DÖNEM: 24                                                                    YASAMA YILI: 2

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 11

49’uncu Birleşim

10 Ocak 2012 Salı

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- SÖYLEVLER

1.- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Genel Kurula hitaben  konuşması 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Sivas Milletvekili Nursuna Memecan’ın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Konsey çalışmalarına yaptığı katkılara ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Konsey çalışmalarına yaptığı katkılara ilişkin açıklaması

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklaması

5.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun vermiş olduğu bilgilere, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ve tutuklu bulunan gazetecilerle ilgili değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığına ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın,  10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklaması

7.- Mardin Milletvekili Muammer Güler’in, Türk İdareciler Günü’ne ilişkin açıklaması

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Kırıkkale ilinin Yahşihan ilçesinde bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait mühimmat ayrıştırma tesisinde meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 4 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli esnafının yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Ağrı Milletvekili Fatma Salman Kotan’ın, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/17)

2.- Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu’nun, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/18)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Üreticilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifi’nin (2/28) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/19)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 23 milletvekilinin, ataması yapılmayan öğretmen adaylarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/94)

2.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve 22 milletvekilinin, Muğla’da yapılması planlanan HES projelerinin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/95)

3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 milletvekilinin, emeklilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/96)

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve arkadaşları tarafından verilen, “Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunlarının tespit edilerek, alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi ve ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün dünyaya örnek teşkil eder hale gelmesi” hakkındaki Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 10/1/2012 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

X.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır-Aktaş Sınır Kapısının açılışına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/9) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’taki Savaşır ile Göle’deki Kalecik kalelerinin restorasyonuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/16) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki Şeytan Kalesi ve Hanak’taki Kırnak Kalesi’nin restorasyonuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/17) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Kongre Binasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/76) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı               

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı-Diyadin şifalı kaplıcalarının turizme açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/92) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van-Başkale travertenler bölgesinin turizme açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/93) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars-Sarıkamış’ta bulunan Katerina Köşkünün bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/105) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, turizm konusunda Tokat’ta yapılacak projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/111) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta bulunan Beş Kiliselerin onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/128) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da bulunan tabyaların restore edilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/146) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

11.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı ve ilçelerinde bulunan tarihî eserlerin korunmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/232) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bazı unvanlarla çalışan personelin özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/342) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

13.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Seyit Battal Gazi Türbesi yenileme çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/400) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

14.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, taşınması düşünülen bir köyde yaşayanların mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/401) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

15.-  Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Küllüoba Höyüğü kazısı çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/402) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

16.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Bahşeyş Anıtı’nın bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/416) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

17.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Yazılıkaya Midas Anıtı’nın bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/417) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ta yapılan ve yapılması planlanan yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/519) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ın Süleymanlı beldesindeki termal su kaynaklarının turizme kazandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/535) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

20.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’ya yapılan ve yapılacak yatırım ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/578) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların kitap ihtiyacının karşılanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/593) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/602) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

23.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Bakanlıkta ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda özürlü personel istihdamına ilişkin sözlü soru önergesi (6/611) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Afşin’deki tarihî eserlerin restorasyonu çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/660) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

25.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık merkez teşkilatı araçları ve lojmanların giderlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/663) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

26.- Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’in, Ulus, Ankara Kalesi ve çevresinde yapılan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/664) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşma ile 22 Ekim 2009 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşmaya Değişiklikler Getirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/440) (S. Sayısı: 32)

2.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/152) (S. Sayısı: 112)

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Van depreminin Adilcevaz ve Patnos’a etkilerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1551)

2.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Muş-Varto’da meydana gelen depremler sonrasında yapılan çalışmalar ve alınan önlemlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1553)

3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TRT’de yayınlanacak bir diziyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/1585)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık merkez teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1600)

5.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, belediyelere yapılan nakdî ve ayni yardımlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1602)

6.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 1971 Bingöl depreminden sonra yapılan geçici konutlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1603)

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde Sosyal Destekleme Programı kapsamında gerçekleşen proje başvurularına, 

- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık merkez teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına,

İlişkin sorusu ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/1639), (7/1641)

8.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Van depremi için toplanan yardım malzemelerinin depolama koşullarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1720)

9.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, TRT personelinin atanmasına, görev yeri değişikliklerine ve emeklilik işlemlerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/1724)

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Kahramanmaraş’ta zemin etüdü ve jeofizik inceleme çalışması yapılmamasının nedenine ve olası depreme karşı alınan tedbirlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1725)

11.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Van depremi sonrası diğer illere sevk edilen depremzedelere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1766)

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Balâ’daki bir beldede depremzedeler için inşa edilecek konutlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1782)

13.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Van depremi sonrası Ağrı Dağı’nda meydana gelebilecek volkanik hareketlenmelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1783)

14.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, bankacılık sektöründeki yabancı sermaye payı ile geri ödenmeyen krediler ve bunun sonuçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/1786)

15.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Erdemir’e ait bir arazinin özelleştirmeden önce satışına ve araziyle ilgili ÇED sürecine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1795)

16.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, TRT’de yayınlanacak bir diziyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/1804)

17.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depremi sonrasında vergi borçlarının ödeme zamanından kaynaklanan mağduriyete ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/1850)

18.- İstanbul Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu’nun, İnsan Hakları Danışma Kurulunun 2004 yılından itibaren toplanmamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın cevabı (7/1907)

19.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ili ve ilçelerinde yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1928)

20.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, yapı denetim ile ilgili yasal mevzuata ve yapı denetimi kuruluşlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1931)

21.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Gemlik Limanı’nda kimyasal maddeler için depolama alanları ve ilave rıhtım yapılmasının çevreye etkilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1932)

22.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, Suriye ile ticari ilişkilere ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/1982)

23.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, yeni Van’ın kurulacağı bölgeye ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/2028)

24.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, görülmekte olan bir davanın iddianamesinde milletvekillerinin yazılı ve sözlü açıklamalarının suç delilleri arasında yer almasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/2073)

25.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Hakkari’de bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/2103)

26.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı birimlerindeki engelli istihdamına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/2203)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.03’te açılarak dört oturum yaptı.

Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç, Adana ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne,

Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, kanun hükmünde kararnamelerden sonra devletin durumuna,

Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun uygulama alanına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Adana Milletvekili Ali Halaman,

Adana Milletvekili Fatoş Gürkan,

Adana ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne;

İzmir Milletvekili Oktay Vural, Millî Savunma Bakanının Bedelli Askerlik Yasası’nın görüşmeleri sırasında Genelkurmay Başkanının görüşüyle ilgili ifadesine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve 21 milletvekilinin, hayvancılık ve kırmızı et sektöründe yaşanan (10/92),

İstanbul Milletvekili Sedef Küçük ve 22 milletvekilinin, özürlülerin istihdamındaki (10/93),

Sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 20 milletvekilinin, füze savunma sistemi kapsamında Malatya-Kürecik’te konuşlandırılması planlanan radar sistemi konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/5) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmenin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek’in resmî konuğu olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, 10 Ocak 2012 Salı günkü birleşimde Genel Kurula hitaben bir konuşma yapma isteğine ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşma ile 22 Ekim 2009 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşmaya Değişiklikler Getirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/440) (S. Sayısı: 32) görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

2’nci sırasında yer alan ve görüşmelerine devam olunan Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (2/152) (S. Sayısı: 112) çerçeve 1’inci maddesi kabul edildi ve  çerçeve 2’nci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in konuşması sırasında sarf ettiği sözlerle ilgili olarak İç Tüzük’ün, 67 ve 163’üncü maddelerine göre işlem yapılması gerektiğine ilişkin bir açıklamada bulundu.

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Yalova Milletvekili Temel Coşkun’un şahsına,

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın şahsına,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in şahsına,

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in şahsına,

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in şahsına,

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in şahsına,

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın şahsına,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in grubuna,

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

10 Ocak 2012 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 19.55’te son verildi.

 

                                                         Mehmet SAĞLAM

                                                             Başkan Vekili

   Muhammet Rıza YALÇINKAYA                                                        Mine LÖK BEYAZ

                        Bartın                                                                                  Diyarbakır

                    Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

 

II.- GELEN KâĞITLAR

No: 60

6 Ocak 2012 Cuma

Tasarı

1.- Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/538) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/01/2012)

No: 61

10 Ocak 2012 Salı

Raporlar

1.- 2001, Gemilerdeki Zararlı Organik Tutunma Önleyici Sistemlerin Kontrolüne İlişkin Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Çevre Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/329) (S. Sayısı: 120) (Dağıtma tarihi: 10/01/2012) (GÜNDEME)

2.- 2009 Gemilerin Emniyetli ve Çevreye Duyarlı Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Çevre Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/460) (S. Sayısı: 121) (Dağıtma tarihi: 10/01/2012) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 23 Milletvekilinin, ataması yapılmayan öğretmen adaylarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/94) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/10/2011)

2.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve 22 Milletvekilinin, Muğla’da yapılması planlanan HES projelerinin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/95) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/10/2011)

3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 Milletvekilinin, emeklilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/96) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/10/2011)

 

10 Ocak 2012 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Mustafa HAMARAT (Ordu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 49’uncu Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- SÖYLEVLER

1.- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Genel Kurula hitaben  konuşması 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in refakatinde şu anda Meclisimizi teşrif etmişlerdir. Kendilerine yüce Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 5/1/2012 Perşembe günkü 48’inci Birleşiminde alınan karar gereğince, konuşmalarını yapmak üzere Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nu kürsüye davet ediyorum.

Buyurunuz Sayın Çavuşoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ BAŞKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU  – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok değerli üyeleri; üyesi bulunduğum ve bugün Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı sıfatımla hitap etme onurunu yaşadığım yüce Türkiye Büyük Millet Meclisine saygılarımı sunuyorum. Bu vesileyle siz Değerli Başkan ve milletvekili arkadaşlarımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum.

Bugün karşınızda, Türkiye’nin, kurulduğu 1949 yılından bu yana üyesi bulunduğu, Avrupa Konseyinin siyasi platformu olan Parlamenter Meclisinin Başkanlığını yürüten ilk Türk milletvekili olarak bulunmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

25 Ocak 2010 tarihinde seçilmiş olduğum ve 23 Ocak 2012 tarihinde tamamlayacağım Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanlığının son resmî ziyaretlerinden birisini ülkem Türkiye’ye yapmaktan ayrıca mutluluk ve onur duyuyorum.

Bugün yüce Meclisimize yapacağım hitapla, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanlığımızın sonuna yaklaşırken Başkanlık dönemimizde Avrupa’da ve komşu bölgelerde meydana gelen değişimler, ortaya çıkan sorunlar ve önümüze çıkan fırsatlar çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizin bir değerlendirmesini sizlerle paylaşma fırsatı bulacağım.

İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle Avrupa’da yeni savaşların vuku bulmaması için demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ortak ilke ve değerleri etrafında bir araya gelen Avrupa ülkelerinin 1949 yılında kurduğu Avrupa Konseyi, bugün Belarus dışında 47 Avrupa ülkesinin ve Avrupa çapında 800 milyon vatandaşın temsil edildiği yegâne Pan Avrupa kuruluşudur. Türkiye de 9 Ağustos 1949 yılında Avrupa Konseyinin kurucu üyeleri arasında yer alarak bu evrensel nitelikteki ilkelere bağlılığını ve ileri vizyonunu ortaya koymuş bulunmaktadır.

Türkiye, bu altmış yılı aşkın süre içinde Avrupa Konseyinin temel yapı taşını oluşturan değerleri ve ilkeleri doğrultusunda çok önemli aşamalar kaydetti, öyle ki 2004 yılında Avrupa Konseyi -o yıla kadar- Denetim Komisyonu tarafından denetlenen bir ülke durumundayken özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Hükûmetimizin gerçekleştirdiği reformlar ve  Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde o dönemde birlikte görev yaptığımız arkadaşlarımızla beraber yaptığımız etkili çalışmalar sayesinde bu denetim sürecinden çıkmayı başarmış ve bu aynı zamanda benim de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanlığına giden süreçte önümü açan önemli bir gelişme, âdeta bir dönüm noktası olmuştur. Ben, bu vesileyle Sayın Meclis Başkanımızın şahsında yüce Meclisimize bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum.

Biz de Avrupa konumundaki Başkanlığımızın katkılarımız ve başarılarımızla anılması ve başında bulunduğumuz kurumun itibar ve güvenirliğini artırmak için çaba gösteriyoruz. Bir Türk olarak, temsil ettiğimiz zengin kültürümüz ve bu zengin kültürümüzün bize öğrettiği hoşgörü ve uzlaşı anlayışıyla dönemimizde azami katkılar yapma gayreti içindeyiz.

Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlar; Avrupa Konseyi kurulduğundan bu yana demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin Avrupa çapında ve ötesinde geliştirilmesi ve ilerletilmesinde öncü rol oynamıştır. 1970’li yıllarda Avrupa’da diktatörlükler yıkıldıktan sonra özellikle güney Avrupa ülkelerine, Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerde demokrasilerin gelişmesi için önemli rol oynamıştır. Aynı şekilde, Berlin duvarı yıkıldıktan sonra 1990’lı yıllarda da Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde demokrasilerin kurulması ve bunların güçlenmesi için çok önemli rol üstlenmiştir ve bu desteklerle de Avrupa siyasetinde çok büyük rol oynamıştır. Bu sebepledir ki Avrupa Konseyi sık sık “Demokrasi okulu” ya da “Avrupa Birliğine geçiş odası” gibi tabirlerle anılmıştır. Hâlbuki Avrupa Konseyi bu tür tanımlamaların çok ötesinde, ortak değer ve ilkeler bütünlüğünün kurulmasına katkı sağlayan bir standart oluşturma mercisi olmuştur. Avrupa Konseyinin bugüne kadar en büyük başarısı, kuruluşundan bir yıl sonra sözleşme olarak ortaya çıkan ve tüm ülkeler tarafından imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’dir ve de arkasında yine Strasbourg merkezli kurulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de sözleşmenin ortaya koyduğu değerlere özellikle verdiği kararlar ya da oluşturduğu içtihatlarla çok büyük katkılar sağlamış, bu değerlerin çok daha ileri noktalara gelmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca, Avrupa Konseyinde şimdiye kadar Avrupa Konseyinin görev çerçevesi içinde kalan alanların tamamında Avrupa çapında tek bir hukuk alanı oluşturmak için iki yüzden fazla sözleşme imzalanmıştır. Örneğin, Kadına Yönelik Şiddet ve de Ev İçi Şiddetle Mücadele ve Önlenmesi Sözleşmesi Türkiye’nin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığında Türkiye’nin gayretleriyle kaleme alınmıştır ve yine Türkiye’nin Dönem Başkanlığı sona ererken İstanbul’da imzaya açılmıştır. Burada büyük bir memnuniyetle söylemek isterim ki bu  sözleşmeyi ilk imzalayan ülke Türkiye olmuştur. Yine, bu sözleşmeyi ilk onaylayan da bizim yüce Meclisimiz olmuştur. Avrupa Konseyi tarafından da bu önemli adım büyük takdirle karşılanmıştır. Tabii, Avrupa Konseyinin sadece insan hakları koruması ve geliştirilmesi bakımından oluşturduğu mekanizma İnsan Hakları Sözleşmesi ya da Mahkeme değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yanında özellikle diğer mekanizmalarla, denetim mekanizmalarıyla, yardım mekanizmalarıyla Avrupa’da demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün geliştirilmesi için büyük katkılar sağlamıştır. Bu mekanizmalardan bir tanesi de Venedik Komisyonudur. Venedik Komisyonu bugün sadece Avrupa Konseyi üye ülkelerine bu anlamda destek sağlamamakta, diğer taraftan Kırgızistan gibi, Şili gibi, Güney Afrika gibi, Meksika gibi, Japonya gibi dünyanın her kıtasından ülkelere de büyük bir destek vermektedir ve bu ülkeler de bu destekten faydalanmaktadır. Yine, İşkenceyi Önleme Komitesi, Yolsuzlukla Mücadele Örgütü gibi, yine Hoşgörüsüzlükle Mücadele Örgütü, GRECO gibi birçok CPT kurumlarıyla da yine Avrupa’da insan haklarının korunması ve geliştirilmesinde çok önemli rol oynamıştır.

Başkanlığını yaptığımız Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, özellikle Denetim Komisyonuyla beraber bu üye ülkelerin bu anlamdaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini denetlemektedir, kontrol etmektedir ve de teşvik etmektedir ama Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin tek görevi denetim görevi değildir. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tüm Avrupa’da 800 milyon insanı temsilen her türlü farklı ideolojiler, farklı diller, farklı dinler ve farklı kültürlerden gelen arkadaşlarımızın oluşturduğu bir yasama organıdır ve de üye ülkelere yönelik kararlar ve de Bakanlar Komitesine yönelik de tavsiye kararları alır. Aynı zamanda Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, İnsan Hakları Mahkemesine tüm üye ülkelerin yargıçlarını seçer. Bunu da burada özellikle vurgulamak istedim.

Tabii, Avrupa Konseyinin 2004 yılında Türkiye’yi denetimden çıkardığını biraz önce vurguladım. Bunun da bizim Başkanlığımızın önünü açan önemli bir dönüm noktası olduğunun da altını çizdim. Tabii ki Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin denetiminden çıkmak bir üye ülke için çok önemli bir başarıdır ancak her başarıda olduğu gibi önemli sorumlulukları da birlikte getirmektedir.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi bir ülkeyi denetimden çıkarırken elbette o ülkenin bazı yükümlülükleri yerine getirdiğini tescil eder fakat bundan sonraki süreçte o ülkenin yerine getirmesi gereken sorumlulukları ve yükümlülükleri de hatırlatır. Nitekim, 2004 yılında Türkiye’yle ilgili aldığı 1380 sayılı Karar’ında da böyle olmuştur. Avrupa Konseyi bir taraftan Türkiye'nin büyük reformlar kaydettiğini, gerçekleştirdiğini tescil etmiştir ama diğer taraftan Türkiye'nin bundan sonraki süreçte yapması gereken yükümlülükleriyle ilgili de on iki maddelik bir metin ortaya koymuştur. Elbette bu süreçten sonra Türkiye de bu yükümlülüklerini yerine getirmek için önemli adımlar atmıştır, fakat değerli arkadaşlarım, özellikle bu adımların yanında bugün yeni adımların atılması da zarurettir, bunun da altını çizmemiz gerekiyor.

Elbette son iki yılda, özellikle 12 Eylülde referanduma giden anayasa değişikliği bundan sonra atılacak adımlar için bir temel oluşturmuştur, anayasal zemin oluşturmuştur fakat bugün özellikle Türkiye'nin çok ciddi bir yargı reformuna ihtiyacı olduğu hepimiz tarafından bilinmektedir. Bunu da, maalesef şu anda yargının içinde bulunduğu durumu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye aleyhine olan dosya sayısında ve de Türkiye aleyhine verilen kararlarda görebilmekteyiz. Bugün maalesef Türkiye, kabul etmeliyiz ki değerli arkadaşlar, bir taraftan Başkanlığını yapmaktan mutluluk duyuyoruz ama diğer taraftan Rusya ve Polonya’nın arkasından aleyhinde en çok dosya bulunan ülkedir. Daha önce Rusya’dan sonra 2’nciydi, şimdi dosya sayılarında göreceli olarak azalma var ama bunun da hâlâ yeterli olduğunu söyleyemeyiz ama özellikle son bir yıl içinde Türkiye aleyhine verilen kararlara baktığımız zaman -yüz yetmiş dört tane karar- bu konuda da maalesef Türkiye 1’inci sıradadır, bu da övünülecek bir durum değildir.

SIRRI SAKIK (Muş) – Ama Sayın Başbakan öyle demiyor Sayın Çavuşoğlu.

AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ BAŞKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU – Dolayısıyla, Türkiye'nin bu yargı reformunun dışında kapsamlı bir anayasa reformuna da ihtiyacı var. O bakımdan, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, Sayın Başkanımızın öncülüğünde tüm partilerimizin oluşturduğu Komisyonu önemsiyoruz. Umut ediyoruz ki buradan olumlu sonuçlar çıkar, her şeyden önce Türk halkının hak ettiği ileri ve sivil demokrasiye bu yüce Meclis kavuşur yeni bir anayasayla ve bu yeni bir sivil ve demokratik anayasayla Türkiye'nin, başta Avrupa Konseyi olmak üzere, diğer taraftan diğer uluslararası örgütlerde de gücü artar, etkisi artar diyorum.

Bu süreçte yine Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi olarak ve yine Venedik Komisyonu olarak Türkiye’ye her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu vurgulamak isterim ve de Türkiye'nin bu süreçte Venedik Komisyonuyla iş birliği yapmasının öneminin de altını özellikle çizmek istiyorum.

Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlar; Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanlığını yürüttüğümüz bu iki yıl içinde hem Avrupa’da hem de tüm dünyada yoğun gelişmelerin yaşandığını hepimiz gözlemledik. Hepimizin çok yakından takip ettiği gibi, 2011 yılı, Arap dünyasında demokrasiye geçiş mücadelelerinin verildiği, çarpıcı gelişmelerin yaşandığı tarihî gelişmelere tanıklık etmiştir.

Avrupa’nın komşu coğrafyasındaki ülkelerde önemli gelişmeler meydana geldi. Özgürlük, reform ve sosyal adalet talepleriyle sokaklara dökülen halkların gösterdiği irade “Arap baharı” olarak bilenen süreci başlattı. Elbette bu süreçte buradaki gelişmelerin sadece Avrupa’yı etkileme kaygısından değil, bu bölgedeki ülkelerle tarihî, sosyal ve kültürel bağlarımızdan dolayı Avrupa Konseyi ve Avrupa Konseyinin Parlamenter Meclisi bu süreci çok yakından takip etti ve bu süreçte, bu ülkelere de çok önemli destekler verdi. Keza, bu süreçte Türkiye'nin bölge halklarının meşru taleplerinin destekçisi olan ilkesel tutumu ve halkları kapsayıcı ve kucaklayıcı yaklaşımı Avrupa Konseyi çevrelerinde de takdirle izlendi.

Avrupa Konseyi, nasıl, biraz önce söyledim gibi, 70’li yıllarda Güney Avrupa ülkelerine yardımcı olduysa, nasıl 90’lı yıllarda Doğu ve Orta Avrupa ülkelerine yardımcı olduysa bizim dönemimizde de özellikle Arap baharı çerçevesinde bölge ülkelerine demokrasi yolundaki çalışmalarında destek olmaya çalışmıştır. Esasen Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı olarak daha Arap baharı başlamadan bir yıl önce ortaya bir vizyon koyduk. Bu ülkelerde demokrasileri güçlendirmek için, bu ülkelerin Avrupa Konseyine ve Avrupa’nın değerlerine entegre olabilmesi için yeni bir üyelik statüsü geliştirdik, bunun adını da “Demokrasi İçin Ortaklık Statüsü.” koyduk. Tabii ki bu Arap baharındaki gelişmeleri görünce Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin daha bu bahar başlamadan bir yıl önce başlattığı bu inisiyatifin aslında ne kadar vizyoner bir girişim olduğu da herkes tarafından takdir edildi.

HALUK AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir) - Müdahaleye destek de var mıydı?

AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ BAŞKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU - Tabii ki Avrupa Konseyinde bizim dönemimizde tarihî kararlar da aldık ve ilk defa Avrupa Konseyi tarihinde üye olmayan komşu bölgelerdeki bir ülkeyi, Fas’ı haziran ayında Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisine üye yaptık. Hemen arkasından ilk Genel Kurulda, ekim ayında da, Filistin Ulusal Meclisini, Filistinli kardeşlerimizi de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisine üye yaptık. Ocak ayından itibaren Filistinli milletvekili arkadaşlarımız da bizimle aynı çatı altında orada Avrupa için veya Filistin hakları için mücadele edeceklerdir.

Dolayısıyla, bu süreçte üyeliğimiz, daha doğrusu ülkelerin üyeliği sadece Filistin’le ve yine Fas’la sınırlı değildir, o bölgedeki diğer ülkelerle de temaslarımız devam ediyor. Tunus’ta demokratik seçimler için Tunus’a destek olduk. Şimdi aynı talebin Tunus’tan da gelmesini bekliyoruz. Cezayir’e gittik, Cezayir’i de teşvik ettik. Sadece Orta Doğu veya Kuzey Afrika ülkelerini teşvik etmedik, Orta Asya’ya gittik çünkü “komşu bölgeler” derken Orta Asya da bunun içindedir. Yine Kazakistan’ı teşvik ettik, Kırgızistan’ı teşvik ettik, bunun da sonuçlarını aldık. Şimdi, üçüncü ülke olarak Kırgızistan’dan da resmî talebi aldık ve bu talebi işleme koyduk. İnşallah en kısa zamanda haziran ayında ya da en geç ekim ayında Kırgızistan’ı da Kırgızistan Meclisini de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisine bu konuda inşallah üye yapacağız, her türlü gereken desteği de vereceğiz.

Diğer, Suriye’deki, Libya’daki, Mısır’daki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu ülkelerdeki gelişmelerle ilgili arkadaşlarımızın da girişimiyle belli sayıda karar ve tavsiye kararlarımız var, âdeta rehber olabilecek raporlarımız var. İnşallah bu ülkelerle de ileride temaslarımız daha iyi noktaya gelecektir diyoruz.

Tabii, Avrupa Konseyinde, sadece, Avrupa Konseyinin ilgilendiği alan komşu bölgeler değildir. Komşu bölgelerin dışında Avrupa’nın kendi içinde de çok büyük değişiklikler oldu, fırsatlar ortaya çıktı ve de sorunlar ortaya çıktı. Bu sorunlar ve fırsatlar çerçevesinde, kısa kısa, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi olarak ve Başkan olarak neler yaptığımızı da sizlerle paylaşmak istiyoruz.

AKPM’nin Başkanlığına 25 Ocak 2010 tarihinde seçildiğimiz günden bu yana Avrupa Konseyinin gerek 47 ülkeden 8 milyon Avrupa vatandaşının yüz yüze bulunduğu sorunlara siyaset oluşturmak, yine çözümler üretmek gerekse başında bulunduğumuz kurumun itibar ve güvenilirliğini artırmak için yoğun çalışmalar sürdürmekteyiz. Tabii ki, bu süreçte Avrupa içinde de kurumsal sorunlar yaşayan, siyasi tıkanmışlıklar yaşayan ülkeler var. Özellikle bu ülkelere yardımcı olabilmek için, yine Avrupa Konseyiyle arasında sorunları olan ülkelerle sorunları çözmek ya da güven bunalımını aşmak için ya da kendi arasında sorunlar yaşayan üye ülkelerin bu sorunlarının çözümü için veya güven artırıcı adımların atılması için arkadaşlarımızla beraber çok büyük gayretler sarf ettik.

Arnavutluk’a gittik, oradaki boykotun sona ermesi için müzakerelerin başlamasına vesile olduk ve de bu konuda başarılı olduk.

Yine, Moldova’da Cumhurbaşkanlığı seçiminden ya da seçilmemesinden ortaya çıkan ciddi bir siyasi tıkanmışlık var, ama en azından şimdi taraflar arasında ciddi müzakerelerin başlamasına vesile olduk.

En çok önem verdiğimiz ülkelerden bir tanesi Bosna-Hersek olmuştur, çünkü bir taraftan yaklaşık on beş aydır hükûmeti kuramayan bir Bosna, diğer taraftan anayasal değişiklikleri yapamayarak Avrupa Konseyine karşı yükümlülüğünü yerine getiremeyen bir ülke. Her iki sorunun çözülmesi için de katkı sağladık, 3 defa Bosna-Hersek’e özellikle ziyarette bulundum ve en son ziyaretimizden sonra hükûmet kurulması konusunda değişik siyasi partilerin anlaşmaya varması konusunda da çok önemli katkılarımız oldu.

Balkanlarda diğer ülkelere de gittik, Sırbistan’ı da ziyaret ettik, Bulgaristan’ı da, Romanya’yı da, tüm Balkan ülkelerini ziyaret ettik.

Bu arada, Kosova’yı da çok yakından takip ettik. Yine, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi olarak Kosova’yla ilgili bir konu tartışıldığı zaman, Kosovalı milletvekili arkadaşlarımızın davet edilmesi yönünde bir karar aldık ve o arkadaşlarımızın da en azından Kosova’yla ilgili konularda sözünün olduğunu Avrupa Konseyi olarak da kabul ettik.

Ülkeler arasında sorunlar dedik, Avrupa Konseyiyle kendi arasında sorunları olan ülkeler dedik, bunların başında Rusya geliyor. Rusya çok önemli bir üyemiz ama Avrupa Konseyiyle ilişkilerinde güven bunalımı var. Bizim dönemimizde bu güven bunalımının aşılması için büyük gayretler sarf ettik, ilişkilerin normalleşmesine çok büyük katkılar sağladık.

Aynı şekilde, Avrupa Konseyi ile Azerbaycan arasında aynı, benzer sorunlar vardı; Ukrayna’yla Avrupa Konseyi arasında; Ermenistan’la Avrupa Konseyi arasında ciddi sorunlar vardı, bu sorunların aşılmasında objektif tutumumuzla, ikili standart içinde olmadan yaptığımız çalışmalarla çok büyük katkılar sağladığımızı burada vurgulamak isteriz. Ama özellikle Rusya-Gürcistan savaşının ortaya çıkardığı sonuçlar, insan hakları ihlali, yine, Türkiye’yi, hem Ermenistan’la olan ilişkileri bakımından yakından ilgilendiren ama daha çok da kardeş Azerbaycan’la bağımızdan dolayı bizi yakından ilgilendiren Karabağ probleminin çözümü için de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi çatısı altında bir komisyon kurduk ve burada, özellikle insan hakları ihlali, kaçkınların, göçkünlerin haklarının savunulması için ve de güven artırıcı adımların atılması için bu komisyonları aktif bir şekilde şu anda yürütmekteyiz.

Yine, Kıbrıs’ta iki tarafta genç siyasetçilerin arasında diyalogu sağlayabilmek için Kıbrıs Platformu’nu oluşturduk ve 50’den fazla genç siyasetçi arkadaşımızı bir araya getirdik, hem Kıbrıs’ta, ara bölgede hem de onları İstanbul’a davet ederek o gençler arasında güven artırıcı adımların artması için de bir taraftan Kıbrıs’ta çözüm için büyük gayretler sarf ederken uluslararası örgütler olarak, diğer taraftan, burada, bu ileriyle yönelik adımların atılmasına da çok büyük katkı sağladık.

Burada bir konuyu da huzurunuza getirmek isterim: Avrupa kurumlarının içinde bugün 2 tane Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden milletvekili arkadaşımızı kendi bünyesinde bulunduran tek uluslararası örgüt Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisidir.

Yine değerli arkadaşlarım, tabii ki, sorunlar ülkelerle ya da ülkeler arasındaki sorunlarla sınırlı değildir. Bugün Avrupa’nın tamamını, Avrupa’da yaşayan tüm halkları ilgilendiren çok ciddi sorunlar vardır. Bugün, Avrupa’nın nasıl bir ciddi ekonomik krizden geçtiğini hepimiz görüyoruz ama bizi esas ilgilendiren bu ekonomik krizlerin insanların günlük hayatını nasıl olumsuz etkilediğidir, insan haklarını temelden nasıl etkilediğidir ve de demokratik kurumları kökten nasıl sarstığıdır. Dolayısıyla, bu konuda da rehberlik niteliğinde kararlarımızın ve tavsiye kararlarımızın olduğunu vurgulamak isterim, her ne kadar ekonomik bir kuruluş olmasak da bu insan hakları boyutuna önem vermemiz gerekiyor. Özellikle “Devletlerin aşırı borç yükünün demokrasi ve insan hakları üzerindeki etkileri”, “Ekonomik krizin göçmenler ve kadınlar üzerindeki etkileri” konulu raporlarımızı Avrupa Konseyinde kabul ettik. Yine, en son Edinburg’da Daimî Komisyon toplantısında da “Krizin Gençler Üzerindeki Etkileri” konulu bir oturumu arkadaşlarımızla beraber düzenledik.

Tabii, Avrupa’nın ekonomik krizlerden geçtiği böyle bir ortamda, dünyanın en büyük ekonomilerinin yer aldığı G20 üyesi olan, dünyanın 16’ncı, Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisi konumundaki Türkiye, dinamik ve istikrarlı ekonomisiyle Avrupa’da âdeta güvenilir bir liman olarak sapasağlam yerinde duruyor.

Diğer taraftan, değerli milletvekilleri, tabii, ekonomik krizler geçicidir ama bugün Avrupa’yı tehdit eden en büyük sorun, Avrupa’da artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük, antisemitizm ve İslamafobi’dir. Maalesef bugün bu tehlikeli artışın negatif sonuçlarını, somut sonuçlarını da Avrupa ülkelerinde görmeye başladık. Bugün sadece ırkçı partilerin sandalye sayısı artmıyor, bugün ılımlı partilerin bile ırkçı partilere kaybettiği desteği geri alabilmek için, ırkçı partilerin kullandığı söylem ve eylem içinde olduğunu görmekten çok büyük endişe duymaktayız.

Bugün, geçen sene Romanların bazı ülkeler tarafından sınır dışı edilmesi, kamplarının kapatılması, yine o ülkelerde insanların inançlarıyla ilgili kısıtlamalar getirilmesi, kılık kıyafetle ilgili, yine İsviçre’de bir kantonda minare yasağının referanduma götürülmesi gibi son derece olumsuz sonuçlarını görüyoruz.

Aynı şekilde, Norveç’teki olaya baktığımız zaman, Belçika’daki olaya baktığımız zaman, Almanya’da 9 Türk’ün Neonaziler tarafından öldürüldüğünü gördüğümüz zaman; İtalya’da bir İtalyan’ın Afrika kökenli vatandaşları öldürüp, intihar ettiğini gördüğümüz zaman, artık, bu işin hangi boyuta vardığını görüyoruz ve bu, bizi daha da endişelendiriyor.

Elbette Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi olarak bu süreçte sessiz kalmadık, tepkilerimizi de gösterdik. Kararlar ve tavsiye kararları da aldık. Rehber niteliğinde raporlar da kabul ettik. Aynı şekilde, Strasbourg’da üst düzeyli konferanslar düzenledik, deklarasyonlar yayınladık. Tüm ülkeler bunu kabul etti, ama öyle görünüyor ki, bu kararlar, bu tavsiye kararları ve de deklarasyonlar üye ülkeler tarafından uygulanmadığı sürece ya da zihniyet değişimi sağlanmadığı sürece bir noktaya kadar etkili olabiliyor.

