyeli oluşturması nedeniyle ülkemiz açısından önemi yadsınamaz.

Tersanelerimizde yaşanan ölümle sonuçlanan kazalar, medyada çıkan olumsuz çalışma koşulları ve kamuoyuna yansıyan tartışmalar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tersaneler konusuna el atma zorunluluğunu doğurmuştur.

Ülkemizin gemi imalatında, dünyada tonaj açısından 6'ncı sırada, gemi adedi olarak da 4’üncü sırada olduğu resmî makamlarca açıklanmaktadır. Bu rakamlar, sektörün önemini bir kez daha göstermeye yetmektedir.

Tersanelerde yürütülen işler ağır ve tehlikelidir. "Tehlikeli İşkolları Yönetmeliği" kapsamında özel değerlendirmeye ihtiyaç duymaktadır. İşçiler ekmek parası için olumsuz koşullarda barınmak, insanca olmayan şartlarda yaşamak ve çalışmak zorunda kalmaktadır.

Tersanelerde yaşanan kazalarda son 20 yılda 100'e yakın işçinin ölmesi bu iş yerlerindeki çalışma şartlarının iş güvenliği önlemlerinin yeterliliğini tartışılır hâle getirmektedir. Ölümlere "işin doğası gereği" şeklinde yaklaşılması kabul edilemez. Sadece 2006 yılında tersanelerde 18.500 iş kazasının yaşandığı da istatistiklere geçmiştir.

Ölümle sonuçlanan kazalar incelendiğinde, büyük çoğunluğunun elektrik çarpması ve düşme sonucu gerçekleştiği görülmektedir. Bazı ölümlerin de patlama neticesinde olduğu bilinmektedir. Ölüm nedenleri, olağanüstü durumlar olmayıp önlenebilir nedenlerdir.

Bakanlık yetkililerince, ölümle sonuçlanan olayların incelendiği yönünde açıklamalar yapılmakla birlikte kamuoyunu ve sektörün taraflarını rahatlatacak önlemlerin alınmadığı görülmektedir.

Tersanelerde taşeron firmalara asıl işler değil uzmanlık gerektiren geçici işler verilmelidir. Bu firmaların da belli bir deneyime ve uzmanlığa sahip olması gerekir.

Sektörde tarafların yaşananlarla ilgili karşılıklı olarak birbirlerini itham etmeleri ve Bakanlıkların olayı izlemek, demeç vermek, basit teftişler yapmak suretiyle takibi sorunların çözümünün ertelenmesinin ötesinde çalışma barışını tehlikeye atmaktadır. Gerekli önlemlerin alınması ve sorunlara çözüm getirilmesi, başarı kazanan tersanelerimizin başarısını daha da artıracaktır.

Bu nedenlerle, gemi inşa sanayisinin büyümesi ve başarısı, inşa, bakım onarım ve tadilat faaliyetlerinin kurumsal bir yapıda, ulusal ve uluslararası mevzuata uygun olarak yürütülmesi, ülke ekonomisinin gerekleri ile çalışanların hakları dikkate alınarak; tersanelerde yaşanan işçi ölümlerinin ve iş kazalarının nedenlerini; işçilerin çalışma koşullarının yasalara uygun olup olmadığı, yasal haklarının verilip verilmediği; iş güvenliği tedbirlerinin eksiksiz alınıp alınmadığının; taşeron firmalara iş devirlerinin iş gereklerine uygun olup olmadığı hususlarının araştırılması, alınacak önlemlerin ve çözüm önerilerinin, mevzuatta yapılacak değişikliklerin tespiti amacıyla Anayasanın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

1) Mehmet Şandır                            (Mersin)

2) Ali Uzunırmak                            (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan                         (Muğla)

4) Enver Erdem                               (Elâzığ)

5) Alim Işık                                     (Kütahya)

6) Ali Öz                                         (Mersin)

7) Erkan Akçay                               (Manisa)

8) Seyfettin Yılmaz                          (Adana)

9) Zühal Topcu                                (Ankara)

10) Emin Haluk Ayhan                   (Denizli)

11) Mehmet Günal                          (Antalya)

12) Yusuf Halaçoğlu                       (Kayseri)

13) Sümer Oral                                (Manisa)

14) Kemalettin Yılmaz                     (Afyonkarahisar)

15) Bülent Belen                              (Tekirdağ)

16) Emin Çınar                                (Kastamonu)

17) Oktay Öztürk                            (Erzurum)

18) Mesut Dedeoğlu                        (Kahramanmaraş)

19) Necati Özensoy                         (Bursa)

20) Ahmet Duran Bulut                   (Balıkesir)

21) D. Ali Torlak                             (İstanbul)

22) Atila Kaya                                 (İstanbul)

23) Celal Adan                                (İstanbul)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından iş kazaları ve meslek hastalıklarının araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

                                                                                                                        13.03.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 13.03.2012 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisi, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                            Pervin Buldan

                                                                                                                    Iğdır

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

21 Aralık 2011 tarihinde, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından verilen (274 sıra nolu), İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları araştırılması amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 13.03.2012 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Lehte İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel.

Buyurunuz Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; araştırma önergesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Araştırma önergemize geçmeden önce bir iki konuya ben de dikkat çekmek istiyorum. Özellikle, bugün Ankara’da önemli bir dava görülüyordu, aslında gündem dışı konuşmalarda  milletvekilleri de ifade etti, Sivas davası. Bu, önemli bir davaydı aslında yani zaman aşımına uğrayıp uğramaması tartışılıyordu ve Türkiye kamuoyu bunu bekliyordu. Ne yazık ki bu dava zaman aşımına uğratıldı ve aslında Sivas’ta on dokuz yıl önce yaşananlar bir kez daha tazelenmiş oldu. Bu karar umuyorum ki bir yüksek mahkemeden geri dönecek ve Türkiye vicdanına, Türkiye toplumunun adalet beklentisine cevap olacaktır. Ancak bundan daha vahim bir durum: Hem bu karar konusunda özellikle Toplumsal Bellek Platformu’ndaki insanlar, yine Aleviler çok ciddi yaralandı ama bir yaralanmayı da yine İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik kuvvetlerinin bu olayı protesto eden, buna tepkisini gösteren yurttaşlarımıza yönelik gaz bombalı, tazyikli suyla saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Bu da kabul edilemez bir konu.

Şunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz: İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmaz. İnsanlığa karşı işlenen suçları eğer biz yargılayamazsak, gün yüzüne çıkartamazsak Türkiye'nin gerçekten demokratikleşmesi mümkün değil.

Ben bir kez daha burada Sivas’ta yanan canları anmak istiyorum ve diyorum ki: Acınız acımızdır, mutlaka bunun hesabı sorulacaktır. İnsanlık tarihinde hiçbir acı, hiçbir adaletsizlik hesapsız kalmamıştır. Bunu, bir kez daha burada ifade etmek istiyorum.

Yine, sayın milletvekilleri, 12 Mart, Gazi katliamının yıl  dönümü ve 12 Mart Kamışlı katliamının yıl  dönümü; biri Türkiye, biri Suriye. İkisinde de halklara yönelik büyük bir saldırı, baskı var ve bir katliam var. On iki yıldır aslında Gazi katliamı da, Sivas katliamı gibi benzer bir süreci yaşıyor, ne yazık ki orada da dava benzer bir sürece gidiyor. Umarım bu konuda en azından ders çıkartır mahkemeler ve Gazi katliamını zaman aşımına uğratmadan Gazi katliamına neden olanları, onun zihniyetini ortadan kaldırır.

Diğeri de 16 Mart… Dikkat ederseniz mart ayı hem direniş tarihi ama aynı zamanda hem de katliamlar tarihi. Mart ayı Halepçe katliamının yıl  dönümü, aynı zamanda da Beyazıt katliamının yıl  dönümü. Halepçe’de 5 bin Kürt katledildi, Beyazıt’ta 7 genç katledildi, üniversite öğrencisi katledildi. Dolayısıyla bu katliamlar tarihiyle yüzleşmediğimiz sürece Türkiye’de gerçek anlamda demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin var olduğunu söyleyebilmek mümkün olmayacaktır. Bir kez daha bu katliamları kınıyor ve bir daha insanlığın bu tip katliamlarla karşı karşıya kalmaması için daha güçlü bir özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürütmemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum çünkü bunu yürütmediğimiz sürece egemenler her zaman için bu katliamların üzerini örtmek isteyeceklerdir ve örteceklerdir.

Sayın milletvekilleri, diğer bir konu, bugün iş kazalarına ilişkin bir araştırma önergesi verdik, muhtemelen reddedilecek, bugüne kadar kabul edildiği görülmedi. Ancak bugün gerçekten acı bir olay, Esenyurt’ta biliyorsunuz 11 yurttaşımız, işçi arkadaşımız yaşamını yitirdi. Bu ilk değil, umarız son olur. Bundan daha önceki dönemlerde de yani Adana Kozan’da daha bir hafta on gün önce 10 işçi yaşamını yitirdi, baraj kapağının patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Yine geçen yıl 3 Şubatta Ankara Ostim Organize Sanayi Bölgesi’nde 20 işçi iş cinayetine kurban gitti. 2008 yılında İstanbul Davutpaşa’da yaşanan patlamada 23 işçi yaşamını yitirdi.

Dikkat ederseniz, buna bir iş kazası demek mümkün değil, katliama dönüşmüş durumda. 60 bin işçi ölmüş bu iş kazaları nedeniyle. Bu kabul edilebilir bir durum değil, rakam değil. Aslında bundan başta iktidarın rahatsız olması gerekiyor ve iş kazaları  konusunda elinden geleni yapması gerekiyor “Bunu nasıl önleyebiliriz, gerçekten işçilerin insanca yaşam koşullarını nasıl sağlayabiliriz?” diye ama iktidar, nasıl daha çok zengin olabiliriz, nasıl daha emek sömürüsü yapabiliriz, esnek çalışmayı nasıl geliştirebiliriz, insanlar üzerindeki sömürüyü, rekabeti nasıl geliştiririz üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu işçi ölümlerinin temel şeylerinden birisi taşeronlaşma sayın milletvekilleri. Bu firma da yani şu an 11 işçinin ölümüne neden olan firma da bu Marmara Park Alışveriş Merkezi inşaatında çalışan beş taşeron firmadan birisi, Kaldem İnşaat’ta olan bir durum. Ana firma açıklama yaptı  “Bu işçilerin bizimle alakası yoktur.” dedi çünkü ana firma kaç tane taşeron örgüt çalıştırıyor belli değil. Kaldı ki yükümlülüğü taşeron firmalara atıyor. Böylece sorumluluktan kaçmış oluyor.

Biz Tuzla tersanelerinde de bunu gördük. Tuzla tersanelerinde de ölümlerin temel nedeni taşeronlaşmaya ilişkin bir yaklaşım. Yine esnek çalışma, rekabet, daha çok gelir elde etmenin üzerinde, insanların yaşamı üzerinde oyun oynanıyor yani daha çok çalışalım, daha çok kazanalım ama iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda herhangi bir şey yapılmıyor. Şimdi burada söylenebilir yasal mevzuatta bazı düzenlemeler yapıldı. Evet yasal olarak iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan düzenlemeler şu an sorunu çözmüyorsa, hâlâ inşaatlarda insanlar düşerek yaşamını yitiriyorsa, Tuzla tersanelerinde iş kazaları devam ediyorsa, inşaat firmalarında insanlar yanıyorsa burada bir sorun vardır demektir. Demek ki sadece yasal olarak düzenleme yapmak yetmiyor. Bu rekabetçi sistemi bir defa ortadan kaldırmak gerekiyor.

Sayın milletvekilleri, 1945 yılında çıkartılan İş Kazaları Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu’ndan bu yana ülkemizde iş kazası ve meslek hastalıkları sonucunda ölen ve sakat kalan işçilerin kaydı tutuluyor. Yani 1945’ten beri bir kayıt tutuluyor ama bu daha çok diyelim ki kayıtlı olan, oysa bu ülkede kayıt dışı istihdam konusu çok ciddi bir sorun ve kayıt dışı alanlarda çalışanların ölümlerinin de ya da iş kazalarının ya da meslek hastalıklarının da ne yazık ki kaydı tutulmuyor. 1946’dan 2010 yılına kadar iş kazaları sonucunda ölen işçi sayısı tam 59.300’e ulaşmış durumda Türkiye’de. Yani son on yılda 10.723 işçi  ölmüş, bu toplam her yıl neredeyse 1.072 işçinin ölümü demek ortalama yani bu ülkede bir işçi katliamı var, buna iş kazası demek mümkün değil. Bu işçi katliamlarını nasıl önleriz meselesi buranın sorumluluğundadır.

Yine, meslek hastalıkları meselesi ciddi bir sorun. Meslek hastalıklarından kaynaklı bunun tespitinin yapılması konusu da sorun. Birçok bürokratik engel var. Özelikle kot kumlama işlerinde çalışan hastaların kendi durumunu kanıtlaması isteniyor. Bu konuda bizim bir kanun teklifimiz var, önümüzdeki dönem gündeme gelir umarız, bu konuda bazı düzenlemeler yapılır. Her gün bir silikozis hastası yaşamını yitiriyor ama ne yazık ki burada insan yaşamı ucuz ve çok fazla gündem olmuyor yani insanlarımız yaşamını yitiriyor, insanlarımız katlediliyor, inşaatlarda düşüyor, işte çukura düşüyor ya da çadırlarda yanarak can veriyor ama buranın gündemi bu değil, burası bu konuda herhangi bir adım atmak durumunda hissetmiyor. Bütün bu ölümlerin temel nedeni neoliberal politikalar. Çünkü AKP Hükûmeti, çok övündüğü dünyanın 17’nci büyük ekonomisine, işte bu ölümler nedeniyle gelmiş durumda. O, sadece kâr etmeyi, torbasının nasıl dolduğunu düşünüyor torba yasalar yaparak ama işçilerin, burada çalışanların durumu nedir, iş güvenliği konusunda gerekli önlemler alınmış mı, iş sağlığı konusunda gerekli tedbirler alınmış mı, insanların insanca yaşama koşulları var mı, sigortaları var mı, sendikal mücadele içerisindeki durumları nedir;  aksine, sendikal mücadele engelleniyor. Dünyaya bakın, sendikalı olan ve bu konuda bilinçli olan işçilerin olduğu ülkelerde işçi kazaları azalmış. Demek ki burada örgütsel olarak da bir sorun var ama bu Hükûmet, işçilerin örgütlenmesini kendisine yönelik bir davranış olarak algılıyor ve işçilerin örgütlenmesini engelliyor yani kanunda, yasalarda bazı düzenlemeler yapsa da Avrupa Birliği sürecinde ama işçilerin örgütlenmesi onun için büyük tehlike. O yüzden örgütlenen işçileri ya da sendika isteyen, sendikal mücadele veren işçileri de işten atıyor. Bu, aslında tam da bir yaklaşım. Böyle olduğu sürece de ne yazık ki insanlar ölmeye devam edecek, işçiler sağlıksız koşullarda çalışmaya devam edecek. Biz de burada o insanların yaşamı uğruna, emeğin sömürüsü uğruna buradan güzel sözler söyleyeceğiz ve Türkiye’nin ne kadar ileri olduğunu söyleyeceğiz. Bir kez daha bunu reddettiğimizi, insanlığın olmadığı, insanca yaşam koşullarının sağlanmadığı bir yerde kazancın da helal olmadığını buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Eğer gerçekten siz kazanmak istiyorsanız, zengin olmak istiyorsanız bu insanların yaşam koşullarında güvence, yaşam hakkını en azından güvence altına almak durumundasınız. Bu, Hükûmetin temel sorumluluklarından birisidir.

Umuyorum, şimdi bu önergemize “Evet” oyu vereceksiniz ve bir daha insanlar yaşamını yitirmesin diye buradaki koşulların araştırılması konusunda, meslek hastalıklarının ve iş kazalarının araştırılması konusunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü bağlayınız.

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Meslek hastalıklarının ve iş kazalarının nedenleri ve bunları nasıl giderebiliriz konusunda verdiğimiz araştırma önergesine olumlu oy vereceksiniz ve en azından biz bu konudaki sorumluluğumuzu, “Duyarsız değiliz, ilgileniyoruz ve gerekli sorunları çözeceğiz.” yaklaşımını işçilerimize, emekçilerimize gösterelim diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tuncel.

Aleyhine, İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç.

Buyurunuz Sayın Domaç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu araştırma önergesi aleyhinde konuşacağım, ancak araştırma önergesi insan sağlığını yakinen ilgilendirdiği için neden aleyhinde konuşacağımı da belirtmek istiyorum. Şöyle söyleyeyim, bu konuda yapılmış çok sayıda araştırma var Türkiye’de ve hemen hemen her sektörde yapılmış araştırma var. Benden önceki konuşmacı tersaneler konusunda düşüncelerini söyledi, kendisiyle birlikte geçen dönem tersaneler konusunu araştırdık ve sanıyorum üç yüz yirmi sayfalık bir rapor da oluşturduk, oradaki nedenler belliydi.

Yine, diğer alanlarda da çok sayıda çalışma ve araştırma var, onun için tekrar olmasın bu araştırmalar diye aleyhinde söz aldım ama bu konudaki düşüncelerimizi de söylemek istiyorum. Sağlıklı çalışma ortamı ve çevresi iş barışının ve hızlı sağlıklı kalkınmanın en önemli şartı. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonuçları itibarıyla insan hayatını ve sağlığını özellikle tehdit eder ve bunun yanında işletmelerin de maliyetlerini büyük ölçüde etkiler, maliyet unsuru olarak iş verimliliği ve kârlılığını da doğrudan etkiler.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği istatistiklerine ulaşabildiğimiz tek kaynak Sosyal Güvenlik kaynağıdır, dolayısıyla bu verilere göre 2010 yılında Türkiye’de 1 milyon 325 bin 749 iş yeri faaliyet göstermekte ve iş yerlerinde 10 milyon küsur işçi istihdam edilmektedir. Ayrıca, bu iş yerlerinde 62.903 iş kazası, 533 de meslek hastalıkları vakası ve 1.454 de ölüm meydana gelmiştir. Ölümlerin 1.444’ü iş kazaları, 10’u meslek hastalıkları nedeniyle meydana gelmiştir. İş kazaları, meslek hastalıkları sonucu kaybedilen iş günü sayısı 1 milyon 516 bin 24 adettir. Sürekli iş göremez sayısı ise 2.085 adettir. Bu rakamlara göre, Türkiye’de günde yaklaşık 172 iş kazası olmakta, 4 kişi iş kazası sonucunda hayatını kaybetmekte ve 6 kişi iş kazası sonucu iş göremez hâle gelmektedir. Bu rakamların yanı sıra Sosyal Güvenlik istatistiklerine yansımayan kapsam ve kayıt dışı iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu kayıplar da ayrıca dikkate alınmaktadır.

Sayın milletvekilleri, iş sağlığı ve güvenliği konusu, sadece iş yeri ve çalışan düzeyinde değil, toplumun genelini de doğrudan ilgilendirmektedir. Aynı zamanda, ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınması gereken bir öncelik olduğunu kabul etmemiz gerekir. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu maddi ve manevi kayıplar, ülke ekonomisi açısından fevkalade önemli boyutlara ulaşmaktadır. Bu nedenle ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında çok ciddi tedbirlerin alınması mecburiyeti vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şüphesiz hepimizin amacı, sağlıklı gelişen bir sanayi, işçi-işveren ilişkisidir. Bunun da vazgeçilmezlerinden birisi sendikal örgütlenmedir. Sendikal örgütlenme, iş sağlığı ve güvenliği konusunda önemli bir güvencedir, bu alanın gelişmesi gerekmektedir. Komisyon gündeminde bulunan Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı’nın yüce Meclisimizde ivedilikle kanunlaşması ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında gelişme sağlanması açısından önem arz etmektedir.

Değerli milletvekilleri, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması konusunda sanayicimizin, sendikalarımızın gayretleri dışında, şüphesiz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının etkin denetimlerini yürütmesi gerekmektedir. Son beş yıllık dağılıma bakıldığında 2006 yılına göre 2010 yılında iş yeri sayısında yüzde 28, çalışan sayısında da yüzde 28’lik bir artış meydana gelmiş yani iş gücü piyasasında büyüme sağlanmıştır. Ekonomik gelişmeye rağmen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının iş kazalarının azalmasına yönelik çalışmaları sayesinde, iş kazası oranında yüzde 38, ölümlü iş kazası ve meslek hastalıkları oranında yüzde 28, iş gücü kaybında yüzde 20, sürekli iş görmezlik sayısında ise yüzde 8’lik bir azalma izlenmektedir.

Türkiye’de iş kazalarının ve meslek hastalıklarının azalması konusunda gelişme kaydedebilmemiz için iş sağlığı ve güvenliği kanununa da ihtiyacımız bulunmaktadır. Bakanlığımız kanun tasarısı çalışmalarını sonuçlandırmış ve Bakanlar Kuruluna sunmuş bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, yeni taslak önleyici yaklaşımı esas almaktadır, iş kazası olmadan önce önlem almaya yöneliktir. Bütün iş yerlerine risk değerlendirmesi zorunluluğu getirilmektedir. İş yerinde çalışanların sağlık ve güvenliğini etkileyecek tehlikelerin belirlenerek gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktadır. Böylece iş verimliliği artmış olacaktır.

