TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ

 

YASAMA DÖNEMİ                 CİLT                YASAMA YILI

              24                                 4                             2

 

 

TUTANAK DERGİSİ

21’inci BİRLEŞİM

 

22 Kasım 2011 Salı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÖNEM: 24                           CİLT: 4                         YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

21’inci Birleşim

22 Kasım 2011 Salı

 

(TBMM Tutanak Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç’in, 22 Kasım Dünya Diş Hekimliği Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem’in, Elâzığ ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, 22 Kasım Dünya Diş Hekimliği Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- İran İslam Cumhuriyeti İslami Danışma Meclisi Dış Siyaset ve Ulusal Güvenlik Komisyonu heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak 16-19 Kasım 2011 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/635)

2.- TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır'ın, beraberinde bir heyetle, İtalya Senatosu Dışişleri ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle, İtalya'ya resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/636)

3.- TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir parlamenter heyetin, Almanya Federal Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Ruprecht Polenz'in vaki davetine icabetle Almanya'ya, resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/637)

B) Duyurular

1.- Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince, Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi hakkında kamu davası açıldığına dair dosyanın, Anayasa’nın 83’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulmasına ilişkin duyuru (3/638)

C) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Sakine Öz ve 21 milletvekilinin, ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlara giren öğrencilerin kişisel bilgilerinin gizliliğinin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/59)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 21 milletvekilinin, İstanbul’un trafik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/60)

3.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve 21 milletvekilinin, Tuz Gölü ile ilgili çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/61)

D) Gensoru Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Van ilinde meydana gelen depremlerde, arama ve kurtarma çalışmaları, yardımların ulaştırılması, hasar tespiti ve süreçteki diğer hizmetlerin yerine getirilmesinde etkin koordinasyon sağlayamadığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında Gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/5)

 

VI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün “gündem dışı konuşma” başlıklı 59’uncu ve “söz alma, konuşmalar ve yazılı konuşmalar” başlıklı 60’ıncı maddelerini amacına uygun yorumlamadığı gerekçesiyle Başkanın tutumu hakkında

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Bingöl ilimizin Karlıova ilçesinde meydana gelen olayların tespiti amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 22/11/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

2.- Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve kalıcı çözüm yollarının araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, 22/11/2011 Salı günü Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bu birleşimde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl Milletvekili Eşref Taş’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Genel Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, şahsına ve grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Genel Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- AÇIKLAMALAR

1.- KİT Komisyonu Başkanı Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin KİT Komisyonunda raporların görüşülmesinin engellendiği iddialarına ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Oturum Başkanının Genel Kurula hitap şekline ve KİT Komisyonu çalışmalarında yaşanan sıkıntılara ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, KİT Komisyonu üyesi olarak, yapılan denetim çalışmalarında yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

4.- KİT Komisyonu Başkanı Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun KİT Komisyonu çalışmalarına ilişkin konuşmasında belirtilen raporların Parlamento adına denetim yapan Sayıştay tarafından hazırlandığına ilişkin açıklaması

5.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Genel Kurulu yöneten Oturum Başkanının sarf etmiş olduğu söze ilişkin açıklaması

 

X.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMASI

1.- TBMM Başkan Vekili Oturum Başkanı Mehmet Sağlam’ın, Genel Kurul çalışmaları sırasında istemeyerek sarf ettiği bir söz için Genel Kuruldan özür dilediğine ilişkin konuşması

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2010 KPSS sonuçlarına göre TRT’ye alınan personele ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/576)

2.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, hidroelektrik santrallerinin özelleştirilmesine ve elektrik fiyatlarındaki artışa ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/591)

3.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, İstanbul-Beykoz Sivritepe Mevkiine hafriyat dökümü yapıldığı iddiasına ve Alibahadır Deresinin ıslahına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/698)

4.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, azınlık vakıflarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/700)

5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, vakıfların kuruluş ve işleyişinin yeniden düzenlenmesine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/701)

6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, azınlık cemaat vakıflarının iade edilecek veya bedeli ödenecek taşınmazlarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/702)

7.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Vakıflar Kanunu kapsamında azınlık vakıflarının taşınmazlarının iadesi için yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/703)

8.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, enerji kaynaklarına ve yatırımlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/791)

9.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, kaçak elektrik kullanımına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/792)

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Manyas Gölü’ndeki kirliliğe ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/819)

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depreminde zarar gören esnafa ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/822)

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depremi sonrasında depremzedeler için yaptırılan kalıcı konutlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/869)

13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depreminden etkilenen vatandaşlara yapılacak kalıcı konutlar için şehitlik anıtının yıkıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/871)

14.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Kahramanmaraş-Afşin Çöllolar kömür sahasında meydana gelen kazalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/873)

15.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, yazılı soru önergelerinin tatil döneminde işleme konulmamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/930)

16.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Türkiye’nin elektrik enerjisi üretim potansiyeline ve elektrik ithalatının azaltılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/975)

17.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, elektrik kayıp-kaçak yüzdelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/977)

18.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, EÜAŞ tarafından Kahramanmaraş’ın çeşitli ilçelerinde yapılan teknisyen alımı sınavının iptaline ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/978)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak dört oturum yaptı.

 

Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Giresun Üniversitesinde rektörlük seçiminde yaşanan sorunlara,

İstanbul Milletvekili Metin Külünk, 15 Kasım Ahıska Türklerinin yurtlarından sürgün edilişlerinin yıl dönümüne,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, 14-21 Kasım Dünya Diyabet Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşmasına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap verdi.

 

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, 17 Kasım Uluslararası Öğrenciler Günü’ne,

İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Genel Kurulda bulunan kürsünün AK PARTİ sıralarına yakın mesafede olması nedeniyle istismar edildiğine ve kürsünün yerinin değiştirilmesi gerektiğine,

Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Türkiye’de yapılan ilaç deneylerinde insanların kobay olarak kullanıldığı iddialarına,

Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Ahıska Türklerinin ana vatanları olan Gürcistan’a dönmeleri konusunda yardımcı olunmasına,

Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülere yapıldığı iddia olunan işkencelere tıbbi onay veren doktorların soruşturulmasına,

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Ahıska Türklerinin sorunlarına çözüm bulunmasına ve diyabet hastalığının araştırılarak alınması gereken tedbirlere,

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Van, Bitlis Muş ve çevresinde yaşanan kötü hava şartları nedeniyle pancar üreticilerinin mağduriyetlerinin giderilmesine,

Sinop Milletvekili Engin Altay, Parlamentonun daha verimli çalışabilmesi için iktidar ve muhalefet partilerinin uzlaşması gerektiğine,

Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, ülkemizde nişasta bazlı şeker üretiminin her yıl kotasının arttırılmasının sağlığa ve çevreye verdiği zararlara ve mısır ithalatında kazanç sağlayan firmaların araştırılmasına,

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, diyabet konusunda Sağlık Bakanı yerine niçin Orman ve Su İşleri Bakanının açıklama yaptığına ve ülkemizde geçim sıkıntısı çeken vatandaşların gönüllü kobay olarak bilimsel araştırmalarda kullanıldıkları iddialarına,

Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, terör örgütü ile Türk devleti arasında arabuluculuk talebinde bulunulduğuna dair basına yansıyan haberlere,

Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz, terör örgütüne verildiği öne sürülen desteğin ülkemizin ulusal çıkarlarını ve güvenliğini tehdit ettiğine,

İlişkin açıklamalarına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap verdi.

 

Romanya Senatosu Başkanı Mircea Geoana'nın,

Kazakistan Senato Başkanı Kairat Mami'nin,

Beraberlerinde bir Parlamento Heyeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak ülkemize resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonunda açık bulunan üyeliğe MHP Grubunca aday gösterilen İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun,

NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubundaki yedek üyeliğe CHP Grubunca aday gösterilen Bursa Milletvekili Aykan Erdemir ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Türk Grubundaki yedek üyeliğe İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in,

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Türk Grubunda açık bulunan üyeliğe BDP Grubunca aday gösterilen Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın,

Üyelikleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 21 milletvekilinin, İstanbul’da depremle ilgili yapılan çalışmaların incelenerek (10/56),

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 21 milletvekilinin, balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak (10/57),

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ve 21 milletvekilinin, Alevilerin inanç ve kültürlerini yaşamakta karşılaştıkları sorunlarının araştırılarak (10/58),

Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Yalova Milletvekili Muharrem İnce, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın CHP’li Belediyelerin Alman Vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardım ettikleri iddiasında bulunduğu hâlde bunu ispatlamadığı ve böylelikle üstlendiği görevi yerine getirmediği iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/4) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmenin gününü kapsayan Danışma Kurulu önerisinin daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.

1 Kasım 2011 tarihinde, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından (139 sıra no.lu), sağlıkta dönüşüm adı altında başlayan aile hekimliği uygulamasının başladığı günden bugüne kadar sonuçlarının değerlendirilmesi, yaşanan mevcut sorunların tespiti ve giderilmesi amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 17/11/2011 Perşembe günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu’nun şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

 

11 Ekim 2011 tarihli ve 244 sayılı, narenciye üreticilerimizin piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarından korunması ve narenciye ihracatında ülkemizin potansiyelinin değerlendirilmesi ile ilgili sorunların tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin 17/11/2011 Perşembe günkü birleşimde Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Grubuna,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Grubuna,

İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın şahsına,

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın Grubuna,

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın partisine,

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün şahsına,

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İç Tüzük’ün “yoklama” başlıklı 57’nci maddesindeki yoklama talebi kurallarının ihlal edildiği gerekçesiyle Başkanlık Divanını İç Tüzük’ü uygulamaya davet ettiğine ilişkin bir açıklamada bulundu.

 

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan ve arkadaşları tarafından, 14 Kasım 2011 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, Kocaeli ili Derince ilçesinde bulunan tehlikeli atıkların araştırılması hakkında verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (124 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 17/11/2011 Perşembe günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ile,

Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan,

Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın, şahıslarına sataşması nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 1’inci sırasında yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/330) (S. Sayısı: 41) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın partisine sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

 

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2’nci sırasında yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yeni Zelanda Hükümeti Arasında Hava Hizmetlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/423) (S. Sayısı: 21) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. 1’inci maddesinin oylanmasından önce istem üzerine iki kez yapılan yoklamalarda toplantı yeter sayısı bulunamadığından 22 Kasım 2011 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 22.28’de son verildi.

 

Şükran Güldal MUMCU

Başkan Vekili

 

                  Muhammet Bilal MACİT                                                       Fatih ŞAHİN

                                İstanbul                                                                        Ankara

                              Kâtip Üye                                                                    Kâtip Üye


II.- GELEN KâĞITLAR

No: 31

18 Kasım 2011 Cuma

Tasarı

1.- Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/510) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2011)

No: 32

21 Kasım 2011 Pazartesi

Tasarı

1.-Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Arasında UNDP-İstanbul Uluslararası Kalkınmada Özel Sektör Merkezinin (IICPSD) Kuruluşu ile İlgili Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/511) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.11.2011)

Teklifler

1.-Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/139) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.10.2011)

2.-İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 6 Milletvekilinin; Erciş Adıyla Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/140) (Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.11.2011)

3.-Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 4 Milletvekilinin; 24/2/1968 Tarihli ve 1005 Sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/141) (Milli Savunma ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2011)

4.-Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 4 Milletvekilinin; 4/11/1984 Tarihli ve 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/142) (İçişleri ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.11.2011)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin sorunlarının giderilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/438) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, otomotiv sektöründe yapılan ÖTV zammına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/439) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, asgari ücrete yapılan zamma ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/440) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/441) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

5.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, İstanbul-Başakşehir’den geçen yüksek gerilim hatlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/442) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

6.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, üniversite öğrencilerinin yurt sorununa ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/443) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

7.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, patates üreticilerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/444) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

8.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, İstanbul’da bir semt polikliniğin hizmet kapasitelerinin geliştirilmesine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/445) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

9.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2010-2011 yıllarında Diyanet İşleri Başkanı ve başkan yardımcılarının yurt içi ve yurt dışı seyahatlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/446) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

10.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Libya’ya yatırım yapmış olan müteahhitlerin sorunlarına ilişkin Ekonomi Bakanından sözlü soru önergesi (6/447) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

11.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, bazı mahallelerin imara açılmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/448) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

12.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, emlak vergisi rayiç değerlerinin yüksek olduğuna dair mahkeme kararının uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/449) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

13.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, bölgesel teşvik sisteminden kaynaklanan sorunların giderilmesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından sözlü soru önergesi (6/450) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

14.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, TESK’in SGK yönetim kurulunda temsil edilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/451) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

15.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, tarımsal desteklerin artırılmasına ve tarımda kullanılan mazottan KDV ve ÖTV alınmamasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/452) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

16.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/453) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ın Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamına alınıp alınmadığına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/454) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

18.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TCDD’nin travers ihalesini alan bir şirkete ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/455) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, esnafların sorunlarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/456) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

20.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, PTT’nin ucuz para transferi (UPT) uygulamasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/457) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/11/2011)

21.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Van’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden öğretmenlerin ailelerine maddi yardımda bulunulmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/458) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

22.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, uyuşturucu yapımında kullanılan ürünlerin ekiminin önlenmesine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/459) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, trafik kazalarına ve alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1015) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/11/2011)

2.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, şehit ailelerinin yaşadığı psikolojik ve sosyal sorunlara ve bunların çözümü için yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1016) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

3.- Gaziantep Milletvekili Edip Semih Yalçın’ın, memurlara verilen ek ödemelere ve ücret adaletsizliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1017) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

4.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, PKK terör örgütünün Avrupa uzantılarına ve Avrupa’daki finans kaynaklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1018) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’de yapılan TOKİ konutlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1019) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

6.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Libya’da iş yapan müteahhitlerin mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1020) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, MİT heyeti ile PKK yöneticileri arasında yapılan gizli görüşmeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1021) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

8.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Suriye ile ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1022) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da Schengen vizesi veren büronun açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1023) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, KKTC tarafından sınır dışı edilme kararı verilen öğrencilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1024) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

11.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin başka kurumlara yatay geçiş yapmasına ve Eskişehir’in cami imam hatibi ihtiyacına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1025) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, havaalanlarında VİP hizmetlerinden yararlanabilenlerin yer aldığı protokol listesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1026) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

13.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, Madımak olayı sanıklarından yurt dışında yakalandığı iddia edilen kişinin iadesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1027) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

14.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, işçi ve memurlar arasında sosyal haklar bakımından farklılıklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1028) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

15.- Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, ruhsatsız ve depreme dayanıksız olduğu iddia edilen Antalya İl Özel idaresine ait bir binaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1029) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

16.- Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, Türkiye-Suriye Dostluk Barajı Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1030) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

17.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya-Meram-Başarakavak beldesinin su borularına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1031) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

18.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1032) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

19.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Van depreminde hayatını kaybeden öğretmenlerin sosyal güvenlik haklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1033) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

20.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, Van depremi ile ilgili teknik verilerin oluşturulması ve açıklanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1034) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

21.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Van depreminde yıkılan ve hasar gören binalara ve meydana gelen zararın sorumlularına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1035) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

22.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, limanların modernizasyonuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1036) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

23.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Van’da meydana gelen depremler sonrasında yapılan hasar tespit çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1037) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

24.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bazı binaların yakınına kurulan baz istasyonlarının kaldırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1038) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

25.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, sismik araştırmalar için Akdeniz’e açılan Piri Reis Gemisinin çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1039) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

26.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul Üniversitesinin açılış töreninde gözaltına alınan öğrencilerle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1040) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

27.- Elazığ Milletvekili Enver Erdem’in, Elazığ’da bölge adliye mahkemesi kurulup kurulmayacağına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1041) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

28.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, 2011 Nevruz Bayramında yasa dışı slogan atma nedeniyle tutuklanan çocuklara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1042) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

29.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, AİHM’nin TCK’nın 301. maddesi ile ilgili vermiş olduğu kararlara ve bu kararların iç hukuka yansımalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1043) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

30.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, cezaevlerinde işkence ve kötü muamele yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1044) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, hükümlülerin Türkçe dışında bir dilde telefon görüşmesi yapmaları ile ilgili sorunlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1045) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

32.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, yurt dışındaki terör suçlularının iadesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1046) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

33.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, gemi inşa ve gemi işletmeciliği alanında faaliyet gösteren şirketlerin Kredi Garanti Fonundan yararlanmasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1047) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

34.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, 2010-2011 yıllarındaki karşılıksız çeklerin toplam tutarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1048) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

35.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, ÖTV oranlarındaki artışa ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1049) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

36.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından iki kamu görevlisine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1050) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

37.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Van’da meydana gelen deprem sonrasındaki arama ve kurtarma faaliyetlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/1051) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

38.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Van’da meydana gelen deprem ile arama ve kurtarma çalışmalarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/1052) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

39.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, doğum sonrası verilen izin sürelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1053) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

40.- Ankara Milletvekili Zühal Topçu’nun, mevcut personel rejiminin eksikliklerine ve yeni personel rejimine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1054) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

41.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, emeklilik yaşının yükselmesiyle ortaya çıkan mağduriyetin ortadan kaldırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1055) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

42.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, SSK ve Bağ-Kur prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1056) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

43.- Ankara Milletvekili Zühal Topçu’nun, TODAİE’nin Devlet Personel Başkanlığı bünyesine alınıp alınmayacağına ve Türk kamu yönetimine sağladığı katkıya ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1057) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

44.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, öğretmenlerin emeklilik işlemlerinde yaşanan mağduriyete ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1058) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

45.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, strateji belgesi ve ESDEP’e göre tamamlanması hedeflenen çalışmalara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1059) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

46.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından bir kamu görevlisine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1060) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

47.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1061) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

48.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’in denize kıyısı olan belde ve belediyelerindeki arıtma tesislerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1062) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

49.- Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, Van depremi ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1063) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

50.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, BOTAŞ’ın spot piyasadan LNG alımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1064) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

51.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, doğal gaz alım ve satımının özel sektöre devrinin yaratacağı sorunlara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1065) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

52.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, doğal gaz ithalatında otomatik fiyat ayarlaması sisteminin işlemesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1066) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

53.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, BOTAŞ’ın doğal gazda uyguladığı “al yada öde” yöntemine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1067) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

54.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, doğal gaz depolama tesislerine ve bunların yeterliliğine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1068) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

55.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, elektrik tüketimine ve elektrik faturalarında çeşitli adlar altında alınan bedellere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1069) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

56.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, elektriğe yapılan zamların çiftçilere olan etkilerine ve ek ödeme bedellerinin elektrik faturalarına yansımasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1070) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

57.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Türkiye Taşkömürü Kurumunda çalışan işçilerin kömür alacaklarına ve yoksul ailelere yapılan kömür yardımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1071) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

58.- Gaziantep Milletvekili Edip Semih Yalçın’ın, öğrenim ve katkı kredi borçlarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/1072) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

59.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarında yapılan ve zorunlu olduğu iddia edilen özel yaşam hakkındaki anketlere ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/1073) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/11/2011)

60.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumuna alınacak personele ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1074) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

61.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, kırsal kalkınma yatırımları ile tarıma dayalı sanayi yatırımlarının desteklenmesi projelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1075) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

62.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, tarıma dayalı teşvik projelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1076) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

63.- Ankara Milletvekili Zühal Topçu’nun, Bakanlıkta sözleşmeli çalışırken memur kadrosuna atanan personelin özlük haklarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1077) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

64.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, kamu kurum ve kuruluşlarında su ürünleri mühendisi istihdamına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1078) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

65.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, damlama sulama desteklerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1079) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

66.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesinde hayata geçirilen projelere ve yapılan proje başvurularına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1080) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

67.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, Bakanlık tarafından verilen yüzde elli hibe desteği programına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1081) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

68.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara keçisi yetiştiriciliğine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1082) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

69.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, ESDEP’e göre yapılacak çalışmalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1083) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

70.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, 2011’de yağan dolu nedeniyle Haymana’nın çeşitli köylerinde meydana gelen zarara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1084) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

71.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, tarım gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı konularında AB müktesebatına uyum sağlamak amacıyla yapılan mevzuat çalışmalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1085) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

72.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, patates üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1086) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

73.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, AOÇ Gazi Yerleşkesinin Başbakanlığa devredilip devredilmediğine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1087) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

74.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, koyun yetiştiricilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1088) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

75.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, son otuz yıl içinde Türkiye’ye göç eden Türk soylu yabancılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1089) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/11/2011)

76.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, depreme dayanıksız, kaçak ve mevzuata aykırı yapılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1090) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

77.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Yozgat’ta şehit cenazesinde bir kaymakamın milletvekillerine karşı tutumuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1091) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

78.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, 12 Eylül döneminde gözaltında kaybolan bir kişiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1092) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

79.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa Merkez ve ilçelerinin kadın ve çocuk koruma evi ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1093) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

80.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, denetime tabi tutulan belediyelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1094) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

81.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’da ihtiyaç fazlası olarak değerlendirilen işçilerin diğer kurumlara atanmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1095) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

82.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, kadın koruma evlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1096) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

83.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya Atatürk Kültür Merkezindeki Atatürk’ü Anma Konserinin ertelenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1097) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

84.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Genç İlçesindeki bir köyün bazı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1098) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

85.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Genç İlçesindeki bir köyün bazı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1099) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

86.- İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak’ın, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından bir kamu görevlisine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1100) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

87.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından bir kamu görevlisine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1101) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

88.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, TRT’nin Cumhuriyet Bayramı ile ilgili yayınlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/1102) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

89.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, enflasyon hesaplamalarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1103) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

90.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, kalkınma ajanslarının faaliyetleri, bütçeleri ve personelinin niteliklerine ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1104) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

91.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, 2009 yerel seçimlerinden bu yana Gaziantep’teki belediyelere aktarılan kaynak miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1105) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/11/2011)

92.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, ESDEP’e göre yapılması planlanan çalışmalara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1106) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

93.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 644 sayılı KHK ile teknik hizmetler sınıfına geçen bazı personelin özlük haklarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1107) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

94.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, vergi oranlarına ve vergi adaletsizliğiyle ilgili alınan önlemlere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1108) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

95.- İzmir Milletvekili Rıza Türkmen’in, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından iki kamu görevlisine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1109) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

96.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı için toplanan vergilere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1110) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

97.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, 2011 yılı bütçesiyle ilgili bir açıklamasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1111) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

98.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına 2008-2011 yılları arasında görevlendirilen personele ve bu yıllar arasında kitap komisyonlarında incelenen kitaplara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1112) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

99.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, çıraklık eğitim kapsamındaki sorunların giderilmesi amacıyla yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1113) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

100.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca yapılan kitap incelemelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1114) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

101.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, KPSS ile ilgili yürütülen soruşturmanın sonucuna ve ÖSYM’de yapılan görevlendirmelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1115) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

102.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bakanlığın 2011 Mali Yılı Performans Programı hedeflerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1116) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

103.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bakanlık bünyesinde kurulan Rehberlik ve Denetim Başkanlığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1117) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

104.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, olası bir depreme karşı alınacak tedbirlere ve Van depreminde zarar gören eğitim çalışanlarının mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1118) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

105.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, gazilerin eğitim hakları konusunda yapılan çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1119) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

106.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, depreme dayanıklı olmayan okul tespiti yapılıp yapılmadığına ve güçlendirme çalışmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1120) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

107.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, deprem bölgesinde görev yapan eğitim çalışanlarının ilgili yönetmelik gereği yer değişikliği yapıp yapamayacağına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1121) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

108.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından bir kamu görevlisine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1122) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

109.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, okullara dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı ve internet altyapısı oluşturmayı amaçlayan Fatih Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1123) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/11/2011)

110.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, öğretmenlerin özür grubu atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1124) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/11/2011)

111.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, protesto gösterilerine katılan öğrencilerle ilgili bilgi istendiği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1125) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

112.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Irak’ın kuzeyine yapılan kara harekâtına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1126) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

113.- Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, Hakkâri’deki çatışmada kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1127) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

114.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Niğde-Akkaya Barajının çevreye verdiği zarara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1128) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

115.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’nin bazı köylerinin sulama sorunlarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1129) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

116.- Elazığ Milletvekili Enver Erdem’in, elektrik borcu nedeniyle Elazığ Uluova’daki Sulama Birliğinin kapanması neticesinde yaşanan mağduriyete ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1130) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

117.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Pınarhisar-Kaynarca Beldesinde yapılacak olan Çayırdere Barajına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1131) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

118.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli-Kayalıköy Barajının sulama sistemindeki eksikliklere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1132) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

119.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, kamuoyunda N.Ç. davası olarak bilinen davanın sanıklarından bir kamu görevlisine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1133) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/11/2011)

120.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Yozgat’ın bazı ilçelerinde kapatılarak sağlık ocağına dönüştürülen entegre ilçe hastanelere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1134) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

121.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Tuzla’nın hastane ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1135) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

122.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, 2008 yılından itibaren kamu kurum ve kuruluşlarının deniz aracı alım ihalelerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1136) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

123.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, kapasitesinin üzerinde yük taşıyan araçların kara yollarında meydana getirdiği tahribatın önlenmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1137) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

124.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Silifke-Gülnar ve Silifke-Anamur arasındaki yol yapım çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1138) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

125.- Elazığ Milletvekili Enver Erdem’in, Elazığ-Ağın Köprüsünün inşaatının durdurulmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1139) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

126.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu Havaalanı inşaatına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1140) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

127.- Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Ilgaz Dağı Tüneli Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1141) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

128.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, Antalya Elmalı-Kaş kara yolundaki sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1142) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

129.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, bölge müdürlükleri kurulurken aranılan kriterlere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1143) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

130.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Denizcilik Müsteşarlığının Bakanlık bünyesinde genel müdürlük seviyesine getirilmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1144) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

131.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Türk armatörlerin gemi ihtiyaçlarını yurt dışından karşıladığı iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1145) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

132.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, gemi adamlarının eğitimine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1146) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/11/2011)

133.- İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu’nun, Konak Tüneli Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1147) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

134.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, ESDEP’e göre yapılması planlanan çalışmalara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1148) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/11/2011)

135.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bakanlık bünyesinde kurulan Denetim Hizmetleri Başkanlığına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/1149) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

136.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Adapazarı Şeker Fabrikasının üretim kotasının artırılmasına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1150) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/11/2011)

137.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Kâbe’de bulunan Osmanlı revaklarının yıkılmasının önlenmesine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1151) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/11/2011)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Suriye-Türkiye ilişkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/530)

2.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Alman vakıflarıyla ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/533)

3.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Hatay’da kurulan göçmen kamplarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/534)

4.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, e-Devlet web sitesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/535)

5.-  Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, 2002’den itibaren gerçekleşen terör olaylarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/536)

6.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, PKK terör örgütü ile yapıldığı iddia edilen görüşmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/537)

7.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, ortaöğretim kurumlarında uygulanan öğrenci nöbet hizmetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/540)

8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, taşımalı eğitim uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/541)

9.-  Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/544)

10.-  Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Rize’de dere yatakları için alınacak önlemlere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/546)

11.-  Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Biga’da tamamlanmayan baraj ve göletlere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/547)

12.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Ankara-Çankırı karayolu yapımında oluşan mağduriyete ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/549)

13.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, mübadele anlaşmaları dışında göç eden vatandaşlarımızın haklarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/551)

14.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Pembe Köşk, Huber Köşkü ve Av Köşkü’nün bakım ve onarımına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/552)

15.- İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu’nun, mahalle ve köy muhtarlarının sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/555)

16.-  İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/557)

17.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, dış ülkelere yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/558)

18.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, sınır ötesi operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/559)

19.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, 2004-2010 yılları arası büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanlıkları hakkında açılan soruşturma ve yargı kararlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/560)

20.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Türkiye’de kurulacak radar hakkındaki iddialara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/562)

21.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, dış politikaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/563)

No: 33

22 Kasım 2011 Salı

Kanun Hükmünde Kararnameler

1.- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/512) (Anayasa; Plan ve Bütçe ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

2.- Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/513) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

3.- Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/514) (Plan ve Bütçe; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji; Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

4.- Türkiye Su Enstitüsünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/515) (Çevre; Plan ve Bütçe; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

5.- Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (1/516) (Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

6.- Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/517) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji; Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

7.- Avrupa Birliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/518) (İçişleri; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Dışişleri; Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

8.- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/519) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Tarım, Orman ve Köyişleri; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji; Çevre; Dışişleri; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

9.- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/520) (Anayasa; Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

10.- Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/521) (Anayasa; Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

11.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/522) (Plan ve Bütçe; Avrupa Birliği Uyum ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

12.- Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/523) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.11.2011)

Tasarı

1.- Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/524) (Plan ve Bütçe ile Milli Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2011)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Sakine Öz ve 21 Milletvekilinin ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlara giren öğrencilerin kişisel bilgilerinin gizliliğinin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/59) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 21 Milletvekilinin, İstanbul’un trafik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/60) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

3.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve 21 Milletvekilinin, Tuz Gölü ile ilgili çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/61) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

Gensoru Önergesi

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Van ilinde meydana gelen depremlerde, arama ve kurtarma çalışmaları, yardımların ulaştırılması, hasar tespiti ve süreçteki diğer hizmetlerin yerine getirilmesinde etkin koordinasyon sağlayamadığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay  hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi. (11/5) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/11/2011) (Dağıtma tarihi: 22.11.2011)

22 Kasım 2011 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri beşer dakikadır.

Hükûmet bu konuşmalara cevap verebilir.

