TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ

 

YASAMA DÖNEMİ                 CİLT                YASAMA YILI

              24                                 5                             2

 

 

TUTANAK DERGİSİ

26’ncı BİRLEŞİM

 

30 Kasım 2011 Çarşamba

 

DÖNEM: 24                           CİLT: 5                         YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

26’ncı Birleşim

30 Kasım 2011 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit’in, içinde bulunduğumuz muharrem ayına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda yapılması gereken yasal düzenlemelere ilişkin gündem dışı konuşması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı

3.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, ceza infaz memurlarının yaşadıkları sorunların giderilmesi gerektiğine ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, içinde bulunduğumuz muharrem ayına ilişkin açıklaması

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, halkın temsilcisi olan 8 milletvekilinin uzun tutukluluk süresine ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın bugün tutukluluğunun 1.000’inci günü olduğuna ve bu durumu kınadığına ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 22 milletvekilinin, Marmara Denizi’nde kirlilikten kaynaklanan sorunların ve kirliliğin çevre ve insan sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/71)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 26 milletvekilinin, başta okulların fiziki eksiklikleri ile öğretmenlerin sosyal ve ekonomik durumları olmak üzere millî eğitim sistemindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/72)

3.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 25 milletvekilinin, okullarda yaşanan şiddet olayları ve madde bağımlılığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/73)

B) Önergeler

1.- Sakarya Milletvekili Şaban Dişli’nin, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/13)

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna ve arkadaşları tarafından KCK adı altında sürdürülen operasyonların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 24 Kasım 2011 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 30/11/2011 Çarşamba günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yeni Zelanda Hükümeti Arasında Hava Hizmetlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/423) (S. Sayısı: 21)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ankara Milletvekili Cemil Çiçek ile Başkanvekilleri Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/92) (S. Sayısı: 83)

IX.- OYLAMALAR

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ankara Milletvekili Cemil Çiçek ile Başkanvekilleri Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi’nin oylaması

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav’da bazı konutların tarihî eser olarak tescil edilmesi sebebiyle yaşanan mağduriyete ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/821)

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depreminde zarar gören binaların yenilenmesine,

Simav depremi sonrası binaların güçlendirilmesi için verilen kredilere,

İlişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/827), (7/828)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Bağlama Gölü’nün korunması çalışmalarına ilişkin  sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/866)

4.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Asar Deresi’nin ıslah çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/872)

5.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, savat sanatına ve bu sanatın yaşatılmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/889)

6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Başkomutan Tarihi Milli Parkına ve bölgenin turizm potansiyeline ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/890)

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depreminde zarar gören turistik tesislerin yenilenmesine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/891)

8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şehitliğe dönüştürülmesi istenen bir araziye ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/892)

9.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, İzmir’de depreme karşı güçlendirme çalışması yapılan hastanelere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/967)

10.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, yapı denetim uygulamasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/969)

11.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Çanakkale-Yenice’de bir köyde işletilmesi planlanan bir maden zenginleştirme tesisinin çevreye ve insan sağlığına vereceği zararlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/972)

12.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, strateji belgesi ve ESDEP’e göre tamamlanması hedeflenen çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1059)

13.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından bir kamu görevlisine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/1060)

14.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Anayasayla ilgili bir açıklamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/1152)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak yedi oturum yaptı.

 

Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, içinde bulunduğumuz muharrem ayına ve milletvekilliğin sorumluluklarına,

Çorum Milletvekili Tufan Köse, Çorum ilindeki şeker fabrikalarının özelleştirilmesi nedeniyle yaşanan sorunlara, özel yetkili mahkemelerde yapılan yargılamalara ve uzun süren tutukluluk iddialarına,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Tokat ili ve ilçelerinde yaşanan sorunlara,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

İzmir Milletvekili Oktay Vural, MHP Grubu olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a geçirdiği ameliyattan dolayı acil şifalar dilediğine,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, tutuklu bulunan 8 milletvekili hakkında vermiş oldukları kanun teklifinin acilen Meclisin gündemine alınmasına ve bir an önce konunun çözüme kavuşturulması gerektiğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuş bulunan Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Maliye Bakanlığı ile ilgilendirilmesinin Başbakanın teklifi üzerine uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 24 milletvekilinin, futbol kulüplerinin ekonomik (10/68),

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 22 milletvekilinin, usta öğreticilerin (10/69),

Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve 21 milletvekilinin, Tekirdağ sahillerindeki kirlilik (10/70),

Sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Van ilinde meydana gelen depremlerde, arama ve kurtarma çalışmaları, yardımların ulaştırılması, hasar tespiti ve süreçteki diğer hizmetlerin yerine getirilmesinde etkin koordinasyon sağlayamadığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında gensoru açılmasına ilişkin (11/5) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin görüşme gününün Danışma Kurulunca daha sonra belirleneceği ve Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.

 

Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay’ın, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, Hakkâri Milletvekili Adil Kurt’un 2010/568 esas sayılı dava dosyasında yargılandığının Anayasa’nın 83’üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirildiği hususu Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından 1937-1938 yıllarında, bugünkü adı Tunceli olan Dersim'de Tedip ve Tenkil uygulamalarının bütün yönleriyle araştırılması amacıyla, 22 Kasım 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 29/11/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın şahsına,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in partisine,

Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in Grubuna,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Bastırılarak dağıtılan ve gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan 82 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile 83 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 48 saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2’nci ve 3’üncü sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 83 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesine ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olmasına; (11/6) esas numaralı gensoru önergesinin Genel Kurulun 1 Aralık 2011 Perşembe günkü gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına alınmasına, Anayasa’nın 99’uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerinin aynı günkü birleşimde yapılmasına; Genel Kurulun 29 Kasım 2011 Salı günkü birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine; 29 Kasım 2011 Salı günkü birleşiminde 82 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar; 30 Kasım 2011 Çarşamba günkü birleşimde 83 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar; 1 Aralık 2011 Perşembe günkü birleşimde 22 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 22 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin 1 Aralık 2011 Perşembe günkü birleşimde tamamlanamaması halinde Genel Kurulun haftalık çalışma günlerinin dışında 2 Aralık 2011 Cuma günü saat 14.00'te toplanmasına ve bu birleşimde "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan 22 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesine; belirtilen birleşimlerde gece 24.00'te günlük programların tamamlanamaması halinde günlük programların tamamlanmasına kadar çalışmalara devam edilmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra  kabul edildi.

Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin (2/11) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesinin yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmediği açıklandı.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında yer alan ve görüşmelerine devam olunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yeni Zelanda Hükümeti Arasında Hava Hizmetlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/423) (S. Sayısı: 21) görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

2’nci sırasına alınan Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/524) (S. Sayısı: 82) görüşmeleri tamamlanarak kabul edildi ve kanunlaştı.

Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un Genel Başkanına,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın partisine,

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

30 Kasım 2011 Çarşamba günü alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 05.14’te son verildi.

 

Sadık YAKUT

Başkan Vekili

 

            Tanju ÖZCAN                    Mustafa HAMARAT                   Özlem YEMİŞÇİ

                    Bolu                                        Ordu                                     Tekirdağ

                Kâtip Üye                                Kâtip Üye                                Kâtip Üye


II.- GELEN KâĞITLAR

No: 39

30 Kasım 2011 Çarşamba

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Etyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Büyükelçilik ile Misyon Şefi ve Diplomatlar İçin İkametgah İnşaası İçin Arsa Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/291) (S. Sayısı: 68) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

2.- Asyada İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı Yazmanlığının Statüsünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/309) (S. Sayısı: 69) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Moldova Cumhuriyeti Tarım ve Gıda Endüstrisi Bakanlığı Arasında Tarım Alanında Ekonomik, Bilimsel ve Teknik Konularda İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/314) (S. Sayısı: 70) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile İngiltere Uluslararası Tarım ve Teknoloji Merkezi Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Konusunda Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/315) (S. Sayısı: 71) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

5.- Uluslararası Bitki Koruma Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/335) (S. Sayısı: 72) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

6.- Dünya Posta Birliği Kuruluş Yasasına Yedinci Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/337) (S. Sayısı: 73) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

7.- Eşyanın Sınırlardaki Kontrollerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Uluslararası Karayolu Taşımacılığına İlişkin Sınır Geçiş İşlemlerinin Kolaylaştırılması Başlıklı 8 Numaralı Ekinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/350) (S. Sayısı: 74) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Karadağ Hükümeti Arasında Yolcu ve Eşyanın Karayoluyla Uluslararası Taşınmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/394) (S. Sayısı: 75) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/414) (S. Sayısı: 76) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

10.- Bozulabilir Gıda Maddelerinin Uluslararası Taşımacılığı ve Bu Taşımacılık Faaliyetinde Kullanılacak Özel Ekipmana İlişkin Anlaşmaya Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/415) (S. Sayısı: 77) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

11.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kosova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/437) (S. Sayısı: 78) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

12.- Geçici İthalat Sözleşmesinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/462) (S. Sayısı: 79) (Dağıtma tarihi: 30.11.2011) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, küçük esnafın sorunlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/482) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, emeklilerin intibak sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/483) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kredi ve kredi kartı borçlularının mağduriyetlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/484) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, emeklilerin reel gelirlerindeki bozulmanın etkilerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/485) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

5.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki plansız ve kaçak yapılaşma sorununa ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/486) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’nın sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/487) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

7.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki tarım arazilerinin kullanılması ve işletilmesi ile ilgili sorunlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/488) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

8.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, terör örgütü tarafından kaçırılan öğretmenlerin maaşlarında kesinti yapılıp yapılmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/489) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Bakanlığın Adana’daki yatırım ve projelerine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/490) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kamu personeli ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/491) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

11.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, otoyolların ve köprülerin özelleştirilmesi çalışmalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/492) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

12.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, kayıt dışı istihdama ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/493) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayanların sorunlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/494) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

14.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da kış aylarında telefonlardaki arıza nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/495) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın ilçe ve köylerinde kapalı olan sağlık ocaklarının hizmete açılmasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/496) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars tarihî Ani şehrinin etrafının ağaçlandırılmasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/497) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kamuda ve özel sektördeki özürlü istihdamına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/498) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle’deki bir derenin ıslah edilmesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/499) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

19.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da kamu yatırımları için ayrılan ödenek miktarının artırılmasına ilişkin Kalkınma Bakanından sözlü soru önergesi (6/500) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

20.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’un öğretmen açığının kapatılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/501) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’daki kayak tesislerine rüzgar perdesi yapılmasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/502) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, özel güvenlik görevlilerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/503) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, işçilerin ve memurların brüt ücretlerine uygulanan vergi oranlarının eşitlenmesine ve emekli maaşlarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/504) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

24.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’ya yeni bir hal binası yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/505) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yabani hayvan saldırıları sonucu arı yetiştiricilerinin yaşadığı mağduriyete ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/506) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sokak çocuklarının topluma kazandırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/507) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, uyuşturucu bağımlısı çocukların topluma kazandırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/508) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’da meyve yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/509) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

29.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki bazı ilköğretim okullarının fiziki sorunlarının giderilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/510) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

30.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, orman yangınlarına ve orman yangınları ile mücadeleye ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/511) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

31.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da yürütülen taşımalı eğitimle ilgili sorunlara ve Göle’deki İmam Hatip Lisesinin eksikliklerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/512) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

32.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan İl Koordinasyon Kurulu tarafından gerçekleştirilmesi gereken inşaat projelerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/513) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

33.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, öğretmen atamaları ve açığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/514) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, SGK’dan maaş alan emeklilerin banka promosyonlarından yararlanmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1287) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

2.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Ulusal İstihdam Stratejisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1288) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

3.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Çevre ve Şehircilik Bakanının yaptığı bir açıklamaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1289) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

4.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, terör olaylarını protesto maksadıyla yapılan bir gösteriyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1290) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Mekke’de bulunan Osmanlı revakları ve kubbelerinin yıkılmasının önlenmesi için yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1291) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’nın çeşitli sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1292) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

7.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Bandırma’da yapılan barajın kanaletlerinin tamamlanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1293) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

8.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, basında çıkan bir habere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1294) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Türkiye genelinde ve İstanbul’da olası bir depreme karşı alınan tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1295) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

10.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’ın afet bölgesi ilan edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1296) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

11.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van depremi sonrası Kızılayın yaptığı çalışmaların yeterliliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1297) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Orta Asya ve Arap ülkelerine yapılan ihracatın teşvik edilmesi ve öğrenci değişimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1298) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

13.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, ABD Dışişleri Bakanının Suriye ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1299) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

14.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, öğretmen atamaları ve öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1300) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

15.- Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, İzmir Büyükşehir Belediyesinin kentsel dönüşüm projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1301) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

16.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, gübredeki KDV oranına ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1302) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

17.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1303) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

18.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, üniversite öğrencilerinin barınma sorununa ve alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1304) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

19.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Deniz Feneri e.V. soruşturması kapsamında MASAK tarafından inceleme ve soruşturma yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1305) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

20.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, sözleşmeli personelin kadroya atanmalarında yaşanan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1306) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

21.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, tutuklu bulunan bir milletvekilinin kelepçeli olarak mahkemeye sevk edilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1307) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

22.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Ankara’da yapılan bir zabıt katipliği mülakat sınavına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1308) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

23.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Ergenekon davasında tutuklu bir kişiye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1309) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

24.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, 28 Mart 2006’da Diyarbakır’da meydana gelen olaylar hakkında açılan davanın sanık ve delilleriyle ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1310) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

25.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, şike soruşturmasıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1311) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/11/2011)

26.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, muhtarların özlük haklarına ve yapılması planlanan yasal düzenlemelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1312) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

27.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, İşsizlik Sigortası Fonuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1313) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

28.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 666 sayılı KHK ile bazı memurların mağdur olduğu iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1314) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

29.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın Irmağındaki kirliliğe ve alınan önlemlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1315) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

30.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Van’ın afet bölgesi ilan edilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1316) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

31.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Van depremiyle ilgili bir açıklamasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1317) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

32.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, elektrik kullanımında kayıp-kaçak oranına ve kayıp-kaçak bedeline ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1318) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

33.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedeline ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1319) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

34.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, kaçak elektrik kullanımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1320) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

35.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, elektrik abonelerinden tahsil edilen sayaç okuma bedeline ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1321) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

36.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Mustafakemalpaşa’ya bağlı bir köyde maden arama ruhsatı verilen işletmelere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1322) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

37.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, Erzurum’da hayvancılık organize bölgesi kurulup kurulmayacağına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1323) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

38.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, hayvan üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1324) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

39.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, şeker pancarı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1325) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

40.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, şeker pancarı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1326) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

41.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, TKDK’nın Uzman ve Destek Personel Alımı Seçme Sınavının iptali ve yaşanan mağduriyete ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1327) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

42.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu uyarınca yapılan aşılamalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1328) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

43.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, TKDK’nın Uzman ve Destek Personel Alımı Seçme Sınavının iptali ve yaşanan mağduriyete ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1329) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

44.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, yaş üzüm ihracatındaki sorunlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1330) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

45.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, tarım alanında üretim ve verimin artırılması için alınan önlemlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1331) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

46.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, töre ve namus cinayetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1332) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

47.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, deprem bölgesinde hayatını kaybeden bir çocuğa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1333) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

48.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, Diyarbakır’da bir protesto yürüyüşü sırasında yaşamını yitiren bir kişiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1334) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van depremi sonrasında yaşanan mağduriyetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1335) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

50.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlığın resmi internet sitesine yapılan saldırıya ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1336) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

51.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedeline ve bunun tahsil edilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1337) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

52.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 659 sayılı KHK ile bazı kadroların yeniden düzenlenmesi sonucu oluşan sorunlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1338) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

53.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 666 sayılı KHK’ye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1339) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

54.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, 1999 yılından itibaren toplanan deprem vergilerinin kullanımına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1340) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

55.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmen açığına ve atama bekleyen öğretmen adaylarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1341) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

56.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, Van depreminde yaşamını yitiren öğretmenlerin aileleri için yapılacak düzenlemeye ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1342) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

57.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1343) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

58.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Van deprem bölgesinde YGS’ye girecek öğrencilerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1344) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

59.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van depremi sonrasında okullarda tespit edilen hasarlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1345) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

60.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Van depremi sonrasında sözleşmeli öğretmenlerin mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1346) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011)

61.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, Ankara Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün bir öğretmen hakkında başlattığı soruşturmanın gerekçesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1347) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

62.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı merkez ve ilçeleri ile bunlara bağlı köylerde yaşanan eğitimle ilgili sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1348) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

63.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlıkta meydana geldiği iddia edilen zimmete para geçirme olayına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1349) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

64.- Elazığ Milletvekili Enver Erdem’in, Kuzova Sulama Projesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1350) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

65.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Turgutlu Ticaret ve Sanayi Odası meclis toplantısında yapıldığı iddia edilen maden arama ve üretim izni faaliyetleri ile ilgili bir konuşmaya ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1351) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

66.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, Bakanlık bünyesinde aile planlaması hizmetlerini yerine getiren birime ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1352) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

67.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, ambulans, hasta nakil ve yoğun bakım araçlarında bulunması gereken malzemelere ve bu araçların kontrolüne ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1353) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

68.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, ABD kökenli ilaç firmalarının ülkemizdeki faaliyetlerine ve gönüllü kobaylığın önlenmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1354) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

69.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Van depremi sonrasında yapılan tıbbi yardımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1355) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

70.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, şehirlerarası taşımacılık yapan firmaların ucuz mazot kullanımından kaynaklanan haksız rekabete ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1356) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

71.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, eşya taşımacılığında K1 yetki belgesiyle ilgili yaşanan sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1357) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

72.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a havaalanı yapılmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1358) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

73.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, THY’nin Ankara-Batum seferini iptal etmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1359) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

74.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, cemevlerine yasal statü tanınmasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/1360) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

75.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, Van depreminde kadınlar, yaşlılar ve özürlülerin yaşadıkları mağduriyete ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1361) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

76.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, tarihî Topçamlar Tabyalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1362) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

77.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, A Milli Takım Teknik Direktörünün sözleşmesine ve aldığı maaşa ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/1363) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

78.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, vefatının 150. Yılında Sultan Abdülmecid ve Dönemi Etkinlikleri için bastırılan davetiyelere ilişkin Türkiye Büyük Millet Başkanından yazılı soru önergesi (7/1364) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2011)

79.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Florya Atatürk Deniz Köşklerinde düzenlenen bir yemeğe ilişkin Türkiye Büyük Millet Başkanından yazılı soru önergesi (7/1365) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2011)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 22 Milletvekilinin, Marmara Denizi’nde kirlilikten kaynaklanan sorunların ve kirliliğin çevre ve insan sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/71) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 26 Milletvekilinin, başta okulların fiziki eksiklikleri ile öğretmenlerin sosyal ve ekonomik durumları olmak üzere milli eğitim sistemindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/72) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

3.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 25 Milletvekilinin, okullarda yaşanan şiddet olayları ve madde bağımlılığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/73) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)


30 Kasım 2011 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu),  Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşimini açıyorum.

 

III.- YOKLAMA

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için beş dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Gündem dışı ilk söz…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, usul hakkında bir söz rica ediyorum.

BAŞKAN – Efendim?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, söz rica ediyorum başlamadan önce.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vekil.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bir saniye…

Lütfen sesinizi yükseltir misiniz, duyamıyoruz. 

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Yükseltiyorum Sayın Başkan.

Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü harcı olan halkın iradesi bugün tutsaktır Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Lütfen sisteme girer misiniz, sesiniz anlaşılmıyor.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyetinin en güçlü harcı halkın iradesidir. Bugün halkın iradesinin…

BAŞKAN – Sayın Tarhan, önce hangi hususta konuşacaksınız, onu bir söyleyin de ona göre. Gündem dışı…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan… Bugün Türkiye Büyük Millet…

BAŞKAN – Hayır, gündem dışı söz vereceğiz de onun için. Önce gündem dışıları dinleyelim, sonra sizi dinleyeceğiz.

Ne için söz istiyorsunuz onu sormak için açtım ben mikrofonu öncelikle.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara)  – Sayın Başkan, bir milletvekilimiz bugün tutukluluğunun 1.000’inci gününü yaşamaktadır. Bununla ilgili.

BAŞKAN – Gündem dışılar bitsin ondan sonra hanımefendi.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara)  – Bununla ilgili bir açıklama yapmak istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam Sayın Başkan, tamam.

Gündem dışı ilk  söz, Muharrem ayı hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit’e aittir.

Buyurun Sayın Yiğit. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit’in, içinde bulunduğumuz muharrem ayına ilişkin gündem dışı konuşması

İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içinde bulunduğumuz ve İslamiyet’in kutsal aylarından biri olan Muharrem ayı münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum, hepinizi  saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Muharrem ayı 1372’nci yıldönümünde Kerbela’da yaşanan insanlık dramını bize hatırlatması açısından önemli bir aydır. İmam Hüseyin ve çoğunluğu kadınlardan oluşan 73 canın katledilişi insanlık tarihine kara bir leke ve vahşet olarak geçmiştir. Bu nedenle Kerbela’da şehit edilen canlarımız için Muharrem ayı Müslüman toplumumuzda bir yas ve matem ayıdır. Bu matem toplumsal olarak bizi birleştiren Sünni, Alevi, Caferi ve diğer mezheplerin vatandaşlarını yan yana getiren ve insanlarımızın tek bir duygu ekseninde ortak gözyaşı döktüğü bir platformdur. Hepimizin tarihini en ince ayrıntılarına kadar bildiğimiz Kerbela olayları bize göstermektedir ki güç ve iktidar hırsı her zaman masum insanların hayatlarını kaybetmesine neden olmuştur. Ehlibeyt’e karşı yapılan ve yine içinde iktidar hırsı barındıran savaşlarda da binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Bu ayın asıl anlam ve önemi yine tarihte benzerleri sıkça yaşanmış olan iktidar savaşlarının insanlığa kaybettirdikleri ve insanın insana zulmü hatırlatılarak bir daha yaşanmamasının sağlanmasıdır. Yani İmam Hüseyin’in dediği gibi “Zalimin zulmüne karşı çıkmamak mazluma yapılacak en büyük kötülüktür. Ben, zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı kendime alçaklık sayarım, zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım.” diyerek en güzel şekilde o günkü direnişin özünü anlatmış ve bizlere örnek olmuştur.

İmam Hüseyin, aynı zamanda insanın insana kulluğuna da karşı çıkmış ve kendisinden biat edilmesi istendiğinde bunu reddederek canı pahasına bu düşüncesini savunmuştur. Bugün burada onu hâlâ hatırlıyor ve anımsıyorsak, onun nedeni, onun haklı davası uğruna Kerbela’da verdiği onurlu ve yiğit mücadelesidir.

Değerli milletvekilleri, inanç toplumlar için çok hassas bir konudur. Toplumun hiçbir ferdi inancına müdahale edilmesini istemez. Bugün gelinen noktada, ülkemiz içerisinde bütün inanç ve mezhep gruplarının kendi inanış ve felsefelerini daha özgürce yaşaması hususunda ciddi adımlar atılmaktadır. Yüzyıllar boyunca gündeme bile getirilmemiş konular bugün bir bir ele alınmakta ve toplumumuzun hassasiyetleri de dikkate alınarak çözülmeye çalışılmaktadır. Burada önemli olan, çözüm konusundaki samimi ve içten yaklaşımların herkes tarafından gösterilebilmesidir.

Bütün sorunlar, ortak akıl ile daha kolay çözüme kavuşturulabilir. Ortak aklın olmadığı yerde ise çatışma ve gerilimler ortaya çıkar. Bu durumunsa kimseye bir fayda sağlamayacağı açıktır. Hazreti Ali’nin dediği gibi “Fikir çatışmalarından hakikat çıkar.” Önemli olan insan odağında buluşarak farklı dil, din, inanç ve etnik kökenlerin bir arada, barış içerisinde yaşayabilmesidir. Ülkemiz, bu grupların ortak mücadeleleri sonucunda bugüne gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, Kerbela’da yaşanan insanlık dramı ve daha sonrasında yaşanan benzeri olayları tarih hiçbir zaman sayfalarından silmemiş ve insanlık bu olayları unutmayarak zalimleri kendi vicdanlarında cezalandırmışlardır.

Zulüm, bireysel ve toplumsal huzurun bozulmasına, toplumda birlik ve beraberliğin zedelenmesine, sevgi, saygı ve hoşgörünün ortadan kalkmasına neden olur. Ama unutulmamalıdır ki zalimler mutlaka bir gün cezalarını çekerler. Muharrem ayında tutulan matem orucu, Kerbela’da İmam Hüseyin ve birlikte şehit edilen 70 can içindir. Topluma yapılan haksızlığa ve zorbalığa karşı direnen İmam Hüseyin ve efradı insan hakkı yiyenlere ve zulüm edenlere karşı onurlu direnmenin sembolü olarak tarihe geçmiştir. Karanlığa karşı aydınlığı, barbarlığa karşı hoşgörüyü, demagojiye karşı demokrasiyi, ölüme karşı yaşamı savunmak insan olan herkesin sorumluluğu ve görevidir.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken Kerbela’da yaşanan acıları bir kez daha paylaşıyor, ülkemizdeki toplumsal barış ve huzur ortamının bozulmaması, insanların kardeşçe ve barış içerisinde yaşaması dileklerimle hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yiğit.

Sayın Şandır, bu konuyla ilgili söz talebiniz var galiba, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, içinde bulunduğumuz muharrem ayına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak mübarek muharrem ayını kutluyoruz. Bu ayda milletimizin birliği, insanlığın huzuruna dua etmeye herkesi davet ediyorum.

Acıların hüznün de birliğimizi geliştirmek, birlikte olarak bu acıları bir daha yaşamamanın tedbirlerini almak hepimizin sorumluluğudur. Kabuk tutmuş yaraları kaşıyarak, acılar üzerinden siyaset yaparak birliğimizi bozucu her davranış bu ülkeye ve milletimize haksızlık olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak muharrem ayını kutluyor, bu ayda yapılacak duaların makbul ve kabul edilmesini yüce Allah’tan diliyor, yüce heyetinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Özkes…

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, grup başkan vekillerine veriyoruz, hayır. Gündem dışında sadece grup başkan vekillerine, konuyla ilgili…

Gündem dışı ikinci söz, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu değişiklik çalışmaları hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili İzzet Çetin’e aittir.

Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda yapılması gereken yasal düzenlemelere ilişkin gündem dışı konuşması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı

İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çalışmalarıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan evvel tutsaklığının bininci gününü Silivri zindanlarında geçirmeye mahkûm edilen Mustafa Balbay ve diğer milletvekillerine, tutuklu, tutsak milletvekillerine, Türkiye Büyük Millet Meclisini sahip çıkmaya davet ediyorum.

Yine, konuşmama başlamadan evvel, uygarlık tarihinin ve cumhuriyet aydınlanmasının ulu çınarlarından Profesör Server Tanilli’ye Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı dileklerimle konuşmama başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, 12 Eylül 2010 tarihinde bir referandumla Anayasa’da bir değişiklik yapıldı ve o değişiklikle kamu çalışanlarına toplu görüşme yerine toplu sözleşme hakkı verilecekti. Şimdiye kadar geçen süre içerisinde, bir yıl on beş ayı bulan bu süre içerisinde ne yazık ki AKP hükûmetleri yasal düzenlemeleri yapmadığı için herhangi bir ilerleme kaydedilemedi.

12 Haziran seçimlerinden sonra da ikinci kez Çalışma Bakanı olan Sayın Çelik, yapmış olduğu açıklamayla 4 Ağustos tarihinde 15 Ağustos tarihi itibarıyla toplu görüşmelere yer olmadığını, eylül ayında hazırlıklarının tamamlanmasıyla birlikte ekim ayının ilk günlerinde Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’ndaki değişiklikleri Meclisin gündemine taşıyacağını ve komisyonlarda görüşmelerden sonra, Genel Kuruldaki yasalaşmaya müteakip memurlarla toplu sözleşme masasına oturacaklarını ifade etti. Eylül, ekim aylarında, Sayın Bakan peş peşe yapmış olduğu açıklamalarla her seferinde hem Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’na ilişkin hem 2821 sayılı Sendikalar Yasası ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası’na ilişkin hem on yıldan bu yana çıkartamadığınız ve ortadan fiilen kalkmış gibi gözüken işçi sağlığı, iş güvenliğine ilişkin yasalarda olduğu gibi, 4688 sayılı Yasa’da da laftan başka hiçbir şey üretilemedi ve memurlar toplu görüşme yerine toplu sözleşme beklerken, toplu sözleşmeden de oldu ve bütçe görüşmelerine başlayacağız bugünlerde. Şimdi, basında kamuoyunda çıkan yazılardan anlaşılıyor ki memurlar ocak ayına zamsız girecek ve yine bir geçiştirme sözcük: “İleride toplu sözleşmeyle haklar belirlenir ve memurlara da fark öderiz.”

Değerli arkadaşlar, iki aydan bu yana Meclis havanda su dövüyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye'nin ihtiyacı olan yasaları bir an evvel çıkarmak zorunda ama ben Çalışma Bakanının gerçekten imamet ve hitabet yeteneğini bildiğim için laftan başka hiçbir iş üretmediğine tanıklık edenlerdenim. İş Güvencesi Yasası’ndan itibaren on yıldan bu yana çıkmayan yasalar bir türlü Meclis gündemine gelmiyor. Memurlar, toplu sözleşme bekliyor. Memurlar, özgür toplu sözleşme düzenine geçmek istiyor. Hak kısıtları olmadan, askerî iş yerlerinde çalışan sivil memurlar, yargı mensupları, Emniyette çalışan görevliler toplu sözleşmeli sendikal haklarını kullanmak isterken, ortada ne bir yasa var ne bir başka düzenleme. En azından, pek çok konuda Bakan “Tasarı hazır.” diyor “Tasarıyı göndereceğiz.” diyor. On tane taslak ortaya çıkıyor, hangisi ne zaman görüşülecek belli değil. Sayın Bakandan rica ediyoruz, bir an evvel şu çalışma yaşamına ilişkin düzenlemeleri Meclis gündemine getirsin.

Sayın Bakanda bugünlerde bir alışkanlık daha peydah oldu, diğer yasaları halletti, şimdi gözünü 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’na dikti, diyor ki: “Yasa ihtiyarladı, artık miadı doldu, emekliye ayrılması lazım.” Bakanın bu sözcüğünden bütün çalışanlar, memurlar rahatsız çünkü memurları da o yasayı değiştirerek iş güvencesiz hâle getirip kolayca işlerine son vermenin yolunu açacak endişesini taşıyorlar. Bakan önündeki işlere bir baksın, onları bir bitirsin, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nda değişiklik yapılması gerekiyorsa o gün onu da görüşürüz.

Bakınız, biraz sonra görüşeceğiz Mecliste.

Mecliste öyle bir noktaya getirdik ki, Türkiye’deki tüm çalışanları huzursuz, örgütsüz bıraktığımız gibi, şimdi de Meclis personelini huzursuz hâle getirdik. Gerçekten, çalışanlar huzursuz, çalışanlar rahatsız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İZZET ÇETİN (Devamla) - Yasal düzenlemeleri bir an evvel Meclisin gündemine getirmenizi diliyor, hepiniz saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Gündem dışı üçüncü söz ceza infaz memurlarının sorunları hakkında söz isteyen Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz’ın, ceza infaz memurlarının yaşadıkları sorunların giderilmesi gerektiğine ilişkin gündem dışı konuşması

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

“Adalet” denilen kutsal mekanizma sadece hâkim ve savcılardan yahut mahkemelerden ibaret değildir. “Adalet” denildiği zaman, olayın oluş anından gözaltına alma, tutuklama, yargılama, hüküm ve infaz safhalarını da kapsayacak bir şekilde, infazın tamamlanıp şahsın devlet tarafından tutulmasından vazgeçilmesine kadar olan süreyi kapsar. Adaletin tesisi ve yargının inkişafı için hâkim, savcı kadar adli kolluk, adli memurlar, infaz memurları, mahkemeler kadar adli araç ve yöntemler ve cezaevleri de önemlidir. Bir süreden beri bu mekanizmanın önemli dişlilerinden biri olan ve sayıları 12 bini aşan ceza infaz memurları, yetkililere ulaşmaya ve sıkıntılarını anlatmaya çalışıyorlar, ancak AKP her zaman en tepedekileri memnun etmeyi bir yöntem olarak gördüğünden ceza infaz memurları bir türlü muhatap bulamıyorlar. Bu sıkıntılarını eminim tüm partilere ve aynı zamanda Milliyetçi Hareket Partisine de birçok kanaldan ilettiler ve Meclis kürsüsünden dillendirilmesini istediler, belli başla talepleri şunlar kıymetli arkadaşlar:

1) Yaptıkları görevin özelliği ve çalışma şartları dikkate alınarak aynen kolluk kuvvetleri gibi emniyet ve güvenlik hizmetleri sınıfına dâhil olmak ve böylece fiilî hizmet zammından istifade etmek istemektedirler.

2) Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı için öngörülen fazla çalışma ücreti ile ilgili düzenlemede ceza infaz kurumları hariç tutulmuştur, oysa vardiya sistemiyle bayram, tatil, gece, gündüz demeden yasalarla belirlenmiş haftalık çalışma saatinden daha fazla çalışan ve zaman zaman da çoluk çocuğunun yüzüne hasret kalan ceza infaz memurları da fazla çalışma ücretini hak etmektedirler.

3) Maaşları ve aldıkları ücretlerin insanca yaşama seviyesine, hiç değilse benzer görevi icra eden güvenlik güçlerinin seviyesine çıkarılmasını ve emeklilerine yansıyacak ek göstergelerinin yükseltilmesini beklemektedirler.

4) Ceza infaz kurumlarının karar mekanizmalarında cezaevlerinin iç işlerini bilen, hatta mahkûmlarla birlikte bu şartları yaşayan, onlarla aynı mekânları paylaşan alt seviyedeki memur ve amirlerin de yer alması için gerekli değişikliklerin yapılmasını ve deneyimlerinden faydalanılmasını beklemektedirler.

5) Son derece zor ve riskli şartlarda görev yapan ceza infaz personeline görevi başında iken verilen silah taşıma ruhsatlarının emeklilikte de geçerli olmasını ve birtakım harçlardan muaf tutulmasını talep etmektedirler.

6) Eğitim, sağlık, eş durumu atamalarında kolaylık gösterilmesini, konut, lojman, servis, okul gibi sorunlarının çözülmesini talep etmektedirler.

7) İdare memurlarının daha çok ceza infaz personelinden atanmasını, ceza infaz kurumlarında görev yapan sözleşmeli personel ve kadrolu personel arasındaki özlük hakları farklılıklarının giderilmesini istemektedirler.

8) Ceza infaz memurlarına sendika kurma ve üye olma hakkı verilmesini talep etmektedirler.

9) İş yurdu kâr paylarından dağıtılan miktarın artırılıp, değişik statüdeki tüm personele de yaygınlaştırılmasını istemektedirler.

Değerli milletvekilleri, bu taleplerin hepsi makul ve hiçbiri fazla değildir. Devlet, kendi evlatları arasında ayrımcılık yapmaz, yapamaz; kimi evladını öz, diğerini üvey göremez. Muhakeme ve adil hüküm ancak infazı ne bir eksik ne bir fazla, layıkıyla gerçekleştiğinde anlam kazanır. Cezaevlerinin sadece cezalandırma değil, aynı zamanda kader mahkûmu insanların yeniden cemiyet hayatına kazandırılması gibi de önemli bir fonksiyonu vardır. Karar veren hâkim, verilen kararın nasıl infaz edildiğinden habersizdir. Cezaevi savcıları da mesai bitimi sonrası evine gitmekte, cezaevlerinin huzuru, güvenliği asıl olarak infaz memurlarına emanet edilmektedir. Bu personelin madden ve manen iş tatmininin yüksek olması onların vazifelerini hiçbir kaygı taşımaksızın yapmalarına sebep olacak, devletin adalet hizmetinden beklentileri de gerçekleşmiş olacaktır.

Bu bakımdan, bu personelin yaptığı hizmetin öneminin farkında olarak zikrettiğim sorunların çözümünün gerekli olduğunu, hatta zaruri olduğunu düşünüyoruz. Bu sorunların giderilmesi için de Meclise getirilecek düzenlemelerde Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek vereceğimizi şimdiden ilan ediyoruz. Çok zor çalışma şartları içerisinde görev ifa etmeye çalışan tüm ceza infaz kurumu personeline yürekten başarılar, aileleriyle birlikte huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir hayat temennisiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı konuşmaya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Ankara Milletvekili Sayın İzzet Çetin’in 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nda değişiklik içeren çalışmalarla ilgili gündem dışı konuşması üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Anayasa’nın 53’üncü maddesi 1995 yılında değişti ve “toplu görüşme” hükmü 1995 yılında getirildi. Toplu görüşme sonunda nihai karar Bakanlar Kuruluna verildi, yetki Bakanlar Kuruluna bırakılmış idi. Bu değişikliğe uyum yasası ise 2001 yılında 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çıkarılarak bu uyum yasası yürürlüğe girmiş oldu yani takriben altı yıl sonra, Anayasa değişikliğinden altı yıl sonra böyle bir uyum yasası yürürlüğe girmiş oldu.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Daha beş senen var yani.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Bugün, 2010 yılında yaptığımız Anayasa değişikliği ve akabinde talepler doğrudur çünkü gerçekten bizim hızımızı muhalefet de çok iyi biliyor, altı yılları, on yılları beklemeye gerek yok, seri olarak bu konudaki çalışmalarımızı takip ettiğiniz için teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nda yaptığımız değişikliği sosyal taraflarla uzunca bir süredir görüşmelerimizi sürdürdük ve tamamladık. Sayın Konuşmacı eğer sosyal taraflarla yani konfederasyonlarla bir irtibatı var ise, sormuş olsaydınız bununla ilgili gerekli cevabı alırdınız. Kaç saat, kaç gün, ne kadar toplandık, hangi konularda uzlaşma, hangi konularda uzlaşamama gibi sorunları ilgili sivil toplum örgütlerinden, konfederasyonlardan çok rahat bir şekilde dinleyebilirdiniz. Yalnız kamu görevlileriyle ilgili değil, işçi sendikalarıyla ilgili de, 2821, 2822’yle ilgili de yaptığımız çalışmaları tamamladığımızı onlardan öğrenebilirdiniz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – On yıl oldu on yıl! Soruyorum, çalışıyoruz. On yıl oldu Sayın Bakan. 

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Evet, bu düzenlemeler Bakanlığımız tarafından tamamlandı ve Bakanlar Kurulunun gündeminde. Her üç yasa da imzaya açıldı.

İZZET ÇETİN (Ankara) – On tane tasarı var.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Ayrıca intibakla ilgili düzenlememizi de bitirmekte olduğumuzu ifade etmiştik. Önümüzdeki hafta bunu da Bakanlar Kuruluna göndermiş oluyoruz. Yalnız hem kamu görevlileriyle ilgili hem işçilerimizle ilgili hem emeklilerimizle ilgili tüm sorunlar bizim sorunlarımız. Millet bu sorumluluğu bize yüklemiş. Dolayısıyla biz bu konuda yapılması gerekenleri laf olsun diye değil iş olsun diye çözmek için gündemimize almış ve çözmek noktasındayız.

Bildiğiniz gibi, istatistiklerin yayınlanmasını 31 Aralığa kadar erteledik ve en geç 17 Ocağa kadar bu yasaların, yani işçi sendikalarıyla ilgili mevzuatın burada yasalaşması gerekiyor. Biz de bu takvimi dikkate alarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ama takdir edersiniz ki, Bakanlar Kurulunun toplanması…  Sayın Başbakanımıza Allah’tan şifalar diliyoruz. Bu hafta sunumunu gerçekleştireceğimiz sendikal mevzuatla ilgili düzenleme pazartesi günü Bakanlar Kurulu gerçekleşmediği için yapılamadı. Ama en kısa süre içerisinde inşallah Bakanlar Kurulunda yapılacak son değerlendirmelerle yasa Parlamentoya gelecek, komisyonlara gelecek ve sizlerin de katkılarıyla yasalaşmış olacak.

“Ortada yasa taslağı yok.” gibi bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Çünkü bu gerek Bakanlık bünyesinde gerekse sivil toplum örgütleriyle aylardır yapılan ve büyük bir emeğin mahsulü olarak ortaya çıkmış olan bu düzenlemeleri görmezlikten gelme demektir ki, bu şekilde bir bakış değil de,  “Bunun daha da hızlanması” şeklindeki talep meşru bir taleptir, doğru bir taleptir, haklı bir taleptir. Bunu birlikte hızlandıralım ama yani “Ortada bir taslak yok, ortada bir çalışma yok.” gibi bir yaklaşım emekçilere de, bu konuda emek gösteren emekçilere de haksızlıktır diye ifade ediyorum.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Verdiğiniz sözler tutulmadı Sayın Bakan, onu ifade söylüyorum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Diğer bir konu, işte 657 sayılı Yasa. Bildiğiniz gibi, Devlet Personel Başkanlığı da Bakanlığıma bağlı. Dolayısıyla, o konuda “Eşit işe eşit ücret” düzenlemesi, yıllardır…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Kanun hükmünde kararnameyle batırdınız orayı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – …siz de sendikal faaliyetler içerisinde olan arkadaşlar olarak bütün konfederasyonların, bütün sivil toplum örgütlerinin talepleriydi. Bu talepler cevap buldu şimdi. Bu talepler cevap bulduğuna göre tabii ki Hükûmet olarak da teşekkürü hak ettiğimizi bir cümle de olsa burada ifade etmenizi doğrusu beklerdik çünkü yılların beklentisi bir düzenleme olduğunu belirtmek istiyorum.

Ayrıca, 657’yle ilgili şikâyetler muhalefetten yok mu, onu bilemiyorum ama 657, 1960’ların yasası ve bu çerçevede bir düzenleme yapılması gerekiyor ama genel ilkemiz şudur bizim: Hiçbir zaman, yasayı, ihtiyaç duyulan çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeleri “Ben yaparım, biz yaparız, Bakanlık olarak yaparız, Hükûmet olarak yaparız.” gibi bir yaklaşım içerisinde olmadık.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hep öyle oldu.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Genel görüşümüz, sosyal taraflarla oturup bütün meseleleri enine boyuna günlerce, saatlerce görüşüp mutlaka maksimum bir uzlaşma düzeyini arıyoruz ve ondan sonra bu yasaların Parlamentoya gönderilmesi, Meclise gönderilmesi konusunda bir ilkemiz var. Bunun da bilinmesinde yarar var diye düşünüyorum.

Tabii, bugün neyi konuşuyoruz biz? Memurlarla ilgili toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geçtik.

Şunu da unutmayalım: Çok yakın bir zamanda yani referandum öncesinde, referandum sürecinde “Hayırda hayır vardır.” diyenler bugün diyorlar ki: ”Bu toplu sözleşme ne kadar güzel bir şey.” Bu da güzel bir değişim ve dönüşüm, güzel bir bakış açısı. Geç de olsa bu noktaya gelmeniz…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Tasarıyı bir getirin, tartışacağız. Önce tasarıyı bir görelim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – …inanıyorum ki önümüzde, daha çalışanların beklediği Anayasa’da bazı değişiklikler var, bazı düzenlemeler var; çalışanların talepleri doğrultusunda ifade ediyorum.

Yeni Anayasa değişikliğinde de “Hayırda hayır vardır.” gibi bir yaklaşım içerisinde olmazsınız, orada da nihayetine kadar yani Anayasa değişikliğini gerçekleştirinceye kadar gerek komisyonda gerekse Genel Kurulda varlığınızı sürdürürsünüz ve katkı sağlar, Türkiye’nin beklediği köklü bir anayasa değişikliğini el birliğiyle gerçekleştirmiş oluruz.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Yani Anayasa değişecek diye mi bekleyeceğiz yasa için?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) – Tabii son olarak, Muharrem ayındayız. Ehlibeyt şehitlerine Allah’tan rahmet diliyorum ve bütün şehitlerimizi bu vesileyle rahmetle anıyorum. Bu fırsatı verdiği için de sayın milletvekili arkadaşımıza teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Tarhan, bir söz talebiniz vardı, lütfen sisteme…

Buyurun Tarhan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Değerli Başkan.