Taslak, iş kazalarında tek bildirimin esas alınarak bildirimin sadece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmasını sağlamaktadır.

Taslak, sağlık kuruluşlarına kendilerine intikal eden iş kazası ve meslek hastalıklarına bildirim zorunluluğu getirmektedir.

Birden fazla iş yerinin bulunduğu iş merkezleri, iş hanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda iş birliği yapılması yükümlülüğü getirilerek iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesine katkı sağlanması ve koordinasyonla toplulaştırmanın iş yerlerinin yönetimi tarafından gerçekleştirilmesi sağlanacaktır.

Hayati tehlike durumunda, tehlike giderilinceye kadar tehlikeli bölgenin veya işin kısmen veya tehlikenin büyüklüğüne göre tamamen durdurulması esası getirilmektedir. İş yerleri tehlikelerine göre gruplandırılmaktadır; az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli iş yerleri olmak üzere sınıflandırılma getirilmektedir. Bugünkü iş kazalarının çoğu çok tehlikeli alanlarda ortaya çıkmaktadır; maden işletmeleri, inşaat, metal, tersaneler, mobilya üretimi ve kimya sektörü gibi.

Değerli milletvekilleri, iş sağlığı ve güvenliği kanun taslağında 10’dan az çalışanı bulunan iş yerlerine yönelik özel düzenleme yapılması için Bakanlığa yetki verilmektedir.

Hepimizin bildiği gibi, çoğu iş kazaları daha çok küçük işletmelerde meydana gelmekte ve bu küçük işletmelerde gerekli önlemin alınmaması nedeniyle ölümlerle karşı karşıya kalınmaktadır.

Parlamentomuzda bu alanda oldukça fazla araştırma yapılmıştır, araştırma önergesi verilmiştir, hemen hemen her konuda veriler oluşturulmuştur.

Şimdi bizim esas görevimiz, bu veriler doğrultusunda az önce bahsettiğim Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı ve İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu Tasarı’sını burada tartışarak, ülkemizdeki iş sağlığı ve iş güvenliğine katkılarını artırmayı sağlamaktır. Bu nedenlerle araştırma önergesine katılamıyoruz.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Domaç.

Önerinin lehinde İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Çelebi.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, BDP tarafından iş kazaları ve meslek hastalıklarının araştırılması için verilen Meclis araştırması önergesinin lehinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, o bölgeden geliyorum, o bölgede yaşayan birisiyim. Dün de “iş kazaları” diye tanımlanan, bana göre iş cinayetinin olduğu iş yerindeydim ve bu kötü manzaranın bir kez daha bu Mecliste tartışılması, konuşulması amacıyla bu sorunların araştırılması konusunda verilen önergeleri bile es geçerek yeni iş kazalarına, iş cinayetlerine davetiye çıkarılmaması adına bir kez daha Meclisin duyarlılığını bu konuda göstermesini diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, “iş cinayetleri” diyoruz, Sayın Bakan, burada sorduğumuz sorularda, burada yaptığı açıklamalarda, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda sürekli, bir muhalefet partisi milletvekiliymiş gibi, sanki bütün bu süreçlerden habersiz, bir kaza oluyor, kazadan hemen sonra şunu söylüyor: “İşçi sağlığı, iş güvenliğiyle ilgili yasal düzenlemeyi Meclisin gündemine getireceğiz.” diyor. Getirin Allah aşkına da bir an önce bu iş kazalarına, bu cinayetlere son verelim, yoksa kuru kuruya “Bunları yapacağız, yapıyoruz, getirdik...” Bakanlar Kurulunda kim engelliyorsa, kime takılıyorsa, bunları o zaman konuşun, ona göre işlem yapılsın.

Değerli arkadaşlar, iş kazaları sorunu bizim ülkemizde yıllarca devam ediyor ve bu konuyla ilgili daha önce evet, burada ifade edildiği gibi, Meclis araştırması komisyonu kuruldu, araştırıldı Tuzla tersaneleri için ama bugün geldiğimiz noktada bir değişim mi oldu, bir gelişme mi oldu, denetim mekanizmalarında bir artış mı oldu, bu sorunu çözdük mü, iş cinayetleri bitti mi? Davutpaşa’da iş cinayetleri, OSTİM’de iş cinayetleri, selde iş cinayetleri, en son Adana’da iş cinayetleri; cinayet bitmiyor. Ama ölünün sonrasında ağıtlar yakıyoruz, bol bol edebiyat çekiyoruz, bol bol bu konuda söylem geliştiriyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, tam 800 bin tane iş yeri var bu ülkede, 600 tane müfettişle denetim yapılacak. 600 müfettiş bu denetimi yapacak ve sonuçta da 800 bin tane iş yerinde işçi sağlığına, iş güvenliğine uygun düzenleme olup olmadığını denetlemiş olacağız. Burada meseleyi yalnız Bakanlığın sorumluluğuna vermek doğru değil; dün inşaatta gelişen cinayetin temelinde, yalnız ruhsattan vergi almayı amaçlayan belediyelerin de bir o kadar sorumluluğu var. Orada, ilkel koşullarda, insan onuruna yakışmayan, insan onuruyla bağdaşmayan bir koşulda yirmişer kişilik koğuşlarda, çadırda, soğukta insanlar inim inim inliyor ve sonra, orada insanlar yaşamını kaybediyorlar. Bunun üzerinden ağıtlar yakıyoruz, oraya gidiyoruz. Bakan açıklama yapıyor. Bu konuda yapılan açıklamalar da şu: “Sonuna kadar gideceğiz.” Daha önce nereye kadar gittiniz? Sorumlular ne oldu, Davutpaşa’nın sorumluları nerede? Daha önce iş kazalarında, cinayetlerinde ölenlerin akıbeti ne oldu? Bu davalar niye yıllarca devam ediyor ve niye sonuç alınamıyor? İlk önce bunun hesabını vermek zorundalar.

Değerli arkadaşlar, dün Van’dan gelen ve ölen işçinin yakınıyla konuştum. Orada donmaktan kurtardı kendisini, burada yanmaktan kurtaramadı; orada çadırlarda donuyorlardı, ölüyorlardı, şimdi burada yanarak canını verdi.

İlginç bir belgeyi sizinle paylaşacağım; işin vahametini, skandalını ortaya koymak açısından bir skandal belgeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Şimdi, ölen arkadaşlarımızdan 2’sinin isimlerini veriyorum, burada da belgeleri var, Sosyal Güvenlik Kurumunun belgesi, burayı bir kez daha dikkatinize sunuyorum: Ölen arkadaşlarımızdan Sevdin Özen, işe giriş tarihi, dikkatinizi çekiyorum arkadaşlar, 11/3/2012. Diğeri Çetin Coşkun, yine ölen arkadaşımız, işe giriş tarihi 11/3/2012.

Hangi gün oluyor arkadaşlar? Sosyal Güvenlik Kurumu pazar günü çalışıyor ve belge veriyor -işte belgeler burada, kim istiyorsa dikkatine sunuyorum- bu arkadaşların öldükten sonra işbaşısını vermiş oluyor, sigortalı yapmış oluyor. Bu ayıptan… Bu hesabı vermeden nereye hesap vereceksiniz, hangi vicdana hesap vereceksiniz, soruyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah Allah! Bir bakan cevap versin buna ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Müteahhidi söyle, kim olduğunu! Ödüllü müteahhidi de söyle!

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Belli, Kaldem Yapı İnşaat Limitet Şirketi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Veysel Bey cevap verir buna herhâlde.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) - Şimdi, bunlarla ilgili, değerli arkadaşlarım, ölenler ölüyor, ağıtlar yakılıyor, tedbirler alınmıyor. Burada edebiyat çekiliyor. Sendikalar Yasası; ne hâle geldiği belli. Oradayım, o Komisyondayım; orada olmak zorundaydım, şimdi buraya geldim sırf bunu anlatmak için.

Bakın, ilk defa dünyada üç gün önce ILO Genel Merkezi işgal ediliyor, üç gün önce, dünya tarihinde yok. Amerika’dan, Washington’dan Başbakan aranıyor, Cenevre’den aranıyor, Çalışma Bakanı aranıyor: “Ne oluyor? Niye bizim temsilcilik işgal edildi?” Aslında işgal edilmek istenen ILO değil, ILO kurallarına aykırı uygulamaları protesto etmek ve dünyaya kendilerini duyurmak için yaptılar: Oraya giden canlı yayın araçlarının hepsi geri çekildi. Medyaya sansürlerin hepsi zaten konuluyor, konuluyor, oraya giden yayın araçları da sansüre uğradı, hepsi geri alındı.

Dolayısıyla değerli arkadaşlarım, şimdi soruyorum: Biraz önce Sayın Ekşi ifade etti, Anadolu Ajansında sendika var, yıllarca orada örgütlü… Oradaki arkadaşımız, Türkiye Gazeteciler Sendikasının Başkanı açlık grevine başladı. Nedeni, dünyaya yine duyurmak sesini, anlatabilmek ve bu baskılara, zulme son vermek için. Bu sistemle, bu anlayışla, bu yaklaşımla “İş kazalarını önlemek istiyoruz.” diyenler, ilk önce bugün, buradan bu Meclis araştırmasına onay verirler ve gerçekten derinlemesine, bütün boyutuyla, iş kazalarının nedenleri ve niçinleri sonuna kadar tartışılır ve bir daha bu cinayetlere bir son verilir. Vicdanı olan herkes, bir kere, bu konuda sorumludur; bundan sonra öleceklerden de sorumludur. Bu Meclis, artık, bir gün vakit geçirmeden, eğitimden de daha önemli olan, insan yaşamını ilgilendiren bu yasayı… Şimdi, buradan Bakana, Başbakana sesleniyorum: Bir gün vakit geçirmeden hemen Meclis gündemine getirin, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sonuna kadar destek vereceğiz. Sonuna kadar, bu yasanın çıkması için, başka ölümlerin olmaması için, başka skandallar yaşanmaması için, bundan böyle, özellikle inşaat sektöründe ilkel koşullarda, çağ dışı kölelik koşullarında çalışmaya son vermek için, onları gerçekten sigortalı emekli etmek için, gelin, bir an önce bu yasayı bu Mecliste görüşelim ve ölümlere “dur” diyelim. Yoksa, diğer çalışmalar, diğer yaklaşımlar, artık sözün bittiği yerdir. İş cinayetlerinin bitmesi için bu sürece, kesinlikle, artık herkesin destek vermesi gerekiyor. Öyle “büyüyen ekonomi” edebiyatı filan kimse bize çekmesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen, sözünüzü bağlayınız.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Büyüyen ekonomide, dünyada iş kazalarında 2’nci ülkeyiz, Avrupa’da 1’inciyiz. Bunun bedelini hangi mantıkla geliştirdiklerini ortaya koyuyor bu anlayış, bu iktidar. Onun için iktidara bir kez daha sesleniyorum: Bundan sonra artık bunun istismarını yapmasın en azından ve bu cinayetlere son versin diyorum.

Ölenlere bir kez daha rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelebi.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Milletvekili çok önemli bir konuyu dile getirdi. Bakın, vefat eden 2 kişinin işe girişlerinin vefat ettiği günün sonrasında yapıldığına ilişkin çok vahim bir iddiayı gündeme getirdi.

BAŞKAN – Evet Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla bu konuda Sayın Veysel Eroğlu, Sayın Suat Kılıç, Hükûmet adına lütfen bunu bir inceleyip Parlamentoya bu konuda bilgi verirlerse… Çok vahim bir iddiadır, dolayısıyla bu konuda Hükûmetin Genel Kurulu bilgilendirmesini istirham ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Vural.

Aleyhinde Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar.

Buyurunuz Sayın Kaçar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT KAÇAR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; BDP tarafından verilen araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum, bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Benden önce Saygıdeğer İstanbul Milletvekilimiz Mehmet Domaç Bey’in de ifade ettiği gibi, bizim AK PARTİ Grubu olarak bunun aleyhinde olmamız, daha önce bu konularla ilgili birçok araştırmanın yapılmış olması, bununla ilgili bir tespitin olması ve Çalışma Bakanlığının da bu doğrultuda gereken adımları atmış olmasındandır.

Ben, sözlerime başlamadan önce, vefat eden işçilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu acı hepimizin ortak acısı. Bence, iktidar ve muhalefet olarak, bunun üzerinden siyaset yapma yerine, Türkiye’deki iş kazaları gerçeğini, bununla ilgili alınması gereken önlemleri, alınan önlemleri ve bu konuyla ilgili yalnız olayı yasal mevzuatlara havale ederek değil “Genel anlamda bir toplumsal bilinç oluşturmayla ilgili neler yapabiliriz?”in üzerine söz söylememiz çok daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye’de, Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, şu anda 1 milyon 325 bin civarında iş yeri faaliyet gösteriyor ve bu iş yerlerinde 10 milyonu aşkın çalışanımız var. Bu iş yerlerinde 2010 yılında yaklaşık 62 bin civarında iş kazası ve 533 meslek hastalığı meydana gelmiş.

Meslek hastalıkları ve iş kazası gerçeği yalnız Türkiye’ye ait olan bir durum değil. Bütün sanayileşmiş ülkelerde, gelişen ülkelerde, gelişmekte olan ülkelerde, kısacası üretimin olduğu her yerde, maalesef, her gün binlerce iş kazasına dünyada şahit oluyoruz. Türkiye’de yaklaşık günde 172 iş kazası meydana gelmekte ve bu iş kazalarından ortalama günde 4 çalışanımız, emekçimiz maalesef vefat etmektedir.

Türkiye’de son beş yıllık değişimin yani 2006 ile 2010 yılları arasının bir mukayesesini yaptığımızda, Türkiye’deki ekonomik büyümeye paralel olarak Türkiye’deki işletme sayısının ve dolayısıyla da işletmelerde çalışan sayısının yaklaşık yüzde 28 ile yüzde 30 oranında arttığını müşahede ediyoruz. Ancak Türkiye’de son beş yıldaki iş yeri artışına ve çalışan artışına rağmen Türkiye’deki iş kazalarında yaklaşık yüzde 38 bir düşüş olduğunu da özellikle yüce Mecliste ifade etmek istiyorum. Burada iş kazalarında yüzde 38’lik bir düşüş ancak ölümlü iş kazalarında ve meslek hastalıklarında ise yüzde 28 civarında bir azalma söz konusu.

Elbette ki bu iş kazalarının daha ziyade ağır çalışma koşullarının olduğu alanlarda olduğu da bir gerçek. Özellikle burada metal sanayisi, maden sanayisi ve inşaat sanayisi sektörü, maalesef, bu anlamda iş kazalarının en fazla olduğu alanlar. Ancak ölümlü iş kazalarına baktığımız zaman, maalesef, burada inşaat sektörünün en önde olduğunu görüyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, burada iş sağlığı ve güvenliğinde kuralcı bir yaklaşımdan ziyade iyileştirici ve geliştirici bir yaklaşımın benimsenmesi şu anda bütün gelişmiş ülkelerde benimsenen bir yöntem. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uyulması gereken bir zorunluluk olarak algılanması yerine sağlığı ve güvenliğimizi destekleyici bir araç olarak görülmesi durumunda iş sağlığı ve güvenliği konusunda sürekli bir iyileşme ve gelişmenin sağlanacağı açıktır. Çalışma hayatını düzenleyici, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışını sağlamak, çalışma hayatındaki mevcut ve muhtemel sorunlar için çözüm yolları araştırmak, istihdamı arttırmak, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, çalışanların hayat seviyelerini yükseltmek Hükûmetimizin öncelikleri arasındadır.

Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma, tüm çalışanlarımız için en temel insan haklarından biridir. İşçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanamamasıyla bağlantılı sorunlardan kaynaklanan insani ve ekonomik kayıplar tüm ülkemizi olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu nedenle, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek ve insana yakışır işi ve verimli çalışmayı destekleyecek tedbirleri almak ve çalışma barışını sağlamak Hükûmetimizin öncelikleri arasında yer almaktadır.

Çalışma hayatında insanı merkeze alan Hükûmetimizce hazırlanan 61’inci Hükûmet Program’ında işin değil, insanın korunması uygulanmakta ve iş sağlığı, güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması, çalışan ve işverenlerin bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdürüleceği, belli bir dönem boyunca çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatına uyduğu tespit edilen, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alan ve kayıt dışı işçi çalıştırmayan işverenlerimiz için bu durumlarını gösteren ve ödüllendiren düzenlemelerin yapılacağı belirtilmektedir. Bu konuyla ilgili çalışmalarda yalnız cezalandırıcı bir yöntem değil, aynı zamanda, bu anlamda işini iyi yapan ve özellikle kayıt dışı işçi çalıştırmayan işverenlerimizin bu konularda ödüllendirilmesi temel esastır.

Burada hepimizin üzerinde durması gereken önemli bir konu da toplumsal anlamda bir güvenlik bilincinin geliştirilmesidir. İlköğretime başlayacak olan çocuklarımıza, işe başlamadan önce işçilerimize ve hayatın her alanında bu anlamda bir güvenlik bilinci oluşturmak son derece önemli. Bu nedenle, sadece mevzuat altyapısıyla değil, aynı zamanda güvenlik bilincinin yükseltilmesi için çocuklarımızı da kapsayacak bir seferberlik içinde olmamız gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Şu anda Çalışma Bakanlığımızın Millî Eğitim Bakanlığımızla ortak yürütmüş olduğu çalışma özellikle toplumsal bilincin geliştirilmesi açısından son derece önemli bir çalışma.

Bir diğer önemli çalışma, şu anda Çalışma Bakanlığımızca hazırlanan ve son şekli verilmekte olan iş sağlığı ve güvenliği yasa tasarısı. Değerli arkadaşlar, şu anda hazırlanan iş sağlığı ve güvenliği yasa tasarısı, çağdaş çalışma koşulları için öngörülen bütün güvenlik tedbirlerini esas alan ve birçok çağdaş ülkeye de, birçok gelişmiş ülkeye de örnek teşkil edecek olan bir iş sağlığı ve güvenliği yasa tasarısı.

Mevcut olan mevzuata göre, bildiğiniz gibi 50’nin altında işçi çalıştıran yerlerde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili ciddi bir mevzuatın olmadığı bir gerçek. Bu yasal düzenlemenin en önemli getirisi, 50’nin altında işçi çalışan iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin zorunlu hâle getiriliyor olmasıdır. Bu anlamda, özellikle küçük ölçekli işletmelere de yeni bir maddi yük getirmeme adına buradaki, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınacak olan tedbirlerdeki maliyetin devlet tarafından, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ödeneceğinin de yasal düzenlemede yer alacak olması özellikle küçük ölçekli işletmelerimizin bu anlamda korunması açısından son derece önemli.

Yine bu düzenlemede en çok önemsediğimiz konulardan biri, mevcut olan iş sağlığı ve güvenliği yalnız özel sektörü merkeze alırken burada özel ve kamu ayrımı yapmadan bütün devlet memurlarını da içine alacak şekilde, yani kısacası bütün çalışanları içerisine alan bir yasa tasarısı olmasıdır. Bir yandan özel ve kamu ayrımını ortadan kaldıran, bugün itibarıyla yaklaşık 13 milyon 500 bin çalışanımızı bu iş güvenliği yasa tasarısı kapsamına alacak, diğer yandan da yaklaşık 6,5 milyon çalışanımızın ve 1 milyon 327 bin işletmemizin de dâhil edileceği çok önemli bir yasa tasarısı. Bu yasa tasarısının da bir an önce Meclis Genel Kuruluna gelerek yasalaşacağını ümit ediyorum. Gerek Millî Eğitim Bakanlığıyla yapacağımız çalışmalar gerekse de bu iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili hazırlanan, insanı merkez alan, çalışma hayatında iş sağlığı ve güvenliği noktasında son derece önemli adımlar atmamızı sağlayacak olan bu yasal düzenlemeyle birlikte bu alanda önemli mesafeler alacağımızı düşünüyorum.

Sözlerime son vermeden önce, tekrar, vefat eden işçilerimize, emekçilerimize Cenabıhak’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaçar.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.

                       

 

Kapanma Saati: 16.56


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım:

2.- İlköğretim çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenmeleri konusundaki sorunların araştırılması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Danışma Kurulunun 13.03.2012 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                            Mehmet Şandır

                                                                                                                  Mersin

                                                                                                    MHP Grup Başkanvekili

Öneri:

19 Ocak 2012 tarih ve 2349 sayı ile “İlköğretim çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenme konusundaki sorunların araştırılması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla” verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 13.03.2012 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehinde Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut.

Buyurunuz Sayın Bulut. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü dolayısıyla Marş’ın yazarı büyük kahraman, büyük şair Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve şükranla anıyorum. İstiklal Harbi’mizde, istiklal mücadelesinde canlarını bu ülke için severek vermiş tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum ve Akif’in “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” dileğini yeniden dile getiriyorum. 

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu bu araştırma önergesi üzerine görüşlerimizi ifade edeceğiz.

