DÖNEM: 23                            CİLT: 88                    YASAMA YILI: 5

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

46’ncı Birleşim

4 Ocak 2011 Salı

 

 

(Bu  Tutanak  Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Ağrı Milletvekili Abdulkerim Aydemir’in, Ağrı iline yapılan yatırımlar ve açılacak Ağrı Havalimanı’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, 5 Ocak Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’ın, 2011 yılı için belirlenen asgari ücrete ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 5 Ocak Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne ilişkin açıklaması

2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, asgari ücretin ve memur maaş zamlarının  hesaplanış şeklinin gerçek enflasyonu yansıtmadığına ilişkin açıklaması

3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, geçen yıl Ağrı’da meydana gelen sel felaketine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 20 milletvekilinin, yoksulluk sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/969)

2.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 21 milletvekilinin, il genel meclisi üyelerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/970)

3.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş ve 19 milletvekilinin, su kaynakları ve su hizmetlerinin özelleştirilmesinin doğuracağı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/971)

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve 19 milletvekilinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/972)

B) ÖNERGELER

1.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, (2/438) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/245)

 

VII.- ÖNERİLER

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- (10/137) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin Genel Kurulun 4/1/2011 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

2.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesi ile 568 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak ve bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi

 

VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Balıkesir Müftülüğünün bir hutbesine ilişkin Devlet Bakanı Faruk Çelik’ten sözlü soru önergesi (6/1168) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bazı araştırma görevlilerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1652) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

3.- Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil’in, Eskişehir’de özel eğitim değerlendirme kurulu faaliyetlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1816) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1829) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1833) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, öğretmenlerin farklı statülerde çalıştırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1849) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığına yapılan atamaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/1870) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okullara ilkyardım seti teminine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1875) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sözleşmeli öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1877) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köydeki öğretmen lojmanı ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1895) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı-Doğubeyazıt’taki liselerde branş öğretmeni ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1898) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, formasyon eğitiminde aranan şartlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1921) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir okulun ek derslik ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1937) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

14.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Hekimhan-Hasançelebi Beldesindeki okulların ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1948) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

15.- Malatya  Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, yapılan okullara ilişkin  sözlü  soru  önergesi  (6/1952)  ve Millî  Eğitim  Bakanı  Nimet Çubukçu’nun cevabı

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Siirt’teki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1960) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çok amaçlı bir lisenin bina ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1971) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

18.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, dershanelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2001) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

19.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, kapatılan okullara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2002) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Gaziosmanpaşa Üniversitesinde Veteriner Fakültesi açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2007) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’ta görevlendirilen öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2016) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir beldedeki okulun taşımalı eğitim kapsamına alınmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2023) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki öğretmenlerin çalışma statülerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2025) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

24.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlık merkez binasının yenilenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2055) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Ankara’da yeni öğretmenevleri yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2056) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, ücretsiz ders kitabı uygulamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2057) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

27.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, ödünç ders kitabı uygulamasına geçilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2058) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

28.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bir YÖK üyesi hakkındaki intihal iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2086) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

29.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, bazı öğretim üyelerinin vakıf üniversitelerinde görevlendirildiği iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2089) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

30.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki eğitim yatırımlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2093) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

31.- İzmir Milletvekili Kamil Erdah Sipahi’nin, yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin Türkiye’de staj yapmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2104) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

32.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Gazze’ye yardım için toplanan paralara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2136) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

33.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, öğrenimlerine devam etmeyen öğrencilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2151) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

34.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, SBS uygulamalarına ilişkin sözlü  soru  önergesi (6/333) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köydeki öğretmen lojmanlarının bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2184) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2190) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)

3.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 4 Milletvekilinin; 5683 Sayılı Yabancıların  Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/644) (S. Sayısı: 492)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, Allianoi Antik Kenti’nin korunmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/16905)

2.- Bursa Milletvekili Onur Öymen’in, Yunan basınındaki karasuları sınırıyla ilgili bir habere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/16935)

3.- Bursa Milletvekili Onur Öymen’in, Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanan  protokollerin  onay sürecinin canlandırılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/16936)

4.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davut -oğlu’nun cevabı (7/16937)

5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, kurulması planlanan Füze Kalkanı Projesi’ne ilişkin Millî Savunma Bakanından sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/16997)

6.- İzmir   Milletvekili  Canan  Arıtman’ın,  Yunanistan  karasularının 12 mile çıkarılmasının kabul edildiği iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (7/17050)

7.- Denizli  Milletvekili  Ali  Rıza  Ertemür’ün,  hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17072)

8.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/17079)

9.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kamu yatırımlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17085)

10.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kamu yatırımlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/17092)

11.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, bazı TRT çalışanlarının görev yerlerinin değiştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17125)

12.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Ziraat Bankası Malazgirt Şubesinin çiftçi kredisi uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/17147)

13.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, TRT yayınlarında siyasi partilere yer verilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17154)

14.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, TRT Teftiş Kuruluna yapılan müfettiş atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17155)

15.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, TRT yapım ve yayın görevlisi giriş sınavına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17156)

16.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert’in, GSYİH değerlerine ve bir bakanın  bir  açıklamasına  ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/17205)

17.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, protestolu senetler ve karşılıksız çeklere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/17256)

18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Vakıflar Genel Müdürlüğü personelinin özlük haklarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17277)

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Emet Bor İşletmesinde açılması planlanan ek üniteye ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17303)

20.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, bir köyde meydana gelen doğal afetin yol açtığı maddi zararların giderilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/17327)

21.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Ulusal Kanalın Kablolu  TV  yayın  lisansı  ve yayın izni başvurusuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17332)

22.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, WikiLeaks’in yayınladığı belgelerdeki bir iddiaya ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17337)

23.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, yapılması planlanan nükleer santralin olası etkilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17338)

24.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Amasra ve Bartın’da  yapılması  planlanan  termik  santrallerin  ÇED  sürecine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/17382)

25.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın, bir Yunan istihbarat görevlisi ile görüştüğü iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/17388)

26.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bursa’da verilen bir taş ocağı açma ruhsatına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17409)

27.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, Bursa SGK İl Müdürlüğünde çalışan bazı memurlarla ilgili disiplin işlemlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/17450)

 

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.03’te açılarak bir oturum yaptı.

Genel Kurulda Başkanlık Divanı teşekkül etmediğinden, 4 Ocak 2011 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 13.04’te son verildi.

 

                                                          Nevzat PAKDİL

                                                            Başkan Vekili

 

                                                                                                                                        No.: 54

II. - GELEN KÂĞITLAR

31 Aralık 2010 Cuma

Tasarı

1.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/987) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.12.2010)

Teklif

1.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa Tabii Memur Emeklileri ile Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan Emekli Maaşı Alan İşçi, Dul ve Yetimlere Ramazan ve Kurban Bayramlarında; Yılda İki Defa “Asgari Geçim Desteği İkramiyesi” Adıyla Birer Maaş Tutarı Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/826) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.12.2010)

 

 

                                                                                                                                        No.: 55

3 Ocak 2011 Pazartesi

Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti Arasındaki 27 Ağustos 1973 Tarihli Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması ve Sonrasındaki İlgili Anlaşmalar, Protokoller, Toplantı Tutanakları ile Eklerinin Tadiline İlişkin Değişiklik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/988) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2010)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kosova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (2/989) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.12.2010)

Teklifler

1.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/827) (Milli Savunma ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.12.2010)

2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/828) (İçişleri ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.12.2010)

3.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; 4956 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/829) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.12.2010)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/830) Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.12.2010)

Tezkereler

1.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1365) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.12.2010)

2.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1366) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.12.2010)

Sözlü Soru Önergeleri

1.-    Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Bölge Kalkınma Ajanslarına ilişkin Devlet Bakanından (Cevdet Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/2295) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

2.-    Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Cemil Çiçek) sözlü soru önergesi (6/2296) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

Yazılı Soru Önergeleri

1.-    İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir gazete santralinin yasa dışı dinlendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17475) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

2.-    Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kapanan fabrikalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17476) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

3.-    İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Yüksekova’da yeni yönetim modeli uygulandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17477) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

4.-    Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17478) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

5.-    Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2010 ÖSYS Kılavuzundaki hatalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17479) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

6.-    Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikası arazisinin imar değişikliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17480) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

7.-    Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özelleştirme gelirlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17481) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

8.-    İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, Amerika seyahatine ve bazı hakim ve savcıların Amerika’da eyalet sistemini incelediği iddiasına  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17482) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

9.-    Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Van F Tipi Cezaevindeki sorunlara ve cezaevlerinde yapılan denetimlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17483) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

10.-  İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Kemal Türkler davası sanığına bir milli parkta işletmecilik yapma izni verilmesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17484) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

11.-  Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Sof Dağındaki yeni ruhsat verileceği iddia edilen taş ve mucur ocaklarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17485) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

12.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin erişim şebekeleri yapım, bakım ve onarım ihalesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/17486) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

13.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2002-2010 yıllarında bir milyon ve üzeri mevduat sahiplerine ve toplam mevduat miktarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/17487) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

14.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin erişim şebekeleri yapım, bakım ve onarım ihalesi ile küçük pay sahiplerinin haklarının korunmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/17488) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

15.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, kadına yönelik şiddete ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17489) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

16.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, İzmir’deki yatırım ve projelere ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17490) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

17.-  Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, bor madeninin kullanımıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17491) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

18.-  Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralin maliyetine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17492) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

19.-  Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Yüksekova-Van karayolu üzerinde yaşanan bir olayla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17493) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

20.-  Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, Kırklareli Valisinin merkeze alınmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17494) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

21.-  Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur-Yeşilova’da sosyal bilimler lisesi açılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17495) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

22.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, eğitim planlamasına ve sözleşmeli öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17496) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

23.-  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman-Çelikhan’da bir ilköğretim okulunun 6, 7 ve 8. sınıflarının taşınacağı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17497) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

24.-  Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köyün anaokulu ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17498) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

25.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yurt dışı seyahatlere, bunlara katılanlara ve ödenen harcırahlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17499) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

26.-  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, TUS’da hatalı soru sorulduğu iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17500) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

27.-  Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın, ALES’de dağıtılan kırtasiye malzemesinin teminine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17501) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

28.-  Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur-Yeşilova Devlet Hastanesine ve doktor ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17502) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

29.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2002-2010 yılları arasında açılan kamu, özel ve vakıf hastaneleri ile sağlık harcamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17503) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

30.-  Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, Diyarbakır’daki hastanelerin kapatılması ve birleştirilmesi nedeniyle yaşanan sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17504) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

31.-  Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köyün sağlık ocağının ebe ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17505) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

32.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çiftçi borçlarının af kapsamına alınmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17506) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

33.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında tarım dışı amaçlara ayrılan arazilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17507) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

34.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, kruvaziyer gemi ve yolcu sayısına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17508) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

35.-  Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur-Yeşilova’yı diğer ilçelere bağlayan yolların bölünmüş yol yapılıp yapılmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17509) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

36.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17510) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

37.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, dış ticarette denizyolu taşımacılığının kullanımına ve İzmir’in limanlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17511) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

38.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, etik davranış ilkelerini ihlal eden personele ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17512) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

39.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin erişim şebekeleri yapım bakım ve onarım ihalesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17513) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

40.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yurt dışı seyahatlere, bunlara katılanlara ve ödenen harcırahlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/17514) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

41.-  Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, intihar olduğu belirtilen şüpheli asker ölümlerine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17515) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

42.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.’nin mülkiyetindeki bir taşınmazın tescil işlemine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/17516) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/12/2010)

43.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, TRT’nin programlarına ve dışarıda yaptırılan programlar için yapılan ödeme miktarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/17517) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

44.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, etik davranış ilkelerini ihlal eden personele ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17518) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/12/2010)

                                                                                                                                        No.: 56

4 Ocak 2011 Salı

Teklif

1.- Siirt Milletvekili Memet Yılmaz Helvacıoğlu ve 2 Milletvekilinin; Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/831) (Plan ve Bütçe; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Milli Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 4.1.2011)

Sözlü Soru Önergeleri

1.-    Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, DDY Genel Müdürlüğünde geçici işçi statüsünde çalışanlara ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/2297) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

2.-    Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Avrupa Gençlerde Madde Kullanımı Değerlendirme Projesinin uygulanmamasına ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) sözlü soru önergesi (6/2298) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

3.-    Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 4-C kapsamına alınan TEDAŞ işçilerinin statüsüne ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2299) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

4.-    Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hasankeyf’te yapılan define aramalarının önlenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/2300) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

5.-    Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’da bulunduğu iddia edilen lahit mezara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/2301) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

6.-    Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, İhracatçılar Birliği ile ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Zafer Çağlayan) sözlü soru önergesi (6/2302) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

7.-    Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Dış Ticaret Müsteşarlığının Eylül-Kasım 2009 dönemi Avans Tablosuna ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Zafer Çağlayan) sözlü soru önergesi (6/2303) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

Yazılı Soru Önergeleri

1.-    Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Konya’nın bazı ilçelerinde meydana gelen sel felaketine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17519) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

2.-    Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, çiftçilerin bankalardan kullandığı kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17520) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

3.-    Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Tasarrufu Teşvik Fonu ve Konut Edindirme Yardımı ödemelerini yapmayan işverenlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17521) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

4.-    Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, TRT 6’da yayınlanacağı iddia edilen Kürtçe türkü yarışmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17522) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

5.-    Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, özelleştirme işlemlerindeki danışmanlık hizmetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17523) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

6.-    Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşların yönetim kurulu üyelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17524) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

7.-    Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, yargılanan, açığa alınan ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17525) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

8.-    Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Milli Emlak Genel Müdürlüğüne ait taşınmazlara ve bunlardan Özelleştirme İdaresi Başkanlığına devredilenlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17526) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

9.-    Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17527) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

10.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait bir taşınmazın özelleştirilen Kütahya Şeker Fabrikası adına yolsuz tescil edildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17528) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

11.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, İHH İnsani Yardım Vakfına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17529) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

12.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir şirketle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17530) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

13.-  Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, Devlet üniversitelerine bağlı bazı birimlere yapılacak yardımla ilgili Bakanlar Kurulu Kararına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17531) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

14.-  Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, yeni doğan bebeği ölen bir aileden hastane masraflarının istendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17532) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

15.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, belediyelerin sosyal amaçlı yardımlarına ve yeşil kartlı sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17533) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

16.-  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, AİHM’nin Hrant Dink davası kararı doğrultusunda sorumlular hakkında işlem yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17534) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

17.-  Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya-Bozkır’da yaşanan sel felaketine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17535) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

18.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, basın özgürlüğüne ve ısmarlama soru sordurulduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17536) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

19.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, basın özgürlüğüne ve ısmarlama soru sordurulduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17537) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

20.-  İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, ısmarlama soru sordurulduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17538) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

21.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yurt dışı seyahatlere, bunlara katılanlara ve ödenen harcırahlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17539) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

22.-  Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Bülent Arınç’a suikast iddiasına ve Deniz Feneri davasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17540) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

23.-  İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, Dünya Özürlüler Günü nedeniyle düzenlenen bir gezi programının iptal edilmesine ve engellilerin istihdamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17541) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

24.-  İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, yoksul vatandaşlara yardım yapan belediye, vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17542) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

25.-  Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri’deki sınır kapılarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17543) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

26.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 6. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şûrasında alınan kararlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17544) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

27.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 6. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şûrasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17545) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

28.-  İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, öğrenci eylemlerine ve bir konuşmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17546) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

29.-  İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, sınır ihlali iddiasıyla İran sınırında öldürülen vatandaşlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17547) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

30.-  Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, bazı işçilerin sendikaya üye olduğu gerekçesiyle işten atıldığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17548) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

31.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, yenilenen SGK Genel Müdürlüğü binasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17549) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

32.-  Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, Bursa SGK İl Müdürlüğünde çalışan bazı memurlarla ilgili disiplin işlemlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17550) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

33.-  Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, SGK’yı zarara uğratan özel bir hastanenin sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17551) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

34.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2000-2010 yılları arası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yardımlara ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/17552) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

35.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından yapılan sağlık, eğitim ve gıda yardımlarına ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/17553) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

36.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen kırsal alanlarla ilgili projelere ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/17554) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

37.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünce desteklenen özürlülere, kadınlara ve gençlere yönelik sosyal projelere ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/17555) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

38.-  Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge ilan etmiş devletlerle ilgili açıklamaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17556) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

39.-  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, Hrant Dink davasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17557) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

40.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, etik davranış ilkelerini ihlal eden personele ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17558) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

41.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, kurulması planlanan Akkuyu ve Sinop Nükleer Enerji Santraliyle ilgili bir açıklamaya ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17559) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

42.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Kastamonu-İnebolu’da elektrik kesintisi nedeniyle yaşanan bir olaya ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17560) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

43.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yapılan komiser yardımcılığı sınavıyla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17561) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

44.-  Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, baş polislik ile komiser yardımcılığına yükselmede aranan sicil notu şartına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17562) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

45.-  Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ve Köylere Hizmet Götürme Birliklerinin kaynakları ile alınan araçlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17563) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

46.-  Mersin Milletvekili Ali Oksal’ın, bir lokantada yapılan polis denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17564) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

47.-  Aydın Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın, bazı lokantalarda yapılan polis denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17565) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

48.-  İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, Güney Kıbrıs Rum Kesimindeki bir basketbol maçında yaşanan olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17566) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

49.-  Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Kahramanmaraş olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17567) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

50.-  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, AİHM’nin Hrank Dink davası kararı doğrultusunda sorumlular hakkında işlem yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17568) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

51.-  İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, gıda bankacılığı yapan sivil toplum kuruluşlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17569) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

52.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikasının özelleştirme sürecindeki bir işleme ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17570) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

53.-  Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya Büyükşehir Belediyesinin kullandığı bazı taşınmazların geri alındığı iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17571) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

54.-  Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Güzelyayla’daki hizmetiçi eğitim programının sonlandırıldığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17572) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

55.-  Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici’nin, yürürlükten kaldırılan Yurt Dışında Sürekli Görevlendirilecek Personel Hakkındaki Yönetmeliğe ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17573) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

56.-  Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri’de okul servisi konusunda yaşanan sıkıntılara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17574) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

57.-  İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle yapıldığı iddia edilen anlaşmalara ve Irak’ın kuzeyinde yaşayan Türkmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17575) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

58.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, sözleşmeli öğretmenlerin özlük haklarına ve eş durumu atamasında yaşanan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17576) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

59.-  Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yurt dışı seyahatlere, bunlara katılanlara ve ödenen harcırahlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17577) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

60.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, diyabetle mücadeleye ve bazı branşlardaki doktor ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17578) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

61.-  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, özel hastanelerde SGK’lılara uygulanan muayene ücreti tarifesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17579) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

62.-  Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Muğla-Dalaman-Tersakan Çayındaki balık ölümlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17580) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

63.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, sulama alanlarına ve kullanılan sulama sistemlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17581) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/12/2010)

64.-  Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesine ve K-1 belgesi uygulamasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17582) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

65.-  Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, çocukların internet bağımlılığı konusunda yapılan çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17583) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

66.-  İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, ormanların yönetimine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17584) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/12/2010)

67.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Vakıflar Bankası Genel Müdür Yardımcılığına yapılan bir atamaya ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/17585) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/12/2010)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 20 Milletvekilinin, yoksulluk sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/969) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.10.2010)

2.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 21 Milletvekilinin, il genel meclisi üyelerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/970) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.10.2010)

3.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş ve 19 Milletvekilinin, su kaynakları ve su hizmetlerinin özelleştirilmesinin doğuracağı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/971) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2010)

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve 19 Milletvekilinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/972) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2010)  

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.-    İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, kayıt dışı istihdama, primsiz ödemeler kapsamındaki aylıklara ve İşsizlik Sigortası Fonunun kullanımına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17404)

2.-    Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bursa’da verilen bir taş ocağı açma ruhsatına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17409)

3.-    Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, Atatürk Havalimanında gözaltına alınıp tutuklanan bir kişiye ilişkin Adalet Bakanlığından yazılı soru önergesi (7/16527)

4.-    Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, tutuklu ve hükümlülerin beslenme koşullarına ilişkin Adalet Bakanlığından yazılı soru önergesi (7/16528)

5.-    Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ÖSYM tarafından yapılan merkezi sınavlardaki kopya iddialarına ilişkin Adalet Bakanlığından yazılı soru önergesi (7/16529)

6.-    Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, bazı hâkim ve savcıların diğer kurumlarda görevlendirildiği iddialarına ilişkin Adalet Bakanlığından yazılı soru önergesi (7/16530)

7.-    Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, emekli infaz koruma memurlarının tabanca taşıma ruhsatı harç bedellerine ilişkin Adalet Bakanlığından yazılı soru önergesi (7/16531)

8.-    Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, Adana’da kurulması planlanan istinaf mahkemesine ilişkin Adalet Bakanlığından yazılı soru önergesi (7/16532)

9.-    Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16585)

10.-  İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, kamuda çalışan muayenehane sahibi hekimlerle ilgili bazı iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16586)

11.-  Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, ilaçların denetlenmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16587)

12.-  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16614)

13.-  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, Konya mitinginde yaptığı konuşmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16620)

14.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, kadrolaşma iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16621)

15.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/16626)

16.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Ankara’daki aile hekimlerinin maaşlarının gecikmeli yatırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16643)

17.-  Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, biyologların Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği kapsamına alınmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16644)

18.-  Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, domuz gribine karşı alınacak önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16646)

4 Ocak 2011 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Ağrı iline yapılan yatırımlar ve açılacak Ağrı Havalimanı hakkında söz isteyen Ağrı Milletvekili Abdulkerim Aydemir’e aittir.

Buyurun Sayın Aydemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Aydemir, biliyorsunuz ek süre vermiyoruz.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Ağrı Milletvekili Abdulkerim Aydemir’in, Ağrı iline yapılan yatırımlar ve açılacak Ağrı Havalimanı’na ilişkin gündem dışı konuşması

ABDULKERİM AYDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ağrı ilimizde yapılan yatırımlar ve Ağrı Havaalanı ile ilgili olarak gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz tarafından Ağrı ilinde tamamlanmış olan kamu yatırımlarının bazılarından bahsetmek istiyorum.

Bize göre, eğitim her alandaki kalkınmanın en önemli unsurudur. Kamu kaynaklarının tahsisinde birinci önceliğin eğitime yapılacak yatırımlara verilmesi gerektiğine inanırız. Hükûmetimiz tarafından eğitim alanında Ağrı ili genelinde toplam derslik sayısı 3.906’ya ulaşmıştır, devam eden projelerle beraber 4.145 olacaktır.

Bilindiği üzere, çağdaş dünyada her güvenlik ihtiyacı demokratik sistem ile uyum içinde karşılanmaktadır. İlimiz içinde Emniyet Müdürlüğüne MOBESE sistemi kurulmuş ve 41 adet yeni araç alınmıştır.

Hükûmetimiz, halka hizmet etmek amacıyla, bir sınıf ve kesimin değil, bütün vatandaşlarımızın refah ve mutluluğunu sağlayacak sosyal politikalar yürütmektedir. Ağrı ilimizde de çocuklarımız için 4 adet çocuk yuvası ile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü için hizmet binası yapılmıştır.

2010 yılında meydana gelen sel felaketinde Hükûmetimiz, en büyük duyarlılığı göstererek, Sayın Başbakanımızın talimatıyla aynı gün olay yerine intikal etmiş, 104 adet araç ve 300 kişilik ekipmanla çalışmalara başlanmıştır. Ağrı’da cumhuriyet tarihinden bu yana yapılamayan taşkın koruması bu dönemde yapılmıştır. Bu sel felaketinde mağdur olan vatandaşlarımıza 202 adet konut yapılmıştır.

Burada Ağrı Belediyemizin yapmış olduğu  hizmetlerden de kısaca bahsetmek isterim: Ağrı il olduğundan bu yana ilimiz maalesef kuyu suyu kullanmakta iken Hükûmetimizin destekleriyle açılışı 15 Nisan 2011 tarihinde yapılacak olan Yazıcı Barajı’ndan ilimize cazibeli içme suyu verilecektir. Bu kapsamda isale hattı ve arıtma tesisi projesinin toplam bedeli 27,3 milyon lira olup, projenin yaklaşık yüzde 70’i de tamamlanmış bulunmaktadır. Ayrıca, 2 adet semt pazarı bitirilmiş olup, yeni otogar binası ve modern kapalı hayvan borsasının yapımına başlanmıştır. Belediyemize verdiği destekten dolayı başta Sayın Başbakanımıza olmak üzere Hükûmetimize, Kabinedeki bütün bakanlara çok teşekkür ediyorum. Belediye Başkanımız Sayın Hasan Arslan’a ve çalışma arkadaşlarına da burada huzurlarınızda teşekkürü bir borç  biliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı ilçelerimize semt sahası yapılmıştır  bu dönemde. KÖYDES, BELDES  kapsamında toplam 1.149 kilometre stabilize yol yapılmıştır. Ayrıca, bölgemizde yetişen büyük bir İslam âlimi olan Ahmedi Hani Hazretleri ve İshakpaşa Sarayı yolu da bizim zamanımızda bitirilmiştir. Ayrıca, Ağrı merkezdeki Taşlısu, Karasu ve Körçay köprüleri tamamlanmış olup diğer taraftan Ağrı merkezdeki yarı olimpik yüzme havuzu da yapılmış ve halkımızın hizmetine sunulmuştur. 

Sağlık Bakanlığınca 300 yataklı Ağrı Devlet Hastanesinin ihalesi yapılmıştır. 150 yataklı Doğubayazıt Devlet Hastanesi, 150 yataklı Patnos Devlet Hastanesi ve 30 yataklı Hamur Devlet Hastanesinin de ihalesi  bitirilmiş, halkımızın hizmetine çok yakın bir tarihte sunulacaktır. Ayrıca,  Doğubayazıt-Ağrı arasındaki bölünmüş yol tamamlanmıştır. Erzurum-Gürbulak arasındaki 300 kilometrelik bölünmüş yolun ihalesi yapılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet binası, Ağrı Organize Sanayi Bölgesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi açılışları önümüzdeki günlerde yapılacaktır. TOKİ tarafından ise ilimizde bugüne kadar 448’i tamamlanmış 1.108 tane konut yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, yatırımlara baktığımız zaman, Ağrı ilinin bizim Hükûmetimiz zamanında yatırımlara boğulduğunu göreceksiniz ama bu yapılan yatırımların tamamı ilimizin bütün problemlerini hallettiğimiz anlamına gelmemektedir. Hükûmetimiz bu konuda yüksek irade göstermiştir ve Ağrı’ya büyük bir destek vermektedir.

Ben, burada bize destek veren Sayın Başbakanımıza ve Hükûmetimizin tüm yetkililerine bir kez daha teşekkürlerimi arz ederken 2011 yılının milletimize, halkımıza hayırlar getirmesini, sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini temenni ediyor, yüce heyetinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydemir.

Gündem dışı ikinci söz, 5 Ocak Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’a aittir.

Buyurun Sayın Tankut. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, 5 Ocak Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Ocak Çarşamba günü yani yarın kutlayacağımız güzel Adana'mızın istiklal zaferinin 89’uncu yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine bu vesileyle bütün Adanalı hemşerilerimizin istiklal mücadelesini ve kurtuluş bayramını kutluyor, silahsız, mühimmatsız olmalarına rağmen yürekleriyle, bedenleriyle ve imanlarıyla bir destan yazarak sömürgeci güçleri geldikleri gibi geri gönderen aziz kahramanlarımızı, ecdadımızı rahmetle, minnetle anıyor, mekânları cennet olsun diyorum.

Sayın Milletvekilleri, Adana’nın büyük fedakârlık ve kahramanlıklarla dolu o dönemini kısaca özetleyecek olursak, Türk milletinin şefkati ve himayesinde ekonomik ve sosyal manada en müreffeh dönemlerini yaşarken, Osmanlının zayıflamasını fırsat bilip bu fırsatı ihanete dönüştüren Ermeni çeteleri ile Fransızlar, işgal ettikleri Adana ve civarında yağmaya, gaspa ve cinayete başlamışlardı. Kozan ilçemizde beş ayrı fırında Türkler canlı canlı yakılmış, Abdi Ağa çiftliği olayları, şehir içi cinayetleri, Taşköprü'de Türklerin çarmıha gerilişi ve kırbaçlanarak işkence yapılması gibi hadiseler bugün bile hafızalardan silinmemiştir.

İşte böyle acılı bir sürecin ardından şanlı ecdadımız "Ya istiklal ya ölüm" demiş ve Mayıs 1920'de Pozantı'da Karboğazı mevkisinde Fransız ve uşaklarına büyük bir darbe indirmiştir. Akabinde 5 Ocak 1922 tarihine kadar devam eden mücadelenin neticesinde aynı eşkıya Çukurova’dan da tamamen kovulmuştur.

Büyük Önder Atatürk "Bende bu vakayiin ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur." şeklindeki veciz sözüyle de Adana’nın Kuvayımilliye hareketine ilham kaynağı olduğunu bizzat ifade etmiştir.

Bu vesile ile başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün şehitlerimizi, ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimizi, Adana'yı Türklere yurt yapan Ramazanoğlu ailesini, Müfreze Komutanı İbo Osman'ı, Yeni Adana gazetesinin kurucusu olan, dağlarda, vagonlarda istiklal meşalesi için gizli gizli gazete çıkartan Ahmet Remzi Yüreğir'i, mezalimden kaçan Türklere evini açan Şeyh Cemil Nardalı'yı, Tekelioğlu Sinan'ı, Kara Fatma'yı Kılavuz Hatice'yi, Tayyar Rahime'yi ve daha isimlerini sayamadığım nice kahramanları buradan minnetle anıyor, Cenabı Allah bir daha böyle acılar bizlere yaşatmasın diyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güzel Adana'mızın İstiklal Savaşı’nın 89’uncu yıldönümü münasebetiyle söz almış bulunduğum bu kürsüde bazı hususları da burada dile getirmek istiyorum.

Güneyin en büyük kenti olan, bereketli topraklarıyla ülkemizin âdeta besin deposu konumundaki Adana son zamanlarda maalesef önemli sorunlar yaşamaktadır. Sıcak iklimi dolayısıyla kolay yaşanabilir olması, Adana'yı özellikle üniversite öğrencileri için cazip kılmaktadır. Ancak ne yazık ki Adana'da, 2 milyon nüfusa ve üzerindeki iç göç baskısının artmasına rağmen, hâlen sadece bir üniversite bulunmaktadır ve benim de mezunları arasında olduğum Çukurova Üniversitesi artık ihtiyaca kâfi gelmemektedir.

Yedi ile yedi devlet üniversitesi kurulması ile ilgili yasa tasarısı bu Mecliste görüşülürken maalesef Adana dışlanmıştır. Milliyetçi Hareket Partisine mensup diğer milletvekili arkadaşlarımızla, aylar önce Adana Teknik Üniversitesi kurulması için kanun teklifi verdiğimiz hâlde, AKP iktidarı bunu görmezden gelmiştir.

Diğer yandan AKP hükûmetleri yıllardan beri Adana sanayisini haksız teşvik uygulamalarına mahkûm etmiş ve son olarak da batıdan doğuya, kuzeyden güneye her tarafa giden Sürat Demiryolu Projesi’nde de maalesef Adana dışlanmıştır.

Ne yazık ki, AKP'nin bitmek tükenmek bilmeyen siyasi hırsı, siyasi taassubu ve kini yüzünden Adana iki yıla yakın bir zamandır büyük bir kaos ve karmaşanın içerisine atılmıştır.

Milliyetçi Hareket Partisinin kazandığı büyükşehir belediyesinin başındaki başkanı görevden alınmış ve otomatiğe bağlanmış gibi iki ayda bir bu görevden alma tasarrufu uzatılmıştır.

Bakın değerli arkadaşlar, ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet olayları ve iddialarına rağmen Cumhurbaşkanı Kayseri Belediye Başkanına kefil oluyor, İçişleri Bakanı ise Vali Vekilinin talebine rağmen Kayseri ile ilgili soruşturma açmıyor ve kendisini yargı yerine koyup aynı başkanı aklamaya çalışıyor. Ama öte yandan Milliyetçi Hareket Partisinin siyasi etik dersi verip istifaya çağırdığı ve hâlen bağımsız olan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'ın ise 56 müfettiş tarafından teftiş edildiği söyleniyor. Ancak aradan dokuz aya yakın bir zaman geçmesine rağmen, henüz hakkında görevden uzaklaştırmayı gerektirecek bir suç ortaya çıkmadığı da ifade ediliyor. Hâl böyle iken, iki ayda bir görevden alma yazısı da uzatılıyor.