Değerli milletvekilleri, benim…

BAŞKAN – Hayır, Sayın Tanal, lütfen kusura kalmayın. Ben Sayın Tarhan diye açtım.

Sayın Tarhan, lütfen sisteme girer misiniz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, burada sorun olduğu için giremiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, halkın temsilcisi olan 8 milletvekilinin uzun tutukluluk süresine ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın bugün tutukluluğunun 1.000’inci günü olduğuna ve bu durumu kınadığına ilişkin açıklaması

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Meclisin aslında kara bir günü olduğunu düşünüyoruz Değerli Başkanım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü harcının, biz, halkın iradesi olduğunu düşünüyoruz ve bugün, halkın 8 temsilcisi tutuklu. Bu Meclisin saygın bir üyesi, halkın temsilcisi İzmir Milletvekilimiz Sayın Mustafa Balbay için ise bu tutsaklığın bininci günü.

Değerli milletvekilleri, bininci gün. Yüz değil, iki yüz değil, bininci günü bugün tutsaklığının. Siyasi tarihimizin kara bir lekesi olan bugünün, aynı zamanda kendi vekillerine sahip çıkamayan bir Meclis için de bir utanç olduğunu düşünüyoruz.

Bu vesileyle, ülkemizde ağır bir insan hakkı ihlali ve infaza dönüşen uzun tutukluluk sürelerini, yakamıza taktığımız bu kara kurdelelerle kınıyoruz Sayın Başkan.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tarhan.

Sayın milletvekilleri, birleşime yarım saat ara veriyorum.

       

 

Kapanma Saati: 14.34


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu),  Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır.

Ayrı ayrı okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 22 milletvekilinin, Marmara Denizi’nde kirlilikten kaynaklanan sorunların ve kirliliğin çevre ve insan sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/71)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayıran, Karadeniz'i Ege Denizi ve Akdeniz'e bağlayan Marmara Denizi, denizleri ve karaları bağlayan bir "su yolu" olarak stratejik önemiyle gelecek kuşaklarımızdan ödünç aldığımız önemli bir iç denizimizdir. Dünyadaki tüm çevresi bir ülke sınırları içinde kalan tek deniz olan Marmara Denizi, koruma ve incelemeye gerek duyulmayan bir deniz gibi görülse de çeşitli canlıların popülasyonu, derinliklerinde bulunan ve benzeri olamayan bir canlı habitatı ile de son derece önemli bir hazinemizdir.

Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Yalova illerimizin kıyılarının bulunduğu Marmara Denizi hem kara (evsel atıklar, endüstriyel deşarjlar, nehirlerden kaynaklanan kirlenme) hem de deniz kökenli (ulaşımdan kaynaklanan) yoğun bir kirlenme yaşamaktadır. Bu kirlenmenin yarattığı çevresel tehdit giderek büyümektedir.

İstanbul başta olmak üzere Marmara Denizi çevresindeki illerimizdeki binlerce endüstri kuruluşundan, yüzbinlerce metreküp atıksu deşarj edildiği, bu atıksuların yarısından fazlasının ise arıtılmadan denize bırakıldığı araştırmalar sonucunda saptanmıştır. Yapılan son araştırmalara göre, kurşun çinko, bakır, krom, civa gibi ağır metallerin miktarı çok tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

Marmara Denizi'ne yine İstanbul başta olmak üzere Bursa, İzmit'ten ve diğer çevre kentlerden milyonlarca metreküp evsel atıksu deşarj edilmektedir. Marmara Denizi'ndeki kirliliğin tamamen temizlenmesinin olanaksız olduğunu belirten uzmanlar kirliliğe karşı yapılması gereken ilk ve en önemli müdahalenin denize kirletici girişini durdurmak olduğunu vurgulamaktadırlar.

Marmara Denizi'nin kaldırabileceği yükün üzerine çıkmış olan kirlilik deniz canlılarının tür çeşitliliğinin hızla azalmasına ve bununla birlikte de mevcut türlerin fert adetlerinde patlamalar şeklinde (örneğin Erdek ve Bandırma körfezlerinde son yıllarda görülen çok yoğun yosunlaşma ya da halk arasında "zehirli denizanası" olarak bilinen türün artması olarak) ifade edilebilecek anormalliklere yol açmıştır. Yapılan çeşitli araştırmalar göstermiştir ki; Marmara Denizi'ndeki çok türlülük sadece 1-2 canlı türüne kadar düşmüştür. Araştırmalarda, ticari çapta öneme sahip türlerin büyük çapta ortadan kalktığı gözlenmiş ve sudaki oksijenin ise geçmiş seneler göz önüne alındığında çok düştüğü, hatta bazı yerlerde sıfıra yakın değerler gösterdiği belirlenmiştir.

Marmara Denizi'nin suyunda yapılan araştırmalar da ise erimiş oksijen değerlerinin kritik seviyenin altına düşmesi bunun dışında sudaki organizmaların içerdikleri biyolojik zehir dolayısı ile diğer denizel canlılarda kütlesel ölüm vakaları (özellikle Kapıdağ Yarımadası kuzeyinde dip balıklarında ölüm olayları) ve hatta son yıllarda oksijensizlikten göçmen balıklarımız artık hiç oyalanmadan, kıyılara yayılmadan Çanakkale Boğazı’ndan çıkıp gittiğinin gözlenmesi kirliliğin direkt bir göstergesi olduğu kadar, sonuçları ile de kirliliği arttırıcı bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kısaca, Marmara Denizi günden güne maviliğini kaybediyor, yeşile dönüyor. Oksijen yer yer sıfır değerlere yaklaşıyor, yüzlerce balık türü yok oluyor. Bu sebeple, Marmara Denizi'nde yaşanan ve boyutları gittikçe büyüyen kirlenmenin yarattığı çevresel tehdidin, çevre ve insan sağlığına etkilerini, yarattığı ekonomik zararları ve bu tehdidin nasıl giderileceğinin kapsamlı olarak araştırılması için Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğinin yapılmasını arz ederiz. 09.09.2011

1) Namık Havutça                          (Balıkesir)

2) Aydın Ağan Ayaydın                 (İstanbul)

3) Candan Yüceer                           (Tekirdağ)

4) Erdal Aksünger                          (İzmir)

5) Bülent Kuşoğlu                          (Ankara)

6) Tufan Köse                                (Çorum)

7) İhsan Özkes                               (İstanbul)

8) Mehmet Ali Ediboğlu                 (Hatay)

9) Kazım Kurt                                (Eskişehir)

10) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

11) Atilla Kart                                (Konya)

12) Aytuğ Atıcı                              (Mersin)

13) Metin Lütfi Baydar                   (Aydın)

14) Özgür Özel                               (Manisa)

15) Nurettin Demir                         (Muğla)

16) Sinan Aydın Aygün                 (Ankara)

17) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

18) Mustafa Sezgin Tanrıkulu        (İstanbul)

19) Ali Özgündüz                           (İstanbul)

20) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

21) Celal Dinçer                             (İstanbul)

22) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

23) Malik Ecder Özdemir               (Sivas)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 26 milletvekilinin, başta okulların fiziki eksiklikleri ile öğretmenlerin sosyal ve ekonomik durumları olmak üzere millî eğitim sistemindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/72)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Öğretmenler eğitim sistemimizin en temel öğesidir. Okullarımızda büyük bir öğretmen açığı olmasına rağmen, çok sayıda öğretmen adayımızın da işsiz dolaştığı bilinmektedir. Göreve başlayan öğretmenlerimiz de insanca yaşamlarını sürdürebilecek ekonomik ve sosyal haklardan mahrumdur. Öğretmenlerimizin sözleşmeli ve kadrolu ayrımına tabi tutularak, aynı göreve farklı ücret ödenmesi de apayrı adaletsizlik yaratmıştır. Öğretmen açığı konusunda dahi bakanlık doğru bir rakamlar verememektedir.

Milli eğitimimizde yaşanan kargaşanın giderilmesi, okullarımızda var olan fiziki sorunların çözülmesi, öğretmenlerimizin içinde bulundukları sosyal ve ekonomik sorunların iyileştirilmesi amacıyla, Anayasa'nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105 maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

Gerekçe:

Ülkemizde orta ve uzun vadeli eğitim politikalarının olmayışı, yeni öğretim yılına ciddi sorunlar, kavram ve sayı tartışmalarının gölgesinde girilmesine neden olmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığınca, en iyi bilinmesi gereken konularda bile, net ve doyurucu açıklamalar yapılamamaktadır. Milli Eğitim Bakanı tarafından öğretmen açığı hakkında, ayrı tarihlerde farklı rakamlar verilmesi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu konuda bakanlık ve eğitimle ilgili sivil toplum örgütlerinin verdiği rakamlar arasındaki büyük fark olması dikkat çekicidir.

Okullarımızın fiziki şartlarının yetersizliğinin yanı sıra öğretmenlerimizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sıkıntılar eğitim sistemimizi ve eğitim kalitemizi olumsuz yönde etkilemektedir. Yapılan araştırmalara göre; okullarımızın yüzde 46’sının bahçesi dar, yüzde 49’u kalabalık, yüzde 52’si derslik sıkıntısı çekiyor, yüzde 50’sinin sıra, masa, tahta türü donanımlarında, yüzde 65’i ise ders araç gereçlerinde eksiklikler var, yüzde 70’inin günümüz koşullarına uygun laboratuvar ve atölyesi bulunmuyor.

Derslik başına düşen öğrenci sayısı; ilköğretimde 60, liselerde ise 53’tür. Spor salonu başına ilköğretimde 5 bin 412, normal liselerde 3 bin 334 kişi düşüyor. Okulların yüzde 66’sının tuvaletleri bakımsız ve yüzde 72’si hijyen sorunları yaşıyor. Bir tuvaleti ilköğretimde 117, liselerde 145 öğrenci ortak olarak kullanıyor. İlköğretim okullarının yüzde 82'sinde okula yeni başlayan çocuklarla ikili kademe öğrencileri aynı binada ders görüyor. İlköğretimlerin yüzde 70'i, normal liselerin yüzde 68'i ikili öğretim yapıyor. Ayrıca, her dört okuldan 3'ü (yüzde 74) ödenek sıkıntısı çekiyor, okullar dönem başlarında veli ve öğrencilerden toplanan yardımlarla (harçlarla, katkı paylarıyla) ayakta durabiliyor.

Okullarımızın yarısında öğretmen açığı bulunmasına rağmen, bu kadrolara atama yapılmaması, mezunların uzunca bir süre atama beklemesi, öğretmenlik mesleğinin saygınlığı ve mesleğin geleceği açısından ciddi sorunlar teşkil etmektedir.

Öğretmenlerimizin sözleşmeli ve kadrolu ayrımına tabi tutularak, aynı göreve farklı ücretler ödenmesi, çalışma barışı ve verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir.

Ne yazık ki, Milli eğitim politikamız, AKP iktidarı döneminde yaşanan belirsizlikler nedeniyle adeta yaz boz tahtası haline getirilmiştir. Bu dönemde Milli eğitim politikamız, Cumhuriyet tarihinde hiç görülmemiş bir şekilde kadrolaşma hırsına kurban edilmiştir.

Bu konuda verilebilecek en çarpıcı örneklerden biri de Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında yaşanan kadrolaşmadır; bu kurulda görev yapan tecrübeli 145 kadrolu inceleme uzmanı bulunmakta iken, bu uzmanlara komisyonlarda görev verilmeyerek, bu uzmanların yerine tecrübesi olmayan öğretmenlerin çalıştırılmasıdır.

Ülkemizin geleceği ve günümüz dünyasının koşullarına uygun, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi için, milli eğitim politikalarımızın gözden geçirilmesi ve eğitim sisteminde varolan eksikliklerin giderilmesini bir zorunluluktur.

1) Ferit Mevlüt Aslanoğlu              (İstanbul)

2) Erdal Aksünger                          (İzmir)

3) Candan Yüceer                           (Tekirdağ)

4) Celal Dinçer                               (İstanbul)

5) Kamer Genç                               (Tunceli)

6) Atilla Kart                                  (Konya)

7) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

8) Mustafa Sezgin Tanrıkulu          (İstanbul)

9) Mevlüt Dudu                              (Hatay)

10) Aykut Erdoğdu                        (İstanbul)

11) İhsan Özkes                             (İstanbul)

12) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

13) Kazım Kurt                              (Eskişehir)

14) Veli Ağbaba                             (Malatya)

15) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

16) Özgür Özel                               (Manisa)

17) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

18) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

19) Metin Lütfi Baydar                   (Aydın)

20) Nurettin Demir                         (Muğla)

21) Aytuğ Atıcı                              (Mersin)

22) Sinan Aydın Aygün                 (Ankara)

23) Ali Özgündüz                           (İstanbul)

24) Rıza Türmen                             (İzmir)

25) Kadir Gökmen Öğüt                (İstanbul)

26) Sena Kaleli                               (Bursa)

27) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

3.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 25 milletvekilinin, okullarda yaşanan şiddet olayları ve madde bağımlılığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/73)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Eğitim, çocuklarımızın, gençlerimizin ve geleceğimizin teminatıdır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı ve güvenli ortamlarda eğitim alması devletin görevi olduğu kadar, bireylerin de yerine getirmesi gereken bir sorumluluktur. Okullarımızda yaşanan şiddet olaylarının ve madde bağımlılığı gibi ciddi tehlikelerin nedenlerinin araştırılması, bu olayların önlenmesi için gereken önlemlerin alınması, bu konuda doğru eğitim politikalarının oluşturulması amacıyla, Anayasanın 98. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

Gerekçe:

Okullarımızda yaşanan şiddet olayları ve madde bağımlılığı her geçen yıl biraz daha artmaktadır. Daha küçük yaşta ve daha fazla öğrenci madde bağımlısı durumuna düşmektedir.

Okullarda ve okul önlerinde yaşanan bu olaylar öğretmenleri, velileri, ve öğrencileri derinden etkilemektedir. Bu durum, eğitim ve öğretimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellemekte, gençlerimizi ve ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir.

Okullarımızda meydana gelen şiddet olayları ve madde bağımlılığındaki artışın pek çok nedeni bulunmaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksullaşma, göç nedeniyle başta büyük kentler olmak üzere çeşitli yerleşim birimlerinde oluşan kontrolsüz yapılaşma bunların nedenlerinden bazılarıdır. Bununla beraber mafya benzeri grupların sayısındaki artış, işsizlik, gelecek kaygısı, kültürel yozlaşma ve yabancılaşma; yazılı basının ve görsel medyanın şiddet unsurları içeren programları diğer sebepler olarak gösterilebilir.

Sorunu çözmek, günü birlik müdahalelerle değil, uzun vadeli eğitim politikalarıyla mümkündür. Sosyal devletin zayıflatılması, eğitimin bir meta haline getirilmesi, milli gelirden eğitime ayrılan payın yetersizliği gibi nedenler sorunun giderek yaygınlaşmasına ve içinden çıkılmaz bir boyuta sürüklenmesine neden olmaktadır.

Yeni bir öğretim yılına girerken okullarımızda ortaya çıkacak şiddet olaylarının nedenlerinin araştırılması, bu olayların önlenmesi için gereken önlemlerin alınması, konuyla ilgili olarak doğru eğitim politikaların oluşturulması ülkemizin geleceği açısından yaşamsal önemdedir.

1) Ferit Mevlüt Aslanoğlu              (İstanbul)

2) Erdal Aksünger                          (İzmir)

3) Candan Yüceer                           (Tekirdağ)

4) Atilla Kart                                  (Konya)

5) Kamer Genç                               (Tunceli)

6) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

7) Sinan Aydın Aygün                   (Ankara)

8) Mevlüt Dudu                              (Hatay)

9) İhsan Özkes                               (İstanbul)

10) Haluk Ahmet Gümüş               (Balıkesir)

11) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

12) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

13) Özgür Özel                               (Manisa)

14) Nurettin Demir                         (Muğla)

15) Bedii Süheyl Batum                 (Eskişehir)

16) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

17) Kazım Kurt                              (Eskişehir)

18) Aytuğ Atıcı                              (Mersin)

19) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

20) Mustafa Sezgin Tanrıkulu        (İstanbul)

21) Ali Özgündüz                           (İstanbul)

22) Rıza Türmen                             (İzmir)

23) Kadir Gökmen Öğüt                (İstanbul)

24) Celal Dinçer                             (İstanbul)

25) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

26) Malik Ecder Özdemir               (Sivas)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Komisyondan istifa tezkeresi vardır, okutuyorum:

B) Önergeler

1.- Sakarya Milletvekili Şaban Dişli’nin, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/13)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum. Konuyla ilgili hususta gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                               Şaban Dişli

                                                                                                                 Sakarya

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna ve arkadaşları tarafından KCK adı altında sürdürülen operasyonların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 24 Kasım 2011 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 30/11/2011 Çarşamba günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

                                                                                                               30.11.2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu'nun 30.11.2011 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, Toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                            Pervin Buldan

                                                                                                                    Iğdır

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

24 Kasım 2011 tarihinde, Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna ve arkadaşları tarafından (213 sıra nolu), KCK adı altında sürdürülen operasyonların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 30.11.2011 Çarşamba günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz Diyarbakır Milletvekili Sayın Emine Ayna’ya aittir.

Buyurun Sayın Ayna. (BDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

EMİNE AYNA (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 14 Nisan 2009 tarihinde DTP genel merkez yöneticileri, yerel yönetimler komisyonu ve başta Diyarbakır olmak üzere birçok ilde ev baskınları ile insanlar gözaltına alınmaya başlandı, buna “KCK operasyonu” dendi. Bugüne kadar geçen iki yıl yedi ay içerisinde KCK ana davası, Diyarbakır KCK, İstanbul KCK, Batman KCK, Urfa KCK, İzmir KCK, Adana KCK, Mersin KCK, Siirt KCK, Mardin KCK, Van KCK, Şırnak KCK, Hakkâri KCK, Erzurum KCK, Antep KCK gibi il il birçok KCK davası açıldı, toplamda 5 binden fazla insan tutuklandı. Tutuklanan partimizin genel merkez yöneticileri, il-ilçe yöneticileri, belediye eski ve yeni başkanları, kadın meclisi, gençlik meclisi üyelerimiz, mahalle meclis üyelerimizin yerlerine yeniden seçim yaptık; onlar da tutuklandı. DTP kapandı, BDP’de görev aldık, BDP’de de en üstten en alt birime kadar tüm yöneticilerimiz tutuklandı. Biz yenisini seçtik, yine tutuklandı. Biz yenisini seçtik, tekrar tutuklandı. Bu böyle süregeldi. Anlaşılan o ki KCK operasyonları hiç bitmeyecek; 5 bin olacak 10 bin, sonra 100 bin olacak. Nereye kadar?

İşte bu sorunun cevabını halkların yararına olacak şekilde verebilmek için KCK’nin ne olduğu, kimler tarafından ne amaçla kurulduğu, neden terörize edildiği ya da yargı eliyle terörize edilmek istenenin ne olduğu ortaya çıkarılmalıdır. Bunu “KCK silahlı yasa dışı bir örgüttür.” diyerek yanıtlamak, mevcut durumun sahip olduğu tüm soru işaretlerini cevapsız bırakmak anlamına gelir. Peki, şu sorunun cevabı nedir: PKK zaten silahlı yasa dışı bir örgüt. KCK’yi PKK kurdu ise neden ikinci bir silahlı illegal örgüt kursun?

İktidarı el değiştiren tekçi statükocu zihniyetin devamı için asla hukuki olmayan siyasal bir yaklaşımla, kurnazca bir planla, bir taşla birçok kuş birden vurulmak istenmektedir. Bir yandan KCK yapılanması terörize edilerek PKK’nin ulusal ve uluslararası arenada siyasallaşmasını engellemek, bir yandan da bugüne kadarki legal siyasi partilere ve yöneticilerine yönelimde oluşan yine ulusal ve uluslararası tepkiyi çekmemek için BDP’ye ve yöneticilerine yönelirken legal siyasi partiye yönelmiyormuş görüntüsü vermek. “Biz BDP’ye değil, KCK’ye operasyon yapıyoruz.” Oysa basılan, BDP’nin il, ilçe binaları; tutuklanan, BDP’nin yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları, çalışanları, Demokratik Toplum Kongresi, yazılı ve görsel basın temsilcileri, İnsan Hakları Derneği, avukatlar, sendikacılar, akademisyenler, sivil toplum alanında çalışan binlerce insan. Bu kadar çeşitli ve çok sayıda kurum ve insan teröristlikle suçlanıyor. Bu Meclis bunun karşısında sessiz kalmamalıdır. Bu kadar çok kurum ve bu kadar çok insanın söz konusu olması bile, tek başına, araştırma yapmak için yeterlidir. Bu çokluk durumu Meclisi şüpheye ve sorgulamaya sevk etmelidir.

Bu araştırma, iddianamenin nasıl hazırlandığının incelenmesinden başlamalı, gözaltına alınış şekli, tutukluluğun neden uzun tutulduğu, kurumların ve kişilerin bu yönelimden uğradıkları maddi ve manevi zararın tespitini kapsamalıdır. En önemlisi, yaşanan bu süreç aydınlatılmaya muhtaçtır. Bu aydınlatmayı da Meclis yapmalıdır.

Tüm toplumsal kesimlerde örgütlenen kişileri ve kurumları kapsayan böyle bir dava dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Terörize edilmek istenen, Kürtlerin kendi kimliğiyle kurumsallaşması ve iradeleşme isteğidir. Bu istek, özgür belediyecilik, demokratik siyaset, demokratik özerklik, kadın-gençlik meclisleri, siyaset akademileri, sivil toplum kuruluşları, koordinasyonlar, kongreler, konferanslar gibi pratik çabalarla somutluk kazanan çalışmalardır.

Bu davada yargılanan hiç kimse “Yak, yık, öldür!” gibi şiddet talimatı vermediği gibi böyle bir eylemi de yoktur. İddianamenin hiçbir telefon görüşmesinde, hiçbir görüntüsünde, hiçbir delilinde Türkiye'nin bölünmek istendiğine dair, bağımsız Kürdistan idealine dair bir tek kelime, bir tek iddia yoktur. Bu nasıl bölücülüktür?

Bireysel ve kolektif hak ve özgürlükleri istemek evrensel bir hak olmasına rağmen, bunun demokratik mücadelesini vermek ve örgütlemeye çalışmak suç sayılmıştır. KCK adı altında terörize edilen Kürt halkı gerçeğidir, ana dilde eğitim talebidir. Peki, insanlar bu yönlü taleplerini gündemleştirme ve örgütleme çalışmalarını, kamuoyunu oluşturma, propagandasını yapma etkinliklerini, inandıkları düşüncelerinin siyasetini nasıl yapacaklar?

Ulus devlet anlayışı yerine toplumsal, kültürel, siyasal çalışmalarla politik, ahlaki, demokratik toplum inşa etme arayışındayız. Katılımcı yönetim tarzını, yöntemini oluşturmaya çalışıyoruz. İşte asıl terörize edilen budur, korkulan bu siyasal örgütlenme modelidir. Demokratik toplum, demokratik siyaset felsefesi toplumsal genel bir kabule dönüştüğü takdirde artık Türkiye halkında da ulus devlet anlayışı sorgulanacak; tekçilik yerini çoğulculuğa, yönetimde iktidar hegemonyası yerini sorgulayan katılımcılığa bırakacaktır.

KCK iddianamesinin temel konusu 29 Mart yerel seçim çalışmalarımızdır. Aday belirleme yönteminden seçim propagandamıza kadar her şey suç unsuru sayılmıştır. Biz yerel yönetimler komisyonu, seçim komisyonu oluşturuyoruz; komisyon üyelerini aktif üyeler arasından seçiyoruz. Bu komisyona, belediyelerimizi sosyal, siyasal denetleme ve önlerine görev koyma yetkisini biz veriyoruz. Yetkilerini aşmaları hâlinde de onlara gerekli yaptırımları partimizin yetkili kurumları uygular. Bizim bu örgütleme modelimizi ve komisyonlarımızı denetleme veya yargılama yetkisine ne yürütme organı ne de yargı organı sahip değildir. Oysa yapılan tamamen budur. Çalışma komisyonlarımıza ve nasıl çalışacaklarına yürütmenin emriyle yargı böyle bir hakkı olmamasına rağmen müdahale etmiştir. Bu partinin eş başkanları, MYK’sı, PM’si var; adayları nasıl belirleyeceğini onlar söyler veya müdahale eder. Bu partinin yetkili organları müdahale etmemiş iseler demek ki aday belirleme yöntemleri merkez ve eş başkanlar tarafından onay görmüştür. Bu, yargının ve Hükûmetin asla işi değildir. Hele hele Hükûmet tarafından yapılan “BDP’yi temizliyoruz, onları kurtarıyoruz.” söylemi tamamen hukuksuzluğun itirafı, siyasal yaklaşımın acizliğidir.

Tekçiliğin ve farklılıkları yok sayan zihniyetin kuruluşundan  bugüne devletin resmî ideolojisi olması tarih ile bugünün, neden ile sonucun bağını koparmıştır. Tarihsel dayanağı olan siyasal kimlikleriyle örgütlenmeye çabalayan Kürtler bölücü, solcular-sosyalistler yıkıcı, Aleviler  dinsiz, Sünni Müslümanlar şeriatçı-irticacı  biçiminde damgalanarak, zor ve şiddet kullanılarak bastırılmış, provokasyonlarla terörize edilmiş bu ülke hep böyle yönetilegelmiştir.

Bir zamanlar “Türbanı çıkarırsan türban sorunu kalmaz.” diyen bir iktidar vardı, siyasal ve sosyal alt yapısını inkâr eden bir yaklaşımdı. “Evinizde takın, sokakta takın ancak kamusal alanda olmaz.” diyorlardı. Türban sorununu yaşayanlar bugün iktidarda. Şimdi onlar da “Kürt sorununu düşünmezsen yoktur. Kürt kimliğinden arın, Türk ol; Kürt sorunu kalmaz.” diyorlar. Kürt sorununun nedeninin Kürt kimliği olmadığını, bu kimliğin inkârı olduğunu görmeyen; coğrafik, tarihsel, siyasal ve sosyal altyapısını yok sayan aynı yaklaşım. Hele şu cümle nasıl da aynı: "Evinizde, sokakta Kürtçe konuşun; kamusal alanda olmaz."

Kürt sorununu, savaş ve barışı, demokratik çözümün nasıl olacağını tartıştığımız kimi ortamlarda sık sık şu cümle ifade edilir: "Haklısınız, kimliğinize ve ana dilinize özgürlük istemek hakkınız ancak bu yüzyılda silah hak arama aracı olmamalıdır." ya da "Çözüm yeri Meclistir, çözümü başka yerde aramayın."

Biz, özgürlük mücadelemizde silahı araç olarak kullanmıyoruz ama terörize ediliyoruz. Neden? Evet, bizim Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve idari yapılanmasına itirazlarımız var. Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyet olma vasıflarından yoksundur. Cumhurbaşkanı ve Meclisi olması onu cumhuriyet yapmıyor. Demokratik değildir.

Evet, bu siyasi ve idari yapılanmayı değiştirmek istiyoruz ve bunun hem düşünsel hem siyasal hem de pratik örgütlenmesini hayata geçirmeye çalışıyoruz. Halk meclisleriyle, kent meclisleriyle, Demokratik Toplum Kongresi’yle, Halkın Demokratik Kongresi’yle bunun örgütsel modelini yaratmaya çalışıyoruz. Tüm bunlar neden terörize ediliyor? Cevabını biz verelim: Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî ideolojisine göre şekillenen iktidarlarının sorunu, özgürlük mücadelesinde, hak arayışında ya da yaptığın muhalefette neyi araç olarak kullandığın değildir; sorun neyi talep ettiğindir. Düşündüğün, ifade ettiğin, örgütlediğin şey tekçi ve statükocu resmî ideolojiye aykırı ise sen teröristsin. Yaklaşım budur.

KCK davası operasyonu, sadece yargı sorunu, hukuk sorunu değildir; yeniden savaş, yeniden can kayıpları, yeniden istikrarsızlık demektir. Türkiye'yi tekçi, bağnaz; farklıyı, ötekiyi kabul etmeyen, bütün dünya tarafından yüzleşilmiş gericiliğe mahkûm etmek demektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu duruma müdahale etmeli, Türkiye'nin yazılacak tarihini belirleyecek olan bu siyasal operasyonu bütün yönleri ile araştırmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sayın Ayna.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde ilk söz, Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can’a aittir.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi Anayasa’nın ve  kanunların amir hükümlerine aksi bir önergedir. Zira Anayasa’nın 138’inci maddesinde devam eden yargı sürecine müdahale etmek söz konusu değildir. Anayasa’nın 138’inci maddesinde yargı bağımsızdır, hâkimlere kimse görüş ve tavsiyede ve telkinde bulunamaz. Hâkimler karar verirken hukuka, Anayasa’ya ve vicdanlarına göre karar verirler. Eğer uygulamada bir problem varsa, bu problem idareden  kaynaklanıyorsa itiraz edilir savcılık makamına. Savcılık makamının yapmış olduğu bir işlem hukuka aykırı ise hâkime ve mahkemelere müracaat edilir. Diğer taraftan hâkimin ve mahkemenin kararı beğenilmiyorsa onları da bir üst düzeye itiraz etme yetkisi vardır. Neticede verilecek  karar da yargısal bir karardır, hukuki bir karardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin gerekçesinde deniliyor ki: “14 belediye başkanı, 6 milletvekili, Barış ve Demokrasi Partisi üst düzey yetkilileri, kapatılan partinin üst düzey yetkilileri tutuklanmıştır, gözaltına alınmıştır. Bu kadar insan gözaltına alınır mı, tutuklanır mı?”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğer suç işleniyorsa kanun önünde, Anayasa önünde herkes eşittir. Hiç kimsenin siyasetçi olması, belli bir makamda olması ona suç işleme imtiyazını sağlamaz, sağlamayacaktır da.

Netice itibarıyla bunlar tutuklanmıştır ve tutuklamaya karşı da itirazlar edilmiştir. İtirazlar da mahkemece reddedilmiştir. KCK adı altında yapılan operasyonların ne kadar süreceği ve Sayın Başbakanımızın açıklamalarından da anladıklarına göre bunun ilelebet süreceği şeklinde bir gerekçe belirtmişler burada. Bunun ne  kadar süreceğini biz bilemeyiz. Bunun ne kadar süreceğini kanunu, Anayasa’yı ihlal edenler bilir; üzerine giden yargı, savcılık makamları bilir.

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Kararı Başbakan verdiği için ne kadar süreceğini de Başbakan bilir. İsterseniz sorun Başbakana ne kadar süreceğini.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Eğer ihlal varsa, ihlal devam ediyorsa bu ihlale karşı tabii ki emniyet güçleri, savcılık ve yargı görevini yapacaktır. Hiç kimse iktidardan yargıya müdahale beklemesin. Zaten böyle bir yetkimiz de yok.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; deniliyor ki yine gerekçede: “PKK silahlı bir örgüttür.” KCK’nın ne olduğu, nasıl bir örgüt olduğu, niçin kurulduğunu soruyorlar bize. Bu sorunun muhatabı biz olmasak gerek, bu sorunun cevabını siz bizden daha iyi bilseniz gerek. Netice itibarıyla, yargı boyutunda bu sorunun cevabı ortaya çıkacaktır. Bırakalım, yargı görevini yapsın. Netice itibarıyla, hukuk devletinde Anayasa ve kanunlar önünde yapılan yargılama neticesinde hepimiz sonucu bekleyelim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; devlet içerisinde bir yapılandırma varsa Anayasa ve kanunlara aykırı olarak ve devlet içerisinde devlete alternatif üretme anlamında yeni bir devlet arayışı varsa bunların üzerine tabii ki gidilecektir, bundan kimse rahatsız olmasın. Biz bağımsız yargıya güveniyoruz, herkes de güvenmek durumundadır.

14 Ağustos 2009-22 Kasım 2011 tarihleri arasında belediye başkanlarının, siyasetçilerin, milletvekillerinin tutuklandığından bahsedilmekte bu önergeyle. Biz, özellikle bu konuda yargının, bağımsız yargının vereceği kararı bekleyelim diye beyan ediyorum. Diğer taraftan…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Hep aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz. Biraz farklı şeyler söyleyin lütfen Sayın Hatip, aynı şeyleri tekrarlayıp durmayın.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; “KCK’yla ilgili gözaltı, tutuklamalar, hukuk dışı uygulamalar, saldırılar, maddi manevi zarar tespit edilmelidir.” diye gerekçede belirtiliyor. Biz diyoruz ki tabii ki bunlar tespit edilmeli, araştırılacak, bunu hukuk devletine bırakacağız.

Diğer taraftan, yine BDP’nin grup önerisinde KCK yapılandırmasıyla ilgili bilgi isteniyor. Siyaset akademisi, bizzat teröristbaşının talimatları çerçevesinde “siyaset akademileri” adı altında örgütsel eğitim merkezleri kurulmuştur. Talimatlar çerçevesinde kurulan siyaset akademisi KCK yapılanması ile de bilim aydınlatma komitesine bağlı ve örgütün 14’üncü maddesinde, ideolojik anlamda yetişmiş kadroları hazırlamak amacıdır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hani yargıya müdahale etmiyordunuz!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Siyaset akademilerinde verilen derslerle kırsalda PKK örgütünün bütün eğitim faaliyetleri örtüşmektedir.

Yine teröristbaşının ifadesine göre… Burada 25 Ekim 2009 tarihli ifadesini okuyorum: “Kürtler için yıllardır akademilerin açılması gerektiğini söylüyorum. Akademilerin açılmasının gerektiğini söylememe rağmen onu bile yapmıyorlar. DTP’nin binlerce, 10 binlerce kadro yetiştirmesi lazım. Neden yapmıyorlar? Çünkü teorik kavrama düzeyleri buna yetmiyor. Başarılı olmak istiyorlarsa 10 binlerce insan yetiştirmek durumundadırlar.” Yine örgütten üst düzey yetkili birinin açıklamasını da buradan okuyorum: “Bağımsız Kürdistan devrimci halk savaşıyla kurulabilir -dikkat edin arkadaşlar- siyaset akademilerinden yetiştirilen gerillalar bu savaşta etkin bir şekilde yer alacak.” denilmektedir.

KCK yasalara, Anayasa aykırı olarak devlet içinde bir yapılandırmadır. Bunu, netice itibarıyla yargı boyutunda hepimiz bekleyeceğiz, göreceğiz, verilen karara hepimiz de saygı duyacağız.

Bu nedenle, verilmiş önergeyi kabul etmiyoruz. Aleyhe oy kullanacağımızı belirtiyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyor, hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Can.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, Sayın Hatip araştırma önergesini farklı bir şekilde yansıttı, Anayasa 138’e atıfta bulundu. Bu konuda bir açıklama yapmak istiyoruz.

BAŞKAN – Buyurun.

Üç dakikanız var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, arkadaşlar, Anayasa’nın 138’inci maddesine göre hiçbir makam, kurum, kuruluşun yargıya telkin, tavsiye ve yol göstericiliğinde bulunmaması lazım, Anayasa suçudur. Bu konuda hemfikir miyiz? Peki, o zaman Sayın Başbakan neden “KCK soruşturmaları sürecek, tutuklamalara devam edeceğim.” dedi? Bu yargıya müdahale değil mi şimdi? Bizzat icranın başı, Hükûmetin başındaki Başbakan bunu söylüyorsa bu yargıya müdahale değil mi? Bunu araştıracağız arkadaşlar.

Diğer bir konu: Burada gensoru görüşmelerinde hepimiz vardık. Bizzat İçişleri Bakanı KCK tutuklamalarıyla ilgili verdiği rakamlarda 8 bini aşkın gözaltı ve 4.500’ü aşkın tutuklama rakamını söylediğimizde 453 rakamından bahsetti. Ben sadece 450 tane kadın tutuklunun listesini burada İçişleri Bakanının önüne koyduk. Peki, o İçişleri Bakanı değil miydi “Gerekirse, o kadar sayıyı da tutuklarım.” diyen? Bu yargıya müdahale değil mi arkadaşlar? Bunların ayrıcalığı mı var? Onlar konuştuğu zaman Anayasa’ya uygun, onlar konuştuğu zaman, özel mahkemeler istediği hâkimi atadığı zaman Anayasa’ya uygun, istediği savcı atadığı zaman Anayasa’ya uygun, polise istediği şeyi yaptırdığı zaman Anayasa’ya uygun. Arkadaşlar, bunun araştırılmasında binbir yarar var, Türkiye'nin demokrasisi, o barışı buna bağlı.

Bakın, en son 47 tane avukat hakkında tutuklama kararı çıktı. Deniliyor ki: “İmralı’dan talimat götürüyorlardı Kandil’e.” Bugün basında bir açıklama var, Karayılan’ın. Lütfen, hepiniz, İnternet habere bakın ve burada ilginç bir iddia var: Hükûmetle aramızdaki görüşmelerde on tane el yazısıyla mektubunu İmralı’dan bizzat Hükûmet görevlileri, o mektupları bize Kandil’e getirdi, elimizdedir.” diyorlar.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) - Devlettir o devlet, yanlış anlamışsın sen!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, Karayılan’ın bugünkü açıklaması. On tane mektubun postacılığını yapanlar yargıya müdahale etmiyorlar, talimat etmiyorlar ama savunma görevini yapan avukat yapıyor değil mi?

2006’da bir iddia daha var, 2006’da bir cumartesi günü, bir tatil günü Hükûmetin yetkilisi, sorumlusu ve Öcalan’ın şu alan tutuklanan bir avukatı birlikte İmralı’ya gidip görüşme yapıyorlar. Bunları araştırmayalım mı? Halkımızın hakkı yok mudur ne olup bittiğinden, Oslo görüşmesinden, Kandil görüşmesinden, İmralı görüşmesinden? Sınırlara 200 bin asker yığıp bu kadar can yanıyorsa bunu araştırma hakkı yok mu bu Meclisin? Bir süs kabağıyla mı uğraşacağız Mecliste, Türkiye'nin gerçek sorunlarıyla uğraşmayacağız? O zaman size söylüyorum: Yargıya müdahale etmesin Hükûmet. Gelin gereğini yapalım. Bu iddialara Hükûmet cevap versin.

Buyurun… (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde ikinci söz, Eskişehir Milletvekili Sayın Bedii Süheyl Batum.

Buyurun Sayın Batum.

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; KCK operasyonları nedeniyle verilen araştırma önergesi lehinde söz almış bulunuyorum. Çünkü bunu bir fırsat addederek artık, Türkiye'nin ortak bir sorunu hâline gelmiş olan uzun, haksız, adaletsiz tutukluluklar için konuşmak istiyorum. Üstelik bugün, uzun, haksız, adaletsiz tutukluluklar içinde bir tanesinin, 1 milletvekilinin tutukluluğunun bininci günü.

Değerli arkadaşlar, gerçekten de bu uzun, haksız ve adaletsiz tutuklulukların devam ettiği, üstelik genel uygulama hâline geldiği bir ülkede bulunmak hepimiz için çok acı hem de bunların ileri demokrasi adına yapıldığı ve meşrulaştırılmaya çalıştırıldığı bir ülkede bulunmak çok acı hem de yine bunların bir bakan tarafından “Gazetecilerin tümü tutuklanmadı ya 1 tanesi, 2 tanesi tutuklanmış.” diye meşrulaştırılmaya çalışıldığı, “Profesörlerin hepsi tutuklanmadı ya, hepsi tutuklansaydı bakardık, 1 tanesi tutuklanmış.” diyerek meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir ülkede, o ülkenin Parlamentosunda konuşuyor olmak çok acı.

Değerli arkadaşlar, tutukluluk konusu tüm yargılamaların tutuklu olarak devam etmesi ve maalesef tutukluluklar süresince kanıt üretilmeye çalışılması, artık toplum vicdanını kanatan bir yara olmaktan çıktı; Türkiye’yi, Türk hukukunu şiddetle, süratle Orta Çağ engizisyon dönemine ve Orta Çağ hukukuna geri döndüren bir sorun hâline geldi. Tutukluluk tutsaklığa dönüştürüldü, rehine almaya dönüştürüldü. Askerî darbelerde, baskı dönemlerinde görüyorduk, doksan gün gözaltılar, üç-üç buçuk yıl tutukluluklar, sözüm ona ileri demokrasi aşamasında bu korkunç uygulamaya geri döndük maalesef iktidarın atadığı, iktidarın görev verdiği, yapmayanları da cezalandırdığı hukuk sisteminde.

Değerli arkadaşlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hep söz ederiz, hep söyleriz, işimize geldiğinde hep konuşuruz, tabii işimize gelmediğinde de bir an önce “Sen ne bilirsin, ulema bilir, ulemaya sordun mu?” dediğiniz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden söz ediyorum. Şöyle diyor: “Bir hukuk devletinde tutuklanmanın koşulları nelerdir, ne anlama gelir ve süresi nedir?” Hepimizin bildiği -hepimiz biliyoruz da özellikle vurgulamak istiyorum- hiç olmazsa tarihe geçsin, bu Parlamentoda bunları ortadan kaldırmaya çalışanlar varken bunları tam tersine eleştirenler de vardı diye, bu tarihe çıksın, çocuklarımıza kalsın diye. “Ceza yargılamasında tutukluluk istisnadır.” diyor, “Makul bir süreyle sınırlandırılmıştır.” diyor ve şöyle diyor: “Ulusal yargı organları yani mahkemeleriniz bir kişiyi özgürlüğünden mahrum ederken ya da  tutuklamanın devamına karar verirken bu tutukluluk durumunu haklı gösterecek kamu yararına dayanan  bir zorunluluğun  -‘keyfiyetin’ demiyor- var olup olmadığını ortaya çıkaracak koşulları çok iyi değerlendirmek zorundadır.”

Üstelik şöyle diyor, bakın dikkat edin değerli dostlar: “Tutuklanan kişinin ileri sürülen suçu işlemiş olma olasılığı yüksek olsa dahi bu durum kişinin tutuklanması için ancak ön koşul olur.” diyor. “Tutuklamanın devamı için tek başına yeterli değildir, bunun için yargı organının yeni gerekçeler, nedenler bulması lazımdır.” diyor. Hatta devam ediyor, dikkat edin: “Soyut olarak kaçma tehlikesi ya da yasada bu suç için öngörülen cezanın ağırlığı tutukluluğun devamı için tek başına yeterli değildir.” diyor. Kim diyor bunu? Hani “ileri demokrasi” olduğunu söylediğimiz Türkiye Cumhuriyeti gibi ileri demokrasilerin yargı organı olduğunu söyleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Bunu sizler bilmiyorsunuz değil değerli dostlar, hepimiz biliyoruz ama tarihe geçsin diye söylüyorum. Çünkü bu uzun tutukluluklara bazıları, bakanlar “Canım hepsini tutuklamadık ya, birkaç kişiyi tutukladık, devam etsin.” derken, bazılarının buna itiraz ettiği tarihe geçsin diye söylüyorum. Sonra çocuklarımıza, tarihe ileride “Canım biz de farkında değildik, yargıya nasıl karışacaktık?” diyemesinler diye. En azından bugün ileri sürdükleri gerekçeleri, o gün bahaneleri ileri süremesinler diye.

Sevgili arkadaşlar, sevgili dostlar, sayın milletvekilleri; bir şey daha söylüyor. Bakın, aynısını söylüyor: “Kaçma tehlikesinin varlığını ya da tutukluluğun devamının gerekli olup olmadığını açıkça ortaya koyan yeterli derecede farklı, somut, ek delil, kanıt, gerekçelerin, bilgilerin olması zorunludur. Bu konuda kalıplaşmış ifadeler -dikkat edin, kalıplaşmış ifadeler- tutukluluğun devamını haklı göstermek için yeterli değildir.” diyor. Kim diyor? Avrupa demokrasilerinin yargı organı diyor. Kimin için diyor? İktidar yargısının yargıçları için söylüyor.

Değerli arkadaşlar, bunları söylüyor da, bugün tutukluluklar üç yıl, üç buçuk yıl devam eden tutukluluklar. Hem de maalesef trajikomik olaylarla devam eden. Mehmet Ali Çelebi’yi biliyorsunuz, gencecik bir teğmen. Tutuklu kaldı on sekiz ay. Niçin? Telefonundaki 138 tane kayıt için. 18 ay sonra o kayıtların uydurulmuş, düzenlenmiş kanıtlar olduğu çıktı. Yaptığımız bir “Kusura bakma…” “Kusura bakma.” bile değil, “Artık tahliyene karar verebiliriz.”

