DÖNEM: 24                           CİLT: 2                          YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

8’inci Birleşim

18 Ekim 2011 Salı

 

(TBMM Tutanak Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı, TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, Anayasa yapma sorumluluğu altına giren Türkiye Büyük Millet Meclisinin her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk’ün belirlediği kurucu felsefesini yansıtan temel ilkelerini korumak zorunda olduğuna; özgürlükçü demokrat bir anayasa yapmak için başta Türk Ceza Yasası olmak üzere yasalarımızdaki antidemokratik düzenlemeleri temizlemek gerektiğine; kanun hükmünde kararnamelerle yasama yetkisinin yürütme tarafından gasbedildiğine; başta Meclisimizi kuran Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı şükran ve saygıyla andığına; PKK terörü sonucunda öldürülen üniformalı-üniformasız tüm yurttaşlarımıza rahmet ve Genel Kurula kolaylıklar ve başarılar dilediğine ilişkin konuşması

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, yargı bağımsızlığı ve yeni Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapılanmasına ilişkin gündem dışı konuşması ve  Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı

2.- Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in, Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın grubuna  sataşması nedeniyle konuşması

4.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, adalet duygusunu rencide edecek gelişmeler karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisinin adaletin doğru tecelli etmesi için çalışması gerektiğine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu hususun peşinde olacaklarına ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Dünya Gıda Günü’ne ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, TRT’nin sansür uygulamalarına ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, TBMM’de yapılmakta olan binanın inşaatında çalışan Mustafa Bulut isimli bir işçinin geçirmiş olduğu iş kazasına ve ülkemizin iş kazaları ve iş güvenliği hususunda Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada olduğuna ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, AK PARTİ İktidarında yoksulluğun azalmadığına, halkın yoksulluk ve sefalet içinde olduğuna ilişkin açıklaması

6.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanının seçim öncesinde 2.500 dolayında ziraat mühendisi ve veteriner hekimin 2011 yılı içerisinde istihdam edileceği sözünü verdiğine, bu konuda açıklama yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Adalet Bakanının konuşma üslubuna, TBMM’de çok daha itidalli ve dikkatli olunması gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe, Urfa, Muğla ve Aydın’da 78’in üzerinde parti üyesinin, belediye başkan vekillerinin ve belediye meclis üyelerinin gözaltına alındığına ilişkin açıklaması

10.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

11.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, F tipi cezaevlerinde tutuklu bulunan 503 üniversite ve lise öğrencisine ilişkin açıklaması

12.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, son günlerde Hükûmetçe yapılan zamlara ilişkin açıklaması

13.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunlarına ilişkin açıklaması

14.- Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, Edirne ilinde ürününü satış imkânı bulamayan çeltik çiftçilerinin mağduriyetlerinin Toprak Mahsulleri Ofisince giderilmesine ilişkin açıklaması

15.- Adana Milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya’nın, Adana iline yapılan hizmetlere ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Adalet Bakanının Avrupa Birliği İlerleme Raporu’ndan bazı bölümleri okumadığına, aynı raporda “ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle karşılaşılan olayların çokluğu endişe sebebidir” denildiğine ilişkin açıklaması

17.- Adana Milletvekili Fatoş Gürkan’ın, Adana iline yapılan yatırımlar için Başbakan ve bakanlara teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu’nun, KCK davasından dolayı tutuklananlar hakkında kamuoyunda çok ciddi bilgi kirliliği olduğuna, tutuklananların gerçek sayısının 601 olduğuna ilişkin açıklaması

20.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Hatay ilinin Dörtyol ilçesinde meydana gelen dolu afetine ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

22.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, AK PARTİ milletvekillerinin “Adana’da bir şey yok, her şeyi yaptık.” dediklerine; Adana’da yaptıklarını kürsüden anlatmalarına ilişkin açıklaması

23.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü kınadığına ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü kınadığına ilişkin açıklaması

25.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü kınadığına ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, AK PARTİ Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in “Başbakana dokunmak ibadettir” şeklindeki sözüne ilişkin açıklaması

27.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde yaşanan olaylardan üzüntü duyduklarına ve sorunlara Mecliste çözüm üretilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, Diyarbakır’da 77 bin oyun gasbedilmesine, bile bile aday olan Hatip Dicle’nin ve Barış ve Demokrasi Partisinin neden olduğuna ilişkin açıklaması

29.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın,  Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde yaşanan olaylardan üzüntü duyduklarına ve sorunlara Mecliste çözüm üretilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

30.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi inancı dışındaki inançları yok saydığına ilişkin açıklaması

31.- Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün’ün, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediklerine ve terörü kınadıklarına ilişkin açıklaması

32.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve epilepsili bir hastaya askerlik yaptırılmasının incelenmesi gereken bir konu olduğuna ilişkin açıklaması

33.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’da okula gitmek isteyip de gidemeyen binlerce çocuğun Ege’de, Akdeniz’de ve Güneydoğu’da pamuk tarlalarında çalıştığına ilişkin açıklaması

34.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin, muhalefet milletvekillerinin başka illerle ilgili değil, kendi illeriyle ilgili soru önergesi vermeleri gerektiğine ilişkin açıklaması

35.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ettiğine ilişkin açıklaması

36.- İstanbul Milletvekili Ünal Kacır’ın,  İç Tüzük’ün yerinden açıklamayla ilgili 60’ıncı maddesinin istismar edildiğine ilişkin açıklaması

37.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İç Tüzük’ün yerinden açıklamayla ilgili 60’ıncı maddesinin istismar edildiğine ilişkin açıklaması

38.- Kütahya Milletvekili İdris Bal’ın, doğruyu söylemeye ilişkin Aristo’nun sözüne ilişkin açıklaması

39.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Başbakanın Van Belediye Başkanını ziyaret etmediğine ilişkin açıklaması

40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı iliyle ilgili vermiş olduğu soru önergesinin Ağrı iline katkı sunduğuna ilişkin açıklaması

41.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ağrı Milletvekilinin “Herkes kendi bölgesiyle ilgili soru önergesi versin” şeklindeki açıklamasının Anayasa’ya aykırılığına, İstanbul Anadolu yakasının Mezarlıklar Müdürlüğüne yüksek ziraat mühendisinin atanmasının uygun olmadığına ve ataması yapılamayan öğretmenlere ilişkin açıklaması

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan ve 25 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/20)

2.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer ve 28 milletvekilinin, Mersin-Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santralin başta insan ve hayvan sağlığı ile gıda üzerindeki etkileri olmak üzere tüm etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/21)

3.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 23 milletvekilinin, tahıl ürünlerinin üretim ve tüketiminin planlanmasında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/22)

B) GENSORU ÖNERGELERİ

1.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, bazı soruşturma ve operasyonlarda kolluk güçlerine hukuka aykırı uygulamalar yaptırdığı; açıklamalarında kullandığı bazı ifadelerle Devlet adamı ciddiyetinden uzaklaştığı; görev ve sorumluluklarını kötüye kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/1)

C) TEZKERELER

1.-  Amerika Birleşik Devletleri Parlamentosu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/546)

2.- Azerbaycan Parlamentosu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/547)

IX.- ÖNERİLER

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından (84 sıra no.lu), TSK bünyesinde adı intihar ve kaza kurşunu olan şüpheli asker ölümlerinin tüm boyutları ile araştırılarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 18/10/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

2.- Ataması yapılmayan öğretmenlerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 18/10/2011 Salı günkü birleşiminde okunarak, görüşmelerinin aynı  birleşiminde yapılmasına ilişkin Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi

3.- Bazı soruşturma ve operasyonlarda kolluk güçlerine hukuka aykırı uygulamalar yaptırdığı; açıklamalarında kullandığı bazı ifadelerle Devlet adamı ciddiyetinden uzaklaştığı; görev ve sorumluluklarını kötüye kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkındaki (11/1) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 25/10/2011 Salı günkü birleşiminde yapılmasına; gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, TBMM’de kullanılan bilgisa-yarların internet güvenliğine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı  (7/4)

2.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, TBMM TV yayınlarının sınırlandırılmasına ilişkin soruları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/525), (7/526)

3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Anayasa değişikliği çalışmaları kapsamında Anayasa hukukçuları ile yapılan görüşmeye ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/527) 

 


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak iki oturum yaptı.

Mersin Milletvekili İsa Gök ant içti.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, 12.10.2011 tarihli 6’ncı Birleşim Tutanak Dergisi’nde yer alan, “şerefsizlik etmeyin” şeklindeki ifadesine,

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, TBMM çatısı altında görev yapan ve Meclis kürsüsünde konuşan hiçbir milletvekilinin “terörist” olarak ifade edilemeyeceğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Antalya Milletvekili Menderes Mehmet Tevfik Türel’in, Antalya ili Aksu ve Serik ilçelerinde meydana gelen sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşmasına Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar,

Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’nın başkent oluşunun 88’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşmasına İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin,

Cevap verdiler.

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iç işleyişine ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın partisine sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Genel Kurul ve komisyonlarda grubuna ayrılan yerlerin yetersizliği nedeniyle meydana gelen sıkıntılara;

Ankara Milletvekili Mustafa Erdem,

Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu,

Ankara’nın başkent oluşunun 88’inci yıl dönümüne;

İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde İnternet’te  bazı sitelere girilemediğine ve bu uygulamanın nedenlerini öğrenmek istediğine,

İlişkin birer açıklama yaptılar.

Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, İstanbul Üniversitesinin açılışı sırasında yaşanan olaylara,

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ankara’nın başkent oluşuna ve Merkez Bankasının İstanbul’a taşınmasına,

Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinden göç eden vatandaşların sorunlarıyla ilgili bir çalışma yapılmadığına;

Hatay Milletvekili Mehmet Dudu’nun,

Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in,

İskenderun ilçesinin Denizciler beldesindeki polis karakoluna teröristlerce düzenlenen saldırıyı kınadığına;

Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İskenderun’da teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit edilen polis memuruna Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü lanetle kınadığına ve Merkez Bankasının İstanbul’a taşınmasına,

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, Zeytinburnu ilçesinde meydana gelen olaylarda işletmeleri zarar gören yurttaşlara hasar tazminatı ödenmesine,

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Erzurum ilinin Çat ilçesi Tuzlataşı İlköğretim Okulunda görev yapan bir öğretmenin evinin teröristlerce basılmasına ve öğretmenlerin yaşam güvenliklerinin sağlanmasına,

İlişkin açıklamalarına İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin;

Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, ülkemizde meydana gelen sel felaketine ve Adıyaman’daki binaların depreme dayanıklılık testlerinin yapılması konusunda alınması gereken tedbirlere,

Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, Antalya’da meydana gelen sel felaketine,

Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Ankara ve çevresinin gelişmesi için özel bir çalışma yapılmasına,

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da yapılan HES’lerin çevreye vermiş olduğu zararlara,

Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, ülkemizde sel felaketine uğrayan yurttaşlara başsağlığı dilediğine ve Serik ilçesinin Gebiz beldesine yapılması planlanan Küçük Aksu Barajı’nın bir an önce yapılmasına,

İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, afetlere dayanıklı konutlar yapılması gerektiğine ve Projelerde Yapı Denetim Yasası kurallarının uygulanmadığına,

İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Çevre ve Şehircilik Bakanının kentsel dönüşüm hususundaki konuşmasına,

İlişkin açıklamalarına Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar;

Cevap verdiler.

Ankara Milletvekili Zelkif Kazdal’ın, Adalet Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 milletvekilinin, İstanbul’daki su havzalarının korunmasının (10/17),

Bursa Milletvekili Sena Kaleli ve 23 milletvekilinin, Uludağ’ın doğal ve tarihi zenginliklerinin korunması, değerlendirilmesi ve çevre kirliliğinin önlenmesinin (10/18),

Tokat Milletvekili Orhan Düzgün ve 24 milletvekilinin, Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığının (10/19),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

7 Ekim 2011 tarihinde, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından (44 sıra nolu), güvenlik güçleri tarafından toplumsal gösterilerde yaygın olarak kullanılan biber gazı, gaz bombası ve plastik mermilerinin yol açtığı yaralanma, sakatlanma ve ölüm gibi ağır sonuçların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 13.10.2011 Perşembe günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi üzerinde bir süre görüşüldü.

18 Ekim 2011 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 18.52’de son verildi.

                                                      Mehmet SAĞLAM

                                                         Başkan Vekili

 

Muhammet Rıza YALÇINKAYA                                                         Özlem YEMİŞÇİ

                  Bartın                                                                                   Tekirdağ

              Kâtip Üye                                                                               Kâtip Üye

 

                                               II.- GELEN KÂĞITLAR

 

                                                          14 Ekim 2011 Cuma                                                No: 10

Teklifler

1.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın; Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununa Ek Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/94) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.10.2011)

2.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Bazı Uluslararası Sözleşmelere Konan Çekincelerin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi (2/95) (Adalet; Anayasa; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Avrupa Birliği Uyum ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

3.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Suçu Övme Hakkında Kanun Teklifi (2/96) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Cinsel Taciz Suçlarında Cezanın Arttırılması Hakkında Kanun Teklifi (2/97) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

5.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Soyadı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/98) (İçişleri; Plan ve Bütçe; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile Adalet Komisyonlarına)  (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

6.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/99) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

7.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın; Terörle Mücadele Kanunu Hakkındaki Değişiklik Teklifi (2/100) (İçişleri ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

 

 

 

                                                                                                                                No: 11

17 Ekim 2011 Pazartesi

Raporlar

1.- Türkiye-Azerbaycan Uzun Vadeli Ekonomik ve Ticari İşbirliği Programı ve İcra Planının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 33) (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti ve Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Yönelik Anlaşmaya İlişkin Değişikliklere Dair Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/358) (S. Sayısı: 34)  (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti ve Slovakya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/368) (S. Sayısı: 35) (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/384) (S. Sayısı: 36) ) (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Planlama Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (S. Sayısı: 37) (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/435) (S. Sayısı: 38) (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gençlik Alanında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/448) (S. Sayısı: 39) (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

8.- Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu Sözleşmesinin Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/467) (S. Sayısı: 40) (Dağıtma tarihi: 17.10.2011) (GÜNDEME)

 

 

                                                                                                                                No: 12

18 Ekim 2011 Salı

Kanun Hükmünde Kararname

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (1/469) (Adalet; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.10.2011) 

Tasarı

1.- 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/470) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.10.2011)

Teklifler

1.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/101) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.10.2011)

2.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan'ın; 29.08.1977 Tarihli 2108 Sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasında, 18.03.1924 Tarihli ve 442 Sayılı Köy Kanununda, 04.1944 Tarihli ve 4541 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/102) (İçişleri; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.10.2011)

3.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin; 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/103) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.10.2011)

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması Hakkında Kanun Teklifi (2/104) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

5.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Tutuklulukta Geçecek Süre Hakkında Kanun Teklifi (2/105)  (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.1011)

6.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunun 2 nci Maddesi (D) Fıkrasına (3) Numaralı Bendin Eklenerek Değiştirilen Adların Kullanılması Hakkında Kanun Teklifi (2/106) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

7.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; 5809 Sayılı ve 05.11.2020 Tarihli Elektronik Haberleşme Kanunun 31 inci Maddesinin 4 üncü Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/107) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

8.- Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/108) (Anayasa ile Milli Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.10.2011)

 

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/330) (S. Sayısı: 41)  (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Yeni Sınır Kapıları Oluşturulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/399) (S. Sayısı: 42) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Muhtemel Bir Serbest Ticaret Anlaşmasının Etkilerinin Değerlendirilmesine Dair Bir Ortak Komisyon Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/400) (S. Sayısı: 43) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Arasında Ticaret İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/403) (S. Sayısı: 44) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/409) (S. Sayısı: 45) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Irak Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Arasında Irak ve Türkiye'de Düzenlenen Fuarlara Yönelik Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/420) (S. Sayısı: 46) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Botsvana Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/432) (S. Sayısı: 47) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İkili Ticari ve Ekonomik İşbirliğinin Geliştirilmesi ve Derinleştirilmesine İlişkin Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/451) (S. Sayısı: 48) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, yükseköğretim öğrencilerinin yurtlara yerleştirilmesiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/202) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

2.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Büyükmelen Projesinin kapsama alanı ve tamamlanma sürecine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/203) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

3.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Büyükmelen Projesi kapsamında yapılan kamulaştırmalara ve deprem için alınan önlemlere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/204) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

4.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığınca Somali için toplanan yardım miktarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/205) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

5.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, 2002-2011 yıllarında ilk defa veya yeniden açılan kilise ve havralara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/206) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

6.-    İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Ankara-İstanbul TEM yolunun Düzce TEM bağlantısının yapılıp yapılmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/207) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

7.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, internet bağımlılığını önlemek için yapılan çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/208) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, sözleşmeli Devlet memurlarının mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/209) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, akaryakıt fiyatlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/210) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, atama bekleyen öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/211) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ilköğretim okullarında seçmeli olarak okutulan medya okuryazarlığı dersine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/212) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, elektrik ve doğal gaza yapılan zamma ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/213) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şeker pancarı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/214) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, kamyonet sınıfı araçların yük kapasitelerinin yükseltilmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/215) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

15.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık bünyesinde çalışan personelin özlük haklarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/216) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

16.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, hayvancılığın desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/217) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

17.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, üniversitelerdeki araştırma görevlilerinin kadro sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/218) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, cezaevi personelinin hükümlü ve tutuklulara kötü muamelede bulunduğu iddiasına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/219) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, hac ve umre ziyaretlerinde görevlendirilen personel hakkındaki iddialara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) sözlü soru önergesi (6/220) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, muayene ücretlerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/221) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

21.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, il ve ilçe müftülüklerinde sözleşmeli olarak görev yapan Kur’an kursu personeline ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) sözlü soru önergesi (6/222) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

22.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/223) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

23.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, üniversite hastanelerinin Bakanlığa bağlanacağı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/224) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

24.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, cezaevi ve adliye personelinin özlük ve sosyal haklarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/225) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

25.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, canlı hayvan ve et fiyatlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/226) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

26.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, gümrük kapılarındaki kaçakçılık olayları ve bunların terör örgütü ile bağlantısına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/227) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

27.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, elektrik ve doğal gazdaki fiyat artışlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/228) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

28.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, emeklilerin intibak sorununa ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/229) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

29.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, emeklilerin durumunun iyileştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/230) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

30.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, umre ve hac ücretlerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) sözlü soru önergesi (6/231) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TBMM’nin personel yapısına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/528) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

2.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın’ın, personel sayısına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/529) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

3.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Suriye-Türkiye ilişkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/530) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

4.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Suriye’ye yapılan ihracata ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/531) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

5.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Suriye’ye yapılan ihracat ve ithalatla ilgili yaşanan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/532) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

6.- Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Alman vakıflarıyla ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/533) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

7.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Hatay’da kurulan göçmen kamplarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/534) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

8.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, e-Devlet web sitesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/535) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

9.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, 2002’den itibaren gerçekleşen terör olaylarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/536) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

10.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, PKK terör örgütü ile yapıldığı iddia edilen görüşmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/537) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

11.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, elektrik faturasındaki vergi tutarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/538) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

12.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Rusya ile olan doğal gaz anlaşmasının sona erdirilmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/539) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

13.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, ortaöğretim kurumlarında uygulanan öğrenci nöbet hizmetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/540) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, taşımalı eğitim uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/541) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

15.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, kan şekeri ölçüm cihazlarının büyük oranda hatalı çıktığı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/542) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

16.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Arapça ders müfredatına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/543) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

17.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/544) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

18.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Seyhan’da kurulan HES’lere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/545) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

19.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Rize’de dere yatakları için alınacak önlemlere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/546) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

20.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Biga’da tamamlanmayan baraj ve göletlere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/547) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

21.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Beşkarış Sulama Barajıyla ilgili sulama projesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/548) (Başkanlığa geliş tarihi: 11/10/2011)

22.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Ankara-Çankırı karayolu yapımında oluşan mağduriyete ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/549) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

23.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, hayvan ithalatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/550) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

24.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, mübadele anlaşmaları dışında göç eden vatandaşlarımızın haklarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/551) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

25.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Pembe Köşk, Huber Köşkü ve Av Köşkü’nün bakım ve onarımına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/552) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

26.- Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Polanya’da yakalanan firari sanıklara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/553) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

27.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatların İyileştirilmesine dair genelgeye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/554) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

28.- İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu’nun, mahalle ve köy muhtarlarının sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/555) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

29.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kadın koruma evi açma yükümlülüğünü yerine getirmeyen belediyelere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/556) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

30.- İstanbul Milletvekili Ali Özgüngüz’ün, Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/557) (Başkanlığa geliş tarihi: 10/10/2011)

31.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, dış ülkelere yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/558) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

32.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, sınır ötesi operasyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/559) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

33.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, 2004-2010 yılları arası büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanlıkları hakkında açılan soruşturma ve yargı kararlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/560) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/09/2011)

34.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TKİ sosyal tesislerindeki bir uygulamaya ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/561) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

35.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Türkiye’de kurulacak radar hakkındaki iddialara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/562) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

36.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, dış politikaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/563) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/10/2011)

 

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan ve 25 Milletvekilinin, Kaz Dağlarındaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/20) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

2.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer ve 28 Milletvekilinin, Mersin-Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santralin başta insan ve hayvan sağlığı ile gıda üzerindeki etkileri olmak üzere tüm etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/21) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

3.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 23 Milletvekilinin, tahıl ürünlerinin üretim ve tüketiminin planlanmasında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/22) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/10/2011)

Gensoru Önergesi

1.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, bazı soruşturma ve operasyonlarda kolluk güçlerine hukuka aykırı uygulamalar yaptırdığı; açıklamalarında kullandığı bazı ifadelerle devlet adamı ciddiyetinden uzaklaştığı; görev ve sorumluluklarını kötüye kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi. (11/1) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/10/2011) (Dağıtma tarihi: 18.10.2011)

 

18 Ekim 2011 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul),  Fatih ŞAHİN (Ankara)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 8’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayımız vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce sayın milletvekilleri, izninizle bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı, TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, Anayasa yapma so-rumluluğu altına giren Türkiye Büyük Millet Meclisinin her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk’ün belirlediği kurucu felsefesini yansıtan temel ilkelerini korumak zorunda olduğuna; özgür-lükçü demokrat bir anayasa yapmak için başta Türk Ceza Yasası olmak üzere yasalarımızdaki antidemokratik düzenlemeleri temizlemek gerektiğine; kanun hükmünde kararnamelerle yasama yetkisinin yürütme tarafından gasbedildiğine; başta Meclisimizi kuran Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı şükran ve saygıyla andığına; PKK terörü sonucunda öldürülen üniformalı-üniformasız tüm yurttaşlarımıza rahmet ve Genel Kurula kolaylıklar ve başarılar dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Hepinizin bildiği gibi, Fransızca kökenli “parlamento” sözcüğü, dar anlamıyla “konuşulan yer” demektir. Geniş anlamda ise “halkın sorunlarının halk tarafından seçilen sizler gibi halk temsilcileri arasında tartışıldığı, çözümlerin bulunduğu yer” diyebiliriz. Bu işlevlerini yasa yaparak yerine getiren parlamentolar, yargı ve yürütme organlarının uygulayacağı yasaları yapan yerlerdir. Parlamentolar yürütme organının denetlendiği yerlerdir aynı zamanda. Parlamentonun yargıyla birlikte yerine getirdiği bu işlev yürütme erkini elinde bulunduranların keyfîliğe yönelmesini önlemek açısından özellikle önemlidir.

İnsanlığın demokrasi uğrunda verdiği mücadelenin bu noktaya kolayca geldiği söylenemez. Orta Çağ’ın iktidar sahipleri olan krallar, kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak görmüşler, kendilerine itaatsizliği de Tanrı’ya itaatsizlik olarak nitelemişlerdir. Bu zorbalıklara karşı mücadele son derece zorlu, kanlı, acımasız olmuştur.

“Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır, yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.” sözleriyle ünlü, İtalyan düşünür, gök bilimci ve din adamı Bruno, bu düşünceleri ve sözleri yüzünden zamanının engizisyon mahkemesinde 1600 yılında Roma’da yakılarak öldürülmek suretiyle cezalandırılmıştır. Gerçekleri dile getirmenin bedeli, günümüzde, Bruno’nun akıbeti olmamalıdır. Parlamentoların da düşüncelerin ve gerçeklerin özgürce dile getirilebildiği yer olması gerekir.

Günümüzde gücünü Tanrı’dan aldıklarını söyleyen ve iktidarları babadan oğla geçen krallar ve sultanlar yoktur ama onların yerine Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger’in deyimiyle, seçimle gelen krallar da gelmemelidir. Bu nedenledir ki “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözü, kesinlikle, “Egemenlik kayıtsız şartsız seçimle gelen krallarındır.” anlamına gelmez.

Sayın milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, parlamento ve siyasetin birincil görevi halkın en iyi koşullarda yaşamasını, yoksulluğun önlenmesini, kimsenin kimseye muhtaç olmamasını sağlayacak düzenlemeler yapmaktır. Bu düzenlemeler yapılırken sadaka anlayışından değil, yurttaşlık hakkı anlayışından, sosyal devlet anlayışından hareket etmek gerekir -özellikle günümüzde- çünkü ünlü bir yazarın deyişiyle “Sadaka vermekten duyulan haz mağrur, ahlaksız bir hazdır… Sadaka, vereni de alanı da bozar. Üstelik amacına da varamaz, çünkü sadece yoksulluğu kökleştirir.”

Sayın üyeler, Meclisimizin önünde bir anayasa yapma görevi bulunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi bir anayasa yapmak sorumluluğu altına girmiş ise her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti’nin yine Atatürk’ün belirlediği kurucu felsefesini yansıtan temel ilkeleri -başta değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek ilk üç madde olmak üzere- korumak zorundadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak özgürlükçü, demokrat bir anayasa yapmak niyetine gerçekten sahip isek bunun en iyi göstergesi -başta Türk Ceza Yasası olmak üzere- yasalarımızdaki antidemokratik düzenlemeleri temizlemek olacaktır. Bu antidemokratik unsurların temizlenmesi Uzlaşma Komisyonunun çalışmalarına da engel değildir. Bu çerçevede, yargıyı yeniden düzenleyen son Anayasa değişikliklerinin demokrasinin olmazsa olmazı sayılması gereken kuvvetler ayrılığı ilkesi ve demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığını önemle dikkatlerinize sunuyorum.

Hukuk devleti, demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Hukuk devleti, başka hususların yanı sıra mevcut Anayasa ve yasaların da uygulanması demektir. Uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğunu, iç hukukla uyuşmazlık hâllerinde uluslararası sözleşmenin üstün olduğunu düzenleyen mevcut Anayasa’nın 90’ıncı maddesi de uyulması gereken bir hukuk kuralıdır. Bütün milletvekillerini bu çatı altında toplayarak eksikli yasama görüntüsünü ortadan kaldırmak da bu Meclisin görevidir. Bu çerçevede, yargının Anayasa’ya aykırı davranmayacağına inanmak istiyorum.

Öte yandan, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak daha demokratik anayasa için çaba harcarken kanun hükmünde kararnamelerle ülke yönetmenin yasama yetkisinin yürütme tarafından gaspı demek olduğu açıktır çünkü darbe dönemlerinin zihniyetinin bir ürünü olması nedeniyle zaten antidemokratik olan bu kararnameler…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, orası siyaset kürsüsü değil ki Başkanlık kürsüsü.

BAŞKAN - …Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına da sunulmamaktadır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Başkanlık kürsüsünde siyaset mi yapacaksınız?

BAŞKAN - Bu durumun demokrasi için yarattığı tehlikeyi daha demokratik anayasa yapmaya hazırlanan siz değerli üyelerin dikkatine sunuyorum. Demokrasiyi her boyutuyla ülkemizde yerleştirmek için bu kadar çaba harcarken parasız öğretim isteyen -pankart açtıkları için- öğrencileri, yayımlanmayan kitapları için gazetecileri tutuklamak…

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Tarafsız olun Sayın Başkanım.

BAŞKAN - …yaman bir çelişkidir oysa düşünce açıklama, eleştiri ve muhalefet etme özgürlükleri korunup geliştirilmeden…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, daha açış konuşmasında tarafsızlığınızı yitirdiniz.

BAŞKAN - …demokrasiyi her boyutuyla yerleştirmek, hepinizin bildiği gibi, imkânsızdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Daha açış konuşmasında tarafsız olmadığınızı ortaya koyuyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, terör bir insanlık suçudur, bunu herkes kabul etmektedir ama birileri de bu insanlık suçunu işlemeye devam etmektedir öyleyse bu suçu kimlerin işlediği kadar, kimlerin desteklediğini de artık düşünmek ve görmek zorundayız.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Sayın Başkanım, grup toplantısında değiliz.

BAŞKAN - Sadece ülkemizde değil bütün dünyada insanları etnik ve dinsel kimlikleri üzerinden teröre teşvik edenler ve hele bundan nemalananlar, en masum ve en basit ifadeyle, insanlığa karşı suç işlemektedirler. Günümüz dünyasında insanlık, insan olma yolunda ilerlemeyi, gerçekten insan olmayı mı seçecektir yoksa insanlıktan gittikçe uzaklaşmayı mı? İnsanlığın geleceği bu sorunun yanıtına bağlıdır.