O nedenle, bize göre artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamafobi, antisemitizm gibi akımlarla, değerlerimizi tehdit eden akımlarla mücadele etmenin en etkili yolunun kültürler arası diyaloğun dinî boyutuyla beraber artırılması ve pekiştirilmesi olduğunu düşünüyoruz.

O sebeple, gittiğimiz ülkelerde -Bugüne kadar 90’dan fazla resmî ya da çalışma ziyareti yaptık- bu sorunu sadece cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla, meclis başkanlarıyla paylaşmadık. Bu sorunun hangi noktaya vardığını, yine, üniversitelerde gençlerle paylaştık. Ulusal meclislere hitap ederek milletvekilli arkadaşlarımızın gündemine getirdik. Yine, diyalog konusunda çaba sarf eden sivil toplum örgütleriyle bir araya geldik ve de dinî liderlerle buluşarak onların da desteğini istedik. Vatikan’a gittik, Papa’yla da görüştük. Gittik, Hristiyanların, Ortodoksların, Katoliklerin, Protestanların temsilcileriyle de görüştük.  Müslüman toplumların yaşadığı bölgelerde müftülerimizle de görüşerek onların desteğini istedik ve de bunun sonucunda, ilk defa, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarihinde nisan oturumunda beş farklı inancın liderini -tüm Avrupa’daki Müslümanlar adına da Diyanet İşleri Başkanımız katılmıştır- bir araya getirdik ve de ortak bir oturum düzenledik, kendilerinin de bu süreçte bize çok büyük destekleri oldu. Yine, nisan oturumunda, dinî liderlerden bir gün sonra, Sayın Başbakanımız, medeniyetler arası ittifakın eş başkanı olarak Strasbourg’a geldi, davetimizi kırmadı; yine, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisine de hitap etti. Bu sebeple Sayın Başbakanımıza bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz.

Tabii, Avrupa’da artan ırkçılığa karşı mücadele sadece bizim tarafımızdan yürütülmüyor, Bakanlar Komitesi tarafından da yürütülüyor. Özellikle Türkiye'nin, Sayın Davutoğlu’nun yürüttüğü Bakanlar Komitesinin Dönem Başkanlığında, Sayın Davutoğlu’nun teklifi ve Genel Sekreterimiz Jagland’ın inisiyatifiyle Avrupa Konseyinde bir Akil Adamlar Grubu oluşturuldu. Bu Akil Adamlar Grubu da “21’inci Yüzyılda Avrupa’da Birlikte Yaşamak” adlı bir raporu kabul ettiler. Biz de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi olarak bu rapora tam destek verici oturumumuzu düzenledik, kararımızı aldık. Bu sebeple Sayın Davutoğlu’na da bu etkili çalışmalarından veya bu sürece verdiği desteklerden dolayı çok teşekkür ediyoruz.

Tabii, bu süreçte, artan ırkçılıkla mücadele için ulusal parlamentolara da görev düşüyor. O yüzden, siz değerli milletvekili arkadaşlarımızın da bu süreçte desteğine çok büyük ihtiyacımız var.

Tabii, Avrupa’da sadece problemler yok değerli arkadaşlar. Avrupa’da, ortaya çıkan fırsatlar da var. Bu fırsatlardan bir tanesi de Avrupa Birliğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine üyeliğidir. Bugün, Avrupa çapında insan haklarını koruma altına almak istiyorsak bu bütünleşmeyi sağlamamız gerekiyor ve biz Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği olarak bu süreci tamamlamak üzereyiz. Biz, ayrıca Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ve Avrupa Parlamentosu olarak da kendi aramızda bir anlaşmaya vardık ve bu süreç tamamlandıktan sonra Avrupa Parlamentosu, Başkanlığını yaptığımız Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde 18 kişilik bir milletvekiliyle temsil edilecekler. Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine üye olan Avrupa Birliğinin de kendi yargıcı olacak ve bu yargıç seçimleri dâhil oradaki bu sürece Avrupa Parlamentosundan arkadaşlarımız da katılmış olacak. Dolayısıyla bu da bizim çok önemli bir önceliğimizdi, bunu da başarmış olmaktan ayrıca mutluluk duyuyoruz.

Tabii, biraz önce -konuşmamın başından beri- Avrupa ve bölgesindeki sorunları, ortaya çıkan problemleri ve önümüzdeki fırsatları sizlerle paylaşmaya çalıştık. Bu sorunlarla mücadele edebilmek için yine bu fırsatları iyi değerlendirebilmesi için Başkanlığını yaptığımız kurumun çok daha güçlü olması gerekiyordu. O yüzden, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisine yapısal anlamda çok büyük destekler verdik ve Avrupa Konseyinin ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin, Genel Sekreterimiz Jack’la da beraber, reform sürecini başlattık. Ayrıca, İnsan Hakları Mahkemesinin de reformu için tüm desteklerimiz devam etmektedir.

Dolayısıyla bu önümüzdeki oturuma, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, haziran ayında kabul ettiğimiz raporla yine ekim ayında kabul ettiğimiz İç Tüzük’le ilgili -darısı Türkiye Büyük Millet Meclisine- İç Tüzük değişikliğimiz de 2012 yılına, oturumuna çok farklı bir meclis olarak başlayacaktır. Daha dinamik, siyasi konulara daha çok odaklanmış, parlamenter arkadaşlarımızın katılımına açık, aynı şekilde ulusal parlamentolarla bağı güçlendiren bir reform sürecini tamamlamaktan veya Başkanlığımızın da böylesine bir başarıyla sona ermesinden ayrıca mutluluk duyduğumu da burada sizlere anlatmak isterim, sizlerle paylaşmak isterim. Tabii, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin reform çalışmalarının Başkanlığımız tarafından özellikle ciddi bir şekilde takip edildiği ve bu sürece arkadaşlarımızla beraber ciddi katkı sağladığımızı da vurgulamak isterim.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; AKPM Başkanlığımızdaki faaliyetlerimiz ve gerçekleştirdiğimiz projelerimizin satır başları böyle. Çalışmalarımızı, AKPM Başkanlığını tamamlayacağımız 23 Ocak 2012 tarihine kadar yoğun bir şekilde devam ettireceğiz. Son iki ziyaretimizi Andorra’ya ve Kanada’ya yapacağız. Andorra, bizim en küçük üyelerimizden bir tanesi. Özellikle küçük ve büyük ülke ayrımı yapmadığımızı göstermek için birkaç gün sonra, resmî ziyaretimizden sonra buradan Andora’ya gidip onları da ziyaret edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bugünün Avrupa’sının dünyanın en istikrarlı ve demokratik ve ekonomik bakımdan en kalkınmış bölge olmasında uluslararası kurumların, Başkanlığını yaptığımız Meclisin de çok önemli katkısı olmuştur. Bu kapsamda, Avrupa Konseyi geliştirdiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle Atlantik’ten Pasifik’e, Baltık Denizi’nden Akdeniz’e kadar ortak değerler etrafında birleşik bir Avrupa kurulmasına büyük katkı sağlamıştır. Fakat şu ana kadar hiçbir uluslararası kuruluşun ekonomik krizler, sosyal güvenlik mekanizmalarının aşınması, hoşgörüsüzlük ve şiddetin artması gibi sorunlara karşı toplumları tam olarak koruyamadıklarını da kabul etmemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ BAŞKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU – Uluslararası kuruluşlar iklim değişikliğinin önlenmesine, uluslararası terörizm ve organize suçlara tam manasıyla karşı koyamamıştır, maalesef. Bu bakımdan, bugünün değişen dünyasında uluslararası iş birliğine ve entegrasyona her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Değişim ve düzen arayışlarının giderek hızlandığı mevcut uluslararası ortamda hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri, eşitlik, adalet ve farklılıklara saygı gibi değerlere giderek daha fazla önem vermekteyiz. Ekonomiden güvenliğe kadar, uluslararası ilişkilerin her boyutunda küresel ilişkileri düzenleyen kural, kurum ve davranışların bu evrensel değerleri yansıtması toplumların güvenlik, refah ve istikrarı için önem taşıyor. Ulusal ve uluslararası parlamentolar ve parlamenterler de özellikle halkı temsil eden biz milletvekilleri de bu süreçte çok önemli roller oynamalıdır, üstlenmelidir.

Türkiye'nin, Avrupa Konseyinin oluşturduğu ortak değerler sistemine sağladığı değerli katkıların yüce Türkiye Büyük Millet Meclisimizin öncülüğünde önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğine inancımız tamdır. Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki reformların devamı, Türkiye’yi bölgesinde bir cazibe merkezi kılmaya devam edecektir.

Sözlerime son verirken, sizlerle bugün bu yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bir arada olmaktan, bir ufuk turu gerçekleştirmiş olmaktan duyduğum memnuniyeti ve onuru bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan ve siz çok değerli milletvekili arkadaşlarımıza en derin sevgi ve saygılarımı sunarım. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çavuşoğlu.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ve beraberindeki heyet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in refakatinde Genel Kurulumuzdan ayrılmaktadırlar, teşekkür ediyoruz kendilerine tekrar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURSUNA MEMECAN (Sivas) – Sayın Başkan, söz talebim vardı.

BAŞKAN – Sayın Memecan, söz talebiniz var; buyurunuz.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Sivas Milletvekili Nursuna Memecan’ın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Konsey çalışmalarına yaptığı katkılara ilişkin açıklaması

NURSUNA MEMECAN (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Türkiye, Avrupa Konseyinin kurucu üyesi olmasına rağmen, Parlamenter Mecliste ilk defa bir Türk başkan oldu. Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, öncelikle seçimi sırasında çok başarılı bir çalışma yürüttü. Arkasından, son iki senedir Parlamenter Meclisinde hem objektif yaklaşımıyla, dinamik çalışmalarıyla hem Konseyin çalışmalarının çok faydalı bir boyuta ulaşmasına katkıda bulundu hem de Türkiye’nin çok itibarını artırdı ve çok güzel temsil ettiğini düşünüyorum. Delegasyon Başkanı olarak kendisine Delegasyonumuz adına teşekkür etmek istiyorum izninizle.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Memecan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim de söz talebim var efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’na vermiş olduğu bilgiler için teşekkür ediyorum ve Avrupa Konseyindeki çalışmalarında başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün 10 Ocak 2012, gazetecilerin haklarının fikir işçisi olarak 10 Ocak 1961 tarihinde düzenlenmesinden bu yana her yıl “10 Ocak” tarihi Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanmaktadır ve biz bu günü Türkiye’de kutlayamıyoruz, gazeteciler bu günü buruk kutluyor çünkü 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde 97 gazetecimiz cezaevindedir. Bugün, basılmamış kitapların toplatıldığı, yazarların tutuklandığı bir ortamda muhalif gazeteci olmak, iktidar karşıtı cümleleri haber yapmak, makale konusu yapmak gerçekten büyük bir cesaret istiyor. Bu cesareti gösteren gazetecileri kutluyorum.

Türkiye zor günlerden geçiyor, kendini ileri demokrat olarak tanımlayan ancak gerçekte demokrasiyi içine sindirememiş olan bir anlayışın hemen her gün bir başka tür baskı ve sindirme hareketiyle karşı karşıyayız. Osmanlı İmparatorluğu’nda sultanların “Hikmeti hükûmet” kavramına dayanarak gerçekleştirdikleri siyaseten katletme eylemi bugün şekil değiştirmiş, hukuk kılıfı giydirilmek suretiyle “Yargıyla katletme eylemi”ne dönüşmüştür. İş adamları, rektörler, öğrenciler, gazeteciler, siyasetçiler, toplumun hemen her kesiminden iktidar karşıtı önerilerde bulunanlar, konuşmalar yapanlar, yazı yazanlar, kitap yazanlar cezaevlerinde; önlerinde bir karanlık var, neyle suçlandıklarını dahi doğru dürüst bilmiyorlar ve birçok beden, suçluluğu kanıtlanmamış bedenler tedavi edilemediği için cezaevlerinden mezarlıklara götürülüyor; böyle bir Türkiye’deyiz. “Evrensel hukuk.” diye bir kavram tanınmıyor. Masuniyet karinesi bir kenara atılmıştır. Böyle bir tabloda, yargıyı eleştiren Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu hakkında, Silivri Savcısı bir fezleke düzenlemek suretiyle “Adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs.” iddiasıyla bir talepte bulunmuştur.

2012 Türkiyesi’nde, artık, sıra ana muhalefet partisine gelmiştir ama hiç kimse ana muhalefet partisini ve Türk milletini susturamayacaktır. Baskısını her gün arttırmakta olan bu iktidar mutlaka gidecek, Türkiye, demokratik bir ortama, demokratik bir hükûmete kavuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Böyle bir tabloda, Sayın Kılıçdaroğlu hakkında düzenlenen fezlekeye “Olması gereken olmuştur.” diyen Sayın Başbakanı da buradan ayıplıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Şandır, siz de sisteme girmişsiniz.

Buyurunuz.

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Konsey çalışmalarına yaptığı katkılara ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun konuşması sebebiyle biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak görüşlerimizi, düşüncelerimizi ifade etmek arzusundaydık ancak Sayın Başkan Genel Kurulu terk etmiş bulunmaktalar ama yine de biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, bir Türk milletvekilinin Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı olmasından duyduğumuz memnuniyeti ve -anlattığına göre- yaptığı başarılı çalışmalardan dolayı tebriklerimizi ifade ediyoruz ancak şunu da söylememe lütfen müsaade ediniz, Sayın Çavuşoğlu’nun Başkanlığını yaptığı Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyesi ülkelerde, bu iki yıl içerisinde, Türkiye’mize, Türk milletine karşı çok haksız itham ve iddialar ortaya konulmuş, hakaretler yapılmıştır. Arzu ederdim ki Sayın Çavuşoğlu, bu haksızlıklara karşı, bir Türk parlamenter olarak, bir Türk olarak verdiği mücadeleyi de burada anlatması gerekirdi. O Meclisin çok etkili bir üyesi olan Fransa’da Türk milleti için “soykırımcı” iddiası ifade edilmiştir ısrarla ve de “Yok denilmesinin cezalandırılması” kanun hâline getirilmiştir. Sayın Başkanın buna tepkisi ne olmuştur, bunu öğrenmek isterdik.

Bir başka husus: Sayın Çavuşoğlu’nun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanlığı yaptığı bu iki yılda Türkiye’de de demokrasi dışı öyle gelişmeler oldu ki Avrupa kriterlerine uymayan, bunlara karşı da bir mücadele verdiğini duymak isterdik burada.

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Gazetecilerimizin, yazmadıkları kitaplardan dolayı, yapmadıkları haberlerden dolayı silahlı terör örgütü üyesi olmaktan suçlanıp hapislere atıldığı bir süreçte, Sayın Çavuşoğlu’nun, bundan duyduğu rahatsızlığı da ifade etmesini beklerdik ama tekrar ediyorum, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, bir Türk milletvekilinin Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisine iki yıl süreyle Başkanlık yapmasını ülkemiz açısından önemli, değerli bir gelişme olarak görüyorum, hizmetlerinden dolayı, her şeye rağmen kendisine teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

Sayın Buldan, buyurunuz.

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklaması

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek için söz aldım Sayın Çavuşoğlu’nun burada, Genel Kurulda yaptığı bilgilendirme konuşması sebebiyle.

Sayın Çavuşoğlu Avrupa hukukundan bahsetti burada ama şunu Sayın Çavuşoğlu’na hatırlatmak isteriz: Bugün Çalışan Gazeteciler Günü ve bugün Türkiye’de 97 gazeteci tutuklu bulunmakta. Çalışan gazeteciler için iyi temennilerde bulunmak ve bugünü gerçek anlamda kutlamak isterdik tabii ki ama ne yazık ki gazeteciliğin suç sayıldığı, hatta haber notları ve adres defterlerinin suç sayıldığı ve gerçekleri yazdıkları için tutuklanan gazeteciler var bugün Türkiye’de, ülkemizde.

Aynı zamanda, milletvekillerinin, hukukçuların, gazetecilerin tutuklu olduğu bir coğrafyadayız ve her şeye rağmen ben Sayın Çavuşoğlu’na da bunu iletmek isterim: Biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak bugün ileri demokrasiden bahsedilse bile Türkiye’de gerçek bir demokrasinin olmadığını hatırlatmak isteriz ve çalışan tüm gazetecilerin gününü bir kez daha kutlar, teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Buldan.

Sayın Elitaş, buyurunuz.

5.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun vermiş olduğu bilgilere, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ve tutuklu bulunan gazetecilerle ilgili değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle 1949 yılında kurulmuş Avrupa Komisyonu Parlamenter Meclisi Başkanlığına ilk defa bir Türk milletvekilinin Başkan olarak seçilmesi ve iki yıl süreyle bizi onurla temsil etmesi anlamında Sayın Çavuşoğlu’nun şahsında kendisini tebrik ediyorum. Milletvekili arkadaşlarımızın, tüm siyasi parti gruplarına mensup milletvekili arkadaşlarımızın da Sayın Çavuşoğlu’nun çalışmalarına yaptığı katkılardan dolayı şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

Bugün 10 Ocak 2012, Çalışan Gazeteciler Günü. Biz de grup başkan vekilliği olarak, AK PARTİ Grubu olarak milletvekili arkadaşlarımızla birlikte parlamenter muhabiri olan arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Ama biraz önce ifade edildiği gibi, kimilerinin 70 diye söylediği, kimilerinin 90 diye söylediği gazetecilerle ilgili yapılan tutukluluk ve içeride olan gazetecilerle ilgili değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etmek istiyorum.

Ağustos 2011 tarihinde Türkiye Gazeteciler Sendikasının ifade ettiği 72 gazetecinin 63 tanesi cezaevinde bulunuyor, bunlardan 9 tanesinin izine rastlanamamış. 63 isimden 45 tanesinin basın kartı yok, 18 tanesinin basın kartı var. Bu 63 kişiden 4 tanesinin “basın yoluyla işlenen suçlar” diye ifade edilebilecek terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan dolayı cezaevinde olduklarını ifade etmek istiyorum. 63 kişiyle ilgili yapılan iddialardan, adam öldürmek, banka soygunu, yağma, gasp, tehdit, resmî belgede sahtecilik, sahte kimlikle dolaşmak, güvenlik güçlerine saldırı, ruhsatsız silah taşımak veya bulundurmak, izinsiz tehlikeli madde bulundurmak, tehdit yoluyla çek-senet tahsilatı yapmak, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs etmek gibi konular ki herhâlde bunlar hiçbir gazetecinin gazetecilikle ilgili görevler içerisinde tanımlanmaması gereken konular arasındadır diye düşünüyorum.

Bir de şu konuyu çok hassas bir şekilde değerlendirmemiz lazım: Eleştiri ile hakaret arasındaki kalın çizgiyi –altını çizerek söylüyorum- çok iyi ayırmamız gerekir. Eleştiri parlamenter sistemde, demokrasilerde olmazsa olmaz haklardan biridir ama eleştiri demokrasilerde hakarete ulaşmadığı sürece açıkçası bunun tayinlerini muhakkak ki mahkemeler yapacaktır. Eleştiri ile hakaret arasındaki ince çizgiyi iyi yapabilmemiz gerekir. Demokrasilerde herkes konuşabilmeli ama demokrasilerde hiç kimse eleştiri sınırlarını aşıp hakaret ölçüsüne de gitmemelidir diye düşünüyorum.

Tekrar, AKPM Başkanı Sayın Çavuşoğlu’nu iki yıllık süre içerisinde yaptığı görevde tebrik ederken, Çalışan Gazeteciler Günü’nü de tebrik ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Elitaş.

Sayın Şandır, siz tekrar sisteme…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, Çalışan Gazeteciler Günü konusuyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun da görüşlerini ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Kısa bir süre veriyorum.

Buyurunuz.

6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın,  10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Tabii, bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Gönül arzu eder ki veya doğru olanı Sayın Hükûmetin çıkıp bu konuda, çalışan gazetecilerin sorunları hakkında bilgi vermesi, grupların da buna karşılık onar dakika konuşmasıydı ama bu imkânı vermediler.

Biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, çalışan gazetecilerin sorunlarına karşı Parlamentomuzu, ülkemizi, tüm siyaset kurumunu duyarlı olmaya davet ediyoruz. Çalışan gazetecilerin sorunlarının tutuklu gazetecilerin sorunlarının gölgesinde, baskısında konuşulmasını da çok doğru bulmuyoruz. Bugün çalışan gazetecilerin gerçekten çok önemli sorunları olduğunu  biliyoruz. Bu Parlamento, bu Genel Kurul gazetecilerin yıpranma payını ellerinden almıştır. Bu, doğru değildir. Bu, hak değildir. En azından bu 10 Ocak dolayısıyla gazetecilerin yıpranma haklarının tekrar kendilerine iade edilmesi konusunu gündeme alabiliriz, bununla ilgili kanun değişikliği yapabiliriz, bununla ilgili bir gruplar arası uzlaşmayı temin ederek çalışan gazetecilerimize, demokrasinin, siyaset kurumunun bir sorumluluğu olarak bu hakkı tekrar iade etmeye karar verebiliriz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, tüm gazetecilerimizin bu özel ve önemli gününü kutluyor, kendilerine sağlık ve başarılar diliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şandır.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben de bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Ne için acaba?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, her gruptan ikişer kişiye söz verdiniz. Ben o nedenle bir kez daha talep ediyorum.

BAŞKAN – İkişer kişiye söz vermedim Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Çalışan gazeteciler nedeniyle…

BAŞKAN – Onu söylemiştiniz diye düşünüyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İktidar partisinden 2 arkadaşımız konuştu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, o AKPM Türk Grubu Başkanı diye konuştu.

BAŞKAN – O ayrı bir şekilde, grup başkan vekilleri olarak değil. Grup başkan vekilleri olarak söz vermiştim Sayın Hamzaçebi. Teşekkür ederiz. Onu da söylediğinizi kabul ediyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Kırıkkale ili Yahşihan ilçesindeki askerî mühimmat deposunda meydana gelen patlama hakkında söz isteyen Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’a aittir.

Buyurunuz Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Kırıkkale ilinin Yahşihan ilçesinde bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait mühimmat ayrıştırma tesisinde meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 4 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ilişkin gündem dışı konuşması

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle gündem dışı konuşmama fırsat veren Başkana da özellikle teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yeni yıla girerken, Kırıkkale Yahşihan ilçesinde bulunan Kara Kuvvetlerine ait mühimmat ayrıştırma TNT şubesinde, atölyesinde çıkan patlamada maalesef 4 hemşehrimiz, vatandaşımız şehit düşmüştür. Şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken yakınlarına ve hemşehrilerimize başsağlığı dileklerinde bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şehitlerimizden Salih Erkeç, 1969 doğumlu olup Kırıkkale ili Keskin ilçesi Cankurtaran köyü nüfusuna kayıtlı olup cenazesi tespit edilmiştir ve cenazesi, Kırıkkale Merkez Atatepe Camisinde kılınan öğle namazını müteakip cenaze namazı ve sonrasında resmî şehit töreniyle Yahşihan aile mezarlığına defnedilmiştir. Şehidimize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Şehidimizin merasimine Millî Savunma Bakanımız Sayın İsmet Yılmaz, Başbakan Yardımcımız Beşir Atalay ve Millî Savunma Komisyonu Başkanımız, Sayın Valimiz, Belediye Başkanımız ve askerî ve sivil erkân katılmıştır. Kalabalık bir hemşehrimizin de eşliğiyle cenaze defnedilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şehit düşen 3 kardeşimizden birisi Kırıkkale Aşağımahmutlar kasabasından, benim de akrabam olan Cezayir Çalışkan; yine Kırıkkale Karacalı köyünden 1991 doğumlu Samet Aygar Kardeşimiz; yine Ankara ili Keçiören ilçesi Bağlum kasabasından Adnan Dağdeviren Kardeşimizin maalesef cenazeleri tespit edilememiştir. Olayın üzerinden sekiz gün geçmesine rağmen yoğun bir çalışma devam etmektedir. Yoğun çalışma GATA’da ve Adli Tıp Kurumunda DNA testi üzerinde yoğunlaşmıştır. Aileler sabırsızlıkla cenazelerini beklemektedir. İnşallah en kısa zamanda görevliler ve yetkililer bu tespit çalışmalarını neticelendirecek ve ailelerine cenazelerini teslim edecek, inşallah onların da şehit merasimini hep birlikte yapacağız.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesinde bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait bu tesis mühimmat ayrıştırma ve ayıklama tesisi olup, askerî envanterden çıkan mühimmatların imha edildiği bir yer olup 2007 yılında hizmete açılmış ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmiştir. Toplam 202 kişinin çalıştığı bu yerde maalesef, gerekli önlemler alındığı hâlde bu patlama neden olmuştur? Bu patlamayla ilgili adli ve askerî savcılığın tahkikatları devam etmektedir.

Sayın Başkanım, şehitlerimizden geriye kalanları ilgilendirecek bir konu da böyle bir olayda, patlamayla mütevellit hadiselerde şehit tanımına bunlar girmiyordu. Gerçekten, burada şehit statüsü verildi bu kardeşlerimize. Şehit statüsü verilmesinde özellikle Genelkurmay Başkanlığımıza, Millî Savunma Bakanımıza, Kara Kuvvetlerimize, Sayın Valimize, Başbakan Yardımcımız Beşir Atalay ve Millî Savunma Komisyonu Başkanımız Oğuz Kağan Köksal Bey’e ve özellikle Harb-İş Sendikası yetkililerine de özellikle huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Henüz üç ay önce işe giren 2 kardeşimiz, Cezayir ve Samet -geride kalanları- bu şehit statüsüyle ilgili haklardan inşallah yararlanacaktır diye düşünüyorum ben.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Kırıkkale 1920’lerde on üç haneli Kırık köyü iken askerî fabrikaların, merhum Hüseyin Kahya’nın arazisini hibe etmesiyle kurulmuş genç, dinamik bir şehirdir.

Askerî fabrikaların genişlemesi ve istihdamı artırmasıyla birlikte Kırıkkale göç almaya başlamış, seksen vilayetten insanların oluşturduğu bir şehir olmuştur. Şehir 1939’da belediye, 1941’de ilçe olmuştur. 1970’lere geldiğimizde göç yoğunlaşmış, istihdam artmış ve Kırıkkale merkezi 200 bin nüfusa ulaşmıştır.

Kırıkkale şu an, Makine Kimyayla birlikte, TÜPRAŞ rafinerisiyle birlikte önemli bir savunma merkezi durumundadır. Savunma merkezi olması hasebiyle, Millî Savunma Bakanlığının tesisleri, Makine Kimya ve özellikle TÜPRAŞ rafinerisiyle birlikte burada patlayıcı ve yakıcı malzeme imal edilmektedir. Bundan dolayı da tabii ki riskli bir iş alanıdır. Bu riskleri beraberinde getirmemek kaydıyla, şehrin merkezinden, önemli, tehlikeli, riskli sayılabilecek yerler şehrin uzağındaki yerlere nakledilmiştir. Buna rağmen, tabii ki savunma sektöründeki sıkıntılar, riskler devam etmektedir. Bu sıkıntıları asgariye indirmek için Hükûmetimizin de çalışmaları devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; inşallah cenazelerimiz tespit edilir DNA testiyle, onların da ailelerine cenazeler teslim edilir diyorum.

Ben bu vesileyle, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyor ve milletimizin tekrar başı sağ olsun diyorum.

Tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Can.

Gündem dışı ikinci söz, Kocaeli esnafının sorunları hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Türkkan. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli esnafının yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kocaeli esnafının sorunları hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İktidarın iddiasına göre, Çin, Hindistan ve Arjantin’den sonra 4’üncü sırada, hızla büyüyen ülkemizde, ben biraz da size kendi seçim bölgem olan Kocaeli esnafının sorunlarından bahsetmek istiyorum

Kocaeli’nde girdiğiniz her sokak ve caddede mevcut dükkânların neredeyse üçte 1’inde kiralık tabelası mevcut. Bu yalnız Kocaeli’nde değil aslında, sizlerin de seçilip geldiğiniz bölgelerde de çok farklı olduğunu zannetmiyorum. Seçim gezilerinden de hatırlıyoruz, girdiğimiz her esnaf çok ciddi bir şikâyette bulunuyor. Yani bunun oylara yansımamasının başka tesirini arayabilirsiniz yani “Bu esnaf bize oy veriyor kardeşim, madem şikâyetçi, niye oy veriyor?” şeklinde bir savunma çok geçerli değil, esnafın sorunlarını görmemezliği gerektirmiyor bu savunma.

Bu, Kocaeli iliyle ilgili benim söylediğim yalnız benim söylemim değil, yaklaşık yirmi iki yıldır Kocaeli’de Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanlığı yapan Kemal Kaya’nın geçen gün basına yansıyan açıklamalarında da aynısı vardı. Esnafı geziyoruz, diyorlardı ki: “2010’da işlerimiz kötüydü, 2011’de daha kötü, 2012’de çok daha büyük sıkıntılar bizi bekliyor. Lütfen, bu sorunlarımızı dile getirin.” Esnaf artık eşinin bileziğini, kendisinin bir köşeye koyduğu kefen parasını, ölüm parasını bozdurmuş, sermayesinden yemeye başlamış, dükkânını ayakta tutmaya çalışıyor. Gezdiğimiz esnafların hemen hemen yarısına yakını dükkân sahibine borçlu. Bu esnafların artık kredi alacak imkânı da kalmamış, çoğu bankalara borçlu, sicilleri, ticari sicilleri bozulmuş, esnaf sanatkârlar kooperatiflerine gidip kredi alma imkânları da yok. Toptancı artık esnafa güvenmiyor, dolayısıyla kendisine ödünç mal da vermiyor.

Kocaeli’deki esnafın bir başka sıkıntısı da Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin caddelerde aldığı, ana arterlerde ve yan caddelerde aldığı park yasağı. Bu park yasağı nedeniyle insanlar herhangi bir esnafın önünde durup herhangi bir şekilde alışveriş yapamıyor. Nerede yapıyor? Bunun yerine park yerleri olan büyük AVM’lerden gidip alışveriş yapıyor. AVM’ler Türkiye’deki esnafın gerçekten çok önemli bir sorunu. Örtülü para transferinin kaynağı. Bunlar kârlarını yurt dışındaki kendi merkezlerine transfer ederek Türkiye’ye çok ciddi bir girdi sağlayamıyorlar, çoğu zaten yabancı şirket. Dikkat edin, esnafların kepenk kapattığı çoğu yerde artık cep AVM’ler kurulmaya başlanmış. Bu minvalde Kocaeli’nin esnafına gidip “Ben bu marketlerle ilgili neler yapabilirim?” şeklinde sorduğumda hepsinin ortak kanaati şu: Bu Meclisin bir türlü Genel Kurula getirmediği “Büyük marketler yasası” diye bildiğimiz yasanın Genel Kurulda çözümünü bekliyor sayın esnafımız.

Ülkenin kantarıyla oynadık, dikkat edin, hemen hemen her yerde kantarıyla oynadık, bu işleri çözülemeyecek hâle getirdik. Unutmayınız ki ayarlarıyla oynanan kantar gün gelir sizleri de yanlış tartar!

Bu mecrada konuşma yapacağımı bilen birtakım seçmenlerimizden gelen sorunları da burada aktarmak istiyorum.

Polisler karşılıksız mesaiden dem vuruyorlar, “Biz mesai yapıyoruz karşılığında herhangi bir mesai ücreti almıyoruz.” diyorlar. Ekip otoları hareket edemiyor benzinsizlikten dolayı. “Eskiden esnafa gidip benzin doldururduk. Esnafın durumu da içler acısı, artık polis ekip otosu esnaftan gidip arabasına benzin de alamıyor.” Dolayısıyla hareketsiz, mobilize olmayan bir polis var, onların şikâyetlerini dile getirmek istedim.

Bana özellikle sormamı istedikleri için söylüyorum. Bugün Sayın Başbakanın bir ifadesi var Sayın Obama’ya, “Demokratik sistem oturuncaya kadar bir müddet daha Irak’ta durmanız gerekiyor.” sözünü çok anlayamamış insanlar. Ben anlayabildiğim kadarıyla “Irak’a demokrasi getiremedik, demokrasi yerine başka bir şey, faşizm geldi.” şeklinde, mealen öyle anladım.

Öğretmen atamalarıyla ilgili hepimize yoğunlukla şikâyetler var, bu konunun Genel Kurulda tekrar gündeme getirilmesini istemişler.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim.

Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Türkkan.

Gündem dışı üçüncü söz, Çalışan Gazeteciler Günü hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Melda Onur’a aittir.

Buyurunuz Sayın Onur. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

MELDA ONUR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; bugün karşınızda bir milletvekili olarak bulunmanın yanı sıra balkondan bizlerin çalışmalarını izleyen sevgili meslektaşlarım adına da buradayım. Başta Meclis çatısı altında en az bizler kadar mesai yapan parlamento muhabirleri olmak üzere çalışan ya da çalışamayan tüm gazeteci arkadaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum, kutlu olsun arkadaşlar.

Bu yıl her yıl olduğundan daha buruk bir kutlama yaşıyoruz çünkü mesleğimizin koşullarının en ağırlaştığı günlerden geçiyoruz. 10 Ocak 1961’de gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, ileri haklar getiren 212 sayılı Yasa yürürlüğe girmişti. Bu nedenle bu gün, Çalışan Gazeteciler Günü ya da bayramı olarak kutlanıyor ama ne bayram. Elli bir yıl sonra bugün sektörde çalışanların ekonomik ve sosyal hakları kullanılamaz hâle geldi. 12 Eylül düzeninin getirdiği sendikasızlık ve kanunun işlevsizliği sürüyor. Bugün bu durumu iyileştirecek hiçbir adım atılamıyor. Ne yazık ki arkadaşlarımızın durumlarını düzeltmek için Sayın Oktay Ekşi’nin önderliğinde getirdiğimiz yasa teklifi, iktidar grubu meslektaşlarımız tarafından sahiplenilmedi. Az önce Sayın Mehmet Şandır’ın sözlerinden anladığım kadarıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu bu yasa tasarısını ileriki günlerde destekleyecek diye düşünüyoruz.