Hükûmetin cevap süresi yirmi dakika, konuşmacıların beşer dakikadır.

Gündem dışı ilk söz, 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü münasebetiyle söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç’e aittir.

Buyurun Sayın Güvenç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Sıtkı Güvenç’in, 22 Kasım Dünya Diş Hekimliği Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 22 Kasım Diş Hekimleri Günü ve içinde bulunduğumuz haftanın Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olması sebebiyle gündem dışı söz almış bulunuyor. Saygılarımı sunarak konuşmama başlamak istiyorum.

Diş hekimliği mesleğinin, birçok mesleğin olduğu gibi, geçmişi çok eski tarihlere dayanmaktadır. Diş hekimliğinin geçmişinin neredeyse insanlık tarihi kadar eski olmasının nedeni, şüphesiz ağız ve diş sağlığının öneminden kaynaklanmaktadır. Dişlerin estetik, fonasyon ve çiğneme fonksiyonları yanında genel sağlığı korumasında da son derece önemli yeri vardır, çünkü sağlık ağızda başlar. Vücudumuzun giriş kapısı olan ağız ve dişlerin sağlığının bozulması, bir enfeksiyon odağı hâline gelmesi sadece ağzı değil tüm vücudu etkiler. Oluşacak ağız kokusu insanın sosyal olmasını engeller, karşıdaki insanları rahatsız eder. Bunların yanında birçok sistemik rahatsızlıklara da sebep olur; eklemlerde, böbrekte, kalpte rahatsızlıklara yol açabilir.

Toplum olarak kaliteli bir yaşam için mutlaka ağız ve diş sağlığına önem vermeliyiz. Bütün insanlığın hayatında en önemli öncelik sağlık ve sağlık alanını korumak olmalıdır.

Diş hastalıkları önlenebilir, kontrol edilebilir ve davranışla iyileştirilebilir hastalıklar grubuna girmektedir ve alınacak tedbirlerle, oluşmadan hastalıklar önlenebilir. Daha sağlıklı nesiller için çocuklarımızı ve gençlerimizi eğitmek ve hatta onlara sosyal sorumluluk anlayışı içinde olumlu örnek olmak, en önemli görevlerimizden bir tanesidir. Diş fırçalama, diş ipi kullanma, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, düzenli diş hekimine gitme alışkanlıkları kazandırma son derece ağız diş sağlığı açısından önemlidir. Çürükten korunmada sabah ve akşam üçer dakikalık etkili diş fırçalamak, dişlerde ara yüzleri temizlemek için diş ipi kullanmak son derece önemlidir. Çocuklar için süt dişleri son derece önem arz etmektedir. Yanlış kanaat süt dişlerinin gereksiz olmasıdır. Süt dişleri çiğneme fonksiyonları yanında, altından çıkacak sürekli dişler için rehberlik etmektedir. Dolayısıyla, altından çıkacak dişler sürünceye kadar mutlaka ve mutlaka ağızda korunması lazımdır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de diş hekimliği hem bilimsel anlamda hem de teknolojik anlamda hızla gelişmektedir. Daha önceleri yaygın olarak devlet hastaneleri içinde diş hizmeti, ağız diş sağlığı hizmeti verilirken Sağlık Bakanlığımızın ağız diş sağlığı merkezlerini yaygınlaştırmasıyla ayrı bir başhekimlik hâline gelmiştir.

Ağız diş sağlığı merkezlerinin yaygınlaştırılmasıyla diş hekimi istihdamı artırılmış ve aynı zamanda, tedavi edici ve koruyucu sağlık hizmetleri de hızlanmış, gelişmiş ve yaygınlaştırılmıştır. Eskiden SSK ve yeşil kartlılar diş protezi ve kanal tedavisi yaptıramazken, yapılan yeni düzenlemelerle sosyal güvenlik kapsamındaki herkesin her türlü diş tedavisi yapılır hâle gelmiştir. Bir milletvekilimizin tabiriyle “gedik diş” bırakılmamaya çalışılmaktadır.

Hem ağız diş sağlığı merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak hem de serbest çalışan diş hekimleri için özelden hizmet alınması son derece önemlidir. Sağlık Bakanımız ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızla yaptığımız görüşmelerde özelden hizmet almaya sıcak bakılmaktadır. Türk Tabipler Birliğinin de olaya onaylı yaklaşacağını düşünürsek bu konunun inşallah bu dönemde çözüleceğini ümit etmekteyiz.

ADSM’lerde her hekime bir diş ücreti verilmekte, çalışma ortamları iyileştirilmektedir. Okulların açılmasıyla birlikte birinci ve ikinci sınıflarda flor uygulaması yanında, her öğrenciye ağız ve diş sağlığı eğitimi ve diş fırçası hediye edilmektedir. Flor uygulaması, ADSM’lerin performans uygulamalarına dâhil edilerek yapımı kolaylaştırılmıştır. Bunlar koruyucu sağlık hekimliği adına son derece önemlidir.

Evde bakım hizmeti başlatılmış, ihtiyaç sahiplerine, gerektiğinde, ağız ve diş sağlığı merkezlerine gelemiyorlarsa evde protez ve dolgu yapımına başlanmıştır. ADSM’lerde mesai sonrası poliklinik ve gece nöbeti uygulamasıyla yirmi dört saat ağız ve diş sağlığı hizmeti verilmektedir. Artık, hastalardan metal döküm ücreti de alınmamaktadır.

Bu uygulamalar ağız ve diş sağlığının gelişmesinde son derecede önemlidir ancak tedavi edici hizmetlerin yanında koruyucu hekimliğin gelişmesi ve bir toplumsal bilinç, farkındalık oluşturmak son derece önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SITKI GÜVENÇ (Devamla) - Ben bu duygularla buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında birlikte çalıştığımız diş hekimi milletvekillerinin ve özel olarak tüm diş hekimlerinin Diş Hekimleri Günü’nü kutluyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Güvenç, süreniz tamam efendim.

Çok teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, Elâzığ ilinin sorunları hakkında söz isteyen Elâzığ Milletvekilimiz Enver Erdem’e aittir.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem’in, Elâzığ ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elâzığ ilinin sorunları üzerinde konuşma yapmak üzere gündem dışı söz almış bulunmaktayım.

Elâzığ ili önemli bir merkez olarak geçmişten günümüze kadar gelmiştir. Gerek ticari açıdan gerek sosyoekonomik açıdan, Elâzığ, bölgede hep önemli bir cazibe merkezi olmuştur. 1960’lı, 1970’li yıllarda, cumhuriyet tarihi boyunca aslında, Elâzığ’da çok sayıda fabrikalar yapılmış, bölgesel kuruluşların hemen hemen tamamı Elâzığ’da kurulmuştur. Elâzığ, bu mevcut kazanımlarını geçtiğimiz son dönemde büyük ölçüde kaybetmeye başlamıştır. Mevcut fabrikalar özelleştirme yoluyla ya kapatılmış ya da özelleştirme yoluyla etkisizleştirilmiştir. Yine, bölge müdürlükleri de bu dönemde Elâzığ’da kurulmamış, kurulanlar da bir şekilde kapatılma cihetine gidilmiştir.

Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre ilimiz sosyoekonomik açıdan 2002 yılında 32’nci sırada iken 2010 yılında 46’ncı sıraya gerilemiştir. Yine 1995 yılında Devlet Planlama Teşkilatı tahminlerine göre 2010 yılında 750 bin olması gereken nüfusu maalesef 550 binde kalmıştır. Yani Elâzığ ilimiz büyük oranda göç veren bir il konumuna gelmiştir.

İhracatçılar Meclisi raporuna göre Elâzığ ihracatı yüzde 50 bu dönem içerisinde azalmıştır. Eğitimde ilk onlarda bulunan Elâzığ son yıllarda 64’üncü sıraya düşmüştür. Yeni kurulan bölgesel teşkilatların hemen hemen hiçbiri Elâzığ’da kurulmamıştır. Devlet Demiryolları Bölge Müdürlüğü, Devlet İstatistik Kurumu, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Kalkınma Ajansı, istinaf mahkemeleri bunlardan hiçbiri Elâzığ’da kurulmamıştır. Son yıllarda Elâzığ bir bakıma kaderine terk edilmiştir.

Elâzığ’ın çok ciddi sorunları vardır. Büyükşehir olmayla ilgili beklentileri vardır, depremsellik sorunu vardır, işsizlik sorunu vardır, eğitimle ilgili sorunları vardır, Fırat Üniversitesinin sorunları vardır, yatırım ve ödeneklerden yeterince istifade edememe sorunu vardır, köylüsünün ve çiftçisinin sorunları vardır. Bu bağlamda Elâzığ’da yirmi yıldan beri yapılmakta olan Kuzova Sulama Projesi maalesef henüz hayata geçirilememiştir; Uluova Sulama Projesi, Eyüpbağları Sulama Birliğinin elektriği kesilmek suretiyle proje tamamen devre dışı bırakılmıştır.

Elâzığ Şeker Fabrikası kapatılma aşamasına gelmiştir. Bugün, özelleştirme kapsamında değerlendirilen Şeker Fabrikası, hepinizin de malumu olduğu üzere yakın bir süre içerisinde önce özelleştirilecek, sonra da kapatılacaktır. Yaklaşık olarak 550 personel çalışmaktadır, 5 milyon lira da fabrikanın yıllık faaliyet zararı vardır.

Ancak değerli milletvekilleri, 60 bin insanı direkt olarak ilgilendiren, doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren ve yıllık 75 milyon lira millî ekonomiye katkısı bulunan bu fabrikanın kapatılması yerine, bu özelleştirmesinin derhâl durdurulması, kapasitesinin genişletilmesi, teknik eleman yönüyle teçhiz edilmesi ve teknoloji olarak yenilenmek suretiyle bölge insanının istifadesine verilmesi önem arz etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Elâzığ’da otuz iki yıldan beri mevcut olan Meteoroloji Bölge Müdürlüğü kapatılmaktadır. İşte, eski bakanlarımızdan birisi olan rahmetli Ali Rıza Septioğlu’nun oğlu da aranızdadır ve onun bir hatırası olarak Elâzığ’a yapılmıştır. Bu Bölge Müdürlüğünün de Elâzığ’da kapatılmaması önem arz etmektedir çünkü altyapı yönüyle, binası yönüyle, stratejik olarak Elâzığ’da bu Bölge Müdürlüğünün yeni açılacak olan on beş bölge müdürlüğü arasında yer alması önem arz etmektedir.

Elâzığ’da bir kısım projeler yarım kalmıştır, bunlardan birisi Ağın Köprüsü’dür. 2002 yılında başlanmış ancak geçtiğimiz bu dokuz yıl içerisinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdem, teşekkür ediyorum.

ENVER ERDEM (Devamla) – Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’e aittir.

Buyurun Sayın Öğüt. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, 22 Kasım Dünya Diş Hekimliği Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, meslek birliğimiz olan Türk Diş Hekimleri Birliğinin kuruluşunun 25’inci yılı. Ayrıca, yüz üç yıl önce kurulan İstanbul Diş Hekimliği Fakültesinin kuruluş günü olan 22 Kasım haftası, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olarak kutlanmaktadır.

“Kutlama” sözcüğü, mesleğimizin uygulama koşulları ve halkımızın ağız, diş sağlığı sorunları göz önüne alınınca garip kaçabilir ama diş hekimleri bileşenlerinin örgütleri, sağlığın vazgeçilmez bir olgu olması nedeniyle “Başka bir sistem mümkün.” diyerek umutlarını asla yitirmemektedirler. Meslektaşlarımız sürekli dile getirdikleri sorunlar ve çözüm önerilerini bu hafta boyunca daha yoğun bir gündemde Türkiye’nin dört bir yanından seslendirmeye devam ediyorlar.

Diş hekimliği alanında son yıllarda hızlı bir süreç yaşanmıştır. Sağlık alanında bu düzenlemeler yapılırken sağlık meslek birlikleri ve onların tabanı sağlık çalışanlarının görüşleri, önerileri dikkate alınmamış, kamuoyu oluşturmak için binlerce kişiyle doldurdukları meydan toplantıları değişik olumsuz yorumlarla eleştirilmiştir.

Bildiğiniz gibi ağız diş sağlığı genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Sağlık ağızda başlar. Ülkemizde diş ve diş eti sorunları toplumun yüzde 75’ini kapsamaktadır. Başta kalp ve damar hastalıklarına, yüksek düşük riskine ve diğer birçok hastalığa neden olan diş ve diş eti hastalıkları koruyucu hekimlikle önlenebilir hastalıklar sınıfına girmektedir. Türk Diş Hekimleri Birliğinin kuruluşundan bu yana sürdürmüş olduğu ağız ve diş sağlığının yükseltilmesi mücadelesi de bu taleplerin kopmaz bir parçasıdır.

Bu toplumsal mücadelede kamudan yararlanıldığı kadar muayenehanelerden de yararlanılmalıdır. Serbest çalışan diş hekimlerinden hizmet satın alınması bu mücadelenin sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır. Koruyucu diş hekimliğine, sıfır-on sekiz yaş grubuna, altmış beş yaş üstüne ve zihinsel ve bedensel engellilere yoğun hizmet vermesi gereken kamunun ağız ve diş sağlığı merkezleri serbest çalışan 17 bin diş hekimi ile haksız rekabete girerek sadece tedaviye ve dünyada örneği olmayan estetik proteze yönelmiştir. Ülkemize ve ailelerine büyük ekonomik maliyeti olan serbest çalışan diş hekimleri giderek işsizlik ile boğuşmaktadır. Millî servet olan muayenehaneler atıl hâle gelmektedir.

Çağdaş ülkeler insan gücü planlamasını sadece nüfus temelli belirlememektedir. Toplumun ihtiyaçları, hizmete olan talep, hastalıkların seyri, hastalıkların çeşitleri gibi kriterler de göz önüne alınmaktadır. Üzülerek belirteyim ki altyapısı olmadan, popülizm yapılarak açılan yeni fakülteler ihtiyaca fazla gelmekte, hekim emeği gittikçe değersizleştirilmektedir.

Kamuda çalışmaya zorlanan meslektaşlarımız düşük maaş yüksek performans sistemiyle, özlük haklarının düşüklüğü ile, 4/B ile güvencesizleştirilmiş ve işçileştirilmiştir. Fakültelerde eğitim gittikçe işletmeciliğe dönmüştür. Öğretim üyeleri toplumun önüne atılmıştır, katmanlar arasında nifak çıkarılmıştır.  Eğitimin niteliği fakültelerimizde gittikçe azalmaktadır. Kamu sağlık kurumları kâr üzerine kurgulanan işletmeler hâline getirilmektedir. Büyük sermayeye devredilmek için hazırlıklar yapılmaktadır.

Nitelikli hizmet yerine kâr vurgusu o kadar öne çıkarılmaktadır ki açık eksiltme ile yapılan ihaleleri kazanan protez laboratuvarlarında çalışan teknisyen arkadaşlarımız aşırı çalışmaktan slikozis hastalığına yakalanmaktadır. Birçok laboratuvar işsizlikten kıvranmakta, işsizlik artmaktadır.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde genel sağlığa ayrılan pay yüzde 10  civarındadır. Bu payın ancak yüzde 2’si ağız diş sağlığına ayrılmaktadır. Burada, dikkatinizi çekiyorum, yüzde 10’un yüzde 2’si ağız diş sağlığına ayrılmaktadır. Yine ülkemizde diş hekimine gitme sıklığı yüzde 0,9 iken AB ülkelerinde yüzde 5’leri bulmaktadır, yani 5 mislini geçmiştir.  Diş macunu ve fırça kullanımı da aynı oranlarda yüksektir.

Sorunlarımız saymakla bitmiyor. Hükûmet, sorunları meslek birlikleri ile diyalog içinde çözmek yerine, Meclis açık iken çıkardığı kanun hükmünde kararname ile birliklerin yetkilerine yeni kısıtlamalar getirmiştir.

Ben, bugünü, tüm olumsuzluklara rağmen mesleğinin tüm etik değerlerine sahip çıkarak uygulayan değerli meslektaşlarım adına ve yıllarca görev yaptığım meslek örgütümün yılmadan sürdüreceği mücadelesi adına kutluyorum ve diş sağlığına yapılacak doğru yatırımlarla daha iyi bir ağız diş sağlığı politikası mümkün diyerek sözlerime son veriyorum.

Değerli milletvekilleri, mesleğimle ilgili bu konuşmayı yaptıktan sonra üzülerek -belki arkadaşlarımın söz hakkı kalmayabilir- sabahın altısında İzmir Belediyesine yapılan baskını burada grubumuz adına kınadığımı bir kere daha belirtmek istiyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öğüt.

Değerli milletvekilleri, 59 ve 60’ıncı maddelerin birlikte değerlendirilmesiyle, 60’ıncı maddeye göre söz isteyen arkadaşlarımız var, onlara söz veremeyeceğim. Dolayısıyla gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim  Bakanı Sayın Ömer Dinçer gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 20, 21, 33, 41, 45, 53, 57, 83, 85, 92, 93, 95, 103, 155, 156, 160, 167, 189, 194, 201, 260’ıncı sıralardaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim. 

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilginize sunacağım:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- İran İslam Cumhuriyeti İslami Danışma Meclisi Dış Siyaset ve Ulusal Güvenlik Komisyonu heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak 16-19 Kasım 2011 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/635)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

İran İslam Cumhuriyeti İslami Danışma Meclisi Dış Siyaset ve Ulusal Güvenlik Komisyonu heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'nın konuğu olarak 16-19 Kasım 2011 tarihleri arasında ülkemize resmi ziyarette bulunmaları TBMM Başkanlık Divanı'nın 14 Kasım 2011 tarih ve 9 sayılı Kararı ile uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.

                                                                                                             Cemil ÇİÇEK

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

2.- TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır'ın, beraberinde bir heyetle, İtalya Senatosu Dışişleri ve Göç Komisyonunun vaki davetine icabetle, İtalya'ya resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/636)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır'ın, beraberinde bir heyetle, İtalya Senatosu Dışişleri ve Göç Komisyonu'nun vaki davetine icabetle, İtalya'ya resmi ziyarette bulunması Genel Kurul'un 10 Kasım 2011 tarih ve 17 sayılı birleşiminde kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 2. Maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                             Cemil ÇİÇEK

                                                                                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                  Başkanı

 

            Volkan Bozkır                                                                    Ahmet Berat Çonkar

        İstanbul Milletvekili                                                                İstanbul Milletvekili

    Gönül Bekin Şahkulubey                                                                   Aytuğ Atıcı

        Mardin Milletvekili                                                                  Mersin Milletvekili

                                                                 Sinan Oğan

                                                             Iğdır Milletvekili

B) Duyurular

1.- Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince, Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi hakkında kamu davası açıldığına dair dosyanın, Anayasa’nın 83’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulmasına ilişkin duyuru (3/638)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2011 tarih ve 2011/249 dosya numaralı yazısıyla Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi hakkında kamu davasının açıldığı Anayasa’nın 83’üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği bildirilmiştir. 

Bilgilerinize sunulur. 

Meclis araştırması açılması hakkında üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan. 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Biraz önce 60’ıncı maddeye göre vaki olan söz taleplerini uygun görmediğinizi ifade ettiniz. Gerekçe olarak da İç Tüzük’ün 59’uncu ve 60’ıncı maddelerini birlikte yorumladığınızda böyle bir sonucun ortaya çıktığını ifade etmiştiniz.

Biz, geçen hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanının Başkanlığında tüm siyasi parti gruplarının grup başkan vekilleri olarak toplandık. 60’ıncı madde çerçevesinde yapılmakta olan bu konuşmaların gruplardaki milletvekillerimizin vaki olan söz taleplerinin nasıl bir şekle kavuşturulabileceği konusunda bir görüş alışverişinde bulunduk ve sonuçta şöyle bir sonuca vardık: Bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin yeni olması nedeniyle yani Parlamento döneminin yeni başlamış olması nedeniyle milletvekillerimizin söz alma ihtiyacının başlangıçta fazla olabileceği ama ilerleyen dönemlerde bunun normal şekline, İç Tüzük’teki maddenin amacına uygun bir şekilde olacağını, şimdilik bu konuda bir sınırlama yapılmasının gereksiz olacağı konusunda bir görüş ortaya koyduk. Aşağı yukarı siyasi parti grupları, belki iktidar partisi hariç, bu görüşte buluştuk.

Şimdi, siz “60’ıncı maddeye göre söz vermiyorum.” dediniz. Örneğin benim bu konuda söz talebim olacak 60’ıncı maddeye göre. Değerli sinemacı Ömer Lütfi Akad’ın vefatı nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun duygularını ifade eden bir konuşma ihtiyacım var ama bir anda siz bu söz haklarını kestiniz ve gündeme geçtiniz. Bunu doğru bulmuyorum efendim. Söz haklarının verilmesini istiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, daha önce yaptığımız Başkanlık Divanı toplantısında -yani 4 Başkan Vekilinin ve Sayın Meclis Başkanının- yaptığımız toplantı sonucunda varılan kararda da bu husus üzerinde durulmuştu ve orada zannediyorum 1 arkadaşımız hariç diğerleri 3 başkan vekili bu şekildeki söz vermenin 60’ıncı maddenin ve özellikle 59’un “Çok olağanüstü hâllerde Meclise bilgi verilmesi zarureti” cümlesine de uygun olarak verilmemesi yönünde karar alınmıştı. Sonra diğer arkadaşımız da ona uymuştu. Bilahare bizim uygulamamızda bu olmadı, sonra bir arkadaşımız verdi, geçen hafta dikkat ederseniz yöneten arkadaşımız da benim söylediğim yönde bir yorumla “60’ıncı maddenin bu kadar geniş olamayacağını, Meclise bilgi verilmesinde zaruret olan hâllerde zaten beşer dakikalık azami sürenin verildiğini ve bunun bir soru-cevap hâline getirilmemesi” şeklinde yorumladı, ben de öyle yorumluyorum. Meclis Başkanlığının veya grupların böyle bir kararı olur da bize bildirilirse ona göre hareket etmeye hazırız Sayın Başkan.

Teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Karar var zaten.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, Sayın Başkan, 60’ıncı madde pek kısa bir söz talebi olan üyeye Başkanın söz verebileceğini düzenliyor. Şimdi, bir takdir hakkı var ve pek kısa bir söz talebini bir hak olarak düzenleyen bir madde var. Şimdi, bu taleplerin hiçbirini değerlendirmeden “Ben bu hakkı kullandırtmayacağım.” demeniz İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesinin amacına uygun değil. Birincisi bu.

İkincisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanının başkanlığında yapılmış olan gruplar arasında mutabakat aramayı hedefleyen bir toplantının, burada ortaya çıkan iradenin Başkanlığınızca bir kenara atılması bu Meclisin geleneklerine uygun değil yani Sayın Başkanla o gün konuştuğumuzda ortaya çıkan görüş, ortaya çıkan iklim, bütçeden sonra bu yoluna girer, talepler azalır. Elbette ki 60’ıncı madde soru-cevap amacıyla kullanılacak olan bir hakkı düzenlemiyor. Meclis çalışmalarına katkı anlamında söz talebi olan arkadaşlarımızın sözlerini ifade etmesine imkân veren bir madde. Bu maddeyi iktidar, muhalefet bütün siyasi parti grupları zaman zaman kullanıyor. O günün önemi vardır, kurtuluş günüdür, bir başka şeydir, birisinin ölümü vardır, şehitler vardır, ölümler vardır. Grupların milletvekillerinin bu konudaki düşüncelerini ifade etmesi kadar doğal bir şey olamaz. Sayın Başkan, o nedenle ben 60’ıncı…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Efendim, 59’uncu maddeyi bir kere daha okuyorum: “Meclis Genel Kuruluna duyurulmasında zaruret görülen olağanüstü acele hâllerde…” Başkanın takdir hakkı var, daha söz vermeye. “…olağanüstü acele hâllerde…” Dikkat buyurunuz, ben sizi dinledim. 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Konumuz 59 değil efendim, 60.