Bir tane daha var. Bakın, bizim bir milletvekilimiz, sevgili arkadaşımız Uğur Bayraktutan’ın verdiği bir soru önergesi. Altında da neden söylediğini yazmış. Bakın, bir kişinin ifadesinden: “Hastalanınca beni götürdüler doktora, hastaneye. Muayene işlemlerim bitince beni gelip almaları için oturup beklemeye başladım. Saatler geçtiği hâlde hiç ses çıkmadı, beni unutmuşlardı. Bir arabaya binip Silivri’ye geldim, üstelik taksi parasını da cebimden ödeyerek.”

 Hastanede unutulan Hayrettin Ertekin taksi tutuyor, Silivri’ye gidiyor ve yargıçlar kararlarını veriyorlar, iktidar yargısının yargıçları: “Tutuklamanın devamına...” Gerekçe? “Kaçma tehlikesinin geçmemiş olması.” (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bugün bir arkadaşımızın, hepimizin bir arkadaşının, bir milletvekilinin tutukluluğunun bininci günü ve şöyle diyoruz: Bütün tutuklulukları da bu dediğim uzun, kalıcı, haksız tutuklulukları belirlerken bir şey daha söylüyoruz. Özellikle, bütün haksız tutukluluklara karşıyız -kalıcı, bu şekilde haksız- maalesef hepsine karşıyız ama hem de tümü muhalefet milletvekillerine mensup 8 milletvekilinin tutukluluğunun sürdüğü bir ülkede konuşuyoruz ve şunu söylüyoruz: Bunlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesinin kararlarından çıkmış ilkelerdir.

Seçmen iradesini hiçe sayarak milletvekillerini tutuklamak, milletvekilini yasama görevinden alıkoymaktır. İki yılı aşkın ve ucu belirsiz bir tutukluluk süreci, bin günlük tutuklama süreçleri, tutukluluğun, açıkça cezaya dönüştürülmesidir.

Uzun tutukluluk hâlleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de bütün evrensel insan hakları sözleşmelerine de aykırıdır.

Kanıtları kurgu kuşkusu taşıyan veya somut delil içermeyen olgularla tutukluluğun sürdürülmesi, masumiyet karinesi hakkına ciddi bir müdahaledir, kişilik haklarının ihlalidir. Üstelik nasıl bir ülkede değerli dostlar? Bu ülkenin bir kentinde Deniz Feneri davasında hâkim “Üç ayı aşan tutukluluk cezadır.” der iken başka bir kentinde tutukluluk süresi üç yıl, üç buçuk veya başka kentlerinde dört yıl sürmüşken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDİİ SÜHEYL BATUM (Devamla) – Bu durumun araştırılması, giderilmesi, en azından tarihe not düşülmesi lazım.

Biz, bunun için bu önerge lehinde, bu gibi durumların araştırılması için önerge lehinde söz aldık. Hepinize saygılar. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Batum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde İzmir Milletvekili Sayın Ali Aşlık.

Buyurun Sayın Aşlık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ AŞLIK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri; Barış ve Demokrasi Partisinin vermiş olduğu grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Anayasa’mız, devleti yasama, yürütme ve yargı olarak üç ayrı erke ayırmıştır. Dolayısıyla, yasama yasama görevini yapacak, yargı yargı görevini yapacak, yürütme de yürütme görevini yapacak.

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ (Mersin) – Tayyip Erdoğan da hepsini yapacak, değil mi?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Türkiye hukuk devleti olma yolunda ciddi adımlarla ilerlemektedir.

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ (Mersin) – İlerlemedi.

ALİ AŞLIK (Devamla) – Ama bizler aksayan kısımları düzeltmek adına buradayız. Millet, bizi, aksayan kısımları düzeltmek adına buralara yolladı. Dolayısıyla…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bırakın, hiç düzeltmeyin bence böyle kalsın. Elinize yüzünüze bulaştırıyorsunuz!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Meclis açıldı açılalı armudun sapı, üzümün çöpüyle uğraşıp duruyoruz. Dolayısıyla, biz söylediklerinizde haklılık payı olduğunu farz etsek bile Türkiye'de bu işlerin çözülmesi adına yapacağımız ilk şey Anayasa’yı değiştirmektir arkadaşlar. Onun için… Her buraya çıktığınızda söylediğiniz şey şu: Tutuklu milletvekilleri niye salınmıyor? Değerli arkadaşlar, Anayasa’nın 14’üncü maddesi orada o şekilde kaldığı sürece yargıç… Yargıç yetkilerini nereden alır? Yasalardan alır. E, Anayasa’da bu hüküm olduğu sürece o arkadaşlar tahliye edilseler bile yarın ceza aldıklarında yine buradan alınıp götürülecekler. Dolayısıyla, eğer vicdanımızı rahatsız eden bir şey varsa oturalım, Anayasa’yı evrensel hukuk değerlerine uygun, 12 Eylül kalıntılarından arınmış şekilde yeniden yapılandıralım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 14’üncü madde kanunu çıkmadı on senedir, on senedir çıkmadı o yasa.

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – İtiraf mı ediyorsunuz?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan Değerli Arkadaşımız iktidarın yargıçlarından bahsetti. Bir defa, hukuk devletinde “iktidarın yargıcı” diye bir şey yoktur. Bir defa, bu anlayış hukuk devleti anlayışına aykırı bir anlayıştır. 24 Anayasası’yla, 61 Anayasası’yla zihinlerimizi bulandırmanın bir anlamı yok. 12 Eylül Anayasası’nda bile bu bir adım öndedir.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, biz, bu Meclis, 12 Eylül öncesi yapmış olduğu Anayasa değişikliği ile ve milletimizin desteğiyle Anayasa’nın birçok maddesi değişti ve bu yapılan değişiklikle artık hâkimler savcılar kendi terfilerini, kendilerini atayacak kişileri kendileri seçer hâle geldiler. Dolayısıyla, artık, bu töhmetten iktidarı uzak tutmanız gerekir. Eski alışkanlıklarla, eski söylemlerle bir yere varma şansımız yok.

Değerli arkadaşlar, eğer bir yanlışlık varsa, yargı bir yanlışlık yapıyorsa artık yargı bunu kendi içinde düzeltecek durumdadır.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Ben savcıyım.” diyen Başbakan değil mi?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bundan sonraki yapılacak HSYK seçimlerinde yanlış yapanları seçmeyecektir. Çünkü 12 binin üzerinde hâkim seçim yapacaktır. Bunu göz ardı ediyoruz, bunu görmezlikten geliyoruz. Bunu görmezlikten gelemeyiz.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Hepsi aynı cemaatten olursa nasıl olacak?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Bir de BDP “Bu tutuklamalar, bu operasyonlar ne kadar sürecek?” diye  soruyor. Eğer Türkiye hukuk devletiyse bunun sorulmaması lazım, çünkü bunun muhatabı yargıdır.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Hukuk devleti değil işte. Hukuk devleti olsa zaten bu tutuklamalar olmaz ki!

ALİ AŞLIK (Devamla) – Yargı bunun cevabını verecektir. Ama biz  sonuçta siyaset yapıyoruz. Değerli arkadaşlar, kamu vicdanını rahatsız eden hiçbir şeyde, biz AK PARTİ olarak kamu vicdanını rahatsız eden tarafta olma şansına sahip değiliz, olmayız da. Biz toplumun sağduyusunu temsil ediyoruz.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Bir günde tutuklananlar vicdanınızı rahatsız etmiyor mu?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Serap Eserler, Nergis Evinler, Zeynep Evinler, Nurcan Olgaçlar, Kevser Çekin gibiler masumane, öldürüldü, katledildi ve binlerce buna benzer insanın kan ve gözyaşı içinde ailelerinin beklediği bir ortamda, yargıya siz “Bunu niye yapıyorsunuz?” deme hakkına da sahip değilsiniz, vicdanen de değilsiniz, hukuken de değilsiniz.

EMİNE AYNA (Diyarbakır) – Ne alakası var? BDP’li belediye başkanlarıyla ne alakası var?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Milletvekilleri, belediye başkanları, kadın temsilciler, gençlik; ne alakası var?

ALİ AŞLIK (Devamla) – Onun için biz, bunun aleyhinde oy kullanacağız. Dolayısıyla, biz hukuktan yanayız, evrensel anayasadayız, hukuk devletinden yanayız. Yapılan yanlışlıklar varsa burada tartışırız. Ama burada, yasamayı daha kaliteli hâle nasıl getireceğiz, önce bunu tartışalım diyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aşlık.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, usul hakkında söz almak istiyorum. Burada karar yeter sayısı yok. Resmen hukuka aykırılıktır. Ya, lütfen… Olmaz bu iş. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Keşke karar yeter sayısı isteseydiniz Sayın Milletvekili.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, ama sayın o zaman.

BAŞKAN – Hayır, karar yeter sayısı isteseydiniz sayacaktık.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, yani bakmıyorsunuz ki!

BAŞKAN – Bakın, baştan aşağı yanlış konuşuyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, özür dilerim, Değerli Başkanım, hukukta bir söz var…

BAŞKAN – Sayın Tarhan’a sorun; sorun, öğrenin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özür dilerim ama herkesçe bilinen bir şeyin tersi ispat edilemez. Sizin tarafınızdan biliniyor mu bilinmiyor mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Usuller var, teamüller var; isteyecektiniz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Usul demek çiğnemek anlamına gelmez Değerli Başkanım, ne olur…

BAŞKAN – Sevgili Milletvekilim, bana bağıracağına isteyecektin.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

BAŞKAN – 1’inci sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yeni Zelanda Hükümeti Arasında Hava Hizmetlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yeni Zelanda Hükümeti Arasında Hava Hizmetlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/423) (S. Sayısı: 21)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ankara Milletvekili Cemil Çiçek ile Başkanvekilleri Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ankara Milletvekili Cemil Çiçek ile Başkanvekilleri Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/92) (S. Sayısı: 83) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet yani Meclis? Burada.

Komisyon Raporu 83 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle teklif tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Teklifin tümü üzerinde söz isteyen Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 83 sıra sayılı Meclis Teşkilat Kanunu ile ilgili Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasa teklifi Meclisin kendi işi. Sonra, terzi söküğünü dikemiyor misali eleştirilere muhatap olmamak için buna çok iyi bakmak, çok iyi incelemek gerekiyor çünkü Meclisin çalışmasını, personel hukukunu, bütün her şeyi dizayn eden bir yasa teklifi.

2009 Aralık ayında, o zaman Meclis Danışma Kurulu oluşturulmuştu dört partiden ve biz bir çalışmanın içinde yer aldık, her parti grubundan 1 kişi vardı. “Türkiye Büyük Millet Meclisinin İdari Kapasitesi” diye şöyle bir rapor yayımlandı, bilmiyorum, bütün milletvekillerine de gönderilmiş olması lazım. Bunda çok önemli eksiklikler ve tespitler göreceksiniz çünkü biraz Avrupa Birliği destekli bir SIGMA Akran Değerlendirme Raporu bu. Bunu mutlaka bütün arkadaşlarımın okumasını isterim çünkü gerçekten çok derin bir çalışma sonrası yapıldı bu.

Yine, biliyorsunuz, Mecliste tıpkı Anayasa Uzlaşma Komisyonu gibi bir İç Tüzük Komisyonu var dört parti grubundan oluşan. Şimdi, bu dört parti grubundan oluşan İç Tüzük Komisyonunun hazırladığı bir taslak var, bir de Anayasa Uzlaşma Komisyonu var. Yani şunu demek istiyorum: Anayasa yeniden yapılacak, Meclisin hukuku orada belli olacak. İç Tüzük yeniden yapılacak, Meclisin iç işleyişi nasıl olacak yeniden belli olacak. Ancak ondan sonra bu kanun teklifi görüşülseydi kalıcı olabilirdi. Yani şunu ifade ediyorum ki: Bu teklif, çok kısa bir sürede maalesef değişmeye mahkûm bir teklif. İlginç bir şey daha söyleyeyim. Bir hukukçu olarak dikkatimizi çekmişti. Şimdi, biz yemin töreninde bulunmadığımız için alt komisyonda yer almadık BDP olarak ancak sonraki esas komisyonda Plan ve Bütçede katılma imkânını bulduk. Orada bu teklif görüşülürken 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkarıyor Hükûmet, dikkatinizi çekiyorum ve bu Kanun Hükmünde Kararnameyle Anayasa’nın 95’inci maddesine göre Meclis Başkanlığının yetkisinde olan konularda yürütme düzenleme yapıyor personelle ilgili.

Şimdi, buraya her çıkan konuşuyor, güçler ayrılığı, yargı, yürütme, yasama. Bu gerçekten böyle midir? Böyle mi işliyor? Hayat böyle midir? Böyle olmadığını Meclis Başkanlığı kendi teklifini görüşürken 4 Ekimde alt komisyonda, 2 Kasımda Hükûmet kararname çıkarıyor, müdahale ediyor. Arkadaşlar, burada konuşulması gereken, savunulması gereken yasamanın bağımsızlığıdır. Yasama bağımsız mı, kendi içişlerini düzenlemesini, çalışmasını kendisi bağımsız yapacak mı, yapılandıracak mı, başında olacak mı yoksa yürütme her kanaldan buna müdahale edecek mi? Veya bir başka biçimiyle yasama çalışırken burada, yasama görevini yaparken yargı yasamanın alanına girecek mi, ne olacak? Geçmişte 367 kararı var, 414 kararı var, bunlar yaşandı.

                                   

(x) 83 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Şimdi, biz usul açısından acele davranıldığını düşünüyoruz bu teşkilat yasasında çünkü bir yıl içinde bu Anayasa, İç Tüzük çalışmaları olacaktı, bu teşkilat yasası da ona göre yapılsa kalıcı olacaktı. Şimdi, bunun böyle olmadığını görüyoruz ama ilginç olan bir şey daha var, Mecliste Özlük, Personel, Genel Sekreterlik, Genel Sekreterliğin ismini değiştirip başkanlık… Farkında mısınız arkadaşlar, bir başkanlık modası gelişiyor bu ara? Bu teklife iyi baktınız mı? Genel Sekreterlik, genel başkanlık dairelerine dönüşüyor ama çok ilginç başkanlık daireleri var bunun içinde. Eğer biraz dikkatli bir gözle bakarsanız, şöyle arkada bir sıra cetveli var. Bu sıra cetveline bakarsanız Mecliste beraber çalıştığınız mesai arkadaşlarınızın kimler olduğunu çok iyi göreceksiniz. Mesela, Saray Müdürü arkadaşlarınız var, Saray Müdürü. Siz saraylara gittiniz mi Meclis üyesi olarak arkadaşlar?

Şimdi soruyorum Sayın Başkanıma… Sayın Meclis Başkanım burada değil mi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Yok.

BAŞKAN – Sayın Meclis Başkan Vekili burada.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Nerede?

BAŞKAN – Burada oturuyor, Sayın Yakut oturuyor.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Başkanım, Dolmabahçe Sarayı millî saray olarak Meclisin değil mi?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Meclisin.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Meclisin. Peki, yürütmenin başı Başbakan onu niye çalışma ofisi olarak kullanıyor, Meclisin, yasamaya ait olan bir yeri yürütme niye çalışma ofisi olarak kullanıyor?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Başkanlık Divanının kararı var.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, siz, Mecliste fabrika müdürü olduğunu biliyor muydunuz arkadaşlar, var mı bilen? Peki, onu da bilmiyorsunuz. Buna biraz daha bakarsanız daha enteresan şeyleri sizler de bulursunuz ancak burada gerçekçi olmamız ve öz olarak üzerinde durmamız gereken bir şey var. Biz her ne kadar “Bu Meclis en yüksek temsille geldi.” desek, biz her ne kadar “Burada yüzde 85 oranında temsil var.” desek, unutmayın, yüzde 10 baraj seçim sistemiyle yapılan bir seçim sonrası gelinen, oluşan bir 24’üncü Dönem Meclisinden bahsediyoruz. Burada, 24’üncü Dönem Meclisi, 85 çevreden 550 milletvekiliyle toplanamamıştır, 8 milletvekili eksiktir. KCK davasından tutuklu, iki buçuk yıldan fazla, 6 tane bizim BDP milletvekili tutuklu. 2 tane CHP’nin ki, bugün arkadaşlar söyledi, Balbay’ın bininci cezaevi günü doldu. Bininci yıl dönümünü, Mecliste milletvekili üyesinin bininci cezaevi günü yıl dönümü yaşayan ilk Meclis olduğunu tarih yazacaktır ilginç bir şekilde. MHP’ye şaşırıyorum, bir gün olsun, “Bizim de bir tutuklu vekilimizdir.” demedikleri için biraz sitem ediyorum. Unuttunuz mu arkadaşınızı, unuttunuz mu?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Birazdan diyeceğim.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, 8 milletvekili tutuklu. Teşkilat Yasası var, burada milletvekillerinin özlük hakları da var, danışmanların var, sekreterlerin var, çalışanların var, hizmetlilerin var, 4/C’si var, 4/B’si var, herkesi var. Meclis açılalı, 12 Hazirandan bu yana -aralık ayına giriyoruz- 8 milletvekilinin özlük hukuku işlemiyor, 8 milletvekili maaş alamıyor, 8 milletvekili danışman alamıyor, 8 milletvekili sekreter alamıyor, odaları boş, başında kimse yok. Niye, sordunuz mu bunu, niye hakikaten? Yargıya karışmıyoruz, yargı tasarrufu mu bu? Değil arkadaşlar, yargı tasarrufu değil. Yemin etmedikleri için Meclis özlük hukukunu işletmiyor 8 milletvekilinin. Nasıl bir şey bu? Terzi kendi söküğünü dikemez misali bir şey bu işte. Yani yargısal bir karar yemine engel değil. Yargı “Yemin etmesinler.” demiyor, tutuklulukla ilgili karar veriyor. Yargı yemin konusunda şunu diyor: “Yemin bir idari tasarruftur.” Nasıl ki, biliyorsunuz, tutuklu ve hükümlüler için izin hukuku var. Onun dışında, Meclisin Başkanlık Divanı var. Giderdi… Bölükbaşı olayı var tarihte. Cezaevine gitmiştir naip Başkanlık Divanı üyeleri, orada yemin töreninin eksikliğini gidermişti. Bir şekil olayı bu, şekil olayı arkadaşlar. Bırakın onu, başka bir formül geliştirilir; o da yok. Bir yasal düzenleme, o da yok. Meclis Başkanına diyoruz, tık yok. Ondan sonra, bizler, kendi üyelerinin hukukunu koruyamayan bir teşkilat yasamızı biz yapacağız. Bu hüzün vericidir. Bu tablo demokrasi adına bir ayıptır.

8 milletvekili kelepçeli olan bir Meclisi konuşuyoruz. Bazen burada arkadaşlarımız diyor: “Ama 14’üncü madde vardı.” Burada bütün partilerde hukukçular var, açık söylüyorum: 14’üncü madde DEP milletvekilleri zamanında dahi uygulanmadı, uygulanmadı arkadaşlar. Orada fezlekeler geldi, Anayasa Adalet Karma Komisyonuna gitti, Mecliste görüşmeler yapıldı, savunmalar alındı, ondan sonra karar verildi, Anayasa süreci, itirazlar, tartışmalar bitti. Bu, 94’teki olay, bu ağır hükmüne rağmen Anayasa 14’üncü maddenin. Anayasa 14’üncü madde 2001’de Avrupa Birliği uyum yasaları nedeniyle değiştirilip bu madde yumuşatıldı.

Peki, bu maddenin son fıkrasını bütün hukukçu arkadaşlarımın okumasını istiyorum Anayasa’nın 14’üncü maddesinin son fıkrasını, diyor ki 2001 değişikliği: “Bu kapsama giren suçlar ve müeyyideleri bir kanunla tespit edilir.” Bu ne demek arkadaşlar? Bu konuda kanun çıkacak. Bu kanun çıktı mı? Dokuz senedir -bir sene önce AK PARTİ dönemi- on senedir bu kanun çıkmadı ama uygulanıyor Türkiye’de. İşte çıkmayan kanunu uygulayan bir yargıyla karşı karşıya olan bir yasama söz konusu. Yasama bu konuda yargıya karşı “Benim dokunulmazlığım var, milletvekillerimin dokunulmazlığı var, milletvekillerimi içeride tutamazsın dokunulmazlık hukuku var, 14’üncü madde...” diyorsun. Ama son fıkraya göre ben o işi becerememişim, yapamamışım, ihalelerle uğraşmaktan kanunu çıkaramamışım. Yani yirmi defa İhale Kanunu değişti, 14’üncü maddesinin son fıkrasındaki bu suçların tespiti ve müeyyidelerin tespitine ilişkin kanun çıkmadı ama bu kanun, arkadaşlar şu an 8 milletvekiline uygulanıyor.

Şimdi, kendi üyesinin hukukunu koruyamayan bir Mecliste siz sağlıklı bir yasama süreci yapabilir misiniz? Bu sağlıklı yasama sürecinde dört parti grubu var, dört parti grubunun katılmadığı bir Parlamento faaliyeti  demokratik midir? Bakın, bir önerge verdiniz dün “Bitimine kadar.” dediniz, sabah ezanıyla gittik eve, öyle değil mi arkadaşlar? Bedelli askerlik… Bugün sabah ezanında da bitmez bu -69 madde- öbür gün yatsı namazına kadar sürecek yani yatmayacaksınız, uyumayacaksınız, yemeyeceksiniz emme basma tulumba gibi oturacaksınız burada, eller kalkacak, eller inecek, siz buna parlamenter rejim, demokrasi, “…”(x) demokrasi diyeceksiniz. Bu “…”(x) demokrasi, yaşasın demokrasi… Yaşamıyor arkadaşlar. Bu demokrasi değil. Bu çok tehlikeli bir yaklaşım tarzıdır, sağlıklı değil. Bu Meclisin sağlıklı çalışması parlamenter demokraside muhalefetin katılımıyla şekillenerek olur.

Genel Sekterliğimiz kanun tekliflerini nasıl indiriyor komisyonlara bilginiz var mı? Ben dört senedir kanun indiririm, dört senede benim hiçbir kanun teklifim komisyona inmedi. İktidarınkiler akşam veriliyor değil, saatinde veriliyor, saatinde iniyor komisyona. 37’nci madde diye bir madde var İç Tüzük’te, muhalefetten yeni arkadaşlar buna iyi baksın, dün bir uygulaması vardı. Belli bir sürede inmeyen kanunları yazıveriyoruz Genel Sekreterliğe, direkt Meclise indiriyoruz, ön görüşmesi yapılıyor.

Şimdi, bu çalışmanın içinde Sayıştay kime bağlı çalışıyor? Meclis Başkanlığına. Kimin adına denetim yapıyor? Meclis Başkanlığının. Sayıştay nerede? Anayasa Mahkemesinde değil mi arkadaşlar, o binada, yargının yanında yani, yargıyla beraber yani.

Peki, Sayıştay denetiminde gizli yönetmelik olursa, denetim performans denetiminden çıkarılırsa, başka denetim tarzına getirilirse, siz Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik harcamalarını denetleyemezseniz Meclis adına, burada size bağlı çalışan Sayıştayın hukukunu düzenleseniz ne olur, düzenlemeseniz ne olur?

Bakın, Sayıştay Kanunu görüşülürken, Genel Sekreterlik adına, Sayıştay Genel Sekreterinden önceki gizli yönetmeliği istedim. Bütçe Komisyonundan arkadaşlar burada, Sayın Kalaycı var, Aslanoğlu var. Sayıştay Genel Sekreteri, o gün Komisyonda şunu demedi mi: “Hasip Bey, vallahi, ben de o gizli yönetmeliğe ulaşamadım.”

Şimdi, Sayıştay Genel Sekreterinin ulaşamadığı gizli yönetmelik bana gelmiyor, milletvekili olarak bilmiyorum ben, Genel Sekreter de bilmiyor ve şimdi 14 maddelik yeni bir gizli yönetmelik yapıldı.

                                           

(x) Bu bölümlerde  Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

Şimdi, Meclis Başkanlığına bağlı bu Sayıştay nasıl denetim yapacak? Harcamaları, yargıyı, bürokrasiyi, askeriyeyi, her tarafı nasıl denetleyecek? Denetleyemez.

Meclis grupları dışlanıyor süreçten. Bu ayrı bir konu, çalışma ayrı bir konu ama Avrupa Birliği raporlarında bile -2010- bizimle ilgili, Meclis çalışmalarıyla ilgili pek parlak notlar yok, kırık notlar var, sınıfta çakmalar var arkadaşlar. Ne diyor? “Siyasi partilerle Hükûmet arasında diyalog, uzlaşı ruhu eksikliği ve başlıca siyasal kurumlar arasındaki gerginlik, uzlaşamama, seçim barajları, dokunulmazlıklar, yargı süreci, kaygı süreci…” deyip yazıyor. Bizim Meclisimizin hâlini İlerleme Raporu’ndan okuyoruz.

Yine, personel ve yönetim konseyleri yok.

Yine, bu taslakta örneğin dört tane Meclis grubu var, grup başkan vekillerinin oluşturduğu bir kurum, bir şey yok. Meclisin kendi çalışmasıyla ilgili etik yasası yok. Etik yasası olmayan bir Meclisten bahsediyoruz. Gelmiş zamanında görüşülememiş Mecliste. Etik yasamız yok.

Bir şey daha söyleyeyim, ben geziniyorum sizler de görüyorsunuz. Bakın, hep çalışanlar, stenograflar burada, kavaslar burada, aşağıya kulise gittiğiniz zaman hizmetliler var bizimle sabahlıyorlar, aynı işi yapıyorlar, sabahlıyorlar. Soruyorum “Senin konumun ne?” “4/C’li.” Kaç yıldır çalışıyorsun? On beş yıldır. Allah’tan korkun, bir Meclis kendi çalışanına bu zulmü eder mi ya? Bu zulmü insan kendi Meclisinde on beş sene çalışanı geçici işçi statüsüyle mevsimlik işçi gibi on beş sene 4/C kadrosuyla çalıştırmak zulüm değil mi? Bu zulme karşı bütün parti gruplarının ortaklaşa burada bir çözüm getirmesi lazım. On sene, on beş sene çalışıyorsa devamlı kadroya alacaksın, eğer beceremiyorsa, liyakat yoksa, hizmet yoksa zaten son verirsin, disiplinsizlik varsa son verirsin. On beş sene çalıştırdıysan memnunsun. Şimdi Allah aşkına şu lokantaya gidin, parka gidin, çalışanlara gidin ve bir dokunun, aynı mesaide çalışan, hatta daha ağır işi yapan 2 kişiden birinin birisinden 3 kat fazla maaş aldığını görürsünüz. Adaletsizlik bu arkadaşlar. Meclis özlük hukukunu, personel hukukunu koruyacaksa adil olması lazım. Burada ben tek iktidar partisini sorumlu tutmam. Teşkilat Yasası hepimizin, bütün Meclisin ve dört tane grup olarak da hepimiz bundan sorumluyuz. Eğer hepimiz bu konuda bunu aşamazsak, bunu çözemezsek bunun vebalini hep birlikte taşırız. Bunu çözelim diyorum, bunu çözelim.

Evet, aslında bununla ilgili söylenecek çok şey var, yazılı hazırladığım çok teknik konular var ama ilerleyen maddelerde söz konusu olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – İnşallah, hayırlı olur. Önergelerle destekleyeceğiz. Düzeltmeye, kamburlarını düzeltmeye çalışacağız. Birlikte çalışalım, birlikte düzeltelim diyorum.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaplan.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, yasama organımızın teşkilat yasasını yapıyoruz. Tabii, yasama organı demek hukukun üstünlüğünü, önce bunu egemen kılan bir organ. Tabii, öncelikle burada, Türkiye de bir hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü asla hiçbirimizin tartışmaması lazım.

Bugün tutuklu milletvekillerimiz ve bu milletvekillerimizden Sayın Balbay’ın bininci günü ve bin gündür tutuklu ve hücrede.

Değerli milletvekilleri, bu ülkede Sayın Başbakan Yardımcısı çıkıyor, Plan ve Bütçe Komisyonunda diyor ki: “Ben bunlardan üzüntü duyuyorum. Ben tutuklu milletvekillerinin tutuklu olmasından hicap duyuyorum.” ve diyor ki: “Hâkimler –tutanaklara bakın, Sayın Arınç Plan ve Bütçeye hangi gün geldiyse, dağıtayım isterseniz- millet iradesine ipotek koymuştur.” Girin Plan ve Bütçedeki tutanaklara, bakın, aynen ifade bu. “Bu ülkede millet iradesi vardır ama hâkimler millet iradesine ipotek koymuştur.” diyor. Ben anlamıyorum o zaman, ben neredeyim? Bu ülkede bir Başbakan Yardımcısı bunu söylüyor ama hâlâ daha biz burada hukuku arıyoruz. Kendi hukukuna sahip çıkmayan bir Meclis olarak görmek hepimizi çok üzüyor arkadaşlar. Bir kere bininci gün…

Değerli arkadaşlarım, Yüksek Seçim Kurulu ne iş yapar? Eğer bir milletvekilinin milletvekili seçilme ehliyeti yoksa o zaman bizden neden belge istiyor? Savcılık istiyor, diploma istiyor, askerlik istiyor. İnceleyip “Bu adam milletvekili olamaz.” deyip geri gönderdikleri var. Peki, bu milletvekillerine “Sen milletvekili olabilirsin.” diye seçime girmesine izin veriyorsa bunu nasıl yorumluyorsunuz? İşte, millet iradesini yok etmek yarın hepimize, bu ülkeye çok büyük zararlar açar. Maalesef, burada millet iradesi tecelli etmiyor arkadaşlar.

Tabii bu Meclisin olmasında esas, demokrasinin temel bütünü, olmazsa olmazı siyasi partiler ve siyasi parti gruplarıdır. Bu Meclisi siyasi parti grupları yönetir. Bu Meclisi bürokrasi yönetemez. Bu Meclisin, yasama organının gerçek hâkimi siyasi parti gruplarıdır. Ancak siyasi parti gruplarıyla birlikte Meclis Başkanlık Divanı Meclisteki her işi yürütür arkadaşlar, ama önce siyasi parti gruplarını tanıyacaksın; seçilmiş, halkın iradesiyle gelmiş -eğer bir şekilde mevcut Anayasa’da tarif etmişse şu kadar milletvekili alan parti grup kurar diye- grup kurmuşsa, siyasi parti Meclis Başkanlık Divanına eğer üye vermişse Meclisi bu Başkanlık Divanı yönetir. Öncelikle Meclisin kendine sahip çıkması lazım. Eğer bir şekilde kendi çalışmalarını naklen yayın yaptırmakta aciz kalıyorsa bunun adı yasama meclisi olamaz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Meclis ne TRT’nin ne başka kurumun talimatıyla hareket edemez. “TRT’yle böyle protokol yaptık da, şöyledir, böyledir.” diyemez. Meclis, yaptığı her türlü çalışmasını, her türlü yaptığı işlevi, grup konuşmalarını ve diğer tüm çalışmaları halkın bilgisine sunmaktan gurur duymalıdır. Meclis, çalışmalarını halkın iradesinden kaçıramaz. Hani “halk iradesi” diyoruz, nerede kaldı halk iradesi, nerede halkın iradesi? Siz, eğer, Meclis çalışmalarını, siyasi parti gruplarının çalışmalarını halkın iradesinden kaçırıyorsanız o zaman  bu Meclis yasama görevini yapmıyor.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Bunu en son konuşacak olan sizsiniz, halkın iradesini en son siz konuşacaksınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben konuşayım, sen dinle. Halkın iradesine kim saygı gösteriyor, halkın iradesini...

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Burada milletvekilini dışarı atan sizsiniz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sen sesini kes otur orada...

Sesini kes otur orada...

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) – Milletvekilini dışarı siz attınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sesini kes otur orada...

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) –  Buradan milletvekilini dışarı attınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sesini kes otur orada!

Halkın iradesini...

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Milletvekiline saygısızlık yapamazsın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sesini kes! Sesini keseceksin.

Sayın Metiner, dinlemesini bileceksin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Saygısızlık yapma.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dinlemesini bileceksin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri lütfen...

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kimsin sen ya!

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dinlemesini bileceksin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Konuşmasını öğren sen.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dinlemesini bilmiyorsan, dinlemesini öğreneceksin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bir milletvekiline talimat vererek konuşamazsın.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Sayın Başkan, sustur şunu.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dinlemesini öğreneceksin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Otur oturduğun yerde.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, Genel Kurula hitap eder misin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dinlemesini öğreneceksin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Geçti o dönemler.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dinlemesini öğren.

BAŞKAN – Sayın Metiner, lütfen...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Her gün burada insanlara laf atarak değil, önce dinlemesini bileceksin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Edebinle konuş.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen...

Sayın Metiner, lütfen...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet, dinlemesini bileceksin. Önce dinlemeyi bil.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bir milletvekiline talimat veremezsin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Öyle konuşursa, söylerim.

BAŞKAN – Sayın Metiner, lütfen...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Konuşurum.

Dinlemeyi bileceksiniz, dinlemeyi bileceksin. Dinlemeyi bilmiyorsan orada oturmayacaksın.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Kabadayı mısın sen?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dışarıda olurum, burada olmam, bura milletin iradesi.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Çık dışarı o zaman.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dışarıda olurum, evet, dışarıda olurum, gel.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Metiner, neye meydan okuyorsun?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Burada olmam, burası millet iradesi. Burada, ben milletin önünde çok saygılıyımdır.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Terbiyeli konuşacaksın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben çok terbiyeliyim. Kimin ne kadar terbiyeli olduğunu herkes iyi biliyor.

BAŞKAN – Sayın Metiner, Sayın Aslanoğlu lütfen.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Ayıp ya, orada sokak çocuğu gibi herkese laf atıyor, bütün kürsüye çıkanlara laf atıyor ya!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, milletin iradesi… (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Hanımefendi, süremi keser misiniz?

BAŞKAN – Kestim, şimdi, bakın, Sayın Aslanoğlu, bir dakika, ben şimdi vereceğim tekrar. Sizin on üç dakikanız vardı, üç dakika ekleyeceğim, yeniden başlatıyorum.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Kadrolu laf atıcı, başka bir şey yapmıyor.

BAŞKAN – Evet, şimdi buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, aynen bir daha söylüyorum: Milletin iradesi, gidip millete “millet iradesi” demek değil, milletin iradesi milletin gözünün önünde yaptığın her işin hesabını vermekle tecelli eder. Bu nedenle bu Meclis, yaptığı her şeyin hesabını… “Millet takdir etsin.” Hani, böyle diyordunuz? Evet, millet takdir etsin ama niye milletten kaçırıyorsunuz? Niye millete yayınlatmıyorsunuz? Samimi olmak lazım. Ben bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi görüşülürken Meclis Başkanına ve Basın, Yayından sorumlu olan Sayın Başbakan Yardımcısına sorduğumda her biri hiç birinin haberi yokmuş, bu yayınları kim kesmiş, bu yayınlar niye yapılmıyor, bize kimse bir cevap veremiyor. Bize birisi cevap versin.

Biz diyoruz ki: Madem bu Meclis yasama Meclisi, önce kendi yasamasını yapmalı ve kendi yaptığı her türlü hesabı da millet iradesine sunmalıdır. Millet iradesine sunulmayan bir irade hiçbir zaman buradaki halkın egemenliği olamaz arkadaşlar. Onun için bu Mecliste ne görüşülüyor ise bu Mecliste herkes her şeyi bilsin, her şeyi görsün. Milletin iradesine saygı duyalım. Lütfen önce Türkiye Büyük Millet Meclisi bu yasama görevini yaparken siyasi parti gruplarının ve Meclisin tüm çalışmalarını halkın iradesine sunmak, en tabii, en baş görevidir arkadaşlar. Önce bunu yapsın arkadaşlar.

Değerli arkadaşlarım, tabii, burada, Meclis Türkiye'deki kurumlara örnek olmalıdır. Türkiye'deki kurumlara dürüstlükle, ilkelilikle, basiretlilikle tüm kurumlara örnek olmalıdır. Acaba Türkiye Büyük Millet Meclisi bugüne kadar Türkiye'deki kurumlara örnek olmuş mudur? Bugün demiyorum, dün de, evvelsi gün de, bugün de. Sayın arkadaşlar, hiç olmamıştır. Ahbap çavuş ilişkisi, kariyer, liyakat, bunlar olmaksızın bir sürü kadro doldurulmuş. Şimdi de deniyor ki: -işin acısı bu- “Mecliste norm kadro çalışması yapacağız. Fazla personel var, göndereceğiz.” Ya kardeşim, kimi gönderiyorsun? Burada yıllardır emek veren, dürüstçe, namusluca, şereflice çalışan bir sürü insan var. Önce, sen, liyakati olmadan, becerisi olmadan buraya getirdiğin insanlardan hesap sor. Sen yıllardır burada sınav açıyor musun? 2000 yılından beri burada sınav yaptın mı? İnsanların liyakatini ölçtün mü? Hayır. Ahbap çavuş ilişkisi, ahbabı olan geldi buraya. Çok kötü bir sınav vermiştir, dün de vermiştir, evvelsi gün de, bugün de.

Öncelikle, bu Mecliste yıllardır çalışan, emek veren insanların önünde saygıyla eğiliyorum. Bu insanları mağdur etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Bir kere, bir madde var, meşhur bir madde, önce Genel Sekreterlik, bu insanları, kadro fazlasını başka kurum ve kuruluşlarına gönderme yetkisi istiyordu. Ya, kimi gönderiyorsun? Yıllarca emek veren insanlara sahip çıkmıyorsan, vefan yoksa, bir gün aynı vefasızlığı sana birisi yapar.

Biz, önce alt komisyon üyelerimiz Sayın Aşkın Türeli ve Sayın Aydın Ayaydın, Sayın Bilgiç -burada mı- onlarla oturdular, Sayın Mustafa Bey, onlarla oturdular, bunu ifade ettik.

Arkadaşlar, bu Meclisten irade dışında, kişinin iradesi dışında kimseyi göndermek, başka kurum ve kuruluşlara sürgün yapmak hiç kimseye yakışmaz. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Önce saygıya, sevgiye, vefaya burası örnek olmalıdır ama maalesef, bugüne kadar, kariyer, liyakat; bunlar hiç dikkate alınmadığı için her şey birbirine karışmış. Bir kurumda -memur, 4/C, 4/D, 4/B, danışman, danışman yardımcısı- eğer işleri bu kadar çok birbirine karıştırırsan bunlara hâkim olamazsın.

Yine, başka bir konu: Eğer bir meclis insan çalıştırıyorsa önce Türkiye’de hukuk devletine onun uyması lazım. Burada danışman, danışman yardımcısı çalıştırıyorlar. Eğer Türkiye’de herhangi bir kurum insan çalıştırıyorsa… Kıdem tazminatı olmayan, kıdem tazminatı vermeyen başka bir kurum biliyor musunuz arkadaşlar? Var mı böyle bir kurum? Var, Türkiye Büyük Millet Meclisi. Kanunun boşluğundan yararlanıp, sözleşmeli diye… Sözleşmeli değil arkadaş, bir milletvekili dört sene burada çalışıyor, dört sene onun danışmanlığını yapıyorsa, dört sene onun yanında çalışıyorsa, dört sene çalıştırıyorsan bu süreli iş değildir, bu süreli değildir ama atlatarak bu Meclis yapmamalı, bu Meclis örnek olmalı. Ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda şikâyet ettim, “İhbar ediyorum.” dedim, yine ihbar ediyorum, Çalışma Bakanlığına Meclisi ihbar ediyorum, çalışanların kıdem tazminatını ödemeyen bir kurum olarak söylüyorum.

Hayır, süreli iş değildir danışmanlık. Danışmanlar, bir milletvekiliyle gelir, dört yıl çalışır, dört yıl sonra gittiği zaman da kıdem tazminatı ödemek yasal hakkıdır arkadaşlar. Böyle bir şey olmaz. Yasayı uygulamayan, yasayı atlatan bir kurum olabilir mi Meclis?

Değerli arkadaşlarım, bir mecliste sevgi olmalı. Bu kurumda sevgi olmalı. Siz, şimdi, dışarıdan bir sürü insan… Her milletvekiline, danışman, danışman yardımcısı ve bir de yardımcı hizmetler sınıfında çalışan 3 kişi verdiler; güzel. Bir kere, kamu görevinden gelme konusunu kaldırdılar, gelmeyebilir de.

Arkadaşlar, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi; mutlaka milletvekilleri özgür olmalı, özgür çalışmalı ama -burası Türkiye Büyük Millet Meclisi- mutlaka çalışan kişiler de Meclis disiplinine, Meclis çalışma ahengine uymalı. Ben, eğer “danışman yardımcısı” dediğimiz, “sekreter” dediğimiz kişilerin hepsinin dışarıdan gelmesi hâlinde Meclis yönetiminin bu ahengi sağlayamayacağına inanıyorum. Bunu geçtim, burada yıllardır çalışanlar var Meclis kadrosunda. Arkadaşlar, yıllardır emek vermişler; bu insanları nasıl ayırırsınız? Şimdi, yeni getirdiğiniz danışman, danışman yardımcısının ücret ve maaşları, Mecliste yıllardır çalışan insanların çok üzerinde olacak. Bu bir haksızlıktır, onlara vefasızlıktır. Yıllarca emek vermişler, hepimize emek verdiler. Bir kurumda aynı işi yapanlar arasında farklı farklı ücret yapısı olur mu? Aynı işi yapacaksın... Olmaz böyle bir şey arkadaşlar, olmaz; yazıktır.

Yine 4/C’li diye aldığı on beş yıldır, on altı yıldır çalışan insanlar var. Bunlar işlerini çok başarıyla yapıyor. Meclis örnek olmalı. Siz onları bir tarafta bırakıyorsunuz, Meclise yeni eleman alacaksınız, başkasını getiriyorsunuz. Ya, kardeşim, burada insanlar var, burada çalışmışlar, emek vermişler; bunların günahı ne? Neden Meclise eleman alırken 4/C’liler içinden seçip almıyorsun? Becerisiyle, bilgisiyle… Yok. Böyle şey olur mu arkadaşlar? Bunların günahı ne? Öncelikle, arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi bundan böyle dışarıdan personel alırken önce o 4/C’lileri eritmeli. “Eritmeli” derken bünyesine almalı, onlar Meclisin bir parçası. Hepinizin her gün gördüğünüz, her gün bize hizmet veren insanlar bunlar; yazıktır bu insanlara.

Arkadaşlar, bir yardımcı hizmetler var, bir idari hizmetler var, aynı işi yapıyorlar, yine farklı farklı hep birileri bir şey yaratmış. Yine söylüyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi, dün de bugün de Türkiye’ye örnek olamamış, hep birilerini getirmek için her türlü boşluktan yararlanmış, sonuçta bu doğmuş arkadaşlar, örnek bir kurum olamamış.

Bir baştabiplik var burada. Arkadaşlar, milletvekilleri, biz dün sabah beş buçukta gittik, burada bugüne kadar hepimize hizmet etti bu baştabiplik. En azından bir sorun olduğu zaman Meclis Başkanlığına gidip yani bizim bağlı olduğumuz kurum, derdimizi oraya anlatabiliyoruz. Neymiş efendim, bu Sağlık Bakanlığına devrediliyor.