İş güvencesi medya patronlarının insafına terk edilmiş durumda. Burada şu hakkı da teslim etmeden geçmemek gerek: Patronların çalışması da Başbakanın insafına terk edilmiş durumda. Kapalı toplantılarda verilen ayarları, sabaha karşı medya yöneticilerine telefonlarla gelen baskıları, canlı yayınlarda arkadaşlarımızın kulaklarına gelen uyarıları bizler bilmiyor muyuz sanıyorsunuz! “İleri demokrasi”mizde iktidar, özgür basını da hedef almıştır. İktidarı eleştiren, farklı görüşü savunan gazetecilere, yayıncılara dava açılmakta, tutuklanmakta ve çeşitli gerekçelerle mahkûm edilmektedir.

Türkiye Gazeteciler Sendikasının rakamlarına göre -ki bu rakamlar bugün bir hayli tekrarlandı, ben yine defalarca tekrarlanmasının faydalı olduğu inancındayım- 31 Aralık 2011 itibarıyla cezaevindeki gazeteci sayısı 18’i hükümlü, 79’u tutuklu olmak üzere 97’ye ulaşmış  durumda. Bu arkadaşlarımızın çoğu yazı işleri müdürü, temsilci, köşe yazarı ve muhabirden oluşuyor, 21 tane de kadın var içlerinde. Aslında bu artış grafiğini ben size bir barkovizyon olsa gösterirdim ama ileri teknoloji çağında elimde kartonlarla çıkmak doğrusu bana göre değil, dilerim bir gün bir barkovizyonumuz olur Mecliste.

Sayın Adalet Bakanı sektörün yetkili kurumunun görüşünü, yani Türkiye Gazeteciler Sendikasının görüşünü hiçe sayarak bu kişilerin gazeteci değil, terörist oldukları, gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla içeride tutulmadıkları iddiasında bulunuyor. Ben bu konuda iki bakanın daha görüşünü merak etmekteyim: Bunlardan biri, ülkemizde özgür ve güçlü basının sağlanmasının emanet edildiği ilgili bakan Sayın Bülent Arınç ve Türkiye Gazeteciler Sendikasının da içinde bulunduğu, çalışma hayatının emanet edildiği ilgili bakan Sayın Faruk Çelik. Az önce burada olan Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun da görüşlerini doğrusu merak etmekteyim. Burada olsaydı kendisine bu soruyu yöneltirdim.

Sevgili arkadaşlar, on yıla yaklaşan AKP İktidarı, tarihin sayfalarına duble yolları, ihracat rekorları, sağlık hizmetleriyle değil “tutukluluk” kelimesiyle özdeşleşerek geçecek; tutuklu çocuklar, tutuklu öğrenciler, tutuklu gazeteciler, tutuklu çevreciler -Bakan, buradaydı az önce, gitmiş- tutuklu sivil, asker, akademisyen, hâkim karşısına bile çıkamayan tutuklu ölüler ve tutuklu milletvekilleriyle geçecek. Bugün çeşitli cezaevlerinde “Görülmüştür.” damgalı tam 8 tane milletvekili albümü bulunuyor. 2011 mahsulü 24’üncü Dönem milletvekili albümü. Şimdiden müzayedelik olmaya aday.

Sayın Genel Başkanımın fezlekesine neden olan sözlerin altına imzamı atıyorum burada. Sadece Silivri değil, pek çok cezaevi toplama kampı gibi, mahkemeler ise gerçekten tiyatro. Cezaevlerinde yaşanan koşullarsa burada adını vermek istemediğim bir filmi hatırlatıyor. Biz bu filmin travmasıyla büyüdük arkadaşlar.

Sayın Adalet Bakanımız, gelecek kuşaklar tarihi böyle okusun istemiyorsanız bu intikam adaleti ve kan davası hukukundan vazgeçin diyorum.

Sözlerime son verirken katledilişinin 5’inci yılına geldiğimiz ve bugün duruşması görülen bir diğer arkadaşım Hrant Dink’i de hasretle anıyorum ve ayrıca Van depreminde, hatta cinayetinde mi desem bilmiyorum, kaybettiğimiz diğer 2 arkadaşımızı da anıyor, basın emekçilerine kelepçesiz bayramlar diliyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Onur.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay, gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 7, 8, 42, 54, 55, 61, 66, 79, 92, 161, 254, 306, 307, 308, 321, 322, 414, 428, 471, 484, 493, 502, 550, 553 ve 554’üncü sıralardaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Komisyonlardan istifa tezkereleri vardır, okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Ağrı Milletvekili Fatma Salman Kotan’ın, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/17)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

KİT (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) Komisyon üyeliğinden ayrılmak istiyorum.

Bilgilerinize saygılarımla arz ederim.

                                                                                                       Fatma Salman Kotan

                                                                                                                    Ağrı

2.- Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu’nun, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/18)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Üyesi bulunduğum Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğimden istifa ediyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Dr. Mustafa Baloğlu

                                                                                                                  Konya

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır. Önergeleri ayrı ayrı okutacağım.

2’nci sırada okutacağım Meclis araştırması önergesi 500 kelimeden fazla olduğu için önerge özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni tutanak dergisinde yayımlanacaktır.

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 23 milletvekilinin, ataması yapılmayan öğretmen adaylarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/94)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Anayasanın 42. maddesinin ilk fıkrasında "kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz" hükmü yer almaktadır. Ancak Anayasa'daki hükme rağmen Türk eğitim sistemi çok sayıda sorunla uğraşmaktadır. Bu sorunların en başında ise toplumun eğitim-öğretim ihtiyaçlarının giderilmesine ilişkin başrol oynayan öğretmenlerimizin sayısının yetersiz oluşu gelmektedir. Eğitim sistemimizin temelini oluşturan öğretmenlerimize Cumhuriyetin kuruluş sürecinde verilen değer ve öneme günümüzde rastlamak mümkün değildir.

Ülkemizde her yıl çeşitli branşlarda eğitim fakültesini bitirip öğretmen olma ümidiyle çalışma hayatına başlamak isteyen öğretmenlerimiz, maalesef gerekli atamaların yapılmaması nedeni ile işsizler ordusuna dâhil olmaktadır.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan 2002 yılında iktidara gelmeden önce miting alanlarında öğretmen atamalarına ilişkin mevcut olan sistemi eleştirmiş ve tüm öğretmen adaylarının atamasının yapılacağına dair çok sayıda mesaj vermiştir. Örneğin; 2002 yılında İstanbul'da yaptığı bir konuşmada şunları söylemiştir: "Birçok gencimiz özellikle öğretmen adaylarımız işsiz kaldı. Ülkede eğitim çökmüş, köy okulları kapanmış, merkezdeki okullar bile öğretmen diye can çekişiyorken sen sınavla öğretmen seçmeye kalkıyorsun. Bıraksana genç öğretmenlerimiz gitsin çalışsın. O kadar sene beklet sonra al, o adamda artık heves kalır mı öğretmenlik yapabilir mi? Ama inşallah biz iktidar olunca öğretmenler okulun bittiği gün hazırlıklarını yapacak ertesi gün görev aşkıyla okuluna gidecek hiç merak etmeyin..."

İktidar olmadan önce verilen vaatler bugünkü tabloya baktığımızda maalesef sadece vaat olarak kalmış hayata geçirilememiştir. 2002 yılında atanamayan öğretmen sayısı 60 binlerde iken AKP iktidarları sürecinde 300 binlere ulaşmıştır. Kısaca AKP iktidarı döneminde işsiz öğretmen sayısı yüzde 500 artmış oldu.

En son olarak 2011 Milletvekili seçimleri öncesi de AKP tarafından 55 bin öğretmenin atamasının yapılacağı vaadiyle oy istendi. Ancak seçimden sonra da yine bu sözler unutuldu. Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, öğretmenlerden özür dilemek zorunda kaldı.

2009 yılı KPSS öğretmenlik sınavına giren eğitimci sayısı 243.569'dur. Buna karşın 2003-2009 yılları arasından 147.702 öğretmen sisteme dahil edilmiştir. 2009 yılında KPSS sonrası alınan öğretmen sayısı ise 30.464'tür. Bu durumda sadece 2009 yılı KPSS sınavına göre 213.105 eğitim fakültesi mezunu açıkta kalmıştır. Ayrıca Bakanlığın çeşitli branşlarda öğretmen almaması, bazı branşları kapatması gibi nedenlerle yaklaşık 70.000 mezun sınava başvuru bile yapamamıştır.

Bütün bunlarla birlikte, 10 bin tanesi İstanbul olmak üzere toplamda 80 binin üzerinde ücretli öğretmen olması da öğretmen açığının düşük gözükmesine yol açmaktadır. Ücretli öğretmenlik yapanların birçoğunun mesleğinin öğretmenlik olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Pazarlama mezunu olan kişilerin fen bilgisi öğretmenliği yaptığı, uluslararası ticaret mezununun Türkçe öğretmeni olduğu, hayvan yetiştiriciliği mezununun sınıf öğretmeni olduğu bir sürecin içerisindeyiz. Oldukça vahim olan bu durumun giderilebilmesi için bir an önce ücretli öğretmenliğe son verilip gerekli atamaların yapılması gerekmektedir.

İki yüz bine yakın öğretmen açığının olduğu millî eğitimde, üç yüz bine yakın öğretmenin atama için bekletilmesi hiçbir biçimde açıklanamaz olaydır. Toplum olgusunu bireylerin meydana getirdiğini unutmadan, toplumsal anlayışta eğitimin bir numaralı yapıcı unsur olduğunu kabul edersek, hedeflediğimiz toplumsal denge ve gelişmeye daha kolay sahip oluruz.

Eğitim fakültesini bitirerek atamasının yapılmasını bekleyen genç öğretmenlerimizin, içinde bulundukları psikolojik, sosyal ve ekonomik koşullarının düzeltilmesi; eğitim sistemindeki öğretmen ihtiyacının acilen karşılanması için Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddelerine göre bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Ali Rıza Öztürk                         (Mersin)

2) Candan Yüceer                          (Tekirdağ)

3) Tolga Çandar                             (Muğla)

4) Sinan Aydın Aygün                  (Ankara)

5) Atilla Kart                                  (Konya)

6) İhsan Özkes                               (İstanbul)

7) Mustafa Sezgin Tanrıkulu         (İstanbul)

8) Ramazan Kerim Özkan              (Burdur)

9) Aylin Nazlıaka                           (Ankara)

10) Ali Özgündüz                          (İstanbul)

11) Rıza Türmen                            (İzmir)

12) Kadir Gökmen Öğüt                (İstanbul)

13) Veli Ağbaba                            (Malatya)

14) Celal Dinçer                             (İstanbul)

15) Mehmet Şevki Kulkuloğlu      (Kayseri)

16) Malik Ecder Özdemir              (Sivas)

17) Turgut Dibek                           (Kırklareli)

18) Ahmet İhsan Kalkavan            (Samsun)

19) Bülent Tezcan                          (Aydın)

20) Gürkut Acar                            (Antalya)

21) Muharrem Işık                         (Erzincan)

22) Salih Fırat                                (Adıyaman)

23) Hurşit Güneş                           (Kocaeli)

24) Erdal Aksünger                       (İzmir)

2.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve 22 milletvekilinin, Muğla’da yapılması planlanan HES projelerinin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/95) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Muğla ilinin bazı ilçe ve beldelerinde yapılan ve yapılması planlanan HES projelerinin, "doğal çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribatlar, cezai sorumluluklar ile ekolojik, çevresel, hukuksal ve sosyal etkilerinin araştırılması" amacıyla Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri uyarınca "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Gerekçe Özeti:

Muğla İlinin bazı ilçe ve beldelerindeki su kaynakları üzerinde, verilen bazı yargı kararlarına rağmen yapımı devam eden ve yapılması planlanan HES'ler, doğayı geri dönüşümsüz biçimde tahrip etmekte, madencilik, ormanlar, tarihsel alanlar ve tarımda ciddi olumsuz gelişmeler yaşanmasının önünü açmaktadır. Yörelerdeki verimli topraklar HES'lerle su altında kalarak veya betonlaştırılarak zarar görmekte, çiftçiliğin bir yaşam tarzı olduğu hesaba katılmayarak "köylülük" saf dışı bırakılmakta, kırsal nüfus azaltılmaktadır.

Antalya-Elmalı yakınlarındaki Eşen Çayı'nın (Seki, Ören Çayı olarak da anılır) denize ulaştığı alan, kuş ve deniz canlılarının üremesine elverişli olduğundan "özel koruma bölgesi" kapsamındadır. Yine aynı çay üzerinde "Saklıkent Milli Park ve Doğal Sit Alanı" bulunmaktadır. Son çevre düzenleme planına göre, HES projelerinden 26 tanesinin Eşen Çayı ve kollarında olduğu belirtilmektedir.

Fethiye Çöğmen Köyü yakınlarından doğan 4 km uzunluğundaki kanyondan geçerek Yanıklar Köyünde denize ulaşan Kargı Çayı'nda 5 HES projesi bulunmaktadır. (2'si için üretim lisansı alınmıştır) Fethiye HES'in taşıdığı alüvyonlar yüzünden Fethiye Limanı hızla dolmaktadır.

Diğer 3 HES projesi ise eskiden Fethiye yakınlarındaki, 1997-1999 yılları arasındaki HES inşaatı sırasında kurutulan Karapınar Deresi üstündedir. Şu an derede, üzerindeki HES'i çalıştırmak için Eşen Çayı'ndan taşınan su akmaktadır. Yüz binlik plan revizyonunda bu bölgede, 2 tane daha HES projesi görülmektedir.

"Yörede anıt ağaç ve koruma statüsündeki sığla ve benzeri ağaçların yok olmasını engellemek için" yöre halkı ve bazı muhtarlar, Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne başvurmuştur. Kurul müdürü, yaşanacak çevre felaketini engelleyebilmek ve ilgili tespit çalışmalarını yapmak için HES faaliyetinin yapılacak araştırma raporlarının sonuçlarının değerlendirilmesi aşamasına kadar 10.08.2011 tarihinde durdurulmasına karar vermiştir.

Ancak 17.08.2011 tarihli 648 sayılı KHK kapsamında Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurullarının görevlerinin son bulmasını müteakip, KHK gereğince yayın tarihinde yürürlüğe giren ve kurul kararlarının, yeniden inceleme yapılıncaya kadar geçerliliğinin devam edecek olmasına rağmen Muğla Bölge Kurulu, 22.08.2011 tarihinde daha önce hiç durdurma kararı vermemişçesine vatandaşların taleplerini reddederek, muhatabın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğuna dair ikinci yeni bir karar vermiştir. Böylelikle yörede faaliyet gösteren şirkete fiili bir durum yaratılmıştır. Böylesine kanunsuz ve suç niteliğine haiz uygulama ile kamu zararı kaçınılmazdır.

                                    

(x) (10/95) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin tam metni tutanağa eklidir.

Kızıldere'deki Kargı Çayı Havzası, uluslararası literatürde endemik bir tür olan Sığla (Günlük) ağacının doğal üreme koridorudur. Şahit olduğumuz üzere, yörede ağaç keserek inşaat hazırlıklarına geçen HES projesiyle su akışının düzensiz hale gelmesi sonucu belli nem ve sıcaklık koşullarında yetişebilen soyu tükenmekteki Sığla ağacının varlığı ve üremesi ciddi olarak tehlikededir. Uluslararası sözleşmelerle koruma altındaki Sığla ağacının yok olmasına neden olabilecek projenin, uluslararası mahkemelere başvurulması durumunda şirketi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni mahkûmiyet ve yüksek tazminat kararlarıyla baş başa bırakabileceği ortadadır. Projeden, bitişiğindeki zeytin ağaçlarının etkilenmemesi de mümkün değildir.

Kızıldere Mevkii köy tüzel kişiliğinin Fethiye Orman İşletme Müdürlüğü'ne 05.01.1999'da yaptığı resmî başvuruyla "Piknik ve Mesire Yeri" olarak beş yıllığına kiralanarak muhtarlıkça işletilmiştir. Sözleşmenin bittiği 12.12.2003’te uzatılması için tekrar başvurulduğunda talep reddedilmiştir. 1999'da piknik alanı olarak kullanılmasına izin verildiğinde, Kargı Çayı üzerinde herhangi bir HES kurulma girişimi bulunmazken, 13.10.2003 itibariyle yörede santral kurmak amacıyla "As Enerji Ticaret AŞ" tarafından alınmış izin vardır. Talebin reddinin, santral kurma talebiyle ilgisi olup olmadığı sorusu dikkat çekicidir. Yöredeki HES projelerinin bu bilgiler ışığında Meclis Araştırma Komisyonu kurularak araştırılması büyük önem arz etmektedir.

1) Nurettin Demir                           (Muğla)

2) Tolga Çandar                              (Muğla)

3) Turgut Dibek                              (Kırklareli)

4) Candan Yüceer                           (Tekirdağ)

5) Mustafa Sezgin Tanrıkulu          (İstanbul)

6) Ömer Süha Aldan                      (Muğla)

7) Atilla Kart                                  (Konya)

8) Aylin Nazlıaka                           (Ankara)

9) Ramazan Kerim Özkan              (Burdur)

10) Erdal Aksünger                        (İzmir)

11) İhsan Özkes                             (İstanbul)

12)  Ali Özgündüz                          (İstanbul)

13) Celal Dinçer                             (İstanbul)

14) Rıza Türmen                             (İzmir)

15) Kadir Gökmen Öğüt                (İstanbul)

16) Ahmet İhsan Kalkavan             (Samsun)

17) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

18) Ferit Mevlüt Aslanoğlu            (İstanbul)

19) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

20) Bülent Tezcan                           (Aydın)

21) Gürkut Acar                             (Antalya)

22) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

23) Hurşit Güneş                            (Kocaeli)

3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 milletvekilinin, emeklilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/96)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde yaklaşık olarak 5 milyon 681 bin 663 SSK emeklisi, 1 milyon 781 bin 206 BAĞ-KUR emeklisi, 1 milyon 821 bin 357 Emekli Sandığı emeklisi bulunmaktadır. Emeklilerimizin mağduriyetlerinin belirlenmesi, sıkıntılarının araştırılması, almış oldukları maaşın düşük olması, banka promosyonlarından yararlanamamaları, devlet ve üniversite hastanelerinde ücret, katkı payı vermeleri, maaş farklılıklarının giderilmesi ve benzeri uygulamalar ile emeklilerimizin içinde bulundukları sıkıntıların araştırılması, Hükûmetin uygulamalarından dolayı ortaya çıkan mağduriyetin tespiti, bu sorunların giderilmesi ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98'inci maddesi, İç Tüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince ekte sunulan gerekçe çerçevesinde Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Gerekçe:

Ülkemizde yaklaşık olarak 5 milyon 681 bin 663 SSK emeklisi, 1 milyon 781 bin 206 Bağ-kur emeklisi, 1 milyon 821 bin 357 emekli sandığı emeklisi bulunmaktadır. Emeklilerimiz almış oldukları maaşın düşük olması sebebiyle mağdur olmaktadırlar. Bu yıl memurumuza ve emeklimize % 4+% 4 olmak üzere % 8 maaş zammı yapılmış ancak vatandaşlarımızın cebindeki enflasyona bakıldığı zaman %18 civarında olduğu ve %8 lik zammın hiçbir anlam ifade etmediği görülmektedir. Geçim sıkıntısı içerisinde olan emeklilerimizin büyük bir bölümü çalışma ihtiyacı duymaktadırlar.

Emeklinin milli gelirden aldığı payı yasa değişikliği ile iptal eden şimdiki hükümet çalışanlar ile emekliler arasındaki gelir uçurumunu artırmış ve yine hükümet intibak yasasını söz verdiği halde çıkarmamış ve emeklimizi mağdur etmeye devam etmiştir.

Özellikle kamuda çalışan işçi ve memurlara verilen banka promosyonları emeklilere verilmemektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu; bankalar ile protokol yaparak, banka promosyonlarından emeklileri de yararlandırmalıdır.

Ülkemizin imzaladığı ve taraf olduğu uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)'nun sendika özgürlüğüne ilişkin 87 ve 98 sayılı sözleşmelerinde, sendikal örgütlenme hakkı düzenlenmektedir. Buna göre emeklilerin de sendika kurmaya ve toplu sözleşme masasına oturmaya hakları vardır. Toplu Sözleşme masasında emekliler de bulunmalıdır. Maaş katsayısı ve taban aylığına yansıtılmayan ödemelerden emeklilerimizde faydalandırılmalıdır.

Emekli Sandığı, S.S.K, Bağ-kur emeklilerinin devlet ve üniversite hastanelerinde ücret ödemeden, katkı payı vermeden muayene ve tedavi olmaları; ortez, protez gibi araç ve gereçleri ile etken madde içeren ilaçlarını ücret ödemeden almaları sağlanmalı, eşdeğer ilaç genelgesi de kaldırılmalıdır.

Milli Gelir dağılımından en düşük payı alan emeklilerin, yaşadığı olumsuz ekonomik şartlardan biraz olsun feraha erebilmeleri ve yaşanabilir bir hayat sürdürmeleri emeklilerimiz en doğal hakkıdır.

1) Ahmet Duran Bulut                    (Balıkesir)

2) Mehmet Şandır                           (Mersin)

3) Oktay Vural                               (İzmir)

4) Özcan Yeniçeri                           (Ankara)

5) Sinan Oğan                                (Iğdır)

6) Erkan Akçay                              (Manisa)

7) Mesut Dedeoğlu                         (Kahramanmaraş)

8) Mustafa Kalaycı                         (Konya)

9) Enver Erdem                              (Elazığ)

10) Kemalettin Yılmaz                    (Afyonkarahisar)

11) Ali Öz                                      (Mersin)

12) Sümer Oral                               (Manisa)

13) Ahmet Kenan Tanrıkulu           (İzmir)

14) Yusuf Halaçoğlu                      (Kayseri)

15) Koray Aydın                            (Trabzon)

16) Muharrem Varlı                       (Adana)

17) Ali Uzunırmak                         (Aydın)

18) Celal Adan                               (İstanbul)

19) Zühal Topcu                             (Ankara)

20) Edip Semih Yalçın                   (Gaziantep)

21) Ali Halaman                             (Adana)

22) Bahattin Şeker                          (Bilecik)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve arkadaşları tarafından verilen, “Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunlarının tespit edilerek, alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi ve ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün dünyaya örnek teşkil eder hale gelmesi” hakkındaki Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 10/1/2012 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

                                                                                                               10.01.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 10.01.2012 Salı günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                        M. Akif Hamzaçebi

                                                                                                                 İstanbul

                                                                                                         Grup Başkanvekili

Öneri

Bartın Milletvekili M. Rıza Yalçınkaya ve arkadaşları tarafından, 06 Ekim 2011 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına "Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunlarının tespit edilerek, alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi ve ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün dünyaya örnek teşkil eder hale gelmesi" hakkında verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, (20 sıra nolu) Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 10.01.2012 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehine İzmir Milletvekili Oğuz Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Oyan.

OĞUZ OYAN (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özel yetkili yargı terörü tüm toplumu tehdit etmeye devam ediyor, başta özgür basın olmak üzere tüm muhalif sesleri susturmaya yöneliyor. Sadece tutuklamalar üzerinden değil, daha da yaygın olarak gazetecileri işlerinden ederek veya oto sansüre yönlendirerek.

Basın özgürlüğü demokrasinin mihenk taşıdır, o yoksa demokrasi de yoktur. O olmadığı içindir ki bugün özel yetkili savcılar cüretlerini milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığına kadar uzatıyorlar. Oda TV iddianamesinin eklerine bakabilirsiniz.

Demokrasi ve hukuk devleti olmadığı içindir ki 2010 tarihinde kendi yaptığı anayasa değişikliğini dahi uygulamayarak iktidar kendi döneminin Genelkurmay Başkanını özel yetkili mahkemelere teslim ediyor. Demokrasi ve hukuk devleti olmadığı içindir ki Ana Muhalefet Partisi Lideri için dahi özel yetkili savcılar harekete geçirilebiliyor. Sözün bittiği yerdeyiz. Oynanan tiyatro dramdan komedi drama doğru ilerliyor.

Eğer suçlama adil yargılamaya teşebbüs ise şimdi onu burada ben de işleyeceğim değerli arkadaşlarım. size Sayın Kılıçdaroğlu’nun yargı konusu yapılan, fezleke konusu yapılan sözlerini okuyorum: “Burada ön yargılı, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları bir tiyatro var. Bunun adına ‘Yargılama, demokrasi’ diyorlar. Bu ne demokrasidir ne de adalet dağıtmadır. Tutuklu milletvekillerinin kaçma imkânları yok. Zaten kaçamazlar, ülkelerini seviyorlar. Onlar ‘Biz yargılanmayalım.’ demiyorlar, zaten yargılanıyorlar. Onlar Parlamentoya gelip yeminlerini içerek Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde ve diğer maddelerinde öngörülen kurallar içerisinde görevlerini yapmak istiyorlar ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum çünkü yargıç vicdanıyla hareket eden kişi demektir, yargıç toplumun beklentilerini, duygularını bilen ve ona saygı duyan demektir. Vicdan… Anayasa’nın 90’ıncı maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler var. Bunları görmezlikten gelip ‘Ben bildiğimi okurum, benim bildiğim ve söylediklerim doğrudur.’ mantığıyla yola çıkarsanız, adalet dağıtamazsınız.” (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım -devam ediyorum- eğer suçlama adil yargılamaya teşebbüs ise bu Başsavcıyı, ilgili Başsavcıyı derhâl, şu sözleri söyleyen “Başbuğ’un tutuklu yargılanmasını isabetli bir yol olarak görmüyorum.” diyen Başbakan hakkında bir fezleke düzenlemeye davet ediyorum. Bakalım cüretini bu noktaya kadar taşıyabilecek mi? Ve size şunu söyleyeyim: Silivri davaları Başbakanın “Ben bu davanın savcısıyım.” diyerek çaktığı işaret fişeği üzerinden, onun gölge savcılığı altında yürütülmektedir ve bugün dahi Başbakan şunu söylüyor bu, Kılıçdaroğlu’yla ilgili fezleke için: “Olması gereken olmuştur.” diyor. Savcı konuşuyor, gölge savcı ve ilave ediyor: “Kılıçdaroğlu’nun bugün grup konuşmaları da fezleke nedenidir.” diyor. Kime söylüyor bunu? Kolluk güçlerine ve özel yetkili savcılarına. Başsavcı konuştu, derhâl harekete geçin.

Değerli arkadaşlarım, bunun adına eğer “demokrasi” diyorsanız bu ancak bir iki perdelik tiyatro olabilir. Eğer bu savcılar çok istiyorlarsa Başbakana adil yargılamayı etkileme suçu yanında başka suçlamalar da yöneltebilirler. Birkaç örnek vereyim: Balıkesir SEKA fabrikasının satışında mahkeme kararıyla saptanan usulsüzlükler ve yolsuzluklar için Başbakan için derhâl harekete geçiniz. TÜPRAŞ’ın ilk satış işlemlerinde ayyuka çıkan ve mahkeme kararıyla iptal edilen yolsuzluklar için derhâl Başbakan için fezleke düzenleyiniz. Gene TÜPRAŞ’ın sözde halka arz yöntemiyle halktan kaçırılan Ofer’e, yani sağdıç Ofer’e yüzde 14,76 hissesini satan uygulama için -ki mahkeme kararıyla da bunun usulsüzlüğü tespit edilmiştir- derhâl fezleke düzenleyin. Kuşadası Limanı’nın ihalesine veya Çalık Grubu’na tek katılımlı ihaleyle Sabah, ATV grubunu ihale eden Başbakan hakkında derhâl fezleke düzenleyin. İzmir Büyükşehir Belediyesi hakkında kendi belediye şirketinin, kendi otoparkını alması üzerine fezleke düzenlemeye cüret edenler bakalım ne yapacaklar burada, merak ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu yargılama süreci, iktidarın rövanş zihniyetinin dışa vurumudur. Daha ötesinde bir korku imparatorluğu yaratma misyonunun açığa çıkmasıdır. Bu, üstünlerin hukukudur; bu, yürütmenin hukukudur; bu, AKP’nin sıkıyönetim hukukudur; bu, iktidarın sıkıyönetim savcıları ve mahkemeler eliyle hukuk düzenlemektir; bu, Orta Doğu’da egemen gücün maşası olmayı içine sindiren, BOP Eş Başkanı olmayı iftihar vesilesi yapan, bunun tüm muhalif unsurlarını ülkede –TSK dâhil- temizlemeye girişen büyük bir operasyonun parçasıdır; bu, bir karşı devrim sürecidir; bu, örtük faşizmden açık faşizme geçiş sürecidir.

Peki, bu süreçte özerk bir erk olan yasama organı ve onun başkanı ne yapıyor? Acaba yasama organının, yasama üyelerinin, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin onurlarını, Meclisin itibarını koruyor mu? Yani biz yürütme ve yargı karşısında yasamanın özerkliğinden vazgeçtik, bir de bu itibar ve onur meselesinin peşine düştük. Yani ne gezer? Öyle bir şey yok. Yasama organının Başkanı, bizim ilettiğimiz bu medya üzerine kurulan baskılarla ilgili, milletvekillerinin burada kürsüden yaptığı konuşmaların Oda TV davasında sırf o İnternet sitesinde yayınlandıkları için eklerinde suç delili olarak sayılması konusunda Meclis Başkanını göreve çağırıyoruz, diyoruz ki: Bu konuda HSYK’ya suç duyurusunda bulun. Geriye, topu tacı atarak bize bir cevap veriyor ya da bu konuda Adalet Bakanlığı için bir gensoru düzenlemeye çalışıyoruz, yargının yasamaya müdahalesi… Anayasa’da iki tane düzenleme var, biri madde 138 yasama yargıya müdahale edemez ama madde 83 yargı da yasamaya müdahale edemez. Anayasa maddeleri arasında üstünlük yoktur değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) Meclis Başkanı temsil ettiği organın şerefini korumakla birinci derecede yükümlüdür.

Ve tabii, bu Mecliste 3.188 soru sorulmuştur hazirandan bu yana, bunlardan 717’si yanıtlanırken 606 tanesi yanıtlanmayarak dosyasına kaldırılmıştır. Meclis Başkanının bu konuda yüksek sesle bir çağrı yaptığını duyanınız var mı? Değerli arkadaşlarım, bu yanıtlanmayan sorular arasında benim sorularım da var. Ben İzmir’de -burada Sayın Bakan da var şimdi- iki bakanın Kültür ve Turizm Bakanı ile istifa etmiş Ulaştırma Bakanına seçim harcamalarıyla ilgili soru sordum. Yanıt gelmedi Meclisten. Onun üzerine 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu üzerinden sordum. Sayın Bakandan bir yanıt geldi, çok ilginç, yanıtta diyor ki, okuyorum, iki satır. “Seçim döneminde bütün seçmenlere değil 2 milyon 900 bin kişiye mektup yollanmıştır.” Bunun çok kabarık bir bütçesi vardır. Bunun finansmanı neredendir, nasıldır? Bunları sorduk. Sayın Bakan şunu söyledi, dikkatinizi çekerim, Bakan dinliyorsunuz değil mi? “Seçim döneminde bütün seçmenlere değil özellikle merkez ilçede örnekleme yoluyla seçmene ulaşılmaya çalışılmıştır. Organizasyon büyük ölçüde kampanyayı destekleyen arkadaşlar tarafından gerçekleştirilmiştir.” Arkadaşlar kim, bilmek istiyoruz. Siyasi Partiler Yasası, seçim hukuku… Ve İzmir’de merkez ilçe yok Sayın Bakan, Ordu’yla karıştırmayın, İzmir’de metropol ilçeler var, çok sayıdalar. Bir de “Merkez ilçe örnekleme yolu.” Örnekleme kaç kişi, onu size tekrar sordum, sizden cevap gelmeden PTT sağ olsun bana bir yanıt verdi, çünkü oraya da sormuştum. PTT diyor ki: “İzmir’de AKP’yle yapılan sözleşme uyarınca tam 2 milyon 904 bin 485 adet gönderi yapılmıştır. Bunların baskıları yapılmıştır tarafımızdan, katlanması, zarflanması vesaire, 720 bin lira para tahsil edilmiştir.” Bu da çok indirimli bir fiyat.

Şimdi, ben sorularımı tekrar ediyorum: Bunun finansmanı nereden? İki, siz nasıl milletvekiline yalan söylersiniz?

Sayın Bakan, başka bir ifade bulamıyorum, siz, bana “Sadece bir örnekleme yapılmıştır, bütün seçmenlere gitmemiştir.” diyorsunuz, PTT’niz bana imzalı yazısıyla “Biz bu anlaşmayı yaptık ve bu kadar.” diyor.

Bunun üzerine bir bakan istifa etmezse ne zaman eder değerli arkadaşlarım? Ne zaman eder, onu soruyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Yani insan hakkı ve onurunun bir tarafa, siyasetin bir onuru yok mudur? Siyaset illa bakan koltuğuna yapışıp kalmak mıdır? Eğer bu açığa çıktıysa ki bunun arkasında Binali Yıldırım’ın da aynı derece ve daha fazla sorumluluğu vardır -Sayın Ulaştırma Bakanının- çünkü PTT ona bağlı bir kuruluştur ve onun üzerinden geçmiştir ve hak etmedikleri kadar indirim yapılarak da olmuştur. Bunların cevabını bekliyoruz.

Yani bir taraftan medya üzerine baskı yapacaksınız, bir taraftan herkesin ağzını tıkayacaksınız, siyasete, ana muhalefete, muhalefetin tümüne baskı uygulayacaksınız, arkasından ileri demokrasi, ileri demokrasi anayasası palavraları atacaksınız. Yağma yok! Kimse bu yalanlara artık kanmaz!