BAŞKAN – Bu, doğrudan doğruya 60’a da yaparsanız aynı şeyle yaptığınızda, tamamen 60’ıncı maddenin de içeriğini genişletiyor bu. 60’ıncı maddede, herhangi bir konu konuşulurken, görüşülürken arkadaşlarımız 60’a göre söz isteyebilirler, biz onu değerlendiririz ama giderek beşer dakikalık, olağanüstü zaruri hâllerde azami beş dakikalık olan süreye âdeta 60’ıncı maddede bir şey eklenmeye başlandı. Böyle bir uygulama geçmişte de yok. Dolayısıyla benim takdirim böyle, özür diliyorum.

Eğer bir karar Meclis Başkanlığından bize intikal eder, karar gelirse elbette ki ona uyarız ve gruplarımızın iradesine de saygı gösteririz. Ama şu anda yapacağım bir şey yok, kusura bakmayın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, eğer bu şekilde tutumunuzu devam ettirirseniz, üzülerek tutumunuz hakkında tartışma açmak zorundayım.

BAŞKAN -  Açarsınız efendim, tabii gündem dışı…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İsterseniz ara verelim, konuyu değerlendirelim efendim.

BAŞKAN – Hayır efendim, özür diliyorum.

Açabilirsiniz, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – O zaman tutumunuz hakkında ben aleyhte söz istiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte...

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) -  Aleyhte istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, ilk önce lehte olan arkadaşımıza…

Sayın Canikli, buyurun.

Süreniz üç dakika, lütfen.

VI.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün “gündem dışı konuşma” başlıklı 59’uncu ve “söz alma, konuşmalar ve yazılı konuşmalar” başlıklı 60’ıncı maddelerini amacına uygun yorumlamadığı gerekçesiyle Başkanın tutumu hakkında

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesi çerçevesinde söz istemelerle ilgili, hepinizin takip ettiği üzere, son günlerde çok farklı bir uygulama gündeme gelmeye başladı. Biraz önce Başkan Vekilimizin de ifade ettiği gibi, çok acil hâllerde, çok özel durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi verilmesi için bir kanal olarak düşünülmüş bu düzenleme, çok olağandışı ve acil hâllerde kullanılmak üzere bu düzenleme hem çok uzun süren bir tartışma imkânı ortaya çıkarmış hem de soru-cevap mekanizmasına dönüştürülmüş durumda ve geçmiş uygulamalarda kesinlikle 60’ıncı maddenin böyle bir uygulaması söz konusu değil.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, lehte söz istiyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, aleyhte söz istiyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesi yerinden söz isteyen milletvekiline pek kısa bir söz olarak, işte uygulamada bir dakika şeklinde, söz verilmesi geçmişte uygulanan bir yöntem değil. Bu, son aylarda çok yoğun bir şekilde, amacı dışında, İç Tüzük’te hiç düşünülmeyen, öngörülmeyen bir tarzda kullanılmaya başlandı ve elbette Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarını da olumsuz yönde etkilemeye başladı. Yani, buradan kesinlikle şu çıkarılmasın, yani isteyen istediği kadar konuşsun, ona hiç kimsenin, AK PARTİ Grubu olarak herhangi bir itirazımız yok ama bunun da elbette kuralı var, prosedürü var, İç Tüzük’ümüz var, bu çerçevede olması gerekir. Yani, kuralsız bir sistem düşünülemez, uymamız gereken kuralların yazılı olduğu metin de İç Tüzük’ümüzdür. Dolayısıyla, orada bununla ilgili nasıl bir prosedür, nasıl bir yöntem ortaya konulmuş ise hiç kuşkusuz buna uymamız gerekir.

Biraz önce Sayın Hamzaçebi’nin söylediği durumların hemen hemen hepsinde burada grupların da ortak katılımıyla özel görüşmeler, konuşmalar yapıyoruz zaten. Yani, işte, Allah korusun, şehitlerimiz söz konusu olduğunda ya da buna benzer çok olağandışı, özel durum olduğunda zaten o, gruplar adına konuşmalar yapılıyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, bundan sonra yapılmayacak o zaman.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yani, kendi aramızda konuşuyoruz, mutabakata varıyoruz, Başkanlığa da bildiriyoruz ve bu çerçevede istediğimiz kadar, meramımızı anlatacak şekilde bir imkân sunuluyor, sağlanıyor. Dolayısıyla, yani kuralları bir ihlal etmeye bir şekilde… Elbette iyi niyetli, yani bir düşüncemizi, bir kanaatimizi paylaşmak için bunu talep ediyor arkadaşlarımız 60’ncı madde çerçevesinde, ama öyle bir noktaya gelmeye başladı ki artık İç Tüzük’te belirtilen amacın çok ötesinde ve gittikçe de artan oranda ayrıca. Her geçen gün de artıyor, bazen 30-40 konuşmacı, hatta daha da fazla konuşmacı buradan 60’ncı madde çerçevesinde söz alarak meramını oturduğu yerden anlatmaya çalışıyor.

Böyle bir sistem yok arkadaşlar. Yani, herhangi bir kurala bir şekilde çıkıntı yaptığımızda, ihlal etmeye başladığımızda artık önünü alamıyoruz ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …bu tür ihlaller başka ihlalleri de gündeme getirebilir. O yüzden Sayın Başkanın tutumu doğrudur, yerindedir.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Hamzaçebi, buyurun, aleyhte.

Süreniz üç dakika.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkan açıklamada bulundu, İç Tüzük’ün 59’uncu ve 60’ıncı maddelerini birlikte yorumladığımızda kendisinin 60’ıncı maddeye göre söz vermesinin mümkün olmadığını, 60’ıncı maddenin 59’uncu maddedeki hususların devamı mahiyetinde bir düzenleme yaptığını ifade etti. Sayın Başkanın bu görüşüne kesinlikle katılmıyorum. 59’uncu madde gündem dışı konuşmayı düzenler ve Hükûmetin olağanüstü hâllerde yine burada yapacağı gündem dışı konuşmaları düzenliyor. 59’uncu maddenin birinci fıkrasını sizlerin dikkatine sunuyorum: “Meclis Genel Kuruluna duyurulmasında zaruret görülen olağanüstü acele hâllerde beşer dakikayı geçmemek üzere, Başkanın takdiriyle en çok üç kişiye gündem dışı söz verilebilir.” Ben dokuz yıldır Parlamentodayım, dokuz yıldır burada her gün, istisnai günler hariç, 3 kişi gündem dışı konuşma yapar. Madde ne diyor? “Meclis Genel Kuruluna duyurulmasında zaruret görülen olağanüstü hâllerle sınırlı olmak kaydıyla.” Hangi konuşma olağanüstüdür değerli arkadaşlar? Ama bir gelenek oturmuştur, bu şekilde devam ediyor. Maddenin ikinci fıkrası Hükûmetin olağanüstü hâllerde burada yapacağı konuşmayı düzenliyor. 60’ıncı madde 59’dan bağımsız olarak, 59 da başka çerçevede ilişkilendirilebilir ama 60’ıncı madde Meclisin gündemiyle ilgili olarak söz talebi olan arkadaşlarımızla ilgili bir düzenlemeyi içeriyor. “Pek kısa bir söz talebi olduğunu belirten üyeye Meclis Başkanı söz verebilir.” diyor. Pek kısa bir söz talebi. Bu, Meclis çalışmalarına katkı anlamındadır. Bu, zaman içerisinde bir geleneğe oturmuştur, olağanüstü günler olur, olaylar olur, ölümler olur, vefatlar olur, yıl dönümleri olur, bu nedenle gruplar, milletvekilleri söz hakkı alırlar, bir dakikayı geçmemek üzere bir konuşma yaparlar. Bu oturmuş bir gelenektir. Nasıl 59’un birinci fıkrası olağanüstü hâllerle sınırladığı hâlde 3 kişinin gündem dışı konuşmasını… Ama teamül, talep eden herkese, daha doğrusu 3 kişiye burada gündem dışı konuşma yaptırma yönünde olduğuna göre öbürü de oturmuş bir şeydir. Evet, Meclis, Parlamento yenidir,  şimdi yeni arkadaşlarımız çok fazla söz talebinde bulunuyorlar ama bunu ben doğal karşılıyorum. Bu, zamanla oturacaktır, yerine oturacaktır, bunu hemen baştan “kesiyorum” demeyi ben demokrasiye aykırı buluyorum ve Sayın Meclis Başkanının başkanlığında siyasi parti grupları olarak oturup konuştuğumuzda da Sayın Başkanın bu uygulamasına izin veren bir düzenleme üzerine mutabık kalmadık. Bu uygulama Sayın Meclis Başkanının iradesine de aykırıdır.

Sayın Başkan, tutumunuzun aleyhindeyiz, doğru bulmuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şu kadarını söylemek zorundayım. Geçen hafta daha bu uygulama benim uyguladığım şekilde yapıldı Sayın Hamzaçebi, bundan da haberiniz olsun.

Lehte ikinci konuşmacı Sayın Ahmet Aydın, Adıyaman.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başkanlık Divanının tutumu lehinde söz almış bulunuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Parlamento bu 24’üncü Dönem İkinci Yasama Yılı başladığı ilk günden bugüne aslında daha önce -doğru- gelenek olarak kabul ettiğimiz ve aynı zamanda da İç Tüzük’ümüze göstermiş olduğu ve istisnai bir hüküm olarak uygulanan 60’ıncı madde maalesef bu sene, bu yasama yılı başından itibaren çok ihlal edilmeye çalışıldı, çok suistimal edildi. Bir hakkın iyi niyetle kullanılması lazım. Dürüstlük kuralları, evrensel hukuk kurallarıdır, ona hepimizin riayet etmesi lazım.

Kaldı ki, gelenekten bahsetti Sayın Grup Başkan Vekili, evet, böyle bir gelenek hem geçen dönem hem ondan önceki dönemlerde zaten oturmuştu. Çok istisnai ve çok özel hâllerde, özel günlerde kısa bir söz almak adına böyle bir açıklama yapıyordu arkadaşlarımız ancak değerli arkadaşlar, 40, 50, 60 kişinin, bir nevi Genel Kurul çalışmalarını âdeta sekteye uğratmak adına bu kuralı suistimal ederek kullanması ve orada, sadece açıklamadan ziyade sayın bakanlara sorular sorulması, hakaretler yapılması…

İç Tüzük açık arkadaşlar. İç Tüzük, hepimizin bu Genel Kurul çalışmaları sırasında riayet edeceğimiz anayasamızdır âdeta ve bu kurallara hepimiz bağlı olmak durumundayız ve burada da zaten Meclis Başkan Vekilinin takdirine bırakılmış bir husus. Özel günlerin, özel durumların olması hâlinde söz verip vermemesi Sayın Başkanın takdirinde. Orada da zaten diyor ki: “Pek kısa bir sözü olduğunu belirten üyeye Başkan, yerinden konuşma izni verebilir.” “Verir” demiyor, “vermek zorunda” demiyor.

Ve bu, değerli arkadaşlar, lütfen, çokça suistimal edildi, biz artık İkinci Yasama Yılını yaşıyoruz 24’üncü Dönem Parlamentosunun ve artık bundan sonraki süreçte, ne olursunuz, önümüze önemli tasarılar gelecek, teklifler gelecek, halkımızın gündeminde olan, beklediği birçok konuları burada hep birlikte istişare ederek çıkaracağız ve biz iktidar grubu olarak bu Parlamentoyu çalıştırmak adına elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu sadece bizim sorumluluğumuz değil, sizin de sorumluluğunuz. İktidar, muhalefet hepimizin bu Parlamentoyu en uygun şekilde çalıştırması lazım, halkımıza layık bir şekilde burada çalışıp, halkımızın gündemdeki meselelerine burada hepimizin çözüm üretmesi lazım. Burada, ikili diyaloglarda… Orada, hatta çoğu zaman dikkat ediyoruz, pek kısa söz talep etmeden dahi ayağa kalkmalar, sataşmalar, buraya kadar gelmeler, yürümeler…

Lütfen arkadaşlar, üslup çok önemlidir, tarz çok önemlidir ve hepimizin burada bu üsluba, bu tarza ve bu İç Tüzük’e bağlı bir şekilde çalışmaları sürdürmesi lazım ve bu manada, ben, Başkanlık tutumunun lehinde olduğumu ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhte ikinci söz Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Milletvekili.

Buyurun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“Üslubu beyan aynıyla insandır.” Doğrudur Sayın AK PARTİ Sözcüsünün söylediği. E, üslubu beyan aynıyla insan, fakat burada bu mekanizmanın dürüst kullanılmadığından söz ediyor ve bu Meclisin üyelerinin dürüst olmayan bir yöntemle kürsüyü kullandığını dile getiriyor. Rica etsek, biraz açıklasalar. Dürüst olmayan yöntem deyince, yakın hafızamızda bu kürsüden derdest edilerek uzaklaştırılan vekilleri hatırlıyoruz.

Onun dışında, sayın üyeler, belki siz bilmeyebilirsiniz ama bu konuşma hakkının adına demokrasi deniyor. Sizin görüşlerinize uymayabilir, bura sizin grup salonunuz değil, bura halkın genelinin kürsüsü. Siz geçen sene bunun daha rahat uygulandığını söylediniz. Peki, şu hiç aklınıza gelmedi mi: Geçen sene, burada televizyonlar bu oturumları olduğu gibi veriyorlardı. Bu sene, tek ses iktidarın dışında, aman, maazallah, hafazanallah başka bir ses çıkmasın diye televizyonları kısıtladınız, komisyonların yayının engelliyorsunuz, muhalefetin topyekûn olarak sesini kısıtladınız. Şimdi de aklınıza bu geldi, 59’uncu maddeyi 60’a teşmil etmek. Size kalırsa İç Tüzük’te herhangi bir maddeye takla attırarak bir başkasının yerine ikame etmenin önünde hiçbir engel yok ama bu işlerin bir de ruhu vardır. Ruhunda halkın iradesinin tecelli ettiği bir yer olarak baz alınacak olan şey demokrasidir. Demokrasinin olmazsa olmazı -bunu belki şuraya yazmak lazım, siz çok sık unutuyorsunuz- muhalefettir. Muhalefetin olmazsa olmazı, devam ediyorum, üslup için bağışlayın, ama buna ihtiyacınız var, muhalefetin olmazsa olmazı dile getirmesidir. Bu sizin hoşunuza gitmese bile buna demokrasi diyorlar. Alışamadınız, alışacak gibi de gözükmüyorsunuz.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Sayın Şandır, yerinizden iki dakika lütfen.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, bir hakkın istismar edilmesine kimse destek vermemelidir. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak da Meclis Genel Kurulunun bir düzen içerisinde çalışmasını biz de talep ediyoruz. 60’ın kullanımında ölçünün kaçtığını ben de ifade ettim, ifade ediyorum.

Ancak Değerli Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; burada konuşmak için varız. Yaptığımız işe “birleşim” diyoruz; birlikte bir konuyu müzakere etmek için varız ve “oturum” diyoruz; birlikte oturarak müzakere etmek için varız.

Onun için, milletvekillerinin konuşmasından korkmak yanlış olur. Bırakınız milletvekilleri konuşsunlar; ortak aklı birlikte üretelim. İstismar edilmesin ama konuşulsun. Bunun adına “demokrasi” deniliyor. Tabii ki farklı şeyler söylenerek belki de doğruyu öyle bulacağız.

Onun için, ölçülü bir şekilde 60’ın kullanılmasını, biz Sayın Meclis Başkanıyla yapmış olduğumuz toplantıda da ifade ettik ama mutlaka da bir düzene kavuşturulmasını.

Bu sebeple, sizin, başlattığınız bir usulü bugün gerekçesini de ifade etmeden veya yeterince ifade etmeden iptal etmiş olmanızı şahsen doğru bulmuyorum. Genel Kurul kararıyla böyle bir teamül, kural koymak da maalesef bir hakkın istismarı oluyor; yani sayısal çoğunluğuyla iktidar partisi grubu her kuralı koyabiliyor. Öyle değil; makul, kabul edilebilir, dengeli bir kural koyarak, milletvekilinin konuşmasını temin hatta teşvik etmeliyiz ki burada ortak aklı üretebilelim, millete karşı görevlerimizi yapabilelim.

Ben 60’ın ölçülü bir şekilde kullanılmasını şahsım ve grubum adına talep ediyor, saygılar sunuyorum.

Söz verdiğiniz için de teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tarhan.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, mikrofonu açabilir misiniz?

BAŞKAN – Ne hakkında konuşmak istiyorsunuz?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – İki dakika lütfen.

Buyurun.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, 59 ve 60’ıncı maddeyle ilgili değerlendirmenizin kesinlikle doğru olmadığını düşünüyorum.

59’uncu maddenin temas ettiği husus, yani 59’un ruhuyla 60’ın temas ettiği husus yani 60’ın ruhu tamamen birbirinden farklıdır. İki bağımsız maddeyi siz birbirine eklemleyerek bir yorum, ikisine özel bir yorum yapmaya çalışıyorsunuz ancak bu doğru değil. Bence yaptığınız şey, kestirme ve kısa yoldan muhalefetin sesini kesmek Sayın Başkan, öyle yapmaya çalışıyorsunuz.

Bir muhalefet milletvekilinin de yorumu bu konuya ilişkin: “Hakkın suistimalini önlemek.” diye bir ifade kullandı ama hakkın suistimali, demokratik hakkın kullanılması eğer bu Mecliste hakkın suistimali olarak değerlendiriliyorsa, dönüp, bir hafta, on gün kadar önce, şu kürsüde, bir idare amirinin hakkını ve görevini nasıl suistimal ettiğini hatırlatmak isterim Sayın Başkana ve milletvekili değerli arkadaşlara.

Bu konuda, 59 ve 60 konusundaki değerlendirmenizin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum ve 60’ıncı maddeyi, özellikle 60’ıncı maddedeki takdir hakkının kullanılması konusunda açıkça bize şunu söyleyebilirsiniz -bunu niye söylemiyorsunuz onu da anlamıyorum- diyebilirsiniz ki: “Ben takdir hakkımı bu şekilde kullanıyorum.“ ve bunu söylemiyorsunuz Sayın Başkan, diyorsunuz ki: “59 ve 60’ı birlikte değerlendiriyorum ve ben bu şekilde yorum yapıyorum.” Kesinlikle hukuksal olmayan bir yorum. Bunu size hatırlatmak istedim.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şunu hemen belirteyim: Zaten, 59’uncu maddeyle 60’ıncı maddenin karıştırılmaması gerektiğini savunan biziz. Yani, 59’uncu maddede “bir dakika yerinden söz alma” diye bir şey yok Sayın Başkan. Dolayısıyla, gündem dışı maddelerden söz ediyor 59’uncu madde ama hep, 59’uncu madde uygulamasında, 60’a göre söz istiyor değerli milletvekilleri. “60’a göre söz vermede takdir hakkımızı sürekli böyle kullanacağız.” diye bir söz de söylemedim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Demokrasiden yana kullan!

BAŞKAN – Başka bir zamanda, 60’a göre söz isteyen milletvekillerine veririz ama son uygulamalar onu gösteriyor ki 59’dan sonra, 59’da hiç bahsedilmediği hâlde, 60’ıncı maddeye göre söz isteniyor. Biz karıştırmadık olayı, söz istemeler karıştırıyor; bu bir.

İkincisi: Geçen hafta bu uygulandı burada ve aynı gerekçelerle -arkadaşımız okudu- hiç kimseye de 59’a göre, bir dakika ilave söz hakkı vermedi. Dolayısıyla, ben tutumumun İç Tüzük’e uygun olduğu kanaatindeyim, dolayısıyla devam ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Sakine Öz ve 21 milletvekilinin, ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlara giren öğrencilerin kişisel bilgilerinin gizliliğinin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/59)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2011 yılı ÖYS sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından sınavda başarılı olan ve yerleştirmeye hak kazanan öğrenciler tanımadıkları kişiler tarafından aranarak barınma konusunda birtakım özel öğrenci yurtlarını tercih etmeleri konusunda ikna edilmeye çalışılmaktadır.

"Anayasamızın İlgili Maddeleri

A. Özel hayatın gizliliği

Madde 20 - Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3/10/2001-4709/5 md.)

(Değişik: 3/10/2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde, el koyma kendiliğinden kalkar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.

4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu

Özel Hayatın Gizliliği

Madde 21 - Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.

Kamu yararının gerektirdiği hallerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir."

Mevcut yasal mevzuatımızda kişisel verilerin korunması ile ilgili en önemli yasal düzenlemelere ilişkin maddeler yukarıda sıralanmıştır. Bu düzenlemelere göre özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.

Yine anayasamıza göre kişisel bilgiler devlet güvencesi altındadır ve kamu düzeni ve anayasa ve kanunlarda yazılı nedenler olmadıkça ve hâkim kararı bulunmaksızın bu bilgi ve özgürlüklere müdahale edilemez.

ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlar ve bu sınavlara bağlı olarak yapılacak her türlü işlem öncelikle devletin koruması altındadır. Bu koruma sınav formları, yerleştirmeye ilişkin her türlü evrakı kapsamasının yanında bu evraklarda yer alan her türlü bilgiyi de kapsamaktadır. Sınava girecek öğrenciler bu bilgilerin gizli kalacağı ve 3. şahısların eline geçmeyeceği güvencesiyle en kişisel bilgilerini sınav formları ve ilgili belgelere yazmaktadırlar.

Tüm bu bilgilerin devletin yasal koruması altında olduğu bu kadar açık ve ortada iken ülke genelinde yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından öğrencilerin belli bir cemaate mensup olduğu izlenimi veren kişiler tarafından ev ve gsm telefonlarından aranabilmeleri, öğrencilerin telefon numaralarına ve kazandıkları bölümlere birtakım kişilerin öğrencilerden önce ulaşabildiklerini açıkça göstermektedir.

Öğrencilerin kişisel bilgilerinin yetkili olmayan 3. şahısların eline nasıl geçtiğinin, bu bilgilerin bundan başka alanlarda kullanılıp kullanılmadığının araştırılması amacıyla Anayasanın 98.; İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederiz.

1) Sakine Öz                                   (Manisa)

2) Mehmet Şeker                             (Gaziantep)

3) İhsan Özkes                                (İstanbul)

4) Tufan Köse                                 (Çorum)

5) Candan Yüceer                           (Tekirdağ)

6) Erdal Aksünger                           (İzmir)

7) Metin Lütfi Baydar                     (Aydın)

8) Mehmet Ali Ediboğlu                 (Hatay)

9) Kazım Kurt                                 (Eskişehir)

10) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

11) Aytuğ Atıcı                               (Mersin)

12) Özgür Özel                               (Manisa)

13) Nurettin Demir                          (Muğla)

14) Atilla Kart                                 (Konya)

15) Sinan Aydın Aygün                  (Ankara)

16) Ramazan Kerim Özkan             (Burdur)

17) Mustafa Sezgin Tanrıkulu         (İstanbul)

18) Ali Özgündüz                           (İstanbul)

19) Ali Rıza Öztürk                         (Mersin)

20) Celal Dinçer                              (İstanbul)

21) Mehmet Şevki Kulkuloğlu        (Kayseri)

22) Malik Ecder Özdemir                (Sivas)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 21 milletvekilinin, İstanbul’un trafik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/60)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İstanbul’da uzun zamandır ulaşımla ilgili olarak çeşitli sıkıntılar yaşanmaktadır. Ancak son yıllarda trafik içinden çıkılmaz bir hal almış olup İstanbul'da yaşayan vatandaşlarımız için ciddi sıkıntı haline gelmiştir.

45 dakikalık trafik tıkanıklığının, İstanbul'a maliyeti yıllık 2 milyar doların üzerindedir. Plansız ve rantçı anlayışların kenti her geçen gün yoğunlaştırdığı görülmektedir. İstanbul'da yaşanan trafik yoğunluğunun nedeni ilgili kurum ve vuruluşların olumsuz görüş bildirmelerine rağmen yapılan plan tadilleridir. Bu plan tadilleriyle İstanbul katledilmektedir. Rant elde etme politikaları devam ettiği sürece ulaşım bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Yeşil alanları imara açan, İstanbul genelinde çok katlı binalara imar izni veren, kentin her yerine devasa alışveriş merkezleri diken anlayış trafikte yaşanan sorunları çözemez. Çünkü trafikte yaşanan sorunların kaynağı bu anlayışın kendisidir.

Trafikte yaşanan sıkıntıları çözmek için bugüne kadar çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Bunlar vize uygulaması, tek-çift plaka, Taksim'e paralı geçiş gibi önerilerdir. Ancak bunların hiçbirisi trafikte yaşanan yoğunluğu azaltacak önlemler değildir.

Gelişmiş kentler meydanlarıyla bilinir. İstanbul'da ise varolan meydanlar rant uğruna feda edilmektedir.

İstanbul'da trafikte yaşanmakta olan sorunların ve alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

1) Ferit Mevlüt Aslanoğlu              (İstanbul)

2) Candan Yüceer                           (Tekirdağ)

3) Erdal Aksünger                          (İzmir)

4) Atilla Kart                                  (Konya)

5) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

6) İhsan Özkes                               (İstanbul)

7) Kamer Genç                               (Tunceli)

8) Mevlüt Dudu                              (Hatay)

9) Aykut Erdoğdu                          (İstanbul)

10) Metin Lütfi Baydar                   (Aydın)

11) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

12) Kazım Kurt                              (Eskişehir)

13) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

14) Özgür Özel                               (Manisa)

15) Aytuğ Atıcı                              (Mersin)

16) Nurettin Demir                         (Muğla)

17) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

18) Mustafa Sezgin Tanrıkulu        (İstanbul)

19) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

20) Celal Dinçer                             (İstanbul)

21) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

22) Malik Ecder Özdemir               (Sivas)

3.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve 21 milletvekilinin, Tuz Gölü ile ilgili çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/61)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İç Anadolu Bölgesi'nde Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırlarının kesiştiği bölgede yer alan Tuz Gölü, Lut Gölü'nden sonra yüzde 32,9'luk tuz oranıyla dünyanın en tuzlu ikinci gölü olma özelliğine sahiptir.

Akademik araştırmalar 1915 yılından bu yana Tuz Gölü'nde yüzde 85’lik küçülmenin yaşandığını ve Tuz Gölü'nün 2015 yılında tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını belirtmektedir. Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı (ÖÇKKB) tarafından alanda Biyoçeşitlilik tespiti ve step habitatlarının korunmasına ilişkin önemli çalışmalar yapıldığı bilinmektedir.