Değerli üyeler, gazi Meclisimiz, kuruluş savaşının en şiddetli günlerinde “önce ordu” taleplerine rağmen, Mustafa Kemal Atatürk’ün “önce Meclis, sonra ordu” anlayışıyla oluşmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken ortaya koyduğu kuruluş felsefesine aykırı hiçbir işleme onay vermemelidir. Türkiye elbette daha demokrat, daha özgür, daha güzel günler görecektir. Ülkenin en yetkili organı, tüm sorunların çözüm yeri olarak bu Meclis de elbette bu doğrultuda üzerine düşeni yapacaktır ama asla silah tehdidi altında değil.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi tamamlarken başta Meclisimizi kuran Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı şükran ve saygıyla anıyor, son dönemde PKK terörü sonucunda öldürülen üniformalı-üniformasız tüm yurttaşlarımızı rahmet ile anıyor, yüce Meclise de kolaylıklar ve başarılar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – “Öldürülen” değil şehit edilen.

BAŞKAN - Şimdi, gündeme geçiyoruz sayın milletvekilleri.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – CHP bildirisi okudunuz herhâlde.

BAŞKAN – Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, yargı bağımsızlığı ve yeni Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapılanması hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Tarhan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır, aşmamanızı rica edeceğim.

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, yargı bağımsızlığı ve yeni Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapılanmasına ilişkin gündem dışı konuşması ve  Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, bir yargıç istifa etti geçen gün. Yirmi beş yıl daha çalışabilirdi, buna zamanı vardı ve şöyle diyordu istifa dilekçesinde: “Türk yargısının hukukun üstünlüğü ve halka adalet dağıtmak ülküsünden uzaklaşması bana bu kararı verdirtti.” Bir diğeri ise dün istifa etti, mesleğinden koptu, kopartıldı. On sekiz yıl daha görev yapabilirdi. Şöyle diyordu: “Bugünlere kadar yargıç olan, ulusun yargıcı olan ben, birilerinin yargıcı olmamak için mesleğimden istifa ediyorum.”

Yargının ve majestelerinin hizmetkârı olmasına dayanamayan yargıçların istifaları gündeme gelecek gibi görünüyor. Tutuklamalara muhalefet şerhi koyan yargıçların sürgün ya da emekliliğe zorlanmaları gibi, bunların da devam edeceğini anlıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bir tedbir olan tutuklama, şüpheli ile arasındaki bir hesaplaşmaya dönüştü yargıçların. Karanlıkta göz kırpmaya, ayağa kalkmayandan rövanş almaya dönüştürenlere belki tepkiydi arkadaşlarımızın istifası. Yargılanan herkese terörist muamelesi yapıp “Sen suçunu bilirsin, yat içerde!” diyen, demokratik itiraz haklarını kullananları tutuklayan zihniyete tepkiydi bunlar. İstanbul Üniversitesi sanki yasa dışı bir örgüt karargâhıymış gibi, öğrencilerin hepsi birer teröristmiş gibi bir yıllık arama kararlarına tabi tutulmasına, bugün itibarıyla 503 üniversite öğrencisinin tutuklu bulunmasına tepkiydi bunlar.

Silivri’ye giden var mı aranızda değerli milletvekilleri? (AK PARTİ sıralarından “Çok, çok!” sesleri) Yoktur, çünkü ilgi alanınıza girmiyor sizin.

SONER AKSOY (Kütahya) – Var, var.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Biz her gün halkın içindeyiz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Biz biliyoruz ki 12 Eylül 80 darbesinin simgesi Mamak ve Diyarbakır cezaevleridir, 12 Eylül 2010 darbesinin simgesi ise Silivri cezaevidir. Tarih bunu yazacaktır değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

Postmodern darbe dönemlerinin postmodern işkence metotları uygulanmaktadır orada. Halkın temsilcileri tecride tabi tutulmakta, ölmeye yatırılmaktadır orada, Silivri’de. Bir yargıç olarak deneyimim bu yargılamayı açıklamaya kesinlikle yetmiyor. Halkın iradesine nafile çapraz sorgular yapılıyor orada. Duruşma salonu adı verilmiş bir infaz kurumuna birbiriyle tamamen ilintisiz fikirler ve kişiler doldurulmuş, aynı örgüte hizmet etmekle suçlanıyorlar. Bununla da yetinilmediği ve gözdağı verilircesine yeni cezaevleri inşa ettiğiniz de anlaşılıyor.

Halkın kürsüsünden sesleniyorum: Halkın seçtiği ve 1,5 milyon kişinin oy verdiği 8 milletvekili bugün tutuklu, bugün tutsak. Tutulmuşlar ve görevlerini yapamaz hâle getirilmişler.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sizin Yargıtayda çalıştığınız döneme sorun onu.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Henüz bir suç işlediklerini kimse söyleyemez. Yargılanmalarına kimsenin bir şey diyeceği yok ancak bugün demokrasi, 1,5 milyon kişinin iradesi hapistedir ve rehindir. Demokrasiyi iyi hâlli bir mahkûma dönüştürmeye çalışmaktasınız ki buna ilk karşı çıkması gerekenler halkın temsilcileridir, topyekûn bu Meclistir değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Siz halkın iradesinin nasıl gasbedildiğini daha iyi bilirsiniz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Milletvekillerini görev yapamaz kılan bu sahte davaları kimin yönetip yönlendirdiği artık bir sır değil, bunu hepimiz biliyoruz. Evet, biz biliyoruz ki adalet ve demokrasi kılığına da girse aslında diktatörlük diktatörlüktür değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, kim yarattı bu canavarı? Kim yargıyı yürütmenin yedeğine ve cebine koydu sizce, bir bakalım mı? Bir yıl önce Adalet Bakanlığında hazırlanan ve referandumdan aylar önce adliye adliye gezdirilerek vaat ve tehditlerle hayata geçirilen liste skandalıyla taçlandırılan yeni HSYK kimin hizmetinde değerli milletvekilleri? Yargıtayda blok oy uygulaması ile yerel mahkemelerdeki tüm dosyaların kaderini tek bir işarete, düğmeye basmaya mahkûm eden kimin yargısıdır değerli milletvekilleri? İktidara dokunan Deniz Feneri soruşturmasında görevini yapan savcıları türlü komplolarla yıldıran, saldıran, “Dokunanı yakarım.” mesajını sürekli güncelleyen kimin yargısıdır değerli milletvekilleri? Bugün de artık suç vasfını değiştirerek… O dosyanın suç vasfını değiştirmeye çalışıyorlar ve üstünü, bu utancı, yüz yılın utancını kalın bir örtü gibi örtmeye çalışan kimin yargısıdır değerli milletvekilleri? Düşünenler için tutukluluk süresini bir dünya rekoruna, on yıla, on yıla… Canice cinayet işleyenleri de sokaklara salan kimin yargısıdır sizce? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Parasız eğitim isteyen Berna’yı ve Kerem’i on dokuz ay boyunca hapislere tıkan…

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Bunu size sormak lazım.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Parasız eğitime ihtiyacı olmayanlar bunu bilmezler tabii. Sizlerin bilmesine imkân yok. Ne demek istediklerini, evet…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyoruz Sayın Tarhan.

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Biz nereden geldiğimizi iyi biliyoruz.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Siz anlayamazsınız, yabancı uyrukluymuş gibi… (CHP sıralarından alkışlar)

NUREDDİN NEBATİ (İstanbul) – Biz çok iyi biliyoruz, geçmişimizi de biliyoruz geleceğimizi de Allah’ın izniyle.

BAŞKAN –  Hükûmet adına Adalet Bakanı Sayın Ergin.

Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN  (Hatay) –  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Genel Kurulu, değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce bu kürsüden konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Grup Başkan Vekili, yeni HSYK ve yargı bağımsızlığı konusunda söz istemişti Meclis Başkanlığından ve bu kürsüye geldiğinde sekiz, on tane münferit, yargıdaki devam etmekte olan soruşturma ve yargılamalara ait birtakım tespitlerle sözlerini tamamladı. Ancak, yeni HSYK’nın yürürlüğe girmesini sağlayan 12 Eylül 2010 referandumu -yanılmıyorsam- için de “12 Eylül 2010 darbesi” ifadesini de bu kürsüde kullandı.

Değerli milletvekilleri, Türk yargısının öteden beri süregelen sorunları sistematik bir şekilde çözüme  kavuşturulsun diye…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – “Sistematik işkence” demek istediniz Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – …2009 yılının sonbaharında “Yargı Reformu Stratejisi” adı altında bir plan hazırlandı.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sistematik işkence…

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bu planın hazırlanması sadece Adalet Bakanlığının değil yargının tüm paydaşlarının görüşü alınmak suretiyle yapıldı. Yargıtayın, Danıştayın, askerî yüksek mahkemelerin, Barolar Birliğinin, Noterler Birliğinin, akademisyenlerin, Yükseköğretim Kurulunun ve Adalet Bakanlığı kanunlar departmanının temsilcilerinden oluşan bu heyet, uzunca bir çalışma sonrasında Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni hazırladı. Bu belge Bakanlar Kurulumuzda görüşüldü, olumlu bulundu ve Avrupa Komisyonu tarafından da Türkiye’yi ileriye taşıyacak olumlu bir çalışma olarak değerlendirildi.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Danıştay öyle bir şey söyledi mi yahu?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bu çalışma çerçevesinde iki yıllık süre içerisinde yapılan faaliyetlerle eylem planının yüzde 67’si gerçekleştirildi ve 2011 yılı Türkiye İlerleme Raporu’na bakarsanız -Avrupa Birliğinin- HSYK’nın yeni hâliyle ilgili önemli değişiklikler, önemli gelişmeleri kaleme alan ve yeni HSYK’nın ne getirip ne götürdüğünü anlatan güzel tespitler var. Bu tespitlere baktığımızda, Türkiye’deki iç siyasi endişelerden bağımsız olarak Türkiye’de yargının gelişimi ve değişimi açısından, yargının elde ettiği yeni gelişmeler açısından önemli ifadeler var. “2010 Anayasa değişiklikleriyle yargı reformunda ilerleme kaydedilmiştir.” İlk tespitleri bu.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, yargıda reform olur mu? Yargıda reform varsa hakkında yasaklanmış olan soruşturmada nasıl savcının sen ifadesini alacaksın? Nasıl Deniz Feneri savcılarını çağırıp ifadesini alıyorsun? Bundan sonra hangi yargı bağımsız olur?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Eylül 2010’da gerçekleşen referandumda kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle birlikte Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu, HSYK’nın daha çoğulcu ve yargının bütününü temsil eder şekilde yeniden yapılandırılmasını sağlamıştır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada çıkıp da doğru konuş, Meclisin karşısında!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) –  2011 yılı yargı bütçesi yaklaşık olarak 4,7 milyardan 6,1 milyara çıkarılmıştır. Etkili itiraz yolu, ihraç kararları hakkında yargı makamlarına müracaat hakkı olarak tanınmıştır. Yeni seçilen HSYK, hâkim ve savcıların reform önerilerini tartışmak üzere vilayetlerde bölgesel toplantılar gerçekleştirmiştir.

HSYK, Adalet Bakanlığından idari ve mali bakımdan özerk ve bir kamu tüzel kişisi olarak kasım ayında 22 üyesiyle faaliyete geçmiştir. Nisan ayında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Şemdinli davasında görevli olan ve meslekten ihraç edilen savcıyı tekrar mesleğe kabul etmiştir. Kurul kararları isim belirtilmeden Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun web sayfasında yayınlanabilmektedir. Bu uygulama hukuki kesinliği ve adaletin yönetimine güveni güçlendirecektir. Yüksek Kurul tarafından Yargıtay ve Danıştaya üye seçiminde uygulanan atama prosedürü şeffaf olmuştur.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Nasıl şeffaf olmuş? Yargıtayı bitirdin ya sen!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Her bir hâkim tarafından alınan oy sayısı ile seçim süreci sırasında takip edilen usul Yüksek Kurulun İnternet sayfasında yayınlanmıştır. Bunlar benim tespitlerim değil Avrupa Komisyonunun tespitleri.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Avrupa Komisyonuna yanlış bilgi veriliyor.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Anayasa Mahkemesi Kanunu, Anayasa Mahkemesinde yüksek yargıdan gelen üyeliklerin ağırlığını azaltmış ve mahkemeyi hukuk dünyası ve toplum tabanında daha temsil edilir bir yapıya dönüştürmüştür. Anayasa Mahkemesinin yetkileri bireysel başvurunun getirilmesi ile genişletilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yetkilerinin, bireysel başvurunun getirilmesiyle beraber, 2012 yılında uygulanmasına başlanılacaktır. Hükûmet tarafından Ağustos 2009 tarihinde kabul edilen yargı reformu stratejisinde belirtilen birçok tedbir Anayasa değişiklikleriyle hayata geçirilmiş ve bunu mevzuat takip etmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Avrupa Komisyonunun her şeyini söyle. Deniz Fenerinde yaptığın marifetleri de söyle.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Özetle, yargı alanında ilerleme kaydedilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesine ilişkin mevzuatın kabulü ile yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı yönündeki ilerleme kaydedilmiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Türkiye’de yargı diye bir şey bırakmadın. Bunun hesabını çok ağır ödeyeceksin.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Yine, aynı şekilde, yargının etkililiğinin geliştirilmesi ve mahkemelerin artan iş yükünün üstesinden gelinmesi için yeni adımlar atılmıştır. Bu tespitler Avrupa Komisyonunun 2011 yılı Türkiye İlerleme Raporu’ndan alınmış cümlelerdir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hepsini söyle. Deniz Feneriyle ilgisini de söyle.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Ve bunlar Türkiye’deki iç siyasetin getirdiği atmosferde yapılan tespitler değildir. Hem sizin temsilcilerinizi dinlediler hem Hükûmetin, HSYK’nın, yüksek yargının temsilcilerini dinlediler, hepimizin görüşlerine başvurduktan sonra yayınlamış oldukları rapor bunları söylüyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hesabına geleni söylüyorsun, gelmeyeni söylesene…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Adalet Bakanlığı kim, sen kim!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2010 yılında yapılmış olan Anayasa değişikliğiyle oluşturulan yeni yargı sisteminin gelişim çizgisini beraberce izliyoruz.

Sayın Tarhan bu kürsüden 2 tane hâkimin istifa ettiğini söyledi. Evet, istifa eden her 2 hâkim de YARSAV’a üye ve daha önceki etkinliklerinde görev almış hâkimler. (CHP sıralarından gürültüler)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – YARSAV’a üye olmak suç mu Sayın Bakan?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Yanlış bir şeyse düzeltirsiniz ama ben sadece bir tespit yapıyorum… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin dinleyiniz.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – …Genel Kurulumuzu ve kamuoyunu bilgilendirmeye çalışıyorum.

YARSAV’a üye olmayı bir nakisa, bir eksiklik olarak da söylemedim ama ben sadece olayı tavzih ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) Siz bu kürsüden konuşurken biz dikkatlice dinledik. Lütfen konuştuklarınızın cevabını dinlemeye tahammül ediniz, tahammül gösteriniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Oradan doğru bilgi ver, doğru!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bu kürsüye gelip sadece iddia edeceksiniz, sadece itham edeceksiniz ama cevabını dinlemeyeceksiniz. İşte bu, kürsüde söylediğiniz, diktatörlüklerden kalan bir alışkanlıktır bu. İddianızın cevabını alacaksınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Adalet Bakanlığını bu kadar batıran bir adam nasıl çıkıp burada konuşuyor ya!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, “Yargı bitti.” diye istifa etmiş bir hâkimimiz. Bakınız, bu ülkede biten bir şey var ama bitenin ne olduğunu ben sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu ülkede biten şey, millet iradesine geçit vermeyen vesayet sistemidir, başka bir şey değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu ülkede biten şey, seçkinleri kollayıp kimsesizleri mağdur eden üstünlerin hukuku anlayışıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Millet iradesi cezaevinde Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bu ülkede biten şey, “Yargı kalemiz.” diyenlerin ideolojik hegemonyasıdır, yargı değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Hiç alakası yok!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu ülkede biten şey…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sizin adaletiniz kömür dağıtmak Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – …“Onama mı istersin, bozma mı istersin?” anlayışıyla yürütülen kirli ve çarpık ilişkilerdir, adalet değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

Bu ülkede biten şey, yüksek yargıda ideolojik bildiri ve açıklamalar ile işini yapmaya zaman bulamayan anlayıştır, başka bir şey değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu! Hesabına dokunanların ne ilgisi var? Yani, hangi yüzle gelip bunları konuşuyorsun?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Ve bu ülkede biten şey, darbe hazırlığı içinde olanlardan brifing alan…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Darbeyi siz yaptınız, yargıya darbeyi siz yaptınız!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - …darbe sonrasında darbecileri ayakta alkışlayıp selam duran anlayıştır biten bu ülkede. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – O darbeyle iktidara geldiniz, kimi suçluyorsunuz? O darbenin sonucusunuz siz!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hâkimlerin yerini değiştiren sen değil misin?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Son elli yılda Avrupa’nın tümünde kapatılan siyasi partilerin toplamı dördü, beşi geçmez ama…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Darbeyi yapana 1 trilyonluk araba aldınız, bize mi sordunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Deniz Feneri savcılarını niye görevden aldın?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, lütfen… Biz, cevap veren Sayın Bakanımızı dinlemek istiyoruz.

BAŞKAN – Konuşmayı dinliyoruz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Dinlemek istiyoruz. Lütfen, muhalefet sıralarına söylerseniz, müdahale etmesinler. Lütfen…

BAŞKAN – Buyurunuz, yerinize oturunuz lütfen. Konuşmayı dinliyoruz. Lütfen Sayın Bahçekapılı, yerinize oturunuz.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekilim, ben konuşurum, sen merak etme. Onlar konuşsunlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Cevap ver, bizim söylediklerimize de cevap ver.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu ülkede biten şey adalet değil, adalet adına yıllardır bu milletin ensesinde boza pişirme, darbecileri destekleme, darbenin lehinde beyanlarda bulunma ve siyaset kurumunu hasım görme anlayışıdır, başka bir şey değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Darbeyi yapan sizsiniz yahu!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Darbe yapana 1 trilyonluk arabayı siz aldınız!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bakınız, son elli yılda Avrupa genelinde, Avrupa’nın tamamında kapatılan parti sayısı dördü, beşi geçmez ama Türkiye’de son elli yılda yirmi beşin üzerinde siyasi parti kapanmıştır.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Biz mi kapattık?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bu ülkede biten şey, bakkal dükkânı kapatır gibi parti kapatma anlayışıdır, başka bir şey değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bunları hangi yüzle konuşuyorsun sen burada yahu?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Yine, bu örnekleri artırmak mümkün, eski adalet bakanlarının incilerini buraya dökmek mümkün.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yenisininkini de!

İZZET ÇETİN (Ankara) – Senin Ali Diboları…

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – “Bu kadroları örgütüme vermeyip milliyetçilere mi verecektim?” diyenlerin örnekleri ortada. Bunları tek tek konuşacak değilim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Senin Hatay’daki ihalelerden biraz bahset!

İZZET ÇETİN (Ankara) – Hatay’daki ihaleleri söyle.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin dinleyiniz.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bakınız, burada bir savcının, bir yargıcın beyanları okundu. Ben de size burada bir savcının feryadından bir küçük paragraf okuyacağım.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Deniz Fenerinden bahset bir de hadi!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bir hâkimin, bir ağır ceza mahkemesi başkanının beyanı: “Vallahi, eğer böyle giderse, yine tehditvari şey yapacaksa ben çekip gideceğim Bakanlığa her şeyi söyleyeceğim. Yani bir de 200 kilo uyuşturucu yakalanmış, bilmem ne baronunu tahliye edeceğim. Nerede görülmüş şey bu? Ne adaleti dinliyor, hep kırmızı pabuç peşinde...” Bir başkan, ağır ceza mahkemesi başkanı, bir avukata bir başka avukatı şikâyet ediyor. Bu avukatlar da eski bir Adalet Bakanı kanalıyla mahkemeye baskı yaptığı iddia edilen avukatlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Eski Adalet Bakanı kadar başına taş düşsün.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ağır ceza mahkemesi başkanı feryat ediyor, “Bana bu tehditleriniz, bu şantajlarınız devam ederse gidip Adalet Bakanlığına hepsini anlatacağım.” diyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Suç duyurusunda bulunun. Bize niye anlatıyorsun?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Bu ülkede biten adalet değil, bu şekilde kuşatılmışlık duygusudur...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu, kim suç işlemişse hakkında soruşturma aç.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - ...bu şekildeki baskılardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Polonya’da yakalanan Sivas katilini niye getirmiyorsun Türkiye’ye?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Devam etmekte olan soruşturmalarda savcılar görevden alınmışmış… Sayın Tarhan bunu dile getiriyor ama Sayın Tarhan’ın YARSAV Başkanı olduğu dönemdi zannediyorum 2010 yılının Nisan ayı falan, değilse de yönetimdeydi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı bir tasarruf yaptı, balyoz soruşturmasını yürüten 2 savcının yetkilerini aldı, başka savcılar görevlendirdi. Ben, YARSAV’ın ya da Sayın Tarhan’ın bu tasarrufu eleştirdiğine dair bir şey duymadım. Sizler duydunuz mu? (AK PARTİ sıralarından “Hayır” sesleri)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Deniz Fenerindeki savcıyı da biz duymadık.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Deniz Fenerinden bahset.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu ülkede soruşturma savcılarının –görevden- değiştirilmesi, dosyaların elinden alınması uygulaması bir tek Deniz Feneri savcıları için uygulanmış bir yöntem değildir. Kaldı ki balyoz savcıları görevden alınırken onların hakkında en ufak bir iddia yoktu...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Nasıl yoktu ya, Allah aşkına?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - ...en ufak bir takibat yoktu...

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Siz o davanın savcısı mısınız Sayın Bakan?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - ...inceleme yoktu, soruşturma yoktu.

İZZET ÇETİN (Ankara) – Deniz Fenerinden bahset.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Hiçbir inceleme ve soruşturmaya tabi olmaksızın soruşturmayı yürüten savcılar...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Telekom’da 2 milyar dolarlık rüşvet iddiası hakkında dava açtın mı Sayın Bakan?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - ...İstanbul Başsavcısı tarafından görevden alındı ama bugün bu eleştirileri yapanlardan, hiçbirinden bir ses çıkmadı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) –  Ya... Gitti Telekom, zavallı Telekom, halkın malı Telekom!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Neden acaba? Onlar savcı değil miydi? Onlar soruşturma yapmıyor muydu yoksa onlar sizin alınmasını istediğiniz kişiler miydi? Onun için mi sustunuz, onun için mi konuşmadınız? (CHP sıralarından gürültüler)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Aynen öyle yaptılar, aynen öyle!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Aynı Deniz Fenerinde sizin olduğunuz gibi Sayın Bakan, aynı Deniz Fenerindeki gibi!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Ankara Adliyesinde devam etmekte olan ve kamuoyunda “Deniz Feneri savcıları” olarak bilinen olayda ise…

İZZET ÇETİN (Ankara) – Savcılardan değil, Deniz Feneri davasından bahset! 

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – …şüpheli vekillerinin şikâyeti üzerine HSYK 3. Dairesinin vermiş olduğu bir karar var, inceleme ve gerek görülürse soruşturmaya geçme kararı. Bu karar üzerine müfettişler inceleme başlatıyorlar, bir müddet çalıştıktan sonra soruşturmaya geçme kararı alıyorlar.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Şu, kadını tecavüzcüsüyle evlendirmek isteyen HSYK mı Sayın Bakan?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – “Efendim, Adalet Bakanı bu soruşturmaya niye izin verdi?” diye sordular.

Değerli arkadaşlar, 12 Eylül 2010 referandumundan sonra yürürlüğe giren yeni Anayasa’mıza göre oluşan HSYK’nın 3. Dairesi göreve başladıktan itibaren bugüne kadar 812 adet inceleme ve soruşturma kararı vermiştir. Buraya dikkatinizi çekiyorum, 12 Eylül 2010 tarihinden itibaren tam 812 adet inceleme ve gerek görülmesi hâlinde soruşturmaya geçilmesi kararı veriyor HSYK 3. Dairesi. Anayasa’mız gereğince bu kararların Kurul Başkanı tarafından olura tabi tutulması gerekiyor. Bu 812 karar Kurul Başkanı olan Adalet Bakanına olura sunulmuş. Ne olmuş sonuç biliyor musunuz? 812’sine de olur vermiş Bakan. Bir iddia varsa, bir tarafın şikâyeti varsa, bunlar araştırılsın, incelensin, gerçekler ortaya çıksın, kimse gerçeklerden korkmasın, kimse gerçeklerden kaçmasın diye tüm araştırma, inceleme ve soruşturma taleplerine olur vermiştir Adalet Bakanı. (CHP sıralarından gürültüler)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Soruşturma sonuçları ne olmuş?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – 811 tanesine olur verip 812’ncisi HSYK’da görüşülür iken…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Kaç tanesi izlediğiniz soruşturma Sayın Bakan? Müfettişleriniz bağımsız mı?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Efendim, bunlar Deniz Feneri iddiasını soruşturan savcılardır. Bunlar önemli davaları inceliyorlar, önemli iddiaları inceliyorlar. Bu iddialar incelenirken bir kısım siyasi partilerin temsilcileri de adliyede mekik dokuyor, savcılarla sık sık görüşmeler yapıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Adalet Vakfının Yaşarkent’teki sitesini inceleyin o zaman!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Dolayısıyla, bu soruşturma, inceleme iznini vermemesi gerekiyor Adalet Bakanının. Öyle mi davranacaktı? 811’inde nasıl davrandıysak 812’ncisinde de aynı izni verdik ve bütün iddialar araştırılmıştır, bir tek istisnası yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla bu olayda Adalet Bakanının dahli, Anayasa’mızın vermiş olduğu görev gereğince Kurulun vermiş olduğu inceleme ve gerekirse soruşturmaya geçme kararına olur vermekten ibarettir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bunlar hep tek taraflı senin söylediğin fikirler. Bir de işin özünü… Sana güven olmuyor ki, tek taraflı konuşuyorsun, tek taraflı!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Onun dışındakilerin tamamı gazete haberlerine dayalı, gerçeği yansıtmayan bilgilerdir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Balyoz davalarında niye tahliye kararını veren hâkimleri görevden aldın?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu ülkede güven veren adalet sisteminin gerçekleşmesi için yoğun bir çalışma devam etmektedir. Fiziki altyapı, yasal mevzuat çalışmaları, insan kaynaklarını güçlendirme çalışmaları ve yüksek yargıyı güçlendirme çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – “Mevzuat” zaten yasal demek Sayın Bakan.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Allah’ın izniyle bir buçuk iki yıla kadar bu ülkede uzun süren yargılamalardan, uzun tutukluluklardan artık bahsetme imkânı kalmayacaktır kimsenin.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yahu, insaf et Allah aşkına! Neyi anlatıyorsun ya?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Parası olan dava açacak Sayın Bakan! “Paran kadar adalet” diyorsunuz!

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bunu kendimize amaç edindik ve bu milletin adalet beklentisini karşılamak üzere her türlü çalışmayı gece gündüz demeden yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Milletvekilleri üç yıldır içeride Sayın Bakan! Kime ne anlatıyorsun ya?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Sözlerimi sona erdirirken bir tespitimi de paylaşmak istiyorum. Genel Kurul açılırken Sayın Meclis Başkan Vekilimiz bir değerlendirmede bulundu. Sayın Başkana şunu hatırlatmak istiyorum: Sadaka veren ve alanlara ilişkin yakışık almayan sözler söyledi Sayın Başkan, yargıya yönelik o kürsüden telkinlerde bulundu Sayın Başkan, Hükûmeti eleştiren değerlendirmeler yaptı Sayın Başkan.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Meclis Başkanına mı müdahale etmeye başladın bu sefer de?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) – Bunların hepsi yapılabilir, bu eleştirilerin hepsi yapılabilir ama Sayın Başkanım, kusura bakmayın, o kürsüden yapılamaz bunlar, buradan yaparsınız, o eleştirileri bu kürsüden yaparsınız ama orada oturan Başkan Genel Kurulu tarafsız yönetmek zorundadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ergin.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Stadyuma çevirdiniz ya burayı!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, benim burada yaptığım değerlendirmeler bir hukuk devletinde olması gereken unsurlardır, Türkiye Büyük Millet Meclisinin koruması gereken onuru hakkındadır, teşekkürlerimi sunuyorum dinlediğiniz için de o değerlendirmeleri.

Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, Sayın Bakan Cumhuriyet Halk Partisine sataşmıştır… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olursanız talebi dinleyebileyim.

MUHARREM İNCE (Yalova) – …bizi darbelere destek olmakla suçlamıştır. İç Tüzük 69’a göre söz istiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – CHP’sinin ismi geçmedi Sayın Başkan. Kendi üzerine alınmışsa yapılacak bir şey yok, ama öyle bir söz…

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

Sataşmaya mahal vermeyiniz tekrar efendim.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in partisine sataşması nedeniyle konuşması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan şuna alışmış tabii: Burada Meclis Başkanına dönüp “Sen mi susturacaksın, ben mi susturacağım.” diyen zihniyetten geldiği için böyle davranması çok doğal.

Bakınız, size sesleniyorum. İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesinin değiştirilmesi için kanun teklifi orada, yüreğiniz varsa gelin değiştirelim!