Beslenme, insanların hayatlarını devam ettirmeleri için çok önemli. İnsanoğlunun en önemli ihtiyacıdır beslenme. Büyümesi, gelişmesi, gelişimini tamamlaması, üremesi için sağlıklı bir bedene, sağlıklı bir vücuda ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı insanoğlu kendisi ektiği, kendisi biçtiği, tabiatın nimetlerini değerlendirerek, üreterek, çoğaltarak karşılar. En ilkel, en iptidai dönemden günümüze gelinceye kadar bilimin önderliğinde insanoğlunun, bir insanın yetişmesinde ihtiyaç duyduğu vitaminler, mineraller artık belirlenmiş, sadece doymak için beslenmek değil, sağlıklı beslenip hem vücudun hem zekânın gelişimini ancak sağlıklı bir beslenmeyle karşılayabileceği artık öğrenilmiştir. Bunun geleneksel, iptidai metotlarla değil, bilimsel bilgiler, verilerle ve eğitimle ancak sağlanabileceği gerçeği herkes tarafından kavranmıştır.

Eğitim yönünden geri kalmış, ekonomik yönden geri kalmış ülkelerde insanlar sadece doymak için beslenirler ancak gelişmiş toplumlarda insanlar ise insanın ihtiyacı olan, çocuğun ihtiyacı olan vitaminleri, mineralleri, yağları bilerek, bilinçli bir şekilde alırlar. Bunu alamayan, bu eğitimden uzak olan toplumlarda dirençsiz, hayata karşı, topluma karşı dayanıksız, hastalıklara karşı zayıf, korumasız insanlar meydana gelir. Oysaki, bunun, gençlerin eğitilerek, öğretilerek yaptıkları beslenmenin hem israfı önlediği hem de vücut ve zekâ gelişimlerini sağladığı tespit edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, “insan” dediğimiz zaman, tabii ki insan, -ki en küçük varlığı öğrenciler- öğrencilerimiz, dünyadaki bütün çocuklar gibi Türk çocukları da anne babanın, ailenin eğitimiyle, ailede gördüğü geleneksel beslenme şekliyle, ailenin sosyal yaşantısına uygun bir şekilde geçimlerini, beslenmelerini sağlamaktalar.

Diğer toplumlara baktığımızda, bir Amerikan toplumuna baktığımızda eğitim sistemimizi Amerikan eğitim sistemiyle karşılaştıran, sanki onların her sistemi iyiymiş gibi hazır getirip bize dayatmaya çalışan iktidar partisi mensuplarının konunun altyapısını iyi değerlendirmelerini, Amerikan toplumunun obez çocuklardan meydana gelen bir topluluk hâline dönüştüğünü, hazır yiyeceklerle beslenmelerinin çok bozuk olduğunu, bu hazırcı metotların bizim bünyemize, bizim yapımıza, bölgemize, iklimimize uymadığını, bize uygun beslenme ve eğitim şekillerinin, metotlarının mutlak surette bu topraklarda uygulanması gerektiği gerçeğini ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, televizyonlarda önceden, on sene, on beş sene önce, hatırlarsınız, bankalar reklamlar verirlerdi. Bu bankalar bilirlerdi ki vatandaşın cebinde para var. Banka reklamlarında derdi ki bankalar: “Getirin, paranızı bizim bankamıza yatırın, en yüksek faizi biz veriyoruz.” Şimdi bankalar vatandaşta para kalmadığını biliyorlar, vatandaşa “Gelin, size para satalım, en düşük faizi biz veriyoruz.” diyorlar. Sattıkları para bankaların kendi paraları değil, yabancının parasını bu topluma satıyorlar. Bu toplum taksitlenerek, taksit yaparak yine yabancının ürünlerini satın alıyor. Böyle bir döngü içerisinde, geçimini, çocuklarının beslenmesini sağlamakta, bilimsel metotları, sağlıklı beslenme yollarını araştırmayı bırakın, en zengin, en çok gelir sağlayan toplum dilimiyle en alt gelire sahip toplum dilimi, sınıfı arasındaki farkın 16 kata ulaştığı, OECD raporlarında “Bu kat 8 kat olursa o toplumda kaos çıkar.” ifadelerine karşın, Türkiye’de kurbağa gibi ısıtılan toplumun sessiz sedasız günü geçirme kavgası, mücadelesi içerisinde, yarın adına, çocukları adına bir hesap yapamadıkları, onlara bir eğitim veremedikleri bir gerçek. Okullarda yapılan bazı anketler var, bu anketlerden size örnekler vermek istiyorum.

132 denek üzerinde yapılan bir ankette, öğrencilerin yüzde 78’i kahvaltı yaparak, yüzde 21’i kahvaltı yapmadan okula gittiğini ifade ediyor. Oysaki on beş-on yedi yaş grubu öğrencilerin sabahları mutlaka kahvaltı yapması gerekir. Bu kahvaltıda 1 yumurta, 1 kibrit kutusu peynir, 2-4 dilim ekmek, 1-1,5 yemek kaşığı reçel, 1 bardak süt, 15-20 adet zeytin yemeleri gerekmektedir. Şimdi bizi dinleyen ailelerin bunları bulmakta ne kadar güçlük çektiklerini, üzülerek o sucuk reklamlarını, çikolata reklamlarını gördüklerinde aile olarak, anne baba olarak çocuklarına bunları verememenin, onları sağlıklı yetiştirememenin ezikliği içerisindeki ailelerin bu saydığım gıdaları tek tek, böyle, çocuklarına her gün nasıl verebileceklerini, bu işsizlik, bu zor hayat şartları altında ezilirken nasıl karşılayacaklarını düşündüklerini tahmin ediyorum.

Anketin diğer sorusunda, öğrencilerin yüzde 71’i eğitimleri süresince beslenme eğitimi aldıklarını, yüzde 29’u ise eğitimleri süresince hiç beslenme eğitimi almadıklarını ifade etmektedirler.

Lise üçüncü sınıfta organik kimya konulu ders içerisinde, “hayat kimyası” adlı dersin dışında gençlerin nasıl sağlıklı bir beslenme öğretimi, eğitimi alacakları konusunda maalesef Bakanlığımızın da bir çalışması bulunmamaktadır.

Taşımalı eğitimle yatılı bölge okullarında yemek ihale ile şirketlere veriliyor. Bu şirketler, okul kantinleri, tabii ki çocuklara gıdaları verirken bundan bir ticari menfaat, bir kâr elde etmek istemektedirler, maliyeti düşürmek için bozuk, kalitesiz gıdalar vermektedirler. Buradan şu teklifi ilgililere yapmak istiyorum: Nasıl polis, askeriye kantinlerinde KDV alınmıyorsa okul kantinlerinden de KDV alınmamalı, yemek ihalesinde, okullara yemek yapan şirketlerden de KDV alınmayarak düşük fiyatlardan almış oldukları bu ihalelerin “Altından nasıl kalkarız?” diye, et yerine soya, değişik sağlıksız gıdaları çocuklara veren, dayatan bu kuruluşların bir denetimle ancak onların da geçimlerini sağlaması adına bir tedbirin, bir düzenlemenin Bakanlık tarafından mutlaka alınması gerektiğini ifade ediyorum. Ülkemizin sağlıklı gençlerle yarınlara sağlıkla gideceği düşüncesiyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - …önergemizin kabul edilmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bulut.

Aleyhinde, Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Zenderlioğlu.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi adına her ne kadar aleyhte söz almış isem de lehine konuşacağımı belirtiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Ancak konuşmama başlamadan önce ben de yaşamını yitiren işçi kardeşlerime Cenabıallah’tan rahmet diliyor, ailelerine sabır temenni ediyorum. Bu 11 kişinin giriş kartında belirtilen tarih şuna benziyor: Alavere dalavere, Kürt Mehmet yine nöbete. Neden diyeceksiniz? Bunlardan birisi, Bitlis Tatvan ilçesi nüfusuna kayıtlı Hakim Akcan’dır. İkincisi ise Van iline bağlı Özalp ilçesi nüfusuna kayıtlı Sevdin Özen’dir.

Ben şunu söylemek istiyorum: Aslında kaza olmaz demiyoruz, elbette olur, iş kazası olur, trafik kazası olur, bu tür kazalar olmayacak diye bir garanti de yoktur ancak el vicdan olan, insanın öldüğü tarih, öldüğü gün, nasıl böyle bir giriş yapabiliyor? Ben o firmaya yakıştırmıyorum, o firmayı buradan kınıyorum, o firma bunun hesabını verecek. Ben onları aradım, aileleriyle de konuştum ve hüzünlerini de paylaştım ancak o firma, sakın ha “Yasaların denetiminden kurtulacağım.” diyorsa yanılıyordur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde aslında eğitim başlı başına bir sorun. Bütün sorunların başı eğitimdir. Eğitimi çözersek sorunları da çözeriz yani bütün çelişkilerin, antagonist çelişkilerin başı bu eğitim sorunudur. Eğer eğitim sorununu çözmüş olsaydık belki bugün o işveren -ya da o işçi kardeşimizin vefatı- böylesi bir oyunla tezgâh kurmaz ve “Kendimi kurtarayım, aklayayım.” diye böyle bir hayal kurmazdı, doğruları söylerdi. Demek ki bu ülkede doğruları söylemek pek fazla itibar görmüyor. Deniyor ya “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, yaşasın onuncu köy.”

Bu vesileyle, ülkemizde ilköğretim çağından lise çağı dediğimiz yani on beş yılın sonu veya on beş yılın içinde olan insanın yaşamını idame edebilmesi için geniş kapsamlı bir besine ihtiyacı vardır ancak bu besini alabilmesi için ailenin önce ekonomik şartlarının iyi olması gerekir. Bu yasaları oluştururken hiçbir zaman yüzümüzü doğuya çevirmiyoruz, güneye çevirmiyoruz. Kime göre hazırlıyoruz bu yasaları? En iyi okullara, kolejlere göre hazırlıyoruz. Peki, siz kolejlere göre böyle bir yasama veya yasal hazırlık yaparken öteki tarafındakini neden düşünmüyorsunuz ya da düşünmek mi istemiyorsunuz?

Tabii ki yedi yaşındaki çocukların, altı yaşındaki çocukların yetişkin olabilmeleri için belli ölçüde gıda almaları gerekir. Ailesini geçindiremeyen bir baba, işçi olan bir baba, 500 lira, 600 lira alan bir baba, peki, nasıl çocuklarını doyurabilir? O çocukları okula gönderirken anaları o çantaya bıraktığı iaşeye baktığında ve o çocuk okula gittiğinde açtığında gördüğü manzaradan etkilenmez mi diyorsunuz? Etkilenir elbette çünkü insan ne de olsa canlıdır, psikolojik olarak etkilenir.

İnsanın düşünebilmesi için mutlaka doyum sağlaması gerekir. Zaten açlık da biraz budur. Bunun ilköğretim düzeyinde, yatılı okullarda daha değişik olduğunu biliyoruz. Bu yatılı okullardaki olayı fazla irdelemek istemiyorum çünkü yatılı okulların bir asimilasyon yuvası olduğunu biz biliyoruz. İnsan ancak ana diliyle bir şeyler kavrayabilir, özümseyebilir; biliyoruz. E, dilleri yasaklanan, düşüncesi yasaklanan insanlar, karnı aç olan insanlar nasıl böyle bir eğitim sistemine entegre olabilir? Bunu şu anlamda ifade etmek istiyorum: İlköğretim çağında yani yedi yaşından on beş yaşına kadar, bu süre içerisinde iyi beslenmekle insanlar düşüncelerini ifade edebilir. Okula aç gelen bir çocuk nasıl düşünebilir? Erkenden onu uyandırıp, yayan 3 kilometre, 2 kilometre doğuda… Bitlis’te, Van’da, Hakkâri’de, Yüksekova’da, Muş’ta, Ağrı’da birçok okul şu anda kapalı, açık olanlara da yürümekle okula gidilmiyor, yollar kesik. Kar nedeniyle şu anda yüzlerce okulun kapıları kilitlenmiş durumdadır. Bırakın onların beslenmesini, okullara bile gidemiyorlar.

Bu temelde değerlendirdiğimizde genel olarak AKP Hükûmetinin eğitime bakış açısını değerlendirdiğimde şaşıyorum yani diyorum ki: Bu ne mantık? Daha dün sekiz yıllık bir eğitim süreci başlatıldı. Ya bundan bir verimlilik sağladın mı? Yine, ilkokula, beş sınıflı bir okula 1 öğretmen  ataması yapıldı. Peki, sekiz yıllık süresi olan okula ise kaç tane öğretmen? 2. Peki, öğretmen açığı var. Diğer taraftan baktığımızda, öğretmenler yani 300 bine yakın öğretmen ataması bekleyen birçok öğretmen arkadaşımız şu anda bekliyor.

Şimdi 4+4+4=12 yıl. Baktığımızda, bu dört yıl evresinin acaba doğuda yaratabileceği vahameti siz hesaplayabiliyor musunuz? Hani her gün çıkıyorsunuz televizyonların karşısına “Baba beni okula gönder.” Kız çocuklarını özellikle okula davet ediyorsunuz. Bunlar güzel şeyler, güzel duygular. Zaten diyoruz ya: Her şeyin başı eğitim. Eğitim olmadan hiçbir şey olmaz. Burada dört yılını bitiren bir kız çocuğu, Bitlis’te, Muş’ta, Ağrı’da, Hakkâri’de yahut da başka bir yerde o dört yılı bitirdikten sonra okula gitmeyeceğini şimdiden söyleyebilirim ama her yerde aynı mıdır? Değildir. Fakat ben şunu hemen şurada ifade etmekten imtina ediyorum, sıkılıyorum: Gelin çocuklar yaratacağız, emin olun gelin çocuklar. Gelin, bunu önlemeye çalışalım.

Öbür taraftan, on bir yaşına gelecek çocuk, ne yapılacak orada? 4+4; 8 mi? Çırak olarak tekrar başka bir iş yerine ucuz iş gücü, böyle, öbürünü işte mesleğe yönlendirme. Biz ne kadar eğitim sistemiyle oynadıksa yalama oldu. Gelin, doğru dürüst bir eğitim sistemi oluşturalım.

Bakın, her gün Avrupa’dan söz ediyoruz…

MUZAFFER ÇAKAR (Muş) – Sayın Milletvekili, Muş’ta ve Bitlis’te 2 öğretmene sahip bir tane okul gösterebilir misiniz?

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – Sana yüzlercesini söyleyeyim, müfettişleri çağırın baksınlar. Ağaçköprü, Hormuz’u söyleyeyim sana…

BAŞKAN – Lütfen karşılıklı konuşmayınız, Genel Kurula hitap ediniz.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – Şimdi, ben, öğretmenlik yaptığım için biliyorum. Beni okutan, benim kendi yetiştiğim köyde 5 sınıflı okulda 1 öğretmen idare ediyordu. Şimdi bunu söylerken yani biz bunu düzeltmek için söylüyoruz; sizi küçültmek için, yermek için söylemiyorum. Çünkü biz “Başarının eleştirisi yoktur.” diyoruz. Biz burada eksikleri dile getiriyoruz. Neden? Diyoruz ki gelin yani bugünden itibaren… 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü bağlayınız.

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – Onun için, bu süreleri… Ben, şunu… Bu, ne insan haklarıyla bağdaşabiliyor ne insan mantığıyla bağdaşabiliyor yani hangi ölçülere vurursanız vurun burada bir eksiklik vardır. Yani şimdi beş yıl 2 öğretmen değil de, 1 öğretmen değil de 3 öğretmen olmuş olsun. İşte listeler sizin önünüzde, çağırın. Şu anda Millî Eğitim Bakanını, Millî Eğitim Müdürünü çağıralım, baksın, arşivler orada. Bizde, Kürtçe’de bir söz var: “(…)” (x) Buyurun lütfen, bunu ben laf olsun diye söylemiyorum.

                           

(x)  Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dedik çocuk ağırlıklı gelinler çoğalacak. Bu yasayla bu nedenle ilköğretimde devlet okullarının da parasız olması, parasız eğitim savunuluyordu. Siz bunu ilkokuldan başlatırsanız el vicdan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) - Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Zenderlioğlu. (BDP sıralarından alkışlar)

HÜSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – İşte buradaki eğitim sistemini görüyorsunuz, benim söylememe gerek var mı? Buyurun!

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Lehinde Sakarya Milletvekili Engin Özkoç. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, MHP’nin getirdiği teklife, önergeye bakıyorum, çocuklarımızın yiyeceği mamadan beslenmelerine kadar düşünülmesi gereken Mecliste, tartışılacak Mecliste daha dün çıktığımız mücadele herhâlde akıldadır. Yani bırakın çocuklarımızın hangi mamayla besleneceği, hangi besinle besleneceği, çocuklarımızın geleceğiyle ilgili yasaların nasıl çıkartıldığı konusunu bu Meclis çok daha ciddi bir şekilde tartışmak zorundadır.

Değerli arkadaşlarım, kişisel olarak hiç kimseye saygısızlık etmem, insanlarla ve muhataplarımla konuşurken önümü iliklerim ve genellikle saygıyla konuşurum. Bildiğiniz gibi bu Meclisin önüne ve Millî Eğitim Komisyonunun önüne çok önemli bir yasa getirilmiştir. Yasanın muhatapları AKP’nin başkan vekilleridir.

Millî eğitimin ve eğitimin önünü açması beklenen, onlar açısından böyle düşünülen bir yasanın, maalesef, Millî Eğitim Bakanlığımız tarafından değil, bu konuyla daha uzak olan başkan vekilleri tarafından Meclis Komisyonuna getirilmesi uygun görülmüştür.

Biz, geldiği günden itibaren AKP’nin programında olmayan, daha önceden bu Meclisin gündemine hiç getirilmeyen, Sayın Bakanın da gerçekten bu getirilen yasadan uzak kalmış olduğu anlaşılan bir yasanın, üstelik de çocuklarımızın geleceğiyle ilgili bir yasanın böyle apar topar Meclise getirilmesini hiç doğru bulmadık ve dedik ki çok net olarak, net bir şekilde dedik ki: “Değerli arkadaşlarım, sevgili Komisyon üyeleri, Sevgili Komisyon Başkanımız, demokrat Komisyon Başkanımız; biz bu konuyu tartışmadan önce, bunu akademik çevreler, bilim adamları, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, pedagoglar yeterince tartışsınlar. Zamanımız var, okullar devam ediyor, önümüzdeki eğitim yılının açılmasına vakit var. Bunu bir oldubittiye getirmeyelim.” Büyük bir nezaketle Millî Eğitim Komisyonuna dedim ki: “Siz gerçekten bu yasayı, on iki yıllık zorunlu eğitim yasasını bir oldubittiyle getirirseniz, ‘Alt komisyonda dinledik.’ dediğiniz meslek odalarının, ne dediğini söylemediğiniz, üst komisyona da getirmediğiniz 25 tane meslek odasından 21 tanesinin bu yasa önergesine ‘Hayır.’ dediği, ‘Doğru değil.’ dediği şeyleri tek tek okurum, gerekirse, bu on iki saat sürse de okurum.” Şimdi biz bunları okuduk. Bazı insanlar çıkıyorlar, müstehzi bir tarzda diyorlar ki: “İşte, birileri on iki saat okumuş, o on iki saat kendi söylemiş kendi dinlemiş.” Şimdi, eğitime bakış açımız bu mu? Hayır, değil. Peki, birileri çıkıyor, “Biz bu yasayı hemen geçirelim, hiç konuşmayalım, yeteri kadar konuştuk.” diyor.

Değerli arkadaşlar “Yeteri kadar konuştuk.” dediğiniz yasaya eğer biz muhalefet etmeseydik muhalefet milletvekilleriyle, siz uluslararası bir ayıbın altına imzanızı atıyordunuz. Çıraklık yaşının on dörtten geriye çekilmesi mümkün değildi, siz bunu da yasa önergesi içerisinde getirdiniz. Dua edin ki hiç olmazsa altı gün tartıştık, bu ayıptan kurtuldunuz.

Siz bu kadar tartıştıysanız, bu kadar gerçekten kafa yorduysanız, siz şimdi dört yılda değil de sekiz yıl sonrasına aldığınız açık öğretimi neden dört yıl diye getirdiğinizi izah etmek durumundasınız. Siz gerçekten bu kadar araştırdınız ve ünlü pedagoglarınızla değerlendirdiğiniz meseleyi, çocuğun beş yaşına hangi aydan sonra girdiğini dahi tereddüt ettiğiniz, tartıştığınız meseleyi dünya tartışıyor ve çocuğun okul öncesi eğitimiyle ilgili kaygıları dile getiriyorlar ama ne yaptınız? Bakın, burada var: Oturumu yöneten Nabi Avcı, oturum saat 15.10’da başlamış. Saat kaçta bitmiş arkadaşlar? 15.34’te bitmiş, yirmi dört dakika içerisinde yirmi tane madde geçirmişsiniz. Nasıl mı, kaba kuvvetle mi? Bravo! Alkışlıyorum sizi! Hani birbirinizi tebrik ediyorsunuz ya, sizi gerçekten alkışlıyorum! Hani o birbirinize “Nasıl becerdik.” deyip de yüzlerinizdeki müstehzi bir anlayışla birbirinizi tebrik ediyorsunuz ya, ben de sizi tebrik ediyorum! Çocuklarımızın geleceğiyle ilgili yirmi dört tane maddeyi tam on dakikada çıkardınız, bravo!