Biz, bu yalanlarla ülkenin yönetilemeyeceğini burada bir kere daha haykırıyoruz ve sizi hakka, adalete davet ediyoruz. Umuyorum biraz sesimiz duyulur.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oyan.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Sayın Başkan…

SIRRI SAKIK (Muş) – Bitsin, ondan sonra Sayın Bakan cevap versin.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Günay.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bugünlerde ülkemizin hukuk düzeninde devrim niteliğinde bazı kararlar alınıyor. Bazılarımızın hoşnut olmadığı işlemler olabilir ama bütün Parlamentonun, demokrasiye inanan herkesin gecikmiş de olsa, bugünlerde yaşanan bir olaydan ötürü, Türkiye'de hukuk düzeninin demokratik hukuk devleti doğrultusunda gelişmesinden ötürü bu kürsüden iyi şeyler söylemesini beklerdim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)- Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı hakkında müzekkere düzenlemek ne zamandan beri sevinilecek bir şey?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Arkadaşlarımız inanılmaz bir infial içindeler. 12 Eylül 1980’de bütün siyasi partileri kapatan ve Türkiye’yi…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sizden de korkmuyoruz, Hükûmetinizden de!

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - … önce çeşitli tuzaklara maruz bırakıp sonra çeşitli haksızlıklara uğratan bir cunta kadrosu hakkında çok gecikmiş de olsa 2010 yılında yaptığımız anayasa değişikliğinden sonra bir iddianame düzenlendi ve yargı bunu kabul etti. Bütün Parlamentonun bunu, gecikmişliğin altını çizerek, ayakta alkışlaması gerekir…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Kılıçdaroğlu’nun fezlekesiyle ilgili bir şey söyleyecek misiniz?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - … ama arkadaşlar inanılmaz biçimde Türkiye’de hukuk düzeninde bir geriye gidişten söz ediyorlar. Önce bunu herkesin dikkatine sunmak istiyorum.

Aslında 1991… (CHP sıralarından gürültüler)

Arkadaşlarım, 12 Eylül darbesinin yargıya götürülmüş olmasıyla ilgili…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin darbenizin hesabını verin siz. Kendi darbenizin hesabını verin siz. Siyasi soykalık yapmaya gerek yok..

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - … en önce sizin memnuniyet ifade etmeniz gerekirken, bugün Türkiye’de hukuk düzenini karalayacak birtakım sözler söylemenizi çok şaşkınlıkla takip ediyorum; birincisi bu.

OKTAY VURAL (İzmir) - Baskı ve tehditlerinizin hesabını verin önce Parlamentoya. Sizi sorguluyoruz.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - İkincisi, bir arkadaşımız, biraz önce konuşan arkadaşımız İzmir’le ilgili bir zamandan bu yana bir iddiayı dile getiriyor: Seçmenlerimize mektup yazmışız ve bu mektupları nereden ve nasıl yazmışız?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Parayı kim ödedi?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Bakın, ben tabii sadece bir mektup taslağı verdim arkadaşlarıma ve o taslağı… Ben herkesin mektup aldığına rastlamadım yani bazıları “Aldık.” dediler bazıları “Almadık.” dediler. Resmî rakamlardan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Günay, bir dakika daha süre veriyorum.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Bitiriyorum.

Resmî olarak, arkadaşlarımız olabilecek kadar çok yere ulaşmışlar.

Şimdi, siz siyaseti tepeden inme yapıyor, örgütlenme içinde ve arkadaş kadrolarınızla birlikte yapıyorsanız ve bir seçmeninize mektup bile yazamıyor ve yazanları da eleştiriyorsanız yazıklar olsun size! (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Doğru konuşun. Parayı kim ödedi?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Yani seçmene mektup bile yazamıyor ve seçmene mektup yazmayı eleştiriyorsanız bütün iddialarınızı, bütün yalan iddialarınızı ve bütün yalan iddialarınızı ve ihbarlarınızı size aynen iade ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Yalan söylüyorsunuz! Yalan söylüyorsunuz!

OKTAY VURAL (İzmir) – Kızardınız Sayın Bakan, kızardınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günay.

Önerinin aleyhine Muş Milletvekili Sırrı Sakık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu siyasi yolsuzluktur. Parayı kim ödedi Sayın Bakan?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Seçmene mektup yazmışım. Senin cebinden mi çıktı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Oyan’ın söz isteği var.

OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, cevap hakkı istiyorum. Çünkü resmî belgeyi çarpıtma var.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Sakık… Bir dakika Sayın Sakık, bir dakika…

OĞUZ OYAN (İzmir) - Resmî belgeyi çarpıtma vardır. Bu Bakanın imzasını taşıyan belgeden bahsediyorum. Bu, bir suçüstü durumudur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, burası mahkeme değil, versin mahkemeye.

OĞUZ OYAN (İzmir) – Bu bir suçüstü durumudur. Bakanın imzasını taşımaktadır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, burası mahkeme değil…

OĞUZ OYAN (İzmir) - Dolayısıyla burada gelip, bunu inkâr edemez. Gelip burada ya özür dileyecek… Bunun cevabını vermemiştir.

BAŞKAN – Sayın Oyan, bir dakika… Size daha sonra söz hakkı vereceğim.

Lütfen, buyurunuz Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve arkadaşları tarafından verilen, “Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunlarının tespit edilerek, alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi ve ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün dünyaya örnek teşkil eder hale gelmesi” hakkındaki Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 10/1/2012 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)

SIRRI SAKIK (Muş) – Değerli arkadaşlar, ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum. Her ne kadar aleyhte aldıysak da gruplar arası anlaşmadan kaynaklı, böyle bir günde böyle bir önergenin aleyhinde konuşmak züldür.

Ben de Dünya Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle bütün gazeteci arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum. Bir miktar geçmişte benim de içinde bulunduğum bir alandan geliyoruz.

Şimdi, Sayın Bakanım biraz önce buradan konuştu; sanki güllük gülistanlık bir ülkede Bakanlık yapıyor. Daha birkaç gün önce, sadece suçu ve günahı habercilik yapan 36 gazetecinin gece evlerine operasyon yapıldı ve bu gazeteci arkadaşlarımız teker teker İstanbul’dan, Ankara’dan, Diyarbakır’dan, Van’dan, İzmir’den, Türkiye’nin dört bir tarafından 36 gazeteci alelacele gece evinden alınarak tutuklandılar. Ben bu hafta sonu onları Kandıra’da ziyaret ettim. Bu hafta sonu onları İstanbul’da ziyaret ettim. Yani bu ülkenin ayıbını hâlen demokratik bir gelişim, demokratik bir dönüşüm, ciddi devrimler yapılıyor, bunu kamuoyuna sunma vallahi biraz da vicdansızlıktır.

Biz birbirimizi iyi tanırız, birbirimizi iyi biliriz. Yani Sayın Başbakan dün akşamdan itibaren mesai arkadaşıyla ilgili sarf ettiği düşünceleri keşke emekçi gazetecilerle ilgili sarf etmiş olsaydı. Keşke sadece görevi gidip müvekkiline avukatlık eden hukukçuların hukukunu savunabilmiş olsaydı. Keşke sadece görevi belediye başkanlığı olan ve bundan dolayı tutuklanan belediye başkanlarının hukukunu savunabilmiş olsaydı. Keşke Sayın Başbakan, mesaidaşı olan Sayın Generali ne kadar savunuyorsa, meslektaşı olan 8 milletvekilinin hukukunu da savunabilmiş olsaydı ve bu milletvekilleri, siz de nasıl, halkın iradesiyle buraya yansıdıysanız, o milletvekilleri de halkın iradesidir, o belediye başkanları da halkın iradesidir. Onlarla ilgili de, demokratikleşmeyle ilgili de laflar etseydiniz ama bunu yapmıyorsunuz. Bugün grup toplantısında, sadece şiddete davetiye vardı, sadece Türkiye'nin toplumsal dokularıyla oynayarak yeniden iç çatışmaya davetiye vardı. Ve sizin aranızda iki gündür, ana muhalefet partisiyle iktidar arasında bir fezlekedir gidip geliyor. Bütün cezaları lütfen bizim hanemize yazın. Yani Cumhuriyet Halk Partisine giden fezlekeyi, rica ediyorum BDP’nin hanesine yazın. (CHP sıralarından alkışlar) AKP’nin elinde de bir fezleke var. Lütfen, o, Başbakana gelen fezlekeyi de benim haneme yazın. Ayıptır, bunları konuşuyorsunuz, ayıp! Yani, gidin bakın, komisyonlarda kaç tane, 15-20 milletvekilinin kaç tane fezlekeyle karşı karşıya olduğunu görürsünüz. Her biri için yüz yıl, yüz elli yıl isteniyor, üç bin yıla yakın cezayla cezalandırılmak isteniyoruz ama burada gündemi çarpıtmak, burada çıkıp hamasi nutuklarla olmaz. Siz iktidarsınız, hesap vereceksiniz. Siz iktidarsınız, sizin eğer ülkenizde haksızlık ve hukuksuzluk varsa, bunların hesabını sizden biz sorarız. Sorduğumuz zaman da bizi emir kipleriyle tehdit etmek, bugün satır aralarından bizleri hedef göstererek “Sizleri cezalandırırız…” Sayın Başbakan, siz ve grubunuz, bütün Türkiye halkı bizi çok iyi tanır, nereden geldiğimizi de bilir, burada, egemen güçlere teslim olmadığımızı siz de bilirsiniz ki, biz buradan alınıp gittik, uzun yıllar demir ve beton yığınları arasında kaldık. “Boyun eğeceksiniz.” dediler, “Eğmeyiz.” dedik. “Bir canımız var, onu da feda ederiz.” deriz, bunu siz bilirsiniz ve bize dönüyorsunuz ki… Bütün kutsal kitaplar sabırdan bahseder, Allahuteala da sabırdan bahseder, peygamberler de sabırdan bahseder ama bu sabır sadece mağdurlar içindir. Uludere’de insanlar katlediliyor, sizi eleştiriyoruz, bizi tehdit ediyorsunuz. Peki, sizi eleştirmeyip de kimi eleştireceğiz, ne yapacağız? Yani geçmişe dönüyorsunuz, diyorsunuz ki: “Mustafa Muğlalı olayında 33 tane insan öldürüldü, Cumhuriyet Halk Partisi döneminde oldu.” Peki, günaydın! Bu 35 insan da hangi iktidar döneminde oldu? Kaç gün önce; siz iktidar değil miydiniz? O gün orada o masum köylülerin ensesine silahlar dayanarak tetikler çekiliyordu ama yıl 2011 ve on ikiye iki kala, gece buradan emirler yağıyor ve buradan F-16’lar, uçaklar havalanıyor, F-16’lardan bu işaret parmağıyla düğmelere basıyor, 35 masum Kürt insanı katlediliyor ve ölenlerin birçoğunun eli ve kelimeişehadet getirdikleri için parmakları böyleydi ve o tuşlara basan zalimler de kelimeişehadet parmaklarıyla tuşlara basıyordu ve masum Kürt insanları katlediliyordu. Adına “Kürt” dediğimizde “bölücü” diyorsunuz. Peki, bunlar nereden geldiler? Kürt değiller miydi? Bu insanlar bu ülkenin vatandaşları değil miydi? Nasıl katledildiler? Siz yapay sınırlarla… Sınırlara mayın koymuşsunuz, dilimize mayın koymuşsunuz, kimliğimize mayın koymuşsunuz, “Gelin, bu mayınlara biat edin.” diyorsunuz. Topraklarımızı bölmüşsünüz, parçalamışsınız. Tarlası İran’ın sınırında, Irak’ın sınırında, Suriye’nin sınırında ama kendisi Uludere’de bir köyde. Şimdi, böyle bir zalimane bir politika olur mu? Bunları sarmanız gerekirken, bu sorunu çözmeniz gerekirken ama mesaidaş arkadaşlarınıza zaman ayırıyorsunuz ve -buradan bir arkadaşımız da söyledi- acılarımızı kan parasıyla ödeştirmeye çalışıyorsunuz. Kan parası ilkel bir paradır, kan parası hukuka, insanlığa karşı bir vahşet parasıdır. Siz gerçekten şunu yapamaz mıydınız? Nedir bu kibirliliğiniz? Bir günah işlendi, bu günahtan dolayı ailelerden ve bir halktan özür dileme geleneği yok mudur sizde? Sayın Başbakan çıkıp “Evet, biz Türkiye’deki bu vahşetten dolayı bu ailelerden özür diliyoruz. Bu aileler ve bu halk, bu coğrafyada uzun yıllardır acılar çekti, biz bundan dolayı özür diliyoruz.” deseydi ne olurdu? Selahattin Demirtaş’a saldırmak, Gültan Kışanak’a saldırmak, BDP’ye saldırmak ahlaki midir, vicdani midir? Bu işin sorumluları onlar mıdır? Siz bize açıklayacaksınız, yani oradaki görevde olan alay komutanını görevden alarak bu işin üstünü örtemezsiniz. Kim yaptı, kim etti? Bunu bir bütün olarak bileceksiniz. Yani, o işaret parmaklarıyla nasıl ki o insanlar katledildi, onları bilmek bizim hepimizin hakkı.

Ve orada yaşları on iki-on beş arası olan 9 tane çocuk var. Düşünün, el vicdan! Yani, siz eğer randevunuza beş dakika geç kalsanız, dönersiniz o şahsiyete: “Sizden özür diliyoruz, biz beş dakika geciktik.” Şu kapıda gayriihtiyari 2 insanın kolu birbirine değse, dönüp 10 kez özür diliyorsunuz. Peki, bir halktan, bir aileden neden özür dileme erdemliliğini göstermiyorsunuz? Çünkü sizde beyazlık ruhu var, sizde üstünlük kültürü var. “Biz nasıl aşağılanan bir halktan özür dileyebiliriz?” Böyle bir ruh hâliniz var. Onun için o çocuklar, daha çocuktu. Sizin on iki yaşındaki, on üç, on sekiz, yirmi yaşındaki çocuklarınız gece eve gelmediğinde hepiniz kudurursunuz, ayaklanırsınız. Ama o çocuklar öldüğü zaman nereye gidiyordu? Bir kontör parası almaya. Onlar nereye gidiyordu? Üniversitede okuyan 2 kardeşine burs şeklinde para gönderen çocuklardı. Ama ne yazık ki, siz bunları anlayabilecek noktada değilsiniz; çünkü ruh hâliniz farklıdır.

ŞUAY ALPAY (Elazığ) – Kim anlamaz kim, hangimiz anlamayız?

SIRRI SAKIK (Devamla) – Anlıyorsanız çözün.

ŞUAY ALPAY (Elazığ) – Hesaplaşın bakalım.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Anlıyorsanız çözün.

ŞUAY ALPAY (Elazığ) – Hangimiz anlamıyoruz?

SIRRI SAKIK (Devamla) – Anlıyorsanız çözün gidin.

ŞUAY ALPAY (Elazığ) – Kendinizle yüzleşin.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Oraya gidin konuşun.

ŞUAY ALPAY (Elazığ) – Yüzleşin kendinizle.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Buralarda bu kürsülerde, bu koltuklarda laf atmak kolay. Ben sizi göreve davet ediyorum, ben sizi vicdana davet ediyorum.

ŞUAY ALPAY (Elazığ) – Hepimiz vicdana davet ediyoruz.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Ben, o ailelerle empati yapmaya davet ediyorum. Bu sorun sadece benim sorunum değil, bu sorun hepimizin ortak sorunudur, bu ortak sorunda hepimizin ortaklaşması gerekir. Hepimizin, birbirimizi tehdit ederek, birbirimizi elimizdeki yargıyla, polisle tehdit ederek bu sorunu çözemeyiz. Vallahi ne kimse yargıdan ne de polisten ne de o üniformalı, gelip burada bize ters bakan üniformalılardan kimse korkmuyor. Korktuğumuz tek bir şey vardır, vicdanımız ve inançlarımızdır.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.

Sayın Oyan buyurunuz efendim.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

OĞUZ OYAN (İzmir) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi Sayın Bakan, burada bir suçüstü durumu var. Siz gerçekleri gizlemek istediniz, bu gerçekler açığa çıktı. Gerçekleri niçin gizlemek istediniz? Çünkü, açığa çıkmasından çekindiniz. Önce cevap vermediniz, ancak Bilgi Edinme Hakkı Kanunu üzerinden gidince cevap vermek zorunda kaldınız. Saklama ihtiyacınız nereden doğdu? Şimdi peki bu suçüstüden sonra nasıl bir tutum takınıyorsunuz burada? Pişkin bir tavır, fütursuz bir tavır, pervasız bir tavır ve karşı suçlama. Nedir? Bizi kıskanıyorsunuz, siz de yazsaydınız. Benim derdim şu değil. 2 milyon 904 bin seçmene yazdınız, ben bunun finansmanı nereden diye soruyorum size. Gayet basit bir soru, baştan beri sordum. Normalde 50 kuruştur PTT’nin tarifesi, 1,5 milyon eder. Bunun içinde, kırtasiyesi, baskısı, katlaması, zarflaması yoktur. Yani 2 milyon küsurdur bunun maliyeti. Böyle bir finansman yüzünden birçok ülkede hükûmetler devriliyor. Siyasetin kaynağını açıklayamadığı bu tür bağışlar yüzünden Türkiye’de değil ama başka ülkelerde hükûmetler, başbakanlar devriliyor. Bir Bakan buraya gelip “E, siz de yapsaydınız.” diyor. Laf mı? Kaldı ki yanıtı yalan bir yanıt.

Bakın, ben, PTT’nin size yanıtını biraz daha okuyayım: “AKP 1’inci bölge milletvekili adayı Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile 2’nci bölge adayı Ulaştırma eski Bakanı Binali Yıldırım’ın mesajını içeren 2 milyon 904 bin 485 adet gönderi, AKP İzmir il teşkilatından Ömer Cihat Akay ile yapılan 25/5/2011 tarihli sözleşme kapsamında PTT bünyesindeki Birleşik Posta Sistemi’nde basılıp, katlanıp, zarflanarak dağıtımı yapılmıştır. Bu doğrultuda 2/6/2011 tarihinde İzmir Posta İşletme ve Dağıtım Başmüdürlüğü tarafından baskı bedeli -KDV hariç- 162.680 avro…”

Niçin avro? İzmir Büyükşehir Belediyesi durak ihalesini avro üzerinden yaptı diye şu an yargılanıyor. Niçin avro? 

Devam ediyor: “…ve dağıtım bedeli -KDV dâhil- 278.830 TL…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Lütfen bitiriniz.

OĞUZ OYAN (Devamla) – “…toplam karşılığı olarak da 720 bin TL tahsil edilmiştir.” diyor. Yani burada 20 kuruş üzerinden bir hesap yapılmış…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne var bunda?

OĞUZ OYAN (Devamla) – Yani yalanı savunmayın.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Neresine takıldığını söyle. 

OĞUZ OYAN (Devamla) –  …oysa PTT’nin tarifesi sadece katlanmış gazeteler 20 kuruşa gidiyor. İzmir il teşkilatımız bizim 50 kuruştan aşağı herhangi bir şey yollayamıyor yani buradaki 720 bin de kamunun zarara uğratılması pahasına yapılmış bir iştir. Yani bütün bunlar 2 Bakanı da istifaya zorlar.

Onurlu bir iş yapacaksanız Sayın Bakan -hayatınızda bir ilk olsun- istifa ediniz, o koltuğu boşaltınız. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriniz; yalanınız açığa çıkmıştır, bu yalanla artık orada oturamazsınız.

OKTAY VURAL (İzmir) – Belki Bakan cebinden ödemiştir ya!

OĞUZ OYAN (Devamla) – Benim bundan sonra da bunun peşini bırakmayacağımdan emin olunuz, grubumuz da bunun peşini bırakmayacaktır.

İlginiz için teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Oyan.

Lehte…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakın, iddialara Sayın Bakan cevap verdi, arkasından Sayın Oyan’a söz verdiniz. Sayın Bakan bu iddialara cevap vermek istiyor, izin verirseniz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan parmak kaldırıyor zaten.

BAŞKAN – Sayın Şandır, Sayın Bakanın söz istediğini görmedim. Sayın Bakan isterse tabii ki veririm, neden vermeyeyim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şandır değil efendim. Şandır burada efendim.

BAŞKAN – Pardon, çok affedersiniz Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Bakan istiyor efendim orada.

BAŞKAN – Tabii ki Bakana, Hükûmete ben söz veririm, niye vermeyeyim.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Arkadaş Bakanın avukatı.

BAŞKAN – Lütfen…

Buyurunuz Sayın Günay.

3.- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Sayın Oyan, İzmir’de seçimler sırasında bütün seçmenlerimize mektup gönderildiği konusunda bir iddiayı neredeyse bir yolsuzluk olayına dönüştürmeye çalışıyor.

Şimdi, biz 2 Bakan -o sırada 2 aday- mektup yazdık evet ve bunun finansmanını ve örgütlenmesini tamamen il sağladı. Bir mektup kime gitti, ne kadar kişiye gitti ya da gitmedi, bunu benim birebir takip etmem, ilgilenmem söz konusu değil. Ben, bazı seçmenlerin aldığını, bazı seçmenlerin almadığını gördüğüm için bir kısmına gitti yani biz özellikle, Konak diyeceğim, büyük ilçelerde, merkez saydığım ilçelerde bir kısmına gitti. O yüzden “Örnekleme yoluyla gitti.” dedim. Resmî rakam herkese gönderildiğini söylüyor, ben herkese gittiğine -gitmişse çok sevinirim- rastlamadım ama böyle söylüyor.

Biz, milyonlarca üyesi, yüz binlerce dayanışmacı, seçim çalışmacısı olan bir büyük siyasi yapıyız. Elbette, bir dayanışma içinde bütün bunlar finanse ediliyor Türkiye’de, her yerde olduğu gibi.

Arkadaşlarımız, seçimler sırasında, İstanbul’da, benim eski seçim bölgemden bir belediye başkanı arkadaşımız ve birkaç arkadaşıyla birlikte flash bellek getirdi gençlere dağıtılmak üzere, bunu da şık bir keseye koymuşlar. Bazı arkadaşlarımız “Altın dağıtıyorlar.” dedi. Siyasette, bakın, aynı seçim bölgesindeyiz ve çok kez yüz yüze geliyoruz ve birbirimizin haklı taleplerine destek olmaya çalışıyoruz. Kimse kimsenin, böyle “Yalan söylüyor, onursuzca davranıyor.” gibi haysiyetiyle ilgili şeyler söylemesin. Bunlar ayıptır ve insan bunlardan utanır.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Senin yaptığın ayıp değil mi?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Ben, siyasi hayatı Türkiye’nin önünde yıllardan beri bilinen bir insanım, yirmi beş yıldan bu yana Parlamento dışındaydım. Bazı arkadaşlar sadece bulundukları koltuklardan güç alırlarken, ben kendi fikirlerimle ve namusumla ayakta durdum. Hayatım boyunca veremeyeceğim bir tek kuruşun, kamu malından benim kasama, keseme girmiş bir tek kuruşun hesabı yoktur. Bunu en iyi Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım bilirler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Eğer içlerinde bilmeyen varsa çok utanırım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaç para harcadınız Sayın Bakan cebinizden acaba?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) –  Yani, böyle birbirimize karşı haysiyet cellatlığında bulunmayalım. Yapılan seçmene saygıdan ibarettir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaç para harcadınız cebinizden Sayın Bakan?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) –  Seçmene bir mektup yazılmıştır ve koskoca bir İzmir örgütü bunu kendi arasında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Yalan, bu da yalan!

OKTAY VURAL (İzmir) – Kaç para harcadınız cebinizden Sayın Bakan?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Günay.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Bitiriyorum…

BAŞKAN - Son cümlenizi alalım.

OĞUZ OYAN (İzmir) – Bu da yalan!

OKTAY VURAL (İzmir) – Şahsi seçim kapmayanız için ne kadar para harcadınız?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Yani bunu, bir seçmene mektubu bile eğer kendi aranızda dayanışmayla finanse edemiyor -ve tekrar söylediğimi söylüyorum- bunu kıskanıyorsanız sizin için çok üzülürüm. Genel Kurulu…

OĞUZ OYAN (İzmir) – Bu da yalan Sayın Bakan, bu söylediğiniz de yalan!

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Ya bu “yalan” sözcüğünü kullanırken biraz lütfen dikkatli olun.

OĞUZ OYAN (İzmir) – Onu örgüt finanse etmedi, finanse eden şirket de battı. Onu örgüt finanse etmedi, bu da yalan.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Bu “yalan” sözcüğünü kullanırken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Günay.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Bakan, siz cebinizden harcama yaptınız mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Siz ne kadar harcadınız?

BAŞKAN - Konu kapamıştır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve arkadaşları tarafından verilen, “Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunlarının tespit edilerek, alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi ve ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün dünyaya örnek teşkil eder hale gelmesi” hakkındaki Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 10/1/2012 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  (Devam)

BAŞKAN - Grup önerisinin lehine Mersin Milletvekili Sayın Şandır.

Buyurunuz Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, bu tartışmanın arasına girmek istemezdim ama bir şekil şartının yerine gelmesi gerekiyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun vermiş olduğu grup önerisi lehinde söz almış bulunuyorum. Sizleri ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Grup önerisinin talebi: Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunların tespit edilerek alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi ve ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün dünyaya örnek teşkil eder hâle gelmesi hakkında bir komisyonun kurulması talep ediliyor. Bu talebin gündeme alınması için grup önerisi veriyorlar. Grup önerisinin kabulü, reddi konusunda bildiğimiz gelişmenin, mukadder gelişmenin yaşanacağını biliyoruz ama bunu vesile yaparak ülkemizin çok temel bir sorunu üzerinde konuşmak imkânına sahip olmayı da önemli görüyorum. O konu, basın özgürlüğü.

Değerli milletvekilleri, basın özgürlüğü Türkiye’nin her kesimi için, iktidarıyla muhalefetiyle tüm siyaset kurumu için en önemli bir değerdir ve ortak paydadır. Basın özgürlüğünü gerçekleştirememiş bir ülkenin, bir toplumun ortak aklı üretmesi, doğruları yapabilmesi, yolsuzlukları sorgulayabilmesi, toplumun beklentilerini dillendirebilmesi, daha kısacası sistemin sağlıklı işlemesini temin edebilmesi mümkün değil. Basın özgürlüğü, gerçekten, her türlü baskı, tehdit, yönlendirme, sansür ve cezalandırma baskısından kurtarılması; düşüncenin, fikrin, ifadenin özgürce topluma sunulabilmesinin olmazsa olmaz bir temel şartıdır, çok temel bir insan hakkı, medeni toplumların ulaştığı çok önemli bir gelişmişlik standardıdır.

Bakınız değerli milletvekilleri, Türkiye’de basın özgürlüğünün gittikçe geriye doğru gittiği hususu artık toplumun tüm kesimleri tarafından ısrarla ifade edilmektedir. Tutuklu gazetecilerin sorunlarının tartışılması önemli ama ondan da önemlisi basın özgürlüğünün, ifade  ve basın özgürlüğünün standartlarının Türkiye’de her yıl geriye düşmüş olması çok daha önemli bir hadise.

Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak her defasında, her zeminde ısrarla ifade ediyoruz. Milletin iradesine, milletin iradesiyle oluşmuş Parlamentoya ve bu Parlamento içerisinden çıkmış siyasi iktidara hukuk dışı yollardan bir müdahaleyi asla tasvip etmiyoruz, doğru bulmuyoruz. Dolayısıyla, milletin iradesini ortadan kaldırmak için silahlı terör örgütü kurmak, darbecilik yapmak suçlamasıyla gazeteci veya diğerleri bir itham altında bugün. Tutukluluk, cezalandırmaya dönüşen bu süreçleri kabul edebilmek mümkün değil. Milletin iradesini savunalım, terörle mücadeleye koşulsuz destek verelim ama bu iki ortak değer adına biz basın özgürlüğünü kısıtlamayı bir yol olarak görürsek yanlış yapmış oluruz. Basının özgür olmadığı, basının toplum adına, toplumun beklentilerini, haklarını dile getirmediği, muhalefetin görüşlerini, tenkitlerini dillendirmediği, yazamadığı, konuşamadığı bir ülkenin gelecekle ilgili iddialarına inandırabilmek, inanmak mümkün değildir. Bu konuda Türkiye maalesef her geçen gün geriye doğru gidiyor.

Buraya gelirken bir inceledim bu konuda, mesela bugün dolayısıyla, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: “Özgür bir basının mevcudiyetinin ve basının her türlü yönlendirmeden ve baskıdan uzak bir şekilde görevi yerine getirmesinin…” Bu bir sorun ki Sayın Cumhurbaşkanı bu konuyu öne çekiyor. Gerçekten bu bir sorun. Şu kadar gazeteci tutuklu falan, bu tartışmaların içerisine girmeden söylüyorum. Ama bugün yazdıklarından dolayı, düşündüklerinden dolayı, hatta tasavvurlarından dolayı, hayallerinden dolayı terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla cezalandırmaya dönüşen uzun tutukluluk hâllerini Türkiye’ye yakışır bulabilmek mümkün değildir.

Yine aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: “Basın özgürlüğünün ve ifade hürriyetinin korunması ve geliştirilmesi demokratik toplum düzeninin en önemli gereklerinden biridir.” Böyle bir ihtiyaç var ki Sayın Cumhurbaşkanı bu gerekliliği ifade etmek gereğini duyuyor.

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Parlamento Muhabirleri Derneği bildiri yayınlıyor, diyor ki: “Biz 10 Ocağı eskiden bayram günü olarak kutlardık, Çalışan Gazeteciler Bayramı olarak kutlardık ama bayram olarak kutlamak imkânı kalmadı. Bu kadar gazeteci tutukluyken, gazetelerin üzerinde, gazetecilerin üzerinde bu kadar baskı varken, bunu bayram olarak kutlayabilmek mümkün değil.”

Değerli milletvekilleri, biraz önce de ifade ettim, bu Parlamento, bu Genel Kurul, içinde bizim de bulunduğumuz bu Genel Kurul burada aldığı kararlarla basın sahiplerinin, basın çalışanlarının yıpranma hakkını elinden aldı.

Değerli milletvekilleri, sizler adına önemli bir hususu dillendiriyorum. Bugün her partinin kutladığı Çalışan Gazeteciler Günü’nde hatırlanması, yani gerekiyorsa özür dilenmesi gereken bir hususu söylüyorum: Yıpranma hakkını gazetecilerin elinden aldık. Hâlbuki gördük ki gazeteciler işte Van depreminde hayatını kaybediyor, yangında hayatını kaybediyor. İşsizlik tehdidi her gazetecinin üzerinde bugün bir Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Sendikal güvenceden yoksun gazeteciler, sosyal hakları yetersiz. Bu sorunların çözülmesi yönünde, bu Parlamentonun, gazetecilere, daha doğrusu kendi geleceğimize bir borcu var, bir sorumluluğu var. Bu sebeple söylüyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten ülkemizin birçok sorunu var. Bu sorunların çözümü konusunda ortak aklı üretmek bir mecburiyetse bu mecburiyeti karşılayabilmek için basının özgür olması gerekiyor. Eğer farklı düşünceleri, içinde hakaret olmayan tenkitleri, toplumun beklentilerini, basının üzerinden toplumsallaştıramazsak, topluma duyuramazsak, iktidarın önüne koyamazsak, o zaman geleceğimizle ilgili endişelerimiz gerçekten her geçen gün büyüyecektir. İşte bugün de Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği -Sayın Başbakanın da ifadeleri var- Sayın Başbakanın ifade ettiği ve gazetecilerin ifade ettiği basın özgürlüğü konusundaki endişelerimiz, maalesef Meclisimizin her an gündemini meşgul edecek boyuta ulaşıyor. Türkiye’miz, bakınız, uluslararası düzlemde basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü kriterleri noktasında hızla sorgulanıyor. Her geçen gün daha geriye düşüyor. Bu konuda Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Sayın Çavuşoğlu burada konuştu ama aynı meclisin Türkiye’yi suçlayan raporları var, Avrupa Birliğinin raporları var, uluslararası gazetecilerin bu konudaki raporları var. Bu sebeple söylüyorum: Değerli milletvekilleri, basın sorun içerisinde olduğu sürece demokrasimizin ileri demokrasi aşamasına geçebilmesi mümkün değil. Ve bir başka şey daha ifade etmek gerekirse: Siyasi iktidarın sayısal çoğunluğu muhalefet partilerinin bu noktada ve buna benzer noktalarda buraya getirdiği her talebi reddetmeyi bir usul hâline getirirse gerçekten Türkiye'nin sorunlarının çözümü konusunda, ortak aklı üretmek konusunda topluma karşı verdiğimiz sorumlulukları yerine getirmek konusunda bu Meclisin yapabileceği çok fazla bir şey olmayacaktır endişesindeyim.

Bu sebeple bu önerge doğrultusunda veya bir başka sebeple basının sorunlarının, basın özgürlüğü sorunlarının araştırılması, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi için Meclisimizde bir komisyon kurulmasını biz de talep ediyoruz Milliyetçi Hareket Partisi olarak; hem basın çalışanlarının sorunlarının araştırılması hem basın özgürlüğünün sorunlarının araştırılması hem de bu tutuklu gazetecilerin gerçekten Türkiye'ye yakışmaz bu özgürlük çığlıklarının dikkate alınması için bir komisyonun kurulmasını çok önemsiyoruz, biz de talep ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bu arada şunu da söylemek gerekir: Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu her defasında, millî iradeyi temsil ettiğini ve millî iradenin gücüyle burada bulunduğunu övünerek ifade ediyor. Madem böyle, milletin iradesiyle milletvekili olmuş insanların hâlâ ısrarla tutukluluk durumlarının devam ettirilmesine sizin de itiraz etmeniz ve gerekeni yapmak gibi bir sorumluluğunuz olduğunu size hatırlatmak istiyorum. Bu, Türkiye'ye yakışmıyor. Türkiye'de bugün, genelkurmay başkanlarının bile silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlandığı bir ülkeyi yönetmiş olmak bence size de yakışmıyor. Buna da tedbir geliştirmek gerekiyor.

Ve tekrar ediyorum: Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve tutuklu gazetecilerin sorunları ile tüm gazete çalışanlarının, gazetecilerin sorunlarının araştırılması için bir komisyon kurulmasını onayladığımızı, desteklediğimizi ve talep ettiğimizi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.

Aleyhte Çankırı Milletvekili İdris Şahin.

Buyurunuz Sayın Şahin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

CHP, grup önerisiyle, tutuklu gazetecilerin durumunun araştırılmasıyla ilgili verilen araştırma önergesinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin bugünkü gündemine alınmasını talep etmektedir. Öncelikle araştırma önergesinde bahsedilen olayların, tutuklu gazetecilerin durumunun tamamen yargıyı ilgilendiren bir konu olduğunu buradan ifade etmem gerekiyor.