Şimdi soruyorum: Böyle adalet, böyle çifte standart olur mu? Halkın, milletin iradesi ile geldiklerini her fırsatta söyleyen bir iktidar, yine Adana halkının seçtiği bir Belediye Başkanını âdeta yargısız infaz anlayışı ile görevinden bu kadar süre uzak tutabilir mi diyorum ve sözlerimi tamamlarken bütün bu gerçekler ışığında artık AKP iktidarının Adana'dan intikam alır gibi uygulamalarından vazgeçmesini ve Adana'ya hak ettiği değeri vermesini temenni ediyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tankut.

Gündem dışı üçüncü söz, 2011 yılı için belirlenen asgari ücrete ilişkin söz isteyen İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’ın, 2011 yılı için belirlenen asgari ücrete ilişkin gündem dışı konuşması

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2010 yılının ikinci yarısında asgari ücret, Hükûmet ve işveren kesimi ortak kararıyla yüzde 5 artırıldı. İşçinin eline geçen para ayda 629 lira 95 kuruştur. Değerli milletvekilleri, Hükûmet bilerek asgari ücreti fakirlik sınırının altında tutmuştur. “Bilerek” diyorum çünkü Asgari Ücret Tespit Komisyonu geçim koşullarını hesaplaması için Türkiye İstatistik Kurumuna görev vermiştir. TÜİK, Aralık 2010 tarihi itibarıyla tek işçi için asgari geçim giderini 900 lira hesaplamıştır.

Şimdi, bakın arkadaşlar, ele geçen net asgari ücret 629 lira, devletin resmî kurumu olan TÜİK’in hesapladığı asgari geçim seviyesi 900 lira; arada 270 lira 14 kuruş fark var. Asgari ücret, aslında hükûmetin uyguladığı ekonomik ve sosyal politikaların bir göstergesidir, hükûmetin çalışanlara hangi gözle baktığını göstermektedir. Şimdi, asgari ücretle Hükûmet açık bir şekilde şunu söylemiştir: Çalışana bu asgari ücreti layık görerek “Sen yoksul kalacaksın.” demişti. Çünkü TÜİK bir devlet kurumudur. Hükûmet, bu devlet kurumunun görüşünü bile dikkate almadan onun altında asgari ücret tespit etmiştir ve işçiye “Sen yoksul kalacaksın.” diye açıkça söylemiştir.

Değerli arkadaşlar, bir yanlış anlaşılma var: Hükûmet asgari ücreti yalnızca asgari geçim olarak kabul ediyor, yani insanın ölmeyecek kadar yaşaması şeklinde algılıyor. Oysaki asgari yaşam asgari fiziki ihtiyaçların karşılanması yanında insanca bir yaşamı ifade eder, kültürel ihtiyaçlarını da içine alan bir göstergedir.

Değerli milletvekilleri, bakanlar sıkışınca simit ve yumurta hesabı yapıyor. Kamuoyunun dikkatini dağıtmak istiyorlar böyle yumurta hesaplarıyla. Ama Allah da biliyor, kul da biliyor ki bugün 4 kişilik bir ailenin eline geçen 659 lira asgari ücretle hiç kimse yaşamını devam ettiremez. Örneğin İstanbul’da en ucuz gecekondunun aylık kirası 300 liradır.

Öte yandan Hükûmet 2011’in ilk yarısı için yalnızca beklenen enflasyon kadar bir zam yapmıştır, oysaki büyüme oranını dikkate almamıştır. Oysaki gayrisafi millî hasılada büyüme yalnızca sermayenin ve müteşebbisin yarattığı bir katma değer değildir. Bu katma değerin içinde emeğin daha büyük payı vardır. Büyümeden çalışana da refah payı verilmesi gerekirdi. Dolayısıyla bu artış yüzde 5 değil en az yüzde 10 olmalıydı.

Aslında asgari ücretin yoksulluk sınırı altında kalmasından işveren de zarar görmektedir. Çünkü ekmek derdi olan bir işçiden verim alamazsınız. Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar. Böyle bir sosyal anarşi yaratma riski de taşımaktadır bu düşük asgari ücret.

Değerli arkadaşlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Bir dakika verir misiniz?

BAŞKAN – Vermiyoruz Sayın Korkmaz, onu baştan ilan ettim zaten.

Teşekkür ederim.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.

MEHMET ŞANDIR (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Şandır, gündem dışı konuşma bunlar, biliyorsunuz benim böyle bir uygulamam yok.

MEHMET ŞANDIR (Manisa) – Sayın Başkanım, Adana’nın kurtuluşuyla ilgili yerimden kısa bir açıklama, uygunsa…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 5 Ocak Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Manisa) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yani İç Tüzük’ü zorlamak bu, başka bir şey değil Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Çok teşekkür ederim.

Bir Hataylı olarak, Mersin Milletvekili olarak ben de Adanalıların 5 Ocak Zafer Günü’nü yürekten kutluyorum. Gerçekten 5 Ocak İstiklal Harbi’mizde Türk milletinin kaderinin değiştiği bir tarih olmuştur. 34 tane Gülek köylüsünün ve Tarsuslunun Karboğazı mevkisinde bin kişilik Fransız birliğini durdurması ve imha etmesi sonucunda Fransızların Ankara’ya saldırılarının durdurulması gerçekten istiklal mücadelemizde tarihî bir dönüm noktası olmuştur. Bu, Adanalıların başarısıdır; bu, Tarsusluların başarısıdır ve 5 Ocak Türk milletinin kaderinin değişiği tarihtir. Bu sebeple Adanalıları, Gülek köylülerini ve Tarsusluları rahmetle, şükranla anıyorum. 5 Ocak’ın bir zafer günü olarak kutlanmasını da talep ediyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

Sayın Güvel buyurun, sizin de bir söz talebiniz var İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesi gereğince ama bugün benim gündem dışı konuşmalarla ilgili son uygulamam. Onu buradan belirtiyorum.

Buyurun Sayın Güvel.

2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, asgari ücretin ve memur maaş zamlarının hesaplanış şeklinin gerçek enflasyonu yansıtmadığına ilişkin açıklaması

HULUSİ GÜVEL (Adana) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli arkadaşlar, hem asgari ücretin tespitinde hem de memur maaş zammı gibi artışların tespitinde yararlanılan ölçütlerin en önemlilerinden birini oluşturan Tüketici Fiyat Endeksi’nin yani enflasyonun saptanmasında sayısı 700’ü aşkın ürün kullanılmaktadır. Bu ürünler arasında flüt, pinpon topu, boş cd, at yarışı, printer, şans oyunları, telefon onarımı gibi vesaire malzemeler bulunmaktadır. Ülkemizde enflasyon bu ürünlerde yaşanan fiyat artışına göre hesaplanmakta ve bu artışa göre de asgari ücret ve emekliler ile memurlara verilen zamlar hesaplanmaktadır. Bu ürünlere göre açıklanan enflasyon mutfaktaki yangını anlatamaz, bu gerçekçi değildir, sokağın derdine çare de üretemez, halkımızın tükettiği gıda maddelerindeki artış böyle hesaplanan enflasyondan kat kat fazladır.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güvel.

Sayın Yaman, buyurun, size de bir dakika süre veriyorum.

3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, geçen yıl Ağrı’da meydana gelen sel felaketine ilişkin açıklaması

M. NURİ YAMAN (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben de Ağrı’da geçen yıl 2-11 Mayıs tarihleri arasında meydana gelen sel felaketinden hemen sonra yerinde inceleme yapan Barış ve Demokrasi Partisinin heyeti olarak, orada bulunan bir kişi olarak şunu açıklamak istiyorum.

Gerçekten o zaman Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca 2 milyon TL gönderildi. Bu altyapı hizmetleri için gönderilen paranın 800 bini belediyelere, 1 milyon 200 bini de il özel idarelerine gitmesine rağmen, öyle anlaşılıyor ki bu para sadece merkez belediyesinin, Ağrı Belediyesinin altyapısı için kullanılmıştır, aslında tespit edilen Patnos’un, Doğubeyazıt’ın ve Tutak’ın altyapıları bugüne değin hâlen onarılmamış ve yapılmamıştır.

Diliyorum ve umuyorum ki bu sene, yeni, 2011 bütçesinden gönderilecek olan 8 milyon 700 bin liralık ödenekten bu ilçelerimizin altyapı hizmetlerinin de mahrum bırakılmaması ve buralara da devletin o şefkat eli ve onarım elinin ulaşmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yaman.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 114, 164, 169, 171, 173, 182, 184, 185, 190, 192, 201, 205, 207, 210, 214, 221, 234, 235, 236, 242, 246, 247, 271, 272, 273, 274, 292, 295, 297, 304, 325, 332, 333, 358 ve 362’inci sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir, Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 20 milletvekilinin, yoksulluk sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/969)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde; "zengin sayısı artıyor" söylemi, son yıllarda siyasal iktidar tarafından çok sık dile getirilmeye başlanmıştır. Zengin sayısının artması konusu ise başlı başına ele alınması gereken önemdedir. Zengin sayısının artmasının yollarından biri, yoksulların artması ya da yoksulluğun artmasıdır. Bu durum Avrupa'da da özellikle ele alınmıştır.

2010 yılı Avrupa Birliği tarafından Avrupa Yoksullukla ve Sosyal Dışlanmışlıkla Mücadele Yılı olarak ilan edilmiştir. Maalesef ülkemizde bu konuda ciddi çalışmalar yapılmamıştır. Üstelik yoksulluk ve sosyal dışlanmanın ülkemizde önemli boyutlarda olmasına rağmen ciddi çalışmaların olmaması manidar bir durumdur.

Türkiye İstatistik Kurumu 2008 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nda ortaya çıkan rakamlar oldukça trajik bir boyuta geldiğimizin göstergesidir. Buna göre, yoksulluk sınırı 3 bin liranın üzerine çıkmıştır. Yoksulluk riski altında olanların sayısı 11 milyonu aşmıştır. Yoksulluk ile sosyal dışlanmışlık ise birbirine paralel unsurlardır. Biri diğerini tetikler. Doğal olarak, bu derece yoksulluğun olduğu ülkede sosyal dışlanmışlık da aynı boyutta artmaktadır. Yoksulluk ve bu nedenle ortaya çıkan sosyal dışlanmışlık ise toplumda en çok çocuklar ve kadınlar tarafından hissedilmektedir. Genel olarak ise kardeşlik bozulur, refah düşer, huzur azalır ve her geçen gün insanların endişeleri artar.

Avrupa Birliğinin, yoksulluk ve sosyal dışlanmışlıkla mücadele ve bilinçlendirme amacıyla ayırdığı bütçe 17 milyar avrodur. Bu rakam, ilgili konuda ülkemizde gerçekten bir şey yapılmadığının göstergesidir. Eşitsizliklerle, dışlanmayla, yoksullukla mücadele için konuşulacak o kadar çok şey varken; bu konuda siyasi iktidarın sessiz kalması anlaşılır bir durum değildir. Bununla birlikte sadaka kültürünün yerleşmesi için çalışmaların yapılması, konunun daha kötü sonuçlara geleceği endişesini uyandırmaktadır. Oysa sadaka kültürü kurtarıcı değildir. Bu yolla yoksulluğu azaltmak yerine, kendine bağımlı milyonlar yaratmak yanlış bir amaç ve politikadır. Bunun yerine, "topluma balık vermeyip, balık tutmasını öğretmek" doğru bir anlayıştır. Yoksullukla mücadele için istihdam gerekmektedir. Bu konuda GAP Bölgesi önemli bir örnektir. Bölgede yaşanan yoksulluk ve sosyal dışlanmışlık, özel bir politika uygulanmadıkça kolay kolay düzelmeyecektir. Örneğin; devlet eliyle fabrikalar açılmadıkça oradaki yoksulluk bitmeyeceği gibi; eşitsizlik ve dengesizlik gibi sosyal sorunlar da beraberinde gelmeye devam edecektir.

Bilindiği gibi yoksulluk, sosyal sorunların temel nedenidir. Sosyal sorunlar içinde ise sağlıksız bir toplum yetişmesi en büyük sorunların başında gelmektedir. Örneğin; depresyon, sıklığı en çok bilinen sorunlardandır. Dünyada her 5 kadından ve her 7-8 erkekten biri yaşam boyu en az bir defa depresyon geçirmektedir. 2020 yılında, Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyada en acil sağlık sorunları içinde ikinci sırada depresyon olacaktır. Depresyonun kadınlarda erkeklerden iki kat sık görüldüğü bilinmektedir. Cinsiyetler arası eşitsizlik, sosyal sorunlar konusunda ele alınacak bir diğer önemli konudur. Zaten cinsiyet eşitliği açısından 115 ülkeden 109. sırada yer almamız bu konuda nerede olduğumuzun göstergesidir. Bu ölçütler, demokrasinin yaşatılmasına ve ilerlemesine de engeldir.

Ülkemizde yaşanan yoksulluğun ve yoksulluğun neden olduğu sosyal sorunların, konuyla ilgili yıl içinde araştırılması ve çözüm önerilerinin tespit edilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Şevket Köse                       (Adıyaman)

2) Tayfur Süner                      (Antalya)

3) Durdu Özbolat                    (Kahramanmaraş)

4) Ali Rıza Öztürk                  (Mersin)

5) Ahmet Küçük                     (Çanakkale)

6) Mehmet Ali Özpolat           (İstanbul)

7) Ramazan Kerim Özkan       (Burdur)

8) Yaşar Tüzün                       (Bilecik)

9) Enis Tütüncü                      (Tekirdağ)

10) Hüseyin Pazarcı                (Balıkesir)

11) Abdulaziz Yazar               (Hatay)

12) Mevlüt Coşkuner              (Isparta)

13) Algan Hacaloğlu               (İstanbul)

14) Sacid Yıldız                      (İstanbul)

15) Erol Tınastepe                   (Erzincan)

16) Atila Emek                        (Antalya)

17) Rasim Çakır                      (Edirne)

18) Bilgin Paçarız                   (Edirne)

19) Ahmet Tan                        (İstanbul)

20) Ali Rıza Ertemür               (Denizli)

21) Ensar Öğüt                       (Ardahan)

2.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 21 milletvekilinin, il genel meclisi üyelerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/970)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA

İl özel idaresi, "İlin ve il sınırları içindeki halkın mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi"dir. İl özel idareleri "İlin ve il sınırları içindeki halkın" ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan kurumlardır. İl özel idaresinin karar organı ise il genel meclisidir. İl genel meclis üyeleri her ay beş gün toplanarak ilin sorunlarına çözüm aramaktadır.

"Stratejik plan ile yatırım ve çalışma programlarını, il - özel idaresi faaliyetlerini ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve karara bağlamak, bütçe ve kesin hesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak, İl çevre düzeni planı ile belediye sınırları dışındaki alanların imar planlarını görüşmek ve karara bağlamak, borçlanmaya karar vermek, bütçe içi işletmeler ile Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek, taşınmaz mal alımına, satımına, trampa edilmesine, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın akar hâline getirilmesine izin; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi yirmi beş yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek, şartlı bağışları kabul etmek, vergi, resim ve harç dışında kalan miktarı beş milyardan yirmi beş milyar Türk Lirasına kadar ihtilaf konusu olan Özel İdare alacaklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek, İl Özel İdaresi adına imtiyaz verilmesine ve İl Özel İdaresi yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına, İl Özel İdaresine ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek, Encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek, İl Özel İdaresi tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek, norm kadro çerçevesinde İl Özel İdaresinin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek, yurt içindeki ve yurt dışındaki mahallî idareler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği  yapılmasına karar vermek, diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek, İl Özel İdaresine kanunlarla verilen görev ve hizmetler dışında kalan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek" il genel meclisinin görevleridir.

İl genel meclis üyeleri; il, ilçe, belde ve köylerdeki yatırımlardan sorumlu olup, hayati öneme sahip konularda karar alırken, kendi özlük hakları konusunda çok büyük sıkıntılar yaşamaktadır. İl genel meclisi ayda beş kere toplanmaktadır. İl genel meclisi üyeleri her oturum için 105 TL huzur hakkı almaktadır. Ayda 525 TL kazanan İl genel meclisi üyeleri asgari ücretin altında bir gelir ile seçildikleri ildeki en önemli kararlara imza atmaktadır. İl genel meclis üyelerinin sigorta primleri de ödenmemekte ve üyelerin emekli olabilmeler için hiçbir düzenleme yapılmamaktadır. Sigortası ödenmeyen il genel meclis üyeleri sağlık hizmetlerinden de yararlanamamaktadır.

Bu nedenlerle, il genel meclis üyelerinin sorunlarının tespiti, ortaya çıkarılması ve çözümlenmesi amacı ile Anayasamızın 98. maddesi, İçtüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Turgut Dibek                         (Kırklareli)

2) Mehmet Ali Özpolat              (İstanbul)

3) Durdu Özbolat                       (Kahramanmaraş)

4) Ahmet Küçük                        (Çanakkale)

5) Ramazan Kerim Özkan          (Burdur)

6) Yaşar Tüzün                          (Bilecik)

7) Enis Tütüncü                          (Tekirdağ)

8) Hüseyin Pazarcı                     (Balıkesir)

9) Abdulaziz Yazar                    (Hatay)

10) Mevlüt Coşkuner                 (Isparta)

11) Algan Hacaloğlu                  (İstanbul)

12) Sacid Yıldız                         (İstanbul)

13) Erol Tınastepe                      (Erzincan)

14) Ali Rıza Öztürk                    (Mersin)

15) Atila Emek                           (Antalya)

16) Rasim Çakır                         (Edirne)

17) Birgen Keleş                        (İstanbul)

18) Bilgin Paçarız                       (Edirne)

19) Ahmet Tan                           (İstanbul)

20) Şevket Köse                         (Adıyaman)

21) Ali Rıza Ertemür                  (Denizli)

22) Ensar Öğüt                           (Ardahan)

3.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş ve 19 milletvekilinin, su kaynakları ve su hizmetlerinin özelleştirilmesinin doğuracağı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/971)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Su kaynakları ve su hizmetlerinin özelleştirilmesinin neden olduğu olumsuz durumun incelenmesi ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın 98, TBMM İçtüzüğümüzün 104 ve 105. maddeleri gereğince Araştırma Komisyonu kurularak sorunun araştırılmasını arz ve talep ederiz.

1) Mehmet Nezir Karabaş                 (Bitlis)

2) Selahattin Demirtaş                       (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                             (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                              (Batman)

5) Bengi Yıldız                                 (Batman)

6) Akın Birdal                                   (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                                  (Mardin)

8) Fatma Kurtulan                             (Van)

9) Hasip Kaplan                                (Şırnak)

10) Hamit Geylani                            (Hakkâri)

11) İbrahim Binici                             (Şanlıurfa)

12) M. Nuri Yaman                          (Muş)

13) Mehmet Ufuk Uras                    (İstanbul)

14) Osman Özçelik                           (Siirt)

15) Özdal Üçer                                 (Van)

16) Pervin Buldan                             (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                           (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                         (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                  (Muş)

20) Şerafettin Halis                           (Tunceli)

Gerekçe:

İnsanın, yaşam döngüsü içinde suyun önemini bilince çıkarması için ne yazık ki "Küresel Isınma" kavramı ile tanışması gerekmiştir. Su, canlı yaşamı için en önemli bileşenlerin başında yer alarak, yaşamın sürdürülmesinin yegâne kaynağıdır. Bu nedenledir ki su, piyasa değeri olan bir meta değil, insanlığın ve doğanın ortak varlığı ve tüm canlıların en temel hakkıdır.

Dünyadaki tatlı su miktarı, toplam su hacminin yalnızca yüzde 3'lük kısmını oluşturmaktadır. Tatlı su kaynaklarının büyük bölümü ise buzullar, atmosfer, yer altı suları gibi temin edilmesi zor yerlerde bulunmaktadır. Bu adaletsiz dağılım kapalı bir sistem olarak işleyen ve dünya tatlı su varlığına kaynaklık eden su döngüsünde de devam etmektedir. Değişen yağış miktarı ve iklim koşulları bazı ülkeleri su zengini yaparken, bazı ülkeleri ise âdeta çöl koşullarına mahkûm etmektedir. UNESCO'nun hazırladığı Dünya Su Gelişme Raporu’na göre; tatlı su kaynakları, temizliği, atık suyun işlenmesi gibi göstergeler açısından 148 ülke içinde 45. sırada yer alan Türkiye, su fakiri olma eğilimi taşımaktadır.

Türkiye, kişi başına düşen 1.500 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Sahip olduğumuz tatlı su kaynaklarını gerektiği gibi korumamız ve kamusal bir yaklaşımla yönetmemiz hâlinde bile nüfus artışı nedeniyle gelecek on yılda su fakiri bir ülke olacağımız hesaplanmaktadır. Yıllık 112 milyar metreküp olan kullanılabilir su varlığımız, insan kaynaklı kirlenme, aşırı tüketim, arıtmasız çalışan sanayi, su havzalarının tahribatı, tarımsal gübre ve ilacın bilinçsiz kullanımı, en önemlisi de özelleştirme çabaları nedeniyle tehlike sinyalleri vermektedir. Mevcut iktidarın suyu piyasada alınıp satılabilen bir meta olarak görme anlayışı, bu tehlikeyi tetiklemekte ve gelecekte bizleri bekleyen karanlık tabloya davetiye çıkarmaktadır. Oysa sularımız, coğrafyamızda ki tüm insanlar ve canlılar için en temel ve en yaşamsal haktır.

AKP Hükûmetinin uyguladığı neoliberal politikalar sonucunda, halkın malı olan kullanılabilir ve içme sularımız, yerli yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi hızlanarak devam etmektedir. Bir yandan mevcut hükûmet politikalarının merkezi düzeydeki uygulayıcısı DSİ, akarsularımızı "su kullanım hakkı" adıyla 49 yıllığına HES projelerine kurban ederken, diğer yandan yerel düzeydeki uygulayıcısı kimi Belediyeler ve İl Özel İdareleri tarafından, kamusal bir hizmet olarak ele alınması gereken su hizmeti, özelleştirme ve taşeronlaştırmaya teslim edilerek ticarileştirilmektedir.

Özel işletme mantığıyla hareket eden yerel yönetimler, şebeke suyunun kalitesini düşürerek ve kontörlü su sayaçlarını yaygınlaştırarak halkın suya erişim hakkını engellemektedir. İstanbul ve Ankara gibi birçok büyük kentlerimizde halk, musluklardan akan suyu içemediği için şişelenmiş suyu satın almaya zorlanarak, su şirketlerinin kasalarını doldurmaya mahkûm edilmiştir. Yerli ve yabancı sermayenin kol kola girerek delik deşik ettiği Uludağ Milli Parkında, su dolumu yapan şirketlerin sayısı şimdiden 20'yi aşmış durumdadır.

Tüccar mantıklı belediyelerin çoğunda, sayaç okuma ve istasyon bakımı gibi parçalı işlerde özelleştirmeler tamamlanmıştır. Ortaya konulan senaryonun birinci perdesi bu şekilde oynanırken, ikinci perdede şebeke sularının topyekûn özel şirketlere bırakılmasının altyapısı hazırlanmaya çalışılmaktadır. Özelleştirmelerin uluslararası boyutunu ise IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Birliği gibi kuruluşlar oluşturmaktadır. Bu kuruluşlar şartların olgunlaşmasıyla birlikte arkalarına gizledikleri uluslararası dev su firmalarını; verimlilik, suyun ve su hizmetlerinin kalitesini arttırma gibi toplumsal fayda yaftaları ile yaldızlayıp sahneye sürmeyi beklemektedirler.

Kentlerimizde özelleştirme ve ticarileştirilmeye teslim edilen su hizmetlerinin, hem kent halkının, hem yerel yönetimlerin, hem de hazinenin başına nasıl belalar açtığı Antalya ve Kocaeli örnekleri ile görülmüştür. Bu nedenle, su hizmetleri ve su kaynaklarımız üzerindeki özelleştirme politikalarının neden olduğu sorunların araştırılması ve tespit edilmesi yerinde olacaktır.

4.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve 19 milletvekilinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/972)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Dönemin başbakanı Tansu Çiller'in 4 Kasım 1993 tarihinde Kürt işadamları hakkında yaptığı açıklamadan sonra başlayan, bugüne kadar da faili meçhul olarak tutulan Kürt işadamlarının katledilmesinin araştırılması ve bu cinayetleri organize eden güçlerin tespit edilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Pervin Buldan                             (Iğdır)

2) Selahattin Demirtaş                     (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                           (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                             (Batman)

5) Bengi Yıldız                                (Batman)

6) Akın Birdal                                                 (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                                (Mardin)

8) Fatma Kurtulan                           (Van)

9) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

10) Hamit Geylani                           (Hakkâri)

11) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

12) M.Nuri Yaman                          (Muş)

13) Mehmet Nezir Karabaş             (Bitlis)

14) Mehmet Ufuk Uras                   (İstanbul)

15) Osman Özçelik                          (Siirt)

16) Özdal Üçer                                (Van)

17) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                       (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                 (Muş)

20) Şerafettin Halis                          (Tunceli)

Gerekçe:

4 Kasım 1993 günü Holiday İnn otelinde dönemin başbakanı Tansu Çiller "PKK'nin haraç aldığı işadamları ve sanatçıların isimlerini biliyoruz, onlardan hesap soracağız" açıklamasında bulunmuştur. Ve bu açıklamanın hemen ardından Kürt işadamları seri bir şekilde katledilmeye başlanmıştır. Açıklamanın hemen ardından ilk olarak kaçırılan Behçet Cantürk ve şoförü Recep Kuzucu katledilmiş, cesetleri sapanca yolunda bulunmuştur. Fevzi Aslan ve kardeşi Şahin Aslan İstanbul Şehremini'nde polis tarafından gözaltına alınmış, ertesi gün Hendek'te ölü bulunmuşlardır. Ardından Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Namık Erdoğan öldürülmüştür. İstanbul'daki Yeşilyurt Çınar Oteli'nden elleri telsizli ve polis kimliği gösteren kişilerce kaçırılan Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay, Bolu'nun Yığılca ilçesi yakınlarında infaz edilmiş halde bulunmuşlardır. Avukat Medet Serhat, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Mecit Baskın ve daha birçok Kürt işadamı ve bürokratı bu açıklamadan sonra seri bir şekilde katledilmişlerdir. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen bu cinayetleri işleyen tek bir fail yakalanmamıştır. Ve bu cinayetleri organize eden güçler ortaya çıkarılmamıştır. Dönemin hükümet ve devlet görevlileri tarafından zaman zaman bu olayları organize eden güçlere işaret eden açıklamalar yapılmasına rağmen, görgü tanıklarının ifadelerine ve Susurluk gibi olaylarda ele geçirilen belgelere rağmen faili meçhul tutulan bu seri cinayetler ile ilgili olarak hala ciddi bir soruşturma başlatılmamıştır. Meclis bünyesinde kurulan "Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu" ise komisyon başkanının da ifade ettiği üzere bazı ipuçlarına ulaşılmasına rağmen baskılar nedeni ile çalışmalarını sonuca ulaştıramamış ve devletin önemli kaynakları bu komisyona kapalı tutulmuştur. Bu seri cinayetlerin, dönemin başbakanı Tansu Çiller'in hedef gösteren açıklamalardan hemen sonra başlaması, dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar'ın "devlet adına bin operasyon yaptık" açıklamasında bulunmasına rağmen bu bin operasyonun saklı tutulması devlet içi çetelerin bu karanlık olayların organizatörleri olduklarını düşündürmüştür. Nitekim Susurluk Raporu'nun "devlet sırrı" gerekçesiyle gizlenen 12 sayfasında yer alan bilgiler de bu cinayetlere ışık tutmaktadır. Gizli bölümlerde Kürt işadamlarına yönelik suikastlar ve Özel Harp Dairesi'nden söz edilmekte, raporun 75-77-78. sayfalarında Kürt işadamı Behçet Cantürk'ün öldürülmesine ilişkin bölümde şu ifadeler kullanılmaktadır. "Kim olduğu ve ne yaptığı aşikâr olmasına rağmen devlet, Behçet Cantürk'le baş edememiştir. Yasal yollar yetmemiş neticede Özgür Gündem gazetesi plastik patlayıcılarla havaya uçurulmuş, Cantürk'ün devlete biat etmesi beklenirken adı geçenin yeni bir tesis kurmak üzere harekete geçmesi üzerine, Türk Emniyet Teşkilatı tarafından öldürülmesi kararlaştırılmış ve karar infaz edilmiştir..." Yine Hüseyin Baybaşin yaptığı açıklamalarda Kürt işadamlarını kapsayan ölüm listesini gördüğünü, Mehmet Ağar'ın kendisine ölüm emirlerinin dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından verildiğini söylediğini ifade etmiştir. Bilgileri doğrulayan belgelerin de MİT'in arşivinde mevcut olduğunu belirtmiştir. Bir devletin yakın tarihinde sistematik olarak işlenmiş olan ve üzerinde yıllar geçmesine rağmen aydınlatılmayan cinayetlerin bulunması o devlet ve o devletin korumakla yükümlü olduğu halk açısından dehşet vericidir. Bu durum devletin çatısı altında güven içinde bir yaşamın sürdürülmesini olanaksız kılmaktadır. Üstelik bugüne kadar elde edilen bütün veriler cinayetleri organize eden güçler konusunda dikkatleri bizzat devletin kendisi üzerine çekmiştir. Sistematik şekilde işlenen bu cinayetlerin araştırılması ve cinayetlerin arkasındaki güçlerin deşifre edilmesi amacıyla Meclis araştırma komisyonun kurulması elzemdir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

VII.- ÖNERİLER

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- (10/137) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin Genel Kurulun 4/1/2011 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu; 04.01.2011 Salı günü (bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                 Mehmet Şandır

                                                                                                                       Mersin

                                                                                                         MHP Grup Başkanvekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler kısmında yer alan 10/137 esas numaralı, "Kredi kartları ve bireysel krediler alanlarındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması önergelerinin görüşmelerinin Genel Kurulun 04.01.2011 Salı tarihli bugünkü 46. Birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

Buyurun Sayın Günal (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugünkü grup önerimiz, kredi kartları ve tüketici kredileri alanındaki sorunları ve çözüm yollarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu, sadece bugün değil, geçmişten bugüne tartıştığımız bir konu. Mağduriyetlerin artması nedeniyle bu konuyu gündeme aldık.

Değerli arkadaşlarım, bu kredi kartlarıyla ilgili daha önce düzenlemeler yapıldı; kanunlar çıkarıldı, yönetmelikler çıkarıldı ama sıkça mağduriyetlerin devam ettiği görülüyor. Maalesef, alınan önlemler, getirilen limitler, faizlere konulan sınırlar yetersiz kalıyor.

Ben bizatihi eski bir Merkez Bankacısı olduğum için, arkadaşlarımız kredi başvurusu yaptıkları zaman karşılarına çıkan kara liste sorununu sıkça bize getirip soruyorlar. Esasen bu konu bankaların yetkisinde. Artık, Banka Kartları Merkezi var, Merkezi Kayıt Kuruluşu var, Kredi Kartları Merkezi var. Risk Merkeziyle ilgili de şu anda yukarıda, Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışmış olduğumuz, “torba tasarı” dediğimiz ama çorbaya dönmüş olan, torbanın ötesinde harara dönüşmüş bir kanun tasarısı var; onun içerisinde de yine Risk Merkeziyle ilgili konular var. Bu nedenle, bize sık sık vatandaşlarımız gelip “Bizim bu kredi borçlarımız ne olacak?” diyorlar.

Bir süre sonra, ödeme kartı mahiyetinde olan kredi kartları, maalesef, bir kredi batağına dönüşüyor, borç kartına dönüşüyor. Vatandaşlarımız minimum miktarını ödeyerek bunun üzerinden sürekli başka bankaların kredi kartlarıyla bunları canlı tutmaya çalışıyorlar. Bir süre sonra hacizler geliyor, aileler ayrılmaya başlıyor çünkü hacizler geldikçe, kimisi hakikaten geçim sıkıntısından, aile kavgasından kimisi de en azından çocukların rızkını bu hacizden kurtarayım diye anlaşmalı boşanmalara kadar varan birtakım sonuçları gerçekleşiyor.

Değerli arkadaşlar, aynı zamanda, kredilerle ilgili de baktığımız zaman, geri dönüşüm oranlarında ciddi sıkıntıların baş gösterdiğini biz, hem Merkez Bankası Başkanımızın Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumundan hem de son aylarda daha da somut hâle gelen, basında yer alan haberlerden, BDDK’nın raporlarından görüyoruz. Burada hem kredilerde hem de kredi kartında ciddi anlamda, 2008’den itibaren, 2008, 2009, 2010 yılları itibarıyla bize tablolar ve grafiklerle güzel bir sunum yaptı arkadaşlarımız ama bakıyoruz şu anda toplamda 2008’de yüzde 1,6 iken dönüşüm oranı, 2010’daki rakam Ekimde yüzde 3,6’ya çıkmış; taşıt kredisinde yüzde 4,5 iken yüzde 10’lara, şimdi yüzde 7,5-8’lere çıkmış; ihtiyaç kredisinde yine yüzde 2,2 iken yüzde 4,2’ye çıkmış; kredi kartında yüzde 6 iken 2009’da yüzde 10,4’e, yine 2010’da da yüzde 9’lara çıkmış. Yani burada, ciddi anlamda, bu yaşadığımız krizin de etkisiyle… Her ne kadar finansal sektörde alınan önlemler sayesinde, sağlamlaştırma önlemleri sayesinde genel olarak bir bankacılık krizi yaşamasak da, bu sektörden kredi alan, kredi kartı alan vatandaşlarımızın ciddi anlamda bir ödeme sıkıntısına düştüğünü, krizin tetiklemesiyle de bu sorunun giderek büyüdüğünü görüyoruz değerli arkadaşlar.