Bu nedenle;

1) Bu çalışmalar sonucu tespit edilen önemli habitat ve tür koruma alanları için alınan koruma tedbirlerinin uygulama sonucunda ne ölçüde başarı sağlandığının belirlenmesi ve eksikliklerin giderilmesi,

2) Tuz Gölü'ndeki su, habitat ve tür kaybının önüne geçilmesi için çalışmaların artırılması,

3) DSİ tarafından kaçak kuyuların mevcut sayılarının tespit edilmesi,

4) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından az su tüketen ürün desenine geçiş ve damla sulama gibi modern tekniklerin ÖÇKB gibi özel kırılgan alanlarda teşviki için gerekli çalışmaların yapılması,

5) Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca Tuzla işletmeleri ile yapılan sözleşme koşullarına göre doğal açıdan özel nitelikli Tuz Gölü Havzası'ndaki tuzlaların özelleştirilmesi sürecinde bu alanın ekolojik dengesini koruyacak nitelikte karar ve tedbirleri içeren maddelerin sözleşmeye eklenip eklenmediği hususunda kamuoyunun bilgilendirilmesi,

6) Konya Büyükşehir Belediyesi'nin atık sularının Tuz Gölü'ne karışmasıyla ilgili başlattığı evsel atıklar için arıtma tesisi projesinin ve ağır metaller içeren sanayi atıkları ile ilgili son durumun araştırılması,

amacıyla Anayasamızın 98. maddesi, İç Tüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 02/08/2011

Saygılarımla.

Gerekçe:

Tuz Gölü 1992 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı, 2000 yılında da Bakanlar Kurulu kararıyla 7.414 kilometrekare büyüklüğündeki alan "Tuz Gölü Çevre Koruma Bölgesi'" olarak ilan edilmiştir. Ülkemizin en büyük Özel Çevre Koruma Bölgesi'dir. RAMSAR Sözleşmesi'ne göre A sınıfı bir sulak alan adayı olan Tuz Gölü, endemik bitki ve hayvanlarıyla dünyanın en önemli doğal alanlarından biridir. Her yıl binlerce çift flamingoya ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye'nin en geniş doğal tuzcul step alanlarını barındıran Tuz Gölü Türkiye'nin tuz ihtiyacının yaklaşık % 60'ını karşılamaktadır.

Hükümetin yanlış politikaları ve ihmaller sonucu Tuz Gölü önemli tehditlerle karşı karşıyadır. Araştırmacıların "Tuz Gölü'nden Tuz Çölü'ne" şeklinde tanımladıkları süreçte tehditler şöyledir:

1) Göl sahası ve tuzlu step bataklıkların son otuz yılda yaklaşık % 40 oranında azalması

2) Yer altı ve yer üstü su rezervlerinin hızla azalması

3) Kaçak kuyular (yaklaşık 20.000 adet)

4) Yoğun şeker pancarı üretimi

5) Geleneksel sulama tekniklerinin yaygınlığı

6) Tuzlu ve tatlı suların karışımı

7) Step ve mera alanlarının tarıma açılması

8) Tuz Gölü ve yakın çevresindeki tuzlalar ve işletmelerin yeni tuzla açma girişimleri

9) Konya İli'nin atık sularını taşıyan kanalın Tuz Gölü'ne karışması ve bu durumun tuz üretimini ve flamingo üreme alanlarını tehdit etmesi

Yukarıda bahsi geçen tehditlere karşı Tuz Gölü'nün sorunlarının belirlenmesi ve çözüm yollarının araştırılması, işletmelerin denetiminin sağlanması ve yasal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98. maddesi, İç Tüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Aylin Nazlıaka                           (Ankara)

2) Mehmet Şeker                            (Gaziantep)

3) Tufan Köse                                (Çorum)

4) Candan Yüceer                           (Tekirdağ)

5) Mehmet Şevki Kulkuloğlu         (Kayseri)

6) Atilla Kart                                  (Konya)

7) İhsan Özkes                               (İstanbul)

8) Erdal Aksünger                          (İzmir)

9) Metin Lütfi Baydar                     (Aydın)

10) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

11) Kazım Kurt                              (Eskişehir)

12) Salih Fırat                                 (Adıyaman)

13) Aytuğ Atıcı                              (Mersin)

14) Özgür Özel                               (Manisa)

15) Nurettin Demir                         (Muğla)

16) Sinan Aydın Aygün                 (Ankara)

17) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

18) Mustafa Sezgin Tanrıkulu        (İstanbul)

19) Ali Özgündüz                           (İstanbul)

20) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

21) Celal Dinçer                             (İstanbul)

22) Malik Ecder Özdemir               (Sivas)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması açılmasına yönelik önergeler bilgilerinize sunulmuştur.              

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, bir gensoru önergesi vardır. Önerge bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi okutacağım gensoru beş yüz kelimeden fazla olduğu için önergenin özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni Tutanak Dergisi’ne eklenecektir.

D) Gensoru Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Van ilinde meydana gelen depremlerde, arama ve kurtarma çalışmaları, yardımların ulaştırılması, hasar tespiti ve süreçteki diğer hizmetlerin yerine getirilmesinde etkin koordinasyon sağlayamadığı iddiasıyla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında Gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/5) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Van ilimizde meydana gelen yıkıcı depremler sonrasında kamunun imkân ve kabiliyetlerinin, milletimizin yardımlarının vatandaşlara ulaştırılmasında yeterli etkinliğin ve koordinasyonun sağlanamamasında, depremle ilgili kamu yöneticilerinin sevk ve idaresinde, deprem ve sonuçları ile konusunda kamu görevlilerinin çelişen yorum ve ifadeleriyle karmaşıklığın oluşmasında, deprem yöresinde vatandaşlarımızın güveninin azalmasında, özellikle ikinci depremde yıkılarak can kaybına yol açan binalarla ilgili hasar tespitinin sağlıklı yapılmamasında ve yanlış yönlendirme sonucunda oluşan kayıplarda idari ve yasal süreç dışında siyasi sorumluğu bakımından Van depreminde koordinasyondan sorumlu ve Afet ve Acil Yönetim Başkanlığı'nın bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay hakkında ekte verilen gerekçelerle Anayasa'nın 99'uncu ve İçtüzüğün 106'ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

                               Oktay Vural                                     Mehmet Şandır

                           İzmir Milletvekili                              Mersin Milletvekili

                     MHP Grup Başkanvekili                   MHP Grup Başkanvekili

Gerekçe Özeti:

23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde Van'da meydana gelen depremlerde 644 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, binlerce vatandaşımız yaralanmış, binalar yıkılmış, insanlarımız evsiz kalmıştır. Van depremi sonrası yaşananlar ve gelişmeler bedeli daha da artırmıştır.

Sayın Başbakan, Van'da meydana gelen ilk depremin ardından yaşanan sıkıntılara değinerek, "ilk 24 saat bir başarısızlık oldu bunu kabul ediyoruz" diyerek ihmalkârlığa işaret etmiştir.

Depremden sonra Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın "Bugün itibariyle diyebilirim ki; deprem açısında en güvenilir Van ve Erciş'tir." "ön hasar çalışmalarının yüzde 95 seviyesinde tamamlandığını, ön hasar tespit çalışmalarının esas gayesinin girilemeyecek ağır hasarlı bina ve evleri tespit etmek, çadır ihtiyacını belirlemek olduğunu" dile getirerek, "vatandaşlarımız az hasarlı evlere girebilirler" beyanından sonra meydana gelen ikinci depremde bu defa da ev ve konaklama tesislerinin yıkılması sonucu insanlar hayatını kaybetmiştir.

Van Valisi 26 Ekim 2011 tarihinde bir TV programında "Bakın şehirde bütün oteller şu an dolu. Yer bulamıyoruz. Şehir dışından gelen, genellikle deprem dolayısıyla gelen basın yayın mensupları, araştırma kurtarma ekipleri kalıyor. Onların hiçbir endişesi yok. Binalara giriyorlar ve 7-8 katlı otellerde kalıyorlar." açıklamalarından iki hafta sonra, meydana gelen 5,6'lık bir deprem sonucunda Valinin sözünü ettiği "7-8 katlı" oteller yerle bir olmuş ve 40 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

                                       

(x) (11/5) esas numaralı Gensoru Önergesi’nin tam metni tutanağa eklidir.

Van depreminde geçici barınma için gerekli çadır temininde yetersizlikler, yardımların dağıtımında koordinasyonsuzluklar yaşanmıştır. Hâlen bu yardımların dağıtımında yaşanan eksiklikler medyanın ve vatandaşın gündeminde olduğu gibi bu yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasından etkinlik sağlanmış değildir.

Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay arama kurtarma ekiplerinin; kendi potansiyelimizi görmek amacıyla bekletildiğini itiraf etmiştir.

Sayın Atalay TBMM'de "Şu anda, Mevlânâ evleri, orası daha soğuk olduğu için elverişli görülmedi. Yani Mevlânâ evi burada kullanılmayacak" demiş, ancak bu bölgede daha sonra Mevlânâ evlerinin kurulduğu ve Sayın Cumhurbaşkanının bunları ziyaret ettiği görülmüştür.

3 ve 5 Kasım 2011 tarihli AFAD'ın yayınladığı Van Depremi Raporlarında ön hasar tespit çalışmalarının tamamlandığı ifade edildikten sonra 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen ikinci depremde ev ve oteller yıkılmış ve can kayıpları yaşanmıştır.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar 15 Kasım 2011 tarihinde "Biz o binalara ‘girin’ de demedik, ‘girmeyin’ de demedik." demiştir.

Sayın Başbakan ikinci depremden sonra yaptığı konuşmada "Bizler tabii burada yasal süreci de çalıştıracağız. Kimler olursa olsun, ister üniversite camiasından olsun, ister AFAD'dan olsun, kim burada oturulabilir şeyini vermişse, bunlarla ilgili de yasal süreci başlatacağız." diyerek ihmali bulunanlar için idari ve cezai yönden hesap sorulacağını ifade etmiştir.

Sayın Başbakanın söyleminin aslında savcıların görev gereği kendiliklerinden yerine getirmesi gerektiği gerçeği yanında, Sayın Başbakanın sorumluluğu olanlardan  hesap  sorulması söyleminin siyasi bakımdan  da tamamlanması gerekmektedir. Bu bakımdan Van depremi sonrasında yaşananlar hakkında yürüyen hukuki sürece paralel siyasi sorumluluk sahiplerinin de hesap vermesi demokrasinin ve hukukun bir gereğidir.

61. Hükümette Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay "Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı”ndan sorumludur. Afet ve acil durumdan ve Van depreminde koordinasyondan sorumlu Başbakan yardımcısının siyasal sorumluluğu olduğu açıktır.

Van ilimizde meydana gelen yıkıcı depremler sonrasında kamunun imkân ve kabiliyetlerinin, milletimizin yardımlarının vatandaşlara ulaştırılmasında yeterli etkinliğin ve koordinasyonun sağlanamamasında, depremle ilgili kamu yöneticilerinin sevk ve idaresinde, deprem ve sonuçları ile konusunda kamu görevlilerinin çelişen yorum ve ifadeleriyle karmaşıklığın oluşmasında, deprem yöresinde vatandaşlarımızın güveninin azalmasında, özellikle ikinci depremde yıkılarak can kaybına yol açan binalarla ilgili hasar tespitinin sağlıklı yapılmamasında ve yanlış yönlendirme sonucunda oluşan kayıplarda idari ve yasal süreç dışında siyasi sorumluğu bakımından Van depreminde koordinasyondan sorumlu ve Afet ve Acil Yönetim Başkanlığı'nın bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay hakkında ekte verilen gerekçelerle Anayasa'nın 99'uncu ve İçtüzüğün 106'ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasına gerek görülmüştür.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gensoru bilgilerinize sunulmuştur.

Önergenin görüşme günü Danışma Kurulunca daha sonra belirlenecek, oylarınıza sunulacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

A) Tezkereler (Devam)

3.- TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir parlamenter heyetin, Almanya Federal Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Ruprecht Polenz'in vaki davetine icabetle Almanya'ya, resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/637)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir parlamenter heyetin, Almanya Federal Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Ruprecht POLENZ'in vaki davetine icabetle Almanya'ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmesi öngörülmektedir.

Söz konusu parlamenter heyetin Almanya'yı ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun'un 6. Maddesi uyarınca Genel Kurul'un tasviplerine sunulur.

                                                                                                              Cemil Çiçek

                                                                                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunacağım, bunun için de karar yeter sayısı isteyeceğim: Kabul edenler… Etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur, beş dakika ara veriyorum.

                       

 

Kapanma Saati : 16.08


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Sayın milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- Bingöl ilimizin Karlıova ilçesinde meydana gelen olayların tespiti amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 22/11/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 22.11.2011 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                             Hasip Kaplan

                                                                                                                   Şırnak

                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

17 Ekim 2011 tarihinde, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından (87 sıra nolu), Bingöl İlimizin Karlıova İlçesinde, meydana gelen olayların tespiti amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 22.11.2011 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, grup önerisi üzerinde lehte ve aleyhte ikişer kişiye söz vereceğim.

Birinci söz Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken’in.

Buyurun Sayın Baluken.

Süreniz on dakika.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Temmuz 2011 tarihinde Bingöl ilimiz Karlıova ilçesinde meydana gelen vahim olaylarla ilgili araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.

Öncelikle, 28 Temmuz 2011 tarihinde Karlıova’da meydana gelen olaylarla ilgili biraz bilgilendirme yapmak istiyorum. O gün, Karlıova ilçe merkezinde Taşlıçay köyü korucularından korucubaşı Hacı Alan’ın kimliği belirsiz silahlı bir kişi tarafından saldırı sonucu yaşamını yitirdiğini ve bunun sonrasında, Taşlıçay köyü korucularının bir araya gelerek Hacı Alan’ın yakınlarıyla birlikte Karlıova ilçe merkezinde tam bir terör havası estirdiğini biliyoruz. Ben o gün bir programım vesilesiyle il dışındaydım ve Karlıova ilçesinden gelen telefonlar üzerine Bingöl Valisi Sayın Hakan Güvençer ile görüştük. Bingöl Valisiyle yapmış olduğumuz görüşmede Vali Bey, ilçenin bütün sokaklarının giriş ve çıkışlarının polis tarafından tutulduğunu, herhangi bir sorun olmadığını belirtti. Aynı şekilde, Grup Başkan Vekilimiz aracılığıyla İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığına durumu, olabilecek vahim tabloyu ilettik ve kendisi de Valiyle görüşmeler yapılıp durumun kontrol altında olduğunu belirtti. Bizler, tabii, devlet kurumunun bu yetkililerinden bu şekilde bir güvence aldıktan sonra daha vahim olayların olmayacağına dair bir güven  beslemek istedik ancak bu telefon görüşmelerinden beş dakika sonra Karlıova ilçe merkezinden gelen telefonlarla, Karlıova ilçe merkezinde evlerin ve iş yerlerinin ateşe verilmeye başlandığı, sokaklarda rastgele çapraz ateşlerle insanların can ve mal güvenliğinin tehlike altına alındığı, Barış ve Demokrasi Partisi ilçe teşkilatı ve Karlıova İlçe Başkanının evine doğru fiilî bir saldırı yapıldığı bize bildirildi. Biz, bu bildirilen telefon görüşmesinden sonra programımızı yarıda kesip Bingöl iline döndük ve yapmış olduğumuz incelemelerde o gün estirilen bu korucu terörün sayesinde BDP parti binasının tamamen ateşe verilerek tahrip edildiğini, BDP İlçe Başkanı Sayın Şemsettin Özen’in evinin tamamen ateşe verilerek tahrip edildiğini, Karlıova Belediyesine bir fiilî ve silahlı saldırı yapılarak belediye çalışanlarının dört, beş saat boyunca belediyede rehin tutulduğunu öğrendik. Aynı şekilde partimizle hiçbir ilişkisi olmayan Paris Giyim Merkezinin çarşı ortasında ateşe verildiğini, Özen Marketin silahla  taranmak suretiyle tahrip edildiğini, Belediye Meclis üyemiz Nevzat Azak’ın evini de silahla taramak suretiyle içeride kadın ve çocuklar varken otomatik çapraz ateşe tabi tutulmak suretiyle saldırıya uğradığını tespit ettik. Ben sadece saldırının vahim boyutunu göstermesi açısından sizlere partimizle hiçbir ilişkisi olmayan Paris Giyim Merkezinin fotoğraflarını göstermek istiyorum.

Sevgili arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; tam dört saat boyunca bu iş yerinde bir yangın var ve buna müdahale etmek isteyen itfaiye ekipleri var. Bu itfaiye ekipleri polis ekipleri tarafından engelleniyor ve  gelinen vahim tabloda ise bir iş yeri tamamen kül oluyor.  Şemsettin Özen BDP Karlıova İlçe Başkanı, ona ait evin yangından sonraki resmini burada sizlere takdim etmek istiyorum. Bu yangın devam ederken İlçe Başkanımızın eşi ve çocukları içeride bulunuyorlar ve onları kurtarmak için ilçe sakinleri güvenlik güçlerinden bağımsız olarak çok yoğun bir çaba göstermek zorunda kalıyorlar. Belediye Meclis üyemiz Nevzat Azak’ın evinin fotoğrafıdır. Tam beş dakika boyunca otomatik silahlarla çapraz ateşe tabi tutuluyor, içeride kadın ve çocuklar var ve silahla ateş açan korucuların hemen 2 metre ötesinde de güvenlik güçleri var.  Orada ilçe halkının bize söylediği, güvenlik güçlerinin âdeta korucuların işlerini rahat yapması için gerekli olan güvenlik önlemlerini aldığı yönündedir.

Değerli milletvekilleri, Bingöl Valisiyle yapmış olduğumuz telefon görüşmelerinde ve daha sonra gidip yüz yüze görüşmemizde Bingöl Valisi, daha sonra basına ve kamuoyuna yansıyan açıklamalarında da belirtmişti, bunun duygusal bir tepki olduğunu, empati kurmak gerektiğini ve korucuları ikna etmekte zorlandığını belirtmişti. Yani Karlıova ilçe merkezinde beş saat boyunca sokak ortasında dolaşan 30 kişilik silahlı bir ekip, iş yerlerine, evlere ve sokaktan geçenlere rastgele ateş açmak suretiyle ve evleri ateşe vermek suretiyle tam bir terör dalgası estirmişler ancak Karlıova ilçe merkezinde bulunmasına rağmen Bingöl Valisi, Bingöl Emniyet Müdürü, Karlıova Kaymakamı ve Karlıova İlçe Emniyet Müdürü, bu olayları yatıştırmakta yetersiz kalmıştır. Biz, burada ya kasıt ya bir ihmal olduğunu düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, olay olduktan bir gün sonra partimizin merkezden, Genel Merkezden gönderdiği bir heyetle tekrar Karlıova ilçesine gittik ve bu sefer Cumhuriyet Savcısına uğradık. Biz, dün itibarıyla yani bir önceki gün itibarıyla Karlıova’da bir yerlere saklanan hukuk devletini acaba Cumhuriyet Savcısıyla yapmış olduğumuz görüşmelerde bulabilir miyiz diye temaslarda bulunduk. Yapmış olduğumuz temaslarda olayın üzerinden otuz altı saat geçmesine rağmen Karlıova Cumhuriyet Savcısının bu kadar yoğun terör estirildiği ve ülke gündeminin Karlıova’ya kilitlendiği bir olayla ilgili olay yerine gitmediği, olay yeri tespit tutanağını tutmadığı, herhangi delil teşkil eden bir materyale ulaşmadığı, herhangi bir kişinin ifadesine başvurmadığı, herhangi bir kişinin gözaltına alınması için talimat vermediğini öğrendik. Cumhuriyet Savcısı, mesleki acemiliğinin de getirdiği bir âcizlikle bize delil toplanması için polisten materyallerin gelmesini beklediğini, mobese kameralarının görüntülerinin gelmesi gerektiğini bize belirtti.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Savcısıyla olan görüşmemizde biz, aradan otuz altı saat geçmesine rağmen Karlıova’da hukuk devletinin hâlâ saklı olduğu kanaatine vardık ve daha sonra Kaymakamla görüşmeye gittik. Karlıova Kaymakamı’yla yapmış olduğumuz görüşmede kendisine bir idari soruşturma açılmasını, olaya müdahil olan korucular hakkında ve ihmali olan polisler hakkında, emniyet yetkilileri hakkında idari soruşturma açılmasını ve ilçede can güvenliğinin sağlanması için de soruşturma bitinceye kadar korucuların silahlarına el konulmasını istedik, ancak aynı şekilde Kaymakam tarafından da bu taleplerimize hiçbir şekilde olumlu bir yanıt verilmedi. Bakın, o gün olan olaylardan sonra gözaltına alınanlar demin resmini gösterdiğim evinde otuzun üzerinde kurşun bulunan Nevzat Azak gözaltına alındı. Ümit Öz, Paris Giyim Merkezinin sahibi Rıza Karabağ, Erdal Sayak, Hicran Sayak ve Meral Sayak yani tamamen olayların mağduru vaziyetinde olan vatandaşlarımız gözaltına alındı. Bir gün sonra MAZLUMDER, İHD ve barolardan oluşan sivil toplum örgütlerinin yapmış olduğu incelemeler ve bu incelemelerin kamuoyuna yansımasını da değerli milletvekilleri, hepimiz izlemişizdir. Bugüne kadar bu olaylarla ilgili gözaltına alınan hiçbir yetkili yoktur, hiçbir korucu yoktur. Karlıova ilçesini düşünün. Bir ilçe merkezi beş saat boyunca tamamen ateşler altına alınıyor, çapraz ateşler altına alınıyor, evlerde yangınlar çıkıyor, insanların can ve mal güvenliği tehdit altında oluyor ve bununla ilgili tek bir gözaltı bile yok. Bakın “empati kurmak” diyor ya Vali bey biz de sizden empati kurmanızı istiyoruz. Bu olayın Ankara’da Kızılay meydanında olduğunu düşünün. Kızılay meydanında 30 kişilik silahlı bir grubun rastgele bir meydanı tamamen ele geçirerek terör estirdiğini düşünün ve aradan dört ay geçmiş, hiçbir gözaltı bile yok. Maddi zararların karşılanması noktasında hiçbir vatandaşımızın bugüne kadar mağduriyeti giderilmemiş. Dolayısıyla biz bu olayla ilgili hangi partinin buraya getirdiğinden bağımsız olarak milletvekillerinin mantığa dayalı, aklıselime dayalı, sağduyulu bir kararla bir araştırma önergesi onayını bekliyoruz. MHP’den, CHP’den, AKP’den bölgeyi bilen ve duyarlı olan milletvekili arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız gidip buradaki olayları, bu vatandaşlarımızın mağduriyetini ve bu kamu görevlilerinin ihmalini veya kastını incelerlerse çok önemli bir eksikliği kapatacağımızı düşünüyoruz.

Ben bu araştırma önergelerine yaklaşırken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Baluken, teşekkür ederim, süreniz doldu efendim.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerinin aleyhinde, Eşref Taş, Bingöl Milletvekilimiz.

Buyurun Sayın Taş.

EŞREF TAŞ (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 28 Temmuz 2011 günü Bingöl ilimizin Karlıova ilçesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Hacı Alan isimli köy korucumuz ve sonrasında yaşanan olaylar hakkında Bingöl BDP Milletvekili Sayın İdris Baluken tarafından 17/10/2011 tarihinde verilen Meclis araştırmasıyla ilgili aleyhte söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

İlimiz Karlıova ilçesi Taşlıçay köyü nüfusuna kayıtlı, 1969 doğumlu, 3 çocuk babası Hacı Alan, Taşlıçay köyünde geçici köy korucusu olarak görev yapmaktayken 28/07/2011 tarihinde, saat 15.45’te, ilçe merkezinde, kimliği tespit edilemeyen bölücü terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir.

Değerli arkadaşlarım, on yedi yıl bu görevi başarıyla sürdüren Hacı Alan, 28/07/2011 tarihinde alışveriş için gittiği Karlıova ilçe merkezinde, en işlek caddesinde savunmasız bir şekilde yürürken terör örgütü tarafından vurulmuştur. Vurulmadan birkaç gün önce Karlıova ilçesi Hasanova köyünde düzenlenen operasyonda 1 PKK’lı vurulmuş ve PKK’nın yayın organı tarafından bu teröristin bizzat Hacı Alan tarafından vurulduğu söylenerek hedef gösterilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Karlıova ilçesinin merkezine elini kolunu sallaya sallaya, ellerinde silahlarla gelip şehrin orta yerinde savunmasız ve silahsız olan 1 kişiyi vuran kişilerin bu olayı gerçekleştirmek için yardım ve yataklık alması kaçınılmazdır. Olayı duyan ilçe halkı bu olayı hazmedememiş ve galeyana gelerek, saldırının hemen akabinde ivedi gelişen tepkisel olaylar sebebiyle bir ev ve bir iş yeri kısmi olarak ateşe verilmek suretiyle hasara uğratılmış ve belediye başkanlığı binası da dâhil olmak üzere on sekiz iş yerinin camları kırılmak suretiyle istenmeyen olaylar meydana gelmiştir.

Olayları izleyen bir buçuk, iki saat içerisinde ilçeye çok sayıda takviye kuvvet gönderilmiştir. Meydana gelen olayları önlemek maksadıyla ilçe kaymakamlığının talebiyle ilçe emniyet müdürlüğüne takviye olarak bir mekanize jandarma komando timi, iki jandarma komando timi ilçeye görevlendirilmiştir. Müteakiben, vali talimatıyla il jandarma komutanlığından takviye amaçlı gönderilen üç jandarma özel harekât timi bölgeye intikal ettirilmiştir.

İlçe merkezinde olabilecek olaylara karşı başlangıçta Bingöl il merkezinden polis çevik kuvvet ve polis özel harekât timleri ilçe merkezine takviye olarak gönderilmiş, çevre illerden de muhtemel olaylara karşı takviye çevik kuvvet talebinde bulunulmuştur.

Olayın öğrenilmesine müteakip Bingöl Valisi, 49’uncu Motorlu Piyade Tugay Komutanı, İl Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürü helikopter ile ilçeye intikal etmiştir. Olayın vuku bulmasından sonra yetkili cumhuriyet savcılığınca olaya el konularak adli tahkikat başlatılmış olup hazırlık soruşturması devam etmektedir. Olaya karıştığı iddia edilen geçici köy korucularıyla ilgili olarak adli ve idari tahkikat başlatılmış ancak olayın adli boyutunun da bulunması nedeniyle, kişilerin peşinen suçlanmasını engellemek amacıyla adli tahkikat sonucu beklenmektedir. Meydana gelen bu olay sonrası ev ve iş yerleri zarar gören kişiler adli tahkikatın sonuçlanmasına müteakip zarara sebebiyet veren karşı adli merciler nezdinde tazminat davası açabileceklerdir.