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Yüreğimiz var!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Kenan Evren’in maaşına zam yapan sizsiniz. Darbeciler orada, gidin yargılayın, gereğini yapın! Muhtıra verenlere trilyonluk araç alan sizsiniz! Muhtıra verenlere madalya veren sizsiniz! Asıl darbe nedir biliyor musunuz? Bakın, asıl darbe nedir biliyor musunuz? Meclis açıkken kanun hükmünde kararname çıkartmaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

11 Ekimde… Yazıklar olsun ki ben neysem siz de osunuz. Sizi devre dışı bırakarak Hükûmet, 11 Ekimde kanun hükmünde kararname çıkarttı. “Siz kimsiniz.” dedi, “Sizi takmıyorum.” dedi, “Sizi saymıyorum.” dedi, sizi devre dışı bıraktı. Şimdi, bu gidişle korkarım ki bu kış faşizm gelir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Faşizmi CHP’den öğrendik!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ama zannetmeyin ki korkuyoruz sizden! Ferman sizinse meydanlar bizimdir, merak etmeyin! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Yüz yıl sonra hiçbirimizi hatırlamayacaklar, ama Adalet Bakanını hatırlayacaklar, terminolojimize “Ali Dibo”yu kattığı için yüz yıl sonra bile Sayın Sadullah Ergin’i hatırlayacaklar. (CHP sıralarından alkışlar)

Size bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ergenekon sanıklarını Silivri’de ziyaret eden milletvekillerinin listesini ben imzaladım grup başkan vekili olarak. Açıklamaya hazırım, yarın o listeyi açıklarım. Bakanlık açıklasın. Onlar düşünce suçlusu. Siz Deniz Feneri sanıklarını ziyaret eden götürme suçlularını açıklayın. Haydi, birlikte açıklayalım. (CHP sıralarından alkışlar) Yarın Sayın Bahçekapılı’yla birlikte bir basın toplantısı yapalım, ben Cumhuriyet Halk Partisinden Silivri’ye ziyarete giden milletvekillerinin listesini açıklayayım, siz de Deniz Fener’ine gidenlerin listesini açıklayın. Bizim gizlimiz, saklımız yok. Sizin adınız AK, bizim alnımız ak. (CHP sıralarından alkışlar)

Hepinize teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmacı… (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Sakin olunuz lütfen, talebi dinleyeceğim.

Buyurunuz Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmacı adımı anarak bazı söylemlerde bulundu, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bahçekapılı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Lütfen, bir daha sataşmaya mahal vermemenizi rica edeceğim.

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, biraz önceki konuşmacı -ismini bu sefer doğru söyleyeceğim- Sayın İnce, yine her zamanki klasiklerinden birini gerçekleştirdi. Maalesef, nöbetçi olduğu zamanlarda, tesadüfen de benim nöbetçi olduğum zamanlarda o klasiklerini oynamaya devam ediyor. Tabii ki, biz de dinlemekten bazen zevk alıyoruz bazen sinirleniyoruz ama bugün şöyle bir şey söyleyeceğim size:

Dediler ki: “Sayın Bahçekapılı’yla yarın basın toplantısı yapalım.” Hiç gerek yok, ben söyleyeceğim. Ben, Sincan’da cezaevindeki arkadaşlarımı ziyaret ettim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onlar benim dostlarım, onlar benim arkadaşlarım. (CHP sıralarından “Hangi dostlar” sesleri)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ne güzel söylüyorsunuz, bak.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) - Şimdi, size soruyorum: Siz dostluk ne demektir bilir misiniz? (AK PARTİ sıralarından “Bilmezler” sesleri) Arkadaşlık ne demek bilir misiniz? Arkadaşlarınızın zor gününde…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Düşünce suçlusu mu götürme suçlusu mu? Hangisi?

AYŞENUR BAHÇEKAPILI (Devamla) - … arkadaşlarınızın kötü günlerinde yanlarında olmazsanız dostluğun ne anlama geldiğini bilebilir misiniz?

MUHARREM İNCE (Yalova) – Siz de benim bir zamanlar dostumdunuz, dönmeden önce.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Önce, dostluk ve arkadaşlığın ne demek olduğunu öğrenin, dostluk ve arkadaşlığın örneğini verin, sonradan gelip bu kürsüyü kullanın. Benim arkadaşlarım o veya bu suçlamayla Sincan Cezaevinde yatıyorlar.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Siz konuşmalarını engellemek için mi gittiniz Sayın Milletvekili?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) -  Dilerim tahliye olurlar ama eğer orada kalmaya devam ediyorlarsa dün gittim, yarın da gideceğim çünkü onlar benim arkadaşlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Konuşmasınlar, gerçekleri söylemesinler diye mi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) - Ben Sincan Cezaevine gidip basın toplantısı yapmadım. Bu kürsüyü kullanıp, Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırı beyanlarda bulunmadım. Hâkimleri etkilemek anlamında hiçbir beyanda bulunmadım. Sadece ve sadece arkadaşlarımı ziyaret ettim.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Zaten talimat veriyorsunuz, gerek yok!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) - Arkadaşlığın ne olduğunu öğrenin, ondan sonra bu kürsüyü insanlık adına kullanın.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Dostluk başka, ortaklık başka. O ortaklık!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) - Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bahçekapılı. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen biraz sakin olunuz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, Sayın Bahçekapılı dostlukla ortaklığı birbirine karıştırıyor. Yanılmıyorsam, kendisi Kanal 7’nin avukatıydı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Evet.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Karıştırmayalım. Siz avukatıydınız. Dostluk değil bu.

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekilleri, lütfen…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Kanal 7’nin avukatlığını yaptım.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bu başka bir şey.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – O dönemimle ilgili olarak da çok sevdiğim ve onur duyduğum anılarım var; şerefle söylüyorum.

BAŞKAN – Anlaşılmıştır efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurunuz.

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, adalet duygusunu rencide edecek gelişmeler karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisinin adaletin doğru tecelli etmesi için çalışması gerektiğine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu hususun peşinde olacaklarına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, tabii, adalet mülkün temeli. Adaletin siyasileştirilmesi ve tuzun kokmasına yol açan gelişmelerden hepimiz endişe etmeliyiz. Vatandaşlarımızın aradığı haktır, hakikattir, adalettir.

Bu eksende, adalet duygusunu rencide edecek gelişmeler karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi adaletin doğru tecelli etmesi için çalışmalıdır. Ama adaleti kısır birtakım siyasi çekişmelerin aracı hâline dönüştürürsek, bu konuda kutuplaşma oluşturursak vatandaşımız soracak: “Adalet güçlüden yana mı, yoksa haklıdan yana mı?”

Bu durumda, Sayın Bakanın ifadesiyle, eğer adalet siyasileşirse, işte, Habur’da, Başbakanın özel temsilcisinin bulunduğu toplantıda diyor ki: “Habur... Hukuk ihlal edildi, her şey yok edildi. Amaç, size verilen birtakım sözlerin tutulmasıydı.” Sayın Bakan, adaleti orada dik tutacaktınız.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Siz orada mıydınız?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Orada dik tutacaktınız. İşte, burada, adaleti nasıl, teröristlerin ayağına gönderdiğinizi gösteriyor. O bakımdan, gelin, hep beraber, birlikte… Adaleti siyasi amaçlar için kullanmaktan vazgeçiniz. Adaleti güçlülerin sopası hâline getirmekten vazgeçiniz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) – Tam da bunu yapıyoruz şu anda.

OKTAY VURAL (İzmir) - Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bunun peşinde olacağız. (MHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, bu ne usulü? Bu usul nedir?

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz Dünya Yoksullukla Mücadele Günü münasebetiyle söz isteyen Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’e aittir.

Buyurunuz Sayın Yetiş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM  DIŞI KONUŞMALARI (Devam)

2.- Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in, Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

MUHAMMED MURTAZA YETİŞ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Yoksullukla Mücadele Günü nedeniyle söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Birleşmiş Milletler 1993 yılında yoksulluğa dikkat çekmek üzere 17 ekimi “Yoksullukla Mücadele Günü” ilan etti.

Değerli milletvekilleri, yakın zamanda Somali’deydim. Somali’de her gün kadın, genç, çocuk, onlarca masum insanın açlık nedeniyle hayatını kaybettiğini gördüm. Orada insanların sefalete mahkûm bırakıldıklarına şahitlik ettim.

Şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor ki, yoksulluğun nedeni, bugün açlık sınırında yaşayan insanların tembelliği değildir. Emperyalist güçler, yüzyıllardır, bu topraklarda iç savaşlar çıkarmış, doğal kaynakları, emekleri ve bedenleri sömürmüştür. Bu topraklarda, yoksulluk kalıcı hâle getirilmiştir. Bugün sahip olduğumuz hiçbir değer sistemi dünya nüfusunun yarıya yakınının açlıkla pençeleşir bir durumda kalmasına göz yumamaz.

Ülkemiz, devletiyle, milletiyle Somali’de insani bir duruş sergilemiştir.

UNICEF verilerine göre, dünyada yoksulluk ve açlık yüzünden her gün 30 bin çocuk ölmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, tarihe baktığımızda yoksulluktan çok yoksullaştırma süreciyle karşı karşıyayız. Bu süreç, çağımızda, farklı enstrüman ve yöntemlerle yürümekte. Bu yöntemler, Afrika’daki fil avcılığı yöntemlerini hatırlatmakta. Afrika'da fil avcıları, fillerin her gün kullandıkları yol üzerine bir çukur kazar, üzerini ince bir tabakayla örterek en önde yürüyen filin bu çukura düşmesini sağlarlar. Sonrasında, fil avcıları yüzleri maskeli ve siyah elbiseler giyerek gelir, çukur içerisindeki fili dövüp kırbaçlar ve onu birkaç gün aç bırakırlar. Sonraki gün aynı avcılar bu defa beyaz elbiseler giyerek gelirler ve aynı filin karnını doyurur, sevip okşar. İşte bu döngü ta ki fil beyaz giysili avcılara alışıncaya kadar sürüp gider. En son, fil bu bembeyaz giysili adamları kurtarıcısı zannederek ömür boyu onlara hizmet eder.

Küresel aktörler, insanlığı kendine hizmet ettirme aracı olarak bu yöntemi uyguladı ve uygulamaya devam ediyor. Çok şükür ki ülkemizde bu tehlikeli enstrümanın uygulama biçimlerini gören ve bununla mücadele eden AK PARTİ var. TÜİK verilerine göre Türkiye'de gıda artı gıda dışı yoksullukta fert başı yoksulluk oranı 2002'de yüzde 27 iken bu oran 2009'da yüzde 18'e gerilemiştir.

Yine değerli arkadaşlar, ülkemizdeki zengin-fakir arasındaki uçurum 2002'de 18 kat iken şu anda 2009'a göre 13 kata inmiştir. Bu iyileştirmeler elbette yeterli değildir. Bu nedenle, AK PARTİ kadroları tablonun daha da yileştirilmesi adına yeni sosyoekonomik projeler üzerinde çalışmaya devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, toplumlar mümkün olduğu kadar pasivize edilmekte ve sadece tüketici konumunda bırakılmaktadır. Artık, nuhafazakârlar uslu bir tüketici, solcular itirazsız alıcılardır. Bu, devletlerin değil, insanlığın iflasıdır. Fransız filozof Sartre 20'nci yüzyıl toplumu için "Gazete okur ve nazlarını giderirlerdi." demiştir, 21 'inci yüzyıl için de muhtemelen "Onlar iyi bir tüketiciydi." denecektir.

Değerli milletvekilleri, bizim refahımız başkalarının yoksullaştırılması hesabına dayanmayacaktır. Başkalarının mutsuzluğu üzerine kurulan saadetlerin insanlık adına felaket olacağını biliyoruz. Yoksulluğun azaldığı bir dünya dileyerek, şairin diliyle “Yoksulluğu anladık da sevmek neden kıt kanaat?”

Hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yetiş.

Gündem dışı üçüncü söz, Ceyhan Enerji İhtisas Bölgesi’nin sorunları hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’a aittir.

Buyurunuz Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz’ın, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana ve Ceyhan Enerji İhtisas Bölgesi’nin sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, bir şehir düşünün: Plaka kodundaki sıralaması 01. Dört bin yıldır adı aynı olan ve Hititlerden Perslere, Romalılardan Bizanslılara, Selçuklulardan Osmanlılara kadar on bin yıldır nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Doğu ile Batı arasında bir geçiş köprüsü, Orta Doğu’ya açılan bir pencere. Seyhan ve Ceyhan nehirleri arasında dünyanın en bereketli ovalarından birine sahip. 46 kilometrelik, Türkiye'nin en bakir ve en güzel kumsalında denize girip, aynı anda karlar üzerinde yürüyebileceğiniz turizm için potansiyeli olan bir şehir. Bir zamanlar “beyaz altın” denilen pamuğun başkenti olmuş, Türkiye'nin ilk sanayi tesislerine ev sahipliği yapmış, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere iş, aş bulmak umuduyla insanların akın ettiği bir kentimiz Adana. Ticaretin merkezi diye başta komşu iller, Kayseri, Niğde, Gaziantep, Kahramanmaraş olmak üzere çeşitli illerden ticaret yapmak için göçenlerin kenti Adana.

Değerli milletvekilleri, bu, geçmişin Adanası; bir de bugünün Adanası’na bakalım. Bugün, İktidarın ve Sayın Başbakanın ajandasından çıkardığı ve âdeta cezalandırdığı bir kent Adana. Nasıl mı? Bugünün Adanası’na ait birkaç veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum: Son on yılda otuz dokuz fabrika kapanmış, 40 bin kişi işini kaybetmiş. Adana, işsizlikte TÜİK’in raporuna göre yüzde 19,1 oranıyla Türkiye’nin işsizlik oranının en yüksek olduğu kenttir. BDDK’nın raporuna göre batık kredi kartları sıralamasında Adana Türkiye şampiyonu. Osmaniye’den sonra en az kamu yatırımı alan ikinci il. Kamu yatırımı olarak Ankara’da kişi başına 283 TL düşerken Adana’da kişi başına 75 TL düşüyor; Ankara ikinci büyükşehir, Adana ise beşinci büyükşehir ama dörtte 1 yatırımı anca alıyor. Emniyet Genel Müdürlüğünün raporuna göre planlı yolsuzluk ve sağlık yolsuzluğunda Türkiye birincisi Adana. Yaşanabilir iller sıralamasında on üçüncü sıradan elli üçüncü sıraya gerilemiş. Okuryazarlık oranında kırkıncı sırada. Ortaöğretime geçiş sisteminde il millî eğitim müdürlüğü verilerine göre elli altıncı sırada. Her yıl 50 bin niteliksiz göç alan, 50 bin nitelikli göç veren kent Adana. Daha başka ne söylenebilir ki! Saysak maddelerce sayabileceğimiz, Adana’nın durumuyla ilgili, olumsuzluklarıyla ilgili konular var.

Oysa Sayın Başbakan, seçim öncesinde Adana mitinginde “Adanalı Karacaoğlan bu toprakları ne kadar seviyorsa inanın biz de bu toprakları o kadar seviyoruz.” diyordu. Sayın Başbakan, bu nasıl sevgidir, bir de sevmeseniz Adana’nın durumu nice olacaktır?

Devam ediyor Sayın Başbakan: “Adana medeniyet şehridir, Adana ticaret şehridir, sanayi şehridir, Adana Çukurova’nın fedakâr çiftçisinin şehridir.” diyor. Evet öyleydi, ancak siz cezalandırmadan önce, sizin iktidarınızdan önce. Şimdiyse, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve çarpık kentleşme gibi sorunlarla anılan bir kent olmuştur Adana.

Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Suat Kılıç geçen hafta Adana ziyaretinde şöyle diyor: “Sayın Başbakanımızın siyasetine yön veren temel felsefe, aldanan da olmayacağız aldatan da olmayacağız.” Bu, şu anlama geliyor; ne söz verildiyse bilfiil harfiyen yerine getirilecek. O zaman kabinenin ilgili bakanlarına  sormak  istiyorum:  Sayın Başbakanın 04/06/2011 tarihlerinde Adana İstasyon Meydanı’nda yaptığı  mitingdeki  verdiği  sözlerden  hangisi  gerçekleşti?  Bırakın gerçekleşmeyi hiçbiri projelendirildi mi?

Sayın Başbakanın seçimden önce verdiği sözleri kendi ifadeleriyle hatırlatmak istiyorum: “Metroyla ilgili müjdemle geliyorum. Şu anda Adana Büyükşehir Belediyesinin gelirinin yüzde 40’ı metro borcuna kesiliyor. Biz bundan dolayı metroyu Ulaştırma Bakanlığına devrediyoruz. Biz, ne söz verdiysek yaparız, Türkiye genelinde yaptığımız gibi.” Sayın Recep Tayyip Erdoğan söylüyor bunları. Kaç ay önce? Dört ay önce.

Şimdi Ulaştırma Bakanımıza soruyorum: Metronun borcuyla ilgili tek adım atıldı mı? Tabii ki hayır.

Evet, çok teşekkür ediyorum. Süre yetmedi herhâlde . (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yılmaz.

Gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 9, 31, 35, 59, 73, 99 ve 104’üncü sıralardaki soruları; Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 2, 4, 5, 8 ve 51’inci sıralardaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanların bu istemlerini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkanım, 60’a göre söz istemiştik.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Demiröz.

Süreniz bir dakika.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Dünya Gıda Günü’ne ilişkin açıklaması

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun kuruluş yıl dönümü nedeniyle her yıl 16 Ekimde Dünya Gıda Günü kutlanıyor. FAO’nun bu yılki kutlamalarının ana temasını gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların yoksullar üzerindeki etkilerini azaltmak için neler yapılması gerektiğine ciddi bir şekilde bakılmasını sağlamak amacıyla “Gıda fiyatları, krizden istikrara” olarak belirlenmiştir. İnsanların aç kalmadığı, yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanabildiği bir dünya hepimizin özlemi ancak bilimsel ve teknik gelişmelere ve bu alandaki olumlu çalışmalara rağmen dünyada en büyük sorunların başında hâlâ açlık gelmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık 1 milyarının üzerinde aç insan vardır. Her altı dakikada 1 bebek açlıktan ölüyor. Peki, yanlış nerede? Kalıcı çözümün yardımlarla ya da hibelerle olmadığı açıktır. Açlığın temel nedeni yoksulluk, adaletsiz dağılım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Demiröz.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Öğüt…

3.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, TRT’nin sansür uygulamalarına ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kullandığımız elektrik paralarından, aldığımız maydanozdan, sigaradan kesilen vergilerden finanse edilen TRT her zamankinden fazla sansürcü olmuş, her zamankinden fazla iktidarın borazanı olmaktadır. TRT’den sorumlu Bakan kurumun özerk olduğunu unutmuş ve “Benim televizyonum” diyebilmiştir. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Köstebek Davası”nı açıkladığı konuşması sansür edilmiştir. Yine, on beş aydır hapiste yatan, gözaltında olan çocuklarımızın mahkemeleri sansüre uğramıştır. Bu durumu protesto ediyorum, TRT’nin gerçek görevini halkın yararına yapmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öğüt.

Sayın Tüzel…

4.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, TBMM’de yapılmakta olan binanın inşaatında çalışan Mustafa Bulut isimli bir işçinin geçirmiş olduğu iş kazasına ve ülkemizin iş kazaları ve iş güvenliği hususunda Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada olduğuna ilişkin açıklaması

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurula ilk defa sesleniyorum. Meclisin, yeni döneminde, ülkemizin halklarının birliğine, barışına, kardeşliğine hizmet etmesini diliyorum.

Sizlere bugün değişik bir konudan söz edeceğim. Meclisimizle ilgili biliyorsunuz bir akıllı bina yapılmakta ve dün bu akıllı binanın inşasında çalışan bir işçi -Mustafa Bulut isimli işçi- ağır bir iş kazası geçirmiş, Numune Hastanesinde yatmakta. Bugün bu konuyla ilgili bir basın açıklamasında da bulundum.

Aslında dikkatimizi çekmesi gereken şey, ülkemizin “iş cinayetleri” diyebileceğimiz iş kazaları ve iş güvenliği meselesinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sıraları teşkil etmesidir. Daha çok madencilik, tersane ve inşaat sektörlerinde olan bu iş kazaları ülkemizde her on beş saniyede bir gerçekleşmektedir.

Öte yandan Sayın Bakan Egemen Bağış bir soru önergesine taşeron işçinin daha ucuz olduğu için tercih edildiği söylemiyle yanıt vermişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tüzel.

Sayın Tanal…

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, AK PARTİ İktidarında yoksulluğun azalmadığına, halkın yoksulluk ve sefalet içinde olduğuna ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Yoksulluk Günü’yle ilgili söz alan Sayın AKP’li Milletvekili Arkadaşımız şöyle bir cümle sarf etti: “AKP İktidarında yoksulluk azalmıştır.” Tam tersine, bana gelen mektupta, Zeytinburnu Belediyesi kaldırımlarda harcamalara “iştirak payı” adı altında 247 TL ihbarname gönderdiği için vatandaş “Ne olur…” diye yardım istiyor.

Yani bu şekilde AKP İktidarıyla birlikte her örnekte Somali gösterilirken, Türkiye’deki halkımız yoksulluk ve sefalet içerisinde, Türk halkı… AKP İktidarıyla bu yoksulluk, zamlarla birlikte derinleşmiş durumda. Vatandaş artık mektupla dilenir bir vaziyettedir. Lütfen, Somali’den önce, önce Türk halkının sefalet, yoksulluk durumuna bir baksınlar. Bu son zamlar halkın belini bükmüştür, halkı sıkıntıya sokmuştur. Bu anlamda buna “Güncelleme” demek, halkıyla alay etmektir, “Güncellemek” demek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tanal.

Sayın Moroğlu… Yok.

Sayın Ünüvar, buyurunuz.

6.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 18 Ekim, dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın bağımsızlık günü. Kardeşlerimin bu mutlu gününü kutluyorum.

Azerbaycan her zaman Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Dışişleri Bakanımızın günde-mindedir. Azerbaycan’ın problemleri bizim problemlerimizdir. Türkiye’yle Azerbaycan arasında çok yoğun bir ticari ilişki vardır ama hiçbir ticari anlaşma, dostluk ve kardeşliğimizden daha ileride değildir.

Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi’yle hem Bakü hem Ceyhan dünyanın en gözde iki şehridir. Şu anda çalışmaları hızla yürütülen enerji endüstri bölgesiyle Ceyhan dünyanın da incisi olacaktır.

Bu vesileyle tekrar Azerbaycanlı kardeşlerin bağımsızlık gününü kutluyor, dostluğumuzun ezelî, kardeşliğimizin ebedî olmasını diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ünüvar.

Sayın Işık…

7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanının seçim öncesinde 2.500 dolayında ziraat mühendisi ve veteriner hekimin 2011 yılı içerisinde istihdam edileceği sözünü verdiğine, bu konuda açıklama yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanının burada olması hasebiyle kısa bir açıklamada bulunmak istedim.

Bilindiği gibi, Sayın Bakan seçim öncesinde değişik platformlarda TARGEL Projesi kapsamında 2.500 dolayında ziraat mühendisi ve veteriner hekimin 2011 yılı içerisinde istihdam edileceği sözünü vermiştir ancak bu yılın bitmesine iki ay gibi bir zaman kalmıştır. Sayın Bakan, verdiğiniz sözleri siz de diğerleri gibi unutacak mısınız? Özellikle, uyguladığınız yanlış tarım politikaları nedeniyle işsiz kalan veteriner hekimler ve ziraat mühendisleri adına bir açıklamada bulunursanız memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Işık.

Sayın Batum... Yok.

Sayın Kuşoğlu…

8.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Adalet Bakanının konuşma üslubuna, TBMM’de çok daha itidalli ve dikkatli olunması gerektiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce Sayın Adalet Bakanının üslubuyla ilgili olarak hakikaten derin bir üzüntü duydum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye’nin kalbidir. Burada çok daha itidalli, çok daha dikkatli olmamız gerekir. Bizler milletvekilleri olarak, yasama organı olarak yürütme üzerinde denetim görevine haiziz. Tabii ki bazı konuları soracağız, bazı konularda detaylı sorularımız olacak; kendisini, sayın bakanları kızdırabileceğiz de zaman zaman ama kendilerinin çok daha dikkatli olması lazım. Buradaki üslup maalesef tüm Türkiye’ye yansıyor, hepimizi etkiliyor, tüm Türkiye’yi etkiliyor, sonra da sokaklarda hepimizi üzen davranışlar söz konusu olabiliyor. Örnek olmamız gerekir. Tekrar, üzüldüğümü ifade ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kuşoğlu.

Sayın Baluken…

9.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe, Urfa, Muğla ve Aydın’da 78’in üzerinde parti üyesinin, belediye başkan vekillerinin ve belediye meclis üyelerinin gözaltına alındığına ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe, Urfa, Muğla ve Aydın’da 78’in üzerinde parti üyemiz, belediye başkan vekillerimiz ve belediye meclis üyelerimiz gözaltına alınmıştır. Sadece son altı ayda 4.500 partilimiz gözaltına alınıp bunlardan 1.600’ü tutuklanmıştır. Adalet Bakanı burada özgür bir siyaseti belirten ve darbe günlerini kınayan bir konuşma yaptı ancak bu kadar tutuklamanın darbe dönemlerinde bile olmadığını belirtmek istiyoruz.

Ayrıca, Türkiye’yi parti kapatmalarının bittiği bir ülke gibi lanse etti ama partimize karşı şu anda kapatma davası açılmış durumda ve partimizin ardılı olduğu Demokratik Toplum Partisinin kapatma kararını da, kapatma çağrısını da Başbakan tarafından hâkim ve savcılara yapıldığını biliyoruz. Bu nedenle buradaki ileri demokrasi hikâyelerini sadece tebessümle karşıladığımızı belirtmek istiyorum.

Ben, ayrıca, iki yıldır KCK…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Baluken.

Sayın Oğan…

10.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Ekim tarihinde Kazakistan’ın bağımsızlığının 20’nci yıl dönümünü hep beraber kutladık. Bugün, 18 Ekim tarihi ve bir başka Türk cumhuriyetinin, bir milletin iki devlet olduğumuz dost ve kardeş Azerbaycan’ın bağımsızlığını hep beraber kutluyoruz. Her ne kadar bu bizim Meclisimizin çalışmalarına maalesef yansımasa da, biz millet olarak bu bağımsızlığı kutluyoruz.

Son dönemlerde Türkiye, maalesef, Arap coğrafyasının dehlizlerinde nereye gideceğini bilmez bir şekilde sağa sola yalpa yapmaktadır. Hâlbuki yanı başımızda koskoca bir Türk dünyası vardır, koskoca bir Azerbaycan vardır, biraz önce Sayın Ünüvar’ın bahsettiği Ceyhan şehrimizin petrolünü veren Azerbaycan vardır ama Türkiye’nin gündeminde yoktur. Türkiye’nin gündemine Ermenistan’la sınır kapılarının açılması protokolleri yeniden konulmuştur ama 2007 tarihinde Azerbaycan’la imzaladığımız anlaşma, aradan geçen dört seneye rağmen hâlâ Meclis gündemine gelmemiştir. Bu da bu İktidarın Türk dünyasına bakışını göstermektedir.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Oğan.

Sayın Aygün…

11.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, F tipi cezaevlerinde tutuklu bulunan 503 üniversite ve lise öğrencisine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN AYGÜN (Tunceli) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanı az evvelki sunumunda yargının münferit sorunları olabileceğini, HSYK’daki düzenlemenin esasen ileriye doğru atılmış bir adım olduğunu belirttiler ancak yüce Meclisin dikkatini tutuklu olan 503 öğrenciye çekmek istiyoruz. Bunlar, bakan ve milletvekili ziyaretçileri olmayan, şemsiyeleri, sloganları, attıkları yumurtalar nedeniyle kırk iki yıla kadar hapis edilmeleri talep edilen üniversite ve lise öğrencileridir, Türkiye Cumhuriyeti’nin gençleridir, aralarında onlarca kız ve erkek çocuğu henüz lisede okuyan vardır, Diyarbakır’dan Tekirdağ’a F tiplerinde kalmaktadırlar. Dolayısıyla Sayın Bakanın HSYK düzeniyle ilgili olumlu sözleri havada kalıyor. Yüce Meclis reşit dahi olmayan bu çocuklar konusunda daha duyarlı olmalıdır ve bu konuda öğrencilerin sorunlarına dair adımlar atılmalıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aygün.

Sayın Yeniçeri…

12.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, son günlerde Hükûmetçe yapılan zamlara ilişkin açıklaması

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; son dönemlerde Türk parası dolar karşısında yüzde 20 değer kaybetti; doğal gaz, elektrik ve akaryakıta yüzde 20 dolaylarında zam yapıldı. Kış günü vatandaşın belini büken bu zamlar içki, sigara ve lüks araçlara yapılan ÖTV zammının gölgesinde bırakıldı. Zammın adını “güncelleme”, vergi artırmanın adını “yeniden değerleme” koymakla vatandaşın geçim sıkıntısı göz ardı edilemez. Hükûmeti, vatandaşın aklıyla alay etmekten vazgeçmeye davet ediyoruz; Türkiye’nin, süratle, dar ve yoksul gelirli vatandaşların kış sorununu nasıl aşacaklarına yönelik tedbirler almaya çağırıyoruz. İçmeyenlerin de üşüdüğünü burada yüksek sesle hatırlatmak istiyorum Hükûmet yetkililerine.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yeniçeri.

Sayın Erdemir…

13.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunlarına ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hafta sonu seçim bölgem olan Bursa’da yürüttüğüm çalışmalar kapsamında Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu Bursa Şubesi temsilcileriyle bir araya geldim. Kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olmak üzere üç farklı kasta, üç farklı zümreye ayrılan, bölünen öğretmenlerimiz çok büyük sıkıntılar içindedir. Ücretli köle statüsünde, güvencesiz olarak çalıştırılan öğretmenlerimiz bir yanda yoksullukla, diğer yanda da keyfî idari tasarruflarla karşı karşıyadır. Son bir yıl içinde atama bekleyen çok sayıda öğretmenimiz mevcut anlayış yüzünden intihar etmiştir.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Yine çocuklardan...