Arkadaşlar, yani bir yeri yönetmekten aciz mi Meclis Genel Sekreterliği? En iyi teknik cihazı alırsın, en iyi şekil… Benim derdimi ancak ben size anlatabilirim, ben gidip Sağlık Bakanlığına derdimi nasıl anlatacağım. Ben burada gelip “Burada böyle bir sorun var, burada böyle bir dert var.” demek… Çünkü ben sizle konuşmalıyım; devrediyorlar.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Ora özelleşecek, özelleşecek.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Yine, Türkiye’de bir meslek grupları vardır, her meslek grubuna saygılı olmalıyız, bir hukuk müşavirliği var. Burada hukuk müşavirleri mutlaka avukatlık ruhsatını almış olmaları lazım. Avukatlık ruhsatının alımı da belli, nasıl alınacağı belli. Örneğin, davalara avukatlık ruhsatı olmaksızın ve vekâletname örneği olmaksızın… Bildiririz ve davaya girerler. Arkadaşlar, her konunun vekâletnamesi ayrıdır, siz her avukata ayrı bir vekâletname verebilirsiniz. “Vekâletname örneği olmaksızın” ibaresi son derece açık bir örnek. Arkadaşlar, bu nedenle, hukuk müşavirliği konusunda da, avukatlık ruhsatı olmayanların mutlaka Hukuk Müşavirliğinde çalıştırılması olamaz. Mesleğe saygıdan olamaz, avukatlara saygıdan olamaz. Bir kere, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Tabii, burada tasarının ilk gelişinde “Meclisteki güvenlik olgusunu özel güvenlik şirketlerine devredelim.” diye getirdi Meclis Başkanlık Divanı. Ama şu anda burada bizi, tüm misafirlerimizi, hepsini karşılayan, onlara hizmet eden, Türkiye’de hepimizin emniyetini sağlayan bir polisimiz var. Bazen yirmi dört saat nöbet yapıyor bu arkadaşlar. Buraya özellikle salı günleri gelen 10 bin-15 bin kişiyi hakikaten gayet mutlu göndermeye çalışıyorlar. Bunların küçük bir tazminatları vardı, bunu da kestiler. Aynı koşulda çalışmıyor ki arkadaşlar.

Dün sabah biz beş buçukta çıktık. Meclis restoranlarında beş buçuğa kadar bekleyen o arkadaşlarımın hakkını hakikaten ödeyemeyiz. Ama onların kimi kadrolu, kimi kadrosuz, kimi 4/C’li, kimi 4/B’li. Arkadaşlar, böyle bir şey olur mu? Bir kurumda görev tanımı olmayan ve farklı farklı maaş verdiğin, birisinin aldığı maaşın yarısından daha az maaşa çalışan, o görevi daha başarıyla birisi yapıyorsa bu bir haksızlık değil midir arkadaşlar? Bizim alt komisyonumuz bu tasarıda önemli değişiklikler yaptı. Ben alt komisyona emek veren tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Üst komisyonda yine hepimizin ortak noktası, hepimizin ortak duygusu diye biz elimizden gelen her türlü katkıyı verdik. Ama hâlâ bahsettiğim konular duruyor arkadaşlar, hâlâ bahsettiğim konularda sorun var.

Özellikle, Meclis çalışanlarının bir başka kuruma gönderilmesi konusunda herkes tedirgin. İnsanların yüreğini acıtmayın. İnsanlar huzurlu, mutlu çalışıyorsa bırakın, kurumlarında yirmi yıldır çalışıyorlar.

Yine aynı şekilde, başka kurumlardan gelmiş, yirmi yıldır çalışan sekreterler var. Sınav yapmışlar bunları, sınava tabi tutmuşlar; birilerini almışlar kadroya, birileri hâlâ yirmi yıldır bekliyor. Niye? Çünkü onun ağası olmamış, ona kimse sahip çıkmamış, o bir gariban.

Meclis herkesin, garibanların da babası olmalıdır ama bugüne kadar Meclis babalık görevini yapamamıştır, ahbap çavuş ilişkisinden dışarı çıkamamıştır.

Diliyorum ki bundan böyle Türkiye Büyük Millet Meclisi kariyere, liyakate, beceriye önem veren, herkesi yaptığı işle değerlendiren bir kurum olarak Türkiye’ye örnek olmalı ama bu yasayla da, bu teklifle de, şu an önümüze gelen şekilde de yine bundan umutlu değilim, umut görmüyorum. Aynı şekilde devam edecek çünkü bir birlik beraberlik örneği gösterilmedi.

Yine, farklı farklı ücretler, farklı farklı kadrolar… Bu Meclis bu olmamalı, tek yumruk olmalı, sevgi de olmalı, birlik de olmalı ama ben hayretler içinde kalıyorum. Başkanlık Divanı bunların olmasını kesinlikle istemiyor, artık buna karar verdim.

Ben, birlik olan, ulusal egemenliğinin ve hukuk devletinin olduğu, tüm milletvekillerinin, tutuklu milletvekillerinin burada olduğu, her gün yaptığımız her eylemi naklen yayınlayan bir Meclisin olması dileğiyle hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Sayın Mustafa Kalaycı.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin geneli hakkında görüşlerimizi açıklamak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve 2 Başkan Vekilinin imzalarını taşıyan bu kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı idari teşkilatının kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemekte ve mevcut 13/10/1983 tarih, 2919 sayılı Kanun’u yürürlükten kaldırmaktadır.

Kanun teklifinin genel gerekçesinde, 2919 sayılı Kanun’un ara rejimin bir ürünü olarak yürürlüğü girdiğinde idari teşkilatta basit bir yapı var iken daire başkanlıkları ilave edilerek hiyerarşik kademe sayısının gereksiz artırıldığı, teşkilatta yapay bir genişleme eğilimine girildiği, kimi birimlerin işlevlerini yitirdiği, birimler arasındaki görevsel çakışmaların “hizmette birlik ve bütünlük” ilkesini zedelediği, işe göre kişi değil, kişiye göre iş verilmesinin, atama ve yükselmede ehliyet ve liyakat ilkelerinin geri plana itilmesinin iş yükü dağılımında adaletsizlik, motivasyon düşüklüğü ve verimsizliğe yol açtığı, istisnai memuriyet düzenlemesinin aşırı istihdam, personel istihdam politikasında hizmet gerekleriyle uyumsuzluk, performans ile görevde yükselme arasında bağlantı kopukluğu gibi sonuçların ortaya çıkmasına yol açtığı, farklı statülerde çalıştırılan personelin aynı işi yapması fakat farklı özlük haklarına sahip olmasının iş barışını zedeleyen bir unsur olarak dikkat çektiği, kurum kültürüne olumsuz etki yaptığı ve kurumsal aidiyeti zayıflattığı gibi hususlar vurgulanarak, bu olumsuzlukların giderilmesi, teşkilatın görevlerini etkin ve verimli bir şekilde yerine getirmesi ve objektif esaslara dayalı personel politikasının belirlenmesi bakımından yeni bir teşkilat kanununa ihtiyaç bulunduğu ifade edilmektedir.

Bu gerekçeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi idari teşkilatının yıllardır nasıl yönetildiğini, ne hâle getirildiğini, adalete, eşitliğe, hakkaniyete ve hukuka sığmayan nasıl uygulamalar yapıldığını, “kişiye göre iş” anlayışıyla atamalar yapılarak Meclisin nasıl doldurulduğunu, teşkilatın nasıl hantal yapıya geldiğini ve personel arasında nasıl adaletsiz uygulamalar yapıldığını gösteren samimi ve bir o kadar da acı itiraflar niteliğini taşımaktadır. İdari teşkilattaki mevcut hantal yapıya son verilip personel atamaları ve terfiler yönünden keyfî uygulamaları içinde barındıran sistemdeki başıbozukluğun giderilmesi için aslında çok da geç kalınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını da zedeleyen adaletsiz uygulamalara son vermek için çok daha önceden bu durumları düzeltecek düzenleme yapılmalıydı. Bu itibarla, Değerli Meclis Başkanının bu konuda bir düzenleme yapılması için girişimde bulunmasını, Milliyetçi Hareket Partisi olarak takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Bizim de bütün gayretimiz, Sayın Başkanın bu girişimine katkı vermek üzerine olmuştur ve olacaktır. Bizim eleştirilerimiz ve önerilerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışır bir düzenlemenin ortaya çıkarılmasına ve bu kanunun hakkaniyete ve hukuka uygun hükümler içermesinin sağlanmasına yöneliktir.

Değerli milletvekilleri, esasen nasıl bir teşkilat yapılanması olması gerektiği ve uygulanacak personel politikası konusunda iyi bir hazırlık yapılmadığı, teklif sahiplerinde ve idarede kararsızlık ve tereddütler olduğu, siyasi parti gruplarına gönderilen taslaktan, Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen tekliften ve alt komisyon ve Komisyon görüşmelerinde sunulan değişiklik teklifleri arasındaki ciddi farklılıklardan anlaşılmaktadır. Diğer taraftan kanun teklifinin müzakeresi sürecinde Hükûmetin doğrudan müdahalesi ile karşı karşıya kalınmıştır. Alt komisyonda kanun teklifi değiştirilerek kabul edildikten sonra 2 Kasım 2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Meclis idari teşkilatı personeli de bu KHK kapsamına alınmış; 2919 sayılı Kanun’la belirlenmiş olan Meclis personelinin fazla mesai ücreti, kadro karşılığı sözleşmeli uygulaması ve Meclis Başkanlık Divanı yetkisinde olan özel hizmet tazminatları konusundaki hükümler iptal edilmiş; yine 657 sayılı Kanun’la  düzenlenen teşkilat personelinin ek gösterge, makam tazminatı ve benzeri mali haklarıyla ilgili Meclis Başkanlık Divanının yetkileri elinden alınmıştır.

AKP Hükûmeti hem Türkiye Büyük Millet Meclisi açıkken kanun hükmünde kararname düzenliyor hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi idari teşkilatında çalışan personelin özlük haklarını değiştiriyor ve bu konudaki Meclis Başkanlık Divanının yetkilerini elinden alıyor. Ben soruyorum: Yasama organı kim? Parlamento açıkken ve olağanüstü bir durum söz konusu değilken böylesi kapsamlı düzenlemeler yapmak, Parlamentoyu yok saymak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının yetkilerini almak her şeyden önce ahlaki midir? Hangi etiğe sığar?

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Meclis idari teşkilatı hakkında yapılan düzenlemeler yürütmenin yasamaya tahakkümü niteliğini taşımaktadır. Aslında 6 Nisan 2011 tarihli ve 6223 sayılı yetki kanunu mali hakları kapsamamaktadır. Yine bu yetki kanununun kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi teşkilatı yer almamaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 95’inci maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin yönetim hizmetlerinin Meclis Başkanlığı eliyle düzenlenmesi ve yürütülmesi hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenleme Anayasa’nın kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme ile ilgili 87’nci ve 91’inci maddelerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yönetim hizmetleriyle ilgili 95’inci maddesine aykırı bulunmaktadır.

Yetki kanununun görüşmeleri esnasında, o tarihte Hükûmet Sözcüsü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek’in bu kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisini kapsamadığı yönündeki beyanları tutanaklarda ve Komisyon raporunda yer almaktadır. Ancak Sayın Başkan sözlerinin arkasında durmamış, görüşmekte olduğumuz kanun teklifi de Komisyonda verilen önergelerle 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye paralel hâle getirilmiştir. Bu durum, yasamanın yürütmenin dayatmasına boyun eğmesi demektir. Umarım ki Genel Kurulda bulunan siz değerli milletvekilleri “kuvvetler ayrılığı” ilkesini ve yasamanın bağımsızlığını savunmak adına, Meclisimizin itibarını korumak adına bu dayatmaya boyun eğmezsiniz.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin genel gerekçesinde, 2919 sayılı Kanun’un, ara rejimin bir ürünü olarak 18 Ekim 1983 tarihinde yürürlüğe girdiği ifade edilmektedir. Ancak, 2919 sayılı Kanun’un ara rejim ürünü olduğunu belki de en belirgin bir şekilde gösteren 5’inci maddesinin 4’üncü fıkrası hükmüyle düzenlenen yetki bu kanun teklifine, 29’uncu maddenin 9’uncu fıkrası olarak aynen taşınmıştır. Bu yetki, idari teşkilat kadrolarındaki herhangi bir personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanmasına ihtiyaç duyulması hâlinde Başkanlıkça atanmasını öngörmektedir. Görüldüğü üzere, sürgün amacı taşıyan yetki aynen muhafaza edilmiş, sadece yetki kullanımının Başkanlık yerine Başkanlık Divanınca yapılması ve sürgünün de Ankara’daki kamu kurum ve kuruluşlarından birine yapılması şeklinde bir değişiklik yapılmıştır.

Komisyon görüşmelerinde, bu yetkinin istihdam fazlası personel için kullanılacağı ağızdan kaçırılmıştır. Böyle keyfî bir düzenleme ile kimlerin sürgün edileceği de malumdur. AKP’nin üst yönetiminden referansı bulunmayan memurlar gider, dolayısıyla yandaş, eş, dost, akraba ve topluluklardan olanlar kalır.

Bilindiği gibi, 657 sayılı Kanun’un siyasal kadrolaşmaya ve siyasal baskıya karşı memurun haklarını koruyan ve kamu hizmetini esas alan bir mantığı vardır. Buna göre, memurlar istekleri dışında başka bir kuruma nakledilemezler. Yine, disipline uymama ya da suç işlemeleri hâlinde de haklarında memuriyetten çıkarma cezasına kadar uygulanacak müeyyideler bulunmaktadır. O nedenle, personelin keyfekeder başka kurumlara sürgün edilebilmelerini öngörün bu düzenleme mutlaka metinden çıkarılmalıdır. Bir memurun sorgusuz sualsiz başka kurumlara sürülmesini zerre vicdanı olan biri kabul edemez. Böyle bir şey olabilir mi? Ne yazık ki bu yetkiye ilişkin hükmün çıkarılmasına yönelik Komisyonda verdiğimiz önergeyi AKP’li üyeler kabul etmemiş, tüm ısrarlarımıza rağmen bu yetki tekliften çıkarılamamıştır.

Evet, kanun teklifinin genel gerekçesinde de ifade edildiği gibi bu düzenleme darbe döneminin bir ürünüdür. Zaten böylesi bir anlayış ancak ve ancak darbeci zihniyetlerde, faşist ve diktatörlük rejimlerinde söz konusu olabilir. Dolayısıyla bu durum AKP’nin zihniyeti ile darbeci zihniyetin nasıl örtüştüğünü somut bir şekilde ortaya koymaktadır.

Yine Komisyon görüşmelerinde daireye gelmeyen, adresi dahi tespit edilemeyen müşavirler olduğu ifade edilerek bu durum sürgün yetkisinin kalmasına gerekçe olarak ileri sürülebilmiştir. Bir defa, işe gelmeyenlere göz yumanlar, bunlar hakkında hiçbir işlem yapmayanlar da suç işlemektedir. 657 sayılı Kanun’a göre memurlar izinsiz veya mazereti olmaksızın görevini kesintisiz on gün terk etmesi hâlinde görevden çekilmiş sayılmakta ve özürsüz olarak bir yılda toplam yirmi gün göreve gelmemesi hâlinde devlet memurluğundan çıkarma cezasına çarptırılmaktadır.

Sayın Meclis Başkanına soruyorum: Başkan başmüşaviri, başkan müşaviri ve müşavir kadrolarında 87 kişi görünüyor. Bunlardan hangileri işe gelmiyor? İşe gelmeden maaş alan başka memurlar da var mı? Bunlar kime güvenerek işe gelmiyorlar? Kim bunlar, kimlerin yakını bunlar? Bunların arkasında kimler var? Burası AKP’nin çiftliği mi, burası AKP’nin arpalığı mı? Şimdi, işe gelmeyecek, davet edeceksin gelmeyecek, adresini bile tespit edemeyeceksin ama maaşlarını tıpış tıpış hesaplarına yatıracaksın, bu kanun teklifi ile de maaşlarını aynen almaya devam edecek şekilde bunlara şahsa bağlı kadrolar vereceksin, sonra da Meclis memurlarını sürebilmek için, bu kadar koruyup kolladığın, işe gelmeyen kişileri gerekçe olarak ileri süreceksin. Buna kim inanır? İşe gelmeyenlerin işi sadece bir tutanakla bitirilebilir. Kanun maddesine falan gerek yok, tutanak için sadece bir A4 kâğıdı yeterli. Böyle âcziyet olur mu? Mecliste memurların mesaiye gelip gitmediği kontrol edilmiyor mu? Bunları niye müstafi saymıyorsunuz? Niye göz yumuyorsunuz? Niye koruyorsunuz? Lütfen açıklayın.

Değerli milletvekilleri, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi idari teşkilatının hangi birimine giderseniz gidin, aynı işi yapmakla birlikte farklı statüde çalışan personelle karşılaşırsınız. Ana birimlerde, halkla ilişkiler binasında, lokantada, yemekhanede, berberde, baştabiplikte, kreşte büro memuru, aşçı, berber, çay ocakçı ve garson gibi birçok personelin, hatta Genel Kurulda kavas olarak aynı işi yapanların bir kısmı genel idari hizmetler sınıfında, bir kısmı yardımcı hizmetler sınıfında, bir kısmı da 4/C statüsünde görev yaptığından farklı özlük haklarına tabi tutulmakta, aralarında çok önemli maaş farkı oluşmasına neden olunmaktadır.

Farklı statülerde çalıştırılan personelin aynı işi yapmakla birlikte farklı özlük haklarına sahip olmasının getirdiği olumsuzlukların giderilmesi gerekçesiyle bu düzenlemeye gidilmişken gelinen durum itibarıyla bu olumsuzluklar giderilmediği gibi daha da artırılmıştır.

Meclisin kadrolu personeli dahi mağdur edilmektedir. Hele ki 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye paralel bir düzenleme yapılmasının da etkisiyle, bundan sonra Meclis kadrolarına atanacaklar için öngörülen düzenleme dikkate alındığında memur statüsünde aynı unvanda çalışanlar arasında da farklı özlük hakları uygulamasının oluşacağı şimdiden görünmektedir.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle makam tazminatı ve ek göstergeler düşürüldüğünden bundan sonra mevcut kadrolu personel görevde yükseldiği takdirde hak kaybına uğraması gibi acayip bir durumla karşı karşıya kalacaktır.

Alt komisyon görüşmelerinde kadrolu personelin fazla mesai ücretlerinin 20 puan, yaklaşık 125 lira artırılmasına ilişkin verilen karar, teklif metninde yer almadığı gibi, fazla mesai ücretlerini düzenleyen hükümler tümüyle çıkarılmış, Başkanlık Divanınca bu konuda yapılacak düzenlemede dikkate alınacağı ifade edilmiştir.

Yine alt komisyon görüşmelerinde yardımcı hizmetler sınıfında çalışan 463 personelin aynı unvana sahip ve aynı işi yapan emsalleri olması gerekçesiyle genel idare hizmetleri sınıfına alınmasına ilişkin karara teklif metninde yer verilmemiş, bu amaçla Başkanlık Divanına personelin sınıf değişiklikleri yapma yetkisi verilmiştir. Emsalleriyle aynı işi yapan 4/C statüsündeki personelin kadroya alınması teklifimiz de kabul edilmemiştir. Sadece bundan sonra Meclise alınacak personelin yüzde 20’sinin 4/C’liler arasından yapılacak sınavla alınması kabul edilmiştir.

Aslında bir yıldan az süreli ve mevsimsel hizmetler için geçici personel istihdamını öngören 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi hükmü amacı dışında kullanılmaktadır. 4/C statüsünde personel çalıştırılan hizmetler bir yıldan az süreli veya mevsimsel hizmetler olmayıp süreklilik arz eden hizmetlerdir. On yılı aşkın süredir çalışanlar var, buradan emekli olacaklar var, bu nasıl geçici hizmettir? O nedenle, mevcut uygulama kanunun lafzına da, ruhuna da aykırıdır. 4/C statüsünde çalışan personel aynı işi yapan, aynı hizmeti yürüten emsallerinin sahip oldukları mali ve sosyal haklara sahip olmaksızın istihdam edilerek mağdur edilmektedir. O nedenle, teklifin genel gerekçesi dikkate alınarak ve adaletli bir yaklaşım gösterilerek 4/C’lileri kadroya almalıyız. Böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tüm kamu kurum ve kuruluşlarına örnek bir davranış sergilemiş oluruz.

Yine alt komisyonca kabul edilen teklifin 35’inci maddesinden de anlaşılacağı üzere kamuda geçici görevlendirilen personele tahsil durumlarına göre standart bir tazminat ödenmesine yönelik düzenleme öngörülmüştür. Komisyon görüşmelerinde ise hâlen çalıştırılan personeli mağdur etmeyeceği söylenen bir sistemi içeren önergeyle alt komisyonun önerisi değiştirilmiş, milletvekillerine yardımcı personel arasında hiyerarşik kademe getirme anlamına gelecek şekilde aralarında önemli farklar bulunan ücretler öngörülmüş ve bu teklifin 30’uncu maddesi olarak kabul edilmiştir. Ancak getirilen bu sistemin adaletli olmadığı, birçok personelin mağduriyetine yol açacak nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki, idari teşkilatın kadrolu personeli, teklif ile getirilen sistemden yararlanamamakta, emsallerine göre aralarında eşitsizlik söz konusu olmaktadır. Eşitlik sağlayıcı bir düzenlemeye mutlaka gidilmelidir.

Güvenlik hizmetleri için emniyet teşkilatından görevlendirilen personele, bu kanunun yürürlük tarihinden sonra görevlendirilecekler için hiçbir ödeme yapılmaması eşitsizliğe ve ayrımcılığa yol açacaktır. Hele ki, parti gruplarında veya milletvekillerinin yanında görevlendirilen emniyet teşkilatı personeline yüksek ücret verilecek olması eşitsizliği daha da perçinlemektedir. Kamudan geçici görevlendirmeyle gelen personel arasında ayrımcılık yapılmamalı, kimse mağdur edilmemelidir. Emniyet teşkilatı personelinden geçici görevlendirme amacıyla Başkanlığa gelen yoğun talepleri önlemenin yolu böyle adaletsiz ve ayrımcı bir uygulama olmamalıdır.

Hâlen kamu kurumlarından geçici görevlendirmeyle gelen birçok personele yapılan ödemelerde azalma söz konusu olmaktadır. Ayrıca, getirilen sistem kamudan kalifiye personel görevlendirilebilmesine imkân vermeyecek niteliktedir. O nedenle, ya mevcut uygulamaya ya da alt komisyon metninde getirilen sisteme dönülmesi hakkaniyete daha uymaktadır.

Milletvekillerine yardımcı olan personel arasında bir anlamda hiyerarşik kademe öngörülerek yüksek nispette farklı ücretler getirilmesi huzursuzluklara yol açacaktır. O nedenle, unvanları yerine tahsil durumlarına göre farklı ücret belirlemesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.

Teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 17.01


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

83 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerindeki görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Başkanlık Divanı Temsilcisi burada.

Şimdi söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Isparta Milletvekili Sayın Süreyya Sadi Bilgiç’te.

Buyurun Sayın Bilgiç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanun Teklifi hakkında AK PARTİ Grubu adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; henüz yasama döneminin başında sayılırız ve ilk defa milletvekili seçilen arkadaşlarımızın sayıları da oldukça fazla ancak eski milletvekilleri Meclis idaresinin nasıl çalıştığını çok iyi biliyorlar, yeni arkadaşlarımız da az çok buna vâkıf olmuşlardır. Meclisin hizmet sunum kalitesinin çok da üst düzeyde olmadığı hepimizin malumu. Oysaki hem milletin temsil edildiği yer olan yasama organı hem de milletin temsilcisi olan milletvekillerine sunulan hizmetlerin en üst seviyede olması gerekir.

Saygıdeğer arkadaşlar, bu bir yandan millete duyulan saygının bir göstergesi, diğer yandan da milletin temsilcilerinin kendilerine emanet edilen görevi hakkıyla yerine getirebilmelerinin ön koşullarından biridir. Bizler, hiç şüphesiz her şartta bize tevdi edilen görevleri bihakkın yerine getirmeye çalışırız ancak şu da çok açıktır ki dünyanın küresel bir köy hâline geldiği, bununla birlikte ilişkilerin daha da karmaşıklaştığı ve üretilen bilgileri takip etmenin olanaksız hâle geldiği günümüz dünyasını anlamak kurumsal yapılarla desteklenmeden mümkün olamamaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu noktada, bu milletin karar vericileri ve ekonomik, sosyal ve mali alanları düzenleyerek topluma yön veren kanunların yapıcısı olan milletvekillerine sunulan destekler de büyük öneme sahip bulunmaktadır. Şu da çok iyi bilinmektedir ki sunulan bu imkânlar şahıslara yönelik değildir. Bu imkânlar, yasamanın kalitesinin artırılmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin asıl vazifesi olan yasama ve denetim faaliyetlerinin layıkıyla yerine getirilmesine hizmet etmektedir.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz kanun teklifi de bu amaca yönelik olarak hazırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi idari teşkilatı, Meclisin açıldığı günden bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisine idari ve teknik destek sağlamıştır. Nitekim, teşkilat zamanla değişiklikler de geçirmiştir. Bildiğiniz üzere, yürürlükte bulunan 2919 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Sekreterliği Kanunu, bundan yaklaşık otuz yıl önce, 1983 yılında yürürlüğe girmiştir ancak gelinen noktada, mevcut teşkilat, ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelmiştir.

Arkadaşlar, tabii, sanki bu teklif bir anda ortaya çıkmış gibi bir algı var, kesinlikle bu böyle değil. Çeşitli zamanlarda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliğince bu konuda çalışmalar yapılmış, hatta Bilkent Üniversitesi ve TODAİE gibi diğer kurumlara da çalışmalar yaptırılmıştır. Bu çalışmaların odağında da etkin bir yapılanma oluşturulması ve kurumsal kapasitenin artırılması yer almıştır ancak söz konusu çalışmalarda, teşkilatın kamunun genelinden farklı çalışma düzeni ve şartlarına sahip olması dikkate alınarak çok daha etkin, hızlı, esnek ve bilgi odaklı bir yapıya sahip olması gerektiği hususlarına vurgu yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gerek teşkilat yapısı gerekse personel yapısına şöyle bir baktığınızda, pek çok sorun olduğunu sizler de göreceksiniz. Hepimiz çalışmalarımızda bu sorunlarla karşılaşıyoruz. Karşı fikirler, söylemler ortaya koyabilirsiniz. Biz bunu komisyon aşamalarında, alt komisyon aşamalarında, üst komisyon aşamalarında da yaşadık ama sizler de biliyor ve kabul ediyorsunuz ki bu yasa bir gereklilik, ihtiyaç, bir olmazsa olmaz. Ben şu an partim adına, AK PARTİ Grubu adına konuşuyor olabilirim ama inanın, son saniyeye kadar, şu kürsüye çıkışıma kadar, üzerimde yaratılmaya çalışılan baskıyı -ki Alt Komisyon Başkanı olarak, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkan Vekili olarak- burada vurgulamak istiyorum. Hiç kimse, Meclisin hukukunu arama peşinde değildi bu süreç içerisinde. Bir şekilde herkes kendi hukukunu koruma adına baskı yapmaya, yaptırmaya çalıştı. Bu baskıyı gerçekten burada sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bizlerin şahsa özel düzenlemeler yapmamız mümkün değil. Bizler her şeyden önce yüce Meclisin ve tüm çalışanlarının hak ve hukukunun en üst düzeyde korunmasının yollarını aramalıydık ve biz de Komisyon üyesi arkadaşlarımızla birlikte de bu tasarıyı, daha doğrusu bu teklifi buraya getirirken bunu yaptık.

Teşkilata bakıyorsunuz, pek çok birim ya da müdürlük var, hangisi ne iş yapıyor belli değil. Birinin yaptığı işi öteki de yapıyor ya da öteki yapıyor diye hiçbiri yapmıyor. Sistematik hiçbir şey yok. Bir kere bu kanun teklifi bu karmaşayı ortadan kaldırıyor arkadaşlar.

Şu an mevcut kadroya baktığımızda, müdür yardımcısı ve üstü kadro olarak 226 tane üst düzey yöneticinin Meclis teşkilatlarında çalıştığını görüyoruz. 82 tane burada müdür yardımcılığı kadrosu var. Biz şimdi gelecek bir önergeyle de -ki gruplar bu konuda da anlaştılar- bu sayıyı 45’e indiriyoruz. Sadece Meclis Başkanımızın Özel Kalemine 8 tane kadro ihdas edilmiş Özel Kalem Müdür Yardımcısı olarak. Mesela bu sayı da Sayın Meclis Başkanımızın da talimatıyla 3’e kadar indiriliyor. Çok ciddi bir kadro şişkinliği var. 1.800’ün üzerinde aşırı istihdamdan bahsediliyor.

Değerli arkadaşlarım, bir kere bu kanun teklifi bu karmaşayı ortadan kaldırıyor. Teşkilat günümüzün ihtiyaçlarına göre yenileniyor ve böylece, kendisinden beklenen hizmetleri daha etkin bir şekilde yerine getirebilmesi amaçlanıyor.

Her şeyden önce teşkilatın adı değişiyor -son derece önemli- ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı” oluyor. Doğrusu da budur arkadaşlar, Meclis Başkanından kopuk bir yapı düşünemezsiniz. Neticede bu teşkilatın başında siyasi sorumlu olarak Meclis Başkanı bulunmaktadır. Bu değişiklikle de bu bağ tekrar kurulmuş oluyor.

Genel sekreter yardımcılıklarının sayısı 4’e çıkıyor ve görev alanları yeniden belirleniyor.

Yasama organlarının iki temel görevi var: Yasama ve denetim. En önemli vazife de bu. Dolayısıyla, şimdiye kadar hep ihmal edilmiş olan denetim boyutunu güçlendirici düzenlemeler de var bu teklifin içerisinde, alt komisyonda ve Komisyonda yapılan düzenlemelerden de kaynaklı olarak.

Yasama ve Denetimden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığının altında denetime yönelik hizmetlerden sorumlu olacak bir Başkan Yardımcılığı kadrosu da ayrıca ihdas ediliyor. İşte, bu, denetime verilen ve yasama faaliyetlerine verilen önemin daha güçlü bir biçimde ifadesinden başka bir şey değil.

Bu Genel Sekreter Yardımcısının altında, yani yasamadan ve denetimden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısının altında üç başkanlık var: Kanunlar Kararlar, Bütçe ve Tutanak Başkanlıkları. Bu üçü yasamanın kalbi, beyni, her şeyi. Yani bu Genel Sekreter Yardımcısı yalnız yasama hizmetlerinin geliştirilmesi, eş güdüm ve sunumundan sorumlu olacak, başka bir işle uğraşmayacak. Yasama ve denetime dünya standartlarında en üst düzeyde nasıl destek sunarım, bununla uğraşacak bu arkadaş.

Yine, teklifle dedik ki: “Yasamaya yönelik işlerde kurumsal hafıza ve tecrübe çok önemli. Bu yüzden, bu Genel Sekreter Yardımcısının ve bu Genel Sekreter Yardımcısına bağlı başkanlıkların yöneticilerinin atamasını özel şartlara bağlayalım. Bir kere, içeriden atansın bunlar.” Yasamayı en iyi bilenler kimler? Doğrudan yasama süreçleri içinde çalışanlar, yani Kanunlar Kararlar, Bütçe ve Tutanağın yöneticileri ile burada çalışan yasama uzmanları.

Değerli arkadaşlar, dikkat ettiyseniz, yasama birimlerine yönelik özel düzenlemeler yaptık. Bu işi bilen yasama uzmanları buralara yönetici olacak ve Genel Sekreter Yardımcısı da bunların içinden atanacak. Bu düzenleme, yasama birimlerinin kurumsallaşması, yasamanın hafızasının geleceğe taşınması ve Meclisin asıl işinin önemine vurgu yapılması demektir.

Bizler her dört yılda bir de olsa millete hesap verme zorunluluğu olanlarız ki bizlerden başka, millete hesap verme zorunluluğu olan başka hiçbir kurum yok. Milletimiz adına en doğruyu yapmak için bizlere bu süreçte hizmet edecek Meclis idari teşkilatını da en doğru şekilde yapılandırmak zorundayız.

Diğer Genel Sekreter Yardımcımız idari, mali ve teknik hizmetlerden sorumlu. Tüm idari ve teknik işler de burada. Bir diğeri Bilgi ve Bilişim Hizmetlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı. Bu da arkadaşlar, milletvekillerinin bilgi ve belge talebini karşılayacak, Meclisin basın ve halkla ilişkileri ile bilgi işlem hizmetlerini yürütecek birimlerden oluşacak.

Ve bu birime bağlı en önemli birimlerden bir tanesi de Araştırma Merkezi Müdürlüğümüz ki burada tamamen yasama uzmanlarından oluşan, son derece güçlü bir kadro var. Burada yasama süreçlerine ilişkin olarak denetim süreçlerine ilişkin olarak milletvekillerimize her türlü desteği sağlasınlar, onlar adına her türlü araştırmayı yapsınlar diye. Aynı zamanda bu birim gene yurt dışıyla ilişkili olan her türlü ihtisas komisyonlarına, uluslararası dış komisyonlara, dostluk gruplarına da, milletvekillerimize de her türlü teknik desteği de sonuna kadar sağlamaktadır.

Son olarak da Millî Saraylardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığı: Değerli arkadaşlar, millî saraylar bizim millî mirasımız. Bunların en iyi şekilde korunması, bize nasıl geldiyse o şekilde gelecek nesillere miras bırakılması bizim boynumuzun borcu. Bunlar bizim millî mirasımız olduğu kadar dünyanın da kültürel değerleri ve tarihî mirası içinde yer alıyor. Bu bakımdan bize yaraşır şekilde yerli ve yabancı tüm ziyaretçilerin ziyaretine buraların açık tutulması gerekir.

Bu görevler layıkıyla yapılmaktadır. İnşallah daha da iyi yapacaktır arkadaşlar bu yeni düzenlemeyle. Çünkü bu birimde oldukça radikal bir değişiklik yapıldı. Birim, Genel Sekreter Yardımcılığına dönüştürüldü ve 20-25’e yakın bağlı birim sayısı 3’e düşürüldü. Böylece hem buradaki dağınıklık giderilip derli toplu bir birim hâline getirildi hem de hizmet  sunumunda bir standart sağlandı. İnşallah yapacakları hizmetlerle vatandaşlarımız ve dünyanın takdirini toplayacaklar, milletçe de göğsümüzü kabartacak işlere imza atacaktır oradaki arkadaşlarımız.

Saygıdeğer milletvekilleri, teşkilata ilişkin diğer bir düzenleme: Görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi sürecinde hız ve etkinliğin sağlanması amacıyla hiyerarşik kademelerin azaltılarak yatay bir örgütlenme modelinin tercih edilmesidir. Teklifle daire başkanlıkları ve müdürlükler kaldırıldı. Bu da çok köklü bir değişiklik. Bunların yerine daha güçlü bir örgütlenme modeli olan başkanlıklar kuruldu. İşlevselliği kalmayan hizmet birimleri azaltıldı ve hizmet çakışmalarının önlenmesi amacıyla benzer hizmetleri yürüten birimler tek bir çatı altında toplandı. Benzer nitelikteki hizmetlerin hem eşgüdümünü hem de bu hizmetlerin sunumunu bu başkanlıklar yerine getirecek.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu yapılarak gerçek anlamda hizmet birimi dediğimiz birimler de kurulmuş oluyor böylece. Benzer hizmetler, dağınık dağınık, birbirinden habersiz birimlerce değil tek bir birimce yerine getirilecek artık. Bu Başkanlıklar hizmet sunumu açısından da daha güçlü ve etkin hareket edecek. Ayrıca kanun teklifiyle başkanlıkların da görevleri ayrı ayrı belirtilerek görev tanımlarına açıklık getirilmiştir ve iş süreçleri açıkça tanımlanmıştır. Bundan sonra hangi birim hangi görevi yerine getirecek, bir işin asıl sorumlusu kim, belli olacak, kimse bundan sonra “Bu benim işim değildi.” diyemeyecek.

Başkanlık örgütlenmesine geçilmesiyle 57 olan birim sayısı da 17’ye düşmüş oldu, 40 birim azaltıldı. Bu da ciddi bir yeniden yapılanma göstergesidir. Bu, aynı zamanda yöneticilerin sayısının azalması anlamına da geliyor. Şu anda, az önce de söyledim, müdür yardımcısı ve üstü düzeyinde diyebileceğimiz müşavirler dâhil 226 tane personel var. Teklifle bunun 100 civarına düşmesi planlanıyor. Bundan müşavirleri de düşersek bu sayı, yönetici kadro sayısı 65-70 olacaktır, bu anlama gelmekte. Bu da gerçekten önemli bir tasarruf demektir. Bu, aynı zamanda buranın yönetilebilmesi için ihtiyaç duyulan makul sayıyı da göstermektedir.

Değerli arkadaşlar, öngörülen bu yalın ve yatay örgütsel yapıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve milletvekillerinin ihtiyaçlarına daha hızlı ve etkin yanıt verebilecek ve bürokrasiyi azaltacak bir sistem oluşturulmaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, gelelim Meclisin en büyük keşmekeşine yani o da personel sistemine. Yasama ve denetim faaliyetlerinin yerine getirilmesi sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisine hizmet sunacak olan personelin niteliği ve kalitesinin de en üst düzeyde olması gerekir ama maalesef Meclisteki bu keşmekeşten dolayı birkaç birim dışında maalesef biz bu niteliği hissedemiyoruz.

Aslında burada bir öz eleştiri de yapmak lazım, bence gerekir. Tabii ki biz siyasiler olarak, buradaki yöneticiler olarak da bu konuda da bizim ciddi anlamda suçumuz var. Biz AK PARTİ olarak, bu yanlışlığı da düzeltmeye talibiz. Diyoruz ki arkadaşlar, bundan sonra Meclise, tanıdığı olan, torpili olan değil, bileğinin hakkıyla sınavı kazanan girsin. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum Mevlüt Bey.

Bundan sonra hangi statüde çalışırsa çalışsın, ister memur ister sözleşmeli isterse geçici personel olsun, herkes sınavla girecek Meclise. ÖSYM yapacak sınavı, en yüksek puanı alan kazanıp girecek. Aşırı istihdam, personel istihdam politikasında hizmet gerekleriyle uyuşmazlık, evet değerli milletvekilleri, bir dolu, fazla personeli var Meclisin. Bundan sonra norm kadro uygulanacak ve fazla insan çalıştırmak gibi bir sorun artık Mecliste yaşanmayacak.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ama kimseyi de kovmayacaksınız.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Devamla) – Hayır, herkesin özlüğünü koruyoruz, şimdi oraya geliyorum Sayın Mevlüt Bey, orada hiçbir sıkıntı yok.

 FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Hah, tamam.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Haksızlık yok.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Devamla) - Hiçbir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu yüce Meclisin vatandaşına, çalışanına haksızlık yapacağını düşünmek bile yanlıştır yani Sayın Aslanoğlu, çok teşekkür ediyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Uygulamada da görmek istiyoruz.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Devamla) - Yani mutlaka hep beraber göreceğiz.

Tüm bunlar yapılırken de değerli arkadaşlar, kimse mağdur edilmeyecek, tam o cümlede kalmışım. Herkesin özlük hakları sonuna kadar korunacak. Alınan tedbirler mecburen geleceğe yönelik oluyor. Hemen bugün bu almış olduğumuz kararları uygulamaya sokalım dediğimiz anda buradaki arkadaşlarımızı, çalışanlarımızı mağdur etmiş oluruz. Asla kimsenin, bu Meclisin böyle bir düşüncesinin olması mümkün değil.

Diğer bir sorun, hepimiz dinliyoruz bunları, hepimize geliyor arkadaşlar, 4/C’lilerin durumu. Bu teklifle önemli bir düzenleme yaptık. Az önce diğer konuşmacı arkadaşlarımız da buna vurgu yaptılar. İçeride de grup başkan vekili arkadaşlarımız hâlâ görüşüyorlar. 4/C’li çalışanlara bir imkân tanıdık ve memur alınacağı zaman alınacak sayının yüzde 20’si kurum içinde yapılacak sınavlarla 4/C’lilerden alınacak. Böyle bir imkân da başka hiçbir yerde yok. Biz AK PARTİ olarak bu konuda hassas davrandık,  diğer muhalefet partisindeki Komisyon üyesi arkadaşlarımız da bizle beraber aynı hassasiyeti gösterdiler ve buradaki 4/C’li çalışan personelimize çok önemli bir fırsat verdik. Böylece AK PARTİ olarak vatandaşımızın talepleriyle duyarlı olduğumuzu ve onların yanında olduğumuzu da bir kez daha göstermiş olduk.

Değerli arkadaşlar, siyasi parti grupları ve milletvekilleri için çalışacak personele ilişkin de önemli düzenlemeler yapıldı. Hepimizin en önemli şikâyeti yeterli ücret verilmediği için yasama faaliyetlerinde bizlere yardımcı olacak nitelikli personel çalıştıramamaktı. Yaptığımız düzenlemelerle de bunu karşıladık. Buna ilişkin de az önce diğer arkadaşlarım da konuştu ama, bu son yapılan düzenlemeye ilişkin bu danışmanlarla ilgili, yardımcı personelle ilgili yapılmış olan düzenlemenin altında da aynı şekilde hem Milliyetçi Hareket Partili hem de Cumhuriyet Halk Partili komisyon üyesi arkadaşlarımın da imzaları vardır. Yapılan düzenlemelerle Türkiye şartlarında bunlar iyi denebilecek tutarlar ve amaca hizmet edecektir diye düşünüyorum. Hem böylece bu ücretler bir standarda da kavuşturulmuş oldu. Biliyorsunuz, şu an bu işi yapan, aynı şekilde geçici görevlendirmeli olarak gelen personel arasında çok büyük ücret farklıkları vardı. Bu böyle bir standarda bindirilmiş oldu.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gene farklılıklar kaldırılmadı.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Devamla) – Yani farklılıklar kalmadı, hayır, hiç farklılık kalmadı. Eğer gelen geçici görevli bir personel kurumunda daha yüksek ücret alıyorsa kurumundaki ücreti almaya devam edecek ama bizim önerdiğimiz ücretin altında bir ücret alıyorsa aylıksız izinli sayılacak ve ücreti Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ödenecek. Bütün buradaki bu danışmandır, danışman yardımcısıdır, yardımcı personeldir, bunlara kurumlardan gelecek personelde bir eşitlik ilkesi de bu şekilde sağlanmış oldu.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Plan ve Bütçe Müdürü niye değişti?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Devamla) – Onu az sonra konuşuruz, bunun konusu değil, bu kanunun konusu değil.

Bu statüde çalışacaklardan diğer kurumlarda çalışanlar ya kendi maaşını alacak ya da buradaki ücretleri alacak, tercih kendilerinin.

Değerli milletvekilleri, siyasetin en önemli aktörlerinden olan siyasi parti grupları da hem uzman hem de yardımcı personel açısından takviye edildi. Gruplarda da bundan sonra 10 grup danışmanı olacak, 25 büro görevlisi artı partilerin milletvekili sayısının yüzde oranında da ek büro görevlisi buralarda istihdam edilecek.

Saygıdeğer milletvekilleri, hepinizi yakından ilgilendiren bir konu da sağlık biriminin devri. Malumunuz, şu an Mecliste bu işi Baştabiplik yapıyor. Ancak Baştabipliğin imkânları çok kısıtlı ve sunulan hizmetler de sınırlı. Tüm bunlar değerlendirildi ve burada çalışan personelin hakları korunarak Baştabipliğin devrine karar verildi. Ancak sağlık hizmeti daha güçlü bir şekilde ikame edilecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılacak protokollerle, böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi yerleşkesi içinde sağlık hizmetleri daha donanımlı ekipman ve uzman doktor açısından güçlendirilmiş olarak yerine getirilecek. Örnek olarak, Genel Kurul çalıştığı sürece 1 adet kardiyolog asgari sürekli hazır bulunacak. Ayrıca, Bakanlığa bağlı eğitim araştırma hastanelerinden de yararlanılabilecek. Arkadaşlar, bu ilave bir imkân yoksa yararlandığımız diğer sağlık hizmetlerinden de aynen yararlanmaya devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi az önce arkadaşlarımız değindi, bu kanun hükmünde kararnamelere değindiler, 666 sayılı KHK’ya değindiler. Bizler bu KHK’ların içerisinde dahi çalışanlarımızın hakkını, hukukunu ve Meclisin hak ve hukukunu en üst düzeyde koruyacak şekilde çalışmalarımızı yaptık ve düzenlemelerimizi yaptık. Örnek olarak, biz Meclisin konumunu dikkate alarak bu KHK’da birtakım da değişiklikler yapıldı. Mevcut personel KHK’nın zaten kapsamı dışında, dolayısıyla sosyal ve mali haklar açısından bir kayıpları da herhangi bir şekilde söz konusu olmayacak.