Yüce Meclisin değerli üyeleri, yıllarca bölgede iki arada kalan ve korkuyla hükmedilen bu halk AK PARTİ döneminden önce elle tutulur bir yatırım ve hizmet görmemiştir. AK PARTİ Hükûmeti dönemiyle bu korkular bir nebze olsun dinmiş ve bölgede umut hâkim olmuşken yine bölgede heyecan verici birtakım yatırımlar başlamışken, 25 Temmuzda ülkenin güneyini kuzeyine bağlayan otoyolunun Diyarbakır-Bingöl ayağını yapan firmanın üç iş makineleri yakılmış, biri de çalınmış ve çalışmaların durmasına neden olmuştur. Yine de 10 Ağustosta Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Derinçay köyü yakınlarında özel bir şirkete ait hidroelektrik santrali basılıp üç iş makinesi yakılıp 3 vatandaşımız kaçırılmıştır. Ardından, 1 Ekimde çalışmaları hızla devam eden havaalanı inşaatını basıp 18 işçiyi bağlayarak etkisiz hâle getiren ve ardından şirketin yönetim ofislerinin bulunduğu prefabrik baraka ve binek tipi bir aracı ateşe veren teröristler işçilere ait cep telefonları ve bilgisayarlarını da gasp ederek havaalanı inşaatını da baltalamıştır.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Karlıova’daki olaylarla ne ilgisi var bunun?

EŞREF TAŞ (Devamla) – Yine 29 Ekim 2011 tarihinde Bingöl ilimizde meydana gelen canlı bomba eyleminde…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Siville ilgili saldırıların niçin yapıldığını konuşuyoruz. Burada farklı bir şekilde Meclisi yanıltıyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) – Dinle, dinle!

BAŞKAN – Lütfen dinleyelim.

EŞREF TAŞ (Devamla) – …1’i kadın 3 vatandaşımız yaşamını yitirmiş ve 21 vatandaşımız da yaralanmıştır. Ayrıca son üç ay içerisinde birçok kaçırılma ve faciadan kıl payı dönülen mayın tuzakları yaşanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bölgede yaşayan Zaza ya da Kürt olan masum halkı hedef alan bu eylemler ve saldırılar bir kez daha gösteriyor ki terör örgütünün amacı Kürt halkının huzuru, özgürlüğü, refahı, güvenliği ya da mutluluğu değildir. Bilakis, bölge halkının kanını, canını, huzurunu ve bugüne kadar sömürülmüş haklarını kullanarak kendi amaçlarına ulaşmaktır ama halkımız bu oyuna hiçbir zaman gelmemiştir, gelmeyecektir.

Sayın milletvekilleri, halkımız bu yüce Meclisimizden yeni bir anayasa yapma beklentisi içindedir. İnanıyorum ki yeni anayasa birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek, kardeşliğimizi pekiştirecek, ölümleri azaltacak, özgürlükleri artıracaktır.

Değerli Başkanım ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün değerli mensuplarını en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Taş.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, benim bir söz talebim var. İsmim de geçerek Meclis yanlış bir şekilde bilgilendirildi. Bir düzeltme yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Neyi yanlış bilgi olarak…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Olaylarla ilgili Meclisin yanlış bilgilendirildiğini düşünüyorum.

BAŞKAN – Getirteyim sataşma varsa ona göre bakarım efendim.

Şimdi, önergenin lehinde Aytun Çıray, İzmir.

Buyurun Sayın Çıray. ( CHP sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkanım… Başkanım, lütfen…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Hatip, milletvekilimizin ismini kullanarak yanlış bir bilgilendirme yaptı.

BAŞKAN – Ben de dedim ki Sayın Başkan, tutanakları getirteyim, bakayım, o zaman söz veririz. Şimdi biz devam edelim müsaadenizle.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Tamam, bakın.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Tutanakları getireyim deyip… AKP’nin grup başkan vekili de “Böyle bir uygulama yok.” diyor.

BAŞKAN – Çok var böyle bir uygulama, siz bulunmadınız daha evvel herhâlde.

TUFAN KÖSE (Çorum) – AKP’li Grup Başkan Vekili Güldal Hanım’a sıkıntı yaratmıştı.

BAŞKAN – Lütfen oturun, lütfen oturun efendim dinleyin.

Sayın Çıray, buyurun.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken’in Karlıova olayları hakkında verdiği önergeyi görüşmek için konuşmak istedim.

Sayın Milletvekili bu önergeden yola çıkarak hukuksuzluktan şikâyet ediyor. Şimdi, BDP’lilerin bugün yaşanan hukuksuzluklardan fazla şikâyet etme hakları yok.

Tabii, asıl konuya geçmeden önce, bugün yine bir şehit haberi daha aldık. Bu şehidimize Meclisten Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına da başsağlığı ve sabır diliyorum, Türk milletinin bütününe.

Dediğim gibi sayın BDP milletvekillerinin bugün burada hukuksuzluktan şikâyet etme hakları yok, çünkü kendileri boykot yaparak, 12 Eylül referandumunda boykot yaparak, AKP’nin Anayasa’ya, hukuksuzluğu ortaya çıkaracak Anayasa değişikliğine zımnen destek vermişlerdir.

Bakın, bugün bütün bu hukuksuzlukların sonuçlarını yaşıyoruz. Bugün İzmir de 12 Eylül Anayasa değişikliği paketine “hayır” demenin bedelini ödüyor. Demokrasiyi konuşuyoruz, hukuku konuşuyoruz, Mecliste her şeyi konuşacağız, eğer burada konuşamazsak -dışarıda sesimizi kestiniz- nerede konuşacağız?

Bu “hayır”ın birçok nedeni vardı, ama bu nedenlerden biri çok önemliydi, çünkü bu neden paketin asıl amacını teşkil ediyordu. İzmirliler her zamanki öngörüleriyle, bugün artık herkesin fark etmiş olduğu değişikliğin asıl amacını daha o günden görmüşlerdi. Türkiye'nin ve Türk milletinin başına kapkaranlık bir hukuksuzluk çuvalı geçirilecekti. Hukukun yerle bir edildiği her yerde olanlar, 12 Eylül referandumundan sonra hukuksuzluğun cenderesine zaten sokulmuş olan ülkemizde çok daha ağır bir şekilde yaşanacaktı ve yaşanıyor, çünkü AKP zihniyetinin amacı…

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – AK PARTİ, AK PARTİ!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – “AK PARTİ” diyeceğim de, aklığını görsem diyeceğim, ama ak değil!

SONER AKSOY (Kütahya) – Herkes göremez!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Bu değişikliklerle yargıyı iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araç hâline getirdi. Benim değerli hemşehrilerim, İzmirliler, işte bu ülkenin başına gelebilecek bu en büyük felaketi önceden gördüler.

Her millet, doğal afetlerle, sonuçları ne olursa olsun baş edebilir, Van’da olduğu gibi millî dayanışma ve seferberlikle bütün yaraları sarabilir, hatta acıları paylaşmanın uyandırdığı ortak duygularla millet olarak bütünlüğünü pekiştirebilir, ama yargının iktidarların hizmetine girdiği ülkelerde hiçbir güç ruhlarda yaratılan parçalanmayı kuşaklar boyunca onaramaz. İzmirliler işte bunu gördüler. Pakette gizlenmiş despotluk niyetlerini o aydınlık bakışlarıyla hemen teşhis ettiler. Ayrıca, bu paket onay gördüğü takdirde İzmir’in ve İzmirlilerin başına hangi çorapların örüleceğini de fark ettiler.

AHMET YENİ (Samsun) – Millete hakaret ediyorsunuz, yüzde 60’a. Millete hakaret etmeyin.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) - Çünkü İzmir, AKP’nin karizmasını çizen tek metropoldü. İzmirliler, kendilerinin Türkiye'nin kurucu ruhunun açık, yenilikçi, özgür ruhunu temsil ettiğini çok iyi biliyorlardı. Kısacası, İzmir bu topraklarda medeniliğin ve modernliğin temsilcisiydi. AKP yöneticilerinin ciğerini okumuş, onların karanlık niyetlerini sezmişti. AKP zihniyetinin İzmir’in temsil ettiği her şeyden nefret ettiğini, onların rövanşı almak için gerekirse papaz cübbesi dahi giyeceğini tahmin ediyordu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, ne biçim konuşma yapıyor. Lütfen…

AYTUN ÇIRAY (Devamla) - İzmirliler bedelini ödeye ödeye direndiler.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin mehabetine uygun değil. Sayın Başkan, sözünü geriye alsın, lütfen. Böyle konuşma olmaz.

BAŞKAN – Sayın Çıray, lütfen konuya geliniz.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – İzmir’in ekonomik damarları kesilmek, temsil ettiği değerler yandaş ve esaret altına alınmış medyada değersizleştirilmek istendi. Topyekûn direndiler.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sözünü geri alsın Sayın Başkan. Böyle hakaret olmaz. Böyle konuşma olmaz Sayın Başkan. Ayıptır ya! (CHP ve AK PARTİ sıralarından karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Sayın Çıray, lütfen konuya geliniz. Önerge üzerinde, lütfen…

Buyurun.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Önerge üzerinde konuşuyorum. İzmir özelinde Türkiye'nin meselesini seslendiriyorum, sadece İzmir’i konuşmuyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sözünü geri alsın Sayın Başkan, lütfen.

BAŞKAN – İkaz ettim.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) - İzmir özelinde Türkiye'nin içinde bulunduğu hukuksuzluğu ve adaletsizliği konuşuyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Yani yüzde 60 göremedi de siz gördünüz ha!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) - Kendilerine yakışan onurlu bir demokrasi mücadelesi verdiler. AKP zihniyeti bu defa taktik değiştirdi. Havuç ve sopa politikalarını devreye soktular, en iyi bildikleri şeyi yaptılar, takiyeyi. Güya İzmirlileri anlamaya açık, yatırımcı bir bakanı İzmir’den aday gösterdiler. Bu, işin havuç yanıydı. Sopa ise işte bugün İzmir Belediyesinde yapılan operasyondur. Operasyonun tarihine dikkat çekmek istiyorum: Bugün, iktidarın aleti ve uzantısı hâline gelmiş yargının açtığı utanç verici bir davanın ilk duruşma günüydü. Birçok gazeteci, yazar çizer, araştırmacı tutuklandıktan neredeyse on ay sonra bugün hâkim karşısına çıkarıldılar. Hem bu davayı karartmak hem de İzmirlilere “Direnmeniz boşuna, sizi de teslim alacağız…”

AHMET YENİ (Samsun) – Sözünü geri al!

 AYTUN ÇIRAY (Devamla) – “…Türkiye’yi dönüştürdüğümüz gibi sizi de dönüştüreceğiz.” demek için İzmir Belediyesinde operasyon için düğmeye bastılar.

ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Yolsuzluk yapıldı.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Ben İzmirliyim. İzmir’in medeni ve modern değerleriyle yetişmiş olmaktan gurur duyuyorum. İzmir’i temsil etmek benim için en büyük onurdur. İzmir’e hizmet etmek, bu ülkenin tamamına hizmet etmek benim için en büyük onurdur ama bugün İzmirlilerin görüş ve vizyon açıklığına bir kere daha hayranlık duyuyor ve onların önünde saygıyla eğiliyorum. Çünkü 12 Eylül referandumu konusunda haklı çıktılar.

Şimdi onlar, bakın, şu derginin kapağındaki ruh hâlini herkesten önce gördüler. TIME dergisinin kapağını görüyor musunuz? Marco Grop adında bir fotoğraf sanatçısı çekti bu fotoğrafı. Her gerçek sanatçı gibi malzemesinin ruhuna, gerçek karakterine nüfuz etmiş.

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Gurur duy o fotoğraftan!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) -Bu fotoğrafta, cumhuriyetimizin kurucu liderlerini karalamak için, kendinde olanı onlara mal etmek için ve var olan karanlık bakışları yakalamış. Bakın işte, bu fotoğraf zorba bir ruhun portresidir.  (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Çıray…

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Sayın Grob, biz İzmirliler senin yakaladığın bu bakışları ve ruhu herkesten önce gördük. Bu karanlık bakışların ardındaki zorbalığa teslim olmayacağız, despotluğa boyun eğmeyeceğiz.

Hukukun ve adaletin güneşiyle Türkiye Cumhuriyetinin, doğduğu İzmir’den yeniden doğacaktır.

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çıray.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, biraz önce konuşma yapan Hatip grubumuzun ismini anarak sataşmada bulunmuştur. Sayın Baluken cevap verecektir.

BAŞKAN – Biraz sonra, ben de duydum, gelince vereceğim.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Gelince vereceksiniz.

BAŞKAN – Şu anda söz, Sayın Canikli’de, aleyhinde.

Süreniz on dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir şeyi merak ediyorum. Bazı arkadaşlar, dillerinden rahip cübbesini, akıllarından rahip cübbesini hiç düşürmüyorlar. Ne kadar seviyorsunuz bu rahip cübbesini! Ne kadar düşkünsünüz rahip cübbesine! (CHP sıralarından gürültüler) Burası Müslüman bir ülke. Örnek verecekseniz oradan verin. Yani, rahip ve cübbeden başka bir şey bilmiyor musunuz?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – En azından kıyafet giyip resim çektirmedik!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Mahallî seçimlerde, hatırlayın, sadece onlar değil, belediyeler de reklamlarında, akıllarında, fikirlerinde, zikirlerinde, her şeylerinde rahip ve cübbe var. Yazık! Ayıp, ayıp! (CHP sıralarından gürültüler) Burası Müslüman bir ülke.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Papaz, papaz, rahip değil!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Papazlar sizin arkadaşlarınız!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, bakın, bakın değerli arkadaşlar, her zaman söylüyoruz, bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. Burada her türlü eleştiri yapılabilir, ağır eleştiri de olabilir ama herhangi bir konuşmacı, benim Genel Başkanıma, Başbakanıma hakaret ettiği zaman, aslında hakareti kendi Genel Başkanına yapıyor, aynen dönecektir çünkü. Biz de aynı şekilde, en az bir misliyle buna mukabele edeceğiz. Ha, biz yine hakaret etmeyeceğiz buna rağmen, ama acıtacağız. (CHP sıralarından gürültüler) Benim Genel Başkanıma haksız yere hakaret eğer yapılıyorsa burada, o kişi, aslında biraz önce CHP’li konuşmacı, esasında Sayın Kılıçdaroğlu’na hakaret etti; biraz sonra anlatacağım nasıl olacağını size. Eğer böyle bir şey yapıyorsa, bize değil, kendi Genel Başkanına hakaret ediyordur, kendi Genel Başkanına kastı vardır, garezi vardır. Bunun anlamı budur değerli arkadaşlar.

Şimdi, bakın, benim Genel Başkanımı eleştirmeden önce şunun hesabını kendi Genel Başkanına sorması gerekir. Bu kapıyı biz açmadık, tekrar söylüyorum arkadaşlar, bakın, hiçbir şekilde, eleştiriye, ne kadar ağır olursa olsun, en ufak bir itirazımız yok ama hakareti kabul edemeyiz, hiçbir şekilde kabul edemeyiz.

Bakın, ben size şimdi bir bilgi vereceğim, somut bilgi. Önce kendi Genel Başkanına bu bilginin hesabını sor, ondan sonra benim Genel Başkanım hakkında söz söyle. (CHP sıralarından gürültüler) Sayın Kılıçdaroğlu…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Tehdit mi ediyorsun!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Tarz olarak, yöntem olarak böyle bundan sonra. Sayın Kılıçdaroğlu, SSK…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Tehdit mi ediyorsun?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tehdit falan değil, hayır. Aynen. Mukabele ediyoruz, mukabele hakkımız vardır her zaman, misliyle mukabele hakkımız vardır.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, konuyla mı alakalı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, konuya gelsin.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Biraz önceki konuşmacı ne kadar sadık kalmışsa ben de o kadar sadık kalacağım. 1992 yılında…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, konuyla ne alakası var?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Niye rahatsız mı oldunuz arkadaşlar? Lütfen, kimse kusura bakmasın.

1992 yılında, Sayın Kılıçdaroğlu, SSK Genel Müdürü olduğu dönemde, bakın davetiye usulüyle –aynen bu gerçek, bunların hiçbirisi hakaret falan değil, hepsi belgeli- İstanbul Göztepe Hastanesi genel onarım inşaatını birisine veriyor, ihale etmiyor, veriyor. Neden? Davetiye usulü. Şimdi yok sistemimizde, ihale sistemimizde şu anda yok. Davetiye usulünün nasıl yapıldığını burada birçok arkadaşımız bilir. Bakın, 1992 yılında İstanbul Göztepe Hastanesi genel onarım inşaatı işini 21 milyar 304 milyon liraya ihale etmiyor, birine veriyor. Doğrudan kendi takdir yetkisiyle birisine veriyor. Ne zaman? 1992 yılında veriyor değerli arkadaşlar.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kamu İhale Kanunu var mıydı o zaman?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, şimdi, iyi dinleyin. 1992 yılında 21 milyar liraya veriyor. İstanbul Göztepe Hastanesi genel onarım inşaatı işi ne kadar sürüyor? 1998 yılına kadar sürüyor, 1998 yılında tamamlanıyor değerli arkadaşlar. Bunların hepsi devletin resmî kayıtlarında var. Başlangıç rakamı ne kadar? 21 milyar. Bitiş rakamını tahmin edebilir misiniz? Edemezsiniz. Bitiş rakamı 466 milyar lira değerli arkadaşlar. Yani 1992’den 1998 yılına kadar her yıl ödenmiş, ödenmiş, ödenmiş. Kaç katına çıkmış? 21 katına, 21 katına. Yani biz bir hastane işini altı ayda bitiriyoruz değerli arkadaşlar, altı ayda tamamlanıyor bizim dönemde. Altı yıl boyunca… Bakın, daha ilginç bilgi var. Kime verilmiş bu iş, bu işi kim almış? Bu işi kim almış biliyor musunuz, bu işi kim? Ben belgeli konuşuyorum, bakın iftira etmiyorum, hakaret de etmiyorum aslında. Belgeli konuşuyorum, belgeyle konuşuyorum, sadece söylemek istediğim şu: Senin benim Genel Başkanımdan hesap sorabilmen için önce kendi Genel Başkanından bunun hesabını sorman lazım. Hesabını soracaksın, vicdanını rahatlatacaksın. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen hatibe müdahale etmeyin.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın arkadaşlar, bir şey daha var. Tam 21 kat ödemişler, 21 milyar liraya başlamış 466 milyar liraya tamamlanmış. Her yıl sürekli ödenmiş, kaynaklar âdeta peşkeş çekilmiş. Ödenen de en az rakam ve süre kadar önemli değerli arkadaşlar, yani ihaleyi alan kişi ya da verilen kişi de önemli. Yapı Üretim AŞ Ali Özcan.

AHMET YENİ (Samsun) – Kim bu Ali Özcan?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ali Özcan kim? Sayın Kılıçdaroğlu’nun hemşehrisi değerli arkadaşlar. Bilgi olarak söylüyorum, sadece bilgi olarak paylaşıyorum sizinle. Bilgi, kesin bilgi. Dolayısıyla…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Dünürü anlat, dünürü!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bir tane daha vereyim o zaman, çok istiyorsanız bir örnek daha vereceğim. Bunların örnekleri bizde bol miktarda var. Tunceli Sağlık Meslek Lisesi inşaatı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O kadar eskiye gitmeye gerek yok; yeni, yeni, yeni anlat. 2008’i anlat.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yenisi veremem, neden? Çünkü ne zaman göreve getirilmiş, ne zaman kamu imkânı, kamu kaynağı kullanıyorsa elbette o zamanki icraatlarına bakmamız lazım. Öyle değil mi? Doğal olarak yani.

Tunceli Sağlık Meslek Lisesi inşaatı. Bir tane daha vereyim madem çok ısrar ediyorsunuz. 1993 yılında başlıyor Sayın Kılıçdaroğlu yine davetiye usulü birisine veriyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Canikli, geçen sene Giresun’da bir beldeyi söylemiştin burada, yalan söylemiştin.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – 23 milyar liraya veriyor. Ne zaman? 1993 yılında. Ne zaman tamamlanıyor? 1997 yılında tamamlanıyor. Aynen devletin kesin resmî rakamları. 23 milyar liraya başlangıç ödeneği olarak görülen rakam, bittiğinde tam 195 milyar liraya bağlıyor oluyor ve inşaatın bitiriliş rakamı 195 milyar lira. Kaç yılda? Dört yılda. Bunun gibi o kadar çok örnek var ki.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ne kadar çok örnek var? Hepsini konuşun.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ve artış oranı da yüzde 747! Çok ilginç bir şey söyleyeceğim arkadaşlar size, yine kime veriliyor biliyor musunuz?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Dokunulmazlıkları kaldıralım iki genel başkanın da ikisi de yargılansınlar.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tesadüf, yani tamamen tesadüf; yanlış bir şey aramayın bunun arkasında. O da yine Tuncelili bir müteahhide veriliyor, Sayın Kılıçdaroğlu’nun hemşehrisi Tuncelili bir müteahhide veriliyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – İki genel başkanın da dokunulmazlıklarını bu Meclis kaldırsın, ikisi de yargılansın.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın arkadaşlar, bütün bunların hepsi kayıtlarında olan belgeler, bilgiler. Ben yorum yapmıyorum, kendi kanaatimi söylemiyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Canikli, tehlikeli sulardasınız, orada siz yüzersiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Sadece olanı biteni, Sayın Kılıçdaroğlu’nun tek yetkili olarak SSK Genel Müdürlüğünü yönettiği döneme ilişkin bir fotoğrafı sizinle paylaşıyorum. Yapmaya çalıştığım sadece bu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Canikli, dokunulmazlıklarını kaldıralım, iki genel başkan da yargılansın. Var mısınız?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hakaret etmiyorum, başka bir şey söylemiyorum, rahipten bahsetmiyorum, cüppeden bahsetmiyorum. Niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Var mısınız? Yargılansınlar.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın değerli arkadaşlar, yargı teorik olarak ne zaman birilerinin güdümüne girebilir? Ne yapıldı değişiklik olarak? Bu değişikliği millet yaptı. Biraz önceki konuşmalar, yapılan eleştiriler aslında millete hakaret, millete saygısızlık. (CHP sıralarından gürültüler) Bakın, o takdiri millet ortaya koydu, o cevabı millet verdi. Ne yapıldı? Daha önce son derece dar alanda, yaklaşık 250-300 kişi tarafından belirlenen bir sistem, 11.000 kişi, Türkiye’deki tüm hâkim, savcı ve yargıçların söz söyleyebileceği, oy kullanabileceği bir imkân dâhiline getirildi değerli arkadaşlar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Canikli, Genel Başkanımın da dokunulmazlığını kaldırın yargılansın.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi şunu soruyorum: 250 kişinin belirlediği bir sistemi mi yönlendirmek, yönetmek daha kolaydır; yoksa, Türkiye’deki tüm hâkim, savcıların oy kullandığı, belirlediği bir sistemi mi yönlendirmek ve yönetmek daha kolaydır? (CHP sıralarından gürültüler)

Rahatsızlığınızı anlıyoruz, acınızı anlıyoruz, arka bahçeniz olarak nitelendirdiğiniz yapı ortadan kalktı, bunu millet kaldırdı.

CELAL DİNÇER (İstanbul) – Buna inanıyor musunuz!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bunu millet kaldırdı, bundan dolayı bir rahatsızlığınız olabilir ama bugün yargı hiç kimsenin arka bahçesi değildir. Sizin de değildir, herhangi bir partinin de değildir, herhangi bir organın veya yapının da parçası değildir. (CHP sıralarından gürültüler) Bunun böyle çok net olarak bilinmesi ve ona göre ortaya konulması gerekiyor değerli arkadaşlar.

Bakın, 2002 yılında iktidara geldikten sonra Partimiz ve Hükûmetimizle ilgili en çok karşı karşıya kaldığımız yöneltilen eleştirilerden bir tanesi, efendim takiye. AK PARTİ’nin zihnini arkasında başka bir düşüncesi var, onu hayata geçirecek.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ee takiye; hani sendikal haklar ne oldu Anayasa’da?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Arkadaşlar, biz dokuz yıldan beri iktidardayız, yani bunlar iktidardayken eğer var ise öyle bir düşüncemiz hayata geçmeyecek, ne zaman geçecek?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hani Kenan Evren’i yargılayacaktık?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dokuz yıldan beri iktidardayız, var mı öyle bir şey? Yok. Aslında unutulmuştu, daha doğrusu gündemden düşmüştü, bunun gerçek olmadığı anlaşılmıştı ama maalesef, tekrar biraz önce… Belki şu var; belki bazı insanların yaklaşımları sadece o tarzda olabilir. Yani, düşünceleri, kanaatleri, geçmişleri buna çok yatkın olabilir, hayata bakışlarının temel direği böyle olabilir, o yüzden akıllarından hiç çıkmıyor olabilir. Ona bir şey demiyoruz yani, ama…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Zekice bir konuşma değil Sayın Canikli! Kaliteli bir konuşma değil!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …bizim bu konuda ne söylemişsek onu yaptık, millete ne söz vermişsek onu yerine getirdik, en ufak bir takiye ya da o anlama gelecek hiçbir icraatımız olmamıştır. Dokuz yıl oldu, ona doğru gidiyoruz; dolayısıyla bugüne kadar yapmamışsak, demek ki bundan sonra da yapmayacağız. Dolayısıyla takiye ya da buna benzer iddiaların, ithamların hiçbir reel geçerliliği, değeri yoktur değerli arkadaşlar. Bunun en büyük ispatı da bugüne kadar bu konuda en ufak takiye anlamına gelecek AK PARTİ Hükûmetinin ve partimizin bir icraatının olmamasıdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli.

Görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi iki…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim efendim.

Sayın Buldan, siz mi konuşacaksınız?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Baluken konuşacak.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

İki dakika lütfen.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl Milletvekili Eşref Taş’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, üzülerek belirtmek istiyorum ki bu Meclis kürsüsü bir seçim propagandasının yapıldığı platform hâline gelmiş durumda. Biz burada Karlıova olaylarıyla ilgili halkımızın beklentisini karşılayan bir araştırma önergesini getirdik, burada lehte ve aleyhte yapılan konuşmaların hiçbir tanesinde Karlıova’daki durumla ilgili inceleyen, oradaki duruma duyarlılık gösteren bir cümleye bile rastlamadık. Burada Bingöl Milletvekili Karlıova olayıyla ilgili konuşuyor gibi görünüyor ama Karlıova’da sivil halkın yaşadığı sıkıntılarla ilgili, sivil halk üzerinde estirilen terörle ilgili tek bir cümle kullanmıyor, burada sadece anti PKK propagandası yapıp, Sayın Milletvekili, geri döndü. Biz Bingöl Emniyet Müdürüyle bile görüştüğümüzde Bingöl Emniyet Müdürümüz Karlıova halkının uğradığı mağduriyetin daha hakkaniyetli ve daha eşitlikçi bir şekilde incelenmesi ve bir şekilde de işte sonucun kamuoyuna açıklanması gerektiğini bize söyledi.