Şimdi, yine, BDDK’nın rakamlarına baktığımız zaman, diğer ülkelerdeki geri dönüşüm oranları da var ama öyle bir hâle gelmiş ki son yıldaki rakamlara bakarsak eylül-ekim aylarında, 2009’dan itibaren, gördüğünüz grafik, tablolar itibarıyla bakın, yukarı doğru bir anda artmaya başladığını, son dönemlerde, 2008’den itibaren görüyoruz. Söylemiş olduğum şeyler, grafikte de yukarı mavi olarak gördüğünüz grafik çubukları maalesef hızlı bir artış olduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla, bu hem ekonomik olarak bir sorun, kredilerin geri ödenmemesinden kaynaklanan, işletmelerin kapanmasına yol açabilecek, hacizlere yol açabilecek bir sorun, öbür taraftan da -az önce belirtmiş olduğum gibi- aile birliğini zedeleyen ve bu faizler nedeniyle ciddi anlamda katlanarak giden önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, daha önce de hem bu konularda, protesto edilen çeklerle ilgili, senetlerle ilgili, bizim geçtiğimiz yasama yılında da bu yılın başında da verdiğimiz araştırma önergeleri var; siz yine dikkate almamıştınız. Şimdi de bir taassup içerisinde yine diyeceksiniz ki: “Gerek yok, bizim daha önemli işlerimiz var, burada çok da fazla bunların tartışılmasına gerek yok.”

Öyle bir şey var ki bunun bir düzenlenmesi lazım yani BDDK’nın yaptığı çalışmaların dışında, limitlerine belli kanuni limitleri koysak da maalesef yani böyle piyasada herhangi riskine bakmadan, analizini yapmadan herkese kredi kartı dağıtılıyor.

Burada ilginç bir yazı, “Vatandaş Mehmet’in kredi kartı hikâyesi” diye kısa bir yazı var, içinden bir iki yerini sizinle paylaşmak istiyorum. Burada Eylül 2010 itibarıyla 46 milyon 221 bine ulaşmış kredi kartı sayısı yani nüfusun yarısından fazlasını geçiyor ama bu tabii bir kişide bir tek kredi kartı var anlamında söylemiyorum, toplam kredi kartı üç olan var, bir olan var, hiç olmayan var. Dolayısıyla, şimdi, ne yapmış vatandaşımız? Bir bankadan üç yıl önce aldığı kredi kartının limiti dolunca başka bir bankanın kredi kartını daha almış vatandaş Mehmet Bey. Tüketim harcamalarına devam etmiş, başka kredi kartlarına da…

Çünkü birinin minimumunu öbüründen çektiği avansla ödeyip çarkı döndürmeye devam ediyor. Kısa sürede dört beş tane kredi kartı sahibi olmuş ve ödeme günlerini de ona göre ayarlamış. Ayarlayabiliyorsunuz, birini 5’inde, birini 15’inde, birini 25’inde, kaydırıyorsunuz. Ondan alıp öbürüne, diğerinden alıp ona ödemeye başlamış. Böylece, kredi kartı limitleri de, çok harcama yaptığı için sürekli olarak artırılmış. 1.100 lira maaşı olan Mehmet Usta’nın kredi kartı limitleri 20 bin lirayı geçmiş. Kartlar arasında mekik dokuyan ama borç sarmalından bir türlü kurtulamayan vatandaş Mehmet sonunda gelirinin 15-20 katını aşan kredi kartı borçları karşısında ödeyemez hâle gelmiş. Dolayısıyla, burada daha başka yollar da öğrenmiş; başka bir kredi kartını kullanarak yeni bir cep telefonu alıyor ve bunu da yarı fiyatına satarak nakit çözüm arıyor. Ben size daha önce söylemiştim: Bir bakkalın önüne adam yazı yazmış, kredi kartından nakit çektirip vatandaşa avans verip oradan “Minimumunu biz ödeyelim.” diyor. Yani bir sektör oluşmuş bununla ilgili. Ama maalesef şu anda bu sosyal yarayı araştırmak ve bunlarla ilgili…

Sonunda ne olmuş? Bir süre sonra asgarileri de ödeyemez hâle gelmiş çünkü limit artmış, vatandaş Mehmet Bey teslim bayrağını çekmiş ve sonunda Merkez Bankasının listesindeki 687 bin kişi arasında yerini almış. Takibat başlatılmış kendisi hakkında da, bu devam ediyor. Bundan sonra artık bir daha kredi de alamıyor, kredi kartı da alamıyor, uğraşıp duruyor.

Değerli arkadaşlarım, biz bunları öneriyoruz size “Bir araştırma önergesi yapalım.” diye ama siz yine bunu kabul etmeyeceksiniz. Siz ne yapıyorsunuz? Şu anda bizim yukarıda tartıştığımız torba kanunun içerisine BDDK’nın, SPK’nın, Merkez Bankasının, bankaların taşınmasını koyuyorsunuz. Yani burada sosyal ve ekonomik sorunları çözecek yerde, bu kadar acil bir kanun tasarısının içine hiç olmayacak, beş yıldır bekleyen, Acil Eylem Planı’nızda da bulunduğu hâlde ertelediğiniz konuları aynen Anayasa paketinde olduğu gibi bize bir zorlamayla, dayatmayla getirip koyuyorsunuz. Dolayısıyla, sizin, bu sorunları zaten kabullenmediğiniz için çözmeye de niyetiniz yok. Herhâlde hepsini İstanbul’a taşıyınca Ankara’da Hükûmet bu sorunlardan kurtulacak.

Yani söylüyoruz sayın bakanlara: “Bunları ayırın.” Bakın, millet bizden afla ilgili hemen, bir an önce tasarıyı getirmemizi bekliyor ama bunun içerisine siz özel sektörden memur alımını, buraya getirip müsteşar yapmayı koyarsanız, bunun içerisine BDDK’nın, SPK’nın, bankaların taşınmasını koyarsanız, Merkez Bankasını da koyarsanız, bu kanun çok tartışılır.

O zaman ben size öneriyorum: Dış Ticaret Müsteşarlığını da taşıyalım, Hazineyi de taşıyalım; Türkiye’deki ihracatın çoğunu İstanbul’dan yapıyoruz. Sayın Tüzmen oradan bakıyor eski dış ticaret Bakanı olarak. Öyle değil mi Sayın Bakanım, yanlışım var mı? Ee, taşıyalım onları da. Ne gerek var? O zaman Başkent’i taşıyın, bundan kurtulalım. Başka, bunun çaresi kalmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – İstediğin gibi konuş.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bitirdim, selamlamak istiyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Başkan ek süre vermiyor.

BAŞKAN – Yok, vermiyoruz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – O bütçe konuşmasındaydı Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, sizin oylarınızla kabul etti Sayın Başkan.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Peki, teşekkür ederiz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Günal.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Nuri Yaman, Muş Milletvekili.

Buyurun Sayın Yaman.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisinin bireysel kredi ve kredi kartları sorunuyla ilgili vermiş olduğu araştırma önergesinin sırası geldiği için aleyhinde söz alma zorunluluğunda kaldım. Bu nedenle, yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

İtiraf etmem gerekirse, ülkemizin önemli bir sorunu olan ve her gün basından da yakından takip ettiğimiz gibi, artık tasarruf yapmadan harcama yapma eğilimi içine giren halkımızın gazetelerin üçüncü sayfalarında bir sürü intihar olaylarını hep beraber izliyoruz ve bu intiharlarla… Biraz önce bu kürsüden Sayın Hatibin de belirttiği gibi, aile birliğini bozmaya, ailenin, o yuvanın yıkılmasına neden olacak kredi kartları borçlarından, yine bireysel kredi borçlarının ödenmemesinden kaynaklı sonuçlarla da karşı karşıya kalındığını kasabalarımızda, mahallelerimizde ve her yerde görmek mümkün.

Geçende, bu kredi kartları ve ferdî kredilerle ilgili okyanus ötesinde, Meksika’da yaşanan bir olayı okuduğumda, gerçekten, kendi kendime “Böyle giderse bu olayları burada da ileride görmek mümkün olacak.” dedim. Meksika’da, böyle, bankalardan bireysel kredi ve kredi kartı alan kişiler bu yüksek faizler karşısında, yükselen hayat pahalılığı karşısında ödememeyle karşı karşıya gelince bankaların kapılarında buluşuyorlar ve kendi aralarında bir araya gelip sorunlarını konuştuklarında benzer sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını görüyorlar ve birlikte bu kredi kartlarıyla mücadele için -kredilerin faizlerinin yüksekliğinden kaynaklı, ödememeden kaynaklı bu sıkıntılarını- örgütlü bir toplum olarak bir araya gelip çözüm önerilerini üretiyorlar ve neticede, ürettikleri çözüm önerilerinden akıllarına yatkın olanı “Gelin, bu konuda sıkıntısı olan insanları bir araya getirelim ve bu kredileri ödemeyelim.” diyorlar ve bu gerçekleşiyor değerli arkadaşlar. Meksika’da, bu kredi kartı ve bireysel kredilerden bunalıma giren kişiler, bankaların kapısında toplanan kişiler büyük bir örgütlülük içinde bir araya gelince, Meksika’nın finans kuruluşları iki ay içinde çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya geliyor ve finans kurumu çöküyor.

Buradan, ben de, değerli AKP’li milletvekillerine dostça bir uyarıda bulunuyorum: Bu olay, bu konu, eğer böyle devam ederse üretilmeden, tasarruf yapmadan, insanların harcama eğilimlerini böyle arttırırsanız, artık insanların bu kredi kartlarını ödememe konuları karşısında, öyle sanıyorum ki, 2011 seçimlerinde sizin kredinizi de tüketecek ve sizi de tornistan, tekrar geri gönderebilir. O nedenle gelin, şimdi, biraz sonra bu önerge oylandığı zaman, böyle bir tehlikenin ülkemizde de yaşanmaması için bu konuyu oturup tartışalım.

Şimdi, hepimiz biliyoruz ki, kredi kartı alma düzeyinde olan, yaşında olan insanlar hemen hemen birden çok bankadan benzer nitelikte kredi kartları kullanıyor. Yine, bu tüketim eğilimlerinin her gün sayenizde boy boy medyada körüklenmesi, ha bire tüketim eğilimlerinin giyimden tutun, gıdaya kadar insanların iştahlarını kabartacak şekilde artması, bunun yanında üretimin ve tasarrufun olmamasından kaynaklı büyük bir israf, büyük bir tüketim var ve bunu gören insanlar da bankaların çeşitli alanlarda açmış oldukları bu kredi imkânlarından yararlanıyorlar.

Ben kendi bölgemden size örnek vermem gerekirse, inanın ki, öyle insanlar biliyorum, bu, bilhassa araç kredilerinden yararlanmak için, aldıkları bu araçlarını -her ne kadar ipotekli olsalar dahi- bir şekilde el değiştirilerek başkalarına satıp diğer alanlardaki ihtiyaçlarını gideriyorlar.

Yine, o bölgede, “Kürt coğrafyası” olarak değerlendirdiğimiz o bölgede de insanlarımız…

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) – Öyle bir coğrafya yok, Türkiye coğrafyası burası.

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Var, var… Kürtlerin yoğun olarak…

Bakın, buna alışacaksınız, bunu öğreneceksiniz.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) – Siz öğreneceksiniz asıl.

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Bu coğrafyanın adı bin yıldan beri böyle biliniyor.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) – Burası Türk coğrafyası.

M. NURİ YAMAN (Devamla) - Şimdi polemiğe girmek istemiyorum ama Türkiye’nin gerçeklerini bilen, Türkiye’yi her yönüyle kucaklayan bir anlayışla insanların değer yargılarına da sahip olmak zorundasınız.

Oralarda birçok insan bu kredileri almak için memurların peşinde koşuyor. Ne yazık ki çok sayıda insan da, Merkez Bankasının bu kredi işlemlerinden kaynaklı kara listelerinde yer aldığı için bir bakıma şükrediyorlar, başkalarına bu konuda kefil olup da bir sıkıntı yaşamadığına keyifleniyorlar. Artık ülkeyi o noktaya getirdiniz ki, insanlar farklı bankaların farklı kredilerinden diğer bankalardan almış oldukları kredilerinin yatırılması yollarını araştırıyor.

Yine kredi kartlarından kaynaklı olan, -gazetelerin üçüncü sayfalarında meydana gelen- onurlu bir sürü insanın, bu borçlarını ödemediği için intiharlara kadar gittiğini hep görüyoruz. Yani bunlar bu ülkenin gerçekten önemli bir sorunu. Kredi kartları sorunu önemli bir sorun, ferdî kredilerin geri gelmemesi önemli bir sorun ve bunların, gittikçe, kullanım oranlarıyla ilgili sizleri istatistiki rakamlara bölmeden sık sık KİT Komisyonuna gelen KİT niteliğindeki bankaların bu kredilerinin, batak kredilerinin nasıl arttığını, yine bunlar içinde ödeme zorunluluğunda bulunan kişilerin mal varlıklarına nasıl haciz işlemleri uygulandıklarını da biliyoruz.

O nedenle, ülkenin bence önemli bir sorunudur. Bu sorunun böyle geçiştirilerek, araştırma konusu yapılmayarak ve önemli birtakım yapılması gereken yasal düzenlemeleri es geçerek bu sorunu görmezlikten gelemeyiz. O nedenle, hepimizin, burada görev yapan milletvekili arkadaşlar dâhil, benim gibi, hepinizin kullandığı bu kredi kartlarının dışında maaşlarımızı aldığımız bankadaki ek kredilerimiz olmadığı takdirde onları nasıl çevirdiğimizi hepiniz, benim kadar bilen, yaşayan insanlarsınız.

Demek ki bu kredi kartları konusunda, sağlanan tüketici kredilerinde, konut kredilerinde, araç edindirme kredilerinde birtakım sıkıntılar olduğu belli. Çeşitli bankaların artık birbirleriyle olan iletişiminden dolayı, Merkez Bankasının geri dönmeyen kredilerle ilgili herkesin çetelesini tutup kara listeye yazdığını da göz önüne alarak halkımızı daha çok, böyle dolambaçlı yollarla bu kredileri kullandırması gibi bir alışkanlığa gitmeyelim ve ülkemizin dışında yaşanmış olan Meksika örneğini de göz önüne alarak finans kuruluşumuzun da böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya kalmaması için, bu konunun, bir araştırma komisyonu kurarak araştırılması gerektiğini burada belirtiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yaman.

Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi lehinde söz isteyen Algan Hacaloğlu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Hacaloğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlarken yeni yılın ülkemize barış, huzur ve daha yüksek düzeyde bir refah ortamı yaratmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlar, önce, kısaca tabiatıyla, bu görüşme yönteminin çok verimli olmadığını ifade etmek istiyorum. Son anda getirilen öneriler üzerinde değerlendirme yapmak da çok verimli olmuyor ama böylesine çok önemli konularda doğal olarak görüş belirtmek durumundayız.

Milliyetçi Hareket Partisi getirmiş olduğu ve bir süredir beklemekte olan araştırma önergesiyle, önemli bir soruna parmak basarak bunun Meclisimizin iradesi altında değerlendirilmesini, bir araştırma önergesi olarak sunmuştur.

Konu, tüketici kredileri ve kredi kartlarının giderek artan, giderek ekonomide balonlaşma ve bir ciddi, bundan kaynaklanacak bir kriz riskinin oluşmakta olduğu bir ortamda, tablonun diğer tarafında, yani yurttaşlarımızın konumunu da dikkate alan bir çözüm yolu arayışına yönelik bir araştırma önergesidir. Bu boyutuyla da çok uygun zeminde verilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanımız, Sayın Başbakan Erdoğan bundan bir süre önce grup toplantısında aynen şunları söylemiş: “Parayı sınırsız kullanıyorsun, ondan sonra ödemiyorsun, sonra da kredi kartı mağduru oluyorsun. Bu nasıl iş? Kredi kartı kullananlar da kusura bakmasınlar, ciddi bir yanlışlık, haksızlık var.” Şimdi, tabii, bu söylem dahi iktidarın bu konuda ne kadar sığ bir bakışı olduğunu ortaya koymakta.

Değerli arkadaşlar, kimse kredi kartını kendiliğinden, keyif olsun diye kullanmaz ve kullanma imkânını bulanlar da, doğal olarak, şu anda Türkiye’de gerçekten çok yaygın olan geçim sorunu karşısında aylık giderlerini karşılamada zorlanması nedeniyle, işçinin, memurun, esnafın, emeklinin kesinlikle ay sonunda bütçesini bir araya getirememesi nedeniyle kendisine uzatılmış olan bu olanağı kullanmasından kaynaklanan bir sorun yumağı oluşmuştur. Esasında bankacılık sektörü, bugün tüm sektörler içinde en çok kâr eden bankacılık sektörü, kredi kartlarını ve tüketici kredilerini bir anlamda bir tarihî fırsat gibi âdeta değerlendirerek, müthiş bir yaygınlıkta, potansiyel tüketicileri arayıp bularak, onların önüne âdeta tuzaklar kurarak kredi kartı kullanımının yaygınlaşmasını özendirmekte, teşvik etmekte. Ancak biliyoruz ki kredi kartlarında uygulanmakta olan faizler, gerek gecikme faizleri gerekse temerrüt faizleri, genel anlamda uygulanan faizlerin düzeyi, açıklanan enflasyon oranının 9 katından daha fazladır. Böyle bir düzen, böyle bir sistem, böyle bir alışveriş dünyanın hiçbir yerinde yoktur değerli arkadaşlar. Türkiye’de gerçekten tüketici kartları, bir taraftan bir kurtarıcı pozisyonunda, konumunda, çökmekte olan, dağılmakta olan ailelere geçici bir rahatlık sağlama konumunda, diğer taraftan giderek onların daha çok borç batağına sürüklenmelerine neden olmaktadır. Bankalararası Kart Merkezi, 10 Aralık 2008 tarihinde kredi kartı başına borcun 639 dolar olduğunu açıklamış ve bunun bir kriz riski yaratmadığını ifade etmiştir. Ancak değerli arkadaşlarım, Türkiye’de 2009 yılı başı itibarıyla 46 milyon kredi kartı vardır. Birçok aile birden fazla kredi kartı kullanmaktadır ve gerçekten sistem tıkanmaya gitmektedir ve 3 Eylül 2010 tarihi itibarıyla 2 milyon 300 bin kredi kartı hamili yurttaşımız kara listededir, tıkanmıştır. Bu konuda başka rakamlar vermek istemiyorum ancak görünen şudur ki, çok yaygın bir kredi kartı kullanımı vardır, kredi kartı kullanımında denetim yoktur, kredi kartı borçları çok yüksek düzeylere tırmanmıştır, kredi kartlarına fahiş faiz uygulanmaktadır. Gerçekten, tam anlamıyla kabul edilemez düzeydedir faiz oranları. Dünyanın hiçbir yerinde gerçekten bu tür oranlar mevcut değildir. Bir de tablonun diğer boyutu vardır, yani bankalar yurttaşların, kredi almak isteyen, tüketici kredisi kullanan veya kredi kartı kullanan bütün yurttaşların borç, alacak veya ödeme konumuna ilişkin bütün nakit akımlarını yani mevcut durumlarını izleyebilmek durumundadırlar, konumundadırlar, bilmektedirler. Bu bilgiye rağmen bankalar, âdeta, birikmiş olan borçların ödenmesini sözde kolaylaştırmak amacıyla, yine yüksek faiz oranlarıyla toptan, tümünü kapsayacak yeni krediler vermekteler. Bu sefer onların ödenmesi gerçekten… Bu yıl yüzde 0.2 düzeyinde mi oldu enflasyondan kaynaklanan memurlara ödenecek olan maaş farkları? Gerçekten sürünme ücretlerine mahkûm kılınmış olan memurlar, işçiler, emekliler vesaire bu kredi kartı sistemi içinde çaresiz kalmış durumdadırlar.

Bankalar kredi kartını verirken veya borç verirken tüketicilerden veya borcu aldığı kişilerden bir gelir beyannamesi alırlar. Dünyanın her yerinde, Amerika’da ve Avrupa Birliği normları çerçevesi içinde ödeyememe konumuna girmiş olan, temerrüde düşmüş olan, ödeyememe durumunda olan bir kredi kartı borçlusuna veya tüketici kredisi borçlusuna ancak ve ancak o kartı veya borcu verirken kendisinden almış olduğu o gelir beyannamesi üzerinden işlem yapar, onun üzerinden alacağını tahsil için işlemde bulunur. Onun ötesinde, o kişinin çocuklarına, yakınlarına, eşine, evine, emvaline, varlığına el uzatmaz. Böyle bir hakkı yoktur, böyle bir uygulama yoktur. Bizde olduğu gibi, ödeyemedin, arkandan ertesi gün haciz yahut da icra takibi veya oğluna veya şuna, buna, yakınına yönelik, onun emvaline el koymaya yönelik işlemler… Böyle bir uygulama gerçekten oturmuş piyasa ekonomilerinde yoktur. Ancak hepimiz biliyoruz ki Türkiye’de piyasa ekonomisi son derece kuralsızdır, Türkiye’de finans sektörü son derece denetimsizdir ve Türkiye’de finans sektörünün asli unsurunu oluşturan bankaların denetimi… Kârlarının rekor düzeylerde olmasının ötesinde, bankaların içindeki yabancı payı Türkiye'nin bağımsızlığını zedeleyecek ölçülerde yüksek düzeye tırmanmıştır.

CHP Grubu olarak biz bu araştırma önergesinin lehinde oy kullanacağız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hacaloğlu.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Cahit Bağcı, Çorum Milletvekili.

Buyurun Sayın Bağcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT BAĞCI (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kredi kartları ve tüketici kredileri alanındaki sorunlar ve çözüm yollarını belirlemek amacıyla Milliyetçi Hareket Partisinden bir grup milletvekili arkadaşımızın 2008 yılında vermiş oldukları Meclis araştırması önergesinin bugün gündeme alınmasıyla ilgili tekliflerinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, sizler de izlediniz, az önce buraya çıkan hatip arkadaşlarımız, değerli konuşmacılar tüketici kredi borçları ve kredi kartı borçlarıyla ilgili temelde yaşanan sorunları dile getirdiler ancak şunu beklerdim: Bu yüce Meclis 5915 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’u geçtiğimiz yıl, 29 Haziran 2009 yılında kabul etti. Bu çerçevede, 31 Mayıs 2009 tarihinden öncesine yönelik yapılandırmayı daha geçtiğimiz yıl yaptık. Bu çerçevede, kredi kartlarında özellikle altı aylık vadelerde 1,04, on iki aylıkta 1,08, yirmi dört aylıkta 1,18 ve otuz altı aylıkta 1,26’lık bir faiz uygulaması yine bu yüce Mecliste sizlerin oylarıyla kabul edildi. Ayrıca, kredi kartı borcu olanlara peşin ödemeleri hâlinde faiz uygulanmaması hususu yine 5915 sayılı Yasa çerçevesinde bu Meclis tarafından kabul edildi.

Değerli arkadaşlar, tüketici kredileri ile kredi kartlarını birbirinden ayırmamız gerekir. Tüketici kredisi dünyanın her tarafında uygulanan ve ülkelerin gelişmişliğiyle de aynı orantıda artan bir konudur. Ülkeler geliştikçe, refah seviyesi arttıkça insanların tüketim eğilimleri de güçlenmekte ve çeşitli ihtiyaçlarını orta ve uzun vadeli krediler kullanarak giderme yoluna gitmektedirler.

Türkiye’de de tüketici kredileri oranında ciddi artışlar yaşanmıştır, bunu az önce konuşmacı arkadaşlarımız da ifade ettiler. Tüketici kredilerini 2000 yılıyla kıyasladığımızda 10 katı artan bir kredi kullanımı söz konusudur. Bugün, 117 milyarlık bir tüketici kredisi kullanıldığını görüyoruz. Ağırlıklı olarak tüketici kredilerinin konutta 54 milyar TL’sinin… Vatandaşlarımız tarafından hiçbir şekilde ev imkânı olmayan, kirada oturan, ev alma imkânı olmayan insanlarımız bugün kredi kullanarak kendi evlerinde oturabilir duruma gelmişlerdir. Aynı şekilde taşıt kredilerinde de artışlar meydana gelmiştir. Bugün, insanlarımız kendi otomobillerini taşıt kredisi kullanarak elde etmişlerdir. Bu nedenle tüketici kredileriyle kredi kartları konusunu birbirinden ayırmamız gerekmektedir, biri diğeriyle ilişkili bir konu asla değildir. Biz bu konuyu bu şekilde değerlendirmek istiyoruz.

Kredi kartları konusu her yıl bu Mecliste çeşitli araştırma önergelerine konu olmaktadır, gündeme alınması teklifleriyle gelinmektedir. Ancak birey davranışı üzerine biz burada ne kadar yasa çıkartırsak çıkartalım insanların bireysel davranışlarını da kendilerinin kontrol etmeleri, artık, bireylerin kendi özgür iradeleriyle harcama politikaları geliştirmesi gerekir. Bu bireyler kendi özgür iradeleriyle harcama politikaları geliştirmedikleri sürece hangi kanunu çıkarsanız, hangi uygulamayı devreye soksanız bu sorunu çözmeniz mümkün değildir.

Kaldı ki geçtiğimiz yıllarla gene kıyaslandığında, bazı arkadaşlarımız burada çeşitli tablolar gösterdiler ben de bir tablo göstermek istiyorum, bankacılık sektörü takipteki alacakların toplam krediler içerisindeki durumunu gösteriyor. 2002 yılında, değerli arkadaşlar, toplam krediler içerisindeki takipteki alacakların oranı 7,6’dır; 2003 yılında 1,5; 2004 yılında 0,8; 2005 yılında 0,6; 2006 yılında 0,4, 2007 yılında 0,5, 2008-2009 yıllarında 0,8 ve 0,9’dur. Ekim 2010 itibarıyla, toplam krediler içerisindeki takipteki alacakların oranı 0,7’dir.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Nereden aldınız rakamları?

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Yalan mı söylüyor herkes?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Isparta’da yüzde 15. Kendi ilinden örnek versene.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, lütfen…

CAHİT BAĞCI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, siz konuşmanızı yaptınız. Burada doğruları söylemek gerekir.

Hane halkı yükümlülüklerine bakın.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yazık ya! Nerede yaşıyorsun? Ayda mı yaşıyorsun kardeşim? Halkın içine çıkmıyor musun?

BAŞKAN – Sayın milletvekilim, lütfen…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Bizi yanıltıyorsun, öyle bir hakkın yok.

BAŞKAN – Sayın Akkuş…

CAHİT BAĞCI (Devamla) – Değerli arkadaşlar, hane halkı yükümlülükleri burada, toplam kredilerin gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki oranları burada. İngiltere ile ABD ile Avrupa Birliği 25’le kıyaslandığında, Türkiye’deki toplam kredilerin gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki oranı sadece 3,6’dır.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Avrupa endeksleri doğru.

CAHİT BAĞCI (Devamla) – Burada doğruları söylemek lazım.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – BDDK’dan al.

CAHİT BAĞCI (Devamla) – Sadece, geçen yıl çıkarttığımız kanunla kredi kartları konusunda burada bir düzenleme yapılmıştır.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yüzde 10 ila yüzde 15 artış var dokuz ay içerisinde.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Gerçek miktarları söyle.

CAHİT BAĞCI (Devamla) – Bu nedenle, Genel Kurulun çalışma programını da bozmak amacıyla bugün buraya getirdiğiniz konuya ilişkin, 2008 yılında verdiğiniz önergeye ilişkin, 2009 yılında burada bir kanun çıkartılmıştır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bağcı.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Arayacağım.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Diren, Sayın Korkmaz, Sayın Keleş, Sayın Anadol, Sayın Sönmez, Sayın Süner, Sayın Genç, Sayın Pazarcı, Sayın Köktürk, Sayın Özkan, Sayın Arat, Sayın Hacaloğlu, Sayın Koçal, Sayın Tütüncü, Sayın Emek, Sayın Coşkuner, Sayın Seyhan, Sayın Çöllü, Sayın Ayhan.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)

1.- (10/137) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin Genel Kurulun 4/1/2011 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Grup önerisini oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesi ile 568 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak ve bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi

                                                                                                                        04/01/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 04.01.2011 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                 Mustafa Elitaş

                                                                                                                       Kayseri                                     AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmında yer alan 492, 568, 474, 535, 477, 79, 511, 62, 577, 578, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585 ve 586 sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin bu kısmın 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50 ve 51 inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

568 sıra sayılı kanun tasarısının, İçtüzüğün 91. maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekte yer alan cetveldeki şekliyle olması,

Önerilmiştir.

568 Sıra Sayılı

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/883)

Bölümler          Bölüm Maddeleri                    Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm                      1-29                                             29

2. Bölüm                     30-50

              (Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 ,6, 7 ve 8)               29

                     Toplam Madde Sayısı                                58

BAŞKAN – AK PARTİ grup önerisi lehinde söz isteyen Nuri Yaman, Muş Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

M. NURİ YAMAN (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, yine bugün de, üç yılı aşkın bir süredir devam eden, Adalet ve Kalkınma Partisinin bir klasiğiyle yine karşı karşıyayız. Ülkenin ve beklentisi olan bir sürü insanımızın sorunları orta yerde dururken AKP, yine her zaman olduğu gibi, gerek Genel Kurulda gerek komisyonlarda, her alanda, kendi gündemini belirlemenin ve o gündeme göre de bu Meclisi yönetmenin ve bu Meclisi yönlendirmenin çabasını bir kez daha gösteriyor.

Şimdi, bu önergeye baktığınız zaman, sırası gelen ve öncelikli olan bir sürü yasal düzenleme var ama AKP’nin zihniyeti, AKP’nin yaklaşımı, kendisine demokrat, kendisine Müslüman anlayışı içinde, hele hele, yaklaşan bu seçimlerde de kendi lehinde olacak her türlü düzenlemeyi, evvel Allah hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan gündeme taşımaya devam ediyor. Bakın, çok değil beş ay sonra, bu ülke bir genel seçime gidecek ve Sayın Başbakan, bütün konuşmalarında, demokrasiden, insan haklarından, eşitlikten, özgürlüklerden bahsederken demokratik bir yarışın da bu kapsamda seçimlerde uygulanacağından bahsediyor.

Biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak bu Parlamentoya girdiğimiz günden bu yana, sadece kendi coğrafyamızdaki insanların sorunlarıyla değil, Trakya’daki yurttaşlarımızın da Karadeniz’deki insanımızın da Çukurova’dakinin de Anadolu’nun neresinde bir sorun varsa gerek araştırma önergelerimizde gerekse Meclis gündemindeki görüşmelerin elverdiği ölçüde ülke sorunlarını hep dile getirdik ve bunu dile getirirken de sürekli olarak, demokratik bir yarışın koşullarının yaratılması ve demokrasinin olmazsa olmazlarından biri olan Siyasi Partiler Yasası’ndaki yasa dışı düzenlemelerin, çelişen bir sürü konuların ve bilhassa da siyasi partilerin demokrasinin gelişmesi ve ilerlemesi içinde ayakta durmalarını sağlayan hazine yardımından mahrum bırakılmamasını öngördük. Bunlar, hepsi gerek komisyonlarda gerek Genel Kurulda dile getirilen konular, tıpkı şu anda benim bu kürsüden dile getirdiğim gibi ama…

Tabii, halkımız bizi ekranlarından izliyor. Ben de şimdi AKP sıralarında bu Genel Kurulu izlemekte olan arkadaşlarımın yüzlerine bakıyorum ve tamamı ya yanındaki arkadaşıyla ya önündeki kişiyle dalmış bir sohbete. Tabii, seçim telaşının da bu arada olması bunlara bu haklılığı vermez. Ben…

YAHYA DOĞAN (Gümüşhane) – Sadece seni dinliyorum.

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Tabii, Sayın Hocam, sizin dinlediğinizin ben farkındayım. Ne de olsa bir Mülkiyelilik hukukumuz var, bunu dinlediğini yine beraber çalıştığımız komisyonlarda da görüyorum. Ama ülkenin bu önemli sorunlarını biz buradan dile getirirken de değerli arkadaşlarımız bu ülke sorunlarından, ülke gündeminden ziyade AKP’nin gündemini ve belki de bugün Sayın Başbakanın yaptığı konuşmasındaki konuları değerlendiriyor.