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Öğretmenlerimizin yaşama sevincini bitiren politikaların bir an önce gözden geçirilmesini…

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Yine öğrencilerden…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Halide Hanım, bırak, sorusunu sorsun.

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – …seçimler öncesinde Hükûmet tarafından verilen fakat sonra unutulan 55 bin atamanın bir an önce gerçekleştirilmesini talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Erdemir.

Sakin olunuz lütfen sayın milletvekilleri…

Sayın Değirmendereli…

14.- Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, Edirne ilinde ürününü satış imkânı bulamayan çeltik çiftçilerinin mağduriyetlerinin Toprak Mahsulleri Ofisince giderilmesine ilişkin açıklaması

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirne ilimiz, Türkiye’nin çeltik ve pirinç üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini üretmektedir. Bugün itibarıyla çeltik üretiminin yüzde 65’inin hasadı gerçekleşmiş olmasına rağmen, üretici satış imkânı bulamamaktadır. Ne tüccar ne de Ofis alım yapmamaktadır. Çiftçilerimiz borçlarını ödeyemez durumda kalmıştır. Çeltik tarlalarında yangın vardır. Çiftçinin kara gün dostu olması gereken Toprak Mahsulleri Ofisimiz çiftçinin bugün değil de ne zaman yanında olacaktır? Ofisin bir an önce alıma geçerek çeltik çiftçisinin mağduriyetini gidermesi uygun olacaktır, buna acil ihtiyaç vardır.

Sayın Bakanın da burada olması vesilesiyle bu bilgiyi kendilerine de sunmak, kendileriyle paylaşmak isterim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Değirmendereli.

Sayın Çetinkaya…

15.- Adana Milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya’nın, Adana iline yapılan hizmetlere ilişkin açıklaması

MEHMET NECATİ ÇETİNKAYA (Adana) – Sayın Başkan, biraz önce MHP milletvekili arkadaşım Seyfettin Yılmaz “Adana’ya neler yapıldı…” Sayın Başbakanın konuşmalarını mahreç tutarak...

Adana’ya çağ atlatmış Sayın Seyfettin Yılmaz. Sağlık kampüsü yakında ihaleye çıkacak ve yalnız Adana’nın değil, bir bölge sağlık kampüsü olacak. Olimpik stadın yakında temeli atılacak ve programa alınmış durumda. Toroslar bir ova yolu hâline getirildi ve bir gurur abidesidir. Siz herhâlde daha önce Çakıt Vadisi’nden Pozantı-Ulukışla arasında çekilen çileleri çabuk unuttunuz. Tabii insan geçmişi çabuk unutmamalı. “Hafızayı beşer nisyan ile maluldür.” derler ama bu kadar çabuk olmaması gerekir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir sayın milletvekiline cevap vermek için bu ortamı kullanmak doğru değil.

MEHMET NECATİ ÇETİNKAYA (Adana) – Şu anda bir otoyol… Öyle bir otoyol gurur abidesidir.

Yumurtalık-Bakü-Tiflis boru hattı çağın bir harikasıdır ve Yumurtalık bir enerji havzası hâline getirilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NECATİ ÇETİNKAYA (Adana) – Eğitim sektöründe de aynı şekilde… (Gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çetinkaya.

Sayın milletvekilleri, biraz sessiz olalım.

Buyurunuz Sayın Ekşi.

16.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Adalet Bakanının Avrupa Birliği İlerleme Raporu’ndan bazı bölümleri okumadığına, aynı raporda “ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle karşılaşılan olayların çokluğu endişe sebebidir” denildiğine ilişkin açıklaması

OSMAN OKTAY EKŞİ (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Sayın Adalet Bakanı az önce yaptığı konuşma sırasında Avrupa Birliği İlerleme Raporu’ndan bazı parçalar okudu. Öyle düşünüyorum ki Sayın Bakan bu okuma sırasında kendisine düşen dürüstçe davranıştan uzak durdu. Daha doğrusu bazı bölümlerini o raporun okumadı. İzninizle ben sayın milletvekillerinin ve sizin bilginize sunmak istiyorum. Aynı raporda “İfade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle karşılaşılan olayların çokluğu endişe sebebidir.” denilmektedir. “Gazetecilerin hapse atılması, henüz yayımlanmamış kitap ve müsveddelerine el konulması, Ergenekon soruşturması bağlamında el konulması endişeleri daha da güçlendirdi.” denilmektedir. “Çok sayıda gazeteci tutuklu.” diye ayrıca vurgulanmaktadır. Bunun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ekşi.

Sayın Gürkan…

17.- Adana Milletvekili Fatoş Gürkan’ın, Adana iline yapılan yatırımlar için Başbakan ve ba-kanlara teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

FATOŞ GÜRKAN (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Biraz önce MHP’li bir hatip Adana’yla ilgili bir konuşma yaptı. Tabii Adana, konuşmasına göre Türkiye'nin en kötü şehri hâline getirildi.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, böyle bir sistem yok ki! Vekiller birbirine cevap veriyor.

FATOŞ GÜRKAN (Adana) – Adana çok büyük ve ekonomisi en güçlü şehirlerden birisi. Sayın Başbakanımızın da seçimlerden önce geldiğinde taahhüt ettiği tüm projeleri tüm vekillerimizle birlikte biz taahhüt ediyoruz. Hatta MHP koalisyonu döneminde atıl hâle gelmiş yatırımları da biz tamamlama fırsatını bulduk. Kendilerini bu konuda gerçekten eleştiriyorum. Çünkü kendileri de görüyorlar, biz taahhüt ettiğimiz her şeyi yerine getiriyoruz. Bundan sonra hepsini takip edeceğiz.

Ben bir Adana vekili olarak yapılan tüm yatırımlar için başta Sayın Başbakanımıza ve bakanlarımıza teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gürkan.

Sayın Öğüt…

18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bugün 18 Ekim 2011. 18 Ekim 1991 yılında, yirmi yıl önce dost ve kardeş Azerbaycan devleti yeniden bağımsızlığını kazandı. Bugün Azerbaycan’ın çok önemli bağımsızlık günü. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye Cumhuriyeti Meclisi olarak dost ve kardeş Azerbaycan’ın bağımsızlık gününü kutluyor, bütün Azerbaycan’a selam ve saygılarımızı sunuyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Sayın Ramazanoğlu…

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu’nun, KCK davasından dolayı tutuklananlar hakkında kamuoyunda çok ciddi bilgi kirliliği olduğuna, tutuklananların gerçek sayısının 601 olduğuna ilişkin açıklaması

YILDIRIM MEHMET RAMAZANOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Son zamanlarda özellikle bu KCK davasından dolayı tutuklananlar hakkında kamuoyunda çok ciddi bir bilgi kirliliği var. Şu an itibarıyla toplam, gerçek, tutuklananların sayısı 601’dir.

Arz ederim efendim.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ramazanoğlu.

Sayın Çirkin…

20.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Hatay ilinin Dörtyol ilçesinde meydana gelen dolu afetine ilişkin açıklaması

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aracılığınızla Sayın Tarım Bakanımıza sormak istiyorum.

BAŞKAN – Bu bir soru-cevap işlemi değildir. Kısa sorunuzu alabilir miyim, konuşmanızı alalım.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Devam ediyorum efendim.

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde geçtiğimiz günlerde bir dolu afeti olmuştur. Bu afette hasada yirmi gün kala narenciye üreticileri büyük zarar görmüştür. Ürününü satın alan tüccar da zarardadır, henüz satamayan çiftçi de zarardadır. TARSİM vasıtasıyla ürününü sigorta ettirenlerde sorun büyük ölçüde çözülmekte ancak çeşitli sebeplerle ürününü sigorta ettiremeyen çiftçilerin son derece büyük sorunları vardır ve bunlar çözüm beklemektedir. Sayın Tarım Bakanımıza, burada, çiftçilerimizin bu sorunlarıyla ilgili bir çalışma yapması noktasında bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çirkin.

Sayın Özgündüz.

21.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 20’nci bağımsızlık yıl dönümünü kutladıklarına ilişkin açıklaması

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 20’nci yıl dönümü. Buradan dost ve kardeş Azerbaycan halkını selamlıyorum. Selam olsun Bakü’ye, Gence’ye, Kelbecer’e, Şuşa’ya, Sumgayıt’a ve Karabağ’a.

Bir millet, iki devlet olan Azerbaycan ve Türkiye’nin dostluğu her daim ilelebet kaim olsun diyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özgündüz.

Son olarak Sayın Halaman’a söz veriyorum.

22.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, AK PARTİ milletvekillerinin “Adana’da bir şey yok, her şeyi yaptık.” dediklerine; Adana’da yaptıklarını kürsüden anlatmalarına ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Adana’yla ilgili konuşan arkadaş için, MHP milletvekili olarak kendisine çok teşekkür ediyorum; Adana’nın bütün sorunlarını gündeme taşıdı. AKP milletvekilleri “Adana’da bir şey yok, her şeyi yaptık.” dediler. Yaptıklarını kürsüden lütfen anlatsınlar.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Halaman.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan ve 25 milletvekilinin, Kaz Dağları’ndaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/20)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son yıllarda çevre duyarlılığından yoksun, plansız ve çarpık sanayileşme sonucu Kaz Dağları; ormanları, bitki örtüsü, havası, suyu, toprağı ve bölgede yaşayan yöre halkı ile ciddi tehdit altındadır. Kaz Dağları'nda yaşanan çevresel sorunların ivedilikle çözülmesi, sağlıklı ve dengeli bir çevre için gereken yasal tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1) Mustafa Serdar Soydan             (Çanakkale)

2) Candan Yüceer                         (Tekirdağ)

3) İhsan Özkes                              (İstanbul)

4) Erdal Aksünger                        (İzmir)

5) Bülent Kuşoğlu                        (Ankara)

6) Mehmet Şeker                          (Gaziantep)

7) Tufan Köse                                              (Çorum)

8) Atilla Kart                                 (Konya)

9) Mehmet Ali Ediboğlu                              (Hatay)

10) Kazım Kurt                             (Eskişehir)

11) Salih Fırat                               (Adıyaman)

12) Ferit Mevlüt Aslanoğlu           (İstanbul)

13) Aytuğ Atıcı                             (Mersin)

14) Nurettin Demir                       (Muğla)

15) Özgür Özel                             (Manisa)

16) Metin Lütfi Baydar                 (Aydın)

17) Sinan Aydın Aygün                               (Ankara)

18) Ramazan Kerim Özkan           (Burdur)

19) Mustafa Sezgin Tanrıkulu       (İstanbul)

20) Ali Özgündüz                         (İstanbul)

21) Rıza Türmen                           (İzmir)

22) Ali Rıza Öztürk                      (Mersin)

23) Sena Kaleli                             (Bursa)

24) Celal Dinçer                           (İstanbul)

25) Mehmet Şevki Kulkuloğlu      (Kayseri)

26) Malik Ecder Özdemir             (Sivas)

Gerekçe:

Kaz Dağı ya da Kaz Dağları olarak iki biçimde adlandırılan dağ büyük ölçüde Çanakkale-Biga Yarımadası'nda uzanmaktadır. Toplam alanı 380.000 ha dır. Kaz Dağı yörede yer üstü ve yer altı su kaynaklarını oluşturan, besleyen ve onların sürekliliğini sağlayan, Bandırma'dan Ayvalık'a kadar yaklaşık 2 milyon insanın temiz, güvenilir ve sürekli su kaynağıdır. Barındırdığı bitkilerle, hayvanlarla, temiz havasıyla ve sularıyla can verdiği tarım alanlarıyla yüz yıllardır tüm yörenin yaşam kaynağı olmuştur.

Bölgede bütünlüğü korunan önemli miktardaki orman örtüsünün ürettiği oksijen, yöreyi dünyanın en zengin oksijen deposu haline getirmiştir. Kaz Dağı yöresi barındırdığı bitki ve hayvan topluluklarıyla Anadolu'nun en önemli sığınaklarından birini oluşturmaktadır. Yaban hayatı için çok değerli bir yaşam alanıdır. İçerdiği 82 nadir bitki türünden 37 tanesi sadece Kaz Dağı'na özgüdür. Bu nedenle önemli bir gen merkezidir. Aynı zamanda kuşların ikincil göç yollarından biridir. Bölge zengin biyolojik çeşitliliği nedeniyle uluslararası değerlendirme ölçütlerine göre Önemli Bitki Alanı ve Önemli Doğa Alanı olarak kabul edilmiştir.

Kaz Dağ'ları, geçmişten devraldığımız, koruyarak gelecek kuşaklara devretmemiz gereken tarih ve mitoloji alanıdır. Bölge halkının yaklaşık yüzde 50 si tarımla uğraşmaktadır.

Dünyanın en çok korunması gereken sayılı birkaç bölgesinden birisi olan Kaz Dağları'nın doğal bitki örtüsü, suyu, havası, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ciddi tehdit altındadır. Bölgede birçok uluslararası firma başta altın ve gümüş olmak üzere maden arama ve işletme ruhsatı almış ve almaya devam etmektedirler. Kaz Dağları'nda altın madeni işletmeciliğinin başlaması durumunda;

2,5 milyar ton kayaç ve toprak işlenecek, yaklaşık 400.000 ton siyanür kullanılacak, 2.580.000 da orman alanı ve başta 10 milyon adet zeytin ağacı ve kiraz, şeftali, elma gibi dünyanın en kaliteli meyve ağaçları ile birlikte tüm bitkisel üretim olumsuz etkilenecek, yöre tarımının can damarı olan su kaynaklarının tamamı kirlenecek, tarımla uğraşan, geçimini sağlayan yaklaşık 750.000 kişi olumsuz etkilenecektir.

Tüm bu olumsuzluklara ilave olarak, Çanakkale ilinin kuzeyine kurulmuş ve kurulmaya devam eden termik santraller, çimento fabrikaları, demir çelik fabrikaları başta Biga Yarımadası ve Kaz Dağları bölgesini yaşanılabilir bir çevre olmaktan çıkarmaya başlamıştır.

Bölgede, çevre duyarlılığından yoksun, plansız ve çarpık bir sanayileşme sürecinin bu şekilde devam etmesi durumunda tarım yapılacak toprak kalmayacak, sular içme ve kullanma suyu olarak kullanılamayacaktır. Başta yöre halkı olmak üzere yörede yaşayan tüm canlılar olumsuz etkilenecek, bölgede telafisi mümkün olmayan hava su toprak kaybı ve kirliliği yaşanacaktır. Dünyanın cennet köşesi olan bölge yıllar içerisinde yaşanılamayan, üretilemeyen bir bölge halini alacaktır.

Bu doğrultuda;

Son yıllarda, plansız sanayileşmenin sonucu Kaz Dağları; ormanları, bitki örtüsü, havası, suyu, toprağı ve bölgede yaşayan yöre halkı ciddi tehdit altındadır. Bölgede yaşanan çevresel sorunların ivedilikle çözülmesi ve yaşanılabilinir ve üretilebilinir bir çevre için gereken yasal tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla bir Meclis Araştırmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

2.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer ve 28 milletvekilinin, Mersin-Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santralin başta insan ve hayvan sağlığı ile gıda üzerindeki etkileri olmak üzere tüm etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/21)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Nükleer tehlike ve gıda güvenilirliği ile ilgili sorunların tespiti ve çözümleri konusunda Anayasamızın 98. Maddesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105. Maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Vahap Seçer                             (Mersin)

2) Ferit Mevlüt Aslanoğlu             (İstanbul)

3) Birgül Ayman Güler                 (İzmir)

4) Hasan Ören                                             (Manisa)

5) Atilla Kart                                 (Konya)

6) Candan Yüceer                         (Tekirdağ)

7) İhsan Özkes                              (İstanbul)

8) Erdal Aksünger                        (İzmir)

9) Mehmet Ali Ediboğlu               (Hatay)

10) Mehmet Şeker                        (Gaziantep)

11) Kazım Kurt                             (Eskişehir)

12) Sinan Aydın Aygün                                (Ankara)

13) Tufan Köse                             (Çorum)

14) Bülent Kuşoğlu                      (Ankara)

15) Veli Ağbaba                           (Malatya)

16) Ali Rıza Öztürk                      (Mersin)

17) Metin Lütfi Baydar                 (Aydın)

18) Salih Fırat                                              (Adıyaman)

19) Aytuğ Atıcı                             (Mersin)

20) Özgür Özel                             (Manisa)

21) Nurettin Demir                       (Muğla)

22) Ramazan Kerim Özkan          (Burdur)

23) Mustafa Sezgin Tanrıkulu       (İstanbul)

24) Ali Özgündüz                         (İstanbul)

25) Rıza Türmen                           (İzmir)

26) Sena Kaleli                             (Bursa)

27) Celal Dinçer                           (İstanbul)

28) Mehmet Şevki Kulkuloğlu      (Kayseri)

29) Malik Ecder Özdemir             (Sivas)

Gerekçe:

Bu yılın Mart ayında 8.9 şiddetinde meydana gelen deprem ile sarsılan Japonya'da zarar gören nükleer enerji santralindeki radyasyon sızıntısı, santrale yakın bölgeleri tam anlamıyla vurmuştur. Sızıntının en önemli etkilerinden biri de gıdalarda radyoaktivite tespitidir. Bu olay sonrasında Japonya'dan ithal edilen gıdalarda gıda güvenilirliği konusunda şüpheye düşülmüş, bu birçok ülkede haklı bir endişeyi beraberinde getirmiştir. Japon yetkililerin yaptığı ölçümlerde, özellikle santrale yakın bölgelerde üretilen sebze ve sütte radyoaktivite olduğu doğrulanmıştır. Özellikle radyoaktif iyot konsantrasyonlarının dünya ölçeğinin kabul limitlerinin çok üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

Nükleer sızıntı sonucu havadaki radyoaktif maddeler tarım arazilerindeki ekili tüm meyve, sebze ve yem bitkilerinin üzerine rüzgârla veya yağmurla bulaşır. Bu serpinti sonrası bitkilerde yüzeye tutunan radyoaktif maddeler, bitkinin yapısına geçerek risk seviyesine geçer. Bu bitkilerden elde edilen gıdalar, bu bitkileri yiyerek beslenen hayvanlardan elde edilen et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri de bu risklerin hepsini barındırarak tüketicilerin sofralarına kadar gelir. Bunun dışında radyoaktif maddelerin denizlere, akarsulara ve göllere yağmasıyla hem buralardan yapılan sulamalar ile birlikte hem de buralarda yaşayan tüm canlılara nüfuz ederek risk önemli bir seviyeye ulaşır. Bunların dışında en önemli risklerden biri de içme sularında oluşur. Bu tür kazalarda oluşabilecek içme suyu sıkıntıları, önceden hesaplanamayacak kadar ağır olabilmektedir.

Çok yakın bir zamanda tanık olduğumuz bu tehlike, bunun yanında Çernobil gerçeğini de yaşamış bir ülke olarak Mersin Akkuyu'da kurulacak santral ile Türkiye’de de risklerin tam odağına yerleşmiştir. Kaza tehlikesi açısından önemli bir kaygı uyandıran, yaşanmış facialar ve son derece pahalı bir enerji türü olması nedeniyle gelişmiş ülkelerde artık kabul görmeyen (ki Almanya 2022 yılında kapatacağını açıklamıştır) nükleer santralin Mersin-Akkuyu'da kurulması ile ilgili çalışmalar tüm hızıyla sürdürülmektedir. Bölge halkı gelişmeleri endişe ile izlemeye devam ederken, TBMM'de daha önce birçok kez Meclis Araştırma Önergesi verilmesine rağmen bir Araştırma Komisyonu kurulamamıştır. Mersin-Akkuyu'da yapılacak nükleer santralin, bu gelişmeler ışığında bir kez daha gözden geçirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi hem bölge insanına hem de tüm Türkiye adına daha doğru bir adım olacaktır.

Türkiye'nin turizm bölgesi olan, koy ve sahillerinin güzelliğinin yanı sıra tarım ve hayvancılık alanında ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan Mersin'in geleceğini tehdit eden bu girişimin başta insan olmak üzere gıda ve hayvan sağlığına etkileri olmak üzere tüm yönleri ile araştırılması, gerekli önlemlerin alınması amacıyla Anayasa'nın 98'nci, İçtüzüğün 14 ve 105'nci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

3.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 23 milletvekilinin, tahıl ürünlerinin üretim ve tüketiminin planlanmasında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/22)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dünyada enerji talebine bağlı olarak artan petrol fiyatları ile birlikte tahıl ürünleri bio yakıt üretiminde daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Nüfus artışı ile birlikte artan tüketim ve tüketim çeşitliliğine bağlı olarak ekim alanlarının daralması ve küresel ısınmanın da neden olduğu kuraklıkla birlikte dünyada ve ülkemizde buğday üretiminde ciddi kayıplar oluşmuş, stoklar tükenme noktasına gelmiştir.

Bu nedenle, tahıl ürünlerinin üretim ve tüketim planlamasında karşılaşılan sorunların tespit edilerek, çözüm yollarının bulunması amacıyla, Anayasanın 98 nci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

1) Ferit Mevlüt Aslanoğlu             (İstanbul)

2) Candan Yüceer                         (Tekirdağ)

3) Atilla Kart                                 (Konya)

4) Erdal Aksünger                        (İzmir)

5) Veli Ağbaba                             (Malatya)              

6) Kamer Genç                             (Tunceli)

7) Mehmet Şeker                          (Gaziantep)

8) İhsan Özkes                              (İstanbul)              

9) Mevlüt Dudu                            (Hatay)

10) Salih Fırat                                              (Adıyaman)

11) Haluk Ahmet Gümüş              (Balıkesir)

12) Özgür Özel                             (Manisa)

13) Bedii Süheyl Batum                               (Eskişehir)

14) Metin Lütfi Baydar                 (Aydın)

15) Mehmet Ali Ediboğlu             (Hatay)

16) Kazım Kurt                             (Eskişehir)

17) Nurettin Demir                       (Muğla)

18) Aytuğ Atıcı                             (Mersin)

19) Ramazan Kerim Özkan          (Burdur)

20) Mustafa Sezgin Tanrıkulu       (İstanbul)

21) Ali Rıza Öztürk                      (Mersin)

22) Celal Dinçer                           (İstanbul)

23) Mehmet Şevki Kulkuloğlu      (Kayseri)

24) Malik Ecder Özdemir             (Sivas)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Bir gensoru önergesi vardır, önerge bugün bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

B) GENSORU ÖNERGELERİ

1.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, bazı soruşturma ve operasyonlarda kolluk güçlerine hukuka aykırı uygulamalar yaptırdığı; açıklamalarında kullandığı bazı ifadelerle Devlet adamı ciddiyetinden uzaklaştığı; görev ve sorumluluklarını kötüye kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/1)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hukuk devleti yerine, Polis devleti uygulamaları ile anayasayı, yasaları hiçe sayan, gözaltı ve soruşturmalarda partizanca davranan, milletvekillerine, seçilmiş yöneticilere pervasızca saldıran; basiretsiz ve yaptığı açıklamalarla devlet adamı ciddiyetini ayaklar altına alan, muhalefeti tehdit eden, vatandaşın can ve mal güvenliğini riske sokan, sevgisiz, umutsuz, başarısız bir şiddet toplumunun oluşmasına yol açan İçişleri bakanı sayın İdris Naim Şahin hakkında anayasanın 99 uncu içtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca gensoru açılması için gereğini arz ve talep ederiz.

                     BDP Grup Başkanvekili                                 BDP Grup Başkanvekili

                            Pervin Buldan                                                 Hasip Kaplan

                                    Iğdır                                                              Şırnak

Gerekçe:

Siyasi partiler anayasaya göre, anayasa mahkemesinin denetimine tabi olmasına rağmen, içişleri bakanlığının talimatıyla polis BDP'nin seçilmiş temsilcilerine her ilde toplu operasyonlar yapıyor. Anayasa mahkemesinin denetimini hiçe sayarak, anayasayı ihlal ederek, terörle mücadele bahanesiyle demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partileri ve temsilcilerini, “Özel yetkili mahkemelerde" yargılanmaları, uzun süreli tutuklu kalmaları için komplo teorileri üretiyor.

BDP'ye yapılan siyasi operasyonlar sınır tanımıyor, hukuka aykırı olarak; savunma hakkı ortadan kaldırılıyor, gizli görüşme, gizli dinleme, gizli soruşturmalarla adil yargılanma hakkı daha hazırlık aşamasında içişleri bakanlığının talimatları ile ortadan kaldırılıyor.

KCK operasyonu adı altında, siyasi rakiplerini muhalefeti sindirmek için 12 eylül askeri darbesi döneminde dahi görülmemiş baskılar uygulanıyor. BDP'li seçilmiş yöneticilerin iddianame ve fezlekelerinde “müşteki” “mağdur” “eylem" “bir tırnak çakısı" dahi bulunmamasına rağmen; sözde "şehir yapılanması” adı altında parti tüzük ve programına göre BDP genel merkezinin aldığı yasal kararlar, terörle mücadele bahanesiyle tüm demokratik etkinlikler, yasadışı ilan ediliyor.

Gözaltı ve soruşturmalarda tutuklananların sayısını çarpıtarak 7.749 gözaltı ve 4 bine yakın tutuklu için sadece 485 ve 277 rakamlarını söyleyerek tehdit ediyor, “gerekirse o sayıyı da tutuklarım" diyerek kendisini savcının, hakimin, yargının yerine koyuyor, yargısız infaz yapıyor.

Milletvekillerinin, parti başkanlarının üzerine TOMA ve zırhlı araçları süren, gaz bombaları ile saldıran, su sıkan, “ben devletim diyen" milletvekillerine diklenen görevlileri koruyarak; âdeta saldırmaları için teşvik ediyor, gece tek başına evde kalan kadın belediye başkanlarının evinin kapısı kırılarak giyinmelerine dahi fırsat verilmeden gözaltına alınıyor. Güvenlik güçleri toplumsal olaylarda yasadışı "orantısız güç" kullanma odağı haline getirildi.

Hukuk, ahlak, vicdan, insaf sınırlarını aşan saldırganlık sınır tanımıyor, başta Şırnak ili olmak üzere tüm belediye başkanları, il ve belediye meclis üyeleri gözaltına alınarak, tutuklanarak milletin sandıkta iradesiyle seçilen, sandıkla gelen seçilmiş temsilciler aynı hızla görevden alınıyor, yetmiyor Alman Vakıfları gibi saçma sapan iddialarla BDP'li belediye teftiş kıskacına alıyor, yerine yandaş ve bürokratlarını getirme çabası içine giriliyor. Kantarın topuzu öylesine kaçırılıyor ki AB İlerleme raporuna olumsuzluğuyla damgasını vuruyor.

Sandıkla gelen, halkın özgür iradesi ile seçilen mecliste grubu bulunan partimize karşı, hukuku, nezaket  kurallarını ve devlet adamlığını hiçe sayarak agresifleşen içişleri bakanı sürekli kavgalı üslubu ile makamın görev ve sorumluluklarını kötüye kullanmakta sınır tanımadığı gibi; emrindeki polis, Jandarma dahil bir milyonun üzerinde silahlı gücü kötüye kullanabilecek sınırsız ve kontrolsüz bir güce dönüştüğü açığa çıkmıştır.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in basın toplantılarında yaşamını yitiren vatandaşların sayısını açıklarken insanları eşya olarak gören bir anlayışla “3 adet vatandaşımız", Zap suyunda kaybolan uzman çavuş için "ceset parçaları" yaralılar için "önemli" veya "ciddiyet arz ediyor" gibi ifadeler kullanıyor. Kara harekâtı konusunda "her an olabilir, olamaz” eylemler için "hedef gözetmeden yapılan hedef” gibi cevaplarla devlet adamı ciddiyetinden uzaklaşmış, vatandaşın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmuştur.

Sayın içişleri bakanı İdris Naim Şahin hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106. maddeleri gereğince gensoru açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

BAŞKAN –  Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergenin görüşme günü daha sonra belirlenecek, oylarınıza sunulacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım:

C) TEZKERELER

1.- Amerika Birleşik Devletleri Parlamentosu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında par-lamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/546)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, Amerika Birleşik Devletleri Parlamentosu ile TBMM arasında Parlamentolararası Dostluk Grubu kurulması hususu Genel Kurulun tasvibine sunulur.

                                                                                                                 Cemil Çiçek

                                                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                    Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2.- Azerbaycan Parlamentosu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/547)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, Azerbaycan Parlamentosu ile TBMM arasında Parlamentolararası Dostluk Grubu kurulması hususu Genel Kurulun tasvibine sunulur.

                                                                                                                 Cemil Çiçek

                                                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                    Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.32


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul),  Fatih ŞAHİN (Ankara)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 8’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Şimdi, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

IX.- ÖNERİLER

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından (84 sıra no.lu), TSK bünyesinde adı intihar ve kaza kurşunu olan şüpheli asker ölümlerinin tüm boyutları ile araştırılarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 18/10/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

                                                                                                            18.10.2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 18.10.2011 Salı günü (Bugün)  Toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                           Hasip Kaplan

                                                                                                                Şırnak

                                                                                                      Grup Başkan Vekili

Öneri

14 Ekim 2011 tarihinde, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından (84 sıra nolu), TSK Bünyesinde adı intihar ve kaza kurşunu olan şüpheli asker ölümlerinin tüm boyutları ile araştırılarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisline verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 18.10.2011 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehine Muş Milletvekili Sırrı Sakık.