Burada bu platformu şu şekilde kullanmamız lazım: Bir araştırma önergesi vermişiz, bu araştırma önergesinden niye çekiniyoruz? Bu olaylar Meclis tarafından görevlendirilen bir komisyonla gidilsin, araştırılsın, incelensin. Eğer bizim söylediklerimiz doğru değilse buraya gelip onun sonuçlarını paylaşırsınız.

Bakınız, bizim burada temel itiraz noktamız şudur: Son yedi ayda Şırnak’ta taş attığı için tutuklanan çocuk sayısı 53’tür. Erzurum’da on altı yaşında ve on beş yaşında 2 çocuk şu anda örgüt kurmak ve örgüt yönetmekten dolayı yargılanıyorlar. Böylesi bir yargı mekanizmasının olduğu bir ülkede bir ilçenin tamamında bütün iş yerleri, evler ateşe veriliyor, can güvenlikleri tehlikeye atılıyor ve hiçbir soruşturma yapılmamış. Bizim itiraz noktamız burasıdır. Meclisin de halkın çözüm beklentisini karşılayacak şekilde buradan bir çözüm önerisi sunmasını rica ediyorum.

Özellikle grup başkan vekillerinin de getirilen araştırma önergelerine uygun bir şekilde gündem yürütmelerini rica ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken. Süreniz doldu, lütfen…

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Ben, ayrıca AKP’den arkadaşlarımız eğer tatmin olmamışlarsa bu fotoğrafları kendilerine gösterebilirim. Sivil halkın uğradığı zararı gösteriyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Baluken.

Şimdi Sayın Hamzaçebi, lütfen… İki dakika.

Lütfen sataşmaya meydan vermeyelim.

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Genel Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce burada konuşan Sayın Nurettin Canikli Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 1992 yılında SSK Genel Müdürü olduğu dönemdeki bazı uygulamalarından söz ederek bazı ithamlarda bulundu. Şunu şu kürsülerden birçok kez söyledik: Sayın Kılıçdaroğlu’nu eğer yolsuzlukla itham ediyorsanız, gelin arkadaşlar, dokunulmazlıkları kaldıralım. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Rahşan affı var, Rahşan affı! Af kapsamına girdi Rahşan affıyla.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Gelin şöyle yapalım: Sadece Sayın Tayyip Erdoğan ile Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nunkini kaldıralım. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Rahşan affına girdi. Onunla ilgili olanlar Rahşan affına girdi. 99’daki Rahşan affıyla ortadan kaldırıldı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Evet, öyle burada boşuna konuşmak yok. Arkasında durun sözlerinizin.

Bir örnek hatırlatacağım size. Zamanında bir Kuşadası Limanı özelleştirmesi oldu. Ofer diye İsrailli bir iş adamı bu ihaleyi usulsüz bir şekilde aldı. Manşet oldu basına, kamuoyuna. O günlerde Sayın Başbakanın bir günde kendisiyle çelişen üç tane açıklaması oldu. Kendisine soruldu: “Ofer’i tanıyor musunuz?” “Hayır, tanımıyorum.” Öğleden sonra “Belki görüşmüş olabilirim.” Akşamüzeri “Galiba görüştüm.” Bizim başımızda böyle bir genel başkanımız yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Canikli diyor ki: “Biz hiçbir zaman takiye yapmadık.” Takiyenin en büyüğünü bugün Sayın Başbakan yapmıştır. Bugün… Bugün… Sayın Başbakan 17 Mart 2011 tarihinde bedelli askerlikle ilgili şunu söyledi. Bizim teklifimiz bir gün önce açıklanmıştı. “Ben Tayyip Erdoğan olarak böyle bir sorumluluğun altına giremem. Biz kimsesizlerin kimi olarak yola çıktık. Parası olmayan var, garip gureba var. Parası olan askerlik yapmayacak, parasız askere. Ben bunu referanduma götürürüm.” demişti. Bugün Sayın Başbakan ne dedi? “Parası olana 30 bin liraya tezkere, parası olmayan askere.”

Hayırlı olsun. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Bingöl ilimizin Karlıova ilçesinde meydana gelen olayların tespiti amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 22/11/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş olan önergesini oylarınıza sunuyorum…

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, lütfen…

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, ondan önce, bakın, Sayın Konuşmacı Sayın Genel Başkanımıza…

BAŞKAN – Yoklama talebi var, onu yerine getirelim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, hakarette bulunmuştur. Önce ona cevap vermem lazım Sayın Başkan, lütfen… Çok net bir şekilde Sayın Hamzaçebi partimize, Hükûmetimize ve Genel Başkanımıza hakarette bulunmuştur.

BAŞKAN – Yoklamadan sonra söz vereceğim efendim. Yoklama talepleri var.

Buyurun.

III.- YOKLAMA

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Size de öyle efendim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Toprak, Sayın Aslanoğlu, Sayın İnce, Sayın Tanal, Sayın Özcan, Sayın Yüceer, Sayın Aygün, Sayın Çıray, Sayın Tayan, Sayın Akar, Sayın Şeker, Sayın Toptaş , Sayın Düzgün, Sayın Fırat, Sayın Dinçer, Sayın Serindağ, Sayın Özgündüz, Sayın Sarıbaş, Sayın Demir.

Değerli milletvekilleri, yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyoruz.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- Bingöl ilimizin Karlıova ilçesinde meydana gelen olayların tespiti amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 22/11/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum…

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkanım, oylamaya geçmeden…

BAŞKAN – Söz vereceğim efendim.

Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Zafer Çağlayan da kabul etti. Tutanaklara geçsin istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Buldan, kim konuşacak?

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Ayla Akat Ata…

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika, bir açıklama yapacaktınız.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Bir dakikada ne söylenir?

BAŞKAN – Buyurun, bir açıklamanızı yapın, bir dakika.

AYLA AKAT ATA (Batman) – İki dakika Sayın Başkanım, böyle şey olur mu?

BAŞKAN – Bir dakika, daha evvel iki verdim çünkü.

Buyurun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Herkese iki dakika veriyorsunuz Başkan, niye…

BAŞKAN – Herkese iki dakika veriyorum, size verilen bir dakika ilave bir dakika, onun için. Daha evvel iki dakika konuştu.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Niye ilave olsun, 2 farklı konuşmacı 2 defa sataşmış?

BAŞKAN – Lütfen oturun.

Buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması

AYLA AKAT ATA (Batman) – Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Hatibe de tekrar bir açıklama şansı verdiği için teşekkür ediyorum.

BDP’nin boykot sürecinde, yani 12 Eylül referandum sürecindeki boykot tavrı evet, çok tartışıldı ama amacına da ulaştı. Biz ne mevcut statükonun devamından yanaydık ne de sahte demokrasi söylemlerinden yanaydık. Bize bu teklifle gelindiğinde ne “Çayımızı içer, gidersiniz.” dedik ne de “Hiç gelmeyin.” dedik. Oturduk, can kulağıyla dinledik, çünkü Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğuna inanıyorduk. Bunun yeni bir anayasa değişiklik paketiyle de ertelenmemesi gerektiğine inanıyorduk. Bu konuda uyarılarımızı da yaptık. Dosyalarımızı hazırladık hem mevcut düzenlemeye dair hem de daha sonrasında düzenleme içermeyen ama Türkiye’de toplumsal barış ve demokratikleşmeye vesile olabilecek birtakım düzenlemeleri de ekledik. Üstüne de acil bir demokrasi paketi koyduk. Çünkü, toplumsal barış ve demokratikleşme için Anayasa’da bugün güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, bunların hepsi alt hukuk normlarıyla ortadan kaldırılmış durumdaydı. AKP bunların hepsine kulağını tıkadı. Biz dosyayı sunduktan iki gün sonra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Söz hakkını kısarak demokrasi olmaz arkadaşlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ata.

Sayın milletvekilleri, şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, sataşmadan söz talebim vardı, “Oylamadan sonra.” demiştiniz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bitti o.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, biter mi canım, olur mu?

BAŞKAN – Peki, lütfen sataşmaya meydan vermeden…

AYLA AKAT ATA (Batman) – Bir dakika Sayın Başkan.

BAŞKAN – İki dakika.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bir dakika Sayın Başkan.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Bir dakikadan fazla vermeyin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir dahaki sefere emrinizi yerine getiririm!

4.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, partisine sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben beklerdim ki biraz önce anlattığım olaylar yaşanmamış, doğru değil, onun söylenmesini beklerdim. Fakat topu taca atan, biraz da Şark kurnazlığı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yargı karar verecek doğru olup olmadığına.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, ne diyor? “Yargılansın.” Yargılanamaz. Neden? Çünkü 1999’da çıkan, “Rahşan Affı” olarak bilinen Af Kanunu çerçevesinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun bütün bu fiilleri af kapsamına girdi, bütün hepsi af kapsamına girdi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Canikli, o zaman yeni bir kanun  yapalım, Af Kanunu’ndan yararlanmasın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hüseyin Coş nerede, Hüseyin Coş? Nerenin Valisi, onu söyle sen.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hâlbuki, yapılması gereken şudur… Dolayısıyla, bunu bildikleri için “Efendim, gelsin, yargılanalım…” Yargılansa bile mahkûm olmaz. Önemli olan, bu olayın doğru olup olmaması, sizin vicdanınızın bu çerçevede rahat olup olamaması.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Kamu vicdanında mahkûm olur. Siyaset yasağı… Biz güveniyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – SSK, oradaki yetimin haklarının çarçur edilip edilmemesinin tespiti. Önemli olan buydu değerli arkadaşlar. Biz sizden onu beklerdim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yahu yapalım beraber. Niye böyle konuşursunuz? Bizi nasıl böyle suçlarsın?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Demenizi beklerdim ki: “Hayır, bu doğru değil, Kılıçdaroğlu böyle bir şey yapmamıştır.”

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Canikli, yakışmıyor sana ya!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) –  Diyemezsiniz, çünkü hepsi belgeli, hepsi gerçek, sadece “efendim, işte gelin yargılayalım.” Yargılanamaz, çünkü, 1999’da çıkan “Rahşan affı” bütün bunları yargılanamaz hâle getiriyor, bütün bu fiilleri.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hadi, bak bir soru sordu sana, dokunulmazlıkları kaldıralım!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - O yüzden bütün bunlar doğrudur. Sizin vicdanınız rahatsa, ben hiçbir şey demiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sadece bir cümle ilave edeceğim…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani kürsüde, söylenmeyenlerden hareketle Sayın Canikli, bir yorum yapıyor. Ben çok ağır bir iddiada bulundum, bir takiye iddiasında bulundum, cevap vermediğine göre kabul ediyor demektir. Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Tutanaklara geçti, teşekkür ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Sayın Başkan, bakın, ben de çok net olarak söylüyorum: Takiye konusunda uzman olanlar bellidir, bilinir. Hatta öyle bilinir ki, kamuoyu tarafından da bir isim takılmıştır, ben bu noktaya getirmek istemiyordum ama “çarkçıbaşı” ifadesi ne anlama gelir Sayın Başkan ve kim için, hangi lider için verilmiştir ve neden dolayı verilmiştir? Bunu takdirlerinize bırakıyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başbakanın bugünkü tutumu gayet açık takiyedir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, zabıtlara geçti her ikinizin sözleri de. Çok teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin önerisi…

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve kalıcı çözüm yollarının araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, 22/11/2011 Salı günü Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bu birleşimde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 22.11.2011 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                            Mehmet Şandır

                                                                                                                  Mersin

                                                                                                    MHP Grup Başkanvekili

Öneri:

19 Ekim 2011 tarih ve 441 sayı ile “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele, Kalıcı Çözüm Yollarının Araştırılması” amacıyla verdiğimiz Meclis araştırma önergemizin 22.11.2011 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşimde yapılmasını arz ederim.

BAŞKAN – Evet, şimdi bu önerinin lehinde ve aleyhinde ikişer kişiye söz vereceğiz.

İlk söz, lehinde olmak suretiyle Sayın Ruhsar Demirel’in, Eskişehir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun efendim.

Süreniz on dakika.

RUHSAR DEMİREL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisindeki Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz olarak kadına yönelik şiddete karşı mücadelede kalıcı çözüm yollarının araştırılması konusunda vermiş olduğumuz Meclis araştırması hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Toplumsal değişme ve gelişmeye paralel olarak yaşam alışkanlıklarımız da takdir edersiniz ki değişiyor. Değişimler çoğu kere toplumu olumlu yönde etkilese de maalesef bazen olumsuz etkilerini de gözlemliyoruz. Şiddet işte bu olumsuzluklardan biri.

Kadına yönelik şiddet tüm dünyanın kabul ettiği ve önleme konusunda çaba sarf ettiği evrensel bir problem. Ülkemizde gün geçmiyor ki bu konuda sarsıcı bir haber okumayalım ya da fotoğrafını gazetelerde görmeyelim ancak biliyoruz ki maalesef bu yaşananların çok azı hatta -klişe bir deyimle- aysbergin su üzerinde görünen yüzü. Ancak bu olayların bir kısmını sadece “kadına yönelik şiddet” diye tanımlamak da doğru değil. Örneğin, on üç yaşındayken yaşadığı ildeki 26 yetişkin erkeği kendi rızasıyla beraber olmaya ikna ettiği yolunda hüküm verilen kız çocuğunun durumu. Bu, ne çocuğa şiddet, ne kadına şiddet, ne çocuk istismarıdır; bu, insanlık suçu ve hukuk ayıbıdır. Şiddet, güçlüden güçsüze, erkekten kadına, gençten yaşlıya, anneden çocuğa, çocuktan oyuncağına ya da arkadaşına doğru yönlendirilen bir çoğalma içinde toplumumuzda görülmekte.

Kadın ve erkek olmak biyolojik bir tasnif olmakla beraber, hak sahibi olmak ile hakkı kullanmak ve hakkını alabilmek açılarından baktığımızda, kadının eğitim, sağlık, iş, siyasi katılım gibi konulardaki eşitliksiz durumu kadın konusunu sosyal bir problem hâline getirmekte ve aynı sebepler kadına yönelik şiddetin de kaynağını teşkil etmektedir. Sözlüklerimizde bile bugün, kadın “Güzel, şık, hoş.” diye tanımlanırken erkek “Sözüne güvenilir, mert.” diye tanımlanıyorsa toplumsal cinsiyet rolleri bakımından ele alınması gereken çok konumuz, yapılması gereken çok işimiz, alınması gereken çok yolumuz var demektir.

İnsana saygı, eşit yurttaşlık, kadın erkek eşitliği kavramlarını Türk milleti, Hacı Bektaş Veli’den bu yana yüzyıllardır kültürünün zenginliği olarak yaşamıştır. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle Anayasa’mızın 2’nci ve 5’inci maddesinden gelen sosyal hukuk devleti olma sorumluluğuyla devlet, tüm vatandaşlarına sosyal ve ekonomik bütün plan ve programlarda toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bakış açısı ile fırsat eşitliğini temel alacağını taahhüt etmektedir. Türkiye, Kadınlara Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni 1985 yılında imzalamış olmasına rağmen ancak 2002 yılı Ekim ayında yani Milliyetçi Hareket Partisinin hükûmet ortağı olduğu 57’nci Hükûmet döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisinde oylayarak kabul edebilmiştir.

Yöneticilerin ve karar vericilerin en temel görevlerinden biri mevzuat oluşturmaksa diğeri de oluşturulan mevzuatın uygulamaya geçmesine önderlik etmektir. Bu cümleden olmakla size basından bir paragraf okumak istiyorum: “Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, ilköğretim 8’inci sınıflarda okutulan Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi dersi programını yeniledi. Millî Eğitim Bakanı, 3 Ağustos 2011 tarihinde programda yapılan düzenlemeleri onayladı. Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi yani CEDAW yeni müfredattan kaldırıldı.” Basından okuyorum bu paragrafı. Yani, kadına karşı şiddetin her gün giderek ve farklı biçimlerde arttığı bir dönemde CEDAW’ın müfredattan çıkarılmasının, Hükûmetteki ilgili bakanlığın kadına karşı şiddeti önleme konusunda yasa taslağı hazırlayarak hukuki düzenlemeler yaptığını söylediği bir dönemde gerçekleşmesini yüce Meclisin takdirine bırakıyorum.

Bir kısmımızın “döver de sever de” diyerek yaşananları meşrulaştırıp gizlediği, diğer bir kısmımızınsa bilgilendirme adına yapılan haberlerle şiddeti pekiştirip görsel medyayla öğrettiği bir süreçteyiz. Bu nedenledir ki şiddeti önleme konusunda atılacak her adımda medyanın televizyon dizilerinden başlayarak gazeteler ve İnternet sitelerine varana kadar olan her türünün olumlu politikaların uygulanması adına yapılacak çalışmaların içinde yer almasını umut ediyor ve diliyoruz.

Hükûmetin aile içi şiddet sorununa yönelik olarak başlattığı çalışmalar şiddet oluştuktan sonra neler yapılacağı boyutunda kalmış, şiddetin oluşmasını önleyecek projeler geliştirilememiştir. Örneğin, aile yaşamını korumak, desteklemek ve sorunların çözümüne yardımcı olmak amacıyla aile danışma merkezleri açılmaktadır. Teorik olarak bu tür merkezlerin faydalı olacağı şüphesiz ancak Adalet ve Kalkınma Partisinin yerel yönetimlerinde başlattığı bu çalışmalardan bir örneği hepiniz hafızalarınızda şu anda söyleyeceğim cümlelerle tazeleyeceksiniz. İlgili partinin belediyelerinde aile danışmanı olarak görev yaptığını ifade eden ve kendini “muhafazakâr aile danışmanı” olarak tanıtan bir hanımın söylediği sözler:  “Zaten erkeklerin yüzde 85’i aldatıyor. Bu durumda çok eşlilik yasallaşmalı.” Sanıyorum hepiniz hatırladınız. Yani Hanımefendi bu ifadesiyle hem kadınlara hem erkeklere hakaret etmiş ancak sorumluluk mevkisinde bulunanlar bunları görmezden gelmişlerdir. Eğer Bakanlık atayacağı aile danışmanlarıyla ailelerimizi bu türden danışmanlara emanet edecekse bence planını bir kez daha gözden geçirmeli ve bu örnekte de görüldüğü gibi Hükûmet koyduğu hedeflere gidecek yol ve yöntemleri belirlemekte yetersiz kalmakta, kendisine, az önce örneğini verdiğim sözlerin sahibi olan hanımlar gibi aile danışmanlarını atayarak yanlış kılavuzlar seçmektedir.

Hepimiz biliyoruz ki şiddet yalnız aile içinde sınırlı kalmıyor. Örneğin iş yerinde uğranan şiddet yani mobbing ağırlıklı olarak kadınların sorunu. Bu konu Hükûmet tarafından hemen hiçbir zaman gündeme getirilmemekte, ancak kadını istihdamdan çekmek de bir sonuç getirmemektedir.

Son yapılan kanun hükmünde kararnameyle ortaya çıkan bir gerçeği dile getirmek istiyorum. Sağlık hizmetini artık Türk olmayan personel de sunacak biliyorsunuz. Ancak hepinizin bildiği bir başka gerçek var ki eğitim ve sağlık kadınların en çok istihdam edildiği iki alandır. Dolayısıyla, söz konusu kanun hükmünde kararnameye bağlı olarak, işsizlik ya da ekonomik bağımlılıkta da bir şiddet olduğunu hepiniz kabul edeceksinizdir. Dolayısıyla, biz kadınları ileride bu tür şiddetlerin de beklediği bu kanun hükmünde kararname ile gerçekleşmiş oluyor.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Hükûmetin toplumsal şiddeti azaltıcı her politikasının takipçisi, yapacağı her olumlu çalışmanın da yanında olacağımız şüphesiz. Eğitim bir hak, inanç bir özgürlük, vatandaşlık anayasal eşitlik ise, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin hemen her yıl değişen kurallarına rağmen üniversite kazanma başarısını göstermiş, yaklaşık tümü on sekiz yaşın üzerinde yani bireysel karar verme yeterliliğine sahip olan genç kızlarımızın uğradığı psikolojik şiddeti ortadan kaldırma konusunda 2008 yılında vermiş olduğumuz kanun teklifimizin arkasındayız ve Hükûmet gelsin, bu sorunu birlikte çözmeye de hazırız. Kadınların eğitim hakkının ve inanç özgürlüğünün sağlanması konusunda atacağınız her adımın yanında olacağımızı tekrardan söylüyoruz.

Kasım ayı başında, biliyorsunuz ki insani gelişme endeksi açıklandı. İnsani gelişmedeki sıramız maalesef 92’ncilik. İflas ettiği söylenen ülkeler 29’uncu sırada. Türkiye'nin insani gelişmedeki yerini görmek için bir örnek vermek istiyorum: Ermenistan 86’ncı, İran 88’inci, Türkiye 92’nci, ileri demokrasi götürmek istediğimiz Tunus ise 94’üncü sırada. Yani demokrasi, kalkınma, bunlar yalnızca ekonomiyle izah edilir konular değil.

Milliyetçi Hareket Partisinin hedefi eşitlerden oluşan bir ülkedir ve bu eşitliği sağlarken de temel yaklaşımımız, yalnızca istatistikteki rakamlar arası denge değil, öznesini kadının oluşturduğu politikaları gerçekleştirmektir. Milliyetçi Hareket Partisi kadını ülke kalkınmasının ve demokrasinin temel unsuru olarak kabul etmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği erkek değerlerine uyum göstermekle ilgili bir durum değildir; cinsiyet eşitliği, kadınlar ve erkekler için eşit haklara, eşit yükümlülüklere ve eşit fırsatlara dayanan yeni ve eşit ilişkiler kurulması anlamına gelir.

Bildiğiniz gibi, 25 Kasım, Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü. Bu gün nedeniyle partimiz bir çalıştay düzenleyecek ve biz çalıştayımızın adını “Sevdiklerimizin Eliyle Gelen” koyduk çünkü biliyoruz ki kadına yönelik şiddet, maalesef, çoklukla gönül ya da kan bağımız olan insanlar tarafından yapılıyor.

Üzülerek tanık oluyoruz ki Hükûmet, şiddeti önleme konusunda, hâlâ şiddete uğradıktan sonra sağ kalma becerisi gösterebilen kadınlara yönelik düzenleme yapmakla meşgul. Bu cümleden olarak, şiddetle mücadele konusunda toplumsal bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç olduğu mutlaktır. Milliyetçi Hareket Partisinin önceliği, ister kadına yönelik isterse toplumsal şiddet olsun, şiddetten sonra ne yapılacağından önce, şiddetin nasıl azaltılacağı ve nasıl önleneceği yolunda yapılacak çalışmalara katkı vermektir.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Aleyhte konuşmacı Sayın Tülay Kaynarca, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddete karşı mücadelede kalıcı çözüm yollarının araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesi hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kadına yönelik şiddet, dünyanın her bölgesinde olduğu gibi, ülkemizde de varlığını sürdürüyor. Şiddet kadınları en temel haklarından mahrum etmekte ve kadınların sağlıklarını olumsuz yönde etkilemekte olan önemli bir sorundur.

Kadına yönelik şiddet, fiziksel olarak görüleceği gibi ekonomik, sosyal, sözel, psikolojik ve cinsel olarak da farklı şekillerde görülebilir. Her ne şekilde olursa olsun şiddet, cahiliye dönemlerini çağrıştıran bir kavramdır ve şiddetin her türlüsü cehalettir. 

Din, kültür, coğrafya ayrımı yaparak, bazı ülkelerin, bazı halkların demokrasiyi hak etmediğini düşünenlere, bazı ülkeler için demokrasinin erken olduğunu iddia edenlere en güzel cevabı Türkiye veriyor diye düşünüyorum. Kendi iç dünyalarına kapananlara, dünyanın geri kalanını, yeryüzündeki dramları görmeyenlere, Türkiye’nin sesi, Türkiye’nin haykırışı en güzel karşılığı oluşturuyor. Özellikle Türkiye’nin kadınları, İslam ile demokrasinin, gelenek ile modernliğin bir arada var olabildiğini, güzel bir sentez oluşturabileceğini bugün tüm dünyaya somut şekilde gösteriyor.

Türkiye demokratik, laik, sosyal bir devlet olarak bölgesel etkinliğini artırırken, Türk kadınları hayatın her alanında sergiledikleri üstün performansla  üstlendikleri rolleri bütün dünyaya gösteriyorlar. Bir de bu açıdan bakmak gerektiği için bu cümleleri ifade ediyorum.

Anayasanın 17’nci maddesinde belirtildiği gibi “Kimseye işkence ve zulüm yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.” Türkiye’de kadına yönelik aile içi şiddet araştırma sonuçları var elimizde ve Türkiye genelinde kadınların yüzde 39’u ne yazık ki hayatlarında en az bir kere şiddete, yüzde 15,3’ü cinsel şiddete, yüzde 43,9‘u ise duygusal şiddete maruz kalmış. Araştırma sonuçlarına göre kadına yönelik şiddet eğitim düzeyi ve refah düzeyi düşük ailelerde yoğun bir şekilde… Sadece Türkiye değil dünya gerçeği bu aynı zamanda ve sadece eğitim görmemiş olan ve fakir ailelerde değil tam tersi eğitim düzeyi yüksek olan ailelerde de bunun görüldüğü araştırma sonuçlarında bize ifade ediliyor. Bugün artıyormuş gibi lanse edilen, AK PARTİ’nin iktidara geldiği tarihe kadar şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki şiddetle ilgili istatistik tutulmamıştır ve gerçek, reel ifadeler olmadığı için de bugün farklı lanse edilmektedir. Oysa bugün şiddetle ilgili tüm reel ifadeler, reel gerçekler önümüzdedir ve istatistik olarak önümüzde vardır.

Muhalefetten de medyadan da bu meseleyle ilgili olarak sorumlu yaklaşım bekliyor ve istismar değil, dayanışma ve sorumluluk duygusuyla şiddeti en aza indirebileceğimizi düşünüyorum. Nitekim Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonumuzda geçen hafta alt komisyon oluşturduk. Bu konuda ve bu alt komisyonda “Kadın ve Medya, Medyada Kadın” alt başlığıyla komisyon çalışmalarına devam edecek yani medya içeriğindeki kadını da araştıran bir alt komisyon çalışması yapılacak. Biliyorsunuz diğer bir alt komisyon çalışması da yine kadınla ilgili hukuksal düzenlemelerle ilgiliydi, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuyla ilgili.

Türkiye’de özellikle kadına yönelik şiddetin önlenmesi için tedbirlerin güçlendirilmesine çalıştığımız kamuoyunun malumudur. Acil sorunlar karşısında kadınlarımızı koruma mekanizmalarını harekete geçiriyor, onları öncelikle kendi rızaları doğrultusunda koruma altına alıyoruz. 