Şimdi, Sayın Başbakan bugünkü grup toplantısındaki konuşmasında diyor ki: “Ya, bu on iki saat konuşan -sizin dediğiniz gibi- on iki saat konuşan milletvekilinin kalbi varmış.” Doğru söylüyor Sayın Başbakan. Benim gerçekten bir kalbim var, çocuklarımızın geleceği için endişe eden bir kalbim var, ihmal yüzünden yanarak ölen ama hâlâ gülerek dinlediğiniz, gözlerinizin içinde hâlâ pırıl pırıl kendi zafer havanızda olduğunuz, 11 kişinin ölmesiyle ilgili yanan bir kalbim var.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ne alakası var!

HARUN KARACA (İstanbul) – Ayıp be ayıp!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Dinleyin, dinleyin, daha çok şey duyacaksınız.

Van’da çadırlarda ölen çocuklarımız için sızlayan bir kalbim var, şehit olan askerlerimiz için yanan bir kalbim var, isyan eden bir yüreğim var fakat sizin ve yandaşlarınızın, Sayın Başbakana sesleniyorum, böyle bir kalbi yok. Bunun için üzülmelisiniz.

Yandaşlarınızın bunu bilmesi gerekir, benim kalbimi durdurmaya ne yandaşlarınızın ne de sizin gücünüz yeter. Sizin yandaşlarınızın ancak birilerinin arkasından yumruk atmaya gücü yeter, yere düşen adama tekme atmaya gücü yeter. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HARUN KARACA (İstanbul) –  Söyle, suyu verdiğimi söyle.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Sizin ölen insanların arkasından böyle yapmaya gücünüz yeter ama bizim...

HARUN KARACA (İstanbul) –  Seni koruyanı söyle, kendin söyle!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Bırakın bunları, bırakın. Ben tek tek göreyim sizi, tek tek. 100 kişiyle değil, tek tek göreyim kahramanlar!

HARUN KARACA (İstanbul) – Seni kim kurtardı?

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok ama sizin birbirinizin arkasına saklanıp, birbirinizi tebrik edecek kadar yüreğiniz var.

HARUN KARACA (İstanbul) – Seni kim kurtardı, onu da söyle.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Onun için, biz çocuklarımızın geleceği için, insanlarımızın geleceği için, çocuklarımızın eğitim anlayışı için mücadele edeceğiz.

Siz, bu yasayı çıkartmadan önce, 11 kişinin...

(Tunceli Milletvekili Kamer Genç ile İstanbul Milletvekili Harun Karaca arasında karşılıklı laf atmalar)

Otur, otur, kabadayılık yapma. Ben seni dün gördüm kimin arkasında ne yaptığını. Sen 10 kişinin arkasında yumruk sallıyordun havalarda. Ben seni biliyorum, otur oraya, otur, sen otur. Şimdi öyle dayılanma buralarda, ben seni dışarıda görürüm.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Meclisin kürsüsünde hakaret etme!

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Sizin buna gücünüz yetmez, sizin buna gücünüz yetmez. Siz, 11 kişinin öldüğü… Yasayı bir an önce getirip de kardeşlerimizin ölmesine engel olsaydınız, o kadar gerçekten buradan yasa çıkartmak istiyorsanız. Siz…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yaptığınız zulümlerin hesabını vereceksiniz, o yasa buradan çıkacak.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Ölüme engel olunmaz.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) –  Tabii ki ölüme engel olunmaz, maden ocaklarında ölen çocuklarımıza engel olunmaz, şehit düşen çocuklarımıza engel olunmaz, Van’da çadırda ölen çocuklarımıza engel olunmaz; siz bunların hiçbirisine engel olmayın, siz sadece on iki saatte geçirip de 10 trilyon liralık tablet yasasını Kamu İhaleden çıkartın, cebinizi şişirin. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – O tablete senin aklın ermez!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Siz ancak buna engel olabilirsiniz, siz ancak bununla uğraşırsınız.

Bu duygularla ben siz AKP’lileri değil, ben muhalefeti selamlayarak sözlerime son veriyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Özkoç.

Aleyhinde, Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Ökten.

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz.

Buyurunuz Sayın Ökten.

ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; isterseniz bu tartışmayı burada bitirelim ve konuşmamı dinlerseniz çok memnun olurum, çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ökten, buyurunuz, devam ediniz.

ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Devamla) – Sayın Başkan…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, kısa bir şey söyleyeceğim.

Sayın Başkan, CHP sıralarından grubuma tehditvari sözler gelmektedir, “Dışarı gel, tek başına gel.” şeklinde. Biz buraya kavga etmeye gelmedik, burası ring değil, söyleyecekleri varsa kürsü burada.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bizi Komisyona sokmadılar, Komisyona. Tayyip Erdoğan bunu tebrik ediyor bizi Komisyona sokmadığı için.

BAŞKAN – Sayın Bahçekapılı, kürsüye bir milletvekili arkadaşımızı çağırdım, lütfen onun sözünü dinleyiniz.

Buyurunuz Sayın Ökten.

ÇİĞDEM MÜNEVVER ÖKTEN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ilköğretim çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenme konusundaki sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması konusunda AK PARTİ Grubu adına aleyhte söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; insan genetik donanımı itibarıyla her şeye potansiyeli olan bir canlıdır. Onu istenilen şekle sokan eğitim ve öğretim sürecindeki yaşadıklarıdır. İmam Gazali’nin deyimiyle, çocuk, anne ve baba elinde bir emanettir ve onlar her şekli alabilecek bir bal mumuna benzer.

Bir çocuk anne karnına düştüğü andan itibaren annenin sağlıklı beslenmesi, düzgün ve mutlu bir ruh sağlığı içerisinde olması gerekir çünkü çocuğun gelişiminde bebeklik dönemi çok önemlidir. Anne sütüyle beslenen çocukların büyümelerinin normal olduğu, obezite ve koroner kalp hastalıklarının daha az görüldüğü, bağışıklık sistemiyle ilgili olduğu düşünülen hastalıklara ve bazı kanser türlerine yakalanma ihtimallerinin az olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, hem normal zekâlarının hem de duygusal zekâlarının daha üst düzeyde geliştiği tespit edilmiştir. Sıfır-otuz altı ay dönemi, anne ile bebeğin kesintisiz ilişkide olması gereken bir dönemdir çünkü biyolojik gereksinmelerinin doyurulmasının yanında psikolojik, duygusal, temel gelişim süreçlerinin de sağlıklı tamamlanması gerekir.

Üç yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinin beyninden 2,5 kat daha hızlı çalışmaktadır. İnsan beyninin en fazla öğrenme kapasitesi otuz altı-yetmiş iki ay içerisindedir. Altı yaşına kadar bir profesörden 2 kat daha hızlıdır. Çocuktaki zekâ gelişiminin yüzde 70’lik kısmı yedi yaşına kadar tamamlanır. Bu yüzden beş yaşına kadar olan bebeklik dönemindeki sağlıklı beslenme evde başlar, bununla birlikte normal zekâ ve duygusal zekâ gelişiminin de en hızlı olduğu dönem bu dönemdir.

Anne ve babanın çocuğu eğitme görevi çok önemlidir, çünkü yaşama başlarken ailesinde edindiği temel değerlerle, beslenme alışkanlıklarıyla, sofra adabıyla, davranış biçimleriyle, inanç sistemleriyle, görgüsüyle, örf ve âdetleriyle ilkokula başlar. Öğretmenin öğretim görevi, işte bu altyapı üzerinde şekillenir.

Çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesinden bahsediyoruz. Bu beslenmenin -hepinizin bildiği gibi- temel iki tane ayağı vardır. Bir tanesi fizyolojik anlamda temel beslenme, diğeri de ruhi anlamda temel beslenmedir. İşte, sekiz yaşına kadar devam eden bu dönem ilk çocukluk dönemi yani oyun dönemidir. Son çocukluk dönemi sekiz-on iki yaşına kadar olan zamanı içerisine alır. Ergenlik dönemi de on üç-yirmi yaş dönemini içerisine alır. İlkokul ve ortaokul dönemini de içine alan bu süreç, çocuğun aileden ayrıldığı, artık sosyal bir gelişiminin başladığı, kendini birey olarak kabul ettiği, fiziksel değişiminin hızla belirginleştiği, yoğun bir eğitim ve öğretim sürecidir. Bu nedenle de çocuklar için sağlıklı beslenme şarttır, gereklidir ve önemlidir.

Özellikle Millî Eğitim Bakanlığımızca, sağlıklı beslenme, obeziteyle mücadele ve fiziksel aktivite alışkanlıkları kazandırma konularında okullarda çalışmalar yapılmıştır. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum: Türkiye’de Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi Projesi (TOÇBİ) yürütülmektedir. İlköğretim çağı çocuklarında, altı-on yaş grubu, beslenme, fiziksel aktivite alışkanlıkları ile şişmanlık ve zayıflık durumunun belirlenmesine yönelik, Türkiye’de Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi Projesi yürütülmüş, 26 ilimizde 140 okulda yaklaşık 12.500 çocuğumuza ulaşılmıştır. Araştırma raporu 2011 yılında yayımlanmıştır. Türkiye genelinde çocukların yüzde 6,5’inin şişman, yüzde 14,3’ünün hafif şişman, kilolu, yüzde 7,9’unun zayıf ve yüzde 1,3’ünün ise çok zayıf vücut ağırlığında olduğu bulunmuştur. Obezite, zayıflık durumunun yanı sıra, çocukların beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite alışkanlıkları ve bunun gibi pek çok bilgi ve veri elde edilmiştir.

İkinci olarak da Beslenme Dostu Okul Programı başlatılmış ve bu program dâhilinde Şubat 2010 tarihinde başlatılan bu proje içerisinde bugüne kadar üç yüz okulumuza Beslenme Dostu Okul Sertifikası verilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı ile sürdürülen çalışmalar sonucunda okul kantinlerinde gıda satışıyla ilgili olarak 2011/41 sayılı Genelge 21 Temmuz 2011 tarihinde yayınlanmıştır. Bunu gerçekten çok önemsiyoruz, çünkü, bu, çocuklarımızın kantinlerde sağlıksız beslenmesinin önünü bir derece kısıtlamıştır. Söz konusu genelge ile okul kantinlerinde doğal maden suları hariç, enerji yoğunluğu yüksek, besin değeri düşük olan enerji içecekleri, gazlı, kolalı, aromalı içecekler ile kızartma ve cipslerin satışının yapılmaması, otomatik satış yapan makinelerin bulundurulmaması, bunların yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından üretim veya ithalat izni bulunan süt, ayran, yoğurt, meyve suyu, taze sıkılmış meyve suyu ve tane ile satışı yapılabilen meyvelerin bulundurulması zorunlu hâle getirilmiştir. Tam gün eğitim veren okullara yönelik geliştirilen menü modelleri ve örnek öğle yemeği listeleri hazırlanmış, okullara uygulanmak üzere Millî Eğitim Bakanlığına gönderilmiştir.

Okul öncesi ve okul çağı çocuklarının fiziksel aktivite alışkanlığı kazanmalarını teşvik etmek amacıyla üç-altı yaş çocukları için egzersiz programı ile yedi-on dört yaş grubu çocukları için egzersiz programı hazırlanmış ve uygulanmak üzere yine Millî Eğitim Bakanlığına gönderilmiştir.

Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığı, Okullarda Diyabet Eğitim Programı İşbirliği Protokolü ile yine Ağız ve Diş Sağlığı Bilincinin Geliştirilmesi İşbirliği Protokolü’nü Sağlık Bakanlığıyla birlikte imzalamışlardır. Tüm bunlarla birlikte, beslenme eğitim programı kapsamında otuz ilköğretim okulu belirlenmiş, sınıf öğretmenleri dengeli ve sağlıklı beslenmeyle ilgili eğitici eğitimlere tabi tutulmuşlardır. Bunun neticesinde Türkiye genelindeki okullarımıza baktığımız zaman, şimdiki çıkan 4+4+4 yasasıyla birlikte çocuklarımız çok daha dengeli ve sağlıklı besleneceklerdir.

Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ökten.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                       

 

Kapanma Saati: 17.53


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.06

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama Sayın Başkanım, burada oturulsun on dakika lütfen.

BAŞKAN – Okunduğu anda girdiler salona efendim.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve arkadaşları tarafından Türk eğitim sisteminin içinde bulunduğu sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Danışma Kurulunun 13.03.2012 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                        M. Akif Hamzaçebi

                                                                                                        İstanbul Milletvekili

                                                                                                         Grup Başkanvekili

Öneri

Sinop Milletvekili Engin Altay ve arkadaşları tarafından, 16.12.2011 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına "Türk Eğitim Sisteminin içinde bulunduğu sorunların araştırılması" hakkında verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, (177 sıra nolu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 13.03.2012 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde, Sinop Milletvekili Engin Altay.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

11 Mart Pazar günü, Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarı ağır bir hasar almıştır. Dün 12 Mart; 12 Martla ilgili yerinden söz alan hatipler çok şey söyledi ama 12 Mart 1971 de parlamenter demokrasimiz açısından kara bir lekedir. Bu vesileyle, ben de 12 Mart muhtırasından zarar gören herkese Türkiye Büyük Millet Meclisinden “selam olsun” diyorum. Ziverbey Köşkü’nde işkence görenlere buradan selam yolluyorum, ölenleri rahmetle anıyorum. Ancak, 12 Martın bir gün öncesi 11 Mart günü de bana göre, parlamenter demokrasi, dışarıdan değil ama içeriden bir tahribat almıştır.

Çok partili siyasi yaşamımızda Parlamentoya 5 defa müdahale edilmiştir ve ne yazık ki bu 5 müdahalenin 5’i de Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılmıştır; hiçbirisi, ayırt etmeden söylüyorum, hiçbirisi doğru değildir, hiçbirini tasvip etmemiz mümkün değildir. Ancak, demokrasi her zaman militarist güçler tarafından tahrip edilmez ve askıya alınmaz; zaman zaman demokrasinin sivil güç odakları tarafından tahrip edildiğine ve askıya alındığına dünya da Türkiye’de tanık olmuştur.

11 Mart 2012 Pazar günü parlamenter demokratik yaşamımız açısından kara bir tarihtir, bir utanç abidesidir; sebep olanları önce millete sonra Allah’a havale ediyorum ve 4+4+4 kanun teklifi Başbakanın talimatıyla pazar günü maalesef bitirilememiştir. Hiç “O teklif bitti, Komisyondan geçti.” diye düşünülmesin. O teklifin 6’ncı maddesinden sonra oylanan bütün hükümleri de bana göre ve hukuka göre “yok” hükmündedir.

Sayın Başbakan bugünkü sert konuşmasında “Anladığınız dil.” diyor. Sayın Başbakana buradan söylüyorum: Bizim anladığımız dil budur, bizim başka anladığımız bir dil yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, bizim anladığımız ve kullandığımız tek dildir. Bundan sonra da inanın böyle olacaktır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – İşgalle…

ENGİN ALTAY (Devamla) - Ancak “çoğulculuk”la “çoğunlukçuluk”u birbirine karıştıran kimi kafaların bunu anlaması biraz zaman alacaktır.

Değerli arkadaşlar, pazar günü yaşanan olayları hiçbirinizin, hiçbirimizin kabul etmesi, tasvip etmesi düşünülemez. Bunda mutabık olduğumuzu zannediyorum ama Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının -ki bana göre, sizden çok önce benim Başkanımdır- benim hakkımı, benim hukukumu koruması ve gözetmesi gibi bir sorumluluğu vardır.

Ben, Sayın Başkandan, Sayın Meclis Başkanından, bu konuda kamuoyunun karşısına çıkıp en azından -özürden vazgeçtim- yaşanan olaylardan dolayı üzüntü duyduğunu beyan etmesini -bugün 13 Mart- hâlen bekliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kamuoyuna çıkarak böyle bir üzüntü beyanında bulunmalıdır.

Aynı şekilde iktidar partisinin, birinci ya da ikinci derece sorumlularının, aynı şekilde, Cumhuriyet Halk Partisinden, Milliyetçi Hareket Partisinden, BDP’den, esasen Türk milletinden, çıkıp yaşanan olaylarla ilgili özür dilemeleri de gerekir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yavuz hırsız meselesi!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, konu eğitim. Ben bir Meclis araştırma önergesi verdim. Keyif için vermedim, çocuklarımızın geleceği için verdim. Ben, bu Parlamentoya elinden tebeşiri bırakıp gelen ender milletvekillerindenim. Yani hayatımın büyük bir bölümü öğretmenlikle, eğitim yöneticiliğiyle geçti. Şimdi, bir yeri yönetirken istikrarlı olmazsanız, yönetimde istikrarı sağlayamazsanız orada kaos oluşmasına yol açarsınız ve çok doğal olarak kaostan kargaşa doğar ve kargaşa mutlaka ve mutlaka şiddete dönüşür. Pazar gün yaşanan budur ve o, orada bana, milletvekili arkadaşıma karşı şiddet uygulayan, heyecana, cereyana, gaza, talimata gelip şiddet uygulayanlarla bir zorum yok ama o arkadaşlarımıza o ortamı sağlayan Komisyon Başkanıyla zorum var. Kendisinin iletişim konusunda uzman olduğunu biliyoruz ama o uzmanlığı beni ilgilendirmez, kötü bir yönetici olduğu kesindir. İsterse gelsin sataşmadan dolayı söz alsın. Şimdi, bu olaylara sebep olan, Başbakandan telefonla talimat alan Komisyon Başkanıdır. Olaylara müdahale etmeyerek, seyrederek, Parlamentoda bu kadar gerginlik varken Antalya’larda gezerek göz yuman Meclis Başkanı da bir o kadar sorumludur.

Sayın milletvekilleri, bir hadiseye AKP Genel Merkezinden farklı bakılır, CHP Genel Merkezinden farklı, MHP Genel Merkezinden farklı, BDP Genel Merkezinden farklı. Bu Parlamento onun için var. AKP Genel Merkezinde baktığınız gözle bakamazsınız, oranın mutfağında kanun hazırlayıp sayısal çoğunluğunuzla eğitim gibi en temel meseleyi burada oldubittiye getirip geçiremezsiniz. Bu Parlamento onun için var. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Geçiririz, geçiririz!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, öyle olmasaydı Parlamentoya hiç gerek yoktu. En çok oy alan partinin genel merkezi Hükûmetin de merkezi olurdu, Parlamentonun merkezi olurdu. Ne gerek var burada bu kadar personele? Bu bakımdan, bu konularda “Uzlaşma, uzlaşma… Bir tek somut öneri yok.” deyip durmayın, arkadaşlarımızın çok somut önerileri var ve söyledik.

Şimdi, Sayın Başbakan “Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin ülkeye verdiği hasarı düzelteceğiz.” dedi. Bir şey daha söyledi, “4+4+4 ile 28 Şubatın izlerini kazıyacağız.” dedi. İyi, güzel. Peki, siz sekiz dokuz yıldır neredeydiniz? Yani bu sekiz yıllık kesintisiz eğitim bu ülkeye bu kadar zarar verdiyse, siz orada kabak çekirdeği mi yiyordunuz?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Her şeyin bir vakti var.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Aceleye getirmedik işi. Aceleye getirseydik zaten…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, 28 Şubat sendromu Sayın Başbakanda sendromun ötesine geçti, bir saplantıya dönüştü, bir fobiye dönüştü.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Rövanş…

ENGİN ALTAY (Devamla) –  Şimdi, Sayın Başbakanın sağlık sorunları yaşadığını biliyorum. Müteaddit defalar söyledim, Allah şifa versin. Allah bir an önce tümüyle sağlığına kavuştursun. Ama sağlık sorunları, işinin yapımıyla ilgili, ülkede gerginliğe yol açıyorsa, Parlamentoda gerginliğe yol açıyorsa, bu olmaz. O zaman rapor alması lazım.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Saygılı ol! Saygılı ol!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın Başbakanın görevi memleketin huzurunu tesistir. Sayın Başbakanın görevi memlekette gerginlik fitilinin ateşini yakmak değildir.

Şimdi, arkadaşlar, şunu bilin: Bu sekiz yıllık kesintisiz temel eğitimin 28 Şubat muhtırasıyla ilgisi yoktur. Bir konuyu ehliyetsiz, hadsiz ve haksız bir insanın ya da bir organın istemesi o konunun zinhar yanlış olduğu ve mutlaka karşı çıkılması gerektiği anlamına da gelmez. Nitekim, 1996 şûrasında zapturapt altında alınmış kararlar var. Gözünüzü seveyim, bunu siz de biliyorsunuz. Velev ki 73’te… Daha geri gidin, 1946’dan beri bu mesele var ve siz şimdi bunu âdeta bir sendrom ve saplantıya çevirdiniz. Şimdi, bu normal. Bu normal, şunun için normal: “Recep Tayyip Erdoğan” yaz Google’a, önüne “tevhidi tedrisat” yaz, bak ne çıkıyor? “Recep Tayyip Erdoğan” yaz Google’a, ara verme, “harf devrimi” yaz, “harf inkılabı” yaz, bas enter’a, ne çıkıyor?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne çıkıyor? Ne çıkıyor?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bu konuda Başbakanın düşüncesini biz biliyoruz. Nitekim, bir anket yaptırdınız.

MEHMET METİNER (Adıyaman) -  Düşünce özgürlüğüne saygınız yok mu? Ne çıkıyor?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Aç, bak sen! Ne soruyorsun bana?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne çıkıyor? Söyleyin o zaman.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Konuşma!