Hazine yardımı, gerçekten, siyasi partilere demokratik yarışta önemli katkısı olan bir yardımdır. Hele seçim arifesinde bulunduğumuz bu yıl, yasa gereği bütçeden sağlanan bu hazine yardımı seçim nedeniyle 3 katına çıkarılacak ve hafızam beni yanıltmıyorsa, 180 milyar liralık bir yardıma, bu seçim sisteminin yapısından kaynaklanan bir gelire sahip olacak. Aynı şekilde, grubu olmasına rağmen, Barış ve Demokrasi Partisi bu yardımdan mahrum durumda. Diğer partiler bu yardımın seçim nedeniyle 3 katına çıkmasından da herhâlde biraz memnunlar.

Yine, ülkemizin önemli sorunlarından biri de seçim barajı. Bakın, Avrupa Konseyi üyesi kırk sekiz ülkede ve Avrupa Birliği üyesi yirmi sekiz ülkenin hiçbirinde yüzde 3’ten fazla bir baraj bugüne kadar uygulanmadı. Şimdi duyuyoruz ki bu konularla ilgili çalışmalar yapan AKP’nin seçim işleriyle ilgili sayın genel başkan yardımcıları, bölgede bu çalışmaları yaparken, “Biz acaba Barış ve Demokrasi Partisini bu seçimlerde nasıl baraj dışında bırakırız? Kimleri, hangi popülaritesi yüksek olan, kredisi yüksek olan adayları bölgede aday yaparsak bunların önünü keseriz?” diye kamuoyu araştırması yapan birtakım kişilere bu araştırmaları yaptırıyorlar. Bunları alandan bize iletilen bilgilerle, bu çalışmaların harıl harıl yürütüldüğünü, adayların buralarda lanse edilmeye çalışıldığını bizzat tabanımızdan aldığımız bilgilerle tespit etmiş durumdayız.

Bakın, net ve açık olarak söylüyorum, o coğrafyada yaşayan o halk, kendi değerlerine sahip olan bir halktır. O halk, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde verilen bedellere sahip çıkan bir halktır. O halk, orada kendi sesi olan, kendi sözü olan, kendi kulağı olan ve dört yıla yakın bir süredir de bu kürsüde o halkın dileklerini, o halkın isteklerini ve duygularını dile getiren milletvekillerine ölümüne bağlı olan bir halktır. Siz, sayın genel başkanlarınız dâhil; siz, kamuoyunda çok farklı birtakım kriterleri taşıyan kişiler dâhil, kimleri onlara sunsanız, bakanları dahi gönderseniz o bölge halkı kendi insanına, kendi davasına ve kendi inandığı değerlere sahip çıkarak yine kendi sesini bu Mecliste duyuracaktır. O nedenle, sizlerden herhangi bir beklentimiz yok. Ancak, eğer demokrat olmak istiyorsanız, hukuka saygılıysanız, başta Seçim Kanunu’ndaki antidemokratik yasaları ve uygulamaları, hazineden partilere yapılan yardımlar başta olmak üzere seçim barajıyla ilgili düzenlemeleri en kısa süre içinde gündeme taşımanız ve bence -bu süredeki- bu birkaç aylık, Meclisin çalışmasında bunları gündeme getirmeniz lazım. Yoksa sizin belirlediğiniz bu gündemle bu ülkenin sorunları çözümlenmez. Bu ülkenin sorunları, gelecekte, buradan, o halkın üretken bir halk hâline gelmesi, tüketim ekonomisinden çıkarak tasarrufa ve üretime yönelecek ekonomik tedbirlerin alınmasıyla ancak size oy verecek diyor -bu değişiklik önergesiyle siz kendi gündeminizi belirliyorsunuz- bu gündeminizin size bir yarar getirmeyeceğini ve bu yapılacak seçimlerde de halkın size verecek cevabının bugünden belli olduğunu belirtiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yaman.

AK PARTİ grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin aleyhine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, 2011 yılının baskının, şiddetin, sömürünün, eşitsizliğin, adaletsizliğin, hukuksuzluğun olmadığı; demokratik hukuk devletinin güçlendiği, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletildiği, devletin demokratikleştiği, bireyin özgürleştiği, devletin kutsal hukuku yerine bireyin özgür hukukunun korunduğu bir yıl olmasını diliyorum. Herkese özgür ve korkusuz bir yaşam diliyorum.

Değerli milletvekilleri, halkımızın sorunları vardır. Parlamento da halkımızın sorunlarını çözmek için kendisine düşen kısım yönünden yasa yaparak bu sorunları çözmeye çalışır yani Parlamentonun yasa yapması, aslında milletin ihtiyaçlarını gidermek üzere yapılır ve bu yasalar yapılırken Parlamentoda hem İç Tüzük’e hem Parlamento hukukuna hem de evrensel hukuk kurallarına bağlı kalmak gerekir. Oysa Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Parlamentoda yasa yapma tekniği de dolanılarak, yasa yapma tekniği de yok edilerek yeni yeni yöntemler ve teknikler geliştirildi ve halkın ihtiyaçları, halkın talepleri dikkate alınmadı.

Şimdi, ben bakıyorum, Parlamentomuzun sonuna geldik, yasama organındaki arkadaşlarımız ya çok çalışmaktan ya da hiç çalışmamaktan âdeta yoruldular ama halkın sorunlarının gerçekten objektif olarak çözümüne yönelik bu Parlamentoda hiçbir şey üretilemedi.

Şimdi, bakın, bu Parlamento döneminde, 2007’den bu yana yapılan tartışmalara bakarsak, yapılan görüşmelere bakarsak, bu görüşmelerden ve bu tartışmalardan halkın hiç yararlanmadığı çok açık anlaşılmaktadır.

Şimdi, 81 ilin 49’unda teşvik uygulanıyor, bu teşvikler esnafı kapsamıyor. Şimdi, esnafın sorunu var ve bu illerdeki bu teşviklerden sadece tacirler ve şirketler yararlanıyor, esnaflar yararlanmıyor. Esnaflar neden yararlanmıyor? Esnaflar oradaki tacir ve şirketlerden daha mı çok zengin, daha mı fazla, daha mı iyi kazanıyorlar? AKP İktidarının bu sorunu çözmesi gerekiyor ama bunu duymazlıktan geliyor.

Mersin narenciye bölgesi, limon yeri, portakal yeri. Limonlar dalda kalmış, limonlar çürümüş, limonlar dibe inmiş. Limoncunun sorunu var, narenciyecinin sorunu var. AKP İktidarı bu sorunu görmüyor, görmezlikten geliyor. “İşte, biz destekleme fiyatı çıkardık. Ton başına 75 dolar destekleme verdik, artı 25 dolar daha vereceğiz.” diyor. Gelmişiz ekim ayına, bu verilen 75 dolarlık desteğin 5 doları Narenciye İşletme Tanıtım Konseyine veriliyor, 70 doları da ihracatçıya gidiyor. Üretici ne alıyor? Üretici hava alıyor. Yani üreticinin eline geçen hiçbir şey yok. Şimdi, “Tonda 50 dolar verdik.” deniyor ama henüz bir üreticiye ya da ihracatçıya yansıdığı -sorun- yok.

E, narenciye gerçekten dalda kalmış. Sovyet Rusya’ya on beş günde bin ton susuz limon gönderiyorsunuz, sulanmamış limon gönderiyorsunuz ve Rusya ihracat yolunu tıkıyor. Siyasi iktidar, ihracattan sorumlu Bakan bu tıkanıklığı aşmıyor, ihracatçının sorununu çözmüyor, dolayısıyla limoncunun sorununu da çözmüyor. Ne yapıyor? Ya kendi yandaşlarının sorunlarını çözecek yasalar yapıyor ya da kendi yandaşlarını kurtaracak yasalar yapıyor ve bunu yaparken de yasa yapma tekniğine aykırı bir şekilde ya temel kanun olarak getiriyor ya da komisyonların bile görüşlerini almamak için ya da ne yaptıkları fark edilmesin diye torba yasa, çuval yasa diye bir yasa icat ediyor, ne gelirse onun içine atıyor.

Şimdi, bakın, en son, kamu alacaklarının yapılandırılması amacıyla bir yasa getirildi. Yani gerçekten, ekonomik krizin yol açtığı mağduriyetin giderilmesini istismar ederek, onların o ihtiyaçlarını giderelim diye bir torba yasa getirdi. Bu torba yasanın içerisine keçilerin otlatılmasından tutun, Hâkim ve Savcılar Kanunu’ndan tutun, işte gelir vergisinden tutun, aklınıza ne gelirse, Orman Kanunu, her şeyi içine doldurdu. Yani bunu niye yapıyor? Bunu şu nedenle yapıyor: Bu kanunlar ilgili komisyonlarda görüşüldüğü zaman ilgili kurumlarla tartışılacak, onların görüşleri alınacak. Dolayısıyla bu yola sapmamak için, bundan kurtulmak için bu yola başvuruyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi getirdiği şeye, AKP’nin grup önerisine baktığımız zaman, işte RTÜK Kanunu gelecek. Bu RTÜK Kanunu’nun yani bunun halkın sorunlarıyla ne alakası var? Halkın hangi sıkıntı ve sorununu çözecek bu RTÜK Kanunu, ben onu merak ediyorum. Örneğin demin de söyledim, o teşvikten yararlanamayan esnafların sorununu mu çözecek? Limonu dalda kalan, dibine dökülen limoncunun sorununu mu çözecek bu kanun?  Yok, çözmeyecek. Ve bu RTÜK hepimizin bildiği üzere çağdaş bir denetim kurumu olarak kurulmuş, amacı radyo ve televizyon kurumlarını çağdaş ve modern hukuk kurallarına uygun, denetim kurallarına uygun bir şekilde denetlemek üzere kurulmuş ama bugün gelinen noktada çağdaş bir denetim organı olmaktan çıkmış, iktidara muhalif olan basın ve görsel televizyonları hizaya getirme aracı olarak kullanılır hâle gelmiş yani ceza yağdırmaya başlamış, baskı yapmaya başlamış, iktidara, AKP İktidarına muhalif olan televizyon kanalları varsa onları hizaya getirmenin bir manivelası hâline gelmiştir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu RTÜK yine iktidar yandaşı medyada, orada iş bulan insanların çıkarlarını koruyan bir organ hâline gelmiştir. Ve devletin, Anayasa’nın 133’üncü maddesinde açıkça yazıyor yani TRT gibi kurum ve kuruluşların tarafsız, yansız, objektif yayın yapmasını esas ilke olarak benimsemiş ama bugün TRT ekranlarını açtığınız zaman TRT’de gazeteci kılığında AKP militanlarını görürsünüz. O AKP militanları akşamdan sabaha kadar iktidara övgüler düzerler, iktidar karşısında olan herkese küfrederler ve RTÜK de bunları bir türlü görmez -neden görmez, onu anlamam- ama öbür taraftan, küçücük, AKP’ye yönelik bir eleştiri olsa aynı RTÜK buna hemen ceza yazar ve susturmaya kalkar. Bunun en son örneğini de Doğan Grubunda olan radyo ve televizyonlarda da gördük değerli arkadaşlarım.

Şimdi, bu RTÜK’le ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Bu RTÜK, sözüm ona tarafsız bir denetim yapacak yani Türkiye’deki bu televizyonların yayınlarını, radyoların yayınlarını tarafsız bir şekilde, kamu yararına uygun bir şekilde denetleyecek ama o denetim organının yönetim kurulunda bulunan insanlar, Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesindeki görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm olmuş insanlar. Şimdi onları kurtarmak için bu Mecliste, geçen günlerde, Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesindeki görevi kötüye kullanma suçunun sınırını, alt sınırı, üst sınırını aşağıya çektik, dolayısıyla onları kurtarmanın yolunu açtık.

Değerli arkadaşlarım, yine RTÜK’ün bağlı olduğu Sayın Bülent Arınç NTV’ye yaptığı bir konuşmasında -o tarihte- şunu söylemişti bu irticayla mücadele eylem planıyla ilgili olarak: “Ben Genelkurmayın yerinde olsam bu Dursun Çiçek’i görevden alırdım.” dedi. Aslında, tabii, Dursun Çiçek’i görevden alma yetkisi Genelkurmayın değil, Millî Savunma Bakanlığının olduğunu kendisi herhâlde sonradan, bu görevden alınan komutanlar vesilesiyle öğrenmiştir.

Ancak burada şunu ben dikkatinize sunmak istiyorum, aynen şunu söylüyor Sayın Arınç: “Ben olsaydım, hakkında soruşturma bulunan bir devlet görevlisini soruşturma tamamlanıncaya kadar görevden alırdım. Örneğin Vakıflar Genel Müdürlüğündeki bir bürokrat suçlansa böyle yapardım.” diyor. Ama, değerli arkadaşlarım, RTÜK’ün önceki Başkanı ve hâlen RTÜK üyesi olan Zahid Akman… Almanya’da soruşturulan ve yargılaması yapılan Deniz Feneri e.V. davası sonunda Alman mahkemesinin “Yüzyılın en büyük bağış yolsuzluğu.” dediği yolsuzluk davası için Zahid Akman’ı asli faillerin arasında saymış, ancak nedense Zahid Akman hâlâ RTÜK’te üye olarak görevine devam ediyor. Yani, Bülent Arınç bir yandan “Ben olsaydım bu soruşturmanın sonuna kadar görevden alırdım.” diyor ama kendisine bağlı RTÜK’te, Zahid Akman’ın bu asrın yolsuzluk davası denilen olayın asli failleri arasında olduğu hususu Alman mahkeme kararlarıyla tespit edildiği hâlde, bu adam hâlâ görevinde durmaktadır.

Şimdi ben sormak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Bir dakikam yok mu?

BAŞKAN – Yok, baştan ilan ettik Sayın Öztürk süre verilmeyeceğini.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Selamlayayım Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Abdurrahman Arıcı, Antalya Milletvekili.

Buyurun Sayın Arıcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Muhalefet partilerimizin grup başkan vekillerinin de katkılarıyla kanun tasarılarını bu hafta da görüşmeye devam ediyoruz. Katkıda bulunan tüm milletvekillerimize teşekkür ediyorum.

Yeni yılın ülkemize, Meclisimize sağlık, huzur ve barış getirmesini temenni ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arıcı.

AK PARTİ grup önerisi aleyhinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Tabii bir dönemin sonuna geldik, dönemin sonuna ulaşmış olmamıza rağmen hâlâ bu konuda bir usul geliştirememiş olmayı, gerçekten üzülerek ifade etmek istiyorum. Yeniden bir gündem belirlemesi yapıyoruz.

Tekrar ediyorum: Genel Kurulun, Meclisin gündemi, Hükûmetin talepleri veya işte ülkenin gündemi doğrultusunda Hükûmetin takdiriyle belirlenmelidir. Bu doğrudur, haktır ama bu konuda da bir tutarlılık gerekiyor. İşte, toplumun talepleri doğrultusunda hangi kanunların çıkartılması gerektiğini Hükûmet önceden öngörebilmeli, ikide bir Genel Kurulun önüne bu değişiklikleri getirerek zamanı israf etmemeli, bu bir tenkit konusu. Gerçekten, bu noktada, geçen hafta Danışma Kurulu yapıldı, bu hafta tekrar yapılıyor. Hâlbuki bunlar -bugün- dünden öngörülerek, bu düzenleme yapılabilirdi, yapılamamış olmasını milletin, ülkenin zamanından israf etmek olarak değerlendiriyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, burada bazı düzenlemeler öne alınıyor, daha çok da uluslararası sözleşmelerin kanunlaştırılmasıyla ilgili düzenlemeler öne alınıyor. Gerçekten bu gerekli. Her yurt dışı seyahatinde görüyoruz ki çok önceden, ülkeler arasında, hükûmetler arasında imzalanan bazı sözleşmelerin yürürlüğe girebilmesi için burada kanunlaştırılması gerekiyor. Yurt dışına giden  heyetlerimiz, Cumhurbaşkanı başkanlığında, Başbakan, bakanlar veya işte, komisyon başkanlarının başkanlığında yapılan bu ziyaretlerde maalesef mahcup olunuyor. Ülkemiz adına, devletimiz adına bir mahcubiyet hasıl oluyor çünkü önemli gördüğünüz bir konuda, bir devletle anlaşmış oluyor, bir sözleşme imzalamış oluyorsunuz ama bunu yürürlüğe koyamıyorsunuz, sorunlar devam ediyor. Dolayısıyla bu, Genel Kurulun görevi, bu sözleşmeler hızla kanunlaştırılmalı.

Ümit ediyorum ki veya temenni ediyorum veya teklif ediyorum, aslında ne kadar uluslararası sözleşme varsa bunların hepsini bir araya getirerek burada, üç gün, beş gün çalışarak bunları sıfırlamamızda çok önemli faydalar var, ülke açısından fayda var çünkü gidiyorsunuz, önünüze koyuyorlar. Diyorlar ki: “Bakın, iki yıl önce bunu imzaladık ama hâlâ yürürlüğe geçmiyor.” Niye? “Genel Kuruldan geçmedi.” Bu bize yakışmıyor. Ben, yine teklif ediyorum, temenni de ediyorum, her defasında söylüyoruz, olmuyor. İktidar partisi, muhalefetten gelen her teklife maalesef “yok” diyor. Bu, usul; bu, iktidar olmanın gereği galiba. Dolayısıyla, teklif ediyorum, gelin bu uluslararası sözleşmeleri, hepsini bir araya getirin, Meclisimiz birlikte çalışsın, hızla çıkaralım ve bu işi sıfırlayalım.

Bir başka husus da, şunu söylemem lazım: Gerçekten, değerli milletvekilleri, bugün toplumun birçok kesimi kendi sorunlarıyla boğuşuyor ve bu çaresizlik ve sahipsizlik içerisinde boğuşuyor. Bunlara Meclisimizin sahip çıkması anlamında, onları ilgilendiren kanunlara öncelik verilmesi gerekiyor. Bakın, bugün -benim meslek alanım olduğu için ve bölgemin çok önemli bir sorunu olduğu için- bu kadastro çalışmaları dolayısıyla orman içi ve kenarı köylerinde çok ciddi bir mağduriyet yaşanıyor. Sekizinci yılını dolduran bu iktidar 2/B sorununu hâlâ çözmedi. Tekrar seçime gidiyorsunuz, bu millete ne diyeceksiniz?

İki: Orman kadastrosunu bitirdiniz, arazi kadastrosunu da bitirdiniz, üst üste örtüştürdünüz, hazine arazilerini ve ormandan çıkarılan arazileri hazine parseli hâline, millî emlak parseli hâline getirip İnternet üzerinden satıyorsunuz. Bir yandan tapuları iptal ediyorsunuz, bir yandan da milletin ata öte ektiği tarlaları elinden alıp satıyorsunuz. Bu bir zulümdür. Bu doğru değil. Adam o dağın başında dişiyle, tırnağıyla ekmeğini kazanıyor, çocuklarını beslediği araziyi elinden alıyorsunuz. Bunun düzeltilmesi lazım. Özellikle bu tapu iptal davalarıyla ilgili düzeltmeyi daha önce de konuştuk, “Yapacağız.” denildi ama yine erteleniyor, yine erteleniyor. Eğer bu dönemin sonuna kadar bu kanun çıkarılamazsa, bu, AKP zulmü olarak tarihe geçer. Bunu buradan bir daha ifade ediyorum. Çünkü gerçekten zor durumdalar. Yani adamın dağın başındaki arazisini elinden alıyorsun, üstelik bir de mahkeme masrafı ödettiriyorsun. Böyle bir şey olmaz. Bu doğru değil, hak değil. Bu meselenin çözülmesi ve buna dayalı kanunlara öncelik verilmesi gerekir. Danışma Kurulu grup önerisi olarak iktidar partisinin buraya getirdiği bu düzenlemede maalesef her defasında bunları söylemiş olmamıza rağmen bu düzenlemelere öncelik verilmemiş olmasını milletim adına buradan tenkit ediyorum.

Bir başka şey çiftçilerin sorunları. Borçlarının ertelenmesiyle ilgili yapılan torba kanunda -işte arkadaşlarımız da ifade ediyorlar, biz çok büyük rahatsızlık duyuyoruz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak- başladığınız noktanın çok ötesindesiniz, çok farklı yerdesiniz. Devlet alacaklarının yeniden yapılandırılması sözüyle, vaadiyle yola çıktınız, şimdi konu bir yapılandırma kanununa dönüştü. Merkez Bankasını taşıyacağız, öbürünü taşıyacağız. Efendim, işte bir sürü personel yasalarını oraya koyuyorsunuz, birtakım hukuki düzenlemeler koyuyorsunuz. Bu hak değil, bu iflas etmiş tüccarın defter karıştırmasına, eski defterleri karıştırmasına benziyor. Sekiz yıl iktidar olacaksınız, bugüne kadar yapmanız gereken düzenlemeleri tamamlamamış olacaksınız, şimdi ilgisiz bir kanuna ilave bir madde ekleyerek o sorunu çözmeye çalışacaksınız. Bu hiç disiplinli, düzenli, işini bilen bir iktidarın, bir kadronun içine düşmemesi gereken bir durum. Özellikle devlet alacaklarının yeniden yapılandırılmasıyla ilgili Hükûmetin verdiği sözün yerine getirilebilmesi, oluşturulan beklentinin karşılanabilmesi için ısrarla teklif ediyoruz. Getirin o 20 maddeyi çıkartın, burada kanunlaştıralım. Siz söz verdiniz, toplumda bir beklenti oluşturdunuz. Şimdi şunu bahane ederek, bunu bahane ederek bunu geliştirmenin hiçbir faydası yok.

Bu torba kanunun bugün 150 maddeye çıktığı söyleniyor. Şimdi “Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, Usul Hukuk Muhakemeleri Kanunu görüşmelerinden sonra bunu yetiştireceğiz.” Derseniz çok zor yetiştirirsiniz, sözünüzde durmamış olursunuz. Dolayısıyla, o noktada toplumu da şuna tahrik etmeyin: “İşte, efendim, biz çıkartmak istiyoruz, muhalefet engelliyor.” Böyle bir bahaneniz de yok. Sizi millete şikâyet ederiz. Nerede söz verdiyseniz, neyi söz verdiyseniz onun arkasında durun, getirin onu, burada görüşelim, müzakere edelim ve çıkartalım.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, toplum kesimlerinin sorunlarının çözümü için öngördüğünüz hukuku buraya getirin, muhalefet olarak biz de katkımızı verelim, desteğimizi verelim, topluma bir fayda hasıl edelim. Yoksa burada iktidarlık-muhalefetlik oyununun bu topluma hiçbir faydası yok.

Bir başka hususu daha söylemem gerekiyor: Bugün biz bir araştırma önergesi vererek kredi kartı borçlularının ve tüketici kredisi borçlularının içine düştüğü bunalımın çözümü için bir komisyon kuralım, araştıralım bu konuyu, tespitler yapalım, çözümler önerelim diye teklif ettik ama iktidar partisinin oylarıyla reddedildi. Ama bu sorunu yok sayamazsınız. Bugün toplumun 40 milyon insanı kredi kartı borçlusu veya bireysel kredi borçlusu, borçlarını ödeyemiyor. Dolayısıyla, bu sorunu yok sayarak işte “Almasaydın! Ben mi sana söyledim al bu krediyi? Ödeyemeyeceğin krediyi niye aldın?” diye söylenmenin, böyle bir diklenmenin hakkı siyasette yok, özellikle iktidarda hiç yok.

Ayrıca, geçen sene yaptığımız karşılıksız çekle ilgili düzenleme, maalesef bir yılı doldurdu, hiçbir sorunu çözmedi, ne alacaklıların sorununu çözdü ne borçluların sorununu çözdü.

Şimdi “çek mağdurları” diye kendilerine isim koyan ve işte, özgürlükleri sınırlandırılan, tutuklanan insanlar yine siyasetin önündeler, yine verilen bir yıllık süre tamamlanmasına rağmen sorun çözülememiş ve çözülemeyen bu sorun yine bu Meclisin, bu Genel Kurulun ve siyasetin önünde çözüm beklemektedir. Bu konuyla da ilgili toplum kesimi, suçlu, sorumlu aramadan, bir sorunu olduğu gibi tespit ederek soruna çözüm üretmek sorumlusu olan bu Genel Kurul, bu siyaset kurumu, iktidar başta olmak üzere, muhalefetiyle iktidarıyla bu Genel Kurul bu soruna da bir çözüm üretecek hukuku buraya getirmeli ve müzakere edilmeli.

Dolayısıyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin bugün huzurumuza getirdiği grup önerisi, gerçekten belki gerekli ama faydalı bir önermede bulunmamaktadır. Dolayısıyla, yine, demin arkadaşımızın da söylediği gibi, bir AKP klasiğiyle yine karşı karşıyayız. Oylarınızla kabul edilecek ama bekleyin, inanın, üç gün sonra bu Danışma Kurulu önerisi yeniden değiştirilecektir, yeni bir öneriyle ve aynı sözlerle biz bunu tekrar müzakere edeceğiz.

Bu duygularla hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

AK PARTİ grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, efendim, bu 37’nci madde uygulamasını yanlış yapıyor Başkanlık Divanı. Bakın, benim şu anda verdiğim 10 tane kanun tasarısının 37’nci maddeye göre gündeme alınması konusunda isteğim var. Şimdi 37’nci maddeyi okursanız, ilgili milletvekili kırk beş gün içinde görüşülmezse bunu talep eder ve derhâl gündeme getirilir, diyor. Müsaade ederseniz, bu uygulamanız konusunda bir usul tartışması açalım. Çünkü… (AK PARTİ sıralarından “Yazılı versin Başkan.” sesi) Olur mu yani? Günde bir tane istek getiriyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilim, lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) - İç Tüzük bu konuda çok açık yani burada Başkanlığa ve Başkanlık Divanına bir takdir hakkını bırakmamıştır.

Milletvekili eğer 37’nci maddeye göre talepte bulunursa bu talebinin yerine getirilmesi gerekir. Şimdi, sizin uygulamalarınızda tutuyorsunuz her gün bir tane veya salıdan salıya bir tane teklif indiriyorsunuz, öteki arkadaşların teklifleri gündeme gelmiyor. Bu konuda, uygun görürseniz, bir usul tartışması açalım efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

İç Tüzük 37’nci madde gayet açık.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne diyor? Okuyun bakalım. Lütfen…

BAŞKAN – Ne demek “Okuyun bakalım.” Sayın Genç?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, diyor ki: Milletvekilinin istemi hemen işleme konulur.

BAŞKAN – Sözleriniz tutanaklara geçti Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tutanağa geçmesi önemli değil Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sözleriniz tutanaklara geçti. “Okuyun bakayım.” diye Başkanlık Divanına siz oradan emir veremezsiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İç Tüzük’ün gereğini yerine getirmek lazım.

BAŞKAN – İç Tüzük elimde, okuyacağım biraz sabrederseniz siz. Hiç kimseye görevini de öğretmeye kalkışmayın lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Okuyun, peki.

BAŞKAN – “Tasarı ve tekliflerle kanun hükmünde kararnamelerin esas komisyonlara havale gününden itibaren en geç kırkbeş gün içinde sonuçlandırılması gerekir.

Bu sürenin bitiminde, tasarı, teklif veya kanun hükmünde kararnamenin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını Hükûmet veya teklif sahipleri isteyebilirler.”

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet, isteyebilirler. İstedik.

BAŞKAN – “Bu istemler üzerine komisyon, Hükûmet, teklif sahibi ve bir milletvekili beşer dakikayı geçmemek üzere söz alabilir. Genel Kurul işaret oyuyla karar verir.”

Çok sayıda talep olduğu için sırasıyla…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, sırası yok orada. Sırası yok Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Daha önce Başkanlık Divanının aldığı bir karar ve teamül gereği…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani Başkanlık Divanı, Meclis Başkanlığı burada…

BAŞKAN – Biz uygulamayı tamamen burada talep sırasına göre alıyoruz Sayın Genç, sözleriniz de tutanaklara geçti.

Teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, sözümün tutanağa geçmesi önemli değil, İç Tüzük’ün gereğini yerine getirelim.

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Yeter be!

BAŞKAN – Lütfen, sayın milletvekilleri…

Sayın Genç konuşuyor, bir hukuki konu tartışılıyor burada.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bilmiyorsanız öğrenin ya, Allah Allah! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Dinleyeceksiniz, dinlemiyorsanız çıkın dışarı oturun.

Sayın Başkan, biz burada milletvekili olarak hakkımızı korumak istiyoruz. Yani bu teklifimizi ne zaman gündeme alacaksınız?

BAŞKAN – Sayın Genç, İç Tüzük hükümlerini okudum. Ayrıca, şimdiye kadar yapılan uygulamalar da yerleşmiş. Sadece… Bizim elimizdeki, uyguladığımız kaynaklar nedir?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama Sayın Başkan, tutumunuzu değiştirin. Günde üç tane ya da dört tane koyun.

BAŞKAN – Anayasa, İç Tüzük ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bugüne kadar yapılan uygulamalar.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, şimdi, yani bu bir tane. Eğer salıdan salıya bir tane almanızı gerektiren...

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Müsaade eder misiniz? İç Tüzük’ün 37’nci maddesi açık.

BAŞKAN – Teklif sahibi adına söz isteyen Tayfur Süner...

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) ÖNERGELER

1.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, (2/438) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/245)

BAŞKAN – Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

2/438 esas numaralı (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında) kanun teklifimin İçtüzüğün 37’nci maddesine göre işlem yapılmasını saygılarımla arz ederim. 25/01/2010

                                                                                                                  Tayfur Süner

                                                                                                                       Antalya

BAŞKAN – Teklif sahibi adına Tayfur Süner, Antalya Milletvekili.

Buyurun Sayın Süner. (CHP sıralarından alkışlar)

TAYFUR SÜNER (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclis Başkanlığına sunmuş olduğum kanun teklifimin doğrudan gündeme alınması konusunda söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hepinize iyi seneler. İyi seneler de maalesef emeklilere iyi seneler diyemiyoruz. Niye? Sayın Başbakanın açıklamış olduğu rakamlara göre emeklilerimize 60 lira zam geliyor. Nasıl iyi seneler dileyeceğiz emeklilerimize? Ama iyi seneler dileyecek birisi var emeklilerin içinde.

Emekliler Derneği Başkanı geçen sene Sayın Başbakana bir çiçek takdim etti verdiği zamla ilgili. Bu Dernek Başkanı görevinin başında kaldığı müddetçe açlık sınırının altında, emekliler pranga mahkûmu gibi yaşamaya layıktır.

Toplumlar, örgütlü toplum olduğu zaman haklarını savunabilirler. Maalesef Türkiye örgütlü toplum olmaktan çıkarıldı. Bakın, enflasyon rakamını 6,4 diye açıkladınız ama gerçek rakamın, enflasyon rakamının 6,4 olmadığını vatandaş artık gülerek karşılıyor. Akşam televizyonu izlediğim zaman, halka soruyor spiker: “Enflasyon 6,4’müş, doğru mu? Nasıl karşılıyorsunuz?” “Gülerek...” Artık enflasyon rakamlarını da Hükûmet, her açıkladığı rakamlar gibi, gerçek sınırlarının dışında açıklıyor.

Enflasyon rakamlarını tespit ederken nelere bakıyor Hükûmet, bir göz atalım: Flüt, lens, epilasyon cihazı, pinpon topu, at yarışları… Sayın milletvekilleri, emekliler at yarışı oynamıyor, pinpon topu almıyor. Vatandaş ekmek istiyor, aş istiyor, emekli geçinmek istiyor.

Bakın, Antalya’da, Güllük Caddesi’nde yürürken bir öğretmen önümü kesti. “Sayın vekilim, beni beş dakika dinler misiniz?” “Buyurun.” dedim. En yakın kafeye gittik, oturduk. Dedi ki: “Eskiden çocuğum bana yardım ederdi. Şimdi işini kaybetti, torunumla beraber evime geldi. İki odalı bir evde oturuyoruz. Emekli maaşıyla beş kişi biz nasıl geçineceğiz? İlk önce torunuma bakıyoruz, sonra biz kalan rakamla yaşamaya devam ediyoruz. Ne kadar devam edeceğiz bilmiyorum. En kısa zamanda benim oğluma iş...” “Asgari ücretle hemen yerleştireyim.” dedim, ona bile razı oldu.