Bu kürsüden hemen her gün Anayasa’nın 138’inci maddesi ihlal edilmekte. Anayasa’nın 138’inci maddesi son derece açıktır ve mahkemelerin bağımsızlığını düzenlemektedir. Maddede “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” denilmektedir. Bu hükmün sürekli ihlal edildiğini maalesef Meclisimizde görmekteyiz. Buradan yargıya müdahale anlamına gelecek konuşmalar sürekli yapılmaktadır. Yargının verdiği kararların eleştirilmesi elbette ki mümkündür ancak yargıya müdahalede bulunmaya yönelik, kamuoyunda bilinen davaları etkilemeye yönelik beyanlarda bulunmak ve yargıya intikal etmiş bir konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşme yapmak, soru sormak, hatta herhangi bir beyanda bulunmak Anayasa’mıza göre de mümkün değildir.

Yargının gerçekleştirdiği soruşturmaları AK PARTİ’yle, Hükûmetle ilişkilendirmek, adil yargılamayı etkilemeye yönelik beyanlarda bulunmak, yargının yıpratılmasına yönelik açıklamalar yapmak, kapsam itibarıyla çok geniş ve çok ciddi suçlamalar ihtiva eden, binlerce sayfa delilden ve yüzlerce sanıktan oluşan bu davalarda gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik çalışan yargı mensuplarımıza da büyük bir haksızlıktır.

Değerli milletvekilleri, gazetecilerin yazdıkları yazılar sebebiyle tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde bulunduğu iddiası sürekli olarak Meclis kürsüsünden ve haricen tekrarlanmaktadır. Türkiye’de son dönemde basın özgürlüğünün kısıtlandığı yönünde eleştiriler yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Bu iddia ve eleştirileri kabul etmemiz mümkün değildir.

Cezaevlerindeki basın mensubu tutuklu ve hükümlü sayısı konusunda bazı sivil toplum kuruluşlarınca sağlıklı verilere dayanmayan çeşitli rakamlar verilmektedir. Bunlar arasında medyada en çok gündeme gelen, Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından yapılan açıklamadaki 72 gazetecinin tutuklu ve hükümlü olduğu yönündeki haberlerdir.

Bu konuda gerekli tespitleri yaparak konuyu kamuoyuna Adalet Bakanlığı duyurmuştur. Türkiye Gazeteciler Sendikasının listesinde tutuklu ve hükümlü olduğu belirtilen 72 isimden 3’ünün cezaevlerinde kaydına rastlanmadığı, 6’sının ise tahliye edildiği açık şekilde tespit edilmiştir. Listede yer alan isimlerin 63’ü hâlâ cezaevindedir. Bu 63 isimden 36’sı hakkında dava açılmış ve bunların 18’iyle ilgili mahkûmiyet kararları verilmiştir. 27 kişi hakkında ise soruşturmalar devam etmektedir. Cezaevlerindeki 63 kişiden 18’inin basın kartı varken 45 kişinin ise basın kartı yoktur. Hakkında dava açılan veya mahkûmiyet kararı verilen 36 kişiden 4’ü basın yoluyla işlenen suçlar arasında sayılabilecek olan terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan dolayı cezaevindedir. Diğer 32 tutuklu ve hükümlünün cezaevinde bulunmalarının gazetecilik faaliyetiyle bir ilgisi yoktur. Haklarındaki soruşturmalar devam eden 27 kişiyle ilgili olarak ise, soruşturmaların gizli yürütülmesi nedeniyle bu kişilerin hangi suç ve eylemlerden dolayı tutuklandıkları ancak iddianame hazırlandığında açık bir şekilde görülebilecektir. Soruşturması devam eden 27 ismin tamamının silahlı terör örgütü üyeliği gibi gazetecilik faaliyetiyle ilgisi olmayan suçlardan dolayı cezaevinde bulundukları görülmektedir. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü 63 kişiden 59’u basın yoluyla işledikleri iddia olunan suçlardan, yani yazdıkları yazılardan ve gazetecilik faaliyetlerinden dolayı değil, basınla ilgisi olmayan suçlardan dolayı tutuklanmış ve mahkûm olmuşlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle bu suçların tiplerine baktığımız zaman tüyler ürpertici suçlarla karşılaşıyoruz. Bunlar adam öldürmek, banka soygunu, yağma, gasp, tehdit, resmî belgede sahtecilik, sahte kimlikle dolaşmak, izinsiz tehlikeli madde bulundurmak, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs, PKK silahlı terör örgütüne üye olmak, eylem sırasında tabanca ve sahte polis kimliği kullanmak gibi ve yine “Selam, selam İmralı’ya, bin selam!” diye slogan atmak da bu suçlardan bir tanesi. Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hileyle çalmak, silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak, silahlı terör örgütü adına para toplamak, evet, değerli milletvekilleri, iddialarıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların gazetecilik göreviyle bir ilgisi var mıdır? Bu nedenle, tutuklu ve hükümlü gazeteciler konusunun sadece rakamsal olarak değil, işlenen ya da işlendiği iddia edilen suçların gazetecilik faaliyeti kapsamında olup olmadığı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Gazetecilik faaliyetiyle ilgisi olmayan iddialara dayalı tutuklama ve mahkûmiyet kararlarının basın özgürlüğünün ihlali olarak yorumlanması mümkün değildir. Ayrıca, bağımsız yargı organlarınca açılan soruşturma ve davalar ile yapılan tutuklamalar ve verilen mahkûmiyet kararlarının, Hükûmetin basına baskı yaptığı şeklinde değerlendirilmesi de doğru bir yaklaşım asla olamaz. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün daha ileriye taşınması için son yıllarda önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır ve bu yöndeki çalışmalar özgürlükçü bir anlayışla sürdürülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; darbeye zemin hazırlamak düşünce özgürlüğü kapsamında değildir. Hükûmeti yıpratmak maksadıyla yazılanlar, çizilenler elbette ki suç olamaz. Basın özgürlüğü çerçevesinde herkes istediğini istediği şekilde ifade eder, ediyor da. Sabahtan akşama kadar Hükûmet aleyhine acımasızca eleştirilerin yapıldığı televizyon yayınları devam ediyor. Gazeteler, dergiler yayınlarına devam ediyor. Ancak yargının devam ettirdiği soruşturmalara baktığımızda soruşturulan olayların basın özgürlüğüyle hiçbir ilgi ve alakası olmadığını görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Hükûmeti eleştirilebilirsiniz, AK PARTİ’yi de eleştirebilirsiniz ancak yukarıda suç tiplerini saydığımız eylemleri gerçekleştirenleri “tamamen masum ve gazetecilik faaliyeti nedeniyle” diye Türk toplumuna sunmak son derece yanlış bir davranıştır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nereden biliyorsun? Demin sen söylüyordun ya.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) – Zira, gerçek gazetecilere yapılan bir saygısızlıktır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Şahin.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul)  – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebinde bulunan arkadaşların isimlerini tespit edeceğim: Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Tezcan, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özkan, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Çıray, Sayın Demiröz, Sayın Ediboğlu, Sayın Özkes, Sayın Topal, Sayın Toptaş, Sayın Özdemir, Sayın Öner, Sayın Öz, Sayın Düzgün, Sayın Özgümüş, Sayın Küçük, Sayın Yüceer, Sayın Çam.

BAŞKAN – İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve arkadaşları tarafından verilen, “Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunlarının tespit edilerek, alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi ve ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün dünyaya örnek teşkil eder hale gelmesi” hakkındaki Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 10/1/2012 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Üreticilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerine Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifi’nin (2/28) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/19)

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/28                 Esas Numaralı Kanun Teklifim 45 gün içinde Komisyonda görüşülmediğinden İç Tüzüğün 37. Maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 24.11.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

BAŞKAN – Önergenin lehine, teklif sahibi olarak Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt.

Buyurunuz Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; çiftçilerin Ziraat Bankasına ve tarım kredi kooperatifine olan borçlarının yeniden yapılanması için kanun teklifim üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hepimiz “Köylü milletin efendisidir.” deriz, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de böyle dedi ama köylünün efendi olmadığını, köylünün efendi değil de köleleştirildiğini bu Hükûmet zamanında gördük. 12 Haziran 2003 tarihinde bir kanun çıkarttık, çiftçilerin borçlarının yapılandırılması. O günden bugüne kadar sekiz buçuk yıl geçti ama şu anda, hem o günden borcu olanlar var hem bu sekiz buçuk yıldır borcu birikenler var.

Sayın Başkanım, bu insanlar dinlemek istemiyor, sayın milletvekilleri, çok uğultu var.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Öğüt, buyurunuz.

Sayın milletvekilleri, biraz sessiz olalım.

Buyurunuz Sayın Öğüt.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Yalnız, lütfen bana ilave bir süre de vermenizi istirham ediyorum.

BAŞKAN – Siz lütfen devam ediniz.

Sayın milletvekilleri, lütfen sessiz olunuz.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Şu anda, çiftçilerimizi ve köylülerimizi Türkiye’de saydığımız zaman, Türkiye'nin üçte 1’ini oluşturuyor değerli arkadaşlar yani yüzde 30’unu oluşturuyor. Yüzde 30’unu oluşturan bir kitle tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor ve çok mağdur insanlar.

Bakın, tarım ürünlerine, 100 milyar dolar, bu Hükûmet geldiğinden beri para ödedi, dışarıya. Kendi köylümüze, çiftçimize ektirmedi, kendi köylümüze, çiftçimize ürettirmedi. Bakın, 2002’den bu yana Türkiye’ye kaçak hayvan geldi. Kaçak hayvanı önleyin dedik, köylüyü destekleyelim, kredisini verelim. Bu olmadı, nereye geldik? 2010 yılında hayvan ithal etmek mecburiyetinde kaldı Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ne yazık ki bu Hükûmet döneminde ithal kurbanlık geldi.

Şimdi, ithal hayvan, ithal kurbanlık geldi, köylü ve aile işletmeciliği öldü. Bu nedenle, şu anda köylümüz ve çiftçimiz çok mağdur durumdadır. Hayvancılık ölmüş, tarım ürünleri bitmiş yani buğdayını satıyor adam, mazot alamıyor. Şu anda, bir kredi sistemi var, bu kredi sisteminden faydalanamıyorlar, herkes teminat istiyor. Bütün bankalar diyor ki “Şehir merkezinde evini teminat verirsen, iş yerini teminat verirsen ben sana kredi veririm.”

Değerli arkadaşlar, eğer köylünün şehir merkezinde evi varsa, binası varsa, niye köyde otursun? O zaman köydeki yerini niye teminat kabul etmiyorsunuz? Onun yanı sıra, şu anda, kış günü köylümüz çok perişan durumda; çiftçi desteklemeleri ödenmedi, yem bitkileri paraları ödenmedi.

Bakın, acı bir gerçekle karşı karşıya geldik Van’da. Van’daki çiftçilerin daha hesabı kitabı, icmali yapılmamış. Niye sayın Hükûmet yetkilileri, Tarım Bakanı Van’a eleman göndermiyor? Van İl Tarım Müdürüyle konuştum, “Elemanımız olmadığı için icmalleri hazırlayamadık.” diyor. Yem bitkileri parasını ödeyemiyorlar. Şimdi, oradan icmal gelecek ki burası ödensin.

Değerli arkadaşlar, bu nedenle, yem bitkileri parasının acilen ödenmesi lazım. Şu anda kar, kış, kıyamet; insanlar hayvanlarını bahara çıkarmaya çalışıyor. Yem bitkileri parası bugün ödenmeyip de ne zaman ödenecek? Eğer yem bitkileri parası bugün ödenmezse, inanın, samimi söylüyorum, insanlar daha da çok mağdur olacaktır.

Bakın, isterseniz sizinle beraber köylere gidelim, köylüler çok perişan bir durumda.

Sayın Başkanım, süre verecek misiniz bir dakika?

BAŞKAN – Siz devam ediniz lütfen.

Buyurunuz.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Ben ona göre kendimi ayarlayacağım.

Değerli arkadaşlar, şunu söyleyeyim: Mazot parasının, gübre parasının, yem bitkileri parasının, su ürünleri parasının derhâl ödenmesi lazım. Ben yetkililerle konuştum, diyorlar ki: “Mart ayında ya öderiz ya ödemeyiz.” Değerli arkadaşım, mart ayına kalırsa -kış- bahara kadar ne yapacak insanlar? Samanın kilosu 70 kuruşa çıkmış, 70 kuruş saman… İnsanların hayvanı para etmiyor, tüketici daha da kötü duruma düşmüş. Bu nedenle Büyük Millet Meclisinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü tamamlayınız Sayın Öğüt.

Sayın milletvekilleri, biraz daha sessiz olursanız…

ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, demokrasiye de, insanlarımızın sorunlarına da çözüm yeri olarak ben Büyük Millet Meclisini görüyorum. Vermiş olduğum kanun teklifinde… Ziraat Bankasına çiftçilerin borcu var, tarım kredi kooperatiflerine borcu var, bu borçların yeniden yapılandırılması için bu kanun teklifimin kabulünü ben istirham ediyorum. Bu kanun teklifi kabul edilirse, o zaman çiftçilerin borçlarında en azından bir iyileştirme olacak ve çiftçiler rahat nefes alacaktır. Ayrıca -tekrar ediyorum, sizden istirham ediyorum- yem bitkileri parasının acilen ödenmesini istirham ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan.

Buyurunuz Sayın Özkan.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğrudan gündeme almak istediğimiz konu, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ile tarım krediye olan borçların bir yapılandırılması yapılmıştı. O yapılandırma da faizlerin alınmaması yönünde. Ne diyordunuz? “Faiz haramdır, faizin biri de bir, bini de bir. Faizsiz kazanç kutsaldır.” Hep hocalarımızdan da bunu duyuyoruz, büyüklerimizden de bunu duyuyoruz. Biz de diyoruz ki yetki elinizde, çiftçilerin, üreticilerin Ziraat Bankasına, tarım krediye, biri iki yapmak, ikiyi dört yapmak, dördü sekiz yapmak için krediler alındı, çiftçiler borçlandı. Bu borçlanmaları zamanında… Çünkü bu çiftçinin derdi çok, tilkiyle mücadele eder, fareyle mücadele eder, virüsle mücadele eder, mantarla mücadele eder, hırsızla mücadele eder, yükü ağırdır. Bu yükü faiz anlamında, faizleri kaldırarak bir iyileştirme yapalım isteğimiz var bu kanun teklifinde. Bu kanun teklifi bunu içeriyor. Oy verirseniz bu çiftçilerimiz, bu üreticilerimiz yani pancar üreticileri, patates üreticileri, haşhaş üreticileri, anason üreticileri, bu durumda, yağışlardan, doğadan, dondan zarar gören üreticilerin zararlarını bir nebze azaltmış olacağız. Kanun teklifimizin içeriği bu. Ziraat Bankasının hanesinde görev zararı olarak geçecek.

Dünyanın büyük ekonomilerinden biri ülkemiz, söylediğinize göre. Bu anlamda da, gittiğimiz yerde, diğer dış ülkelerin bazı borçlarını da siliyoruz, bu güzellikler de yapılıyor. Bu güçlü devlet, bu çiftçilerin borçlarını, faizlerini bir anlamda silsin isteğimiz var.

Bakın, zalim olmayalım, zulüm yapmayalım diyoruz. Ah alınıyor. Zalimin zulmünü bir ah keser, mâni-i rızk olanın rızkını Allah keser. Yargıda da ah alıyorsunuz. Genel Başkanımızın söylediği ifadeleri -fezleke düzenliyorsunuz- ben o ifadeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. “Burada önyargılı siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları bir tiyatro var. Bunun adına ’Yargılama, demokrasi’ diyorlar. Bu ne demokrasidir ne de adalet dağıtmadır. Bunların kaçma imkânları yok. Zaten kaçamazlar, ülkelerini seviyorlar. Bunlar ‘Biz yargılanmayalım.’ demiyorlar, zaten yargılanıyorlar. Bunlar Parlamentoya gelip yeminlerini içerek Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde ve diğer maddelerinde öngörülen kurallar içerisinde görevlerini yapmak istiyorlar. Ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum, çünkü yargıç, vicdanıyla hareket eden kişi demektir; yargıç, toplumun beklentilerini, duygularını bilen ve ona saygı duyan demektir. Vicdan her şeyin üstündedir. Vicdanıyla hareket etmeyen bir yargıç, yargıç olabilir mi? Anayasa’nın 90’ıncı maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler var. Bunları görmemezlikten gelip ’Ben bildiğimi okurum, benim bildiğim ve söylediklerim doğrudur.’ mantığıyla yola çıkarsanız, adalet dağıtamazsınız.” demiştir Değerli Genel Başkanım. Bundan dolayı Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı hakkında fezleke düzenleniyor. Bu Parlamento olarak bu sorunu da çözmek zorundayız değerli arkadaşlarım.

Yine, konumuza gelindiğinde, Sayın Başbakan 2010’da bir grup toplantısında diyor ki: “2002’de 67 bin kişiye kredi verildi. Ama bizim dönemimizde haftada 18.279 kişiye kredi verildi.” Bunların arasında sübvansiyonlu var sübvansiyonsuz olanları var. Demek ki vatandaş krediye yükleniyor. Neden yüklenir? Çünkü durumunu iyileştirmek için. Parası olan adam krediye, bankaya koşar mı? Kefil arar mı? Kefalet arar mı? Aramaz. Demek ki vatandaşın durumu içler acısı. Onun için, bu yeniden yapılandırma anlamında, borçların faizsiz ödenmesi yönünde oylarınıza ihtiyacımız var, kanun teklifimiz bunu içeriyor. Tekrar, bu oylarınızın evet yönünde olacağını düşünerek hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Özkan.

Önergeyi oylarınıza…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı…

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, on beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 17.36

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 49’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.

Sunuşlar bölümünde belirttiğim Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’ın birlikte cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini okutuyorum:

X.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır-Aktaş Sınır Kapısının açılışına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/9) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Gümrük ve Ticaret Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasının saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                14.7.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Ardahan Çıldır Aktaş kapısının Gürcistan tarafının yol ve Gümrük binaları yapılmıştır. Kapının açılması ile Çıldır başta olmak üzere bütün Ardahan'da ticaret gelişecek işsizlik son bulacak göç duracaktır. Bunun için Çıldır kapısının açılması konusunda ilçe halkımızla beraber İl yöneticilerimizin de çabaları bulunmaktadır.

1- Ardahan Çıldır İlçesi Aktaş sınır kapısının Gürcistan tarafındaki yol ve Gümrük binaları yapılmıştır. Bu kapının açılmasıyla Ardahan'da ticaret gelişecek işsizlik bitecek ve dolayısıyla göç duracaktır. Bunların olabilmesi için Aktaş sınır kapısı ne zaman açılacak?

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’taki Savaşır ile Göle’deki Kalecik kalelerinin restorasyonuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/16) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 14.7.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Ardahan Posof’ta bulunan Savaşır kalesi ile Göle’de bulunan Kaleci kalelerinin restorasyonlarının yapılması ile bu kültürel yerler iç ve dış turizme açılacak olmasıyla bölgenin yeni iş sahalarına kavuşması sağlanacağı gibi bölgenin tanınmasında ve kültürümüze sahip çıkılmasında önemli yer tutacaktır.

1- Ardahan Posof’ta bulunan Savaşır Kalesi ile Göle’de bulunan Kalecik kalelerinin restorasyon çalışmaları ile bölgenin tanınmasının yanında yeni iş sahaları açılacak ve işsizlik önleneceği gibi ticaret gelişecek ve göç duracaktır. Bu kalelerin restorasyon çalışmaları ne zaman başlayacak?

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki Şeytan Kalesi ve Hanak’taki Kırnak Kalesi’nin restorasyonuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/17) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 14.7.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Ardahan Şeytan Kalesinin bakım ve onarımı yapılarak gerek yerli turizme gerekse yabancı turizme açılması ile bölgede ciddi gelir kaynağı olacağı gibi bölgenin tanınmasında da önemli bir kaynak olacaktır, yine Hanak’ta bulunan Kırnak kalesinin de aynı şekilde bakım onarımı yapılarak iç ve dış turizme açılması sağlanmalıdır.

1- Ardahan’da yaşayan hemşerilerimiz uzun kış şartları altında yaşamlarını sürdürmektedirler çalışılacak iş günün az olması nedeniyle başka yollar bulunarak işsizliğin ve göçün önüne geçilmelidir. Ardahan’da bulunan Şeytan Kalesi ve Hanak’taki Kırnak kalelerinin bakım onarımı ve restorasyonunun yapılarak hizmete açılması ile yeni gelir kaynağı bulunacaktır. Kalelerin restorasyonları ne zaman yapılacaktır?

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Kongre Binasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/76) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 26.7.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Ardahan ili Karagöl mahallesinde bulunan zamanında kurtuluş savaşı öncesinde önemli kararların alındığı, Ardahan'da kongre binası olarak da bilinen, bir müddet hastane daha sonra sağlık müdürlüğü olarak hizmet eden bina koruma altına alınmış ve Ardahan'da kent müzesi olarak kullanılacaktı ancak yapılan yatırımlar da boşa gitti ve şu anda binanın ne olarak kullanılacağı belli değil.

1) Ardahan'da Kongre binası olarak bilinen, koruma altına alınan ve Ardahan kent müzesi olarak kullanılacağı bilinen binanın şu anda ne olarak kullanılacağı belli değildir. Kent müzesi olması ne zaman sağlanacak?

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı-Diyadin şifalı kaplıcalarının turizme açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/92)  ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 21.7.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Ağrı Diyadin’de bulunan şifalı kaplıcalar 26 bin nüfuslu ilçenin kalkınmasında büyük rol oynamaktadır. Kaplıcalarda yatak sayısı çoğaltılınca ilçeye ve ile daha çok turist geleceğinden ilçede ve ilde işsizlik azalacağı gibi göçün de önüne geçilecektir.

1) Ağrı ili Diyadin ilçesinde bulunan şifalı kaplıcaların daha modern alt ve üst yapılarının yapılmasıyla ilçe ekonomisine olduğu gibi ülke ekonomisine de büyük katkılar sağlayacaktır. Şifalı kaplıcaların çevre düzenlenmesi başta olmak üzere yeni ve yatak kapasitesi yüksek bir otel yapılması için bir çalışma yapacak mısınız?

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van-Başkale travertenler bölgesinin turizme açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/93) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 21.7.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Van Başkale ilçesinde görüntüsü ile Pamukkale'yi andıran travertenler yol olmasından dolayı rağbet görmemektedir. Van kent merkezine 150 km Başkale ilçesine 35 km uzaklıktaki Dere içi köyünde bulunan travertenler doğal harika görüntüsü ile ilgi beklemektedir.

1) Van Başkale ilçesinde bulunan travertenler çevre düzenlenmesi yapıldığında ilçenin ekonomisine büyük katkı sağlayacağı gibi işsizliğin ve göçün önüne de geçilecektir. Travertenler bölgesinin çevre düzenlenmesinin yapılarak turizme açılması için bir çalışma yapacak mısınız?

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars-Sarıkamış’ta bulunan Katerina Köşkünün bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/105) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 20.7.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Kars Sarıkamış’ta bulunan ve kültürel değerinin yanında tarihi olaylara da ev sahipliği yapan Katarina köşkü bakımsızlıktan, ilgisizlikten ve sahipsizlikten dolayı çürümeye terk edilmiştir. Kültürel değerlerimize sahip çıkmadığımız gibi tarihi mirasa da sahip çıkılmamaktadır.

1) Kars Sarıkamış'ta bulunan tarihi Katarina köşkünün bakım ve onarımının yapılarak tarihi mirasa sahip çıkılması için neler yapacaksınız?

8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, turizm konusunda Tokat’ta yapılacak projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/111) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                           Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                   Tokat

Soru: Turizm konusunda Tokat için hangi ana projelere öncelik verilecektir?

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta bulunan Beş Kiliselerin onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/128) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Turizm ve Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 12.9.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Kars Ani antik kente yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunan Beş Kiliseler bakımsızlık ve ilgisizlikten dolayı yıkılmaya yüz tutmuştur. Kars'ta sayılı turistik ve kültürel alanlardan biri olan ve yabancı turistlerin çoğunlukla ilk ziyaret ettikleri bir yerdir. Bazı bölgelerde milyonlarca lira harcanarak yapılan arkeolojik çalışmalarla kültürel varlıklar gün yüzüne çıkarılıyor.

1- Kars Ani antik kentine 25 km uzaklıkta bulunan ve her yıl yabancı turistlerin ilk ziyaret ettikleri Beşler Kilisesi bakımsızlık ve ilgisizlikten dolayı yıkılmaya başlamıştır, bu kültürel yerin yıkılmaması için bir çalışma başlatacak mısınız?

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da bulunan tabyaların restore edilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/146) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 6.9.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Savaşlarda kalelerin önemini kaybetmesiyle birlikte tabya denilen yeni bir askerî savunma yapıları ortaya çıkmıştır. Osmanlı Rus savaşları döneminde stratejik bir konuma sahip olan Ardahan tabyalarla güçlendirilerek önemli bir savunma merkezi haline getirilmiştir. 2.500 metre yükseklikte bir tepe üzerine kurulan yeraltında kışlalar ile bir tarihî mirastır. Ardahan'da 93 harbinde çok önemli olarak kullanılan tarihî ve turistik yapıya sahip olan tabyanın restore edilmesi gerekmektir.

1- Ardahan'da bulunan tabyanın restore edilerek tarih ve kültürel mirasa sahip çıkılması için gereken çalışmaların bir an evvel yapılarak hizmete açılması için bir çalışma yapacak mısınız?

11.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı ve ilçelerinde bulunan tarihî eserlerin korunmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/232) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından Anayasa'nın 98. ve Meclis İç Tüzüğü'nün 99. maddesi gereğince sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                              Halil Aksoy

                                                                                                                    Ağrı

1- Bakanlığınız tarafından en önemli eseri olan '"Mem û Zîn"i bastığınız Kürt sanat, bilim, felsefe ve edebiyat insanı Erimede Xanî'nin ismini bir eğitim ya da kültür kurumuna vermeyi düşüyor musunuz?

2- Ağrı Doğubayazıt'ta bulunan İshak Paşa Sarayı'nın restorasyonu ne zaman bitecek? Restorasyon orijinal özüne uygun bir şekilde yapılmış mıdır?

3- Ağrı ve ilçelerinde bulunan tarihi miras ve kültür eserlerinin korunması amacıyla herhangi bir girişiminiz olacak mı?

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bazı unvanlarla çalışan personelin özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/342) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                         Prof. Dr. Alim Işık

                                                                                                                 Kütahya

Bakanlığınız bünyesinde Sosyolog, Müze Araştırmacısı, Kitap Patologu, Arşivci ve Kütüphaneci unvanlarıyla çalışan personelin, teknik hizmetler sınıfında ve fakülte mezunu olmalarına rağmen hak ettikleri özlük haklarından yararlanamadıkları gibi Maliye Bakanlığı bürokratlarınca lise mezunu YHS personeli düzeyinde maaş almalarına yönelik çalışmaların yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak;

1- Halen bakanlığınız bünyesinde anılan unvanlarla çalıştırılan personel sayısı ne kadardır?

2.- 644 sayılı KHK ile teknik hizmetler sınıfına geçirilen anılan personelin özlük haklarının geriye götürülmesi yönünde Maliye Bakanlığı bürokratlarınca çalışma yapıldığı iddiaları doğru mudur?

3- Doğru ise bu konuda Bakanlığınız görüşü alınmış mıdır?

4- Anılan personelin özlük haklarının, YÖK tarafından eş değer gösterilen arkeolog ve istatistikçilerin düzeyine çıkartılması yönünde Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? Varsa çalışma ne aşamadadır?

13.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Seyit Battal Gazi Türbesi yenileme çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/400) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96. maddesine uygun olarak Kültür ve Turizm Bakanlığına iletilmesi ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını arz ederim. 20.10. 2011

                                                                                                              Kazım Kurt

                                                                                                                Eskişehir

Frigya Vadisi içinde bulunan Eskişehir, Seyitgazi ilçesi merkezinde Seyit Battal Gazi Türbesi yenileme çalışmaları eserin tarihî özelliklerini korumadan ve hatta bozarak yapılmaya devam etmektedir. Bu eserin tarihî özellikleri korunarak geliştirilmesi için Anadolu Üniversitesine devri düşünülmektedir.

Ancak;

1) Esere zarar verildiği sabittir. Esere zarar vererek yenileme çalışmalarını sürdüren, ihalesini yapan, kabul eden görevliler hakkında her hangi bir idari soruşturma yapılmış mıdır?

2) Şimdiye kadar soruşturma yapılmamış İse neden yapılmamıştır?

3) Bundan sonra soruşturma yapmayı düşünmekte misiniz?

14.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, taşınması düşünülen bir köyde yaşayanların mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/401) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96. maddesine uygun olarak Kültür ve Turizm Bakanlığına iletilmesi ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını arz ederim. 20.10.2011

                                                                                                              Kazım Kurt

                                                                                                                Eskişehir

Frigya Vadisi içinde bulunan Eskişehir, Seyitgazi ilçesi Kümbet köyü içinde bulunan Kümbet Baba  anıtı nedeniyle taşınması düşünülen köy veya taşınılması düşünülen konutlarla ilgili olarak;

1) Taşınma işlemlerini hızlandırma çabası içinde olmanıza karşın köylüye herhangi bir ekonomik bir katkı sağlamayı planlamakta mısınız?

2) Böyle bir planlama varsa ekonomik  katkının   ölçüsü  olarak ne düşünülmektedir?

3) Bu tür taşınmalarda TOKİ den yararlanmak suretiyle köylüye modern, çağdaş, yaşayabileceği konutlar üretmeyi planlar mısınız?

15.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Küllüoba Höyüğü kazısı çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/402) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

                                                                                                  Ankara

Aşağıdaki sorularımın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96. maddesine uygun olarak Kültür ve Turizm Bakanlığına iletilmesi ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını arz ederim. 20.10.2011

                                                                                                              Kazım Kurt

                                                                                                                Eskişehir

 Eskişehir, Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent Köyü sınırları içinde bulunan Küllüoba Höyüğü çalışmaları uzun yıllardan beri devam etmektedir. Ancak her yıl ayrılması gereken ödenek miktarlarının çok az olması nedeniyle çalışmalar çok kısa sürmektedir. Oysa Orta Anadolu tarihinde önemli bilgileri ortaya çıkaracağı tahmin edilen kazıların artarak devamı gerekmektedir. Bu nedenle;

1) Başta Küllüoba Höyüğü olmak üzere bölgedeki tarihi kazılar için ayrılacak ödenekleri artırmayı düşünüyor musunuz?

2) Bu kazılarda çalışan öğrenci ve işçiler ile öğretim görevlilerinin emekleri karşılığı ödenen ya da ödenecek bedelleri artırmak gibi bir çalışmanız var mıdır?

16.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Bahşeyş Anıtı’nın bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/416) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

                                                                                                                        Ankara

 Aşağıdaki sorularımın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96. maddesine uygun olarak Kültür ve Turizm Bakanlığına iletilmesi ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını arz ederim. 20.10.2011

                                                                                                              Kazım Kurt

                                                                                                                Eskişehir

Tarihi Frigya Vadisi içinde bulunan Eskişehir Seyitgazi İlçesinin Gökbahçe Köyündeki Bahşeyş anıtı önemli ve önemli olduğu kadar da bakımsız, korumasız bir anıt olarak bulunmaktadır. Ancak koruma kararı nedeniyle etrafında iyileştirme çalışmaları yapılabilmesi izne tabidir. Bu doğrultuda;

1) Köyün hemen yanındaki bu anıtın tarihi değeri ve önemi ölçüsünde bakım ve onarımı çalışmaları yapılması düşünülmekte midir?

2) Bu anıt içinde bulunduğu köy halkına ekonomik ve sosyal bir katkı sağlar hale getirildiği takdirde daha iyi korunacaktır düşüncesinden hareketle herhangi bir işlem yapılmakta mıdır?

3) Anıtın bulunduğu alan köylünün sulama ihtiyacı için gerekli olan yapılması mümkün baraj göleti altında kalma ihtimali nedeniyle ekonomik olarak köylüye zarar verir haldedir. Bu zararın giderilmesi için herhangi bir çalışma bulunmakta mıdır?

17.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Yazılıkaya Midas Anıtı’nın bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/417) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

                                                                                                 Ankara

Aşağıdaki sorularımın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96. maddesine uygun olarak Kültür ve Turizm Bakanlığına iletilmesi ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını arz ederim. 20.10.2011

                                                                                                              Kazım Kurt

                                                                                                                Eskişehir

Eskişehir, Afyon ve Kütahya illerinin ortak noktası olan ve Frigya Vadisi olarak adlandırılan bölge antik çağın en önemli yerleşim alanlarından biridir. Eskişehir'imizin Sembolü sayılabilecek nitelikte önemi olan Yazılıkaya Midas Anıtı da bu vadinin Eskişehir sınırları içinde kalmaktadır. Bu anlamda;

1) Yazılıkaya anıtının ciddi anlamda bakım ve onarıma ihtiyacı olduğu yetkililerinizce saptanmış mıdır?

2) Bu anıtın ayakta durmasını sağlamak için bir an önce çalışmaların başlatılması gerektiği düşüncesine katılır mısınız?

3) Vadi içerisinde koruma ve iyileştirme çalışmaları yapılması planlanmakta mıdır?

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ta yapılan ve yapılması planlanan yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/519) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Mesut Dedeoğlu

                                                                                                           Kahramanmaraş

Kahramanmaraş İlimiz tarım ve hayvancılığın yanı sıra sanayi ve turizm potansiyeli bakımından da oldukça zengin bir konuma sahiptir. Nüfusu 1 milyonu aşmış olan İlimiz, hükümetten her alanda önemli yatırımlar beklemektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1. 2012 yılı için Kahramanmaraş İlimize hangi yatırımları yapmayı planlıyorsunuz?