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Söyle o zaman! Söyleyeceksin!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Söylerim, biliyorum ben.

Sayın Başkan, zamanımı çalıyorlar.

BAŞKAN- Lütfen, siz Genel Kurula hitap ediniz, karşılıklı konuşmayınız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bir anket yaptırdınız. Şimdi… Şimdi…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne çıkıyor?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne laf atıyorsun oradan.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – O faşizanlık…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Otur yerine! Sus! Ne laf atıyorsun!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ruh sağlığınız bozuk sizin. (x)

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bak, sana bir laf söylerim şimdi. Asabımı bozma!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Lütfen saygılı ol!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Otur! Terbiyesizlik yapma! Terbiyesiz adam! Eşek herif! (xx)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Saygılı ol!

                                    

(x) Bu ifadeye ilişkin düzeltme 14/3/2012 tarihli 78’inci Birleşim Tutanak Dergisi’nin 285’inci sayfasında yer almaktadır.

(xx) Bu ifadeye ilişkin düzeltme 14/3/2012 tarihli 78’inci Birleşim Tutanak Dergisi’nin 284’üncü sayfasında yer almaktadır.

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen devam ediniz. Genel Kurula…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, bir anket yaptırdınız, halkımıza sordunuz. Halkımız size dedi ki: Gençliğe Hitabı elleme.” Halkımız size dedi ki: “Andımızı kaldırma.” Halkımız size dedi ki: “19 Mayısıma dokunma.” Dindar nesli de sordunuz. Ne dedi halkımız? “Kim istemez?” dedi. “Kim istemez?” dedi. Kim istemez, evet ama Türkiye kindar nesil istemez. Onu bilin. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü tamamlayınız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ve bu halkın yüzde 85’i kesintisiz eğitimden memnun. Hepinizin odasında vardır. Dünya Bankası raporu var. Baktınız mı? 30 Haziranda yayınlandı. Hükûmetin kontrolünden geçti, çek edildi ve Ocak 2012’de Türkçe olarak yayınlandı. Yahu 40’ıncı sayfasını açın, bir bakın. Dünya Bankası, Türkiye’de temel eğitimde kalite ve eşitliğin geliştirilmesi ile ilgili yaptığı çalışmada sekiz yıllık temel eğitimi dünyaya referans gösteriyor kardeşim, dünyaya örnek model gösteriyor, siz hâlâ bir 28 Şubat telaşıyla ve başka sebeplerle, bizce malum başka sebeplerle taktınız sekiz yıllık kesintisiz eğitime.

Ben size soruyorum. Siz, ona bakın. Baktım süre bitmiş. Şimdi, bu sorularımı soramıyorum, sürem az. Sürem az. Ama bir şeyi söyleyeyim. 32.700 tane, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretime göre planlanmış, yapılmış okulumuz var. Ne yapacak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay, ek süreniz de bitti.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan “terbiyesiz” lafını geri alsın lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Otur yerine be!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne geri alacak!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ne geri alacağım!

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen yerinize geçiniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Terbiyesiz” lafını geri almıyorsa kendisine iade ediyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın Başkan, Başbakan bugün yanlış bir şey daha söyledi. “Taşımalı sistemi biz kurduk.” dedi. Ben 1999-2000 arasında… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, ikinci kez süre veriyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yahu kardeşim, bir dakikadan niye rahatsız oluyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Altay, sözü geri alınız lütfen.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Taşımalı sistem Başbakan Başbakan olmadan önce vardı.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Bağırma bize! Milletvekillerine bağırma hakkın yok!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Kim bağırıyor ya?

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Sen bağırıyorsun oradan!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Konuşma ya!

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın milletvekilleri, “Taşımalı sistemi biz kurduk.” dedi Başbakan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Altay, sözü geri almanız için açmıştım mikrofonu.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ya Başbakana yanlış bilgi veriyorlar ya Başbakan eğitimle ilgili hiçbir şey bilmiyor.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bir söz daha verin, bir tane daha bizden olsun!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Seni okutacak kadar bilgisi var Başbakanın!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Taşımalı sistem siz iktidar olduğunuzda vardı ve 585 bin öğrenci bu ülkede taşınıyordu. Ayıp ya!

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Nereden bunu siz “Kurduk.” diyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Altay, “terbiyesiz” sözünü geri almanız talep ediliyor. Lütfen…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, bir dakika daha bizden verin!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Terbiyesiz” lafını size iade ediyorum!

ENGİN ALTAY (Devamla) – 2 misli ben sana iade ediyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Aynen! Aynen!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sen dik âlâsısın!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Aynen!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Dik âlâsısın sen! Terbiyesiz adam!

BAŞKAN – Lütfen yerinize geçiniz.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Terbiyesiz adam!

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen yerinize geçiniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bu Meclis sizin faşizminize boyun eğmeyecek! (CHP sıralarından “Otur yerine!” sesleri)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayret bir şey! Ulan, bir dakika susmadın orada be! Bir dakika susmadın be!

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen yerinize geçiniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sizin bu faşizminize boyun eğmeyeceğiz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Otur! Otur! Haddini bil! Gel burada konuş!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kabadayı mısınız!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Gel burada konuş! Aç tutanakları bak! (AK PARTİ ve CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Yerlerinize geçiniz lütfen.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Burası babanızın çiftliği değil, burası çiftlik değil, CHP’nin çiftliği değil!

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayret bir şey ya!

ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) – Kaypak adamsın! Başbakana “çapsız” diyen sensin! (AK PARTİ ve CHP sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Düzgün konuş, “kaypak adam” ne demek!

BAŞKAN – On dakika ara veriyorum.

                       

 

Kapanma Saati: 18.21


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hatip konuşurken biraz önce, özellikle Sayın Başbakanımızla alakalı, Grup Başkanımızla alakalı “rapor alması gerektiği” yolunda ifadeler kullandı.

BAŞKAN – Duyamadım, ne dediniz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Başbakanımızla alakalı “rapor alması gerektiği” gibi çok çirkin ifadeler kullandı, söz istiyorum.

BAŞKAN – Öyle mi?

Buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın Başbakana sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, değerli arkadaşlar, pazar gününden sonra sinirler bir hayli gerilmiş, öyle anlaşılıyor ama bu gerilimin, bu gerginliğin sebebinin kim olduğunu da bütün kamuoyu çok iyi biliyor.

Bakın değerli arkadaşlar, az önceki konuşmacıyı burada biz milletvekilleri, dışarıda tüm Türk milleti izledi. Bir Başbakan hakkında ruh sağlığıyla ilgili laflar attıktan sonra bir rapor alması gerektiğini…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Yahu, ruh sağlığı değil kardeşim, lafı doğru anla!

AHMET AYDIN (Devamla) – İkincisi, bir milletvekilimiz hakkında…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Lafı doğru anla, ruh sağlığından bahsetmedim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Dinle, dinle! Hatip konuşurken dinle! İyi niyetli değilsin, dinle!

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen oturunuz.

AHMET AYDIN (Devamla) – Azıcık da sus, dinlemeyi bilin ya! Dinlemeyi bilin, dinlemeyi bilin biraz.

Sayın Başbakan hakkında “rapor alması gerektiği eğer rahatsızsa, hastaysa” gibi ifadeleri, bir milletvekili arkadaşımız hakkında ağza alamayacağımız türden ifadeleri -hiç yakıştıramadığımız, hiç şık olmayan- aynısıyla kendisine iade ediyorum, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ifade ettiniz, “Bizim anladığımız dil İç Tüzük dili.” diyorsunuz. İç Tüzük’ü açın, bakın, bakmıyorsanız biz açıp size okuyalım. İç Tüzük’ün neresinde “Kürsü işgali vardır.” diyor?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ne zaman işgal ettik?

AHMET AYDIN (Devamla) – İç Tüzük’ün neresinde “Komisyon başkanlık divanına birtakım cisimler fırlatılır.” diyor? İç Tüzük’ün neresinde “Komisyon, Genel Kurul çalıştırılamaz hâle getirilebilir.” gibi bir hak bahşediliyor size? İç Tüzük’ün neresinde bunlar var?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – O sizsiniz, siz işgal ettiniz! Kürsüyü işgal eden sensin!

AHMET AYDIN (Devamla) – Eğer siz ana muhalefet olarak “Bu Meclisi çalıştıramayız.” diyorsanız, kusura bakmayın, biz iktidar partisi olarak bu Meclisi çalıştıracağız, sonuna kadar da bu halkın taleplerine, beklentilerine cevap vereceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Eğer yine siz “Bu komisyonu biz gücümüzle, yaptığımız her şeyi kendimize meşru sayarak çalıştıramaz hâle getiririz.” diyorsanız,  kusura bakmayın, bunda da yanıldınız, yanılmaya da devam edersiniz. Çünkü komisyon da gündemine hakimdir, komisyon gündemini doğru bir şekilde, hukuki bir şekilde işlemiştir.

Konu, ilgili teklif önümüzdeki günlerde de inşallah Genel Kurulun huzuruna gelecek ve bütün bir milletin beklediği bu teklifi de hep beraber inşallah yasalaştıracağız diyorum, sizlere teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, belli ki sözlerim grupça yanlış anlaşılmış ya da kasıtlı olarak başka bir şekle çekilmiş, öyle anlıyorum. 69’a göre söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Altay.

Lütfen sataşmalara mahal vermeyiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Biz de söz hakkı talep ediyoruz Sayın Başkan.

6.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; samimiyetle ve peşinen söyleyeyim ki benim buradaki konuşmamda Sayın Başbakanın ruh sağlığını kasteden bir cümle de yok, kafamdan da, aklımdan da, kastımda da böyle bir şey asla geçmedi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ne söyledin o zaman?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Kastım şuydu arkadaşlar: Hepimizce malum, Başbakan bir ameliyat geçirdi, yeni düzeldi, sağlık sorunları var. “Gergin görüyorum Başbakanı” dedim. Bugünkü konuşması da çok gergindi. Bunu ruh hâliyle ilgili söylemiyorum, yaşadığı, geçirdiği ameliyatla ilgili sağlık sorunundan dolayı dedim.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kendi Genel Başkanına bak!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ne alakası var?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bir dakika kardeşim. Başbakan herkesin, milletin Başbakanı, hep sizin şey değil.

Bunu kastettim…

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Grupta kendi Genel Başkanınız söyledi bunu.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Kastım, kesinlikle Başbakanın ruh sağlığıyla ilgili değildi, fiziki, biyolojik sağlığıyla ilgiliydi. Bunu böyle çevirmeyin, ayıp edersiniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Genel Başkanınız ayıp etti!

ENGİN ALTAY (Devamla) – İki: Sayın Grup Başkan Vekili “İç Tüzük’ün neresinde şu var, neresinde bu var?” diyor. İç Tüzük’ün neresinde üyelerin önergeleri bile işleme alınmadan -bırak diğer milletvekillerini- milletvekillerine söz hakkı tanınmadan karambole getirip madde oylamak var? Futbolda bile oyuncu yere düşünce hakem oyunu durdurmazsa bütün tribün hakemi ıslıklıyor. İç Tüzük’ün neresinde yerde milletvekili yatarken kanun oylamak var?

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yatma yerde, yatma!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Altay.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Altay az önceki konuşmasında çok ağır bir ifade kullandı bir milletvekili arkadaşımızla alakalı olarak. O ifadeyi geri almasını istiyorum.

BAŞKAN – Ne söyledi?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – “Terbiyesiz” dedi.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – 3 kere söyledi!

BAŞKAN – Hangi konuşmasında? Şimdiki konuşmasından mı bahsediyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Hayır, az önceki konuşmasında.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama cevap verdiniz ona.

BAŞKAN – Ben görmedim onu.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sataşmadan dolayı söz veriyorsanız bize de vereceksiniz.

BAŞKAN – Ne diyorsunuz Sayın Metiner, anlayamadım.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Az önce konuşan o arkadaşımız…

BAŞKAN – Parmağınızı lütfen öyle yapmayınız kürsüye karşı, Divana karşı.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Terbiyesiz” dediğinde niye uyarmadınız Sayın Başkan?

BAŞKAN – Uyardım efendim geri alması için.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz Meclis Başkanısınız, hepimizin Başkanısınız.

BAŞKAN – Sizin de Başkanınızım, herkesin Başkanıyım burada. Lütfen, çok rica ederim, saygıyı da gerekli görüyorum buraya.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Terbiyesiz” dediğinde niye itiraz etmediniz?

BAŞKAN – Ettim efendim, geri almasını söyledim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Ben size “terbiyesiz” desem kabul eder misiniz?

BAŞKAN – Sayın Metiner, ne sözü istiyorsunuz, onu dile getiriniz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Terbiyesiz” dediği için kendisine iade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Hangi konuda?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Şahsıma hakaret yok mu burada?

BAŞKAN – Geçen oturumda söylediniz, karşılıklı cevabınızı söylediniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Geri almadı, sözünü geri almadı.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz Meclis Başkanısınız, Meclis kürsüsünden bir milletvekiline “terbiyesiz” denilmesine nasıl izin verirsiniz?

BAŞKAN – Geri almasını söyledim. (AK PARTİ sıralarından “Almadı” sesleri)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Alsın o zaman!

BAŞKAN – Aldı o da, şeyini söyledi, karşılıklı…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, 69’a göre söz istiyor.

BAŞKAN – Peki, buyurun, siz de cevabınızı verin “terbiyesiz”e karşılık ama yeni sataşmalara lütfen mahal vermeyiniz Sayın Metiner.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

7.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz terbiyesize bile “terbiyesiz” demeyecek kadar terbiyeli insanlarız ama kem söz sahibine aittir diyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) – Belli terbiyen, benden çok konuştun orada!

MEHMET METİNER (Devamla) – Hem, yavuz hırsız misali, her türlü hakareti yapacaksınız, inançlarımıza, değerlerimize yapacaksınız hem de size cevap verdiğimizde yeri göğü inleteceksiniz. (CHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yuh!

MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Terbiyesiz herif!

MEHMET METİNER (Devamla) - Bu kesintili, bu kesintisiz zulmünüz sona erecek, bu mezalim rejimi değişecek inşallah. (CHP sıralarından gürültüler)

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ayrımcısın sen, ayrımcı!

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Metiner.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Metiner, ayrımcısın sen! Ayrımcısın sen! Irkçısın sen!

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve arkadaşları tarafından Türk eğitim sisteminin içinde bulunduğu sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Ardahan Milletvekili Orhan Atalay. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Başka bildiğin yok! Başka bir şey bildiğin yok, ancak inanca saldırırsın! Ayrımcısın sen, ayrımcı, ayrımcı! Sakalından utanmıyorsun sen!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bitecek, CHP rejimi bitecek!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Terbiyeli sen ol! Sen terbiyeli ol!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Anayasanız da bitecek, yasalarınız da bitecek.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Terbiyesiz herif! Sen terbiyeli ol! Utanmıyorsun da! İftiracısın sen!

BAŞKAN – Sayın Metiner, lütfen, kürsüye bir konuşmacı arkadaşımız gelmiştir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – İftiracısın sen! İftiracısın sen! Utanmıyorsun da!

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen yerinize oturunuz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Utanmaz!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Utanmaz sensin, sen!

BAŞKAN – Sayın Atalay, buyurunuz efendim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, “Utanmaz!” diyorlar milletvekiline.

ORHAN ATALAY (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Utanmıyorsun da sen! İnançmış… Ne inancın var senin!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Utanacak yüzün yok senin!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hangi inancın var senin!

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen sakin olunuz.

Buyurunuz Sayın Atalay.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yeter be! Yeter!

ORHAN ATALAY (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstiklal Marşı’mızın 91’inci kabul yıl dönümünü tebrik ediyor, İstiklal Marşı’mızın özüne ve ruhuna, özellikle de rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un ideallerine uygun olarak -kendisinin de bir milletvekili olması hasebiyle- bir yasama yılı geçireceğimizi umarak yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. Bu vesileyle, hayatını kaybeden işçilerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle kendi nefsime söylüyorum bu sözü: Seçilmiş olmanın bize her şeyden önce söz ve davranışlarımızın da seçkin olma zorunluluğunu yüklediğini hatırlatmak istiyorum.

Bu vesileyle Abraham Lincoln’un, çocuğunun öğretmenine yazmış olduğu mektuptan bir iki satırı da hatırlatmak istiyorum. Diyor ki Abraham… “Oğluma şunları şunları öğret” derken öğretmesini istediği birtakım ilkeler arasında şunları da sayıyor: “Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret fakat eğer öğretebilirsen kazanılan 1 doların bulunan 5 dolardan daha değerli olduğunu da. Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu da öğret. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylese bile. Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı da sert olmasını da öğret. Ona kuvvetini ve beynini yüksek fiyata satmasını ama hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını da öğret.” diyor.

Değerli arkadaşlar, AK PARTİ olarak biz 3’üncü dönemimizde bulunurken, eğitim öğretime ne kadar büyük bir değer verdiğimizi, ona yatırmış olduğumuz yatırımlarda, biraz sonra sizlere arz edeceğim rakamlarda görmek mümkündür. Bu rakamları arz etmeden önce, eğitim ve öğretimin niteliğinden neler anladığımızı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bize göre, eğitimin temelindeki yegâne varlık insandır. İnsan ruhsal, zihinsel ve bedensel olmak üzere üç boyutlu bir varlıktır. Öyleyse, bir eğitim ve öğretimin bu üç boyutu birden beslemesi, bunların yeteneklerini ve kabiliyetlerini birlikte geliştirmesini kendisine hedef olarak seçmesi olmazsa olmazdır. Şüphesiz ki eğitim öğretim, çocuğun ruhsal boyutuyla ilgili, çocuğa temiz bir kalp, arı, duru bir vicdan, adalet ve merhamet duygusu, hak ve hakikat uğruna yürekli ve cesaretli bir tavır ve duruşu öğretmelidir. Zihinsel olarak eğitim ve öğretime yüklenmesi gereken işlev, doğru düşünme, eleştirel akıl yürütme, taklitten sakınma, tahlil ve terkip kabiliyeti kazandırma, açık bir bilinç, doğrunun orada da olabileceğine dair eleştirel bir akıl kazandırması gerekir. Dolayısıyla insan eğer eğitim ve öğretim sürecinden mezun olmuş ise doğrunun buradaki doğru olmayabileceğini, doğrunun orada da olabileceğini, bu ihtimali sürekli göz önünde bulundurmalıdır. Bedensel olarak da eğitim, çocuğun bedenî kabiliyetlerini de geliştirebilecek, ona birtakım bedensel yetenekler kazandırabilecek bir kıvamda olmalıdır. Yunanlıların dediği gibi “Sağlam kafa sağlam bedende bulunur.”

Çok değerli arkadaşlar, çağımızdaki eğitim öğretim paradigmalarına baktığımız zaman mevcut eğitimin iki temel boyut taşıdığını görürüz. Bir, modern dönemdeki mesleki farklılaşma; ondan dolayı mesleki okullar çağımızda son derece büyük bir değer yüklenmiş, onlara toplumun ihtiyacından dolayı büyük kıymetler yüklenmiştir. İkinci boyut ise birey-devlet ilişkisini tanzim eden boyutudur. Esas olan da, tartışmamız gereken de belki bu boyuttur. Bu da kendi arasında iki şıkka ayrılır. Birisi, insanı ve toplumu beşerî bir kaynak olarak algılayan bir paradigma. Bu özellikle totaliter rejimlerin insanı, bireyi, toplumu değiştirme, dönüştürme, devletin temel esaslarıyla bütünleştirme, onu homojen bir hâle getirme ve benzeri işlevler yükleyen bir anlayıştır. Bu özellikle çağdaş dünya açısından bakıldığında, bugün itibarıyla geride kalmış, bir gericiliğe tekabül eden arkaik bir düşünce olarak tarihe kaldı. Bugün, asıl insanoğlunun ihtiyaç duyduğu eğitim sistemi özgürleştirici bir sistem olmalıdır. Eğer eğitim sistemi insanı özgürleştirmiyorsa, insanı birtakım teamüllerden, inançlardan, kliklerden oluşan toplumsal yapının dışına taşımıyorsa, insanı Şeriati’nin ifade ettiği gibi bir mağaradan, bir zindandan kurtaramıyorsa, gerçekten aklını, fikrini, düşüncesini, kalbini birtakım bağlardan azade hâle getirmiyorsa bu eğitim, esas itibarıyla köleleştirici bir eğitim, uydulaştırıcı bir eğitim, sürüye bir fert kazandıran bir eğitim sistemidir. Bunun, bugün, insanlık tarafından makbul bir şey olmadığını sizler de takdir edersiniz. Dolayısıyla özgürleştirici eğitim sistemini eğer esas alacak olursak bilgi çoğulcu bir nitelik taşıyordur çünkü bilginin tekil olduğunu, monist bir bilgi sistemi olduğunu iddia edenler, daha ziyade biraz önce bahsettiğim totaliter rejimlerin algısıdır. Demokratik bilgi sistemine göre bilgi birden fazla olabilir, bilgi çoğulcu olabilir. Böyle olunca da mütevazılık özellikle çağımız bilim paradigmasının bir karakteri hâline gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, biz AK PARTİ’liler olarak 2002’de iktidara geldiğimiz zaman birkaç rakam arz ederek eğitime nasıl baktığımızı, eğitimin niteliğini artıran niceliksel altyapıyı nasıl kuvvetlendirdiğimizi, tahkim ettiğimizi sizlere arz etmek istiyorum:

Bakın, 2002 yılında 7,4 milyar lira ayrılırken eğitime, yüzde 7,60, 2012 yılında 39 milyar TL ayrılmıştır, yüzde 11,16.