Buyurunuz Sayın Sakık. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Barış ve Demokrasi Partisinin asker ölümleri ve askerlerin intiharlarıyla ilgili vermiş olduğu Meclis araştırma önergesiyle ilgili grubum adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlar, 23’üncü Dönemde de buna benzer yüzlerce önergemiz oldu ama ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisi, sayısal çoğunluğuna dayanarak bu önergelerimizin tümünü reddetti. Hatta bu önerge gündeme geldiğinde AKP’den bir konuşmacı arkadaşımız: “Çok önemli bir görüşmemiz var, bu ara zaman ayıramayız.” diye böyle bir cümle kullanmıştı. Oysaki her gün her uyandığımızda yeni bir askerin ölümüyle ya kaza kurşunu dedikleri bir kurşun veyahut da bir işkence sonucu yaşamını yitiren askerlerin ailelerinin feryatlarıyla uyanıyoruz. Son olarak da birkaç gün içerisinde kamuoyunda bilinen ve bu asker kardeşimiz Uğur ve ailesinin yaşadığı sıkıntılara hep birlikte tanıklık ettik. Kıbrıs’ta askerlik yaparken bir disiplin suçu alıyor bu Uğur ve gözaltına alınıyor. “Disko” denilen yerde işkence görüyor ve yaşamını yitiriyor. Uzun süre burada tedavi altına alınıyor. Bu kardeşimiz tedavi altına alınırken ailesi burada mağdur ve perişan bir hâlde. Aile türbanlı olduğu için GATA’ya giremiyor. Yoksul olduğu için günlerce bankta yatıyor ve suçu, günahı türban taktığı için ve feryat ediyor anne, diyor ki: “Eğer benim türbanımla ilgili bu kadar hassasiyetiniz varsa benim çocuğumu alıp götürüp öldürtmeyin, size vereceğim çocuklarım yok.” Ve buna benzer yüzlerce çocuk ve ailelerinin feryadıyla her gün uyanıyoruz. Ve Ağrılı bir asker; boğazına üç kurşun sıkılmış en son kurşun, dördüncü kurşun ve “Bu bir kaza sonucu.” diyorlar. Batmanlı yine öyle. Son on beş yıl içerisinde binlerce asker kurşunla katledilmiştir, adına intihar denilmiştir.

Şimdi, ailelerin feryadı var. Daha önce, mesela Hakkâri’de 2009 Mayıs ayında, 27 Mayısta da mayına basıp ölen 7 tane asker vardı ve o dönemde alelacele hemen bir açıklama yapıldı, bu açıklamada da şu söylendi: “PKK’nın hain tuzağı ve mayınlara bastılar öldüler.” Sonra ses kayıtları medyaya düştüğünde, bir tuğgeneral ve bir korgeneralin konuşmalarında aynen şu söyleniyordu: “Mayınları biz döşedik.” Ve ondan sonra suçüstü yakalandılar ve aileler davacı oldu.

Yine, 2009 yılında Elâzığ’da Karakoçan’da, bir teğmen bir el bombasının pimini çekerek bir askerin eline veriyor ve o bombanın patlaması sonucu 4 asker yaşamını yitiriyor, 3 asker de ağır yaralanıyor. Yine alelacele, hemen hırsızlara, katillere kılıf bulmak adına Elâzığ Valisi derhâl çıkıp, bir kaza kurşunu olduğunu söylüyor ve ailenin feryadı ve ölen askerlerin silah arkadaşlarının beyanları… Çıkıp diyorlar ki: “Hayır, tam tersi, bir teğmen geldi, pimi çekti ve bu bombayı askerin eline verdi ve bu askerler yaşamlarını bu şekilde yitirdiler.” Sonra yapılan araştırmada, sorgulamada, yargıda -hani o yüce Türk adaleti dediğimiz askerî yargı var ya, o adalet yerin dibine batsın, o yargı yerin dibine batsın- 4 ölüm, 3 yaralıdan sonra verilen karar ne biliyor musunuz? Sekiz yıllık bir mahkûmiyet. Ve oradan bir vicdan seslendi, AKP Grubundan bir el kalktı, dedi ki: “Bu bir cinayettir.” Sonra Bakan oldu, Grup Başkan Vekiliydi. “Bu bir cinayettir. Trafik cezası olsa bile 4 insanın ölümü, 3 insanın yaralanması affedilemez ve sekiz yılla geçiştirilemez.” dedi. Biz de onun üzerine Barış ve Demokrasi Partisi olarak alelacele “Gelin, bunları araştıralım, bir Meclis araştırma önergesi çıkaralım, bu katillerden hesap soralım.” dedik. Ama orada hani “Bunu kabullenemeyiz, bu bir cinayettir.” diyenler… Tekrar elleri bu önergenin reddi konusunda havaya kalktı.

Şimdi, bugün de aynı şeyi söylüyoruz: Cinayetler işleniyor, onlarca ve binlerce ve bu cinayetlerin büyük bir çoğunluğu Kürt ve Alevi gençlerden oluşuyor, solcu gençlerden oluşuyor. Varsayalım ki bu ailelerin iddialarının hiçbiri doğru değil ama bir intihar varsa, eğer bu gencecik insanlar yirmi yaşında askere gidiyor, hiçbir sorunu yoksa, binlerce bu gencecik insan Türk Silahlı Kuvvetlerinde intihar ediyorsa bunu bile araştırmak gerekir diyoruz ve buradan soruyoruz: Peki, bu aileleri başörtüleri olduğu için siz neden GATA’ya almadınız? Dün akşam Genelkurmay açıklama yapıyor: “Yok böyle bir şey.” Biz sizi iyi tanırız, var böyle bir şey. Siz daha önce Manisa’da da, İzmir’de de türbanlı aileleri tel örgünün dışında bıraktınız, çocuklarının yeminini gidip izleyemediler.

Ben söylüyorum, Sayın Başbakanın eşi GATA’ya girebildi mi? Bir sanatçı hastaydı ve Başbakanın eşi gitmek istemişti, o sanatçının eşi döndü, Başbakanın eşini aradı “GATA’ya gelirseniz sizi rencide ederler.” dedi. Sayın Başbakan bir kanalda çıkıp bunları anlattı ve eşinin ağladığını da söyledi. İşte, o gün grubumuz çıkıp dedi ki: “Gelin, bu rezaleti, bu türbanı bu ülkenin gündeminden çıkaralım.” Ne yaptınız? Siz gittiniz -yüreğiniz yok tabii- ne yaptınız? Hemen önergeyi geri çektiniz ve sonra Başbakanınız ne dedi? Döndü dedi ki: “Yahu! Bunların ne işi var türbanla? Bunlar Zerdüşti’dir.”

Şimdi ben soruyorum size: AKP’li Kürtler, siz Zerdüşti misiniz? Sizin atalarınız Zerdüşti midir? Siz bu hakareti nasıl kabullenirsiniz? Yani sizin nemalandığınız tek şey türban mı olmalıdır? Yüreğiniz yetiyorsa gelin yapın. Ben bilmem ama şunu açıkça söylüyorum: Sizin atalarınız Müslüman olmadan önce Kürtlerin ataları Araplardan sonra Müslüman olan ikinci halktır ve Muhammedî’dirler, Müslüman’dırlar. O dönemler sizin atalarınız putperestti, Şamanist’ti. Şimdi çıkıp bu muhasebeyi mi yapmamız lazım?

Yani bir halkın inançlarına, duygularına bu kadar haksızlık ve hakaret etmeyiniz. Eğer yüreğiniz yetiyorsa gelin, sorunları birlikte çözelim. Yani birileri Zerdüşti de olabilir, Müslüman da olmayabilir, bu sizi ilgilendirebilir mi? Peki, halka niye bu kadar saldırıyorsunuz, niye haksızlık ediyorsunuz?

İşte, bunları biz seslendirdiğimiz için bizden ürküyorsunuz, bizden korkuyorsunuz ve sesimizi kısmaya çalışıyorsunuz, çünkü biz, haksızlığın üzerine bedeli ne olursa olsun gideriz. Bu bedeli ödemeye de mecburuz ve mahkûmuz ama siz... Evet, “Biz kral çıplaktır.” diyoruz, siz krallardan korkuyorsunuz, onun için yaptıklarımızın arkasında durmuyorsunuz.

Sizin milletvekilleriniz çıkıp ekranlarda bizleri tehdit etmeye çalışıyorlar. Vallahi, bizi dost da tanır, düşman da tanır. Yani bizi ekranlardan tehdit etmeyin. Kürtlerde bir söz var. Diyor ki: “.... ...” (*) Türkçesi de şudur: Şam uzak ama arşın buradadır.” Bizi öyle ekranlardan tehdit etmek, evirip çevirip dövmek, bilmem ne... Aha buradayız, aha grubumuz burada, aha alanlardayız. Kimin ki gücü böyle yetiyorsa “hodri meydan” diyoruz. (BDP sıralarından alkışlar) Biz, şiddet için buraya gelmedik, kavga için gelmedik.

Sorunların çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir, burada oturup konuşmalıyız, tartışmalıyız. Siz, sayısal çoğunluklarınıza güveniyorsanız yanılırsınız. Böyle haddini bilmeyen milletvekillerine biz had bildirmesini de biliriz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Siz de tehdit etmeyin.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Öyle açıkça çıkıp bizi tehdit etmeye... Sayısal çoğunluğunuza güvenmeyeceksiniz. Açıkça söylüyorum, siz çıkıp onları terbiye edeceksiniz bize laf atacağınıza. Çıkıp bir halkın temsilcilerini tehdit etmenin ne olduğunu bilin. O tetikçileri biz çok iyi tanırız, dolaşmadıkları kapı kalmadı, gitmedikleri parti kalmadı, gidip de seçilmedikleri parti kalmadı. Kendi köşelerinde sürekli tetikçilik yaparak bizi ürküteceklerini, korkutacaklarını düşünüyorlarsa vallahi çok yanılırlar.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sen temsilci değilsin.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, siz hiç konuşmayın çünkü siz hiçbir şeyi haketmiyorsunuz. Gasbettiğiniz bir koltukta oturuyorsunuz. Siz neyi konuşuyorsunuz? Siz Yüksek Seçim Kurulunun hileleriyle orada oturan bir vekilsiniz. (BDP sıralarından alkışlar) Siz halkın oylarıyla değil, Seçim Kurulunun hileleriyle oturmuş birisiniz. En son konuşması gereken sizsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sakık.

                             

(*) Bu bölümde Hatip tarafından, Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan...

SIRRI SAKIK (Devamla) – Onun için diliyorum, umuyorum...

Bize el işareti yapmayın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Diliyorum, umuyorum..

BAŞKAN – Sayın Sakık, lütfen yerinize geçer misiniz?

SIRRI SAKIK (Devamla) – ...bu noktada grubunuzun kararını değil, vicdanınızın sesini duyarak Meclis araştırma önergemize evet oyu vereceğinizi umut ediyor, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sakık.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Sakık konuşması esnasında… (BDP sıralarından gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşmasaydınız!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Müsaade et.

BAŞKAN – Bir dakika sayın milletvekilleri, sessiz olunuz.

Buyurunuz Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – …Grubumu hedef alarak rencide edici sözler sarf etmiştir. Çok kısa bir cevap vermek istiyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kendisiyle ilişkili bir şey değil Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tam anlayamadım Sayın Bahçekapılı.

Lütfen sessiz olunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Grubumla ilgili rencide edici bazı sözler sarf etmiştir, izninizle cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Neyle ilgili, sizinle mi ilgili?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Grubumla ilgili. Ben Grup Başkan Vekiliyim.

BAŞKAN – Grubunuzla ilgili.

Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika süre.

Yeniden bir sataşmaya mahal vermeyiniz lütfen.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın grubuna  sataşması nedeniyle konuşması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Sakık biraz önce grup önerileri lehinde konuştu. Barışın dilinden bahsetti, burada tartışmamız, ortak bir dil oluşturmamız gerektiğini vurguladı ama dikkat ettim, konuşmasının başından bitimine kadar hep “siz” ve “biz” kelimelerini kullandı.

SIRRI SAKIK (Muş) – Yalan mı söylüyorum? Siz zalimlik ediyorsunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (Devamla) – Biz, siz ve biz demiyoruz, biz birlikte Türkiye’yiz diyoruz, biz birlikte kardeşiz diyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Biz, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle birlikte kardeşiz diyoruz.

Eğer bir barış dilini tutturmak istiyorsak Sayın Sakık, bundan sonraki konuşmalarınızda itham eder gibi, tehdit eder gibi “siz” kelimenizi lütfen literatürünüzden kaldırınız çünkü burada hepimiz milletvekiliyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu anlamda, cevap verme konusunda şurada bulunan bütün milletvekili arkadaşlarım aynı tarzda cevap verebilme yetkisine sahip. Ama lütfen bu arkadaşlarımın, Gruptaki milletvekili arkadaşlarımın diline dikkat edelim, aynı dilde konuşalım ve biz birlikte olduğumuzu ve biz kardeş olduğumuzu unutmadan “siz” ve “biz” kelimelerinizi ortak bir dil, ortak barış adına lütfen literatürünüzden kaldıralım.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bahçekapılı.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, Türkçe’de hitap olarak “siz” dışında nasıl bir kelime kullanılıyor acaba?

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından (84 sıra no.lu), TSK bünyesinde adı intihar ve kaza kurşunu olan şüpheli asker ölümlerinin tüm boyutları ile araştırılarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 18/10/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Önerinin aleyhine İstanbul Milletvekili Halide İncekara. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, BDP sıralarından gürültüler)

Buyurunuz Sayın İncekara.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Meclisin sükûnetini sağlarsanız ve süremi ondan sonra başlatırsanız sevinirim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Meclis sakin efendim.

Buyurunuz.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sırrı Bey beni yani hayal kırıklığına uğrattı. Ben kendisini tebrik etmek için buraya çıkmıştım. Bir Türkiye partisi olmak yolunda askerimizin can güvenliğini kendine dert edinmiş bir milletvekilini kutlamaya çıkmıştım buraya fakat konuşmalar süresince dirileri ayırdıkları gibi rahmetlileri, ölüleri de dinlere, ırklara ayırdılar. Çok üzüldüm, çok üzüldüm, çok çok üzüldüm!

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Başbakan ayırıyor, Başbakan ayırıyor.

SIRRI SAKIK (Muş) –  Sizin Başbakanınız ayırıyor.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Efendim, ana acısının Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı olmaz. Acının dini olmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Biliyor musunuz siz bunları? Bravo, Sayın İncekara bravo!

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Olmaz Hanımefendi.

Bakın, ben yine de bu yürekliliği gösterdiğiniz için sizi tebrik ediyorum. Sırrı Bey diyor ki: “Peygamber ocağı olarak gönderdiğimiz evlatlarımızın, orada olduğu süre içinde, içeride ve dışarıda can güvenliğinden sorumluyuz. Onların gönderdiğimiz gibi babalarının evine dönmesinden mesulüz. Kim ki onları içeride ve dışarıda şiddete maruz bırakırsa hesabını soralım.” Helal olsun Sırrı Bey’e! Lakin, bir şey daha söyledi. Yüreklilik falan diye bir test yapmak gerekirse Sırrı Bey, sanıyorum bu işte en zararlı çıkacak olan sizsiniz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bu ekip var ya, bu ekip 2002’den değil 90’lı yıllardan beri ip boynunda siyaset yapmaktadır, korkarak, ürkerek değil.

SIRRI SAKIK (Muş) – Siz “90’dan beri” diyorsunuz, biz cumhuriyetin kuruluşundan beri.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – İmza kâğıdını almadan yemin etmeye giremedin sen buraya, yemin etmeye. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – 12 Eylülden beslenerek geldiniz buraya, el insaf!

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Şimdi, karşıma geçip de sakın yürekti, cesaretti gibi falan dersler bize aman ha vermeyin. Bizim, bırakın erkeğimizi, kadınımız, kızımız, çoluğumuz çocuğumuz bir yürek var ki mangal gibi.

Parti kapatmanın karşısında duracak yürek olmadı sizde. Biz burada durduk da siz kapı dışarılarda beklediniz. Gözünüzü seveyim ya! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sizde çürükler niye çıktı partinizden o zaman? Siz çürüklerinize sahip çıksaydınız geçirseydiniz o kadar inanıyorsanız. Siz çürüklerinize sahip çıkacaktınız o zaman.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Şimdi, yani yürek mürek, vicdan mı dediniz? Çok doğru bir şey söyledi arkadaşım, dedi ki: “Vicdanı olan elini vicdanına koyar.” Ya sende yok ki vicdan nereye koyacaksın acaba? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Söyleyen çok mu vicdanlı? Söyleyen arkadaşımız Sayın Hatip Dicle’nin yerine gelen bir vekil, YSK’nın vekili; Diyarbakır vekili değil, YSK’nın vekili.

BAŞKAN – Lütfen dinleyiniz.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Şimdi yine de Sırrı Bey’i kutluyorum. Diyor ki: “Peygamber ocağına gönderdiğin evladım, baba ocağına sağlıklı dönsün.” Haklıdır… (BDP sıralarından gürültüler)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Diyarbakır halkı da onun için saygı göstermiyor, onu bilmesi lazım.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Meclis Başkanımız lütfen sükûneti sağlar mısınız, vaktimden gidiyor.

BAŞKAN – Devam ediniz lütfen.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Şimdi, çok tebrik ediyorum, güzel bir önerge, fakat araştırma komisyonlarının süresi bu Sırrı Bey’in arzu ettiğini yerine getirmek için yeterli değil, onun için aleyhine söz aldım araştırma önergesinin.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Alışkanlığınızdır, siz bir tane lehe konuştuğunuz önerge sayabilir misiniz? Bir tane lehe konuştunuz mu Allah aşkına?

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Uzun bir süreçten beri çocuklarımız asker ocağında, arazide, her gün şiddet, terör ve eşkıyayla karşı karşıya gelirken, gözümüz onların üzerinde. Sayıları arttı mı, yoksa o Anayasa sokağa giderken hani hep birlikte oldunuz da “hayır” demiştiniz ya, hani insan özgürlükleri, hani mahkemede kendi hukukunu koruma, hakkını koruma cesaretini göstersin diye insanların önünü açmamız var ya, yüreklendirdi insanları; daha çok itiraz ediyorlar, daha çok şikâyet ediyorlar, doğrudur.

Ve İnsan Hakları Komisyonu, arkadaşlar, bir alt komisyon kurdu, her türlü şiddet ve terörün karşısında asker ocağındaki insanlarımızın hak ihlalleri olduğu takdirde bunların tespitine yönelik, tabii ki BDP Grubunun da orada bir arkadaşı var. Sadece İnsan Hakları Komisyonunun değil, hepimizin gözü kulağı o peygamber ocağına gönderdiklerimizin üzerinde olacaktır. Aksi takdirde şöyle bir şey oluyor: Meclis yargının rolünü kapmaması lazım. Bizim Meclis olarak bakacağımız, çocukların itirazları ve şikâyetlerinde yargı usule uygun işlenmiş mi? Şikâyet dilekçeleri alınmış mı ve şiddete iltifat edenler diyelim, yargı karşısına çıkarılmış mı?

Evet Sırrı Bey, bütün yüreğimle destekliyorum araştırma önergesini, İnsan Hakları Komisyonunda bunu muhatap alan bütün şikâyet dilekçelerinin yanında seninle birlikte yer alacağım ama araştırma komisyonu bu ihtiyacımızı karşılamaya müsait olmadığından, şartları yeterli olmadığından dolayı İnsan Hakları Komisyonu altında bunun devam ettirilmesini daha uygun görüyorum.

Evet efendim, yürek bizde, yüreği başka yerde aramayın; cesaret bizde, sevseniz de sevmeseniz de isteseniz de istemeseniz de.

Çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın İncekara.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Sakık.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, Sayın Hatip adımdan bahsederek, zaten bütün konuşmasını böyle şekillendirdi, söylemediğim şeyleri bana mal etti. Cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Lütfen, iki dakika… Yeni sataşmalara mahal vermezseniz… Lütfen… Rica edeceğim.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben burada yürek testi falan yapmadım, herkesin vicdan sahibi olmasını söyledim. Eğer yürek testi ise, dönün bakın Kürtlerin nereden, nasıl geldiğini… Siz 1900 bilmem kaçları… Ben size 1920’leri hatırlatırım yani Kürtlerin geldiği süreçten bugüne kadar nasıl ayakta kaldıklarını hepiniz de bilirsiniz. Bu ülkede bütün zulüm politikalarına karşı dimdik duran bir halk ve onların… Bütün hilelerinize rağmen, bağımsız gelen bir grubu siz burada küçümseyemezsiniz. Ben, burada, yürek testi değil, tam tersi, bir vicdan testi yapmanız gerektiğini söylüyorum. Burada çıkıp, yoksul Anadolu çocukları üzerinde siyaset yapmayın, çocuklarınızı gül gibi kollayıp, koruyup…

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Siz yapıyorsunuz.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Bırakın… Dinleyeceksiniz.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Her şeyi siz yapın!

SIRRI SAKIK (Devamla) - Çocuklarınızı gül gibi kollayıp koruyacaksınız, ondan sonra döneceksiniz…

Bakın, sadece burada nutuklarla dinmiyor anaların acısı. Anaların her gün ölümü var ve her gün o çocuklarını yitiren anneler acıyla her gün ölüyorlar. Şimdi, bana söyleyebilir misiniz, dün kaybettiğimiz Uğur’un annesinin ruhu,  bedeni… Bedeni yaşıyor, ruhu yaşıyor mu? Babasının yaşıyor mu? İşte, gelin, hep birlikte bunları, yüreğiniz yetiyorsa olumlu bir Meclis araştırma önergesiyse sadece grubunuzun sesine kulak vererek değil…

Bakın, biraz önce ne söyledim: Elâzığ’da o askerlerin ölümünde bir ses oradan “Bu, bir zalimane şeydir, karardır.” dedi ve çıkıp ama ne yazık ki, bizim önergemizin aleyhinde oy kullandı. Eğer yüreğiniz yetiyorsa, bu mazlum, mağdur Anadolu çocuklarının evet ölümlerini araştırmak istiyorsanız, bugün bu önergeye “evet” deyin ki, biz de destekleyelim.

Bizim sorunumuz, partinin kapatılıp kapatılmaması değil. O tarihte sizin yüreğiniz yetmedi bizimle birlikte hareket etmeye. Biz 5 arkadaşla gelip oy kullandık. Sizin grup başkan vekilleriniz çıkıp dediler ki: “Bunlar gelip aleyhte oy kullandılar.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Yani onun için, yani bu testleri… Hepimiz birbirimizi iyi tanırız, iyi biliriz. Eğer sizin yüreğiniz yetiyorsa, Anayasa’da Kürtlerin, Türklerin, diğer halkların özgürce kendisini ifade edebileceği bir süreci hep birlikte göreceğiz.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Sayın Sakık, teşekkür ediyoruz.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından (84 sıra no.lu), TSK bünyesinde adı intihar ve kaza kurşunu olan şüpheli asker ölümlerinin tüm boyutları ile araştırılarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 18/10/2011 Salı günkü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Önerinin lehinde, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan.

Buyurunuz Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kışlada şüpheli asker ölümleri, intiharlarla ilgili olarak vermiş olduğumuz araştırma önergesinin gündeme alınmasını istedik bugün.

Bundan önce de geçtiğimiz dönemde -elimde şöyle dosyaları getirdim- çok fazla sayıda araştırma önergesi vermişiz bu konuda. Öyle ayrım da yapmamışız Kürt’tü Türk’tü, doğuluydu, Trakyalıydı, Karadenizliydi diye.

Bakın, önergelerimizde verdiğimiz bu şüpheli ölümlerle ilgili Sivas’tan, Erzincan’dan, İstanbul’dan, Bingöl’den, Yozgat’tan, Malatya’dan, Muş’tan, Batman, Siirt, Diyarbakır, Kastamonu, Çorum, İzmir, Kayseri, Mardin gibi birçok yerden var.

Burada temel bir sorun var: Büyük bir camia ordu, sayısı 600-700 binlerde ve insan unsurunun olduğu her yerde, emir komuta da olsa, vatani görev de olsa, ne olursa olsun, insan hakları ihlal edilir. Burada temel tartışma konumuz şu olmalı: İnsan hakları kışlanın kapısından içeri girecek mi, girmeyecek mi? Yani, temel argümanımız bu olmalı. Eğer insan hakları kışlanın içinde de olacaksa -ki olmalıdır- elbette ki bunun bir yolu da askerî vesayetin kırılmasıdır, Sayıştayın denetimidir, İç Hizmet Kanunu 35’in kaldırılmasıdır, Genelkurmayın Millî Savunma Bakanlığına bağlanmasıdır, MGK’nın kaldırılmasıdır. Fakat, bunlar elbette ki yeni bir anayasa konusu ve yarın Anayasa Hazırlık Komisyonumuz ilk toplantısını yapacaktır. Buradaki tartışmaların buna zemin vermesini, buna uygun olmasını biz de temenni ediyoruz. Bunu açıklıkla ifade etmek istiyorum.

Tabii, bir iki nokta var, buna değinmeden edemeyeceğim. Gerçekten “Disko’da Ölüm” diye iki gündür basına yansıyan bir konu var. Her insan olanın vicdanını sızlatır. Terhisine beş gün kala, üç gün, aç susuz, bir sandalyeye kelepçelenen bir askerin, üstelik başkentte, Ankara’da ölümü ve dün de 5N 1K’da izledik, 20 kişilik bir grup bu aileye saldırmış. Nedir Allah aşkına bu? Yani, bu Ankara’nın göbeğinde insanlar bu kadar rahat saldırıyorsa böyle bir acılı aileye, siz, Meclis İnsan Hakları Komisyonunun alt komisyonuna havale ederek bu sorunu ancak öteleyebilirsiniz. Sistemsel, bakın, sistemsel çözülür.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Havale etmiyorum efendim, görevi o, görevi.

HASİP KAPLAN (Devamla) -  Bakın, ben bir şey söylüyorum: İnsan hakları hukuku -Mecliste sözleşme kabul edilmiş, Anayasa 90, Anayasa var- kışlanın kapısında beklemez, kışlanın kapısından girer. İşte, Rıza Türmen hocam, yargıcımız burada. Kendisi, bu konularda, çok örnekleri var…

Şimdi, şüpheli asker ölümleri konusu çok fazla var. Koşaner’in İnternet’e düşen ses kaydında: “Askerimizi alnından vurduk…” Elâzığ’da işte sınama için el bombasının verilip 4 erin öldürülmesi, Hantepe’de askerin kendi döşediği mayın. Bunlar olmuş, yaşanan, öne çıkan olaylar, Meclis bunları cesaretle, hatta birlikte araştırabilmeli.

Burada şunu ifade etmek istiyorum samimiyetimle: Biliyorsunuz otuz yıldır süren bir çatışma süreci var, hepimiz bundan mustaribiz, bunu aşmak zorundayız. Bu Meclis birlikte yaşamın adresiyse, çözüm adresiyse çözmek zorunda. Şimdi ben size vicdanen bir soru sormak istiyorum: Lice, Bingöl, Kulp üçgeninde biri uzatmalı çavuş, birisi başçavuş, birisi de kaymakam adayı kaçırıldı, daha önce de 12 öğretmen kaçırılmıştı, 12 öğretmen serbest bırakıldı. Nerede bu askerler? Bakın, bir astsubay, bir uzatmalı çavuş, bir kaymakam… Bugüne kadar Hükûmet ne yaptı bu konuda, bir açıklaması oldu mu? Bakın, bu aileler insan hakları kuruluşlarına gitti, İHD’ye gitti, MAZLUMDER’e gitti, Türkiye Barış Meclisine gitti ve bunlar insani olarak bir çaba sarf ediyor. Ama geçmiş dönem örnekleri var, Irak’a gidip getiren, onları sağ salim getirip analarına, babalarına teslim eden insan hakları kuruluşları hakkında soruşturma açıldı, dava açıldı. TMK uyarınca terör örgütünü propagandadan insanlar hakkında on-on beş yıl ceza istemiyle dava açıldı. Hükûmet bir şey yapmayacak, bu konuda arabulucu olan, çaba gösteren insanları frenleyeceksiniz, engelleyeceksiniz ve Hükûmet olarak bir şey yapmayacaksınız. Peki, bir şey sormak istiyorum vicdanen: Bu İsrailli er Gilat Şalit, 1 kişi; beş senedir Hamas’ın elindeydi. Bugün tam 477 Filistinli bırakılmış Hamas’tan. 1 asker için 1.027 asker, hükümlü, tutuklu bırakıyor İsrail. Bu olayda Başbakanın devrede olduğu söyleniyor. Şimdi, burada Hamas’tan, İsrail’in kabul etmediği bir grubun da bir kısmının Türkiye-İstanbul’a getirileceği, bir kısmının Katar’a götürüleceği söyleniyor. Şimdi, vicdanen sorgulayın kendinizi. Başbakan, İsrailli erin veya Hamas örgütünün… Ki Hamas’la yakın ilişkisi var, organik bağı var AK PARTİ’nin; Hamas’ın temsilcilerini de buraya davet etmiştir, görüşmüştür Başbakan. Fakat Hamas örgütü, terör örgütleri listesinin 1’inci sırasında yer alıyor. İşine geldiği zaman bir örgüte “Terörist örgütler listesindesin.” diyor ama işine geldiği gibi Hamas’a da “Özgürlük savaşçısı.” diyor, bilmem ne diyor. Şimdi, burada, bu İsrailli er olayında gösterdiğiniz davranışın zerresini bu astsubay, uzatmalı çavuş ve stajyer kaymakam için göstermeniz gerekmiyor mu Hükûmet olarak? Bunu soruyorum vicdanınıza.