2. Bakanlık olarak, 2011 yılı içinde İlimizde hangi yatırımlar başlatılmış veya gerçekleştirilmiştir?

3. Yapımı devam eden veya yapılması planlanan yatırımları hangi yıl tamamlamayı düşünüyorsunuz?

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ın Süleymanlı beldesindeki termal su kaynaklarının turizme kazandırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/535) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Mesut Dedeoğlu

                                                                                                           Kahramanmaraş

Kahramanmaraş sağlık turizmi bakımından çok önemli imkânlara sahiptir. Özellikle termal su kaynaklarının bulunduğu Süleymanlı Beldesi bu konuda oldukça elverişlidir.

Bu bilgiler ışığında;

1. Kent merkezine 70 kilometrelik mesafede bulunan bu termal kaynaklarına ulaşım standardı çok düşük yol nedeniyle güç şartlarda sağlanmaktadır. Kolay ulaşım konusunda bir planınız var mıdır?

2. Bu bölgeyi turizme kazandırmak amacıyla başta konaklama olmak üzere altyapının iyileştirilmesi, hizmet kalitesinin düzeltilmesi, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi kurulması konusunda bir çalışmanız var mıdır?

20.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’ya yapılan ve yapılacak yatırım ve projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/578) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 21.11.2011

                                                                                                              Ali Halaman

                                                                                                                   Adana

1. Bakanlığınıza bağlı ve ilgili kuruluşlar tarafından Adana İli ve ilçelerinde yürütülen proje ve yatırımlarınız nelerdir?

2. Bakanlığınızın Adana İlinin sorunları konusunda yürütülen çalışmalar var mıdır? Varsa nelerdir?

3. Adana İlinde yapılacak kamu hizmetleriyle ilgili olarak, 2012 mali yılı bütçesinden ayrılan ödenek ne kadardır?

4. Adana personel açığı var mıdır? Varsa personel açığını nasıl gidereceksiniz?

5. Görev alanınızla ilgili olarak, Adana İline götürdüğünüz kamu hizmetlerini bölgesel dengeler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların kitap ihtiyacının karşılanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/593) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Turizm ve Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 27.11.2011

                                                                                                               Ensar Öğüt

                                                                                                                 Ardahan

Ardahan İl merkezi ve ilçelerin köylerimizde bulunan okulda yeteri kadar kitap olmaması öğrencilerimizin okuma alışkanlığı kazanmasında büyük sıkıntı yaşatmaktadır. Kitap İhtiyacını karşılamak amacıyla öğrencilerimiz ilçe merkezine gitmek zorunda kalmakta, bu onlara hem maddi külfet getirmekte hem de 8 ay karlar altında kalan bölgede ulaşım imkânsız hâle geldiğinden mağdur olmaktadırlar.

1- İmkânlar ölçüsünde Bakanlığınız tarafından Ardahan il merkezi ve ilçe köylerinde okullar kitap gönderilmesi konusunda bir çalışma yapılması ile öğrencilerimizin bilgi ve birikimleri artacak olmasından dolayı acilen kitap ihtiyaçlarının karşılanması için bir çalışma yapacak mısınız?

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/602) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Mesut Dedeoğlu

                                                                                                           Kahramanmaraş

Çeşitli bakanlıklara ait merkez teşkilatı birimlerinin dağınık bir yapı içinde hizmet vermesi, hem kurum personelini hem de hizmet alan kişileri mağdur etmektedir. İlçe ve semtlere dağılarak ayrı ayrı yerlerde hizmet yürüten bakanlık kurumlarının, bazılarının da kiralık binalarda hizmet verdiği belirtilmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1. Bakanlık merkez teşkilatı birimleriniz kaç ayrı ilçe ve semtte hizmet verilmektedir?

2. Kiralık binalarda hizmet veren bakanlık merkez teşkilatı biriminiz var mıdır?

3. Var ise birim olarak kaç kiralık binada hizmet vermektedir?

4. Kiralık binalarda hizmet veren birimleriniz için aylık ve yıllık toplam ne kadar kira bedeli ödenmektedir?

5. Bakanlık merkez teşkilatı birimlerinizi bu dağınık yapıdan kurtararak, tek çatı altında toplamayı düşünüyor musunuz?

6. Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?

23.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Bakanlıkta ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda özürlü personel istihdamına ilişkin sözlü soru önergesi (6/611) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.

                                                                                                               02/12/2011

                                                                                                      Prof. Dr. Zühal Topcu

                                                                                                                  Ankara

Kamu kurum ve kuruluşlarının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda, ilgili kurum veya kuruluşun toplam dolu kadrosunun % 3'ü oranında özürlü çalıştırma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu çerçevede;

1- Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurum ve kuruluşların 2010 ve 2011 yıllarında;

657 sayılı Kanun'a göre çalıştırmış olduğu personel sayısı ve çalıştırması gereken özürlü personel sayısı ile çalışan özürlü personel sayısı kaçtır?

2- 657 sayılı Kanun uyarınca özürlü personel çalıştırma yükümlülüğü çerçevesinde Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurum ve kuruluşların özürlü açığı bulunmakta mıdır? Varsa eğer eksiklik ne kadardır ve bu eksikliğin giderilmesine yönelik talepler Devlet Personel Başkanlığına iletilmiş midir?

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Afşin’deki tarihî eserlerin restorasyonu çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/660) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Mesut Dedeoğlu

                                                                                                           Kahramanmaraş

Önemli bir turizm potansiyeline sahip olan Afşin ilçemizde, tarihi yapılarda birtakım restorasyon çalışmalarının başlatılması gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1- Tarihi Hurman Kalesi ile Afşinbey Okulu'nun bahçesinde yer alan mozaiklerin restorasyonunun yapılması konusunda bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışma yapmayı planlıyor musunuz?

25.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık merkez teşkilatı araçları ve lojmanların giderlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/663) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Mesut Dedeoğlu

                                                                                                           Kahramanmaraş

Hükümet, "yok" gerekçesiyle hep işçi, memur, emekli ve asgari ücretli kesimden fedakârlık istemektedir. Bu fedakârlığı evine ekmek götürmekte zorlanarak yerine getirmeye çalışan vatandaşlarımız, en büyük fedakârlığı hükümetten beklemektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1. Bakanlığınıza bağlı merkez teşkilatı kurumlarınızda toplam kaç adet araç hizmet vermektedir. Bu araçların kaçı kiralıktır?

2. Kurum araçları ve kiralık araçlar için 2010 ve 2011 yılı içinde toplam ne kadar (bakım, tamir, mazot ve kira bedeli gibi) ödeme yapılmıştır.

3. Bakanlığınıza bağlı lojman var mıdır? Var ise toplam kaç adet lojmanınız vardır? Bu lojmanlardan kaçında bürokratlarınız oturmaktadır?

26.- Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’in, Ulus, Ankara Kalesi ve çevresinde yapılan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/664) ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan sorularıma Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından sözlü olarak cevap verilmesini saygılarımla arz ederim.                                                                                                                       06.12.2011

                                                                                                    Prof. Dr. Mustafa Erdem

                                                                                                                  Ankara

a) Ankara Kalesi ve çevresinde bulunan kaç adet tarihi eser (cami, mescit, türbe, hamam) vardır?

b) Bu tarihi eserlerle ilgili restorasyon çalışmaları hangi aşamadadır?

c) Ulus ve Ankara kalesi kapsamında yapılan çalışmaların son durumu nedir?

d) Ne zaman bitirilmesi planlanmaktadır?

e) Yapılan bu restorasyon faaliyeti sonucu tahmin edilen maliyet rakamı ne kadardır?

f) Hangi firma ya da firmalara ihale edilmiştir?

g) Restore edilen Ankara evi diye tabir edilen evlerin mülkiyetinin ne kadarı kamuya aittir? Kamuya ait olanlar kimlerin kullanımına tahsis edilmektedir?

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; soru soran arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ben de, zaman ölçüsünde bunlara mümkün olduğunca cevap vermeye çalışacağım.

Ama önce, Çalışan Gazeteciler Günü’nde, çalışan ve çalışamayan gazeteci arkadaşlarımı ben de saygıyla anmak istiyorum sözlerimin başında.

İlk soru, Sayın Ensar Öğüt’ün Sayın Gümrük ve Ticaret Bakanımıza yönelttiği bir soru, onu da ben üstlendim.

Sayın Öğüt, (6/9) sayılı sözlü soru önergesinde, Çıldır-Aktaş gümrük kapısının ne zaman çalışmaya başlayacağını soruyor.

Yap-işlet-devret modeli kapsamında yeniden yapılandırılması için Yüksek Planlama Kurulu tarafından 27/1/2011 tarihinde karar verilmiş ve bu konuda inşaatın yapılması planlanan araziyle ilgili kamulaştırma ve tahsis işlemleri Ardahan Valiliği tarafından sonuçlandırılmış; şirket görevlendirilmesi ve görevlendirilecek şirketle ilgili uygulama sözleşmesi imzalanmasını müteakip çalışma başlayacak ve sanıyorum 2012 yılı sonunda devreye girecektir bendeki bilgilere göre.

Yine, Sayın Ensar Öğüt’ün (6/16), (6/17), (6/76), (6/92), (6/93) ve (6/105)  esas no.lu  soruları var.  Sayın  Öğüt  Ardahan’daki  kalelerle  ilgili, Şeytan Kalesi, Posof’taki Savaşır Kalesi, Hanak’taki Kırnak Kalesi, Göle’deki Kalecik Kalesi’nin restorasyon çalışmalarıyla ilgili bilgi soruyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin her yerindeki tarihî eserleri olabilecek ölçüde ayağa kaldırmaya çalışıyoruz ayrımsız biçimde. Tabii, hepsine bir yıl içinde ya da birkaç yıl içinde kaynak yetmiyor. Ardahan Kalesi’yle ilgili önemli çalışmalarımız var. Tabyalar bir başka soruda geçiyordu. Tabyalarla ilgili de 2015’te, 1915’in 100’üncü yıl dönümünde bütün bunlar, sanıyorum ki tabyalar ve kaleler tamamlanmış olacak, imkân ölçüsünde hepsini yapmaya çalışıyoruz.

Yine, Kongre Binası ile ilgili bir soru var. Ardahan Kongre Binası özel idareye devredilmiş vaziyette ve özel idare kent müzesi yapmayı -bizdeki bilgilere göre- tasarlıyor. Eğer bizden bilimsel ve müze yapma konusunda herhangi bir yardım isterlerse biz bu yardımı Bakanlık olarak gerçekleştirmeye hazırız ama bizde değil, yani bize devrederlerse, Kültür ve Turizm Bakanlığına devrederlerse Kongre Binası’nı bir müze yapma konusunda biz gereken hızlı çalışmayı gerçekleştiririz.

Ağrı Diyadin kaplıcalarıyla ilgili… Burada bir termal turizm merkezi ilanımız var bizim eski tarihlerde, 1993 tarihinde fakat burada planlama çalışmalarında sonuç alınması için ilgili kurumlara görüş sormuşuz, Devlet Su İşlerinden ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden olumsuz yanıtlar gelmiş. Devlet Su İşleri burada Murat Barajı rezervuar alanı içinde kaldığından söz etmiş, Köy Hizmetleri de tarım alanı olduğundan söz etmiş, olumsuz yanıtlar geldiği için bizim bu planlama çalışmalarını sonuçlandırmamız mümkün olmadı. Tabii, planlama çalışmalarını sonuçlandırmadığımız için de buradan bir kamu arazisi tahsis etmemiz şu an itibarıyla mümkün değil.

Travertenlerle ilgili -Van Başkale’de- bir soru var. Bu son düzenlemelerle, kültür ve tabiat varlıkları ve çevresindeki düzenlemelerle ilgili yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği için onu sanıyorum ki arkadaşımın cevaplandırması gerekecek daha sonra. Sarıkamış yöresinde “Katerina Köşkü ve Şişman Köşk” diye bilinen Rus işgali döneminden kalma iki tane ahşap yapılı köşk var. Gerçekten benim içimde de bir üzüntü vesilesidir. 2008 yılında Kars Özel İdaresi burayı tahsise çıkacağı konusunda bir bilgiyle bize başvurdu ve aldı. Fakat aradan geçen süre içinde hiçbir gelişme ne yazık ki olmadı ve tekrar biz Maliye hazinesinden bunu iade aldık turizm olarak değerlendirmek üzere. Şimdi “kültür ve turizm” olarak vasfını değiştirmek ve ilana çıkmak istiyoruz. Biz aradan geçen süre içinde, Özel İdareye devrettiğimiz süre içinde çok bakımsız kaldığı için ve haklı olarak basında da eleştiri konusu olduğu için bakımı için hem şifahi olarak hem de maddi olarak gereken taleplerde bulunduk ve kaynak da gönderdik. Sanıyorum ki bu…

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sarıkamış şehitleri için de çok önemli. Orada bir revizyon yapılırsa…

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Biliyorum, ben gezdim de yapıları. Yapıların şu andaki hâli de parlak durumda değil ama özel olarak oraya yatırımcı arıyorum. Eğer bir özel yatırımcı varsa, sizden de çok rica ederim. Katerina Köşkü ve Şişman Köşk bir konaklama tesisi olamaz ama yeme-içme mekânı olabilir tarzında.

Ayrıca, orada askeriyenin terk ettiği bazı yapılar var, yine, eski cer atölyeleri var.

Sarıkamış’ta bir anıt yapma çerçevesi içinde bütün bunları orada kültür ve turizm amaçlı kullanmaya çalışıyoruz ama itiraf etmek gerekiyor ki, yatırımcı bulmak o kadar kolay olmuyor. O yüzden “Eğer yatırımcı var.” diyorsanız ben somut olarak yardım etmeye hazırım.

Bazı arkadaşlarımız “Bir bölgede bir turizm bölgesi ilan etmişsek oraya devlet hemen gidiyor konaklama tesisi veya bir yeme-içme mekânı yapıyor.” diyor. Bu yapılmıyor tabii. Biz sadece planlama yapıyoruz, taleplere tahsis olarak karşılık veriyoruz ama özel teşebbüsün bu alanlarda yatırım yapması gerekiyor. Biz sadece koruma önlemleri almaya çalışıyoruz. Bu iki yapıyı çok iyi biliyorum ve yakından takip ediyorum.

Sayın Reşat Doğru’nun soruları var. (6/111)… Zinav Termal Turizm Merkezini Tokat’ta yaptığımız bir geziden sonra tespit etmiştik ve turizm bölgesi ilan etmiştik biliyorsunuz Sayın Milletvekilim. Yine Tokat Akbelen Yaylası turizm merkezi konusunda ilan çalışması yapıyoruz.

Bizim Doğu Karadeniz’de -ki, ben Amasya’yı, Tokat’ı da bir ölçüde irtibatlıyorum Doğu Karadeniz’le- yaylaları turizm güzergâhına katmak konusunda ciddi bir çabamız var. Bu çerçevede de Tokat bizim için özellik taşıyor.

Tokat’ta, 2010 ve 2011 yıllarında, altyapı çalışmaları için 1 milyonun üzerinde kaynak ayırdık, bunu biliyorsunuz. Tokat’ı, biz, ulusal ve uluslararası fuarlarda talep olması hâlinde değerlendirmeye çalışıyoruz, tanıtma için gerekli yayınları yapmaya çalışıyoruz.

Bir de Tokat içinde de çok sayıda tarihî eser var; Arastalı Bedesten var, Yağbasan Medresesi var benim hatırladığım kadarıyla. Arastalı Bedesten’in restorasyonu bitti, Vakıflardan bitti. Biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak talep ettik, oldukça yüksek bir meblağda da bize kiraladılar. Şu anda teşhir tanzim çalışması yapıyoruz. Sanıyorum ki teşhir tanzim çalışması bitince Tokat’ta, o bölgede -Amasya, Tokat, Sivas bir kültür yolu olarak ortaya çıkıyor- yeni ve çok gösterişli bir kültür mekânına kavuşmuş olacağız umudundayım.

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakika.

Sayın Doğru, bir söz talebiniz var herhâlde.

Bir açıklama istiyor tekrar.

Buyurunuz.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Bakanım, ben çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızı gayet yakinen takip ediyoruz.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Sağ olun.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Ancak, orada Sulusaray’da bir Sebastopolis kenti var.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) –  Var.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sebastopolis kenti de hakikaten tarihî özellikleri bakımından müdahale edilmesi ve ortaya çıkartılması gereken çok önemli bir yer.

Bir de Ballıca Mağarası var biliyorsunuz, orayı siz görmüştünüz Pazar’da. Ballıca Mağarası, sonra, Danişmentlilerin başkenti Niksar, mesela orada da çok harika kültür değerleri olan eserlerimiz var, tarihî eserlerimiz var. Bu yönde olarak da desteklerinizi beklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Vermiş olduğunuz cevaplardan dolayı teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Doğru.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Tabii, ben çok teşekkür ediyorum nezaketinize Sayın Milletvekilim.

Niksar Kalesi’nin restorasyonuna önemli katkılar yaptık. Niksar Kalesi, benim de çok iyi bildiğim bir güzergâhtadır ve bu yaz da inşallah, tekrar birlikte görme fırsatı bulacağız.

Sebastopolis’te kazı çalışmaları durmuştu, bir kazı ekibi sorunu vardı. Bu yıl özellikle ve öncelikle değerlendirmeye almayı, yeniden değerlendirmeye almayı umut ettiğimiz kazı alanları listesi içinde yer alıyor.

Ballıca Mağarası’nda bir çalışma var zaten. Sanıyorum ki önümüzdeki yıllarda, Türkiye turizmine tanıtma konusunda biz de gerekeni yapmaya çalışacağız.

Sayın Ögüt’ün Ani kentiyle ilgili soruları var: (6/128), (6/146). Arkadaşlar, Beş Kilise’yle ilgili henüz bir çalışma yok ama Ani’yle ilgili önemli çalışmalar oldu geçmiş yıllardan bu yana. Önce, Sayın Başbakanın da yakın takibiyle 40 kilometrelik yol sorunu çözüldü. Orada, farklı uygarlıklara ait kilise, cami, manastır restorasyon çalışmalarımız var. Dünya Anıtlar Fonu’nun da Büyük Katedral’le ilgili çalışması var. Yani biz Ani’yi bütünüyle, hem Selçuklu hem Hristiyan uygarlıkları dönemine ait eserleriyle ayağa kaldırmaya çalışıyoruz ama şu anda Beş Kilise’yle ilgili özel bir çalışma yok, bunu açıklıkla ifade etmek istiyorum.

Sayın Aksoy’un, Ağrı Milletvekilimizin (6/232) esas numaralı sorusu var. Ağrı’da kültür varlıklarını ayağa kaldırmak konusunda bir gayretimiz var. İshak Paşa Sarayı’nda önceki yıllarda oldukça yanlış bazı uygulamalar vardı. Ben son yıllarda bizzat yakından takip etmeye çalışıyorum. Son gördüğümde de birkaç müdahale ihtiyacımız daha vardı ama mümkün olduğu kadar aslına uygun bir çalışmaya dönmüştü İshak Paşa.

İshak Paşa’nın çevresinde vakıfların yaptığı bir cami restorasyonumuz var, o da oldukça yüz ağartıcı denilebilir.

Ahmedi Hani Türbesi var İshak Paşa civarında. Ahmedi Hani Türbesi bize ait olmamakla birlikte Doğu Anadolu’da ve Ağrı’da çok özel bir mekân, çok önemli bir mekân olduğu için bizzat ilgilenmeye çalıştım ve en son gidişimde de… Şimdi çalışmalar başladı; Ahmedi Hani Türbesi’ni çevresiyle birlikte, haziresiyle birlikte iyileştirmeye çalışıyoruz. Yapı yeni ama “Ahmedi Hani” ismi çok köklü olduğu için orada bu isme yakışır bir düzenlemeyi yapmaya çalışıyoruz.

Ahmedi Hani’nin ismini bir kültür mekânına elbette verebiliriz. Ağrı’da kültür merkezinin bitirilmesine özel idare çalışıyor ama biz de yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bittiği zaman -belki eğer Ağrı halkı da uygun görürse- Ahmedi Hani’nin ismiyle bu gereği yerine getirmiş oluruz.

Bir de Patnos’ta bir kazı mekânı var. Benim çok yakından bildiğim, askerliğimi yaptığım alanın içinde...

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Aznavur Tepesi…

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) …“Aznavur Tepesi” ya da “Kot Tepe” ismiyle bilinen bir alan var ki bir höyüktür. Orada da bu yıl sanıyorum ki bir sondaj çalışmasına, bir müze araştırmasına başlamış olacağız.

Sayın Işık’ın, Kütahya Milletvekilimizin (6/342) sayılı sorusu var. Kütüphaneci personelimizle ilgilenmiş; çok teşekkür ediyorum gerçekten. Kültür ve Turizm Bakanlığı personelinin özlük haklarıyla ilgilenen bütün arkadaşlarıma minnettarım çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığının özellikle kültür alanında, turizm alanında büyük ölçüde özel sektör çalışıyor ama kültür alanında arkadaşlar gerçekten kütüphaneci olarak, müzeci olarak çok büyük varlıklara çok küçük imkânlarla vaziyet etmeye ve o imkânları korumaya çalışıyorlar. Biz, son yıllarda Bakanlığın -özellikle bu yıl, 2011 yılında ve 2012’de şimdi devam ediyor- çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi için bütün gücümüzle uğraşıyoruz. Son kanun hükmünde kararnamelerle bazı iyileşmeler oldu; Bakanlıktaki uzmanlarımızın, uzman yardımcılarımızın, il müdürlerimizin şartları biraz iyileşti. 500 kadar kütüphanecimiz, müze araştırmacımız ve kitap pataloğumuz var. Bunların, folklor araştırmacı ve kütüphanecilerin ve kitap pataloglarının teknik hizmetler sınıfına dâhil olmasını 2010’da sağlamıştık. Şimdi onların da arkeologlar gibi, istatistikçiler gibi statüsünün, düşmesi değil, yükselmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bu konuda katkı yapacak olan, Maliyeyle bizim müzakerelerimizde bizi destekleyecek olan bütün arkadaşlarıma Bakanlığımın çalışanları adına minnetlerimi, şimdiden teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Bakan.

Sayın Işık, buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım ben de hassasiyetinize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten şu anda Bakanlığınızda çalışan sosyolog, müze araştırmacısı, kitap pataloğu, arşivci, kütüphaneci gibi ciddi anlamda mesai harcayan personel maalesef teknik personel kadrosuna geçti ama eş değeri olan arkeolog ve istatistikçiler özlük haklarına kavuşamadılar ve iki yıldır bunu bekliyorlar. Bu konuda sizlerin çabasının da olduğunu biliyoruz ama bir an önce bunun tamamlanmasının çok yararlı olacağını düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

Buyurunuz Sayın Bakan.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Ben de katkılarınıza çok teşekkür ederim Sayın Işık.

Eğer sadece bizim Bakanlığın kararıyla olsa, hemen akşam -17.00’yi geçmiş, saat kaç oldu bilmiyorum ama- hemen yarın sabah uygulamaya başlarız ama tabii başka bakanlıkların da bu konudaki görüşleri son derece önemli. Ama ilginize ve katkınıza minnettarım, çok teşekkür ederim.

Sayın Kurt’un, Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Kazım Kurt’un (6/402), (6/416), (6/417), sanıyorum, esas numaralı soruları var. Seyit Battal Gazi çok önemli, Anadolu’daki inanç turizminin ve kültür hazinemizin çok önemli duraklarından bir tanesi. Oradaki uygulamalarda yanlışlıklar varsa ben bunu Kurul aracılığıyla denetlemeye çalışayım ama Seyit Battal Gazi’yle ilgili bütün iş ve işlemler Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. Bizim tarafımızdan, bizim sorumluluğumuzda değil ve bizim tarafımızdan yürütülen bir iş değil, işlem yok ama restorasyonun uygun olup olmadığına Kurul aracılığıyla yeniden bakmaya çalışacağım.

Taşınmazı Seyitgazi ilçesi Kümbet köyünde bulunan Kümbet Höyük. Evet, Kümbet Höyük 1’inci derece arkeolojik ve doğal sit olarak tescil edilmiş 2009’da. Kümbet köyü ve çevresi de 3’üncü derece arkeolojik ve doğal sit. Burada imar planı yapmaya çalışılıyor, koruma amaçlı imar planı. Ondan sonra, mülk sahiplerinin arazileri, hazine arazileriyle takas edilmeye çalışılacak. Maalesef birçok yerde böyle bir sorunumuz var. Tarih duyarlılığı yükselmeye başladı son yıllarda, bu sevindirici bir gelişme ama üzerindeki yerleşim bölgelerini hemen kaldıramıyorsunuz. İşte, planlama yapmanız gerekiyor, uygun hazine arazisi bulmanız gerekiyor ya da kamulaştırma yapmanız gerekiyor. TOKİ ile iş birliği yapmaya çalışıyoruz. Onlara yeni konut alanları oluşturmaya ve biz bu kasabaları, köyleri nakletmeye çalışıyoruz. Frig Vadisi’nde bu çerçevede çok alanımız var.

Yine, Küllüoba Höyüğü konusunda Sayın Kurt’un (6/402) esas numaralı sorusu var. Burada kazı yapıyoruz değerli arkadaşlarım. Biz, ödenek aktarılmasına da önemli ölçüde ek kaynaklar bularak gayret sarf ediyoruz. Şimdi, bakınız, kamunun, 2002, bendeki rakamlara göre, resmî rakamlara göre Bakanlığımızın kazılara ayırdığı kaynak sanıyorum 2000’li yıllarda, 2002’ye kadar 1 milyon civarında. Ben başladığımda 2007 sonunda 14 milyon civarındaydı ama resmî bir genel bütçede ayrılan kaynak 1 milyonun altındaydı, hâlâ da 1-1,5 milyon civarında. Biz, DÖSİM kaynaklarıyla, başka ek ödeneklerle bu rakamları yükseltmeye çalışıyoruz. 2010 yılında 30 milyona gelmiştik -kazılara ayırdığımız kaynaklar- bu yıl 40 milyona ulaştık. Yani hâlâ bize genel bütçeden ayrılan kaynak 1 milyon, 2 milyon civarında. Bu yıl 40 milyon kadar çeşitli birimlerden kaynak aktararak kazılara destek vermeye çalıştık. 120’den fazla kazı yapıyoruz. Bakanlar Kurulu kararıyla kazı yapıyoruz. Müze kazıları yapıyoruz. 40’tan fazla da yabancı kazı yapılıyor. Son yıllarda, sevinerek söyleyebilirim ki Türkiye’de arkeoloji konusundaki duyarlılık çok arttı ve kamunun da arkeolojiye verdiği önem ve ayırdığı kaynak çok arttı.

Burada, tabii, bir miktar arkadaşımız gönüllülükle çalışıyor. Üniversite hocaları herhangi bir ücret almıyorlar, onlar ücretlerini üniversiteden alıyorlar ama bilimsel bilgi elde etmek için bu fedakârlığa katlanıyorlar. Üniversite öğrencileri çalışıyor, onlara hocalar bir küçük ücret takdir ediyorlar. Onun dışında bölgeden işçiler çalıştırılıyor. Bölgedeki işçiler de o bölgedeki işçi ücreti neyse, nasıl tespit edilmişse o çerçevede ayrılıyor ve verilmeye çalışılıyor ve biz de, kazıda herhangi bir hocamız kırk beş gün, üç ay, ne kadar çalışmak istiyorsa ona çalışma müddeti boyunca gerekli, yeterli kaynağı ayırmaya çalışıyoruz.

Yine, Sayın Kurt’un (6/416) esas numaralı sorusu var Seyitgazi ilçesi Gökbahçe köyündeki Bahşeyş Anıtı’yla ilgili. Bu bölgede bir sulama göleti projesi var. Biz de bir koruma projesi yapılmasını öngörüyoruz. Koruma projesi geldikten sonra sulama göleti konusunda nihai karara varılacak. Olabileceği kadar da Frig Mezar Anıtı’nı, oradaki, korumaya çalışıyoruz ama şu anda Frig Vadisi çok zengin bir vadi olmakla birlikte ne yazık ki yeteri kadar bakımlı değil. Bu bölgede bölgenin tarihsel özelliğine uygun bir bakım kalitesini yükseltmek için geçen yıl Kütahya, Eskişehir ve Afyonkarahisar illeri arasında bir Frig Vadisi Kültürel Mirası Koruma ve Kalkınma Birliği oluşturuldu; bu yeni bir Birlik. Bu Birlikle Bakanlığımızın iş birliği çerçevesinde Frig Vadisi’nde önemli gelişmelerin önümüzdeki yıllarda olacağını düşünüyorum çünkü, mesela orada -yine Sayın Kurt’un sorularından (6/417)- Yazılıkaya Midas Anıtı var. Gerçekten birkaç yıl önce benim ilk gördüğümde vahim durumdaydı. Bir acil müdahale projesi yapıldı.

Tabii, bu tarihî eserlere, birkaç bin yıllık, milattan birkaç bin yıl eskiye kadar giden eserlere müdahale yeni bir yapıya müdahaleden çok daha zor. Onun özgün yapısını bozmamanız gerekiyor, kullanacağınız malzemenin özgün yapıya herhangi bir zarar vermemesi gerekiyor ve ayrıca onun özgünlüğünü bozmadan korumanız gerekiyor. Çok ciddi bir bilimsel danışmayı gerektiriyor. Bir bilimsel danışmaya başvurduğunuz zaman da süre biraz hızlı gelişiyor, ilerliyor fakat biz Midas Anıtı’na şu anda müdahale ediyoruz ve bu yıl sonu itibarıyla da bu yıl içinde bu müdahale tamamlanmış ve anıt korunur hâle gelmiş olacak.

Değerli arkadaşlarım, Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’la ilgili soruları var, 6/519 ve 535 esas numaralı soruları var. Kahramanmaraş’ta biz 2012 yılında Kahramanmaraş Müzesi güvenlik sisteminin kurulması işi ve Germenikya mozaikleri güvenlik sistemi kurulması işini projelendirdik ve ödenek aktarıyoruz. Kahramanmaraş Müzesi’nin 1,5 milyon bedelle teşhir, tanzimini yeniledik ve son derece modern ve güzel bir müze ortaya çıktı. Direkli Mağarası’nda kazı yapıyoruz, Kahramanmaraş’ta. Altyapı uygulamalarına 2011 yılı içinde 300 bine yakın bir ödenek gönderdik.

Kahramanmaraş’ta çok önemli mozaik varlıkları var. Kahramanmaraş, Eski Maraş denilen bölgede, bu Germenikya bölgesinde, gerçekten Urfa’yla, Gaziantep’le karşılaştırabileceğiniz özellikte çok güzel mozaikler var. Bir gecekondu bölgesini geziyorsunuz, yapıların altından, bodrum katlarından herhangi bir kazı sırasında, herhangi bir ekleme sırasında inanılmaz mozaiklerin çıktığını görüyorsunuz. Tabii, ciddi kamulaştırma sorunlarımız var.

Gaziantep Mozaik Müzesi, bütün bölgeyi çok tetikledi, olumlu biçimde çok etkiledi. Herkesin böyle bir müze yapma talebi var ama tabii hepsini kamunun bulması mümkün değil. Mesela biz geçen yıl Eskişehir’de -benden önceki Sayın Bakan döneminde bir protokol vardı, sonra biz onu geliştirdik- Eti Arkeoloji Müzesi’ni yaptık. Gaziantep Zeugma kadar büyük değil ama son derece modern teknoloji kullanılarak yapılmış çok güzel bir müze oldu. Ben, Kahramanmaraş’tan da mesela böyle bir sponsorluk bekliyorum doğrusu. Böyle bir girişim olursa biz de o müzenin teşhir, tanzimi konusunda elimizden geleni yapmaya çalışacağız.

Süleymanlı beldesindeki termal su kaynaklarıyla ilgili bizim şu anda planlanmış bir çalışmamız yok ama oradaki yerel yönetimlerin, beldenin bir talebi olursa bu konuda, Bakanlık olarak yardımcı olmaya çalışacağız.

Değerli arkadaşlarım, Adana Milletvekilimiz Sayın Halaman’ın…

BAŞKAN – Sayın Bakan, Dedeoğlu’nun bir ek açıklama talebi var.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Buyurun efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Bakanım, çok teşekkür ediyorum yakın ilginize.

Mozaikler… “Karamaraş” denilen, sizin de biraz önce ifade ettiğiniz gibi Kahramanmaraş’ın ilk yerleşim yeri. Şu anda orada daha en ufak bir kazı çalışmamız olmadı. Arkeologlarımızın raporlarına göre çok eski zamanlardan kalma çok büyük mozaiklerimizin olduğu, orada bir şehrin olduğu bilinmekte. Bu konudaki yardımlarınızı istirham ediyoruz. Bunların gün ışığına çıkması lazım. Bunların dünya ülkeleriyle de paylaşılıp Kahramanmaraş’ın bu bağlamda turizme açılmasını temenni ediyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dedeoğlu.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Ben temenninize aynen katılıyorum. Gerçekten çok etkileyici orada gördüğümüz mozaik örnekleri şu anda, ki çok daha büyük bir alanda kamulaştırma yapınca çok güzel örneklerin çıkacağını -şu anda çıkmış olanlara bakarak söylüyorum- görmek mümkün.

Ben son Kahramanmaraş gezimde bir önemli Kahramanmaraşlı iş adamından sponsorluk, bir müze yapma vaadi almıştım, onu takip edeceğim. Yani biz bir yandan mevcut müzeyi -demin de söyledim- 1,5 milyon vererek teşhir, tanzimini yeniledik ama yeni bir müze sanıyorum orada çok daha fazla işimizi görecektir. Konuyu beraberce takip edelim. Beni de çok heyecanlandıran yeni mozaik buluntuları var Kahramanmaraş’ta gerçekten.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Halaman’ın (6/578) esas numaralı sorusu: “Adana’ya ne yapıyorsunuz?” diyor. Adana Etnografya Müzesi’nin rölöve, restitüsyon, restorasyon, statik, elektrik ve makine projeleri yapımını tamamladık. Anavarza Zafer Kapısı’nın 200 bin ödenekle 2011 yılı içinde restorasyonunu tamamladık. Atatürk Evi güvenlik sistemini tamamladık. Adana Arkeoloji Müzesi onarımı, teşhir, tanzim ve çevre düzenlemesi yapım işinin ihalesini 2010’un sekizinci ayında yaptık. Müze binasının onarım ve teşhir, tanzimi tamamlandı kısmen ama başka bölümlerinde yeni çalışmalar var, önümüzdeki tarihlerde bunlar yapılacak. Ayrıca, Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde gelen taleplere cevap vermeye çalışıyoruz. Adana’da Ceyhan, Kozan ve Yüreğir kültür merkezlerini 2012 ve 2013 yılı içinde tamamlamaya çalışıyoruz. Ama Tufanbeyli henüz başlamış değil, o sanıyorum biraz daha gecikecek.