Okullaşma oranına baktığımız zaman, değerli arkadaşlar, 2002-2003 eğitim öğretim yılında toplamda yüzde 91 iken ilköğretimde, 2010 ve 2011 eğitim öğretim yılında bu oran yüzde 98’e çıkmıştır.

Ortaöğretimde biz iktidara geldiğimizde yüzde 50 iken okullaşma oranımız, geçtiğimiz eğitim öğretim yılında bu oranı yüzde 69’a çıkarttık.

Derslik başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla baktığımızda ise 2002-2003 yılında ilköğretimde 36 ama 2010 ve 2011 eğitim öğretim yılında bu sayıyı 31’e çekebilmeyi başarmışızdır.

Öğretmen ve öğretim elemanı sayısı açısından baktığımızda da 2002 ve 2003 eğitim öğretim yılında Türkiye’de 575 bin öğretmen var iken 2010-2011’de bu sayı 744 bine çıkmış ve artış oranı yüzde 34.

Keza, biz iktidara geldiğimizde üniversitelerimizde 76.495 öğretim elemanı mevcut iken bugün bu sayı 111.495’e çıkmış, artış oranımız yüzde 46.

Toplam üniversite sayısı açısından baktığımızda, değerli arkadaşlar, 2002’de bu sayı, devlet üniversiteleri itibarıyla 53 ama bugün 103’e çıkmıştır.

Engellilerin rehabilitasyonu açısından baktığımızda, 2002 yılında 0,2 milyon TL tahsisat ayrılmışken 2011 yılında bu rakam 3,2 milyara çıkmıştır.

Son olarak şunu da aktarmak istiyorum: 2002 yılında 4.100 bilgisayar dağıtılmış iken -bunun oranı yüzde 0,4’tür- 2011 yılında 844 bin bilgisayar dağıtmışız okullarımıza, artış oranı yüzde 205, İnternet erişimi yüzde 97’ye çıkmıştır.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu rakamları alt alta sıralayın, isterseniz yan yana sıralayın, aradaki fark, bu altyapıya yatırmış olduğumuz yatırım, ortaya koymuş olduğumuz fark, AK PARTİ’nin eğitim ve öğretime…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen, sözünüzü bağlayınız.

ORHAN ATALAY (Devamla) – …vermiş olduğu değeri göstermektedir.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Atalay.

Önerinin lehinde…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Biraz önce, Sayın Mehmet Metiner, kürsüye çıkarak yaptığı konuşmada “Değer ve inançlarımıza saygı göstermiyorsunuz.” anlamında bir cümle söyleyerek Cumhuriyet Halk Partisini hedef alan bir sataşmada bulunmuştur. Grubumuz adına söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Engin Altay, bu kürsüye çıkarak yaptığı bir konuşmada, Sayın Başbakanın bazı açıklamalarıyla ilgili bir değerlendirmede bulundu. Sayın Ahmet Aydın, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili, Sayın Altay’ın söylemediği bir şeyi söylemiş gibi varsayarak kürsüye çıkıp sanki Altay çok ağır bir şey söylemiş gibi bir açıklamada bulundu, ağır cümleler söyledi. Gerçekte sataşılan bir şey yoktu, Sayın Altay’ı ben dikkatle dinledim ama Sayın Aydın’ı dinleyince “Acaba, Altay’ın konuşmasında kaçırdığım bir şey mi var?” dedim. Onu geçtim, sonra Sayın Mehmet Metiner, sataşma nedeniyle söz istedi. Gerçekte oturum kapanmıştı, bir önceki oturumdaki sataşma nedeniyle bir sonraki oturumda söz istenmesi mümkün değil. “Sayın Metiner neden söz istedi?” diye bir eleştiride bulunacak değilim, söz hakkına saygım var. Ama Adalet ve Kalkınma Partisinin 2 Grup Başkan Vekili ayağa kalkarak, İç Tüzük’ün bu hükmünü bildikleri hâlde, bir psikolojik baskı uyguladılar Sayın Başkana. Sayın grup başkan vekilleri, siz İç Tüzük’e uyması gereken kişilersiniz. Sayın Metiner’in kürsüye çıkarak söz hakkını kullanmış olmasından rahatsız değilim, saygı duyuyorum ama siz hukuka aykırı hareket ediyorsunuz, doğru bulmuyorum.

Sayın Metiner’e de bir çift sözüm var. Sayın Metiner, ya yazdığınız kitaplardaki gibi olun ya o kitapları yazmayın. “İdeolojik Devletten Demokratik Devlete” diye bir kitabınız var; “özgürlük”, “eşitlik”, “adalet”, “hak”, “demokrasi” gibi kavramları o kadar güzel anlatıyorsunuz ki… Ama buraya geliyorsunuz, bu ön sıradan şu kürsüye çıkan Sayın Metiner başka şeyler söylüyor.

Cumhuriyet Halk Partisi halkın değerlerini ve inançlarını içine sindirmiş bir partidir. Sadece farkımız, bu değerler, bu inançlar üzerinden siyaset yapmamamızdır. Bilgilerinize sunuyorum.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Grup Başkan Vekili şahsımı ve diğer Grup Başkan Vekili Arkadaşımı hedef göstererek hukuku bilmemekle suçladı bizi. İzin verirseniz, açıklama yapmak istiyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, söylediğim eğer İç Tüzük’e aykırıysa söz verin efendim.

BAŞKAN – Bir hakarette bulunmadılar efendim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Efendim, “hukuku bilmemek” benim için hakarettir, hakaret sayarım ben bunu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, ama öyle. Bakın, ama İç Tüzük’e göre…

BAŞKAN – İç Tüzük’e uygun davrandığınızı mı beyan edeceksiniz?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bahçekapılı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

9.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sevgili arkadaşlar, iyi bir çalışma haftası diliyorum hepimize.

Elbette ki bazı gerginlikler yaşıyoruz bugün, her zaman olduğu gibi. Nedenleri üzerinde durmayacağım ama Sayın Akif Hamzaçebi, CHP Grup Başkan Vekili mikrofona gelip beni ve diğer Grup Başkan Vekili Arkadaşım Ahmet Aydın’ı hedef göstererek İç Tüzük’ü bilmemekle suçladılar. Gerekçe olarak da Mehmet Metiner’i…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bilmemek demedim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Veya aykırı davranmakla… Yani aynı anlama gelecek kelimeler kullandınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İkisi arasında fark var.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Mehmet Metiner’le ilgili İç Tüzük’e uygun olarak söz verilmemesi gerekirken Sayın Başkan’ı baskı altında tuttuğumuzu ve bu nedenle Sayın Başkan’ın da Mehmet Metiner’e İç Tüzük’e aykırı bir şekilde söz verdiğini söyledi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır ama bakın, asıl hareket noktam o değil Sayın Bahçekapılı, siz anlamamışsınız. 

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) –  Hatırladığım kadarıyla bu Mecliste kulağa hoş gelmeyen sözler sarf edildiğinde Meclis kapanır, Meclis açıldıktan sonra taraflar aynı konuyla ilgili olarak ya sözlerini geri alırlar ya sözlerini açıklayıcı konuşma yaparlar veya bu konuda, kapanmaya neden olacak sözlerle ilgili olarak yeni oturum açıldığı zaman tartışmalar tekrar sürer. Bu, ilk defa yapılan bir şey değil.

Ben kendi kulağımla da duydum, Sayın Engin Altay buradan giderken Mehmet Metiner’e “Terbiyesiz” dedi ve Mehmet Metiner de buna cevap verme gereğini hissetti. En doğal hakkı değil midir bu? Yani bazı zamanlarda “İç Tüzük’ü katı olarak uygulamayalım” diye bizi eleştiriyorsunuz ama bazı zamanlarda, örneğin şimdiki bu konuda da “İç Tüzük’e niye uymadınız?” diye tekrar aynı eleştirilerde bulunuyorsunuz ve konu bir milletvekili arkadaşın, bir milletvekili arkadaşımıza  “Terbiyesiz” demesi.

Takdiri kamuoyuna bırakıyorum, teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bahçekapılı.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sayın Başkan, yerimden Sayın Hamzaçebi’ye kısa bir cevap vermek için…

BAŞKAN –  Yerinizden söz veremem efendim bu şekilde. Nedir konu? Bir sataşma yani bir şey değil, eleştiri sınırları içinde kaldı.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Mehmet Metiner’i dinlemeye mi geldik? Hep seni mi dinleyeceğiz? Allah Allah, otur oturduğun yere!

BAŞKAN –  Yani her eleştiriye söz verirsek bu Genel Kurulda nasıl devam edeceğiz acaba sayın milletvekilleri? Eleştiri sınırları içinde olan bir şey olarak niteliyorum.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve arkadaşları tarafından Türk eğitim sisteminin içinde bulunduğu sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 13/3/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN –  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Yeniçeri.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Değerli milletvekilleri, ben buraya gelirken arkadaşlar “Sakin” dediler. Elbette sakin… Benim sesim -Allah vermiş- biraz yüksek çıkıyor yoksa kimseye bağırma gibi bir niyetim yok ama bu yapı gereği biraz yüksek sesle konuşuyorum.

Anlamadığımız bir şey var. Bu Mecliste henüz şekilden, biçimden, usulden esasa geçemedik, kabuktan öze giremedik, sataşmadan, atışmadan meseleleri tartışmaya başlayamadık. Komisyonda da söyledim, büyük adamlar fikirlerden, orta boy adamlar olaylardan, küçük adamlar da kişilerden bahseder. Bu kişileri biz şu veya bu biçimde hırpalayarak, örseleyerek, tabir yerindeyse, puan almak ya da kamuya, millete kötü örnek olarak siyasi avantaj sağlamak gibi bir tavrı benimsiyorsanız ve benimsiyorsak yanlıştır, yapmayalım, bunun bir yararı yoktur. Bunun özellikle altını çizeyim.

Şimdi, değerli milletvekilleri, eşyalar ve metalar fiziki olarak bir yerden bir başka yere taşınırken bir araçla taşınabilirler. Hâlbuki insanlığın birikimleri, inançları, değerleri ve ülküleri fiziki yöntemlerle çıkarılıp takılamaz, bir yerden de bir başka yere fiziki yöntemlerle aktarılamazlar. Öyleyse onların aktarımını daha farklı bir biçimde gerçekleştirmek gerekir ki bu da ancak eğitimle olur.

Eğitim, gerçekte manaları ve deneyimleri aktarma ve ortaklaştırma sürecidir. Bu süreç paylaşılan tarafların niteliklerini değiştirir, insanların yeteneklerini geliştirir ve onları faydalı hâle getirir.

Sayın Başkan, sükûneti…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yeniçeri, devam ediniz.

Sayın milletvekilleri, lütfen biraz daha sessiz olalım.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Bilindiği gibi, insanın iyi ve tüketici olması yalnız başına yeterli değildir, aynı zamanda insanın işe yarar ve üretici olması da gerekir. Eğitimin amacı, işe yarar insan yetiştirmektir. Yararlı ve üretici insanlar, toplumların yaşama kapasitesini iyileştirirler. Bütün dikkatleri madde üzerine çekmek materyalist ve pragmatist, ruh üzerine çekmek ise spiritüalist ve melankolik insanı üretir.

Eğitimde madde ile manayı, millî olanla dinî olanı birlikte düşünmek gerekir. İnsanı tamamlayan her iki değer konusunda da açık vermemek gerekir. Unutmamak gerekir ki hedefler daima açıkta kalan yanlarından vurulur. Bir toplumun millî yanı ile dinî yanını birlikte ele almak, onları bir konsept içerisinde değerlendirmek doğru bir yöntemdir. Madde ile mana, dinî olanla millî olan arasında dengeyi kuramamış, istikameti belli olmayan, yaşamla da ilişkisini kesmiş eğitim sistemleri millet içinde millete yabancı nesillerin yetişmesinin önünü açar. Millet sevgisinden nasibini almamış, tarihî müktesebatından habersiz, millî kültür ve geleneklere yabancı müfredatlar âdeta gelecek nesilleri yabancıların avı hâline getirir. Kişi kendisini bilmeden başkasını bilemez. İçinde yaşadığı coğrafyayı tanımadan dünyayı tanıyamaz. Parçası olduğu toplumu kavrayamadan insanlığı da kavrayamaz.

Avrupa Birliği için kendi müfredatını altüst eden bir anlayışı bu noktada eleştirmek konumunda ve durumundayız. “Avrupa Birliğine giriyoruz.” sloganı arkasına kendi müktesebatını, kimliğini, değerler sistemini yok saymayı gerekçe yapmak bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Konu buraya gelmişken sanal AB’ye giricilere de bir söz söylemeden geçemeyeceğim. Nereye girmek istiyorsanız girin kardeşim. Girin de kendiniz olarak girin, kendinizi inkâr ederek değil, kendinizi maymuna ya da bukalemuna çevirerek bu işi yapmayın. “Doğulusunuz.” “Yok yok, biz aslında Batılıyız.” diyerek bunu yapmayınız. “Asyalısınız.” “Yok yok, biz gerçekte Avrupalıyız.” diyerek gülünç duruma düşmeyiniz. “Müslümanız ama zinayı da Avrupalının istediği gibi düzenleriz.” anlamına gelen yaklaşımlar içinde olmayınız.

Değerli milletvekilleri, şimdi AK PARTİ’li arkadaşlarımın bu anlatacaklarımı çok iyi not almalarını istiyorum. AK PARTİ İktidarı döneminde ders kitaplarında insan hakları projesi kapsamında birtakım mihrakların talimatlarına ve  keyfine göre dinî ve millî konuların nasıl ayıklandığından kısaca söz etmek istiyorum. Söyleyeceklerim Tarih Vakfının kendi İnternet sitesinde olduğu gibi mevcut. Burada dikkati çeken bir husus var. Zamanın Talim Terbiye Kurulu Başkanlığında, 16 Haziran 2003 tarihinde Ankara Başkent Öğretmenevinde yapılan 3 numaralı program geliştirme toplantısından söz edeceğim. Bu programda, sosyal bilgiler programının görüşüldüğü bu toplantı tutanağına göre, Başkanın programların felsefi altyapısı ve temel değerlerini oluşturacak görüş ve önerilerin beklendiğinin belirtilmesi üzerine, toplantıya katılan profesörlerden birisi -onun ismini anmak istemiyorum- “Tarihimizde verilen üç model artık geride kalmıştır.” demiştir.

1) İslam tarihi (Hazreti Muhammed ve halifeler)

2) Osmanlı’nın yükseliş tarihi (Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman)

3) Cumhuriyet; Kemalizm’in model olamayacağını” söyler.

Bu Profesör, TÜBA Bilim Eğitimi Çalışma Grubu üyesi, Tarih Vakfı Kurucusu, eski Başkanı, aktif üyesi ve Helsinki Yurttaşlar Derneğinin de kurucusudur.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Kim Hocam? İsmini de söyle.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Söyleyeyim, madem ki söylüyorsunuz: Profesör İlhan Tekeli.

Ders kitaplarının ve müfredatının iyileştirilmesi amacıyla yapıldığı belirtilen proje kapsamında, uzman bir ekibin hazırladığı ölçütlere göre, 287 gönüllüden oluşan tarayıcı grup yapılmış, 190 ders kitabı gözden geçirilmiş, 4 bin farklı soru saptanmış. Buna müteakip “Öğretim üyeleri, öğretmenler, ilgili sendikalar, veliler, ders kitabı yazarları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, aydınların baskı grubu oluşturarak ders kitaplarına ya da eğitim uygulamalarındaki sorunları belirleyip kamuoyuna ve ilgili devlet kurumlarına iletileceği” belirtilmiş. Neler yapılmış? Zamanım çok azaldığı için… Konu çok uzun ama bakın, neler yapıldı, onu aktarmak istiyorum.

Diyor ki burada, yapmak istedikleri değişiklikler Millî Eğitim Bakanlığına âdeta dikte ettirilmiş, 1968 Programı’nda yer verilen din ve millî konular 2004 Programı’ndan çıkarılmıştır. Neler çıkarılmış, bunların üzerinde bilgi vermek istiyorum.

Sosyal bilgiler 4’üncü sınıf programından çıkarılan üniteler:

1) Aile, okul ve toplum hayatı.

2) Türklerin ana yurdu ve ilk Türk devletleri.

3) İslamiyet’in doğuşu ve Türklerin İslamiyet'i kabulü (İslamiyet'in doğuşu, Hazreti Muhammed'in hayatı, İslamiyet'in yayılışı, Dört Halife Dönemi) bunlar ders kitaplarından, sosyal bilgiler kitaplarından ayıklanmış.

4) İslam kültür medeniyeti, Fikri Bey.

5) İlk Müslüman Türk Devletleri: Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular.

Vatan ve millet...

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Nereden çıkarılmış Hocam bunlar?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Şimdi söyleyeceğim, biliyorsun da bilmezlikten geliyorsun.

Şimdi, 1968 Programı’nda yer alan 2004 Programı’yla çıkarılan üniteler bunlar.

Türk milletinin gelecek nesillerinin Kur'an’ını, dinini, Peygamber’ini bilmesinden, öğrenmesinden daha doğal ne olabilirdi? Yani bunlar sosyal bilgiler, 5’inci sınıf programından çıkarılan üniteler.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Ne zaman çıkarılmış?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) – Sizin döneminizde.

1) Osmanlı Devleti.

2) Dünyamız ve Türkiye.

3) Cumhuriyete Nasıl Kavuştuk?

4) Kurtuluş Savaşı.

5) Türk Dünyasına Toplu Bakış.

1968 Programı’nda yer alan 2004 Programı’yla çıkarılan üniteler.

Şimdi, bir taraftan dinî, bir taraftan millî esaslar çıkarılmış. Şimdi bunlar diyor ki, aşırı taraftar, bağnaz bir ruh hâliyle hakikatleri örtbas ederek yapılan bu değişiklikleri çarpıtıp savunan tevilciler şöyle diyor: "Eski programda 4 ve 5’inci sınıflarda yer verilen konular programdan çıkarılmadı, daha üst sınıflara, 6’ncı sınıfa aktarıldı." iddiasında bulunuyorlar, doğru değil. Oysa ilköğretim 6’ncı sınıf yeni sosyal bilgiler programında "Işık Doğuyor" isimli 3’üncü ünitede yer verilen “Peygamberimizin hayatı” konusu, Mekke ve Medine'ye ait görüntüler, resimler dâhil, ders kitaplarında tek bir sayfaya sığdırılmış, simgesel ve çok küçük bir hâle getirilmiş.

Türklerin İslamiyet’e girişi konusuna ders  kitaplarında konuyla ilgili haritalar ve resimler dâhil yalnızca bir sayfada yer vermekle yetinilmiş.

Aynı ünitede "Asya'nın Kandilleri" ismi ile yer verilen bölümde Kaşgarlı Mahmut ve Gazneli Mahmut hakkındaki bilgi miktarı, her birinin ders kitabında aldığı yer, o dönem haritaları ve resimler dâhil birer sayfa ile sınırlandırılmış.

Yine 3’üncü ünitede yer verilen Alparslan, Melikşah ve Nizamülmülk gibi çok önemli tarihî şahsiyetlerin her birinin ders kitabında aldıkları yer birer sayfa ile sınırlı tutulmuş.

Geleneksel Türk sanatlarına, sanatlara ait tanıtıcı resimler dâhil yalnız iki sayfada yer verilmiş.

1968...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - ...2004 ilköğretim programı karşılaştırıldığında dinî ve millî konular alanında gerçekleştirilen değişiklik iman, izan ve vicdan sahibi bir insanı dehşete düşürecek boyuttadır. Çünkü bir milletin maneviyatı için hayatî derecede önemli olan bu konuları koskoca sekiz yıllık ilköğretim boyunca üç-beş sayfayla geçiştirmek en hafif tabiriyle sorumsuzluk, millî kültür ve şuur düşmanlığıdır. Çocukların İslam'ı ve peygamberini 4 ve 5’inci sınıflarda öğrenmesinin engellenmesinin ve ertelenmesinin izahı olamaz.

Ayrıca "1968 Programı’nda yer alan konular 1998 yılında sosyal bilgiler programının değiştirilmesi sonucunda çıkarıldı." diyebilenler olabilir. Doğrusu, 1998 yılında sosyal bilgiler programında yapılan değişiklik ünite konularının bir üst sınıfa aktarılmasından ibarettir. 4’üncü sınıfta okutulan üniteler 5’inci sınıfa aktarılmış, 5’inci sınıfta okutulan üniteler ise 6’ncı sınıfa aktarılmıştır.

Şimdi, millî ve manevi değerlerin ticaretini yapacak yerde, 2003 yılından başlayarak bugüne gelen süreç içerisinde çıkarılan bu konuları lütfen yerine iade ediniz.