Toplum bu hâle geldi, emekliler bu hâle geldi ama sokaktaki enflasyonun farkında değilsiniz. Sokaktaki enflasyon, geçen sene 11 olan yağ 16 lira olmuş, un 36-38 aralığından 53 milyona çıkmış, sarımsak yüzde 90 artmış, dana eti yüzde 20 artmış, koyun eti yüzde 26 artmış ama maalesef hiçbir şeyin farkında değilsiniz. Artık ekonominin çarklarının emekliler için de dönmesi gerekir. Eğer emeklilere yüzde 50 zam verirseniz mahalle arasındaki bakkal mutlu olur, mahalle arasındaki kasap mutlu olur, berber mutlu olur. Ne olur, gelin, ekonominin çarklarını da emeklilerimiz için çalıştırın.

Buradan emeklilerimize de sesleniyorum: Bu Dernek Başkanınızı değiştirin, örgütlü toplum hâline gelin ve haklarınıza… Artık kendiniz kendi seçtiğiniz insanlarla, sizi temsil edecek insanlarla yola çıkın, değilse daha çok sürünürsünüz. Bakın, Sayın Bayram Meral Türk-İş’in Başkanı olduğu zaman 4 milyondu, örgütsüz toplum hâline geldik, Türk-İş’in rakamları 1 milyona düştü, DİSK 1 milyondu, 100 bine düştü. Artık buradan Bayram Meral üzülerek seyrediyor Türk toplumunu. Çünkü örgütsüz toplum devamlı açlığa mahkûmdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TAYFUR SÜNER (Devamla) - Açlık rakamı, açlık sınırı TÜİK’in rakamlarına göre 900 ama emeklilerimize 800 civarındaki bir rakamı layık görüyorsunuz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Süner.

Bir milletvekili adına söz isteyen Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu.

Buyurun Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli üyeler; Antalya Milletvekilimiz Sayın Süner’in verdiği teklifle ilgili birkaç kelime de ben etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, biliyor musunuz -Türkiye’de emekli maaşları arasındaki uçurumu önce size arz edeyim- 330 bin lira alan emeklimiz var, 330 lira.

Şimdi, biliyorsunuz, bir Emekli Sandığı emeklileri var, eskiden      BAĞ-KUR, SSK vardı, üçlüydü, şimdi ikili gruba döndü ama üçlü gruptaki olay devam ediyor. 330 lira alan bir emekli var aynı grupta, 2.500 lira alan emekli var aynı gurupta. Emekli Sandığında minimum 850 lira, maksimum 5.000 lira.

Değerli milletvekilleri, bir ülkede insanın onuru, şerefi, haysiyeti için, ekmeği için 330 lirayla ne yapılır? Takdirlerinize sunuyorum. Bir tarafta Avrupa Birliği diyoruz, bir tarafta 15 bin dolar gayrisafi millî hasıladan bahsediyoruz. Gelin, hepimiz elimizi vicdanımıza koyalım, 330 lira alan bir emeklinin geleceğini hep birlikte konuşalım arkadaşlar. “Biz, emeklilere şu kadar zam yaptık.” Hayır arkadaş, emekli aç. Siz, bireysel olarak eğer minimum bin lira, Sayın Süner’in teklif ettiği… Emekli Sandığı emeklisinin aldığı minimum 850 liranın altında alan bir emekli açtır. Açlık sınırı daha yüksektir ama Sayın Süner’in teklif ettiği rakamı eğer biz diğer emeklilerimize uygun görmüyorsak, biz bu ülkede insana yönelik hiçbir şey yapmıyoruz demektir. Bu nedenle, Sayın Süner, çok açık seçik diyor, çok net söylüyor. Emekli maaşı 330 lira olan bir kişinin yerine koyalım kendimizi. Onların onuru, şerefi, haysiyeti… Hele bunların da çoluk çocuğu varsa, eğer bu çocuklar eğitim görüyorsa o zaman biz dünyayı herhâlde başka pencereden görüyoruz. Arkadaş, dünyayı Türkiye penceresinden görelim, dünyaya da Türkiye’de yaşayan insanların penceresinde bakalım.

Bakın, ne kadar emekli maaşı alanları… Şimdi Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri Plan-Bütçe Komisyonunda, şimdi gidip isteyeceğim onlardan listeyi. Acaba Türkiye’de emekli olanların yüzde kaçı kaç lira emekli maaşı alıyor? Yani sınırlar, yani 330 lira alan kaç kişi, 500 lira alan kaç kişi, 5 bin lira alan kaç kişi? Ve göreceksiniz ki yüzde 85 emekli bin liranın altında emekli maaşı alıyordur. Bu, Türkiye gerçeği arkadaşlar. Yani, hepimizin bir şekilde şapkasını önüne koyması lazım. Türkiye gerçeğinden kaçıyoruz arkadaşlar. Şimdi, “Ancak, efendim, Emekli Sandığı emeklisi yüksek maaş alıyor, 5 bin lira alan var.” Hayır arkadaş. Kaç kişi alıyor, kaç kişi?

Siz biliyor musunuz, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim ödeyen çalışanların artık yüzde 90’ı -dikkatinizi çekiyorum, yüzde 90’ı- asgari ücretten prim ödüyor arkadaşlar. Dikkatinizi çekerim. Bu size bir işaret vermiyor mu? Türkiye'de çalışanların, kamu görevlileri hariç çalışanların yüzde 90’ının asgari ücretten prim ödediğini biliyor musunuz? Maalesef bu böyle. Maalesef, 9 milyon çalışanın 7 küsur milyonu asgari ücretten prim ödüyor arkadaşlar. Eskiden bu oran çok farklıydı.

Onun için, 330 lira emekli maaşı alan bir insanın neyle geçindiğini, nasıl geçineceğini… Harikalar yaratıyoruz ya, 10 bin dolar, 15 bin dolar millî gelir diyoruz ya, verin haklarını, niye vermiyorsunuz, gayrisafi millî hasıladan düşen miktarı niye vermiyorsunuz? Yok. “Biz işte şu kadar zam yaptık.”

Arkadaşlar, yaşam zor. Bu yaşamda öğretmen emeklisi dâhil, memur emeklisi dâhil geçinemiyor. Bu insanlar aç.

Ben vicdanlarınıza sesleniyorum: Sayın Süner’in getirdiği önergeyle hiç değilse bir nefes, temelden çözmüyoruz ama bir nefes verelim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum  Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.19

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, bu kısımda yer alan sorulardan, birleşimin başında sıraladığını belirttiğimiz otuz altı soruyu birlikte cevaplandırmak istemişlerdi; şimdi bu soruları sırasıyla okutuyorum:

VIII. - SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Balıkesir Müftülüğünün bir hutbesine ilişkin Devlet Bakanı Faruk Çelik’ten sözlü soru önergesi (6/1168) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                                  Yaşar Ağyüz

                                                                                                                     Gaziantep

Cuma günleri camilerimizde okunan hutbelerin, hoşgörü, dayanışma, sevgi ve birlikteliği ile yol gösterici niteliğine alışmış bir toplum olarak,

Yılbaşı öncesi Balıkesir ilinde 1595 camide okunan hutbenin yeni yılı kutlayanları kınayan ve hedef gösteren içerikte olması dikkat çekmiştir.

1- Balıkesir Müftülüğü internet sitesinde de yayınlanan ve Müftünün haberim olmadı dediği hutbeyi, ayrımcı, hedef gösteren ve bireyin hayatına müdahale olarak görüyor musunuz?

2- Yetkililer hakkında soruşturma açtınız mı? Açmayı düşünüyor musunuz?

3- Yılbaşı gecesi İstanbul Bahçelievler’de yaşanan, parkta içki içtikleri için saldırıya uğrayan üç gençten birinin öldürülmesi, yılbaşı kutlamalarına gösterilen baskıcı ve tepkisel tavrın sonucu değil midir?

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bazı araştırma görevlilerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1652) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

                                                                                                              Prof. Dr. Alim Işık

                                                                                                                      Kütahya

Bilindiği gibi birçok üniversitemizde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 50/d maddesine göre ataması yapılmış araştırma görevlilerinin doktora eğitimleri tamamlandığında kadrolarıyla olan ilişikleri kesilmektedir. Bu durumda olan ve alanlarında yetişmiş çok sayıdaki gencimiz kadro yetersizliği nedeniyle üniversitelerimizde çalışmaya devam edememektedirler. Bu konuyla ilgili olarak;

1. Hâlen ülkemizde enstitü kadrolarında doktora eğitimini sürdüren araştırma görevlilerinin sayısı ne kadardır?

2. Bu durumdaki öğretim elemanlarından şimdiye kadar üniversiteleriyle ilişiği kesilenlerin ve başka kadrolara atamaları yapılanların sayıları ne kadardır?

3. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesi gereğince lisansüstü öğrenimlerini yapan gençlerimizin öğrenim süreleri sonunda başvuruları hâlinde aynı kanunun 33/a maddesine göre atamaları yapılarak görevlerine devam etmeleri sağlanabilir mi?

3.- Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil’in, Eskişehir’de özel eğitim değerlendirme kurulu faaliyetlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1816) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasının sağlanması için gereğini önemle arz ederim.

                                                                                                                 Beytullah Asil

                                                                                                                     Eskişehir

31.05.2006 tarih ve 26184 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinde "Özel eğitim hizmetleri kurulu, özel eğitim değerlendirme kurul raporu doğrultusunda özel eğitime ihtiyacı olan bireyi uygun resmî okul veya kuruma yerleştirir." amir hükmünü içermektedir.

Yönetmeliğin amir hükmü olan Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu Eskişehir ilinde oluşturulmuş mudur?

Yönetmeliğin yayınlandığı tarihten bu güne kadar Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu yıllara göre Eskişehir ilinde kaç öğrenciyi özel eğitim okullarına yönlendirmiştir? Bu öğrencilerden kaçının özel eğitim okullarına kayıt yaptırmaları sağlanmıştır?

Eskişehir ilinde Bakanlığınıza bağlı özel eğitim okullarında kapasitelerinin yarısından fazlası boş olmasına rağmen haklarında Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından özel eğitim okullarına yönlendirilen öğrencilerin bu okullara kayıt ettirilmemesini kaynak israfı, görev ihmali ve özel eğitime muhtaç bu öğrencilerin temel eğitimden yoksun bırakılması olarak görüyor musunuz?

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1829) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakam Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 01.02.2010

                                                                                                                    Ensar Öğüt

                                                                                                                      Ardahan

Yaklaşık 2 yıldan beri üniversitemiz açılmış olmasına rağmen kampüs olmadığından Belediyenin ve Valiliğin göstermiş olduğu binalarda çalışmalarını sürdürmektedir. Bu nedenle fiziki olarak binaya şiddetle ihtiyaçları vardır. Kampüs olmayınca ona bağlı olarak da birçok sorun ve ihtiyaç kendiliğinden ortaya çıkmakta ve çözülmemektedir.

1- Iğdır Üniversitesini kazanıp gelen öğrencilerin konaklayacak yerleri olmadığından yurt ihtiyacının karşılanması için 500 kişilik kız öğrenci yurdu, 500 kişilik de erkek öğrenci yurdu yapılacak mı?

2- Üniversitede okuyan öğrencilerimizin kütüphaneye ihtiyacı bulunmaktadır. Öğrencilerin araştırma yapmaları ve detaylı ders çalışmaları için kütüphane yapılacak mı?

3- Üniversiteye gelen öğrencilerin boş zamanlarını daha iyi geçirmeleri için spor tesislerine acil ihtiyaç vardır. Spor tesisleri yapılacak mı?

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1833) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 1.02.2010

                                                                                                                    Ensar Öğüt

                                                                                                                      Ardahan

Yaklaşık 2 yıldır üniversitemiz açılmış olmasına rağmen kampüs olmadığından Belediyenin ve Valiliğin göstermiş olduğu binalarda çalışmalarını sürdürmektedir. Bu nedenle fiziki olarak binaya şiddetle ihtiyaçları vardır. Kampüs olmayınca ona bağlı olarak da birçok sorun ve ihtiyaç kendiliğinden ortaya çıkmakta ve çözülmemektedir.

1- Iğdır Üniversitesini kazanıp gelen öğrencilerin konaklayacak yerleri olmadığından yurt ihtiyacının karşılanması için 500 kişilik kız öğrenci yurdu, 500 kişilik de erkek öğrenci yurdu yapılacak mı?

2- Üniversitede okuyan öğrencilerimizin kütüphaneye ihtiyacı bulunmaktadır. Öğrencilerin araştırma yapmaları ve detaylı ders çalışmaları için kütüphane yapılacak mı?

3- Üniversiteye gelen öğrencilerin boş zamanlarını daha iyi geçirmeleri için spor tesislerine acil ihtiyaç vardır. Spor tesisleri yapılacak mı?

4- Iğdır ve ilçelerindeki eğitim kurumlarının acilen bilgisayara ihtiyacı bulunmaktadır. Okulların bilgisayar ihtiyaçları ne zaman tamamlanacak?

6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, öğretmenlerin farklı statülerde çalıştırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1849) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sn. Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.          11.01.2010

                                                                                                                 Şerafettin Halis

                                                                                                                       Tunceli

Aynı yerde aynı işi yapıp farklı ücretler alan, "güvencesiz ve esnek istihdam" edilen sözleşmeli, ücretli ve vekil öğretmenler ile kadrolu çalışan öğretmenler arasında, görevleri sırasında zaman zaman açık, zaman zaman da örtülü olarak birçok sorun yaşandığı belirtilmektedir.

1-) Farklı istihdam edilen öğretmenlerin iş doyumu, iş motivasyonu; verimliliği arasında ne gibi farklılıklar bulunmaktadır?

2-) Farklı istihdam edilen öğretmenlere öğrencilerin ve velilerin bakışı farklılaşmakta mıdır?

3-) Farklı istihdam edilen öğretmenler arasında yaşanan sorunlar nelerdir?

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığına yapılan atamaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/1870) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                   10.02.2010

                                                                                                                             Ensar Öğüt

                                                                                                                               Ardahan

Son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yönetmelikler, kanunlar, yasalar göz önüne alınmadan çeşitli atamalar yapılmış, ciddi yanlış kararlar alınmış ve bu yanlışlar daha sonra mahkeme kararlarıyla geri dönmektedir. Bu durum hem zaman kaybına hem de çağa ayak uydurmamızda gecikmelere neden olmaktadır.

1- Yasaya göre bir dekanın 2 dönem üst üste görev yapması uygun görülmüyor, oysa 2547 sayılı yasaya göre sadece rektörler 2 dönem görev yapar deniyor. Ankara Diş Hekimliği Fakültesinde en az oy alan adayı dekan olarak atadınız, bu atamayı neye göre yaptınız?

2- Devlet üniversitelerinde iki dönemden fazla kaç dekan görev yapmaktadır?

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okullara ilkyardım seti teminine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1875) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 12.02.2010

                                                                                                                    Ensar Öğüt

                                                                                                                      Ardahan

İnsan sağlığı açısından önem arz eden ilkyardım setlerinin, okullarda olmadığından bunun da herhangi bir acil durumda hayati bir konu olduğu ifade edilmektedir. İnsan sağlığı konusunda hiçbir mazeretin kabul edilmemesi gerektiğini belirten öğrenci ve velileri çok temel tıbbi malzemelerin eksikliği kesinlikle mazur görülemez.

1- Ardahan il ve ilçe merkezindeki bütün okullarda insan sağlığı açısından çok önem arz eden ilkyardım setleri bulunmamaktadır. Bu setlerin bir an evvel temin edilerek Ardahan genelindeki okullara konulması sağlanacak mı, sağlanacaksa ne zaman sağlanacak?

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sözleşmeli öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1877) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                  9.02.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Türkiye’de 200 bine kadar öğretmen yetiştirilmiş, diplomasını almış, görev almaya hazır ancak ataması hâlâ yapılmamış boynu bükük durmaktadır. Ülkemizde 200 bine yakın öğretmen açığı bulunmaktadır. Bu açıklar öğretmenlik eğitimi almamış kişiler tarafından giderilmeye çalışılmaktadır.

1.- 200 bine yakın gencimiz Eğitim Fakültelerinden öğretmenlik mesleğini seçerek bu okulları bitirerek öğretmen olarak atamalarının yapılması için fırsat beklemektedirler. Yine ülkemizde 200 bin civarında öğretmen açığı bulunurken neden sözleşmeli öğretmen atamaya devam ediyorsunuz?

2.- Ardahan, Erzurum, Kars, Iğdır ve Ağrı’da ne kadar sözleşmeli öğretmen ataması yapılmıştır?

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köydeki öğretmen lojmanı ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1895) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                 24.02.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Ardahan’da Eğitim ve Öğretim ülkemizin standartlarının çok gerisinde kalmıştır. İlimizde sözleşmeli ve geçici görevli öğretmenler tarafından yürütülmektedir. Öğretmenlerimiz çok zor şartlarda görev yapmaktadırlar. Okullarımızın fiziki durumları ihtiyaca cevap veremediği gibi araç ve gerece de çok ihtiyaç vardır.

1- Ardahan Göle ilçesi Karatavuk köyünün öğretmen lojmanı bulunmamaktadır. Öğretmenimiz her gün ilçeye gidip gelmektedir. Karatavuk köyüne öğretmen lojmanı yapılması için bir çalışmanız var mıdır, varsa ne zaman yapacaksınız?

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı-Doğubeyazıt’taki liselerde branş öğretmeni ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1898) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                 20.02.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Ağrı Doğubeyazıt liselerinde birçok branşta öğretmen sıkıntısı devam etmektedir. Bazı branşlarda ise dönem başından beri branş öğretmeni olmadığı biliniyordu bu durumda öğretmenin sıkıntısının süreklilik kazanması nedeniyle, özellikle üniversite sınavına girecek olan lise son sınıf öğrencileri bu durum karşısında başarılı olamayacaktır.

1- Ağrı Doğubeyazıt’taki liselerde üniversite sınavına girecek olan öğrencilerin hak mağduriyetine uğradığı bir gerçektir. Bu mağduriyetin daha fazla sürmemesi için Doğubeyazıt’ta bulunan bütün liselerde fizik öğretmeni bulunmadığı gibi felsefe, din ve beden eğitim öğretmenlerinin bir an evvel atamaları yapılacak mı?

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, formasyon eğitiminde aranan şartlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1921) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

                                                                                                                        02.03.2010

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                     Prof. Dr. Alim Işık

                                                                                                                             Kütahya

Yükseköğretim Kurulunun Ocak-2010'da aldığı bir kararla, Eğitim Fakültesi dışında bir fakülteyi bitirenlerin öğretmen olabilmelerini sağlayan "Tezsiz Yüksek Lisans" eğitimini kaldırarak formasyon eğitimine katılacaklara yeni şartlar getirmesiyle birçok gencimizin formasyon eğitimine başvurması engellenmektedir. YÖK'ün özellikle Fen Edebiyat Fakültesi mezunu çok sayıdaki gencimizin mağduriyetine yol açacak bu kararıyla ilgili olarak;

1. Mezuniyet not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,5 olması şartının daha önce mezun olmuş gençlerimize de uygulanması doğru bir uygulama mıdır?

2. Bu uygulamayla mağdur edilecek gençlerimizin mağduriyeti nasıl giderilebilecektir?

3. Kararın 2010-2011 eğitim öğretim yılından itibaren mezun olacaklara uygulanması yönünde bir düzenleme yapılabilir mi?

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir okulun ek derslik ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1937) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.       10.03.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt                           Ardahan

Ardahan ili Merkez Bayramoğlu köyünde bulunan 5 yıllık İlköğretim Okulumuzda yaşanan gerek öğretmen, gerekse okul binamıza ilişkin istinat duvarı ve tuvaletin olmaması, çatının akması, pencerelerin sağlıksız olması gibi sorunlar hızla büyümektedir. Köyümüzdeki toplam 63 öğrencimiz taşımalı olarak Binbaşar Köyüne giderek eğitimlerine devam etmeye çalışmaktadır. Okulumuzun öğretmen açığı genellikle vekil öğretmenlerle karşılanmaya çalışılmakta, görevleri biten vekil öğretmenlerimizin her yıl değişmesi nedeniyle öğrencilerimiz başarısız olmaktadırlar. Asaleten gelen öğretmenlerimiz, lojmanların bakımsızlığı gibi çok önemli bir sorunla karşı karşıya kaldığından bir an önce kaçmanın yollarını aramaktadırlar.

1- Ardahan'da yaşanan uzun ve sert geçen kış mevsimi ve eğitim öğretim yılının başlaması da göz önünde bulundurarak Bayramoğlu köy okulumuzun yetersiz gelmesi nedeniyle ek derslikler yapılarak 8 yıllık ilköğretim okulunu ne zaman yapacaksınız?

14.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Hekimhan-Hasançelebi Beldesindeki okulların ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1948) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                                                                                                              Malatya

1) Malatya-Hekimhan-Hasançelebi Beldesindeki lise ve ilköğretim okullarının ihtiyaçları neden giderilmemektedir? Bu yörede yapılan taşımalı eğitimlerde önemli sorunlar olmasına karşın neden çözüm bulunmamaktadır ve Hasançelebi Lisesi’nin ısınma problemi neden çözülmemektedir?

15.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, yapılan okullara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1952) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                                                                                                              Malatya

1)     Ülkemizde Devlet-Vatandaş işbirliği veya vatandaşlarımızın katkılarıyla son 8 yıl içerisinde kaç derslik ve okul inşa edilmiştir? Bu okulların hangileri % 100 hayırseverler tarafından, hangileri % 50 devlet-vatandaş tarafından yaptırılmıştır?

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Siirt’teki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1960) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                 18.03.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Siirt merkez başta olmak üzere ilçelerdeki nüfus artışı hızla artarak devam etmektedir. Millî Eğitime bağlı ilköğretim okulları ve liselerde öğretmen açığı çok fazladır. Öğrencilerimizin yaklaşan sınav döneminde başarılı olabilmesi için çok acilen öğretmen açığının giderilmesi gerekmektedir. Anadolu lisesi ve diğer liselerdeki branş öğretmen açığının kapatılması gerekmektedir.

1- Siirt ilköğretim okullarında ve Anadolu liseleriyle diğer liselerdeki öğretmen açıklarının giderilebilmesi için çok acilen branş öğretmen tayininin yapılması gerekmektedir. Siirt’teki okullarda öğretmen açıklarının giderilmesi için bir çalışmanız var mıdır? Varsa bu döneme yetiştirilecek mi?

17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çok amaçlı bir lisenin bina ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1971) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                 22.03.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Köprülü beldesinde 60 lise öğrencisinin ders gördüğü 8 öğretmenin ders verdiği çok programlı lisenin eski karakol binasında eğitim ve öğretime devam etmesi çok sakıncalıdır. Üstelik hem Millî Eğitim Bakanlığı hem de Bayındırlık Bakanlığının bu binada depreme dayanıklı olmamasından dolayı eğitim verilemez raporu mevcuttur.

1- Ardahan Göle ilçesine bağlı Köprülü beldesinde çok amaçlı lisenin eğitim ve öğretime devam etmemesi için yeni bir okul binası yapılacak mı? Yapılacaksa ne zaman yapılacak?

18.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, dershanelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2001) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.

                                                                                                                       Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                                Tokat

Soru: Ülkemizde son yıllarda dershanelerin sayısı artmaktadır. Ülke genelinde kaç tane dershane vardır? Bu dershaneleri özel okul statüsüne çevirmeyi düşünüyor musunuz?

19.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, kapatılan okullara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2002) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.

                                                                                                                       Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                                Tokat

Soru: Ülke genelinde öğrenci sayısının yetersiz olmasına bağlı olarak 2004 - 2009 yılları arasında kaç okul kapatılmıştır?

20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Gaziosmanpaşa Üniversitesinde Veteriner Fakültesi açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2007) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.

                                                                                                                       Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                                Tokat

Soru: Tokat ili hayvancılığın çok yoğun olarak yapıldığı bir yerdir. İlimiz gelişmiş bir üniversite olan Gazi Osman Paşa Üniversitesine sahiptir. Bu yüzden ilimize Veteriner Fakültesi açılması gereklidir.

Hayvancılığımızın daha iyi şartlar altında yapılabilmesi için Fakülte kurulması ile ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’ta görevlendirilen öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2016) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                  7.04.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Ardahan Posof’ta eğitimdeki aksaklıkların başında ilçeye gönderilen öğretmenlerin deneyimsiz olmaları ve iklim şartlarının ağırlığı nedeniyle gelen öğretmenlerin de izin ve raporla görev sürelerini doldurmadan ayrılmalarıdır.

1- İlçemizdeki eğitim seviyesini yükseltmek ve kaliteli bir eğitimi vermek için ilçe merkezine ve bağlı köylerdeki okullara daha deneyimli ve tecrübeli öğretmenler göndermeyi düşünüyor musunuz?

2- Posof’a gelen öğretmenlere daha sağlıklı bir ortamda hizmet verebilmeleri için ilçe merkezine ve bağlı köylerdeki okullara 2010 yılı içinde kaç adet öğretmen lojmanı yapmayı planlıyorsunuz?

22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir beldedeki okulun taşımalı eğitim kapsamına alınmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2023) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                 12.04.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                               Ardahan

Kars İli Akyaka ilçesi Karahanlı beldesinde mevcut İlköğretim okulu olarak Eğitim ve Öğretime devam eden okulda 3 öğrenci eksik olmasından dolayı okulun kapatılarak buradaki öğrencilerin başka yerlere taşımalı eğitim veren okullara gönderilmesi düşünülmektedir.

1- Kars Akyaka İlçesi Karahanlı beldesinde mevcut İlköğretim Okulu 3 öğrencisinin az olması nedeniyle kapatılmak istenmektedir. Burada eğitim gören öğrencilerin başka okullara nakli düşünülmektedir. Karahanlı'ya en yakın yerden 3 öğrencinin bu okula taşımalı eğitimle getirilmesi için bir çalışmanız olacak mı?

23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki öğretmenlerin çalışma statülerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2025) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                 12.04.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Özelleştirilen kurumlardaki işçiler tarafından gündeme getirilen sözleşmeli personel istihdamını düzenleyen kanun maddesi 4-C'nin Danıştay tarafından Anayasa Mahkemesine taşınması işsizler ordusuna yeni işsizlerin katılmasına neden olacaktır.

1- Ardahan'da eğitim zaten çok zor şartlarda yapılmaktadır. Eğitimdeki öğretmen açığı sözleşmeli öğretmen çalıştırılarak kapatılmaktadır. İlgili kanun maddesi iptal edilirse Ardahan'da eğitim sıfır noktasına gelir. Ardahan'da 4-C statüsünde çalışanların 4-b statüsüne geçirilmesi için bir çalışmanız var mıdır?

24.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Bakanlık merkez binasının yenilenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2055) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                                       Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                                Tokat

Soru: Bakanlığınız Strateji Planında Merkez Teşkilatı binasının fiziki mekânlarının dağınık, yetersiz ve çalışma ortamına uygun olmadığı belirtilmektedir.

Daha verimli ve kaliteli bir çalışma ortamı oluşturmak için yeni bir Bakanlık merkez binası yapmayı düşünüyor musunuz?

25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Ankara’da yeni öğretmenevleri yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2056) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                                       Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                                Tokat

Soru: İstanbul ilinin birçok ilçesinde Öğretmen Evi bulunmaktadır. Baş-kent Ankara'da sadece bir öğretmen evi vardır. Ankara'da yapılan eğitimler, seminerler ve toplantılar göz önünde tutulduğunda mevcut öğretmen evinin ye-tersizliği ortaya çıkmaktadır.

Ankara ilinin, Çankaya, Keçiören, Mamak gibi büyük ve kalabalık ilçele-rine Öğretmen evi yapmayı düşünüyor musunuz?

26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, ücretsiz ders kitabı uygulamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2057) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                                       Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                                Tokat

Soru: Millî Eğitim Bakanlığı olarak 2003 yılından itibaren İlk ve Orta öğretim okullarında Ücretsiz Kitap uygulaması sürdürülmektedir. Bununla ilgili fayda/maliyet analizi konusunda Bakanlık Müfettişleriniz ve Maliye Uzmanlarınca ortak bir çalışma yapılmakta mıdır?

27.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, ödünç ders kitabı uygulamasına geçilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2058) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                                       Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                                Tokat

Soru: Millî Eğitim Bakanlığı olarak 2003 yılından itibaren İlk ve Orta öğretim okullarında Ücretsiz Kitap uygulaması sürdürülmektedir. Ancak ülke ekonomisi göz önüne alındığında her yıl ücretsiz kitap dağıtıp, yıl sonu çöpe atılması yerine, 2-3 yıl sürecek "Ödünç Kitap" uygulaması yapmayı düşünüyor musunuz?

28.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bir YÖK üyesi hakkındaki intihal iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2086) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim. Saygılarımla.             17.05.2010

                                                                                                                         Hulusi Güvel

                                                                                                                               Adana

1. Yükseköğretim Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. İzzet Özgenç'in doçentlik tezinde Prof. Dr. Hans Achenbach'a ait bir eserden intihal yaptığı yolunda iddialar nedeniyle herhangi bir inceleme/soruşturma yapılmış mıdır? Herhangi bir inceleme/soruşturma yapıldı ise nasıl sonuçlanmıştır?

2. Hakkında intihal yaptığı yolunda iddialar bulunan Prof. Dr. İzzet Özgenç'in kurulacak olan Türk-Alman Üniversitesine YÖK tarafından birinci sırada rektör adayı olarak önerilmesi Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatı, Bakanlığınız politikaları ve mesleki etik ilkeleriyle örtüşmekte midir?

29.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, bazı öğretim üyelerinin vakıf üniversitelerinde görevlendirildiği iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2089) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

TBMM Başkanlığı’na

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Millî Eğitim Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.          25.05.2010

                                                                                                                          Kamer Genç

                                                                                                                              Tunceli

Bana intikal eden bilgilere göre; Bazı devlet üniversitelerinden özellikle İstanbul Üniversitesinde görevli öğretim üyelerinin bir kısmının bazı vakıf üniversitelerine (yine özellikle Ülke Vakfına ait Şehir Üniversitesine ve bazı cemaat ve vakıflara ait üniversitelere) 3-4 yıllık bir süre için görevlendirildikleri ve maaşlarını da Devletten aldıkları belirtilmektedir.

1- Bu olay doğru mudur?

2- Doğru ise nasıl oluyor da Devletten aylık alan öğretim görevlileri kâr amacıyla hareket eden vakıf üniversitelerinde ücretsiz ders vermektedir? Böyle bir uygulama için YÖK e bir talimatınız var mıdır?

3- Bu suretle görevlendirilen öğretim üyeleri sayısı kaç kişidir? Hangi vakıf üniversitelerine ve hangi üniversitelerden görevlendirmeler yapılmıştır?

4- Bu durum vakıf üniversiteleri arasında haksız rekabet yaratmamakta mıdır?

5- Bu uygulama ile Devlet Üniversitelerinde eğitimin kalitesi zayıflatıldığına göre, sorumlular hakkında ne gibi işlem yapmayı düşünüyorsunuz?

30.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki eğitim yatırımlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2093) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                        Hasan Özdemir

                                                                                                                            Gaziantep

Gaziantep ilinin en önemli sosyal sorun alanlarından birisi eğitimdir. Bakanlığınız vasıtasıyla yapılan eğitim yatırımları ise Gaziantep'in talebini karşılayamamaktadır. Bu çerçevede eğitim konusu Gaziantep kamuoyunda her fırsatta gündeme gelirken kurumlar arası fikir tartışmaları da yaşanmaktadır.

Buna göre,

1) Hükümetiniz döneminde Gaziantep ilinde Bakanlığın bütçesi haricinde yapılan yatırım miktarı nedir? Bu yatırımlar hangi kurumlar tarafından yapılmıştır?

2) Gaziantep ilindeki özellikle derslik sayısının az olması ile ortaya çıkan sorunların giderilmesi için özel sektörü teşvik konusunda yapmış olduğunuz çalışmalar var mıdır? Yeni okulların inşa edilmesi için Gaziantep ilinde belirlenen arsa alanı ne kadardır? Bu arsaların okul inşasına ayrılabilmesi için yerel yönetimlerle ortaklaşa yapılan çalışmalar nelerdir?

31.- İzmir Milletvekili Kamil Erdah Sipahi’nin, yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin Türkiye’de staj yapmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2104) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                                     Kamil Erdal Sipahi

                                                                                                                                İzmir

Üniversite çağındaki bazı çocuklarımızın yurtdışında tahsil yaptıkları bilinmektedir.

Üniversite ve Yüksek Okul öğrenimleri sırasında birçok alanda, staj yapma zorunluluğu bulunmaktadır.

Ancak bu öğrencilere çoğunlukla öğrenim gördükleri ülkede staj yapma imkânı tanınmamaktadır.

Aynı şekilde yurtdışında tahsil görmeleri nedeniyle Türkiye'de de staj imkânı tanınmamakta güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

Soru:

Bahse konu öğrencilerin ülkemizde staj yapmaları konusunda bir çalışma var mıdır?