Değerli arkadaşlarım, Plan ve Bütçe Komisyonunun tüm üyelerine şahsım ve partim adına teşekkür ediyorum. Özellikle de şahsım, partim ve yüce Meclis adına da Meclis Başkanımız Sayın Cemil Çiçek Beyefendiye bu yeni düzenleme konusu hususunda göstermiş oldukları kararlılıklardan dolayı da şükranlarımı arz ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bilgiç.

Şahıslar adına ilk söz Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır’a aittir.

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bilgiç’in bıraktığı yerden devam edelim. Gerçekten…

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Hepsini anlattı.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – “Hepsini anlattı, konuşacak bir şey kalmadı.” diyor Sayın Baştopçu ama şimdi efendim, kabul etmek lazım ki iyi niyetle, samimiyetle, iyi olsun diye bir kanun tasarısı hazırlandı. Bunun iradesini ortaya koyan Sayın Meclis Başkanına ben de teşekkür ediyorum. Emeği geçen tüm personelimize, Komisyonda, alt komisyonda bunun mükemmelleşmesi için gayret gösteren tüm milletvekillerimize, Komisyon üyelerimize de teşekkür ediyorum.

Daha iyi olabilir miydi? Mutlaka. Eksikleri var mı? Doğrudur, vardır. Yanlışları var mı? Doğru, olabilir. Ama bir iyi niyetle, uzun müddetten bu yana tartışılan Türkiye Büyük Millet Meclisinin teşkilat yasası hazırlandı, önümüze geldi.

Değerli arkadaşlar, gerekçeyi okursanız -ben bununla birlikte, bununla ilişkilendirerek aslında geneli konuşmak istiyorum- genel gerekçeye bakarsanız çok önemli bir husus söylüyor, diyor ki: “Yürütmeden bağımsız bir idari teşkilat kurmak.” Buna dayalı bir hukuk kurmak.

Değerli milletvekilleri, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, burada yasama yapıyoruz. Türkiye’yi yönetmek üzere hukuk kuruyoruz, toplumun taleplerini, sorunlarına çözüm için bize yüklenilen görevin gereği bir hukuk kuruyoruz. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi, sistemin üç ayağından, bana göre en önemli ayağından, birinci ayağından biri olan yasamanın kendi hukukunu kuruyoruz. Bunun yürütmeden bağımsız olması bir zorunluluk, bir mecburiyet ama Sayın Kalaycı’nın biraz önce, çok acı acı tenkit ettiği 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle yasamanın, Teşkilat Yasası’nın yürütmeden bağımsız olmadığı hukuken tescil edildi. Böyle bir müdahale oldu. Bunu, alt komisyonda, üst komisyonda, işte burada Genel Kurulda ısrarla söylememize rağmen yok sayarak geçiştiriyoruz.

Değerli milletvekilleri, demin de arz ettiğim gibi, burası hukuk kurma müessesesi. Burada hukuk kuruyoruz, kurduğumuz hukuk, burada kabul ettiğimiz kanun -gerek tartışarak gerek teklif gerekse tasarı, uzlaşarak- burada çıkan tüm kanunlar Meclisin kanunlarıdır, millet adına görev yapan, hepimizin, bazen uzlaşarak bazen muhalif kalarak ama hükmi şahsiyet olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin kanunları. Bu kanunların bir ortak özelliği olması lazım o da adalet duygusunu güçlendirmesi lazım. Adalet duygusunu güçlendirmeyen hukuk, hukuk değildir; kanun, kanun değildir. Bizim görevimiz, burada, toplum arasında... Çünkü en büyük ortak paydamız bu, hukuk devleti olmak, hukukun üstünlüğünün güvencesinde birlikte yaşamak.

Şimdi, değerli konuşmacılar, muhalefete ait konuşmacılar bana göre çok önemli şeyler söylediler, ağır şeyler de söylediler. Bazı notlar aldım. Yani Sayın Hasip Kaplan “Bu zulümdür, bu zulme nasıl razı oluyorsunuz?” dedi. Gerçekten 4/C’liler konusunda “Zulüm değildir.” diyen varsa içinizde öne çıksın.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Zulüm, zulüm.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (c) fıkrasındaki tanım geçici işçilerle, geçici çalışanlarla ilgili. Yirmi senedir, on senedir aynı görevi yapan, diğerleriyle birlikte aynı görevi yapan insanlara hâl⠓Sen 4/C’lisin, ayrı statüdesin ve şu maaşı alacaksın.” demek Sayın Kaplan’ın ifadesiyle zulüm değil mi? Ben de katılıyorum. Gelin, bunu düzeltelim.

Şimdi, arkada, sayın grup başkan vekilleri çalışıyorlar. Israrla söylüyoruz, gelin, bunu değiştirelim. Burası hukuk kuruyor. Kendisinin hukukunu kuramayan, kurduğu hukukla adaleti temin etmeyen bir Meclis, bir Meclis üyesi, milletvekilleri olarak vicdanınız sızlamıyor mu?

Değerli arkadaşlar, şimdi, koridorlara çıktığınızda bu Mecliste çalışan insanlar, işte, şu Genel Kurulda çalışan insanlar farklı statülerde, farklı maaşlar alarak hizmet üretiyorlarsa bunun adı adalet midir? Böyle bir hukuk olur mu? Gelin, bunu düzeltelim, başkası yapmayacak bunu, biz yapacağız. İşte, Teşkilat Yasası’nı çıkartıyoruz, buyurun düzeltelim. Önce kendi yasamızda adaleti temin edelim. Türkiye Büyük Millet Meclisi öncü olmak mecburiyetinde, -burada yapalım ki, başka yerlerde de yapılsın- emsal olmak mecburiyetinde. Elimizi tutan mı var?

Toplam 1.500 tane 4/C’li varmış. Bunun bir miktarını da göndereceğinizi söylüyorsunuz. Bu mudur Türkiye'nin belini büken? Yani bu 1.500 kişiye ödenecek fazla ücret midir Türkiye'nin belini bükecek? Hani büyüdük, kalkındık, gayrisafi millî hasılamız 10 bin doları geçmişti? Bu insanların rızkından keserek büyüdüğümüzü iddia etmek yakışıyor mu Türkiye'ye, Türkiye'yi yöneten siyasi iktidara? Burada adalet yok.

Ee, bir başka arkadaşımız dedi ki: “Burası AKP’nin çiftliği mi?” Yani şimdi 29’uncu maddeye bir husus eklediniz, dediniz ki: “Fazlasını Ankara içinde diğer kurumlara göndereceğiz.” Ankara, Beypazarı da Ankara, Güdül de Ankara, nereye göndereceksiniz Allah aşkına? Sayın Bilgiç diyor ki: “Kimseyi mağdur etmeyeceğiz.” Ee, kanuna yazıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, ben, tabii, kızgınlık, öfkeyle söylemiyorum, milletin önünde konuşuyoruz. Yani bu bizim ayıbımız arkadaşlar. Kusura bakmayın ya! Lütfen kusura bakmayın!

Yıllardır burada konuşuyoruz değerli milletvekilleri. Burada üç dönem, dört dönemdir milletvekilliği yapan arkadaşlarımız var. Kendi hukukumuzu kuramamışız. Anayasa 86’ya göre özlük haklarımızı yasayla belirleyeceğiz. Nerede yasamız?

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Yok! Yasamız yok!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Yasamız yok.

Şu milletvekillerinin içerisinde, şu genç arkadaşlarımızın içerisinde, ben diyebilirim ki 150 tane, 200 tanesi emekli olamayacak. Emekli olamayacaksınız. Gelin, şunu düzeltelim. Ya, gelin düzeltelim.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Tamam.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Sayın Haluk İpek, Genel Başkan Yardımcısı olarak, Mehmet Şandır, Grup Başkan Vekili olarak, işte irademizi ortaya koyuyoruz, gelin, düzeltelim. Allah aşkına ya!

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Yapalım!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Ayıp oluyor Sayın Salih Kapusuz!

Değerli arkadaşlar, bakın, bir şey söyleyeyim. Meclis başkanları bile eşit statüde değil. Sayın Mehmet Ali Şahin ile Sayın Bülent Arınç farklı statüde maaş alıyor. Ya, buna nasıl diyeceğiz? Ne diyelim? Ayıp değil mi bu ya? Yani millete umut olabilir miyiz böyle? Kendi hukukunu düzeltemeyen, kendi kurduğu hukukta adaleti sağlayamayan bir Meclis kimin yarasını saracak? Yapmayalım arkadaşlar, böyle bir şey olmaz! Çalışalım, biraz daha çalışalım. Bak, alt komisyonda düzeltmeler yapıldı, üst komisyonda geri sildiniz. Nerede Sayın Bilgiç? Geri sildiniz. Üst komisyonda kararlaştırdıklarımızı da burada önerge vererek tekrar geri silecekmişsiniz. Yapmayın bunu değerli arkadaşlar. Bu Meclis bu milletin son umududur. Burayı da itibarsızlaştırırsak, burayı da böyle çözüm üretemeyen, kendi derdine çözüm üretemeyen bir kurum hâline getirirsek yazık ederiz ülkemize. Bir fırsattır, kendi hukukumuzu kurmadık ama personelimizin hukukunu kurarken adaletsizlik yapıyoruz, bunu düzeltelim ama gelin bunu fırsat bilerek kendi hukukumuzu düzeltelim.

En büyük ayıbımız da şu: İçeride 7 tane, 8 tane milletvekili tutuklu.

Değerli arkadaşlar, milletin seçtiği milletvekilleri şu anda içeride tutuklu, bin gündür tutuklu. Bunu düzeltelim, bu yakışmıyor. Böyle bir şey olmaz. Milletin iradesinden daha üstün bir başka gücü tanımıyorsak, buna müdahale edenleri Ergenekon’a tıkmakla övünüyorsak gelin bu milletvekillerinin, bir hukuk geliştirelim, o tutukluluklarını bitirelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ben bunların dikkate alınacağını ümit ederek hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Şahıslar adına son söz, Ağrı Milletvekili Sayın Ekrem Çelebi’ye aittir.

Buyurun Sayın Çelebi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifi hakkında, tümü üzerinde şahsım adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İlk önce şunu belirtmek istiyorum: Değerli bir konuşmacımız dedi ki: “Bu teşkilat yasası sürgün yasası.” Kesinlikle, bu ne bir sürgün yasası ne de hakların geri alınması yasası. Bu, 1920’li yıllarda çıkan bir teşkilatın rehabilite edilme yasası. Bu vesileyle bunu da belirtmek istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk kurulduğu 23 Nisan 1920 tarihinden itibaren idari teşkilata sahip olmuştur. Bu teşkilat, kurulduğu ilk günden bu yana zamanın ihtiyaçlarına göre sürekli gelişerek ve değişerek varlığını devam ettirmiş ve yasama meclisinin faaliyetlerini daha etkin bir şekilde yerine getirebilmesi amacına hizmet etmeye çalışmıştır.

Bilindiği üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliğinin kuruluşunu, görevlerini ve yönetim esaslarını düzenleyen 2919 sayılı Kanun 13/10/1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2919 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden bu yana gerek dünyada gerekse Türkiye’de önemli değişiklikler yaşanmıştır.

Bu değişmeler çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliğinin yeniden yapılandırılması amacıyla, Bilkent Üniversitesi ve TODAİ gibi bazı kurumlara yaptırılan çalışmalar başta olmak üzere, kurum içinde de çalışmalar yapılmış, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi adına oldukça önemli tespitlerde bulunulmuştur.

Söz konusu çalışmalar ve dünyada yaşanan değişimin yakından izlenmesi sonucunda edinilen bilgiler ışığında, yasama meclislerinin rutin olmayan ve kendilerine has çalışma yöntemlerinden dolayı çok daha etkin, hızlı, esnek ve bilgi odaklı bir teşkilatlanmaya sahip olması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Özellikle, hiyerarşik kademelerin azaltılarak, yatay bir örgütlenme modelinin tercih edilmesiyle, görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi sürecinde hız ve etkinliğin sağlanması oldukça önem arz etmektedir. Böylelikle, yalın ve yatay bir örgütsel yapı oluşturularak hizmet zenginliğine, çeşitliliğine gidilmesi sağlanabilecektir.

Diğer yandan, iş süreçlerinin tanımlandığı ve tanımlanan bu iş süreçlerine göre nitelikli personel alımının yapıldığı, atama ve yükselmede ehliyet ve liyakat, iş yükü dağılımında adalet, isteklendirme ve verimlilik ilkelerinin esas alındığı personel istihdam politikaları ön plana çıkmaktadır.

Bu şekildeki bir personel politikasıyla bilgi odaklı bir yapılanmaya geçilebileceği, statü, görev ve ücret dengesinin adil ve eşit bir şekilde dağılabileceği aşikârdır.

Yasama meclislerinin asli görevleri arasında yer alan yasama ve denetim faaliyetlerinin daha etkin bir şekilde ve bu iki faaliyete yönelik hizmetlerin tam anlamıyla uzmanlaşmaya dayalı olarak yerine getirilmesi, değişen ve gelişen zaman içerisinde bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Benzer gereklilik parlamenter diplomasi alanında da görülmektedir.

Yukarıdaki ifadelerimle kısaca resmini çizmeye çalıştığım yeni teşkilatlanma anlayışının bir gereği olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterlik idari teşkilatlanmasında değişikliğe gidilmesi ihtiyacı hasıl olmuştur.

Bu ihtiyacın bir gereği olarak hazırlanan (2/92) esas numaralı kanun teklifimiz de bu yeni anlayışın bir ürünü olarak huzurlarınıza getirilmiş söz konusu teklif ile hiyerarşik kademelerin azaltılması amacıyla, 6 adet daire başkanlığı ve 5 adet daire başkan yardımcılığı kaldırılmıştır. Görev çakışmalarının önlenmesi ve işlevselliği kalmayan birimlerin kapatılması amacıyla müdürlükler yeniden örgütlendirilmiştir. Bu kapsamda, 20 müdür, 10 şube müdürü, 6 idari şube müdürü, 2 saray müdürü, 1’er tane de işletme, fabrika ve saray müdür kadroları şahsa bağlanmak suretiyle kaldırılmış, buna mukabil, sadece 17 tane başkanlık kadroları ihdas edilmiştir. Ayrıca, 7 olan Başkan başmüşaviri sayısının 5’e düşürülmesi, 39 olan Başkan müşavir sayısının 15’e düşürülmesi, 41 olan Genel Sekreter müşavir sayısının 15 ile sınırlandırılması ve müşavir kadrolarına açıktan ya da naklen atama imkânının toplam müşavir kadrosunun yüzde 40’ıyla sınırlandırılması… Daha önce böyle bir şey yoktu.

İstisnai memuriyet uygulamasının önemli ölçüde sınırlandırılması. Sınırlı sayıda personel ve yöneticiler dışında kalan personele sınavla atanma şartı getirilmesi ve istisnai memuriyet kapsamında açıktan atamalarda eğitim şartı getirilmesi. İstisnai memuriyetin kaldırılmasına paralel olarak idari yönetim görevlerine atanma şartlarının “En az dört yıllık lisans mezunu olma.” şeklinde yeniden belirlenmesi.

4/B ve 4/C kapsamında istihdam edilen personel sayısının toplam kadro sayısının yüzde 20’sini geçmeyecek şekilde sınırlandırılması.

Öte yandan, mevcut uygulamaya göre Başkanlık Divanı Kararıyla düzenlenen milletvekili danışmanı, yardımcı personeli ve siyasi parti grup danışmanları ve büro görevlilerinin sayısı ve özlük haklarının yasayla düzenlenmesi öngörülmüştür. Nitekim kanun teklifinin 30’uncu maddesi bu hususu düzenlemekte. Söz konusu hükme göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışmanlık yapmak üzere

1) 5 başkan danışmanı, açıktan sözleşmeli, 60.000’le 100.000 gösterge arası sözleşmeli olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilmek suretiyle çalışanlar açısından talep etmeleri hâlinde açıktan sözleşmelinin alacağı ücret düzeyini de yine bu aynı kıstası, 60.000’le 100.000 gösterge arası sözleşme ücreti,

2) Siyasi parti gruplarında her grup için 10 grup danışmanı, açıktan sözleşmeli, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilmek suretiyle çalışanlar arasında talep etmeleri hâlinde açıktan sözleşmelinin alacağı ücret düzeyinin 85.000 gösterge sözleşme ile kurumlarında almakta oldukları ücret düzeyiyle,

3) Siyasi parti gruplarında her grup için büro görevlisi, milletvekili sayısının yüzde 10, artı 25, toplam 55 büro görevlisi, açıktan sözleşmeli, 73.000 göstergeli sözleşme ücreti, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilmek suretiyle çalışanlar açısından talep etmeleri hâlinde açıktan sözleşmelinin alacağı ücret düzeyinin 73.000 gösterge sözleşme ücretiyle,

4) İhtisas komisyonu ve uluslararası komisyon başkanı ile milletvekili için danışman, açıktan sözleşmeli, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilmek suretiyle çalışanlar açısından talep etmeleri hâlinde açıktan sözleşmelinin alacağı ücret düzeyinde 83.500 gösterge sözleşmesiyle kurumlarında almakta oldukları ücret düzeyini gösterir şekilde,

5) İhtisas komisyonu ve uluslararası komisyon başkanları ile milletvekilleri için danışman yardımcısı, açıktan sözleşmeli yine bunlar da, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilmek suretiyle çalışanlar açısından talep etmeleri hâlinde açıktan sözleşmelinin alacağı ücret düzeyinde 73.000 gösterge sözleşmesiyle,

6) İhtisas komisyonu ve uluslararası komisyon ile milletvekili için ilave personel, açıktan sözleşmeli, 63.000, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilmek suretiyle çalışanlar açısından talep etmeleri hâlinde açıktan sözleşmelinin alacağı ücret düzeyini 63.000 gösterge sözleşmesiyle kurumlarında almakta oldukları ücret düzeyini alacaklardır.

Bu şekildeki bir düzenleme ile ülkemizin en güzide kurumlarından olan Parlamentomuzda vatandaşlarımızın temsil vazifesini layıkıyla yerine getirmeye çalışan milletvekillerimizin nitelikli ve alanında uzmanlaşmış kişilerce desteklenmesi sağlanabilecektir.

Diğer yandan, teklifle, Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatında norm kadro uygulaması getirilmektedir. Söz konusu uygulamanın ilke ve standartları, hizmet birimlerinin görev ve sorumluluk tanımları çerçevesinde Başkanlık Divanınca belirlenecek norm kadro ile istisnai memuriyet uygulamasının kaldırılmasıyla birlikte düşünüldüğünde, ileriki yıllarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha etkin bir personel politikasıyla hak edilen hizmet fazlasıyla verilecektir.

Özellikle millî mirasımız olarak değerlendirdiğimiz ve bu çerçevede ayrı bir itina gösterdiğimiz Millî Sarayların Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlandığı günden bugüne bakımı, onarımı ve restorasyonu sürekli bir şekilde yapılmış ve ilk günkü kadar dinamik bir şekilde muhafaza edilmesi hususunda özel bir çaba sarf edilmiştir. Nitekim, başta yurt dışı ziyaretçiler olmak üzere tüm ziyaretçiler söz konusu çalışmalardan ve tanıtım faaliyetlerinden memnun olduklarını her suret ve şartta dile getirmişlerdir. Bu anlamda, Millî Saraylarımız İdari Teşkilata Genel Sekreter Yardımcılığı düzeyinde bağlanmıştır.

Bu anlamda, tüm bu anlattıklarım açık bir şekilde göstermektedir ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatının zamanın gerekliliklerine göre bilgi odaklı, zamanında, yerinde, etkin ve yetkin bir şekilde cevap verebilecek bir nitelik kazandırılması ve bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde yeniden yapılandırılması, personel profilinin daha nitelikli hâle getirilmesi ve bu kapsamda, personel istihdam biçiminin daha adil, eşitlikçi ve yarışmaya dayalı bir yapıya kavuşturulması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Bu vesileyle, ben hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar )

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelebi.

Soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Sayın Özkes… Yok.

Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, Sayın Değerli Başkan Vekili; bu kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi teşkilatı için hayırlara vesile olmasını diliyorum öncelikle.

Bir iki sorum olacak. Her şeyden önce, sekreter olarak çalışan personelin adının değiştirilmesinden kadroluların ve dışarıdan gelenlerin ücret farkına kadar birçok değişiklik içeren bu teklif hiçbir sekretere soruldu mu? Yani “sekreter” isminin “danışman yardımcısı” veya bir başka isimle anılmasına ilişkin başka bir kamu kuruluşunda örnek var mı? Bu değişikliğe neden ihtiyaç duyuldu?

İkincisi: Kadrolu çalışan Türkiye Büyük Millet Meclisi personelinin mağdur edildiği iddiaları doğru mudur? Bununla ilgili bir tedbir düşünülmekte midir?

Üçüncüsü de, Baştabipliğin Sağlık Bakanlığına devrinin gerekçesi nedir? Buradaki personelin Bakanlığa gönderilmesine veya Mecliste kalmasına nasıl karar verilecektir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çınar…

EMİN ÇINAR (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan Vekili ve Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Bu Teşkilat Yasası’yla Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2002 yılında ne kadar personel çalışmakta idi? 2002 ve 2011 yılları arasında çalışan personel sayımız ne kadar olmuştur? Yeni düzenlemeyle ne kadar personel başka kurumlarda istihdam edilecektir? Bu yapılacak norm fazlası uygulamasının kriteri nedir? Bunları öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan Vekilime ve Sayın Bakana sormak istiyorum: Bu 4734 sayılı Kanun’u biliyorsunuz bu yüce Meclis çıkardı ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanması öngörüldü fakat getirilen kanun teklifinde bu Türkiye Büyük Millet Meclisi istisna kapsamına alınıyor. Örnek olmamız gereken Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapısına uyuyor mu?

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Meclis Başkan Vekilim,

1) Yaptığı işin karşılığı unvanı ve maaşı alamayan personel var özellikle Meclis lokantalarında. Bunlara yaptıkları işin karşılığı olan unvanı ve maaşı verecek misiniz?

2) Kadrolu personel ile kurum dışından getirilen personel arasında ciddi bir maaş farkı olduğu çıkıyor ortaya. Bunu düzeltecek misiniz?

3) Sözleşmeli personelin kıdem tazminatlarını ödeyecek misiniz?

4) Erken emeklilik karşılığı tazminatlara bir zam yapmayı düşünüyorsunuz. Bu zammı emekli maaşına yansıtmayı öngörür müsünüz? Fazla personelin kurum dışına gönderileceğini söylüyorsunuz. Kaç personeli kurum dışına göndereceksiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaleli…

SENA KALELİ (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tüm meslek grubu ve sektörlerde küçüğü yok eden, büyüğü tercih eden ve büyüten AKP politikaları, devlete gelince küçültmekten yanadır. İş güvencesi, güvenliği ve adaleti sağlamayan anlayış Meclis çalışanları için de geçerlidir. Bu anlayışla çalışanlar birbirlerine düşman mı edilmek istenmektedir? Burada var olan sömürüdür, devlet eliyle zulümdür, insanca ve hakça değildir. Emek tekrar değerine kavuşturularak 4/C statüsünün kaldırılmasına Meclisten başlanması Meclisin itibarını kurtarmaz mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaptan? Yok.

Sayın Ayaydın…

AYDIN AĞAN AYAYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, aracılığınızla Meclis Başkan Vekiline şu soruyu sormak istiyorum: Sayın Başkan Vekili, yasama ve denetimden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı kayınbiraderini sınavsız olarak kendisine bağlı bir bölümde işe aldı. Ulusal basında yer aldı. Sayın Genel Sekreter Yardımcısı gazeteciye aynen şunu söylüyor: “Kayınbiraderim Türkiye Büyük Millet Meclisine CV’sini sunmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı da CV’sini beğenmiş ve işe almış. Ne var bunda?” demiş. Şimdi Sayın Başkan Vekiline soruyorum: Size her CV’sini vereni sınavsız olarak işe alıyor musunuz? Eğer böyle bir uygulamanız var ise Türkiye’de 6 milyon işsiz vardır. Bunlar da CV’sini Meclis Başkanlığına gönderirse onları da sınavsız olarak işe başlatacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim değerli Başkan.

Ekli listede 25 tane mimar, 62 tane mühendis var. Yasama organı yasama faaliyetini bırakıp bundan sonra inşaat işine mi başlayacak? Bu bir. 

İkincisi, engellilerle ilgili. İstisna kapsamının dışına yani “Engelliler Mecliste çalışamaz.” şeklinde böyle bir istisna getirilmiş durumda. Bu, hak, hukuk ve adalete uygun düşer mi?

Üç, restorasyon ve hizmet satın alma işi 4734 sayılı kamu ihale hükümlerine tabi değildir. Bu, neden bundan kaçırılmak isteniliyor? Denetimden kaçırılmak mı isteniyor?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Keskin…

ADNAN KESKİN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2 Kasım 2011 tarih ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının bir kısım yetkileri Bakanlar Kuruluna devredilmiştir ve Başkanlık Divanının bu kararnamede belirtilen hususlarla ilgili herhangi bir unsur ekleme yetkisi bulunmamaktadır. Teşkilat Kanunu ile Başkanlık Divanının bu yetkisi geri alınabilmiş midir?

İki, kanun hükmünde kararname ile ek gösterge, tazminatlar ve ikramiyeler düzenlenmiştir. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan personelin ek göstergeleri, kanun hükmünde kararnamede düzenlenen ek göstergelerden fazladır. 15/1/2012 tarihi itibarıyla bu personele ek gösterge, tazminat ve ikramiyeleri ne şekilde uygulanacaktır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Soydan…

MUSTAFA SERDAR SOYDAN (Çanakkale) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Meclise değişik statülerde kaç kişi alındı?

Başbakanın köylüsü olan Genel Sekreterin öz kardeşi son iki yıl içerisinde işe alındı mı?

İletişim Daire Başkanlığına jeoloji mühendisi alındı mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ayhan…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben, Mecliste tecrübeli personelin, bilgili personelin daha çok kullanılması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle de Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Müdürünün görev değişikliğinin sebebinin ne olduğunu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Başkanım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanlarının, özellikle yardımcı personelin günün koşullarına uyabilmeleri için, daha iyi hizmet verebilmeleri için meslek içi ve sürekli eğitim konusunda yeni bir çalışma programları var mı? Bütçeden yeterince bu konuda kaynak ayrıldı mı?

Profesyonel yönetici asistanlığı gibi konularda destek sağlanacak mı? Sertifikasyon konusunda yeterince onlara destek verilecek mi?

Ayrıca, yine Meclis çalışanları sosyal dayanışma ve paylaşım konusunda yeni bir yapılanmaya gidecekler mi?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Toptaş…

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, bu yasa teklifi yasalaştığı zaman, yüce Meclisin çatısı altında yıllardır çalışan, emek veren insanların bir bölümünün tasfiye edileceği açıktır. Yerine yeni kadrolar ihdas edilecek ve yeni çalışanlar alınacaktır.

Şimdi, eğer bu çalışanlar, bugüne kadar alındığı gibi aynı yöntemler uygulanarak alınacak ise örneğin seçimlerden bir hafta önce Sayın Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın kardeşinin işe alındığı gibi, yine seçimlerden önce Parlamenterler Hizmetler Müdürlüğüne şef olarak Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu’nun kardeşinin alındığı gibi, yine Genel Sekreter Sadettin Kalkan’ın kardeşinin Hereke Halı Fabrikasına başlatıldığı gibi, yine Genel Sekreter Yardımcısının eşinin kardeşinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) - …Arşiv Müdürlüğüne atandığı gibi uygulamalar olacaksa, bu yasanın hangi yenilik getireceğini görmüş bulunuyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Başkan, ağırlıklı sorular sizeydi. İsterseniz, Sayın Bakanla paylaşabilirsiniz.

Önce kim cevap verecek? Beş dakika, beş dakika paylaşırsanız…

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bize soru yönelten sayın milletvekillerine de ayrıca teşekkür ediyorum.

Konuşmama, Sayın Kaplan’ın konuşması sırasında sorduğu bazı konulara cevap vermekle başlamak istiyorum. Öncelikle Sayın Başbakanın kullandığı ofisin Dolmabahçe Sarayı’na ait olmadığını, müştemilattan olduğunu, yani musahiban, musahipler dairesi, geçmişte Beşiktaş Kaymakamlığı ve nüfus idaresi olarak da kullanıldığını ancak bundan önce de Millî Savunma Bakanlığına tahsis edildiği, Mimar Sinan Üniversitesine tahsis yapıldığı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler Asamblesine tahsis edildiği, Dışişleri Bakanlığına ve Çevre Bakanlığına da AK PARTİ İktidarından önce tahsis edildiği bilinmekte.

Kaldı ki Sayın Kaplan’ın söylediği bu konunun, yine Sayın Sakık’ın da idare amiri olarak görev yaptığı 5 Eylül 2007 ve 10/3/2010 tarihlerindeki toplantısında, Sayın Sakık’ın da bu konuda olumlu görüş belirttiği getirdiğimiz tutanaklardan belli.

SIRRI SAKIK (Muş) – Doğrudur.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – “Tutuklu milletvekillerine personel tahsis edildi mi? Maaşları neden ödenmiyor:? diye soru yöneltildi. Tutuklu milletvekillerine, talep edenlere, personel tahsis edildiği, daha doğrusu sekreter tahsis edildiği, Sayın Mustafa Ali Balbay’a, Sayın Engin Alan’a ve Sayın Mehmet Haberal’a sekreter taleplerinde bulundukları için bunların tahsis edildiği; diğer taraftan bu milletvekillerinin 12/6/2011 tarihinden itibaren hak ettikleri ödenek ve yollukları tahakkuk ettirilmiş olup ant içme görevini yerine getirdiklerinde ödenmek üzere emanet hesabında bekletilmektedir.

4734 sayılı Yasa’dan istisna olması hakkındaki soruyla ilgili: Söz konusu istisna, Millî Saraylar bünyesinde yaptırılan tarihî ve kültürel varlıklarla ilgili restorasyon uygulamalarıyla ilgilidir. Mevcut yasa çerçevesinde nitelik gerektiren restorasyon işlerinde sıkıntılar yaşanmakta ve aksamalar olmakta, tarihî mirasın korunmasında zafiyet yaşanmaktadır. Düzenleme bunu gidermeye yöneliktir.

Zaman, zaman personel alımıyla ilgili sorulara gelince… Yıllardan bu tarafa Türkiye Büyük Millet Meclisinde her siyasi partiden sayın milletvekillerinin kendi iktidar dönemleri olsun olmasın taleplerde bulundukları, ancak bunların özgeçmişlerine göre değerlendirildikleri ve sınavsız alındıkları bir vakıadır. 2002’den 2011’e kadar olan kadrolu personel sayısına baktığımızda: 2002’de 2.782; 2003’te 2.726; 2004’te 2.655; 2005’te 2.603; 2006’da 2.561; 2007’de 2.636; 2008’de 2.487; 2009’da 2.543; 2010’da 2.573 ve 2011’de 2.692. Sözleşmeli personele baktığımızda da yine aynı çizginin takip edildiğini görüyoruz. 2002’de 53; 2007’de 70; aradaki 2003-2004-2005’tekileri okuyacak olursak: 2003’te 62; 2004’te 95; 2005’te 117; 124; 80; 76; 72 ve 70 olarak takip etmektedir. Geçici personel sayısı: 2002’de 1.064; 2003’te 950; 2004’te 1.015; 2005’te 1.003; 2006’da 1.004; 2007’de 1.030; 2008’de 1.331; 2009’da 1.339; 2010’da 1.451 ve 2011’de 1.511.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Türkiye Büyük Millet Meclisi kadrolarında görev yapan personelin ek gösterge tazminatları ile sözleşmelerini aynen almaya devam edecekleri bilgilerinize sunulur. Hiçbir değişiklik yapılmamıştır.

Divanın yetkisi de bu yasayla getirilen 26’ncı maddede ve ayrıca 28’inci maddede düzenlenmiştir. 26’ncı madde: “Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde Bakanlar Kurulu kararına lüzum gösterilen hususlardan TBMM ve İdari Teşkilatla ilgili olanlar hakkında Başkanlık Divanı yetkilidir.” Diğer taraftan yine, 28’inci madde: “…dolu kadrolarda derece ve sınıf değişikliği, boş kadrolarda sınıf, unvan ve derece değişikliği ile sınıflar arası atama yapabilir ve boş kadroları iptal edebilir.”

4/C’lilerle ilgili soruda, 4/C’lilere emekli tazminatı getirildi. Maaşları emsallerinin üzerine çıkartıldı; ilkokul mezunlarının 2 bin, yüksekokul mezunlarının da 2.300 lira civarında, maaşlarının artırılması söz konusu. Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan 4/C’liler diğer kurumlarda çalışanlara göre de yaklaşık yüzde 40 fazla maaş aldıkları da bir gerçek ayrıca.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Diğerlerine ben cevap vereyim isterseniz.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Buyurun Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Efendim, ben de, müsaade ederseniz… Sayın Şanal, özellikle özürlü elemanlarla alakalı, çalışıp çalışmadığından bahsetti. Aslında şu anda Meclisimizde kanunda belirtilen nispetten daha fazla sayıda özürlü eleman çalışmaktadır, onu arz ediyorum.

Ayrıca, Sayın Adnan Keskin, ek gösterge, tazminat ve diğer tüm özlük haklarıyla ilgili… Mevcut çalışanlar için aynen muhafaza edilecektir. Onu arz ediyorum.

Bunun dışında, bir de, Sayın Tanal “62 mühendis nerede çalışıyor?” diye sordu. Efendim, 62 mühendis, bildiğiniz üzere, inşaat birimleri var, millî saraylar, köşkler, kasırlar var, ayrıca park ve bahçelerde tabii mühendis ihtiyacı var, oralarda çalışıyor. Onu arz ediyorum.

Bunun dışında, diğer birtakım sorular var, onları da yazılı olarak cevaplandıracağız.

Hepinize saygılar sunarım.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan, burada bir yığın arkadaşımız çok önemli sorular sordular. AKP’li milletvekillerinin kardeşleri, yakınları gerçekten sınavsız alınmış mı, biz de öğrenmek istiyoruz. Burası AKP’nin babasının çiftliği değil. Asıl bu sorulara cevap verilmesi lazım.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – İki dakika da süre var.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Evet, daha iki dakika da süre var. Merakla bekliyoruz, gerçekten bu iddialar doğru mu?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Efendim, şöyle, müsaade ederseniz…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Eğer bu iddialar doğruysa bu arkadaşlar istifa etmeyi düşünüyorlar mı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz bunlara cevap vereyim.

BAŞKAN – Sayın Bakan cevap verecekmiş.

Buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Şu anda burada bizim kimin -ben Hükûmet temsilcisi olarak oturuyorum- kimin yakını olduğunu bilmemiz mümkün değil.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Genel Sekreter orada oturuyor. Kardeşi burada çalışıyor mu çalışmıyor mu? Bu soruya cevap istiyoruz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Elbette burada bilmediğimiz konuda yazılı olarak cevap vereceğimizi ifade ettik.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Bırak yazılı cevabı, bu soruların cevaplarını istiyoruz. 

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Zaten usul de budur yani şu anda bilmediğimiz konuda bir cevap vermek mümkün değil. Takdir edersiniz ki herhâlde…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Soru sorulan Sayın Genel Sekreter orada oturuyor. Kardeşini işe aldı mı almadı mı? Bu soruya cevap istiyoruz.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Cevap verdi, duymadın mı!

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Yazılı olarak cevap vereceğimizi söyledik. Lütfen… Herhâlde Türkçe söylüyorum.

BAŞKAN – Evet, yazılı cevap vereceklermiş.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 30’uncu maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Aydın Ağan Ayaydın.

Buyurun Sayın Ayaydın. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYDIN AĞAN AYAYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 83 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi teşkilat yasasının birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sizlerle paylaşmak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi halk iradesinin tecelli ettiği en yüksek kurumdur. Bu nedenle Meclis idari teşkilatının kurumsal olarak da ülkemize örnek olacak bir yapıda olması gerekir. Ancak geçtiğimiz dokuz yıl içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi idari kadroları hiçbir objektif kriter olmadan, dost, ahbap çavuş ilişkileri çerçevesinde dağıtılmış, 2003 yılında 4.100 olan Meclis çalışan sayısı bugün 5.389 kişiye ulaşmıştır. Üstelik bu kadrolara sınavsız olarak hem yeni elamanlar alınmış hem de şeflik ve müdürlükler hak eden Meclis çalışanlarına değil, hak etmeyenlere ulufe dağıtılır gibi dağıtılmıştır.

Türkiye’nin en verimsiz KİT’i hâline dönüşen Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu dönemde kimine göre 800, kimine göre bin kişi bu şekilde işe alınmıştır. Alınanların kimi milletvekillerinin yakınları, kimi de eş ve dostları olduğu iddiaları yüksek sesle dile getirilmektedir. Milletvekili ve diğer siyasilere yakın olup Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışanların isimlerinden oluşan liste elden ele dolaşmaktadır. Bana da ulaşan o utanç listesi eminim ki sizlere de ulaşmıştır.

Siyasilerin bunu yapması son derece yanlıştır. Siyasiler bunu yaparsa Meclis bürokratları ne yapar? Onlarda da çok örnek var ama bir tanesi şaka gibi. Daha geçtiğimiz günlerde ulusal bir gazetenin manşetine taşınan habere göre Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreter Yardımcısı İrfan Neziroğlu’nun göreve başlar başlamaz ilk yaptığı uygulama kayınbiraderini sınavsız işe almak olmuş. Sayın Neziroğlu gazeteciye bakın bunu nasıl izah ediyor: “Meclis yetkilileri kayınbiraderimin CV’sine bakmış…

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Başkan aldı, Başkan. Ne kadar yakışıksız!

AYDIN AĞAN AYAYDIN (Devamla) - …beğenmiş ve işe almış. Ne var bunda?” demiş.

Türkiye’de 10 milyon gerçek işsiz insan var, Türkiye Büyük Millet Meclisi onların CV’sine bakıp işe alıyor mu? Ne hikmetse Sayın Genel Sekreter Yardımcısının talebi uygun görülmüş ama Türkiye’de işsiz olan insanların talepleri geri çevriliyor. Ülkemizde bir de Kamu Görevlileri Etik Kurulu var, o sadece bu tür olayları seyretmekle yetiniyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin web sayfasında Görevde Yükselme Yönetmeliği var, buna göre, çalışanların belli şartları taşımaları ve sınava girerek kazanmaları halinde şef olmaları gerekirken, bugüne kadar bir tek sınav dışında hiçbir sınav açılmamış, ancak sırtını etkin siyasilere dayayan kimi yeteneksiz ve liyakatsiz memurlar istisnai kadro olan özel kalem müdürlüğü üzerinden sınavsız şef olarak atanmış, daha sonra aynı yöntemle müdür olarak terfi etmişlerdir. Yetenekli ve liyakatli olup arkasında dayısı olmayan kimi memurlar da şef dahi olamadan emekli olma yolunda gün saymaya başlamışlardır. Maalesef tüm bu uygulamalar, gözbebeğimiz olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, dolayısıyla siyaset kurumunun saygınlığına gölge düşürmektedir.

Bunun içindir ki, Meclisimizin yeni Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in tamamen iyi niyetle yaptığına inandığımız yeni bir teşkilat kanunu yapmak suretiyle Meclis tekrar örnek bir kamu kurumuna dönüştürülmek istenmektedir. Ancak, maalesef gelinen noktanın Sayın Çiçek’in iyi niyetli amacına hizmet etmeyeceğini görüyoruz. Zira şu an görüşmekte olduğumuz kanun teklifi ne yazık ki, komisyonun tüm iyi niyetli çabalarına ve katkılarına rağmen oluşan kulislerin baskısı, Meclise hâkim kimi etkin bürokratların yüksek manevra kabiliyetleriyle kanun ne yazık ki çıkmadan kuşa dönmüştür. Tüm öneri ve uyarılarımıza rağmen oluşan bu metin hukuku, adaleti, demokratik teamülleri hiçe sayan bir metin olmaktan öteye gitmemektedir.

Siz değerli milletvekilleri, bu yasanın tek kelimesini dahi değiştiremez iken sözünü ettiğim Meclis bürokratları dilediği değişikleri özgürce yapabilmektedirler. Nerede kaldı millî irade? Arkamda gördüğünüz “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ifadesinin “Egemenlik kayıtsız şartsız Meclis bürokratlarınındır.” şeklinde değiştirilmesi gerektiğine olan inancımı da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin asil işlevi olan yasama faaliyeti münhasır bir yetki olup özel sektörde karşılığı bulunmayan bir alandır. Bu çerçevede, Mecliste Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcılıklarına kamuda çalışması olmadan özel sektörden atanabilmenin önünü açmak son derece sakıncalıdır. Ayrıca, bu makamlar özel bilgi, beceri ve tecrübe gerektiren makamlardır. Özel sektörde ne kadar başarılı olunursa olunsun, devlet deneyimi ve özellikle yasama faaliyeti deneyimi olmayan birinin bu görevlerde başarılı olma şansı yoktur. Bu nedenlerle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcılıklarına kamuda çalışma koşulu aranmadan, özel sektörden personel getirilmesi sakıncalıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kadrolarında çalışan personelin bir havuza alınarak torpilliler elendikten sonra geriye kalanların diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmesine olanak tanınması tam anlamıyla bir sürgün uygulamasıdır, yazıktır, günahtır. Bu uygulama 2919 sayılı Kanun’da da yer verilen hukuksuz, adaletsiz bir husustur. 2919 sayılı Kanun darbe döneminin bir ürünü olup böylesi bir uygulama ancak demokrasiyi hiçe sayan keyfî iktidarlarda mümkün olabilmektedir. Ne yazık ki aynı uygulama günümüzde de sürdürülmek istenmektedir. Bu mudur ileri demokrasi! Bu düzenlemeyle, Meclis Başkanlığı dilediği personelinin Meclisle ilişkisini kesip başka bir kuruma gönderebilecektir. Personel yönetiminde siyasi etkilerle yapılan bu tür yanlış uygulamalar sonucunda ortaya çıkan tablonun bedelini yıllarını Türkiye Büyük Millet Meclisinin hizmetine adamış personele ödetmek adil olmadığı gibi günahtır. Bunun da adı kul hakkının yenmesidir.

Komisyon başkanları ve milletvekillerine yardımcı olmak üzere istihdam edilecek sözleşmeli personelin çalışma esaslarına ilişkin olarak getirilen düzenleme ile çalışma barışı bozulmaktadır. Aynı işi yapan personel arasında ücret farklılığı oluşturan bu durum şüphesiz ki “Eşit işe eşit ücret.” anlayışına ve hakkaniyete uygun değildir. Zira, açıktan danışman yardımcısı olarak görevlendirilen bir personel, aynı işi yapan Türkiye Büyük Millet Meclisinin kadrolu personelinden yüzde 20 daha fazla ücret alacaktır. Milletvekiline fiilen aynı hizmeti, danışman yardımcılığı hizmeti sunan Meclis personeli mağdur edilmektedir, oysa kadrolu personel Meclisimizin asli unsurudur. Yıllardır her koşul altında bu yüce kuruma hizmet veren kadrolu personeli mağdur etmek tek kelimeyle vefasızlık olacaktır.

Kamudan görevlendirme suretiyle istihdam edilecek kimi uzmanlara Mecliste herhangi bir ücret ödenmeyecek olması Meclise gelmesi istenen nitelikli kişiler açısından sıkıntı yaratacaktır. Zira, bu maddede öngörülen ücretleri kendi kurumundan alan personel Meclise gelmez ve kurumdaki ücretine devam edecektir.