Saygılar sunuyorum hepinize. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Önerinin aleyhine Kocaeli Milletvekili Fikri Işık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Işık.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği önergenin aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, normalde bizim bugün önerge üzerinde burada değerlendirme yapmamız lazımdı ama önergeyi veren arkadaşların dahi kendi önergeleri üzerine konuşmaması üzerine ben de önerge üzerinde değil de arkadaşlarımızın bahsettiği, Komisyonda yaşanan gelişmeler üzerinde size bilgi arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, kişilerin niyetini yargılayacak değiliz ama Sayın Başbakanımızın rapor alması gerektiği gibi bir ifadeyi şiddetle kınadığımızı ifade ediyorum. Zira biz bu başbakanların rapor alması konusunu daha önce yaşadık. Hatırlıyorsunuz, merhum Bülent Ecevit’in rapor almaya zorlanması ve o süreçte Başbakanlıktan indirilmesi ve Başbakanlıktan indirildikten sonra bir oldubitti hükûmetinin kurulması sürecini -zannediyorum- bu Parlamentoda bulunan herkes çok iyi biliyor. Dolayısıyla, rapor kelimesinin Başbakanla birlikte dahi anılmasının, sadece Sayın Başbakanımıza değil, Meclisimize ve demokrasimize de bir hakaret olduğunu düşünüyorum. Arkadaşımızın niyeti farklı olabilir ama kayıtlara geçmesi açısından bunu ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben Millî Eğitim Komisyonu sözcüsüyüm ve bu zorunlu eğitimin on iki yıla çıkarılmasıyla ilgili kanun teklifi komisyon gündemine gelmeden önce başlayan süreci tamamen yaşadım.

Öncelikle, her milletvekili arkadaşımızın kanun teklifi verme en temel hakkıdır. Bu kanun teklifi verildi. Daha sonra, komisyonda görüşmelere geçilmeden önce teklifin bir alt komisyonda değerlendirilmesi gerektiğini biz AK PARTİ Grubunda konuştuk. Bu konuşmaya Sayın Bakanımız da dâhil oldu ve 23 Şubatta komisyon gündeminde görüşülmeye başlandı; yaklaşık dokuz saat, hatta daha da belki fazla bu komisyonda konunun geneli üzerinde görüşüldü ve orada hiçbir süre sınırlamasını Sayın Başkan ortaya koymadı, komisyonun başından sonuna kadar son derece demokrat bir yönetim tarzı ortaya koydu Komisyon Başkanımız.

O gün akşam, neyse saat sekiz sularında alt komisyona bu teklifin gitmesi kararı verildi. Alt komisyon başkanı olarak da arkadaşlarımız bizi belirlediler ve biz gerçekten -perşembe günü oldu bu iş- salı günü alt komisyon toplantısına başladık.

Değerli arkadaşlarım, yaklaşık on saatten fazla, zannediyorum on bir saate yakın eğitim sendikalarının tamamını dinledik, konusu bizzat eğitim olan sivil toplum örgütlerini, vakıfları, hepsini tek tek dinledik. Dinleme imkânımız olmayan ama alanı sadece eğitim olmayıp eğitimle de ilgilenen sivil toplum örgütlerinin de yazılı görüşlerini aldık; ondan sonra onları da tek tek inceledik, okuduk, değerlendirdik ve çarşamba günü akşam da alt komisyon toplantımızı tamamladık. Daha sonra, pazartesi günü Komisyon görüşmelerine başladık. Pazartesi günü Komisyon görüşmelerine başladığımızda gördüğümüz tablo şu:

Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarımız bize açıkça söylediler: “Biz, bu Kanun Teklifi’nin görüşmelerini engelleyeceğiz. Bu Kanun Teklifi’ni Komisyonda görüştürmeyeceğiz ve bunun için de engelleme hakkımızı kullanacağız.”

Sayın Başkanımız gerçekten çok büyük bir sabır göstererek, bir tek arkadaşımızın on iki saat konuşmasına, aslında konuşma da diyemeyeceğim değerli arkadaşlarım, on iki saat metinden okumasına sabretti ve onu bir demokratik hak olarak gördü. Arkadaşımız alınmasın lütfen, en son, okuyacak metin bulamadı, Millî Eğitim Bakanlığının Strateji Belgesi’ni okudu. Daha sonra, bir Hanımefendi Milletvekili, Komisyon üyesi olmayan bir arkadaşımız üç buçuk saat bir kitap okudu ve Komisyon yaklaşık iki gün daha maddeler üzerine geçme imkânı veya 1’inci maddeyi bitirme imkânı bulamadı.

Bu Komisyon, sonuçta, Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplanmış bir Komisyon idi. Biz ne zaman… “Ya makul bir sürede anlaşalım. Hatta gelin, günde kaç tane madde konuşacağımızı, beraber anlaşalım, boşu boşuna gereksiz bir gerilim oluşturmayalım.” Bu teklifleri de yaptık. Yani “Günde üç madde mi, üç madde; dört madde mi, dört madde ama bunları gerçekten müzakere edelim. Bir siyasi kaygının ötesinde çocuklarımızın geleceğiyle ilgili bir Kanun Teklifi görüşüyoruz. Bunu, ne olur, siyasetin ötesine taşıyalım ve tamamen pedagojik gerekçelerle bu Kanun metni üzerinde birlikte çalışalım.”

Değerli arkadaşlar, bu teklifimiz, yaklaşımımız kabul görmedi. Kabul gören veya ısrarla istenen “Biz kesinlikle bu kanunu Komisyonda engelleyeceğiz.”

Şimdi, burada çıkan konuşan Engin Altay arkadaşımızın ben bir cümlesine çok katılıyorum. “Keşke bu yaşananlar yaşanmasaydı pazar günü.” Benim de çok içten dileğim, keşke bu yaşananlar, sadece pazar günü değil, Komisyonun başladığı günden pazar gününe kadar yaşananlar keşke hiç yaşanmasaydı. Keşke “Biz size bu kanunun, teklifin görüşmelerini yaptırmayacağız.” denmeseydi.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) – Öyle bir şey denmedi!

FİKRİ IŞIK (Devamla) - Keşke “Size biz bu kifayeti müzakereyi oylatmayacağız.” denmeseydi. Keşke kürsü işgalleri yaşanmasaydı. Keşke bizzat Sayın Engin Altay “Burada kan çıkacak.” demeseydi. Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bu “kan” kelimesi Parlamentoda bir partinin kapanmasına sebep oldu. Keşke grup başkan vekili arkadaşımız, Cumhuriyet Halk Partisinin, kürsüye yürüyüp, bütün milletvekilleriyle kürsüyü işgal edip Divanı çalışmaz hâle getirip “Biz size, ne olursa olsun, bedeli ne olursa olsun bu kanun teklifinin görüşmelerini yaptırmayacağız.” demeseydi. Keşke sayısal üstünlüklerini arkadaşlarımız hissettikleri zaman, arkadaşlarımızın her kelimesine laf atarak ortamı bir anda gerip Komisyon toplantılarını yapılamaz hâle getirmeseydi. Keşke değerli arkadaşlarım, her maddede neredeyse 50’nin üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin Komisyon üyesi olmayan milletvekilleri söz talep edip âdeta Komisyonu bloke etmeseydi ve en son, değerli arkadaşlarım, keşke Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı, yurt dışında olan dâhil, tüm milletvekillerine, işinizi gücünüzü bırakın, Ankara’ya dönün ve Millî Eğitim Komisyonuna gidin, bu kanunun görüşmelerini, âdeta, engelleyin tarzında bir mesajı milletvekillerine hiç çekmeseydi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Öyle bir şey söylemedi! Hayır, hayır, hayır… Fikri Bey… Fikri Bey, öyle bir şey söylemedi.

FİKRİ IŞIK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakınız, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu…

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Pazar günü telepatiyle mi anlaştınız?

FİKRİ IŞIK (Devamla) - … şu anda benim bilebildiğim kadarıyla yirmi beş-yirmi altı tane sandalye önde var, bir otuz-otuz beş tane de arkada var. Yani gazetecisi, bürokratı, Komisyon üyesi olmayan milletvekili, hepsi alsa alsa alsa 50 kişi alır salonu, e, Cumhuriyet Halk Partisinin 135 tane bildiğim kadarıyla milletvekili var. Şimdi, o Komisyonda sağlıklı bir çalışma yapmanın imkânının olduğunu düşünebilir misiniz?

Değerli arkadaşlarım, bakınız, şimdi, burada herkesin yaşanan olaydan ders çıkarması lazım, herkesin ama. Bakın, burası demokrasinin kalbidir. Elbette, biz, burada ne olursa olsun, nedeni ne olursa olsun kavgayla, gürültüyle görüntü vermemek durumundayız ama bunu, bir hafta -pazartesiden pazara kadar- her türlü engellemeyi yapıp da, sonra pazar günü yaşanan olayları sadece AK PARTİ Grubunun suçuymuş gibi lanse etmenin hakla, adaletle, izanla bağdaştığını hiç düşünmüyorum ve şunu da söylüyorum: Keşke…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sayın Başkan, Engin Altay’a on iki dakika süre verdiniz, sizden o toleransı beklediğimi ifade ediyorum.

BAŞKAN – Siz, Sayın Işık devam ediniz.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu Mecliste, bana “Komisyon Başkanına fiilî şiddet Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinden hangisi uygular?” diye sorsalardı, inanın benim aklıma en son Sayın Akif Hamzaçebi gelirdi. Ama benim gözlerimin önünde Sayın Hamzaçebi önce suyu aldı fırlattı, o yetmedi benim önümdeki tüzüğümü aldı fırlattı, -o tüzüğüm hâlâ kayıp, bir tüzük alacaklıyım sizden- ve son olarak da o bandın kabı olan neredeyse yarım kilo tutarındaki şeyi bizim gözümüzün önünde aldı ve Sayın Komisyon Başkanına fırlattı.

Değerli arkadaşlarım, keşke bunların hiçbirisi yaşanmasaydı. Ama şunu ifade etmek istiyorum: Biz…

Sayın Başkanım, lütfen sözlerimi tamamlamak için bir dakikanızı daha…

BAŞKAN – Ek süre verdim efendim. Sayın Işık, herkese ek süre verdim, ona ayrıca vermiştim.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Ama Sayın Altay’a bir ek süre daha verdiniz. Bir dakika daha…

BAŞKAN – Çok rica ederim, böyle kıyaslamalar yapmanız yakışmıyor.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – On iki dakika verdiniz ona.

BAŞKAN – On iki dakika; on dakika doğal hakkıydı, bir dakika uzatma yaptım, bir dakika da açıklama yapması için söz hakkı verdim.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bir dakika daha Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen…

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika daha açıklama için.

BAŞKAN – Buyurun, buyurun.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Rica ederim sayın milletvekilleri.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, biz, aslında Komisyonun… Bakın, şunu çok samimi olarak söylüyorum: Eğer bu Komisyona gelirken niyet sadece engelleme olmasaydı, bizim, Cumhuriyet Halk Partili Millî Eğitim Komisyonu üyeleriyle her aşamada müzakere etme, her aşamada kanunla ilgili teknik konuları müzakere etme imkânımız vardı ve şuna yürekten inanıyorum, pek çok noktada da mutabakat sağlayacağımıza ben inanıyor idim. Keşke bu fırsat verilseydi ve biz, bugün gergin bir ortamda Genel Kurula başlamasaydık da çok daha rahat bir ortamda başlasaydık diye düşünüyorum.

Tabii, grup önerisinin aleyhinde olduğumu ifade ediyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı bana bir sataşmada bulundu.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Doğruyu söyledi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ancak, sataşma nedeniyle bana vereceğiniz süre eğer iki dakika ise izninizle ben bu süreyi kullanmak istemiyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinde konuşacağım, onun aleyhinde. Çok daha geniş bir çerçevede o gün Komisyonda yaşananları ve Sayın Komisyon Sözcüsü ile Komisyon Başkanının nasıl gerçeğe aykırı bir şekilde kamuoyunu yanılttıklarını, kamuoyunun ve milletin bilgisine sunmak istiyorum. İlave söz talebimi o süreme eklerseniz memnun olurum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

4.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 13.03.2012 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                      Ayşe Nur Bahçekapılı

                                                                                                                 İstanbul

                                                                                              AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan 97, 101, 177, 178 ve 179 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 4, 5, 6, 7 ve 8’inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel kurulun;

20, 27 Mart 2012 ile 03, 10 Nisan 2012 Salı günkü birleşimlerinde bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek, gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi,

21, 28 Mart 2012 ile 04, 11 Nisan 2012 Çarşamba günkü birleşimlerinde ise sözlü soruların görüşülmemesi,

20, 27 Mart 2012 ile 03, 10 Nisan 2012 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasında,

21, 22, 28, 29 Mart 2012 ile 04, 05, 11, 12 Nisan 2012 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 14:00 - 20:00 saatleri arasında,

Çalışmalarını sürdürmesi,

Önerilmiştir.

BAŞKAN – Lehinde Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Ercoşkun.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, uluslararası sözleşmelerden 97, 101, 177, 178 ve 179 sıra sayılı sözleşmeleri, ekonomik açıdan önemli olması ve acil çıkarılması gerektiği için gündemin ön sıralarına çekmek istiyoruz. İnşallah 180 sıra sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın bitiminde yani perşembe günü bu sözleşmelerin de yasalaşmasını ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ercoşkun.

Aleyhinde, İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce konuşan Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili, anlaşılan benimle ilgili bir konuşma görevi almış; bu görevi birisinin yapmasını bekliyordum, demek ki görev Sayın Konuşmacıya verilmiş.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Ben gördüğümü söylerim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben de hem Sayın Konuşmacının hem Komisyon Başkanının tutumu hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum.

Burada konuşan arkadaşlar, kamuoyuna çıkan Komisyon Başkanı Sayın Nabi Avcı, Sayın Başbakan, âdeta hepsi birer melek, melaike; olağanüstü demokratik bir ortam var pazar günü Millî Eğitim Komisyonunda ve buna rağmen Cumhuriyet Halk Partisi huzursuzluk çıkarmış! “Keşke şunlar şunlar olmasaydı.” diyerek Sayın Konuşmacı burada birçok şey sıralıyor. Anlaşılan şu, özeti şudur: Keşke, Cumhuriyet Halk Partisi Millî Eğitim Komisyonunda bu kadar konuşmasaydı, bu kadar milletvekili o Komisyona gelmeseydi.

Bu kürsüden bugün bir arkadaşımız kullandı, ben o cümleyi pek sevmem ama kullanmak zorundayım: “Dinime küfreden Müslüman olsa.” diye birisi kullandı, kim hatırlayamıyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Ben kullandım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Siz mi? Sayın Metiner, inanın, bilerek telaffuz etmedim; size bir sataşma kastım da yok, onu ifade edeyim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – “Dinime dahleden bari Müselman olsa.”

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şimdi, 97-98 öğretim döneminde kabul edilen sekiz yıllık kesintisiz eğitimle ilgili yasanın komisyon görüşmelerine ilişkin birkaç rakamı sizinle paylaşmak istiyorum: 11 maddelik bir kanun tasarısıdır, komisyon görüşmeleri doksan üç saat sürmüştür, dokuz gün, doksan üç saat ve bu görüşmelere komisyon üyesi olmayan 113 milletvekili katılmıştır.

HASAN ÖREN (Manisa) – Fikri, dinliyor musun?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Dün, sizin çok önemli bir milletvekiliniz de yani önemli mevkilerde bulunmuş olan, şu anda da önemli mevkide bulunmuş olan bir milletvekilinize bunları hatırlattım, “Evet, ben de oradaydım.” dedi, “Ben de vardım.” dedi. Sizin büyükleriniz, ağabeyleriniz, o zaman bunu kendilerine hak görmüşler. Haklarıdır tabii ki; Türkiye Büyük Millet Meclisi, demokrasinin işlemesi gereken yerdir ve parlamenterler, İç Tüzük’ün kendilerine verdiği hakları sonuna kadar kullanırlar, en doğal haklarıdır. Bu güzel bir şeydir, bundan gocunmamak gerekir.

Peki, bizim şimdi görüştüğümüz tasarı kaç maddedir? Yirmi altı madde. Kaç saat konuşmuş milletvekilleri? Doksan bir saat. Yani bakın, kaç saat?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Beş madde için.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yirmi altı madde. O zamanki kaç madde? On bir madde.

TEMEL COŞKUN (Yalova) – Ama 6’ncı maddeye kadar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Yani ölçüyü size söylüyorum. Bu önemli bir şey, bunu bilginize sunuyorum.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Bunu mu esas alarak söylüyorsun?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, sizin nereden nereye geldiğinizi söylüyorum. Siz, dünün mazlumuydunuz bugünün zalimisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) “Mazlum” ve “zalim”, iki kelime de aynı kökten gelir. Hiç yadırgamam, mazlumdan bir zalim çıkabilir. Siz bugün osunuz.

Değerli milletvekilleri, pazar günü bir olay yaşandı. Komisyon, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri tarafından işgal edildi. İçeriye, sadece 3 grup başkan vekili olarak biz girebildik ve bizim Komisyon üyesi 4 veya 5 arkadaşımız girebildi; onlar da ayakta kaldı, yerlerine oturamadılar.

Bir görüşme başlatıldı. Bu işgali yöneten bir grup başkan vekili de var orada, Divanın orada duruyor, kravatsız gelmiş. Bunu da ben dokuz yıllık Parlamento tecrübemde ilk kez görüyorum, bir milletvekili komisyonda, hele de grup başkan vekili kravatsız, harekâtı yönetmek üzere orada.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz o cismi attınız mı atmadınız mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Geleceğim oraya.

Sayın Metiner, lütfen şu ön sıradaki konumunuzu laf atmak için kullanmayın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Merak etmeyin, oraya geleceğim.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Cismi atmışsanız özür dilemek size yakışır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Metiner, siz niye müdahale ediyorsunuz gerçekten?

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Niye müdahale etmeyeceğim canım, demokratik hakkım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ne demek “Demokratik hakkım”?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Metiner, ben sizin canınız değilim. Bana “canım” diye hitap edecek şekilde bir yakınlığımız olduğunu düşünmüyorum. Ben bir entelektüel seviyede sizinle tartışma yapabileceğimizi düşünürüm kitaplarınızı okudukça ama kürsüdeki Metiner’i gördükçe bu düşüncemden de vazgeçiyorum.

Değerli arkadaşlar, devam ediyorum. Şimdi, ne yapıldı orada? Orada Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri konuşturulmadı. Bir oturum başladı, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri konuşturulmadı. Tutanağı istedik Meclis Başkanlığından. Tutanağı aldım çünkü ne konuşulduğunu bilmiyoruz. Oturumun başlangıcında bir önerge oylatmış Sayın Başkan: “Komisyon üyelerine on dakikalık süre verelim, Komisyon üyesi olmayan en fazla 3 milletvekiline de beşer dakika süre verelim. Komisyon üyeleri de bir önerge üzerinde beş dakika konuşabilsin.” Bu, oylatılmış, kabul edilmiş. Bilgimiz dâhilinde değil. Varsayalım ki bu önerge uyarınca oturumlar yürüyecek, değil mi, görüşmeler buna göre yürüyecek. Maddelere yani o maddeler sırasıyla konuşuluyor. Başkan söz isteyenleri sayıyor. Örnek veriyorum: “Sayın Ali Haydar Öner, Sayın Recep Gürkan, Sayın Engin Özkoç, Sayın Metin Lütfi Baydar, Sayın Nur Serter…” Bizim üyeleri sayıyor. Sonra “Yok.” diyor, devam ediyor: “Kabul edenler… Etmeyenler…” Bu arkadaşlarımız o esnada salonun içinde. Sayın Komisyon Başkanına düşen “Sayın Serter, Sayın Gürkan, Sayın Baydar; lütfen yerinize geçin, mikrofonu açıyorum, konuşun.” Sayın Başkan talimatı aldığı için bunu yapma hak ve yetkisinde görmüyor kendisini.

Geçiyorum, devam ediyorum. Bu şekilde birkaç madde geçiyor. İlerleyen maddelerde “Söz isteyenler…” diyor Komisyon Başkanı. Sayın Muharrem İnce’nin tutanaklarda 6 kez “Söz istiyorum.” talebi var, 6 kez ve Başkan söz vermiyor. O grup başkan vekili de orada. Başkanı koruyan, o koruma görevini üstlenmiş olan milletvekillerinin en ucunda duruyor kravatsız bir şekilde harekâtı yönetiyor. O da görüyor Sayın Muharrem İnce’nin söz talebini.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 87’nci maddesi yasama görevinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğunu söyler. Yani yasama görevi milletvekillerinindir. Milletvekili yasama görevini konuşarak, görüşünü ifade ederek yapacaktır. Milletvekilinin yasama görevi yapması engellenmiştir.

İç Tüzük’ün 29’uncu maddesi der ki: “Komisyonlarda istem sırasına göre söz verilir.” İstemler burada. Ayrıca, yazılı başvurularımız var. Benim de var. Varsayalım ki o komisyon üyeleri yok -aslında oradalar- diğer yazılı başvurularımız var. Onları okuyun; onlar da yok! Benim de başvurum var.