32.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Gazze’ye yardım için toplanan paralara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2136) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.          23.06.2010

                                                                                                                          Kamer Genç

                                                                                                                              Tunceli

Bilindiği üzere Gazze'ye yardım amacıyla ilkokul öğrencileri dahil bütün öğrencilerden (zorunlu olarak) Türkiye’deki tüm yurttaşlardan para toplanmıştır.

1- Tüm Türkiye’de kaç lira toplanmıştır?

2- Toplanan bu paralar hangi bankalara yatırılmıştır?

3- Bu paralar kimler vasıtasıyla, Gazze'de kimlere teslim edilmiştir? Teslim edildiğine ilişkin belgeler nelerdir? Açıklar mısınız?

4- Toplanan bu paralar cemaatlere de verilmiş midir? Verilmiş ise kimlere ve ne miktarda verilmiştir?

33.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, öğrenimlerine devam etmeyen öğrencilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2151) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                        Hasan Özdemir

                                                                                                                            Gaziantep

Geçtiğimiz günlerde ulusal basın kuruluşlarında da yer alan bir araştırma raporuna göre ülkemizde günde bin liseli öğrencimiz okulu bırakmaktadır.

Buna göre;

1) Bakanlığınızın okul bırakan öğrencilerin okullarını bırakma nedenlerinin tespit edilerek geri dönmeleri için neler yapılabileceğine dair bir çalışması var mıdır?

2) Seçim bölgem Gaziantep'te 2009-2010 öğretim dönemi içerisinde okullarını bırakan ortaöğretim öğrenci sayısı kaçtır? Aynı dönem içerisinde okullarını bırakan ilköğretim öğrencisi sayısı kaçtır? Okullarını bırakan öğrenci sayısı son 5 yılda ne olmuştur? Bu öğrencilerin okullarını bırakmalarının nedenleri nelerdir?

34.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, SBS uygulamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/333) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim. 01.07.2010

                                                                                                                          Murat Özkan

                                                                                                                              Giresun

Ekim 2007'de dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından "Ortaöğretime Geçiş Modeli" açıklanmış, yeni modelin amaçlarından söz edilmiş ve büyük beklentilerden bahsedilerek OKS kaldırılmış, yerine üç aşamalı SBS getirilmiştir.

Aradan üç yıl geçmeden beklentilerin aksi yönünde sonuçlar çıktığı gerekçesiyle önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren kademeli olarak SBS sınavını kaldıracağınızı açıkladınız.

1) Milyonlarca öğrenci ve veliyi ilgilendiren sınav sisteminin değiştirilmesinde izlediğiniz yol nedir?

2) SBS sınavını yanlış buluyorsanız neden kademeli olarak kaldırıyorsunuz?

3) Sınavın 4 yıl sonra tamamen kaldırılacağı doğru mudur?

4) Sınavın tamamen kalkması durumunda Anadolu Liselerine yerleştirme neye göre yapılacak? Öğrenci notlarının objektif değerlendirilmesi nasıl sağlanacak?

5) Kişiye bağlı eğitim politikanızın yarattığı tahribattan kim sorumludur?

6) Eğitimde deneme yanılma yönteminden vazgeçmeyi düşünüyor musunuz?

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köydeki öğretmen lojmanlarının bakım ve onarımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2184) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğini saygılarımla arz ederim.                                                                                                                                    18.08.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Ardahan ili Merkez ilçesi Hoçuvan Hasköy köyünde bulunan İlköğretim Okulumuzda öğretmen açığı genellikle vekil öğretmenlerle karşılanmaya çalışılmakta, görevleri biten vekil Öğretmenlerimizin her yıl değişmesi nedeniyle öğrencilerimiz başarısız olmaktadırlar. Asaleten gelen Öğretmenlerimiz, lojman olmaması nedeniyle bir an önce köyden tayinlerini aldırmak istemektedirler.

1- Ardahan Merkez İlçesi Hoçuvan Hasköyünde Öğretmenlerimizin en doğal hakları olan barınma ihtiyacını karşılayacak çok az sayıdaki mevcut lojmanların bakım onarımını ve yeni lojmanları, Öğretmenlerimizin mağduriyetini gidermek için yapılacak mı, yapılacaksa ne zaman yapılacak?

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2190) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.                                                                                                                 22.08.2010

                                                                                                                           Ensar Öğüt

                                                                                                                             Ardahan

Eğitimde sonuncu olan Ardahan ilimizde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının başında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının araç gereç, personel ve öğretmen eksikleri gelmektedir. 21. yüzyılda çocuklarımız okula gidememekte, yeterli eğitim alamamaktadır. Bunun neticesi olarak da son 5 yılda üst üste Ardahan ÖSS sınavlarında ya sonuncu yada sondan ikinci olmuştur.

1- İlköğretim kurumlarının ihtiyaçları, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 76.ncı maddesi gereği, genel bütçeden il özel idare bütçelerine aktarılan ödenekler, özel idare bütçelerine yıllık gelirlerinden konulacak ödenekler ve diğer gelirler kullanılarak valiliklerce karşılanmaktadır. Bu madde gereğince Ardahan'da Eğitimin iyileşmesi için 2005 yılı bütçesi ile 2010 yılı bütçelerinde ne kadar bütçe ayrılmıştır?

2- Ardahan il merkezi ve ilçeler ile köylerdeki okullarda memur ve yardımcı hizmetler sınıfından personele ihtiyaç bulunmaktadır. Bu ihtiyaçların karşılanması için memur ve yardımcı hizmetler sınıfından personel alınması için bir çalışmanız var mıdır?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Otuz beş dakika süreniz var.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum ve Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz’ün (6/1168) esas numaralı sözlü sorusuna cevap vererek başlamak istiyorum.

Her türlü siyasi görüş ve düşüncenin üzerinde kalarak millî birlik ve dayanışmayı temin etmeyi, kardeşlik, yardımlaşma, fedakârlık gibi dinimizin yüce prensiplerimizi vatandaşlarına tanıtmayı, din konusunda halkı bilgilendirmeyi amaç edinen Diyanet İşleri Başkanlığının sunmakta olduğu din hizmetlerinde ayrıştırıcı bir faaliyeti benimsemesi düşünülemez. Bu çerçevede, Başkanlığımızca hazırlanan ve tüm teşkilatlarımıza gönderilen 2007 genelgesindeki hutbelerle ilgili olarak fitne, tefrika ve bölücülüğün, kötülüğü, sevgi, acıma duygusu, af, hoşgörü gibi, benzeri hasletlerin fazileti gibi toplumsal dayanışma ve bütünleşmeyi pekiştirici konulara değinilmesi, ölçülü, yapıcı, uyarıcı, teşvik edici, sevdirici ve müjdeleyici ifadeler kullanılması, aşırı kırıcı, itham edici sözlere, dinî, ilmî ve kesin bilgilere dayanmayan görüşlere yer verilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu hutbeyle ilgili olarak 13/01/2009 tarihinde inceleme başlatılmış ve yapılan inceleme sonucunda gerekli işlemler sonuçlandırılarak İl Hutbe Komisyonu üyeleri bundan böyle komisyon olarak hutbelerin daha dikkatli ve titiz hazırlanması, konu ve cümlelerin yanlış anlaşılmayacak ve yanlış değerlendirmelere imkân vermeyecek şekilde halkımızın birlik ve beraberliğini artırıcı yönde hazırlanması hususlarında yazılı olarak ikaz edilmişlerdir.

Kütahya Milletvekili Profesör Doktor Alim Işık’ın (6/1652) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre üniversitelerimiz fen, sağlık ve sosyal bilimler enstitülerinde 3.876 araştırma görevlisi yüksek lisans ve doktora yapmaktadır. 2006-2010 yılları arasında üniversitelerden ayrılan araştırma görevlilerinin sayısı ise 632’dir. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 50/d maddesi uyarınca lisansüstü eğitim yapan araştırma görevlilerinin süreleri sonunda başvurmaları hâlinde 33/a maddesine göre atamaların yapılması üniversite rektörlüklerince öğretim elemanı ihtiyacı dikkate alınarak yapılmaktadır.

Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah Asil’in (6/1816) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Eskişehir Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgide Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nin ilgili esasları doğrultusunda Eskişehir ilinde Özel Eğitim Hizmetleri Kurulunun oluşturulduğu, Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu tarafından yönlendirilmesi yapılan öğrenci sayısının 2006 yılında 87; 2007 yılında 198; 2008 yılında 439; 2009 yılında 845 ve 2010 yılında 857 olduğu, 2010 yılında yönlendirilmesi yapılan öğrencilerin tamamının kayıtlı olduğu, özel eğitim okullarının 1’inci sınıflarında boş kontenjan bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, velilerin çocuğu okula göndermemesi, İl Özel Eğitim Hizmetleri Kurulunun verdiği karara yapılan itirazlar, çocuğun öğrenim çağı dışına çıkması gibi nedenlerle okula yönlendirilen ve devam eden öğrenci sayıları arasında da farklılıklar olabilmektedir.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1829) esas sayılı önergesini cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca verilen bilgiye göre meslek yüksekokulu bünyesinde 1 adet kütüphane bulunmaktadır. Ayrıca yapımı sürmekte olan merkezî derslik binasında da 1 adet kütüphane bulunmakta, bununla beraber üniversitenin yirmi yıllık gelişim planı kapsamında kampüs içinde 1 merkez kütüphane binası yapılacağı bilgisi verilmiştir. Ayrıca üniversitenin gelişim planında 1 adet spor salonu, sentetik atletizm pisti, 1 adet çim saha, 1 adet yüzme salonu, basketbol sahaları ve benzeri spor tesisleri kampüs alanı içinde bulunacaktır. Ayrıca yükseköğrenim öğrencilerine yurt yaptırılması Bakanlığımızın uhdesinde bulunmamaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1833) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca verilen bilgiye göre meslek yüksekokulu bünyesinde 1 adet kütüphane bulunmakta, ayrıca yapımı sürmekte olan merkezî derslik binası bünyesinde de 1 adet kütüphane bulunmaktadır. Bununla beraber üniversitenin yirmi yıllık gelişim planı kapsamı içinde kampüs içinde 1 merkez kütüphane binası da yapılacaktır. Yükseköğrenim öğrencilerine yurt yapılması Bakanlığımızın uhdesinde bulunmamakta. Üniversitenin gelişim planında 1 adet spor salonu, sentetik atletizm pisti kampüs sahası içerisinde bulunacaktır. Diğer taraftan, valilikten alınan bilgiye göre, il ve ilçelerde bilgisayarı olmayan herhangi bir eğitim kurumu bulunmamaktadır. Bakanlığımızca, bu konuda da ülke genelinde mevcut durumun daha da iyileştirilmesi için imkânlar dâhilinde çalışmalar yapılacaktır.

Tunceli Milletvekili Sayın Şerafettin Halis’in (6/1849) numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Okul ve kurumlarımızın alanlar bazında belirlenen öğretmen ihtiyacı, Maliye Bakanlığınca her yıl Bakanlığımıza tahsis edilen kadro sınırlılığında giderilmeye çalışılmaktadır. Eğitim ve öğretim sınıfları hizmetinde görev yapan öğretmenler bakımından Bakanlığımızın istihdam türleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/A maddesi kapsamında kadrolu öğretmen, 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli öğretmen olarak iki ayrı statüde istihdam edilmekte; ayrıca öğretmenlerin ihtiyacının giderilmediği yerde vekil, geçici olarak da Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar çerçevesinde, il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerince, kurumlara ücreti karşılığında görevlendirmeler yapılmaktadır. Söz konusu personelin ücretleri, istihdam şekilleri ve çalışma şartları dikkate alınarak mevzuatta belirtilen düzenlemeler çerçevesinde ödenmektedir.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1870) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre, 2547 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde bir dekanın iki dönem üst üste görev yapması ile ilgili bir hüküm bulunmamakta olup dekanların, rektörün önereceği üniversite içinden veya dışından 3 profesör arasından, Yükseköğretim Genel Kurulunca, gizli oyla, üç yıllık süre için seçileceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm çerçevesinde, Yükseköğretim Genel Kurulunun 21/1/2010 tarihli toplantısında yapılan gizli oylama sonucunda Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığına Profesör Doktor Adnan Öztürk seçilmiş olup dekan adayları için üniversitede veya başka bir yerde seçim yapılacağına ilişkin mevzuatta bir düzenleme bulunmamaktadır. Devlet üniversitelerinde hâlen iki dönemden fazla dekanlık görevini yapan 21 dekan bulunmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1875) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızca ilkyardım setlerinin merkezden alımı ekonomik olmadığından satın alma işlemi yapılmamaktadır ancak bu setlerin mahallinden temin edilmesi sağlanmaktadır. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereğince ilköğretim okullarının donatımı il özel idarelerince yapılmakta olup, Ardahan ilindeki diğer okulların ilkyardım setleri için Bakanlığımız Eğitim Araçları ve Donatım Dairesi Başkanlığından herhangi bir ihtiyaç talebinde bulunulmamıştır. İhtiyaç talebinde bulunulması hâlinde değerlendirilerek, mahallinde satın alınması için ödenek gönderme işlemi gerçekleştirilecektir. Ardahan Valiliğinden alınan bilgiden, ilk ve orta dereceli okulların tamamında ilkyardım dolabı bulunduğu da anlaşılmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1877) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımızca öğretmen ihtiyacı, Maliye Bakanlığınca Bakanlığımıza tahsis edilen kadro kullanım izni sınırlılığında, öncelikle kadrolu öğretmenlerle karşılanmaya çalışılmakta, ihtiyacın bu şekilde karşılanamadığı durumlarda da sözleşmeli öğretmen görevlendirilmesine gidilmiş olup, daha sonra sözleşmeli öğretmenlerin kadroya atanmaları veya görevden ayrılmaları gibi nedenlerle boşalan pozisyonlara ise boş pozisyon oranında yine sözleşmeli öğretmen ataması yapılarak görevlendirmeler sürdürülmektedir. Diğer taraftan, 3/1/2011 tarihi itibarıyla Bakanlığımız verilerine göre, Ardahan ilinde 304, Erzurum ilinde 1.916, Kars ilinde 957, Iğdır ilinde 545, Ağrı ilinde 1.724 sözleşmeli öğretmen görev yapmaktadır. Aralık 2010 sözleşmeli öğretmen görevlendirilmesinde ise Ardahan iline 110, Erzurum iline 365, Kars iline 231, Iğdır iline 116, Ağrı iline 464 sözleşmeli öğretmen görevlendirilmesi yapılmıştır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1895) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereği, giderleri aynı Kanun’un 76’ncı maddesi gereği oluşturulan bütçeden karşılanmak kaydıyla, köy, kasaba ve şehir ilköğretim okullarının lojmanlarının yapım, tadil, esaslı büyük onarım, her türlü ilk tesis, okul eşyası, ders aletleri, arsa, arazi istimlakleri valiliklerin yetki ve sorumluluğunda planlanmakta ve uygulanmaktadır. Ardahan Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiden, Göle ilçesi Karatavuk köyü Şehit Er Metin Altun İlköğretim Okulunun lojmanının bulunduğu ve kullanılmakta olduğu, başka bir lojman ihtiyacı bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1898) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımız MEBBİS norm işlemleri modülü verilerine göre, Ağrı ili Doğubeyazıt ilçesindeki Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında din kültürü ve ahlak bilgisi alanında 13 kadrolu, 6 sözleşmeli olmak üzere 19, felsefe alanında 2 kadrolu, 2 sözleşmeli olmak üzere 4, fizik alanında 3 kadrolu, 2 sözleşmeli olmak üzere 5, beden eğitimi alanında 7 kadrolu, 7 sözleşmeli olmak üzere toplam 14 öğretmen görev yapmaktadır.

Bu çerçevede Ağrı iline Kasım 2010 atama döneminde 850 kadrolu öğretmen ataması yapılmış olup, göreve başlama iş ve işlemleri hâlen devam etmektedir. Ayrıca sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenliğe atanmaları nedeniyle boşalan 464 pozisyona da sözleşmeli öğretmen görevlendirmesi yapılmıştır.

Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlerle karşılanmaya çalışılmaktadır ve MEBBİS kontenjan modülüne yansıtılarak eğitim kurumları ve adayların tercihlerine sunulmaktadır.

Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık’ın (6/1921) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca verilen bilgiye göre, yapılan inceleme neticesinde yükseköğretim kurumlarında yürütülen ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans programlarının kontenjan türü tüm imkânlar kullanılarak artırılmasına rağmen, talebi karşılayamadığı durumlarda üniversitelerimiz bünyesinde eğitim fakülteleri dışındaki fakültelerden tezsiz yüksek lisans veya pedagojik formasyon aldığına dair belge istendiğini, belgesi olmayanların özel sektörde çalışmalarında yaşanan sıkıntılar nedeniyle Öğretmen Yetiştirme Millî Komitesinin görüşü de dikkate alınarak, 80 numaralı Talim Terbiye Kurulu Kararı’na göre ekli çizelgede mezun olan yükseköğretim programlarına pedagojik formasyon programını tamamlayanlar koşulunun yer aldığı programlar için uygulanmak üzere, mezun durumda olan öğrencilere de 2010-2011 eğitim-öğretim yılından itibaren formasyon sertifika programı açılmasına karar verildiği tespit edilmiştir.

21/1/2010 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında üniversitelerimizde uygulanacak pedagojik formasyon eğitimine ilişkin kriterler belirlenmiş olup bu programlara diploma notu 4 üzerinden 2,5 veya 100 üzerinden 65 olanların başvurabilmesine karar verilmiştir. Söz konusu kararda bir değişiklik olmamıştır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1937) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: İlköğretim yatırımları 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereğince valilikler tarafından oluşturulan il ilköğretim kurumları yapım programı çerçevesinde planlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. Ardahan Valiliğinden konuya ilişkin aldığımız bilgiye göre Bayramoğlu köyünün sekiz derslikli ilköğretim okulunun ihalesi 2010 tarihinin sekizinci ayında yapıldı ve inşaatına başlandı. Okulun 2011-2012 eğitim-öğretim yılında eğitime başlayacağını bildiriyorlar.

Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun (6/1948) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Malatya Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiye göre Hasançelebi beldesindeki lisenin sobalı olan ısınma sisteminin kalorifer sistemine dönüşümüne ilişkin kazan dairesi ve kalorifer tesisatı yapım işinin ihale edilip bitirildiği ve hizmete verildiği, söz konusu beldede yapılan taşımalı eğitim ilköğretim uygulamasının ilgili mevzuatına göre yapıldığı ve herhangi bir sorun yaşanmadığı, beldede bulunan lise ve ilköğretim okullarının her türlü ihtiyaçlarının Bakanlığımız, il özel idaresi kaynaklarından karşılanmakta olduğu anlaşılmaktadır.

Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun (6/1952) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: “Eğitime Yüzde 100 Destek” kampanyası çerçevesinde 2004 yılında 7.143; 2005 yılında 6.653; 2006 yılında 6.744; 2007 yılında 3.530; 2008 yılında 1.358; 2009 yılında 624; 2010 yılı Haziran ayı itibarıyla da 563 derslik olmak üzere toplam 26.615 derslik yapılmıştır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1960) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı her yıl yapılan kadrolu ve sözleşmeli öğretmen atamaları ve görevlendirmeleriyle karşılanmaya çalışılmaktadır. Her yıl bütçe imkânları ölçüsünde Bakanlığımıza tahsis edilen kadro sınırlılığında, illere ayrılan kadro, pozisyon, öğretmen ihtiyacı bulunan alanlar ve tespitinin il müdürlükleri tarafından yapıldığı MEBBİS kontenjan modülüne yansıtılmakta ve öğretmen adaylarının tercihine bu şekilde sunulmaktadır.

Siirt iline Kasım 2010 atama döneminde 518 kadrolu öğretmen ataması yapılmıştır, Aralık 2010 sözleşmeli öğretmen atama döneminde 269 da sözleşmeli öğretmen ataması yapılmıştır. Siirt Valiliğinden konuya ilişkin verilen bilgiye göre de öğretmen ihtiyacı olan okullarda üniversite mezunlarına ek ders karşılığı ücretlendirme yapılarak ihtiyacın karşılanmaya çalışıldığı görülmektedir.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1971) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Ardahan Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiye göre Köprülü Çok Programlı Lisesinin 96 yılında öğretime başladığı, çevre köyler ve beldenin öğrencilerinin ortaöğretim için öncelikle Göle ilçe merkezini tercih ettiği, belediye tarafından tahsis edilen mevcut binasında eğitim ve öğretime devam ettiği, öğrenci yetersizliği veya azalması sebebiyle yeni okul binası yapılmasının uygun olmayacağından yatırım programına alınması için Bakanlığımıza da teklifte bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2001) numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Türkiye genelindeki özel dershane sayısı 4.156’dır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun bir gereği olarak hazırlanan 2010 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere uygulamaya konulan Millî Eğitim Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı’nda dershanelerin özel okula dönüştürülmesiyle ilgili husus, ortaöğretim ve yükseköğrenime hazırlık dershanelerinin özel okula dönüştürülebileceklerinin tespit edilerek, 2014 yılı sonuna kadar yüzde 70’inin özel okula dönüştürülmesinin teşvik edilmesini sağlamak olarak stratejik bir hedef olarak yer almıştır. Ancak bu bir hedef olup buradan dershanelerin kapatılacağı, özel okullara dönüştürüleceği yorumunu yapmak doğru değildir. Şartları özel okula uygun olanların özel okula dönüştürülmesi teşvik edilecektir. Bu stratejinin hedefinin referans üst politika belgesi de Dokuzuncu Kalkınma Planı’dır. Kalkınma planlarında yer alan tedbirler kamu sektörü için zorunlu, özel sektör için yol gösterici nitelikte olup, Bakanlığımız T-1 maddesi doğrultusundaki hedefini açıklamıştır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2002) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Ülke genelinde söz konusu yıllar arasında öğ-renci sayısının yetersiz olmasına bağlı olarak toplam 6.263 okul kapanmıştır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2007) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre Başkanlıkça yükseköğretim kurumları bünyesinde fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulu bölüm, program ve benzerlerinin açılmasına ilişkin teklifler üniversite rektörlüğünden geldiği takdirde değerlen-dirilmekte, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörlüğünün bir veteriner fakültesi kurulması yönünde bir teklifi, talebi bulunmamaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/2016) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımız kadrolarına ilk defa atanan öğretmen adayları ile mevcut öğretmenlerin istek, özür, zorunlu çalışma yükümlülü-ğüne bağlı yer değiştirmeleri kapsamında görev yapacakları eğitim kurumları yoğun öğretmen ihtiyacı bulunan alanlar, eğitim kurumları il millî eğitim müdür-lüklerince belirlenerek elektronik ortamda sisteme yansıtılmakta ve öğretmen-lerin tercihlerine sunulmaktadır. Atama ve yer değiştirmeler öğretmenlerin ter-cihleri doğrultusunda gerçekleştirildiği için deneyimli öğretmenlerin resen atamalarının yapılması söz konusu olamamaktadır.

Diğer taraftan, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereği, giderleri, aynı Kanun’un 76’ncı maddesi gereği oluşturulan bütçeden karşılanmak kaydıyla, köy, kasaba ve şehirlerde kurum lojmanlarının tadili, esaslı büyük onarımı, istimlaki valiliklerce planlanmakta ve Ardahan ili ilköğretim kurumları yapım programı çerçevesinde, 2010 yılında 1 milyon 205 bin TL ödenek tahsis edilmiştir. Ardahan Valiliğinden alınan bilgiye göre, Posof ilçesindeki ihtiyaca göre Süngülü İlköğretim Okuluna dört adet lojman yapımı, 2010, 2011, 2012 yıllarını kapsayan üç yıllık yatırım programında ve 2011 yılında yapılması planlanmıştır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/2023) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Millî Eğitim Bakanlığı Taşımalı İlköğretim Yönetmeliği gereği, taşımalı ilköğretim, bu Yönetmelik hükümlerine göre mahallinde valiliklerce planlanmaktadır. Kars Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiye göre, söz konusu okulun belde değil, dört derslikli, Akyaka ilçesi Karahan köyü ilköğretim okulu olduğu; okulun ana sınıfı ve ilköğretim kısmının bir ve beşinci sınıf öğrencilerinin okullarında eğitim öğretime devam ettiği; altı, yedi ve sekizinci sınıf öğrencilerinin ise aynı ilçenin İncedere köyündeki ilköğretim okuluna taşımalı eğitim sistemiyle taşınarak eğitim, öğretimlerine devam ettikleri anlaşılmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/2025) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Bakanlığımız kadrolarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri çerçevesinde 4/C statüsünde çalışan öğretmen bulunmamaktadır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2055) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun bir gereği olarak hazırlanan Millî Eğitim Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı da 2010 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere uygulamaya konulmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı, her şeyden önce, eğitimde, yeni değerler çerçevesinde, bilgi toplumuna dönüşen ve dönüşmüş bir Türkiye olarak, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan en yüksek katma değeri sağlayacak etkin bir eğitim sisteminin oluşumuna odaklanmıştır.

Soru önergesine konu olan, Bakanlık merkez teşkilatında fiziki mekânların dağınık ve yetersiz, çalışma ortamına uygun olmadığı hususu, stratejik plan ve analizler çerçevesinde paydaşların görüşü, yapılan toplantı ve çalıştay, seminerler sonucunda, Bakanlığımızın güçlü ve zayıf yönleri “Fırsat ve Tehditler Analizi” başlığı altında yer almıştır. Bu stratejik plan döneminde yeni bir Bakanlık hizmet binası yapımına yönelik herhangi bir hedef yer almamıştır ancak stratejik plan döneminde yapımı düşünülen merkez teşkilatının hizmet ve süreç bazlı bazı yeniden yapılandırma hedefleri vardır. Bu hedefe uygun olarak, merkez teşkilatının küçültülmesi, taşra teşkilatına yetki devri yapılarak hizmet sunanların yetkilerinin artırılması, merkez teşkilatının stratejik planlama, bütçeleme, araştırma, program geliştirme, denetleme ve koordinasyon işleriyle uğraşacak bir üst düzey karar organı hâline getirilmesi stratejileri benimsenmiştir. Bu stratejilerin ve hedeflerin hayata geçirilmesi hâlinde fiziki mekân yetersizliğinin ortadan kalkacağı da değerlendirilmektedir.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2056) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Ankara’da Başkent Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğünün yanı sıra, merkez ve diğer ilçelerden Akyurt, Ayaş, Balâ, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Sincan, Şereflikoçhisar ve Polatlı ilçelerinde de öğretmenevleri hizmet vermektedir.

Başbakanlığın 2007/3 sayılı “tasarruf tedbirleri” konulu Genelge’sinde “Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, yurt içinde ve yurt dışında, hiçbir surette, hizmet binası, lojman ve her ne adla olursa olsun, memur evi, kamp, kreş, eğitim, dinlenme ve benzeri sosyal tesis ve bunlarla ilgili arsa ve arazi satın alınmayacak, kamulaştırılmayacak, kiralanmayacak ve yeni inşaat yapılmayacaktır.” denildiğinden, yeni öğretmenevi yapılması amacıyla genel bütçeden ödenek ayrılması mümkün görülmemektedir.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2057) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Soruya konu kapsamda Bakanlık müfettişleri ve Maliye uzmanlarınca yapılan bir çalışma bulunmamaktadır.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/2058) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Ücretsiz Ders Kitabı Projesi kapsamında dağıtılan ders kitaplarının geri toplanarak dağıtılması hususunda öğretim programlarında yapılan değişiklikler ve kitapların değişikliklere uyarlanması zorunluluğu, takım kitaplarında öğrenci çalışma kitaplarının bir yıllık kullanmayı gerektirmesi, kitapların okullarda kontrol ve muhafazası için altyapının yeterli olmaması, kullanılmış kitapların velilerce hijyenik bulunmayıp çocuklarına kullanılmış bir kitabın verilmemesi isteği, yıpranan, kaybolan kitapların yerine yenileri verileceğinden öğrencilerin bir bölümüne yeni, bir bölümüne eski kitap verilmesinin pedagojik olmadığı, özel sektörce hazırlanan kitaplardan bir kitabın satın alınması gerekliliği -rekabetin önlenmesi- öğrenci başına maliyetin düşük olması nedenleriyle, kitapların uzun vadede kullanılmasının maliyet bakımından verimli olmaması sebebiyle uygulamaya geçilmemektedir.

Adana Milletvekili Sayın Hulusi Güvel’in (6/2086) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre, Yükseköğretim Kurulu eski üyesi Profesör Doktor İzzet Özgenç’in doçentlik tezinde intihal yapıldığı iddiasıyla yapılan başvuru üzerine Yükseköğretim Denetleme Kurulunda inceleme başlatılmış olup söz konusu inceleme hâlen devam etmektedir.

Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç’in (6/2089) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre, devlet üniversitelerinde kadrolu olarak görev yapan öğretim üyelerinin 2547 sayılı Kanun’un 40’ıncı maddesinin (b) fıkrası hükümlerine göre vakıf üniversitelerinde görevlendirilebilmeleri için Yükseköğretim Kurulunun 31/12/2008 tarihli toplantısında, görevlendirmenin yapılacağı vakıf üniversitesi ile devlet üniversitesi arasında bir protokol imzalanması, bu protokolle görev yapacak olan öğretim görevlisine ödenen maaşın brüt miktarının vakıf üniversitesince devlet üniversitesinin bütçesine her ayın on beşinci günü ödenmesinin hüküm altına alınmasına, bu karara ek olarak yürütme kurulunun 4/3/2009 tarihli toplantısında, maaşsız izinli olarak da görevlendirilebileceklerine karar verilmiştir.

Devlet üniversitelerinde görev yapan öğretim üyelerinin vakıf üniversitelerinde görevlendirilmeleri bu çerçevede yapılmakta olup kanun maddesi uyarınca 22/10/2010 tarihine kadar görevlendirilenlerin sayısı 32’dir.

Gaziantep Milletvekili Sayın Hasan Özdemir’in (6/2093) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Gaziantep Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiye göre, 2002-2010 yılları arasında, hayırseverler, İMKB, Dünya Bankası, İl Özel İdaresi, TOKİ ve Telekom tarafından olmak üzere toplam 74 okulda 1.267 dersliğin yapımının tamamlandığı ve 9 okulda 253 dersliğin yapımına devam edildiği, ilde okul yapımı için 190.160 metrekare arsa tespit edildiği, yeni okul inşa edilmesi için yerel yönetimlerle sürekli ve düzenli olarak toplantılar yapılarak nelerin yapılabileceği konusunda iş birliği içinde olunduğu, arazilerin tek tek incelenerek ortak kararlar verilmek üzere çözüme gidilmesi için gerekli işlemlerin yürütülmekte olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Maliye Bakanlığımızca yapılan çalışmalar sonucunda 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyette bulunmak üzere açılan özel okullara ilgili mevzuat hükümleri gereğince beş yıl süreyle vergi ve kurumlar vergisi muafiyeti uygulanmaktadır. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 12’nci maddesiyle özel okulların su, doğal gaz ve elektrik ücretlendirmesinin resmî okullara uygulanan tarifeden yapılması sağlanmıştır. Ayrıca, özel okul yapmak isteyen müteşebbislere yatırımlarda devlet yardımları hakkında karar ve yatırımlarda devlet yardımları hakkındaki kararın uygulanmasına ilişkin tebliğ hükümleri çerçevesinde, Hazine Müsteşarlığınca teşvik belgesi verilmekte olup gümrük vergisi muafiyeti, katma değer vergisi istisnası ve faiz desteği yapılmaktadır.

İzmir Milletvekili Sayın Kamil Erdal Sipahi’nin (6/2104) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre, yükseköğretim programlarında staj ve ilgili işlemler, Yükseköğretim Kurumlarının Bakanlıklar ile Onlara Bağlı Kurum ve Kuruluşlardan Yararlanma Yönetmeliği çerçevesinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Yükseköğretim programlarındaki staj çalışmaları, Türkiye’deki kurum ve kuruluşlar ile yükseköğretim kurumlarını kapsamaktadır. Dolayısıyla, yurt dışındaki üniversitelerden gelecek yabancı uyruklu öğrencilerin yapacağı stajlar ve yabancı uyruklu öğrencilerin öğrenim gördüğü yükseköğrenim kurumları ile Türkiye’de staj yapacağı kurumlar arasındaki protokole bağlı olmaktadır.

Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç’in (6/2136) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından alınan bilgiye göre, İsrail’in Gazze’de başlatmış olduğu harekât sonrasında dost ve kardeş Filistin halkının karşı karşıya bulunduğu sıkıntıların giderilmesinde ve hafifletilmesine katkıda bulunmak amacıyla, Başbakanlıkça 6/1/2009 tarihli ve 2009/1 sayılı genelgeyle Filistin/Gazze’ye bir yardım kampanyası başlatılmış ve belirtilen hususta ulusal koordinasyonu sağlamak üzere mülga Başbakanlık Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü görevlendirilmiştir. Kampanya süresince yardım hesaplarında toplanan miktarlar, kampanyanın bitiş tarihi olan 1 Mart 2009 tarihinde, Başbakanlık Filistin/Gazze İnsani Yardım Merkezi hesaplarına aktarılmıştır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Miktar ne kadar? Miktarını söyleyin!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Başbakanlık yardım hesapları dâhil tüm hesaplarda, 65 milyon 535 bin…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Miktarı söyleyin! Kaç?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Eğer sabırlı davranırsanız onlara devam ediyorum. Eğer sorunuzu cevaplandırmama…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam. Kaç?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Biraz sabırlı davranırsanız Sayın Genç, onları okuyorum şu anda.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biraz sesiniz yüksek çıksın, anlamıyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Dinlemeyi bilirseniz duyabilirsiniz diye düşünüyorum.

325.424 ABD doları, 3 milyon 345 bin 107 euro, 420 İngiliz sterlini, 2.904 İsviçre frangı toplanmıştır. Hâlihazırdaki 55 milyon 485 bin 492 Türk lirası, 337.941  ABD doları, 3 milyon 623 bin 913 avro Vakıfbank Finans Market Şubesinde değerlendirilmektedir.

Gazze’ye inşaat malzemesi girişi konusunda İsrail tarafından uygulanan genel ambargonun kaldırılması yönünde Dışişleri Bakanlığınca yapılan girişimler sürdürülmekte olup, durumun normale dönmesini müteakip mevcut yardım paraları Gazze’nin yeniden inşasında kullanılacaktır.

Toplanan yardım paralarından 11 milyon ABD doları Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığına yani TİKA’ya, 3 milyon 500 bin ABD doları da Gazze’de acil ihtiyaçların karşılanması için Kızılay Genel Başkanlığına verilmiştir.

Ayrıca, yardım faaliyetleri kapsamında Dışişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Kızılay Genel Müdürlüğü, TİKA’yla koordinasyon sağlanarak 5 kargo uçağı ve 106 tır ile 1.897 ton ağırlığında gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve battaniyeden oluşan insani yardım malzemesinin yanı sıra 5 ambulans, 9 jeneratör ve yerelden temin edilen ilaç ve tıbbi malzemeler Gazze’ye ulaştırılmış olup, ulaştırılan yardımların yaklaşık tutarı 11 milyon Türk lirasıdır.

Gaziantep Milletvekili Sayın Hasan Özdemir’in (6/2151) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’na göre, ilköğretim çağındaki çocukların sekiz yıllık temel eğitime alınması zorunludur. e-okul verilerine göre, 2009-2010 öğretim yılı itibarıyla Gaziantep ilinde ilköğretim çağ nüfusunda olup okula kayıtsız olanların sayısı 1.992’dir. Diğer taraftan, ortaöğretim zorunlu olmamakla birlikte, Bakanlığımızca okulu terkin sebepleri araştırılmakta, çözümler üretilmektedir. Bu amaçla Bakanlığımız konuyu stratejik planına almış ve okulu terkin sebepleri arasında, bölünmüş aileler, aile içi problemler, ailelerin eğitim noksanlığı, bilinç düzeylerinin düşük olması, ekonomik sıkıntılar ve benzeri hususların yer aldığı gözlemlenmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrencilere, 9’uncu sınıflarda üç dersten, 10, 11 ve 12’nci sınıflarda ikişer dersten, alt sınıflarla birlikte en fazla beş dersten sorumlu olarak bir üst sınıfa geçme imkânı verilmiştir. Ayrıca, öğrencilerimize yatılılık imkânı sağlanmaya çalışılmaktadır. Öğrenci ve ailelerine yönelik rehberlik ve bilgilendirme çalışmaları yapılmakta, maddi durumu yetersiz olanlar madden desteklenmekte, öğrenimlerini sürdürmeleri sağlanmaktadır.

Gaziantep ilinde ortaöğretimde 2009-2010 eğitim öğretim yılında kendi isteğiyle örgün eğitimin dışına çıkan öğrenci sayısı 2.115’tir. 2004-2005 ve 2009-2010 yılları arasında, 2008-2009 öğretim yılında e-okul sistemine geçilmesi nedeniyle de bu öğretim yılına ilişkin veriler henüz bulunmamakta olup diğer dört öğretim yılında kendi isteğiyle örgün eğitimin dışına çıkan öğrenci sayısı toplam 13.541’dir.

Giresun Milletvekili Sayın Murat Özkan’ın (6/2152) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Sınav sisteminin değiştirilmesi temelde ortaöğretimin yapılandırılması çalışmaları kapsamında ele alınan bir husustur. Ortaöğretimde gerçekleştirilmeye çalışılan yeniden yapılanmada, 2013 yılına kadar genel liselerin tamamının Anadolu liselerine, meslek liselerine dönüştürülmesi ve buna dayalı olarak okullar arasında niteliksel farklılıkların ortadan kaldırılması ve okul çeşitliliğinin en aza indirilmesi planlanmaktadır. Böylece yoğun talep alan ve sınavla yerleştirme yapılan okul türleri ortadan kalkacağı için dolayısıyla eğitim sistemimiz de sınav merkezli olmaktan çıkacaktır.

Seviye belirleme sınavı, bütünüyle yanlış bulunan bir sınav sistemi değildir. Süreç ölçmesi özelliğiyle olumlu yönleri çok olan bir sınav sistemidir. Ancak, seviye belirleme sınavının kademeli olarak kaldırılmasında temel amaç, ortaöğretimde yeni modele geçilmesi ve buna bağlı sınav merkezliliğinden uzaklaşarak okul merkezliliğine yoğunlaşmayı sağlamaktır. Bu yıl ve geçen yıl sınava girmiş öğrenciler, ortaöğretim kurumlarına ortaöğretim yerleştirme puanlarına göre yerleştirilecekleri için seviye belirleme sınavını kademeli olarak kaldırma yoluna gidilmiştir.

Ortaöğretim sisteminde planlandığı gibi genel liselerin tamamının Anadolu liselerine ve meslek liselerine dönüştürülerek okullar arası niteliksel farklılıklar ortadan kaldırılacağından bu okulların sınavla öğrenci yerleştirme işlemi de sona erecektir.

Söz konusu okulların niteliksel ve niceliksel olarak uygun hâle gelmesi sınava dayalı olmayan bir yerleştirme sistemiyle öğrencilerin kayıt kabulünün yapılacağı düzenlemelerle gerçekleşecektir.

Politikalarımız kişiye bağlı değildir.  Çalışmalarımızın hepsinde bilim insanları, bürokratlar, sektör temsilcileri, öğrenci, veli ve okul yönetimlerinin, kısaca herkesin görüşlerine başvurulmaktadır. Hata ya da eksik olan konulardan dönmeyi de doğrusu kişisel politika olarak tanımlamanın doğru olmadığını düşünüyoruz.

Eğitim, son derece hızlı bir devingen yapıya sahiptir. Yapılan çalışmalar ve değişimlerin deneme yanılma olarak ifade edilmesinin hatalı olduğunu değerlendiriyoruz. Eğitim sistemimiz, çağın gereklerine, insanımızın ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre yeni düzenlemelerle hep bir ivme içerisinde olacaktır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/2184) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Ardahan Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiye göre il merkezine bağlı Hoçvan-Hasköy’de biri ilköğretim okulu, diğeri ortaöğretim okulu olmak üzere iki okul bulunduğu, köyün Kars-Ardahan yolu üzerinde ve Ardahan merkeze 30 kilometre uzaklıkta olduğu, ulaşım imkânlarının iyi olması nedeniyle öğretmenlerin servislerle günlük gidiş ve dönüş yapabildikleri ve köyde yeterli derecede lojman olmasına rağmen herhangi bir lojman talebinde bulunmadıkları anlaşılmaktadır.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Ögüt’ün (6/2190) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 76’ncı maddesi gereği Ardahan ili ilköğretim kurumlarının giderlerinde kullanılmak üzere genel bütçeden gönderilen ödenek 2005 yılında 2 milyon 144 bin 932 TL, 2010 yılında ise 27/12/2010 tarihi itibarıyla 4 milyon 837 bin 189 Türk lirasıdır.

Diğer taraftan, 2010 Yılı Bütçe Kanunu’nun 22’nci maddesine göre Bakanlığımıza kullanma izni verilen kadrolar Bakanlığımıza bağlı kurumların ve okulların ihtiyaçlarından dolayı öğretmen atamalarında kullanıldığından memur ve hizmetli istihdamı yapılamamaktadır. Ancak Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumların memur ve hizmetli ihtiyacı, ilgili mevzuat gereği, engelli personel alımından, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından korunan ve bakılan çocuklardan, 3713 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığının talebiyle şehit yakınlarından, özelleştirme uygulamaları gereği Devlet Personel Başkanlığınca 4046 sayılı Kanun ve 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamında yönlendirilen personelden ilgililerin tercihleri doğrultusunda atamalar yapılarak karşılanmaktadır. Ardahan iline engelli personelden 9 memur, 9 hizmetli, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından korunan ve bakılan çocuklardan 1 hizmetli olmak üzere toplam 19 kişinin ataması yapılmıştır. Ayrıca finansmanı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanan, Türkiye İş Kurumuna aktarılan kaynakla mevcut aktif iş gücü programına ilaveten toplum yararına çalışma programları kapsamında il millî eğitim müdürlüklerince İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin alımıyla da giderilmektedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şimdi Sayın Doğru, Sayın Işık, Sayın Genç, Sayın Asil ve Sayın Öğüt’ün İç Tüzük’ün 98’inci maddesi gereğince konuyla ilgili kısa bir açıklama talepleri var.

Sayın Doğru, buyurun.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakana teşekkürlerimi sunuyorum sorularıma vermiş olduğu cevaptan dolayı.

2003 yılından itibaren ücretsiz ders kitapları Millî Eğitim Bakanlığınca dağıtılıyor. Öğrencilere ders kitapları verildikten sonra “yardımcı ders kitapları” adı altında çocuklar ders kitapları alıyorlar. Bu yardımcı ders kitapları da bayağı pahalı Sayın Bakanım, dolayısıyla bu yardımcı ders kitaplarıyla ilgili bir çalışma yapılması gerekmektedir. Benim sorumu sormamın amacı burasıdır. Yani, eğer yardımcı ders kitabına ihtiyaç varsa o zaman onun müfredat içerisindeki kitapların içerisine konulması gerekmez mi? Bu konuda bilgi almak istiyorum.

Diğer, ikinci soru: Öğretmenevleriyle ilgili sorularım vardı. Öğretmenevi olarak, Ankara merkezde iki tane yerde öğretmenlerimiz kalabiliyor. Bir tanesi Başkent Öğretmenevi. Ankara merkez olduğu için Türkiye'nin her tarafından öğretmenler buraya geliyorlar. Dolayısıyla burada kalmakta bayağı zorlanılıyor. Hatta Başkent Öğretmenevi öğretmenlerin dışında başka insanlarımızın da kaldığı yer olarak zaman zaman görülüyor ve de öğretmenler oraya geldiği zaman da bayağı zorlanıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REŞAT DOĞRU (Tokat) – O mealde, onların yanında başka öğretmenevleri açılabilir mi?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğru.

Sayın Işık, buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de Sayın Bakana teşekkür ediyorum, iki önergemizi cevapladı. Ancak, birinci önergede bahsi geçen 2547 sayılı Yasa’nın 50/d maddesi kapsamında, yüksek lisans ya da doktora öğrenimlerini yapan araştırma görevlilerinin her yıl öğretim yardımcısı kadrosuna atamalarının yenilenmesi bunların birçok mağduriyete uğramasına yol açıyor. Bunun acaba 33/a maddesi kapsamına alınarak iki ya da üç yıl süreyle atamaları gerçekleştirilebilir mi? Bu konuda bir cevap alamadım.

Bir diğer konu da, daha önce fen-edebiyat fakültesinden mezun olan öğrencilerin formasyon eğitimine katılabilmeleri için 4 not üzerinden en az 2,5 ortalamayla mezun olmaları zorunluluğu var. Hâlbuki bu değişiklik Ocak 2010’da çıktı. Önceki dönemde mezun olanlar için bu 2,5 barajının indirilmesi daha doğru olmaz mıydı? Ve yeni öğrencilere de 2011 eğitim yılından itibaren bu formasyon imkânının tanınmış olması da ayrıca olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanın konuşmalarını anlamak mümkün değil çünkü sesi çok cılız çıkıyor, kürsüden midir ne…

Şimdi, tabii sorduğumuz sorulara verilen cevapları tamamen iyi anlayamadım, tutanakları alıp tekrarlayacağım.

Şimdi Sayın Başkan, bu Hükûmet zamanında İstanbul Üniversitesi gibi Türkiye’de sayılı üniversitelerin profesörleri, doçentleri, öğretim görevlileri, maalesef bazı cemaat ve tarikatların kurdukları üniversitelere, oradaki öğretim görevlileri alınıyor, orada ders vermeye gönderiliyor ve parası da devlet tarafından ödeniyor. Bu, çok, gerçekten, yani kabul edilemez bir durumdur. Dolayısıyla burada amaç tarikat ve cemaatlerin üniversitelerini güçlendirmek ve devlet üniversitelerini zayıflatmaktır. Bu tabii bu Hükûmetin felsefesine uygundur ama sorduğumuz, böyle bir talimat var mıdır sizin? Kaç kişidir? Ne kadar gidiyor? Bu konularda Bakan cevap verdiyse bile, tabii anlayamadık. Yani bu kürsüye çıkan kişilerin biraz sesinin gür çıkması lazım ama sesi niye kısık çıkıyor? Çünkü, kısık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

Sayın Asil, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, efendim iki sorum var, bir dakika verin efendim. İki tane sorum var Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Asil, buyurun...

Sayın Genç, İç Tüzük 98’inci maddesi gayet…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim diyor ki: “Kısa açıklama yapar.” Benim iki tane sorum var, birer dakika verseniz iki dakika eder.

BAŞKAN – Sayın Genç, dinler misiniz lütfen. İç Tüzük’ün 98’inci maddesi gayet açık.

KAMER GENÇ (Tunceli) – 98’inci maddeye yaptığınız uygulama yanlış. Önce Hükûmet çıkar bana cevap verir, sonra ben de ona cevap veririm.

BAŞKAN – Sayın Genç, doğruları hep siz bilecek değilsiniz, bir dinleme lütfunda bulunun lütfen…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Yorum yapmayacaksınız, konuyla ilgili, sorduğunuz soruyla ilgili açıklama talebinde bulunacaksınız...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Soruyla ilgili söylüyorum. İşte diyorum ki: Bazı devlet…

BAŞKAN - …açıklama isteyeceksiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bakın, Gazze’ye giden paralarla ilgili saklandı, rakam saklandı. Bunu niye saklıyorsunuz? Siz de vasıta mı oluyorsunuz bunlara?

BAŞKAN – Sayın Asil, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Niye yani bir dakika… Sayın Başkan, yani böyle bir şey olur mu yani? Burada sorduğumuz sorulara cevap verin diyoruz, bazı şeyler gizleniyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Asil.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yahu Sayın Başkan, benim soruma cevap verme hakkımı nasıl kısıtlıyorsunuz? Yani Bakan yanlış bilgi verdi. O zaman, o kürsüde oturma Sayın Başkan,  sen AKP’nin militanlığını yapıyorsun!

BAŞKAN – Lütfen Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) - Orada oturan militanlık yapmaz!

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen oturun.

Sayın Asil, buyurun.

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sözleşmeli öğretmenlerin özür grubu tayinleri konusunda birçok defa söz verildiği hâlde, bugüne kadar bu atamalarla ilgili sorunlar giderilmiş değil maalesef. Kendisi Eskişehir’de, eşi Çifteler’de; kendisi Mersin’de, eşi Torosların başında, 65-70 kilometre uzaklıkta, kış şartlarında gidiş gelişi güçlükle yapılan yörelerde… Şimdi, bu insanların eş durumuyla ilgili sorunları ne zaman giderilecek? Bu konuda da bir açıklama yaparsanız…

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öğüt, buyurun.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, yurt yapımıyla ilgili birinci sorumu sorayım, lütfen notunuzu alın.

Yurt, Ardahan’da korkunç bir eksiklik ve hızlı bir şekilde yurtların yapılması lazım. Yalnız şu anda eksi 15 derecede Ardahan’daki yurtta kaloriferler yanmıyor. Şimdi gazeteci aradı, bana söyledi.

İkincisi “Yardım setleri var.” dediniz, Vali Bey öyle söylemiş. Vali Bey’i yanlış bilgilendirmişler. Göle’nin Karatavuk köyü Muhtarı tesadüfen benim yanımda oturuyordu biraz önce. O dedi ki: “Yanlış, bizim köyümüzde yardım seti yoktur.” Ben araştırdım, Ardahan’ın yarısında yardım seti yok okulların.

Yine, Karatavuk köyünde, dediniz ki: “Lojman var.” Çok küçük bir lojman var. 1 kişilik lojmanda 2 kişi kalıyor. Bunu da onun için, daha büyük lojman olsun, orada öğretmenlerimiz rahat etsin diye ben söylemiştim.

Bilgisayarların yarısı bozuk, çalışmıyor; müdürlerin yanında var, çocuklarda yok. Onu da ben arz ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öğüt.

Sayın Bakan, cevap verecek misiniz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Buyurunuz.

Süreniz beş dakika.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Efendim, şunu da söyleyeyim Sayın Bakanım, Hoçvan-Hasköy okulunun şu anda suyu olmadığı için tuvaletleri tıkalı ve çocuklar tuvalete gidemiyor.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle burada soruları hemen hemen ayrıntılı bir şekilde cevaplandırdım ama yine benzer konularda itirazlar oldu.

Şimdi, öncelikle, iletilen konulardan ve “Ücretsiz ders kitapları acaba daha sonraki yıllarda dağıtılamaz mı?” sorusuna ilişkin verdiğim cevaptan sonra Sayın Reşat Doğru sorusunu yardımcı ders kitapları önerisiyle tamamladı. Gerçekten de öğrencilere ayrıca bir mali külfet oluşturacak şekilde yardımcı ders kitapları önerilmesini genelgeyle yasaklamış durumdayız fakat elbette ki bu yardımcı ders kitapları ve pahalı ders kitaplarına yönlendirme konularında, eğer bu konuda böyle olayları vaka olarak bize bildirirseniz, bu konuda Bakanlık olarak aldığımız tutumun sonuna kadar arkasındayız ve devamını sağlayacağız.

Ankara’daki öğretmenevi sayısını da az önce bütün ilçeler olarak saydım fakat sizlerin de söylediğiniz gibi bunların birçoğu ilçelerde ve dolayısıyla tercih edilmiyor. Yeni öğretmenevi yapımının da Başbakanlık genelgesi doğrultusunda yapılmadığını ve buna ilişkin bir bütçe ayrılmadığını da ifade ettim.

Sözleşmeli öğretmenlerin özür durumuna ve eş durumuna bağlı yer değişiklikleri konusunda da gerekli çalışmaları yapıyoruz ve bunları tamamlamaya çalışıyoruz.

Şimdi, özellikle, sanıyorum net olarak dinlenmediği için… Şimdi, Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt’ün yurttan haber geldiğini, soğuk olduğunu, vesaire… Bunları gerçekten -tüm samimiyetimle söylüyorum ki- yakından takip ediyoruz ve takdir edersiniz ki Millî Eğitim Bakanı olarak kurumlarımızda kalan her çocuğun bulundukları ortamı ben sadece ısıtılması ve yemek yedirilecek mekânlar olarak da düşünmüyorum, onlar, onların barınma yerleri olmanın ötesinde bir aile ortamının oluşmasıdır. Bizim beklentimiz, özellikle yatılı ilköğretim bölge okullarında yöneticilerimizin bir anne-baba şefkati içerisinde, çocuklarımızın her türlü problemiyle de  yakından ilgilenmeleridir.

Bugün itibarıyla, geçenlerde gazeteye yansıyan olay da dâhil olmak üzere, biz, yatılı ilköğretim bölge okullarımıza -ısınma giderleri, yemek giderleri gibi bir problemleri yok- yeteri kadar bütçe aktarıyoruz. Eğer burada, bir eksiklik, aksaklık varsa, yurt ve kalorifer dairesinin yapılmaması, bozukluğu, bilgisayar...

Az önce size söyledim. Dediniz ki: “Lojman bir tane var ve yeterli değil.” Biz bir yere yeni bir lojman inşası için her şeyden önce orada öğrenci sayılarını da baz alıyoruz. Azalan bir öğrenci nüfusu varsa oraya yeniden lojman yapmayı, gerçekten devletin kaynaklarını israf olarak anlıyoruz ve o mesafe 30 kilometre gibi öğretmenin gidip gelebileceği bir mesafe ise lojman yapımını kaynakların iyi kullanılmaması olarak yorumluyoruz, bu nedenle yapmıyoruz. Yoksa o manada, öğretmenlerimizin ihtiyacı olan, fiziki mekânların, lojmanların yapımı için mücadele ediyoruz.

Siz bahsettiğinizi eğer özel not olarak verirseniz, hemen şu an itibarıyla da konuyu takip edeceğim. Hiçbir şekilde bu kabul edilemez, ne kaloriferlerin bozuk olması ne sularının akmaması ne de yemeklerinin yeterli olmaması. Bunlar bizim tarafımızdan ne kabul edilebilir şeylerdir ne de bu konuda bir mazeret üretiyoruz. Asla bu konuda mazeret üreten hiçbir yöneticimizi de bu manada... Bilgisayarlarının da bozuk olduğu da...

İkincisi, bize bu ihtiyaçlara ilişkin de, Sayın Öğüt, talepte bulunulmadığını da soru önergenize cevap verirken söyledim. Eksiklikler olarak çeşitli, ilinize ait ilçelerde veya köylerde bunların her şeyden önce il özel idarelerinde ve illerde planlandığını söyledim. Yani ilköğretime ilişkin tüm giderler planlanır, bizden istenir ve biz bu parayı ile göndeririz. İlden de bu paralar ilgili yerlere... Böyle bir talep, valiliğe de ulaşmadı bize de ulaşmadı. Dolayısıyla size ulaşan bir durum varsa, ekstra bir durum varsa bu, bizim karşılamamız gereken bir konu ve karşılarız.

Sayın Başkan, zamanım  yeterli değil ama şunu söylemek isterim kısaca Sayın Genç’e: Sanıyorum soruyu sormak kadar veya konuşmak kadar dinlemenin de bir meziyet olduğunun farkına varır. Ben tüm detaylarıyla rakam rakam banka hesaplarını, euro hesaplarını, İsviçre frangı hesaplarını, bunun ne kadarının aktarıldığını, ne kadarının hâlihazırda hesapta durduğunu veya ne kadarının hangi kurumlara aktarıldığını çok net ve detaylı olarak verdim. Zabıtları alıp okursanız durumu daha iyi anlarsınız. Tekrar size cevap vermeyeceğim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakacağız, bakacağız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Teşekkür ediyorum. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.56

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 4 Milletvekilinin; 5683 Sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 4 Milletvekilinin; 5683 Sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/644) (S. Sayısı: 492) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 492 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Enis Tütüncü, Tekirdağ Milletvekili.

Buyurun Sayın Tütüncü. (CHP sıralarından alkışlar)

                                

(x) 492 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sıra sayısı 492 olan Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 4 milletvekilinin Yasa Teklifi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Hemen ifade etmeliyim ki bu teklifin görüşülmesi insan hakları açısından, insanlık tarihi açısından oldukça gecikmiş bir durum göstermektedir. Keşke daha önce gelmiş olsaydı. Bu nedenle teklifi destekliyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.

Burada, Roman yurttaşlarımızı incitecek, onların onuruna, saygınlığına gölge düşürecek bazı kelimelerin, düzenlemelerin yasadan çıkarıldığı görülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, dört yıl önce Tekirdağ merkezde bir mahalle toplantısındayım. Genç Romanlardan birisi ayağa kalktı, ağlayarak aynen şu şekilde konuştu: “Vekilim, bizler açız, işsiziz, yoksuluz; yıllardır böyle sorunlara göğüs geriyoruz, daha da gereriz, göğüs gereriz ancak bunlar bir tarafa, bunların ötesinde, öncelikle biz sevgiye muhtacız, insan gibi sevilmek istiyoruz.”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu çığlığın, bu tepkinin temelinde ne vardır? Yıllardır Roman yurttaşlarımızın dışlanmışlığı vardır, hor görülmüşlüğü vardır, ezilmişliği vardır Türkiye’de ve dünyanın tüm coğrafyalarında. Yani “Biz sevgiye muhtacız, insan gibi sevilmek istiyoruz.” Bunun ötesinde söylenecek hiçbir söz yoktur. Ana dilleri Sanskritçede “Rom” ya da “Dom” olarak adlandırılan ve “insan” anlamına gelen bir topluluğun 21’inci yüzyıldaki çığlığı: “Sevgiye muhtacız.”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifi veren milletvekillerine teşekkür ediyoruz ama şunu da sormadan edemiyorum: Geçen dönemde nerelerdeydiniz? Geçen dönemde biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Roman sorununu gündeme getirdiğimizde, Türkiye Büyük Millet Meclisi platformuna taşıdığımızda yalnız kaldık. Şimdi, teşekkür ediyoruz ama neden geçen yıl biz yalnız kaldık?

Bakınız, şimdi Roman açılımını yapıyorsunuz. Bundan önce Kürt açılımını yaptınız, Ermeni açılımını yaptınız, Alevi açılımını yaptınız, hepsini yüzünüze gözünüze bulaştırdınız. Öyle sanıyorum ki, inşallah -biz de yardımcı olacağız buna- bunu yüzünüze gözünüze bulaştırmazsınız.

Şimdi, burada, biz neden sitemkâr konuşuyoruz; hem teşekkür ettik, sitemkâr konuşuyoruz?

Bakınız Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz CHP olarak yaklaşık beş yıl önce Roman açılımını başlattık. Bu kutsal çatı altında başlattık Roman açılımını. 22 Şubat 2006’da 1934 tarihli İskân Kanunu’nun 1’inci ve 4’üncü maddesinin değiştirilmesiyle ilgili teklifi verdik. Burada anımsayacaksınız “Çingene” sözcüğü yerine “Roman” sözcüğünün ikame edilmesini önerdik. Ayrıca, anarşistlerle, casuslarla bir tutulan göçebe Romanların yasa kapsamından çıkarılmasını önerdik. Hükûmet, yedi ay sonra bir başka değişiklikle, bizim bu sıkıntımızı, dile getirdiğimiz bu sorunu ortadan kaldırdı başka bir değişiklikle ve ben bu arada Sayın Başbakana bir yazılı soru önergesi… Daha doğrusu, arkadaşlarımızla beraber hazırladık -Sayın Çakır burada geçen dönemden- verdik 17 Şubat 2006 tarihinde ve Sayın Başbakana sormuş olduğumuz bu soruların henüz yanıtını alabilmiş değiliz. Yaklaşık beş yıl önce sormuş olduğumuz, Sayın Başbakana sormuş olduğumuz bu soruların yanıtlarını henüz alabilmiş değiliz. Burada ayrıntıya girmiyorum, üç soru sormuşuz. İnşallah Sayın Başbakan bugün grupta yaptığı o ateşli konuşmadan da belki, biraz o ateşli konuşmanın da yüzü suyu hürmetine, bizim burada yaklaşık beş yıl önce sormuş olduğumuz sorunun yanıtlarını bize verir. Yani, bakınız, ülkemizde yaşayan ve vatandaşlık konumunda bulunmayan Romanların bir an önce vatandaşlık haklarına kavuşturulması için nasıl bir çalışma öngörülüyor? Bunu sorduk. 100 bini aşkın bir bölümünün nüfus cüzdanına sahip olmadığını dile getirmişiz. Bunlar hâlâ gündemde yok, Hükûmetin gündeminde yok.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üçüncü olarak biz, 31 Mayıs 2006 yılında İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu’ya bir yazılı soru önergesi verdik. Önergemiz, polis disiplini ve polis karakollarıyla ilgili bir talimnamede düzeltme yapılmasıydı, çünkü burada, Romanlar, şüpheli şahıslar, emniyeti ihlal eden ve suç işleme potansiyeli bulunan insanlar olarak gösterilmekteydi. Bu soru önergesini verdik, takip ettik. Teşekkür ediyoruz. Bir buçuk ay sonra Sayın Abdülkadir Aksu soru önergemize yanıt verdi, dedi ki: “Tamam, talimnameden o kötü ibareleri kaldırdık.” 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bu değindiğim düzenlemelerin tarihleri çok önce, çok eski, altmış yıl öncesinin, yetmiş beş yıl öncesinin düzenlemeleri ama AKP’nin şu andaki ya da yakın zaman öncesindeki bakışını, gerçek bakışını yansıtan bir düzenleme var ki, bu düzenlemeyi burada sizlerle paylaşmak durumundayım: Bakınız, 2003 yılında, AKP İktidarı, vatandaşlığa alınmayla ilgili bir genelge çıkartıyor, 23 Ekim 2003 yılında ve bunda diyor ki: “Vatandaşlığa alınma için başvuru yapacak kişiler hakkında inceleme yapılırken dilencilik veya Çingenelikle ilişkilerinin bulunup bulunmadığı hususları araştırılacaktır.” Bunu istiyor. Ne zaman? 2003 yılında. Tabii hemen Avrupa Birliği devreye giriyor ve Avrupa Birliği, Türkiye ilerleme raporunda bu konuyu çok şiddetli bir şekilde eleştiriyor ve bunun üzerine AKP apar topar bu genelgeyi iptal ediyor. Yani bunu şunun için söylüyorum: Ne yazık ki işte bu genelge, AKP’nin Romanlara dönük bu açılım girişiminin nasıl sahte bir girişim olduğunun en açık delilidir, hiç yani en açık delilidir. Yani siz Hükûmetiniz zamanında bir genelge çıkaracaksınız, “Vatandaşlığa alınmak için bakın bakalım dilencilik veya Çingenelikle ilgisi var m?” diye hüküm koyacaksınız, Avrupa Birliği ayağa kalkacak, “Avrupa Birliği istedi.” diye          -dostlar alışverişte görsün- onu çıkaracaksınız; gerçek yüzü bu. Eğer siz gerçekten Romanların sorunlarına eğilmek istiyorsanız insanlara yalnız ve yalnızca insan olduğu için değer verilmesi düşüncesini ön planda tutarak o sorunlara eğilmeniz lazım.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Roman sorunlarına insan sevgisi çerçevesinde yaklaşıyoruz, Roman sorunlarının çözümünü insanlık mücadelesinin çok önemli bir parçası olarak görüyoruz. Öyle umuyorum ki AKP vermiş olduğu açığı, çok kısa zaman önce vermiş olduğu açığı bir daha vermez de rezil rüsva olmaz dünya âleme.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; acı gerçek, Türkiye'nin acı gerçeği: Romanlar, ne yazık ki sadece Türkiye’de değil, Avrupa Birliği’nde de öyle, en fazla dışlanmış ve ayrımcılığa en çok uğratılan nüfus grubu, toplum kesimi.

Konuşmamın başında Tekirdağ’da bir mahalle toplantısında genç bir Roman kardeşimizin çığlığını sizle paylaştım. Ne diyordu Roman kardeşimiz? “Biz insan gibi sevilmek istiyoruz, sevgiye muhtacız.” diyordu. İşte bu çığlık, Romanların işten önce, aştan önce, insan onur ve saygınlığına uygun bir statüde yaşamalarının ön planda tutulmasını gerekli kılıyor. Romanlar, bir azınlık statüsünde değil, Türk milleti çatısı altında bütün diğer etnik gruplarla aynı derecede eşit, özgür, saygın, onurlu yurttaşlar olarak yaşamak istiyorlar; bir azınlık statüsünde yaşamak istemiyorlar.

Şu anda Romanların karşı karşıya olduğu sorunlarla ilgili kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Çünkü, devletin resmî rakamlarında da öyle sanıyorum yok, zabıtlara girmesi açısından çok önemlidir diye düşünüyorum.

Şu anda Türkiye’de gerçek işsizlik oranı yüzde 18’lerde, yüzde 20’lerde, ama Romanlarda gerçek işsizlik oranı yüzde 50’nin üzerinde. Dikkatinizi çekiyorum.

Türkiye’de kayıt dışı ekonominin boyutunu biliyoruz. Kayıt dışı ekonomi istihdam içinde yaklaşık yüzde 50’ye yakın, ama Roman çalışanlar içinde, Roman yurttaşlarımız içinde iş gücü piyasasında kayıt dışılık oranı yüzde 90. Bu ne anlama geliyor? Roman yurttaşlarımız, son derece düşük ücretli, düşük statülü, sigortasız ve her türlü yasal güvenceden yoksun bir şekilde çalıştırılmaktalar.