Ülkemizde 4/C statüsü kanayan yara hâline gelmiştir. Asli ve süreklilik arz eden kamu hizmetlerinin gördürülmesinde geçici ve güvencesiz işçi çalıştırılması yaygın bir uygulamaya dönüşmüştür. Ne acıdır ki şu anda çatısı altında bulunduğumuz  Türkiye Büyük Millet Meclisinde bile yüzlerce 4/C statüsünde çalıştırılan işçi vardır. Bu taşeron sisteminin amacı her ne olursa olsun artık açıktır ki amacından sapmış, kamuda insafsız, hukuksuz bir çalışmanın yeni bir yolu olmuştur. İşsizlik sorunu içinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYDIN AĞAN AYAYDIN (Devamla) – Evet, bu yasanın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayan Ayaydın.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle en sonda konuşacağım şeyi konuşacağım çünkü birazdan zaman dolup yedide yayın kesileceği için sürem de bitmezse yetişmediği zaman onları söyleyememiş olacağım.

Birincisi, o madde geldiği zaman önergemiz var ama oraya geldiği zaman…

BAŞKAN – Yarım saat var, yarım saat…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yok Sayın Başkanım, ilgili maddede söyleyeceklerim var ama şimdi onun bir kısmını burada söylemek istiyorum. Orada önergemiz de var. Öncelikle, en son söyleyeceğimi söyleyeyim diye onun için dedim.

Meclis Başkanlığına ve TRT Genel Müdürlüğüne buradan sitemlerimi göndererek başlıyorum.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Hep beraber gönderiyoruz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yetkilisine, Hükûmetimizin bir üyesi de buradaymış, Sayın Bakanımız da burada. Bu nasıl bir anlayıştır, ben anlamıyorum. Zaten muhalefetin sesini kestiniz “Yediden sonra yayın olmasın.” güzel. E peki “Sabaha kadar çalışalım.” O ne demek? Yani bugün de aynı şekilde, hani iki güne yayıyordunuz? Üç bölümü olan, 60’a yakın maddesi olan bir kanun teklifini, tasarısını bu şekliyle görüşmek, bizim imzaladığımız bütün sözleşmelere, ILO sözleşmelerine, insan haklarına… Dilekçe Komisyonumuz var, İnsan Hakları Komisyonumuz var. Az önce Sayın Şandır söyledi, kendi hukukumuzu koruyamıyoruz, özlük haklarından vazgeçtik, biz çalışma şartlarımızı düzenleyemiyoruz. Bunu dile getirdiğimiz zaman vatandaşa duyuramıyoruz. “Grup toplantıları yayınlanmasın.” güzel. Başbakan zaten her yerde konuşuyor, bakanlar her yerde konuşuyor.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Namazdan, camiden bile naklen yayın yapıyor.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ee, muhalefet zaten bir tek Mecliste sesini duyuruyor, onu da kestik maşallah. Onun için, baştan bunu söyleyerek başladım. Az sonra söyleyeceklerimi değerli vatandaşlarımız duymayacaklar çünkü TBMM TV yayını kesmiş olacak sağ olsun. Yani bir genel müdürün…

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Size yetiyor.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yok, bana şu anda yetiyor, yalnız birazdan 15’inci madde geldiği zaman TBMM yayını bitmiş olacak, TBMM TV’den yayın kesilmiş olacak. Onun için o maddenin cümlesini burada söylemiş oldum.

Değerli arkadaşlar, Meclis yetkisini kullanamıyor dedim. Burada çalışanlarla ilgili bir Teşkilat Kanunu Teklifi’ni görüşüyoruz. Yukarıda komisyonda, alt komisyonda görüştük ve dedik ki bir kanun hükmünde kararname çalışması varmış, Meclis bütçesi görüşülürken Sayın Çiçek oradaydı ve dedim ki: “Sayın Başkanım, bunun duyumunu alıyoruz. Bir iki gün içerisinde böyle bir şey çıkacakmış, bunun içerisinde Meclisin ve Cumhurbaşkanlığının olmaması lazım.”

Niye dedik? Çünkü bu tasarı, kanun hükmünde kararnamenin yetki tasarısı görüşülürken Sayın Çiçek’e soruldu ve kendisi de aynen bu şekliyle eleştiriler yapılınca dedi ki: “Arkadaşlar, şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle Cumhurbaşkanlığı konusu var. Ayrıca ona ihtiyaç var mı? Varsa önergeyle aşağıda da düzeltebiliriz. Ama burada şunu demişiz: ‘Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımını yeniden belirlemek.’ İlgili kanuna atıfta bulunuyoruz. Şimdi, bakanlıklar arasında düzenlediğimiz için biz kendi kanaatimize göre -bakın, Sayın Çiçek söylüyor, ben söylemiyorum- Cumhurbaşkanlığı ile Meclis Başkanlığına bağlanacak…” “…Meclis Başkanlığına bağlanacak değil. Cumhurbaşkanının yapacağı iş Meclisin hizmetleri. Onun için, biz onu yazmaya gerek duymadık ama hakikaten bu izahattan sonra ihtiyaç varsa, en azından burada tutanaklara geçiyor konuşmamız.” diyor. Geçmiş; yeniden, ben bir defa daha söyleyerek geçirdim. Peki, iki gün geçti, üç gün geçti; bir de baktık ki kanun hükmünde kararname çıkmış.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada hiçbir şekilde hiçbirimiz, 550 milletvekilinin tamamı hakkımızı koruyamıyoruz. Sizlerin sadece parmak kaldırma yetkiniz vardı, kanun hükmünde kararname ile o da gitti, yok öyle bir şey. Bütün Türkiye'nin yönetimini ilgilendiren, bakanlıkların kadrolarını ilgilendiren, personel rejimini ilgilendiren konular imzayla alelacele geçiyor. Bazı bakanların kendisinin bile yapılan düzenlemenin ayrıntısından haberi yok, Komisyonda tartışırken öğreniyoruz. Yapılan düzenlemeyi, çıkan kanun hükmünde kararnamenin içinde bile yedi-sekiz tane ayrı alt madde olduğu için arayarak bile zor buluyoruz. Öyle bir hâle gelmiş ki yetkimiz gasbedilmiş durumda.

Aynı şeyi, daha önceki Meclis Başkanımız Sayın Mehmet Ali Şahin kanun teklifinin Komisyondaki görüşmeleri sırasında geldi, bizlere konuştu ve aynen az önce söylediğim gibi “Burada böyle bir düzenlemenin içindeki hükümler yürütmenin yasamaya tahakkümüdür.” dedi. Tabii o sağlık işiyle ilgili, TBMM Baştabipliğinin Sağlık Bakanlığına devredilmesiyle ilgili konuyu anlatırken söyledi ama söylediğine, esas itibarıyla, tamamıyla katılıyoruz. Burada diyor ki: “Burası yasama organı; millet iradesinin tecelli ettiği, yasama faaliyetlerini yürüten ayrı bir erk.” Aynen böyle bir diyor Sayın Başkanım, “Ayrı bir kuvvet.” “Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve sorumluluklarıyla ilgili düzenleme yaparken kuvvetler ayrılığı ilkesine uymakta titizlik göstermek durumundayız.” diyor. Eski Meclis Başkanımız diyor.

Peki, biz ne yapıyoruz? Biz yine, her bir şekliyle KHK’da zaten düzenlenmiş şeylerin bir kısmını burada düzeltmeye çalışıyoruz. Biz kendisine destek verdik. Diyor ki: “Öncelikle, burada Meclisin sorumluluk alanının içine yürütme organından birini sokuyorsunuz, görev veriyorsunuz. Sonucunda da -yine en son söylediği cümleyi size tekrar ediyorum- ben, tüm Komisyon üyelerimizin, gerek iktidar partisine mensup Komisyon üyelerimizin gerekse muhalefet partilerimize mensup Komisyon üyelerimizin Meclisin bu konudaki görev alanına yapılacak olan iyi niyetli de olsa tecavüzleri önleyici titizliği göstermelerini diliyorum.” Ben de sizden Sayın Mehmet Ali Şahin’in dileklerini yerine getirmenizi ve bu titizliğe uymanızı istiyorum.

Peki, ne dedik? “O zaman, gelin, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yi baştan burada görüşelim.” Bu yetki kanunu görüşülürken -sizler de buralardaydınız, ilgili Bakanımız da buradaydı, Meclis Başkan Vekilimiz de buradaydı- yine söyledik: “Gelin, buradan başlatalım. Meclisin ilgili hakkını, yetkisini nasıl KHK’yla düzenliyorsunuz?”

Değerli arkadaşlar -burada olmayan arkadaşlarımız var- geçen sene kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisine ilişkin tasarı görüşülürken söyledik. Meclisin öncelikle bunları düzenlemesi gerekiyor değerli arkadaşlarım. “İvedilikle, aynı gün Meclis Başkanlığına gönderilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu KHK’ları görüşür, aynen kabul edebilir, değiştirebilir, reddedebilir.” Bunlar gelmiyor, bizim yetkimiz gasbediliyor. “Bizimle ilgili konuda en azından, 666 örnek olsun, birincisini bundan başlatalım.” dedik. Bu sizin yetkinizde sayın başkan vekilleri. Meclis Başkanlığı o KHK’yı gündeme alır, biz de tartışırız, onun içerisinden de Meclisi çıkarırız.

Yani öyle garip bir şeyler var ki değerli arkadaşlar, burada örneğin personelle ilgili bazı şeyler konuşulurken ben söylemiştim, 62 tane mühendis, 25 tane mimar kadrosu var, siz biliyor muydunuz? 1 tane azaltmışlar 61’e düşmüş. Defalarca sordum “Dökümü gelecek mi?” diye, hâlâ gelmedi. Meclis ne yapar bu kadar mühendisle? Yani park bahçelerin dışındaki şeylerde 25 tane mimarla ne yapar? “Meclis TOKİ mi oldu?” demiştim. TOKİ’nin  böyle ihtiyaçları oluyor biliyorsunuz. Vallahi TOKİ bile Meclisle beraber olmaktan çekinmiş. Arkadaşlarımız kanun teklifi vermişler, diyorlar ki: “TOKİ, bu KHK’ya tabi olmasın.”

Sayın Başkan Vekilim duyuyor musunuz? TOKİ bizimle aynı statüde olmak istemiyor. Meclis kendi hakkını koruyamıyor. 2 tane milletvekili arkadaşımız Meclisle ilgili şeyi getirmiyor ama Toplu Konut İdaresi Başkanlığının -bir, iki tane hüküm daha var ama- “TOKİ bu kanun hükmünde kararnameye tabi olmasın.” diyorlar. Yani…

EMİN HALUK AYDAN (Denizli) – Millî Eğitim de…

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Millî Eğitim de var, Emniyet de var, biliyorum, üç tane arada madde var. TOKİ bu kanuna tabi olmak istemiyor ama biz Meclis olarak kendi yetkimizi yürütmeye, her zaman olduğu gibi, devrediyoruz.

Değerli arkadaşlar, burada gerçekten de sağlık birimiyle ilgili biz de katıldık ve bu kadroların devredilmesi hâlinde bile şahsa bağlı kadrolar hâline getirilmesini ve bundan sonraki yapılacak çalışmalarda Sağlık Bakanlığının görevlendirmesini en azından talep ettik, olmadı.

“Eğitim Müdürlüğünü ayrı yapın, o ayrı bir faaliyettir.” dedik ama kafalarına göre yapmışlar Araştırmayla birleştirmişler, o da olmadı.

Şimdi Kütüphane ve Arşivle ilgili çalışmalar vardı, yeniden ayrıştırıldığını duyuyoruz.

Yayınla ilgili “Yayınlar ve yayınlattırır.” demiştik. En azından başka bir televizyona, TBMM TV yayınlamıyorsa TRT frekans vermiyorsa çıkarsınız, nasıl ki maç yayınlarını ihaleyle veriyorsanız, gelir, bir özel televizyon yayınlar. Bakmayın buna yani çok basit bir iştir. Meclisin gündemini izlemeye meraklı o kadar çok adam var ki en fazla reytingi kırmazsa -ben burada söz veriyorum- istifa ederim ertesi gün. Alın, özel bir televizyona verin bakalım yayın hakkını, kim daha çok izleniyor o zaman görürsünüz. Böylece yediden sonra da bizim sesimizi kesmek zorunda kalmazsınız. TRT de vermez, isteyen o özel kanaldan izler. Dolayısıyla bunların hepsini söyledik ama şimdi yeniden bazı önergelerle bunların iptal edilmeye çalışıldığını söylüyorlar. Maalesef bunlara katılamıyorum. Personel arasındaki adaletsizliği giderin, unvanlar arasındaki adaletsizliği giderin ve bu düzenlemeleri yapın, adınızdaki gibi adaletli olun. Hiç olmazsa “Adalet ve Kalkınma Partisi” demeye yüzünüz olsun. (MHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Biz öyleyiz, hiç kuşkunuz olmasın!  

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Adaletliyiz, adaletli…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Sayın Sırrı Sakık.

Buyurun Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, yani Divanın yetkisini kanun hükmünde kararnameyle gasbetmek Parlamentoya bir haksızlık ama bir yerden de başlamak gerekiyordu. Ben, burada bir iyi niyetin olduğunu çünkü geçmişten bugüne kadar bir iz düşümüne doğru yolculuk edersek nelerin yapıldığını, birazdan bunları sizlerle paylaşacağım. Ama biraz önce Meclis Başkan Vekilimizin, bizim Grup Başkanımızın bir serzenişini cevaplandırırken… Divanda bir şey görüşülüyordu yani Dolmabahçe’de Başbakana yer verilsin mi, verilmesin mi? Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi, karşı koydular, bir gerekçe de ortaya koyamadılar ama aynı Dolmabahçe’de askerler görev yapıyordu, orada onların yeri vardı. Orası da Meclise ait, Millî Saraylar da Meclise ait ama Başbakana bir yer tahsis denildiğinde kıyametleri kopardılar. Ben de dedim ki bu, demokrasiye karşı bir suçtur, günahtır. Eğer askerler orada oturuyorsa, halkın temsilcisi olan Parlamentodan bir Başbakan da orada oturabilmelidir. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Hatta döndüm dedim ki diliyorum üç parti de iktidar olur, onların genel başkanı da orada oturur. Yani bugün de eğer böyle bir şey olursa…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Hangi Divanda?

SIRRI SAKIK (Devamla) - Geçmiş dönemde olmuştu bu.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Onu hatırlatın yani. 

SIRRI SAKIK (Devamla) – Evet.

Şimdi, yine eğer böyle bir şey olursa aynı kararın arkasında oluruz.

Sevgili arkadaşlar, ben, iki dönemdir Divandayım, olup bitenlere tanıklık ediyorum. Şimdi, 2007 yılından, 09/08/2007-09/08/2009 yılları arasında nasıl bir çiftlik mantığıyla yönetildiğini bilgilerinize sunacağım, hiçbir  yorum yapmayacağım. Mesela kadrolu personel diyor, naklen 92, açıktan 33. Kim, nereden gelmiş? Biraz önce muhalefetten gelen sorular vardı, işte bu açıktan gelenler bunlar. Toplam 125, sözleşmeli personel 2, bu merkezde olan, geçici personel 305, toplam 432.

Yine, Millî Saraylarda naklen 15, açıktan 4, toplam 19, geçici personel 134, toplam 153. Merkez Millî Saraylardan kadrolu personel 107, açıktan yine 37, yani akrabalar, toplam 144 ve iki yıl içerisinde toplam 585 tane personel alınmıştır.

Bunların büyük bir çoğunluğu geçicidir. Burada söz alan arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğu geçicilerin büyük bir mağduriyet içerisinde olduklarını söylediler. Evet, gerçekten çalışan, işte kulislerde size servis yapan, restoranda size servis yapanlar mağdurlardır ama torpille gelenlerin büyük bir çoğunluğu -Allah adına  söylüyorum- sadece maaş almaya gelirler buraya, büyük bir çoğunluğu. Araştırın. Geçmişten bugüne kadar Meclis Başkan Vekilinin çocukları veyahut da Meclis Başkanının yakınları, bilmem kimlerin yakınları hatta burada komisyonlar kurun, ben öneriyorum. Dil şartı koymuşsunuz ve almışsınız ama dil bilmiyor. Uzmanlık demişsiniz uzman değildir. Meclisi bu kadrolarla doldurmuşsunuz. Şimdi Meclis Başkanımız ben inanıyorum ki bu haksızlığı gidermek adına bunu yaptı ve bundan sonra eğer bu haksızlığı giderecekse biz yanı başında olacağız. Mağdurların hakkını korumak ama buradan hak etmeyenleri de nemalandırmamak hepimizin boynunun borcu. Meclis Başkanımız, bu konuda ben eminim ki, bu niyetten bunu yaptı. Yoksa zaten bu konuda yasa o kadar açık ki dilediği kadar, onun da iki yıl içerisinde 534 tane, 538 veyahut da 85 kişiyi işe alabilme yetkisi var. Ama ben, Sayın Cemil Çiçek’in bu konuda vicdan sahibi olduğuna inanıyorum. Bu çalışmaların da bu doğrultuda olacağını umut ediyorum.

Şimdi, bakın, sevgili arkadaşlar, mesela geçici işçilerin büyük çoğunluğu, emektar olanların konumu BDP Grubu konumuyla aynı. Bu Parlamentonun 4/C’li grubu da biziz, onlara ne uygulanıyorsa bize de aynı şey uygulanıyor. Mesela, grubumuzun önünde müşavirlerin odaları vardır. Grubumuzun 10 çalışanı küçük bir odada ama oradaki müşavirlerin odası yılın üç yüz altmış beş günü kilitlidir ama aydan aya gelirler, maaşlarını alırlar. Yani bu Parlamento bunları gördü.

Şimdi, mesela, bu Parlamento kendi hukukunu koruyamıyor. Bakın, sizin özlük işlerinizle ilgili gerçekten sağlam bir şey yok. Neden korkuyor? Geçen dönem bu konuda bir çalışma oldu. Bazı partiler, popülist politika uğruna… Kendisinin zaten böyle bir talebi yok, bir genel başkan tuttu, Parlamento grubunu mağdur etti ve korktular, medyadan korktular. Şimdi, bu medyayı biliyoruz, tanıyoruz; eliniz kirli, gelin siz bu paranızın hesabını verin yani milyon dolarları siz götürüyorsunuz. Bu Parlamento bunlardan hesap sorması gerekirken ama milletvekillerinin özlük işleriyle manşetler atabiliyor. Ama Parlamento işte buna karşı bir duruş sergileyebilmeli, kendi hukukuna sahip çıkmalı.

Bakın, yıl 91. 91 yılında seçilen milletvekili arkadaşlarımız var. Sayın Hatip Dicle, Sayın Leyla Zana -bu dönem geldi, o hakkı elde etti- Sayın Sedat Yurttaş, rahmetli Orhan Doğan milletvekilidir, yasa açık. Emekli hakkından faydalanması gerekirken hani bilinmeyen o karanlık el yani açıkça söylüyorum, apoletliler emrettiler Emekli Sandığına, bu insanlar, ben de dâhil olmak üzere, “Bu insanlar Emekli Sandığından faydalanamazlar.” dediler. Geldik, Parlamentoya başvurduk ama Parlamento da ayrımcı, Meclis başkanlarının kılı kıpırdamadı. Mesela ben 4 kez emekli oldum. Emekli oluyorum birkaç ay sonra tekrar yanlışlıkla emekli olduğumu… Bir yıl sonra tekrar… Aldığım parayı faiziyle ödüyorum, aidatları tekrar ödüyorum. 4 kez üst üste emekli oldum. Nereden? Sosyal Sigortalar Kurumundan ama benimle birlikte çalışan arkadaşlarımız Meclisten emekli oldular ve şu an Hatip Dicle emekli hakkından faydalanamıyor, Sedat Yurttaş faydalanamıyor, bir dönem milletvekilliği yapmışlar. Rahmetli Orhan Doğan’ın çocukları faydalanamıyor.

Bu kadar adaletsizlik, vicdansızlık olur mu? Yani, bir dönem vekillik yapmışlar ve bunların hakları gasp ediliyor ve ilahlar devreye giriyor, Emekli Sandığı diyor ki: “Yasa çok açık arkadaşlar, siz bizi niye zorluyorsunuz?” “Hayır” diyor. Danıştaya başvuruluyor, Danıştay lehte karar veriyor. Bu sefer 2. Daireye başvuruyorlar. 2. Daire kimler? İşte, MİT’ten itten nereden bir sürü insanı toplamışlar oraya, kendi lehlerinde karar verebilecek bir karar çıkarıyorlar ve halkın iradesini yok sayıyorlar.

Şimdi, biz bunlarla birebir karşılaştığımız için sizlerle paylaşıyoruz. Sizin de başınıza bunlar gelebilir. Birçok arkadaşımız da geçmişte bunlarla karşı karşıya kaldılar. Onun için derhâl Parlamento hem kendi içindeki hukuksuzluğu bir an önce gidermelidir, ikincisi kendi hukukunu da oluşturmalıdır.

Bu 4/C’yle ilgili mağdur olan arkadaşlarımız… Ve diliyorum, üç gruptan, dört gruptan da rica ediyorum, bu haksızlığı giderin. Daha yasa görüşülmeden alelacele bir toplantı yapılabilir. Yani danışmanlarla, yardımcılarıyla ilgili siz bu hukuksuzluğu ortadan kaldırdınız, iyi ettiniz. Peki, bu 4/C’yle ilgili de dört grup derhâl bir araya gelebilir, bu haksızlığı ortadan kaldırabilir. Bunları kaldırırsa eminim ki dua alırsınız.

Bu duygularla hepinize teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sakık.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Doğan Kubat.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanun Teklifi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, yasama meclisleri, kendi faaliyetlerini yerine getirirken ihtiyaç duyduğu destek hizmetlerini sağlamak üzere, kendi bünyelerinde yürütmeden bağımsız idari teşkilatlar kurarlar. Yasama meclisleri, rutin olmayan ve kendilerine özgü çalışma yöntemlerinden dolayı, diğer kamu kurum ve kurumlarından çok daha etkin, hızlı ve esnek bir idari teşkilata sahip olmak zorundadırlar. Bu gerçek, Batı ülkelerinde açıklıkla görülmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin temel faaliyetleri olan yasama ve denetim faaliyetlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi bakımından, ona bu faaliyetleri sırasında gerekli desteği sağlayacak görev tanımları yapılmış bir bütünlük içerisinde ve uyumlu olarak çalışan örgütsel bir yapının oluşturulması, gerekli araç gereç ve personelin nitelik ve nicelik olarak her an hizmete hazır bulundurulması büyük bir önem arz etmektedir. Ülkemizde Meclisimizin kurulduğu 23 Nisan 1920’den itibaren böyle bir idari teşkilat kurulmuş ve bugüne kadar da hizmetlerini sürdürmüştür.

2919 sayılı, 13 Ekim 1983 tarihli Kanun ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliğinin kuruluş, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esasları düzenlenmiştir. Bu Kanun’da, temel yapılanmada icracı birimler olarak birim müdürlükleri öngörülmüş ve bu birim müdürlükleri arasında koordinasyonu sağlamak üzere, şu anda mevcut 3 Genel Sekreter Yardımcımız ve onların üzerinde de Genel Sekreterlik makamı olmak üzere bir yapılanma öngörülmüştür.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin temel faaliyetleri olan yasama ve denetim faaliyetlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde bu iki faaliyete yönelik hizmetlerin tam anlamıyla uzlaşmaya dayalı olarak yerine getirilebilmesi ve güçlü bir kurumsal yapı ve hafıza oluşturulması amacıyla yasama ve denetim işlerine destek sağlayacak yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyulmuştur.

Batı ülkelerine bakıldığı zaman bizdekinden farklı olarak onların idari teşkilat yapılarının gerek personel sayısı gerek yapıdaki hiyerarşik kademelenme ve idari birimler açısından daha küçük ölçekli bir yapılanma, bir model olduğu görülmektedir. Bizde de bu temel gerçeklikler karşısında bu getirilen düzenlemeyle icracı müdürlükler yerine başkanlıklar tarzı bir modellemeye geçilmiştir. Bazı birimler işlevini yitirdiğinden dolayı kaldırılmış mevcut kanunda, bazı birimler görev alanları çakıştığından birleştirilmiş, bunun dışında günün ihtiyaçlarına göre, gereksinimlerine göre bir kısım yeni birimler ilavesi de yeni düzenlemede öngörülmüştür.

Getirilen düzenlemenin temel amacı, Türkiye Büyük Millet Meclisine yasama ve denetim faaliyetlerinde ihtiyaç duyulan hizmetleri nitelikli, etkin ve verimli bir şekilde yerine getirebilmektir. Söz konusu bu hizmetler esas itibarıyla yasama ve denetim faaliyetlerine yönelik olmakla birlikte, bunların bir kısmı yasama ve denetime doğrudan katkı sağlarken, diğerleri dolaylı şekilde destek sağlamaktadır.

Bu düzenlemedeki temel amaç, Türkiye Büyük Millet Meclisine çalışmalarında ihtiyaç duyulan hizmetlere doğrudan ve dolaylı katkı sağlayacak idari teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir. İşte, bu amaçla 44 asıl madde ve 12 geçici maddeden oluşan bu teklif yüce Meclisimize sunulmuştur.

Teklifin 3’üncü maddesinde, kurulan yeni yapıdaki idari teşkilatın temel olarak görevleri genel olarak sayılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama, denetim ve temsil işlevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyulan hizmetleri etkin biçimde sunma anlayışından yola çıkılarak belirlenmiştir bu görev tanımları.

Bu 3’üncü maddeyi takip eden diğer 4 ve 5’inci maddelerde de idari teşkilatın tepe yönetiminin asli yapısı, asli unsurları olan yönetim kademeleri düzenlenmiştir.

4’üncü maddede getirilen düzenlemeye göre, bu idari teşkilat doğrudan Meclis Başkanına bağlı birimlerle birlikte, Genel Sekreter ve ona bağlı, doğrudan bağlı birimler, onun altında genel sekreter yardımcısı, 4 genel sekreter yardımcısı ihdas edilmiştir, genel sekreter yardımcılıklarına bağlı başkanlıklar şeklinde bir örgütlenme tasarlanmıştır.

Kanun teklifinin 25’inci maddesinde ise, bu teşkilat kademelerindeki tepe yöneticilerin alt kademelere yetki devri yapmasına ve bunların, üst yöneticilerin sorumluluklarına dair temel esaslar düzenlenmiştir.

Yine 28’inci maddede, Türkiye Büyük Millet Meclisi idari teşkilatında norm kadro esası öngörülmüş ve bu norm kadro esasına göre yapılacak atamalara ilişkin usul ve esaslar 29’uncu maddede hükme bağlanmıştır.

29’uncu maddede, Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcıları, Türkiye Büyük Meclisi Başkan Başmüşavirleri ve özel kalem müdürünün doğrudan, diğer personelin ise Genel Sekreterin teklifi üzerine Meclis Başkanı tarafından atanacağı hükme bağlanmış, Başkanın bu yetkisini Genel Sekretere devredebileceği de öngörülmüştür.

Burada yine önemli bir yenilik olarak idari teşkilatın norm kadro esasına göre düzenlemesi yapılırken kural olarak sınav yoluyla bu kadrolara atama esası getirilmiş, diğer kurumlardan açıktan veya naklen atama yolu da kapatılmıştır. Böylece, nitelikli personel istihdamına yönelik bir ciddi düzenleme olmuştur.

30’uncu maddede ise, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının gerekse Tüzük’ümüze göre kurulmuş 17 tane ihtisas komisyonunun gerek siyasi parti gruplarımızın gerekse biz milletvekillerinin sözleşmeli personel çalıştırmasına dair hususlar hükme bağlanmıştır. Burada, yeni düzenlemede yine milletvekillerimize danışman, danışman yardımcısı ve ilave bir personeli sözleşmeli olarak çalıştırma imkânı da getirilmiştir.

Getirilen bu düzenlemelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama ve denetim faaliyetlerini yerine getirirken ihtiyaç duyduğu destek hizmetlerini çok daha etkili ve verimli şekilde sağlayacağı düşüncesiyle hepinize saygılar sunuyor, kanunun hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kubat.

Şahıslar adına ilk söz, İstanbul Milletvekili Sayın Aydın Ağan Ayaydın.

Buyurun Sayın Ayaydın.

AYDIN AĞAN AYAYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 83 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde kişisel görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin teşkilatına ilişkin 2919 sayılı Kanun 1983 tarihli olup, darbe döneminin bir ürünüdür.

Yine özellikle, son dokuz yılda hayata geçirilen uygulamalarla, Türkiye Büyük Millet Meclisi teşkilatı karmaşık, adaletten yoksun, zayıf bir kurumsal yapıya dönüşmüştür.

Nitekim, bugün teşkilat, tabiri caizse ülkenin en büyük KİT’idir. Maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmayan bir yasadır. Bu yasanın yeniden gözden geçirilmesi son derece doğrudur, isabetlidir. Ancak yasa çıkarken bunun çok daha adil olması, çalışanların lehine olması ve çalışanlar arasında ayrım yapılmamasına dikkat etmemiz lazımdır.

Böylesi bir değişiklik üzerinde etraflıca düşünülmeli, yeni teşkilat kanunu katılımcı bir anlayışla, tüm siyasi parti grupları ve konuyla ilgili uzmanların görüş ve önerileri doğrultusunda ortaya çıkmalıydı. Zira aksi bir düzenleme kalıcı, köklü ve sağlıklı bir teşkilat oluşturmayacak ve hatta ihtiyaçlara da cevap vermeyecektir.

Bu kanun teklifinin hazırlanışında katılımcılık benimsenmediği gibi, aslında nasıl bir teşkilat yapısının istendiği de sanırım hazırlayanlar tarafından da tam bilinmemektedir. Bunun içindir ki, kanun teklifi metni her aşamada çok fazla değişimlere tabi tutulmuştur. Siyasi parti gruplarına gönderilen taslak, Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen taslak, alt komisyon sonrası ortaya çıkan metin ve nihayet şu an görüşmekte olduğumuz nihai metin alıp incelendiğinde rahatlıkla görülecektir ki, kalıcı, köklü ve sağlıklı bir sistem düşünülmeden, aceleyle, günü kurtarmaya yönelik bir tasarruf söz konusudur.

Bununla birlikte, alt komisyon çalışmaları sırasında bazı hususlar üzerinde mutabık kalmış olmamıza rağmen, nedense nihai olarak Plan Bütçe üst Komisyonunda bu metinlerden uzaklaştırıldı. Ancak, her ne olduysa, alt komisyon metni, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında verilen onlarca önergeyle şimdiki hâline, bizim açımızdan tanınmaz hâle getirilmiş oldu.

Şimdi sormak istiyorum değerli milletvekilleri: Alt komisyon metnini, kimler, hangi amaçlarla baypas etti? Milletin temsilcilerinin hazırladığı bu metin hangi bürokratik çekişmelerin kurbanı oldu? Eğer böyle çalışacaksa, alt komisyonda neden emek ve zaman harcandı? Çağırsaydınız o pek kıymetli bürokratlarınızı, onlar yazsaydı; zaten, onların dediği oluyor. İşte, o bürokratların hazırladığı metindir ki, içinde pek çok adaletsizlik ve haksızlık barındırmaktadır. Nitekim, teklifin böyle yasalaşması durumunda ortaya çıkacak çarpık yapıyı düzeltmek için, çok geçmeden, kısa süre içerisinde tekrar mesai harcamak zorunda kalacağımızı söylemekten de kendimi alamıyorum.

Değerli milletvekilleri, Başkanlık Divanı, siyasi parti gruplarının grup toplantıları ile Genel Kurul görüşmelerini, görüşmeler bitene kadar, mutlaka naklen yayınlamak ve yayınlatmak zorunda olmalıdır. Halkın iradesinin yansıdığı organ olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmaları, herhangi bir kısıtlama olmaksızın halka ulaştırılmalı, halk, kendi geleceğinden haberdar olmalıdır. Meclis çalışmalarını halkın izlemesinin sakıncası nedir? Neden çekiniliyor; doğrulardan, gerçeklerden mi? Yıllardır Meclis TV, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurul, partilerin grup toplantıları ve komisyon toplantılarını naklen vermekteydi. Meclis çalışmalarını takip etmek isteyen yurttaşlarımız bunları izler, buna göre de siyasi partilerin çalışmaları hakkında fikir sahibi olurlardı ancak artık Meclis TV’nin ekranları karardı. Gerekçe, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile TRT arasında yapılan anlaşmaya göre Meclis TV sadece Genel Kurulun açık olduğu salı, çarşamba ve perşembe günleri 15.00 ile 19.00 arasında naklen yayın yapacak. İyi de 2002 yılından 2011 yılına kadar dokuz yıl boyunca bu anlaşma yok muydu? Neden muhalefet partilerinin çalışmalarını gösteren TV kanalı kapatılıyor? Bu mudur ileri demokrasi anlayışınız? Meclis TV yayınlarının sınırlandırılması Meclise, demokrasimize ve ülkemize yakışmamaktadır.

Bu duygu ve düşüncelerle yasamızın hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayaydın.

Şahıslar adına son söz Kocaeli Milletvekili Sayın Fikri Işık’a aittir.

Buyurun Sayın Işık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 83 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi üzerinde şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, hiç kuşkusuz ki çok önemli bir iş yapıyoruz. 1983 yılından beri dokunulmayan, âdeta olağanüstü dönemin ürünü olan Meclisimizin, ki bu idari yapıyla beraber çalışıyoruz, bununla ilgili çok önemli bir reformu hayata geçiriyoruz. Bu noktada, Meclisin, Meclisteki bütün partilerin mutabakat içerisinde olmuş olması fevkalade sevindirici. Bunu 24’üncü Dönem için yeterli görmemeyi aslında hedeflemeliyiz ve bundan sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin kendine ait bir kanununun olması noktasında, biraz önce Sayın Şandır’ın burada ısrarla üzerinde durduğu konu üzerinde de Meclis olarak odaklanmalıyız. 24’üncü Dönem Parlamentosuna, bu Meclise inşallah yepyeni bir anayasa ve yepyeni bir meclis iç tüzüğü de nasip olur ve gerçekten 24’üncü Dönem gerek Meclis idari teşkilatı gerek yeni anayasa, yeni iç tüzük ve milletvekili kanunuyla cumhuriyet tarihinde önemli bir yer tutar.

Değerli arkadaşlarım, bu yeni kanun teklifinin neler getirdiğini çok uzun uzun anlatmak durumunda değilim, önemli değişiklikler yapıyor, Meclisin daha hızlı ve daha iyi çalışan idari bir yapıya kavuşması için gereken reformu getiriyor. Burada belki önemli noktalardan birisi de personel. Evet, Meclisimiz maalesef bugüne kadar kadrolarının tamamına neredeyse sınavsız eleman almış. Ama bu, sadece AK PARTİ’nin benimsediği bir yöntem değil. Şimdi AK PARTİ’nin iradesiyle ve Meclisimizde oluşan genel iradeyle artık bunu son derece sınırlıyoruz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kadrolar dolduktan sonra. Kadro kalmadı.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Çok ihtiyaç duyulan konuların dışında, artık istisnai kadroların dışında sınavsız eleman alımı kalkıyor. Elbette zararın neresinden dönülürse kârdır.

Değerli arkadaşlarım, ancak burada özellikle vurgulamam gereken bir konu var, bir siyaset etiği var: Burada Meclis kürsüsünde kendisinin cevap verme imkânı olmayan insanları isim zikrederek zan altında bırakmak siyasi etiğe uymaz. Biraz önce bir Sayın Milletvekili konuşmasını yaparken benim şahsen iyi tanıdığım ve Meclise yirmi yıldan daha fazla bir süre önce girmiş ve bugün Genel Sekreter Yardımcılığı koltuğuna gerçekten alın teriyle gelmiş İrfan Neziroğlu Beyefendi’nin ismini zikrederek, onun kayınbiraderini işe aldığını söyledi.

Değerli arkadaşlarım, yani biz siyasetçiyiz; bizim kendimize yaptığımız kötülüğü inanın bir başka kişi, grup veya kurum bize yapamıyor. Ya arkadaşlar, bir siyasetçinin yakınının bir yere gelmesi o insanın illa kötü olduğu anlamına mı gelir veya bir bürokratının yakınının bir yere gelmesi o insanın illa kötü, beceriksiz, elverişsiz, ehliyetsiz olduğu anlamına mı gelir?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Usulü eleştiriyor, gelmesini değil; saptırma konuyu.

FİKRİ IŞIK (Devamla) – Bakın, mantıkta temel bir hüküm var: Eksik bilgi yanlıştır. Sayın Milletvekili burada çıktı, Değerli Bürokratımızın kayınbiraderinin sınavsız işe alındığını söyledi. Sanki bundan önce herkes sınavla alınıyormuş da bu arkadaşımız sınavsız işe alınmış. Peki, hangi özelliğinden dolayı alınmış? Bunu söylemiyor. Hangi özelliğinden dolayı alındığını ben size söyleyeyim: Bu arkadaşımızın kayınbiraderi Mustafa Çakmakçı kendisi yeminli Arapça-Osmanlıca tercüman. Türkiye Büyük Millet Meclisinin de Osmanlıca -özellikle- arşivleriyle ilgili 8 tane eleman ihtiyacı oluyor, duyuru yapılıyor ve bu duyurunun sonunda bu arkadaşımız da her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yaptığı gibi müracaatını yapıyor, bu müracaat sonunda yapılan değerlendirmelerde bu arkadaşımızın bu işi yapabilecek ehliyette ve liyakatte olduğuna sayın bürokrat değil, o bürokratın bağlı olduğu başkan karar veriyor ve işe alıyor.

Şimdi, arkadaşlar, bunun neresinde hata var? Yani biz, peki o zaman biz… Arkadaşlar, bakın, dönün kendi grubunuza da bakın. Bugün Sayın Kamer Genç’in oğlu bu Mecliste, sınavla mı alındı? Aydın Milletvekilimiz Metin Lütfi Baydar’ın eşi bu Mecliste, sınavla mı alındı? Sayın Muharrem İnce’nin danışmanı bu Mecliste, sınavla mı alındı? Bunların hangisi sınavla alındı da bir tek bu arkadaşımızın sınavla alınmadığı konusunda… Son sözüm: Dolduruşa gelmeyelim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Bilgi işlem merkezine jeoloji mühendisi alınır mı?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Birleşime saat 20.00’ye kadar ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 19.08
DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

83 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin maddeleri üzerindeki görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Başkanlık Divanı Temsilcisi burada.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, bir önceki oturumda şahsı adına konuşan kişi, Grup Başkan Vekilimiz Sayın İnce’nin ismini vererek “Onun da danışmanı çalışıyor.” dedi. Hepimizin danışmanı Mecliste çalışıyor. Sayın İnce beni aradı…

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Kadrosu Mecliste…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Hayır…

Sayın İnce beni aradı, “Asla böyle bir şey yok, dönünce ben onunla görüşürüm.” Aynen bu ifadesi bu.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Ne o, hayırdır!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Benim şahsıma ait, kesinlikle, Meclis benim danışmanımı asla almadı. Bir kısım danışmanlar kadrolu, bir kısmı kadrosuz, hepimizin olduğu gibi ama benim ismimin geçmesinden çok üzüldüm.” dediler. Onu tutanaklara geçmesi için ifade ediyorum.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum, çok sağ olun.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Bir araştıralım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – “Onunla görüşeceğim.” dedi. Bilmiyorum! (Gülüşmeler)

BAŞKAN – Şimdi on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağız.

Sayın Alim Işık, burada mı?

Sayın Yılmaz, buyurun.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan Vekilimiz, teklifin gerekçesinden taşeronlaşmanın yaygınlaşacağı, halihazırda 200 civarında olduğu öğrenilen taşeron personel sayısının artırılacağı anlaşılmaktadır. İnsan onuruna yaraşır, düzgün işlerin sunulması için örnek olması beklenen Türkiye Büyük Millet Meclisinin fazla çalıştırılan, ancak karşılığı ödenmeyen bir nevi kölelik sistemini andıran taşeronlaşmayı yaygınlaştırmayı uygun buluyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Keskin, buyurun.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Uzman stenograflık şahsa bağlı kadroya dönüştürülmüştür. Mevcut uzman stenograflar emekli olduktan sonra uzman stenograflık kadroları kalmayacaktır. Tutanak Müdürlüğü belli bir bilgi birikimi ve genel kültürü üst düzeyde bir müdürlüktür ve tüm personeli üniversite mezunudur. Genel kültürü ve bilgi birikimi olmadan bu müdürlükte görev yapmak zordur. Uzmanlık, stenograflık olarak düzenlenmiştir. Bu statülerin tekrar konulması yerinde olacaktır. İlgili maddenin “tutanak uzman yardımcısı” ve “tutanak uzmanı” şeklinde değiştirilmesi düşünülmekte midir?

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Meclis TV’de, bize gelen bilgilere göre, duyumlarımıza göre 350 kişinin çalıştığı söyleniyor. Meclis TV saat yedide kapandığına göre, bu boşta kalan personel hangi alanda istihdam edilecek? Bu konudaki bilgileri nedir?

İkinci sorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu saat mefhumu olmadan çalıştığına göre, uzman stenograflar da bu saatlere bağlı olarak çalışmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde başka hiçbir müdürlük tam kadro olarak görev yapmamaktadır. Bu arkadaşlarımızın fazla çalışmalarına veya emekliliklerine herhangi bir farklı düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Başkan, buyurun.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Meclis televizyonunda toplam 60 personel idari haber ve teknik görevli olarak çalışmaktadır.

BAŞKAN – Stenograflarla ilgili bir soru sormuşlardı.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Uzman stenograflık şahsa bağlı kadro olması ve… Kanun teklifinde de diğer kadro unvanlarında olduğu gibi ara kademeler azaltılmaya gidilmiştir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, ses gelmiyor.

BAŞKAN – Ses gelecek, bir saniye.

Biraz yüksek sesle söylerseniz.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Kanun teklifinde, diğer kadrolarda olduğu gibi ara kademelerde de stenografların azaltılmasına gidilmiştir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Soru farklı, cevap farklı.

BAŞKAN – Efendim…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sorum o şekilde değildi.

BAŞKAN – Vaktimiz var.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Fazla çalışma ücreti de ödenmiyor henüz. Süre de var Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tekrar girin, tekrarlayın sorunuzu, vaktimiz var çünkü.

Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Şimdi, bir başka sorum da şu, vakit olduğu için: Şu anda danışman olarak aldığımız personel eğer devlette çalışıyorsa, örneğin 2 bin TL maaş alıyor ise ve Meclise geldiğinde, danışman olarak geldiğinde birinci derecede 3.600 ek gösterge maaş karşılığı aşağı yukarı 3.800-4 bin TL civarında maaş almakta. Bu alınan danışmanlar daha önceki geldiği kurumdaki ücret üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna prim ödemekte ancak emeklilik açısından da son alınan maaş üzerine yararlanamamaktadır. Daha önce gelinen kurumdaki aldığı maaş üzerine emekliye ayrılmakta ancak Mecliste aldığı ücret nedeniyle aradaki farktan dolayı eski kurumunda aldığı düşük ücretten dolayı Sosyal Güvenlik Kurumuna para yatmakta. Burada Meclis âdeta Sosyal Güvenlik Kurumundan para kaçırmaktadır. Bu adalete aykırıdır, bunu düzeltmeyi düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Önce, stenograflarla ilgili… Şu anda 30 kursiyer stenograf kursta. Kursiyerler kadroya geçtiklerinde mevcut stenograflarla aynı haklara sahip olacaklar, aynı maaşları alacaklar.

Mecliste Temizlik, Park ve Bahçeler ve Satın Alma birimlerinde yaklaşık 135 personel çalışmakta.

Diğer konulara yazılı cevap vereceğiz.

Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, benim bir sorum daha vardı, danışmanlarla ilgili.

BAŞKAN – Sizin sorunuza da geliyorlar.

Bir de Sayın Tanal danışmanlarla ilgili…

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Yazılı cevap vereceğiz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ona yazılı cevap vereceklermiş Sayın Tanal.

Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime yarım saat ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 20.13

 


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

83 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin maddeleri üzerindeki görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Başkanlık Divanı Temsilcisi? Burada.

8’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/92 Esas Numaralı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu'nun, 8. maddesinin (a) bendinin şu şekilde değiştirilmesini saygılarımla arz ve teklif ederiz.

(a) Genel Kurul görüşmeleri ile daimi ve diğer komisyonların görüşmelerinin tutanağını tutarak, vakit geçirmeden derhal internetten yayınlanmasını sağlamak. Tutanak özetini tutmak ve TBMM Tutanak Dergisi’ni baskıya hazırlamak.