Şimdi, başka bir şey daha sormak istiyorum, bu ayrı bir konu. Şimdi, bu askerlik denen olayın içine battığınız zaman çok ciddi sıkıntılar yaşarsınız. Bunlardan birisi de İnternet Andıcı’dır. 2005’te Başbakan Diyarbakır’da konuşmalar yaptı, hakikaten çok önemli konuşmalardı ve umut vericiydi. Oysaki 19 Aralık 2005’te, yani iki buçuk, üç ay sonra İnternet Andıcı’nı imzalayan Başbakan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Şimdi soracağız: İnternet Andıcı’nın asker tutukluları şu an tutuklu mu, yargılanıyor mu? Yargılanıyor. Bu İnternet Andıcı, bölücü faaliyetlere karşı eylem destek planı çerçevesinde hazırlanan bir eylem destek planı. “Bunları terörist gösterin, bunlara basında yer vermeyin, bunları meşrulaştırmayın, bunları düşman gösterin, bunları içeriye alın, bunlara Terörle Mücadele Kanunu’yla cezalar verin.” diyen bir faaliyetin baş imzacısı. Yani bu davanın bir numaralı imzası Başbakanındır çünkü Genelkurmay Başbakana bağlıdır, komutanlar da o tutuklu olanlar da Genelkurmaya bağlıdır. Şimdi, Hasip Kaplan olarak ben, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, bu davada müşteki olarak dilekçe verdik ve iddianamede ismimiz var. Şimdi Sayın Başbakanın imzası da çıktı ortaya.

Bakın, bu askerdeki bütün bu olayları, bugüne kadar gelen operasyonları hepsini çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Eğer bunu iyi değerlendiremezseniz gerçekten sıkıntı olur. Birlikte bu son operasyonların… Herkes espri yapıyor, Şırnak’ta bir tek seçilmiş ben kaldım milletvekili, bütün belediye başkanlarımız alındı, seçilmişler alındı ve bir hanımefendi milletvekili, Diyarbakırlı Hatip Dicle’nin üyeliğini düşüren YSK’nın ardından alınıyor ve milletvekili yapılıyor. Diyarbakır halkının iradesini temsil etmiyor, 80 bin oy Hatip Dicle’ye verildi. Çıkıyor, olmaması gereken bir komisyonda, milletin iradesinin alınmasıyla geldiği, gasp ettiği bir makamda, İnsan Hakları Komisyonunda diyor ki: “Hasip Kaplan Mecliste diyor ki: ‘Şırnak’ta yüzde 80 oy aldık.’ Nasıl aldığınızı biliyoruz.” Biz de sizin nasıl milletvekili olduğunuzu biliyoruz, Diyarbakır halkı da bunu biliyor, onun için saygı göstermiyor. Bunu anlamanız lazım, millî iradeye saygı denen bir olay var.

Şamil Tayyar’a gelince… Bunu sizlerden beklerdim, bunu kendisinin düzeltmesini isterdim. Kendisinin bu kürsüye gelip “Ya benim sözlerim kastı aştı, ben herkesi şu göbekte döverim demedim.” demesini beklerdik. Ayıptır, kürsüye gelir konuşur ve ifade eder.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Bizim yanımıza gelir.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Der ki: “Ben böyle düşünüyorum.” alır cevabını. Ama, böyle konuşulursa bu tartışma gereksiz tartışmalara neden olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Bizim karşımıza gelir.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Bunun için bunlara mahal vermeyelim, bu tür tartışmalar kimseye kazandırmaz diyorum.

Bu araştırma önergesine, herkes elini vicdanına koysun, isteyen oy verir isteyen vermez. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önerinin aleyhinde Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can.

Buyurunuz Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, “Disko” tabir edilen Kıbrıs’taki cezaevinde vefat eden merhum Uğur Kantar’la ilgili bilgi vermek istiyorum. Her şeyden önce, bu kardeşimiz, birliğinde arkadaşıyla kavga etmek suretiyle hoşnutsuzluk yaratmak suçundan dolayı bölük komutanı tarafından yedi gün oda hapsiyle cezalandırılmıştır…

SIRRI SAKIK (Muş) – Siz Genelkurmay mısınız arkadaşım ya!

RAMAZAN CAN (Devamla) - …ve epilepsi, sara hastalığı nedeniyle bir subay refakatinde kışla revirine, ardından da Lefkoşa Doktor Nalbantoğlu Devlet Hastanesine sevk edilmiştir. Akabinde hadise şüpheli addedilmiş, tutukevinde görevli 6 gardiyan görevlerinden alınmış, yerlerine yeni personel görevlendirilmiştir. Olayla ilişiği olan 2 gardiyanı askerî savcı gözaltına almıştır ve neticede 27 Temmuz günü gözaltına alınan 2 gardiyan tutuklanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104, 105’inci maddeleri gereğince her zaman biliyorsunuz denetim fonksiyonlarından biri olan araştırma istenebilir fakat bu araştırma istemenin de sınırları vardır. Bunlardan biri devletin sırrı, ticari sır, diğer taraftan Anayasa’nın 138’inci maddesidir. Anayasa’nın 138’inci maddesine göre bağımsız mahkemelerde devam eden yargı sürecine, tahkikatlara biliyorsunuz Meclis olarak bizler o konuda soru yöneltemiyoruz, araştırma talep edemiyoruz, böyle bir hukuki durum var. Tabii ki parlamenter sistemde yargı, yasama, yürütme fonksiyonlarının görev alanları bu şekilde belirlenmiştir. Buna rağmen askerî savcılık ve askerî ceza yargısı konuya el atmıştır. Peki, bu demek değildir ki 138’inci madde kapsamında elimiz bağlı, bizler bir şey yapmayacak mıyız?

SIRRI SAKIK (Muş) – Dün akşamki Genelkurmayın açıklamalarını burada okumak üzere görevlendirilmiş.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Tabii ki bizler de bir şeyler yapacağız. Netice itibarıyla bu konuda İnsan Hakları Komisyonu 2009 yılında, 23’üncü Dönemde,  Türkiye   siyasi   tarihinde   bir   ilktir,  Meclis   siyasi  tarihinde -araştırma komisyonu talebi üzerine konuşuyorum ben, bu manada, özellikle dinlemenizi istirham ediyorum- askerî cezaevlerinde de araştırma yapmıştır. Bunlar Mamak, Hasdal, Eskişehir ve İzmir cezaevleri. Burada Komisyonun hazırlamış olduğu raporda eksiklikler tespit edilmiş, tavsiye ve telkinde bulunulmuştur. Bu eksikliklerin giderilmesi anlamında da, biliyorsunuz, bireysel başvuru… Bütün muhalefet 12 Eylül referandumuna karşı çıktı biliyorsunuz. Ama yüce milletimiz yüzde 58’le “evet” dedi. Burada Anayasa Mahkemesine bireysel müracaat hakkı verildi. Dolayısıyla, burada mağdur olan insanların, vefat eden insanların yakınları bire bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat edebilir iç hukuk yolları tüketildikten sonra.

İkincisi: Referandumda kabul edilen yetkiyle beraber Anayasa Mahkemesine bireysel müracaat hakkı vardır. Ayrıca, tabii ki yargıya ve cumhuriyet savcılıklarına da müracaat etme hakkı vardır.

Diğer taraftan, AK PARTİ Hükûmeti döneminde 2009 yılında çıkan bir yönetmelikle Askerî Cezaevi Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmıştır. Tutuklular ve hükümlüler yakınlarıyla görüşmede ana dillerini kullanamıyorlardı.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bravo!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Yapılan bu değişiklikle ana dilleri kullanımı yönünde yönetmelikte değişiklik yapılmıştır. Bu bir temel haktır, mutlak haktır, bu hak yerine getirilmiştir.

SIRRI SAKIK (Muş) – Ya biz asker ölümlerinden bahsediyoruz, sen neden bahsediyorsun.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaşam hakkı kutsal bir haktır. Yaşam hakkı üzerinde ihlal varsa bu ihlal tabii ki araştırılmalıdır. Bu araştırma hususu Barış ve Demokrasi Partisinin tekelinde değildir. Bizler bu konuda onlardan daha da kararlıyız. Bunu uygulamalarımızda da gördük diyorum.

BDP grup önerisinin aleyhinde ret oyu kullanacağımızı bildiriyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Neredeyse Kıbrıs’taki çocuğun ölümüne “İyi oldu.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Can.

Sayın milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi de, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun…

OKTAY VURAL (İzmir) –Sayın Başkanım, yerimden kısa bir söz talebim oldu 60’a göre.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Efendim, kısa bir söz istedik.

BAŞKAN – Evet.

Sayın Vural, buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü kınadığına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Çok teşekkür ederim.

Tabii, bir konu, önemli gelişme: Bitlis Güroymak ilçesinde bölücü terör örgütünün kahpe saldırısı, 5 tane polisimiz şehit, 1’i kız çocuğu 2 vatandaşımız öldü.

Yani bilemiyorum, yani ne olacak, “Bıçak kemiğe mi dayanıyor”, ne oluyor, ne bitiyor bilemiyorum ama gerçekten üzüntümüz büyük ancak buradan şunu ifade etmek istiyorum ki Türk milleti ve devleti dün bölücü terör örgütüne karşı nasıl mücadelesini kazanmışsa bu mücadeleyi kazanacak güç ve kudretinin olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu gücümüz ve kudretimiz vardır ve bu gücün ve kudretin kullanılması gerektiğini ifade ediyorum.

Başımız sağ olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.

Biz de başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Sayın Bahçekapılı, buyurunuz.

24.- İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü kınadığına ilişkin açıklaması

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Bitlis Güroymak ilçesinde, ilçe girişinde bir menfeze konulan uzaktan kumandalı bir bombanın patlaması üzerine 5 güvenlik görevlisinin ve 1’i iki yaşında bir kız çocuğu olmak üzere 2 sivil vatandaşımızın teröre kurban olduğunu öğrendik.

Gerçekten üzüntülüyüz, üzüntümüz büyük, acılarını paylaşıyoruz. Başları sağ olsun diyoruz, hepimizin başı sağ olsun diyoruz ve Grubum adına terörü bir kez daha kınıyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bahçekapılı.

Sayın İnce, buyurunuz.

25.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve terörü kınadığına ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Bitlis’teki şehit polislerimize ve yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz ve terörü bir kez daha lanetliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sisteme girerseniz lütfen…

Bu arada, söz talebi olan diğer milletvekillerimize de söz vereceğim bu vesileyle.

Buyurunuz Sayın Çelebi... Yok.

Sayın Özkes…

26.- İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, AK PARTİ Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in “Başbakana dokunmak ibadettir” şeklindeki sözüne ilişkin açıklaması

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AKP Bursa Milletvekili Sayın Hüseyin Şahin “Başbakana dokunmak ibadettir, ben bunu söylüyorum.” dedi.

Sayın Şahin’in “Başbakana dokunmak ibadettir.” sözü alenen şirktir. Bunu hiçbir Müslüman kabul edemez. Maalesef Sayın Başbakan bugüne kadar “Hayır, bana dokunmak ibadet değildir.” demedi. AKP’li arkadaşlar şayet Başbakana dokunulmasını istiyorlarsa dokunulmazlığı kaldıralım, Başbakana da iyice dokunalım.

Saygılarımla. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Özkes.

Sayın Ağbaba…

Buyurunuz Sayın Kaplan…

27.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde yaşanan olaylardan üzüntü duyduklarına ve sorunlara Mecliste çözüm üretilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün Güroymak’ta yaşanan acı olay nedeniyle biz de üzüntülerimizi belirtirken şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Polis, asker, gençlerimiz, insanlarımız, bu ülkenin insanlarının her ölümü bize korkunç acı veriyor. Bu Mecliste artık bu sorunu konuşalım. Sadece Meclisi ağlama duvarına çevirmek, sadece kınamak yetmiyor. Demek ki bir adım daha, bütün grupların sorumluluk duyup, bir adım atıp bu konuyu yüreklice konuşması, açık açık konuşması, çözüm üretmesinin zamanıdır. Beşinci yılımdır, Meclisteyim. Beş yıldır bu şekilde yapılan konuşmalarla geçiyor ama olaylar devam ediyor, çatışmalar devam ediyor, tezkereler geçiyor, operasyonlar yapılıyor; gözaltılar, operasyonlar, tutuklamalar sürüyor ve bunların hiçbirisi olmamış gibi bu Mecliste, bu koltuklarda oturmamız gerçekten rahatsız edicidir, vicdan sızlatıcıdır, çözüm gerektiricidir. Bir adım olarak Anayasa bir fırsattır elbette ama ondan önce bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Şırnak) - …çatışmasızlık ortamını Meclis sağlayabilir diyoruz. Herkesi buna davet ediyoruz. Gelin, bu konuda birlikte bir şey yapalım diyoruz. Diyarbakır’da 714 STK’nın çağrısı var.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

Sayın Eronat…

28.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, Diyarbakır’da 77 bin oyun gasbedilmesine, bile bile aday olan Hatip Dicle’nin ve Barış ve Demokrasi Partisinin neden olduğuna ilişkin açıklaması

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Diyarbakır’da 77 bin oyun gasbedildiğini kabul ediyorum. Bu gaspı milletvekili olamayacağını bile bile aday olan Hatip Dicle, onun avukatı ve BDP partisi yapmıştır.

Teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Eronat.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Onurunuz olsa milletin iradesinin üstüne oturup burada vekil diye oturtmazdınız. Gidin Diyarbakır’a -bölgeye anlatın- rahat gezebilecek misiniz?

BAŞKAN - Sayın Ramazanoğlu?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Milletin iradesini çalarak, burada oturarak vekâlet olmuyor.

BAŞKAN – Sayın Ramazanoğlu?

Sayın Sakık, buyurun.

29.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın,  Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde yaşanan olaylardan üzüntü duyduklarına ve sorunlara Mecliste çözüm üretilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Aslında…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Biraz da dilinize hâkim olun!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Hep sen mi konuşacaksın Allah’ını seversen ya!

BAŞKAN – Sakin olunuz lütfen.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Aslında konuşmayacaktım. Grup Başkan Vekilimiz bizim dileklerimizi, temennilerimizi, acılarımızı dile getirdi. Ben de bu kirli savaşta kimliği ne olur, asker, polis, gerilla ne ise, her ölen benim kardeşimdir. Acılarını yüreğimde hissediyorum ve bu savaşın bir an önce bitmesi gerekir.

Buradan karşılıklı polemiklere girerek sorunlarımızı çözemeyiz. Diyarbakır’da siz böyle ettiniz, biz böyle ettik… Bütün halk da biliyor ki siz halkın iradesi ve Diyarbakır’ın iradesi değilsiniz. Siz ayak oyunlarıyla gelen bir vekilsiniz. Hiçbir şey bilmiyorsanız haddinizi bileceksiniz!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, lütfen…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Sakık… Teşekkür ediyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aynen bu. Fazla da konuşturmayın.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Konuş, istediğini konuş!

BAŞKAN - Sayın Ağbaba…

30.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi inancı dışındaki inançları yok saydığına ilişkin açıklaması

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Vekillerinize sahip çıkacaksınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sen ağzına sahip çık, ben milletvekillerime sahip çıkarım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayınız. Çok rica ediyorum…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sen önce bir ağzına sahip çık. Nedir bu ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Nedir orada, milletin iradesi yazıyor değil mi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sen de oku onu!

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekilleri, lütfen… Sükûnete davet ediyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Okuyoruz da sizin gibi okumuyoruz!

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Oku, içine de sindir! Sus!

BAŞKAN – Lütfen… Sayın grup başkan vekilleri, lütfen… Sükûnete davet ediyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Yeter arkadaşlar…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yeter değil mi? Zorunuza gitti değil mi? Yeterse, susun!

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, devam ediniz lütfen.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta “Dini Zerdüştlük olanlar” şeklinde bir beyanda bulunmuştur. Bu beyan, Başbakanın Alevilikle ilgili ayrımcı sözlerini akla getirmiştir. Başbakanın Alevilik, Zerdüştlük gibi insanların inanç değerlerini kullanarak yaftalama alışkanlığı bu son söylemiyle iyice netleşmiştir. Başbakanın kendi inancını hâkim inanç sayarak, bunun dışındaki diğer inançları yok sayan, aşağılayan, ötekileştiren söylemi artık tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. İnsanlık tarihi ötekileştiren, yok sayan, dış sayan, tekçi zihniyetin acı hatıralarıyla doludur. Sorumluluk mevkisinde bulunan bir başbakanın sadece kendi ülkesi içindeki inançlar için değil, tüm dünyanın inanç değerlerine saygılı bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ağbaba.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, biz grup başkan vekilleri olarak, bugün Bitlis’te yaşanan elim olayla ilgili olarak konuşma aldık, dileklerimizi ve acılarını paylaştığımız şeklindeki düşüncelerimizi söyledik.

BAŞKAN – Evet.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Siz söz verdiniz milletvekillerine ama milletvekilleri farklı farklı konuları dile getiriyorlar. Böyle bir usul yok.

BAŞKAN – Sayın Bahçekapılı…

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Herkesin yerinden kısa bir söz alma hakkı var. Meclis İçtüzüğü’nün genel sorumlusu siz misiniz? Başkan doğru yapıyor. Tebrik ediyorum.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Böyle bir usul yok, lütfen…

BAŞKAN – Sayın Bahçekapılı, ben sizin gibi birkaç dönemdir grup başkan vekilliği yapan bir grup başkan vekilimize İç Tüzük’ü hatırlatmak istemem. 60’a göre sisteme girmiş arkadaşlarımıza, sayın vekil arkadaşlarımıza söz vermek durumundayım.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ben İç Tüzük’ü biliyorum Sayın Başkan. Benim itirazım…

BAŞKAN – Araya bir vesile gelmişken verdim. Lütfen nasıl yöneteceğimi bana söylemeyiniz. Lütfen…

Sayın Akgün, buyurunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, benim itirazım İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesini suistimal etmenizedir. Siz İç Tüzük 60’ı suistimal ediyorsunuz.

BAŞKAN – İstismar etmiyorum Sayın Bahçekapılı, lütfen yerinize oturunuz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Parmak sallama, otur yerine!

31.- Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün’ün, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediklerine ve terörü kınadıklarına ilişkin açıklaması

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) – Sayın Başkanım, ben de Bitlis’in Güroymak ilçesinde 5 polis memuru ve 2 vatandaşımızın ölmesi, şehit olması sebebiyle söz aldım. Türk milletinin başı sağ olsun. Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. PKK terörünü, destekçilerini ve sözcülerini buradan lanetliyorum. İnsanı öldürüyorsunuz, peki insanlığı öldürebilecek misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akgün.

Son olarak, sisteme girmiş olan Sayın Baluken…

32.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bitlis ilinin Güroymak ilçesinde şehit edilen 5 polis memuru ile yaşamını yitiren 2 sivil vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ve epilepsili bir hastaya askerlik yaptırılmasının incelenmesi gereken bir konu olduğuna ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, ben de yaşamını yitiren polislere Allah’tan rahmet diliyorum. Son olmasını temenni ediyorum.

Demin asker ölümleri hakkında konuşan sayın konuşmacının, gerçekten özrü kabahatinden beter cümleleri oldu. Sayın konuşmacı, epilepsili bir hastaya askerlik yaptırıldığını ima eden cümleler kullandı. Eğer böylesi bir olay doğruysa bu zaten başlı başına, epilepsili bir hastaya askerlik yaptırmak başlı başına incelenmesi gereken önemli bir konudur. Eğer olay epilepsi değil de travma sonrası oluşmuş olan bir konvülsiyon atağı ise, epilepsiyi taklit eden bir konvülsiyon atağı ise bu da travmanın oluş şekliyle ilgili bize değerli bilgiler veriyor. Bununla ilgili sadece 2 gardiyanın yargılanmasını da biz olayı örtbas etme çabası olarak değerlendiriyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baluken.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)

2.- Ataması yapılmayan öğretmenlerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken ön-lemlerin belirlenmesi amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 18/10/2011 Salı günkü birleşiminde okunarak, görüşmelerinin aynı  birleşiminde yapılmasına ilişkin Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 18.10.2011 Salı günü (bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                            Oktay Vural

                                                                                                                 İzmir

                                                                                                 MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

06 Ekim 2011 tarih ve 242 sayı ile vermiş olduğumuz “Ataması Yapılmayan Öğretmenlerin Yaşadığı Sorunların Araştırılarak Alınacak Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla” verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 18.10.2011 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehinde Kütahya Milletvekili Alim Işık.

Buyurunuz Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben de sözlerimin başında Bitlis Güroymak’ta bir patlama sonucu hayatlarını kaybeden ve Allah’ın rahmetine kavuşmuş olan 5 polisimizle beraber, birisi iki yaşında yavrumuz olmak üzere 2 vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına  başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Milletimizin başı sağ olsun diyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, aslında sadece ataması yapılmayan öğretmenlerin değil, hayaller kurup, en az iki yıl, dört yıl ya da yerine göre altı sekiz yıl üniversite eğitimi yaptıktan sonra “Ben de bu ülkeme hizmet etmek istiyorum.” diyen gençlerimizin ıstırabını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sadece ataması yapılmayan öğretmenler bunların içerisinde bir grup ama ziraat mühendislerinden, veterinerlerden, iktisatçılardan, fen edebiyat fakültesi mezunlarından tutunuz üniversitelerimizin birçok fakültesinden mezun gençlerimiz bugün iş beklemekte, aş beklemektedir. İşte, atanamayan öğretmenler bugün bir platform kurmuş, verilen sözlerin tutulmamasından dolayı diğerlerine göre toplumda ve kamuoyunda sesleri biraz daha öne çıkmış olan gruptur ama sessiz binlerce, yüz binlerce gencin feryadı hepimizin yüreklerini yakmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi 2011 genel seçimleri öncesinde tüm bakanlar gibi, kabinenin tüm değerli üyeleri gibi zamanın Millî Eğitim Bakanı Sayın Çubukçu da -o günkü soyismiyle söylüyorum- yüz binlerce gencin sadece oylarını almak adına, olmayacağını belki bile bile “55 bin öğretmen atamasını ağustos ayında yapacağız.” demişti. Bugün kendisi o koltuklarda değil ama sözleri kayıtlarda. Sayın Çubukçu burada mı bilmiyorum. 13 Ekim Perşembe günü eğer görüşebilmiş olsaydık bunu -geçen hafta kendisi buradaydı- ona söyleyecek birkaç sözüm daha vardı ama şu anda kendisini göremediğim için diğer sözlerimi saklı tutarak onunla ilgili bölümü bitiriyorum.

Bu sözler ne oldu? Şimdi, 55 bin öğretmenin 11 bininin ataması gerçekleştirildi ve ülkemizin değişik yörelerinde bugün görevlerine başladılar, yavrularımızı eğitmeye devam ediyorlar ama geride kalan 44 bin kadro kullanılmadı. Okulların açılış töreninde, günün, bugünün Sayın Bakanı Sayın Ömer Dinçer bir erdemlilik örneği gösterdi, “Gençlerimize, öğretmen adaylarımıza verdiğimiz sözü tutamadık, onlardan özür diliyorum.” dedi. Bu gerçekten alkışlanacak bir durumdur ama bu sorun çözmüyor. Özür dilemek evet bir erdemdir ama sorunun çözümü için çare değildir. Çare, o gün de bir başka bakanlık koltuğunda bulunan, dokuz yıldır tek başına Türkiye’yi yöneten AKP İktidarının her yılında mutlaka bir sorumluluk makamında olan Sayın Ömer Dinçer’in buna çözüm bulmasıdır. Bu çözümü bulmadığı sürece o atanamayan öğretmenlerin iki elleri onun yakasından inmeyecektir. Bunu, bu vesileyle, maalesef, Sayın Bakanı üzecek sözler olsa da, buradan sizlerle paylaşmak zorundayım.

Değerli milletvekilleri, sadece bakanlar mı söz verip de tutmuyor? Hayır. Asıl büyük bakan, Sayın Başbakan bakınız zamanında ne demiş. 2002, Sayın Başbakanın partisi Mecliste değil, dışarıda, yeni kurulmuş bir partinin genel başkanı olarak, haklı olarak kendisi miting meydanlarında iktidara talip olduğunu söylüyor ve hemen hemen her gittiği miting meydanında atanamayan öğretmenlerle ilgili çok güzel sözler veriyor. Birkaç tanesini sizlerle paylaşacağım. Örneğin İzmit mitinginde aynen şöyle diyor: “Şu sisteme bakın hele, 72 bin öğretmen açığı var, sen sınavla öğretmen seçiyorsun. Hangi akla hizmet ediyorsunuz? Bırak da öğretmenlerimiz okul seçsin, göreve başlasın. Önüne neden engel koyuyorsunuz? inşallah biz hükûmetimizi kurduğumuzda bütün öğretmenleri göreve başlatacağız ve öncelikli olarak eğitim sorununu çözeceğiz.”

Sözlerinin tamamına aynen katılıyorum. Yıl 2002 ama bugün yıl 2011, aradan geçen dokuz yıllık süre boyunca atanamayan öğretmenlerimiz adına ben Sayın Başbakana -grubum adına- şunu soruyorum: Siz hükûmete geldiğinizde, hükûmeti kurduğunuzda bütün öğretmenleri göreve başlattınız mı? Hayır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Açığı kapattık, öğretmen açığı kapandı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Siz MHP döneminde yapmış mıydınız bunu?

ALİM IŞIK (Devamla) – Sayın Kacır, siz çok tecrübeli bir milletvekilisiniz, hangi dönemde ne yapıldığını çok iyi biliyorsunuz. 72 bin öğretmen açığı bugün 3 katına çıktı.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Açığı kapattık.

ALİM IŞIK (Devamla) – O gün 60 bin olan atanamayan öğretmen sayısı bugün 300 bini geçti. Sayın Kacır, siz dokuz yıldır ne yapıyorsunuz? Neden buna katkıda bulunmadınız? (MHP sıralarından alkışlar) Dokuz yıldır siz bu koltuklarda oturuyorsunuz, hangi katkınız var bu konuyla ilgili? (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Daha bitmedi, bakınız Sayın Başbakan neler diyor, Samsun mitinginde konuşuyor Sayın Başbakan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Konuşur, konuşur!

ALİM IŞIK (Devamla) – “Buradan sözüm tüm genç öğretmen adaylarımıza: Siz merak etmeyin, biz geldiğimizde ‘üniversiteyi bitirdiğinizde ne yapacağım, sınavı ya kazanmazsam’ korkunuz olmayacak, çünkü sınav olmayacak.”

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Memura maaş veremiyordunuz!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – İşiniz gücünüz para!

ALİM IŞIK (Devamla) – Evet, şimdi soruyorum o gençlerimiz adına: Sayın Başbakan, on yıla yakın süredir, tek başına yönettiğiniz hükûmetlerinizin hangi döneminde öğretmenlere verdiğiniz “sınav olmayacak” sözünü yerine getirebildiniz? Bırakınız sınav olmamasını, ondan vazgeçtik, sınav olmuş, sınavdan 90, 95, 85 puan aldığı hâlde atanamayan öğretmenlerin hangisini göreve başlattınız? Değerli milletvekilleri, evet, miting meydanlarında konuşmak güzel ama sorumluluk sahibi olduğunuz zaman bunları çözmek en az onun kadar görev olmalı.

Yine İstanbul mitinginde, bakınız başka ne diyor Sayın Başbakan: “Birçok gencimiz, özellikle öğretmen adaylarımız işsiz kaldı, ülkede eğitim çökmüş, köy okulları kapanmış, merkezdeki okullar bile ‘öğretmen’ diye can çekişiyorken sen sınavla öğretmen seçmeye kalkıyorsun. Bıraksana genç öğretmenlerimiz gitsin çalışsın. O kadar sene beklet, sonra al, adamda artık heves kalır mı, öğretmenlik yapabilir mi? Ama inşallah biz iktidar  olunca öğretmenler okulun bittiği gün hazırlıklarını yapacak, ertesi gün görev aşkıyla okuluna gidecek, hiç merak etmeyin.”

FATOŞ GÜRKAN (Adana) – 100 kişilik sınıflar vardı!

ALİM IŞIK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, şimdi, yine o öğretmenlerimiz adına soruyorum: Bu sözlerin hangisi acaba gerçekleşti? Sanki Sayın Başbakan o günlerde Türkiye’nin eğitimde geldiği bugünkü noktayı anlatıyor. Köy okulları kapandı, doğru; taşımalı eğitim sistemi, taşeronluk sistemi getirdiniz, köylerdeki öğretmenleri aldınız, merkezlerde, başka köylere taşıdınız, köylerde sadece eğitim görmüş din adamları kaldı.

Sözleşmeli öğretmen uygulamasını başlattınız ama ıstırap çektiriyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kadroya aldık.

ALİM IŞIK (Devamla) - Hadi onu da bir ölçüde kabul edelim ama “ücretli öğretmenlik” denen kölelik sistemini nasıl açıklayabilirsiniz? Bu sistemi mutlaka değiştirmemiz gerekiyor. O nedenle, 2002 yılında yaklaşık 60 bin dolayında olan ve atama bekleyen öğretmen sayısının 300 binlere dayandığı bugün, bir çözüm bulmak zorundayız. O nedenle, mutlaka bu araştırma önergesinin lehinde oy vermeniz gerektiğini düşünüyorum çünkü sizler, hepiniz, bizler dâhil, bu genç öğretmen adaylarının verdiği oyların katkısıyla buradayız.