Şimdi, İç Tüzük’ün 29’uncu maddesi ve bunun referansıyla Anayasa’nın 87’nci maddesi açık bir şekilde ihlal edilmiştir. Sayın Meclis Başkanına düşen görev şimdi bunu iade etmektir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hangi maddeye göre iade edecek?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – AKP’nin kurmay kadrosu cumhurbaşkanlığı seçiminde nasıl bir hata yaptıysa, burada da bu grup başkan vekilleri, kurmay kadro, Sayın Başbakana ve Komisyon Başkanına hata yaptırmıştır.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Öze gel Başkanım, öze…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Siz hiç merak etmeyin, oraya geleceğim. Hiç merak etmeyin. Sizin aklınız magazinde. Orada da mahcup olacaksınız. Mahcup olacaksınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bizi karıştırmayın Akif Bey, grup başkan vekillerini, Başbakanı…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Evet, evet, bu harekâtı sizler yönettiniz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bilemezsiniz siz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sizler, oradaki grup başkan vekilleri. Birisi kravatsız bir şekilde divanın yanındaydı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Onu anlatın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Divanın yanındaydı, harekâtı yönetiyordu.

İç Tüzük’e aykırı olarak kabul edilen, kabul edilmiş sayılan teklifler Meclis Başkanı tarafından Komisyona bir kez daha görüşülmek üzere iade edilir. Geçmişte bunun bir örneğini ben Plan ve Bütçe Komisyonu üyesiyken yaşadım. Plan ve Bütçe Komisyonu görüşülen tasarıyla ilgisi olmayan bir maddeyi önergeyle tasarıya ilave ettiği için Meclis Başkanı 35’inci maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesine dayanarak iade etmişti.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Farklı şeyler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Aydın, dinlerseniz… Siz, işte, Sayın Başbakanın gözünde kendinizi aklamak için öyle savunuyorsunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başbakan bizim ne olduğumuzu bilir, hiç merak etmeyin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli grup dinleyin, grup başkan vekillerinizin nasıl hata yaptığını anlayın.

Şimdi, bakın, o madde diyor ki: “Komisyonlar, kendilerine havale edilen iş dışında bir işle uğraşamazlar.” Doğrudan ilgisi bile yok. Ona rağmen Meclis Başkanı iade etmiş. Burada İç Tüzük’ün 29’uncu maddesine açık bir aykırılık vardır. Meclis Başkanı iade etmek zorundadır. Sayın Meclis Başkanı bir hukuk adamıysa, bu Meclisin Başkanıysa başka bir seçeneği yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Ya demokrasi ya otoriter tutum sergileyen Sayın Başbakanın talimatı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İç Tüzük 35’te böyle bir şey yok.

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben, Sayın Meclis Başkanının bir hukuk adamı olduğu inancımı kaybetmek istemiyorum. Kaybetmek istemiyorum. Sayın Meclis Başkanının sağduyusuna inanmak istiyorum. Bugüne kadarki inancım böyleydi. Bu inancın sarsılacağı bir tavrı Sayın Meclis Başkanından beklemiyorum.

Gelelim diğer konuya: O görüşmeler başladığında… Aslında başlamaması gerekir. İç Tüzük’ün 46’ncı maddesi de ihlal ediliyor. İç Tüzük’ün 46’ncı maddesi der ki: “Komisyonda eğer görüşülecek bir ortam yok ise -gerginlik, kavga, vesaire, kelimeler böyle değil ama- sükûnet ortamı yok ise Başkan oturuma ara verir, gerekirse erteler ve durumu Meclis Başkanına bildirir.” 46’ncı maddeye de aykırılık vardır. Görüşmeyi başlatmaması gerekir, başlattı. Peki, başlattı, ben kalktım, Komisyon Başkanına yöneldim: “Sayın Başkan” diye sesliyorum. Bir baktım, önümde bir duvar, etten bir duvar var. Bir hamle yapıyorum. Tanımadığım birisi -koruma diye düşündüm, Başkanın koruması buraya girmiş- “bir dakika falan”, beni iteledi. Bir şeyler de söyledi bana. Kelimeleri, cümleleri hatırlamıyorum.

MUSTAFA AKIŞ (Konya) – Bu hâle siz getirdiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – “Sen kimsin?” dedim. Koruma diye düşündüm. “Ben milletvekiliyim.” dedi. Tanımıyorum. Görsem tanırım şimdi, ismini bilmiyorum daha doğrusu, fiziken görsem tanırım. “Bir saniye, Sayın Başkanla görüşeceğim.” Bana bir şeyler söyledi, iteledi. Bir başka uzun boylu milletvekili arkadaşımız “Ağabey, sen gel böyle” falan gibi bir şeyler söyledi. Sayın Komisyon Sözcüsü de orada. “Sayın Başkan, Sayın Başkan…” diye sesleniyorum. Harekâtı yöneten grup başkan vekili de orada. Aslında ona yakışan, bir grup başkan vekili oraya gelmiş, onun Komisyon Başkanıyla görüşmesini sağlamaktır. Komisyon Sözcüsü beni görüyor ama umurunda değil çünkü talimat almışlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Siz talimat almadınız mı Başkanım?

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, son bir dakikanızı veriyorum.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – İki dakikanızı ilave ettim efendim.

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, ben izninizle, sataşmadan…

BAŞKAN – O hakkınızı ilave ettim.

Buyurunuz efendim, tekrar buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – O koruma duvarını aşamadım. Başkana farkındalığımı ifade etmek için önüne bir İç Tüzük attım şöyle, önüne. Bunu biliyorsunuz. Devam ediyorum: Sayın Başbakan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Hiç yakışmıyor size!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben oradayım, ben oradayım. Sayın Başbakan bunu bir “tank” olarak tanımladı; Komisyon Başkanı “300-400 gram” diyordu, Başbakan “500 gram” dedi; Komisyon Sözcüsü tabii ki Başbakanın söylediğini tekrarlayacak.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Akşam televizyonda izlersin!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – O selobant aparatını, o plastik aparatı da İç Tüzük gibi Sayın Başkanın önüne attım. “Fırlatma” budur arkadaşlar. Ben öyle bir şeyi kesinlikle yapmadım, kesinlikle yapmadım; kimseye, bir yerine bir şey gelsin diye bir aparat fırlatmadım. Sayın Komisyon Başkanını da üzme niyetiyle bir hareket yapmadım, kesinlikle böyle bir niyetim yok ama Sayın Başkan o demokrasi ayıbını plastik aparatla örtmeye çalışıyor. Bu yakışmamıştır. Plastik aparatla o demokrasi ayıpları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Son bir dakika Sayın Başkan, izninizle…

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen sözünüzü, çok fazla…

Buyurunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, kaç dakika oldu bir söyler misiniz lütfen Sayın Başkan?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Siz İç Tüzük’e aykırı olarak buralara çıkıyorsunuz.

BAŞKAN – Lütfen tamamlayınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Toplam kaç dakika oldu Sayın Başkan, bir söyler misiniz lütfen, öğrenmek istiyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sizin o harekâtı yöneten grup başkan vekilinize sorun…

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü tamamlayınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Toplam kaç dakikadır konuşuyor Sayın Grup Başkan Vekili öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bahçekapılı, size sonra söylerim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – …o, İç Tüzük’e aykırı olarak buraya çok çıkmıştır.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN – Lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Ben saygı göstermişimdir çünkü grup başkan vekili her zaman çıkıp konuşur benim inancıma göre, İç Tüzük önemli değildir.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Konuşun, biz dinliyoruz sizi!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Metiner de çıkıp konuşabilir, İç Tüzük’te ben madde aramam, milletvekilinin konuşma hakkı esastır.

Kimseyi üzme niyetiyle bir şey yapmadım ama pazar gününe kadarki demokratik tavrı pazar günü sona eren bir Komisyon Başkanı var. Sınanmamış demokratlıklardır bunlar. Ya demokrasi ya makam aracı, makam otomobili arasındaki tercihini makam otomobilinden yana yapan bir Komisyon Başkanı gördük.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bir dakika daha verin, bu da bizden olsun!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, toplam kaç dakika konuştuğunu öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Konuşmacının toplam kaç dakika konuştuğunu öğrenmek istiyorum.

HASAN ÖREN (Manisa) – İki dakika fazlalığı var.

BAŞKAN – Siz izlemişsinizdir herhâlde Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) –Sizden öğrenmek istiyorum, toparlayamadım çünkü çok verdiniz.

BAŞKAN – İzlemişsinizdir, sonra size bilgisini verirler.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – İzleyemedik efendim, çok saat verdiniz, çok dakika verdiniz, toparlayamadım.

BAŞKAN – Vermedik efendim, vermedim.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Lütfen söyleyin efendim, lütfen…

BAŞKAN – Lehinde, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Söyleyemiyorsunuz, ben söyleyeyim: On dört dakika!

BAŞKAN – O söz hakları size de lazım oluyor Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – On dört dakika konuştu, ben söyleyeyim.

BAŞKAN – Hayır efendim.

Buyurunuz Sayın Işık.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubunun grup önerisi lehinde söz aldım, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, işin doğrusu: Sayın Hamzaçebi, benim bu Mecliste takdir ettiğim, bilgisine, mantık bütünlüğüne gerçekten itibar ettiğim birisi ve o gün de, gerçekten “Bu, Akif Hamzaçebi mi?” diye inanın şey yaptım, yahu “Hani, yüz nakli mi yapıldı?” gibi bir şeyle karşılaştım. İnanın, bakın çok samimi söylüyorum yani bana “Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan kim?” deseler en sona Akif Hamzaçebi’yi yazarım. Onun için de çok dikkatimi çekti.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz, dünün mazlumlarıyız, doğru. Bugün de mazlumların hakkını koruyan iktidar partisiyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Ya, bugün sokakta bize neler yapmadınız, sokakta…

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar…

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Yerde yatan adamı tekmeleyerek mi koruyorsunuz?

SIRRI SAKIK (Muş) – Ne gaz bombaları atmadınız!

FİKRİ IŞIK (Devamla) – …komisyonda, saatlerce, sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitimin Türkiye’ye neler kazandırdığı anlatıldı. Sayın Mehmet Ali Şahin aramızda. 1997 yılında bu kesintisiz eğitim, daha doğrusu zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması görüşmeleri yapılırken, Sayın Mehmet Ali Şahin’in zorunlu eğitimin sekiz yıla veya…

Dokuz yıl mıydı Sayın Başkanım?

MEHMET ALİ ŞAHİN (Karabük) – Evet.

FİKRİ IŞIK (Devamla) –  Dokuz yıla çıkarılmasıyla ilgili kanun teklifini ben okudum. Türkiye’de o dönemde hiç kimse zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılmasına karşı değildi ama eğitimin kesintisiz olmasına -ki “kesintisiz” kelimesi hiçbir şekilde pedagojik bir terim değildir, ideolojik bir terimdir- herkes karşı çıktı.

HASAN ÖREN (Manisa) – Kaç saat konuşulmuş, kaç saat?

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Sonuçta, o gün Meclis yapısı, Meclis aritmetiği de bir-iki parti değildi, Mecliste en az beş tane parti vardı, tabii ki doksan saat sürer.

HASAN ÖREN (Manisa) – Şimdi de dört tane var.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlarım, şunu söyleyeyim: Evet, biz dün mazlumduk, bugün de mazlumların hakkını korumaya devam ediyoruz. Burada “kesintisiz” kelimesini madde metninden çıkarmakla, üniversitedeki katsayı adaletsizliğini ortadan kaldırmakla mazlumlara hizmet ettiğimizi düşünüyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Aleyhinde, Kütahya Milletvekili Alim Işık… (MHP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, okunurken “Ben de aleyhte istiyorum.” dedim ama siz duymazlıktan geldiniz. Bir uzlaşı da yok. Yani bu Parlamentoda sadece üç grup yoktur, bu anlayıştan vazgeçin.

BAŞKAN – Sayın Sakık, söz hakları çok daha önceden yazdırılmış, yazdırılmayan şeyi bilmiyorum.

SIRRI SAKIK (Muş) – “Daha önceden” nereden? Böyle bir gelenek yok ki! Okunduğunda, milletvekili “Ben isterim.” dediği zaman siz onu dikkate almak zorundasınız. Yani burası üç partinin…

BAŞKAN – Daha önceden istekler bildirilmiş efendim.

SIRRI SAKIK (Muş) – Hayır, böyle bir uzlaşı yok. Hep böyle davranıyorsunuz.

BAŞKAN – Aranızda hallediniz lütfen.

Sayın Işık, buyurunuz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii ki iktidar partisi önümüzdeki haftaların nasıl değerlendireceği konusunda gündemi belirlemekle sorumludur. Bu doğal hakkıdır, buna saygı duyuyoruz. Ancak, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bu programın tutmayacağı zaten belli. Bugün elimizdeki programa göre, daha İç Tüzük 37’ye göre verilmiş bir kanun teklifinin görüşmesi yapılacaktı, o yapılamayacak; bir saat sözlü soru önergelerinin cevaplandırılması var, ona geçecektik, bunlar kaldı. Dolayısıyla burada yazılanların, geçmiş deneyimlerimiz de dikkate alındığında, hiçbir anlam ifade etmediğini hepimiz biliyoruz fakat bir şekilde bu program belirlenecek. Onun için bu programın önümüzdeki günlerde de yeniden değiştirileceğini hepimiz bilmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, bugünkü gergin ortama nasıl gelindi; bir ay öncesinden başlamak üzere kısaca bir hatırlamakta fayda var: Adalet ve Kalkınma Partisinin PKK ve MİT temsilcilerinin görüşmelerinin basına, medyaya, İnternet’e yansımasının ardından suçüstü yakalanma psikolojisiyle Türkiye Büyük Millet Meclisini bir ay önce nasıl gerdiğini biliyoruz. Onun arkasından, son altı yılda dünyada hiçbir örneği görülmemiş bir şekilde 3’üncü kez parasını değiştiren bir Türkiye örneğini yaşadık. Adı nedir bilemeyiz ama çıkan sembolün bir ucube olduğunu herkes biliyor, TL’de bir simge operasyonu yapıldı. Değerli milletvekilleri, bunun anlamı gizli devalüasyondur. Kimseyi kandırmayınız, yakında, basılacak yeni parayla emisyon hacminin ne kadar artacağını ve milletin cebinden ne kadar paranın çekileceğini hep beraber göreceğiz. Bunlar tartışılırken hemen Sayın Başbakanın Mardin’den uzaktan kumandayla pazar gününe kadar kesintili eğitimle ilgili görüşmelerin bitirileceği talimatı verilince yaşanan manzarayı, burada ne kadar konuşursak konuşalım, bu millete anlatmamız mümkün değildir değerli milletvekilleri. O manzarayı bu yüce çatı altında yaşayanlar ve yaşatanlar ne kadar konuşurlarsa konuşsunlar bu aziz millete doğru iş yaptıklarını söyleyemezler. Birilerini suçlamakla bu kötü davranışı kapatmamız mümkün değil. Umarım bundan sonra…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Siz ne…

ALİM IŞIK (Devamla) – Konuşmayı bırakın da eğer konuşma cesaretiniz varsa çıkın burada konuşun.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Çıkar konuşurum da.

ALİM IŞIK (Devamla) – Laf atmayı bırakın lütfen.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Laf atmıyorum.

ALİM IŞIK (Devamla) – Bak, saygım sonsuz.

Ben, özellikle hiçbir milletvekili arkadaşıma…

BAŞKAN – Sayın Işık, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

ALİM IŞIK (Devamla) - …buradan cevap vermeyi kendime yakıştırmam ama oradan laf atmayın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Laf atmadım.

ALİM IŞIK (Devamla) – Laf atmayın, dinleyin lütfen.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayınız.

Genel Kurula hitap edin lütfen Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bugün Sayın Başbakanın grup toplantısında sarf ettiği bir sözü, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Başbakanı olarak kendisine yakıştıramadığımı ifade etmek isterim. Sayın Başbakan MHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımıza seslenerek “MHP 28 Şubatla bağlantısını koparma fırsatını elinin tersiyle itmiş ve CHP’ye vagon olmuştur.” demiştir. Aynen iade ediyorum, aynen iade ediyorum. Bu haksızlığı, bu milletin oylarıyla buraya gelmiş bir partiye Sayın Başbakanın yapmaması lazım. Sayın Başbakanı bugün konuşturan, demokrasiye sahip çıkan ve 28 Şubatla zerre kadar bağlantısı olmayan bir partiye bu ithamı geri almasını söylüyorum. Milliyetçi Hareket Partisi bu haksızlık karşısında susamaz. Milliyetçi Hareket Partisi 367 garabetini bu milletin oylarıyla buraya geldikten sonra bitiren partidir. Sayın Cumhurbaşkanının seçimi konusunu horoz dövüşüne dönüştüren iki partinin Türkiye’yi ne hâle getirdiğini bu aziz milletimiz biliyor ve bu bataklıktan Türkiye’yi kurtaran partiye bu haksız ithamda bulunamaz.

İkincisi, 28 Şubata karşı çıkmak demek, eğer bugün 4+4+4 diye kamuoyuna dayatılan ve içeriğini aziz milletimizin temsilcisi olan milletvekillerinin dahi bilmediği bir konu, “Biz istediğimiz gibi geçiririz.” anlayışına “Evet” demek şeklinde yorumlanıyorsa Milliyetçi Hareket Partisi buna boyun eğmez. Milliyetçi Hareket Partisinin seçim beyannamesinde ve parti programında, anaokulu ve okul öncesi eğitim programı dâhil olmak üzere sekiz yıllık eğitimin dokuz yıla çıkarılması ve yönlendirmeyle beraber arkasından üç yıllık lise eğitiminin yapılması ve herkesin isteği doğrultusunda bunun yapılması konusundaki politikasını aziz milletimiz bilmektedir.

Eğer AKP’nin 14 Mart 2008 tarihinde açılan kapatma davasının ardından Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli Bey’in 15 Mart 2008 tarihinde yaptığı yazılı basın açıklamasını okursanız, Milliyetçi Hareket Partisinin 28 Şubatla ne kadar ters bir parti olduğunu çok iyi görürsünüz. O gün yiğitçe bir partinin kapatılmasına karşı çıkan tek lider Devlet Bahçeli’dir. Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılması konusunda açılan davanın demokrasiye vurulan bir darbe olduğunu açıkça savunan bir parti liderinin partisine 28 Şubat yaftasını yakıştırmak bir Sayın Başbakanımıza yakışmamıştır. Bunu öncelikle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir diğeri, eğer burada “imam-hatiplerin ortaokul bölümünü açmak istiyorsanız, bunu açıkça aziz milletimize deklare ediniz, biz de “Evet, biz de varız.” diyelim, ama bunu demiyorsunuz ve “Ortaokul kısmında Peygamberimizin hayatı, Kur'an-ı Kerim’in meali, dinî eğitim gibi konuları biz programımıza koymak istiyoruz.” deyin, biz de destekleyelim. Biz diyoruz, açıkça diyoruz ki 1+5+3 yıllık ikinci kademedeki ortaokul bölümüne bu ülkenin millî, manevi değerlerini yansıtan her türlü dinî bilgiyi her öğrencimizin isterse seçmeli olarak alabileceği bir programı koyalım, yönlendirmenin ardından da üç yıllık lise bölümünde isteyen istediği okula gitsin. Üniversite sınavını da kaldıralım, istediği gibi, başarı ortalamasına göre her öğrencimiz istediği okulda okusun.

Şimdi, bunu biz tartışma fırsatı bulamadık sizlerle, Komisyondaki arkadaşlarımız bu görüşlerini yansıtacak önergelerini verip böyle bir görüşü sizlerle paylaşamadık. Şimdi tartışılmayan bir konuda birilerini yaftayla karalamanın hiçbir anlamı var mı?

Geçen dönem benim de imzamın bulunduğu, Milliyetçi Hareket Partisi Millî Eğitim Komisyonu üyelerimizin kanun teklifi kadük kalmıştır. Meslek liselerindeki katsayı dengesizliğini sıfırlayan, ortadan kaldıran kanun teklifi yüce Meclisin arşivlerindedir; getirip, bunu gündeme alıp, kaldırmadınız. Şimdi bunlarla milletin kafasını karıştırıp bir partiyi aziz milletimizin gönlünden koparmaya çalışmanın hiç kimseye faydasının olmadığını, olmayacağını siz değerli milletvekillerinin bildiğini düşünüyorum ama birbirimizi karalayarak bir yere varamayız. Bu millet zaten kararını vermiş, sizi buraya iktidar partisi olarak göndermiş, bizi de muhalefet partisi olarak göndermiş. Yarın bu kararı aziz milletimiz verecek ama bizim burada yaptıklarımıza bakarak verecek.

Şimdi, “illa pazar günü bitecek” diye bir komisyon toplantı odasını... Biraz önce değerli milletvekili saydı, işte 30-35 kişilik, toplam 100 kişinin oturabileceği bir komisyon odasını siz diğer partilerin oturacağı yerler de dâhil olmak üzere kapatır ve görüşmeleri engellerseniz bunu doğru yaptığınızı söyleyemezsiniz.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Koltuklar boştu, üye koltukları boştu.

ALİM IŞIK (Devamla) – Evet, diğer taraftan, değerli milletvekilleri, Sayın Genel Başkanımızın gerek Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılma davası açıldığında gerekse Anayasa Mahkemesinin kararını açıklamasının ardından yaptığı 24 Ekim 2008 tarihli yazılı basın açıklamalarını okursanız, bugün Sayın Başbakanın ne kadar büyük haksızlık yaptığını siz de görürsünüz.

Bu vesileyle iyi bir çalışma haftası diliyor, hepinize tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Karar yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri görüşmek üzere, 14 Mart 2012 Çarşamba günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

 

Kapanma Saati: 19.53