      Ferit Mevlüt Aslanoğu              Bülent Kuşoğlu                   Prof. Dr. Aydın Ayaydın

                 İstanbul                                Ankara                                       İstanbul

           Dr. Aytun Çıray              Mehmet Ali Ediboğlu                        Sinan Aygün

                    İzmir                                   Hatay                                         Ankara

                                                         İlhan Demiröz

                                                               Bursa

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Ben konuşacağım.

BAŞKAN – Bursa Milletvekili Sayın İlhan Demiröz, buyurun.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 83 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi hakkında ve 8’inci maddenin (a) fıkrası değişikliği hakkında görüşlerimi bildirmek üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

“Sevgili dostlar, Ankara’nın en güzel mevsimi sonbaharı birlikte soluyacağımız günlerin özlemiyle sizleri selamlıyorum.

Karlı bir kış günü polis eşliğinde Ankara’dan ayrılışımın üzerinden on bir mevsim geçti, günlerse dört haneli rakamlara ulaştı. Tarih boyunca aydınlarımızın paylaştığı ortak kaderden ben de payıma düşeni yaşıyorum. Bu gerçeğin rehberliğinde Silivri’nin duvarlarını kara tahtaya çevirip eğitimimin kalan bölümünü tamamlamaya çalışıyorum.

Sevgili dostlar, Mithat Paşa’dan bu yana bu topraklardaki siyasi davaların en uzun süreli olanını yaşıyoruz. Yargılama sürecinin doğrudan cezaya dönüştüğü bir dönemin içindeyiz. Her şey göz önündeymiş, her şey şeffafmış gibi ama gerçekler bir türlü ortaya çıkmıyor.

İleride Silivri arşivleri açıldığında, hukukun yargı ve siyaset eliyle çürütüldüğü belgeleriyle görülecek. İleride Silivri arşivleri açıldığında, insanların en hassas olduğu duyguları, en çok değer verdiği düşünceleri üzerinden suçlama üretilerek yaşam biçimlerinin cezalandırıldığı görülecek. İleride Silivri arşivleri açıldığında, hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesinin mahkûmiyet karinesine dönüştüğü görülecek. İleride Silivri arşivleri açıldığında, terazili hukuk heykelinin sadece gözlerinin değil, kulaklarının ve ağzının da kapalı olduğu bir dönemin yaşandığı ortaya çıkacak. İleride Silivri arşivleri açıldığında, cezaevlerindeki en önemli sağlık sorununun hukuk yetmezliği olduğu anlaşılacak.

Sevgili dostlar, bu topraklar, zulme karşı direnenlerin de olduğu topraklardır. Despotlara karşı mücadeleyi, insanlığı ve uygarlığı yüceltenlerin yeşerdiği topraklardır. Ben bu uzun tarih ırmağında bir damla olabildimse ne mutlu.

Binler, sadece tutukluluk sürelerinin değil, mücadele gücünün, güzel bir Türkiye hayal etme kararlılığının ifadesidir. Binler, Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu hedeflere ulaşmak için dinlenmeden yürüme azminin de ifadesidir.

Sizleri bir kez daha, bir kez daha bu duygularla selamlıyorum. Özgürlükte buluşmak dileğiyle, omuz omuza olacağımız günlerin özlemiyle…

                                                                                                           Mustafa Balbay

                                                                                                                  Silivri”

Evet süremin çok az olduğunu biliyorum ama bu yasayla ilgili de şu ifadeleri kullanmak istiyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi’ne baktığımızda bir düzenleme yapmaktan ziyade kimi personeli görevden almak, yeni kadrolar oluşturmak ve partizanca atamalar yapmanın hedeflendiği görülmektedir. Bu sonuca ulaşmak için bununla ilgili neler yapılacağını önümüzdeki günlerde hep  beraber göreceğiz.

Ben kamuda ziraat yüksek mühendisi olarak otuz üç yıl görev yaptım. Bu süre içerisinde çeşitli iktidarlar ve değişik uygulamalarla karşılaştım. Toprak Su kapatıldı, Köy Hizmetleri kapatıldı. Bu uygulamalarda yapılanlarla ilgili arkadaşların uzun yıllar emek verdiği, çalıştığı, düğünler yaptığı iş yerinden uzaklaştırmanın olduğunu biliyorum. Bu insanların bu bölümden uzaklaştırılmalarının da uygun bir şekilde olmadığını biz Bursa’da da, il özel idarelerinde de gördük. Aynı oyunun şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisinde olacağı aşikârdır. Bundan dolayı herkesin bu kanun teklifi üzerinde titiz ve uygulamaların huzursuz olmadan yapılabilmesi için çaba sarf etmesi gerekir.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Çok teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ederim Sayın Demiröz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

12’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 Sıra Sayalı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifinin 12. maddesinin 1. Fıkrasının ç bendinde yer alan “tahsis ve” ibaresi ile d bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu         Prof. Dr. Aydın Ayaydın               Süleyman Çelebi

                 İstanbul                                   İstanbul                                    İstanbul

           Ali Rıza Öztürk                          Musa Çam                            Bülent Kuşoğlu

                  Mersin                                      İzmir                                       Ankara

              Kazım Kurt                           Osman Aydın                    Haluk Ahmet Gümüş

                Eskişehir                                   Aydın                                     Balıkesir

                                                             İhsan Özkes

                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkanlık Katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Ali Rıza Öztürk…

BAŞKAN – Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk, buyurun.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 12’nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada öncelikle kendi hakkını ve hukukunu koruyamayan bir Meclisin yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifini görüşüyoruz. Bu yapılan görüşmelerin, çıkarılan yasaların amacı, hak ve hukuku korumaktır. Bir toplumda kendi hakkını koruyamayan milletvekilleri, halkın hakkını hukukunu hiç koruyamaz. Kendi hakkını hukukunu koruyamayan bir Türkiye Büyük Millet Meclisi, temsil ettiği millî iradenin hakkını hukukunu koruyamaz.

Bugün bu Meclis, gerçekten, kendi üyeleri olan 8 milletvekilinin Anayasa’nın 7’nci maddesi gereğince egemenlik kapsamında yasama yetkisi kullanma hakkına sahip ve aynı zamanda yasa yapma göreviyle yüklenmiş milletvekillerinin yargının tahakkümü ve yasama organına egemen olma sakat anlayışı neticesinde milletvekillerine burada görevlerini yaptıramamaktadır.

Bugün, Cumhuriyet Halk Partisinden 2 milletvekili, Milliyetçi Hareket Partisinden 1 milletvekili ve 5 de bağımsız milletvekili olmak üzere toplam 8 milletvekili  gerçekten tutukludur, millî iradenin kendisi tutukludur.

Bugün içinde yaşadığımız süreçte bu Parlamentonun ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkan Vekili hakkında Hükûmeti eleştirerek yıprattığı nedeniyle dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanabilmektedir. Bu fezlekeyi yani asıl görevi iktidarı yıpratmak, dolayısıyla yakın seçimde onun yerine iktidar olmak isteyen bir siyasi partinin milletvekili hakkında bu nedenle dokunulmazlık fezlekesi düzenleyebilen bir savcı bu cesareti nereden alıyor değerli arkadaşlarım? Bugün onun hakkında böyle bir fezlekeyi düzenleyen bir savcı başkasının hakkında da pekâlâ bir fezleke düzenleyebilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama görevini yapamaz hâldedir. Eskiden zaten sakat ve arızalı bir şekilde yapıyordu. Çoğu zaman hazırlanan kanun tasarı ve teklifleri komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülüyormuş gibi yapılarak, âdet yerini bulsun diye görüşülüp yasa çıkartılıyor idi ama son zamanlarda çıkarılan kanun hükmünde kararname yetkisiyle yasama yetkisini zaten kullanamadı. Geriye kalıyor milletvekillerinin denetleme yapma hakkı ve yetkisi. Denetleme hakkı ve yetkisinin de en önemli unsurlarından bir tanesi soru sormaktır, soru önergesi vermektir. Sağ olsun Meclis Başkanlığı bu milletvekillerinin denetleme hakkını Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğüne devretti. Oradaki memur arkadaşlarımız milletvekillerinin bu denetleme hakkını denetler hâle geldi. Bunu kabul etmek mümkün mü değerli arkadaşlarım? Dolayısıyla Parlamentodaki milletvekillerinin Hükûmeti denetleme yöntemlerinden birisi olan soru önergeleri de fiilen tıkanıyor çünkü hepsi geri geliyor. Öncelikle bu Meclisin hukukunu koruyabilmemiz için, bu Meclisin saygınlığını koruyabilmemiz için, bu Meclis kendi hukukuna, kendi hakkına sahip çıkmak zorundadır. Bugün bu ülkede yaşanan tüm olayların altında yatan bir tek neden vardır, o da haksızlığın ve hukuksuzluğun egemen olmasıdır. Herkes ve her kurum kendi hakkına, kendi hukukuna cesurca sahip çıkmalıdır, haksızlıkları ve hukuksuzlukları haykırmalıdır.

Bu vesileyle de Silivri’de hücrede bininci gününü tamamlayan Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Mustafa Balbay başta olmak üzere, millî iradelerine sakat konulan tüm milletvekillerine, KCK tutuklusu milletvekillerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - …Ergenekon  davasından tutuklu milletvekillerine, Balyoz davasından tutuklu Engin Alan’a selam gönderiyorum, tek selam.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

13’üncü maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 13 üncü maddesinin (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Nurettin Canikli                    Mustafa Kalaycı                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                 Giresun                                  Konya                                       İstanbul         

             Ahmet Aydın                      Türkan Dağoğlu                         Zeynep K. Uslu

                Adıyaman                               İstanbul                                     Şanlıurfa

                                                           Hasip Kaplan

                                                                Şırnak                                            

“a) Yasama uzmanları marifetiyle yasama ve denetim faaliyetlerine ilişkin konu odaklı nesnel araştırmalar yapmak ve milletvekillerinin ve komisyonların bilgisine sunmak.”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Yasama uzmanı çalışan diğer birimlerde olduğu gibi, belirtilen görevlerin yasama uzmanları aracılığıyla yerine getirileceği hususuna açıklık kazandırılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde 13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 14’te bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini ve bent numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                 Emin Haluk Ayhan                       Mehmet Şandır

                  Konya                                   Denizli                                       Mersin

          Mehmet Erdoğan                                                                        Erkan Akçay

                   Muğla                                                                                     Manisa

“e) Yurtdışı ve yurtiçi arşiv ve kütüphanelerden, parlamento tarihi bakımından önem arz eden belge ve evrakı arşive kazandırmak”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Mehmet Erdoğan konuşacak.

BAŞKAN – Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Erdoğan.

Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda görüşmekte olduğumuz kanunla ilgili vermiş olduğumuz önerge hakkında grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi Parlamento arşivinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivinde cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bütün bilgiler ve belgeler bulunmaktadır. Ancak, cumhuriyetin kuruluşundan önceki döneme ait gerek Osmanlı’nın son dönemindeki Islahat Fermanı’ndan sonra oluşturulan parlamentolarla ilgili gerekse cumhuriyetin kuruluşu sırasındaki yazışmalarla ilgili birçok bilgi ve belge Meclisimizin arşivinde bulunmamaktadır. Yurt içi ve yurt dışı değişik ülkelerin arşivlerinde, Osmanlı arşivlerinde, cumhuriyet arşivinde yer alıp, İngiliz arşivinde, Fransız arşivinde yer alıp Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivinde yer almayan belgelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivine kazandırılması ile ilgili olarak, bu 14’üncü maddede sayılan görevlere ilave olarak, Meclis Başkanlığımızın arşiv ve kütüphanecilik birimine bir görev verilmesi önem arz etmektedir. Eğer bu görev bir fıkra eklenerek verilebilir ise, bu konu yüce Parlamento tarafından kabul edilirse bundan sonra Parlamento tarihini yazacak olan bilim adamları için arşiv arşiv gezme ihtiyacı ortadan kalkacak, aradıkları bütün bilgi ve belgeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivinde bulabileceklerdir hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivi ciddi bir zenginlik kazanmış olacaktır.

Biz, bu konunun, bütün partilerimizin ortak önerisiyle ve herkesin katılımıyla bu fıkranın, bu maddeye eklenmesini, 14’üncü maddeye eklenmesini talep ediyoruz. Bu güzel hizmete herkesin vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde 14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde dört önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 Sıra Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifinin 15. Maddesinin 1. Fıkrasının d bendinde yer alan "siyasi parti grup toplantılarını" ibaresinden sonra "naklen" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu       Prof. Dr. Aydın Ayaydın                  Ali Rıza Öztürk

                 İstanbul                                 İstanbul                                      Mersin

          Süleyman Çelebi                        Musa Çam                             Bülent Kuşoğlu   

                 İstanbul                                   İzmir                                        Ankara

              Kazım Kurt                   Haluk Ahmet Gümüş                        İhsan Özkes

                Eskişehir                               Balıkesir                                     İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifinin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                 Emin Haluk Ayhan                       Mehmet Şandır

                  Konya                                   Denizli                                       Mersin

              Oktay Vural                         Erkan Akçay                            Mehmet Günal

                    İzmir                                    Manisa                                      Antalya

"d) Genel Kurul görüşmeleri ile siyasi parti grup toplantılarını canlı yayınlamak veya yayınlatmak."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 15 inci maddesinin (d) bendinin sağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Hasip Kaplan                       Pervin Buldan                          Nursel Aydoğan

                   Şırnak                                     Iğdır                                      Diyarbakır

        Sırrı Süreyya Önder                     Sırrı Sakık                                Demir Çelik

                 İstanbul                                    Muş                                           Muş            

"d) Genel Kurul görüşmeleri ile siyasi parti grup toplantılarını kesintisiz olarak yayınlamak veya yayınlatmak."

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 15 inci maddesinin (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, maddeye aşağıdaki bendin eklenmesini ve müteakip bentlerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz. 

             Ahmet Aydın                       M. Belma Satır                            Nurdan Şanlı

                Adıyaman                               İstanbul                                      Ankara

      Zeynep Armağan Uslu                 Ekrem Çelebi                           Tülay Kaynarca

                 Şanlıurfa                                   Ağrı                                        İstanbul

           Nureddin Nebati                        Salih Koca                            Abdulkerim Gök

                 İstanbul                                Eskişehir                                    Şanlıurfa

      Mehmet Doğan Kubat                                                                 Tülay Selamoğlu

                 İstanbul                                                                                    Ankara

“d) Genel Kurul görüşmelerini yayınlamak.”

“ğ) Kurtuluş Savaşı Müzesinde (Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası), tüm müzecilik hizmetlerini yerine getirmek,  Müzenin ulusal ve uluslararası tanıtımını yapmak veya yaptırmak ve bu amaçla faaliyetlerde bulunmak, ilgili kuruluşlarla kültürel alanlarda işbirliği yapmak, Müzenin onarım, restorasyon, teşhir ve müzecilikle ilgili diğer teknik hizmetlerini,   gerektiğinde   Milli   Saraylardan   Sorumlu   Genel Sekreterliğine bağlı Başkanlıklarla birlikte yürütmek.

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu önergeye?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe:

Siyasi parti grup toplantılarının yayınlanması hususu protokollerle düzenlenebileceğinden buna yönelik hükmün metinden çıkarılması; 2009 yılından bu yana TBMM'nin yönetiminde bulunan ve halen Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü altında faaliyetlerini sürdüren 1. TBMM (Kurtuluş Savaşı Müzesi) Binası Müzesinin, hangi Başkanlığa bağlı olacağına ve müzeye yönelik görevlerin neler olacağına açıklık getirilmesi amacıyla bu önerge verilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Biraz önce kabul edilen önergeyle (d) bendi tümüyle değişmiş olduğundan diğer önergeleri işleme koyma imkânı kalmamıştır. Bu üç önergeyi işlemden kaldırıyorum.

15’inci maddeyi kabul edilen önerge çerçevesinde oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 16’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 17’de Komisyonun bir düzeltme talebi vardır.

Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, maddenin (a), (b) ve (c) bentlerinin başında yer alan “Saray, müze, köşk ve kasırların” ifadesi, (ç) bendinin başında “müze” ibaresi olmadan sehven yazılmış olup, (ç) bendinde de “Saray, müze, köşk ve kasırların” şeklinde redaksiyona tabi tutulmasını takdirlerinize sunuyoruz.

BAŞKAN – Komisyonun düzeltme metni çerçevesinde madde 17’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 18’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 19’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi"nin 20 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Yusuf Başer                       Nurettin Canikli                            Hilmi Bilgin

                  Yozgat                                  Giresun                                        Sivas

             Ahmet Aydın                          Mahir Ünal                              Ahmet Toptaş

                Adıyaman                         Kahramanmaraş                         Afyonkarahisar

      Zeynep Karahan Uslu               Nureddin Nebati                      Pelin Gündeş Bakır

                 Şanlıurfa                                İstanbul                                      Kayseri

           Abulkerim Gök                        İdris Şahin                        Ayşe Nur Bahçekapılı

                 Şanlıurfa                                 Çankırı                                      İstanbul

"Madde 20- (1) Hukuk Hizmetleri Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre hukuk birimlerine verilen görevleri yapmak.

b) Talep halinde komisyonlara yasama süreçlerinde hukuki görüş sunmak.

c) Verilecek benzeri görevleri yapmak."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesinde hukuk birimlerinin görevleri tek tek sayılmış olup, maddenin bu düzenlemeyle uyumu sağlanmaya çalışılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde 20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 21’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 22’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 23’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 24’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 25’te bir önerge vardır, okutup işleme alacağım.

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı yasa tasarısının 25. maddesine 5. fıkra olarak aşağıdaki metnin ilave edilmesini arz ederiz.

5) Verilen yetki çerçevesinde diğer görevleri yapmak

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Oktay Ekşi                            Süleyman Çelebi

                 İstanbul                                 İstanbul                                      İstanbul

               Özgür Özel                         Ahmet Toptaş                               Salih Fırat

                  Manisa                           Afyonkarahisar                              Adıyaman

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Sayın Oktay Ekşi. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlarım; Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiç söylemeye lüzum yok ki, hukuk yapan kurum ama kendisi hukuk yapmak konusunda eğer görevini eksik bırakıyorsa o zaman bizim, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olarak konuyla ciddiyetle meşgul olmamız lazım.

İkincisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, hepimiz biliyoruz ki, denetim yapan kurum. Denetim fonksiyonunu en üst düzeyde Anayasa’mız bize vermiş. Hepimiz biliyoruz ki, az önce Sayın Ali Rıza Öztürk’ün de ifade ettiği gibi, denetim fonksiyonumuz maalesef elimizden alınmış hâlde.

Bakınız, benim elimde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına takdim edilmiş soru önergem var. Soru önergemin aldığı yanıt şu: Temmuzda verdiğim önergeyi 1 Ekimden önce işleme koymadıklarını bildiriyorlar. Sebep ne? Sebep, Meclis tatilde. Türkiye Büyük Millet Meclisi 12 Haziran seçimlerinden hemen sonra, 28 Hazirandan itibaren bilfiil görevini yapmaya başlamadı mı? Başkanlık Divanı görevde değil mi? Bakanlıklar görevde değil mi? Devletin devamlılığı ilkesi yok mu? Bu tür açık ilkelere rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi “1 Ekime kadar sizin önergenizi -İç Tüzük’ün hiçbir ilgisi olmayan maddelerine dayanarak, yani konuyla ilgisi olmayan maddelerine dayanarak- işleme koymadım.” diyor. Denetim görevimizi sadece Sayın Öztürk’ün ifade ettiği gibi Meclis bürokrasisi değil, bilfiil Başkanlık Divanı engelliyor; bir.

İkincisi sevgili arkadaşlarım, şu anda 8 arkadaşımız içeride, tutuklu. Bunlar, bizim 2 arkadaşımız, benim 2 arkadaşım değil, Milliyetçi Hareket Partisinin 1 arkadaşı değil, Barış ve Demokrasi Partisinin 5 arkadaşı değil, bunlar, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinin Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in arkadaşı. Bu arkadaşlarını hapisten kurtarmak konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapması gereken hiçbir işi yapmayan bir Meclis Başkanımız var.

Sevgili arkadaşlarım, parlamentonun itibarını parlamento korur. Parlamentoyu itibarlı hâle getirmenin en iyi örneğini verenlerden biri ve parlamento tarihinin ilk kurumu olan İngiliz Parlamentosu, 1542’den itibaren, bir milletvekilinin haksız yere tutuklu olmasına itiraz edilmesinden itibaren milletvekillerini hapse göndermekten alıkoyabilmiştir.

Sevgili arkadaşlarım, Başkanlık Divanı -az önce ifade edildi- seçilmiş, şu anda hapiste bulunan milletvekillerinin ödeneklerini, yolluklarını tahakkuk ettirmiş; ailelerine vermiyor, kendilerine vermiyor. Hukukun temel ilkesi, mahkûm oluncaya kadar, kesin mahkûmiyet kararına kadar insanların masum sayılması değil midir? Masum sayılan insanın hakkını gasbetmek Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yakışacak bir tasarruf mudur?

Sadece bunları söylemiyorum. Bu arkadaşlarımıza oda veriyorsunuz, bu arkadaşlarımıza kendilerine yasayla tahsis edilen yardımcıları tahsis ediyorsunuz ama onlara ödenmesi gereken, kendilerinin mazbata aldıkları tarihten itibaren, o andan itibaren hakları olan yollukları, ödenekleri onlara vermeyip, alıkoyuyorsunuz. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hukuk yapma, hukukta önderlik etme fonksiyonuna uygun bir tavır mıdır?

Bunları sizlerle paylaşmak için huzurunuza geldim. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ekşi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26’ncı maddede iki önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

           Nurettin Canikli                    Mustafa Kalaycı                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                 Giresun                                  Konya                                       İstanbul

      Mehmet Doğan Kubat                 Hasip Kaplan                          Türkan Dağoğlu

                 İstanbul                                  Şırnak                                       İstanbul

                                                           Ahmet Aydın

                                                             Adıyaman

“ (2) Siyasi parti gruplarının, Başkanlık Divanı üyelerinin ve komisyon başkanlarının personel ihtiyacı ile milletvekillerinin çalışma mekanlarının tahsis ve donatımına ilişkin usul ve esaslar Başkanlık Divanınca belirlenir.”

“ (3) Belirli bir sürede bitirilmesi gereken zorunlu ve istisnai işlerden, her defasında ayrıca Başkanlık Divanınca karar alınması kaydıyla, Başkanlık Divanınca uygun görülenlerde çalışan İdari Teşkilat kadro ve pozisyonlarında bulunan personele, ayda elli saati ve bir yılda altı ayı geçmemek üzere yılı merkezi yönetim bütçe kanununda belirlenen fazla çalışma saat ücretinin beş katını aşmamak kaydıyla Başkanlık Divanınca belirlenen çalışma süresi, miktar, usul ve esaslar dâhilinde fazla çalışma ücreti ödenebilir. Bu ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. Diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde yaptıkları fazla çalışma karşılığında herhangi bir ad altında ödeme yapılan personele bu madde uyarınca ayrıca fazla çalışma ücreti ödenmez.

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı TBMM İdari Teşkilat Kanunu Teklifinin 26. maddesine aşağıdaki fıkraların eklenmesini (3 ve 4. maddeler)

Arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Bülent Kuşoğlu                  Prof. Dr. Aydın Ayaydın

                 İstanbul                                  Ankara                                      İstanbul

            Mahmut Tanal                                                                            Musa Çam       

                 İstanbul                                                                                      İzmir           

(3) Başkanlık Divanı, Yüksek Seçim Kurulunun seçime girmesinde engel görmediği, seçimlere katılıp milletvekili seçilen ancak tutuklu olan milletvekillerinin tutukluluk hâllerinin kalkması konusunda gerekli yasal düzenleme önerilerini yapmak konusunda yetkilidir.

(4) Başkanlık Divanı tutuklu milletvekillerinin özlük hakları ve ücretleri konusunda karar almaya ve tediye yapmaya yetkilidir.

(5) Siyasi parti gruplarının ve milletvekillerinin çalışma mekânlarının ve siyasi parti gruplarının personel ihtiyacı Başkanlık Divanınca belirlenir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal.

Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli arkadaşlar; hepinize iyi akşamlar diliyorum.

Anayasa uyarınca il seçim kurullarının vermiş olduğu belgeyle birlikte milletvekili sıfatı kazanılmış olur. Ancak 12 Haziran 2010 tarihinde yapılan milletvekili seçiminde 8 tane milletvekiliyle ilgili, bugüne kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili statüsüne sahip olduğu hâlde ancak Anayasa’nın 86’ncı maddesi uyarınca özlük haklarından, bugüne kadar sağlıktan yararlandığı hâlde maaş olayı ödenmemiş bulunmakta. Maaşın ödenmemesinin herhangi bir yasal dayanağı yok değerli arkadaşlar. Bu konuyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğumuz dilekçede maaşların niçin ödenmediği hususunda verilen cevap da şu: “Yemin etmedikleri için.”

Değerli arkadaşlar, yemin metnini düzenleyen Anayasa hükmünde, orada bir parlamenter faaliyete katılabilme açısından getirilen bir şarttır. Ancak, parlamenter faaliyetlerine katılabilmek için mazereti olmaksızın olur ise bu sıkıntılar gündeme gelir. Ancak, mevcut olan pozitif düzenlemelerin hiçbir yerinde milletvekillerinin maaşları ödenmez veya bir bankaya yatırılır gibi bir hüküm yok. Bu neye benzer değerli arkadaşlar? Siyasal iktidara karşı muhalif olan iş yerleri nasıl basılıyor ise, siyasal iktidara karşı olan belediyeler nasıl sabah altıda basılıyor ise aynı şekilde milletvekillerinin maaşları da ekonomik nedenlerle kıskaç altına alabilmek için bu milletvekillerinin bugüne kadar maaşları da ödenmemiş durumdadır. Gerçekten, bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığını göreve davet ediyorum.

İkinci bir husus: Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz dedi ki: “Efendim, sekreter tahsis edildi.” Tahsis edilen sekreterler tamamen geri alındı. Ayrıca, bugüne kadar Meclis tarafından tahsis edilen cep telefonları dahi konuşmaya açılmış değil.

Bununla birlikte, tartıştığımız Meclis kanunuyla ilgili aynı şekilde…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Meclis telefonları, Meclis.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Telefonu konuşmaya açan Meclis tabii, Meclis Başkanı bunun farkında.

Aynı şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan personel sayısıyla ilgili vermiş olduğum dilekçeye verilen cevapta 5.521 kişi çalışmakta. “5.521 kişi içerisinde kaç tane engelli var?” diye sorduğumuzda verilen cevapta değerli arkadaşlar, 51 engellinin çalıştığı söyleniyor. Yasa uyarınca kaç kişinin çalışması gerekir? Yüzde 3. O kaça tekabül eder? 165 kişiye tekabül eder. Ancak Sayın Meclis Başkan Vekili şöyle bir cümle sarf etti: “Efendim, mevcut olan yasal düzenlemenin üzerinde engelli çalışmakta.” Ben, gayet rahat kendi imzalarını havi belgeyi ibraz ediyorum. Sizden istirham ediyorum, yani verilen bu sorulara hukuka uygun bir vaziyette cevap vermelerini istirham ediyorum. Yani bu, hakikati yansıtmayan beyanlarla milletvekillerine bilgi vermemelerini istirham ediyorum. Yani burada elimde yazılı belge var, bu yazılı belgenin tam tersine uygun açıklamalarda bulundular.

Bir başka husus, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesinde istisnai hükümler var. İstisnai hükümlerde Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan personel istisnai kapsam içerisine alınmış durumda. Bu, eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmekte. Burada istisnai kapsam teknik, uzmanlık işi gerektiren hususlarda olur ancak maalesef bu, bu anlamda da kanuna aykırı.

Düzenlemeyle alakalı olarak ihale işleri yani burada ihaleyle ilgili, avukatlık mesleğiyle ilgili, hukuk hizmetiyle ilgili verilecek olan bir hizmet dışarıya, 4734 sayılı Yasa’nın dışına alınmış durumda. Sayın Başkan Vekili o konuda da şunu söyledi: “Efendim, restorasyon işleri teknik işlerdendir. Biz bunu her yerde bulamayız.” Böyle bir açıklama... Aynı maddenin içerisinde düzenleme yapılmış durumda. Gerçekten buna da bir anlam vermek zor. Yani herhâlde burada yapılmak istenilen şu: Meclisin bütçesinden acaba burada da para nasıl çekebiliriz, Meclis bütçesini nasıl boşaltabiliriz? Hesap bunun üzerine kurulu. Bu düzenlemenin de yapılmasını istirham ediyorum.

Maddenin gelinen bu aşamasına kadar, değerli arkadaşlar, madde tekniği anlamında çok garip bir cümle, her yerde “Verilecek benzeri görevleri yapmak…” Tam bu maddeye kadar 18 yerde aynı cümle sarf edilmiş durumda, 18 cümle. 26’ncı maddeye kadar aynı cümle, son cümle 18 sefer… Bu da kanun yapma tekniğine aykırıdır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları.

“ (2) Siyasi parti gruplarının, Başkanlık Divanı üyelerinin ve komisyon başkanlarının personel ihtiyacı ile milletvekillerinin çalışma mekanlarının tahsis ve donatımına ilişkin usul ve esaslar Başkanlık Divanınca belirlenir.”

“ (3) Belirli bir sürede bitirilmesi gereken zorunlu ve istisnai işlerden, her defasında ayrıca Başkanlık Divanınca karar alınması kaydıyla, Başkanlık Divanınca uygun görülenlerde çalışan İdari Teşkilat kadro ve pozisyonlarında bulunan personele, ayda elli saati ve bir yılda altı ayı geçmemek üzere yılı merkezi yönetim bütçe kanununda belirlenen fazla çalışma saat ücretinin beş katını aşmamak kaydıyla Başkanlık Divanınca belirlenen çalışma süresi, miktar, usul ve esaslar dâhilinde fazla çalışma ücreti ödenebilir. Bu ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. Diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde yaptıkları fazla çalışma karşılığında herhangi bir ad altında ödeme yapılan personele bu madde uyarınca ayrıca fazla çalışma ücreti ödenmez.”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: İkinci fıkrada öngörülen değişiklikle, Başkanlık Divanı üyeleri ve komisyon başkanlarının personel ihtiyacının da Başkanlık Divanınca belirlenmesi amaçlanmaktadır.

Eklenmesi öngörülen üçüncü fıkrayla diğer kamu personeli için Bakanlar Kurulu tarafından kullanılan fazla çalışma ücreti belirleme yetkisinin, ilgili mevzuatında Bakanlar Kurulu kararına lüzum gösteren hususların TBMM açısından Başkanlık Divanınca kullanılacağı öngörüldüğünden, TBMM çalışanları açısından Başkanlık Divanınca kullanılması amaçlamaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde madde 26’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 27’de bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 27. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu                 İhsan Özkes                             Ahmet Toptaş

                 İstanbul                                 İstanbul                                Afyonkarahisar

               Oktay Ekşi                           Aytun Çıray                              Gürkut Acar

                 İstanbul                                   İzmir                                        Antalya

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; çok özür diliyorum, bu maddeyle ilgili değil, geri döneceğim biraz. Biraz önce… Sayın Alt Komisyon Başkanım burada, Sayın Alt Komisyon Başkanım, size soruyorum: Biz 15’inci maddede hem alt komisyonda hem üst komisyonda sizinle mutabakat yapmadık mı? Sizinle mutabakat yaptıktan sonra buraya getirip burada iktidar partisinin bir önergesiyle naklen yayınlatmak olayını, grupların… Hakikaten, bu üzüntü verici bir olay. Alt Komisyon Başkanı ve Komisyon Başkanım -burada yok- bir mutabakat yaptık, gerek alt komisyonda gerek üst komisyonda, bu mutabakatta naklen yayınları yani Meclis TV ve Meclis Başkanlığı, Meclis ve grupların çalışmalarını naklen yayınlatmak görevi verdik ama siz burada bir önerge veriyorsunuz, grubunuz, “grupları” çıkarıyorsunuz.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – “Naklen” hiç gelmedi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Gruplar, bu Parlamentonun temelidir Sayın Bilgiç. Eğer grupları saf dışı bırakıyorsanız, o zaman bu Parlamentoda hiçbir zaman grup da kurdurmayın, böyle idare edin.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Hiç konuşulmadı.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yani, onun için üzüntülerimi belirtiyorum. Hakikaten mutabakat zaptına aykırı davrandınız. Bunu eğer partinizdeki kimseye anlatamadıysanız, yazıklar olsun size!

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 28’de üç önerge vardır, sırasıyla okutup en aykırısını işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 28 inci maddesine bağlı (1) sayılı listenin altıncı, sekizinci ve yetmiş beşinci satırları ile son satırının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Nurettin Canikli                      Ahmet Aydın                             Hasip Kaplan

                 Giresun                               Adıyaman                                     Şırnak

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı                        Türkan Dağoğlu

                 İstanbul                                  Konya                                       İstanbul

 

                                                                                                                 SERBEST          

                                                                                                                  KADRO           

         SINIF              UNVAN                                             DERECE       ADEDİ     TOPLAM

          GİH                Başkan Yardımcısı                                     1                  46                46

 

                                                                                                                 SERBEST          

                                                                                                                  KADRO           

         SINIF              UNVAN                                             DERECE       ADEDİ     TOPLAM

          GİH                Özel Kalem Müdür Yardımcısı                  1                   3                  3

 

                                                                                                                 SERBEST

                                                                                                                  KADRO

         SINIF              UNVAN                                             DERECE       ADEDİ     TOPLAM

          GİH                Memur                                                       9                  17                17

 

                                                                                                                 SERBEST          

                                                                                                                  KADRO           

         SINIF                                                                                                ADEDİ     TOPLAM

                                                                        TOPLAM                             2791            2791

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifinin 28 inci maddesinin eki 1 sayılı listenin "stenograf yardımcısı" ile ilgili satırının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                 Emin Haluk Ayhan                       Mehmet Şandır

                  Konya                                   Denizli                                       Mersin

          Nevzat Korkmaz                       Emin Çınar                               Erkan Akçay

                  Isparta                               Kastamonu                                    Manisa

“GİH        Stenograf Yardımcısı          8            60        60”

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 2/92 esas sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifinin 28 inci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Süleyman Çelebi                            Kazım Kurt

                 İstanbul                                 İstanbul                                     Eskişehir

               Musa Çam                           İhsan Özkes                            Aydın Ayaydın

                    İzmir                                   İstanbul                                      İstanbul

           Bülent Kuşoğlu                      Osman Aydın                      Haluk Ahmet Gümüş

                  Ankara                                   Aydın                                      Balıkesir

"(3) Bu Kanunun 30 uncu maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatında milletvekili danışmanı, danışman yardımcısı ve milletvekili yanında istihdam edilen diğer sözleşmeli personele ödenen net sözleşme ücretleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatının şef ve altı memur kadrolarında istihdam edilen personele ödenen ücretler arasındaki fark, söz konusu memurlara aylıkları ile birlikte tazminat olarak ödenir. Bu tazminatlar; en az iki yıllık yüksek öğretim ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olan memur danışmanın; lise mezunu olan memur danışman yardımcısının; ilköğretim ve altı öğretim kurumlarından mezun olan memurlar ise milletvekili yanında istihdam edilen diğer sözleşmeli personelin sözleşme ücretleri emsal alınarak diğer kanun ve kanun hükmündeki kararnamelerdeki kısıtlamalara bağlı olmaksızın ödenir. Bu tazminat damga vergisi hariç hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz, sigorta primine esas kazancın hesabında dikkate alınmaz."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Adnan Keskin konuşacak.

BAŞKAN – Denizli Milletvekili Sayın Adnan Keskin. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

Sayın Keskin, buyurun.

ADNAN KESKİN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öyle sanıyorum ki bu teklif yasalaştıktan sonra herhâlde Türk Parlamento tarihini yazanlar hilkat garibesi bir yasa teklifi olarak niteleyecektir; gerek hazırlanışı gerek komisyonlarda ve Parlamentoda görüşülmesi çok dikkat çekici ilişkiler ağına sahne oldu. Önce, bu yasa teklifi Sayın Başkan ve 2 Başkan Yardımcısı arkadaşlarımız tarafından hazırlanıp  Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilere ve Başkanlık Divanında görev alan arkadaşlarımıza gönderildi. Biz, Başkanlık Divanında görev yapan arkadaşlar kendi düşüncelerimizi, görmüş olduğumuz eksiklikleri bir rapor hâlinde Sayın Başkanlığa sunduk ama ne olduysa bizim hazırlık aşamasında düşüncemizi almaya ihtiyaç duyan Başkanımız, Başkanlık Divanındaki muhalefete mensup görevli arkadaşlarımızın hiçbirisinin imzasını almadan kendi partisine mensup olan 2 tane Başkan Yardımcısıyla bu teklifi imzalayarak Parlamentoya gönderdi.

Çağımızın demokrasi anlayışı çoğunluğun her istediğini yapan bir anlayış değildir, tam tersine, çoğulcu demokrasi anlayışı egemendir. Muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarının mesleki kuruluşlarında toplumu ilgilendiren konularda söz sahibi olduğu bir uygulama, çağımızda demokrasi anlayışına egemendir ama maalesef, gerek sunumunda gerekse komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşmelerde bu anlayışı göremiyoruz. Sayın Başkan biraz önce yarım saatlik bir ara verdi “Uzlaşma sağlanacak.” diye, tam bir saat bekledik, bir saat sonra dağ fare doğurdu, hiçbir anlaşma, hiçbir uzlaşma olmadan maalesef tekrar çalışmalara başladık.

Bu yasa teklifinin hazırlanışı için gösterilen gerekçelere baktığınızda hiçbir gerekçenin ortadan kalkmadığını görüyoruz, tam tersine, yasa teklifinin hazırlanmasına neden olan olumsuzluklara yeni olumsuzluklar eklenmekte, yeni haksızlıklar eklenmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde değişik tarihlerde alınan 3 bine yakın görevli personel çalışmaktadır. Bunların ağırlıklı bir bölümü Adalet ve Kalkınma Partisinin, Başkanlık Divanında ekseriyete sahip olduğu dönemlerde göreve getirilmişti. Şimdi, yasa teklifinin hazırlanmasına gerekçe olarak personel sayısındaki fazlalık gösterilmektedir. Sormak gerekmez mi, niçin bu kadar personel aldınız? Niçin bu insanları sınavsız bir şekilde göreve başlattınız? Şimdi, enerjisini, birikimini, bilgisini Meclise veren insanları hangi hakla, hangi hukukla, hangi adalet anlayışıyla “Siz fazladansınız, sizi gönderiyoruz.” diyerek bir başka kuruma göndereceksiniz? Burada birikimini kazanan, burada deneyim sahibi olan insanlar yeni gittiği kurumda nasıl uzlaşma sağlayacaktır? Orada hiç bilgi sahibi olmadığı bir alanda nasıl o insanlarla uyumlu çalışabilecektir?

Bu düzenleme, maalesef biraz antidemokratik anlayışların hâkim olduğu dönemlere uygun bir düzenleme. Zaten bu teklif ilk geldiğinde, gerek Meclis grup başkan vekillerine gerek komisyon üyelerine gönderildiğinde, yasanın ismi “Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterlik Teşkilat Kanunu” idi. Böyle bir düzenlemeye bizim kamu hukukumuzda rastlanmaz. Bu düzenleme, 12 Eylül hareketini getirenlerin kamu yönetimimize aktardığı bir düzenlemedir, yalnız Cumhurbaşkanlığı makamında Genel Sekreterlik teşkilatı vardır. Bizim eleştirimiz üzerine -Sayın Başkana ve yardımcı arkadaşlarımıza hiç olmazsa bu konuda teşekkür ediyorum- bunun antidemokratik bir anlayışı yansıttığını, memurların seçilmişlerin üzerinde hegemonya kurmaya yönelik bir düzenleme olduğunu söyleyerek bir eleştiri ortaya koyduk. Bu eleştirimiz kabul edilerek yasa teklifinin ismi değiştirildi. İsmi değiştirildi ama içeriğinde maalesef kapalı dönemlere ilişkin anlayışları kapsayan bir düzenleme egemen olmaktadır. Fazla olan memurların başka kurumlara gönderilmesi yönündeki anlayış antidemokratik bir düzenlemedir, hakka, hukuka, adalete ters düşen bir yaklaşımdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN KESKİN (Devamla) – Gelecek günlerde bunun ortaya koyduğu olumsuzlukları hep beraber yaşayacağız.

Yüce kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Keskin.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifinin 28 inci maddesinin eki 1 sayılı listenin "stenograf yardımcısı" ile ilgili satırının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

“GİH         Stenograf Yardımcısı            8                     60               60”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Isparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz… (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önergemiz üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepsini neredeyse bir bir tanıyacak kadar içimizden birileri olan bir meslek grubuna dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Aynı çalışma ortamını teneffüs ettiğimiz, görevlerini yerine getirirken de âdeta bizleri rahatsız etmemek için ayaklarının uçlarına basarak sessizce Genel Kurula gelip görevini ifa ettikten sonra da yine sessizce Genel Kuruldan çıkan, Meclis stresinin en yoğun olduğu anlarda dahi huzur ve sükûnet öneren duruşlarıyla Genel Kurulun ve yasama faaliyetinin ayrılmaz bir parçası, çalışma arkadaşlarımızdan, stenograflarımızdan bahsetmek istiyorum. Bu konuşmayı da müsaade ederseniz hiçbir siyasi polemiğe meydan vermeden, sizlerin, hepimizin adına yapacağım.

Stenograf arkadaşlarımızın fedakâr çalışmaları hiçbirimizin gözünden kaçmıyor. 1876 Meclisi Mebusanından beri bir tarih kaydediyorlar. “Söz uçar, yazı kalır.” demişler. Meclisin hafızasını oluşturuyorlar.

Bu arkadaşlarımız sadece Genel Kurul ve komisyonlarda değil, Meclis Başkanlığının yaptığı bütün toplantılarda, Anayasa Mahkemesi Yüce Divanda, olağanüstü hâllerde sıkıyönetim mahkemelerinde de görev ifa ediyorlar. Sadece 37 sayıları. Genel Kurul kapanınca da işleri bitmiyor. Başkan vekilinin “Birleşimi kapatıyorum.” sözüne dek tutulan tutanaklar bir buçuk saat içerisinde de İnternete aktarılıyor. Yirmi dört saatlik günün ne kadarını kendilerine, ailelerine ayırırlar, ne zaman dinlenirler yeniden çalışma güçlerini toplamak için, hakikaten anlamak zor. Galiba cevabı da benzer olacak: Stenograf olmak zor. Belki de dünyanın en zor mesleklerinden. Sınavını kazanmak zor, stenograf olabilmek -söylediğim gibi- çok daha zor. Sayılı üniversitelerden mezun olmak, KPSS ve Meclisin seçme sınavını geçmek yeterli değil, daha sonra katılacakları bir yıllık stenograf eğitimleri süresince önce kaide sınavına, sonra da üç kademeli hız sınavlarına tabi tutuluyorlar. Dakikada iki yüz heceyi okuyup yazmayı başaranlar stenograf yardımcısı olarak göreve başlıyor. Yani yine stenograf olamıyorlar. Bunun için de iki yıl hizmet içi eğitimden sonra son sınavda da başarılı olma şartı var.

Uzmanlık ile birlikte stenograflık Meclisteki kariyer meslekleri. Yasa koyucu da uzun süre bu dengeyi korumuş. Çok da yanlış değil ancak bir hakkı iade etmek lazım. “En zor çalışma” denilecekse stenograflar, “görev çeşitliliği” denecekse yine onlar. Ancak, kıymetli arkadaşlar, bu kadar yoğun çalışma yanında şayet aleyhlerine bir düzenleme olacak ise de performanslarını Genel Kurulun önünde sergilemelerinden dolayı haklarına sahip çıkmamızı da bizlerden bekliyorlar. Talepleri gayet açık, net, anlaşılabilir. Söyledim ya, sayıları 37, son derece yetersiz. Bu sayının en az 100 ila 120 olması lazım görevlerini aksatmamaları için. Onların aksaması, aslında yasama sürecinin aksaması demek.