Ben bu sorumluluk bilinci içerisinde ellerinizi vicdanlarınıza götürüp bu konunun mutlaka Meclis gündemine bir an önce taşınması lehinde oy vereceğinize olan inancımı yitirmediğimi ifade etmek istiyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle öğretmenlerimizin içinde bulunduğu çok ciddi bunalımların bir an önce sona erdirilmesi konusunda Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz önergeye desteğinizi bekliyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

Aleyhinde, Bitlis Milletvekili Husamettin Zenderlioğlu.

Buyurunuz Sayın Zenderlioğlu.

HUSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi adına aleyhte söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce yeni yasama döneminden dolayı herkese başarılar diliyorum.

Şu anda öğrenmiş olduğumuz olayı… Ailelerine başsağlığı diliyorum, acılarını paylaşıyorum. Umut ederim ki bir daha böyle olaylar olmasın. Biz böyle bir çatının altında bunu çözemediğimiz için üzüntü duyuyorum. (AK PARTİ sıralarından “kına, kına” sesleri)

Herkes biliyor ki bir ülkenin kalkınmasında öncelikle eğitim çok önemlidir ama maalesef ülkemizde buna fazla bir değer biçildiğini sanmıyorum çünkü daha önceleri köy enstitüleri vardı, sonradan öğretmen yetiştiren enstitüler oldu, fakülteler oldu ancak şimdi baktığımız bu tabloda ne yazık ki her meslekten insanlar öğretmenliğe soyunmuştur. Bu çok acı bir tablodur. Bir öğretmen olarak yıllardır acı çeken insanların ıstırabını biliyoruz, yoksulluğun ne anlama geldiğini biliyoruz, işsizliğin ne olduğunu biliyoruz ancak buna bir çözüm aramada ne yazık ki anlaşamıyoruz. Oysaki herkes kendi çevresinde, bütün sorunların çözümünün bu Meclis çatısının altında olabileceğini söyledi ve bu sözler verildi. Sayın Çubukçu da sanıyorsam böyle bir söz verdi, dedi ki: “12 Hazirandan önce ben 55 bin öğretmeni kadroya alacağım.” Peki, Sayın eski Millî Eğitim Bakanımızın şimdi nerede olduğunu da bilmiyorum ama Sayın Bakanımıza, şimdiki, yeni Millî Eğitim Bakanımıza soruyoruz: Sayın Bakanım, her ne kadar kamuoyundan bir özür dilediniz ama bu yetmiyor, kimse bunu yemez! Siz, 12 Hazirandan önce halka söz verdiniz, sözünüzü yerine getirin ve sözünüzün arkasında durun.

Şimdi, bu 55 bin öğretmenden 11 bin 544 kişinin ataması yapıldı, doğru.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Doğru değil…

HUSAMETTİN ZENDERLİOĞLU (Devamla) – Doğru değilse araştırırsınız, elimizdeki veriler bunu böyle söylüyor.

Sayın Maliye Bakanı, bundan bir iki gün önce sanıyorsam, bir açıklama yaptı, dedi ki: “Bütçemiz 3,1 milyon TL fazla vermiştir.” Yani bütçe fazlası olmuştur. Peki, Sayın Bakanım, 44 bin öğretmen atama bekliyor. Bu atamayı, 2 Kasım 2011’de kanun hükmündeki kararname sona erdiğinde siz böyle bir atamayı düşünüyor musunuz? Eğer düşünüyorsanız kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyorum.

Öğretmenlerin atanmasının önünde herhangi bir engel yok. Peki, yapamadığımız bir iş için neden söz verelim, halkımızı yanıltalım? Doğru söyleyelim ve doğru konuşalım. Eğer, biz doğru söylemezsek, doğru konuşmazsak inandırıcılığımız olmaz, her olayda olduğu gibi burada da olmaz. Oysaki halk size güvenmiş, size inanmış ve sizi buraya taşımıştır, sadece burada bağırıp çağırmak olayı değildir. Biraz önceki manzarayı gördüm. Yani bize yakışmayan, gerçekten, bu ortamda bir diyalog dahi sağlayamıyorsak, peki, sokakta nasıl bir diyalog sağlanacaktır?

Bu öğretmenlerin, KPSS’ye giren öğretmenlerimizin mağduriyeti gözler önündedir, ailelerin mağduriyeti gözler önündedir. Beklentileri, Sayın Bakandan bir açıklama sözünün verilmesi söz konusudur. Bu vesileyle, işsiz durumda olan, güçsüz durumda olan hatta hastaları olan birçok öğretmen vardır. Bu öğretmenlerin birçoğu, söylediğim gibi, mağdurdur, mağduriyetleri ailelere de yansımıştır. Toplum içinde beş yıl, on yıl bekleyen, hatta altı yedi yıl bekleyen öğretmenlerimizi böyle mağdur mu edeceğiz?

Biraz önceki hatip burada ifade etti. Gerçekten, hani deniliyordu ya “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” Hazreti Ali’nin bir sözüdür. Peki, biz şimdi ne yapıyoruz bu öğretmenlerimize? Atamalarını durduruyoruz, bütçe fazlalığı vardır diyoruz. Peki, neden bu öğretmenlerin atamasını geciktiriyoruz? Bu da yetmiyor çünkü Sayın Millî Eğitim Bakanımız -böyle bir şey düşündüğünü de sanmıyorum ki- böyle, toplumdan özür dilemeye kadar, öğretmenlerden özür dilemeye kadar gitmiştir.

Birçok öğretmen sorunu vardır. Bu sorunları temelden çözmek için, mutlaka öğretmen yetiştiren fakültelere önem vermeliyiz. Eğer biz buna önem vermezsek bu sorunu çözemeyiz çünkü bu ham maddeye şekil veren öğretmendir. Onu yetiştiren, biçimlendiren, topluma kazandıran öğretmendir. Dolayısıyla, yapılan bir araştırmada da 24 işsiz öğretmen ne yazık ki intihar etmiştir. Fazla intiharlara mahal vermeden, bu sorunun çözülmesini talep ediyorum yüce Meclisten. Her ne kadar aleyhte söz almışsam da bu sorunun gerçek yüzü biraz böyledir.

Teşekkür ederim hepinize. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Zenderlioğlu.

Lehinde, Sinop Milletvekili Engin Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ben de bir saattir Güroymak’taki olayları takip ediyorum. Bunun derin üzüntüsü içindeyim ama Türkiye Büyük Millet Meclisi taziye dileme yeri değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu ülkede yaşanan bütün sorunların tek ve meşru çözüm mercisidir.

Kaldı ki zaman zaman BDP Grubuyla AKP Grubu arasındaki atışmalara baktığım zaman kayıkçı kavgası yaptığınızı düşünmüyor da değilim. Yani bir yandan İmralı’da belli görüşmeler yapılıyor -devlet ya da Hükûmet, onu tam bilmiyoruz, zamları da devletin yaptığı söyleniyor- ama bir yandan da bu ne menem görüşmeyse herhâlde şöyle görüşülüyor: “Ya, siz seçim öncesinde, seçim arifesinde pek bir hareket yapmayın, gürültü patırtı yapmayın; seçimden sonra, bir dahaki seçimin ortalarına kadar bakarız, yapılır, edilir.” Onlar da diyor ki: “Siz bize bu sözleri verdiniz de gereğini yapmadınız.” Velhasıl ülke yangın yerine dönmüştür.

Burada oturan Hükûmet “Ben bu işten mesul değilim.” diyemez. Burada oturan Hükûmet bugün -Tanrı’dan rahmet diliyorum- ölen 5 şehit polisimizden, birisi iki yaşında olan 2 sivil vatandaşımızın ölümünden birinci derecede sorumludur ve Hükûmetin bu konuda daha dikkatli, daha duyarlı bir şekilde görevini yapmasını bekliyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sizin zihniyetiniz sorumlu. Bu sorunu siz yarattınız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Nurettin Canikli’ye söyleyin, size laf atma teknikleri konusunda biraz daha ders versin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – CHP zihniyetinin yarattığı bir sorunla cebelleşiyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın milletvekilleri, üç haftadır Türkiye Büyük Millet Meclisi açık ve hemen hemen üç haftadır burada Danışma Kurulunda mutabakat sağlanamadığı için grup önerileriyle bütün günü katlediyoruz. İhsan Özkes hocama sormak lazım ama yani Başbakana dokunmak ibadet mi değil mi, onu bilmem ama israf haramdır…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İnançlarla oynamayın, lütfen.

ENGİN ALTAY (Devamla) –…ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin çoğunluk partisi olarak sizin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu değerli zamanını ve harcanan bunca parayı israf ettiğinizi de milletimiz görmektedir ve tarih bunu kayıt altına almaktadır.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Biz mi yapıyoruz bunu?

ENGİN ALTAY (Devamla) – MHP Grubunun, atamasını yapmadığınız öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili önerisinin lehinde söz aldım.

1923’te Mustafa Kemal’e sormuşlar: “Paşam, vekil maaşlarını düzenleyeceğiz bir tasarrufunuz olur mu?” diye. Demiş ki: “Öğretmen maaşlarını geçmesin.” (CHP sıralarından alkışlar) Bir 1923’e bakın, bir şu Parlamentoya bakın. 24’üncü Dönemin, 8 üyesi cezaevinde haksız yere, hukuksuz yere, bir hâkimin inisiyatifiyle orada tutularak açılmasına göz yuman bir Parlamento olarak da 24’üncü Dönemde tarihe geçiyoruz. 8 üyesinin hakkını, yasama hakkını kullanmasını sağlayamayan bir Parlamentonun “Hak ve özgürlük temelli bir anayasa yapacağız.” diye yola çıkmasına bırakın insanları, şu çatıdaki kargalar dahi güler.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Bahane aramayın. 

ENGİN ALTAY (Devamla) – Aynı şekilde 24’üncü Dönem Parlamentosuna böyle başlarken 2011-2012 eğitim öğretim yılına da hemen hemen eş zamanlı başladık.

2011-2012 eğitim öğretim yılına da şöyle başladık: Şüpheli ve şifreli sınavlar, çok kalabalık sınıflar, mutsuz öğretmenler, umutsuz veliler ve söz verilip de ataması yapılmayan, atama bekleyen 60 binden sayıları devri iktidarınız döneminde 300 bine çıkan öğretmen adaylarının umutsuz bekleyişiyle de 2011-2012 öğretim yılını açıyoruz.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Siz olsaydınız bütün öğretmenler intihar ederdi.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Değerli milletvekilleri, şimdi… Ataması yapılmadığı için kaç öğretmenin intihar ettiğini söyleyeyim mi Sayın Vekil?

İSMET UÇMA (İstanbul) – Söyleyin.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Söyleyeyim: Devri iktidarınızda altı yılda sadece ataması yapılmadığı için ekonomik, psikolojik, sosyolojik bunalımlara girip, bunlara dayanamayıp 22 öğretmenimiz intihar etti. Bu 22 intihar vakasından kim sorumlu? (CHP sıralarından “AKP” sesleri) Evet, AKP sorumlu ve daha vahimi var. Öğretmen olmuş, atama bekliyor, atanamayınca “Gideyim bari polis olayım.” demiş. Gitmiş polis olmuş, o da -Allah rahmet eylesin- orada şehit olmuş. Bu trajik bir durumdur.

Sayın milletvekilleri, oturduğunuz yerden gülüp duruyorsunuz, hepinizin çoluk çocuğu var. Hepimiz çoluk çocuğumuz için yaşıyoruz. Türkiye’de 1,5 milyon insanı ilgilendiren bir sorunu ben burada konuşuyorum. Ben, burada bu sorunu müteaddit defalar da konuştum, geçmiş  dönem Parlamentolarda da konuştum. Biraz önce MHP Grubu adına konuşan Sayın Vekil söyledi, bu konuda Millî Eğitim Bakanı çıktı, selefi adına özür diledi, dedi ki “Ben, bu yıl önceki Bakanımızın 55 bin öğretmen alacağı sözünü yerine getiremediğimiz için tüm öğretmenlerimizden özür diliyorum.” İyi… Ne zaman dedi? 19/9/2011.

Şimdi, gene Sayın Vekil söyledi, tekrar olmasın. Sayın Başbakanın da 2002’de İzmit’te, Antep’te, Samsun’da, İstanbul’da çeşitli defalar söylediği ve verdiği sözler var. Biz, Anadolu’da bir şey biliriz, sözü her kişi verir, sözünde er kişi durur.

Şimdi, Millî Eğitim Bakanından rica ediyorum, gelsin bu kürsüye, nasıl ki Nimet Çubukçu adına “55 bin öğretmeni alamadık, özür diliyorum.” dediyse Millî Eğitim Bakanı buraya gelecek “Ya, Recep Tayyip Erdoğan 2002’de söz verdi ama olmadı, yapamadık. Öğretmenlerimden ve milletimden özür diliyorum.” desin, ben de muhalefet sıralarından Sayın Bakanı alkışlayayım.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Verdiği sözü tutar...

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Siz erliğini tartışamazsınız.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, bakın, 55 bin kadro da, Sayın BDP Grubu temsilcisinin söylediği gibi, gerçi o kadar değil, 32 bin kişi alındı toplam…

İSMET UÇMA (İstanbul) – “40 bin” deyin şuna.

ENGİN ALTAY (Devamla) - 40 bin alınmadı kardeşim. Sözleşmeli olarak çalışan öğretmenleri kadroya geçirdiniz. Onlar zaten sistemin içindeydi, bilmeden konuşma. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi, durum budur. Ben size sayı vereyim. 1 Haziran 2011’de 28.627 kişi, 6 Temmuzda 6.472 kişi, 26 Ağustosta 11.475 kişi aldınız ama “55 bin” demiştiniz. Velev ki Sayın Bakanın kendisi “150 bin açığım var, 72 bin de acil ihtiyacım var.” diyor. Aynı hafta İstanbul’da -Sayın Bakanın “72 bin öğretmen lazım.” dediği hafta- 288 tane ücretli öğretmeni göreve başlattınız. İyi de hayvan yetiştiriciliği mezunu bir vatandaşımızı ilköğretim okulu birinci sınıfa öğretmen diye soktunuz. Sizin eğitimden anladığınız bu kadar işte.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Nerede, Nerede?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - İstanbul Arnavuktöy’de.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Evet, İstanbul’da.

Gene, mimarlık mezununu sınıf öğretmeni yaptınız, turizm otelcilik mezununu okul öncesinde ücretli derse sokuyorsunuz. Sözleşmeli öğretmenliği aklınız sıra kaldırdınız, keşke kaldırmasaydınız. Ücretli öğretmenlik diye daha köleliğe, daha sefalet ücretine mahkûm bir sistemi getirdiniz. Ayıptır, 300 lira para verip okula çağırıp derse soktuğunuz öğretmenden hiç mi utanmıyorsunuz? Bunların maaşında da…

İSMET UÇMA (İstanbul) - Yalan söylüyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sana dava açarım.  “Yalan  söylüyor.” denmiyor bu Mecliste.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Daha mazbatanın mürekkebi kurumadı. Bir otur,  9 senedir o  kürsüde o arkadaş. Bir otur… Yoğurt kesesi ağzından eskir. Fazla laf atma. İşine bak… O kürsüye çıktığımda yediririm o lafı. Dinle… Dinlemesini öğren.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, ayıptır -içinizde öğretmenler var, öğretmen çocukları var- bu Parlamentoda 11 milyar lira maaş alacaksınız -ben dahil- ve 300 liraya öğretmeni sınıfa sokacaksınız, ondan sonra da Meclisin Çankaya kapısından çıkıp Ankara sokaklarında dolaşacaksınız. Yarınlarda sokağa çıkacak yüzünüz kalmayacak, yarınlarda bu milletin yüzüne bakacak yüzünüz kalmayacak, ben sizi buradan uyarıyorum. Ve Sayın Bakan, öğretmenlere “Çok tatil yapıyor.” diyen Sayın Bakan, azıcık şu Millî Eğitimde ne olup ne bittiğine baksın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

ENGİN ALTAY (Devamla) - Türkiye’deki öğretmenler dünyanın en çok çalışan, saat olarak da çalışan öğretmenleridir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Altay.

Önerinin aleyhinde, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu.

Buyurunuz Sayın Aydınlıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerimin başında Bitlis’ten gelen acı haberle üzüldüğümüzü yüce Meclise beyan ediyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, kalanlara başsağlığı diliyorum ve bu milletimizin kürsüsünden terörü şiddetle lanetliyorum.

Çok değerli arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun Türkiye Büyük Millet Meclisimize vermiş olduğu, ataması yapılamayan öğretmenlerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırma önergesiyle ilgili AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Ancak, MHP Grubunun vermiş olduğu önergede verilen sözlerin tutulmayarak sadece 11 bin öğretmenin atamasının yapıldığı beyan edilmektedir. Öncelikle bunu düzeltmek istiyorum. 2011 yılında 40 bin öğretmenimiz atanmıştır.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – 55 bin kişi arasından 11 bin bahsediliyor. Hesap kitabı yanlış mı yapıyorsun?

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) – Evet…

Böyle yanlış, bir eksik ifade vardır, bunu düzeltmek istiyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yanlış bakmışsın. 55 bin kişiden 11 bin…

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) – Önceki Millî Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu’nun “Bu yıl 55 bin öğretmen ataması yapmayı planlıyoruz.” sözünden sonra 2011 yılında bununla ilgili olarak Maliye Bakanlığından 55 bin adet kadro istenmiş, ancak her türlü çalışmaya rağmen dünyadaki ekonomik koşulların da verdiği zorlukla sadece 40 bin kadro alınabilmiştir.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Dünyadaki ekonomik kriz yüzünden mi öğretmenler atanamıyor?

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) – Bundan sonra 2011 yılında 40 bin öğretmenimizin ataması yapılmıştır. Aslında gönlümüz, bütün öğretmenlerimizin hepsinin atanmasını istemektedir elbette ki, ancak dünyadaki ekonomik olumsuzluklardan dolayı sadece bu yıl 40 bin öğretmen ataması yapılabilmiştir.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Allah Allah! Yeni bir kriter bu!

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) – Bundan sonra, şu andaki Millî Eğitim Bakanımız Sayın Ömer Dinçer bu konuda 2011-2012 eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla Haymana Yenice Dilaver Temizhan Çok Programlı Lisesinin açılışında yapılan törende “Ben bu yıl önceki Bakanımızın 55 bin öğretmen alacağı sözünü yerine getiremediğimiz için tüm öğretmen adaylarımızdan özür diliyorum.” diyerek gerçekten büyük bir olgunluk ve erdemlilik örneği göstermiştir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Öğretmen olarak AKP’li veterinerleri atıyorsunuz. AKP’li veterinerler öğretmenlik yapıyor.

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) – Özür dilemenin bir gurur vesilesi olmadığını ve gerçekten kazanılması gereken bir erdem olduğunu beyan etmiştir.

Buradaki en önemli sorun, Maliye Bakanlığından istenilen 55 bin kadro yerine 40 bin kadro alınabilmesidir. Ancak, 2012 ve ondan sonraki yıllarda öğretmen atamaları kesinlikle devam edecektir. Kaldı ki, AK PARTİ hükûmetleri 2003 yılından 13 Eylül 2011 tarihine kadar 300 bin 817 kadrolu öğretmen alımı sağlamıştır. Bu, dokuz yıldan beri üst üste yılda 33 bin 500 öğretmen ataması yaptığımız demektir.

Değerli arkadaşlarım, bu kadar sayıda, bizim Hükûmetimizden önce hiçbir hükûmet gerçekten kadrolu öğretmen ataması yapmamıştır.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hiç veteriner ataması da olmamıştı!

ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla) – AK PARTİ hükûmetlerinin eğitime verdiği önem ortadadır. Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 2002 yılında 7,5 milyar TL iken bugün 35 milyar TL’lere çıkarılmıştır. Yani, hakikaten cumhuriyet tarihimizde ilk kez Millî Eğitim Bakanlığımız bütçeden en büyük payı almaktadır.

Toplam derslik sayımız 2011-2012 itibarıyla 503 bin 744’tür. Bu dersliklerin 163 bini bu dönemde, yani sekiz yıldan beri yapılmıştır.

Yine, ücretsiz ders kitapları bu dönemde dağıtılmaya başlanmıştır. Elindeki parasıyla aylarca kapı kapı kitap aramak için, kitap almak için dolanan vatandaşlarımız, öğrencilerimiz ve velilerimiz okulun açıldığı ilk gün şehirlerde, ilçelerde, beldelerde ve köylerde ders kitaplarını okul sıralarının üzerinde bulup sosyal ve adil bir devletin vatandaşları olmanın haz ve mutluluğunu yaşamaktadır.

Bugüne kadar AK PARTİ hükûmetleri döneminde 187,4 milyon adet kitap dağıtılmıştır ve bu uygulama dünyanın hiçbir yerinde yoktur.

Yine, 2002’de yüzde 10,6 olan okul öncesi eğitimi şu anda yüzde 48’lere çıkmıştır.

Okullaşma oranı ilköğretimde yüzde 90,6 iken bugün çeşitli kampanya ve desteklerle yüzde 99,4’e ulaşmıştır. Eğitimde, her alanda olduğu gibi değişim, dönüşüm yaşanmaktadır.

Öğretim programlarında okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde müfredat programları tamamen yenilenmiş ve çağın gerekliliklerine uyarlanmıştır.

Sekiz derslik ve üstü tüm okullarımıza bilgisayar teknoloji sınıfları kazandırılmıştır. Yaklaşık bugüne kadar dokuz yıldan beri okullarımıza 750 bin ücretsiz bilgisayar gönderilmiştir.

En son yapılan düzenlemeyle de geleceğimizin teminatı olan yavrularımızın yaşdaşları ile aynı oranda eğitilmeleri için etkinlik, verimlilik ve yerindelik ilkesi çerçevesinde düzenlemeyle gençlerimizi daha güvenli yarınlara taşımanın gayreti içinde olmaya devam edeceğiz.

Yine, yurt dışına gönderdiğimiz öğrenci projesi dâhilinde, şu anda, 5 bin öğrenci projesinden yurt dışında 2 bini aşkın öğrencimiz master ve doktora öğretimlerini yapmaktadırlar. Daha önce yurt dışında yılda 30 veya 40 öğrencimiz öğretim görebiliyordu.

Cumhuriyet tarihinde yapılan dersliğin yüzde 40’ı şu son sekiz yılda yapılmıştır.

Bilgi teknoloji sınıfları ve İnternet  köylerimize kadar ulaştırılmıştır.

Dokuzuncu Kalkınma Planı’na göre, nüfusumuzun yüzde 48’ini üniversitelileştirmemiz gerekirken şu anda bunun yüzde 50’yi geçkini gerçekten üniversitelileşme oranına ulaşmıştır. Avrupa’da bu oran yüzde 60’lar civarındadır.

Değerli arkadaşlarımız, değerli milletvekillerimiz; Hükûmetimiz her şeye rağmen eğitime verdiği katkı ve destekle ortadadır. Bir taraftan özel eğitime verilen destekle beraber, bir taraftan da Millî Eğitim Bakanlığının okulları gerçekten kalite ve öğretimde özel okullarla yarışır hâle getirilmiştir. Tüm güçlüklere rağmen her yıl 40 binlere yakın öğretmen atamasıyla Hükûmetimiz yoluna devam etmektedir ve önümüzdeki dönemde öğretmenlerimizin puana dayalı, hakka ve adalete dayalı atamaları devam edecektir ve daha fazla sayıda öğretmen ataması için bu Hükûmet her türlü çalışmayı yapacaktır.

Bu vesileyle, tüm öğretmenlerimizin ve  öğrencilerimizin 2011-2012 öğretim yılının başarılı geçmesini dilerken hepinize sevgiler ve saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydınlıoğlu.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Sayın İnce, Sayın Aslanoğlu, Sayın Güven, Sayın Şeker, Sayın Tanal…

Sayın Grup Başkan Vekilimiz lütfen isimlerinizi söylerseniz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yardımcı olayım.

BAŞKAN – Evet.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Çelebi, Sayın Soydan, Sayın Fırat, Sayın Ağbaba, Sayın Akar, Sayın Demir, Sayın Yüceer, Sayın Özgündüz, Sayın Canalioğlu, Sayın Acar, Sayın Tayan, Sayın Değirmendereli, Sayın Öner, Sayın Erdemir, Sayın Atıcı.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)

2.- Ataması yapılmayan öğretmenlerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken ön-lemlerin belirlenmesi amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 18/10/2011 Salı günkü birleşiminde okunarak, görüşmelerinin aynı  birleşiminde yapılmasına ilişkin Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Şimdi de Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- Bazı soruşturma ve operasyonlarda kolluk güçlerine hukuka aykırı uygulamalar yaptırdığı; açıklamalarında kullandığı bazı ifadelerle Devlet adamı ciddiyetinden uzaklaştığı; görev ve sorumluluklarını kötüye kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkındaki (11/1) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 25/10/2011 Salı günkü birleşiminde yapılmasına; gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi

                                                                                                            18/10/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 18.10.2011 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                    Ayşe Nur Bahçekapılı

                                                                                                               İstanbul

                                                                                             AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

18.10.2011 tarihinde dağıtılan ve Genel Kurulun 18.10.2011 tarihli 8 inci Birleşiminde okunan İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin hakkındaki (11/1) esas numaralı gensoru önergesinin gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alması, Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince gün-deme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 25.10.2011 Salı günkü Birleşiminde yapılması,

Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmında yer alan 9, 30, 23, 18, 6, 25, 32 ve 27 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 uncu sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

25 Ekim 2011 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 19 ve 26 Ekim ile 2, 16, 23 ve 30 Kasım 2011 Çarşamba günkü birleşimlerde ise sözlü soruların görüşülmemesi,

19, 20, 26 ve 27 Ekim 2011 ile 2, 3, 10, 16, 17, 23, 24 ve 30 Kasım 2011 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerde saat 14.00-19.00 arası çalışmalarını sürdürmesi

önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin lehinde İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AK PARTİ Grubunun grup önerisi lehinde söz aldım. Hepinize iyi çalışmalar diliyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Bitlis’te hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, acılı ailelerin acısını paylaşıyorum ve terörü bir kez daha lanetliyorum.

Bugün, Danışma Kurulunu yapamadık, toplanamadığımızdan dolayı Danışma Kurulu gerçekleşemedi. Ben, çok kısa olarak AK PARTİ Grubunun grup önerisini bilginize sunmak istiyorum:

Grup önerimizde, İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin’le ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi tarafından verilen gensoru önergesinin 25 Ekim 2011 Salı günü görüşülmesini uygun gördük ve talep ettik.

Sekiz adet uluslararası sözleşmeyi yine öne çekme konusunda bir talebimiz vardı grup önerimizde.

25 Ekim 2011 Salı günü gensoru görüşüleceği için sözlü sorular ve diğer denetim maddelerini doğal olarak görüşemeyeceğimiz için bir güne mahsus olmak üzere kaldırdık, diğer salı günlerinde sözlü sorulara, denetim faaliyetine elbette ki devam edeceğiz, yalnız çarşamba günleri denetim faaliyeti bağlamında sözlü soruların olmamasını uygun görüyoruz ve öneriyoruz çünkü bakanlarımızın cevap verebileceği ölçüde soru birikmemiş durumda.

Günlük çalışma süremizin ise yine 1 Aralık 2011 tarihine kadar salı günleri 15.00-19.00, yine 1 Aralık tarihine kadar çarşamba ve perşembe günleri 14.00-19.00 arasında olmasını öneriyoruz.

Bilginize sunarım.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bahçekapılı.

Aleyhinde, Yalova Milletvekili Muharrem İnce.

Buyurunuz Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Az önce, ataması yapılmayan öğretmenlerin atamasını yapmadığınız gibi sorunlarının da araştırılmasını istemediğinizi …

Özellikle parmak kaldırmanızı istedik ki, oylamada yoklama istedik ki, sizleri de burada görelim diye. Herhâlde öğretmenler sizinle gurur duymuyordur.

Değerli milletvekilleri, denetim niçin önemli? Bizim iki tane görevimiz var; yasama faaliyetlerine katılmak, denetim faaliyetlerine katılmak.

Meclis keyfî olarak çalıştırılamaz. Geçen gün, burada Meclis Başkan Vekili bu yüce Meclisi bir saat on dakika bekletiyor. Böyle bir şey yok. Burası, Sayın Başbakanın ya da Sayın Cemil Çiçek’in yazıhanesi değildir. Burası, Sayın Cemil Çiçek’in bürosu değildir, ofisi değildir. Burası, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. “Büyük millet” kavramı vardır ve seçilmiş insanlar vardır burada. Türkiye’nin seçilmiş en yüce organıdır burası.

Değerli milletvekilleri, Meclis açılır açılmaz bir araya geliyoruz grup başkan vekilleriyle, bir karar alıyoruz. Diyoruz ki: Salı günleri, çarşamba günleri birer saat denetim, çarşamba, perşembe yasama faaliyetleri. Geçen hafta tamam bir istisna vardı, anladık. Bugün ne var? Böyle bir keyfilik olamaz.

Yasamaya şekil verme girişimleri var. Yol olur diye söylüyorum. Meclis bürokratlarını uyarıyorum buradan. Sakın ola bunları görmediğimizi zannetmeyin!

Bakın, uyarıyorum: 7 Ekim Cuma akşamı, 7 Ekim Cuma akşamı mesai saati bitimine dört dakika kala grup bürosunun kapısına sıra sayılarını asıyorlar sanki cami avlusuna çocuk bırakır gibi. Burada kişisel konuşmalar hemen kapatılıyor. Yasama organına saygısızlık bu. Böyle bir şeye hakkınız yok. Keyfiliğe son vereceksiniz. Kesinlikle bunu yapacağız. İç Tüzük’le, Anayasa’yla, ilgili konularla yapacağız bunu.