Kadına yönelik şiddetin ülkemizin baş edilmesi gereken çok önemli bir sorunu olduğunun bütün kesimlerce fark edilmiş olması olumlu bir gelişmedir. Bu gerçekten sevindiricidir çünkü partiler üstü bütün etkinlikler o anlamda çok değerlidir.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde toplumsal duyarlılığın yaratılması için en önemli destekçimiz olan medyanın bu konuları dile getirirken daha duyarlı davranması gerektiğinin da altını bu başlıkta yeniden çizmek istiyorum. O ifade ettiğim alt komisyonda Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonumuzun alt komisyon başlığı da bu nedenle “Medya ve Kadın” olmuştur.

AK Parti iktidarları döneminde bu Mecliste kurulan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulması kadına verilen önemin de en önemli göstergelerindendir.

Yine partimizin kadına bakış açımızı diğer partilerden, toplumun diğer kesimlerinden çok farklı kılan kadın erkek arasında feminist düşüncenin yarattığı felsefi inancın, çatışma ortamının yaratılmasından yana değiliz. Niye? Çünkü biz kadın ve erkeğin birbirinden ayrılmaz birer parça olduğu ve birbirini tamamladığı inancındayız.

Birçok siyasi partinin tüzüğünde kadın kontenjanı vardır ama bizde yoktur AK PARTİ’de. Niye? Kadın kotasını kadına hakaret olarak addederiz. 

Bilindiği gibi 5840 sayılı Kanun’la kurulmuş olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de can yakıcı bir sorun olan kadına yönelik aile içi şiddet konusunu gündemine almış ve bu konuda birçok alt komisyon oluşturmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu konu bu kürsüde yıllardır gündeme getirildi. Bu konunun gündeme getirilmesinden ziyade artık bu tartışmaların neticesi daha önemlidir diye düşünüyorum.

Bu noktada önemle ifade etmek durumundayım ki, Hükûmetimiz kadın onurunu koruyan birçok uygulama getirmiştir. Bu yüzdendir ki, on yıldan beri katlanarak kadın desteğini almaktadır. 

Mesela 1 Ekim 2010 yılında yayınlanan Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık genelgesi, kadınların sosyoekonomik konumlarını güçlendirmiş, toplumsal yaşamda kadın erkek eşitliğinin sağlanması, sosyal kalkınma amaçlarına ulaşabilmesi için kadın istihdamının artırılmasını sağlamıştır. Sadece bu değil, kadına yönelik birçok yasal düzenlemeye imza atılmıştır gerek Türk Ceza Kanunu’nda gerek Medeni Kanun’da gerek İş Kanunu’nda ve anayasal düzenlemelerde kadınımızın daha güçlenmesi, ekonomik anlamda, bireysel anlamda güçlenebilmesi adına birçok yasal düzenleme yapılmıştır. Nitekim adı geçen önergede de bu ifade edilmektedir ama uygulamada yaşanan aksaklıklarda bundan sonraki süreçte mutlaka gereği yapılmalıdır.

Kadınlara yönelik aslında ben en son şunu ifade ederek cümlelerimi toparlamak istiyorum. Bu önergeye “Hayır” dememizin diğer bir nedeni de şudur ki: Hem şu anda İnsan Hakları Komisyonunun alt komisyonunda Ülker Güzel Hanımefendinin Başkanlığında yine kadına yönelik şiddetle ilgili bir alt komisyon çalışması vardır. Bir önceki döneme baktığımızda, 23’üncü Dönem çalışmalarına baktığımızda da Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun alt komisyonu olarak yine kadına yönelik şiddetle ilgili bir çalışma yapıldığını, bu çalışmanın raporlandırıldığını ve bu raporun da önümüze bir ışık tuttuğunu görebilmekteyiz.

Son olarak bu Mecliste kurulan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonumuzun ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın son derece hassas davranarak ortaya koyduğu çözüm politikalarına inandığım için bu önergeye destek vermeyeceğimizi belirtmek istiyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Niye karşısınız, onu anlamadım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaynarca.

Şimdi, üçüncü konuşmacı, lehinde olmak suretiyle Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce.

Buyurun Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum sayın milletvekilleri.

Kadına şiddet, sokakta şiddet, okulda şiddet, Mecliste şiddet. Ben şimdi sizlere bir milletvekiline uygulanan siyasal şiddeti, yargısal şiddeti açıklayacağım.

Seçimlerden on yedi gün önce Sakarya’nın Pamukova ilçesine gittim. Orada esnafı gezerken -yanımızda da bir ses düzenli araç vardı- vatandaşa doğaçlama bir şekilde hitap ettim. Şimdi size polis tutanağını okuyorum…

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Erkek mi kadın mı?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sana ne! Sana ne! Terbiyeli ol!

BAŞKAN – Lütfen Sayın İnce, devam edin.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi size polis tutanağını okuyorum: “25/05/2011 tarihinde, saat 13.45 sıralarında CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, ilçemiz Cumhuriyet Meydanı’nda, daha önceden izin alınmaksızın, yanında CHP ilçe yöneticileri ve Sakarya milletvekili adaylarıyla birlikte saat 14.15’e kadar meydanda ve çevrede toplanan halkla iktidarın icraatlarını eleştirmek suretiyle, mikrofondan propaganda sırasında, meydanda minibüslerinin trafiği olumsuz yönde etkilediği, trafik akışını engellediği, konuşmacı olarak sadece Muharrem İnce’nin konuşma yaptığı, konuşmasının iktidarı eleştirir nitelikte olduğu tespit edilmiştir.” (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Yani kutluyorum, kutluyorum, eleştiriyi yaptığımı tespit etmişler. Trafik akışını engellemişim. Suçum büyük!

Şimdi, bu tutanağa göre fezleke hazırlayan ve dokunulmazlığımın kaldırılmasını isteyen savcıyı kutluyorum huzurlarınızda.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hadi, kaldıralım!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Muhalefet yaptığımı, iktidarı eleştirdiğimi tutanağa yazmışlar. E, ben ne yapacaktım? İktidara yağcılık mı yapacaktım?

Şimdi, bir başka iddianamede ise, yine adım geçiyor, Türkiye’de özelleştirmeyle satılan arazileri, fabrikaları göstermişim, orada da diyor ki: “Hükûmeti yıpratıcı faaliyetlerde bulunuyor Muharrem İnce.”

Şimdi, savcılara sesleniyorum milletin kürsüsünden: Ben iktidarı yıpratmak istemiyorum, ben iktidarı yıkmak istiyorum. İktidarı değiştirmek istiyorum, yerine yeni bir iktidar kurmak istiyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) O iddianamelerinizi adam gibi yazın. O iddianamelerinizi doğru düzgün yazın. Ne demek iktidarı eleştiriyor, iktidarı yıpratıyor? Ben o iktidarı yıkmak istiyorum, yıkmak! Ey savcılar, bunu duyun diyorum.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Ona vatandaş karar veriyor, senin gücün yetmez ona.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Bunun yolu sandık. Sandıktan çıkamayınca ne yapacaksın?

AHMET YENİ (Samsun) – Millet kararını vermiş.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi, benim suçum muhalefet yapmak. Şimdi benim dokunulmazlığımın kaldırılmasıyla ilgili bir dosyam oldu artık. Dokuz yılın sonunda benim de bir dosyam var.

Başka kimlerin var? Başkalarına isnat edilen suçlarsa şunlar: Özel evrakta sahtecilik, Devlet İhale Kanunu’na aykırılık, görevi kötüye kullanmak, ihaleye fesat karıştırmak, evrakta sahtecilik ve kamu kurumlarını dolandırmak, zimmet, nitelikli zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmî evrak ve kayıtlarda sahtecilik.

Şimdi benim adımla bu isnat edilen suçlarda olan adlar aynı yere yazılacak. Benim buradan, bu utanç verici durumdan kurtulmam gerekiyor. Ben o kişilerle aynı listede anılmak istemiyorum. Fezleke bana cuma günü geldi. Şu anda milletin kürsüsünde, milletin gözünün önünde dokunulmazlığımın kaldırılmasını istiyorum. Ben diyorum ki: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazdığım dilekçe -yüreği olan AKP’li milletvekiline sesleniyorum- bu dilekçeyi buraya bırakıyorum, alın bu dilekçeyi Meclis Başkanlığına verin, işleme koyun, parmaklarınızı kaldırın, dokunulmazlığım kalksın, ben yargılanayım, o ayıptan kurtulayım. Birincisi bu. (CHP sıralarından alkışlar)

İkincisi şu: Pamukova Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosu, Kabahat Bürosunun Meclise gönderdiği fezleke. Milletin kürsüsünden bu fezlekeyi yırtıyorum, ben böyle bir fezlekeyi tanımıyorum, bu fezlekeyi yırtıyorum. Tanımıyorum böyle bir fezlekeyi ben. Ben iktidarı eleştirmeyeceğim de ne yapacağım? Yağcılık mı yapacağım iktidara ben? “İktidarı yıpratıyor.” diyor, “İktidarı eleştiriyor.” diyor, “Konuşmalarının iktidarı eleştirir nitelikte olduğu tespit edilmiştir.” diyor. O savcılara sesleniyorum, ben o fezlekeyi bu milletin kürsüsünden yırttım, o fezlekeyi tanımıyorum, siz de gelin gereğini yapın diyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, yine bir başka konu: Sayın Başbakan bugün hemen yandaki salonda bir konuşma yapıyor, diyor ki: “CHP’nin temsilcisi…” Beni kastediyor.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Başbakan seni muhatap almaz.

MUHARREM İNCE (Devamla) – “Halife Abdülmecit ile Padişah Abdülmecit’i bile bilmiyor.” diyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biliyorsun ama, seni kastetmiyor.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ben söyledim onu burada da ondan. O davetiyeleri ben gönderdim.

Ha Halife Abdülmecit ha Padişah Abdülmecit. Ortada bir davetiye var, ikisinin de Abdülmecit olduğu kesin. Ama Başbakana şunu söylüyorum: Sayın Başbakan, sen Türk Dil Kurultayında Faruk Nafiz Çamlıbel ile Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı karıştırmıştın, hatırlıyor musun?

Başbakana bir şey daha söyleyeceğim: Benim karıştırmam normal çünkü ben candan konuşuyorum, sen camdan konuşmana rağmen iki şairi birbirine karıştırdın, buna ne demeli?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayıp, ayıp.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi, bir başka konu: Değerli arkadaşlarım, bakın, İzmir’de AKP İktidarının bir başka uygulamasıyla karşı karşıyayız. Şu anda İzmir’de 52 vergi denetmeni, 5 Sayıştay denetmeni, 2 mülkiye müfettişi ve onlarca bilirkişi var. İzmir’i ele geçirmek için, bir zamanlar pasaklı bir çocuğa benzettiğiniz İzmir’i ele geçirmek için, “gâvur İzmir” diye nitelendirdiğiniz İzmir’i ele geçirmek için bunları yapıyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 52 kişiyle mi?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sandıkta İzmir’i alamadınız, savcıyla İzmir’i almak istiyorsunuz, baskıyla İzmir’i almak istiyorsunuz. Polisle, faşist yöntemlerle İzmir belediye çalışanlarını teslim alabilirsiniz ama çağdaş İzmir size asla teslim olmayacaktır.

Şimdi, ben sizlere konuşmamın ortasında yaptığımı konuşmamın sonunda bir kez daha tekrar ediyorum: Bakın, Sayın Canikli, Genel Başkanımıza da -geldin az önce- burada bir sürü şeyler söyledin.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Bu anlattıklarınız kadına şiddeti mi içeriyor Sayın İnce?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bak, bunun yolu var, bunun yolu var Sayın Canikli. Bunun yolu şu: Bak, ben sana söz veriyorum Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına. Söz, yarın 135 milletvekilinin 135’inin de dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili dilekçeleri Meclis Başkanlığına veririz. Senin yüreğin var mı? Senin yüreğin var mı?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Muharrem Bey, amacı gerçekleştirmiyor. Ben başka bir şey söylüyorum. Ben diyorum ki: Senin için rahat mı? “Senin için rahat mı?” diyorum ben sana. (CHP sıralarından “Bir daha sor.” sesi)

MUHARREM İNCE (Devamla) –  Bak, duymadıysan bir daha sorayım: Ben yarın Genel Başkanımızın dilekçesini getiririm.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Kılıçdaroğlu’na sor, içi rahatsa mesele yok.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Arkadaşlarımın tümüne kefilim, 135 kişiye.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yargılanması mümkün değil ki.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bak, benimkisi burada. Benim burada.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Şimdi verelim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Rahşan affıyla affa uğramış, boş ver, onları geç sen.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi, şimdi, hepimiz, hep beraber bütün dokunulmazlık dilekçelerimizi veririz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani kabul ediyorsunuz Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaptığını, için rahat mesele yok o zaman.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bak, bunu yapamayacağınızı biliyorum. Siz bunu yapamazsınız, 550 kişi için bunu yapamazsınız, yapmazsınız.

İşinizi kolaylaştırayım. Hadi Karma Komisyonda, şurada, burada işimiz çok olmasın. Madem böyle suç isnatlarınız var.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Süresi biten yargılanıyor bak, süresi biten yargılanıyor.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bak, o zaman şöyle yapalım. Bak, şöyle yapalım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Zaman aşımı yok, süresi biten yargılanıyor biliyorsun.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sayın Canikli, Sayın Canikli…

BAŞKAN – Lütfen Meclise…

MUHARREM İNCE (Devamla) – Siz Sayın Başbakanın vekilisiniz ben de Sayın Kılıçdaroğlu’nun vekiliyim. Bak, ben Sayın Kılıçdaroğlu adına açıklıyorum. Yarın Sayın Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlık dilekçesini Meclis Başkanlığına verecek cesaretim ve gücüm benim var, senin var mı? (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Peki, Rahşan affı ne olacak? Rahşan affını geriye getirebilir misin? Senin Rahşan affını geriye getirme yüreğin var mı? Geriye getirebilir misin? Eleştirsene! Yok desene, söylediklerini inkâr etsene!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Peki, Sayın Canikli, ikimiz de grup başkan vekiliyiz. Bak, ikimiz de grup başkan vekiliyiz. Savcı dalga geçiyor Meclisle! Savcı Meclisle dalga geçiyor! Bir milletvekiline, muhalefet milletvekiline “Hükûmeti eleştiriyorsun” diye dava açıyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yargıya hiç kimse müdahale edemez!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Kim oluyor o savcı? Kim oluyor o savcı? Hükûmeti eleştirmişim, hakaret etmemişim. Oraya da yazmış “eleştirmiş” diye.

Bak, ben yargılanmak istiyorum. Bak, sen benim grup başkan vekili arkadaşımsın. Sen bir başka partinin grup başkan vekilisin, ben başka.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Muharrem Bey, dönem sonuna kadar bekleyin. Dönem sonuna kadar sabredin. Zaman aşımı bitmiyor, kaybolan bir şey yok!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Dilekçemi buraya bırakıyorum, al bunu Meclis Başkanlığına ver.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İnce, teşekkür ederim, süreniz doldu.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, evet…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı şahsıma ve grubuma yönelik olarak çok ağır ithamlarda bulunmuştur. Sataşmadan söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.

İki dakika lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, şahsına ve grubuna sataşması nedeniyle konuşması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Değerli arkadaşlar, bakın…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hadi, hadi! Hadi, görelim yüreğini!

BAŞKAN – Lütfen, lütfen…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, sen Meclis Başkanı…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Daha söze başlamadı kardeşim, daha söze başlamadı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hadi oradan!

BAŞKAN – Hep sen mi konuşacaksın yani!

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Başkan, ilkokul mu yönetiyorsun!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Meclis Başkanlığı yap!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Niye oraya müdahale etmiyorsun! Niye AKP’ye müdahale etmiyorsun!

BAŞKAN – Bırak ya, otur!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bağımsız Meclis Başkanlığı yap! Avukatlık yapma!

BAŞKAN – Daha söze başlamadı ya! Ha siktirin!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ben hâlen… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Beyler, değerli arkadaşlarım, arkadaşınız konuşurken bağırıyorsunuz, karşı taraf konuşurken bağırıyorsunuz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Niye oraya müdahale etmiyorsun!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Meclis Başkanlığı yap!

BAŞKAN – Lütfen sükûnet içinde dinleyin. Özellikle zatıaliniz her gün bağırıyorsunuz! Her gün! Her celsede! Ayıptır!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Rahatsız mı oldun?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar…(CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Susun da dinleyelim, lütfen… Konuşacaksanız kürsüye, lütfen… Lütfen…

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, Sayın İnce’ye buradan çok net bir soru soruyorum: Çıkıp biraz önce benim…  “Sayın Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürü olduğu döneme ilişkin o olaylar doğru değildir, gerçeği yansıtmıyor.” diyebilir misiniz?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Deriz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Söylerim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Deriz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, deriz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Çıt yok. Diyemezler değerli arkadaşlar.

Bakın, ben başka bir şey söylüyorum Sayın İnce, siz başka bir şey söylüyorsunuz. Yani, burada şu anda fezlekesi bulunan tüm arkadaşlar zaman aşımı işlemediği için, biliyorsunuz, buraya geldiği anda dosyalar zaman aşımı işlemez, gerçek anlamda bir dokunulmazlık değil o, süresi bittiği zaman, milletvekilliği sona erdiği zaman yargılanıyor.

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Kanunu öğretme, gereğini yap.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın, burada şunun altının tekrar çizilmesi gerekiyor: Burada sonuç alınması mümkün olmayan, biraz önceki açıklamalarım çerçevesinde yargıya gittiği zaman hepsi beraat edecek Sayın Kılıçdaroğlu’yla ilgili.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Zaman aşımı işlemez diyelim Sayın Canikli. “Zaman aşımı işlemez.” diye madde koyalım oraya.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -  Neden? Çünkü, olayların işlendiği, olayların meydana geldiği tarihten sonra hepsini kapsayacak bir tarzda af çıktı değerli arkadaşlar, hepsini kapsıyor, potansiyel tüm suçları kapsıyor. O yüzden, çıkıp burada “Efendim, bizim dokunulmazlığımızı kaldırın, biz yargılanalım.” demenin hiçbir anlamı yok, geçerliliği yok.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Siz de kaldırın o zaman.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Önemli olan vicdanınız Sayın İnce, vicdanınız. Ben sizin vicdanınıza güveniyorum.

Bakın, gerçekten söylüyorum. Çıkıp burada diyebilir misiniz ki…

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Sayın Canikli, gereğini yap, gereğini.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bir daha eleştirmeyeceğim, bir daha bu konuyu açmayacağım. “Sayın Kılıçdaroğlu’nun o dönemdeki bu icraatları olmamıştır, bunlar doğru değildir. İhaleleri istediğine vermemiştir, 23 katına çıkmamıştır. (CHP sıralarından “Doğru değil” sesleri) SSK’lı emeklinin hakkı yenilmemiştir.” deyin, ben bütün sözlerimi geriye alacağım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Canikli Grubumuzun Başkanına, Genel Başkanımıza sataşmada bulunmuştur.

Söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Başkan, nereye varacak bunun sonu? (CHP sıralarından gürültüler)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ona söz verdiniz, buna da verin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye…

Buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bana da söz verin, kürsüde konuşayım.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekiliniz söz istiyor, siz oturun lütfen.

Buyurun, iki dakikada lütfen.

Lütfen sataşmaya meydan vermeyelim.

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Genel Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Canikli oradan size ekmek çıkmaz, boşuna uğraşmayın. Şimdi, burada ona cevap vermediniz.

Şimdi, Sayın Canikli gayet iyi biliyor ki, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Müdürlük döneminde yasa dışı hiçbir şeyi olmamıştır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben aksini biliyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Evet, hiçbir şeyi olmamıştır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ben aksini biliyorum; affa uğramış.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Devlet elinizde, müfettişler elinizde. Bunları her zaman gidip soruşturabilirsiniz, her zaman yapabilirsiniz. Yeni dosyalar bulabilirsiniz ama bulamıyorsunuz.

90’lı yıllar, siz söylemiyor musunuz enflasyon yıllarıdır. Siz söylemiyor musunuz rakamların aşındığı yıllardır.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bak belge!.. Daha neler var burada, daha neler!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Rakamların aşındığı yıllardır. Siz gidin Yüksek Denetleme Kurulu raporlarına bakın. Orada bir travers şirketinin, Sayın Başbakanın yakınları olan travers şirketinin almış olduğu davetiyeli ihalelere bakın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Af çıkmadı!

 MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – İhalesiz, rekabet ortamı olmaksızın yapılan ihalelere bakın. KİT Komisyonunun gündeminde; görüşülmesini engelliyorsunuz.

Bakın, Sayın İnce’nin söylediğine ve benim biraz önce ilk söylediğime tekrar geliyorum. Böyle potansiyel yolsuzluk dosyaları söz konusu değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına intikal etmiş savcılık talepleri var Sayın Başbakan hakkında, sizin grubunuzdaki çeşitli milletvekilleri, bakanlar hakkında. Somut yolsuzluk dosyaları, iddialar tabii ki..

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın bir tanesi büyükşehir genel sekreteri. Milletvekilliği bitti beraat etti.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) -  Zimmet, ihtilas, kalpazanlık, sahte bilet.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Siz de çok iyi biliyorsunuz hepsi beraat etti.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, çok ağır iddialar. Yani bu iddialarla beraber yaşamayı siz kendinize yakıştırıyorsanız, sindiriyorsanız söyleyeceğim bir şey yok.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğü dönemi bütün yolsuzluklardan ari, gayet saydam, gayet düzgün bir Genel Müdürün dönemidir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sizinle ilgili efendim.

BAŞKAN – Efendim?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sizinle ilgili.

BAŞKAN – Benimle ilgili ne konuşacaksınız?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Az önce, şu anda İnternet’te, ben konuşurken sizin mikrofonunuz açık olduğu için görüntülere yansıyan, biz bu kalabalıktan anlayamıyoruz fakat izleyenler sizin bir konuşmanızı… Şu anda İnternet’te onlarca yorum var.

BAŞKAN – Ne konuşmam?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sizinle ilgili.

BAŞKAN – Lütfen söyleyin.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sizin orada sinkaflı bir söz söylediğiniz ve bu…

BAŞKAN – Hayır, hayır böyle bir şey yok. Hayır, böyle bir şey yok.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bir dakika… Şimdi görüntüleri istettim; geliyor görüntüler.

BAŞKAN – Gelsin efendim, zabıtlarda da vardır. Böyle bir şey yok.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, bakın, şu anda büyük gazetelerdeki köşe yazarları bile, Twitter’da, Facebook’ta bu konuda yorumlar yapıyorlar.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Ne çabuk ya? Ne çabuk?

MUHARREM İNCE (Yalova) - Az önce…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tutanaklarda var mı?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Daha beş dakika geçmedi, ne çabuk?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen tanınmayan bir milletvekili olduğun için seni fazla izleyememiş olabilirler.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Tutanaklara bakalım.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Ne çabuk?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Şu anda, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın İnce, bir saniye… Zabıtlarda varsa, ben…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, bir dakika…

BAŞKAN – Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, şimdi, görüntüleri istettim ben.

BAŞKAN – Evet.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Şimdi, arkadaşlarımız, stenograflar bunu duymamış olabilirler fakat takdir edersiniz ki televizyonu izleyen kişi bizden çok daha net duyuyor konuşmaları.

BAŞKAN – Evet, efendim.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Öyle yani, bunu hepimiz biliyoruz, bütün milletvekilleri bilir bunu.

BAŞKAN – Evet…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sizin ağzınızdan böyle bir şey çıktığını, çok farklı vilayetlerden, çok farklı kesimlerden, İnternet’te yorumlar yapılıyor. Bunu bilgilerinize sunuyorum. Umarım böyle bir şey yapmamışsınızdır diye düşünüyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tutanaklarda var mı?

BAŞKAN – Ben de umarım. Böyle bir şey olduysa özür diliyorum, böyle bir şey yapmadığımı zannediyorum, özür diliyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Hayır, Sayın Başkan, ben, sizin öyle bir şey yapmamanızı umuyorum ama yapmışsanız özürle kapatılacak gibi bir şey değil.

BAŞKAN – Tamam efendim, tamam.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Bunu da bilgilerinize sunuyorum.

BAŞKAN - Geldiğinde gereğini yaparsınız, idam edecekseniz de.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Hayır, size verecek sözüm yok.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Söz istiyorum. Tokmağı aldınız, bana saldırdınız oradan.

BAŞKAN – Bir saniye efendim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Söz istiyorum Sayın Başkan. İç Tüzük’e göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Şu anda, efendim, bir görüşme yapıyoruz. Bu görüşmede de söz Sayın Sebahat Tuncel’in, aleyhte olmak üzere, on dakika. (BDP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Tokmağı aldınız, saldırdınız Sayın Başkan, söz istiyorum, İç Tüzük’e göre.

BAŞKAN – Sonra, 60’a göre söz istiyorsanız söylersiniz.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Şimdi, Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili, konuşması sırasında, KİT Komisyonunda raporların görüşülmesinin engellendiği noktasında iddiada bulundu. KİT Komisyonu Başkanı sıfatıyla söz istiyorum.

BAŞKAN – Biraz sonra vereceğim. Teşekkürler.

Buyurun Sayın Tuncel.