Hepiniz biliyorsunuz, komisyon zabıtlarını hemen alamıyorsunuz. Hangi bir yere yetişecekler? En az iki gün sürüyor bu tutanakları almak. Dünyanın hiçbir parlamentosunda böyle bir şey yok kıymetli arkadaşlar. Çözümü de basit, onların sayısını artırmak.

Şu anda stenograflık kursu var, 30 da kursiyer ancak kadro sayısı 10. 30 kursiyerin performansları hakkında bilgi aldık, gerçekten çok başarılı arkadaşlar geliyor. Bu konuda gruplar arasında bir uzlaşma olduğunu, memur kadrolarının Başkanlık Divanı kararıyla değiştirilerek yardımcıların tamamının atanacağını öğrendik, bundan da memnun olduk. Ancak yine de yetmeyecek bu sayı arkadaşlar, bundan sonraki yılda da yine böyle bir kurs açılması ve bu kursta da en az bir 30 kadar daha stenograf yetiştirilmesi lazım.

Bir diğer önemli sorun da şudur: Eşit işe eşit ücret kararnamesiyle kadro karşılığı sözleşmeler iptal edilerek stenograflar da bu kanun hükmünde kararnameye dâhil edilmiştir. Yoğun ve bezdirici çalışma süreleri dolayısıyla kursiyerler “Bu çileyi çekmenin anlamı yok, bu emekle istediğimiz kurumda uzmanlığa geçebiliriz.” diyorlar. Başkanlığa ve Genel Kurula bu hususu hatırlatmak istiyorum.

Kanun hükmünde kararnameden çıkarılmaz ise -ki, bunun örneğini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında bizzat gördüm- Meclis çalışmalarının aksayacağı gün gibi aşikâr.

Bu sorunların çözümü aslında onların beklentilerinin karşılanması açısından değil yasama faaliyetinin devamı açısından da önemli. Hepimiz aslında bu arkadaşlarımıza karşı bir samimiyet sınavı vereceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Bu konuda bütün Meclis gruplarını onların sorunlarına destek olmaya davet ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 28 inci maddesine bağlı (ı) sayılı listenin altıncı, sekizinci ve yetmiş beşinci satırları ile son satırının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 

                                                                                                     Nurettin Canikli ve arkadaşları  

                                                                                                                SERBEST           

                                                                                                                 KADRO            

     SINIF                 UNVAN                                             DERECE      ADEDİ      TOPLAM

      GİH                   Başkan Yardımcısı                                     1                 46                46

 

                                                                                                                SERBEST           

                                                                                                                 KADRO            

     SINIF                 UNVAN                                             DERECE      ADEDİ      TOPLAM

      GİH                   Özel Kalem Müdür Yardımcısı                  1                  3                  3

 

                                                                                                                SERBEST

                                                                                                                 KADRO

     SINIF                 UNVAN                                             DERECE      ADEDİ      TOPLAM

      GİH                   Memur                                                       9                 17                17

 

                                                                                                                SERBEST           

                                                                                                                 KADRO            

     SINIF                                                                                                   ADEDİ      TOPLAM

                                                                        TOPLAM                            2791            2791

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Başkan yardımcılığı ve özel kalem müdür yardımcılığı kadrolarının ihtiyaçları karşılayacak ve Teşkilatın yönetimi için yeterli olacak sayıda tespit edilmesi, bu görevler için münhal kadro öngörülmemesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge çerçevesinde madde 28’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 29’da dört önerge vardır, geliş sırasına göre okutuyorum. En aykırısını işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 29 uncu maddesinin Beşinci fıkrasına “stenograf olarak görev yapanlar" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya yapmış olanlar" ibaresinin eklenmesini ve fıkranın son cümlesinin fıkra metninden çıkarılmasını, altıncı fıkrasına aşağıdaki (a) ve (c) bentlerinin eklenmesini ve diğer bentlerin teselsül ettirilmesini, mevcut (b) bendinde yer alan "ve Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı" ibaresi ile yedinci fıkrasında yer alan "Genel Sekreter ve" ibarelerinin fıkra metinlerinden çıkarılmasını, dokuzuncu fıkrasında yer alan “herhangi bir personelin” ibaresinden sonra gelmek üzere "(bu  Kanunun 31 ve 32 nci maddesi kapsamında bulunan personel hariç)" ibaresinin eklenmesini ve dokuzuncu fıkranın son cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Nurettin Canikli                    Mustafa Kalaycı                           Ahmet Aydın

                 Giresun                                  Konya                                     Adıyaman

          Abdulkerim Gök                      Ekrem Çelebi                              Salih Koca

                 Şanlıurfa                                   Ağrı                                       Eskişehir

“a) Genel Sekreter.”

“c) Milletvekili Hizmetleri Başkanlığı hariç, İdari, Mali ve Teknik Hizmetlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısına bağlı başkanlıkların başkanları."

"Ancak bu personelin ataması Ankara'daki kamu kurum ve kuruluşlarından veya talep etmeleri halinde talep ettikleri ildeki kamu kurum ve kuruluşlarından birine yapılır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 Sıra Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanun Teklifinin 29. Maddesinin 9. Fıkrasının "İdari Teşkilat kadrolarındaki herhangi bir personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanmasına ihtiyaç duyulması halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "TBMM'ye sınavla giren personel hariç tutulmak üzere" ibaresinin eklenmesini arz ederim.

                                                                                                             İhsan Barutçu

                                                                                                                 İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 Sıra Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifinin 29. Maddesinin, 9. Fıkrasında yer alan "Başkanlık Divanınca bu konuda karar alınması halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kamu kadrolarına sınavla girenler hariç olmak üzere" ibaresinin eklenmesini ve 10. Fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Ferit Mevlüt Aslanoğlu       Prof. Dr. Aydın Ayaydın                  Bülent Kuşoğlu

                 İstanbul                                 İstanbul                                      Ankara

               Musa Çam                        Süleyman Çelebi                 Dr. Mehmet Ali Ediboğlu

                    İzmir                                   İstanbul                                       Hatay

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifinin 29 uncu maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, altıncı fıkrasında geçen "açıktan veya" ibaresinin ve dokuzuncu fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Emin Haluk Ayhan                  Mehmet Şandır                  Hasan Hüseyin Türkoğlu

                  Denizli                                  Mersin                                     Osmaniye

             Erkan Akçay                        Mehmet Günal                         Mustafa Kalaycı

                  Manisa                                  Antalya                                       Konya

"(2) Genel Sekreter ve genel sekreter yardımcısı olarak atanabilmek için üniversitelerin dört yıllık eğitim veren fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak ve en az on iki yıl kamu hizmeti yapmış olmak zorunludur. Özel kurumlarda veya serbest olarak çalışılan sürenin 6 yılı geçmemek üzere 3/4'ü yukarıdaki sürenin hesabında dikkate alınır.

(4) Milli Saraylardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığı ile bu Genel Sekreter Yardımcısına bağlı başkanlıkların başkanlığına atanabilmek için en az on iki yıl kamu hizmeti, başkan yardımcılığına atanabilmek için en az on yıl kamu hizmeti yapmış olmak zorunludur. Özel kurumlarda veya serbest olarak çalışılan sürenin 6 yılı geçmemek üzere 3/4'ü yukarıdaki sürenin hesabında dikkate alınır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?  Sayın Yakut önergeye katılıyor musunuz?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Osmaniye Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk Milletinin saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifi’nin 29’uncu maddesinde değişiklik içeren önergenin sahipleri adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, mezkûr tasarının “Personele ilişkin hükümler” başlıklı Beşinci Bölümünün “Atama esasları” başlıklı 29’uncu maddesi 11 fıkrayla tanzim edilmiş bir maddedir. Bir temel kanun için oldukça uzun ve ayrıntılı sayılabilecek bu madde, mevcut hâliyle yasalaşması hâlinde önemli sıkıntılara sebep olabilecek özellikler taşımaktadır.

Başkanlığa sunduğumuz önergeyle, maddenin mevcut hâlinin 2’nci ve 4’üncü fıkralarını değiştirmek arzusundayız. Madde mevcut hâliyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Genel Sekreter Yardımcısı ve Millî Saraylardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı, bağlı başkanlıkların başkanlarıyla başkan yardımcılıklarına yapılacak atamalarda aranan on iki ve on yıllık sürelerin kamuda veya özel sektörde geçirilmiş olmasını birbirinden ayırmayarak aynı tutmaktadır. Madde bu hâliyle yasalaşırsa, kamuda bir gün dahi hizmeti olmayan şahıslar Türkiye Büyük Millet Meclisindeki en önemli görevlere hiçbir tecrübesi, birikimi olmadan atanabilecektir. Takdir edersiniz ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve yardımcıları, başkanlıklar ve başkan yardımcılıkları bu Meclisin vazifesini yerine getirmesinde önem arz eden birimlerdir. Bu kadrolara atanacak kişilerin de belli bilgi ve tecrübeye sahip olmaları tabii ki gerekli ve önemlidir.

Diğer yandan, tamamı özel sektörde geçmiş sürelerin ne tür bir işte geçirilmiş olduğu da maddenin mevcut hâlinde izah edilememiştir. Maddenin bu hâliyle, özel sektörün en niteliklisinde çalışana da zikredilen görevlere atanma imkânı getirmekte, bir bakkalda çalışana da bu imkân tanınmaktadır.

Türk devletinde memuriyet temel ilke olarak kariyer ve liyakat ilkelerine dayandırılmaktadır. Bu çerçevede hem devlet memuruna bulunduğu hiyerarşide ilerleme imkânı verilmekte hem de devlet memuru atanacağı görevin istediği şartlara göre hazırlanmaktadır. Bu noktalardan hareketle, vermiş olduğumuz önergeyle hem kariyer ve liyakat ilkelerine uygun yükselmeyi hem de özel sektörde geçen sürelerin dörtte 3’ünü aranan hizmet süresine dâhil ederek orta bir yol bulmayı hedeflemekteyiz.

Diğer yandan, maddenin mevcut hâlinin 9’uncu fıkrası ise hukuksuz, anlamsız, keyfî işlemlerin kaynağı olacaktır. 9’uncu fıkra mevcut hâliyle, en kaba tarifle sürgün maddesidir. İdari teşkilat kadrolarındaki herhangi bir personel diğer kamu kurum ve kuruluşlarına Başkanlık Divanınca karar alınması hâlinde gönderilebilmektedir. Bunun adı sadece sürgündür. Madde bu hâliyle yasalaşırsa idari teşkilata tabi bütün memurlar Mecliste çoğunluğu olan partiye tabi olacaklar ve iktidar partisinden referans arama yarışına gireceklerdir.

Bugün hoşunuza giden bu uygulama yarın ortaya çıkacak manzara ile hoşunuza gitmeyebilir. Olması gereken Meclis çalışanlarının kimseye muhtaç olmadan, tarafsız bir ortamda çalışması esasıdır. Bu maddenin 9’uncu fıkrası Meclis çalışanlarının görev güvencesini ortadan kaldırmaktadır. Meclise yıllarını ve emeğini veren, bilgi ve tecrübeleri ile milletvekillerine gerektiğinde rehberlik eden bu insanları rencide etmemek gerektiğini düşünmekteyim.

Bu çerçevede 9’uncu fıkranın madde metninden çıkarılmasını yüce heyetinizin takdirlerine arz ediyorum. Önergemizin de kabulünü diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Türkoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 Sıra Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Teklifinin 29. Maddesinin, 9. Fıkrasında yer alan "Başkanlık Divanınca bu konuda karar alınması halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kamu kadrolarına sınavla girenler hariç olmak üzere" ibaresinin eklenmesini ve 10. Fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                             Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Musa Çam konuşacak.

BAŞKAN – İzmir Milletvekili Sayın Musa Çam.

Buyurun.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum, iyi akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Yorgunsunuz dünden beri, bugün de geç saatlere kadar, sabaha kadar çalışacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 75 milyonluk bir ülkenin en önemli kurumunun yasasını görüşüyoruz. Tabii ki gönül isterdi ki bu görüşmeleri yaparken gerek alt komisyonda gerekse Plan ve Bütçe Komisyonunda, burada birlikte, emek verdiğimiz arkadaşlarımızla birlikte daha güzel bir tasarıyı sizlerin karşısına getirmekti. Ancak şöyle bir durumla karşı karşıya kalıyoruz: “Yüzde 50” deyince ben düdüğü ne çalarsam benim dediğim o olur. Oysa demokrasi bu değil arkadaşlar. Demokrasi, azınlıkta kalanların da hukukunun korunduğu ve kollandığı bir rejimin adıdır ama ne yazık ki Plan ve Bütçe Komisyonunda ve alt komisyonda verdiğimiz önergelerin önemli bölümü sizin çoğunlukta olduğunuz Plan ve Bütçe Komisyonunda yirmi beş oyla birlikte, bütün iyi niyetle, çabalarımız ve gayretlerimiz orada ters düz edildi ve hiçbir önerimiz ve görüşlerimiz kabul edilmedi.

Bu madde tamamen bir sürgün maddesidir. Büyük emeklerle Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan danışman arkadaşlarımız ve diğer hizmetli arkadaşlarımızı kendi rızasının dışında ve isteği dışında Başbakanlıkta toplanacak olan havuzda, daha sonra da Türkiye'nin değişik yerlerine gönderecek olan arkadaşlarımızdır. Elinizi vicdanınıza koyun, burada bizlerle gece-gündüz demeden hizmet veren, iyi günde-kötü günde bizimle burada mesai üreten bu arkadaşlarımızın geleceklerini sizler iki dudağınız arasına alıp da onları sürgüne göndermeyin. Herkesin ailesi, çoluk çocuğu, bakmak zorunda olduğu insanlar var. Onların kurulu bu düzenini parçalamak... Onları değişik kentlere, değişik yerlere göndermeye izin vermemenizi istiyoruz. Bizler de bir babayız, babasınız, anneler var burada. Kendinizi bir noktada onların yerine koyun. Size yapılmasını istemediğiniz, arzulamadığınız şeyi, sizlerin başkalarına yapmamanız gerekir, yapmamamız gerekir. O nedenle burada emek veren, çalışan arkadaşlarımızın bu özlük haklarına dokunmadan ve onların gelecekleriyle, çoluk çocuğunun gelecekleriyle oynamamanızı ve onlara bu sıkıntılı süreci yaşatmamanızı diliyoruz ve arzuluyoruz.

 “Kahrolsun 4/C, kahrolsun taşeron uygulaması” diyorum, hepinize iyi akşamlar dilerim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 Sıra Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanun Teklifinin 29. Maddesinin 9. Fıkrasının "İdari Teşkilat kadrolarındaki herhangi bir personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanmasına ihtiyaç duyulması halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "TBMM'ye sınavla giren personel hariç tutulmak üzere" ibaresinin eklenmesini arz ederim.

                                                                                                             İhsan Barutçu

                                                                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Barutçu burada mı? Yok.

Gerekçeyi okuyun.

Gerekçe :

Teşkilat Yasa Teklifi, Kurumda ihtiyaç fazlası personelin Başkanlık Divanı kararı ile kurum dışında görevlendirilmesini öngörmektedir. Norm kadronun genel ilkelerine göre kamu hizmetinde ihtiyaç duyulduğu için sınavla alınan personelin, istihdam fazlası olarak değerlendirilmemesi ve bu nitelikteki personelin kurum dışında görevlendirilme kapsamından çıkartılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 29 uncu maddesinin beşinci fıkrasına “stenograf olarak görev yapanlar" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya yapmış olanlar" ibaresinin eklenmesini ve fıkranın son cümlesinin fıkra metninden çıkarılmasını, altıncı fıkrasına aşağıdaki (a) ve (c) bentlerinin eklenmesini ve diğer bentlerin teselsül ettirilmesini, mevcut (b) bendinde yer alan "ve Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı" ibaresi ile yedinci fıkrasında yer alan "Genel Sekreter ve" ibarelerinin fıkra metinlerinden çıkarılmasını, dokuzuncu fıkrasında yer alan "herhangi bir personelin" ibaresinden sonra gelmek üzere "(bu Kanunun 31 ve 32 nci maddesi kapsamında bulunan personel hariç)" ibaresinin eklenmesini ve dokuzuncu fıkranın son cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

"a) Genel Sekreter."

"c) Milletvekili Hizmetleri Başkanlığı hariç, İdari, Mali ve Teknik Hizmetlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısına bağlı başkanlıkların başkanları."

"Ancak bu personelin ataması Ankara'daki kamu kurum ve kuruluşlarından veya talep etmeleri halinde talep ettikleri ildeki kamu kurum ve kuruluşlarından birine yapılır."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Başkanlık?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önceden stenograftık mesleğinde bulunanların tecrübelerinden yararlanmak amacıyla bunlara da Tutanak Hizmetleri Başkanlığına başkan veya başkan yardımcısı olma imkânının sağlanması, Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı kütüphane ve arşiv hizmetlerini birlikte yürüteceğinden buranın başkan ve başkan yardımcılığına atanmaya ilişkin sınırlamaların kaldırılması, açıktan veya naklen atanacaklar arasında Genel Sekreter de olduğundan bu konuya açıklık getirilmesi, Milletvekili Hizmetleri Başkanlığı hariç İdari, Mali ve Teknik Hizmetlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısına bağlı başkanlıkların başkanlarının da dışarıdan atanabilmesine imkân sağlanması, TBMM personelinin bu madde uyarınca diğer kurumlara gönderilmesi durumunda personelin farklı illerde görev yapması durumu göz önünde tutularak, ataması yapılacak ilin personelin kendi isteği ile belirlenmesinin ve doğabilecek mağduriyetlerin giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Kabul etmeyenler…

BAŞKAN – “Önerge kabul edilmiştir.” dedim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Etmeyenleri de görün Sayın Başkan.

BAŞKAN – Etmeyenleri de sordum.

Ben sizin kadar yorgun değilim, gece dörde kadar siz oturdunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, biz yine dimdik ayaktayız!

BAŞKAN – İtirazım yok. Yani gece dörde, dört buçuğa kadar oturduğunuzu ilan ediyorum. Yani çalıştığınızı, pardon.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Beş buçuk! Beş buçuk!

BAŞKAN – Beş buçukmuş. Evet, beş buçuğa kadar. Yani siz daha yorgunsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yalnız enerjisi biten Enerji Bakanımız uyumuştu!

BAŞKAN – Evet, kabul edilen önerge çerçevesinde madde 29’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                       

 

Kapanma Saati: 22.18


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26’ncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

83 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin maddeleri üzerindeki görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Başkanlık Divanı temsilcisi burada.

30’uncu madde üzerinde üç önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununun 30’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesindeki, "... danışman yardımcısı ..." ibaresinin "milletvekili asistanı", ikinci cümlesindeki "... danışman yardımcısının ..." ve "... danışman yardımcısına ..." ibarelerinin ise sırasıyla 'milletvekili asistanının" ve "milletvekili asistanına" şeklinde değiştirilmesini; üçüncü fıkrasının sonuna, "Bu madde kapsamında istihdam edilen personel kıdem tazminatından yararlandırılır." cümlesinin eklenmesini ve beşinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  

          Süleyman Çelebi              Ferit Mevlüt Aslanoğlu                      Kazım Kurt

                 İstanbul                                 İstanbul                                     Eskişehir

    Prof. Dr. Aydın Ayaydın                 Musa Çam                             Ali Rıza Öztürk

                 İstanbul                                   İzmir                                        Mersin

             Osman Aydın                         İhsan Özkes                       Haluk Ahmet Gümüş

                   Aydın                                  İstanbul                                     Balıkesir

                                                         Bülent Kuşoğlu

                                                                Ankara

"(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz kuramlarda çalışanlar aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali, sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek ve görevde yükselme sınavı dahil her türlü özlük haklarından yararlandırılmak kaydıyla kurumlarının ve kendilerinin muvafakati ile bu madde kapsamında TBMM'de görevlendirilebilirler. Bu kapsamdaki personel ile TBMM İdari Teşkilatında çalışanlardan bu şekilde görevlendirilenlere çalıştıkları görev unvanları dikkate alınarak birinci, ikinci ve üçüncü fıkrada öngörülen gösterge rakamlarının % 35'inin memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ayrıca ödeme yapılır ve bu ödemeden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Bu kapsamdaki personel kurumlarından aylıksız izinli olarak da bu madde hükümleri uyarınca TBMM'de görevlendirilebilir. Bunlara çalıştıkları görev unvanları dikkate alınarak birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri uyarınca ödeme yapılır ve bunların sosyal güvenlik kurumu ile ilişkileri kendi kurumlarındaki statüleri dikkate alınarak devam ettirilir. TBMM Başkanlığının bu konudaki talebi ilgili kurum ve kuruluşlarca öncelikle sonuçlandırılır. Bu personelin TBMM'de çalıştıkları süre, varsa mecburi hizmetlerine sayılır ve bunlara TBMM'de çalıştıkları süre karşılığında herhangi bir mecburi hizmet yükletilmez. Bu personele mali ve sosyal haklar kapsamında ayrıca bir ödeme yapılmaz."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun Teklifinin 30 uncu maddesinin madde başlığına “Mali haklar ile geçici ve” ibaresinin eklenmesini, üçüncü ve beşinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki 9, 10 ve 11 inci fıkraların ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mustafa Kalaycı                 Emin Haluk Ayhan                       Mehmet Şandır

                  Konya                                   Denizli                                       Mersin

              Oktay Vural                         Erkan Akçay                            Mehmet Günal

                    İzmir                                    Manisa                                      Antalya

“(3) Yasama faaliyetlerinde ihtisas komisyonları ve uluslararası komisyon başkanları ile milletvekillerine yardımcı olmak üzere kadro şartı aranmaksızın ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın her ihtisas komisyonu ve uluslararası komisyon başkanı ile milletvekili için bir danışman ve iki personel sözleşmeli olarak çalıştırılabilir. Danışmanın en az iki yıllık yükseköğretim ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından, danışman yardımcısının en az liseden ve diğer personelin en az ilkokuldan mezun olması zorunludur. Bu kapsamda çalıştırılanlardan; üniversitelerin en az dört yıllık eğitim veren fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlara (83.500), en az iki yıllık yüksekokul mezunu olanlara (73.000) bin ve diğer personele ise (63.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık sözleşme ücreti hak edildikçe ödenir. Herhangi bir nedenle ilişiklerinin kesilmesi hâlinde genel usullere göre kıdem tazminatı hakkından yararlandırılır.

(5) İdari Teşkilat dâhil, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlarda çalışanlar aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla bu madde kapsamında TBMM’de görevlendirilebilirler. Bu personelden en az yüksekokul veya üniversitelerin en az dört yıllık eğitim veren fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlara (24.500), diğerlerine (18.500) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda tazminat hak edildikçe ödenir ve bu tazminat damga vergisi hariç hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz, sigorta primine esas kazancın hesabında dikkate alınmaz. Bu madde kapsamındaki personel kurumlarından aylıksız izinli olarak da bu madde hükümleri uyarınca TBMM’de görevlendirilebilir. Bunlara bu fıkrada öngörülen tazminat ödenmez ve çalıştıkları görev unvanları dikkate alınarak birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri uyarınca ödeme yapılır ve bunların sosyal güvenlik kurumu ile ilişkileri kendi kurumlarındaki statüleri dikkate alınarak devam ettirilir. TBMM Başkanlığının bu konudaki talebi ilgili kurum ve kuruluşlarca öncelikle sonuçlandırılır. Bu personelin TBMM’de çalıştıkları süre, varsa mecbur hizmetlerine sayılır ve bunlara TBMM’de çalıştıkları süre karşılığında herhangi bir mecburi hizmet yükletilmez.

(9) Bu Kanunun 40 ncı maddesi uyarınca tahsis edilen personelden; Koruma Daire Başkanı ve yardımcısına (24.500) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda, diğerlerine (18.500) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda tazminat hak edildikçe ödenir ve bu tazminat damga vergisi hariç hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz, sigorta primine esas kazancın hesabında dikkate alınmaz.

(10) İdari Teşkilat kadrolarında çalışanlara, 657 sayılı Kanunda belirtilen, ek gösterge dâhil en yüksek Devlet memuru aylığının;

a) 15 ila 11 inci derecelerden aylık alanlara yüzde kırkını,

b) 10 ila 7 nci derecelerden aylık alanlara yüzde kırk beşini,

c) 6 ila 4 üncü derecelerden aylık alanlara yüzde ellisini,

ç) 3 ila 1 inci derecelerden aylık alanlara yüzde elli beşini,

geçmemek üzere TBMM Başkanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde her ay aylıkla birlikte, damga vergisi hariç hiçbir vergi ve kesintiye tabi olmaksızın, peşin olarak fazla çalışma ücreti ödenir.

(11) İdari Teşkilat personelinden hangi görevleri yapanlara ne miktarda ek gösterge, makam tazminatı, ek ödeme ve özel hizmet tazminatı ödeneceği; ifa edilen görevin niteliği, yetki ve sorumluluk mevkileri ile hizmet sınıfı, kadro derece ve unvanları da göz önünde bulundurulmak suretiyle Başkanlık Divanınca belirlenir. Ancak bu ek gösterge, makam tazminatı, ek ödeme ve tazminatın en yüksek tutarı, 657 sayılı Kanuna göre ödenen ek ödeme ve özel hizmet tazminatının en üst tutarını geçemez. Bu ek ödeme ve tazminatın ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır ve bu tazminat damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz."

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 83 S. Sayılı Kanun Teklifinin 30 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Nurettin Canikli                      Ahmet Aydın                          A. Çağatay Kılıç

                 Giresun                               Adıyaman                                    Samsun

          Mehmet Erdoğan                      Yunus Kılıç                                Mahir Ünal

                Adıyaman                                  Kars                                  Kahramanmaraş

"MADDE 30- (l) TBMM'nin faaliyetleri ile ilgili alanlarda TBMM Başkanına danışmanlık yapmak üzere, kadro şartı aranmaksızın ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak beş TBMM Başkan danışmanı çalıştırılabilir. Bu kapsamda çalıştırılanlara, (60.000) ila (100.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık sözleşme ücreti hak edildikçe ödenir ve sözleşme ücreti dışında mali ve sosyal haklar kapsamında herhangi bir ad altında ödeme yapılmaz. Bu şekilde çalıştırılacak personelin sözleşme ücreti ile sözleşme usul ve esasları tam veya kısmi zamanlı çalıştırılacak olması dikkate alınarak TBMM Başkanlığınca belirlenir.

(2) Yasama faaliyetleri ile ilgili özel bilgi ve ihtisas gerektiren konularda siyasi parti grup başkanlıklarında kadro şartı aranmaksızın ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Bu kapsamda her siyasi parti grubunda on grup danışmanı, yirmi beş büro görevlisi ve TBMM'de grubu bulunan her bir siyasi parti için, her bir siyasi parti grubunun milletvekili sayısının yüzde onu oranında ilave büro görevlisi çalıştırılabilir. Bunlardan grup danışmanına (85.000), büro görevlisine (73.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık sözleşme ücreti hak edildikçe ödenir. Bu kapsamda çalıştırılan personele sözleşme ücreti dışında mali ve sosyal haklar kapsamında herhangi bir ad altında ödeme yapılmaz.

(3) Yasama faaliyetlerinde milletvekillerine yardımcı olmak üzere kadro şartı aranmaksızın ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın her milletvekili için bir danışman, bir ikinci danışman ve ilave bir personel sözleşmeli olarak çalıştırılabilir. Danışmanın en az iki yıllık yükseköğretim ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından, ikinci danışmanın en az liseden ve diğer personelin en az ilkokuldan mezun olması ve ikinci danışmanın kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların personeli olması zorunludur. Bu kapsamda çalıştırılanlardan; danışmana (83.500), ikinci danışmana (73.000) ve diğer personele ise (63.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık sözleşme ücreti hak edildikçe ödenir. Bu kapsamda çalıştırılan tüm personele sözleşme ücreti dışında mali ve sosyal haklar kapsamında herhangi bir ad altında ödeme yapılmaz.

(4) İkinci, üçüncü ve beşinci fıkra uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak tüm personelin sözleşme usul ve esasları Başkanlık Divanınca belirlenir.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlarda çalışanlar aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla kurumlarının ve kendilerinin muvafakati ile bu maddenin bir ila üçüncü fıkraları kapsamında TBMM’de görevlendirilebilirler. Bu personele mali ve sosyal haklar kapsamında ayrıca bir ödeme yapılmaz. Bu kapsamdaki personel ilgili mevzuatında yer alan süre sınırlamalarına tabi olmaksızın ihtiyaç duyulan hizmet sürecince kurumlarından aylıksız izinli olarak da bu madde hükümleri uyarınca TBMM’de görevlendirilebilir. Aylıksız izinli çalışanlara çalıştıkları görev unvanları dikkate alınarak birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri uyarınca ödeme yapılır ve bunların sosyal güvenlik kurumu ile ilişkileri kendi kurumlarındaki statüleri dikkate alınarak devam ettirilir. TBMM Başkanlığının bu konudaki talebi ilgili kurum ve kuruluşlarca ivedilikle sonuçlandırılır. Bu personelin TBMM’de çalıştıkları süre, varsa mecburi hizmetlerine sayılır ve bunlara TBMM’de çalıştıkları süre karşılığında herhangi bir mecburi hizmet yükletilmez. Bunlardan aylıksız izinli olarak çalıştırılanların TBMM Başkanlığında geçen süreleri kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinde değerlendirilir ve bu süreler terfi ve emekliliklerinde hesaba katılır. Terfileri başkaca bir işleme gerek duyulmadan süresinde yapılır. İdari Teşkilat kadro veya pozisyonlarında bulunan personel de ikinci ve üçüncü fıkrada belirtilen sayılar aşılmamak kaydıyla bu fıkralarda belirtilen görev unvanlarında çalıştırılabilirler. Bunlardan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 14 üncü maddesi kapsamında bulunanların, geçici 14 üncü maddedeki hakları saklıdır.

(6) Bu madde uyarınca çalıştırılan TBMM Başkan danışmanlarının sözleşme veya görevlendirmeleri TBMM Başkanının görev süresinin sona erdiği, grup danışmanları ve büro görevlilerinin sözleşme veya görevlendirmeleri siyasi parti gruplarının ilgili yasama dönemi içinde grup kurma hakkını kaybettiği, danışman, ikinci danışmanın ve ilave personelin sözleşme veya görevlendirmeleri milletvekilinin ilgili yasama dönemi içinde milletvekilliği sıfatını kaybettiği tarihte veya tüm sayılanlar açısından milletvekili genel seçimlerinin ardından yapılan ilk seçimle TBMM Başkanının seçildiği tarihte hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ermiş sayılır. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların personeli bu fıkrada sayılan hallerde hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendi kurumlarındaki kadro veya pozisyonlarına dönerler.

(7) Bu madde uyarınca, aylıksız izinli olanlar hariç, sözleşmeli olarak çalıştırılacak tüm personel, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.

(8) Gerekli hallerde TBMM Başkanlığının talebi üzerine kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlarda çalışanlar aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla kurumlarının ve kendilerinin muvafakati ile bu maddenin diğer fıkra hükümlerine tabi olmaksızın TBMM'de görevlendirilebilirler. Bu personele mali ve sosyal haklar kapsamında ayrıca bir ödeme yapılmaz."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Başkanlık katılıyor mu?

TBMM BAŞKAN VEKİLİ SADIK YAKUT (Kayseri) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Ne yapalım?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Diğer görevlerine bakılmaksızın milletvekili sıfatını haiz tüm yasama organı üyelerine milletvekilleri için çalıştırılması öngörülen personelin tahsis edileceği, dolayısıyla komisyon başkanları için ayrı bir düzenleme ihtiyacı olmadığından bu yöndeki düzenlemelerin metinden çıkarılması, kamu tecrübesi olan birinin milletvekili için çalıştırılmasında faydalı olacağı gerekçesiyle milletvekilleri için ikinci danışman olarak istihdam edilecek kişinin kamu personeli olması zorunluluğu getirilmesi, harcırah ödemesinin daha çok denetim amaçlı görevler ile düzenli nitelik oluşturmayan belli görevler için geçerli olduğu, maddedeki harcırah uygulamasının kalabalık bir gruba yönelik olarak düzenli bir nitelik arz edebileceği ve kaynak kullanımında israfa yol açabileceği gerekçesiyle metinden çıkarılması, TBMM personelinin de siyasi parti gruplarında ve milletvekilleri için çalışabilmesine imkân tanınması ve gerekli hallerde İdari Teşkilatta da geçici görevlendirmeyle personel çalıştırılabilmesi amaçlanmıştır. Uygulamada çıkabilecek sorunların giderilmesi amacıyla danışman yardımcısının görev unvanı ikinci danışman olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Biraz önce kabul edilen önergeyle madde tümüyle değişmiş olduğundan diğer önergeleri işleme koyma imkânı kalmamıştır. Bu iki önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde madde 30’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır. Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 41’inci maddenin bir, iki, üç, dört, beş, altıncı fıkraları, yedinci fıkrasının a ile b, c, ç, d bentleri, sekiz ila on birinci fıkraları ile on iki, on üç ve on dördüncü fıkralar dâhil olmak üzere 31 ila 42’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Musa Çam. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Çam.

CHP GRUBU ADINA MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum, iyi akşamlar diliyorum. Bugün görüşülmekte olan 83 sıra sayılı Kanun’la ilgili Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Bu yıl, çalışanlar açısından bu ülkede emek veren, üreten insanlar açısından son derece talihsiz bir süreç yaşıyoruz. Süreç 2011 Şubatında başladı, Haziran ayında devam etti ve son darbeyi de bugün vurmak üzeresiniz. Darbeyi vurmadan önce sizleri bir kez daha uyarma görevini burada yerine getirmek istiyoruz. Bu sürgün yasalarının birincisini Şubat 2011 yılında, bu yılın başında 6111 sayılı Yasa’yla gerçekleştirmiş oldunuz veyahut da AKP Hükûmeti gerçekleştirmiş oldu. Bunun önemli maddesi 166’ncı maddedir; 6111’in 166’ncı maddesi Türkiye’de tüm belediyelerde çalışan norm kadro fazlası işçilerin, emekçilerin valilik emrine verilmesi ve valilik tarafından il sınırları içerisinde farklı yerlere gönderilmesidir. Yaklaşık olarak 52 bin işçiyi kapsayan bu sürgün maddesi, sürgün kanunu şu anda uygulanmaya başladı. Örnek, şu anda Ankara’da Çankaya Belediyesinde çalışan ama valilik emrine gönderilen arkadaşlar, Ankara’nın en ücra noktası Haymana’ya, Polatlı’ya veyahut da Elmadağ’a sürgüne gönderiliyor ve hatta İstanbul’da Sultanbeyli’de bulunan işçiler nereye gönderiliyor? Avcılar’a gönderiliyor veyahut da Şile’ye gönderiliyor veyahut da İstanbul’un bir başka köşesine sürgüne gönderiliyor. Bunlar bu ülkede yaşayan işçilere ve emekçilere yapılan en büyük zulüm ve en büyük sürgün yasasıdır.

İkinci sürgün yasası; Haziran ayında Parlamento kapalı iken çıkarmış olduğunuz kanun hükmündeki kararnamelerle birlikte, Türkiye’de çalışanlar bir anda boşlukta kaldı, bakanlıklarda unvanları ve kadroları açığa çıkartıldı.

Son olarak da, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde şu anda görüşülmekte olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Teşkilat Yasası’yla ilgili; Parlamentoda görev yapan işçilerin, emekçilerin, kamu çalışanlarının sürgün yasası. Biz şunu söylemek istiyoruz, diyoruz ki: Arkadaşlar, burada çalışanların, görev yapan arkadaşlarımızın hiçbir suçu ve kusuru yok iken sizler bu yasayla burada görev yapan arkadaşlarımızı tasfiye ediyor ve onların gelecekleri, onların aileleri ve çocuklarının yaşamlarıyla ilgili önemli kararları alıyorsunuz ve onlara çok büyük haksızlık yapıyorsunuz.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde personel fazlası sanki burada çalışanların suçuymuş gibi bir tutum ve davranış içerisindesiniz. 666 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’yle bu durum hukuki bir metne dercedilmektedir. Oysa Türkiye Büyük Millet Meclisi bu duruma AKP’li Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının son dokuz yıldaki yönetimi sayesinde gelmiştir. Örneğin, Türkiye Büyük Millet Meclisi müşavirleri sorunu; yüzde 80’i 2002’den sonra alınmıştır. Örnek olarak, 2006 yılında 3 Başkan başmüşaviri, 15 Başkan müşaviri, 9 müşavir, toplam 27 müşavir görev yaparken bu sayı Sayın Bülent Arınç döneminde, 2007 yılında 2 Başkan başmüşaviri, 19 Başkan başmüşaviri, 15 müşavir, toplam 36 müşavire; 2008 yılında 3 Başkan başmüşaviri, 20 Başkan başmüşaviri, 23 başmüşavir, toplam 46 müşavire; 2009 yılında 6 Başkan başmüşaviri, 33 Başkan başmüşaviri, 26 müşavir, toplam 65 müşavire Sayın Köksal Toptan ve Mehmet Ali Şahin döneminde ve son olarak 2011 yılında ise bu sayı 7 Başkan başmüşaviri, 39 başmüşavir ve 42 müşavir, toplam 88 müşavir unvanlı personele Sayın Mehmet Ali Şahin tarafından ulaştırılmıştır.

Şimdi, arkadaşlar, bütün burada çalışanların hiçbirisinin kusuru ve kabahati yok. Bunlar tamamen sizin iktidarda olduğunuz dokuz yıllık Hükûmet döneminde göreve alındı ve şimdi de onların kaderleriyle oynamak istiyorsunuz. Sayın Bilgiç buradaki konuşmasında “Geçmişte torpille yakınlar alınıyordu, şimdi artık, bundan sonra torpille alınmayacak, KPSS sınavıyla veyahut da sınavla alınacak.” diyor. Arkadaşlarımız burada görev yapan arkadaşlara sorduklarında, Genel Sekretere, Başkana ve Başkan Yardımcılarına sorduklarında, kimlerin hangi yakınlarının göreve alındıkları sorularını sorduklarında ben şahsen kulaklarıma varıncaya kadar kızardım arkadaşlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kadar yandaşlarla, dayı, yeğen, amca, amca çocukları, teyze çocukları, yeğenlerle doldurulduğuna ilk kez burada şahit oluyoruz ve bunun çok büyük bir haksızlık ve adaletsizlik olduğunun bir kez daha altını çizmek istiyoruz. AKP’den bir milletvekili arkadaşımız “Ne olmuş? Almışsa ne olmuş? İşte, yetenekleri ve ölçüleri buna uyuyor, alınmış, bunda bir şey yok.” dedi. Şimdi, arkadaşlar bunu söyleyince, yıllar önceden aklıma bir anı geldi. Şairimiz rahmetli Can Yücel’le İzmir’de bir sokakta oturup sohbet ederken bir anısını anlattı. Rahmetli Can Yücel’in babası Hasan Ali Yücel bu ülkede Millî Eğitim Bakanlığı yapmış olan önemli bir şahsiyettir. Sınav yapılıyor, yurt dışına 2 tane öğrenci gönderilecek ve bunlardan bir tanesi kendi oğlu Can Yücel, bir tanesi de Türkiye’yi önemli bir marka yapan beyin cerrahı Profesör Doktor Gazi Yaşargil. İkisi sınava giriyorlar, ikisi de sınıf arkadaşı, okul arkadaşı ve çocukluk arkadaşı. Bu sınav sonucunda sınavı kazanan Can Yücel değil Türkiye'nin en büyük beyin cerrahı olan Gazi Yaşargil arkadaşlar. Bu bir devlet terbiyesidir, bu bir yansızlıktır. Bu, Türkiye’de kendi oğluna, çocuğuna, kardeşine, amca oğluna, teyze oğluna kayırmacılık değil hukukun üstünlüğünü, adaleti ve burada eşitliği gözetmiştir. Bunu ben, biraz önce Turhan Tayan’la konuşurken o da bana bir başka anıyı anlattı. Rahmetli Menderes’in oğlu Yüksel Menderes okulu bitirip de iş yapmak istediği zaman oğluna önerdiği görev “Hayır, sen özel sektörde değil, git hariciyeye, sınava gir, sınavı kazan, git hariciyede çalış.” demiştir arkadaşlar. Şimdi, bu kadar önemli örnekler önümüzde varken burada  Türkiye Büyük Millet Meclisinin yandaşlarla doldurulmuş olmasını hayretle ve ibretle izliyor ve bunun kara leke olduğunun altını çizmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2010 faaliyet raporunun 4/C maddesine göre 1.455 kişi geçici olarak çalışıyor ve bunlardan bir bölümü, bize her gün çay ikramında bulunan bu arkadaşlarımızın kadrolu olanları 2.700 lira maaş alıyor ama 4/C’li olanlar 1.700 lira alıyor arkadaşlar. Biz, 2.700 lira almasına karşı değiliz, orada aynı işi yapan insanın, aynı çayı yapan, aynı çayı demleyen ve bize servis yapan bu arkadaşlarımızın 1.700 lira gibi komik bir ücretle çalışmasına karşıyız ve bu nedenle 4/C’li arkadaşlarımızın mutlaka durumunun iyileştirilmesi gerektiğini ve onlara kadro açılması gerektiğini söylemek istiyorum.

Yine, burada bize danışmanlık hizmeti veren arkadaşlarımız bu çıkartılacak yasayla şu ana kadar alınan gıda ve giyecek yardımını arkadaşlar alamayacak. Uyarıyorum sizleri, araba devrilmeden önce yol gösteriyoruz, diyoruz ki şu ana kadar bize danışmanlık hizmeti veren kardeşlerimiz yiyecek ve giyecek yardımı alıyorlar, şu anda alıyorlar bunlar ama çıkartılacak olan bu kanunla birlikte onlar kesilecek. Onlara bunu çok görmeyin, onlar bunları almaya devam etsinler.

Yine, bize danışmanlık hizmeti veren arkadaşlarımızın, ocak ayından yıl sonuna kadar geçen süreç içerisinde ücretlerinde vergi matrahının yükselmesi nedeniyle yıl sonuna doğru vergi matrahı yükseliyor ve maaşlarında bir düşüş oluyor. Bu düşüşü yapmayın arkadaşlar. O arkadaşlarımızın aldığı ücretlerin düşürülmesine fırsat vermemenizi istiyoruz arkadaşlar.

Geçen, Plan ve Bütçe Komisyonunda Genel Sekreterin ve Genel Sekreter yardımcılarının ve daire başkanlarının aldıkları yüksek ücretleri söylemiştim. Bir kez daha orada reddettiler “Hayır, öyle değil, böyle değil.” dediler ama şimdi elimde madde “İkramiye: Başkanlık Divanının 20/8/1993 tarih, 53 sayılı kararıyla değişik sözleşmeli olarak çalışanlara çalıştıkları günlere orantılı olarak hastalık ve senelik izin süreleri dâhil ocak, nisan, temmuz, ekim aylarında ödenmek üzere mali yıl içinde dört aylık ücret ikramiyesi verilir. Ayrıca, gayret ve çalışmaları sonucunda başarılı görev yaptıkları tespit edilenlere onay ile iki aylığa kadar da ücret teşvik ikramiyesi olarak verilir.”

Şimdi, bu yasayı yapanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bizler değiliz arkadaşlar, hiç kendinize öyle bir pay çıkarmayın, Genel Sekreterlik ve Genel Sekreter yardımcıları, daire başkanları, oturmuşlar, kendilerine göre bir yasa tasarısı hazırlamışlar ve bundan sonra artık Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, başkan vekilleri falan değil burayı bürokratlar yönetecekler arkadaşlar. Buna izin vermemeniz gerekiyor, doğru değildir, bunu yapmamanız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSA ÇAM (Devamla) – Burada sabahlara kadar bizimle beraber çalışan stenograflar ve diğer arkadaşlarımızın hakkının ve hukukunun çiğnenmesine izin vermeyin. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi iradesiyle yönetilmeli ve kendisi yönetmeli. Burada çalışan bürokrat arkadaşları küçük görmek, hor görmek anlamında değil ama yetkimizi ve yetkinizi başkalarına devretmeyin arkadaşlar.

Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çam.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Akçay.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 83 sıra sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı idari teşkilatı hakkındaki Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi partim