Değerli arkadaşlarım, geçmiş yıllarda ne yazık ki, Türkiye’de, belki iyi niyetle ama bazı siyasi saiklerle, amacın çok ötesine taşan kültür merkezleri tasarlanmış. Çok büyük projeler ve kamunun bunların altından kalkması çok zor ve gereksiz yapılar. Geçenlerde, 90’lı yıllarda başlamıştı, 2008’de biz aldık on beş yıl aradan sonra, bitirdik, Afyonkarahisar Kültür Merkezini Hattat Ahmet Karahisari’nin ismiyle açtık. Defaatle gittim, geçen hafta yine gittim. Yani otuz tane oda konulmuş, ne olduğu belli değil, ama başlamış, karkası bitmiş, ana yapısı bitmiş bir yapıydı, biz onu bitirmek zorundaydık, bitirdik. Ama bazı bölümlerini nasıl kullanacağımızı düşünüyorum hâlâ.

Kırşehir’in bir bölgesinde bir kültür merkezi var. Belediyeyi, adliyeyi, hepsini beraber içine koymaya çalışıyoruz, fazla geliyor. Hâlbuki Akçakent’in nüfusundan fazla. Bunlar yanlış projeler.

Şimdi, mümkün olduğu kadar elimizdekileri tasfiye etmeye çalışıyoruz, bitirmeye çalışıyoruz, yeni projeleri de ihtiyaca uygun hâle getirmeye çalışıyoruz. Altından kamunun kalkabileceği ve asıl ihtiyaç neyse, orada salon mudur, bir sergi salonu mudur, bir toplantı salonu mudur, o amaca yöneltmeye çalışıyoruz.

Adana’da da maalesef başlamış yanlış projeler vardı. Olabileceği kadar toparlıyoruz ve demin söylediğim gibi, Ceyhan, Kozan ve Yüreğir’i bu yıl ve 2013’ün ortasına kadar bitirmiş olacağız. Altyapı uygulamalarına yardım ediyoruz. Yumurtalık Turizm Merkezimiz var biliyorsunuz. Karataş kültür, turizm koruma, gelişme bölgelerimiz var.

Adana da, Adana Çukurova da biraz turizme sırtını dönmüş bir yöre gibiydi benim tespitlerime göre. Her bölgede turizm lafı edilirken Adana biraz gündeminin dışına çıkarmış gibiydi. Geçen yıl Adana’da, Bakanlığımızın talebiyle, bir Turizm Arama Konferansı yaptık ve o Konferans’tan sonra bir miktar, turizm, kültür açısından, doğrudan doğruya kitle turizmi açısından Adana’nın gündemine girdi ve biz de altyapı konusundaki talepleri cevaplandırmaya çalışıyoruz.

Yine Adana’da bizim biliyorsunuz bir devlet tiyatromuz var, Sabancı Kültür Merkezinde her gece perde açıyor. Mersin’deki opera ve bale de Adana’yı sürekli olarak -Adana ve Mersin ortak çalışıyor- kültürel çalışmalarla buluşturuyor.

Bir de bütün arkadaşlarımdan çok rica ederim, eğer imkânınız varsa -Dünya Tiyatrolar Haftası’nda her yıl Adana’da Sabancı Vakfıyla birlikte biz bir Tiyatro Haftası açılışı yapıyoruz- zamanınız varsa açılış gecesini görün. Çünkü ben başladığım zaman bir salonda yapılıyordu açılışlar. Daha sonra konuştuk biz Sabancı Vakfının yöneticileriyle, “Mart ayının sonu Adana için genellikle iyi havalar olabilecek bir mevsimdir, neden bunu dışarıda yapmıyoruz, Taşköprü’de yapmıyoruz ve salonda bin kişi izleyeceğine neden 10 binlerce insan bilet almadan, para vermeden bu etkinlikleri izlemiyor?” diye düşünüldü ve 2009, 2010 ve 2011’de Taşköprü üzerinde… Bir tarafta Taşköprü, bir tarafta karşıdaki o güzelim cami ve tam nehrin üzerinde, nehrin üzerinden masal gibi bir açılış yapılıyor, masal gibi gerçekten. Bunu ben üç yıldır her fırsatta gidip görmeye çalışıyorum. Bütün arkadaşlarımdan rica ediyorum, Türkiye'nin bu tartışa geldiğimiz kötü gündeminden bizi bir miktar sıyırabilir sanatla ve orada en güzeli de tabii nehrin iki yakasında binlerce insan, mübalağasız 10 binlerce insan bütün o etkinlikleri izliyor herhangi bir kuruş ödemeksizin ve böylece sanatı bir ölçüde salonlardan çıkarıp kitleye, halka götürmüş oluyoruz. Ben iş birliği yaptığımız Vakfa da bu vesileyle çok teşekkür ediyorum ve Adana’daki bu etkinliğe arkadaşlarımızı davet etmek istiyorum.

Kütüphanelerimiz var 18 tane…

BAŞKAN – Sayın Bakan, Sayın Halaman bir ek açıklama istemiş.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) –Adana’yı bitirmedim ama buyurun.

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkan, Değerli Bakanım; teşekkür ediyorum sorulara cevabınızdan dolayı, çok da güzel şeyler yaptığınızı düşünüyorum. Yalnız bizim Adana’nın Kozan ilçesi var. Adana’nın Kozan ilçesinde çok büyük sit alanları var. Tabii, bu sit alanlarının düzeltilmesi, direkt Kültür Bakanlığına ait olmasına rağmen, bazen belediyeler müdahale ediyor. Ben bu sit alanlarının düzelmesi noktasında Kültür Bakanı olarak sizin katkılarınızı bekliyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaman.

Buyurunuz.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Çok teşekkür ederim Sayın Halaman.

Kozan gerçekten çok ilginç, ben kaleye de çıktım, çeşitli oradaki, çevredeki yapıları da gezdim. Tabii, şimdi, bu sit alanlarının tabiat varlıklarıyla ilgili olanlarının akıbetini Çevre ve Şehircilik Bakanımızdan takip edeceksiniz ama kültür varlıklarıyla ilgili olan kısımda daha yoğun bir biçimde çalışalım.

Adana’da bizim 18 tane halk kütüphanemiz, 2 tane de çocuk kütüphanemiz var.

Bir de değerli arkadaşlarım, son yıllarda, biz, kütüphaneleri biraz daha tematik hâle getirmeye çalışıyoruz. Eskiden, biliyorsunuz, işte, her eğitim grubunun rahatlıkla çeşitli kitapları bulabileceği genel bilgi merkezleriydi kütüphaneler. “Bilgi merkezleri”, “Bilgi mabetleri” gibi çeşitli isimler kullanılıyor. Son yıllarda, biz, “Edebiyat müze kütüphanesi.” diye yeni bir konsept geliştirmeye çalışıyoruz, geçen yıldan bu yana. Edebiyat müze kütüphanesi bir isim etrafında, önce o isimle ilgili bütün yayınları içeriyor; ikincisi, bir bölgeyi topluyor; bölge yayınları ve o isim etrafında tematik bir kütüphane konsepti, yeni bir bakış açısı geliştiriyor. Bunun ilkini 12 Mart 2011 tarihinde, Ankara’da, Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi olarak açtık. Altındağ Belediyesi Hamamönü bölgesinde bir Ankara evi yaptı bize ve onu Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi yaptık Mehmet Akif’in hatırasına hürmeten.

Sonra, Adana’da Karacaoğlan Edebiyat Müze Kütüphanesi’ni açtık. Yaşar Kemal geldi aklımıza ama Yaşar Kemal “Ben ne öğrendimse Karacaoğlan’dan öğrendim.” dedi, o önerdi, o yüzden adını “Karacaoğlan Edebiyat Müze Kütüphanesi” yaptık. Bunu söylemeyi bir borç sayıyorum çünkü Yaşar Kemal bu güzelliği yaptı orada.

Arkasından şimdi Erzurumlu Emrah çalışıyoruz Erzurum’da.

Kütahya’da “Evliya Çelebi” ismiyle bir edebiyat müze kütüphanesi açmaya çalışıyoruz.

İstanbul’da Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi yaptık. İstanbul’da Alay Köşkü diye bir bina Bakanlık makamı olarak kullanıma verilmişti, onu Bakan olarak ben kullanmadım İstanbul Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi yaptık.

Trabzon ve İzmir’de de böyle projelerimiz var.

Bunların birincisi Ankara’da, ikincisi de Adana’da açılmış oldu, bunu da bilgilerinize sunmuş oluyorum.

Yine, Sayın Ensar Öğüt Arkadaşımız’ın (6/593) sayılı Ardahan’daki okulların kitap ihtiyacıyla ilgili bir sorusu var.

Biz geçen yıl içinde, 2010’dan bu yana 4.948, 5 bin adet kitap göndermişiz Ardahan’daki kütüphanelere ve bu kütüphaneleri 117 çeşitli süreli yayına da abone yapmışız. Köylere ve okullara kitap dağıtımı yapmıyor bizim Bakanlığımız ama bir muhtarlık, bir okul talepte bulunursa o taleplere de özel olarak biz cevap vermeye çalışıyoruz.

Sayın Dedeoğlu’nun…

BAŞKAN -  Sayın Bakan, Sayın Öğüt’ün bir ek açıklama talebi var.

Buyurunuz Sayın Öğüt.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Bakanım, çok teşekkür ederim.

Ardahan Valisi Mustafa Tekmen’le görüştüm. Kendileri kongre binamızın onarımını yapıyorlarmış ama “Sayın Bakanım da bize katkı sunarsa, ekonomik anlamda, çok memnun oluruz.” dediler; onu arz edeyim.

Posof’taki Savaşır Kalesi, Kalecik Kalesi, yöredeki, Çıldır’daki Şeytan Kalesi, Hanak’taki Kırnav Kalesi, Kars Ani Harabeleri, biliyorsunuz, büyük bir hazine, aynı zamanda Kars Sarıkamış’ta bulunan Katerina Köşkü ve bu Ardahan’daki tabyaların onarımı. Şimdi, Değerli Bakanım, bizim bölgemiz çok yoksul, çok göç veren bir bölge. Nedense, devlet, Hükûmet hep batıya yardım ediyor, kalkınmış illere. Kalkınmamış illere hâlbuki turizmi çekebilecek şekilde yatırım yapılsa sadece Ani Harabeleri’ne, bakın, inanın samimi söylüyorum, bütün Amerika’dan, yurt dışından bir sürü insan geliyor. Sizden istirham ediyorum, Ani Harabeleri’ni ve diğer oradaki saydığım kaleleri ve tabyaları onarırsanız samimi söylüyorum, en azından yani biz 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki tabyalarımızı onarıp turizme açsak bölgemiz çok hızlı bir şekilde kalkınır. Ben buradan istirham ediyorum, oraya yatırıma biraz ağırlık verin efendim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Tabii, Doğu’ya ya da Güneydoğu’ya eğer, yani kendi görev alanımla ilgili söyleyeyim, bizim ilgi göstermediğimiz ve destek vermediğimiz söylenirse ya bilgi eksikliğidir…

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Biraz daha fazla verin.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Yani mümkün olduğu kadar fazla veriyoruz. Bakın, Ardahan Kalesi şu anda oldukça bakımlı vaziyette. Kongre binasıyla ilgili bize ne düşerse yaparız; bunu söyledim. Ani Harabeleri’yle ilgili çalışıyoruz. 2007’de ben gittiğimde Ani Harabeleri’nin yolu yoktu, şu anda son derece mükemmel bir yolu oldu, çevresi de koruma bandıyla yapıldı. Orada çeşitli kültür varlıklarıyla ilgili çalışıyoruz, İshak Paşa’da çalışıyoruz, Ahmedi Hani’de çalışıyoruz. Yeni alanlardan söz ediyorum.

Arkadaşlar, -İzmir’deki fuardaydı, üç yıl önce- sadece Türkiye'nin batısında, güneyinde olmaz turizm, bunu doğuya taşımak konusunda kamu öncülük yapmalıdır düşüncesiyle -İzmir’de karar verdik, üç yıldır Van’da uyguluyorduk- Van’da iki yıl üst üste turizm fuarı yaptık ve Allah izin verirse bu yıl sonunda yine yapacağız, Van’daki bu felaketin yaralarını saracağız. Ben bu hafta sonu da Van’daydım, cumartesiyi pazara bağlayan günümü ve gecemi Van’da geçirdim. Biz yine o bölgedeki tarihî eserlerimizi ayağa kaldırmaya, bölgeyi bütünüyle ele alarak -sadece bir il değil- orayı Türkiye'nin ilgi merkezi yapmaya, belki bu musibetten bir nasihat oluşturmaya, bir kötülükten bir iyilik çıkarmaya ve bölgenin altyapısını iyileştirmeye çalışacağız.

Erciş’e gittim, Ahlat’a gittim bu hafta sonu. Erciş’te Çelebibağı mezarlıkları var, Ahlat’ta Türk İslam dünyasının en büyük mezarlıkları var ki yıllardır bakımsız olan anıt yapıların, şimdi, o mezar taşlarının nasıl ayağa kalktığını sanıyorum baharda gittiğiniz zaman göreceksiniz, yani o bölgeye ilgisiz olduğumuz söylenemez. Güneydoğu’da yaptıklarımız çok daha fazladır. Sadece bizim, Türkiye'nin doğusunda, güneydoğusunda barış, huzur, asayiş, sükûnet olduğu konusunda dünya kamuoyunun rahatlamasına ihtiyacımız var. Dünya kamuoyu Türkiye'nin herhangi bir yerinde bir sıkıntı olduğu zaman -özellikle doğusunda, güneydoğusunda- bunu her tarafa teşmil ediyor, biz bu sıkıntıdan sıyrılalım.

Ben, doğunun, güneydoğunun çok büyük bir kültür turizmi potansiyeli olduğuna bütün kalbimle inanıyorum. Gerçekten, sivil mimarlık örnekleri açısından, tarih açısından inanılmaz bir zenginlik var orada ve gelecek yıllarda… Yani Antalya bu sene 10 milyonu geçti tek başına, Türkiye 30 milyonu geçti, doğu ve güneydoğu da inşallah 10 milyonları aşan turist sayılarını görecektir ama bunun için biraz daha sabırlı, biraz daha hep beraber barışçı, biraz daha tahammüllü olmamız gerekiyor zannediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Dedeoğlu’nun Kahramanmaraş’la ilgili sorusu var, (6/602): Bizim hangi binalar kiralık?

Değerli arkadaşlarım, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğümüz sadece kirada, ötekilerin hepsini oldukça birbiriyle sıkışık vaziyette kamu binalarına toplamayı başardık, onları da kiradan kurtarmaya çalışıyoruz.

Sayın Zühal Topcu, özürlü personel çalıştırılmasıyla ilgili soruyor. Biz, özürlü personeli büyük oranda çalıştıran bakanlıklardan birisiyiz, 299 şu andaki, bendeki sayılar. 5 Bakanlıkta, 2 Devlet Tiyatrolarında ve 3 de Opera Balede eksiğimiz var, onları da en kısa zamanda tamamlayacağız. Özürlü konusunda üzerimizdeki sosyal sorumluluğu mutlaka en kısa zamanda yerine getireceğiz.

Sayın Dedeoğlu’nun (6/660) esas numaralı, Kahramanmaraş’taki Hurman Kalesi’nin projelerinin hazırlanmasıyla ilgili bir sorusu var. 2012 yılı içinde bunları tamamlamaya çalışacağız. Afşinbey Okulu’nun altındaki mozaiklerin restorasyonu için de Gaziantep Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğünü görevlendirdik.

Yine Sayın Dedeoğlu “Merkez teşkilatında kaç aracınız var?” diyor. Bizim, toplam 55 aracımız var arkadaşlar. 21 aracımız kiralık. Kiralık araçlara bakım, tamir, akaryakıt ödemesi yapmıyoruz, hepsi firmanın üzerinde. Kendi araçlarımıza geçen yıl 334 bin lira ödemişiz, akaryakıt olarak da 116 bin lira ödemişiz. Öteki araçlara da, kiralıklara da herhangi bir fazla mesai, şoför, fazla kilometre, ek bir harcama yapmaksızın toplam 811 bin ödemişiz 2010 yılında.

51 adet lojmanımız var. Bunların 24’ünde bürokratlarımız, gerisinde de öteki çalışanlarımız oturuyorlar. Yani 50 rakamlarında aracı, 50 rakamlarında da lojmanı olan, oldukça mütevazı bir bakanlığız biz.

Ankara’yla ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum Sayın Başkan izin verirse.

BAŞKAN – Buyurunuz.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Ankara tabii cumhuriyetin başkenti ama aynı zamanda bir Selçuklu şehri, Osmanlı şehri ve bir Roma şehri. İşin bu tarafları bir miktar unutulmuştu, ihmal edilmişti. Son yıllarda, Ankara’nın tarihî kent merkezini iyileştirmek konusunda bir gayret içindeyiz.

Ankara Kalesi içinde Alaaddin Camisi var, Musafir Fakih Camisi var, Ramazan Şemseddin Camisi var, Devduran Camisi, Hacı Arap Camisi, Ahi Elvan Camisi ve Ahi Şerafettin Camisi var. Bunlar Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore ediliyor, birçoğu tamamlandı. Sanıyorum bir tek Aslanhane Camisi’nin onarımı devam ediyor, ötekiler yapıldı. Biz de Ankara’nın bu kültür varlığının öne çıkması konusunda elimizden geldiği kadar yerel yönetimlerle iş birliği yapıyoruz, çevrede kirlilik yaratacak olan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Ben birkaç dakika içinde bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Devam ediniz efendim, bir iki dakika vereceğim.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, ben göreve başlar başlamaz –birçok arkadaşım biliyor belki ama- Bakanlığın hemen yanında, köprünün altında Bakanlıkla, karşısındaki Opera Genel Müdürlüğüyle bağdaşmaz bir eğreti çarşı vardı. Yani kötü bir terim kullanmak istemiyorum. Son derece bakımsız, eğreti bir çarşı vardı ve garip yazılar yazılı idi. Hemen o çarşıyı kaldırarak başladık ve şu anda Türkiye'nin kültür zenginliklerini anlatan bir rölyef var o eğreti çarşının yerinde. Bakanlığın arkasında bir kaçak ek bina yapılmıştı, 4 katını kaldırdık. 1’inci derece arkeolojik alan üzerinde –Kaleye çıkarken- geçmiş yıllarda ne yazık ki bir Röleve Müdürlüğü yapılmıştı, onu dozerle yıktık. 1’inci derece arkeolojik alanın üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Bakanlığı röleve binası yapmıştı, onu dozerle kaldırdık. Orada bir Roma tiyatrosu var, şimdi Büyükşehirle birlikte çalışıyoruz. Hacı Bayram çevresinde Büyükşehir Belediyemiz çok iyi bir restorasyon projesi geliştirmeye çalışıyor. Altındağ Belediyesi, Hamamönü çevresinde 1’inci ve 2’nci etapta çalışmalar yapıyor ve Ankara’nın unutulmuş olan kültürel varlığını, tarihsel kimliğini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bazı plan çalışmalarımız var, onlar tamamlandıktan ve maliyet hesapları tamamlandıktan sonra Ulus merkezli Ankara’nın kültür dokusunu ortaya çıkarmak konusunda çok büyük bir projeyi hep beraber inşallah görmüş olacağız ve Ankara cumhuriyetin başkenti olduğu kadar tarihi olan, kökü olan Anadolu’nun çok önemli merkezlerinden birisi olarak da ortaya çıkmış olacak.

Soru soran bütün arkadaşlarıma ve bunları anlatma fırsatı veren arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sizi ve Genel Kurulunuzu sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Günay.

Sayın Çelebi, sisteme girmişsiniz, bir dakika süre vereceğim size.

Buyurunuz.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Herkese verdiniz, beni en sona bıraktınız. Ben özellikle burada…

BAŞKAN – Şunu belirtmek isterim, burada söz hakkı verdiklerim soru soran milletvekilleridir. Sizin sorunuz yoktu onun için size ek açıklama veriyorum.

Buyurunuz.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Peki, teşekkür ediyorum.

Sayın Milletvekilinin Ağrı’yla ilgili sorularına biraz da ben cevap vermek istiyorum.

Ben burada Sayın Bakanımıza çok teşekkür ediyorum. Özellikle Sayın Bakanımız Ağrı’yı teşrif ettiler, Doğubayazıt ve Diyadin ilçelerini biz birlikte gezdik. Oradaki kültür varlıklarıyla ilgili olarak gerçekten AK PARTİ Hükûmeti dönemlerinde çok büyük yatırımlar da olmuştur. 3 AK PARTİ milletvekili olarak da orada Sayın Bakanımızı ağırladık. Ben tekrar kendilerine, bu kadar kültür varlıkları ve Ağrı’ya önem verdiklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Özellikle Doğubayazıt, hem Ahmedi Hani olsun hem İshak Paşa Sarayı olsun, bir de Patnos’ta kendileri de müjde verdiler, bu Kot Tepesi dediğimiz -Sayın Bakanımız da Patnos’ta askerliğini yaptığı için- Aznavur Tepesi ki Urartulardan kalma, Urartuların dinî merkezi olarak kabul ediliyor, orada bizim bir kalemiz var, o kalenin üstünün açılması hususunda, ben burada huzurlarınızda kendilerine teşekkür ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çelebi.

Sayın Koca, buyurunuz.

SALİH KOCA (Eskişehir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, Sayın Bakanımızın açıklamalarından dolayı ben teşekkür ediyorum. Özellikle Eskişehir’imizde termal turizmin geliştirilmesiyle ilgili olarak bugüne kadar Bakanlığımız tarafından master planlar yapıldı, Frigya Kültürel Mirasını Koruma ve Kalkınma Birliği kuruldu. Bu anlamda, özellikle Eskişehir Kızılinler termal turizm merkezi 2006 yılında yine Bakanlar Kurulumuz tarafından kabul edildi. Bu bölge bugüne kadar gerçekten define avcılarının tahribatına uğramış bir bölgeydi. Yapılan bu çalışmalarla birlikte il özel idaremiz şu anda üç adet sondaj yaptı, önemli ölçüde ve miktarda su tespitinde bulundu.

Yine Bakanlığımız, 1/25.000’lik master planlarını tamamladı, kabul etti. Alt belediyelerimiz de şu anda bununla ilgili 1/1.000’lik ve 1/5.000’lik planları yapıyorlar.

Yine, fotoğraf yarışmaları bu bölgeyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Sayın Yılmaz, buyurunuz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakandan sormak isteğim şeyler: Uşak’ta Karun hazinelerini biz çok büyük uğraşlar sonucunda elde edebilmiştik. Uşak Milletvekili Dilek Yılmaz ben. Karun hazineleri çalındı ve değiştirildi biliyorsunuz, bu konuda soruşturmalar açıldı, mahkûmiyetler oldu ama bu konudaki eserlerimizin geri gelmesiyle ilgili Bakanlığınızın yaptığı bir çalışma var mıdır? Eserlerimiz nerededir? Biz yeniden Karun hazinelerinin orijinallerine kavuşmak istiyoruz. 

Ayrıca Ulubey kanyonlarıyla da ilgili ne türden çalışmalarınız vardır? Kanyonlar çok önemli nitelik kazanıyor Uşak için, turizm anlamında da kullanılabileceğimiz yerler. Kanyonla ilgili ne türden çalışmalarınız vardır? Ben bunları öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Son olarak Sayın Güler’e söz veriyorum. Ama sayın milletvekillerimiz, bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Bu soru-cevap bölümü değildir, sadece sisteme girdiğiniz için kısa söz hakkı verdim.

Buyurunuz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Mardin Milletvekili Muammer Güler’in, Türk İdareciler Günü’ne ilişkin açıklaması

MUAMMER GÜLER (Mardin) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum efendim.

Ben de bugün Türk İdareciler Günü vesilesiyle bir açıklamada bulunmak istedim efendim.

Ülkemizin kalkınmasında önemli rolü olan, il ve ilçelerde devletin ve hükûmetin temsilciliği görevini yürüten mülki idare amirlerimizin günü bugün. Ben ülkemizin kalkınmasında büyük emekleri olan vali ve kaymakamlarımızı, Türk idarecilerini verdikleri emekleri için burada takdirle anıyorum, ebediyete intikal edenleri, şehitleri rahmetle anıyorum, ayrılan idarecilerimize sağlık ve esenlikler diliyorum ve ülkemizin kalkınması için bu büyük gayretlerinin daima devam edeceğine olan inancımızı da belirtiyorum.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Güler.

Sayın milletvekilleri, şimdi, alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşma ile 22 Ekim 2009 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşmaya Değişiklikler Getirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşma ile 22 Ekim 2009 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşmaya Değişiklikler Getirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/440) (S. Sayısı: 32)

BAŞKAN – Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

Şimdi, 2’nci sırada yer alan, Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/152) (S. Sayısı: 112) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Çerçeve 2’nci maddeyle, Emniyet Teşkilatı Uçuş ve Dalış Hizmetleri Kanunu’nun birden fazla maddesinde değişiklik yapıldığından, maddenin (b) ve (c) bentleri birlikte olmak üzere, diğer her bendini ayrı ayrı, ayrı madde olarak görüşeceğiz.

Geçen birleşimde, teklifin 2’nci maddesinin (a) bendi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşma tamamlanmıştı.

Şimdi söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Tezcan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 112 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili kaldığımız yerden görüşmelere devam ediyoruz.

                                    

(x) 112  S. Sayılı Basmayazı 04/01/2012 tarihli 47’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Bu arada, Türkiye’de gündem hızla değişiyor. Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Öncelikle, Türkiye’de gazetecilik görevini yerine getirmek için canını dişine takarak mücadele eden, çalışan bütün gazetecilerimizi kutluyorum. Bu vesileyle, Türkiye’de, Çalışan Gazeteciler Günü’nün aslında “Özgürlükleri çalınan gazeteciler günü” olarak anılması gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, son dönemlerde, dikkat ediniz, neler yaşıyoruz? 97 gazetecimiz cezaevinde tutuklu veya hükümlü. Yazdıkları yazılar nedeniyle, makaleler nedeniyle, gazetecilik faaliyetlerini yürüttükleri için gazetecilerin tutuklandığı, gazetelerin terör aracı olarak kabul edildiği bir süreç yaşıyoruz ve böyle bir süreçte Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir ülke düşünün ki İçişleri Bakanı resimle, şiirle, yazıyla, makaleyle terör işlenebileceğini söylesin; bir ülke düşünün ki o ülkenin güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı makaleyi bir terör aracı, terör silahı olarak ifade edebilsin ve bir ülke düşünün ki siz o ülkede Çalışan Gazeteciler Günü’nü bu şartlar altında kutlayacaksınız. Bu -başta da söylediğimi tekrar ediyorum- olsa olsa bugünün Türkiye’sinde Çalışan Gazeteciler Günü’nü değil, özgürlükleri çalınan gazeteciler gününü kutlamak, anmak durumunda kalabiliriz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, çok ilginç bir noktaya gidiyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili, Silivri Savcılığı bir fezleke düzenledi. 2012 yılının başındayız, hani o ileri demokrasiye doğru yelken açtığımızı söylediğimiz zamanların başındayız. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı siyaset yaptığı için hakkında fezlekeye maruz hâle düşmüş, fezleke düzenlenmiş hakkında. Suç: Adil yargılamayı etkilemek. Nerede söylemiş? Silivri toplama kampının önünde söylemiş. Ne söylemiş? “Burası Silivri toplama kampıdır.” demiş. Ben de söylüyorum: Orası Silivri toplama kampıdır. Benim için de fezleke düzenleyin. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ne söylemiş, ne söylemiş, bakınız Genel Başkanımız ne söylemiş? Aynen onun sözlerini benim sözlerim olarak tekrar ediyorum, nakletmiyorum. Benim sözlerim olarak zapta geçsin, benim sözlerim olarak Silivri’deki savcı dinlesin, aynı sözleri buradan tekrar ediyorum: Burada ön yargılı, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları bir tiyatro var, bunun adına “Yargılama, demokrasi” diyorlar. Bu ne demokrasidir ne de adalet dağıtmadır. Bunların kaçma imkânları yok. Zaten kaçamazlar, ülkelerini seviyorlar. Bunlar “Biz yargılanmayalım.” demiyorlar, zaten yargılanıyorlar. Bunlar, Parlamentoya gelip yeminlerini içerek Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde ve diğer maddelerinde öngörülen kurallar içerisinde görevlerini yapmak istiyorlar ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara “yargıç” demeyi içime sindiremiyorum çünkü yargıç, vicdanıyla hareket eden kişi demektir; yargıç, toplumun beklentilerini, duygularını bilen ve ona saygı duyan demektir. Vicdan her şeyin üstündedir. Vicdanıyla hareket etmeyen bir yargıç, yargıç olabilir mi? Anayasa’nın 90’ıncı maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler var. Bunları görmemezlikten gelip “Ben bildiğimi okurum, benim bildiğim ve söylediklerim doğrudur.” mantığıyla yola çıkarsanız, adalet dağıtamazsınız. Evet, Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu sözleri Silivri’de Silivri toplama kampının önünde söylemişti. Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Bülent Tezcan da bu sözleri kendi sözü olarak milletin kürsüsünde söylüyor. Benim için de fezleke düzenleyin. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, Türkiye önümüzdeki dönemde zorlu bir mücadele dönemine giriyor, özgürlük ve demokrasi mücadelesi bu mücadele. Bu mücadele, iktidarın kendisi gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımadığı bir Türkiye’de özgürlüğün ülkesini kurma mücadelesi. Bu mücadele, Türkiye’de “İleri demokrasi” adı altında yepyeni bir sivil diktatörlüğe yelken açanlara karşı özgürlüğün bayrağını dalgalandırmak isteyenlerin Türkiye’si. Bu mücadeleyi veriyoruz ve bu mücadelede hakkımızda fezleke düzenleyecekler varsa, varsınlar sayfalar dolusu fezlekelerini düzenlesinler. Biz, özgürlük türkülerini söylemeye devam edeceğiz hâlâ. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bu şartlar altında 112 sıra sayılı Kanun Teklifi’ni görüşüyoruz. Daha önce defalarca söyledik. Alelacele yapılan kanun hükmünde kararnameleri apar topar düzeltmek zorunda kalırsınız. Milletin iradesinden kaçırarak, Meclisten kaçırarak Hükûmete devrettiğiniz yetkiyi milletten aldığınız yetkiyle Mecliste düzeltmek zorunda kalırsınız. 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname daha yürürlüğe girer girmez, üç ay üstünden geçmeden değiştirilmek için önümüze geliyor. Niye? Çünkü aceleyle çıkarıldı, çünkü burada tartışılmadı, çünkü milletin vekillerinden kaçırıldı.

Şimdi, bakın, bu kanun hükmünde kararnamede unutulmuş, bir şeyler unutulmuş: Pilot, kurbağa adam, uçuş ekibi. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan pilotları, kurbağa adamları, uçuş ekibini unutmuşlar. Emsallerine artış yapılırken bunlara artış yapılmamış. Bu çerçevede bu eksikliği giderme açısından değişiklik olumludur. Nitekim Plan ve Bütçe Komisyonundaki arkadaşlarımız da bu konuda olumlu olduğu görüşlerini bildirdiler ama değerli arkadaşlar, bu eşitsizlik sadece bu düzenlemeyle giderilmiyor ki. Bakın, orada başka önergeler verdi bizim arkadaşlarımız, dedi ki: “Ya, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde evet bunları düzeltelim ama bunun dışında da mağdur olan insanlar var.” Mesela Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde üniversite mezunu olup komiser rütbesinden başlayarak polis rütbesine kadar başpolis, polis, komiser yardımcısı, komiser bütün bu rütbelerde üniversite mezunu olan görevlilerin, polislerin, kamu görevlilerinin bugün emeklilikle ilgili bir katsayı problemi var. Değerli arkadaşlar, yine, emsallerinden farklı bir uygulamaya tabi tutuluyor bunlar. Bugün, üniversite mezunu, polis ya da başpolis veya başkomiser 2.200 göstergeden emekli olurken emsalleri 3.600 göstergeden emekli oluyor.    2,5-3 milyar lira çalışırken maaş alan görevli komiser emekli olunca 1 milyar 200 bin, 1 milyar lira maaş almak durumunda, yarı yarıya maaş almak durumunda.

Şimdi, bu konuda Komisyonda verdiğimiz önergeye, çok ilginçtir -hadi başka bakanlar karşı çıkabilir bunu anlarım da- Emniyet Genel Müdürlüğü doğrudan doğruya kendisine bağlı olan İçişleri Bakanı karşı çıkıyor değerli arkadaşlar. Kendi personeline, çalışan personeline, kendisine bağlı personelde “Gelin, bu adaletsizliği de giderelim.” dediğimizde, buna karşı çıkan İçişleri Bakanlığı.

Değerli arkadaşlar, burada, bakın, emniyet mensuplarının, polislerin çalışma şartlarını herkes biliyor. Öyle problemleri var ki normal bir kamu görevlisi memur ayda yüz altmış saat çalışırken, bir polis memuru iki yüz kırk saat çalışıyor. Sabah beşte gönderiyoruz -ek hizmetler hariç, ek görevler hariç- sabah beş buçukta maç olduğu gün göreve çıkıyorlar, gece on ikide dönüyorlar, ertesi gün saat yedide, sekizde yeniden görev başındalar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – “Bunlarla ilgili dengesizliği giderelim.” dedik, bu konuda da herhangi bir çalışma yapılmadı. “İnfaz koruma memurlarıyla ilgili, itfaiye erleriyle ilgili komisyon aşamasında düzenleme yapılsın.” dedik, buna da cevap verilmedi, itibar edilmedi, şimdi yarım yamalak sadece bu kısmını düzeltmeye çalışıyoruz.