Açlık ve yoksulluk istatistiklerine baktığımızda, ne yazık ki, Roman yurttaşlarımızın açlık ve yoksulluk açısından, çok büyük bir oranda bu açlık ve yoksulluk gruplarını oluşturduğunu üzülerek tespit ediyoruz. Bebek ölüm oranlarına bakıyoruz, bin canlı doğumda Türkiye ortalaması -2009 yılını veriyorum- binde 13-14 dolaylarında yani doğan her bin canlı bebekten bir yaşına gelmeden 13’ü, 14’ü ölüyor ama Roman bebeklerinde yüzde 50’ye yakını ölüyor.

Anne ölüm oranlarına bakıyoruz, anne ölüm oranlarında da Türkiye ortalamasının çok üstünde bir ölüm oranıyla karşılaşıyoruz ne yazık ki. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi Roman kız çocuklarında evlilik yaşının on ikiye, on üçe kadar -bazı yörelerde- düşürülmüş olmasıdır, yani çocuk! Çocuk yaşta evlendirilen Roman kızları doğumda ve canlı doğum yaptıktan sonra ne yazık ki yaşamlarını yitiriyorlar çok daha fazla oranda. Bakınız, Türkiye'de 100 bin canlı doğumda Türkiye ortalaması olarak 20 tane kadın ölüyor ama Roman kadınlarındaki ölüm oranı yüz binde 70-75.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada daha fazla ayrıntıya girmek isterim ama öyle sanıyorum ki en azından bu bölümün saat sekize kadar bitirilmesi gibi bir istek var. Kısaca sözlerimi toparlamak isterim.

Şimdi, bir numaralı sorun dışlanmışlık sorunu, hor görülme sorunu. Bunu parayla pulla, ayni yardımlarla çözmek mümkün değildir. Romanlara, kendi kültürlerinin toplumdaki en az diğer kültürler kadar değerli ve saygın olduğunu anlatacak özel projeler hazırlamalıyız. Burada merkezî Hükûmetle birlikte yerel yönetimlere, diğer sorunlarının çözümünde de yerel yönetimlere çok büyük bir görev ve sorumluluk düşmektedir. Merkezî Hükûmet, yerel yönetimler ve sivil inisiyatifler, vakıflar; üçünün bir arada, devlet tarafından organize edilmesi gerekiyor, başıboş bırakılamaz.

En büyük sorun istihdam, işsizlik sorunu. Az önce söyledim, gerçek işsizlikte yüzde 50’nin üzerinde bir oran, kayıt dışı ekonomi açısından yüzde 90’a varan bir oran. O zaman eğitimde fırsat eşitliğini gerçekleştirmek için gerekirse Romanlara dönük bir pozitif ayrımcılığa gidilmesi gerekmektedir. Hem örgün eğitim sisteminde hem de yaygın eğitim sisteminde Romanlara dönük bir eğitim seferberliğine bir an önce girişilmesi gerekiyor.

Burada, örneğin, Tekirdağ’da geçmiş dönemde bazı Roman kardeşlerimizin önünü açtık. Şu anda, doktor, mühendis, avukat Roman evlatlarımız var. Bunların sayılarını hızla artırmamız lazım. İmkân verilirse, destek verilirse Roman çocuklarının da gerçekten çok başarılı olduğunu biz Tekirdağ’da bazı örneklerle kanıtlamış durumdayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirne’de, Trakya’da daha doğrusu, bir araştırma yapıldı. Bu araştırmada örneğin okuma yazma bilmeyenler açısından baktığımızda Romanlardaki okuma yazma bilmeme oranı yüzde 30’a yakın ve Roman çocuklarının ancak yüzde 10’u liseye kayıt olabiliyor ama ancak yüzde 6’sı liseden mezun olabiliyor. Yani bu ne anlama geliyor? Az önce dediğim gibi, eğitimde fırsat eşitliğinin bir an önce yaşama geçirilmesi için bir pozitif ayrımcılığın Roman gençlerine, Roman toplumuna yöneltilmesinin ve uygulanmasının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Burada koruyucu sağlık hizmetleri, birinci kademe sağlık hizmeti, ayakta tedavi bedava olacak. Birinci kademe sağlık hizmetleri, ana çocuk sağlığı, aile planlaması hizmetleriyle bir arada, entegre edilmiş bir şekilde, geçmişin sosyalleştirme projesine benzeyen bir proje. Yani birinci kademeye AKP para soktu. Gerçi Roman vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu yeşil karta muhtaç, yeşil kartı var. Ama yeşil kartı kaldıracaksınız, ne olacak? Bu nedenle, AKP’nin bir an önce koruyucu sağlık hizmetlerine, ana çocuk sağlığı, aile planlaması ve birinci kademe sağlık hizmetleriyle bir arada, bir yeni seferberliğe bu alanda gitmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Sosyal yardım ve sosyal hizmet programları daha etkin bir şekilde Romanlara yöneltilmelidir. Yani bayramlarda erzak paketleriyle, kömür çuvallarıyla ya da Fak-Fuk Fon nakdî ödemeleriyle bu Roman yurttaşlardaki yoksulluğu önlemek kesinlikle mümkün değil. Bu tabii, AKP’nin en büyük eksikliği olan ulusal sosyal yardım ve sosyal hizmet sisteminin bir an önce kurulması gerektiğini ortaya koyuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) – Ek süre yok mu efendim?

BAŞKAN – Yok.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Biliyorsunuz iki, üç haftadan bu tarafa uyguluyoruz Sayın Tütüncü.

Teşekkür ediyorum.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) – Hayırlı uğurlu olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Mustafa Enöz, Manisa Milletvekili.

Buyurun Sayın Enöz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA ENÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 492 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, üzerinde değişiklik yapmak istediğimiz 5683 sayılı Kanun 1950 yılında kabul edilmiş bir kanundur. Kanun’un 21’inci maddesinin son fıkrası “Tabiiyetsiz veya yabancı devlet tabaası olan Çingenelerin ve Türk kültürüne bağlı olmıyan yabancı göçebelerin sınır dışı edilmelerine İçişleri Bakanlığı salahiyetlidir.” hükmünü içermektedir. Burada gerçekten “Çingeneler” kelimesi fıkranın yanlış yorumlanmasına sebep olabilecek nitelikte görünmektedir. Bu bakımdan fıkranın Kanun metninden çıkartılması bizce de uygun mütalaa edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, insanlık tarihi boyunca bireysel ve kitlesel göç hareketlerine sahne olan dünyamızda göç olgusu büyük nüfus kitlelerinin yer değiştirmesine, savaşlara ve barışlara neden olmuş, ulusların ve devletlerin oluşmasına yol açmış ve insanlığın gelişmesinde etkin rol oynamıştır. İnsanlık tarihi bir bakıma göçler tarihidir. Göç günümüzde de önemi gittikçe artan bir olgudur. Hâlen yaklaşık 200 milyon uluslararası göçmenin doğdukları yerden farklı bir ülkede yaşamını sürdürdüğü bilinmektedir. Bu sayı dünya nüfusuna oranla önemsiz bir büyüklük olarak kabul edilse de sonuçları ve etkilerinin sayısal ağırlığından daha büyük olduğu görülmektedir. Çeşitli biçim ve amaçlardaki göç hareketlerinin içinde bulunduğumuz dönemde giderek daha fazla gündeme girmesi bir rastlantı değildir. İletişim ve ulaşımın yaygınlaşması sonucunda bireyler ve grupların göç etme güdü ve arzusu artmış, dünyanın daha müreffeh yörelerine doğru göçmen akımları çoğalmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu gelişmede ekonomik nedenlerin yanında güvenlik sorunları, siyasal çatışma ortamları ve çevreye ilişkin olumsuzluklar önemli ağırlık kazanmıştır. Son otuz yıl içinde göç ve göçmen sorunlarına yaklaşımlar, küresel insan hakları anlayışının geçirdiği değişim çerçevesinde belli ortak ilkeler ortaya çıkmıştır. Özellikle sığınmacı ve mültecilerin haklarının genişletilmesi, yasal izinle istihdam edilen göçmenlerin bulundukları ülkelerin yurttaşlarının haklarına yakın veya eşit haklara kavuşmuş olmaları, vatandaşlık yasalarında yapılan değişikliklerle göçmenlerin bu haklara daha kolay kavuşmalarına ilişkin siyasetin yaygınlaşması ve göçmen kabul eden ülkelerdeki göçmen gruplarının uyumuna ilişkin politikaların güncelleştirilmesi bu ortak ilkelerin bulunabileceği alanlardır. Ne var ki, uluslararası göç henüz ilkesel ve kurumsal çözümlemelerden uzaktır.

Bu duruma karşın göç veren ve alan ülkelerin göç ve göçmen politikalarını günümüzde tanımı yapılmış olan evrensel ilkeler doğrultusunda düzenlemeleri gelecekteki olası sorunların büyümeden önlemesi açısından gerekli olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, dünyamızdaki bu göç hareketlerinden ülkemiz de ziyadesiyle etkilenmiştir. Roman vatandaşlarımız da Osmanlı’dan itibaren Anadolu’ya göç etmiş ve şu anda bizim için asli unsur olarak kabul edilen vatandaşlarımızdır ve milletimizin de birer ferdi olarak hayatlarını sürdürmektedirler.

“Roman” kavramı uluslararası bir kavramdır, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği belgelerinde de bu kavram kullanılmaktadır. Ülkemizde “Çingen” kelimesi veya “Çingene” kelimesi yerine “Roman” kavramının kullanılması çok yerinde ve isabetlidir.

Ülkemizde yaşayan Romanlar genelde ekonomik açıdan dar gelirliler arasında yer almaktadırlar ve maalesef, sosyal açıdan ayrımcılığa maruz kalabilmektedirler.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de yaşayan Roman vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu yerleşik nüfus olmakla beraber, bir kısmı da hâlâ göçebe olarak hayatlarını devam ettirmektedirler. Ülkemizde ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan Romanların göçebe şeklindeki yaşam şartlarının getirdiği olumsuzluklar nedeniyle yerleşik halkla aralarında bazı istenmeyen olumsuzluklar meydana gelmiş, bu da Roman vatandaşlarımız üzerinde olumsuz kavramlar oluşmasına sebep olmuştur.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde yaşayan Romanların tıpkı diğer ülkelerde yaşayan Romanlar gibi pek çok sorunu bulunmaktadır. Bunların en başında eğitim sorunu gelmektedir. Roman çocuklarının hem çalışıp hem okumak zorunda kaldıkları için bir hayli sıkıntı çektikleri bilinmektedir. Romanlar genellikle toplu hâlde hayatlarını sürdürme eğilimindedirler. Yaşadıkları şehrin en yoksul kesiminde barındıkları için temel ihtiyaçlarını giderme noktasında ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar.

Roman vatandaşlarımız için çok katlı ve pahalı apartman daireleri yerine bütçelerine uygun küçük ama bahçeli, kısacası sosyokültürel kimliklerinin bir parçası olan evlerde yaşama isteklerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bugünlerde Hükûmetçe yaptırılan konutlar iki veya üç katlı olup, her katta sekiz daire bulunmakta, iki artı bir olan bu dairelerin brüt alanı 64 metrekare olup çoğunun balkonları dahi bulunmamaktadır. Yerlerinden ve yurtlarından edilerek, tabiri caizse, küçücük evlerde mecburi iskâna tabi tutulmaya çalışılan vatandaşlarımız sosyal hayatların koparılmakta, alıştığı yaşam düzeninden ayrılmakta ve yapılan bu evlere, tabiri caizse tıkılmak istenmektedir. Zaten Roman vatandaşlarımız da yapılan bu evlere gitmekten imtina etmektedirler. Bu konunun üzerinde titizlikle durulmasını Hükûmetten beklemekteyiz çünkü bu vatandaşlarımız, daha sağlıklı, daha geniş yaşam alanları arzu etmektedirler.

Yine, Roman vatandaşlarımız, erken yaşta başlayan çalışma hayatının ve yaşadıkları çevrelerdeki olumsuz koşulların bir yansıması olarak ciddi sağlık sorunları yaşamaktadırlar. Yaşadıkları muhitlere sağlık ocağı ve benzeri kuruluşların açılması, ayrıca, uyuşturucu gibi zararlı maddelerin kullanımına karşı etkili tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Roman vatandaşlarımızca kurulmuş olan sivil toplum örgütlerinin çeşitli nedenler yüzünden belediyelerle birtakım sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Bu sorunların da acilen aşılması gerekliliği bulunmaktadır.

Ayrımcı düzenlemeler ve kolluk kuvvetlerinin yaklaşımı konusunda mevzuatta ilgili değişiklikler yapılsa da kolluk kuvvetlerinin Roman vatandaşlarımıza fiili uygulamalarında yeterli iyileşmenin sağlanmadığı Roman vatandaşlarımız tarafından da ifade edilmektedir. Bu olumsuz yaklaşımların da bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

Pek çok Roman vatandaşımız günümüzde hâlâ nüfusa kayıtlı değildir, dolayısıyla, vatandaş olmanın getirdiği birtakım haklardan istifade etmemektedirler.

Roman vatandaşlarımız, özellikle, ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını, yaşam şartlarının iyileştirilmesini ve standartlarının yükseltilmesini, çocuklarının eğitim sürecinde yaşadıkları sıkıntıların giderilmesini arzu etmektedirler. Bunlar da son derece tabii, haklı taleplerdir. Hükûmetin de bir an önce bu isteklere karşılık vermesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, varlıklarının hiçbir döneminde ülkesine, milletine ve devletine ihanet etmemiş, askerine, memuruna kurşun sıkmamış bu muhterem insanlar her türlü takdirin üzerindedir.

Bu duygu ve düşüncelerle kanun teklifinin hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tümü üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Meşhur bir Roman atasözü vardır, biliyor musunuz? Bunu her zaman tekrarlarım: “Evde kalan ölür.” Bu, meşhur Roman atasözüdür. Onun için, dünyada 200 milyondurlar. Dünyada, Türkiye’de, bütün Balkan ülkelerinde, Orta Avrupa’da, İspanya’da, hatta Latin Amerika’da, her yerde varlar ve dünya bu gerçeklikle tanışmasına rağmen, Avrupa Birliği içinde en gelişmiş ülkelerde dahi Romanlara karşı yapılan ayrımcılık Avrupa Birliğinin temel kriterleri içinde yer alıyor.

Şimdi, bu kriteri aldığımız zaman, gerçekten bu kanun teklifiyle ne yapmak istiyoruz? Yani bu kanunun içinde 21’nci maddede bir kelimeyi çıkarttığımız zaman -onu da Avrupa Birliği istediği için- “Romanlar” dediğimiz zaman sadece -ki bütün Roman dernekleri bu ismi kullanırlar, resmî statülerinde vardır- Romanların sorunları çözülecek mi arkadaşlar? Bu kadar basit mi? Bu kadar şeklî mi?

Bakın, Türkiye’de, tırnak içinde “öteki” dediğimiz zaman, en başta Romanlar gelir, sonra azınlıklar, ezilenler, dışlananlar, fişlenenler, potansiyel suçlu olanlar gelir. “Sözde vatandaş” kavramı konuşulduğu zaman, bu ülkede önce Romanlar gelir, sonra diğer saydıklarımız gelir. Bu ülkede, çok uzağa gitmeye gerek yok, bir yaşam tarzları, bir felsefeleri, bir hayat tarzları vardır. Bu hayat tarzları İspanya’da da aynıdır, Türkiye’de de aynıdır, gidersiniz Çek Cumhuriyeti’ne, Slovakya’ya, Polonya’ya, oralarda da bu böyledir. Onların bir hayata tutunuşları vardır ve onları dinlediğiniz zaman ancak onların sorunlarının gerçek çözümlerini, onların isteklerine cevap verdiğinizde çözüm bulursunuz. Ayrımcılık, zaten Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelerle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14’üncü maddesiyle yasaklanmıştır. Bırakın dini, dili, etnisitesi, bütün gruplar için, bütün farklı gruplar için ayrımcılık yasaklanmıştır.

Ben şunu açıkça söyleyeyim: Bu vatandaşlarımızla ilgili olarak, merak ediyorum, Sayın Başbakan “Roman açılımı” toplantıları yaptı, Romanları İstanbul’a çağırdı; Bakanı yaptı, Ankara’ya çağırdı. Bu kadar Romanları düşünüyorsanız, İzmir’den 2 bin kişiyi İstanbul’a taşımak yerine İzmir’e gitseniz, Edirne’nin Yıldırım Mahallesi’ne gitseniz, bir Hıdırellez şenliğinde aralarında oturup nasıl yaşadıklarını görseniz, Sulukule’deki kentsel dönüşüm sonrası sığındıkları küçücük dairelerdeki nefes alamayışlarını, özgürlüklerine vurulan kelepçeleri görebilseniz, anlayabilseniz, müziklerini anlayabilseniz… Romanların müziğini bilir misiniz? Türkülerinin birbirine ne kadar yakın olduğunu bilir misiniz? Sizler bu bütçede, 2011 yılında Romanlar için ne kadar ayırdınız soruyorum, ne kadar ayırdınız; iskânına, konutuna, sosyal devlet anlayışına, sosyal adalete, sosyal eşitliğe ve eşit vatandaşlığa? Selendi’den göç ettirilen ve lince uğrayan Romanları gittikleri yerlerde kaç defa ziyarete gittiniz? Gittiğiniz yerlerde bunlara, evleri barkları, devletin güvencesinde olan can ve mal güvenlikleri karşısında ayaklarına gidebildiniz mi? Bu bir anlayış tarzıdır, bu bir felsefedir, bu bir yaklaşımdır.

Birileri kalkıyor, burada Roman kardeşlerimize –seçimler de yaklaştı, iki kelime hoş edecekler- diyorlar ki: “Roman kardeşlerimiz şunlardan, şunlardan, şunlardan şereflidir.” Ben size söyleyeyim, Roman kardeşlerimiz bu ülkede devleti soyanlardan, yolsuzluk yapanlardan, çete olanlardan, darbecilerden, işkencecilerden, insan haklarını ihlal edenlerden, hepsinden onurludur, şereflidir, bu ülkenin göz bebeği insanlarımızdır. Buna itirazı olan var mı? Yoksa gereği yapılacak, bu kadar, laf değil.

Bu madde, bu kanunda bir kelime çıkarılıyor. Kaç? 1950 senesindeki bir yasa. İlerleme raporunda var olduğu için, ilerleme raporunda yer aldığı için bir kelime çıkaracaksınız ve “Her şey bitti.” diyeceksiniz, bitmiyor. Bu ülkede 72 milyon insan yaşıyor, Romanlar da, Kürtler de, azınlıklar da, Aleviler de, 12 Eylülde fişlenen 2 milyon insan da. Yani ülkemizin yüzde 65’i, nüfusun yüzde 55’i devletle husumetlidir, davalıdır, mahkemeliktir. Bütün bunları bir potada, eşit ve özgür yurttaş potasında aldığınız zaman, ırk, cinsiyet, nereden gelirse gelsin, bu ülkenin topraklarında yaşayan insanların hepsine eşit olarak baktığınız felsefik bir yaklaşım söz konusu olduğu takdirde, o zaman, Roman derneklerinin size söyledikleri konutu da eğitimi de ve Roman derneklerinin size söylediği “Bütçede bana kaç milyar lira ayırdınız?” sorusudur bunun cevabı, yapacaklarınızın cevabı bu olmalıdır. O zaman bu ülkenin insanları arasında ayrım olmaz. O zaman bu ülkenin bazı insanlarına daha fazla pozitif ayrımcılık yapma vicdani sorumluluğuyla karşı karşıya kalırız. Hangi soysal adaleti, hangi sosyal eşitliği burada konuşabileceğiz? Bu kadar basit değil arkadaşlar.

Şimdi, bu yasa teklifine bakıyorum ve gerçekten düşünüyorum: Ne yapmak istiyoruz? Hükûmet koşuyor, durmadan koşuyor. Türkiye'nin gündemini yüzeysel tutmuş, açılımlarla koşuyor bir Amok koşucusu gibi; durmadan, kendi bildiği gibi koşuyor, kendi hedefine doğru kilitlenmiş koşuyor. İşte koştuğu için, işte bu koşusu nedeniyledir ki etrafını görmüyor, Selendi’yi görmüyor.

Söz verdiği Roman vatandaşlarımıza, sadece ve sadece, yeni yılda dilek ve temennilerde bulunmak “Adını Roman koyduk.” demek yetmiyor arkadaşlar, yetmiyor, yetmiyor, yetmiyor. Bu ülkeye, insan olarak, vatandaşlarına insan olarak, insan gözüyle, insan çerçevesinden bakmak gerekiyor. Bakıldığı zaman, bütün insanların, isterse Karaçi’den kökenleri olsun, oradan, Hindistan’dan, Pencap’tan, Sind yöresinden bütün dünyaya dağılsın. Bütün uluslar şu veya bu şekilde bir yerden doğup bir yere göç etmiş ve gitmişlerdir. Türklerin ana yurdu da Anadolu değildi. Türklerin yurdu Anadolu muydu? Geliş tarihine bakın, çok yakındır arkadaşlar, çok uzak bir tarih değildir. 1071’de Malazgirt Savaşı’yla beraber… Yakın bir tarih, çok değil, bin yıl bile değil.

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – 1071’den evvel de Türkler burada yaşıyordu.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Hangi tarihte? Antik çağda mı?

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Evet, evet, bunları iyi bileceksiniz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Tabletler var, tabletler.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bilmiyorum, 1071’de… Antik tabletlerde çıkarırsanız…

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – 1071’den evvel de Türkler burada yaşıyordu.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ya, Kilikyalılara, Frigyalılara götürmeyin bizi.

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Devamlı Türklere çatılmasın.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Kilikya, Frigya, ondan sonra, Hititlere mititlere bizi götürmeyiniz, o zaman konuşuruz. Çıkarırsınız belgeleri buraya koyarsınız, dersiniz…

MUSTAFA KEMAL CENGİZ (Çanakkale) – Tarih yazma Hasip Bey, hukuktan bahset.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Hayır, varsa çıkarırsınız. (MHP sıralarından “Var.” sesleri)

Belki Afrodit de Türk’tür, belli olmaz. Yani Milattan Önce tabletlere inerseniz, Babil Krallığı’na, Sümerlere de gidiniz. Ha, ben bunun tartışmasını yapmıyorum.

MUSTAFA KEMAL CENGİZ (Çanakkale) – Urfa’daki Göbeklitaş’ı görmediniz mi?

HASİP KAPLAN (Devamla) –  Önemli olan, bu ülkede -Nazım Hikmet’in dediği gibi- bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamaktır; bir bahçenin gülleri ve çiçekleri gibi farklı farklı renklerde, kokularda, o güzel armonide o fotoğrafı verip, o ahengi yakalayıp, o ahengin içinde yaşayabilmektir. O renklerden biri de, o çiçeklerden biri de Roman kardeşlerimizdir.

Roman kardeşlerimizle ilgili gelecek her yasada sonuna kadar destek vermeye hazırız, bunu destekleyeceğiz.

Yalnız, bir şeyi unutmuşsunuz, bunu söyleyeceğim: Bu maddenin içinde İçişleri Bakanlığına hâlâ sınır dışı yetkisi tanınıyor. İçişleri Bakanlığının kendi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve yurt dışında mülteci olduğu için hâlâ kırk yıldır Türkiye’ye giremeyen vatandaşlarıyla ilgili kırk yıllık sınır dışı kararları vardır, bilginiz var mı? Bunu unutmuşsunuz. Ben, kendim bunlara tanık oldum ve sınır dışı edilme gerekçesi olarak, örneğin, Ape Musa’nın oğlu, Musa Anter’in oğlu Anter Anter -İsveç’te yaşıyor- 1969 yılında 1 Mayıs törenlerine katıldığı için sınır dışı kararı verilmiş, 1969 yılında. Arkadan, üstünden iki darbe geçti, Avrupa Birliği ilerleme sürecine girdik ve hâlâ Anter Anter, Stockholm’den gelip Nusaybin’de babasının mezarını dahi ziyaret edemiyor. İşte, bir taraftan bir şey yaparken bir taraftan 1950’lerde kalan ayrımcılık başka alanlarda sürüyor.

Onun için size bir çağrıda bulunuyoruz: Amok koşucusu gibi koşmayı bırakın. Gelin, her türlü ayrımcılıkta eşit davranalım. Her türlü ayrımcılıkla ilgili getireceğiniz her yasaya da sonuna kadar destek veririz. Bu konuda da, bu bir küçük adım, zerrei miskal gibi olsa da, Roman kardeşlerime burada saygıyla eğiliyorum ve tekrar Roman atasözüyle sözlerimi bitireceğim: “Evde kalan ölür.” Evde kalan ölür! Bunu, bu felsefeyi iyice öğrenirseniz çözümleri de bulursunuz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tümü üzerine AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Ali Koyuncu, Bursa Milletvekili.

Buyurun Sayın Koyuncu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ KOYUNCU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5683 Sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’miz üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi sevgiyle, saygıyla, dostlukla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, burada az önce CHP Grubu adına konuşan, MHP Grubu adına konuşan arkadaşlarımızı ve BDP Grubu adına konuşan arkadaşlarımızı, kanun teklifine vermiş oldukları destekten dolayı da tebrik ediyorum, kendilerine teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Biz de seni tebrik ediyoruz.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Değerli dostlar, Romanlar, sizler de çok yakından biliyorsunuz, tanıyorsunuz ki Türkiye'nin birçok yerlerinde, birçok illerinde, ilçelerinde hep beraber yaşadığımız topluluklar. Az önce azınlıklardan falan bahsedildi, bizim Roman kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti’nde azınlık değildir, kurucu, asli unsurlarımızdır. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O zaman haklarını verin.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Bu çerçeve içerisinde….

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O zaman o haklarını verin.

ALİ KOYUNCU (Devamla) –  Bu çerçeve içerisinde, değerli dostlar, hani bizim anlayışımız var ya, bizler “Yaradılanı Yaradan’dan ötürü  severiz.” anlayışı içerisinde, bundan hareketle biz Roman kardeşlerimize sevgiyle yaklaşıyoruz. Biz biliyoruz ki yıllarca ayrımcılık içeren kanunlar çerçevesinde, 1934’lerde, 1950’lerde düzenlenmiş olan kanunlar çerçevesinde ayrımcılığa maruz kaldılar. AK PARTİ İktidarı olarak Başbakanımızla, bakanlarımızla, milletvekillerimizle birlikte artık Türkiye’de bir olalım, beraber olalım, kardeş olalım düşüncesi içerisinde, aynı masanın etrafı çerçevesinde sorunlarımızı tartışalım, konuşalım dedik. Bu çerçeve içerisinde de biz Roman kardeşlerimizle birlikte sorunların tartışılması, kardeşlik ikliminin oluşturulması noktasında çalışmalar yaptık.

Sakın yanlış anlamayın ki Roman kardeşlerimizin sorunlarının çözülmesi sadece Roman kardeşlerimizin sorunlarının çözülmesi değildir, 73 milyon vatandaşımızın sorununun minimize edilmesi projesidir. Kürt kardeşimizin sorunun çözülmesi sadece Kürt kardeşimizin sorununun çözülmesi meselesi değildir, 73 milyon vatandaşımızın sorununun çözülmesi meselesidir.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Bir de ülkücüleri sevseniz Ali Bey.

ALİ KOYUNCU (Devamla) –  Alevi kardeşlerimizin sorunlarının çözülmesi sadece Alevi kardeşimizin sorunlarının çözülmesinden ibaret değildir, 73 milyon Türk vatandaşımızın sorununun minimize edilmesidir değerli kardeşlerim. Buna bizler bu açıdan bakıyoruz.

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Yörüklerin sorunlarını da çözecek misin, Yörüklerin?

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Tabii ki, bizler biliyoruz ki işte yağan yağmurda, yağan karda o Roman çocuklarımızın delik ayakkabıyla okula gitmesinden yüreğimizin sızlamasını bizler çok iyi yaşıyoruz ve biliyoruz. Bu çerçevede, bundan sonra gelecek olan Roman çocukları da bu ülkede öz güven içerisinde yaşasınlar; yıllarca kaymakamlıklara gittiler, valilere gittiler, yazıcı kâtibiyle bile görüşemediler değerli kardeşlerim.

Sizler de biliyorsunuz, sizleri de tebrik ediyorum bu manada. İşte, bizler, artık 73 milyonun kardeşliğinin sağlanması noktasında da Roman kardeşlerimize ve çocuklarına bundan sonra da daha iyi gelecek sağlanması noktasında bu çalışmalara hep birlikte imza atıyoruz.

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Hükûmetsiniz, sağlayın…

ALİ KOYUNCU (Devamla) - Bizler dünyaya gelirken, doğarken, hiçbirimiz Allah’la pazarlık mı yaptık, ben Roman olacağım, ben Kürt olacağım, ben Türk olacağım, ben Arnavut olacağım diye pazarlık mı yaptık? Hepimiz Âdem’in çocukları değil miyiz? Buna böyle bakmamız lazım, böyle görmemiz lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli kardeşlerim, Türkiye’de Roman’lara yönelik ayrımcı düzenlemelerin başında 14 Haziran 1934 tarihinde yürürlüğe giren 2510 sayılı İskan Kanunu vardı, 2006 yılında bunu değiştirdik değerli arkadaşlar.

Şimdi, bir de tabii ki Avrupa’ya da bakmamız lazım. Avrupa bu konuda Türkiye’ye hiçbir şekilde örnek olamaz. Biz öyle ecdadın torunlarıyız ki o ecdat, İspanya’da yaşam hakkı verilmeyen Yahudileri gemilerle Osmanlı coğrafyasına taşımış, onlara yaşam hakkı vermiş bir ecdadın torunlarıyız. Bununla da gururlanıyoruz, bununla da onur duyuyoruz.

Şimdi, bugün, maalesef, Avrupa’nın ortasında ve göbeğinde, Fransa’da yaşam hakkı ellerinden alınan Roman kardeşlerimiz var. Avrupa’ya baktığınızda Roman kardeşlerimiz orada sosyal güvenceden mahrum bir şekilde yaşıyorlar. Neden? Çünkü Avrupa’da sosyal güvenlik sistemine baktığınızda, parayı verdiğiniz sürece hizmet alabilirsiniz. Nasıl? Yani orada sigorta özel sektörün elinde, biliyorsunuz. Özel sektöre sigorta primini ödediği sürece Roman vatandaşım, diğer vatandaşlarımız bundan sağlık hizmeti alabiliyorlar ama Türkiye’ye baktığımızda yeşil kart uygulamasıyla ve sosyal yardımlaşma, dayanışma fonları vasıtasıyla Roman kardeşlerimize yakacak, giyecek, çocuklarına kitap ve bununla birlikte hem kız çocuklarımıza hem de erkek çocuklarımıza eğitim yardımı da veriliyor. Bu anlamda biz Avrupa’nın çok daha ilerisindeyiz çünkü gerçekten son günlerde yaşadığımız olayları biliyorsunuz değerli arkadaşlar.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Avrupa Birliğine girersek geriye mi gideceğiz o zaman Ali Bey?

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Şimdi, ben, bu kanuna neden destek verelimi birkaç cümleyle özetlemek istiyorum: Doğduğumuzda, hiç kimse bizi “Çingene” diye aşağılamadan önce gül kokulu bebekler idik. Sarıgöl’de namaz kılan Şadi Amca’ya “Pis Çingene, Çingene’ye bak!” diyenlere itiraz etmek için bu kanuna destek verelim. Yarı yıkık evlerde bakımsızlıktan ölen Gökhan bebekler için bu kanuna destek verelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kanun olmadan önce biz öyle bir laf mı kullanıyorduk?

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Bir daha, Çek Cumhuriyeti’nde Roman olduğu için kadınlar kısırlaştırılmasın diye destek verelim. Dünyanın hiçbir ülkesinde sağlıklı Roman çocuklar zihinsel engelli çocuklarla aynı okula gönderilmesin diye evet verelim, destek verelim. Macaristan’da Roman işçiler fabrikalarda sırtlarında “aşağılık ırk” yazan işçi tulumlarıyla çalışmasın diye bu kanuna destek olalım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bulgaristan’da Roman olduğu için işe alınmayan Roman kalmasın diye destek verelim. Yunanistan’da yoksul Romanlar olimpiyat sırasında ülkenin imajı bozulmasın diye barakalardan atılmasın diye destek olalım. İtalya’da sadece ve sadece Roman oldukları için çocuklardan parmak izi alınmasın diye bu kanuna destek olalım. İkinci Dünya Savaşı’nda sadece Roman olduğu için katledilen 1,5 milyon Roman’ı hep birlikte analım diye bu kanuna destek olalım diyorum.

Bu kanunun Roman vatandaşlarımıza, Türk milletine hayırlar getirmesini temenni ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremiz tamamlandığı için, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 5 Ocak 2011 Çarşamba günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

Kapanma Saati: 19.55