Değerli arkadaşlarım, yasama organındaki saygısızlık öyle noktalara gelmiş ki, apartman yönetimi bile böyle toplanmaz. Geri gönderilen soru önergeleri –biraz sonra örnekleriyle anlatacağım- yok böyle bir hakkınız. Bunu Sayın Cemil Çiçek mi geri gönderiyor, Meclis bürokratları mı geri gönderiyor? Bunların hesabını soracağız. “İstifa etmeyi düşünüyor musun?” diye bir bakana soru soruluyor. Ben dokuz yıldır milletvekiliyim, yüzlerce, binlerce soru önergesi var bu şekilde. “İstifa etmeyi düşünüyor musun?” Bu, bir başbakana da sorulabilir, bakana da sorulabilir. Şimdi, geri gönderme modası başladı. Siz, yasamayı kontrol altına alma, yasamayı dizayn etme, yasamayı terbiye etme çabalarından bir kere vazgeçin. Bunları size yaptırmayız biz. Bunu biliniz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – İç Tüzük’e uygun olarak verecek, İç Tüzük’e.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Önemli bir gündem yokken, önemli bir gündem yokken bunu yapanlar, önemli bir gündem geldiğinde neleri yapmazlar, artık size bırakıyorum. Biz Mecliste 2 tane bürokratın oyuncağı olmayız, olmadığımızı göreceksiniz. Tekrar tekrar uyarıyorum: O soru önergelerini Sayın Cemil Çiçek mi geri gönderdi, Meclis bürokratları mı geri gönderdi? Herkes hakkını bilsin, herkes haddini bilsin!

Komisyonları bile yönergeyle yönetmeyi düşünebiliyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, bu, kreş yönergesi mi? Bu, yangın yönetmeliği mi? Ne bu? Meclis, bir şov yeri değildir.  Sayın Recep Tayyip Erdoğan… [AK PARTİ sıralarından gürültüler, alkışlar (!)]

Bak, bak, o mazbatasındaki mürekkebi kurumadan kendini göstermek isteyen sayın vekiller var ya onlarla önümüzdeki günlerde bu kürsüden hesaplaşacağım. O, tek tek laf atanları yazıyorum bir kenara, merak etmeyin. Sizinle hesaplaşacağım. Sizinle hesaplaşacağım.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada, Başbakan böyle düşünüyor olabilir…

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Şov yapma!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Soru önergelerini cevaplamayacaksınız, Meclis Başkanı geri gönderecek, burada yoklamalara katılmayacaksınız, Başbakan Meclisi şov yeri görecek, TRT 3’ten sesimizi kısacaksınız. Biz majestelerinin muhalefeti değiliz, siz de majestelerinin meclisi hâline getiremezsiniz burayı.

Şimdi size şunu söyleyeyim: Ben az önce sordum. Biz, Cumhuriyet Halk Partisinden 57 milletvekili düşünce suçlusu olan arkadaşlarımızı Silivri’de gittik, ziyaret ettik.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sana göre!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben bu isimleri açıklamaya hazırım Sayın Bahçekapılı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Açıkla! Açıkla!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Siz kendinizi açıkladınız. Sizinkiler düşünce suçlusu değil, sizinkiler götürme suçlusu. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Arkadaşlıkta suç ayrımı olmaz!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Siz o 26 kişiyi açıklayınız. Bunlar kim?

METİN METİNER (Adıyaman) - Siz savcı mısınız, hâkim misiniz? Yargısız infaz yapıyorsunuz!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakın, bu soru önergesi çok önemlidir.

2002 yılında, şu anda AKP’den milletvekili olan bir değerli şahsiyet o zaman milletvekili değil, dedi ki: “Bir ihaleye girdim, AKP’nin Çankaya Belediye Meclis üyesi bu ihaleyi aldı, bana haksızlık yapıldı.”

İSMET UÇMA (İstanbul) – Kim o açıkla!

MUHARREM İNCE (Devamla) – “Sayın Milletvekilim bir soru önergesi verir misin?” dedi. Sayın Gazalcı’ya geldi, Denizli Milletvekilimize.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Açıkla! Açıkla!

MUHARREM İNCE (Devamla) –Sayın Gazalcı da o arkadaşın isteği üzerine bir soru önergesi verdi. O değerli şahsiyet şimdi sizin aranızda milletvekili olarak bulunuyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, siz milletvekillerinin soru önergelerini geri döndüreceksiniz, milletvekillerinin soru önergelerine cevap vermeyeceksiniz yani milletvekillerini ciddiye almayacaksınız, sonra o milletvekilleriyle burada anayasa yapmaya çalışacaksınız.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, şunu söyleyeyim… Sayın Bahçekapılı, biz size dedik ki: Din ile devlet işlerini ayırın. Türkiye’de anlamadınız, Mısır’a gidince anladınız, Libya’da anladınız.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bana niye cevap veriyorsun, Kurula konuş Kurula!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi, ben size şunu söylüyorum, bakın diyorum ki: Siyasetle dostluğu da ayırın.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bana deme!

MUHARREM İNCE (Devamla) – “Dostlarımı satmam.” dediniz de.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Satmam!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ben hiç satmadım, yirmi yıl otuz yıl önceki dostlarım hâlâ burada, ben hiç satmadım, onu ayrıca belirteyim.

Şimdi, bakınız, hangi soru önergeleri geri döndürülmüş? Ben demişim ki Sayın Başbakana: “Bizim bunlarla 4 kez, PKK’yla bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar bunun hesabını her yerde vereceklerdir.” Ben, bunu Sayın Başbakana sormuşum, “Bu ifadeyi kullandınız mı?” diyorum, ben kullandığını biliyorum. Siyaset bu değil midir zaten, soru önergesi bu değil midir? Meclis Başkanı bunu geri gönderiyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – İsmini açıklar mısınız Sayın İnce?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bakın, yine aranızda bir milletvekili… On ay önce soru önergesi vermişim, on ay önce; demişim ki: ”O anda İstanbul Belediye Meclis üyesi olan değerli şahsiyet ilansız ihale aldı mı, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyesiyken aldı mı?” Şimdi kendisi Büyük Millet Meclisi üyesi. On aydır buna niye cevap veremiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Savcılığa ver, savcılığa!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yine bir başka soru önergesi, demişim ki :”İDO çalışanlarının maaşlarından 500 lira civarında para düştü mü?” Sekiz aydır buna cevap veremiyorsunuz.

Demişim ki: ”Van Belediyesinden Sayın Başbakana halı hediyesi yapılmış.” Belki yapmadılar bu hediyeyi, belki halı almış gibi gösterdiler. “Bunlar ne oldu?” diye soru önergesi vermişim. Ne zaman vermişim? Söyleyeyim: 21/01/2011. Hâlâ cevap yok. On aydır, on bir aydır, bir senedir soru önergelerine cevap veremiyorsunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ciddi sorulara cevap veriyoruz, ciddi!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi de bunları kısmaya çalışıyorsunuz. Meclis TV’nin sesini kıstığınız zamana, saat 19.00’a kadar size bu Genel Kurul meydanını, burayı size dar ederiz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sesimizi kısmaya çalışmayın, her gün saat 19.00’a kadar burada gereğini yaparız.

Hepinize teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın İnce.

Önerinin lehinde, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç.

Buyurun Sayın Tunç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ grup önerisinin lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Ben de öncelikle Bitlis’teki terörist saldırıyı kınıyorum, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, geride kalanlara başsağlığı diliyorum. Bütün milletimizin başı sağ olsun diyorum.

AK PARTİ grup önerisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma saatlerini 14.00-19.00 saatleri şeklinde düzenleyen, önemli uluslararası sözleşmelerin gündemde daha öne alınmasını sağlayan ve gensorunun da İç Tüzük hükümleri gereğince belirtilen süre içerisinde görüşülmesini sağlayan bir öneridir. Bu önerinin lehinde oy kullanacağımı belirtiyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tunç.

Aleyhinde İzmir Milletvekili Oktay Vural.

Buyurunuz Sayın Vural. (MHP sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle, tekrar, Bitlis’in Güroymak ilçesinde gerçekten kahpe saldırı canımızı, kanımızı aldı, üzüntümüz büyük elbette. Sayıları ifade etmenin anlamı yok, bugün maalesef Türkiye artık sayılarla uyanacak duruma geldi. Şehit 1, 2 olduğu zaman burada geçiştiriyoruz, 5, 6, 7 olduğu zaman “Zamanı gelince yaparız” diyoruz, 13, 15’e yükseldiği zaman “Bıçak kemiğe dayandı” diye yine toplumun gazını almaya devam ediyoruz.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ediyorlar, ediyoruz değil.

OKTAY VURAL (Devamla) - O bakımdan, gerçekten böyle bir konuda Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenlerin, terör örgütüyle müzakere masası kuranların, bu hain saldırıları yapanların “O bombaları koyanların nerede olduklarını biliyoruz” diyenlerin bu Meclise hesap vereceği günler yakındır.

Bugün bir devlet, gerçekten, eğer metropollerde nerelerde patlayıcı olduğunu biliyoruz diyerek konuşuyorsa, düşünüyorsa, gerçekten acaba kim kimi yönetiyor, hep beraber kimler bizi nereye götürmek istiyor, hangi pis ve kirli tuzağa doğru sürüklenmek isteniyoruz, bu oyunun farkına varmamız lazım. Bize kimler oyun oynuyor, kırk katır mı kırk satır mı adı altında bu milleti, bir taraftan “müzakere”, bir taraftan “mücadele” adı altında duble yol döşeyerek bu yolla bizi nereye götürmek istiyorlar bunun gerçekten idrakinde olmamız gerekiyor.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Huzura, kalkınmaya, refaha, esenliğe götürmek istiyoruz.

OKTAY VURAL (Devamla) – Evet, işte, Sayın Milletvekili “Terörle huzura doğru gidiyoruz.” diye ifadede bulunuyor.

İSMET UÇMA (İstanbul) – Çarpıtma, çarpıtma!

OKTAY VURAL (Devamla) - Kınıyorum sizin bu ifadenizi, ifadenizi kınıyorum. Eğer size öğretilen laf atma teknikleri buysa boş kuyuya atlamış olursunuz dolayısıyla bunu idrak edin.

Evet…

İSMET UÇMA (İstanbul) – Yakışmıyor size. (AK PARTİ ve MHP  sıralarından gürültüler)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Tansiyonun yükselecek ya, biraz daha sakin ol; yaşın, başın müsait değil bu kadar bağırmaya.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, lütfen müdahale ediniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural, devam ediniz lütfen.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Tansiyonuna hâkim olun beyefendinin. Şekeri yükselmiş, şekeri!

OKTAY VURAL (Devamla) – Efendim, çok değerli bir sayın milletvekili yerinden bir katkıda bulunmak istiyor da onu dinlemek için nezaket gösterdim dolayısıyla eğer sözünüz varsa burada kullanacaksınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Yanlış beyanlarda bulunuyorsunuz  dolayısıyla bildiğiniz konularda konuşsanız daha iyi olur, bu milletvekilleri de neyi bildiğinizin farkına varır. (MHP sıralarından alkışlar)

Kimse bununla oynamasın, öyle bir oyun yok. Bir taraftan orada müzakere masasına oturacaksınız, ondan sonra bunu biz kınayacağız, buradan kalkıp diyeceksiniz ki, “İyi olmuş.”

İSMET UÇMA (İstanbul) – Yanlış beyanlarda bulunuyorsunuz.

OKTAY VURAL (Devamla) - Öyle bir şey olur mu canım! “İyi olmuş” diyorsunuz bir de. Huzura, refaha götürecekmiş! İşte, bugün kimse iddia edemez ki Güroymak’ta o hain saldırıyı yapanlar, 5 tane polisimizi şehit edenler Güroymak’ın isminin “Norşin” olmadığından dolayı bunu yapmamıştır herhâlde değil mi? Ya, bununla siz çözeceğinizi zannettiniz değil mi?

İSMET UÇMA (İstanbul) – Otuz yıldır…

OKTAY VURAL (Devamla) – 30 binmiş! 2002’de bitirilmiş terörü bu noktalara getirip canlandırdınız, geldiğiniz bu noktada bir de kalkıp açıkçası bu konuda hiçbir noktada nedamet göstermeden yani zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorsunuz.

Evet, yani böyle bir konuda gerçekten söylenecek çok şey var. Bunları hep tartışacağız tabiatıyla.

Şimdi değerli milletvekilleri, bu, sizlere dağıtılan Meclis gündemi. Bu Meclis gündeminde diyor ki: “Salı günleri denetim, salı-çarşamba birer saat sözlü soru.” Bu kararı da biz Sayın Cemil Çiçek’in imzasıyla… O zaman Nurettin Canikli -burada yok galiba- Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Başkan Vekili imzalamış. Diyor ki: “Çarşamba günleri bir saat sözlü soru yapılsın.” Şimdi Ayşe Nur Hanım geliyor, “Bir saat sözlü soruları alalım.” diyor. Niye? “Yeterince sözlü soru birikmemiş.” diyor. Değerli arkadaşlar, işte 145 tane sözlü soru bugün Meclis gündeminde dağıtılmış.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bakanlara dağıtımını…

OKTAY VURAL (Devamla) – Yani bütün bunları yaparken Meclisin daha önceden belirlemiş olduğu çalışma gündemine ve esaslarına uyulmamasını son derece yadırgıyorum. Dün söylediniz, bugün böyle! Çok farklı. Yarın da farklı bir şey yapacaksınız. Oysa…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Olabilir Meclis çalışma pratiğinde.

OKTAY VURAL (Devamla) - Hayır, olmaz işte, olmaz, bazı şeyler olmaz. Bazı şeyler olursa uzlaşmayla olur.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Olur böyle şeyler. Yaptık, siz de yaptınız, herkes yaptı. Çalışma pratiği bu.

OKTAY VURAL (Devamla) – Yoksa, parmağınızı kaldırmakla olabilir ama o parmağın ucunda biraz akıl, biraz vicdan, biraz da adalet olması gerekiyor, öyle olması gerekiyor. (MHP Sıralarından alkışlar)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Aynısını size iade ediyorum.

OKTAY VURAL (Devamla) – Parmaklar her şeyi doğru söylemez, her şeyi doğru söylemez.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Doğru. Bak, siz de parmağınızı gösteriyorsunuz!

OKTAY VURAL (Devamla) - Bakın, dün yaptıklarınızı bugün başka bir şekilde gündeme getiriyorsunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Siz de parmağınızı gösteriyorsunuz. Bakın, parmağınızı gösterdiniz!

OKTAY VURAL (Devamla) - Size söyledim. Bakın, dedim ki… Saat 21.00’e kadar çalışma saatleri vermişler. Burada milletvekili farkı yok. Değerli milletvekilleri, “Saat 21.00’e kadar çalışma saati veriyorsunuz, bu milletvekili ne zaman yemeğe gidecek?” dedim. Şimdi saat 19.00’a aldınız. O zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu be! Yani, değil mi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Siz istediniz, size uyduk.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Uzlaşma adına, uzlaşma adına.

OKTAY VURAL (Devamla) - “Daha fazla çalışmak istiyoruz.” diye söylüyorsunuz, şimdi de 19.00’a alıyorsunuz. Buna ne hikmet buyuracaksınız? Dedik ki: “Yapmayın öyle, doğru değil. 21.00’e kadar ara verirseniz, Meclis Başkanı da yemek için bir saat filan ara verir. Gereksiz. Bunu 15.00’ten 14.00’e alalım. 19.00’da da medeni bir şekilde bitsin.” dedik.

Bakın…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Uzlaştık… Uzlaştık…

OKTAY VURAL (Devamla) – Ayşe Nur Hanım, Ayşe Nur Hanım, yani…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Uzlaştık. Siz önerdiniz, biz de “peki” dedik. Daha bunu niye konu ediyorsunuz?

OKTAY VURAL (Devamla) – Bakın, sizin öneriniz buydu.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Değiştirdik; talep ettiniz değiştirdik.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bakın, aslında bu öneriyi daha sonra düzelttiniz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Evet.

OKTAY VURAL (Devamla) - Ne karşılığında?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sizle diyaloğumuz karşılığında.

OKTAY VURAL (Devamla) – Hayır.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Evet.

OKTAY VURAL (Devamla) - Maalesef diyaloğu kapattınız ve bu konuda aslında bu önergenin bile bugün görüşülmemesi lazım çünkü Meclis Başkanlığına verilen önergeden başkasını konuşuyoruz şimdi.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Pes doğrusu! Pes!

OKTAY VURAL (Devamla) - Bakın, başkasını konuşuyoruz ama bu konuda gösterdiğiniz niyet ve doğru noktada gelmenizi doğru bulduk ve bu konuda size öneride bulunduk.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Anlaştık.

OKTAY VURAL (Devamla) - Bakın, bunların hepsi… Bu Meclis AKP Meclisi değil. Diğer bütün…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ama imzaladık beraber Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Hayır, biz imzalamadık beraber.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Hayır, paraf ettik, hep birlikte imzaladık. Lütfen…

BAŞKAN – Lütfen, karşılıklı konuşmayalım.

Buyurunuz Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – İşte, yanlış hesap her yerden döner Ayşe Nur Hanım, ona göre.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ama size söylüyorum onu. Demek ki sözünüze güvenmememiz gerekiyor.

OKTAY VURAL (Devamla) - Şimdi, bütün gruplar, milletvekilleri olarak bir çalışma takvimi oluşturuyoruz. Bir çalışma takvimini oluşturduğumuz zaman kurallara uymamız gerekiyor. Yani bu kadar, gündemi zoraki bir şekilde grup önerisi hâline getirmenin ne anlamı var? Gelirsiniz önceden, konuşursunuz, dersin ki: “Bizim şu uluslararası sözleşmeleri çıkartmamız gerekiyor.” Nitekim, yarın için, Sayın Cumhurbaşkanının birtakım uluslararası sözleşmeden çıkmasını istediğini ifade ettiniz ve bu konuda da grubumuz olumlu yaklaştı ve baktı.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Evet. Niye söylüyorsunuz bunu?

OKTAY VURAL (Devamla) - Yani dolayısıyla, bu konuda grubunuzun “Parmaklar bende, ben istediğim gibi olur.” demesi mümkün olmuyor. Bir kere, bunu kabul edin.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Yapmıyoruz zaten Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Kabul ettiniz mi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Şu, burada okuduğunuz grup önerisini birlikte yaptık, hepimiz.

OKTAY VURAL (Devamla) – Kabul ettiniz mi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Hepimiz yaptık.

OKTAY VURAL (Devamla) - Kabul ettiniz mi?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Anlaştık.

OKTAY VURAL (Devamla) – Evet, dolayısıyla, bugün geldiğimiz bu noktada…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Gereksiz konuşuyorsunuz, gereksiz…

OKTAY VURAL (Devamla) - ...bu oluşturulan gündem konusunda dayatmacı bir anlayışla bu tür gündemleri belirlemek doğru değil. Yoğun bir gündem olmadığının farkındayız.

Evet, biz Meclisin daha fazla çalışmasını istiyoruz. “Meclis daha fazla çalışsın.” derken niye sözlü soruları kesiyoruz, niye soru sorulmasını engelliyoruz? Bunun kabul edilebilir bir tarafı var mıdır? Yani saat 21.00’e kadar çalışmak değil, gerekirse 24.00’e kadar hep beraber, birlikte çalışırız ama bugün geldiğimiz bu noktada böyle bir aciliyet yok iken… Yani sizin kaç tane tasarınız var ki? Kaç tane? Toplam 30 tane ya! Toplam 30 tane ya! Bakın değerli milletvekilleri, topu topu 30 tane tasarı var. Belirlediğimiz günden 30 Kasıma kadar olan gündem. Ne yapacaksınız? Elinizde yok ki. Yok, gündemde yok. Dolayısıyla bunları getirmek dayatmacı bir anlayışın tezahürüdür. Bunlardan vazgeçin. Bunlardan vazgeçin. 30 tane kanun tasarısı, yarın 9 tanesini bitireceğiz. 30 Kasıma kadar 30 tane kanun tasarısı için saat 21.00’e kadar çalışma saati getiriyorsunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Tebrik ediyorum sizi!

OKTAY VURAL (Devamla) – Yani vallahi ben de sizi tebrik ediyorum. Bence hesap kitabınızı yanlış yapıyorsunuz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sözünüzde durmuş olmanın getirdiği rahatlıkla konuşuyorsunuz ama ünlem işaretli bir söz bu.

OKTAY VURAL (Devamla) – O bakımdan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz Türkiye’nin ihtiyacı olan konularda eğer gerçekten Türkiye’nin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, çoğu da Ayşe Nur Hanım’ın sataşmalarından alınmış...

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Oktay Bey, gerekti, gerekti.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Sayın Fırat, sisteme girmişsiniz.

Buyurunuz lütfen.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’da okula gitmek isteyip de gidemeyen binlerce çocuğun Ege’de, Akdeniz’de ve Güneydoğu’da pamuk tarlalarında çalıştığına ilişkin açıklaması

SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, okullar açılalı yaklaşık kırk gün oldu ancak Adıyaman’da okula gitmeyi isteyip de gidemeyen binlerce çocuk, okula gitmiyor, yok! Neredeler biliyor musunuz? Ege’de, Akdeniz’de, Güneydoğu’da pamuk tarlalarında pamuk topluyorlar. Bu çocuklar okula gitmesi gerekiyor ama gidemiyorlar. Neden mi? Çünkü dokuz yıllık AKP İktidarı Adıyaman’ı giderek fakirleştirdi, yoksullaştırdı. Adıyaman’ı Türkiye’de bir marka yaptı. Türkiye’de ilk işsizler derneği, ilk mevsimlik işçiler derneği kuruldu Adıyaman’da. Dolayısıyla, Adıyaman Türkiye’nin her bölgesine ırgat ihraç eden bir il oldu ve şu anda dokuz yıllık iktidarın Adıyaman’a verdiği hediye binlerce öğrencisinin okumayı isteyip de okula gidememesine yol açmıştır. Bunun sorumluluğu mevcut Hükûmettedir. Hükûmetin hiç vicdanı sızlamıyor mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Fırat.

Sayın Çelebi… Sayın Çelebi…

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sayın Başkanım, buradayım Sayın Başkanım. Elimi kaldırayım mı, ister misiniz?

BAŞKAN – Tamam, buyurunuz efendim.

34.- Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin, muhalefet milletvekillerinin başka illerle ilgili değil, kendi illeriyle ilgili soru önergesi vermeleri gerektiğine ilişkin açıklaması

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Sayın Başkanım, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, demin konuklar da çıktılar konuştular sözlü soru önergeleriyle ilgili olarak, ben de bir şey arz etmek istiyorum.

Şimdi, bazı muhalefet milletvekilleri kendi illeriyle ilgili konuşmuyorlar veya yazılı soru önergeleri veriyorlar. Benim ilim Ağrı. Dolayısıyla Ağrı’yla ilgili soru önergeleri veriyorlar. Benim sizlerden ve ilgili milletvekillerinden de ricam şu: Lütfen kendi illerine sahip çıksınlar. Ağrı’nın mevcut vekilleri var. Dolayısıyla kendi illerine sahip de çıkarlar. Ben bunu özellikle bilgilerinize arz etmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çelebi.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın İnce.

35.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ettiğine ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, bir küçük düzeltme yapayım. Anayasa’nın 80’inci maddesini Sayın Milletvekiline okuyorum: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.” (CHP sıralarından alkışlar)

Böyle bir mantık olamaz.

BAŞKAN – Sayın Kacır…

36.- İstanbul Milletvekili Ünal Kacır’ın,  İç Tüzük’ün yerinden açıklamayla ilgili 60’ıncı maddesinin istismar edildiğine ilişkin açıklaması

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesinde, pek kısa bir sözü olduğunu belirten üyeye söz vermek Başkanlığın yetkilerindendir ama bugün gördük ki bu madde maalesef istismar ediliyor. Her aşamada herkese istediğinde bir dakikalık söz verilmesi bu Meclisi çalıştıramaz hâle getirir. Bugün, bakın, bir yandan da denetim günü. Sayın Bakanlarımız buradalar. Verilmiş olan sözlü sorulara cevap verecekler ama maalesef İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesini doğru uygulamadığımız için onlara bu fırsatı vermedik. Bu uygulamanın yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kacır.

Sayın Aydın, buyurunuz.

37.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, İç Tüzük’ün yerinden açıklamayla ilgili 60’ıncı maddesinin istismar edildiğine ilişkin açıklaması

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Evet, Meclis 24’üncü Dönem İkinci Yasama Yılına başlandığında maalesef İç Tüzük 60’ıncı maddesi… Tabii ki bir hakkı verirken, bunda, “Sayın Başkan söz vermek zorundadır.” diye bir ibare de yok, Sayın Başkanın takdirine bağlı.

Bir ikincisi, Medeni Kanun’da da Borçlar Kanunu’nda da vardır, dürüstlük kuralları vardır. Bir hakkın suistimalidir bu aynı zamanda. Evet, Meclis birleşimine başlandığından sonuna kadar sürekli pek kısa sözler ve konuyla alakasız, önemli önemsiz her konuda ve çok da sataşmaya mahal verebilecek sözler sarf ediliyor. Biz, sırf Meclisi çalıştırmak adına birçok söze cevap vermiyorsak bu bizim iyi niyetimizdendir ve Meclisi çalıştırmak içindir ve burada aslında verilecek her söze çok güzel cevaplarımız var. Bu sözlerin hepsi yersizdir, haksız ithamlardır. Ancak milletin bizden beklemiş oldukları birtakım kanunlar var, tasarılar var, Meclisin çalışması lazım. Bütün bu sorunları burada çözmek için buradayız. Samimi olalım, dürüst olalım ve burada çalışmaya gelmişsek en iyi şekilde milletin bize verdiği görevi yerine getirelim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Aydın.

Sayın Bal…

38.- Kütahya Milletvekili İdris Bal’ın, doğruyu söylemeye ilişkin Aristo’nun sözüne ilişkin açıklaması

İDRİS BAL (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yakın zamanda okuduğum güzel bir yazıdan bir satırı paylaşmak istedim. Bir gün Aristo’ya sormuşlar: “Yalan söylemenin, doğruyu konuşmamanın en büyük kötü tarafı nedir?” demişler, o da demiş ki: “Bir gün doğruyu söylersiniz, kimse inanmaz.” Herkese saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bal.

Sayın Sakık…

39.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Başbakanın Van Belediye Başkanını ziyaret etmediğine ilişkin açıklaması

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Biraz önce CHP Grup Başkan Vekili Van Belediyesiyle ilgili bir soru önergesi verdiğini söylüyor. Yanılmıyorsam bir miktar karıştırıyor, yani bugüne kadar Başbakanın bizim Van Belediye Başkanımızı ziyaret ettiğini hiç duymadık, görmedik.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Daha önceki başkanı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – AKP’li Başkan dersen olur.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bilemiyorum. Çünkü, daha önceki belediye başkanı olmuşsa eğer, onu bilmiyorum ama şu anki Belediye Başkanının böyle bir derdi yok. Onu düzeltmek istedim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sakık.

Sayın Öğüt, buyurunuz.

40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı iliyle ilgili vermiş olduğu soru önergesinin Ağrı iline katkı sunduğuna ilişkin açıklaması

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Biraz önce Ağrı Milletvekilimiz “Herkes kendi iliyle ilgili soru önergesi versin.” dedi. Ağrı’yla ilgili ben soru önergesi vermiştim. Ben isterdim ki Ağrı Milletvekili benim vermiş olduğum soru önergelerinin gerçek soru önergesi olduğunu ve eksiklerin tamamlanmasıyla ilgili Hükûmetten bir ricada bulunsun veya onun yapılmasıyla ilgili katkı sunsun. Ona katkı sunmadığı gibi burada eleştiriyor. Bu takdiri Ağrı halkına bırakıyorum ben.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Öğüt.

Son olarak Sayın Tanal’a söz veriyorum.

41.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Ağrı Milletvekilinin “Herkes kendi bölgesiyle ilgili soru önergesi versin” şeklindeki açıklamasının Anayasa’ya aykırılığına, İstanbul Anadolu yakasının Mezarlıklar Müdürlüğüne yüksek ziraat mühendisinin atanmasının uygun olmadığına ve ataması yapılamayan öğretmenlere ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Değerli milletvekilleri, Sayın Ağrı Milletvekilinin “Herkes kendi bölgesiyle ilgili soru önergesi versin.” şeklindeki bir açıklaması Anayasa’ya aykırılık teşkil ediyor çünkü bizler Türkiye milletvekilleriyiz. Yani Değerli Ağrı Milletvekili arkadaşımız İstanbul hakkında da verebilir, ben İstanbul Milletvekili olarak Ağrı hakkında da verebilirim. Yani oradaki bir sorunu duyarlı bir milletvekili dile getirmiş ise bu şekildeki eleştirisi yerinde değil. Bu bir.

İkincisi, sayın siyasal iktidarın yapmış olduğu atamalarla ilgili. İstanbul Anadolu yakasında Mezarlıklar Müdürlüğüne yüksek ziraat mühendisi atanmış durumda. Yani Anadolu yakasının Mezarlıklar Müdürlüğüne müdür olarak yüksek ziraat mühendisinin mi atanması gerekir; yoksa, o alanla ilgili, ziraat alanıyla ilgili olan bir bölüme mi atanması gerekir?

Üçüncü bir olay: Siyasal iktidar oy uğruna, ataması yapılamayan öğretmenlerden atama yapılacağı sözünü verdi. Eğer yapamayacağınız bir sözü “Yapacağız.” diye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tanal.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 19 Ekim 2011 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

Kapanma Saati: 18.55