Son olarak şunu söylüyorum değerli arkadaşlar: Meclisin iradesinden kaçırarak alelacele yapılan her işi yeniden Meclise getirip düzeltmek zorunda kalıyorsunuz. Hiç olmazsa bu bize ders olsun, hiç olmazsa bu size ders olsun, bu konuda bütün kamu görevlileri arasındaki eşitsizlikleri gidermek ve eşit işe eşit ücreti sağlamak için, hep beraber Meclis iradesiyle topluca bir düzenleme yapalım diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tezcan.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Erol Dora.

Buyurunuz Sayın Dora.

BDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bütün ülke olarak oturup düşünmemizi gerektiren bir olay yaşandı. Şırnak’ın Uludere ilçesinde 28 Aralıkta meydana gelen katliamda 19’u çocuk olmak üzere 35 vatandaşımız hayatını kaybetti. Medyanın saatler sonra haber olarak görüp vermeye tenezzül ettiği bu olay tarihî bir trajedi olarak hafızalarımıza kazındı. Hiçbir suçu, günahı olmayan, geçimlerini sağlamak için sınır ticareti yapan sivil insanlar Diyarbakır’dan kalkan savaş uçaklarının yağdırdıkları bombalarla can verdiler.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bütün halkımızın başı sağ olsun.

Meydana gelen facianın basit bir istihbarat hatası olmadığı, planlı, programlı bir operasyon olduğu izlenimi doğmuştur. Gündüz vakitlerinde bölgede bulunan yerel karakolun gözleri önünde Irak sınırını geçen Roboski köylüleri gece hayatlarını kaybedeceklerini bilmiyorlardı. Görgü tanıklarının ve olaydan sağ kurtulan vatandaşların anlattığına göre, köylüler, gece Türkiye sınırına geldikten sonra aynı karakol tarafından başka bir yola yönlendirildiler, ailelerine telefonla haber verdiler. Aileler çocuklarının dağda kaldığını yetkililere bildirmesine rağmen, karakol yetkilileri “Bizimle ilgisi yok, Diyarbakır’ı arayın.” demişler. Bütün anlatımlar grubun PKK’lı bir grup olmadığını karakolun bildiğini açıkça gösteriyor.

Dağda üç saat bekletilen köylüler kendi köylerine birkaç kilometre uzaktayken Diyarbakır’dan kalkan F-16’larla öldürülüyorlar. 19’u çocuk olmak üzere 35 canın kimisi anında, kimisi kayalıkların altında sıkışarak, kimisi de yaralı bir şekilde soğuktan can vererek hayatlarını kaybediyorlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; başta Kürt sorunu olmak üzere sorunlarımızı güvenlik konseptleriyle, şiddete dayalı politikalarla çözemeyeceğimizi, ancak demokratikleşmeyle, temel hak ve özgürlükler ışığında, insani hakları gözeterek çözmemiz gerektiğini bir kere daha bu olayla beraber görmüş bulunuyoruz. Güvenlik siyasetinin güvensizleştirici niteliğini bir kere daha yaşadık. Gerek medyanın bu olaya yaklaşımı, suskunluğu, ölen insanlara karşı aldığı kabul edilemez tavır gerekse de olaydan sonra Türkiye’nin batısında, sanki hiçbir şey olmamışçasına yeni yıl kutlamalarının yapılması, 1990’ları hatırlatır nitelikteydi.

2009’dan bu yana haksız gözaltı ve tutuklamalarla şiddetini giderek artıran, artırmaya devam eden güvenlik politikaları insanların yaşama haklarını ellerinden almaya kadar varmış bulunuyor.

Peki, bu insanlar ne istiyor? Niye sormuyoruz kendimize? Bu insanlar özgürlük istiyor, ana dilde eğitim istiyor. Bu insanlar eşit ve onurlu bir hayat yaşamak istiyor.

Hükûmet bu katliama seyirci kalarak, saatler geçmesine rağmen suskunluğunu koruyarak, en önemlisi, bunu basit operasyon kazası gibi nitelendirmelerle açıklamaya çalışarak, oradaki insanların gözünde itibarını zedelemiştir.

Evet, ortada bir kaza, bir hata var. Bu hata yıllardır süren ret, inkâr ve asimilasyon politikalarıdır. Bu hata, yıllardır sürdürülen ve sonu nereye varacağı belli olmayan güvenlik politikalarıdır. Bu hata, insanların en doğal hakkı olan ana dilde eğitime cevaz vermeyen zihniyetin ta kendisidir.

“PKK’lı zannettik vurduk.” gibi bir gerekçe, devletin tam bir savaş konseptiyle hareket ettiğini gösteriyor. “Dur” ihtarı, teslim olma çağrısı yapılmadan ateş etmek, bombalamak ancak savaş hukukunda ve savaşçı gruplara karşı meşrudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, şiddete dayalı güvenlik konseptlerinin en büyük sonucu birlikte yaşamayı zora sokmasıdır. Bu tür politikalar Türkiye’de kardeşçe yaşamasını istediğimiz halkları birbirinden ayrıştırmaya yönelik, Kürt-Türk ayrılığını güçlendiren sonuçlar doğurmaktadır.

Ülkede yıllardır süren şiddet ortamından dolayı sivillere yönelik bu türden olaylar daha önce de yaşandı. Böyle giderse yaşanmaya devam edecektir. Kürt sorunu çözümsüz kaldığı, çatışma koşulları devam ettiği sürece benzer olayların farklı şekillerde tekrarı her zaman ihtimal dâhilindedir.

Şunu unutmayalım ki Türkiye’de yaşayan halkların birbirine düşmanlığı yoktur. Bizim düşüncemizde bütün halklar kardeştir ancak böylesi facialar kardeşlik duygularına zarar vermektedir. Duygular dünyasında bölünmüş bir ülkeyle karşı karşıyayız. Bu olay İstanbul’da, İzmir’de olsaydı tepkimiz nasıl olurdu? Herkesin ciddiyetle düşünmesi, bu savaş konseptinin nelere mal olabileceğini görmesi gerekmektedir. Biz, böylesine acı bir olayın, barışa dayalı konseptlere geçişe vesile olmasını temenni ediyoruz. Toplumsal barışı tehlikeye sokan, kardeşliği zedeleyen bu acı olay karşısında dikkatli olmak gerekiyor.

Başta Hükûmet olmak üzere, bütün Meclise, sorunun köklü çözümü için görev düşmektedir. Artık neyi bekliyoruz? Meclisin görevi nedir? Türkiye’deki bütün sorunların çözüm yeri bu Meclis değil midir? İş lafa gelince, “Gelin, ne sorun varsa Mecliste tartışalım, çözüm yeri Meclistir.” demesini biliyoruz ancak görünen o ki bu konudaki işlevini yerine getirmemektedir. Bu acı olay, Meclise görevini hatırlatıyor. Toplumsal barışı tesis etmenin yolu, Meclisin, başta Hükûmet partisi olmak üzere, bütün partilerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmesinden geçiyor. Meclise çağırımızdır: Gelin, bu olayı artık barışçıl yollarla çözelim. Artık kangren hâline gelmiş, tarihî, siyasi ve kültürel boyutları olan bir sorunu, diyalog temelinde, demokratik konseptlerle çözelim. Ülkeyi kendi ellerimizle daha fazla bölmeyelim.

Sayın Tarhan Erdem’in geçen haftaki yazısında ifade ettiği gibi, “Nerede durursak duralım; bundan sonra Uludere olayını doğru değerlendirmeden Kürt meselesinde gerçekçi ve doğru görüş oluşturamayız. Yaşamımızın her yanını etkileyen Kürt meselesinin, Uludere olayına bağlı ve çözümsüz kalmasını istemiyorsak hiçbir bilinmedik taraf kalmadan soruları cevaplamalıyız.” Olayı aydınlatmak için görevlendirilmiş komisyonlar görevlerini yaptıktan sonra neticenin kamuoyuyla paylaşılması ve bu işte sorumluluğu olan herkesin bir an önce yargılanması gerekiyor. Hatayı kabullenip özür dilemek, insan hayatına değer veren devletlere yakışan bir erdem olmalı. “Tazminatlarını öderiz, olur biter.” mantığıyla hareket ederseniz insanların acısını dindiremezsiniz. Tarih, yapılanları olduğu kadar yapılmayanları da not ediyor. Aldığı oylarla halkın büyük teveccühünü kazanmış Hükûmet partisinin çözüm yolunda adımlar atması gerekirken karşılıklı diyaloğu içermeyen güvenlik siyasetinde ısrar etmesini anlayabilmiş değiliz. Biz, Kürt sorununun çözümünün güvenlik siyasetinde değil, insan odaklı demokratik çözümde aranması gerektiğine inanmaktayız. Bu halkın büyük çoğunluğu size sorunların çözümü için, insanca yaşamak için oy verdi, dağlarda gecenin bir vakti savaş uçaklarıyla can vermek için değil. Olaydan sonra yaşadıkları tarifsiz acıya rağmen köylülerin istediği tek şey vardı yine de: Akan kanın durması ve barışın gelmesi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Uludere’deki bu vahim olay olduğu gün siyasi parti başkanları bir araya gelip konuşsaydı grup toplantılarında ve Meclis Genel Kurulundaki bu sert tartışmalar, suçlamalar olmazdı. Maalesef siyasetteki bu sertlik Uludere katliamından bile daha fazla gerilim çıkarıyor. Gerilimin kimseye fayda sağlamadığı ortadadır. Gün tansiyonu düşürme günü ve diyalog günüdür. Diyalog için Sayın Başbakan öncülük yapmalı, ülkeyi başka bir atmosfere taşımalıdır. Ülkenin bugün içinde olduğu bu gerilimi çok ağır ve kaotik buluyoruz, bunu artık görmeliyiz. Buradan da Sayın Başbakana sesleniyorum. Bütün parti liderlerini davet ederek bu olayın ciddiyetle değerlendirilmesini sağlamalı ve ülkenin içinde bulunduğu gergin atmosferden kurtulmasına öncülük etmelidir.

Yeni anayasadan söz ediyoruz, bu bir süreç işidir. Bir taraftan çatışmalar devam ederken diğer taraftan demokratik bir anayasa yapmaktan söz ederseniz insanları ikna edemezsiniz. İki hafta önce Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç “Kendisini Kürt kimliğiyle, Arap kimliğiyle, Boşnak kimliğiyle artık ne gelirse aklınıza, hepsi, kim ne varsa bu topraklar üzerinde kendi kimliğini rahatlıkla söyleyecektir, o kimliğe saygı duyuyoruz, o kimliğin bütün kültürel haklarını, anayasal hakkını vereceğiz, tanıyacağız.” dedi. Biz bu sözlere önem atfettik ve umutlandık, bu umut vadeden sözlerden sonra ülkenin tekrar böyle gergin bir sürece girmesini büyük bir üzüntüyle karşılıyoruz.

Konuşmama son verirken insanlık tarihi kadar kadim bir tarih olan bu topraklarda artık diyalog ve barış sürecinin başlamasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Dora.

Şahsı adına Eskişehir Milletvekili Salih Koca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Koca.

SALİH KOCA (Eskişehir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum.

Ayrıca, Uludere’de yaşanan elim olay sonucu hayatını kaybeden tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine de başsağlığı diliyorum.

Ülkemizde kangren hâlini almış sorunların çözümü konusunda Hükûmetimizin çalışmaları halkımız tarafından da takdirle izlenmektedir. Eşit işe eşit ücret çalışması bu kapsamda önemlidir ve eşitlik ilkesi gereği benzer kurumlarda aynı işi yapan, fakat farklı ücret uygulaması ile mağdur olan memurlarımızın haklarının da korunması amaçlanmaktadır. 2000 yılından bu yana mevcut pilotların yüzde 41’i özlük haklarının yetersizliği nedeniyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılarak özel sektörde çalışmaya başlamıştır. Üzerinde söz aldığım 2’nci maddenin (a) fıkrası ile Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışmakta olan uçuş ve dalış hizmetleri personelinin mali hakları konusunda gerekli düzenlemeyle personelin hakları iyileştirilerek yetişmiş personel kaybının önüne geçilecektir. Böylece, bir hak mağduriyeti ortadan kaldırılarak yüzler güldürülecektir.

AK PARTİ Hükûmeti, uyguladığı politikalar ile vatandaşlarımızın bugüne kadar yaşanan hak kayıplarını en aza indirerek, her alanda yüksek standartta yaşam kalitesini hedeflemiştir. Artık “Halkıyla barışık olan Hükûmet.” ifadesi AK PARTİ Hükûmeti için yetersiz kalıyor çünkü AK PARTİ, halkıyla etle tırnak misali birbirinden ayrılmaz bir bütünlük kazanmıştır. AK PARTİ’nin 2002’de hükûmet olduğundan beri belirlediği kıstaslar ile 61’inci Hükûmet Programı’ndaki “Yaratılmışları Yaradan’dan ötürü severiz.” anlayışı içinde ayrım yapmadan 74 milyona yönelik geliştirdiği politikalar, halkımızın her kesiminin yüzünü güldürmüştür. Yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde, Türkiye’yi Avrupa’nın suç oranı en düşük ülkesi yaparak, vatandaşımızı baskı altına alan çetelerle kararlı mücadelemiz sonucu hukukun galip gelmesini sağlayarak, bilgi edinme hakkını hayata geçirerek devletini denetleme sürecine dâhil olan halkımızın da yüzünü güldürdük.

Avrupa’da kamu çalışanlarının maaşları donduruluyor veya düşürülüyorken, enflasyonun çok üstünde maaş ve ücret artışı yaparak işçimizi, memurumuzu, emeklimizi, dul ve yetimlerimizi enflasyona ezdirmeden yüzlerini güldürdük.

Türkiye, Hükûmetimizin ekonomide uyguladığı bilinçli politikalar ve mali disiplin sayesinde, son altmış yılın en büyük küresel ölçekli krizine rağmen Çin’den sonra en hızlı büyüyen 2’nci ülkesi olmuştur. Bu sayede yüzde 8,8 seviyelerine gerileyen işsizlik rakamlarıyla yine halkımızın yüzünü güldürdük.

Pek çok ülkeyle kurulan dostluklar, uluslararası arenada elde edilen saygınlık sayesinde 135 milyar dolarlık ihracat rakamlarıyla ihracatçımızın da yüzünü güldürdük.

Halkımızın tamamının istediği kurumdan tedavi hizmeti alması sağlanarak, evde sağlık hizmetleri, misafirhane uygulamaları ile halkımızın hizmetkârı bir devlet anlayışı ortaya koyarak, hastanelerde muayene, eczanelerde ilaç kuyruklarına son vererek de halkımızın yüzünü güldürdük.

Yine aynı şekilde, lisans ve yüksek lisans öğrencilerimize 2002’den bu yana ciddi oranlarda yapılan burs ve kredi artışlarıyla öğrencilerimizin, velilerimizin de yüzlerini güldürdük.

Ayrıca, onlara sağlanan dört kişilik -kredi yurtlar- ve lüks yurtlar yaparak, derslikler, spor salonları ile de, ayrıca ücretsiz ders kitapları dağıtarak, FATİH Projesi’ni hayata geçirerek de gençlerimizin, öğrencilerimizin ve velilerimizin de yüzünü güldürdük.

Alan ve ürün bazında yapılan desteklemelerle çiftçimizin de yüzünü güldürdük.

Özet olarak, yola çıkarken, insanı yaşat ki devlet yaşasın düsturu ile hareket ettik, dua aldık, kalkınmayı ve adaleti sağladık, Türkiye'nin yüzünü güldürdük.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Koca.

Gaziantep Milletvekili Abdullah Nejat Koçer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Koçer.

ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında ben de Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor ve çalışmalarında kolaylıklar ve başarılar diliyorum. Uludere’de hayatını kaybeden vatandaşlarımıza da Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin 8 bin kilometrenin üzerinde bir sahil şeridi var ve buna yakın büyüklükte de iç sulara sahip. Böylesine geniş bir alanda hemen hemen her gün emniyet teşkilatını, polisimizi ilgilendiren pek çok adli olay meydana geliyor. Bu olaylarda başta arama ve kurtarma olmak üzere çeşitli konularda yetişmiş, uzmanlaşmış su altı ekiplerine ihtiyaç duyuluyor. Bu ihtiyaç çok önceden amatör sivil balık adamlar tarafından karşılanıyordu ancak bu kişilerin amatör ve aynı zamanda sivil olmaları sonuca kısa zamanda ulaşılamaması, olayların başarıyla aydınlatılamaması gibi değişik ve çok sayıda sorunun yaşanmasına neden oluyordu. Bu nedenle zaman içerisinde gelişmiş ülke örneklerinden yararlanılarak polis teşkilatı bünyesinde su altı ekipleri oluşturuldu. Emniyet Genel Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu polis kurbağa adam kurslarını başarıyla bitirerek sertifika alan kurbağa adamlarla bu sorunlar profesyonelce giderildi. Bu kanun teklifinin 2’nci maddesine konu personel ülkemizde hem emniyetin hem de adaletin sağlanması bakımından stratejik önemi haiz Emniyet Genel Müdürlüğünde görev yapan pilot ve uçuş ekibi personeli ile kurbağa adamlardır ve toplam mevcutları da 46 pilot, 65 uçuş personeli ve 109 kurbağa adam olmak üzere 220 kişidir. Bu personel yüksek risk grubunda, yani büyük tehlikeler altında sorumluluklarını yerine getirmekte ve üstlendikleri görevleri yıllardır başarıyla ifa etmektedirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüzme ve dalmada dayanıklı, yetenekli görülen personel içinden yapılan seçmelerle, basınç odası başta olmak üzere çeşitli fiziksel testlere tabi tutulan personel su altı hekimliğinin heyet raporu elemelerinden de geçirilip son derece ciddi eğitimlere tabi tutuluyorlar. Adli olayların incelenmesi ve aydınlatılması için gerekli olan delillerin toplanması, var ise olay mahallindeki cesetlere ulaşılması için dalarak gerçekleştirilen bu tür görevler su basınç etkisi, su kirliliği, suyun soğukluğu, bulanıklığı gibi nedenlerden dolayı son derece zor ve risk taşıyan görevlerdir. Bu zorlu görevler esnasında çeşitli olaylarda yaşamını yitiren emniyet mensuplarımız da var. Aynı şekilde emniyet teşkilatımızın uçuş personelinin de çalışma şartlarının zorluğu, havacılık mesleğinin taşıdığı tabii riskler tartışılmaz bir gerçektir.

Değerli milletvekilleri, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle 3160 sayılı Emniyet Teşkilatı Uçuş ve Dalış Hizmetleri Tazminat Kanunu’nun 4’üncü maddesinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğünde görev yapan pilot ve uçuş ekibi ile kurbağa adamlara ödenen uçuş ve dalış tazminatları düzenlenmektedir. Böylesine zor görevleri gerçekleştiren kurbağa adamların, Emniyet Genel Müdürlüğünde görev yapan uçucu personelin uçuş tazminatları düzenlenirken Anayasa’mızın sosyal devlet ve sosyal adalet anlayışıyla hareket edilmiş ve aynı zamanda “Ücrette adalet sağlanması” ilkesine uygunluğu da gözetilmiştir.

Kanun teklifinin hayırlı olmasını diliyor, bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Koçer.

Şimdi, soru-cevap bölümüne geçiyoruz.

Sayın Kuşoğlu…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, malum olduğu üzere, Suriye’deki gelişmelerin olumsuz olması, bizim de Suriye ile olan ilişkilerimizde maalesef doğru bir yöntemin kullanılmaması Türk şirketlerini sıkıntıya sokuyor.

Şu anda Suriye’de tutulu bulunan ne kadar araç gerecimiz var? İş yapan müteahhitlerin ne kadar zorluğu, sıkıntısı var? Riskleri ne kadardır? Bunlarla ilgili bir bilgimiz var mı?

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kuşoğlu.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Sayın Çevre Bakanı Bayraktar, “Trabzon’a kupayı getirmek için ince ayarlı çalışma yapıyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur. Sayın Bayraktar’ın bu açıklaması şike çalışması mıdır acaba? İçişleri Bakanlığının görevi, ülkede huzur ve mutluluğu sağlamak, suç ve suçluyla mücadele etmektir. Acaba Sayın İçişleri Bakanı, Bayraktar’la nasıl mücadele geliştirecek? Bu bir.

Soru iki: İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, İlker Başbuğ’la ilgili der ki: “İster özel yetkili mahkeme yargılasın, ister Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi yargılasın, bizim için durum değişmez.” Burada, AKP İktidarı yani yargıya hükmetmiştir, buna güvenerek mi bunu söyledi? Bakanın bu konudaki açıklaması nedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, geçen hafta bir soru üzerine vermiş olduğunuz cevaba istinaden, bu hafta da çok sayıda vatandaşımız merakla sizden gelecek cevabı beklemektedir. Bilindiği gibi, geçen hafta, şehit ve gazi ailelerinden ikinci bir kişiye daha kamuda iş istihdamı sağlanacak çalışmanın yürütülmekte olduğunu söylediniz. Şimdi, bu çalışmanın muhtemel sonuçlanma zamanı ne zamandır? Yakın zamanda Yüce Meclisin Genel Kuruluna bu çalışmanın getirilmesi düşünülmekte midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Yılmaz…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Görüşmekte olduğumuz yasa teklifi, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de yapılan eksiklikler ve usulsüzlükler nedeniyle yeniden görüşmeye başladığımız bir tekliftir.

Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa madde 91 uyarınca ivedilikle Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmesi gerekmektedir, komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesi gerekmektedir.

Anayasa’nın bu açık hükmüne rağmen kanun hükmünde kararnameler Mecliste görüşülmek üzere neden getirilmemektedir? Bu konudaki cevaplarını merak ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yılmaz.

Buyurunuz Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan, soru soran değerli milletvekillerimize teşekkür ederek cevaplamaya başlıyorum.

Sayın Kuşoğlu, Suriye’deki gelişmelere bağlı olarak o ülkede mağduriyet yaşayan kişiler ve orada tutulu bulunan araçlara yönelik sorusunu sordular.

Bu konu, Dışişleri Bakanlığımız ve onunla paralel bir şekilde İçişleri Bakanlığımız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız tarafından günlük olarak takip edilen bir konudur. Şu an itibarıyla kişi ve araç sayısını ifade etmem mümkün değil ancak bir sorun ve alınan bir bilgi ilgisiz kalınmadan takip edilmektedir. Yaşanan önemli bir sıkıntı söz konusu değildir şu an itibarıyla.

Sayın Tanal’ın sorusu, Sayın Bakanımızın açıklamasına bağlı olarak ya da değerlendirmesine bağlı olarak bir soru.

Sayın Bakanımızın ne dediğinin tamamını kendileri bilirler. Ben onun niyetini veya biz onun niyetini okuyamayız ama benim anladığım…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İçişleri Bakanının suçlu ve suçla mücadele etmek görevidir.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – …Sayın Bakan, bir Trabzonlu olarak aynı zamanda, Trabzon’la ilgili, bu ülkeyle ilgili, kendisini ilgilendiren, kendisinin ilgi duyduğu her konuyla olan yakın ilgisini ifade bağlamında doğal olarak Trabzonspor’la ilgili bir konuda da samimi ilgisini ifade etmek istemiştir. Bu da herkesin ifade ettiği, edebileceği bir husustur. Bakan olarak Bakanlığıyla ilgili değildir. Trabzonsporlu ve Trabzonlu bir milletvekili olarak hissiyatını ifade etmiştir. Bir sakınca görmemekteyiz.

İster özel yetkili mahkeme ister başka mahkeme konusuna gelince: Sayın Tanal, ifade eden arkadaşımız yargı bağımsızlığı açısından bundan daha başka bir ifadede bulunamaz. Mahkeme tayini, ne herhangi bir komisyon başkanımızın yetkisindedir ne milletvekilimizin ne politikacının ne bizim ne de sizin, hiç kimsenin yetkisinde değildir. Her mahkeme kendi yetkisini usul kanunlarına göre, gücünü aldığı, yetkisini aldığı kanunlara göre kendisi tayin eder. Arkadaşımızın, Komisyon Başkanımızın ifade etmek istediği husus budur.

Sayın Işık, şehit ailesi yakınları konusundaki sorunuzu tekrarladınız. Bunun cevabını geçen hafta vermiştim, tekrar vereyim. Eğer şu hızı biraz arttırırsak, beş maddelik kanunu on günde görüşmeden vazgeçip biraz hızlı yasalaşma yapabilirsek bu konudaki yasa tasarımız da yakın zamanda Meclisimizde, gündemde yerini alacak ve kanunlaşacaktır.

Sayın Yılmaz’ın sorusu…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Öncelik veririz de ona Sayın Bakanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Getirin şimdi, önergeyle getirin kabul edelim Sayın Bakan, o kadar şeye gerek yok. Getirin şimdi önergeyi kabul edelim.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Yılmaz’ın sorusu…

OKTAY VURAL (İzmir) – Niye getirmiyorsunuz yani? Sayın Bakan, hemen…

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Grup Başkan Vekilimiz, heyecanlanmanıza gerek yok.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, biraz çalışkan olsanız, getirseniz daha çabuk olacak.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Aslında mahzuru da yok ama heyecanlanmayın. En az biz de sizin kadar bu konuda istekli ve heyecanlıyız, ondan kimsenin endişesi olmasın.

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclisi suçlamayın, siz kendinize bakın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Bakan, siz Genel Kurula hitap edin.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Siz konuşmadan önce veya siz istemeden önce bunu biz düşündük Hükûmet olarak, parti olarak ve yasa çalışması son şeklini almış vaziyette.

OKTAY VURAL (İzmir) – Siz önce getirin de ondan sonra sorun. Getirin, bekliyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Sayın Yılmaz’ın sorusu: 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname düzenlemesinde eksiklikler olduğunu belirttiler. Teşekkür ederiz. Eksiklik herkes tarafından olabilir; tamamlamak, eksikliği yapanlar ve onlara katkı vermek durumunda olan herkesin görevidir. Ancak usulsüzlükler olduğunu belirterek bu yöndeki değerlendirmeyi kabul etmemiz mümkün değildir. Bir kanun hükmünde kararnamenin veya kanunun yapılışında usulsüzlük iddiası herhâlde kastı aşan bir iddiadır. Sayın Yılmaz’ın da onu eksikliğin yanında kafiyeli bir kelime olarak kullandığını düşünmek istiyorum ve Türkiye Büyük Millet Meclisine kanun hükmünde kararnamelerin gelmesi konusu doğrudur, Anayasa’nın hükmüdür, gereği yapılacaktır.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Ne zaman Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Hükûmet bu konuyu Anayasa doğrultusunda, Anayasa’nın emredici hükmü doğrultusunda oradan anlaşıldığı şekliyle çalışmalarını yürüterek yüce Meclisi bilgilendirir ve yüce Meclisten kanun hükmünde kararnamelerin yasalaşması yönündeki talebini yapar, yapacaktır.

Hepinize çok çok teşekkür eder, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Biraz süremiz var.

Sayın Atıcı, buyurunuz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

“Eşit işe eşit ücret” dediniz Sayın Bakan ve bir kanun hükmünde kararname çıkardınız alelacele. Sonra onlarca sorun çıktı ve şimdi o onlarca sorunu… Öneri istiyorsunuz, alın size bir öneri: Üniversitede çalışan daire başkanı, genel sekreter yardımcısı, hukuk müşaviri bakanlıkta çalışan aynı unvana sahip, aynı işi yapan birisinden tamı tamına 1.579 lira daha az ücret almaktadır. Bu mudur sizin anlayışınıza göre eşit işe eşit ücret?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Atıcı.

Sayın Günal…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Çok kısa soruyorum.

Sayın Bakanım, 229 bin polis eşit işe eşit ücretten değişik unvanlarda yararlanamıyor. Bunlarla ilgili de bir düzenleme düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Günal.

Buyurunuz Sayın Bakan.

Bir dakika süre vereceğim.

Buyurunuz.

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Atıcı’nın sorusu. Kanun hükmünde kararname Türkiye’de yılların birikimi olan bir sorunu çözme cesaretiyle düzenlenmiş bir yasal metindir. Mutlaka tatmin olunmayan yanları veya tatmin olamayan kesimleri doğurmuş olabilir ancak şu anda yaptığımız gibi bu konuda belli düzenlemeleri yapmak suretiyle daha mükemmeli hep birlikte gerçekleştirmek durumundayız.

“Eşit işe eşit ücret” anlayışı, bizim her zaman öne aldığımız bir anlayıştır ve çalışmalarımız, yasal düzenlemelerimiz, diğer ikincil mevzuat düzenlemelerimiz bu anlayışla yapılmaktadır.

Bahse konu rakamların gerçeği ne kadar yansıttığından şahsen emin değilim. Belgeler üzerinde çalışmalarımızı yapacağız. İlave bir cevap gerekirse kendilerine takdim ederiz.

Sayın Günal’ın 229 bin polisimize, polis memurumuza yönelik sorusu. Polis memurlarımız kendi içinde herhangi bir eşitsizlikle karşı karşıya değillerdir. Kastedilen başka kamu görevlileriyle ilgili ücretlendirmeden dolayı bir eşitsizlik ise onun da giderilmesi için zaman içerisinde hep düzeltmeler yapılmıştır. Ancak polis memurları önce kendilerine ve işleri de kendi yaptıkları işe benzer. Yani polisin yaptığı iş, en fazla, en yakınında silahlı kuvvetler personelinin yaptığı işle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ek süremiz sona ermiş Sayın Bakan, teşekkür ederiz.

Şimdi, 2’nci maddenin (a) bendi üzerine bir önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 112 Sıra Sayılı yasa tasarısının 2. maddesinin (a) bendinin sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Musa Çam                            Süleyman Çelebi

                 İstanbul                                   İzmir                                        İstanbul

           Bülent Kuşoğlu                     Erdal Aksünger                Mehmet Volkan Canalioğlu

                  Ankara                                    İzmir                                        Trabzon

“Motosiklet kullanan polis memurları veya emniyet hizmetlileri görevlilerine de aynı oranda tazminat ödenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

İÇİŞLERİ BAKANI İDRİS NAİM ŞAHİN (Ordu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün Çalışan Gazeteciler Günü. Hep kutluyoruz. Ben içimden kutlamak istemiyorum. Neyi kutlayacağız? Bir şey yapalım, bir şeyi kutlayalım. O arkadaşlarımızın sorunlarına bir çözüm bulalım, o arkadaşların derdine bir çözüm bulalım. Sadece buraya geliyoruz, kuru kuru kutluyoruz. Hayır. Kutlamak, o insanların sorunlarına, dertlerine çözüm bulmakla olur. Eğer biz, bu Meclis, çalışan gazetecilerin sorunları nedir, dertleri nedir, bunları irdeleyip bunlara bir çözüm bulabiliyorsa, buluyorsa, bir tane çözümü bugün buluyorsak bunu hep beraber kutlayalım. Yoksa geliyoruz, “Hepinize hayırlı olsun Çalışan Gazeteciler Günü.” diyoruz. Bana göre gün kutlamak, onların derdine, sorununa bir çözüm bulmakla olur. Bir kere bunu baştan söyleyeyim.

Sayın Bakan, burada bir hak kaybının önlenmesini istedik. Yani “Yunus” dediğimiz arkadaşlarımızın, polis arkadaşlarımızın yaşam tehlikesi riskine çok açık olduklarına, bunların sürekli her türlü olayda o çok hızlı bir şekilde olay yerine ulaşmada çok büyük kazalarla karşı karşıya geldikleri, en az bir dalıcılar kadar, en az bir pilotlar kadar bunların da riski var. Bu arkadaşlarımızın da bu kapsam içine alınmasını istedik. Bir şey istemedik. Sadece “Yunus” dediğimiz, çok hızlı motosiklet kullanan arkadaşlarımızın aynı kapsam altına alınmasını istedik. Yani önerge buydu.

Sayın Bakan, olmuş bir hikâye anlatıyorum size. İstanbul Ataköy Sahil Yolu’nda bir Yunus kardeşimiz büyük bir kaza geçiriyor ve yaşamını yitiriyor. Bakırköy’deki emniyet teşkilatı ve mülki idare -çok sevilen bir kardeşimizmiş- onun isminin Bakırköy’de yaşatılmasını istiyor. Bakırköy Belediyesi de bir park yapıyor o sıra ve o parka da “Sayın Mustafa Yurter ismini seve seve veririm.” diyor. Veriliyor. Hatta açılışına ben de gitmiştim. Oradaki tüm emniyet teşkilatımız, tüm aile, hepsi ağladı, hepimizi ağlattı. Dönüp, Bakırköy Belediye Başkanına döne döne teşekkür ettik. Sayın Çelebi de vardı zannediyorum.

Sonra ne oldu biliyor musunuz Sayın Bakanım? Bir ihbar mektubu, imzasız ve adressiz, Giresun’dan postaya veriliyor. Diyor ki: “Bu yolla bu Belediye Başkanı çok ilgilenmedi, bu nedenle kaza oldu, bu adam öldü, bir şekilde vicdanını rahatlatmak için ona park yaptı.” Bir kere yol otoban yani sahil yolu Büyükşehire ait. Yolda bir hata yok ama “Etik Kurul” denen bir kurul -imzasız, ismi yok, isim sahte, mektup sahte- alıyor mektubu eline, gidiyor Bakırköy Belediye Başkanına “Sen böyle bir şey yaptın mı?” diyor, “Kazaya sen mi sebep oldun?” diyor, arkasından emniyet yetkililerine gidiyor, “Bu kaza böyle mi oldu?” diyor ve bir iyilik yapan, rahmetli olan bir polis kardeşimizin ismini bir parka vermekle kıvanç duyan Bakırköy halkı, Bakırköy Belediye Başkanı devletin bu şekilde davranmasından dolayı da son derece üzüntülü.

Bir: Sayın Bakanım, Etik Kurulunun böyle bir yetkisi var mı? “Etik Kurul” denen kurulun imzasız… Bir kere, devlette imzasız ve sahte mektuplar yırtılıp atılır biliyorum. Bizim bildiğimiz bu. Etik Kurulun böyle bir görevi var mı, gidip sorguya çekme görevi var mı?

Onun için, Sayın Bakan, Bakırköy Emniyetinden olayın gerçeğini öğrenirseniz, hangi etik kurul, niçin bunu yaptı, bize bir bilgi verirseniz çok teşekkür ederim. Ama motosikletli Yunus arkadaşlarımızın hakkını da hep beraber vermek zorundayız.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, çerçeve 2’nci maddenin (a) bendi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 11 Ocak 2012 Çarşamba günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

 

Kapanma Saati: 19.54