VII.- ÖNERİLER  (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve kalıcı çözüm yollarının araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, 22/11/2011 Salı günü Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bu birleşimde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu önergenin aleyhine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, buradaki bu tartışmada, kadına yönelik şiddet tartışmasında, Türkiye toplumunun, özellikle kadınların büyük beklentisi olan ana muhalefet partisinin, bu gündeme dair bir şey söylemeden gündemi başka bir şeye çevirmesi konusundaki rahatsızlığımızı ifade etmek isteriz. Anlaşılan o ki -bilerek ve isteyerek sataşmada bulunuyorum şimdi- AKP ve CHP, bugün gündeme gelen konuların örtbas edilmesi konusunda anlaşmışlar, ikisi de aslında biraz önce grubumuzun ortaya koyduğu önerge konusunda da, şimdi kadına yönelik şiddet konusunda da konunun tartışılmaması konusunda iyi bir düello yapıyorlar. Burası sanki bir sınıf ve sınıfta yaramaz çocuklar var gibi kendi çözemedikleri sorunları buradan şey yapıyorlar, bunu bir kez daha eleştirerek başlamak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, Kadına Yönelik Şiddet Haftası dolayısıyla bugün kadın örgütleri, kadınlar konusunda duyarlı olan birçok çevre sokaklarda kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda mücadele ediyor. Bu mücadele sayesinde bu Parlamentoda da önemli değişiklikler yapıldı kadına yönelik şiddet konusunda. Yapılan bu yasal değişiklikler ne yazık ki sorunun çözümünü getirmedi, hâlâ uygulamada çok ciddi sorunlar var. Eğer AKP Hükûmeti döneminde kadına yönelik şiddet bütün yasal düzenlemelere göre, biraz önce Sayın Hatibin burada övünerek yaptığı düzenlemelere göre hâlâ yüzde 1.400’lere varıyorsa, hâlâ kadınlar öldürülüyorsa, kadın yönelik şiddet konusunda engelleme yapılmamışsa burada bir sorun var demektir. Tam da sorun buranın tablosu, biraz önce de gördüğümüz tablo, erkek egemen zihniyet. Aslında bu kürsüde de erkekler kendi durduğu noktadan “Bugün de bu konuyu nasıl gündem dışı bırakırlar, nasıl kendi gündemini tartışırlar, nasıl olur da kadınlar burada tartışılmaz, eşitlik politikalarını nasıl ortadan kaldırırız”ın kavgası içerisindeler. O yüzden, burada başlamak zorundayız. Eğer kadın erkek eşitliği olmasa bu ülkede gerçek anlamda şiddet devam edecektir. Eşitsizliğin getirdiği nokta şiddettir. Bunun birçok şeyi var, özel alanda oluyor, kamusal alanda oluyor, sokaklarda oluyor, siyasal alanda şiddet oluyor. Yıllardır feministler “Özel alan politiktir.” diye mücadele ettiler, özel alandaki sorunların, şiddetin görünür kılınması için mücadele ettiler, bugün önemli bir noktaya gelindi. Yine siyasal şiddet, burada da görüyoruz aslında, her gün grubumuz yaşıyor ama siyasal olarak kadınlara yönelik siyasal şiddeti en çok da bu ülkede muhalif olan demokratik, sol, Kürt kadın siyasetçiler yaşıyor. “KCK” adı altında yürütülen operasyonlarda 400’e yakın kadın siyasetçi şu an cezaevinde. Bugün 2 tane seçilmiş kadın milletvekilimiz hâlâ cezaevinde. Prof. Büşra Ersanlı daha iddianamesi hazırlanmadan, AKP tarafından, bu kürsüde suçlu bile ilan edildi. İşte siyasal alanda da gelinen durumda bu noktadayız. Aslında, kadın politikasının Türkiye’de neden görünür olmadığının nedeni bu. Bu konuda bir zihniyet değişimi var.

Bakın, burada grubu bulunan bütün partilerden milletvekilleriyle İsveç’te bir programa katıldık. AKP de, CHP de, MHP de vardı, biz de vardık. Orada kadına yönelik şiddet konusunun, kadın eşitlik politikalarının ne kadar önemli olduğunu oradaki refah düzeyiyle, kadının gelişmişlik düzeyiyle, kadına yönelik şiddetin işte yüzde 3’lerde olması sürecinde ne kadar önemli olduğunu gördük. Bunun için zihniyet değişimine ihtiyaç var.

Ama kadın erkek eşitliğine inanmayan, bunun politikasını yapan bir Hükûmet, yine kota konusunda -yine bu kürsüde biraz önce söyledi- kotaya inanmayan, kotanın yasal güvenceye kavuşmasını istemeyen bir Hükûmet nasıl olur da kadın erkek eşitliği konusunda, kadına yönelik şiddet konusunda adım atabilir? Mümkün değil. O yüzden uygulamada bu sorunlar çıkıyor, o yüzden kadına yönelik şiddeti engelleyemiyoruz. Her gün eşi, sevgilisi tarafından, bilmem kim tarafından erkek şiddetine maruz kalıyor.

Bir diğer şiddet boyutu daha var LGBT örgütlerine yönelik. Bunlar hiç konuşulmuyor bile. Bu şey de nasıl homofobik bir yaklaşım var, herkes bilir. Her gün trans bireyler katlediliyor. Niye? O geleneksel yaklaşımla alakalı bir durum. Şiddet politikasını ortadan kaldırabilmek ancak ve ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamakla, bunun da mücadelesini vermekle başlar. Bu kürsüde bunun kavgasını yürütemeyiz. Biz BDP’li kadınlar olarak biliyoruz, cinsiyet eşitliği politikasının ne kadar zor olduğunu biliyoruz, kendi deneyimimizden biliyoruz. Eminim ki buradaki siyasi partilerdeki kadın vekiller, kendi erkek arkadaşları ile erkek vekillerle aynı sorunları yaşıyor. Çünkü erkekler, geleneksel olarak hâkim oldukları, kendilerini haklı gören yaklaşım içerisinde kadınlara söz hakkı bile tanımıyor. Bir çerçeve çizmiş durumda, o çerçeveye uyuyorsanız iyi kadınsınız, değilseniz fenasınız; hatta bu ülkenin Başbakanının tabiriyle canisinizdir. Eskiden de kadınlara böyle hitap edilirdi. Şimdi bu politikaları nasıl değiştireceğiz? Buradaki tiyatro sahnesiyle mi! Zihniyeti değiştirmek durumundayız, aksi takdirde, gerçek anlamda eşitlik politikaları yaşama geçmediği sürece buradan bir şey olmaz. Bu hepimizin sorunu, siyasi partiler üstü bir sorundur, hele biz kadınların sorunudur. Biz bunu en çok nerede yaşıyoruz? İşte fabrikalarda yaşıyoruz, sokakta yaşıyoruz, Van depreminde yaşadık, siyaset yaptığımız alanlarda yaşadık, her yerde ayrımcı politikalarla karşı karşıya geliyoruz. Buna karşı mücadelemizi yürütüyoruz, yürütmeye de devam edeceğiz. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nün nedeni de bu mücadeledir, direniştir. Faşizme karşı direndikleri içindir, kendi eşitlik politikalarında, özgürlüklerinde ısrar ettikleri içindir Dominik Cumhuriyeti’ndeki Mirabel kız kardeşlerin direnişi, bugün biz onları devraldık; o yüzden de, tekçi, cinsiyetçi, milliyetçi yaklaşımlara karşı tabii ki direneceğiz, eşitlik politikalarının yaşama geçirilmesini isteyeceğiz.

Bakın, bugünlerde önemli bir gelişme var; İstanbul Sözleşmesi diye bilinen sözleşme imzalanacak. Umarız ki iktidar, oradaki taahhütlere çekince koymadan imzalar ve hemen buraya getirir. Bu önemli bir adımdır. Biz, iyi olana da iyi diyoruz, ama iyi olmayan şeyler var. Buradaki zihniyet iyi değildir, ayrılıkçı yaklaşım iyi değildir, tekçi yaklaşım iyi değildir.

Bakın, biraz önce bu kürsüde insanların inançlarıyla dalga geçildi. Müslüman olanlar olmayanlar meselesi. Hatta bu kürsüde bizim Zerdüşt olduğumuza dair şeyler yapılıyor; böyle şey yakışıyor mu, Türkiye’yi yönetiyorsunuz. Türkiye’de herkes var; kadınlar var, gençler var, Müslümanlar var, gayrimüslimler var, Zerdüştler var, Aleviler var. Şimdi, onun karşısındaki buradaki bu ayrımcı tutumu, ötekileştirici yaklaşımı biz nasıl kabul edebiliriz? Buna zemin sunmak bile kabul edilebilir bir şey değil. Hele biz kadınlar, bu milliyetçiliğe, bu ötekileştiren, birbirini, bir inancı başka inanca yuhalatan, onun üzerinden başkasına hakaret eden yaklaşımları kesinlikle kabul etmiyoruz. Bunu buradan bir kez daha reddettiğimizi ifade etmek istiyoruz.

Yine, sayın milletvekilleri, biz, Türkiye’nin tablosuyuz. Burada sorunlarımızı çözeceğiz, bu sorunları çözebilmek için tartışmak gerekir. İşte, araştırma önergelerinin nedeni bu Türkiye’de var olan sorunları araştırmak, sonuçlarını tartışmak, sonuçları doğrultusunda Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu politikaları üretmek. Bu politikalar üretilmediği sürece ne yazık ki burada bu şey devam edecektir. Bence Türkiye’ye yakışmıyor bu durum, bizce yakışmıyor Türkiye’ye. Burada çok daha önemli sorunlarımız var.

Bakın, önümüzde yeni dönemde Anayasa tartışmaları var. Anayasa’yı kadınlar olarak da biz önemsiyoruz çünkü Anayasa’da toplumsal cinsiyet eşitliğinin garanti altına alınması, sadece bir maddesinin değil, bütün maddelerinin eşitlik politikasına göre ele alınmasını önemsiyoruz. Yine, kotanın anayasal güvenceye kavuşturulmasını istiyoruz çünkü bunlar kadınların hem siyasette hem toplumsal yaşamda, sosyal yaşamda, ekonomik yaşamda kendisini ifade etmesinin olanağıdır. 5 bin yıllık erkek egemen sistem karşısında pozitif ayrımcılık uygulanmadan baş etmek mümkün değildir. Hele böyle zaten az olan sesimizi başka başka gündemlerle kısmaya çalışan bir ortamda nasıl biz bunu yapacağız? Bu mesele karşısında herkesin kendi partilerindeki duruşu, partizanlığı bırakarak -partizanlık bize bir şey kazandırmıyor- bunun üzerinde durması lazım. Örneğin, Milliyetçi Hareket Partisi, bizim verdiğimiz her önergeye, BDP verdi diye “BDP’yle yan yana durmayız, ‘Hayır’ diyoruz.” diyor. Biz öyle demiyoruz, Milliyetçi Hareket Partisi vermişse, haklıysa da bu mesele önemli bir meseledir, yan yana durma meselesi değildir, siyaseten ayrı durabiliriz, politikalarınızı beğenmeyebiliriz ama ortak noktada ortak davranmak durumundayız, aksi taktirde demokrasi gelişmez. Burada kavga etmekten, birbirimizi aşağılamaktan, hakaret etmekten öteye bir şey de geçmez. Kadınlar olarak, özellikle kadın vekillerin burada yeni bir dil kullanması önemlidir. Erkek egemen dile karşı gerçekten toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, eşitlikçi, özgürlükçü bir dil kullanmak hepimizin görevi ve sorumluluğudur diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ederim Sayın Tuncel.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Sayın Başkanım, hâlen söz talebim baki mi? 

BAŞKAN – Oylamadan sonra olabilir mi bir saniyenizi alabilirsem?

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Kısa bir açıklama yapayım Başkanım, izin verirseniz.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

İki dakika lütfen. 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, bu konuyla ilgili benim de iki dakika söz talebim var.

BAŞKAN – Size de vereceğim, tamam.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, ben Sayın KİT Komisyonu Başkanından önce istemiştim.

BAŞKAN – Ama açıklama yapacak.

IX.- AÇIKLAMALAR

1.- KİT Komisyonu Başkanı Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin KİT Komisyonunda raporların görüşülmesinin engellendiği iddialarına ilişkin açıklaması

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlarken hepinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.

Az önce Değerli Grup Başkan Vekili arkadaşımız Akif Bey konuşması sırasında KİT Komisyonunda raporların görüştürülmediğinden bahisle bir iki cümle konuştu.

Şunu açık yüreklilikle söylüyorum: Komisyonumuz çalışma programını yapıyor ve tüm milletvekili arkadaşlarımıza da bu programı gönderiyor ve tüm denetime tabi kurumların hesap ve işlemleri yıllık olarak da Komisyonumuz tarafından denetlenmektedir.

Yeri gelmişken şunu da hatırlatayım: Komisyonumuz Petrol Kanunu’ndan kaynaklanan bir engelleme sebebiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile BOTAŞ’ın hesap ve işlemleri dışındaki tüm görüşmelerini de basına açık bir şekilde yapmaktadır.

Ben sözü fazla uzatmayacağım. Ama başta Sayın Grup Başkan Vekili olmak üzere tüm milletvekili arkadaşlarımız, iktidarıyla muhalefetiyle, eğer KİT Komisyonunun çalışmalarından yana tereddüdü olan varsa, lütfen biraz zaman ayırın, buyurun, sizleri Komisyonumuzda misafir edelim, Komisyon çalışmalarımızı izleyin. Ne kadar demokratik bir yöntemle çalıştığımızın, ne kadar şeffaf ve basına açık olarak her şeyi konuştuğumuzu ve iktidar, muhalefet, bütün milletvekili arkadaşlarımızın tereddüt ettiği her hususu nasıl gündeme getirebildiklerini bizzat kendi gözlerinizle şahit olun diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Şandır…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Size de vereceğim.

Buyurun, iki dakika Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, aslında üzüntülerimi paylaşmak için söz istedim. Kadına şiddet konusu bu Meclisin ve toplumun çok önemli bir sorunu; her geçen gün artmakta, bir türlü önlenememekte. Buna karşı alınması gereken tedbirleri belirlemek üzere bir Meclis komisyonunun kurulmasını talep eden önergemizin görüşülmesinde biraz önce iktidar partisiyle ana muhalefet partisi arasında yaşanan tartışmayı üzüntüyle karşılıyorum. Kadına şiddet konusunu önemsemeden, geçmişi de deşeleyerek anlamsız ve sonuçsuz bir tartışmanın buraya getirilmiş olmasını en azından kadına saygısızlık olarak görmekteyim.

Bir başka husus, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak önem verdiğimiz bir konuyu Genel Kurulun gündemine getiriyoruz. Buna, bizim bu hassasiyetimize saygı göstermenizi de beklemek bizim hakkımızdır. Dolayısıyla gruplarımızı, burada konuşan değerli milletvekillerini gerçekten konuya sadık kalarak, bağlı kalarak fikirlerini ifade etmeye bir daha davet ediyorum çünkü bu grup önerileri, Hükûmetin gündeme getirmediği ama toplumun önemli sorunlarını dile getirmek amacıyla kullanılan bir İç Tüzük imkânıdır ama bunu kendi aramızdaki tartışmalara malzeme yaparsak, bir hakkın suistimali olur, istismarı olur.

Ben bu konudaki üzüntülerimi tekrar ifade ediyor ve herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Sayın Akar…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkanım, biraz evvel KİT Komisyonuyla ilgili KİT Komisyon Başkanının yaptığı açıklamada birtakım eksiklikler var. 60’ncı maddeye göre söz istiyorum.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Ne eksiği var? Allah’ını seversen ne eksiği var?

BAŞKAN – Tamam. Arkadaştan sonra size de vereceğim.

Buyurun.

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Oturum Başkanının Genel Kurula hitap şekline ve KİT Komisyonu çalışmalarında yaşanan sıkıntılara ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; “Sayın Başkan” diyorum, yine nezaketi bırakmak istemiyorum. Biraz evvel tokmaklı saldırınızı da kınıyorum. Biraz sonra tutanaklar gelecek. Ağza alınmayacak bir lafı da orada mikrofonlar açıkken ettiğinizi biliyoruz. Bu nedenle de ben aynı terbiye seviyesini bozmadan sizi terbiyeye davet etmek istiyorum.

Bir defa, sizin bağımsız bir başkan olmanız gerekiyor, Meclisi bağımsız şekilde yönetmeniz gerekiyor ama AKP Grubundan atılan laflara göz yumarken başka gruptan atılan laflara da orada tokmağı kafamıza vuracakmış gibi hareket içinde bulunuyorsunuz. Sizi kınıyorum. Bunu hastalığınızdan dolayı da yapıyorsanız bu daha da kötü. AKP Grubuna sesleniyorum: Eğer gerçekten hastaysa Meclis Başkan Vekiliniz lütfen görevden el bıraksın, kendini tedavi ettirsin, ondan sonra da bu kürsüden konuşsun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Saygılı konuş! Ne biçim konuşuyorsun, saygılı ol!

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Burası kahve değil yaa!

BAŞKAN – Lütfen terbiye hududunu aşmayalım. Lütfen…

HAYDAR AKAR (Devamla) – AKP Grubu adına…

BAŞKAN – Sayın Konuşmacı, lütfen terbiye hududunu aşmayalım.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Ben terbiye hududunu aşmıyorum ama Başkan, siz kürsüden aşıyorsunuz terbiye hududunu. Lütfen sizi de terbiyeye davet ediyorum.  (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi, AKP Grubu adına konuşan Sayın Canikli, sürekli geçmişimize buradan laf söylemekte. Sayın Grup Başkan Vekilimiz yüreklice çıktı burada “135 tane milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırın.” diyor. Yüreğiniz yetiyorsa, gücünüz yetiyorsa gelin kaldırın. Biz hemen vereceğiz, şimdi vereceğiz imzayı. Evet, hadi bakalım gelin!

AHMET YENİ (Samsun) – Millet kaldırdı zaten, millet kaldırdı!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Neymiş? Efendim, zaman aşımına uğramış. Çıkarırız bir kanun, zaman aşımını da kaldırırız merak etmeyin. Gücünüz yetiyorsa, yüreğiniz yetiyorsa o kanunu da çıkarırız.

Yine KİT Komisyonu Başkanım burada hiç alakası olmayan şeyler söyledi ama orada nasıl örtbas edildiğini hep beraber yaşıyoruz.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Hangisi yanlış? Bir tane yanlışımızı söyle!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Örnekler veririm. Bir KİT’i değerlendirirken denetleme kurulu üyesinin bir genel müdür olduğunu onaylıyorsunuz, bir sonraki KİT’i değerlendirirken de bunun yanlış olduğunu söylüyorsunuz. Tutanakları getirelim, hep beraber okuyalım burada, hep beraber okuyalım.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Ne alakası var? Senin konuşmanı mı sınırladık?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Teşekkür ediyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika içinde toparlar mısınız lütfen.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sataşma mı var, ne var Sayın Başkanım?

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Sayın Başkanım, ben neye, kime sataşmışım?

BAŞKAN – “Sadece bir tashih yapacağım.” dediniz, dolayısıyla yeter.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Hayır, niye sataşmışım? Ne yanlışım var? Lütfen bir söylesin. Böyle bir şey olur mu?

BAŞKAN – Söylesin efendim, söylesin. Sakin olun.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – O zaman ben de söz istiyorum, peşin peşin ben de söz istiyorum ne söyleyecekse. Böyle bir şey olmaz ya! Allah Allah!

BAŞKAN – Buyurun.

Bir dakika, lütfen…

3.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, KİT Komisyonu üyesi olarak, yapılan denetim çalışmalarında yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunun Üyesi olarak, yaptığımız denetim çalışmalarında çektiğimiz en önemli sıkıntı şudur: Ne zaman ki Sayın Başbakanın ailesiyle, kendi ticari hayatıyla alakalı usulsüz olduğunu düşündüğümüz bir ihale ortaya çıktığında ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri konuşmalarımızı kesmektedir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Ne ihalesi? Ne alakası var!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ben bunun için onlara kızmıyorum. Ben şunu söylüyorum: Hangi genel başkan olursa olsun eğer o genel başkanın dünürü pazarlık usulü ihale almışsa bu millet hesabını sormak zorundadır, benim görevim budur. Hep beraber soracağız. Benim Genel Başkanım da varsa bana da soracağız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Varsa belgen konuş. Varsa belgen konuş.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ama ben bu yüzden Cumhuriyet Halk Partiliyim. Benim Genel Başkanımın dünürü bu ihaleye girmez, oğlu bu ihaleye girmez. İşte bu yüzden ben Cumhuriyet Halk Partiliyim.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Belgen varsa konuş.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Aynısını gelip burada gösteririz. Gelin dokunulmazlığını kaldıralım, tüyü bitmemiş yetimin hakkını soralım. Var mı yüreğiniz? Kim yaparsa yapsın, ister Cumhurbaşkanı…

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Varsa belgen konuş. Belgen varsa konuş. Belgen varsa konuş.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Belgem var, Sayıştay yazmış, daha ne olsun? Emrinizdeki kurumlar yazmış, daha ne olsun? Ne yapalım başka?

Saygılar arz ediyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu, teşekkür ederim.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Lütfen, tekrar sataşmaya meydan vermeden bir dakikada siz de…

4.- KİT Komisyonu Başkanı Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun KİT Komisyonu çalışmalarına ilişkin konuşmasında belirtilen raporların Parlamento adına denetim yapan Sayıştay tarafından hazırlandığına ilişkin açıklaması

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) – Sayın Başkanım, üzüntüyle Milletvekili Arkadaşımın sözlerini izledim.

Bakın, bize bağlı bir kurum bu raporları yazmıyor, anayasal bir kuruluş olan Sayıştay bu raporları yazıyor. Eğer Sayıştayın Parlamentoya bağlı olduğunu, Parlamento adına denetim yaptığını bilmiyorsanız, bir kere bilerek önce çıkın kürsüye.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu yazıyor. Bilmiyorsanız konuşmayın.

FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) – Başbakanla ilgili, Başbakanımızla ilgili veya herhangi bir kimseyle ilgili olarak bir iddia konuşulduğu zaman bizim sadece söylediğimiz şu: “Kiminle ilgili olarak, ne konuşuyorsanız, lütfen, basın burada, halk izliyor, belgenizi getirin, belgeyle konuşun.” dedik, başka hiçbir şey söylemedik.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hepsini kapatıyorsunuz be!

FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) – Belgeniz varsa belgeyle konuşun, karanlığa doğru küfretmeyin lütfen.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Belge işte!

FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve kalıcı çözüm yollarının araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, 22/11/2011 Salı günü Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bu birleşimde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı isteyeceğim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, yarım saat ara veriyorum, yemek molası olarak.

                                                       

 

Kapanma Saati: 18.12


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

X.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMASI

1.- TBMM Başkan Vekili Oturum Başkanı Mehmet Sağlam’ın, Genel Kurul çalışmaları sırasında istemeyerek sarf ettiği bir söz için Genel Kuruldan özür dilediğine ilişkin  konuşması

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım ancak biraz evvelki birleşim sırasında tartışmalarda, gerçekten, teybi dinledim, orada açıkça belli olmuyor ama tutanaklarda hiç de Meclisin hamasetine yakışmayan, benim şahsıma yakışmayan ve hiçbir arkadaşımıza yakıştıramadığımız bir sözün ağzımdan çıktığı anlaşılıyor, tutanaklarda. Hiçbir kimseye veya şahsa, hiçbir arkadaşıma veya gruba böyle bir şeyi gerçekten, isteyerek ve bilerek yapmayacağımı arkadaşlarıma beyan etmek istiyorum. Her şeye rağmen bu kargaşa içerisinde kimseye direkt muhatap olmasa bile, bir gruba direkt muhatap olmasa bile böyle bir sözün ağzımdan çıkmaması gerekirdi. Gerçekten, herhangi bir arkadaşımız bundan alınmışsa veya bir grup alınmışsa, milletin önünde o arkadaşımdan da, o gruptan da özür diliyorum. Gerçekten, böyle bir şey, benim sözümün hiçbir zaman… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Televizyon yayını gitti ama… Televizyon yayını gitti, beklediniz yediye kadar!

BAŞKAN – Hayır, öyle bir…

Gerçekten, ben dinledim, arkasından da zabıtlara baktım, burada yapılmaması gereken bir şeyin tehevvürle ağzımdan çıktığı anlaşılıyor. Dolayısıyla, ben gerek Meclisin mehabeti adına gerekse bu Başkanlık Divanı adına gerekse herhangi bir arkadaşıma veya gruba karşı böyle bir şeyi içten istememin, yapmamın mümkün olmadığını özür dileyerek söylüyorum. Takdir yüce Meclisin. (Gürültüler)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Grup Başkan Vekili Sayın Muharrem İnce.

IX.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Genel Kurulu yöneten Oturum Başkanının sarf etmiş olduğu söze ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Evet, “Sayın Başkan” diyemeyeceğim, sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, öncelikle saat 19.00’u bekleyerek, Meclis TV yayınlarının bitmesini bekleyerek burada yapılan bir ayıbı kapatmak istemenizi kınıyorum.

İkincisi, Meclis bürokratlarını uyarıyorum.

Ben konuşmamı yaptım, yerime oturdum. Ardından laf atmalar var. Sayın Başkan konuşuyor, Sayın Başkan sinkaflı bir şekilde o sözleri ediyor. O anda telefonlar çalışıyor, beni arıyorlar, o gürültüde duymamışız. Twitter, Facebook, İnternet gırla gidiyor; Sayın Başkanın küfürlerini yazıyor insanlar. İnsanlar çıldırıyor, mesaj atıyorlar. O arada diyorum ki: “Tutanakları getirin.” Tutanakları getirmiyorlar. Meclis TV Müdürünü arattırıyorum. Meclis TV Müdürü telefonunu kapatıyor, mekânından kaçıyor. Şimdi, o bürokratları uyarıyorum: Bakın değerli bürokratlar, siz AKP’nin memuru değilsiniz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin memurlarısınız, hepimize hizmet etmekle yükümlüsünüz. Haddinizi bilin, korkmayın, cesur olun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Stenografları kutlayın.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ayrıca, stenografları da kutluyorum tabii ki. Orada ne varsa yazacaklar, kim ne söylediyse yazacaklar. Burası yolgeçen hanı değil.

Sayın Başkan, bu iş özürle çözülmez. Bu, bir milletvekilinin diğer bir milletvekiline o anki sinirle, o anki gerginlikle söylemiş olduğu bir söz değil. Bu, Başkanlık Kürsüsünden bir ilk. O Kürsüde Gazi Mustafa Kemal Atatürk oturdu. O Kürsüde otururken savaş  yönetti bu Meclis, savaş. Orada bir tane kanun çıkıyormuş; CHP’nin, MHP’nin, AKP’nin, BDP’nin bir grup önerisi görüşülüyormuş; hafif bir gerginlik olmuş, Sayın Başkanın da o gerginlikle ağzından kötü sözler çıkmış! Düşman topçusunun sesi Polatlı’dan duyulurken bu Meclisi yönetenler böyle bir laf etmedi. Sizin haddinize mi düşmüş böyle bir laf etmek! O Meclisi yönetenlerin en gergin anlarda bile ağzından böyle bir şey çıkmadı. Bir hafta önce kürsüdeki hatibi iteceksiniz, bir hafta sonra Meclis Başkanlık Kürsüsünden küfredeceksiniz! Bu kişi bu Meclis Başkanlığını yapamaz! (CHP sıralarından alkışlar) Yapamaz!

Ben, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına bütün milletvekillerimi bu kürsüye davet ediyorum.

Buyurun arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan orada oturduğu sürece biz bu kürsüden ayrılmayacağız.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Böyle şey mi olur ya!

MUHARREM İNCE (Devamla) -  Buyurun arkadaşlarım. Buyurun arkadaşlarım. Buyurun arkadaşlarım. Buyurun arkadaşlarım. Buyurun arkadaşlarım. Buyurun arkadaşlarım.

(CHP milletvekilleri Hatip Kürsüsü önüne geldiler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ayıp ediyorsunuz arkadaşlar!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Olur mu öyle şey!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, birleşime ara veriyorum.

Teşekkür ederim.

 

 

Kapanma Saati: 19.14


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Kâtip üye yok.

Başkanlık Divanı teşekkül etmediğinden, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 23 Kasım 2011 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                       

 

Kapanma Saati: 19.26